2014-11-06 - 15:31
TBMM Genel Kurul, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Hasta odaklı uzmanlık eğitimi alan eczacıların yetiştirilmesine yönelik Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurul, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da, AK Parti, CHP, MHP ve HDP'nin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya postallarıyla girerek yaptıkları saldırıyı protesto etti.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Konya-Akşehir-Isparta karayolunda meydana gelen trafik kazası hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, "kazada 18 fakirin hayatını kaybettiğini, 26 fakirin de ağır bir şekilde yaralandığını" söyledi.
"Bu kaza değil, faciadır, katliamdır" diyen Bal, bölgede yaşanan köle ve taşeron işçiliğinin, bu kazanın sonucunu doğurduğunu kaydetti.
CHP Sivas Miletvekili Malik Ecder Özdemir, Kangal Termik Santrali'nden çıkarılan işçilerin durumu, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz da aile dostu politikalar hakkında gündemdışı konuştu.
AK Parti, CHP, MHP ve HDP'nin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya postallarıyla girmesini protesto etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, Gazze'de ve Mescid-i Aksak'da yaşanan olayları büyük bir üzüntü ile takip ettiklerini kaydederek, "Mescid-i Aksa İslam dini için çok önemli bir makamdır, bu mekana yönelik saldırı İslam dünyası için vahşettir. Mescid-i Aksa'ya yönelik bu şiddet olayının bir an önce sona ermesini ve uluslararası toplumun bununla ilgilenmesini diliyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik hoyratça tavrını, oradaki Müslümanların bütün duygularının incinmesine neden olacak bu tavrının kabul edilemeyeceğini ifade ederek, "Hangi dinden olursa olsun, herkesin farklı dindeki insanların ibadet yerlerine saygı göstermesi gerekir. Müslümanlar için kutsal olan bir mekana yönelik böyle bir saldırıyı kınıyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise İsrail askerlerinin kutsal mekan olan Mescid-i Aksa'ya postallarıyla girmesini şiddetle kınadıklarını belirterek, "Başka inançlara saygı göstermeyenlere saygı gösterilmez. İsrail askerlerinin bu hareketi başkaca çatışmalara neden olabilir. Bundan sonra Yahudilere yönelik bir hareket olması durumunda bunun sorumlusunun İsrail olacağını belirtiyoruz" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Gazze'ye yönelik insanlık dışı saldırılarını sürdüren İsrail'in, dün sabah Filistin'e yeni bir saldırı başlattığını, bu saldırının hedefinin de Mescid-i Aksa olduğunu belirterek, "Mescid-i Aksa'ya giren, Filistin halkına yönelik gazla öldürücü hamle yapan İsrail'i kınıyoruz. Bu saldırıyı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Mazlum Filistin halkının davasında sonuna kadar yanındayız" dedi.
Bugünün YÖK'ün kuruluş yıldönümü olduğunu ifade eden Baluken, 1980 askeri darbesinin, özgür düşünce üzerinde demir yumruk işlevi görsün diye kurduğu YÖK'ün kaldırılması gerektiğini söyledi.
Baluken, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin 6-7 Ekim olayları ile ilgili yaptığı açıklamada kullandığı, "HDP bunun bedelini ödemek zorundadır, bu yanlarına kar kalmayacaktır. Bunlar giderek Anadolu'yu işgal eden çapulculara dönmeye başladılar" sözleriyle partisine hakaret ettiğini belirterek, "Bir siyasi partiye yönelik bu tehditleri, ağır hakaretleri, çirkin benzetmeleri hiçbir şekilde kabul etmiyoruz, şiddetle kınıyoruz. Bu konuda gerekli hukuki işlemleri başlattık" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz'in, dört eski bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu üyeliğinden istifası milletvekillerinin bilgisine sunuldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Atatürk'e karşı büyük bir sistematik saldırı ile karşı karşıya olunduğunu belirtirken, AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay ise "Atatürk ve Cumhuriyet meselesi üzerinden artık size ekmek yok, başka yere bakın, bu kapı çoktan kapandı" dedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda anlaşma sağlanamadığından, ulusal değerlere medya yoluyla gerçekleştirilen saldırıları önlemek amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
CHP'li Tezcan, "Günümüzde Atatürk'e karşı büyük bir saldırı ile karşı karşıyayız, bu sistematik bir saldırıdır" dedi.
Atatürk'le başlayan modernleşme hareketinin yok edilmek istendiğini belirten Tezcan, "Devleti yönetenler dahil olmak üzere, 'Kürt sorunu konuşuluyor, sorumlusu Atatürk, inanç özgürlüğü konuşuluyor sorumlusu Atatürk.' Bu ülkeye en büyük eserleri bırakan büyük mimar Sinan'ın eserleri, 1950-1960 yılları arasında yıkıldı. Ama bunlar olmamış gibi, yalan ve iftira üzerinde ideolojik bir saldırı ile karşı karşıyayız" dedi.
