TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                           72’nci Birleşim

                                                                        24 Mart 2020 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                          İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, Meclisin en şiddetli felaket günlerinde bile işlevini sürdürerek ufukları karanlığa teslim etmeyen bir ışık hüzmesi olarak umut aşıladığına, corona virüsün de bu milletin boğuştuğu ve galibi geldiği onlarca felaketten birisi olarak kısa sürede tarihe karışacağına ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, ülkedeki dijital bağımlılık sorununa ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, corona virüsün ekonomiye etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, 25 Mart Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 11’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, iktidarın “Evde kal Türkiye” çağrısına çağrı merkezlerinde çalışanların dâhil olmadığına, tüm çalışanların ücretli izne çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 21-26 Mart Orman Haftası’na ilişkin açıklaması

3.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 22 Mart Dünya Su Günü’ne ilişkin açıklaması

4.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’na ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşanların Tarım Kredi, Ziraat Bankası ve diğer bankalara olan borçlarının faizsiz ertelenmesi, ilave kredi limiti sağlanması, sosyal yardım alan her aileye nakdî yardımda bulunulması gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’na ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, coronavirüs salgınıyla mücadele edebilmek için kişisel temizliğe dikkat edilmesi, sosyal temastan kaçınılması ve zorunlu ihtiyaçlar dışında evlerden çıkılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, bulaşıcı hastalıklara karşı temizlik ve sağlık kurallarına riayet edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 25 Mart Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 11’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Eyüp Özsoy’un, Hükûmetin coronavirüs salgınıyla mücadelede gerekli önlemleri ve tedbirleri aldığına, vatandaşların evlerinde kalarak bu sürece destek olması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, yurt dışında mahsur kalan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilebilmesi için Dışişleri Bakanlığının çözüm üretmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, coronavirüsle mücadelenin en önünde yer alan sağlık çalışanlarına başarılar dilediğine, şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslere ve Yusufeli Barajı’nda çalışan işçilere yönelik yeterli tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, virüs tehlikesinin tamamen ortadan kalktığı yetkililer tarafından açıklanıp sosyal hayata dönülünceye kadar esnaf ve sanatkârların giderlerinin ertelenmesi, geri ödemesiz, faizsiz kredi ve finans imkânı verilmesi, kredi borçlarına esneklik getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın, 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’na ilişkin açıklaması

15.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, virüsle mücadelede en etkili kavramların toplumsal dayanışma ve toplumsal duyarlılık olduğuna, Erzurum Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Yakutiye, Palandöken, Aziziye, Pasinler, Horasan, Köprüköy, Tekman, Karayazı, Aşkale, Çat, Pazaryolu, Hınıs, İspir, Tortum, Narman, Oltu, Olur, Uzundere ve Şenkaya ilçe belediyelerine hassasiyetlerinden ötürü minnettarlıklarını ifade etmek istediğine ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, coronavirüsle mücadelenin devam ettiğine, test sonuçları pozitif çıkan Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’e şifa dilediklerine, Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda daha radikal tedbirler alınarak sokağa çıkılmasına sınırlama getirilmesi gerektiğine, sağlık çalışanlarını tebrik ettiğine, 20 bin öğretmen atamasını olumlu bulduklarına, KHK’yle görevlerinden uzaklaştırılan doktorların göreve çağrılmasının düşünülmesi gerektiğine, Sağlık Bakanının bugüne kadarki şeffaflığını ve çabasını değerli gördüklerine ancak bilgilendirme yaparken vaka ve kayıp sayısıyla birlikte varsa iyileşenlerin sayısının, solunum makinelerinin yeterli olup olmadığının, üretiminin veya ithalatının ne aşamada olduğunun ve yoğun bakımda yatan kaç hasta bulunduğunun da ifade edilmesi gerektiğine, Hükûmetin vatandaşın derdine derman olacak tedbirleri hâlâ almadığına ilişkin açıklaması

 

 

 

