2007-03-07 - 16:34
TBMM Genel Kurulu'nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yapılan özel oturumda konuşan Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Türkiye'de
cinsiyete dayalı eğitim eşitsizliğinin hala sürdüğünü bildirerek, ''Son 10 yılda kadınlarımızın işgücüne katılımında da önemli düşüşler yaşandı'' dedi.
TBMM'ye gelen çeşitli kadın derneklerine üye kadınlar, Genel Kurulun
dinleyici locasında birleşimi izlemek istedi. Dinleyici locasının girişindeki
polisler, bazıları şapkalı olan kadınlardan, şapkalarını çıkarmalarını istedi.
Buna karşı çıkan kadınlar da locadan çıkarken görevlilere tepki gösterdi.
Kendilerine yapılan davranışı protesto ederek Genel Kurul Salonundan çıkan
kadınlardan Suna Germen, dinleyici locasında kendileri dışında başörtülü kadınlar
da bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''Başörtüsü, kıyafeti tamamlıyormuş. Ama biz taktığımız şapkalarla içeri
giremiyoruz. Ayak ayak üstüne atarak oturmamız yasak, çünkü aşağıdan kötü
görünüyormuş. Hayatımda, kendi ülkemde, Atatürk'ün ülkesinde böyle bir şey
görmedim. Ey Nimet Çubukçu, oradan (Genel Kurul) çık, bizim hakkımızı savun.
Nasıl şapkayla giremezmişiz biz? Başörtüsü kıyafetin bütünü oluyor ama şapka
yasak. Ne demek bu?''
GENEL KURULDA GENEL GÖRÜŞME YAPILDI
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Türkiye'de
cinsiyete dayalı eğitim eşitsizliğinin hala sürdüğünü bildirerek, ''Son 10 yılda
kadınlarımızın işgücüne katılımında da önemli düşüşler yaşandı'' dedi.
Bakan Çubukçu, TBMM Genel Kurulunda gündemdışı söz alarak, 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü dolayısıyla konuşma yaptı. TBMM İçtüzüğü hükümlerine göre, gruplara
söz hakkı düştüğü için genel görüşme açıldı.
Umut verici gelişmelere rağmen hala kadın sorunlarının dünya gündeminin ön
sıralarında yer aldığını ifade eden Çubukçu, Türkiye'de kadın erkek eşitsizliğini
giderecek gelişmelerin her geçen gün arttığını ifade etti.
Anayasa ve yasalarda yapılan değişiklikleri hatırlatan; eğitim, sağlık ve iş
hayatında eşitsizliği gidermek için çaba gösterdiklerini söyleyen Çubukçu,
yapılan değişiklerin uygulanmasının zaman alacağını belirterek, ''Cinsiyete
dayalı eğitim eşitsizliği hala sürüyor'' dedi.
Çubukçu, 2010 yılında kız ve erkek çocuklarda okullaşma oranını yüzde 100'e
ulaştırmayı hedeflediklerini hatırlatarak, düzenlenen kampanyalarla 220 bin kız
çocuğunun okula gitmesinin sağlandığını ifade etti.
Türkiye'deki profesörlerin yüzde 25, mimarların yüzde 31, doktorların yüzde
30 ve avukatların yüzde 26'sının kadın olduğunu bildiren Çubukçu, tüm
eşitsizliklerin yasal olarak ortadan kaldırılmasına rağmen, kadınların çalışma
hayatında hala yeterince yer alamadığını söyledi. Çubukçu, kadınların işgücüne
katılımında son 10 yılda önemli düşüşler yaşandığına dikkati çekerek,
''kadınların aile yaşamındaki sorumluları da onları iş yaşamından
uzaklaştırıyor'' diye konuştu.
Çubukçu, kadınların siyasette de yeterince temsil edilmediklerini
belirterek, seçme seçilme hakkını Türk kadınlarının 1934 yılında elde etmesine
rağmen bugün Mecliste sadece 24 kadın milletvekili bulunduğunu kaydetti.
Töre ve namus cinayetleri ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi için çeşitli
kampanyalar düzenlendiklerini anlatan Çubukçu, bunun için silah altındaki
erkeklere de eğitim verildiğini söyledi. Çubukçu, sosyal kalkınmanın önemine
işaret ederek, ''Kadınlar olmadan sosyal kalkınma sağlanamaz'' dedi.
