27 Nisan 2021 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’nci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Rize İkizdere taşocağı inşaatı hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Sayın Murat Çepni’ye aittir.

Buyurun Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

 

 

 

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan, Genel Kurul ve değerli halkımız.

Buradan tüm Türkiye'ye seslenmek istiyorum: Rize İkizdere’de bir doğa katliamı yaşanıyor, Rize İkizdere’de orman katliamı yaşanıyor, Rize İkizdere’de halk açlığa mahkûm edilmek isteniyor, Rize İkizdere insansızlaştırılmaya çalışılıyor; bu katliama tüm Türkiye ses vermelidir, karşı durmalıdır.

Değerli arkadaşlar, bakın, burası İkizdere Vadisi’nin yan kolu Eskencidere Vadisi. Buraya taş ocağı yapılmak isteniyor; bu bölgeye, bu dağa taş ocağı yapılmak isteniyor. Eskencidere, bakın, burası muhteşem bir coğrafya, muhteşem bir dere; insanların burada oturduğu, yemek yediği, su içtiği, içme suyu olarak kullandığı muhteşem bir coğrafya.

Evet, bakın, arkadaşlar, yine, bunlar Eskencidere Vadisi’nde “deli bal” denilen balın üretildiği kovanlar. Eskencidere Vadisi aynı zamanda bir bal vadisi ve yöre halkının çok yoğunlukla ürettiği bir bal; burası, arkadaşlar. Evet, işte, şimdi, 2023 hedeflerine dozerlerle, yıka yıka yürüyen AKP’nin taş ocağı saldırısına karşı direnen köylüler, analar, bacılar; buyurun, işte böyle.

Değerli arkadaşlar, işte bu taş ocağı projesinin yarattığı yıkım; daha kepçenin çalışmaya başladığı ilk elden o derenin geldiği hâl, bu hâl değerli arkadaşlar. Bu dere yok olacak. Evet, derenin ilk günlerden geldiği hâl; su ortadan kalktı, bulandı ve kirlendi ve içilmez hâle geldi.

Evet, Rize İkizdere’de Eskencidere Vadisi’nde, Cengiz Holdingin yapacağı limana taş üretmek için bir taş ocağı projesi var. Bu taş ocağı projesi Eskencidere Vadisi’ni, bir bütün olarak İkizdere’yi yok edecek. Eskencidere Vadisi çay üretimi yapılan bir vadi. Bu vadi, bal üretimi yapılan bir vadi. Bu vadi, köyün içme suyunun geldiği bir vadi. Burası aynı zamanda muazzam bir güzelliğe sahip, turistik bir alan. Burası aynı zamanda insanların yaşam alanı, yüzyıllık evlerin olduğu bir alan ama gözünü bu ülkenin taşına toprağına dikmiş, ranttan gözü dönmüş, kârdan başka hiçbir şey görmeyen, düşünmeyen AKP iktidarının hedefi altında.

Şimdi, iki aydır süren bir direniş var, bir nöbet eylemi var. Şimdi de bir haftadır kepçeler buraya girmiş ve burada çalışmaya başlamışlar. Bir haftadır köylüler burada sokağa çıkma yasağına rağmen direniyorlar. Dağlardan, taşlardan gelerek, yaşlılar oruçlu hâlde burada dozerin çalışmasını engellemeye çalışıyorlar. Pazar günü bu insanlara saldırı oldu, 6 insan, 6 köylü gözaltına alındı, darbedildiler, darbedildiler ve bunlar yetmezmiş gibi bu insanlara para cezası yazıldı, bunlar ifadeye çağrıldılar. Evet, Ethone ve Pakorom köylerinin yaşam alanı yok edilmeye çalışılıyor. Bu taş ocağı orada yapılabilirse, yapılırsa bu köyler oradan taşınmak zorundalar, başka bunun hiçbir yolu ve yöntemi yok.

Halk feryat ediyor, halk sesini duyurmaya çalışıyor fakat karşısında jandarmadan başka kimse yok. Neredeyse bir ordu oraya dikilmiş durumda, bir ordu orada köylülerin feryadını engellemeye ve abluka altına aldıkları dozerin çalışmasını sağlamaya çalışıyor. Gözleri kör olmuş, kulakları sağır durumda o dozeri koruyorlar. Bunlar sözüm ona devletin askerleri ama bunlar Cengiz İnşaatın, şirketin askerlerine dönüşmüş durumdalar. Bu feryat, bu isyan, bu halkın isyanı bu biçimde zorla bastırılmaya çalışılıyor.

Değerli arkadaşlar, gaz sıkıldı, göz altına alındı. Bu zulüm, bu iktidarın, bu halka yaptığı bu zulüm hesapsız kalmayacaktır. Rize İkizdere’de bu katliama dur diyelim, halkın çığlığına kulak verelim ve bir taleplerini burada iletmek istiyorum değerli arkadaşlar. İkizdereliler bir çağrı yapıyorlar, özellikle Karadenizli vekillere ama daha da özellikle AKP’li ve MHP’li vekillere şunu söylüyorlar: Gelin, buraya. Buraya gelin, bu zulmü görün.

BAŞKAN –  Sayın Çepni, tamamlayalım lütfen.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Bu projeyi burada görün. Neye “evet” dediğinizi burada görün, bize nasıl bir saldırı içinde olduğunuzu burada görün. Evet, cesaretiniz varsa, şirketten korkmuyorsanız ya da ondan izin alarak, icazet alarak buyurun İkizdere’ye gidelim. Ben İkizdereliyim ve bir haftadır oradaydım, orada köylülerle beraber direniyoruz ve buradan Türkiye’ye bir kez daha çağrı yapıyorum; ekoloji örgütlerine, onurunu satmamış, iradesini satmamış tüm halkımıza çağrı yapıyorum: İkizdere’deki sese kulak verin, bu taş ocağını hep birlikte ortadan kaldıralım. Ve orada direnen, gece gündüz dağları taşları aşarak direnmeye çalışan köylülere, hemşehrilerime buradan bir kez daha en derin sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Onların direnişi önünde hiçbir rant iktidarı kalamaz. Direnenler mutlaka kazanacaktır. Ey Rizeliler, ey İkizdereliler; bu zulüm iktidarına, bu rant iktidarına dur demeyi siz başaracaksanız.

Teşekkür ediyorum.

Sizleri selamlıyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Ne bağırıyorsun?

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Ne yapayım, ne yapayım bağırmayıp da?

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Denizli’nin sorunları hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Sayın Gülizar Biçer Karaca’ya aittir.

Buyurun Sayın Biçer Karaca. (CHP sıralarından alkışlar)

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Hadi oradan! Yürü, yerine git!

BAŞKAN – Arkadaşlar… Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

Sayın Çepni… Sayın Çepni, konuşmacıyı kürsüye çağırdım.

Sayın milletvekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Milletvekili konuşuyor.

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Bitti konuşması.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen Cengiz Holdingin avukatı mısın?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Karaca.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

BAŞKAN – Bir saniye bekleyin Sayın Karaca.

Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri, konuşmacı kürsüde.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bağırıyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Konuşurken insan bağırabilir ama.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün sizlere Ege’nin incisi diyebileceğim Denizli’den selam ve saygılarla konuşmama başlamak istiyorum.

Geçtiğimiz pazar günü akşam, Denizli’nin Serinhisar ilçesinde ve Honaz’ın Menteşe, Kızılyer, Kaklık ve Dereçiftlik Mahallelerinde meydana gelen dolu sebebiyle zarara uğrayan tüm çiftçilerimize, üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimi buradan iletmek isterim.

 

Değerli milletvekilleri, Denizli tekstilin memleketidir. Laodikeia Antik Kenti kazılarında asırlar öncesinde tekstilin boya kazanları çıkmıştır ancak Denizli’de tekstil sektöründe bugün ham madde bulmakta çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Tekstil ürünleri üreten iş insanları yaklaşık iki aydan bu yana ham madde olan pamuğu bulamamaktadır. Oysaki pamuğun stratejik ürün olarak ilan edilmesi ve güzelim Sarayköy, Pamukkale Ovalarında bembeyaz örtüyle üretilen pamuk yerine bugün meyve bahçeleri çıkmışsa stratejik ürün olarak ilan edilmeyip arkasından desteklenmemesinden ve pamuk üreticisinin ürettiği pamuktan emeğinin karşılığını, alın terini alamamış olmasından dolayı vazgeçmiş olmasındandır.

Değerli milletvekilleri, yine, Denizli’de Acıpayam, Çal, Çivril ve Baklan ilçelerinde bir yılı aşkın süredir su sorunu yaşanmaktadır. Çiftçilerimiz, Devlet Su İşlerine devredilen sulama birliklerine geçtiğimiz yıl paralarını yatırdılar ancak “Kuraklık var.” denilerek su bedellerini ödedikleri hâlde su alamadılar. Eğer bir dönümde 10 kilo mısır yetişecekse geçtiğimiz yıl yeterli su verilmediği için 10 kilo mısır 2 kiloya düştü, bu yıl yine aynı sorunla karşı karşıyalar. Bu ilçelerimizde tarımla uğraşan çiftçilerimizin sorunlarını giderebilmenin tek çaresi su sorununun çözümüdür. Münavebeli sulama kararı alındı, ekim ayında “Yüzde 25’lik kısım kuru.” dendi ancak mart ayında yüzde 50’ye çıkarttılar ve üreticilerimiz, çiftçilerimiz ne kuru tarım yapabilecek ne sulu tarım yapabilecek.

Değerli milletvekilleri, yine, Denizli’de Sarayköy ve Pamukkale Ovalarında yaklaşık 12 bin dönümlük arazide “GlobalG.A.P.” denilen ve tarımsal üretimde “yeşil pasaport” olarak adlandırılan bir ruhsata sahip ve bu ruhsatla üretimi yapılan, çok ciddi ekonomik getirisi olan, yüzde 100’ü ihracata giden meyveler üretilmektedir. Bu meyvelerin üretildiği Denizli, yeşil pasaport denen GLOBALG.A.P sertifikalı ürün çeşitliliği bakımından altı yedi yıldır Türkiye birinciliğini hiçbir ile bırakmamaktadır. Ancak Fernas İnşaata daha fazla kâr sağlayabilmek, Fernas İnşaatın kârlılığını artırmak için Denizli-Aydın Otobanı tam da GLOBALG.A.P dediğimiz sertifikalı ürünlerin ekildiği 12 bin dönümlük araziden, tarladan geçiriliyor ve şu an 5 bin dönümlük bölüm otoyol projesiyle heba edilmiş durumda. Ziraat odaları, çiftçilerimiz güzergâhın değişmesi için defalarca başvurduğu hâlde maalesef Fernasın kârlılığı, Fernasın daha az maliyetle, daha çok kârla otoyolu yapmasına olanak vermek için çiftçilerimizin feryatlarına sessiz kalınmıştır.

Yine, özellikle ihracat ürünü olan tekstil üreticilerimiz, tekstil firmalarımızın sahipleri Denizli-İzmir arasındaki demir yolunun rehabilite edilmesi için yıllardır talepte bulunmaktadırlar. Kara yoluyla limana, Alsancak Limanı’na gönderilecek olan ürünler çok pahalıya mal olmakta ve bir centin bile dünya rekabet ortamında çok önemli olduğu bir süreçte maalesef tekstil üreticilerimiz ihracatlarını kara yoluyla yaptıkları için demir yoluyla yaptıklarında çok daha ucuza ulaşım gideri olacağından bir türlü bu demir yolu rehabilite edilmemektedir.

Değerli milletvekilleri, yine Denizli’nin Çardak ilçesinde organize sanayi bölgesi var; 92 iş insanı için, 92 firma için altyapısı, üstyapısı hazırlanmış organize sanayi bölgesi hâlâ doğal gaza kavuşamamıştır. Bunun yanında, bütün çevre iller 5. derece teşvik kapsamına alınmışken ve Çardak Organize Sanayi Bölgesi tüm şartları da taşımaktayken hâlâ teşvik kapsamına alınmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) – Değerli milletvekilleri, dün tam kapanma kararının çıkmasından sonra Denizli’nin Kaleiçi esnafı telefonlarımı susturmadı, diyorlar ki: “Bayram geliyordu, biz çocuklarına bayramlık almak isteyen aileler için hazırlık yaptık, ürünlerimiz elimizde kaldı, çeklerimiz ödenecek, biz ne yapacağız?”

Değerli milletvekilleri, Denizlili müzisyenler, Denizlili tuhafiyeciler, Denizlili ayakkabıcılar, Denizli’nin tüm esnafı, Denizlili taksi şoförleri, Denizlili ulaşım sektöründe çalışan minibüs işletmeleri, Denizlili kahvehaneciler, lokantacılar diyor ki: “Madem tam kapanma kararı verdiniz, o zaman tam kapanmanın maliyeti kadar sosyal destek kalkanını da hazırlayın, bize sosyal destekte bulunun.”

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Kütahya’nın Emet ilçesinin düşman işgaline direnişiyle ilgili söz isteyen Kütahya Milletvekili Sayın İshak Gazel’e aittir.

Buyurun Sayın Gazel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Sayın Başkan çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Emet ilçemizin ve kahraman Emet halkımızın milli mücadele döneminde göstermiş olduğu büyük fedakârlıkları ve gayretleri anlatacağım. Milli mücadele döneminde Ege bölgesinde müdafaa cemiyetinin en erken kurulduğu ilçelerimizden birisi Emet ilçemizdir. “Emet Müdafaa-i Vatan Cemiyeti” ismiyle İzmir’in işgal edildiği gün Doktor Fazıl Doğan önderliğinde 15 Mayıs 1919 tarihinde kurulmuştur. Bu cemiyetin kurulmasıyla Emet Milli Müfrezesi oluşturulmuştur. 1919 yılında Osmanlı Devleti’nin kuruluş şenlikleri ilk defa Söğüt dışında Emet’te yapılarak çevredeki Yörüklerin desteği de alınmış, bu şekilde güçlendirilen Emet Millî Müfrezesi, Gediz, Alaşehir, Gördes ve Demirci’nin kurtarılmasında ve Simav’daki isyanın bastırılmasında önemli bir rol üstlenmiştir.

Emet Belediye Başkanımız Sayın Hüseyin Doğan’ın ve AK PARTİ ilçe başkanımız Sayın Süleyman Ciner’in yaklaşık üç hafta önce tüm milletvekillerimize hediye olarak gönderdiği, ilçemizde Kuvayımilliye ruhunu ateşleyen ve ismi Emet Devlet Hastanemizde gururla ve büyük bir övünçle yaşatılan Doktor Fazıl Doğan’ın Millî Mücadele Hatıralarım adlı kitabında Emet Müdafa-i Vatan Cemiyeti tarafından oluşturulan bu müfreze ve gösterdiği kahramanlıklar tüm ayrıntılarıyla anlatılmaktadır.

Emet ilçemiz 14 Ağustos 1921 tarihinde Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir. 19 Nisan 1922’de Emet’te bulunan işgalcilere gıda temini için ilçeye bağlı Değirmisaz’a giden 10 kişilik Yunan birliği dönüşte Sülye Balalılar tarafından pusuya düşürülmüş, 6’sı öldürülmüştür; yarılı 4 Yunan askeri Emet’e ulaşıp kendi komutanlarına durumu bildirmiştir. Yaşanan bu durumu içine sindiremeyen Yunanlılar Belediye Reisi Terlemez Hasan’dan son derece ahlak dışı ve intikam amacı güden taleplerde bulunmuşlardır. Biraz zaman kazanmak isteyen belediye reisi iki gün müsaade isteyerek Emet Müdafa-i Vatan Cemiyeti Başkanı Hatipoğlu Mustafa Sülye’den katır yüküyle gaz yağı temin etmiş. Kendi aralarında eğlence düzenleyen Yunan askerlerinin bulunduğu Hükûmet binası Yüzbaşı Ahmet Ragıp, Teğmen Şakir, 7’nci Tümenden gelen erler, Emet Sülye Bala ve Eğrigözlü efeler tarafından kuşatılmış, emme basma tulumba ile gaz yağı püskürtülerek Hükûmet binasını ateşe vermişler. Burada 40 kadar Yunan etkisiz hâle getirilmiştir. Bu olayın detaylı anlatımı Genelkurmay Başkanlığı Harp Dairesinin Türk İstiklal Harbi adlı kitabının 2’nci cildinin 6’ncı kısmının Batı Cephesi bölümünde yer almaktadır.

Bu olayın intikamını almak için toplanan yaklaşık 350 kişilik Yunan işgalcileri 27 Nisan 1922 tarihinde Cevizdere bölgesinde Yüzbaşı Ahmet Ragıp, Teğmen Şakir, 7’nci Tümenden gelen erler ve Emet Sülye Bala ve Eğrigözlü milis güçleri tarafından pusuya düşürülmüş ve 350 kişilik Yunan kuvveti burada etkisiz hâle getirilmiştir. Cevizdere yenilgisi üzerine 4 Alayı Emet üzerine süren işgalci Yunan, Emet dâhil 14 köyü taş üstünde taş bırakmamacasına yakıp yıkarak bir vahşet örneği sergilemiştir. Birçok sivil hemşehrimiz ve milis kuvvetini oluşturan kahraman Emetli dedelerimiz şehit düşmüş, Belediye Reisi Terlemez Hasan Ve Porsuk Ahmet’le birlikte Umutlu, Köprücek, Sülye, Eğrigöz, Küreci ve diğer köylerimizden yaralı kurtulanlar esir edilerek Korfu Adası ve Atina’ya götürülmüşlerdir. Yine bu yaşananlar İbrahim Ethem Akıncı tarafından yazılan ve Türk Tarih Kurumu tarafından basılan Demirci Akıncıları kitabının “Emet Vekayi ve Fecayii” başlığı altında bulunmaktadır. Ayrıca burada zarar görenlerin isimleri ve zarar beyanlarını gösteren belge cumhuriyet arşivlerinde de bulunmaktadır.

Cefakâr ve vefalı Emet halkı, yine 1928 yılında ülke genelinde başlatılan kampanyaya tarlasını, arsasını, kolundaki bileziğini, kulağındaki küpesini satıp alınan uçağı kahraman ordumuza bağışlayarak katılmıştır. Emet ismiyle uzun yıllar ordumuza hizmet eden bu uçak, daha sonra da Türk Hava Kurumuna teslim edilmiştir. Kahramanlıkları devlet ve Genelkurmay resmî kayıtlarında tescil edilen Emet ilçemiz fiilen uzunca bir süredir de gazi unvanını kullanmaktadır. Bu unvanın hukuken de tescil edilmesini Gazi Meclisimizden beklemektedir.

Bu vesileyle, Millî Mücadele kahramanlarımız başta olmak üzere, tüm gazi ve şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSHAK GAZEL (Devamla) – Hemen tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İSHAK GAZEL (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlamadan önce de bizim Kütahyaspor’umuz 3. Lig’den 2. Lig’e çıkma aşamasında büyük bir gayret, büyük bir mücadele örneği sergiliyor. Bu hafta bir şampiyonluk maçına çıkmıştık ama maalesef berabere kaldığımız için şampiyonluğumuzu ilan edemedik. İnşallah hafta sonu, cumartesi günü, İskenderun Futbol Kulübü’yle bir şampiyonluk mücadelesi yapacağız. 2. Lig’e de Kütahyaspor’umuza… İnşallah o büyük coşkuyu hep beraber yaşayacağımızı ümit ediyorum ve Kütahyaspor’umuza başarılar diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Kaya…

 

 

 

HÜDA KAYA (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben hemen şunu göstermek istiyorum: Bugün Çorlu’da Safiye Özdemir isminde bir kadın, eşi beş yıldır cezaevinde ve 3 çocuğu var, yine bir kadın daha gözaltına alındı. Eşlerin, çocukların gittiği dershanelerden dolayı, bankalara yatırdıkları paralardan dolayı insanlar hapsedilmeye, aileler dağıtılmaya, çocuklar annesiz bırakılmaya devam ederken bu ülkenin bir Bakanı bütün suçlularla poz poz fotoğraf çektirmeye ve hâlâ beraber olmaya devam ediyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Karadağ…

 

 

YAŞAR KARADAĞ (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

ABD Başkanı Biden’ın sözde “soykırım” ifadesi tarihten ve hukuktan uzak, tamamen siyasi ve art niyetli bir açıklama olup gerçekleri saptırmaktadır. Sözde soykırımı savunanlar gerçek bir soykırım görmek istiyorlarsa kendi karanlık ve çökmüş tarihlerine baksınlar. 1900’lü yılların başlarında Anadolu’da, Azerbaycan’da, Erivan’da Batı’nın maşalığını yapan Hınçak ve Taşnak terör örgütlerinin yapmış olduğu katliamlara baksınlar; 1900’lü yılların sonlarında Hocalı’ya, Karabağ’a, Kelbecer’e baksınlar. Türk milleti, mevzubahis vatan olduğunda şehit olur, gazi olur ama asla mazlumlara zalimlik yapmaz. Türk milletinin şerefli geçmişinde soykırım mahcubiyeti yoktur, kendileriyle karıştırmasınlar ve şunu çok iyi bilsinler ki: Türk’ün vatanına, toprağına, namusuna el  uzatanların elleri kullandıkları maşalarla birlikte yakılacaktır. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Şeker…

 

 

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden’ın 1915 olayları hakkında  tarihî dayanaktan, bilimden ve akıldan yoksun yaptığı açıklamayı şiddetle reddediyorum. Türkiye olarak uzun yıllardır tüm platformlarda Ermenistan’la karşılıklı olarak arşivlerin açılmasını savunduk ancak Ermeni lobileri ülkemizin bu teklifine hiçbir zaman sıcak bakmadılar, yanaşmadılar, aksine birçok platformda sözde soykırım yalanını dillendirmekten de geri durmadılar. Tarih boyunca adalet ve merhametle mazlumların yanında olan Türk milletini iftirayla karalamaya çalışan Biden önce Kızılderilileri nasıl katlettiğini, sonra Orta Doğu’da bir varil petrol için oluk oluk döktüğü kanların, ölümüne sebep olduğu Aylan bebeklerin, yaşlı kadın demeden yaptığı katliamların, bir milleti nasıl yok ettiğinin yani yaptığı soykırımların hesabını versin, kendi karanlık geçmişine baksın diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

 

 

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

ABD Başkanının, 1915 yılında Osmanlı Devleti’nde yaşanan olaylar hakkında tarihî ve hukuki dayanaklardan yoksun ve asılsız iddiaları esas alan açıklamasını hiçbir surette kabul etmiyor ve şiddetle kınıyoruz. Tarih, tarihçiler tarafından değerlendirilmeli; siyasiler, hakikate saygı göstermelidir.

Bizim şanlı tarihimizde hiçbir soykırım yoktur ve asla olmamıştır. Soykırım görmek isteyenlerin kendi tarihlerine bakmalarını tavsiye ediyoruz. Türkiye, soykırım şantajıyla hizaya getirilecek bir ülke değildir. Türkiye'nin büyümesinden ve güçlenmesinden rahatsız olan dışımızdaki ve özellikle içimizdeki operasyon elemanlarının, eli kanlı ekiplerin ve örgütlerin her daim farkındayız.

Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, AK PARTİ iktidarıyla tüm kirli oyun ve hainliklere inat 2023 ve 2071 hedeflerine emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Etyemez…

 

 

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Riskler Raporu’na göre, dünyanın gelecek on yılını en fazla etkileyecek küresel risk iklim değişikliğidir. İklim değişikliği; çevre, şehir hayatı, kalkınma, ekonomi, tarım, gıda, su ve sağlık alanlarında olmak üzere hayatımızın tamamını derinden etkilemektedir.

AK PARTİ olarak; iklim değişikliğini, kuraklığı, doğal afetleri ve atık yönetimini bütüncül olarak değerlendirip çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Yenilenebilir enerji kapasitemizi her geçen gün artırıyoruz; bu alanda Avrupa’da 6’ncı, dünyada 13’üncü sıradayız. Son iki yılda, korunan alanlarımızı yüzde 9’dan yüzde 10,6’ya çıkardık. Binalarda yağmur suyu toplama sistemini zorunlu hâle getirdik, sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştırıyoruz, ormanlaştırma çalışmalarımızı, yeşil alanlarımızı artırıyoruz. Suyu tasarruflu kullanma bilincini artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilinçli su kullanımına yönelik birçok projeyi hayata geçiriyoruz. İklim değişikliği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaşıkçı…

 

 

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Uzun yıllardır terörle mücadelede etkin bir rol oynayan güvenlik korucuları, kanunlara ve yasalara riayet ederek devletimize ve milletimize büyük bir fedakârlık ve görev aşkıyla hizmet etmektedirler. Terörle mücadelede, bugüne kadar, 1.800’den fazla şehit ve yaklaşık 3 bine yakın vatan evladını gazi veren kahraman korucularımız ocak ayından bu yana asgari ücretin altında maaş almaktadırlar. Güvenlik korucularımızın ailelerinin geleceğinin sağlanması ve çocuklarının temel ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için bu durumun bir an önce düzeltilmesini ve ayrıca, diğer özlük haklarında makul bir iyileştirme yapılmasını arzu etmekteyiz.

Ayrıca, Hatay’da canlarını hiçe sayıp terörle mücadelede en önde kahramanca savaşan tüm güvenlik korucusu kardeşlerime buradan selamlarımı iletiyorum.

Son olarak, Suriye sınırında yer alan Hassa, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Altınözü ve Yayladağı ilçelerimizin sınır köylerine güvenlik korucusu kadrosu tahsis edilmesini talep etmekteyiz. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Polat…

 

 

ARİFE POLAT DÜZGÜN (Ankara) – Sayın Başkan, Kahramankazan ilçesi Atatürk Mahallesi’nde inşa edilen 150 yataklı devlet hastanesinin yapımı işine 2018 tarihinde başlanmış olup, şu anda yüzde 96 seviyesinde yapılmış olup Haziran 2021 sonunda tamamlanması planlanmaktadır.

Ankara Akyurt ilçemizde ise Yeşiltepe Mahallesi’nde inşa edilecek 100 yataklı devlet hastanesi yapım işine 25 Mart 2021 tarihinde yapı ruhsatı alınarak başlanmıştır. Hastane inşaatının 2023 yılı Mart ayında tamamlanması planlanmaktadır.

Ankara Çamlıdere ilçemizde ise Beyler Mahallesi’nde inşa edilecek 10 yataklı entegre ilçe devlet hastanesinin yapım işinin proje çalışmaları tamamlanmış olup 10 Mayıs 2021 tarihinde yapım ihalesi gerçekleştirilecektir.

