TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

66’ncı Birleşim

                                                                                  31 Mart 2021 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in, Muş ilinde yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Konya Milletvekili Halil Etyemez’in, Kütüphane Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün, 1 Nisan İkinci İnönü Zaferi’nin 100’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı’nın, Yayladağı çilek üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

2.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Kocaeli Şekerpınar Migros işçilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İnegöl’ün il yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehadetinin 6’ncı yılında rahmetle yâd ettiğine ve tek bir terörist kalmayana kadar terörle mücadelelerinin devam edeceğine ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, yeni anayasa sürecinin Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin tahkimi açısından bir fırsat olacağına ilişkin açıklaması

6.- Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ’nın, 1918 yılında Ermeni çeteleri tarafından Azerbaycan ve Karabağ’da soykırıma uğrayan şehitleri rahmet ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

7.- Bursa Milletvekili Atilla Ödünç’ün, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’a rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

8.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, Kütahya’daki kara yollarının durumuna ilişkin açıklaması

9.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, AKP “Türk” isimlerini silmek için ne kadar enerji harcarsa harcasın Edirne’nin yüzyıllardır Türk olduğuna ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi değişmedikçe bu sistemin yarattığı krizlerin ve geriye gidişlerin önlenmesinin mümkün olmayacağına ilişkin açıklaması

11.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Kayseri’deki kitapçıların sorunlarına ilişkin açıklaması

12.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle andığına ve AK PARTİ dönemindeki enerji yatırımlarına ilişkin açıklaması

13.- Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın, 2018 yılında Hollanda’da öldürülen Türk kızı Hümeyra’ya yönelik Hollanda polisinin ırkçı yaklaşımlarına ilişkin açıklaması

14.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, hayvan yetişticirilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

15.- Muğla Milletvekili Burak Erbay’ın, domates üreticisi için önemli pazarlardan biri olan Rusya’yla ihracat kotalarının kaldırılması için gerekli adımların atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası’na, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ne, Kütüphane Haftası’na ve Profesör Doktor Cemil Taşcıoğlu’na rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

17.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarının yapılandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Sağlık Bakanından, esnafa coronovirüs aşısında öncelik tanınmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

19.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, çiftçilerin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarının yapılandırılmasını beklediğine ilişkin açıklaması

20.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, AKP iktidarının, Adana Aladağ’da vatandaşların kurduğu kooperatifin ihale yoluyla aldığı taşımacılık işini iptal ettirdiğine ilişkin açıklaması

21.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’ne, Mustafa Duman’ın Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına atanmasıyla Hükûmetin Amerika Birleşik Devletleri’ne taviz verdiğine ve Montrö’nün feshedilmesini konuşmanın millî güvenliğimiz açısından tehdit olduğuna ilişkin açıklaması

 

 

22.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle andığına, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’ne, Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan protokolle iki ülke arasında pasaporta ihtiyaç duyulmadan seyahat edilebileceğine ve Covid-19 salgınıyla mücadelede alınan tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğuna ilişkin açıklaması

23.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, ücretsiz izne çıkarılan Migros işçilerinin yanında olmaya devam edeceklerine, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin milyonlarca genç için umutsuzluk ve yandaşlar için çoklu maaş sistemi yarattığına, KADES uygulaması ile bütün hizmet alanlarına Kürtçe ve diğer dillerin eklenmesinin kadınlar için hayati önemde olduğuna, Kaz Dağları’nda mücadele eden çevrecilerin arkasında olduklarına ve üniversitelerde rant alanlarının yaratılmasına derhâl son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Grup Başkan Vekilliği görevinden ayrılan Özlem Zengin ile Mehmet Muş’a siyasi hayatlarında başarılar dilediklerine, Grup Başkan Vekilliğine seçilen Mustafa Elitaş ile Mahir Ünal’a başarılar dilediklerine, diğer 3 Grup Başkan Vekilini bir kez daha tebrik ettiklerine, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle andıklarına, Halit Akçatepe’yi vefatının 4’üncü yıl dönümünde saygıyla andıklarına; ortaöğretim mezunu sağlıkçıların, ön lisans anestezi bölümü mezunu anestezi teknikerlerinin ve güvenlik korucularının sorunlarına; Uyar Madencilik mağduru Somalı işçilere verilen sözün tutulması gerektiğine ve Biga Madencilikten Ahmet Şentürk’ün küstah yaklaşımından iktidar partisi milletvekillerinin kendilerine düşen payı aldıklarını umduğuna ilişkin açıklaması

25.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın ruhunun şad olmasını dilediğine, 31 Mart Vakası’nın yıl dönümüne, Türkiye’ye karşı tehditlerin olduğu bu dönemde istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmanın ehemmiyetini bir kez daha vurguladığına ve Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’ne bütün siyasi grupların bu çerçevede destek vereceğine inandığına ilişkin açıklaması

26.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, DİSK EMEKLİ-SEN’in kapatılmasının haksız bir karar olduğuna ilişkin açıklaması

30.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, Mersin Kaleköy’de tarım arazilerinin betonlaştırılmak istendiğine ilişkin açıklaması

31.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, salgın sürecinde usta öğretici ve ücretli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin açıklaması

32.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, atanamayan gıda mühendislerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

33.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, yaşlılara sosyal ve psikolojik destek vererek daima yanlarında olmamız gerektiğine ilişkin açıklaması

34.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un, Ağrı Belediyesinde Genel-İş Sendikasına üye oldukları için işten çıkarılan işçilerin derhâl işlerine geri alınmalarını beklediklerine ilişkin açıklaması

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37 Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ Parti Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt kentlerine elektrik dağıtım işi yapan Dicle Elektrik Dağıtım AŞ’nin (Dicle EDAŞ/DEDAŞ) bölgede uyguladığı fiyat politikalarının ve kullanıcılara yansıtılan fatura tutarlarındaki çelişkilerin araştırılması amacıyla 17/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından, Artvin ilinin çok boyutlu ekonomik ve ekolojik sorunlarının tespiti ve çözümü amacıyla 31/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve arkadaşları tarafından, demir yolu taşımacılığının geliştirilmesi ve sanayi bölgeleriyle entegrasyonunun sağlanması amacıyla 29/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın, yakın zamanda Artvin’i tekrar ziyarete gideceğine ve Artvin merkezde Artvinlilerin ihtiyacı olan anjiyo ünitesinin açılışını hep birlikte yapmayı dilediğine ilişkin konuşması

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’nın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın 220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

7.- Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

 

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi (2/2972) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 220)

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ve 77 Milletvekilinin Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3490) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu(S. Sayısı: 253)

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Bedri Serter'in, sanayicilerden toplanan YEKDEM bedellerine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın cevabı (7/42791)

2.- Van Milletvekili Tayip Temel'in, Van ilinde 2015-2020 yılları arasında yıllara göre hakkında tescil ve terkin işlemi yapılan ve borcu sebebiyle takibe düşen esnaf sayılarına ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın cevabı (7/42812)

3.- Muş Milletvekili Şevin Coşkun'un, Van ilinde 2015-2020 yılları arasında yıllara göre hakkında tescil ve terkin işlemi yapılan ve borcu sebebiyle takibe düşen esnaf sayılarına ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın cevabı (7/43126)

4.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan'ın, Avrasya Tüneli için verilen geçiş garantisine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu'nun cevabı (7/43192)

 

31 Mart 2021 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK(İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL(Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Muş ilinde yaşanan sorunlar hakkında söz isteyen Muş Milletvekili Sayın Gülüstan Kılıç Koçyiğit’e aittir.

Buyurun Sayın Koçyiğit. (HDP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in, Muş ilinde yaşanan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de ekranları başında bizi izleyen halklarımızı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bugün Muş ilinin sorunlarını dile getirmek için söz aldım. Aslında daha önce de defaatle burada Muş ilinin sorunlarını, yaşadıkları yoksulluğu, işsizliği -birçok defa- dile getirdik. Fakat ne yazık ki sözlerimizin havada kaldığının ve aslında AKP iktidarının hiçbir soruna çözüm üretmediği gibi Muş ilinde yaşanan sorunlara da çözüm üretmediğinin, aksine, sorunları derinleştirdiğinin sorunları katmerleştirdiğinin ve bugün bu ilde yaşanan en büyük yoksulluk kaynağının da bu iktidar olduğunun altını çizmemiz gerekiyor.

Şimdi, Muş ili tarım ve hayvancılıkla geçinen bir il. Aslında tarım açısından çok elverişli. Türkiye’nin en büyük üçüncü iç ovası Muş’ta yer alıyor; Muş Ovası. Sadece bununla da sınırlı değil; Malazgirt, Bulanık ve Liz Ovaları var fakat bütün bu ovalarda gerçek anlamda bir tarımsal faaliyet yürütülemiyor, ürün çeşitliliği çok sınırlı ve en önemlisi, aslında, yılda sadece bir kere hasat yapılabiliyor, yani çok geç tarıma giriyor. Neden? Çünkü Muş Ovası’nda taban suyu yüksekliği mevcut ve aslında, normalde uygun bir projeyle drenaj yapılarak bu taban suyu yüksekliği giderilip hızlı bir şekilde tarıma giriş sağlanabilirken ne yazık ki bunu da yapan bir iktidar, bunu da yapan bir akıl olmadığını ifade etmemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, yine, diğer bir sorun hayvancılık meselesinde. Normalde mera hayvancılığı için çok uygun bir coğrafya ve mera hayvancılığı bugün doğal beslenme kaynağının en temel yapı taşlarından birini oluşturuyor fakat ne yazık ki hayvancılık konusunda da ciddi bir gerileme var. Neden? Çünkü çiftçi, üretici, hayvan üreticileri desteklenmiyor; desteklenmedikleri gibi, geçmişte hayvanlara yapılan aşıdan ücret alınmazken bugün artık hayvanlara yapılan aşıdan ücret alındığını görüyoruz. Örneğin şap için, brusella için, şarbon için ve küçükbaşta da veba için ücretler alınıyor yani üreticiye aşı satılıyor değerli arkadaşlar. Peki, böyle bir koşulda yani gübre desteğinin sağlanmadığı, yem desteğinin sağlanmadığı, tarımsal desteğin sağlanmadığı ama buna karşın her şeyin, bütün maliyetlerin arttığı bir ortamda Muşlu tarım üreticilerinin ve hayvan üreticilerinin bu üretim sürecini sürdürmeleri nasıl mümkün olacak? Tabii ki mümkün değil ve bugün, gün geçtikçe düşen tarımsal üretim, gün geçtikçe düşen bir hayvansal üretim içerisinde olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor.

Yine, Muş’un diğer, en temel sorunlarından birisi Muş’ta bir eğitim araştırma hastanesinin olmaması. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım söz vermişti yapılacağına dair, defaatle yine AKP iktidarı sözler verdi fakat hâlâ yapılabilmiş değil, hâlâ projesi gerçekleşmiş değil. Yapılmamasının maliyetini ise halkımız canıyla ödüyor. Evet, Muşluların, Muş halkımızın bir deyimi var, “Muş’ta doğuyoruz ama Van, Erzurum ve Diyarbakır yollarında ölüyoruz.” diyorlar çünkü en temel sağlık hizmetine dahi ulaşma koşullarına sahip değiller. Onun için buradan Muş’ta eğitim araştırma hastanesinin yapılmasının hızlı bir şekilde gerçekleşmesi gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Yine, eğitim alanında yaşanan sorunlar… Muş, ender illerimizden biri olarak kırsal nüfusu kent nüfusuna göre daha fazla olan bir il ve böyle bir ilin sosyoekonomik yapısı da güçlü olmadığı için… Aslında dijital altyapısında, yani internete erişiminde ciddi sorunlar yaşandığı hâlde bugün Muş’ta bu internete erişim sorununu aşmak için hiçbir önlem alınamadığını ve öğrencilerin büyük bir oranının on-line eğitimde eğitim dışı kaldığını, eğitime ulaşamadıklarını da görüyoruz.

Diğer bir sorun: Değerli arkadaşlar, kent merkezindeki, iki dönemdir AKP iktidarında olan kent merkezindeki su sorununa, yol sorununa, çevre sorununa değinmek bile istemiyorum çünkü gerçekten Muş halkımız kendini bir mahalleden evine atamıyor, yani sanırsınız ki dağbaşıdır; her taraf çamur, her taraf çukur, her taraf pespaye bir şekilde.

Diğer bir mesele: Buradan yine bütçe sürecinde de dile getirmiştik, Sayın Bakana bizzat söyledik, Grup Başkan Vekilimiz de ifade etti; Muş’taki yeşil kartlar iptal ediliyor, Varto ilçemizdeki yeşil kartlar iptal ediliyor, engelli yardımları, bakım yardımları kesiliyor ve bunlar bir koşula bağlanıyor “Eğer AKP’ye üye olursanız biz sizin bu aylıklarınızı yeniden bağlarız.” diyorlar. Biz bunu buradan defaatle ifade ettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz bunu buradan kaç defa söyledik, yetmedi, T.C. kimlik numaralarını alıp Çalışma Bakanının Özel Kalemine ilettik; ilgileneceklerini ifade ettiler ama hâlâ aynı yöntemde ısrar ediyorlar, yani Varto halkını açlıkla, yoksullukla ve sağlık hizmetine erişim kısıtlılığıyla terbiye etmeye çalışan bir akıl olduğunu ifade etmem gerekiyor.

Son olarak da korucu alımlarına ilişkin bir şey söylemek istiyorum. Şimdi size bir mesaj okuyacağım, diyorlar ki: “Değerli Vartolular, Varto ilçemizin emniyet ve asayişini sağlamak maksadıyla Varto nüfusuna kayıtlı ve Varto’da ikamet eden kadın-erkek 18-40 yaş arası güvenlik korucu adaylarının bizzat kendileri tarafından İl Jandarma Komutanlığına dilekçeyle başvuru yapmaları gerekmektedir.” Bu mesajı kim atıyor? Bu mesajı Varto İlçe Jandarma Komutanı Jandarma Binbaşı Yunus Pehlivan, kişilerin telefonuna atıyor. Yani artık, telefonla koruculuğu teşvik edecek kadar aklını yitirmiş, devlet bürokrasisinden, devlet nizamından uzaklaşmış bir AKP iktidarıyla karşı karşıyayız.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Kütüphane Haftası münasebetiyle söz isteyen Konya Milletvekili Sayın Halil Etyemez’e aittir.

Buyurun Sayın Etyemez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Konya Milletvekili Halil Etyemez’in, Kütüphane Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mart ayının son pazartesi günüyle başlayan Kütüphane Haftası dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kütüphaneler kültür ve medeniyetimizin en önemli hazinesidir. Kütüphanemizin en temel ögesi ise kitaplarımızdır. Ne kadar kitabınız varsa o kadar yazarın dostusunuz demektir. Düşünürler, iyi kitapları okumanın geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek olduğunu ifade etmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumun ve bireyin kalkınması okumakla mümkündür. Okumak, erdemin peşinde koşmaktır; okumak, hakikate varmaktır. Kitabı bilgi hazinelerinin anahtarı, kütüphaneleri ise insanlığın hafızası olarak değerlendirmeliyiz. Cemil Meriç’in ifadesiyle “Kütüphaneler bütün çağların, bütün ülkelerin ölümsüzleriyle doludur.” Şehirlerin hafızaları ve değerleri vardır, kütüphaneler de şehirlerin hafızasıdır. Tarih boyunca nerede bir medeniyet kurma gayreti varsa orada bir kütüphane inşa çabasının da mevcut olduğu bir gerçektir. Kültür hazinemizin kaydını tutan kütüphaneler geçmişin emanetini bugün bizlerle paylaşırlar ve yarınlarımıza taşırlar. Kütüphaneler ortaya ilk çıktıkları zamanki amaçlarına yeni vizyonlar ve yeni hizmetler sunarak varlığını güçlü bir şekilde devam ettirmektedirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aziz milletimizin kitaplara daha kolay ulaşması ve kütüphanelerden daha fazla yararlanmaları için ülkemizdeki kütüphane altyapısını geliştirmeye ve kitap sayısını da artırmaya devam ediyoruz. Ülkemizdeki halk kütüphanesi sayısını 1.217’ye, kütüphane kullanıcı sayısını 13 milyona, halk kütüphanelerimize üye sayımızı ise yaklaşık 4,5 milyona çıkardık. Son altı yılda 94 yeni kütüphanemizin açılışını yaptık, 318 kütüphanemizi yeniden yapılandırdık ve kütüphanelerimize 5 milyon yeni kitap alınmasını sağladık. Kültür ve Turizm Bakanlığınca kütüphanecilik kavramına yeni bir soluk getirmek amacıyla yeni nesil kütüphaneler hayata geçiriliyor. Bu bağlamda AVM kütüphaneleri, bebek kütüphaneleri, gar kütüphaneleri ve havalimanı kütüphaneleri açılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de kütüphanecilik kavramına yeni bir ivme kazandıran Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinden söz etmek istiyorum. Mimari yapısı, koleksiyonları, kültür ve sanat alanlarıyla ülkemizin dünyaya açılan kültür penceresi olmuştur. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi 125 bin metrekare alanı ve 5.500 kişilik oturma kapasitesiyle okuyucularımıza hizmet vermektedir. 201 kilometre raf uzunluğu, 4 milyonun üzerinde basılı yayını ve milyonlarca elektronik kaynağıyla yediden yetmiş yediye yedi gün yirmi dört saat hizmet vermektedir. Kadim mirasımızı bugünün anlayışıyla harmanlayarak geleceğe aktaran Millet Kütüphanesi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde “Sizin de kitaplarınız ve bu ülke için hayalleriniz olsun.” ifadesinde hayat bulmuştur. Ayrıca Millî Kütüphanemiz ise 1.350 kişilik kapasitesi, yıllık 700 bin ziyaretçisi, 270 bin adet süreli yayını ve yaklaşık 1,5 milyon adet basma kitapla kitapseverlerimize hizmet vermeye devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, son dönemlerde dijital aygıtların aşırı ve kontrolsüz kullanımı sonucunda ortaya çıkan yeni bir bağımlılık çeşidiyle, yeni teknoloji bağımlılığıyla karşı karşıyayız. Teknoloji aletlerinin yüzde 64’ünü eğlenme ve zaman geçirme amaçlı kullandığımızı raporlar ortaya koymaktadır. Genç kardeşlerimiz bir günlük zamanlarının üç saat yirmi dakikasını internette, üç saatini sosyal medyada, iki saat elli sekiz dakikasını televizyon başında geçiriyorlar. Dijital dönüşüm, dijital esarete dönmemelidir. Bu bağlamda kadim değerlerimizi yenilikçi bir anlayışla tekrar yükselişe geçirmeliyiz. Bu yükselişin yollarından biri de mücadelemizi kitap eksenli yürütmektir. Dijital bağımlılıkla mücadelede kütüphanelerimizi yeni hayat alanları olarak görmeliyiz. Bu konuda her birimize düşen görev, bir farkındalık oluşturmaktır. Kütüphanelere gitmeyi bir zorunluluk değil bilinçli olarak zaman ayrılan bir davranış olarak görelim, kitap okumayı ise zamanı doldurma aracı değil zamanı en iyi kullanma aracı olarak değerlendirmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle, başta kütüphanecilerimiz ve kütüphane çalışanlarımız olmak üzere, hepsinin Kütüphane Haftası’nı kutluyorum. Önemli bir sorumluluğu üstlenen ve görevlerini özveriyle yerine getiren bütün kütüphane çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Kütüphane Haftası’nın kitap okuma alışkanlığını, bilgiye ve öğrenmeye olan ilgiyi artırmasını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HALİL ETYEMEZ (Devamla) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu yıl Kütüphane Haftası’nın teması “Çağlar Aşan Söz”dür. “Seven sevdiğine kitap alsın.” sözüyle sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Ayrıca, 2 maç galibiyet, 1 maç da beraberlik alan Millî Takım’ımıza yolunda başarılar diliyorum ve emeği geçen tüm futbolcularımıza, yöneticilerimize buradan teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, 1 Nisan İkinci İnönü Zaferi’nin 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün’e aittir.

Buyurun Sayın Tüzün. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün, 1 Nisan İkinci İnönü Zaferi’nin 100’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; millî iradenin ortaya koyduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk zaferi olan İnönü Zaferlerinin 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, eğer müsaade ederseniz, uygun görürseniz, bu konuşmamı Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk zaferi olan İkinci İnönü Zaferlerinin anısına da yapmak istiyorum.

Sevgili arkadaşlarım, tarih 1 Nisan 1921, yer Bozüyük Metristepe; büyük komutan ve devlet adamı İsmet Paşa, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e gönderdiği mesajda “Bozüyük yanıyor, düşman binlerce ölüyle doldurduğu savaş alanını silahlarımıza terk etmiştir.” diyerek İnönü Zaferi’ni müjdelemiştir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de cevaben “Siz, orada, sadece düşmanı değil, Türk milletinin makûs talihini de yendiniz.” dediği İnönü Savaşlarının 100’üncü yıl dönümünü yarın seçim bölgem olan Bilecik ilinin Bozüyük ilçesinde yöre halkımla birlikte kutlayacağım.

Sevgili arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi şartlarda kurulduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu bilgiyi sürekli aktarmak, içimizdeki bilinci her zaman ortaya koymak zorundayız. Eğer bunu başaramazsak, yeni nesillere aktaramazsak işte o zaman Sevr, her zaman olduğu gibi gündemden hiç düşmeyecek ve açıkça dayatılacaktır. Biz, Sevr Antlaşması’nı savunmak için yetiştirilmedik, Lozan’ı uygulamak ve uygulatmak üzere yetiştirildik. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Biz, Türkiye Cumhuriyeti’ni cumhuriyet ilkeleriyle korumak üzere ant içtik, bu andımıza da andına sadık olan her onurlu insan gibi sadığız.

İnönü Zaferlerinin ortaya koyduğu tablo, millî iradenin bağımsızlığına olan tutkusunun en büyük göstergesidir. Bu topraklarda yüz yıl önce yaşanan büyük zafer sadece işgal kuvvetlerine karşı yaşanan zafer değildir, millî iradenin yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Anadolu çocuklarının özgürlük ve bağımsızlık için kendini feda ettiği muhteşem bir meydan okumadır. İnönü Savaşlarıyla ilk zaferini kazanan ordularımız Sakarya’da zaferini taçlandırmış ve Türkiye Cumhuriyeti Lozan’da da bağımsızlığını ve dünya devleti niteliğini kazanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin ve dünyanın gündemini değiştiren, bu coğrafyada sınırları belirleyen, kurtuluş mücadelesinin ilk ayağı olan İnönü Zaferleri ve sonrası, hiç kimsenin yaşamayı asla istemediği zor günlerdir. Bütün bu zorluklara rağmen her karış toprağı buram buram tarih kokan bu şanlı topraklarda doğmuş, büyümüş, yaşamış olmanın şahsıma verdiği bu onurla sizlere hitap etmek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti her dönem tehdit altında kalmıştır. Bu tehditlere karşı birlik ve beraberlik içinde her an hazırlıklı olmak bizim asli görevimizdir. Bugün, buradan, özgür ve bağımsız Türkiye için kan döken yiğitlerimizin boşuna ölmediğini bağımsız ve özgür bir Türkiye olarak bir kez daha en gür sesimizle tüm dünyaya duyuruyorum. Bu kadar büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz özgürlüğümüzden canımız pahasına da olsa vazgeçmeyeceğimizi herkesin ama herkesin bilmesini istiyorum. İnönü’nün, Dumlupınar’ın, Sakarya’nın, Çanakkale’nin ve tüm savaşların aziz şehitleri; rahat uyuyun, emanetiniz emin ellerdedir. Bu ülkenin insanı, Ulu Önder Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmadan emanetinizi sonsuza kadar koruyacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bu zafer gerçekten Çanakkale Zaferi kadar önemli bir zaferdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

YAŞAR TÜZÜN (Devamla) – Hükûmet adına yetkili Bakan maalesef, bu törene gerekli katkıyı ve desteği vermemektedir. Hükûmet tarafından bu törene Çanakkale Zaferi töreni kadar destek ve katkı verilmesini talep ediyorum. Yarın kutlayacağımız bu güne -üzülerek ifade ediyorum ki- maalesef Hükûmet adına hiçbir bakan katılmamaktadır.

Metristepe’nin ve İnönü Şehitliği’nin millî park alanı olarak yapılması için 27 Aralık 2018 tarihinde İnönü Metristepe Millî Parkı Kanun Teklifi vermiş bulunuyorum. Ama maalesef bugüne kadar yetkili iktidar grubu tarafından bu kanun teklifinin gündeme getirilmediğini bir kez daha ifade ediyorum. En kısa zamanda dedelerimize, şehitlerimize bu onuru yaşatmak için Metristepe’nin millî park olmasını tekrar teklif ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını ve tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika söz vereceğim.

Sayın Kaşıkçı...

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı’nın, Yayladağı çilek üreticilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Yayladağı ilçemizde tütünden sonra ilk defa bir ürün para edip vatandaşlarımızın yüzünü güldürmeyi başarmıştır. Son birkaç yıldır Bakanlığımızın da desteğiyle çiftçilerimiz çilek ekimine başladı ve bugün geldiğimiz noktada çilek ürünü Yayladağı ilçemizin en önemli geçim kaynağı hâline geldi. Ancak, geçtiğimiz haftada yaşanan dolu yağışları ve akabinde gerçekleşen don olayı sonucu maalesef çilek fidelerinin çiçekleri zarar gördü. Bu zarar, İlçe Tarım Müdürlüğümüz tarafından sahada da yapılan keşifle tespit edilmiştir. Yayladağılı hemşehrilerimizin en büyük talebi, yaşanan bu olayın afet kapsamı içerisinde değerlendirilip zararlarının Bakanlığımız tarafından karşılanmasıdır.

BAŞKAN – Sayın Çepni…

2.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Kocaeli Şekerpınar Migros işçilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Kocaeli Şekerpınar Migros işçileri seksen altı gündür direniyorlar. Önce DGD-SEN üyesi oldukları için ücretsiz izine çıkartıldılar, sonra da “Kod 29” gerekçesiyle işten atıldılar. İşçiler hakları için mücadele ederken devlet patronu korumakla meşgul. İşçiler bugün Migros’un bağlı olduğu Anadolu Grubunun başkanı Tuncay Özilhan’ın evinin önünde gözaltına alındılar. Beykoz Emniyeti 1 kişiye özel Çubuklu Mahallesi’nde eylem yasağı kararı alındığını açıklamış. Sermaye istiyor, devlet emir telakki ediyor; yeter ki işçi hakkını istemesin. Migros işçilerinin yanındayız; işçilerin talepleri derhâl karşılansın, gözaltındaki işçiler derhâl serbest bırakılsın.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

3.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İnegöl’ün il yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

300 bine yakın nüfusuyla birçok ilden büyük; 1,5 milyar dolarlık ihracatıyla birçok ili ekonomide geride bırakan, kendi organize sanayi bölgesi olan ve marka değeri olan İnegöl’ün il olması için geçenlerde Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Bursa milletvekilleriyle bir kanun teklifi vermiştik ama AK PARTİ milletvekilleri Bursa’yı kaybederiz kaygısıyla İnegöl’ün il olmasını desteklemediler. Dün Twitter’da bir kullanıcı “Hangi ilçe il olmayı en çok hak ediyor?” diye paylaşımda bulunmuş, İnegöl Belediye Başkanı da bunu beğenmiş. Anladık ki sadece İnegöl halkı değil, İnegöl’ü yönetenler de İnegöl’ün il olmasını istiyorlar. Ben buradan bir kez daha sesleniyorum: Eğer “Aman Bursa’yı kaybederiz, İnegöl’ü kaybederiz.” kaygınız yoksa gelin hep birlikte bir kanun teklifi verelim ve il olmayı çoktan hak etmiş olan İnegöl’ü il yapalım diyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

4.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehadetinin 6’ncı yılında rahmetle yâd ettiğine ve tek bir terörist kalmayana kadar terörle mücadelelerinin devam edeceğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İstanbul Adliyesinde cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken 31 Mart 2015 tarihinde vazifesi başında teröristlerce şehit edilen Mersinli hemşehrim Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı şehadetinin 6’ncı yılında rahmetle yâd ediyorum.

Yaklaşık kırk yıldır terörle mücadele eden bir ülke olarak, terörü besleyen ve destekleyen şer odakları bilmelidir ki Türkiye terörle sindirilecek, diz çöktürülecek bir ülke değildir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın terörle mücadelede ortaya koyduğu kararlı duruşu, yerli savunma sanayimizin gelişmesi ve artan teknik kabiliyetimiz sayesinde Türkiye terörle mücadelede başarılı sonuçlar elde etmiştir ve elde etmeye devam etmektedir. Bitme noktasına gelen bölücü terör örgütü artık kaçacak yer aramaktadır. Herkes bilmelidir ki tek bir terörist kalmayana kadar terörle mücadelemiz devam edecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

5.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, yeni anayasa sürecinin Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin tahkimi açısından bir fırsat olacağına ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yeni anayasa süreci Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin tahkimi açısından da bir fırsat olacaktır. Türkiye için tarihî öneme sahip yeni anayasa hazırlama sürecinin mümkün olan en geniş uzlaşmayla yürümesi ve ortaya çıkan metnin de 84 milyonu kucaklaması şarttır.

Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği gibi, biz, bu anlayışla, siyasi partiler başta olmak üzere tüm kesimlerin yeni anayasanın hazırlanmasına katkıda bulunmasını bekliyoruz. Ülkemizin 2053 vizyonunun omurgasını oluşturacağını düşündüğümüz yeni anayasa için her türlü görüşe ve teklife açığız. İnşallah, milletimizle birlikte gelecek nesillerin bizi hayırla yâd etmesini sağlayacak yeni bir anayasayı ülkemize kazandıracağımıza inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Karadağ…

6.- Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ’nın, 1918 yılında Ermeni çeteleri tarafından Azerbaycan ve Karabağ’da soykırıma uğrayan şehitleri rahmet ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

YAŞAR KARADAĞ (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

1918 yılının Mart ve Nisan aylarında Ermeni çeteleri Bakü, Şamahı, Kuba, Mugan, Lenkeran, Nahçıvan ve Zengezur'da 60 bin civarında Türk ve Müslüman halkı katletmiştir. Bu nedenle Azerbaycan devleti tarafından 31 Mart “Azerbaycan Türklerine Karşı Yapılan Soykırım Günü” olarak adlandırılmaktadır.

O yıllarda Şamahı’da 58, Kuba’da 122, Karabağ’ın dağlık bölgesinde 150 köy, Zengezur'da 115 köy yerle bir edilip kaçamayan tüm Türk halkı katledilmiştir. Aynı yıllarda Kars’ta 92 köy yakılmış, binlerce insanımız katledilmiştir. Suçsuz, günahsız ve masum insanlar sadece Türk oldukları için öldürüldü, vahşice katledildi, bir soykırım yaşandı ve bu tarih, insanlık tarihine kara bir leke olarak düştü.

Büyük bir acı ve hüzünle andığımız bu yas gününde soykırıma uğrayan aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ödünç…

7.- Bursa Milletvekili Atilla Ödünç’ün, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’a rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ATİLLA ÖDÜNÇ (Bursa) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; altı yıl önce bugün milletimizin çok kıymetli bir evladı, Adalet teşkilatımızın çok değerli bir mensubu olan Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı menfur bir terör saldırısında kaybetmenin acısını hâlâ yüreğimizde hissediyoruz. Merhum Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz görevini her daim hakkıyla yerine getirmiş, adaleti canı pahasına savunmuştur. Onun bıraktığı miras bu milletin evlatlarına her daim yol gösterici olacaktır. Herkes bilsin ki terörle mücadelemiz büyük bir kararlılıkla devam edecektir. Merhum şehit Savcımız Mehmet Selim Kiraz’a bir kez daha Allahuteala’dan rahmet, kederli ailesine ve yargı camiasına başsağlığı diliyorum; aziz milletimizin başı sağ olsun.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kasap…

8.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, Kütahya’daki kara yollarının durumuna ilişkin açıklaması

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hızlı treni olmayan, otoyolu olmayan, uçak uçmayan Kütahya’da Emet-Tavşanlı yolu 6 defa göçtü, çöktü; çürük yapılıyor, hesap sormuyorlar. Şaphane-Değirmendere-Köpenez yolu, Simav-Sındırgı yolu, Tavşanlı-Domaniç yolu şu anda çok kötü durumda. Allıören, Eymir, Şeyhler, Karbasan yolları, Karaağıl köyü çok çok kötü durumda. Geçmediğimiz yollara garanti parası veriyoruz, geçtiğimiz yollar çamur içinde ya da yıkılıyor.

İl Özel İdaresini ve Karayollarını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını göreve davet ediyorum. Şu anda ikinci, üçüncü derece diye vasfedilen bu yollar çok çok kötü vaziyette. Tekrar tekrar söylemek istiyorum: Gerçekten insanlar hastaneye hasta götürmekte zorlanıyorlar, yollar bazen bir gün kapalı kalıyor.

Teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

9.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, AKP “Türk” isimlerini silmek için ne kadar enerji harcarsa harcasın Edirne’nin yüzyıllardır Türk olduğuna ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz günlerde Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı 4 müzik korosu topluluğunun adından “Türk” ismi çıkarıldı. Seçim bölgem olan Edirne’deki Devlet Türk Müziği Topluluğunun adı Edirne Rumeli Müzikleri Topluluğu olarak değiştirildi. AKP’nin Türklüğe bir alerjisi olduğunu biliyoruz, bundan önce bunun sayısız örneğini gösterdiler. Örneğin, Ziraat Bankasının logosunu değiştirdiler, önündeki T.C. ibaresini kaldırdılar. Bakanlıklardan da T.C. ibaresini kaldırdılar; örnekleri çoğaltabiliriz.

Evladıfatihanın torunları olan Edirneliler Balkanlara giderken Türk’tü. Yüzyıllardır yaşadıkları toprakları bırakmak zorunda kaldıklarında, soykırıma, göçe, büyük acılara maruz kaldıklarında da Türk’tüler, Türk oldukları için acı çektiler. Hatta etnik kökenleri farklı olmasına rağmen bütün bu acıları yaşayan Balkan Müslümanları da Türk olarak görüldü ve Türk olarak acı çekti. AKP “Türk” isimlerini silmek için ne kadar enerji harcarsa harcasın Edirne yüzyıllardır Türk’tür ve orada yapılan müzik de Türk müziğidir.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

10.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi değişmedikçe bu sistemin yarattığı krizlerin ve geriye gidişlerin önlenmesinin mümkün olmayacağına ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yeni bir kriziyle ve tezatlığıyla karşı karşıyayız. Bu sistemde, bir taraftan göstermelik insan hakları eylem reformları açıklanırken uygulamada bunun tam tersi yapılmaktadır. İşte, dün Genel Kurulda görüşmelerine başladığımız Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi bu tezatlığın en açık, en somut örneğidir. Bu sistemin de özü olan keyfiyete ve subjektif değerlendirmelere açık olan, üzerinde mutabakata varılmayan, ısrarla tekrar tekrar gündeme getirilen bu teklif Anayasa’mıza, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, aday ülkesi olduğumuz Avrupa Birliği değerleri ve evrensel insan haklarına da uygun değildir. Bu teklif, zaten sorunlu olan devlette liyakate bir darbe daha vururken partizan ve sadık kişilere yeni makamların, yeni mevkilerin yasal düzenlemesidir. Dolayısıyla bu sistem değişmedikçe bu sistemin yarattığı krizlerin ve geriye gidişlerin önlenmesi mümkün olmayacaktır.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Arık…

11.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Kayseri’deki kitapçıların sorunlarına ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kayseri’de “kitap” denilince -yediden yetmişe- Cumhuriyet Meydanı’ndaki Selçuklu eseri Sahabiye Medresesi’ndeki kitapçı esnafı akla gelir. Daha önceleri, Vakıflar Genel Müdürlüğünün kiracıları olan bu esnaflarımız, şimdi Kayseri Büyükşehir Belediyesinin kiracılarıdır. Bu zor süreçte primini, stopajını, kirasını ödemekte zorlanan bu esnafımızdan Kayseri Büyükşehir Belediyesi kira bedelini yüzde 75 zamlı istemektedir. Evet, yanlış duymadınız, yüzde 75 zamlı, hem de 1 Nisan tarihine kadar ödemek şartıyla, yoksa “Çıkın.” deniliyor esnafa. TÜİK “Enflasyon oranı yüzde 11.” diyor, Kayseri Büyükşehir Belediyesi yüzde 75 zam istiyor.

“Gönül belediyeciliği yapacağız.” dediniz, zulüm belediyeciliği yapıyorsunuz. Kayserili hemşehrilerimiz bunun hesabını soracaktır.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Güneş…

12.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle andığına ve AK PARTİ dönemindeki enerji yatırımlarına ilişkin açıklaması

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan altı yıl önce görevinin başında şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle anıyorum. Bunu yapan teröristleri ve bunların destekleyicilerini lanetle kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, enerji tüketimi modernleşmenin ve sanayileşmenin bir göstergesidir. 2000’li yıllarda 130 milyar kilovatsaat olan enerji tüketimi, 2020 yılında 290 milyar kilovatsaate çıkmıştır. AK PARTİ iktidarları döneminde kurulu gücümüz 3 kat artırılmıştır. Enerji kesintileri olan ülkeden, enerji ihraç eder konuma geldik. En önemlisi de yenilenebilir enerji oranımızı hızla yükseltmekteyiz. On yıl önce başlanılan güneş enerjisi gücümüz 6.869 megavata ulaşmıştır. Uşak 380 TM, Karma Organize, Banaz, Karahallı Transformatör Merkezleri gibi pek çok yatırımları hayata geçiren ve Eşme trafo merkezinin kurulumu için start veren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza ve emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilir, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Çakır…

13.- Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın, 2018 yılında Hollanda’da öldürülen Türk kızı Hümeyra’ya yönelik Hollanda polisinin ırkçı yaklaşımlarına ilişkin açıklaması

SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Sayın Başkan, 2018 yılında Hollanda’da öldürülen Türk kızı Hümeyra için, birkaç gün önce basına sızan, polislerin aralarındaki yazışmalarında “1 Türk daha azaldı.” şeklindeki ırkçı yaklaşımı ifade eden bir cümle kullanıldığı öğrenildi. Daha önce şikâyetçi olmasına rağmen hiçbir şey yapmayan polisin, azınlıklara, göçmenlere yönelik ırkçı yaklaşımının son perdesine şahit olduk. Daha kötüsü, kınama dışında hiçbir işlem yapılmayacağı emniyet müdürü tarafından açıklanırken “Herkes ikinci şansı hak eder.” derken polislere ne şansının verildiğini de anlatmıyor elbette. Müdür, polislerin koruma yerine ayrımcı mesajlar paylaşmasının ekstra trajik olduğunu söylüyor; şaka gibi yani! Üstelik, mesajları ihbar eden Fas asıllı polise karakolda zorbalık yapılması da cabası. İnsanlığın rafa kaldırıldığı bir dünyadan alacağımız hiçbir şey yok ama duyacağımız çok şey var. Irkçılık ve ayrımcılık dünyanın başına bela olmaya devam edecek diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünver…

14.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, hayvan yetişticirilerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Ülkemizde sürekli artan yem fiyatları nedeniyle hayvan yetiştiricilerinin sorunu bitmek bilmemektedir. Özellikle, işletmecinin işletmesine 2 lira 80 kuruştan giren süt, üreticiden 2 lira 60 kuruşa çıkmaktadır. Bu fiyat, süt üreticisinin zararına süt satmasına yol açmaktadır. İşlenen süt ürünleri ise market ve şarküterilerde yüksek enflasyon etkisi altında fahiş fiyattan, peynir 40 liraya, tereyağı 70-80 liraya satılmaktadır; tüketici de bu fiyatlardan süt ürünü alamamaktadır. Süt ürünleri üretim yerleri ise alım gücünün düşmesi nedeniyle yaptıkları üretimi piyasada satacak alıcı bulamamaktadırlar. Bu sebeple, Et ve Süt Kurumu piyasadaki sütü toplayarak süt tozuna çevirme kararı almıştır. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar için yaşamsal önem taşıyan süt ve süt ürünlerine erişebilirliği artırmak için süt ürünlerinde KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Bu konuda yetki sahibi olan makamları göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Erbay…

15.- Muğla Milletvekili Burak Erbay’ın, domates üreticisi için önemli pazarlardan biri olan Rusya’yla ihracat kotalarının kaldırılması için gerekli adımların atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BURAK ERBAY (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bilindiği gibi Türkiye ile Rusya arasında tarımdan turizme kadar birçok alanda önemli ticari ilişkiler mevcuttu ancak siyasi iktidarın uyguladığı yanlış dış politika nedeniyle bu ilişkiler son yıllarda büyük zarar görmüştür. 2015 yılında yaşanan uçak düşürme krizi nedeniyle ülkemiz özellikle tarımsal ürünlerin ihracatında büyük kayıplar yaşamıştır. 2015 yılında Rusya’ya 350 bin ton domates ihracatından yaklaşık 195 milyon dolar gelir elde edilmiştir ancak yaşanan kriz nedeniyle 2017 yılına kadar domates ihracatı durdurulmuştur. 2017 yılında 100 bin ton kotayla başlayan domates ihracatı 2020 yılında 200 bin tona, 2021 yılında 250 bin tona yükseltilmiştir ancak bu oranlar yeterli değildir. Domates üreticimiz için önemli pazarlardan biri olan Rusya’yla ihracat kotalarının kaldırılması için gerekli adımların bir an önce atılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Arkaz…

16.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası’na, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’ne, Kütüphane Haftası’na ve Profesör Doktor Cemil Taşcıoğlu’na rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası vesilesiyle milletimizin dikkatini çekmek istiyorum. Birçok kanser çeşidinin iyileşmesi erken teşhis sayesinde mümkün olabilir. Hastalarımıza acil şifalar diliyorum.

Ayrıca, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla belirtmek istiyorum ki otizm, sosyal ve iletişimsel alanda yetersizlikleri beraberinde getiren nörogelişimsel bir sorundur. Otizmin farkındayız ve onların yanındayız.

Kütüphaneler Haftası’nı kutluyorum. Tüm milletimizi bu hafta 1 kitap daha fazla okumaya davet ediyorum.

Ve bir yıl önce coronavirüs mücadelesinde kaybettiğimiz dostum ve meslektaşım Profesör Doktor Cemil Taşcıoğlu’na rahmet diliyorum, ruhu şad olsun.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Başevirgen…

17.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarının yapılandırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tarım Kredi Kooperatifleri 31 Marta kadar haciz ve icra işlemlerini durdurmuştu, bugün itibarıyla bu süre doldu. Çiftçiler ise hâlâ kredilerle ayakta kalmaya çalışıyor. Çiftçi ürettiği üründen para kazanamadı, ürünleri depolarda çürümeye terk edildi ya da ürününü dolu ve don vurdu. Yüksek primler ve muafiyetler nedeniyle TARSİM yaptırmayan çiftçilerimiz mağdur oldu. Çitçilerimiz aylardır bir yapılandırma müjdesi beklerken ödenemez hâle gelen borçların altında ezildi. Yeni bir hasat yapamayacak olan çiftçi borcunu yine ödeyemeyecek; traktörlerini, tarımsal gereçlerini ve hayvanlarını haczetmek için icra memurları yine kapılarına dayanacak. 20 bin çiftçinin 5 milyar liralık borcunu yapılandıramayan iktidara sesleniyoruz: Haciz ve icra işlemlerini erteleyin.

BAŞKAN – Sayın Fendoğlu...

18.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Sağlık Bakanından, esnafa coronovirüs aşısında öncelik tanınmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) – Teşekkür ederim Başkanım.

Bir yılı aşkın süredir devam eden pandemi nedeniyle işleri durma noktasına gelen, kredi taksitlerini ödeyemeyen esnafımız yeniden hafta sonları kısıtlamaya gidilmesi nedeniyle mağduriyetle karşı karşıya kalmaktadır. Lokantalar, bayan kuaförleri, berberler, kıraathaneler, çay ocakları, kafeler; taksi, minibüs, servis şoförleri; semt pazarı esnafı ile esnaf meslek odalarının çalışanlarına coronavirüs aşısında öncelik tanınması, sürekli kalabalık ortamda bulunan bu esnaf kesiminin hem korunmasını sağlayacak hem de bu kesimin mağduriyetini engelleyecek, ekonomik hayatı kesintiye uğratmayacaktır. Bu hizmet sektörlerinin ayakta kalması ve istihdamın sürdürülebilmesi için coronavirüs aşısında esnafımıza öncelik tanınmasını Sağlık Bakanımızdan talep ederiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Barut...

19.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, çiftçilerin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarının yapılandırılmasını beklediğine ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, Türkiye tarımı göz göre göre batırılıyor. Tarıma şaşı bakanlar, sarayın penceresinden tozpembe rüya görenler çare üretmiyor. Tarımda yangın var; çiftçimiz perişan hâlde, ne feryadını duyan ne yardımına koşan var; sanki vicdanlar kurumuş, diller lal olmuş, gözler görmüyor. Tarım Bakanı sadece bakıyor. Bakmayın, çare bulun, çözüm üretin. Zaten üretici zorda, gübreden mazota tüm tarım ürünlerinin maliyetleri fahiş oranda zamlanıyor, ürünler para etmiyor, destekleme fiyatları yerinde sayıyor. Ülkemizde çiftçi borçları 180 milyar lirayı aştı. Borç içindeki çiftçinin tarlasından traktörüne, ahırından ineğine, her şeyine haciz geliyor. Üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatif borçları faizsiz en az beş yıl ertelensin istiyoruz. Çiftçi borçlarının yapılandırılmasını herkes bekliyor. Sözünüzü tutun, vakit kaybetmeden yapılandırma kararını açıklayın; artık üretene ve tarımsal üretime gereken desteği verin.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Sümer...

20.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, AKP iktidarının, Adana Aladağ’da vatandaşların kurduğu kooperatifin ihale yoluyla aldığı taşımacılık işini iptal ettirdiğine ilişkin açıklaması

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İktidar baskısının köylülerimizin üç kuruşuna kadar nasıl etki ettiğinin göstergesi ne yazık ki Adana Aladağ ilçemizde bir kez daha karşımıza çıkmıştır. Aladağ’da maden işletmeleri bulunmaktadır. Bölgede yaşayan vatandaşlarımız kendi aralarında kurdukları kooperatifle maden işletmelerinde çalışan işçilerin servis taşıma işlerini yaparak geçimlerini sağlamaktadırlar. AKP iktidarının Aladağ teşkilatı yetkilileri, siyasi baskıyla, vatandaşların kurduğu kooperatifin ihale yoluyla aldığı taşımacılık işini iptal ettirmiş, ihaleyi kendisi ve yakınlarının almasını sağlamıştır; onlarca vatandaşımızın el birliğiyle kurduğu kooperatif saf dışı edilmiştir. Aynı durum, bölgedeki diğer kurumların taşımacılık servis ihalesi için de geçerlidir. Yine, aynı siyasi baskıyla Aladağ Öğretmenevi ve Orman İşletmesindeki yemek ihalesi de kimseye bırakılmadan alınmıştır. Vatandaşın ekmeğine, aşına kadar göz diken, kendinden başka kimseyi düşünmeyen, siyasi gücünü çıkarları için kullanan kim varsa bilsinler ki attıkları her adımın takipçisi olacağız.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi Grup Başkan Vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz, İYİ Parti Grup Başkan Vekili Sayın Dursun Müsavat Dervişoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

21.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’ne, Mustafa Duman’ın Merkez Bankası Başkan Yardımcılığına atanmasıyla Hükûmetin Amerika Birleşik Devletleri’ne taviz verdiğine ve Montrö’nün feshedilmesini konuşmanın millî güvenliğimiz açısından tehdit olduğuna ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

31 Mart 1918’de Ermeni çeteleri tarafından soykırıma maruz kalan ve topraklarından sürülen Azerbaycan Türklerinin anısını korumak için, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü olarak anılmaktadır. Azerbaycanlıların Soykırımı Günü olarak kabul edilen 31 Mart günü, iki yüzyıl boyunca, başta Ermeniler olmak üzere diğer halkların Azerbaycanlı soydaşlarımıza karşı giriştikleri katliamları ve Azerbaycanlılara karşı yürüttükleri acımasız siyaseti ifade etmektedir.

Yapılan katliamları, işkenceleri derin bir teessürle kınıyor ve lanetliyorum. Şehit olan Azerbaycanlı kardeşlerimi rahmet ve saygıyla yâd ediyorum. Azerbaycan Türkiye’dir, Türkiye de Azerbaycan’dır diye haykırıyorum.

Rothschild hanedanının dünyaca meşhur bankası Morgan Stanley’in Türkiye Ofisi Genel Müdürü Mustafa Duman, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, Sayın Erdoğan tarafından Merkez Bankası Başkan Yardımcısı olarak atanmıştır. Dış güçlerle mücadele ettiğini söyleyen Hükûmetin, Biden göreve geldikten sonra yaptığı atamalar dikkat çekmektedir.

Ben bu atamanın özelliğini, Merkez Bankası Başkanlığı da yapan Sayın Durmuş Yılmaz Bey’in sözleriyle anlatayım: Bu atamanın arkasında ne vardır diye kendisine sorduğumuzda “Hükûmet bir arkeoloğu başkan yardımcılığına atayarak millet adına iyi bir iş yapmıştır.” dedi. “Zira kaybolan 128 milyar doları ancak ve ancak bir arkeolog ortaya çıkarabilirdi.” ifadesini kullandı. “Ayrıca şunu da aklımızdan çıkarmayalım.” dedi. Durmuş Bey’in sözlerini naklediyorum: “Merkez Bankası için artık her organ kanserli gibi, her doku hasta, yoğun bakım şart. Hastanın muayenesini Morgan Stanley yapacağına göre artık bu hasta ekonominin yerli ve millî hekimlere emanet edilmeyeceği de anlaşılmıştır.” ifadesinde bulundu.

Mustafa Duman’ın 1999 yılında devlet tarafından el konulan Esbank’ta yöneticilik yapması ise Merkez Bankası sitesindeki öz geçmişinde yer almamaktadır, bu durum manidardır. Hükûmet bu atamayla Amerika Birleşik Devletleri’ne göz kırpmış, hangi alanda olduğunu kestiremediğimiz bir önemli taviz vermiştir kanaatini taşıyoruz. “Dış güçlerle ekonomik savaş veriyoruz.” söylemleri de artık tamamen boşa çıkmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Şentop’un “Cumhurbaşkanı isterse Montrö’den çekilir.” açıklaması Türkiye Büyük Millet Meclisinin çiğnenmesi, millet iradesinin de yok sayılması anlamına gelir. Kanal İstanbul tartışmalarının yaşandığı bugünlerde boğazları düzenleyen Montrö Anlaşması’nın tesadüfen tartışma masasına yatırıldığı kanaatinde değiliz, arkasındaki gerekçeyi elbette ki tartışacağız. Sayın Cumhurbaşkanının Aralık 2019’da Montrö Anlaşması için “Türkiye’ye ne kazandırmıştır?” sorusu ve ifadesi ise hâlen akıllarımızdadır. Montrö, Türkiye’nin boğazlardaki bağımsızlığı anlamına gelir, Montrö bir millî güvenlik sözleşmesidir. Montrö’nün feshedilmesini konuşmak ise millî güvenliğimiz açısından tehdittir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Milletin mücadelesiyle imzalanmış bir anlaşma, tek bir kişinin keyfî kararıyla iptal edilemez. Kanal İstanbul inadınıza kılıf uydurmak için Montrö’ye göz dikilemez; bunu ne tarih ne de kahraman ecdadımız affetmeyecektir, tarihe şerh edilmesi bakımından sesleniyorum efendim.

Çok teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Muhammed Levent Bülbül.

Buyurun Sayın Bülbül.

22.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle andığına, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’ne, Azerbaycan ile Türkiye arasında imzalanan protokolle iki ülke arasında pasaporta ihtiyaç duyulmadan seyahat edilebileceğine ve Covid-19 salgınıyla mücadelede alınan tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 31 Mart 2015’te makamında DHKP-C'li teröristlerce saatlerce alıkonulan ve hunharca katledilmiş olan şehit Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı şehadet yıl dönümünde rahmetle anıyor; ruhu şad, mekânı cennet olsun diyoruz.

Sayın Başkan, 31 Mart günü Azerbaycan'da “Soykırım Günü” olarak kabul edilmektedir. İki yüzyıl boyunca Ruslar, Ermeni teröristler, muhtelif çeteler ve diğer halkların Azerbaycanlı kardeşlerimize yapmış oldukları katliamları ve acımasız siyaseti ifade eden bu tarih, 28 Mart 1998 günü merhum Haydar Aliyev’in Devlet Başkanlığı döneminde resmîleşmiştir. 19’uncu yüzyılın başlarından itibaren Gence, Şuşa, Zengezur, Bakü, Karabağ ve Hocalı'da yüz binlerce Azerbaycanlı kardeşimiz katledilmiştir. İşgal ettikleri topraklarda kardeşlerimizin egemenlik haklarını gasbeden bu teröristler ve bu saldırganlar, kadın, çocuk, bebek, yaşlı demeden zalimce kardeşlerimize kıymış ve işkencelerle şehit etmişlerdir. Bu vesileyle, bu topraklarda şehit olan Azerbaycanlı kardeşlerimizle birlikte bütün dünyada hayatını kaybeden, emperyalizmin kirli saldırılarında kurban olan bütün soydaşlarımızı, dindaşlarımızı ve bütün mazlum halkları buradan rahmetle yâd ediyorum.

Sayın Başkan, bu arada 10 Aralık 2020 tarihinde Bakü'de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükûmeti arasında Kimlikle Seyahat Protokolü’nün iç onay süreci her iki ülke bakımından sonuçlanmıştır. Söz konusu protokol 1 Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe girecektir. Böylelikle iki ülke vatandaşları, Türkiye ve Azerbaycan arasında doğrudan seyahatlerini pasaporta ihtiyaç duymadan yalnızca yeni tip kimlik kartını ibraz ederek yapabileceklerdir. Can Azerbaycan’la 1 Nisan 2021 tarihi itibarıyla hayata geçirilecek yeni düzenleme, ülkelerimiz arasındaki “iki devlet tek millet” hukukundan “tek devlet tek millet” hukukuna gidiş yolunda büyük bir hizmet ortaya koyacak ve kardeşlik bağlarımızı daha da pekiştirecektir.

Sayın Başkan, Covid-19 salgınıyla ilgili olarak birtakım tedbirler pazartesi günü itibarıyla açıklanmış, milletimizle paylaşılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Covid-19 salgınıyla mücadele sürecinde yapılan açıklamalarda ülkemizin nüfusunun yüzde 80’inin yaşadığı illerde artık tablonun kırmızı renge döndüğünü hep birlikte gördük. Bu süreçte alınan tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Dün itibarıyla da vaka sayılarında bir rekor yaşanmıştır. Dolayısıyla vaka sayılarındaki bu artış göz önüne alındığında, özellikle ramazan ayı, 81 ilimizin tamamında da sokağa çıkma kısıtlamaları dâhil olmak üzere, bu virüsle mücadeleye vatandaşımız tarafından büyük bir destek verilmesi gereken ve tedbirlere uyulması gereken bir süreç olacaktır. Bu hususta milletimizin dikkatlerini bir defa daha çekerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş.

23.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, ücretsiz izne çıkarılan Migros işçilerinin yanında olmaya devam edeceklerine, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin milyonlarca genç için umutsuzluk ve yandaşlar için çoklu maaş sistemi yarattığına, KADES uygulaması ile bütün hizmet alanlarına Kürtçe ve diğer dillerin eklenmesinin kadınlar için hayati önemde olduğuna, Kaz Dağları’nda mücadele eden çevrecilerin arkasında olduklarına ve üniversitelerde rant alanlarının yaratılmasına derhâl son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, Migros işçileri eylemlerinin, direnişlerinin 86’ncı gününde. Nasıl olmuştu? DGD-SEN’de örgütlendikten sonra ücretsiz izne çıkartılan, ardından da kod 29’la işten atılan işçiler, bunların Yönetim Kurulu Başkanı, Migrosun Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın İstanbul Beykoz’da bulunan villası önünde eylem yapmak istediler ancak işçiler çok sayıda Çevik Kuvvet ekibinin etraflarını sarması üzerine gözaltına alındılar ve ne oldu? Özilhan’ın evi koruma altına alındı. Oysa ki korunması gereken, Özilhan değil Migrosun işçilerinin gasbedilen haklarıdır. Hakikaten, işçiler, kod 29 baskısıyla işten çıkarılıp tüm hakları yok sayıldıkça daha çok açlığa ve yoksulluğa mahkûm ediliyorlar fakat öte yandan sermaye korunuyor ve ekonomik çıkarlar gözetiliyor. Migros depolarında günde on altı saat çalışmayla tacize, mobbinge, ağır çalışma koşullarına, kölelik dayatmasına işçiler karşı çıkıyorlar. Pandemi koşullarında açlıkla terbiye edilmek istenen işçilerin yanındayız. Ücretsiz izne çıkarılmalarıyla sendika üyesi olan işçiler âdeta cezalandırılıyor. İşçilerin yanında olmaya devam edeceğiz.