-HÜKÜMETE ELEŞTİRİ-
Anavatan Partisi grubu adına söz alan Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan
Balandı, rögar kapağına kurban giden küçük Dilara'nın annesinin durumunu gündeme
getirdi; rögar kapağını açık bırakan şirketin, AK Parti ile ilişkisi olduğunu
iddia etti.
Kadınlara uygulanan şiddetin hala önlenemediğini kaydeden Balandı, şunları
söyledi:
''Sayın Başbakan, 'haydi kızlar okula' kampanyası ile pozitif ayrımcılık
yaptıklarını söylüyor ama Anayasaya pozitif ayrımcılık konulmasını kabul
etmediklerini unutuyor. Sayın Başbakanın kadından sorumlu Bakanı da 'erkekler
mecliste çoğunlukta ama haksızlık etmeyim maço değiller' diyor. Sayın Bakan, siz
lider eşlerini dilinize dolayacağınıza kadınlar için ne yaptınız onu söyleyin?
Dün AKP grup toplantısında kadınlara yer verilmeyip ayakta bırakıldıklarını,
akşam haberlerde gördük. Türkiye'de siyasetin bir an önce dişileşmesi gerekiyor.
AKP seçimlerde 550 milletvekili adaylığından sadece 30'unu kadınlara ayırdı.''
Balandı'nın sözlerine, AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin tepki
gösterdi.
Bunun üzerine Balandı, ''Fatma hanım senin dünyadan haberin yok. 'Cennet
anaların ayakları altındadır' diyoruz sonra da 'ananı da al git' diyoruz. Analar
nereye gidecek?'' diye konuştu.
-CHP'DEN DESTEK-
CHP Ankara Milletvekili Gülsüm Bilgehan, Türk kadınlarının gelenek ve
göreneklerine bağlı; aynı zamanda da çağdaş olduğunu ifade ederek, ''Mecliste hep
beraber çalışarak, pek çok AB ülkesinde bile olmayan kanunlar çıkardık'' dedi.
Kadın sığınma evlerinin sayısının 30'u aştığını, yarın da Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek'in yeni bir sığınma evi açacağını bildiren
Bilgehan, ''Bunu, hep beraber yaptık. Dinleyici locasındaki kadınlarla birlikte
yaptık'' dedi.
Türkiye'nin, büyükannelerin torunlarından ileri olduğu iki ülkeden biri
olduğunu ifade eden Bilgehan, Türkiye'de kadınların işgücüne katılımının yüzde
30'dan yüzde 22'ye düştüğünü bildirdi.
Bilgehan, Türkiye'de tek bir kadın müsteşar, vali ve belediye başkanı
bulunmadığını hatırlatarak, ''Onun için büyükannelerimiz torunlardan ileri. Çünkü
eskiden vardı... 1994 yılında yüzde 14 olan üst düzey yönetici kadın sayısı,
2006'da yüzde 11'e düştü'' dedi.
Devlet Bakanı Çubukçu'nun açıklamalarına katıldığını ifade eden Bilgehan,
''Bu konuda iktidar, muhalefet hep birlikte çalıştık. Bu konu, partilerüstü bir
konu'' diye konuştu.
Bilgehan, Devlet Bakanı Çubukçu'nun böyle anlamlı bir günde Bakanlar Kurulu
sırasında yalnız oturmasını eleştirerek, ''AK Parti sıraları da ne yazık ki
yeterince dolu değil. Bizim sayımız sizden fazla ve Genel Başkanımız Deniz Baykal
da aramızda'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, konuşmasından sonra Bilgehan'ı ayağa
kalkarak kutladı ve yanına oturmasını istedi.
-KADINLARIN ÖLÜMÜ-
AK Parti grubunun görüşlerini açıklayan Güldal Akşit, kadınların ABD'de 8
Mart 1857'de bazı taleplerle greve gittiklerini ve çıkan olaylarda 129, 50 yıl
sonra aynı gün greve giden kadınlardan da 140'ının öldürüldüğünü söyledi. Daha
sonra BM'nin 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü ilan ettiğini hatırlatan Akşit,
Türkiye'de 1984 yılından bu yana Dünya Kadınlar Gününün kutlandığını söyledi.
Akşit, 1923 yılından itibaren gerçekleştirilen devrimlerle Türk kadınının
eşit insan olarak toplumdaki yerini aldığını bildirdi. Devrimlerle de bu
eşitliğin sağlandığını ancak, ayrımcılığın fiilen ortadan kaldırılması için
toplumda zihinsel dönüşümün yaşanması gerektiğinin altını çizen Akşit, töre ve
namus cinayetlerinin önlenmesi konusunda yapılan çalışmaların sürdürüldüğünü
belirtti.
