2013-04-03 - 14:53
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı,kabul edilerek yasalaştı.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Sadık Yakut başkanlığında toplandı.
MHP Antalya Milletvekili Günal, turizm sektörünün sorunları hakkında gündemdışı konuştu. Yeni turizm sezonunun hayırlı olmasını dileyen Günal, turizm sektörünün sorunlarının devam ettiğini ve bu sorunlara bir an önce çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi.
Günal, turist sayısının artırılmasının önemli olmadığını, önemli olanın kişi başına turizm gelirini artırmak olduğunu ifade etti. Turizm sektörünün, otellerin kapalı olduğu 5 aylık kış sezonunda ödedikleri primlerin azaltılmasını istediklerini belirten Günal, bütün partilerin, bu konuyla ilgili verecekleri araştırma önergesine destek vermelerini istedi.
Mehmet Günal, ''Dışarıdan para arayacağımıza, gelin elimizdeki imkanları iyi değerlendirelim, turizm işletmelerinin pazarlanmasını sağlayalım'' dedi.
AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, kanserle savaş haftası nedeniyle gündemdışı konuşmada, sigara, alkol, hava kirliliği ve kimyasal faktörlerin kansere yakalanma oranlarını artırdığını anlatarak, Türkiye'de en sık görülen akciğer kanserinin görüldüğünü kaydetti. Tamer, ülkede kanser hastalarının ücretsiz tedavi edildiğini vurguladı.
CHP Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova da Kaz Dağları hakkında gündemdışı konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin kayısı üreticilerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine, ''kayısı üreticilerinin dondan kaynaklanan sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini'' içeren önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Öneri üzerinde konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya'da Mart ayı içinde iki kez don yaşandığını, üreticinin 2013 yılına ilişkin umutlarını yitirdiğini söyledi. Kayısının Türkiye ekonomisine 400 milyon dolar katkı sağladığını hatırlatan Ağbaba, Malatya'nın dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 80'ini karşıladığını kaydetti.
Ağbaba, ''Okullara bozuk süt yerine kayısı dağıtın. Askerlere dağıtın dedim ancak sesimizi kimseye duyuramadık. Lütfen Malatyalı çiftçinin sesini duyun, bu drama seyirci kalmayın. Kayısı afet kapsamına alınmalı, üreticilerin banka ve tarım kredi kooperatiflerine borçları ertelenmeli, fındığa verilen destek kayısıya da verilmeli'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatyalı üreticinin yılda bir ürün alabildiğini ifade ederek, yaşanan donun sadece kayısı üreticilerini ve ailelerini değil 750 bin kişinin ekmeğini etkilediğini söyledi.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, Türkiye'nin stratejik tarım ürünleri konusunda analiz yapılmadığını belirterek, ''Evimde Karadeniz çayı içiyorum, misafirlerime de Karadeniz çayı ikram ediyorum. Bölge ürünleri üzerinden siyaset geliştirenler, bu ürünlerde yaşanan sorunun giderilmesinde yeteri hassasiyeti gösteremiyor. Tarım sigortası Türkiye'de var da yok. Don olayı üreticileri ve kayısıdan geçimini sağlayanların umutlarına darbe vurdu ama kayısı stokçuluğu yapanlar bundan da kazanıyor'' diye konuştu.
Sincan Cezaevi'nden bir mahkumdan aldığı mektubu okuyan Kurt, cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle görüştüğü mekandaki masanın altında 7 dinleme cihazının bulunduğunu, bunun skandal olduğunu söyledi. Kendisine gelen mektubu Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'na ilettiğini belirten Kurt, Adalet Bakanlığı'nın konuya el atmasını istedi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Türkiye'nin Malatya sayesinde kayısı konusunda dünyada lider konumunda olduğunu kaydederek, üretimin son 9 yılda önemli artış gösterdiğini anlattı. İktidarları döneminde kayısı üreticilerinin ciddi destekler aldığını savunan Çalık, ''Son 10 yılda ilk kez afet, don olmadı. Ne zaman Hükümet'ten destek istedik hep aldık. Yine aynı şekilde desteğe devam edecek'' dedi.
Malatya Tarım İl Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda kayısı bahçelerinde çiçeklenme döneminde 14 ilçede, 214 köyde 418 bin hektar alanın dondan etkilendiğinin tespit edildiğini ifade eden Çalık, ürünün ne kadarının zarara uğradığının ancak meyve verdikten sonra belirleneceğini, hasar tespitinden sonra üreticilerin borçlarının ötelenmesinin gündeme geleceğini anlattı.
Konuşmaların ardından grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yatırımların ve istihdamın teşvikine ilişkin yasanın uygulamasının 2012 yılı sonunda bittiğini ifade ederek, bunu ikame edecek ve mahsurlarını da giderecek yeni bir istihdam teşvik düzenlemesini gelecek günlerde Meclis'e sunacaklarını kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, AK Parti iktidarı döneminde Ziraat Bankası'nın verdiği bir kredinin battığını öne sürdü.
Çiftçiye kredi vermesi gereken Ziraat Bankası'nın, 285 milyon Avroluk krediyi İstanbul'da bir alışveriş merkezi için tahsis ettiğini iddia eden Erdoğdu, ''Bu tesisin kapısında şu anda kilit vardır ve el değiştirmesine yönelik de baskı olduğu iddiası vardır'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Babacan, kira sertifikalarının dünyada gittikçe yaygınlaşan borçlanma enstrümanı olduğunu; İngiltere, Almanya gibi Batı ülkelerinde gittikçe yaygınlaştığını söyledi.