Tezcan, "Bir Suriye ve Irak'ta yaşananlara bakın bir de Türkiye'de yaşananlara bakın. Eğer bugüne kadar biz kendi içimizde etnik çatışmaların kurbanı olmadan, 90 yıldan bu yana ayakta durabilmişsek, bu, Atatürk milliyetçiliğinin hiç bir etnik gruba ayırım tanımayan politikasının sonucudur. 90 yıldan bu yana mezhep çatışmalarının parçası olmamış isek, bu Atatürk'ün ve onun kadrolarının, laik Cumhuriyet anlayışının ürünüdür" diye konuştu.
Atatürk Orman Çiftliği'nin (AOÇ) simge olduğunu, AOÇ'nin Atatürk'ün mülkü olmadığını, milletin mülkü olduğunu, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin işareti olduğunu kaydeden Tezcan, AK Parti'nin bunları anlamadığını, "oradaki ormanları keserek mahkeme kararlarına aykırı olarak oraya 1.5 milyar TL'ye, bin odalı kaçak saray yaptırdığını" ileri sürdü. Tezcan, "Türkiye'nin Cumhurbaşkanı kaçak binada oturuyor. Oraya dikilen bin odalı kaçak saray, üretmeden tüketen Türkiye'nin sonucudur. Kral hazretleri çıkıyor, balkonda sigara içen kişiden rahatsız oluyor. Balkonda, açık havada sigara içilmesine rağmen oraya hemen 6 bin lira ceza kesiliyor. Krala secde etme dönemi bitti, hiç kimse kralın kulu değil" sözlerini sarfetti.
AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, CHP'ye, "Atatürk ve Cumhuriyet meselesi üzerinden artık size ekmek yok, başka yere bakın, bu kapı çoktan kapandı. Polemik meselesi yaptığınız ve sürekli tükettiğiniz bir mesele üzerinden artık size ekmek çıkmayacak" diye seslendi.
Siyasetin değerler üzerinden yapılan bir iş olduğunu belirten Alpay, AK Parti'nin iktidarı devraldığı günden itibaren milletin değerlerine sahip çıktığını ve ona göre program çizerek yoluna devam ettiğini söyledi.
Alpay, kimsenin Atatürk ve Cumhuriyetin değerlerine hakaret edemeyeceğini ifade ederek, "Bir konuşmacı bir televizyon kanalında görüşlerini ifade ederken hukuk dışına çıkıyorsa, suç oluşturan fiiller işliyorsa, bunun sonucu bellidir. Türkiye bir hukuk devletidir. Adaletin uygulanması konusunda gerekli adımlar atılır, savcılar gerekli takibatları yapacaktır" dedi.
RTÜK'ün bu konuyla ilgili toplantı yaptığını, ancak CHP'li üyeler katılmadığı için karar yeter sayısına ulaşılamadığını kaydeden Alpay, RTÜK'ün üzerine düşen görevi yerine getireceğini söyledi.
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen CHP'li Tezcan, AK Parti kontenjanından RTÜK'e gidenlerin bu olayla ilgili cezanın hafifletilmesi yönünde görüş belirttiklerini ifade ederek, "CHP'yi suçlamayın. Biz Atatürk'ten ekmek çıkarma peşinde değiliz, onun ekmeğini 77 milyon insan yiyor" karşılığını verdi.
Bu arada, MHP'nin, pamuk çiftçisinin ithalattan kaynaklanan sıkıntılarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi Genel Kurul'da kabul edilmedi.
Öte yandan, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla ilgili grup önerisini, gelecek hafta dört siyasi partinin ortaklaşa vereceği önergelerle bu konuda bir komisyon kurulacağını belirterek, geri çektiklerini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da Tahkim Merkezi kurulmasına ilişkin kanun tasarısının görüşmelerine devam ediliyor.
Tasarının tümü üzerinde HDP Grubu adına söz alan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, HDP'li yöneticiye yapılan saldırıyla ilgili AK Parti'ye yönelik eleştirilerde bulundu.
Sataşma üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Kaplan'ın heyecanla konuştuğunu, HDP'ye yapılan saldırıyı kınadıklarını, ayıp ve çirkin bir saldırı olduğunu kaydetti. HDP'nin meşru bir siyasi parti olduğunu ifade eden Bostancı, "Elbette bu kirli, arkasında nedenlerin ortaya çıkarılacağı olaya ilişkin iktidarın tavrı açıktır" dedi.
İktidara yönelik "bunları siz yapıyorsunuz, cesaretlendiriyorsunuz" tarzındaki yaklaşımı "siyasi nezaketle çok barışık bulmadığını" diye getiren Bostancı, "Cüretlendirme konusuna gelince, HDP'nin çağrısıyla yaşanan 6-7 Ekim'de olaylar çıktı, 1 Kasım'da yine çağrı yaptı ama bu sefer olay çıkmadı. 'HDP istediğinde olay çıkarıyor istediğinde mani mi oluyor?' diye soru geliyor insanın aklına" diye konuştu.