Akşit, ''Haydi Kızlar Okula'' kampanyası ile 200 bin kız çocuğunun eğitime
başladığını da anımsattı.
-HYP'Lİ ÖZTÜRK-
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, kişisel
görüşlerini açıklamak için söz aldı. ''Böyle önemli bir günde Genel Kurul Salonu
boş... Ben ve Sayın Baykal dışında genel başkanlar görüşmeyi takip etmiyor''
diyerek konuşmasına başlayan Öztürk'e, AK Parti sıralarından tepki geldi.
Ömrünü ezilen kadınların ezilmemesi için mücadele ederek geçirdiğini anlatan
Öztürk, asıl mücadelenin TBMM çatısı altında olması gerektiğini söyledi ve kadın
vekil sayısını da nüfusa paralel olarak yüzde 52'ler düzeyine getirilmesinin
önemine işaret etti
Yaşar Nuri Öztürk, ''Her şeyimize karışan AB, bu konuda sesini çıkarmıyor;
bu konuda dayatmalar, diretmeler yapmıyor. Çünkü uygulamalarıyla dayatmalarıyla
Türkiye'yi sömürge, pazar yapmak istiyor'' dedi.
-KADINLARIN TEPKİSİ-
Bu arada, TBMM Genel Kurulundaki özel oturumu izlemeye gelen ancak, salona
girerken şapkalarını çıkarmalarının istenmesine tepki gösteren bir grup kadın,
basın açıklaması yaptı.
CHP İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu eşliğinde basın kapısı önünde
toplanan kadınlar adına Müjgan Suver, ''Meclise iyi niyetlerle geldiklerini, bir
kasıtları olmadığını; birkaç arkadaşlarının tesadüfen şapka giydiğini ve bu
nedenle dinleyici bölümüne alınmadıklarını'' söyledi.
''Meclis İçtüzüğünde, 'başı açık girilecek' diye bir madde mi var?'' diye
soran Suver, şöyle dedi:
''Kadın erkek ayrımcılığına karşı buraya geldik ama şimdi kadınlar arasında
ayrımcılık başladı.
Siyasi irade, kendi ideolojisine uygun giyinen kadınlara müsaade ediyor.
Burada eşit muamele görmedik. Gerekli hukuki girişimde bulunacağız.''
dinleyici locasında birleşimi izlemek istedi. Dinleyici locasının girişindeki
polisler, bazıları şapkalı olan kadınlardan, şapkalarını çıkarmalarını istedi.
Buna karşı çıkan kadınlar da locadan çıkarken görevlilere tepki gösterdi.
Kendilerine yapılan davranışı protesto ederek Genel Kurul Salonundan çıkan
kadınlardan Suna Germen, dinleyici locasında kendileri dışında başörtülü kadınlar
da bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''Başörtüsü, kıyafeti tamamlıyormuş. Ama biz taktığımız şapkalarla içeri
giremiyoruz. Ayak ayak üstüne atarak oturmamız yasak, çünkü aşağıdan kötü
görünüyormuş. Hayatımda, kendi ülkemde, Atatürk'ün ülkesinde böyle bir şey
görmedim. Ey Nimet Çubukçu, oradan (Genel Kurul) çık, bizim hakkımızı savun.
Nasıl şapkayla giremezmişiz biz? Başörtüsü kıyafetin bütünü oluyor ama şapka
yasak. Ne demek bu?''
GENEL KURULDA GENEL GÖRÜŞME YAPILDI
Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, Türkiye'de
cinsiyete dayalı eğitim eşitsizliğinin hala sürdüğünü bildirerek, ''Son 10 yılda
kadınlarımızın işgücüne katılımında da önemli düşüşler yaşandı'' dedi.
Bakan Çubukçu, TBMM Genel Kurulunda gündemdışı söz alarak, 8 Mart Dünya
Kadınlar Günü dolayısıyla konuşma yaptı. TBMM İçtüzüğü hükümlerine göre, gruplara
söz hakkı düştüğü için genel görüşme açıldı.
Umut verici gelişmelere rağmen hala kadın sorunlarının dünya gündeminin ön
sıralarında yer aldığını ifade eden Çubukçu, Türkiye'de kadın erkek eşitsizliğini
giderecek gelişmelerin her geçen gün arttığını ifade etti.
