TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          101’inci Birleşim

                                                                                17 Haziran 2020 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 15 Haziran Aksaray’ın yeniden il oluşunun 31’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Ankara Resim ve Heykel Müzesindeki kayıp eserlere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in, Düzce ilinde yaşanan sel felaketine ve yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Burdur ili Başmakçı köyünde meydana gelen deprem nedeniyle hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, depreme dayanıksız kamu binalarının ve devlet hastanesinin rehabilitasyonunun yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

2.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, deprem nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine ve Trakya bölgesinde yaşanılan doğal afetler sonucu oluşan üreticilerin mağduriyetlerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, Bingöl ilinde meydana gelen depremde hayatını kaybeden güvenlik korucusuna Allah’tan rahmet dilediğine, engelli bireylerin toplum hayatında varlıklarını sürdürebilmeleri için istihdam edilmeleri ve atanamayan engelli öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, doğal afetlerin yaşandığı bir coğrafyada bulunulduğuna, afetlerin zararlarını azaltabilmek için afet yönetiminin ve koordinasyonunun önemli olduğuna, depremlerde can kaybını en aza indirebilmek için herkesin mücadele etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun, Soma maden ocağında çalışan ve mağduriyetleri giderilmeyen madencilerin verilen sözlerin tutulmasını istediğine ve çözüm yeri olan Meclisi göreve çağırdığına ilişkin açıklaması

6.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tekirdağ ili Ergene ilçesi, Bakırca, Karamehmet, İğneler ve Ahimehmet Mahallelerinde dolu ve sel nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, tarımsal desteklerin ödenmesini ve çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

7.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Edirne ili Keşan ilçesi Karacaali, Maltepe ve Çobançeşmesi köyleri ile Paşayiğit Mahallesi’ndeki tarım ve orman alanlarını tehdit eden patlatma işlemiyle linyit üretimi projesine bölge halkının karşı çıktığına ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, İstanbul ilinin ülkenin küresel imajında ve turizm politikasında belirleyici bir role sahip olduğuna, turizm sektörümüz için uygulan sertifika programı, tedbirler ve sağlık turizminin etkinleştirilmesiyle pandemi nedeniyle yaşanan olumsuzlukların ortadan kalkacağına ilişkin açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 17 Haziran Mısır’ın 5’inci Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

10.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

11.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 17 Haziran Mısır’ın 5’inci Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne ve Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü vesilesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan ulusal ağaçlandırma seferberliği ve Geleceğe Nefes kampanyasıyla fidan dikme çalışmalarının devam ettiğine ilişkin açıklaması

12.- Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç’in, terörle, teröristlerle mücadele görevinin sadece askerlerin değil bu milletin kürsüsünde vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya namusu ve şerefi üzerine yemin edenlerin ve tüm milletin olduğuna ilişkin açıklaması

13.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, 17 Haziran Nevşehir CHP eski İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner ile parti üyesi Yavuz Yükselbaba’nın ölümünün 40’ıncı yıl dönümü vesilesiyle Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir tehdide ve baskıya boyun eğmeyeceğine ilişkin açıklaması

14.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, 16 Haziran 2017’de terör örgütü PKK tarafından kaçırılarak şehit edilen sınıf öğretmeni Necmettin Yılmaz’ı ve tüm şehitleri rahmetle andığına, terörü, teröristi ve destekçilerini lanetlendiğine ilişkin açıklaması

15.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, ekonomik kriz nedeniyle vatandaşların araç muayene cezalarına ve vergi borçlarına af getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, Tarım ve Orman Bakanlığının zamansız kural değişiklikleriyle çiftçileri belirsizliğe sürüklediğine ilişkin açıklaması

17.- Konya Milletvekili Halil Etyemez’in, ekolojik çeşitlilik ve tabiat varlıkları bakımından zengin bir ülke olunduğuna, 17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü vesilesiyle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için çalışan Tarım ve Orman Bakanlığına, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

18.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, ekonomik ve sosyal konularda bölgenin yükünü çeken Hatay halkının sağlık konusunda daha fazla mağdur olmaması için Arsuz ve Defne devlet hastanelerinin yapımının tamamlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

19.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kaplan Operasyonu’nda Mehmetçik’e başarılar dilediğine, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, ülkede liyakat ve adalet kavramlarının kalmadığına, İstanbul Havalimanı üçüncü pistinin ihale şartnamesine aykırı yapıldığına dair basında çıkan haberlere, Kocaeli ilinde vatandaşların SEDAŞ’la ilgili şikâyetlerine ve 21’inci yüzyılda bir sanayi şehri olan Kocaeli’nde elektrik kesintilerinden bahsedilmesinin kabul edilebilir olmadığına, Çorum ilinin demir yolu ve havalimanına kavuşmasının önemine ilişkin açıklaması

20.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya, Doğu Akdeniz, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde faaliyetler icra ettiğine, sınırlara yönelik saldırıları önlemek amacıyla gerçekleştirilen Pençe-Kartal Operasyonu’nda 81 hedefin, Pençe-Kaplan Operasyonu’nda da 150 hedefin başarıyla imha edildiğine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapılan bütün operasyonlarda devletin ve Hükûmetin yanında olunduğuna ilişkin açıklaması

21.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Almanya’nın coronavirüs nedeniyle Türkiye dahil 130 ülkeyi risk bölgesi ilan ettiğine, ülkede yeni normalle birlikte vaka sayısında ciddi artış görüldüğüne ve bazı yerleşim yerlerinin karantinaya alındığına, 2’nci dalganın mı yaşandığı yoksa 1’inci dalganın mı pik yaptığı konusunda netliğin söz konusu olmadığına, Meclisteki pandemi vakalarına ilişkin Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’dan bilgilendirme yapmasını talep ettiğine, sınavların şartsız, koşulsuz ertelenmesi ve iktidarın YKS muamması konusunda bir an önce adım atması gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan’ın, 17 Haziran Nevşehir CHP eski İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner ile parti üyesi Yavuz Yükselbaba’yı ölümünün 40’ıncı yıl dönümünde rahmetle andığına, teslim tarihi 20 Nisan 2017 olduğu hâlde hizmete açılmayan Nevşehir Öğretmenevinin akıbetini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

23.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, Aksaray ilinde yaşanılan şiddetli yağmur ve dolu nedeniyle zarar gören çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunun takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

24.- Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın, Kastamonu ili Devrekani ilçesinde etkili olan dolu yağışı nedeniyle zarar gören çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun’da düzenlemeye gidilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

25.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, hayatını kaybeden Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş’e Allah’tan rahmet dilediğine, salgınla mücadelede gelinen safhanın endişe verici olduğuna, sosyal devletin vergi ödeyen milletinin birikimlerini doğru ve yerinde kullanması gerektiğine, ülkenin itibarının milletinin sosyal yaşantısıyla, başının dik yaşamasıyla mümkün olduğuna ilişkin açıklaması

26.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci ve Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne, sınırların güvenliğini tehdit eden PKK ve diğer terörist unsurlara karşı Pençe-Kaplan Operasyonu’yla Irak’ın Kuzeyindeki Haftanin bölgesine Türk komandolarının intikal ettiğine ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

30.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın HDP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in ikametgâhına girilerek hırsızlık süsü verildiğine, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’nun aracına yönelik sabotaj girişiminin arkasındaki güçlerin kimler olduğunu öğrenmek istediklerine ve bir milletvekiline yönelik olaya Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin de tepki göstermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

33.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 17 Haziran Sakaryaspor’un kuruluşunun 55’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

34.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 17 Haziran Sakaryaspor’un kuruluşunun 55’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

35.- Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, Türk sporunda önemli yeri olan Sakaryaspor’un Süper Lig’e dönmesini arzu ettiklerine ve İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, 15-16 Haziran 1970 işçi direnişinin 50’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

37.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Cumhurbaşkanının mensup olduğu parti ile Parlamento çoğunluğunu oluşturan partilerin farklı olması hâlinde Parlamento çoğunluğunun Cumhurbaşkanından teklif gelmediği hâlde onun borçlanma ya da harcama yetkisini azaltabileceğine ve bunun da yanlış bir sonuca yol açacağına ilişkin açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, coronavirüs pandemisine karşı devlet ve millet olarak büyük mücadele verildiğine, sağlık personelinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

44.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Ardahan ili Göle ilçesi Köprülü beldesi Canibek ormanındaki ağaç kesimine karşı mücadele verildiğine ilişkin açıklaması

45.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, coronavirüs salgını nedeniyle zarara uğrayan esnaf ve sanatkârların mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

46.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 15 Haziranda Edirne ve Hakkâri’den başlayan demokrasi yürüyüşüne her türlü engellemeye rağmen devam edildiğine, Van ilinden Diyarbakır iline doğru yürüyen HDP milletvekillerine kolluk güçleri tarafından uygulanan müdahalelere yönelik Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın tutum belirlemesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

47.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ölümünün 5’inci yıl dönümünde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

48.- Isparta Milletvekili Recep Özel’in, İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

49.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

50.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, mühendis, mimar ve şehir plancılarının KPSS’den yüksek puanlar almalarına rağmen kamuda kendilerine yeterince kadro ayrılmadığı için atanma şansı bulamadıklarına ilişkin açıklaması

51.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tekirdağ ili Malkara ilçesi Develi ve Yenice Mahallelerinde dolu yağışı nedeniyle zarar gören çiftçilere geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bayrak asılmayan okulları sosyal medya hesabında paylaşan EĞİTİM-İŞ Sendikası temsilcisi Barış Özer hakkında soruşturma başlatıldığına ilişkin açıklaması

52.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

53.- Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

54.- Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

55.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

56.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

57.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

58.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

59.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

60.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, milletvekillerinin Grup Başkan Vekilleriyle istişare ederek bölgeleriyle ilgili söz talep etmelerini rica ettiğine ilişkin açıklaması

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tarafından, polis, öğretmen, sağlık çalışanı ve din görevlilerine 3600 ek gösterge verilmesi hakkında gerekli çalışmaların yapılması, yaşanan adaletsizliğin giderilmesi, kamuya maliyetiyle birlikte bu durumdan yararlanacak kişi sayısının hesaplanması amacıyla 17/6/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından, kamu bankalarının ekonomiye etkilerinin incelenmesi ve siyasi atamaların araştırılması amacıyla 17/6/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündemi’nin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, risk grubunda bulunan sağlık personelinin pandemi sürecinde çalışma koşullarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2919) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217)

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, memurların Tarım ve Orman Bakanlığına 2020 yılında yapılacak sözleşmeli personel atamaları kapsamının dışında tutulmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29496)

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Covid-19 ile mücadele kapsamında yardım yapılan ülkelere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29497)

3.- Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları’nın, Kürtçe dilinin kullanımına ve konuyla ilgili bazı sorunlara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29498)

4.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, koronavirüs salgını sürecinde cezaevlerinde bulunan hasta ve yaşlı kişilerin tahliye edilmesi talebine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29500)

5.- Van Milletvekili Murat Sarısaç’ın, Kürtçe el yazması kitapların bulunduğu kütüphanelere, bu kitapların sayısına ve tasnifine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29502)

6.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Kürtçe dilinin kullanımına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29503)

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Tarım Kredi Birlik A.Ş’nin 2018 ve 2019 yılında zarar etmesinin gerekçelerine ve tarım kredi marketlerine yapılan ürün alımlarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29504)

8.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, koronavirüs salgınıyla ilgili başlatılan normalleşme sürecinde Bilim Kurulunun rolüne ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29505)

9.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın, Milli Dayanışma Kampanyası ile toplanan bağışlara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29506)

10.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, geçici, dönemsel, yapısal ve teknolojik işsizlik sebebiyle işini kaybeden kişilere,

Çeşitli nedenlerle çalışma hayatına katılamayan kişilere dair verilere,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29507), (7/29508)

11.- Van Milletvekili Murat Sarısaç’ın, Van’da koronavirüs salgınına karşı alınan önlemlere ve esnafa yönelik desteklere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29509)

12.- Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin’in, İstanbul’da yapılmakta olan iki salgın hastanesinin proje ve ihale bilgilerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29510)

13.- Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık’ın, koronavirüs salgını ile mücadelede alınacak sosyal ve ekonomik önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29611)

14.- İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün, bazı cenazelerin defin işlemleri ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29612)

15.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, hasta ve yaşlı mahkûmların tahliyesine,

Hasta ve yaşlı mahkûmların tahliyesine,

Hasta ve yaşlı mahkûmların tahliyesine,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29613), (7/29614), (7/29615)

16.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 11 Mayıs 2020 tarihinde YÖK tarafından üniversitelerde eğitim ve öğretim yılının kapatılmasına,

Yükseköğretim Kuruluna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29616), (7/29619)

17.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29617)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hâkimler ve Savcılar Kuruluna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29618)

19.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 65 yaş üstü vatandaşlara maske ve kolonya dağıtımı çalışmalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29620)

20.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığına bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29621)

21.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29622)

22.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29623)

23.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına,

Doğal Afet Sigortalar Kurumuna bağlı birimlerde görülen koronavirüs vakalarına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29625), (7/29626)

24.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Atatürk Havalimanı alanına inşa edilen hastaneye ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29627)

25.- Adana Milletvekili Kemal Peköz’ün, Adana ili Yüreğir ilçesinde bulunan mevsimlik tarım işçilerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29628)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, asgari ücretli çalışan sayısına ve asgari ücretten alınan vergilere ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29683)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlıkça alınan suyun markasına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29684)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, koronavirüs sebebiyle alınan ekonomik tedbirlere ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29686)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma açılan yahut mobbinge uğrayan personel olup olmadığına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29687)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017-2020 yılları arasında Bakanlığın yabancı firmalardan temin ettiği mal ve hizmetlere ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29688)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Mayıs 2020 itibarıyla Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda mobbing nedeniyle yapılan şikâyetlere ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29689)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından koronavirüse karşı alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29691)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından dışarıdan satın alınan hukuk ve danışmanlık hizmetlerine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29692)

34.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı birimlerin kullanımındaki taşıtlara, bunlardan kiralık olanların sayısına ve yıllık kira giderlerine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29693)

35.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık çalışanlarının çocukları için kreş hizmeti verilmesine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29696)

36.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda yapılan mobbing şikâyetleri ve şikâyetlerin sonuçlarına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/29697)

37.- Van Milletvekili Muazzez Orhan Işık’ın, Van’da 4 Mayıs 2020 tarihinde bir siyasi partinin parti meclisi üyesinin kaçırılarak tehdit edildiği iddiasına,

Bazı belediyelere kayyum atanmasına ve Van Büyükşehir Belediyesine atanan kayyumların dönemlerinde gerçekleştirilen faaliyetler ile Belediyenin borçlarına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29781), (7/29790)

38.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, bazı belediye yönetimlerine kayyum atanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29783)

39.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan bir arazinin kiralanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29784)

40.- Mardin Milletvekili Pero Dundar’ın, Mardin ili Nusaybin ilçesinde inşa edilen TOKİ konutlarıyla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29785)

41.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, bazı belediyelere kayyum atanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29786)

42.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, bazı belediyelere kayyum atanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29787)

43.- Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in, bazı belediyelere kayyum atanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29788)

44.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, bazı belediyelere kayyum atanmasına ve kayyum atanan belediyelerde kadınlara yönelik hizmetlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29789)

45.- Muş Milletvekili Şevin Coşkun’un, bazı belediyelere kayyum atanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29791)

46.- Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin’in, Malatya’da 3 PKK terör örgütü üyesinin cenazelerinin yıkanmasına izin verilmediği ve cenazeler için araç tahsis edilmediği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29792)

47.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, koronavirüs sürecinde işçilere yönelik alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29905)

48.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, mevsimlik tarım işçilerinin koronavirüs salgınından korunması adına alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29906)

49.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Suriyeli göçmenlerin sınava girmeden kamu kurumlarında istihdam edildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29907)

50.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, mülteci ve göçmenlerin Covid-19 salgınından korunması için alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29909)

51.- Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin’in, 15 Ağustos 2019 tarihli ve 1463 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29911)

52.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, uzaktan öğretim uygulama ve araştırma merkezi bulunan ve bulunmayan üniversitelerin sayısı ile herkesin uzaktan eğitime erişebilmesi için alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/29914)

53.- Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in, bazı cenazelerin defin işlemleri ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30078)

54.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, bazı belediyelere yapılan kayyum atamalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30079)

55.- Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın, bazı belediyelere yapılan kayyum atamalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30080)

56.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Biz Bize Yeteriz kampanyasında toplanan bağışlara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30081)

57.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, kamu bankalarının reklam ve ilanlarının yayınlandığı medya kuruluşlarının seçim kriterlerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30082)

58.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın, koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan sokağa çıkma yasaklarında denetim yapan polislerin bazı vatandaşlara kötü muamelede bulunduğu iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30084)

59.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın, aralarında kadın derneği yöneticilerinin de bulunduğu çeşitli kişilerin tutuklanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30085)

60.- İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün, bazı kişilere polis tarafından kötü muamelede bulunulduğu iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30086)

61.- Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun’un, aralarında kadın derneği yöneticilerinin de bulunduğu çeşitli kişilerin tutuklanmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30087)

62.- Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş’ın, TÜİK Başkanlığına yapılan atamaya ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30088)

63.- Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin’in, Biz Bize Yeteriz Türkiye’m kampanyası kapsamında toplanan bağış miktarına ve yapılan bağışlara dair resmî kurum çalışanlarından bilgi istendiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/30089)

17 Haziran 2020 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Emine Sare AYDIN (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101’inci Birleşimini açıyorum.(x)

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Aksaray’ın il oluşunun 31’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’e aittir.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 15 Haziran Aksaray’ın yeniden il oluşunun 31’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti, ekranları başında bizi izleyen çok kıymetli hemşehrilerim; Aksarayımızın yeniden il oluşunun 31’inci yıl dönümünde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kadim şehir, garip şehir; evliyalar diyarı; Somuncu Baba dergâhı; Yunus Emre, Taptuk Emre ocağı; Cemâleddin Aksarâyî, Zenbilli Ali Efendi, Pir Ali Paşa otağı; Sultan II. Kılıç Arslan’ın sarayı; Fatih Sultan Mehmet Han’ın göz bebeği Aksaray. Kılıçla alınmış, kanla yoğurulmuş, bu toprakların vefalı, samimi, yürekli insanların anası, Anadolusu Aksaray. Selam olsun güzel şehrin yiğit insanlarına.

Aksarayımızın yeniden il olmasında emeği geçen dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal’ı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, Aksaray Milletvekilimiz Mehmet Altınsoy’u, Raşit Daldal’ı, Mahmut Öztürk Bey’i; hayatta kalanları şükranla, rahmete kavuşanları da minnet ve rahmetle anıyorum. Yine o dönemin tüm siyasi parti teşkilatı yöneticilerine, sivil toplum kuruluşlarına, Aksaray’ın il olmasını Türkiye gündeminde, Meclis gündeminde sıcak tutan basın yayın kuruluşlarına, gazetecilerimize, radyocularımıza ve basın-yayın cemiyeti başkanlarına -Mahir Südemen Hocamıza, Çapan Tekeli’ye rahmet diliyorum- yine Ali Genç ve Ahmet Erbaş’a, kısacası bu uğurda kelam üreten, kalem oynatan, emek veren tüm hemşehrilerime Aksaraylılar adına teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Aksaray’ın yeniden vilayet oluşunun 31’inci yıl dönümünde, en son bundan iki yıl on dört gün önce Sayın Cumhurbaşkanımız Aksaray Meydanı’nda Ulukışla-Aksaray demir yolunun artık ihale edilerek hizmete sunulması sözünü vermişti ancak bugüne kadar, maalesef, devletin yoğun işleri yüzünden bu söz yerine getirilemedi diye düşünüyoruz. Aksaray’ın bir an önce Aksaray-Ulukışla, dolayısıyla İskenderun ve Mersin Limanı’na bağlayacak demir yoluna acilen ve şiddetle ihtiyacı vardır.

Yine, Aksaray’da yirmi beş yıl önce temeli atılan, yüzde 60’ı tamamlanan ancak 2002 yılında programdan çıkarılan, “Yolcu yok.” iddiasıyla kaderine terk edilen 75’inci Yıl Havaalanı’nın bitirilmesi ve Aksaraylıların hizmetine sunulması beklenilmektedir.

Aksaraylıların yüzde 80’i geçimini tarım ve hayvancılıktan temin ederler. Aksaray’da tarımda sulamada büyük sorunlar yaşanmaktadır. Aksaray’da yer altı suları artık bitmiştir. Çekilen bu yer altı sularının yerine Tuz Gölü’nün tuzlu suları gelmekte ve Aksaray’ın verimli toprakları tuzlaşarak çoraklaşma tehdidi ve tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bir an önce Kızılırmak suyunun Aksaray Ovası’na getirilerek bu sorunun çözülmesi gerekmektedir.

Aksaray’ımızın içme suyu on beş yıldır çözülemedi. Aksaraylılar, bırakın çeşmeden akan suyu, abdest almakta bile tereddüt eder hâle gelmişlerdir.

Aksaray’da geçen yıllarda açılan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yeterli sayıda doktor bulunmamaktadır. Hastanemizde çocuk hastalıkları doktoruna, çocuk psikolojisi, onkoloji uzmanına, kadın hastalıkları doktoruna, göğüs hastalıkları doktoruna acilen ihtiyaç duyulmaktadır.

Çevre ve Şehircilik Bakanına bundan bir yıl önce bildirdiğim hâlde maalesef Aksaray için, Aksaraylılar için sağlık açısından büyük tehlike oluşturan kanalizasyon şebekesinin arıtması bir türlü hizmete sokulmamıştı. Bu yıl şubat ayında ihalesi yapılacak sözü verildi ama maalesef bu söz yerine getirilemedi. Burası Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine bin metre uzaklıktadır. Hemen bu kanalizasyon atıklarının geçtiği yerde Hırkatol, İsmailağatolu, Kazıcıktolu, Yenimahalle ve Yeşilova yerleşim birimleri vardır. Buralarda yaşayan insanlarımız, çocuklarımız, analarımız, bebelerimiz, dedelerimiz büyük bir tehdit altındadır. Dolayısıyla bir an önce bu kokunun giderilmesi, çevreye verilen olumsuzluğun giderilmesi adına arıtma tesisinin yapılmasını talep etmekteyiz. İnsanlarımız 21’inci yüzyılda bunu hak etmemektedirler.

Yine, Aksaraylılar bir an önce 20 bin kişilik bir futbol sahasının Aksaraylılara kazandırılmasını heyecan ve sabırsızlıkla beklemektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

AYHAN EREL (Devamla) - Venus Sultanlar Ligi’ne yükselen Kuzeyboru Voleybol Takımı’mızı ve Türkiye Kadınlar Hentbol Süper Ligi’ne yükselen Aksaray Belediyespor Takımı’mızı, teknik ekibini, futbolcularını kutluyor, başarılarının devamını diliyorum. Ancak, Aksaray Spor Salonu’nun eksikliklerinin giderilmemesi hâlinde burada müsabakaların yapılamayacağı yetkililer tarafından bildirilmiştir; bir an önce bu eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir.

Aksaray-Ortaköy arasındaki 50 kilometrelik yol yılan hikâyesine dönmüştür. Dağları delen, denizleri aşan devlet, maalesef, on beş yıldır Aksaray-Ortaköy arasındaki bu yolu yapmamıştır. Bu saatten sonra Hükûmetin ve devletin Aksaray’a vadettiği hizmetleri yapmak Aksaray’a bir lütuf değil, devletin namus borcudur diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesindeki kayıp eserler hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Murat Emir’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Ankara Resim ve Heykel Müzesindeki kayıp eserlere ilişkin gündem dışı konuşması

MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün gündem dışı olarak Ankara Resim ve Heykel Müzesinde çalıntı, kayıp 302 eseri Meclisin gündemine taşımak üzere söz aldım.

Değerli arkadaşlar, geçmişi 2006’lara dayanan, 2009 yılında teftiş kurulu raporuyla 302 eserin kayıp veya çalıntı olduğu, müzede bulunmadığının teftiş raporuyla sabitlendiği, sonrasında bazı teftiş kurullarının oluşturulduğu ama sağlıklı çalışmadıkları, iki yıl çalışıyor görünüp sadece yirmi saat çalıştığı, ucunun mahkemelere gittiği, savcılıklara gittiği ama zamanın Kültür Bakanlarının ve ilgili müdürlüklerin hiçbir şey yapmadığı bir konu bu.

Değerli arkadaşlar, biz bu konuyu bir yıldır söylüyoruz, diyoruz ki: “Bu 302 kayıp eser nerede? Buldunuz mu, bulmak için ne yaptınız? Bulamadıysanız ilgililer hakkında ne yaptınız?” Bir Allah’ın kulu bize cevap vermiyor. Bu sefer de umarım sessizliklerini bozarlar, kulaklarının üzerine yatmaktan vazgeçerler ve sizin de katkılarınızla elbette bu sorumuza cevap verirler.

Bakınız, Kasım 2019’da ben bir soru sordum, dedim ki: “Bu 302 eseri arıyor musunuz? Buldunuz mu? Bu eserler neredeymiş? Bunları kaybedenler, çalanlar, ilgililer hakkında ne yaptınız?” Gelen cevabı şöyle söyleyeyim: Bence Meclis açısından utanacak mıyız, gülecek miyiz; şaşıracağımız bir cevap. Diyor ki Bakanlık: “Çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak -halkımıza, sanatçılara vesaire- bunun için iki yıldır tadilata aldık.” Ben ne soruyorum, bakanlık ne söylüyor? Bu, Sayın Bakan adına utanç vericidir, bürokratlar adına utanç vericidir. Bu konuya Meclisin mutlaka eğilmesi lazım.

Değerli arkadaşlar, biz bu işin peşini bırakmıyoruz çünkü somut bir biçimde 302 eser var ve bunlar nerede; bulunması lazım. Bu sefer kendi olanaklarımızla bulduğumuz demirbaş numaralarıyla soru önergesi veriyoruz. Demirbaş numaralarını tek tek sayıyoruz bu 302 eserin. “Bu eserler nerede kardeşim, buldunuz mu, buluyor musunuz, arıyor musunuz? Bunların hepsi bizim için millî değerlerimiz, sanat değerlerimiz, tarihî değerlerimiz.” diyoruz ama sonunda gelen cevap yine hayal kırıklığı. Kısa bir paragraf bakın, içinde hiçbir bilgi içermeyen, cevapmış gibi görünen ama cevap içeriği taşımayan saçma sapan bir cevap. Âdeta yüce Meclisimizle dalga geçen, alay eden bir anlayış.

Değerli arkadaşlar, soru çok basit: 302 tane eser var, bu eserler nerede? Bu eserleri arıyor musunuz? Bu eserleri buldunuz mu? Hangilerini buldunuz? Bulamadıysanız niye, kimler kaybetti? Sorumlular ne durumda? Sayın Bakanlar o sırada niye işlem yapmadılar? Şimdi vaktim olmadığı için size Teftiş Kurulu raporlarını ayrı ayrı sunamıyorum ama inanın, baksanız o raporlara hepinizin yüreği sızlar.

Bakınız, bu 302 eser arasında paha biçilemeyecek, bizim tarihimize, sanat geçmişimize ait ve mutlaka sanat dünyasında ve bizim müzemizde olması gereken eserler var. Bunlara bir örnek: Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Muradiye’de Kahve.” Bakınız, bu eser kayıp. Bu eser nerede, bu eseri kim çaldı, bu eseri kim sattı ve bu eserlerin İstanbul’da karaborsada satıldığına dönük müfettiş ve polis raporları var. Bu, ciddi bir konu arkadaşlar.

Yine, devam ediyoruz. Bakın, İbrahim Çallı’dan “Manzara” tablosu. Bunun gibi 302 eser. Hani “Yerliyiz ve millîyiz.” diyorsunuz ya, yerli ve millî olmak böyle bir şeydir arkadaşlar. Bu ülkenin çakıl taşına sahip çıkacaksınız ama bu ülkenin geçmişine, sanatına da sahip çıkacaksınız. Bu ülkenin, ülkemizin çok değerli ressamlarının ürettiği, tarihe bıraktığı, bize emanet ettiği, müzemize emanet edilmiş olan bu 302 eser nerede ve Bakanlık bu konuda on yıldır nasıl susabilir? Birisi çıksın desin ki “Murat Emir, sen yanlış söylüyorsun, yalan söylüyorsun, bu eserler şurada.”

Açıkça davet ediyorum, aksi olmadığı sürece de hepinize görev düşüyor ve yüce Meclisi ve tüm milleti göreve davet ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Düzce’de yaşanan afetler ve yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’e aittir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in, Düzce ilinde yaşanan sel felaketine ve yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Düzce’de yaşanan sel felaketi, daha sonra yapılan ödenekler ve yatırımlar üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum.

Düzce ülkemizin en genç ilidir ve demografik çeşitliliği en zengin illerinden de biridir. 17-18 Temmuz 2019 tarihinde yaşanan sel felaketinde -TBMM çalışmaları o gün devam ediyordu sabah saatlerinde- izin alarak İçişleri Bakan Yardımcımız ve AFAD yetkilileriyle ilime hemen intikal ettim. TBMM çalışmalarının ardından Sayın Fahri Çakır ve Ümit Yılmaz milletvekillerimiz de hemen bölgeye intikal ettiler. İlk günden itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız süreçle çok yakından ilgilendi. İlgili tüm bakanlarımız bürokratlarıyla âdeta Düzce’ye aktılar. Çevre Bakanımız, Çalışma Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Düzce’de bir seferberlik başlattılar. Akabindeki süreçte de Sayın Binali Yıldırım ilimize gelerek hem hemşehrilerimizle hem yetkililerle çeşitli görüşmeler yaptılar. Milletvekilleri olarak bizler haftalarca bölgeden çıkmadık.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben de dört gün kaldım orada.

AYŞE KEŞİR (Devamla) - Bu sürecin devamında afetzedelere toplam 9,5 milyon nakdî ödeme yapılmış, yıkılan köprü ve menfezler için özel idare üzerinden 40 milyonu aşkın ödenek ayrılmış, bölge belediyelerimize 7 milyonu aşkın ödenek gönderilmiştir; toplamda 57 milyonu aşan bir ödenekle selin bıraktığı izler silinmeye çalışılmıştır. Büyük Melen Çayı üzerinde olan Bezirgan Köprüsü’nün proje ve ihale çalışması DSİ 3’üncü Bölge Müdürlüğü tarafından devam etmektedir. Yine, çoğu sel bölgesinde olmak üzere 49 adet, altını çiziyorum 49 adet köprü ve menfez için DSİ 40 milyon lira ödenek ayırmış ve nisan ayının 28’inde bu köprülerimizin ihalesi yapılmıştır. 22 Mayıs tarihinde yaşanan fırtınadan zarar gören çiftçilerimizin de TARSİM süreci devam etmektedir.

Düzce’nin AK PARTİ döneminde eğitim, sağlık, ulaştırma, sanayi, DSİ, gençlik hizmetleri, sosyal politikalar, yerel yönetimler konusunda aldığı yatırımları ben burada ne beş dakikada ne elli dakikada anlatabilirim, saatler sürer fakat sadece son üç beş yılda yaptıklarımızın birkaçına değineceğim: Bizler AK PARTİ ve iktidar partisi milletvekilleri olarak sorunları konuşmuyoruz; biz çözüyoruz, çözümleri anlatıyoruz. Sadece son beş yılda 300 yataklı hastanemiz, otogar, kültür merkezi, OSB otoban bağlantı yolu, Kaynaşlı bağlantı kavşağı yapılmıştır. Kalıcı iş yerleri sorunumuz çözülmüş ve bölgeye 2 yurt kazandırılmıştır. Aynı zamanda yine o bölgeye 1 gençlik merkezi, 1 semt polikliniği, 1 aile sağlığı merkezi kazandırılmıştır. İlimizdeki eski hastane binamız, yine 100 yataklı fizik tedavi hastanesi bu dönemde olmuştur. Geçtiğimiz hafta yaptığımız çalışmalarla da hastane kapasitesini 145’e çıkartıyoruz ve yine hidroterapiyi de inşallah Muncurlu Hastanemizde başlatacağız.

2014 yılında 3 tane ilçe hastanemizi tamamladık. Bu yıl da Çilimli İlçe Entegre Hastanemiz son aşamasına geldi, inşallah en yakın zamanda açılışını gerçekleştireceğiz. Sadece son iki yılda, altını çiziyorum, sadece son iki yılda 11 sağlık birimini yaptık, bitirdik ve açılışını gerçekleştirdik.

Bu arada, büyükşehir olmayan tek il olan Düzce’de, geçtiğimiz hafta çocuk izlem merkezini açtık. Bu konuyu son derece önemseyen bir milletvekiliyim, tüm milletvekillerimiz de bu konuyu son derece önemsiyorlar.

Aynı zamanda, sadece eğitimde, sadece dört yılda 398 derslik açtık ve toplam ödeneği 124 milyon TL. Düzce, yurt sorunu hiç olmayan bir ildir. Sadece son beş yılda 7.608 kapasiteli 10 yurt açılmıştır.

Diğer yandan, Sayın Bakanımız Faruk Özlü’nün de Bakanlığı döneminde, ilimiz 28 milyonluk bir teknopark kazanmıştır ve çalışmaları devam etmektedir.

Düzce, bir büyükşehir hariç -bakın, buranın altını özellikle çiziyorum- tüm ilçelerinde doğal gaz kullanılan ilk ildir ve Yığılca ilçemiz dahil iki yıldır Düzce’mizde doğal gaz kullanılmaktadır.

AK PARTİ döneminde, 5084 sayılı Teşvik Yasası’yla birlikte, ilimize sadece il dışından 72 sanayi kuruluşu tesis açmış ve bunlar 2.500 artı istihdam sağlamıştır. Geçtiğimiz yılda yapılan istihdam seferberliğinde 7.500 olan hedef 10 bini aşmış ve İŞKUR faaliyetlerinde Düzce birinci ildir. Düzce, istihdam seferberliğinde öncü illerden biridir.

Anlattıklarımın eksiği var, fazlası yok. Bütün bu yatırımları tek tek anlatmaya -az önce de söyledim- saatler yetmez. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE KEŞİR (Devamla) – Sayın Başkan, selamlayacağım son bir cümleyle.

BAŞKAN – Toparlayın.

AYŞE KEŞİR (Devamla) – Ayrıca, fındık hasat dönemimiz yaklaşıyor, fındık üreticilerimize alan bazlı destek -malumunuz bazen unutuluyor- AK PARTİ döneminde başlamıştır ve biz, daha dün, her yıl yaptığımız gibi, fındık üretimi yapılan illerin AK PARTİ milletvekilleri olarak bir çalışma grubumuzu tekrar çalışmaya başlattık ve bu yılki ihtiyaçlarımızı müzakere ediyoruz.

Tabii, kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız ama Düzce’mize Sayın Cumhurbaşkanımızın ve AK PARTİ’nin ciddi bir teveccühü var ve biz bu sınırlı kaynakları maksimum faydayla hemşehrilerimize hizmet olarak ulaştırmaya çalışıyoruz.

Bu anlamda, emeği geçen herkese tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Sorunları tek tek çözmeye devam edeceğiz ve çözümleri de buradan anlatmaya devam edeceğiz.

Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, yerimden…

Özür dilerim ben.

Sayın Hatip Düzce’ye gelenleri söylerken mesela 18 Temmuz 2019 tarihindeki sel felaketine Ankara Belediyesi, İstanbul Belediyesi, Kocaeli Belediyesi, Sakarya Belediyesi yardım ettiği hâlde bunları saymamıştır. Dört gün boyunca sarı çizmelerle o alanda dolaştığımı da belirtmemiştir.

Mesela AK PARTİ öncesi, AK PARTİ sonrası Düzce’de ne oldu? AK PARTİ öncesinde Melenağzı köyünde okul vardı, postane vardı, sağlık ocağı vardı; AK PARTİ döneminde bunların hepsi kapatıldı.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, deprem ve sel mağduru olduğunu ifade eden milletvekillerimiz oldu. Arzu Hanım da mazeret belirtti. Özellikle sel ve deprem acil olabilir düşüncesiyle…

Mehmet Göker, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, Burdur ili Başmakçı köyünde meydana gelen deprem nedeniyle hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, depreme dayanıksız kamu binalarının ve devlet hastanesinin rehabilitasyonunun yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkanım, dün gece Burdur’umuzda merkez üssü Başmakçı köyümüz olan, 3,8 şiddetinde meydana gelen deprem nedeniyle tüm hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Evet, deprem maalesef bölgemizin bir gerçeği. Bu vesileyle özellikle kamu binalarının depreme dayanıksız olanlarının rehabilitasyonunun bir an önce yapılmasını ve dahi dayanıksız olan devlet hastanemizin yenisinin bir an önce ve ivedilikle yapılmasını yetkililerden talep ediyorum.

BAŞKAN – Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan, buyurun.

2.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan’ın, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, deprem nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine ve Trakya bölgesinde yaşanılan doğal afetler sonucu oluşan üreticilerin mağduriyetlerine ilişkin açıklaması

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

9’uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e ölüm yıl dönümü dolayısıyla ışıklar içinde yatsın diyorum.

Ayrıca, deprem bölgelerimizde de zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyor, canını kaybedenlere de Allah rahmet eylesin diyorum.

Bölgemizde bu yıl maalesef büyük bir doğal afet yaşanmaktadır. Özellikle büyük rüzgâr dolayısıyla ekinlerde yatmalar, bunun yanında dolu vurması nedeniyle de bütün başaklarını dökmüş olan buğday, arpa gibi bitkilerin aşağı yukarı yüzde 100’ünün zarar görmesi… Ama bu özelliğin en büyük tarafı da aşağı yukarı 6-7 köyümüzde toplam 35 bin dönüm arazinin bu yıl hasadının yapılmasının tamamen mümkün olmamasıdır. Gerek ayçiçeği gerek buğday ve gerek diğer tahıllarda büyük zarar vardır. Bu zararlar çiftçimizin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Arzu Erdem Hanım…

3.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, Bingöl ilinde meydana gelen depremde hayatını kaybeden güvenlik korucusuna Allah’tan rahmet dilediğine, engelli bireylerin toplum hayatında varlıklarını sürdürebilmeleri için istihdam edilmeleri ve atanamayan engelli öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Bingöl’de meydana gelen ve çevre illerde hissedilen depremde zarar görenlere buradan geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum.

Hayatını kaybeden korucu kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır diliyorum. Yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Bu vesileyle, engelli kardeşlerimizin toplum hayatında varlıklarını sürdürmeleri için özellikle öncelikli istihdam konusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak bugüne kadar çalışmalarımızı yaptık. Bu vesileyle, engelli kardeşlerimize öncelikli istihdamın sağlanması gerçekten önem arz etmekte toplumda varlıklarını sürdürmeleri açısından. Bu vesileyle, bizim çocuklarımızın, evlatlarımızın yetişmesine önemli katkı sağlayan engelli öğretmenlerimizi de buradan selamlamak istiyorum, tüm öğretmenlerimizi selamlamak istiyorum.

Son yapılan Millî Eğitim Bakanlığı alım açıklamasında, 200 engelli öğretmen alımı yapılacaktır. 3.500’den bugün 450’ye kadar düşmüş olan atanamayan engelli öğretmenlerimizle ilgili, kalan 200-250 civarındaki engelli öğretmenlerimizin de atanmasının bundan sonraki süreçte yapılmasını talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren milletvekillerimize söz vereceğim.

Sayın Şeker…

4.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, doğal afetlerin yaşandığı bir coğrafyada bulunulduğuna, afetlerin zararlarını azaltabilmek için afet yönetiminin ve koordinasyonunun önemli olduğuna, depremlerde can kaybını en aza indirebilmek için herkesin mücadele etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemiz, başta deprem olmak üzere doğal afetlerin yaşandığı bir coğrafyada bulunmaktadır. Afetlerin zararlarını azaltmak için afet yönetimi ve koordinasyonu önemlidir. Merkez üssü Kocaeli Gölcük olan 99 Marmara Depremi, afet ve acil durumlarda yetki ve koordinasyonun tek bir elde toplanması gerektiğini ortaya koydu. Bu nedenle on bir yıl önce 17 Haziran 2009’da yürürlüğe giren 5902 sayılı Yasa’yla Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kuruldu. Kriz yönetimi yerine risk yönetimi modeline geçildi. Oluşacak deprem riskine karşı afet öncesi yapılacak iyileştirme çalışmaları, can kaybı ve zararları azaltmada ters orantı etkisi yapacaktır. Depremlerdeki ölüm nedeni, deprem değil, insanoğlunun hataları, ihmalleri ve bilgisizliğidir.

Ülkemizin kaderi olan depremlerde can kaybını en aza indirmek için mücadele etmek hepimizin görevidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakırlıoğlu…

5.- Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu’nun, Soma maden ocağında çalışan ve mağduriyetleri giderilmeyen madencilerin verilen sözlerin tutulmasını istediğine ve çözüm yeri olan Meclisi göreve çağırdığına ilişkin açıklaması

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bildiğiniz gibi tazminat mağduru Somalı madenciler ekim ayında bir yürüyüş başlatmışlardı. Yürüyüşleri durdurulmuş ancak eylemleri otuz üç gün sürmüştü. Sonrasında bu haklı talepleri karşılık bulmuş, sorunun çözüleceği bizzat Enerji Bakanı tarafından açıklanmıştı. O günden bugüne sorun kısmen çözülmüş durumda. Hizmet alımı sözleşmesi yapılan Eynez Ocağı’nda çalışan madencilerimizin tazminatları ödenmekte ancak redevans sözleşmesi yapılan Uyar Madencilik mağdurlarının ve Soma AŞ’nin Işıklar, Atabacası Ocaklarında çalışan madencilerin alacakları verilen sözlere rağmen ödenmemiştir. Sorunun çözümü için yasal düzenleme yapmak gerekir. “İlk torbada bu düzenlemeyi yapacağız.” denilmesine rağmen bu konuda bir adım atılmamıştır. Bugün mağduriyeti giderilmeyen 1.500 işçi Soma’da çadır kurmuş, verilen sözlerin tutulmasını istemekte. İşçilerimiz haklıdır ve çözüm yeri bu yüce Meclistir.

Meclisi bu konuda göreve çağırır, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Aygun…

6.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tekirdağ ili Ergene ilçesi, Bakırca, Karamehmet, İğneler ve Ahimehmet Mahallelerinde dolu ve sel nedeniyle zarara uğrayan vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, tarımsal desteklerin ödenmesini ve çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ülkemizde iklim değişikliği sebebiyle bir çok ilde olduğu gibi seçim bölgem Tekirdağ’ın Ergene ilçesine ait Bakırca, Karamehmet, İğneler ve Ahımehmet’te dolu ve sel zararı ortaya çıkmıştır. Sel ve dolu zararına göre vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yine, 2006’da çıkarılan Tarım Kanunu’nun 19’uncu maddesinde tarımsal desteklemelerle ilgili maddede “Tarımsal destekleme, usûl ve yönetmelik tebliği Bakanlık tarafından belirlenir ve tarımsal destekleme tebliği ilgili yılın ilk iki ayı içerisinde yayımlanır.” der ancak Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinden bugüne, geçen yıl 23 Ekim 2019’da, bu yıl hâlâ tarımsal desteklemeyle ilgili tebliğden haber yok. Çiftçi pamuğunu sattı, ayçiçeğini sattı, yenisini ekti, hâlâ daha yeni tebliğden haber yok. Aynı zamanda daha ödenmeyen tarımsal desteklerin bir an evvel ödenmesi ve çiftçimizin mağduriyetinin giderilmesini talep ediyorum. Bakanlık gözünü aç, Cumhurbaşkanı gözünü aç, çiftçi perişan. Doğal afetle mücadele ederken bir de ödenmeyen tarımsal desteklerine el konulmasını buradan kınıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

7.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Edirne ili Keşan ilçesi Karacaali, Maltepe ve Çobançeşmesi köyleri ile Paşayiğit Mahallesi’ndeki tarım ve orman alanlarını tehdit eden patlatma işlemiyle linyit üretimi projesine bölge halkının karşı çıktığına ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem olan Edirne’nin Keşan ilçesinin Karacaali köyünde patlatmalı linyit sahası açılmaya çalışılıyor. Bölgedeki tarım ve orman alanlarını tehdit eden bu proje hiçbir ekonomik ve çevresel değerlendirmeye göre yapılamaz. Zaten bir defa reddedilmiş, şimdi şirket isim değiştirerek yeniden ÇED olumlu raporu almak istiyor. Keşan’daki Karacaali, Maltepe, Çobançeşmesi köylerini ve Paşayiğit Mahallesi’ni tehdit eden bu maden işletmesine asla izin verilemez. Pandemi günlerinden hiç ders almamışçasına buralarda linyit madeni açmaya çalışmak akılla açıklanamaz. Buralar tarım alanı ve orman bölgesi. Proje öylesine ucube ki eğer yapılırsa Karacaali köyümüzün dış dünyayla bağlantısı bile kesiliyor. İnsanlarımız endişeli, patlama sesleriyle evlerinde, köylerinde her an başımıza ne düşecek diye bekleyerek yaşamak istemiyorlar. Bölgede yaşayan hemşehrilerimin karşı çıktığı bu proje için 30 Haziranda halkımızın katılımıyla ÇED toplantısı düzenlenecek. Ülkesini seven, evlerini, sularını, topraklarını, ormanlarını korumak isteyen herkesi destek olmaya çağırıyorum.

BAŞKAN – Sayın Demir…

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in, İstanbul ilinin ülkenin küresel imajında ve turizm politikasında belirleyici bir role sahip olduğuna, turizm sektörümüz için uygulan sertifika programı, tedbirler ve sağlık turizminin etkinleştirilmesiyle pandemi nedeniyle yaşanan olumsuzlukların ortadan kalkacağına ilişkin açıklaması

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

İstanbul tarihî, kültürel, doğal, kentsel ve ticari özellikleriyle ülkemizin küresel imajında ve dolayısıyla turizm politikasında kritik ve belirleyici bir role sahiptir. Küresel Barış Şehirleri Endeksi’ne göre 2015 yılında İstanbul 12,5 milyon turistle dünyada 5’inci olmuştur. 2005-2015 yılları arasında Türkiye'ye gelen ziyaretçi sayısı Türkiye'de yüzde 72 artmışken bu oran İstanbul için yüzde 156 olmuştur. 2016 yılından sonra hem dünyada hem Türkiye'deki gelişmelere paralel olarak İstanbul’da turist sayısında bir düşüş yaşanmıştır. Geçen yıl yaşanan olumlu turizm tablosuna da bu yıl maalesef pandemi sekte vurmuştur. Ancak turizm sektörümüz için uyguladığımız sertifika programı, tedbirler ve özellikle sağlık turizminin de İstanbul’da etkinleştirilmesi ile pandemi nedeniyle yaşanan olumsuzlukların ortadan kalkacağına olan inancımız tamdır.

Saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Taşkın.

9.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 17 Haziran Mısır’ın 5’inci Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2012 yılında seçimle Mısır’ın 5’inci Cumhurbaşkanı olan, şiddet ve teröre bulaşmayan, bilakis şiddet yanlılarına mesafe koyan Muhammed Mursi, Batılı emperyal güçlerin desteklediği Sisi tarafından bir darbeyle devrilmiştir. İdamla yargılanan Mursi, bir yıl önce duruşma salonunda vefat etmiştir. Bir kez daha net bir şekilde anlaşılmıştır ki bütün Batı, kendine demokrat olup, üçüncü ülkelerin emellerine amade olanını, otoriter olanını sever. Vefatının birinci yılında Muhammed Mursi’yi rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Erel.

10.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

“Yenilmiş kul hakkını ne Mekke temizler ne de tekke. Biz, tanesi dolmadan kurumuş başakların arkasından geliyoruz” diyen, Türk siyasetinde derin izler bırakan, kendisine has tarzı, engin hoşgörüsü ve ileri görüşlülüğüyle bilinen, etik ve rekabet kültürünü hafızalarımıza kazıyan, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasında büyük emeği olan, Türk dünyasının saygın devlet adamı, köy çocuklarının Cumhurbaşkanlığı makamına kadar yükselebileceğini gösteren cumhuriyetin en önemli örneklerinden, tarafsız ve yol göstericiliğiyle “Türkiye’nin babası” unvanını alan, ülkemizde seçimle birçok kez Başbakanlık yapmış 9’uncu Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel’i ölümünün 5’inci yılında rahmet ve saygıyla anıyor, ruhu şad, mekânının cennet olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu.

11.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 17 Haziran Mısır’ın 5’inci Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne ve Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü vesilesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde başlatılan ulusal ağaçlandırma seferberliği ve Geleceğe Nefes kampanyasıyla fidan dikme çalışmalarının devam ettiğine ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sözlerimin başında, geçen yıl mahkeme salonunda hayatını kaybeden, Mısır’ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi rahmetle yâd ediyorum.

17 Haziran, Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü. Çölleşmenin, dünyayı tehdit eden ve gün geçtikçe büyüyen savaşlardan daha tehlikeli ve sinsi olduğu günümüzde daha yeşil bir dünya için suyumuzu ve toprağımızı korumalıyız. Gelecek nesillere çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakmak için AK PARTİ olarak çölleşmeyle mücadele de her zaman öncelikli hedefimiz olmuştur. Son on sekiz yılda 5 milyon 402 bin hektar alanda çalışma yaparak 4 milyar 700 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde başlatılan ulusal ağaçlandırma seferberliği ve Geleceğe Nefes kampanyalarıyla fidan dikme çalışmalarımız da devam etmektedir.

Dünyamızı çölleşme tehlikesine karşı en iyi şekilde koruyarak gelecek nesillerimize temiz suyu, verimli toprağı, ormanı olan bir miras bırakmak için durmadan çalışacağız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gözgeç…

12.- Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç’in, terörle, teröristlerle mücadele görevinin sadece askerlerin değil bu milletin kürsüsünde vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya namusu ve şerefi üzerine yemin edenlerin ve tüm milletin olduğuna ilişkin açıklaması

EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 83 milyonun kalbi, ülkemizin birlik ve bütünlüğü, milletimizin güvenliği için terörle mücadele eden, teröristlerin inlerine giren kahraman askerlerimiz için atıyor. Yüreklerimiz her daim onların muzaffer olması için dualarla destek veriyor.

Bu milletin kürsüsünden dağı bir referans ve tehdit olarak sunma talihsizliğinde bulunanlara, dağda savaştan bahsedenlere söylüyorum: Dağda savaş olmaz, dağda terörle mücadele olur. Dağa 2 nedenle çıkılır; ya terörist olmak için ya da terörle mücadele için. Kız çocuklarını dağa kaçıran, tecavüz eden, canlı bomba olarak kullanan, en temel hak yaşam hakkını hedef alan terörle, teröristlerle mücadele görevi, sadece kahraman askerlerimizin değil, bu milletin kürsüsünde vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumaya namusu ve şerefi üzerine yemin edenlerindir, tüm milletimizindir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Karasu…

13.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, 17 Haziran Nevşehir CHP eski İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner ile parti üyesi Yavuz Yükselbaba’nın ölümünün 40’ıncı yıl dönümü vesilesiyle Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir tehdide ve baskıya boyun eğmeyeceğine ilişkin açıklaması

ULAŞ KARASU (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Nevşehir İl Başkanımız Mehmet Zeki Tekiner ile parti üyemiz Yavuz Yükselbaba, kırk yıl önce bugün 12 Eylüle giden karanlık yolun yarattığı katliamların birinde uğradıkları silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Buradan partimizin 2 neferini, 2 demokrasi şehidini de saygıyla anıyorum. Zeki Tekiner’i ve Yavuz Yükselbaba’yı kalleşçe öldüren o karanlık zihniyet, Cumhuriyet Halk Partisinden öylesine nefret ediyordu ki cenazeye katılanların üzerine çapraz ateşle kurşun yağdırıp Zeki Başkanın cansız bedenine 13 kurşun sıkmıştı. Kırk yıl önce o nefrete ve demokrasi düşmanlığına karşı nasıl göğsümüzü siper ettiysek bugün de aynı kararlılıkla, hak, hukuk ve adalet mücadelemizle tüm darbelere karşı çıkmayı sürdürüyor, Cumhuriyet Halk Partisinin hiçbir tehdide, sindirmeye ve baskıya boyun eğmeyeceğini bir kez daha haykırıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Güneş…

14.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, 16 Haziran 2017’de terör örgütü PKK tarafından kaçırılarak şehit edilen sınıf öğretmeni Necmettin Yılmaz’ı ve tüm şehitleri rahmetle andığına, terörü, teröristi ve destekçilerini lanetlendiğine ilişkin açıklaması

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üç yıl önce görev yaptığı Şanlıurfa’dan memleketi Gümüşhane’ye giderken Tunceli’de hain terör örgütü PKK tarafından kaçırıldıktan sonra şehit edilen sınıf öğretmeni Necmettin Yılmaz’ı ve tüm şehitlerimizi rahmet ve duayla anıyorum. Necmettin Yılmaz, Şenay Aybüke Yalçın, İlyas Acar ve daha niceleri; yöre halkının çocuklarını yetiştirmek için çaba gösteren bu öğretmenlerimizin suçu, günahı neydi de canlarına kastettiniz?

Bu terör örgütüne destek verenler, sizlere sesleniyorum: Bu öğretmenlerimizin öldürülmesine karşı gelemeyen ve lanetleyemeyenler, sakın insan hakları, demokrasi, özgürlük, eşitlik gibi kelimeleri ağızlarınıza alarak, bu kelimeleri kirletmeyin. Biz ve halkımız, sizlerin gerçek yüzünüzü ve niyetlerinizi biliyoruz, sizler de bizim bildiğimizi biliyorsunuz. Sizler, işbirlikçileriniz ve güvendiğiniz emperyalistler, asla emellerinize ulaşamayacaksınız.

Her türlü terörü, teröristi ve destekçilerini lanetliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Yalım.

15.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, ekonomik kriz nedeniyle vatandaşların araç muayene cezalarına ve vergi borçlarına af getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Araç muayene ücretleri, aldı başını gidiyor. Egzoz ile birlikte binek bir otomobil muayene ücreti 410 TL’yi buldu. Sormak lazım, yirmi dakika bile sürmeyen bu işlemde acaba hangi emek harcanıyor, ne masraf yapılıyor da zorunlu, resmî bir soygun ve vurgun var. Ekonomik kriz nedeniyle taşıt vergisini ödeyemeyen ve sigortasını yaptıramayan vatandaşlar da cabası. Derhâl, vergi affıyla birlikte katlanarak artan araç muayene cezalarına af getirilmelidir. 2020 yılında araç muayene ücretleri otobüs, kamyon, çekici ve tankerler için 462,56 lira, otomobil, minibüs, kamyonet ve özel taşıtlar, arazi araçları için 342 TL; traktör ve motosiklet için ise 174,64 TL’dir. Bu bağlamda coronavirüs sebebiyle araç muayenesini yaptıramayan birçok vatandaşımız maalesef aylık yüzde 5 ceza ödemektedir. Bu da senelik yüzde 60’tır. Yani bu, bir soygunculuktur. Bu bağlamda bir an önce affın getirilmesi gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ünver.

16.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, Tarım ve Orman Bakanlığının zamansız kural değişiklikleriyle çiftçileri belirsizliğe sürüklediğine ilişkin açıklaması

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Tarım ve Orman Bakanlığı, zamansız kural değişiklikleriyle çiftçimizi belirsizliğe sürüklemektedir. Ocak 2018 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla, lisanslı depolara teslim edilen ürünler için ton başına 25 lirayı geçmemek üzere nakliye desteği verilegelmiştir ve herhangi bir tavan öngörülmemiştir. Bu yıl mart ayında yayımlanan yeni tebliğe göre ise her ürün çeşidi bakımından 750 lira tavan belirlenmiştir.

Bakanlığa sesleniyorum: Bu, çiftçinin cebine el uzatmaktır. Bugün depolarda bulunan ürün, geçen yılın ürünüdür. İki yıldır tavan konulmadan uygulanan nakliye desteğinin yine verileceğini düşünerek ürününü lisanslı depolara teslim eden üreticiler, tebliğle mağdur edilmiştir. Başta Karaman ve Konya olmak üzere tüm İç Anadolu’da geniş arazilerde hububat yetiştiren çiftçilerimiz için tavandan hesaplandığında 30 ton ürüne denk destek anlamına gelen bu düzenleme yetersizdir. Uygulama yeniden gözden geçirilmelidir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Etyemez…

17.- Konya Milletvekili Halil Etyemez’in, ekolojik çeşitlilik ve tabiat varlıkları bakımından zengin bir ülke olunduğuna, 17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü vesilesiyle sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için çalışan Tarım ve Orman Bakanlığına, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türkiye, ekolojik çeşitlilik ve tabiat varlıkları bakımından oldukça zengin bir ülkedir. AK PARTİ olarak bu zenginliğimizi ve mirasımızı gelecek kuşaklarımıza aktarmak için var gücümüzle çalışmaktayız. Bu kapsamda son on sekiz yılda orman alanımızı 22,7 milyon hektarın üzerine çıkardık. 4,5 milyarın üzerinde fidanı toprakla buluşturduk. 2023’e kadar 7 milyar fidanı toprakla kavuşturacağız. 30 bin futbol sahası alanı kadar toprağın erozyonla taşınmasını önledik. Konya’mızda ise yıllık ortalama 6 milyon fidan üretiyoruz. 118,4 milyon fidanı toprakla buluşturduk. 6 adet şehir ormanı, 13 adet bal ormanı ve 35 adet mesire yeri tesis ettik.

Bugün kutladığımız Çölleşmeyle Mücadele Günü’nde, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek için çalışan Tarım ve Orman Bakanlığına, sivil toplum kuruluşlarımıza ve vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Vicdanlarımız da topraklarımız da çölleşmesin diyor, tekrar teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Topal…

18.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, ekonomik ve sosyal konularda bölgenin yükünü çeken Hatay halkının sağlık konusunda daha fazla mağdur olmaması için Arsuz ve Defne devlet hastanelerinin yapımının tamamlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yaşadığımız pandemi sürecinde bir kez daha gördük ki her şeyden tasarruf yapabilirsiniz ancak söz konusu insan ve toplum sağlığı ise hiçbir gerekçe, tasarrufa neden olamaz.

Hatay ilimizde Arsuz ve Defne ilçe devlet hastanelerinin yapımıyla ilgili defalarca buradan Hükûmete seslendim. Bir kez daha Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın Bakana sesleniyorum: Türkiye, kırk günde tam teşekküllü hastane yapacak olanaklara sahiptir. Geçtiğimiz günlerde kısa sürede tamamlanan acil durum hastanesinin açılışını yaptınız. Dört yıldır Arsuz ve Defne hastanelerine çivi dahi çakılmıyor. O hastaneleri de kırk günde yapın demiyoruz, en azından bir yılda bitirin. Ekonomik ve sosyal konularda bölgenin yükünü çeken Hatay halkı, hiç olmazsa sağlık konusunda daha fazla mağdur olmasın.

Hiçbir tasarruf, Arsuz ve Defne halkının canından daha kıymetli değildir. Arsuz ve Defne halkı adalet bekliyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, Grup Başkan Vekillerine söz vereceğim.

Buyurun Sayın Türkkan.

ATİLA SERTEL (İzmir) – 20 kişiye kadardı Başkanım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkanım, sizin adaletinize sığınıyoruz, 30 kişiye verin.

19.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Irak’ın kuzeyinde başlatılan Pençe-Kaplan Operasyonu’nda Mehmetçik’e başarılar dilediğine, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, ülkede liyakat ve adalet kavramlarının kalmadığına, İstanbul Havalimanı üçüncü pistinin ihale şartnamesine aykırı yapıldığına dair basında çıkan haberlere, Kocaeli ilinde vatandaşların SEDAŞ’la ilgili şikâyetlerine ve 21’inci yüzyılda bir sanayi şehri olan Kocaeli’nde elektrik kesintilerinden bahsedilmesinin kabul edilebilir olmadığına, Çorum ilinin demir yolu ve havalimanına kavuşmasının önemine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Irak’ın kuzeyinde yer alan terör yuvası Haftanin’e başlattığı Pençe-Kaplan Operasyonu’nda Mehmetçik’imize başarılar diliyorum; Allah, ayaklarına taş değdirmesin; Yüce Rabbim, ordumuzu muzaffer kılsın. İYİ PARTİ, terörle ve teröristle mücadelenin her daim yanındadır ve sonuna kadar destekçisidir.

Bugün, Türkiye’nin gelişmesine büyük katkılar sunan devlet ve siyaset adamı olarak Türk milletinin gönlünü kazanan 9’uncu Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel’in vefatının 5’inci yıl dönümü, onu vefatının 5’inci yıl dönümünde saygıyla ve rahmetle anıyorum, mekânı cennet, ruhu şad olsun.

Geçtiğimiz günlerde, Sayın Cumhurbaşkanınca, Türkiye’yi şoke eden ama aslında ülkemizde liyakat ve adalet gibi kavramların kalmadığını bir kez daha gösteren atamalar gerçekleştirildi. Dışarıda yabancıların, dışarıda vatandaşımızın en büyük sorunu işsizlikken, elinde diploması olan, yabancı dil bilen, liyakatli, üniversite mezunu birçok gencimiz iş ararken, içeride Sayın Cumhurbaşkanına yakın olmak, en büyük CV olarak kabul ediliyor. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin Türkiye’yi getirdiği nokta, işte tam olarak da budur. Bugün de basında çıkan haberlerde AK PARTİ İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak’ın oğlunun da Türk Hava Yolları Özel Kalem Operasyon Müdürü olarak atandığını öğrendik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Türk Hava Yolları, kamuyla beraber özel sektörün de vatandaşın da ortak olduğu bir kurum; sizlerin il başkanlarınızın yakınına, akrabasına, eşine dostuna iş bulacağı, istihdam alanı açacağı bir yer değil.