Bu konuşma üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "6-7 Ekim'le 1 Kasım arasındaki farkı en iyi sizin bilmeniz gerekiyor. 1 kasımda, 6-7 Ekim'de kıvılcımı yakan polis kurşunu olmadığı için olaylar gerçekleşmedi. 6-7 Ekim'de olaylar Varto'da bir gencin katledilmesiyle başladı. Madem bir iddianız var, bu olayların kronolojisine bakın. PM üyemize yönelik yapılan saldırıyı kınamanızı olumlu buluyoruz, saldırganın yakalanmasını anlamlı buluyoruz ama biz bu saldırının tek başına olduğunu düşünmüyoruz. Arka planını ortaya çıkarmak gibi bir sorumluluğunuz var" ifadelerini kullandı.
Baluken, HDP'nin hedef gösterilmesiyle bazı yanlışların yapıldığını kaydetti.
HDP'li Kaplan da "Haklı davalar heyecanla savunulur. Beni yeni mi tanıyorsunuz? Ben öyle 'mız mız' değilim. Yüreğiniz varsa 6-7 Ekim olaylarında 40'ın üzerinde insan yaşamını yitirdi, gelin hepsini ortaya çıkaralım" dedi.
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, MHP olarak uyuşmazlık ister yerli ister yabancı orijinli olsun, öncelikli tercihlerinin devlet yargısında çözüme kavuşturulması olduğunu kaydetti.
Bunun yanı sıra, yargıdaki yükün azaltılması adına bazı uyuşmazlıkların çözümü için yeni müesseseler oluşturulmasını da öngördüklerini belirten Başesgioğlu, "Bu nedenle, acilen yargının şu anda maalesef içinden geçmekte olduğu güven erozyonuna son verip, adil ve süratle işleyen bir yargı sisteminin tesis edilmesi gerekmektedir. Nitekim, ulusal yargıları sorunsuz işleyen ülkelerde alternatif uyuşmazlık yöntemlerine fazla rağbet edilmemektedir" dedi. Başesgioğlu, şunları söyledi:
"Tasarıda, İstanbul'da bağımsız ve özerk yapıya sahip, uluslararası alanda rekabet edebilecek kurumsal bir tahkim merkezinin oluşturulması amaçlandığı ifade edilmiştir. Ancak tasarı, bu özellikleri karşılamaktan uzaktır. Zira, bu tür kurumsal yapıların oluşumunda ve işleyişinde yürütmenin etkisi olmaması gerekir. Oysa tahkim merkezinin genel kurulunu oluşturan birleşenlere baktığımızda kuruluşların tamamı; kamu, kamu kuruluşu ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından oluşmaktadır.
Tasarıyla sadece merkezin kurumsal yapısı oluşturulmakta, uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak maddi kurallara yer verilmemektedir. Her ne kadar tahkim, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konular üzerinde olsa da kamu düzeni, genel ahlaka aykırılıklar gibi hangi konuların kapsam dışında olduğu belirtilmelidir. Bu haliyle tasarıda bir boşluk söz konusudur. İşleyişe ilişkin maddi kuralların tahkim merkezinde yapılacağı ifadesi merkeze düzenleyici hükümler yetkisi vermektedir. Yönetmelik bile çıkarma yetkisine sahip olmayacak merkeze neredeyse yasa yapma yetkisi verilmektedir. Bu eksikliğin giderilmesi için en azından tahkim yeri Türkiye'de ve yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun, iç tahkimde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, tahkim yeri yurt dışında ise Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde New York Sözleşmesi'yle Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un emredici hükümlerinin uygulanacağına dair atıfta bulunulmasını önermekteyiz.
Genel kurulda temsil edilecek kuruluş üyelerinin belirlenmesinde barolara ayrımcı, eşit olmayan bir seçim yöntemi öngörülmüştür. Bunun düzeltilmesini talep etmekteyiz."
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Soruşturmayı kapatması için İzmir Cumhuriyet Başasavcısına telefon ettin mi, etmedin mi?" diye soran CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, "(Gidin onu görevden alın) lafını benim söylediğimi ispat etmeyen namussuz ve şerefsizdir. Siz bu kürsüyü, Meclis'i kirletiyorsunuz" yanıtını verdi.
CHP'li Genç, TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da Tahkim Merkezi kurulmasına ilişkin kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmelerde, Adalet Bakanı Bozdağ'a, "Soruşturmayı kapatması için İzmir Cumhuriyet Başasavcısına telefon ettin mi, etmedin mi?" diye sordu.
Bunun üzerine Bakan Bozdağ, Genç'e "Yalan söylüyorsun" yanıtını verdi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bozdağ, Tahkim Merkezi'nin İstanbul'un finans ve ekonomi merkezi olması nedeniyle bu ilde kurulduğunu söyledi. "İstanbul'da kurmayıp da başka bir ilde kursaydık eksiklik olurdu" diyen Bozdağ, İstanbul'un dışında başka illerde de kurulması konusunda değerlendirme yapılabileceğini, ancak başka bir ilde kurulmasına pek ihtimal vermediğini söyledi.
Bozdağ, tahkim merkezlerinin genellikle, ekonomi ile ilgili güçlü irtibatı olan yerlerde kurulduğunu belirtti.