17.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, coronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, olası bir salgın tehlikesine karşı Sağlık Bakanlığı bünyesinde Operasyon Merkezi ve Bilim Kurulu kurularak alternatif mücadele planları geliştirildiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinin sosyal devlet anlayışının sonucu olduğuna, yabancı medya organlarının ülkenin itibarını zedeleme gayreti içinde bulunduğuna, devletin ve milletin virüs salgınını yenecek dirayete, deneyime ve bilimsel birikime sahip olduğuna, vatandaşların resmî açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya itibar etmemesi gerektiğine, 25 Mart Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefatının 11’inci seneidevriyesinde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Batman Belediyesi, Diyarbakır ili Silvan, Lice, Ergani, Eğil ile Bitlis ili Norşin ilçe belediyeleri, Iğdır ili Halfeli ve Siirt ili Gökçebağ belde belediyelerine kayyum atanarak belediye eş başkanlarının gözaltına alındığına, bu belediyelerin coronavirüsle mücadelede yaptığı uygulamalara, kayyum atamalarının ve kayyum atayanların  tarihe kara bir leke olarak geçeceğine, corona virüse karşı mücadelede dayanışma, iş birliği gerekirken Kürt halkına yönelik düşmanca tutumu asla kabul etmediklerine ilişkin açıklaması

19.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, virüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, coronavirüsle mücadelede daha fazla test yapılması, sürecin daha şeffaf yürütülmesi ve yurttaşların evde kalabilmesinin ekonomik ve sosyal koşullarının sağlanması gerektiğine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun virüs salgını sürecinin en az hasarla atlatılabilmesi için kamuoyuna açıkladığı 13 maddeden oluşan öneri paketine ve bu önerilerin hayata geçirilebilmesi için önergelerini Genel Kurul gündemine taşıdıklarına ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, coronavirüsle mücadelede büyük emek ortaya koyan sağlık çalışanlarını tebrik ettiğine, virüs sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, kız kardeşinin Rahmetirahman’a kavuşması sebebiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na taziyelerini ilettiklerine, Adalet ve Kalkınma Partisinin vatandaşlara karşı düşmanlık beslemesinin söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Ağrı Milletvekili  Dirayet Dilan Taşdemir’in HDP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Sivas Milletvekili Semiha Ekinci’nin, 25 Mart 2009 tarihinde ebediyete intikal eden hemşehrisi Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, İsmail Güneş, Erhan Üstündağ, Murat Çetinkaya, Yüksel Yancı ile Kaya İstektepe’ye ve 19 Martta İdlib’de şehit düşen hemşehrisi Piyade Uzman Onbaşı Ramazan Nayir’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

23.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Adıyaman Milletvekili İbrahim Halil Fırat’ın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, etnik kökeni ne olursa olsun, dinî aidiyeti ne olursa olsun bu vatan üzerinde yaşayanlara “Türk milleti” dediklerine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 83 milyon vatandaşı düşüncesi, etnik aidiyeti, inancı ne olursa olsun bir görmek gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, demokratik siyaset açısından kayyum atamaları konusunda da hassasiyet gösterilmesini beklediklerine ilişkin açıklaması

29.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, coronavirüs salgını sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bakanların başarılı bir mücadele verdiğine, özel sektör çalışanlarına da izin verilerek evde kalmalarının sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, coronavirüs salgını nedeniyle cezaevlerindeki mahkûmların tahliyesinin konuşulduğuna, kadın katillerinin ya da cinsel saldırı faillerinin topluma salıverilmesinin kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili  Mehmet Muş’un, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki benzetmeyi reddettiklerine ilişkin açıklaması

35.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, Türkiye’de olduğu gibi Aydın ili Nazilli ilçesinde de yaşanılan koruyucu ekipman konusundaki problemlerin bir an önce giderilmesi, sağlık personelinin kaderine terk edilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, sağlık çalışanlarının ihtiyaç duyduğu ekipman ve malzemelerin tedarik edildiğine ilişkin açıklaması

38.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, hazırlanan ceza infaz paketinin mevcut talebi karşılamaktan uzak olduğuna, Anayasa’nın eşitlik ilkesi gereğince infaz indiriminin herkese uygulanması, tutuklu ve hükümlülerin ölüm riskine karşı korunaksız ortamda bırakılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

39.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, Nazilli Devlet Hastanesinde maske, eldiven, bone, koruyucu kıyafet konusunda sıkıntı yaşanmadığına ilişkin açıklaması

40.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 29’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve vatandaşların toplanan vergiler ile kendilerine sunulan hizmetler arasında bir problem görmediği için AK PARTİ iktidarını görevde tuttuğuna ilişkin açıklaması

44.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, test merkezlerinden verilerin toplanması zaman aldığı için açıklamaların akşam yapılabildiğine ilişkin açıklaması

