2015-01-08 - 14:48
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ilk üç maddesi TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyeti Kanunu, Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Kanunu Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı?nın TBMM İçişleri Komisyonu?nda görüşülmesine başlandı.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan tasarının anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla önerge verdiler.
Tasarının hukuk devletine aykırı olduğunu, valilere olağanüstü hal yetkileri verildiğini ifade eden Türkoğlu, "Devletin kurumlarını niye birbirine düşürüyoruz? Kurumların karşı karşıya getirilmesinden kim kazanır?" diye sordu.
Anayasaya aykırılık önergesinin reddedilmesinin ardından tasarının geneli üzerindeki görüşmelere geçildi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, milletvekili seçildiklerinde Anayasa?ya bağlı kalacaklarına namus ve şerefleri üzerine yemin ettiklerini anımsatarak, "Anayasa ile kendisini bağlı hissetmeyen, hatta Anayasa?yı kendisine bağlayan tasarı, bizim namus ve şerefimizi tartışılır hale getirir mi getirmez mi? Buradaki akıl bali herkes tasarının anayasaya aykırı olduğunu biliyor" dedi.
Paralel yapı gerekçesiyle polis okullarının kapatılacağını anlatan Yeniçeri, şunları söyledi:
"Bu çocukların içine düşeceği psikolojiyi, devlete tepkisini ve bunun uzun vadede ortaya çıkaracağı sorunları düşünüyor musunuz? Yasanın faturasını AKP?li kesim ağır şekilde ödeyecektir" dedi.
Çözüm sürecini de eleştiren Yeniçeri, Cizre?de terör örgütü bayrağının dikildiğini, güvenlik güçlerinin elinin kolunun bağlandığını savundu. Yeniçeri, hükümetin terörle mücadele etmediğini, müzakere ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Savaşsa savaş, kansa kan. Egemenlik bağımsızlık, toprağın bütünlüğü yalvar yakar sağlanamaz, iradeyle, güçle sağlanır. Anormal taviz veriyorsunuz. Askeri, jandarmayı, bayrağı, devleti rezil ettiniz. Yarın Türk milletini dağa çıkaracaksınız. Millet dağa çıktığında onları etkisiz bırakmak için bu yasaları çıkarıyorsunuz. Yasa, terör örgütüyle mücadele için değil, orada kurulacak ortak düzen sonrası o düzene karşı çıkacaklara karşı getiriliyor."
Bu sırada İçişleri Bakanı Efkan Ala, Yeniçeri?ye, "Bu sözleri yanlışlıkla söylediğinizi düşünüyorum" dedi, Yeniçeri ise "Ben bir tehdit ve tehlikeye dikkat çekiyorum. Bu tepkinin dozunu şartlar belirleyecektir" ifadesini kullandı.
Tasarının özgürlükleri ve hukuku ortadan kaldıracağını öne süren Yeniçeri, "Sıkıyönetim bu yasayla ilan edilmeden uygulamaya sokulmaktadır" diye konuştu.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ da valilere verilen yetkilerin hukuk dışı olduğunu söyledi.
İktidarın tasarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını tamamen kullanılamaz hale getirdiğini ifade eden Serindağ, silah kullanma yetkisinin genişletildiğini, özgürlüklerin adım adım kısıtlandığını savundu.
Serindağ, ruhsatsız tabanca bulundurmanın cezasının 1 yıl, sapan bulundurmanın cezasının 2,5 yıl olduğunu belirterek, "Böyle orantısızlık olur mu?" dedi.
Devlet içinde her türlü yapılanmaya karşı olduklarının altını çizen Serindağ, ancak Gülen cemaatini esas alarak yapılan düzenlemelerin yanlış olduğunu, ülkenin ihtiyacı neyse ona göre düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.
Tasarının polis okullarının ve güvenlik bilimleri fakültesinin kapatılmasını öngördüğünü anımsatan Serindağ, "Askeri liseleri de kapatacak mısınız?" diye sordu.
Serindağ, güvenlik birimlerinin siyasallaşmasının ülkenin hayrına olmadığını ifade ederek, jandarmayla ilgili düzenlemelerin tümüyle tasarıdan çıkarılmasını istedi. İl jandarma komutanının atanma yetkisinin,Jandarma Genel Komutanı?nın önerisi alınmadan İçişleri Bakanı?na verilmesinin yönetim tekniğine aykırı olduğunu dile getiren Serindağ, "Demokrasi kurumlar ve kurallar rejimidir. Kurumlarla bu kadar oynamayın" dedi.
Serindağ, tasarının geri çekilmesini ve yeni döneme bırakılmasını önerdi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise tasarının güvenlikle ilgili bölümlerine karşı olduklarını dile getirerek, "Konjonktüre göre yasa yaparsanız sadece Anayasa'yı ihlal etmez, ülkenin geleceğiyle oynarsınız" diye konuştu.
Ülkenin çözüm sürecinden geçtiğini ifade eden Kaplan, Yeniçeri'nin sözlerine tepki göstererek, "Bu nasıl şiddet dilidir. Meclis çatısı altında böyle bir söylem olur mu?" dedi.
Belli kesimlerin sürekli Cizre?yi gündeme getirdiğini belirten Kaplan, "Bu sorun çözüldü. Artık orada hendek kazma yok. Kamu düzeni sağlandıktan sonra bazı yerlere bağlı serseri mayınlar rahat durmuyor. Özel timin içine dikkat edin Sayın Bakan. Emniyette ne hilal bıyıklı ne badem bıyıklı ne sol bıyıklı ne IŞİD sakalı istiyoruz. Devletin, halkın polisi olmak istiyorsanız, bir ideolojiyi dışa vuramazsınız" diye konuştu. Kaplan, ABD senatosunda yaptıkları bir çalışmada oradaki milletvekillerinin "Hasip Bey Cizre'ye dikkat edin" dediğini ve paralel güçlere isim vererek dikkat çektiklerini anlattı.