Bu borçlanmanın klasik borçlanmadan farkının, borçlanmayla ilgili bir varlık göstermek gerektiğini belirten Babacan, ''Sadece geçen yıl 120 milyar dolarlık yeni ihraç söz konusu oldu, şimdiye kadarki toplam rakam da 400 milyar dolara ulaşmış durumda'' dedi.
Babacan, bu modelin çalışabilmesi için varlık kiralama şirketi gerektiğini ifade ederek, ''Yani gayrimenkullerin tapusunun, kira sertifikasının dönemi boyunca varlık kiralama şirketine devredilmesi gerekiyor. Ancak bu varlık kiralama şirketimiz, yüzde yüz Hazine'nin sahip olduğu bir şirket. Bu kurduğumuz yapı, hem uluslararası hukuk açısından hem de finansman yöntemi açısından son derece uygun bulundu ki geçen yıl 1,5 milyar dolarlık yapmış olduğumuz uluslararası ihraca 8-9 milyar dolarlık talep oluştu. Geçen yıl ve bu yıl iç piyasada toplam 3,1 milyar TL'lik kira sertifikası ihracı gerçekleştirmiş olduk'' diye konuştu.
5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un daha çok istihdamı teşvik eden yasa olduğunu anımsatan Babacan, şöyle konuştu:
''Bu yasanın 49 ilde uygulanma şekline baktığımızda, yeni yatırım olmasa dahi bir istihdam teşviki haline gelmiş durumda. 2012 yılı sonunda 5084 uygulaması bitti. Bunu ikame edecek ve mahsurlarını da giderecek yeni bir istihdam teşvik düzenlemesini de önümüzdeki günlerde Hükümet olarak Meclis'e sunacağız. Bu düzenlemede sosyoekonomik gelişmişlik endeksine göre farklı sürelerde veya oranlarda sosyal güvenlik primini Hazine'nin sübvanse etmesiyle ilgili bir düzenleme olacak bu. Bu konudaki yetkiyi de Bakanlar Kurulu'na almak istiyoruz. Belki her yıl bölgeden bölgeye, durumdan duruma farklı uygulamalar gerekebilir diye Bakanlar Kurulu'nun yetkisini de... Yeni bir istihdam teşvik uygulaması olarak bunu çok yakında Meclis gündemine getireceğiz.''
Başbakan Yardımcısı Babacan, Vakıfbank ile ilgili bir soru üzerine, bir banka halka açıldıktan ve halk bankaya ortak edildikten sonra sadece o bankaya özel ilave bir vergi getirir gibi yüzde 10'luk bir yük getirmenin prensipte de çok doğru olmadığını düşündüğünü söyledi.
Babacan, ''Son 10 yılda TBMM'nin kabul ettiği yasaların yüzde 100'ünün, tamamının isabetli olduğu iddiasında değilim, olabiliyor. Hatalar fark edildiğinde düzeltilmesi de doğal bir şey. Burada ileriye doğru doğrusunu yapıyoruz ve yüzde 10 yükümlülüğünü kaldırmış oluyoruz. Madem doğrusu bu, demek ki bu doğruyu geçmişe doğru da uygulayalım, herhangi bir boşluk kalmasın'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ''temel kanun'' olarak ele alınan tasarının ikinci bölümündeki maddeler üzerinde verilen önergeler görüşüldü.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, Halkbank'ın esnafın bankası olduğunu belirterek, verdiği kredilerle ilgili iddialar olduğunu söyledi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a, ''Siz bu bankayı yönetmekle sorumlu Başbakan Yardımcısısınız'' diyen Erdoğdu, şöyle konuştu:
''Nasıl oluyor da kamu bankası, teminat kalitesi yüksek olan ve bir işadamının da kefalet verdiği kredide, 70-75 milyonluk bir alacağı ne hakla 15 milyon dolara bir şirkete satıyor- Daha sonra bu şirket, kendi ihalesine yine kendi yavru şirketlerini koyarak ve bunu da gizlemeye çalışarak nasıl yapabildi? Siz iktidara geldiğinizde bu bankalar için neler söylediniz. Ben Hazine'de çalışıyordum. Halkbank'ta bundan çok daha hafif olaylar vardı Yüce Divan'a gitti. Gerçekten çok ayıptır, çok üzücüdür. Umuyorum ki gerçek kamu denetçileri, bunu inceleyecek ve Halkbank yönetimi bu işlemden sonra görevden alınacaktır.''
Türk Telekom özelleştirmesine işaret eden Erdoğdu, yasanın açık hükmüne rağmen şirketin değerleme raporunun açıklanmama gerekçesini sordu. ''Satılan hiçbir varlığımızın değerleme raporu açıklanmıyor'' diyen Eydoğdu, Türk Telekom özelleştirmesinin 25 yıllığına imtiyaz kiralama yöntemiyle yapıldığını kaydetti.
