2014-06-11 - 15:32
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da TCK ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Tasarı'nın 5 maddesi daha kabul edildi. Tasarının görüşmeleri yarın 61. madde üzerinden devam edecek.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'nın başkanlığında toplandı.
Genel Kurul'da söz isteyen CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, Bahçekapılı bir dakika süre verdi.
Genç'in itiraz etmesi üzerine, Bahçekapılı, "Sayın Genç 5 dakikayı geçmemek üzeredir, ben size bir dakika veriyorum. Lütfen tartışmayla başlamayalım gündemimize" dedi.
Genç, kürsüde konuşma hakkını bulamadığını iddia ederek, " Memlekette çok büyük olaylar var. Bayrak iniyor, buna karşı sessiz kalınıyor. Bakın dün HDP'li arkadaşlar Lice'de toplantı yaptılar. Grup toplantısı TBMM'nin müştemilatıdır. Orada PKK bayrağı ile Apo'nun posteri önünde grup toplantısını yaptılar. Yarın bu arkadaşlar getirip de burada da bu toplantıyı yaptıkları zaman nasıl engel olacaksınız?" diye konuştu.
Bahçekapılı'nın "Lütfen Sayın Genç" ifadesi üzerine Genç, "Bu Meclis başkanları, evvela bundan utanç duymanız, buna müdahale etmeniz lazım. Ama bizim konuşmamızı engellemek için burada konuşturmuyorsunuz. Biraz dürüst davranın. Bu Meclis Başkanvekili 5 dakika konuşuyoruz, 5 defa müdahale ediyor. Sen nasıl Meclis'i böyle yönetirsin? 5 dakika verilmesi gereken süreyi, niye bir dakikaya indiriyorsun" dedi.
Bunun üzerine Bahçekapılı, "Siz bana hakaret etme yetkisine sahip değilsiniz. 5 dakika kadar süre verme hakkım var, bir dakika verdim. Sürenizi de doldurdunuz, beyanınızı da düzeltmediniz" karşılığını verdi.
Genç'in itirazları üzerine Bahçekapılı, "Lütfen Meclis'i germeyin, yerinize geçer misiniz? Beni İçtüzüğü uygulatmak zorunda bırakmayın. Sizden korkmuyorum. İçtüzüğü de uygularım, birleşime de giremezsiniz. Lütfen yerinize geçin. Bu Meclis'i ben idare ediyorum, siz değil" dedi.
Bahçekapılı'nın sözlerini AK Parti'li milletvekilleri alkışladı.
Genç ve AK Parti'li vekiller arasında başlayan sözlü tartışmanın devam etmesi üzerine Bahçekapılı, şunları söyledi:
"Bir milletvekili arkadaşınız kürsüde konuşuyor siz kendinize nasıl saygı duyulmasını istiyorsanız, milletvekili arkadaşınıza da saygı duymasını öğrenin. Burada hakaret ederek milletvekilliği yapılamaz. Bunu size ben öğretecek değilim. Yaş olarak da tecrübe olarak da hepimizden fazlasınız. Saygılı davranmamızı engelleyecek davranışlarda bulunmayın."
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de Diyarkır'da bayrağın indirilmesini "provokasyon" olarak niteledi ve bunu tasvip etmediklerini söyledi.
"Kim ki bir başka halkın ya da halkların sembollerine dil uzatırsa, saldırırsa, hakaret ederse alenen ifade ediyoruz bizden değildir" diyen Zozani, şöyle devam etti:
"Bu tarz provokatif eylem ve fillerin halklar arası kin tohumlarını ekmekten başka hiçbir işe yaramadığını bir kez daha ifade ediyoruz. 23 Haziran 1996'da olan da buydu, 2005 yılında Mersin'de gerçekleşen bayrak provokasyonu da buydu. Bugün bayrak provokasyonu üzerinden hamaset yapanlar, o günler o bayrak provokasyonunu gerçekleştiren kişilerin kim olduklarına baksınlar, gerçeği görebilirler. Bizi bu tarz eylem ve fillerle itham etmeye kalkışmak beyhude bir çabadır. Elbetteki Türkiye'nin her yerinde parti olarak basın açıklaması da yaparız, toplantılarımızı da gerçekleştiririz. Lice'de dün partimizin gerçekleştirdiği toplantı bir grup toplantısı değil, eş başkanlarımızın daha 4 gün önce orada katletilen 2 sivil yurttaşın durumuna, Lice'de olup bitenlere dikkat çekmek için gerçekleştirdikleri bir toplantıydı. Bizi bu konuda 'Lice'ye niye gittik?' diye eleştirenler, buyursunlar Lice'ye gitme cesaretinde bulunsunlar."
Gündemdışı söz alan CHP Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu da bayrak indirme olayına değinerek, "İndirenleri ve indirenlere müsaade edenleri şiddetle kınıyorum" dedi.
Bunun ardından Genç'in Diyarbakır'daki toplantının grup toplantısı olduğunu, Zozani'nin ise grup toplantısı olmadığını yinelemesi üzerine, ikisi arasında sözlü tartışma yaşandı. Zozani, Genç'e, "Bayrak senin babanın malı değil" karşılığını verdi.
Tartışmanın uzaması üzerine Bahçekapılı, "Eğer aranızda bir problem varsa kuliste birlikte bunu halledebilirsiniz. Lütfen birbirinize laf atarak Meclis'in çalışmalarını sabote etmeyin" dedi ve birleşim 5 dakika ara verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi gündeme geldi.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için IŞİD ve El Nusra'nın faaliyetlerine yönelik araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesini değerlendirdi. Gür, bumerangın, dönüp Türkiye'yi vurduğunu, Hükümet'in kendi eliyle büyüttüğü bir canavarın bu ülkeyi vurmaya başladığını savundu,
Gür, "Ülkemizi doğrudan etkileyecek, neredeyse iç barışımıza dönük, sürece dönük büyük bir tahribat yaratacak gelişmeler yanı başımızda oluyor. Musul işgal ediliyor, konsolosluk basılıyor, Hükümet yok, Dışişleri Bakanı'nın nerede olduğu belli değil" dedi.