Türk Hava Yolları demişken, geçenlerde üçüncü pisti şovlarla açılan, “Türkiye’nin zafer abidesi” denilen İstanbul Havalimanı’na da değinmek istiyorum. İstanbul Havalimanı üçüncü pisti, ihale şartnamesine göre 3.750 metre uzunlukta ve 60 metre genişlikte olması gerekiyordu. Ancak pistin 690 metre daha kısa ve 15 metre daha dar olduğuna dair basında çıkan haberler var. Şimdi, buradan sormak istiyorum: Pistin gerisi nerede? Pistin gerisini kim çaldı? Hangi vatansever, ülkesinin zafer abidesinden çalar Allah aşkına ya? “Zafer abidesi” diye anlattınız, oradan da çalınmış.

Seçim bölgem Kocaeli’den neredeyse her gün SEDAŞ’la ilgili bir şikâyet geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Ben de Kocaeli’deki bu elektrik kesintilerini vakit buldukça, fırsat buldukça hep dile getiriyorum. Vatandaş diyor ki: “Ne kadar elektrikli eşyamız varsa devamlı bu elektrik kesilmesinden, voltaj düşüklüğünden -bütün elektrikli eşyalarımız- bozuldu. Elektrikli eşyaya verdiğimiz para kadar tamir parası veriyoruz.” Buradan sormak istiyorum: Bu SEDAŞ, bu gücü nereden alıyor? Bu kadar uyarıya rağmen bu kadar pervasız davranmasının sebebi nedir, arkasında kim var? SEDAŞ’ı özelleştirirken hangi yakına, hangi akrabayıtaallukata öncelik tanındı? Onu da topluma açıklayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - 21’inci yüzyılda bir sanayi şehrinde hâlâ elektrik kesintilerinden bahsetmek, bir sanayici olarak, bir Kocaeli Milletvekili olarak beni üzüyor. Kocaeli’nin karanlığa mahkûm edilmesi, kabul edilecek bir konu değil. Havada dokuz yıldır uçan, yakıtı bitmeyen bir uçak yaptınız, dokuz yıldır havada uçuyor, Kocaeli’ye hâlâ elektrik getiremediniz; ne kadar garip değil mi?

Konuşmama son vermeden önce, Çorum’dan bahsetmek istiyorum. Çorum, sanayileşme yönünde attığı adımlarla dinamik bir kent olarak gelişimini sürdürüyor. Merkez, Sungurlu ve Osmancık olmak üzere, 3 organize sanayi bölgesine ev sahipliği yapan ve yatırımcılarını bekleyen Çorum’un en acil talebi, demir yolu. Özellikle, ürünlerinin nakledilmesi ve dünya pazarındaki rekabette kentin gücünü artırmak adına bu ihtiyacın karşılanması, Çorumlu sanayici açısından önemli bir ihtiyaç.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bitti Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Çorum’un bir diğer eksiği de havalimanı. Üreten Çorum, giderek ihracata da yöneliyor, bu yüzden şehrin bir an önce bir havalimanına kavuşması ya da yakınındaki Merzifon Havalimanı’nın daha iyi bir hâle getirilmesi önem taşıyor. Hükûmeti Çorum’un sesini duymaya ve Çorum’a büyük avantaj kazandıracak bu projeleri bir an önce yaşama geçirmeye çağırıyoruz.

Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

20.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya, Doğu Akdeniz, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde faaliyetler icra ettiğine, sınırlara yönelik saldırıları önlemek amacıyla gerçekleştirilen Pençe-Kartal Operasyonu’nda 81 hedefin, Pençe-Kaplan Operasyonu’nda da 150 hedefin başarıyla imha edildiğine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapılan bütün operasyonlarda devletin ve Hükûmetin yanında olunduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9’uncu Cumhurbaşkanı, Adalet ve Doğru Yol Partilerinin eski Genel Başkanı, Başbakanlarımızdan ve yakın dönem siyasi tarihimizin en önemli siyasi aktörlerinden merhum Süleyman Demirel’in vefatının 5’inci yıl dönümüdür. Bu vesileyle, Sayın Demirel’e Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Sayın Başkan, Türk Silahlı Kuvvetleri, Libya’da, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de ve Irak’ın kuzeyinde, 4 ayrı sahada önemli faaliyetler icra etmektedir. Kış mevsimi gelmeden bölgedeki terör yuvalarını yok edip sınırlarımıza yönelik saldırı teşebbüslerini bertaraf etmek ve önlemeyi hedef alan operasyonlardan Pençe-Kartal Operasyonu’nda 81 hedefin, Pençe-Kaplan Operasyonu’nda da 150 hedefin başarıyla vurulduğu bildirilmiştir. Vurulan bu hedeflerin ardından, Irak’ın kuzeyinde bulunan bölgeye karadan ve havadan intikal eden Türk komandosunun Haftanin bölgesine girdiği de ifade edilmektedir.

İçişleri Bakanlığının yapmış olduğu açıklamayla yurt içinde 400’lü rakamlara gerilediği ifade edilen PKK terör yapılanmasının, terör örgütünün Irak’ın kuzeyinde yer alan yuvalarına da bu yapılan operasyonlarla öldürücü darbe indirilmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapılan bütün bu operasyonlarda ve terörle mücadelede devletimizin, Hükûmetimizin yanında olduğumuzu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ve bu mücadelenin içerisinde payları olan bütün güvenlik güçlerimizi, ordumuzu, Mehmetçik’imizi, güvenlik korucularımızı da bu başarılarından dolayı tebrik ettiğimizi ifade ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

21.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Almanya’nın coronavirüs nedeniyle Türkiye dahil 130 ülkeyi risk bölgesi ilan ettiğine, ülkede yeni normalle birlikte vaka sayısında ciddi artış görüldüğüne ve bazı yerleşim yerlerinin karantinaya alındığına, 2’nci dalganın mı yaşandığı yoksa 1’inci dalganın mı pik yaptığı konusunda netliğin söz konusu olmadığına, Meclisteki pandemi vakalarına ilişkin Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’dan bilgilendirme yapmasını talep ettiğine, sınavların şartsız, koşulsuz ertelenmesi ve iktidarın YKS muamması konusunda bir an önce adım atması gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, corona gündemiyle başlamak istiyorum. Gerçekten, büyük bir alarm var, herkes büyük bir endişe içinde ve toplam vaka sayısı dün itibarıyla 181.298, can kaybı sayısı ise 4.842 ve Bilim Kurulu Üyesi Profesör Doktor Tezer’in bugün yaptığı açıklama oldukça dikkat çekici, şunu söylüyor: “1 Hazirandan itibaren başlayan yeniden açılma sürecinde corona virüsünde ciddi bir artış var, 900’lü rakamlardayken 1.500’lü rakamlara geldik, kurallardan uzaklaşma var; bu, ciddi bir uyarı.”

Şimdi, Almanya, bir karar aldı; Türkiye dahil olmak üzere 130 ülkeyi coronavirüs tehlikesi nedeniyle risk bölgesi ilan etti ve Türkiye’de 7 kentte bazı yerleşim yerleri karantinaya alındı. Bunların tek tek hepsini söylemeye zamanımız yok ama bu konuda Şırnak ve Cizre’nin kepenk kapattığını, devletin, iktidarın bu konuda önlem almadığını ifade ederek kendi başlarının çaresine baktıklarını biliyoruz.

Benim vekili olduğum Siirt’te de sürekli aranıyorum ve vaka sayısı 1.327’ye yükseldi, hiçbir tedbir yok, hastanelere test yaptırmaya gidenler, yeni virüs kapıyorlar. 3 apartman, 4 köy karantinada. Yine, Kayseri’nin merkezinde 3 katlı apartmanda on dört gün karantina ilan edildi; Bitlis’te, Urfa kent merkezinde, Antalya’da birçok yerde karantinalar ilan edildi, karantina kararları. Mecliste, Sayın Başkan, 1 personelde corona çıktı ve gazetecilere test yapılması kararı alındı ve bu pozitif çıkan testin, basın koridorunda çay ocağında çalışan görevli bir personele ait olduğunu öğrendik. Şu anda bütün testler yapılıyor ve Meclis Hastanesi, nöbetçi gazeteciler için açıldı ve basın koridoru dezenfekte ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Yani şu aşamada iktidar, bazı ekonomik hesaplar uğruna pandemi döneminde normale döndü ancak ne yazık ki yeni vaka sayıları gerçekten çok ciddi bir alarm veriyor.

Sayın Sağlık Bakanı, her gün açıklama yapıyor ama kendisi de olumlu bir tablo çizemiyor, sadece “Tedbirleri artırın.” diyor ve kısıtlamaların kaldırılmasını izleyen beş gün içinde özellikle, hiçbir iç açıcı haber yok. En son rakam sanırım 42’ydi, maske takma zorunluluğunun getirildiği iller. Sürekli, sosyal mesafenin korunması yönündeki çağrılara fabrikadaki işçi, kreşteki çocuk, cezaevlerinde kalan mahpuslar, her gün toplu taşıma kullanmak zorunda kalanlar nasıl uyacaklar? Bunun alt yapısı kurulmadan bu çağrıların hiçbir kıymeti yoktur ve şu anda Türkiye'de 81 milyon, 82 milyon yurttaş şunu merak ediyor: 2’nci dalga mı yaşanıyor, yoksa 1’inci dalga pik mi yaptı? Bu konuda bile bir netlik söz konusu değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Pandemiye ilişkin Meclisteki vakalar konusunda Meclis Başkan Vekili olarak bilgilendirme yapmanızı tekrar rica ediyorum, bunu güncellememiz gerekiyor. Ve iktidardan da bu konuda alınan ya da alınması muhtemel önlemlere dair de kamuoyuna bir bilgilendirme talep ediyoruz.

Değerli Başkan, diğer bir mesele YKS sınavları. Bu sınav, Türkiye’nin temel gündemi hâline geldi ve AKP iktidarının Türkiye’yi yönetemediğinin aslında en yakın örneği. Üniversite sınavına bu yıl öğrenci sayısı olarak, tam olarak 2 milyon 433 bin 219 öğrenci sınava girecek. Yani bu sınav, hem ülkenin ve öğrencilerinin geleceğini hem de aile bireyleriyle birlikte 10 milyon insanı ilgilendiriyor. Bu hafta sonu yapılacak lise giriş sınavına 1 milyon 600 bin öğrenci girecek. Aileleriyle birlikte 8 milyon yurttaşımızın sağlık ve geleceğini ilgilendiren bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Toparlıyorum Başkan.

Pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte 10 milyon yurttaşın hayatını ilgilendiren YKS ertelendi. YKS 2020’nin 25-26 Temmuz 2020 tarihinde yapılacağı açıklanmıştı; daha sonra, pandemiyle baş edemezken, 27-28 Hazirana alındı. En basit sınav tarihi sorununu bile çözemeyen bu iktidar, bu ülkeyi yönetemiyor. Gençler ve aileleri, bu iktidardan şikâyetçi; bütün toplumsal kesimler, bu iktidardan şikâyetçi. İktidarın sendikalara, siyasal partilere, akademisyenlere sormadan, öğrencilerin fikri alınmadan YKS tarihini erkene çekmesini reddediyoruz. İktidar, zaten salgınla mücadele edemiyor, şimdi de 2 sınav yüzünden milyonlarca yurttaşı coronavirüs riskinin tam içerisine atıyor. YKS ve LGS sınavları ertelensin, hiçbir sınav, gençlerin ve ailelerinin hayatından daha değerli değildir. HDP olarak sınavların şartsız, koşulsuz ertelenmesini, salgının yayılımına göre ileride tekrar değerlendirilmesini talep ediyoruz ve değerli gençlere sesleniyoruz: İktidar, artık bu ülkeyi yönetemiyor, ülkenin geleceği olan sizlerin hayatını riske atarak “yönetiyorum” algısı üretmek istese de sizler gerçeği biliyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Son cümlem Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Değerli gençler, bu sınavlar ertelense de ertelenmese de, sınavda çözeceğiniz her soruda hem sınavı hem bu iktidarı hem adaletsiz düzeni yeneceksiniz.

İktidarın bu YKS muamması konusunda bir an önce adım atmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Faruk Sarıaslan, ilinizle ilgili bir hassasiyeti dile getirmek için söz talebiniz oldu.

Buyurun.

22.- Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan’ın, 17 Haziran Nevşehir CHP eski İl Başkanı Mehmet Zeki Tekiner ile parti üyesi Yavuz Yükselbaba’yı ölümünün 40’ıncı yıl dönümünde rahmetle andığına, teslim tarihi 20 Nisan 2017 olduğu hâlde hizmete açılmayan Nevşehir Öğretmenevinin akıbetini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Demokrasi şehidimiz Nevşehir CHP İl Başkanı Zeki Tekiner ve yönetim kurulu üyemiz Yavuz Yükselbaba’yı rahmetle anıyorum.

Nevşehir ilimizde 210 yatak kapasiteli, 14 kattan oluşan öğretmenevi, inşaatının sona ermesinin ve teslim tarihinin 20 Nisan 2017 olmasına rağmen henüz hizmete açılmamıştır. Buradan soruyorum: Nevşehir öğretmenevi inşaatı, hangi firmaya, hangi koşullarda verilmiştir? İhale bedeli ne kadardır? Toplam bedelin ne kadarı, müteahhit firmaya ödenmiştir? İnşaatın temelinin su dolu olduğu ve binanın 40 santimetre çöktüğü doğru mudur? İnşaatın tamamlanamayıp faaliyete geçmemesinin nedeni nedir? 18 trilyonluk devlet yatırımı çöpe mi atılmıştır? Yapılan işlemler hukuksuz ise ilgililer hakkında neden suç duyurusunda bulunulamamıştır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ramazan Kaşlı, buyurun.

23.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, Aksaray ilinde yaşanılan şiddetli yağmur ve dolu nedeniyle zarar gören çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunun takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

RAMAZAN KAŞLI (Aksaray) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Aksaray merkez başta olmak üzere ilçelerimizde, belde ve köylerimizde son iki haftadır meydana gelen dolu ve şiddetli yağmur yağışı sebebiyle ekili alanlarda ciddi zararlar meydana gelmiştir. Aksaray il ve ilçe teşkilatlarımızdan oluşan heyetimizle birlikte Aksaray İl Tarım ve Hayvancılık Müdürümüz, Aksaray Ziraat Odası Başkanımız; zarara uğrayan alanlarda incelemelerde bulunmuşlardır. Bu doğal afet sonucunda çiftçilerimizin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi için çiftçilerimizin borçlarının faizsiz olarak iki yıl ertelenmesini, Cumhurbaşkanlığı fonundan hasar tespit bedelinin sigortalı-sigortasız ayrımı yapılmaksızın tam olarak ödenmesini, TARSİM poliçe bedellerinin düşürülmesini yetkililerden çiftçilerimiz adına talep ediyorum.

Başka felaketlerin yaşanmaması ümidiyle, çiftçilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda takipçi olacağımızı belirtiyor, ürünleri zarar gören tüm çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

BAŞKAN – Hasan Baltacı, buyurun.

24.- Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın, Kastamonu ili Devrekani ilçesinde etkili olan dolu yağışı nedeniyle zarar gören çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilebilmesi için 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun’da düzenlemeye gidilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kastamonu’da çiftçimiz, son yıllarda sayısı ve şiddeti artan doğal afetlerle boğuşuyor. 11 Haziran Perşembe günü Kastamonu Devrekani ilçesinde etkili olan şiddetli dolu yağışı nedeniyle 20’nin üzerinde köyümüzde ve 50 bin dönüme yakın tarım arazimizde zarar meydana geldi. Mazota, gübreye, ilaca para yetiştirmek için çabalarken şeker pancarı, patates, silajlık mısırda yüzde 100’e yakın kaybı olan çiftçimizin zararlarını karşılayacak ve gelecek yıla hazırlık yapmasını sağlayacak maddi katkı mutlaka sunulmalıdır.

Küresel iklim değişiklileri nedeniyle bu ve benzeri doğa olayları daha sonra da yaşanacak. İşte bu nedenle, üreticileri korumaktan uzak olan 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun’da düzenlemeye gidilmeli, bütün ürünleri kapsayan geniş tabanlı ve maliyeti düşük sigorta güvencesi uygulamaya geçirilmelidir.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, milletvekillerinin Grup Başkan Vekilleriyle istişare ederek bölgeleriyle ilgili söz talep etmelerini rica ettiğine ilişkin açıklaması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Grup Başkan Vekillerine söz vermekte olduğum bir sırada milletvekilimiz buraya geliyor “Benim ilimde çok hassas bir konu var: Sel.” diyor, birtakım şeyler söylüyor. Buraya kadar gelmiş olan milletvekilimizi özellikle Grup Başkan Vekillerimizin hoşgörüsüne sığınarak araya koymak istiyorum.

Rica ediyorum, taleplerinizi Grup Başkan Vekilleriyle şekillendirip bölgedeki ciddi hassasiyetleri duyurmak üzere talep geliştirirseniz sevinirim.

Sayın Özkoç, buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci yıl dönümüne, hayatını kaybeden Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş’e Allah’tan rahmet dilediğine, salgınla mücadelede gelinen safhanın endişe verici olduğuna, sosyal devletin vergi ödeyen milletinin birikimlerini doğru ve yerinde kullanması gerektiğine, ülkenin itibarının milletinin sosyal yaşantısıyla, başının dik yaşamasıyla mümkün olduğuna ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti’nde Başbakanlık yapmış, Cumhurbaşkanlığı yapmış Sayın Süleyman Demirel’in, değerli devlet adamının 5’inci ölüm yıl dönümünde kendisini rahmetle anıyorum.

Türkiye devrimci hareketinin önde gelen sembol isimlerinden Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş’i de kaybettik, kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde hemen hemen bütün muhalefet partilerinin Grup Başkan Vekilleri üç dakikalık konuşmalarında konuyu pandemi sürecine ayırdılar; salgınla mücadelede geldiğimiz safha endişe vericidir. Normalleşme sürecinin başladığı 1 Haziran günündeki vaka sayısı 827 iken bugünkü vaka sayısı 1467’ye ulaşmış vaziyette. Daha da kötüsü vaka sayısından daha çoktu iyileşme sayısı, şimdi iyileşme sayısı da vaka sayısının altına düşmüş durumdadır.

Şimdi, Sağlık Bakanı, çıkıyor sayıları veriyor, iktidara mensup kişiler de çıkıyorlar milletin dikkatli olmasını istiyorlar. Millet nasıl dikkatli olsun? Millet çalışmak istiyor; çalışacak, ekmek kazanacak çünkü kendisine kendisinden başka çare olan yok. Onlar evlerine ekmek getirmek için dışarı çıktığında otobüsler tıklım tıklım, yollar tıklım tıklım her tarafta, her yerde; kaçabilecekleri bir yer olmadan kendi iş yerlerine gitmeye çalışıyorlar. Böyle zamanlarda devletin yani sosyal devletin, hazinesine yıllardan beri vergi ödeyen kendi milletinin birikimlerine o güne kadar dokunmamış olması gerekirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Deprem parası topluyoruz, deprem parasını depremde harcamıyoruz. Kaynakları tüketip fuzuli masraflar yaptığımız zaman deprem parasının kaynakları oraya aktarılıyor. İşsizlik Fonu’nda para birikiyor, işçilerle ilgili değil, götürüp başka yerlerde harcıyoruz. Varlık Fonundaki paraları böyle harcıyoruz. O yetmiyor, şehitler için toplanan yardım paralarına dahi göz dikiyoruz. E, millet kime güvenecek devletine güvenmeyecek de? Milletimizi evde tutabilmenin bir tek koşulu var: Ya sosyal devlet olmanın gereğini yerine getireceğiz, milletimize vergileriyle sağladığı kendi birikimi olan hazinedeki birikimlerinden geriye ödeyeceğiz ya da milletimizi borç üstüne borçla borçlandıracağız ve milletimiz nefes alamayacak, ölümle ile kalım arasında tercih yapacak bir noktaya gelecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Değerli arkadaşlar, gerçekten paramız yoktu da mı bu duruma geldik? “Kapatılan bütün iş yerlerindeki çalışanların kredi kartı ve tüketici kredi borçları üç ay ertelensin, borçlarının faizi devlet tarafından karşılansın.” dedik. Peki, buna bir kaynak yok mu? Sadece, Atatürk Havalimanı’nı sözleşme tarihinden erken uçuşa kapattıkları için, bir tek şirkete ödenen 3 milyar lira tazminat milyonlarca vatandaşımızı rahatlatabilirdi yani sadece, 3 milyar lirayı, eski parayla 3 katrilyon lirayı -vaktinden önce bir iş yaptık diye- kendi vatandaşımıza vermemiz gerekirken bir yandaşın cebine koyduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Pandemi sürecinde yol, köprü, tüneller için hazineden üç ila beş şirkete yapacağımız 7 milyar 877 milyon lirayla tüm otobüs ve minibüs esnafının koltukları üç ay kiralanabilir, şoför esnafının MTV’sinin iki taksiti alınmayabilir, üzerine de ülkedeki bütün küçük esnafın, kapalı kaldığı üç aylık dönem kirası kapatılabilirdi. “Ücretsiz izne çıkarılan vatandaşlarımıza 1.170 TL yerine 1.752 lira verilsin.” dedik, bunun devlete üç aylık maliyeti 2 milyar liraydı; “Olmaz.” diyenlere hatırlatıyorum, sadece 2019’da örtülü ödenekten harcanan para 2 milyar liradır. Bunu uzatabilirim, sayabilirim.

Bir tercih yapmak zorundadır iktidar, ya milletini tercih edecek ya yandaşlarını tercih edecek; ya çiftçiyi, esnafı, öğrenciyi, işçiyi, çalışanı, işvereni, bunları tercih edecek ya da kendi sarayında bir yılda 1 milyon tüketerek tıka basa yemeyi tercih edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bu milletin ve bu ülkenin itibarı milletinin sosyal yaşantısıyla, başı dik bir durumda yaşamasıyla mümkündür. Saraylarla ve onun yandaşlarıyla bu millet itibar kazanamaz.

BAŞKAN – Sayın Turan…

26.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 5’inci ve Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne, sınırların güvenliğini tehdit eden PKK ve diğer terörist unsurlara karşı Pençe-Kaplan Operasyonu’yla Irak’ın Kuzeyindeki Haftanin bölgesine Türk komandolarının intikal ettiğine ve Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatının 5’inci yıl dönümü. Sayın Demirel devlet ve siyaset adamı olarak ülkemizin gelişmesinde ve kalkınmasında çok değerli hizmetler etmiş, kendine has üslubu ve doğallığıyla gönüllerde farklı bir yer edinmiş bir siyasi şahsiyetti. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, sevenlerine başsağlığı temennilerimi iletmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi bir yıl önce bugün, mahkemede zalimlerin gözü önünde hayatını kaybetti. Mursi “Çocuklarımız arkamızdan bizler için ’Onlar adamdı.’ diyecekler.” demişti. Bizler de şahidiz ki Mursi ve arkadaşlarını ne darbeciler, ne zindanlar, ne idamlar korkutamadı. Mursi’nin şehadeti gösterdi ki herkes ölümünden sonra kendi hatırasıyla anılacak; Mursi bugün rahmetle anılıyor ancak onun ölümüne sebep olan darbeciler de lanetle anılıyor. Tarih Mursi’nin duruşunu, cesaretini, imanını ve inancını hep hatırlayacak. Mekânı cennet olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün gece saatlerinde milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğini tehdit eden PKK ve diğer terörist unsurlara karşı kahraman komandolarımız Irak’ın kuzeyinde Haftanin’e intikal etti. Uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa haklarımız çerçevesinde icra edilen Pençe-Kaplan Operasyonu’nda komandolarımız hava kuvvetleri, ateş destek vasıtaları, ATAK helikopteri, İHA’lar ve SİHA’ların desteğiyle kara hücum harekâtına başladılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Terör örgütleri, terör örgütlerini maşa olarak kullananlar ve terör destekçileri bilsinler ki bu ülke, bu millet tarih boyunca terörün karşısında asla diz çökmedi ve çökmeyecek. Allah kahraman askerlerimizin yâr ve yardımcısı olsun.

Sayın Başkan, bir konuyu daha hatırlatmak isterim: Az önce kıymetli Grup Başkan Vekili birkaç soruyu ifade ettiler ancak benim bildiğim bu, Grup Başkan Vekillerinin söz alması ortak gündemimizle ilişkili mesele. Örneğin, Sayın Demirel’in rahmetli olması hepimizle ilgili bir mesele, pandemi hakeza, terör örgütlerine karşı operasyon hakeza, bunları beraber gündeme getirmek, tartışmak, karşılıklı bir nezaket çerçevesinde değerlendirmek için bu sözü bize veriyorsunuz, yoksa soru sormak ve cevap vermek şeklinde bir usul İç Tüzük’te …

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - …başka imkânlarla beraber var. Bir Grup Başkan Vekili soru sorduğunda, biz cevap verdiğimizde bunun sonu yok, başı yok. Oysa Tüzük bize nasıl soru sorulacağını, kimin cevap vereceğini ifade etmiş, izah etmiş. O yüzden ben, Meclise olan saygımızdan dolayı, usul ekonomisinden dolayı o cevaplara girmeyeceğim ama Grup Başkan Vekiline olan saygımdan dolayı da kendisine yazılı olarak, telefonla cevapları atacağım Sayın Başkanım.

Teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Türkkan.

27.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Turan’ın hassasiyetini anlayabiliyorum ama bir meseleye dikkat çekmek istiyorum. Bu Meclis sorunları aktarabileceği Bakan görmüyor getirdiğiniz sistem sayesinde. Kanunlar görüşülürken bile buraya 1 Bakan Yardımcısını koyuyorlar. Meselelerin çözümü yönünde bir söz duymak isteyen milletimiz bu soruları bizim tevdi etmemizi istiyor. Bakanları görmüyoruz, Meclise getirmiyorsunuz, haklı olarak siz de diyorsunuz ki: “Ya, bu Bakanların vereceği cevabı ben nasıl vereyim?” Ben de size soruyorum: Bu millet sesini nasıl duyursun? Bu milletin vekilleri bunları nasıl iletsin? Bütün bu imkânların hepsini ortadan kaldırdınız. Meclisi bir kukla Parlamento hâline çevirdiniz. Kötü bir sistem bu, hepimiz için çok üzüntü verici bir sistem.

Bakın, bizler oy alarak geldik ama burada işlevi olmayan bir Parlamentonun üyesi olarak görev yapıyoruz. Ben bir daha söylüyorum, bu serzenişinize hak veriyorum. Bu serzenişiniz bu sistemi tekrar gözden geçirmenize vesile olur diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Turan.

28.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok katılmak isterdim ama katılamayacağım Sayın Grup Başkan Vekiline. Örneğin, İYİ PARTİ, bugün “Toplumun talebi.” diye ifade ederek 3600’le ilgili bir öneri vermiş, görüşeceğiz, konuşacağız az sonra; aynı şekilde HDP atamalarla ilgili, kamu bankalarıyla ilgili bir öneri hazırlamış, az sonra görüşeceğiz; CHP pandemi süreciyle ilgili bir öneri vermiş, görüşeceğiz. Şunu demek istiyorum: Her konu görüşülüyor ama bırakın da usulünce görüşelim, yerinde görüşelim, Tüzük’e uygun davranalım diyorum Sayın Başkanım.

Teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

29.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, görüşülecek konular vatandaşın talepleriyle ilgili olarak getirilen konular ama vatandaşın derdi bir değil ki vatandaşın derdi bin. Bunlardan kaçını, hangi fırsatta dile getirebilirsek bunu biz kâr olarak sayıyoruz, milletimizin kârı olarak görüyoruz. Dolayısıyla bu sözlerimizden ne erinin ne gocunun ne de gücenin; dinleyin, hatta varsa cevaplarınızı verin, yoksa da bu sesimizi duyan gerçek muhatapları cevap verirler, bu milletimiz de aydınlanmış olur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tarafından, polis, öğretmen, sağlık çalışanı ve din görevlilerine 3600 ek gösterge verilmesi hakkında gerekli çalışmaların yapılması, yaşanan adaletsizliğin giderilmesi, kamuya maliyetiyle birlikte bu durumdan yararlanacak kişi sayısının hesaplanması amacıyla 17/6/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

17/6/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 17/6/2020 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                  Lütfü Türkkan

                                                                                                                                        Kocaeli

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Kocaeli Milletvekili Grup Başkan Vekili Lütfü Türkkan tarafından kamu çalışanı olan polis, öğretmen, sağlık çalışanı ve din görevlilerine 3600 ek gösterge verilmesi hakkında gerekli çalışmaların yapılması, yaşanan adaletsizliğin giderilmesi, kamuya maliyetiyle birlikte bu durumdan yararlanacak kişi sayısını hesaplamak ve söz konusu meslek gruplarına 3600 ek gösterge verilebilmesi için gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla 17/6/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 17/6/2020 Çarşamba günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adına Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan.

Buyurun Sayın Türkkan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuzun verdiği araştırma önergesiyle ilgili olarak gerekçesini açıklamak üzere söz aldım. Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.

Biraz evvel Sayın Grup Başkan Vekili bizim Grup Başkan Vekili olarak yerimizden aldığımız sözlerde vatandaşın dertlerini anlatmamızdan mutazarrır olduğunu ifade etti. Keşke biz bunları yerimizden anlatmak yerine, Meclis, Parlamento çalışmalarında, vatandaşların sorunlarına çözüm getirecek kanunları görüşsek. Biz, işte söyledim ya, vatandaş “Acaba bizim için ne getirildi?” diye beklerken bir baktık Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nu getirdik, arkasından vatandaş on-line nasıl kredi alabilir, ona kolaylık getirsin diye Rekabet Kurumu adı altında rekabetin korunmasıyla ilgili bir kanun getirdik ama vatandaşın dertleriyle alakalı şu ana kadar hiçbir çalışma yapamadık. Biz de her fırsatta vatandaşın dertlerini burada dile getirmeye devam edeceğiz.

Bugünkü araştırma konumuz 3600 ek gösterge. Bu 3600 ek göstergeyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere burada grubu bulunan bütün partilerin genel başkanları, Cumhurbaşkanı adayları, milletvekili adayları seçim meydanlarında vatandaşlara söz verdiler, “Parlamento açılır açılmaz sizin bu meselenizi çözeceğiz.” dediler. Polislere, öğretmenlere, din görevlilerine, sağlık çalışanlarına dedik ki sizin bu 3600 ek gösterge meselesini mutlaka Parlamento açılır açılmaz dile getireceğiz, çözeceğiz. Ne yaptık biz? Hiç. Kulağınız sağır oldu, gözleriniz kör oldu, diliniz lal oldu, ”3600” deyince sadece bakıyorsunuz. Bir de arada “Yapacağız ama sırası gelecek…” Ya iki sene geçti, iki sene geçti. İki senede her şeye fırsat buldunuz, işte bugün İstanbul İl Başkanını Türk Hava Yollarına atamaya bile fırsat buldunuz; polisin, sağlık çalışanının, din görevlisinin, öğretmenin 3600 ek göstergesine bir türlü sıra gelmiyor. 3600 ek göstergeyle ilgili Cumhurbaşkanı demişti ki: “Mutlaka ve mutlaka bu imkânı size sağlayacağım.” Fakat 3600’e yükseltilmesi beklenen bu göstergeyle ilgili, seçimin üzerinden iki yıl geçti, hiç ses yok. Tek başına iktidar olan bir partinin 3600 ek göstergeyi çıkarması için çok uzun bir zaman iki yıl, eğer yapmak isterse. Seçim döneminde ağızdan kolayca çıkıyor, iktidar olunca unutuluyor ama vatandaş unutmadı, unutmadı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ya, hepimiz bir yerde karşılaştığımızda, polis bir arkadaşımıza rastladığımızda “Sayın milletvekilimiz, ne olur bizim bu 3600 ek göstergeyi dile getirin.” diyor, size de diyorlar. Bir sağlık çalışanı aynı dilekte bulunuyor, bir öğretmen aynı şekilde, din görevlisi aynı şekilde. Ülkemizin refahıyla, güvenliğiyle ilgili gece gündüz çalışan, burada şehit olan polislerimizin verdiği emek ne olursa olsun biz onlara o haklarını ödeyemeyiz. En azından polisimize hak ettiği sosyal ve ekonomik haklar verilerek onlara görev sürelerinde, emekli olduklarında rahat bir yaşam sunmamız bekleniyor. Bakın, polis, emekliliği gelmiş, 3600 ek gösterge çıkmadığı için emekli olamıyor. Diyor ki: ”Benim çocuğum okuyor ya, ben emekli olduğum andan itibaren maaşım çok düşecek, ben bu çocuğu bu maaşla okutamam.” O yüzden görevine devam etmek zorunda kalıyor.

Polis teşkilatı sizden hak etmedikleri zam veya ödeme de istemiyor. “Eşit işe eşit ücret.” prensibi gereği görevde ve emeklilikte ücret adaletsizliğinin giderilmesini ve ek göstergenin 3600 olmasını istiyor. Türk milletinin güvendiği ve kamu düzeni için hayatlarını ortaya koyan Türk polisini 3600 ek gösterge hakkından yoksun bırakarak emeklilikte onları sefalete sürüklemeyin. Gelin, hep beraber bu hakkı onlara teslim edelim, hakları olan bu hakkı kendilerine verelim. Aynı şekilde, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı teslim ettiğimiz, emanet ettiğimiz, güzel nesiller yetiştirmek üzere ülkemizin her köşesinde canını dişine takarak çalışan öğretmenlerimizin aralarında şehit olanlar var, PKK’nın şehit ettiği öğretmenler var. Aybüke Öğretmen hâlâ aklımızda, geçen gün doğum günüydü, aklımızdan çıkmıyor. Bu öğretmenlerin ve sağlık çalışanlarının da verdikleri emeklerin karşılığında aldıkları ücretlerin iyileştirilmesi gerekiyor. Özellikle, pandemi virüsünü yaşadığımız bu süreçte sağlık çalışanları canları pahasına görev yapıyorlar, mevzideki askerler gibi görev yapıyorlar.

Bakın, burada her birimiz bir sosyal mesafeye dikkat ediyoruz, bir koltuk atlıyoruz, aman yanımıza kimse oturmasın diye dikkat ediyoruz, çay ocağında pandemi var, aman, orada pozitif bir vaka var, uzak duralım diyoruz ama sağlık çalışanları bizzat virüsün olduğu kişiyle yüz yüze çalışmak zorunda. Bunlara bu hakkı böyle bir zamanda vermek onların çalışmasına da çok ciddi moral olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitmek üzere.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Milletvekili.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Din görevlilerimiz var, mesleki tutum ve motivasyonları ile mesleğe bağlılıklarını artırıcı şekilde düzenlemelerin ve iyileştirmelerin yapılması gerekiyor. Bakın, onların her cuma günü ellerine Hükûmetin propagandasının yapıldığı kâğıtlar tutuşturuyorsunuz, onlar da hutbe diye onları okuyorlar, cuma hutbesinde. Hükûmet propagandası yaptırıyorsunuz, bari onları -3600 ek göstergeden- propagandanızı yapıyorlar diye görmemezlikten gelmeyin. Yapıyorlar, sizlerin propagandasını yapmaya başladılar; maalesef, üzülerek söylüyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Burada insanımızı daha da borçlandırarak torba yasalar getireceğinize, bekçilere düzenleme getireceğinize bu konuyu bir an önce Genel Kurula getirmenizi istiyoruz.

Benim size çağrım, gelin, hepimiz, tüm Meclis grupları bu önergeye destek verelim. Yine kaçak dövüşüp “Bu iş araştırma önergesiyle olmaz, kanun teklifiyle olur.” derseniz kanun teklifimiz içeride bekliyor, Meclis Başkanlığından gelin getirelim, yasalaştıralım; bizimkini beğenmiyorsanız siz getirin, yasalaştıralım. Bu Meclis yaz tatiline girmeden evvel 3600 ek göstergeyi mutlaka ve mutlaka çözmesi gerekiyor.

Önergemize destek vermenizi rica ediyor, yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Ali Kenanoğlu.

Buyurun Sayın Kenanoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kamu emekçilerinin bir kesimine 3600 ek gösterge verilmesi hakkında verilen araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Kamu emekçilerini boş vaatlerle bugünlere kadar kandıranların kimler olduğunu çok iyi biliyoruz. 24 Haziran seçimleri öncesinde, 24 Mayıs 2018 tarihinde düzenlenen AKP seçim beyannamesi toplantısında bizzat AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından açıklanan “Polis, öğretmen, hemşire, din görevlilerine bir müjde vermek istiyorum.” sözü unutulmamıştır. Bu ülkede yaşayan tüm kamu emekçileri ve kamu emekçisi emeklileri, bu sözlerin seçim malzemesi olarak kullanıldığını bilmektedir. Ancak kamu emekçilerinin artan tepkisi ve ek gösterge adaletsizliğinin giderilmesi için sadece 4 meslek grubuna değil, tüm kamu emekçilerini kapsayan bir düzenleme yapılması talebi tüm kamu emekçilerinin gündemindedir. Buna rağmen AKP iktidarı milyonlarca kamu emekçisini ve emeklisini oyalama taktiğini sürdürmektedir.

13 Aralık 2018 tarihinde açıklanan İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda sadece öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi yer almıştır. Böylece bırakalım tüm kamu emekçilerini kapsayan adil bir ek gösterge sistemini, en başta 3600 ek gösterge sözü verilen diğer meslek grupları dahi unutulmuştur. Kısacası 3 milyon kamu emekçisinin, milyonların adil bir ek gösterge talebi bir kez daha seçim malzemesi yapılmış ve bilinmeyen bir başka bahara ertelenmiştir. Üstelik AKP sözcülerinin yaptıkları açıklamalara göre, 3600 ek gösterge konusu gündeme getirilmesi düşünülen personel reformu içinde ele alınacakmış. Ancak bu ülkenin kamu emekçileri, AKP’nin iktidara geldiği ilk günden bugüne, iş güvencelerine göz koyduğunu, yıllardır çıkarılan torba yasalarla, KHK’lerle, OHAL ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yaptığı değişikliklerle iş güvencelerinin alabildiğine sınırlandığını çok iyi bilmektedir.

Kamu emekçileri, emekliler, işçiler bugüne kadar siyasal iktidar tarafından “reform” “dönüşüm” “devrim” “müjde” denilerek cilalanan her düzenleme sonrasında temel haklarının daha da budandığını, kaşıkla verilenlerin kepçeyle geri alındığını ne yazık ki acı tecrübelerle öğrenmiştir. Bugüne kadar “reform” “dönüşüm” adı altında hayata geçirilen politikalarla kamu hizmetleri alanının yıllar içerisinde gittikçe daraltılması, piyasa açılması, istihdamın parçalı hâle getirilmesi, kamu emekçilerini daha da fazla güvencesiz hâle ve yoksulluk ortamına sürüklemiştir. Ücret geliriyle yaşam mücadelesi veren tüm kesimler gibi kamu emekçileri de uzun yıllardır mali, sosyal, özlük hakkı kayıplarını yaşamaya devam etmişlerdir. Buna karşın kamu emekçilerinin maaşlarını eriten gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesi, temel ücretlerin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi, ek ödemelerin emekli aylığına yansıtılması, ek gösterge sisteminin adil hâle getirilmesi, her türlü güvencesiz istihdama son verilmesi, sözleşmelilerin kadroya alınması temel talepleri hep görmezden gelinmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, nihayetinde şunu söylemek istiyoruz. Bu 3600 ek gösterge ve kamu emekçilerinin yıllardır mücadelesini verdiği temel talepler, iktidarın canının istediğinde hayata geçireceği, istemediğinde erteleyeceği ya da başka bir hak karşılığında vazgeçilmesini isteyeceği talepler değildir. 3600 ek gösterge lütuf değil, haktır ve yerine getirilmesi gerekmektedir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Cengiz Gökçel’e söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Gökçel.

CHP GRUBU ADINA CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkede yıllık 7 bin liranın altında geliri olan 11 milyon kişi var. 11 milyon kişi, aylık 583 lirayla geçinmeye çalışıyor. Yıllık 8 bin liranın biraz üstünde geliri olan 16 milyon vatandaş var. Mutfak yangın yeri, vatandaşın alım gücü günden güne düşüyor, çalışanlar enflasyon karşısında eziliyor, inim inim inliyor, ay sonunu getiremiyor.

Vatandaşlarımız, ya kredi kartı borçlusu ya da icralık. TÜİK enflasyon oranını açıklıyor, vatandaş bir raftaki ürüne bakıyor, bir cüzdanına bakıyor, ne yapacağını şaşırıyor.

Türk halkı giderek yoksullaşıyor. AKP Genel Başkanı, son üç seçimdir “Bu durum değişecek.” diyordu, 2018 seçimleri öncesi, doksan günde çıkarmak üzere 3600 ek gösterge sözü veriyordu ama değişen hiçbir şey yok. Hani polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerimizin ek göstergelerini 3600’e çıkaracaktınız?

İş, konuşmak olunca AKP Genel Başkanının maşallahı var, bu konuda icraata gelince maalesef fos. Neden biliyor musunuz? Rant yok, rant. AKP için varsa rant, varsa yoksa talan. Şimdi, çalışanlardan çalıp yandaşlarınıza kaynak aktarmaya çalışıyorsunuz, milyonlarca işçinin, emekçinin kıdem tazminatına göz dikiyorsunuz, seksen dört yıllık kazanımlarını ellerinden almaya çalışıyorsunuz. Atamasını yaptığınız 20 bin öğretmeni işe başlatmıyorsunuz ama kendi yakınlarınıza, akrabalarınıza arpalık şirketi kuruyorsunuz. Yandaşın cebi dolmayınca, işçinin, emekçinin alın terini çalmayınca AKP’liler rahat uyku uyuyamıyor herhâlde. Yıllardır ülkesine ve halkına sadakatle hizmet eden polisin, öğretmenin, hemşirenin, din görevlisinin refahı ve çocuklarının geleceği umurlarında değil. 3600 ek gösterge memurun kanayan yarası. Memurun maaşı o kadar düşüyor ki mutfak masrafını karşılayamıyor, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlayamıyor. Emeklilik süresi geliyor ama emekli olmak istemiyor. Oysa yaşı gelen memur mutlu, mesut emekli olsun ki yerine gençlerimizi istihdam edelim. Bir ülke kendisine hizmet edeni mutlu edebilirse, vatandaşının yüzünü güldürebilirse büyük ülkedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Yıllardır verdiğiniz sözü tutun. CHP olarak biz memurun hakkı olan 3600 ek göstergenin verilmesini istiyoruz. Gelin, el birliğiyle memurun hakkı olan 3600 ek göstergeyi çıkaralım, memuru rahatlatalım.

Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sakarya Milletvekili Sayın Çiğdem Erdoğan Atabek’e söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ PARTİ’nin grup önerisi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, Covid-19 salgını sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Pençe-Kaplan Harekâtı’nda görevli kahraman Mehmetçik’imize Rabb’im zaferle dönmeyi nasip eylesin inşallah.

2008 yılında hayata geçirilen Sosyal Güvenlik Reformu’yla, sigortalılar arasında norm ve standartlar açısından uyumlaştırılmış bir emeklilik sistemi tesis edilmiş ve mali açıdan sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemi oluşturulmuştur. Geçtiğimiz on sekiz yıllık süreçte emeklilerin refah seviyesini artırmaya yönelik olarak pek çok uygulama hayata geçirilmiştir ve dezavantajlı grupların emeklilik hakları korunmuştur. 2002 Aralık ve 2020 Ocak döneminde en düşük işçi emekli aylıklarına yüzde 73, BAĞ-KUR emekli aylıklarına yüzde 169, memur emekli aylıklarına yüzde 46 reel artış yapılmıştır. Emeklilerimize yapılan ödemelerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2002 yılında yüzde 4,6 iken bu rakam 2019 yılında yüzde 7’ye yükseltilmiştir. Emeklilerimizin yaşam standartlarını daha üst seviyelere çıkarmak için ayrı bir çaba içerisinde olduk ve olmaya devam edeceğiz. Emeklilerin gelir güvencesine kavuşturulması devletimizin kudretinin en somut göstergesidir. Popülist ve günübirlik tartışmaların dışında, toplumumuzun geleceğine sahip çıkmaktayız. Geçmişteki yanlış ve yersiz politika ve uygulamaların maliyetini başarılı bir şekilde üstlenmeye devam ederken, vatandaşlarımıza adil hizmet anlayışıyla hareket ediyoruz.

Kamuda çalışan, polis, öğretmen, sağlık çalışanı ve din görevlilerinin ek göstergelerinin 3600’e çıkarılmasıyla ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından söz verilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızca verilen sözler, bugüne kadar olduğu gibi budan sonra da yerine getirilecektir. Ancak, bu konu kendi içerisinde farklı dengeler barındıran teknik ve hassas bir konudur. Kamu içerisindeki hiyerarşik kademelerin de dikkate alınarak çözümü gerekir ve tabii ki de personel sisteminde meslekler arası dengelerin gözetilmesi de hassas bir konudur. Konuyla ilgili bakanlıklarımızın çalışmaları devam etmektedir. Geçtiğimiz dönemde olduğu gibi emeklilerimizin haklarını ve gelir güvencelerini korumaya devam edeceğiz. Bunun için geçmiş on sekiz yıldaki Türkiye’nin gelişimine bakmanız yeterli. Biz halkın gönül terazisinde tartılmaya talip olduk, sözümüzü halka verdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Devamla) – Kefeniyle yola çıkanlar verdikleri sözü popülist siyaset yaparak değil, vicdan tartısı korkusuyla yaparlar.

Sözlerime son vermeden önce 17 Haziran 1965 tarihinde kurulan Anadolu Güneşi Sakaryasporumuzun 55’inci kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.

Grup önerisini Genel Kurulun takdirine sunuyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından, kamu bankalarının ekonomiye etkilerinin incelenmesi ve siyasi atamaların araştırılması amacıyla 17/6/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 17/6/2020 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                               Meral Danış Beştaş

                                                                                                                                           Siirt

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

17 Haziran 2020 tarihinde, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından verilen 7801 sıra numaralı kamu bankalarının ekonomiye etkilerinin incelenmesi ve siyasi atamaların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 17/6/2020 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere sözü Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan’a veriyorum.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz birkaç yıl önce Erdoğan “Türkiye’yi bir şirket gibi yönetmek istiyorum.” demişti. Vatandaşa “Bir şirket gibi yönetirsek hem refah bulursunuz hem de geliriniz artar.” demişti. Ve vatandaş da ona inandı, yüzde 51 oyla onu Cumhurbaşkanı yaptı. Cumhurbaşkanının ilk işi ne oldu arkadaşlar? Bir şirket kurmak oldu, Varlık Fonu AŞ. Ben açıkça Sayın Cumhurbaşkanına o şirketin ismini değiştirmesini öneriyorum. O şirketin adını şahsım AŞ yapsın arkadaşlar, şahsım AŞ! Neden? Çünkü aslında bir anonim şirket bile kurmadı, bir şahıs şirketi kurdu. O şahıs şirketine şahsını başkan olarak atadı. Başkan Vekili olarak da damadını atadı arkadaşlar. Kendi damadını şahıs şirketinin, kasanın başına koydu. Hani şahıs şirketlerinde böyle olur ya, ya çocuk ya damat kasanın başına oturtulur.

Arkadaşlar, şimdi, bu şahıs şirketinin bankalara ihtiyacı vardı. Parayı nereden yaratacak? Bankalardan yaratacak. Hangi bankalardan? Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıflar Bankası. Bu bankaları da şahsım AŞ’ye bağladı arkadaşlar. Şahsım AŞ’nin kendine bağlı bir ekonomik düzen kurması gerekiyordu. Arkadaşlar, bunun için de kamu bankalarına atamalar yaptı. Zaten mevcut atamalar vardı, biliyorsunuz. Vakıfbankın Yönetim Kurulu Başkanını tanıyorsunuz, Sayın Abdülkadir Aksu, AKP’nin kurucularından. Sayın Faruk Çelik, Ziraat Bankasını yönetiyor arkadaşlar, sizin bakanınız, dönemlerce milletvekiliniz. Veysi Kaynak, milletvekiliniz, AKP’de bakanlığınızı yaptı, şu anda Ziraat Bankasında Başkan Vekilliği yapıyor. Ragıp Ertem, Vakıfbankta yönetimde.

Arkadaşlar, bu hafta ilave ilginç atamalar var. Bakın, ilginçtir, ülkemizin ünlü bir güreşçisi, millî formayı giymiş, dünya çapında “asrın güreşçisi” olarak kabul edilen Sayın Hamza Yerlikaya. Burada milletvekilliği de yaptı. Değerli arkadaşlar, Hamza Yerlikaya Vakıfbankın yönetimine atandı. Hani diyoruz ya liyakat diye bir kavram var, sadakat değil liyakati öne alalım. Sayın Hamza Yerlikaya hangi liyakatiyle acaba şu anda Vakıfbankın yönetimine atandı, biz bunu çok merak ediyoruz. Kendi eğitimine baktım, ekonomiyle ilgili hiçbir eğitimi yok. Tek bir vasfı var, güreşçilik. Acaba ne yapacak Sayın Hamza Yerlikaya? Kredi verilirken vatandaşa nasıl künde atılır, vatandaş nasıl taklaya getirilir, vatandaş nasıl tuş edilir, yandaş olmayan şirket nasıl kündeye getirilir ve tuş edilir, acaba bunu mu öğretecek yönetim kurulunda? Bunu çok merak ediyoruz arkadaşlar.

Bir atama daha var o da çok ilginç. Bunu da tanıyorsunuz, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Sayın Ebubekir Şahin, Vakıfbank yönetimine atandı. Değerli arkadaşlar, gerçekten hâliniz vahim. Şimdi, Ebubekir şahin ne yapıyor, ne iş yapıyor? Radyo ve Televizyon Üst Kurumunu yönetiyor değil mi? Sabah kendisi Mercedes’ine binip Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna gidiyor, ne yapıyor? “Efendim, getir bakalım şu dosyaları, Halk TV ne yapmış, efendim Tele1 ne yapmış, FOX TV ne yapmış? Hele onların bir cezalarını keselim.” diyor, öyle değil mi? Yandaş olmayan bütün kanallara, basın ilkelerini savunan bütün kanallara cezaları kesiyor sabahları. Peki, öğleden sonra aynı Mercedes’ine binip Halk Bankası Yönetim Kurulu toplantısına gidecek, ne yapacak? Yandaş kanallara nasıl reklam verileceğini tartışacak, yandaş kanalların programlarına nasıl sponsor olunacağını tartışacak arkadaşlar. İşte böyle bir vahamet içinde arkadaşlar bu yönetim kurulları.

Neden böyle yapıyor Sayın Erdoğan? Yalnızca bu arkadaşlar değil, bu 3 bankanın yönetiminden geçen herkes yandaş arkadaşlar. Herkes AKP’nin bir yerinden girmiş bir yerinden çıkmış. Ya vekili, ya bakanı, ya eski yöneticisi, ya kurucusu. Niye böyle yapıyor? Nasıl ki siz burada saraydan gelen talimatlara göre el kaldırıp saraydan gelen talimatları onaylıyorsanız aynı şekilde bu yönetici arkadaşlar da saraydan gelen talimatlara göre yandaş şirketlere kredi veriyorlar arkadaşlar ve verecekler. Ve bunun sonucunda ne olacak? Yalnızca yandaş şirketler ayakta kalacak, yandaş olmayan şirketlerin hepsi batırılacak. Aynı Rusya’da olduğu gibi bir oligark düzeni kurulacak arkadaşlar, her sektörde yalnızca yandaşlar ayakta kalacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayın.

GARO PAYLAN (Devamla) – Mesela, 5 tane müteahhit bütün kamu ihalelerini alıyor ya, bütün kredileri bu 3 bankadan gidiyor. İşte tüyü bitmemiş yetimin haklarından gidiyor o krediler. Onlar daha da büyütülecek, diğer bütün oyuncular kaybedecek arkadaşlar. Ne olacak bunun sonucunda? Bütün şirketler hizaya çekilecek. Bakın, dün basında bir tartışma vardı. “Niye HDP’lileri çıkarmıyorsunuz?” “Efendim, biz özel bir şirketiz, bu bir tercihtir.” diyor. Tercih değildir çünkü patronu devletten ihale alıyor. Devletten ihale alıyor, finansmanını nereden yapıyor? Kamu bankalarından yapıyor. Eğer bir HDP’liyi çıkarırsa Habertürk, CNN, diğer televizyonlar, o ihaleler kesilir, çark bozulur arkadaşlar. İşte buralarda bir yerlerde kaybediyoruz, bu düzeni değiştirmek için bu yandaş ekonomisine son vermeliyiz. Bakın, 90’lı yıllarda da bu yandaş ekonomisi sürdürüldü ve sonuçta 2001 krizi yaşandı. Şimdi de kamu bankaları bir arpalığa çevriliyor, yandaşlara bu anlamda krediler hortumlanıyor, yine, yeni krizin taşları döşeniyor. Gelin, bu araştırma önergesine destek verelim ve bu durumu tersine çevirelim arkadaşlar.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Ramazan Bey.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın HDP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Burada özellikle AK PARTİ milletvekillerine dönerek “Saraydan talimat alıyorsunuz.” şeklindeki beyanlara katılmamız mümkün değildir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Alıyoruz.” dediniz daha önce ya.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Daha önce “Alıyoruz.” dediniz ama.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Biz 24 milyonu aşkın oy almış, yüzde 52’yle seçilmiş Başkandan talimatı seve seve alırız. Asla dağdan, Kandil’den, PKK’dan talimat almayız. Siz kendinize bakın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Yahu kendinle niye çelişiyorsun ki?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

31.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Doğrusu, Sayın Can’ı dinlerken acaba geçen haftaki konuşmasını tevil mi edecek, düzeltecek mi diye beklerken… Bu, vekilliklerin düşürülmesi sırasında kendisi kürsüden “Evet, talimatı aldık.” demişti “Sayın Cumhurbaşkanımızdan her zaman talimat alırız, bundan mutluluk duyarız.” mealinde bir şeyler söylemişti.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Aynen öyle.

METİN YAVUZ (Aydın) – Alırız tabii, alırız tabii; ne var bunda? Kandil’den almaktan iyidir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bugün de tekrar etti, teşekkür ediyoruz samimiyeti için, içtenliği için. Yani bunu bütün Türkiye biliyor, tabii ki biz de biliyoruz ve özellikle bunun burada ikrar edilmesi bizim açımızdan da önemlidir.

METİN YAVUZ (Aydın) – Senin de Kandil’den aldığını biliyoruz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Zorunuza mı gitti? Alıyoruz. Allah Allah! Liderimi dinlemeyeceğim, seni mi dinleyeceğim?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Burada vekillerin tek tek iradelerinin, parti içi demokrasinin, demokratik bir yönetimin olmadığını ve kararların Mecliste alınmadığını…

METİN YAVUZ (Aydın) – Sizin kararlar da Kandil’de alınıyor. Ne var?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yahu, Kandil’den mi alacağız?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …yasaların aslında Meclisten geçmediğini de itiraf etmek gibi oldu.

Teşekkür ediyorum.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşları tarafından, kamu bankalarının ekonomiye etkilerinin incelenmesi ve siyasi atamaların araştırılması amacıyla 17/6/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu çok gündeme gelen bir konu son günlerde. Nepotizm aslında bir hastalık. Gerçi “nepotizm” akrabayı korumak ama tabii, böyle, dostlarınız, yakınlarınız, bazen akrabadan da öteye gidiyor. Ancak burada bizim anladığımız şu: AK PARTİ Grubu belki bunu itiraf etmez ama yüreklerinden tasdik ederler; AK PARTİ içerisinde de bir kaymak tabaka oluştuğunu, âdeta bir kast sistemi oluştuğunu sayın milletvekillerimiz de diliyle ifade etmeseler de yürekleriyle tasdik edeceklerdir.

Değerli milletvekilleri, bakın, yüce dinimizin, millî kültürümüzün o kıymetli değerlerini kimseye bırakmıyorsunuz yani söz konuşmaya gelince sınırı yok söylediğiniz sözlerin. Şimdi, adam koruma, yandaş koruma; bunu bir dereceye kadar anlarız ama adalet neresinde bunun? Adalet neresinde? Bunu sağlayabiliyor muyuz?

Sıklıkla tarihimizden örneklerle övünüyoruz, elbette gurur duyacağız. Adaleti savunurken Fatih Sultan Mehmet’in bir Hristiyan vatandaşla kadı karşısına çıkıp o Hristiyan vatandaş karşısında kaybettiği davayı gururla ifade ediyoruz. Ama sizin yarattığınız adalet sisteminde var mı böyle bir şey? Yok. Vatandaş evinde huzur içerisinde, kapısını kilitlemeden oturabiliyor mu? Bu ülkede güvenlik esas mı? Yok. Dolayısıyla, adil gelir dağılımı var mı?

Şimdi, bir insana 4 ayrı kaynaktan maaş vermek için elimizi vicdanımıza koymamız lazım. Bir vatandaşın durumuna bakalım; ya emeklinin durumu belli, memurun, işçinin durumu belli, esnafın durumu belli. Bu millet bir de üç aydır salgın belasıyla âdeta baş başa bırakılmış, yalnızlığa terk edilmiş. Siz böyle bir ortamda birkaç insana… İsimlerini söylemeye gerek yok, isim önemli değil, Ahmet, Mehmet olmasının ne önemi var? Önemli olan bu olaydır. Yarın köylere gittiğinizde, vatandaşın karşısına çıktığınızda bir kişiye 4 maaş -bu maaşın 110 bin lira olduğu söyleniyor- verildiğini nasıl izah edeceksiniz? O aç vatandaşa, kazanamayan, zarar eden esnafa, çiftçiye, işsize, asgari ücretliye nasıl bakacaksınız? Dolayısıyla, kendinizi bir sorgulayın ya, bir sorgulayın. Bu, şımarık bir iktidar anlayışıdır. Ayağınız yere basmak zorundadır diyorum.

Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Özgür Karabat…

Buyurun Sayın Karabat. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Arpalık nedir, nedir arpalık? Çok basit anlamıyla, devlet kurumlarının ve kamu iktisadi teşebbüslerinin kadro ve kaynaklarını bir parti, bir zümre, bir aile lehine kullandırmaktır. Peki, böyle bir şey var mıdır? Hepinizin de bildiği gibi, sizin de bildiğiniz gibi bu, ülkemizde fazlasıyla vardır. Bunun sebebi nedir? “Devletin malı deniz” anlayışının devam etmesidir değerli arkadaşlar. Ve hiç reddedilemeyecek bir şekilde, Google’a girip “arpalık” yazdığınızda boy boy sizin siyasi ödüllendirmelerinizi gösteriyor. Bakan mı dersiniz, milletvekili mi dersiniz, eş mi dersiniz, damat mı dersiniz, gelin mi dersiniz… Hepsi var, her türlüsü var. Arpalık deyince sizin siyasi ödüllendirmelerinizi ama aslında bu kurumları siyasi çöplük hâline getirdiğinizi açık bir şekilde, her yerde görüyoruz. Dolayısıyla, bu düzenin sonu elbette gelmelidir.

Şair diyor ya:

“Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse,

Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse,

Her kümesten bir tavuk, eğer köylü verirse,

Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonunuz gelirse!” değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla, bir şeyin farkına varınız: Atadığınız, atama yaptığınız yerler “kanka yönetim kurulları” değil, banka yönetim kurulları, farkında mısınız?

Değerli arkadaşlar, bir sürece daha dikkat çekmek isterim. Sadece eş ve akraba değil, aynı zamanda, son zamanlardaki atamalarda ülkemiz açısından tehlikeli kokular alıyorum. Nedir biliyor musunuz? Daha önce Pensilvanya’ya gidenlerin, bir zamanlar uzak durduklarınızın şimdi yavaş yavaş ödüllendirmeden pay aldıklarını görüyoruz değerli arkadaşlar. Hem de öyle ödüllendirmeler ki eşi bir tarafa atanıyor, kendisi de bir tarafa atanıyor.

Değerli arkadaşlar, bu devlet sizin mülkünüz mü? Bu devlet babanızın malı mı değerli arkadaşlar? Böyle bir şey olur mu? Ve dolayısıyla bu tehlikeye buradan, bakın, buradan dikkat çekiyorum, Pensilvanya’da fotoğrafları olanlar yeniden atanmaya başlıyor.

Diğer bir tehlike şu: Büyükşehirleri kaybettiniz, şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanlığını oradaki bürokratlarınızla dolduruyorsunuz yani yine partiniz lehine atamalara devam ediyorsunuz. Her gün yeni bir örnek çıkıyor ortaya, bugün de çıktı; ÇAYKUR’da var bugün daha, Türk Hava Yollarında var bugün daha, yarın çıkacağından da eminiz arkadaşlar. Dolayısıyla, biraz daha hakkaniyet, biraz daha vicdan, biraz daha ahlak gerekiyor. Devlet böyle yönetilir, biraz daha vicdanınıza kulak vermenizi sizlerden diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) – Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) – Düzen öyle bir düzen ki Mahzuni’nin dediği gibi: “Hırsıza kaç kurtul, mazluma vergi / Böyle adalet kazık değil mi?” Gerçekten durum bu.

Ve son olarak bugün eski bir milletvekiliniz, ateşli bir savunucunuz bir “tweet” attı az önce benim dediğimi destekler nitelikte. 15 Temmuz akşamı İstanbul’da indiği uçaktan kayıplara karışan bir bakandan bahsediyor. O bakan daha sonra bir yerlere atanmış. “Kıssadan hisse çıkar mı bilmem, nasıl çıkar? Ama bu işe de benim aklım ermedi.” diyor eski bir milletvekiliniz değerli arkadaşlar.

Bakın, bunların hepsini sorgulayın. Biz, daha önce de “Sorgulayın.” dedik, dikkate almadınız, başımıza hep beraber türlü belaları aldık. Şimdi de yeniden sorgulayın, gerçekten sorgulayın ki, “Bu devletin bekası” diyorsunuz ya, işte o bekayı hep beraber sağlayalım istiyorum.

Hepinize saygılar ve sevgiler sunarken bir şeyi de söylemek isterim değerli arkadaşlar. Bakın, bir millî güreşçi… Sporcular hepimizin sporcusu, burada eski millî kaptanlarımız var, eski millî futbolcularımız var, hepsine saygı duyduk ve hepsini alkışladık. Onlar madalya kazanınca beraber ağladık değil mi, ağladık. Şimdi şunu söylemek gerekir: O sporculara da yazık etmeyin, milleti kündeye getirmeyin, milleti tuş etmeyin.

