2010-11-11 - 11:20
TBMM İLE OECD/SIGMA ARASINDA AKRAN DEĞERLENDİRMESİ PROJESİ...
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin idari kapasitesinin güçlendirilmesi konusunda TBMM ile OECD/SIGMA arasında süren ve son aşamasına gelen Akran Değerlendirmesi Projesi Kapanış Konferansı başladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin idari kapasitesinin güçlendirilmesi konusunda TBMM ile OECD/SIGMA arasında süren ve son aşamasına gelen Akran Değerlendirmesi Projesi Kapanış Konferansı başladı.

Haziran 2009'dan bu yana gerçekleştirilen üç çalışma ziyaretinin ardından nihai raporun sunulması, tartışmaya açılması ve kamuoyu ile paylaşılması amacıyla düzenlenen konferansta açış konuşmalarını TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler Müsteşar Yardımcısı Elena Sachez ve OECD/SIGMA Türkiye Masası Yöneticisi Francıs Henın yaptı.

OECD/SIGMA Türkiye Masası Yöneticisi Francis Henin, TBMM'de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirtti.

İdari kapasitenin incelendiği bir buçuk yıllık bir çalışmanın yürütüldüğünü belirten Henin,çok ciddi ve yoğun bir şekilde çalışıldığını ifade etti.

Parlamento ile işbirliğinin artırılması ile ilgili iki sempozyum yaptıklarını ve bütçe sürecinde Parlamento'nun değişen rolüyle ilgili akran değerlendirme çalışması yaptıklarını vurgulayan Henin, "SIGMA'ya duyulan güven bizi çok memnun etti" diye konuştu.

Çalışma grupları oluşturarak çalıştıkların söyleyen Henin, kilit politik liderlerle ve uzman gruplarıyla çalıştıklarını, meclisin her kademesinden bir çok kişiyle görüştüklerini kaydetti.

Mecliste değiştirilebilecek bazı hususlara değindiklerini söyleyen Henin, Stratejik Plan'ın kabul edilmesi gibi önemli bazı çalışmalarında zaten önceden yapılmış olduğunu hatırlattı.

Yasama Akademisi kurulması fikrinin ve dış aktörlerin katılımına yönelik daha güçlü çerçeveler oluşturulması fikrinin oluşturulduğunu söyleyen Henin, Haziran ayında Türkiye'de gerçekleştirilecek genel seçimlerden önce bazı uygulamaların yapılabileceğini belirtti.

Asıl önemli olanın reformların uygulanması olduğunu söyleyen Henin, "seçici radikallik" kavramının SIGMA için çok önemli olduğunu belirterek, "sınırlı sayıda hedef belirleyerek bu hedeflere ulaşabilmek için gerekli tüm yolları denemek gerekir" diye konuştu.

AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler Müsteşar Yardımcısı Elena Sachez ise, "TBMM'de sizlere seslenmek büyük bir onur" diyerek konuşmasına başladı.

İyi işleyen bütün parlamentoların belli bir kapasiteye sahip olması gerektiğini söyleyen Sachez, bütün parlamentoların yasama, temsil ve gözetim fonksiyonların yerine getirmesini gerektiğini belirtti.

Bütçe üzerinde denetim kapasitesinin güçlendirilmesinin kilit unsurlardan bir tanesi olduğunu söyleyen Sachez, proje ekibi tarafından değişim seçeneklerinin oluşturulduğunu hatırlattı. Bu önerilerden özellikle bir tanesine değinmek istediğini söyleyen Sachez, Meclis'in AB'ye giriş sürecindeki rolüyle ilgili önerinin son derece önemli olduğunu vurguladı. Bunun çok çalışma gerektiren bir süreç olduğunu söyleyen Sachez, "bu şekilde Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyumlu bir şekilde katılımı mümkün olacaktır" dedi.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil yaptığı konuşmada, "TBMM ile OECD/SIGMA arasında süren ve son aşamasına gelinen Akran Değerlendirmesi Projesinin kapanış konferansında sizlerle olmaktan mutluluk duyuyorum" diye konuştu.

