TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                               TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                               115’inci Birleşim

                                                                          21 Temmuz 2020 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                              İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın, Başkan Vekili seçilmesi dolayısıyla teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Hatayspor’u Başkanlık Divanı olarak tebrik ettiklerine ilişkin konuşması

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli ilinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının devam eden projelerine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in, Iğdır ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, yüzölçümünün yüzde 84’ü aktif deprem bölgesi içinde yer alan ülkede bireysel olarak coronavirüsten korunmak için gösterilen hassasiyetin daha fazlasının depremin etkilerinden korunmak için gösterilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, milletin altmış yıllık hayalini gerçekleştirmek için tarihî bir adım atıldığına ve başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Avrupa’nın doğuştan elektrikli ilk ve tek SUV modelini gerçekleştirecek olan TOGG ekibine teşekkürlerini sunduklarına ilişkin açıklaması

3.- Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’in, öldürülen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine ve kadın cinayetlerini lanetlediğine ilişkin açıklaması

4.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, tutarlılık ve dürüstlüğün en önemli erdem olduğuna ilişkin açıklaması

5.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Covid-19 pandemisi nedeniyle 25 hekimin hayatını kaybettiğine ve Doktor İbrahim Örnek’in vefatı nedeniyle sağlık camiasına başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

6.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Anadolu’nun birçok köyünde olduğu gibi Ardahan İli Göle ilçesi, Yeniköy, Kalecik, Budaklı ve Yiğitkonağı köylerinde de 24 Haziran genel seçimleri öncesinde başlayan çalışmaların durdurulduğuna, parti ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşlara Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının hizmet götürmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

7.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişikliğe ilişkin açıklaması

8.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

9.- Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ve Azerbaycan’ın Tovuz bölgesinde yaşanan çatışmalarda şehit olan Azerbaycan askerlerine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

10.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

11.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Hatayspor’u, Süper Lig’de şampiyonluğunu ilan eden Başakşehirspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

12.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Adana ilindeki mağduriyetin önlenebilmesi için elektrikte altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Öğretmenlik Mesleği Uzmanlık Programı’nın başlayıp başlamayacağını ve üniversitelerin vereceği pedagojik formasyon sertifikasının geçerli olup olmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

14.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünü kutladığına ve darbelerin demokrasi üzerinde derin izler bıraktığına ilişkin açıklaması

15.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

16.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Mersin ili Erdemli ilçesi Arpaçbahşiş Mahallesi’ndeki vatandaşların mağduriyetinin giderilmesini Çevre ve Şehircilik Bakanından talep ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayet vakalarının önlenmesine yönelik bir eylem planı ortaya konulması gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünü kutladığına ve Konya ili Ilgın ilçesi Çavuşçugöl Mahallesi’nde açılmak istenen maden ocağı nedeniyle yaşanılan mağduriyete ilişkin açıklaması

19.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

20.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, Mersin iline konteyner aktarma limanı yapılacağına dair verilen sözün yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

21.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

22.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması kararının tüm İslam âlemine hayırlara vesile olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

23.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 84’üncü, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

24.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, coronavirüs nedeniyle zor durumda olan okul servisi sahipleri ile çalışanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

25.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Tarım ve Orman Bakanının açıkladığı fındık rekoltesine ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Erzurumspor ve Hatayspor’u şampiyonluklarından dolayı kutladığına, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi vesilesiyle kadın cinayetlerinin son bulması adına ortak bir adım atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Gazi Meclisin çatısı altında failinin milletvekili olduğu kadına şiddet ve tecavüz iddialarının kabul edilemez olduğuna ve üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi olayına yönelik hukuki sürecin takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

28.- Kırşehir Milletvekili Metin İlhan’ın, ülkede “normalleşme” adı altında sürü bağışıklığının tercih edilmesinin virüsün yayılma riskini artırdığına ilişkin açıklaması

29.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve emeklilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

30.- Muğla Milletvekili Mürsel Alban’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Covid-19 salgını nedeniyle ülke turizminin zor durumda olması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanını göreve ve durum hakkında Meclise bilgi vermeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

31.- Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Muğla ilinde öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

32.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

33.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi vesilesiyle İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

34.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ile Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e ve İstanbul ilinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Erkan Gökteke’ye Allah’tan rahmet dilediğine, 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 84’üncü, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı, 21 Temmuz Edirne’nin Bulgar işgalinden kurtuluşunun 107’nci yıl dönümüne, 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan seçimlerle tek parti gücünden demokrasi için vazgeçenleri saygıyla yâd ettiğine, öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlara yönelik şiddetin önlenmesini ve faillerinin cezalandırılmasını güvence altına aldığına, Süper Lig’de şampiyonluğunu ilan eden Başakşehirspor’u ve Süper Lig’e yükselen Erzurumspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

35.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 18 Temmuz 2020 tarihinde polis memuru Erkan Gökteke’nin şehit olduğu İstanbul ili Bağcılar ilçesinde yaşanan olayın faillerinin yakalanarak adalete teslim edildiğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan 2 askere ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine, Pençe operasyonlarında, Yıldırım-2 Cilo Operasyonu’nda görev yapan Mehmetçik’e ve ülkenin her köşesinde görevini ifa eden güvenlik güçlerine muvaffakiyetler dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

36.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Suruç katliamının 5’inci yıl dönümüne, farklı kesimlerden gelen gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, oyuncu ve insan hakları savunucusundan oluşan ve kendilerine “Ak Saçlılar” diyen 101 ismin yayınladığı ortak bildiriye, DEDAŞ’ın Urfa, Mardin ve bölge illerinde mağduriyete yol açan politikalarına son vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ile Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e ve İstanbul ilinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memuruna Allah’tan rahmet dilediğine, 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 84’üncü, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne, Muğla ili Ula ilçesinde üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi olayını lanetlediğine ve İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkılması gerektiğine, 20 Temmuz 2015 tarihinde 33 gencin katliamının ardından 10 Ekimde Ankara Gar’ında 103 vatandaşın katledildiğine ve 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihleri arasında ülkeye yaşatılan terör olaylarının sorumlularının yargı önünde hesap vereceği sürecin takipçisi olacaklarına, 15 Temmuz darbe girişiminden beş gün sonra ilan edilen OHAL’e ve 10 Temmuz 2020 tarihinde HSK’nin FET֒yle irtibatı ve iltisakı tespit edilen 26 savcıyı görevden uzaklaştırma kararına, AK PARTİ’nin değişikliğe gittiği 5 komisyon başkanına başarılar dilediklerine, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanlığına getirilen Efkan Ala’nın açıklamalarına ilişkin açıklaması

38.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ı TBMM Başkan Vekilliği görevinden dolayı tebrik ettiğine, keşif uçağının Van ili Artos Dağı’na çarparak düşmesi sonucu şehit olan 7 Emniyet mensubuna ve İstanbul ili Bağcılar ilçesinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memuruna Allah’tan rahmet dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne, öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i rahmetle yâd ettiğine ve kadınlarla alakalı meselenin sadece cezaları artırarak çözülemeyeceğine, zihinsel dönüşüme ihtiyaç olduğuna, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Hatayspor’u, Süper Lig’de şampiyonluğunu ilan eden Başakşehirspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, gensoru yoluyla denetleme yetkisi ellerinden alınmasaydı fındık rekoltesini 665 bin ton olarak açıklayan Tarım ve Orman Bakanı hakkında gensoru verileceğine ilişkin açıklaması

40.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

44.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine, tutuklu bulunan Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkında hâlâ bir iddiname hazırlanmadığına ilişkin açıklaması

45.- Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ı TBMM Başkan Vekilliği görevinden dolayı tebrik ettiğine, Konya ili Ilgın ilçesi Çavuşcugöl Mahallesi’ndeki kamulaştırma kararına ilişkin açıklaması

46.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

47.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın AK PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki ve Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

48.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

49.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

50.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

51.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

52.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit edilen Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e ve hemşehrisi Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

53.- Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, Hatay ili Payas ilçesine kurulmak istenen karbon siyahı üretim tesisine ilişkin açıklaması

54.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan üniversite mezunu işçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

55.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi bünyesinde açılan Psikoloji Lisans Programı’na yönelik Psikologlar Derneğinin mesajına ve Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

56.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 60’ıncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

57.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, 25 Temmuz Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yapacağı Amasya çevre yolunun hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

58.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un, Ağrı ili Diyadin ilçesinin ambulans ihtiyacının giderilmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

59.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

60.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

61.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

62.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

63.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

64.- İzmir Milletvekili Sepril Kemalbay Pekgözegü’nün, İzmir ilinde Pınar Gültekin’in öldürülmesini protesto etmek için toplanan kadınların polis müdahalesiyle engellendiğine ilişkin açıklaması

65.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, muhtarların 7201 sayılı Tebligat Kanunu’ndan kaynaklanan mağduriyetin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

66.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, görüşülen 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne temel itirazları karşılanmadığı için “hayır” oyu vereceklerine, Türk Hava Yollarına bağlı TGS’de çalışan bir vatandaşın mağduriyetini duyurmak istediğine ilişkin açıklaması

67.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, görüşülen Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne katkı sunan siyasi parti gruplarına, uzmanlara ve akademisyenlere teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebininin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1267)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1268)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1269)

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Anayasa Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1270)

5.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1271)

6.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Adalet Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1272)

B) Önergeler

1.- Adana Milletvekili İsmail Koncuk’un, (2/999) esas numaralı 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/85)

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekilinin, fındık üreticilerinin sorunlarının incelenerek bu sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  14/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/3156) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 20 Temmuz 2015 tarihinde yaşanan Suruç katliamının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 20/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve arkadaşları tarafından, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin araştırılması amacıyla 20/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci sırasına, 139, 141 ve 23 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin ise yine, bu kısmın sırasıyla 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 21, 22, 23, 28 ve 29 Temmuz 2020 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216)

2.- İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ile 2 Milletvekilinin İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3037) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 225)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya'nın, Mustafa Necati Kültür Evine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/30843)

2.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in, 22. ila 27. Yasama Dönemlerinde TBMM Başkanlığına gelen yasama dokunulmazlığının kaldırılması istemlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/31167)

3.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu'nun, Aydın'ın Köşk ilçesinde yapımı planlanan JES projesine ve projeye tepki gösteren köylülere sosyal mesafeye uyulmadığı gerekçesiyle para cezası kesildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/31191)

4.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk'ün, 13 Haziran 2020 tarihinde Kırıkkale ilinde hissedilen yoğun gaz kokusuna ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/31193)

5.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, kamu bankaları tarafından başlatılan kredi kampanyalarıyla gerçekleşen otomobil ve konut alımlarına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/31200)

6.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu'nun, çiftçilerin borçlarının ertelenmesi talebine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/31201)

7.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu'nun, 01.06.2020 tarihinden önce yüksek faiz oranlarıyla kredi çekenlerin bu tarihten sonra düşen faizlere göre kredilerinin yapılandırılması talebine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/31202)

8.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Mustafa Necati Kültür Evinin devrine ve isim değişikliğine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/31264)

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, tali komisyonların toplanma oranına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/31265)

10.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik'in, KKTC'nin su gereksinimini karşılamak üzere yapılan su isale hattının tamiri için harcanacağı iddia edilen miktara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/31328)

11.- İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın, TBMM'de erişimi engellenen internet sitelerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/31598)

 

21 Temmuz 2020 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşimini açıyorum. (x)

(CHP sıralarından alkışlar)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın, Başkan Vekili seçilmesi dolayısıyla teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, görüşmelere geçmeden önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili seçilmem nedeniyle duygularımı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 24 Nisan 1920’de Meclisin açılışı sonrasında bu kürsüden yaptığı ilk konuşmada, Mondros Mütarekesi’nden Erzurum Kongresi’ne, Erzurum Kongresi’nden İstanbul’un işgaline ve Meclisimizin açılışına kadar tüm aşamalarıyla kurtuluş mücadelesini ve belgelerini milletine açıklamıştır. Yani ilk açıldığı andan itibaren yüce Meclisimizin görevi, Büyük Önder Atatürk’ün göstermiş olduğu gibi, milletine hesap vermek olmuştur. Bu Meclis, barut kokularının üzerinde hissedildiği savaş günlerinde Başkanı Atatürk’e acımasızca, en sert şekilde hesap soran bir Meclistir. Bu Meclis, dünyada örneği olmayan büyük bir Meclistir; Kurtuluş Savaşı sırasında düzenli ordu kurmuş, Kurtuluş Savaşı’nı yönetmiş bir Meclistir. Bu Meclis, laik, çağdaş cumhuriyetin, demokrasinin, ulusal egemenliğin en büyük yapıtıdır. Bu Meclis, dili, dini, rengi, yaşam biçimi, kökeni demeden tüm yurttaşlarına eşit ve adil bir ülke için kurulmuş bir Meclistir. Bu Meclis, çıkardığı yasalarla hakkı, hukuku ve adaleti her bir dakikasında içselleştirmesi için kurulmuş bir Meclistir. Bu Meclis, bu güzel vatanı dünya milletler ailesinin onurlu bir üyesi olarak hedefleyen bir Meclistir. Kurtuluş mücadelesini yöneten ve cumhuriyeti ilan eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugün Meclis Başkan Vekili görevinde bulunmaktan büyük onur duyduğumu belirtmek isterim. Beni bu göreve layık gören 83 milyonun temsilcileri olan siz değerli milletvekillerine teşekkür ediyorum.

Başta bu Meclisi kuran ve yöneten Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Birinci Meclisten başlayarak bu kutsal çatı altında görev yapan ve aramızdan ayrılmış olanlara Allah’tan rahmet, hayatta olanlara selam ve saygılarımı sunuyorum.

Ayrıca, dünyada ve ülkemizde yaşanan pandemi süresince sağlımız için mücadele ederken hayatlarını kaybeden doktorlarımıza, sağlık çalışanlarımıza ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, ülkemizin bu süreçte aldığı hasarı bir an önce iyileştirerek gerçek normalleşme sürecine girmesini temenni ediyorum.

Tabii, bu süreçte işlerini kaybeden vatandaşlarımız, kepenklerini kapatan esnafımız, özveriyle çalışan işçilerimiz, memurlarımız bizlerden yani Türkiye Büyük Millet Meclisinden yaralarını saracak, onları yeniden ayağa kaldıracak yasal düzenlemeleri bekliyorlar; bizlerin de önceliğinin, milletimizin temel sorunlarına çözüm getirecek düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmek olmasını diliyorum.

Ben de bu onurlu görevi yerine getirirken Anayasa’mıza, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerine ve hukukun üstünlüğüne sonuna kadar bağlı kalarak siz milletvekili arkadaşlarıma eşit ve özgür bir çalışma ortamı yaratma kararlığında olacağım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kocaeli’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yapmış olduğu yatırımlarla ilgili söz isteyen Kocaeli Milletvekilimiz Sayın İlyas Şeker’e aittir.

Buyurun Sayın Şeker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli ilinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının devam eden projelerine ilişkin gündem dışı konuşması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, seçim bölgem Kocaeli’de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının devam eden projeleri hakkında söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, öncelikle, aynı seçim bölgesinin milletvekilleri olarak Meclis Başkan Vekilliğine seçilmenizden dolayı çok memnun olduğumu ifade etmek istiyorum. Sizleri tebrik ediyorum, ilk sözü de bana verme jesti yaptığınız için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Covid-19’la mücadelede ülke olarak iyi bir performans sergiledik. Bunda şehir hastanelerimizin payı yüksek. Beklenen İstanbul depreminde sağlık hizmetini sunacak olan Kocaeli Şehir Hastanesinin yapımı bitmek üzere. İstanbul-Ankara Otoyolu’ndan, İzmit-Kandıra kara yolundan ve il merkezinden hastaneye bağlantı sağlayacak yollar Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılıyor, inşallah eylül ayı itibarıyla tamamlanmış olacak. Ayrıca şehir hastanesine ulaşım için Büyükşehir Belediyemizin projelerini yaptığı tramvay hattı da yine Bakanlık tarafından yapılacaktır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; diğer bir proje, Silivri’den başlayan, Marmara’nın kuzeyinden Akyazı’da tekrar TEM Otoyolu’na bağlanan 398 kilometrelik Kuzey Marmara Otoyolu. Kocaeli-Sevindikli kavşağına kadar -340 nokta- 5 kilometresi hizmete açılmış olan otoyolun kalan 57,5 kilometrelik kısmında çalışmalar devam ediyor. Kuzey Marmara Otoyolu’nun Kocaeli sınırları içerisindeki 112 kilometrelik kısmında, Kocaeli’ye, birisi mevcut TEM Otoyolu’ndan olmak üzere sekiz ayrı noktadan bağlantı sağlanıyor. Kocaeli il merkezinin trafik yükünü alarak Kocaeli’ye nefes aldıracak proje inşallah yıl sonu itibarıyla tamamlanmış olacak.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; diğer bir proje, İzmit-Kandıra yolu. Doğal güzellikleriyle turizmde öne çıkan Kandıra ilçemizi il merkezine bağlayan yolun -ihtiyaca cevap vermediği için bölünmüş yol olarak- 2015 yılında ihalesi yapılmıştı. Ekonomik nedenlerle, firmanın isteği üzerine 7161 sayılı Kanun uyarınca ihale tasfiye edilmişti. İzmit-Kandıra bölünmüş yoluna Kandıra-Kaynarca yolu da dâhil edilerek 6 Şubatta yeniden ihalesi yapıldı, 9 Martta yer teslimi yapılarak işe başlandı. Toplam uzunluğu 59 kilometre olan İzmit-Kandıra yolunun ilk 19 kilometresinde kamulaştırma ve yapım çalışmaları devam ediyor, inşallah planlanan süre içerisinde de tamamlanacak.

Saygıdeğer milletvekilleri, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin başlattığı Gebze-Darıca metro hattının yapımına Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından devam ediliyor. 15,4 kilometrelik metroda 5’i aç-kapa olmak üzere toplam 11 istasyon bulunmakta. Gebze Kent Meydanı İstasyonu’nda betonarme ve tünel çalışmaları devam ediyor, Darıca Sahil, Stadyum, Akse Sapağı, Adliye, Mutlukent ve OSB İstasyonlarında ise kazı çalışmaları devam ediyor. 2 ilçemizin atar ve toplardamarı olacak olan metro, sanayi tesislerine, Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesine, Fatih Devlet Hastanesine ve -yapımı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından devam eden- 900 dönümlük Darıca Millet Bahçesi’ne konforlu ve kolay bir ulaşımı sağlamış olacak. Gebze-Darıca metrosu ileride Marmaray banliyö hattına ve Sabiha Gökçen Havalimanı’na bağlanacak, nasipse cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yani 2023’te hizmete açılmış olacak.

Saygıdeğer milletvekilleri, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının yürüttüğü diğer bir proje, Yalova’dan İstanbul-İzmir Otoyolu’na, oradan İzmit’in güney kesiminden İstanbul-Ankara Otoyolu’na bağlanacak olan 65 kilometre uzunluğundaki Güney Marmara Otoyolu’dur. Bu otoyolun projeleri şu anda devam ediyor, inşallah en kısa zamanda projeler bittikten sonra yapımına da devam edilecek. Bu projeyle Kocaeli’nin çevresi otoyollarla çevrili ring hâline gelmiş oluyor. Ayrıca, Kartepe Köseköy İstasyonu’ndan başlayan, İzmit’in kuzeyinden geçerek Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün üzerinden Halkalı’ya devam edecek olan hızlı tren projeleri tamamlandı, inşallah kamulaştırma çalışmalarına başlanıyor. Yine, Yarımca ve Tütünçiftlik balıkçı barınaklarının projeleri devam ediyor, projesi onaylanmış olan Kandıra Kefken Balıkçı Barınağı’nın büyütme projesi tamamlandı, onaylandı, inşallah yakında programa alınacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İLYAS ŞEKER (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, Kocaeli, hak ettiği hizmetleri almaya devam edecek.

AK PARTİ olarak, kurulduğumuz günden bugüne dek lafla değil, yapmış olduğumuz icraatlarla milletimizin hizmetkârı olduk. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yatırımlar hız kesmeden devam edecek. Bizim işimiz aziz milletimize hizmet etmektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Iğdır’ın sorunları hakkında söz isteyen Iğdır Milletvekilimiz Sayın Habip Eksik’e aittir.

Buyurun Sayın Eksik. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in, Iğdır ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

HABİP EKSİK (Iğdır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Konuşmama başlamadan önce size hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum. Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum.

Iğdır, Doğu’nun Çukurovası; etrafı 3 ülkeyle çevrili olan, yanı başında Ağrı Dağı olan mükemmel bir şehir ama bu mükemmel şehir, maalesef birçok sorunla karşı karşıya, birçok problemle karşı karşıya. Bunların başında gelen yoksulluk, açlık, işsizlik sorunu.

Bakın, 3 ülkeyle sınırı olan bir il ama ticaret sıfır denecek düzeyde. Nahçıvan Sınır Kapısı, maalesef, orada doğru düzgün ticaret konusunda faal değil, zaten Ermenistan’la ilgili olan sınır kapısı kapalı, yine İran’la bağlantılı olan Borualan Sınır Kapısı da ticarete kapalı. Açıkçasını söylemek gerekirse, dünyanın en stratejik şehri ama ticaret konusunda en yoksun olan şehri konumunda.

Yine, biliyorsunuz, Iğdır bir ova; etrafı dağlarla çevrili, Aras Nehri’nin suladığı mükemmel bir ova ve bu ova, tarım konusunda bitme noktasında arkadaşlar. İnsanlar ürettiklerini satamıyorlar; kayısısı meşhur, elması meşhur, karpuzu, kavunu mükemmel derecede iyi, bereketli, bol ama insanlar ürünlerini satamıyorlar çünkü AKP iktidarı orada tarımı âdeta kaderine terk etmiş durumda.

Yine, şunu söylemekte fayda var: Iğdır, halkının demokrasi bilinci ve sandığa olan inancı açısından son derece gelişmiş bir ildir. Fakat 15 Mayısta, AKP iktidarının Bakanı, hukuksuz bir şekilde Iğdır halkının demokrasiye olan inancını katletti, belediyesini gasbetti ve hukuksuz bir şekilde belediye eş başkanlarının yerine kayyum atadı.

Değerli milletvekilleri, yine Ünlendi diye bir baraj kurulacaktı -yıllardır kuruluyor- fakat hiçbir şekilde faaliyete girmedi. “Ha bu sene bitecek, ha önümüzdeki sene bitecek.” derken, emin olun, yıllardır Iğdır halkı su bekliyor, bir türlü ulaşamadı.

Yanı başında Ağrı Dağı var dedik, dünyanın en önemli dağlarından bir tanesi, turistik açıdan çok kıymetli fakat turizm açısından baktığınız zaman Iğdır halkı, Iğdır şehri mahrum bırakılmış, âdeta kaderine terk edilmiş.

Sağlık alanında çok ciddi sorunları var. Bakıyorsunuz, bir tane hastaneye mahkûm bırakılmış, yetersiz doktor sayısıyla, yetersiz sağlık emekçisi sayısıyla karşı karşıya, insanlar sabahın köründe orada, hastanenin önünde sıra bekliyorlar, maalesef birçok branşta doktor yok ve insanlar 300 kilometre uzaklıktaki Erzurum’a sağlık hizmetini almak için gitmek zorunda kalıyorlar.

Kağızman’ın olduğu bölgede, Sarıkamış ilçesine bağlı Karakurt köyünde bir HES yapıldı. Bu HES yapımı sonucunda, maalesef, Iğdır’ın, ovanın iklimi değişti; pamuk yetişen Iğdır, yazın ortasında selle karşı karşıya kaldı. Tuzluca’nın Unbulak’a bağlı Zaraphane mezrasında sel gelişti, insanlar neredeyse yaşamlarını yitiriyorlardı. Orada birçok köy var, o köylerin hepsinin bir an önce afet bölgesi kapsamına alınması lazım.

Yine, değerli milletvekilleri, Iğdır’ın yanı başında dünyanın en büyük tehlikesi olan Metzamor Nükleer Santrali var Ermenistan’a ait. Bu nükleer santralle ilgili maalesef hiçbir girişim yapılmıyor, Dağlık Karabağ’la ilgili verdiğimiz soru önergelerine de “Azerbaycan’la aralarındaki husumetten dolayı görüşmeler gerçekleştirilmiyor.” deniliyor. Fakat Iğdır halkı, maalesef, bu iki ülkenin savaş konusunda birbirleriyle çekişmelerinden dolayı büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Nitekim, Azerbaycan Savunma Bakanı çıkıp dedi ki: “Eğer Ermenistan bizim barajımızı vurursa, barajımıza saldırırsa biz de Metzamor’u vuracağız, bu kapasitedeyiz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HABİP EKSİK (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yani orada nükleer bir santrali patlatmaktan bahsetti. Maalesef, Türkiye buna sessiz ama Iğdır halkı korkuyla yaşamaya devam ediyor.

Açıkça söyleyelim: Iğdır’ın diğer geçim kaynağı olan hayvancılıkla ilgili de zaten bölgede yayla yasakları söz konusu, insanlarımız hayvancılığı da yapamıyor. Ardahan’ın yaylalarına gidiyorlardı, geçen sene Ardahan Valiliği hukuksuz bir şekilde Ardahan yaylalarının kapısını Iğdırlı hayvancılıkla uğraşan insanlara kapattı ve onların geçim kapısını ellerinden aldı. Ondan dolayı da buradan sesleniyoruz, diyoruz ki: Ey Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri, ey icracı Hükûmet; Iğdır Türkiye'nin bir şehridir, hatta Türkiye'nin en güzel şehirlerden bir tanesidir. Gelin, Iğdır halkına zulmetmekten vazgeçin, sorunlarını çözmek için birlikte kafa kafaya verelim ve Iğdır halkının sorunlarını çözelim ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HABİP EKSİK (Devamla) – …insanlarımız huzur, refah ve varlık içerisinde yaşasınlar.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi, İstanbul Sözleşmesi hakkında söz isteyen Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Candan Yüceer’e aittir.

Buyurun Sayın Yüceer. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne ilişkin gündem dışı konuşması

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadınların sorunlarını erkeklerin konuştuğu, kadınlara fıtrat atfedilen günlere geri döndük. Aslında şiddet gören, mağdur edilen kadınlar -yoksa bazı gazetelerde köşe tutmuş, bazı kurumlara kapılanmış üç beş kişi değil- Türk toplumsal hayatını kendi dinî görüşlerine göre biçimlemeye çalışan tarikatlar ya da kendi dünya görüşlerini topluma dayatmaya çalışan üç beş kadın değil. Bugün, bir kadın daha, Pınar Gültekin… Onun cansız bedenine ulaşıldı, Allah rahmet eylesin.

Bir yandan erkek terörü kadınları hedef alırken, diğer yandan da birileri İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alıyor. İstanbul Sözleşmesi’nin ailelerin dağılmasına yol açtığı, İstanbul Sözleşmesi’nin sanki boşanmaları arttıran bir sözleşmeymiş gibi saçmalığa varan yorumların köpürtüldüğünü görüyoruz. Özellikle, son dönemde, ne yazık ki bu kampanyalara AKP Genel Başkan Vekili ve ardından AKP Genel Başkanının da “Gereği neyse yaparız, çıkarız. Halk istemiyorsa kaldırın.” diyerek katılmasını gerçekten hayretle izliyoruz çünkü bu sözleşmeyi ya okumamışlar ya da okuduklarını anlamamışlar. İstanbul’da imzalanan, adını da İstanbul’dan alan, dokuz yıl önce imzalanan, altı yıl önce yürürlüğe giren bu sözleşme diyor ki: “Ayrımcılık ve şiddete kimse maruz kalmasın. Ayrımcılık şiddeti arttırır, şiddet de daha fazla bir şekilde ayrımcılığı arttırır.” Bu sözleşme “Devletin görevi yalnızca iş işten geçtikten sonra suçluların peşine düşmek değil, o suç oluşmasın diye toplumsal koşulları dönüştürmektir.” diyor. Adını bile İstanbul’dan alan, İstanbul gibi güzel olan bu sözleşmenin nesine karşısınız? Eşitlik politikalarına mı karşısınız? Kadınların şiddetten korunmasına, önlenmesine mi karşısınız, yoksa devlete ödev ve görevler yüklenmesine mi karşısınız? “Aileyi korumaz.” deniliyor; ailenin tüm bireylerini koruyan bu sözleşme aileyi korur ama tecavüzcüleri, katilleri, ailesine, sevdiklerine şiddet uygulayanları korumaz. İnsan korunmadan da aile korunmaz.

Değerli arkadaşlar, İstanbul Sözleşmesi’ni hedef alanların ana argümanı, bu sözleşmenin –biraz önce de söylediğim gibi- aile kurumunu zayıflattığı iddiası üzerine oturtuluyor. Diyoruz ki: Amacı kadını şiddetten korumak olan sözleşme aileyi nasıl zayıflatır? Buna bir cevap verilmiyor. Sanırım, arzu edilen, kadınların şiddete karşı savunmasız kalması, kadınların şiddete karşı susması ve bunu kabullenmesi.

Diğer bir tepki nedeni, “toplumsal cinsiyet” kavramının cinsel yönelimi farklı bireyleri de kapsadığı ve bunun toplumumuzu ve nesli tehdit ettiği yönünde. Şimdi, kimse bu sözleşme var diye cinsel yönelimini değiştirmiyor ya da bu sözleşme “Siz cinsel yöneliminizi değiştirin.” demiyor. Ne diyor? “Devletler aile içi şiddet mağdurlarının haklarını cinsiyet, renk, ırk, cinsel tercih, din gibi farklar gözetmeden korumalıdır.” diyor yani cinsel yönelimi farklı bireylerin de şiddetten korunmasını öngörüyor ki olması gereken budur. Aksini iddia etmek, farklı cinsel yönelimleri olan kişilerin her türlü şiddeti kabullenmesini ifade etmek insan haklarının temel ruhunu bırakın, insanlığa aykırıdır. Şimdi, ne diyeceğiz? Mağdurlar arasında ayrımcılık mı yapıyoruz diyeceğiz bu sözleşme için? Asıl amaç, tabii ki bu eleştirilerin ardında yatan, kadının toplumsal rollerinin, kültürel normların değişmesine karşı bir tepki. Kadını erkekle eşit görmeyen, kâğıt üstünde bile kadın ile erkeğin eşit haklara sahip olmasına tahammül edemeyen, alerji gösteren bir zihniyetin yansıması. Kadını yalnızca aile içinde -o da sesini çıkarmadığı sürece- makbul gören, kadını birey olarak kabul etmeyen bir zihniyetin tezahürü. Asıl değişmesi gereken, ortadan kaldırılması gereken zihniyet de tam olarak budur. Yanlış olan, sözleşme değil bu zihniyettir; bu noktada, asıl eleştirilmesi gereken, sözleşme değil, bu sözleşmenin uygulanmamasıdır.

Bakın, hemen her gün bir kadın kardeşimiz katlediliyor; şiddet sıradanlaşmış, gündelik hâle gelmiş ama buna karşın etkin önlemler hâlâ alınmıyor. Sadece haziran ayında 27 kadın katledildi; 23 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Türkiye, hâlâ, OECD ülkeleri arasında yaşam boyu kadına şiddet istatistiğinde en tepede.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

CANDAN YÜCEER (Devamla) – İstanbul Sözleşmesi yok yere yazılmadı değerli arkadaşlar, bir ihtiyaçtan doğdu, bir mücadeleyle doğdu. İstanbul Sözleşmesi’nin ve kazanılmış her hakkın temelinde binlerce kadının kanı, canı, gözyaşı, acısı var; milyonlarca kadının adalet mücadelesi var, hak mücadelesi var. Öyle kolay bir sözleşme değil, istenilince çıkılabilecek bir sözleşme değil. Ve İstanbul Sözleşmesi bugünden itibaren “ama”sız, “fakat”sız tartışmaya açılmamalı ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Tek bir Şule Çet’in daha pencereden atılmaması için, tek bir Nurtaç Canan’ın daha katilinin adını duvara kanıyla yazmak zorunda kalmaması için, tek bir çocuk daha annesinin boğazının kesilmesine şahit olmasın diye uygulanmalıdır. Siyasetin eril güçleri farkına varmayabilir ama bizler için, biz kadınlar için İstanbul Sözleşmesi, kadın sorunları siyasetüstü bir meseledir.

AYŞE KEŞİR (Düzce) - Geçen hafta neredeydiniz, geçen hafta?

CANDAN YÜCEER (Devamla) - Türkiye’nin her yerinde kadınlar seslerini yükseltiyorlar; siyasi görüşleri, tercihleri ne olursa olsun yaşamak istiyorlar; eşit, adil bir şekilde haklarını istiyorlar.

Çok teşekkür ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 30 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu, tabii, her gün 30 olmayacak, bilgilerinize de sunayım. Bugün için ilk 30 milletvekilimize vereceğiz.

Ve şimdi, ilk söz Sayın Şeker.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, yüzölçümünün yüzde 84’ü aktif deprem bölgesi içinde yer alan ülkede bireysel olarak coronavirüsten korunmak için gösterilen hassasiyetin daha fazlasının depremin etkilerinden korunmak için gösterilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, coronavirüs dünyayı tedirgin ederken Hükûmetimizin devreye aldığı etkili önlemlerle, ekonomik paketlerle, güçlü altyapıyla, donanımlı sağlık personeliyle bu krizi hafif atlatıyoruz. Ülkemiz için coronavirüsün oluşturduğu riskten çok daha fazlasını yaşanacak olan depremler oluşturmaktadır. Bugün itibarıyla ülkemizde coronavirüsten 5.800 insanımız hayatını kaybederken, sadece 99 Kocaeli-Gölcük depreminde 18 bine yakın insanımız hayatını kaybetti. Türkiye deprem bölgesidir. Ülkenin yüzde 42’si birinci derece deprem bölgesi olmak üzere, yüzde 84’ü aktif deprem bölgesidir. Bugüne kadar hasar yapıcı depremleri yaşadık, bundan sonra da depremleri yaşamaya devam edeceğiz. Depremin coronavirüsten daha etkili olduğunu ifade ederek bireysel olarak coronavirüsten korunmak için gösterdiğimiz hassasiyetin katbekat fazlasını depremin etkilerinden korunmak için göstermeliyiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Demir…

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, milletin altmış yıllık hayalini gerçekleştirmek için tarihî bir adım atıldığına ve başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Avrupa’nın doğuştan elektrikli ilk ve tek SUV modelini gerçekleştirecek olan TOGG ekibine teşekkürlerini sunduklarına ilişkin açıklaması

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) mühendislik, tasarım ve üretim tesisleri inşaatıyla milletimizin altmış yıllık hayalini gerçekleştirmek için tarihî bir adım attı. Bursa’da kurulan bu fabrikada AR-GE çalışmalarının yanında otomobillerin tasarımı ve üretimi de gerçekleştirilecektir.

Türkiye’nin otomobili, Avrupa’nın doğuştan elektrikli ilk ve tek SUV modeli olacaktır. Özgün tasarımıyla yenilikçi otomobilimiz 2022 yılında yollarda boy gösterecektir. Millî kaynağımız bordan lityum üretmek için AR-GE faaliyetleri yürütülmektedir. Batarya için gereken lityumun tamamını üretebileceğiz.

Yatırımlarla ürün yelpazemiz, teknolojimiz gelişecek, AR-GE faaliyetlerimiz artacak, ülkemiz tarihiyle, değeriyle, insanıyla bu üretimi gerçekleştirecektir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, proje için yüreğini ortaya koyan babayiğitlere, gecesini gündüzüne katarak çalışan TOGG ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yenilikte biz de varız, hepimiz varız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Girgin…

3.- Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’in, öldürülen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine ve kadın cinayetlerini lanetlediğine ilişkin açıklaması

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Teşekkürler Başkan.

Öncelikle, inanılmaz bir üzüntü içinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bir kadın cinayetinin acısı geçmeden bir diğerinin haberiyle güne başladık. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi Pınar Gültekin beş gündür kayıptı, maalesef, cansız bedeni ormanlık bir alanda bulundu.

Kadınlar bu memlekette maalesef, eceliyle ölmüyor. Bize düşen, kadın cinayetlerini engelleyecek, bu cinayetleri üreten sosyal faktörleri yok edecek yasal düzenlemeler yaparken kadın örgütlenmelerinin önündeki yasal ve fiilî engellemeleri kaldırmaktır. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak bir kenara, onu aşan, kadın-erkek eşitliğinde dünyaya örnek olacak politikalara ihtiyacımız var.

Pınar kızımızın şahsında bütün kadın cinayetlerini lanetliyorum. Kızımıza rahmet, ailesine, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Bu vahşeti işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aygun…

4.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, tutarlılık ve dürüstlüğün en önemli erdem olduğuna ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkanım, size yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Tutarlılık ve dürüstlük en önemli erdemdir ama bu iktidarda maalesef bu özellikleri göremiyoruz. Bugün “ak” dediğine yarın “kara” diyen, dün savunduğunu bugün inkâr eden, dün dediğini bugün yalanlayan bir yapıyla karşı karşıyayız.

Tarım Komisyonunda yeni bir yasa teklifi geçirdiniz; Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi. Tarımsal alanların bütünlüğünü bozduğu için hobi bahçelerini yıkmak istiyorsunuz; yıkılmazsa masrafı belediyenin gelirinden kesmeyi düşünüyorsunuz. Getirdiğiniz teklifte, imar planlarında “tarımsal niteliği korunacak alan” olarak ayrılan yerlerde başka amaçlı kullanımı yasaklıyorsunuz ama bu kuralları kendinize uygulamıyorsunuz. Kanal İstanbul Projesi’nin ardından buradan arazi alan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın tarla vasfındaki 13 dönümlük arazisi bir anda konut ve ticaret alanı oluyor. Hani tarla arazileri korunacaktı, dikilmedik ürün kalmayacaktı? Siz, ürün dikeceğiniz tarlaya sadece AVM, rezidans, kısacası beton dikersiniz diyorum. Aynı şekilde, orman olarak gözüken İstanbul Havalimanı’na da ağaçlar yerine uçak diktiniz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kasap…

5.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Covid-19 pandemisi nedeniyle 25 hekimin hayatını kaybettiğine ve Doktor İbrahim Örnek’in vefatı nedeniyle sağlık camiasına başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Yeni görevinizde başarılar dilerim.

Tıp dünyasını yasa boğan acı haberler almaya devam ediyoruz. Nöroloji uzmanı meslektaşımız Doktor İbrahim Örnek’i Covid-19 nedeniyle kaybetmenin büyük üzüntüsü içindeyiz. Covid-19 nedeniyle bugüne kadar İstanbul’da 15 olmak üzere, tüm Türkiye çapında 25 hekim arkadaşımız vefat etti, hayatını kaybetti. Covid-19’la mücadelede başarı hikâyesini anlatanlar bu duruma ne diyecek? Siz başarı hikâyesi anlatırken bizler ölüyoruz, her gün ölüyoruz. Bu duruma ne kadar daha seyirci kalıp normalleşme adı altında halkımızın sağlığıyla oynamaya devam edeceksiniz?

Sözlerime son verirken, değerli meslektaşımız Doktor İbrahim Örnek’in başta ailesi olmak üzere yakınlarının derin acısını paylaşıyor, tüm hekim ve sağlık camiasına baş sağlığı diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Karasu.

6.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Anadolu’nun birçok köyünde olduğu gibi Ardahan İli Göle ilçesi, Yeniköy, Kalecik, Budaklı ve Yiğitkonağı köylerinde de 24 Haziran genel seçimleri öncesinde başlayan çalışmaların durdurulduğuna, parti ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşlara Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının hizmet götürmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ULAŞ KARASU (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Ardahan İli Göle ilçesine bağlı 780 nüfuslu Yeniköy, 500’er nüfuslu Kalecik, Budaklı ve Yiğitkonağı köylerinin 17 kilometreden oluşan yolu uzun yıllardan bu yana yapılmayı bekliyor. 24 Haziran genel seçimleri öncesinde başlayan çalışmalar seçimlerde AKP’ye oy çıkmayınca durdurulmuş, makineler geri çekilmiştir. Alevi vatandaşlarımızın ve Cumhuriyet Halk Partisi seçmenlerinin yoğun olarak yaşadığı bu köylere iktidar tarafından seçim sonuçlarının cezası kesilmektedir. Ardahan’da verdiğim bu örneğin onlarcası seçim bölgem Sivas başta olmak üzere Cumhuriyet Halk Partisine oy vermiş Anadolu’nun birçok köyünde yaşanmaktadır. Şunu bilin ki, Cumhuriyet Halk Partisine oy veren hiçbir seçmen sahipsiz değildir. Buradan Ulaştırma Bakanına sesleniyorum: Göreviniz parti ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşlarımıza hizmet götürmektir.

BAŞKAN – Sayın Barut.

7.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişikliğe ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkanım, yeni göreviniz hayırlı olsun.

Tarım Bakanlığı, Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik’te korkunç bir değişiklik yaptı. Ziraat mühendislerinin dışında geçmişteki düzenlemelerle eczacı, kimyager ve kimya mühendisine de verilen bitki koruma satış ürünleri yetkisi ve depo izni, orman endüstri mühendisi ve orman mühendislerine de verildi. Güvenli gıdaya erişim çok önemli ama eğer iş uzmanına bırakılmazsa daha tehlikeli bir durum oluşur. Tarladan sofraya gıda zincirinin en önemli halkasını oluşturan ziraat mühendisleri ilaç bayiliği ve satışı için aldıkları diploma yetmezmiş gibi haksızca zorunlu sınava tabii tutuluyor. Ama yetkin ziraat mühendislerine bunu reva görenler mesleğimizi ve meslektaşlarımızı itibarsızlaştırıp bitirmeye çalışıyor. Bir başka meslek disiplinine iş alanı açmak için uzmanlık alanını hiçe sayan bu mantık bıçak tutuyor diye kasaplara da doktorluk yaptırır. Tarihî yanlıştan dönülsün teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

8.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan. Yeni göreviniz hayırlı olsun.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyorum.

Kıbrıs’ta, soydaşlarımıza, çocuklarımıza, kadınlarımıza karşı düzenlenen katliamlara son vermek, adada barış ve huzuru sağlamak amacıyla 1974 yılında düzenlenen Barış Harekâtı tüm dünyaya Kıbrıslı Türklerin özgürlüğünden asla ödün vermeyeceğini göstermiştir. Kıbrıs, asırlara dayanan tarihî bir davadır. Bu dava uğrunda atılacak tüm adımlarda bir an olsun tereddüt etmeyiz. Kendi haklarımızı nasıl savunuyorsak Kıbrıs Türklerinin de adadaki ve bölgedeki çıkarlarını aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Hiçbir güç Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağının adada ebediyen dalgalanmasına engel olamayacaktır.

Başta tüm şehitlerimiz olmak üzere dönemin Başbakanı merhum Bülent Ecevit’i, Başbakan Yardımcısı merhum Sayın Necmettin Erbakan’ı, Kıbrıs Türk lideri merhum Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ı rahmetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gündoğdu…

9.- Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ve Azerbaycan’ın Tovuz bölgesinde yaşanan çatışmalarda şehit olan Azerbaycan askerlerine Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Yeni göreviniz hayırlı olsun.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünde geri dönmeyi düşünmeyen kahraman şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Kıbrıs Barış Harekâtı, Kıbrıs Türklerinin adadaki varlığını soykırımla ortadan kaldırmak için düzenlenen saldırılara karşı Türk milletinin gösterdiği en güçlü cevaptır. Türkiye Cumhuriyeti devleti her zaman Kıbrıs’ın yanında olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Türk milletinin ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türklerinin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun. Kıbrıs’ın güvencesi Türkiye’dir.

Can Azerbaycan… Çatışmaların doğu-batı enerji koridorlarının kavşak noktasında yaşanması Ermenistan’ın düşmanca emellerini bir kez daha göstermektedir. Türk düşmanlığını huy hâline getiren Ermenistan aynı zamanda taşeronluk yapmaktır. Dost ve kardeş ülke Azerbaycan’ımızın yüzde 20’si Ermeni işgali altındayken Karabağ sorununun çözümünde bir yol alınamamıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti her şart altında can Azerbaycan’ın yanındadır. Tovuz bölgesinde yaşanan çatışmalarda şehit olan Azerbaycan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan...

10.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Kıbrıs Barış Harekâtı tarihten silinmek istenen bir halkın yeniden doğuşunun, yeniden şahlanışının adıdır. Elli yılı aşkın bir süredir eşitlik mücadelesi veren Kıbrıs Türkü’nün sabır ve dirayetinin dünyada bir başka örneği yoktur. Kıbrıs Türk halkı her türlü baskı ve tehdide rağmen mücadele etmiş, hak ve özgürlüğüne sahip çıkmıştır. Kıbrıs Türkünün kararlı mücadelesinde her zaman yanında olan ana vatan Türkiye, kırk altı yıl önce olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türkünün barış, istikrar ve huzurunun güvencesidir, olmaya da devam edecektir.

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümü vesilesiyle Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı’nı gönülden tebrik ediyor, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi şükranla yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydemir...

11.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Hatayspor’u, Süper Lig’de şampiyonluğunu ilan eden Başakşehirspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Başkanım, sporu zihnî ve bedenî ortak heyecan ve coşkularda buluşmanın ifadesi olarak görüyoruz, bunun yansımalarını hayatın bütün alanlarında da müşahede ediyoruz. Neşe ve hüzün iklimini içinde barındıran bu nadide zemin başarıyı şampiyonlukla tariflendiriyor. Buna son örnek Erzurumspor’umuzun yeniden bu hazzı yaşaması, yaşatmasıdır. Takımımızı kutluyoruz; taraftarlarımızı, teknik ekibimizi, yöneticilerimizi tebrik ediyoruz.

Hep söyledik ki kentlerin de genetik tevarüsle yaşattığı değerler vardır. Bu sebeptendir ki Erzurum’un da köklerinde “şampiyonluk” kavramına aşinalık yatıyor. Saltuklu gibi Türk tarihinin şahika bir dönemine yüz elli yıla yakın başkentlik etmiş Erzurum’a hep şampiyonluk, hep zirveler yaraşır.

Bu vesileyle, Tayfur Sökmen hatırası şampiyon Hatayspor’umuzu ve büyüklük inhisarını berhava edip her takımın şampiyon olabileceğini gösteren Başakşehirspor’umuzu da yürekten kutluyorum; sizi de tebrik ediyorum Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Sümer...

12.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Adana ilindeki mağduriyetin önlenebilmesi için elektrikte altyapı yatırımlarının gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem Adana’da yerleşim yerlerinin üzerinden geçen yüksek gerilim hatları vatandaşlarımızın can güvenliğini tehdit ediyor. Hemen her sene bu yüksek gerilim hatlarından dolayı can kayıpları yaşıyoruz, özellikle yaz aylarında. Son olarak bugün, Yüreğir ilçesi Levent Mahallesi’nde incir toplamak için ağaca çıkan Ertan Tekin isimli vatandaşımız, ağacın yanından geçen yüksek gerilim hattına temas ederek elektrik akımına kapıldı maalesef. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Dünyanın tüm modern kentlerinde yüksek gerilim hatları yerin altından geçer ve böylece bir tehlike oluşturmaz. Adana’da maalesef bu hatlar evlerin üzerinden, ağaç dallarının arasından geçiyor ve tehlike saçıyor. Ayrıca Adana’da elektrik altyapısı yetersiz. Özellikle aşırı sıcak yaz günlerinde bu sorun daha fazla ortaya çıkıyor. Elektrik kesintisi, voltaj düşmesi gibi sorunlar bir türlü bitmiyor. Zaten zor şartlarda geçinen vatandaşlarımız arızalanan elektrikli ev aletlerinde sorun yaşıyor. Buradan yetkililere sesleniyorum. Bir an önce elektrik tüketim artışına göre altyapı yatırımları yapılmalı, yüksek gerilim hatları zaman kaybetmeden yerin altına alınmalı. Adana’da artık ne elektrik kesilsin ne de sorun yaşansın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aycan…

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Öğretmenlik Mesleği Uzmanlık Programı’nın başlayıp başlamayacağını ve üniversitelerin vereceği pedagojik formasyon sertifikasının geçerli olup olmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Millî Eğitim Bakanlığının 2023 yılı Eğitim Vizyon Belgesi’nde “Sertifikaya dayalı pedagojik formasyon kaldırılacak, lisansüstü düzeyde Öğretmenlik Mesleği Uzmanlık Programı açılacaktır.” denmektedir. Öğretmenlik Mesleği Uzmanlık Programı ne zaman başlayacaktır? Bu arada bazı üniversiteler Pedagojik Formasyon Sertifika Programı açmaktadır. Yüksek fiyatlı sertifika programlarına katılma konusunda gençler tereddüt yaşamaktadır. Bu sertifikalar geçerli olacak mıdır? Söylenilen Öğretmenlik Mesleği Uzmanlık Programı başlayacak mıdır? Öğretmen adaylarına ne yapmasını önerirsiniz? Bu konuda açıklama yapılması, tereddüt yaşayan öğretmen adaylarının bilgilendirilmesi uygun olacaktır.

Saygılarımla. Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

14.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünü kutladığına ve darbelerin demokrasi üzerinde derin izler bıraktığına ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kıbrıs Zaferi’mizin yıl dönümü kutlu olsun. Darbelerin sadece halkın iktidarının vesayet odakları ve askerler tarafından ele geçirilmesi değil toplum üzerinde meydana gelen travma, ekonomiye neden olduğu maliyet, ülke algısı ve demokrasi üzerinde derin izler bıraktığı tartışma götürmez. Bu sebeple darbelerin neden olduğu ekonomik maliyetlerin azaltılması, karamsarlığın giderilmesi, darbe dönemlerinde alınan kararların etkisinin bertaraf edilmesi ve tekrar normal hayata dönülmesi çok emek ve zaman alıyor. 1908 Abdülhamit Han’ın halli birçok savaşlara ve bir imparatorluk kaybetmemize neden olduğu gibi, 1960, 1970, 1980, 28 Şubat 1997 darbeleri, 17-25 yargı darbesi, Gezi kalkışması ile 15 Temmuz hain FETÖ darbe teşebbüsü telafisi güç kayıplara neden olmuştur.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

15.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Dün Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüydü. Türkiye’nin yaptığı Kıbrıs Barış Harekatı yavru vatanda yaşayan soydaşlarımıza yönelik Rum mezalimini sona erdirerek adayı barışa kavuşturdu. Kıbrıs Türkü’nün varlığına kast eden Rumların saldırılarını durdurmak ve adaya barış getirmek için yapılan 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı’nın kırk altıncı yıl dönümü vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Barış ve Özgürlük Bayramı’nı tebrik ediyorum. Bu vesileyle aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.