Musul'daki olayın ciddiyetinin farkında olunmadığını ileri süren Gür, Musul'un yerle bir edildiğini, Hükümet'in seyrettiğini, kılının kıpırdamadığını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, IŞİD'in Musul'a el koymasının, Suriye ile birlikte Irak'ın toprak bütünlüğünün tehlikeye girmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Korutürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dışişleri Bakanı New York'ta Güvenlik Konseyi için oy toplamaya çalışıyor, ümitsiz işin peşinde. Hükümet'in yanlış politikası bizleri bu korkunç vaziyetle karşı karşıya getirdi. Kısa dönemde bu bölgede yeniden koalisyon oluşacak, dış güçler buraya hakim olmaya, düzeltmeye çalışacak. Dış güçler düzeltmeye çalıştığında Hükümet hangi pozisyona girecek, bunların süratle anlatılması lazım. Sayın Cuhurbaşkanı'nın, anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanıp, Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırması lazım. Duygusal davranmayan, vaktiyle iyi Dışişleri Bakanı olan Gül, Hükümet'i toplayıp, doğru yola sevk etmesi lazım. Dışişleri Bakanı'nın, bugüne kadar sürdürdüğü hayalci politikaların nereye getirdiğini düşünüp istifayı düşünmesi lazım. TBMM, özel gündemle toplanmalı. Bugün Musul, yarın Kerkük gidecektir."
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, grup önerisi aleyhindeki konuşmasında, Musul'da bir katliam yaşandığını ancak Meclis sıralarının boş olduğunu söyledi.
IŞİD'in, Türkmen kentlerini işgal ettiğini, sıranın Kerkük'te olduğunu ileri süren Oğan, şu görüşleri savundu:
"İşin içinde IŞİD var ama işin içinde bir de iş var. Irak ordusu birden bire her şeyi bırakıp gitmiş, başkonsolosumuz Ankara'yı, IŞİD militanları şehirde güçleniyor diye uyarmış, Türkiye'den çıt yok. Oralar sanki Misak-ı Milli sınırları içinde değildi, oradakiler bizim kardeşlerimiz değil. Sanki Türkiye, Türkmenleri bölgede feda etmiş. Konsolosluklar, elçilikler Türk toprağıdır. Orada Türk toprağı işgal edilmiş. Eskiden bir ordumuz vardı. Başkomutan olan cumhurbaşkanına sesleniyorum, başkomutlanlığını yap, bugün yapmayacaksan ne zaman yapacaksın. Bugün, gereğinin yapılması zamanı. Türkiye'de IŞİD'in onlarca hücresi var ancak bir tek operasyon yapılmadı, çünkü siz büyütüyorsunuz."
AK Parti Muş Milletekili Faruk Işık, IŞİD'in, göründüğünden de kirli ve karanlık bir terör örgütü olduğunu söyledi.
IŞİD'in 2013'te Suriye'de ilk eylemlerini yaptığını, hızla büyüdüğünü ifade eden Işık, "Özgür Suriye Ordusu altında savaşan küçük grupların önünde zor seçim vardı. Ya IŞİD'e katılacak ya da ona karşı savaşacaklardı. Güçleri olmadığı için IŞİD'in zulmüne boyun eğdiler" dedi.
Işık, Hükümet ve devletin IŞİD'e yardım ettiği söylemlerinin külliyen yalan olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Hükümeti eleştireceğimize milli sorun olan Musul üzerinde düşünmemiz gerekir. Hükümet'e topu atarak, bu işin üstünü örtme şansımız yok. Türkiye Devleti, IŞİD'i terör örgütü olarak tanıdı. Türkiye ordusu, devleti, defaten IŞİD'in konvoy ve hedeflerini vurdu. IŞİD'in, bölgede Arap, Asuri, Kürtler, Ermeniler, Türkmenlere düşman terör örgütü olduğunu biliyoruz. Hükümet olarak bunu dile getirdik. Musul'un IŞİD tarafından işgal edilmesi, bölgesel güvenlik açısından ciddi tehlike oluşturuyor. Türkiye güçlü devlettir. Saniyelik ve anlık birtakım manevralarla başarı kazanan IŞİD terör örgütü, eğer Türkiye'nin damarına bastığı andan itibaren çok ciddi cevap bulacaktır. Herkes bunu böyle bilsin. Konsolos saldırıları, şoförleri gözaltına almaları... Türkiye, bunlara göz yummayacaktır, her türlü önlemi almaya devam edecektir. "
Konuşmaların ardından grup öneresi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi gündeme geldi.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için IŞİD ve El Nusra'nın faaliyetlerine yönelik araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesini değerlendirdi. Gür, bumerangın, dönüp Türkiye'yi vurduğunu, Hükümet'in kendi eliyle büyüttüğü bir canavarın bu ülkeyi vurmaya başladığını savundu,
Gür, "Ülkemizi doğrudan etkileyecek, neredeyse iç barışımıza dönük, sürece dönük büyük bir tahribat yaratacak gelişmeler yanı başımızda oluyor. Musul işgal ediliyor, konsolosluk basılıyor, Hükümet yok, Dışişleri Bakanı'nın nerede olduğu belli değil" dedi.
