2010-12-10 - 15:53
TBMM GENEL KURULU...
TBMM Genel Kurulunda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmeler sürüyor.
Devlet Bakanı Faruk Çelik, Türkiye'nin son 8
yılda, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin evrensel standartlara ulaşma yönünde
önemli mesafe katettiğini söyledi.

TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşener başkanlığında toplandı.

Gündem dışı söz alan CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir,
Türkiye'nin, insan haklarına ilişkin uluslararası beyannamelere imza atmasına
rağmen, uygulamada iç açıcı bir tabloya sahip olmadığını ifade etti. Özdemir,
uygulamada başarı sağlanabilmesi için önce devletin yöneticilerinin insan
haklarına inanması gerektiğini söyledi.

BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal da 62 yıl önce kabul edilen İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesi'nin, geçen sürede, dünyada ve Türkiye'de yaşam
bulamadığını ifade etti. Birdal, dünyada silahlanmaya ayrılan paranın her geçen
yıl artmasının, bu durumun göstergesi olduğuna dikkati çekti.

Üniversite öğrencilerinin eylemlerine değinen Birdal, hükümetin şimdiye
kadar öğrencileri dinlemediğini, öğrencilerin de kendilerini ''yumurta ile
dinlettiğini'' ileri sürdü.

Hükümet adına söz alan Devlet Bakanı Faruk Çelik, yaşanan tüm değişimlere
ve insanlığın ulaştığı olgunluğa rağmen, dünyanın dört bir yanında insan
haklarına ilişkin ihlallerin devam ettiğini vurguladı.

Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve korunması için verilen
mücadelelerin sonucunda sayısız özgürlük bildirileri yayımlandığını anlatan
Çelik, İslam dünyası açısından olaya bakıldığında Hazreti Muhammed'in Veda
Hutbesi'nin bu bağlamda temel metinlerden birini oluşturduğunu söyledi.

Batıda da Magna Carta Sözleşmesi, İngiliz Haklar Bildirgesi, ABD Virginia
İnsan Hakları Bildirgesi, Fransa İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi
yayımlandığını anımsatan Çelik, ''Aslında bu metinler, günümüz hukuk devleti,
demokrasi ve insan hakları anlayışının temelini oluşturuyor. Buna rağmen, insan
hakları alanında uluslararası işbirliği ancak 20. yüzyılda başlayabilmiştir''
dedi.

İnsan hakları alanında en önemli bildirgenin, BM İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesi olduğunu belirten Çelik, bunun dışında yine BM kapsamında pek çok
uluslararası hak ve özgürlükler beyannamesinin kabul edildiğini anımsattı.

Avrupa Birliği gibi oluşumların temelinin bu bildirgelere dayandığına
dikkati çeken Çelik, ''Batının bu bildiri ve beyanname geçmişine rağmen, bugün
batıda ırkçılık, ayırımcılık, dışlama, şiddet, ötekileştirme, İslamofobi,
göçmenlerin ve çingenelerin sınır dışı edilmesi gibi birçok hak ihlallerinin
yaşanması da oldukça düşündürücüdür'' diye konuştu.

Çelik, Türkiye'nin, Anayasa'nın da gösterdiği hedefler doğrultusunda son
8 yılda, insan hak ve özgürlüklerine ilişkin evrensel standartlara ulaşma yönünde
önemli mesafeler katettiğini söyledi.

İnsan hak ve özgürlüklerinin lüks olmaktan çıkıp günlük yaşamın bir
parçası haline geldiğini anlatan Çelik, özelikle 2009 yılından beri bu alandaki
reform sürecinin yeni bir ivme kazandığına dikkati çekti.

İnsan haklarının güvence altına alınmasının yalnızca yasal düzenlemelerle
mümkün olamayacağını belirten Çelik, bu yasaları uygulayacak olanların da
evrensel ilkelere intibaklarının sağlanması gerektiğine işaret etti. Çelik, bu
kapsamda eğitim çalışmalarının yoğun şekilde devam ettiğini dile getirdi.