Kıbrıs Türkü’nün kararlı mücadelesinde her zaman yanında olan ana vatan Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün barış, istikrar ve huzurunun kırk altı yıldır güvencesi olduğu gibi bundan sonra da olmaya devam edecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

16.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Mersin ili Erdemli ilçesi Arpaçbahşiş Mahallesi’ndeki vatandaşların mağduriyetinin giderilmesini Çevre ve Şehircilik Bakanından talep ettiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, 13/07/2020 tarih ve 2757 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla Adıyaman ili sınırları içerisinde bulunan ve üzerinde orman bulunmayan yerleşim alanı oluşturulan bölge orman dışına çıkarılmış ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Milli Emlak aracılığıyla da bunun karşılığında 2 katı yer tahsis edilerek bu alan vatandaşların hizmetine sunulmuştur. Aynı şekilde, Mersin Erdemli Arpaçbahşiş beldesi sınırları içerisinde kalan ve üzerinde bir belde bulunan yerleşim alanı da orman sınırları içerisinde yer almaktadır. Burada kanunun verdiği hakkın kullanılarak Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımızdan ve Cumhurbaşkanlığından Erdemli Arpaçbahşiş beldesinin yerleşim alanı sınırları dışına çıkarılmasını ve vatandaşların kullandıkları evlerin tapusunu almasını talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

17.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine, kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz ve cinayet vakalarının önlenmesine yönelik bir eylem planı ortaya konulması gerektiğine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ülkemiz kadın cinayetleriyle sarsılmaya devam ederken birçok kadın ömrünün baharında bu hayattan koparılmaktadır. Canice ve vahşice işlenen, insanlığa sığmayan bu cinayetler bizleri büyük bir üzüntüye sevk etmiştir. Son olarak Pınar Gültekin kardeşimiz, eli kanlı, gözü dönmüş bir cani tarafından hunharca katledilmiştir. Bir kadının dahi cinayete kurban gitmemesi adına kadına yönelik şiddet, cinayet, taciz ve tecavüz vakalarının önlenmesine yönelik çok yönlü bir mücadele, eylem planı ortaya konulmalıdır. Bu canavarlar ise en ağır şekilde cezalandırılmalı ve toplum böylesi ruh hastalarından arındırılmalıdır. Bu vesileyle Pınar Gültekin kardeşimize Allah’tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Köksal…

18.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünü kutladığına ve Konya ili Ilgın ilçesi Çavuşçugöl Mahallesi’nde açılmak istenen maden ocağı nedeniyle yaşanılan mağduriyete ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, Kıbrıs Zaferi’mizin yıl dönümünü kutluyorum. Ayrıca size de yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Konya ili Ilgın ilçesi Çavuşçugöl mahallesinde açılmak istenen maden ocağıyla ilgili bölge halkı günlerdir sesini duyurmak için âdeta çırpınıyor. Yargıya intikal ettiği hâlde ve henüz bir yargı kararı verilmeden tarlalara giren iş makineleri yüzünden ürünler zarar görmüş durumda. Bölgede artan kanser vakaları, yoğun metan gazı ve kömür tozu yüzünden halk sağlığı tehdit altında. Geçtiğimiz cuma günü bölgedeydim, vatandaş diyor ki: “Hasat mevsimi bile beklenmeden ekinlerimiz talan edildi ama köylümüz olan AKP’li vekilin yakınının haşhaş tarlasından haşhaşlarını kırması ve toplanması beklendi.” Bu iddialar doğru ise bu çifte standart niye? Vekilin tarlasına ihtimam gösterenler köylünün ekinlerine niçin acımadılar? Çavuşçugöl halkı haykırıyor: “Toprak vatandır, ata toprağımızı bize bırakın.”

BAŞKAN – Sayın Erel…

19.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkanım, öncelikle yeni görevinizde başarılar diliyorum. Allah’ım hayırlı uğurlu eylesin.

Adaleti tesis etmek, zulme, zalime dur demek için “Ayşe tatile çıksın.” parolasıyla kırk altı yıl önce tarihe geçen Kıbrıs Barış Harekâtı’yla kahraman Türk askeri, Türk yurdu Kıbrıs’ı barış ve huzura kavuşturdu. “Cesursan gel al.” demiştiniz, Türk’üm, cesurum dedik, gittik ve aldık. “Ecdadımızın heybeti marufu cihandır/Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır.”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyorum. Türk yurduna canını feda eden, yavru vatan Kıbrıs’a barış ve huzur getiren tüm şehit ve gazi kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

BAŞKAN - Sayın Gökçel…

20.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, Mersin iline konteyner aktarma limanı yapılacağına dair verilen sözün yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İktidar Mersin’e verdiği sözlerden bir bir vazgeçiyor. Konteyner aktarma limanı Onuncu Kalkınma Planı’na göre Mersin’e yapılacaktı, 1/100.000’lik plan buna göre yapıldı. On Birinci Kalkınma Planı görüşülürken limanın Mersin’den kaçırılmasını kabul etmiyoruz dedik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı “Liman Mersin’e yapılacak.” dedi. Sonra limanın kara bağlantısını polipropilen tesisi yapsın diye yandaşa tahsis ettiler. Fuat Oktay’a soru önergesiyle sordum, “Limanın yerine karar verilmedi. Alternatif yer arayışımız sürüyor." diye cevap geldi. Mersinli hemşehrilerim görsün, planlara işlenen konteyner limanı projesi artık yok. İktidar, Mersin’e hizmet değil, zehir getirdi; binlerce kişiye istihdam sağlamak yerine, yandaşını kayırmayı seçti.

BAŞKAN – Sayın Osmanağaoğlu...

21.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Dün Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüydü. Kıbrıs Türklüğünün tarihsel hakkını ve çıkarlarını korumak adına gerçekleştirilen, Kıbrıs Türkleri ile kahraman Türk ordusunun hasretle kucaklaşmasıyla son bulan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıl dönümünde şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Diğer yandan, Kıbrıs davasından bihaber Kıbrıs üzerinde hesap yapan küresel emperyalizmin değirmenine su taşıyan, Türk düşmanlarının stratejik çıkarlarına hizmet edercesine adımlar atan zihniyet sahiplerini de kınıyorum. Katıldığı bir programda “Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştirenlerden hesap sormamız gerekiyor.” ifadelerini kullanarak Türk milletine olan kinini kusan ABD Temsilciler Meclisi Başkanını ve sözlerini lanetliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın İsmail Kaya...

22.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, Ayasofya’nın yeniden cami olarak ibadete açılması kararının tüm İslam âlemine hayırlara vesile olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethettiğinde Ayasofya’da ilk Cuma namazı kılınmış ve fethin sembolü olarak camiye dönüştürülmüştür. Bu yüzden, Ayasofya’nın toplumumuz hafızasındaki yeri vazgeçilmezdir. 1934’te Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi milletimizin içini acıtan bir karardı. Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması sürecinde içerden ve yurt dışından çıkan çatlak seslerin ise bizim için hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bu karar Türkiye’nin egemenliğinin göstergesidir, her kesimin de alınan bu karara saygı duyması gerekmektedir. Bu karar sadece Türkiye için değil, tüm İslam dünyası için önem arz eden bir konudur. Ayasofya’nın esaret zincirinden kurtulması, bu zincirin sökülüp atılması en büyük hayalimizdi. Bu hayalin gerçeğe dönüştüğünü gördüğümüz için de ayrıca mutluyuz ve memnunuz. Bu kararın milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını dileyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Filiz…

23.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 84’üncü, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan; yeni görevinizde başarılar diliyorum.

20 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasıyla ilgili çok önemli iki gelişmenin olduğu gündür. Birincisi, seksen dört yıl önce boğazlarda tam egemenliğin sağlandığı, 24 Temmuz 1936 tarihinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’dir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylandığı gün uygulamaya konulmuş ve o gece yarısı 30 bin Türk askeri İstanbul ve Çanakkale boğazlarına konuşlanmıştır.

İkincisi ise, kırk altı yıl önce Kıbrıs Türkü’nün yok edilişini ve Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasını engelleyen, Türk halkına Kıbrıs’ı vatan yapan, mavi vatan ve Doğu Akdeniz’deki haklarımızı da garanti altına alan, 24 Temmuz 1974’de gerçekleşen kutlu zaferimiz Kıbrıs Barış Harekâtı’dır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyor; zamanın Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve 838 şehidimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize esenlikler diliyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Keven…

24.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, coronavirüs nedeniyle zor durumda olan okul servisi sahipleri ile çalışanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ KEVEN (Yozgat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım; yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Covid-19 salgını süresince alınan kararlar kapsamında okullar kapatıldığı için hem ülkemizde hem de ilim Yozgat’ta servisçi esnafı, servis şoförleri ve çalışanları maddi güçlük içinde hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Okul servislerinin geleceği belli olmadığı için servisçi esnafı ödeme günü yaklaşan senetlerinin, kredilerinin akıbetinin ne olacağını soruyor. Bu insanlar esnaf kefalet kooperatiflerinden 25 biner lira kredi kullandılar ancak eylül ayında iş yapıp yapmayacakları belli değil. Şu an bir gelirleri yok. Bu insanların kredi borçları için bir erteleme, yapılandırma yapacak mısınız diye soruyorum. Yine, bu servislerde çalışan binlerce emekçi, işten çıkarmanın da yasaklandığı bu dönemde günlük 40 liraya yaşamak zorunda bırakılıyor. Kısa çalışma ödeneği yerine günlük 40 lirayı reva gördünüz. Bunca insanın vebalini kim ödeyecek diye soruyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Ahmet Kaya…

25.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Tarım ve Orman Bakanının açıkladığı fındık rekoltesine ilişkin açıklaması

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkür ediyor, yürekten başarılar diliyorum Değerli Başkanım.

Fındık hasadına sayılı günler kaldı. Bu yıl geçen yıla göre fındığın daha az, rekoltenin düşük olacağı bekleniyorken Tarım Bakanı rekolteyi 665 bin ton olarak açıklayarak büyük bir skandala imza atmıştır. Açıklanan rekoltenin gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Geçmiş yıllarda olduğu gibi rekolteyi olduğundan yüksek açıklayan AKP Hükûmeti, fındık fiyatlarını düşürmeye çalışan fındık kartellerine teslim olmuş, yine fındık kurtlarının yüzünü güldürmüştür. Hükûmet, yerli ve millî stratejik ürünümüz olan fındığa hak ettiği değeri vermeli ve üreticimizi mağdur etmeyecek bir fındık fiyatını bir an önce açıklamalıdır.

Corona salgını nedeniyle yaşanan olumsuzluklar, maliyetlerde yaşanan artışlar ve refah payı göz önünde bulundurulduğunda bu sezon fındık fiyatlarının en az 25 lira olması gerektiğini ifade ediyoruz. Fındık bahçelerinde kan ter içinde, binbir emekle fındık toplayan, bir lokma helal ekmek için mücadele eden Karadeniz köylüsünün ekmeğinde gözü olanlar karşılarında bizleri bulacaktır diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın İlgezdi…

26.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Erzurumspor ve Hatayspor’u şampiyonluklarından dolayı kutladığına, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi vesilesiyle kadın cinayetlerinin son bulması adına ortak bir adım atılması gerektiğine ilişkin açıklaması

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Sayın Başkanım, yeni görevinizde başarılar diliyorum. Ayrıca Erzurumspor ve Hatayspor’u şampiyonluklarından dolayı kutluyorum.

Beş gündür aranan Pınar Gültekin’in, cansız bedenine bugün ulaşıldı. Yine bir kadının gülüşü eksik, hayalleri yarım kaldı. Yaşadığımız bu acı kadın cinayetlerinin son bulması adına artık ortak bir adım atılmalı. Pınar Gültekin’in vahşice katledilmesi ilk imzacısı olduğumuz İstanbul Sözleşmesi’nin önemini bir kez daha ortaya koydu. “Kadının adı var mıydı yok muydu?” gibi gereksiz gündemler yaratmaya çalışmak yerine, bu konuda tutarlı adımlar atarak hayata geçirmeliyiz. Kadınların özgürce ve güvenli yaşayamadığı her gün bu iktidara dert olsun. Evet, kadının adı var ama ne yazık ki mezar taşlarında. Önce kadın cinayetlerinin politik olduğunu kabul edin, sonra İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açarak kadınları hedef gösterenlerle mücadele edin; bunların hiçbirini yapamıyorsanız derhâl istifa edin.

BAŞKAN – Sayın Keşir…

27.- Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Gazi Meclisin çatısı altında failinin milletvekili olduğu kadına şiddet ve tecavüz iddialarının kabul edilemez olduğuna ve üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi olayına yönelik hukuki sürecin takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar dilerim.

İnsanın temel haklarını koruyan, beraberinde insan hayatını daha da iyileştirmek için yasama faaliyetlerinde bulunan Gazi Meclisin çatısı altında failinin milletvekili olduğu kadına şiddet ve tecavüz iddiaları endişe vericidir ve asla kabul edilemez. Suçun şahsiliği esastır, bununla birlikte şiddet ve tecavüz mağdurunun hakları siyasi partililerin imajının da üstündedir. Dün PKK’nın dağdaki kadın tecavüzlerine, cinayetlerine sessiz kalanların bugün milletvekili-tecavüz iddialarına da sessiz kalmaları tesadüf müdür? Kadın ve çocuk hakları hiçbir siyasi partinin, ideolojinin “soft power” enstrümanı değildir. Muğla’da bugün gencecik bir fidanın, Pınar Gültekin’in cansız bedenine ulaşıldığının haberini üzüntüyle aldık. Hukuki sürecin milletvekilleri olarak takipçisi olacağız.

Bununla birlikte, geçtiğimiz günlerde meydana gelen şiddet ve tecavüz iddialarıyla ilgili hiç sesini çıkarmayanların bugün kadına şiddet söylemlerinin de kadın hakları mücadelesi açısından kaygı verici olduğunu ifade etmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İlhan…

28.- Kırşehir Milletvekili Metin İlhan’ın, ülkede “normalleşme” adı altında sürü bağışıklığının tercih edilmesinin virüsün yayılma riskini artırdığına ilişkin açıklaması

METİN İLHAN (Kırşehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hükûmetin ekonomi başta olmak üzere çeşitli gerekçelerle “normalleşme” adı altında sürü bağışıklığını tercih etmesi maalesef ülkemizde virüs riskini artırmıştır. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun kararları siyasetin süzgecinden geçince, sürece yayılıp aşamalı olarak yapılması gereken normalleşme takvimi dar bir zamana sıkıştırıldı ve iyi planlanmadan uygulamaya konuldu. Covid testlerinin pozitif çıkması sebebiyle karantinaya alınan yerler kamuda gün geçtikçe artmaya başladı. Devlette devamlılık esas olduğundan, bazı şehirlere diğer illerden görevlendirmeler yapılmak zorunda kalınmaktadır.

Bu sebeple, gerçek anlamda normale geçene kadar başta kamu idareleri olmak üzere esnek çalışma düzenine acilen geçilmesi şarttır. Aksi bir durum, başa çıkamayacağımız sorunlara ve kamu hizmetlerinde aksamaya yol açacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Sertel…

29.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve emeklilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, öncelikle tebrik ediyorum, yeni görevinizde başarılı olacağınızdan adım gibi eminim.

Türkiye'de emekliler açlık sınırının altında yaşıyor. 11 milyon civarında emeklimiz var ve 4 milyon 179 bin 840 emeklimiz asgari ücretin altında maaş alıyor. Emekliler gerçekten Türkiye'de sürünerek yaşıyorlar. İkramiyelerde de emekli ikramiyelerinde de artış yapmadıkları gibi farklı uygulamalar yapıyorlar; kimine 500 lira kimine 750 lira kimine 1.000 lira veriyorlar.

Kanun teklifi verdim iki kez, gelir adaletsizlikleri önlensin ve ciddi biçimde bu giderilsin diye. 2000 yılı sonrası 5 milyona yakın emeklinin aradaki farkla ilgili büyük sorunları olduğunu anlattık fakat emeklilerin sorunlarını çözmeye saray rejimi hiçbir şekilde yanaşmıyor. Emeklilere insanca yaşam yerine evlerinde hapsi uygun gören, sokağa çıkmayı sınırlı hâle getiren ve emeklilikteki farklı uygulamalarla emekliye dünyayı zindan eden bu iktidarın sona ermesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Alban…

30.- Muğla Milletvekili Mürsel Alban’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Covid-19 salgını nedeniyle ülke turizminin zor durumda olması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanını göreve ve durum hakkında Meclise bilgi vermeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

MÜRSEL ALBAN (Muğla) – Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Covid-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz turizmini de felç etmiştir. Ülkemizin en önemli turizm kentlerinden biri olan seçim bölgem Muğla’ya 2019 yılının Ocak-Haziran döneminde 1 milyon 112 bin turist gelmiştir. Bu yılın aynı döneminde ise Muğla’ya gelen turist sayısı sadece 17 bin kişidir. Turist sayısında, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 98’lik bir düşüş yaşanmıştır. Temmuz, ağustos ve eylül ayları için de durum iç açıcı değildir.

Başta Muğla olmak üzere ülke turizmi kan ağlamaktadır. Turizmcinin feryadını ise duyan yoktur. Turizm Bakanlığı durumun ağırlığının farkında değildir. Ülkenin lokomotif sektörü iflas etmek üzeredir. Turizm Bakanını göreve ve acilen durum hakkında Meclise gelip bilgi vermeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ilk 30 arkadaşımız tamamlanmıştır yalnız 3 arkadaşımız kaldı. Grup Başkan Vekillerinin taleplerini karşılamadan önce de bu arkadaşlarıma birer dakika söz vermek istiyorum.

Sayın Kaplan…

31.- Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Muğla ilinde öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan. Yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Bugün yine çok acı bir haberle uyandık, Muğla’da beş gündür kayıp olan 27 yaşındaki gencecik kızımız Pınar Gültekin’in cansız bedeni ormanlık bir alanda bulundu. Kızımıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Ülkemizde her yıl binlerce kadın cinayete kurban gidiyor, on binlerce kadın şiddete maruz kalıyor ancak biz burada AK PARTİ iktidarının keyfî torba yasalarını tartışıyoruz; asıl tartışmamız, çözüm bulmamız, üstünde durmamız gereken konuları bertaraf ediyoruz. Ülkemiz dev bir kadın mezarlığına dönmüşken İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, en hafif tabirle kötülüktür, vicdansızlıktır. İstanbul Sözleşmesi’ni tam anlamıyla uygulatmayanlar Pınar Gültekin’in ölümünün en büyük sorumlularıdır. Sözleşmeyi değil, kadın cinayetlerini durdurun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Erdem…

32.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ORHAN ERDEM (Konya) – Sayın Başkanım, yeni görevinizde başarılar dilerim.

Kıbrıs bir Türk adasıdır. Ne yazık ki oldubittilerle önce İngilizler, sonra Rumlar tarafından el konulmak, çalınmak istenmiştir. Adadaki Türkler her şeye rağmen Rumlarla eşit haklarla yaşamaya razı olmuş ancak Rumlar tarafından Türklerin varlığına, temel hak ve özgürlüklerine, bekasına devamlı kastedilmiş; 1970’li yıllarda adada Türklere karşı artan kıyım, zulüm, yok sayma üzerine ana vatan Türkiye tarafından adaya 20 Temmuz 1974’te Barış Harekâtı düzenlenmiştir. Dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu harekâtın 46’ncı yılı, her yıl olduğu gibi Barış ve Özgürlük Bayramı olarak kutlandı. Bizler de ana vatanda aynı coşkuyu benliğimizde yaşadık, hissettik. Bu vesileyle, Barış Harekâtı’nda hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anar, gazilerimize uzun ömürler dilerim.

Ana vatan Türkiye, Kıbrıs Türk halkının hak ve hukukunu korumakta her zaman yanında olacaktır.

BAŞKAN – Sayın Beko.

33.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi vesilesiyle İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz uygulanması gerektiğine ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar dilerim.

Beş gündür kayıp olan Pınar Gültekin’in öldürüldüğü haberi hepimizi sarstı. İçinden geçtiğimiz bu kara günlerde İstanbul Sözleşmesi iptal edilmek isteniyor. Tüm bireyler arasında eşitliği ve şiddetsiz bir yaşamı savunan bir sözleşmeye sarayın tahammülü yok. 6284 sayılı Yasa hükümleri de fiilen yürürlükte değil. Bunları geri getiremeyiz ama her güne yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanmaya da alışmayacağız. Kazanımların geri alınmasına göz yumulamaz. Sadece 2019 yılında 474 kadın hayatını kaybetti. Kan donduran bu tabloyu acilen değiştirmek zorundayız. İstanbul Sözleşmesi’ni eksiksiz uygulamaya, daha öte adımların atılmasına ihtiyaç var.

Biliyoruz ki saray rejimi baskı ve kadın düşmanı tutumunu değiştirmeyecektir ama bu ülke saraydan, yandaşlardan daha büyüktür. Unutulanlara gereken cevabı kadınlarımız ve onlarla dayanışma içinde olan bizlerin demokratik yollarla vermesi artık tarihsel bir sorumluluktur. “Ama”sız, “fakat”sız kadın cinayetlerine “Dur” de.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Grup Başkan Vekillerim, sizlerin taleplerinizi karşılayacağım ama gördüğüm kadarıyla sisteme henüz giriş yapmamışsınız. Sisteme girerseniz taleplerinizi karşılayacağım ancak daha önce 2 artı 1 şeklinde uygulanan Grup Başkan Vekillerinin konuşma sürelerini ben benim yönetimimde üç dakika kesintisiz olarak uygulayacağım. Yani arada, bir dakika, bir dakika kesilmeyecek konuşmanız; üç dakika olarak sürdüreceksiniz. Siz de bu üç dakika kuralına riayet ederseniz seviniriz diyorum.

Şimdi, İYİ PARTİ Grup Başkan Vekilimiz Sayın Dursun Müsavat Dervişoğlu…

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

34.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ile Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e ve İstanbul ilinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memuru Erkan Gökteke’ye Allah’tan rahmet dilediğine, 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 84’üncü, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı, 21 Temmuz Edirne’nin Bulgar işgalinden kurtuluşunun 107’nci yıl dönümüne, 21 Temmuz 1946 tarihinde yapılan seçimlerle tek parti gücünden demokrasi için vazgeçenleri saygıyla yâd ettiğine, öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet dilediğine, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlara yönelik şiddetin önlenmesini ve faillerinin cezalandırılmasını güvence altına aldığına, Süper Lig’de şampiyonluğunu ilan eden Başakşehirspor’u ve Süper Lig’e yükselen Erzurumspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Zatıalinize de yeni görevinizde başarılar diliyorum. Meclis Başkan Vekilliğine fevkalade yakıştığınızı ifade ediyorum bu vesileyle.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, çok naziksiniz.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüreğimize yine ateş düştü. Hakkari Çukurca’da bulunan üs bölgemize teröristlerce düzenlenen saldırıda 2 askerimiz şehit oldu. Kahraman şehitlerimiz Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ve Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu, İstanbul sokaklarında zehir tacirlerini takip eden narkotik ekiplerine silahlı saldırı düzenlendi. Çıkan çatışmada da 1 polis memurumuz şehit oldu. Şehit polisimiz Erkan Gökteke’ye Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Emniyet teşkilatımızın ve aziz milletimizin başı sağ olsun.

Dün, iktidarın “Kanal İstanbul” çılgınlığıyla tartışmaya açtığı Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanmasının 84’üncü yıl dönümünü idrak ettik. Montrö Boğazlar Sözleşmesi diplomasi tarihimizin en önemli başarılarından biri olarak tarihe geçmiştir. Seksen dört yıl öncesinin devlet aklını ve millî şuurunu bugünlerde görememenin derin üzüntüsü içindeyiz. Boğazlarımızdaki Türk egemenliğini daimî kılan değerli devlet büyüklerimizi rahmetle minnetle anıyorum. Kıbrıs’taki Türk varlığına karşı girişilen kanlı eylemlere “Dur!” diyebilmek için yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın dün 46’ncı yıl dönümüydü. O günkü harekâta karar veren ve başarıyla uygulayan merhum Başbakanlarımızdan Bülent Ecevit’i, merhum Necmettin Erbakan’ı rahmetle şükranla anıyorum. Bu vesileyle büyük mücadeleler veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı, Kıbrıs Türklerini ve kanı pahasına şehit olarak Kıbrıs topraklarını vatan yapan kahraman Türk askerini de rahmetle minnetle yâd ediyorum.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilelebet yaşayacak ve tarih yazmaya devam edecektir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın da bugün Yunanlıların adalarımızı işgaline seyirci kalanlara ibret olmasını temenni ediyorum.

Aynı zamanda serhat diyarı Edirne’nin bugün Bulgar işgalinden kurtuluşunun 107’nci yıl dönümü. Edirne’ye de buradan sevgi ve saygılarımızı gönderiyorum.

Yetmiş dört yıl önce bugün çok partili demokrasinin ilk sınavı verildi. 1946’da yapılan seçimlerle tek parti gücünden demokrasi için vazgeçenleri saygıyla yâd ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başkanım.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bugün ise devleti tek parti rejimini çağrıştıran bir anlayışla yöneten mevcut iktidara karşı demokrasi mücadelesi veriyoruz. Türkiye'yi yetmiş dört yıl öncesine götüren bu zihniyetin tamamen karşısında, demokrasinin ve muasır medeniyetlerin her daim yanında duracağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Türkiye'de neredeyse her gün, eski eşi tarafından ya da eski erkek arkadaşı tarafından gerçekleştirilen kadın cinayetleriyle karşı karşıya kalındığı malumunuzdur. Yüreğimiz bu kez beş gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin evladımız için yandı. Pınar’dan da ne yazık ki acı haber geldi. Kendisine Allah’tan rahmet, acılı ailesine başsağlığı diliyorum. Kadınların yaşam hakkını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nin tartışıldığı bir dönemde bir kadın cinayeti daha yaşanmıştır. Kendi hayatlarına karar veren kadınlarımızın hâlâ şiddete maruz kalıyor ve vahşice öldürüyor olması içimizi kanatmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başkan.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bitiriyorum efendim.

İstanbul Sözleşmesi, kadınlarımıza yönelik şiddetin önlenmesini ve faillerinin cezalandırılmasını güvence altına almıştır. İktidar bizzat imzaladığı bu sözleşmenin hükümlerini derhâl uygulamaya geçirmeli, kadınlarımızın mağduriyetine son verecek kararları acil bir biçimde ve oyalanmadan almalıdır.

Süper Lig’de şampiyon olan Başakşehir’i kutluyorum, Avrupa Ligi’nde başarılar diliyorum. Hatayspor’u kutlamıştık, şimdi de Erzurumspor bir yıllık aranın ardından tekrar Süper Lig’e yükseldi. Erzurumspor’u da kutluyor, yeni sezonda Süper Lig’de başarılar diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay.

Buyurun Sayın Akçay.

35.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 18 Temmuz 2020 tarihinde polis memuru Erkan Gökteke’nin şehit olduğu İstanbul ili Bağcılar ilçesinde yaşanan olayın faillerinin yakalanarak adalete teslim edildiğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan 2 askere ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine, Pençe operasyonlarında, Yıldırım-2 Cilo Operasyonu’nda görev yapan Mehmetçik’e ve ülkenin her köşesinde görevini ifa eden güvenlik güçlerine muvaffakiyetler dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sözlerime başlarken öncelikle Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Meclis Başkan Vekilliğine seçilmeniz münasebetiyle tebriklerimizi iletiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ve bu önemli ve hassas görevi en iyi şekilde, başarıyla yöneteceğinize olan inancımız tamdır. Bu vesileyle yeni görevinizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 18 Temmuz 2020’de İstanbul’un Bağcılar ilçesinde uyuşturucu tacirlerinin açtığı ateş sonucu Polis Erkan Gökteke şehit olmuştur. Bu menfur saldırının failleri başarılı bir operasyonla yakalanmış ve adalete teslim edilmiştir.

20 Temmuz 2020’de Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde vatani görevini ifa eden askerlerimize PKK’lı teröristler tarafından uzak mesafeden yapılan hain saldırıda 2 askerimiz şehit olmuştur. Ve Irak’ın kuzeyinde ifa edilen Pençe Operasyonlarında ve 20 Temmuz 2020’de Hakkâri’de başlatılan Yıldırım-2 Cilo Operasyonu’nda görev yapan Mehmetçik’imize ve ülkemizin her köşesinde görevini ifa eden güvenlik güçlerimize muvaffakiyetler diliyor, tüm şehitlerimizi rahmetle ve gazilerimizi minnetle anıyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

Sayın Başkan, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Rumların, Kıbrıslı Türklere yönelik baskı ve zulümlerinin sonlandırılması, Kıbrıs’ta barışın tesis edilmesi amacıyla Barış Harekâtı başlatılmıştır. Türkiye’nin uluslararası hukuktan doğan hak ve yükümlülüklerini gerçekleştirdiği harekâtın meşru zeminini oluşturan koşulları anlayabilmek için tarihsel süreç içerisinde dönüm noktalarının iyi anlaşılması gerekmektedir. 1571’den 1878’e kadar Osmanlı Devleti’nce adaletle idare edilen Kıbrıs, 1878’den itibaren Birleşik Krallık yönetiminde kaosa mahkûm olmuş ve bağımsız bir devlet olarak Londra ve Zürih Anlaşmalarıyla 16 Ağustos 1960’ta kurulmuştur. İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan gelişmeler neticesinde Rumlar, Enosis ideallerini hayata geçirmek ve Kıbrıs’daki Türk varlığını ortadan kaldırmak için baskı ve şiddet politikaları yürütmüştür. Kıbrıslı Türkler, EOKA gibi illegal terör örgütünün faaliyetini engellemek ve meşru haklarını savunmak maksadıyla Doktor Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, Mustafa Kemal Tanrıverdi öncülüğünde 23 Kasım 1957’de Türk Mukavemet Teşkilatını kurmuşlardır. Aralık 1963’te EOKA’cı Rum militanlar tarafından yoğunlaştırılan şiddet, 15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askeri cunta desteğiyle gerçekleştirilen darbe girişimiyle zirveye ulaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Başkanım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türkiye, Kıbrıslı Türklerin meşru haklarının savunucusu ve destekçisi olmuş, 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a Barış Harekâtı düzenlemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nezdinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında 30 Temmuz 1974’te Cenevre Anlaşması imzalanmış fakat Yunanistan destekli Rumlar, İkinci Cenevre Konferansı’nın gerçekleştirileceği 8 Ağustos 1974’e kadar Türk bölgelerinden çekilme taahhütlerini yerine getirmemişlerdir. Böylece, 14 Ağustos 1974’te Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Türklerin yaşadığı bölgelere yapılan saldırıların önlenmesi maksadıyla harekâtın ikinci safhası gerçekleştirilmiştir. Türkiye, 11 Şubat 1959’da imzalanan Garanti Anlaşması’nın 3’üncü maddesine dayanarak bu harekâtı gerçekleştirmiş ve başarıyla tamamlamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Başkanım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türkiye, 46’ncı yıl dönümünde olduğumuz Kıbrıs Barış Harekâtı’yla bölgede sahnelenen emperyal oyunu kararlılıkla ve cesaretle bozmuştur. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de ve daima Kıbrıslı Türklerin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin meşru davasının savunucusu ve destekçisi olacaktır. Bu vesileyle, başta Kıbrıs Türklüğünün bağımsızlık mücadelesinde çok değerli liderlikleri ve katkıları olmuş, ömrünü bu davaya vakfetmiş Doktor Fazıl Küçük, Rauf Denktaş, Mustafa Kemal Tanrıverdi ve 74 Barış Harekâtı’nı gerçekleştiren Hükûmetin Başbakanı merhum Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı merhum Necmettin Erbakan olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlu olsun.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Biz teşekkür ederiz Sayın Başkan.

Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hakkı Saruhan Oluç, buyurun.

36.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 20 Temmuz Suruç katliamının 5’inci yıl dönümüne, farklı kesimlerden gelen gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, oyuncu ve insan hakları savunucusundan oluşan ve kendilerine “Ak Saçlılar” diyen 101 ismin yayınladığı ortak bildiriye, DEDAŞ’ın Urfa, Mardin ve bölge illerinde mağduriyete yol açan politikalarına son vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, sizi yeni görevinizde kutlarım, başarılar dilerim.

Dün, 20 Temmuzdu, Suruç katliamının beşinci yıl dönümüydü. IŞİD’in yerle bir ettiği Kobani’yi yeniden inşa etmek için, oradaki çocuklara oyuncak götürmek için Urfa’nın Suruç ilçesindeki Amara Kültür Merkezinde bir araya gelen gençlere yönelik gerçekleştirilen bir IŞİD katliamının üzerinden beş yıl geçti ve o Suruç katliamında 33 pırıl pırıl genç insanımız yaşamını yitirdi, 100’ü aşkın kişi de yaralandı.

Suruç katliamıyla birlikte karanlık bir dönem başlatıldı Türkiye’de, hâlâ da o karanlık dönemin içerisindeyiz. 20 Temmuz 2015’ten sonra katliamlar, patlamalar peş peşe geldi. Suruç katliamı demek, IŞİD demektir. Bu katliamın üstünü örtmeye çalışan, bugüne kadar adalet mekanizmasında gereken adımların atılmasını engelleyen iktidara bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Suruç’un üstünü örtmenin sonucu, IŞİD’in katliamının üstünü örtmektir diyoruz.

Şimdi, geçtiğimiz günlerde 101 “ak saçlı” bir ortak bildiri yayınladı. Farklı kesimlerden, farklı geçmişlerden, farklı siyasetlerden gelen gazeteci, yazar, akademisyen, siyasetçi, oyuncu ve insan hakları savunucusu 101 isimden iktidarı uyaran, gençlere çağrı yapan ortak bir bildiri hazırlandı. İktidarı uyaran ve kendilerine “ak saçlı” diyen 101 isim, gençlere seslenerek “Ülkemiz bugüne kadar böylesine koyu bir karanlık, haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik, toplumsal doku çürümesi, dünyada yalnızlaşma, itibarsızlaşma yaşamamıştı.” ifadelerini kullandılar. Ortak bildiride “Hepimiz tehdit altındayız.” denilerek “Kimse, ‘bana dokunmaz, beni ilgilendirmez’ rehavetine kapılmasın, hepimiz tehdit altındayız. Bizler ekonomik güçlüklerle, aşımız işimiz için mücadele ederken, iktidardakilerin attığı her adım havamızı biraz daha zehirliyor, toplumu nefes alamaz hâle getiriyor. Bizi etkilemez sandığımız yasal kısıtlama ve uygulamalar sadece özgürlüğümüzü değil aşımızı, işimizi de tehdit ediyor.” uyarısında bulundular ve iktidarı uyararak dediler ki “Elinizde iktidar gücü var. O güce dayanarak, rıza değil dayatmayla yönetmeye çalışıyorsunuz. Geniş kitleler memnuniyetsiz, tedirgin, huzursuz. Sessizlikleri, var olduğunu sandığınız desteğe değil korkuya ve çaresizliğe dayanıyor. Ancak, gün gelir suskun itirazlar büyür, sandığa yansır, seçmen bu gidişata dur der. O günlerin yaklaştığını siz görmeseniz de bizler görüyoruz. ”

101 “ak saçlı” imza verdiği ortak bildiride şöyle ifadeler de vardı: “Farklı kesimlerden, farklı geçmişlerden, farklı siyasetlerden gelen, uzun yılları arkasında bırakmış biz ak saçlılar, ülkemizin adil ve özgür bir toplumda, sulh sükûn içinde yaşamayı hak eden bütün insanlarına, özellikle de umudumuz olan gençlere sesleniyoruz.” dedi “ak saçlı”lar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Ve dediler ki “Size seslenişimizi akıl vermek, büyüklenmek olarak değil bunca yılın içinden süzülmüş deneyimlerimizin özeti ve size hak ettiğiniz aydınlık ülkeyi bırakamamış olmanın eksiklenmesi olarak kabul edin.

Yarının aydınlığı sizlerin ellerinde ve biz ak saçlılar o aydınlığı yaşarken görmek istiyoruz.”

İçlerinde, Abdülbaki Erdoğmuş, Ahmet Türk, Ali Bayramoğlu, Aydın Engin, Bülent Ortaçgil, Ercan Karakaş, Gençay Gürsoy, Halil Ergün, Korkut Boratav, Orhan Pamuk, Rıza Türmen, Tarhan Erdem, Tarık Ziya Ekinci, Ziya Halis, Zülfü Livaneli gibi çok sayıda isim var; bu talebi aktarmış olayım.

Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum Sayın Başkan, mümkün olduğu kadar kısa söyleyeceğim. Burada defalarca konuştuk DEDAŞ üzerine ama DEDAŞ zulmü bitmedi ve tepkiler yükselmeye devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Tamamlıyorum efendim.

DEDAŞ geçenlerde bir açıklama yaptı ve gerçekleri yansıtmayan beyanlarda bulundu. DEDAŞ dedi ki: “Ödenmeyen borçlar 1,3 milyar Türk lirasını aştı, hizmet veremez duruma geldik.” Şimdi, bu rakamın doğruları yansıtıp yansıtmadığını bilmiyoruz ama bu borcun hakkaniyetli olmadığını biliyoruz. Bu borç nasıl oluştu? Öncelikle, DEDAŞ çiftçilere yatırılan tarımsal destek hibesine her yıl el koyuyor. Bu durum, çiftçilerin tarımsal üretim yapamamasına, para kazanamamasına, borçlarını ödeyememesine yol açıyor ve çiftçi bir tek DEDAŞ’a olan borcunu değil, mazot ve gübre borcunu da ödeyemiyor ya da hiç alamıyor, DEDAŞ’ın yaptığı bu. Elektrik faturaları yüksek oranda zamlı geliyor, çok fahiş oranlar, örnekler çok fazla var. Bu faturaların neden böyle geldiğini DEDAŞ açıklayamıyor. Genellikle köylüler tarafından, çiftçiler tarafından açılan davalar kazanılıyor, bunu da söyleyelim.

Şimdi, DEDAŞ’ın “Bölgede kayıp kaçak oranı çok yüksek.” demesi de esas gerçeği yansıtmıyor çünkü DEDAŞ özelleştirme protokolünde verdiği sözleri yerine getirmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Başkan tamamlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tamamlıyorum Başkanım.

Urfa gibi 2,5 milyonluk bir kente düşündükleri yatırım 5 milyon TL’yle sınırlı vaziyette. Bölgede bazı hatlar, elektrik direkleri, trafolar otuz-kırk yıllık ve bu kayıp oranını artırıyor dolayısıyla bu kayıp elektriğin bedeli çiftçinin, köylünün faturasına yansıtılıyor, bu da hakkaniyetli bir durum değil. DEDAŞ ayrıca köylere toplu cezalandırma yapıyor; bir köyde 3 kişi faturasını ödeyemiyorsa köyün tamamının elektriği kesiliyor, bu da hakkaniyetli bir tutum değil. Tarımsal üretim tahrip ediliyor, insan ve hayvan sağlığı tehlike altında bırakılıyor. Bir kez daha vicdansız DEDAŞ yöneticilerine sesleniyoruz: DEDAŞ’ın Urfa’da, Mardin’de ve bölge illerinde uyguladığı bu politikalara son verin, bu vicdansızlık sizi hiçbir yere vardırmayacaktır, bundan haberiniz olsun diyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Özgür Özel, buyurun.

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit olan Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ile Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e ve İstanbul ilinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memuruna Allah’tan rahmet dilediğine, 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 84’üncü, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne, Muğla ili Ula ilçesinde üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in öldürülmesi olayını lanetlediğine ve İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkılması gerektiğine, 20 Temmuz 2015 tarihinde 33 gencin katliamının ardından 10 Ekimde Ankara Gar’ında 103 vatandaşın katledildiğine ve 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihleri arasında ülkeye yaşatılan terör olaylarının sorumlularının yargı önünde hesap vereceği sürecin takipçisi olacaklarına, 15 Temmuz darbe girişiminden beş gün sonra ilan edilen OHAL’e ve 10 Temmuz 2020 tarihinde HSK’nin FET֒yle irtibatı ve iltisakı tespit edilen 26 savcıyı görevden uzaklaştırma kararına, AK PARTİ’nin değişikliğe gittiği 5 komisyon başkanına başarılar dilediklerine, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanlığına getirilen Efkan Ala’nın açıklamalarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, sözlerime yeni seçildiğiniz görevinizde size başarılar dileyerek başlamak istiyorum. Niyetinizden ilk haberdar olduğumuzda, 2011 yılından beri bu sıralarda -birlikte mücadele ettiğimiz- grubumuzun en devamlı milletvekillerinden birisi olarak Parlamentoya bugüne kadar yaptığınız katkıların böyle bir görevle devam etmesinden duyacağımız memnuniyeti ifade etmiştik. Grubumuz teveccüh gösterdi, yüce Meclis teveccüh gösterdi. Adil kişiliğinizin, özgürlükçü yaklaşımınızın Meclisimizin kaliteli yasamasına katkı sağlayacağına yürekten inanıyor, bir kez daha başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkanım, Hakkâri’nin Çukurca ilçesi kırsalında gerçekleştirilen terör saldırısında Piyade Sözleşmeli Onbaşımız Emre Büyükyıldırım ve Piyade Sözleşmeli Erimiz Mustafa Ahmet Demir’in şehadet haberleri yüreğimize bir kor gibi düştü. Geçtiğimiz haftadan bu yana bu son 2 şehidimizle birlikte kaybettiğimiz güvenlik görevlilerimize, polislerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Sayın Başkan, dün 20 Temmuzdu. 20 Temmuz 1936, Türkiye’nin egemenlik haklarının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve o dönemin Bakanlar Kurulunun kararlı duruşuyla, Türk diplomasisinin büyük zaferinin daha sonra bir karara dönüşmesiyle birlikte 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin onaylandığı ve derhâl o akşam uygulamaya geçtiği çok önemli bir yıl dönümüdür. Geçtiğimiz haftalarda Atatürk üzerinden, Bakanlar Kurulu üzerinden bugün Türkiye’nin egemenlik haklarına vurgu yaparken nezaketsiz cümleleri duymanın üzüntüsünü çekmişken, birilerinin de 1936’da 20 Temmuz Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni hayata geçiren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’nin egemenlik haklarına neyi kattığı konusunda bir kez daha vicdan muhasebesi yapmaları gerektiğini düşünüyorum.

20 Temmuz, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıl dönümü. Aslında askerlerimiz savaşa giderken “Adaya gittiğimizi, Ayşe’nin tatile çıktığını ama bunu adaya barış getirmek için gittiğini, sadece Türklere değil Rumlara da barış ve huzur getirmek için gittiğini” söyleyen bir devlet adamını, Karaoğlan’ı, onunla birlikte koalisyon ortağı olarak bu kararı alan Sayın Erbakan’ı, o dönemin yöneticilerini bir kez daha minnetle rahmetle anıyoruz. Tabii, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki şehitlerimize rahmet diliyoruz, yaşayan gazilerimize bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz ve Bülent Ecevit’in “Biz milliyetçiliği Kıbrıs’ın Beşparmak Dağları’na yazmış bir siyasi hareketiz.” sözünün de altını bir kez daha kalın kalın çiziyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bugün Muğla’nın Ula ilçesinde beş gündür kayıp olan 27 yaşındaki üniversite öğrencimiz Pınar Gültekin’in cansız bedeni toprağa gömülü hâlde ormanlık alanda bulundu. Bu vahşi cinayeti lanetliyoruz.

Kadına karşı şiddetin, kadın cinayetlerinin son bulması için siyasetüstü ve parlamenter bir kararlılıkla ortaya konmuş, hem coğrafi ev sahibi olduğumuz hem ilk imzacısı olduğumuz İstanbul Sözleşmesi’ne kararlılıkla sahip çıkılması gereğinin bir kez daha altını çiziyoruz. Hangi siyasi hareketten olursa olsun, hangi siyasi görüşten olursa olsun İstanbul Sözleşmesi için direnen tüm kadın siyasetçileri erkek siyasetçiler olarak sonuna kadar destekliyoruz ve İstanbul Sözleşmesi’nin önemini bir kez daha ifade ediyoruz.

20 Temmuz 2015’te Suruç’ta 33 gencimiz bir katliam yaşadılar, üzerinden beş yıl geçti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 7 Haziran ile 1 Kasım arasında Türkiye’ye yaşatılan terörün o süreçteki mağdurlarının yargılamalar sonucunda ailelerinin yüreklerine su serpecek gelişmeler yaşanmadı. 33 gencimizle birlikte Suruç’taki katliamın ardından Ankara Garı’nda 10’u Malatya Gençlik Kolları üyemiz olan 103 vatandaşımızın katledildiğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bunun tarih önünde takipçisi olacağız, davaları izliyoruz ancak bu konuda gerekli siyasi kararlılığın gösterilmediği de her izlediğimiz davada ve tüm açıklamalarda bir kez daha teyit ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak takipçisi olacağımızı ve er ya da geç 7 Haziran-1 Kasım arası Türkiye’ye yaşatılan o terör sürecinin hem idari hem siyasi sorumlularının yargı önünde hesap vereceği günlere özlem duyduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yine 20 Temmuz, rejime kasteden Anayasa değişikliğinin de içinde yapılacağı OHAL darbesinin başladığı gündü. OHAL ilanını duyduğumuzda, bunu en basit deyimle “bir siyasi nankörlük” olarak ifade etmiştik. O günkü Meclis kompozisyonunda darbeye destek veren bir tek parti yoktu, tüm partiler darbe ve darbecilerle mücadele için destek vaadinde bulunurlarken Meclisin yasama yetkisinin yürütmenin başına alınmasını ve ardından çıkarılan onlarca OHAL KHK’siyle, “FET֒yle mücadele edeceğiz.” diye alınan yetkiyle barış akademisyenlerinin, toplumun çok farkı kesimlerinden muhalif kesimlerin baskılandığını, cezalandırıldığını, işinden aşından edildiğini ifade etmek lazım. O dönem “Her şeyi en iyi biz biliriz, biz yaparız. FET֒yle hızla biz mücadele edeceğiz.” diyenler bugün biliyoruz ki örneğin, o temmuz ayında aldıkları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 10 Temmuz 2020 günü Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi FET֒yle irtibatlı ve iltisaklı olan 29 savcıyı görevden uzaklaştırdı; 10 Temmuz 2020’de. Bu 29 hâkim ve savcıdan 19’unun 15 Temmuz darbe girişiminden sonra göreve başlatılan hâkimler ve savcılar olduğunun altını çizelim. “Yani biz OHAL ilan ettik, FET֒cüleri attık -hep birlikte atardık- doğrusunu biz biliyoruz, bakın, yeni kriterler belirledik…” Çok güvendiğiniz AK PARTİ Gençlik Kollarından gelen, AK PARTİ referansından gelen, subjektif kriterlerle aldığınız 19 savcının on gün önce FET֒cü olduğu çıktı ortaya. Demek ki OHAL kafası, AK PARTİ kafası, AK PARTİ’nin iş görüş biçimi FET֒yle mücadele konusunda çuvallamıştır, çuvallamaya devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Son bir konu var Sayın Başkan, çok birikti bunlar. İlk günden de sizin anlayışınızı istismar etmek istemeyiz ama Adalet ve Kalkınma Partisi 5 komisyon başkanlığında değişikliğe gitti. Bu 5 başkandan 3’ü eski bakan; yeni başkanların hepsine başarılar diliyoruz ama dikkatle de onları takip edeceğiz.

Sayın Efkan Ala “suskun Efkan Ala” “zor bulunan Efkan Ala” diye bilinen Efkan Ala darbe girişiminden sonra İçişleri Bakanlığından ayrılmıştı, şimdi İçişleri Komisyonu Başkanı olmuş. Suskun Ala konuşmaya başlamış, diyor ki: “Bir kişinin AK PARTİ döneminde TSK’ye girip de general olması mümkün değil. AK PARTİ’nin FET֒cüleri güçlendirdiğini söylemek ağır ithamdır.” Bakın, aynı Efkan Ala diyordu ki: “81 il Emniyet müdüründen 74’ü bunlardandı, 17-25 sonrası geldiğimde daire başkanlarının yüzde 90’ı bunlardandı. Yasalar çıkardık, polis kolejlerini kapattık, öğrencileri dağıttık.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özel, tamamlayalım lütfen.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ne kadar sürecek daha?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Efkan Ala, 81 il emniyet müdürünün 74’ü -sen geldiğinde, 17-25 Aralık’tan sonra- bunlardansa atamayı İsmet Paşa mı yapmıştı Efkan Ala, kim yapmıştı? “AK PARTİ dönemi” dediğin dönem senin Bakan olduğun dönemden sonraki dönem değil. Efkan Ala’ya 15 Temmuz sessizliğini sorarlar, soruyorlar; konuşuyorlar da… Konuştuğun lafa bir bak yeni göreve geldiğinde. 81 il emniyet müdüründen 74’ünü FET֒ye vereceksin, ondan sonra da çıkıp “Bizim dönemimizde FETÖ güçlenmedi.” diyeceksin. Efkan Ala’ya hayırlısı olsun ilk sözüm, ikinci sözüm hadi oradan Efkan Ala, hadi oradan!

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – İçişleri değil, İçişleri değil, Güvenlik
İstihbarat Komisyonu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Güvenlik İstihbarat Komisyon Başkanı, İçişleri Bakanıydı.

BAŞKAN – AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Özlem Zengin, buyurun.