Musul'daki olayın ciddiyetinin farkında olunmadığını ileri süren Gür, Musul'un yerle bir edildiğini, Hükümet'in seyrettiğini, kılının kıpırdamadığını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, IŞİD'in Musul'a el koymasının, Suriye ile birlikte Irak'ın toprak bütünlüğünün tehlikeye girmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Korutürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dışişleri Bakanı New York'ta Güvenlik Konseyi için oy toplamaya çalışıyor, ümitsiz işin peşinde. Hükümet'in yanlış politikası bizleri bu korkunç vaziyetle karşı karşıya getirdi. Kısa dönemde bu bölgede yeniden koalisyon oluşacak, dış güçler buraya hakim olmaya, düzeltmeye çalışacak. Dış güçler düzeltmeye çalıştığında Hükümet hangi pozisyona girecek, bunların süratle anlatılması lazım. Sayın Cuhurbaşkanı'nın, anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanıp, Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırması lazım. Duygusal davranmayan, vaktiyle iyi Dışişleri Bakanı olan Gül, Hükümet'i toplayıp, doğru yola sevk etmesi lazım. Dışişleri Bakanı'nın, bugüne kadar sürdürdüğü hayalci politikaların nereye getirdiğini düşünüp istifayı düşünmesi lazım. TBMM, özel gündemle toplanmalı. Bugün Musul, yarın Kerkük gidecektir."
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, grup önerisi aleyhindeki konuşmasında, Musul'da bir katliam yaşandığını ancak Meclis sıralarının boş olduğunu söyledi.
IŞİD'in, Türkmen kentlerini işgal ettiğini, sıranın Kerkük'te olduğunu ileri süren Oğan, şu görüşleri savundu:
"İşin içinde IŞİD var ama işin içinde bir de iş var. Irak ordusu birden bire her şeyi bırakıp gitmiş, başkonsolosumuz Ankara'yı, IŞİD militanları şehirde güçleniyor diye uyarmış, Türkiye'den çıt yok. Oralar sanki Misak-ı Milli sınırları içinde değildi, oradakiler bizim kardeşlerimiz değil. Sanki Türkiye, Türkmenleri bölgede feda etmiş. Konsolosluklar, elçilikler Türk toprağıdır. Orada Türk toprağı işgal edilmiş. Eskiden bir ordumuz vardı. Başkomutan olan cumhurbaşkanına sesleniyorum, başkomutlanlığını yap, bugün yapmayacaksan ne zaman yapacaksın. Bugün, gereğinin yapılması zamanı. Türkiye'de IŞİD'in onlarca hücresi var ancak bir tek operasyon yapılmadı, çünkü siz büyütüyorsunuz."
AK Parti Muş Milletekili Faruk Işık, IŞİD'in, göründüğünden de kirli ve karanlık bir terör örgütü olduğunu söyledi.
IŞİD'in 2013'te Suriye'de ilk eylemlerini yaptığını, hızla büyüdüğünü ifade eden Işık, "Özgür Suriye Ordusu altında savaşan küçük grupların önünde zor seçim vardı. Ya IŞİD'e katılacak ya da ona karşı savaşacaklardı. Güçleri olmadığı için IŞİD'in zulmüne boyun eğdiler" dedi.
Işık, Hükümet ve devletin IŞİD'e yardım ettiği söylemlerinin külliyen yalan olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Hükümeti eleştireceğimize milli sorun olan Musul üzerinde düşünmemiz gerekir. Hükümet'e topu atarak, bu işin üstünü örtme şansımız yok. Türkiye Devleti, IŞİD'i terör örgütü olarak tanıdı. Türkiye ordusu, devleti, defaten IŞİD'in konvoy ve hedeflerini vurdu. IŞİD'in, bölgede Arap, Asuri, Kürtler, Ermeniler, Türkmenlere düşman terör örgütü olduğunu biliyoruz. Hükümet olarak bunu dile getirdik. Musul'un IŞİD tarafından işgal edilmesi, bölgesel güvenlik açısından ciddi tehlike oluşturuyor. Türkiye güçlü devlettir. Saniyelik ve anlık birtakım manevralarla başarı kazanan IŞİD terör örgütü, eğer Türkiye'nin damarına bastığı andan itibaren çok ciddi cevap bulacaktır. Herkes bunu böyle bilsin. Konsolos saldırıları, şoförleri gözaltına almaları... Türkiye, bunlara göz yummayacaktır, her türlü önlemi almaya devam edecektir. "
Konuşmaların ardından grup öneresi kabul edilmedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adli Tıp Kurumu'nun, çok önemli bir görevi yerine getirdiğini belirterek, 2002'de 6 olan adli tıp grup başkanlığı sayısını 9'a, 18 olan şube sayısını 50'ye çıkardıklarını söyledi.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Engin Alan'a yönelik düzenlemenin neden tasarıda yer almadığına ilişkin soru üzerine Bozdağ, Alan'ın yargılanması sonucunda, cezasının kesinleştiğini anımsattı. Bozdağ, cezanın infazı devam ettiği için Alan ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığını belirtti.
Adli Tıp Kurumu'nun, çok önemli bir görevi yerine getirdiğine işaret eden Bozdağ, 2002'de 6 olan adli tıp grup başkanlığı sayısını 9'a çıkardıklarını bildirdi. Bozdağ, 2002'de 18 olan şube sayısının da 50'ye ulaştığını kaydetti.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in sorusunu yanıtlamayacağını ifade eden Bozdağ, hakaret ve iftiranın hiçbir zaman soru olamayacağını söyledi. Bozdağ, "Onlar, sizin şahsınıza yakışıyor. İçinizin temizliği zaten yüzünüze de vurmuş durumda" dedi.
Bozdağ, ivedi yargılamaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. "Mahkeme kararlarını uygulamıyoruz" değil, "Uygulayamıyoruz" açıklamasında bulunduğunu anımsatan Bozdağ, mahkeme kararlarını uygulamak için çalıştıklarını vurguladı.