Valilerin yetkilerinin artırılmasına karşı çıkan Kaplan, "Seçilmişin üstüne valiyi koyamazsınız. Valiyi, büyükşehir belediye başkanının üstüne koyarsanız isyan ederiz. Türkiye'nin açık cezaevine, sıkıyönetime götürülmesine karşıyız. Güzel günler göreceğiz derken karanlık tablo çizmeyin" dedi.
Söz isteyen MHP Osmaniye Milletvekili Türkoğlu, "Özcan Hoca gidişle ilgili tehlikeden bahsetti. Meclis'te şiddet dili kullanılmamalıdır. Kobani eylemlerinde 50 insanın öldürülmesi şiddettir" diye konuştu.
Kaplan da Kobani eylemlerindeki 40 ölümün arkasında polis, jandarma, ırkçıların olduğunu ispatlayacak durumda olduklarını öne sürdü.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelere, verilen öğle yemeği arasından sora devam edilecek.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, AK Parti?nin özgürlük vaadiyle iktidara geldiğini ancak tasarının Anayasal özgürlükleri ortadan kaldırdığını savundu.
Düzenlemeyle çok sayıda emniyet müdürünün emekli edileceğini, öğrencilerin Polis Koleji ve Güvenlik Bilimleri Akademisi'nden ilişiklerinin kesileceğini anlatan Erdoğan, ?Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etse bile hükmü yok. Anayasa Mahkemesinin kararlarının geriye yürümezliğinden iktidar sürekli istifade ediyor? diye konuştu.
Erdoğan, İl jandarma komutanlarını İçişleri Bakanı?nın atamasının öngörüldüğünü belirterek, ?Bulunduğu il ve ilçede AK Parti teşkilatlarıyla iyi geçinmeyen her asker artık bavulunu hazır etmeli? dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, tasarının Türkiye?yi temel hak ve özgürlükler açısından çok geriye götüreceğini savundu.
Tasarının kamu düzenini sağlamak için getirildiğinin söylenmemesini isteyen Türkoğlu, ?Tasarıyı, ?yolsuzluk ve rüşvetle ilgili toplumdan yükselecek itirazları sindirmek için; bölücülerin olduğu ortamda hükümet tarafından verilen müsaadeye itiraz edenleri susturmak ve sindirmek için çıkarıyoruz? deyin? dedi.
Hükümetin uygulamalarını beğenmeyen ve eleştirenlerin ?darbeci? olarak nitelenmesini kabul etmediklerini vurgulayan Türkoğlu, ?Biz hükümeti eleştiriyoruz, darbeci değiliz. Bu ifadeyi kabul etmiyoruz. Darbenin karşısındayız. 27 Nisan bildirisine imza atan paşaya madalya verenler bu tasarının arkasında? diye konuştu.
Paralel yapıyla mücadeleyi de eleştiren Türkoğlu, geçmişte hükümetin Gülen Cemaatiyle işbirliği yaptığını söyledi. Türkoğlu, ?Bu durumda hükümetin yaptığı en azından yardım ve yataklıktır. Hükümet kurtlarla beraber olmuş sürüye saldırmış, şimdi çobanla beraber olmuş ağlıyor? dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ise hukukun üstünlüğü varsa gösteri yapanları anlamak gerektiğini söyledi.
Kamu düzeni gerekçesiyle getirilen tasarıda, faşist rejimlerde görülebilecek düzenlemeler yer aldığını savunan Dinçer, ?İnsanlar hoşunuza gitmiyor diye şiddet uyguluyorsanız ?demokratım? demenizin hiçbir anlamı olmayacak. Paket yasalaşırsa iktidara muhalefet etmeye kalkan herkes ağır cezalara muhatap olabilecek? dedi.
Tasarının bazı temel hakları güvenceye alan Anayasa?ya aykırı olduğunu öne süren Dinçer, ?Tasarıda ?10 numara polis devleti? dedirtecek değişiklikler var. Protesto eylemleri tutuklama nedeni oluyor. Hükümeti rahatsız eden her toplu gösteriye katılanlar tutuklanabilecek? dedi.
Dinçer, iktidarın tümüyle nüfuz edeceği yeni jandarma ve sahil güvenlik kadroları oluşturulacağını da savunarak, bu güvenlik güçlerinin meslek gerekleri yerine siyasi davranış eğilimine gireceğini, teşkilatlarda bölünmeler meydana geleceğini iddia etti.
Polis müdürlerinin bir an evvel tasfiye edileceğini de belirten Dinçer, bundan sonra sınavla amir atanacak olmasının hakkaniyete sığmadığını ifade etti.
Hükümetin çiftçiyi, memuru, esnafı, emekliyi defterden sildiğini ifade eden Dinçer, ?Bundan sonra hakkını arayan milyonlar susturulmak isteniyor. Yapılan zorbalıktır, halkı yok sayan ortaçağ zihniyetine götürmek isteyen zihniyettir? diye konuştu.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan da tasarının özgürlükleri ciddi anlamda kısıtladığını ifade ederek, iktidar milletvekillerine ?Neden bu tasarıdan rahatsız değilsiniz? İnsanımızı teba olarak gördüğünüz için mi?? diye seslendi.