İstanbul Tahkim Merkezi'nin bütçesinin 1 yıl süreyle Başbakanlık'tan karşılanacağını, daha sonra kendi kendisini finanse edeceğini kaydeden Bozdağ, merkeze insanların gönüllü olarak müracaat edeceğini bildirdi.
Bakan Bozdağ, adli yargıda 12 bin 500, idari yargıda da bin 700 hakim ve savcının görev yaptığını söyledi.
Denetimli serbestlik konusunda şu anda bir çalışma olmadığını dile getiren Bozdağ, 270 bin civarında kişinin denetimli serbestlik kapsamında infazının gerçekleştirildiğini ifade etti. Yeni dönemde denetimli serbestlik uygulamasının nasıl daha verimli uygulanacağı konusunda çalışma yapacaklarını ifade eden Bozdağ, yasal düzenlemeye ihtiyaç olması halinde bunu Meclis'in önüne getireceklerini bildirdi.
Adalet Bakanı Bozdağ, denetimli serbestlikten, cezası bir yıldan az olanların yararlandığını, kamuoyunda bu süreyi artırmaya yönelik bir beklenti olduğunu söyledi. Bozdağ, "Şu anda denetimli serbestlik kapmasında, 18 ay hapis cezası alan kişi hiç içeride yatmıyor. İçeri giriyor, bir hafta kalıyor ve hemen dışarı çıkıyor. Bu sistemi daha iyi işler hale getirmek bakımından farklı alternatifler düşünülebilir ama bu süreyi artırmaya yönelik bir çalışma yok" dedi.
CHP'li Genç'i kastederek, "Kendi seviyesine uygun üslupla konuşan bir milletvekili var" diyen Bozdağ, "(Gidin onu görevden alın) lafını benim söylediğimi ispat etmeyen namussuz ve şerefsizdir. Ben hukuka sahip çıkan bir yaklaşım içinde oldum ama siz bu kürsüyü kirletiyorsunuz, Meclis'i kirletiyorsunuz. Yalanlara, iftiralara cevap vermiyorum" dedi.
Bakan Bozdağ, herkesin 17-25 Aralık olaylarına kendi penceresinden baktığını ifade ederek, "Düşünün ki bir iddia ortaya atılıyor, gazeteler bunu manşet yapıyor. Bunun doğru olup olmadığını benim bilme imkanım yok ama o manşet atılınca onu temizleyemiyorsunuz. Soruşturmayı başlatan bir savcı, takipsizlik kararını veren başka bir savcı. Soruşturmayı açan savcıya itimat ediyorsunuz ama takipsizlik kararını verene itimat etmiyorsunuz. Sonuçta ikisi de yargı kararıdır" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök "(Namusuzdur, şerefsizdir) sözleri yakışmamıştır. Bunların yeri burası olmamalıdır. Herkes konuşmasında belli seviyeyi korumak zorunda" dedi.
CHP'li Genç de yeniden söz alarak, "İzmir Cumhuriyet Başsavcısını aradın mı aramadın mı?" diye sordu.
Genç'e yanıt veren Bekir Bozdağ, "Benim üslubumu bu Parlamento bilir. Hiç kimse 'küfür, hakaret, iftira, yalan söylüyor' gibi bir şeyi bana söyleyemez. Benim söylediklerim ortada. Ben İzmir Başsavcısına telefon etmediğimi söylemedim. Telefon ettiğimi bizzat ben söyledim. 'Git o savcıyı görevden al, belgeleri yok et' diye bir cümle söylemedim. Bu cümleyi söylediğimi iddia edenler bunu ispat etmezlerse namussuzdur, şerefsizdir. Ama siz çıktınız yine yalan söylüyorsunuz" diye konuştu.
Hasta odaklı uzmanlık eğitimi alan eczacıların yetiştirilmesine yönelik Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da Tahkim Merkezi kurulmasına dair tasarının görüşmeleri yarım bırakılarak, uzman eczacı yetiştirilmesine teklifin görüşmelerine geçildi.
Kabul edilen kanuna göre, eczacılığın herhangi bir uzmanlık dalında uzman olmak ve unvanı ilan edebilmek için Sağlık Bakanlığı'nca kabul ve ilan edilen Türkiye eğitim kurumlarınca verilmiş veya yabancı memleketlerin eğitim kurumlarından biri tarafından tasdik edilmiş ve Sağlık Bakanlığı'nca tescil olunmuş bir uzmanlık belgesini haiz olunacak.
Eczacılıkta uzmanlık eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak "eczacılıkta uzmanlık sınavı" ile girilecek.
Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi "Eczacılıkta Uzmanlık Kurulu" tarafından belirlenecek.
Kanunla, 56 kadro ihdas ediliyor.
Teklifin yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi 11 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, Konya-Akşehir-Isparta karayolunda meydana gelen trafik kazası hakkında yaptığı gündemdışı konuşmada, "kazada 18 fakirin hayatını kaybettiğini, 26 fakirin de ağır bir şekilde yaralandığını" söyledi.