Uygulamada dava açma süresinin 60 gün olduğuna işaret eden Bozdağ, ivedi yargılamaya geçildiğinde sürenin 30 güne ineceğini anlattı. Bozdağ, ilk inceleme süresini 15 günden 7 güne indireceklerini, idarenin cevap hakkının da 30 günden 15 güne düşüreceklerini kaydetti.
Bozdağ, "İdare mahkemesi, Danıştay yine denetleyecek. Bizim dediğimiz, 10 yıl bekleyip karar vermesin. Özelleştirme 2005'te yapılmış, mahkeme 2014'te karar veriyor. Zamanında kar versin, uygulanabilir olsun. İhaleler, yatırımlar yapılıyor, bir sürü proje hayata geçirilmek isteniyor. Mahkemeler kararını zamanında versin. Yoksa yargı denetiminden kaçırılan hiçbir şey yoktur" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "yeni yargı paketi" olarak bilinen ve temel kanun olarak görüşülen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın, üçüncü bölümü görüşülüyor.
Görüşme öncesi söz isteyen AK Parti Grup Başkanvekili Mihrimah Belma Satır, konuşması sırasında CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk'ün, "Dışişleri Bakanı boş işleri bıraksın, Türkiye'ye dönsün" şeklinde tabir kullandığını belirterek, "Eski bir diplomat ve Dışişleri mensubu olan Sayın Korutürk'e bu cümlelerin yakışmadığını ifade etmek isterim" dedi.
Satır, Musul olayıyla ilgili, Başbakanlık'tan açıklama yapıldığını, devletin bütün kurumlarının, MİT, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı'nın olayı çok yakından takip ettiğini ifade ederek, "Toplantı halindeler, her türlü gelişmeyi Sayın Başbakanımıza bilgi veriyorlar. Dışişleri Bakanımız da Türkiye'ye dönmek üzere yola çıktı. Oradaki olayın hayırla ve inşallah hiçbir kötü netice olmadan tamamlanacağını ve Türk vatandaşlarının teslim alınacağını ümit ediyorum" diye konuştu.
Bunun üzerine HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bu açıklamanın kendilerini hiçbir şekilde tatmin etmediğini belirterek, "(Gazete haberleri üzerinden takip edin) demek, halkın iradesini hiçe saymak demektir. Asla kabul etmiyoruz" diye konuştu.
Baluken, bu konudaki genel görüşme taleplerinin gündeme alınmasını istedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da açıklamaları yetersiz bularak, "Burada Sayın Başbakan Yardımcısı da var, şimdilik tatmin edici bir açıklama yapılması ve bu konuda bir genel görüşme talep ediyorum" şeklinde konuştu.
Osman Korutürk ise Satır'ın söylediği ifadeyi reddettiğini belirterek, "Bu ifadeyi ben kendisine yakıştıramadığımı belirtmek istiyorum" dedi.
Bunun üzerine Satır, sağlıklı ve doğru bilgilere ulaşabilmek için toplantıların neticesini beklemek gerektiğini ifade ederek, en kısa zamanda açıklama yapılacağını belirtti.
Daha sonra tasarının üçüncü bölümü üzerinde grubu adına söz alan Yusuf Halaçoğlu, Musul'daki çatışmalara değinerek, "çok daha önceden haber verilmesine rağmen bu konuda tedbir almayan hükümetin yaya kaldığını" söyledi.
Halaçoğlu, "Stratejik derinlik içerisine o kadar daldı ki Sayın Dışişleri Bakanı, o derinlikten bir türlü çıkamaz hale geldi. Nitekim Kerkük petrolleri meselesinde Bağdat'a sırt çeviren, Kuzey Irak'la iş birliği yaptığını söyleyen Türkiye'nin, aslında kimlerle nasıl iş birliği yaptığını ve Türkiye'yi nasıl bir riske attıklarını da değerlendirmemiz mümkündür" şeklinde konuştu.
Halaçoğlu, Türk konsolosluğunda 48 kişinin rehin alındığını, özel harekat timlerinin bile teslim alındığı yönündeki haberler olduğunu belirterek "Kendi ülkesinde, kendi toprakları üzerinde askeri bir birliğin içindeki bayrağı koruyamayanlardan yurt dışındaki bir Türk konsolosluğu toprağını korumasını beklememiz herhalde akla ziyandır" dedi.
Bu konuda hükümeti TBMM'ye bilgi vermeye davet eden Halaçoğlu, "Bir genel görüşme yapılmasını ve Türkiye'nin Ortadoğu politikasındaki yanlışlarının ortaya konarak bunun bir sonuca ulaştırılmasını diliyorum. Öncelikle, bu işin altında kalan başta Dışişleri Bakanı olmak üzere sorumluların da eğer onurları varsa istifa etmelerini bekliyorum" diye konuştu.
Görüşmenin soru-cevap bölümünde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'ya, "Başkanlık kürsüsüne çıktığınız zaman bana karşı keyfi davranıyorsunuz ve benim onurumla oynuyorsunuz. Sizi son defa ihtar ediyorum, bu huyunuzdan vazgeçin" dedi.
Bunun üzerine Bahçekapılı, "Siz beni ihtar etme yetkisine sahip değilsiniz. O yetkiye sadece ben sahibim. Bunu iyice bilin, öğrenmediyseniz de öğrenin" karşılığını verdi.
Bahçekapılı, tartışmaların devam etmesi üzerine birleşime ara verdi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
Genel Kurul'da söz isteyen CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, Bahçekapılı bir dakika süre verdi.
Genç'in itiraz etmesi üzerine, Bahçekapılı, "Sayın Genç 5 dakikayı geçmemek üzeredir, ben size bir dakika veriyorum. Lütfen tartışmayla başlamayalım gündemimize" dedi.