Telekom'un 25 yıl sonra altyapısıyla birlikte devlete geri döneceğini belirten Erdoğdu, şunları kaydetti:
''Telekom; 25 yıllığına emanet ettiğimiz bir kurum. Gazetelerde, bu kurumu kurduğumuzda tahsis ettiğimiz arazilerin satıldığını görüyoruz. Kiralanmış, devredilecek gayrimenkulün mal varlıkları hangi hak ve cesaretle satılıyor- Bunu Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu soruyor. Telekom şirketinin sahipleri, gözümüzün içine baka baka gayrimenkulleri satıyor. Buna izin veremezsiniz Sayın Bakan. Sadece bunlar mı satılıyor- Telekom'u satarken bir sürü yatırım şartı koyduk. Telekom yapılırken çok kıymetli bakır kablolarla döşedik ülkenin altını. Bugün bu bakır kablolar çıkarılıyor. Telekom bunu çıkarıyor, çok daha ucuz fiberoptik yatırımı yapıyor. Bakır kabloların parası ne oluyor- Bir kentten 15-20 milyonluk bakır kablo çıkarılıyor. Bunlar ne oluyor- Bugün çalışanların, işçilerin lehine bir yasa çıkarılmıyor.''
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, halka açık olmayan kurum ve kuruluşlara ait taşınır ve taşınmazlar ile kullanma, yararlanma, işletme ve sair haklar gibi maddi olmayan varlıklara ilişkin, alım, satım, geri alım, kiraya verme, geri kiralama, bedelli veya bedelsiz devir ve benzeri işlemleri tesis etmeye ve bu işlemleri aynı usule tabi olarak yapmak üzere varlık kiralama şirketleri kurmaya veya kurmak üzere kamu sermayeli kurumları görevlendirmeye Bakan yetkili olacak.
Bu şirketler taşınır ve taşınmazlar ile varlıklara dayalı olarak, yurt içi ve yurt dışı piyasalarda kira sertifikası ihraç edebilecek. Bu ihraçlara konu olan varlıklar üzerinde, ihracın vadesi süresince ihraç koşullarına aykırı herhangi bir hukuki işlem tesis edilemeyecek. Bu husus, ilgili taşınmazın tapu kütüğüne şerh edilecek.
Bakan tarafından kurulmasına karar verilen ve tamamı Hazine Müsteşarlığı'na ait olan varlık kiralama şirketlerinin denetimi, Hazine Müsteşarlığı'nın denetimi çerçevesinde yapılacak. Bu şirketler, Vergi Usul Kanunu ile defter tutma ve diğer yükümlülüklerden muaf olacak. Varlık kiralama şirketlerine ait her türlü taşınmazlar, zorunlu deprem sigortasına tabi olmayacak. Varlık kiralama şirketlerine ait mallar ve varlıklar, ceza ve takip hukuku bakımından devlet malı hükümlerine tabi olacak.
Hazine garantileri ile lehine garanti sağlanan taraftan verilecek her garanti için, bir defaya mahsus olmak kaydıyla garanti edilen tutarın yüzde 1'ine kadar garanti ücreti alınacak.
Yerel yönetimler tarafından Müsteşarlık garantisi altında ihraç edilecek tahvillerin geri ödemeleri için de Dış Borç Ödeme Hesabı kurmaları zorunlu hale getirilecek.
Gerçekleştirilecek işlemler ve ihraç edilecek kira sertifikaları ile kira sertifikalarının ihracına ilişkin işlem ve kağıtlar, damga vergisi ve harçlardan, kamu idareleri ile bu idarelere bağlı kuruluşlarca döner sermaye altında alınan ücretlerden müstesna olacak.
Müsteşarlığa bağlı muhasebe birimleri hesaplarına kaydedilen menkul kıymetlerden hukuken takip kabiliyeti kalmayan veya ekonomik değeri bulunmayanların hesaplardan çıkarılmasına Bakan yetkili olacak. Hesaplardan çıkarılan menkul kıymetler, ilgili kanunda yer alan sürelere tabi olmaksızın Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilecek.
Tam mükellef sermaye şirketlerine iştirak etmek suretiyle, finansman sağlayan tüzel kişi ve girişim sermayesi fonları ile bireysel katılım yatırımcılarının yatırım yaptığı girişim şirketlerine eş finansman sağlayan ortak yatırım fonlarına kaynak sağlamak amacıyla kurulan üst fonlara, Müsteşarlık tarafından taahhüt edilecek kaynağın üst sınırını ve niteliğini, kaynak aktarılacak üst fonların, üst fonlara bağlı alt fonların ve ortak yatırım fonlarının seçim kriterlerini, yatırım yapılabilecek alanları, denetimi, taahhüt edilen tutardan kaynaklanan her türlü ücret ve masrafın üst sınırlarını ve uygulamaya ilişkin diğer hususları Bakanlar Kurulu belirleyecek.
Taahhüt edilen tutardan dönemler itibarıyla üst fona ödenecek miktarı belirlemeye ve aktarmaya Bakan yetkili olacak. Üst fonun ve alt fonun tasfiyesi veya sona ermesi durumunda Müsteşarlık tarafından üst fona aktarılan kaynakların bakiye tutarı genel bütçeye gelir kaydedilecek.
Türkiye tarafından sağlanacak eş finansman ile Avrupa Komisyonu'na yapılacak iade, kur farkı, gecikme faizi ve benzeri nedenlerden doğabilecek finansman ihtiyaçları, yararlanıcılar tarafından sağlanacak. Finansman, ulusal yetkilendirme görevlisinin talebi üzerine yararlanıcılar tarafından en geç 30 gün içinde Ulusal Fona aktarılacak.