"Bu kaza değil, faciadır, katliamdır" diyen Bal, bölgede yaşanan köle ve taşeron işçiliğinin, bu kazanın sonucunu doğurduğunu kaydetti.
CHP Sivas Miletvekili Malik Ecder Özdemir, Kangal Termik Santrali'nden çıkarılan işçilerin durumu, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz da aile dostu politikalar hakkında gündemdışı konuştu.
AK Parti, CHP, MHP ve HDP'nin grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'ya postallarıyla girmesini protesto etti.
AK Parti Grup Başkanvekili Belma Satır, Gazze'de ve Mescid-i Aksak'da yaşanan olayları büyük bir üzüntü ile takip ettiklerini kaydederek, "Mescid-i Aksa İslam dini için çok önemli bir makamdır, bu mekana yönelik saldırı İslam dünyası için vahşettir. Mescid-i Aksa'ya yönelik bu şiddet olayının bir an önce sona ermesini ve uluslararası toplumun bununla ilgilenmesini diliyorum" dedi.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik hoyratça tavrını, oradaki Müslümanların bütün duygularının incinmesine neden olacak bu tavrının kabul edilemeyeceğini ifade ederek, "Hangi dinden olursa olsun, herkesin farklı dindeki insanların ibadet yerlerine saygı göstermesi gerekir. Müslümanlar için kutsal olan bir mekana yönelik böyle bir saldırıyı kınıyorum" diye konuştu.
MHP Grup Başkanvekili Yusuf Halaçoğlu ise İsrail askerlerinin kutsal mekan olan Mescid-i Aksa'ya postallarıyla girmesini şiddetle kınadıklarını belirterek, "Başka inançlara saygı göstermeyenlere saygı gösterilmez. İsrail askerlerinin bu hareketi başkaca çatışmalara neden olabilir. Bundan sonra Yahudilere yönelik bir hareket olması durumunda bunun sorumlusunun İsrail olacağını belirtiyoruz" dedi.
HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken de Gazze'ye yönelik insanlık dışı saldırılarını sürdüren İsrail'in, dün sabah Filistin'e yeni bir saldırı başlattığını, bu saldırının hedefinin de Mescid-i Aksa olduğunu belirterek, "Mescid-i Aksa'ya giren, Filistin halkına yönelik gazla öldürücü hamle yapan İsrail'i kınıyoruz. Bu saldırıyı hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Mazlum Filistin halkının davasında sonuna kadar yanındayız" dedi.
Bugünün YÖK'ün kuruluş yıldönümü olduğunu ifade eden Baluken, 1980 askeri darbesinin, özgür düşünce üzerinde demir yumruk işlevi görsün diye kurduğu YÖK'ün kaldırılması gerektiğini söyledi.
Baluken, MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin 6-7 Ekim olayları ile ilgili yaptığı açıklamada kullandığı, "HDP bunun bedelini ödemek zorundadır, bu yanlarına kar kalmayacaktır. Bunlar giderek Anadolu'yu işgal eden çapulculara dönmeye başladılar" sözleriyle partisine hakaret ettiğini belirterek, "Bir siyasi partiye yönelik bu tehditleri, ağır hakaretleri, çirkin benzetmeleri hiçbir şekilde kabul etmiyoruz, şiddetle kınıyoruz. Bu konuda gerekli hukuki işlemleri başlattık" diye konuştu.
CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz'in, dört eski bakanla ilgili Meclis Soruşturma Komisyonu üyeliğinden istifası milletvekillerinin bilgisine sunuldu.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Atatürk'e karşı büyük bir sistematik saldırı ile karşı karşıya olunduğunu belirtirken, AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay ise "Atatürk ve Cumhuriyet meselesi üzerinden artık size ekmek yok, başka yere bakın, bu kapı çoktan kapandı" dedi.
CHP, Danışma Kurulu'nda anlaşma sağlanamadığından, ulusal değerlere medya yoluyla gerçekleştirilen saldırıları önlemek amacıyla verilen araştırma önergesinin bugün görüşülmesi önerisini Genel Kurul'a getirdi.
CHP'li Tezcan, "Günümüzde Atatürk'e karşı büyük bir saldırı ile karşı karşıyayız, bu sistematik bir saldırıdır" dedi.
Atatürk'le başlayan modernleşme hareketinin yok edilmek istendiğini belirten Tezcan, "Devleti yönetenler dahil olmak üzere, 'Kürt sorunu konuşuluyor, sorumlusu Atatürk, inanç özgürlüğü konuşuluyor sorumlusu Atatürk.' Bu ülkeye en büyük eserleri bırakan büyük mimar Sinan'ın eserleri, 1950-1960 yılları arasında yıkıldı. Ama bunlar olmamış gibi, yalan ve iftira üzerinde ideolojik bir saldırı ile karşı karşıyayız" dedi.