Hepinize saygılar sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Tamer Dağlı’da.

Buyurun Sayın Dağlı.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA TAMER DAĞLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

9’uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’i ölüm yıl dönümünde saygıyla, rahmetle, minnetle anıyorum.

Kamu bankalarımız başarılı çalışmalarıyla üretimden istihdama, eğitimden tarıma birçok alanda ülkemizin kalkınmasına önemli katkılar sunmalarının yanında ülkemizin son on sekiz yılda tamamladığı mega projelere de finansman desteği sağlayan kurumlardır. Türkiye’de kamu bankalarının vatandaşlarımıza yeterince hizmet veremediği hâlde görev zararı açıkladığı dönemlerden büyümeye direkt katkı sunduğu bugünlere gelmesi için Meclisimiz, Hazine ve Maliye Bakanlığımız, BDDK ve ilgili kurumlar çok önemli çalışmalar yapmıştır.

Hükümetlerimiz döneminde yapılan düzenlemelerle altyapılarda oldukça güçlenen kamu bankaları toplumun her kesimine hizmet sunmaktadır. Banka yönetim kurulu, iç kontrol, iç denetim ve risk yönetimini kendisine bağlı birim ve personellerle yürütür. Kredi açma yetkisi, onay verme ve diğer idari esaslara ilişkin politikaları belirleme, bunların uygulanması ve izlenmesini sağlamak ve gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Banka yönetim kurulu kredi açma yetkisini kurulca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kredi komitesine veya genel müdürlüğe devredebilir. Ağırlıklı görevi finansal tabloların oluşumu, denetimi ve ilgili mercilere sunumu ve politikaların belirlenmesidir.

5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na göre, bir kişinin kamu bankasında genel müdür ya da yönetim kurulu üyesi olmasıyla ilgili şartlar açıktır. Kanunda genel müdür için öngörülen şartlar yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlası için aramaktadır. Yani kurul 8 kişiden oluşuyorsa en az 5 kişinin genel müdürlük için istenen şartları taşıması gerekiyor. Genel müdürlük için istenen şartlar nedir? Hukuk, iktisat, maliye, bankacılık, işletme, kamu yönetimi ve dengi dallarda en az lisans düzeyinde; mühendislik alanında lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların ise belirtilen alanlarda lisansüstü öğrenim görmüş olmaları ve bankacılık veya işletmecilik alanında en az on yıllık mesleki deneyime sahip olmaları şarttır. Dolayısıyla kamu bankalarına yapılan atamalarda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na aykırı bir husus yoktur ve 9 kişiden ağırlıklı olarak oluşan yönetim kurulu üyelerinden en az 6 üye bu şartları taşımaktadır. Yapılan atamalar hukuki olduğu gibi, kamu bankalarımızın başarıları tercihlerin ne kadar doğru olduğunun da göstergesidir. Türkiye’de “görev zararı” adıyla hazineye büyük yükler oluşturan kamu bankalarının yerinde şimdi vatandaşlarımızın ihtiyacına cevap veren, toplumun tüm kesimlerine hitap eden, büyük yatırımlarımıza finansman sağlayan güçlü kamu bankalarımız vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

TAMER DAĞLI (Devamla) – Ağırlıklı olarak eleştiriler Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu olmuş, “Asrın Güreşçisi” dediğimiz Hamza Yerlikaya üzerinde yoğunlaşmaktadır. Hamza Yerlikaya, bu vatanı seven, bayrağını seven, ülkesini seven ve İstiklal Marşı’mızı defalarca okutan, bu bayrağı defalarca dalgalandıran bir sporcumuzdur.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Aksini söyleyen mi var?

TAMER DAĞLI (Devamla) – Bu bankaların sporla ilgili hizmetleri de vardır. Hamza Yerlikaya gibi bu vatanı seven bütün sporcularımıza ne yapsak azdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Ne alakası var sporla bunun?

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Az! 5 daha verin. 5 yönetim kurulu…

TAMER DAĞLI (Devamla) – Eğer Hamza’dan rahatsız oluyorsanız vatan sevginizden şüphe etmeniz lazım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hadi lan! Hadi lan! Senin terazin tartmaz bizim vatan sevgimizi.

TAMER DAĞLI (Devamla) – Sözlerime son verirken, PKK ve diğer terör unsurlarına Haftanin’de başlatılan Pençe-Kaplan Operasyonu’nda görev alan kahraman askerlerimize dua ve selamlarımı iletiyorum. Cenab-ı Allah yâr ve yardımcıları olsun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Senin terazin bizim vatan sevgimizi tartmaz. Aynaya bak önce sen. Terbiyesiz adam!

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Yazıklar olsun! Sen kim Türklük kim!

TAMER DAĞLI (Devamla) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sen kim Türklük kim! Şuursuz!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Senin terazin tartmaz, git terazini bir tamir et.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Kandil’de, Oslo’da tamir et.

TAMER DAĞLI (Adana) – Sen orman arazine bak, orman arazine bak, orman!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Oslo’da, Kandil’de tamir et.

TAMER DAĞLI (Adana) – Gasbettiğin orman arazisine bak.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Orman değil, alayı tapulu yerim, ne ormanı!

TAMER DAĞLI (Adana) – Gasbettiğin orman arazisine bak.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Terbiyesiz adamlar! Hâlâ utanmadan konuşuyorlar!

TAMER DAĞLI (Adana) – Gasbettiğin orman arazisine bak sen!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Şuursuz adam! Utanmaz adam! Utanmazsın sen!

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Şuursuz!

TAMER DAĞLI (Adana) – Bak, bayrağı dalgalandırmış. Sen ne yaptın? Devletin arazisini gasbettin.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) –Yürü! Terbiyesiz adam!

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündemi’nin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, risk grubunda bulunan sağlık personelinin pandemi sürecinde çalışma koşullarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/2919) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Haziran 2020 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma kurulu; 17/06/2020 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                    Engin Özkoç

                                                                                                                                        Sakarya

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri: Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan risk grubunda bulunan sağlık personelinin pandemi sürecinde çalışma koşullarının araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/2919) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 17/6/2020 Çarşamba günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kayseri milletvekili Sayın Çetin Arık.

Buyurun Sayın Arık. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Pandemi süresince sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunların araştırılması ve çözümü üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Pandemide hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, hastalarımıza da acil şifalar diliyorum.

Sayın milletvekilleri, pandemi süresince Amerika’da sağlık çalışanları istifa edip sokağa çıktılar, yaşlılarını tabiri caizse ölüme terk ettiler. Ama bizim sağlık çalışanlarımız her türlü olumsuzluğa rağmen hastalarını bırakıp kaçmadılar, her şeye göğüs gerdiler, günlerce evlerine gitmediler, çocuklarına sarılmadılar, maskeleri yüzlerinde yara yaptı, tulumlarının içerisinde çatlayacak derecede terlediler, kendi hayatları pahasına yurttaşlarımızın hayatını kurtarmak için büyük mücadele verdiler. Buradan, başhekimden hasta bakıcısına kadar tüm sağlık emekçilerine yürekten teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bu süreçte 43 sağlık çalışanımız şehit oldu. İlk görev şehidimiz de Profesör Doktor Cemal Taşçıoğlu oldu. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Her ne kadar, iktidar görevi başında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını yasal olarak şehit saymasa da biz biliyoruz ki şehitlik analarının ak sütü gibi helal.

Sayın milletvekilleri, vatan savunmasında şehit düşen Mehmetçik’imizle, virüse yakalanırsa öleceğini bile bile çalışan sağlık emekçilerimiz arasında ne fark var? Gelin Gazi Meclis olarak bir hakkı teslim edelim, görevi başında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarımızın şehit sayılması için gerekli yasal düzenlemeleri hep birlikte yapalım.

Sayın milletvekilleri, bu doktor Yavuz Kalaycı, bunlar da minik yavruları. Görevi başında coronadan hayatını kaybetti. Annesini, babasını ve kardeşini de kaybetti. Yavuz Kalaycı sosyal medyasından “Kızlarım çok küçük, sahip çıkarsınız değil mi?” diye sizlere sesleniyor. Yavuz Kalaycı’nın minik yavrularına sahip çıkmak bu Gazi Meclisin boynunun borcu değil mi? (CHP sıralarından alkışlar) Yoksa biz de Zonguldak Valisi gibi ilinde 567 corona vakasının 137’si sağlık çalışanı çıkınca “Bu sağlık çalışanları bize yük oldu.” mu diyeceğiz? Gelin, Zonguldak Valisi gibi düşünmediğimizi hep birlikte gösterelim. Gelin, Yavuz Kalaycı’nın bize emanet ettiği bu minik yavrulara hep birlikte sahip çıkalım.

Bakınız sayın milletvekilleri, Doktor Salih Cenap Çevli Bey’in paylaşımını okuyorum sosyal medyasından: “Hâlâ koruyucu giysimiz yok. Ellerimiz alkolden hışır oldu. Bulaşma korkusuyla yemek yiyemez olduk. Evde çocuğumuza sarılmaya korkuyoruz. Yurt dışından gelen 2 doktor arkadaş da pozitif çıktı, yatırdılar. Bizi kim koruyacak?” diyor. Sayın milletvekilleri, gelin, Cenap Çevli’nin sorusunun yanıtını bu Gazi Mecliste birlikte arayalım.

Tuğba Kuşdemir, 2 çocuk annesiydi, 2015’te kansere yakalanmıştı; görevi başında coronadan hayatını kaybetti. Gelin, Tuğba Hemşireye hakkını helal ettirelim. Tuğba Hemşirenin coronaya yakalandığında öleceğini bile bile niçin çalıştırıldığını, hangi koşullarda çalıştırıldığını hep birlikte araştıralım.

Sayın milletvekilleri, bu da Dilek Akçabelen. 34 haftalık hamileydi, coronadan hayatını kaybetti. Bebeği yaşıyor, bebeğini göremeden gitti. Gelin, hayatı son bulan Dilek Akçabelen Hemşireye -duygulandım hekim olduğum için- saygı duyalım. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, bu da Zeliha Kadak. Bakınız, iktidar partisi milletvekilleri özellikle sizlere sesleniyorum: Kayseri Şehir Hastanesinde, pandemi servisinde çalışan yirmi altı yıllık bir hemşire Zeliha Kadak. Biz, bir saat bile maske takmakta zorlanırken Zeliha hemşireler gün boyu bu gibi tulumların içerisinde çalışıyorlar ve bu maskeyi takıyorlar ve Ramazan’da iftar vakti, “İftarı otuz beş dakika geçti, yemeğimiz hâlâ gelmedi.” dediği için sürüm sürüm süründürülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇETİN ARIK (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayın.

ÇETİN ARIK (Devamla) – Teşekkür ederim.

Görev yeri değiştirildi, gün aşırı nöbetler tutturuluyor, soruşturmalar açıldı çünkü yemek dağıtım firması çok güçlü, arkasında iktidar partisi var. Bu kadar kalpsiz, bu kadar vicdansız, bu kadar acımasız olmayın, sağlık çalışanlarını bu kadar değersizleştirmeyin.

On sekiz yıllık iktidarınız döneminde hep mağdur edebiyatı yaptınız, başınız sıkıştığında “Kandırıldık.” dediniz ama maalesef ki kandıran da hep siz oldunuz. Bu milletin parasını milletin ihtiyaçları doğrultusunda harcamadınız. “Sağlık çalışanlarına, pandemi süresince üç ay ayrım yapmaksızın tavandan ek ödeme vereceğiz.” dediniz; sözünüzü tutmadınız, sağlıkçılarımızı kandırdınız. Röntgen teknisyeni ek ödeme istedi, vermediniz ama RTÜK Başkanı “2 maaş yetmiyor, 1 maaş daha verin.” dedi, verdiniz. Tıbbi sekreter ek ödeme istedi, vermediniz ama Hamza Yerlikaya “2 maaş yetmiyor, 1 maaş daha verin.” dedi, verdiniz.

Ben buradan milletimin vicdanına sesleniyorum: Bunlar 3600 ek göstergeyi vermiyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇETİN ARIK (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Bu şartlarda çalışan hemşire hanımlara 3600 ek göstergeyi vermiyorlar ama buna 3 maaş veriyorlar.

Selamlıyorum Sayın Başkan, toparlıyorum, eğer müsaade ederseniz son sözlerim.

BAŞKAN – Dün Grup Başkan Vekiline vermedim.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Çetin, konuş, konuş…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Zamanında ifade etmek de başarıdır. Teşekkür ediyoruz, anladık, değerlendirdik.

ÇETİN ARIK (Devamla) – Ben milletim adına, milletin kürsüsünden, sözümü kesseniz de konuşmaya devam edeceğim Sayın Başkanım.

Ek ödemeyi geçtim, tuttukları nöbet parasını dahi vermediniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Diğer konuşmacıyı bekliyoruz Sayın Başkanım.

ÇETİN ARIK (Devamla) - Pandemi süresince sağlık çalışanları sorgusuz sualsiz nöbet tuttular; nisan ayında yirmi dört saat hak edilen nöbeti sekiz saat üzerinden hesapladınız, onu da vermediniz. Geri kalan on altı saatlik nöbet parasını niçin vermediniz? Çünkü sağlık çalışanlarının on altı saatini hastaneyi yapan müteahhite verdiniz de onun için vermediniz.

Sayın milletvekilleri, sağlık çalışanları emekli olunca onurlu bir yaşam sürmek istiyor. Sağlık çalışanlarımız coronadan değil, emekli olmaktan korkuyor. Sağlık çalışanlarına seçimden önce söz verdiğiniz 3600 ek göstergeyi şimdi değilse ne zaman vereceksiniz?

Saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, sadece selamlama için ek bir dakika süre veriyoruz. Biraz evvel Grup Başkan Vekili arkadaşımız konuşurken de bir dakika söz verdik. Dolayısıyla konuşmalara ve zamanlamaya dikkat edersek sevinirim sizin adınıza.

İYİ PARTİ Grubu adına Eskişehir Milletvekili Sayın Arslan Kabukcuoğlu.

Buyurun Sayın Kabukcuoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Fedakâr ülke vatandaşları olarak sağlık ordusu pandemi süresince doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine tüm dünyaca kabul edilen bir başarı örneği koymuştur ortaya. Covid-19 pandemi esnasında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Türk sağlık sektörü, gayrisafi millî hasılamızın yüzde 4,7’siyle hizmet götürürken Avrupa Topluluğu ortalaması yüzde 9,9’dur. Bunun yanında, sağlık personelimizin Avrupa’daki muadillerine göre aldığı ücret dörtte 1’i kadardır. Yani bunca az desteğe rağmen sağlık personeli Türk sağlık hizmetini bunca fedakârlıkla başarıyla yerine getirmektedir ve dünyayla boy ölçüşecek bir hizmet ortaya koymaktadır.

Sağlık personeli bunca hizmeti yaparken Hükûmetin desteği sadece pandemi esnasında ortaya çıkmıştır. Aslına bakarsanız, Hükûmetin sağlık personeliyle olan ilgisi yapılan şehir hastaneleriyle ilgilidir. Şehir hastanelerine 10,5 milyar dolar yatırım yapılmıştır. Türk milleti yirmi beş otuz yıl içerisinde bunu 95 milyar dolar olarak -biz değil, bizden sonra gelecek nesiller- müteahhitlere ödeyecektir. Hükûmetin sağlıkla ilgisi budur.

“Hizmet nasıl olsa veriliyor.” diye hizmet verenlere köle muamelesi yapılmamalıdır. Şu pandemi süresince, kaşla göz arasında pazarlık usulü değişik ihaleler ortaya çıkartıldı ve değişik ihaleler verildi, yandaşlar memnun edildi ama pandeminin başında gerek Cumhurbaşkanı gerekse Sağlık Bakanı tarafından sağlık çalışanlarına vadedilen ödenekler yerine getirilmedi, bu paralar verilmedi.

Ayrıca, sağlık personeliyle ilgili birtakım değişiklikler, düzenlemeler yapılsın diye Meclise önermeler getirildi. Bunların en başında gelen, sağlıkta şiddetin önlenmemesi yasasıydı! Bu yasaya şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bulunan 2 partinin sayın yöneticileri destek vermediler ve bu yasayı eksik çıkardılar. Pandemi süresince sağlık personeli yine şiddet görmeye devam etti.

Sağlık personelinin çalıştığı ortam kötüdür, iş yükleri ağırdır; sağlık personeli, vatandaşın şiddetine maruz kalmaktadır, maddi yetersizlikler içerisindedirler. Bu ve benzeri sorunların araştırılması, ortaya çıkartılması ve bunların düzeltilmesiyle Türk sağlık ordusu vatandaşına çok daha yerinde ve iyi bir hizmet verecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Devamla) – Bu nedenlerle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin vermiş olduğu Meclis araştırma önergesini destekliyoruz.

Hepinize saygılarımı sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA OYA ERSOY (İstanbul) - Pandemi karşısında canla başla çalışan bütün sağlık çalışanlarını saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, başından beri iktidar bu süreci şeffaf ve kapsayıcı bir şekilde yönetmedi. Maalesef, bugün itibarıyla toplam vaka sayısı 181.298’i buldu, hayatını kaybeden yurttaşlarımızın toplam sayısı 4.842 oldu ve son normalleşme süreci “Yeni normal” denilen süreçle birlikte dün itibarıyla günlük vaka sayısı 1.467’ye ulaştı. Şimdi, o yeni normal süreçte de iyileşen hasta sayısı tanı konulan hasta sayısının altında kaldı; bunu Sağlık Bakanının kendisi de ifade etti.

Şimdi, burada, sağlık çalışanlarına baktığımızda; başından itibaren Türk Tabipleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası başta olmak üzere sağlık sektöründeki bütün örgütlenmeler bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair özel uyarılarda bulundular ama bütün bu uyarılara rağmen hastanelerde sağlık çalışanlarına yönelik gerekli tedbirlerin alınmadığı ve planlı bir şekilde yönetilmediği için 23’ü hekim 43 sağlık çalışanı hayatını kaybetti, şikâyet eden, durumunu anlatan sağlık çalışanları idari yaptırım tehdidi altında kaldı. Sağlık çalışanlarının çoğu hastanelerde yirmi dört saatlik nöbetler şeklinde çalıştı ve hâlâ da çalışıyor. Uzun ve riskli çalışma koşulları nedeniyle de bağışıklık sistemleri çökmüş durumda ve virüse açık hâle getiriliyor olmalarına rağmen yaygın testten bile mahrum bırakıldılar ve sağlık çalışanlarına test yapılabilmesi için semptom göstermeleri beklenildi. Bütün bunların yanında, bir de çalışırken hastalanan çalışanlar için, biliyorsunuz, SGK bir şey açıkladı, dedi ki: “Covid-19 iş kazası ve meslek hastalığı değildir.”

Şimdi, bu kadar tehdit altında, en önde çalışan sağlık çalışanları hastalandığında bu meslek hastalığı sayılmayacak, öyle mi? Aynı zamanda ek ödeme, işte, nöbet paraları; bunlar için şu an sağlık çalışanları hastanelerin önünde eylemler yapıyor ama bütün bunlara, bütün bu taleplere bu Meclis başta olmak üzere iktidarın kulağı kapalı.

Türkiye'de öncelikle sağlık sürecinin yönetimi katılımcılıktan ve veri paylaşımından uzak olmaktan çıkarılmalıdır. Sağlık çalışanlarını korumanın yolu… Öncelikle, halkı bu pandemiye karşı, salgına karşı koruyacaksınız ki sağlık çalışanlarını da koruyasınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

OYA ERSOY (Devamla) – Ve bunun için, öncelikle baştan itibaren söylenen, “Şeffaf ol, kit bul ve test yap.” Ve başından itibaren, daha vaka 191 iken sağlık çalışanları çağrılarını yapmıştı şu an 1.467 vakada bu sese kulak verilmelidir, belediye kent konseyleri, muhtarlıklar ve tabip odalarının da yer alacağı koordinasyon merkezleri acilen kurulmalıdır. Yurttaş katılımı sağlanamayan tek adam kararları ve Twitter nasihatlarıyla salgınla başarılı mücadele edilemeyeceği açıktır. Bugüne kadar da bu durum, kendinizin şu ana kadarki iddialarınızın gerçekliğini göstermiştir.

Bütün sağlık hizmetlerinin pandemi koşullarına göre, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının ve halkın sağlık hakkının korunacağı bir anlayışla düzenlenmesi zorunludur ve Covid-19 hastalarının ve Covid-19 dışı hastaların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERSOY (İstanbul) - …hastalıklarının tedavisi için gerekli süreç dikkatle planlanmalıdır.

Ben buradan vebaya karşı nasıl mücadele edildiyse Covid’e karşı da mücadele edilebileceğini, bizim bunun yeteneğine ve birikimine sahip olduğumuzu bir kez daha söylemek istiyorum ve veba karşısında mücadele eden, Sevgili Türkan Saylan’ı bir kez daha saygıyla anarak hepinizi selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

ARSLAN KABUKÇUOĞLU (Eskişehir) – Veba değil!

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Karaman Milletvekili Sayın Recep Şeker’e söz veriyorum.

Buyurun Sayın Şeker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ŞEKER (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi üzerine grubum adına söz aldım, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sağlık Bakanlığımız coronavirüs vakalarının Çin’de duyulduğu ilk günden itibaren tedbirlerini almaya başladı, Bilim Kurulunu oluşturdu ve Bilim Kurulundan gelen önerilerin birebir sahada uygulamalarını yapmış, coronavirüs vakalarının olduğu ülkelerle, kara yolu, hava yolu bağlantılarını kapatmış, sağlık personelimizin eğitimlerini yapmış, yol haritalarını belirlemiş, pandemi hastanelerini oluşturmuş, “PCR” tanı kitlerimizi üretmiş, tanı yapılan laboratuvarları tüm ülke geneline yaymış İçişleri Bakanlığımız illerdeki yasakların alınması uygulamasını yapmış, emniyet güçlerimiz sahada gece gündüz çalışmış; Sanayi Bakanlığımız ventilasyon cihaz yapımına önderlik yapmış; Gençlik ve Spor Bakanlığımız Kredi Yurtlar Kurumunda, yurtdışından gelen vatandaşlarımızın karantina süresince konaklamasını yapmış; AFAD konaklama süresince tüm malzemeleri temin etmiş, Vefa Destek Grubu’yla vatandaşlarımızın evlerine kadar hizmet götürmüş; Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız esnafımıza, işsizimize destekler vermiş, kırk beş günde biner yataklı pandemi hastaneleri açılmış, 125 ülkeye yardım malzemesi gönderilmiş; kısaca, Sayın Cumhurbaşkanımız önderliğinde, tüm bakanlıklarımızın personeli canhıraş çalışmıştır. Tüm meslek sahipleri, acil, ani olarak vatana hizmet sırası geldiğinde tıpkı Kandil’de, İdlib’de, Pençe harekâtlarında görev alan askerlerimizde olduğu gibi canı pahasına çalışmaya hazırdır. Bunun en iyi örneklerinden birisini de coronavirüs sürecinde cephenin en ön saflarında olan sağlık çalışanlarımızda gördük. Sağlık Bakanlığımız sağlık çalışanlarımızla ilgili kişisel koruyucu ekipmanları dağıttı, sağlık mekânları düzenli olarak dezenfekte edildi, sağlık personelinden, yakınlarına virüs bulaştırma endişesiyle evlerine gitmek istemeyenlere KYK yurtlarında, bakanlıklarımızın illerdeki misafirhanelerinde ücretsiz kalmaları için olanak sağlandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın kararnamesiyle, sağlık personelimize toplu taşıma, ulaşım araçları ücretsiz oldu, esnek mesai uygulamasına geçildi, döner sermayeler tavandan ödendi. 2018 yılında Meclisimiz tarafından çıkartılan 7146 sayılı Yasa ve 7151 sayılı Yasa’yla aile hekimleri ve aile sağlığı çalışanlarının çalışma yaş hadleri, izin hakları gibi düzenlemeler yapıldı, sağlık personelinin emekli maaşlarında iyileşme yapıldı, sağlık çalışanlarına karşı şiddetin önlenmesiyle ilgili düzenleme yapıldı. Yine buna ilaveten pandemi sürecinde, 15/04/2020 tarihinde 7243 sayılı Yasa’yla Mecliste bulunan 5 partinin ortak kararı ile sağlıkta şiddetle ilgili çok önemli bir düzenleme yapıldı, sağlık ordumuza destek amacıyla 18 bin sözleşmeli sağlık personeli, sağlık kurumlarımızdaki diğer hizmetler için 14 bin sürekli işçi alımı yapıldı. Yine Sağlık Bakanımız 3 bin sözleşmeli sağlık personeli alımı müjdesini verdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

RECEP ŞEKER (Devamla) - Cephede ön saflarda mücadele ederken hayatını kaybeden, aynı zamanda hemşehrim olan doktor Yavuz Kalaycı’nın görev yaptığı Eyüpsultan Nişanca Aile Sağlığı Merkezine ismi verilmiştir, evlatlarına da Karaman dernekleri ve Karamanlılar olarak sahip çıkmaktayız ve Sağlık Bakanlığımız da aynı desteği vermekte. Yine aynı şekilde Profesör Doktor Murat Dilmener’in, Profesör Doktor Cemil Taşçıoğlu’nun, Profesör Doktor Feriha Öz’ün isimleri de yeni yapılan hastanelere isimleri yaşatılmak üzere verilmiştir. Vefat eden tüm sağlık çalışanlarımızı rahmetle anıyorum, hasta olanlara şifayı inşallah Allah’tan temenni ediyorum.

Tabii ki sağlık çalışanlarımıza ne yapsak azdır ama gündemin gerektirdiği, olanakların el verdiği her türlü imkân Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde, Sayın Sağlık Bakanımız ve diğer kabine üyelerinin destekleriyle sağlık çalışanlarımıza sunulmaya devam edecektir.

“Maske, mesafe ve hijyene dikkat.” diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.18

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve maddelerine geçilmesi kabul edilmişti. Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz. Birinci bölüm 1 ila 11’inci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın İsmail Tatlıoğlu’na söz veriyorum.

Buyurun Sayın Tatlıoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL TATLIOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, Parlamentomuzun kıymetli mensupları; Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Sayın Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin birlikte hazırladıkları 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümüyle ilgili, partimizin görüşlerini dile getirmek üzere huzurlarınızda bulunuyoruz.

Öncelikle, yine rutin olarak -çünkü gelişi rutin olduğu için sözlerimize de değerlendirmemize de buradan başlamamız gerekir- torba kanun sürecinden kısaca bahsetmek istiyoruz. Bu kanunların, bildiğimiz gibi, bir bütünlüğü yok; 1’inci maddesi, 3’üncü maddesi, 7’nci maddesi ve 13’üncü maddesi çok farklı alanlardan. Dolayısıyla, maalesef partili Cumhurbaşkanlığı sistemi kendi yasama sürecini oluşturmadan bitecek gibi duruyor. Bu teklif Komisyona geldiğinde 18 maddeydi, toplam maddelerin yarısı kadar da Komisyonda eklenerek 27 madde olarak çıktı yani yarısının Komisyonda eklenmesi de artık nasıl bir yasama sürecinde olduğumuzun gerçekten iyi bir göstergesi.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, temel olarak şuna dikkatimizi çekmek istiyorum: Strateji olmayınca buna bağlı plan ve programlar da yok. Tabii hiç mi yok? Var, elbette ki var ama bunlar bu plan ve programlar olsun diye var. Mesela, partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin uygulamaya geçmesinden itibaren sadece Hazine ve Maliye Bakanlığı -Sayın Albayrak- ortalama bir buçuk ayda bir istikrar programı ve paketi yayınlamış, ilan etmiş ama bu paketler herhâlde naylon çıktı, çabuk patlıyor, gerçekten hepsi de patladı. Bir program yok ki hedefleriyle beraber, sonuçlarıyla beraber değerlendirilsin. Bu, gerçekten, kamunun enerjisinin ciddi zayiatı, esas enerji zayiatı burada, yoksa buralarda kanunlar yapılıyor, geçiyor. Mesela, bu paketteki 3’üncü madde gibi… Bu pakette bizim lehinde olduğumuz maddeler var ve lehinde olduğumuz maddelerin lehinde oy kullandık her dönemde olduğu gibi. Milletimiz için uygun bulduğumuz maddelerin lehinde olduk. Bu pakette de lehinde olduğumuz maddeler var ama mesela, bu strateji ve buna bağlı bir plan olmadığı için 3’üncü madde, yurt dışındaki vatandaşlarımız için yapılan düzenleme, sosyal güvenlik için yapılan düzenleme; daha bir yıl olmadı bu konuda bir düzenleme oldu ama istikrarlı bir yasama süreci olmadığı için, sağlıklı olmadığı için ve Parlamentoda yasama süreci işlevsel olmadığı için yine geldi, muhtemelen bir müddet sonra yine gelir. Aynen Maden Kanunu gibi üç ayda, beş ayda aynı konuları tekrar tekrar ele alıyoruz.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlar, Parlamentomuzun kıymetli mensupları; bu 27 maddelik torba kanunun bazı maddelerinin lehinde, bazı maddelerinin aleyhinde oy verdik. Burada özellikle aleyhinde oy verdiğimiz maddeler üzerinde değerlendirmeler yapmak istiyoruz, bunlardan bir tanesi de 1’inci madde, Vakıfbankın Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkarılması. Geçenlerde Toprak Mahsulleri Ofisi Kamu İhale Kanunu’nun dışına çıkarıldı. Dedik ki: Nedir çıkarılma sebebi Toprak Mahsulleri Ofisinin? Bakan Yardımcısının beyanatı “Bazı acil durumlarda ihale dosyası oluştururken fiyatların yükseldiği.”ydi ama biz şunu anlamadık: Buğdayda, mercimekte, nohutta nasıl bir aciliyet kesbediyor? Ama burada da Kamu İhale Kanunu’nun 190 defa değiştirildiği bir süreç içerisinde yaşıyoruz.

Çok değerli arkadaşlar, bakın, Kamu İhale Kanunu’nun 3’üncü maddesi temel olarak istisnaları düzenliyor. 2002’den itibaren yaptığımız düzenlemelerde alfabe sırası bitmiş yani plakanın bittiği gibi. Şimdi, yeni bir dizin yarattık ama bugün, özellikle partili Cumhurbaşkanlığı sisteminden sonra yürütme denetimin dışına çıkmakta ve kuralların dışına çıkma, taşma konusunda ısrarla düzenleme yapmaktadır, aynı Varlık Fonu gibi. Ne kamu denetimine tabi ne özel hukuka tabi ne kamu hukukuna tabi, dünyada eşi benzeri görülmedik bir süreç.

Burada, 3’üncü maddede yurt dışındaki vatandaşlarımız için bir düzenleme yapılıyor. Bu düzenlemenin yurt dışındaki vatandaşlarımızın mağdur olmamasını gerektirecek bir vaziyet içerisinde yapılması gerektiğini ve bu düzenlemelerin, bu maddeyle ilgili geçen yapılan düzenleme ve değerlendirmelerin bir yıl olmadan tekrar gündeme alınmasında, tekrar ele alınmasında ciddi bir mağduriyeti ortaya çıkarması ihtimalini dile getirdik. Ama bu konularda, özellikle sosyal güvenlik konusunda, yurt dışındaki vatandaşlarımızın lehine olan süreçlerin hep yanında olduk.

4’üncü madde borçlanmayla alakalı, borç yetkisi istiyor; borçlanmadaki yüzde 3’lük oranın yüzde 5’e çıkarılmasıyla alakalı.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii ki kamu borcu veya kamu için borçlanma bir gelir yöntemidir, bunda şeksiz ve şüphesiz itiraz edecek bir şey yok. Ayrı bir şey söylemek lazım; pandemi dönemlerinde borç normal ve yoğunlukla kullanılması gereken bir gelir kaynağı olarak da kabul edilir, burada da bir sıkıntı yok. Ancak son dönemlerde Maliye-Hazine ilişkileri, Hazine-Merkez Bankası ilişkileri, Maliye-Hazine-Merkez Bankası ve bankaların ilişkileri, artık, Parlamento mensupları olarak bizler, akademik dünya ve ilgililer tarafından takip edilemeyecek duruma geldi. Örtülü götürülüyor; ilişkiler, uygulamalar örtülü götürülüyor. Özellikle veriler çok geç açıklanıyor, geçen yıla ait henüz açıklanmayan birçok konuda veri var. Hâlbuki, Türkiye’nin istatistik geleneği, kurumları ve veri geleneği çok güçlüydü. Türkiye, istatistik konusunda ve veri konusunda çok başarılı bir ülkeydi, ciddi bir birikimi vardı ama bugün, bir veri anarşizmi var, bizzat da yürütme ve kamu tarafından kurgulanan bir veri anarşizmi var. Artık, bu veri anarşizmi üzücü olmayı geçti, komiklik çizgisini takındı, istihdamdaki gibi; yani nüfus artıyor, çalışma çağındaki nüfus artıyor, iş gücü artıyor ama işsizlik azalıyor gibi; yani bir yolda hızla yürüyorsunuz ama siz yürüdükçe yol uzuyormuş gibi; bunlar, bir devletin -hangi devlet olursa olsun- prestijini birinci derecede sarsan gelişmelerdir. Dünya -ciddi ülkeler- ülkelerin prestijini ve itibarını bunun üzerinden ölçer. Eğer Türkiye İstatistik Kurumunun veya verilerin güvenilirliğini uluslararası kuruluşlar ve akademik dünya tartışıyorsa bu, Türkiye'nin güvenilirliği tartışılıyor demektir ve bugün tartışılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Tatlıoğlu.

İSMAİL TATLIOĞLU (Devamla) - O nedenle, buradan hareketle, borçlanma konusunda, Maliye-Hazine ilişkileri ve sosyal güvenlik konusunda verilerin sağlıklı ve hızla yerini bulması gerekiyor.

Şunu da ifade etmek istiyorum: Evet, biz de pandemi döneminde borçlanmanın kullanılmasından yanayız ama bu, bir bütüncül program içerisinde kullanılmalı. Ne kadar kullanılacağı, nasıl bir geri ödeme yapılacağı, bunlar kamuoyuna çok iyi ilan edilmeli; aksi takdirde, başka sorunlar olur.

Bakın, bir konuyu da pandemiden bağımsız olarak söyleyeyim. Partili Cumhurbaşkanlığından itibaren kamu borç yükü millî gelir bazında yüzde 5 artmış. Bu, pandemiden bağımsız bir gelişme. Bizim dış finansmanımızda sorun var, iç finansman konusunda ciddi bir sorun büyüklüğü var.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in ikametgâhına girilerek hırsızlık süsü verildiğine, Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’nun aracına yönelik sabotaj girişiminin arkasındaki güçlerin kimler olduğunu öğrenmek istediklerine ve bir milletvekiline yönelik olaya Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin de tepki göstermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yani ivedi iki mesele var, onları paylaşmak için söz aldım.

İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Eren Keskin’in evine, ikametgâhına girilerek hırsızlık süsü verilmiş ve eşyalar dağıtılmış, tehdit edilmiştir. Şu anda, sosyal medyada da toplumsal anlamda ciddi bir tepki oluşmuş durumda.

Açıkçası, Eren Keskin Türkiye’de tanınmış bir insan hakları savunucusu ve İnsan Hakları Derneğinin Eş Genel Başkanı. Zaten, kendisi hakkında her konuşması sebebiyle “yargı tacizi” olarak da nitelendirebileceğimiz sayısız dava mevcut ve Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan sorumlulukları, asli ödevleri bu olayı -aynı zamanda, sadece iç hukuk değil, uluslararası hukuktan da kaynaklı- açığa çıkarması gerekiyor. Eren Keskin yalnız değildir. Eren Keskin’in yanındayız demek istiyorum.

Diğer bir mesele: Bizim Parlamentonun üyesi, Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Sayın Barış Atay’a yönelik suikast girişimi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Doğrusu, dün bekledim, hiç kimse söylemedi ve Meclis Başkanlığından da hiçbir açıklama gelmedi, ben onu paylaşacağım. Hatay il örgütünün kullandığı araca ve kısa bir süre sonra Barış Atay’ın bineceği araca lastik bijonları gevşetilmiş ve sabotaj düzenlenmiştir. Bu, son derece vahim ve karanlık bir gelişme. Neyse ki Barış Atay bu olaydan zarar görmeden kurtuldu ama ya aksi olsaydı… Umarım bundan sonra olmaz. Valilikten yapılan açıklamada, Emniyet görevlilerinin teknik incelemeyi yaptığı, araca kasıtlı olarak müdahale edildiği ve aracın takla atmasının hedeflendiği belirtilmiş. Şimdi, bu, açıkçası, karanlık odakların milletvekillerine varacak kadar işbaşında olduğunu gösteren vahim bir durumdur ve şans eseri kurtulmuş. İktidarlar, devletler işi şansa bırakmazlar.

Biz, buradan, başta Meclis Başkanı olmak üzere İçişleri Bakanlığı ve ilgili yetkilileri, bu suikast girişimiyle hedeflenen nedir, arkasındaki güçler kimlerdir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başka hedeflenenler var mıdır, bunların derhâl tespit edilmesini ve Mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilerin de aslında bir milletvekiline yönelik böyle bir olay karşısında ayrımsız tutum göstermesi gerektiğini ifade ederek teşekkür ediyorum.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın İsmail Faruk Aksu.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Gazi Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında, Pençe-Kaplan Operasyonu’nu icra eden Silahlı Kuvvetlerimize başarılar diliyor, Allah Mehmetçik’imizin yâr ve yardımcısı olsun diyorum.

Türkiye, milletimizin ve ülkemizin güvenliğini tehdit eden terörist unsurları bertaraf etmek, sınır güvenliğimizi sağlamak, vatandaşlarımızın huzur ve güven içinde olmasını temin etmek için uluslararası hukuktan kaynaklı meşru hakkını kullanmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu mücadeleyi sonuna kadar destekliyor ve inanıyoruz ki -kim ne derse desin- bu kararlılıkla Türkiye terörü bitirecek, teröristlere ve terörden medet umanlara hak ettikleri cezayı verecek ve bu beladan milletimizi kurtaracaktır.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz, tüm dünyada yakıcı etkisini gösteren Covid-19 salgınına karşı millî bir dayanışma ruhuyla etkili bir mücadele yürütmekte, salgının ekonomik ve sosyal hayata olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için tedbirler almaktadır. Bu kapsamda, salgın nedeniyle, pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de üretimi ve çalışma hayatını durdurabilecek ve hizmetlere erişimi engelleyebilecek tedbirler uygulanmıştır. Bu durum, elektronik haberleşme hizmeti sunan kuruluşlar, bankacılık ve finans sektörü ile sermaye piyasalarından hizmet alan, ticari işlemlerini, para ve fon transferlerini şube üzerinden gerçekleştiren müşterilerin hizmete erişim sorunu yaşamalarına yol açmış, gerçekleştirilemeyen işlemler sebebiyle zincirleme mağduriyetler söz konusu olabilmiştir. Kanun teklifiyle, bu mağduriyetleri gidermek üzere, elektronik haberleşme hizmeti sunan kuruluşlarla birlikte finansal kuruluşların müşterileriyle yaptıkları sözleşmelerin elektronik ortamda düzenlenebilmesi ve finansal hizmete erişim ile kullanmanın uzaktan erişim araçları üzerinden sağlanabilmesi mümkün hâle getirilmektedir. Bununla birlikte, uygulamaya ilişkin usul ve esaslar düzenlenirken, uluslararası literatürde kimlik doğrulama yöntemleri olarak güvence sunduğu kabul edilen parola ve şifre gibi kişinin bildiği; donanım, telefon, uygulama gibi kişinin sahip olduğu; parmak, göz ve ses izi gibi kişinin biyometrisi faktörlerinden asgari 2 tanesinin bir arada kullanıldığı yöntemlerden yararlanılması unutulmamalı, vatandaşlarımızın hakkı korunmalıdır.

Teklifin 1’inci maddesiyle Vakıflar Bankası Gayrimenkul Yatırım Ortaklığının Kamu İhale Kanunu’na tabi olmadığı düzenlenerek kamu bankaları arasında uygulama birliği sağlanması öngörülse de bu konuda sık yapılan münferit düzenlemeler yerine, kanun bütünüyle ele alınarak, ihtiyaçları da dikkate alan, kamu menfaatlerini en üst düzeyde koruyan ve daha etkin bir ihale sürecine imkân veren şekilde düzenlenmesi daha uygun olacaktır.

Teklifin 2’nci maddesiyle, 2020 yılında meydana gelen ve Manisa, Elâzığ, Malatya, Diyarbakır, Adıyaman, Tunceli ve Van illerimizi etkileyen depremde zarar gören binalarda zorunlu deprem sigortası aranmaksızın afetzedelere destek verilmesine imkân sağlanmakta, bu nedenle oluşan mağduriyetler giderilmektedir. Bununla birlikte, son yaşadığımız Bingöl Karlıova merkezli depremden etkilenen yerlerin de madde kapsamına dâhil edilmesi gerekli bulunmaktadır.

Teklifin 4’üncü maddesiyle, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu sermayeli bankaların mali yıl içerisinde oluşabilecek ilave finansman ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla ihraç edilebilecek ikrazen özel tertip devlet iç borçlanma senetleri için bütçe kanunundaki başlangıç ödeneğinin yüzde 3’ü oranındaki limitin yüzde 5’e çıkarılması öngörülmekte, böylece gerektiğinde kullanılmak üzere 21,6 milyar TL ilave kaynak oluşturulmaktadır.

Teklifin 5’inci maddesiyle, idare adına kesin tesciline karar verilen kamulaştırma işlemlerinin yargı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların hakkaniyete uygun olarak çözülebilmesi imkânı getirilmektedir.

Bir diğer düzenlemeyle de yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın kısa süreli çalışmalarından dolayı aylık bağlanamamasının veya bağlanmış aylıkların kesilmesinin önüne geçilmektedir.

Çek Kanunu’nda yapılan düzenlemede ise ödenmeyen çek bedellerine ilişkin olarak borçlunun ödeme imkânının, alacaklının da tahsil imkânının güçlendirilmesi hedeflenmekte, bu amaçla 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 5’inci maddesindeki üç aylık süreler bir yıla çıkarılmaktadır. Hatırlanacağı gibi, 24 Mart 2020 tarihine kadar işlenen karşılıksız çek suçlarının infazı durdurulmuş, borçlunun üç ay içinde çek bedelinin 1/10’unu, kalan kısmını ise 15 eşit taksitte ödemesi hâlinde cezanın kaldırılacağı hükme bağlanmıştı.

Diğer önemli bir düzenleme ise Tarım ve Orman Bakanlığından izin almadan tütün ticareti yapan üreticiye yönelik ceza uygulamasının bir yıl süreyle ertelenmesi suretiyle üreticinin mağdur olmasının önlenmesine yöneliktir.

Teklifle ayrıca KİT’lerde iç denetim sistemi getirilmektedir. İç denetim, idarenin denetim yoluyla kendisini geliştirmesinin önemli bir unsurudur. Hâlen, bakanlıklarda 5018 sayılı Kanun’a göre uygulanan iç denetim, KİT’lerde yasal altyapısı olmadan uygulandığı için yapılan iş ve iş yapanlara ilişkin bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Düzenlemeyle, iç denetim KİT’lerde de yasal hâle getirilmekte ve iç denetçilerin sorunları giderilmektedir. Kanun teklifiyle üst kademe kamu yöneticilerinin görevden alınmaları veya görevlerinin sona ermesi hâlinde tabi olacakları hükümlerin yeniden belirlenmesi ve bu nedenle oluşan farklı uygulamaların yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi de öngörülmektedir. Bununla birlikte daire başkanı ve bölge müdürü gibi orta düzey görevlerde bulunup farklı düzenlemelere tabi tutulmuş olanları da kapsayacak şekilde düzenlemenin genişletilmesi, bazı hak kayıplarının önüne geçebilecektir. Esasen bu ve benzeri sorunlara kalıcı çözümler getirilmesi kamu personelinin statü, unvan ve maaş gibi hukuki ve mali statüsünü ilgilendiren hususların tüm kamu çalışanlarını kapsayacak şekilde ve bütüncül bir anlayışla ele alınması hâlinde mümkün olabilecektir.

Sayın milletvekilleri, Covid-19 salgını, başta sağlık olmak üzere iktisadi ve sosyal anlamda tüm ülkeler üzerinde hâlen devam eden yıkıcı etkilere yol açmıştır. Dünya Bankasının, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerinin de yer aldığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda, salgının, küresel ekonomiyi İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en derin ekonomik durgunluğa soktuğu belirtilmiştir. Bilindiği üzere yakın zamanda Türkiye ekonomisi dört ayrı operasyona maruz kalmıştır. Buna rağmen, 2019 yılını pozitif yönlü büyümeyle kapatan Türkiye ekonomisi de şüphesiz yaşanan bu daralmadan etkilenmektedir. Bununla birlikte mayıs ve haziran aylarında açıklanan bazı öncü göstergeler, yaşanmakta olan sıkıntılarla birlikte önümüzdeki süreçte Türkiye ekonomisinin süratle toparlanacağına işaret etmektedir. Nitekim, mayıs ayında, Ekonomik Güven Endeksi’yle birlikte Tüketici, Reel Kesim, Hizmet Sektörü, Perakende Ticaret Sektörü ve İnşaat Sektörü Güven Endeksleri yüzde 30’lara varan oranlarda artış göstermiştir. İnanıyoruz ki, ülkemiz, Türkiye hasmı çevrelerin beklentilerini boşa çıkararak bu süreçten de güçlenerek çıkacaktır.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sayesinde Türkiye, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle başlatılan işgal planının çok cepheli olarak devam ettirildiği süreçte, tüm meydan okumaların karşısında durabilmiştir.

Başta millî güvenliğimiz ve terörle mücadele olmak üzere, etkin kararların alınması kolaylaşmış, ekonomik operasyonlara karşı koyulabilmiş, Covid–19 salgınıyla dünyanın gıpta ettiği etkili bir mücadele yapılabilmiş, aynı zamanda da vatandaşlarımızın huzur ve refahına dönük yasal ve idari düzenlemeler süratle gerçekleştirilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ekonomi politikalarımızın merkezine insanı koyuyor ve toplumsal refahın artırılmasını, çağdaş dünya nimetlerinden bütün vatandaşlarımızın yararlanmasını, ekonomik ve sosyal politikaların da buna göre tanzimini gerekli görüyoruz.

Bu düşüncelerle, desteklediğimiz kanun teklifinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Sayın Necdet İpekyüz.

Buyurun Sayın İpekyüz.

HDP GRUBU ADINA NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, tabii, torba yasayla ilgili konuşmadan önce, Türkiye’de pandemi nedeniyle, Covid nedeniyle geldiğimiz aşamayı bir özetlemek gerekir. Niçin özetlemek gerekir? Salgın başladığında hep beraber “İşte, ne yapılabilir?” diye düşünülürken, Türkiye aslında İran’da bu olay patladığında ve Çin’den geldiğinde bir nevi seyirci kaldı. Beraberinde de hemen birçok adım atılmaya çalışıldı fakat bu adımların hiçbirisi aslında toplumun geniş tabanında bir karşılık bulmuyor. Niçin bulmuyor? Baktığınızda, sadece belli bir kesimi korumuş oluyor. Aslında, Türkiye, dünya nüfusuna baktığımızda, nüfus olarak 17’nci fakat Covid’deki vaka sayısına, ölümlere baktığımızda en yüksek oranda duruyor. Bunu niçin söylüyorum? Diyarbakır’da, Mardin’de, Siirt’te, Şırnak’ta, Urfa’da, Van’da hatta gelelim Samsun’da, Denizli’de pandemi şu anda pik yapıyor. Diyarbakır’da, Batman’da, Siirt’te pandemi boyunca ilk iki ayda görülen vakaların tümünden daha fazlası son iki haftada görülüyor. Batman’da son iki haftada görülüyor. Yoğun bakımlarda yer yok. Bir taraftan AVM’leri açacaksınız, bir taraftan toplu taşıma araçlarını açacaksınız sadece büyük kentlere yöneleceksiniz fakat bölgeler arası eşitsizlik, özellikle dezavantajlı kesimlerin olduğu yerlerde hiçbir önlem almayacaksınız. Arkadaşlar şunu bir kere unutmayalım: Elazığ’da, depremde orada kalana Kürtçe seslenip çıkartmaya çalışanı iki gün boyunca sosyal medyada konuşanlar, bu illerde Kürtçe bir afiş, bir söylem çıkartmadılar ve bugün geldiğimiz aşamada HDP’nin yürüdüğü yerde her türlü engeli çıkartanlar, Covid’i bahane gösterenler, Covid’in bölgede artışına bir nevi seyirci kalmak zorunda kalıyorlar. Ne oluyor peki? Bütün açıklanan paketler bu süreçte –ben bu Plan ve Bütçede de konuştuğumuz gibi- hepsi borçlanmayla ilgili, gerçekten tabana yayılan, gündelikçi olarak çalışan, işsiz olan, işten çıkanlarla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı.

Sağlıkla ilgili en büyük kargaşa -Diyarbakır’da, Mardin’de, Siirt’te konuştuğumda- bir koordinasyon olmaması. Arkadaşlar, koordinasyonsuzluğun en büyük nedenlerinden biri de 65 yaş üstü gittiğinde test yapılıyor, diğer insanlara test yapılmıyor, yapılmadığı gibi, bir nevi de özel hastanelere yönlendiriliyorlar.

Bir diğeri, burada birçok kişi sağlık çalışanlarını alkışlamaya kalkmıştı. Ama önemli olan alkışlamak değil, gerçek anlamda sağlık çalışanlarına sahip çıkmak lazım. Bugün verilen araştırma önergesinde nasıl ki sağlık çalışanlarının durumu paylaşılıyordu, bizlerin daha önceki verdiği araştırma önergelerinde sağlık çalışanlarından yaşamını yitirenlerin meslek hastalığı kapsamına alınması gerektiği, bunu iş kazası değil, iş cinayeti olarak tanımladığımız bu süreçle ilgili de hiçbir adım atılmadı, hiçbir işlem yapılmadı. Bütün bu süreç haziran ayına endekslenmişken, sağlık çalışanlarıyla ilgili söylenen ekonomik düzenleme neye dönüştü? Haziran ayından sonra hiçbir işlem yapılmadı.

Sevgili arkadaşlar, bir diğeri de “Ekonomik kriz var mı yok mu?” diye konuştuğumuzda “Kriz yok.” deniyor ama Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı diyor ki: “Ekonomimizin krizden çıkış formülü için İslami modellere bakalım.” Bir taraftan, kriz var mı yok mu onu konuşmak istediğimizde karşı çıkıyorsunuz… Gelin hep beraber araştıralım, vatandaşa gidelim soralım, vatandaş gerçekten sonuna kadar borçlanmış, gelen yasa yine borçlandırmaya çalışıyor. Bir taraftan devlet borçlanıyor, bir taraftan yurttaş borçlanıyor ve bu borçlanmayla da giderek dezavantajlı kesim, yoksul daha yoksul, daha perişan. Ama bir kesim borçlanmıyor; sermaye sahipleri, yandaşlar, şirketler borçlanmıyor. Bununla ilgili birçok düzenleme yapılması için biz teklifler verdik, kanun teklifleri verdik, çağrı yaptık, kimse gelmedi.

Bir diğeri, 2014 yılından beri Türkiye'de kaç asgari ücretli var hâlâ bilmiyoruz, sayı açıklanmıyor. En son açıklandığında “Yüzde 40 civarında.” denilmiş. Şu anda asgari ücret açlık sınırının altında ve tahmin edilen rakam Türkiye’de asgari ücret alanlar yüzde 40’ı geçmiş, yüzde 50’ye yakın ve bunun dışında gündelikçi olarak çalışanları, günübirlik çalışanları da katarsak Türkiye’de ciddi bir işsizlik var, ciddi bir mağduriyet var, açlıkla karşı karşıya olan insanlar var. Getirilen herhangi bir düzenleme gerek pandemi süresince gerek pandemi sonrası ya güvenlikle ilgilidir -İnfaz, Bekçi Yasası- ya da borçlanmayla yine yandaşadır.

Ve torba kanuna geldiğimizde -bu kürsüde her seferinde biz dile getiriyoruz torbayla bu iş konuşulmaz, bu iş düzelmez, bunu düzeltmek lazım- bu sefer ne yapıldı? Torbanın içine torba katıldı. Bu da yeni bir kavram. Torbanın içine torba katıldı. Niçin? Biz gittiğimizde 18 maddeyle ilgili, Plan ve Bütçe Komisyonunda oturmuşuz, ne olacak diye konuşurken hemen 9 tane madde daha tekrar getirildi; komisyonmuş, sevkmiş, hiçbir şey yok. Yani buna artık pes denir, ayıp denilir, yazıklar olsun denilir. Yani torbanın içine torba katmak, bu Meclisi onay mercisine döndürmek, tümüyle gelen talimatlarla gitmek, hem Komisyona hem bu Meclise hem halka, sorumlu olduğumuz insanlara karşı saygısızlıktır. Bunun bir an önce düzenlenmesi lazım.

Bir diğeri, bu torba yasada gördüğümüz birçok şeyi daha önceki hatipler de dile getirdi, dün geneli üzerinde konuşan Sayın Katırcıoğlu bir nevi ona da değinmeye çalıştı yani tümüyle deneme-yanılma yöntemi. Çekle ilgili düzenleme yapmış, şimdi “Düzelmedi, bir daha uzatalım.” diyor. Depremle ilgili bu Mecliste binlerce kez konuşuldu. İki yıl içerisinde biz birçok kez konuştuk. Siz imar affı getiriyorsunuz, düzenleme yapıyorsunuz, para gelsin diye birçok şeye göz yumuyorsunuz, deprem çıktığında, her seferinde yaptığınız hataları düzeltmek için palyatif, geçici olarak çözümler buluyorsunuz. Böyle olmaz. Böyle gitmez. Sadece sermayeye yol açıp, sadece para getiren her şeye olanak yaratıp Türkiye’nin gerçek sorunlarına sahip çıkmazsanız ne yol alabiliriz ne de bu Meclisin çalışmasını düzenleyebiliriz.

Bir diğeri, bu torba yasada, arkadaşlar, birçok kanun geldiği hâlde bir de borçlanmayla ilgili yetki artırılırken Kamu İhale Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Kamu İhale Kanunu artık öyle bir hâle geldi ki “Kamu İhale Kanunu’ndan kimler muaftır?” Böyle bir liste hazırlamak lazım ya da “Kimler bundan yararlanabilir?” diye bir liste hazırlamak lazım. Hiç değiştirmeye gerek yok. Şunlara şunlara Kamu İhale Kanunu uygulanmaz 5 şirket mi, 10 şirket mi, bunu açıklayalım. Her seferinde birilerine peşkeş çekmek için bir düzenleme yapmak gerçekten büyük bir sıkıntı. Burada en çok da bizi şaşırtan şu oldu: İki gün önce daha önce Genel Başkanlık yapmış, Başbakanlık yapmış, Adalet ve Kalkınma Partisinde sürekli ayakta alkışlanmış, birçok kurullarında yer almış kişi “Ben ihalelere neler yapıldığını gördüm, müdahale edemedim.” diyor. Ya, bunu sizden ayrılanlar söylüyor, eminim gelecekte bunu sizler de söyleyeceksiniz. Bugün bu ihalelerdeki yapılan yolsuzluk, yüzsüzlük ayyuka çıkmış; herkes bunu biliyor ve buna bir formül bulmaya gerek yok, yasa yapmaya gerek yok, zaten ayrıcalıklı olarak bir süreç gelişiyor.

Bir diğeri, arkadaşlar, hiç Türkiye’de işsizliği azaltmayla ilgili bir hamle yapmıyoruz; Türkiye’de borçlanmayla ilgili hiçbir düzenleme yapmıyoruz; Türkiye’de mağdurlarla, yoksullarla ilgili hiçbir düzenleme yapmıyoruz. Sadece bankalarla ilgili, tekrar sermaye sahipleriyle ilgili bir kısım düzenleme yapıyoruz; vatandaşa dönük hiçbir şeyi geliştiremiyoruz. En kötüsü zaten yurttaş borçlu, zaten yurttaş perişan; bu yapılan borçlanmalarla, bu getirilen aşamayla çocuklara, torunlara ciddi bir borç bırakılmakta ve insanlar tümüyle geleceği nasıl olacak konusunda endişeye girmekte. Getirdiğiniz bütün çözümler borçlanma üzerine, getirdiğiniz bütün çözümler haziran ayına kadardı. Peki bugünden sonra ne olacak? Bugünden sonra ne yapılacak? Hiçbir açıklama yok. Birçok teşvik paketi açıkladınız, birçok yasal düzenlemeye kalkıştınız; hepsi deneme yanılma, birilerine kolaylık sağlamak içindi. Siz hukukun üstünlüğü için, demokrasi için, işsizlik için, gerçek adalet için bir çaba harcamazsanız ülke daha da karanlık sürece girecek ve en büyük kısım da şu: Sarayda belli bir “şakşakçı grup” diyeceğimiz veya medyada belli bir “şakşakçı grup” diyeceğimiz bir kısım insanlar güllük gülistanlık tozpembe gösteriyorlar her yeri. Böyle bir şey var mı, tozpembelik var mı ya? Gelin, yurttaşların arasına, vatandaşların arasına gidelim, Hakkâri’ye gidelim, Siirt’e gidelim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Edirne’ye gidelim, birçok yere gidelim. İnsanlar perişan, insanlar artık bu dönemin bitmesini istiyor, bu karanlık dönemin sona ermesini istiyor.

15 Haziranda arkadaşlarımızın başlattığı Edirne’den Hakkâri’ye olan yürüyüş az önce arkadaşlarla konuştuğumda Batman ilinde, benim vekil olduğum ilde. Arkadaşlar şimdi bir kısım engellere rağmen Batman ilinden konvoyla Diyarbakır’a gitmekte. İstanbul’da da tekrar yürüyüşler devam etmekte. Demokrasi, adalet, barış için ve darbelere dur demek için bu barış girişimini desteklemek lazım, yan yana durmak lazım, demokrasiye inançla hep beraber yürümemiz lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Bekaroğlu.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 17 ayrı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine grubum adına konuşacağım.

Değerli arkadaşlarım, torba yasayla ilgili, temel kanunla ilgili benden evvel konuşan arkadaşlar söylenmesi gerekli şeyleri söylediler. Maalesef yani hukuk arkadan dolanmak için falan yapılmaz yani bu hukuka uymak gerekiyor arkadaşlar. Yarın başka şekilde de uymazsanız eğer bir kere çiğniyorsanız, bunu başka şekilde de çiğnersiniz. Gerçi geçmişten kalma “Anayasa bir kere delinirse bir şey olmaz.” lafları var ama.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi genellikle ekonomiyle ilgili özellikle de sanki yaşanan pandemiyle ilgili düzenlemeler yapıyor, öyle görülüyor. Evet, Türkiye maalesef dünyada birçok ülkede olduğu gibi bu pandemiye zaten çok zor şartlarda yakalanmıştı. 2008‘den beri devam eden kriz, son zamanlarda derinleşen, Türkiye’de özellikle derinleşen mali kriz şiddetli bir şekilde devam ederken bu kriz geldi. 2019’la ilgili rakamlar maalesef hiç de iyi değil. Evet, yüzde 0,9’luk bir büyümeden söz ediliyor ama çok ciddi problemler var. Bu problemlere pandemi dolayısıyla arz, talep ve finans yönünde çok daha ağır sıkıntılar eklenmiştir değerli arkadaşlarım. Birkaç tane rakam vereyim: Ulusal ekonomideki daralma konjonktürüne karşı geliştirilen genişleyici maliye harcama politikasının sonucu merkezî yönetim bütçesinde bütçe açığı millî gelirin yüzde 2,9’una ulaşmıştır, bu ciddi bir problem. Mali dengelerde bozulma, iç borç stokunun millî gelire oranının yüzde 32,1’e yükselmesi… İç borç çevirme oranı -en önemlisi- yüzde 132,4’e gelmişti Covid’le karşı karşıya kaldığımızda arkadaşlar. Şu anda maalesef iç borç çevirme durumumuz çok ciddi bir noktaya gelmiş, 380’i bulmuştur bu endeks, bu son derece önemlidir değerli arkadaşlarım, gerçekten iç borcu çevirme konusunda Türkiye büyük sıkıntı yaşamaktadır. Dış borç ise değerli arkadaşlarım… Şubat ayından bu yana dış borç alamıyoruz. Alamıyoruz, bunun yerine işte, Katar’la falan swap anlaşmaları yaparak borç almış gibi yapıyoruz yani hatır senedi imzalatarak işte, tırnak içinde, dostlarımızdan borç almış gibi yapıyoruz. Böylesine bir ortamda getirilen bu düzenleme gerçekten düşündürücüdür. İşte, çeklerle ilgili öngörülen hapis cezası bir süre erteleniyor. Bunlardan bir yere gidilmez değerli arkadaşlarım. Bakın, kanun teklifinin birinci bölümünde yani 1-11 arasında, 1’inci maddede Kamu İhale Yasası’nda değişiklik yapılıyor. Değerli arkadaşlarım, Kamu İhale Yasası’nda defalarca değişiklik yapılmıştır. Artık kitapta, defterde yer kalmamış, alfabe bitmiş “AA” diye başlamıştır. Herkese her kuruma imtiyaz, ayrıcalık, muafiyet getirmişsizin yetmemiş. Şimdi, bakın, geçtiğimiz günlerde Merkez Bankasıyla ilgili bir ihale çıkmış. Bu ihalede Kamu İhale Yasası’nda muafiyetleri düzenleyen 3’üncü maddenin (b) bendine göre Cumhurbaşkanı Merkez Bankasının yapacağı ihalelerde muafiyet olması gerektiğine karar vermiş ve bu maddenin içine sokulmuş. Ne olmuş ondan sonra biliyor musunuz? Merkez Bankası finans merkezinde bina yapmaya kalkmış ve Limaka verilmiş bu şey. Bakın, siz ne yapıyorsunuz arkadaşlar biliyor musunuz? Bir ülkenin ihtiyacına filan bakmıyorsunuz. Yandaşın bir ihtiyacından hareketle, Limaka ya da herhangi X şirketine ihale mi verilecek, hadi bakalım, ne var? İşte, Merkez Bankası falan bunları aramaya başlıyorsunuz. Şimdi ise Kamu İhalesi Yasası’nda bir değişiklik yapılamıyor. Kanunda, Vakıflar Bankasının kuruluş kanununda değişiklik yapılarak oraya bağlı inşaat şirketlerinin ihalelerinde Kamu İhale Yasası’na tabi olmamasına karar veriliyor değerli arkadaşlarım. Oysa Kamu İhale Kanunu şey yapmış, eğer bu kanunla ilgili bir düzenleme yapacaksanız bu kanunda değişiklik yapmanız gerekiyor, yapmıyorsunuz. Niye? Artık utanıyorsunuz yani. AA, AB, BB, CC, bu şekilde gidecek.