Genç, kürsüde konuşma hakkını bulamadığını iddia ederek, " Memlekette çok büyük olaylar var. Bayrak iniyor, buna karşı sessiz kalınıyor. Bakın dün HDP'li arkadaşlar Lice'de toplantı yaptılar. Grup toplantısı TBMM'nin müştemilatıdır. Orada PKK bayrağı ile Apo'nun posteri önünde grup toplantısını yaptılar. Yarın bu arkadaşlar getirip de burada da bu toplantıyı yaptıkları zaman nasıl engel olacaksınız?" diye konuştu.
Bahçekapılı'nın "Lütfen Sayın Genç" ifadesi üzerine Genç, "Bu Meclis başkanları, evvela bundan utanç duymanız, buna müdahale etmeniz lazım. Ama bizim konuşmamızı engellemek için burada konuşturmuyorsunuz. Biraz dürüst davranın. Bu Meclis Başkanvekili 5 dakika konuşuyoruz, 5 defa müdahale ediyor. Sen nasıl Meclis'i böyle yönetirsin? 5 dakika verilmesi gereken süreyi, niye bir dakikaya indiriyorsun" dedi.
Bunun üzerine Bahçekapılı, "Siz bana hakaret etme yetkisine sahip değilsiniz. 5 dakika kadar süre verme hakkım var, bir dakika verdim. Sürenizi de doldurdunuz, beyanınızı da düzeltmediniz" karşılığını verdi.
Genç'in itirazları üzerine Bahçekapılı, "Lütfen Meclis'i germeyin, yerinize geçer misiniz? Beni İçtüzüğü uygulatmak zorunda bırakmayın. Sizden korkmuyorum. İçtüzüğü de uygularım, birleşime de giremezsiniz. Lütfen yerinize geçin. Bu Meclis'i ben idare ediyorum, siz değil" dedi.
Bahçekapılı'nın sözlerini AK Parti'li milletvekilleri alkışladı.
Genç ve AK Parti'li vekiller arasında başlayan sözlü tartışmanın devam etmesi üzerine Bahçekapılı, şunları söyledi:
"Bir milletvekili arkadaşınız kürsüde konuşuyor siz kendinize nasıl saygı duyulmasını istiyorsanız, milletvekili arkadaşınıza da saygı duymasını öğrenin. Burada hakaret ederek milletvekilliği yapılamaz. Bunu size ben öğretecek değilim. Yaş olarak da tecrübe olarak da hepimizden fazlasınız. Saygılı davranmamızı engelleyecek davranışlarda bulunmayın."
HDP Hakkari Milletvekili Adil Zozani de Diyarkır'da bayrağın indirilmesini "provokasyon" olarak niteledi ve bunu tasvip etmediklerini söyledi.
"Kim ki bir başka halkın ya da halkların sembollerine dil uzatırsa, saldırırsa, hakaret ederse alenen ifade ediyoruz bizden değildir" diyen Zozani, şöyle devam etti:
"Bu tarz provokatif eylem ve fillerin halklar arası kin tohumlarını ekmekten başka hiçbir işe yaramadığını bir kez daha ifade ediyoruz. 23 Haziran 1996'da olan da buydu, 2005 yılında Mersin'de gerçekleşen bayrak provokasyonu da buydu. Bugün bayrak provokasyonu üzerinden hamaset yapanlar, o günler o bayrak provokasyonunu gerçekleştiren kişilerin kim olduklarına baksınlar, gerçeği görebilirler. Bizi bu tarz eylem ve fillerle itham etmeye kalkışmak beyhude bir çabadır. Elbetteki Türkiye'nin her yerinde parti olarak basın açıklaması da yaparız, toplantılarımızı da gerçekleştiririz. Lice'de dün partimizin gerçekleştirdiği toplantı bir grup toplantısı değil, eş başkanlarımızın daha 4 gün önce orada katletilen 2 sivil yurttaşın durumuna, Lice'de olup bitenlere dikkat çekmek için gerçekleştirdikleri bir toplantıydı. Bizi bu konuda 'Lice'ye niye gittik?' diye eleştirenler, buyursunlar Lice'ye gitme cesaretinde bulunsunlar."
Gündemdışı söz alan CHP Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu da bayrak indirme olayına değinerek, "İndirenleri ve indirenlere müsaade edenleri şiddetle kınıyorum" dedi.
Bunun ardından Genç'in Diyarbakır'daki toplantının grup toplantısı olduğunu, Zozani'nin ise grup toplantısı olmadığını yinelemesi üzerine, ikisi arasında sözlü tartışma yaşandı. Zozani, Genç'e, "Bayrak senin babanın malı değil" karşılığını verdi.
Tartışmanın uzaması üzerine Bahçekapılı, "Eğer aranızda bir problem varsa kuliste birlikte bunu halledebilirsiniz. Lütfen birbirinize laf atarak Meclis'in çalışmalarını sabote etmeyin" dedi ve birleşim 5 dakika ara verdi.
TBMM Genel Kurulu'nda, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi gündeme geldi.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için IŞİD ve El Nusra'nın faaliyetlerine yönelik araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesini değerlendirdi. Gür, bumerangın, dönüp Türkiye'yi vurduğunu, Hükümet'in kendi eliyle büyüttüğü bir canavarın bu ülkeyi vurmaya başladığını savundu,
Gür, "Ülkemizi doğrudan etkileyecek, neredeyse iç barışımıza dönük, sürece dönük büyük bir tahribat yaratacak gelişmeler yanı başımızda oluyor. Musul işgal ediliyor, konsolosluk basılıyor, Hükümet yok, Dışişleri Bakanı'nın nerede olduğu belli değil" dedi.