Sağlık yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. 3 yeni ilçe hastanemizin Ankara’mıza…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

 

 

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türkiye olarak ABD Başkanı Biden’ın 1915 olaylarını “soykırım” olarak tanımlamasını reddediyor ve şiddetle kınıyoruz. Herhangi bir hukuki ve bilimsel meşruiyeti olmayan bu beyanı hükümsüz olarak kabul ediyoruz. Farklı kültürlerin hoşgörü ve barış içinde bir arada yaşadığı bir tarihe sahibiz. Tarihimizin siyasi ve kasıtlı olarak yanlış tanımlanması bizi ortak bir kaderi paylaştığımız kardeşlerimize kucak açmaktan, onları korumaktan vazgeçiremeyecektir. Halkımızın çıkarları ve ulusal güvenliğimiz için her zaman yaptığımız gibi müttefiklerimizle diyalog ve iş birliğine devam edeceğiz. Ancak, milletimizin tarihi ve Türk halkının itibarını lekelemeye yönelik teşebbüslere karşı koymaktan da hiçbir zaman geri durmayacağımızı ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Şahin…

 

 

 

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Balıkesir halkının büyük ihtiyacı olan Balıkesir Devlet Hastanesinin 4 yüz yataklı ek bina inşaatına maalesef uzun yıllardır başlanmadı. 278 milyon lira maliyeti olan hastane için 2020 yılında sadece 2 bin lira, 2021 yılında 28 milyon lira ödenek ayrılmıştı. Proje maliyetinin yüzde 10'u civarındaki ödenekle bu hastane inşaatı en iyimser tahminle on yılda tamamlanabilir. Bu nedenle Balıkesir halkı ve civardaki esnaf büyük mağduriyet yaşamaktadır. İktidar partisi milletvekillerini hastane civarındaki esnafı ziyaret ederek dinlemeleri ve hastane inşaatının bir an önce tamamlanması için göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum, saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Özdemir…

 

 

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Millî Eğitim Bakanlığı yüz yüze veya uzaktan eğitimde öğrenciler derse katılım sağlamazsa öğretmenlerin ek ders ücretini ödememe yönünde bir karar aldı. Liyakatsiz kadroların aldığı bu karar doğru olmamakla birlikte sorunu çözmekten de uzaktır. Öğretmenler dahi online eğitimde sorunlar yaşarken kendi imkânlarıyla, kendi bilgisayarı, interneti, faturasını ödediği elektrikle ders yaparken alınan bu karar haksızlıktır. Derse girme imkânı olmayan veya imkânı olup da derse girmeyen öğrenciler sorununu öğretmenlere yüklemektense yaşanan sorunların kaynağı tespit edilerek bu sorunlara çözüm üretilmelidir. Bakanlığın önceliği öğretmenlerin aşılanması, teknik destek sağlanması, tablet, bilgisayar, internete bağlanma sorunlarını çözmek olmalıdır. Bakanlık öğretmenlerin ek ders ücretini kesmekle uğraşacağına EBA'yı aktif kullanamayan 4 milyon 247 bin öğrencinin neden EBA’yı kullanmadığıyla, erişemediğiyle ilgilenmeli, ek ders ücreti kesme uygulamasından geri dönmelidir.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN - Sayın Tanal…

 

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sizin aracılığınızla Sayın Cumhurbaşkanına soruyorum. Şanlıurfa'nın bitmek tükenmek bilmeyen çok sorunları var; tarımsal sulama sorunu var, elektrik kesilmesi sorunu var, çiftçilerimizin tükettikleri elektriklerin parasını nasıl ödeyecekleri sorunu var, DEDAŞ sorunu var, mevsimlik tarım işçileri sorunu var, hayvancılık sorunu var, Şanlıurfa'da tarım arazilerinin yağmalanması ve imara açılması sorunu var, hastanelerin sorunu var, havalimanı sorunu var, Suriyeli mülteciler sorunu var, işsizlik sorunu var, GAP sorunu var, organize bölge sorunu var ve mahallelerde çöplerin toplanmaması sorunu var, Şanlıurfa’da turizmle ilgili sorunlar var, istihdamla ilgili sorunlar var, eğitimle ilgili sorunlar var. Kısaca Şanlıurfalılar mağdur. Şanlıurfalıların adına bu mağduriyetin giderilmesini talep ediyorum, selam ve saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN -  Sayın Kayışoğlu…

 

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) -  Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün, Murat Ağırel’in yazısından öğrendiğimiz kadarıyla Bursa Büyükşehir Belediyesi 2019 yılından itibaren defalarca spor kulüplerini yurt dışına götürürken gri pasaportla aynı zamanda insan kaçakçılığına aracılık etmiş. “Batı bizi kıskanıyor.” diye diye belediyeleriniz aracılığıyla insanları Batı’ya kaçırır hâle getirdiniz. Yalova Belediye Başkanımız 2010 yılından yani AKP döneminden itibaren tespit ettiği yolsuzluğu bizzat kendisi ihbar ettiği hâlde hemen görevden alan İçişleri Bakanı iki yıldır Bursa’da insan kaçakçılığına dair soruşturma sürerken neden Bursa Büyükşehir Belediye Başkanını görevden almıyor? Bu çarpık, adaletsiz, çifte standartlı düzeni yaratanları Bursalıların vicdanına emanet ediyor, ilk seçimde Bursa’yı insan kaçakçılığı utancından kurtaracağımızı bir kez daha buradan vurguluyorum.

BAŞKAN - Sayın Barut…

 

AYHAN BARUT (Adana) - Sayın Başkan, salgınla mücadele de tam kapanma kararının fazlasıyla eksiği var. Bir yandan küçük esnafın iş yerini kapatıp diğer tarafta büyük alışveriş merkezlerini ve zincir marketleri açık tutmak ayrımcılıktır. En az virüs kadar tehlikeli bu çarpık anlayış, 135 bin esnafın iflas etmesinin nedenidir. Esnafın ödenecek çekleri, kredileri, borçları ne olacak? Bu şartlarda elektrik, su faturalarını, kira ödemelerini kim, nasıl yapacak? Sosyal yardımsız ve desteksiz kapanma kararı zor şartlara rağmen ayakta kalan sınırlı sayıdaki esnafı da perişan edecektir. Tekel bayilerine getirilen fiilî alkol satış yasağı da hem yaşam biçimine müdahaledir hem de esnafın ölüm fermanıdır. Gelin, sağlıkçılarımızı iş yükünü azaltın, yeni atamalarla sağlık ordusunu güçlendirin, esnafından çiftçisine, işsizinden emeklisine tüm halka günlük yaşamı idame ettirecek, borçlarını ödeyebilecek sosyal devletin gereği yeterli desteği verin.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Aydın…

 

 

ERKAN AYDIN (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün akşam Bakanlar Kurulu kararından sonra Sayın Cumhurbaşkanını bütün ülke gibi biz de dikkatle dinledik. On yedi günlük bir kapanma söyledi ki doğru bir karar, biz de bunu destekliyoruz. Konuşmanın sonuna kadar baktık; bu kapanma sürecinde günübirlik yaşayanlar, esnaflar, evine ekmek götüremeyecek olanlarla ilgili tek bir cümle bekledik, onlara sadece “Allah yâr ve yardımcınız olsun.” dendi ama tek bir kelimelik bir yardım açıklanmadı ancak elektrik şirketlerine geldiğinde 3 milyarlık yardım paketi onaylandı. Geçilmediği hâlde köprülere bu on yedi gün boyunca dolar bazlı ödemeler yapılacak. Biz de diyoruz ki: O ödemeleri kaldırın. Garanti verdiğiniz sözleşmeli işlerdeki paraları bu esnafa, işsize, bu insanlara aktarın. 

Sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Güneş…

 

 

 

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Birinci Dünya Savaşı sırasında düşmanımız olan Ruslarla iş birliği yapan hain Ermeni çeteler masum, çoluk çocuk, kadın demeden yüz binlerce Türk, Kürt, Çerkez vatandaşlarımızı katletmişlerdir. Bunun neticesinde Osmanlı İmparatorluğu o zor şartlarda Ermeni vatandaşların zarar görmemesi için tehcir kararı almıştır. Bu tehcir sırasında hastalık gibi nedenlerden dolayı oluşan can kayıplarını “soykırım” olarak adlandırmak akla ziyan olup kastidir, politiktir; lanetli kınıyorum. Geçmişi soykırım ve katliamlarla dolu olan ABD Başkanının bu konuda fikir beyan etmesi ne hakkıdır ne de haddidir; lanetle kınıyorum.

Diğer taraftan, içimizde yaşayan ama emperyalist güçlerle hareket ederek Türkiye'nin düşmanlığını yapan, akıllarını kiraya veren zavallı kişileri ve grupları lanetle kınıyorum. Bu milletin ekmeğini yiyip gavurun kılıcını sallayanları bu millet asla affetmeyecektir.

Şanlı tarihimizle gurur duyuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Öztürk…

 

 

 

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, Kırıkkale’mizde coronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirlere büyük özveriyle harfiyen uyan kesimlerden birisi de esnaf ve sanatkârlarımızdır. Esnaf ve sanatkârlarımız bugüne kadar salgınla mücadeleye ekmek teknelerini kapatarak, çalışanlarını koruyarak destek verdiler. Şimdi, dün açıklanan tedbirler çerçevesinde on yedi gün daha yine sabırla iş yerlerini kapatacaklar; kıyıda, köşede biriktirdikleriyle ve devletimizin destekleriyle kara günlerin geçmesini bekleyeceklerdir.

Ülkemizde ve Kırıkkale’mizde esnafımıza mali destek kapsamında vergi, SGK ödemeleri, elektrik, su, doğal gaz, internet gibi faturaların, kira borçlarının, bankalardaki kredi ve kredi kartı borçlarının faizsiz ertelenmesi yerinde bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyoruz.

Mübarek ramazanışerifi yaşadığımız bugünlerde işsiz kalan vatandaşlarımızı da ekonomik olarak destekleyelim. Zira, komşusu açken biz tok yatmayalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

 

 

 

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde ilinde içme suyu ve gölet sorunu olan köylerimiz vardır. Merkez Kömürcü, Çavdarlı, Çayırlı, Ovacık gibi köylerin içme suyunun elektrikle çıkarılması yüksek faturalara neden olmaktadır. Bir an önce güneş enerjisine köylerin geçişi sağlanmalıdır.

Ulukışla ilçesinde Darboğaz, Emirler, Porsuk, İmrahor ve Başmakçı köylerinin gölet sorunları devam etmektedir. Bor ilçesi Karanlıkdere ve Halaç köylerine gölet sözü verilmiş, yerine getirilmemiştir. Niğde merkez Elmalı ve Himmetli köyleri için de gölet sözleri boşta kalmıştır. Beyağıl köyü tarım alanları, Ulukışla ilçesi atık sularının tehdidi altındadır. Bu yönde düzenleme ihtiyaçtır.

Niğde Hacıbeyli köyünde baraj yapılmadan sulanan araziler baraj sonrası kot farkıyla sulanamaz durumdadır. Çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen köylerde tarlalar, bağ bahçeler susuzluktan kurumakta ve özellikle gençler tarım alanları daraldıkça köylerden göç etmektedir. Niğde köyleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bulut…

 

 

 

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Emeğin, emekçinin takımı, Demirsporlu işçilerin alın teri Adana Demirspor, Adanaspor’la birlikte, güzel şehrimizin iki güzide kulüplerinden biridir. 1940 yılında zamanın Devlet Demiryolları 6’ncı İşletme Müdürü Eşref Demirağ tarafından kurulan Mavi Şimşekler, şanlı ve şerefli tarihine sayısız başarılar sığdırmıştır. Bir futbol takımından fazlası olan Demirspor, atletizm, bisiklet, güreş, yüzme, su topu, bisiklet ve voleybol branşlarında faaliyet göstermiştir. Yüzme ve Su Topu Takımı on yedi yıl hiç yenilmeden, yirmi iki yıl da tek mağlubiyet alarak toplamda yirmi dokuz yıl Türkiye şampiyonu olmuştur. Adana’nın su kanallarında yüzme öğrenen efsane oyuncular “Yenilmez Armada”da görev almıştır.

Adana Demirspor son iki maçını kazanması hâlinde şampiyon olarak yirmi altı yıllık Süper Lig hasretine son verecektir. Bu inançla Demirspor’umuza, Başkanına, yöneticilerine, futbolcu kardeşlerimize başarılar dilerim.

BAŞKAN – Sayın Gökçel…

 

 

 

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Nerede yasa dışı bir şey olsa arkasından, failin AKP’li bir bakanla fotoğrafı çıkıyor. AKP’nin büro memuru pudra şekeri partisi verir, arkasından bakanlarla fotoğrafı çıkar. Bir tanesi deste deste paralarla video paylaşır, arkasından bakarız, bakanlarla fotoğrafı çıkar. Uyuşturucu baronu, kaçak Zindaşti ile AKP’li komisyon başkanının fotoğrafı çıkar. Son olarak, Thodex vakasının kahramanı Faruk Fatih Özer ile Süleyman Soylu’nun fotoğrafı çıkıyor, Soylu “Şahsı tanımıyorum.” diyor. Oysa yeğeni ile şahıs kanka. Yeğeniniz size birisini getirince “Şahıs kimdir?” diye sormuyor musunuz?

Millet dolandırılırken MASAK seyrediyor. Milletin dolandırılmasına göz yumdunuz. Biraz utanmanız varsa derhâl istifa edersiniz.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

 

 

 

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

24 Nisanda sözde “Ermeni soykırımı” adı altında tarihin en büyük yalanıyla yüce Türk milleti suçlanmakta. Bu yalan tarihî belgelerle ve gerçeklerle değil, siyasi ve politik gerekçelerle yapılmaktadır. Vatanımızın ekmeğini yiyip, suyunu içen içimizdeki satılmış nankörler de bu emperyalist yalanı koro hâlinde tekrar etmektedir. Terör maşalarına haram olsun, yazıklar olsun! Bu hainleri nefretle lanetliyorum.

Türk milleti 3 kıtada, 7 iklimde adaletiyle, hoşgörüsüyle, vefasıyla gönüllerde yerini almıştır. Şanlı ve şerefli geçmişimizde utanılacak hiçbir hadisemiz yoktur. Soykırım ve katliamlar Ermenistan’ın ve ABD’nin kirli geçmişindedir. Asıl soykırım Anadolu’da ve Hocalı’da binlerce insanımızı şehit eden Ermeni çetelerinin yaptıklarıdır.

Şanlı ecdadımızı rahmetle, minnetle anıyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Dursun Müsavat Dervişoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Irak’ın kuzeyinde Metina ve Avaşin-Basyan bölgelerinde devam eden Pençe-Şimşek ve Pençe-Yıldırım Operasyonlarında sabaha karşı gelen acı bir haberle sarsıldık. Şehit sayımızın 3’e yükseldiği söyleniyor. Hayatlarını kaybeden kahraman şehit askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum; yaralı yiğitlerimize de şifa temenni ediyorum; kederli ailelerinin, sevenlerinin ve aziz Türk milletinin başı sağ olsun.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden’ın 24 Nisan 1915 Ermeni olaylarıyla ilgili sözde “soykırım” ifadesini kullanmasını şiddetle telin ediyor ve asla kabul etmiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanının sözde “soykırım” ifadesi, siyasi amaçlar uğruna uydurulan bir yalandır. Sözde “soykırım” iddialarını atanların yalanlarına bakıyorsunuz, bir tane somut belge yok. Osmanlı Devleti, Ermenilerle değil Ermeni terör örgütleri Hınçak ve Taşnak şebekeleriyle mücadele etmiştir tıpkı bugün PKK ve YPG gibi terör örgütleriyle mücadele edildiği gibi. Biz Birinci Dünya Savaşı’nda dört cephede yedi düvelle savaşırken Ermeni isyanları, Van Muş, Kars, Erzurum, Ardahan, başta olmak üzere, bölgede kendini hissettirmiştir; iç ve dış düşmanlarla iş birliği yapılıp ayaklanma başlatılmıştır; binlerce Türk katledilmiştir. Köylerin basıldığı, çoluk çocuk demeden katliamların yapıldığı, kadınların ırzına geçildiği, gözlerinin oyulduğu, kulaklarının kesildiği katliamlar arşivlerle belgelenmiştir. Bunun neticesinde, 24 Nisan 1915’te zorunlu göç olarak tehcir yani sevk ve iskân kararı verilmiştir. Üstelik bu göçte çocuklar, yaşlılar, hastalar, âmâlar ve engelliler muaf tutulmuştur. Yayınlanan genelgeyle sevk edilen Ermenilerin can ve mallarının korunması, yiyecek ve ihtiyaçlarının karşılanması talimatı verilmiştir. Bunlar tarihî gerçeklerdir. Bu hassasiyet bir iyi niyet göstergesidir ve Türk devlet terbiyesinin de gereğidir. Tarihî gerçekleri çarpıtmayı asla kabul etmiyor, bu yaklaşımların ve söylemlerin artık son bulmasını bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Dün, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamada Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tam kapanma kararını duyurmuşlardır. Tam kapanma kararı geç alınmış, geç kalınmış, doğru ve yerinde bir karardır fakat beklenen ekonomik destek paketi de açıklanmamıştır. Alınan karar gereği okulların, umuma açık istirahat ve eğlence yerleri işletmelerinin faaliyetleri durdurulmuştur. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler bu önlemler çerçevesinde ciddi ekonomik sorunlar yaşayacaklardır. Bu işletmelerimizin kamu eliyle desteklenmesi gerekmektedir ve esnafımızın kepenk kapatacak olduğu bu süreci en az hasarla atlatması adına gerekli adımların atılması icap etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bitiriyorum efendim.

Bu çerçevede elektrik, su, doğal gaz faturalarının, banka kredilerinin, stopaj ve KDV ödemelerinin, vergi cezaları ile yapılandırma sonucu ödedikleri vergi ödemelerinin de geçici bir süre ertelenmesi kısmen de olsa pandeminin başından itibaren mağdur edilen esnafımızın rahatlamasını sağlayacaktır. Bu hususu Genel Kurulun dikkatine sunuyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Muhammed Levent Bülbül.

Buyurun Sayın Bülbül.

 

 

 

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Nisan 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden yapmış olduğu açıklamayla emperyalizmin yüzyıllık yalanı olan sözde “Ermeni soykırımı” iddiasını dillendirmiştir. Biden daha önceki ABD Başkanlarından Ronald Reagan’ından sonra ikinci olarak “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanan Başkan olmuştur. Hukuken geçerliliği olmayan ve tarihî hakikatlere aykırı olan ve tamamen siyasi maksatlarla yapılan bu açıklamayı tamamıyla reddediyor, ayaklarımızın altında olduğunu ifade ediyoruz.

Her zaman ifade ettiğimiz üzere, siyasi kurumların tarihî konularla ilgili olarak karar alması son derece tehlikeli bir durumdur. Hele ki geçmişinde masumların kanını ve gözyaşını dökmekten sayısız sabıkası bulunan devletlerin bu kararı alıyor olması ayrı bir fecaattir. Tarihî gerçekleri  değiştiremeyecek olan bu faaliyetler, toplumları birbirine düşman etmekten başka neticeler vermemektedir.

Sözde soykırım iddiası, Türk milletinin üzerine atılmış haysiyetsiz ve alçak bir iftiradır. Allah’a şükürler olsun ki milletimiz, tarihte yok eden, zulmeden değil; bilakis yaşatan, sahip çıkan, himaye eden, merhamet eden bir millet olarak bilinmiştir. 1492’de İspanya’da yok edilme tehdidiyle karşı karşıya kalan Yahudilere kollarını açan Türkler, yine 20'nci yüzyılın başında aynı kadere düçar olduklarında bütün Batılı medeni devletlerin     -sözüm ona, medeni devletlerin- başta Amerika  olmak üzere, kapılarını kapattığı, Florida Limanı’nda gemilerin içerisinde bekletip de kabul etmediği Yahudilere yine ülkesini ve gönlünü açmıştır.

Bugün yine, coğrafyamızda yaşanan çatışmalar ve düzensizlikler nedeniyle 5 milyon kadar mülteci ve sığınmacıya kol kanat geren, şefkat gösteren, insanca yaşamalarını sağlayan ülke Türkiye’dir, Türk milletidir. Tarih boyunca mazluma din, dil, ırk ayrımı yapmadan bu derece samimiyetle sahip çıkan bir milleti tarih yazmamıştır. Bu durum, Türk milletinin yüksek seciyesini ortaya koyan en somut örnekler arasında yer almaktadır. Fakat gelin görün ki böyle yüksek ahlaka ve duygulara sahip olan bir millet; sivil, masum insanlara, yüzyıllarca huzur içerisinde beraber yaşadığımız Ermenilere sistemli ve kasıtlı bir şekilde zulmetmekle, onlara soykırım uygulamakla suçlanmaktadır. Ne Osmanlı Devleti’nin ne de Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihte soykırımla suçlanacağı herhangi bir vaka bulunmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Birinci Dünya Harbi şartlarında yedi düvelle birçok cephede savaşan bir devletin, Ruslarla işbirliği içinde olan, Batı’nın da şımartmasıyla palazlanmış olan Ermeni çeteleri tarafından Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da sivil, masum, Müslüman ve çoğunluğu Türk ahaliye karşı giriştikleri saldırı ve yok etme faaliyetlerini engellemek amacıyla çıkarılan Sevk ve İskân Kanunu uygulamaları, sözde soykırım uygulamaları olarak ifade edilmektedir. 1948’den önce yaşanan hiçbir olayın hukuken soykırım olarak tanınmayacağının açıkça ortada olmasının yanı sıra, devletimizin milyonlarca belgeden oluşan arşivlerinden anlaşılacağı üzere, Sevk ve İskân Kanunu, birçok imkânsızlığa ve savaş koşullarına rağmen hassasiyetle ve sevke tabi tutulanların can ve mal emniyetini temin edecek şekilde uygulanmaya çalışılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –  Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sevk sırasında bazı hukuka aykırılıklar ve suçlar işlenmiş olsa da buralarda suç işleyenler devletimiz tarafından yargılanmış, çok sayıda idam cezası ve hapis cezası verilerek adalet temin edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, sevke tabi tutulanların ihtiyaçları için maddi kaynak oluşturulmuş, bunun büyük bir kısmı sevke tabi tutulanlara harcanmış, geri kalan yaklaşık 1/5’lik kısmı da sevkten sonra kimsesiz kalan Ermeni yetim ve öksüzleri için harcanmıştır. Sonrasında, 1918 yılında, savaş sona erdikten sonra Geri Dönüş Kanunu çıkarılmış, 1920 yılına kadar yaklaşık 350 bin Ermeni, köylerine, topraklarına, mallarına devlet tarafından kavuşturulmuştur. Soykırım gibi büyük bir zulmü ve insanlık suçunu işleyen bir memlekete, bir millete 350 bin Ermeni niye dönsün?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Aynı köyde, Müslüman Türk ahaliyle birlikte yaşamayı niye tercih etsin? Bir devlet soykırımla yok etmek istediği insanların sevki için neden maddi tahsisat ayırsın ve onların can ve mal güvenliği için böyle tedbirler ortaya koysun? Bunların mantıkla, tarihî gerçeklerle izah edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Burada, devlet arşivlerine girildiği takdirde gerçeklerin ortaya çıkacağı muhakkaktır fakat buna ne yazık ki bu iftiraları üzerimize atan hiçbir devlet cesaret edememektedir.

Bir soykırımdan bahsedilecekse 1821 tarihinden itibaren Balkanlardan Kafkaslara, Kırım’dan Bosna’ya, Kıbrıs’tan Karabağ’a kadar olan bütün bu coğrafyada çoğunluğu Türk olan Müslüman ahaliye karşı girişilen soykırımlardan bahsedilebilir. Burada yaşanan acılar ne yazık ki dünyada hiçbir tarihçi tarafından göz önüne alınmamış, tarih kitaplarının içerisine konulmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu, tarihin gördüğü en büyük ikiyüzlülüktür, tarihin gördüğü en büyük adaletsizliktir ve bu adaletsizliğe, bu ikiyüzlülüğe muhatap olan ne yazık ki Türklerdir, Müslümanlardır. Bütün bu gerçekler karşımızda duruyor olmasına rağmen hâlâ bizim başımızı öne eğdirmek istercesine bizi suçlulukla itham edenler, efendim, utanacağımız bir tarihimiz olduğunu ifade edenler, asıl bu suçlardan dolayı Türkiye'nin ve Türk milletinin mağduriyetini ortaya koymamaktan, bu gerçekleri görmemekten dolayı utanmalılar ve bu noktada tarih önünde hesap vermek durumundadırlar. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu, bu tavırları, özellikle Türkiye içerisinde -gerek siyasi partiler gerekse sivil toplum kuruluşları olsun- bu tavırları ortaya koyanları şiddetle ve lanetle kınadığımızı buradan ifade etmek istiyorum. Biden’ı bir sözle, bir cümleyle telin edip kınayıp arkasından 10 cümleyi, 15 cümleyi devletimizi, memleketimizi ve milletimizi suçlamakla geçirenleri ve bu şekilde ifadeler kullananları da milletimizin takdirine sunmak istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Biz meselenin farkındayız, mesele siyasidir; işin tarihî, hukuki, vicdani hiçbir boyutu yoktur. Türkiye, bugün bağımsız hareket etmesi engellenmeye çalışılan ve bölgesinde öngörülemeyen faaliyetleri sınırlandırılmaya çalışılan bir ülkedir ama Amerika’nın bu noktadaki tedip ve terbiye girişimlerine asla ve asla boyun eğmeyeceğimizi; Türk milletinin bağımsız, hür bir şekilde yaşamaya devam edeceğini, adalet ve merhamet duygusuyla da bütün mazlumların hayatı boyunca, tarihi boyunca olduğu gibi bundan sonra da yanında olacağını ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş.

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, Diyarbakır Milletvekilimiz Garo Paylan’la başlamak istiyorum. Diyarbakır Vekilimizle ilgili ırkçı, ötekileştirici nefret söylemini ilk elden kınadığımızı, lanetlediğimizi ifade etmek istiyorum. Yaşam hakkına doğrudan saldıran bu ırkçı anlayış kesinlikle kaybedecektir. Kimmiş? Ümit Özdağ isimli bir şahıs şunu söylemiş: “Sen de zamanı gelince bir Talat Paşa deneyimi yaşayacaksın ve yaşamalısın.” Yani bunu neresinden tutalım? Vekilimizi doğrudan tehdit eden, hedef gösteren Ümit Özdağ. Şimdi, en ufak bir olumsuzluk karşısında bizim Vekilimizin tırnağına zarar gelmesi hâlinde ilk başta onu ve bu söylemi ifade edenleri tanıyacağız ve onlar yargı önünde hesap verecek.

Şimdi, açıkçası, koca bir Parlamentoda bir Ermeni Vekil kabul edilemiyor ya!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ne alakası var ya?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hâlâ ona karşı bu yaklaşım. Başka bir milletvekili bunu söylemiş, yani bunun hiçbir açıklaması yok. Garo Paylan tabii ki yalnız değil, biz Garo Paylan’la birlikteyiz. Ve şu ana kadar yargı, açıkça ölüm ve tehdit içeren bu paylaşımla ilgili hiçbir şey yapmadı. Bir Parlamentoda bir parlamenter başka bir parlamenteri açıkça ölümle ve öldürmekle tehdit ediyor ve AKP yargısı da kendisi de hâlâ sessiz, her konuda konuşuyorlar ama bu konuda hâlâ konuşmadılar. Bunu da belirtmiş olayım.