İktidarın doğu ve güneydoğudaki paralel yapıyla mücadele etmesi gerektiğini dile getiren Özcan, ?Terörle müzakere ederken terörle mücadele için bu yasayı çıkarıyoruz derseniz kargalar bile güler? dedi.
Kolluk güçlerine aşırı yetki verildiğini anlatan Özcan, ?Gezi eylemlerindekiler sokağa çıkarsa ve yüzünü kapatırsa derdest edeceksiniz, terör örgütü yandaşları kapatırsa onlara dokunmayacaksınız? diye konuştu.
Özcan, valilere adli yetki verilmesinin de telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Ala, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM İçişleri Komisyonu'ndaki görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.
Türkiye'nin hem kaliteli güvenlik hizmetine hem de vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini kullanabileceği ortamı bulmasına ihtiyacı olduğunu ifade eden Ala, devletin sadece temel hak ve özgürlükleri kullanma değil, geliştirme imkanını da sağlaması gerektiğini söyledi.
Ala, vatandaşın mal ve canını korumak, hak ve özgürlüklerini garanti altına almak için düzenlemeler yaptıklarını belirtti.
Kurumların zamanla reforma ihtiyacı olduğunu dile getiren Ala, "Sistemin kodlarıyla hareket ettiğimizde çizdiği sınır var, sistemin açıkları var. Onları değiştirerek yola devam etmezseniz bir müddet sonra o sizi değiştirerek bitiriyor" diye konuştu.
Jandarma teşkilatında İçişleri Bakanı ve valilere verilen yetkilerin eleştirildiğini anımsatan Ala, jandarma teşkilatıyla Sahil Güvenlik Komutanlığı?nın Türkiye?de yüzde 95,2, emniyetin yüzde 4,8?lik alanı kontrol ettiğini kaydetti.
Böylesine büyük alanı kontrol eden teşkilatın zaman zaman yeni düzenlemelere ihtiyaç duyabileceğini ifade eden Ala, şöyle devam etti:
"Jandarma teşkilatının işinin yüzde 90?a yakını mülki idareyi ilgilendiren asayiş ve güvenlik hizmetidir. Az kısmı adli işlemdir, çok az bir kısmı da askeridir. Fakat bütün değerlendirmeler askeri görevler üzerinden yapılır. Bu jandarma için de büyük haksızlık. Asayiş hizmeti verin ama terfinizde çok fazla katkısı olmasın. TSK?da askeri değerlendirme ağırlıklı oluyor. Bu düzenlemeler gecikmiş düzenlemelerdir. Bu, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli için de geçerli.
Bağlı kuruluşlarda bazı şeyleri yasalarda yazmaya gerek yok. Orası teklif eder. Jandarmayla ilgili düzenlemeyi, atamayı, tabiatı gereği Jandarma Genel Komutanı?nın teklifiyle yaparsınız, bakan da onaylar. Şu anda atamaların tamamı bakana gelmeden Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılıyor. Bizim getirdiğimiz, illerde valilere, merkezde bakana yetki veriyoruz. Benim sorumluluğum gereği yetkilerle donatılmam gerekmez mi? Bu aslında geç kalmış, Türkiye?nin gündeminden çıkmış olması gereken bir konudur. AB ilerleme raporlarında sivil idarenin yeterli etkinliğe kavuşturulması için yasal düzenlemelerin yapılmaması eleştiri konusuydu. Bu da giderilecektir. Bu jandarma için de bir sorundur. İşi tanımlamak, netleştirmek gerekir ki sorumluluk, yetki belli olsun ve insanlar görevlerini gönül rahatlığı içinde yapsınlar.
Kurumsal geleneklerimiz köklü. Bugüne kadar yürüdüyse iyi niyetle yürüyor. Dernek yönetmiyoruz, devlet yönetiyoruz. Devlette kurallar, yaptırımlar, ödüllendirmeler olur. Oradakilerin iyi niyetine terkedilemeyecek kadar önemli görevlerdir. Biz de bu düzenlemelerle bir adım öteye götürerek, kurallara bağlıyoruz. Diğer bakanlıklardaki ve teşkilatlarındaki düzenlemelerin aynısı söz konusu.
Siyaset duruma vaziyet etmezse, iradesini tam olarak ortaya koymazsa o zaman kurumlar siyasallaşır. Tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur. Karar verecek olan, talimat verecek olan siyasettir. Siyaset bu mekanizmalara sahip değilse, o zaman siyasal hareketler başgösterir. Bunları kurum ve kural olarak siyasete vermezseniz o zaman kurumlar bunu kendi kendine üretmeye başlar. Bunu siyaset mi yapmalı? O zaman temel soru, ülkeyi kimin yöneteceği. Halk seçtikleri aracılığıyla yönetecek. O irade teşekkül ettikten sonra idareye yetki ve görev verilecektir."
Ala, emniyet teşkilatına polisleri üniversitelerden alacaklarını belirterek, emniyet müdürleri için "amir eğitim merkezi" kurulacağını ve ardından terfi düzenlemeleri yapılacağını söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Ala'ya, "Jandarma Genel Komutanı'ndan teklif gelecek, siz de onaylayacaksınız. Doğru mu anladım" diye sordu. Ala'nın, bağlı kuruluşta başka türlü olamayacağını belirtmesi üzerine Serindağ, "Madem öyle, tasarıdaki yazılışı yanlış" dedi.