38.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ı TBMM Başkan Vekilliği görevinden dolayı tebrik ettiğine, keşif uçağının Van ili Artos Dağı’na çarparak düşmesi sonucu şehit olan 7 Emniyet mensubuna ve İstanbul ili Bağcılar ilçesinde yaşanan silahlı saldırıda şehit olan polis memuruna Allah’tan rahmet dilediğine, 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümüne, öldürülen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i rahmetle yâd ettiğine ve kadınlarla alakalı meselenin sadece cezaları artırarak çözülemeyeceğine, zihinsel dönüşüme ihtiyaç olduğuna, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Hatayspor’u, Süper Lig’de şampiyonluğunu ilan eden Başakşehirspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, ben de tüm arkadaşlarım gibi görevinizi tebrik ediyorum, hayırlı uğurlu olsun. Frak giyen bir Başkanın devam etmesinin de güzel olduğunu düşünüyorum.

BAŞKAN – Sağ olun, teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Güvenlik İstihbarat Komisyon Başkanı oldu.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şimdi, evet ben de düzeltecektim, arkadaşlarım söylediler, yeri geldiğinde düzeltmek isterim Sayın Özel.

Şimdi, ben de önce şehitlerimizi tekrar rahmetle yâd etmek istiyorum. Hafta sonu Van’da helikopterin düşmesiyle 7 polisimiz şehit oldu. Yine Bağcılar’da maalesef bir saldırıya maruz kalan 1 polisimiz şehit oldu. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Ve elbette devamında 20 Temmuz 1974’ü anmamak mümkün değil. 20 Temmuz, Barış Harekâtı’nın başladığı gün. Dört hafta süren bir harekât ve bu harekât neticesinde son derece barışçıl yöntemlerle aslında adaya barış geldi, sadece Türklerin yaşadığı bölgeye değil, adanın tamamına barış gelmiş oldu. Burada bu operasyonlar, bu harekât yapılırken 497 askerimiz şehit oldu, onları da rahmetle yâd ediyorum. Elbette, böylesine önemli bir kararı veren dönemin Başbakanı Sayın Bülent Ecevit’i ve tabii ki Hükûmet ortağı Necmettin Erbakan’ı da rahmetle yâd ediyorum.

Ve buradan Pınar’ı hatırlamamak mümkün değil tabii, Pınar Gültekin’i. Bu hafta bir kadın şiddeti yine… Kadınlarla alakalı meselede -şimdi gelirken çıkardım- belki ayrıca bir gündem yaparız. Neler yapmışız AK PARTİ olarak, bakıyorum; cezaları o kadar çok artırmışız ki… Cezaları artırıyoruz, pek çok yaptırım getiriyoruz, 6284 yerinde ve tüm bunlara rağmen şiddetle alakalı meselede bu hunharca cinayetleri önleme konusunda daha özel bir gayrete ihtiyaç var. Burada da daha evvel seslenmiştim: Şu konuda birbirimize saldırmak yerine, beraber bu konu üzerine akıl yoralım, birlikte bir şeyler yapalım çünkü kadın meselesi ayrışacağımız değil, birleşeceğimiz bir mesele. Pınar’ı da rahmetle yâd ediyorum. Bu manada, sadece cezaları artırarak bunun asla ve kata çözemeyeceğimiz bir mesele olduğunu görmemiz lazım. Burada da en ağır cezaları alacaklar ama bunların sonlanmasıyla alakalı bir zihinsel dönüşüme ihtiyaç var diye düşünüyorum.

Şimdi, devamında, tabii, 20 Temmuz darbesinden bahsettiler. Doğrusu, bu “20 Temmuz darbesi” ifadesinin darbeyi küçültmenin en bariz yöntemlerinden bir tanesi olduğunu düşünüyorum yani darbenin varlığını, 15 Temmuz darbesinin varlığını küçültmek için hassaten söylendiğini düşünüyorum.

Bu konular konuşulurken de enteresan bir hassasiyet var yani “İçişleri Komisyonu” “İçişleri Bakanlığı” kelimeleri geçince tuhaf bir hassasiyet ortaya çıkıyor ve öyle olunca da şeyi doğru söyleyemiyoruz. Bir defa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Müsaadenizle…

BAŞKAN – Devam ediniz Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Efkan Ala Güvenlik ve İstihbarat Komisyonun başına geldi. O manada, mesela, ben burada hatırlatmak istiyorum: FET֒den mahkûmiyet alan Doçent Doktor Fatih Gürsul’un -hatırlarsınız kim olduğunu- 2016 tarihinde ataması yapılmış, 8/2/2016 yani darbeden önce, çok yakın bir tarihte ataması yapılmış. Buradan şunu ifade etmek istiyorum: Buradaki bu suçlamalara bakılınca sanki bilerek, kasten, isteyerek bir organizasyon yapılmış gibi bir anlatım içerisindeler. O yüzden şunu görmemiz lazım: Bu FETÖ dediğimiz terör örgütü devlete kırk yıl evvel sızmış, kırk yıldır bu ülke içerisinde örgütlenmeye gayret etmiş ve bunu yaparken de özellikle kendini kamufle etmeyi birinci hedef olarak seçmiş bir terör örgütü. Herhâlde, bu konuda hemfikiriz yani terör örgütü olduğu konusunda hemfikiriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam ediniz Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ve bu gizlenmenin neticesinde, bugün dahi bu terör örgütüyle alakalı, maalesef, hâlâ bazı yerlerde, bazı isimlerin, bu insanların karşımıza çıktığını, hâlâ yeni operasyonlar yapıldığını ve -korkarım- daha devam edecek bir süreç olduğunu görüyoruz. Öyle bakıldığı zaman da AK PARTİ’nin bu manada, FET֒cülerin temizlenmesiyle alakalı ve hak ettikleri cezayı almasıyla alakalı en ufak bir tereddüdü yoktur ve bütün bu küçültmelere rağmen, bunları değersizleştirmeye rağmen bu konudaki çabalar, gayretler sonuna kadar devam edecektir.

Bir de tabii, bu kadar olumsuzluk üzerine iyi bir haber söylemekte de fayda var diye düşünüyorum. Doğrusu, benim çok bildiğim bir mevzu değil ama ona rağmen bir dönem ben de Tokatspor’un yönetiminde bulunmuştum. Futbolun ne kadar birleştirici olduğunu biliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, toparlayınız Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Toparlayacağım.

Özellikle, bizim grup yönetiminde Hatay Milletvekilimiz Sabahat Özgürsoy Çelik ve aynı zamanda Erzurum Milletvekilimiz İbrahim Aydemir Bey’in de bana hatırlatmalarıyla… Hem Erzurumspor hem Hatayspor 1. Lig’den Süper Lig’e çıktı.

BAŞKAN – Evet, Süper Lig’e çıktı.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bakın, bunu doğru biliyorum.

O manada tebrik ediyorum Erzurumspor’u ve Hatayspor’u. Bütün vekillerimize de bu manada tebriklerimizi sunuyoruz.

Sayın Vekilimiz Sabahat Hanım da ifade etti “Ben sporun bu kadar birleştirici bir şey olduğunu bu başarıdan sonra bir kez daha gördüm.” dedi. Henüz sonuçlanmadı Süper Lig ama Başakşehirspor’un da 1’inci olacağını görüyoruz. Onları da ben şimdiden tebrik ediyorum ve Türkiye gündeminde tebessüm edeceğimiz, birbirimize güzel şeyler ifade edebileceğimiz olayların, işlerin sayısının artmasını temenni ediyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akar’ın, Süper Lig’e yükselen Erzurumspor ve Hatayspor’u Başkanlık Divanı olarak tebrik ettiklerine ilişkin açıklaması

BAŞKAN – Biz de Divan olarak Erzurumspor’umuzu ve Hatayspor’umuzu tebrik ediyor, Süper Lig’de de başarılarının devamını diliyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkerelerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1267)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                 Mustafa Şentop

                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                      Başkanı

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı talep ediyoruz efendim.

BAŞKAN - Oylamaya sunmadan önce karar yeter sayısı talebi var.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1268)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                 Mustafa Şentop

                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                      Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1269)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                 Mustafa Şentop

                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                      Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Anayasa Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1270)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Anayasa Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                 Mustafa Şentop

                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                      Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

5.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1271)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                 Mustafa Şentop

                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                      Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

6.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Adalet Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair talebinin uygun görüldüğüne ilişkin tezkeresi (3/1272)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Adalet Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde ve ara vermede bulunduğu dönemde çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                 Mustafa Şentop

                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                      Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekilinin, fındık üreticilerinin sorunlarının incelenerek bu sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  14/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/3156) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 21/7/2020 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                  Lütfü Türkkan

                                                                                                      Kocaeli

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekili tarafından, fındık üreticilerimizin yaşadığı sorunların detaylı olarak incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması; önceki yıllarda yaşanan mağduriyetlerin yaşanmaması; fındık piyasası ve fındık fiyatlarının spekülasyondan uzak, tekelci yaklaşıma müdahale fırsatı vermeyecek şekilde oluşması; fındığa dayalı gıda sanayisini teşvik programlarının hazırlanması; fındıkta kalite ve verimin artırılması için çalışmalar yapılması amacıyla 14/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 21/7/2020 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adına Trabzon Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fındık üreticilerinin sorunlarının incelenerek bu sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla İYİ PARTİ olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesi üzerinde konuşmak üzere söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. Sayın Başkanım size de yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün burada Kocaeli’den Artvin’e kadar 16 il, 123 ilçe ve 3.200 köyde, 720 bin hektar alanda yaklaşık 500 bin üreticiyle üretilen bir ürünümüz olan fındığı ve fındık üreticilerimizin durumunu konuşacağız.

Daha önceki konuşmalarımda da belirtiğim üzere, fındık geleneksel bir ürünümüz olmakla birlikte ülkemiz açısından hem millî hem de stratejik bir üründür. Ancak ne yazık ki Hükûmet tarafından fındık konusunda millî bir politika oluşturulamamıştır.

Değerli milletvekilleri, her sezon öncesi fındık taban fiyatıyla ilgili üretici mağduriyeti yaşanmaktadır. Taban fiyatın belirlenmesi ve açıklanmasında üretici yok sayılmakta, özel sektör ve yabancı sermayeli şirketlerin eline mahkûm edilmektedir. 2020 yılı fındık taban fiyatları henüz açıklanmamıştır. Bu durum bölgede büyük spekülasyonlara sebep olmaktadır. Taban fiyatın acilen açıklanması üreticinin lehine olacaktır. Yaşanan salgın süreci ve şartları göz önüne alınarak 2020 yılı için, maliyetin üzerine enflasyon ve çiftçinin yaşam payı da ilave edilerek üreticiyi memnun edecek bir taban fiyat belirlenmeli ve bu fiyat da hasat başlamadan önce muhakkak açıklanmalıdır. Bu yıl rekoltede yaşanan düşüş de dikkate alınarak fındık fiyatı 25 TL’den az olmayacak şekilde açıklanmalı, üreticinin kaygılarına son verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, geçmiş dönemlerde fındıkta yaşanan olumsuzlukları ve üreticilerimizin yaşadığı sıkıntıları da göz önüne alarak üreticilerimizin mağdur olmaması ve ülke ekonomisinin fındıktan maksimum fayda sağlayabilmesi amacıyla İYİ PARTİ fındık çalışma grubu olarak belirlediğimiz sorunları ve sorunların çözümüne ilişkin önerilerimizi de sizlerle paylaşmak isterim.

Değerli arkadaşlar, bir an önce fındık fiyatı ilan edilmeli, TMO ya da FİSKOBİRLİK depoları alıma hazırlıklı hâle getirilmeli, lisanslı depoculuk tüm bölgede yaygınlaştırılmalıdır. Fındıkçının en önemli sorunlarından biri emanetçiliktir. TMO, ister lisanslı depolamaya yeni bir düzenleme getirerek isterse de emanete fındık alımı için bir strateji belirleyerek üreticinin bu mağduriyetinin önüne geçmelidir. Yeni bir emanetçi sistemi devlet eliyle oluşturulmalıdır. Başlangıç dönemlerinde üreticinin depo kiraları desteklenmeli, kendisine verilen ürün teslimat sertifikaları karşılığında uygun vade seçenekleriyle bankalardan faizsiz kredi kullanmasına imkân verilmelidir. Sürekli taban fiyat tartışmalarına son verecek bir sistemde taban fiyat açıklanmalı ve bu sayede manipülasyonların önüne geçilmelidir. Alımı yapılan mahsulün ödemesinin peşin ya da kısa vadede yapılacağının açıklanmasıyla üreticinin eli rahatlayacak, piyasada potansiyel fiyat belirsizliğinin de önüne geçilmiş olacaktır. Fındığın, hasadı sonrası pazara erken düşmemesi ve fiyatta düşüş yaşanmaması için fındık destekleme ödemeleri geciktirilmeden yapılmalıdır. TMO, fındık alım şartlarını üretici lehine daha esnek hâle getirmelidir yani fındıkta nem eksik, fazla ya da randıman yüksek, az gibi bahanelerle üreticinin mahsulü geri gönderilmemeli ve üretici mağdur edilmemelidir. Fındığın fiyatı tespit edilirken üreticinin dolar artışı karşısında satın alma gücünde yaşayacağı kayıp kesinlikle göz önünde bulundurulmalıdır.

Tüm bu gerçekler ışığında, fındığın taban fiyatı 3,5-4 dolar seviyesinin altında açıklanmamalıdır ve 25 TL’den az olmayacak düzeyde tutulmalıdır. Uzun vadede fındığa dayalı sanayi teşvik edilerek fındık bölgelerinde hem fındığın mamul hâle getirilip katma değer oluşturulması hem de yeni iş alanlarının açılması sağlanmalı ve özellikle yurt içi kullanımı ve tüketimi teşvik edilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Örs.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Ama bunların hepsinden önemlisi, Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde millî bir fındık politikası belirlenmeli ve uygulanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın sonunda, fındıkta yaşanan olumsuzlukların giderilmesi, üreticilerimizin yaşadığı mağduriyetlerin ortadan kaldırılması ve ülke ekonomimizin fındıktan maksimum düzeyde fayda sağlayabilmesi adına vermiş olduğumuz bu araştırma önergemize desteklerinizi talep eder, Genel Kurulu saygılarımla selamlarım. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Gaydalı.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar diliyorum, hayırlı olmasını diliyorum.

İYİ PARTİ’nin vermiş olduğu araştırma önergesi üzerinde söz aldım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, her yıl fındık üreticileri aynı sorunlarla, aynı belirsizliklerle karşılaşıyor. Fındık üretiminde temel sorun, taban fiyatları belirlenirken alın terinin, emeğin karşılığının verilmemesidir. Fakat ne gariptir ki fındık gibi, dünya pazarında bu kadar güçlü bir ürün kendi topraklarında değer görmüyor. Aksine, fındık üreticisini destekleyen kurumların içi boşaltılıyor ve lağvediliyor.

Fındık sorunuyla ilgili çoğunuzun bilmediği bir bilgiyi de ben sizlere aktarayım. Bitlis ilinin Hizan ilçesinde Nizare Aze denen vadide fındık üretimi asırlardan beri yapılmaktadır. Tabii, bizdeki üretim uluslararası firmaları cezbedecek boyutlarda değildir ve genelde tüketim, mahallî ve çevre iller düzeyinde olmaktadır.

Özellikle Hizan Ziraat Odasının hazırladığı rapor, sanırım, tüm Bitlis vekillerine ve ilgili Bakanlığa ulaşmıştır. Hizan fındığı yapısı gereği sert kabuklu bir fındıktır, yağ oranı yüksektir.

Hizan ilçesine bağlı 7 köyde, 5 bin dekar alanda fındık üretimi yapılmaktadır. Fındık üretiminin yapıldığı çoğu köyün, rakımları yüksek ve eğimli arazide kurulu köyler olduğu için, tek geçim kaynakları ve üretimleri fındıktır. Yüzlerce ailenin geçim kaynağından bahsediyorum. Hizan ilçesinde yıllık bin tona yakın üretime sahip olunan fındık ancak iç pazarda tüketiliyor.

Bugün tüccarlar rekolte yükseltebilmek adına bu fındığı üreticiden alıyor. Hizan’daki fındık üreticilerinin bugün tüccarlarla anlaşmaktan başka hiçbir şansları yok.

1519 tarihli “Şerefname” kitabında bile Hizan fındığından bahsediliyor. Fakat Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan havza bazlı desteklemeler kapsamında olmadığı için fındık üreticimiz gübre ve mazot desteğinden yararlanamıyor. Hizan ilçesinde fındık üretimi yapan ailelerin tek geçim kaynağı olan fındığın desteklenmesi ve üretiminin teşvik edilmesi gerekmektedir. Düşünün ki arazilerin tapusunda bile “fındıklık” geçmesine rağmen mazot, gübre desteğinden yararlanılamıyor. Üretici destek istiyor, ayakta kalmak istiyor, evine ekmek götürmek istiyor. Bu bağlamda, böyle bir komisyonun kurulması partilerüstü bir konudur. Umarım böyle bir komisyon kurulur, buna ihtiyaç olduğu da aşikârdır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Seyit Torun.

Buyurun Sayın Torun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SEYİT TORUN (Ordu) – Sayın Başkanım, öncelikle hayırlı olsun diyorum, başarılar diliyorum; başaracağınıza da eminiz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum, sağ olun.

SEYİT TORUN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, yıllardır bu kürsüden fındıkla ilgili sorunları dile getiriyoruz, fındıkla ilgili çözüm önerilerini ortaya koyuyoruz. Benim dışımda, bölge milletvekillerinin birçoğu da bu konuda konuşmalar yapıyor ama maalesef her yıl aynı konular gündeme geliyor. Yani, son beş yıldaki konuşmaları ve gündemi gözümüzün önüne şöyle bir getirelim, aşağı yukarı hep aynı şeyleri konuşuyoruz. Peki, atılan bir adım var mı? Hayır.

Şimdi, Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli önceki gün bölgeye gitti ve rekolteyi açıkladı. 665 bin ton olarak açıkladı ve ifadesinde de şunu söyledi: “Fiyat işi Cumhurbaşkanımızındır. Rekoltemiz ne? Çok ciddi bir çalışma yaptı arkadaşlar, defalarca irdelediler. Defalarca rekolte önüme geldi, defalarca geri gönderdim. İlk tahminlerin ötesinde bir rekoltemiz var gibi gözüküyor. Bu, biraz daha azalabilir belki, sezon içerisinde bir miktar daha azalabilir ama görünen o ki -ilk defa burada açıklıyorum- 665 bin ton fındık rekoltemiz var.”

Sayın Bakan, bu rekolteyi size kim açıklattı, kim dayattı? Yani, bunu öğrenmek istiyoruz. Yani, birileri size talimat verdi de mi açıkladınız yoksa bunun bilimsel bir verisi var mı? INC -yani Fındık Birliği- 610 bin ton civarında açıklıyor ama siz tutuyorsunuz, 665 bin ton olarak açıklıyorsunuz. Bunun fındık üreticisi için anlamının ne olduğunu biliyor musunuz?

Geçen yıl rakamlar yaklaşık 776 bin tondu; üretici fındığını 14 liradan, 15 liradan elinden çıkardı ama sezon sonunda siz TMO’ya 24 liraya fındık sattırdınız. Demek ki fındıktan bir gelir elde ediliyor ama fındığı 14 liraya, 15 liraya kim sattı? Gariban sattı, borcu olan sattı, çocuğunu okula gönderecek olan insan sattı. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ama sonuçta…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Seyit Bey, 16,50’den sattı, 17’den sattı.

SEYİT TORUN (Devamla) – Siz onu başka yerde konuşun Sayın Milletvekili, benim sözümü kesmeyin.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Geçen yıl satılan fındığın fiyatını doğru söylemiyorsun.

SEYİT TORUN (Devamla) – Sözümü kesme!

Şimdi, değerli arkadaşlar, kazananlar hep aynı. Maalesef, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir firmaya teslim olmuş durumda.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Geçen yıl satılan fındığın fiyatını doğru söyle! Fındık fiyatının kaç lira olduğunu bilmiyorsun ya!

SEYİT TORUN (Devamla) – Siz bölgeye gidin, bölgede anlatın onu. Bölgeye gidin, bölgede anlatın onu. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Torun, Genel Kurula hitap edin lütfen.

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Biz sürekli bölgedeyiz.

BAŞKAN - Sayın Gündoğdu, lütfen…

SEYİT TORUN (Devamla) – Fındık üreticisi maalesef mağdur. Maalesef, sizin kime çalıştığınızı gayet iyi biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, FİSKOBİRLİK gibi bir kurum bitirildi, yerine TMO koyuldu. Piyasaya girecek mi girmeyecek mi, belli değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın lütfen.

SEYİT TORUN (Devamla) – Bakın, piyasaya girecek mi girmeyecek mi, belli değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Nutella formasıyla çık, Nutella’dan göğüs reklamı al!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Reklamı sen al!

SEYİT TORUN (Devamla) – Her yıl bekliyoruz, ondan sonra, piyasaya ne zaman giriyor? Gariban fındığını sattıktan sonra giriyor. Asıl, benim gerçekten fındık gelirine ihtiyacı olan üreticimin kazanması lazım; öbürü zaten her hâlükârda kazanıyor, öbürü zaten her hâlükârda gelir elde ediyor. Ama siz ne yapıyorsunuz? Garibanın elinden fındık çıktıktan sonra TMO’yu devreye sokuyorsunuz. İlk defa geçen yıl soktunuz, onu takdir ediyoruz ama şu anda maalesef hâlâ fiyat belli değil, hâlâ alıp almayacağı belli değil. O yüzden, gene oyun oynanıyor fındık üzerinde. Fındığın üzerindeki oyunu bozun, garibanın fındığı para etsin. Artık sadece yurt dışındaki bazı insanlara para kazandırmayın, sadece bazı tekellere para kazandırmayın ve buradan sizi tekrar uyarıyoruz: Bakın, fındık öyle bir ürün ki ihracat geliri olan bir ürün.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Torun.

SEYİT TORUN (Devamla) – Sıfır ithalatla ihracat geliri olan bir ürün ve yıllar itibarıyla, bakın, beş yılda; 11,77 lira olan iç fındığın fiyatı 6,35’e kadar düşmüş ama 240 bin ton olan ihracatımız 319 bin tona çıkmış. Daha fazla fındık göndermişiz ama daha az gelir elde etmişiz, daha az gelire sahip olmuşuz ülke olarak. Üretici de kazansın, aracı da kazansın, tedarikçi de kazansın; biz bunu istiyoruz. Sadece üretici kazansın diye bakmıyoruz, bunun tabii ki alıcısı da kazansın ama herkes en azından bundan ne kadar kazanacağını bilsin, mağdur olmasın ve üreticiyi Avrupa’da bir alıcıya peşkeş çekmeyelim. Bunu özellikle sizden rica ediyoruz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisinin görüşlerini belirtmek üzere Giresun Milletvekili Sayın Cemal Öztürk konuşacaktır.

Buyurun Sayın Öztürk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; fındık üreticilerinin sorunları hakkında İYİ PARTİ Grubunca verilen araştırma önergesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size de yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, her yıl bugünlerde fındık üzerine araştırma önergeleri verilmesi mutat hâle geldi. Nitekim iki hafta önce de burada Cumhuriyet Halk Partisi Grubunca yine fındıkla ilgili bir önerge gündeme gelmişti ve konu tartışılıp reddedilmişti. Bugün de İYİ PARTİ aynı konuyu gündeme getirdi; Allahualem, gelecek hafta veya yarın öbür gün bir başka grubumuz yine fındığı gündeme getirebilir. Bu demektir ki fındık çok önemli bir ürün, bu tartışmasız.

Tabii, Türkiye fındıkta, gerek üretimde gerek ihracatta tartışmasız, açık ara 1 numara; fındığın patronuyuz ama geçen hafta da dile getirdiğim gibi, fındık ihracat ürünümüz olduğu için, bu ürünün yüzde 85’ini ihraç ettiğimiz için dünya şartlarına da bağlı bir ürün.

Ben aynı zamanda bir fındık müstahsiliyim, fındığa da emek vermiş, FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü yapmış bir kardeşinizim. Değerli arkadaşlar güzel şeyler söylediler ama bir haksızlık yapılıyor. Mesela, biraz önce konuşan bir arkadaşımız “Kiminle iş birliği içindesiniz?” gibi bir ifade kullandı; çok yanlış.

Bakın, bazı arkadaşların zoruna gidiyor ama AK PARTİ iktidara geldiğinde, 2002 yılında fındık fiyatları döviz olarak 92 sente tekabül eden 1,5 milyondu; o günkü parayla, 6 sıfır vardı biliyorsunuz. Biz 1,5 lira fiyatla sezona başlamıştık ama AK PARTİ geldiğinde bu fiyat yükseldi yükseldi ve 4 dolarlara kadar çıktı. Ben dün Giresun Ticaret Borsasıyla toplantı yaptım. Bugün fiyatlar hâlâ 20 lira, 21 lira düzeylerinde. Önümüzdeki günlerde inşallah Sayın Cumhurbaşkanımız fiyatları açıklayacak. Biz inanıyoruz ki fındık fiyatları müstahsilimizin beklentisi doğrultusunda olacak, Türkiye’nin şartları ve dünyanın şartları noktasında olacak. Nitekim, AK PARTİ Grubundaki milletvekilleri olarak biz kendi aramızda üç yıldır çalışıyoruz, bir fındık çalışma grubu kurduk ve müstahsilimizden, ziraat odalarından ve fındık üreticilerinden aldığımız bilgileri Tarım Bakanımız vasıtasıyla Hükûmetimize iletiyoruz, bu sene de ilettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – 16 Haziranda Mecliste ilk toplantımızı yaptık, daha sonra Tarım Bakanımızla buluşarak tekliflerimizi kendisine ilettik. Tarım Bakanımız da konuya ilişkin açıklamalar yaptı. Elbette spekülasyona açık bir ürün çünkü bir tarafta alıcılar var, bir tarafta da müstahsil. Biz müstahsilin yanındayız; Hükûmet olarak da eminiz, müstahsilimiz mağdur edilmedi, edilmeyecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SEYİT TORUN (Ordu) – Başkalarını zengin ettiniz! Üretici mağdur, üretici mağdur!

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Sadece fiyat değil arkadaşlar, bakın, fındıkta mazot desteği dekar başına 15 lira, gübre desteği dekar başına 4 lira, alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira.

SEYİT TORUN (Ordu) - Kaç yıldır artırdınız?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Yıllardır 170 lira!

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Yine, organik tarım desteği dekar başına 70 lira, iyi tarım uygulaması dekar başına 40 lira. Geçen yıl da Hükûmetimiz Giresun kalite fındığa 17 lira, levant kalite fındığada 16,5 lira fiyat açıkladı. Sorun eğer sezondan önce açıklamaysa, Sayın Cumhurbaşkanımız geçen sene 26 Temmuzda fiyatları açıkladı; bugün 21 Temmuz, acele etmeyelim, bekleyelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayın.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Biz eminiz ki Cumhurbaşkanımız, Hükûmetimiz en iyi, en güzel kararı verecekler ve Türkiye'nin yararına olan, Türkiye'nin altını mesabesinde olan fındığı değerlendireceğiz.

Gönül ister ki fındık meselesini sadece sezon öncesi tartışmayalım. Ben iyi niyetli olduğuna inanıyorum bütün partilerimizin çünkü bu millî bir davamız.

SEYİT TORUN (Ordu) - Kaç kere toplantı istedik Sayın Öztürk.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkan bu konuyu dile getirdi ama Hükûmetimize de haksızlık etmeyelim. Sadece 2009’dan beri alan bazlı destekle 10 milyar liraya yakın nakit para müstahsile aktarıldı fındıkta.

SEYİT TORUN (Ordu) – 25 liranın üzerine çıktı mı yeter.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Evet, doğrudur, hep birlikte bu millî ürünümüzün arkasında duralım. Hükûmetimizin de duracağına ve yakın bir zamanda da Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklayacağına inanıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, gensoru yoluyla denetleme yetkisi ellerinden alınmasaydı fındık rekoltesini 665 bin ton olarak açıklayan Tarım ve Orman Bakanı hakkında gensoru verileceğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bilindiği gibi, 16 Nisan rejime kasteden Anayasa değişikliğinden sonra Bakanların siyasi denetime tabi tutulmalarını sağlayacak olan gensoru verme hakkı yüce Meclisin elinden alındı. Bugün -bir Manisalı olarak hemşehrimdir- mensubu olduğu parti ne düşünüyor, ne açıklayacak bilmiyorum ama başta Ordu, Giresun, Trabzon, Bolu, Sakarya, Düzce -Batı Karadeniz- olmak üzere 16 ili etkileyen böyle bir üründe 620 bin ton rekolteyi 665 bin ton açıklayarak 8 milyon insanın aşıyla, ekmeğiyle oynayan Tarım Bakanı hakkında, eğer anayasal yetkimiz elimizde olsaydı, tam olarak gensoru verilecek, burada gruplar konuşacak, Bakan sorgulanacak, kendi savunmasını yapacak, millî iradenin değerli temsilcileri de Bakanın bu görevi yapıp yapmaması konusunda güven ya da güvensizlik oylarını belirteceklerdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz, yeniden bir toplum sözleşmesiyle Meclis bu önemli denetim görevini geri alana kadar, daha önce olduğu gibi şimdi de gensoruyu yüce Meclisimizin vicdanına bırakıyoruz, yüce milletimizin vicdanına bırakıyoruz. Ben, bir hemşehrisi olarak, bir Manisalı olarak üzüldüm, utandım; partisinin bu konuda ne düşündüğünü de açıkça duymak istiyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tabii, doğal olarak, partisinin ne düşündüğünü duymak istediğinizde Sayın Zengin söz istiyor.

Evet, Sayın Zengin, buyurun.

40.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sağ olun.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; şimdi, Sayın Özgür Özel her şeye 16 Nisanla başlıyor ve enteresan bir tanımlama yapıyor. Yani, zannedersiniz başka yerden insanlar geldi, Türkiye’de oy kullandı ve bu rejimle alakalı, daha doğrusu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle alakalı başka ülkenin insanları oy verdi. Bunu anlamakta zorlanıyorum. Yani, bu ülkenin insanları aleni olarak sandıkta niyetlerini ortaya koydular, reylerini verdiler ve bu reyler neticesinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildi. Bu, anayasal bir süreçtir; bir gasp değildir, bir hakkın suistimali değildir. Ha, bizim fikrimizi öğrenmek istiyorsunuz, zaten bu konuları defaatle gündeme getiriyorsunuz, biz de aynı şekilde bu bize sorduğunuz sorulara, önergelere, hepsine -arkadaşlarımız, biraz evvel milletvekilimiz cevap verdi- cevaptan kaçmıyoruz. Kaldı ki gensoru denen şeyin ne olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Netice itibarıyla Türkiye’de -ben size sorayım- kaç tane Bakan gensoruyla düşmüştür? Düşen hep sizin bakanlarınız.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Zengin, siz sorunca, tabii, doğal olarak söz vermek zorundayız.

Buyurun Sayın Özel.

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, birincisi şu: Bugün de yıl dönümü olması sebebiyle -dün 20 Temmuzdu- ifade ettik. Olağanüstü hâl altında, birçok dünya demokrasisinde, bırakın Anayasa değişikliğini, yerel seçim bile yapamazsınız. Anayasa değişikliğini OHAL’de yapınca, öncesinde, sırasında, sonrasında bir sürü hukuksuzluk yaşandı. Onları ayrı ayrı, defalarca kayda geçirdik. O orantısız OHAL KHK’siyle televizyonlara “Eşit yayın yapmayın, yapma zorunluluğunuzu kaldırdık.” diyecek kadar “evet” lehine kurduğunuz tahakküm 51’e 49’la bitti. Bugün yapılan bütün kamuoyu araştırmaları, milletin o kararından çok farklı düşündüğünü, özellikle partili Cumhurbaşkanına yüzde 70’in “hayır” dediğini, yüzde 65’in “Bugün olsa ‘hayır’ oyu veririm.” dediğini söylüyor. Güveniniz varsa, o kadar kendinize güveniyorsanız, hodri meydan, milletin önüne sandığı koyarsınız.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Bu kaçıncı ya? Kaç kere yenileceksiniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sandıktan kaçanlar, yapılacak ilk genel seçime kadar kaçarlar. Nasıl milletin iradesini saymayıp İstanbul seçimini iptal ettirdiğinizde, 23 Haziranda millet size demokrasi tokadını vurduysa bu sefer de bu rejime kasteden ve OHAL sırasında baskıyla, zulümle, zorla değiştirdiğiniz Anayasa’nın hesabını sizden soracak, millet kendine yeni, özgürlükçü bir toplum sözleşmesi yapacaktır. Bundan kurtuluşunuz yok.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Çok beklersin!

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Yenilmeye doymuyorsunuz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zengin.

42.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, biraz tuhaf buluyorum yani. AK PARTİ iktidarı Türkiye Cumhuriyeti’nin gelmiş geçmiş en uzun ömürlü iktidarıdır, on sekiz yıl. Bu kadar yenilmeye doyamadınız yani; bakıyorum, enteresan bir şey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sandıktan niye kaçalım? Sandık bizim ne zaman önümüze gelmişse… Alnımız ak. Bakın, o dediklerinizden sonra biz seçime girdik, gene 1’inci partiyiz. Var mı yani? İşte, sonuç da ortada. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 23 Haziran…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Evet, aynen öyle.

Devamında şunu söyleyeceğim: Sayın Başkanım, herhâlde Türkiye anketlerle yönetilmiyor. Anketlerin bir neticesi vardır. Önemli olan, halkın huzurunuza çıktığınızda, referandumsa referandum, Meclisle alakalı genel seçimlerse genel seçim, yerel seçimse de yerel seçim, tüm bunlarla alakalı aldığınız neticelerin yekûnudur. Böyle bakmak lazım. O sebeple, biz sandıktan asla kaçmıyoruz, vakti geldiğinde de neticeyi görürsünüz.

Sağ olunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Hiçbir yeri alamazsanız kayyum atarsınız o zaman.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Yendi de yendi Tayyip Erdoğan sizi, yendi de yendi.

BAŞKAN. – Grup Önerisini...

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekilinin, fındık üreticilerinin sorunlarının incelenerek bu sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  14/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/3156) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

III. YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, grup önerisinin oylamasından önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun bir yoklama talebi var.

Sayın Özel, Sayın Torun, Sayın Kaya, Sayın Sümer, Sayın İlhan, Sayın Aytekin, Sayın Antmen, Sayın Özer, Sayın Şahin, Sayın Aygun, Sayın Güzelmansur, Sayın Barut, Sayın Bülbül, Sayın Arı, Sayın Özdemir, Sayın Öztunç, Sayın Ünlü, Sayın Ünsal, Sayın Özcan, Sayın Adıgüzel, Sayın Köksal.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.26

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – İYİ PARTİ grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Sayın milletvekilleri, pusula veren arkadaşlar lütfen Genel Kuruldan ayrılmasınlar.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekilinin, fındık üreticilerinin sorunlarının incelenerek bu sorunlara karşı alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla  14/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/3156) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – İYİ PARTİ grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre vermiş olduğu bir öneri vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 20 Temmuz 2015 tarihinde yaşanan Suruç katliamının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 20/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

21/7/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 21/7/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                              Hakkı Saruhan Oluç

                                                                                                      İstanbul

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

20 Temmuz 2020 tarihinde Siirt Milletvekili Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 20 Temmuz 2015 tarihinde yaşanan Suruç katliamının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan 8160 grup numaralı Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 21/7/2020 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerine Kemal Bülbül, Antalya Milletvekili.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Bülbül, süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sizi kutluyor ve başarılar diliyorum. Sanki yıllardır bu işi yapıyormuş gibisiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bülbül.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Başarılar.

(Uğultular)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkanım…

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Değerli Genel Kurul…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Bülbül…

Sevgili milletvekilleri, hatip kürsüde; lütfen, hatibin insicamını bozmayalım.

Buyurun.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Değerli Genel Kurul, bilindiği gibi 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta insanlığa karşı bir suç işlenmiş, gençliğe karşı bir suç işlenmiş, annelere karşı bir suç işlenmiş, savaşa karşı olma dirayetine karşı bir suç işlenmiş ve insanlık 33 kere katledilmiştir. Bu bilindiği gibi, bir de bilinip de bilinmezden geliniyor gibi olan bir hâl var; o da bu katliamın nasıl planlandığı, nasıl yürütüldüğü ve nasıl sonuçlandığıdır. Bu katliamın, özellikle Kobani’de, Afrin’de, Kuzey Suriye’de planlanan politikaların yaşama geçirilmesinin bir parçası, yürütülmesinin bir parçası olduğu zaten bilinmektedir.

Ayrıca, 7 Haziran 2015, her söz aldığınızda övündüğünüz iktidarınızın on sekiz yılının bittiği süreçtir. 7 Haziran 2015’te, Türkiye’de hükûmet olma olayı bitmiştir, Türkiye’de tarih durmuştur ve hükûmet olma yeteneğini, kapasitesini ve becerisini yitirmişsinizdir. Bunu sağlayabilmek için de Suruç’tan başlayarak Gar’da devam eden, Diyarbakır’da, Mersin’de, benzeri yerlerde devam eden kızılca katliamlar söz konusu olmuş, 20 Temmuz 2015’in hemen iki gün sonrasında Ceylanpınar’da 2 polis katledilmiş ve bu katledilen polislerin katliam gerekçesi yeniden şiddet sarmalının, yeniden savaş, yeniden çatışma, yeniden ırkçılık, yeniden inkârcılık sürecinin başlatılmasına gerekçe teşkil edilmiş olmasına rağmen, bugün 2 polisin katili ortalıkta yoktur ve faili meçhul cinayetler dosyasına girmiştir bu. Oysa o gün, onunla ilgili ne de büyük spekülasyonlar yapılmış, şiddet sarmalının artırılması için ve 1 Kasım seçimlerinde amaçlanan ve daha sonra darbeyi “Allah’ın lütfu.” bilen zihniyetin giderek daha da yerleşmesi için yürütülen bir süreç hâline dönüşmüştü.

Bakınız, Suruç’la ilgili katliam anmasına dün her yerde, Urfa’da, İstanbul’da, Kadıköy’de, Ankara’da müdahale edildi. Arkadaşlarını anmak isteyen gençlere polis niye müdahale etti? Niye yerlerde sürükledi? Niye tekmeledi? Niye ters kelepçe taktı? Katliam serbest de anmak yasak mıdır? Katliam serbest, anmak yasak mıdır? Buradan soruyorum. Bu ne barbarca, bu ne vahşice, bu ne canice bir uygulamadır! Çocuklara oyuncak götürmek için giden ve Suruç’ta planlı, düzenli, yönlendirilen ve kontrol altında yapılan bir katliamda üniversite öğrencisi pırıl pırıl gençlerin katledilmesine seyirci kalan zihniyet, maalesef, dün yapılan anmaya hemen her yerde müdahale etmiştir.

Şimdi, bu tür şeyler söz konusu olduğunda genel olarak deniliyor ki: Gelin, tüm süreci, hakikatleri araştırma komisyonu kuralım ve kırk yıldır ne olmuş, ne bitmiş, nerede hangi katliam yapılmış, bu katliamlarda suçlular kimlerdir; bu katliamları yapanlar, yürütenler, yönetenler kimlerdir bütün ayrıntısıyla ortaya çıkaralım ve Türkiye’ye barış, Türkiye’ye huzur, Türkiye’ye adalet gelsin. Yoksa söylediğimi tekrarlıyorum, “Katliam serbest, anmak yasak.” zihniyeti devam edecektir.

Suruç’ta 33 can katledildi. Değerli Genel Kurul, bizim hikâyemiz biraz da 33’lerin hikâyesidir. Nedir 33’lerin hikâyesi? 1943 yılında Özalp’ta 33 kurşun, 2 Temmuz 1993’te Madımak’ta 33 can ve 20 Temmuz 2015’te Suruç’ta 33 can. Bizim hikâyemiz biraz da 33’lerin hikâyesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Bülbül.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu anlamda, Suruç’ta oynanan katliam oyununun yönlendiricisi, tarafı kimdir, kim suçludur, kimler rol almıştır, kimlerin rolü gizlenmiştir, polisleri kim katletmiştir, neden bu dosyanın üzeri kapatılmıştır; bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkarmanın olanağı vardır. İnsanlığa karşı, gençliğe karşı, annelere karşı işlenen bir suçun ortadan kaldırılmasının, en azından hukuki sübuta erdirilmesinin olanakları vardır.

Destek vermeniz dileğiyle, saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mustafa Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun Sayın Tanrıkulu.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Başkan, öncelikle hayırlı olsun, başarılar diliyoruz.

20 Temmuzda Suruç’ta ne yaşandığını hepimiz aşağı yukarı biliyoruz, bu kürsüden de epey konuştuk, daha önce de konuştuk. Yani 20 Temmuzda Suruç’taydım, insan hakları ihlalleri mücadelesinde geçirdiğim en ağır travmalardan bir tanesiydi. Gittiğimde, henüz ağır bir kan kokusu vardı. O, ağır kan kokusu hâlen de burnumun ucunda değerli arkadaşlar. böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık.

Tabii, ondan önce, açık kaynaklardan, çok açık bir biçimde Adıyaman üzerinden böyle bir saldırının olacağı tahmin ediliyordu. Bizler de araştırma yapmıştık, bu araştırmalarımızı kamuoyuyla paylaşmıştık açık kaynaklardan ve bu saldırı “Geliyorum.” demişti. İstanbul’dan Suruç’a kadar her tarafta aranan, Suruç’a girdikten sonra aranmayan gençler vardı ve bu şekilde bile bile ölüme gönderildiler. Ama o zamandan bu zamana, yargılanan bir kamu görevlisi yok. “Neden?” diyeceksiniz; söyledim, bir kez daha söyleyeceğim: Çünkü o zaman, Hükûmetiniz IŞİD’i hoşgörüyordu, IŞİD’in eylemlerini hoşgörüyordu ve görmezden geliyordu. “Türkiye IŞİD’i” diye bir örgütü terör örgütleri listesine almamıştı 2015 yılının sonuna kadar. Dönemin Başbakanı çok açık bir biçimde şunu ifade etmişti: “Eylem yapmadan yakalayamıyoruz." demişti. Nedeni de şu: “Türkiye IŞİD’i” diye bir örgüt terör örgütü olarak tanımlanmamıştı Terörle Mücadele Yasası’na göre ve terör örgütleri listesine alınmamıştı. Ve o nedenle de Yargıtay 9. Ceza Dairesi 7 Nisan 2015 tarihinde aynen şu kararı vermişti, mahkûmiyet kararı veren Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi kararını bozmuş ve demişti ki: “İlk önce, sen Emniyet Genel Müdürlüğüne sor, ‘Türkiye IŞİD’i’ diye bir örgüt var mıdır, yok mudur?” Dolayısıyla IŞİD’le iç içe geçen bir güvenlik anlayışı vardı, IŞİD’le iç içe geçen bir adalet anlayışı vardı 2015 yılının sonuna kadar, 2015’in sonundan sonra bir mücadele başladı, evet ama o zamana kadar, Suriye’de ve Türkiye'de neredeyse güvenlik noktasında, yargı noktasında iş birliği yapan bir Hükûmetiniz vardı. Buradan çok söyledim, eğer varsa cevabınız, gelir buradan verirsiniz.

(Hatibin tablet bilgisayardan bir sesli görüntü kaydı izletmesi)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Ama ben AK PARTİ’li arkadaşlarımın bu görüntülere bir cevap vermesini isterim. Suruç anmasında Kadıköy’de, dün, yerde sürüklenen bir kadın ve ona tekme atan kadın polisler, saçlarından çeken kadın polisler. Bir milletvekillinin bu görüntülerle ilgili olarak gelip burada bir cümle söylemesini beklerim. Anma yapıyorlar, bakın, silahsız, şiddetsiz, anayasal haklarını kullanıyorlar, anayasal haklarını.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bunlara bir bakın ve bunlar Türkiye'de oluyor, sizin yönettiğiniz Türkiye'de oluyor.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, toparlayalım lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, bunlar Türkiye'de yeni yarattığınız düzenin görüntüleri, bunların farkında değilsiniz. O nedenle, bu kürsüden hep şunu ifade ediyorum: Mazlum olarak geldiniz şimdi zalim oldunuz. Bütün zalimliklerin altında Hükûmetinizin imzası var, en ağır insan hakları ihlallerinde yargının hoşgörüsü var. Bugün Suruç davasıyla ilgili olarak Hilvan’da yürütülen davanın pratiği de beş yıllık pratiği de bunun çok açık örneğidir. Nasıl oradaki sanıklara hoşgörü gösteriliyor, nasıl tanıklar duruşmaya getirilmiyor, 33 yurttaşımızın yakınlarına nasıl duruşmalara giderken eziyet ediliyor, sabahtan akşama kadar su içmelerine ve yemek yemelerine bile izin verecek bir ortam olmuyor Hilvan’da cezaevi kampüsündeki yargılamada. Bakın, bu bakış açısı bile, hâkimlerin ve yargıçların o mağdurlara bu bakış açısı bile hükûmetinizin politikalarıyla özdeş politikadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Mustafa Hilmi Dülger, Kilis Milletvekilimiz.

Sayın Dülger, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Kilis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılında Suruç’ta meydana gelen katliamla ilgili olarak HDP Grubunun vermiş olduğu öneri üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan size de yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Sözlerime Hakkâri’den gelen, ciğerlerimizi yakan acı haberle başlamak istiyorum ve şehadet şerbetini içen şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize ve kederli ailesine baş sağlığı diliyorum.

Aynı şekilde, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yıl dönümünü dün, Kıbrıs’ta ve ana vatanda hep birlikte kutladık. Kıbrıs halkının Barış ve Özgürlük Bayramı’nı gönülden tebrik ediyor, kurtuluş mücadelesinde her zaman yanlarında olduğumuzu bir kere daha bildirmekte yarar görüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, bugüne kadar, birçok terör örgütünün eylemlerine… Hepimizin bildiği gibi, ne acıdır ki pahalı bir vatanda yaşadığımız için, bu coğrafyada yaşamanın bir bedeli olduğu için, bedel ödettirilen bir yer olmuştur Türkiye. Bunun bir örneği de yine, 2015 yılı 20 Temmuzunda Suruç’ta yaşanmıştır. Hepimizce belki bilinmeyebilir ama bilmesi gerekenler tarafından bilinir ve kayıtlarda da olduğu için söylüyorum. Bir terör örgütüne müzahir bir sivil toplum kuruluşunun düzenlemiş olduğu, kendilerinin deyimiyle “Kobani”, esas sahiplerinin söylemiyle “Ayn el Arap” denilen topraklarda şu cümleyi kullanarak bir seferberlik başlatmışlardır: “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz.” Oysa hepimiz biliyoruz ki orada kantonlar kurulmaya çalışılmıştı o günlerde. Bu STK’nin başlatmış olduğu bu hareketle de aslında, orada meydana gelen karışıklık sonrası örgüt sempatizanlarını ve militanlarını sınırın öbür tarafına geçirmek gibi bir amaç güttüğünü hepimiz biliyoruz. Suruç Belediyesine ait salonda, canlı bombanın daha sonra IŞİD militanı olduğu, DAEŞ militanı olduğu kayıtlarda vardır; yaptığı eylem sonucu 33 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 80 küsur vatandaşımız da aynı şekilde yaralanmıştır.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – IŞİD’e bir şey söyleyin, IŞİD’e! Bir kere de IŞİD’e bir şey söyleyin, IŞİD’e!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - IŞİD’in de Allah belasını versin, PKK’nın da! IŞİD’in de özellikle versin, PKK’nın da!

MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Devamla) – Biz biliyoruz ki bugün itibarıyla 2020 yılı Temmuz ayı itibarıyla, sınırın öbür tarafında, aynı örgütün 55 silahlı militanı eylemine devam etmektedir, kayıtlarda da vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Dülger.

MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Devamla) – Bunlar, asla öyle basit bir görüntü altında gizlenemezler. Dolayısıyla sözü edilen, yok soruşturmayı TEM şubesi yapmıştır… Kim yapacaktı? İtfaiye teşkilatı yapacak değildi. Bunun için öneriler, önergeler verilirken Meclisin çok değerli yasama uzmanlarından destek alınmasını tavsiye ediyorum. Meclisin burada zamanının çalınmaması gerektiğine inanıyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Hayatlar çalınmış ya, hayatlar gitmiş, siz daha neden bahsediyorsunuz? Gencecik insanlar gitti orada. Her şeyi siz çaldınız, hangi vaktin çalınmasından bahsediyorsunuz, her şeyi çalan sizsiniz.

MUSTAFA HİLMİ DÜLGER (Devamla) – Onun için bu uzmanların hepsi size hukuki destekte bulunurlar.

Dolayısıyla HDP Grubunun vermiş olduğu bu öneriye, -Grubumuz adına- aleyhte oy vereceğimizi belirtiyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Oluç, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kilis Milletvekili Mustafa Hilmi Dülger’in HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, hayretle dinledim çünkü 33 gencecik, pırıl pırıl insan ölmüş, katliam yaşanmış ve bu katliamı IŞİD yapmış, IŞİD’e de birileri yol vermiş bu katliamı yapması için; yol verenler de hep, bu tür katliamlarda, bilindiği gibi devletin içindeki birtakım odaklardır. Yoksa öyle, elini kolunu sallaya sallaya gidecek, 33 genç insanın olduğu yerde canlı bomba kendisini patlatacak, insanlar ölecek, kimsenin haberi olmadan bu yapılacak! Böyle bir şey yok Türkiye Cumhuriyeti tarihinde. Ankara Garı’nda nasıl IŞİD’e yol verildiyse, geldi orada 103 insanı katlettiyse Suruç’ta da 33 insan öyle katledildi.

Şimdi, bunun araştırılması, konuşulması, bunun emrini vermiş olanlar, isimler belli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Bunların isimleri belli, bunların yakalanması için adım atılması doğrultusunda bir önerge veriyoruz ve sayın hatip bunu vakit kaybı olarak değerlendiriyor. 33 pırıl pırıl, gencecik insan ölmüş ya, gencecik! Bunu nasıl bir vakit kaybı olarak değerlendirirsiniz, bu konunun konuşulmasını? Üstelik de olduğundan beri, beş yıldır adalet mekanizması doğru dürüst işlememiş, bir sonuç alınamamış bir konuyla ilgili konuşuyoruz.