Yararlanıcıların yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemeleri halinde, uygulama birimlerine aktarılması gereken tutarlar ile Avrupa Komisyonu'na yapılacak ödemeler için ihtiyaç duyulan kaynak, Müsteşarlığın yılı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilecek. Avrupa Komisyonu tarafından tahsis edilen fonların Ulusal Fona transferinde gecikme yaşanması halinde, projelere ilişkin zorunlu aktarımlar için ihtiyaç duyulan kaynak, Müsteşarlığın bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilecek.
Ulusal Fon hesaplarına aktarılan ancak kullanılmayan tutarlar, ilgili program kapandıktan sonra genel bütçeye gelir kaydedilecek.
Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve yürürlüğe konulan anlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı sağlanan hibeler, özel bir fon hesabında tutulacak ve gelir olarak dikkate alınmayacak. Bu hibelerle gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu fondan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınmayacak. Proje sonunda herhangi bir şekilde harcanmayan ve iade edilmeyen tutar kalırsa gelir kaydedilecek.
Hibelerle finanse edilen yıllara sari inşaat ve onarım işleri dolayısıyla yapılacak hak ediş ödemeleri ile serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak.
Elektrik üretim lisans harçları her yıl kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde verilen bildirim üzerine, elektrik üretim faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi iş hasılatı esas alınarak tahakkuk ettirilecek, tahakkuk ettirilen harçlar ayrıca mükellefe tebliğ edilmeyecek ve mayıs ayı içerisinde ödenecek.
Genel bütçe geliri olarak kaydedilen elektrik üretim faaliyeti lisans harçlarının yüzde 90'ı, tahsil edildiği ayı takip eden ayın sonuna kadar, hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretimi yapan tesisin bulunduğu yerin il özel idaresine, il özel idaresi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi başkanlığına aktarılacak.
Merkez Bankası Denetleme Kurulu, Genel Kurulca seçilecek 4 üyeden oluşacak. Denetleme Kurulu üyelerinin görev süreleri 2 yıl olacak. Denetleme Kurulu üyeliğine seçileceklerin yüksek öğrenim yapmış, bankacılık ve muhasebe alanında bilgi ve tecrübe sahibi olmaları şartı aranacak. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Denetleme Kurulu üyeleri, görev sürelerinin bitimine kadar görevlerine devam edecek.
Hazine Müsteşarlığı varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına konu olan binalar ile arazi ve arsalar tekrar ilgili kurumlara iade edileceğinden, emlak vergisinden muaf tutulacak.
Hazine nam ve hesabına yürütülen destekleme alımlarına ilişkin olarak Gayrimenkul A.Ş. tarafından yönetilen Tütün Destekleme Bilançosu, bilanço kalemlerinin anılan şirket bilançosuna devri suretiyle tasfiye edilecek.
Yurt dışı teşkilatına sürekli görevle atanabilmek için, atamanın yapıldığı tarihte Müsteşarlık merkez teşkilatı birimlerinde en az 3 yıldan beri görev yapmış olmak zorunluluğu Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdürlerde olduğu gibi Kurul Başkanları için de aranmayacak.
Bu düzenlemeden önce SGK'dan İşsizlik Sigortası Fonu'na aktarılan tutarlar ile Hazine Müsteşarlığından İşsizlik Sigortası Fonu'na aktarılan devlet payı tutarlarına ilişkin fazla veya eksik ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, taraflar yükümlülüklerini faizsiz olarak yerine getirecek.
Yasayla, uzun vadeli ve emekliliğe yönelik tasarrufların teşviki amacıyla, emekliliğe yönelik taahhüt ve tutarların bireysel emeklilik sistemine aktarımı için getirilen vergisel önemli avantajların, bu amaçlarla örtüşmeyecek biçimde kullanılmasının önlenmesi ve sistemden 3 yıldan önce ayrılmaların caydırılması amacıyla düzenleme yapılıyor.
Buna göre, aktarım tarihinden itibaren 3 yıl içinde katılımcı tarafından maluliyet ve ölüm haricindeki bir nedenle aktarılan birikimlerin bir kısmının veya tamamının alınarak sistemden çıkılması durumunda, aktarım nedeniyle istisnadan yararlanılan tutar üzerinden yüzde 3,75 oranında gelir vergisi kesintisi yapılacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yassıada ve Sivriada'da, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına veya üst kuruluşlarına doğrudan sözleşme yapma suretiyle kültürel ve turizm amaçlı yatırım ve hizmetler yaptırabilecek.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya üst kuruluşları, yatırım ve hizmetleri kendileri yapabileceği gibi başka şirketler vasıtasıyla da yapabilecek. Daha önce yap-işlet-devret projesi üstlenmiş şirketler de bu kapsamda yeni bir proje yüklenebilecek.
Yassıada ve Sivriada'da yapılacak planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler, Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi olmayacak.
*********HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ*************
MHP Antalya Milletvekili Günal, turizm sektörünün sorunları hakkında gündemdışı konuştu. Yeni turizm sezonunun hayırlı olmasını dileyen Günal, turizm sektörünün sorunlarının devam ettiğini ve bu sorunlara bir an önce çözüm üretilmesi gerektiğini söyledi.
Günal, turist sayısının artırılmasının önemli olmadığını, önemli olanın kişi başına turizm gelirini artırmak olduğunu ifade etti. Turizm sektörünün, otellerin kapalı olduğu 5 aylık kış sezonunda ödedikleri primlerin azaltılmasını istediklerini belirten Günal, bütün partilerin, bu konuyla ilgili verecekleri araştırma önergesine destek vermelerini istedi.