Diğer bir mesele; hani birileri bize laflar söylüyor, biz bunları duyuyoruz, gerektiğinde cevabını veriyoruz ama daha dün bu partinin Genel Başkan Yardımcısı partimize yönelik soykırım çağrısı yaptı, bunu hiç kimse unutmasın. Yani “Haşereler olarak hepsi ezilsin.” diyenler, bugün bize başka konularda nutuk atmasınlar, buna karnımız tok.

Sayın Başkan, dün vahim bir dava izledik; 26 Nisandı dün, Sincan’daydık, partimize karşı, MYK üyelerimize karşı, önceki dönem Eş Genel Başkanlarımıza karşı tam anlamıyla AKP laboratuvarlarında hazırlanmış, siyasi laboratuvarlarında hazırlanmış, altı yıl boyunca deneyler yapılmış, testler yapılmış bir kumpas davasının ilk duruşması vardı. Neydi? Keşke buradaki milletvekilleri orayı görseydi; binlerce kolluk gücüyle bir darbe senaryosu yaşama geçirilmeye çalışılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sanki, hani,  oradakileri suçlu göstermek gibi azami bir gayret vardı; devletin bütün kurumları müdahildi, Et ve Balık Kurumu dâhil –“şaka gibi” diyeceksiniz- MİT dâhil, Emniyet Genel Müdürlüğü dâhil. Sanık olması gerekenler, bu suçların işlenmesini önlemeyenler, işletenler, o güçleri sokağa salanlar bunun hesabını vermeden partimizden bunun hesabını sormaya çalışıyorlar; evet, Kobani kumpas davasıyla kendi suçlarını örtmeye çalışıyorlar. Burada demokrasicilik oynamayalım; burada “Herkes konuşabiliyor, ne güzel oh, ne âlâ memleket.” demesinler. Bu ülkede, üçüncü büyük partinin siyasi faaliyetlerinin yasaklanması için laboratuvarda hazırlanan, tartışılan, karar verilen bir dava Sincan’da dün görüldü ve devam edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Önümüzdeki saatlerde buna ilişkin ayrıntılar vereceğiz. Dün mahkeme, mahkeme değildi, AKP’nin bir kurulu olarak orada kendisine verilen talimatları harfiyen yerine getirdi; savunmaya söz vermedi, tutuklu arkadaşlara söz vermedi ve üstelik, gayri ciddi, laubali, böyle “Her şeyi ben bilirim.” edasıyla –ne de olsa arkasında iktidar var- böyle bir rahatlıkla davrandı. Bu, burada kapanmayacak. Nasıl IŞİD düştü, Kobani düşmediyse, bu dava düşecek, yalanlar kaybedecek ve hakikat kazanacak diyorum.

Sayın Başkan, Diyarbakır’da bir genç öldürüldü ve öldürüldüğü yeni anlaşıldı. 17 yaşındaki Kadir Aktar, 23 defa cezaevinden hastaneye götürüldü, 23 defa ve “İntihar etti.” diye kayıtlara yazıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne garip, tutanaklarda da doktor  raporlarında da kendi kafasını duvarlara vurduğu söyleniyor, kafasında kırık çıkmış. Kadir’i darbedenler, her nasılsa, 23 kere korunmuş. Bütün hastane raporları elimizde ve açıkçası tanı -bu doktor raporunda da- en son 18 Şubat 2021 gecesi saat 03.21’de hastaneye götürülmüş, bir başka şahıs tarafından darp, vurulma, tepilme, bükülme, ısırılma ve tırmalama tanısıyla muayene kaydı açılmış. Diğer kayıt ise cezaevinde götürüldükten sonraya ait; 18 Şubat saat 17.50’de yine, bir başka kişi tarafından darbedildiği yönünde. Bu, elimizde doktor raporu var. Kolluğun ya da başka birilerinin cezaevinde devletin denetimi ve gözetiminde bu şekilde, 23 defa doktor raporu olduğu hâlde öldürülmesinin hesabı hâlâ sorulmadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bu konuda talebimiz ve takibimiz şuna ilişkindir: Tabii ki hiç kimse hiçbir yerde öldürülmemeli. Yaşam hakkı herkes içindir, hiç kimse için farklılık arz etmemektedir ama takdir edilmeli ki sokakta yaşayan bir yurttaşın öldürülmesiyle, cezaevinde, dört duvar arasında bu şekilde 23 defa darp, kırık, ezik tanısıyla hastaneye götürülüp sonra cezaevinden cenazesinin çıkması ve şu ana kadar tek bir tutuklamanın dahi olmaması kesinlikle dehşet vericidir. Yani bu ne demektir? Bir cinayet gizleniyor mu? Bir cinayetin daha üstü mü örtülüyor? Cezasızlık daha fazla ne kadar koruyacak? Bunu özellikle iktidar grubuna söylüyorum ve Adalet Bakanlığına da çağrıda bulunmak istiyorum: Yani cinayet failleri tutuklanmayacaksa kim tutuklanacak? Sadece size muhalefet edenler mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez söz veriyorum Sayın Beştaş.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Cinayet faillerinin tutuklanmadığı, katliam faillerinin tutuklanmadığı, sadece siyaset yapanların tutuklandığı bir ülke hâline geldik, AKP’ye muhalefet edenlerin dört duvar arasında tutulduğu bir ülke hâline geldik. Bu, asla kabul edilemez; bu ne demokrasiyle ne hukukla ne de hukuk devletiyle bağdaşır.

Ben dün Kobani davasını izlerken bu kadar duruşmaya girmiş biri olarak daha önce benzerini yaşamadım, bir mahkeme başkanı dokuz saat boyunca Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Gültan Kışanak’a -kaç metrekare bilmiyorum- küçücük bir odada, sesi gitmediği hâlde o odada kalmaya zorladı ve tek bir söz hakkı vermedi. İşte engizisyon yargılamaları dediğimiz, istiklal mahkemeleri yargılamaları dediğimiz tam da bu; cinayete tutuklama yok ama siyasete rehin muamelesi var. Bunun adı Türkiye.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç…

Buyurun Sayın Özkoç.

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sınırımızda vatanımızın birlik ve beraberliğini, devletimizin geleceğini korumak için mücadele eden birliklerimizde şehit düşen askerlerimizi rahmetle anıyor, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Covid’de üçüncü dalgadayız. Kontrolsüz normalleşme, lebalep kongreler tabloyu, ölüm sayılarını çok çok artırdı. Mart ayından bugüne 10.142 insanımızı kaybettik, 10.142 insan, mart ayından bugüne. Tüm salgın sürecinde yaşamını yitirenlerin yaklaşık dörtte birini bu iki aylık kontrolsüz süreçte kaybettik. Hastaneler, yoğun bakım üniteleri doldu. Öle öle öğreniyoruz. Böyle, akıldan, vicdandan, adaletten uzak bir süreç yönetimi asla olamaz. Salgınla mücadelenin temeli aşılama; aşılama hızımız yavaş, bugüne kadar 22 milyona yakın aşılama yapılabildi. Ülkemizin nüfusuna orantıladığımızda, sığınmacılar dâhil edildiğinde yüzde 10’u bile tam aşılayamadık. Daha hızlı ve kesinlikle daha adil, şeffaf olmak zorundayız. Ön cephedeki yurttaşlarımız; tüm öğretmenler, toplu taşımayı yürüten şoförler, kargocular, gişe memurları, paket servistekiler vakit geçmeden aşılanmalıdır.

İkinci konu, kapanma. Dün, Cumhurbaşkanı uzun zamandır beklenen tedbirleri kapanmayla açıkladı ama nasıl kapanma? 10 milyondan fazla işsiz var, gündelik çalışanlar var, kayıt dışı işçiler var, sığınmacılar var, dükkânını kapatmış; kirasını, elektriğini ödeyemeyen borç yükünde esnaf var. Siz bu insanlarımıza destek vermeden “Evde oturun.” diyemezsiniz. Evin dışında virüs, içindeyse ölüm var. “Ben kapatırım, vatandaş ne yer, ne içer, çaresine baksın.” diye bir salgın yönetimi asla olmaz. Zor günde vatandaş devlete sığınmayacaksa neden vergi veriyor, niçin hep birlikte vergimizi ödüyoruz? Devletin hazinesini neden vergilerimizle dolduruyoruz? Bizim 128 milyar dolar sorumuzun temeli de tam da burasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) Eğer bu kapanmada Merkez Bankasında milletin vergileriyle ödenmiş 128 milyar dolar duruyor olsaydı vatandaş bu kapanmada hiçbir sıkıntı yaşamadan, devletin kendisine verdiği yardımlarla bu süreci atlatabilecekti ama ne yazık ki el değiştirdi, vatandaşa değil bir avuç yandaşa gitti bu para. Kimse bize “Kaynak yok.” demesin o yüzden. Kaynakların nereye aktarıldığını hep birlikte görüyoruz. Ne yazık ki bunu da yoksullaşa yoksullaşa öğreniyoruz. Ne oldu eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan? Kendi şirketinden Bakanlığına -üstelik, piyasanın 2,5 katı yüksek fiyatla- dezenfektan satışı yapan eski Bakana ne oldu? Görevinden alındı. Görevden alınmak ayıbı temizler mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Ortadaki açık yolsuzluktur ve yolsuzluğun hesabının yeri ise Yüce Divandır. Meclis millet adına sorumluluğunu yerine getirmelidir. Öyle önüne gelen devletin kasasını soyup milletin hakkını hukukunu çiğneyip çekip gider hesap sorulmazsa bu ülke yönetilemez. (CHP sıralarından alkışlar) Tüm siyasi partiler bu noktada üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

Sayın Başkan, az önce Başkanlığınızda yaptığımız toplantıda Ermeni soykırımıyla ilgili tezkere geldiğinde grup başkan vekillerine bu konuda söz vereceğinizi ifade ettiğiniz için bu konuyla ilgili söz hakkımızı o saate bırakıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Muhammet Emin Akbaşoğlu.

Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Irak’ın kuzeyinde Mehmetçiğimiz tarafından icra edilen terörü tamamen kurutma, bitirme ve hakikaten hem sınır güvenliğimizin tesisi hem de içeride milletimizin güven içerisinde yaşantısını sürebilmesi hususundaki üstün gayretleri münasebetiyle kendilerine muzafferiyetler diliyorum. Bu manada şehit düşen bütün Mehmetçiklerimizi rahmetle anıyorum, Allah onlardan razı olsun. Mutlaka terörün kökü kurutulacaktır, bundan herkes emin olsun.

23 Nisan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101’inci yılını hep beraber coşkuyla kutladık. Bunun akabinde, 24 Nisanda maalesef her yıl Amerika Birleşik Devletleri tarafından Demoles’in kılıcı gibi milletimizin, devletimizin ve geçmişimizin üzerinde sallandırılmaya çalışılan bu şantaj artık Amerika Birleşik Devletleri tarafından tüketildi. Bir iftirayla, bir yalanla Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden atalarımızın, milletimizin soykırım yaptığını iftirayla iddia etti. Bütünüyle bunu kendisine iade ediyoruz, bunu reddediyoruz ve bu açıklamayanı kınıyoruz. Bu ancak ve ancak zırvalamaktır ve zırva tevil götürmez.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Amerika Birleşik Devletleri Başkanının bu konuyla ilgili, soykırımcı olarak görmek istediği bir kimse varsa mutlaka tarihine baksın, Kızılderililere baksın, siyahi vatandaşlara baksın ve kendi yüzlerine aynaya baksın; soykırımcıyı görsün diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu konuyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız aslanlar gibi okkalı bir cevap vermiş, bir Osmanlı tokadını Biden’ın suratına indirmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Nerede?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Evet değerli ve aziz arkadaşlarım, bir taraftan, böyle dışarıdan alçakça birtakım iftiralara, saldırılara maruz kalırken içeriden de âdeta beşinci kol faaliyeti çerçevesinde iftiralara ve gerçekten de utanç vesikası olabilecek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Büyük yalanlara.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Pudra şekeri mi aldın?

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Bir taraftan, Amerika Birleşik Devletlerinin bu tür saldırıları devam ederken ondan önce rol çalmak suretiyle, onların sesi olmak, emperyalizmin sesi ve borazanı olmak üzere, ne yazık ki, içeride de birtakım iftiralarla HDP MYK’sinin bildirilerine maruz kaldık. Bu, utanç vesikası olarak size yeter. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) HDP bu utanç vesikasıyla yüzleşmeli ve aziz milletimizden, devletimizden, bütün atalarımızdan özür dilemelidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bravo.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tarihen şu hakikat karşımızdadır ki: Osmanlı döneminde, 1915 olayları öncesinde hakikaten savunmasız insanların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – 1915 olayları öncesinde Birinci Dünya Savaşı’na girmiş olan Osmanlı Devleti, atalarımız yedi düvelle cephelerde savaşırken, maalesef, Taşnak ve Hınçak Ermeni çetelerinin, terör çetelerinin birtakım kışkırtmalarına maruz kalarak, onlarla beraber Türk ve Kürt bütün Müslüman ahaliyi yok eden, zalimlikle katleden bu Ermeni terör çeteleri, evet, 1970’li yıllarda ASALA olarak devam etmiştir. ASALA terör örgütü de yerini PKK terör örgütüne bırakmıştır. Dolayısıyla, bu bildiri, HDP’nin bu bildirisi ancak ASALA’nın bildirisi olabilir, ASALA’nın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dolayısıyla, bu bildiri ancak ve ancak ASALA terör örgütünün bildirisi olabilir. Dolayısıyla, PKK da HDP de bu bildirisiyle Türk ve Kürt bütün ecdadımıza, dedelerimize ve ninelerimize bühtanda, iftirada bulunmuştur; hakaret etmiştir. Dolayısıyla, gerek Ermenistan gerek Amerika Birleşik Devletleri gerekse HDP, milletimizin bütün fertlerinden, atalarımızdan ve devletimizden mutlaka özür dilemelidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bravo.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir çift sözüm de Millet İttifakı’nın paydaşlarınadır. Evet, sonuç itibarıyla olay burada çok açık. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dışarıda Biden saldırıyor, iftira ediyor ve zırvalıyor, ona gereken cevabı verdik. Bununla beraber içeriden de ASALA ağzıyla, PKK, YPG ağızıyla HDP MYK’sı bildiri ortaya koyuyor.

Peki, ey Millet İttifakı’nın bileşenleri, ortakları ne için ne İYİ Parti’den ne CHP’den buna ilişkin bir kınama, bunu reddettiğinize dair bir söz sizden işitmedik ve işitmiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)  Duymazlıktan, bilmezlikten ve görmezlikten mi geliyorsunuz? Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımıyla ortağınızın bu bildirisine miyavlıyor musunuz yoksa kükrüyor musunuz aslan gibi? Hadi görelim bakalım sizi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Hayatınız yalan!

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Yuh sana!

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Senin Genel Başkanın kınayamadı HDP’yi.

BAŞKAN -  Evet, sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Oluç.

 

 

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi,  bu sataşmalara kısaca cevap vermek istiyorum.

Birincisi, şunu söyleyelim: Halkların Demokratik Partisi 2014 yılından bu yana 1915 olaylarıyla ilgili yaptığı bütün 24 Nisan açıklamalarında aynı tutumu sergilemiştir, aynı tutumu takınmıştır ve aynı analizi yapmıştır. Dolayısıyla Halkların Demokratik Partisinin 24 Nisan, bu yılda yaptığı açıklama ilk defa yapılan bir açıklama değildir. Merak edenler 2014’den bu yana yaptığımız bütün basın açıklamalarına bakarak söylediklerimizi orada görebilirler, önce bunu belirteyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Dolayısıyla o günden bugüne kadar Mecliste grubu bulunan partiler bu ifadelerle, biraz evvel Sayın Akbaşoğlu’nun ifadeleriyle bize yönelik herhangi bir değerlendirme yapmamışlardır. Şimdi niye Adalet ve Kalkınma Partisi bu ihtiyacı duyuyor? Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı, Biden’in yaptığı karşısında son derece yumuşak ve diplomatik bir cevap vermiştir. Onun acısını bizden çıkarmaya çalışıyor, o öyle olmaz, birincisi bunu söyleyeyim.

İkincisi, şimdi, bakın, 23 Nisan 2014 yılında bir açıklama yapılıyor, o açıklamadan size bazı cümleler okuyacağım. O açıklamada diyor ki: “ 20’nci yüzyılın başındaki koşullarda hayatlarını kaybeden Ermenilerin huzur içinde yatmalarını diliyor, torunlarına taziyelerimizi iletiyoruz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez açıyorum Sayın Oluç.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu ağır bir sataşmaydı efendim, izin verirseniz, ben de en az o kadar konuşayım.

BAŞKAN – Evet, tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Devam ediyor açıklama “Her din ve milletten milyonlarca insanın hayatını kaybettiği Birinci Dünya Savaşı esnasında tehcir gibi gayri insani sonuçlar doğuran hadiselerin yaşanmış olması Türkler ile Ermeniler arasında duygudaşlık kurulmasına ve karşılıklı insani tutum ve davranışlar sergilenmesine engel olmamalıdır.” imza Recep Tayyip Erdoğan.

Şimdi, bakın, bu konuyu biz hep şöyle değerlendirdik: “Bizim topraklarımızda 1915’ten sonra -daha öncesinde de var ama- hiçbirimizin kabullenmeyeceği, doğru bulmadığı birçok şey yaşandı. Bu yaşananların değerlendirilmesi yine bu topraklarda ve bu Meclisin içinde olmalıdır dedik, bugüne kadar ve aynı fikrimizde devam ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Son defa açarsanız.

BAŞKAN – Peki, son kez.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Yani emperyal ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda açıklamalar yapmaları, adım atmaları yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi bu topraklarda, bu ülkede yaşanmış olanların değerlendirmesini yapmalı ve bu konuda uluslararası alanda herhangi bir siyasi istismara yol açmayacak adımları atmalıdır.” demişiz. 30 Ekim 2019’da bu Mecliste yine bu konuda bir açıklama yaptık, ben okudum bu açıklamayı, zamanı geldiğinde bunu tekrar dile getireceğim. Bakın, 1965’ten beri 30’dan fazla ülkenin parlamentolarında çeşitli yıllarda –sayabiliriz de vakit kısıtlı olduğu için sayamıyorum- bu yönde kararlar alınmıştır ve her seferinde bu Meclis bu tepkileri göstermiştir ama Meclisin yapması gereken, kendi tarihini değerlendirerek bu konuda uluslararası alanda herhangi bir şekilde istismara ve kullanmaya yol açılmayacak bir sonuca ulaşmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ama Sayın Oluç, bunu böyle bitiremeyiz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bitirdim efendim, bitirdim; son cümlemi söyleyeceğim.

BAŞKAN – Selamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu yapılmadığı için, Meclis üzerine düşeni yapmadığı için esas itibarıyla Türkiye bu tartışmalarla uluslararası alanda yüz yüze gelmektedir, sorun yaşamaktadır. Bunun yolu sorumluluktan kaçmak değil, sorumluluğu üstlenerek oturup enine boyuna konuşarak bir sonuca varmaktır. Bu konudaki çağrılarımızı devam ettiriyoruz, bize yönelik yapılan hakaretamiz bütün iddiaları da kendilerine aynen iade ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, sizden daha önce söz talep edenler var, tamamlayalım, siz onlara cevap verirsiniz.

 MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Peki, çok güzel cevap vereceğim.

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu…

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ne zaman böyle netameli konular ortaya atılsa Adalet ve Kalkınma Partisinden “Millet İttifakı’nın bileşenleri” sıfatıyla “İYİ Parti bu konuyla ilgili ne tür bir görüş beyan edecek?” o gündeme geliyor. Teşekkür ediyorum.

Bizim o bahsettiğiniz konuyla ilgili ne düşündüğümüzü ne söylediğimizi o kürsü biliyor, o kürsü onun şahididir. HDP’yle ilgili ya da HDP'nin PKK’yla olan münasebetiyle ilgili olarak İYİ Partinin görüş ve düşüncelerini burada tekrarlama ihtiyacı dahi hissetmiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hakaret etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Açalım.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Biz Amerika Birleşik Devletlerine ve onun Başkanına kükrüyoruz HDP ne ki. Ayrıca Sayın Akbaşoğlu biz kedi soyundan gelmiyoruz aslan gibi kükremeyiz, biz sırası geldi mi bozkurt gibi gürler, eser geçeriz Allah’ın izniyle. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Herhâlde tatmin etmiştir söylediklerim.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Ne zaman?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, müsaade ederseniz Grup Başkanvekiline… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Ne zaman?

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Senin böyle bir mizacın varsa sen kükre de göreyim hadi.

BAŞKAN - Sayın Güneş, çok rica ediyorum…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Dört gün bekledi senin Cumhurbaşkanın… İftihar ettiğiniz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi hani her şeye anında cevap veriyordu.

BAŞKAN - Sayın Dervişoğlu, Özkoç’a söz vereceğim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Söylemeniz gerekeni siz söyleyin, biz üstümüze düşen ne varsa dile getirmekten geri durmayız.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özkoç... (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Yürü baloncu, senin milliyetçilik ayaklarının altında; önce ayağını kaldır, ondan sonra konuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Otur yerine!” sesleri) Ben konuşurum böyle, ayakta da konuşurum.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Veresiye konuşmayın.

BAŞKAN - Sayın Dervişoğlu…

Buyurun Sayın Özkoç… (AK PARTİ ve İYİ Parti sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Arkadaşlar, Grup Başkanvekili konuşuyor, lütfen karşılıklı konuşmayalım.

Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım… Sayın Başkan, bu şartlar altında böyle konuşulmaz Mecliste. Ne yapacağız, konuşmayacağız mı? (AK PARTİ ve İYİ Parti  sıralarından gürültüler)

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Grup başkanvekillerine…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) –Ne diyorsun anlamıyorum ki.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, müsaade eder misiniz.

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – İç Tüzük bunu veremiyor ya!

BAŞKAN – Ne diyor İç Tüzük, ne diyor arkadaşlar?

EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Grup başkan vekilleri…

BAŞKAN – Bırakın, bana müsaade edin, arkadaşları susturursanız gayet herkes fikrini açıklayacak burada. Başkasının fikrine saygı göstermezseniz nasıl anlaşacağız burada?

Buyurun Sayın Özkoç, beğenmeyen izlemez.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ne diyor ben anlamıyorum ki?

BAŞKAN – Sayın Özkoç, siz Genel Kurula hitap edin, buyurun.

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Sayın Başkanım, anlayacağınız dille ben söyleyeyim: Bu Mecliste sadece grup başkan vekillerinin konuşması ve kendilerini bu şekilde kamuoyuna anlatması değil bunlar.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sana söz hakkı vermiyorlar mı? Sen git grubuna söyle.

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Bunu hangi grup başkan vekili olursa olsun… (Gürültüler) İç Tüzük, usul var ya.

BAŞKAN – Sayın Vekilim, bu benim kararım değil, bu Divanın almış olduğu bir karar. Lütfen, çok rica ediyorum, aynı uygulamaları sizin grup başkan vekiliniz yaparken tepki göstermiyorsunuz, burada amaç herkesi konuşturmak, sakince sükûnetle dinlemek. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaşlar böyle bir şey olur mu ya?

BAŞKAN - Sayın Özkoç, buyurun.

 

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaşlar, şimdi Sayın Başkan ben yanlış mı biliyorum İç Tüzük’ü? Bir grup başkan vekilimiz konuşması esnasında Sayın Genel Başkanımızı da ifade ederek sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Evet, sataşmadan söz veriyorum size.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – O sataşmadan dolayı bir grup başkan vekili söz isteyemez mi?

BAŞKAN – İster ve size söz veriyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Niye böyle yapıyorsunuz arkadaşlar ya? Hayır, bana mı İç Tüzük’ü öğretiyorsunuz? Çok ayıp ya.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, Genel Kurula hitap edelim.

Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Değerli arkadaşlar, önce Cumhuriyet Halk Partisi olarak hiçbir kişiye, kuruma ve siyasi yapıya bakmaksızın partiminiz geçmişinde olduğu gibi Ermeni soykırımıyla ilgili, Biden başta olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri’ni ve onun bütün destekçilerini şiddetle kınıyoruz, şiddetle! (CHP sıralarından alkışlar)

İki, devlet ciddiyeti şunu gerektirir: Arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisine tezkere gelmesini bekliyoruz. Amerika Birleşik Devletleri gibi egemen güç olduğunu sanıp da Türkiye’ye ders vermesi gerektiğini düşünen bir zavallıya haddini bildirmek için bekliyoruz ama burada, bir Grup Başkan Vekili bu meseleyi iç siyasete alet ederek bize haddimizi bildirmeye çalışıyor. Peki bu nasıl bir devlet ciddiyetidir? Nasıl birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceğiz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Nasıl dünyaya biz tek sesiz diyeceğiz?

Siz eğer bize haddimizi bildirmeye çalışıyorsanız Lozan Antlaşması’nı hiçe sayıp da Ege’de bütün adaları silahlandıran Yunan ordusuna ve Yunanistan’a karşı sesinizi çıkartın. (CHP sıralarından alkışlar) 

Eğer siz birine haddini bildirmek istiyorsanız PYD ve YPG’yle yurt dışındaki bizim tek toprağımız, Süleyman Şah Türbesi’ni onlarla kaçırırken sesinizi çıkartsaydınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Eğer siz haddini bildirmek istediğiniz CHP’ye, askerinin başına torba geçirildiğinde “Ne notası, müzik notası mı?” deyip de -Rıza Zarrab dostuna- Amerika’ya nota veren Tayyip Erdoğan konuştuğunda sesinizi çıkartsaydınız. (CHP sıralarından alkışlar)    

Biden’ın karşısında aslan gibi kükreyen bir devlet başkanı görmedik, kedi gibi miyavlayan bir kişi gördük. Siz, ona karşı sesinizi çıkartın. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Haddini bil!” sesleri)

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Devlet ciddiyetine göre hareket edin, konuşmayın… 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Grup Başkan Vekiliniz söz istedi, kendisine söz verdim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – O kadar  efeysen dışarıda, öyle 150 kişiyle değil.  O kadar gücün yetiyorsa… Tamam mı?

SALİH CORA (Trabzon) – Nerede?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Nerede istiyorsan orada.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum. 

Kapanma Saati: 16.29

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci birleşiminin ikinci oturumunu açıyorum.

Sayın Akbaşoğlu…

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle selamlıyorum.

Tabii, Sayın Grup Başkan Vekillerini dinledik, topluca cevap verme noktasında daha sonra söz vereceğinizi söylediniz, o nedenle de söz almış bulunuyorum.