46.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, sıkıntılı günlerden geçildiğine, her sektöre her vatandaşa destek olacak kararların alınması gerektiğine, vatandaşların tümünü kapsayacak ve geniş bir tabana yayılacak önerilerinin kabul görmediğine ilişkin açıklaması

47.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, virüs salgınının uzun süre devam etmesi hâlinde getirilen önlemlerin anlamının kalmayacağına, İYİ PARTİ olarak talep ve önerilerine ilişkin açıklaması

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından, HDP’li belediyelere kayyum atanmasının yol açtığı hukuksuzluğun araştırılması amacıyla 23/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 24 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde 197 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi

2.- Danışma Kurulunun, görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinin yeniden görüşülmesine dair Plan ve Bütçe Komisyonu talebinin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca uygun görüldüğüne ilişkin görüşü

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, (2/2477) esas numaralı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/72)

 

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196)

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop ve 1 Milletvekilinin Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/2691) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 197)

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Teklifler (Tekririmüzakere)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Madde 20)

 

 

 

 

IX.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 196) Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin oylaması

2.- (S. Sayısı: 197) Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop ve 1 Milletvekilinin Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin oylaması

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Ednan Arslan'ın, Bakanlığın merkez ve bağlı kuruluşlarının kullanımında olan hizmet ve makam araçlarına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/25564)

2.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2018-2019 yıllarında Et ve Süt Kurumunun depolarında bulunan donmuş etlere ve Kurum tarafından yerli ile ithal hayvan kesimlerine ve maliyetlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25619)

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, hayvan ölümleri ve mecburi kesim verilerine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25622)

4.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, TİGEM'in banka kredisi kullandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25623)

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, orman yollarının yapımına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25624)

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, TURQUALITY Programı kapsamında destek verilen firmalardan yabancı uyruklu firmalar tarafından satın alınanlara ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/25633)

7.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in, 2010-2020 yılları arasında doğalgaza yapılan zamlara,

Akkuyu Nükleer Enerji Santralini işletecek şirkete verilen ödeme garantisine,

İlişkin soruları ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/25740), (7/25741)

8.- Diyarbakır Milletvekili İmam Taşçıer'in, Kürtçe seçmeli dersine ve bu dersin öğretmen atamalarına,

-Antalya Milletvekili Kemal Bülbül'ün, Bakanlık tarafından Eğitim ve Ahlak adıyla düzenleneceği iddia edilen kongreye,

-Aydın Milletvekili Bülent Tezcan'ın, Aydın'da karot testi yapılan okul sayısı ve testler sonucunda yıkılması gereken okullara,

-Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya'nın, Köy Enstitüsü binalarının depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkılacağı iddialarına,

İlişkin soruları ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un cevabı (7/25749), (7/25750), (7/25751), (7/25752)

9.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, Bakanlığın bir vakıf ile imzaladığı protokol kapsamında gerçekleştirilecek olan etkinliklerin denetimine ilişkin sorusu ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un cevabı (7/25754)

10.- Antalya Milletvekili Cavit Arı'nın, Isparta ilinde bulunan Meyvecilik Araştırma Enstitüsünün tasarrufundaki tarımsal alana TOKİ tarafından konut inşa edileceği iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25758)

11.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, Kanal İstanbul Projesinin geçeceği güzergahta yer alan taşınmazların mülkiyetine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/25846)

12.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut'un, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Genel Müdürlüğünün logosundan Türkiye ibaresinin kaldırılması ve Genel Müdür ile yardımcılarının maaşlarıyla ilgili çeşitli iddialara ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/25849)

13.- Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin'in, intihar girişiminde bulunan kişilere psikososyal destek verilip verilmediğine ve intihar vakalarının önlenmesi amacıyla yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/25851)

14.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, bir kişinin aldığı telefonun yasal süresi içinde gönderilmemesi ve para iadesi için yaptığı başvuruların olumsuz sonuçlanmasına,

Bir kişinin satın aldığı ürünleri iade etmek istemesi ve şirketin para iadesi yapmamasına,

Bir kişinin aldığı ürünün yasal süresi içinde gönderilmemesi ve para iadesi için yaptığı başvuruların olumsuz sonuçlanmasına,

İlişkin soruları ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/25913), (7/25914), (7/25915)

15.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu'nun, yüksek yoğunluklu tatlandırıcı ithalatına ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/25916)