Evet, çoklu maaş uzunca bir süredir tartışılıyor çünkü işsizlik yüzde 30’lara dayanmışken, 10 milyon işsiz varken, her 2 gençten 1’i işsiz iken yani milyonlarca genç umutsuz işçi varken bu karanlık tablonun sebebi tartıştırılmak istenmiyor. Bu karanlık tablonun tek sebebi Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemidir. Bu sistem milyonlarca genç için umutsuzluk, yandaşlar için ise çoklu maaş sistemi yaratıyor. Daha geçtiğimiz günlerde Borsa İstanbulda zam kararı alındı. Aralarında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un da bulunduğu Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Üyelerinin huzur hakları yüzde 33’lük zamla yirmi dörder bin TL’ye çıkarıldı. Saray şürekâsına çoklu maaş yetmiyor, şimdi çoklu zam alıyorlar. Fahrettin Altun, Yiğit Bulut, Ömer Fatih Sayan, Metin Kıratlı, Nureddin Nebati… Say say bitmiyor, saymakla bitiremediğimiz bir de milyonlarca işsiz gencimiz var. Bu sistem on milyonlarca genç işsiz üretiyor, bir de bol sayıda Kürşatlar. Ortada bir mektup var. Bu mektup Fahrettin Altun olmanın, Yiğit Bulut olmanın yol haritasını anlatıyor; her Fahrettin, her Yiğit yaşlanmış birer Kürşat Ayvatoğlu oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz yine de Tevfik Fikret’in bir dizesiyle söyleyelim: “Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin/
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin/
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!” Giderayak talan ettiğiniz halkın kaynaklarının hesabını kuruş kuruş soracağımızın sözünü bir kez daha veriyoruz, yetim hakkıyla dolan her boğaza zehir, zıkkım olsun diyoruz.

Evet Sayın Başkan, KADES uygulamasını geçmişte, burada, kürsüde ifade ettik. Kürtçe ana dile sahip olan ve Türkçe bilmeyen kadınların KADES’e başvuru yapamadıklarını ifade ettik ve bunun için Diyarbakır Barosu dava da açtı. Dava henüz devam ediyor ama KADES uygulamasının kadınların yaşamını ortadan kaldırdığına ilişkin çok çarpıcı bir örneği paylaşmak istiyorum. Fatma Altınmakas, ana dilde hizmetin erkek şiddetiyle mücadelede…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Fatma Altınmakas cinayeti, ana dilde hizmetin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Fatma Altınmakas tecavüze uğradıktan sonra şikâyet etmek için gittiği karakolda Türkçe bilmediği için ifadesi alınmadı ve ardından eşi Kazım Altınmakas tarafından öldürüldü ve bugün davanın ilk duruşması var. Tabii ki, bu davada adil bir karar verilmesini içtenlikle temenni ediyoruz. Ama Fatma Altınmakas’ın karakolda ifadesi alınabilseydi eşi tarafından öldürülmeyecekti belki. Bu nedenle, KADES uygulamasına ve bütün hizmet alanlarına Kürtçe ve diğer diller de -bilinmiyorsa Türkçe- mutlaka eklenmelidir; bu, kadınlar için hayati önemdedir. Kürt kadınları ya da Türk kadınları ya da herhangi bir kimlikteki kadınlar şiddetten muaf değildir.

Sayın Başkan, son olarak Kaz Dağları var. Kaz Dağları’na ilişkin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kaz Dağları’nda çevre savunucuları, su ve vicdan nöbeti eylemleriyle dört yüz yirmi beş gün direnerek Kaz Dağları’nda altın madeni aranması engellenmişti. Evet, yaklaşık 350 bin ağacı katleden Alamos Gold’un yerli iştiraki Doğu Biga Madencilik Genel Müdürü Ahmet Şentürk ne demişti? Siyanür kullandıklarını itiraf etti ama sadece içilmesi hâlinde öldürücü olduğunu söyleyerek çok vahim bir açıklamada bulundu ve “Dört yüz yirmi beş gün bekledik daha da bekleriz, biz bundan vazgeçmeyeceğiz.” şeklinde de açıklama yaptı, evet “Üç beş ay daha bekleriz.” dedi ama Kaz Dağları’nda çevre örgütleri aylardır hepimizin hakkını savunuyorlar ve doğa katliamına karşı çok önemli bir duruş sergiliyorlar. Biz, Kaz Dağları’nda mücadele eden çevrecilerin arkasındayız ve madenci talancılara diyoruz ki: Biz de Kaz Dağları’nı korumak için dört yüz yirmi beş gün değil…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - …dört yüz yirmi beş yıl yine bekleriz. Kaz Dağları ekolojik denge ve canlı yaşam için paha biçilmezdir.

Son olarak, Sayın Başkan, Boğaziçi yerleşkesinde TOKİ’ye yeni alanlar açılıyor, Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla bir anlaşma yapıldı Uçaksavar Lojmanlarının yıkılması konusunda. Kayyum Rektör Melih Bulu, akademisyenlere bir mail göndermiş ve Çevre Bakanlığıyla mutabakata vardığını ifade etmiş. Sözde, deprem riski altındaki lojmanların yıkılıp yerine yenilerinin yapılması… Oysaki orası, Uçaksavar Lojmanlarının bulunduğu arazi Boğaziçi Üniversitesine ait ve son derece kıymetli bir arazi, orası TOKİ’ye peşkeş çekilecek ve oraya yeni binalar yapılacak. Açıkçası üniversiteleri rant alanı olarak değerlendiren iktidar, bilimi değil kendi bekasını ve rant kaynaklarını düşünüyor ve asla kabul edilecek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Son cümlem zaten.

BAŞKAN – Peki, son cümlenizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Biz Boğaziçi Üniversitesinin ve diğer alanların da rant alanı olarak kullanılmasını kesinlikle kabul etmiyoruz, karşısında durmaya devam edeceğiz. Bu uygulama, aynı zamanda Melih Bulu’nun göreve niye getirildiğini de çok net bir şekilde açıklıyor. Üniversiteler üzerindeki kayyum egemenliğine de rant alanları yaratılmasına da derhâl son verilmelidir.

Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Özgür Özel…

Buyurun Sayın Özel.

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Grup Başkan Vekilliği görevinden ayrılan Özlem Zengin ile Mehmet Muş’a siyasi hayatlarında başarılar dilediklerine, Grup Başkan Vekilliğine seçilen Mustafa Elitaş ile Mahir Ünal’a başarılar dilediklerine, diğer 3 Grup Başkan Vekilini bir kez daha tebrik ettiklerine, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rahmetle andıklarına, Halit Akçatepe’yi vefatının 4’üncü yıl dönümünde saygıyla andıklarına; ortaöğretim mezunu sağlıkçıların, ön lisans anestezi bölümü mezunu anestezi teknikerlerinin ve güvenlik korucularının sorunlarına; Uyar Madencilik mağduru Somalı işçilere verilen sözün tutulması gerektiğine ve Biga Madencilikten Ahmet Şentürk’ün küstah yaklaşımından iktidar partisi milletvekillerinin kendilerine düşen payı aldıklarını umduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Geçtiğimiz hafta Adalet ve Kalkınma Partisinin kongresi yapıldı. Tabii, kongrede pek çok eleştirdiğimiz husus vardı ama o kongrenin doğurduğu bazı sonuçlar var bizim açımızdan. Sayın Özlem Zengin ve Sayın Mehmet Muş -uzun süredir birlikte görev yapıyoruz- Grup Başkan Vekilliği görevlerinden ayrıldılar. Sayın Zengin yeni bir görev üstlendi, başarılar diliyoruz; Sayın Muş’un da mutlaka daha önemli görevler alması için böyle bir tercihin yapıldığını düşünüyoruz; ikisine de siyasi hayatlarında başarılar diliyoruz.

Bugün yapılan seçimle Sayın Mustafa Elitaş ve Sayın Mahir Ünal’ın Grup Başkan Vekilliklerine seçildiklerini öğrendik; kendilerine görevlerinde başarılar diliyoruz, partileri için de hayırlı olsun.

3 değerli mevkidaşımız da görevlerini sürdürdüklerine göre onları da bir kez daha tebrik ediyoruz.

Sayın Başkan, İstanbul Adliyesinde 2015 yılında DHKP-C terör örgütü üyeleri tarafından makamında önce rehin alınan, ardından da şehit edilen, katledilen Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı katlinin 6’ncı yıl dönümünde bir kez daha rahmetle, minnetle anıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak.

Sinema ve tiyatromuzda hafızalara kazınan, sayısız karaktere hayat veren değerli sanatçımız Halit Akçatepe’yi vefatının 4’üncü yıl dönümünde saygıyla anıyoruz.

Sayın Başkan “Ortaöğretim Sağlıkçılar ve Hemşireler Platformu” adında 25 bin üyeli bir platform geçtiğimiz hafta bizleri ziyaret etti. 80 bine yakın ortaöğretim mezunu sağlıkçının atama beklediğini, 2017 yılından bu yana ortaöğretim hemşirelik bölümünün mezun vermediğini, kamuya atamalarda da sadece lisans mezunu hemşirelerin tercih ediliyor olması nedeniyle 80 bin kişinin çaresiz bir işsizlikle karşı karşıya olduğunu öğrendik. 2020 yılında, pandeminin yılında bile sadece 3.500 kişilik bir alım yapılmış, 2021 yılında da herhangi bir alım öngörülmediği için 80 bin kişi işsizlikle, açlıkla, mesleklerini yapamamakla karşı karşıyalar. Burada bir konuya dikkat çekmek gerekiyor: 2005 yılında kapatılan sağlık meslek liseleri 2008 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yeniden açıldı ve özendirildi, teşvik edildi, çocuklara garantili iş yolu olarak gösterildi. Burayı tercih edenleri şimdi yüzüstü bırakmak doğru değil. Böyle bir pandemi koşulunda sağlıkçılara bu kadar çok ihtiyaç varken, sağlık emekçileri yıpranırken, tükenirken, ölürken ve artık birazcık nefes almaya ihtiyaç duyduklarında bu arkadaşlarımızın göreve davet edilmeleri, başlatılmaları, atanmaları son derece yerinde olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Adalet ve Kalkınma Partisinin, görevi devretmeye hazırlandıkça arkasında bir enkaz bıraktığını fark ediyoruz. Tüm meslek grupları mağdur, onlardan bir tanesi de anestezi teknikerleri. Üniversitelerin ön lisans anestezi bölümünden mezun olan 80 bin anestezi teknikeri var, ancak bu sayıya yakın bir atama kesinlikle gerçekleştirilmiyor. 2018-2019 yıllarında 4 binin üzerinde, 5 bine yakın öğrenci mezun olmuşken ayrı ayrı, 2018’de sadece 645 kişinin ataması yapıldı. Mezun sayısının beşte 1’i, altıda 1’i kadar yapılan atamalar, bu alanda da bir kronik işsizlik noktasına dönüşmüş durumda. Pandeminin artarak devam ettiği böyle bir süreçte hak ettikleri ölçüde atanmaları gerekliliği açıktır, bu konuyu da ilgililerin dikkatlerine sunuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yine, geçtiğimiz hafta, Mecliste güvenlik korucularının temsilcileri vardı. Bizim güvenlik korucularıyla ilgili yaklaşımımız ortada. Biz, mevcut güvenlik korucularının mağdur edilmeden ve geleceklerine ilişkin hakları, edinimleri kendilerine ödenerek bu suistimallere açık sistemin değiştirilmesi gerektiğini hep düşündük, düşünüyoruz ama bu, mevcut güvenlik korucuların sorunlarına kör bakmamızı gerektirmiyor. İktidar partisinin övünçle anlattığı terörle mücadele edilen bir dönemde en zor görevlerin verildiği güvenlik korucuları, şu an asgari ücretin altında çalıştırılıyorlar. Özlük hakları talepleri, emekli olduklarında kıdem tazminatları, beklentileri hep boşa çıkıyor; zam bekliyorlar, zam alamıyorlar. Bu taleplerini Cumhur İttifakı’nın temsilcilerine ilettiklerini ancak sonuç alamadıklarını söylüyorlar ve muhalefet partilerini gezdiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu konunun da altını çizmek istiyoruz.

Sayın Başkan, bir söz var, ortada duruyor yıllardır, sözün esas sahibi Recep Tayyip Erdoğan. Soma faciasından sonra işçiler oturma eylemi yapıyordu. Oraya giden AK PARTİ heyeti “Gelin Ankara’ya, Başbakanımızla görüştürelim sizi.” dediler. İşçiler geldi, işçiler görüşmeden sonra bir tutanak imzaladılar, altında imzaları var işçilerin -işçilerimizin hepsi sağlıklı, hayattalar şükür- sorulsun, son maddenin altında imzası olan bütün işçiler şöyle imza atmışlar, 10’uncu madde: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Uyar Madencilik sorununun derhâl çözüleceğini söyledi.”

Uyar Madencilik faciadan önce kapanmış bir maden işletmesi, inanılmaz mağdurları var. Örneğin, Ali Kandemir’in iki gözü birden kör, İdris Sarıkaya’nın da iki ayağı birden yok. O günden beri birlikteler; birisi dinamite basmış, birisi de yerleştirirken dinamit patlamış. O günden beri birbirlerine göz olmuş, ayak olmuş bu iki sembol isim geçtiğimiz haftalarda yine buradaydılar, Meclisteydiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son kez açıyoruz Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Özlem Zengin’in kendilerine kıymetli bir yaklaşımı olmuştu. Ardından, sorunun çözülmesiyle ilgili de tam bu hafta işaret edilmişti ancak bu haftaya geldiğimizde herhâlde Özlem Zengin’in sözünü AK PARTİ “Özlem Hanım gitti, biz bu sözü tutmuyoruz.” demeyecektir.

Zira, Süleyman Soylu, Manisa’nın bir ilçesinde yürüyüş yapan Uyar Madencilik işçilerini Gölmarmara’da ziyaret etmişti ve işçilerin ifadesine göre “Namus sözü veriyorum, 15 Ocağa kadar çözeceğim.” demişti. İşçilere verilen bu söz hâlen tutulmadı. Hatta şu ifade var -ben neyi kastettiğini bilmem, bir bakan böyle şey söyler mi ama- işçilere: “Gerekirse kendime özel yöntemlerle sizin paranızı o kişiden alıp size vereceğim.” dedi. Uyar Madencilik, hülle şirketlerle Konya’da, Ermenek’te, orada burada iş yapmaya, lüks arabalarda gezmeye, ortalıkta dolaşmaya devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitireceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, bitirelim lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – AK PARTİ Grubuna Özlem Hanım’ın sözünü ve AK PARTİ’ye Süleyman Soylu’nun sözünü hatırlatıyoruz.

Son sözüm de -kalan süremde- Biga Madencilikten Ahmet Şentürk’e. Efendim, madem bilmem kaç milyon yıl beklemiş, kendileri de otuz yıl beklemişler, dört yüz yirmi beş gündür eylem varmış “Üç, dört ay daha bekleriz.” diyor. Neye güveniyorsa; üç, dört ay sonra ne olacak? Çoğu son derece üstten, ukala, küçük gören bir anlayış; onu izleyen direnişçi olur. Onu izledim, milletvekilliğini bırakıp, gidip orada dört yüz yirmi beş gün de kendim direnesim var. Umarım, iktidar partisi milletvekilleri de bu küstah yaklaşımdan kendilerine düşen payı, dersi almışlardır; bu küstah beyefendiye gereken dersi verirler. Kaz Dağı’nın altını üstündeki zeytinidir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Cahit Özkan.

Buyurun Sayın Özkan.

25.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, şehit edilen Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın ruhunun şad olmasını dilediğine, 31 Mart Vakası’nın yıl dönümüne, Türkiye’ye karşı tehditlerin olduğu bu dönemde istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmanın ehemmiyetini bir kez daha vurguladığına ve Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’ne bütün siyasi grupların bu çerçevede destek vereceğine inandığına ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, uğruna şehitler verdiğimiz, canlar verdiğimiz cennet vatanımız, al bayrağımız tarih boyunca tehditlere, saldırılara muhatap oldu. Tabii, demokrasi, özgürlük, hukuk devleti yolu da çilelerle dolu. Bu anlamda Sivas katliamından Başbağlar’a, Bingöl katliamından terör saldırılarına, Necip Hablemitoğlu cinayetinden Uğur Mumcu cinayetine kadar demokrasimize dönük tehditler, bu millete istikamet vermek isteyenler hep var olageldi. Ancak bu süreçlerin tamamını birlik, beraberlik ve kardeşlik sayesinde, tek çatı altında toplanmak suretiyle bertaraf ettik.

Bundan altı yıl önce bu saldırılara benzer bir saldırıyla, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünün gölgesi altında şehit Mehmet Selim Kiraz Savcımıza dönük İstanbul Çağlayan Adliyesindeki o terör saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Tabii, Anadolu irfanıyla büyüyen Mehmet Selim Kiraz, memleket aşkıyla görevini hakkıyla yerine getirmenin mücadelesini veriyordu. Görevi başındayken DHKP-C’li teröristlerce, hainlerce maalesef önce rehin alındı, sonra da katledildi. Şehidimizin ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. Allah aziz milletimize böyle acılar yaşatmasın. Onun için, biz irademize, egemenliğimize sahip çıkmak zorundayız. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışı, her ne şart altında olursa olsun istiklalimize dönük bu tür tehditlere karşı yekvücut olmamızı gerekli ve zorunlu kılıyor.

Tabii, yine, bugün 31 Mart Vakası’nın da yıl dönümü. Bundan yüz altı yıl önce 31 Mart tarihinde, malum olduğu üzere, Sultan Abdülhamit Han 31 Mart Vakası çerçevesinde haledilmiş ve otuz üç yıl hiç toprak kaybetmeyen imparatorluk, beş yıllık süre zarfında Ankara’dan top seslerinin duyulduğu, Çanakkale’de yetmiş iki düvelin, maalesef, vatanımıza saldırdığı süreçle karşı karşıya kalmıştı. Tabii, Sultan Abdülhamit Han, vermiş olduğu mücadelenin bu topraklarda istiklal ve istikbal mücadelesi olduğunu pekâlâ iyi biliyordu ve bu çerçevede verilen mücadele, maalesef, başarısızlıkla sonuçlanmıştı ve Türkiye yüz yıllık bir fetret dönemine tekrar girmişti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – O günleri yaşayan Şair Rıza Tevfik Bölükbaşı, Sultan Abdülhamit Han’ın tahttan indirilmesini ve haledilmesini şu dizelerle ifade ediyor: “Tarihler ismini andığı zaman/ Sana hak verecek, ey koca Sultan/ Bizdik utanmadan iftira atan/ Asrın en siyasi padişahına.”

Evet, bizler, sürekli bu tehditlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bugün yeniden benzer tehditlerin olduğu dönemde, derin ve paralel yapıların, terör odaklarının, Türkiye’ye saldıran ihanet odaklarının yeniden toparlanıp saldırdığı bu dönemde istiklalimize ve istikbalimize sahip çıkmamızın ehemmiyetini bir kez daha vurguluyor, bu çerçevede millî iradenin tecelligâhının söz konusu olduğu bu kutsal çatı altında her bir milletvekilimizin aynı duyarlılıkla mücadeleye dâhil olduğuna inanıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Evet, bugün görüşeceğimiz Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’nin, ülkemizin bu tür tehditlere karşı daha muhkem, daha güvenli olması için gerekli bir yasal düzenleme olduğuna inanıyorum. Bütün siyasi parti gruplarının bu çerçevede, uzlaşma anlayışıyla yasal düzenlemeye destek vereceklerine inanıyor, hayırlı ve başarılı bir çalışma temenni ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Biraz önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özel geçici köy korucularıyla alakalı olarak Cumhur İttifakı’ndan herhangi bir çözüm alamadıklarını ifade ettiklerini beyan ettiler. Onunla ilgili kısa bir bilgi paylaşmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden 60’a göre bir dakikalık bir söz veriyorum.

26.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, geçici köy korucularıyla alakalı olarak Cumhuriyet Halk Partisi kimlerle ve hangi yapıyla konuştu veya görüştü bilemiyoruz tabii, yani o bilgiler Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda mevcuttur mutlaka. Fakat Milliyetçi Hareket Partisi olarak şunu ifade etmeliyim ki: Geçici köy korucularımızla güncel olarak sürekli iletişim içerisindeyiz ve onların özlük hakları, maaş, diğer bütün sosyal ve mali haklarıyla alakalı olarak bir çalışmamız ve çabamız mevcuttur, bunları da kendileriyle sürekli olarak paylaşıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi bildiğim kadarıyla geçici köy koruculuğuna karşı, onu siz de ifade ettiniz. 2012 yılında verilen kanun teklifinde de bunu ifade etmiş oldunuz. Ama biz geçici köy korucularımızın o bölgede çok önemli faaliyetler içerisinde olduğunu ve terörle mücadelede çok önemli katkılar sağladıklarını biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayayım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Kendilerine buradan bir defa daha teşekkür ediyor ve bugüne kadar vermiş oldukları şehitler için, suikastlara kurban giden köy korucularımız için Allah’tan bir defa daha rahmet diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

27.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben Sayın Başkanımıza bizi ziyaret eden heyetin telefonlarını vereceğim çünkü bu müsaadeyi almıştım kendilerinden; davet edilir, olur. Benim de söylediğim gibi, biz mevcutları mağdur etmemeyi düşünüyoruz ancak köy koruculuğu sistemiyle ilgili programımıza bağlıyız.

Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekilinin söylediği, atıf yaptığı bir tarihî olayla ilgili bazı tarih düzeltmelerine ihtiyaç var. Evet, Harekât Ordusu Abdülhamit’i tahttan indirdi ama “Halledildi.” dedi, tahttan indirildi. Harekât Ordusunda Gazi Mustafa Kemal de yer alıyordu, görev yapıyordu. Arından, İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla ilgili tarihçilerin de farklı yorumları var.

Toprak kaybının olmaması meselesinde Kıbrıs’ı, Mısır’ı, Balkanları saymadıkları ve donanmanın Haliç’e hapsolduğunu görmedikleri anlaşılıyor ama benim düzelteceğim tarih vakası şu: 31 Mart Olayı’nı anacaksanız 31 Mart günü değil, 13 Nisan günü anacaksınız çünkü miladi takvime göre 13 Nisan günü olmuştur; 31 Mart, Rumi takvime göredir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bugün Rumi takvime göre 31 Mart gününde olmadığımıza göre, 31 Mart’ı 31 Mart miladide değil, 13 Nisan miladide anmak lazım.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkan, herhâlde 13 Nisanda sıra size gelmeyecek, nöbet gelmeyecek; o zaman şimdi buyurun.

28.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Özel’in bu yorumu yapabilmesi için Meclis Başkan Vekili olması lazım.

Teşekkür ediyorum.

Tabii, sürekli Sultan Abdülhamit Han bahsi geçtiği zaman, her zaman toprak kaybedilmediği ve bu yöndeki itirazlar gündeme geliyor. Evet, Sultan Abdülhamit Han döneminde toprak kaybedilmiştir, 93 Harbi cereyan etmiştir ancak henüz daha tahta oturduğu zaman, göreve geldiği zaman zaten bu savaşı kucağında bulmuştu. Oysaki otuz üç yıllık sultanlığı döneminde, görevi başında bulunduğu dönemde gerçekten çok fevkalade büyük saldırılara muhatap olmuştur, bunların bahsi geldiği zaman tekrar açarız. Yani, Firzovik Olayı’yla başlayan, hatta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinde “dâhilî ve haricî bedhahlar” diye ifade ettiği, maalesef imparatorluğun çöküş sürecini hazırlayan bazı oligarşik, bürokratik güç odaklarının da sürece dâhil olduğu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – ...ve daha sonraki dönemde de bu pişmanlıklarını ifade ettiklerini de biliyoruz, bu vesileyle de ifade etmek isterim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ Parti Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ Parti Grubunun, Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt kentlerine elektrik dağıtım işi yapan Dicle Elektrik Dağıtım AŞ’nin (Dicle EDAŞ/DEDAŞ) bölgede uyguladığı fiyat politikalarının ve kullanıcılara yansıtılan fatura tutarlarındaki çelişkilerin araştırılması amacıyla 17/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

31/3/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 31/3/2021 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                      Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                                                                            İzmir

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili, Grup Başkan Vekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt kentlerine elektrik dağıtım işi yapan Dicle Elektrik Dağıtım AŞ'nin (Dicle EDAŞ/DEDAŞ) bölgede uyguladığı fiyat politikalarının ve kullanıcılara yansıtılan fatura tutarlarındaki çelişkilerin araştırılması amacıyla 17/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 31/3/2021 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ’si iktidarlarının özelleştirme karneleri kırıklarla dolu, bunların başında da TEDAŞ’ın özelleştirilmesi bulunuyor. TEDAŞ parça parça özelleştirildi. Özelleştirilme yapılırken hedef neydi? Kayıp kaçak oranlarının azaltılması, tüketicinin korunmasıydı. Vatandaşa denildi ki: “Elektrik faturasına daha az para ödeyeceksiniz.” Özelleştirmeyi makul hâle getiren çok da güzel bir vaat böyle sunulunca vatandaş eline ilk faturayı alana kadar inanmak durumunda kaldı ama sadece ilk faturayı eline alana kadar, çünkü ilk faturadan itibaren indirimin yerini daha da bindirimli faturalar aldı. Paramparça olan TEDAŞ’ın parçalı uygulamaları… Şirketleri bağırmaya başladı: “Zarar ediyoruz.” Biliyorsunuz ki AK PARTİ’si iktidarı yatırımcının zarar etmesine asla izin vermez, mutlaka bir şekilde garanti eder. Zararın nedeni kayıp kaçak yani ödenmeyen fatura nedeniyle oluşan zarar. Özelleştirme yapılmadan önce de kayıp kaçak elektrik bir sorundu ancak bugün daha da büyük bir sorun.

Öncelikle bölgesel bazda çözülmesi gereken, ulusal tarifeye yansıtılmayacak kayıp kaçak elektrik kullanım bedeli, bu yük, bugün ülkenin genelindeki dağıtım sistemini kullanan 45 milyon abonenin sırtına yüklenmiş durumda. Artık mahkemeye de gitsek kaçarı yok çünkü Sayın Cumhurbaşkanına verilen yetki doğrultusunda çıkan bir kanunla bu süreç şimdilik beş yıl daha uzatılmıştır.

Gelelim kayıp kaçak oranlarına ve araştırma önergemize konu teşkil eden Dicle dağıtım bölgesinde yaşanan sıkıntılara. EPDK tarafından 2019 yılında Elektrik Piyasası Gelişim Raporu açıklandı. Bu bilgilere göre, en yüksek kayıp oranları yüzde 51,32’yle Dicle, yüzde 47,56’yla Van Gölü bölgelerinde gerçekleşti.

Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ın elektrik ihtiyacını karşılayan Dicle Elektrik Dağıtım AŞ, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 9 ilin 6’sına elektrik sağlayan tek kurum. EPDK “Dicle bölgesinde yüzde 51,32 kayıp kaçak var.” diyor ama Enerji Bakanlığı aynı dönem, aynı bölge için kayıp oranını yüzde 58,37 olarak hesaplıyor. Bu fark, bölge dağıtım şirketlerinin mağduriyetine üzülelim diye mi Enerji Bakanlığınca katlanmıştır bilemiyoruz ama Dicle Elektrik Dağıtım bir sene önceki verilere göre yüzde 54,64 kayıp oranıyla piyasa takas fiyat değerine göre 3,6 milyar lira alacağını tahsil edemediğini duyurmuştur. Dicle bölgesinde il bazındaki kayıp kaçak oranları ise şöyledir: Diyarbakır yüzde 56,99; Şanlıurfa yüzde 44,98; Mardin yüzde 66,64; Batman yüzde 60,42 ve Şırnak yüzde 66,13.

2013 yılından itibaren DEDAŞ, kayıp kaçak oranlarını düzelteceğini ve faturalarının daha adil olacağını beyan etmiştir. Ancak bölge böyle iken DEDAŞ kurulduğu günden bu yana bölgede uyguladığı kesinti ve hacizlerle gündeme gelmektedir. Son dönemlerde DEDAŞ’ın gündeme gelme nedeni ise çiftçilere yönelik haksız uygulamalardır. Kayıp kaçak oranını düşüremeyen, fatura tahsil edemeyen DEDAŞ kendi sözde mağduriyetini çözmek adına çiftçileri gözüne kestirmiş, çiftçinin destekleme parasına el koymaya başlamıştır. DEDAŞ borçlu, borçsuz ayırmadan vatandaşları birbirine kırdırmak pahasına fatura ödeme konusunda baskı yaratabilmek için elektrik saatinden değil, trafodan elektriği kesme cezası uygulamaya başlamıştır yani şirket, borcu olmayanı da elektriksiz bırakmaktadır.

Çiftçi ne kadar borcu varsa ödüyor, 50 bin lira mı, “Al sana 50 bin lira” diyor, yeter ki tarladaki pamuğu, mısırı kurumasın istiyor, “Elektriğimi ver.” diyor ama DEDAŞ “Ben bölgedeki tüm borçluların elektrik parasını tahsil etmeden elektriği serbest bırakmam” diyor. Bu bölge yoğun tarım bölgesi, elektrik olmayınca su da olmuyor; ekinler kuruyor, mahsul çürüyor, hayvancılık bitiyor.