Tezcan, "Bir Suriye ve Irak'ta yaşananlara bakın bir de Türkiye'de yaşananlara bakın. Eğer bugüne kadar biz kendi içimizde etnik çatışmaların kurbanı olmadan, 90 yıldan bu yana ayakta durabilmişsek, bu, Atatürk milliyetçiliğinin hiç bir etnik gruba ayırım tanımayan politikasının sonucudur. 90 yıldan bu yana mezhep çatışmalarının parçası olmamış isek, bu Atatürk'ün ve onun kadrolarının, laik Cumhuriyet anlayışının ürünüdür" diye konuştu.
Atatürk Orman Çiftliği'nin (AOÇ) simge olduğunu, AOÇ'nin Atatürk'ün mülkü olmadığını, milletin mülkü olduğunu, Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin işareti olduğunu kaydeden Tezcan, AK Parti'nin bunları anlamadığını, "oradaki ormanları keserek mahkeme kararlarına aykırı olarak oraya 1.5 milyar TL'ye, bin odalı kaçak saray yaptırdığını" ileri sürdü. Tezcan, "Türkiye'nin Cumhurbaşkanı kaçak binada oturuyor. Oraya dikilen bin odalı kaçak saray, üretmeden tüketen Türkiye'nin sonucudur. Kral hazretleri çıkıyor, balkonda sigara içen kişiden rahatsız oluyor. Balkonda, açık havada sigara içilmesine rağmen oraya hemen 6 bin lira ceza kesiliyor. Krala secde etme dönemi bitti, hiç kimse kralın kulu değil" sözlerini sarfetti.
AK Parti Elazığ Milletvekili Şuay Alpay, CHP'ye, "Atatürk ve Cumhuriyet meselesi üzerinden artık size ekmek yok, başka yere bakın, bu kapı çoktan kapandı. Polemik meselesi yaptığınız ve sürekli tükettiğiniz bir mesele üzerinden artık size ekmek çıkmayacak" diye seslendi.
Siyasetin değerler üzerinden yapılan bir iş olduğunu belirten Alpay, AK Parti'nin iktidarı devraldığı günden itibaren milletin değerlerine sahip çıktığını ve ona göre program çizerek yoluna devam ettiğini söyledi.
Alpay, kimsenin Atatürk ve Cumhuriyetin değerlerine hakaret edemeyeceğini ifade ederek, "Bir konuşmacı bir televizyon kanalında görüşlerini ifade ederken hukuk dışına çıkıyorsa, suç oluşturan fiiller işliyorsa, bunun sonucu bellidir. Türkiye bir hukuk devletidir. Adaletin uygulanması konusunda gerekli adımlar atılır, savcılar gerekli takibatları yapacaktır" dedi.
RTÜK'ün bu konuyla ilgili toplantı yaptığını, ancak CHP'li üyeler katılmadığı için karar yeter sayısına ulaşılamadığını kaydeden Alpay, RTÜK'ün üzerine düşen görevi yerine getireceğini söyledi.
Sataşma gerekçesiyle kürsüye gelen CHP'li Tezcan, AK Parti kontenjanından RTÜK'e gidenlerin bu olayla ilgili cezanın hafifletilmesi yönünde görüş belirttiklerini ifade ederek, "CHP'yi suçlamayın. Biz Atatürk'ten ekmek çıkarma peşinde değiliz, onun ekmeğini 77 milyon insan yiyor" karşılığını verdi.
Bu arada, MHP'nin, pamuk çiftçisinin ithalattan kaynaklanan sıkıntılarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün ele alınması önerisi Genel Kurul'da kabul edilmedi.
Öte yandan, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla ilgili grup önerisini, gelecek hafta dört siyasi partinin ortaklaşa vereceği önergelerle bu konuda bir komisyon kurulacağını belirterek, geri çektiklerini kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da Tahkim Merkezi kurulmasına ilişkin kanun tasarısının görüşmelerine devam ediliyor.
Tasarının tümü üzerinde HDP Grubu adına söz alan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, HDP'li yöneticiye yapılan saldırıyla ilgili AK Parti'ye yönelik eleştirilerde bulundu.
Sataşma üzerine söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Kaplan'ın heyecanla konuştuğunu, HDP'ye yapılan saldırıyı kınadıklarını, ayıp ve çirkin bir saldırı olduğunu kaydetti. HDP'nin meşru bir siyasi parti olduğunu ifade eden Bostancı, "Elbette bu kirli, arkasında nedenlerin ortaya çıkarılacağı olaya ilişkin iktidarın tavrı açıktır" dedi.
İktidara yönelik "bunları siz yapıyorsunuz, cesaretlendiriyorsunuz" tarzındaki yaklaşımı "siyasi nezaketle çok barışık bulmadığını" diye getiren Bostancı, "Cüretlendirme konusuna gelince, HDP'nin çağrısıyla yaşanan 6-7 Ekim'de olaylar çıktı, 1 Kasım'da yine çağrı yaptı ama bu sefer olay çıkmadı. 'HDP istediğinde olay çıkarıyor istediğinde mani mi oluyor?' diye soru geliyor insanın aklına" diye konuştu.