Mehmet Günal, ''Dışarıdan para arayacağımıza, gelin elimizdeki imkanları iyi değerlendirelim, turizm işletmelerinin pazarlanmasını sağlayalım'' dedi.
AK Parti Kayseri Milletvekili İsmail Tamer, kanserle savaş haftası nedeniyle gündemdışı konuşmada, sigara, alkol, hava kirliliği ve kimyasal faktörlerin kansere yakalanma oranlarını artırdığını anlatarak, Türkiye'de en sık görülen akciğer kanserinin görüldüğünü kaydetti. Tamer, ülkede kanser hastalarının ücretsiz tedavi edildiğini vurguladı.
CHP Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova da Kaz Dağları hakkında gündemdışı konuştu.
TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin kayısı üreticilerin sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini içeren grup önerisi kabul edilmedi.
CHP, TBMM Danışma Kurulu'nun toplanamaması üzerine, ''kayısı üreticilerinin dondan kaynaklanan sorunlarıyla ilgili araştırma önergesinin bugün görüşülmesini'' içeren önerisini Genel Kurul'a getirdi.
Öneri üzerinde konuşan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Malatya'da Mart ayı içinde iki kez don yaşandığını, üreticinin 2013 yılına ilişkin umutlarını yitirdiğini söyledi. Kayısının Türkiye ekonomisine 400 milyon dolar katkı sağladığını hatırlatan Ağbaba, Malatya'nın dünya kuru kayısı üretiminin yüzde 80'ini karşıladığını kaydetti.
Ağbaba, ''Okullara bozuk süt yerine kayısı dağıtın. Askerlere dağıtın dedim ancak sesimizi kimseye duyuramadık. Lütfen Malatyalı çiftçinin sesini duyun, bu drama seyirci kalmayın. Kayısı afet kapsamına alınmalı, üreticilerin banka ve tarım kredi kooperatiflerine borçları ertelenmeli, fındığa verilen destek kayısıya da verilmeli'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatyalı üreticinin yılda bir ürün alabildiğini ifade ederek, yaşanan donun sadece kayısı üreticilerini ve ailelerini değil 750 bin kişinin ekmeğini etkilediğini söyledi.
BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt, Türkiye'nin stratejik tarım ürünleri konusunda analiz yapılmadığını belirterek, ''Evimde Karadeniz çayı içiyorum, misafirlerime de Karadeniz çayı ikram ediyorum. Bölge ürünleri üzerinden siyaset geliştirenler, bu ürünlerde yaşanan sorunun giderilmesinde yeteri hassasiyeti gösteremiyor. Tarım sigortası Türkiye'de var da yok. Don olayı üreticileri ve kayısıdan geçimini sağlayanların umutlarına darbe vurdu ama kayısı stokçuluğu yapanlar bundan da kazanıyor'' diye konuştu.
Sincan Cezaevi'nden bir mahkumdan aldığı mektubu okuyan Kurt, cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle görüştüğü mekandaki masanın altında 7 dinleme cihazının bulunduğunu, bunun skandal olduğunu söyledi. Kendisine gelen mektubu Yasadışı Dinlemeleri Araştırma Komisyonu'na ilettiğini belirten Kurt, Adalet Bakanlığı'nın konuya el atmasını istedi.
Öneri aleyhinde konuşan AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık, Türkiye'nin Malatya sayesinde kayısı konusunda dünyada lider konumunda olduğunu kaydederek, üretimin son 9 yılda önemli artış gösterdiğini anlattı. İktidarları döneminde kayısı üreticilerinin ciddi destekler aldığını savunan Çalık, ''Son 10 yılda ilk kez afet, don olmadı. Ne zaman Hükümet'ten destek istedik hep aldık. Yine aynı şekilde desteğe devam edecek'' dedi.
Malatya Tarım İl Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda kayısı bahçelerinde çiçeklenme döneminde 14 ilçede, 214 köyde 418 bin hektar alanın dondan etkilendiğinin tespit edildiğini ifade eden Çalık, ürünün ne kadarının zarara uğradığının ancak meyve verdikten sonra belirleneceğini, hasar tespitinden sonra üreticilerin borçlarının ötelenmesinin gündeme geleceğini anlattı.
Konuşmaların ardından grup önerisi kabul edilmedi.
Genel Kurul'da daha sonra Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Hakkında Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine geçildi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, yatırımların ve istihdamın teşvikine ilişkin yasanın uygulamasının 2012 yılı sonunda bittiğini ifade ederek, bunu ikame edecek ve mahsurlarını da giderecek yeni bir istihdam teşvik düzenlemesini gelecek günlerde Meclis'e sunacaklarını kaydetti.
TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Finansmanı ve Borç Yönetimi Hakkında Kanun Tasarısı'nın 2. bölümü üzerindeki görüşmeler sürüyor.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, AK Parti iktidarı döneminde Ziraat Bankası'nın verdiği bir kredinin battığını öne sürdü.
Çiftçiye kredi vermesi gereken Ziraat Bankası'nın, 285 milyon Avroluk krediyi İstanbul'da bir alışveriş merkezi için tahsis ettiğini iddia eden Erdoğdu, ''Bu tesisin kapısında şu anda kilit vardır ve el değiştirmesine yönelik de baskı olduğu iddiası vardır'' dedi.
Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Babacan, kira sertifikalarının dünyada gittikçe yaygınlaşan borçlanma enstrümanı olduğunu; İngiltere, Almanya gibi Batı ülkelerinde gittikçe yaygınlaştığını söyledi.
Bu borçlanmanın klasik borçlanmadan farkının, borçlanmayla ilgili bir varlık göstermek gerektiğini belirten Babacan, ''Sadece geçen yıl 120 milyar dolarlık yeni ihraç söz konusu oldu, şimdiye kadarki toplam rakam da 400 milyar dolara ulaşmış durumda'' dedi.
Babacan, bu modelin çalışabilmesi için varlık kiralama şirketi gerektiğini ifade ederek, ''Yani gayrimenkullerin tapusunun, kira sertifikasının dönemi boyunca varlık kiralama şirketine devredilmesi gerekiyor. Ancak bu varlık kiralama şirketimiz, yüzde yüz Hazine'nin sahip olduğu bir şirket. Bu kurduğumuz yapı, hem uluslararası hukuk açısından hem de finansman yöntemi açısından son derece uygun bulundu ki geçen yıl 1,5 milyar dolarlık yapmış olduğumuz uluslararası ihraca 8-9 milyar dolarlık talep oluştu. Geçen yıl ve bu yıl iç piyasada toplam 3,1 milyar TL'lik kira sertifikası ihracı gerçekleştirmiş olduk'' diye konuştu.
5084 sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un daha çok istihdamı teşvik eden yasa olduğunu anımsatan Babacan, şöyle konuştu:
''Bu yasanın 49 ilde uygulanma şekline baktığımızda, yeni yatırım olmasa dahi bir istihdam teşviki haline gelmiş durumda. 2012 yılı sonunda 5084 uygulaması bitti. Bunu ikame edecek ve mahsurlarını da giderecek yeni bir istihdam teşvik düzenlemesini de önümüzdeki günlerde Hükümet olarak Meclis'e sunacağız. Bu düzenlemede sosyoekonomik gelişmişlik endeksine göre farklı sürelerde veya oranlarda sosyal güvenlik primini Hazine'nin sübvanse etmesiyle ilgili bir düzenleme olacak bu. Bu konudaki yetkiyi de Bakanlar Kurulu'na almak istiyoruz. Belki her yıl bölgeden bölgeye, durumdan duruma farklı uygulamalar gerekebilir diye Bakanlar Kurulu'nun yetkisini de... Yeni bir istihdam teşvik uygulaması olarak bunu çok yakında Meclis gündemine getireceğiz.''
Başbakan Yardımcısı Babacan, Vakıfbank ile ilgili bir soru üzerine, bir banka halka açıldıktan ve halk bankaya ortak edildikten sonra sadece o bankaya özel ilave bir vergi getirir gibi yüzde 10'luk bir yük getirmenin prensipte de çok doğru olmadığını düşündüğünü söyledi.
Babacan, ''Son 10 yılda TBMM'nin kabul ettiği yasaların yüzde 100'ünün, tamamının isabetli olduğu iddiasında değilim, olabiliyor. Hatalar fark edildiğinde düzeltilmesi de doğal bir şey. Burada ileriye doğru doğrusunu yapıyoruz ve yüzde 10 yükümlülüğünü kaldırmış oluyoruz. Madem doğrusu bu, demek ki bu doğruyu geçmişe doğru da uygulayalım, herhangi bir boşluk kalmasın'' dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda, ''temel kanun'' olarak ele alınan tasarının ikinci bölümündeki maddeler üzerinde verilen önergeler görüşüldü.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, önergesi üzerinde yaptığı konuşmada, Halkbank'ın esnafın bankası olduğunu belirterek, verdiği kredilerle ilgili iddialar olduğunu söyledi.
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'a, ''Siz bu bankayı yönetmekle sorumlu Başbakan Yardımcısısınız'' diyen Erdoğdu, şöyle konuştu:
''Nasıl oluyor da kamu bankası, teminat kalitesi yüksek olan ve bir işadamının da kefalet verdiği kredide, 70-75 milyonluk bir alacağı ne hakla 15 milyon dolara bir şirkete satıyor- Daha sonra bu şirket, kendi ihalesine yine kendi yavru şirketlerini koyarak ve bunu da gizlemeye çalışarak nasıl yapabildi? Siz iktidara geldiğinizde bu bankalar için neler söylediniz. Ben Hazine'de çalışıyordum. Halkbank'ta bundan çok daha hafif olaylar vardı Yüce Divan'a gitti. Gerçekten çok ayıptır, çok üzücüdür. Umuyorum ki gerçek kamu denetçileri, bunu inceleyecek ve Halkbank yönetimi bu işlemden sonra görevden alınacaktır.''
Türk Telekom özelleştirmesine işaret eden Erdoğdu, yasanın açık hükmüne rağmen şirketin değerleme raporunun açıklanmama gerekçesini sordu. ''Satılan hiçbir varlığımızın değerleme raporu açıklanmıyor'' diyen Eydoğdu, Türk Telekom özelleştirmesinin 25 yıllığına imtiyaz kiralama yöntemiyle yapıldığını kaydetti.