İçişleri Bakanı Ala, "Oradaki arkadaşlar böyle olursa daha rahat edeceklerini söylediler. Hiç zararı yok o ifadenin" diyerek, konunun madde üzerinde ayrıntılı şekilde ele alınabileceğini söyledi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçildi.
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ilk üç maddesi TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
İktidarla muhalefet arasında uzun tartışmalara neden olan bu maddeler polisin toplumsal olaylarda silah kullanma yetkisini genişletiyor, toplumsal olaylara boyalı suyla müdahale imkanı tanıyor ve gösterilerde demir bilyeyle sapan kullanılmasını kanun dışı sayıyor.
Muhalefet partileri, kolluk amirinin emriyle üst ve araç araması yapmasını, boyalı suyla toplumsal olaylara müdahale edilmesini, polisin toplumsal olaylarda silah kullanma yetkisinin genişletilmesini öngören birinci maddenin, Anayasa'ya aykırı olduğu için tasarı metninden çıkarılması önergeleri reddedildi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, düzenlemelerin kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal edici nitelikte olduğunu savunurken, CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer boyalı suyun insan sağlığına zararlı olabileceğini ve ayrıca ilkellik olduğunu söyledi.
Polisin toplumsal olaylarda silah kullanma yetkisinin genişletilmesine ilişkin düzenlemede, teşebbüs halinde de aynı imkanın söz konusu olduğunu ifade eden muhalefet milletvekilleri, teşebbüsün nasıl anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirttiler.
İçişleri Bakanı Ala, Yargıtay'ın molotofkokteylini silah kabul ettiğine işaret ederek, "Ölüme neden olduktan sonra mı silah sayıp cezalandıracağız? Önleyici güvenlik hizmetinde de silah sayılacak" dedi.
Ala, araçlarda yapılacak aramayı ise uyuşturucu ihbarı üzerinden örnekleyerek açıkladı. Polisin anlık gelişen bir olayda savcıdan karar almasının geciktiğini belirten Ala, aracın durdurulmasının ya da içinde arama yapılmasının mümkün olmadığını kaydetti. Şehir merkezlerinde ihbar geldiğinde polisin araçta arama yapabilmesi için belli amirlere yazılı ve acil durumlarda sözlü emir yetkisi verileceğini dile getirdi.
Ala, kötü niyetli uygulamaların önüne geçmek arama yapılan kişiye, arama yapıldığına ve sonucun ne olduğuna ilişkin belge verileceğini anlattı.
Bir olayın mağduru, müştekisi ya da tanığının istemesi halinde evinde ya da iş yerinde ifadesinin alınabilmesine ilişkin düzenlemenin vatandaşın lehine olduğunu ifade eden Ala, karakola gitmenin rahatsız edici olduğunu söyledi.
Ala, bu uygulamaya 15 Ekim'de genelgeyle başladıklarını belirterek, 1,5 ayda 58 bin 749 vatandaşın bunu talep ettiğini kaydetti.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'ndaki değişiklik üzerinde ise uzun tartışma yaşandı.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, düzenlemenin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını tamamen ortadan kaldırdığını savundu. Demir bilye ve sapanın ateşli silahlarla aynı kategoriye alınmasının kabul edilemeyeceğini ifade eden Serindağ, barışçıl gösteri hakkının kullanılmasına imkan tanınması halinde sorun yaşanmayacağını söyledi.
CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner ise demir bilye düzenlemesinin Gezi Parkı protestoları sırasında hayatını kaybeden Berkin Elvan tartışmalarını hatırlattığını belirterek, "Bu kindar bir madde" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Dinçer de sapanın yasaklanmaması gerektiğini ifade ederek, "Bu gidişle çocukların başka çıkacak oyuncaklarını da yasaklayabilirsiniz" diye konuştu.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu da düzenlemeyi, "Sapanı silah olarak sayıyorsanız sapan taşıma ve bulundurma ruhsatları için başvurular söz konusu olabilir. Birden fazla sapan bulundurana silah ticaretinden işlem yapılabilir. Trajikomik bir düzenleme" sözleriyle eleştirdi.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, şiddet içermeyen gösterilerin bu düzenlemeler kapsamında olmadığını kaydetti. Yüzlerini kapatmış ve sapan kullanan gösterici fotoğrafları gösteren Şahin, "Barışçıl bir gösteriye molotofkokteyli ya da demir bilye ve sapanlarla katılanlara müdahale edilerek, diğer göstericilerin güvenliğini sağlamak da bu devletin görevi" dedi.
İçişleri Bakanı Efkan Ala da düzenlemeyi bütün olarak düşünmek gerektiğini söyledi. Mevcut yasada ateşli silahlar, patlayıcı, kesici ve delici aletler, taş ve sopa gibi cisimlerin kullanılmasının, eylemcilerin kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen kapatmasının yasa dışı sayıldığına dikkati çeken Ala, düzenlemeye sadece havai fişek, molotofkokteyli veya benzeri el yapımı patlayıcılarla demir bilye ve sapanın eklendiğini belirtti.
Ala, MHP'li Türkoğlu'nun "Neden demir bilye? Metal bilye denilse olmaz mı?" sorusunu, "Demir bilye kurşun etkisi yapıyor. Onun için tasarıya konuldu. Metal deyince daha hafif maddeleri de eklemiş oluruz ve kapsam genişler" diye cevapladı.
TBMM İçişleri Komisyonu, tasarıyı 13 Ocak Salı günü görüşmeye devam edecek.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu ve MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan tasarının anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla önerge verdiler.