İkincisi: Yani kusura bakmayın, siz yine bilmeden konuşuyorsunuz belli ki. Şimdi, işte, efendim “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz.” falan… Bunda gayrimeşru ne var? Kobani’yi IŞİD işgal etmesin diye uğraşırken peşmergelere yolu açıp da oraya geçmelerini sağlayan sizin iktidarınızdı, o zaman ki Başbakan Davutoğlu’ydu. Yani o yapılıyor da gayrimeşru olmuyor ki doğruydu, geç kalındı peşmergelere yol açılmasında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Son cümlem efendim.

O günleri hatırlayın, geç kalındı peşmergelere yolun açılması ve insani yardımın yapılmasında ama o yapıldı. Hadi, siz açtınız o yolu yani “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz.” diyen gençlerin Kobani’deki çocuklara oyuncak götürmek için orada bir etkinlik yapması ve Kobani’ye gitmek istemesinin gayrimeşru neresi var? Yani siz yol açarken meşru, gençler dayanışma göstermek istediği zaman gayrimeşru; böyle değerlendiremezsiniz. Dolayısıyla belli ki konuşan hatip o dönemi bilmiyor, bilmeden bu cümleleri ediyor, benim anladığım odur. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu da bu bilgisizliğin arkasında duruyorsa artık, Allah kolaylık versin diyeyim, ne diyeyim size?

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisinin…

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 20 Temmuz 2015 tarihinde yaşanan Suruç katliamının tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 20/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisinin grup önerisini oylarınıza sunmadan önce karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.59

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve arkadaşları tarafından, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin araştırılması amacıyla 20/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Temmuz 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

21/7/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 21/7/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                    Özgür Özel

                                                                                                       Manisa

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve arkadaşları tarafından, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin araştırılması amacıyla 20/7/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1945 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 21/7/2020 Salı günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Sayın Selin Sayek Böke.

Buyurun Sayın Böke. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SELİN SAYEK BÖKE (İzmir) – Teşekkürler Başkan, yeni döneminizin hayırlı olmasını diliyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu çok üzgünüm ve çok da öfkeliyim. Yine bir kadın cinayetine uyandık. Üzüntüm Pınar Gültekin’i kaybetmiş olmamız ve onu koruyamamış olmamızdan kaynaklanıyor; öfkemse siyasetin bu cinayetleri bir türlü durdurmamayı seçiyor olması. Her şeyden önce Pınar Gültekin’e rahmet diliyorum, yakınlarına ve tüm kadınlara da başsağlığı diliyorum.

Kadın cinayetleri politiktir. Bunun altını kuvvetle çizmemiz gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açmak, bu cinayetlere yol açan erkek egemen düzeni siyasi bir tercihle devam ettirme anlayışıdır. Dolayısıyla derhâl İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açan durumu ortadan kaldırmamız gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi yaşatır, hayatın ta kendisidir; sıkı sıkıya tutunmamız gerekir.

Değerli milletvekilleri, son bir yılda ülkemizde ağır bir umutsuzluk hâli var. Nüfusumuz 1 milyon 59 bin kişi artmışken iş gücümüz yani çalışabilir olup da çalışmaya istekli olanların sayısı 3 milyon 13 bin kişi azalmış, iş gücümüz azalmış. Neden? Çünkü, milyonlar bu düzende artık umudunu kaybetmişler, iş aramaktan dahi vazgeçiyorlar. Bundan daha ağır bir ekonomik kriz olabilir mi? “Kriz var mı, yok mu?” sorusunun yanıtı burada yatıyor. Çalışabilir durumda ama iş dahi aramaktan vazgeçmiş vaziyette milyonlar. Vazgeçtiği şey ne? Gelir elde etme umudundan vazgeçmiş. Mahkûm olmayı kabullendiği şey ne? Yoksulluk ve yoksunluk hâli. Bu umutsuzluğa bir çare olmamız gerekiyor çünkü o umutsuzluk milyonları altında ezerken bir yandan da Türkiye ekonomisinin var olan gücünü eritip bitiriyor. Oysaki biz, güçlü bir ülkeyiz ve o gücü umutla halka yaymakla yükümlü bir siyaset yürütmek durumundayız. Umut yitiriliyor çünkü milyonlar “Ne yaparsam yapayım zaten mümkün değil.” duygusundalar, “Ne yaparsam yapayım içinde doğduğum ailenin kaderini aşmam mümkün değil.” diye düşünüyorlar, “Ne yaparsam yapayım içine doğduğum coğrafya kaderim hâline getirilecek.” diye düşünüyorlar, “Ne yaparsam yapayım siyasi aidiyetler üzerinden düzen beni ayrıştıracak.” diye düşünüyorlar. Bu ayrıştırmayı, düzendeki bu umutsuzluğu iktidarın siyasi tercihleri belirliyor. Oysaki bunların hiçbiri kader olmak zorunda değil. Güçlü bir sosyal devletle, bütün yurttaşlarına eşit davranan ve sadece fırsat eşitliği sunan değil, piyasa ve düzenin ortaya çıkardığı adaletsizlikleri açık tercihlerle düzelten, yeniden dağıtan; rantçı sermayenin vergisini affederek değil, asgari ücretlinin vergiden muaf olmasını sağlayarak adalet sağlamayı gözeten bir güçlü sosyal devletle, bu, kader olmaktan çıkabilir. Oysaki sizin kurduğunuz düzende, iktidarın kurduğu rejimde ağır ekonomik ve sosyal eşitsizlikler var. Neden? Çünkü güçlü sosyal devletin yerini tek adamın parti devleti aldı. (CHP sıralarından alkışlar)

Bugün ihtiyacımız olanın ne olduğu belli: Güçlü sosyal devlet neyi bildiğinizi kıymetli kılar, kimi tanıdığınızı değil; tek adamın parti devleti neyi bildiğinizi önemsemez, kimi tanıdığınıza bakar. Milyonlar iş aramaktan tam da bu nedenle vazgeçiyorlar. Milyonlar umutlarını sadece ayrıştıran siyasi düzen yüzünden kaybetmediler, o ayrıştıran siyasi düzen bu ekonominin istihdam yaratmasının önünde de engel oluşturdu. Sadece son bir yılda, kurduğunuz düzende 2,5 milyon istihdam yok olup gitti, yok oldu, var olan işler yok oldu. Şimdi, işsiz olanın yerine koyun kendinizi; iş aramaya dair umudunuz olur mu, var olan işleri yok eden bir düzende “Ararsam bulurum.” diye düşünür müsünüz? Düşünmesi mümkün değil çünkü düzen, ağır bir adaletsizlik yaratıyor. Bireye “Ne yaparsam yapayım olmaz.” dedirten düzeni değiştirip bireye “Ben ben olduğum için hakkım olarak yapabilirim.” dedirtecek olan ve onunla dayanışan “Birlikte yaparız.” diyen güçlü bir sosyal devleti biz mutlaka kuracağız ve biz o sosyal devleti kurduğumuzda, çağı yakaladığımızda bu ekonomiye can gelecek, renk gelecek. “Nasıl?” derseniz anlatayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım, Sayın Böke.

SELİN SAYEK BÖKE (Devamla) – Toparlıyorum.

Ekonomi beyaz olacak, içinde yolsuzluk olmayacak, kirli ilişkiler olmayacak, şeffaf olacak, halkın parası halk için kullanılacak. Ekonomi doğanın renklerine bezenecek, çevreci olacak, yaşamı ve doğayı talan etmeyecek, mavi ve yeşil olacak. Ekonomi toplumsal cinsiyet eşitliğini merkezine taşıyacak; kadını yaşatacak, kadının çalışması için imkân verecek. Ekonomi mor ve turuncu olacak. En önemlisi, ekonomi, sosyal demokrasinin rengiyle, dayanışmanın rengi kırmızıyla capcanlı karşımıza çıkacak ama yetmez, bu ülkenin bütün çocuklarının, o çocukların anne ve babalarının bütün renkleri ortaklaştıran bir hayalde ve hedefte buluşmalarını ve umudu vadedecek. İşte o zaman Ahmet amcanın kızı da Ayşe teyzenin oğlu da “Birlikte yapabiliriz.” diyecek; AKP seçmeninin çocuğu da Cumhuriyet Halk Partisinin, HDP’nin, MHP’nin, İYİ PARTİ’li seçmenin çocuğu da omuz omuza çalışabilecek. İşte o zaman İzmir’de doğan da Diyarbakır’da doğan da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Böke, tamamlayalım lütfen.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – İstanbul’da işçileri neden çıkardınız o zaman?

SELİN SAYEK BÖKE (Devamla) – …Samsun’da doğan da Hatay’da doğan da eşit imkânlarla “Ben bu ülkenin paydaşıyım.” diyecek.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – İstanbul’da AK PARTİ’li işçileri neden çıkardınız, onu söyleyin, onun hesabını verin.

SELİN SAYEK BÖKE (Devamla) – Biz, o güçlü sosyal devleti mutlaka kuracağız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Ankara’da 15 Temmuz gazisini neden işten çıkardınız, önce onu söyleyin. Kişi başı 6.500 liralık faturaları söyleyin siz, yemek faturalarını.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına görüşlerini açıklamak üzere Adana Milletvekilimiz Sayın İsmail Koncuk.

Buyurun Sayın Koncuk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, istatistik önümüzü görebilmemiz açısından son derece önemli. Yani doğru istatistikten bahsediyorum ama şu da bir yöntem: Kafamızı deve kuşu misali kuma sokarak tehlikelerden kurtulduğumuzu filan da düşünebiliriz, bu da bir yöntem, tercih meselesi.

Şimdi, TÜİK’in işsizlik verilerini hepiniz incelediniz, Nisan 2020 itibarıyla 12,8’e düşmüş. Bakın, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 427 bin kişi azalmış yani bu salgın sürecinde TÜİK’e göre bir azalma var -enteresan- azalan işsiz sayımız 3 milyon 775 bin olmuş, işsizlik oranı 0,2 puan azalmış, tarım dışı işsizlik ise yüzde 14,9 olmuş.

Değerli milletvekilleri, istihdam edilenlerin sayısı, 2020 Nisan döneminde bir önceki aynı döneme göre 2 milyon 585 bin kişi azalarak 25 milyon 614 bin kişi; istihdam oranı ise 4,9 puan azalışla yüzde 41,1 olmuş ama bu rakamlara göre yani istihdamdaki bu azalmaya rağmen TÜİK’e göre, uzmanlara göre işsizlik sayısı azalmış. TÜİK, tabii, birtakım değerlendirmelerden bu hesapları yapıyor ama niye böyle çıkarıyor rakamları?

1) TÜİK, son dört hafta içinde bir gün dahi ücretli ya da ücretsiz hiçbir işte çalışmamış olması hâlinde işsiz sayıyor. 1’inci madde bu.

2) Son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış olması lazım ki işsiz saysın, bir de iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olmasın.

Değerli milletvekilleri, bu istatistiklerden hareketle, son dört hafta içinde hiçbir işte ücretli ya da ücretsiz çalışmadığı hâlde iş başvurusu yapmayanlar ile mevsimlik çalışma, ev kadını olma, öğrencilik, gelir sahibi olma, emeklilik, çalışamaz hâlde olma gibi nedenlerle iş aramayıp -artık vazgeçmiş, umudunu kesmiş, iş aramaktan bıkmış- işbaşı yapmaya hazır olduğunu bildirenleri dikkate aldığımızda, bu rakamları dikkate aldığımızda -bakın, uzman ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre, iyi bir uzmandır- 4,5 milyonu aşkın bir rakam çıkıyor önümüze.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Koncuk, toparlayalım lütfen.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Başkan, toparlıyorum.

Ve bu 4,5 milyon rakamını, TÜİK’in açıkladığı o 3 milyon 775 bin rakamına ilave ettiğimizde 8,4 milyon işsizle karşı karşıya kalıyoruz, bu da yüzde 24,6 oranına çıkıyor; korkunç bir oran.

Yani başımızı kuma gömmekle işsizlik problemini çözemiyoruz değerli milletvekilleri. Umarım önünüzü görecek sağlam verilerle yolunuza devam edersiniz de hiç olmazsa milletimizin nasıl fakruzaruret içerisinde yaşadığını, hatta nasıl bir umutsuzluğa sürüklendiğini görürsünüz diyorum, saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerine Halkların Demokratik Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak üzere İzmir Milletvekili Sayın Serpil Kemalbay Pekgözegü.

Buyurun Sayın Kemalbay Pekgözegü. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan; öncelikle yeni görevinizde başarılar dilerim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – Sevgili Pınar Gültekin’i ben de burada anmak istiyorum. Bir kadın cinayeti daha yaşandı. Bu kadın cinayetlerinin sorumlusu iktidar partisidir.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Hadi oradan! Saygısız! Sen olmadığın ne malum!

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – İktidar partisinin döneminde kadın cinayetleri yüzde 1.400 artmıştır. İstanbul Sözleşmesi’ni ortadan kaldırmak isteyenler, kadınların elindeki kazanımları da elinden almak isteyenler kadınları ancak cinayetle ölüme iterler. Eğer bu erkek egemen anlayıştan uzaklaşmazsanız daha çok kadını kaybederiz; biz kadınlar olarak hep birlikte bunun önüne geçmeye kararlıyız, kadın cinayetlerini durdurmaya kararlıyız.

Değerli arkadaşlar, ne yazık ki Türkiye’de TÜİK verileri utanç kaynağı oluyor, ne yazık ki böyle. TÜİK, artık siyasal olarak araçsallaştırılmış bir kurum hâlinde işsizlik verilerini gizleyen bir noktada. Karşımıza gelen şey, Türkiye’de toplumun sadece yüzde 42’sinin çalışmaya istekli olduğunu söylüyor. Bu, resmen saçmalıktır yani böyle bir saçmalık olamaz. Bütün dünyada yüzde 70’lerin üstünde olan bu veri Türkiye’de yüzde 42. Bu, kabul edilemez elbette ki. Bu tablo nedir? Aslında AKP Genel Başkanının söylediği bir şey vardı, demişti ki: “Düşünmezseniz Kürt sorunu yoktur.” Şimdi de geleceksiniz, buraya çıkacaksınız, belki de diyeceksiniz ki: “Düşünmezseniz işsizlik sorunu yoktur.” İşsizlik sorunu had safhadadır, sadece Türkiye’nin sorunu değildir, aslında bütün dünyanın sorunudur ama AKP’yle birlikte Türkiye’de işsizlik sorunu çok ciddi yapısal bir sorun olmuştur, kritik bir sorun olmuştur ve sermayenin temsilcisi olan, sermayenin iktidarı olan AKP iktidarıyla hesaplaşmadan da işsizlik sorununun çözüleceğini hiç kimse düşünemez.

Türkiye’de burjuvazi -tüm her şeyi iktidar tarafından onun eline verildiği hâlde- bütün katmanlarıyla, bütün fraksiyonlarıyla, devletin bütün imkânlarına rağmen istihdam yaratamaz ve yaratamıyor da zaten. Ama biz, bu burjuvaziye muhtaç değiliz; bu kapitalist düzene, sisteme muhtaç değiliz. Biz, yeni bir yaşamı yaratmakla karşı karşıyayız. Bu düzen içerisinde aşağıdakilerin ortalara, yukarılara çıkması ancak bir avuç ayrıcalıklı yandaş için veya bir avuç insan için geçerli olabilir. O yüzden daha köklü çözümleri düşünmeliyiz ve biz bir güvenceli toplum yaratmalıyız, güvenceli bir toplumu inşa etmeliyiz ki herkes için güvenceli bir yaşam olsun ve bunun için de yaşamın her alanındaki ticarileşmenin, piyasalaşmanın önüne geçmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Kemalbay.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) – Öncelikle insana yakışır bir yaşamı işçilere sağlayabilmeliyiz, emeklilere sağlayabilmeliyiz ve bundan sonra da çalışma sürelerini azaltabilmeliyiz ki yeni istihdamlar yaratabilelim.

Yine, kadınların istihdama katılımı son derece düşüktür, yüzde 30’ların altındadır. Kadınların istihdama katılımını teşvik edecek, ev işi alanındaki üretim süreçlerini yeniden kamusal alana açmalıyız. Bu, hem de istihdamı da artıracak bir formüldür. Yine, kadınların sırtındaki bu yükleri dışarıya aktarmamız bizim elimizi kolaylaştıracaktır.

Aynı zamanda, EYT’lilerin AKP’ye takılmasının önüne geçilmesi, sorunlarının çözülmesi için önemlidir. Herkese iş, işsizlere gelir güvencesi sağlamak bizlerin görevidir. Bunun için çalışmalıyız, bunun için bir planlama yapmalıyız diye düşünüyoruz.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına görüşlerini açıklamak üzere Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Emine Nur Günay’ı davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EMİNE NUR GÜNAY (Eskişehir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubu adına Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Sayın Başkan, öncelikle görevinizin hayırlı olmasını diliyorum.

Evet, öneri üzerinde konuşacağım ama kürsüye gelen vekillerimiz kadın konusunu gündeme getirdi, ben de birkaç kelime etmek isterim.

Ben de bir kadınım, ben de bir anneyim. Tabii ki bu, sadece kadına yapılan bir suç değil; vahşice öldürmeler, kadına karşı yapılan tecavüzler, eşine karşı erkek tarafından yapılan şiddet, bunların hepsi insanlık suçudur; sadece kadınları ilgilendirmiyor, insanlık suçudur ve siyasetüstü bu alanda hep birlikte olmamız lazım. Bir önceki konuşmacımızın Hükûmetimizi, devletimizi suçlayan söylemine kesinlikle katılmıyorum. Bu vahşi cinayeti de ortaya çıkaran bizim yetkili kurumlarımız, mercilerimizdir. Lütfen, tecavüze uğrayan -ki yarın komisyona geliyor- eşinden şiddet gören, vahşice katledilen kadınlarımızın hep birlikte yanında olalım, bu bir insanlık suçudur, bunu vurgulamak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, şimdi, öneri hakkında konuşmak gerekirse bu kısıtlı sürede bazı veri ve endeksleri sizlerle paylaşmak isterim. Sosyoekonomik politikalar hakkında Hükûmetimizin nasıl bütüncül bir yaklaşımda olduğunu da vurgulamak isterim. Biz, sosyal hareketliliği, kapsayıcı büyüme ve kapsayıcı kalkınma çerçevesinde daha geniş ve bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz. 2019-2023 On Birinci Kalkınma Planı 5 eksen üzerine oturtulmuştur. Bu eksenlerden nitelikli insan ve güçlü toplum ekseninde, beşerî sermayenin güçlendirilmesi, kapsayıcı büyüme yaklaşımının belirgin biçimde hayata geçirilmesi ve refahın toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması amacıyla uygulanacak politikalar ele alınmaktadır. Kapsayıcı büyüme, sadece millî gelir artışı değil, herkesin büyüme sürecine dâhil olduğu ve bu büyümeden elde edilen faydanın herkes tarafından paylaşıldığı bir büyüme modelidir. Yoksulların yüzleştiği zorlukların, özellikle de sürece katılımlarının önündeki engellerin ortadan kaldırılması bu modelin çıkış noktasıdır. Kapsayıcı büyümede, baktığımızda, ulusal düzeyde yapılan sıralamada Türkiye’nin 74 yükselen ekonomi içinde 16’ncı sırada olduğunu görmekteyiz. Sosyal Hareketlilik Endeksi’nde ise 5 boyut bulunmaktadır: Sağlık, eğitim, teknoloji, iş, koruma ve kurumlar. Sürem olmadığı için bu 5 boyut hakkında verileri paylaşamıyorum ancak sağlıkta erişilebilirlik ve altyapı, eğitimde okul öncesinden üniversiteye kadar okullaşma oranları ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayınız lütfen Sayın Günay.

EMİNE NUR GÜNAY (Devamla) – İşsizlik konusuna gelince de sadece bir raporu paylaşmak istiyorum. OECD’nin İşsizlik Görünümü ve 2020 İstihdam Perspektifi Raporu’nda oldukça karamsar bir tablo çizildi, on gün önce yayınlandı. 2020’nin dördüncü çeyreğinde işsizlik oranı, 1929’da yaşanan büyük buhrandan bu yana kaydedilen tüm seviyeleri geçerek yüzde 9,4 olabilir; eğer ikinci dalga da gerçekleşirse bunun yüzde 12,6’ya varacağı tahmin edildi. Pandemi nedeniyle küresel ekonominin sarsıldığı bir gerçek. Yorum yaparken lütfen bu gerçeği de göz önüne alalım.

Evet, tüm dünya sosyoekonomik açıdan çok sıkıntılı bir dönem geçiriyor. Ancak ülkemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Hükûmetimizin, On Birinci Kalkınma Planı, ekonomik istikrar kalkanı ve sosyal koruma kalkanı politikalarını uygulaması sonucu bu zorlu süreçten daha da güçlü çıkacaktır.

Öneriyi veren değerli meslektaşıma yüzde yüz katılıyorum, Türkiye güçlü bir ülkedir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisine geçmeden önce, 2 sayın milletvekilimize 60’a göre söz vereceğim.

Sayın Ünsal…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine, tutuklu bulunan Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız hakkında hâlâ bir iddiname hazırlanmadığına ilişkin açıklaması

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Size de hayırlı olsun.

Tutuklu gazeteci deryasına dönen Türkiye’de, bu saldırıların son mağdurlarından olan birinden bahsedeceğim bugün size. Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel… Ama haksız bir şekilde tutuklanan Oda TV Ankara Haber Müdürü Sayın Müyesser Yıldız’ı Sincan Cezaevinde ziyaret ettim. Tutuklamanın hukuk dışılığını zaten herkes biliyor ama ben farklı bir şeyler söyleyeyim. Bazı önemli noktalar var: Tutuklamanın üzerinden neredeyse bir buçuk ay geçti ancak hâlâ iddianame yok. Tutukluluk bir öç alma, susturma aleti hâline geldi. İddianame derhâl hazırlanmalıdır. Onun dışında, çok kötü bir şey oldu: Müyesser Yıldız’ın şahsi eşyalarının dışında, oğlunun telefonu ve bilgisayarına el konulmuş durumda; hâlâ iade edilmedi. Soruşturmalar, suçlamalar şahsidir, kimsenin ailesi bu sürece sokulmamalıdır; bu hukuksuzdur.

Cezaevinde yaşanan bir diğer sorun da gazetelerin günlük olarak verilmediğidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

45.- Konya Milletvekili Hacı Ahmet Özdemir’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ı TBMM Başkan Vekilliği görevinden dolayı tebrik ettiğine, Konya ili Ilgın ilçesi Çavuşcugöl Mahallesi’ndeki kamulaştırma kararına ilişkin açıklaması

HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) – Değerli Başkan, tebrik ediyorum.

Konya Ilgın Çavuşcugöl’deki TKİ kamulaştırmasıyla alakalı teknik bir hususu aydınlatmak için söz aldım.

Kamulaştırma bütün tarlalar üzerinde 165 dekar olarak gerçekleştirilmiştir. Mahkeme, ekili alanların hasat edilmesi durumundaki emlak değerini tatbik etmiştir, ekinlerin veya ürünlerin hasat edilmemesi hâlinde de ürün bedellerini ayrıca ilave etmiştir. Burada -herhangi bir kimseye yakın veya uzak olmanın- mahkemenin kararının en küçük bir istismara yol açmayacak tarzda uygulanması söz konusudur.

Kamuoyunu aydınlatırım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 60’a göre söz talebinde bulunuyorsunuz ama 30 arkadaşımıza söz verdik. O arkadaşların, 60’a göre söz alan arkadaşların bir dakikalık konuşmayı tekrar talep etmemelerini rica ediyorum.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci sırasına, 139, 141 ve 23 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin ise yine, bu kısmın sırasıyla 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 21, 22, 23, 28 ve 29 Temmuz 2020 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 21/7/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                  Özlem Zengin

                                                                                                        Tokat

                                                                                      AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 225 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2'nci sırasına; 139, 141 ve 23 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin ise yine bu kısmın sırasıyla 3'üncü, 4'üncü ve 5'inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

21, 22, 23, 28 ve 29 Temmuz 2020 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi,

21        Temmuz 2020 Salı günkü (bugün) Birleşiminde 225 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölüm görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

22        Temmuz 2020 Çarşamba günkü Birleşiminde 225 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

23        Temmuz 2020 Perşembe günkü Birleşiminde 221 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne kadar olan işlerin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi;

225 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvelde şekliyle olması önerilmiştir.

 

225 sıra sayılı İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ve 2 Milletvekilinin İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3037)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

Bölüm

1 ila 5’inci maddeler

5

2. Bölüm

6 ila 11’inci maddeler

6

Toplam Madde Sayısı

11

 

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Öncelikle Sayın Başkanım hayırlı olsun, tebrik ediyoruz. Görevinizde başarıların devamını diliyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimizle kırk sekiz saat geçmeden 225 sıra sayılı İzmir Milletvekilimiz Yaşar Kırkpınar ile Düzce Milletvekilimiz Ayşe Keşir’in vermiş olduğu Kanun Teklifi biliyorsunuz İşsizlik Sigortası ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 11 maddeden mürekkep ve temel yasa olarak görüşülmesini -kırk sekiz saat geçmeden- öneriyoruz. Bugün, geçen haftadan kalan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda 9 madde kalmıştı, onun görüşmeleri, ardından da bu kanun teklifinin birinci bölümünün görüşmelerinin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmasını öneriyoruz. Ayrıca, gündemin 2’nci sırasına alıyoruz bu kanun teklifini, 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci sıralarında ise uluslararası sözleşmeler var. 139 sıra sayılı Karadağ Hükûmeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti arasında. Yine, 141 sıra sayılı Karadağ Hükûmeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve 23 sıra sayılı Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığıyla ilgili sözleşmenin gündemin 5’inci sırasına alınmasını öneriyoruz.

Perşembe günü gündemin 5’inci sırasına kadar olan kanun tekliflerinin görüşülmesinin tamamlanması üzerine Genel Kurulun bu şekilde tamamlanmasını grup önerimizle takdirinize sunuyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekilimiz Sayın Özgür Özel.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar partisi bir kez daha Meclisin nasıl çalışacağını, hangi günler çalışacağını, kaça kadar çalışacağını değiştirme ihtiyacı duydu çünkü bugün iki yıllık değerlendirmeyi yapan Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk kez döndü ve dedi ki: “‘Getirdiğimiz sistem en mükemmelidir.’ diye düşünmüyoruz, daha iyisi olursa icraatımız da siyasetimiz de buna açıktır.” Sistem yürümüyor. “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” dediğiniz -16 Nisan rejime kasteden Anayasa değişikliğinden sonra 24 Haziranda hayata geçen- bu sistem bakanları sorgulayamamasıyla, hesap soramamasıyla; sözlü sorularda –hiç değilse salı günleri- yürütme ile yasama arasındaki temasın sağlanamamasıyla; sizden önceki hükûmetlerin yüzde 86 oranında cevapladığı yazılı soru önergelerini gerçekte süresi içinde yüzde 4,5, şeklen yüzde 10’la cevaplamasıyla; milleti, milletin temsilcilerini ciddiye almayan, yukarıdan, tepeden bakan bir anlayışla gitmeye çalışıyor, kumdaki buzdolabı gibi ittirdikçe gömülüyor, ittirdikçe gömülüyor. İlk kez bugün Recep Tayyip Erdoğan, bu sistemin yürümediğini, revizyona, reforma muhtaç olduğunu, daha iyisi bulunursa da ona açık olduklarını söyledi. Bu, bizi haklı çıkarması açısından, bizim açımızdan gurur kaynağı ama Türkiye’ye kaybettirdiğiniz yıllar, zaman, emek ve kaynak açısından sizin için son derece sorunlu bir alan.

Bugün, Türkiye'nin gerçek ihtiyaçlarından kopuk bir düzenlemeyi, sosyal medya düzenlemesini toplumsal bir mutabakat yerine kişisel taleplerin, partisel taleplerin öne çıktığı bir süreçle sıkıştırarak “Hızla görüşelim, anlaşırsak yarın için ekleyelim, anlaşamazsak komisyonu çalıştıralım, bayrama kadar çalışalım.” yaklaşımı aslında sizin meseleyi anlamadığınızı ve toplumda hazırlanmaya çalışılan “Efendim, sosyal medyayı kısıtlayalım ve buna toplumsal bir rıza üretelim.” diye tüm partilerin sayın genel başkanlarına, eşlerine, o partilerin bilinen, sevilen isimlerine karşı yapılan hakaretamiz ve bugünden bakıldığında artık “Acaba tüm siyasi partilerde bu konuda bir rıza, bir taban üretmek için mi yapılmıştı bu saldırılar?” şüphesini kuvvetlendiren bir yaklaşımı bugün kâğıda dökmüş getirmişsiniz. Maksat, erimekte olan iktidarın susturduğu barolar, eline aldığı birtakım yargı üzerindeki tahakkümüyle orantısız kullandığı Türk Ceza Kanunu üzerindeki yetkiler ve sıranın sosyal medyaya geldiğini gösteriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Yapmaya çalıştığınız iş, baktığınızda modern demokrasilerde, gerçek demokrasilerde bir tek Almanya’da var. Ama unutmayın ki Almanya’nın toplumsal çıpası Neonazilikle mücadeledir. Onların geçmişinde soykırım var, daha on yıl olmadı, Türk vatandaşların bulunduğu evleri yakmaya çalışan Neonaziler var. Ve öyle bir süreç ki orada toplumun tamamı nefret söylemine, ırkçılığa, Nazizme karşı bir pozisyon almış ve toplumsal rıza üretmiş durumda. Ama sizin üretemediğiniz toplumsal rızanın kâğıdın üstüne dökülmüş boyutuna baktığınızda 2 şey var:

1) Muhalefeti susturma, toplumun hangi kesiminden olursa olsun muhalefeti susturma.

2) Ellerdeki FETÖ kirini ve pasını “unutulma hakkı” gibi dünyanın tartıştığı, toplumsal mutabakat olmazsa toplumsal hafızayı sıfırlayacak bir sürece getirip elinizi FETÖ kirinden kurtarmak için geçmişinizi ve elinizi şampuanla, sabunla temizleme.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bunu topluma anlatacağız, bunu cezalandırılmaya çalışanın uluslararası şirketler değil, Z kuşağının iletişim hakkı olduğunu, cezalandırılanın “dislike” yapan gençler olduğunu, cezalandırılanın yandaşlaştırdığınız medyadan geriye kalan bir grup özgür medyaya lisans iptaliyle ilgili saldırılarınızın yanında kalan tek özgür alanı kapatmak olduğunu, gençlere onların geleceğini kararttığınızı ve kendi geçmişinizi bir FETÖ şampuanıyla temizlemeye çalıştığınızı anlatacağız. Bunu en iyi gençler anlar, onlar niyetiniz ve gerçekte yapmaya çalıştığınız ile söylediğiniz arasında size aldanmazlar çünkü Z kuşağının özelliği gözlere bakınca sahiciliği bilirler, karşılarındaki ceberut devlet anlayışından ürkerler ve size tekrar seçimde “dislike”ı patlatırlar.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Zengin…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; şimdi, doğrusu cevabı önemsiyorum fakat cevabın bir anlamı olmalı. Yani, sorular soruluyor, bazı konularda itirazlar dile getiriliyor ki hayatın özünün de itirazlar olduğu kanaatindeyim, inancın da özünün itirazlar olduğu kanaatindeyim fakat cevapların bir anlamı olmalı. Aynı itirazları gün içerisinde değil, günler içerisinde bile demeyeceğim, aynı gün içerisinde tekrar, tekrar, tekrar eğer cevaplıyorsak cevabın bir anlamı kalmadığını düşünüyorum. O yüzden, cevabı Genel Kurulda soruyu soranlara değil ama bizi ekranı başında izleyenlerin hatırına binaen tekrar cevap verme ihtiyacını duyuyorum.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasına ben nöbetçi olduğum için katılamadım fakat Grup Başkan Vekilimiz Bülent Turan arkadaşımız bizzat oradaydı. Tekrar kendisini teyiden aradım, böyle bir şey nasıl bir tablo içerisinde anlatıldı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Müsaadenizle Sayın Başkanım.

Şimdi, söylenen şey şu: Bugün bir değerlendirme toplantısı yapılıyor. Değerlendirme toplantısında, “İki yılın sonunda Kabine üyeleri bugüne kadar neler yaptılar, hangi işleri yaptılar?” konusunda bir değerlendirme ve bu değerlendirmelerin sonucunda da bir sistem kuruyorsunuz. Türkiye’de yepyeni bir sistem referandumla geldi ve devamında da sistemin daha iyi olabilmesi için biz açığız, daha iyiye gitmek için gayretlerimiz var. Bu manada, her geçen gün, sizleri dinleyerek, yaptığımız icraatları gözden geçirerek... Zaten kamuoyu önünde icraatlarınızı gözden geçirmek bu cesareti ortaya koymak demektir. Bu manada, tam tersinin anlaşıldığını görüyorum. Buradan bir rücunun değil, geleceğe dair daha emin adımlarla ilerleme konusundaki, sistem konusundaki kararlılığımızın altı çizilmiştir.

Son bir şey, unutulma hakkıyla ilgili olarak da Sayın Grup Başkan Vekiline Anayasa Mahkemesinin Ocak 2020 tarihli, unutulma hakkını hatırlatan ve bu konuya dair bir düzenleme yapılması ihtiyacını ifade eden Anayasa Mahkemesi kararını hatırlatırım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir cümle...

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bu Anayasa Mahkemesi kararı siyasiler için, bilinenler için değil çünkü siyasi tarihe mâl olmuş olanlar için bunu uygulamak neredeyse imkânsız; tam tersine, sade vatandaşlarımızın, hayatı karartılan, belki de işte -okuyoruz bugünlerde- tecavüzlerle hayatları her an manşetlerde olan insanların, aradan geçen zamandan sonra bunların artık duyulmasını, bilinmesini, çocuklarının bunları okumasını istemeyeceğinin de düşünülmesi lazım. Bu tamamen bu mağdur insanlar içindir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Evet, Sayın Özel, buyurun.

47.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın AK PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki ve Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir az önce de ifade etmeye çalıştım, dünyanın da tartıştığı böyle bir hakkı toplumsal mutabakatla tartışmamız lazım. “Bugün sabahleyin 12.20’de gruplara yolladık, 12.30’da basın toplantısı yaptık, iki de konuşalım, bunu çıkaralım.” Bu olmaz, toplumsal mutabakat bu değil, iktidar olmak bu değil. İktidar olmak demek, her türlü fikre açık olmak demek. İkide bir Sayın Ramazan Can –kendisine şahsen saygım var- her salı çıkıyor: “Kırk sekiz saat beklenmeden görüşme...” “Kırk sekiz saat beklenmeden görüşme...” Milletvekilleri kendilerine sunulan kanun tekliflerini inceleyip de yeterince hazırlanmasına olanak verecek kırk sekiz saatten bile bu yeni sistem içinde sürekli mahrum ediliyorlar; bakınız, bugünkü araştırma komisyonu. Kuzey Kore’nin, Çin’in yaptıkları, Orta Doğu’da yapılanlar bir yana; Almanya’nın dışında bir örneği olmayan işi yaparken biz diyoruz ki: Bu toplumun gündeminde işsizlik var, yoksulluk var, güvencesizlik var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu toplumun gündeminde yalap şalap, boyacı küpü gibi batır çıkar sosyal medya kısıtlaması diye bir şey yok. Bunu yapmaya çalıştığınızda bu sipariştir ve şunu da açıkça söyleyeyim: Şimdi, Cumhurbaşkanının cümleleri burada “Hayatımızın hiçbir döneminde olmadığı gibi şimdi de ‘Biz yaptık öyleyse en doğrusu budur.’ gibi bir inatlaşmaya gitmiyoruz. Daha iyisini, daha efdalini, daha güzelini bulduğumuzda her türlü değişime gönlümüz de siyasetimiz de açıktır.” Bu, bugüne kadar söylemediği bir cümle.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Her zaman söylediği cümle, her zaman söylediği cümle!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sizden de talep ettiğimiz, sizden de beklentimiz şudur, şöyle yapalım; biz milletvekiliyiz, minnet vekili değiliz. Birileri bizi milletvekili adayı gösterdi diye ona duyduğumuz minnet, millete karşı olan sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz, vicdanımızla bu sistemin yürümediğini ifade etmeliyiz. Daha iyisi demokratik parlamenter güçlendirilmiş bir sistemse buna karşı ayak diremek milletin talebine ayak diremektir.

Teşekkür ederim.(CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gördüm ama Özlem Hanım sizden önce istedi.

Sayın Zengin, buyurun.

48.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Doğrusu tevilin de bir derecesi var yani Sayın Cumhurbaşkanımız, herhâlde takdir ederler ki bizim grubumuzun başkanıdır, partimizin başkanıdır daha doğrusu. Biz uzun yıllardır kendisini dinleyerek siyaset yapan insanlardanız, ne söylediğini de gayet iyi biliyoruz. Burada aslında tevazu içerisinde iş yapmak var yani aslında kendilerinin söylediğinin tam tersini söylüyor Cumhurbaşkanımız, diyor ki “Eğer bir konuda daha iyi bir iş varsa biz dinlemeye açığız.” Sizin dediğinizin tersi. “Varsa daha iyisi, ortaya konursa bunu değerlendirmeye hazırız ve biz zaten bunları yaptığımız için on sekiz yıldır iktidardayız, size de bunu tavsiye ederiz.” Ha, bir taraftan da müsaade edin biz de kendi bildiğimiz gibi düşünelim yani her şeyi sizin gibi düşünecek durumda olsak zaten iktidar olamazdık yani böyle olduğumuza göre, kendi kanaatlerimizi anlattığımıza göre müsaade edin, biz de kendi bildiğimizi anlatmaya, söylemeye devam edelim.

Bir de şuna biraz şaşırıyorum Özgür Bey yani nezaketen kurulmuş ilişkiler burada anlatılmaz. Nezaketen konuşuyorsunuz, anlatıyorsunuz yani o zaman biz hiçbir şey yapmayalım yani her şeyi dayatalım, dayatmayla gelelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kendi aramızda yaptığımız her konuşmayı burada söyleyecekse akşam evin yolunu bulamayacağız yani böyle bir şey olmaz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bir açıklar mısın neyi kastediyorsun?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şunu kastediyorum yani biz size normal şartlarda hiç bunu söylemek durumunda olmadan yapabilir miyiz? Yapabiliriz ama bunu yapmıyoruz, tercih etmiyoruz yani sizin grubunuza gelerek “Bunu böyle yapalım, mümkünse bu hafta geçirelim, insanlar pandemide, haftaya kalmasın.” demenin neresi hızlı geçirmek, neresinde ne kabahat var? Yani hiç söylemesek daha mı memnun olacaksınız, ben bunu anlamak istiyorum. E, o zaman nedir yani. Benim bildiğim, şu kapının arkasında yapılan konuşmalar orada kalır ama maşallah, siz ne konuşulursa her şeyi burada paylaşıyorsunuz. Enteresan bir şey var, hakikaten bunu anlamakta zorlanıyorum yani burada konuştuğumuz şeyler, bana sorarsanız buranın insicamıyla alakalı işlerdir, öyle olmalıdır diye düşünüyorum. Artık sizin takdiriniz, bizim için fark etmez; bu hafta biter, haftaya biter. Ne yapalım yani ne zaman biterse o zaman bitirir gideriz yani.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

49.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel Sayın Özel’den, kürsüde, daha evvel daha çok Cumhuriyet Halk Partisinin âdeta temcit pilavı gibi bir tekerleme hâline dönüştürdüğü replikleri dinledik. Nedir onlar? “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi yürümüyor, rejime kasteden 16 Nisan Anayasa değişikliği, iktidarın susturduğu barolar, muhalefeti susturma” ifadeleri… Bunlar artık âdeta bir repliğe dönmüş ifadeler ve bize göre doğruyu da ifade etmiyor. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, kurum ve kurallarıyla işleyen bir sistemdir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı konuşmayı ben de dikkatle izledim; gayet açık, makul açıklamalarını yaptı bu iki yılın bilançosunun değerlendirmesini yaparken ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – 9 Temmuz ve diğer 2 ayrı tarihte, Genel Kurulda da bu sisteme ilişkin gerek yasama bakımından gerekse yürütme bakımından geldiğimiz noktayı ifade eden gerekli açıklamaları da yapmış idik. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, yasama ve yürütme itibarıyla baktığımızda “yönetimde istikrar, temsilde adalet” sistemik olarak fakat daha evvel 24 Hazirandan, 2018’den evvel iktidara yönelik yapılan eleştiriler beş yıl, on yıl, on beş yıl, yirmi yıl önceleri de yapılan aynı eleştiriler bu defa sistem suçlanarak veya sistem eleştirilerek yapılma yoluna gidiliyor. Dolayısıyla Türkiye hem 16 Nisan 2017 Anayasa referandumuyla hem de 24 Haziran 2018 genel ve 31 Mart 2019 yerel seçimleriyle sistemini teyit etmiştir, test etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Cumhurbaşkanının da kastettiği şudur: Bugün itibarıyla bu sistemin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesi bakımından alınacak mesafeler olduğunu ifade etmiştir ki bunu bizler de ifade ediyoruz. Örneğin, İç Tüzük’te yapacağımız değişiklikler de var, bunu zaman zaman da dile getirdik; bunlar olabilecektir.

Ayrıca -son söz Sayın Başkan- “iktidarın susturduğu barolar” dedi. Barolar nasıl sustu, bilmiyorum. Bu barolara ilişkin yasalar gerek Komisyonda gerekse Genel Kurulda ziyadesiyle konuşuldu, barolar da söyleyeceğini söyledi. Sadece, o bildiğimiz, Komisyonda birtakım baro temsilcilerinin, Barolar Birliği dışındaki baro temsilcilerinin görüşlerini ifade etmesi konusunda bir sorun yaşandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu sorun da baroların başkanlarından kaynaklandı yani Türkiye Büyük Millet Meclisinden kaynaklanmadığını da biliyoruz. Fakat ben, bu baro yasası görüşülürken şunu gözledim: Bu Avukatlık Yasası gelene kadar ben baroları Cumhuriyet Halk Partisinin arkabahçesi zannederdim; meğerse, bu tartışmalardan da gördüm ki Cumhuriyet Halk Partisi baroların âdeta arkabahçesi hâline getirilmiş. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi, aslında ben -sezgiyle ve gözlemle söylüyorum bunu- bu baro yasasından Cumhuriyet Halk Partisinin de örtülü ve zımnen memnun olduğu kanaatindeyim çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bu yasayla bu baroların vesayetinden kurtulacak.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

50.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Öncelikle, Özlem Hanım’ın dediği konuyu şöyle ifade edeyim: Şimdi, ben arkada konuşulan hiçbir şeyi söylemiş değilim. Zaten sıkıntı, Cumhuriyet Halk Partisiyle temas kurma gerekliliği bir demokratik olgunluktan değil, takvimsel sıkışıklıktan kaynaklanıyor. Bunu böyle söylememin… Beni böyle söyletme zorunluluğuna da biraz önceki kendi beyanları getirdi. Bunun üstüne daha başka da bir şey söylemeyeyim. Yoksa bize ihtiyaç olmadığı, takvimin geniş olduğu, sıkıntının olmadığı zamanlarda ne kadar tahakkümcü, ne kadar buyurgan, ne kadar başına buyruk, ne kadar iletişime kapalı olabildiğinizi defalarca gördük Özlem Hanım, teşekkür ederim.

Şimdi, Sayın Erkan Akçay’ın değerlendirmeleri, tabii “Hükûmet sistemi olarak” dediği, “rejime kasteden Anayasa değişikliği” tanımlamasını benimsemiş olması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …bizim açımızdan son derece memnuniyet verici. Bu ifadeyi kullanmaya devam edeceğiz ve yapılan bütün kamuoyu araştırmaları da zaten bu rejime kasteden Anayasa değişikliğinin artık milletin vicdanında karşılık bulmadığını gösteriyor. Bu konuda her kaynağa başvurulabilir ama en önemli terazi milletin terazisi; ilk seçimde oraya çıkacağız.

CHP’nin baroları yoktu, CHP’nin barolar arkabahçesi değildi, zaten böyle diyorduk. Kendisi de yanıldığını söyledi. Çünkü bir siyasi partiye “Senin arkabahçen bir meslek örgütü.” derseniz o meslek örgütünün bütün mensuplarına çok ağır bir şey söylemiş olursunuz. Ama “CHP, baroların arka bahçesiymiş.” derseniz bize çok kötü bir şey söylemezsiniz, şunu teyit edersiniz: Bu süreçte bizim takındığımız tutumdan, AK PARTİ’li bilinen baro başkanlarının, MHP’ye yakınlığı bilinen, o camiadan olan baro başkanlarının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …CHP’nin yaklaşımından duydukları memnuniyet, CHP’nin meseleye partizanca yaklaşmadığını, her siyasi görüşten baro başkanının gönlünü kazandığını; kendisine bir meslek örgütünü hizmetkâr ve arkabahçe yapmak yerine savunma mesleğinin hizmetkârı olmayı kendine yakıştırdığını teyit ettikleri için de çok teşekkür ediyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Evet, Sayın Grup Başkan Vekilleri, bence her grup kendi açısından değerlendirdi, aslında gruplar adına çok fazla sataşma yok. Son bir söz daha vereyim Sayın Akçay’a.

Buyurun Sayın Akçay.

51.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, bu “arka bahçe” olma meselesinde yani barolar CHP’nin arka bahçesi değilmiş, meğerse CHP baroların arka bahçesiymiş gözlemimi yansıtmıştım. Şimdi, bir de buna karşı çıkan baro; yok, işte, şu görüş vesaire bu partili...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim.

Baroların kurduğu mahalle baskısı zaten Cumhuriyet Halk Partisini de ziyadesiyle ezdi yani burada bütün konuşmacılar âdeta baroların karşısına görücüye çıkar gibi, Mecliste barolara kendilerini beğendirmeye çalışır bir üslupla bu görüşmeler yürütüldü. Bu baro yasasında ziyadesiyle, âdeta, oligarşik bir vesayet odağı olduğunu da bir kısım -hepsi için söylemiyorum- bilhassa 3 büyük ildeki baro yönetimlerinin bu konudaki tutumlarına baktığımızda İstanbul’da yapacakları bir mitinge bile “Katılmaya mecbursunuz.” başlığıyla birtakım duyurular yapması ne derece demokratiktir veya mahalle baskısı sayılamaz, onu da herkesin kendi takdirine bırakıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Grup önerisini…

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci sırasına, 139, 141 ve 23 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin ise yine, bu kısmın sırasıyla 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 21, 22, 23, 28 ve 29 Temmuz 2020 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi (Devam)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkanım, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce yoklama talebini karşılayacağım.

Sayın Arık, Sayın Köksal, Sayın Ünsal, Sayın İlhan, Sayın Bülbül, Sayın Zeybek, Sayın Keven, Sayın Kaplan, Sayın Aygun, Sayın Şahin, Sayın Kasap, Sayın Demirtaş, Sayın Taşcıer, Sayın Tığlı, Sayın Emecan, Sayın Aytekin, Sayın Zeybek, Sayın Kayışoğlu, Sayın Bankoğlu, Sayın Hancıoğlu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 2’nci sırasına, 139, 141 ve 23 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin ise yine, bu kısmın sırasıyla 3’üncü, 4’üncü ve 5’inci sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 21, 22, 23, 28 ve 29 Temmuz 2020 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde denetim konularının görüşülmeyerek Gündem’in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve 225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - AK PARTİ grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- Adana Milletvekili İsmail Koncuk’un, (2/999) esas numaralı 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/85)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/999) esas numaralı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                  İsmail Koncuk

                                                                                                       Adana

BAŞKAN – Doğrudan güdeme alınma önergesinin nedenlerini anlatmak üzere Sayın İsmail Koncuk.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İSMAİL KONCUK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten önemli bir kanun teklifi. Sayın Cumhurbaşkanının Sayın Faruk Çelik’in Çalışma Bakanı olduğu dönemde “Bu işi çözelim.” yani emeklilerle ilgili intibak yasasını çıkaralım talimatı verdiğini hatırlıyorum. Sayın Faruk Çelik daha sonra Tarım ve Köyişleri Bakanı oldu, şu anda bakan da değil ama hâlâ intibak yasası çıkmış değil. Bu yasa 6; 6,5; 7 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren bir yasa.

Değerli AK PARTİ’liler, artık “yapacağız” “çözeceğiz” gibi kavramlar sizin açınızdan bitti; bundan sonra “yaptık” “hallettik” “çözdük.” derseniz bir anlamı var. “İntibak yasasını çıkaracağız.” dediniz, çıkarmadınız. 3.600 konusu hâlâ sürüncemede.

İntibak nedir sayın milletvekilleri? 2000 öncesi emekli olan işçilerimize farklı bir sistemden maaş ödeniyor, 2000 ile 2008 Ekim ayı arasındaki tarihte emekli olan işçilerimize farklı bir sistemden emekli maaşı ödeniyor ve 2008 Ekim ayından sonra emekli olanlara farklı bir maaş ödeniyor. Yani, prim iş günü sayınız eşit dahi olsa 2000 yılından önce emekli olmuş vatandaşlarımız, işçilerimiz 2008 yılı Ekim ayından sonra ve 2000 yılından sonra emekli olan vatandaşlarımızdan daha fazla maaş alıyorlar. Neden, neden? Bunun cevabını bilen var mı? Hatta 2000 yılı öncesinde 3.600 prim iş günüyle emekli olmuş bir işçimiz, 2008 yılı Ekim ayından sonra 7.200 prim iş günüyle emekli olmuş işçimizden daha fazla maaş alıyor.