Telekom'un 25 yıl sonra altyapısıyla birlikte devlete geri döneceğini belirten Erdoğdu, şunları kaydetti:
''Telekom; 25 yıllığına emanet ettiğimiz bir kurum. Gazetelerde, bu kurumu kurduğumuzda tahsis ettiğimiz arazilerin satıldığını görüyoruz. Kiralanmış, devredilecek gayrimenkulün mal varlıkları hangi hak ve cesaretle satılıyor- Bunu Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu soruyor. Telekom şirketinin sahipleri, gözümüzün içine baka baka gayrimenkulleri satıyor. Buna izin veremezsiniz Sayın Bakan. Sadece bunlar mı satılıyor- Telekom'u satarken bir sürü yatırım şartı koyduk. Telekom yapılırken çok kıymetli bakır kablolarla döşedik ülkenin altını. Bugün bu bakır kablolar çıkarılıyor. Telekom bunu çıkarıyor, çok daha ucuz fiberoptik yatırımı yapıyor. Bakır kabloların parası ne oluyor- Bir kentten 15-20 milyonluk bakır kablo çıkarılıyor. Bunlar ne oluyor- Bugün çalışanların, işçilerin lehine bir yasa çıkarılmıyor.''
Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.
Kanuna göre, halka açık olmayan kurum ve kuruluşlara ait taşınır ve taşınmazlar ile kullanma, yararlanma, işletme ve sair haklar gibi maddi olmayan varlıklara ilişkin, alım, satım, geri alım, kiraya verme, geri kiralama, bedelli veya bedelsiz devir ve benzeri işlemleri tesis etmeye ve bu işlemleri aynı usule tabi olarak yapmak üzere varlık kiralama şirketleri kurmaya veya kurmak üzere kamu sermayeli kurumları görevlendirmeye Bakan yetkili olacak.
Bu şirketler taşınır ve taşınmazlar ile varlıklara dayalı olarak, yurt içi ve yurt dışı piyasalarda kira sertifikası ihraç edebilecek. Bu ihraçlara konu olan varlıklar üzerinde, ihracın vadesi süresince ihraç koşullarına aykırı herhangi bir hukuki işlem tesis edilemeyecek. Bu husus, ilgili taşınmazın tapu kütüğüne şerh edilecek.
Bakan tarafından kurulmasına karar verilen ve tamamı Hazine Müsteşarlığı'na ait olan varlık kiralama şirketlerinin denetimi, Hazine Müsteşarlığı'nın denetimi çerçevesinde yapılacak. Bu şirketler, Vergi Usul Kanunu ile defter tutma ve diğer yükümlülüklerden muaf olacak. Varlık kiralama şirketlerine ait her türlü taşınmazlar, zorunlu deprem sigortasına tabi olmayacak. Varlık kiralama şirketlerine ait mallar ve varlıklar, ceza ve takip hukuku bakımından devlet malı hükümlerine tabi olacak.
Hazine garantileri ile lehine garanti sağlanan taraftan verilecek her garanti için, bir defaya mahsus olmak kaydıyla garanti edilen tutarın yüzde 1'ine kadar garanti ücreti alınacak.
Yerel yönetimler tarafından Müsteşarlık garantisi altında ihraç edilecek tahvillerin geri ödemeleri için de Dış Borç Ödeme Hesabı kurmaları zorunlu hale getirilecek.
Gerçekleştirilecek işlemler ve ihraç edilecek kira sertifikaları ile kira sertifikalarının ihracına ilişkin işlem ve kağıtlar, damga vergisi ve harçlardan, kamu idareleri ile bu idarelere bağlı kuruluşlarca döner sermaye altında alınan ücretlerden müstesna olacak.
Müsteşarlığa bağlı muhasebe birimleri hesaplarına kaydedilen menkul kıymetlerden hukuken takip kabiliyeti kalmayan veya ekonomik değeri bulunmayanların hesaplardan çıkarılmasına Bakan yetkili olacak. Hesaplardan çıkarılan menkul kıymetler, ilgili kanunda yer alan sürelere tabi olmaksızın Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne gönderilecek.
Tam mükellef sermaye şirketlerine iştirak etmek suretiyle, finansman sağlayan tüzel kişi ve girişim sermayesi fonları ile bireysel katılım yatırımcılarının yatırım yaptığı girişim şirketlerine eş finansman sağlayan ortak yatırım fonlarına kaynak sağlamak amacıyla kurulan üst fonlara, Müsteşarlık tarafından taahhüt edilecek kaynağın üst sınırını ve niteliğini, kaynak aktarılacak üst fonların, üst fonlara bağlı alt fonların ve ortak yatırım fonlarının seçim kriterlerini, yatırım yapılabilecek alanları, denetimi, taahhüt edilen tutardan kaynaklanan her türlü ücret ve masrafın üst sınırlarını ve uygulamaya ilişkin diğer hususları Bakanlar Kurulu belirleyecek.
Taahhüt edilen tutardan dönemler itibarıyla üst fona ödenecek miktarı belirlemeye ve aktarmaya Bakan yetkili olacak. Üst fonun ve alt fonun tasfiyesi veya sona ermesi durumunda Müsteşarlık tarafından üst fona aktarılan kaynakların bakiye tutarı genel bütçeye gelir kaydedilecek.
Türkiye tarafından sağlanacak eş finansman ile Avrupa Komisyonu'na yapılacak iade, kur farkı, gecikme faizi ve benzeri nedenlerden doğabilecek finansman ihtiyaçları, yararlanıcılar tarafından sağlanacak. Finansman, ulusal yetkilendirme görevlisinin talebi üzerine yararlanıcılar tarafından en geç 30 gün içinde Ulusal Fona aktarılacak.