Bakın, bu kanun, cumhuriyet tarihinde çıkan adaleti sağlama yönünde en önemli kanunlardan bir tanesidir. Gerçekten, ihalelerde şeffaflık olacak, adalet olacak, denetim olacak ve en ucuza, en iyisini yaptıracağız; bu milletin, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyacağız. Ama siz bunu delik deşik ettiniz değerli arkadaşlarım, etmeye de devam ediyorsunuz.

Diğer kanunlarla ilgili değişiklikler var. O depremle, işte yurt dışında kısa süreli işe girenlere birtakım muafiyetler getiriyorsunuz, tarihî değeri olan binaların kamulaştırılmasıyla ilgili düzenleme yapıyorsunuz, sanal ortamda bazı işlemlerin yapılmasıyla ilgili düzenlemeler yapıyorsunuz ve Çek Yasası’nda –biraz evvel ifade ettiğim- çekle getirilen hapis cezasının süresini bir süre daha erteliyorsunuz.

En önemli madde de değerli arkadaşlarım, borçlanmayla ilgili 4’üncü maddedir. Biraz evvel ifade ettim yani Türkiye'nin gerçekten iç borç çevirme limiti kabul edilebilirin çok çok ötesine geçmiş vaziyettedir. Hâlâ borçlanmaya çalışıyorsunuz. Bakın, 2020 yılı bütçesinde öngörülen 139,5 milyar TL’lik borçlanma limitini siz mayıs sonu itibarıyla geçtiniz değerli arkadaşlarım. Bütçe Kanunu’nun 3’üncü maddesinde geçen yıl değişiklik yaparak 2’ye, 3’e katlamıştınız. Bu sene de öyle anlaşılıyor ki önümüzdeki günlerde getireceğiniz tekliflerle bu maddede değişiklik yapacaksınız ve borçlanma limitini artıracaksınız ama şu anda yapılan değişiklik çok enteresan bir değişiklik değerli arkadaşlarım. Şu anda ne yapılıyor? Şu anda 4’üncü maddeyle yapılan şey şu: “21/12/2019 tarihli 7197 sayılı 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun 12’nci maddesinin (2)’nci fıkrası uyarınca belirlenen mali yıl içerisinde ikrazen ihraç edilecek özel tertip Devlet iç borçlanma senetlerinin limiti 2020 yılı için 7197 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinin (1)’inci fıkrasının (a) bendiyle belirlenen başlangıç ödeneklerinden yüzde 5’ine kadar uygulanır.” Bu yüzde 3’tür Bütçe Kanunu’nda. Bu değişikliği yapabilmeniz için değerli arkadaşlarım, Bütçe Kanunu’nu değiştirmeniz gerekiyor yani ek bütçe yapmanız gerekiyor. Anayasa’nın 161’inci maddesi ortada, çok açık ve çok net; bu konuda kimseye yetki veremezsiniz, başka kanunlarda değişiklik yaparak bu düzenlemeyi yapamazsınız. Bu borçlanma eğer ihtiyaçsa ve yapılacaksa ek bütçe getirirsiniz. Bir de yani siz hani şu Cumhurbaşkanına çok bağlısınız falan ya dün burada arkadaşınız bağırdı: “Bizim Rize’de Cumhurbaşkanımız var, biz uçuyoruz, ne yaparsak yapalım Rize’ye, Rize bize oy vermeye devam ediyor, istesek çayı yasaklayalım yine oy verecektir.”

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sözlerimizi çarpıtma lütfen, çayla ilgili yatırım yaptık, onu söyledik. Lütfen sözlerimizi çarpıtmayın.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Ya Cumhurbaşkanının bir tek kanun getirme yetkisi var, bir tek kanun teklifi getirebiliyor Cumhurbaşkanı o da bütçe yasası. Bütçe yasası getirebiliyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – O zaman Rize’den aday olursunuz, seçilirsiniz

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Siz Cumhurbaşkanınızın bütçe yasasının teklifini getirme yetkisini gasbediyorsunuz. Ayıp arkadaşlar, ayıp, olmuyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Çarpıtmayın laflarımızı. Yapılan yatırımları görüyorsunuz.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Şu Osman’ı bir susturun, Osman’ı susturun. Sonra söz verirsiniz konuşur. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Konuşacağım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – 2 Rizeli birbirinize girdi.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sataşma var, sataşma.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlarım, burada yapılan değişiklikle şu anda 21 milyar 640 milyon lira olan bu borçlanma 54 milyar 100 milyon TL’ye çıkarılıyor. Bunun gerekçesi ne biliyor musunuz? Kamu sermayeli bankaların mali yıl içerisinde oluşabilecek ilave finansman ihtiyacını karşılayabilmek için.

Bakın, demin “Arkadaşlar, siz artık dış borç alamıyorsunuz.” dedim. Gerçekleri görmek gerekiyor. Gerçek tedbirler alabilmeniz için gerçekleri görmeniz lazım. Başınızı kuma gömerek bir yere gidemiyorsunuz. Dışarıdan borç alamıyorsunuz, Katar’la… Onu da Katar’la, bakın, başka hiçbir ülkeyle değil; Amerika’yla, İngiltere’yle, her tarafla, Japonya’yla, bütün ülkelerle görüştünüz, hiç kimseyle swap anlaşması yapamadınız, Katar’la yaptınız. Yani Katar’dan hatır senedi aldınız. Hatır senedi nedir biliyorsunuz değil mi değerli arkadaşlar? Konyalılar, Kayserililer bunu çok iyi bilirler. Bu yaptığınız değişikliklerle hatır senedi alacaksınız. Ne demek biliyor musunuz? Yani Hazine bankalara, devlet bankalarına senet verecek, iç borçlanma senedi verecek, bu senedi devlet bankaları götürecekler Merkez Bankasına verecekler, Merkez Bankasından para alacaklar; bu parayı kredi olarak dağıtacaksınız ve Türkiye gelişecek.

Peki, Merkez Bankası bu parayı nereden buluyor arkadaşlar? Merkez Bankası bu parayı kesiyor, kesiyor. Bizde “Basıyor.” demezler, Osman Aşkın Bak bilir “Para kesiyor.” derler. Merkez Bankası bu parayı kesiyor. Osman konuşsun diye sürekli olarak ona fırsat veriyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum, toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Merkez Bankası para basıyor. Bakın, geçmişte “kısa vadeli avans” filan denilirdi, Merkez Bankası açıkça para basardı ve Türkiye'de yaşanan krizlerin en büyük nedenlerinden biri buydu; karşılıksız para basmak. Siz, son beş seneden beri, özellikle son yıllarda sürekli olarak Merkez Bankası marifetiyle bu şekilde finans cambazlıkları yaparak para basıyorsunuz ve bu paranın karşılığı yok, bu para ciddi bir şekilde Türkiye'yi sıkıntıya sokacak değerli arkadaşlarım.

Bir şey daha söyleyip bitireyim. Bakın, şunu anlamıyorum, siz anlıyor musunuz: Bir üst düzey yöneticiniz var, çok yeteneklidir, RTÜK’e getiriyorsunuz, Bakan Yardımcısı yapıyorsunuz, Belediye Başkanı yapıyorsunuz; yahu yetmiyor, ona bir yönetim kurulu üyeliği veriyorsunuz, bir daha veriyorsunuz. Bakın “Ekrem Yüce” diye bir ÇAYKUR Genel Müdürü vardı, ÇAYKUR’u bu hâle getirenlerden bir tanesi. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı oldu, şimdi, döndü tekrar yönetim kuruluna seçildi.

Bu nedir arkadaşlar ya? Doymuyor musunuz arkadaşlar ya? Bu nedir? 1 tane, 2 tane, 3 tane, 5 tane… (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Gerçekten, bu ülkeyi siz bir yere götüremeyeceksiniz, görülen budur diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Osman’a sataştım, söz verin Osman Aşkın Bak’a.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir Grup Başkan Vekiline söz verdim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 17 Haziran Sakaryaspor’un kuruluşunun 55’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Tabii, efendim, bu sataşmaların önüne geçmiş gibi oluyoruz, söz alacakların önüne geçmiş oluyoruz ama…

Şöyle, bugün Türk futbolunun marka ve güzide kulüplerinden birisi olan Sakaryaspor’umuzun 55’inci kuruluş yıl dönümüdür. Kulüp olarak elde ettiği başarılarla, yetiştirdiği futbolcularla ve muhteşem taraftarıyla Türk futbolunda mümtaz bir yere sahip olan Sakaryaspor’umuza başarılarla dolu daha nice elli beş yıllar diliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkoç.

34.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 17 Haziran Sakaryaspor’un kuruluşunun 55’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, Sakaryalı iki Grup Başkan Vekili olunca böyle oluyor.

Evet, burada ikimizin de yüreği ama tüm Türkiye’ye gerçekten çok önemli futbolcular kazandıran Sakaryaspor için herkesin yüreğinin aslında bizimle aynı şekilde attığını biliyorum.

55’inci yıl dönümünde, tüm Anadolu kulüplerinin de aynı başarıları yakalayarak tarih yazan ve gönülleri fetheden Sakaryaspor gibi başarılı olmasını diliyorum.

Bu vesileyle Sakaryaspor’umuza ileride daha parlak, daha güzel, 1. Lig’de başarılar diliyor, hepinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Grup adına Osman Bey konuşacak Sayın Başkanım.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Şöyle, sataşmadan dolayı…

BAŞKAN – Oradan, yerinizden söz veriyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Efendim, sataşmadan dolayı…

BAŞKAN – Sesin çok güçlü çıkıyor senin.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sayın Başkanım lütfen…

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekiline bakın, o ne diyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Hayır, efendim, bakın…

BAŞKAN – Grup Başkan Vekilim sana bir şey söylüyor ya.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Efendim, ismimizi 3 defa söyledi, cevabı yerimizden mi vereceğiz?

BAŞKAN – Senin sesin güçlü…

35.- Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, Türk sporunda önemli yeri olan Sakaryaspor’un Süper Lig’e dönmesini arzu ettiklerine ve İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, tabii, ben de Grup Başkan Vekillerinin Sakaryaspor’la ilgili görüşlerine katılıyorum çünkü Türk sporunda önemli bir yeri var Sakaryaspor’un. Sakaryaspor’un yetiştirdiği oyuncular Fenerbahçe’de, Galatasaray’da, bütün kulüplerde yer almıştır. Çok başarılı bir kulüptür. Tekrar 1. Lig’e, Süper Lig’e dönmesini arzu ediyoruz. Tabii, Sakaryaspor’a yapılan stadyum da devriiktidarımızda yapıldı ve ben açılışına gittim. Dolayısıyla o da bir keyifti.

İkinci konu, Sayın Mehmet Bekaroğlu tabii bana sataşmadan duramıyor; neyse, Rizeliler arasında bunlar olur.

Öncelikle şunları düzelteyim: Bir, Ekrem Yüce’yle ilgili söyledikleri… Ekrem Yüce, yaklaşık on yıl ÇAYKUR Genel Müdürlüğü yapmıştır ve çay konusunda tecrübeli birisidir; orada, yönetim kurulunda bulunması bu nedenle takdir edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Başka adam yok muydu?

BAŞKAN – Buyurun.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – İkincisi, ÇAYKUR’la ilgili söylediğiniz konu hakkında ifade ettim, şunu da ifade edeyim: Çayla ilgili, devriiktidarımızın yaptıkları ortada. Daha önce denize dökülen çaylar ve parası ödenmeyen çaylar vardı, şimdi onlar bir ay içerisinde ödeniyor. (CHP sıralarından gürültüler)

ÇAYKUR’un kapasitesi yükseltildi, yatırımlar yapıldı. Vatandaşımızın sorunlarıyla ilgileniyoruz, organik tarımla ilgili çalışıyoruz, özel sektörün sorunlarıyla görüşüyoruz. Biz özel sektörle toplantılar yapıyoruz ve her zaman çayın fiyatını enflasyonun üstünde yapıyoruz. Hiçbir zaman bunu eksik bırakmadık.

Bir de şunu söyleyeyim, herkes şunu söylüyordu: “ÇAYKUR özelleştirilecek, ÇAYKUR şöyle olacak…” Sayın Cumhurbaşkanımız o bölgenin çocuğu, ÇAYKUR her zaman o bölgede amiral gemisi olmaya devam edecek, vatandaşımızın en önemli gücü olacak. Çay bizim geleceğimiz, çay her zaman Rize’de, bölgede, Doğu Karadeniz’de en önemli şey. Her zaman üreticimizin yanındayız, ben de üreticiyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Buradan Rize’ye sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Beko…

36.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, 15-16 Haziran 1970 işçi direnişinin 50’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 50’nci yılındayız. Halklarımıza ve özgürlüklerimize kasteden iktidara karşı işçilerin başlattığı direnişin üzerinden elli yıl geçti. 1970 yılında sendikal hakları ve örgütlenme özgürlüğünü yok etmek isteyenleri, tarih de işçi sınıfı da unutmadı. Anayasal hakları ortadan kaldırmak ve DİSK’in yükselişini durdurmak isteyenlere 15-16 Haziran büyük işçi direnişi cevap vermiştir.

DİSK’in ve örgütlü toplumun direnişi, elli yıldır işçi sınıfına ve Türkiye emekçilerine rehberlik etmeye devam ediyor. 15-16 Haziran direnişinin mimarı olan başta kurucu Genel Başkanımız Kemal Türkler’i; fabrikaları boşaltan, hayatı durduran, meydanları zapt eden yüzbinlerce işçiyi anıyor ve bu direnişte hayatını kaybedenlerin; Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram, Mehmet Gıdak, Doğukan Dere, Hüseyin Çapkan ve Necmettin Giritlioğlu’nun anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Yaşasın 15-16 Haziran direnişimiz! Yaşasın işçi sınıfının birlik mücadelesi, dayanışması! Yaşasın halkların kardeşliği diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Şahsı adına söz Erzurum Milletvekili Sayın İbrahim Aydemir’in.

Buyurun Sayın Aydemir.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, hak teslimi kadar mübarek kavram yok. Hakkı teslim edelim ki burada hakikaten yapılan düzenlemeye dönük tenvir edici, aydınlatıcı ifadeler, tarifler, tanımlar geliştirildi. Efendim, bu bağlamda Cumhur İttifakı’mızı ifade eden esaslı 2 vatansever, kanuni düzenlemelerin künhüne varmış bir şekilde tarif geliştirdiler, anlattılar. Mustafa Kalaycı Bey’e, İsmail Aksu Bey’e çok çok teşekkür ediyorum. Hakikaten, yaptığımız çalışmaların tamamını ayrıntısıyla burada kayda geçtiler.

Ben, söz almışken bir hususun altını çizmek istiyorum arkadaşlar. Medeniyetimizin çok özel öğretileri var bize. Ara ara aforizmalar şeklinde geçmiştir, zihin haritamızı şekillendirmiştir bunlar. Bunlardan bir tanesi çok mühimdir, şu zemini tarif açısından da hakikaten çok değerlidir. Deniyor ki: “Tamamı yapılmayan ya da yapılamayan şey bu sebeple terk edilmez, elden gelen mutlaka yapılır.” Bu bir tekdir, bu bir uyarıdır. İşte bu uyarıyı biz kanuni düzenlemelere teşmil ediyoruz. Efendim “torba” kavramıyla yer yer muaheze ettiğimiz; efendim, düşük göstermeye çalıştığımız çalışmalara lütfen bu zaviyeden de bakalım. Çünkü “torba” evvel emirde bir rastgelelik çağrışımı yapıyor. “Torba” gölgeleyen bir kavram, öyle bir anlayışı açığa çıkarıyor; oysa çok ciddi, çok değerli çabalar, gayretler konuyor. Kim koyuyor bunu? Bütün milletvekili arkadaşlarımız koyuyor. Öyleyse kendimizi inkâr edici bir pozisyona zinhar düşmemek lazım. Biz milletten aldığımız yetkiyle özel çalışmalar yapıyoruz. “Torba” diye tarif edilenleri biz şu şekilde izah etmeye çalışıyoruz: Yasaları zaman zaman hem vakte, zamana adapte etmek hem senkronize etmek gibi bir gayret koyuyoruz. Bir başkası, ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara cevap vermeye çalışıyoruz. Ve dahi zamanla hasıl olan eksiklikleri, noksanlıkları gideriyoruz; daha mühimi, küresel boyuttaki çağın yaklaşımlarına uymaya gayret ediyoruz. Öyleyse biz saygıda kusur etmeyi zül kabul ettiğimiz yasaları torbaya sokmuyor, milletin huzuruna sunuyoruz. Amacımız bütünüyle budur.

Ve şimdi yaptığımız çalışmalar, arkadaşlar, 27 maddeden müteşekkil, tamamı milletimizin ihtiyaçlarına mebni, ihtiyaçlarını giderici çalışmalar. Buradaki bütün arkadaşlarımız hem Plan ve Bütçe Komisyonunda katkı sunarak buna muttali oldular hem de şu süreçten sonra hep beraber madde madde görüyoruz bunları. Karşılıksız çekten finans sektörünün ihtiyaçlarına, depremzedelerden efendim, yurt dışındaki Türklerin maaşlarındaki sıkıntılı hâli izale etmeye varıncaya kadar. Öyleyse bu zaviyeden bakalım ve ara ara da maddelerin içerisinde kanunen bir uyumu gerektiren ve mutlaka yapılması gereken maddeler var. Mesela 1’inci madde bunu havidir, bunu içermektedir. Vakıflar Bankası, Vakıf Gayrimenkul Ortaklığı… Hazineye Vakıflar Bankası devredildikten sonra mecburen böyle bir düzenlemenin yapılması lazım yani Ziraat Bankasının, Halkbank’ın, Emlak Bankasının tabi olduğu hâl mutlaka Vakıflara da uygulanmalıydı, bundan dolayıdır yapılan.

Bir başkası, depremle ilgili olan… Deprem hayatımızın bir parçası ama bir vakıa daha var ki arkadaşlar, insanlarımız deprem sigortasına çok da duyarlı değiller. Orta yerde de yaşanmış bir hadise var, izale edilmesi gereken bir noksan var, bunu ne yaparız? Bunu ancak burada kanuni düzenlemelerle giderebiliriz. İşte, depremzedelere yardım maksatlı yaptığımız kanun maddesi bunu içermektedir.

Efendim, ben özellikle 4’üncü maddeye vurgu yapmak istiyorum. Sayın Hamzaçebi Plan ve Bütçe Komisyonunda tafsilata girerek aydınlanmamızı da sağlayarak bir takım izahlar getirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – Bu madde -ben vaktim yetmediği için çok detaya girmeyeceğim- devleti ifade eden, devletin gücünü, muhkemliğini açığa çıkaracak bir maddedir, yapılan çalışma budur. Bankaların sermaye yapısını güçlü kılmak için yapılmıştır ve süreç içerisinde ihtiyaç hasıl olan, efendim, vatandaşın taleplerini karşılama maksatlıdır bu; ayrıntılı teknik izahları vardır, vakit olsaydı onlara da girerdik.

Arkadaşlar, bir şeye vurgu yapmak istiyorum, müsaadenizle Değerli Başkanım. Elbette ki bu çalışmaya dönük bütün tenkitlere eyvallah. Bütün aydınlatmalara çok teşekkür ediyorum, müteşekkiriz. Ancak çalışmaların dışında kürsüye gelip konuşanlar da oldu; dahasını söyleyeyim, Ayasofya’ya dönük vurguları olanlar oldu; bunlardan kulak tırmalayan, can sıkanları burada gördük, şahit olduk. Ben ak kadro adına ve burada Cumhur İttifakını ifade eden kardeşlerim adına çok net bir şey söylüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Sıkıştınız siyasette…

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – Ayasofya bu milletin yüreğini ifade ediyor. Ayasofya bizim rüyalarımız, hülyalarımız, bizim hakikatimiz; öyleyse onun hayata geçmesi olmazsa olmazımızdır. Ve bizim hep terennüm ettiğimiz, hep altını çizdiğimiz, Ayasofya’da bir gün sabah namazı kılmadan ölürsem ona yanarım, terennümüyle hayatımız geçmiştir. Hayata geçireceğiz.

Hepinize çok teşekkür ediyorum, saygı sunuyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1'inci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin teklif maddesinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                             Emine Gülizar Emecan                                   Faruk Sarıaslan                                             Kani Beko

                                         İstanbul                                                    Nevşehir                                                      İzmir                                         Cavit Arı                                               Özgür Karabat                                 Neslihan Hancıoğlu

                                         Antalya                                                     İstanbul                                                     Samsun

                                 Mehmet Bekaroğlu                                                                                                      Lale Karabıyık

                                         İstanbul                                                                                                                       Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Bursa milletvekili Lale Karabıyık.

Buyurun Lale Hanım. (CHP sıralarından alkışlar)

LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatırlarsınız, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu vardı. Ancak bu Kanundaki istisnalar o kadar fazla artmıştı ki şeffaflık olsun, eşitlik sağlansın, artan istisnaların önüne geçilsin diye 2002 yılında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu getirildi hatırlayacaksınız, 2003’te de yürürlüğe girdi. Bu Kanun aynı zamanda Avrupa Birliği uyum programları çerçevesinde çıkartılmıştı, bunu da hatırlıyoruz ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu bir reform düzenlemesiydi aynı zamanda. Açıklık, rekabet, güvenilirlik, kamuoyu denetimi gibi de özellikleri vardı. Ancak ne oldu? Gelin görün ki 2003 yılından bugüne kadar kanunla veya KHK’yle 195 kez değişiklik yapıldı, 195 kez değişiklik yapıldı. En çok da istisnayla ilgili maddelerde değişiklik yapıldı, her şeye istisna getirildi. Peki, durum ne oldu? Neredeyse her üç ayda bir eklenen istisnalar sayesinde, istisnası bulunan kurum sayısı bulunmayan kurum sayısını geçti, gerçekten. Bu kanunun getiriliş amacı “kamu kurum ve kuruluşları arasında eşitliği sağlamak” diyor yani bugün torba yasayla şu anda üzerinde görüştüğümüz 1’inci maddenin amacında “kamu kurum ve kuruluşları arasında eşitlik sağlamak” diyor ancak şu anda eşitlik sağlamaktan uzak bir de devletin kurumları arasında ve piyasada rekabet eşitsizliğini de meydana getirebilecek bir durum söz konusu değerli milletvekilleri. Bugün gelinen noktada o kadar çok değişmiş ki 4734 sayılı Kamu İhale Yasası, artık (z) harfine kadar gelmiş, alfabede harf kalmamış (AA), (AB) gibi alt bentlere filan geçmiş.

Değerli milletvekilleri, bir yasa getirildi; “uyum amaçlı” denildi, “şeffaflık amaçlı” denildi… Böyle bir istisna, böyle bir değişiklik, 195 tane; bu kendisini inkâr etmektir, bu başarılı olamamaktır, bu doğru yönetememektir. Şimdi, artık, bunu şöyle düşünmek gerekiyor: Eşitlik ilkesine aykırı mıdır? Evet, aykırıdır yani diğer kurumlarla rekabet eşitsizliği konusunda Anayasa’ya bir aykırılık söz konusudur burada, bunun altını çizmek isterim.

Yine, bakıyorsunuz dışarıdan Türk bankacılık sistemine ya da içeriden bakıyorsunuz “güven” diye bir problem söz konusu. İşte bu tür oynamalar, sürekli değişiklikler ve işine geldiği gibi davranılan modeller, mantıklar bu güven problemini de had safhaya çıkarıyor, bakış açısını olumsuz etkiliyor. Ama ne olacak? Yine “Biz yaptık, oldu.” mantığıyla bugün bu madde buradan geçecek. Ama bu maddeye imza atanlar şunu bilsinler ki bir müddet sonra, kısa bir süre sonra, önceden de gördüğümüz gibi yanlışı yanlışla düzeltme tekniğinizle tekrar tekrar torba yasalarla gündeme gelecek, “Yeni istisnalar, yeni düzeltmeler yaptık ama yanlış oldu, bir daha şunu düzeltelim.” şeklinde. Ama bunların hepsinin yanlış olduğunu değerli milletvekilleri, defalarca söyledik, hem piyasaya zarar veriyor hem de güveni sarsıyor. Oysa şu anda Türkiye’nin o kadar önemli sorunları var ki… Bugün burada, bu torba yasada vatandaşın sorunlarına çözüm üretmek gerekiyordu ama baktığımız zaman çözüm üretecek bir şey görmüyoruz, sadece “Biz yaptık.” ya da “İstersek olur.” mantığında birtakım düzenlemeler var. Oysa Hazine sürekli borçlanıyor, iç borç çevirme oranı yüzde 400’lerde. 21’inci istihdam paketini yaptılar, işte getiriyorlar yakında. 21’inci istihdam paketi ne kadar çare olabilir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

LALE KARABIYIK (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Başka sorunlar da var: Kadın yoksulluğu var, yaşlı yoksulluğu var, bütçe anlamını yitirmiş durumda. Ama bütün bu sorunları ne dış etkilere bağlayınız ne de Covid’e sığınmayınız. Çünkü buradaki sorunların esas sebebi bu ülkenin özellikle ekonomide doğru yönetilmemesi. Bu ülke yönetilemiyor, bütün bu sorunların altında yatan neden de budur.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sayılı Kanun Teklifinin 1’inci maddesinde geçen “maddesinin” ibaresinin “maddesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                              Zeynel Özen                                            Kemal Peköz

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Adana

                                      Tuma Çelik                                                                                                            Ali Kenanoğlu

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Adana Milletvekili Kemal Peköz.

Buyurun Kemal Bey. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL PEKÖZ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanunun 1’inci maddesi üzerine grubum adına söz aldım, saygıyla selamlıyorum.

Maddeyle, Vakıf Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketinin diğer kamu bankaları ve bunlara bağlı ortaklık iştiraklerine Kamu İhale Yasası’ndan muaf olma hakkı tanınmak isteniyor. Bu anlaşılabilir bir şey gibi görünmekle birlikte benzeri düzenlemeler, istisnalar kural hâline getirilmekte ve dolayısıyla da biz bu maddenin tekliften çıkarılmasını istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, günlerdir HDP’nin demokrasi için hep beraber yürüyüşü tartışılıyor. “Niçin yürüyorlar?” diye soruyorlar; arkadaşlarımız dünden beri, niçin yürüdüğümüzü söylediler. Şimdi, konunun başka bir cephesine bakacağız. Demokrasinin olmadığı bir yerde işsizliğin de ne duruma geldiğini anlatmak için bu konuyu alacağım ve dolayısıyla işsizler için de yürüdüğümüzü ifade etmeye çalışacağım.

Şimdi, TÜİK’in açıklamalarını dinliyoruz: “13,6’dan 13,2’ye işsizlik düştü.” diye ifade ediyor çünkü TÜİK farklı argümanlar kullanıyor. Özellikle, istatistiğin yapıldığı günden geriye doğru son dört haftalık süreyi alıyor, bu dört haftalık süre içerisinde iş arayanları ancak kayıtlara alıyor. Oysaki, Türkiye’de özellikle bu son dönemlerdeki salgın dönemi nedeniyle çok sayıdaki insan ücretli ya da ücretsiz izne çıkartıldı, kısmi çalışma ödeneğinden yararlanmak için ayrıca işlemler yapıldı, bunların hiçbirisi iş arıyor gibi görünmediği için de işsiz sayılmıyorlar. Oysaki, DİSK’in ILO’yla birlikte, ILO’nun değerlerini kullanarak yaptığı istatistiklere göre işsizlik oranı özellikle son dönemlerde 13 milyona çıkmış durumda, daha önce 4 milyon küsur görünüyordu ama gerçek işsizlik 9 milyon civarındaydı, 13 milyon 385 bine çıkmış durumda. Yani, 33 milyon aktif nüfus düşünüldüğünde yüzde 39’u işsiz kalmış durumda ama Türkiye’de istatistiklere baktığımız zaman sanki böyle bir şey yokmuş ve insanlar yeniden iş sahibi olmuş gibi görünüyorlar. Geçen sene hatırlarsanız Maliye Bakanımız açıklama yaptığında 2,5 milyona istihdam yaratacaklarını söylüyorlardı ama tam tersi, 2,5 milyon yeni işsiz yaratılmış oldu. Dolayısıyla söylenenden 5 milyon daha geriye gidilmiş oldu.

Değerli arkadaşlar, şubat ayında 119 bin kişi işsizlik ödeneğine başvurmuş, oysa bu bir ay sonra 221 bine çıkmış, başvuruların kapsamı da 2 milyon 700 bine ulaşmış, işsizlik oranı buna rağmen düşmüş gibi görünüyor. Şimdi, işsizlik oranları niçin düşmüş gibi görünüyor, daha doğrusu niçin gösteriliyor? Çünkü yapılması gereken, üretime yapılması gerekirken, Türkiye’de son dönemlerde özellikle banka kredileri kullanılarak 2 sektöre, otomotiv ve inşaata alan açılmaya çalışılmaktadır.

Türkiye’de bankaların borçluluk oranları kendi varlıkları üzerinden yaklaşık olarak yüzde 60’a ulaşmış durumda. Bunun yüzde 44’ü de kamu bankalarına ait. Şimdi, yüzde 8,5’la mevduat toplayan bankaların yüzde 7’yle kredi veriyor olmasının sonuçlarını önümüzdeki dönemde hep beraber göreceğiz. Çünkü üretime herhangi bir yatırım yapılmıyor. Sadece inşaata ve otomotiv sektörüne yatırım yapılıyor. Onun dışında iş alanları açılmadığı için de önümüzdeki dönemde işsizlik çok daha fazla artacaktır. İşsizliğin bu kadar arttığı, yatırımsızlığın bu kadar geliştiği bir alanda da insanların demokratik haklarını kullanmaları maalesef her gün zorla, baskıyla biraz daha engellenmeye çalışılıyor ve onun üzerinde oyunlar oynanmaya çalışılıyor.

2002’de iktidara geldiğiniz zaman, AKP iktidara geldiği zaman yeni doğan bir çocuk 1.800 dolar borçlu olarak doğuyordu, bugün yeni doğan bir çocuk 6 bin dolar borçlu olarak dünyaya geliyor. Tıpkı hastanelere, 10,5 milyar maliyeti olan hastanelere yirmi beş yıl, otuz yıl içerisinde 90 milyar ödeneceği gibi, ciddi bir borç yükü altına insanlar sokulmuş oluyor. Sadece bugünümüzü değil, yarınımızı, öbür günümüzü, daha öbür günümüzü de böylece borçlandırmış, borç altına sokmuş oluyorsunuz.

İşsizlik oranları da gün geçtikçe, her gün biraz daha artacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

KEMAL PEKÖZ (Devamla) – 510 bin esnafın, yanında çalışan insanlarla birlikte işsiz kaldığı bir ortamda işsizliğin düştüğünü söylemek ancak ve ancak abesle iştigaldir. Siz borçlanarak, yüksek faizlerle borç alarak ve düşük faizlerle de içeride krediler kullandırarak birnevi elin ağzıyla çorba içmiş oluyorsunuz. Elin ağzıyla çorba içtiğiniz zaman da bazen ağzınız acıyla yanar, bazen tuzlu bazen de tuzsuzlukla karşı karşıya kalırsınız. Bunlardan vazgeçin; yatırıma, üretime ve üreticilere öncelik verirseniz ancak Türkiye’yi o zaman düze çıkarmamız mümkün olur.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                               Behiç Çelik                                             Ahmet Çelik

                                         Aksaray                                                     Mersin                                                     İstanbul                                     Yasin Öztürk                                             Ümit Beyaz                             Muhammet Naci Cinisli

                                          Denizli                                                     İstanbul                                                    Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Denizli Milletvekili Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ’si, ekonomiyi batırıp yedek akçeyi de harcadığı için, Covid-19 canavarına teslim ettiği ülkemin vatandaşlarının kendi kendilerini korumasını bekliyor. Vatandaşlar kendi sağlıkları konusunda sorumsuz davranabilirler ancak devleti yöneten kişilerin anayasal görevi gereği tedbir alması ve bu tedbirlere uyulması konusunda zorlayıcı olması gerekmektedir. İnsanların canı söz konusu olduğunda ne tedbirler vatandaşın tercihine bırakılır ne de bir salgın karşısında vatandaş sahipsiz bırakılır.

Covid-19 salgını yetmezmiş gibi, deprem ve sel felaketlerini de bir arada yaşayan güzel ülkemin vatandaşlarını geçmiş olsun dileklerimle selamlıyorum.

AK PARTİ’sinin geleneksel çorba torba yöntemiyle sürekli önümüze getirdiği kanun tekliflerinin bir örneği Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 1’inci maddesi, Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığının gayrimenkul yatırım ortaklarının da Kamu İhale Kanunu’nda bankaya sağlanan istisnalardan yararlanmasını düzenliyor. AK PARTİ’si iktidarlarında delik deşik olan Kamu İhale Kanunu’nda sağlanan istisnalardan muaf tutulmayan kamu kurum ve kuruluşu neredeyse kalmamıştır. Şeffaflık, eşitlik ve rekabetin sağlanması amacıyla getirilen kanun, tüm bunların tersini tesis etmeye hizmet eder hâle gelmiştir. Sağlanan bu muafiyetler sayesinde makro ölçekte tam rekabeti bozucu sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.

Kamu ihaleleri, birçok yönden hükûmetler için kritik bir öneme sahip faaliyetlerden sayılırlar. Kamu alımları, kamu ve özel kesimlerin ilişkide bulunduğu en önemli alandır. Bu da hem kamu görevlilerinin hem de özel kesimin kamu fonlarını kişisel çıkarlar için kullanmalarına yol açabilir. Dolayısıyla hem ortadaki pastanın büyüklüğü hem de kişisel çıkarların söz konusu olduğu bir çerçeve içine oturan kamu alımları, hükûmetler açısından ciddi bir risk alanı oluştururlar. Kamu alımları, her şeyden önce rekabet ve bunu sağlayacak olan saydamlığı içermelidir. Bunun anlamı, ihaleye katılanların hepsini kapsayacak şekilde açık ve net kurallar konulmasıdır. Zorunlu hâllerde istisna getirilmesi gerekiyorsa istisna kuralları ve uygulamaları da açık olmalıdır. Kamu alımları için rekabeti sağlayacak saydamlık gerekli şart olmakla beraber, yeterli değildir. Bu konuda yapılan çalışmalar kamu alımları için harcanan kaynakların iyi yönetilmesi gerektiğine, dolayısıyla bu işle uğraşan kurumsal yapıların ve kamu görevlilerinin mesleki yeterliliklerinin tam olması gerektiğine işaret etmektedir. Bu açıdan, kamu alımları işi basit bir idari işlem olarak değil kurumun stratejik bir fonksiyonu olarak görülmelidir. Peki, eşitlik, şeffaflık ve rekabeti sağlamaktan tamamen uzak istisna usulünün AK PARTİ’si iktidarında tercih edilmesinin sebebinin ne olması gerekir? Cevabın özeti şudur: Siyasi rant, popülist rant ve bürokratik rant. Siyasi rant, siyasi iktidarı elinde tutan grupların bu iktidar gücünü kullanarak, kendileri de dâhil olmak üzere, kendilerini destekleyen çıkar gruplarına yaptıklarına; popülist rant, daha geniş kitlelere oy karşılığı iktidara gelinmesi ve/veya iktidarda kalınması koşuluyla kaynak aktarılması durumuna işaret eder. Bürokratik rant ise bürokrasinin elinde tuttuğu yetkileri kendi yararına kullanmak suretiyle durumunu koruması ve iyileştirmesi ve bu yolla maddi ve manevi çıkar sağlaması durumunu ifade eder. Bazı durumlarda bu 3 rant grubu çatışır gibi görünse de çoğu kez birbiriyle iş birliğine yatkın durumları tercih ederler. İşte ihale mevzuatı bu rant gruplarından özellikle siyasi ve bürokratik rantın en fazla söz konusu olduğu alan olarak dikkati çekmektedir. Zira siyasetçi için ihale dağıtımı yandaş bir sermaye birikimi ve bu yolla iktidarın temellerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir araçtır. Kamu kurum ve kuruluşlarının Kamu İhale Kanunu kapsamı dışına çıkartılmasının bir diğer adı da fotoğrafı eksik ihaledir. İşte, şimdi yapılmaya çalışılan bu düzenlemeyle Vakıfbankın gayrimenkul yatırım ortaklığının yapacağı ihalelerin de adresi belli olacak, ihalede sadece fotoğraf eksik kalacaktır.

Değerli milletvekilleri, söz Vakıfbanktan açılmışken, geçtiğimiz günlerde kamu bankalarının yönetim kurullarına atamalar yapıldı; bunlardan biri de Vakıfbank. Atama yapılan üyelerin neredeyse tamamı birçok kurumdan maaş alıyor; kimsenin ne maaşında ne kariyerinde gözümüz yok; hakkıyla kazanan, liyakatla görevini yapan herkese Allah daha çok versin. Atanan kişilerin ismi üzerinde durmayacağım ancak vatandaş salgın sürecinde işsizlikten kırılırken, kısa çalışma ödeneğinden bile seçilmiş firmalar yararlanırken “Biz bize yeteriz.” deyip vatandaşa IBAN verince bu atamalar daha bir anlam kazanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Öztürk.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – İşte bu atamaların adı da “Liyakat, ehliyet, eğitim, deneyim bizim için önemli değil, biz bize yeteriz.” ataması. Banka yönetim kuruluna ataması yapılan birincilik kürsüsüne defalarca çıkarak bayrağımızı dalgalandıran millî güreşçimize saygımız sonsuz. Kendisinin ismi göz önünde olduğu için, milletimizi zamanında tüm dünyada en iyi şekilde temsil ettiği için bizlerde hayal kırıklığı oluştu. Lakin buna benzer, ismi ön planda olmayan, sadece etiketi olan “Geçmiş dönemlerde AK PARTİ’sine hizmet etmiş.” diye kaç kişi kurumlarımızdan üçer beşer maaş alıyor. Bizim içimizi tam olarak da karartan budur. Bu atamayla birlikte, Atatürk’ün “Ben, sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözü ve Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın bir anısı aklıma geldi. Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın yurt dışında kazandığı bir başarı üzerine Atatürk kendisiyle önce tanışıyor, sonra da içine kendi maaşından kesilmek kaydıyla bin liralık bir çeki de koyduğu mektubu kendisine ulaştırıyor. Kurtdereli kısa bir süre sonra bankaya gidip çeki veriyor, bin liralık ödül kendisine ödeniyor ama Kurtdereli bankadan gitmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Başkanım, önemli, tamamlayayım lütfen.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekillerine vermedim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Uzatmıyoruz.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Kıssayı ben tamamlayayım.

Niçin beklediğini soruyorlar kendisine, “Çeki vermenizi bekliyorum.” diyor. “Parayı aldın, çek bizde kalacak, bu işlerin usulü böyle.” diyor banka müdürü. Kurtdereli de “O hâlde alın bu bin lirayı, benim çekimi geri verin.” diyor. Şaşıran banka müdürü “Neden?” diye sorunca verdiği cevap “Orada Mustafa Kemal’in resmi ve altında imzası vardır.” diyor. Atatürk’ün kendi maaşından keserek uygun gördüğü ödülü, Atatürk’ün el yazısı ve imzası bulunan o çeki ömür boyu saklayabilmek için reddediyor. Umarım, kıssadan hisse almışsınızdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde 2’si aynı mahiyette 4 önerge vardır. Önce aynı mahiyetteki önergeleri birlikte işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                               Behiç Çelik                                 Arslan Kabukcuoğlu

                                         Aksaray                                                     Mersin                                                     Eskişehir

                                      Ümit Beyaz                                     Muhammet Naci Cinisli                                     Ahmet Çelik

                                         İstanbul                                                    Erzurum                                                    İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                       Faruk Sarıaslan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Nevşehir

                                        Cavit Arı                                        Emine Gülizar Emecan                             Müzeyyen Şevkin

                                         Antalya                                                     İstanbul                                                      Adana

                                                                                                        Kani Beko

                                                                                                            İzmir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergeler hakkında konuşmak isteyen Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu.

Buyurun Sayın Kabukcuoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görüşmekte olduğumuz teklifin 2’nci maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, 14 Haziran tarihinde Bingöl’de meydana gelen depremde canını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralananlara şifalar dilerim.

Bilindiği üzere, bu yıl 22 Ocakta Manisa, Akhisar ve Kırkağaç’ta, 24 Ocakta Elâzığ ve Malatya’da, 23 Şubatta Van Başkale’de deprem yaşandı. Deprem sonrası yaklaşık 31.500 konut/iş yeri tümüyle yıkıldı veya orta derecede hasar gördü. Meri kanunlara göre DASK yaptırmayanlar devletin sunduğu kredilerden faydalanamıyorlar, depremde zarar gören binaları için tazminat alamıyorlar. Yaşanan her depremden sonra 7269 sayılı Yasa’ya deprem bölgeleri eklenerek vatandaşın zararı telafi edilmektedir. Aslında meseleyi kökten çözüme kavuşturmak için devamlılık gerektiren uygulamalar yapılmalıdır. Mesele, zorunlu deprem sigortasının yaygınlığının istenen düzeye çıkarılamamış olmasıdır. İstisnasız tüm binalar sigorta kapsamına alınmalıdır. Zorunlu deprem sigortasının yaygınlaşması için neler yapılabilir? Buna odaklanmamız lazım.

Değerli milletvekilleri, devletin anayasal görevlerinden biri de sağlıklı, güvenli kentler oluşturmaktır. Bunun için, yapılan yapıların sağlam olması zorunludur. Öncelikle, depreme dayanıklı binalar yapmalıyız, sonra da tüm konutları depreme karşı sigortalandırmalıyız. Bu felsefeyi zedeleyen, hükûmetin, iki uygulaması bulunmaktadır: Birincisi, yıllar boyunca oy uğruna, rant uğruna defalarca imar affı çıkarılmış olmasıdır; bu, tıpkı vergi aflarına benzemektedir. Vergi aflarıyla, vergisini ödeyen cezalandırılmakta, vergisini ödemeyen ise ödüllendirilmektedir. Bunun son örneğinde 9 milyon 210 bin yapı için af çıkarıldı. Bunlar, bir nevi, devlet eliyle garantili mezarlardır, maalesef böyledir. Siz bu affı çıkardınız da ne oldu? Bu 9 milyon yapı sağlamlık mı kazandı? Bu imar barışıyla izin verilen yapıların bırakın deprem beklemesini kendi kendine ayakta durması bile mümkün değildir, bunun örnekleri vardır. En son, İstanbul Kartal’da, 6 Şubat 2019 tarihinde yaşanan bir olayla bina olduğu yerde çöktü; 21 vatandaşımız hayatını kaybetti, 14 vatandaşımız yaralandı. İmar affından kesinlikle vazgeçilmelidir.

İkincisi, vatandaş-devlet ilişkisi köle-sahip ilişkisinden çıkarılmalıdır. Vatandaş deprem durumundaki hakları neyse bunları bilmeli, bunlardan yararlanmalı ve bunlardan yararlanması için ağlaması sızlaması gerekmemelidir; bu tazminat, ulufe dağıtılır gibi dağıtılmamalıdır. Valilik, maliye kanalınca vatandaşlardan ödeme gücüne göre primler almalıdır; 5 lira verenden 5 lira, 10 lira verenden 10 lira, bin lira verenden bin lira; bunların eksiklerini devlet karşılamalıdır. Allah korusun, afet durumunda alacağı tazminat neyse onu alır ve sorun çözülür. Hükûmet vatandaşını kendine köle yapmaya uğraşmamalıdır.

Konuyu bilenlerin uyarılarına kulak tıkayan yönetim anlayışı artık terk edilmelidir. Biz biliyoruz ki son depremden sonra iki büyük fay hattı tetiklenmek üzeredir ve burada bir kırılma meydana gelecektir. Devlet böyle ıvır zıvır işlerle uğraşmak yerine buradaki vatandaşların problemlerine eğilmelidir, binalar güçlendirilmelidir ve deprem yönetmeliği için ne gerekiyorsa o yapılmalıdır.

Deprem Türkiye’nin bir gerçeğidir. Deprem öldürmez, denetimi yapılmamış, imar affıyla oturma izni verilmiş çürük binalar öldürür. Bilim adamlarının söylediği uyarılar dikkate alınmalıdır. İnşaat yapmayı seviyorsunuz, sağa sola, olur olmaz, rantabl olmayan yatırımlar yapıyorsunuz, milletin parasını çarçur ediyorsunuz. Deprem geliyor, depremin nerede olacağı belli, hiç olmazsa buralara gerekli tedbirler alınsın ki vatandaşın parası çarçur olmasın, vatandaşın hayatını, sağlığını koruyacak yatırımlara geçilsin.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ikinci konuşmacı Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin.

Buyurun Sayın Şevkin (CHP sıralarından alkışlar)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 2’nci maddesi üzeri grubumuz adına söz almış bulunuyorum. 14 Haziran 2020’de meydana gelen, yaklaşık yerin 8 kilometre derinliğinde ve büyüklüğü 5,7 olan depremde maalesef 1 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir, 30 vatandaşımız enkazın altından kurtarılmış, onlarca hayvan telef olmuş ve onlarca ev de maalesef yıkılmıştır. Değerli milletvekilleri, 2’nci maddeyle elbette önemli bir konu, vatandaşımızın yanında olacağımız bir konu gündeme getirilmektedir. Burada, Tunceli, Adıyaman, Van, Elâzığ, Malatya, Diyarbakır ve Manisa’da yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için ek önlemler alınması öngörülmektedir. Tabii ki, depremlerden zarar gören vatandaşlarımıza yönelik yapılacak her türlü desteği doğru ve olumlu bulduğumuzu buradan ifade etmek isterim ancak bu vesileyle önemli bir konuyu dile getirmeyi de bir görev kabul ederim. Ülkemizde hâlâ yara sarma politikasıyla afet yönetim sistemi yürütülmektedir ne yazık ki. Buna bir an önce son vermek gerekmektedir. Deprem sonrasını içeren yara sarma harcamaları çok yüksek değerlere mal olmasına rağmen -can kayıpları dışında- zarar azaltmayla, yapılacak 1 birim harcamanın afet zararında en az 5 birim azalma anlamına geldiği gerçekliği ısrarla göz ardı edilmeye devam edilmektedir iktidarınız tarafından.

Değerli milletvekilleri, başta deprem olmak üzere, heyelan, sel, su taşkını ve benzeri gibi pek çok doğa olayı insan eliyle ne yazık ki afete dönüşmektedir. Nasıl afete dönüşmektedir? Çünkü bu doğa olayları yeterli önlem almadığımız için, bilimsel verileri baz almadığımız için, bilimsel verilerden ve multidisiplinerden yararlanmadığımız için maalesef afete dönüşmektedir.

Evet, değerli milletvekilleri, her afette ve her depremde sürekli olarak böyle istisnalar yaratıp yeni ilaveler mi yapacağız? Burada yapmamız gereken, köklü yapısal değişikliklere gitmektir. Değerli milletvekilleri, meydana gelen mağduriyetlerin giderilmesi gerekmektedir elbette ama palyatif çözümler üretmek yerine asgari zararın yaşanacağı kanunlar bir an önce hayata geçirilmelidir. Bu konuda Çevre Bakanlığı, üniversiteler, odalar, ilgili kurumlar bir araya gelerek, bundan sonra, ortak aklın baz alındığı çözümler mutlaka üretilmelidir. Depremlerin neden olduğu hasarlardan sorumlu başlıca faktörler, bizce, sağlıksız, yasa dışı yapılaşmaya dayalı, hızlı ve düşük nitelikli kentleşme, bilimsel normlara dayanmayan arazi kullanımı ve yer seçimi kararları, denetimsizlik ve tüm bu olumsuzları giderecek yasal düzenlemelerin yapılmamasıdır.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki Türkiye’de 20 milyona dayanan yapı stokunun yüzde 75’i ruhsatsız ve kaçak olarak yer almakta, yüzde 60’tan fazlası 20 yaş üzeri konutlardan oluşuyor, yüzde 50’ye yakını da ya oturulamaz durumda ya da yıkılması gerekiyor, güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye, acilen, deprem öncesi, deprem sırası ve sonrasında yapılacak çalışmalara ilişkin kamu ve toplum yararını önceleyecek deprem stratejisi, bir ulusal deprem stratejisi, Türkiye deprem master planı ve afet yönetimi stratejik planını hayata geçirmelidir. İmar, yapı, dönüşüm alanları, yapı denetimi ve afet yasaları tüm birimlerin katılımıyla, tüm mühendislik birimlerinin katılımıyla yapılmalı “imar affı” ve “kentsel dönüşüm” adı altında rantsal dönüşüme derhâl son verilmelidir.

1999 depremi üzerinden yirmi bir yıl geçmiş olmasına rağmen, on sekiz yıllık AKP iktidarında ne yazık ki hâlâ köklü bir değişiklik olmamıştır. 2020 Ocak ayından bugüne kadar 50’yi aşan ölümlü deprem vakası yaşanmıştır. Doğu Anadolu fay kuşağı 580 kilometre uzunluğunda olup burası sismik fırtınalar olabilecek bir alandır arkadaşlar, Kuzey Anadolu fay kuşağı da. Artık, zannediyorum, bu haritayı ezberlemeyenimiz kalmadı. Yüzde 92’si deprem kuşağında olan ülkemizde bir an önce fay yasası çıkarılmalı, bu fay zonu üzerinde tıpkı sit alanlarında olduğu gibi yapılaşma yasağı getirilmelidir. Bu bilimsel veriler ışığında, bu yapılaşma alanlarında, zonların dışında yapılaşmaya izin verirken de zemin etütlerinden başlayarak yapıların denetlenmesi, yapının denetimi, yapı kalitesi ve işçiliğe uzanan bir dizi yasal tedbirlerin de alınması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hemen bitiriyorum.

Artık şu görüntüler, taşların üst üste dizildiği, hiçbir yapısal denetimin olmadığı şu görüntüler 20’nci yüzyılda Türkiye’ye yakışmıyor arkadaşlar. Kuzey Anadolu fay kuşağı ve Doğu Anadolu fay kuşağı hareket hâlindedir. Olası bir depremde on binlerce vatandaşımızı kaybedeceğimizi bilmemize rağmen ne yazık ki hâlâ sanal gündemlerle uğraşıyoruz. Bir an önce bu fay yasası ve afet yasasının çıkarılarak önlemlerin alınması gerekiyor. Bugün başlansa İstanbul’daki depremle ilgili en az otuz beş yıl çalışmamız gerekiyor. Bu kentsel dönüşümlerin rantsal dönüşümden bir an önce kurtarılması gerekiyor. Sahici, rantabl ve günü kurtaran çalışmalardan uzak bir çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Ülke kaynaklarının halkımızın afetlere karşı sağlıklı ve güvenli yaşaması için ayrılması gerektiğini ifade ediyorum, halkımıza tekrar başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, hepinize saygılar sunuyorum (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde geçen “maddesinin” ibaresinin “maddesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                             Ali Kenanoğlu                                           Zeynel Özen

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     İstanbul

                                     Kemal Peköz                                                                                                               Tuma Çelik

                                          Adana                                                                                                                        Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 2’nci maddesi üzerine parti grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Söz konusu 2’nci madde 2020 yılı içerisinde deprem ve doğal afetlerden zarar gören Elâzığ, Diyarbakır, Malatya, Adıyaman, Tunceli, Van ve Manisa’da yaşayanların mağduriyetlerinin giderilmesini önlemek amacıyla getirilmiştir. Sanırım benden sonra bir teklif daha verilecek ve Bingöl’deki son yaşanan depremdeki zararlar da buna eklenecek. Bu, olumlu bir şeydir ve bu vesileyle Bingöl ve ilçelerinde meydana gelen depremlerde yaşamını yitirenlere rahmet ve yaralılara acil şifa ve halkımıza da başsağlığı diliyoruz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bingöl ve Erzurum, Sayın Kenanoğlu.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Evet, Bingöl ve Erzurum.

Bu nedenle değerli arkadaşlar, biz, bu maddelerde, bu tür düzenlemelerin her depremden sonra bu tür değişikliklerle düzeltilmesi yerine, bu konularda kalıcı bir çözüm bulunmasını önemsiyoruz. Netice itibarıyla ülkemiz bir deprem bölgesi ve çok sıklıkla bu depremler yaşanıyor. Bu nedenle de her deprem sonrasında bu tür palyatif öneriler ve kanunlar getirmek yerine, bu konuda ne yapılması gerekiyorsa -üzerinde çalışılarak- bu işi kalıcı bir şekle dönüştürmemiz lazım.

Bu düzenlemede, tabii, bir şey daha var yani bu kredi desteği meselesi var. Yani bizim en çok itiraz ettiğimiz konulardan bir tanesi de bu borçlandırma üzerine kurulu sistem. Aslında bu bir yardım ya da kolaylık değil çünkü borçlandırma, bir taraftan da “modern kölelik” dediğimiz, insanları kendine mahkûm eden, o insanları artık iktidarın politikalarına ya da iktidarda kim varsa onların politikalarına mecbur eden bir yaklaşıma götürüyor. Herkes, kredi kartı borcu ya da kredi borcu nedeniyle bu sorunları sıklıkla yaşıyor.

Biz, tabii, bu arada şunu da soracağız, iki gündür soruluyor: “Para nerede?” diye. Şimdi, bir deprem vergisi vardı ve burada bir hayli de para toplanmıştı. Şimdi biz de buradan soruyoruz yani: “Para nerede?” Bu paraların da nerede olduğu bir türlü açıklanmıyor, söylenmiyor, ifade edilmiyor, hesap verilmiyor; verilmeyeceği de… Yani, o kadar rahatlıkla da “Hesap vermeyeceğiz.” de denilebiliyor. Şimdi, tabii, biz tam da bunlar için itiraz ediyoruz ve biz HDP olarak aslında yapmış olduğumuz itirazları, yürümüş olduğumuz o demokrasi yürüyüşünü bu tür hesap vermemezlikler üzerine, bu tür, böyle keyfî davranışlar üzerine itirazlarımızı yükselterek de yapıyoruz. Bu anlamıyla, bu yürüyüş darbeye karşı bir demokrasi yürüyüşü olduğu gibi bir çok konuda itirazımızı topluma duyurma yürüyüşüdür; bu yürüyüş aynı zamanda bugün genç işsizliğin yüzde 25’lere dayandığı bir Türkiye gerçekliğine itiraz yürüyüşüdür. TÜİK’in Türkiye’deki işsizlik oranı Ocak 2020 itibarıyla yüzde 13,7’dir; işsiz sayısı 4 milyon 394 bin kişidir ve bu oran içerisindeki genç işsizlik oranı yüzde 25’tir. Ocak ayı verilerine göre, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı bir önceki yıla göre 0,5 puan artışla yüzde 25 oranına yükselmiştir; her 4 gençten 1’i işsizdir, üniversite mezunları İŞKUR kapılarında iş beklemektedir.

TÜİK verilerine göre işsizliğin en yüksek olduğu iller, toplamı yüzde 30,9’la Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt olarak belirlenmiştir ve işsizlik oranı Edirne’den Hakkâri’ye doğru artarak devam etmektedir. İşte, biz de Edirne’den Hakkâri’ye bu itirazlarımızı yükseltmek ve genç işsizlerin de sesi olmak için yürüyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bu yürüyüşler sürerken çok yoğun itirazlarla da karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Tabii, biz bunun sebebini biliyoruz. Son yapılan anketler şunu gösteriyor: HDP’siz bir iktidar mümkün değil. Yani, her iki ittifak da HDP olmadan bir iktidar, bir hükûmet kuramıyor; yani yüzde 51’i alamıyor. Bu nedenle hem AKP hem de derin devlet HDP’nin bu pozisyonundan son derece rahatsızlar. Yani, HDP’nin Türkiye’de belirleyici bir siyasete sahip olmasından, sonucu etkiliyor olmasından, Türkiye’de iktidarı belirliyor olmasından son derece rahatsızlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) - Bu rahatsızlıklardan kaynaklı olarak da her gün HDP’ye yönelik saldırılar artmaktadır. Her gün, her kanalda, HDP’siz HDP tartışılmakta. Ancak şunu unutmasınlar ki HDP dimdik ayakta ve HDP her koşulda varlığını sürdürecektir. HDP halktır, halkın temsilcisi de, temsilcileri de buradadır. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 2’nci maddesine "23/2/2020 tarihinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Bingöl İli Karlıova, Yedisu ve Adaklı İlçeleri ve çevresinde, Erzurum İli Çat İlçesi ve çevresinde 14/6/2020 tarihinde” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Bülent Turan                                           Feyzi Berdibek                                           Orhan Yegin

                                       Çanakkale                                                    Bingöl                                                      Ankara

                                      Ahmet Kılıç                                            Selami Altınok                                        Cevdet Yılmaz

                                           Bursa                                                      Erzurum                                                     Bingöl

                                                                                               Mihrimah Belma Satır

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, 14/6/2020 tarihinde meydana gelen depremden Bingöl ve Erzurum illerinde zarar görev vatandaşlarımızın olası mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla düzenleme yapılmaktadır. Bu suretle 7269 sayılı Kanun’un geçici 26’ncı maddesi kapsamında, bu depremde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı fen heyetleri tarafından tespit edilmiş olan yıkık, ağır veya orta hasarlı konut, ahır ve işyerlerinden hak sahibi olan afetzedelere destek sağlanmasına imkân verilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır; önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                       Faruk Sarıaslan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Nevşehir

                                Neslihan Hancıoğlu                                Emine Gülizar Emecan                                       Kani Beko

                                         Samsun                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                        Cavit Arı                                                                                                             Utku Çakırözer

                                         Antalya                                                                                                                     Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer.

Buyurun Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime cezaevlerinde haksız, hukuksuz tutuklu meslektaşlarım Müyesser Yıldız, Hülya Kılınç, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Murat Ağırel, Ferhat Çelik, Aydın Keser, Ahmet Altan ile duruşu, düşüncesi nedeniyle zindanlarda tutulan Osman Kavala gibi, Selahattin Demirtaş gibi siyasi tutuklulara özgürlük dileğimle başlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımız ya da Türkiye kökenli olup bulundukları ülkenin vatandaşlıklarını almış Avrupa’daki yüz binlerce kardeşimiz büyük sıkıntılarla karşı karşıya. İçinden geçmekte olduğumuz pandemi, ülkeler arası giriş çıkışlara getirdiği engeller nedeniyle yurt dışındaki kardeşlerimizin vatan özlemlerinin yanı sıra çektikleri sıkıntıları da artırmış durumda.

Bu maddede ne yapıyoruz değerli arkadaşlarım? Avrupa’daki yüz binlerce yurttaşımız birikimlerini değerlendirerek, borçlanarak Türkiye’den emekli oldular ama iktidarınız dönemindeki bir düzenlemeyle bu kardeşlerimizin emekli maaşları o ülkede çalışmaları hâlinde bağlanmıyor, bağlansa da kesiliyor, 2012’den bu yana hâl böyle. Bunun yanlışlığını, saçmalığını defalarca hem Türkiye’de hem Avrupa’da dile getirdik. Sadece biz de değil, iktidar partisi kendisi de dile getiriyor. Getirdiği yasağı kaldırmayı kaç seçim dönemidir Avrupa’da vadetmekte. Şimdi, burada yapılan ise Türkiye’den borçlanarak emekli olanlara getirilen bu yasağı kısmen esnetmekten başka bir şey değil. İşte, haftada birkaç saatlik çalışma imkânı ayda 450 euroya denk gelecek bir miktara tolerans gösterilecek ve Türkiye’den borçlanarak kazandıkları emekli maaşları kesilmeyecek. Peki, ama soruyorum: Niçin sınırlıyoruz? Bu yurttaşımız, bu kardeşimiz Türkiye’de borçlanarak emekli olmuşsa onun yurt dışında yarı zamanlı ya da tam zamanlı çalışıyor olması bizi neden rahatsız etsin? Ayrıca, Türkiye’den çalışarak emekli olan birisiyle borçlanarak emekli olan birisi arasında siz nasıl ayrımcılık yaparsınız? Bu düpedüz eşitsizlik değil de nedir? Tam tersine, biz yurt dışında yaşayan vatandaşımızı ama kısmi ama tam zamanlı çalışmaya teşvik etmeliyiz. Kazansınlar, kazansınlar ki refahları da o ülkelerdeki etkinlikleri de artsın. O yüzden değerli arkadaşlarım, madem hayırlı bir iş yapacağız, böyle bir sınırlama getirmek doğru değildir. Bu hâliyle eşitlik ilkesine aykırı bir düzenlemedir. Sen Türkiye’den emekliysen, Almanya’da, Fransa’da, Amerika’da çalışamazsın diye bir yasal düzenleme çıkarılamaz bu Meclisten. Hele de on yıllardır gurbette, alın terini bu ülke için döken kardeşlerimize bu çifte standart kabul edilmez.