Tasarının hukuk devletine aykırı olduğunu, valilere olağanüstü hal yetkileri verildiğini ifade eden Türkoğlu, "Devletin kurumlarını niye birbirine düşürüyoruz? Kurumların karşı karşıya getirilmesinden kim kazanır?" diye sordu.
Anayasaya aykırılık önergesinin reddedilmesinin ardından tasarının geneli üzerindeki görüşmelere geçildi.
MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri, milletvekili seçildiklerinde Anayasa?ya bağlı kalacaklarına namus ve şerefleri üzerine yemin ettiklerini anımsatarak, "Anayasa ile kendisini bağlı hissetmeyen, hatta Anayasa?yı kendisine bağlayan tasarı, bizim namus ve şerefimizi tartışılır hale getirir mi getirmez mi? Buradaki akıl bali herkes tasarının anayasaya aykırı olduğunu biliyor" dedi.
Paralel yapı gerekçesiyle polis okullarının kapatılacağını anlatan Yeniçeri, şunları söyledi:
"Bu çocukların içine düşeceği psikolojiyi, devlete tepkisini ve bunun uzun vadede ortaya çıkaracağı sorunları düşünüyor musunuz? Yasanın faturasını AKP?li kesim ağır şekilde ödeyecektir" dedi.
Çözüm sürecini de eleştiren Yeniçeri, Cizre?de terör örgütü bayrağının dikildiğini, güvenlik güçlerinin elinin kolunun bağlandığını savundu. Yeniçeri, hükümetin terörle mücadele etmediğini, müzakere ettiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Savaşsa savaş, kansa kan. Egemenlik bağımsızlık, toprağın bütünlüğü yalvar yakar sağlanamaz, iradeyle, güçle sağlanır. Anormal taviz veriyorsunuz. Askeri, jandarmayı, bayrağı, devleti rezil ettiniz. Yarın Türk milletini dağa çıkaracaksınız. Millet dağa çıktığında onları etkisiz bırakmak için bu yasaları çıkarıyorsunuz. Yasa, terör örgütüyle mücadele için değil, orada kurulacak ortak düzen sonrası o düzene karşı çıkacaklara karşı getiriliyor."
Bu sırada İçişleri Bakanı Efkan Ala, Yeniçeri?ye, "Bu sözleri yanlışlıkla söylediğinizi düşünüyorum" dedi, Yeniçeri ise "Ben bir tehdit ve tehlikeye dikkat çekiyorum. Bu tepkinin dozunu şartlar belirleyecektir" ifadesini kullandı.
Tasarının özgürlükleri ve hukuku ortadan kaldıracağını öne süren Yeniçeri, "Sıkıyönetim bu yasayla ilan edilmeden uygulamaya sokulmaktadır" diye konuştu.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ da valilere verilen yetkilerin hukuk dışı olduğunu söyledi.
İktidarın tasarıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını tamamen kullanılamaz hale getirdiğini ifade eden Serindağ, silah kullanma yetkisinin genişletildiğini, özgürlüklerin adım adım kısıtlandığını savundu.
Serindağ, ruhsatsız tabanca bulundurmanın cezasının 1 yıl, sapan bulundurmanın cezasının 2,5 yıl olduğunu belirterek, "Böyle orantısızlık olur mu?" dedi.
Devlet içinde her türlü yapılanmaya karşı olduklarının altını çizen Serindağ, ancak Gülen cemaatini esas alarak yapılan düzenlemelerin yanlış olduğunu, ülkenin ihtiyacı neyse ona göre düzenleme yapılması gerektiğini söyledi.
Tasarının polis okullarının ve güvenlik bilimleri fakültesinin kapatılmasını öngördüğünü anımsatan Serindağ, "Askeri liseleri de kapatacak mısınız?" diye sordu.
Serindağ, güvenlik birimlerinin siyasallaşmasının ülkenin hayrına olmadığını ifade ederek, jandarmayla ilgili düzenlemelerin tümüyle tasarıdan çıkarılmasını istedi. İl jandarma komutanının atanma yetkisinin,Jandarma Genel Komutanı?nın önerisi alınmadan İçişleri Bakanı?na verilmesinin yönetim tekniğine aykırı olduğunu dile getiren Serindağ, "Demokrasi kurumlar ve kurallar rejimidir. Kurumlarla bu kadar oynamayın" dedi.
Serindağ, tasarının geri çekilmesini ve yeni döneme bırakılmasını önerdi.
HDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise tasarının güvenlikle ilgili bölümlerine karşı olduklarını dile getirerek, "Konjonktüre göre yasa yaparsanız sadece Anayasa'yı ihlal etmez, ülkenin geleceğiyle oynarsınız" diye konuştu.
Ülkenin çözüm sürecinden geçtiğini ifade eden Kaplan, Yeniçeri'nin sözlerine tepki göstererek, "Bu nasıl şiddet dilidir. Meclis çatısı altında böyle bir söylem olur mu?" dedi.
Belli kesimlerin sürekli Cizre?yi gündeme getirdiğini belirten Kaplan, "Bu sorun çözüldü. Artık orada hendek kazma yok. Kamu düzeni sağlandıktan sonra bazı yerlere bağlı serseri mayınlar rahat durmuyor. Özel timin içine dikkat edin Sayın Bakan. Emniyette ne hilal bıyıklı ne badem bıyıklı ne sol bıyıklı ne IŞİD sakalı istiyoruz. Devletin, halkın polisi olmak istiyorsanız, bir ideolojiyi dışa vuramazsınız" diye konuştu. Kaplan, ABD senatosunda yaptıkları bir çalışmada oradaki milletvekillerinin "Hasip Bey Cizre'ye dikkat edin" dediğini ve paralel güçlere isim vererek dikkat çektiklerini anlattı.