Öğrenci eylemlerine ilişkin yapılan bazı değerlendirmeleri eleştiren
Çelik, şöyle devam etti:

''Bazen özgürlükleri kullananlarla özgürlükleri korumakla görevli olanlar
karşı karşıya gelebilmektedir. Bu noktada hakları kullananlar ile hakları
koruyanların kendilerine çizilen sınırlara riayet etmeleri gerekiyor. Bu konuda
milletvekillerinin, siyasi partilerin günü birlik siyaset uğruna bu olayları
değerlendirme hakkına sahip oldukları inancında değilim.

Yönetimlerin görevi, olması gerektiği şekilde, özgürlük alanını
genişletmektir. Güvenlik güçlerinin, kamu düzenini korumanın yanında, bu
özgürlüklük alanını korumak gibi bir görevi de var. Kamu düzenini sağlamakla
görevli olanlara biz bir ölçü tavsiye ederken, özgürlük adına yola çıkan, eylemde
bulunanlara 'ölçüsüz olabilirsin' gibi yaklaşımda bulunmak kesinlikle doğru
değil.''

AK Parti iktidarının toplumun tüm kesimlerini dinlediğini belirten Çelik,
partisinin, sorunların çözümünde de diyaloğu esas aldığını vurguladı. Gençlerin
yumurta atmasını meşrulaştırmaya dönük ifadelerin bu kürsüden kullanılmasını
doğru bulmadığını belirten Çelik, ''Şunu bilelim ki, yumurtadan özgürlük çıkmaz,
yumurtadan iktidar da çıkmaz. İktidara çıkmanın yolu milletle bütünleşerek canla
başla çalışmaktan geçer'' dedi.

AK Parti iktidarının kronikleşen toplumsal sorunlara el attığına dikkati
çeken Çelik, ''Terör, Kürt sorunu, Alevilik... Bunlar hiçbir iktidarın bugüne
kadar değil ele almayı, gündemine bile almaya cesaret edemediler. Bu iktidar,
cesaretle bu konuları ele aldı. Taşın altına gövdemizi koyduk'' dedi.

Çelik, muhalefetin, günü birlik siyaset yapmak yerine, bu kadar hassas
konulara yönelik çözüm girişimlerini desteklemesi gerektiğini söyledi.

Bu arada Genel Kurulda milletvekilleri, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları
Günü dolayısıyla yerinden söz alarak düşüncelerini ifade etti.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,
düşük kalorili kömür kullanan termik santralların çevreye etkilerinin bilindiğini
belirterek, ''Teknolojinin gelişmesi ile beraber bunlar önlemenin imkanı var. Biz
de bu önlemleri alıyoruz'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda gündem dışı söz alan MHP Kahramanmaraş Milletvekili
Akif Paksoy, Afşin-Elbistan Termik Santralında yaşanan sorunları dile getirdi.

Hükümet adına yanıt veren Yıldız, santralın bulunduğu Kahramanmaraş'ın
linyit rezervleri açısından taşıdığı öneme işaret ederek, Türkiye linyit
potansiyelinin yüzde 42'sinin il sınırları içerisinde bulunduğunu söyledi.

Afşin-Elbistan havzasındaki rezervin, çevre şartlarına uymak kaydıyla
kullanılması gerektiğini belirten Yıldız, termik santralın A ünitesinin çevre
değerlerine uymadığının, çiftçilerin açtığı davalar sonucunda mahkeme tarafından
tespit edildiğini anlattı. Yıldız, bu davalarda 21 milyon TL civarında tazminat
kararı verildiğini, kamunun bunu ödemek zorunda olduğunu belirtti.

Bu ünitedeki arızaların giderilmesi için ihale açtıklarını, ihalenin
sonuçlandırılmak üzere olduğunu açıklayan Bakan Yıldız, çevre ile uyumlu ancak
arz güvenliğini de sağlayacak bir yapının gerekli olduğunu vurguladı.