Değerli milletvekilleri, bunu çözmek boynunuza borç iktidar olarak. Bu konuda verdiğiniz sözler var ve bugüne kadar tutulmamış sözler var. Şimdi, sizin iktidarınızda, sizin yönetiminizde aynı işi yapan, aynı prim gün sayısı çalışmış insanlar arasında farklı maaşlar var, haksızlık var. Bu, sadece emeklilerimizi değil, dul ve yetimlerimizi de ilgilendiren bir durum arz ediyor yani böyle bir düzenlemeyi yaptığımız zaman sadece 2000 yılından sonra emekli olmuş işçilerimiz için değil, aynı zamanda bunların dul ve yetimleri için de bir fayda sağlamış olacaksınız.

Bakın, bir rakam vereceğim: Diyelim, 2000 yılından önce emekli olmuş bir işçi, emekli olduğunda son maaşının yüzde 70’ini alabilirdi. Yani ne yapar? 1.400 lira yapar. 2000 ile 2008 arasında emekli olmuş bir işçi, son maaşının yüzde 65’ini alıyor. 2008 Ekim ayından sonra emekli olan işçilerimiz, yüzde 45’den başlayarak yüzde 28’e kadar bir sistemle emekli oluyor yani yüzde 28’i baz aldığımızda 2 bin lirayla emekli olan bir işçi, Ekim 2008 tarihinden sonra emekli olduğunda ne alır? 560 lira filan alır. Siz zaman zaman Parlamentoda düzenlemeler yaparak 1.000 liraya, 1.500 liraya, en son 1.500 liraya çıkardınız, şu anda 1.500 lira ama 2000 yılından önce emekli olan ve 2.200 lira, 2.300 lira maaş alan işçilerimiz var. Asgari ücret üzerinden konuşuyorum ben.

Şimdi, siz AK PARTİ Grubu olarak “Kardeşim, bu iş bizi ilgilendirmiyor, çözmeyeceğiz.” diyebilir misiniz? Kulağınızın üzerine yatabilir misiniz?

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Niye yatalım?

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Niye yapmıyorsunuz? 2000 yılından beri, yirmi yıl geçmiş ya? Abdullah Bey, yirmi yıl. Yirmi yıldır ne yapıyorsunuz peki, çözdünüz mü? Sayın Cumhurbaşkanı, söz vermesine rağmen bu problemi çözmedi. Bu kabul edilebilecek bir durum değildir. Bu çok büyük bir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Koncuk...

İSMAİL KONCUK (Devamla) – İntibak yasasının mutlaka çözülmesi lazım. İYİ PARTİ Grubu olarak bir kanun teklifi verdik. Buyurun, emeklilerimizle ilgili, yirmi yıldır haksızlığa uğrayan milyonlarca emeklimizle ilgili, dul ve yetimlerimizle ilgili bir kaygınız varsa İYİ PARTİ’nin vermiş olduğu bu kanun teklifine gelin, “evet” diyelim ve yirmi yıldır kanayan bir yarayı hep birlikte dindirelim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alma önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

İSMAİL KONCUK (Adana) – Abdullah Bey, ret mi verdiniz?

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Araştıracağız.

BAŞKAN - Yine, 60’a göre söz isteyen sayın milletvekillerimize söz vermek istiyorum.

Sayın Fendoğlu…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

52.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine, Hakkâri ili Çukurca ilçesindeki üs bölgesine teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit edilen Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e ve hemşehrisi Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) – Teşekkür ederim Başkanım.

Öncelikle göreviniz hayırlı uğurlu olsun, inşallah güzel işler yapmayı nasip eder…

Dün hain PKK terör örgütü tarafından Hakkâri Çukurca’da şehit edilen Piyade Er Mustafa Ahmet Demir ve Malatya Yazıhanlı hemşehrimiz Uzman Onbaşı Emre Büyükyıldırım şehadet şerbetini içip şehit olmuşlardır. Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailesine başsağlığı diliyorum, aziz milletimizin başı sağ olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Şahin…

53.- Hatay Milletvekili Suzan Şahin’in, Hatay ili Payas ilçesine kurulmak istenen karbon siyahı üretim tesisine ilişkin açıklaması

SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İskenderun Demir Çelik Anonim Şirketi Payas’ta karbon siyahı fabrikası kurulacağını açıklamıştır. Karbon siyahı yüksek dozda iltihaplanmaya neden olup tümörler ve kardiyovasküler hastalıklara neden olan tehlikeli bir maddedir. İskenderun-Payas-Dörtyol üçgeni çimento, gübre, demir çelik gibi birçok ağır sanayiye ev sahipliği yapan bir bölgedir ve hava kirliliği sınır değerlerini aşmış olup daha fazla kirlilik yaratacak tesisi kaldıramayacak durumdadır. Karbon siyahı tesisine ait proje sahası yerleşim alanlarıyla dip dibedir, fabrikanın oluşturacağı is ve kurum, insan, hayvan, çevre sağlığı ve sulu tarım alanları için tehlikeli olacaktır. ÇED alanı sınırları içerisinde yer alan çevre düzeni planında “ağaçlandırılacak alan” olarak tanımlanan bu bölgede yapılacak olan fabrikanın yerleşim alanlarından uzak bir alana yapılması gerekmektedir. Payas halkının sağlığını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bulut…

54.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan üniversite mezunu işçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Üniversite mezunu işçiler 4857 sayılı Yasa’ya tabi olarak kamu kurum ve kuruluşlarında, belediyelerde ve KİT’lerde işçi statüsünde çalışmaktadır. Ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunu ve doktorasını tamamlayan üniversiteli işçilerin kimi kurumlarda mesleklerini icra ederken kimi de alanları dışında görev almaktadır. Yan yana mesai yaptıkları memurlarla aynı işi ve görevleri yaparken memurların yararlandığı özlük hakları, tayin, nakil gibi haklardan kısıtlı oranda yararlanmaktadır. Yıllardır sesini duyurmaya çalışan üniversite mezunu işçiler, kadroları için yasal düzenleme ve statü değişikliği istemektedir. Statü değişikliğiyle ilgili gelecek memuriyet hakkı iş hayatını da verimli, olumlu yönde etkileyecek, adaleti, eşitliği sağlayacak ve çalışma barışına da katkı sunacaktır. Görmezden gelinen üniversite mezunu işçiler hak ettikleri statüye kavuşmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.16

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (×)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

16/7/2020 tarihli 114’üncü Birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 57’nci maddesi kabul edilmişti. Şimdi 58’inci madde üzerinde önerge işlemleriyle teklifin görüşmelerine devam edeceğiz.

58’inci madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sıralarına göre işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 58’inci maddesiyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30’uncu maddesinin (16)’ncı fıkrasında yapılan değişiklikteki “üç iş günü içinde” ibaresinin “üç iş gününde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Özkan Yalım                            Aysu Bankoğlu                         Sevda Erdan Kılıç

               Uşak                                        Bartın                                        İzmir

          Murat Bakan                               Metin İlhan                               Bedri Serter

               İzmir                                      Kırşehir                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Sayın Bedri Serter, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Serter. (CHP sıralarından alkışlar)

BEDRİ SERTER (İzmir) – Sayın Başkanım, öncelikle, yeni görevinizde başarılar diliyorum, çok da yakıştınız oraya. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun.

BEDRİ SERTER (Devamla) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; adaletin sadece lafta kaldığı bir Türkiye'de hukuk ve adaletten bahsetmek hakikaten çok zor. Aramızda çok hukukçu milletvekilimiz de var “Adalet mülkün temelidir.” sözüyle bu konuşmama başlamak istiyorum. Demek ki adalet olmadan cumhuriyet değerleri ve toplumumuzun temeli yok sayılıyor.

Türkiye'deki adaletin nerelere geldiğini size göstermek maksadıyla biraz geçmişe uzanarak bir zincir oluşturmaya çalıştım ama acı. 27 Mayıs 1960’tan başlayalım: Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhuriyet kurulduktan sonraki ilk darbesi, sizlere soruyorum, adaletli miydi? Seçilmiş insanları darbeyle iktidardan indirip yargılayan o günün ordu mensuplarının verdikleri idam fermanlarını soruyorum, adalet bunun neresindedir?

12 Mart 1971: Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurdun savunması görevini bırakıp memleketin idaresine el atması ve devamında 12 Mart Muhtırası’nın radyolarda askerlerce okunması doğru muydu? Soruyorum: Adalet bunun neresinde? Bu darbe üzerinden bir yıl iki ay geçtikten sonra birçok olayın faturasını askerî mahkeme 20’li yaşlarda 3 gencimizin idam fermanını imzalayarak kesti. Soruyorum: Adalet bunun neresinde?

Gelelim 12 Eylül 1980’e: Kenan Evren ve şürekâsı darbe ilan etti, sağcı solcu demeden 650 bin kişiyi gözaltına aldı, 230 bin kişi yargılandı, 50 kişi idam edildi, hapishanelerde işkencelerde bildiğimiz kadarıyla 300 kişi can verdi. Soruyorum: Adalet bunun neresinde?

Geldik 1997’ye: 28 Şubatta ordu tarafından bir postmodern darbe yapıldı. Şu andaki Cumhurbaşkanı yargılanmaya başlandı. MGK kararlarıyla, seçimle iş başına gelmiş olan Refah Partisi kapatıldı. Soruyorum: Adalet bunun neresinde?

Ve sonuç: 1999 yılında o dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Tayyip Erdoğan okuduğu bir şiir nedeniyle hapse atıldı. Soruyorum: Adalet bunun neresinde? (CHP sıralarından alkışlar)

2008’de peş peşe Türkiye’yi, cumhuriyeti, Türk Silahlı Kuvvetlerini allak bullak eden hain FET֒cülerin o günkü Hükûmetle el ele vererek gerçekleştirdiği Ergenekon, Balyoz ve Poyrazköy davalarını yoktan var eden hâkimler ve savcılar verdikleri kararların sonucunda birçok askeri ve rütbeliyi hiç uğruna cezaevlerine attılar ve hepsi tek tek seçilmiş, cumhuriyet aşığı ve Atatürk’ün ilke ve inkılaplarıyla yetişmiş askerlerimizdi -aramızda da sayın teğmen mevcut- ve bunlar üç dört yıl sonra “Pardon.” denilip salıverildiler. Soruyorum: Adalet bunun neresinde?

Sizlere canlı bir örnek daha vereyim: Bu yargılanmalardan, hain FETÖ terör örgütünün kendine yönelik iftira ve karalamalarından haysiyet ve namusu uğruna korunmak isteyen Yarbay Ali Tatar’ın intiharı nereye konulabilir? Adalet bunun neresinde? Ülkeyi senelerce ortaklaşa idare ettiğiniz FETÖ örgütünün 17-25 2013’te gerçekleştirmeye çalıştıkları yargı darbesi neydi? Adalet bunun neresinde?

Geldik 15 Temmuza. Hükûmetin içinde devletin kılcal damarlarına kadar sızan şerefsiz FETÖ örgütünün yapılanmasıyla şu yüce Türkiye Büyük Millet Meclisine bombalar yağdırılması ve darbe girişimi sonucunda 240 masum vatandaşımızın şehit edilmesi nedendi? Adalet bunun neresinde?

15 Haziran 2017’de Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’yla beraber başlattığımız Ankara-İstanbul arasındaki yürüyüş maratonunda yirmi beş gün için tatile mi çıktık zannettiniz? Amaç, sadece, bu memlekette olmayan hak, hukuk ve adaleti aramaktı. (CHP sıralarından alkışlar) Türkiye’de varlığının tekrardan ortaya çıkarılmasını sağlamaktı. Bugün de takipçisiyiz sonuna kadar. Soruyorum: Adalet bunun neresinde?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Serter.

BEDRİ SERTER (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bu kürsüden daha önce bu ülkenin geldiği, getirildiği son durumu sizlere hatırlatmak için bir konuşma yapmıştım “Uyanın sayın milletin vekilleri.” diye seslenmiştim. Bugün de sesleniyorum ve soruyorum: Adalet bugün nerede ve kimlerin elinde?

Ne yazıyor Meclisimizde: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Milletimiz bu Meclisten adaletin, hakkın, hukukun korunmasını ve cumhuriyetin varlığını ve bütünlüğünün devamının sağlanmasını talep etmektedir bizlerden. Bu nedenle bu Meclisten çıkan her kanun halkın adaletine uygun olmalıdır, kişilerin değil.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 58’inci maddesinde geçen “Müdürünce” ibaresinin “Müdürü tarafından” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Tulay Hatımoğulları Oruç                Serpil Kemalbay Pekgözegü        Kemal Peköz

              Adana                                       İzmir                                        Adana

   Mahmut Celadet Gaydalı                    Kemal Bülbül                             Abdullah Koç

               Bitlis                                      Antalya                                       Ağrı

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Sayın Abdullah Koç Ağrı Milletvekili.

Buyurun Sayın Koç. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Öncelikle hayırlı olsun diyorum ve başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben bu kanun üzerinde konuşmayacağım. Maalesef Komisyon sürecinde de birçok eleştiri ve önerilerimiz olmasına rağmen hiçbirisi dikkate alınmadı. Dolayısıyla ben, bugün, kendi seçim bölgem olan Ağrı’yla ilgili birkaç sorunu dile getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Ağrı halkı yatırım bekliyor; Ağrı halkı yatırım beklemesine rağmen Ağrı halkına reva görülen tek şey bir cezaevi. Patnos Cezaevi yapıldığı zaman birileri “Biz bacasız fabrikayı Ağrı’ya getirdik.” dediler, getirdikleri şey bacasız işkence maalesef. Getirdikleri şey resmen bir toplama kampı hâline getirilen Patnos Cezaevi. Patnos Cezaevinde çok ciddi insan hakkı ihlalleri söz konusu. Bakın, lağım suyu akıyor ve bütün mahpuslar bu lağım sularını kullanmak zorunda kalıyor. Mahpusların, revire çıkarılırken görevliler tarafından kötü muameleye maruz kaldıklarına ilişkin çok ciddi şikâyetleri var. Gelen ziyaretçiler saatlerce bekletiliyor ve âdeta işkenceye maruz bırakılıyor. Biz bu sorunları defalarca dile getirdik. Yemeklerinde böcekler çıkıyor ve buna ilişkin iddialar var. Bizim bu soru önergelerimize ne yazık ki cevap verilmedi. Ağrı’ya reva gördükleri yatırım değil, maalesef bir toplama kampı ve bununla da övünüyor AKP milletvekilleri.

Değerli arkadaşlar, bir diğer husus, bakın, büyük sorunlara sahip olan Ağrı’nın en büyük sorunu işsizlik sorunu, en büyük sorunu yatırım sorunu, en büyük sorunu gerçek anlamda sokakta, mahallede ve kahvehanelerde binlerce kişi işsiz bir şekilde bekliyor. Sağlık hizmeti neredeyse sıfır ve yok denecek kadar az. Bakın, Tutak ilçemizde Ağrı merkezde, Taşlıçay, Eleşkirt, Patnos, Diyadin, Doğubayazıt, Hamur ilçelerimizin tamamında gençler şu anda işsiz, hepsi şu anda iş bekliyor. Maalesef, bu iktidar Ağrı’ya yönelik hiçbir yatırım yapmıyor ve mevcut olan yatırımların hepsinin de neredeyse kapısına kilit vurmuş durumda.

Değerli arkadaşlar, ilin en önemli gelir kaynaklarından olan Gürbulak Sınır Kapısı şu anda maalesef kapalı. Yıllık 10 bin dağcı Ağrı Dağı’na tırmanış yapıyor ve o bölge için ciddi bir gelir kaynağı, maalesef şu anda Ağrı Dağı tırmanışlara kapalı. Turizm âdeta bitirilmiş durumda ve maalesef bu Hükûmet onlarca soru önergemize cevap vermedi ve bu sorunları hâlâ devam ettirmekte ve bu halk ciddi bir şekilde rahatsız durumda.

Bakın, Tarım Kredi Kooperatifine çiftçilerin çok ciddi şekilde borçları var, şu anda binlerce kişi icra takibiyle karşı karşıya ve evlerinde artık haczedilecek bir mal kalmamış durumda. Değerli milletvekilleri, Ağrı ciddi şekilde işsizlikle boğuşuyor ve ciddi sorunlarla karşı karşıya. Biz derhâl bu sorunlara el atılmasını talep ediyoruz.

Diğer bir husus değerli arkadaşlar, 14 Temmuzda Diyadin Belediye Başkanlığımıza ne yazık ki yine el konuldu. Biz bir kayyumla karşı karşıya kaldık. Bakın, Diyadin Belediyesi Eş Başkanımız Betül Yaşar’ın sabah saat 5’te evine baskın düzenlendi ve gözaltına alındı. İddiaya göre de Diyadin Belediyesinin kapısı kırılmak suretiyle içeri girdiler. Ve yapmış oldukları soruşturma -mahkemede bizzat kendim bulundum- sordukları soru, gerekçeleri ne biliyor musunuz? “Oto lastiğini niye aldınız?” Belediyenin ihtiyacı olan oto lastiğinin alınması gerekçe olarak gösterildi. Nevroz etkinliğine katılma bir gerekçe olarak gösterildi. HDP’nin kongresine katılıp saygı duruşunda bulunmak yine suç sayıldı ve bu şekilde bu da bir gerekçe olarak gösterildi. Değerli arkadaşlar, eşit temsiliyet olan eş başkanlık bu şekilde bir gerekçe olarak gösterildi ve bu bir tutuklama sebebi olarak gösterildi. Bakın, ben sizlere soruyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın koç.

ABDULLAH KOÇ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

52 tane belediyemize el konuldu. Bakın, halkımızın iradesine el konuldu ve artık buna bir gerekçe uydurmak istiyorlar. Buna uydurdukları gerekçeler de lastik almadır, bir Nevroz etkinliğine katılmadır, HDP’nin toplantısına katılmadır ve artık bu iktidar, bu yargı bu kadar ciddiyetsiz bir konumdadır.

Değerli arkadaşlar, bizim bunları kabul etmemiz mümkün değil. Biz bunları kabul etmiyoruz. Bizim buradaki talebimiz derhâl Eş Başkanımızın serbest bırakılması ve gasbedilen bütün belediyelerimizin derhâl halkımıza teslim edilmesidir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 58’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

     Arslan Kabukcuoğlu                       Orhan Çakırlar                            Yasin Öztürk

            Eskişehir                                    Edirne                                      Denizli

       Fahrettin Yokuş                            Bedri Yaşar                       Muhammet Naci Cinisli

              Konya                                      Samsun                                     Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Arslan Kabukcuoğlu.

Sayın Arslan Kabukcuoğlu, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Sayın Başkan, öncelikle yeni göreviniz hayırlı olsun.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. İYİ PARTİ Grubu adına hepinizi saygıyla selamlarım.

Sigortacılık tahkiminde, sigorta sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların mahkemeler dışında Sigorta Tahkim Komisyonunda çözümlenmesi amaçlanmıştır. Değişiklikle sigorta tahkimi sonucunda dosyanın komisyonca saklanacağı kabul edilmektedir. Sigortacılık tahkimi oldukça fazla tercih edilen bir kurumdur. Dosyanın mahkemelerce saklanması gereksiz emek ve mesai sarfına neden olmaktadır. Önceki hâli, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352’nci maddesi uyarınca, kararın komisyon müdürünce görevli ve yetkili mahkemeye tevdi edilmesi şeklindeydi. Hakem kararının aslının dosyayla birlikte mahkemece saklanması hükmü 6327 sayılı Kanun’la değiştirilerek bu hâlini almıştır. Sigorta tahkimi Hazine Müsteşarlığına bağlı çalışmaktadır. Yine sigortacılıkta tahkime ilişkin yönetmelik müsteşarlık tarafından hazırlanmaktadır.

Hukuk sistemimizde tahkim dışında diğer alternatif çözüm yolları da mevcuttur. Değişiklikle öngörülen durumun anlaşılması açısından bu çözüm yollarından nasıl bir düzenlemeye gidildiğinin de karşılaştırılması gerekir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği madde 53/(1)-g: “Arabuluculuk faaliyeti sonunda düzenlenen son tutanakların kayıtları daire başkanlığınca tutulur ve saklanır.” Yine, Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 43,44,45 ve 46’ncı maddelerine göre, uzlaştırmaya ilişkin kayıtların ve raporların Adalet Bakanlığına bağlı UYAP bilişim sisteminde tutulması zorunludur.

Bir diğer örnek tüketici hakem heyetinde karşımıza çıkmaktadır. Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği 24/(1)’e göre tüketici bilgi sisteminde oluşturulan karar tutanağı toplantı dosyasında muhafaza edilir. Burada, dikkat edilmesi gereken husus, tüketici hakem heyetlerinin teşekkül olarak Sigorta Tahkim Komisyonundan daha resmî bir pozisyonda olduğudur.

Değişiklik gerekçesi neydi? Burada mahkemelerin iş yükünün fazla olmasından ve onu azaltmaktan hareket edildi. Mahkemeler duruşma tutanaklarını, kararlarını, savcılıklar ifadeleri UYAP üzerinden hazırlamakta ve elektronik imzayla imzalamaktadırlar. Avukatlar dilekçelerini dijital olarak sunmaktadır. Dosyalardaki asıl belgeler olsa olsa delillerdir, onlar haricinde dosyada fiziki olarak saklanan elektronik imzalanmış bilgisayar çıktısı ıslak imzalı değildir netice olarak. UYAP sistemine alternatif çözüm yolları içinde entegrasyon sağlandı. Madem muazzam bir iş yükü var, madem dosya saklamak mahkemeler için ek bir yük, Sigorta Tahkim Komisyonu kararları da sisteme entegre edilmelidir, dijitalleşmelidir. “Hem güvenlikleri üst seviyede olsun hem de tek bir yapı altında toplanması sağlansın.” deniyorsa burada tam olarak bunun gerçekleştiğini söylemek zor. Yapılan her değişiklik yeterince düşünülmeden, hesaplanmadan yapıldığından genellikle kısa ömürlü olmakta ve birkaç yıl içerisinde yeniden bir düzenlemeye gidilmektedir. Sosyal medyayı zapturapt altına almayı düşüneceğimize bu arşivleri dijital ortama nasıl aktaralım diye kafa yormamız daha yerinde olacaktır. Yüce Meclis milletin gerçek ve sancı çektiği sorunları çözmek yerine bu beceriksiz işlerle meşgul ediliyor, hukuki güvenlik ilkesi gereği alternatif çözümler devlet yargısına alternatif teşkil etmemelidir. Bu hâliyle tahkim kararının Komisyon bünyesinde saklanması uygun değildir.

Saygılarımı sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Madde oylamasında yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Madde oylamasında yoklama talep ediyorsunuz.

58’inci maddeyi oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi var.

Sayın Özel, Sayın Bankoğlu, Sayın Sümer, Sayın Bülbül, Sayın Girgin, Sayın Kaplan, Sayın Keven, Sayın Ünlü, Sayın Taşcıer, Sayın Önal, Sayın Gökçel, Sayın Özkan, Sayın Emecan, Sayın Kayışoğlu, Sayın Barut, Sayın Bulut, Sayın Köksal, Sayın Tokdemir, Sayın Şahin, Sayın Kaboğlu.

Yoklama için 3 dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.02

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 58’inci maddesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN – 261 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

58’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

59’uncu madde üzerinde 4 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sıralarına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 59’uncu maddesiyle 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’na eklenen maddedeki “talep edilecek” ibaresinin “istenecek” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Özkan Yalım                                Sevda Erdan Kılıç                     Abdurrahman Tutdere

               Uşak                                        İzmir                                     Adıyaman

          İrfan Kaplan                          Burhanettin Bulut                         Aysu Bankoğlu

            Gaziantep                                    Adana                                       Bartın

          Murat Bakan                               Metin İlhan

               İzmir                                      Kırşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Adana Milletvekilimiz Burhanettin Bulut.

Sayın Burhanettin Bulut, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Sayın Başkan, öncelikle Divana yakıştığınızı ifade edeyim; hayırlı olsun, başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Şule Çet, Emine Bulut, Ceren Özdemir, Özgecan Aslan… Buradan hepsinin adını saymaya kalksak saatler sürer. En yakınları tarafından yaşam hakları elinden alınan, katledilen kadınlardan sadece birkaçı bunlar ve bugün bu utanç verici tabloya 27 yaşında, hayatının baharında aramızdan kopartılan Pınar Gültekin de eklendi. Allahtan rahmet diliyoruz, acılı ailesine sabırlar diliyoruz.

Neredeyse her gün bir kadın, erkek şiddetine kurban veriliyor. Geçtiğimiz ay 27 kadın öldürüldü, 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulundu. Bu rakamlar sadece birer istatistik ifadesi değil elbette. Öldürülen kadınlar birilerimizin annesi, birilerinin kardeşi, birilerinin evladı. Kadınların can güvenliğini sağlayamıyor isek, polislerin koruması altında hatta sığınmaevlerinde bile kadınlar öldürülüyor ise elimizi vicdanımıza koyup düşünmemizin zamanı gelmiştir. Bu kadınları yaşatabilir miydik? Elbette bunu bilemeyiz ancak bu anlamda Meclisin, her birimizin, özellikle de iktidar milletvekillerinin sorumluluğu var. Kadınların yaşam sorunu, bir an önce çözülmesi gereken en büyük sorunlardan bir tanesi. Her bir kadın katledildiğinde buradan kınıyoruz, lanetliyoruz, sosyal medyada paylaşıyoruz, taziye mesajları gönderiyoruz ancak sorun çözülmüyor. Kadınlara yönelik şiddetin çözülmesi için yasalarımız var; mevcut mevzuatımızda 6284 sayılı Yasa var, ayrıca ilk imzacı olduğumuzdan gurur duyduğumuz İstanbul Sözleşmesi var ama uygulama yönünde ciddi bir siyasi irade olduğu da açık. Öncelikle kararlı bir siyasi irade lazım ve yasaların eksiksiz uygulanması lazım. Kadın ile erkeği eşit olarak görmeyen, “Fıtratına aykırı.” diyen, kadının toplum içinde bile görülmesine tahammül edemeyen, kadını sadece aile içinde tarif eden bir zihniyetle bu sorunu elbette çözemeyiz. “Kadın evin süsüdür.” “Kocadır, sever de döver de.” “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer.” “Kadınlar iş aradığında işsizlik yükseliyor.” “Kadın edepli olmalı, kahkaha atmamalı.” söylemleriyle kadını ikinci plana iten bir bakış açısıyla elbette bu sorunu çözemeyiz. Ya da “Cennet anaların ayaklarının altındadır.” diyerek ağzımıza pelesenk edip annemizin önce bir kadın olduğunu da görmezden gelirsek yine bu sorunu çözemeyiz. Mahkemelerde takım elbise giydi diye, sakal tıraşı oldu diye iyi hâl indirimi yapılıyor ya da tahrik indirimi uygulanıp katiller âdeta cesaretlendiriliyor. Kadınlara yönelik şiddeti önlemenin yolu, öncelikle bu zihniyetle mücadele etmek, kadın ve erkek eşit olduğu gerçeğini önce özümsemekten geçiyor. Önce, kadınları yalnızca iyi bir ev kadını, iyi anne, iyi eş ya da bu konuda sadece iyi aile bireyi olarak makbul gören; kadını yok sayan, ikinci sınıf gören zihniyetle bir an önce yüzleşmek gerekiyor. Yargısıyla, medyasıyla, iktidarı, muhalefetiyle topyekûn bir mücadeleden “ama”sız, “fakat”sız şiddete karşı tek ses olmaktan geçiyor. Örneğin, toplumda tüm kesimler çocukların küçük yaşta evlendirilmesine karşı çıkmalıdır; bunun bir suç olduğu açık, net bir şekilde ifade edilmelidir. Kadınlara yönelik şiddette en küçük bir tolerans gösterilmemelidir.

Değerli arkadaşlar, kadının eşitlik mücadelesi tarihin en eski, en yaygın adalet arayışıdır, bu bir çağdaşlık mücadelesidir. Neredeyse yaşıt olduğu insan hakları mücadelesinin en güçlü halkası kadınlarda adalet arayışıdır. Kadın ve çocuk hakları hiçbir siyasi partinin malzemesi, öznesi olmamalı, olamaz da. Kadın haklarını savunmak, kadını erkek şiddetinden korumak siyasilerin ayrılacağı değil birleşeceği bir konu olmalıdır. Kadın ve çocuk hakları siyasetüstüdür. Bunları hep söylüyoruz ancak bunun yanında şunu da söylüyoruz: “Çağdaş ülkelerde kadının bedeni ve tercihleri üzerinden siyaset yapılamaz”ı der demez kadının kaç çocuk yapacağına, hangi yöntemle yapacağına ve ne giyeceğine muktedirler karar vermeye çalışıyor. Bunun karar vericisi kadının bizzat kendisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bulut, toparlayalım lütfen.

BURHANETTİN BULUT (Devamla) - Kadınların özgürlüğünden korkanlar ancak zavallılardır, öz güveni olmayanlardır.

İstanbul Sözleşmesi, aileyi toplumsal eşitlik üzerinden tanımlamaktadır. Bugün İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar gündeme gelmesinin en önemli sebebi, kadınları hizada tutma anlayışının ve aile içinde erkeğe itaat ettirme anlayışının bir tekerrürüdür. Kadını erkek mülkiyetine sokmak isteyen bu anlayış, köhne bir anlayıştır. Ayrıca, kadınların katledildiği, yaşam haklarının ellerinden alındığı bu ortamda İstanbul Sözleşmesi’ni uygulamak istemeyenlerin eline Pınar’ın kanı bulaşır. “Aile yapısını bozuyor.” safsatasıyla İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açanların eline Ceren’in kanı bulaşır. Kadının yaşam hakkını savunan İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldırmaya çalışanların eline gelecekte katledilecek her bir kadının kanı bulaşır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

BURHANETTİN BULUT (Devamla) – Hemen bitiriyorum.

Kadınları yaşatabilmenin tek yolu, 2014 yılından beri yürürlükte olan, ilk imzacısı olduğumuz ve övündüğümüz İstanbul Sözleşmesi’ni fırlatıp atmak değil yükümlülüğünü yerine getirmektir diyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 59’uncu maddesinde geçen “veya” ibarelerinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Serpil Kemalbay Pekgözegü                     Tulay Hatımoğulları Oruç        Kemal Peköz

               İzmir                                                   Adana                                Adana

   Mahmut Celadet Gaydalı                    Kemal Bülbül

               Bitlis                                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Sayın Kemal Bülbül, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu ve Divanı saygıyla selamlıyorum.

Değerli Genel Kurul, bir tartışma devam ediyor. Oysa Ayasofya kiliseden camiye dönüştürülmeden yüz elli yıl önce bizim erenler bu toprakları duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi ibadete açmıştılar. Ebûl Vefâ Tâc ül arîfîn, Ebûl Vefâ el-Kürdî’den aldığı himmetle Dede Kargın; Hünkâr Hacı Bektaş, Baba İshak, Baba İlyas, Abdal Musa, Geyikli Baba, Demir Baba, Otman Baba, Gül Baba, saymakla bitmeyecek kadar… Bu ülkede, bu topraklarda eşitliği, özgürlüğü, adaleti, varlığı, birliği, dirliği, kardeşliği yayan bu insanların inancı şu anda ne yazık ki yasak ve dergâhlarının yerinde yeller esiyor; birçok dergâh yıkılmış, birçok dergâh da kapalı durumda.

“Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde/ Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde/ Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok/ Noksanlık da eksiklik de senin görüşlerinde.” diyerek kadını, erkeği can bilen, muhabbetine müptela eden, Hakk’ın ve hakikatin yoluna ram eden Hünkâr Hacı Bektaş’ın söylediği şeydir bu ve Hünkâr Hacı Bektaş’ın dergâhı şu anda kapalı. Bu konuda bir ses çıkmıyor, bu konuda bir seda çıkmıyor. Bakınız, Osmanlı ne zaman devşirmelerin eline geçtiyse kadim Türkmen halkının ve Türkiye’de diğer birçok etnik kimliğin inancı olan bu inanç yasaklandı ve şu anda da bu inanç yasak. Olmadık zulümler, olmadık katliamlar, olmadık baskılar, sürgünler, yakmalar, kuyulara doldurmalar, yok etmeye çalışmalar, saymakla bitmeyecek kadar zulüm ve katliamlar yapıldı ama bu inanç bitmedi çünkü bu inanç hakkın, hakikatin, Hak Muhammed Ali’nin yolu idi ve bitmeyecek de bu inanç. Fakat gelin görün ki her ne hikmetse müesses nizam, resmî ideoloji, iktidar, bu inancın eşit, özgür bir temelde cemevlerinde yürümesini ve yürütülmesini kabul etmemek gibi, ısrarlı, tekçi, inkârcı bir tutum içerisinde. “Hararet nârdadır, sacda değildir/Keramet baştadır, tacda değildir/Her ne arar isen kendinde ara/Kudüs’te, Mekke’de, hacda değildir.” diyen Hünkâr Hacı Bektaş’ın inancının kime ne zararı vardır? Bu kadar çoğul, bu kadar geniş, bu kadar kapsayıcı, bu kadar kardeşçe, bu kadar hakkaniyetle bakan, cinsleri, etnik kimlikleri ayırmayan, halkları ayırmayan, 72 millete bir nazarla bakan bu inancın kime ne zararı vardır? Bu inanç niye yasaktır? Niye cemevleri ibadethane olarak kabul edilmemektedir? Herkes de biliyor ki türlü iftiralara, türlü karalamalara rağmen, Osmanlı’dan kalma nefret suçları dolu iftiralara rağmen, o cemevlerinde, o cemlerde hakkın, adaletin, varlığın, birliğin, dirliğin ibadeti yürütüldü. Ağuçan’dan Baba Mansur’a, Sarı Saltuk’tan demin ismini saydığım ve sayamadığım nice azizlere, nice abdallara, nice ermişlere, nice dervişlere… Ve Yunus ne dedi? “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım/Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.” düsturunu bu inançtan aldığı erdem ve hakikat üzerine söyledi ama buna rağmen Hacı Bektaş’ın yönlendirmesiyle Tapduk Emre’de irşat olan “Tapduk’un tabusunda kul olduk kapusunda/ Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillah” diyen inanç ne yazık ki yasak. Ne yazık ki inancımızın yürümesi, yürütülmesi, temsil edilmesi, talip ile pirin buluşması, talip ile ocakzadelerin buluşması konusunda… Bu saydığım şeyler birçok vekil tarafından belki bilinmiyor çünkü televizyonlarda anlatma fırsatımız olmadı, kürsülerde anlatma fırsatımız olmadı, yasak kondu buraya; anlatılsaydı, anlatabilseydik görülecekti hakkı, hakkaniyeti, adaleti, varlığı, birliği anlattığımız, bunları anlatıyor olacaktık ama anlatamıyoruz; beş dakikada -bulduğumuz bu olanak içerisinde- bir bütün kronolojiyi, bir bütün hakikati anlatabilmemiz olanaklı değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülbül, toparlayalım lütfen.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, ben, bitirirken diyorum ki özellikle bu Parlamento saydığım bu değerlere, bu erenlere, evliyalara, pirlere, abdallara, âşıklara, sadıklara karşı sorumludur. Bu sorumluluk bir an önce yerine getirilmelidir, bu hakikat bir an önce kabul edilmelidir. Tıpkı cami, kilise, havra ne kadar hakkaniyetliyse, hak, adalet için ibadet edilen yer ise cemevi de öyle bir yerdir. Hakk’a giden yol türlü türlüdür, kimi namazla, kimi niyazla; kimi kiliseden, kimi havradan gider ama hakta, hakikatte buluşmak şartıyla. Hakta, hakikatte buluşmanız, hakkaniyeti kabul etmeniz varlığa, dirliğe, birliğe hizmet eden, inkârcılığı ortadan kaldırıp bu hakkaniyeti kabul etmeniz ve bir an önce buna çözüm bulmanız dileğiyle sevgi ve saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 59’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Yasin Öztürk                           Fahrettin Yokuş                          Orhan Çakırlar

              Denizli                                      Konya                                       Edirne

          Şenol Sunat                              Feridun Bahşi                      Muhammet Naci Cinisli

              Ankara                                     Antalya                                     Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Gerekçeyi okutalım efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun meninin daha anlaşılır hâle gelmesi için önergemiz doğrultusunda düzenleme yapılması gerekmektedir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı isteyelim efendim, telafi açısından.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.29

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 59’uncu maddesi üzerinde Ankara Milletvekili Şenol Sunat ve arkadaşlarının verdiği önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi oylama işlemini tekrarlayacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 59’uncu maddesiyle 5684 sayılı Kanun’a eklenen ek 6’ncı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “Hazine ve Maliye Bakanlığınca” ibaresinin “Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Cahit Özkan                       Mehmet Doğan Kubat                  Ali Cumhur Taşkın

             Denizli                                    İstanbul                                    Mersin

          Hasan Çilez                              Fuat Köktaş                       İsmail Emrah Karayel

             Amasya                                    Samsun                                    Kayseri

   Mustafa Hilmi Dülger

               Kilis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunca belirlenmesi gerektiği hükme bağlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 59’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

60’a göre bir söz talebi var.

Sayın Kayışoğlu…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

55.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi bünyesinde açılan Psikoloji Lisans Programı’na yönelik Psikologlar Derneğinin mesajına ve Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’a TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Psikologlar Derneğinin bir mesajı var: “İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi çatısı altında psikoloji açık öğretim lisans programının açıldığı görülmüştür. Ruh sağlığı, beden sağlığı kadar önemlidir ve bir bütündür. Beden sağlığı nasıl yetkin kişilere bırakılıyorsa ruh sağlığı da bu alanda örgün öğrenim görmüş yetkin kişilere bırakılmalıdır. Nasıl ki açık öğretimden tıp doktoru, hemşire olunmuyorsa psikolog yetişmesi de mümkün değildir. Birçok alt alanı olan psikoloji bilimi uygulamalı ders içeriklerinin yanı sıra gözlem ve deney ortamlarının olduğu bir müfredat kapsamında görülmelidir. Bu nedenle psikoloji bölümünün eğitimi yüz yüze yapılmalıdır. Bu minvalde açık öğretimde psikoloji lisans programı uygulaması psikoloji bilimi ve evrensel yüksek öğrenim ilkeleri uyarınca mümkün ve kabul edilebilir değildir. Uzaktan psikoloji eğitimi vererek psikoloji eğitiminin kalitesini düşürmeyin, toplumun ve bireylerin ruh sağlığıyla oynamayın.”

Başkanım, bu arada, yeni göreviniz hayırlı olsun.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sağ olun.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN - 60’ıncı madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım .

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 60’ıncı maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Özkan Yalım                            Aysu Bankoğlu                             Metin İlhan

               Uşak                                        Bartın                                      Kırşehir

          Murat Bakan                          Sevda Erdan Kılıç                           İrfan Kaplan

               İzmir                                        İzmir                                     Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Gaziantep Milletvekili Sayın İrfan Kaplan.

Buyurun Sayın Kaplan. (CHP sıralarından alkışlar)

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan. Yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

11 Marttan bu yana ülkemizi etkisi altına alan Covid-19 pandemisiyle birlikte ekonomik, sağlık ve sosyal anlamda oldukça sıkıntılı bir süreçten geçmekteyiz. Ne yazık ki yeni normalleşmeyle birlikte vaka sayıları artmaya devam etmektedir. Sağlık Bakanının açıklamasına göre İstanbul ve Ankara’dan sonra en yüksek vaka artışı Gaziantep’tedir.

Vaka sayısında en hızlı artışın yaşandığı 3’üncü ilimiz olan Gaziantep’te virüs yayılma hızı kontrolden çıkmış durumdadır. Covid-19 için ayrılan servis ve yoğun bakım üniteleri dolmuş durumda. Acil servislerde bekletilen hastalar son çare olarak çevre illere sevk edilmektedir. Test sayıları yetersizdir, filyasyon yetersizdir. Bu noktada, Sağlık Bakanlığının ilimiz Gaziantep’e daha fazla test ulaştırmasını ve filyasyonun daha düzenli ve sıklıkla yapılmasını talep ediyorum. Vatandaşlarımıza da çok önemli görevler düşüyor. Sosyal mesafe kurallarına uymak, temastan kaçınmak, maskesiz sokağa çıkmamak, gerekmedikçe hastanelerin acil servislerini işgal etmemek, raporlu ilaçları sağlık kuruluşlarına gitmeden doğrudan eczanelerden reçetesiz almak ve tedbirleri elden bırakmamak gerekiyor.

Son bir hafta içerisinde 10.965 kişiye 11 milyon civarında para cezası kesmenin çözüm olmadığı bu krizde Gaziantep’in birçok alanda samimi ve yaptırımı yüksek olan uygulamalara ihtiyacı vardır. Daha ciddi tedbir ve önlemler alınmazsa tüm Gaziantep olarak bu virüsün bedelini çok ağır bir şekilde ödemek zorunda kalacağız.

Değerli arkadaşlar, gastronomi, sanayi, turizm ve ticaret kenti ilimizin en büyük sorunlarından biri de yeme içme ve gıda fiyatlarının oldukça yüksek olması. Dar gelirli bir Gaziantep vatandaşı, ilinin meşhur olan hiçbir ürününe ulaşamamaktadır. Gaziantep’imizin en meşhur ve ucuz olan nohut dürümünün fiyatı yüzde 100 artmıştır. Asgari ücretle geçinen bir ailenin bayramda dahi fıstık ve baklava alması, yemesi hayaldir.

Değerli arkadaşlar, bir diğer sorunsa ilimizde kiraların ülkemizdeki birçok ilden daha yüksek olmasıdır. Bu yüzden ilimize dışarıdan gelen memur, öğrenci, asker geçim sıkıntısı ve yaşam pahalılığından Gaziantep’e gelmek istememektedir. Çoğunlukla öğrencilerin ve memurların yaşadığı Karataş, Akkent, Yeditepe ve civar bölgelerde ev kiraları 1.500 liranın üzerindedir. Dar gelirli vatandaşlarımızın yaşadığı Çıksorut, Ünaldı, Perilikaya ve Göllüce Mahallerindeyse bin liranın altında kiralık ev bulmak mümkün değildir. Buradan Hükûmete, belediyelere ve tüm yetkililere sesleniyorum: Gaziantep’imizi bu pahalılıktan kurtaralım, vatandaşlarımız da, ilimize dışarıdan gelen işçi, emekli, memur, asker, polis ve öğrencilerimiz de rahat bir nefes alsın.

Değerli arkadaşlar, Gaziantep’te esnafından sanayicisine, çiftçisinden öğrencisine, emeklisinden memuruna kadar her kesim ve her sektör ciddi anlamda ekonomik bunalım yaşıyor. Esnafımız kan ağlıyor; aylardır kapalı olan iş yerlerinin kira ve faturaları altında ezilmiş, kepenk açamayacak durumda. Sanayicimiz kan ağlıyor; YEKDEM ücretlerinin altında ezilmiş durumda. Çiftçimiz kan ağlıyor; girdi maliyetleri almış başını gitmiş, mahsulünü topraktan kaldıramayacak durumda. Vatandaşımız kan ağlıyor; kirası, faturası, kredisi ödenemeyecek durumda. Geçim sıkıntısı nedeniyle boşanmalar arttı, icra dosyaları arttı, intiharlar arttı. Artık memuru, emeklisi, öğrencisi, dar gelirli vatandaşı, EYT’lisi, işsizi geçim sıkıntısı yüzünden tükenmiş durumda. Ülke olarak büyük bir sınav verdiğimiz şu günlerde pandemiyle birlikte yerli üretiminin ne denli önemli olduğunu görmüş olduk. Çiftçilerimizin üretime devam etmesi, alın terinin karşılığını alması ve mahsullerini tarlalarından kaldırması için tohum hibesi yetmez, mazot, ilaç, gübre desteği de verilmelidir. Fıstık hasadı zamanı yaklaşmakta ve henüz bir taban fiyatı belirlenmediği için çiftçilerimiz zor durumda kalmaktadır. Üreticinin elinden çıktıktan sonra fıstık fiyatı artmakta, kazanan üretici değil aracı olmaktadır. Acilen fıstık taban fiyatı belirlenmeli, çiftçilerimiz mağdur edilmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Kaplan.

İRFAN KAPLAN (Devamla) – Çiftçilerimizin geriye dönük elektrik borçları ve sulama birliklerine olan borçları silinmelidir, Tarım Kredi Kooperatifleri ve kamu bankalarına olan borçları bir yıl faizsiz ertelenmeli ve çiftçilerimize faizsiz ve uzun vadeli kredi desteği verilmelidir. Esnafımıza nefes aldıracak bir ekonomik destek şart olmuştur. Yıl sonuna kadar kısa çalışma ödeneği devam etmeli, SGK prim ve vergi ödemeleri de uzatılmalıdır. Sanayicilerimizin ödediği YEKDEM ücretleri de uzun aylara ertelenmelidir.

Gaziantep’imizin sorunları için mücadeleye devam edeceğim.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Yasin Öztürk                            FahrettinYokuş                           Orhan Çakırlar

             Denizli                                      Konya                                       Edirne

         Feridun Bahşi                         Zeki Hakan Sıdalı

             Antalya                                     Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Sayın Feridun Bahşi.

Buyurun Sayın Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 60’ıncı maddesi üzerinde söz aldım. Sayın Başkanı yeni görevi nedeniyle kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hakkâri Çukurca’da hain PKK’lı teröristlerce yapılan alçak saldırıda şehit olan kahraman askerlerimiz Piyade Sözleşmeli Onbaşı Emre Büyükyıldırım ve Piyade Sözleşmeli Er Mustafa Ahmet Demir’e Allah’tan rahmet, acılı ailelerine sabır diliyorum. Şehitlerimizin ruhu şâd, Türk milletinin başı sağ olsun.

Muğla’da beş gündür kayıp olan ve katledildiğini üzüntüyle öğrendiğimiz güzel kızımız Pınar Gültekin’e Tanrı’dan rahmet diliyorum. Kadın cinayetlerini sonlandıracak keskin ve caydırıcı adımlar atmak hepimizin ortak sorumluluğu. Bu cinayetlerin son bulması için çok ciddi yasal düzenlemeler yapmalıyız.

Değerli milletvekilleri, bizler, vatandaşımızın sorunlarını gündeme getirmek için buradayız, sesini duyuramayanın sesi olmak için buradayız. Şimdi, TÜVTÜRK’te alınan fahiş ücretler konusunda fazlaca mesaj aldığım için önce bu konuyu gündeme getirmek istiyorum. Bildiğiniz gibi daha önce devlet eliyle gerçekleşen araç muayene hizmeti “özelleştirme” adı altında 2007 yılında yirmi yıl süreyle birilerine devredildi, hem de tekel olarak. Şimdi, bu tekel, istediği gibi fiyatlandırma yapıyor; en son, on dakikalık muayene ücreti için 422 lira para alıyor. Vatandaşlar çok kızgın, diyorlar ki: “TÜVTÜRK’te alınan ücret, özel hastanelerdeki profesör muayenesinden daha pahalı.” Diyorlar ki: Bu bir soygundur.” Diyorlar ki: “Bu yandaşa yetkililerden bir kişi ‘Dur.’ demeyecek mi?” Bir an önce bu konu ele alınmalı ve fiyatlar makul seviyeye çekilmelidir.

Değerli milletvekilleri, terör örgütleriyle mücadele yapıldığı söyleniyor. Hem bölücü hem de dinci terör örgütleriyle hukuk çerçevesinde yapılan mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz. Ancak iktidarın özellikle daha önce devletin tüm kurumlarını teslim edip ele geçirmesini sağladığı FET֒yle mücadele asla yeterli değil. AK PARTİ eski milletvekilleri katıldıkları televizyon programlarında mücadelenin yeterince yapılmadığını, FETÖ borsasıyla birçok kişinin mahkemelerce serbest bırakıldığını açıkça söyleyegelmektedirler. En son, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından ihraç edilen 26 hâkim ve savcının 19’unun 15 Temmuz darbe girişimi sonrası işe alındığı ortaya çıkmıştır. Yargının bugüne kadar bu terör örgütünden temizlenmesi bir yana, bu son ihraç edilenlerin yüzde 80’inin en yoğun mücadele edildiği söylenen süreçte göreve getirilmesini anlamak mümkün değil. Bu defa durum ortaya çıktı, kamuoyu öğrendi. Ya ortaya çıkmayanlar, ortaya çıkıp basına yansımayanlar…

Değerli milletvekilleri, milletvekili seçildiğimiz günden beri hukuk diyoruz, adalet diyoruz, yargı bağımsızlığı, hâkimlik teminatı diyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Peki, biz bu kadar, haktan, hukuktan, adaletten, yargı bağımsızlığından, hâkimlik teminatından bahsediyoruz da değişen bir şey var mı? Tabii ki hayır. Hukuksuzluklar, adaletsizlikler, mağduriyetler, acılar yaşanmaya devam ediyor ve görünüyor ki yaşanmaya da devam edecek ve biz bugünün muktedirlerine diyoruz ki: Dün yol verdiğiniz vahşi nobranlar, kumpas davalarıyla sahte delil üreterek ülkenin göz bebeği, Atatürkçü, asker-sivil tüm vatanseverleri hapse gönderirken büyük keyif alıyorlardı ama bugün cezaevinden feryat figan mektuplar yazıp kendilerine adaletsizlik yapıldığını, mağdur olduklarını söyleyip adalet arıyorlar. Ayarını bozdukları kantar bugün onları tartıyor. Bugünün muktedirlerine sesleniyorum: Bunların durumuna düşmek istemiyorsanız adaletin kantarıyla daha fazla oynamayın ve bozulan adalet kantarının ayarını bir an önce düzeltin, yoksa yarın çok geç olacak. Yarın hukuk kuralları çerçevesinde, mutlaka, yaptığınız adaletsizliklerin hesabını vereceksiniz, bunu aklınızdan çıkarmayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Bahşi.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Sayın Adalet Bakanı eleştirilerimiz üzerine “Hiç mi iyi bir şey yapmıyoruz?” demişti. Elbette iyi bir şeyler de yapıyorsunuz; ülkenin en küçük ilçelerine kadar çok güzel saraylar, adalet sarayları yapıyorsunuz adına da “adliye sarayı” diyorsunuz. Ancak, yaptığınız o sarayların içine adalet yerleştirmeyi unutuyorsunuz. Keşke saray yapacağınıza daha küçük adliye binaları yapsaydınız da içine adalet koyabilseydiniz.