Valilerin yetkilerinin artırılmasına karşı çıkan Kaplan, "Seçilmişin üstüne valiyi koyamazsınız. Valiyi, büyükşehir belediye başkanının üstüne koyarsanız isyan ederiz. Türkiye'nin açık cezaevine, sıkıyönetime götürülmesine karşıyız. Güzel günler göreceğiz derken karanlık tablo çizmeyin" dedi.
Söz isteyen MHP Osmaniye Milletvekili Türkoğlu, "Özcan Hoca gidişle ilgili tehlikeden bahsetti. Meclis'te şiddet dili kullanılmamalıdır. Kobani eylemlerinde 50 insanın öldürülmesi şiddettir" diye konuştu.
Kaplan da Kobani eylemlerindeki 40 ölümün arkasında polis, jandarma, ırkçıların olduğunu ispatlayacak durumda olduklarını öne sürdü.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelere, verilen öğle yemeği arasından sora devam edilecek.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, AK Parti?nin özgürlük vaadiyle iktidara geldiğini ancak tasarının Anayasal özgürlükleri ortadan kaldırdığını savundu.
Düzenlemeyle çok sayıda emniyet müdürünün emekli edileceğini, öğrencilerin Polis Koleji ve Güvenlik Bilimleri Akademisi'nden ilişiklerinin kesileceğini anlatan Erdoğan, ?Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etse bile hükmü yok. Anayasa Mahkemesinin kararlarının geriye yürümezliğinden iktidar sürekli istifade ediyor? diye konuştu.
Erdoğan, İl jandarma komutanlarını İçişleri Bakanı?nın atamasının öngörüldüğünü belirterek, ?Bulunduğu il ve ilçede AK Parti teşkilatlarıyla iyi geçinmeyen her asker artık bavulunu hazır etmeli? dedi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, tasarının Türkiye?yi temel hak ve özgürlükler açısından çok geriye götüreceğini savundu.
Tasarının kamu düzenini sağlamak için getirildiğinin söylenmemesini isteyen Türkoğlu, ?Tasarıyı, ?yolsuzluk ve rüşvetle ilgili toplumdan yükselecek itirazları sindirmek için; bölücülerin olduğu ortamda hükümet tarafından verilen müsaadeye itiraz edenleri susturmak ve sindirmek için çıkarıyoruz? deyin? dedi.
Hükümetin uygulamalarını beğenmeyen ve eleştirenlerin ?darbeci? olarak nitelenmesini kabul etmediklerini vurgulayan Türkoğlu, ?Biz hükümeti eleştiriyoruz, darbeci değiliz. Bu ifadeyi kabul etmiyoruz. Darbenin karşısındayız. 27 Nisan bildirisine imza atan paşaya madalya verenler bu tasarının arkasında? diye konuştu.
Paralel yapıyla mücadeleyi de eleştiren Türkoğlu, geçmişte hükümetin Gülen Cemaatiyle işbirliği yaptığını söyledi. Türkoğlu, ?Bu durumda hükümetin yaptığı en azından yardım ve yataklıktır. Hükümet kurtlarla beraber olmuş sürüye saldırmış, şimdi çobanla beraber olmuş ağlıyor? dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer ise hukukun üstünlüğü varsa gösteri yapanları anlamak gerektiğini söyledi.
Kamu düzeni gerekçesiyle getirilen tasarıda, faşist rejimlerde görülebilecek düzenlemeler yer aldığını savunan Dinçer, ?İnsanlar hoşunuza gitmiyor diye şiddet uyguluyorsanız ?demokratım? demenizin hiçbir anlamı olmayacak. Paket yasalaşırsa iktidara muhalefet etmeye kalkan herkes ağır cezalara muhatap olabilecek? dedi.
Tasarının bazı temel hakları güvenceye alan Anayasa?ya aykırı olduğunu öne süren Dinçer, ?Tasarıda ?10 numara polis devleti? dedirtecek değişiklikler var. Protesto eylemleri tutuklama nedeni oluyor. Hükümeti rahatsız eden her toplu gösteriye katılanlar tutuklanabilecek? dedi.
Dinçer, iktidarın tümüyle nüfuz edeceği yeni jandarma ve sahil güvenlik kadroları oluşturulacağını da savunarak, bu güvenlik güçlerinin meslek gerekleri yerine siyasi davranış eğilimine gireceğini, teşkilatlarda bölünmeler meydana geleceğini iddia etti.
Polis müdürlerinin bir an evvel tasfiye edileceğini de belirten Dinçer, bundan sonra sınavla amir atanacak olmasının hakkaniyete sığmadığını ifade etti.
Hükümetin çiftçiyi, memuru, esnafı, emekliyi defterden sildiğini ifade eden Dinçer, ?Bundan sonra hakkını arayan milyonlar susturulmak isteniyor. Yapılan zorbalıktır, halkı yok sayan ortaçağ zihniyetine götürmek isteyen zihniyettir? diye konuştu.
CHP Bolu Milletvekili Tanju Özcan da tasarının özgürlükleri ciddi anlamda kısıtladığını ifade ederek, iktidar milletvekillerine ?Neden bu tasarıdan rahatsız değilsiniz? İnsanımızı teba olarak gördüğünüz için mi?? diye seslendi.