Değerli milletvekilleri, gündemimiz DEDAŞ ama bununla birlikte ülkemizde her bölgedeki çiftçilerimiz elektrik borçları nedeniyle sıkıntı yaşıyor. Ben kendi bölgemden örnek vermek istiyorum, burada oturan diğer bütün milletvekillerimize de zaten kendi bölgelerinden şikâyetler iletiliyordur. Çiftçilerimizin ekim dönemi başladı ama kimsede ne tohum ekecek ne gübre alacak ne ekim yapacak para var. Zaten çiftçi kuraklık nedeniyle geçtiğimiz yılı zararla kapattı. Bekledi belki iktidar hâlimize acır, desteklemelerle bizi en azından ekim yapabilir hâle getirir diye ama iktidardan desteği geçtik, bir de çiftçinin tepesine sulama birlikleri bindi. Sulama birlikleri Denizli’de, Irgıllı’da, Beyköy’de, Karayahşiler’de, Çıtak’ta, Çal’da, Baklan Ovası’nda, Tavas’ta, Acıpayam’da çiftçilerin destekleme paralarına el koymaya başladı.

(Mikrofon otomatik cihat tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Gübre desteğine, süt desteğine, çiftçinin Ziraat Bankasındaki parasına yasal olmadığı hâlde bloke koydurdu. İktidara, çiftçi adına sesleniyorum: Bu uygulamalara göz yumduğunuz sürece elinizde üretim yapabilecek çiftçi de kalmayacak. O kadar gülünç kararlar alınıyor ki Devlet Su İşleri su yetersiz bahanesiyle kuru tarım oranını yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkardı. Ne zaman? 3 Martta. Kuru tarım; buğday, arpa, haşhaş ne zaman ekilir biliyor musunuz? En geç şubat ayında. Bu, çiftçiyle dalga geçmektir ya da ne hâliniz varsa görün demektir. Güler misin ağlar mısın?

Bir de Tarım Bakanına tavsiyem var: Çiftçinin hayrına bir şey yapacaksanız şayet, tarımsal sulamada kullanılacak elektriğin tahsilatını bölge bazında hasattan hasada yapın ki çiftçi, dağıtım şirketlerinin, sulama birliklerinin insafına kalmasın, ürününü sattıktan sonra ödemesini yapabilsin. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz.

Buyurun Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, DEDAŞ’ın bölgede yurttaşları getirdiği durumu şu fotoğrafla size anlatmak istiyorum. Urfa’da elektrik duasına çıkan köylüleri görüyorsunuz. 14 Aralık 2020 tarihinde yurttaşlar, sürekli olarak elektriğin kesilmesi sebebiyle birçok kuruma başvurduklarını ama her yerde, nereye başvursalar “Kimsenin Dicle Elektriğe gücü yetmez.” diye karşılık aldıklarını söylediler ve “Allah’ın gücü her şeye yeter.” deyip artık, bu dönemde, 21’inci yüzyılda bile elektrik duasına çıkmış oldular. DEDAŞ’ın bölgede yarattığı durum tam da bu.

Tabii, önergede kaçak kullanımların azaltılması ve faturaların kullanıcılara adaletli yansıtılması konuları için bir Meclis araştırması açılması öneriliyor, tabii ki önemli.

Bununla birlikte, değerli milletvekilleri, 2013 yılından beri DEDAŞ, 6 ilde hizmet sunuyor yurttaşlara ya da öyle yaptığını iddia ediyor ama şunu söyleyelim: Özelleştirme yapıldığından beri DEDAŞ, gerek çiftçilerin gerekse yurttaşların sürekli, hani, aslında, zülüm derecesinde uygulamalarla karşısına çıkmakta. Şöyle ki: Yüksek gelen faturalar, uzun süreli elektrik kesintileri, altyapı sorunları, çiftçilerin desteklemelerinin bankalarda bloke edilmesi -en önemlisi de aslında bu- söz konusu. Yani çiftçilerin aldıkları mazot, gübre hibesine, desteklemelere devlet bankalarında bir özel şirket olan DEDAŞ’ın talebi doğrultusunda el konuluyor. Aslında, bu durum çiftçileri her yıl daha çok mağdur etmekte, zaten hasat döneminde ya da sulama dönemindeki elektrik kesintileri sebebiyle mağdur olan çiftçilerin, bu şekliyle de bu desteklerden yararlanamadıkları için maalesef ki mağduriyetleri daha da katlanmakta.

Tabii, bununla birlikte -dediğimiz gibi- aynı zamanda, elektrik kesintileri sebebiyle su ihtiyaçları karşılamadığı için, su kıtlığı sebebiyle, bu sefer de bu şekliyle, hijyen problemleriyle birlikte pandeminin artmasına da sebep oluyor.

Ancak değerli milletvekilleri, DEDAŞ’ın aslında AKP’yle ilişkilerine baktığımızda, söz konusu, bağlı olduğu holdingin sahibi basında da -tırnak içerisinde- “Erdoğan’ın prensi” diye geçen bir yurttaş, kendisi vefat etti ama şirketi hâlen bu işi devam ettiriyor. Yani aslında, kamunun gücü AKP’nin yandaşı bir firmanın lehine kullanılarak yurttaşlar mağdur ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Tabii, bununla birlikte, Şırnak’taki birkaç hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Tabii, her yerde olduğu gibi, 6 ilimizde de çiftçilerin yaşadıkları sorunlar, DEDAŞ’ın yaptığı zulüm, yüksek faturalarla -dediğimiz gibi- çiftçilerin mağdur edilmesiyle birlikte, Şırnak’ta da bu durum söz konusu. Neredeyse onlarca yıldır yapıldığı şekliyle, köylerde su kuyularından köylülerin içme suyu tedariki yapılıyor. Ancak DEDAŞ şu an bazı köylerde 20 milyon lira, bazı köylerde 30 milyon liralık faturalar çıkararak köylülerin bunu ödemelerini istiyor. Ödemediklerinde de köyün içme suyunun dahi, kullanım suyunun dahi sağlandığı trafonun enerjisini kesiyor. Yurttaşlar bunu ödeyemez. Bir yurttaş daha önce beni aradığında “Taziyemiz var, elektriği kesmeye geldiler. Biz ‘Elektriği kesmeyin.’ dediğimizde yine de kestiler.” demişti. Ancak şunu söyleyeyim: AKP İl Başkanı bu köylere gidiyor “Eğer siz bu elektriğin açılmasını istiyorsanız AKP’ye köy başı 100 üye vereceksiniz.” diye söylemde bulunuyor. Bu durumu da Genel Kurulun takdirine sunuyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Çetin Osman Budak.

Buyurun Sayın Budak. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz haftalarda Van, Hakkâri, Şırnak, Batman, Mardin, bu bölgede bir haftalık bir seyahat yaptık. Birçok sorun var, başta işsizlik ama ikinci sorun elektriğe ulaşım ve elektrik faturaları. O yüzden İYİ Partiye de böyle bir konuyu getirdikleri için teşekkür ediyorum. Buradaki vatandaşların tamamını, köylerdeki, ilçelerdeki, illerdekini bu elektrik dağıtım şirketleri “hırsız” olarak yaftalıyor, hırsız olarak. Bunun ispatını da şöyle size göstermek istiyorum; bu, Başkale’de bir köyde elektrik sayaçlarının direklerin tepesine dikildiği fotoğraftır yani evlerin içinde olması gereken sayaçlar direklerin tepesinde. Gelen faturalarda evde kullanılan televizyon, beyaz eşya, her neyse, bunlar hesap edilip afaki faturalar kesilmesi; faturalar ödenmediği zaman da, faturalar ödenmediği zaman da ihbar edilmeden evlere icraların götürülmesi; insanların oturdukları koltuk, buzdolapları, çamaşır makineleri icra ediliyor. Bu, bir, Dicle Elektrik Dağıtım Şirketi, sadece o değil, Vangölü Dağıtım Şirketi de aynı uygulamaları bire bir yapıyor. Şimdi bu bir zulüm ve iktidar sahiplerine biz bunu sıklıkla götürüyoruz, iktidar sahipleri de -biraz önce HDP vekilimiz söyledi- “Bu köyden şu kadar üye, bu köyden bu kadar üye talebiyle biz bu işleri çözeriz.” diyorlar. Bu zülüm değil de nedir?

Bir ikincisi de -isim vererek örnekleyeceğim- Siirt’ten. Siirt’in Eruh ilçesi Çimencik köyü. Bizim önceki il başkanımızın köyü, burada evleri var. Şu anda da parti meclisi üyemiz Nevaf Bilek’in evine gelen bir fatura var, 4.500 liralık bir fatura. Eve gelen fatura aslında ortalama 150 lira, gelen faturaysa 4.500 lira olarak geliyor ve itiraz ediyor. “Nedir kardeşim bu 4.500 liralık fatura, ben fabrika mı işletiyorum?” diyor. Gelen cevap şu: “Kaçak elektrik kullandığınız için böyle bir fatura geldi size”. “Ya, bunu deme de başka bir şey söyle, yani kaçakla ilgili böyle bir suçlamayı ben kabul etmiyorum.” diyor. Perakende Şube Müdürlüğüne müracaat ediyor. Perakende Şube Müdürlüğü geliyor, evine bakıyor, evinde kaçak elektrikle ilgili bir şey bulamayıp özür diliyor. Fakat burada yapılan yani bizim il başkanımız olmasa, hakkını arayabilecek durumda olmayan biri olmuş olsa, bu insanın evini başına geçirecekler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Ve durum bu kadar vahim arkadaşlar. Biz ilçelere de gittik, Çukurca’ya gittik, Cizre’ye gittik, Nusaybin’e gittik; farklı bir sorun konuşulmuyor. Yani, çiftçilerin durumu zaten felaket. O köylerde şebeke olmadığı için yer altı sularını elektrik vasıtasıyla çekiyorlar, elektrik kesintilerinden dolayı da şu anda birçok köy susuz durumda, sınır köylerinin tamamı maalesef bu durumda. Bu insanlar devletin sorunlarına çözüm üretmediğini, kendilerini yalnız hissettiklerini söylüyorlar. Ben şurada bir konuya daha değineceğim, zaman çok kısıtlı. Habur 2 köyü diye bir köy var, yine Irak sınırında, Uludere’ye bağlı bir köy. Uludere’deki bu köyde içme suyuna foseptik karışıyor, her 3 çocuktan biri böbrek hastası arkadaşlar ve biz o köyde bu çocukların isyanlarını duyduk. Geçen seneden beri eğitim alamıyorlar, okulları kapalı, EBA’ya ulaşamıyorlar, bir de Habur Çayı taştığı zaman iki ay boyunca köyleri boşaltılıyor, başka bir köye taşınıyorlar.

Şimdi, üç dakikada ancak bunlar anlatılabilir. Bu bölgeyle ilgili sorunlar son derece derin ve Meclis bunları, özellikle de iktidar bunları seyrediyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Gaziantep Milletvekili Sayın Mehmet Sait Kirazoğlu.

Buyurun Sayın Kirazoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İYİ Parti grup önerisi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Görevi başında DHKP-C teröristlerince alçakça şehit edilen kahraman savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı şehadetinin 6’ncı yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Yine, AK PARTİ Grup Başkan Vekilliğine seçilen Sayın Mahir Ünal ve Sayın Mustafa Elitaş’ı tebrik ediyor, Sayın Özlem Zengin ve Mehmet Muş’a bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür ediyorum.

Enerji arz güvenliği ve kesintisiz elektrik hizmetinin sağlanması, gerek toplumun yaşam konforu gerekse de ekonomik yaşamın ve üretimin sürdürülebilmesi açısından çok önemli. Bu amaçla, 2002’den bu yana elektrik kurulu gücü 3 kat büyütülmüş, toplam elektrik tüketimi 2,5 kattan fazla büyümüş ve yine, elektrik iletim sistemi taşıma kapasitesi ülkemizde 2 katın üzerinde bir büyüklüğe ulaşmıştır.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere daha etkin, verimli ve hızlı elektrik hizmeti verilebilmesi için 21 dağıtım bölgesi oluşturulmuş, Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’in de içinde yer aldığı bölgede 2 milyonun üzerinde aboneye hizmet verilmektedir. Bu bölgede 2013 yılından bu yana, özelleştirmeden itibaren, yüzde 75,8 olan kayıp kaçak oranı 2020 yılı sonu itibarıyla yüzde 46,3 seviyesine gelmiş bulunmaktadır, Enerji Bakanlığının en son verileri böyledir. Kayıp kaçakla mücadele neticesinde, devir öncesine göre yıllık 6,5 milyar kilovatsaat tüketim kayıt altına alınarak bu enerjinin israfı önlenmiştir ve bu 11,5 Atatürk Barajı üretimine denk bir rakamdır. Kırsal kesimlerde maalesef, bu kayıp kaçak oranı yüzde 90’lara kadar ulaşmaktadır. Elektrik dağıtım altyapısının iyileştirilmesi, daha kaliteli enerji sağlanması, kayıpların azaltılması ve kaçak kullanımın önlenmesi amacıyla son yedi yılda yaklaşık 4,3 milyar TL yatırım yapılmıştır. Bu yıl bu yatırım tutarı daha da artırılarak 2021 yılı için yaklaşık 1,4 milyar TL’ye ulaştırılacaktır.

Soru önergesine konu bölgede fiyat farkı elektrik tarife fiyat farkından değil, kuyu derinlikleri ve işletme yapısı nedeniyle oluşan tüketimden de etkilenmektedir. Faturasız borçlar, bir abonenin elektrik borcu nedeniyle başka abonelere ceza uygulanması, fahiş fiyatlı tarife veya daha yüksek farklı bir tarife uygulanması mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Devamla) – Elektrik fiyatları açısından bakıldığında, tüm ülkede düzenlemeye tabi tüketiciler açısından ulusal tarife uygulanmakta, fiyatlar bölgelere göre farklılaşmamaktadır. Dicle EDAŞ bölgesindeki çiftçilere ve mesken ile ticarethane gibi diğer abone gruplarına, söz konusu abone grupları için ilgili mevzuatta belirlenen tarifeler ve ülkenin her yerinde geçerli olan fiyatlar uygulanmaktadır. Kaçak kullanımı olmayan tüketicilere de kaçak faturası tahakkuk ettirilmesi imkân dışı olup bu anlamda faaliyetler tüketici hizmetleri mevzuatıyla uygun bir şekilde yürütülmeye çalışılmakta, bu konu da hem Enerji Bakanlığımız hem Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından periyodik incelemelerle denetlenmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığımız, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK, tarifenin iyileştirilmesi, çiftçilere elektrik için sağlanan desteğin artırılması ve enerji iletim ve dağıtım altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları devam ettirmekte ve tüm dağıtım şirketlerini yakından takip etmektedir.

Ben bunları söyledikten sonra bugün burada ifade edilen birçok husus var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Devamla) – Maalesef, vakit nedeniyle cevap vermemiz mümkün değil.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kabul edildi Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kabul!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Başkanım, kabul!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Kabul edildi!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Arkadaşlar, bir dakika… Yapmayın!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Çok açık Başkanım, çok açık.

BAŞKAN – Divan üyeleri arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik oylamaya geçiyoruz.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kapıları kapatmanız lazım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki olur mu Başkanım, bir ya!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Bir dakika, bir!

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Kabul etmeyenleri sormadınız.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Kabul etmeyenleri sormadınız.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – “Kabul edenler…” dediniz, kabul etmeyenlerin görüşünü almadınız.

BAŞKAN – Peki.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Evet, Divan üyeleri arasında anlaşmazlık vardır. Oylama için bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Evet, saat yanlışlıkla iki dakika açıldı, bir dakika kalınca keseceğiz oylamayı.

Bilgilerinize.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ama olmaz ki yeniden başlasın Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dışarıdan gelip oy veriyorlar.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Elitaş yeni oy veriyor Başkanım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen yerinize oturur musunuz?

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – İYİ Parti grup önerisi kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından, Artvin ilinin çok boyutlu ekonomik ve ekolojik sorunlarının tespiti ve çözümü amacıyla 31/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

31/3/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 31/3/2021 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                 Meral Danış Beştaş

                                                                                             Siirt

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

31 Mart 2021 tarihinde Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından (12308 grup numaralı) Artvin ilinin çok boyutlu ekonomik ve ekolojik sorunlarının tespiti ve çözümü amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 31/3/2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Erol Katırcıoğlu.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Artvin’e gittin mi hiç?

HDP GRUBU ADINA EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – E, tabii.

Sayın Başkan, değerli vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, biz bir süreden beri Halkların Demokratik Partisi olarak Anadolu’da çeşitli şehirleri dolaşıyoruz ve o şehirlerdeki sorunları bizatihi o insanlardan anlamaya ve onların düşüncelerini almaya çalışıyoruz. En son gittiğimiz yer Artvin Hopa ve orada da gördüklerimiz esasında Diyarbakır, İzmir, Van’da -daha önce gittiğimiz yerler olarak söylüyorum- gördüklerimizden çok farklı değil. Şimdi, benim en azından görebildiğim kadarıyla, bu seyahatlerde elde ettiğimiz bazı genellemeleri yapmak gerekir diye düşünüyorum. İktidarın özellikle uyguladığı politikaların pandemiyle birlikte şaşılaştığını düşünüyorum yani neyin nerede durduğunu hangi sorunun asıl olduğunu görmekte zorlanıyor ve dolayısıyla da -bu şehirler ki tahmin ediyoruz Türkiye'nin geneli için de geçerli- sorunlar gerçekten yığılarak halkın üzerine abanmış durumda. Dolayısıyla da sorunlara duyarlı olan herkesin, özellikle siyasetçilerin ve özellikle iktidarın bu meselelere bakması gerektiğini düşünüyoruz.

Şimdi, efendim, ben kabaca söyleyeyim, iki tane sonuç çıkıyor buradan, bu gezilerimizden ki daha sonra bu şehirleri artırdığımız zaman oradan da elde edeceğimiz sonuçları buraya katmayı düşünüyorum. Bunlardan bir tanesi şu: Özellikle pandemi, bazı sorunları, özellikle yapısal olan ile olmayanı ayırmak için bize bir fırsat veriyor. Garip bir şey diye düşünebilirsiniz ama böyle bir etkisi var. Pandemiyle birlikte şehirlerimizin, şehir ekonomilerimizin nasıl sorunlarla, hangi tür yapısal sorunlarla karşı karşıya kaldığını buradan görmek mümkün olabiliyor. Dolayısıyla da şunu söyleyebilirim: Az sayıda ürün ya da hizmete bağımlı olarak gelişmiş olan şehir ekonomileri krizden daha fazla etkileniyor. Tekrar ediyorum, az sayıda ürün ya da hizmete bağımlı olarak gelişmiş olan şehir ekonomileri daha fazla krize açık hâle geliyor. Dolayısıyla da buradan çıkarılabilecek bir sonuç, o şehirlerde farklılaşmayı sağlayacak bir yaklaşım getirmek gerekiyor.

İkincisi de, buradan çıkacak bir başka sonuç da şehir ekonomilerine merkezden müdahale etmek sanıldığı kadar anlamlı ve yararlı olmuyor arkadaşlar; tam aksine, şehirlere Hükûmetin eğer bir katkısı, bir projesi olacaksa, bunun yolu o şehirlerdeki insanların ne düşündüğünün, o konularla ilgili olarak, o projelerle ilgili olarak ne düşündüğünün, ne algıladığının da işin içine katılması gerektiğini söylüyorum.

Şimdi, somut olarak baktığımızda, Artvin’de neler oluyor diye baktığımızda… Bir kere, biliyorsunuz, Sarp Gümrük Kapısı özellikle bizim Kafkasya’ya açılan önemli bir kapımız, ihracat kapısı ve uzun tır kuyruklarını görüyoruz. Bu, tabii, özel olarak tırcılarla ilgili sorunlar yarattığı gibi, tırların yabancı mı yerli mi olduğuna bağlı olarak da sorunlar yaratıyor. Yani başka bir biçimde söyleyecek olursam, yerli tırcılar daha fazla beklemek zorunda kalıyorlar bazı bürokratik işlemlerden dolayı, yabancılar da daha kolay halledebiliyorlar işlerini ve dolayısıyla da yabancı tırcıların lehine bir durum oluşmuş durumda ve özellikle nakliyeciler, bunu, burada ifade etmemizin yararlı olduğunu düşünüyorlar.

İkinci olarak çay… Tahmin edebileceğiniz gibi Artvin coğrafyası da çaya bağımlı ya da çayın önemli olduğu bir ekonomi. Çayda, özellikle ÇAYKUR’un Varlık Fonuna dâhil edilmesiyle birlikte taban fiyat uygulamasını sadece kendi çerçevesinde yaparken özel firmaların istedikleri gibi alım yapabilme imkânlarının açık hâle gelmiş olması şöyle bir sonuç yaratıyor arkadaşlar: ÇAYKUR’un kapasitesi dolduğu zaman özel sektöre üretici daha düşük fiyatla malını satmak zorunda kalıyor, bu da çay üreticilerini çok zor durumda bırakan bir başka sebep.

Balıkçıların sorunları var arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Peki.

Çünkü bu iktidarınızın süresinde denizlerimiz de balıkçılık da esas itibarıyla çok ticari hâle gelmiş durumda ve sonuçta aşırı avlanmadan ortaya çıkan, özellikle yem fabrikalarının balığı yem olarak kullanmaya yönelik olmak üzere gelişmeleri doğrudan doğruya balık nüfusunu Karadeniz’de azaltan bir etki yaratıyor ve balıkçıların bundan dolayı gelirleri düşmüş durumda ve özellikle bu konunun dikkate çekilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Tabii, asıl -bence- ekolojiyle ilgili Artvin’in sorunları var. Bunlar üzerine çok uzun konuşmak lazım ama şöyle söyleyeyim: Özellikle HES’ler… Artvin’de 129 tane HES var arkadaşlar. Bunlar küçük küçük HES’ler fakat kaçınılmaz olarak o doğaya zarar veriyor ve Artvinliler de buna çok itiraz ediyorlar.

Bunun dışında madencilik meselesi var, efendim, deniz dolgu projesi var, bu da büyük bir çevre kirlenmesine sebep oluyor.

Galiba sürem bitti.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Konya Milletvekili Sayın Fahrettin Yokuş.

Buyurun Sayın Yokuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Geçen hafta Artvin ilimiz Yusufeli ilçemizin Dereiçi köyündeki yangında zarar gören köylülerimize geçmiş olsun dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum.

Artvin, doğal güzellikleri yanında tam bir tarih ve kültür şehrimizdir. Artvin denilince aklımıza doğal güzelliklerinin yanı sıra Artvin Kalesi, İskenderpaşa Camisi, boğa güreşleri, Barhal Kilisesi, Sarp Sınır Kapısı ve Çoruh Nehri gelmektedir. Bir de en önemli yeri Cerattepe. Bu öyle bir şey ki yirmi beş yıldır Cerattepe’de büyük bir mücadele… Bir avuç maden için tahribata uğrayan Cerattepe’de yirmi beş yıldır Yeşil Artvin Derneğinin mücadelesi hâlen devam etmektedir ve bu mücadeleyi sürdüren Artvin halkına buradan tebriklerimi, teşekkürlerimi, yanlarında olduğumuzu söylemek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 2002-2020 yılları arasında Türkiye’mizin nüfusu yüzde 27,5 oranında artmıştır, Artvin’in nüfusu ise yerinde saymıştır yani 2002’deki nüfus bugün aynen kalmıştır. Eğer Türkiye nüfusu kadar Artvin de büyümüş olsaydı, şu anda 170 bin olan nüfusu 47 bin artışla 217 bine ulaşmış olacaktı. Artvin ilimiz hak ettiği hizmetleri almış olsaydı elbette ki Türkiye kadar nüfusu artardı, göç olmazdı, hayat daha güzel olurdu.

Artvin ilimizin onlarca sorunu var. Başta çevre katliamı, HES’ler, maden arama tahribatları… Artvin’de tam bir doğa katliamı yaşanmaktadır. Yol problemi ise yıllardır devam etmektedir, bir türlü çözülememiştir; kazalar, can alıcı kazalar yoğun olarak yaşanmaktadır.

Hastanesi yetersizdir, koroner anjiyo ünitesi dahi yoktur; Artvinli sağlığına başka hastanelerde çare aramak zorunda kalmaktadır.

Artvin’e verilen sözler tutulmamıştır genel anlamda. Muratlı Sınır Kapısı hâlâ açılmamıştır.

Artvin’de yeterince tarım arazisi olmaması nedeniyle Artvin’in en güzel özelliği denizi, doğal güzellikleri, tarihî eserleri ve turizmiyle bir eğitim şehri olma yönüdür ancak bu şehrimize bu hassasiyetler noktasında bugüne kadar hak ettiği değer verilmemiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Artvinli Şair Seher Atan’ın Artvin’le ilgili şiirinden iki paragraf okuyarak sözlerimi bitirmek istiyorum.

“Selam sana benim güzel Artvin’im!

Seni metheylemek istedi canım,

Yeşil örtü gibi inci mercanım,

Dünyaya değişmem güzelliğini.

Temiz havasıyla, serin suyuyla,

Beni çekiyorsun kara büyüyle,

Beldesi, kasabası, köyüyle,

Dünyaya değişmem güzel Artvin’im.”

Evet, geliniz, Artvin’imize, Artvinlimize sahip çıkalım, kaderine terk etmeyelim. Artvin’in güzelliklerini yaşatalım, yaşanması için gayret edelim diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz talep eden Artvin Milletvekili Sayın Uğur Bayraktutan.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Dağ dağ olurum, deniz deniz/ Gönül gönül olurum, yürek yürek/ Sınır boylarında bayrak, Kurtuluş Savaşı’nda mavzer/ Ben özgürlüğüm, ben bağımsızlık/ Ben Kaçkar Dağı’yım, ben deli horon/ Günü geldiğinde atabarı değil, Atatürk olurum Kocatepe'de/ Ben Artvin’im dostlar, bensiz olmaz.” diyor şair. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Artvin, bu ay içerisinde kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümünü kutladı. 7 Mart 1921’de… Düşman işgalinden kurtuluşunun 100’üncü yıl dönümünde dalya dedik, nice dalyalara. Bana “Artvin’i tarif edin.” derseniz, Artvin Mustafa Kemal’in kentidir değerli arkadaşlarım. Afyon’a gittiğiniz zaman, Afyon’a giriyorken diyorlar ki: “Burası cumhuriyetin kurulduğu topraklardır.” Artvin’de cumhuriyet kurulmamıştır ama Artvin cumhuriyetin korunduğu topraklardır değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Artvin’de -bugünlerde basına düştü- kadın cinayeti yoktur, esnafın yüzde 50’den fazlası kadındır değerli arkadaşlarım. Okuma yazma oranı yüzde 100’dür, yüzde 99 değildir. Böyle bir kentin milletvekili olarak sizlere hitap etmekten büyük onur duyuyorum, bunu ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Artvin’in sorunları var mıdır? Vardır, keşke olmasa. Bakın, bu Parlamentoya –buraya gelmeden evvel rakamlara baktım- 50 Meclis araştırma önergesi -her birinin altında en az 20 milletvekili- 500 soru önergesiyle Artvin’i taşıdım. Üç dakika içinde Artvin’i konuşmam mümkün değil ama Artvin’in sorunları var. Biraz önce değerli milletvekilleri ifade ettiler, “Cerattepe” diye başımızda bir bela var arkadaşlar, Türkiye’ye ezberlettirdim. İhaleye fesat karıştırarak bir iş adamına bir madeni peşkeş çektik, bir Artvin’i… Ama inanıyorum ki önümüzdeki dönemde, Millet İttifakı’nın iktidarı kurulduğu zaman o iş adamını da o madene gömeceğiz değerli arkadaşlarım, onu da buradan ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bugün başka bir şeyin de yıl dönümü, 31 Mart 2019 seçimlerinin. 31 Mart 2019 seçimlerinde sadece Türkiye’ye bahar gelmedi, Artvin’e de bahar geldi. Arhavi’yi, Hopa’yı, Kemalpaşa’yı, Borçka’yı, Artvin il merkezini, Şavşat’ı, Ardanuç’u Cumhuriyet Halk Partisi, Millet İttifakı belediyeleri aldı değerli arkadaşlarım. O anlamda, Artvin’in milletvekili olarak onlara buradan içten teşekkür ediyorum, sağ olsunlar, var olsunlar diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bunun dışında Artvin’de başka bir şey yok mu? Buradan defalarca dile getirdim, bir kere daha söylüyorum: Artvin’de insanlar yollarda ölüyor değerli arkadaşlarım. Bir anjiyo ünitesini Artvin’e kuramadınız. Barajlar yaptınız, barajlarla alakalı yatırımlar yaptınız, yollar yaptınız ama bu cumhuriyet kentine bir tane anjiyo ünitesini kuramadınız değerli arkadaşlarım. Rize’de var, Trabzon’da var, Giresun’da var, Ordu’da var, Samsun’da var, Erzurum’da var, Kars’ta var. Bir kere daha soruyorum, bizler başka tanrının çocukları mıyız, başka ülkenin çocukları mıyız değerli arkadaşlarım? Artvinliler niye yollarda ölüyor? Lütfen bunu durdurun diyorum, lütfen bunu durdurun diyorum Artvin’in milletvekili olarak. Bakın, iktidar gücü elinizde, Artvin’de mutlaka bir anjiyo ünitesini yapın değerli arkadaşlarım, Artvin’in milletvekili olarak yalvarıyorum ya, insanlar ambulanslarda ölüyor ya! Yalvarıyorum sizlere, bakın, Artvin’in milletvekili olarak değerli arkadaşlarım.