Değerli arkadaşlarım, söz yurt dışı emekliliklerden açılmışken, geçen yıl burada yurt dışındaki kardeşlerimize yaptığımız büyük haksızlığı hatırlatmak isterim. Ne yapmıştık? Yurt dışındaki emekçilerimizi patron yapmıştık yani SGK kapsamından çıkarıp BAĞ-KUR’lu yaptık; primleri iki kat arttırdık, maaşlarını yarıya düşürdük. İşte bu nedenledir ki, her yıl yaklaşık 30 bin olan yurt dışından emeklilik başvuruları 1 Eylül 2019’dan sonra bıçak gibi kesildi. Yıllık borçlanarak emeklilik başvurusu sayısının 5 bin seviyesini bulması dâhi güçtür çünkü o kardeşlerimiz kendisini nimet-külfet dengesi içinde sadece paraya sıkıştıkça aranacak bir döviz makinesi gibi gören bu anlayışa isyan ediyor; haklılar da. Bunun da bir an önce eski hâline dönmesi gerekir. Bitmedi, haksız yere emeklilikleri iptal edilen yüzlerce, binlerce kardeşimiz var. Aracı şirketler tarafından devlet dolandırılmış ama bedelini vatandaşımız ödemek zorunda kalıyor. Bu yurttaşlarımızın mağduriyetlerinin de bir an önce giderilmesi gerekir.

Değerli arkadaşlarım, pandemi sürecinde Türkiye’de olduğu gibi yurt dışında da yurttaşlarımız mağduriyetler yaşamakta. Bunların başında, en önemli kitlelerden biri de aile birleşimi bekleyen yurttaşlarımız. Bakın, Almanya’daki eşleriyle, aileleriyle birleşmeyi bekleyen binlerce yurttaşımız var. Almanya’daki Türklerin, Türkiye’de yaşayan eşleriyle aile birleşiminde dil şartı var; bir çok ülkeden istenmiyor ama Türkiye’den isteniyor. Şimdi pandemi döneminde bu dil sınavları süresiz ertelenmiş durumda. Dil öğrenmek için geçerli dil kursları ertelenmiş durumda. Almanya’da yaşayan on binlerce Türk vatandaşı sırf bu nedenden aileleriyle birleşimi gerçekleştiremiyor, mağduriyet yaşıyor. Pandemi öncesi sınavı geçenler var, vizesi onananlar var. Normalde vize onandıysa vatandaşımıza verilmesi lazım ama Alman konsoloslukları pandemi gerekçesiyle bu vizeleri teslim etmiyor. Uçuşlar başladı ama vizeler verilmediği, sınavlar yapılmadığı için binlerce ailemiz perişan. Aralarında eşinden çocuğundan aylardır ayrı olanlar var, babası yanında olmadan doğan çocuklar var. Bunların hepsi bizim insanımız, bizim vatandaşımız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – O çocuklara, o ailelere sahip çıkmak bizlerin birinci görevidir. İşini kapatanlar, iki ülkede iki ayrı kirayı ödeyemeyenler var; psikolojik bunalımlar, evlilikleri bozulma noktasına gelenler var. Buradan bu binlerce yurttaşımız adına Dışişleri Bakanlığımıza çağrıda bulunmak isterim: Bu konuyu Almanya’yla konuşun ve çözün. Almanya’dan gelecek turistler evet önemlidir ama bizim birleşemeyen ailelerimiz, babasız ya da annesiz büyümek zorunda kalan çocuklarımız da o kadar hatta ondan daha da önemlidir. Sorun siyasiyse cezalandırılacak kişiler, yuvalarını yeni kurmuş yurttaşlarımız asla olmamalıdır.

Değerli arkadaşlarım, iki farklı mağduriyet daha var, onlara da hızla değineyim. Birincisi fahiş uçak biletleri fiyatlarının mutlak surette kontrol altına alınmasında Hükûmet, Meclis devreye girmelidir.

İkincisi de değerli arkadaşlarım, sağlık hizmetleri konusunda, yurt dışında yaşayan Türklerin Türkiye’de sadece acil servislerde, sadece acil durumlarda bakılması kabul edilemez.

Son söz olarak, değerli arkadaşlarım, ister Avrupa’daki Türkler diyelim ister yurt dışındaki vatandaşlarımız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Son cümlemi bitiriyorum Sayın Başkanım, selamlama yapacağım.

BAŞKAN – Hiç kimseye vermedim, uzatmayın.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Selamlama yapacağım sadece.

İster Avrupa’daki Türkler diyelim ister yurt dışındaki vatandaşlarımız ister gurbetçi diyelim, bu insanlar bizim ailelerimiz, akrabalarımız, köylülerimiz, komşularımız, on yıllardır gurbette en zor koşullar altında alın teri döküyorlar, kazandıklarını harcamadan biriktirip ülkemize gönderiyorlar. Onlara vefamızı, minnetimizi göstermenin sırası geldi de geçiyor. Onların derdini kendi derdimiz bilerek bu Mecliste çalışmalı, kararları, kanunları çıkarmalıyız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinde geçen “aşağıdaki” ibaresinin “aşağıda bulunan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                              Zeynel Özen                                           Kemal Bülbül

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Antalya

                                     Kemal Peköz                                           Ali Kenanoğlu                                             Tuma Çelik

                                          Adana                                                      İstanbul                                                     Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Kemal Bülbül.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Sayın Başkan, Değerli Genel Kurul; tabii, yasanın getiriliş biçimi, içeriği, yapmak istediği yenilikler, değişiklikler ya da karmaşıklıklar konusunda birçok şey söylendi ama yasanın bu maddesinin özellikle esnek çalışmaya yol açacağı ve esnek çalışmadan kaynaklı hak kayıplarının olacağı -torba yasa mıydı, tombala yasa mıydı neydi- son derece karmaşık ve anlaşılmaz bir durum söz konusu burada. Bu yöntemden de bir türlü vazgeçilmiyor.

Şimdi, ben, size son bir hafta içerisinde gerçekleşmiş bir skandalı, çok büyük bir skandalı anlatacağım. Alanya’yı biliyorsunuz, değil mi? Alanya, Antalya’nın Alanya ilçesi turizmle bilinir, 72 milletin yaşadığı bir kenttir, son derece güzel bir kenttir ve bu Alanya’da 6 Aralık 2019’da, sabahın en erken saatlerinde bir telefon: “Sayın Vekilim, gözaltına alınıyoruz.” Sebep, 42 tane insan gözaltına alındı, sebep? Teröre maddi destek. Bakın, daha önce ne olmuştu? 2015’in 8-9 Eylülünde Alanya’da 11 tane iş yeri yakılmış, 27 tane iş yeri yağmalanmış ve yakılan bu yerler arasında bizim ilçe binası da var ve bu, tamamen polis gözetiminde ve denetiminde yapılmıştı.

Başka ne olmuştu? Gar katliamında katledilen 5 insanın cenazesi Alanya’ya götürülmüş, Alanya’da ırkçı bir saldırıyla, bu cenazeler Alanya Mezarlığı’na kabul edilmeyip tepedeki yabancılar mezarlığına gönderilmişti. Şimdi, bu 5 arkadaşımızın mezarı orada.

Meğer bunların tümü neymiş, biliyor musunuz? 4 polis tutuklandı, 1’i komiser, 3’ü polis. Sebep? Lütfen, iyi dinleyiniz. Sebep şu: Bu 42 arkadaşımız tehdit edilmiş, denmiş ki “Sizin aslında terörle bir alakanız yoktur, biz sizi bilerek aldık, biz sizin alakanız olmadığını ispatlayacağız, Ankara’da insanlarımız var.” Bu insanlardan biri yatını satıp yüz binlerce lirayı rüşvet olarak vermiş. 700 bin lira, 800 bin lira, 500 bin lira rüşvet istemiş bu çete ve “Ankara’da insanlarımız var, göndereceğiz, onlarla da görüşeceksiniz.” denmiş. Bir: Kimdir bu çetenin Ankara’daki insanı ya da insanları?

İki: İşte, bizim “kirli özel savaş” dediğimiz budur. Bu, münferit bir olay değildir, yüzlercesinden, binlercesinden biridir ve Alanya’da 42 ailenin yaşamına, emeğine, ekmeğine, dükkânına, ekmek teknesine, iş yerine kastedilmiştir. İnsanlığa, topluma, hukuka karşı suç işlenmiştir. Bir onurlu hukukçu çıkıp bununla ilgili davada 4 kişiyi tutuklamıştır. Bu 4 kişiden ibaret değil, bu yakılan dükkânların da yakılan partimizin de el konulan, gasbedilen paraların da ve cenazesi mezarlığa gömülmesi engellenen canların da sorumlusu bu çetedir. Bu çetenin üzerine gidilmeli, Ankara’dakiler de ortaya çıkarılmalı. Türkiye’de Kürt illerinde, başkaca yerlerde buna benzer örnekler çok oluyor ve münferit diye geçiştiriliyor. Bu, münferit değil; bu bir derin devlet, bu bir çete yapılanması ve bu çete yapılanması, hukuku, emniyeti ve benzeri kuruluşları ele geçirmiş durumda. Bu ele geçirmeye karşı ne yapılması gerekiyor? Bu ele geçirmeye karşı yapılması gereken şey, tüm bu çete yapılanmaları için hukuku işletmektir. Bu Alanya’daki ailelerden özür dilenmeli, ailelerin giderleri, kayıpları, dükkânları tazmin edilmeli. Ve bu çok ciddi bir konu, bu konunun üzerine gideceğiz. Bütün belgeleri var bizde, eksik kalanları da avukat arkadaşları aradım, gönderecekler. Ne konuşulmuş, ne söylenmiş, telefonda ne söylenmiş, yurttaşı çağırıp nasıl tehdit etmişler, nasıl para istemişler, tüm kayıtlar burada mevcut ve bu kadar cesaretle, Alanya gibi bir yerde bunu yapanların münferit olabilmesi mümkün değil. Bu bir çete yapılanmasıdır, bu çete yapılanması giderek Türkiye’ye sirayet etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakikanızı daha rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Bülbül

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bu çete yapılanmasına karşı, hukukun, adaletin, yasaların gerektirdiği ehemmiyeti, gerektirdiği tutarlılığı göstermek durumundayız. Suç işleyen herkes -hani Kur’an-ı Kerim’de ayet var ya her can ölümü tadacaktır- yargılanmayı tadacaktır, her suç işleyen yargılanacaktır; bundan kaçış yoktur. Hukuk, adalet, evrensel hukuk, yasalar, bunu söylüyor ve bunu hatırlatarak bitiriyorum.

Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “İlave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                               Behiç Çelik                                              Hüseyin Örs

                                         Aksaray                                                     Mersin                                                     Trabzon

                             Muhammet Naci Cinisli                                     Ahmet Çelik                                              Ümit Beyaz

                                         Erzurum                                                    İstanbul                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ilgili kanun teklifinin 3’üncü maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ilgili maddede yapılan bu değişiklikle emeklilik hakkını elde etmiş olup tekrar yurt dışında kısmi süreli çalışmaya başlayan vatandaşların SGK aylıklarının kesilmemesi yönünde bir düzenleme yapılmaktadır. Bu maddede yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız için bir iyileştirme öngörülüyorsa da gurbetçi vatandaşlarımızın beklenti ve taleplerini tam olarak karşıladığını söyleyemeyiz.

Değerli milletvekilleri, 5510 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili Kanun kapsamında Türkiye’de bir işçi emekli olduğunda -kamu kurumları hariç- SGK emekli aylığında kesinti olmaksızın özel bir iş yerinde çalışabilmektedir. Aynı durum ne yazık ki gurbetçi vatandaşlarımız için geçerli değildir. Yurt dışında uzun yıllar çalıştıktan sonra o ülkedeki çalışma gün primlerini Türkiye’de saydıran ve eksik kalan günler için borçlanma yoluyla emekli olan gurbetçi vatandaşlarımız tekrar yurt dışında çalışmaya başlarsa emekli aylığında kesinti yapılmaktadır. Emeklilikle ilgili bütün yükümlülüklerini yerine getirerek bu hakkı elde etmiş olan vatandaşlarımızın yeniden çalışmaya başlaması kapsamında bu haklarından mahrum bırakılması yanlıştır. İlgili maddeyle, bu vatandaşlarımızın yarı zamanlı çalışmaları ve emekli aylıklarında kesinti yapılmaması yönünde bir düzenleme mevcuttur. Olumlu bulmakla birlikte eksik ve düzenlenmeye muhtaç olduğunu da belirtmek isterim. Türkiye’deki vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu nasıl savunuyor, onlara sahip çıkıyorsak gurbetteki vatandaşlarımızın da haklarına aynı şekilde sahip çıkmalıyız diyorum.

Değerli milletvekilleri, vatandaşın gündemi ile Meclisin gündemi aynı mıdır? Biraz onun üzerinde söz alıp konuşmak istedim. Vatandaşın gündemi ile Meclisin gündemi aynı olmalıdır fakat iktidarın getirmiş olduğu bu torba yasa maddelerine baktığımızda memleketi idare edenlerin gündemi ile vatandaşın gündeminin farklı olduğunu görmekteyiz.

Bakın, ben sizlere bir şey söylemek istiyorum: Eğer siyasetçi vatandaşın gündemini konuşamıyorsa bir sıkıntısı vardır, ondan dolayı konuşamıyordur. Bu pandemi sürecinde vatandaşın sırtındaki yük iyice ağırlaşmış, ay sonu gelmez olmuş, mutfakta tencere kaynamaz olmuş; esnaf, köylü, işçi perişan olmuş. 1 dolar bugün 6 lira 85 kuruş olmuş. 2005 yılında 35 lira olan çeyrek altın bugün 623 TL olmuş. Yani cebimizdeki para kuş olmuş uçmuş, işsizlik almış başını gitmiş, hazine boşalmış; kara günde, zor günde merhem olsun diye saklanması gereken ihtiyat akçesi yok olmuş, İşsizlik Fonu tükenmiş. Bu coronalı günlerde “ekonomik destek paketi” diye de vatandaşa “Git bankadan becerebiliyorsan kredi al.” denmiş.

Bakın, nisan ayında 920 bin kişi ihtiyaç kredisi kullanmış, bireysel kredilerin miktarı 664 milyar lirayı geçmiş, 38 bin vatandaşımız bu dönemde ilk defa kredi kartıyla tanışmış. Yani vatandaş borcunu ödemek için yeniden borçlanmış borçlanmış.

Şimdi buradan soruyorum: Borcunu aldığı krediyle ödeyen vatandaş kredisini ödeme zamanı geldiğinde ne yapacak, taksitini nasıl ödeyecek? Ülke bu durumdayken ülkeyi idare edenler sizce ekonomi konuşmak isterler mi, kalkınma konuşmak isterler mi; işsizlikten, istihdamdan konuşmak isterler mi, üretimden konuşmak isterler mi, emeklilikte yaşa takılanları konuşmak isterler mi, 3600 ek göstergeyi konuşmak isterler mi; atanamayan öğretmeni, 400 bin civarındaki iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunu genç işsizimizi konuşmak isterler mi? Tabii ki konuşmazlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Örs.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Teşekkür ederim.

Unutmayalım, aklımızda bulunsun, vatandaşın derdini konuşamayan, oluşturmaya çalıştığı algılar üzerinden ve troller vasıtasıyla farklı gündem yaratıp onu konuşmak zorunda olur. Bizim, aslında üniversiteyi bitirip iş bulamayan, iş arayan milyonlarca gencimizi konuşmamız lazım. Kirasını ödeyemeyen esnafımızı konuşmamız lazım. Çiftçimizi, üreticimizi konuşmamız lazım. Emekliyi, dulu, yetimi konuşmamız lazım. Enflasyon altında ezilen dar gelirliyi konuşmamız lazım. Meclisimizin gündemi de bu olması lazım diyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde 2’si aynı mahiyette olmak üzere 4 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Buyurun okuyun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                               Garo Paylan                                          Ali Kenanoğlu

                                         İstanbul                                                   Diyarbakır                                                  İstanbul

                                     Zeynel Özen                                             Kemal Peköz                                              Tuma Çelik

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

Aynı mahiyetteki ikinci önergenin imza sahipleri:

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                               Cavit Arı

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Antalya

                                   Faruk Sarıaslan                                             Kani Beko                              Emine Gülizar Emecan

                                        Nevşehir                                                      İzmir                                                       İstanbul

                                Neslihan Hancıoğlu                                                                                                     Bülent Kuşoğlu

                                         Samsun                                                                                                                      Ankara

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Komisyon Başkanı diyor ki: “Katılamıyoruz.” Bir baskı mı var? Yani, ya “Katılmıyoruz.” ya “Katılıyoruz.” desin. “Katılamıyoruz.” demek sanki bir baskı olduğunu hissettiriyor. Biz o baskıları kaldırırız.

BAŞKAN – Nezaketten öyle söylüyor.

Buyurun Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, derin bir ekonomik krizin içindeydik, coronavirüs kriziyle birlikte ekonomik kriz daha da derinleşti. Milyonlarca vatandaşımız işsiz, aşsız kaldı.

Coronavirüs krizi başlar başlamaz Mecliste dedik ki: “Gelin, bütün vatandaşlarımızı güvence altına alacak bir ekonomik programı çalışalım ve Meclis, bütün vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarını güvence altına alacak yasal değişiklikler yapsın.” “Hayır.” dediler. Neden? Çünkü “Recep Tayyip Erdoğan bilir, bir de onun damadı bilir.” dediler.

Peki, arkadaşlar, bu coronavirüs sırasında tedbir olarak ne çıktı? Bir kolonya gördü bazı vatandaşlarımız, bir de ne dedi Tayyip Bey? “Bizde para bitti, size IBAN numarası gönderiyorum, bana para gönderin.” dedi.

Bakın, dünya ülkeleri, demokratik ülkeler vatandaşlarının işini, aşını güvence altına almışken, onların hesabına para yatırırken biz IBAN numarası verdik, vatandaştan para istedik.

Değerli arkadaşlar, bakın, vatandaşlarımız böyle bir güvencesizlikle karşı karşıya bırakıldı. Şimdi, geldik, bakın, Meclis açıldı. Ne diyor Recep Tayyip Erdoğan? Bir ferman göndermiş, diyor ki: “Kamu bankalarına para aktaracağız.” Niye? Efendim, kamu bankaları kredi veriyorlar. Versinler, güzel, biz de versinler diyoruz ama önce vatandaşımızı gelirle buluşturmamız lazım.

Bakın, kamu bankalarına para aktarılıyor, Merkez Bankası parayı basıyor, kamu bankalarına aktarıyor. Kamu bankaları, çoğunlukla denetimden uzak bir şekilde, atadığınız güreşçiler, RTÜK başkanları aracılığıyla gelen talimatlarla yandaşlara krediler veriyor. Her türlü şeffaflıktan ve denetimden uzak bir şekilde bunu yapıyor.

Biz diyoruz ki: “Elbette, kaynak aktarılmalı ama bu gelir olarak aktarılmalı, borç olarak değil ve yandaşlara aktarılmamalı. Bir denetimle aktarılmalı.” Peki, arkadaşlar, ben buradan soruyorum. Niye kamu bankalarında para bitti, neden bitti? Çünkü yandaşlara milyarlarca dolar aktardınız. Demirören -Doğan Holding- Hürriyet gazetesini, Kanal D’yi alsın diye milyar dolar aktardınız, hortumladınız kamu bankalarını. 5 yandaş müteahhide milyarlarca doları kamu bankalarından hortumlattınız arkadaşlar. O yüzden para bitti. Bu coronavirüs günlerinde de milyarlarca lira kamu bankalarından hortumlandı arkadaşlar. Şimdi, ne diyor? “Para bitti.” diyor. Tabii biter. Bu yandaş düzenine, bu soygun düzenine, bu sıcağa kar mı dayanır? Dayanmaz arkadaşlar. Şimdi ne diyor: “22 milyar lira daha aktaracağız.” 22 milyar lira çok da büyük bir para değil arkadaşlar ama Türkiye’deki yoklukta büyük para.

Bakın, Japonya’dan örnek vereyim: Japonya bütün vatandaşlarını güvence altına almak için 300 milyar dolarlık ek bütçeyi bütün siyasi partilerin mutabakatıyla çıkardı arkadaşlar, biliyor musunuz? Meclisten çıkardı. Niye? Orası demokratik bir ülke. Bütün siyasi partiler, demokratik bir şekilde ek bütçe çıkardılar, 300 milyar dolarlık ek bütçe ve bütün vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını güvence altına aldılar. 22 milyar lira 3 milyar dolar yapar arkadaşlar, 3 milyar dolar ama yoklukta o da büyük paradır. Kamu kaynakları, yetimin hakkı bu anlamda kamu bankalarına aktarılmakta, oradan da yolsuzluk çarkına aktarılmaktadır.

Bakın, sizi uyarıyorum buradan: 2018 yılında da kamu kaynaklarını yandaşlara aktardınız. “Kredi Garanti Fonu” adı altında 100 milyarlarca lira yandaşlara aktarıldı. Sonra ne oldu? Döviz kuru 7 liraya çıktı, faizler yükseldi, enflasyon yükseldi, büyük bir faiz-döviz-enflasyon sarmalına girdik.

Şimdi de Merkez Bankasından yıl başından bugüne kadar 180 milyar lira para basıldı arkadaşlar, 180 milyar lira. Nereye gitti bu para? Vatandaş gördü mü? Hayır. Yandaşlara gitti kamu bankaları üzerinden 180 milyar lira. Peki, bu parayı basıyorsunuz, zannediyor musunuz ki bu parayı bastığınızda hiçbir sonucu olmayacak? Hani siz bünyeye istediğiniz kadar kortizonu verin, bunun sonucu ne olur, biliyor musunuz? Piyasaya 180 milyar lira karşılıksız para veriyorsun, bunun karşılığında herhangi bir döviz kaynağın yok, uluslararası itibarın yok, CDS primin 500’e çıkmış, dışarıdan borç bulamıyorsun. Sonra ne olur arkadaşlar? Geçici bir rahatlama olabilir. Pandemide ikinci dalga şimdilik yok. Dünyada bol para var diye geçici bir rahatlama olabilir ama bunun sonucunda yan etkileri olur. 180 milyarlık parasal genişlemeyi 200 milyara, 300 milyara çıkarabilirsin; para elinizde, Merkez Bankası elinizde ama arkadaşlar, bunun sonucunda, emin olun, yeniden enflasyon patlar, yeniden faizler yükselir ve yeniden dolar yükselir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Uçacağız, uçacağız!

GARO PAYLAN (Devamla) – Peki, bunun bedelini kim öder? Yandaşlar mı öder saray mı öder? Değil, vatandaşımız öder. Her ekonomik krizin, sizin yarattığınız ekonomik krizin bedelini vatandaşlarımız ödemiştir. Sizleri bu yoldan vazgeçmeye çağırıyorum arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

GARO PAYLAN (Devamla) – Niye özel sektör bankaları kredi vermiyor arkadaşlar? Bakın, onları sopayla kredi vermeye çağırıyorsunuz. Niye vermiyor? Çünkü piyasaya güvenmiyor, sizlere güvenmiyor, yandaşlara kredi aktarmıyor, ekonomik düzene güvenmiyor. Ama siz onlara zorla kredi verdirmeye çalışıyorsunuz, “Vermezsen de Hazineye borç ver.” diyorsunuz. Ya, arkadaşlar, ayakkabıcı bir insan, esnafa güveniyorsa niye borçla ayakkabısını satmasın? Satar değil mi piyasaya güveniyorsa, esnafa güveniyorsa ama güvenmiyorsa satmaz. Banka da böyledir, eğer ki piyasaya güveniyorsa satar ama özel sektör bankaları kredi vermiyor. Kamu bankalarına da para basarak yandaşlara kredi verdiriyorsunuz.

Arkadaşlar, bunun sonu büyük krizdir. 90’lı yıllarda da bu işi yaptınız. 90’lı yıllarda kamu bankaları yandaşlara kredi aktardı, sonu 2001 büyük ekonomik buhranı oldu. Şimdi de böyle bir yanlış yoldasınız, bu yoldan behemehâl dönün, bunun bedelini vatandaşlarımıza ödetmeyin.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Özlem Hanım.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın hatip konuşmasına başladığında… Biliyorum yani burada konuşulurken hacminden öte, abartarak konuşmak âdettir fakat bunun da bir boyutu var diye düşünüyorum.

Şu “Bizde para bitti.” ifadesini düzeltmek istiyorum. Böyle bir ifade hiçbir zaman söylenmemiştir ne Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ne de ilgili bakanlar ve milletvekilleri tarafından. Yardım kampanyasıyla bunun hiçbir alakası yok. Yani, Türkiye Cumhuriyeti, kendi elindeki imkânlarıyla doğru orantılı olarak, hatta belki onun da üstünde yardımlar yaparak bu zor günlerden geçmekle alakalı çok önemli işler yaptı şu ana kadar. Ama bu arada da “Biz Bize Yeteriz” adlı bir kampanyayla daha fazla ihtiyaç sahibi olanlarla ilgili olarak bir yardım kampanyası düzenledi. Bunu daha evvel biz depremde yaptık, 15 Temmuzdan sonra yaptık. Bu çok tabiidir, bizim hep yapageldiğimiz bir şeydir millet olarak. Bu manada bunları doğru ifade etmek lazım.

Tabii, kredilerden bahsediyorsunuz. Kredilerin boyutlarına bakarsanız, bunun önceliğinin de küçük ölçekli esnaf olduğunu göreceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Tabii, biz -ben kendi illerimizde görüyorum- bize ulaşan bütün vatandaşlarımıza bu konuda yardımcı olmak için çok özel gayret sarf ettik. Ben, bütün milletvekili arkadaşlarımızın da aynı gayret içerisinde olduğunu görüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

38.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yani, doğrusu genel olarak ekonomik krize dair hatibimiz çok ayrıntılı ve değerli değerlendirmeler yaptı. Sayın Grup Başkan Vekili de bakış açısını ortaya koydu. Ama şöyle bir hatırlatma yapmak istiyorum: Bankaların başarılarından sıkça söz edildi, önergede de söz edildi ama şu rakamı paylaşmak isterim; 2020 yılı için kamu bankalarının toplam görev zararları ocak-mayıs dönemlerinde yüzde 47,5 artışla 2,7 milyar liraya çıktı ve bu görev zararlarının en büyük sebebi yandaşlara aktarılan kaynaklar. Hatibimiz de bunu çok ayrıntılı bir şekilde ifade etmişti.

Şimdi, yani, öyle bir hâle geldik ki İstiklal Marşı okutmakla bankacılık bağını kurmaya çalışıyorlar ve özellikle iktidar partisi her yanlış yaptığında İstiklal Marşı ya da vatan sevgisini ortaya atıyor. Bunun bankacılıkla, zararla, ekonomik krizle, vatandaşın sıkıntılarıyla hiçbir ilgisi yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ülke sevgisini yandaş bir güreşçiyle ölçmek kabul edilemez gerçekten. Jean Jacques Rousseau şöyle demişti zamanında: “Zenginlerin menfaati neresiyse vatanları orasıdır.” Evet, zenginler, vatanı hırsızlık yapabildikleri yerler olarak görür. AKP, zenginleşmiş devletin kurumlarını arpalık olarak kullanıyor. Hiçbir vasfı olmayan maalesef bir güreşçi için de vatan sevgisini dile getiriyorlarsa bazı hırsızlıkları örtüyorlar anlamına gelir. Yani bunun da kayıtlara girmesi gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özlem Hanım, buyurun.

39.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, şöyle bir durum var şimdi: Hatip çıkıyor, önerge var, kanun teklifimiz var bizim, bize söz söylüyor. Ben hatibe cevap veriyorum. Ayrıca gene şimdi siz tekrar konuştuğunuzda bir cevap hakkı daha doğuyor. Yani ben bunu anlamakta zorlanıyorum. Hatibin söylediğine eğer ben Grup Başkan Vekili olarak cevap vermeyeceksem bu süreç nasıl ilerleyecek?

Şimdi, daha ağır bir tartışmaya geliyoruz. Vatan… Bu nasıl bir ifadedir yani “Soygunculuk yapmaya imkân verilen yere vatan denir.” Bilmiyorum, Jean Jacques Rousseau böyle bir şey söylemiş olabilir mi? İnanamıyorum böyle bir şeye ve biz bunu reddediyoruz, bu nasıl bir ifadedir anlamıyorum yani. Eğer sizin vatan algınız böyleyse bilemiyorum. Bizim vatan algımız böyle değil; biz vatan için kanını, canını, her şeyini veren insanlarız yani biz vatanı böyle tanımlıyoruz. Bu kadar basittir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sıra sayısı 217 olan Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerinde söz aldım.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni dönemde kanun yapma tekniğiyle ilgili olarak sıkıntılar yaşıyoruz, bazı garabetler yaşıyoruz. Bu da yaşadığımız bu garabetler konusunda cuk oturan bir örnek maalesef tabii ki. Bu maddeyle yıl başında çıkardığımız bütçe kanununda değişiklik yapıyoruz, yıl başında buradan çıkan bütçe kanununda değişiklik yapıyoruz bu maddeyle. Bütçe kanununun 12’nci maddesinde bir değişiklik yapıyoruz, borçlanma yetkisi veriyoruz iktidara, Hükûmete. Şimdi, böyle bir dönemde, pandeminin olduğu bir dönemde borçlanmanın olması normal, yürütme erkinin masrafları artacaktır tabii ki, harcamaları artacaktır. Gelir biliyoruz, vergi gelirleri olan kısıtlanıyor, dolayısıyla ihtiyaç var, borçlanmada artış olması lazım. İktidarın da Hükûmetin de borçlarında bir artış olacaktır, belediye borçlarında da bir artış olacaktır; bunlar, normal. Ancak sorun, bunun yönteminde. Yöntemiyle ilgili sıkıntı var değerli arkadaşlar, burada çok değerli hukukçular var, devletteki usulü, erkânı bilen arkadaşlarımız var.

Şimdi, bütçe kanunuyla ilgili bir değişiklik yapıyoruz. Anayasa’mıza göre, bu dönem çıkan Anayasa’mıza göre diyor ki: “Bütçe kanunu özel bir kanundur; sadece Cumhurbaşkanı tarafından teklif edilebilir.” Sadece Cumhurbaşkanı tarafından teklif edilebilen kanun, bütçe kanunudur; diğer bütün kanunlar, milletvekilleri tarafından teklif edilir.

Şimdi, burada yılbaşında çıkan 2020 bütçesiyle ilgili değişiklik yapıyoruz; bunun teklifini, çok değerli arkadaşlarım var, imza sahibi olanlar, onlar yapıyorlar. Peki, bütçe kanununda değişiklik yapıyorsanız bütçe kanununun usulüne neden uymuyorsunuz, böyle bir garabet olur mu? (CHP sıralarından alkışlar) Bütçe kanununun usulü, erkânı neyse o usulle yapılması lazım. Bu, Anayasa’ya aykırıdır, bariz bir şekilde aykırıdır.

Biraz önce söylediğim gibi 2020 bütçesinin 12’nci maddesinde değişiklik yapıyoruz, bu değişikliği yapıyorsak aynı usulde yapmamız gerekirdi bir kere, böyle bir yanlışlık var.

İkincisi, biz bütçe kanununu yaparken neyi konuşuyoruz? Ekonominin durumunu konuşuyoruz, devletin durumunu konuşuyoruz; İç, dış borçları konuşuyoruz; dış politikayı konuşuyoruz, her şeyi masaya yatırıyoruz. Ona göre bütçe kanununu yapıyoruz. Burada öyle bir şey söz konusu değil. Burada bize bunlarla ilgili bilgi verecek hiç kimse yok. Ne Komisyonda ne de burada, ülkenin durumuyla ilgili bilgi verecek hiç kimse yok, bir diğer garabet de burada. Diyeceksiniz ki: “Ya sonuçta kanun çıkıyor, öyle de olsa, böyle de olsa kanun çıkıyor, ne fark eder?” Çok şey fark eder değerli arkadaşlarım. Şimdi, bu işlerde esas olan güvendir, itibardır, siz usule, esasa uymazsanız güven yitirirsiniz, itibar yitirirsiniz, ondan sonra da borç alamazsınız ya da aldığınız borcun faizi çok fazla olur; sıkıntı burada. Yoksa borçlanın, böyle bir dönemde borçlanmak gerekir, biz de bunun farkındayız ama bunun usulünü doğru koyacaksınız, doğru borçlanacaksınız, gerekçelerini anlatacaksınız, “Evet, biz yılbaşında geldik böyle bir kanun çıkardık, o zaman yüzde 3 öngörmüştük, şimdi yüzde 5’e çıkarıyoruz, bunun da gerekçesi budur, şu kadar ihtiyacımız var.” diyeceksiniz.

Ha, şimdi, şöyle bir eksiklik de var: Diyelim ki görüştüğümüz bu kanun, Cumhurbaşkanı tarafından teklif edilseydi, kim gelip bilgi verecekti? Atanmış birileri gelip bilgi verecekti, bürokratlar. Burada seçilmiş değerli milletvekilleri var, bazıları bakanlık yapmış geçmişte. Siyasi iradeye sahiplerdi, bakanlıklarıyla ilgili iş ve esaslar konusunda sorumluluk sahibiydiler Anayasa’ya göre. Onlar gelip siyasi sorumluluğu alıp bilgi verebiliyorlardı. Şimdi, atanmış bakanlar gelip de o siyasi sorumluluğu da alamayacaklardı, bilgi de veremeyeceklerdi, bir de böyle bir garabet var, böyle bir sıkıntı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayınız.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan, hemen toparlıyorum.

Yani 2020 bütçesiyle ilgili bir borçlanma yetkisi ama baştan aşağı usulsüz, yanlış bir şekilde getiriliyor, Anayasa’ya aykırı olduğu çok bariz bir şekilde getiriliyor. Bu yanlışın giderilmesi lazım, bir daha böyle bir usulde bulunulmaması lazım. Zaten biz muhtemelen Anayasa Mahkemesine gideceğiz, bu yanlıştan dönülecektir ama bu yanlışın devam ettirilmemesi gerekir değerli arkadaşlarım.

Bakın, bu sene 162 milyar 818 milyon lira net, nakit borçlanma yapılmış. Normalde yapılması gereken borç 139 milyar lira, artı yüzde 5, yüzde 5 yani 150 milyar lirayı geçmemesi gerekiyordu, 162 milyar 818 milyon lira olmuş, borçlanma limiti aşılmış. Bunun için de ek borçlanmaya gidilmesi, kanun çıkması gerekiyor. Bunlarla ilgili, iktidara mensup arkadaşlarımızın gereğini yapması lazım, Anayasa’ya uygun bir şekilde bunları getirmeleri lazım.

Hepinize bu vesileyle saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Özlem Hanım, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, şimdi, tabii, hukukta farklı görüşler ve ekoller var. Ben sayın hatibin Anayasa’ya aykırılık iddiasını bir manada saygıyla karşılıyorum. Zaten Anayasa Mahkemesine gideceklerini söylediler. Muhakkak Anayasa Mahkemesi karar verecektir fakat tabii, ben bu ifadeyi doğru bulmadığımı söylemek istiyorum.

Anayasa’ya aykırılık iddiasını kabul ettiğinizde şöyle bir şey ortaya çıkıyor: Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisi, mali yükümlülük doğuran hiçbir şeyi yapamayacak hâle geliyor. Biz bugün, burada, bulunduğumuz yerde, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak yeni bir idare oluşturamayacağız o zaman. Geçtiğimiz hafta bekçilerle alakalı bir düzenleme yaptık, onların da maaşları, işte, yeni oluşan yapı gereğince bütçeye ek bir yükümlülük getiriyor. Böyle bakıldığı zaman biz bunu yapamayacak gibi görünüyoruz, bu yorumu eğer doğru olarak kabul edecek olursak.

Şunu da ifade etmek isterim: Şimdi, evet, bütçeyi yürütme getirecek yani daha doğrusu Cumhurbaşkanlığı getirecek bu teklifi, kanun teklifini fakat biz bunu olduğu gibi kabul etmek durumunda değiliz; değiştirebiliriz, ilave yapabiliriz, çıkarabiliriz. Yani, hâl böyle olunca sanki Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu konuya dair, mali yükümlülüklere dair hiçbir hakkı yokmuş gibi bir anlam ortaya çıkıyor.

Muhalefetteki arkadaşlarımız, Anayasa Mahkemesine giderler fakat ben neticenin -şahsi kanaatim- bizim savunduğumuz tez üzerine olacağı kanaatindeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yaptığımız işin, ortaya koyduğumuz teklifin Anayasa’ya uygun olduğu kanaatindeyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın hatibin yaptığı konuşmayı Sayın Grup Başkan Vekili, amacının dışında bir şekilde ifade ederek hatibin konuşmasını kendi bütünlüğü içerisinden çıkarmıştır. Bu yüzden, Sayın Bülent Kuşoğlu’na 60’a göre yerinden söz vermenizi rica ediyorum efendim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben bir yerden çıkarmadım ama cevap olabilir. Ben söylenenlere cevabımı söyledim. Sayın Kuşoğlu zaten cevap…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kuşoğlu.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Kimse konuşmasın, hep siz konuşun o zaman.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Lütfen, ben bir şey söylemiyorum yani bir yerden çıkarmadım; tezler var, farklı tezler, kendi tezimizi söylüyorum.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Her şeye cevap vermek zorunda değilsiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Lütfen laf söylemeyin yani. Ben ne söyleyeceğimi gayet iyi biliyorum ve Bülent Bey’e de zaten söyledim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kuşoğlu.

41.- Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Evet, Sayın Başkan teşekkür ederim.

Sayın Grup Başkan Vekilinin söylediği şekilde tabii ki bu Meclisin iradesi olmalıdır, olmak durumundadır, Türkiye Büyük Millet Meclisi burası, Parlamento. Ama şöyle: Anayasa’mızın 87’nci maddesi çok açık, burada kanun tekliflerinin milletvekillerince yapılabileceği çok açık bir şekilde ifade ediliyor ancak sadece bütçe kanununun Cumhurbaşkanı tarafından teklif edilebileceği yazıyor, çok açık. Dolayısıyla bütçe kanunu üzerindeki değişikliklerin de aynı yönteme tabi olması gerektiği çok izahtan varestedir. Dolayısıyla da Anayasa’ya aykırılık çok net bir şekilde ortadadır Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım. Sadece bunu ifade ettik, bunu anlatmaya çalıştık.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ederim.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum:

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifinin 4’üncü maddesiyle 28/03/2002 tarihli 4749 sayılı Kanuna eklenen geçici madde 32’nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Geçici Madde 32- 21/12/2019 tarihli ve 7197 sayılı 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun 12’nci maddesinin (2)’nci fıkrası uyarınca belirlenen mali yıl içerisinde ikrazen ihraç edilecek özel tertip devlet iç borçlanma senetlerinin limiti, 2020 yılı için 7197 sayılı Kanunun 1’inci maddesinin (a) bendiyle belirlenen başlangıç ödeneklerinin yüzde 5’ine kadar tatbik edilir.”

                                  Ayşe Sibel Ersoy                                       Cemal Enginyurt                                    Mustafa Kalaycı

                                           Adana                                                       Ordu                                                        Konya

                                 İsmail Faruk Aksu                                  Abdurrahman Başkan                                 Muharrem Varlı

                                         İstanbul                                                     Antalya                                                      Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (MHP sıralarından alkışlar)

AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel salgın ve yarattığı belirsizliğin küresel bakış açımızı değiştirdiği, hepimiz için bilinen bir gerçek hâline geldi. Artık, içinde yaşadığımız dünyaya, hayata, hatta kendimize, kendi hayatımıza daha farklı bakma zorunluluğu içindeyiz. Pandemi sürecinin devam etmesi, ne yazık ki öngörüyü de zorlaştırmaktadır. Coronavirüs etkilerini farklı disiplin ve farklı bakış açılarıyla ele almak gerekmektedir çünkü pandemi sırasında atılan adımlar, pandemi sonrası dönemi şekillendirmekte kilit rol oynayacaktır. Yeni bir dünya düzeninin kurulmasında güçlü devlet olmanın önemi açıktır ancak bir milletin gücünü diğer devletlerin başarısızlığı değil, ülke içinde ortaya koyduğu başarısı oluşturmaktadır.

Kendi kendine yetebilmenin ilk şartı, tarımsal açıdan kendi kendine yetebilmektir. Gelinen bu noktada, tarımsal üretimin artırılması mutlak zorunluluktur. Bu durum, bizim ülkemiz için bir fırsattır, bu fırsatı lehimize çevirerek el birliğiyle üretimi artırmalıyız. Tüm bunların ışığında, millî ekonominin en önemli ayağı olan tarımda iyi bir yerde bulunan ülkelerin yolunun çok açık olacağı da kesindir. Şunu önemle belirtmek istiyorum ki su, hem gıda güvenliği hem de sağlık hizmetleri açısından büyük bir öneme sahiptir. Yapılan bilimsel araştırmalarda, iklim değişiklikleri nedeniyle Doğu Akdeniz havzasında yaşanabileceği belirtilen kuraklık ve susuzluk tehlikesine karşı şimdiden gerekli önlemleri alarak topraklarımızın verimliliğini korumalıyız. Ülkemiz, tarım konusunda kendi kendine fazlasıyla yetebilecek konumda olmasına karşın, tabii ki birçok yapısal reform ve değişikliğe ihtiyaç duymaktadır. Piyasanın tarım alanında yeni döneme uyum sağlamasının önemi düşünüldüğünde, ilk olarak bu sektörde yapılacak değişikliklere öncelik verilmelidir.

Adana ilimizin ülkemizin narenciye üretimindeki yeri de hepimizce malumdur. Ülke ekonomisine yaptığı tarımsal ihracatla katma değeri yüksek bir ilimizdir. Geçtiğimiz günlerde yaşanan poyraz sonrasında çöl sıcağı ve kuvvetli fırtına, meyvelerin tamamına yakınını yerle bir ederek işçimizi perişan etmiştir. Bu yıl Adana’da narenciye hasadı yapılmayacağı gibi gelecek yılın hasadı da tehlike altındadır. Yaşanan afet sebebiyle mağdur olan çiftçilerimiz, borçlarını ödeyemeyecek ve boş kalan bahçelerinin gelecek seneye hazırlığı için bakımlarını yapamayacaktır. Bu durum, bahçelerdeki hastalıkların başlamasına sebep olacak ve bakımı yapılmayan bahçelerden bir sonraki yıl da ürün alınamayacaktır.

Çiftçilerimizin, her yıl ürünleri için Ziraat Bankasından kullandıkları sübvansiyonlu kredi tutarı kadarına TARSİM poliçesi yaptırma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu sebeple de rüzgârın hızını önemsemeyen TARSİM, poyrazı afet kapsamına almamaktadır. Yaşanan felaketle çiftçimiz mağdur olmuştur. TARSİM’in yeni ve eski sorulara ve sorunlara eski cevaplar vermeyi bırakması ve yeni cevaplar vererek, poliçedeki klozları genişleterek, mağduriyete neden olan konularda ödeme yapması gerekmektedir. Başta tarım gibi hayati sektörler olmak üzere tüm sektörlerde yüksek dayanışma ruhu içinde bulunmamız gerekmektedir.

Çiftçilerimizin mayıs ve haziran aylarında vadesi gelecek Ziraat Bankası ve Tarım ve Kredi Kooperatiflerine olan Hazine destekli kredi geri ödemeleri faizsiz olarak altı ay ertelenmiş bulunmaktadır. Fakat, bu ertelemenin süresinin bir ila iki yıl olacak şekilde düzenlenmesi, çiftçilerimizin ödemelerinin daha kolay olmasını ve bir sonraki ekim döneminde daha rahat etmelerini sağlamış olacaktır. Ülkemizin karşısına çıkan, üretim ve insan kaynağı gücüne dayanan fırsatları iyi değerlendirmemiz gerekmektedir.

Konuşmama son verirken Kuzey Irak’ın Haftanin bölgesinde düzenlenen Pençe-Kaplanı Harekâtı’na katılan kahraman Mehmetçik’imize ve şanlı ordumuza zaferler diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                              Ahmet Çelik                                         Ayhan Altıntaş

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                     Ankara

                                 Zeki Hakan Sıdalı                                          Ümit Beyaz                             Muhammet Naci Cinisli

                                          Mersin                                                     İstanbul                                                    Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 217 sıra sayılı Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle, kanun teklifi sahipleri, 2020 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda verilen ek borçlanma limitini yüzde 3’ten yüzde 5’e çıkarmayı hedeflemektedir. Öncelikle, bahsi geçen bu teklif maddesini Anayasa'mıza uygunluk açışından değerlendirmek istiyorum. Bu teklif, konunun uzmanı vekillerimizin de şerhlerde belirttiği gibi usulen uygun değildir. Bu teklif, Cumhurbaşkanı tarafından ek bütçe talebiyle iletilmeliydi. Çünkü Anayasa'mıza göre, bütçeyle ilgili kanun teklifleri bizzat Cumhurbaşkanı tarafından, diğer kanun teklifleri ise Meclis üyelerince Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur.

Tabii, yine, teklifin 4749 sayılı Kanun’a geçici madde ekleyerek yapılması öngörülüyor. Fakat bu değişiklik, bütçe kanununun 12’nci maddesi (2)’nci fıkrasını da etkilemekte ve orada da değişiklik yapmaktadır. Bu nedenle Cumhurbaşkanınca teklifi gerekmektedir.

Sayın Grup Başkan Vekilimiz Özlem Hanım’la bu konuda farklı düşünüyoruz, onu da belirtmek isterim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kanunu tekrar hatırlatırım. Birinci cümlesini okursanız…

AYHAN ALTINTAŞ (Devamla) – Maddenin muhteviyatına bakacak olursak, dediğimiz gibi, ek borçlanma limiti yüzde 3’ten yüzde 5’e çıkarılıyor. Yani sayısal olarak söyleyecek olursak, 32 milyar lira olan limit, 21 milyar lira daha artırılarak 54 milyar liraya çıkarılmak isteniyor. Bu teklife gerekçe olarak Covid salgını gösterilmekte.

Tabii ki bu salgın, tüm dünyayı ve hemen hemen tüm devletlerin ekonomilerini olumsuz etkilemiştir, bu yüzden bu tarz tedbirler anlayışla karşılanabilir. 2020 bütçesinde öngörülen 140 milyar liralık borçlanma yetkisinin 119 milyar liralık kısmının Nisan 2020 sonuna kadar kullanıldığı görülmektedir. Hâlbuki, nisan ayında corona etkisi henüz yeni başlamıştı. Demek ki sorunun kaynağı, corona etkisi değildir, ekonominin yönetilemez hâle gelmesi ve esas olarak bir borç yönetimine dönüşmesidir. Tekliften anlaşılıyor ki önceki yüzde 3’lük borçlanma yetkisi kullanılmış, bu da yetmemiş, şimdi yüzde 5’e çıkarılması öngörülüyor. Sorulması gereken, bu borçların nerede kullanıldığıdır; vatandaş, çiftçi, köylü, esnaf rahatlamış mıdır? Esnafa ve çalışana üç ay ödemesiz krediler verdiniz ama üç ay bitince iş yapamayan esnaf bunları nasıl geri ödeyecek? Ayrıca, esnafın pek çoğu, kefil ve teminat bulamayıp bu krediyi de alamadı. Açıkladığınız desteklerden sadece 5 milyar lirası, yoksullara hibe olarak verildi; gerisi, iktidara yakın müteahhitlere ve savurgan harcamalara gitmiş görünüyor. Yönetim kurulu üyelikleri dağıtılarak 3-4 maaş ödemek için de para lazım elbette.

Değerli milletvekilleri, en son TÜİK işsizlik rakamlarını açıkladı. İşsizlik geçen senenin aynı dönemine göre 573 bin kişi azalmış görünüyor. İlginç tarafı, istihdam da 1 milyon 622 bin kişi azalmış. Yani istihdam oranı da 3,4 puan azalarak yüzde 42 olmuş. İşsizlik hesaplanırken maalesef işi olmayanlar değil, son üç ay içerisinde iş arayanlar sayılıyor. Yani artık ümidini kaybeden, iş bulamayacağını düşünen işsiz vatandaşlarımızla, kısa dönemli çalıştığı için iş arayamayanlar bu istatistik içinde değerlendirilmiyor. Bu da işi olmayan vatandaşlarımızın sayısının sadece TÜİK’in rakamıyla sınırlı kalmadığını göstermektedir. Kısacası, TÜİK, “üzmeyen istatistikler” vermeye son hızla devam ediyor. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik gerilemede corona pandemisinin etkisi vardır ama asıl neden bu değildir. Mesele, ekonominin doğru yönetilmemesidir. Pandemiden önce de ülkenin tüm kaynaklarını, Merkez Bankası yedek akçelerini, İşsizlik Sigortası Fonu’nu dibine kadar kullanıp bitirmiştiniz. Kamu bankalarını zorlayarak krediler açtınız, bankaların mali dengelerini bozdunuz. Şimdi, bu maddeyle bu bankaların bilançolarını düzeltmeye çalışıyorsunuz. Şu anda tüm amacınız, ekonomi gemisini birkaç ay daha yüzdürebilmek. Ekonomiyi doğru yönetebilseydiniz, işi liyakate göre vermiş olsaydınız belki yine ekonomik sorunlar yaşanacaktı ama bu ekonomik sorunları vatandaşı korurken yaşayacaktık.

Bu maddeye destek vermeyeceğimizi belirtir, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz alabilir miyim lütfen.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

42.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Cumhurbaşkanının mensup olduğu parti ile Parlamento çoğunluğunu oluşturan partilerin farklı olması hâlinde Parlamento çoğunluğunun Cumhurbaşkanından teklif gelmediği hâlde onun borçlanma ya da harcama yetkisini azaltabileceğine ve bunun da yanlış bir sonuca yol açacağına ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce oylamasını yaptığınız maddeyle ilgili ben de teknik bir açıklama yapmak isterim, aynı açıklamayı maddenin Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında da yapmıştım. Bütün demokrasilerde yürütme organının bir yılda yapacağı harcamaların miktarına ve bu harcamaların yapılabilmesi için halktan toplanacak olan vergilere, yapılacak borçlanmanın miktarına halkın temsilcilerinden oluşan parlamentolar karar verir. Parlamentolar, bu kararını bütçe kanunlarıyla alır, bütçe kanunlarıyla yürütme organına vergilerin toplanması konusunda izin, harcamaların ve borçlanmanın yapılması konusunda da yetki verilir. Bu nedenle başkanlık sistemlerinde bütçe kanun tekliflerini cumhurbaşkanı veya başkan teklif eder; bu, onundur. Elbette ki o teklif üzerinde parlamento her türlü tasarrufta bulunabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – 2020 bütçesinin 12’nci maddesiyle ikrazen borçlanma konusunda Cumhurbaşkanının Türkiye Büyük Millet Meclisinden almış olduğu yetki, Cumhurbaşkanının teklifi olmaksızın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değiştirilir ise Cumhurbaşkanının yetkisine tecavüz edilmiş olur; bu yetki Cumhurbaşkanındır. “Efendim, nasıl olsa Cumhurbaşkanı da bu teklifi yapabilirdi.” derseniz bu, şuraya gider: Yarın Cumhurbaşkanının mensup olduğu parti ile Parlamento çoğunluğunu oluşturan partiler farklı olabilir. Parlamento çoğunluğu, Cumhurbaşkanından bir teklif gelmediği hâlde onun borçlanma yetkisini, vergi toplama yetkisini -gerçi o, Anayasa’ya aykırı olur, onu ihmal ediyorum, Genel Kurulda vergilerin azaltılması konusunda önerge verilemez ama komisyonda yapılabilir, azaltabilir- harcama yetkisini azaltabilir. Bu, çok yanlış bir sonuca yol açacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – 5’inci madde üzerinde 2’si aynı mahiyette 3 önerge vardır, önergeleri aynı mahiyetteki önergelerle birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                                Oya Ersoy                                              Kemal Peköz

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Adana

                                    Ali Kenanoğlu                                                                                                              Tuma Çelik

                                         İstanbul                                                                                                                       Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                       Kani Beko                                             Faruk Sarıaslan                           Emine Gülizar Emecan

                                           İzmir                                                      Nevşehir                                                    İstanbul

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                 Neslihan Hancıoğlu

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Samsun

                                                                                                         Cavit Arı

                                                                                                          Antalya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERSOY (İstanbul) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu yasa teklifinin tamamına dair çokça tartışacağız, daha da tartışacağız ancak bu madde, çok önemli bir madde. Bu 5’inci maddeyle, idarenin kamulaştırma işlemlerine karşı yurttaşların hak arama özgürlüğü ağır biçimde sınırlanıyor.

Bakın, idare gidecek, sermayenin çıkarı için halkın bağına bahçesine, tarlasına “Yok, yol geçireceğim, buraya mega proje yapacağım, kent dikeceğim…” vesaire halkın yaşadığı bu alanlara, geçimini sağladığı yerlere üç kuruşa el koyacak ve buna karşı hak arayışına giden, bunun için dava açan halka denecek ki: “Önce idarece ödenmiş kamulaştırma bedeli, davacı tarafından mahkeme veznesine yasal faiziyle beraber yatırılsın, ondan sonra davanız görülecek.” Yani burada şimdiye kadar kentlerin talanına, doğanın yağmasına karşı mücadele eden halkın önüne polis barikatını, jandarma barikatını, TOMA’sını, panzerini çıkarın… Şimdi bu düzenlemeyle dava açma hakkını da engelliyorsunuz. Bu düzenlemeyle birlikte bence o Kanal İstanbul Projesi’ni bir daha konuşalım, bir daha değerlendirelim ve Kanal İstanbul gibi bütün o gayrimenkul zenginleştirme projelerini konuşalım. Şimdi, memleketin tüm yer altı ve yer üstü varlıklarını sermayenin talanına açarken, kentler talan edilirken, doğa yağmalanırken diyorsunuz ki: “Önümde de hiçbir engel kalmasın, dava da açamazsın ancak paran kadar konuş, paran varsa aç.”

Gelelim, bu coronavirüs önlemleri kapsamında neler yapıldı: Farkındaysanız, o ev yasaklarının, sokağa çıkma yasaklarının, evinde kal çağrılarının olduğu dönemde enerji ve maden şirketleri lehine 20 tane olumlu ÇED raporu verildi, tam bir çevre talanı için.

Yine Türkiye’de coronavirüs önlemleri kapsamında alınan bütün önlemler 30 büyük il ve Zonguldak’ı kapsadı, biliyorsunuz. Peki, neden Zonguldak? Çünkü Zonguldak’ta termik santraller var ve bu termik santraller yüzünden, Zonguldak’ta yaşayan insanların çoğunda zaten akciğer hastalığı var. Vaka ve ölüm sayılarının fazla olması, yalnızca Zonguldak’ta değil, sanayi kentlerinde ve termik santral bulunan kentlerde de benzer oranda fazla. Bu nedenle şu ana kadar yaptığınız o doğayı katleden, yağmalayan projeler sadece doğayı katletmekle kalmıyor, insanların yaşam alanlarını ortadan kaldırmakla kalmıyor aynı zamanda insanların yaşamına da kastediyor.

Değerli milletvekilleri, şimdi pandemi süreci boyunca hem sağlık açısından hem de ekonomik sonuçları itibarıyla halkı baş başa bıraktınız ve halk, yaşam tehdidi altındayken kırk sekiz gün Meclis kapandı. Ve açar açmaz ne oldu? Önce bekçiler yasası geldi, ertesi gün 3 milletvekilinin vekilliği düşürüldü. Kapalı kapılar ardında, nasıl yaparız da iktidarın yarattığı o hukuksuzluk düzenine karşı mücadele eden Baroları etkisizleştirip, avukatları örgütsüzleştiririz diye planlar içine girdiniz. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ortadan kaldırılması planları yapıyorsunuz.

Yasama da yürütme de saraya bağlı, yargı da zaten talimatlı yargı ve yaratmak istediğiniz düzen, toplumsal muhalefetin önüne de tamamen bekçileri koyan, itiraz eden herkesin önüne bekçileri koyan ve… Tüm partileri aynen Cumhur İttifakı içindeki AKP, MHP ve BBP gibi yapma derdindesiniz. Meslek odalarını ortadan kaldırmak, işçi sendikaları da HAK-İŞ gibi olsun ve medyayı nasıl tek ses hâline getirdiyseniz, tüm memleketi tek seçeneğe mahkûm etmek istiyorsunuz. Kurmak istediğiniz düzen bu, oturtmak istediğiniz bu. Halkı hem ekonomik yükünden koruyacak önlemler almazken hem de zapturapt altına almak istiyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERSOY (Devamla) – Rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

OYA ERSOY (Devamla) - O yüzden milletvekilliğinin düşürülmesi, o beş yıl boyunca 13 HDP milletvekiliğini düşürdüğünüz gibi bir şey değil. Bu, sadece milletvekilliğinin düşürülmesinden ibaret değil. Bu konuda HDP bir program açıkladı, üç aylık bir mücadele programı ortaya koydu ve ben bir sosyalist olarak bu programı sonuna kadar destekliyorum. Bu düzenden ancak ve ancak hep birlikte mücadele ederek, yarını beklemeyerek yani atı alan Üsküdar’ı geçmeden eşit, özgür, kardeşçe yaşayacağımız laik ve demokratik bir ülkeyi birlikte kurma mücadelesi yürütmek zorunda olduğumuzu söyleyerek herkesi de bu mücadeleyi bir şekilde büyütmeye çağırıyorum. O yüzden, bu memleket hiç kimsenin mülkü değil, bu halk da tebaa değil ve tebaa olmayacak ve yaşamın her alanında bu yaratılmak istenen düzene karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERSOY (Devamla) - Bu memleket bizim, Edirne’den Hakkâri’ye, Artvin’den İzmir’e, Diyarbakır’dan Zonguldak’a kadar bu memleket bizim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, konuşan hatibin partimizle ilgili olarak ortaya koymuş olduğu iddiayı hiçbir şekilde kabul etmediğimizi, reddettiğimizi ifade etmek istiyorum. Tutanaklara geçmesi için söz aldım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ikinci konuşmacı Antalya milletvekili Cavit Arı.