Şunu ifade edeyim ki Sayın Cumhurbaşkanımız gerektiği şekilde, gereken herkese cevabını aslanlar gibi vermiştir, bunda en ufak bir tereddüt yoktur. İkinci olarak, Ermeni Patriği Sayın Maşalyan’ın ifadeleri ortadır. Sonuç itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımız -Başbakanlığı döneminde de Cumhurbaşkanlığı döneminde de- bütün Ermeni vatandaşlarımızla ilgili, bu katliamlara karışmamış, Osmanlı’da, Müslüman komşularıyla, Türk, Kürt komşularıyla beraber bir arada yaşamış insanların acısına dönük -hakikaten bu konuda- taziyelerini bildirmiştir, Başbakanken de bildirmiştir, şimdi yeni 23-24 Nisanda da bunlarla ilgili taziyelerini bildirmiştir. Bu, bizim, atalarımızdan bugüne kadar 72 milletle beraber dini, ırkı, görüşü ne olursa olsun bir arada huzur içerisinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Akbaşoğlu.

Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - …güvenlik içerisinde yaşama bilincimizin, medeniyetimizin, âdetlerimizin, hoşgörümüzün, karşılıklı diyalog ve anlayışın bir yansımasıdır. Bununla beraber, gerçekten bu noktada bütün atalarımızı, Türkleri ve Kürtleri soykırımcı olarak nitelendiren HDP bildirisi asla savunulamaz, kabul edilemez, hele bu yüce Meclis çatısı altında asla savunulamaz. Dolayısıyla bu konudaki görüşlerin tamamını reddettiğimi ifade ediyorum.

Ayrıca bu konuda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 BAŞKAN – Son kez açıyorum Sayın Akbaşoğlu.

Buyurun, toparlayın lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ayrıca bu konuda HDP’nin Ermeni soykırımı yaftalaması noktasındaki bu bildirisini kınamayanları ben görüş açıklamaya davet ettim, ancak gördüm ki kesinlikle bir kınama nitelendirmesinde bulunmadılar, buradan hareketle başka başka noktalara kaçmaya çalıştılar ama herkes biliyor ki Akdeniz’de de, Libya’da da, Karabağ’da da, Suriye’de, Irak’ta da bütün milletimizin ve devletimizin hak ve menfaatlerini sonuna kadar ortaya koyan iktidar AK PARTİ iktidarıdır ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu konuda Amerikan askerlerinin başına çuval geçirdiğimizi, El Bab, Cerablus ve Afrin operasyonlarını hatırlarsanız siz de görürsünüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sonra, sonra, sonra ne oldu?

BAŞKAN – Peki Sayın Akbaşoğlu, lütfen rica ediyorum, buyurun.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Biz sizi saatlerce dinlemek zorunda mıyız? İnsaf be! Saçmalamalarını dinliyoruz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Müzik notası ne oldu? Ona cevap ver.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sonuç itibarıyla gerçekten Amerika Birleşik Devletleri’nin sözde soykırım yaftasını, iftirasını kınayanlar, hemen yanı başlarında bulunan bu müfteri bildiriyi, HDP’nin müfteri bildirisini kınayamamışlardır; bütün millet de bunu görmüştür.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biden’ı kına, Biden’ı!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yazıklar olsun bu bildiriyi yayınlayanlara ve onu kınayamayanlara yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Biden’ı kına!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkanım, bu tiyatroyu biz saatlerce seyretmek zorunda mıyız! Bu milletvekilleri…

BAŞKAN – Sayın Çıray, lütfen…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Yeter artık, yeter, biraz da milletvekilleri konuşsun!

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Otur yerine!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bu ne hâl ya, bu ne hâl ya! Buradaki milletvekillerine hiç mi saygınız kalmadı? Saatlerce bir orası,  bir orası, bir orası; ayıp!

BAŞKAN – Sayın Çıray, lütfen…

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Hangi sıfatla konuşuyorsunuz? Şov yapmayın ya!

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Türkiye Büyük Millet Meclisinin İzmir Milletvekili olarak konuşuyorum.

BAŞKAN – Sayın Çıray, rica ediyorum, oturur musunuz.

Sayın Özkoç, buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, bir şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekiline söz verdim Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, özür dilerim, bir şey söyleyeceğim, bir cümle. 

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bu ne ya!

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Burası şov yeri değil ya!

BAŞKAN – Sayın Çıray, lütfen…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, bakın, müzakerelerde birtakım şeyler uzayabilir fakat burada ne parti gruplarına ne partilerin burada devamlı mesai harcayan, bu koltuklarda on dört on beş saat boyunca sizler gibi yerinden ayrılmadan bu müzakereleri takip eden grup başkan vekillerine maksadı aşan, artık kabul edilemeyecek boyutlara ulaşan eleştirileri, bu şekildeki tavırları kabul edemediğimizi de…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Verelim o zaman size şeyleri…

BAŞKAN – Sayın Çıray… Sayın Çıray, lütfen oturur musunuz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben bu tavrı uygun bulmadığımı ifade ediyorum, bana mukabele etmek zorunda değilsiniz. Ben Mecliste en az konuşanlardan biriyim belki fakat buna rağmen, bu Meclisin bu yürüyüşünde en önemli katkıları sunan grup başkan vekillerimize…

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – On yıldır bu Meclisteyiz, böyle bir şey görmedim!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kimi kastediyorsanız söylersiniz!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …böyle bir tavır sergilemenin uygun olmadığını kayıtlara geçirmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bülbül, teşekkür ediyorum.

Sayın Özkoç, toparlayalım lütfen.

Buyurun.

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, arkadaşlarımın da dikkatle dinlemesini rica ediyorum.

Arkadaşlar, ben bu tartışmaların fayda vermeyen tartışmalar olduğunu söyledim, bir. Devlet ciddiyetiyle uyuşmadığını söyledim, iki. Üçüncüsü: Gerçekten, tezkerenin gelmesi ve burada konuşulması bekleniyor birlik ve beraberliğimiz açısından ancak aynı tutumu söyleyen grup başkan vekili mevkidaşıma dönerek söylüyorum ki AKP Keskin Belediye Başkanı Dede Yıldırım hâlen sizin partinizin belediye başkanıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Dünyanın çeşitli şehirlerinde 1915 olayları yani “Ermeni katliamı” olarak bahsediliyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – O doğru değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bu da Türkiye’nin bir ayıbı ama bizler yaşamadık, sizler yaşamadınız.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – O doğru değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Bunları yapanlar yanlış yapmıştır, tabii ki özür dilenmesi lazım. Ben de özür diliyorum.” ifadesine karşı ne diyorsunuz, burada açıkça söyleyin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, teşekkür ederim.

Sayın Oluç…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – O zaman İstanbul İl Başkanını getirelim. Onu söyleyin.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, lütfen…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Açıkça söyleyin, “Doğru değil.” deyin.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Neyse, kayıtları var. Ses kaydını dinletirim.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Siz İl Başkanınıza bakın.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ses kaydını dinletirim.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – İstanbul İl Başkanınıza bakın.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Siz ilk önce Belediye Başkanınıza bakın. Ses kaydı bende, istediğiniz zaman dinletirim. Öyle yok! Kendi belediye başkanınıza bakın.

BAŞKAN – Sayın Oluç’a söz verdim, buyurun Sayın Oluç.

 

 

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Akbaşoğlu, hakaretamiz dilinizi sürdürüyorsunuz ama sanmayın ki hakaretlerinize cevap vermem.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hakaret yok, hakaret yok.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bakın, bir kere, hakaretlerinizi iade ediyorum, onlar sizde kalsın, ben politik cevap vereceğim size. Bakın, ben sayayım: Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Çekya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Libya, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Hollanda, Paraguay, Polonya, Portekiz, Rusya, Slovakya, İsveç, İsviçre, Suriye, Vatikan, Venezuela, Uruguay, Amerika Birleşik Devletleri. Bunlar ne listesi, biliyor musunuz? Bunlar, parlamentolarında karar almış ülkelerin listesi. Ya, hani bunlarla ilişkileriniz çok iyiydi, hepsiyle canciğer kuzu sarmasısınız, ticari, ekonomik ilişkileriniz var, silah alım satımı yapıyorsunuz, her gün görüşüyorsunuz, şimdi bunların hepsine cevap vermediniz de HDP’yle mi uğraşıyorsunuz? Niye?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Oluç.

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Böyle bir mantık olabilir mi ya? Türkiye’yle partinin ne alakası var?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Çünkü bunlarla uğraşmaya cesaretiniz yok. Rusya’ya söyleseydiniz, Rusya’ya niye söylemiyorsunuz? Almanya’ya Fransa’ya söyleseniz, niye söylemiyorsunuz? Bakın, ben size bir halk deyimini hatırlatayım: “Ekşi ayran çabuk köpürür.” Sizin hâliniz odur, anlatabildim mi?

BAŞKAN – Peki, teşekkür…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Dolayısıyla bu konuda biz diyoruz ki: Bu topraklarda yaşanmış olan acıları hep beraber paylaşalım, birlikte bunun üstesinden gelelim ki bunlar bir daha yaşanmasın diyoruz, söylediğimiz budur, bu kadar açıktır, size de çağrımız budur net olarak.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Kifayetimüzakere…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hayır, hayır suçlamalar var.

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu…

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde biraz sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından gönderilmiş bir tezkere görüşülecek ve bildiğim kadarıyla oya sunulacak, kanaatim bu.

BAŞKAN – Evet.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Herhangi bir değişiklik yoksa. Bunun öncesinde bu kabîl tartışmalardan beslenmek isteyenlerin bir muradı olsa gerektir diye düşünüyorum. Ben bu murada malzeme olmak istemiyorum. Uygulanmak istenen tiyatronun ya da sahneye koyulmak istenen tiyatronun İyi Parti olarak figüranı olmak niyetinde değilim, öncelikle bunun bilinmesini arzu ederim. HDP bildirisinin kınanması, bu Ermeni soykırımı meselesiyle ilgili, HDP’nin tavrıyla ilgili Sayın Genel Başkanımızın, 2 Başkanlık Divanımızın da bir açıklaması var, o açıklamada gerekli kınama yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ama illa arzu ediyorsanız, müzakerenin de son bulması bakımından söyleyeyim: Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin hedeflerinin hilafına adım atanların attığı her adımı, söylediği her lafı biz, İyi Parti olarak zaten kınarız, size de muhalefet etmemizin esas itibarıyla sebebi bu. Bazen atmış olduğunuz adımlar, Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin beklentilerinin hilafına atılıyor. Şimdi, böyle bir durumda size karşı bir duruş sergileyen İyi Parti’nin, HDP’ye karşı duruş sergileyen İyi Parti’nin en azından niyetinin sorgulanmaması gerektiği hususuna da vurgu yapıyorum. Bu saatten sonra ne söylerseniz söyleyin, tezkereyi konuşalım istiyorum, cevap vermeyeceğimin de bilinmesini istiyorum ama partiye yönelik bir şey olursa İç Tüzük 69’a göre söz talebini kürsüden kullanacağım efendim.

 

 

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri; Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda siyasi parti grup mensubu olmayan milletvekillerine bir üyelik düşmektedir. Bu Komisyona aday olmak isteyen siyasi parti grubu mensubu olmayan milletvekillerinin 29 Nisan 2021 Perşembe günü saat 13.00’a kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına yazılı olarak müracaat etmeleri gerekmektedir.

Bilgilerinize sunulur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

 

                                                                                           21/4/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 Sayılı Kanun'un 4’üncü maddesi uyarınca, Mısır Arap Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi ve Libya Temsilciler Meclisi ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında Parlamentolar Arası Dostluk Gruplarının kurulması Genel Kurulun tasvibine sunulur.

                                                                                           Mustafa Şentop

                                                                         Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                     Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın 24 Nisan 2021 tarihli açıklamasının kınanması, reddedilmesi ve yok hükmünde sayılmasına dair bir tezkere vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

 

                                                                                           27/4/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

ABD Başkanı Joe Biden'ın 24 Nisan 2021 tarihli açıklamasıyla 1915 olaylarına ilişkin Ermeni lobilerinin iddialarını içeren tezleri sahiplenmesini, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak esefle ve şiddetle kınıyor, tarihin siyasi saiklerle tahrifinden başka anlam taşımayan bu temelsiz iftiraları en güçlü şekilde reddediyoruz. Tarihî konularda hüküm vermeye hukuken ve ahlaken yetkisi bulunmayan ABD Başkanının yaptığı bu açıklama, nezdimizde yok hükmündedir.

Birinci Dünya Savaşı şartlarında yaşanan, Osmanlı Devleti'nin Türk ve Ermeni halkları için trajik sonuçlar doğuran olaylardan yüz altı yıl sonra böyle sorumsuz bir açıklamanın yapılmasının sebebi, değişen tarihî belgeler ya da uluslararası hukuk normları değil, bugünün küçük çıkar hesaplarında boğulmuş ABD yönetiminin radikal Ermeni lobilerinin baskısına boyun eğmesidir. Tarihî gerçeklerle bağdaşmayan bu açıklama, halklar arasında yakınlaşmaya hiçbir katkı sağlamayan akıldışı ve sorumsuz bir adımdır.

Türkiye, 1915 olaylarının bağımsız uzmanlar ve tarihçiler tarafından araştırılmasını savunmuş, bu amaçla 2005 yılında ortak tarih komisyonu kurulmasını önermiş ve arşivlerini tüm dünyaya açmıştır. Türkiye'nin bu kadar açık, kendinden ve tarihinden emin, iş birliğinden yana ve bilimsel gerçeklerin ortaya çıkmasını arzulayan tavrının altında 1915 olaylarının gelişim sürecini ve sonuçlarını yakinen bilmesi, uzak ve yakın geçmişinde hiçbir zaman belli bir halka toptan düşmanlık yapmamış olmasının özgüveni vardır. Bu bağlamda, hiçbir politikacının ve hükûmetin, tarihinin araştırılmasından kaçınmayan, tam tersine 1915 olaylarına ilişkin münferiden ya da birlikte yapılacak tüm araştırmaları destekleyen Türkiye'ye söyleyecek sözü olamaz.

"Soykırım” kapsamı son derece belirli, kullanımı çok somut şartlara bağlanmış bir uluslararası hukuk kavramıdır. Açıkça tanımlanmış bir suçlamaya işaret eden bu kavramın tahakkuku 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde belirtildiği üzere, yalnızca yetkili bir mahkeme tarafından hüküm altına alınabilir. 1915 olaylarının hukuken “soykırım” olarak tanımlanabilmesi için gereken şartların hiçbiri mevcut değildir. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2015 ve 2017 tarihli kararları da 1915 olaylarına tarihî bir tartışmanın ötesinde bir anlam atfetmenin mümkün olmadığını açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Kaldı ki sıfatı ve makamı ne olursa olsun, bir siyasetçinin mahkemelerin yetkisinde olan bir hükmü vermeye kalkışması hukuken ve ahlaken büyük bir sorumsuzluk örneğidir.

Bölgemizde kalıcı ve sürdürülebilir barışın sağlanması, halkların refah ve emniyet içinde yaşaması için samimi gayret göstermek gerekirken Başkan Biden'ın 1915 olayları hakkında yaptığı açıklamanın halkları kutuplaştırmaktan; radikal, aşırıcı çevrelerin gündemini desteklemekten ve nefret söylemlerini cesaretlendirmekten başka bir amaca hizmet etmeyeceği açıktır.

Bu çerçevede, Başkan Joe Biden'ı tarihî gerçeklerle bağdaşmayan, milletimizin vicdanını derinden yaralayan bu hatalı açıklamasını değiştirmeye; başta Türk ve Ermeni halkları olmak üzere bölge halkları için barış, istikrar ve güven içinde yaşama çabalarını desteklemeye ve ikili ilişkilerimiz üzerinde kaçınılmaz olarak olumsuz etkiler yapacak bu karardan geri dönmeye davet ediyoruz.

101'inci açılış yıl dönümünü gururla idrak etmekte olduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisi kimden ve nereden gelirse gelsin, aziz milletimize ve ülkemize yönelik her türlü haksız söylem ve davranış karşısında millî onurumuzdan, bağımsızlığımızdan ve her safhasıyla iftihar ettiğimiz tarihimizden yana tavır almayı sarsılmaz bir azim ve kararlılıkla sürdürecektir.

ABD Başkanı Joe Biden'ın 24 Nisan 2021 tarihli açıklamasının kınanması, reddedilmesi ve yok hükmünde sayılmasına dair bu bildirinin oylanarak kabul edilmesi ve alınan kararın Resmî Gazete'de yayımlanması hususunu Genel Kurulun tasviplerine arz ederim.

Mustafa Şentop

              Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanı

(AK PARTİ, MHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkeresini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Grup Başkan Vekillerinin tezkereden sonra üçer dakikalık bir konuşma talepleri vardı ama… Herhâlde bu konuşmaların yapıldığını düşünüyorum. Ayrıca, Grup Başkan Vekillerinden talep varsa, bilemiyorum…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkanım, Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkan Vekili bu konuyla alakalı, kendimizi…

BAŞKAN – Evet, bir Engin Bey daha sonraya bırakmıştı, bu tezkere sonrasına bırakmıştı. Diğer arkadaşlar zaten görüşlerini bildirdiler. İzin verirseniz, Engin Bey’e müsaade ederseniz, tezkere hakkında görüşlerini…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ama öyle olmaz Sayın Başkan. Grup Başkan Vekilleri…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Peki, o zaman bir tur yapıyorum ama sadece üçer dakika vereceğim, asla ikinci bir turu yapmayacağım. Daha önce konuştuğumuz için bu şekilde davranıyorum.

Sayın Dervişoğlu, buyurun lütfen.

 

 

 

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden’ın sözde Ermeni soykırımı meselesine dair yapmış olduğu açıklama tarihî gerçeklerden uzak olup Türk milletinin onur ve itibarına yönelik bir saldırı niteliği taşımaktadır. Gerçekler ortada ve arşivler açıkken mevsimsel siyasi sancılarla yapılan bu mesnetsiz açıklamayı şiddetle kınıyor ve asla kabul etmiyoruz.

Sözde Ermeni soykırı meselesi, tarihi temellerinden koparılarak siyasallaştırılmış, Amerika Birleşik Devletleri tarafından uluslararası bir baskı aracına dönüştürülmek istenmiştir. Biden, Ermeni diasporasının tahakkümüne yenik düşmüş, tarihî hakikatleri siyasi çıkarlarına alet etme girişiminde bulunmuştur ancak tarihi gerçekleri siyasi saiklerle yeniden yazma gayretleri beyhude çırpınışlarıdır. Türk milletinin şanlı tarihi Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’ın gerçek dışı açıklamalarıyla lekelenmeyecek kadar temiz ve büyüktür. “Soykırım” ifadesinin ABD Başkanı Biden tarafından kullanılmasının ülkelerimiz arasındaki ilişkilere ağır bir zarar vereceğine de şüphe yoktur. Türkiye’yi her fırsatta sözde soykırım yalanlarıyla suçlayan ABD ve Batılı ülkeler eğer soykırım görmek istiyorlarsa dönsünler, başrolünde bulundukları emperyalizmin kanlı tarihine baksınlar.

Bilinmesini isteriz ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin tek yerli ve millî silahı sadece kınamak değildir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanının Türk milletine iftira içeren açıklamasına karşı siyasi iktidarın ortaya koyacağı duruş ve eylemlerin önceki hükûmetlerimizin benzer meydan okumalar karşısında aldıkları tarihî karar ve eylemlerin devamı niteliğinde olmasını diliyor, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk milletinin beklentilerine her alanda karşılık verecek bir eylem planının derhâl hayata geçirilmesini talep ve temenni ediyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akçay…

 

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Muhterem milletvekilleri, Türkiye’nin ve Türk milletinin düşmanları her yıl 24 Nisanda sözde soykırım yalanlarıyla karalama kampanyalarını devam ettirmekte, asılsız ithamlarla ülkemize organize ve senkronize bir şekilde saldırmaktadırlar. Sevr ve Mondros’la Türkiye’yi işgal hevesleri kursaklarında kalan emperyalist ülkeler, Ermeni meselesini ve komitacılık yapan bazı Ermenileri piyon olarak kullanmaktadır fakat bu sinsi emperyalist oyun ilk defa sergilenmemektedir. Rusya, İngiltere, Fransa 1878'de Ayastefanos ve Berlin Anlaşmalarıyla Osmanlı Devleti’ni ıslahatlara zorlamış, büyük Ermenistan hayalleriyle bazı Ermenilere Hınçak-Taşnak terör komitaları kurdurarak akıllarını çelmiştir. Ermeniler, Selçuklu ve Osmanlı Devleti idaresinde yüzyıllarca huzur içinde yaşamış, bütün devlet kademelerinde, toplum hayatının her alanında ve çeşitli mesleklerde gayet iyi bir şekilde ve takdirle ve şükranla ifade edeceğimiz bir şekilde de yer almışlardır. Ancak Osmanlı Devleti’nin 1914’te savaşa girmesini fırsat bilen bu terör örgütleri, Ermeni komitacılar, emperyalistlerin direktifleriyle 1850’lerden önce başlattıkları terör saldırılarını yoğunlaştırmışlardır. Hınçak, Taşnak ve Ramgavar terör örgütleri ve komitacıları Anadolu’nun 25 bölgesinde isyanlar, ayaklanmalar çıkarmış, planlı ve sistematik katliamlar yapmışlardır. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale'de, Kafkasya’da, Musul ve Filistin'de ölüm kalım savaşı verdiğimiz bir dönemde düşmanın üniformasını giyen bu çeteler, devletimizi ve milletimizi arkadan hançerlemişlerdir. 24 Nisan 1915’te alınan kararlar yerinde ve isabetli olmuştur. 24 Nisan genelgesiyle Hınçak, Taşnak ve diğer örgütlerin kapatılmasına, belgelerine el konulmasına, liderlerinin, elebaşılarının tutuklanmasına karar verilmiş, 235 elebaşı tutuklanmıştır. 27 Mayıs 1915’te çıkarılan Sevkiyat Kanunu, 24 Nisan kararının zorunlu bir sonucudur. Hınçakçı diasporaların iddia ettiği gibi, bütün Ermeniler tehcire tabi tutulmamış, isyanlara karışmayan Ermeniler, çeşitli sanatkârlar, iş adamları, vatandaşlar, yaşlılar tehcirden muaf tutulmuşlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Akçay, toparlayın lütfen.

Son bir dakikanız.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yine iddiaların aksine, tehcir, Osmanlı toprakları dışına değil o dönem vatan toprağı olan Suriye, Bağdat ve Musul vilayetine yapılmıştır. Devletimiz, Birinci Dünya Savaşı’nın ağır koşullarında meşru savunma hakları doğrultusunda bu kararı uygulamıştır. Tehcir, sadece vatan topraklarını korumakla kalmamış, isyana katılmadığı için isyancı komitacılar, örgütler tarafından mezalime uğrayan Ermenilerin can ve mal güvenliklerini de korumuştur. Sözde soykırım iddiaları tarihî, hukuki ve akli bakımdan gerçek dışıdır, soykırıma yetkili mahkeme karar verir. Biden’ın 24 Nisan 2021’deki açıklamaları hukuk dışıdır, akıl dışıdır, hadsizcedir ve ayaklarımızın altındadır. ABD Başkanları, ABD’deki malum lobiler, kişiler ve kuruluşlar ile ülkemizdeki iş birlikçileri her yıl yaptığı açıklamalarla Türkiye’ye karşı nefret suçu işlemektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Türkiye’yi yalan ve iftiralarla yaftalamaya çalışanlar, Birinci Dünya Savaşı’nda ve ülkemizi işgal ettikleri 1918-1922 yılları arasında Türkiye’de, Irak’ta, Suriye’de, daha sonraları Afganistan’da, Ruanda’da, Cezayir’de ve kendi ülkelerinin başkentlerinde yaptıkları soykırımların, katliamların hesabını vermelidirler. 1915 tehciri, uluslararası hukuk normlarının soykırım suçu kriterlerinin hiçbirini taşımamaktadır. Soykırımı yapan, Anadolu’da 518 bin, Karabağ’da 413 bin Müslüman Türkü katleden Hınçak, Taşnak çeteleridir. Soykırımcılar, tehcire tabi tutulan Ermeni sayısının 3,5 katından daha fazla Müslüman Türkü -1 milyon 604 bini- göçe zorlayan ve katleden Hınçak, Taşnak terör örgütleridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Asıl soykırımcılar, 1973’ten sonra yurt dışında 31’i diplomat ve ailesi olmak üzere 58 vatandaşımızı şehit eden ASALA’dır; PKK, ASALA terör örgütünün bir devamıdır. Her meselede Türkiye düşmanlarıyla saf tutanlar, sözde soykırım iftirası atan ve yüzleşmeden söz edenler, önce ASALA ve PKK’nın katliamlarıyla yüzleşmelidir. Türkiye’yi açıkça hedef alan bu saldırılara karşı cılız beyanlarla, “ama”lı, “fakat”lı cümlelerle açıklama yapmak da doğru değildir. Ayrıca “ortak acılar” demek, olmayan bir suçu üstlenmek, mazlum ile zalimi bir tutmak, mazlumun masumiyetine zalimi de ortak etmek demektir. Bu ifadeyi de doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle bu katliamlar neticesinde, Hınçak, Taşnak terör örgütlerinin katliamı neticesinde hayatını  kaybeden bütün insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İzninizle son cümlemi  söyleyeyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türkiye Cumhuriyeti,  bugüne kadar kendi haklarını savunmuştur, kimseye verecek hesabı yoktur; aksine soracağımız hesap vardır. Hiçbir güç Türk milletinin onuruyla oynayamaz, vatanımızı savunmaya devam edeceğiz. 1915’te Türkiye, vatanını savunmuştur.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Oluç...

 

 

 

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, onlarca yıldır çeşitli dönemlerde ve çeşitli ülke Parlamentolarında tartışılan ama ne yazık ki kendi ülkemizin kurumlarında ve Meclisinde bir tabu olarak tutulan ve tartışılmayan, coğrafyamızı çoraklaştıran tüm tarihsel olayları şöyle veya böyle tüm yönleriyle tartışıp açığa çıkaramadığımız her gün, ülkemize ağır toplumsal ve siyasal bedeller ödetmektedir. Tarihsel ve siyasal sorunlarımızın Türkiye’de ve tarihimizle yüzleşme bağlamında ele alınmaması, sorunların uluslararası boyutlara taşınmasına, topraklarımızdaki sorunların küresel güçler ve devletler tarafından kendi amaçları yönünde kullanılmasına yol açmaktadır. Bugüne kadar 30 ülke Parlamentosunda 1965 yılından bu yana elli altı yıldır aynı durum yaşanmaktadır. Topraklarımızda yaşanmış olan acıları ve yası ancak birlikte paylaşırsak bunları onarma ve aşma şansına sahip oluruz.

Halkların Demokratik Partisi olarak, tarihte yaşananların, iç siyasette iktidarların kendi pozisyonlarını sağlamlaştırma aracı hâline getirilmemesi ve defakto olarak ülke dışına havale edilmemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu konuda yapılan yanlışlar ülkemizi her gün, her yıl zor duruma düşürmektedir. Ortak bir geleceği, toplumsal barışı kurmak için halkların acısı hiçbir iktidarın çıkar aracı hâline getirilmemelidir.