Düşük kalorili kömür kullanan termik santralların çevreye etkilerinin
bilindiğini ifade eden Yıldız, ''Teknolojinin gelişmesi ile beraber bunları
önlemenin imkanı var. Biz de bu önlemleri alıyoruz'' dedi.

Afşin-Elbistan sahasında çevre hassasiyetlerinin ön plana çıktığına,
ancak bunun istismar edilmemesi gerektiğine dikkati çeken Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ''Yerli kömürlerimizi mutlaka üretime kazandırmak
durumundayız. Bu konuda Afşin-Elbistan'da da farklı bir duygunun hissedilmediği
kanısındayım. Höyükler, SİT alanları, tarihi mekanlara dikkat edilerek oradaki
rezervimizin açığa çıkarılması lazım'' diye konuştu.

Genel Kurulda Hakimler ve Savcılar yüksek Kurulu Kanun Tasarısının
görüşmelerine geçildi.

TBMM Genel Kurulunda Hakimler ve Savcılar
(HSYK) Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerinde BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın
Kürtçe şiir okuduğu sırada Meclis Televizyonunun ses yayını kesildi.

Başkanvekili Meral Akşener, yayının teknik arıza nedeniyle kesildiğini
bildirdi.

Kaplan, HSYK Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında, önergesi üzerinde
söz aldı.

Bugünün Dünya İnsan Hakları Günü olduğunu anımsatan Kaplan, dün yaptığı
Kürtçe konuşmanın tutanaklara, ''Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan bir
dille birtakım kelimeler ifade edildi'' yazıldığını belirterek, Meclis tutanağını
Genel Kurula gösterdi. Kaplan, şöyle devam etti:

''Bu ayıptır. İnsan haklarının en büyük ayıbıdır. Bundan daha büyük bir
ayıp olabilir mi? Milyonlarca insanın gözünün içine baka baka hem inkar edeceksin
hem asimile edeceksin, hem ırkçılık yapacaksın hem türküsünü söylediği için
üstüne gideceksin, müziğini folklorunu yaptığı için, örgüt üyesi olmamakla
birlikte örgüt üyeliğinden binlerce üyesine ceza vereceksin... Sonra 'Dünya İnsan
Hakları Gününüz kutlu olsun' diyeceksiniz. Beraber yaşıyorsak gerçekliğimize de
alışacağız.''

Şair Ciğerhun'un ''Robson'' adlı Kürtçe şiirinin ''yalnız siyahlar baskı
altında kalmadı, biz beyazız, biz de baskı altındayız'' dizelerini Kürtçe, sonra
Türkçe olarak okuyan Kaplan, ''Siyahlar 1947'de medeni haklarını aldığı zaman
Amerika Devlet Başkan Yardımcısı bir beyaz ve siyah öğrenciyi ellerinden tutup
birlikte üniversiteye getirmişti. Ve Amerika'da siyahlarla beyazlar arasındaki
ırk ayrımı devletin öncülüğünde kaldırılmıştı'' dedi.

Kaplan, şiiri Kürtçe okuduğu sırada Meclis Televizyonunun ses yayını
kesildi.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Kaplan'ın Kürtçe konuşması sırasında
ses yayınının kesildiğini belirterek, ''Devlet TRT 6'dan Kürtçe yayın yapıyor,
TRT 3'ün ne farkı var'' diye sordu.

AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, konuyla ilgili Başkanlığın genel
kurulu bilgilendirmesini talep etti.

TBMM Başkanvekili Meral Akşener, bunun üzerine birleşime ara verdi.

Akşener'in daveti üzerine Kaplan, Sakık, BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman
ve Suat Kılıç, başkanlık divanı odasına geçti.

Aradan sonra Akşener, Kaplan'ın konuşmasının bir bölümünün teknik arıza
nedeniyle yayınlanamadığı bilgisinin ulaştığını belirterek, Kaplan'a bu nedenle
yerinden söz verdi.

Kaplan, ''Bunun teknik arıza olmasını umuyorum'' dedi. Şiirin söz konusu
dizilerini Kürtçe olarak tekrarlayan Kaplan, Türkçe anlamını da dile getirdi.