Anayasa ve yasalarda yapılan değişiklikleri hatırlatan; eğitim, sağlık ve iş
hayatında eşitsizliği gidermek için çaba gösterdiklerini söyleyen Çubukçu,
yapılan değişiklerin uygulanmasının zaman alacağını belirterek, ''Cinsiyete
dayalı eğitim eşitsizliği hala sürüyor'' dedi.
Çubukçu, 2010 yılında kız ve erkek çocuklarda okullaşma oranını yüzde 100'e
ulaştırmayı hedeflediklerini hatırlatarak, düzenlenen kampanyalarla 220 bin kız
çocuğunun okula gitmesinin sağlandığını ifade etti.
Türkiye'deki profesörlerin yüzde 25, mimarların yüzde 31, doktorların yüzde
30 ve avukatların yüzde 26'sının kadın olduğunu bildiren Çubukçu, tüm
eşitsizliklerin yasal olarak ortadan kaldırılmasına rağmen, kadınların çalışma
hayatında hala yeterince yer alamadığını söyledi. Çubukçu, kadınların işgücüne
katılımında son 10 yılda önemli düşüşler yaşandığına dikkati çekerek,
''kadınların aile yaşamındaki sorumluları da onları iş yaşamından
uzaklaştırıyor'' diye konuştu.
Çubukçu, kadınların siyasette de yeterince temsil edilmediklerini
belirterek, seçme seçilme hakkını Türk kadınlarının 1934 yılında elde etmesine
rağmen bugün Mecliste sadece 24 kadın milletvekili bulunduğunu kaydetti.
Töre ve namus cinayetleri ile kadına yönelik şiddetin önlenmesi için çeşitli
kampanyalar düzenlendiklerini anlatan Çubukçu, bunun için silah altındaki
erkeklere de eğitim verildiğini söyledi. Çubukçu, sosyal kalkınmanın önemine
işaret ederek, ''Kadınlar olmadan sosyal kalkınma sağlanamaz'' dedi.
-HÜKÜMETE ELEŞTİRİ-
Anavatan Partisi grubu adına söz alan Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan
Balandı, rögar kapağına kurban giden küçük Dilara'nın annesinin durumunu gündeme
getirdi; rögar kapağını açık bırakan şirketin, AK Parti ile ilişkisi olduğunu
iddia etti.
Kadınlara uygulanan şiddetin hala önlenemediğini kaydeden Balandı, şunları
söyledi:
''Sayın Başbakan, 'haydi kızlar okula' kampanyası ile pozitif ayrımcılık
yaptıklarını söylüyor ama Anayasaya pozitif ayrımcılık konulmasını kabul
etmediklerini unutuyor. Sayın Başbakanın kadından sorumlu Bakanı da 'erkekler
mecliste çoğunlukta ama haksızlık etmeyim maço değiller' diyor. Sayın Bakan, siz
lider eşlerini dilinize dolayacağınıza kadınlar için ne yaptınız onu söyleyin?
Dün AKP grup toplantısında kadınlara yer verilmeyip ayakta bırakıldıklarını,
akşam haberlerde gördük. Türkiye'de siyasetin bir an önce dişileşmesi gerekiyor.
AKP seçimlerde 550 milletvekili adaylığından sadece 30'unu kadınlara ayırdı.''
Balandı'nın sözlerine, AK Parti Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin tepki
gösterdi.
Bunun üzerine Balandı, ''Fatma hanım senin dünyadan haberin yok. 'Cennet
anaların ayakları altındadır' diyoruz sonra da 'ananı da al git' diyoruz. Analar
nereye gidecek?'' diye konuştu.
-CHP'DEN DESTEK-
CHP Ankara Milletvekili Gülsüm Bilgehan, Türk kadınlarının gelenek ve
göreneklerine bağlı; aynı zamanda da çağdaş olduğunu ifade ederek, ''Mecliste hep
beraber çalışarak, pek çok AB ülkesinde bile olmayan kanunlar çıkardık'' dedi.
Kadın sığınma evlerinin sayısının 30'u aştığını, yarın da Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek'in yeni bir sığınma evi açacağını bildiren
Bilgehan, ''Bunu, hep beraber yaptık. Dinleyici locasındaki kadınlarla birlikte
yaptık'' dedi.
Türkiye'nin, büyükannelerin torunlarından ileri olduğu iki ülkeden biri
olduğunu ifade eden Bilgehan, Türkiye'de kadınların işgücüne katılımının yüzde
30'dan yüzde 22'ye düştüğünü bildirdi.