Buyurun Sayın Arı. (CHP sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Değerli arkadaşlar, bu madde neyi düzenlemekte, önce onu sizlere izah etmek istiyorum. Bu maddeyle, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun’a geçici bir madde eklenilmeye çalışılmakta. Burada ne istenilmekte değerli arkadaşlar? Bakın, önce kamulaştırma hukukuyla ilgili kısa bir bilgilendirme yapmak zorundayım. Kamulaştırma hukukunda, bir idare bir taşınmazla ilgili kamulaştırma kararı aldığında taşınmazın sahibine bir tebligat gönderir, der ki vatandaşa: “Bu kamulaştırma işlemine karşı otuz günlük yasal süre içerisinde idare mahkemesine kamulaştırma işleminin iptali için dava aç.” ya da “Dava açma, bekle.” Vatandaş, idare mahkemesine dava açar ve davayı açarken de yürütmeyi durdurma talep eder. İdare mahkemesi, açılan bu dava sonrasında yürütmeyi durdurma kararı verirse işlem durur ve taşınmazın idare adına tesciliyle ilgili açılacak olan dava ve bedel tespiti davası yürütmeyi durdurma nedeniyle bekletici mesele sayılır ve işlem, olduğu yerde durur. Bu aşamada sorun yok. Ancak yürütmeyi durdurma kararı verilmezse asliye hukuk mahkemesinde görülmekte olan tapu iptal ve tescil davası ile bedel tespiti davası devam eder. Bu bedel davası devam etti, yargılama safahatı tamamlandı, bilirkişi raporları ortaya çıktı ve mahkeme, tapu iptal tescil ve tespit edilen bedelin vatandaşa ödenmesine karar verdi ve tapu, taşınmaz idare adına tescil edildi. Aradan uzun yıllar geçti, iki sene, üç sene; idare mahkemesine açılan ama yürütmeyi durdurma kararı verilmeyen o davada kamulaştırma işleminin iptaline dair karar verildi. İşte şimdi, her ne kadar özel bir düzenleme olsa da bu madde bu aşamayı düzenlemekte değerli arkadaşlar. Burada diyor ki, idare mahkemesi kararıyla kamulaştırma işlemi esastan iptal edilmişse tapunun sahibi olan, taşınmazın sahibi olan kişiye diyor ki bu düzenleme: “İdareye karşı dava aç.” E vatandaş, haksız yere taşınmazı elinden alındığı için zaten idari yargıda bunu iptal ettirmiş, şimdi genel mahkemede dava açacak ama kişiye diyor ki bu düzenleme: “Sen bu davayı açarken, daha önce kamulaştırma aşamasında aldığın parayı peşin yatır.” Değerli arkadaşlar, aradan iki sene geçmiş, üç sene geçmiş, vatandaş aldığı parayı harcamış, elde parası yok. Veya açılmış bir dava var, şu an devam eden bir dava var, devam eden davada da “On beş gün içerisinde parayı yatır.” hükmü getirilmekte.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, vatandaşımızın elinden taşınmazı alınmış; belki bu taşınmaz ortada yok, belki bu taşınmaz zarar gördü, bedelinde eksilme var veya tersi, bedelinde birtakım tadilat, tamirat çalışmalarıyla değerinde artışlar var. Şimdi, burada yapılması gereken konu, öncelikle açılacak olan davada bedelin yatırılması dava şartı olmaktan çıkarılmalı, dava açılmalı, yargılama safahatı sürecinde biraz önce belirttiğim gibi taşınmazın kamulaştırma anındaki değeri ile bugünkü değeri arasında bir değer farkı var mı yok mu, bunlar karşılaştırılmalı, bilirkişi raporu alınmalı ve bunun üzerine belirlenecek olan rakam kişiye süre verilip yatırılmalı. Aksi hâlde, değerli arkadaşlar, kişinin dava açabilme hürriyeti elinden alınmış olur. Bu düzenleme Anayasa’ya aykırı bir düzenlemedir. Çünkü siz, bedeli dava şartı olarak koyarsanız vatandaşın dava açabilme imkânını elinden alırsınız. Ben, vatandaşın kamulaştırma bedeli olarak aldığı parayı ödemesin deme durumunda değilim. Tabii ki idare bu parasını alacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

CAVİT ARI (Devamla) – Ancak dava şartı yaparsanız vatandaşın hakkını arama imkânını elinden almış olursunuz. O nedenle yargılama safahatı sürecinde belirlenecek olan rakamın karar aşamasında yatırılması istenilmeli, vatandaş parasını o aşamada yatırmalı ve karar öyle çıkmalı. Değerli arkadaşlar, aksi hâlde, dava şartı olarak siz bunu koyarsanız ortaya Anayasa’ya aykırı düzenleme yapmış olursunuz ve Anayasa’nın 35’inci maddesindeki mülkiyet hakkının ihlali, 36’ncı maddesindeki hak arama hürriyetinin ihlali sonucu doğar. Bu düzenleme özel bir maddeye ilişkin olsa da doğar olmasa da doğar değerli arkadaşlar. Bu düzenlemeyi dava şartı olmaktan çıkarıp karar aşamasında ödenecek hâle getirmeniz gerektiğini bir kez daha ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Arkaz, mazeretinizin olduğunu söylediniz; buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, coronavirüs pandemisine karşı devlet ve millet olarak büyük mücadele verildiğine, sağlık personelinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Coronavirüsle devlet ve millet olarak büyük bir mücadele veriyoruz. Türk milleti olarak dünyada eşi benzeri olmayan bir başarı sağladık. Türkiye’ye Covid-19’la mücadelesinden dolayı dünya gıptayla bakıyor. Başta Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulu üyeleri olmak üzere büyük riskler alan doktorlarımız, hemşirelerimiz ve yardımcı sağlık personelimiz canla başla mücadele etmektedir; birçoğu evlerine gitmeyerek çocuklarına hasret kaldı, Türk milleti için fedakârlık gösterdi. Doktor ve hemşirelerimize ilave ücretler ödenmişken yardımcı personelin de bir kısmına ödeme yapılması gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Barut…

44.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Ardahan ili Göle ilçesi Köprülü beldesi Canibek ormanındaki ağaç kesimine karşı mücadele verildiğine ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta doğal afetten kaynaklanan tarımsal üretimdeki hasarı yerinde görüp tespitlerde bulunmak için üretici ve yetiştiricilerimizle görüşmek için iki gün boyunca Kars ve Ardahan’da incelemelerde bulunduk. Tarihin ve medeniyetin beşiği olan bölgemiz doğal güzellikleriyle de herkesi büyülüyor ama ne yazık ki cennet güzelliğindeki bu bölgemize darbe vurulmak isteniyor. Ardahan’da Göle ilçesi Köprülü Beldesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Erol Özkurt ile arkadaşları bölgenin akciğeri olan Canibek ormanlarında ağaç kesimine karşı mücadele veriyor. Geçen yıl özel bir şirkete ihaleyle verilen iş kapsamında binlerce ağaç kesilmiş. Bölge insanlarının tüm itirazlarına, çevreye ve yaban hayatına verilen zarara karşı bölgede yine ağaçlar damgalanmış ve kesim yapılacağı söyleniyor. Doğal yaşamın kalbi olan, bölge insanlarının tek mesire yeri olan ormanlık alanlara kıymayın. Yaşlı ağaç kesimi yapılacağı, yerine fidan dikileceği söylense de bu durumun rant amaçlı olduğuna dikkat çeken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şahin…

45.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, coronavirüs salgını nedeniyle zarara uğrayan esnaf ve sanatkârların mağduriyetlerinin giderilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Coronavirüs salgınında büyük zarara uğrayan esnaf ve sanatkârlarımızın iktidardan yeterince destek görememekten şikâyetçi olduklarına şahit oluyoruz. Şu konularda destek talep ediyor esnaflarımız: Salgın süresince kapalı kalan işletmelerinden su paralarının alınmamasını; işletmelerden işgaliye bedellerinin alınmamasını; tabela vergisi, çevre temizlik vergisi, emlak vergilerinin ertelenmesini veya imkânlar dâhilinde alınmamasını; kamuya ait iş yerlerinden kapalı kaldığı sürece kira bedellerinin alınmamasını, açık olan iş yerlerinin ise kira bedellerinin ertelenmesini; pazar esnafından pazar yeri işgaliye bedeli talep edilmemesini veya indirim yapılmasını; durak işgaliye bedellerinin ertelenmesini; şehir içi toplu taşıma yapan esnafımızdan yapılan kesintilerin salgın bitinceye kadar kaldırılmasını veya düşürülmesini esnaflarımız talep etmektedir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Ayhan Erel                                               Ümit Beyaz                                   İmam Hüseyin Filiz

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                   Gaziantep

                                      Ahmet Çelik                                     Muhammet Naci Cinisli                            Zeki Hakan Sıdalı

                                         İstanbul                                                    Erzurum                                                     Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, ya “Katılıyoruz.” desin ya da “Katılmıyoruz.” Baskı var sanki, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz.

Buyurun Sayın Filiz. (İYİ PARTİ sıralarında alkışlar)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Bu maddeyle, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanması Hakkında Kanun’a geçici madde eklenerek kamulaştırmayla ilgili iptal davalarında takip edilecek yöntem belirlenmektedir.

Değerli milletvekilleri, tarihî ve kültürel taşınmaz varlıklarımız sadece geçmişten bize kalan miras değil, gelecek nesillerimize ulaştırmamız gereken emanetlerdir. Bu emanetlerin korunması, ayakta tutulması, gelecek kuşaklara doğru şekilde aktarılması çok önemlidir.

Değerli milletvekilleri, binlerce yıl ayakta kalmış ve yıpranmış eserlerimizin kendi dönemine uygun şekilde restore edilmesi, tarih bilincinde olmanın gereğidir. Ancak görülen o dur ki, restorasyon çalışmaları acemi ellerde, liyakatsiz kişilerin gözetimi ve yönetiminde, tarihî mirasın değerinin farkında olmayan kurumlar ve sadece para kazanmak derdinde olan firmalar tarafından resmen katledilmektedir.

Size şimdi bazı örnekler göstereceğim bu restorasyonla ilgili. Bu, İstanbul Şile’de bulunan Ocaklı Ada Kalesi; yapılan restorasyonu görüyorsunuz.

1591 yılında İstanbul Beyoğlu Fındıklı’da Süheyl Bey tarafından yaptırılan, Mimar Sinan’a inşa ettirilen cami sekizgen köşeliyken şurada görüyorsunuz, en son camlı bir cami hâline getirilmiş, köşegen falan kalmamış.

Bir diğer örnek, 1844 yılında Fatih’te inşa edilen Mesnevihane Camisi. Tuğladan oluşan bu cami, daha sonra tamamen sıvanmış, betonarme olmuş, rengi de değiştirilmiş, bu hâle getirilmiş.

Bir diğer örnek, Çanakkale’de bulunan Apollon Tapınağı. Bu restorasyon sırasında mermer tozu yüklü tonlarca ağırlıktaki tır tapınağın üzerine çıkarılmış, burada görüyorsunuz.

Bir de son örneğim var, o da benim seçim bölgem Gaziantep’ten. Bu resimde gördüğünüz yer, Araban ilçesinde Roma dönemine ait Septimius Severus Köprüsü. 2015 yılında restorasyona başlanıyor, 6 milyon TL harcanıyor ama maalesef şekil tamamen orijinalinden farklı.

Değerli milletvekilleri, gördüğünüz gibi yüzlerce hatta binlerce yıl ayakta kalmayı başarabilmiş tarihî eserler “restorasyon” adı altında âdeta kılık değiştirmiş. Restorasyon özen, beceri, emek, bilgi ve uzmanlık gerektiren bir alandır ve disiplinler arası bir çalışmayı gerektirir. Farklı meslek gruplarından birçok uzman söz konusu değerlerin korunması için beraber çalışmalıdır. Restorasyon farklı disiplinlerin iş birliğini gerektiren çok yönlü bir alandır.

Değerli milletvekilleri, doğru iş yapmanın tek yolu işi ehline vermektir. Sadece becerikli değil, aynı zamanda ahlaklı insanlar yetiştirmek durumundayız. Bu da ancak nitelikli eğitimle elde edilebilir. Bugün itibarıyla otuz yedi devlet ve yirmi beş vakıf üniversitesinin meslek yüksekokullarının restorasyon programına her yıl 3.370 öğrenci alınmaktadır. Çok ilginçtir, öğrenci başarı sıralaması 250 bininci ile 1 milyon 650 bininci arasındadır. Her programda olduğu gibi devlet üniversitelerinde kontenjan oldukça yüksektir. Burada da yanlış yapılmaktadır. Kalifiye ara eleman için kontenjanlar sınırlandırılmalı ve öğrencilerin uygulamalı eğitim alarak, hatta restorasyon yapan firmaların öğrencilere uygulama yaptırma zorunluluğu getirilerek nitelikli ara eleman yetiştirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, tarihî ve kültürel değerlerimizin somut olanlarının yanı sıra sahip çıkılması gereken soyut kültürel miraslarımız var. Meddahlık, Mevlevi sema törenleri, âşıklık geleneği, Karagöz, Nevruz, yârenlik, sıra geceleri gibi geleneksel sohbet toplantıları, Alevi-Bektaşi ritüelleri gibi miraslarımıza sahip çıkılmalı ve halk oyunları da bu listenin içine dâhil ettirilerek yaşatılmaları geçmişimiz için bir gelecek olacaktır diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.46

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 15 Haziranda Edirne ve Hakkâri’den başlayan demokrasi yürüyüşüne her türlü engellemeye rağmen devam edildiğine, Van ilinden Diyarbakır iline doğru yürüyen HDP milletvekillerine kolluk güçleri tarafından uygulanan müdahalelere yönelik Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın tutum belirlemesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Şimdi, bilindiği üzere, temsilî heyetlerimiz, 15 Hazirandan bu yana Edirne ve Hakkâri’den başlayan demokrasi yürüyüşüne devam ediyor. Ve bugün 3’üncü gün, her türlü engellemeye, her türlü hukuksuzluğa, her türlü saldırıya rağmen bu yürüyüşümüz devam ediyor ve edecek. Bunu öncelikle not edeyim.

Bugün 23 milletvekilimiz -Sayın Başkan, altını çizerek söylüyorum- Van’dan Diyarbakır’a doğru geliyorlar. Van’da bir uğurlama yapıldı. Zaten heyetimiz temsilî. Hani basında bize soran olmadığı için bunu kamuoyuna duyurma şansımız da yok. 23 milletvekilinin yanında MYK’den, PM’den birkaç arkadaşımız ve en fazla 50 kişilik bir temsilî heyetten söz ediyorum. Van’dan Bismil’e kadar bütün engellemelere rağmen yine geldiler. Oraya kadar en azından bir fiziki müdahale ve darp yok. Bismil’de yolun kenarının çok aşağısında bir yerde -şimdi ayrıntılı konuştum- vatandaşlar karşılamaya gelmişler, milletvekillerimiz de hani bir selam vermek için arabalarından inmişler. Görüntüler de var medyada, sosyal medyada. Ve bizim müzakereci 2 milletvekilimiz de var. Üç gündür bunu böyle yürütüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Emniyet müdürlükleriyle, ilgili sorumlularla konuşarak o mesafeyi bir şekilde yürütüyorlar. Hiçbir şekilde konuşmadan, hiçbir uyarı yapmadan doğrudan milletvekillerimizin gözlerine gaz sıkarak, kalkanlarla... Bir görüntü var, izlerken dehşete düştüm. Bizim Muş Milletvekilimiz Gülüstan Kılıç Koçyiğit’i kalkanlarla iterek böyle neredeyse sürüklüyorlar. Diğer milletvekillerimizin adını söylemeye gerek yok. Ve bunu niçin yapıyorlar? Milletvekilleri inip halka selam verecek yani orada duran vatandaşla bir araya gelmelerine bile izin vermiyorlar. Şimdi bunu kabul etmemiz, bunu sineye çekmemiz mümkün değildir. Şimdi kolluğun görevi ve İçişleri Bakanlığının görevi güvenliği sağlamaktır, güvenliği tehdit etmek değildir. Hele hele milletvekillerine yönelik bu muamele 2020 Türkiyesi’nde buysa artık halka her gün yapılanları anlatıyoruz, bunu tartışmaya bile gerek duymuyorum. Ama şunu da söyleyeyim: Biz halktan daha iyi değiliz. Halk gaz yiyorsa, biz de gaz yiyoruz zaten. Halk coplanıyorsa biz de bu şekilde bir tavra muhatap oluyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başkanım, bitince tamamlayacağım, özür dilerim.

Şunu da söyleyeyim. Burası halk iradesinin tecelli ettiği en üst organ. Hepimiz milletvekiliyiz ve hepimiz aynıyız yani partilerimiz farklı, düşüncelerimiz farklı, ideolojilerimiz farklı ama sonuçta halkı temsilen buradayız. Şimdi kolluk gücünün bu yetkiyi, bu gücü, bu hadsizliği nereden aldığı çok önemlidir. HDP’ye saldırıların bir sonucudur bu maalesef. Şimdi, Anayasa 34’ü 34 bin kere söylememe gerek yok. Anayasa 34’e iktidar partisi şöyle bir ek yapsın “HDP’liler hariç.” desin, “HDP’liler bu ülkede siyaset yapamaz, yürüyemez, gösteri yapamaz, hiçbir itirazda bulunamaz.” desin biz de bunu anlayalım. Şimdi, biz anayasal bir hakkı kullanırken bu muameleye maruz kalmamız Türkiye’nin demokrasisinin ne kadar olduğunu -zaten demokrasisi falan yok da- artık hukuk devletinin ne aşamada olduğunu gösteriyor. Son olarak söyleyeceğim, bizim bu muamelelere karşı değil başımızı eğmek, gözümüzü kırptığımızı göremeyeceksiniz. Göz kapağımızın kapandığını göremeyecekler. Biz dimdik ayaktayız. Bizim binlerce arkadaşımız hapiste rehin ve bu konuda tek bir adım geri atmadan halkın gücüyle, halk iradesiyle, “HDP halktır.” diyerek biz buradayız ve mücadelemize devam ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum.

Bazı milletvekilleri konuşmamı gülümseyerek izliyor olabilir ama bu gülümsemeler acıdır, acı. Gerçekten can yakıyor ama artık yanmaması lazım. Artık buna alışmalıyız belki ama alışmayacağız, buna da alışmayacağız, buna da alışmayacağız. Gülenler kendilerini biliyor.

Meclis Başkan Vekili olarak sizden İçişleri Bakanlığıyla görüşerek 23 milletvekilimize yönelik bu saldırı konusunda bir tutum belirlemenizi talep ediyoruz. Ve bu kolluk gücünün, müdahale edenlerin yüzleri açık, bizim arkadaşlarımız maskeli. Bizim Dersim milletvekilimizin gözlüğünü kıracak kadar sert bir saldırı var. Bunu bütün Türkiye’ye de ilan ediyorum ama demokrasi yürüyüşümüzden, mücadelemizden bir milim geri adım atmayacağız. Hukuksuz olan, haksız olan, zorba olan karşımızdaki güçtür. (HDP sıralarından alkışlar)

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN - 6’ncı madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Kemal Peköz                                             Zeynel Özen                                              Hüda Kaya

                                          Adana                                                      İstanbul                                                     İstanbul

                                      Tuma Çelik                                                                                                            Ali Kenanoğlu

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, İstanbul Milletvekili Hüda Kaya.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kaz Dağları’yla ilgili ve hapiste ölüm orucu tutan ve adalet bekleyen avukatlarla ilgili notlarım var ama şu anda Grup Başkan Vekilimiz Meral Başkanın ifade ettiği vekillerimize yönelik saldırı haliyle atmosferimizi de değiştiriyor, gündemimizi değiştiriyor. Söylenecek çok söz var, gerekeni söyledi Meral Başkan. Ben yine de bugün Avukat Ebru Timtik ölüm orucunun 167’nci gününde, Avukat Aytaç Ünsal 136’ncı gününde…

Değerli vekil arkadaşlarım, değerli arkadaşlar; bakın, Mustafa Koçak terörizmle itham edildi, davasından dolayı çok şeyler söylendi burada ama onunla ilgili tanıklık yapan gizli tanık bile sözünü geri aldı, boşa düştü dava. Masumluğu tamamen ispat edildiği hâlde cezadan vazgeçilmedi ve 28 yaşında bir genç göz göre göre, tahliye bile istemedi “Adalet istiyorum, beni adaletle yargılayın.” dedi, masumluğunu haykırdı ama bütün toplumun önünde eriye eriye bu yaşamdan gitti. Aynı şekilde Helin ile İbrahim de böyle oldu. İnanmadılar “Yiyorlar, içiyorlar.” dediler ve 2 genç daha bu yaşamdan gitti.

Bakın, Ebru ve Aytaç avukatlar –takip edenler bilirler- aynı şekilde çok büyük bir haksızlıkla, hukuksuzlukla, adaletsizlikle aylardır hapishanedeler arkadaşlarıyla beraber ve bu avukatların hedef alınmasının en önemli sebepleri ne biliyor musunuz? Şu örgüt mörgüt, hiçbir şey yok, hepsi boş; Soma’da tekmelenen madencilerin hakkını savunmak. Orada vefat eden 300 küsur madencinin geride kalan yoksul ailelerinin hakkını takip etmek, davalarını takip etmek. Patronları kızdırdılar ve iktidar tarafından da hedef hâline geldiler. Berkin Elvan’ın davasını takip etmek suçlarından bir tanesi. Suçlarından bir tanesi, yine haksız yere KHK’lerle görevlerinden atılanların davasını takip etmek, eğitimcilerin hakkını savunmak idi. Dolayısıyla arkadaşlar bakın, yine çok kritik günlere gelindi, bu avukatlar da adalet istiyorlar, tahliye istemiyorlar; başka bir söz yok, adalet. Bu ülkede adalet için insanlar yaşamını kaybediyor arkadaşlar. Telafisi mümkün olmayan o kritik günlerin yaşanmasına, bu gençlerimizin de bu yaşamdan yitip gitmelerine tekrar göz yummayalım ve her birimiz elimizi taşın altına koyarak, gerekli girişimleri yaparak adaletin bu ülkede sağlanmasına destek olalım değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar -hemen hızlı bir şekilde- bildiğiniz gibi Kaz Dağları’nda yaşam nöbeti devam ediyor. Ormanların nasıl tarumar edildiğini ve yurdumuzun nefes aldıran bu alanlarının nasıl yok olmakla karşı karşıya kaldığını hepimiz gördük, biliyoruz. Ülkemizin doğasına, ağaçlarına, suyuna, toprağına zarar verilmesin diye aylardır gece gündüz nöbet tutan insanlara binlerce liralık cezalar yazıldı ve şimdi de ormanlara bile sokulmuyorlar. Sebep ise ne? Çok komik bir sebep; “corona tedbirleri.” diyorlar arkadaşlar. AVM’ler açık, işçilerin nefesi atölyelerde, şantiyelerde birbirine karışıyor ekmek parası için. Bir yandan onların hayatı riske atılırken en temiz, en güvenli alanlara, ormanlara girmek yasak hâle getiriliyor.

Arkadaşlar, corona bile iktidarın politikalarındaki samimiyetsizlikleri yansıtır hâle geldi. Corona sebebiyle şoförlere, pazarcılara, esnafa en sıradan sebeplerle binlerce liralık cezalar kesiliyor. İsraf ve başarısız yönetimle boşalan bütçe emekçinin, yoksulun üzerinden kesilen cezalarla doldurulmaya çalışılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜDA KAYA (Devamla) – Hemen tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

HÜDA KAYA (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Yine “corona sebebiyle” diye HDP’nin işte Hakkâri’den, Edirne’den Ankara’ya doğru bir demokrasi umudu, bir demokrasi direnişi, yürüyüşü olarak gerçekleştirilmeye çalışılan ve bugün 3’üncü gününde olan, eş başkanlarımız, vekil arkadaşlarımız ve yöneticilerimizin dâhil olduğu bu güzergâhta yasaklar ilan ediliyor. Corona sadece HDP’nin yürüyeceği yollarda mı geziyor? Tekstil atölyelerinde coronanın olmadığını mı biliyoruz? İnşaat şantiyelerinde çalışanların coronaya karşı bir güvenceleri mi var? Maden ocaklarında, yer altında çalışan emekçilerin coronaya karşı bir dokunulmazlığı mı var? Hapishanelerdeki kadınların, çocukların, hasta mahkûmların, düşünen mahkûmların coronaya karşı bir güvenceleri mi var? Bütün bunlar hiç kale alınmıyor ama ne hikmetse en tehlikeli güzergâh HDP’nin yürüyeceği yollar oluyor ve yasaklar getiriliyor.

Teşekkür ediyorum. Sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 6- 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 76 ncı maddesinde bulunan ikinci fıkra aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Bu Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin bankalar ve müşteriler arasındaki ilişkiler, yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak sözleşmeler ile düzenlenir ve buna ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bankalar ile bireysel müşterileri arasında akdedilecek sözleşmelerin içeriğinde yer alması gereken asgarî hususlar ile tip sözleşmelerin uygulanacağı işlemler Kurulun uygun görüşü alınarak kuruluş birlikleri tarafından belirlenir.”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                             Kani Beko

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                   Faruk Sarıaslan                                   Emine Gülizar Emecan                                        Cavit Arı

                                        Nevşehir                                                    İstanbul                                                     Antalya

                                Neslihan Hancıoğlu                                                                                                 Uğur Bayraktutan

                                         Samsun                                                                                                                       Artvin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan.

Buyurun Sayın Bayraktutan. (CHP sıralarından alkışlar)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 6’ncı maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Daha önce konuşma yapan milletvekili arkadaşlarım da ifade ettiler. Biliyorsunuz, torba kanun düzenlemesiyle, buna ilişkin yasa tekniğiyle alakalı eleştirilerimiz devam ediyor. Burada, 17 ayrı kanunda 27 maddelik bir düzenleme getiriliyor. Torba kanun teklifinin yasa yapma tekniği açısından ne kadar sakat olduğunu bütün arkadaşlarımız Parlamentoda olduğumuz müddetçe buradan dile getirdiler ama ne yazık ki AKP’nin yasa yapma tekniğinde bu konuda olumlu bir gelişme yok.

Değerli arkadaşlarım, özellikle, bu kanun teklifi 3, 4 ve 5’inci maddeleri nedeniyle -kanunların Anayasa’ya uygunluğunun yargısal denetimiyle ilgili- Anayasa Mahkemesinin önüne gidebilecek bir teklif olabilecektir. Muhtemelen buna ilişkin bir iptal gerekçesi çıkacaktır. Tarihe not düşülmesi açısından, Meclis tutanaklarına not düşülmesi açısından bunu ortaya koymak istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, 6’ncı madde de getirilmek istenen düzenleme şu: Coronavirüs tedbirleri nedeniyle özellikle ekonomide ve sosyal hayatta meydana gelen gelişmelere paralel olarak dijital ortamda ve elektronik ortamda yapılacak sözleşmelerle alakalı, ıslak imzayı ortadan kaldıran bir anlamda ve bunun haricinde fiziki belgeyi ortadan kaldırıp sadece elektronik ortamda sözleşme yapılması ve feshiyle alakalı bir düzenleme getiriliyor. Bu, normalde coronavirüs tedbirleri kapsamında olması gereken bir şeydir ama bu düzenlemeyi yaparken sivil toplum örgütlerini, bununla alakalı olayın aktörlerini masaya alarak, bunların görüşlerini alarak, ortak bir noktada ve konsensüste buluşarak bir düzenleme yapılması daha doğru olurdu diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlarım -biraz önce ifade ettim- bu torba teklifteki asıl amaç, coronavirüs nedeniyle özellikle ekonomide ve sosyal yaşamda ortaya çıkan birtakım olumsuzluklar ve buna ilişkin düzenlemeler yapılması gerçeği. Bunlar nedir? Türkiye’nin diğer ülkelerle bir karşılaştırmasını yapmakta, bir fotoğrafını çekmekte yarar var.

Değerli arkadaşlarım, IMF’nin yapmış olduğu araştırmalara göre, bizim gibi dünyada vatandaşından bağış toplayan beş altı tane ülke var. Yani, eğer dünyada buna ilişkin bir skala ortaya koyarsak çok ayrıntılı ülkeler yok. Sri Lanka’da var, Senegal’de var, Irak’ta var ve bunların haricinde Güney Afrika’da var. Başka ülkeler bağış toplamıyor değerli arkadaşlarım, buna ilişkin bağış toplayan herhangi bir başka ülke yok. Türkiye de ne yazık ki bu tip ülke sınırlamaları içerisinde.

Bakın, bazen karşılaştırma yaptığınız, hani “Bizi kıskanıyor.” demiş olduğunuz Batı ülkeleriyle alakalı bir sınıflandırma yaptığımız zaman… Örneğin Almanya’yı ortaya koyalım. Almanya vatandaşlarıyla alakalı –ki dünyanın en büyük ekonomilerinden bir tanesi- müthiş bir paket açıklıyor, 750 milyar euroluk bir paket değerli arkadaşlarım; kendi gayrisafi millî hasılasının yüzde 20’sine tekabül eden bir miktar, ciddi anlamda bir miktar. Ve vergilerle alakalı öteleme yapmıyor, bir anlamda gelir artırıcı tedbirleri ortaya koyuyor. Almanya kendi vatandaşlarına karşı öyle tedbirler ortaya koyuyor ki 15 bin euro karşılıksız, küçük esnafla alakalı kredi verebiliyor. Eğer buna ilişkin, bu tedbirler kapsamında bir olumsuzluk ortaya çıkarsa Almanya’daki küçük işletmelerin veya buna ilişkin sanayi kuruluşlarının yabancılara devriyle alakalı yasak ortaya koyuyor değerli arkadaşlarım. Bakın, Alman ekonomisi coronavirüs tedbirleri kapsamında, önleyici tedbir anlamında, gelir artırıcı tedbirlerle alakalı en üst tedbirleri alıyor.

Amerika ne yapıyor? Amerika 2,2 trilyon dolarlık müthiş bir paket açıklıyor. Normalde senatodan bu şekilde bir yasanın oy birliğiyle çıkması da mümkün değildir ki Amerika bu düzenlemeyi yapıyorken senatoda oy birliğiyle müthiş bir rakam açıklıyor değerli arkadaşlarım.

Bakın, Japonya’nın 1,1 trilyon dolarlık bu şekilde tedbirleri var. Ama bütün bu tedbirlere, geriye doğru baktığınız zaman tedbirlerin ana temasının… Bunlarla alakalı düzenlemeler yapıyorken vergileri ötelemek gibi, sadece geçici, palyatif tedbirlerin ötesinde, asıl yaraya merhem olan düzenlemeler ortaya koyuyorlar.

Biz ne yapıyoruz değerli arkadaşlarım? Açıklamış olduğunuz tedbirlere baktığımız zaman, sokağa çıkma yasağı koyduğumuz günlerde, hatırlarsanız, özellikle hava yollarıyla alakalı yüzde 18’lik KDV oranlarını yüzde 1’e indirdik değerli arkadaşlarım ve Avrupa’da alay konusu olduk. Biliyorsunuz, toplu konut kredileriyle alakalı rakamlarla oynadık ve konut satışlarının artacağına ilişkin bir beklenti içerisine girdik.

Yani şunu anlatmaya çalışıyorum: Sağlık politikalarını kendisine temel alan, bilim ve teknolojiyle alakalı akıl ve pozitif bilimi kendisine rehber edinen Batı ülkeleri bu tedbirlerle coronavirüsü en hafif şekilde atlatmaya çalışıyor. Ama bizim ülkemizle alakalı ne yazık ki bu şekilde problemler var.

Ama bunlar olumsuz mu? Bunları giderebilecek reçeteler var mıdır? Vardır tabii ki. Bunların en temel dayanakları geçmiş dönemde… Geçen hafta içerisinde özellikle Sayın Genel Başkanımız da ifade ettiler. Bir kere, “hukuk devleti” kavramını asla unutmamamız gerektiğini bu zor günlerde bir kere daha hatırlatmak istiyoruz. Sosyal devletin ne olduğunu asla unutmamamız gerektiğini bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bakın, parlamenter demokrasinin bugünlerde bize ne kadar ihtiyacı olduğunu, “Kuvvetler ayrılığı” denilenin, bu ülkenin Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri gerçeğinden öte gerçekten demokrasinin bir temel noktası olması gerektiğini bir kere daha ifade etmemiz açısından çok önem arz ediyor.

Bunları neden ifade ediyorum değerli arkadaşlarım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Başkanım, tamamlıyorum, müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Buyurunuz.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Zor günlerden geçiyoruz ve zor günlere düştüğümüz zaman aynı gemide olduğumuzu hatırlıyorsunuz. Evet, aynı geminin içerisindeyiz ve zor günlerden geçiyoruz. Eğer biz ülkenin sanayicisini, bu ülkenin emekçisini, berberini, esnafını, sokakta gezen vatandaşını bu günlerde sosyal devlet kavramıyla kucaklayamazsak değerli arkadaşlarım, zor günlerde onları yanımızda bulamayız.

O nedenle 6’ncı madde ve diğer düzenlemelerde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun özellikle muhalefet şerhleriyle alakalı yaptığı uyarıları, her ne kadar dikkate almasanız da yüce Parlamentodan bir kere daha dikkatlerinize sunuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Filiz…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 17 Haziran 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i ölümünün 5’inci yıl dönümünde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Vefatının 5’inci yılında 9’uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’i minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. “Üniversitelerimiz cumhuriyetimizin en büyük projesidir, sizler cumhuriyetimizin yüz akısınız.” sözüyle üniversiteleri bilim yuvaları olarak çok önemseyen, her yıl mart ayının son cumartesi günü rektörleri toplayarak sorunları dinleyen ve sorunların giderilmesinde aktif rol oynayan; Rektörlüğünü yaptığım Gaziantep Üniversitesinde desteklerini unutamadığım, üniversitemizin fahri doktoru; hoşgörü sahibi, Türk siyaset ve devlet hayatının duayeni, yeri doldurulamayan bir devlet adamıydı. Ülkemizin yüzde 10’u gibi büyük bir alanına yayılan GAP gibi olağanüstü bir projenin mimarı, hem Başbakan hem Cumhurbaşkanı olarak sayılamayacak kadar çok esere imzasını atmış, milletimizin gönlünde çok ayrı bir yere sahip olmuştur.

“Atatürk’ü unutursak her şeyimizi kaybederiz.” diyen 9’uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in ruhu şad, mekânı cennet olsun.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Olan Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “düzenlenmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Ayhan Erel                                              Ahmet Çelik                                    Hayrettin Nuhoğlu

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                     İstanbul

                                 Zeki Hakan Sıdalı                                Muhammet Naci Cinisli                                     Ümit Beyaz

                                          Mersin                                                     Erzurum                                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu.

Buyurun Sayın Nuhoğlu.

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan torba kanun teklifinin 6’ncı maddesi üzerine söz aldım, selamlarımı sunuyorum.

Bu madde, kanun teklifinin 4’üncü maddesinde yer alan faaliyet konularına ilişkin bankalarla müşteriler arasında işlemlerin bilişim veya elektronik haberleşme cihazları üzerinden gerçekleştirilmesine imkân verecek yöntemlerin belirlenmesiyle ilgilidir. Her ne kadar zorunlu bir uyarlama yapıldığı görülse de bu düzenleme yapılırken konunun taraflarının görüşü alınmadan, ihtisas komisyonlarında ayrıntılı bir değerlendirme yapılmadan yasalaşmasını doğru bulmuyoruz.

Değerli milletvekilleri, biz, burada kanun tekliflerini görüşür gibi yapıyoruz, aslında görüştüğümüz bir şey yok; torbaya doldurulan maddeler biz ne konuşursak konuşalım buradan geçip gidiyor. Nerede hazırlandığı ve hangi amaca hizmet ettiği iktidar parti milletvekillerinin çoğunluğu tarafından bile bilinmeyen bir durum söz konusudur. Burada görüşmeler devam ederken yapılan yoklamaların neredeyse hiç birinde çoğunluğun olmadığını, verilen arada milletvekillerinin telefonlarla çağrılarak çoğunluğun zorlanarak sağlandığını görmekteyiz. Bu isteksizliğin sistemin tıkanmasından, devlet kurumlarında ciddiyetin zayıflamasından kaynaklandığını düşünüyoruz. Yakın zamanlara kadar, kanunlarda en küçük bir madde değişikliği yapılması için aylarca hatta bazen yıllarca süren araştırma, inceleme ve çalışmalar yapıldığı hâlde AKP hükûmetleri, ülke yönetimini ele aldıktan sonra hızla yaptığı düzenlemelerle devletin işleyen çarklarını bozmaya başladı. Öncelikle, kamu harcama sisteminde kontrol mekanizmaları gevşetildi, devlet harcamalarında verimliliği düşüren, usulsüzlük ve yolsuzluklara zemin hazırlayan bir yapı oluşturuldu. Teftiş yetkileri kaldırıldı, iç denetim kurulları zayıflatıldı; harcamaların denetlenmesi ve yasalara uygun yürütülmesinin imkânı kalmadı. Bu arada Sayıştaya geniş bir denetleme alanı sağlandığı izlenimi verilmiş olsa da gerçekte Sayıştay, fonksiyonlarını yerine getiremez hâle sokulmuştur.

Değerli milletvekilleri, devlet sisteminde yaratılmış olan bu başıboşluk ve kontrolsüzlük partili Cumhurbaşkanlığı sistemiyle tam bir kaosa dönüşmek üzeredir. Bunun bir sebebi de devletin kıymetini bilen, geleneksel yapıya hâkim olan ve devlete bağlı kadroların giderek azalması ve onların yerine sadece parti ve kişiye bağlı kadroların gelmesidir. Son atamalara dikkat edilecek olursa görülecektir ki asla uzmanlık, ihtisas, liyakat, beceri söz konusu değildir. Devlet bazı kişilere maaş kapısı olmakta, bazılarına 3’üncü, 4’üncü maaşlar sus payı olarak verilmekte, parti hizmeti yaptırılmaktadır. Bu yeni kadrolarla bürokratik çöküş gerçekleşmektedir hem de hepimizin gözünün önünde gerçekleşmektedir. Bu çöküşle meydana gelecek devlet tahribatını onarmak da çok zorlaşacaktır. Devlet yönetimi açısından son derece tehlikeli görülen bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması için ülkeyi yönetmekte olan zihniyetin değişmesi şarttır. Makul sürede tedbirlerin alınabilmesi için ortak aklın hemen devreye girmesi gerekmektedir. İşte onun için, Genel Başkanımız Sayın Akşener “Memleket masasını” önermiştir. Gelin, o masanın etrafında acil tedbirleri hep beraber alalım ve devletin çöküşünü birlikte önleyelim.

Bu ısrarlarımıza kulak verilmesini bekliyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde 3 önerge vardır; önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                              Zeynel Özen                                          Ali Kenanoğlu

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     İstanbul

                                     Kemal Peköz                                                                                                               Tuma Çelik

                                          Adana                                                                                                                        Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Zeynel Özen.

Buyurun Sayın Özen. (HDP sıralarından alkışlar)

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler her türlü darbeye karşıyız. Darbeyi sadece askerler yapmaz, sivil darbeler de ülkemizde sıklıkla yaşanmaktadır. AKP, bugüne kadar bizlere karşı birçok sivil darbe yapmıştır; Kürt halkının iradesini yok sayıp, belediyelerimize el koymuştur. Son olarak, milletvekillerimizin milletvekilliğini düşürerek halkımızın iradesini hiçe saymıştır. Bugünkü milletvekillerine yapılan saldırı da bu darbenin bir uzantısıdır. Bunun için partimiz “Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü”nü başlatmıştır. Edirne ve Hakkâri’den Ankara’ya doğru gerçekleşen bu demokrasi yürüyüşü tüm engellemelere rağmen büyük bir coşkuyla devam etmektedir. Aleviler ve alevi kurumları bu yürüyüşü desteklemektedir. Biz kararlıyız, Zap Suyu ile Meriç Nehri’ni birleştireceğiz. Bu demokrasi yürüyüşünde yürüyen yoldaşlarımın hepsini selamlıyorum. İktidarın bizleri engelleme çabaları boşadır. HDP halktır, halkı teslim alamazsınız.

Güvenlik güçleri, Armutlu Cemevi’mize çirkin bir saldırı yapmıştır. Saldırı sonrasında yöneticilerimiz yargılama olmadan uzun süre cezaevinde tutuldular. Daha sonra, yakında Gazi Cemevi’mizde bir cenaze erkânı yapılırken polis, cenaze erkânına gaz bombasıyla saldırdı; kapılar kırılıp cemevi tahrip edildi. Her ibadet yeri gibi cemevi de bizim kutsalımızdır. Sizler cemevlerini ibadet yeri olarak kabul etseniz de etmeseniz de cemevleri bizim ibadet yerimizdir. Cemevleri konusunda hep Diyanetten referans alıyorsunuz ama Diyanet, Aleviler için bir asimilasyon merkezidir. Biz Aleviler olarak, Diyaneti meşru bir kuruluş olarak kabul etmiyoruz. Bugün bir çok ülkede Alevilik, kendine özgü bir inanç olarak tanınırken, diğer inançlarla aynı muamele görürken ülkemizde Alevilerin kendi ülkelerinde eşit yurttaşlık temelinde, kardeşçe bir arada yaşama talebi kabul edilmemektedir. Ülke genelinde ırkçılığın beslendiği iklimin bir yansıması olarak son yıllarda Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Ezidilerin ve Alevilerin mezarlarına sıklıkla saldırılar gerçekleştirilmektedir.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ya, metni kim verdi size be? Metni bile okuyamıyorsun. Dışarıdan mı verdiler metni size?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Dinle, dinle!

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Bunun en trajik örneklerinden birisi Erzincan Zini Gediği’nde yaşandı. 8 Ağustos 1938’de herhangi bir suç isnadı, sorgulama, yargılama olmadan köylerinden, tarlalarından, evlerinden alınan 100’ün üzerinde Alevi can Zini Gediği’nde kurşuna dizildi. 8 Temmuz 2014’te yapılan anma ve anıt mezarlar tahrip edildi. Irkçılık, bir ideoloji değildir arkadaşlar; ırkçılık, bir hastalıktır, hastalık hâlidir. Fakat buna çözüm bulması gerekenler maalesef buna neden olan ırkçılıktan beslenmektedirler.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Bir de Başbağlar’ı anlat bakalım!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Başbağlar’ı da anlattık arkadaşlar, merak etmeyin.

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Eşit yurttaşlık taleplerini dile getiren kurum ve kişiler ısrarla kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Bu hak taleplerini dile getiren kurumlar zan altında bırakılarak Alevilerin tüm hakları, talepleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye’deki yargı kararlarına rağmen görmezden geliniyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sen mi temsil ediyorsun Alevileri?

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sana ne ya!

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Alevi kimlik mücadelesi yapanlara zulmedilmesinin en somut örneklerinden birisi Turgut Öker nezdinde Aleviliğin yargılanması ve bitmeyen yargı sürecidir. Yarın yine bu davalardan birisi gerçekleşecektir. Turgut Öker, mahkemedeki savunmasında “Bugüne kadar bizim fikirlerimiz karşısında düşünsel düzeyde cevap veremeyenler, bugün bulundukları konumun kendilerine sağladıkları avantajlarla bize zulmetmeye çalışıyorlar. Artık bu zulme bir an önce son verilsin. Ceza vereceklerse versinler, hiç kimseden veya hiçbir şeyden korkumuz yok. Beni yargılayabilirsiniz ama bizim inancımızı ve değerlerimizi bugün iktidardasınız diye yargılayamazsınız.” demiştir.

Geçmişten bugüne kadar pirlerimiz bu mücadele içinde canlarını vermişlerdir ama asla biat etmemişlerdir. Pirimiz Pir Sultan idam sehpasına giderken “Ben yolumdan dönmezem, dönen dönsün.” demiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Ve Pirimiz Şehit Rıza demiştir ki: “Ben sizin yalanlarınızla, oyunlarınızla baş edemedim, bu bana ders oldu ama ben de sizin önünüzde eğilmedim, diz çökmedim, biat etmedim; bu da size ders olsun.”

Teşekkür ederim, saygılarımı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

48.- Isparta Milletvekili Recep Özel’in, İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkanım, hatibin bu ayrımcı dilini kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü eğer burada sağlamak istiyorsak bu ayrımcı dilden hızlı bir şekilde uzaklaşmamız, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev alan her partinin görevidir, her milletvekilinin sorumluluğu altındadır.

Ayrıca, “Güvenlik güçleri çirkin bir saldırı yapmıştır.” gibi talihsiz bir açıklama yaptı. Güvenlik güçleri, hain saldırı yapan terör örgütlerine karşı mücadele içerisindedir. Bu mücadeleyi bir saldırı olarak algılamak, burada lanse etmek hiç kimseye yakışmaz diyorum. (HDP sıralarından gürültüler)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Helal olsun sana, helal olsun!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Cemevinin içine işediler ya!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Niye bağırıyorsun Sayın Bak.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Herkesi bu birliğimizi muhafaza etmeye davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Cemevinin içine polis girdi, işedi ya! Ayıp yani.

BAŞKAN – Bir dakika beyler, Grup Başkan Vekilinize söz verdim.

Buyurun.

49.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ayrımcılığın tarihini yazanlar, bizi ayrımcılıkla suçlamasın; ayıp oluyor gerçekten. Ayrımcılık, faşizm, tek adam rejimi… Daha biraz önce 23 vekile kolluk gücünün bırakın çirkince saldırısını, çok daha ağırını söyledim. Ne demek “Kolluk gücü çirkince saldırmaz.”

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz söylediniz efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kolluk gücü bugün saldırıyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Siz söylediniz “çirkin saldırı” diye.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Cemevine kolluk gücünün girmesinin “çirkinlik” en hafif deyimidir. Bir ibadethaneye kolluk gücü giremez ve kolluk gücü İstanbul’da cemevine girip orayı talan etmiştir. Biz bunu şiddetle kınıyoruz, buna “çirkin” demek basit bile kalır. Bu, yasa dışıdır, hukuk dışıdır, gayrimeşrudur, Vandallıktır.

Ayrıca, hak olan, cemevlerinin ibadethane sayılmasıdır; ortada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayan bir akıl, bir iktidar bize ayrımcılık dersi vermesin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, BM’nin, Konseyin, uluslararası kurumların, mekanizmaların Türkiye’yle ilgili kararlarına bir göz atın lütfen, lütfen bir göz atsınlar. Bize şunu da anlatmayın: “Onlar yalan atıyor.” “Onlar büyütüyor.” “Onlar bize düşman.” O zaman şunu deyin: “BM’den çıkıyoruz, Avrupa Konseyinden çıkıyoruz, AKPM’den çıkıyoruz, Avrupa Birliğine girmek istemiyoruz. Bütün dünyayla bağımızı kopardık.” deyin, biz de anlayalım.

Cemevlerine yapılan saldırı çirkindir, iğrençtir, Vandallıktır, inanç dışıdır. (HDP sıralarından alkışlar)

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Emecan, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

50.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, mühendis, mimar ve şehir plancılarının KPSS’den yüksek puanlar almalarına rağmen kamuda kendilerine yeterince kadro ayrılmadığı için atanma şansı bulamadıklarına ilişkin açıklaması

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Her yıl on binlerce mezun veren mühendis, mimar ve şehir plancılarımız için kamuya atama kadroları maalesef yok denecek kadar azdır. Kendim de inşaat mühendisi olmam nedeniyle işsiz mühendislerden çok sayıda talep almaktayım. Daha önce de defalarca atama sayılarının artırılması taleplerini gündeme getirmiştim fakat anlaşılan o ki iktidar, mühendis ve mimarlarımız için yeterince kadro ayırmayarak on binlerce işsiz mühendis ve mimar mağdur etmeye devam etmektedir. Zor koşullarda okuyan, KPSS’den 90 puan üzerinde puanlar alarak başarı sağlamış, iki yıldır atama bekleyen mühendis ve mimarlarımızın bu puanları yanmak üzeredir.

Buradan bir kez daha onlar adına çağrı yapıyorum: Mühendis ve mimarlarımıza daha fazla kadro ayırarak atanmalarını sağlayın, bu ülkenin yetişmiş gençlerinin sesine kulak verin.

Saygılarımla.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 7- 23/2/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 24’üncü maddesinde bulunan birinci fıkranın birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az on iki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı şekilde veya uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle mesafeli olarak ya da mesafeli olsun olmasın Kurulun yazılı şeklin yerine geçebileceğini belirlediği ve bir bilişim veya elektronik haberleşme cihazı üzerinden gerçekleştirilecek ve müşteri kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek yöntemler yoluyla kurulacak sözleşmelerle düzenlenir ve buna ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir."

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                       Faruk Sarıaslan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Nevşehir

                             Emine Gülizar Emecan                                       Kani Beko                                                  Cavit Arı

                                         İstanbul                                                      İzmir                                                      Antalya

                                Neslihan Hancıoğlu                                                                                                         Servet Ünsal

                                         Samsun                                                                                                                      Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Servet Ünsal.

Buyurun Sayın Ünsal. (CHP sıralarından alkışlar)

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili kardeşlerim; bu kürsüde, bu Parlamentoda son iki yıl içinde FETÖ olayı o kadar çok tartışıldı ama şu an herkesin kafası karışık gibi, bana öyle geliyor.

Bir ülkede çok önemli iki olgu vardır: Biri adalettir, biri liyakattir; bunlar o ülkeyi ya kalkındırır ya da batırır. Aklı öldürürseniz, ahlak ölür; aklı ve ahlakı öldürürseniz, millet bölünür; kadıyı satın aldığınız gün, adalet ölür; adalet öldüğü gün de devlet ölür arkadaşlar. Evet, şu devletin ölümüyle tepemizdeki çatı hepimizin üzerine çöker, altında kalırız.

Evet, arkadaşlar, yargıda uzun süre görev alan bir arkadaşınız olarak bütün bu olaylara, yakın tarihimizle ilgili gerçeklere ışık tutacağım, sizi tarihî bir yolculuğa çıkaracağım. Evet, ben konuşurken tarihin de canlı tanığı olacaksınız. Yıl 1999 arkadaşlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Nuh Mete Yüksel bir FETÖ iddianamesi hazırlar. Evet, orijinali bu. FETÖ, orada evrensel ve küresel ifadeler kullanmaya başlar, dinler arası diyalog, evrensel insan hakları gibi küreselleşme konseptine uygun bir söylem geliştirir. FETÖ terör örgütü, kurulduğundan beri her zaman iktidarın ve güçlünün yanında yer almıştır arkadaşlar.

2002 yılı; genel seçimlerde iktidar olan AK PARTİ Hükûmetine FET֒nün çok çok yakın olduğunu, görüntü verdiğini buradan söylemek istiyorum. Arkadaşlar, tabii, bu süreçte ordu, Emniyet, HSYK, Danıştay, Yargıtay ve TÜBİTAK gibi kritik, stratejik yerlerde kadrolaşma hareketi zirveye ulaştı. FET֒nün 1970’lerde attığı tohum 1980’lerde Kenan Evren döneminde filizlendi ve hızla yeşerdi, 1990’larda dal budak saldı, 2000’li yıllarda altın vuruş yapacak hâle geldi. Savcı Nuh Mete Yüksel FET֒ye, laik devlet yapısını değiştirerek dinî kurallara dayalı bir devlet düzeni kurmak amacıyla örgüt kurmak suçundan kamu davası açtı. Arkadaşlar, örgüt bu dönemde ekonomik anlamda hızlı büyüdü. Tansu Çiller’in kurdelesini kestiği bir Bank Asya olayı var. Tansu Çiller, Sayın Abdullah Gül, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Fetullah Gülen bu kurdeleyi kesen arkadaşlardı.

Arkadaşlar,15/03/1999’da Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral FETÖ Devlet Yapılanması ve Amaçları Raporu’nu hazırlar, emniyet istihbarat şubesine gönderir, gönderirken FET֒ye bu bilgi sızar, FETÖ 21/03/1999’ da Amerika’ya kaçar arkadaşlar. FETÖ, yıllar sonra, 2000’li yıllarda kendisine hazırlanan bu komplodan haberdar olduğunu söyler. Bu ara -hatırlıyorum, hepiniz de hatırlarsınız- İlhan Cihaner bu dönemde kumpasla tutuklanır, Nuh Mete Yüksel’e bir kaset operasyonu yapılır; bunun üzerine Savcı Salim Demirci bu olaya bakar.

2003 yılında, AK PARTİ’nin ilk dönemidir arkadaşlar, çok önemlidir çünkü AK PARTİ tarafından bu dönemde Terörle Mücadele Kanunu’nda bir değişiklik yapılır, terör tanımı değiştirilir, FETÖ silahlı terör örgütü olmaktan çıkartılır. Kim tarafından? O dönemki iktidar, AKP tarafından. Tüm bu gelişmelere rağmen Savcı Salim Demirci’nin itirazları iddianameyi ve Gülen davasını başlatır; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılama başlar, hâkim Orhan Karadeniz’dir arkadaşlar. 2006 yılında yargılama biter, Terörle Mücadele Yasası’nın “terör tanımı” 11. Ağır Ceza Mahkemesinde Fetullah Gülen beraat eder. Savcı Demirci, beraat kararını temyiz eder, Yargıtay’a gider. Gerekçe olarak savcı: “Gülen’in savunmasının olmadığını, bunun usul ve yasalara aykırı olduğunu, Emniyetten gelen son raporun da bir önceki raporla çeliştiğini.” söyleyerek temyiz eder. Bunun üzerine Savcı Salim Demirci birden bire yasal olmayan bir dinlemeye takılır. Dinleme, tabii, Nuh Mete Yüksel’e yapılan olay gibi FETÖ tarafından yapılmıştır. Dava Yargıtaya gelir, 9. Ceza Dairesindeki görüşmelerde -Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı FETÖ davasından tutuklanan hâkim Ekrem Ertuğrul’dur arkadaşlar- FETÖ burada beraat eder. İlginçtir ki, bu dairede FETÖ dosyasının tetkik hâkimi, daha sonra Yargıtay üyesi seçilir; bu da FET֒den tutuklanır, ismi Ahmet Toker’dir.

Evet, arkadaşlar, Yargıtay, 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onayınca Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya bu olaya itiraz eder, dosya tekrar Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gider.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Buralarda hâkimlere o dönemde yapılan tehdit ve tekliflerle Ceza Genel Kurulunda 17’ye 6 onanır. İlginçtir, o dönem, FETÖ'nün aklanmasına oy veren 3 yüksek yargıç, bugün 6. Ceza Daire Başkanı Erkan Öztürk, 7. Ceza Dairesi Başkanı Mehmet Mutlu ve yeni emekli olan Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’tir. Yani özetlersek, FETÖ terör örgütü lideri Fetullah Gülen mahkûm olacakken bu terör tanımı yasasından kurtarmıştır.

Bugüne gelindiğinde, liyakat ve hukukun yok olduğunu görüyoruz arkadaşlar. Yargıya baktığımda, yargının otuz yıllık bir doktoru olarak, yargının Hakyol, Menzil ve Pelikan gibi yapılara teslim olduğunu görüyoruz. Ayrıca kendini saklayan bütün FETÖ'cülerin -sayılarını da verebilirim- Hakyol, Menzil ve Pelikana kanalize olduklarını görüyoruz.

Son olarak, AK PARTİ Medya ve Tanıtım Başkan Yardımcısı Emre Cemil’in yaptığı itiraflar bir kere daha doğruları ortaya koymuştur. AK PARTİ yetkilisi olan Emre açıkça ne demiştir: “Biz asla kandırılmadık, aksine onları kullandık. FETÖ'yle birlikte kol kola girip ortaklık ettik.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Açık yürekliliğinden dolayı Emre’ye de teşekkür ediyorum.

Şimdi, vicdanlarınıza sesleniyorum: Kim FETÖ'cü? (CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Önergeniz neydi? Önerge neydi? Nasıl oy kullanacağız şimdi? Ne diyeceğiz? (AK PARTİ sıralarından “Yalan söylediniz.” sesleri)

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Nasıl?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – “Evet.” mi diyeceğiz, “Hayır.” mı diyeceğiz?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Cevap vermeye gerek yok.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Aygun, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

51.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tekirdağ ili Malkara ilçesi Develi ve Yenice Mahallelerinde dolu yağışı nedeniyle zarar gören çiftçilere geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bayrak asılmayan okulları sosyal medya hesabında paylaşan EĞİTİM-İŞ Sendikası temsilcisi Barış Özer hakkında soruşturma başlatıldığına ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Malkara ilçemizin Develi ve Yenice Mahallelerinde yeniden bir dolu felaketi oldu. Bu afette zarar gören çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum. İnşallah can kaybı olmaz diye beklentimiz var.

Yine, geçtiğimiz günlerde, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda, Türk Bayrağı ve Atatürk posteri asılmasıyla ilgili Millî Eğitim Bakanlığı 21 Nisanda bir genelge yayınladı. Maalesef 22 Nisan 2020’de Tekirdağ’da 8 okulumuz Türk Bayrağı ve Atatürk posteri asmadı. Bunu tespit eden EĞİTİM-İŞ sendikası temsilcisi Barış Özer’e, yapmış olduğu paylaşımdan dolayı Valilik, öncelikle teşekkür etmiş, daha sonra da soruşturma açmıştır; bayrak asmayana soruşturma açılması gerekirken tam tersi yapılmıştır.

Barış Özer’e açılan soruşturmayı Sayın Bakan’a soruyoruz: Türk Bayrağı ve Atatürk posteri konusunda hassasiyeti olan öğretmenin bayrak asmayanı göstermesi suç mu? Ama geldiğimiz noktaya bakıyoruz ki… Ünlü yazarımız, şairimiz Mithat Cemal Kuntay diyor ki: “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiktik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “verecek” ibaresinin “sağlayacak” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                              Ahmet Çelik                                              Ümit Özdağ

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                     İstanbul

                                 Zeki Hakan Sıdalı                                 Muhammet Naci Cinisli                                     Ümit Beyaz

                                          Mersin                                                     Erzurum                                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesi ile ilgili İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım.

Dijitalleşen dünyada yüz yüze olmadan, uzaktan yapılan işlemlerin yoğunluğunun arttığı kabul edilerek özenli şekilde düzenleme yapılması gerekmektedir. Ülkemizde dolandırıcılık olaylarının yaşanma sıklığı düşünüldüğünde bu uygulamanın art niyetli davranışlara ve olumsuz sonuçlara sebebiyet vermemesi için söz konusu düzenlemeler titizlikle hayata geçirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle üzerinde durmak istediğim diğer bir husus ise, canları pahasına memleketimizi savunan ve terörizmle mücadele noktasında sahada her an varlıklarını ortaya koyan sözleşmeli erbaş ve erlerimizle ilgili 6191 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi uyarınca: ”En az yedi yıl hizmet yılını tamamladıktan sonra ve nitelik belgesi olumlu bulunduğu takdirde Devlet Personel Başkanlığınca kamu kurumu ve kuruluşlarında istihdam edilmeleri gerekmektedir.” Bu, yasayla güvence altına alınmış bir haktır ancak her yıl mayıs ayının başında ilan edilmesi gereken kadrolar bu yıl hâlâ ilan edilmemiş ve şartları taşıyan er ve erbaşlara herhangi bir bildirim yapılmamıştır. Bununla birlikte, bu konuyla ilgili net adımlar atılıp atılmayacağı da ilgili merciler tarafından henüz açıklanmamıştır.

Değerli milletvekilleri, gerek ülke sınırları içinde gerekse sınır ötesinde şanlı Türk ordusunun birer neferi olarak canları pahasına ülkelerini savunan, vatan ve millet aşkıyla gözünü kırpmadan terörle mücadele eden er ve erbaşlarımızı daha fazla mağdur etmeyelim. Bu arkadaşlar, ülke böyle ekonomik bir krizden geçerken hem işsizler hem de yardım alamıyorlar. Bu konunun ivedi bir şekilde çözüme kavuşturulması, hakları olan kamuda istihdamın bir an önce sağlanması için gereken adımların atılması gerekiyor.

Sayın milletvekilleri, bir diğer önemli konu da üniversite mezunu öğrencilerimizin üniversite eğitimleri boyunca aldıkları KYK ödemelerinin geri ödenmesi noktasında yaşanıyor. Her şehirde üniversite kurmakla övünen Hükûmet yetkilileri mevzu mezun öğrenciye iş bulmaya gelince bir sessizlik içine gömülüyorlar. Genç işsizlik oranının yüzde 25 olduğu bir ülkede, devlet, işsiz öğrenciden geri ödeme talep ediyor. Yandaş müteahhitlere uygulanan vergi indirimleri işsiz üniversite mezunu gençlere ne yazık ki uygulanmıyor. KYK öğrenim kredisi almak zorunda olan öğrencilerimiz erteleme başvurusu yapmaları durumunda karşılarına fahiş miktarda erteleme faizi çıkarılıyor, 21 bin lira alan 27 bin lira geri ödeyecek. Üç aylık bir erteleme yapıldı ama haziran ayı başından itibaren tekrar bu gençlerden ödeme istenmeye başlandı. Hâlihazırda yüzde 25 olan genç işsizlik oranını göz önünde tuttuğunuzda, bu işsiz kardeşlerimizden, daha fazla, bu kadar yüksek faizle geri ödeme istemeyin; en azından bir seneliğine faizsiz şekilde bu geri ödemeler durdurulsun ki çocuklar bu ağır baskıdan kurtulsunlar.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 8- 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 45 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "finansal kiralama şirketleri ile finansman şirketleri” ifadesinden sonra gelmek üzere”, 6/12/2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunu kapsamındaki ödeme hizmeti sağlayıcıları” ibaresi, "finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamındaki aracı kurumlar ve portföy yönetim şirketleri, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanunu kapsamındaki ödeme hizmeti sağlayıcıları” ifadesi üçüncü fıkrasına üçüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve beşinci fıkrasında yer alan "takip eder” ifadesi "takip eder ve denetler” şeklinde değiştirilmiştir.

"Birinci fıkrada belirtilenler, Kimlik Paylaşımı Sistemi kullanıcılarının, sistemi bu madde hükümlerine uygun kullanmalarına yönelik gerekli her türlü idari ve teknik tedbirleri almak, takip etmek ve idari ve teknik tedbirlere ilişkin raporları talep edildiğinde Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                           Emine Gülizar Emecan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     İstanbul

                                        Cavit Arı                                              Faruk Sarıaslan                                Neslihan Hancıoğlu

                                         Antalya                                                    Nevşehir                                                    Samsun

                                 Müzeyyen Şevkin                                           Kani Beko                                            Mahmut Tanal

                                          Adana                                                        İzmir                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla hürmetle selamlıyorum.

Görüşülmekte olan bu teklifle, ilgili Afet Yasası’na bir madde ilave edilmekte. Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun’un biz 1’inci maddesine baktığımız zaman, fırtına, sel, don, dolu, kuraklık ve benzeri nedenlerden dolayı zarara uğrayan vatandaşımıza devletin yardım edeceği söyleniyor. Ancak aynı kanunun 2’nci maddesi “Afet bölgelerinin ilan edilmesi ve bu sürecin başlatılmasında ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilidir.” diyor. Ancak getirilen bu teklifin 2’nci maddesinde afet bölgesinde olan illeri sayarken… Şu anda Komisyon sıralarında oturan... Düzce’de de meydana geldi, hem de 2 sefer geldi; 17-18 Temmuz 2019’da, 21-22 Mayıs 2020 tarihlerinde oldu.

SALİH CORA (Trabzon) – Deprem ayrı, sel ayrı.

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Deprem, deprem… Biz düşündük merak etmeyin.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, 2’nci maddede… Ben, ısrarla “Arkadaşlar, Düzce gerçekten mağdur, Düzce’yi afet bölgesi ilan edin. 17-18 Temmuz 2019’daki -Allah rahmet eylesin, 7 ölüm meydana gelmişti- vatandaşın bu zarar ziyanını ödeyin.” diye Çevre ve Şehircilik Bakanlığına dilekçe verdim. Arkadaşlar, Esmahanım köyünde 5 tane mahalle var; 5 tane mahalleyi birbirine bağlayan 5 tane köprünün 3 tanesi yıkıldı, hâlen 3’ü de yapılmadı, duruyor. Aynı şekilde, Uğurlu köyünün Bezirgan Köprüsü var; arkadaşlar, bir sene geçti, hâlen yapılmadı, duruyor. Aynı şekilde, daha yeni, 22 Mayıs 2020 tarihinde yağan yağışlar ve fırtına nedeniyle vatandaşımız zarar gördü, vatandaşımız perişan. Ne diyorlar, biliyor musunuz? “Efendim, biz ovada bulunan fındıkçıların zararını ödemiyoruz Başkanım.” diyorlar. “Neyi ödersiniz.” dediğimizde “Biz meyilli arazideki çiftçinin zararını öderiz, ovadaki çiftçinin zararını ödemeyiz.” diyorlar. Peki, arkadaş, çiftçi garibim ne yapsın ya, vergisini veriyor, askerliğini yapıyor, size oy da veriyor, milletvekili seçiyor, belediye başkanı seçiyor ama Düzceliler mağdur. Olmaz değerli arkadaşlar.

Bakın, burada Çevre ve Şehircilik Bakanlığına teklif ettik, olmadı. Geldim, AK PARTİ Grup Başkan Vekillerine dedim ki “Arkadaşlar, ya, bu Düzcelilerin sizin elinizden çektiği ne? Siz niye burayı afet bölgesi ilan etmiyorsunuz? Bunu kanuna ekleyin.” “Bakarız, düşünürüz.” dediler. Şurada Bakanlık temsilcileri var, onlara da dedim, dediler ki: “Ya, kardeşim, bu, kanunun kapsamına girmiyor.” Bu kanunu ben mi ters okuyorum, siz mi ters okuyorsunuz? Burada bu kanunun kapsamına giriyor. Niye Düzce’yi bu afet bölgesi alanına yazmıyorsunuz, sokmak istemiyorsunuz? Yazık günah değil mi?