Hrant Dink -her gün özlemle andığımız Hrant Dink- demiştir ki: “Biz bir gerçeği ortaya çıkarmaya, anlamaya, bir olayı idrak etmeye çalışmalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ama şu anda dışarısı da, içerisi de Türkiye’yi ‘ikrar’ ya da ‘inkâr’ gibi iki kavrama sıkıştırmış vaziyettedir. İnsanlar, ancak Ermeni meselesini öğrendikten, anladıktan sonra ‘Bu benim için soykırımdır.’ ya da ‘Değildir.’ diye olayı kabul ederler ya da etmezler. Ayrıca, devletin, dışarıdan baskılarla mecbur kalıp olayı kabul etmesinin de hiçbir anlamı yoktur çünkü gerçeği görmesi gereken toplumlardır. Konuşulması gereken kavram da vicdandır. Devletlerin vicdanı olmaz; toplumların, insanların vicdanı olur. Zaten idrak da vicdanla ilgili bir süreçtir.”

Bir kez daha şunu söylemek istiyoruz ki: Bugün Türkiye’de, bu topraklarda, bu toprakların ve bu coğrafyanın kadim halkı olan Ermeni halkıyla, Ermeni yurttaşlarımızla birlikte huzur içinde yaşamak son derece önemlidir. Aynı zamanda bölgemizin bir parçası olan Ermenistan devletiyle diplomatik, ticari, ekonomik ilişkileri geliştirmek Türkiye’nin ve bölgenin ihtiyacıdır ve çıkarınadır. Dolayısıyla, konuya bu açılardan baktığımızı ve o nedenle Başkanlıktan gelmiş olan tezkereye destek vermemiş olmamızı açıklamış bulunuyorum.

Söz verdiğiniz için teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir devlet değildir. Kuruluşuyla birlikte o günün Birleşmiş Milletleri olan Milletler Cemiyetine kendi başvurusu olmadan kabul edilmiş bir devlettir. Lozan’da çözüme kavuşturamadığı boğazlardaki egemenliğini 1936 yılında Montrö Sözleşmesi’yle sağlamıştır. 1939’da silaha başvurmadan Hatay’ın anavatana katılmasını sağlamıştır. 1970’li yıllarda, önce, haşhaş ekim yasağını kaldırarak ABD’ye kafa tutmuştur. 1974 Barış Harekâtı’yla Kıbrıs’ta Türklere baskı ve zulmü ortadan kaldırmış, iki ayrı devlete giden yolu açmıştır. ABD’nin silah ambargosuna boyun eğmemiş, karşı misillemeyle ABD’yi geri adım atmaya mecbur bırakmıştır. 1980’li yılların ikinci yarısında ABD Kongresine sunulan Ermeni soykırım tasarılarını, ABD’nin Türkiye'deki askerî ayrıcalıklarına kısıtlama koyarak başarıyla püskürtmüştür. Bugün de ABD’nin asılsız, mesnetsiz sözde Ermeni soykırımı iddiaları karşısında Türkiye çaresiz değildir, yeter ki devleti yönetenler doğru adım atabilsinler. Cumhuriyet Halk Partisi olarak ABD Başkanı Biden’ın 1915’te yaşanan acı olayları “soykırım” olarak nitelemesini kabul etmiyor, destekleyen kişi ve kurumlar ile diğer kişileri şiddetle kınıyoruz.

Ayrıca, ABD Başkanı Biden’ın, yaptığı açıklamada İstanbul’u “Konstantinopolis” gibi bir isimle adlandırmasını basit bir gaf olarak görmüyoruz. Bu, Türkiye'nin tapusu Lozan’ı yok sayıp Sevr Anlaşması hayalini tekrar canlandırma çabasıdır; buna asla izin vermeyeceğiz. Siyasetçilerin görevi tarihçiliğe soyunmak değildir, iki millet arasında barış ortamının sağlanmasına önayak olmaktır. ABD yanlış yapmıştır. Biden’ın, yüz yılı geçkin bir süredir süregelen Ermeni soykırımıyla ilgili, Türkiye Cumhuriyeti’ni kendi ülkesinin soykırım geçmişine ortak etme çabası hadsiz, siyasi ciddiyetten yoksun, seviyesiz, planlı bir açıklamadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sana Bülent Ecevit’in geçmişten gelen sesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinden cevap veriyorum: “Amerika Birleşik Devletleri, gölge etme, başka ihsan istemez.” (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün geldiğimiz noktada, AKP’nin dış politikadaki, diplomasideki başarısızlığı da belirleyicidir. AKP iktidarının yönetimindeki Türkiye dış politikası, bölgedeki barışçıl gücünü, ara bulucu pozisyonunu kaybetmiştir. Önemli aktörlerle diplomatik bağlarımız kopartılmıştır. Dış siyaset, devlet geleneğimizden, bürokrasimizden bağımsız teraziler işletilerek al gülüm ver gülüm politikasıyla yürütülmeye kalkışılmış, itibarımız ve güvenilirliğimiz zedelenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – İşçiye, çiftçiye, öğretmene, doktora, madenciye, esnafa, yoksula kükreyen Erdoğan’ı Ermeni soykırımı iddiası gibi önemli bir mesele karşısında sesini bile çıkartamayacak noktaya getiren bu yanlış dış politikadır, ülkemizi içine soktukları tablodur ve çok üzücüdür. Türkiye Cumhuriyeti olarak hep birlikte, bir bütün hâlinde sözde Ermeni soykırımı hakkında kendi tezlerimizi dünyada savunabilmek için çalışmalı ve kendimizi dünyaya doğru biçimde anlatmalıyız. Türkiye, mazlum ve tutsak devletlere örnek olmuş bir devlettir. Mustafa Kemal Atatürk’ün özgürlük ve bağımsızlığı önceleyen dış politikasına geri dönülmeli ve Türkiye’yi yeniden dünyada itibarlı bir hâle getirmeliyiz.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikli olarak, şu anda, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak Amerika Birleşik Devletleri Başkanının haksız, hukuksuz ve bühtan niteliğindeki iftira dolu açıklamalarına cevap vermek suretiyle bunu reddettiğimizi, kabul etmediğimizi bütün dünyaya ilan ediyoruz. Bununla beraber, hakikaten, Ermenistan devletinin ilk Başbakanı Ovannes Kaçaznuni, 1923 yılında yazmış olduğu raporda Batılı devletlerin Hınçak ve Taşnak örgütlerini nasıl örgütlediklerini, nasıl kandırdıklarını ve kullandıklarını samimi itiraflarıyla raporunda beyan etmiş ve Osmanlı’nın asla ve kata Ermenilere herhangi bir soykırımda bulunmadığını bütün dünyaya ikrar ve kabul ederek beyan etmiştir.

Hâl böyleyken, hakikaten, hem dışarıda hem içeride ecdadımızı, aziz milletimizi ve devletimizi, nenelerimizi, dedelerimizi soykırım suçuyla, iftirayla, bir husumetle yaftalayanlar asla ve kata tarihe hesap veremeyeceklerdir çünkü ancak iftirayla, ancak gerçek dışı yalanla bunu aziz milletimize yamamaya çalıştıkları tarihen ve hukuken sabittir. Uluslararası hukuk nezdinde de, ulusal hukuk nezdinde de, tarih önünde de bu kararlar, bu bildiriler keenlemyekûndür ve yok hükmündedir, hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Ancak herkesin gerçek yüzü, bir turnusol kağıdı niteliğindeki bu olaylarda maskesi düşerek görülmüştür; içeride de görülmüştür, dışarıda da görülmüştür.

Sayın Cumhurbaşkanımız, yürütme adına en oturaklı cevabı, gerektiği şekilde en gür sadayla yürütme adına vermiş, efradını cami ağyarını mâni bir şekilde, Osmanlı tokadını vuracak şekilde, “Hodri meydan!” diyerek, bütün bir millet ve devlet adına cevabını Biden’a da bütün soykırımcı, sözde soykırım iftiracılarına da cevaplarını vermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dün, yürütme tarafından, milletimiz ve devletimiz adına en güzel bir şekilde, gür sedayla Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından muhataplarına cevap verildiği gibi, biz de Meclis olarak burada, bu cevabı bütün dünyaya ilan ediyoruz.

Bununla beraber, gerçekten, hakikaten, bu manada, Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovhannes Kaçaznuni kadar vicdanlı olamayan, bu milletin fertlerini, bu devleti katil olarak, soykırımcı olarak niteleyen ve onları kınamayanları da kınadığımızı, kınayacağımızı içeride de dışarıda da bu soykırımı her zaman reddettiğimizi milletimiz adına da buradan beyan ediyor, bütün milletimize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Biden’i kına, Biden’i kına!

BAŞKAN – İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 27/04/2021 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun  aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Dursun Müsavat Dervişoğlu                                                                                                                                                                                            İzmir                                                                                                                                                                                  Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili Grup Başkan Vekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, görevdeki ABD Başkanı Joe Biden’in 24 Nisan 2021 tarihinde yapmış olduğu açıklamada sözde “soykırım” terimini kullanmış olmasının muhtemel etkileri ve sonuçları ile Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda alması gereken politik kararları ve tedbirleri tartışıp belirlemeye katkıda bulunmak amacıyla 27/04/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 27/04/2021 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray.

Buyurun Sayın Çıray. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, Balkanlardan hazin çekilişimiz sırasında her biri ayrı bir soykırım hikâyesi olabilecek acılar yaşadık ama bunlardan nefret ve intikam politikaları üretmedik. 1915 tehcirindeki acılar için de ırkçı olmamamızın verdiği öz saygıyla yaraların kapanacağına umut ettik ve gerçeğin gücüne güvendik. Ta ki 23 Nisana kadar. 23 Nisanda önce haber verdiler, 24 Nisanda da Joe Biden çıktı ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını yüzüne karşı haddini aşarak sözde soykırım iftirasını tanıdığını söyledi yani Biden, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanın yüzüne karşı “Katilsiniz!” dedi, “Katil!”

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Nerede yüzüne karşı, nerede yüzüne karşı ya? Yüzüne karşıyı nereden çıkardın?

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Yanında mıydın?

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – Hoşuna mı gitti?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Biz İYİ Parti olarak Biden’i şiddetle kınıyoruz! Onların soykırım iddiasını şiddetle reddediyoruz! (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Biz aynı zamanda HDP’nin onlara verdiği desteği de şiddetle kınıyoruz! (İYİ Parti ve AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bu korkunç iftiranın ağırlığını küçültmeye çalışmayın. Bunun, bugüne olanlardan farklı olduğunu üzülerek göreceğiz çünkü bu defa bu iftirayı ortaya atan küresel düzeyde etkili bir devletin Başkanıdır. Bu nedenle, konunun ağırlığıyla ilgili eş değer bir tepki vermezsek eğer pek yakında karşımıza geçip “Ermenilerden özür dileyin.” diyecekler. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Sayın Erdoğan seçilir seçilmez Biden’i kutladı. Beş aydır telefon başında bekliyorlar, belli ki birtakım pazarlıklar ve hazırlıklar yürüdü, mutabakat sağlandı ve heyecanla beklenen telefon haberi geldi. Sözde soykırım iddialarının yıl dönümü olan 24 Nisandan bir gün önce. Diplomaside bunun anlamı açıktır, diplomatlar bilir ama ne olur ne olmaz, belki anlayamazlar diye ertesi gün demişler ki -Amerikan kaynakları açıkladı ve yalanlanmadı- Başkanımız Sayın Cumhurbaşkanına sözde soykırımı tanıdığını ifade edecek.” İnsaf yahu! Temsil ettiğiniz bu milletin yüzüne karşı “katil” karalamasını dinlemeyi nasıl kabul edebilirsiniz? Daha da fenası, Türk milletine atılan bu vicdansız, hukuksuz iftirayı dinledikten sonra nasıl olur da haziranda ikili görüşmeyi kabul edersiniz?

Beyler, Sayın Erdoğan, bu tutumuyla, Türk milletinin egemenliğini koruyacağına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin şan ve şerefini koruyup, yücelteceğine dair yeminini tutamamıştır. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Yok ya! Böyle bir şey olamaz.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu utanç verici olay, AKP ve Sayın Erdoğan’ın yanlış dış siyasetlerinin millî dış siyasetimiz olamayacağına dair tezimizin ispatıdır. Güçleri tek elde toplayan ucube Cumhurbaşkanlığı rejiminin ne kadar tehlikeli olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Arkadaşlar, bir saman çöpü gibi oradan oraya savrulan bu iktidar ne yazık ki artık Türk devleti için bir beka sorunudur. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Şimdi de ülkenin tarihindeki en ciddi suçlama karşısında süt dökmüş kedi gibi olmanızın sebebi ne? Bu konudaki alttan alma ya aczin ya bir cehaletin ifadesidir.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Aytun Bey, yakışıyor mu bu sana ya?

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – Biden’e bir tane kelime söylemiyorsun!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – ABD-AKP tarihinde, onca hakaret, Türk askerinin başına çuval geçirme…

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – Yuh sana be! Biden’a bir tane kelime söylemiyorsun!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – …açık PYD desteği, rahip fiyaskosu, hakaret mektubu rezaleti, bir dolu olay oldu, bir dolu olay ve bu kadar çok olay olduktan sonra 2 defa nota verdik Amerika’ya, 2 defa.

YAVUZ SUBAŞI (Balıkesir) – Sen Biden’in milletvekili misin?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Onun ne olduğunu biliyor musunuz? Rıza Sarraf için verdik.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Hadi be, hadi!

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – 2 defa, bu kadar olaydan sonra. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – FETÖ için verdik.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Ne oldu da “Ey Biden!”dan “Sayın Biden”a geldik?

Değerli milletvekilleri, sözde soykırım iftiraları ithamını yok sayarsak ASALA canilerince katledilen şehitlerimiz bize hakkını helal etmez. Bu nedenle artık yazılı ve sözlü kınama dönemleri…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – ASALA’nın devamı…

AYTUN ÇIRAY (Devamla) - …artık tarih, hukuk tartışma çağrıları geride kalmıştır. Biz size millî siyaset tavsiye ediyoruz. Bu zillet başımıza gelinceye kadar hangi pazarlıklar yapıldıysa Türk milletine açıklanmasını istiyoruz ve AKP iktidarını Türk milletinin istiklal ve istikbalini etkileyecek bu süreçleri açıklamaya davet ediyoruz. 14 Haziran ikili NATO zirvesi görüşmesini derhâl bugün askıya alın. NATO faaliyetleri dışında İncirlik Üssü’nü kapatın. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Eğer bunları yapamıyorsanız, yaptıklarınız “…”(x) şov kadar seyredilmeyecek kötü bir tiyatro olacaktır.

Saygılarımı sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

NECİP NASIR (İzmir) – İyi film çeviriyorsun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, yerinizden 60’a göre sadece bir dakika söz veriyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir dakikada bitmeyebilir, sataşma var, kürsüden istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ne sataştı Sayın Beştaş?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “HDP’yi kınıyorum.” dedi. Daha ne desin?

BAŞKAN – Kürsüden iki dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın milletvekilleri, lütfen…

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelirken vekiller de “Bin kere kınıyoruz.” dedi. Doğru, kınamak üzerine bir siyaseti doğru bulmuyoruz. Yani eğer bu bir cevapsa bir siyasetin bir partiyi, diğerini kınamasıyla bunun siyaset adı almasını çok talihsiz buluyoruz. Hadi biz de sizi kınayalım, ne olacak? Bizim derdimiz şu: Bizim bugün ortak bildiriye karşı tutumumuzda, Ermeni meselesine yaklaşımımız da tamamen bizim partimizin siyasi yaklaşımıdır. Bunun Biden’le, Sayın Biden’le ya da sizin… Bilerek hem sayın hem Biden dedim çünkü buna da itiraz ediliyor, onun tutumuyla da hiçbir ilgisi yok. Biz 2014’ten beri bu düşüncelerimizi her yıl söylüyoruz. Bizim düşüncelerimize de bildiri deniliyor, bildiri falan değil, bir açıklama. Benzer anmalarda yaptığımız gibi o konudaki yaklaşımımızı ortaya koyuyoruz.

Şimdi, madem öyle -gerçi Akbaşoğlu konuşacak- ya gelin, şu Rusya’yı kınayın, tabii, bunu İYİ Parti’ye de söylüyorum.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Kınadık defalarca.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Gelin, ABD’den telefon beklemeyin aylarca, böyle gece uykularınıza girmesin. Yani, siyasi ilişkileri bitirin madem öyle, bu kadar hayatiyse. Burada kınamanın ne anlamı var? Hiçbir anlamı yok.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – İYİ Parti’ye cevap vermek için söz aldınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) -  Fransa, Almanya’yla ilişkileri bitirmek lazım ya da İsviçre’den silah almamak lazım. Mesele böyle çözülmez, ben bunu, doğru inandığım için söylemedim, seçenek olarak söylüyorum. Bizim meselemiz şu: Bu topraklarda bir şey yaşandı. Buna ister kırım diyelim, ister soykırım diyelim, ister büyük felaket diyelim, istersek mukatele diyelim ama bir şey yaşandı. Gelin, bu yaşanan acıyı paylaşalım, bu Ermeni yurttaşlarımızın da acılarıyla yüzleşelim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Neyse adını birlikte koyalım, adını birlikte koyalım. Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşalım ki ABD konuşmasın, Fransa konuşmasın, İngiltere konuşmasın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Beştaş, teşekkür ediyorum.

Sataşmadan söz süresi 2 dakika.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Sayın Başkan… 

BAŞKAN -  Hayır, lütfen, çok rica ediyorum, bundan sonra vermeyeceğim hiçbir arkadaşımıza.

Teşekkür ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) -  Siz burada konuşamadığınız müddetçe uluslararası parlamentolarda bu konuşulur ve biz de burada gelir bildiri yayınlarız. Bunun bir çözüm olmadığı ortadadır. (HDP sıralarından alkışlar)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Kürt düşmanı sizsiniz.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, teşekkür ediyorum.

Sayın Akbaşoğlu siz niçin istediniz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Biraz evvel hem Sayın Çıray hem de Meral Danış Beştaş grubumuza dönük “Süt dökmüş kedi gibi niye davranıyorsunuz?” gibi bir suçlamada bulundu ve sataştı. Aynı şekilde telefon bekliyorsunuz Amerika’dan falan diye gerçek dışı bir…

BAŞKAN – Peki, 69’a göre kürsüden iki dakika size söz veriyorum.

Yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim lütfen.

Buyurun (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikli olarak belirteyim ki biz Amerika Birleşik Devletleri Başkanından telefon falan beklemiyoruz. (CHP ve İYİ Parti sıralarından “Aaa!” sesleri) Siz herhâlde kendilerinizle karıştırıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Siz kendinizle karıştırıyorsunuz. Arkadaşlar, 23 Nisanda Sayın Cumhurbaşkanımız “Başkomutan” sıfatıyla, Hınçak ve Taşnakların devamı mahiyetinde olan PKK’nın başının ezilmesi için talimat vermiş ve bütün mağaralar başlarına geçirilmiştir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Amerika’ya cevap verilmiştir, cevap. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” demişler arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Mesele bundan ibarettir. Siz, kendiniz gibi, böyle “Telefon bekliyorsunuz…” Herhâlde siz kendinizle karıştırıyorsunuz.

Sonuç itibarıyla, darbe bildirilerine arka çıkanlar, 104 amiralin bildirisine arka çıkanlar gelmiş burada caka satmaya çalışıyor. Yazık, gerçekten yazık. Şunu söyleyeyim: Sayın Cumhurbaşkanımız aynen “Bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsız Türkiye hedefini, idealini hayata geçiren liderdir arkadaşlar. [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar(!)] Tarih bunun şahididir; El Bab, Cerablus, Afrin bunun şahididir; Akdeniz, Libya, Karabağ bunun şahididir arkadaşlar. [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar(!)] Bu millî duyguyu yaşayamayanlara yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, sataşma nedeniyle…

BAŞKAN – Pardon, ne sataştı Sayın Çıray?

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bize “Yazıklar olsun!” dedi.

BAŞKAN – Hayır, siz söylediniz, o da cevap verdi yani birbirinizi ikna etmek durumunda değilsiniz. Böyle bir sataşma…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Başkanım, sataşma yok zaten.

BAŞKAN – Arkadaşlar, müsaade ederseniz duymak istiyorum.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Bize “Yazıklar olsun!” dedi.

BAŞKAN – O zaman, buyurun Sayın Çıray, iki dakika.

Buyurun.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Ne sataşması vardı ya?

BAŞKAN – Bir susarsan anlayacağım, anlayamıyorum.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Niye anlamıyorsun Başkanım?

BAŞKAN – Anlayamıyorum, evet.

Buyurun Sayın Çıray.

 

 

 

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın milletvekilleri, Sayın Başkanım; size detaylı bir cevap vermek isterdim ama hâlinizin zorluğunu anlıyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Alakası yok. Verebilirsiniz buyurun.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) –  Çünkü davulu sizlere vermişler, tokmak saraydaki çocukların elinde, bütün kararları onlar alıyor. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Alakası yok. O sizin hüsnükuruntunuz. O sizin hüsnükuruntunuz, hakikatle alakası yok. Hüsnükuruntu.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Tokmak kimin elinde Aytun Bey? Siz tokmağı kime kaptırdınız?  Aytun Bey, siz tokmağı kime kaptırdınız onu bir söyleyin.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Şimdi, siz emekli askerlerle uğraşın da Türkiye’ye darbe yapma ihtimali olan, Türkiye Cumhuriyeti devletini âdeta ele geçirmiş FETÖ terör örgütü sizin zamanınızda oraya yerleşti. Bu bir. İkincisi…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Temizledik, temizledik.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Temizlediniz mi? Bazı arkadaşların ben göreve döndüğünü görüyorum. Biden’a şükretsinler, Biden’a. Biden gelince bazıları göreve dönmeye başladı ben görüyorum onları.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Temizliyoruz, temizliyoruz.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) –  Siz ne diyorsunuz? Biz o işin içinden geliyoruz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Hangi işlerin içinden? Açıklık getir. Aytun Bey, hangi işlerin içinden geliyorsunuz bir açıklayın.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Sonuç itibarıyla burada hamaseti bırakın. Orada, PYD’de özel bir ordu kurduruldu, ordu. Hadi erkekseniz oraya gidin görelim. PYD’ye ordu kurduruldu.

 

 

 

BAŞKAN – İYİ Parti Grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden Aydın Milletvekili Sayın Bülent Tezcan.

Buyurun Sayın Tezcan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiç dolaştırmadan çok net adını koyalım. Ermeni soykırımı iddiası emperyalist bir yalan ve plandır. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bu sadece bugün üretilmiş bir şey değil dünden bu yana bu ülkede tam bağımsız yaşamamızı istemeyen emperyalistlerin yüzyıl önce planladığı ve bundan sonra da eğer fırsatını bulabilirlerse sürdürmek isteyecekleri bir plandır. Onun için buna karşı durmak bir millî duruştur. (CHP, AK PARTİ ve İYİ Parti  sıralarından alkışlar) İki, değerli arkadaşlar, mahkeme kararı olmadan soykırım olmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Perinçek-İsviçre davasında çok net bir karar vermiştir ve bu kararda demiştir ki: “Soykırım meselesinde Türkiye'de Ermeni soykırımı iddialarının arkasında hukuki bir temel yoktur. ”Bu çerçevede ne Biden’ın iddiası, ne Biden’ın yandaşlarının iddiası, ne Biden’ın yalakalarının iddiası, ne de dünyanın herhangi bir yerinde filanca Parlamentonun kararı, bu iftiranın arkasının tarihsel olarak da, hukuksal olarak da boş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir başka önemli konu, İstanbul 1915 yılında da İstanbul’du bugün de İstanbul. İstanbul’u birileri bugün hâlâ beş yüz yıl öncesinin anlayışıyla başka sevdaların malzemesi yapmak isteyebilir ama bu millet yüz yıl önce o planları millî mücadelede nasıl bozduysa bugün de yine bozacak kudrete sahiptir. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bunları söyleyeceğiz ama başka bir şeyi daha unutmayacağız. Değerli arkadaşlar, bütün bunları biz burada yüksek sesle ve netlikle söylerken aynı netlikle bu milletin seçip, yetki verdiği yürütme organından, saraydan da bekliyoruz ve duyamadık. (CHP sıralarından alkışlar) Biraz önce AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Akbaşoğlu hem de birkaç sefer bedrin aslanları gibi kükredi burada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tezcan, tamamlayalım lütfen.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Ben baktım, bedrin aslanları gibi kükrüyor, güzel, hoşuma da gitti, Allah için hoşuma gitti Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Beraber kükreyelim.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Ama sizin kükreyişinizin yüzde 1’ini ben dün akşam Sayın Cumhurbaşkanından duymak isterdim, yüzde 1’ini. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Yani siz üç ay telefon başında nöbette bekleyeceksiniz, üç ay sonra gelen telefonda size tarihsel bir yalan, bir iftira tebliğ edilecek. Bu tebliğe karşı bir şey söyleyemediğiniz gibi, o gece bunu millete de açıklamayacaksınız, Türk milletinin bu iftiralara karşı refleksini ve duruşunu, şu veya bu sebeplerle “monşerler” diyerek tasfiye ettiğiniz dış politika geleneğini yok ederek ayaklar altına alacaksınız, ondan sonra da burada kükreyeceksiniz; yok öyle yağma.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, şimdi, grubunuz adına konuşmacı varsa eleştirilere o cevap verecektir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şöyle…

BAŞKAN – Lütfen ama Sayın Akbaşoğlu…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şöyle: Bizzat ismimi zikrederek atıfta bulunuyor açıkça.

BAŞKAN – Kötü bir şey söylemedi size ama.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, benim üzerimden Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili doğru olmayan, çarpıtılmış ifadelerde bulundu.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, efendim, siz Sayın Cumhurbaşkanının yeterli tepkiyi verdiğini söylediniz, Sayın Tezcan da bu tepkinin yeterli olmadığını söyledi. Şimdi tepkileri mi yarıştırayım burada ben?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir dakika, hayır, ben yerimden bu konuyla ilgili açıklama yapacağım diyorum.

BAŞKAN – Peki, yerinizden bir dakika söz vereyim, lütfen, sadece bir dakika.

Buyurun.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Bülent Tezcan Anayasa Komisyonunda 26’ncı Dönem’de beraber çalıştığımız bir arkadaşımız. Biraz evvel bir noktaya kadar geldiniz, bizim arkadaşlarımız da onları alkışladı Sayın Tezcan, gördünüz ama yanlış yere bağlanıyorsunuz, sonuç yanlış işte Sayın Tezcan, sonucunuz yanlış. O da şu: Bakın, ben bedrin aslanları gibi kükredim, kükrerim; ben bu heyecanı, bu hedefi Sayın Cumhurbaşkanımızdan alıyorum, Sayın Cumhurbaşkanımızdan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İşte, o da Biden’a böyle kükredi ama siz kulaklarınızı tıkamışsınız, gözlerini kapamışsınız onun için duymuyorsunuz. Gözlerinizi açın kulaklarınızdaki tıkacı bırakın siz de duyacaksınız, siz de bizimle… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akbaşoğlu teşekkür ediyorum.