Bu konuşma üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken, "6-7 Ekim'le 1 Kasım arasındaki farkı en iyi sizin bilmeniz gerekiyor. 1 kasımda, 6-7 Ekim'de kıvılcımı yakan polis kurşunu olmadığı için olaylar gerçekleşmedi. 6-7 Ekim'de olaylar Varto'da bir gencin katledilmesiyle başladı. Madem bir iddianız var, bu olayların kronolojisine bakın. PM üyemize yönelik yapılan saldırıyı kınamanızı olumlu buluyoruz, saldırganın yakalanmasını anlamlı buluyoruz ama biz bu saldırının tek başına olduğunu düşünmüyoruz. Arka planını ortaya çıkarmak gibi bir sorumluluğunuz var" ifadelerini kullandı.
Baluken, HDP'nin hedef gösterilmesiyle bazı yanlışların yapıldığını kaydetti.
HDP'li Kaplan da "Haklı davalar heyecanla savunulur. Beni yeni mi tanıyorsunuz? Ben öyle 'mız mız' değilim. Yüreğiniz varsa 6-7 Ekim olaylarında 40'ın üzerinde insan yaşamını yitirdi, gelin hepsini ortaya çıkaralım" dedi.
MHP Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Murat Başesgioğlu, MHP olarak uyuşmazlık ister yerli ister yabancı orijinli olsun, öncelikli tercihlerinin devlet yargısında çözüme kavuşturulması olduğunu kaydetti.
Bunun yanı sıra, yargıdaki yükün azaltılması adına bazı uyuşmazlıkların çözümü için yeni müesseseler oluşturulmasını da öngördüklerini belirten Başesgioğlu, "Bu nedenle, acilen yargının şu anda maalesef içinden geçmekte olduğu güven erozyonuna son verip, adil ve süratle işleyen bir yargı sisteminin tesis edilmesi gerekmektedir. Nitekim, ulusal yargıları sorunsuz işleyen ülkelerde alternatif uyuşmazlık yöntemlerine fazla rağbet edilmemektedir" dedi. Başesgioğlu, şunları söyledi:
"Tasarıda, İstanbul'da bağımsız ve özerk yapıya sahip, uluslararası alanda rekabet edebilecek kurumsal bir tahkim merkezinin oluşturulması amaçlandığı ifade edilmiştir. Ancak tasarı, bu özellikleri karşılamaktan uzaktır. Zira, bu tür kurumsal yapıların oluşumunda ve işleyişinde yürütmenin etkisi olmaması gerekir. Oysa tahkim merkezinin genel kurulunu oluşturan birleşenlere baktığımızda kuruluşların tamamı; kamu, kamu kuruluşu ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından oluşmaktadır.
Tasarıyla sadece merkezin kurumsal yapısı oluşturulmakta, uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak maddi kurallara yer verilmemektedir. Her ne kadar tahkim, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konular üzerinde olsa da kamu düzeni, genel ahlaka aykırılıklar gibi hangi konuların kapsam dışında olduğu belirtilmelidir. Bu haliyle tasarıda bir boşluk söz konusudur. İşleyişe ilişkin maddi kuralların tahkim merkezinde yapılacağı ifadesi merkeze düzenleyici hükümler yetkisi vermektedir. Yönetmelik bile çıkarma yetkisine sahip olmayacak merkeze neredeyse yasa yapma yetkisi verilmektedir. Bu eksikliğin giderilmesi için en azından tahkim yeri Türkiye'de ve yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun, iç tahkimde de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun, tahkim yeri yurt dışında ise Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde New York Sözleşmesi'yle Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un emredici hükümlerinin uygulanacağına dair atıfta bulunulmasını önermekteyiz.
Genel kurulda temsil edilecek kuruluş üyelerinin belirlenmesinde barolara ayrımcı, eşit olmayan bir seçim yöntemi öngörülmüştür. Bunun düzeltilmesini talep etmekteyiz."
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Soruşturmayı kapatması için İzmir Cumhuriyet Başasavcısına telefon ettin mi, etmedin mi?" diye soran CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç'e, "(Gidin onu görevden alın) lafını benim söylediğimi ispat etmeyen namussuz ve şerefsizdir. Siz bu kürsüyü, Meclis'i kirletiyorsunuz" yanıtını verdi.
CHP'li Genç, TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da Tahkim Merkezi kurulmasına ilişkin kanun tasarısının tümü üzerindeki görüşmelerde, Adalet Bakanı Bozdağ'a, "Soruşturmayı kapatması için İzmir Cumhuriyet Başasavcısına telefon ettin mi, etmedin mi?" diye sordu.
Bunun üzerine Bakan Bozdağ, Genç'e "Yalan söylüyorsun" yanıtını verdi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bozdağ, Tahkim Merkezi'nin İstanbul'un finans ve ekonomi merkezi olması nedeniyle bu ilde kurulduğunu söyledi. "İstanbul'da kurmayıp da başka bir ilde kursaydık eksiklik olurdu" diyen Bozdağ, İstanbul'un dışında başka illerde de kurulması konusunda değerlendirme yapılabileceğini, ancak başka bir ilde kurulmasına pek ihtimal vermediğini söyledi.