Musul'daki olayın ciddiyetinin farkında olunmadığını ileri süren Gür, Musul'un yerle bir edildiğini, Hükümet'in seyrettiğini, kılının kıpırdamadığını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, IŞİD'in Musul'a el koymasının, Suriye ile birlikte Irak'ın toprak bütünlüğünün tehlikeye girmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Korutürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dışişleri Bakanı New York'ta Güvenlik Konseyi için oy toplamaya çalışıyor, ümitsiz işin peşinde. Hükümet'in yanlış politikası bizleri bu korkunç vaziyetle karşı karşıya getirdi. Kısa dönemde bu bölgede yeniden koalisyon oluşacak, dış güçler buraya hakim olmaya, düzeltmeye çalışacak. Dış güçler düzeltmeye çalıştığında Hükümet hangi pozisyona girecek, bunların süratle anlatılması lazım. Sayın Cuhurbaşkanı'nın, anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanıp, Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırması lazım. Duygusal davranmayan, vaktiyle iyi Dışişleri Bakanı olan Gül, Hükümet'i toplayıp, doğru yola sevk etmesi lazım. Dışişleri Bakanı'nın, bugüne kadar sürdürdüğü hayalci politikaların nereye getirdiğini düşünüp istifayı düşünmesi lazım. TBMM, özel gündemle toplanmalı. Bugün Musul, yarın Kerkük gidecektir."
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, grup önerisi aleyhindeki konuşmasında, Musul'da bir katliam yaşandığını ancak Meclis sıralarının boş olduğunu söyledi.
IŞİD'in, Türkmen kentlerini işgal ettiğini, sıranın Kerkük'te olduğunu ileri süren Oğan, şu görüşleri savundu:
"İşin içinde IŞİD var ama işin içinde bir de iş var. Irak ordusu birden bire her şeyi bırakıp gitmiş, başkonsolosumuz Ankara'yı, IŞİD militanları şehirde güçleniyor diye uyarmış, Türkiye'den çıt yok. Oralar sanki Misak-ı Milli sınırları içinde değildi, oradakiler bizim kardeşlerimiz değil. Sanki Türkiye, Türkmenleri bölgede feda etmiş. Konsolosluklar, elçilikler Türk toprağıdır. Orada Türk toprağı işgal edilmiş. Eskiden bir ordumuz vardı. Başkomutan olan cumhurbaşkanına sesleniyorum, başkomutlanlığını yap, bugün yapmayacaksan ne zaman yapacaksın. Bugün, gereğinin yapılması zamanı. Türkiye'de IŞİD'in onlarca hücresi var ancak bir tek operasyon yapılmadı, çünkü siz büyütüyorsunuz."
AK Parti Muş Milletekili Faruk Işık, IŞİD'in, göründüğünden de kirli ve karanlık bir terör örgütü olduğunu söyledi.
IŞİD'in 2013'te Suriye'de ilk eylemlerini yaptığını, hızla büyüdüğünü ifade eden Işık, "Özgür Suriye Ordusu altında savaşan küçük grupların önünde zor seçim vardı. Ya IŞİD'e katılacak ya da ona karşı savaşacaklardı. Güçleri olmadığı için IŞİD'in zulmüne boyun eğdiler" dedi.
Işık, Hükümet ve devletin IŞİD'e yardım ettiği söylemlerinin külliyen yalan olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Hükümeti eleştireceğimize milli sorun olan Musul üzerinde düşünmemiz gerekir. Hükümet'e topu atarak, bu işin üstünü örtme şansımız yok. Türkiye Devleti, IŞİD'i terör örgütü olarak tanıdı. Türkiye ordusu, devleti, defaten IŞİD'in konvoy ve hedeflerini vurdu. IŞİD'in, bölgede Arap, Asuri, Kürtler, Ermeniler, Türkmenlere düşman terör örgütü olduğunu biliyoruz. Hükümet olarak bunu dile getirdik. Musul'un IŞİD tarafından işgal edilmesi, bölgesel güvenlik açısından ciddi tehlike oluşturuyor. Türkiye güçlü devlettir. Saniyelik ve anlık birtakım manevralarla başarı kazanan IŞİD terör örgütü, eğer Türkiye'nin damarına bastığı andan itibaren çok ciddi cevap bulacaktır. Herkes bunu böyle bilsin. Konsolos saldırıları, şoförleri gözaltına almaları... Türkiye, bunlara göz yummayacaktır, her türlü önlemi almaya devam edecektir. "
Konuşmaların ardından grup öneresi kabul edilmedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi gündeme geldi.
HDP, Danışma Kurulu toplanamadığı için IŞİD ve El Nusra'nın faaliyetlerine yönelik araştırma önergesinin, bugün görüşülmesini grup önerisi olarak Genel Kurul gündemine getirdi.
Grup önerisi lehinde söz alan HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesini değerlendirdi. Gür, bumerangın, dönüp Türkiye'yi vurduğunu, Hükümet'in kendi eliyle büyüttüğü bir canavarın bu ülkeyi vurmaya başladığını savundu,
Gür, "Ülkemizi doğrudan etkileyecek, neredeyse iç barışımıza dönük, sürece dönük büyük bir tahribat yaratacak gelişmeler yanı başımızda oluyor. Musul işgal ediliyor, konsolosluk basılıyor, Hükümet yok, Dışişleri Bakanı'nın nerede olduğu belli değil" dedi.
Musul'daki olayın ciddiyetinin farkında olunmadığını ileri süren Gür, Musul'un yerle bir edildiğini, Hükümet'in seyrettiğini, kılının kıpırdamadığını öne sürdü.
CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk, grup önerisi lehinde yaptığı konuşmada, IŞİD'in Musul'a el koymasının, Suriye ile birlikte Irak'ın toprak bütünlüğünün tehlikeye girmesi anlamına geldiğini ifade etti.
Korutürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dışişleri Bakanı New York'ta Güvenlik Konseyi için oy toplamaya çalışıyor, ümitsiz işin peşinde. Hükümet'in yanlış politikası bizleri bu korkunç vaziyetle karşı karşıya getirdi. Kısa dönemde bu bölgede yeniden koalisyon oluşacak, dış güçler buraya hakim olmaya, düzeltmeye çalışacak. Dış güçler düzeltmeye çalıştığında Hükümet hangi pozisyona girecek, bunların süratle anlatılması lazım. Sayın Cuhurbaşkanı'nın, anayasanın kendisine verdiği yetkiyi kullanıp, Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırması lazım. Duygusal davranmayan, vaktiyle iyi Dışişleri Bakanı olan Gül, Hükümet'i toplayıp, doğru yola sevk etmesi lazım. Dışişleri Bakanı'nın, bugüne kadar sürdürdüğü hayalci politikaların nereye getirdiğini düşünüp istifayı düşünmesi lazım. TBMM, özel gündemle toplanmalı. Bugün Musul, yarın Kerkük gidecektir."
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, grup önerisi aleyhindeki konuşmasında, Musul'da bir katliam yaşandığını ancak Meclis sıralarının boş olduğunu söyledi.
IŞİD'in, Türkmen kentlerini işgal ettiğini, sıranın Kerkük'te olduğunu ileri süren Oğan, şu görüşleri savundu:
"İşin içinde IŞİD var ama işin içinde bir de iş var. Irak ordusu birden bire her şeyi bırakıp gitmiş, başkonsolosumuz Ankara'yı, IŞİD militanları şehirde güçleniyor diye uyarmış, Türkiye'den çıt yok. Oralar sanki Misak-ı Milli sınırları içinde değildi, oradakiler bizim kardeşlerimiz değil. Sanki Türkiye, Türkmenleri bölgede feda etmiş. Konsolosluklar, elçilikler Türk toprağıdır. Orada Türk toprağı işgal edilmiş. Eskiden bir ordumuz vardı. Başkomutan olan cumhurbaşkanına sesleniyorum, başkomutlanlığını yap, bugün yapmayacaksan ne zaman yapacaksın. Bugün, gereğinin yapılması zamanı. Türkiye'de IŞİD'in onlarca hücresi var ancak bir tek operasyon yapılmadı, çünkü siz büyütüyorsunuz."
AK Parti Muş Milletekili Faruk Işık, IŞİD'in, göründüğünden de kirli ve karanlık bir terör örgütü olduğunu söyledi.
IŞİD'in 2013'te Suriye'de ilk eylemlerini yaptığını, hızla büyüdüğünü ifade eden Işık, "Özgür Suriye Ordusu altında savaşan küçük grupların önünde zor seçim vardı. Ya IŞİD'e katılacak ya da ona karşı savaşacaklardı. Güçleri olmadığı için IŞİD'in zulmüne boyun eğdiler" dedi.
Işık, Hükümet ve devletin IŞİD'e yardım ettiği söylemlerinin külliyen yalan olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Hükümeti eleştireceğimize milli sorun olan Musul üzerinde düşünmemiz gerekir. Hükümet'e topu atarak, bu işin üstünü örtme şansımız yok. Türkiye Devleti, IŞİD'i terör örgütü olarak tanıdı. Türkiye ordusu, devleti, defaten IŞİD'in konvoy ve hedeflerini vurdu. IŞİD'in, bölgede Arap, Asuri, Kürtler, Ermeniler, Türkmenlere düşman terör örgütü olduğunu biliyoruz. Hükümet olarak bunu dile getirdik. Musul'un IŞİD tarafından işgal edilmesi, bölgesel güvenlik açısından ciddi tehlike oluşturuyor. Türkiye güçlü devlettir. Saniyelik ve anlık birtakım manevralarla başarı kazanan IŞİD terör örgütü, eğer Türkiye'nin damarına bastığı andan itibaren çok ciddi cevap bulacaktır. Herkes bunu böyle bilsin. Konsolos saldırıları, şoförleri gözaltına almaları... Türkiye, bunlara göz yummayacaktır, her türlü önlemi almaya devam edecektir. "
Konuşmaların ardından grup öneresi kabul edilmedi.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Adli Tıp Kurumu'nun, çok önemli bir görevi yerine getirdiğini belirterek, 2002'de 6 olan adli tıp grup başkanlığı sayısını 9'a, 18 olan şube sayısını 50'ye çıkardıklarını söyledi.
Bozdağ, TBMM Genel Kurulu'nda Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı'nın görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Engin Alan'a yönelik düzenlemenin neden tasarıda yer almadığına ilişkin soru üzerine Bozdağ, Alan'ın yargılanması sonucunda, cezasının kesinleştiğini anımsattı. Bozdağ, cezanın infazı devam ettiği için Alan ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığını belirtti.
Adli Tıp Kurumu'nun, çok önemli bir görevi yerine getirdiğine işaret eden Bozdağ, 2002'de 6 olan adli tıp grup başkanlığı sayısını 9'a çıkardıklarını bildirdi. Bozdağ, 2002'de 18 olan şube sayısının da 50'ye ulaştığını kaydetti.
CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in sorusunu yanıtlamayacağını ifade eden Bozdağ, hakaret ve iftiranın hiçbir zaman soru olamayacağını söyledi. Bozdağ, "Onlar, sizin şahsınıza yakışıyor. İçinizin temizliği zaten yüzünüze de vurmuş durumda" dedi.
Bozdağ, ivedi yargılamaya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. "Mahkeme kararlarını uygulamıyoruz" değil, "Uygulayamıyoruz" açıklamasında bulunduğunu anımsatan Bozdağ, mahkeme kararlarını uygulamak için çalıştıklarını vurguladı.