Bilgehan, Türkiye'de tek bir kadın müsteşar, vali ve belediye başkanı
bulunmadığını hatırlatarak, ''Onun için büyükannelerimiz torunlardan ileri. Çünkü
eskiden vardı... 1994 yılında yüzde 14 olan üst düzey yönetici kadın sayısı,
2006'da yüzde 11'e düştü'' dedi.
Devlet Bakanı Çubukçu'nun açıklamalarına katıldığını ifade eden Bilgehan,
''Bu konuda iktidar, muhalefet hep birlikte çalıştık. Bu konu, partilerüstü bir
konu'' diye konuştu.
Bilgehan, Devlet Bakanı Çubukçu'nun böyle anlamlı bir günde Bakanlar Kurulu
sırasında yalnız oturmasını eleştirerek, ''AK Parti sıraları da ne yazık ki
yeterince dolu değil. Bizim sayımız sizden fazla ve Genel Başkanımız Deniz Baykal
da aramızda'' dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, konuşmasından sonra Bilgehan'ı ayağa
kalkarak kutladı ve yanına oturmasını istedi.
-KADINLARIN ÖLÜMÜ-
AK Parti grubunun görüşlerini açıklayan Güldal Akşit, kadınların ABD'de 8
Mart 1857'de bazı taleplerle greve gittiklerini ve çıkan olaylarda 129, 50 yıl
sonra aynı gün greve giden kadınlardan da 140'ının öldürüldüğünü söyledi. Daha
sonra BM'nin 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü ilan ettiğini hatırlatan Akşit,
Türkiye'de 1984 yılından bu yana Dünya Kadınlar Gününün kutlandığını söyledi.
Akşit, 1923 yılından itibaren gerçekleştirilen devrimlerle Türk kadınının
eşit insan olarak toplumdaki yerini aldığını bildirdi. Devrimlerle de bu
eşitliğin sağlandığını ancak, ayrımcılığın fiilen ortadan kaldırılması için
toplumda zihinsel dönüşümün yaşanması gerektiğinin altını çizen Akşit, töre ve
namus cinayetlerinin önlenmesi konusunda yapılan çalışmaların sürdürüldüğünü
belirtti.
Akşit, ''Haydi Kızlar Okula'' kampanyası ile 200 bin kız çocuğunun eğitime
başladığını da anımsattı.
-HYP'Lİ ÖZTÜRK-
Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk, kişisel
görüşlerini açıklamak için söz aldı. ''Böyle önemli bir günde Genel Kurul Salonu
boş... Ben ve Sayın Baykal dışında genel başkanlar görüşmeyi takip etmiyor''
diyerek konuşmasına başlayan Öztürk'e, AK Parti sıralarından tepki geldi.
Ömrünü ezilen kadınların ezilmemesi için mücadele ederek geçirdiğini anlatan
Öztürk, asıl mücadelenin TBMM çatısı altında olması gerektiğini söyledi ve kadın
vekil sayısını da nüfusa paralel olarak yüzde 52'ler düzeyine getirilmesinin
önemine işaret etti
Yaşar Nuri Öztürk, ''Her şeyimize karışan AB, bu konuda sesini çıkarmıyor;
bu konuda dayatmalar, diretmeler yapmıyor. Çünkü uygulamalarıyla dayatmalarıyla
Türkiye'yi sömürge, pazar yapmak istiyor'' dedi.
-KADINLARIN TEPKİSİ-
Bu arada, TBMM Genel Kurulundaki özel oturumu izlemeye gelen ancak, salona
girerken şapkalarını çıkarmalarının istenmesine tepki gösteren bir grup kadın,
basın açıklaması yaptı.
CHP İstanbul Milletvekili Güldal Okuducu eşliğinde basın kapısı önünde
toplanan kadınlar adına Müjgan Suver, ''Meclise iyi niyetlerle geldiklerini, bir
kasıtları olmadığını; birkaç arkadaşlarının tesadüfen şapka giydiğini ve bu
nedenle dinleyici bölümüne alınmadıklarını'' söyledi.
''Meclis İçtüzüğünde, 'başı açık girilecek' diye bir madde mi var?'' diye
soran Suver, şöyle dedi:
''Kadın erkek ayrımcılığına karşı buraya geldik ama şimdi kadınlar arasında
ayrımcılık başladı.
Siyasi irade, kendi ideolojisine uygun giyinen kadınlara müsaade ediyor.
Burada eşit muamele görmedik. Gerekli hukuki girişimde bulunacağız.''