Yüce Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 60’ıncı maddesinde geçen “yer alan” ibaresinin “bulunan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Tulay Hatımoğulları Oruç                  Kemal Peköz                      Mahmut Celadet Gaydalı

              Adana                                       Adana                                        Bitlis

         Kemal Bülbül                            Erdal Aydemir                  Serpil Kemalbay Pekgözegü

             Antalya                                     Bingöl                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın)- Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Bingöl Milletvekili Sayın Erdal Aydemir.

Buyurun Sayın Aydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Sayın Başkan, seçilmiş olduğunuz yeni görevinizden dolayı sizleri kutluyorum, umarım başarılı bir süreç geçirirsiniz.

Sayın Genel Kurul, yaklaşık iki üç aydan beridir yine Genel Kurulumuzun gündeminde ağırlıklı olarak yargı konuşulmakta, yine bugün de yargı gündemimizin 1’inci maddesinde, yine yargıyla ilgili çeşitli fikirler beyan ediliyor.

Arkadaşlar, bu ülke yargı tarihinde -Osmanlı İmparatorluğu da dâhil- bu dönemki kadar düşürüldüğü, ayaklar altına alınıp çiğnendiği bir dönem yaşanmamıştır. Bakın arkadaşlar, mevcut iktidarı oluşturan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından, yargının teminatı, olmazsa olmazı olan savcı ve hâkimlerin görevlerini ifa ederken sahip oldukları anayasal hak olan teminatı yerle bir edercesine hâkimler korkutulmuş, savcılar korkutulmuş. Korkmuş ve korkutulmuş olan yargıdan da adalet dağıtmasını beklemek ne kadar mümkündür, sizlerin takdirlerine sunuyorum.

Arkadaşlar, özellikle AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin politik, siyasal gündemine göre kendisinin siyasal ve politik yönlerden baş edemediği siyasi rakiplerini -bu düşmanlığını âdeta kan davasına çevirmiş, siyasal bir kan davası güder hâle getirmiş- ve kendisine rakip görmüş olduğu politikacıları, siyasetçileri, korkutup etki altına almış olduğu yargıyı, savcıları ve yargıçları kullanarak, bu intikam hissiyle, yargı eliyle, maalesef ki elimine edip cezaevine göndermiştir.

Sanırım 3 dönem AKP’de milletvekilliği yapmış olan bir anayasa profesörü, yine, Anayasa Komisyonunun veya Adalet Komisyonunun Başkanlığında da bulunan bu kişi, uluslararası bir uyuşturucu madde baronuyla ilgili dosyada yargıcı ve ilgili mahkemeyi arayarak korkutmuş; korkutulmuş bir mahkeme heyetinden, söz konusu uyuşturucu baronunun tahliye edilmesiyle ilgili talepte bulunmuş ve baskılamıştır. İşte, AKP’nin ortaya çıkarmış olduğu yargının en güzel göstergelerinden bir tanesi de budur.

Arkadaşlar, daha geçen dönem Grup Başkan Vekilliğimizi yapmış olan Sayın Doktor İdris Baluken. Önce mahkeme kendisini tahliye etmiş, daha sonra da, on yedi gün sonra, aynı mahkemece, yine, AKP’nin korkuttuğu savcı ve yargıçlar tarafından, Sevgili İdris Baluken, alelacele, arkadaşlar, anayasal güvence altına alınmış olan ve bu kürsüden yapmış olduğu konuşmalar dosyasına delil gösterilerek tutuklanmış ve hâlen cezaevinde tutulmaktadır. Bu nedir? Bu, AKP Genel Başkanının intikam almasıdır.

Bununla da yetinilmemiş arkadaşlar. Sıra kime geldi? Bir dönem önceki Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş. Defalarca ama defalarca mahkeme tarafından tahliye edilmesine rağmen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin derhâl tahliye edilmesiyle ilgili karar vermesine rağmen, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, âdeta siyasi kan davasına çevirmiş olduğu hukuka dayalı olarak “Karşı hamleyi yapar, verilen bu kararı boşa çıkartırız.” demişti ve bu karar doğrultusunda, yine yargı tarihinde eşi benzeri görülmeyen bir hükümle, korkutulan, etki altına alınan, tehdit edilen yargıçlar tarafından verilen karar neticesinde Selahattin Demirtaş şu anda tutuklu.

Arkadaşlar, bununla da yetinmiyor Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı. Ne yapıyor? Türkiye’nin dünya çapında yetiştirdiği romancılarından, yazarlarından, gazetecilerinden biri olan Ahmet Altan, arkadaşlar, sorgulama sürecinden sonra sulh ceza yargıcı tarafından serbest bırakıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım Sayın Aydemir.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) - Daha adliyenin önündeyken yapmış olduğu Recep Tayyip Erdoğan’a biat etmeyen konuşmalarından dolayı, verilen talimatla, daha yirmi dört saat geçmeden, yargıç tarafından hakkında tutuklama kararı verildi. Ve yine dosya yargılaması bakımından Ahmet Altan’la ikiz durumda olan başka bir gazeteci Yargıtay tarafından verilen karar neticesinde tahliye edilirken, şu anda dışarıda olurken AKP Genel Başkanına biat etmeyen Ahmet Altan maalesef ki yine yargıya verilen talimatlar doğrultusunda cezaevinde tutulmakta.

Arkadaşlar, bununla da bitmiyor; kin, nefret, öfke, biat etmeyenleri hizaya getirme, istikamet verme iş dünyasından da nasibini alıyor. Kim bu? Osman Kavala. Hayatı boyunca, yaşamı boyunca insan hak ve özgürlükleri için mücadele vermiş bir kişi önce AKP iktidarı ve onun Genel Başkanı tarafından darbeye teşebbüs suçundan dolayı yargılandı. Mahkeme kendisi hakkında beraat kararı verdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Tamamlıyorum, son sözlerim Sayın Başkan.

Mahkeme Osman Kavala’yla ilgili beraat kararı verdi. E, tabii ki -ilk tepki- mahkeme baktı ki bu yönde Recep Tayyip Erdoğan’ın değerlendirmesi olumsuz, hiç ilgi ve alakası olmayan bir iddiayla tekrar tutuklandı ve şu anda cezaevinde.

Arkadaşlar, bununla da bitmedi. Bakın, AKP Genel Başkanının hoşuna gitmeyen, o anki günlük siyasal düşünceleriyle örtüşmeyen kim olursa olsun hemen hakkında savcılar harekete geçiyor, yargıç tutuklama kararı veriyor, cezaevine atıyor. Son örneklerinden biri kim? CHP Adana Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı bir genç. Bu da neredeyse yargısız infaza tabi tutuldu, ABC terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklandı; on yedi gün sonra, yaşadığı tutuklama sürecinden sonra serbest bırakıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Arkadaşlar, yirmi yılda yarattığınız yargının röntgenini çektim; bilginize. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin oylamasından önce yoklama talebi vardır, yoklama talebini yerine getireceğiz.

Sayın Özel, Sayın İlgezdi, Sayın Sümer, Sayın Bülbül, Sayın Ağbaba, Sayın Köksal, Sayın Kaplan, Sayın Keven, Sayın Beko, Sayın Kadıgil, Sayın Özkan, Sayın Bayır, Sayın Yalım, Sayın Antmen, Sayın Serter, Sayın Tuncer, Sayın Ünsal, Sayın Kaya, Sayın Kılınç, Sayın Ünlü, Sayın Bankoğlu, Sayın Özdemir.

Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

60’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

56.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir’in görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 60’ıncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel kürsüde konuşmasını yapan konuşmacı Genel Başkanım Sayın Devlet Bahçeli’nin de adını vermek suretiyle “hâkimler korkutulmuş”, “yargı korkutulmuş” gibi birtakım ifadelerde bulunmuştur. Aslında cevap vermeyi gerekli görmüyorum ancak tutanaklara girmesi bakımından ifade etmek istiyorum. Bu ifadeler, bizim bakımımızdan son derece absürt, saçma ifadelerdir ve bunları reddediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi ve liderimiz Sayın Devlet Bahçeli tarafından daima yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı savunulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tarihimiz boyunca çeşitli operasyonlara maruz kalmamıza rağmen yargıya saygı daima yüksek tutulmuş, daima yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı savunulmuştur ve yargıya müdahaleler de karşı çıktığımız hususlardır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – 60’a göre 2 milletvekili arkadaşımızın söz talebi vardır, onları karşılayacağım.

Sayın Karahocagil…

57.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, 25 Temmuz Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yapacağı Amasya çevre yolunun hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Amasya, Ferhat’ın Şirin’ine kavuşmak için dağları deldiği şehir. Amasya, yedi bin beş yüz yıllık tarihe sahip, birçok uygarlığın hüküm sürdüğü, Osmanlı’nın şehzadeler şehri. Amasya, dört tarafı dağlarla çevrili; bu dağları aşmanın, geçmenin zor olduğu şehir. AK PARTİ bu zor geçitleri geçti ve hamdolsun çevre yolunu bitirdi. 25 Temmuz Cumartesi günü Cumhurbaşkanımızın sinevizyon gösterisine katılarak açacağı çevre yolumuzun ülkemize, Amasya’mıza, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Koç…

58.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un, Ağrı ili Diyadin ilçesinin ambulans ihtiyacının giderilmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem olan Ağrı’nın Diyadin ilçesinde nüfus on binlerce kişiden ibaret olmasına rağmen sadece 1 ambulans bulunmakta ve ne yazık ki Davut Adıgüzel adlı 20 yaşındaki bir vatandaşımız rahatsızlanmış, ambulans talebinde bulunmuş, fakat tek ambulans olması nedeniyle bu ihtiyacı karşılanamamış ve yaşamını yitirmiştir. Biz, yetkililere sesleniyoruz ve derhâl bu eksikliğin giderilmesini talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN – 61’inci madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Özkan Yalım                            Aysu Bankoğlu                          Süleyman Bülbül

               Uşak                                        Bartın                                       Aydın

      Sevda Erdan Kılıç                          Murat Bakan                               Metin İlhan

               İzmir                                        İzmir                                      Kırşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Aydın Milletvekili Sayın Süleyman Bülbül.

Buyurun Sayın Bülbül. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Başkan, yeni göreviniz hayırlı olsun.

Değerli arkadaşlar, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, hocaların hocası Sıddık Sami Onar’ın manevi evladı, Profesör Doktor İl Han Özay Hocamız bugün vefat etti; Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun.

İl Han Hocamızın bir özelliği vardı; İl Han Hoca, idare hukukunda -biz 1982’de öğrenciyken- idarenin işlemlerinde kamu yararını ve halkın taleplerini öncelemesi gerektiğini söylerdi ve idarenin işlemlerinde tarafsız ve eşitlikçi bir yaklaşımla çalışması gerektiğini söylerdi.

Oradan nereye geleceğim? 61’inci maddeye geleceğim, ara buluculuğa geleceğim arkadaşlar. Arabuluculuk Kanunu iki yıl önce getirilirken iradilik esasının, gönüllülük esasının var olduğu söylendi ama ondan sonra iş hukukunda, daha sonra ticaret hukukunda ve bugün de 61’inci maddeyle birlikte tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı olarak zorunlu ara buluculuk getirildi.

Ara buluculuğun bir anlaşma, kişilerin kendi çözümlerini ortaya koyma anlayışı olduğunu hepimiz biliyoruz. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde “Herkes mahkemelere erişim ve hak arama hürriyetini kullanma hakkına sahiptir.” diye açık ve net bir özgürlük getiriyor. Yani vatandaş adalete erişecek, vatandaş yargıya erişecek; vatandaş, alternatif çözüm yolu olan ara buluculuk gibi yollarla, uzlaşmacılık gibi yan yollarla zorunluluk hâlinde bulundurulmayacak; devletin görevi bu olacak. Devletin görevi ne olacak? Anayasa’nın 172’nci maddesinde olduğu gibi tüketicilerin haklarını koruyacak; tüketici gibi, iş hukukunda işçiler gibi dezavantajlı grupların yani güçsüzlerin yanında yer alacak. Ne oldu? İş hukukunda zorunlu ara buluculuk getirildi, dava şartı olarak getirildi. Ne oldu? İşçiler artık hak kayıpları yaşamaya başladı. “Ara buluculuk şirketleri” adı altında işveren lehine hareket eden birçok yapı oluştu.

Bakınız arkadaşlar, yargıda, yargılama sürecini azaltalım derken, kısaltalım derken adil yargılanma hakkı ihlalini yapmayacaksınız, hak ihlallerini yapmayacaksınız. Yargılama uzun olabilir ama hak ihlali olmamalı. Avrupa’da ara buluculuk iradi. Avrupa’da iş hukukunda ara buluculuk iradi, zorunlu ara buluculuk yok. Yani nereden nereye geliyorum? Bir de -Anayasa’nın 10’uncu maddesi- kanun önünde herkes eşit olacak, hiçbir zümreye, sınıfa öncelik tanımayacaksınız, eşitsiz durum koymayacaksınız.

Bakın arkadaşlar, iş hukukunda zorunlu ara buluculuk geldiği zaman Sayın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ne dedi? TOBB’un 74’üncü Genel Kurulunda söylüyor arkadaşlar, bakın. “Özellikle iş mahkemelerindeki davalarda işveren yüzde 99 haksız çıkıyordu, bunu değiştirmek üzere zorunlu ara buluculuk sisteminin uygulamaya alınmasını sağladık.” dedi. Uygulamaya alınmasını sağlamış! Nasıl sağladı? Nereden sağladı? İşte, sarayın kurullarından sağladı, sarayın politika kurullarından sağladı.

Arkadaşlar, yapmayın, etmeyin. Siz dezavantajlı gruplara, işçilere, tüketicilerin haklarına sahip çıkmazsanız, bu holdinglere, bankalara sahip çıkarsanız vatandaşın haklarını korumazsınız. Biz halkın taleplerini karşılayan yasalar yapmazsak neyi yapacağız? Böyle şey olmaz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de yargı siyasallaştı. Yani tüketici dernekleri diyor ki: “Kardeşim, biz TÖF olarak, Federasyon olarak bu zorunlu ara buluculuğa karşıyız.” Açıkça açıklamalarda bulunuyorlar, neden karşı olduklarını ortaya koyuyorlar. Komisyona çağırdık, Komisyona pandemi tedbirleri gereği TÖF (Tüketici Örgütleri Federasyonu) temsilcileri gelemedi. Neden gelemedi? Haklarını anlatamadılar, neden karşı olduklarını anlatamadılar. Yani vatandaşın Anayasa’nın 36’ncı maddesinden kaynaklanan hak arama özgürlüğünü niye engelliyorsunuz? Niye vatandaşın mahkemeye erişim özgürlüğünü engelliyorsunuz? Neden bu dezavantajlı olan grupların önüne engel koyuyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, ne yazık ki Türkiye’de hukuk devleti yok, yargı siyasallaştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Bunun iki örneğini söyleyeceğim.

Birinci örnek: Antep’te Şehitkamil Belediyesinde Cumhuriyet Halk Partili Belediye Meclisi Üyesi Avukat Adnan Erol mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklandı. Sorguda sorulan soruyu ben size söyleyeceğim: “Gözaltına alınan şahısların yakınları neden ilk sizi aramaktadır?” Arkadaşlar, bir ceza avukatını aradıklarından dolayı ceza avukatı terörle ilişkilendiriliyor ve tutuklama kararı veriliyor. Ya avukatlar mesleki görevlerini yapamıyorlarsa ne yapacaklar?

İkinci örnek: Cumhurbaşkanına hakaret davaları. Arkadaşlar, Cumhurbaşkanına hakaret davalarının bir rakamını söyleyeceğim size yani unutamayacaksınız.

Bakın arkadaşlar, bir avukat arkadaşa, vermiş olduğu temyiz dilekçesinde Cumhurbaşkanına hakarette bulunduğundan dolayı bir yıl ceza verildi, ertelenmedi de. Ne olacak, bu korku imparatorluğu ne olacak arkadaşlar? İnsanlar ifade özgürlüğünü nasıl kullanacak? Anayasal hak ve özgürlükleri nasıl kullanacak? Avukatlar kendi haklarını koruyamıyorsa, çoklu baro adı altında baroları böldürüp savunma hakkına, vatandaşın hak arama hürriyetine engel olunuyorsa ne olacak?

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Hakaret etmek ayrı bir şey, hak aramak ayrı bir şey.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Bir sonraki konuşmamda anlatırım, rakamları bir sonraki konuşmamda anlatırım.

BAŞKAN – Sayın Zengin…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

59.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben teşekkür etmek istiyorum Süleyman Bülbül’e, bir hatırlatma yaptı bize. Ben doğrusu bugün işitmemişim maalesef; çok üzüldüm, İl Han Özay Hocamızın rahmetli olduğunu ilk defa duydum. Böyle bir şeyi burada telaffuz etmiş olmasından, onu rahmetle yâd etmeye fırsat vermesinden dolayı teşekkür ederim.

Tabii, İl Han Hoca bizim kendi dersimize gelmemekle beraber -çünkü çiftlerin hocasıydı- bence fevkalade ders anlatan, alanına çok vâkıf bir insandı. Kendi hocamız dışında, Lütfi Duran Hoca dışında, biz öğrencilerin çok büyük bir çoğunluğu onun derslerini hassaten takip ederdik. Öğrenciye çok hürmeti olan, alanına çok vâkıf, soruyu çok önemseyen, cevabı çok önemseyen bir hocamızdı. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, Allah gani gani rahmet eylesin ve böyle güzel hocaların da sayısını artırsın. Hakikaten üzüldüğümü ifade etmek isterim.

Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesinde geçen “veya” ibaresinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Tulay Hatımoğulları Oruç                  Kemal Peköz                      Mahmut Celadet Gaydalı

              Adana                                       Adana                                        Bitlis

         Kemal Bülbül                              Hüda Kaya                     Serpil Kemalbay Pekgözegü

             Antalya                                    İstanbul                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SABRİ ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, yeni görevinizi tebrik ediyorum, hayırlı çalışmalara vesile olsun inşallah.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

HÜDA KAYA (Devamla) – Sayın Genel Kurul, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, sadece dün ve bugün, iki günde Fatma Altınmakas, Hamdiye Şık ve Pınar Gültekin adında 3 kadınımız daha cinayete, kadın katliamına kurban gittiler.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Tecavüzü unutma.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Tecavüzü unutma.

HÜDA KAYA (Devamla) – Pınar Gültekin’le ilgili yapılan protestolarda…

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Ya sen tecavüze uğrayan kadını ikna etmeye çalışıyorsun da şimdi kadının adını nasıl ağzına alıyorsun utanmadan? Siz, zarar gören, tecavüze uğrayan kadını hatırlıyor musunuz?

HÜDA KAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, saygısız davranmayın.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Saygısız davranmıyoruz.

HÜDA KAYA (Devamla) – Burada konuşma yapacağız.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Haddini bil! Haddini bil!

HÜDA KAYA (Devamla) – Herkesi edebe davet ediyorum, herkesi edebe davet ediyorum.

BAŞKAN – Arkadaşlar…

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Tecavüzcüleri koruma!

BAŞKAN – Sayın Ök… Sayın Ök, lütfen…

HÜDA KAYA (Devamla) – Bakın, trol ordusundan farksız davranmayın, burası Genel Kurul. Burası Genel Kurul, trol ordusu gibi davranmayın. Maaş verdiklerinizle aranızda fark olsun, maaş verdiklerinizle aranızda fark olsun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Ne diyorsun yahu!

BAŞKAN – Sayın Ök, lütfen…

Sayın Kaya, müsaade eder misiniz…Genel Kurula hitap edin lütfen.

HÜDA KAYA (Devamla) – Dakikalarımı yeniden rica ediyorum.

BAŞKAN – Siz devam edin lütfen.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İkna olmadık! İkna olmadık!

HÜDA KAYA (Devamla) – Aklıselim olan, vicdanı olan, ahlakı olan, sözün, hakikatin nereden geldiğini bilir ve anlar.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Hadi oradan! Hadi oradan!

HÜDA KAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, Hükûmet üyelerinden bazı Bakanlar ve yöneticiler Pınar Gültekin’in katledildiği ortaya çıktıktan sonra sosyal medyada üzüntülerini, taziyelerini bildirdiler; bu çok değerli.

BAHAR AYVAZOĞLU (Trabzon) – Ne söyleseniz boş!

HÜDA KAYA (Devamla) – Bütün kadın katliamları hepimizin ortak acısıdır, elbette taziyeler iletilmelidir fakat değerli arkadaşlar, aynı şekilde, sosyal medyada taziye açıklamak meşru da özgür de alanlarda Pınar Gültekin’in katledilmesine itiraz etmek yasak mı? Güvenlik güçleri nasıl oluyor da Pınar Gültekin’in katledilmesine itiraz eden kadınlara şiddet uygulayabiliyor?

Bakın arkadaşlar, zaten sosyal medyada… “Özgür mü?” diyoruz ama sosyal medyaya bile tahammülünüz yok, sosyal medyanın da canına okumaya niyetiniz var. Sosyal medyayı da konuşulamaz, özgürlük ifadeleri… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Önce, tecavüzcülere ne diyorsun, onu söyle.

HÜDA KAYA (Devamla) – Arkadaşlar, siz burada dinlemek zorundasınız.

BAŞKAN – Sayın Kaya, müsaade eder misiniz.

Arkadaşlar, bir kadın milletvekili arkadaşımız kürsüde konuşuyor.

HÜDA KAYA (Devamla) – Burada provokatörlük yapmayın. Burada trollük yapmayın. Görevinizi…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Ne konuştuğunuzu bilmiyorsunuz ya! Ne söylediğinizi bilmiyorsunuz!

HÜDA KAYA (Devamla) – Halk sizi buraya hizmet edin diye seçti, provokatörlük edin diye göndermedi buraya.

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen Genel Kurula seslenin.

HÜDA KAYA (Devamla) – Trollerinizle aranızda bir parça seviye olsun, seviye. Eğer dinlemeye… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Neyini dinleyeceğim senin!

HÜDA KAYA (Devamla) – Bakın, madem öyle, siz başka konulardan…

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Dağdaki tecavüzleri niye konuşmuyorsun ya!

HÜDA KAYA (Devamla) – Başkan, susturun, susturun.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Tecavüzcüleri savunma!

BAŞKAN – Müsaade eder misiniz Sayın Kaya.

Sayın Ök, bir kadın arkadaşınız, kadın milletvekili arkadaşımız kürsüde konuşuyor.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Tecavüzcüleri savunmasın.

BAŞKAN – Lütfen, çok rica ediyorum, hatibi dinleyelim. Eğer söz talebiniz varsa ben bu talebinizi karşılayacağım.

Buyurun Sayın Kaya.

HÜDA KAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, sizin derdiniz eğer gerçekten “Gerçekler ne?” diye merak etmekse bunu merak eden bire bir ya sorar ya da burada edebiyle sorar, der ki: “Bu konu hakkında…” (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Edebi senden öğrenmeyeceğiz!

MÜCAHİT DURMUOĞLU (Osmaniye) – Edep dersi mi vereceksin sen bize!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İkna olmadım.

HÜDA KAYA (Devamla) – Dakikalarımı yeniden istiyorum.

BAŞKAN – Dakikaları veririz efendim. Sayın Kaya, Genel Kurula hitap edin lütfen.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Burada AKP’li kadınların Hüda Vekilimize organize bir şekilde salona girip… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Otur yerine, otur!

HÜDA KAYA (Devamla) – Saldırarak değil arkadaşlar, saldırarak değil. Bakın, bir kez…

BAŞKAN – Sayın Kaya, Genel Kurula hitap edin lütfen.

HÜDA KAYA (Devamla) – Arkadaşlar, Başkanım; ben hakkımı kullanmadan gitmeyeceğim.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Siz de oturacaksınız yerinize, sadece biz oturmayacağız. Edebi de sizden öğrenecek değiliz!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Hayır, biz zaten size bir şey demiyoruz.

BAŞKAN – Siz konuşun, Genel Kurula hitap edin; ben o sürenizi vereceğim.

HÜDA KAYA (Devamla) – Hayır, bakın, hakkımı hakkıyla kullanmadan gitmeyeceğim. Dinlesinler, dinlemeyi öğrensinler.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Kürsüde bir kadın konuşuyor, dinleyeceksiniz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Buyurun, siz konuşun Sayın Kaya.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İkna olmadık!

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – HDP üzerindeki bu sistematik baskınızı geri çekmeyi öğreneceksiniz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz.

HÜDA KAYA (Devamla) – Arkadaşlar, ben Sayın Grup Başkan Vekili Özlem Hanım’a da sizlere de söylüyorum: Bakın, burada, eğer merak ettiğiniz şey buysa bunu sorarsınız, ben de burada…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaya.

HÜDA KAYA (Devamla) – Ama inanırsınız, ama inanmazsınız.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Öğrendik, öğrendik, ikna olmadık.

HÜDA KAYA (Devamla) – Bir şey söylemedim ki ikna olasınız.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Okuduk, okuduk.

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen Genel Kurula hitap edin.

HÜDA KAYA (Devamla) – Bir şey söylemedim ki. Dinlemeyi bilmiyorsunuz ki.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Öğrendik, öğrendik.

HÜDA KAYA (Devamla) – Anlamayı da bilmiyorsunuz, dinlemeyi de bilmiyorsunuz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Mağdurdan öğrendik, ikna olmadık.

HÜDA KAYA (Devamla) – Anlamak var ya, sizin yanınızdan hiç geçmemiş. Anlamak için dinlemeyi bilmek gerekir.

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen cevap vermeyin ve Genel Kurula hitap edin.

HÜDA KAYA (Devamla) – Sayın Başkan, grubunuz müsaade ederse…

Bakın, eğer mesele buysa ben burada sabaha kadar duracağım, bu mesele anlaşılıncaya kadar da burada duracağım, tamam mı; gitmeyeceğim buradan. Buradan gitmiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Onun için müsaade edin, iki dakika anlatayım, geçeyim yerime.

BAŞKAN – Evet, arkadaşlar, lütfen…

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Neyi anlatacaksın?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Tecavüzü nasıl anlatacaksın?

HÜDA KAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, zerre kadar, insani, vicdani veya dinî, bir zerre sorumluluk hisseden… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Allah aşkına, insani, vicdani diyorsunuz ya!

HÜDA KAYA (Devamla) – Ya, dinlemiyorsunuz ki… Merak ediyorsunuz ama dinlemiyorsunuz arkadaşlar.

BAŞKAN – Sayın Kaya, sizi dinleyenlere hitap edin lütfen.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Öğrendik, öğrendik, mağdureden öğrendik.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Tecavüz mağduru kadını susturmaya çalıştınız mı çalışmadınız mı, onu anlat.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Bugün konuşmasın bu, bugün konuşmasın!

HÜDA KAYA (Devamla) – Ben bu 83 milyon insana, onların adına, sizin için acıyorum arkadaşlar, acıyorum. Vallahi acıyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Sen kendine acı!

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Kendine acı sen!

BAŞKAN – Sayın Kaya…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, hatibi temiz bir dil kullanma konusunda uyarır mısınız.

BAŞKAN – Lütfen Genel Kurula hitap eder misiniz Sayın Kaya.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Temiz bir dil kullanma konusunda hatibi uyarır mısınız lütfen. Biz acıma falan istemiyoruz. Herkes kendine baksın!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Acıman ne demek ya! Siz acınacak hâldesiniz ya!

HÜDA KAYA (Devamla) – Yani susarsanız konuşacağım, susmazsanız böyle bekleyeceğim arkadaşlar. Susarsanız konuşacağım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, öyle bir hakka da sahip değil Sayın Başkanım, öyle bir hakka sahip değil.

BAŞKAN – Sayın Kaya, ben size ilave süre verdim. Lütfen Genel Kurula hitap edin.

HÜDA KAYA (Devamla) – Sussunlar, konuşamıyorum ki…

BAŞKAN – Lütfen Genel Kurula hitap edin ve konuşmanızı tamamlayın lütfen.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Sen kimsin de susturmaya çalışıyorsun bizi!

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sen kimsin! Sen kimsin! Haddini bil, seviyeli ol!

HÜDA KAYA (Devamla) – Çok komiksiniz, hepiniz çok komiksiniz(!) Her biriniz trol gibi davranıyorsunuz. Ne kadar komiksiniz(!) (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen Genel Kurula hitap edin ve konuşmanızı tamamlayın.

HÜDA KAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, evet, ben anlayana… Anlamak isteyen zaten anlar, anlamak istemeyene de kimse… Ayet inse, buraya ayet inse, gözlerinin önüne, Cebrail buraya inse de inanmazlar zaten. Aklıselimle düşünenler… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Sen bunları Kandil’e anlat, Kandil’e!

HÜDA KAYA (Devamla) – Ya, siz nasıl insanlarsınız! Siz nasıl insanlarsınız, hayret bir şey ya!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Diyarbakır’daki annelere anlatın.

HÜDA KAYA (Devamla) – Vallahi çok şaşılacak hâldesiniz, Allah selamet versin hepinize. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Buraya Cebrail inse bile inanmayan inanmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İkna olmadık.

HÜDA KAYA (Devamla) – Onun için ben de sözümü anlamak isteyene söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaya, selamlayın lütfen. Çünkü ben, bakın, ilave sürelerinizi verdim.

HÜDA KAYA (Devamla) – Hiç konuşamadım ki.

BAŞKAN – Fazlasını verdim ama ben sizi Genel Kurula hitap edin diye de uyardım birkaç kez.

HÜDA KAYA (Devamla) – Evet, çünkü sözümü kesiyorlar Başkanım.

BAŞKAN – Lütfen, çok rica ediyorum, selamlayın bitirin; bitirelim konuşmayı.

HÜDA KAYA (Devamla) – Siz, lütfen açın, ben konuşayım.

BAŞKAN – Buyurun.

HÜDA KAYA (Devamla) – Evet, anlamak isteyene sözüm ve bizi dinleyenlere.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Seni ancak dağdakiler dinlesin.

BAŞKAN – Lütfen dinleyelim arkadaşlar, dinleyelim.

HÜDA KAYA (Devamla) – Benim, Kadın Meclisi üyesi olarak Tuma Çelik adlı kişinin yaptığı halttan -çok affınıza sığınarak söylüyorum- pandemi döneminde haberim oldu ve haberim olduğu andan itibaren de -bütün arkadaşlarımız burada şahittirler, Kadın Meclisi özellikle şahittir- en sert tepkiyi ben vermişimdir ve bu kişiye derhâl en ağır yaptırım uygulanmalıdır demişimdir.(AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu kişinin mağdur ettiği kadının adını, ben inanın -inanan inanır- daha dün avukatının açıklamasını basında okurken isminin D.K. olduğunu basından öğrendim.

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – İsmini sormadın demek ki.

HÜDA KAYA (Devamla) – Bu kadının ne nerede yaşadığını bilirim ne ismini bilirim ne kim olduğunu bilirim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu gerçek bir iftiradır, maaşlarını ödediğiniz trollerin hedef göstermesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen…

HÜDA KAYA (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Son kez meramınızı anlatmanız için açıyorum, son kez Sayın Kaya.

HÜDA KAYA (Devamla) – Evet, anlayan anlar, anlamayan anlamaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, herkesin savunma hakkı vardır. Dinlerseniz konuşmasını bitirecek.

HÜDA KAYA (Devamla) – Bu kadını, ne dolaylı ne dolaysız, hiçbir şekilde ne tanırım ne de ilişki kurmuşumdur, hiçbir şekilde alakam yoktur ama benim sözlerimi, benim bulunduğum yerden iktidara yaptığım eleştirileri, her konuda sözüme söz olarak cevap veremeyen zihniyet bana iftiralarla sesimi kesmeye çalışamaz. Beni, böyle iğrenç, insanlık dışı, bu kadar ağır iftiralarla susturacağını hiç düşünmesin. Benim sözüme karşılık bir sözünüz varsa ortaya bunları koyun; doğruya doğru, eğriye eğri diyelim, beni ikna edersiniz ama benim sözüme sözle karşılık veremeyip de iftiralarla beni yıldırmaya çalışacağınızı zannediyorsanız, troller gibi havanızı alırsınız arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – İkna olmadık! İkna olmadık!

BAŞKAN – Sayın Kaya, teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. (AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Yazıklar olsun!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Size yazıklar olsun!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, bir söz talebim var.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Biraz kadın olmaya layık olun! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen aynaya bak!

BAŞKAN – Sayın Kaya, lütfen yerinize geçer misiniz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sana yazıklar olsun!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yani sözden bile anlamıyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın Kaya…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen aynaya bak!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ne bağırıyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın Zengin, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Medeniyet nedir, size öğretmemiz mi gerekiyor? Biraz daha bağırın!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ya, siz ne kadar seviyorsunuz iftirayı, ne kadar seviyorsunuz ya!

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Çık ortaya! Çık şu kürsüye, konuş! Yeter ya!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, Genel Kurulun insicamını sağlar mısınız rica edeceğim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Yani tam bir iftira partisisiniz ya!

BAŞKAN – Arkadaşlar, Grup Başkan Vekilinize söz verdim, lütfen oturur musunuz. (AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Neyi sahipleniyorsunuz? İftirayı mı sahipleniyorsunuz! Sesimi yükseltmiyorum, derdiniz nedir sizin? Trollerinizin iftirasına niye sahip çıkıyorsunuz?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, hatip konuşmasını tamamladıysa ben devam etmek istiyorum.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Başörtüsü olduğu için onunla özel olarak uğraşıyorsunuz, bunun farkındayız kamuoyuna da açıklayacağız.

BAŞKAN – Buyurun Zengin, siz Genel Kurula…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bunun hesabını vereceksiniz, bu dünyada da hukuken de ahirette de hesabını vereceksiniz.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Tam bir iftiracısınız!

BAŞKAN – Sayın Kaya…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bir ahlaksızlığa bu kadar sahip çıkılır mı ya!

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Başörtüsü olduğu için, yapıyorsunuz bunu!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç ilgisi yok!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Nasıl milletvekilisiniz siz ya!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Siz dinleseydiniz, biz de dinlerdik.

BAŞKAN – Arkadaşlar… Arkadaşlar…

Sayın Zengin, buyurun.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Farkındayız nasıl örgütlü davrandığınızın, bunun nedeninin, trollerinizle örgütlediklerinizin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan… (HDP sıralarından gürültüler)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Başkanım konuşuyor, sus!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hakkı Bey, siz mi yapacaksınız?

Sayın Başkan, böyle mi devam edecek?

BAŞKAN – Birkaç dakika daha bekleyelim Sayın Zengin. (AK PARTİ ve HDP sıralarından karşılıklı laf atmalar)

Buyurun Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan… Yani bilemiyorum, grupta…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – El sallama oradan, otur!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ne kadar severlermiş iftirayı!

BAŞKAN – Lütfen, siz Genel Kurula hitap edin Sayın Zengin.

Buyurun. (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Tam iftiracısınız, tam iftiracısınız! Bunun hesabını vereceksiniz! Bütün bunların hesabını vereceksiniz!

BAŞKAN – Arkadaşlar… Arkadaşlar Gurup Başkan Vekiliniz söz aldı. Lütfen, cevap vermeyin. Lütfen, cevap vermeyin. (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Evrakta sahteciliği de anlatın!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Hayatınız iftira ya! Hayatınız yalan ya!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan… Sayın Başkan… Lütfen, rica ediyorum…

BAŞKAN – Sayın Kaya, bakın, sizin konuşmanıza izin verilmedi, doğru bulmadım. Siz de lütfen, Sayın Grup Başkan Vekilinin konuşmasına müsaade edin. Lütfen... (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – İftira ve istismarcılık sizde! Aradaki fark bu. Açık açık konuşalım.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Dersiniz ki kadın hakkına çok saygılısınız…

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – Sus, Grup Başkan Vekilimiz konuşuyor, sus!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın başkanım, bu ne kadar devam edecek? Böyle bir şey yok! Olmaz yani böyle bir şey! (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Oturuma beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.34

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Bu arada Özlem Hanıma bir söz vereceğim.

Buyurun Sayın Zengin.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

60.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum.

Şimdi, kendi grubumdan da bir sessizlik rica ediyorum.

Şöyle bir şey ifade etmek istiyorum: Uzunca bir süredir, Genel Kurulda, özellikle HDP Grubu ve HDP Grubunun kadın milletvekillerinin kürsüye geldikleri zaman yaptıkları konuşmalarda, aleni olarak bizlere, AK PARTİ’ye ve özellikle AK PARTİ’nin kadın milletvekillerine çok sert, çok şedit ithamları oluyor. Bu ithamları daha evvel burada tartıştık ama bunlar tekerrür etti, defaatle. Bu tekerrürler içerisinde şunu görüyoruz, şöyle bir iddia var: Kelimelere bakarsak, sözcüklere bakarsak en iyi kadın hakları savunucusu HDP, öyle anlatıyorlar ve bizleri de olmayan şeyler üzerinden hakaretamiz ki konuşma da öyleydi, dalga geçen bir üslup içerisinde, çok ağır ithamlar… Hatta bugün de vardı, ben şahsen cevap vermemeyi tercih ettim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Mesela, ben bugün bu konuyu konuşmak istemiyordum, bu konuya gelmek istemiyordum fakat ısrarla siz gelmek istiyorsunuz bu konuya ve kürsüde, daha evvelki saatlerde bir hatibiniz yine dedi ki: “Pınar’ın katili sizsiniz!” Yine aynı şeyi bize söylüyor ve bizim konuşmacımız Emine Hanım buna hassaten bir cevap verdi. Şimdi bunu şuraya bağlayacağım; buradaki problem şudur: Eğer, siz bu kadar iddialıysanız kelimelerinizde, söylediklerinizde, o zaman kendi yaptıklarınıza dönüp bakacaksınız, yaptıklarınız ile kelimeleriniz uyumlu olacak.

Şimdi, Mensur Işık’ın hadisesine bakıyoruz. Kim? Sizin milletvekiliniz, şu an istifa etmiş de olsa olay vuku bulduğunda vekiliniz. Ne oluyor? Eşi bütün baskılara, muhtemelen parti içinden gelen baskılar nedeniyle ne yapıyor? Vazgeçiyor şikâyetinden. Neymiş? Buzdolabına kafasını çarpmış. Bugün ne yapıyoruz? Bugün ne görüyoruz? Bugün anlıyoruz ki kendisi koruma talep ediyor ve devamına geçiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Tuma Çelik. Yarın Karma Komisyonda görüşülecek. Dosyada olanları benden daha iyi sizler biliyorsunuzdur çünkü olay 2008’de meydana gelmiş ve bu olay meydana geldiğinde, mağdurun ifadelerinden anlıyoruz ki önce size ulaşmaya çalışmış, sizin kadın milletvekillerinize, HDP’nin kadın milletvekillerine ulaşmaya çalışmış. Peki, muhatap bulabilmiş mi? Hayır, bulamamış. Şimdi, bugün olay kamuoyuna döküldükten sonra diyorsunuz ki: “Efendim, biz onu yaptık, bunu yaptık. Yok efendim, gönderdik, ihraç ettik.” Asıl mesele: Ya biraz mahcubiyet duymanız lazım. Eğer, bize bu kürsülerden böyle saldırırsanız, bu kadar saldırırsanız ve siz saldırdığınız esnada bu olaylar zaten vuku bulmuşsa o zaman, bugün konuşma hakkınız olmaz, susarsınız bugün, biraz hicap edersiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu olaylar olurken duymuşsunuz, duyulmaması mümkün değil. Bakın, ben yıllarca avukatlık yaptım, yıllarca bu meselelerin peşinde uğraştım, kadın meselesinin en önemli takipçilerinden birisiyim. Kadın meselesi, bizim için önemli bir mesele. Daha evvelki konuşmamda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, tamamlayacağım.

Bir kadın ne zaman rücu eder, ne zaman korkar, ne zaman siner; biz bunları çok iyi biliyoruz. Bu kadıncağız bir avukat bulmakta bile zorlanmış kendi ilinde. Oralarda, hiç mi sizin gibi bir -anlatıyorsunuz- vicdanlı, böyle insanları koruyan, kadınları sarmalayan… Buralarda haykıranlardan biriniz avukatlık yapamadı mı bu kadına, yapamadınız mı? (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, biraz tuhaf olacak ama bir defa şunu söyleyeyim; hayat bana şunu öğretti, hayat ve avukatlık: Her ne kadar farklı gibi görünsek bile, hayatta yaşadığımız problemler ortak, bütün siyasi partilerin içerisinde bu olaylar olabilir, olabilir. Bize düşen şey, bunlar karşısında -ben size işte bunu söylüyorum- ortak bir tavır takınmaktır. Ama siz, her gün bu kürsülere çıkıp, her gün…

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Sağınıza bakın, sağınıza!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, siz oraya bakın!

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Siz arkanıza bakın, arkanıza!

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Nadira öldü, Nadira!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bizim içimizde böyle vukuat yok, böyle bir şey yok. Siz hepiniz biliyordunuz, hepiniz sessiz ama bunun parçalarısınız, bunu biliyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ha, şimdi gelelim; bu konuda suçlusunuz.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Suçlu olan sizsiniz!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O yüzden bence artık bu konuda ağzınızı açmayın, buraya geldiğinizde “kadın, şiddet” falan demeyin, artık bu konu bitmiştir. Siz bunun sessiz ortaklarısınız.

Şimdi, şunu söyleyeceğim: Başörtüsüyle ilgili bir şey söylediniz… Başörtüsüyle ilgili bir şey… (HDP sıralarından gürültüler)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Politikanızın üzerini böyle mi örteceksiniz? Bravo!

İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) – Dinleyin, dinleyin.

BAŞKAN – Arkadaşlar, müsaade eder misiniz Sayın Grup Başkan Vekiline.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sizin kendi milletvekiliniz, kendi milletvekiliniz… (HDP sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan söyler misiniz, lütfen…

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, dinleyelim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kendi milletvekiliniz bu kürsülerden bize haykırdı “Siz başörtülü, türbanlı soyguncularsınız.” diye. Sizin başörtüsüne zerre saygınız yok, zerre saygınız yok. (HDP sıralarından gürültüler)

Türkiye’de başörtülü kadınlar her siyasi partiye oy verirler, oy vermişlerdir, en tabii haklarıdır, her partiden de milletvekili olabilirler. Ben isterim ki CHP'nin de başörtülü milletvekili olsun, HDP'nin de olsun, MHP'nin de İYİ PARTİ’nin de AK PARTİ’nin de hepsinin başörtülü milletvekilleri olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Herkesin, başörtülü kadınların istediği partiden milletvekili adayı olma, seçilme ve aynı zamanda da oy verme hakkı vardır ama şu bir gerçektir: AK PARTİ iktidar oluncaya kadar, Hüda Kaya da dâhil olmak üzere, hiçbir başörtülü kadın bu Meclisten içeri girememiştir ancak AK PARTİ’yle beraber bu kürsüde konuşma hakkına sahip olmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Daha evvelki süreçleri de gayet iyi biliyoruz.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Hadi oradan!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Değerli arkadaşlarım, o yüzden sizi samimiyete davet ediyorum; samimiyete, mahcubiyete ve kendi içinizde gerçek bir öz denetime davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) - Biz de sizi Sayın Başkan.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Oluç, buyurun.

61.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, evet, geç bir saatte bu konuya geldik ama bu konuyu konuşmadan da geçemeyeceğiz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Geldi arkadaşlarınız.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Bir kadın cevap verseydi keşke.

SERAP YAŞAR (İstanbul) – Mahcup musunuz?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekili, önce şunu söyleyeyim size: Bağırarak ifade ettiniz bunları ama ben sakin bir şekilde söyleyeyim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşlarınız bağırıyor, konuşmama müsaade etmiyorlar. Kusura bakmayın, biz de bağırırsak siz de öyle yaparsınız. Yanınızdaki hanımefendi hiç susmuyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Siz konuşurken ben bağırmadım ama.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç susmuyor yanınızdaki hanımefendi, mecburen bağırmak zorunda kalıyoruz.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Siz konuşurken ben bağırmadım, şimdi siz…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Siz değil, yanınızdaki hanımefendi hiç susmuyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – E, sizin arkadaşlarınız da bağırıyor.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yanınızdaki hanımefendi hiç susmuyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sizin arkadaşlarınız Hüda Kaya’yı şu kürsüde konuşturmadı, konuşturmadı.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bak, işte, halen böyle oluyor.

BAŞKAN – Sayın Zengin…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ya, olur mu öyle şey!

BAŞKAN – Sayın Oluç, lütfen…

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Bak, bağırıyorsun, sen de bağırmaya başladın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Siz konuşurken ben dinledim, ağzımı açmadım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hâlen böyle oluyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben konuşmaya başladım, siz bağırıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Oluç…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hâlen böyle oluyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yani Grup Başkan Vekilleri olarak birbirimize böyle mi bağırarak konuşacağız?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşınız bağırıyor.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ya, ben sizden bahsediyorum, yanınızdakilerden değil; ben konuşuyorum, siz bağırıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Oluç…

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Bağıran sensin ya!

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Siz ne yapıyorsunuz şu anda? Siz bağırmayın o zaman.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben değil, arkadaşınız bağırıyor.

BAŞKAN – Sayın Zengin…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – “Ben sakinim.” diyorsunuz, arkadaşınız sussa bağırmak zorunda kalmam ben size.

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Siz niye bağırıyorsunuz?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – E, Hüda Kaya konuşurken ne oldu?

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Sen bağırma o zaman!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hâlen konuşuyor, hâlen konuşuyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç, sizi dinliyoruz, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Onlar susarsa grubumuz da susar.

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben grubunuza demedim ki size söyledim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Onlar susarsa…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben size söyledim Sayın Grup Başkan Vekili, size söyledim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşınız beni konuşturmuyor, mecburen bağırmak zorunda kalıyoruz; susarsa susarız.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bana niye bağırıyorsunuz ya? Bana niye bağırıyorsunuz?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben arkadaşınıza söylüyorum.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Ya, sen bağırıyorsun! Niye bağırıyorsun?

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Sen de bağırıyorsun, az önce sen bağırdın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben size bağırdım mı? Hayır.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben arkadaşınıza söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın Zengin… Sayın Oluç…

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sen ne bağırıyorsun ya?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ya, sen sus, ben onunla konuşuyorum!

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sen sus!

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Sen sus!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ne diyorsun ya, ne diyorsun!

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sen ne diyorsun!

BAŞKAN – Sayın Zengin… Sayın Oluç… Lütfen…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben Grup Başkan Vekilinle konuşuyorum, sen niye araya giriyorsun?

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Ya, sen ne diyorsun!

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Ben de milletvekiliyim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben Grup Başkan Vekilinle konuşuyorum, sen ne karışıyorsun, sen görevli misin orada?

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Otur yerine, otur!

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Ben de milletvekiliyim.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Otur yerine!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Konuşma!

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sen konuşma!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ne diyorsun!

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Şimdi niye bağırıyorsun?

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Elini öyle şey yapma, sen konuşma!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu nasıl bir terbiyesizlik ya!

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Ne terbiyesizliği, ne terbiyesizliği?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben Grup Başkan Vekiliyle konuşuyorum, sen onun adına mı cevap veriyorsun?

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Hayır, siz konuşturmadınız sabahtan beri, siz konuşturmadınız.

BAŞKAN – Birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.56

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 22.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Haydar AKAR

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 115’inci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN - 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon yerinde.

Şimdi, Sayın Oluç’un söz talebini karşılayacağım.

Buyurun Sayın Oluç.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

61.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması (Devam)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, keşke, Adalet ve Kalkınma Partisi sıraları dolu olsaydı da anlatacağımı dinleselerdi sakin bir şekilde, iyi olurdu.

Önce şunu belirteyim: Sayın Grup Başkan Vekili ağır bir ithamda bulundu ama bu meseleyi suhuletle tartışmamız gerekiyor. Bakın, ben önce şunu söyleyeyim: Bu tartışmadan hiçbir şekilde kaçacak bir durumumuz yok; asla, kesinlikle böyle bir tutumumuz söz konusu değil. Şimdi neden bunu söylüyorum? Bakın, iki örnek verdiniz, ikisi için de konuşacağım.

Birincisi, üyelikten ihraç ettiğimiz Tuma Çelik’le ilgili. Şimdi bu konuda sondan başa doğru gitmek istiyorum, bütün detaylarını da burada tartışacak hâlimiz yok elbette fakat şunu söyleyeyim sondan derken şunu kastediyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

30 Haziranda Tuma Çelik hakkında bir fezleke geldi Meclise ve bu fezlekeyi biz gördük. 30 Haziran günü biz bu fezlekeyi görür görmez grup yönetimi olarak Tuma Çelik’i disipline sevk ettik ve HDP adına kendisinin bütün görevlerini, milletvekilliğini ve partimizdeki görevlerini dondurduğumuzu kendisine tebliğ ettik; disiplin kurulunun kararını beklemesi gerektiğini söyledik. Bunu kapattık bu şekilde. Şimdi niye geriye doğru gideceğim? Biz bu konuyu elbette ki fezleke geldiği zaman 30 Haziranda duymadık. Bu konuda Kadın Meclisi de açıklama yaptı, ben de açıklama yaptım. Bu konuyu biz 19 Ağustosta duyduk, 19 Ağustos 2019’u kastediyorum. 19 Ağustos 2019’da Mardin Büyükşehir Belediyesine kayyum atandığı zaman biz Mardin’e gitmiştik ve orada bu konuyu kendisinden duyduk –bizzat ben değil ama- il örgütümüze geldi bu kadın ve orada yaptığı çeşitli konuşmalar sonucunda kendisiyle Kadın Meclisimiz görüşme yaptı, bunu Kadın Meclisine anlattı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Çok uzatmayacağım efendim.