Yönetici ve uzmanların katılımıyla bir buçuk yıllık bir çalışma yürütüldüğünü belirten Pakdil, çok değerli bir raporun ortaya konduğunu söyledi.

SIGMA'nın aksayan yanların giderilmesi için çözüm önerilerinde bulunduğunu belirten Pakdil, yasama-yürütme ilişkilerinin güçlendirilmesi, koordinasyonun güçlendirilmesi, yasamanın daha etkin bir şekilde işleyebilmesi için önerilerin ortaya konduğunu ifade etti.

"Bütün dünyada parlamentoların etkinliği artmakta, parlamentolar yeni roller üstlenmektedir" diyen Pakdil, Sivil Toplum Kuruluşların da sürece katılımının artmakta olduğunu vurguladı.

TBMM'nin önce yeni bir iç tüzük taslağı hazırladığını, daha sonra da bir Stratejik Plan hazırladığını belirten Pakdil, TBMM'nin idari kapasitesi raporunun da parlamentonun değişim araçlarına katkı sağlayacağını düşündüğünü vurguladı.

Parlamentolarda hem idari hem de siyasi reformları yapmanın kolay olmadığını söyleyen Pakdil, önemli olanın OECD/SIGMA ile ilişkileri kurumsal bir zeminde devam ettirmek olduğunu belirtti.

Türkiye'nin her zaman AB'ye katılım sürecinde dost ülkelerin önerilerini dikkate aldığını söyleyen Pakdil, Türkiye'nin kendi gerçeklerini ve yapısını da göz önünde bulundurması gerektiğini kaydetti.

Şeffaflık ilkesinin sadece Türkiye'nin uyması gereken bir kavram olmadığını, tüm ülkelerin bu konuyu ele alması gerektiğini söyleyen Pakdil, çifte standartların giderilmesi gerektiğini kaydetti. Pakdil, "her birimizin samimi olması gereklidir" dedi.

Farklı ülkelerin çözümlerinin dile getirilmesinin önemli olduğunu söyleyen Pakdil, bu nedenle Türkiye dışından gelen uzmanlar ile çalışmanın güzel olduğunu ifade etti.

12 Eylül 2010 Referandumunu da hatırlatan Pakdil, Türkiye'nin önemli bir değişim sürecinden geçmekte olduğunu vurguladı. Pakdil ayrıca, sivil toplumunun katılımının artırılacağı düzenlemelerin de yapılacağını belirtti.

Pakdil konuşmasının sonunda, finansal destek sağlayan OECD/SIGMA ekibine, TBMM uzmanlarına, milletvekillerine, TBMM Genel Sekreteri ve yöneticilerine, OECD/SIGMA temsilcilerine ve reform çalışmalarına destek veren TBMM eski Başkanı Köksal Toptan'a ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'e teşekkür etti.

Postdam Üniversitesi İktisat ve Toplum Bilimler Fakültesi Dekanı Klaus Goetz, TBMM'nin idari kapasitesi ile ilgili SIGMA Akran Değerlendirmesi raporunu değerlendirdi.

TBMM'nin idari yapısını Anayasal çerçevede incelediklerini belirten Goetz, TBMM İçtüzük Taslağını inceleyerek çeşitli önerilerde bulunduklarını
kaydetti. Goetz, ''Genel Kurul ve komisyon gündeminin belli bir kısmının muhalefet tarafından belirlenmesi'' gerektiğine işaret etti.

Klaus Goetz, Hükümetin 6 aylık ya da 1 yıllık bir yasama planı hazırlaması ve bunu da Meclise sunması gerektiğini ifade ederek, ''Bir plan
yapmalı ki Meclis neleri görüşeceğini bilsin ve planlamasını da ona göre yapsın'' dedi.