Kaplan, Kürtçe sözlerle Dünya İnsan Hakları Günü'nü de kutladı.

TBMM Genel Kurulunda, Hakimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmeler sürüyor.

Tasarıda değişiklik önergesi üzerine söz alan MHP Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut, hukuk ve düzenin olmadığı yerde devletin ayakta kalamayacağını, bu
nedenle, özellikle siyasi iktidarların adaletin sağlanmasına önem vermeleri
gerektiğini söyledi. Türkiye'nin en büyük sorunlarından birinin adaletsizlik
olduğunu savunan Tankut, son yıllarda hukuksuzluk ve kanunsuzluğun artık sıradan
bir hal aldığını öne sürdü.

CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk de insan hakkı ihlallerine
değinirken, polisin İstanbul'daki öğrenci eylemine müdahalesine ilişkin, ''Hamile
bir öğrencinin çocuğunun düşürülmesinden daha ağır bir insan hakkı ihlali olur
mu? Bir annenin karnındaki bebeği öldürmek, insan hakkı ihlalinden öte
cinayettir. Bebeğin yaşam hakkı yok edilmiştir. Buna yol açanlar hakkında bir
işlem yapılacak mı merak ediyorum'' diye konuştu.

BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da BDP Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan'ın, Kürtçe konuştuğu sırada Meclis TV'de ses yanının gitmesi ve Kürtçe'nin
tutanaklara ''bilinmeyen dil'' olarak geçmesini eleştirdi. Sakık, ''Eğer
bilinmeyen bir dil ise TRT 6'da bilinmeyen bir dilde nasıl yayın yapılıyor. Hangi
güç bizim dilimize kimliğimize gem vurur? Bu dilin özgürleşmesi için hepimize
görev düşüyor'' dedi. Bu arada Sakık, konuşması sırasında Kürtçe ifadeler de
kullandı.

Sakık, Kürtçe ifadelerinde, ''Saygı değer milletvekilleri, sevgili
kardeşlerim'' dediğini söyledi.

Sakık'ın konuşmasına bazı milletvekilleri tepki gösterdi.

Yerinden söz alan MHP Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak, şunları
kaydetti.

''Türkiye'nin herhangi bir bölgesinde, herhangi bir kahveye bir İngiliz
gitse, kahvede hiç İngilizce bilen olmasa, oradaki insanlar 'anlamadığımız,
bilmediğimiz bir dilde konuştu' derler.

Dolayısıyla karşı taraf anlamıyorsa, 'anlamadığım, bilmediğim bir dil'
diye zabıtlara geçmesi kadar normal bir şey yoktur. Arkadaşların bu işi fazla
germemesi gerekir. Burası TBMM. Meclis kürsüsünden arkadaşımızın dediği
anlaşılmıyor. Burada bir çok milletvekili anlamıyor bunu. Neden halen ısrar
ediliyor bu konuda? İnsan hakları doğru kullanılmalı.''

Değişiklik önergesi üzerine söz alan Mersin Milletvekili Akif Akkuş da
''Anlamadığım bir dilde konuşuldu. Bu duruma tepki gösterilmediği için, konuşmama
başlarken kimseyi selamlamıyorum'' dedi.

MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik de, yargıda yürütmenin baskın hale
geldiğini, bunun örneklerinin görüldüğünü savundu. Çelik, ''Kıdem ve tecrübeye
saygı gösterilmeden hükümetin oluşturduğu yargıdan adalet beklemek güç'' dedi.

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu'nun, grup toplantısında yaptığı konuşmada, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ı eleştirdiği sırada yayının kesildiğini söyledi. Mengü, TRT'nin
iktidarın yayın organı haline geldiğini öne sürdü.

Polisin eylem yapan öğrencilere yönelik müdahalesini de eleştiren Mengü,
''Ateşli Silahlar Kanunu'nda bir değişiklik yapın ve yumurtayı da bu kanunun
içene alın'' dedi.

Tasarı üzerindeki görüşmeler sürüyor.

(15.53)