Kadın Meclisine 19 Ağustosta yaptığı konuşmada özellikle Kadın Meclisi defaaten sormuş olmasına rağmen, “Bir tecavüz, bir taciz var mı?” diye sormuş olmasına rağmen böyle bir beyanda bulunmadı Kadın Meclisine. Dolayısıyla bizim bir işlem yapmamız açısından… Taciz, tecavüz gibi şeyler son derece önemli bizim açımızdan, şiddet gibi konular. Dolayısıyla o tarihte herhangi bir işlem yapılmasını gerektirecek bir şey olmadı ama soruşturma başlattık; Kadın Meclisi, bu konunun ne olduğunu anlamak için soruşturma başlattı. Şimdi, bu fezleke, 30 Haziranda Meclise gelen fezleke için bu kadının yaptığı başvuru tarihi 25 Aralık 2019’dur. Yani Ağustos 2019 ile 25 Aralık 2019 arasında bir boşluk vardır. O zamana kadar bizim bu konuda, burada bir taciz, tecavüz olduğuna dair herhangi bir bilgi elimizde yoktur, kesinlikle yoktur; olduğu anda işlem başlattık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu konuda Kadın Meclisi son derece duyarlıdır, sadece Kadın Meclisi değil partimizin tamamı son derece duyarlıdır; tutumumuz çok açıktır. Biz bu konunun toplumsal bir sorun olduğunu biliyoruz; kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, her türlü suç işlenmesi meselesi toplumsal bir sorundur. Toplumsal bir sorun olduğu için buna toplumsal bir mücadele gerekiyor, siyasal bir mücadele gerekiyor, kültürel bir mücadele gerekiyor. Toplumsal bir sorun olduğu için kendi partimizde de bunun uzantılarını zaman zaman biz de görüyoruz. İlla tacizi, tecavüzü kastetmiyorum; erkek egemen tutum, partimize yönelik eş başkanlık konusundaki ayak direme tutumu; bunları Kadın Meclisi açıklamıştır ve bunun mücadelesini vereceğini söylemiştir ve vermektedir. Kadın iradesini, kadın insiyatifini kırmaya dönük erkek egemen tutum; bunların hepsi vardır, yaşanmaktadır. Biz açıkça söylüyoruz, buna karşı mücadele ediyoruz. Eminim diğer partilerin hepsinde de bu tür şeyler vardır. Şimdi, bu toplumsal bir sorun olduğu için -dediğim gibi- bizim de içimizde buna karşı mücadelemiz vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

İçimizde ne zaman bu tür tutumlarla karşı karşıya kalsak anında tavizsiz ve kararlı bir davranış gösteririz. Siz kızıyorsunuz ama bu tartışmayı kadınlar sizinle sürdürmelidir. Kadın Meclisimiz gerçekten bu konuda son derece katıdır, kararlıdır ve tavizkâr değildir, bu konuda tutumu nettir. Bunu yapan isterse milletvekili olsun isterse bir ilçe yöneticisi olsun, fark etmez; isterse eş genel başkan olsun, fark etmez; bu konuda tutum nettir, çok açıktır bizim açımızdan.

Şimdi, o yüzden biz rahat davranıyoruz bu konuda; “rahat” derken umursamamak demek değil, bu mesele karşımıza çıktığı anda bunun üstüne gitme konusunda rahat davranıyoruz ve yaptık da bunu. Tuma Çelik istifa etmesine rağmen ihraç ettik çünkü Tüzük’ümüzde madde vardır, denilir ki: “Disiplin soruşturması başladığı zaman sonuçlanmadan istifa gerçekleşirse sonuçlanana kadar istifa kabul edilmez.” Bizim Tüzük’ümüzde bir maddedir bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tamamlıyorum efendim.

Bu nedenle Tuma Çelik’in de istifasına rağmen disiplin işlemi sürdü, ihraç kararı verildi, bu da açıklandı; ben kendim açıkladım.

Şimdi gelelim ikinci konuya, Mensur Işık meselesine. Milletvekilimiz, olay duyulduğu andan itibaren disipline sevk edilmiştir -hiçbir gün sektirilmemiştir, ben kendim sevk ettim- Kadın Meclisi çok net tutum almıştır. Kadın Meclisi o konuda da Mensur Işık’ın eşinin ilk beyanını esas almıştır, değiştirdiği beyanını değil, “Şikâyetimi geri çekiyorum.” dediği beyanını değil, ilk beyanını esas almıştır. Çünkü Kadın Meclisi de biz de biliyoruz ki bir kadının ilk beyanını geri çekmesinin nedeni, üzerinde baskı kurulmasıdır. Bu baskının kurulduğunu hissettiğimiz için anında biz disipline verdik ve ilk beyanını esas aldık, hâlâ da bu konuda çok kararlıyız. Disiplin Kurulu soruşturmayı sürdürüyor, bugün yarın sonuçlanır, onun da sonuçlarını hep beraber görürsünüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Kusura bakmayın uzattım ama toparlayayım.

Son cümlem şu: Bu konu, toplumsal bir sorun; bütün partilerin, toplumun her hücresinin içinde hissedilen, yaşanan bir sorun. Bu soruna karşı bütün kadınların birlikte mücadele etmesi gerekir. Erkek egemenliği karşısında, kadına yönelik şiddet, kadına yönelik cinayet, kadına yönelik suç, taciz, tecavüz konusunda herkesin birlikte mücadele etmesi gerekir ve bütün kadınların da birlikte mücadele etmesi gerekir. Dolayısıyla bizim bu konuda tutumumuz açıktır ve nettir. O yüzden bu suçlayıcı tutumunuz ya da sanki bizim bu konuda, bu meseleleri önemsemiyormuşuz gibi bir dil kullanmanız asla bizim için belirleyici değildir; bu konuda tutumumuzdan ve kendimizden çok eminiz. Sizin yanınızda yer alan medyanın bunu bir kara propaganda vesilesi olarak kullanmış olmasının nedenlerini biliyoruz, bunu biliyoruz ama buna da çok kulak asmıyoruz çünkü kendi yaptıklarımızdan eminiz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Cevap istiyorlar illaki.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Eğer bu konuda bir hatamız olursa -onu da söyleyeyim, son cümle efendim, gerçekten son cümle- ya da olmuşsa -bugün Eş Genel Başkanımız grup toplantısında da söyledi- kendi içimizde soruşturma yapıp, bu hatanın nedenini ortaya çıkartıp varsa yapılması gereken bir öz eleştiriyi toplumun önünde yapmaktan da en ufak bir şekilde kaçınmayız; bunu da çok açık bir şekilde söyleyeyim. Bizim için çok yakıcı bir sorundur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, bir cümle ilave edebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zengin.

62.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şimdi, Sayın Başkan, ben Sayın Oluç’un son ifadelerinin özelikle önemli olduğunu düşünüyorum. İfadeler şudur: Şimdi, grubunda kadın milletvekilleri, kadın arkadaşları konuşurken bunun tam tersini beyan ediyorlar, oysa ki biz de aynen bunu söylüyoruz. Bakın, bu problem hayatın içinde her yaşam tarzında, her partide var olabilir. Eğer bir daha HDP’li kadın vekiller çıkıp bu kürsülerden bizi bu konularla ilgili itham ederlerse ben Sayın Oluç’un bu konuşmasının metnini şimdi alacağım ve kendi Grup Başkan Vekillerinin bu beyanını onlara ifade edeceğim, söyleyeceğim çünkü biz de onu söylüyoruz; bu çok önemli.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Hesap sormayalım mı?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ayrıca şimdi, basınla alakalı söylüyorlar. Ben çok sıkı takip ettim Mensur Işık’la alakalı; eşinin ifadesinden, şikâyetinden vazgeçmesiyle alakalı karşı yandaş medyada aman ne alkışlar, ne olayı normalleştirmeler… Şimdi, o yüzden, bu konu, bence şu Mecliste bir şeyi bir noktaya getirmeli yani bu kürsülerden bu ithamlarla ilgili, böyle tecavüzle ilgili savruk lafların kullanılmasıyla alakalı bir şeyi artık bitirmeli, bitirmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Karşı medya vardı.

BAŞKAN – Buyurun lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bu olan bitenden sonra demek ki siz, bu kürsülerden bize haykırırken kendi içinizde bunlar varmış; önemli olan bunun tespitidir, varmış; ne yaptığınız meselesi onun ayrıca tamamlayıcı başka bir unsurudur. O yüzden, buradan konuşulurken bir daha bu laflar söylenmeyecek.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Böyle bir şey mi var? Ne söyleyeceğimizi size mi soracağız?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Söylendiği takdirde Grup Başkan Vekiliniz Hakkı Bey’in söylediği, katıldığım o cümleleri aynen göstereceğim, diyeceğim ki: Sizin Grup Başkan Vekiliniz böyle söylüyordu.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Vallahi, biz hesabımızı görüyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Zaten Grup Başkan Vekilinizi de konuşturmuyorsunuz, görüyorum; üstüne abanıyorsunuz, konuşturmuyorsunuz.

Ben bu ifadeleri için de kendisine teşekkür ediyorum.

Çok sağ olunuz.

BAŞKAN – Sayın Oluç, bu konuyla ilgili son kez söz veriyorum.

Buyurun.

63.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Zengin, ben bu söylediklerimi burada da söyledim, her yerde de söylerim; sözlerimin de arkasında dururum, hiç merak etmeyin, asla geri adım atmam.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç şüphem yok.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Çünkü doğru olduğunu düşündüğüm için söylüyorum.

Şimdi, yalnız şöyle bir şeyi yapmanızı hoş bulmadığımı da ifade edeyim: “Bu kürsüden böyle bir daha konuşturmayız.” filan.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, öyle ama, her seferinde...

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, bir şey var. Bir şeyi anlatabilir miyim?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Yok, artık yok. Ben göstereceğim, sizinkileri göstereceğim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – İzin verin, bu konuyu anlatacağım.

Bizim hiçbir vekilimiz sizin çizdiğiniz çerçevede konuşmak zorunda değil, konuşmaz da; o ayrı.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yo, hayır, hayır, sizin çizdiğiniz çerçeveyi kastediyorum; bizim değil, sizin çizdiğiniz çerçeveye gelmelerini tavsiye ediyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bize hiç kimse çerçeve çizmez.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sizin çizdiğiniz çerçeve…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Fakat şunu hatırlatmak istiyorum: Sayın Zengin, bu, toplumsal bir sorun olduğu için…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Biz kendimiz yapıyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Var var, bayağı bir çerçeveniz var; biz biliyoruz o çerçevelerin kaynağını.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ama şimdi, bakın, yine konuşturmuyorsunuz…

BAŞKAN – Müsaade edin… Müsaade edin… Sayın Oluç sözlerini tamamlasın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, bu, toplumsal bir sorun olduğu için Sayın Zengin, bizim vekillerimiz konuşurken toplumda yaşanan bu sorunlara işaret ediyorlar.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, öyle değil, öyle değil; bizi fail ilan ediyorlar.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Bir dakika, bitireyim lafımı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bunu kabul etmiyorum, fail ilan ediyorlar.

BAŞKAN – Sayın Zengin, müsaade edin, Sayın Oluç konuşmasını bitirsin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Zengin, bakın, hep benim sözümü kesiyorsunuz.

BAŞKAN - Siz fikrinizi söylediniz; o açıdan, müsaade edin, o da fikrini söylesin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Özel bir durum, olabilir; bu, özel bir durum, olabilir.

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Bizi fail ilan ediyorlar, ondan sonra “çerçeve” diyorsunuz.

BAŞKAN - Bu konunun gerçekten toplumsal bir problem olduğunu hepimiz biliyoruz. Hiçbir siyasi partinin bu problemi tek başına çözmesi de mümkün değil, hep birlikte ancak çözebiliriz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Aynen katılıyorum.

BAŞKAN – Sayın Oluç, tamamlayın siz de lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Şunu kastediyorum Sayın Zengin, iki dakika dinleyecek olursanız…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben hep dinlerim, hiç kaçırmam.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben de sizi dinledim.

Şimdi, şöyle bir durum var: Toplumsal bir sorun ve bu, dile getiriliyor; bu, toplumda yaşanan, çeşitli alanlarda yaşanan sorunlar. Siz iktidar olduğunuz için -hani “Büyük başın derdi büyük olur.” gibi- toplumdan yaşanan sorunlara işaret ederken vekillerimiz bunu size söylüyorlar, iktidar yani yürütme sizde olduğu için bu eleştiriyi yapıyorlar yoksa burada, bu sıralarda oturan kadın vekillerle ilgili bir sorunu dile getirmiyorlar, iktidarı eleştirdikleri için bunu söylüyorlar. Dolayısıyla bunu…

İSHAK GAZEL(Kütahya) – Biraz da size söylesinler.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşlarınızı bir dinleyin, vallahi bir dinleyin arkadaşlarınızı, acayip laflar söylüyorlar.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ben dinliyorum; ben sizin arkadaşlarınızı da dinliyorum, kendi arkadaşlarımı da dinliyorum.

Son olarak şöyle bir meseleye işaret edeyim; bakın, burada vekillerimiz de söyledi: Şimdi, bu İstanbul Sözleşmesi’ni konuşuyoruz ara sıra. İstanbul Sözleşmesi’nin uzun adı, biliyorsunuz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – İstanbul Sözleşmesi’nin uzun adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”dir. Ve bizim vekillerimiz, İstanbul Sözleşmesi konusunda –kadın erkek fark etmez, sadece bizim vekillerimiz değil diğer partileri de kastederek söylüyorum- hassaslar ve bu sözleşmesinin ortadan kaldırılması girişimleri konusunda da çok duyarlılar aynen toplumdaki kadın örgütleri gibi. Dolayısıyla, bu meseleleri eğer sakin bir şekilde tartışarak aşma doğrultusunda bir irade ortaya koyamazsak hep birlikte, bu tür sorunları bu garip bağrış çağrış içinde çözmeye çalışacağız ve içinden çıkamayacağız. İstanbul Sözleşmesi tam da bu nedenle, işte bizim son yaşadığımız iki olayda görüldüğü gibi, çok önemlidir ve asla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmemek gerekir, bunu da son olarak söylemiş olayım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Oluç.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN – Evet, 61’inci madde üzerinde diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Yasin Öztürk                           Fahrettin Yokuş                          Orhan Çakırlar

              Denizli                                      Konya                                       Edirne

          Behiç Çelik                              Feridun Bahşi

              Mersin                                     Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Behiç Çelik.

Buyurun Sayın Çelik. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 61’inci maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, bu arada yeni göreviniz hayırlı olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Tabii, dün 20 Temmuzdu. Ben Mersinli olduğum için, Kıbrıs bizim açımızdan fevkalade önemlidir. Aramızda 40 millik bir deniz var Kıbrıs’la ve çok çok genç yaşlarda, ben, deniz kenarında beklerken Silahlı Kuvvetlerimizin uçaklarının Kıbrıs’a doğru gökyüzünden akışını seyretmiş bir kişi olarak karşınızdayım. Kıbrıs deyince tabii Rauf Denktaş’ı, Mukavemet Teşkilatını hatırlıyoruz ama asıl önemli olan, yakın dönemde, yaşadığımız süreçte Annan Planı’nı hatırlıyoruz mesela, Annan Planı’nı; “Yes, be annem”cileri hatırlıyoruz; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Avrupa Birliğine geçişi konusunda garantör ülke olarak Türkiye'nin onay verdiğini hatırlıyoruz; Rauf Denktaş’a yapılan hakaretamiz hareketleri hatırlıyoruz. Onun için, bıkmadan, yılmadan, usanmadan Kıbrıs davasının millî bir dava olduğunu vurgulayarak yolumuza devam edeceğiz ve hiçbir zaman Kıbrıs’ın bir Yunan adası olmasına da Türk milleti olarak asla izin vermeyeceğiz arkadaşlar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Teklifin 61’inci maddesi özellikle Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73’üncü maddesinden sonra gelmek üzere, ara bulucuya gitme şartlarını düzenliyor ve tüketicinin her anlamda korunması, haklarının teslimi sağlanarak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na hüküm konularak güçlendirmiş oluyor.

Değerli milletvekilleri, biz kanun teklifinin 40’ıncı maddesinde de söz aldık, birtakım sorunlara değindik ve Türkiye’nin, asli güzergâhına döndürülmesi, uçuruma doğru giden bir araç misali tehlikeli gidişattan çevrilmesi yönünde uyarılarımızı özellikle AK PARTİ’ye ve iktidara ikazen bildirdik, dedik ki: Takatiniz yoksa bırakın, takati olanlar gelsin, ülkeyi onlar yönetsin. Eski Yunan filozoflarından Eflatun’un bir sözü vardır, der ki: “Devleti korumakla yükümlü olanlar, farkında olsun veya olmasın, devleti yıkmada kararlı iseler o devleti hiçbir güç yıkılmaktan kurtaramaz.” Şimdi buna benzer bir ortamı, maalesef, AKP bize yaşatıyor. Bundan çıkılması gerekiyor. Ve bu söz, bütün devlet yöneticilerine aslında bir yol gösterici mahiyet arz etmektedir.

Devlet her zaman kalıcıdır arkadaşlar, kalıcı olmak da zorundadır. Devlete saldırı doğrudan millî onura, istiklale, bağımsızlık ve egemenliğe saldırı anlamı taşır; bu sebeple, devlet düşmanlığı Türk milletinin fıtratına aykırıdır. Biz her ortamda ve her zaman devlet husumetinin karşısında kaya gibi duruyoruz ve durmaya da devam edeceğiz. Tabii, devletin dışında bir de “düzen” kavramı vardır. Yaşamakta olduğumuz AKP düzeni kendi anlayışı, kendi yorumu, kendi icraatları ve partizanlığıyla tam bir otokrasi politikaları içermektedir. Yoksulluk artmış, işsizlik zirve yapmış, enflasyon ve işsizlik adeta rekor kırmış, dış politikada gerilemeler yaşanıyor, gelir dağılımında makas alabildiğine açılmış, dış ve iç borçlarda görülmemiş rakamlarla karşılaşıyoruz, intiharlar artık bir Türkiye klasiği hâline gelmiş. Partizanlığın tüm kurum ve kuruluşları felç ettiği AKP düzeninin artık sürdürülebilir olması mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, eski Dışişleri Bakanlarından Sayın İhsan Sabri Çağlayangil’in bir sözü var diyor ki: “Siz eğer Orta Doğu’da bir yemeğe gittiğinizde davetli listesinde yoksanız mutlaka menüde adınız var demektir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Çelik.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) - Demek ki sağlıklı dış politikanın yürütümünde biz bu görüşlere, bu tecrübelere, deneyimlere özel olarak önem vermek zorundayız. Onun için bugün tartışılan konulara baktığımız zaman hepsi yapay. Algı yönetimine dayalı bir tartışma ortamına itiliyoruz tıpkı Ayasofya ve diğerlerinde olduğu gibi. Hâlbuki biz millî ve manevi değerlere bağlı insanlarız. Niçin bizi buraya sürüklüyorlar? Çünkü toplumu, Türkiye’nin gerçeklerinden alabildiğine uzaklaştırmak istiyorlar ve AKP düzeni işte bize bunu dayatıyor. Onun için biz, gençlik yıllarımızda şöyle bağırırdık: Yaşasın devlet, yıkılsın düzen.

Yaşasın devlet, yıkılsın AKP düzeni diyor hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

61’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 61’inci madde kabul edilmiştir.

62’nci madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 62’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Özkan Yalım                          Sevda Erdan Kılıç                           Murat Bakan

               Uşak                                        İzmir                                        İzmir

        Aysu Bankoğlu                             Metin İlhan                                Atila Sertel

              Bartın                                     Kırşehir                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşma üzere İzmir Milletvekili Sayın Atila Sertel.

Buyurun Sayın Sertel. (CHP sıralarından alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, kıymetli milletvekili arkadaşlarım; hukuk, adalet Adalet ve Kalkınma Partisinin döneminde özellikle 2008 yılı sonrası çok tartışılır ve çok acınacak bir noktaya doğru geldi ve bu giderek sürüyor. 2008’den sonra Ergenekon davalarını, Balyoz davalarını izlediler ve FET֒cülerle birlikte o dönemin savcılarıyla, o dönemin FET֒cü hâkimleriyle aydınları, demokratları, yurtseverleri, milliyetçileri, Atatürkçüleri kıydılar; sonra FET֒den ayrıldılar. Hukuk sistemi şimdi yine aynı sıkıntıyla devam ediyor. Hukuku, adaleti katleden iktidar olarak anılacaksınız –tarihe çok önemli bir not düşüyor- özgürlükleri yok eden, aydınları, gazetecileri hücrelerde çürüten iktidar olarak anılacaksınız yıllar da geçse. Siz, fabrikaları kapatan, tarlaları kurutan; umutları karartan, yok eden, en çok cezaevi açan iktidar olarak anılacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bugün, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Başkanı ne diyor? “‘Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi en doğrusudur.’ demiyoruz.” diyor. Günaydın. Bundan sonra ne diyeceğini Allah bilir ama “Tek adam sistemine geçilmesin, saray rejimine geçilmesin, tek kişi bu ülkede hâkim olmasın.” diye her konuda konuşmamızı yapmamıza rağmen, ne yazık ki tek adam rejimine geçildi. Bunda vebali ve günahı olanların da zaman içerisinde bu vebali ve günahı öz eleştiriyle çıkaracaklarına inanıyorum.

Arkadaşlar, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle iş başına gelen Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? “Parlamenter sistemde hükûmet cenahından gelmeyen hiçbir tasarı veya teklifin Meclis Genel Kurulundan geçme şansı yok. Kanun teklifi yetkisi sadece milletvekillerine ait. Yeni sistemde herkes kendi işini yapacak.” dedi. AKP milletvekillerinin hiçbirinin tek başına kanun teklifini hazırlayıp sunduğunu ve buraya getirdiğini asla görmedik. Sarayda hazırlanan yasalar buraya geldi ve oylandı. Bakın, böyle demişti Sayın Cumhurbaşkanı, ne oldu? 24 Haziran 2018’den bu yana toplam 1.915 madde içeren 41 Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılan 38 yasadaki 663 maddenin 3 katı ve muhalefetten gelen hiçbir kanun teklifi, halkın yararına, milletin yararına, Türkiye’nin yararına hiçbir kanun teklifi komisyonlara dahi inmedi. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı ne dedi? “Yüzde 20 olan savunma sanayisindeki yerli üretim yüzde 65’e çıkacak.” dedi. Ne oldu? Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasını Katarlılara sattılar. Bırakın bizim millî sanayideki payımızın artmasını millî olan fabrikamız yabancı ellere peşkeş çekildi. Dedi ki “Yeni modelle yatırımların ve yatırımcıların önünü açacağız, Türkiye’yi yatırımcı dostu ülke hâline getireceğiz.” Hukuk yok, adalet yok; öyleyse yatırım yok. Volkswagen Manisa’da 1 milyar dolarlık fabrika yatırımı yapacakken ne yazık ki Slovakya’ya kaçtı. İnsan üzülüyor. “Ekonomi yönetimi üretim, finans, ticaret sacayaklarına oturtulur. Türkiye cazibe merkezi hâline getirilecek.” dedi. Bakın, yabancı yatırımcıların son beş yıldaki en büyük kaçışı işte bu dönemde yaşandı, iki yıl içinde yaşandı. Nisanda yabancılar 847 milyon dolarlık hisseyle 2 milyar 814 milyon dolarlık tahvili satarak Türkiye’den toplamda 3 milyar 661 milyon dolarlık çıkış yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Serter.

ATİLA SERTEL (Devamla) – Yabancıların tahvil piyasasındaki sahiplik oranı yüzde 17 seviyesinden yüzde 8.3’e geriledi. “Cari açığı büyük oranda halledeceğiz.” dedi. 2019 Nisan ayında 469 milyon dolar olan açık, bu yılın ilk ayında 5 milyar 62 milyon dolar olarak gerçekleşti. O kadar çok örnek var ki saymaya kalksam gerçekten bu Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen saray rejiminin Türkiye’yi ne hâle getirdiğini siz bizden, halkımız da bizden daha iyi biliyor.

Son dönemde, yolsuzluklar, yoksulluk, yasaklar arttı. İktidara gelirken 3Y’yi önleyeceğini; yasakları, yolsuzluğu ve yoksulluğu önleyeceğini söyleyen iktidar, ne yazık ki bu bataklıkta boğuldu kaldı. Ne dedi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ATİLA SERTEL (Devamla) – “Parlamenter sistemde herhangi bir atamayla ilgili adım atıyorsunuz icabında Cumhurbaşkanı önünüzü kesiyor, bürokrasi önünü kesiyor.” dedi. Ne oldu? Ön açıldı, millî güreşçi Vakıfbank yönetimine, RTÜK Başkanı Halkbank yönetimine, eşinin özel kalem müdürü de TÜİK’e atandı. “Bu yoksulluğu, yasakları, yolsuzluğu, bunların hepsini ortadan kaldıracağız.” dedi, işte Türkiye’nin geldiği hâl. Ben bu ülkeyi çok seviyorum. Çocuklarım için, torunlarımın geleceği için özgür, demokrasi içerisinde, hakkın, hukukun, adaletin herkes için eşit olduğu bir ülkede yaşamak istiyorum. Türkiye bizim sevdamız. Aynı bayrak altında, kimsenin kimseyi ayırmadığı, kardeş kavgasının olmadığı; insanlar arasında dili, dini, rengi, ırkı, mezhebi diye ayrımın olmadığı ve herkesin kucaklaşarak yaşadığı özgür bir ülkede hep birlikte yaşamak dileğiyle saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 62’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiş” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Zeki Hakan Sıdalı                         Orhan Çakırlar                          Fahrettin Yokuş

              Mersin                                      Edirne                                       Konya

         Yasin Öztürk                      Muhammet Naci Cinisli

             Denizli                                     Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Sayın Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurun Sayın Sıdalı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, Meclis Başkan Vekilliği görevine seçilen Sayın Haydar Akar’a yeni görevinde başarılar diliyorum.

Kolaylıklar dilerim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yılında, millî davamız uğruna canlarını ortaya koyan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum.

Dün akşam Hakkâri’de şehit olan kahraman askerlerimize de Allah’tan rahmet, Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Bugün kara bir gün oldu. Muğla’da vahşi bir cinayete kurban giden, hayatı, hayalleri ve geleceği çalınan Pınar Gültekin’e Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Sayın milletvekilleri, Yargı Reformu Strateji Belgesi çerçevesinde hazırlandığı söylenen ve kamuoyunda “İkinci Yargı Paketi” olarak isimlendirilen bu teklif, iddia ettiğiniz gibi bir reform hamlesi değil, zaten birincisi de değildi. Türk yargı sisteminin kronikleşmiş problemleri dağ gibi dururken bunları çözmeden “Yargıda reform yaptık.” denilemez. Bu sebeple, Türk adalet sisteminin yapısal, kapsamlı ve gerçek bir reforma ihtiyacı olduğu açık ancak bu reformun sizin elinizle gerçekleşmeyeceği daha da açık.

Makul sürede yargılanma hakkı, vatandaşlarımıza anayasal olarak sağlanmış bir haktır. Yıllardır çözemediğiniz yargılama sürelerinin uzunluğu meselesi artık kangren hâline gelmiştir. 2016 yılından beri yargılama sürelerini kısaltmak için adımlar atıyorsunuz, dört yıldır bir uğraş içindesiniz, hatta 2018 yılında “yargılamada hedef süre ilkesi” bu Mecliste kabul edildi. Ocak 2019 itibarıyla hedef süre uygulanmaya başlandı. Ancak şimdi görüştüğümüz teklifi bile yargılamayı makul süreye ulaştırma gerekçesiyle getiriyorsunuz. Görüyoruz ki yargılamayı kısaltacak kanuni düzenlemeyi bile makul sürede Meclise getirememişsiniz. Burada konuşmamız gereken, vatandaşlarımızın açtığı en basit davalar için bile neden beş altı ay sonraya duruşma günü verildiğidir. Her zaman söylediğimiz gibi, yalnızca kanunu çıkarmak, yönetmeliği yayınlamak yetmiyor. “Hedef süre koydum.” demekle iş bitmiyor. Sonuca ulaşmak için konuyu bütünsellikle ele almak ve tüm engelleri eş zamanlı olarak ortadan kaldırmak gerekiyor. Örneğin, ülkemizde görev yapan ceza mahkemelerinin ortalama karar süresine baktığımızda, 2014 yılında iki yüz otuz bir günken 2019 yılında bu ortalamanın iki yüz yetmiş güne çıktığını görüyoruz. Hukuk mahkemelerinin ortalama karar süresine baktığımızdaysa 2014 yılında iki yüz yedi günken 2019’da iki yüz seksen günlük bir süre öngörüyoruz. Yani sizin yargı strateji belgeleriniz ve reformlarınızla ortalama karar süresi beş yılda yetmiş üç gün uzadı. Bu uzamanın sebebi ne, bunları konuşmamız lazım.

Mahkemelerdeki iş yoğunluğunu hafifletecek adımlar atmadan, yargının her kademesindeki personel yetersizliğini gidermeden, Bakanlık tarafından düzenlenecek hizmet içi eğitim programlarıyla hâkim ve savcıların bilgileri sürekli güncellenmeden ve geliştirilmeden ne yargılama sürelerini kısaltabilir ne de hedef süre tam manasıyla gerçekleştirilebilir. Mesela, hukuk mahkemelerine baktığımızda reel çalışma oranlarının yüzde 56’lara gerilediğini görüyoruz. Yani bir mahkeme, karara bağlaması gereken elindeki dosyaların 2 tanesinden 1 tanesini karara bağlayabiliyor, devamı diğer yıla kalıyor. Yeni senenin dosyaları da eklendiğinde konu tamamıyla içinden çıkılamaz bir hâle geliyor. Eğer gerçek bir reform yapmak istiyorsanız temel ilkeniz, atanacak kişilerin kanuna ve hukuka sadakati, yapacağı görevde liyakati olsun ki üst mahkemeler hâkimlerin verdiği yanlış kararları sürekli bozmak zorunda kalmasın. Böylece hem yargı süreleri kısalsın hem de gerçekten adalet tecelli etsin. Çünkü hepimizin bildiği gibi geciken adalet, adalet değildir.

Sayın milletvekilleri, Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyinin raporlarında uzun yargılama sürelerine dikkat çekilmekte ve ülkemize bu konuda revizyon çağrıları yapılmakta. Fakat siz bunları da dikkate almıyorsunuz. Bir yandan Avrupa Birliğine tam üyeliğe ulaşmakta kararlıyız denilirken diğer yandan AB müktesebatına aykırı ne varsa yapılıyor, AİHM kararları dahi uygulanmıyor. AİHM kararlarını uygulamamada, Rusya’nın ardından 184 kararla 2’nci sıradayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

Geçtiğimiz haftalarda Rusya, Anayasası’na “İşime gelmeyen hiçbir uluslararası kararı uygulamam.” maddesi koydu. Sizin de amacınız, yargımızı götürmek istediğiniz yer burası mıdır, merak ediyoruz.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

62’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

60’a göre söz talep eden 2 milletvekilimize söz vermek istiyorum.

Sayın Kemalbay…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

64.- İzmir Milletvekili Sepril Kemalbay Pekgözegü’nün, İzmir ilinde Pınar Gültekin’in öldürülmesini protesto etmek için toplanan kadınların polis müdahalesiyle engellendiğine ilişkin açıklaması

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün İzmir’de, Pınar Gültekin’in katledilmesini protesto eden kadınlar polisin işkenceli gözaltısıyla engellendi. 20’ye yakın kadın boğazı sıkılarak, üzerine oturularak, kasıtlı olarak vücudu ellenerek, taciz edilerek, çimdiklenerek, kol kıvrılarak, saç çekilerek, küfür edilerek, hakarete maruz bırakılarak darbedildi, gözaltına alındı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Kadınların demokratik haklarını kullanmaları karşısında böylesine insanlık dışı bir uygulama nasıl olabiliyor; polis, devlet, iktidar neden kadın protestolarına karşı böylesine insanlık onurunu ayaklar altına alan muamelede bulunuyor diye sormak istiyorum.

Başta İzmir Emniyeti olmak üzere, Valiliği olmak üzere, Güvenlik Şube Müdürü olmak üzere gerekenin yapılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

65.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, muhtarların 7201 sayılı Tebligat Kanunu’ndan kaynaklanan mağduriyetin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Demokrasinin yapı taşı muhtarlarımızın sorunlarını defalarca kez yüce Meclis çatısı altında dile getiriyoruz. Siyasi partilerden bağımsız seçilen muhtarlarımız son zamanlarda tam anlamıyla tebligat memuru gibi çalıştırılıyor, PTT tutanaklarıyla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Memurların getirdikleri tebligatlara ıslak imza koşulu muhtarları zor durumda bırakıyor. Muhtarların noter tasdikli imza kaşeleri ve imza sirküleri olmasına rağmen, adreslerinde bulunmadıkları gerekçesiyle muhtarlık binalarına bırakılan evraklara 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21’inci maddesi uyarınca muhtarların ıslak imza atması bekleniyor. Her gün yüzlerce evrak imzalamak zorunda kalan muhtarlarımızın yerlerinden kıpırdamalarına dahi engel teşkil eden bu durumun düzeltilmesi için PTT Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığını acilen göreve davet ediyorum ve öyle bir yaklaşım göstermelerini bekliyor, teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN – 63’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 63’üncü maddesiyle değiştirilen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 156’ncı maddesinin birinci fıkrasındaki “kurulmamış olan” ibarelerinin, “bulunmayan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Özkan Yalım                               Metin İlhan                           Sevda Erdan Kılıç

               Uşak                                      Kırşehir                                      İzmir

         Yüksel Özkan                             Murat Bakan

               Bursa                                        İzmir

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Bursa Milletvekili Sayın Yüksel Özkan.

Buyurun Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan, sizlere başarılar diliyorum.

Çok değerli milletvekilleri, hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Şubat 2019 tarihinde, bu kürsüden, Bursa’da depreme dayanıklı olmayan ve yıkılan 12 okulun ne zaman yapılacağına dair bir soru yöneltmiştim. Aradan bir yıl geçti, yıkılan okulların yeniden yapılmasıyla ilgili herhangi bir gelişme olmadığı gibi, Bursa’da 24 okulun daha yıkımına karar verildi. Şubat 2020’de, yine, Mecliste, Genel Kurulda tekrar gündeme getirdik ve aynı zamanda da Sayın Ziya Selçuk’un cevaplaması için vermiş olduğum soru önergesine çok ilginç bir cevap geldi; okulların yapımıyla ilgili hayırsever vatandaşlardan destek beklendiği yönünde bir cevap idi. Yaklaşık bir buçuk yıl boyunca öğrenci, öğretmen ve velilerin yaşamış oldukları sıkıntılara kulak tıkayan iktidar, her sıkıntıda vatandaşa IBAN numarası gönderdiği gibi, -anlaşıldığı gibi- bu okulların yapımı için de IBAN numarası göndermeye hazırlanıyor. Anlayın artık arkadaşlar, hayırsever vatandaşlar size güvenmiyor. Yardım adı altında topladığınız paraların nerelere harcandığının hesabını vermediğiniz için vatandaş da yardım yapmak istemiyor.

Eylül ayında açılması planlanan okullarda sosyal mesafeyle ilgili birtakım kuralların getirilmesi tabii ki kaçınılmaz. 3 milyon nüfuslu bir metropolde kalabalık sınıflarda, ikili eğitim sisteminde, farklı bölgelerde eğitimine devam etmek zorunda kalan -ve 36 okulun eksikliğinde- öğrencilerimizin sosyal mesafeyi koruması için ne gibi bir planlama yapıldığını merak ediyoruz.

On sekiz yıllık iktidarınızda, TOKİ inşaatlarıyla, bulduğunuz her boşluğu kısa sürede betona boğarken yıkılan okulların yapılmaması size acaba tuhaf gelmiyor mu? O hâlde, bu çileyi çektirdiğiniz Z kuşağı gençlerinin protestolarını da haklı görmelisiniz.

Covid-19 pandemi döneminde çarpık yapılaşmanın toplumun halk sağlığına olumsuz etkilerini hep beraber gözlüyoruz. Yeşil alanların beton yığınlarıyla kaplanması konusunda çok başarılı olan iktidarınız, Bursa’nın kalan son yeşil alanı olan ve bir hayırsever tarafından havaalanı şartıyla bağışı yapılan Yunuseli Havaalanı’na göz dikti. Her zaman olduğu gibi, Covid-19 salgın döneminde de canla başla çalışan sağlık çalışanlarına sağlık müdürlükleri tarafından her beş günde bir PCR testi yapılacağı genelgeyle bildirilmiş olmasına rağmen ne yazık ki bu da sadece yazıda kaldı. Sağlık çalışanlarının hak ettiklerini vermediniz, sadece balkondan alkışladınız. Hayatları pahasına görev yapan sağlık çalışanlarına PCR testi yapılmazken Sayın Cumhurbaşkanının konuşma yapacağı 15 Temmuz törenine katılacaklara PCR testi yapılma şartını koydunuz. Sosyal mesafe yok sayılarak yapılan Genel Kurul çalışmalarını görmeyenler bu duyuruyu yaparken acaba hiç mi utanmadılar? Salgın sürecinde toplumu doğru bilgilendiren konunun uzmanı bilim insanları hakkında bile soruşturmalar başlattınız. Özerkliklerini ortadan kaldırdığınız üniversitelerimizde coronayla ilgili tüm bilimsel çalışmaları kısıtladınız ve Sağlık Bakanlığının iznine bağladınız, bilime de sansür getirdiniz.

Evet, çok değerli milletvekilleri -paylaşmak istiyorum- sağlık bilimleri alanında uluslararası çalışmaların yer aldığı makalelerin yayınlandığı bir veri tabanı var, PubMed. PubMed’de bugün bir tarama yaptım ve dünyada 2019 yılının sonunda ve bugüne kadar -2020, bu tarihe kadar- yapılan dünya çapında toplam 20.962 araştırma makalesi var. Bunlardan sadece 73’ü Türkiye’de. Türkiye’deki tıp fakülteleri sayısını düşünürseniz, bunlar 84 artı 61 de eğitim hastanesini katarsanız düşünün 2 hastaneye bir bilimsel araştırma düşmemekte.

Salgın döneminde kepenk kapatan esnafımıza verdiğiniz sözleri tutmadınız, esnafımızın ismini ramazan erzak listelerine yazarak onların gururlarıyla oynadınız. Parmağındaki alyansını satıp gününü kurtarmaya çalışan esnafın feryadını duymadınız. Sözde kredi dağıttınız, zaten borçlu olanlar alamadı. Esnafa “Sicili bozuk.” dediniz, aslında sicili bozuk olan esnaf değil, bu ülkeyi yönetenler. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Eski sicillerinizi düzeltiyoruz!

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen Sayın Özkan.

YÜKSEL ÖZKAN (Devamla) – Neyse, siz söz hakkınızı kullanırsınız Sayın Grubu Başkan Vekili, izninizle.

Krediye ulaşabilenlerin parasından değişik isimler altında kesinti yapıldı ve alınan kredi kuşa döndü. Söz konusu kesintilerin salgın süresinde alınmaması, alınan miktarın iade edilmesi için kanun teklifi sundum. Samimiyseniz gelin, bunu hayata geçirelim.

Geçtiğimiz ayda Bursa’da büyük bir sel felaketi yaşadık. Maddi kayıplarımızın yanında ne yazık ki can kayıplarımız da oldu. Bu olaya bağlı zararların koşulsuz ve şartsız olarak giderilmesi için 10 Temmuzda Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kanun teklifi sundum. Tarlada ürünü sular altında kalan çiftçilerimizin arazilerinin hemen yanındaki havaalanına özel uçağıyla gelen Sayın Tarım Bakanı, çiftçinin yüzüne bakamadığından dolayı olsa gerek, mağdur çiftçinin olay yerinde derdini dinlemeden eskortlar eşliğinde Bursa’ya geçip salon toplantısı yaptı. Gelin, yaraların daha sağlıklı sarılması için en azından Bursa’da yaşanan sel felaketinde bölgenin afet bölgesi sayılması için 10 Temmuzda verdiğimiz kanun teklifini hep beraber yasalaştıralım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Özkan.

YÜKSEL ÖZKAN (Devamla) – Covid-19 salgını döneminde alınan tedbirler çerçevesinde, 65 yaş üstü büyüklerimiz büyük fedakârlık gösterdiler. Dünyada birçok ülkede örnekleri olduğu gibi zor geçinen emeklilerimize biz de yılda bir hafta devlet destekli tatil imkânı sağlayalım. Bu konuda, 15 Haziranda Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiş olduğum kanun teklifini de gündeme alıp yasalaştıralım, böylece hem emeklilerimiz hem de ülkemiz turizmine büyük katkı sağlamış oluruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 63’üncü maddesinde geçen “önerisi” ibaresinin “tavsiyesi” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Tulay Hatımoğulları Oruç                     Kemal Peköz                             Kemal Bülbül

              Adana                                       Adana                                      Antalya

   Serpil Kemalbay Pekgözegü                                                       Mahmut Celadet Gaydalı

               İzmir                                                                                       Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, partim ve grubum adına, görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 63’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce, barbar IŞİD çetesi tarafından 20 Temmuz 2015’te Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde katledilen 33 tertemiz koca yüreği, 33 umut yolcusunu saygıyla ve minnetle anıyorum.

Maalesef, burada Hukuk Muhakemeleri Kanunu’yla ilgili yapılmak istenen yeni düzenlemelerin sonuna yaklaşırken, olmayan hukukun, yerine getirilemeyen adaletin de tanıklığını yapıyoruz. Öyle ki bugün, insanların bırakın tepkilerini dile getirmeyi, acılarını dahi yaşamalarına izin verilmeyen, yapılan her eylemi, her gösteriyi kendi iktidarına yönelik tehdit olarak algılayan bir yönetim anlayışı bulunmaktadır. Türkiye'nin birçok yerinde 33 genç için yapılan anma törenlerine karşı polis güçleri tarafından uygulanan saldırıyı kabul etmek mümkün değildir. Yapılanları açıklayacak tek kelime faşizmdir. İnsani gösterileri, insanlık dışı uygulamalarla engellemeye çalışıyorsunuz. Maalesef, acıyı normalleştiren, acıya neden olanları meşrulaştıran bir anlayışla ülkeyi yönetmeye devam ediyorsunuz.

2002 yılında üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü savunacağını dile getiren AKP, gelinen noktada tamamen bir polis devletinin ardına sığınmış durumdadır. En ufak bir tepkiden dahi korkuyorsunuz, hatta halkın bizatihi kendisinden korkuyorsunuz. Bu korkuyla halkın elindeki seçme özgürlüğünü bile yok sayarak kayyumlar atadınız. Atadığınız valilerin, kaymakamların aldığı kararları Anayasa’nın üzerinde tuttunuz. Yasal hakları bir valinin iki satırlık yazısıyla askıya aldınız. Yasaklara karşı başlattığınız yürüyüşü yalanla, rantla ve talanla sürdürüyorsunuz. Ülkede hukuk adına hiçbir şey bırakmadınız. Özellikle Allah’ın büyük bir lütfu olarak nitelendirdiğiniz 15 Temmuz sonrası yayınlanan KHK’lerle adaleti mezara, iktidarınızı saraya taşıdınız.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Terörle mücadele düzenlemeleri onlar.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – 130 binin üzerinde kamu emekçisini sadece mağdur etmediniz, açlığa ve sefalete mahkûm ettiniz. 6 bine yakın akademisyeni ihraç ederek eğitimi karanlığa sürüklediniz. Sizler “Savaşa hayır.” diyen insanları dahi ihraç etmekten bir anlık utanç bile duymadınız. 179 medya kuruluşunu kapattınız. Size göre Fetullah’ın yanında gururla resim çektirenler masum, sendikal faaliyetlere katılanlar suçlu oldu.

Kısacası, sizlerin bir özürle kurtulduğu sorumluluktan halkın büyük bir kesimi ömür boyu kurtulamıyor. AKP iktidarı maalesef büyük bir kavram kargaşası yaşamaktadır. Ezen ile ezilen, suç ile suçlu, yargıç ile sanık bu iktidar döneminde ters yüz edilmiş durumda. Yaratmaya çalıştığınız korku iklimiyle adil yargılanmaların önüne koca bir set çektiniz. Muhalif olan herkesi kriminalize ederek cezaevlerine gönderebilmek adına talimatlarla yargıya müdahale ettiniz. 282.790 kişiyi gözaltına aldınız ve 95 bin kişiyi tutukladınız. Unutulmamalı ki sizin cezaevlerinizin bir sınırı vardır ama bu halk için var olan umut ve özgürlüğün bir sınırı yoktur.

Değerli milletvekilleri, hukuksuzluk sürdürebilir bir yönetim anlayışı değildir. Çünkü hukuksuzluğun ve adaletsizliğin bir sınırı da yoktur. Hukuk üzerinde yarattığınız tahribatlar sadece bugünü değil, geleceği de karanlığa sürüklemektedir ama her ne koşulda olursa olsun bu karanlık iklim, gelecek aydınlık kuşakları yok edemeyecektir. Platon’un çok güzel bir sözü var: “Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebilirsiniz. Hayattaki gerçek trajedi, yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.” İşte bu trajik durum, bugün AKP’nin içinde bulunduğu hâli özetlemektedir. Sizler aydınlıktan, aydınlık gelecekten ve aydınlık yarınlardan korkuyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) - Bunun için, tüm baskı modellerinizle her türlü eylem ve etkinliği kendi iktidarınıza karşı olarak algılıyorsunuz. Sizden önceki despot yönetimlerin bıraktığı ayak izlerini takip ederek bir yere varamayacağınız artık bir gerçekliktir. Umarım sizler bu gerçekliğin farkına varabilirsiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 63’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Yasin Öztürk                           Fahrettin Yokuş                          Orhan Çakırlar

             Denizli                                      Konya                                       Edirne

          Hüseyin Örs                             Feridun Bahşi                      Muhammet Naci Cinisli

             Trabzon                                    Antalya                                     Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs.(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 63’üncü maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yavru vatanımızda Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak için milletçe tek yürek olarak gerçekleştirdiğimiz Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 46’ncı yılında, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı kutluyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) O gün bu tarihî karara imza atan ve başarıyla uygulayan merhum Başbakanlarımızdan Bülent Ecevit’i, merhum Necmettin Erbakan’ı rahmetle şükranla anıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Bu vesileyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ve kanı pahasına Kıbrıs topraklarını vatan yapan şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimizi saygı ve minnetle anıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, ilgili maddeyle, 6769 sayılı Kanun’un 156’ncı maddesinde değişiklik yapılmaktadır. (1)’inci fıkrayla, fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikrî ve sınai haklar ceza mahkemesinin Hâkimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak, tek hâkimli ve asliye mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde kurulacağı ve bu mahkemelerin yargı çevresinin, il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirleneceği hükme bağlanmaktadır.

(2)’nci fıkrayla da fikrî ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemelerinin kurulmadığı yerlerde ise bu mahkemelerin görev alanına giren dava ve işlere, asliye hukuk veya asliye ceza mahkemelerince bakılacağı, bu dava ve işlere bakacak asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri ile bu mahkemelerin yargı çevresinin de il ve ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılan 63 maddelik değişikliğin geneline baktığımızda yargının hızlandırılması adına desteklenmesi gereken bazı maddeler bulunsa da işin temeline indiğimizde göz ardı edilmemesi gereken hususları da burada sizlere arz etmek isterim. Bir buçuk yıl önce, Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül, Adalet Komisyonu üyelerine yapmış olduğu bir sunumda, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi sorunlar yaşandığına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiyle uyumda sorunlar olduğuna, yargının güven kaybettiğine ve yargının hızlandırılması gerektiğine ilişkin çok doğru tespitlerde bulunmuş ve bununla ilgili de yargı reformları yapılması gerektiğini dile getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, yargı bağımsızlığı, yargının siyasallaşması ve yargıda kadrolaşma; bu 3 temel sorun bugün yargımıza duyulan güvensizliğin temelini oluşturmaktadır. Güven veren bir adalet sistemi oluşturmak istiyorsak bu 3 büyük sorunu ortadan kaldırmalıyız. Yargı, siyasi iktidarın emrinde olmaz, olamaz. Siyasetin etkisi altında karar veren yargıcın mahkemesinde de adalet çıkmaz.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda, Meclis çatısı altında, siyasetin yargı üzerindeki baskısının esas mesele olduğu, bu durum düzeltilmediği müddetçe yapılacak bütün çalışmaların ya da düzenlemelerin eksik olacağı ve doğru sonuç vermeyeceği hususunu sıkça konuştuk, dile getirdik. Vatandaşların hayatını kolaylaştıran, güven veren, hukuk devleti niteliğini güçlendiren bir yargı anlayışı ya da reformu şüphesiz hepimizin arzusudur.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu son bölümünde, hepimizin yüreğini yakan, bir annenin daha yüreğine evlat acısı düşüren Pınar Gültekin cinayetiyle ilgili düşüncelerimi de içim kanayarak sizlerle paylaşmak istiyorum. Genç bir kızımızı daha cinayete kurban verdik. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, acılı ailesine başsağlığı diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Örs.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) - Kadınların yaşam hakkını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nin tartışıldığı bir dönemde bu acı olayın yaşanmasını da ayrıca dikkatlerinize sunuyorum. Bu cinayet bir kez daha göstermiştir ki kadın cinayetleri, tacizler ve tecavüzler konusunda acil bir yasal düzenleme yapılmalıdır. İktidar muhalefet iş birliğiyle konu gündeme alınmalı, bu suçları işleyenlerin cezaları ve infaz şartları mutlaka ağırlaştırılmalıdır diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

63’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 63’üncü madde kabul edilmiştir.

64’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 64’üncü maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

         Bülent Tezcan                             Orhan Sümer                           Süleyman Bülbül

              Aydın                                       Adana                                       Aydın

     İbrahim Özden Kaboğlu          Nurhayat Altaca Kayışoğlu                    Rafet Zeybek

             İstanbul                                      Bursa                                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Sayın İbrahim Özden Kaboğlu.

Buyurun Sayın Kaboğlu (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle görevinizde başarılar dilerim.

Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 64’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum.