Bakın, arkadaşlar, şu anda Yığılca’nın yolu yapılmıyor, Yığılca’nın yolu. Gelelim, aynı şekilde, Melenağzı köyü yani Akçakoca-Melenağzı köyü arasında yol kısmen yapılmış; kalan kısmını da ne yapmışlar, biliyor musunuz? Vatandaşlar kamulaştırmışlar. Kamulaştırma parasını ödemişler ama ihalesini de yapmamışlar. Hem devletin parası gitti hem kamulaştırıldı, hem vatandaş o araziyi ekip biçiyor ama yol tek şeritli, sürekli trafik kazaları oluyor. Yazık günah.

Şimdi, mevcut olan bu köylerden 47 köy 22 Mayıs 2020 tarihinde zarar gördü. Bu köylüler ne istiyor arkadaşlar? Bakın, Altunçay köyünde sağlık ocağı var; hemşire yok, ebe yok ya, olacak şey mi? Tepeköy Sağlık Ocağı yine boş duruyor. Köylüler burada perişan arkadaşlar. Sizden istirham ediyorum…

Sayın Başkanım, bu AK PARTİ’liler ağırlığını koymuyor, bari siz ağırlığınızı koyun, bu 2’nci maddede Düzce’nin afet bölgesi olarak ilanına… Siz bu konuda destek verin.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Turan, söz talebi… Ne diye söz talebi…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Gerçi ben daha kürsüden ayrılmadım Başkanım. Ben bir ayrılayım, ondan sonra talep etsinler.

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Ya, açıklığa kavuşturmak istiyorum Sayın Başkanım. Sel afetinin kanun maddesiyle ilgisi yok.

BAŞKAN – Bülent Bey’le bir görüşün, Bülent Turan Bey’le.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – 60’a göre istemeniz lazım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkanım, burada bir tarım müdürünün raporu da var. Zaman verseniz onu da anlatacaktım.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde yer alan “edinildiğinde” ibaresinin “edinildiği takdirde” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Ayhan Erel                                              Ahmet Çelik                                              Bedri Yaşar

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                     Samsun

                                 Zeki Hakan Sıdalı                                 Muhammet Naci Cinisli                                     Ümit Beyaz

                                          Mersin                                                     Erzurum                                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Samsun Milletvekili Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, 9’uncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel’in 5’inci ölüm yıl dönümü dolayısıyla kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, şu an, bir salgın süreci yaşıyoruz. Salgın sürecinden dolayı esnafımızın, çiftçimizin çok ciddi problemleri var. Biz, bu problemleri çözmek yerine, yine bir torba yasayla, içerisinde 12 farklı kanun teklifi olan, 12 farklı bakanlığı ilgilendiren konularla baş başayız. Hâlbuki, özellikle, vakaların bir türlü binin altına düşmediği ve ikinci salgının beklendiği bugünlerde –inşallah korkulan olmaz, ikinci salgına muhatap olmayız- daha da derinleşecek bu problemlerle ilgili ciddi çözüm önerileri sunmamız gerekiyor. Özellikle esnafın kira problemi var, üç ay oldu, üç aydır kira ödemedi. Bu kiraların nasıl ödeneceğine dair henüz bir fikir yok. “Hiç olmazsa bir tanesini devlet ödesin, bir tanesini mülk sahipleri ödesin, bir tanesini de biz ödeyelim.” gibi en asgari seviyede teklifleri var. Bu konuda bizlerden yardım bekliyorlar, bu konuda bizlerden bir çare bekliyorlar ama maalesef, biz, yine birbirine benzemeyen, birbirinden farklı konularla Parlamentonun huzurundayız. Bunlardan bir tanesi de yine Kamu İhale Kanunu. Şu Kamu İhale Kanunu’nu değiştirmekten siz yorulmadınız, biz de konuşmaktan, inanın, yorulmayacağız; haberiniz olsun. Alfabede sayılar bitti, 21/a, b, c, d; derken şimdi 21/aa, 21/bb gibi…

Arkadaşlar, sağladığınız bu imtiyazlar şartlar ne olursa olsun kul hakkıdır, bunu unutmayın. Birilerine yönelik imtiyazlar sağlıyorsanız, özel bir şeyler getiriyorsanız burada kul hakkı vardır. Ben buradan sizleri uyarıyorum.

İkincisi, Vakıflarla ilgili mesele. Şu an, bugün tesadüfen, KİT Komisyonunda Vakıf İnşaatın görüşmelerini yapıyorduk. Ne diyor, biliyor musunuz? Diyor ki: “Vakıflar Genel Müdürlüğünün portföyünde olmamıza rağmen, Vakıflar Genel Müdürlüğü bizi ihalelere çağırmıyor.” 2 tane devlet kurumu… “Neden çağırmıyor?” sorusuna maalesef bir cevap alamıyoruz. Hâlbuki, bugün, Türkiye'nin doğusundan batısından tutun da özellikle Balkanlarda, dünyanın farklı yerlerinde tarihî eserlerimiz var. Bunların, gerçekten, ruhuna uygun olarak onarılması gerekiyor ama düşünün ki bir devlet kurumu bir diğer devlet kurumunu, portföyünde olmasına rağmen davet bile etmiyor. Dolayısıyla, bunun altını bir kez daha çiziyorum. Zaten bu tarihî eserlerin onarımıyla ilgili konu burada saatlerce konuşulacak mesele; ruhuna uygun tamir edilmediğini, restore edilmediğini siz de bulunduğunuz yerlerde muhakkak görüyorsunuzdur. Modern malzemelerle geçmişe yönelik tarihî eserleri onarmak mümkün değil, o günün ruhuna uygun materyallerle bu işlerin yapılması lazım. Onu da buradan uyarıyoruz.

Yine, aynı şekilde, Çek Kanunu… Zaten ekonomik sıkıntılar vardı, bunun ertelenmesi bizim de sıcak baktığımız bir konuydu. Tabii, bu konuda desteklediğimiz maddeler var, desteklemediğimiz maddeler var.

Aynı şekilde, afet… İşte, bakın, bunu torbayla getirdiniz, yine değiştireceksiniz. Bugün, işte, Bingöl’de deprem oldu; tuttunuz, 2’nci maddeyi önerge verdiniz ve değiştirdiniz. Hâlbuki, bizim, Parlamentonun buna topluca bir çözüm üretmesi mümkün. Allah korusun, eğer bu akşam bir deprem olursa o deprem olan belde bu kanundan istifade edemeyecek, onun için de ayrıca bu kanun teklifinden yararlanması için yine farklı bir teklif yapmak gerekecek. Dolayısıyla, arkadaşlar, Türkiye olarak deprem kuşağı içinde olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Her an, İstanbul da dâhil, 7 şiddetinde bir depremin ayak seslerini televizyonların bütün kanallarında uzmanlar söylüyor. Biz hâlâ burada kentsel dönüşümden, kentsel tasarımdan bahsedip geziyoruz; bahsetmek artık yetmez. Arkadaşlar, özellikle şu an gücü elinde bulunduran iktidara buradan sesleniyorum: Değerli arkadaşlar, bugün bile başlamak geç, bir an önce bu kentsel dönüşümlere başlamamız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Belediyelerin bu işin altından kalkması mümkün değil; bunun devlet eliyle yapılması lazım, behemehâl yapılması lazım, bir an önce yapılması lazım. Yoksa biz depremden sonra, burada, bu kürsüde “Merak etmeyin, yaralar sarılacak; merak etmeyin, devlet bu işin altından kalkar; merak etmeyin, deprem sabahı oraya AFAD’ın, bakanlarımızın…” Tabii, orada bulunmaları güzel bir şey ama onun yerine, tedbir alıp oluşan bu depremlerde de inşallah Türkiye’nin zarar görmediği, vatandaşın zarar görmediği, kayıplarımızın olmadığı olayları hep beraber yaşarız ama onun yolu da burada alınacak tedbirlerden geçiyor.

Tabii, mühendis olarak şunu da ifade etmek isterim: Arkadaşlar, Hükûmet özellikle teknik eleman alım konusunda… Farkında mı değil, bilmiyor mu bilmiyorum ama binlerce mühendisimiz, binlerce harita mühendisi, elektrik mühendisi, makine mühendisi, endüstri mühendisi işsiz. Dolayısıyla, kamu alımlarında teknik eleman alımı konusuna da özel hassasiyet gösterilmesinde fayda mülahaza ediyoruz. İnşallah, böyle “liyakat, ehliyet, sadakat” diyorsunuz ya, böyle beş parmağında beş marifet olanlar değil de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım, teşekkür ederim.

Son dönemde, bu kadar işsizin olduğu bir dönemde, hani “liyakat, ehliyet, sadakat” derken liyakat kısmına da biraz önem vermenizi rica ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinde geçen “45 inci maddesinin” ibaresinin “45 inci maddesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                              Kemal Peköz                                              Tuma Çelik

                                         İstanbul                                                      Adana                                                      Mardin

                                    Ali Kenanoğlu                                           Hişyar Özsoy                                            Zeynel Özen

                                         İstanbul                                                   Diyarbakır                                                  İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy.

Buyurun Sayın Özsoy. (HDP sıralarından alkışlar)

HİŞYAR ÖZSOY (Diyarbakır) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önce, hemen az önce Grup Başkan Vekilimizin bahsettiği hadiseyle başlamak istiyorum. Bugün devam eden HDP’nin yürüyüşünde kolluk güçlerinin milletvekillerimize yönelik bir müdahalesi olmuş. En hafif tabiriyle “çirkin” çünkü kalkanlarla vesaire vekillerimizi biraz hırpalamışlar. Şimdi, burada, ilginç olan, polisin yaptığı bu tutum değil, biz şaşırmadık yani bu, maalesef yoğunlukla yapılıyor ama ilginç olan, bu yasama organı, biz milletvekilleriyiz, iktidardan bu konu hakkında herhangi bir ses çıkmadı; işin doğrusu, muhalefetten de ana muhalefetten de bir şey söylenmedi bu konuda. Arkadaşlar, o insanların şahıs olarak kim olduklarının ötesinde, burada 23 milletvekilinden bahsediyoruz, ortalama bir hesapla en azından 2 milyon insanın oyunu almış insan bunlar, oy temsil ediyorlar ve bir şekilde itilip kakılmalarına yasama kurumu -Divan başta olmak üzere- eğer bir şey demiyorsa gerçekten işimiz kötü. Yarın öbür gün iktidar değişirse -biz HDP olarak sizi temin ediyoruz- herhangi bir siyasi partinin üyesine demokratik, meşru bir eylem yaparken polis müdahalesi olursa -İYİ PARTİ’den, MHP’den tutun buraya kadar- biz HDP olarak bunun karşısında tavrımızı göstereceğiz.

Ben, bugün burada bulunan bütün arkadaşlara milletvekili gözüyle bakıyorum, o şekilde sesleniyorum. Uzun bir dönemdir bir sıkıntı yaşıyoruz, Mecliste beş yıldır benim bir gözlemim bu. Şuraya baktığım zaman, yoğunlukla -lütfen hemen tepki göstermeyin, bir argüman kurmaya çalışıyorum- şu sıraya baktığınız zaman, şuraya kadar sürekli “FET֒cü…”

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ne diyor bu ya!

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Olmaz.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - Müsaade edin. Bir saniye…

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Ayıp ediyorsun!

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - Hayır, müsaade edin…

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Parmakla gösteriyorsun ama.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - Ya, bir müsaade edin ya. Bir dakika ya…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz devam edin.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - CHP’ye baktığınız zaman, size bol, yerine göre “FET֒cü” “Ergenekoncu” “PKK’li” falan; bize bakıldığı zaman “PKK”; buraya bakıldığı zaman, kimi zaman “Ergenekon”; İYİ PARTİ, işte “FET֔ falan… Ben söylemiyorum bunları. Şu Mecliste o kadar laf yarıştırıldı ki birbiriyle, herkes herkesi bir şekilde yaftalıyor. Sonuç ne? Memleketin gerçek meseleleri hakkında hiç kimse bir söz üretemiyor. “Kürt meselesi konuşalım.” diyoruz, “Hayır, terörizm…” “Ya, şu meseleyi konuşalım.” “Yok, FET֒cüsünüz.” Siz bir şey diyorsunuz, “Hayır, Ergenekoncusunuz.” Ben, bugün buradaki bütün milletvekillerine, seçilmiş, halkı temsil eden şahıslar olarak sesleniyorum; bu şekilde de alın lütfen.

Kıymetli arkadaşlar, zamanım çok yok, çok uzatmadan bir konuya değineceğim: Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı “İslami iktisat dışında bizim bir kurtuluşumuz yok.” dedi, böyle bir ifadede bulundu. İlginçti aslında, çok uzun zamandır biz böyle bir tartışma duymamıştık. En son Erbakan Hocaydı İslami iktisat üzerinden konuşan fakat 28 Şubatta başına ne geldiğini biliyoruz zaten o düşünceleri yüzünden. Ben şöyle okudum bu İslami iktisat tartışmalarını: Biliyorsunuz, 2002 yılından beri iktidardasınız, Türkiye'nin uluslararası sermayeyle, uluslararası kapitalist sistemle bütün bağlarını siz kurdunuz; özelleştirmeler, gümrük birliği, Türkiye'nin küresel sermaye içerisine yerleştirilmesi yoğunlukla AKP dönemindeki yapısal reformlarla gerçekleştirildi. Benim anladığım, yirmi yıl sonra gelip “Bizim, İslami iktisat dışında başka bir çıkış yolumuz yok.” diyerek aslında yirmi yıldır bütün bu Avrupa Birliğiyle, gümrük birliğiyle, bütün bu küresel süreçlerle yürüttüğünüz çalışmaların iflasını ilan ediyorsunuz. Peki, ne yapıyorsunuz? Yani şimdi, mesela, gümrük birliğinden Türkiye vazgeçiyor mu? Yani bu popülist söylemin somut getirisi ne? Mesela, ben soruyorum: Türkiye Almanya’yla kapalı kapılar ardında, gümrük birliği konusundan, genişletilmesi konusundaki durumdan vaz mı geçti? Nedir? Bizim görebildiğimiz; bakın, Türkiye Schengen’den falan vazgeçmiş değil ama orada çok ciddi tıkanmış durumda. Fakat Cumhurbaşkanının İslami iktisattan bahsettiği gün -çok önemli bir konu; hepinizin dikkatini çekiyorum ve iktidar grup sözcülerinden de lütfen cevap bekliyorum- Heyet Tahrir el-Şam İdlib’de Türk lirasını resmî para olarak kullanmaya başladı. Bilmiyorum kaçınızın bundan bilgisi var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin talebiyle, Türkiye’de Bakanlar Kurulunun da onayıyla Heyet Tahrir el-Şam resmî olarak terör örgütü listesine eklendi Türkiye’de.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özsoy.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) – Toparlıyorum.            

10 Haziran günü İdlib’de Türk lirası resmî para olarak kullanılmaya başlandı, maaşları artık bunlarla verecekler. Şimdi, Türkiye, bu parayı ya hibe etti veyahut da bir şeyin karşılığında verdi. Kayıtlarda kuyutlarda var mı yok mu, bilmiyoruz. Bakın, bu, basit bir şey değildir; çok büyük, çok tehlikeli bir şeydir bir noktada. Belki bazılarının ekonomik ilhak duyguları kabarabilir. CHP, İYİ PARTİ; Türkiye’nin oraya bu müdahalesine siz de “Evet.” dediniz o müzakere buradan geçirildiği zaman; bunun için verdiniz mi, bilmiyorum, bence vermediniz bunun için. Fakat şu an, Türkiye parası -tırnak içinde- Türkiye’nin resmî olarak terör örgütü olarak kabul ettiği bir örgütün resmî parası. Türk lirasının resmî olarak kullanıldığı tek yer İdlib şu an. Bu konuda, biz, hem Grup Başkan Vekillerinden hem de daha önce Türkiye’nin Suriye’ye bu müdahalesine yönelik tezkereye “Evet.” diyenlerden, lütfen, bir açıklama bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla) - Çünkü bu konu çok büyüyecek. Bu cevapları almadan, en azından, bu meseleyi uluslararası platformlara götürmeyi düşünüyoruz. Önce cevaplarımızı alalım, ondan sonra bakacağız. Yani terör örgütü olarak ilan edip paranızı balya balya göndereceksiniz, onların bütün maaşlarını o parayla vereceksiniz, sonra da gelip herkesi terörizmle itham edeceksiniz; biz bunu kabul etmiyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkürler Sayın Özsoy.

Sayın Bülbül...

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

52.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, konuşmacı, konuşması sırasında “Siyasi parti gruplarını teker teker örnek olsun diye ifade ediyorum.” dedi ama belli bazı terör örgütlerinin isimlerini kullanarak bir yaklaşımda bulunması kabul edilebilir bir durum değil. En azından, Milliyetçi Hareket Partisine “İşte, zaman zaman Ergenekon’la bağdaştırılıyor.” gibi ifadeler bu noktada partimizce kabul edilebilecek şey değildir çünkü bu ince bir siyasi üslup veya bir metot olarak da görülebilir. İsnat edilecek olan şey neyse direkt, doğrudan söylenmesinde fayda vardır. Doğrudan söyleyene de biz doğrudan cevabımızı verebilecek imkâna sahibiz. Bu tarz etraftan dolanmaya gerek yok, böyle bir bağlantının söz konusu olmadığını cümle âlem de bilmektedir.

Bu para meselesiyle alakalı olarak da yani tüyleri diken diken eden şey nedir, onu hep beraber göreceğiz de Türkiye’nin bu manada gayrimeşru bir şekilde başka topraklarda hâkimiyet iddiası, ilhak, iltihak vesaire gibi bir heves içerisinde olmadığını bütün süreçler içerisinde tekrar tekrar ifade ettik. Buna rağmen bu sıkıntının temelini, bu sıkıntıyı çözebilmek mümkün değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Zira, Amerikan bütçesinden ayrılan paylarla PYD’li, YPG’li teröristlerin, orada faaliyet gösteren teröristlerin maaşlarının dolarla ödendiği süreçte, orada -dolar üzerinden- doların para olarak kullanıldığı süreçlerde hiçbir şekilde bundan rahatsızlık duymayanların, şimdi, Türkiye’yle alakalı olarak, Türkiye’nin yönlendirmesi veya siyaseti dışında gelişen, geliştiğini düşündüğümüz bir hadiseyle ilgili olarak böyle bir yaklaşım getirmesini de anlamak mümkün değil. Orada Amerika’nın iştahının kabardığı süreçlerde Amerika’ya dair en ufak tek bir kelime etmeyenlerin, Batı’ya dair tek kelime etmeyenlerin, orada emperyalist emellerini gerçekleştirmeye çalışan bütün yapılara karşı tek söz etmeyenlerin ve hatta orada ortaklık kuranlarla beraber olanların Türkiye’ye dair bu anlaşılamaz ve hasmane olarak gördüğümüz tavırlarını da biz kabul etmediğimizi ifade etmek istiyor, saygılar sunuyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Açıklama için hatibimize söz...

BAŞKAN – Buyurun.

53.- Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HİŞYAR ÖZSOY (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yani şu kadar söyleyeyim: Konuşmamda, zaten yapılan ithamların yersizliğine dair bir konuşma yapmıştım. Ben, Meclisin gerçek anlamda bir istişare yeri olması gerektiğini ve insanları birtakım kalıplarla, yaftalarla sınırladığımız zaman tartışamadığımızı düşünüyorum. Naif gelebilir belki ama gerçekten bu söylediğimin dışında başka bir şekilde yorumlanması doğru olmaz, onu söyleyeyim.

İkincisi: Bu para meselesiyle ilgili olarak, bakın, uluslararası hukuktan bahsediyoruz, biz, Amerika’nın bölgedeki emperyal müdahalelerine bir parti olarak her zaman için kesinlikle tavır almış, bunu da rahatlıkla ifade etmiş durumdayız. Artı, şöyle de ilginç bir durum var: Türkiye lirasının Heyet Tahrir el-Şam tarafından resmî para olarak kullanılması Amerika’nın Sezar Yasası, şimdiki yaptırımlar, bugün ilan edilen yaptırımlar bağlamında ortaya çıkmış. Zaten, Amerika, İdlib’de Türkiye parasının kullanılmasını istiyor, ortada bir de böyle bir durum var. Bu şekilde, İdlib bölgesini yaptırımlardan muaf tutmaya çalışıyorlar Türkiye’yle birlikte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

HİŞYAR ÖZSOY (Diyarbakır) – Hemen toparlıyorum Sayın Başkanım.

Dolayısıyla, Türk lirasının İdlib’de şu an resmî olarak kullanılması Amerika’ya karşı değil, tam da Amerika’nın Sezar Yasası, bu yeni yaptırımların içerisinde, Türkiye ve Heyet Tahrir el-Şam’ın yaptırımları delebilmesi için James Jeffrey’in özellikle yaptığı bir durumdur, kamuoyunun bu şekilde bilmesi lazım.

Yani sıkıntı şu: Biz, Türkiye’nin –her zaman için söylüyoruz- Suriye’de kalıcı, yapıcı bir barışçıl siyasete hizmet etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Şu an, bu paranın bu şekilde kullanılması, uluslararası hukukta ekonomik ilhak tartışmalarını, hatta Suriye’nin bölünmesi tartışmalarını başlatmış durumda. Kamuoyunun ve Genel Kurulun bilgisine sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler. Madde kabul edilmiştir.

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Ayşe Hanım, sizin söz talebiniz mi var?

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

54.- Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Sayın Başkanım, az önceki maddeyle ilgili söz alan hatibin hem madde içeriğiyle ilgili hem ilimle ilgili söylediği birkaç hususta açıklık getirmek istiyorum.

Ben, aynı zamanda Plan ve Bütçe Komisyonu üyesiyim. İlgili madde, DASK yani deprem sigortasıyla ilgili bir konu, sel afetinde… Oradaki “afet” kavramı depremi kastetmektedir. Aynı zamanda komisyon üyesi olarak çalıştığımız bir konu bu, bunu ifade etmem lazım.

Sel ve diğer afetlerde Düzce’ye yapılan yatırımları tekrar anlatacak değilim, bugün sabah gündem dışı aldığım sözde, tek tek rakamları anlattım ve bu yaptığımız hizmetlere Düzceli seçmenin ve vatandaşın teveccühü bütün seçimlerde ortadadır, bunu ayrıca izaha ihtiyaç olmadığını düşünüyorum, tekrar teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Grup adına Ayhan Bey’in söz talebi var.

Buyurun Ayhan Bey.

55.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy’un görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Az önce sayın hatip, İYİ PARTİ’nin, Türk ordusunun Suriye’ye yapmış olduğu harekât hakkında bizi sorgular mahiyette bir tavır takındı. Türkiye’nin varlığını, bağımsızlığını, bütünlüğünü, bekasını tehdit eden unsurlar, içeride veya dışarıda, dünyanın neresinde olursa olsun Türk ordusu tarafından, güvenlik güçleri tarafından yapılacak her türlü harekâtta biz İYİ PARTİ olarak devletimizin, bayrağımızın, ordumuzun yanındayız. Dolayısıyla onun ötesinde, siyasi iradenin ekonomik şekliyle yapmış olduğu eylemlerin ve girişimlerin ne kadar doğru, ne kadar yanlış olduğu hususunda net bir bilgimiz olmadığı için bilgimiz olmadığı bir konuda da fikir yürütmemiz mümkün değil. Ama şunu üstüne tekrar basa basa ifade etmek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekasına, varlığına, bütünlüğüne yönelik her türlü iç ve dış tehditlere karşı biz devamlı ordumuzun ve güvenlik güçlerimizin yanında olmuşuzdur; dün bu böyleydi, bugün de böyle olacak, yarın da böyle olacaktır. Bunu Genel Kurulun ve yüce Türk milletinin bilgilerine arz ederim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – 9’uncu madde üzerinde 4 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                            Necdet İpekyüz                                          Kemal Peköz

                                         İstanbul                                                     Batman                                                      Adana

                                    Ali Kenanoğlu                                             Tuma Çelik                                              Zeynel Özen

                                         İstanbul                                                     Mardin                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Batman Milletvekili Necdet İpekyüz.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Elektronik haberleşme hizmeti aboneliklerinin elektronik ortamda yapılabilmesi için düzenleme yapılıyor. Maddenin düzenleme gerekçesi, ülkemizin dijital dönüşüm stratejilerine uyum sağlaması ve Covid-19 tedbirlerine uygun olarak aboneliklerin uzaktan akdedilmesi veya feshedilmesi. İnsan buna bakınca benimsiyor, diyorsunuz ki: “Kolaylık sağlanıyor.” Ama bugün basında bir haber çıktı: 2023 yılında 7 milyon genç sandığa gidip ilk defa oy kullanacak ve buna “Z kuşağı” deniyor. Ve gençler artık sosyal medyadan haber almaya bakıyor; internetten kısa mesajlarla takip edebiliyorlar bütün her şeyi. Ve baktığımızda, Türkiye’deki yandaş medyanın tek taraflı, her tarafı suçlayan bir tarzdaki haberlerine bakınca, gençler sosyal medyadan hem tepkileri hem de güncel durumu takip etmeye çalışıyor ve bu bilgilere bakanlar yeni bir şey keşfetmiş gibi “Gençlerle ilgili ne yapabiliriz?” diyor. Siyasi partiler de var ve Adalet ve Kalkınma Partisi, medyadan öğrendiğimize göre, böyle bir çalışma yürütüyor. Peki, bu gençler sizce hiçbir şeyin farkında değil mi? Aslında anketler de gösteriyor ki gençler birçok şeyin farkında. Ve gençler şunu da çok iyi biliyor: Sosyal medya üzerinde daha bir hafta önce 7 bin küsur trol engellendi ve bunların hesapları silindi. Türkiye dünyada enteresan bir şeyle karşı karşıya kaldı; 7 bin küsur trol kümelenmiş; istediği zaman linç kampanyası geliştirebiliyor, istediği zaman hedefe dönüştürebiliyor; propaganda yapan bir grup. Bununla ilgili bir düzenleme yapıldı ve tepki ne? Gerekirse Twitter’ı kapatabiliriz veya bunların tekrar sosyal ortama dönmesi için çaba harcanıyor.

Bir taraftan da bakıyoruz, Türkiye’de dijitalleşme adına bir kolaylık getiriliyor ama dijital ortamda birçok haber yapan internet sitesi, kurum, organ yayınları engelleniyor. Yani, siz sermayeyle ilgili, kolaylaştırmayla ilgili birçok şeyi düzenlerken özgürlükle ilgili, insanların haberleşmesiyle ilgili dijital ortamı, hele hele bu çağda önünü açmanız gerekirken engel olmaya çalışıyorsunuz. Çünkü onu zapt edemiyorsunuz. Kısa mesajla aslında insanlar, milyonlara mesaj veriyorlar.

Bir diğer konu, madem bu kadar gençler önemli, önümüzdeki hafta sınav var, üniversite sınavı var. En başta açıkladığınız pandemi sürecinde dediniz ki: “Biz bunu 24-25 Temmuza erteliyoruz.” Ne güzel, pandemi sürecinde insanlar evine kapanmış, öğrenciler için herkesin desteklediği bir şeydi. Ne oldu birden? Az önce konuşmamda da belirttim, her şeyi hazirana ertelemiştiniz. Bir taraftan da sizi sıkıştırıyorlar sermaye sahipleri, iflas ediyoruz, perişanız. Siz gerçek iflas etmiş, perişan olanlara zaten dönmüyorsunuz, yurttaşa dönmüyorsunuz. Neydi? Turizmciler diyor ki: “Biz perişanız, yurt dışından da gelenler yok, uçak seferleri yok, ne yapalım? İç turizmi patlatalım.” Peki, ne yapalım? Tamam, haziranda her şeyi çevirelim “yeni normalleşme” diyelim. Ama gençler sınava girecek temmuzda, gelemeyecekler; tamam basittir, sınavı alalım erkene. Şimdi, sınavı getirdiniz erkene. Bu süreçte gençler, bir planlama yaptılar, aileler bir planlama yaptılar her şeyi altüst ettiniz. Sonra da gençlere yönelik diyorsunuz ki oy isteyeceğiz, bir çaba harcayacağız.

Arkadaşlar bir yıl boyunca insanlar bir çaba harcadılar. Gençler, gerçekten gelecekleriyle ilgili her gün değişen eğitim sistemine rağmen bir çaba harcarken 2 milyon genci hatta 2,5 milyon genci ve ailelerini kötü bir sürece mahkûm ettiniz. Buradan da bunu kınamış olalım.

Bir diğer talep, kulaklarınızı tıkadığınız gençler öyle bir hâle geldi ki, gençler kendileriyle ilgili, gelecekleriyle ilgili kurgularda söz almak istiyorlar. Sözde Parlamentoda oy kullanmak için, temsiliyet için gençlere ortam yaratıyorsunuz ama hangi koşullarda? Gençler bir basın açıklaması yaptığında, bir haberle ilgili tepki gösterdiklerinde, üniversitelerde yemekleriyle ilgili, burslarla ilgili, harçlarla ilgili, YÖK’le ilgili bir şey yaptıklarında tek yapılan şey kolluk güçlerinin baskısıyla karşılaşmak, engellerle karşılaşmak. Öyle bir hâle geldi ki üniversitelerin içine kolluk güçleri yerleştirmeye çalıştınız. Gençlerle ilgili bir normalleşme düşünüyorsanız, dijital yaşamla ilgili bir normalleşme düşünüyorsanız demokratik zeminin önünü açmanız lazım, demokratikleşmenin önünü açmanız lazım, özgürlüklerin önünü açmanız lazım. Bu konuda yapılacak her çabaya desteğimiz vardır ama sermayeye yönelik dijitalleşmeyi öne alan süreçlerin hepsinin de karşısındayız.

Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 9 – 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “imzalanırken” ibaresi “kurulduğu sırada” şeklinde değiştirilmiştir.

                                      Arzu Erdem                                            Ramazan Kaşlı                                            Cemal Çetin

                                         İstanbul                                                    Aksaray                                                    İstanbul

                              Ali Muhittin Taşdoğan                                                                                                       Ümit Yılmaz

                                        Gaziantep                                                                                                                     Düzce

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Arzu Erdem.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Ekranları başında bizi izleyen aziz Türk milletini ve sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtlarının ardından Pençe-Kartal ve hemen ardından Pençe-Kaplan Operasyonlarıyla şanlı şerefli Türk ordusu yine bir destan yazmakta. Rabb’im ayaklarına taş değdirmesin ve muzaffer eylesin. Buradan şunu belirtmek isterim, son terörist öldürülene kadar, son silah kırılana kadar terörle mücadele kahraman ordumuz tarafından yürütülecektir ve uzantılarıyla da mücadele yürütülecektir. Ayrıca, nasıl ki Afrin’e Türk Bayrağı dikilmişse, Kandil’e de Türk Bayrağı dikilecektir. Buradan bunun altını çizmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 14 Haziran tarihinde Bingöl’de meydana gelen ve Malatya, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Muş ve Diyarbakır’da hissedilen 5.9 büyüklüğündeki depremde zarar gören herkese buradan geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Hayatını kaybeden korucu kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailesine ve Türk milletine baş sağlığı diliyorum. Yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, söz konusu kanun teklifiyle, milletimizin çeşitli alanlardaki hizmet sunumlarına günümüz teknolojisinin verdiği imkânlar doğrultusunda güvenle ve daha kolay erişiminin sağlanması, 2020 yılı içerisinde 7 ilimizi etkileyen, üç deprem afetinden etkilenen afetzedelere yardım edilebilmesi, 3201 sayılı Kanun kapsamında aylık alan vatandaşlarımızın aylıkları kesilmeksizin yurt dışında yarı zamanlı çalışabilme imkânının sağlanması, ilgili mevzuat kapsamında ödenmeyen çek bedellerine ilişkin borçlunun ödeme imkânının, alacaklının da tahsil imkânının güçlendirilmesi gibi 12 farklı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılması amaçlanmaktır. Böylelikle milletimizin ihtiyaç duyduğu kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesi öngörülmektedir.

Değerli milletvekilleri, burada engellilerimizle ilgili hassasiyetlerimizin üzerinde durmak istiyorum. Bugüne kadar da dile getirdiğimiz gibi özellikle engelli kardeşlerimizin, tüm engellilerimizin hayata tutunmaları için, toplum hayatında var olmaları için desteklenmeleri gerektiği bir gerçek. Tabii, bununla ilgili birçok düzenleme yapıldı ve yapılmaya da devam edilecektir mutlaka çünkü engelli kardeşlerimiz aslında bizim aynamız. Biz de aynaya baktığımızda ne yaptığımızı hepimiz tekrar tahlil edebiliriz. Engelli kardeşlerimizin sayılarına göre kendi alanlarında atama yapılması noktasında özellikle projeksiyonun sağlıklı yapılması, planlamanın da titizlikle yapılması gerektiğini buradan tekrar vurgulamak istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler engelli kardeşlerimizin toplum hayatında varlıklarını sürdürmeleri için engelli istihdamının önemini her zaman vurguladık, vurgulamaya da devam edeceğiz. Çocuklarımızı yetiştiren, bu anlamda geleceğimizi temin eden öğretmenlerimizin tamamına buradan selamlarımı, saygılarımı göndermek istiyorum ama bilhassa engelli öğretmenlerimizin talebini de tekrar buradan belirtmek istiyorum: Yaklaşık 3.500 olan atanamayan engelli öğretmen sayısı yapılmış olan çalışmalarla birlikte bugün 450’ye kadar düştü. Millî Eğitim Bakanlığının açıklamış olduğu takvimde bugün 200 öğretmen ataması daha yapılacak bu dönem. Tabii, bu, çok sevindirici bir haber. Bu açıdan ben Millî Eğitim Bakanlığımıza teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Geride kalan 250 öğretmenimiz var, engelli öğretmenimiz var, onların da sesini tekrar buradan duyurmak istiyorum: Değerli milletvekilleri, 2018 yılı içerisinde e-KPSS sınavına girmiş ve yüksek puan almasına rağmen hâlâ atanamamış engelli kardeşlerimiz var. Bir an önce alım yapılmazsa puanları yanacak ve tekrar sınava girmek zorunda kalacaklar. Yeni sınav dönemi gelmeden 3 atama talep etmektedirler, bunu da buradan belirtmek istiyorum.

Milletvekillerinin -benim de doğal olarak- hepimizin aslında görevi, Türk milletinin çözümü geciktirilmiş sosyal sorunlarının çözümüne derman bulmak. Gerçekten, siyasi kısır çekişmeler bir tarafa, yapılması gereken çalışmaların hepsini el birliği içerisinde yapmamız gerekiyor. Hele hele hassasiyet burada engellilerimizse, hepimizin hassasiyetiyse, bizim aynamızsa mutlaka ki hepimiz elimizi değil, gövdemizi taşın altına koyacağımıza inanıyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 9 – 5/112008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununun 49 uncu maddesinin 2’nci fıkrasında bulunan “imzalanırken” ifadesi “kurulurken” şeklinde değiştirilmiştir.

                                Neslihan Hancıoğlu                                Emine Gülizar Emecan                                        Cavit Arı

                                         Samsun                                                     İstanbul                                                     Antalya

                                   Faruk Sarıaslan                                      Mehmet Bekaroğlu                                Müzeyyen Şevkin

                                        Nevşehir                                                    İstanbul                                                      Adana

                                       Kani Beko                                                                                                             Özgür Karabat

                                           İzmir                                                                                                                        İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu.

Buyurun Sayın Hancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

NESLİHAN HANCIOĞLU (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün âdet olduğu üzere yine bir torba yasa mesaisi yapıyoruz. Önce usulden başlayalım. Bu teklif 5 Haziranda Meclis Başkanlığına sunulmuş, Başkanlık aynı gün incelemiş ve şunu demiş: “Bunu Plan ve Bütçe Komisyonu görüşsün ama teklifte hem Adalet hem de Sanayi ve Teknoloji Komisyonunun alanına giren maddeler var, onlar da bu maddeleri müzakere edip raporunu sunsun.” Peki, nerede bu iki komisyon? Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamındaki abonelik sözleşmeleri ve dijital imzayla ilgili çok kritik düzenlemeler var. Bilgi ve teknolojiyle ilgili komisyonun bu konuda söyleyecek hiç mi sözü yok?

Çalakalem yasa hazırlamanın, kanunları torbaya doldurmanın vardığı yer işte burasıdır. İhale Kanunu yüzlerce kez değiştirilir, Çek Kanunu elli gün içinde 2 kez değiştirilir, vatandaşa da yasa yaptık diye övünürsünüz. Bu usul, Meclisimize, Meclisin iradesini temsil ettiği milletimize saygısızlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar sözcüleri kabul etmemekte, gizlemekte ne kadar ısrar ederse etsinler makroekonomik açıdan hazırlıksız yakalandığımız olağandışı bir süreçten geçiyoruz. Haklı olarak devreye sokulan kısıtlamalar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin ekonomisinde de ağır bir tahribat yarattı ve oluşan bu hasarın onarımı hepimiz için son derece zorlu bir süreç olacak. Elbette ki güçlü bir ülkeyiz, her zorluğu aşacak birikime sahibiz. Milletimiz de bir o kadar çalışkan ve sabırlıdır fakat bu mücadelede önceliklerimizi doğru bir şekilde planlamak zorundayız ve bu da iktidarın görevidir.

Bugünün önceliği, bir avuç yandaş müteahhide verilen hazine garantilerinin ödenmesi değildir. Bugünün önceliği, millet bahçesi değildir. Bugünün önceliği, salgını fırsat bilip vatandaşın elinde kalan son kuruşa da göz diken lobileri koruyup kollamak değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, nisan ayında Ticaret Bakanımıza “Samsun’da kaç esnaf var, hangi alanda faaliyet yürütüyorlar?” diye sordum. Sayın Bakan lütfetti ve cevapladı. Verilen cevaptan şu ortaya çıktı: Samsun’da 2.063 kahvehane, 2.500’den fazla servisçi, 1.778 erkek ve kadın kuaförü, 945 lokanta, 315 kafeterya neredeyse üç ay boyunca faaliyetini durdurdu. Yaklaşık 20 bin esnaf da aynı durumda. Bunlardan kaçı bu üç ayın sonunda işine dönebildi, kaç kişi kısa çalışma ödeneğinden faydalanabildi, şu an kaç kişi işsizlik maaşı alıyor? Şimdi, bu soruların cevabını bekliyorum. Devletimiz ne dedi esnafımıza? “Salgın sürecinde iş yerini açamazsın.” Peki, bu dönemde esnafımızın yaşadığı kayıplar nasıl telafi edilecek? İktidarın cevabı şu oldu: “Bana gelme, bankaya git; verirse kredi alırsın.” Devlet gibi devlet “Ekmek kapını sana ben kapattırdım. Bu kararımdan dolayı yaşayacağın kayıpları, işletmenin sabit giderlerini ben karşılarım. Seni bir avuç tefeciye, faizciye yem etmem.” derdi ama devletimiz bunu demedi.

Şimdi, bu teklifle “Ek borçlanmaya gideceğiz.” deniliyor. Yani, sırtımızdaki borç yüküne bu yıl yaklaşık 300 milyar lira daha eklenecek. Günlerdir sosyal koruma kalkanlarıyla “Zor durumdaki vatandaşa 20,4 milyar liralık destek verdik.” diye reklam yapılıyor. Peki, az önce bahsettiğim 300 milyarlık borç kime ödetilecek? Bu paranın büyük bir kısmı işte o “Size 20,4 milyar dağıttık.” denilen insanlara ödetilecek. Aradaki 280 milyar nerelere gidecek, kimler ihya edilecek, hangi yandaşlar ceplerini dolduracak? İşte, cevabını aradığımız sorular bunlardır. Bir kez daha altını çiziyorum. Elbette çalışkan milletiz, kaynağımız var, her zorluğu aşarız fakat bunun tek bir yolu var. Harcadığı her kuruşun hesabını bu millete veren bir iktidarla bunu başarırız ve tabii adaletli, hakkaniyetli ve liyakatli bir iktidarla. Bugün böyle bir iktidara sahip mi değil mi bunun takdirini milletimize bırakıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “düzenlenmiştir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                              Ahmet Çelik                            Muhammet Naci Cinisli

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                    Erzurum

                                 Zeki Hakan Sıdalı                                          Behiç Çelik                                               Ümit Beyaz

                                          Mersin                                                      Mersin                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN ve BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Behiç Çelik.

Buyurun Sayın Çelik. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi için söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi denilen otokratik yönetim, hayata geçirildiği son iki yıl içinde çökme noktasına gelmiştir. Bir zehirli sarmaşık gibi uzandığı yeri kurutan, bitiren bu rejim yakın tarihimize antidemokratik bir rejim olarak geçecektir. Yargıya bulaşıyor, yargı darmadağın oluyor. Adalet neredeyse bütünüyle geçerliliğini ve anlamını yitiriyor. Yasama erkine bulaşıyor, yasama sürecinin her aşamasında tek bir kişiye endeksli olarak âdeta çürüyor. Yasamanın denetim yetkisi olmadığı gibi sözlü soru, gensoru ve Meclis soruşturması yöntemlerinin Anayasa metninden çıkarılması da tam bir faciadır. Kanun tasarısı da ne yazık ki ortadan kaldırılmıştır. Türk milleti adına ülkenin tüm gelirlerini bütçe hakkıyla uhdesinde tutan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu mali kudretini Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle saraya kaptırmıştır. Bütçe bütünüyle bir kişinin iki dudağının arasına sıkışmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu batak rejim göreceksiniz sizin de, bizim de ve tabii ki milletimizin de başını yakacaktır. Onun için yol yakınken iyileştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter rejime geçmek hepimizin, milletimizin hayrına olacaktır. Görüyorsunuz, sürekli temel kanun teklifi getirerek Meclisin bir noter kurumu hâline getirildiğini hiç kimse inkâr edemez, hâlbuki burası egemenliğin, bağımsızlığın biricik mercisidir; aşağılanmayı, yetkilerinin gasbedilmesini hak etmemektedir. Şimdi, temel kanun getiriliyor, yetmiyor ardından torba kanun şeklinde bir düzenleme getiriliyor. Vıcık vıcık olmuş bir kanun mezbeleliğinden sağlıklı bir hukuk devletine uzanamazsınız. Bu da AKP’nin hukuktan, adaletten ne anladığına işaret olsun.

Değerli milletvekilleri, biz İYİ PARTİ olarak 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne de bu gözle bakıyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülerek kabul edilen metin, üyelerimizin yani Sayın Durmuş Yılmaz ve Sayın Tatlıoğlu’nun muhalefet şerhinde de ifade ettikleri gibi, en az 12 adet kanunda değişiklik getirmektedir. Bu yasama yöntemi de devletin güç ve azametine zarar vermektedir. Bundan vazgeçmek bir erdemdir değerli arkadaşlarım.

Değerli milletvekilleri, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu elektronik haberleşme sektöründe düzenleme ve denetleme yoluyla etkin rekabet tesisini getiren ve bununla ilgili usul ve esasları düzenleyen bir kanundur. Biliyorsunuz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da bu kanunla etkin, yasal bir bağımsız kurum olarak kendisini ortaya çıkarmıştır. Şimdi, bu “dürüstlük” kuralından bahsediliyor ama her kurumun işleminde, icraatında halk yüksek bedellerle soydurtuluyor. İletişimin bu denli pahalı olduğu bir ortamdan yaratıcılık çıkmaz, ilerleme ve gelişme maalesef hayal olur.

Değerli milletvekilleri, bu süreç içerisinde gördüğümüz manzara, tablo diğer açıdan esnafın corona sürecinde çok büyük mağduriyete düçar olduğu yönündedir. Esnafımız, aynı zamanda, iş yerlerini kapatmasının yanında büyük bir işsizlik, işsizler ordusuna dâhil olmuştur ve corona öncesinde 4,3 milyon olan işsiz sayısının, bir ara 7,5 milyona, ardından 11 milyona kadar çıktığını gözlemliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Böylece geçinebilmenin bedeli de ağırlaşmıştır. Dolayısıyla 3.500 liranın üzerinde bir gelir olursa belki açlık sınırının üzerine çıkma durumu söz konusu olabilecektir. Devletin dış borç stoku ne yazık ki 561 milyar doların üzerindedir. Böylesine, devlet muhasebesinin de çökertildiği bir Türkiye’nin tam ortasındayız ve şu anda ihtiyat akçelerini kullanmış ve zorluklar içerisinde olan Türkiye’de Tayyip Erdoğan hükûmetinin, iktidarının artık yapabileceği bir şey olmadığını yüce heyetinizle paylaşırken önergemizin kabulünü diler, hepinize saygılar sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Buyurun Sayın Turan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

56.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, konuşmacının daha önce de ifade ettiği sistem tartışmasına ilişkin söylemlerini açıkçası iyi niyetten uzak olarak değerlendiriyoruz. Sistem tartışmasının bu ülkeye faydası yok, partiye de faydası yok. Bunlar geride kaldı Sayın Başkan. Halk söyleyeceğini söyledi, partiler söyleyeceğini söyledi fakat daha vahim olan, güya eski sistemde torba yasa yokmuş da şimdi varmış tarzı tamamen gerçekten uzak, tamamen suni yaklaşımlarla bu konunun değerlendirmesini kamuoyunun takdirine sunuyorum. Yani parlamenter rejimde çok iyi kanun yapılıyordu da başkanlık sistemi içerisinde mi torba yasa bir mesele hâline geldi? Şu anki görüştüğümüz torba yasayla, usulle eskinin ne farkı var? “Efendim, bütçe bir adamın iki dudağı arasındaymış.” Önceden sayın vekil bütçe mi yapıyordu da şimdi bu tartışmayı yapmaya çalışıyor?

Türkiye'nin önüne bakması lazım Sayın Başkan. Türkiye'nin önünde terörle mücadele gibi, uluslararası meseleler gibi, pandemi gibi, ekonomik sorunlar gibi çok iddialı meseleler var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Dönüp dönüp Türkiye'ye ayak bağı olacak tartışmaların hiç kimseye, Genel Kurula da, partiye de, ülkeye de faydası yok. Torba yasa eski sistemde de vardı, şimdi de var. Bunun olma sebebi de, iki günden beri kanun görüşüyoruz hâlâ 9’uncu maddedeyiz. Sayın vekilin verdiği önergeye baktım, inanın okumaya utanıyorum çünkü “ya” yerine “ya da” olsun falan tarzı, tamamen ciddiyetten uzak, tamamen mesleki Meclis çalışmasından uzak bir yaklaşım. E şimdi siz bir önerge vereceksiniz bunun da tartışmasını sisteme yükleyeceksiniz.

Ben bu tartışmaların partiye de, kamuoyuna da faydalı olmadığını düşünüyorum Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Parti seni ilgilendirmez!

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu kadar laf söylemeyelim mi Sayın Başkanım? Bir şey demedik ki.

AYHAN EREL (Aksaray) – Daha ne diyeceksin ya!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Her şeyi söyleyin, cevap verince hemen cevap verin.

57.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin bu tepkisini anlayabilmiş değilim. Çünkü Türkiye’de oturmuş bir devlet nizamı vardı. On sekiz yıl içerisinde kurumların içi boşaltıldı. Bunu müteaddit kez bu kürsüden ifade ettik. Ben de dahil olmak üzere bizim hatiplerimiz ve başka siyasi partilerin hatipleri de ifade etti. Kurumların içi boşaltıldı, teamül kalmadı. Devlet borç batağına saplandı, dış borç stokumuz 565 milyar dolar dedim. Niçin siz buna cevap vermiyorsunuz?

Bu sebeple… Parlamenter sistem içerisinde meclis faaliyetleri, meclis çalışmaları nasıl yürüyordu? Torba kanun tabii ki vardı eskiden. Temel kanun uygulaması da vardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayın.

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Ama bunlar istisnai olarak geliyordu. Kendi mecrasında yürüyen bir sistem bozuldu, istisnai olan temel oldu, esas oldu ve onun üzerinden yasama faaliyetini yürütmeye çalışıyorsunuz. Gensoru kaldırıldı dedim, yalan mı? Meclis soruşturması kaldırıldı dedim, yalan mı? Bunlara lütfen cevap verin. Meclis denetimi ortadan kaldırıldı dedim, yalan mı? Meclis etkisizleşti dedim, yasama faaliyeti yürütmenin kontrolü altına girdi diye bunu dolaylı olarak ifade ettim, yalan mı? Bu böyledir. Meclisi etkinleştirelim, bütçe hakkını Meclise etkin bir şekilde iade ettirelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Asıl sorun bu.

BAŞKAN – Peki.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

58.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın vekile saygı duyuyorum ancak söyledikleri tamamen gerçek yasama faaliyetlerinin dışında, usulün de dışında bir işlem.

Bakınız, Meclisin yasama faaliyetleri yeni sistemde zayıflamış(!)

Şimdi, görüştüğümüz kanunun 1’inci maddesi banka düzenlemesi. Sayın vekilin verdiği önergenin 1’inci maddedeki ifadesi “…eklenmiştir.” yerine “…ilave edilmiştir.” Bu mu ciddiyet, bu mu yasama faaliyetindeki ciddiyet?

Madde 2: Afetlerle ilgili düzenleme yapıyoruz, sayın vekilin verdiği önerge “…eklenmiştir.” yerine “…ilave edilmiştir.”

Madde 3: Yurt dışındaki Türkleri konuşuyoruz. Sayın vekilin partisinin verdiği önerge “…eklenmiştir.” yerine “…ilave edilmiştir.”

Madde 4: Kamu finansmanını konuşuyoruz. Sayın vekilin verdiği önerge “…eklenmiştir.” yerine “…ilave edilmiştir.”

Madde 5: Tarihî ve kültürel varlıkları konuşuyoruz. Sayın vekilin verdiği önerge “…eklenmiştir.” yerine “…ilave edilmiştir.”

Bu mu yasama faaliyetinin ciddiyeti? Sistem bozukmuş da muhalefet üzgünmüş. Bence yasama faaliyetine en büyük haksızlığı sistem değil kendi partisi ve kendi vekili yapıyor Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – 10’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Dilşat Canbaz Kaya                                         Hüda Kaya                                             Kemal Peköz

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Adana

                                    Ali Kenanoğlu                                            Zeynel Özen                                              Tuma Çelik

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

DİLŞAT CANBAZ KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün pandemiyi konuştuk, ekonomik krizi konuştuk, işsizliği konuştuk ama kadın cephesinden bir iki kelam edelim istiyoruz, bir iki cümle edelim istiyoruz çünkü kadına dair birçok şeyi konuşmadık diyoruz.

Evet, ülkemizde adil olmayan bir ekonomik bölüşüm mevcuttur. Her yıl zenginliklerine zenginlik katan az sayıda milyonere karşı milyonlarca insan açlık sınırı altında yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Banka hesabında 1 milyon TL üzeri para bulunan kişilerin toplam sayısı 2019 sonunda 225.440’a yükseldi. 2018’e göre milyoner sayısı 45.314 kişi arttı. Aynı döneme ait bir başka rapora göre ise 16 milyon kişinin yoksul, 18 milyon kişinin ise yoksulluk riski ile karşı karşıya olduğu belirtilmektedir.

Coronavirüs sürecinde en büyük bedeli, yine her kriz döneminde olduğu gibi emeğiyle çalışan emekçiler ödemektedir. AKP iktidarı tarafından açıklanan ekonomik paketlerin tamamı öncelik olarak patronları korumayı hedeflemektedir. Milyonlarca işçinin, emekçinin oldukça zor olan yaşam koşulları coronavirüs süresince her geçen gün daha çok ağırlaşmıştır. İktidar, TÜİK marifetiyle saklama girişimlerinde bulunsa da şimdiden on binlerce emekçinin işsiz kaldığı, binlerce esnafın iflas ettiği saklanamayacak kadar gerçek ve yakıcıdır maalesef.

Türkiye’de erkek nüfusunun yüzde 72,7’si iş gücüne katılabilirken kadın nüfusunun yalnızca yüzde 34,2’si iş gücüne katılmaktadır. Kadınlar iş gücüne dâhil olsa bile istihdamda yeterince yer almamaktadır. İş gücü içerisindeki her 10 kadından yalnızca 3’ü istihdama katılabilmektedir.

Coronavirüs salgını süresince, kadın hakları ve kadın emeği konusunda birçok hak ihlaliyle yine karşı karşıyayız. Bunlardan birkaçı: Kadına yönelik cinayetler, kadına yönelik şiddet, maalesef çok fazla artmakta.

Yaşanan ekonomik ve sağlık krizinin en ağır yükünü yine kadınlar çekmektedir. Sokağa çıkma sınırlamasının bulunduğu ve kısmen devam ettiği bugünlerde kadına yönelik şiddette büyük bir artış yaşanmaktadır. Türkiye’de 28 kentte 1.873 kadınla yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, karantina sürecinde kadına yönelik şiddetin yüzde 27,8 arttığı görülmektedir.

Emeği en çok değersizleştirilen kadınların, coronavirüs sürecinde ilk olarak işten çıkarılanlar arasında olduğu açıktır. Salgın sürecinde özellikle hizmet sektöründe çalışan birçok kadın emekçi işsiz kalmıştır. Berber, kuaför ve güzellik salonlarında çalışanların sayısı ortalama 504 bin kişidir. Özellikle, kuaför ve güzellik salonlarında kadınlar yoğun olarak çalışmaktadır.

Güzellik salonlarının virüs nedeniyle kapalı olmasından dolayı birçok kadın ya işsiz kalmış ya da büyük oranda gelir kaybı yaşamıştır. Gündelik olarak ev işlerinde kayıtsız çalışan yaklaşık 1 milyon kadının tamamına yakını işsiz kalmış durumdadır. Çalışan az sayıda kadın enfekte olma riskiyle karşı karşıyadır. Virüs nedeniyle evde esnek çalışmak zorunda kalan kadınların ise iş yükü daha fazla artırılmış durumdadır. Ev işleriyle de ilgilenmek zorunda kalan kadınlar evde aynı zamanda, bazen hem mesleki işlerini hem ev işlerini yapmakta hem çocuklarına bakmak zorunda kalmaktadır hem de pandemi süreciyle birlikte sınırlanmak zorunda kalan sosyal ve kültürel yaşamlarını evde çalışmayla neredeyse ortadan kaldırmak durumundadırlar. Bunların birçoğu; sadece güzellik salonunda değil, markette çalışan kadınlar, AVM’lerde çalışan kadınlar yani birçok kadın bu sürece maalesef maruz kalmak zorunda.

Evet, iki gündür burada konuşmalarımızda HDP Grubu olarak bir dert, meram anlatıyoruz, bir şeylerimizi dile getiriyoruz. Yani neydi bizim bu dönem aldığımız kararlar, HDP’nin almış olduğu kararlar? Antidemokratik ve hukuk dışı uygulamalar; ırkçılığın, faşizmin, despotluğun yani nefret dilinin, kutuplaştırma dilinin, kutuplaştırıcı söylemlerin derinleştiği bu süreçlerde, partimiz tarafından, HDP olarak darbeye karşı demokrasi yürüyüşü başlattık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİLŞAT CANBAZ KAYA (Devamla) – Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

DİLŞAT CANBAZ KAYA (Devamla) – Evet, bu yürüyüş sadece, coğrafyamızda emek, demokrasi, adalet ve özgürlük mücadelesi veren tüm kesimlerin talebiydi yani sadece, tek başına HDP’nin talepleri değildi. Ülkede demokrasi sorunu yaşayan herkesin talebi için yürüyüşümüzü gerçekleştiriyoruz. Yani biraz önce söylediğim gibi, işsiz kadınlar adına yürüyoruz; gençler için, çocuklar için, doğayı talan edenlere karşı, işsizler için, işçiler için, cezaevlerindeki siyasi tutsaklar için yürüyoruz ve bulunduğumuz her yerde adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış demeye devam edeceğiz. Buradan da herkesi bu yürüyüşe, bu kesime katılmaya davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 10’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 10- 5809 sayılı Kanunun 50’nci maddesinin birinci fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler ilave edilmiş ve dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan “yazılı olarak” ifadesi “taleplerini” şeklinde değiştirilmiştir.

“Sözleşme; yazılı olarak veya elektronik ortamda kurulur. Elektronik ortamda kurulacak sözleşmelerde, başvuru sahibinin kimliğinin doğrulanmasına imkân verecek şekilde, Kurum tarafından belirlenecek yöntemler kullanılır ve bunlara ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                       Faruk Sarıaslan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Nevşehir

                             Emine Gülizar Emecan                                        Cavit Arı                                     Neslihan Hancıoğlu

                                         İstanbul                                                     Antalya                                                     Samsun

                                 Müzeyyen Şevkin                                                                                                            Kani Beko

                                          Adana                                                                                                                         İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metninin daha iyi anlaşılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Ayhan Erel                                              Ahmet Çelik                                     Zeki Hakan Sıdalı

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                      Mersin

                                      Ümit Beyaz                                     Muhammet Naci Cinisli                                     Bedri Yaşar

                                         İstanbul                                                    Erzurum                                                    Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurun Sayın Sıdalı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime Pençe-Kaplan Harekâtı’nda görev alan Mehmetçik’imize başarılar dileyerek başlamak istiyorum.

Türk demokratlık geleneğinin sembol ismi, ülkemizin kalkınmasında büyük emekleri olan 9’uncu Cumhurbaşkanımız merhum Sayın Süleyman Demirel’i vefatının 5’inci yıl dönümünde rahmet, saygı ve özlemle anıyorum.

Görüşmekte olduğumuz torba kanun teklifinin 7 maddesi bankalar ve müşterileri arasında yapılan mesafeli sözleşmelerin nasıl yapılacağını düzenlemeye çalışıyor.

Her geçen gün daha hızlı şekilde dijitalleşen dünya hem iş dünyasında hem de bireysel hayatımızda bilgiye erişimin kolaylaşmasından, işlem sürelerinin kısalmasına ve kırtasiye masraflarının azalmasına kadar pek çok avantaj sağlıyor.

Dijital bankacılığın ikinci evresi sayabileceğimiz mobil bankacığın da işlemlerde kullanılmasıyla, bu teknolojiyi kullanarak kolay işlem yapan vatandaşlarımızın da sayısı arttı. Türkiye Bankalar Birliğinin Mart 2020 istatistiklerine göre dijital bankacılık müşteri sayısı 56 milyon kişiyken sadece mobil bankacılık kullanan kişi sayısı ise 44 milyon oldu. Pandemi öncesi ocak-mart arasında yapılan dijital işlemlerin tutarıysa 1,5 trilyon liraya kadar ulaştı. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, yapılan bu değişiklikler teknolojiyi sindirmek ve dijitalleşen dünyada kurumlarımızla yerimizi almak açısından önemli. Bunlar iyi yanları fakat bu dijital işlemler veri güvenliği ve dijital dolandırıcılık konusunda ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Mevcut riskleri en aza indirgemek ve vatandaşların mağduriyetini engellemek için ilgili kurumlara, dijital işlemlerin güvenliğinin sağlanmasından kamunun bilinçlendirilmesine kadar çeşitli görevler düşüyor. Çünkü sadece kanunu çıkartmak yetmez, bunun sağlıklı bir şekilde uygulanmasını sağlayacak yönetmeliklere ve düzenlemelere ve etkili bir dolandırıcılık önleme ve çözüm mekanizmasına da ihtiyaç var. Aksi takdirde, hız ve kolaylık diye yola çıkıp dolandırılmış ve mağdur edilmiş vatandaşlarımızla sıkça karşılaşırız.

Değerli milletvekilleri, bankacılık sistemimizin modernize olmasını konuşurken ekonomimizdeki çağ dışı bakışı da konuşmalıyız. Türkiye ekonomisi AK PARTİ’yle birlikte yalnızca ulaşım ve konut politikalarıyla değil, enerji politikalarıyla da boğazına kadar fosil yakıt, çimento ve asfalta boğulmuş durumda. Hükûmetin oluşturduğu bu model, dünyanın aksine emisyon salınımını azaltmak yerine daha çok fosil yakıt, daha çok asfalt ve daha çok beton kullanımını tetikleyip daha fazla karbon emisyonunu finanse ediyor. Bu ekonomik tercih derinleştikçe yani Türkiye daha fazla yık-yap ekonomisine, inşaat hükûmetine, beton kentler ülkesine dönüştükçe ekonomimiz adeta obez bir hâl alıyor. Oysa artık dünya fosil yakıtlardan ve yüklerinden uzaklaşıp yenilenebilir kaynaklara yöneliyor. Bildiğiniz gibi, 15 Haziran Dünya Rüzgâr Günü tam da bu konuda muhasebe yapma zamanıydı. Memleketimiz sert rüzgârlarıyla rüzgâr enerji santralleri için oldukça müsait. Buna rağmen Danimarka elektrik üretiminin yüzde 48’ini, Almanya yüzde 31’ini, Avrupa Birliği ülkeleri toplamda yüzde 15’ini rüzgârdan sağlarken biz henüz yüzde 8’deyiz. 10 milyon nüfuslu İsveç 9 gigavat kurulu güce sahipken biz ancak 8 gigavat kurulu güce ulaşabilmiş durumdayız. Aradaki ihtiyacı ise her zamanki kolaycı, ithalatçı anlayışla ithal kömür ve ithal doğal gazla karşılıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugün 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü. Muhasebe yapmamız gereken bir diğer konu da çölleşme ve kuraklıktır. Çünkü bu iki afet ülkemiz dâhil dünyanın bütün bölgelerini etkileyen küresel bir sorun. Ancak siz bu küresel problemlerle değil, doğrudan çevreyle mücadele etmeyi tercih ediyorsunuz. AK PARTİ Hükûmeti artık asırlık ormanları katleden, masmavi denizleri çimentoyla dolduran, masallara konu olmuş bin yıllık akarsuları kurutan, rantçı, yıkıcı beton sevdalısı anlayışı terk edip memleketin insanına, doğasına ve ekonomisine fayda sağlayacak işlere yönelmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Toparlıyorum Başkan.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Malum müteahhitleri desteklemek yerine o kaynakları doğaya dost yatırımlara ayırmalıdır. Yerli-yabancı yatırımcının önündeki YEKDEM belirsizliğini kaldırıp uzun dönemli yenilenebilir enerji yatırımlarının önünü açmalıdır. Memleket sevdası sadece nutuk atmakla değil, elitlerin menfaati yerine memleketin menfaatlerini tercih etmekle olur.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde 3 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Madde 11 – 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 5’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “üç ay” ibareleri “on sekiz ay” şeklinde ve “üç aylık” ibaresi “on sekiz aylık” şekilde değiştirilmiştir.