 

 

BAŞKAN - Evet, İYİ Parti grup önerisi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Şanlıurfa Milletvekili Sayın Halil Özşavlı.

Buyurun Sayın Özşavlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HALİL ÖZŞAVLI (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli hazırun; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Benden önce söz alan gerek Grup Başkan Vekilleri gerek siyasi parti adına konuşan milletvekillerimiz meseleyi neredeyse her ayrıntısıyla anlattılar.

Sayın milletvekilleri, iftira karşısında, yalan karşısında verilebilecek en iyi cevap hakikatin anlatılmasıdır. Dün Cumhurbaşkanımız uzunca, ayrıntısıyla bir tarihçi edasıyla hakikatleri bir bir tüm dünyaya anlatmıştır. Keşke mesele günümüzde tarihçilere bırakılsa, tarihçiler bu meseleyi değerlendirse, Ermeniler bu meseleyi siyasileştirmekten vazgeçse. Maalesef bundan iki yüz yıl önce kapıldıkları bir hayalin yani Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurma hayalinin peşinde hâlen koşuyorlar ve bu hayali gerçekleştirmek için de 19’uncu yüzyılda İngiltere, Fransa ve Rusya’ya sarılmışlardı bugün de Amerika'ya sarılıyorlar.

Joe Biden neden böyle bir şey yaptı? Geçen yıl seçim kampanyasında zaten bunu vadetmişti. Ayrıyeten Ermeni diasporasından gelecek olan milyonlarca bağışta vardı seçim kampanyası için, bunları göz ardı edemezdi. Bunun dışında yakın tarihte birkaç ay önce Kafkasya’da büyük bir zafer kazanıldı kırk dört günde, tüm dünyanın gözü önünde otuz yıldır süregelen savaş sona erdirildi ne Rusya ne Amerika hiçbir şey yapamadı Ermeniler için. Bu bir gönül okşamaydı “Ya, biz geçenlerde sizin için bir şey yapamadık.” Bu şekilde bu ifadeyi kullanarak gönlünüzü almak istiyoruz.” dedi bir yandan, bir yandan da bizden rövanş aldı, Azerbaycan Türklerinden ve Türkiye’den rövanş aldı. Zerre kadar tarihle ilgisi olsaydı, 1985 yılında 35 tarihçinin bildirisi var, 35 tarihçi Amerika’da “1915 olayları soykırım değildir.” diyor.

Gelelim HDP’nin açıklamasına. Geçen yıl da çok kısa değinmiştim, ASALA-PKK ortaklığı 1980’den beri devam ediyor. Günümüzde HDP’nin bu açıklaması, ASALA-PKK ortaklığının HDP-Ermeni diasporası ortaklığı şekline dönüştüğünün bir göstergesidir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Kendilerine “Kürtlerin partisi” diyen, kendilerine “Kürtlerin temsilcisi” diyen bir partinin, 1878’den sonra 1890’lı yıllarda 500 binden fazla Kürdü Doğu Anadolu’da öldüren ASALA’ya, PKK’ya ve onların iş birlikçileri, günümüzdeki Ermeni diasporasının iddialarına sahip çıkması mümkün olabilir mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

HALİL ÖZŞAVLI (Devamla) – Biden’a cevap nasıl verilebilir sizce? Zaten aylardır, yıllardır veriliyor. Suriye’de terör koridoruna izin vermememiz bir cevaptır (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) 3 tane barış harekâtı bir cevaptır, SİHA’lar birer cevaptır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Karadeniz’de kendi gazımızı çıkarıyor olmamız bir cevaptır, birkaç gün önce Metina’ya düzenlenen harekât bir cevaptır, PKK’yı eziyor olmamız bir cevaptır sayın milletvekilleri; görmek isteyen bunları görebilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) S-400’ler birer cevaptır; yeter ki biz bunları görmek isteyelim. (CHP sıralarından gürültüler)

Bakınız, gösteriyorum bakınız, 2015 Ermenistan Savunma Bakanı Seyran Ohanyan bir PKK’lının evine taziye ziyaretine gidiyor, Karabağ’da öldürülen bir PKK’lının. Bu da ASALA-PKK toplantısının fotoğrafı, PKK paçavrasının olduğu bir odada.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyoruz Sayın Özşavlı.

Sayın Özkoç, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece kayıtlara geçirip bir şeyin düzeltilmesi için konuşacağım.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hatip, Biden’ın Ermeni soykırımıyla ilgili söylemini, Azerbaycan’da yapılıp da zafere ulaşan bir savaşın karşılığı bir gönül alması olarak nitelendirmiştir.

HALİL ÖZŞAVLI (Şanlıurfa) – Aynen, doğru.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bu doğru bir yaklaşım değildir arkadaşlar. Böyle bir yaklaşım olmaz. Hatip derhâl bunu geriye almalıdır.

HALİL ÖZŞAVLI (Şanlıurfa) – Siz görmek istemiyor olabilirsiniz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Yani şöyle bir şey olabilir mi? Hatip şöyle diyor: “Biden’ın bu açıklaması Azerbaycan’da otuz yıldır süren savaşı kırk dört günde bitiren muzaffer bir zaferden sonra Ermenilerin gönlünü almak için söylemiştir.” Böyle bir yaklaşım olur mu? Kayıtlara bakın, kayıtlara bakın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilleri, Sayın Özkoç, tutanaklara bakarız, düzeltilmesi gereken bir konu varsa Sayın Hatibin de düzelteceğini düşünüyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Doğru değil arkadaşlar,  Meclis açısından yanlış.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Biraz objektif bakın ama olaya.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu lütfen…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Allah kahretmesin! Doğru bir şey söylüyoruz, sizin için doğru bir şey söylüyoruz.

BAŞKAN - Sayın Özkoç…

Arkadaşlar, bir yanlış olduğunu düşünüyor Engin Bey, kötü bir şey söylemiyor. Biraz sonra hatiple beraber tutanaklara bakarız…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Bana söyleme Sayın Özkoç, lütfen…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Git tutanağa bak!

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilleri, lütfen çok rica ediyorum, bir müsaade eder misiniz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ermeni olaylarının ne olduğunu bilen biriyim ben.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ya bir dinle, önce dinle!

BAŞKAN – Bir saniye müsaade edin.

Sayın Özkoç…

Arkadaşlar… Sayın Vekilim… Sayın Vekilim, bir müsaade eder misin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, açıklama yapacağım.

 BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, Engin Bey niyetinin iyi olduğunu orada yanlış bir cümle sarf edildiğini düşündü.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Problem yok, problem olan bir şey yok.

BAŞKAN – Hayır, tamam siz öyle iddia ediyorsanız mesele yok. tutanaklara bakarız eğer düzeltilmesi gerekiyorsa ben arkadaşa tekrar söz veririm, o sözünü düzeltir, yani yanlış bir cümle sarf etmişse.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tamam Değerli Başkanım, biraz evvel Değerli Hocamızı dinledik. Kendisi bir tarih profesörüdür.

BAŞKAN – Evet, ben de biliyorum, Ermeniler konusunda çalışmaları olduğunu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ermeni meselesi üzerine kitapları olan, bu konuyu bütün dünyada takip eden, yayınları olan araştırmacı bir bilim adamıdır.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, bunların hepsini biliyoruz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biraz evvel bilinçli olarak bir siyasi analiz çerçevesinde Amerika Birleşik Devletleri’nin, Ermenistan’ın -hakikaten- bu manada içinde bulunduğu durumla ilgili ve Ermeni diasporasının bu konudaki lobi baskısı münasebetiyle, rövanşist bir anlayış çerçevesinde hareket ettiğini ve eleştirilerini ortaya koymuştur.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bundan daha tabii bir durum yoktur, o kadar.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir problem yok.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Engin Bey…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir problem yok beyanlarında.

BAŞKAN – Peki…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, sataşmada bulundu.

BAŞKAN – Pardon Meral Hanım…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sataşmada bulundu hatip.

BAŞKAN – Ne sataştı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Söyleyeyim mi?

BAŞKAN – Tabii, tabii, söyleyin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “ASALA, PKK’nin tezahürüdür HDP.” dedi.

BAŞKAN – Evet, buyurun iki dakika kürsüden söz veriyorum size.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Böyle bir sataşmayı duymadınız mı?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – PKK’yla yüzleşin, yüzleşin. Yüzünüz varsa, yüzleşin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. Doğrusu konuşulanları hayretle dinliyorum. Buraya her gelen HDP’ye bir laf söylemek istiyor, amenna.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – HDP’ye laf söylemek istemiyoruz, PKK’ya…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Çünkü HDP’de Türkiye'nin geleceği olduğunu hepiniz biliyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Alakası yok, alakası yok.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bize dedi ki: “Ermenilerin partisisiniz.” Biz size “Ermenilerin partisi değiliz.” demeyeceğiz. Evet, biz Ermenilerin partisiyiz; evet, biz Kürtlerin partisiyiz; evet, biz Alevilerin partisiyiz; evet, biz kadınların partisiyiz; evet, biz AKP-MHP tarafından zulme uğrayan muhafazakâr kesimin, yani tüm ezilen ve ötekileştirilenlerin partisiyiz ve bununla gurur duyuyoruz. Emin olun bununla gurur duyuyoruz. Sizin burada söyleyemediğiniz şeyleri söylüyoruz.

Şimdi, yani şunu dinledim, ittifakları falan saydı. Ya, asıl ittifak ne biliyor musunuz? AKP’yle ittihatçı ırkçıların ittifakıdır asıl ittifak odur aslında.

Şimdi, ÖSO’cu çeteleri Kürt halkına saldırtmak ve IŞİD’i desteklemek nasıl bir cevaptır acaba? Kime cevap verdiniz? Kürt halkını katliamlardan geçirirken kime cevap verdiniz? “Kürtler bizim kardeşimizdir.” diyenlere sesleniyorum.

HALİL ÖZŞAVLI (Şanlıurfa) – Ermeniler yaptı, Ermeni çeteler yaptı.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Biz şunu söyleyelim: Hani Biden’dan telefon beklemiyordunuz ya, vallahi üç ay telefon beklediğinizi sağır sultan bile duydu ama ben yeni bir şey soracağım: Yani Biden’la Erdoğan’ın görüşmesinde, Haziran ayında NATO’da buluşacakları yansıdı basına. O buluşmayı iptal ediyor musunuz, etmiyor musunuz? Buna cevap verin, ben de sonra gereğini söyleyeceğim.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Biden’le aynı kelimeyi kullandınız, “soykırım” kelimesini.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan… Biraz evvel konuşmasında…

BAŞKAN – Milletvekili arkadaşlarınızı susturursanız dinleyeceğim, bir dakika vermedim henüz Akbaşoğlu, müsaade ederse milletvekili arkadaşlarınız sizi bir dinlemek istiyorum.

Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, biraz evvel konuşmacı “Kürtleri katlediyorsunuz, IŞİD’e katlettirdiniz.” diye grubumuza, hepimize sataştı.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz iki dakika.

Lütfen yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

 

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz IŞİD’le de PKK’yla da PYD’yle de bütün terör örgütleriyle de mücadele eden bir iktidarız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Açık, net, bunu bütün dünya biliyor. Yani DAEŞ’le PYD’yi kurgulayanlar aynı sizinle bildiriye aynı imza atanlar, dışarıda imza atanlar var ya imza atanlar, sizin borazanlığını yaptığınız emperyalist güçler hem PKK/PYD’yi hem de IŞİD’i onlar kullanıyorlar zaten.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – FET֒yü de, FET֒yü de.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – FET֒yü de.

Sonuç itibarıyla biz onlara gereken cevabı verdik ve vermeye devam ediyoruz.

Evet, bakın değerli hocamız biraz evvel tarihî olarak, bilimsel olarak…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – NATO randevusu ne olacak?

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul)  - NATO randevusu ne olacak? Buna cevap verin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – …Hınçak ve Taşnak örgütüyle onun nasıl ASALA’ya dönüştüğünü, ASALA’nın da PKK ve PYD’ye dönüştüğünü ilmî ve tarihî olarak ortaya koydu. HDP de PKK ve PYD’ye sırtını yasladığını ifade ettiğine göre kendi temsilcilerinizce, dolayısıyla HDP’yle PKK ve PYD’nin arasındaki ilişki…

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Fark yok.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - …sizler tarafından ikrar ediliyor. Bir malumun ilamına niçin karşı çıkıyorsunuz? Niye? Çünkü ASALA’nın bildirisi olabilecek bir bildiri yayınladığınız için, siz Türklere de Kürtlere de ecdadımıza da ihanet ettiğiniz için, onlara hakaret ettiğiniz için, onlara iftira ettiğiniz için bunları buradan yüksek sesle haykırıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Cumhurbaşkanımız NATO toplantısına gidecek. Ne söylediği ortada arkadaşlar. Dün aslanlar gibi kükreyerek, Osmanlı tokadını Biden’a vurarak “Hadi oradan, hodri meydan!” demedi mi? [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; İYİ Parti sıralarından alkışlar (!)]

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akbaşoğlu.

Sataşmadan söz verince süreyi uzatmıyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, sadece tutanaklara geçmesi için birkaç cümle söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sadece bir dakika verebilirim, aynı şeyleri tekrarlıyoruz çünkü.

Buyurun.

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Doğrusu, bir nakarata dönüştü, aynı şeylere cevap verme gereği duymuyorum ama soruma cevap alamadım. Haziran ayında Biden ve Erdoğan görüşecek mi görüşmeyecek mi? Burada bildiriyi sunanlara soruyorum, özellikle iktidar partisine soruyorum çünkü şu anda asıl aradığım cevap bu. Diğer sorunlara dair çok tartıştık             -IŞİD’lilere sınırları açanlar, 5 kilometre ötesinde Bağdadi’nin cenazesi bulundu, Türkiye’ye haber bile verilmedi- onları geçtim ama bu NATO buluşması olacak mı olmayacak mı, bunun cevabını istiyorum.

 

 

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, NATO toplantısı olacak ve Sayın Cumhurbaşkanımız, bedeli ne olursa olsun, dün haykırdığı gibi, o gün de gerçekleri yüzüne haykıracaktır; bu kadar! [AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; İYİ Parti sıralarından alkışlar (!)]

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

27/4/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 27/4/2021 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

Meral Danış Beştaş

Siirt

Grup Başkan Vekili

Öneri:

27 Nisan 2021 tarihinde Siirt Milletvekili, Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili, Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından -12644 grup numaralı- kayyım belediyelerindeki yolsuzluklar ve kamu zararlarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 27/4/2021 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

 BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grup önerisini açıklamak üzere Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz.

Buyurun Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başlarında bizi izleyen değerli halkımız, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“Değişimin sırrı, tüm enerjini eskiyle savaşmak yerine yeniyi yaratmak için odaklamaktır.” der Sokrates ama bugün bakıyorum, yine, maalesef ki neredeyse yüz altı yıl önce yaşanmış olaylarda bile hâlen bir çözüm üretemiyoruz, geçmişe takılıp kalma konusunda iktidar ısrarcı bu durumda.

Tabii, önergemiz, özellikle Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sonrasında gelişen ve cumhuriyet tarihi boyunca ret, imha, inkâr, asimilasyon politikalarının bir devamı olan bugünkü kayyum darbelerine ilişkin. 2019 yerel seçimlerinden sonra, ilk 19 Ağustosta başladı ve daha sonra 48 HDP’li belediyeye AKP iktidarının talimatıyla kayyum eliyle bir darbe gerçekleştirildi ve 48 belediye gasbedildi.

Tabii, dediğimiz gibi, bu, Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün bir ısrarı olarak halkın seçme ve seçilme hakkının gasbedilmesi. Özellikle HDP seçmeninin ve bunun da özelinde Kürt halkının -iktidarla birlikte çoğu muhalefet partisinin de yeterli özen göstermediği- aidiyet hissi ve birlikte yaşama iradesine aslında bir darbe vuruldu iktidar eliyle. Tabii, 48 belediyenin neredeyse tümünde -ki önceki dönem gasplarla birlikte- birçok usulsüzlük, hırsızlık, yolsuzluk, talan durumu gerçekleşti. Mardin Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Siirt Belediyesine kayyum olarak atanan mülki amirlere -ki özellikle bunun başını Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Mardin kayyumu ve yine valisi olan kayyum çekiyor- her iki dönem için de Cumhuriyet Savcılığı tarafından yolsuzluk, usulsüzlük sebebiyle davalar açıldı. Ve yine bu kayyumlar eliyle yandaşlara peşkeş çekilen kamunun, halkın bütçesi aslında Sayıştay raporlarında, müfettişlerin raporlarında da açıkça belirtildi ancak tüm bunlara rağmen bugüne kadar gerçek anlamda sorumlu olanlar yargılanmadı, sadece göstermelik bazı kişiler yargılandı.

Tabii bu yolsuzluk, hırsızlık, talan durumlarını -dediğimiz gibi- Sayıştay raporları da aslında ispatladı. Ve bununla birlikte 10 Haziran 2020 tarihinde yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Mardin Büyükşehir Belediyesi kayyumu Mustafa Yaman, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyumu Hasan Basri Güzeloğlu merkeze çekildi ve Siirt kayyumu Ali Fuat Atik ise Denizli’ye vali olarak atandı ve yolsuzlukların merkezi hâline gelen bu 3 belediyede de kayyum olarak görev alan bu kişiler yolsuzluklar sebebiyle merkeze çekildi ya da görev yerleri değiştirildi ancak bugüne kadar ispatlanmış olmasına rağmen bu yolsuzlukların hesabı bu kayyumlardan sorulmadı. Belediyelerin içerisinde gerçekleştirilen bu yolsuzluklara karşın olayın merkezinde yer alan, bu yapılanların baş sorumlusu konumunda olan kişiler hakkında bugüne kadar herhangi bir soruşturma açılmadı.

Şimdi, karar vereceğiz, ya, talancıların, soyguncuların, hırsızların, usulsüzlükçülerin yanında yer alacağız ve hesap sormayacağız ya da bu önergeyle de birlikte… Özellikle, iktidar partisinin de sorumluluğu var. Kayyum dönemindeki yolsuzlukları daha önce, defalarca size anlattık. Eğer siz bu yolsuzluğun altında, bu hukuksuzluğun altında kalmak istemiyor ve buna ortak olmak istemiyorsanız, sizin de bu önergeye “evet” demeniz gerekiyor. Yoksa yarın öbür gün, devran değiştiğinde bunların hesabı aynı zamanda bu kararları verenlerden de sorulacaktır. Eğer ki bu ülkede halkın seçme ve seçilme hakkı bu kadar rahat gasbedilmeseydi, bugün “Ülkenin 128 milyar doları nerede?” diye sormayacaktık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) - Eğer bu ülkede HDP düşmanlığı, Kürt düşmanlığı bu kadar rahat bir şekilde yapılmasaydı, eğer belediyeler bu kadar rahat bir şekilde gasbedilmeseydi, halkın iradesini gasbeden bu durum yaşanmasaydı, bugün kısa yoldan köşeyi dönmeye çalışan, pudra şekeriyle uğraşan gençler olmayacaktı.

Bakın, size sadece şunu göstereyim: Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün ısrarı… Bu fotoğrafta, halk iradesiyle seçilen Belediye Eş Başkanlarını Silopi Belediyesi binasına getiriyor ve bu görüntüde ise -işte çözümsüzlüğün fotoğrafı- ısrarla Kürt meselesini silahla çözmeye çalışan iktidarın dayattığı ve kayyum eliyle gasbedilen Kars Belediyesinin görüntüsü. Tam anlamıyla bugün yaşanan durum budur. Ya halkın iradesi esas alınacak ya da bu kayyumlardan, bu gaspçı zihniyetten hesap sorulacak.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Parti Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu.

Buyurun Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 Öncelikle yani kayyum politikası sonuçta demokrasiye darbedir. Darbe sadece tankla topla yapılmaz, eğer seçilmiş halkın iradesine el koyuyorsanız, sonuçta bu da darbedir. Bakın, kayyum politikası yasaya uygun olabilir ama Anayasa'ya da uygun değil, hukuka da uygun değil, vicdana da uygun değil. Kayyum politikasının arkasında aslında ele geçirme mantığı vardır, gasp mantığı vardır. Burada birçok kere ifade ettim: Eğer niyet gasp ve ele geçirme ise bunun sonucu olarak da yapılan talandır, yıkımdır ve yok etmektir.

Şimdi, kayyum atadığınız kişiler kimler? Valiler ve kaymakamlar yani devletin memurları. Dolayısıyla 48 belediye yani Güneydoğu Anadolu’da, bütün bölgede bütün belediyeler valilik binasına dönüşmüş durumda, kaymakamlık binasına dönüşmüş durumda ve yerellik ortadan kalkmış durumda. Valilik binasından farkı yok Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin. İnsanlar su faturası yatırmaya gidiyorlar, kapıdaki polis soruyor: “Niçin geldin?” “Neden geldin?” diye; böyle bir tablo var.

Yine, aynı mantıkla bu şeye bir bakalım: Hangi vali nereden gelmişse genel sekreteri oradan; bütün daire başkanları yerelden değil, dışarıdan getirilmeler; bütün daire amirleri öyle ve atanan bütün kadrolar böyle.

Yine, soralım, bakın, sizler sorun; bölgedeki meslek odalarına sorun, sivil toplum örgütlerine sorun “Hizmet alımları nereden yapılıyor?” “Mal alımları nereden yapılıyor?” diye. Bütün yolsuzluğun kaynağı da buradan çünkü denetim yok. En azından kendi bildiklerimi buradan paylaşıyorum ben ve paylaştım birçok kere ve burada 26 Şubat tarihinde tam 30 sayfalık kayyum raporu yayınladım. O kayyum raporunda hem bu yolsuzluklara hem de kayyum politikasının aslında Kürt kültürüne ve tarihine nasıl bir darbe vurduğunu çok açık bir biçimde ifade etmeye çalıştım bu raporda.

Ben vicdan sahibi milletvekillerine sesleniyorum: Bakın, kayyumlar aynı zamanda -yolsuzlukları hep ifade ettik, yıkımı ifade ettik- geldikleri kültür nedeniyle Kürt gördükleri yerde, Kürt ismini gördükleri yerde terör mantığıyla her şeyi yok ettiler.

Şunu soracağım vicdan sahibi milletvekillerine: Celadet Ali Bedirhan Kürtlerin tarihinde çok önemli bir isimdir, ilk Latin Kürt alfabesini yazan aydındır aynı zamanda. Adı Siirt’te kütüphaneye verilmişti. Kayyumun ilk yaptığı icraat neydi, biliyor musunuz? Kürtlerin vicdanına ve tarihine darbe, o kütüphaneyi yok etmek ve yıkmak oldu. Şimdi, bakın, bütün politikalarınız bunun üzerine inşa edilmiş. Ahmed Arif’in büstü Diyarbakır’da. Tam da kayyum politikalarından sonra yok edildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Dolayısıyla son olarak şunu ifade etmeye çalışıyorum: Kayyum politikası darbeci bir politikadır, bir yağma politikasıdır, bir gasp politikasıdır ve yereli ortadan kaldırma politikasıdır. Eğer vicdanınız elveriyorsa -burada araştırma komisyonu kurmazsınız, başka bir şey yapmazsınız ama- sadece şunu yapın: Diyarbakır’da, Mardin’de ve Van’da genel sekreterler kim, daire başkanları kim, hizmet alımları nereden yapılıyor, mal alımları nereden yapılıyor? Yerelden mi yapılıyor, dışarıdan mı yapılıyor? Sadece bunu araştırın, bu yağma politikasının ne anlama geldiğini çok iyi anlarsınız. Van’da Van Belediyesinin, Van Büyükşehir Belediyesinin bütün mal varlıkları talan edildi, satıldı, peşkeş çekildi. Böyle bir politikanın sahibisiniz ve kaybetmeye de mahkûmsunuz.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Erol Kaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EROL KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

HDP grup önerisi hakkında söz aldım.

Öncelikle iki hususla ilgili kişisel kanaatimi ifade etmek isterim. Bugün, herkes soykırımla ilgili üzerine düşeni fazlasıyla ifade etti lehte ve aleyhte. Ama aynı zamanda, bugün, 27 Nisan e-muhtırasının yıl dönümündeyiz; bu ülkenin tarihinde, siyasi tarihinde ve cumhuriyet tarihindeki önemli bir günü yaşıyoruz. Dolayısıyla 27 Nisan günü ülkemizin Parlamentosuna ve devletine ve milletine, Hükûmetine verilmiş olan         e-muhtırayı reddeden ve 28 Nisanda Türkiye’yi bir kaos ortamından çıkaran Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ülkemize, milletimize yapılan iftirayla ilgili de birkaç şeyi arz etmek isterim. Bizler birlikte yaşama kültürünü çeşitlilik ve değerler üzerine inşa etmiş ve tarih boyu huzur içerisinde yaşamış, kadim bir medeniyetiz. Soykırım arayanlar bizim tarihimize değil, 20’nci yüzyılda dünyanın her tarafını kana bulayan kendi kirli ellerine bakmalarında fayda var. Ellerinde mazlum milletlerin kanı olanlar bizim tarihimizi asla yargılayamazlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, kayyumlarla ilgili verilen öneriye baktığımızda bazı yolsuzluk iddiaları ve bazı hizmetlerin ihmal edildiği, özellikle kültürle ilgili, sanatla ilgili bazı şeylerin yapılmadığı ifade edilmekte.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de 1.390 belediyemiz ve il özel idaremiz mevcut. Bu belediyelerimizin ve başkanlarımızın yaptığı iş ve işlemler hem kendi yerel iç hukuklarına hem Sayıştay denetimine hem de İçişleri Bakanlığının denetimine tabi olan sorumluluklardır. Dolayısıyla belediye başkanlarımız seçme ve seçilme vasıflarını kaybettiklerinde, iş ve işlemlerinde hukukun dışına çıktıklarında kendileri hakkında yasal işlemler yapılır. Evet, bugüne kadar, şu anda yani bu tarih itibarıyla 53 belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı; bunların 48’i HDP’li, doğru ama diğer partilerden de var olduğunu lütfen bilelim.

Ben birkaç şeyin altını çizmek istiyorum eski bir belediye başkanı olarak ve hoşgörünüze de sığınarak. Belediyecilik tarihimize utanç sayfası olarak geçen, şehri terörize eden bir dönem yaşadık biz. Kentlerimizde çukur eylemleri yaşanmış; hakikaten tarihin utanç verici bir dönemini yaşadık. Belediye Kanunu der ki: “Belediyenin görevi, şehrin müşterek, medeni ihtiyaçlarını karşılamak ve bunların gereğini yerine getirmektir.” Hiçbir kanunun hiçbir yerinde “şehri terörize etmek, teröre destek vermek veya ona her türlü hizmeti vermek” asla yazmıyor. Böyle şeyleri yapanların görevde kalmasının ben, şehre de ülkeye de millete de ihanet olduğunu görürüm. Diyarbakır Lice Belediye Başkanı –ismini vermeyeceğim ama siz biliyorsunuz- altı yıl üç ay kesinleşen ceza aldı. Erzurum Karayazı Belediye Başkanı yedi yıl altı ay ceza aldı. Diyarbakır Kocaköy Belediye Başkanı yine ceza aldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Kaya.