Yararlanıcıların yükümlülüklerini zamanında yerine getirmemeleri halinde, uygulama birimlerine aktarılması gereken tutarlar ile Avrupa Komisyonu'na yapılacak ödemeler için ihtiyaç duyulan kaynak, Müsteşarlığın yılı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilecek. Avrupa Komisyonu tarafından tahsis edilen fonların Ulusal Fona transferinde gecikme yaşanması halinde, projelere ilişkin zorunlu aktarımlar için ihtiyaç duyulan kaynak, Müsteşarlığın bütçesine bu amaçla konulan ödenekten Ulusal Fona transfer edilecek.
Ulusal Fon hesaplarına aktarılan ancak kullanılmayan tutarlar, ilgili program kapandıktan sonra genel bütçeye gelir kaydedilecek.
Avrupa Birliği organlarıyla akdedilen ve yürürlüğe konulan anlaşmalar çerçevesinde proje karşılığı sağlanan hibeler, özel bir fon hesabında tutulacak ve gelir olarak dikkate alınmayacak. Bu hibelerle gerçekleştirilecek projelere ilişkin olarak bu fondan yapılan harcamalar, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ve maliyet olarak dikkate alınmayacak. Proje sonunda herhangi bir şekilde harcanmayan ve iade edilmeyen tutar kalırsa gelir kaydedilecek.
Hibelerle finanse edilen yıllara sari inşaat ve onarım işleri dolayısıyla yapılacak hak ediş ödemeleri ile serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak.
Elektrik üretim lisans harçları her yıl kurumlar vergisi beyannamesi verme süresi içerisinde verilen bildirim üzerine, elektrik üretim faaliyetlerinden elde edilen gayrisafi iş hasılatı esas alınarak tahakkuk ettirilecek, tahakkuk ettirilen harçlar ayrıca mükellefe tebliğ edilmeyecek ve mayıs ayı içerisinde ödenecek.
Genel bütçe geliri olarak kaydedilen elektrik üretim faaliyeti lisans harçlarının yüzde 90'ı, tahsil edildiği ayı takip eden ayın sonuna kadar, hidrolik kaynaklara dayalı elektrik üretimi yapan tesisin bulunduğu yerin il özel idaresine, il özel idaresi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi başkanlığına aktarılacak.
Merkez Bankası Denetleme Kurulu, Genel Kurulca seçilecek 4 üyeden oluşacak. Denetleme Kurulu üyelerinin görev süreleri 2 yıl olacak. Denetleme Kurulu üyeliğine seçileceklerin yüksek öğrenim yapmış, bankacılık ve muhasebe alanında bilgi ve tecrübe sahibi olmaları şartı aranacak. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan Denetleme Kurulu üyeleri, görev sürelerinin bitimine kadar görevlerine devam edecek.
Hazine Müsteşarlığı varlık kiralama şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikalarına konu olan binalar ile arazi ve arsalar tekrar ilgili kurumlara iade edileceğinden, emlak vergisinden muaf tutulacak.
Hazine nam ve hesabına yürütülen destekleme alımlarına ilişkin olarak Gayrimenkul A.Ş. tarafından yönetilen Tütün Destekleme Bilançosu, bilanço kalemlerinin anılan şirket bilançosuna devri suretiyle tasfiye edilecek.
Yurt dışı teşkilatına sürekli görevle atanabilmek için, atamanın yapıldığı tarihte Müsteşarlık merkez teşkilatı birimlerinde en az 3 yıldan beri görev yapmış olmak zorunluluğu Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdürlerde olduğu gibi Kurul Başkanları için de aranmayacak.
Bu düzenlemeden önce SGK'dan İşsizlik Sigortası Fonu'na aktarılan tutarlar ile Hazine Müsteşarlığından İşsizlik Sigortası Fonu'na aktarılan devlet payı tutarlarına ilişkin fazla veya eksik ödeme yapıldığının tespit edilmesi halinde, taraflar yükümlülüklerini faizsiz olarak yerine getirecek.
Yasayla, uzun vadeli ve emekliliğe yönelik tasarrufların teşviki amacıyla, emekliliğe yönelik taahhüt ve tutarların bireysel emeklilik sistemine aktarımı için getirilen vergisel önemli avantajların, bu amaçlarla örtüşmeyecek biçimde kullanılmasının önlenmesi ve sistemden 3 yıldan önce ayrılmaların caydırılması amacıyla düzenleme yapılıyor.
Buna göre, aktarım tarihinden itibaren 3 yıl içinde katılımcı tarafından maluliyet ve ölüm haricindeki bir nedenle aktarılan birikimlerin bir kısmının veya tamamının alınarak sistemden çıkılması durumunda, aktarım nedeniyle istisnadan yararlanılan tutar üzerinden yüzde 3,75 oranında gelir vergisi kesintisi yapılacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yassıada ve Sivriada'da, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına veya üst kuruluşlarına doğrudan sözleşme yapma suretiyle kültürel ve turizm amaçlı yatırım ve hizmetler yaptırabilecek.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya üst kuruluşları, yatırım ve hizmetleri kendileri yapabileceği gibi başka şirketler vasıtasıyla da yapabilecek. Daha önce yap-işlet-devret projesi üstlenmiş şirketler de bu kapsamda yeni bir proje yüklenebilecek.
Yassıada ve Sivriada'da yapılacak planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler, Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi olmayacak.
*********HABERİN DEVAMINA İLGİLİ DOKÜMANLAR BÖLÜMÜNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ*************