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Özgür Karabat                                       Faruk Sarıaslan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Nevşehir

                             Emine Gülizar Emecan                                        Cavit Arı                                         Süleyman Girgin

                                         İstanbul                                                     Antalya                                                      Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN ve BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Ayhan Bey, söz talebiniz mi var?

AYHAN EREL (Aksaray) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

59.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Az önce Behiç Çelik Bey’in kürsüden sormuş olduğu sorulara AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Bülent Bey, soruların cevabı yerine bizim vermiş olduğu önergeleri eleştirerek bir nevi şark kurnazlığı yaptı. İktidar muhalefet milletvekillerini konuşturmamak adına her türlü engellemeyi yapıyor. Yirmi dakikalık konuşmaları on dakikaya, on dakikalık konuşmalar beş dakikaya, beş dakikalık konuşmalar üç dakikaya indi. Yani biz şimdi ne yapalım? Duygularımızı, düşüncelerimizi milletimizle paylaşmak için bundan başka bir yol bulamıyoruz. Dolayısıyla AK PARTİ sanki suskun, sessiz, konuşmayan, milletvekili olmayan bir parlamento ister gibi bir izlenim ortaya koyuyor. O zaman burada bir demokrasi olmaz, olsa olsa bu diktatörlük olur ki bu rejim Türk milletinin şahsiyetine, huyuna, karakterine yakışmayan bir rejim olur; o rejim de şu duvarda yazan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ilkesiyle de kesinlikle örtüşmez.

Çok teşekkür ediyorum Başkanım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan zabıtlara geçsin diye söylüyorum, ben bu konudaki kanaatimi aktardım. Aksine, daha çok yasama faaliyeti olsun daha kaliteli olsun diye düşünüyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Muğla milletvekili Süleyman Girgin.

Buyurun Sayın Girgin. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi selamlıyorum.

Emeğiyle, alın teriyle bu ülkeyi var eden, ekmeği pişirenlere, elinin nasırıyla tarlayı sürenlere, binaları yapanlara ve sokakları süpürenlere, bilcümle bütün işçi sınıfına Meclis kürsüsünden selam gönderiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, tamamlayıcı emeklilik sistemi adı altında emekçinin üç kuruşuna göz diken bir düzenleme konuşulmakta. Bu düzenlemeyle kıdem tazminatı sorununun çözüleceği iddia edilmektedir. Adını doğru koyalım arkadaşlar; bu ülkede kıdem tazminatı sorunu yoktur, kıdem tazminatların ödenmemesi sorunu vardır. İktidarın görevi ise tazminatların ödenmesini sağlamaktır, yağmalamak değildir. Bakan Albayrak sevgili arkadaşlar, bir laf etti “Dünyanın üzerinden tır geçecek ama Türkiye’ye motosiklet çarpacak.” dedi. Öyle mi oldu peki? 11 milyon kişi, aylık 583 TL’yle geçinmeye çalışıyor bu ülkede. Pandemide bu ülkenin emekçisinin, yoksulunun üzerinden tır geçiyor, tır, sayenizde. Sarayda oturup kirada oturandan para isteyeceğinize “Sen sağlığını düşün, kira paran devletten.” demediniz. Yetmedi, kaynak yaratmak için emekçinin alın teri kıdem tazminatına göz diktiniz. Kıdem tazminatını ortadan kaldırarak, gün miktarını düşürerek emekli ikramiyesi hâline getirmeyi ve işveren yükümlülüğü olmaktan çıkarmayı, böylece işten atmaları kolaylaştırmayı hedefliyorsunuz. Oluşacak fonu amaç dışı kullanmak istiyorsunuz yani ne yapmak istediğinizi çok iyi biliyoruz. Zorunlu bireysel emeklilik dediniz, olmadı. İşçiler, kendilerinden kesilen paralarla patronları finanse etmenize razı olmadı ve zorunlu BES’ten ayrıldı. Şimdi de gündeme bireysel emeklilik sistemiyle entegre edeceğiniz ve adına “tamamlayıcı emeklilik” dediğiniz yeni bir kıdem tazminatı fonu getirmek istiyorsunuz. Soruyorum: Tamamlayıcı mı yoksa yok edici mi? Arkadaşlar, kıdem tazminatına dönük bu yaklaşım işçiyi ve emeğini açıkça küçümsemek ve değersizleştirmektir. Ayıptır ayıp!

Diyeceksiniz ki “Biz kıdem tazminatına erişemeyen yüzde 90’ın kıdem tazminatına erişmesini istiyoruz. Herkes kıdem tazminatı alsın istiyoruz. Tamamlayıcı emeklilik sisteminin amacı bu.” Öyle mi acaba? İşçilerin tümü kıdem tazminatı alamıyor diye uykularınız mı kaçıyor? İşçiler kıdem tazminatına erişemiyor diye içiniz içinizi mi yiyor? Çok güzel. Kolayı var; mevcut sistem bir kenarda dursun, kıdem tazminatına erişemeyen işçinin sorununu hep beraber çözelim.

Önce kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına alalım. Sonra mevzuatta birkaç paragraflık değişiklik yapalım, bütün işçiler rahatça kıdem tazminatına ulaşsın. Kıdem tazminatının hak edilmesinde yürürlükte bulunan bir yıllık çalışma süresini kaldıralım. İşçi çalıştığı süreye bağlı olarak tazminatını alabilsin. İşçinin kıdem tazminatına erişemediği durumlarda hazine garantisi devreye girsin. İşçi alacakları, işverenin iflası hâlinde öncelikli alacak olsun. Var mısınız?

Arkadaşlar, işçi arkadaşlarım; iktidarın meselesi kıdem tazminatına erişemeyen işçinin sorununu çözmek değil. Mesele, ekonomi için yeni kaynak yaratma meselesidir. İşçilerin ihtiyacı olan patronları fonlayacağınız yeni kaynaklar, yeni havuzlar değildir. İşçilerin ihtiyacı olan iş güvencesidir. Salgın döneminde yaşanan gelir kayıplarının ortadan kaldırılmasıdır. Salgın tehdidi altında, can pazarında çalışmanın kontrol altına alınmasıdır. İşçilerin ihtiyacı, makul yaşta emekli olabilmektir. Emekliliğinde insan onuruna yakışır ücret alabilmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

SÜLEYMAN GİRGİN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkan.

Buradan iktidara sesleniyorum: Kıdem tazminatı emekçinin alın teri ve hiçbir biçimde dokunulamayacak hakkıdır. Hazineyi talan ettiniz, çarkı döndürmek için kıdem tazminatına göz diktiniz. Nedir bu emek düşmanlığı? Kıdem yılların emeğidir, alın teridir, çocuğuna düğün parasıdır, başını sokabileceği bir ev almak için tek toplu parasıdır. Tamamlayıcı emeklilikmiş, her şeye de bir isim buluyorsunuz. Kıdem tazminatları güvence altına alınacakmış. İşçinin tazminatını nasıl değerlendireceğinin kararını neden siz veriyorsunuz? Kıdem tazminatı, işçinin ücretinin parçasıdır, onun üzerinden hesap yapmayın. Salgın dönemi boyunca sermaye kesimi ve yandaşlara çalıştınız. Kıdem tazminatı işçinin ve çocuklarının kırmızı çizgisidir, orada duracaksınız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                                       Ayhan Erel                                      Muhammet Naci Cinisli                                     Ümit Beyaz

                                         Aksaray                                                    Erzurum                                                    İstanbul

                                 Zeki Hakan Sıdalı                                         Dursun Ataş                                             Ahmet Çelik

                                          Mersin                                                      Kayseri                                                     İstanbul

                                                                                                       Bedri Yaşar

                                                                                                          Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Samsun Milletvekili Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Grup Başkan Vekilimiz dedi ki işte “İYİ PARTİ’nin önergeleri ‘değiştirilebilir’ ‘eklenmelidir’” şeklinde hafif de alaya alan ifadeler kullandı. Buradan ben ifade ediyorum: Açın, Plan ve Bütçe Komisyonunda bu maddelerle ilgili ne tür şerhler yazdığımızı biraz zamanınız olursa lütfen okuyun, bununla ilgili ne düşündüklerimizi çok daha rahat bir şekilde orada görmeniz mümkün.

Şimdi düşünün, uzun zamandan beri şurada verdiğimiz tek kelime değişikliğine dahi tahammül edemiyorsanız kanun değişikliğini ben size bırakıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Yani ısrarla, ısrarla, getirdiğiniz yasadaki tek kelimeyi değiştiremiyoruz arkadaşlar, tek kelimeyi.

Lütfen, bundan bir sonuç çıkarın, bundan sonra hiç olmazsa bu konuya samimiyetle yaklaşırsınız. Plan ve Bütçe Komisyonunda da arkadaşlarımızın zaten bununla ilgili şerhleri de var, öneririm, elinizdeki kitapçıkta yazdığımız şerhler de var, oradan hangi kanunda İYİ PARTİ olarak ne düşündüğümüzü çok rahat bir şekilde görebilirsiniz. Dolayısıyla inşallah bu bir vesile olur, kelimesini değiştiririz bugün, anahtar olur, anahtar kapıları açar, bundan sonra madde değişikliklerine de bir yol açılmış olur.

Bakın, aynı bu Çek Yasası’yla ilgili burada konuşurken; bu konuyla ilgili yine ben konuştum, dedim ki: Arkadaşlar, bakın, önümüzde bir pandemi süreci var, üç ay süreyle her şeyi ertelediniz. Ya, çekle ilgili bu üç aylık ertelemeyle bu çeklerin ödenmesi mümkün değil; gelin, bunu biraz uzun tutun dedik. “Yok.” dediniz, yine bir torba yasayla getirdiniz, kaldırdık elleri, indirdik elleri. E, ne oldu? Yine bugün torba yasayla geldi, dediniz ki: “Pardon, bu üç ay yetmedi, bunu bir yıl uzatalım.” E, biz o gün bunu söyledik, siz de buradaydınız. O gün “Tamam.” dediniz, tuttunuz, bugün tekrar gündeme getirdiniz, diyorsunuz ki: “Bunu bir yıl uzatalım.” Doğru. Biz şunu ifade ediyoruz: Yani çeki yazılan arkadaşlarımız, bu ülkeye uzun yıllardır vergi ödeyen arkadaşlarımız; içinde bulunduğu şartlardan dolayı bugün belli sıkıntılara düşmüş arkadaşlarımız var. Bunların tamamına hırsız, yolsuz, dolandırıcı gözüyle bakamayız. Yani tabii ki bu çeki istismar eden arkadaşlarımız da vardır, mal satan insanların da hakkı hukuku vardır ama istisnalardan dolayı bu arkadaşlarımızı da yükümlülük altında bırakmamamız lazım. Ne yapabiliriz? Çekin şu anki bedeli ne olursa olsun çeki bankaya ibraz ettiğiniz takdirde aldığınız bedel 2.225 lira. Bu bedeli artırabilirsiniz. Bankalar bunun bedelini bir miktar artırırsa en azından mağduriyetlerin giderilmesine yönelik adımlar da atılmış olur.

Bakın, bu kürsüden söylüyoruz: Sadece çek değil, bu pandemi süreci dolayısıyla vergi ve SSK borçları var. “Bunları aldınız, ekim ayından itibaren ödeyin.” diyorsunuz. Ya, bu mümkün değil, yine zorlanacaklar. Bununla ilgili “Gelin, esnafımızın, çiftçimizin, iş dünyamızın vergi ve SSK borçlarını yapılandıralım.” diyoruz. Her şeyi yapılandırdınız, bankalardan kredilerle önlerini açmaya çalıştınız; e, bu da aynı şekilde. Bugün, bu vergi ve SSK’lerin mevcut şartlar altında ödenmesi mümkün görünmüyor arkadaşlar. Dolayısıyla, vergi ve SSK borçlarının da yapılandırılmasına yönelik kesinlikle, muhakkak bir çalışmanın yapılması lazım, onu da buradan ifade ediyoruz.

Yine, değerli arkadaşlar, önümüzdeki günlerde -Samsun bölgesi için söylüyorum- fındık sezonu açılıyor. Bizim Samsun’da fındık çok önemli, önemli bir gelir kaynağı. E, bu sene de doğal afetlerden bahsediyoruz. Aynı şekilde, Samsun’da da rekolteyle ilgili ciddi düşüşler var, rekoltede yüzde 20 düşüş olacağını bekliyoruz. Dolayısıyla, bugünden itibaren uyarıyoruz: İlla, felaket başımıza geldikten sonra tedbir almayalım; doğru olanı, felaketler başımıza gelmeden önce tedbir almak ve de uygulamak. Ben bugünden söylüyorum: Fındıkta da rekolte düşük, en az yüzde 20 düşük. Bununla ilgili de “Samsun çiftçisi sizden destek bekliyor.” derken fiyatları bir miktar daha… 7’nci ayda açıklanırsa çok iyi olur çünkü bizim orada ödemeler -elektrik, su, düğünler dâhil- hep hasat zamanına endekslidir. Temmuz ayı sonu itibarıyla zaten hasat başlıyor, o zamana kadar fındık fiyatları bu sene için ciddi oranda bugünden tespit edilirse -ki bizim teklifimiz 3,5-4 dolar civarındadır- bu gerçekleşirse çiftçimizin bir miktar rahat edeceğini buradan ifade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Onun için, Sayın Grup Başkan Vekilimiz, inşallah kelimelerin değişmesine razı olursunuz, ondan sonra da diğer değişikler arkasından gelir diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Turan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

60.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sayın vekilin saygın bir konuşma yapmasından dolayı ben de aynı saygınlıkta cevap vermek istiyorum, izin verirseniz.

Aslında, sırf Meclis mehabetine yakışsın diye bu teklifi kabul edelim diye baktım. Çünkü ifade neydi? “Ufak bir kelime değişikliğine bile tahammül etmiyorsunuz.” idi. Baktım, şimdi, metinde “değiştirilmiştir” ifadesi “yeniden düzenlenmiştir” olsun deniyor. Düz mantıkla, evet, kabul edilebilir, bir şey yok bunda. Fakat, bu Meclisin yüz yıllık hatırası var Sayın Başkan. Bir kanun yapma tekniği var. Bu kanun yapma tekniğinde ibare değişiklikleri yani şu önergeye konu olan ibare değişikleri “değiştirilmiştir” ifadesiyle yerine getirilir. Eğer, biz “yeniden düzenlenmiştir” dersek bu Anayasa değişikliğinin bir ifadesidir, bu yanlış olur, doğru olmaz. Ya, baktığımızda belki küçük bir kelime gibi düşünülüyor ama birisi Anayasa değişikliğinin birisi kanun değişikliğinin ifadesi. Yoksa, biz neden arkadaşlarımızın verdiği bir önergeye sırf “hayır” demek için “hayır” diyelim. Ben diyorum ki bu tartışma hoş bir tartışma değil ama başlama gerekçesi, bir önceki vekilin, ısrarla, iktidar partisinin yasama çalışmalarını zayıflattığı iddiasıydı. O yüzden bunu verdim... Yoksa, tabii ki bu önergeler söz almak için kullanılır, benzer ifadeler, ufak değişiklikler kürsü için kullanılır ama lütfen, konuşma yaparken de bizi itham ederek yapmayın; onu söylemeye çalışıyorum Sayın Başkanım.

Teşekkür ediyorum.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2945) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 217) (Devam)

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinde geçen “maddesinin” ibaresinin “maddesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Hüda Kaya                                             Ali Kenanoğlu                                           Zeynel Özen

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     İstanbul

                                      Tuma Çelik                                              Kemal Peköz                         Mahmut Celadet Gaydalı

                                          Mardin                                                      Adana                                                        Bitlis

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, söz konusu madde, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun geçici 5’inci maddesinin (1)’inci fıkrasında bulunan ve karşılıksız çek keşide etmekten mahkûm olanların tahliye tarihinden itibaren çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda 1’ini en geç üç ay içinde ödeme yükümlülüğü, bir yıl olarak yeniden düzenleniyor. HDP olarak coronavirüs pandemisi koşullarında karşılıksız çek vermekten mahkûm olan ile çekin karşılığını alamadığı için mağdur olan tarafların ödeme ve tahsil sıkıntılarını giderme çalışmasını olumlu bulmakla beraber yetersiz görüyoruz. Üç ay önce bu madde Genel Kurul gündemine geldiğinde HDP olarak “üç ay” ibaresinin yeterli olmayacağını, bu sürenin uzatılması gerektiğini iletmiştik. O gün HDP'nin öneri, eleştiri ve zenginleştirme çabalarına kapalı olanlar bugün aynı hususu yeniden düzenleyerek önümüze getiriyor.

Maddeyle ilgili çok kısa birkaç şeye de değinmek isterim: Bilindiği üzere, bu karşılıksız çek düzenleyen kişi hem cezaevine giriyor hem de borcunu ödemesi bekleniyor; hem hürriyeti kısıtlayıcı hem de borcun ödenmesini amaçlayan bir yasa özü itibarıyla sakattır. Çek hususunda hapis cezası getiriliyor fakat ekonomi üzerinde benzer etkilere sahip poliçe ve bono gibi kıymetli evraklarda bu müeyyideyi getirmiyorsunuz. Dolayısıyla cezaevi mantığının gözden geçirilmesi en doğru karar olacaktır. Cezaevi yerine Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi idari yaptırımlar veya çek hesabı açma yasağı yaptırımları getirilebilir veya ticaretten men gibi ağır ceza, caydırıcı maddeler olabilir.

Çek, Türkiye'de, gerçek fonksiyonu olan ödeme aracı fonksiyonundan fiilen uzaklaşmış durumdadır; kronik bir sorun hâline gelmiş ileri tarihli çek düzenlemeleriyle geleceğe yönelik bir taahhüt belgesine dönüşmüştür. Çeklerle ilgili, Hükûmet yeterli adımları atmamakta ve olaya tek boyutla yaklaşmaktadır. Vatandaşa cezai müeyyideleri uygularken sermaye grubu olan bankalara yönelik neredeyse elle tutulur bir yaptırım söz konusu değil. Ticari alışverişler bankaların güvencesi altında olmalı, belli teminatlarla bu çekler düzenlenmelidir yani her önüne gelene çek defteri verilmemelidir.

Değerli milletvekilleri, ticarette karşılıksız çıkan her çekin, borcunu ödeyemeyen her esnafın asıl sorumlusu sistemin bozukluğudur. Ekonomik sistemin hastalıklı olduğunun emareleridir. Özellikle pandemi sürecinde halkın ekmek tekneleri bir gecede kapattırıldı. Hastalığın yayılmasını engellemek adına iş yerlerinin kapatılmasına sözüm yok ama kapatıyorsanız her türlü maddi ve manevi desteği de devlet olarak vermemiz gerekir. Bizler bu sorumlulukla karar alınmasını beklerken çıkan ekonomik paketler büyük sermaye gruplarına destek mahiyetindedir. Bizler halka destek verileceğini beklerken IBAN numarası verildi. Halkı borcundan arındıracak bir adım beklerken, çıkan her paket halkı daha da yoksul, daha da borçlu konuma getirdi. Mevcut borçlarını ödeyemeyecek durumda olan esnafı 25 bin lira yeniden borçlandırdınız. Ekonomik yönden büyük darbe alan Türkiye halklarını düşük faizli 10 bin lira kredilerle yeni borç batağına çektiğiniz. Halk bu paraları ne yaptı, aldı cebine mi attı? Hayır. SSK primi ödedi, BAĞ-KUR primi ödedi, elektrik faturası ödedi, su faturası ödedi, vergisini ödedi, kira ödedi, stopaj ödedi; bu halk verdiğiniz destek kredisi için dosya parası ödedi yani devlet paraları sağ cebinden çıkardı sol cebine koydu, halk ise kazanamadığı her ay için devlete borçlu hâle getirildi. Halka destek olarak anlattığınız şeyin ertelenmiş faizli borç olduğunu bu halktan saklayarak siyaset yapamazsınız. İşte HDP’nin .bugün yaptığı demokrasi yürüyüşü sadece sarayın Parlamentoya karşı gerçekleştirdiği siyasi darbenin tepkisi değil, aynı zamanda AKP Hükûmeti tarafından açlığa, yoksulluğa, sefalete maruz bırakılan milyonların hakkını ve hukukunu savunma yürüyüşüdür. Bu yolda her türlü engelleme, baskı, caydırma çalışmalarınız boşunadır çünkü HDP, demokratik, meşru zemini hakkı olan çerçevede kullanıyor ve kullanacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, talep üzerine, salonun havalandırılması söz konusu.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.41

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 22.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 12 ila 27’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Durmuş Yılmaz’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Yılmaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Değerli milletvekilleri, 217 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin ikinci bölümünü oluşturan 12’nci ila 27’nci maddeleri hakkında İYİ PARTİ’nin görüşlerini sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eminim benden önce konuşan gerek iktidardaki gerekse muhalefetteki tüm konuşmacılar torba yasaya değindiler, torba yasanın ne tür bir sonuç getirdiği konusunda fikir beyan ettiler ve şu anda görüşmekte olduğumuz teklifin de bir torba yasa olduğunu, 18 madde olarak geldiği, arkasından yapılan ilavelerle 27 maddeye çıktığını ve dolayısıyla da kanun yapma tekniği açısından bunun ne kadar zararlı olduğunu, hatta yasa teklifinde düzenlenen bazı maddelerin en geç iki üç ay önce bu Parlamentoda tarafımızdan yapılan düzenlemelerin tekrar düzenlemesi şeklinde düzenlemeler olduğunu sizinle paylaşmışlardır. Ben de bunu bu şekilde belirttikten sonra meselenin özüne geliyorum.

Şimdi, bu yasa teklifinde değişik düzenlemeler var. 15’inci madde KİT’lerde iç düzenlemeyi, denetimi düzenliyor; 17’nci madde tütün piyasasında, sigara piyasasında ortaya çıkan kaçakçılıkla ilgili daha önce yapılan ama ertelenen düzenlemelerin tekrar ertelenmesini öngörüyor; 18, 19, 20, 21, devam eden maddeler Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildikten sonra kamu personel rejiminde ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi için birtakım yapısal düzenlemeler getiriyor vesaire. Fakat bu yasa teklifinin bence en önemli maddesi 4’üncü madde. Bu 4’üncü madde Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe hakkı olarak hükûmete verdiği harcama yetkisi çerçevesinde çıkarmasına izin verilen özel istikraz tahvillerinin kullanıldığını ve dolayısıyla ilave özel istikraz tahvillerine ihtiyaç olduğunu söylüyor ve dolayısıyla da bu bizi şuraya getiriyor: Ekonominin içinde bulunduğu koşullar hangi aşamada ve dolayısıyla böyle bir ihtiyaç nereden doğuyor? Böyle bir ihtiyacın doğmasının arkasındaki neden, eminim “Şu anda içinden geçmekte olduğumuz sağlık sorunlarının ve bu sağlık sorunlarının ortaya çıkardığı ekonomik aktivite üzerindeki etkilerinin ortaya çıkardığı sonuçlarla nasıl mücadele edebiliriz?”in özü ve esası. Şu anda ortaya çıkan bu sağlık sorunlarıyla ilgili olarak karşılaştığımız ekonomik sorunlara verebileceğimiz yanıtın ve önerebileceğimiz çözümlerin olası cevapları, aslında sağlık bilimiyle uğraşanların ekonomi bilimiyle uğraşanlara gösterebileceği yol ve yöntemlerle sınırlıdır diye düşünüyorum ve onları yönlendirecek olan da onların bu görüşleridir. Eğer sağlık bilimiyle uğraşanlar Covid-19’un yayılma sürecini, bulaşma katsayısını ve bulaşma katsayının hangi yaş grubunda, hangi ekonomik grupta ne ölçüde etkili olduğunu açık ve net olarak söyleyebilirlerse ekonomiyle ilgili karar alıcılar da bunun sonucunu daha kolay tahmin edebilirler ve o kolay tahmine göre de daha etkin, daha verimli politika tedbirleri alabilirler ve bunu dizayn edebilirler. Şu anda karşı karşıya olduğumuz bu sorunun sonucunda, bilim insanlarının politika yapıcılara gösterdiği yol çerçevesinde yapılması gereken husus, her şeyden önce, bunun bir kere -dediğim gibi- bulaşma oranı, bu bulaşma oranının ortaya çıkardığı artış oranı, artış oranına bağlı olarak sürenin ne kadar devam edeceği. Biz üç ayda mı normalleşeceğiz, altı ayda mı normalleşeceğiz? Bu normalleşme yapılırken de belli aralıklarla ekonomiyi kapatıp ondan sonra tekrar açıp, üç gün sonra tekrar ekonomiyi kapatıp tekrar mı açacağız? Tabii bütün bunlar, alınacak olan ekonomik tedbirler ve önerilecek olan politika tedbirlerinde son derece etkili. Bu çerçevede, kategorik olarak toplayacak olursak ekonomi yönetiminin, politika yapıcılarının karşılarında bulunan sorun şunlar: Birincisi, istihdamı, gelirleri ve toplam efektif talebi canlı tutmak ve korumak. İkincisi, başta sağlık, ulaşım ve eğitim olmak üzere toplumun her kesimi için kamu hizmetlerine erişimi sağlamak. Üçüncüsü, şirketlerin ve tüm üretim faaliyetlerinin düzenli işlemesini sağlamak üzere yatırım ara malı ve teknik hizmet alanlarını döndürebilmek ve bunu sürdürebilmek. Dördüncüsü, gıda tedarik zincirinde olası eksikliklere yerinde, zamanında ve acilen müdahalede bulunabilme kapasitesini muhafaza etmek. Beşinci olarak da tüm bu politikaların sürdürülebilmesi için gerekli kamusal, özel ve uluslararası finansman olanaklarını yönlendirecek maliye politikalarının oluşturulması.

Bu çerçevede ortaya çıkan durum şunu gösteriyor: Ekonomimizin mevcut üretken kapasitesinin en az zayiatla, pandeminin sona erdiği tarihten itibaren daha hızlı harekete geçmesini sağlayıp minimum zayiatla taşıyabilmek için, hem ekonominin arz tarafında hem de talep tarafında ortaya çıkan sorunların ortadan kaldırılabilmesi için bir paket değil bir plan dizayn etmeli ve bunun başı, sonu, ortası, kime, nerede, nasıl harcama yapılacağı konusunda açık ve net bir program ortaya konulmalı. Şu anda, bir harcama yapılıyor ama bunun başı, sonu, ortası belli değil, ayrıca şeffaf da değil, net de değil, kamuoyu takip edebilecek durumda da değil.

Dünyada, şu anda, bizim de karşı karşıya olduğumuz sorunlara diğer ülkelerin verdikleri yanıtlar da var. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nin, sağlık konusunda Amerikan yönetiminin Covid-19’a verdiği tepki ile Türkiye’deki yönetimin Covid-19’a verdiği tepki çok daha farklı ama şunu biliyoruz ki: Covid-19’un ortaya çıkardığı ekonomik sonuçlara Amerikan yönetimi, Avrupa’daki yönetim, Almanya’daki yönetim çok daha etkin tepki veriyor. Elbette, kredi de bu ortaya çıkan sorunla mücadelede önemli bir katkı fakat kredi ikincil bir tedbir. Burada yapılması gereken şey, asıl önemli tedbir -harcama kabiliyeti yüksek olan- yaşamını devam ettirecek, yemesini içmesini, barınmasını devam ettirecek düşük gelirli grupların cebine para koymaktan geçiyor.

Bugün içinde bulunduğumuz koşullar çerçevesinde ve ekonomimizin bulunduğu devresel hareket noktasına baktığımızda, Türkiye kötü bir noktada yakalandı bu işe. Maliye politikasının ne olduğunu, bütçe açıklarının ne olduğunu, cari açığın ne olduğunu, ekonomik büyümenin ne olduğunu, borçlanmanın ne olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Fakat buna rağmen, Türkiye’de en düşük gelir gruplarının, ekonomiyi ayakta tutacak, aldığı parayla bakliyat alacak, zeytin alacak, sofrasına tereyağı koyacak, ekmek koyacak insanların cebine para koyacak bir program dizayn edilebilir ve bu da millî gelirin en azından yüzde 9’una, yüzde 10’una tekabül eder. Türkiye bu işle baş edebilecek güç ve kabiliyette bir ekonomiye sahip.

Her siyasi partinin kendine uygun birtakım çözüm önerileri var. Örneğin, İYİ PARTİ olarak biz diyoruz ki: Özellikle hizmet sektöründe lokantacıların, turizm sektöründeki insanların, berberlerin, kuaförlerin, işini, emeğini, gelirini kaybeden insanların cebine para koymak için işletmelere çalıştırdığı kişi başına 10 bin TL verilsin diyoruz; hane halkında da her nüfus başına 500 lira verilsin diyoruz. Tabii, bunun için kaynak lazım. “Bu kaynak nereden gelecek?” sorusu hepimiz için önemli. Bu kaynak bu ülkede var.

Dünya örneklerine baktığımızda, şu anda içinden geçmekte olduğumuz bu sorun ne 1929 buhranına benziyor ne dünyanın karşı karşıya olduğu 2007-2008’deki krize benziyor ne de bizim 1994, 2001 krizimize benziyor; bu, bambaşka bir kriz ama oralardan bizim edindiğimiz dersler ve tecrübeler var; o dersler ve tecrübeler sayesinde biz vatandaşımızı aç bırakmadan… Maaşını kaybeden, işini kaybeden insanların cebine para koyabilecek kapasitemiz var ama bunun için irade lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Yılmaz.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Bu Hükûmet para harcıyor fakat nakit olarak vatandaşın cebine parayı çok az koyuyor, önemli bir kısmı kredi; hâlbuki tersi olması lazım, nakdi daha fazla koyacak, kredi onun arkasından gelecek. Ne yapacak? Değişik örnekleri var: Bir, Merkez Bankası Kanunu’nda küçük bir değişiklik yapar veyahut da özel bir kanun çıkarır, 3 maddelik bir kanun, kısa vadeli avansı tekrar geri getirebilir. İki “special purpose vehicle” denilen kamunun yüzde 100 sahip olduğu özel bir şirket kurar, o şirkete ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşulların ihtiyaç duyduğu nakdi sağlayacak büyüklükte tek bir tahvil ihraç eder, o tahvili Merkez Bankası nakde dönüştürür ve bu nakdi de Hükûmet alır -başta da söylediğim gibi- kime, nerede, nasıl, hangi ölçüde, hangi zamana kadar ve sonucunda nasıl geri döneceği şeklinde açık, net bir plan yapar ve vatandaşın cebine para koyar. Şu anda Hükûmet belli ölçüde nakit harcıyor, cebine para koyuyor fakat bu para, harcama kabiliyeti yüksek, geçinmek zorunda olan, faturasını ödeyemeyen, evine aş, ekmek getiremeyen insanlardan ziyade kredi müessesesi yoluyla, onların vasıtasıyla şirket kurtarmalara gidiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Şirketler de borçlu olarak bu paraları alıyorlar, tasarruf edip borçlarını kapatıyorlar; ekonomiye çok fazla bir katkısı yok, çarpan etkisi yok. Hâlbuki diyorlar ki: “Biz şu kadar kaynak ortaya koyduk, bunun çarpan etkisiyle 600’e, 700’e çıktı.” Bu çarpan etkisi son derece düşük. Çarpan etkisinin büyük olabilmesi için harcama yapanın cebine nakit koyacaksın. Hükûmet bunu yapmıyor ama Türkiye bunu yapabilir. Eğer bunu yapmazsak bu pandemi sona erdiğinde ekonominin sıçrama noktasında elde edeceği ivme son derece zayıf olacak ve dolayısıyla bu mesele, pandemi sona erdikten sonra harekete geçtiğimizde altı ayda toparlanacaksak iki yılda zor toparlanırız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Durmuş Bey.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Adına Ankara Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya’ya söz veriyorum.

Buyurun Sayın Karakaya. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir ve Manisa Milletvekili Uğur Aydemir ile 63 milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 399 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci bölümüyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, ben, öncelikle, bu kanun teklifinde gelen önemli değişikliklerle ilgili olarak böyle bir ihtiyaca binaen bu teklifi getiren birinci imza sahibi Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’e teşekkür ediyorum. Tabii ki bu teklif içerisinde bizim eksik gördüğümüz, daha ilaveler de olsaydı dediğimiz bir takım uygulamalar söz konusu. Bunlar, parti grup temsilcilerimiz tarafından dile getirildi. Ben de dilimin döndüğü kadarıyla bu konularla ilgili değerlendirmelerde, önerilerde bulunmaya çalışacağım.

Ağırlıklı olarak bu teklifte uzaktan iletişim araçları kullanılması suretiyle sözleşme yapılabilme imkânları getirildi. Bunun önemli bir kısmı birinci bölümle ilgili maddelerde yer alıyordu. İkinci bölümde de yine finansal kiralama, factoring, finansman şirketleri, yine Sermaye Piyasası Kurulu, yatırım kuruluşları ve portföy yönetim şirketlerinin yaptıkları hizmetler ve müşterileriyle yapacakları anlaşmalar konusunda da uzaktan, mesafeli haberleşme araçlarıyla sözleşmelerin yapılabileceği getiriliyor. Tabii ki bunları -bir bütün olarak baktığımızda- dijitalleşmenin bir gereği olarak da göreceğiz ama bu konuyla ilgili bazı uyarıları da yapmakta fayda var. Siber saldırı, dijitalleşmenin getireceği küresel sorunlar bu coronavirüs gündemi öncesinde de en çok konuştuğumuz, tartıştığımız konulardı, özellikle uluslararası toplantılarda konuşulan önemli konulardandı. Biz, burada, dijitalleşmeyi biraz daha hızlandıran bu son pandemi dönemiyle birlikte dijitalleşmeyle alakalı gerekli tedbirleri de almamız gerektiğini, bununla ilgili riskleri bertaraf edecek sistemleri de geliştirmemiz gerektiğini hatırlatmamız lazım diye düşünüyoruz.

Yine, bu, elektronik haberleşmelerle yapılacak sözleşmeler konusunda, bir de elektronik haberleşme konusundaki abonelik… Burada, aslında “elektronik ortamda sözleşmenin yapılması” ifadesi, elektronik haberleşme hizmetleriyle ilgili yani işte, telefon abonelikleri, internet abonelikleri, bunların oluşturulması, telefon aboneliklerinin, numaralarının taşınması gibi konularda yani burada, biraz, böyle kavramsal olarak bir sıkıntı sanki var gibi. Maddenin gerekçesine bakarsak evet -diğerlerinde olduğu gibi- uzaktan yapılabilir ama kanun maddesine baktığımızda, burada bir sıkıntı var gibi görünüyor. Yani o kadar hizmetin altyapısını oluşturan bu yapı içerisinde uzaktan haberleşme araçlarıyla anlaşmanın yapılabilmesi bunun için de gerekli. Umarım burada -kavram birliği yok ama- kastedilen, aynı diğerlerinde olduğu gibi, uzaktan sözleşmenin yapılabilmesidir.

Değerli milletvekilleri, tabii önemli bir düzenleme de teklifin 18, 19, 20, 21, 24 ve 25’inci maddelerinde getirilen 375 ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de yapılan değişikliklerle alakalıydı. Bu, üst kademe yöneticilerin görevden alınmaları, görevlerinin bitmesi durumundaki atanacakları görevlerle alakalı. Bu, tabii, bir ihtiyaca binaen getirilen düzenleme. Buna bir şey demiyoruz, destekledik ama aynı şekilde KİT’lerle ilgili yıllardır devam eden bir mağduriyet söz konusu. Ben müsaadelerinizle bu mağduriyeti buradan dile getirmek istiyorum hem eski bir KİT Genel Müdürü hem de bugün KİT Komisyonu üyesi olarak yakından bildiğim bir mağduriyet. Yani KİT’lerde üst düzey görev yapmış genel müdür, genel müdür yardımcısı, bölge müdürü, daire başkanları görevlerden alındıklarında orada müşavirlik kadrosuna atandı ama bunlar bizim 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’deki (II) sayılı cetvel olarak ifade ettiğimiz o cetvelde maalesef sayılmamaları dolayısıyla “KİT’lerdeki müşavirlikler hariç” biçimindeki parantez içi bir hükümden dolayı ciddi bir şekilde mağduriyete uğradılar. KİT’ler çok önemli, Türkiye ekonomisi açısından baktığında, gayrisafi yurt içi hasılaya katkıları düşünüldüğünde çok ciddi katkıları olan birimler ki bu yöneticilerin de bu anlamda ciddi katkıları var. Bugün, bunlar, örneğin bir bakanlıktaki müşavirin yüzde 65’i civarında ücret alabiliyorlar. Özlük hakları yönünden bu mağduriyetin bir an önce giderilmesi gerektiğini ben buradan ifade etmek istiyorum.

Yine, bu düzenlemeler içerisinde KİT’lerle ilgili önemli bir düzenleme iç denetçilerin özlük hakları, atanmasıyla ilgili bir düzenleme var. Aslında, tabii, burada 5018 sayılı Yasa’dan konuya bakmak lazım. Bu, çok gecikmiş olan bir düzenleme. Onun için teşekkür ediyoruz. KİT’lerin bir kısmı görevlendirmelerle iç denetçi çalıştırıyordu, bir kısmı düzenlemeleri bekliyorlardı. O düzenlemeler en azından sağlanmış olacak. Onun için teşekkür ediyorum ama burada da bir iki hususun altını çizmekte fayda var. 5018 sayılı Yasa 2003 yılında malumlarınız kabul edildi ve 2004 yılında uygulamaya geçti. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun aslında temeline baktığımızda Türk denetim sistemini önemli ölçüde değiştirdi. Bunun bir reform olduğunu hep ifade ettik, ifade etmeye devam ediyoruz, burada hemfikirim ancak denetim sistemi yapısıyla ilgili yaptığı değişiklikteki itiraz hakkımı hep başından beri saklı tuttum. Çünkü Türkiye, Kara Avrupası hukuk sistemini uygulayan bir ülke, denetim yapısı da vakti zamanında bu yapıya uygun olarak tasarlanmıştı. 5018’le gelen yapıya baktığımızda Anglosakson hukuk sistemi yani kamu hukuku olmayan bir yapının denetim sistemini bize getiriyordu. Bunun özet hâli, somut şekli neydi? “Paraya dayalı dış denetim, yöneticiye bağlı iç denetim.” şeklinde ifade edebileceğimiz bir yapı. Tabii ki şu an itibarıyla tamamen bu yapıya bir dönüş söz konusu olmadı, Sayıştayın buradaki rolünü çok iyi anlamak lazım denetim anlamında ama iç denetim önemliydi. İç denetim bazen karıştırılıyor yani işlevleri, fonksiyonları. Şunu hemen ifade edelim ki bizim KİT’ler için genel yatırım ve finansman programı olarak her yıl -bu şimdi Cumhurbaşkanı kararı olarak çıkarılmakta- bu programda iç kontrol sistemleriyle ilgili KİT’lere öneriler, tavsiyeler getiriliyor. “İç denetim” dediğimiz olay bu iç kontrol sisteminin önemli bir parçasıdır. Bu parça hep eksik kalmıştı. Bu düzenlemeyle birlikte, iç denetçilerin yasal statüye yani 5018’deki yapıya kavuşmasıyla birlikte bu sorun ortadan kalkmış olacak.

Hemen bir iki cümleyle sözlerimi tamamlayacağım.

Bu yapı içerisinde bir de İç Denetim Koordinasyon Kurulu var. Bu, Maliye Bakanlığı içerisinde kurulmuş olan bir yapı, önemli bir yapı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, toparlayalım.

MEVLÜT KARAKAYA (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Ancak 5018 sayılı Yasa oluşurken Türkiye’deki yönetim sistemi farklıydı. Bugün mevcut yönetim sistemiyle bağlantılı olarak bunun tekrar dikkate alınarak buradaki yapının değiştirilmesi uygun olacak ve bu, Türkiye’de KİT’ler dâhil, diğer kamu idarelerindeki iç denetimin layık olduğu biçimde, verimli, etkili bir biçimde yapılmasını sağlayacak. Bunun temel amacı da kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben bu düzenlemelerin kamu idareleri açısından hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Paylan.

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, maalesef bir torba yasayla daha karşı karşıyayız ve torba yasada gerçekten ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken pek çok konu var.

Bakın, torba yasaya gece vakti 6 veya 7 madde daha eklendi Plan ve Bütçe Komisyonunda, şunları içeriyordu: “Efendim, sözleşmeler için insanlar bankalara gidiyorlar, bankalarda bankacıyla yüz yüze yapıyorlar, e buna ne gerek var, kâğıt israfı. Vatandaş hiç bankaya gitmesin, factoring şirketine gitmesin, telefon bayisine gitmesin; evinde telefonunu çıkarsın, bankadan kredi sözleşmesi yapsın, bankadan hesap açabilsin.” Bakın, bankadan hesap açabilsin. Hesapla borçlansın evinde ve sonra o borcu da ödesin.

Şimdi, arkadaşlar, kulağa hoş geliyor, değil mi? Ne var, her şeyi evde yapalım, dijital yapalım her şeyi. Her şey zaten dijitalleşiyor, artık insanın bir önemi kalmıyor dijital çağda, yüz yüzelik ilkesi yok ediliyor, insani ilişkiler yok ediliyor. Hani coronayı da Allah’ın bir lütfuna çeviren bu anlayış, arkadaşlar, bu anlamda sosyal mesafeyi kuralım dedik ya, corona sanki ilanihaye sürecek “Evden herkes borçlansın, evden banka hesabı açsın.” diye bir anlayışı dayattılar. Şimdi, kulağa hoş geliyor ama insani değerler nerede arkadaşlar bu maddede yani yüz yüzelik ilkesi?

Bakın, biz sözleşmeyi nasıl öğrendik babalarımızdan, bizler nasıl yaptık? Bir banka şubesine giderdin, bankacı belli bir donanımla sana: “Ya amca -teyze veya Garo Bey, Ahmet amca- gel, otur, sana bir hesap açalım, mevduata paranı koyalım, şu faizi şöyle alabilirsin, paranı buraya yatırırsan daha iyi olur, paranın bir bölümünü şuraya yatırsan daha iyi olur.” diye anlatırdı. Yani finansal okuryazar olmayan bir toplumda, arkadaşlar, bu bilgileri yüz yüze almak önemlidir. Ama biz şimdi ne yapıyoruz dijital çağda? Bir telefon açıyoruz, karşımıza ne çıkıyor? Bir robot çıkıyor, öyle değil mi? Robot çıkıyor “Bilmem ne için 2’ye basın, bilmem ne için 3’e basın -vatandaş anlamıyor- kredi almak için 3’e bas, 0,75 kredi.” Hâlbuki o kredinin arkasında dünya kadar masraf bindiriyor. Faizden bihaber amca, o anlamda telefonun düğmesine basıyor. Şimdi de dijital olarak cep telefonundan krediyi onaylayacak, hesap açacak.

Arkadaşlar, yüz yüzelik ilkesi nerede peki bunun burasında? Düşünün ki bir kredi alacaksınız, hesap açtınız, oğlunuz geldi “Ya, benim kredi limitim doldu, baba senin adına bir kredi alalım.” dedi. Alalım, tamam. Babasının adına krediyi aldı, baba borçlandı, ev de teminat olarak kondu oraya. Bir baktı, oğlan krediyi ödememiş, babanın da evi gitmiş. Böyle uygulamalarla karşı karşıya kalacağız çünkü cep telefonundan girecek, hesap açacak, kredi alacak, borçlanacak. Ya, düşünün ki biz telefon şirketleriyle, değil mi arkadaşlar, belli sözleşmeler yaparız. Telefon şirketi der ki: “Bir yıl boyunca bana bağlı kalırsan sana aylık 150 lira...” Bir bakarsın ki yanlış bir şeye imza atmışsın. Onun, hâlbuki, erken kapattığın zaman 2 bin lira cezası varmış; böyle meselelerle vatandaşımız karşı karşıya kalıyor. Yani, uzaktan erişim her zaman iyi değildir.

Bir de ben Komisyonda bir şey daha sordum: Diyelim ki bankalarda hesap açacağım ben, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hesap açacak; iyi, güzel, olabilir, dayatıyorsunuz, olsun. Peki, dünyanın herhangi bir yerinden herhangi bir insan da hesap açabilecek mi? Hani, yerli ve millîlere söylüyorum: “Dünyanın herhangi bir yerinden 8 milyar dünya vatandaşı Türkiye’de hesabı cep telefonu üzerinden açabilecek.” dedi. Peki, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını, hani, biliyor; sicili, adli kaydı, şusu busu, herkes görüyor. Dünyadaki 8 milyar dünya vatandaşının Türkiye’de istediği gibi hesap açması acaba doğru mu? Şimdi, siz diyorsunuz ki: “Arkadaş, para bitti; para gelecekse nereden gelecekse gelsin.” Ya, o paranın ne parası olduğunu siz bilecek misiniz? O kişinin gerçek bir kişi olup olmadığını nereden bileceksiniz, nereden bileceksiniz? O kişi uğursuz mu hırsız mı, parayı karanlık yönlerden mi kazanmış, nereden bileceksiniz? Bilemeyeceksiniz arkadaşlar çünkü herhangi bir kişi dünyanın herhangi bir yerinden hesap açacak çünkü burası kara para merkezi olmuş; parayı buraya getirecek, efendim, siz de çarklar dönsün diye kullanacaksınız. Ondan sonra, arkadaşlar “Türkiye kara para cenneti oldu.” diyenlere bir şey diyemeyeceksiniz.

Bir konu daha var arkadaşlar bu konuda: Bakın, büyük şirketler insan çalıştırmayı sevmiyor, her şeyi dijitalleştirmek istiyor. Bir banka şubesinde, biliyorsunuz, 7-8 kişi çalışır. Bu yasayı çıkaracaksınız ya, el kaldıracaksınız biraz sonra; o banka şubesindeki… Her banka şubesinde işçi kıyımı olacak, biliyor musunuz? Çünkü niye? Her şey dijital; banka hesabı aç, dijital; kredi al, dijital; efendim, her şey dijital ya; e, insana gerek yok. On binlerce banka çalışanı işinden olacak arkadaşlar bunun sonucunda, büyük bir işçi kıyımı olacak, bunu düşünen var mı? Bu Meclis vicdanlı bir Meclis mi? Bunu göreceğiz arkadaşlar. Hem “yüz yüzelik” ilkesinden hem vatandaşımızın finansal okuryazar olmamasından hem de bir işçi kıyımına yol açacak bu nedenlerden dolayı bu yasaya “evet” dememenizi öneriyoruz arkadaşlar. Dijital çağda her şey Matrix gibi rakamlara dökülmüş durumda ama insan faktörünü devre dışı bırakırsak… Her şeyi robotlar, dijital teknoloji yönetecekse insan faktörü nerede arkadaşlar? Burada, maalesef insan faktörü yok.

Diğer bir madde, sigarayla ilgili önemli bir madde var arkadaşlar. Her torbamızda sigarayla ilgili bir madde var biliyorsunuz. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bundan üç hafta önce: “Sigaraya vergiyi bindireceğiz.” dedi arkadaşlar “Sigaraya vergiyi bindireceğiz.” İçinizde sigara içen arkadaşlar var. Ortalama bir paket 15 lira ile 20 lira arası, 15 lira farz edelim. 15 liralık bir paket sigarada 12 liralık vergi var arkadaşlar. Ya, zaten sigaraya vergiyi bindirmişsiniz. Her gün bir paket içen bir tiryaki bir ayda 450-500 lira sigaraya para veriyor arkadaşlar, o da bir paket içenler, iki paket içenler bin lira veriyor. Ya, bu 500 lirayı, bin lirayı kimler verebilir arkadaşlar? Vallahi, yalnızca zenginler verebilir. Garibanlar, 500 lira, bin lira bir paket sigaraya veremiyor. Ne yapıyor? Biliyorsunuz, tütün satanlar var, orada aynı zamanda makarona doldurulmuş sigara var. O sigaralar, ben baktım, piyasada 4 lira, 5 lira veya 6 lira. Garibanın gücü ona yetiyor. Hani, rahmetli Neşet Ertaş’ın söylediği gibi. “Ya, garibanın sigarasına dokunmayın, garibanın bir sigarası var.” dedi Neşet Ertaş Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzüne. Recep Tayyip Erdoğan “Yine vergi bindireceğim” diyor ve yalnızca 5 liralık sigarayı alabilen vatandaşımıza “Hayır” diyor. “Ben sana vergi bindireceğim, sen 15 liralık sigarayı almak zorundasın” diyor. Böyle vicdansız bir madde var arkadaşlar ve bir şey daha var, o sigaradan bir paket satan kişi, bakın, bir paket satarken yakalanırsa üç yıldan altı yıla kadar hapis yatacak arkadaşlar, üç yıldan altı yıla kadar. Bunun sonucunda da ne vergi toplayacaklarmış biliyor musunuz? 9 milyar TL vergi toplayacaklarmış. Kimden toplayacaksınız bu vergiyi? Gariban vatandaştan toplayacaksınız.

Peki, arkadaşlar, bu yasayı buraya kim getirdi biliyor musunuz? Recep Tayyip Erdoğan “Vergi toplayacağım” diyor, keyfi yerinde. Ama kimin getirdiğini size söyleyeyim, sigara kartelleri getirdi bu yasayı buraya.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yapma gözünü seveyim.

GARO PAYLAN (Devamla) – Sigara kartelleri, Japan Tobacco International ve Philip Morris getirdi. İşte, Philip Morris’in getirdiği yasaya şu anda AKP’li vekiller imza attı, belki de MHP’li vekiller de onay verecek.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İbrahim Bey cevap verecek ama şimdi.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, sigara kartelleri getirdi. Benim babam Maltepe sigarası içti hayatı boyunca, TEKEL sigarası içti, babalarımız Samsun sigarası içti, Adana’nın, Bitlis’in sigarasını içiyordu babalarımız, dedelerimiz ama şimdi uluslararası sigara kartellerinin sigaralarını içiyoruz, onlara milyarlarca dolar para kazandırıyoruz arkadaşlar.

Şimdi, Adıyaman son can, bir sigara üretiyor arkadaşlar ve sigara bu anlamda tüketilmeye çalışılıyor, ona da engel koyacaksınız. Hani “yerliyiz, millîyiz” diyorsunuz ya, yok, yerli ve millî değilsiniz. İşte, arkadaşlar, Philip Morris’in ve Japan Tobacco’nun maalesef bu anlamda yasasını buraya getirenlersiniz sizler. Arkadaşlar, bütün sigara pazarının yüzde 85’ini zaten ele geçirmişler, geri kalan yüzde 15’e de göz dikiyorlar “Adıyaman’daki üretici kazanmasın, o da kapatsın, tarlasını bıraksın, büyükşehre göç etsin, benim Marlboro’mı, benim Camel’ımı içsin." diyor onlar ve buna da “yerli ve millîyiz” diyen AKP-MHP birlikteliği maalesef –umarım onay vermezler- az sonra veya yarın onay verecek.

Değerli arkadaşlar, bakın, yerli üretimi her anlamda korumalıyız, Bitlis’in, Malatya’nın, Adıyaman’ın tütününü korumalıyız. “Onlar kooperatif kuracaklar." diyor. Ya, iki yıl önce yasa çıkardık, niye kuramadılar kooperatifi?

İbrahim Aydemir, niye kuramadı onlar, niye?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Onun cevabını verdik sana.

GARO PAYLAN (Devamla) – Kuramıyorlar arkadaşlar. O koskoca karteller ile küçücük kooperatifler rekabet edebilir mi? Devreye geçirin bakalım Rekabet Kurumunu. Rekabet edebilirler mi? Edemezler.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Süreyi uzatmayalım mı?

GARO PAYLAN (Devamla) – Yapmamız gereken yerli üretimi sağlamak -tütün üretilecek- yerli sigara markalarının oluşmasını sağlamak, o küçük kooperatiflerin bu sigaraları ucuz fiyata...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın, buyurun.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Tam da bunu yapıyoruz işte, tam da bunu yapıyoruz biz. O kooperatiflerle şu söylediğini yapıyoruz biz.

GARO PAYLAN (Devamla) – Arkadaşlar, o yerli kooperatifler sigara üretebilecekler mi? İbrahim Aydemir “Hayır." dediniz, kayıtlarda var. Sigara üretemeyecekler. Niye? Vatandaş Marlboro içecek, vatandaş Camel içecek, uluslararası sigara kartelleri para kazanacak diye...

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bunları konuştuk biz. Kartellere sen destek oluyorsun.

GARO PAYLAN (Devamla) – ...İbrahim Aydemir buraya yasa getirmiş, 80 AKP milletvekili imzalamış. “Yerliyiz, millîyiz.” diyorsanız bu yasaya “hayır” deyin arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Hep ezbere konuştun. Bile bile yalan konuşuyorsun.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Abdüllatif Şener.

Buyurun Sayın Şener. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi, yürürlük ve yürütme dâhil 27 maddeden oluşmaktadır ama Komisyonda ilave edilen maddelerle birlikte bu teklif, sahiplerinin metni olma sınırlarını aşmıştır. Komisyona gelen metin 18 maddeden ibaretti, toplam 12 farklı kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapmaktaydı. Komisyonda 9 madde son dakikalarda verilen önergelerle ilave edildi. İlave edilen bir 18’inci madde var, yaklaşık 3,5 sayfadır, önünüzdeki metne baktığınız zaman görürsünüz. Yine, Komisyonda önergeyle ilave edilen 20’nci madde var, o da yaklaşık 3,5 sayfadır ve yine ilave edilen 25’inci madde var o da yaklaşık 1 sayfa uzunluğundadır. Bunları birlikte dikkate aldığımızda, Komisyonda önergelerle ilave edilenler de 6 kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapıyor, hem de bu değişiklikler öylesine bir hacim oluşturuyor ki Komisyona gelen metin 7,5 sayfa, Komisyonda kaşla göz arasında önergelerle eklenen metinler ise 9,5 sayfa civarındadır.

Değerli arkadaşlar, toplam 18 kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan bir metni görüşüyoruz ve bunu tartışıyoruz. Bu, tam bir torba kanundur. Böyle bir curcuna, böyle bir düzensizlik aslında olmamalıydı, bu mantıkla yasa yapılmamalıydı. Değişikliğe uğrayan her maddenin görüşülmesi gereken komisyon farklı, her bir maddenin farklı bir komisyonda görüşülmesi gerekirken tamamı toplanmış, tek bir komisyonda, Plan ve Bütçe Komisyonunda ele alınmıştır. Bu niteliğiyle bu metnin Anayasa’ya aykırı olduğunu daha önce defalarca söyledik, bundan sonra da defalarca söylemeye devam edeceğiz. Ama iktidar sürekli olarak “Bu torba yasayı biz icat etmedik, bizden önce yok muydu?” gibi sözler söylüyor. Ben 1990’lı yıllarda hiç torba yasa hatırlamıyorum. Bu torba yasa Adalet ve Kalkınma Partisinin iş başına geldiği, iktidara geldiği günden sonra önce yavaş yavaş, birer ikişer başladı, bugünse tam bir gelenek hâline geldi. Bu Meclise gelen hemen hemen tüm yasa teklifleri, torba yasa niteliği kazanmıştır. Ama bu huydan vazgeçmek lazım, bu yasama yapma biçimi, tamamıyla yanlıştır, Anayasa’ya aykırıdır ve de hukuk sistematiğini, düzenini topyekûn bozmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bu özensizlik nedeniyle Türk hukuk külliyatının Türkçesini tamamıyla bozulmuş olarak görüyoruz ve bozuk metinler, bozuk ifadeler, maalesef, bizim hukuk külliyatımızı oluşturmaya başlıyor. Bakın, bu metinde İhale Kanunu’nda değişiklik var. İki yıldır Meclisteyim, Komisyondayım, İhale Kanunu’na dokunmayan bir teklifin geldiğini hemen hemen görmedik. Bazı teklifler de birkaç maddede dokunuyor İhale Kanunu’na. Yani bu iktidarı tanımlamak gerekirse “ihale sevici bir iktidar” demek lazım. Bir kanunla bu kadar çok uğraşıyorsanız bir derdiniz var demektir. Bu derdin ne olduğu da bellidir. Bu kadar çok değişiklik yapılır mı? Yine geldi İhale Kanunu’ndaki değişiklikle ilgili bir madde, bu paketin içerisine yerleşti. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın Türkiye’de emekliliğiyle ilgili bir türlü karar veremeyen, sürekli değişiklikler yapmaya çalışan ve tamamen vatandaşlarımızın kafasını karıştıran bir iktidardan söz ediyoruz. İkide bir aynı maddeler tekrar tekrar değiştirilmez ama bu Hükûmet, sürekli aynı maddeleri tekrar tekrar değiştiriyor. Bakın, Çek Kanunu’yla ilgili bir madde var, daha iki ay önce zaten o konuda, o kanunda bir değişiklik yapılmış, şimdi tekrar geliyor. Bankacılık Kanunu’nda düzenleme yapıyorsunuz, bir iki ay önce yine yapılmıştı. Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu da aynı şekilde, buradaki madde daha önce de gelmişti.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hepsinin cevabı var da size vermeyeceğiz.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Depremle ilgili düzenleme daha önce gelmişti, tekrar depremle ilgili düzenleme yapılıyor. 3201 sayılı Kanun’la ilgili geçen yıl yapılan düzenleme, şimdi yine aynı kanunda düzenlemeyle bu paketin içinde önümüze geliyor. 4749 sayılı Kanun’la ilgili geçen sene düzenleme yapılmış, yine geliyor. Elektronik Haberleşme Kanunu’yla ilgili yapılan geçen yılki düzenlemeyi hepimiz hatırlıyoruz, şimdi tekrar bir düzenleme getiriliyor. Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nda yine düzenleme yapılmıştı, tekrar bu paketle getiriliyor.

Yani önünü, iki ay sonraki geleceği göremeyen, planlayamayan, aynı maddeleri, aynı kanun maddelerini tekrar tekrar torba yasalarla bir hercümerce çeviren ve önümüze getiren bir iktidardan söz ediyorum. Burada paketi hazırlayan arkadaşlara da bir şey demiyoruz, Komisyon arkadaşlarımız, ama Hükûmetin yasalaştırma mantığı bu ve bu mantık tamamıyla yanlıştır. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklik yapılıyor, zaten daha önce de sık sık değişiklik yapmıştınız ama bu huydan bir türlü vazgeçilmiyor. Bütün maddeler böyle, bütün maddeler. Yani, iktidarı topyekûn hesaba çekmemiz lazım. Kardeşim, düzgünce bir düzenleme yapın ve görüşelim; önümüze beş yıl boyunca aynı kanunla ilgili yeni bir düzenleme getirmeyin ve de derli toplu hazırlayın. Hangi komisyonu ilgilendiriyorsa bütün maddeler o komisyona gitsin ama yok, rastgele, ciddiyetten uzak bir yasalaştırma mantığıdır bu ve cumhuriyet tarihi boyunca böyle bir yasalaştırma mantığı, bu Mecliste hiçbir zaman yaşanmamıştır. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bir olay anlatayım size: Meşhur bir 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun vardır. Bu Kanunu maliyeciler çok fazla kullanırlar; el kitabı gibidir. Aslında bu Kanun, sadece maliyecileri de ilgilendirmez. Tüm kamu kuruluşlarında kamu alacaklarının tahsiliyle ilgili usul hükümleri buradadır, bütün kamu kuruluşları kullanır. Yani bütün bakanlıklar, mahkemeler, il özel idareleri, belediyeler; kamu alacaklarıyla ilgili olarak bu Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’a müracaat eder ve bundan yararlanır, buna bağlıdır. Bu Kanun, 118 maddedir ve yaşı. benden daha eskidir, 1953 yılında çıkarılmıştır, böylesine bir temel kanundur.

Kırk yıl önce doktora yaparken eski bir maliye bürokratı hocamız, bu kanunun hazırlanmasıyla ilgili bir bilgi vermişti. Demişti ki: “Bu kanunu hazırlayan, taslak metni ortaya çıkaran ve üzerinde en büyük emeği olan kişi Ayaşlı bir maliyeciydi.” Adını “Mehmet” diye mi anmıştı “Hasan” diye mi anmıştı hatırlamıyorum. Ama Ayaşlı bu Mehmet veya Hasan Efendi o yıllarda -40’lı,50’li yıllarda- Ayaş’tan merkebiyle Ankara’ya gelirmiş, Ulus’taki Maliye Bakanlığının önüne merkebini uygun bir yere park edermiş, sonra odasına geçer, çalışmasını yaparmış. Bu Ayaşlı Mehmet veya Hasan Efendi’nin hazırladığı bu 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun -benden daha yaşlı diyorum- o günden bugüne kadar hemen hemen ciddi hiçbir değişikliğe uğramamıştır, sadece oranlarla ilgili maddeler, ek maddeler veya teknolojinin değişmesiyle ilgili bir iki ilaveden başka değişikliğe uğramamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın Sayın Şener.

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, temel yasa dediğiniz şey, böyle bir şeydir. Yani Ayaşlı Mehmet Efendi’deki ciddiyet, niye bu Meclis’te olmasın ya niye olmasın? (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Yani şu torbanın Allah aşkına neresi temel yasadır? Temel yasa diye geliyor, Mecliste temel yasa hükümlerine göre İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre görüşülüyor, olmaz böyle bir şey. Ticaret Kanunu’nu yeni baştan yazarsınız o, temel yasa olur. Vergi Usul Kanunu’nu yeni baştan yazarsınız o, temel yasa olur veya Medeni Kanun’u. Bütün oradan buradan topladığınız rastgele maddelerle hem de cümleler bozuk düzensiz, bunu burada temel yasa olarak görüştürmeye kalkmanız bile yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) - Yani Grup Başkan Vekillerini de uyarıyorum, lütfen. Bu torba yasaları lütfen buraya temel yasa diye getirmeyin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Birleşime iki dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.39

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

217 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 18 Haziran 2020 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 23.41



(x) 7/4/2020 tarihli 78’inci Birleşimden itibaren coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonu’ndaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.

(x) 217 S. Sayılı Basmayazı 16/6/2020 tarihli 100’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.