EROL KAYA (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bu kayyumların atanmasından sonra bölgeye gidin –ki ben de gittiğim için söylüyorum- Diyarbakır’a, Hakkâri’ye, Van’a gidin yapılan hizmetlerin farklılığını görürsünüz. (HDP sıralarından gürültüler)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Kenan Evren böyle konuşuyordu.

EROL KAYA (Devamla) - Eğer bir yanlış varsa, bir yanlışlık varsa bunu Sayıştay raporunda…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Kenan Evren de “Güzel hizmetler yaptık.” diyordu.

EROL KAYA (Devamla) - Biraz okumanız varsa, hukuk bilginizi…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Kenan Evren de öyle diyordu, Kenan Evren de.

EROL KAYA (Devamla) - Tavsiye ederim; hukukçularla görüşün, Sayıştay bir tespit yapıyorsa zaten bunun gereğini yargıya intikal ettirir.

Elhamdülillah, AK PARTİ’yle ilgili bu yirmi yıllık dönemde şunu gördük: Batıdaki şehirlerimiz ile doğudaki şehirlerimiz arasında medeni olarak her türlü hizmetin yapıldığına şahidiz. Oradaki insanlarımızın da ve batıdaki insanlarımızın da her türlü hizmeti ve huzuru bulduklarına da şahidiz.

Bir tek şeyi de ifade edeyim: Arkadaşlar, Kürt edebiyatı klasiklerinin en önemli eserlerinden Mem û Zîn gibi, Molla Ahmed-i Cezirî’nin Divanı gibi, Fakiye Teyran gibi birçok eserin tıpkıbasımları hem Kürtçeye hem de Türkçeye kazandırılmıştır. Dolayısıyla olayı bütün olarak değerlendirdiğimizde, ben, fotoğrafın daha farklı boyutta olduğunu görüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Bir gün size kayyum atarlar, o zaman da alkışlarlar sizi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, hatip, doğrudan bizim belediye başkanlarımıza yönelik “Şehri terörize ediyor, hizmet etmiyor ve terörizme yardım ediyor.” dediği için sataştı.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) - Ceza aldıklarını söyledi.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ceza almadılar sanki.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sataşma yok Başkanım.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Bülent Tezcan Bey’in sözüne karşılık vermediniz, buna veriyorsunuz ya! Burada ne dedi ya?

Engin Özkoç Bey, haksız mıyım?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Ya, halkın iradesinin gasbedildiğini savunuyorsunuz.

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Halkın iradesini gasbettiniz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - “Emperyalist” dedi, “yalancı” dedi “Biden’ın yalakası” dedi.

BAŞKAN – Buyurun.

 

 

 

 

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Ceza almadılar mı?” diye bir cümle duydum. Kayyum gasbını, darbesini hangi yüzle savunuyorsunuz, ben insan olarak, vicdan olarak asla kabul edemiyorum. Bir milletvekilinin bunu burada savunması hâlâ kanıma dokunuyor, hâlâ. Yani en azından insan biraz esnek cümle kurar ya. Bekir Kaya, Selçuk Mızraklı ve Bedia Özgökçe, burada milletvekili olanlar da vardı… Ya, belediye başkanı seçilmeden önce haklarında tek bir soruşturma yok, başkan seçildikten sonra hepsinin hakkında yüzlerce dava açıldı. Davayı açan kim? Sizin savcılarınız. Davaya karar veren kim? Sizin hâkimleriniz. Davayı açtıran kim? Siz. Sonra gelip burada “Ceza aldılar.” diyorsunuz. Gerçekten, vicdan diyorum ya, vicdan diyorum!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sende var mı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Ben, daha dün Kobani davasından çıktım ya! Bu yargı sizin yargınızdır. O belediyelerde sadece çalıyorlar çırpıyorlar, yolsuzluk yapıyorlar, hizmette biri bin gösteriyorlar. Elimizde veriler var, Sayıştay raporlarında çıktı. Yani kayyum yerine kayyum atamaktan helak oldunuz, ha bire kayyumlar yerine yeni kayyumlar atıyorsunuz. Vallahi de billahi de o atadığınız kayyumlar halkın boğazından alıp kendi ceplerine ve etraflarına atıyorlar. Bizim tek bir belediye başkanımızla ilgili ne yolsuzluk ne de hırsızlık iddiasında bile bulunamazsınız çünkü yok. “Altı yıl üç ay ceza” dediğiniz sözler sizin talimat verdiğiniz savcılarınızın dava açtığı meseleler. Ya, Selçuk Mızraklı otuz yıl cerrahlık yaptı, bir gün mahkemeye çıkmadı, belediye başkanı seçildikten sonra tutuklandı. İnsaf diyorum artık, yani daha size ne diyeyim? Bütün dünya bunu görüyor…

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Karayazı Belediyesi Başkanı mahkûm olmamış mı?

BAŞKAN – Sayın Aydemir…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Siz orada boş boş konuşmayın, vicdanınıza dönün, vicdanınıza. Vicdan yok mu sizde ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydemir, müsaade edin bitirsin. Sayın Aydemir…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Sizin belediye başkanlarınız çalıyor çırpıyor, sonra gelip burada konuşuyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Beştaş.

 

 

 

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Vekilimiz gerekli cevabı vermiştir ve değerlidir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Verin cevap, varsa cevabınız verin.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ya, iyi de Bülent Bey’e niye ağzınızı açıp konuşmadınız?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, konuşmam, konuşmam.

BAŞKAN – Şimdi, 60’a göre 2 Osmaniye Milletvekilimize yerlerinden birer dakika söz vereceğim.

Sayın Durmuşoğlu…

 

 

 

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Mahkûm olmuş Belediye Başkanını aday ettiniz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – “Emperyalist.” dedi, “Yalancı.” dedi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne emperyalizm mi ya!

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Yıldırım Harekâtı’nda şehit olan Osmaniyeli kahraman hemşehrimiz Mustafa Çalım ve Teğmen Mehmet Kıvık’a Allah’tan rahmet, ailesine ve silah arkadaşlarına sabırlar diliyorum; aziz milletimizin başı sağ olsun.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – “Biden’ın yalakası” dedi, cevap vermediniz. “emperyalist” dedi, “yalancı” dedi, “iftiracı” dedi, “Biden’ın yalakası” dedi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Hırsızlık, hırsızlık” diyorum, “irade hırsızlığı”.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Bugün 27 Nisan, milletimizin inancını inandıkları gibi yaşama isteklerini tehdit unsuru olarak gören zihniyetin oyunu olan e-muhtıranın yıl dönümü.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Siz bize geliyorsunuz, bize sürekli… Bir kelime de şuraya söyleyin, bize neler söylüyorsunuz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – İrade hırsızlığı, irade gasbı… Neyi savunuyorsunuz?

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Bundan tam on dört yıl önce aziz milletimizin iradesine darbe, baskı ve sindirme eylemleriyle boyunduruk altına alma amacını güdenlere karşı…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ya, size neler söyledi, ağzınızı bile açmadınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kim bize söyledi ya?

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Bülent Bey söyledi ya.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz, bize söylenen her şeye cevap veririz.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – … Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK PARTİ kaçmak yerine eski Türkiye'nin bu karanlık zihniyetine karşı olumlu bir direniş göstererek siyasi tarihimizde yeni bir sayfa açmıştır.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Soykırımı kabul edenlere “iftiracı” dedi, “yalancı” dedi, “Biden’ın yalakası” dedi, duymadınız mı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Her söz söyleyene cevap veririz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Bize gelince pabuç gibi diliniz ama ya! Pabuç gibi, olmaz ki ya!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hayır, hayır, bize her sözü söyleyene cevap veririz.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – İlk defa, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir hükûmet muhtırayı kabul etmeyerek tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. On dokuz yıllık iktidarımız boyunca millî iradenin, milletin tercihlerinin, demokrasinin, hukukun yolundan asla ayrılmadık, ayrılmayacağız, aynı yolda yürümeye devam edeceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Burada, yazdım, yazdım; tutanaklarda var. “Soykırım iddiası, emperyalist, yalan ve iftiradır.” dedi. “Biden’ın yalakalarının iddiası.” dedi ya.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kime cevap vereceğimizi biliriz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ya, işte, size söyledi, soykırımı geçirdiğiniz... Ya, bir tespiti yaptım ama gerçek.

BAŞKAN – Sayın Ünlü..

 

 

 

BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Dün, Irak’ın kuzeyine yönelik başlatılan Pençe-Yıldırım Harekâtı’ndan gelen 2 şehit haberiyle yüreklerimize bir kez daha ateş düşmüştür. Piyade Teğmen Mehmet Kıvık ve Osmaniye’mizin 273’üncü şehidi hemşehrim Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Çalım, eli kanlı hain teröristlerle girdiği çatışmada şehit düşmüştür. Son dönemde artan şehit haberleri ve şehitlerimizin Osmaniye ilimizden olması “yiğit Osmaniye” ya da  “şehitler diyarı Osmaniye”  sözlerini akıllara getirmektedir.

Kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Buradan terörü bir kez daha lanetliyorum. Milletimizin ve Osmaniye’mizin başı sağ olsun.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 27/4/2021 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                           Engin Özkoç

                                                                                                                 Sakarya                                                                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin  “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan gümrük kapılarında bulunan akaryakıt istasyonlarında Petrol Piyasası Kanunu gereği uygulanan kâr oranı nedeniyle ortaya çıkan sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/4146) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmesinin Genel Kurulun 27/4/2021 Salı günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde söz talep eden Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Başkan, yüce divan; değerli arkadaşları ve de bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı selamlıyorum.

Öncelikle, çok değerli grup başkan vekillerinin dikkatine sunuyorum. Çünkü biraz sonra, bu konuşmamı gerçekleştirdikten sonra bu olayın araştırılmasıyla alakalı verecek olduğunuz oylar hepimizi ilgilendiriyor. Başta tüm ülkenin lojistik sektörünü, kamyoncuları, firmaları, hepimizi ilgilendiriyor. Umarım oylarınızı kullanırken yaptığım konuşmadan sonra, ona göre, vicdanınıza dayanaraktan gerekli oyunuzu kullanırsınız diyorum.

Değerli arkadaşlar, özellikle Sayın Akbaşoğlu, sizin grubunuzda Eskişehir Milletvekili Sayın Harun Karacan’ı ilgilendiren bir durum. Sayın Harun Karacan’ın kendisi iki dönemdir milletvekili. Buradaysa kendisinin de muhakkak söz hakkı olacaktır. Kapıkule, Hamzabeyli ve de İpsala gümrük kapısındaki, gümrüksüz alandaki akaryakıt istasyonlarını işletiyor. Akaryakıt fiyatları gümrüksüz alanlarda; İpsala’da, Kapıkule’de, Çeşme’de, Pendik’te, Mersin’de, Gürbulak, Yalova ve Karasu’da… Buradaki fiyatlar, Sayın Karacan’ın işlettiği üç gümrük kapısındaki fiyatlar hariç diğerleri birbirine çok yakın ama nasıl oluyorsa bu üç gümrük kapısında litrede yaklaşık 50 ile 55 kuruşluk bir fiyat farkı var. Bugün EPDK Başkanıyla ve de özellikle, sorumlu olan enerji uzmanı Sayın İlker Dönmez Bey’le yaptığım konuşmada altını çizerekten şunu söyledi, dedi ki: “Gümrük sahalarındaki akaryakıt ürünleri -yani motorin satılıyor- tedariğinden itibaren yüzde 8 kârla satılabilir.” Diğer kapılar; Pendik, Çeşme, Mersin, Gürbulak, Yalova, Karasu bu rakama uyuyor ancak nasılsa İpsala, Kapıkule ve Hamzabeyli uymuyor. Bu sebepten dolayı UND’ye kayıtlı birçok firma yetkilileri CİMER’e gerekli şikâyetlerde bulunmuşlar ve de bu şikâyetlerinden bir tanesi 18 Ocak 2021’de. Karşılığında, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu cevap vermiş: “Araştıracağız, işlemde bir hata varsa gerekli işlemi yapacağız.” diye. Ancak, EPDK Başkanı Sayın Mustafa Yılmaz’la bugün görüştüm, kendisinin bu konuyla alakalı, gümrüksüz alanla alakalı yetkisinin olmadığını, ne yapacağını da bilmediğini açıkça kendisi bana beyan etti. Buradan Sayın Akbaşoğlu’na özellikle belirtiyorum, Ticaret Bakanlığında geçen hafta olan olayları unutmadık. Yeni bir olayın da patlamaması… Patladı zaten açık ve net söylüyorum, çünkü hukuksuzluk ve de yasa dışı ekstra kazanç 600 milyon TL. Bakın, bununla alakalı EPDK Başkanı gerekli cevabı verdi, ben de buradan diyorum ki hem Gümrük Bakanlığına hem de Ticaret Bakanlığına, özellikle de Enerji Bakanlığına sesleniyorum: Bu olayın araştırılmasını sizlerden talep ediyorum.

Bakın arkadaşlar, burada, bu şikâyet gittikten sonra CİMER’den nasıl oluyorsa o gün kontrole gidileceği için 24 Martta rakamlar aynı seviyeye çekiliyor. Ancak, sadece bir gün sonra rakamlar yine 50-55 kuruş farklı rakamlara ulaşıyor. Bu sebepten dolayı tam net rakamları, haksız kazancı sizinle paylaşacağım.

2018 yılında, Karacan enerji firması devraldıktan sonra, Kapıkule, Hamzabeyli, İpsala kapılarından çıkış yapan araç sayısı 478.791 ve de litre bazında satılan akaryakıt 430 milyon 911 bin 900 litre. Haksız kazanç, bakın, yüzde 8’den sonraki haksız kazanç 2018’de toplam 143 milyon 924 bin 524 TL.

2019 yılına geldiğimizde bu rakam biraz daha yükseliyor, Kapıkule, Hamzabeyli, İpsala’dan ülke dışına çıkan toplam araç sayısı 510.726, 3 kapıdaki satılan akaryakıt miktarı 459 milyon 653 bin 400 litre. Toplam haksız kazanç 240 milyon 858 bin 381.

Geldik 2020 yılına, aynı şekilde 3 kapıdaki çıkan araç sayısı 524.511, satılan akaryakıt litresi 472 milyon 59 bin 900 litre. Haksız kazanç, toplam 212 milyon 426 bin 955 TL. Üç yıldaki toplam haksız kazanç…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Sayın Akbaşoğlu; maalesef aynı Ticaret Bakanlığındaki gibi üç yılda… Bakın, ticaret yapanın yanındayız ama haksız kazanca “Dur!” diyeceğiz. Ben bu Mecliste, bu kürsüde 3 defa yemin ettim, sizler de ettiniz. Vatandaşın hakkı yeniyorsa buna “Dur!” demek zorundayız. Üç yılda bu firmanın haksız kazancı 597 milyon 209 bin 910 TL. Eğer buna itirazı varsa Sayın Karacan gelir burada gerekli açıklamayı yapar. Bende daha fazla detaylı bilgileri var, gelsin burada kendisini savunsun. Açık ve net söylüyorum: 600 milyon TL’lik bir haksız kazanç var. Almış olduğu, kendi hak ettiği yüzde 8’in dışındaki bir kazançtan bahsediyorum, özellikle de altını çiziyorum. UND’de kayıtlı olan tüm nakliyeci arkadaşlarımızın da isteklerinden dolayı, bunun böyle olduğunu size de özellikle belirtiyorum, tüm kamyoncu arkadaşlarımızın da dikkatine sunuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kamyoncu esnafının yanındayız.

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Feridun Bahşi. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ihracatı desteklemek amacıyla ÖTV ve KDV kanunlarında değişiklik yapılmıştı. Bunun sonucunda, ihracat yükü taşıyan tırlara sınır kapılarında satılan akaryakıta ÖTV ve KDV muafiyeti getirilmişti. Buna göre de akaryakıt satışı yapacak istasyonların kârı en fazla yüzde 8 olacaktı. Ancak, uygulamada istasyonlar kâr marjını yüzde 8’in üzerine çıkarmakta, bu sebeple de hem ülke ihracatı hem de taşımacılık sektörü zarar görmektedir. Sınır kapılarında ÖTV ve KDV’de muaf akaryakıt satışı yapan istasyonların satış fiyatları incelendiğinde ilgili kanun maddelerinin uygulanmadığı çok net ve açık bir şekilde görülmektedir. Yüksek fiyatlı satış yapan akaryakıt istasyonlarında denetimin yapılması ve herhangi bir usulsüzlük tespitin de ağır şekilde cezalandırılması gerekmektedir. Bundan dolayı ihracatın geliştirilmesi, desteklenmesi ve ihracat maliyetlerinin düşürülerek haksız kazanç elde edilmesinin önüne geçilmesi için verilen bu önergeye İYİ Parti olarak destek veriyoruz.

Değerli milletvekilleri, şimdi de hakkında birçok mesaj aldığım hemofili hastalarının bir sorunundan bahsedeceğim. Bildiğiniz gibi, hemofili  hayat boyu süren, genetik geçişli kronik bir kanama hastalığıdır. Hemofili  hastalarında pıhtılaşma fonksiyonu yeterli olmadığı için kanamayı durduracak olan pıhtının görevini yapması olumsuz olarak etkilenmektedir. Bu hastalık gen bozukluğuna bağlı olduğu için hayat boyu sürmektedir. Ülkemizde, 6 bin civarında hemofili hastası vardır. Dünyada, tanı almış ve kayıtlı hemofili hasta sayısı ise 250 bin civarındadır.

Şimdi, hemofili hastalarının tedavisinde ilk deri altı ilacı Hemlibra henüz SGK listesine giremedi. Şu an itibariyle ilacın fiyatı 40 bin lira civarındadır. Bu rakamı, asgari ücretle hayat mücadelesi veren insanımızın karşılaması imkânsızdır. Deri altı ilacının temin edilmesinin sonucu ise özellikle hemofili hastası çocuklarımızın damar yolu açılarak tedavisi yapılmaya çalışılmaktadır. Her hafta defalarca damar yolu açılmasının tabii  -sonucu ise çocukların kollarının delik deşik olması sonucunu doğurmaktadır. Özellikle küçük yaştaki hemofili hastalarının aileleri özlemle mutlu son beklemektedir. Bu ilacın bir an önce Sosyal Güvenlik Kurumunun ödediği ilaçlar kapsamına alınmasını bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Bu vesileyle Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Erol Katırcıoğlu.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin bu önergesiyle ilgili olarak konuşulacak çok konu var ama üç dakikada mümkün olduğunca kısaltmaya çalışacağım.

Şimdi, bu sorun, bir sorun gerçekten. Özellikle gümrüksüz alanlarda, sınır bölgelerinde ihracatı desteklemekle ilgili olarak Cumhurbaşkanlığının bir kararı var, “ÖTV ve KDV alınmasın.” diye. Niçin bunu yapıyor Cumhurbaşkanlığı? Şunun için yapıyor: İhracata bir anlamda teşvik vermiş oluyorsunuz, taşıma maliyetlerini düşürdüğünüz için ihracatı teşvik etmiş oluyorsunuz. Tamam, bu doğru fakat değerli arkadaşlar, bu, böyle çalışmıyor çünkü Türkiye ekonomisinin, var olan serbest piyasa –tırnak içinde söylüyorum- ekonomisinin o kadar çok sorunu var ki bu sorunları      -doğrusunu isterseniz- bu Meclis konuşmuyor, Plan ve Bütçe Komisyonu da konuşmuyor, benim anladığım kadarıyla, Rekabet Kurumunun konuşması lazım, o da konuşmuyor. Çok kısaca söylemeye çalışayım size: Burada, rafineri dağıtım ve bayiler arasındaki ilişkiler, çok ciddi sorunlu ilişkiler; bu piyasayı bilen arkadaşlar bunu bileceklerdir. Bir kere, biliyorsunuz, petrolün fiyatı dışarıda belirleniyor, dolayısıyla da sabit bir fiyat alınmış oluyor bir bakıma; rafineri dağıtıcılara yine sabit bir fiyattan satıyor. Yani fiyat rekabetinin olmadığı bir sektör gibi düşünebilirsiniz. Peki, fiyat rekabeti olmayınca ne oluyor diye baktığımızda, yani rekabet ortadan mı kalkıyor? Hayır, rekabet başka alanlara kayıyor. Nedir o? Bayi sayısına sahip olmak, ne kadar fazla bayi sayısına sahipseniz, bölgelerde ne kadar çok bayiniz var ise -dağıtım şirketi olarak söylüyorum- o kadar güçlü oluyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, 4 tane büyük firmamız var. Bu 4 büyük firmanın pazardaki toplam payı yüzde 90 civarında. Yani esasında fiyat piyasada belirlenmiyor, doğrudan doğruya bunlar tarafından belirleniyor. Nitekim 2020 yılında, yani daha geçen sene Rekabet Kurumu, Uluslararası Nakliyeciler Derneğinin bir şikâyeti üzerine bir soruşturma yaptı, ön araştırma yaptı. Ön araştırma sonucunda bu 4 şirkete tam 1,5 milyar lira ceza kesti. Yani ceza kesmesinin sebebi şuydu: Rekabet Kanunu’nun 4’üncü maddesi gereğince, fiyat anlaşması yapmak, yani adaletsiz davranmak, yani serbest piyasanın kurallarını altüst etmek anlamına gelen bir davranış içinde olduklarından dolayı bu şirketlere ceza verdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla da olan şey şu: Özellikle İpsala gibi, Kapıkule gibi şehrin dışındaki çıkış bölgelerinde ÖTV ve KDV vermeden akaryakıt sağlayacak olan şirketlerin sayıları az. Dolayısıyla da bir pazar güçleri var, piyasa güçleri var ve bundan dolayı da fiyatları şişirebiliyorlar, yüksek kârlar elde ediyorlar. Enerji Piyasası Kurumunun “yüzde 8’i aşmayacak olduğu” kararına rağmen bunu yapıyorlar.

Değerli arkadaşlar, dolayısıyla da bu mesele -zaten gelecek olan teklif, muhtemelen yarın tartışacağız- bu konuyla ilgili ben yine bir söz alıp bu derdimi belki daha uzun bir süre anlatmaya çalışacağım.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Sait Kirazoğlu.

Buyurun Sayın Kirazoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin gümrük kapılarında uygulanan akaryakıt fiyatlarının ihracata etkileri üzerine vermiş olduğu grup önerisi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

1915 olaylarıyla ilgili Joe Biden’i ve ona paralel açıklamada bulunan herkesi kınadığımı buradan ifade etmek istiyorum.

Yine, Irak’ın kuzeyinde şehit düşen kahramanlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Millî iradeye, demokrasiye kastedenler, darbe heveslileri, siyaseti dizayn etmeyi amaçlayanlar 27 Nisanda -yıl dönümündeyiz- gereken cevabı meşru Hükûmet ve onun lideri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde aziz milletimize dayanarak 27 Nisan muhtırasına gereken cevabı vermiştir.

Grup önerisine gelecek olursak, batı sınır kapıları olarak adlandırılan Kapıkule, Hamzabeyli ve İpsala olmak üzere, sınır kapılarında akaryakıt fiyatlarında yasada belirlenmiş olan yüzde 8 oranını aşan kâr uygulanmakta olduğu ve bu aşırı fiyatlandırma sebebiyle ihracat yükü taşıyan araçlardan haksız kazanç sağlandığı iddia edilmektedir. Bilindiği gibi, akaryakıt fiyatları 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na göre en yakın, erişilebilir, dünya serbest piyasa fiyatları dikkate alınarak -yurt içi için konuşuyorum- belirlenmektedir. Burada bu EPDK’ye ait bir görev olmakta olup rekabetin bozulduğunu görmesi hâlinde de tavan veya taban fiyat uygulaması yapmaktadır. İhracat rejimi kapsamında mal taşıyan araçlara akaryakıt satışlarındaysa “Fiyat, ilgili ürünün edinme bedelinin yüzde 8’inden fazlasını aşamaz.” diye mevzuatımızda bir düzenleme vardır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Aşıyor ama.

MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Devamla) – İhracat rejimi kapsamında mal taşıyan Türkiye çıkışlı araçlara vergisiz, uygun fiyatla ve belirlenen kotalarla akaryakıt satışına sınır kapılarında     -sadece o araçlara- ihraç amaçlı çıkış yapan ve Türkiye çıkışlı olan araçlara verilmektedir. Sınır kapılarında uygulanan vergisiz akaryakıt satış fiyatları noktasında, daha önce Rekabet Kurumuna ve idare mahkemelerine yapılan başvuruların hepsinde oy birliğiyle ret kararı verilmiştir ancak bugün, bu önergeden sonra hem EPDK Başkanı ile hem Ticaret Bakanımızla yaptığımız görüşmeler çerçevesinde konunun -bu, az önce bahsettiğimiz mahkeme kararları ve Rekabet Kurumu kararı bir yıl önceye aitti- güncel bir durum olabileceği düşüncesiyle kendilerine intikal ettirdik. Onlar da, EPDK Başkanımız gerekli incelemenin ve soruşturmanın başlatıldığını, Ticaret Bakanlığı da konuyla yakından ilgilendiklerini ifade ettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Devamla) – Sağ olun Sayın Başkan.

Dolayısıyla, EPDK, mevzuattan kaynaklanan yetkisi çerçevesinde konuyla ilgili doğrudan bir başvuru olmamasına rağmen şu an resen bir inceleme başlatmış bulunmakta ve konuyu incelemektedir. Ben, iddia edildiği gibi bir sıkıntı varsa en yakın zamanda çözüme kavuşturulacağına inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Özkan Bey.

 

 

 

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Hatibin yüzde 8’den daha fazla kârlılıkla satılamadığını kesinlikle teyit ettiğinden dolayı kendisine teşekkür ederim. Yüzde 8’den çok daha fazla satıldığı biraz önceki gösterdiğim tabloda da aşikârdır. CİMER’e yapılan, birçok UND’ye kayıtlı olan firma tarafından da… Bunlar CİMER kayıtlarında bulunmaktadır. EPDK Başkanı, yalnız, konuyla alakalı gümrüksüz bölgeye müdahil olamadığından dolayı konunun Enerji Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı tarafından incelenmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Akbaşoğlu, bakın, burada araştırılması gerekiyor olmaz ki ama. Neyi saklıyorsunuz? Niye hırsızlığı saklıyorsunuz Sayın Akbaşoğlu, niye araştırtmıyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yalım, Sayın Yalım, lütfen.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük…

Sayın Yalım…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ama gerçekten çalıyor arkadaşlar. Araştıralım arkadaşlar, niye yapmıyoruz bunu, araştırmak suç mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

27/4/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 27/04/2021 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurul'un onayına sunulmasını arz ederim.