Bunun dışında başka şeyler var mı? Var. Artvin bir eğitim kenti olmalıdır, Artvin bir bilim, kültür kenti olmalıdır. Biz, Artvin’in bir enerji kenti kimliğiyle, Artvin’in barajlar kentiyle, HES’lerle anılmasını istemiyoruz değerli arkadaşlarım. Artvin’e gelin, görün, bakın, bambaşka bir coğrafya, yeşil ile mavinin dans ettiği muhteşem bir coğrafya Artvin. Bu kenti katletmeyin, yok etmeyin diyoruz. O anlamda Artvin’in sorunlarından burada bahsetmekten…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Bir de size Artvinliyi anlatayım, biraz sonra değerli milletvekilim de çıkacak. Yusufeli Dereiçi köyünde geçen hafta bir yangın oldu değerli arkadaşlarım. Türkiye’de hangi yerde böyle bir şey olabilir? Bakın, Dereiçi köylüleri kendilerine yapılan yardımlarla alakalı olarak… Orada bayağı ev yandı, 34 ev yandı, 45 tane de samanlık yandı. Yusufeli Dereiçi köylüleri, herhangi bir şekilde o evleri yananlarla alakalı olarak bir tane bile çadır kurdurmadılar, dayanışma duygusu budur. Ve bugün basına düştü, dediler ki: “Biz artık yardım istemiyoruz, bizim yardımlarımız bize yeter.” Türkiye’de böyle kaç tane yer var, bana bir tarif edin değerli arkadaşlarım, kaç tane yer var? O nedenle, Artvin çok kıymetlidir, Artvin’i seviyoruz, Artvinli olmaktan gurur duyuyoruz. Artvin cumhuriyet kentidir, Mustafa Kemal’in dizinin, ayaklarının dibinde sonsuza kadar yaşayacaktır diyorum.

Ve sözlerimi bitiriyorken de şunu söylüyorum: Bir Artvinliye sormuşlar Artvinli olmasaydın ne olurdun diye. Çok güzel bir yanıt vermiş, ne demiş biliyor musunuz, “Mahcup olurdum.” demiş.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Artvin Milletvekili Sayın Ertunç Erkan Balta.

Buyurun Sayın Balta. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ERTUNÇ ERKAN BALTA (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konu Artvin, süre üç dakika olunca ne tarafından başlayacağımı bilemiyorum. Cumhuriyet Halk Partili değerli milletvekilinin paylaştığım görüşleri var, onlardan başlayayım. Artvin hakikaten çok özel bir ildir, sadece Türkiye’de değil dünyada özel bir coğrafyadır; iklimiyle, coğrafi çeşitliliğiyle, bitki çeşitliliğiyle, doğal güzellikleriyle Artvin dünyada ender bölgelerden bir tanesidir.

Artvin’in bu coğrafi çeşitliliğinin, bitki çeşitliliğinin yanı sıra bir zenginliği daha vardır; doğal kaynaklar itibarıyla, sularıyla, maden zenginliğiyle de Artvin zengin bir bölgedir, bunun yine doğal bir sonucu olarak da Artvin’de HES projeleri, maden projeleri vardır. Buna tek yönüyle bakarak Artvin’e bir sefer, senede bir defa, üç senede bir defa gidip gezmek ve gözünü tırmalamasın, gözünü rahatsız etmesin diye çeşitli şikâyetlerde bulunmak yahut şimdi parti gruplarının önlerine konulmuş çeşitli sorunları buraya taşımak mesele değildir. Artvin’deki insanlar nasıl yaşayacaklar? Hayatlarını nasıl sürdürecekler? Nüfus sayılarını yıllara göre veriyorsunuz da o nüfusu koruyabilmek için Artvin’de insanlara nasıl iş bulacağız? Bunun sorusunu biz soruyoruz, biz Artvin’e böyle bakıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

Bugün barajlar sebebiyle ki ben bunun mağduriyetini, çilesini… Hiçbir nimet külfetsiz olmaz, elbette ki her türlü yatırımın da külfeti vardır, barajlar sebebiyle de Artvinli pek çok külfete katlanmak zorunda kalmıştır fakat barajlarda on binlerce insan çalışmıştır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Doğası bitiyor, doğası!

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Bugün Yusufeli Barajı’nda 5 bin insan çalışmakta ve bunun yarısı Artvinlidir, yarısı da Yusufelilidir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – E, doğa bitiyor!

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Dolayısıyla “Madene hayır.” derken “Baraja hayır.” derken sayın vekillerime soruyorum: Biz ne yapacağız? Ben avukatım, Cumhuriyet Halk Partili değerli dostum, milletvekilimiz de avukattır, o binlerce insanı büromuzda mı istihdam edeceğiz? Bu insanlar ekonomiye… (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hatibi dinleyelim.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Bu insanların geleceğiyle ilgili… Biz elbette ki Artvin’in güzelliklerini, Artvin’in doğasını, Artvin’in zenginliklerini koruyacağız ama Artvin’de yaşamın sürmesi için de Artvin’e yatırımın gelmesi, Artvin’e mümkünse hiç zarar vermeyecek veya asgari seviyede zarar verecek şekilde o yatırımların gelmesi için büyük bir dikkatle çabalıyoruz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Doğaya zarar verecek şekilde oluyor.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Artvinli hemşehrilerim rahat olsunlar; ulaşımından, sağlığından, eğitimine varıncaya kadar -anjiyo meselesi için, ayrıca gündemde, bir söz alıp cevap vereceğim- her alanda gerçekten de hükûmetlerimiz döneminde olağanüstü yardım almış bir iliz.

OYA ERSOY (İstanbul) – Her tarafı mahvettiniz hükûmetleriniz döneminde, her tarafı; ağaç kalmadı.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Ama öyle bir iliz ki aynı zamanda ürettiği enerjiyle belki de Türkiye’de yani devletten aldığından fazlasını veren nadir illerden de bir tanesiyiz.

Değerli milletvekilleri, değerli dostlarım; şunu özellikle söylemek istiyorum: Gerçekten de Artvin zor bir coğrafyadır, Artvin’e hizmet götürmek önemlidir, bunun için de bizim ekstra bir çaba göstermemiz gerekir. Onu ben de benden önceki milletvekillerimiz de hükûmetlerimiz döneminde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Tamamlıyorum hemen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Anjiyoya da bu ilave zamanda değinirseniz…

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Anjiyo için de Artvin’de -anjiyo ünitesiyle ilgili Sayın Grup Başkan Vekilime de cevap olsun- anjiyo ünitesi kurulmasıyla ilgili de çeşitli girişimlerimiz var.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok mu hâlâ?

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Bu konuda bir talimat verildi fakat şimdi detayına girmeyeceğim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İl merkezinde yok mu? Artvin’de yok mu?

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Bazı teknik tıbbi sorunlardan ötürü o konu biraz gecikmiştir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Anjiyo mu yok?

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Ama şunu bilin: Artvin Türkiye’nin yıldızı olan bir ildir ve büyümeye, gelişmeye de devam edecektir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanağa doğru geçsin: 2021 yılındayız, anjiyo yok Artvin’de.

CAVİT ARI (Antalya) – Yirmi sene oldu, yirmi senede getiremediniz mi?

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Yalnız ben Sayın CHP Milletvekiline de şuradan… Belediyeleri aldığınızla övünmekle kalmayın, iki yılda bu belediyeler ne yaptılar, hangi ilçemizin ne sorununu çözdüler; biraz da onlarla ilgilenin lütfen. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

Halkların Demokrasi Partisindeki arkadaşlara da şunu söylemek isterim…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Demokratik!

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Artvin’le ilgilenmeyin, biz Artvin’e yeteriz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Niye? Niye?

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Biz kendi işimizi yapıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından “Hadi oradan!” sesleri, gürültüler) Siz “Bu ülkeye bir faydamız olsun.” diyorsanız teröre karşı bir tavır alın da bu ülkeye, bu memlekete, Artvin’e de böyle faydanız olsun diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Sen saraya git, saraya!

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sen sarayla ilgilen, sarayla!

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın, yakın zamanda Artvin’i tekrar ziyarete gideceğine ve Artvin merkezde Artvinlilerin ihtiyacı olan anjiyo ünitesinin açılışını hep birlikte yapmayı dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, gerçekten Artvin ilimiz, benim de ata kentim olarak Artvin ili Türkiye’nin en özel, bütün illerimiz özel ama Artvin ayrı bir özel bizim için. Onun için benim Sayın Balta’dan bir ricam var, Sayın Milletvekilimden bir ricam var: Yakın zamanda Artvin’i ziyarete gideceğim tekrar, inşallah gittiğimde Artvin merkezde Artvinlilerin ihtiyacı olan anjiyo ünitesinin hep birlikte açılışını yaparız. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından “Belediyelere de uğra, belediyelere de…” sesleri)

Belediyelerde de ihtiyaç olursa onu da kürsüden söylerim, hiç merak etmeyin arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar, bundan niçin alınıyorsunuz? Gayet güzel, nazikçe talep ettim, birlikte açarız dedim. Keşke hep beraber yapabilsek bunu değil mi, güzel olmaz mı?

Şimdi, belediyeler kısmına, onlara sizin grup başkan vekilleri cevap verir, problem yok yani onda.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Biz de nazik söylüyoruz.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Artvin) – Biz de nazikçe söylüyoruz.

BAŞKAN – Buyurun, kürsüden söz vereyim, oradan söyleyin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Niye veriyorsunuz Başkan?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O, demokrasiyi sevmez. O, seçim iptalini bilir. Abdullah seçim iptalini bilir.

BAŞKAN – Sayın Balta, arzu ederseniz, benim talebim üzerine konuşmak isterseniz bir kez daha söz vereyim size. Benim talebimi bir sataşma olarak değerlendirirseniz kürsüden buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim Sayın Beştaş, bir saniye, müsaade edin.

Buyurun Sayın Balta. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’nın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Artvin) – Sayın Başkanım, Artvinlilerin bir özelliği de -Sayın Vekilimiz Uğur Bey bahsetti- misafirperverliğidir.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Belli biraz önceki konuşmanızdan!

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Sizi Artvin’e bekliyoruz. Ne vesile olmuş olursa olsun -şu Meclisteki- şimdi Genel Kuruldaki gerilim de vesile olmuş olsa da sizi Artvin’de ağırlamaktan büyük memnuniyet duyacağız.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Geren sizsiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, inşallah en kısa zamanda geleceğim.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Dile getirilen konularla ilgili biz var gücümüzle gayret ediyoruz, çalışıyoruz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bizi görmekten niye rahatsız oluyorsunuz?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Vatandaşları ayrıştıran, bölüştüren sizsiniz.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Ben, muhalefet partilerinden de şunu bekliyorum: Artvin zor bir coğrafya, işlerimizi zorlaştırmayın, herkes kendi işine baksın diyorum.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Bir tek siz bilirsiniz doğruyu zaten!

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Yani siz belediyelere sahipseniz Artvin’e nasıl hizmet edeceğinize bakın. Diğer konuları biz adım adım takip etmekteyiz.

Başkanıma davetimi yineliyorum, Artvin’de misafir etmekten de büyük memnuniyet duyacağım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Türkiye partisi olun.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

İnşallah, dediğim gibi geleceğiz. Yani ilk defa gelmeyeceğim, sık sık geliyorum zaten. İnşallah o yatırımı da beraber açarız diyorum orada.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Grubumuza açıkça sataştı. “Artvin’i bırakın, bu HDP’ye mi kaldı?” diyerek bölücülük yaptı aynı zamanda. Sataşmadan söz istiyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bölücüler, bölücüler. Resmen bölücülük yaptı.

BAŞKAN – Buyurun, 69’a göre kürsüden iki dakika söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’nın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve değerli Artvinliler; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“Bölücü” diyenlerin bölücü olduğunu her gün söylüyoruz, bugün ispatladınız; teşekkür ediyoruz. Gerçekten, AKP bu ülkede halkı bölerek, illeri bölerek, doğayı bölerek, talan ederek aslında asıl bölücünün kendisi olduğunu söylüyor. İş bulmak için doğayı talan ediyorsunuz. AKP vekili burada, dört dakika boyunca nasıl iş bulduklarını, nasıl HES yaptıklarını ve iş bulmak için bunu yaptıklarını itiraf etti aslında. Biz doğayı savunuyoruz; siz milyonlarca işsiz yaratıyorsunuz, kendi beşli çetenizi ihya ediyorsunuz. Gelip burada utanmadan, sıkılmadan bir de bize laf ediyorsunuz.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Barajlar yapılmasın mı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bugüne kadar 29 HES yaptınız, 129’dur hedefiniz. Siz, Artvin’i bitirmeye çalışıyorsunuz; aslında doğasını, varlığını, kültürünü yok ediyorsunuz. Ne demek Artvin bizim değil ya? Artvin de bizim Hakkâri de bizim İstanbul da bizim İzmir de bizim. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Bu kadar, bu kadar.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Asıl siz Artvin’e sahip çıkamazsınız. Artvin’e bu kadar kötülük yapan, Türkiye’ye bu kadar kötülük yapan bir iktidar sözcüsü çıkıp “HDP’ye düşmez.” diyemez. Bizim heyetimiz Artvin’de, Hopa’da yüzlerce görüşme yaparak onların sorununu Meclise taşıdı. Biz, nasıl DEDAŞ üzerinde konuşuyorsak dereleri de konuşuruz, Kaz Dağları’nı da konuşuruz.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Terörü de konuşun siz. PKK’yı konuşmuyorsunuz ama.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bu ülkede bölücülüğünüze izin vermeyeceğiz. Ayrıca, Artvin -onları da anmak isterim- Sevgili Kazım Koyuncu’nun, Metin Lokumcu’nun memleketidir, onları da saygıyla ve sevgiyle buradan anmak istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar) Hatipten partimizden özür dilemesini istiyorum, açıkça özür dilemeli. Biz, Türkiye’nin her yerinden oy alan bir parti olarak bu sözleri kabul etmiyoruz ve hatibin özür dilemesini bekliyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan, niçin söz istediniz?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatip kürsüden grubumuza doğrudan bölücülük yaptığı iddiasında bulundu. Bu, açıkça sataşmadır. (HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Laf değil, gerçek, gerçek. Başkan, hayır laf değil, gerçek, gerçek.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Öğrenecekler, Türkiye partisi olamadılar…

OYA ERSOY (İstanbul) – Memleketi bölenler, halkları bölenler gerçek.

BAŞKAN – Evet, 69’a göre kürsüden iki dakika söz veriyorum Sayın Grup Başkan Vekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, tabii bu ülkenin birliğini, beraberliğini savunmak, kutsal Meclis çatısı altında bütün milletvekillerinin, bütün siyasi parti gruplarının üzerine düşen vazifedir.

OYA ERSOY (İstanbul) – Kendi vekilinize mi söylüyorsunuz? Kendi vekiline söyle.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Zira, burada yaptığımız yeminde de Anayasa’ya, ülkemizin milletiyle bölünmez bütünlüğüne, birliğimize, kardeşliğimize, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Alevi’si, Sünni’si 83 milyonun kutsal çatı altında yekvücut yaşamasına dair yemin ettik. Ancak tabii bu birlik ve beraberlik ve istiklalimiz, bu topraklarda payidar olma mücadelemiz, aynı zamanda anayasal hukuk düzenimize sahip çıkmakla beraber ekonomide, üretimde, istihdamda, ihracatta, güvenlikte, diplomaside, bölgesel ve küresel güç olma mücadelesinde, her alanda ülkemizin değerlerine sahip çıkmakla oluyor. Bu anlamda, inanın, bu ülkede enerjide, sağlıkta, ulaşımda belki daha evvel yapılması istenmeyen icraatlara baktığımızda, onlar olmasaydı belki de bugün yaşadığımız bu refah, huzur, birlik ve beraberlik iklimi olmayabilirdi.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ne refahı? Ne huzuru?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ne diyorsun sen ya!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Onun için, elbette, sayın milletvekilimizin yapmış olduğu konuşmada aslında yapmak istediği şu: Her türlü yatırımın, icraatın elbette bir kısım getirisi olduğu gibi bir kısım da külfetleri var.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – En büyük külfet sizsiniz vallahi, en büyük külfet sizsiniz.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bizim de bu külfetleri olabildiğince minimize etme ve milletimizin, ülkemizin yararına olan çalışmaları da maksimum seviyeye yükseltme anlayışımızı net bir şekilde vurgulamaya çalıştı. Bu anlamda, bölgesel veya farklı anlayışla bir ayrımcılığı, bölücülüğü kabul etmediğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – O dili kabul ediyor musun, o dili? O dili kabul ediyor musun?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Vekilinize söyleyin Sayın Özkan.

OYA ERSOY (İstanbul) – Kendi vekilinize söyleyin.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Hangi gruptan olursa olsun milletvekillerimizin her birinin ülkemizin, milletimizin bu topraklarda bekası için, kardeşlik hukukumuz için, barışımız için mücadele etme iradesine sahip çıktığına inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.-YOKLAMA

(HDP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Evet, Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce bir yoklama talebi var, karşılayacağım.

Sayın Danış Beştaş, Sayın Oluç, Sayın Toğrul, Sayın Kaya, Sayın Katırcıoğlu, Sayın Ersoy, Sayın Kılıç Koçyiğit, Sayın Kerestecioğlu Demir, Sayın Işık, Sayın Güzel, Sayın Piroğlu, Sayın Çepni, Sayın Aydemir, Sayın İpekyüz, Sayın Kaçmaz, Sayın Dede, Sayın Paylan, Sayın Hatımoğulları Oruç, Sayın Gaydalı, Sayın Koç.

Evet, yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.13

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım ve yoklama için iki dakika süre vereceğim.

Pusula veren milletvekillerimizin salondan ayrılmaması rica olunur.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından, Artvin ilinin çok boyutlu ekonomik ve ekolojik sorunlarının tespiti ve çözümü amacıyla 31/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Halkların Demokratik Partisi grup önerisi kabul edilmemiştir.

Şimdi, 3 sayın milletvekiline yerlerinden 60’a göre birer dakika söz vereceğim.

Sayın Beko, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, DİSK EMEKLİ-SEN’in kapatılmasının haksız bir karar olduğuna ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde ülkemizde yaşanan, 13 milyon emekliyi ilgilendiren haksız bir karar alınmıştır. Ankara Adliyesinde görülen davayla DİSK EMEKLİ-SEN’in kapatılmasına karar verilmiştir. Uluslararası sözleşmelere göre herkesin sendika kurma hakkı vardır, buna göre emekliler de sendika kurabilirler ancak alınan bu karar emeklilerin örgütlenme özgürlüğüne ağır bir darbe vurmuştur. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa Sosyal Şartı’yla güvence altına alınmış olan sendikalaşma hakkının emeklilere de tanınması çok önemlidir. 5 milyon emeklinin çalışmasından, akşam pazar artıklarını toplamalarından, asgari ücretin altında maaş almalarından, açlık sınırı altında yaşamalarından zevk mi alıyorsunuz ki sendikalarıyla birlikte toplu sözleşme yapmalarını engelliyorsunuz. En kısa sürede Türkiye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gül Yılmaz… Yok herhâlde.

Sayın Gökçel…

30.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, Mersin Kaleköy’de tarım arazilerinin betonlaştırılmak istendiğine ilişkin açıklaması

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Mersinimizde, tarımın kalesi Kaleköy’de tarım arazileri betonlaştırılmak isteniyor. Kaleliler atalarından, dedelerinden kalan topraklarda tarım yapıyorlar ancak bu topraklar TOKİ’nin talebiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından imara açılmak isteniyor. Bu toprakları imara açtırmak istemeyen Kaleköylü hemşehrilerimin itirazlarına rağmen 260 dekarlık tarım arazisi imara açılmaya çalışılıyor. Bölgedeki çok önemli tarım alanlarından biri olan Kaleköy’ü beton baronlarına peşkeş çekmek isteyenleri Atatürk’ün bir sözüyle uyarmak istiyorum: “Arkadaşlar, gidip Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç bizi yenemez.” Siz de yenemeyeceksiniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

31.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, salgın sürecinde usta öğretici ve ücretli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Salgın sürecinin başında, 16 Mart 2020 tarihinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı tüm kurumlar kapatıldı. Sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler idari izinli sayıldı ancak usta öğreticiler ve ücretli öğretmenler bu kapsamın dışında tutuldular. Kursa henüz başlamamış usta öğreticiler mart ayı itibarıyla ortada kaldılar. Şu an Türkiye genelinde, tüm illerde belli başlı bir iki kurs açılmış olmakla birlikte büyük çoğunluğun mağduriyetleri devam etmektedir. Usta öğreticiler, her yaştan kursiyerlerin el becerilerini geliştirerek, yeteneklerini açığa çıkararak, kazandırdıkları becerileriyle üreterek ülke ve aile ekonomisine katkı sunmalarını sağlamaktadırlar. Haftalık kırk saat açılan kursların karşılığı asgari ücretten bile az olan ve ekonomik, sosyal ve sağlık sorunlarıyla baş başa kalan yaklaşık 90 bin ücretli usta öğreticinin özlük haklarının iyileştirilmesi ve işlerinin güvence altına alınması konusunu Millî Eğitim Bakanlığına iletiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve arkadaşları tarafından, demir yolu taşımacılığının geliştirilmesi ve sanayi bölgeleriyle entegrasyonunun sağlanması amacıyla 29/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 31 Mart 2021 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

31/3/2021

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 31/3/2021 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                         Özgür Özel

                                                                                            Manisa

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Tokat Milletvekili Kadim Durmaz ve arkadaşları tarafından, demir yolu taşımacılığının geliştirilmesi ve sanayi bölgeleriyle entegrasyonunun sağlanması amacıyla 29/3/2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (2440 sıra no.lu), diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 31/3/2021 Çarşamba günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Tokat Milletvekili Sayın Kadim Durmaz.

Buyurun Sayın Durmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkelerin toplumsal refah odaklı sürdürülebilir bir kalkınma anlayışının vazgeçilmez parçası sağlıklı, nitelikli bir ulaşım politikasıdır. Demir yolu ağının geliştirilmesi millî gelirin artışıyla, üretim ve tarım yatırımlarıyla, sanayinin gelişmesiyle doğru orantılıdır. Firmalarımızın üretim maliyetlerinin azalması ve uluslararası rekabet için demir yolu taşımacılığı kaçınılmazdır. Ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve değerli arkadaşlarının genç cumhuriyetin sanayi ve kalkınma hedefinin ilk adımının demir yolu ağlarını geliştirmek olduğunu bir kez daha hatırlatırım.

Bakın, 1931’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk: “Demir yolu bu memleketin tüfekten toptan daha emniyetli bir silahıdır.” diyor. “Demir ağlarla ördük, ana yurdu dört baştan/Türk’e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri!” diye Onuncu Yıl Marşı’mızda ne güzel ifade etmiştir bunu. Demir yolu taşımacılığı demek ilerleme, gelişme, kalkınma ve üretim demektir. Ülkemizde 1950 yılında demir yoluyla taşıma oranı yolcuda yüzde 4, yükte ise yüzde 78’di. 2018 yılına geldiğimizde yolcuda yüzde 1,2; yükte ise yüzde 4,8’e gerilemiştir. Bugün bu oran ÇEK Cumhuriyeti’nde yüzde 44, Avusturya’da yüzde 43,9; Macaristan’da yüzde 41,3; Romanya’da yüzde 33,6; Polonya’da yüzde 29,7. Türkiye olarak, yüzölçümüyle kıyasladığımız zaman, bu 6 ülke arasında maalesef sonuncu durumdayız. İşte “Son yirmi yıla damga vurduk.” diyen AK PARTİ iktidarının ülkemizi getirdiği nokta.

Atatürk zamanında yapılan demir yolu 4.074 kilometre. Arkadaşlar, bundan sonraki altmış beş yılda ise sadece 1.510 kilometre demir yolu yapılabilmiştir. 1923-1950 yılları arasında, savaştan çıkmış Türkiye’nin mali kaynak ve teknolojik olanakları ile günümüz Türkiyesinin olanakları ve teknolojileri karşılaştırıldığında, yarım asrı aşkın bir sürede ne acı ki ray döşeme yok gibidir.

Demir yollarının daha az enerjiyle daha fazla yolcu ve yük taşıdığını hepimiz bilmekteyiz. 1 kilometre kara yoluna yapılacak harcamayla 5 kilometre demir yolu yapılabilmektedir. Yüksek hızlı demir yolunun kilometre maliyeti 1,4 milyon dolar, ömrü ise otuz yıl; bölünmüş yolun kilometre maliyeti 1,5 milyon dolar, ömrü ise sadece on beş yıldır. Demir yollarının hava kirliliğindeki payı yüzde 5 iken, sizin özendiğiniz kara yolu taşımacılığının payı yüzde 85 düzeyindedir. Artık duble yol yapmakla övünmeyin.

Yatırım almayan, üretmeyen, tükettiğini satamayan, sanayi merkezlerinin derdine çözüm bulmayan iktidarların ülkeyi getirdiği nokta 70 sente muhtaç bir ülkedir. AK PARTİ iktidarı, kur farkıyla, garanti ödemelerle zengin ettiğiniz şirketler yerine, yönünüzü, millî ekonomiye katkısı tartışılmaz olan demir yoluna ve limanlara ulaşmak için çaba sarf eden organize sanayi bölgelerine dönmeniz için bu ülkede daha ne yapılması lazım? Ödediğiniz 61 milyar kur farkı yerine Aksaray ilimizin 86 kilometrelik ulaşımla Mersin Limanı’na ulaşmasını… Hatta bunu isteyen organize sanayi bölgesi müteşebbislerine “Biz size bu yolu yaparız ama ondan sonra da uzaya yol istersiniz.” deyip alay eden anlayıştan da vazgeçmeniz lazım. Değerli arkadaşlar, bu, devam ediyor. Aksaray’a gittiğimizde gördük, önce otobanın yerini değiştirip o ile bir zarar vermişsiniz. Yetmiyor, Çorum Organize Sanayi Bölgesi 1 milyar doların üzerinde ihracat yapıyor ancak ne Samsun Limanı’na ne de Yozgat üzerinden Akdeniz’e inebiliyor. İşte, ülkenin mal varlıklarını bir bir Londra’daki tefecilere teminat olarak verip bu ülkenin kaynaklarını faize öderken bu demir yollarına önem verdiğiniz zaman bunlardan bu ülkenin kurtarılacağını hep beraber göreceğiz.

Yine, değerli arkadaşlar, Türkiye-İran D100 Transit Yolu; İstanbul’dan başlayıp Gürbulak’ta biten, Amasya, Taşova, Erbaa, Niksar, Reşadiye’den giden bu yolun da güzergâhı değişiyor. Buralar mağdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

KADİM DURMAZ (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Ama buradaki organize sanayi bölgelerinde 5 binin üzerinde, yeni yatırımlarla çok kısa sürede 10 bine yaklaşan insan evine ekmek ve aş götürecektir. O yüzden buranın demir yolu bağlantısının da yapılması lazım.

Tokat-Turhal arası toplam 40 kilometre, Tokat Organize Sanayi Bölgesi ve Turhal’daki istasyon arası. Buranın da bir an önce dikkate alınması lazım. Hani söylediğimiz birtakım yandaş şirketlere ödediğiniz kur farkıyla arkadaşlar, Tokat’ın sorunu olan Çamlıbel Tüneli’ni, beş yıldır bağlayamadığınız Tokat-Niksar yolunu ve kuzey-güney aksında Türkiye’nin 18 yolu var; bağlanamayan 2 yolun biri İnebolu-Kastamonu, diğeri Ünye-Akkuş-Niksar yolunun da yapılacağını bilmenizi isterim. Eğer bu ülkeyi müreffeh, kendi ihracatıyla başı dik, emperyalist güçlere de boyun eğmeyen bir ülke yapmak istiyorsak demir yoluna önem vermeniz gerekiyor, bu önergeyi de ortak bir anlayışla el kaldırıp kabul etmeniz gerekiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Hepinizi saygıyla selamlıyor, desteklerinizi bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ Parti Grubu adına söz talep eden Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, demir yolu taşımacılığıyla ilgili, arkadaşımızın verdiği araştırma önergesini desteklediğimizi baştan ifade ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Tabii, demir yolu dediğimiz zaman, Türkiye’yi doğudan batıya, kuzeyden güneye ve bütün limanlara bağlayan demir yollarından bahsediyoruz. Maalesef ülkemizde umduğumuz seviyede mi? Değil. Bugün demir yolu taşımacılığının, taşımacılık sektöründe en uygun, deniz yolundan sonraki en uygun taşıma ücretine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ama şunu söyleyeyim: Mesela, Samsun-Sarp demir yolu; mesela, Erzincan, Gümüşhane üzerinden Trabzon demir yolu; yine, güneyden kuzeye, kuzeyden güneye giden demir yolları hâlâ yapılmış değil.

Değerli milletvekilimiz ifade etti, cumhuriyetin ilk yıllarında, bakın, Sivas’ın Kalın ilçesinden Samsun’a 387 kilometrelik mesafeyi altı yılda yapmışız o günün teknolojisiyle. Biz daha bugün altı senede bu hattın sadece iyileştirme çalışmalarını ancak sonuçlandırabildik. Şu an deneme seferleri yapılıyor, inşallah, ümit ediyorum, bir an önce devreye girer. Bunun önemini anlatmaya gerek yok.