Uygulamada dava açma süresinin 60 gün olduğuna işaret eden Bozdağ, ivedi yargılamaya geçildiğinde sürenin 30 güne ineceğini anlattı. Bozdağ, ilk inceleme süresini 15 günden 7 güne indireceklerini, idarenin cevap hakkının da 30 günden 15 güne düşüreceklerini kaydetti.
Bozdağ, "İdare mahkemesi, Danıştay yine denetleyecek. Bizim dediğimiz, 10 yıl bekleyip karar vermesin. Özelleştirme 2005'te yapılmış, mahkeme 2014'te karar veriyor. Zamanında kar versin, uygulanabilir olsun. İhaleler, yatırımlar yapılıyor, bir sürü proje hayata geçirilmek isteniyor. Mahkemeler kararını zamanında versin. Yoksa yargı denetiminden kaçırılan hiçbir şey yoktur" diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, kamuoyunda "yeni yargı paketi" olarak bilinen ve temel kanun olarak görüşülen Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın, üçüncü bölümü görüşülüyor.
Görüşme öncesi söz isteyen AK Parti Grup Başkanvekili Mihrimah Belma Satır, konuşması sırasında CHP İstanbul Milletvekili Osman Korutürk'ün, "Dışişleri Bakanı boş işleri bıraksın, Türkiye'ye dönsün" şeklinde tabir kullandığını belirterek, "Eski bir diplomat ve Dışişleri mensubu olan Sayın Korutürk'e bu cümlelerin yakışmadığını ifade etmek isterim" dedi.
Satır, Musul olayıyla ilgili, Başbakanlık'tan açıklama yapıldığını, devletin bütün kurumlarının, MİT, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı'nın olayı çok yakından takip ettiğini ifade ederek, "Toplantı halindeler, her türlü gelişmeyi Sayın Başbakanımıza bilgi veriyorlar. Dışişleri Bakanımız da Türkiye'ye dönmek üzere yola çıktı. Oradaki olayın hayırla ve inşallah hiçbir kötü netice olmadan tamamlanacağını ve Türk vatandaşlarının teslim alınacağını ümit ediyorum" diye konuştu.
Bunun üzerine HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, bu açıklamanın kendilerini hiçbir şekilde tatmin etmediğini belirterek, "(Gazete haberleri üzerinden takip edin) demek, halkın iradesini hiçe saymak demektir. Asla kabul etmiyoruz" diye konuştu.
Baluken, bu konudaki genel görüşme taleplerinin gündeme alınmasını istedi.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu da açıklamaları yetersiz bularak, "Burada Sayın Başbakan Yardımcısı da var, şimdilik tatmin edici bir açıklama yapılması ve bu konuda bir genel görüşme talep ediyorum" şeklinde konuştu.
Osman Korutürk ise Satır'ın söylediği ifadeyi reddettiğini belirterek, "Bu ifadeyi ben kendisine yakıştıramadığımı belirtmek istiyorum" dedi.
Bunun üzerine Satır, sağlıklı ve doğru bilgilere ulaşabilmek için toplantıların neticesini beklemek gerektiğini ifade ederek, en kısa zamanda açıklama yapılacağını belirtti.
Daha sonra tasarının üçüncü bölümü üzerinde grubu adına söz alan Yusuf Halaçoğlu, Musul'daki çatışmalara değinerek, "çok daha önceden haber verilmesine rağmen bu konuda tedbir almayan hükümetin yaya kaldığını" söyledi.
Halaçoğlu, "Stratejik derinlik içerisine o kadar daldı ki Sayın Dışişleri Bakanı, o derinlikten bir türlü çıkamaz hale geldi. Nitekim Kerkük petrolleri meselesinde Bağdat'a sırt çeviren, Kuzey Irak'la iş birliği yaptığını söyleyen Türkiye'nin, aslında kimlerle nasıl iş birliği yaptığını ve Türkiye'yi nasıl bir riske attıklarını da değerlendirmemiz mümkündür" şeklinde konuştu.
Halaçoğlu, Türk konsolosluğunda 48 kişinin rehin alındığını, özel harekat timlerinin bile teslim alındığı yönündeki haberler olduğunu belirterek "Kendi ülkesinde, kendi toprakları üzerinde askeri bir birliğin içindeki bayrağı koruyamayanlardan yurt dışındaki bir Türk konsolosluğu toprağını korumasını beklememiz herhalde akla ziyandır" dedi.
Bu konuda hükümeti TBMM'ye bilgi vermeye davet eden Halaçoğlu, "Bir genel görüşme yapılmasını ve Türkiye'nin Ortadoğu politikasındaki yanlışlarının ortaya konarak bunun bir sonuca ulaştırılmasını diliyorum. Öncelikle, bu işin altında kalan başta Dışişleri Bakanı olmak üzere sorumluların da eğer onurları varsa istifa etmelerini bekliyorum" diye konuştu.
Görüşmenin soru-cevap bölümünde söz alan CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Meclis Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı'ya, "Başkanlık kürsüsüne çıktığınız zaman bana karşı keyfi davranıyorsunuz ve benim onurumla oynuyorsunuz. Sizi son defa ihtar ediyorum, bu huyunuzdan vazgeçin" dedi.
Bunun üzerine Bahçekapılı, "Siz beni ihtar etme yetkisine sahip değilsiniz. O yetkiye sadece ben sahibim. Bunu iyice bilin, öğrenmediyseniz de öğrenin" karşılığını verdi.
Bahçekapılı, tartışmaların devam etmesi üzerine birleşime ara verdi.
**** HABERİN DEVAMINI "İLGİLİ DOKÜMANLAR" BÖLÜMÜNDE BULABİLİRSİNİZ.****