“İkinci yargı paketi” olarak adlandırılan bu yasa önerisinde, 9 ayrı kanunda 63 madde değişikliği söz konusu. Bunların 6’sında, daha önce, 27’nci Yasama Döneminde 3 farklı komisyonda 10 kez değişiklik yapıldı. Dolayısıyla, torba kanunun taşıdığı sakıncalar açısından 1’incisi yasama inisiyatifi bakımından; 2’ncisi yasanın niteliği bakımından, özellikle ulaşılabilir, öngörülebilir ve anlaşılabilir olma özellikleri bakımından; 3’üncüsü de Anayasa Mahkemesince denetimi açısından üçlü ana sorunla karşı karşıya bulunulmaktadır. Bu önerinin yasalaşması durumunda bir başka özelliği: Bu teklifin, ikinci yargı paketinin başına gelenler herhâlde bir başka paketin başına gelmedi çünkü izleyebildiğim kadarıyla tam beş aydır komisyonlarda ve Genel Kurulda sürünen bir ikinci yargı paketi; Komisyonda gün belirleniyor, geri alınıyor, Komisyon erteleniyor, yarısında kesiliyor, Genel Kurulda hakeza benzeri sorunlarla karşı karşıya bulunuluyor. Hâliyle, şu 4 hususa yabancı bu yasa önerisi:

1) Yasa yapma tekniğine yabancı.

2) Yasamanın gündemine hâkimiyetine yabancı.

3) Yasama yetkisinin asli ve genel özelliğine yabancı.

4) Müzakere ve süreklilik ilkelerine yabancı.

Oysa hangi kanunu görüşmekteyiz? Usul kanununu görüşmekteyiz ve usul hukukunun omurgasını oluşturan bir kanundan -ceza usul hukuku, vergi usul hukuku, anayasa usul hukuku gibi- ve de genel olarak hepsinde “jurisdiction” yani hukuku, hakkı, gerçeği ortaya koymaya elverişli hukuk dalından söz ediyoruz. Şekiller, süreler, usuller bütünü aslında Anayasa madde 2’den başlıyor tıpkı burada üç yıl önce Anayasa değişikliği sırasında uygulanan ama yarım yamalak, ihlal edilerek uygulanan 175’inci maddeye kadar devam eden usule ilişkin kurallar. Bu yasanın merkezinde adil yargılanma hakkı yer almaktadır. Adil yargılanma ilkeleri açısından özellikle aleniyet ilkesi, ara buluculuk sorunu, görüntülü yargılama, ön sürelerin kısıtlanması gibi diğer vekillerin dile getirdiği ve özellikle Anayasa’nın 2’nci, 36’ncı, 138’inci ve 141’inci maddesi açısından sorun yaratan düzenlemeler söz konusudur.

Şimdi, bu yasanın geneline baktığımız zaman bir yasama mesleği olarak hukuk fakültelerine dönelim bir an için. Soru: “Yasama mesleği nasıl icra edilir?” Birinci soru şu: “Bir yasa nasıl yapılmaz?” 2 örnek: Bu yasa önerisi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu; ikinci örnek de çoklu baro sistemini öngören 7249 sayılı Kanun. (CHP sıralarından alkışlar) “Bir yasa nasıl yapılmaz?” Biri beş aya yayılıyor, öbürü beş günde yapılıyor. İkisi de cidden sorunlu. Hukuk fakültesinde ikinci soru: “Sağlık OHAL ortamında yasa nasıl yapılmaz?” ya da “Sağlık OHAL ortamında yasama yetkisi nasıl kötüye kullanılır?” İkinci soru bu. Buna da tabii ki beş aydır burada tanık oluyoruz çünkü 10-12 kanun olacak gündemdeki teklifler yasalaşırsa fakat şimdiye kadar oylanan bu 10-12 kanunun sadece 1 yasası Covid’le ilgili. Geri kalan 10-11 yasa Covid’le ilgili olmadığı için yasama yetkisinin tipik olarak kötüye kullanılması anlamına gelmektedir. Tabii ki burada yıl dönümüne işaret edecek olursak, yıl dönümü bakımından bir OHAL söz konusu çünkü tam tamına 21 Temmuz saat 01.00’de yürürlüğe girmişti, dört yıl önce yürürlüğe girdi. “OHAL nasıl kötüye kullanılır?” Üçüncü sorumuz bu. Dördüncü sorumuz ise “OHAL döneminde istismarcı Anayasa değişikliği ne demektir?”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

İşte bu da dördüncü soru ve 16 Nisan günü oylanan Anayasa değişikliği. Grup Başkan Vekilimiz “Öncesinde, esnasında ve sonrasında tanık olunan ihlaller.” demişti, ben de bunu anayasal bilgilenme hakkı, anayasal kamuoyu ve üstelik bir devletin siyasal belleği nasıl lağvedilir; bu soruya verilecek yanıt. (CHP sıralarından alkışlar) Ve bir toplum, özellikle imparatorluk ve ulus devlet geleneğine sahip olan bir toplum tarihine nasıl yabancılaştırılır?

Şimdi, bu itibarla eğer Avrupa ölçeğinde bir yarışma açacak olursak bu yarışmada şu soruları sorsak:

1) Yasa nasıl yapılmaz?

2) Sağlık olağanüstü hâlinde yasa yapımında yasama yetkisi nasıl kötüye kullanılır? 7242 örneği ve diğerleri.

3) Anayasal OHAL nasıl kötüye kullanılır?

4) İstismar edici Anayasa değişikliği nedir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Eğer bu soruları yöneltirsek, Avrupa çapında bir yarışma açacak olursak eminim ki birincilik alırız. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli vekiller, burada, ben sadece Avrupa devletlerinde değil, Avrupa üniversitelerinde değil; Fas, Tunus, Cezayir gibi bizim yakın dostumuz olan ve tarihsel ilişkilerimiz olan devletlerde de anayasa yapım sürecine katıldım, ders verdim, yasa yapım sürecine katıldım ama bizim Anayasamız 81’inci maddede yaptığımız, içtiğimiz ant, namusum ve şerefim üzerine Anayasa’ya sadakat andına hiçbir yerde tanık olmadım ama bu kadar özensiz, bu kadar Anayasa madde 81’e aykırı, yasama yetkisini istismar eden bir yasama sürecine de tanık olmadım.

Teşekkür ederim dikkatiniz için. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 64’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “kaldırılmıştır” ibaresinin “çıkarılmıştır” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Yasin Öztürk                           Fahrettin Yokuş                          Orhan Çakırlar

              Denizli                                      Konya                                       Edirne

         Feridun Bahşi                             Aylin Cesur

             Antalya                                     Isparta

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Isparta Milletvekili Sayın Aylin Cesur.

Buyurun Sayın Cesur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, yeni görevinizi tebrik eder, şahsınızda Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AYLİN CESUR (Devamla) – Covid-19 pandemisi sonrası ara verdiğimiz Meclis çalışmalarımıza başladıktan sonra konuştuğumuz Genel Kuruldaki yasalara baktım; baroları parçaladık, bekçileri donattık, Türk Silahlı Kuvvetlerine düzenleme yaptık ama makyaj niteliğinde ve Hukuk Muhakemesi Kanunu’nu görüşüyoruz. Şimdi, vatandaşın sorunları aşmış dağları Fizan’a gelmiş, nasıl bir çözüm bulacağız bunlara ben bilemiyorum değerli arkadaşlar. Sorularım var: Ülkede işsizlik bitecek mi, ceplerdeki yangın sönecek mi, pahalılık azalacak mı? Daha bugün kaybettik Pınar Gültekin’i, her gün kadınlarımız ölüyor. Kadın cinayetleri duracak mı? Kızlarımız, güzel evlatlarımız bu ülkede her gün cinayete kurban gidiyor. Eğitime katkısı olacak mı? Ekonomi şu verdiğiniz sözdeki atlayacağı çağı yakalayacak mı? Dış politikada en fevkalade itibarsız dönemimizden kurtulacak mıyız? Çiftçinin, üreticinin dertleri azalacak mı? Sera oldu, don oldu, bizim Şarkikaraağaç’ın Yukarıdinek köyü bataklık oldu, oranın bataklığı kuruyacak mı? İhracat rakamlarımız toparlanacak mı, döviz rezervlerimiz dolacak mı, açlık sınırındaki 20 milyon vatandaşımızın karnı doyacak mı ve özgürlükler artacak mı? Demokratik hakları alınıp da her gün her yerden demokrasi arayanların hakları tekrar sağlanacak mı? Tutuklu gazeteciler cezaevinden çıkacak mı, ifade özgürlüğü geri mi gelecek, yolsuzluklar bitecek mi? PCR’ı yasaklayınca azalttığınız vakalarla Covid-19 pandemisi bitecek mi? Şiddet azalacak mı? Kaybettiğimiz tarım alanları, meralar, mera arazileri yerlerine gelecek mi? Bakın, siyaset basına, sendikaya, üniversiteye, meslek kuruluşlarına, adil yargı fonksiyonuna özgürlükleri vermez ve kısıtlar ise olmayacak bunlar değerli arkadaşlar, ben size vereyim cevabı. Bugün durumumuz bu maalesef. Ülke bir korku ortamı içerisinde ama bütün bunlar aşılacak, biraz zamana ihtiyacımız var, bu da iyi haber.

Ekonomik göstergeler ile halkın talepleri, şikâyetleri, istekleri arasında farklılıklar var bugün. Göstergenin ifade ettiği şey halkın yaşadığı ve içinde bulunduğu durumla örtüşmüyorsa bu aslında sizin değil, halkın sorunu. Halk hâlinden memnundur veya değildir, bu siyasi bir meseledir. Siyasi temayüllerini sırası ve zamanı gelince halk o istikamette koyacaktır, bundan hiç şüphemiz yok. Halkın hem hâlinden şikâyetçi hem de siyasi yönetimden memnun olması izahı zor bir iş çünkü ve halkımız on sekiz sene boyunca korkuyla, belki umutla ya da her ne ise verdiği teveccühü maalesef kendi hâline bakacak ve çözümü ilk seçimde sandıktan çıkaracak. Çözüm siz ve sizin getirdiğiniz kanunları hiç düşünmeden onaylayanlar değil, çözüm halkın elinde.

Şimdi, aslında bir de şu var tabii: “Saman ithal ediyoruz.” diyenlere herhâlde iyi bir şey yapıyorsunuz diyemeyiz. Yani biz burada konuşunca bize de kızmayın. Tarım politikalarımızda birtakım düzeltilmesi gereken yerler olmalı değil mi?

Türkiye'nin barışçı bir ülke olarak komşularıyla iyi münasebetler içinde olması, onlardan rahatsız olmaması ve onları rahatsız etmemesi gibi bir dış politikası var normalde çok uzun zamandır süregelen. E, bu bozuldu diye bundan bizim memnun olmamızı da bekleyemezsiniz. Biz çözeceğiz, kimsenin kuşkusu da olmasın. Sorunları diplomatik yoldan ve sabırla çözmek lazım. Türkiye büyük bir devlet, komşularının saygısını yeniden kazanmakta da güçlük çekmeyecek iktidara geldiğimizde.

Şimdi, burada yargıyı konuşuyoruz. Görülmekte olan davaların gerginlik yarattığı hâller var. E, bundan da memnun olamayız. İtiraz suç olduğu hâlde dava olmasında değil, bu davaların yönetiliş şekli ve bunun yanında hukuksuzluk iddialarını beraberinde getiren hâllere itirazımız var. Aranan, hukuk; karşı çıktığımız da hukuksuzluk. Ülkenin bir an evvel huzura, sükûna daha çok kavuşması lazım. Ülkenin birliğe, kardeşliğe, sevgiye daha çok ihtiyacı var; bu da hukuku başımıza taç, demokrasiyi de tutkal yapmamızla mümkün. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

2001 Şubatında Türkiye finansal krize sürüklenmişti, her şey allak bullak oldu, Türkiye fakirleşti, çark durdu, büyük halk kitleleri için hayat dayanılmaz hâle gelmişti ve 2002 yılında sizi seçimle halk getirdi ve 3 Kasım sandığıyla 550 parlamenterden ancak 60 tanesi bu Parlamentoya tekrar girebildi. Değerli arkadaşlar, askerî müdahaleler dahi bu kadar büyük tasfiye yapmamıştı. Ama sonra ne oldu, bakın, ne oldu? On sekiz sene sonra halkın bu beklentileri bugün inkisara dönüştü maalesef.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

AYLİN CESUR (Devamla) - Bugün milyonlarca insan işinden oldu. Türkiye’nin imajı çok büyük zarar gördü. Halk şikâyetçi; halk bürokrasiden, yolsuzluktan, yoksulluktan, iltimastan, kayırmadan, yargıdan, tapudan, gümrükten, elektrik faturasından, doğal gaz faturasından, su faturasından halk şikâyetçi. Bunları gidermek için yeni bir arayış lazım. Halkbuki sizin yapmanız gereken sorunları çözmek ama daha on sekiz yılda ortada elbise yok, siz hâlâ düğmeyi delikten geçirmekle meşgulsünüz. Türkiye’nin en büyük sorunu, bugün, daha iyi yönetim ve çağın devleti olan Türkiye’den beklentileri iyi anlamak lazımdı, anlayamadınız. Türkiye yeniden yatırım yapabilmeli, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk, eğitim, çevre alanlarında gayret göstermeli ve mutlaka şehit cenazeleri kaldırmaktan kurtulmalı Türkiye. Bunlar daha iyi yönetimle ama en çok da daha iyi yargıyla olacak. Ve yargı hizmetlerinin daha iyi işlemesi ve merkezî idare ile yerel yönetimler arasındaki münasebetlerin yeniden düzenlenmesi lazım. Bunları biz yapacağız, siz yapamıyorsunuz, o belli. Türkiye bunları yapacak, halk yeniden moral bulacak ve demokrasiye, devletin kurumlarına olan güvenini bu halk tekrar tazeleyecek, hiç kuşkunuz olmasın ve en önemli olay bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLİN CESUR (Devamla) - Bir cümle müsaadenizle.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen, buyurun.

AYLİN CESUR (Devamla) – Türkiye yeniden güven ve moral ortamını kazanacak, Türkiye yeniden demokrasiyi ve kalkınmayı en büyük gündemi yapacak, sizden kurtulduktan sonra.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 64’üncü maddesinde geçen “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Necdet İpekyüz                  Serpil Kemalbay Pekgözegü           Tulay Hatımoğulları Oruç

             Batman                                       İzmir                                        Adana

          Kemal Peköz                       Mehmet Ruştu Tiryaki                       Kemal Bülbül

              Adana                                      Batman                                     Antalya

                                                 Mahmut Celadet Gaydalı

                                                              Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Batman Milletvekili Necdet İpekyüz.

Buyurun Sayın İpekyüz.

NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, yeni görevinizi kutluyorum, başarılar diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Aslında, tabii görüşüyoruz, bugün konuşmamı bir şekilde hazırlamıştım fakat akşamüstü şöyle bir haber geçti: Yozgat’ın Çekerek ilçesinde, Mardin’in Derik ilçesinden ormanda çalışmak üzere müteahhit aracıyla gelen işçiler var. Üç aylık süreyle orada çalışacaklar, 13 aile kendilerine yer kurmuşlar, çalışmışlar. Bu işlerini yürütürken kurdukları çadırlarda akşam uyuyorlar, sabah tekrar işe gidiyorlar. Birkaç gün önce, birkaç muhtar geliyor, diyorlar ki: “Bize ayakbastı parası vereceksiniz.” “Ya, biz Kaymakamlıkla konuşmuşuz, kolluk güçleriyle konuşmuşuz...” “Hayır bize ayakbastı parası vereceksiniz.” Kaymakamlığa iletiliyor, kolluk güçlerine iletiliyor, Jandarmaya iletiliyor, itiş kakış, bir yığın muhtar ve yanlarındaki bir kısım insan “Siz bu parayı vermeden, ayakbastı parasını vermeden burada çalışamazsınız.” diyorlar. Nitekim olaylar üzerine Jandarma şu anda orada müdahale ediyor, Kaymakamlık bir güvence sağlamış fakat gelinen aşamada Türkiye’deki bu nefret ve kin şeyi… İnsanlar -nasıl gider- bir yerin kaymakamı varken, valisi varken, kolluk gücü varken gidip diyecek ki: “Sen ayakbastı parası ver.” Ya arkadaşlar, ülkeyi bu hâle getirmede hepimizin bir sorumluluğu var ve işin bir diğer boyutu, Mardin’in Derik ilçesinden gelip orada çalışanlar -ve biz mevsimlik işçi diyoruz, mevsimlik işçi diye tanımlıyoruz- peki, bunlar kim?

Ben, tekrar, bizim il örgütümüzün bir çalışması nedeniyle dün Bursa’daydım. Bugün, Uludağ Üniversitesinde Kayıhan Pala’nın Rektörlükteki savunması nedeniyle bir kısım arkadaşlarla beraber oradaydık. Dün akşam, gitmişken Bursa’da ne yapalım dedik? İşte, Batman Vekiliyiz ve bölgeden gelen mevsimlik işçiler var, ziyaret edelim. Bir kırsal kesime gittik. Bizim gittiğimiz yer Karacabey ilçesi, 90 bin nüfusu var. Gerçekten, orada baktığımızda çok enteresan bir tablo: 145 kişi var; Kobani’den gelen var. Oradaki bir başka kişiye sordum: Nereden geliyorsunuz? “Adana’dan.” Fakat dedi ki: “Vekilim, Adana’ya da Hakkâri’den geldik. 90’larda köyümüz yakıldı, Adana’ya geldik, şimdi burada çalışıyoruz.” Diğeri Urfa Eyyübiye’den, diğeri Şırnak İdil’den ve oradalar. Mevsimlik işçi deyince aklımıza ne geliyor? Nisan ayının başından beri oradalar, salça yapmak için domates üretiyorlar artı İsraillilerin bir projesinde mısır tohumu için çalışıyorlar. Peki, nasıl şartlardaydı? Arkadaşlar, İçişleri Bakanlığı genelge bile hazırladı ve biz Meclise daha önce birçok araştırma önergesi vermiştik, reddedildi ama daha önce yapılan çalışmalar ve mevsimlik işçiyle ilgili yürütülen çalışmalar da var. Temiz suyla ilgili hiçbir çalışma yok, pandemiyle ilgili bir çalışma yok ama genelge var, İçişleri Bakanlığı genelge yayınlamış; çadırların mesafesi, yatakların mesafesi, içme suyu, sabunu birçok şey. Bir karavan var güneş enerjisiyle çamaşırlarını yıkamak için, kendi ihtiyaçlarını gidermek için, bir aydır güneş enerjisi bağlanmamış.

Şimdi, burada bunun detayına indiğimizde, peki, bu insanlar niye İdil’den, Kobani’den, Hakkâri’den Adana’ya gidip geliyor? Bunu gerçekten düşünmemiz lazım. Mevsimlik işçi diyoruz, işçi diyoruz sanki sosyal güvenceleri var, emeklilik hakları var, birçok şeyi sanki sağlamışlar gibi. Günlük 70-75 liraya çalışıyorlar ve bunlar kendi ihtiyaçlarını da orada giderebiliyorlar. Bizim hep beraber dönmemiz lazım, sorunların çözümünü konuşmamız lazım. Günübirlik şeyleri konuşup burada dile getirdiğimizde Türkiye’de yaşayan hepsine, bütün herkese ciddi bir haksızlık yapmış oluyoruz. Bunlarla yüzleşmediğimiz sürece, bunların nedenlerine inmediğimiz sürece hiçbir şeyi başaramayız.

Bir diğeri de Batman’la ilgili konuşmak istiyorum, pandemiyle ilgili konuşmak istiyorum, geçenlerde de dile getirdik, hastalık Türkiye’nin birçok yerinde bu normalleşme denilen süreçte yine arttı. Batman’da Jiyan Haber’in muhabiri az önce burada otururken beni aradı, ilaç bulamıyorlar, Siirt’ten ilaç temin ettik, Siirt’ten. Geçenlerde ilaç yoktu, tekrar beni aramışlardı, ben Bakan Yardımcısıyla konuştum, Diyarbakır’dan temin edip oraya gönderdik. Ya, bir taraftan pandemide insanlara tanı konuyor, ilaç yok. Jiyan Haber’deki arkadaş, babasının ve dedesinin hasta olduğunu söyledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Ve dile getirdiği konu, “Bize beş günlük ilaç verdiler, ‘Eve gidin, ilacı kullanın.’ dediler. Sekiz gündür bizi arayıp soran yok ve ben gidemiyorum. Neden gidemiyorum? Ben babam ve dedemle gittiğimde şüpheli orada, pozitif orada, negatif orada, normal hasta orada, değil fiziksel mesafe, iç içe yığılmışız, tek bir memur çalışıyor.” Ya anladık tekçi anlayışı da bu pandemide de mi tek memur koyuyorsunuz ya? (HDP sıralarından alkışlar) Ve tuvalet yok, sabun yok, birçok şey yok, yani insanlarla dalga mı geçiliyor? Pandemiyle eğer mademki bir olağanüstü hâl var, mademki bir süreç var, bunu hep beraber çözmemiz lazım. Bu sorunları konuşmadığımız zaman, yüzleşmediğimiz zaman gerçeğe gidemeyiz. Bizim dile getirdiğimize de bir hamasi nutukla yanıt vermeye gerek yok, gerçek ortada, bunun üstüne hep beraber gidelim.

Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

65’inci madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 65’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 65- Bu Kanun yayımı tarihinden sonraki 7 gün içinde yürürlüğe girer.”

   Muhammet Naci Cinisli                     Yasin Öztürk                           Fahrettin Yokuş

             Erzurum                                    Denizli                                      Konya

        Orhan Çakırlar                                                                           Feridun Bahşi

              Edirne                                                                                     Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Erzurum Milletvekili Sayın Muhammet Naci Cinisli.

Buyurun Sayın Cinisli. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulumuzu saygıyla selamlarım.

1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’yla hukuk yargılamasının daha hızlı ve etkin yürütülmesi, ayrıca yargılama sürelerinin kısaltılması amaçlanmıştı. Diğer yandan, 2011 yılından bugüne kadar 19 defa 6100 sayılı Kanun’da değişiklik teklifleri görüşüldü. Bu bağlamda, bazı maddeleri değiştirildi, bazı maddelerinde yer alan hükümler de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. 6100 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümlerinden kanunda düzenlenen yargılama aşamalarının her biri için tebligat yapma zorunluluğuna, davaya son veren taraf işlemlerinde verilecek karar türünden geçici hukuki korumalara kadar pek çok düzenleme yargılamayı uzattığı, gereksiz emek ve mesai sarfına sebep olduğu, uygulamada belirsizlik ve tereddüt oluşturduğu gibi ifadelerle karşılanmıştı.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle önerilen düzenlemeler teklif sahiplerince “reform” olarak nitelendiriliyor ancak geçmişte de yargılamanın hızlandırılması amacıyla “reform” adı altında düzenlemeler kanunlaşmış, sorunların çözümü maalesef mümkün olamamıştı. Sadece bu kanunun özelinde bile, elde edilmiş bu kadar olumsuz tecrübeye rağmen, hâlâ kanun değişikliğiyle yargılama sürelerinin hızlanabileceği anlayışı yargımızın içinde bulunduğu temel sorunu gözler önüne seriyor. Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmeden, yargıya olan güven sağlanmadan, temel hak ve özgürlükler korunmadan, yapısal konularda sorunlar çözüme kavuşturulmadan yapılan kısmi düzenlemeler yargılamayı hızlandırmayacak ve diğer konularda yaşanan sorunları da gideremeyecektir. Alelacele bir şekilde, ilgili kurumların, kişilerin görüşleri alınmadan getirilen bu tür düzenlemelerle mevcut düzenlemelerin sistematiği bozulmakta ve uygulamalar yerleşmeden yeni değişiklerin yapılması zorunlu hâle gelmekte.

Toplumumuzun yüzde 80’e yakını yargıya güvenmiyor maalesef. Cumhuriyet tarihimiz boyunca yargıya güvenin bu kadar az olduğu bir dönem hiç olmamıştı. AK PARTİ iktidarınca Türkiye’de siyasi tartışmalarda veya siyaseten girdiği çıkmazlarda yargının bir araç olarak kullanılması, bu güvensizlikteki en büyük etken. Siyasi iktidar tarafından yargı yoluyla yapılan müdahalelerle yargının güven kaybetmesi ve siyasallaşması, uzun tutukluluk sürelerinin cezaya dönüşmesi, adil yargılanmanın önünü açacak düzenlemelerin yapılamaması ülkemizde yargının temel sorunları.

Anayasal ve ilgili hukuk metinleri, kendilerine ihtiyaç duyulduğu ilk günden bu yana iktidarı dizginlemek amacı da taşır. AK PARTİ iktidarınca gerçekleştirilen kanun değişiklikleri ise yargının bağımsızlık ve tarafsızlığını sağlamaktan ziyade yargı yoluyla nüfuz etmeye yönelik düzenlemeler oldu. Yargıdaki temel sorunların çözümünü öncelikle tartışıp değerlendirmek yerine alelacele bir şekilde ilgili kurum ve kişilerin görüşleri alınmadan düzenlemeler yapılıyor. Bu tür düzenlemeler mevcut işleyişin uyumunu etkilemekte ve hedeflenen neticelere ulaşılamamakta.

Demokrasi kültürümüze ve yüz elli yıla yaklaşan parlamenter sistem tecrübemize rağmen tartışmadan, sadece kanun değişiklik teklifleriyle adalete ulaşılabileceği fikrine sahip olmak sağlıklı değil. Her şeyden önce milletin devlet yönetme iradesindeki payının en üst noktasında olan parlamenter demokratik sistemi tekrar gündemimize almalıyız. Bu bakımdan, her vatandaşımız için hukukun üstünlüğü, basın ve ifade özgürlüğü ulaşılabilir olursa toplumsal refahı da sağlayabiliriz. Ayrıca, hukuka güven, öngörülebilirlik yerli ve yabancı yatırımcı için de son derece önemli. Ekonomik kalkınma ve istikrar, hukuka güvenin yüksek olmasıyla doğru orantılıdır.

Değerli milletvekilleri, ceza yargılamasının en önemli faaliyeti, ceza uyuşmazlığı hakkında adil süre içerisinde yargıya varmaktır. Mahkeme, hüküm faaliyetlerini yerine getirmeden önce duruşmada ortaya konulan ve tartışılan delilleri serbestçe değerlendirerek bir sonuca ulaşmalı, suç işlediği iddia olunan taraf hakkında vicdani kanaate göre bir karar vermeli.

Sözlerimin sonunda, yapılması gereken esas düzenlemenin hukukun üstün, yargının bağımsız ve adaletin herkes için olduğu bir Türkiye olması gerektiğini ifade eder, Genel Kurulunuzu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 65’inci maddesinde geçen “Kanun” ibaresinin “Yasa” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Tulay Hatımoğulları Oruç                  Kemal Peköz                             Kemal Bülbül

              Adana                                       Adana                                      Antalya

   Serpil Kemalbay Pekgözegü    Mahmut Celadet Gaydalı                        Hüseyin Kaçmaz

               İzmir                                        Bitlis                                       Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz.

Buyurun Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

“Beş yıldır Suruç için adalet mücadelesi veriyoruz ve bugün, yine Suruç’a ilişkin birkaç şey söylemek istiyorum. Bundan tam beş yıl önce, 20 Temmuz 2015’te, Suruç’un Amara Kültür Merkezi’nde, katil IŞİD çetelerinin canlı bomba saldırısıyla 33 devrimciyi, 33 yoldaşımızı kaybettik. Ha düştü, ha düşecek diye dört gözle beklenirken katil IŞİD çetelerine karşı halkların ve enternasyonalist devrimcilerin tarihî bir direniş ve zaferiyle özgürleşen Kobani’ye Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz diyerek yola çıkan 33 düş yolcusu organize biçimde katledildi.

Bu katliamla hedeflenen, halklar arasında kurulan köprünün kendisiydi. Hazımsızlık, bu coğrafyada yaşayan halkların kardeşleşmesineydi. Tahammülsüzlük, Gezi direnişinin çocuklarının Kobanili çocuklarla dayanışması ve buluşmasınaydı. Onların kanla çizdikleri sınırlarına halklar arasındaki barış ve dayanışma sınırsızlığıyla dayanan 33’ler, devlet içindeki karanlık odaklar ve IŞİD iş birliğiyle katledildi. Amed, Suruç, Ankara, Sultanahmet, havalimanı, Reina, Antep… Siyasi açmaz ve krizler içinde Gezi’yle büyüyen 7 Hazirana yansımış direniş dalgasıyla sarsılan iktidarlarını korumak için baskı, zor, saldırganlık ve kan kaçınılmazdı. Kürt halkını inkâr, imha politikalarının ve devrimci demokratik hareketlere baskıların yanı sıra katliamlar serisiyle tüm toplumun üzerinde korku iklimi yaratılmaya çalışıldı. Bu direniş dalgasıyla kendi sonlarının geleceğine dair korkularını topluma yaymaya çalıştılar. Korktukça saldırganlığı artırdılar. Öfkeli çocukları sahaya sürdüler; katledildik, katlettiler. Kendi içlerinde çatlaklar ve ayrılıklar yaşanınca, bugün dönüp ‘7 Haziran ve 1 Kasım 2015 tarihleri arasındaki o zamanın defterleri açılırsa kimilerimiz insan yüzüne çıkamaz.’ diyor Sayın Davutoğlu. Bilin ki biz o defteri hiç kapatmadık ve o defterde ne yazıyor, biliyoruz. Suruç’ta, Ankara’da nasıl organize ve planlı bir biçimde katledildik biliyoruz ve katillerimizi iyi tanıyoruz. Beş yıldır Suruç için adalet mücadelesi veriyoruz, beş yıldır “Suruç için adalet, herkes için adalet.” diyoruz. Hrant Dink’ten Tahir Elçi’ye, Soma’dan Çorlu tren katliamına, Şule Çet’ten Hande Kader’e, Gezi şehitlerinden Sibel Ünli’ye, Roboski’den Ankara katliamına, Beyazıt katliamından Gülistan Doku’ya, herkes için adalet talebini haykırıyoruz, adaleti de Suruç İlçe Emniyet Müdürüne 7.500 TL ceza verdiğiniz, Berkin Elvan’ın katillerini akladığınız, kadın katillerine iyi hâl indirimi verdiğiniz, Sivas’ta katledenleri salıverdiğiniz mahkemelerinizden beklemiyoruz. Berkin’i anan üniversite öğrencilerine tutuklama çıkardığınız, Suruç aile, avukat ve gazilerini ceza dosyalarıyla yıldırmaya çalıştığınız, göz göre göre Mustafa’yı, Helin’i ve İbrahim’i katleden iktidarınızdan ve mahkemelerinizden bir beklentimiz yok. Adalet sokakta kazanılır, kazanacağız. Bu topraklarda kalpleri adalet için atan milyonlarız. Bugün, adalet talebi işçiler, emekçiler, kadınlar, LGBT’liler, gençler, doğa ve hayvanlar için en önemli talep hâline gelmişten ‘Herkes için adalet.’ sloganını yükseltmeye daha güçlü devam edeceğiz. Beş yıldır kampüslerden, sokaklara ve meydanlara adalet mücadelemizi büyütüyoruz. 33 düş yolcusunu anmak istediğimiz Suruç katliamının yıl dönümlerinde karşımıza envanterlerinde baskı ve zor araçlarıyla çıkanlar, karşılarında kol kola birlik, sıkılı yumruk, kararlılık ve hesap sorma bilincini buldular. Bugün, dünden farklı değil, ‘Katillerden hesabı gençlik soracak.’ sözü de yalnızca bir slogan değil, unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. Suruç’un hesabını soracağız, Suruç için adalet, herkes için adalet diyorum.”

Arkadaşlar, bu okuduğum metin, dün, Güven Park’ta Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonunun okumaya çalıştığı ama daha hiçbir ihtar yapılmadan bu şekilde saldırıya uğradıkları durumun basın açıklama metniydi. Sadece gençler, sosyalist gençler bu fikirlerini açıklayacak diye bu şekilde baskıya maruz kaldı. Evet, gözümün önünde 3 polisin yatırdığı bu öğrenci arkadaş, elleri ters kelepçeli hâldeyken başka bir kolluk görevlisi tarafından yüzüne tekme atılarak bu hâle getirildi. Dün, kaburgaları kırılan, kısmi yüz felci geçiren, kolu bacağı aynı şekilde, ağır yaralanacak şekilde darbe alan arkadaşlarımız oldu.

Değerli arkadaşlar, Suruç katliamının dünkü anmasında -dediğimiz gibi- bu görüntü, aslında, beş yıl önce, o gün IŞİD’in bombalı saldırısında ortaya çıkan can pazarına çok benziyordu, hatta sadece benzemiyordu, size söyleyeyim, o zihniyetle aynıydı. Suruç katliamının 5’inci yılında düş yolcularının yoldaşları faşizme boyun eğmedi ve bundan sonra da boyun eğmeyecek. İşkenceleriniz, baskılarınız, gözaltılarınız 33’lerin yoldaşlarını yıldıramayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Gençlik, düş yolcularının izinden aynı kararlılıkla, bağlılıkla mücadele etmeye devam edecektir. Suruç katliamında yaşamını yitiren yoldaşlarımızın düşledikleri özgür, sınıfsız, sömürüsüz ve savaşsız bir dünyayı kurana dek mücadelemiz sürecek. Sadece şunu söylemek istiyorum arkadaşlar: Dünün mazlumu olanlar muktedir olunca zalimleşirse… Bize de şunu düşündürtmeyin: Bu mazlum olanlar muktedir olunca zalimleşirse daha büyük zulmü hak ediyor diye düşündürtmeyin bizi diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Hatibin kürsüden konuşmalarını kabul etmiyoruz, reddediyoruz, Güven Park’taki açıklamaları da “endirekt” cümle olarak reddediyoruz. Hiçbir geçerliliği yoktur, devlete, topluma ve millete karşı düşmanlıktan başka hiçbir içerik yoktur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

65’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 65’inci madde kabul edilmiştir.

66’ncı madde üzerinde 2 adet önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 216 sıra sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 66’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 66- Bu Kanunu Cumhurbaşkanı yürütür.”

          Özkan Yalım                          Sevda Erdan Kılıç                           Murat Bakan

               Uşak                                        İzmir                                        İzmir

      Ali Mahir Başarır                           Metin İlhan                             Aysu Bankoğlu

              Mersin                                     Kırşehir                                      Bartın

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekilimiz Sayın Ali Mahir Başarır.

Buyurun Sayın Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Sayın Başkanım, yeni görevinizde başarılar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün gündemle ilgili bir konuyu konuşmak istiyorum, bir muhalefet partisi milletvekili olarak değil bir baba olarak konuşmak istiyorum ve burada paylaşacağım bilgilerin, eleştirilerin hepsinin de ortak olarak anlaşabileceğimiz konular olduğunu düşünüyorum.

Evet, yine bir kızımız, evladımız katledildi. Maalesef kadın cinayetlerinin, kadına şiddetin önüne bir türlü geçemiyoruz. Pınar, hayalleri olan, geleceğe ilişkin düşleri olan bir kızımızdı ama bir cani tarafından katledildi. Evet, hepimiz milletvekiliyiz ama aynı zamanda anne ve babayız. Ben, bir an için -2 kızım var- o anne ve babanın, Pınar’ın anne ve babasının yerine kendimi koyuyorum. Bir çocuk dünyaya geliyor, sevinçle kucağımıza alıyoruz, evimize getiriyoruz, yürümesini, konuşmasını, ilk karnesini anlarıyla yaşıyoruz, lise sınavında, üniversite sınavında biz o okulun kaldırımında oturuyoruz ve daha sonra bir psikopat geliyor, canımızı alıyor. Gerçekten kabul edilebilecek bir durum değil, Rabb’im kimseye evlat acısı vermesin.

Değerli milletvekilleri, bunu beraber de çözebiliriz, bu sorun Meclisin sorunu; burada tartışacak, ayrışacak hiçbir konu yok. Kadın cinayetleri, kadına şiddet hepimizin içini yakan bir durum, hepimizin; bunda hiçbirimiz ayrılmıyoruz.

İstanbul Sözleşmesi tartışılacak bir konu değil, çok yakın bir zamanda bu anlaşma yapıldı, hatta bu Meclisin iradesiyle bunun daha da üzerine çıkmak zorundayız. Bence yarın Adalet Komisyonu toplanmalı.

Değerli milletvekilleri, bakın, Türk Ceza Kanunu 82’nci maddesinin (f) bendi ne diyor? “Cinayetin gebe olduğu bilinen kadına karşı işlenmesi hâlinde.” diyor. Burada “gebe” sözcüğünü çıkardığımız zaman “kadın” kalıyor. Gerek yok bence, kadına karşı işlenen cinayetin cezası ağırlaştırılmış müebbet. Çıkartabiliriz, çok basit bir şekilde. Yine, 87’nci maddedeki yaralama suçunda “gebe” kelimesini çıkarttığımız zaman “kadın” kalıyor.

Ailenin korunması… Bununla ilgili kanunda eksiklikler var. Koruma tedbiri ihlal edildiği zaman bu cezaların 3 katına çıkması gerekiyor, etkin bir şekilde korunmanın yapılması gerekiyor.

Diğer bir durum, İnfaz Yasası’nı değiştirelim. Bakın, nitelikli cinsel suçlar, kadın cinayetleri, terör, nitelikli uyuşturucu suçlarındaki infaz, alınan cezanın tamamı olsun. Yani bir kadını öldüren, bir çocuğa tecavüz eden bir cani şunu bilsin: Cezaevine girdiği zaman ölüsü çıkacak. Anayasa’daki af maddesini de buna göre düzenleyebiliriz. İnsanlık adına suçları belirleriz, bu suçların affının bile teklif edilmeyeceğini maddeye koyarız, o zaman af tartışması da olmaz. Bunu yapmak zorundayız, bunu biz beraberce yapabiliriz. Gerçekten, bunu dünyaya, bunu kendimize, vicdanlara anlatamıyoruz, ben kendime anlatamıyorum. Ben evlatlarımızın geleceğinden gerçekten endişeliyim. Neden? Neden çocuklar ölüyor, neden kadınlar ölüyor? Biz ne duruma geldik? Nerede yetişiyor bu insanlar? Burada, hepimiz ortak bir akılla, ortak bir iradeyle yapmak zorundayız; bu, AK PARTİ’nin de CHP’nin de HDP’nin de MHP’nin de İYİ PARTİ’nin de bir sorunu. Toplanmalıyız, derhâl Ceza Kanunu’muzu, ailenin korunması, şiddetin önlenmesiyle ilgili yasalarımızı, Anayasa’mızı değiştirmek zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başarır.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bakın, gerçekten sosyal medyada insanlarla da konuşuyoruz, yorumlara da bakıyorum. Sabahtan beri başım ağrıyor, kendime gelemiyorum, insanlar infial hâlinde. Biz Meclis olarak görevimizi yapmak zorundayız, gerekeni yapmak zorundayız, biz yapalım. Doğru, bunun eğitim ve kültürel boyutu da var tabii ki, bu boyutu da var ama Meclis en azından Ceza Kanunu’ndaki, yasadaki tüm eksiklikleri gidermek zorunda. Belki “Bu maddeler eşitlik ilkesine aykırı.” diyeceksiniz, Anayasa’yı da değiştireceğiz, değiştirmek zorundayız.

Maalesef durum bu. Bunun önünü alamıyoruz. Yasaların buna uyumlu hâle gelmesi gerekiyor ve bunu hep beraber başaracağımıza inanıyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 66’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Madde 66- Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür.”

         Yasin Öztürk                            Orhan Çakırlar                          Fahrettin Yokuş

             Denizli                                      Edirne                                       Konya

         Feridun Bahşi                         Zeki Hakan Sıdalı

             Antalya                                     Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKANI YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin yürürlük maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Artık sayısını hatırlayamadığımız değiştirilen yargı paketlerinin bir diğeri daha Genel Kurulumuzda. Paket paket yargı, torba torba kanun. Malum salgın üzerine gözünü kulağını Meclise dikmiş olan vatandaşımız yine sukutuhayale uğramıştır. Umuyor ve diliyordum ki Meclis kapanmadan gerçekten vatandaşın beklentilerini karşılayacak bir kanunu ortak bir akılla hep birlikte çıkarabilseydik ama yine olmadı. Bu nedenledir ki AK PARTİ’si paket paket yargı dağıtmaya devam etsin, ben ülkenin gerçek gündemini; kaynak sorunu ve kaynakların nasıl tüketildiği meselesi üzerine konuşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Covid-19 salgınının başlamasıyla birlikte Sayın Cumhurbaşkanımız dedi ki: “Biz bize yeteriz.” IBAN numaraları verildi “Kim bizimle beraber, kim değil?” kayda alındı. 2 milyar 100 milyon 418 bin lira bağış toplandı ancak geçen hafta görüldü ki bu paraların akıbeti belli değil, aynı 15 Temmuz şehitleri için toplanan paraların akıbetinin belli olmadığı gibi.

Bu ülke Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine neden geçti? Bütün kararlar tek bir merkezden alınsın, vakit kaybı önlensin, işler ve işlemler hızlansın, ülke şaha kalksın, bu sistemi dayatanların gerekçeleriydi. Şimdi, soruyoruz Cumhurbaşkanına: Paralar nerede? “Ben bilmem, Aile Bakanı bilir.”

Sayın milletvekilleri, biz ülke olarak gerçekten birbirimize yeteriz. IBAN dağıtmaya, dayanışma kampanyaları düzenlemeye hiç gerek de yok. Bakınız, geçtiğimiz iki hafta KİT alt komisyonları toplantıları vardı. Biliyorsunuz, KİT’ler Sayıştay denetimine bağlı. Her milletvekili arkadaşıma Sayıştayın KİT’lere ilişkin hazırladığı raporları okumalarını tavsiye ediyorum, hatta iktidar partisi milletvekillerine tavsiyem, bu raporları okuyup Sayın Cumhurbaşkanını da bilgilendirmeleri. Anladığım kadarıyla, her zor durumda vatandaştan IBAN isteyen Sayın Cumhurbaşkanının KİT’lerin mal varlığından, KİT’lerin nasıl yönetildiğinden, KİT’lerin taşınmazlarının nasıl çürümeye terk edildiğinden, üretim yapabilecek durumda olan KİT’lerin nasıl sadece arpalık olarak kullanıldığından haberi yok. KİT’lerin taşınmazları esrarkeşlerin barınakları olmuş. KİT’lerin atıl fabrikaları etrafın can ve mal güvenliğine zarar gelmesin diye belediyecilerce yıkılıyor. O kadar ilgisizler ki yöneticilerinin binalar yıkıldıktan sonra haberi oluyor. Öyle kurumlar var ki yapacakları işleri kalmamış “Bari otopark işletelim, emlak danışmanlığı yapalım.” diye kendilerine iş arıyorlar. Kimi diyor ki: “Biz özelleştirileceğiz, ondan çalışmıyoruz.” Bakıyoruz, özelleştirme kapsamında mı? Hayır. Bakıyoruz bazı kurumlara, Sayıştay 2015, 2016, 2017’de uyarmış; yetmemiş 2018’de de yine aynı uyarıyı yapmış. Kuruluşun verdiği cevap “Sayıştayın önerisi doğrultusunda işlem yapılacaktır.”

Değerli milletvekilleri, kamu iktisadi teşebbüslerinin kuruluş amacı neydi? Ekonomik kalkınmanın kamu mantığıyla çalışan kurum ve kuruluşlar eliyle yürüyemeyeceğinden hareketle, devlet, sermayesini kendisinin karşıladığı ama ticari esaslara göre faaliyet gösterecek kuruluşlara ihtiyaç duymuştur. Bu kuruluşlar özel sektörün başaramadığı ya da girmek istemediği işleri yapacak, devlet bu alanda özel sektöre öncülük edecek ve en önemlisi, kamu kuruluşları olmasına rağmen özel sektör mantığıyla hareket edecekti. Nedir özel sektör mantığı? Kâr etmek.

Komisyonumuzda şu anda denetime tabi 73 kuruluş var. Doğrudan KİT diyebileceğimiz kuruluş sayısı 22; geri kalanı bağlı ortaklıklar, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar, kamu iktisadi kuruluşları ve özel kanunlara göre denetimini yaptığımız kuruluşlar.

AK PARTİ’sinin yıllardır KİT’lerin üzerinde yürüttüğü politika belli. Tabii, bu politikanın halkın aynasına yansıyan görüntüsü de belli: Kâr ediyorsa sat, kâr etmiyorsa böl, satamıyorsan hazineye kat, kattığını da yandaşlara vereceğin büyük ölçekli işlerde teminat olsun diye Varlık Fonunun portföyüne ekle, bir kısmını da yönetim kurullarına atamak üzere eş dost, akraba ve partililerin istihdamı için kullan.

Kamu iktisadi teşebbüsleri eğer Hükûmetin maddi bir beklentisi yoksa kaderine terk edilmiş durumda. Sayıştayın denetimini yaptığı kuruluşlar ortak karar almışçasına faaliyet zararı açıklıyorlar. Kazara kâr eden bir kuruluş varsa ona da görevlendirme yükümlülüğü verip kârına Hazine el koyuyor. KİT’lerden hazineye aktarılan paralara tabii ki sözümüz yok ancak aktarılan kaynak doğru adrese gitmiyor, vatandaşın cebine gitmesi gereken para “Biz bize yetenler”e gidiyor.

2018 yılı itibarıyla KİT’lerin borcu 77,5 milyar lira. Bu rakamı açıklayan Sayın Berat Albayrak, namıdiğer damat bey. Peki, hiç iş yapmayan KİT’ler nasıl bu kadar borç biriktirebiliyor? Sorulması gereken tam da bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Öztürk.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Varlık Fonuna devredilene kadar kâr eden kuruluşlar zarara geçmiş, diğerlerinin birçoğu da tabela kuruluşu hâline gelmiş; yönetimi var, binası var, arabası var ama çalışacak personeli yok. Neden? Çünkü KİT’lere personel alımı yapılmıyor. Borç bu kadar çok olunca KİT’lerin denetlenmesi de anlaşılan Hükûmetin yani sizlerin işine gelmiyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 66’ncı madde kabul edilmiştir.

Üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Teklifin görüşmeleri de tamamlanmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

66.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, görüşülen 216 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne temel itirazları karşılanmadığı için “hayır” oyu vereceklerine, Türk Hava Yollarına bağlı TGS’de çalışan bir vatandaşın mağduriyetini duyurmak istediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Üzerinde görüştüğümüz kanun itirazlarımızın olduğu, genel olarak bazı düzenlemeleri gerekli gördüğümüz bir kanundu. Adalet ve Kalkınma Partisinin, Meclisi genel işletiş sistemi içinde temel kanun olarak görüşülen ve itirazımız olan pek çok kanunu… Bir başka engelleme yolu olmadığı için her maddesi üzerinde konuştuk ve üç hafta, dört hafta boyunca bu kanun ileri gitti, geri kaldı ve şimdi gecenin bu vaktinde bitiyor. Bu iş görüş biçiminin, bu yasama tekniğinin gözden geçirilmesi, muhalefet partileriyle uzlaşının daha ciddi zeminlerde aranılması hem bütün milletvekillerinin enerjisi hem de kaliteli yasamaya katkı sağlayacaktır; bu uyarımızı bir kez daha yerine getiriyoruz. Kanundaki temel itiraz noktalarımız karşılanmadığı için kanuna “hayır” oyu veriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bugünden yarına da Adalet ve Kalkınma Partisinin duyarlı davranacağını umduğum bir konuda bir bildirimi, bir çığlığı dile getirerek bitirmek istiyorum, ümit ediyorum bu konuya yarın eğilinir. Makam telefonumuzu arayan, bizi bilmeyen, cep telefonlarımızı bilmeyen bir vatandaşın notu şu: “On senedir Türk Hava Yollarına bağlı TGS yani yer hizmetleri şirketinde çalışıyorum. Şirket yetkilileri dört ayda bir aldığımız ikramiyeden vazgeçtiğimizi beyan ettiğimiz bir belgeyi zorla imzalatmak istediler, ben imzalamadım. İmzalamayanları çağırıp tek tek işten çıkarıyorlar. Daha önce defalarca AK PARTİ’ye oy vermiş bir vatandaş olarak sesimizin duyurulmasını talep ediyoruz.”

Bu, gerçekten kul hakkıdır. Bu yapılan iş, bir emekçiye yapılmaması gereken bir iştir. Çalıştığı şirket ve AK PARTİ’ye olan bağlılığını dile getirip sesini duyuramayan bu vatandaşın sesini duymanızı, bu haksızlığa karşı bir müdahalede bulunmanızı talep ediyoruz.

Hepinize iyi akşamlar diliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

67.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, görüşülen Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne katkı sunan siyasi parti gruplarına, uzmanlara ve akademisyenlere teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

1927 tarihli 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yaklaşık doksan yıl yürürlükte kaldı ve akabinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdi. Diğer taraftan da yaklaşık dört yıl önce ete kemiğe bürünen bölge adliye mahkemeleri yani istinaf yargı yoluyla beraber yaklaşık yüz yıllık yargılama hukukunda esaslı bir değişiklik oldu. Özellikle bugün 66 maddeden ibaret olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi görüşmeleri tamamlandı.

Tabii, bu kanun metni hazırlanırken, özellikle son on yıllık süre zarfında 6100 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeler, bunların ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve yüksek yargıda Yargıtay aşamaları dikkate alınarak hem adil yargılama süreci, makul sürede yargılanma hakkı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - …ve özellikle 6100 sayılı Kanun’la yapılan esaslı reformlar dikkate alınarak, konunun devrim niteliğindeki reform yönleri öne çıkarılarak ciddi bir revizyona tabi tutulmuştur. İnşallah, vatandaşlarımızın adalet ihtiyacını karşılayacak, özellikle hukuk muhakemelerinde adil ve makul sürede yargılamayı getirecek, hayata geçirecek düzenlemedir.

Düzenlemeye katkı sunan bütün siyasi parti gruplarına, uzmanlara, akademisyenlere yürekten teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Abdullah Güler ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 128 Milletvekilinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2735) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 216) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

225 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ile 2 Milletvekilinin İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3037) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 225)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bugünkü gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek üzere 22 Temmuz 2020 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 00.27



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(×) 216S. Sayılı Basmayazı 24/6/2020 tarihli 104’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.