Avrupa'daki gibi raportörlük sisteminin uygulanabileceğini kaydeden Goetz, bu raportörlerin gelen tasarıyı inceleyerek Genel Kurula sunabileceklerini bildirdi.

Goetz, komisyonların, düzenli olarak bakanları davet edip bakanlara soru sorabilmeleri gerektiğini vurgulayarak, ''Komisyon çalışmalarındaki idari destek sistemi daha da işler hale getirilmeli'' dedi.

Tartışma yaratacak bir önerisinin olduğunu belirten Klaus Goetz, ''Bütçe Kanunu Tasarısının Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmeden önce, okunmasının Genel Kurulda yapılması'' önerisinde bulundu. Goetz, böylece tasarının Komisyonda teknik incelemeye tabi tutulmadan önce Genel Kurulda ele alınabileceğini ve bunun da milletvekillerinin bütçe tasarısı görüşmelerine daha aktif katılmalarını sağlayabileceğini ifade etti.

MHP Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan, bazı komisyon başkanlıklarının muhalefete verilmesi ve Genel Kuruldaki son dakika önergelerinin engellenmesine yönelik bir çalışma yapılması gerektiğini vurguladı.

Gündemin önceden belli olmasının da milletvekillerinin tasarıyla ilgili hazırlıkları açısından önemli olacağına işaret eden Ayhan, ''Soru önergesi
sistemi daha da işler hale getirilebilir'' dedi.

AK Parti Giresun Milletvekili Hacı Hasan Sönmez, bazen tasarıların hazırlık aşamasında eksiklikler olabildiğini söyledi.

Tasarılar hazırlanırken, o tasarıdan etkilenebilecek çevrelerin olumlu ya da olumsuz görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Sönmez, teklif ya da tasarıların acele edilmeden detaylıca incelenerek Meclise sevkedilmesinin önemine dikkati çekti.

AK Parti'li Sönmez, ''Yeni İçtüzük'ün bir an önce çıkması gerekiyor. Çünkü, Meclis çalışmaları canlı yayında verildiği için milletvekilleri Genel
Kurul kürsüsünden, tasarıların içeriğine yoğunlaşmak yerine, seçmene yönelik mesajlar vermektedir. Bu nedenle de Genel Kurul çalışmalarının, teknik anlamda, kanun yapma sürecine pek katkısı olmuyor'' diye konuştu.

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem ise Meclis çalışmalarının, milletvekillerinin yasama faaliyetlerine daha çok katılımını sağlayacak şekilde
olması gerektiğini vurguladı. Erdem, ''Meclisler, önemli kurumlardır. Vatandaşın geçerken uğrayacağı, 'bir yemek yiyeyim', 'tıraş olayım', 'bir milletvekilini göreyim' diyeceği yerler olmamalıdır. Meclisleri, herkesin uğradığı, sohbet ettiği, yemek yediği, tıraş olduğu yer olmaktan çıkarmalıyız. Dünyada böyle bir Parlamento daha yok'' dedi.

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise 12 Eylül Anayasası'nın katılımcı bir şekilde değişmesi gerektiğini söyledi.

''Genel Kurulda verilen son dakika önergeleri önlenmeli'' diyen Kaplan, bir çok komisyonda BDP Grubunun yer almadığını ifade ederek, bu durumu
eleştirdi.

Dokunulmazlıklar konusuna değinen Kaplan, şöyle konuştu:

''Dokunulmazlığı olduğu halde yargılanan tek milletvekili bizim partimizden herhalde. Oysaki Susurluk olayına karışan bir milletvekili iki dönem
yargılanamadı. Bizler düşüncelerimizi açıkladığımız için yargılanmak isteniyoruz. Bizim hakkımızda Meclis'te 554 dosya var ve hakkımızda 3 bin yıl hapis cezası isteniyor. Bir ceza tehdidi altında yasama faaliyetlerine katılabilir misiniz?''
diye konuştu.

(11.20)