Bozdağ, tahkim merkezlerinin genellikle, ekonomi ile ilgili güçlü irtibatı olan yerlerde kurulduğunu belirtti.
İstanbul Tahkim Merkezi'nin bütçesinin 1 yıl süreyle Başbakanlık'tan karşılanacağını, daha sonra kendi kendisini finanse edeceğini kaydeden Bozdağ, merkeze insanların gönüllü olarak müracaat edeceğini bildirdi.
Bakan Bozdağ, adli yargıda 12 bin 500, idari yargıda da bin 700 hakim ve savcının görev yaptığını söyledi.
Denetimli serbestlik konusunda şu anda bir çalışma olmadığını dile getiren Bozdağ, 270 bin civarında kişinin denetimli serbestlik kapsamında infazının gerçekleştirildiğini ifade etti. Yeni dönemde denetimli serbestlik uygulamasının nasıl daha verimli uygulanacağı konusunda çalışma yapacaklarını ifade eden Bozdağ, yasal düzenlemeye ihtiyaç olması halinde bunu Meclis'in önüne getireceklerini bildirdi.
Adalet Bakanı Bozdağ, denetimli serbestlikten, cezası bir yıldan az olanların yararlandığını, kamuoyunda bu süreyi artırmaya yönelik bir beklenti olduğunu söyledi. Bozdağ, "Şu anda denetimli serbestlik kapmasında, 18 ay hapis cezası alan kişi hiç içeride yatmıyor. İçeri giriyor, bir hafta kalıyor ve hemen dışarı çıkıyor. Bu sistemi daha iyi işler hale getirmek bakımından farklı alternatifler düşünülebilir ama bu süreyi artırmaya yönelik bir çalışma yok" dedi.
CHP'li Genç'i kastederek, "Kendi seviyesine uygun üslupla konuşan bir milletvekili var" diyen Bozdağ, "(Gidin onu görevden alın) lafını benim söylediğimi ispat etmeyen namussuz ve şerefsizdir. Ben hukuka sahip çıkan bir yaklaşım içinde oldum ama siz bu kürsüyü kirletiyorsunuz, Meclis'i kirletiyorsunuz. Yalanlara, iftiralara cevap vermiyorum" dedi.
Bakan Bozdağ, herkesin 17-25 Aralık olaylarına kendi penceresinden baktığını ifade ederek, "Düşünün ki bir iddia ortaya atılıyor, gazeteler bunu manşet yapıyor. Bunun doğru olup olmadığını benim bilme imkanım yok ama o manşet atılınca onu temizleyemiyorsunuz. Soruşturmayı başlatan bir savcı, takipsizlik kararını veren başka bir savcı. Soruşturmayı açan savcıya itimat ediyorsunuz ama takipsizlik kararını verene itimat etmiyorsunuz. Sonuçta ikisi de yargı kararıdır" diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök "(Namusuzdur, şerefsizdir) sözleri yakışmamıştır. Bunların yeri burası olmamalıdır. Herkes konuşmasında belli seviyeyi korumak zorunda" dedi.
CHP'li Genç de yeniden söz alarak, "İzmir Cumhuriyet Başsavcısını aradın mı aramadın mı?" diye sordu.
Genç'e yanıt veren Bekir Bozdağ, "Benim üslubumu bu Parlamento bilir. Hiç kimse 'küfür, hakaret, iftira, yalan söylüyor' gibi bir şeyi bana söyleyemez. Benim söylediklerim ortada. Ben İzmir Başsavcısına telefon etmediğimi söylemedim. Telefon ettiğimi bizzat ben söyledim. 'Git o savcıyı görevden al, belgeleri yok et' diye bir cümle söylemedim. Bu cümleyi söylediğimi iddia edenler bunu ispat etmezlerse namussuzdur, şerefsizdir. Ama siz çıktınız yine yalan söylüyorsunuz" diye konuştu.
Hasta odaklı uzmanlık eğitimi alan eczacıların yetiştirilmesine yönelik Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu'nda, İstanbul'da Tahkim Merkezi kurulmasına dair tasarının görüşmeleri yarım bırakılarak, uzman eczacı yetiştirilmesine teklifin görüşmelerine geçildi.
Kabul edilen kanuna göre, eczacılığın herhangi bir uzmanlık dalında uzman olmak ve unvanı ilan edebilmek için Sağlık Bakanlığı'nca kabul ve ilan edilen Türkiye eğitim kurumlarınca verilmiş veya yabancı memleketlerin eğitim kurumlarından biri tarafından tasdik edilmiş ve Sağlık Bakanlığı'nca tescil olunmuş bir uzmanlık belgesini haiz olunacak.
Eczacılıkta uzmanlık eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak "eczacılıkta uzmanlık sınavı" ile girilecek.
Uzmanlık dallarının eğitim müfredatları ve bu müfredatlara göre uzmanlık dallarının temel uygulama alanları ile görev ve yetkilerinin çerçevesi "Eczacılıkta Uzmanlık Kurulu" tarafından belirlenecek.
Kanunla, 56 kadro ihdas ediliyor.
Teklifin yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, birleşimi 11 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