Tabii, Hükûmetin yaptığı güzel şeyler de var: Kars-Tiflis-Bakü demir yolu. Bugün biz buna tarihî İpek Yolu da diyoruz, ipek demir yolu da diyoruz. Bu bağlantıyla beraber Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar demir yoluyla bir şekilde bu hat tamamlanmış oldu. Ama bunun yan bağlantıları yerine getirilmediği sürece bunun çok da büyük bir önemi olmadığını buradan ifade ediyorum. Ümit ediyorum ki devlet demir yollarına gerekli önemi verir.

Tabii, “taşımacılık” deyince bugün kara yolu taşımacılığından da bir miktar bahsetmek istiyorum. Çünkü biz bugün iç taşımaların yüzde 90’ını kara yolu marifetiyle yapıyoruz. Bugün özellikle pandemi sürecinde on binlerce kişi bu konuda işsiz kalmıştır. Yani araçlar bugün, yurt dışına çıkmaktan, mevzuattan kaynaklanan problemler dâhil, yurt içindeki paralı yolların rakamlarını bile karşılamaktan maalesef çok uzaklar. Yani bugün özellikle nakliye sektöründeki akaryakıt zamları, hepinizin bildiği gibi yine bunlarla ilgili ÖTV’ler… Nakliyecilerimiz diyor ki: “Taksicilere, toplumun her kesimine belli katkılarda bulundunuz, hiç olmazsa kamyoncular da mesela ÖTV’lerini pandemi sürecinde, 2021 yılı içerisinde ödemesin." Paralı yollar çok arttı. Bugün Osmangazi Köprüsü yüzde 25 zamlandı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü yine aynı şekilde kamyonlar için 137 liradan 170 liraya çıktı, tırlar için son olarak 213 lirayı buldu. Belge fiyatları K1, K2 belgeleri 10 bin liradan 20 bin liralara çıktı. Yani bu maliyetlerle bizim kamyoncularımızın, tırcılarımızın uluslararası arenada rekabet etme şansları çok zor. Bu konuda net desteğe ihtiyacımız var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Yine, uluslararası arenada mesela biz Azerbaycan'da yaklaşık 600 dolar, 720 dolar yol kullanım ücreti ödüyoruz, İran’da ödüyoruz ama maalesef onlar Türkiye'deki kara yollarını kullanırken bu rakamları ödemiyorlar. Bir de bunun yanı sıra mesela ateşli ürün taşıyormuşuz gibi, adının üzerinde “iplik” olsun yani yanıcı ne olursa olsun özellikle Azerbaycan'da bununla ilgili de artı 100 dolar para ödüyoruz. Bunlar nakliyecilerimiz için önemli rakamlar. Özellikle Asya’ya gönderdiğimiz tırların -Türkmenistan da dâhil- giriş-çıkışlarında ciddi problemler var. Yani bu konunun, bu ulaşım konusunun, nakliye konusunun, demir yolunun ciddi bir şekilde ele alınması lazım. Bugün ihracattan bahsediyoruz, ithalattan bahsediyoruz, üretimden bahsediyoruz. Nereye dokunursanız dokunun üretim noktasından pazar noktasına kadar bu ürünün taşınması lazım. Dolayısıyla, bunların çok ciddi problemleri var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) - Bunların da Meclis tarafından kesinlikle araştırılması lazım gelir diyorum.

Bu önergeye olumlu oy kullanacağımızı şimdiden ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grubu adına söz talep eden Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, demir yolu taşımacılığı, sanayinin gelişmesi, şehirlerin yatırımcı çekebilmesi, istihdam ve ekonomik iyileşme açısından büyük bir önem taşımaktadır. Gerekçede de bahsedildiği gibi, maalesef Türkiye'de hem yük hem de yolcu taşımacılığı açısından demir yolu taşımacılığı gün geçtikçe azalmaktadır. Çünkü intermodal taşımacılık ağı oluşturma fikri yaygın değildir.

Aynı zamanda, demir yolu taşımacılığında tüm dünyada belirgin bir standart bulunmamaktadır. Dünya hava yolu ulaşımı ortak bir dile kavuşmuş durumdadır. Demir yolu ulaşımı maalesef ülkelere göre farklılık göstermektedir. Bakıldığı zaman, hava yolu taşımacılığı tüm dünyada ortak bir dil tutturmuş ve altyapısını uluslararası standartlara göre yapmaktayken demir yolu ulaşımı ülkelere göre farklılık göstermektedir. Bu doğrultuda, Avrupa’da birçok ülke, demir yolunu ortaklaştırabilmek adına “European Rail Traffic Management System” veya “ERTMS” olarak bilinen Avrupa demir yolu ulaşım sistemi kurmuştur. Avrupa’da 35 ülke bu altyapıyı tamamlıyor veya tamamlamak üzere. Türkiye'de de bu yönlü bir çalışma olduğunu tahmin ediyoruz, daha doğrusu ümit ediyoruz. Fakat altyapı konusunda yeterli değildir.

Türkiye'de popülizmin bir aracı hâline dönüşen demir yolu taşımacılığının asıl amacı güvenli ulaşım değil rant ve gösteriştir. Türkiye’de hâlâ 1930’lu yıllardan kalma rehabilite edilmemiş altyapılar mevcuttur. Bize göre kesinlikle araştırılması gereken bir konu; istihdam açısından, güvenlik açısından, ekonomik açıdan, şehirlerin ticari gelişmesi açısından oldukça önemlidir. Fakat iktidar buna “Hayır.” der çünkü özelleştirme konusu olan bir alandan bahsediyoruz. İktidar bir şeyi özelleştirecekse önce alanın içini boşaltıyor.

Şimdi, bildiğiniz gibi 24/4/2013 tarihinde 6461 sayılı Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun çıkarılarak kanunun nihai tasfiye süreci de başlatılmıştır. Ankara Garı alanı dâhil birçok saha özelleştirilerek elden çıkarılmaya başlanmıştır. Yap-işlet-devret projesi adı altında Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı yolcu garantili olarak ihale edilmiş, 29 Ekim 2016’da hizmete açılan garla ilgili ihale kapsamında on dört yıl boyunca 1,5 dolar artı KDV ve 106 milyon yolcu garantisi verilmiştir.

Şimdi, yolcu taşımacılığı özelleştirilmek isteniyor; maliyeti kurtarsa ve talip olsa o da anında özelleştirilecek. O yüzden demir yollarıyla ilgili fazla bir çalışma yapılmak istenmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları bu sürece “Ben altyapıyı yapayım, sonra gelsin şirket yük ve yolcu taşısın, bana parasını ödesin.” mantığıyla yaklaşmakta. Bu vizyon çerçevesinde demir yolu taşımacılığının ilerlemesi mümkün değildir. Mesela önergede istihdam boyutundan bahsedilmiş. Ne Bakanlığın ne de Devlet Demiryollarının böyle bir kaygı taşıdığını düşünmüyoruz. Çünkü mevcut personeli dâhi vekâlet usulü geçici görevlendirmelerle çalıştıran bir yapıdan bahsediliyor. Umarım sorunlar bir an önce çözülür. Başta bölgesel eşitsizliklerin ortadan kalktığı, sanayi ve istihdamı hedefleyen ve uluslararası standartlara uygun bir demir yolu ağı geliştirecek bir vizyon ortaya çıkar. Ulaştırma alanında hava, kara, deniz ve demir yolu ulaşım entegrasyonu sağlanmalı ve ekonomik bir şekilde çalıştırılmalıdır. Tabii ki, bu alanda demir yoluna ağırlık vermemiz ve kara yolunu kısa mesafeler için kullanmamız en ekonomik ve mantıklı yoldur.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Karabük Milletvekili Sayın Cumhur Ünal… Yok.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

BAŞKAN – Şimdi 3 sayın milletvekiline yerlerinden birer dakika söz vereceğim.

Sayın Gürer…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, atanamayan gıda mühendislerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Gıda güvenilirliği herkesi ilgilendiren bir konudur. Denetime tabi gıda üretimi ve tüketimi yapılan işletmelerin denetlenmesi, gıda analizlerinin yapılması için kamu ve özel sektörde gıda mühendislerinin sayısı artırılmalıdır. Sürekli çözüm için atama bekleyen ziraat mühendisi, veteriner ve gıda mühendislerinden oluşan, bilgiye dayalı sorunla mücadele edecek daha güçlü bir yapı oluşturulmalıdır. Taklit ve tağşişle ilgili denetimlerin sürekli ve düzenliliği için gıda mühendislerinden en az 10 bin atama bir an önce yapılmalıdır. Ne yediğimizi, ne içtiğimizi bilmemiz için denetimlerin sıklaştırılması şarttır. Bugün atama bekleyen gıda mühendisleri ziyaretime geldiler, ciddi anlamda bir mağduriyet vardır. İktidar, atanamayan gıda mühendisleriyle ilgili bir an önce kararını verip en az 10 bin atamayı sağlamalıdır diyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aycan.

33.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, yaşlılara sosyal ve psikolojik destek vererek daima yanlarında olmamız gerektiğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, 2020 yılında 65 yaş üstü nüfus 8 milyona ulaştı; bu, tüm nüfusun yüzde 9,5’u demektir. Buna göre artık Türkiye genç nüfuslu bir ülke değildir, yaşlanıyor ve bağımlı yaşlı nüfusumuz artmaktadır. Bu duruma hazırlanmak gerekir. Büyüklerimize yönelik sağlık ve sosyal hizmetleri artırmalıyız, büyüklerimize sahip çıkmalıyız, onları hayatın içinde tutmalıyız, aktif olmalarını, kendi sosyal çevreleri içinde yaşamalarını sağlamalıyız. Yalnız yaşayan, bakıma ihtiyacı olan büyüklerimizi tespit etmeli, evde bakım hizmetlerini ulaştırmalıyız, sağlıklarını izlemeliyiz. Aile Bakanlığı ve belediyeler evde bakım hizmetlerini artırırken yaşlılara sosyal ortam ve onların yapabileceği uğraşılar sağlamalıdır. Yaşlarına uygun spor yapmalarını sağlamalıyız, sosyal ve psikolojik desteği vermeliyiz ve daima yanlarında olmalıyız.

BAŞKAN – Sayın Koç…

34.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un, Ağrı Belediyesinde Genel-İş Sendikasına üye oldukları için işten çıkarılan işçilerin derhâl işlerine geri alınmalarını beklediklerine ilişkin açıklaması

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ağrı Genel-İş Sendikasının aktarımına göre 30 Mart tarihinde Ağrı Belediyesinde çalışan 3 temsilcinin iş akitleri, hiçbir gerekçe gösterilmeden, sendika faaliyetlerinden dolayı belediye tarafından feshedilmiştir. Bu 3 işçi sadece Genel-İş Sendikasına üye olmaları ve sendika çalışmaları yürütmeleri nedeniyle işten çıkartılmışlardır.

İşçiler, Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğünde gece gündüz demeden halka hizmet eden belediyeye ait dolmuşları kullanıyorlardı. 30 Martta Belediye Başkanı Savcı Sayan bu 3 işçiyi yanına çağırarak “Siz DİSK Başkanının paylaşımlarını beğeniyorsunuz, bu nedenle iş akitlerinizi feshediyorum.” demek suretiyle işlerine son vermiştir.

Bu uygulamaları kabul etmiyoruz, işçilerin derhâl işlerine geri alınmalarını bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

IX.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi ve İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi (2/2972) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 220) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde gruplar adına yapılan konuşmalar ile şahıs adına 1 milletvekilinin konuşması tamamlanmıştı.

Şimdi, şahıslar adına ikinci konuşmayı vermeden evvel, şahısları adına konuşmalardan sonra soru-cevap işlemi yapacağımız için, dün sisteme giren arkadaşları tekrarlıyorum, eğer sisteme girmemişlerse lütfen sisteme girsinler: Sayın Beko, Sayın Kayışoğlu, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Tığlı, Sayın Erbay, Sayın Sümer, Sayın Girgin; sisteme girerlerse şahıslar adına yapılacak konuşmadan sonra kendilerine söz vereceğiz.

Şimdi, şahıslar adına son konuşmacı, Konya Milletvekili Sayın Leyla Şahin Usta.

Buyurun Sayın Usta. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 220 olan Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken 31 Mart 2015 tarihinde hain bir saldırıyla şehit edilen Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı şehadetinin 4’üncü yılında rahmetle ve minnetle anıyorum; tüm ailesine, sevenlerine ve milletimize bir kez daha başsağlığı diliyorum.

Savcımızı şehit eden terör örgütü DHKP-C terör örgütüdür. En son, Boğaziçi Üniversitesinde eylem yapmaya çalışırken yakalanan aynı örgüt, DHKP-C terör örgütü. Birilerinin “masum öğrenci eylemleri” dediğiniz…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Kimden bahsediyorsunuz ya? Öğrencilere iftira atmayın. Gençlik düşmanısınız.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – İyi de sana ne oldu? Sana ne oldu yani?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Gençliğin düşmanısınız.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – İşin arkasında, bizim vatan evladımızı şehit eden, savcımızı şehit eden bu DHKP-C terör örgütünün olduğunu hatırlatmak istiyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Gençlere iftira atmayın.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ya, sana ne oldu, sana?

HÜDA KAYA (İstanbul) – İftira atıyorsunuz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) - PKK’ya konuşuyor, sana ne oluyor ya?

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bu terör örgütünü de sizin gibi savunucularını da destekçilerini de lanetle kınıyorum.

BAŞKAN – Sayın Usta, Genel Kurula hitap edin.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yok öyle bir şey. Yalan konuşuyorsun!

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen...

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bunu bugün bu vesileyle söz almış olarak…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Gençlere iftira atmayın, mahvettiniz hayatlarını.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – …Sayın Mehmet Selim Kiraz’ı saygıyla anarken bu terör örgütünü de haklı olarak lanetlemek hepimizin hakkıdır. Varsa cesaretiniz siz de…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Gençlerin hayatını mahvettiniz. Düz kafayla gitmeyin böyle. Türkiye’yi batırdınız!

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Boğaziçi’nde…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ya, bir sussana kardeşim!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Batırdınız Türkiye’yi!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) - Susun, konuşma yapıyor burada. Allah Allah!

BAŞKAN – Arkadaşlar, sayın milletvekilleri… Sayın Çepni, Sayın Kaya, lütfen…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Varsa söyleyeceğiniz çıkar DHKP-C terör örgütüne söylersiniz, cesurca çıkar söylersiniz.

HÜDA KAYA (İstanbul) – O gençlere kurban olun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, kürsüden böyle hakaret etmek yok, yok.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ne hakareti ya!

BAŞKAN – Sayın Usta, Genel Kurula hitap edin lütfen.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Oradaki eylemlerde yakalananların hepsinin DHKP-C’li olduğunu siz de en az benim kadar çok iyi biliyorsunuz.

HÜDA KAYA (İstanbul) – İftira atmayın.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bu savcımızı şehit eden örgütle aynı elemanların bugün sahada olmasının tek bir müsebbibi varsa burada siyaset adı altında sizin gibi terör seviciler ve savunuculardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yalan söylüyorsun! Boğaziçi’ni karıştırma, Boğaziçi’ni karıştırma.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Sizleri de lanetle kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya ama böyle bir laf yok yani.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Evet, bugün…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen ne biçim konuşuyorsun ya?

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Nasıl konuşacağımı size sormuyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Terör sevicisi sensin! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Ben, DHKP-C terör örgütünü lanetlediğimi söylüyorum. Siz bu terör örgütünün arkasındaysanız böyle rahatsız olursunuz işte. (HDP sıralarından gürültüler)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Yalan!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın Çepni…

HALİL ETYEMEZ (Konya) - PKK’ya…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Terbiyeli ol önce! Önce terbiyeli ol!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Öyle bir şey yok.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Boğaziçi’nin arazisi…

BAŞKAN - Sayın Kaya…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Eğer bu terör örgütüyle bağlantın yoksa hiçbir şekilde de gocunmazsın, üstüne alınmazsın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sensin o çünkü.

BAŞKAN – Sayın Usta…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Ben DHKP-C terör örgütünü lanetliyorum dediğimde niye ayağa kalkıyorsunuz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Usta…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Demek ki yaranız var, gocunuyorsunuz. Demek ki bu terör örgütüyle bağlantınız var ve bundan mahcupsunuz.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yara sizin içinizde.

BAŞKAN – Sayın Usta, lütfen Genel Kurula hitap ediniz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Evet, bugünkü konumuz tam da bununla ilgili.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Her zaman yaptığın tavır bu senin.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hakkında… Kamu görevlileri…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Boğaziçi…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Ya, niye üstünüze alınıyorsunuz ben anlamadım ki?

HÜDA KAYA (İstanbul) - Hiç üstümüze alınmıyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, sen doğrudan söylüyorsun.

BAŞKAN – Sayın Usta, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Ben, DHKP-C terör örgütünden bahsediyorum.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Yalan söylüyorsunuz!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – DHKP-C…

BAŞKAN – Sayın Usta, siz Genel Kurula hitap edin.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Siz, terör örgütü mensubu musunuz?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Evet, evet, sataşma…(AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Öyle mi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, doğrudan bunu söylüyor.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, müdahale edin lütfen.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Usta…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Sayın Başkan, Filiz Kerestecioğlu açıkça “Evet, ben bu terör örgütünün mensubuyum.” diyerek milletin huzurunda kendisini itiraf etmiş bulunuyor.

BAŞKAN – Sayın Usta, bir müsaade eder misiniz. Bir müsaade edin Sayın Usta, bir saniye bekleyin, zamanınıza ekleyeceğim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – İftira ediyor, iftira!

BAŞKAN - Sayın Kaya, eğer söyleyecek bir sözünüz varsa kürsüde size söz vereceğim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Söz istiyorum.

BAŞKAN - Arzu ederseniz sataşmadan dolayı da söz vereceğim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Tamam.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – PKK’yı suçluyor, kınıyor, sen oradan cevap veriyorsun. DHKP-C…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, doğrudan…

BAŞKAN - Lütfen konuşmacıyı….

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, hatibi konuşturmuyorlar sabahtan beri.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, hatip kürsüde, sizden rica ediyorum, hatip konuşmasını tamamlasın…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Ben burada konuşurken lütfen saygıyla dinlemenizi, sonra söz hakkınızı kullanacağınızı söylüyor Başkan.

BAŞKAN – Sayın Usta, müsaade eder misiniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, “Sizi lanetle kınıyorum.” dedi. Özür dilemesini istiyorum. (AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Hayır.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – PKK’ya, DHKP-C…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bize söyledi, bize.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Nasıl söz alabiliyor burada, kürsüde konuşmacı var.

HÜDA KAYA (İstanbul) – İftira atıyorsunuz, iftira.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – DHKP-C…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bize söyledi, bize. Hayır, hayır…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – “DHKP-C’yi kınıyorum.” dedi, oradan savundu…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hayır, hayır bize dedi. Tutanakları çıkaracağız.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Çıkarın bakalım, karşıdan kim konuşmuş görelim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Görelim.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – DHKP-C terör örgütünü…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, tutanaklara bakarız. İnanın gürültünüzden…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bence konuşmaya çalıştıkça…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, gürültüden anlaşılmıyor burada hiçbir şey.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Tutanakları istiyoruz.

BAŞKAN - Sizden rica ediyorum, arkadaşlardan da milletvekili arkadaşlardan da rica ediyorum.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sizin arkadaşınız konuşmaya başladı “Kınıyorum.” derken. “DHKP-C’yi kınıyorum” dedi…

BAŞKAN – Sayın Etyemez…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Siz iftira ediyorsunuz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – “Öğrencilere iftira…”

BAŞKAN - Sayın Özkan, lütfen… Hatibin konuşmasına…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – DHKP-C…

BAŞKAN – Sayın Etyemez, lütfen, rica ediyorum.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bakın, ben aynen şunu söyledim: “Boğaziçi Üniversitesinde…

BAŞKAN – Sayın Usta, konuşmanıza devam edin ve lütfen Genel Kurula hitap edin.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Tamam.

“…eylem yapmaya çalışırken yakalanan DHKP-C terör örgütü, Mehmet Selim Kiraz’ı, savcımızı öldüren, şehit eden örgütün ta kendisidir.”

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yalan, yalan, yalan!

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – “Bu terör örgütünü de destekçilerini de savunucularını da sonuna kadar lanetle kınıyorum.” dedim. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Bunun üzerine siz ayağa kalktınız. “Siz terör örgütünün savunucusu musunuz?” “Evet.” dediniz. “Sizi de lanetle kınıyorum.” dedim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ya alakası yok… Lafını bil! Lafını bil!

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bu da benim en doğal hakkım. Eğer siz bunu söylüyorsanız, benim de sizi kınama hakkım var, kusura bakmayın.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Usta, bir kez daha uyarıyorum sizi. Sayın Usta, lütfen Genel Kurula hitap edin ve karşılıklı konuşmayın.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Peki Başkanım. Evet, ben de sataşma istemiyorum.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkanım, bu tarafı da davet edin lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bizi lanetle kınıyor ya! Ne diyorsunuz Sayın Özkan?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ya, o başka…

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Dün önemli bir kanunla ilgili görüşmede aynı konuyla maalesef…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Bana “Terör örgütü üyesi misin?” diyor ya!

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Siz de “Evet.” dediniz. (HDP sıralarından gürültüler)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Saygısız ya!

BAŞKAN – Sayın Kaya, rica ediyorum. Tutanakları alacağım, öyle bir cümle kullanmışsa gereken yapılır, merak etmeyin. Lütfen, rica ediyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Tetikçi, tetikçi, tam tetikçi!

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Sayın Başkanım, tutanaklara ihtiyacınız yok, ben açıkça söyledim, sordum, cevap verdiler, ben de “Sizi lanetle kınıyorum.” dedim.

BAŞKAN – Bakacağız. Siz devam lütfen Sayın Usta.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Gocunacak hiçbir şeyim yok, söylediğimin sonuna kadar arkasındayım.

Kamu görevlileri, görevleri her ne olursa olsun Anayasa’mıza ve kanunlara riayet ederek devletin menfaatlerini korumakla yükümlüdürler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na aykırı olan, ülkemizin bağımsızlık ve bütünlüğünü bozacak herhangi bir teşekküle, gruplanmaya ve örgütsel yapıya iltisak edemezler. Devlet memurları, hiçbir ayrım gözetmeksizin belirli bir zümre veya çıkarı üstte tutarak davranış sergileyemezler, ideolojik ve benzeri amaçlı beyanlarda bulunamazlar. Bu ve bu hükümleri destekleyici hususlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda açıkça ifadeyle düzenlenmiştir.

İşte, söz konusu kanunun içerisinde devlet memurlarının yapmakla ve riayet etmekle yükümlü oldukları konulardan bahsedilirken kamu görevine girişte görevlerin her birine has, özel yahut genel niteliklere sahip olunup olunmadığını tespit için araştırma yapılmasına da ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kanunun hazırlanmasındaki temel gerekçe, oluşan hukuk boşluğunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarında gösterdiği gerekçeler de dikkate alınarak, adil ve tarafsız bir güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sisteminin kurularak giderilmesidir. Kanun hazırlanırken Anayasa Mahkemesi iptal kararları, mevcut uygulama tecrübeleri, diğer ülke mevzuatları, yargı kararları incelenip dikkate alınmış ve düzenlemenin, değişiklik taslağı yerine yasa yapım tekniğine daha uygun olacağı düşünülerek müstakil bir kanun olarak yapılması da tercih edilmiştir.

Tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de araştırmalar “güvenlik soruşturması” ve “arşiv araştırması” şeklinde isimlendirilerek gerçekleştirilmektedir. Görev için aday olan kişinin görev niteliklerine sahip olup olmadığının tespiti için ise elbette böyle bir araştırma elzem hâldedir. Buradaki önemli nokta şudur ki kamu hizmetine alımda görevin gerektirdiği genel ve özel niteliklerden başka bir ayrım gözetilemez.

Kanun teklifimizde temel olarak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yapılmasına ve elde edilecek verilerin kullanılmasına ilişkin temel ilkeler, kimler hakkında yapılacağı, araştırma konusu edilecek bilgi ve belgelerin neler olduğu, bu bilgilerin ne şekilde kullanılacağı, hangi mercilerin soruşturma ve araştırma yapacağı, değerlendirme komisyonu, veri güvenliği ile verilerin saklanma ve silinme süreleri de düzenlenmektedir.

Kanunda belki en önemli başlık olabilecek bu konu yani verilerin saklanma ve silinme süreleri kesin bir netliğe kavuşuyor. Elde edilen veriler en fazla iki yıl süreyle saklanabilecek, mahkemeye başvuru olması durumunda silinemeyecek ve mahkemeyle bütün bu verilerin paylaşılması şartı da getiriliyor.

Araştırma kapsamında ulaşılan verilerin kullanımı, korunması, saklanması, silinmesi, güvenliği için gerekli tedbirler düzenlenmiş, aykırılık durumunda da cezai hükümler öngörülmüştür.

Getirdiğimiz kanun teklifinde güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kapsamını netleştirerek çerçevesini kanunla belirliyoruz. Bu kanunla insan haklarının en temel ilkelerinden biri olan kişi güvenliği noktasında kişisel veri güvenliğinin teminat altına alınması, özel hayatın gizliliğinin korunması da sağlanmıştır. Aynı zamanda, şeffaflığın sağlanması ve kamu alımlarında keyfîliğin önüne geçilmesi için, kamu görevine talip olan kişinin pozisyonuna göre güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması yapılacağı önceden belirlenmiş ve ilan edilmiş olacaktır. Örneğin, polis olmak isteyen bir kişinin hangi soruşturmalardan, hangi araştırmalardan geçeceği tek tek belirlenmiş ve elde edilen verilerin hangi amaçla, ne süreyle, ne kadar kullanılacağı belirlenmiş ve kişinin bunları bilerek başvuru hakkına sahip olduğu da kanunda netleştirilmiş olacaktır.

Yine, teminat altına alınan kişisel verilerle ilgili suç ve kabahat işlenmesi hâlinde -bu çok önemli, yeni bir gelişme, kanundaki yeni düzenlememiz- cezai hükümler getirilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bu elde edilen verileri amacı dışında kullanan kişilerle ilgili hem cezai hükümler getiriyoruz hem de ilave olarak 1 milyon TL’ye varan idari para cezalarını hükme bağlamış oluyoruz. Tüm kanunlarımızda olduğu gibi bu kanunla da hedefimiz, insana hizmet etmek, hak ve sorumluluklar dengesini güvenceye oturtmaktır; şeffaf ve adil bir yönetim anlayışının hem birey hem de devlet açısından uygulanmasını da sağlamaktır.

Getirdiğimiz bu kanunla ilgili olarak inşallah hayırlı olmasını temenni ederken, daha öncesinde Komisyonda da birtakım tartışmalarla gündeme gelen sıhri hısımlıkla ilgili araştırma kısmında çalışmalarımızı yapıyoruz, bu konuda önergemizde sıhri hısımlık araştırmalarının çıkarılmasını bizler de uygun görüyoruz.

Yine, Komisyon üyeleriyle ilgili -muhalefetimizle de bu konuda yaptığımız tartışmalarla beraber- üyelerin kimler olacağının daha net bir şekilde belirlenmesi için önerge çalışmalarımızı hazırlıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – İnşallah hedefimiz, hayırlı ve iyi bir kanunla, kamuya alımlardaki güvenlik soruşturması ve araştırmaların şeffaf, net bir şekilde, kanunla düzenlenmesini temin etmek.

Tabii, dünden beri, bu kanun geçse bile iktidara geldiğinde kaldıracağını söyleyen ana muhalefetten temsilcilerimiz var, konuşmalarında bundan bahsediyorlar. Kimin iktidara geleceğini biz tabii ki milletin takdirine bırakıyoruz. Ancak bugüne kadar bu ülkeyle ilgili yaptığınız bütün çalışmaları, bütün hizmetleri, bütün kanunsuz, hukuksuz, fiilî uygulamaları biz milletimizin takdirine bırakıyoruz. Zaten bugüne kadar yaptıklarınız yapacaklarınızın da teminatı olacaktır. Yüce milletimizin gönül dolusu sevgi ve selamlarıyla, bu kanuna aslında gönülden sahip çıktığını bilerek, inanarak; kimsenin hakkının hukukunun çiğnenmediği, herkesin şeffaf bir şekilde soruşturulduğu, araştırıldığı ve kamu görevinde çalıştığı süre içerisinde de devlete -bütün devletlerde olduğu gibi- sadakat ilkesine bağlı kalarak hizmetlerini vereceğine inanarak, milletimize güvenerek bu Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi’nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hatip grubumuza açık ve çok ağır sataşmada bulunmuştur, söz istiyoruz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ne dediğini ifade etsin Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Terör sevicisi” dedi. Daha da ilerleyeyim mi?

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Doğru söylemiş.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayır, kayda geçsin de bilelim işin aslını.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Geçsin, geçsin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Öyle de sizinkiler geçiyor değil mi!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Size sorulmuyor ama.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Siz Başkan mı oldunuz?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ya, kayda geçsin, bir şey demedim.