İktidarın doğu ve güneydoğudaki paralel yapıyla mücadele etmesi gerektiğini dile getiren Özcan, ?Terörle müzakere ederken terörle mücadele için bu yasayı çıkarıyoruz derseniz kargalar bile güler? dedi.
Kolluk güçlerine aşırı yetki verildiğini anlatan Özcan, ?Gezi eylemlerindekiler sokağa çıkarsa ve yüzünü kapatırsa derdest edeceksiniz, terör örgütü yandaşları kapatırsa onlara dokunmayacaksınız? diye konuştu.
Özcan, valilere adli yetki verilmesinin de telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Ala, kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın TBMM İçişleri Komisyonu'ndaki görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinin eleştirilerini yanıtladı.
Türkiye'nin hem kaliteli güvenlik hizmetine hem de vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini kullanabileceği ortamı bulmasına ihtiyacı olduğunu ifade eden Ala, devletin sadece temel hak ve özgürlükleri kullanma değil, geliştirme imkanını da sağlaması gerektiğini söyledi.
Ala, vatandaşın mal ve canını korumak, hak ve özgürlüklerini garanti altına almak için düzenlemeler yaptıklarını belirtti.
Kurumların zamanla reforma ihtiyacı olduğunu dile getiren Ala, "Sistemin kodlarıyla hareket ettiğimizde çizdiği sınır var, sistemin açıkları var. Onları değiştirerek yola devam etmezseniz bir müddet sonra o sizi değiştirerek bitiriyor" diye konuştu.
Jandarma teşkilatında İçişleri Bakanı ve valilere verilen yetkilerin eleştirildiğini anımsatan Ala, jandarma teşkilatıyla Sahil Güvenlik Komutanlığı?nın Türkiye?de yüzde 95,2, emniyetin yüzde 4,8?lik alanı kontrol ettiğini kaydetti.
Böylesine büyük alanı kontrol eden teşkilatın zaman zaman yeni düzenlemelere ihtiyaç duyabileceğini ifade eden Ala, şöyle devam etti:
"Jandarma teşkilatının işinin yüzde 90?a yakını mülki idareyi ilgilendiren asayiş ve güvenlik hizmetidir. Az kısmı adli işlemdir, çok az bir kısmı da askeridir. Fakat bütün değerlendirmeler askeri görevler üzerinden yapılır. Bu jandarma için de büyük haksızlık. Asayiş hizmeti verin ama terfinizde çok fazla katkısı olmasın. TSK?da askeri değerlendirme ağırlıklı oluyor. Bu düzenlemeler gecikmiş düzenlemelerdir. Bu, Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli için de geçerli.
Bağlı kuruluşlarda bazı şeyleri yasalarda yazmaya gerek yok. Orası teklif eder. Jandarmayla ilgili düzenlemeyi, atamayı, tabiatı gereği Jandarma Genel Komutanı?nın teklifiyle yaparsınız, bakan da onaylar. Şu anda atamaların tamamı bakana gelmeden Jandarma Genel Komutanlığı tarafından yapılıyor. Bizim getirdiğimiz, illerde valilere, merkezde bakana yetki veriyoruz. Benim sorumluluğum gereği yetkilerle donatılmam gerekmez mi? Bu aslında geç kalmış, Türkiye?nin gündeminden çıkmış olması gereken bir konudur. AB ilerleme raporlarında sivil idarenin yeterli etkinliğe kavuşturulması için yasal düzenlemelerin yapılmaması eleştiri konusuydu. Bu da giderilecektir. Bu jandarma için de bir sorundur. İşi tanımlamak, netleştirmek gerekir ki sorumluluk, yetki belli olsun ve insanlar görevlerini gönül rahatlığı içinde yapsınlar.
Kurumsal geleneklerimiz köklü. Bugüne kadar yürüdüyse iyi niyetle yürüyor. Dernek yönetmiyoruz, devlet yönetiyoruz. Devlette kurallar, yaptırımlar, ödüllendirmeler olur. Oradakilerin iyi niyetine terkedilemeyecek kadar önemli görevlerdir. Biz de bu düzenlemelerle bir adım öteye götürerek, kurallara bağlıyoruz. Diğer bakanlıklardaki ve teşkilatlarındaki düzenlemelerin aynısı söz konusu.
Siyaset duruma vaziyet etmezse, iradesini tam olarak ortaya koymazsa o zaman kurumlar siyasallaşır. Tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur. Karar verecek olan, talimat verecek olan siyasettir. Siyaset bu mekanizmalara sahip değilse, o zaman siyasal hareketler başgösterir. Bunları kurum ve kural olarak siyasete vermezseniz o zaman kurumlar bunu kendi kendine üretmeye başlar. Bunu siyaset mi yapmalı? O zaman temel soru, ülkeyi kimin yöneteceği. Halk seçtikleri aracılığıyla yönetecek. O irade teşekkül ettikten sonra idareye yetki ve görev verilecektir."
Ala, emniyet teşkilatına polisleri üniversitelerden alacaklarını belirterek, emniyet müdürleri için "amir eğitim merkezi" kurulacağını ve ardından terfi düzenlemeleri yapılacağını söyledi.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, Ala'ya, "Jandarma Genel Komutanı'ndan teklif gelecek, siz de onaylayacaksınız. Doğru mu anladım" diye sordu. Ala'nın, bağlı kuruluşta başka türlü olamayacağını belirtmesi üzerine Serindağ, "Madem öyle, tasarıdaki yazılışı yanlış" dedi.
İçişleri Bakanı Ala, "Oradaki arkadaşlar böyle olursa daha rahat edeceklerini söylediler. Hiç zararı yok o ifadenin" diyerek, konunun madde üzerinde ayrıntılı şekilde ele alınabileceğini söyledi.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanarak, maddelerine geçildi.