                                                      Muhammet Emin Akbaşoğlu

                                                         Çankırı

AK PARTİ Grup Başkan Vekili          

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 260 Sıra Sayılı Kanun Teklifi'nin 48 saat geçmeden Gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer işler" kısmının 1'inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun; 4, 5, 6, 11, 18, 20, 25, 26 ve 27 Mayıs 2021 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü Birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer işler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi,

18, 20, 25, 26 ve 27 Mayıs 2021 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü Birleşimlerinde saat 24:00'e kadar;

28 Nisan 2021 Çarşamba günkü Birleşiminde 260 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

28 Nisan 2021 Çarşamba günkü Birleşiminde 260 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanamaması halinde 29 Nisan 2021 Perşembe günkü Birleşiminde 260 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

260 Sıra Sayılı Kanun Teklifinin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması önerilmiştir.

260 Sıra Sayılı Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız Ve 60 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3572)

BÖLÜMLER

BÖLÜM

MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ

MADDE SAYISI

 

1.BÖLÜM

1 ila 6’ncı Maddeler

6

2.BÖLÜM

7 ila 15’inci

Maddeler

9

TOPLAM MADDE SAYISI

15

 

 

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

Özkan Yalım çok haklı Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerine Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında şu anda Türkiye’nin en çok merak ettiği konu, pandemi yasakları ve kapanma döneminde neler olacak? 26 Nisanda gerçekleşen Bakanlar Kurul toplantısından sonra aslında herkes nefesini tutmuş, 19.00’da yapılacak açıklamada hani ne diyecek Cumhurbaşkanı ya da AK PARTİ Genel Başkanı diye merak ediyordu, nitekim sonrasında kapanma açıklandı. Fakat işçi, işsiz, esnaf, bütün yurttaşlar aslında AKP’nin etrafında bulunanlar hariç herkes ne bekliyordu televizyon önünde? Tam kapanma kararının çeşitli güvencelerle açıklanacağını bekliyordu. Ancak, maalesef, bu kapanma kararında da yurttaşlara hiçbir güvence verilmedi. Yani, emekçiler sermayedarları zengin etmek için, aç kalmamak uğruna çalışmaya yine devam edecek. Tam kapanmayla birlikte tam sömürü düzeni hayata geçmiş olacak. Eğitim yok, sağlık yok, herkes evine kapanacak. Peki, evinde kapalı kalanlar, halk ne yeyip ne içecek? Gerçekten bunu bizim sağlamamız gerekiyor. Esnaf, lokantacı, kuaför ve diğer çalışanlar dükkanlarını kapatıp açlığa mahkûm edilecek. Aslında iktidar tam kapanma kararına rağmen tek bir güvence bile vermeyerek siyasi ve iktisadi iflas durumunu ilan etmiştir.

Evet, Ramazan Bayramı’nı da kapsıyor bu kapanma ve işçiler, esnaflar, işsizler tam anlamıyla bir kara bayram yaşayacaklar. İktidar, ülke tarihinde ilk defa insanları evlerine bayramlık elbise, şeker ve tatlı alamayacak, götüremeyecek durumda bırakmıştır. Ekonomik kriz derinleşmiş, insanların borçları katlanmış, iş ve aş yoksulluğu nedeniyle maalesef intiharlar artmıştır ve hâlâ devam ediyor. İnsanlar 2 seçenekle baş başa; ya coronadan ölecekler ya açlıktan ölecekler ve âdeta açlıktan ölme durumu dayatılmıştır. Her türlü maddi fırsatı kime veriyor iktidar? Yandaşlarına veriyor ve emekçilerin alın teri de maalesef kaynak hâline getiriliyor.  Öte yandan yandaş olmayan işyerlerini iflasa sürükleyerek aleni bir sermaye aktarımını da ihmal etmiyor.

Biz HDP olarak ne öneriyoruz, ne diyoruz? Ekonomi masamız da bu konuda açıklamalarını yapacak, grup toplantımızda Eş Genel Başkanımız da açıkladı; biz diyoruz ki: Ne işçiler ne işsizler, yoksullar ne de esnaflar AKP’nin yarattığı bu kara düzene mahkûm değildir.

Bizler önerilerimizi de şöyle söylemek durumundayız: Dibe batmış bir ekonomide ekonomik tedbirlerin alınması zorunludur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bir kere, tüm işsizlere nisan, mayıs, haziran aylarında 3 bin TL doğrudan gelir desteği sağlanmalıdır. Çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine 50 bin TL’ye kadar olan borçları silinmelidir. Emekli maaşları en az 3 bin TL yapılmalıdır. Faaliyetleri durdurulan ve kısıtlanan esnafa salgın süresince aylık 5 bin TL doğrudan gelir desteği sağlanmalıdır. Bankalara olan kredi kartı ve diğer kredi borçları, faizsiz şekilde, 30 Haziran 2021 tarihine kadar ertelenmelidir. Tüm kira ödemeleri 30 Haziran 2021 tarihine kadar dondurulmalıdır. Elektrik, doğal gaz, su, telefon ve internetin ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz hâle getirilmesi elzemdir. 2021 yılı boyunca işten çıkarmaların yasaklanması yine zaruridir ve kısa çalışma ödeneğinin süresinin de 31 Aralık 2021 tarihine kadar uzatılması gerekiyor. “Güvencesiz kapanmaya hayır, güvenceli yaşam hemen şimdi.” diyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, İç Tüzük’ün 149’uncu maddesi aynen şu şekilde: “…Başkan oylamadan önce verilecek oyların ne anlama geldiğini kısaca belirtebilir.” diyor İç Tüzük 149. Sayın Özkan Yalım’ın biraz önceki getirmiş olduğu önergeyle ilgili, ne anlama geldiğini siz eğer anlatmış olsaydınız AK PARTİ Grubu da inanın ki fikrini değiştirecekti.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Yok, yok.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bilmiyorlardı yani neyi oylamaya sunduğunuzu, hangi anlama geldiğini siz anlatmadığınız için arkadaşlarımız farkında olmadan oy kullandılar. Mümkünse bu 149’u anlatın ona göre yeniden oylama  yapalım.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sayın Tanal, ne kadar entelektüel konuştun.

BAŞKAN – Sayın Tanal, 149’da izah edilen pullarla yapılan oylamada renklerin neyi ifade ettiğidir, onun için o konuyu kapatıyoruz.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İç Tüzük’ün 37’inci maddesi uyarınca (2/3471) esas numaralı Kanun Teklifi’nin Genel Kurul gündemine alınması hususunda gereğini arz ederim.

Gürsel Erol                                                                                                                                                                                            Elazığ

 

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi olarak Elazığ Milletvekili Sayın Gürsel Erol konuşacaktır.

Buyurun Sayın Erol. Süreniz beş dakikadır.

GÜRSEL EROL (Elazığ) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Ben, kanun maddesiyle ilgili konuşma yapmadan önce Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden’ın Ermeni soykırımını tanımasıyla ilgili tepkimi belirterek bu söylemi, bu kararı, bu ifadeyi şiddetle kınadığımı, bunu yalnızca Elazığ milletvekili olarak değil aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin bir yurttaşı olarak kınadığımı buradan ifade etmek isterim. AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda aslan gibi kükrediğini ifade etti. Ben, kendisine tarihimizden geçmişte görev yapan bu ülkede Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların Amerika’ya karşı, emperyalist güçlere karşı nasıl kükrediğini biraz ifade etmek isterim. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bütün Avrupa ülkelerinin ambargosuna rağmen Allah rahmet eylesin Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlatarak İstiklal Savaşı’ndan sonra ilk defa Cumhuriyetimize toprakları katmıştır.

İkincisi, yine 1975 yılında Süleyman Demirel dönemin Başbakanı olarak Amerika’ya karşı 21 üssü kapatarak Amerika’ya karşı aslan gibi kükremiştir. Siz, eğer şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Cumhurbaşkanının Amerika’ya karşı aslan gibi kükrediğini ifade etmeyi kanıtlamak istiyorsanız o zaman Adana İncirlik Üssü’nü kapatın da sizin babayiğitliğinizi görelim, o zaman Malatya’daki üssü kapatın da sizin babayiğitliğinizi görelim. (CHP sıralarından alkışlar) Yani lafla, palavrayla, söylemlerle bu tür tepkileri geliştirebileceğinizi ve toplum üzerinde algı yaratabileceğinizi artık bir tarafa bırakın.

Gelelim kanun maddesine, geçtiğimiz ay çok üzücü bir haberle uyandık. Haber, Elâzığ 8’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Osman Erbaş emrindeki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin  üst rütbeli 10 subayıyla birlikte Tatvan’da hava koşulları nedeniyle helikopteri düştü ve şehit oldu.

Osman Erbaş kimdir? Osman Erbaş, hayatı boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev aşkıyla yanan tutuşan ve 15 Temmuz’da FETÖ terör örgütüne karşı izinde olduğu hâlde beylik tabancasını üzerine alarak özel arabasıyla izinden bulunduğu ilden Elâzığ Kolordu Komutanlığına gelen, FETÖ terör örgütünün bölgedeki tüm etkisini kıran ve FETÖ terör örgütüne bölgede direnen bir adamdır. Ayrıca Osman Erbaş yalnızca Elâzığ’dan sorumlu bir kolordu komutanı değil, Van, Bitlis, Muş, Bingöl, Elâzığ, Tunceli bu illerden sorumlu bir kolordu komutanı. Bölgede ilk defa görev sırasında bu rütbede şehit olan bir şehidimiz var, bu rütbede.

Bakın, geçen eski Başbakanlarımızdan Yıldırım Akbulut rahmetli oldu, Allah rahmet eylesin Sayın Cumhurbaşkanı AK PARTİ grup toplantısında Erzincan Havaalanı’nın ismini Yıldırım Akbulut Havaalanı olarak açıkladı. Bu doğru bir karar mıdır? Evet, doğru bir karadır. Çünkü bu ülke adına gerçekten üst düzeyde görev yapmış, ülkenin kaderinde siyasi sorumluluk almış, devlet adamlığı kimliğiyle sorumluluk almış insanların adının yaşatılması gayet doğaldır ama aynı zamanda görev şehidi olan, terörle mücadele eden şehitlerimizin adının da aynı şekilde yaşatılması son derece doğru ve anlamlıdır. Bu rütbede bu bölgede şehit olan en üst rütbeli subay, general Osman paşadır, Allah rahmet eylesin. Sizden ricam, Osman paşanın adının Elâzığ Havaalanı’nda yaşamasıdır.

Şimdi, ben buradan AK PARTİ Grubu milletvekillerine… Sizin buna “hayır” diyeceğinizi biliyorum, kulislerde konuştuk. Zaten buraya ne getirsek ne söylesek “Hayır, hayır, hayır.” Niye hayır? Bakın, ben burada geçmişte bir önerge verdim, dedim ki: “Bu 12 Eylül faşist zihniyeti generallerinin adlarını okullardan, meydanlardan, sokaklardan ve başkentin ilçesi olan Evren’den kaldıralım.” Yine “hayır” dediniz. Bak, yine “hayır” dediniz. Ben deprem bölgesinin milletvekiliyim. 24 Aralık gecesi Elâzığ’da bir deprem oldu, vatandaşın depremden kaynaklı mağduriyetleri oldu. Bu mağduriyetlerin araştırılmasıyla ilgili araştırma önergesi verdik, yine “hayır” verdiniz. Ya, ben milletvekiliyim, birbirimizden ayrı düşüncelerimizin olması gayet doğal; siyasete bakış açımız, siyaset dilimiz, ideolojimiz, parti programımız, parti tüzüğümüz, siyaset yapma tarzımız, anlayışımız; bunların hepsi birbirinden gayet doğal ayrı olacak, kendi partimizin içerisinde bile çoğu zaman ayrı düşünebiliriz ama ülkenin genel değerleri üzerinde niye birlikte hareket edemiyoruz?

Mesela Osman Erbaş Paşa’mızın adını… AK PARTİ’ye seslenmiyorum, MHP milletvekilleri, niye “evet” oyu vermiyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi ben sana cevap vereceğim.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

GÜRSEL EROL (Devamla) – Ve hatta Osman Erbaş Paşa’nın amcasının oğlu sizin milletvekiliniz. Ben bunu art niyetle söylemiyorum.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Popülizm yapma! Popülizm yapma!

GÜRSEL EROL (Devamla) – Şehitlerimizin adının yaşatılmasıyla ilgili hem ailelerine manevi bir destek için hem de bu ülkenin üniter devlet yapısı için, bayrağımız için, vatanımız için, devletimiz için, milletimiz için gözünü kırpmadan şehitlerimizin anılarını en iyi şekilde yaşatmak bu Meclisin görevidir.

MHP Grup Başkan Vekili, benim bu dediğime popülist yaklaşım olarak yaklaşıyorsanız…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Aynen öyle! Aynen öyle! Vereceğim cevabını.

GÜRSEL EROL (Devamla) – …sizi Elâzığ halkının vicdanına teslim ederim, Elâzığ halkının vicdanına teslim ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Vereceğim cevabını, popülizm yapıyorsun!

GÜRSEL EROL (Devamla) – Popülist siyaset, şehitlerin üzerinden siyaset yapmaktır, şehit cenazelerine gidip o şehitlerin yanında yer almamaktır; popülist siyaset budur. Eğer o insanlara sahip çıkacaksak hep birlikte Osman Paşa’nın adını gelin yaşatalım ve Elâzığ Havaalanı’na verelim diyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gürsel Bey, konuşmanızın bir kısmında “Cumhuriyetimize topraklarını katmıştır.” dediniz. Kuzey Kıbrıs bağımsız Türk Cumhuriyeti; biz barış harekâtı için, barış için çıktık o topraklara ve şu anda yaşamını da bağımsız olarak sürdürmektedir.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Evet, o doğru. Teşekkür ederim Sayın Başkan, sağ olun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önce Sayın Bülbül’e söz vereceğim.

Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben kürsüden söz almak istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisini açıkça ret vereceğimizi ifade ederek Elâzığ halkına…

BAŞKAN – Size sataşmıştır, öyle mi?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Evet.

BAŞKAN – 69’a göre kürsüden iki dakika söz veriyorum.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

 

 

 

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, bu öneriyi, bu kanun teklifini sizler verebilirsiniz fakat bu kanun teklifine ihtiyaç var mıdır, bunu ayrıca tartışalım. Bu, kanun teklifleriyle görülecek iş değildir, işin popülizm tarafı budur. Bu konuda bir çağrıda bulunursunuz, devletimiz, bütün gruplarımız birlikte toplanır, canla başla Osman Erbaş Paşa’mızın hatırasını canlı tutacak şekilde ne gerekiyorsa yaparız. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ancak herhangi bir uzlaşma olmadan, herhangi bir görüşme olmaksızın kalkıp bunu önümüze pişmiş yemek olarak koymaya çalışmanız, bu yemeği Genel Kurulda pişirmeye çalışmanız hiç doğru değildir. Elâzığlı vatandaşlarımız nezdinde de gerek AK PARTİ gerek MHP olarak bizi suçlayacak, bize kara çalacak bir şey yapacaksanız bu konuda da sizi baştan peşinen kınadığımızı ifade etmek istiyorum. Osman Erbaş Paşa’mız Korgeneral olarak şehit olmuş tek kişi değildir. Başka kim vardır? Elazığlı kim vardır?

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – 10 kişi var.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Kim var?

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Fethi Sekin…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – “Tek kişi” dediniz. Kim var? Söyleyin, ismini verin.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – 10 subayımız var, albaylarımız var, astsubaylarımız var.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Korgeneral kim şehit olmuş? Hulusi Sayın Paşa 1991 yılında Korgeneral olarak şehit olmuş; Elâzığlı olarak size soruyorum, cevap veremiyorsunuz. Bu noktada, Osman Erbaş Paşa’yla ilgili olarak devletimiz gerekeni takdir eder. Ailesi sizin vermiş olduğunuz bu kanun teklifinden rahatsızdır. Bu noktada -bunu siyasetin malzemesi yapmadan- kendisi yanındaki birçok askerimiz ve subayımızla birlikte şehadet şehadet şerbeti içmiş bizim çok kıymetli bir paşamızdır. Evet, Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Ahmet Erbaş’ın da akrabasıdır, amcasının oğludur. Bu kadar hassasiyetlerin olduğu bir süreçte şimdi CHP olarak Osman Erbaş’ın davacısı siz olacaksınız o noktada da karşısında davalısı biz mi olacağız? Bunu şiddetle kınıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Özkoç, önce Akbaşoğlu bir söz istedi. Ondan sonra size söz vereceğim.

Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz evvel CHP milletvekilinin kürsüde yapmış olduğu konuşmayla ilgili önce bazı hususları düzeltmem ondan sonra da konuyla ilgili bir cümleyi hatırlatmam gerekecek. Tarihimizde 1699 Karlofça Antlaşmasından itibaren bugüne kadar iki önemli ileri harekâtımız olmuştur: Birincisi rahmetli Erbakan-Ecevit dönemindeki Kıbrıs Barış Harekâtı inşallah Cenevre’de 2 ayrı devletli sistem cari olmak üzere görüşmeler devam edecektir. İkinci olarak da Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde terör koridorunu yerle yeksan eden El Bab, Cerablus, Afrin harekâtı; Libya’yı saymıyorum, Karabağ’ı saymıyorum. Şu anda askerimiz, Mehmetçik’imiz de Kandil’e Türk bayrağını dikmek için orada Allah’ın izniyle, (AK PARTİ sıralarından alkışlar) bütün bunlar ortada.

Osman Erbaş generalimize gelince Allah rahmet eylesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayım lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Osman Erbaş Komutanıma selamlarımı, hürmetlerimi buradan canıgönülden arz ediyorum. Vatan evladı olarak şehit olmuştur, ismi gönlümüzde, zihnimizde yaşamaktadır. Şu anda ismi Elâzığ’da bir okulda yaşatılmaktadır tıpkı Balıkesir Edremit’te Aybüke Öğretmenimiz gibi. Bununla beraber kendileri merhum ve şehit paşamız Yozgatlıdır. İnşallah, Bakanlığımız bununla ilgili olarak Yozgat’taki kamu kurumlarından bir tanesine ismini vererek yaşatacaktır.

BAŞKAN - Peki teşekkür ederim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bitiriyorum bir cümleyle bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Efendim, bir hukukçu olarak söylüyorum, isim verilmesi meselesinin bir yönetmeliği, yönergesi var. Dolayısıyla, bu, yasama faaliyeti olacak bir durum değildir. Kanun teklifine o nedenle gereksiz bir işlem olduğu için ret vereceğiz, idari işlem olarak tabii ki paşamızın ismini yaşatacağız, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Sayın Özkoç, buyurun.

 

 

 

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, Değerli Milletvekilimiz Gürsel Erol Elâzığ Milletvekilidir. Elâzığ’da ve birçok yerde görev yapmış bir paşamızın şehit düşmesinden sonra oradaki bir havaalanına adının verilmesiyle ilgili bir kanun teklifi vardır. Bu kanun teklifi gündem maddesine eklenmiş, siyasi partilerimiz de gündem maddesinden hangi kanun teklifinin geleceği bilgisini edinmişlerdir.

Şimdi, az önce Sayın Grup Başkan Vekili Levent Bülbül konuşma yaparken konuşması esnasında Gürsel Erol bana şöyle seslendi, dedi ki: “Sayın Levent Bülbül doğru söylüyor, benim bu kanun teklifini geri çekmemiz mümkünse oturalım, konuşalım, ortak bir şey yapalım.” Şimdi, bu kadar hararetli “CHP’ye mi bırakacağız bunu, onu mu yapacağız?” gibi ifadeler doğru bir yaklaşım tarzı doğru değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Böyle bir ifadeyi ben Levent kardeşime yakıştıramadım. Ne demek “CHP’ye mi bırakacağız?” Kalktınız, bir şey söylüyorsunuz, biz de sizi dinliyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Kanun teklifine gerek yok,

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Dinliyoruz ve Gürsel Erol büyük bir samimiyetle diyor ki: “Levent Bülbül bu konuda doğru söylüyor, eğer böyle bir fırsatımız varsa gerekirse ben kanun teklifini çekeyim, ona göre hareket ederiz.”

SALİH CORA (Trabzon) – Kanun teklifine gerek yok, kanun teklifine gerek yok.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ya arkadaşım bir konuşma yapıyoruz bir sus ya! Hayret bir şey ya!

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun, dinliyorum ben.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Şimdi, kaldı ki Levent Bülbül konuşmasında “Bununla ilgili bir kanun teklifine de gerek var mı yok mu?” diyerek ayrı bir kapının da olduğunu ifade etmiştir. Arkadaşlar, biz burada birbirimizin düşmanı değiliz ki ya! Yani onu CHP verdiği zaman CHP’ye mi kaptıracağız, bunu böyle yaptığımız zaman MHP’ye kaptıracağız; böyle bir şeyimiz yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –  Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biz bu ülkenin topyekûn çocuklarıyız. Doğru bir şeyin karşında hep birlikte onun arkasında durabilir miyiz diye gayret sarf ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum Sayın Özkoç.

Buyurun Sayın Bülbül…

 

 

 

 

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, şimdi burada biz isterdik ki eğer burada bir samimiyet varsa, bu konuda bir konsensüs, bir uzlaşma teklifi varsa Sayın Gürsel Erol bunu… Yakışanı nedir? Yakışanı, kürsüde “Gelin uzlaşalım, bunu beraber yapalım.” demesidir; orada size eğilerek onu fısıldaması değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) –  Eğilmiyor.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, eğildi veya eğilmedi. Şimdi buradaki mesele, Gürsel Erol Bey’in hem AK PARTİ sıralarına dönüp hem MHP sıralarına dönüp bize bunu kara çalmaya çalışması -tutanakları okur kararınızı verirsiniz- bu, uygun ve hoş bir tavır değildir çünkü Osman Erbaş Paşa’mızın biz hatırasına ihanet mi ediyoruz? Hayır. Aksine diyoruz ki “Bu, kanunla düzenlenecek bir husus değildir.” Şimdi, bundan sonra yapılabilecek bir faaliyet, Gürsel Erol teklif etti, onun iteklemesiyle oldu mu denilecek? Türk devleti, diyelim ki Osman Erbaş Paşa’ya çok güzel yakışan noktada bir şey yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülbül, tamamlayalım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada şimdi biz sanki burada hiç düşünmüyoruz, hiç düşünmemişiz gibi bir algının ortaya çıkması gerçekten bizi üzmüştür, bizim hararetimiz Gürsel Erol Bey’in bu noktada bizim sıralarımıza dönüp sanki bu meseledeki hissiyatımız, akrabası milletvekili olmasına rağmen vurdumduymaz ve Elâzığ halkına bizi havale edecek şekilde, Elâzığ’da da bunun bir fitneye yol açmasının önüne açmasıdır. Elâzığ’da bu vatana, millete sahip çıkan Milliyetçi Hareket Partili, AK PARTİ’li bir dünya insanımız var, hemşehrimiz var. Orada şimdi o insanlar zor duruma mı düşecekler, Gürsel Erol Bey bu noktada CHP’nin teklifini verdi diye. AK PARTİ ve MHP bu konuda vurdumduymaz mı olacak? Bizim itirazımız bunadır, bizim buna vurdumduymaz olmamız mümkün mü? Osman Erbaş Paşa’mızın naaşının başında biz de ayakta durduk, bekledik; ailesiyle birlikte acıyı paylaşmaya çalıştık, ne münasebet. Elâzığ’la ilgili olarak bir korgeneral var diyorsunuz. Soruyorum ikincisini, ikincisinin adını bile bilmiyorsunuz.

 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bir Elâzığ’lı olarak bu konuda bilginizi gözden geçirin. Olur mu öyle şey ya! (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bülbül.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Hulusi Sayın Paşa Ankara’da şehit edildi, Elâzığ’da görev başında şehit olmadı! Sayın Başkan, aynı şeylerden bahsetmiyoruz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Birincisi, Cumhuriyet Halk Partisinde eğilen bir milletvekili göremezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) İkincisi, biz Sayın Levent Bülbül’ün söylediklerine samimiyetle yaklaşıyoruz ama bizzat kendisinin adını vererek ifadede bulunduğu için bir dakika Gürsel Erol’a söz vermenizi talep ediyorum efendim.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Erol, 60’a göre yerinizden bir dakika söz veriyorum.

Kısa bir açıklama, buyurun.

 

 

 

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Sayın Başkanım, ben MHP Grubuna Sayın Grup Başkan Vekilinin “Popülist siyaset yapma.” diye laf atmasından sonra dönüp konuştum.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Tutanakları oku.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Ki ben bu kanun teklifini verirken Ahmet Erbaş Bey’e bilgi verdim. Doğrudur, belki Grup Başkan Vekiline de bilgi vermem gerekiyor olabilirdi, bir eksikliktir kendi adıma. Ama onun dışında Ahmet Erbaş Bey’e bilgi verdiğim için ve kanun teklifiyle ilgili kendisini bilgilendirdiğim için sizlere bilgi vermedim, onu kendi eksikliğim olarak görüyorum.

Ben burada, siyasi bir polemik konusu yapıp bunu hem Elâzığ genelinde hem Türkiye genelinde şehitleri ideolojik olarak farklı partilerin sahiplenmesi anlamında hiç söylemedim. Yani, Osman Erbaş Paşa Elâzığ için bir değerdir, görev yaptığı süre içerisinde Elâzığ’da herkesin gönlünde taht kurmuştur, biz Osman Paşa’nın Elâzığ’da adının yaşamasını talep ettiğimiz için veriyoruz. Yoksa, doğal olarak Yozgatlıdır, Türkiye’nin herhangi bir ilinde de verilebilir ama görev yeri Elâzığ olduğu için ve Elâzığ’da görev başındayken şehit olduğu için adının Elâzığ’da yaşaması daha doğrudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Bir dakika daha rica edebilir miyim Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Peki, son bir dakika daha, tamamlayın.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Sayın Grup Başkan Vekilime de ifade ettim, eğer kanunen bir engel varsa… Eğer kanunen gerekli değilse, bu isim verilmesi bir kanun teklifiyle olmayacaksa, burada Grup Başkan Vekillerimiz tabii ki kendi aralarında görüşürler, Elâzığ’da havaalanına isminin verilmesiyle ilgili bir ön görüşme olursa biz de doğal olarak kanun teklifimizi Sayın Grup Başkan Vekilimin inisiyatifiyle çekmeye hazırız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

 

 

BAŞKAN – Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda boş bulunan ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Gaziantep Milletvekili Mehmet Sait Kirazoğlu aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1'inci sıraya alınan, Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve 60 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 1.- Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ve 60 Milletvekilinin Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3572) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 260) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Komisyon Raporu 260 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle teklif, tümü üzerinde görüşmeler tamamlanıp maddelere geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.11

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 78’inci birleşiminin üçüncü oturumunu açıyorum.

260 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sıraya alınan 255 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.  Antalya Milletvekili Atay Uslu ve 23 Milletvekilinin Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3517) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 255) 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sıraya alınan 171 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

3.  Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop'un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuveyt Devleti Hükümeti Arasında Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasını Tadil Eden Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna İlişkin Kanun Teklifi (2/2496) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 171) 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 28 Nisan 2021 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19:13

 



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 260 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.