BAŞKAN – Sayın Turan, müsaade eder misin bana.

Biz sizin işinize nasıl müdahale etmiyorsak siz de bizim işimize müdahale etmeyin lütfen. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ayrıca, Milletvekilimiz Filiz Kerestecioğlu şahsı adına söz isteyecek çünkü kendisine doğrudan sataşıldı. Ben grup adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Beştaş, şunu söyleyeyim: “Terör seviciler”i duydum, o cümleyi kurduğunu duydum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Duydum, ben de duydum. “Seni lanetliyorum.” dedi.

BAŞKAN – Yalnız, diğer arkadaşlara sataşmalar o gürültüde, burada çok anlaşılmıyor; defalarca da ikaz ettim anlaşılmadığını.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başkan, “Seni lanetliyorum.” dedi.

BAŞKAN – Onun için, tutanaklara bakacağım, Filiz Hanım’a da bir başka arkadaşa da direkt bir müdahale veya sataşma varsa onlara da söz vereceğim.

Lütfen, siz, grup adına iki dakika…

Buyurun.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Biz de gürültü edebilir miyiz Başkan?

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sayın Başkanım, ben ısrarla tutanaklara bakmaya gerek olmadığını söylüyorum. Filiz Hanım’a “Siz terörü destekliyor musunuz, destekçisi misiniz?” diye sorduğumda kendisi “Evet.” dedi zaten.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Evet, ben sana anlatacağım destekleri dedim.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Ben de terörü destekliyorsa böyle bir şeyi lanetliyorum dedim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Ya, böyle bir şey var mı ya? Soğukkanlı bir şeysin… Yani, soğukkanlı bir şekilde kışkırtmaktır bu ya.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Senin kadar soğukkanlı değilim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sen çok soğukkanlı, kışkırtan birisin!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Başkanım, biz gürültü edebilir miyiz deminki gibi, arkadaşların yaptığı gibi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Gürültü etmedik.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ama yaptınız.

BAŞKAN – Yapmazsanız iyi olur diye düşünüyorum.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Arkadaşlar hatip kürsüdeyken konuşmasına izin vermediler, saygısızlık yaptılar; çok net söylüyorum. Şimdi Sayın Grup Başkan Vekili konuşurken biz de onların yaptığını yapabilir miyiz? (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Milletvekilim, tabii ki yaparsınız ama ben de hatipler kürsüdeyken o sürelerini...

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Bakın, hâlâ yapıyorlar, hâlâ yapmaya devam ediyorlar ama biz kendimize yakışanı yapacağız.

BAŞKAN – Şimdi, karşılıklı konuşmayı bitirirsek... Hatip kürsüde, Sayın Grup Başkan Vekili kürsüde, konuşmasını dinleyelim.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ama biz kendimize yakışanı yapacağız.

BAŞKAN – Siz onu yaparsanız yani konuşturmazsanız ben de konuşabilmesi için tüm gayreti sarf edeceğim.

Buyurun Sayın Beştaş.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Neden söz aldığını anlamadık Sayın Başkan.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın 220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, hatibe -birazdan tutanakları isteyeceğiz- kesinlikle Meclis İçtüzüğü’ne göre ceza verilmesi gerekiyor. Biz kınama isteyeceğiz. Bizim grubumuzu hedef göstererek “Sizi lanetliyorum.” ya da “Kınıyorum.” deme hakkı ve haddi yoktur; öncelikle bunu söyleyelim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Teröre destek olanlar için söyledi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Burası Leyla Şahin Usta gibilerin dün FET֒nün kucağında(x), bugün burada kin ve nefret kusma yeri değildir; asla değildir, bunu kabul etmiyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

Bize, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine “terörist” dediği için… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurun, siz devam edin, siz devam edin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – …milletvekillerimiz “Onlara terörist diyemezsiniz.” dedi. Siz de “Siz onları savunuyor musunuz?” dediniz, arkadaşlarımız da “Evet, onları savunuyoruz.” dedi.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Alakası yok. DHKP-C’li teröristlerdir onlar, üniversitede yakalanan DHKP-C’li teröristlerdir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Devam edin, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yanındayız, onlar terörist değildir. Oraya kayyum atayanlar halk iradesini gasbedenlerdir.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Savcıyı öldüren de avukat olarak girdi oraya.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Sizden yana olmayan herkesi terörist ilan etmekle kimse terörist olmuyor ama yakında, çok yakında siz bu “terörist” dediklerinizin hepsinin oyuyla tarihin çöp sepetine ve yargı önüne gideceksiniz, bunun hesabını vereceksiniz. Kin ve nefretinizi, intikam duygularınızı bizim üzerimizden gidermenize izin vermeyeceğiz, asla buna izin vermeyeceğiz. Siz kürsüye gelir gelmez Boğaziçi Üniversiteli öğrencileri niye terörist ilan ediyorsunuz? Bize nasıl “terör sevicisi” dersiniz? IŞİD ve Nusra’ya silah gönderenler teröristtir, bir gecede 1 milyon doları cebine indirenler teröristtir, kumarhanelerde kokain içenler teröristtir, Kürşat Ayvatoğlu’nu çalıştıranlar teröristtir biliyor musunuz. (HDP sıralarından alkışlar) Bu halka düşman olan sizsiniz, halkın karşısındasınız; halkın cebini, kanını iliklerine kadar emiyorsunuz ve sonra başkasına “terörist” diyorsunuz. Hadi gidin oradan! (HDP sıralarından alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Hatip kürsüden müteaddit defalar grubumuza sataştı.

BAŞKAN – Evet.

Sayın Turan, sorayım mı “Ne dedi?” diye?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Soralım, soralım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Size karışamayız Sayın Başkan.

Bu hatip kürsüye çıktı, “Kimin kucağında olduğu…” gibi konuştu. Niye cevap vermiyorsunuz?

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Evet, direkt bana da söyledi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ne demek Sayın Başkan?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Belge var, belge. Belge var elimde, belge; belgeyle konuşuyorum.

BAŞKAN – Şimdi Sayın Grup Başkan Vekili cevap verecek.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ne demek Sayın Başkan, “Kimin kucağında olduğu…” ne demek?

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili cevap verecek.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Siz kimin kucağındasınız?

BAŞKAN - Sayın Turan, lütfen…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Öyle laf mı olur?

BAŞKAN - Sayın Grup Başkan Vekili kürsüde, müsaade edin.

Buyurun.

5.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, şunu herkes bilecek: Bu ülkede terör örgütü mensupları nerede olursa takipçisi olacağız.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – O zaman derler ki: “Siz kimin kucağındasınız?” Ne ayıp bir şey ya!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bakın, bugün şehadetinin 6’ncı yıl dönümü.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kınıyoruz!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Mehmet Selim Kiraz’ı şehit edenler, DHKP-C örgütü üyeleri avukat kılığında girdiler arkadaşlar.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ya, Boğaziçi Üniversitesiyle ne alakası var?

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Boğaziçi Üniversitesinde DHKP-C örgütü üyesi teröristlere hukuki işlem yapıldı.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yok öyle bir şey, yalancısınız!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Biz, terör örgütü mensuplarıyla Kandil’de, Sincar’da, Bestler Dereler’de, dünyanın neresinde olursa olsun mücadele ettiğimiz gibi, eğer Meclis çatısı altında da varsa onlarla da mücadele edeceğiz.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Kim? Hangi Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi ya? Hangi Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi DHKP-C’den yargılanıyor?

BAŞKAN – Sayın Kadıgil…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bakın, biraz önce Sayın Başkan dinledi. Bakınız, o edep dışı, ahlak dışı ifadeyi size iade ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Yalan söyleyemezsiniz o kürsüden! Bir çocuğun bile DHKP-C’den…

BAŞKAN – Sayın Kadıgil…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Öncelikle, terörle arasına çizgi çekemeyenler kalkıp da grubumuza laf edemez!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yalanla aranıza mesafe koyun.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Terör örgütünün kucağında olanlar bize laf etmeye cesaret dahi edemez.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sizsiniz, siz!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bakın, elbette sesinizin gür çıkmasının sebebi var.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Var tabii, yalancısınız!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bitti, terör örgütünün kökünü kuruttuk ve terör örgütüne destek verenleri…

BURAK ERBAY (Muğla) – FET֒cüleri ülkenin en stratejik yerlerine getirenler de hesap verecek; FET֒cüleri hâkim yapanlar, asker yapanlar…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Avrupa’da dahi yandaş bulamayacaksınız. Sizlerin yüzüne gülen, terör örgütüne silah gönderenlerin pek yakında…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Gençlere iftira atmayın! Gençlere iftira attırmayacağız size!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bugüne kadar telef ettiğimiz, yok ettiğimiz terör örgütü mensupları neyse, bugüne kadar destek verenlerin de akıbeti o olacak.

HÜDA KAYA (İstanbul) – O gençler yalnız değil.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Yeter be, yeter! Yeter!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sizin derdiniz var, oraya saray yapmak; sizin derdiniz Boğaziçinin arazisi.

BAŞKAN – Sayın Kaya, rica ediyorum…

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Gelin, bu ülkede kardeşlik hukukuna, birliğimize, beraberliğimize kastetmeyin. Terör örgütüyle aranıza çizgi çekemediğiniz müddetçe, terör örgütüyle beraber yüründüğü müddetçe bunların hesabını soracağız.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sizsiniz terörist!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Aynı yağmurlarda ıslanmıştınız, aynı yağmurlarda!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sizsiniz terörist!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Biraz önce hatibimiz buradan seslendi, “Siz DHKP-C’li teröristlere ‘terörist’ diyor musunuz?” dedi, “Terörist demiyoruz.” dedi.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Aynı yağmurlarda ıslanmıştın sen!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Ha, o zaman bunun da hesabını hem siyaseten hem de hukuken ödersiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Göreceğiz. Biz de size soracağız!

BAŞKAN – Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Cümleyi söyleyeyim mi? “Terörün kucağına oturanlar” dedi.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sayın Başkan, hatip bana direkt sataşmada bulunmuştur.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – “Kucağına oturan” deyince siz kendinizi anlıyorsunuz demek ki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz de aldınız, ben de alıyorum.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Kendiniz biliyorsunuz yani yerinizi, teröristin kucağı.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İnsan utanır bu laf için, insan utanır ve özür diler bu laf için Sayın Başkan. Ne demek bu ya!

BAŞKAN – Sayın Turan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Turan ne oluyor, ne oluyor, pardon?

BAŞKAN – Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu Mecliste bunu söyler mi ya? Ne demek “kucağına oturmak” ya, ne demek “kucağına oturmak” ya! Ben aynı şeyi söyleyeyim mi size?

BAŞKAN – Sayın Turan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Niye? Sizi kınıyorum!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, Meclisin mehabetine uygun olmayan ifade için niçin Beştaş’tan iade istemiyorsunuz? Biraz önce kullandığı o ifade için niçin bir iade istemiyorsunuz? Bakın, tavrınızı görüyoruz, tarafsız olun.

BAŞKAN – Sizden de istemedik çünkü. Takip ediyorum, takip ediyorum. Sizden de istemedim, gerçekten istenecek bir durum olsa isteyeceğim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Önce siz özür dileyin, önce siz özür dileyin.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen birbirimize anlaşılır bir dille, temiz bir dille hitap edelim. Her türlü eleştiriyi bu kürsüden yapacağız ama birbirimize hakaret etmeyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sizden çok rica ediyorum, birbirimizi eleştirirken, birbirimizi “Ağır cümleler kullanıyor.” diye eleştirirken aynı şeyleri kendimiz yapmayalım lütfen.

ABDULLLAH GÜLER (İstanbul) – Terbiye, terbiye!

BAŞKAN – Beştaş, siz de tekrar bir sataşmaya mahal vermeyecek şekilde… En ağır eleştirilerinizi yapın ama lütfen sataşmaya meydan vermeyin. Diğer arkadaşlardan da rica ediyorum, herkes fikrini söylesin şu kürsüde, özgürce söylesin ama dediğim gibi, birbirimize hakaret etmeyelim, birbirimizin kabul etmediği cümleleri kurmayalım.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Terör örgütlerinin propagandasını yaptırma Başkan.

ABDULLLAH GÜLER (İstanbul) – Gürültü yapabilir miyiz, gürültü?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yapın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

6.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, istedikleri kadar gürültü yapsınlar. Burada Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine “terörist” denmesine izin vermeyiz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – DHKP-C’nin teröristlerini istemiyoruz orada ya.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin tamamını DHKP-C’li ilan etmek sadece size yakışır.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Selim Kiraz’ı avukat kılığında öldürdü.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bugün Selim Kiraz’ın ölüm yıldönümü, ben rahmetle anıyorum ama sırf anarken başkasına kin ve nefret kusmak, binlerce öğrenciyi terörist ilan etmek ancak Leyla Şahin Usta’ya yakışır! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Yani ne alakası var? DHKP-C ile binlerce öğrencinin, milyonlarca muhalifin bu kayyum atamasına karşı çıkmasını nasıl bağladığınız, anlamak mümkün değil.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Ne işi vardı Boğaziçinde DHKP-C‘lilerin, ne işi vardı?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Savcıyı katleden avukat kılığındaydı, avukat; şimdi ise öğrenci kılığına girmişler. Oradaki masum öğrencilerle işi yok, terör örgütü üyelerini kastediyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Yani içlerinde bir kin ve nefret var, bir intikam var. Zayıfladıkça, kirli çamaşırları ortaya serildikçe, balya balya paralar ortaya döküldükçe, kokain partileri ortaya serildikçe, ne kadar paraların çalındığı ortaya saçıldıkça siz öfkeleniyorsunuz, anlıyorum sizi, anlıyorum, gerçekten anlıyorum ama bunun yolu başkasına saldırmak değildir; bunun yolu aklıselime gelmek ve halkın yanında olmaktır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Cemaati, Sayın Özkan’ın, cübbesiyle nasıl savunduğunu biliyoruz; daha dündü, daha dündü.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Demokrasiyi, özgürlüğü savundum. Siz bugün berabersiniz be!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – “FETÖ, FETօ” diyorsunuz; Fetullah’ı, cemaat örgütünü bu devletin yargısına, idaresine, üstüne yerleştiren sizsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sizler onlarla birlikte bu ülkeyi yönettiniz. Bu ülkede bir terör örgütü yarattınız, bunu siz yarattınız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) O terör örgütünü kuran, yöneten, iş birliği yapan, beraber aynı yollarda yürüyen biz değiliz; sizsiniz. Siz hangi yüzle bize “terörö” diyorsunuz, anlamak mümkün değil yani bunun öz eleştirisini verdiğiniz hâlde, hâlâ başkasını suçlamanız gerçekten hayret verici.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Aranıza çizgi çekseniz… Çok basit bir şey istiyoruz, aranıza çizgi çekin; bitsin!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Yani zor durumdasınız ama sataşmaktan, saldırmaktan vazgeçin. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Başkanım, hatip kürsüden, bugüne kadar özgürlük mücadelesi vermiş, 28 Şubatta mağduriyet yaşamış ve FET֒yle bugüne kadar mücadelesiyle abideleşmiş Genel Başkan Yardımcımız Leyla Şahin Usta’ya hakaret etti, sataştı; söz istiyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Leyla Hanım, kürsüden iki dakika… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Lütfen, yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

7.- Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Evet, Sayın Başkan, yeni bir sataşmaya mahal vermeden en ağır eleştirilerimi ben de yapacağım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Öncelikle çok açık ve net bir şekilde tekrar ifade ediyorum: Boğaziçi eylemlerinde 511 kişi gözaltına alınmış, bunların içinden sadece 55 öğrenci çıkmış, bu 55 öğrenciyle ilgili kimse bir şey demiyor; çok açık ve net bunu söylüyorum. 511’den 55’i çıkar, kalan 400 küsur kişi, DHKP-C, PKK, KCK’ye, bu terör örgütlerine mensup olduğu net bir şekilde kayıt altında olan kişiler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, eğer bağırmazsanız duyacağız. Bir eleştiri varsa ona cevap verirsiniz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı şehit eden, eline silah alıp şehit eden DHKP-C’li bir terörist, terör örgütü mensubu bir terörist. (HDP sıralarından gürültüler)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Avukat kılığında hem de, avukat.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ya, ne alakası var Boğaziçiyle?

BURAK ERBAY (Muğla) – Davada tutuklu var mı, tutuklu? 400 kişiyi nasıl terörist yaptınız? Bir Genel Başkan Yardımcısı böyle yapabilir mi? Yüzlerce terörist ilan edebilir mi? Bu kadar basit mi?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Yahu, iddianame var, iddianame.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bu net mi? Bu net. Bu burada kesin mi? Kesin. Buna kimse bir şey demiyor değil mi? Ha, bunu da kabul etmiyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Usta, siz Genel Kurula hitap edin lütfen.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Maalesef, HDP… Savcımızı şehit edenin, eline silah almış bir terör örgütü mensubu olduğu kanıtlanmış, DHKP-C’li olduğu biliniyor. Nasıl giriyor içeriye? Avukat olarak geliyor, silahla içeri giriyor.

BURAK ERBAY (Muğla) – Bir Genel Başkan Yardımcısı 400 kişiyi bir anda terörist ilan eder mi? Bu kadar basit mi?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İddianame var, iddianame ya.

BURAK ERBAY (Muğla) – Karar bağlandı mı? Bir Genel Başkan Yardımcısı 400 kişiyi terörist ilan edemez.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Bugün diyorum ki: Selim Kiraz’ı şehit eden el, aynı el, terörist eli, benim için teröristtir. Eğer bugün kalkıp Boğaziçindeki öğrencilerin üzerinden eylem yapmaya çalışıyorsa bu DHKP-C örgütü, buna elbette ki müsaade etmeyiz. Öğrencilerimiz bizim başımızın tacıdır. Kimse kalkıp DHKP-C terör örgütünü savunmasın.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yok öyle bir şey! Sizin paranoyanız, paranoyaksınız!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – DHKP-C’lilerle halay çekiyorlar.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – FET֒yle mücadeleyi en çok vermiş insanlardan birisiyim, bana söylediğinizden dolayı asıl özür dilemesi gereken kişi sizsiniz Meral Danış Hanım. Burada özür dilenecek bir şey varsa bana söylediğiniz o sözdür, o kelimeyi tekrar dahi etmek istemiyorum ve sizi sükûnetle halkın yanında olmaya davet eden kişi benim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bir kadın Grup Başkan Vekiline hiç yakışmadı.

Meral Hanım, bu, kadın Grup Başkan Vekiline yakışır mı ya?

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – Dağa kaçırılan kızların ve kadınların hakkı hukuku yok sizin kitabınızda değil mi? Çünkü onlar PKK’ya hizmet ediyorlar. Diyarbakır’da oturan annelerin hakkı hukuku yok sizin için değil mi? Tabii, çünkü onlar evlatlarını PKK’ya feda etmişler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, HDP sıralarından gürültüler)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Çarpıt, çarpıt! Dağ olmasa ne diyeceksin, çok merak ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usta.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan “Dağa kaçırılan kızların sizde hiçbir hatırı yoktur.” dedi.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı iki dakika…

Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tamam, ne var bunda?

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ne var bunda?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Siz mi karar veriyorsunuz?

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sen karışırken oluyor, bağırırken oluyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir bitirsinler Başkan da…

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin.

Buyurun.

8.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Usta, kim, nerede olursa olsun, 1 yaşından -anne karnında ceninken- ölünceye kadar her insan bizim için değerlidir.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İşte, teröristler buna müsaade etmiyor, teröristler müsaade etmiyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Biz burada siyaset yaparken Kürt meselesinin silahsız, çatışmasız, konuşarak, diyalogla, demokratik bir anayasayla çözülmesini savunan bir partiyiz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Onun için mi “PKK terör örgütü” diyemiyorsun?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz şiddete her zaman karşı olduk ve burada ödediğimiz bütün bedellere rağmen demokratik siyaseti savunmaya devam ediyoruz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Hadi de, “PKK terör örgütüdür.” de.

BAŞKAN – Ama Sayın Usta, müsaade edin, konuşsun.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Hadi söyle.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Bize söyleyeceğiniz hiçbir söz kalmayınca “terörö” lafı ve nakaratı devreye giriyor.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Neden?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Burada bizim hayatımız, sicilimiz, okuduğumuz okullar, her şeyimiz göz önünde, biz şeffafız.

Biz daha dün bir terör örgütüyle kol kola girip, üç yıl sonra onları bırakıp terör örgütü ilan etmedik; bizim böyle bir geçmişimiz yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Siz milletin çoluğunu çocuğunu götürüyorsunuz dağa.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Direkt bağlısınız, direkt…

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Siz baştan beri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz iktidardayken IŞİD’in lideri 5 kilometre ötede öldürülmedi.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Direkt mi bağlısınız? Kandil’e mi bağlısınız yani?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Biz iktidardayken IŞİD’le sınırlar arası ticaret yapılmadı. Biz iktidardayken… Kobani’ye o sınırları elek gibi AKP iktidarı açtı. Bu nedenle “terörö” derken sizin olan ilişkinizi düşünün. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bak, bak, FET֒nün sözleri bunlar. FET֒nün sufleleri, FET֒nün.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bir an düşünün, bu ülkeyi ne hâle getirdiniz. Herkes birbirine düşman oldu, herkes birbirine düşman oldu ve kin besliyor.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – PKK’nın kökünü kazıdığımız için mi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Kinle, intikamla siyaset yürütülmez.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – FET֒nün kökünü kazıdığımız için mi bunları söylüyorsun? Her şey ortada.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Siz bizim gözümüzün içine baka baka dediniz ki: “Siz terör sevicisisiniz. Sizi kınıyorum ve lanetliyorum.” Biz, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin de onlara destek verenlerin de muhalefet olduğunu söylüyoruz. Tek bir tutuklu yok biliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – KCK’li ilan ettiniz, DHKP-C’li ilan ettiniz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Kime göre ilan ettiniz? Neye göre ilan ettiniz? Bunun izahı yok yani. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bağımsız yargı karar verir, bağımsız yargı.

BURAK ERBAY (Muğla) – Evet, bir Genel Başkan Yardımcısı karar veremez.

BAŞKAN – Sayın Özel…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, gerçekten, duyduklarımdan hem çok üzgünüm hem de daha sonra bu tartışmanın bir katkısı oldu, bir miktarı düzeltildi ifadelerin. Çünkü, ilk başta, bugün, bizim de hem sosyal medyadan hem açılış konuşmalarında kınadığımız, terör örgütü olduğunu söylediğimiz, lanetlediğimiz DHKP-C, Selim Kiraz’ı öldürdü, savcımızı şehit etti.

“Boğaziçi Üniversitesinde eylem yaparken suçüstü yakalanan, terör örgütü ile bu aynıdır.” diyor. Oradaki sıkıntı şu: DHKP-C’nin terör örgütü olduğuna bir şüphe yok ama sorun şu ki Boğaziçi Üniversitesinde yakalanan -“Boğaziçi Üniversitesinde” dediği için- öğrencilerden Doğu Demirtaş, Selahattin Can Uğuzeş, Beyza Buldağ, Şilan Delipalta’yı Bakırköy Kadın Cezaevinde ve Metris Cezaevinde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...Anıl Akyüz, Necmettin Erdem, Ömer Şengel ve Akın Karakuş’u Maltepe Cezaevinde bizzat ziyaret ettim. Bunlardan şu an sadece 2’si tutuklu, onlar da davaya kavuşamadıkları için. Diğerleri ilk davada salındılar, Anıl Akyüz ile Şilan’ın da bu cuma davası var. Dosyalarına baktığımızda, Doğu ile Selahattin’de halkı kin ve nefretle düşmanlığa sevk etmek -Kâbe resmi meselesi- diğerlerinin tamamında Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet; bir tane “terör örgütü” ifadesi yok.

Ayrıca “455 kişi DHKP-C...” falan diyor ya...

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Biz öğrencilere bir şey demiyoruz ki!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Dediniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...onlar da tutulmuş -tutuksuz, birçoğunun hakkında dava da açılmadı- gözaltına alınıp serbest bırakılmış kişiler. Bu sefer döndü, onlara söylüyor, Boğaziçinde bir coğrafi tanımlamaya bu sıkıştığı için.

Ben bu çocukların hepsini ziyaret ettim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Ceza Kanunu mu öğreteceğiz size?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dinleyin Hanımefendi, bakın, mahcup olursunuz.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Niye? İki yıldan aşağı olanlar tutuklanır.

BAŞKAN – Lütfen müdahale etmeyin.

Siz devam edin Sayın Özel. Müsaade eder misiniz konuşsun, lütfen!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Arkadaşlar, Yürüyüş Kanunu’na muhalefetten Doğu Demirtaş’ı...

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Kaç yıl?

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah’tan kork, ya! Bir dinle, Allah’tan kork! Doğu Demirtaş’ın annesini bir arar mısın?

Doğu Demirtaş’ın annesi Gamze Demirtaş AK PARTİ Sarıyer Kadın Kolları Başkanıydı, babası Sertaç Demirtaş taş gibi bir AK PARTİ’liydi. Ben gittim, Doğu’yu gördüm, aklım almadı; Selahattin Can’ı gördüm, arada duvar var, ezberden satranç oynuyorlar; tek tercih Boğaziçi Fizik.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Tamam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Anneleri, babaları diyor ki...

Şimdi ne olduğunu söyleyeyim, ne olduğunu. Ben bir sayın milletvekiline, kadın milletvekiline “müfteri” “iftiracı” “yalancı” veya “kul hakkı yiyen”, bu sıfatları yakıştırmam, olmadığını düşünürüm. O zaman nedir? O ilk günlerde bütün toplumu trollerken Süleyman Soylu sizi de trollemiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, son kez.

Toparlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çünkü bu çocuklar gözaltına alındıklarında bilinen bilinmeyen bütün terör örgütlerini saydılar. “Bu örgütlerle iltisaklı.” dedi Süleyman Soylu, herkes öyle oldu.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – İçişleri Bakanına mı inanacağım, sizin dediklerinize mi inanacağım?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben bildiğim için -Süleyman Bey yalan bitmeden doğru konuşmaz- iddianamelere baktım, gözaltı fezlekelerine baktım; hiçbirinde bir terör örgütü yazmıyor. Savcının…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Siz yalancısınız, sizin hayatınız yalan!

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Ya, ne yalanı, ben takip ettim!

BAŞKAN – Sayın Kadıgil…

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Ne anlatıyor ya! “Yalan söylüyorsun.” diyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sera, bir dakika, bir bitireyim de sonra.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sizin hayatınız yalan ya, hayatınız yalan sizin!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şimdi, bakın, eğer gerçekten dürüstlükle bir iş yapacaksanız savcının iddia etmediği bir şeyi… Savcı iddia etmemiş. Bırak, mahkeme kabul edecek.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ayıp, ayıp! Koskoca insansın, ayıp! Nasıl vekilsiniz! Saygısız! Saygısız insan!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dinler misiniz, Allah aşkına ya! Bir müsaade eder misiniz!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Siz devam edin Sayın Özel, devam edin.

Son kez buyurun ve bitirin lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, dünya kadar hukukçu var, dünya kadar. Savcı iddia etmemiş, hâkim kabul etmemiş, polis bunları söyleyip de fezlekede savcının önüne koymamış, bu çocuklardan birinde “terör örgütü” adı yazmıyor; Gösteri Kanunu derseniz, hangimiz o kanundan yargılanmadık, yargılanmıyoruz? Bu TCK’de suç mu, değil mi? Suçsa bile DHKP-C’yle ne alakası var? Biraz vicdanlı olun. Gidin de Demirtaş ailesinden, Elâzığ Palulu Demirtaş ailesinden, biricik evlatlarına “DHKP-C’li” dediğiniz AK PARTİ’li o Demirtaş ailesinden bir helallik isteyin bakalım, bir helallik isteyin. (CHP sıralarından gürültüler)

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Bir insan ancak bu kadar anlayışsız olur ya. 55 öğrenci var.

Niye kaçıyorsunuz Özgür Bey? 55 öğrenci var dedim. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ama siz “terörist” dediniz Sayın Usta.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Öğrencilerin ismini kullanarak demagoji yapmayın, öğrencilerin ismini kullanarak demagoji yapmayın. İçinde 55 öğrenci var, bu öğrencilerin ismini kullanarak demagoji yapma. Geri kalan 400 küsurunun ne olduğunu söylemiyorsunuz, geri kalan 400 küsurunun ne olduğunu söylemiyorsunuz. 55 öğrenciyi kullanmayın. (CHP sıralarından gürültüler)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir müsaade eder misiniz.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Terörle ilgili bir tane soru sorulmadı.

BAŞKAN – Sayın Kadıgil, müsaade eder misiniz Sayın Özkan’a.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Siz de bu öğrencileri kullanamazsınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 1 tutuklu yok, 1 tutuklu. DHKP-C’li teröristin ne işi var ya! Niye tutuklamıyorsunuz, niye tutuklamamışlar DHKP-C’liyi?