Kamuoyunda "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın ilk üç maddesi TBMM İçişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
İktidarla muhalefet arasında uzun tartışmalara neden olan bu maddeler polisin toplumsal olaylarda silah kullanma yetkisini genişletiyor, toplumsal olaylara boyalı suyla müdahale imkanı tanıyor ve gösterilerde demir bilyeyle sapan kullanılmasını kanun dışı sayıyor.
Muhalefet partileri, kolluk amirinin emriyle üst ve araç araması yapmasını, boyalı suyla toplumsal olaylara müdahale edilmesini, polisin toplumsal olaylarda silah kullanma yetkisinin genişletilmesini öngören birinci maddenin, Anayasa'ya aykırı olduğu için tasarı metninden çıkarılması önergeleri reddedildi.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu, düzenlemelerin kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlal edici nitelikte olduğunu savunurken, CHP İstanbul Milletvekili Celal Dinçer boyalı suyun insan sağlığına zararlı olabileceğini ve ayrıca ilkellik olduğunu söyledi.
Polisin toplumsal olaylarda silah kullanma yetkisinin genişletilmesine ilişkin düzenlemede, teşebbüs halinde de aynı imkanın söz konusu olduğunu ifade eden muhalefet milletvekilleri, teşebbüsün nasıl anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirttiler.
İçişleri Bakanı Ala, Yargıtay'ın molotofkokteylini silah kabul ettiğine işaret ederek, "Ölüme neden olduktan sonra mı silah sayıp cezalandıracağız? Önleyici güvenlik hizmetinde de silah sayılacak" dedi.
Ala, araçlarda yapılacak aramayı ise uyuşturucu ihbarı üzerinden örnekleyerek açıkladı. Polisin anlık gelişen bir olayda savcıdan karar almasının geciktiğini belirten Ala, aracın durdurulmasının ya da içinde arama yapılmasının mümkün olmadığını kaydetti. Şehir merkezlerinde ihbar geldiğinde polisin araçta arama yapabilmesi için belli amirlere yazılı ve acil durumlarda sözlü emir yetkisi verileceğini dile getirdi.
Ala, kötü niyetli uygulamaların önüne geçmek arama yapılan kişiye, arama yapıldığına ve sonucun ne olduğuna ilişkin belge verileceğini anlattı.
Bir olayın mağduru, müştekisi ya da tanığının istemesi halinde evinde ya da iş yerinde ifadesinin alınabilmesine ilişkin düzenlemenin vatandaşın lehine olduğunu ifade eden Ala, karakola gitmenin rahatsız edici olduğunu söyledi.
Ala, bu uygulamaya 15 Ekim'de genelgeyle başladıklarını belirterek, 1,5 ayda 58 bin 749 vatandaşın bunu talep ettiğini kaydetti.
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'ndaki değişiklik üzerinde ise uzun tartışma yaşandı.
CHP Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ, düzenlemenin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını tamamen ortadan kaldırdığını savundu. Demir bilye ve sapanın ateşli silahlarla aynı kategoriye alınmasının kabul edilemeyeceğini ifade eden Serindağ, barışçıl gösteri hakkının kullanılmasına imkan tanınması halinde sorun yaşanmayacağını söyledi.
CHP Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner ise demir bilye düzenlemesinin Gezi Parkı protestoları sırasında hayatını kaybeden Berkin Elvan tartışmalarını hatırlattığını belirterek, "Bu kindar bir madde" dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Dinçer de sapanın yasaklanmaması gerektiğini ifade ederek, "Bu gidişle çocukların başka çıkacak oyuncaklarını da yasaklayabilirsiniz" diye konuştu.
MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu da düzenlemeyi, "Sapanı silah olarak sayıyorsanız sapan taşıma ve bulundurma ruhsatları için başvurular söz konusu olabilir. Birden fazla sapan bulundurana silah ticaretinden işlem yapılabilir. Trajikomik bir düzenleme" sözleriyle eleştirdi.
AK Parti Çankırı Milletvekili İdris Şahin, şiddet içermeyen gösterilerin bu düzenlemeler kapsamında olmadığını kaydetti. Yüzlerini kapatmış ve sapan kullanan gösterici fotoğrafları gösteren Şahin, "Barışçıl bir gösteriye molotofkokteyli ya da demir bilye ve sapanlarla katılanlara müdahale edilerek, diğer göstericilerin güvenliğini sağlamak da bu devletin görevi" dedi.
İçişleri Bakanı Efkan Ala da düzenlemeyi bütün olarak düşünmek gerektiğini söyledi. Mevcut yasada ateşli silahlar, patlayıcı, kesici ve delici aletler, taş ve sopa gibi cisimlerin kullanılmasının, eylemcilerin kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen kapatmasının yasa dışı sayıldığına dikkati çeken Ala, düzenlemeye sadece havai fişek, molotofkokteyli veya benzeri el yapımı patlayıcılarla demir bilye ve sapanın eklendiğini belirtti.
Ala, MHP'li Türkoğlu'nun "Neden demir bilye? Metal bilye denilse olmaz mı?" sorusunu, "Demir bilye kurşun etkisi yapıyor. Onun için tasarıya konuldu. Metal deyince daha hafif maddeleri de eklemiş oluruz ve kapsam genişler" diye cevapladı.
TBMM İçişleri Komisyonu, tasarıyı 13 Ocak Salı günü görüşmeye devam edecek.