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Bu öğrencileri kullanamazsınız, onlar öğrenci. Onlar öğrenci, o çocukları kullanmaktan vazgeçin. Biz bu yollardan geçtik, sizin ne yapmaya çalıştığınızı çok iyi biliyoruz.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Bir tane soru sorulmadı terörle ilgili, bir tane!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kadıgil, müsaade eder misin… Sayın Kadıgil…

Buyurun Sayın Özkan.

36.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, tabii…

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – O öğrencilerin adını bile anmaya sizin ağzınız yetmez! Bu çocuklar tertemiz, masum çocuklar!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bana mı diyorsun?

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Hayır, sen değil, arkandakiler, arkandakiler.

BAŞKAN – Sayın Usta…

HÜDA KAYA (İstanbul) – İftira ederseniz sahip çıkarız tabii ki.

BAŞKAN - Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, tabii, bugün, özellikle altı yıl önce bugün şehit edilen Mehmet Selim Kiraz Savcımızın vefat ve şehadet yıl dönümünü yaşıyoruz.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Onları alıp dağa götürecekler bunlar.

Boğaziçinden alıp dağa götürürsünüz siz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, dağa götürmek ne demek ya!

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Kandil’e, Kandil’e, Kandil’e.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kim götürür, kim? Siz mi götürürsünüz?

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sen götürürsün, sen!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben mi götürüyorum?

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bu nasıl bir ifade?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen gerçekten bir kadın milletvekili olamazsın. Nasıl bir saygısızlıktır ya!

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sen çok saygılısın!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sen mi karar vereceksin vekil olup olmadığına?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, yanındakine söyle.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ve bizlerin böylesi süreçlere tanık olunca aslında, aynı çatı altında birlik beraberlik içerisinde nasıl yaşanır, bunun arayışı içerisinde olmamız lazım. Çünkü geçmişten ders çıkartırsak geleceğe de emin adımlarla gideriz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Saygısızsın!

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sen git Kandil’e hesap ver!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen hesap vereceksin, sen! O öldürdüğün çocukların hesabını vereceksin, Roboski’nin hesabını vereceksin!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu anlamda dün İstanbul Çağlayan Adliyesinde avukat cübbesiyle girip Mehmet Selim Kiraz Savcımıza saldıran, rehin alan ve şehit eden teröristler, elbette devlet olarak…

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Dağdaki kızların annelerine hesap vereceksin!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Roboski’nin hesabını vereceksin, sen hesap vereceksin!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bakanlık istiyorsan başka kapıya git!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Git başka yerde bakanlık reklamını yap! Sen umurumuzda değilsin! Sen bakanlık için git başkalarıyla görüş!

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Susturur musunuz Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne demek ya! Oradan hakaret ediyor.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Deminden beri hakareti sen yapıyorsun ya!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yanındakine söyle.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, lütfen...

Buyurun, buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …yani kamu hukukunun takipçileri olarak savcılarımıza, yargı makamlarımıza görevler yüklüyor. Bu görevler nedir diye baktığımızda, elbette, kılığı, kıyafeti, yaşam tarzı, görevi ne olursa olsun vatandaşlarımızın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN– Buyurun Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …barış içerisinde yaşamasına imkân sağlayan anayasal hukuk düzenimizin…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – “Nasıl vekil oldu?” diyorsun, sen mi karar vereceksin?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ona, bana dediğini sor.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hem oradan hakaret ettin hem oradan hakaret ediyorsun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – O ediyor, ben cevap veriyorum.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hayır, hakaret ediyorsun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, müsaade edilirse bir…

Müsaade ederseniz bir konuşalım yani şurada.

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Yanınızdakilere söyleyin, müsaade etsinler.

SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) – Kendi hatipleriniz konuşuyor.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ya, sen onun avukatı mısın?

MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van) – Yanındakilere söylemiyorsun ama.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ne hâliniz varsa görün be!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Konuş, konuş.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu ülkede bir tartışma varsa bu tartışmayı nihai anlamda hukukun bizlere ara buluculuk yapması suretiyle çözebiliriz. Hukukun ara buluculuk yapmadığı, hukukun çözmediği bir mesele aramızda tartışma olarak kalır ve bunun çözümü için de baktığımızda manzaraiumumiyeye hangi hukuk sistemi? Bu ülkede bizi bir arada tutan, anayasal hukuk düzenimiz. Ha, ne olması lazım? Yahu, diyoruz ki: Anayasa var, ceza hukuku var, idare hukuku var, hukuk sistemimiz var. Ha, deniyor ki: “Almanya, İngiltere gibi olsun.” E, İngiltere gibi yapıyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sayenizde artık ne Anayasa var ne yasa var! Böyle bir şey yok!

BAŞKAN – Sayın Özkan, toparlayalım lütfen.

Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Hasılıvelkelam, Sayın Başkan, bakın “O onu dedi, bu bunu dedi.” Kim ne derse desin, bizim yanlı anlayışımız şudur: Bugün Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle; Alevi’si, Sünni’siyle; hangi siyasal yaklaşıma, felsefi düşünceye, inanca sahip olursa olsun; mezhebi, meşrebi, dini ne olursa olsun, bizler eğer hukuk düzenine inanır, terörle, hukuksuzlukla aramıza çizgi çeker ve bu ülkede barışı öne alırsak o zaman hiçbir sorunumuzun olmayacağına inanıyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – AKP Grubuna söyleyin Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu anlamda siyasi yelpazede yer alan bütün siyasal farklılıkların da anlayışının bu olması gerektiğine inanıyorum. Her ne kadar kullandığımız dil, söylemimiz, ifademiz farklı olsa da biz biriz, beraberiz; hukuk çerçevesinde, barış içerisinde yaşama iradesine sahibiz.

Genel Kurulu selamlıyorum.

BAŞKAN – Peki.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir cümle…

BAŞKAN – Sayın Özel, çok kısa lütfen, yerinizden bir dakika.

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu cümle boynumun borcu çünkü şöyle diyor: “55 öğrenci var, 450 kişi…” 450 kişiye gözaltı işlemi yapılmış, 1 tutuklu yok, 1 DHKP-C terör örgütü… Siz insanların…

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Hiç mi yok?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika…

Siz öyle bir söz söylüyorsunuz ki -“lekelenmeme hakkı” diye evrensel bir hak var, lekelenmeme hakkı- tutanak altında, milletin vekili olarak 455 gözaltına alınmış kişiye “DHKP-C’li” dediniz. DHKP-C’liyse niye dışarıdalar? Bu kadar tehlikeli… Nice Selim Kirazları vurur bunlar. DHKP-C’li değillerse nasıl böyle bir itham yaparsınız? Bu kadar kul hakkının altından nasıl kalkarsınız Hanımefendi?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Yargı karar verir.

LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Yargı karar verecek, o zaman sizler… Maalesef…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ama soruşturma da bir aşamadır yani burada.

BAŞKAN – Peki, peki.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, müsaade eder misiniz.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi (2/2972) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 220) (Devam)

BAŞKAN – 220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmelerin devamı hususunda İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümünün görüşmelerine İç Tüzük’ün 72’nci maddesi gereği devam edilmesini öneriyoruz.

Gereğini arz ve teklif ederiz.

         Özgür Özel                           Orhan Sümer                Ömer Fethi Gürer

            Manisa                                  Adana                                   Niğde

        Burak Erbay                          Türabi Kayan

             Muğla                                Kırklareli

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, oylamadan önce yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Özel, Sayın Sümer, Sayın Erbay, Sayın Kılınç, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Gürer, Sayın Kayan, Sayın Kadıgil, Sayın Tokdemir, Sayın Tığlı, Sayın Beko, Sayın Aytekin, Sayın Arslan, Sayın Emir, Sayın Zeybek, Sayın Sarıaslan, Sayın Arık, Sayın Özdemir, Sayın Girgin, Sayın Hamzaçebi, Sayın Karasu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.36

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK(İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN –İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre 220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümünün görüşmelerine devam edilmesi hususunda verilen önergenin oylamasından önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yoklama düştü Başkanım. Yoklama isteyenler yok içeride.

Nerede yoklama isteyenler Özgür Bey?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah Aşkına onun gazına gelmeyin mahcup olursunuz, İç Tüzük’te öyle bir hüküm yok.

(Elektronik cihazla yoklamaya devam edildi)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi (2/2972) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 220) (Devam)

BAŞKAN – Görüşmelere devam edilmesine dair önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

220 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Şimdi, yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemini yapacağız.

Lütfen soru sormak için talepte bulunan arkadaşların -Sayın Beko, Sayın Kayışoğlu, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Tığlı, Sayın Erbay, Sayın Sümer, Sayın Girgin- sisteme girmelerini rica ediyorum.

Sayın Gaytancıoğlu…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Halkımız aşıda sıralarının bir an önce gelmesini bekliyor. Açıklanan aşı sayılarının geliş tarihleri ertelendikçe aşıların temini konusunda soru işaretleri artıyor. Üstelik dünya üzerinde hiçbir gelişmiş ülke yöneticisinin aklına gelmeyen lebalep kongreler yapma fikriniz, ülkeyi baştan başa çok yüksek riskli duruma sokmuştur.

Ülke olarak kırmızıya döndüğümüz bugünlerde kamu adına görev yapan gazetecilerin de bir an önce aşılanması gerekmektedir, yaptıkları görev gereği birçok yere gitmek zorunda olan gazeteciler arasında coronaya yakalanma oranı çok yüksektir. Gerek genel gerekse ulusal basında görev yapan, kamuoyunun haber alma hakkı için risk alan gazeteciler aşı takvimine acil olarak alınmalıdır. Gazeteciler Sağlık Bakanından bir açıklama da kendileri için beklemektedir. Sağlık Bakanı bundan sonra yapacağı ilk toplantıda gazetecilerin yüzüne rahatça bakmak istiyorsa bin an önce gazetecileri aşı programına almalıdır, tabii, yandaş gerçek gazeteci ayrımı yapmadan.

BAŞKAN – Sayın Beko…

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde ülkemizde yaşayan 13 milyon emekliyi ilgilendiren haksız bir karar alınmıştır, Ankara Adliyesinde görülen davayla DİSK Emekli-Sen’in kapatılmasına karar verilmiştir. Uluslararası sözleşmelere göre herkesin sendika hakkı vardır, buna göre emekliler de sendika kurabilirler ancak alınan bu karar, emeklilerin örgütlenme özgürlüğüne ağır bir darbe vurmuştur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa Sosyal Şartı’yla güvence altına alınmış olan sendikalaşma hakkının emeklilere de tanınması çok önemlidir. 5 milyon emeklinin çalışmasından, akşam pazar artıklarını toplamasından, asgari ücretin altında maaş almalarından, açlık sınırı altında yaşamalarından zevk mi alıyorsunuz ki sendikalarla birlikte toplu iş sözleşmesi yapmalarını engelliyorsunuz? En kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir düzenleme yapılmalı; 1995 yılında kurulan, özgürlük ve demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz diye yola çıkan DİSK Emekli-Sen de bu konuyla ilgili…

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu…

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bir kere on dokuz yıldır mülakatlarda, arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması gerekçesiyle elenen ve liyakatli olan birçok kişinin ahı var AKP iktidarı üzerinde, onu belirteyim.

Hukuk herkese lazım, hep söylüyoruz. Yani bu yasa teklifinin gerçekten Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen ilkeleri giderdiğini düşünüyor musunuz? Masumiyet karinesini ihlal etmeyeceğini, suç ve cezanın şahsiliği prensibini ihlal etmeyeceğini, liyakatli atamaların yapılacağı konusunda bir garanti verebiliyor musunuz? Elbette ki veremiyorsunuz. Bunun da uygulanması konusunda, ileride objektif olması için biz elbette gereğini yapacağız ama şimdiden bu eksiklerin, hataların giderilmesini tekrar buradan hatırlatmak istiyorum size.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Tığlı…

NECATİ TIĞLI (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

SMA hastası evlatları gözlerinin önünde günden güne eriyen aileler hiçbir anne babanın kolay kolay atlatamayacağı bir yükü omuzlamış durumdadırlar. Evlatlarına çare olabilmek için çırpınan aileler, tedavi yöntemleriyle baş edebilmek için yardım kampanyası düzenlemek zorunda kalıyor çünkü AKP Hükûmeti bu çocukların tedavi edilmesi için hiçbir şey yapmıyor. Seçim bölgem Giresun’da yaşayan Güneş evladımız da bu çocuklarımızdan birisi. Bir an için herkesin empati kurmasını, hasta çocukların ve çaresizlik içinde olan ailelerin neler yaşadığını hissetmenizi istiyorum. Herkesi bu kardeşimize destek olmaya davet ediyorum.

AKP iktidarına ve Sağlık Bakanına sosyal devlet ilkelerini uygulayarak, tüm SMA’lı çocukların tedavilerini “ama”sız ve “fakat”sız karşılamaları için çağrıda bulunuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Erbay…

BURAK ERBAY (Muğla) – Dünyamız iklim değişikliği ve küresel ısınmanın yanı sıra doğayla uyumlu olmayan su politikaları nedeniyle su kalitesinin bozulması ve su kaynaklarının yok olması tehlikesiyle karşı karşıyadır. Birleşmiş Milletlere göre, dünya nüfusunun yüzde 29’u yani 2,2 milyar insan içme suyuna erişememektedir. Su kıtlığı indeksine göre kişi başına düşen içme suyu miktarının yılda 1.700 metreküpün üzerinde olması gerekmektedir ancak DSİ’nin verilerine göre, Türkiye’de bu miktar yılda 1.346 metreküptür. Gerekli önlemler alınmazsa Türkiye gelecek yıllarda su fakiri bir ülke olacaktır. Ülkemizin su sorununun çözümü için Cumhuriyet Halk Partili 11 Büyükşehir Belediye Başkanının katılımıyla İzmir ilimizde “Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi” düzenlenmiştir. Bu zirvede ülkemizin su sorununu çözme önerileri ortaya konulmuştur. Mevcut iktidarın yirmi yıldır uygulamaya koyamadığı su politikalarını biz yerelde uygulamaya başladık. Yapılacak ilk seçimlerde de bu politikaları ülke çapında hayata geçireceğiz.

BAŞKAN – Sayın Sümer…

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tüm esnaflarımızın olduğu gibi nakliyeci esnafımızın da çözülmesini bekleyen sorunları bulunuyor. Nakliyecilerin yirmi dört saatte sadece dokuz saat araç kullanmasına izin veriliyor. Dört buçuk saatlik 2 seferde kırk beş dakika mola zorunluluğuyla dokuz saat sürüş izni tamamlanıyor ancak bu süreler nakliyeci esnafımızı zorluyor. 10 kilometre hızla da 80 kilometre hızla da gitse takografı bu zaman dilimini işleme alıyor. Bu durumda nakliyecilerimiz cezai işleme tabi tutuluyor. Maddi cezalar bir yana, fazladan araç kullanma 20 ceza puanı olarak ehliyete yansıyor. Nakliyecilerimizi en çok zorlayan konulardan biri ceza puanları. Tüm nakliyeci esnafımızın talebi 4+4+4 sürüş saatleri ve aralarında dinlenme zamanları olacak şekilde uygulamanın yeniden düzenlenmesidir. Sırtında tüm ülkenin yükünü taşıyan nakliyeci esnafımızın ve şoförlerimizin bu talebine karşılık verilmesi tüm siyasi partilerin görevidir.

BAŞKAN – Sayın Girgin…

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına: Kamu görevlileri; gerçek toplu sözleşme hakkı istiyor, elektronik ortamda e-devlet üzerinden sendikalara üye olmak istiyor, kamuda kadrolu-sözleşmeli ayrımına son verilmesini istiyor, toplu sözleşmelerinin yıllık yapılmasını istiyor, yıllık izinlerinin iş gücü olarak verilmesini istiyor, özür grubu kapsamının genişletilmesini istiyor, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu yapısının eşit olmasını istiyor, ikramiye hakkı istiyor, vergi dilimi mağduriyetinin giderilmesini istiyor, 3600 ek gösterge sözlerinin tutulmasını istiyor, yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılarak eşitlik ilkesine uyulmasını istiyor, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının merkezî olarak her yıl yapılmasını istiyor, emekli aylığındaki düşüşün engellenmesini istiyor, 4/B uygulamasına son verilmesini istiyor, yamalı bohçaya dönüşmüş Devlet Memurları Kanunu’nun kaldırılarak sosyal tarafların katılımıyla ihtiyaçlara ve modern devlet yapılanmasına imkân verecek bir devlet personel kanunu hazırlanmasını istiyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öğrenci affı ve ehliyet affıyla ilgili kanun teklifleri verdim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında olan bu kanun tekliflerinin komisyonda görüşülmesi ve mağdurların sorunlarının çözülmesi gerekiyor çünkü ehliyet affıyla, insan canına kastetmeyenlerin affa uğratılarak bir kere bu haktan yararlanması talebimiz var.1 milyona yakın mağdur kişi var. Ayrıca, öğrenci affını da bekleyen 600 binin üzerinde lisans ya da lisansüstü öğrenci bulunuyor. Bunların tümüne bir af getirilmesi gerekiyor, mağduriyetleri büyük. Adalet ve Kalkınma Partisinin dışında tüm partilerin de bu konuda olumlu görüşleri olduğunu görüyorum. Bir an önce bu kanun teklifi görüşülmeli, öğrenci ve ehliyet affı getirilmelidir.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Akdeniz’in incisi Mersin, birçok medeniyete beşiklik etmiş, zengin tarihî mirası ve cenneti andıran eşsiz doğal güzellikleri ile aynı anda dört mevsimi yaşayabileceğimiz turizm zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı merkezlerinden biridir. Kültürü, sanatı, eşsiz lezzetler sunan mutfağı, yeşili ve maviyi buluşturan doğal güzellikleri, antik kentleri ve arkeoloji müzelerinin yanında ülkemizin festivallerine de ev sahipliği yapan önemli bir kültür şehridir Mersin. Anamur’dan Tarsus’a kadar görebileceğiniz pek çok tarihî kalıntıların yanında Uzuncaburç gibi kadim kentlere de ait kayda değer görüntüler sunan bir açık hava müzesidir Mersin. Anlatmakla bitiremeyeceğimiz güzellikleri görmek ve bir gastronomi şehri Mersin’e ait lezzetleri tatmak için herkesi Mersin’e davet ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydınlık…

AZİZ AYDINLIK (Şanlıurfa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Şanlıurfa’da esnaftan onlarca telefon aldım. 6 Ağustos 2020 tarihli 2833 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Şanlıurfa Haşimiye Meydanı Özdiker Kuyumcular Çarşısı esnafı bir an önce dükkânlarından tahliye edilmek isteniyor. Yapılan kamulaştırma karşılığı esnafa verilen miktar dükkânların değerinin üçte 1’idir. Verilen bu fiyat ve uygulanmak istenen bu tahliye, Özdiker Kuyumcular Çarşısı esnafı için zulümdür. Bir an önce bu karardan vazgeçilmesini ya da dükkânların değerinin tamamı tamamına verilmesini 122 esnafımız adına iktidardan talep ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Nuhoğlu…

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Süveyş Kanalı’nda yaşanan kazadan sonra “İstanbul Boğazı’nı kazalardan korumak amacıyla Kanal İstanbul’u yapacağız.” diyenler düşüncelerini değiştirmiş olmalıdır. Süveyş Kanalı 313 metre, Kanal İstanbul 275 metre genişliğinde, İstanbul Boğazı’nın ise en dar yeri 698 metredir; genişlik ve derinlik bakımından mukayese bile edilemez. Zaten, Kanal İstanbul’un hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Süveyş Kanalı’ndaki olaylardan ders çıkarmak gerektiğini düşünüyorum, hiçbir proje inatla yapılmaz. Akademik camiadan onay almamış, ÇED raporu çok yetersiz, hesaplamaları yanlış, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırı olan, İstanbul’u ve bölgeyi geriye dönüşü olmayan tehlikeye atacak Kanal İstanbul’dan vazgeçildiğini, bilimin ve aklın gereği olarak ummak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, buyurun.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sorular ağırlıklı olarak kanun teklifiyle ilgisi olmayan konularda, bunları ilgili Bakanlara ileteceğiz. Sayın Gaytancıoğlu, aşıyla ilgili ve gazetecilerin aşılanmasıyla ilgili talepte bulundu, bunu ileteceğiz. Sayın Beko, emekli sendikalarının üyelikleriyle ilgili bir beklentisi olduğunu belirtti. Sayın Kayışoğlu’na geleceğim çünkü kanun teklifiyle ilgili. Erbay, su probleminden bahsetti. Sümer Bey, nakliyeci esnafının sorunlarını dile getirdi. Sayın Girgin’in, yine, sendika hakkıyla ilgili bir talebi var, bunları ileteceğiz. Sayın Gürer, ehliyet affı ve öğrenci affı konusuna değindi. Mersin Milletvekilimiz, güzel ilimiz Mersin’in tanıtımı için söz almış. Urfalı hemşehrimiz Sayın Aydınlık, esnafın sorununu dile getirdi, biz de bunu iletelim yetkililere çünkü orada bir kamulaştırma var. Sayın Nuhoğlu ise Kanal İstanbul’la ilgili düşünce ve temennilerini paylaşmış oldu, kayıtlara girdi.

Sayın Kayışoğlu, bu yasa teklifiyle devlet memurluğuna girişte masumiyet karinesinin korunamayabileceği gibi bir temel soruyu gündeme getirdi, yorumu, yaklaşımı gündeme getirdi; izin verirseniz ben de bununla ilgili düşüncelerimi paylaşmak isterim, yaklaşımımız şu: Tüm ülkeler kamu istihdamında, evet, eşit, objektif, liyakate dayalı bir sistem geliştirmek zorunda ama yine tüm ülkeler bunu yaparken özellikle terör örgütlerine karşı, terör örgütlerinin devlet içerisindeki yapılanmalarına karşı tedbirler alıyor. Türkiye Cumhuriyeti de kadimden beri böyle bir yaklaşım içerisinde ve bu, kabul edilebilen de bir şey çünkü Anayasa Mahkememiz de iptal kararında, kamu görevine atanmada güvenlik soruşturması yapılması fikrine karşı çıkmamış ama bu soruşturmanın nasıl yapılacağı, kişisel verilerin nasıl korunacağı konusunda yüce Meclise ışık tutmuştur.

Bu anlamda -Komisyonda da çok konuşuldu- ülkemize gelince 4045 sayılı -94 tarihli- Yasa’dan önce, çok uzun yıllar bu ülkede kanun da olmadan genelgelerle, yönetmeliklerle, fiilî talimatlarla bir güvenlik soruşturması ve araştırması uygulaması maalesef yapılmıştır. Şu da kamuoyunun ve yüce Meclisin takdirlerinedir: Geçmişte ciddi araştırmalar yapılmasına rağmen yaşadıklarımız, 15 Temmuz, FETÖ yapılanması gözümüzün önünde durmaktadır ve dikkatli olmaya devam etmemiz gerektiğinin bir işaretidir.

Bu kanun teklifiyle, bana sorarsanız, temel hak ve özgürlükler bakımından getirdiğimiz iki önemli yaklaşım var diye düşünüyorum: Birincisi, Anayasa Mahkemesinin işaret ettiği gibi güvenlik soruşturması, arşiv araştırması yapacaklar kanunda belirlenmiştir; Emniyet, İstihbarat ve mahallî mülki amirler yapabilecektir. İkincisi, değerlendirmeyi güvenlik ve istihbarat birimleri yapmayacaklardır; istihbarat ve güvenlik birimleri somut olay üzerinde gerekli araştırmaları yaptıktan sonra, olguları her kurumda oluşturulacak değerlendirme komisyonlarına sunacaklardır. Sorumlu, karar verici olan yer değerlendirme komisyonudur. Kanunda bu, çok açık bir şekilde belirtilmiştir. Eğer zabıtadan, güvenlik soruşturması yapmakla yetkili olanlardan, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı, gerçeğe aykırı bir beyan, gerçeğe aykırı bir rapor kurula sunulursa kurul bunu değerlendirip gerektiğinde iade edecektir, gerektiğinde yeni soruşturma yaptıracaktır. Ben bunun önemli bir güvence olduğunu, önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu kurulun yapısıyla ilgili itirazlar var, o konuda da -umarım- madde gelene kadar gruplar arasında bir konsensüs sağlanırsa daha uzlaşmayla o maddeyi geçirmiş oluruz diye düşünüyorum.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Boğaziçi eylemlerine katılan hiç kimse kamu görevlisi olamaz yani.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) - Kanunda benim kendimce gördüğüm bir başka güvence, iki yıllık süre içerisinde, her şart altında, arşiv araştırmasıyla veya güvenlik soruşturmasıyla ilgili elde edilen bilgi ve olguların silinecek olmasıdır. Yani geçmişte olduğu gibi ilelebet değil, bir insanın bir kamu görevine atanmasında veya talebi sonucunda yapılan araştırma, soruşturma, vesaire bilgileri her şart altında iki yıl içerisinde ortadan kaldırılmak zorundadır. Bunun da önemli olduğunu düşünüyorum.

Tabii ki, her kanun eleştirilir; her şeyin eksisi, artısı vardır; bu yasa teklifinde de ciddi eleştirileri alıyoruz. Komisyonda bu konuda çok ciddi çalışmalarımız oldu. Türkiye, hukuk devleti; sonuçta, yüce Meclisin kararı da Anayasa Mahkemesinin denetimine açıktır. Biz yasa teklifinin bu hâliyle Komisyondan geçmesini hep beraber sağladık. Takdirin yüce Mecliste olduğunu belirtiyor, saygılar sunuyorum Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kayan…

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, dünyanın her yerinde devletler özellikle tahıl üzerinde ve diğer sulu mamullerde sürekli olarak çiftçisini destekler, bu destekleme ürün alındığı andan itibaren hemen peşin olarak ödenir. Bu desteklemeler ülkelere göre yüzde 15, hatta yüzde 35’e kadar çıkar. Bizim ülkemizde bu oran yüzde 1 iken bu Hükûmet yüzde yarım dahi vermemektedir. Bunun yanında üretici ürününü teslim edeli sekiz, dokuz ay olmasına rağmen bugüne kadar 1 kuruş dahi destekleme verilmemiştir. Şimdi, soruyorum: Bu Hükûmet çiftçinin düşmanı mı, dostu mu? Fransa’dan kendilerine liyakat madalyası alan bu Hükûmet acaba Türk çiftçisi için ne yapmak istiyor?

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Komisyon, bir soru yok ama süre var.

İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Bence kifayetimüzakere Başkanım. Soru da yok biz de cevabımızı verdik.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Sayın Beştaş…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerini düzelttiğine ilişkin açıklaması (x)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Biraz önceki tartışmada… Doğrusu ben hiç kimse bir şey demeden bir düzeltme yapmak istiyorum. Bizim bazı kavramları kullanmama konusunda çok özel bir hassasiyetimiz var. Tutanakları istedik, tutanaklar birazdan gelecek, Sayın Usta’nın konuşmalarını da inceleyeceğiz ve orada taleplerimizi söyleyeceğiz. Ancak ben “Birlikte yol yürüyorsunuz.” demek isterken kastımı aşarak başka bir kavram kullandım, o kavramı geri alıyorum yani bize yakışmaz, ben bunu doğru bulmuyorum açıkçası, tekrar da etmek istemiyorum. Bunun kayıtlara geçmesini istiyorum yani uyarıya da gerek yok. Tamamen o anki… Çok ağır ithamlarda bulundu, çok sert sözler söyledi. Onun için zaten Meclis İçtüzüğü’ne göre gerekli kuralları hatırlatacağız biraz sonra ama kendi kullandığım sözü de geri aldığımı ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can ve 64 Milletvekilinin Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi (2/2972) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 220) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin tümü üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz çokuz… Başkanım, burada artık hiç şüpheye… Kesinlikle çokuz Başkan. Siz de sayabilirsiniz, hiç şeye gerek yok. Reddedildi, reddedildi Sayın Başkan.

ORHAN SÜMER (Adana) – Başkan, bak, içeriye çağırıyorlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Uyuşmazlık değil, siz kendiniz görüyorsunuz Sayın Başkan.

ORHAN SÜMER (Adana) – Başkanım, çağırıyorlar, bak. Başkanım, içeri çağırıyorlar.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Başkanım, biz fazlayız.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – 2 el kaldırıyor, 2 el! 2 elini kaldırıyor.

(Gürültüler)

BAŞKAN – Evet, kabul edilmemiştir. (CHP ve HDP sıralarından “Heey!” sesleri, alkışlar)

Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.06

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.57

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2’nci sırada yer alan 253 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlayacağız.

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ve 77 Milletvekilinin Lisanslı Harita Kadastro Mühendisleri ve Büroları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3490) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu(S. Sayısı: 253)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 1 Nisan 2021 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum. (CHP sıralarından ayakta alkışlar, HDP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Kapanma Saati: 19.49



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) 220 S. Sayılı Basmayazı 30/3/2021 tarihli 65’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu ifadeye ilişkin düzeltme bu birleşimin Tutanak Dergisi’nin …’nci sayfasında yer almaktadır.

(x) Bu düzeltmeye ilişkin ifade bu birleşim Tutanak Dergisi’nin …’nci sayfasında yer almaktadır.