16.- İzmir Milletvekili Ednan Arslan'ın, 2018-2020 yılları arasında Bakanlığa yapılan bilgi edinme başvurularına ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/25918)

17.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya'nın, Rize'nin kuru çay ithalatına ve gerekçelerine ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/26062)

18.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, kamu kurum ve kuruluşlarındaki kiralık bina sayısına ve toplam kira tutarına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/26112)

19.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu binek araç sayısına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/26113)

20.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, ülkemizde illere göre sosyal yardım alan kişilerin istatistiki verilerine ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/26114)

21.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, kamu kurumlarına tahsis edildiği halde atıl halde bulunan Hazine taşınmazlarına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/26116)

22.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu'nun, toplanan deprem vergilerinin hangi amaçla kullanıldığına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/26119)

23.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, KİT'lerin yurt dışında yaptığı ticari faaliyetler sonrasında alacağını tahsil edemediği durumlara ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/26186)

24.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, C2 yetki belgesi sahiplerinin yalnızca uluslararası eşya taşımacılığı yapması önerisine ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/26314)

 

24 Mart 2020 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, Meclisin en şiddetli felaket günlerinde bile işlevini sürdürerek ufukları karanlığa teslim etmeyen bir ışık hüzmesi olarak umut aşıladığına, corona virüsün de bu milletin boğuştuğu ve galibi geldiği onlarca felaketten birisi olarak kısa sürede tarihe karışacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, küresel bir soruna karşı milletçe mücadele verdiğimiz şu günlerde Meclisimizin çalışmalarında yer almak ve Genel Kurulu yönetmek benim açımdan çok anlamlıdır çünkü bu Meclis, milletimizin ümit, heyecan ve şevk kaynağıdır. En şiddetli felaket günlerinde bile bu Meclis işlevini sürdürmüş, ufukları karanlığa teslim etmeyen bir ışık hüzmesi olarak herkese umut aşılamıştır. İstiklal Harbi esnasında Ankara bozkırlarına bombalar düşerken dahi bu Meclisin mensupları vazifelerine dört elle sarılmışlardır. Meclisin gayretini gördüğü vakit vekilleriyle beraber, millet de dimdik ayakta durmuştur. Corona virüsü de bu milletin boğuştuğu ve galibi geldiği onlarca felaketten birisi olarak inşallah kısa sürede tarihe karışacaktır. Bin yıl önce Asya bozkırlarına dikilen Orhun Abideleri ile yüz yıl önce Ankara bozkırına açılan Millet Meclisi aynı sözleri söylemektedir: “Aşağıda yağız yer yarılmadıkça, yukarıda mavi gök çökmedikçe bu millet pes etmeyecektir.” (AK PARTİ, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Türkiye’de dijital bağımlılık sorunu hakkında söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’e aittir.

Buyurun Sayın Öztürk. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, ülkedeki dijital bağımlılık sorununa ilişkin gündem dışı konuşması

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de dijital bağımlılık sorunu hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer izleyicilerimizi hürmetle, saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında şunu söylemek istiyorum: İçinden geçtiğimiz ve milletçe ciddi mücadele verdiğimiz coronavirüs sürecinde tüm vatandaşlarımızın evde kalma konusundaki hassasiyetlerini yüksek tutmalarını istiyoruz. Biz vekilleriniz olarak iradenizi temsilen çalışıyoruz. Lütfen siz kendi OHAL’inizi ilan ediniz ve evinizde kalınız. Ancak coronavirüse karşı alınan tedbirler nedeniyle evlerinden çıkmayan vatandaşlarımıza da bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Bir kısmımız vakit geçirmek adına dijital teknolojiyi kullanıyoruz. Lütfen teknoloji aletlerinin sizi bağımlı hâline getirmesine müsaade etmeyin. Bu duyarlılığınız kendiniz kadar evdeki tüm bireyler için de geçerli olsun. Kitap okumak, müzik dinlemek, resim yapmak, eş ve çocuklarımızla sohbet etmek sosyal uğraşlarımız olsun.

Yine, bu kritik coronavirüs sürecinde sosyal medyada terör örgütlerinin halkı korku ve paniğe düşürerek, gerçeğe aykırı bilgi ve belge yayarak, yayınlayarak provokatif coronavirüs paylaşımı yapmalarına müsaade edilmemeli, resmî açıklamalara itibar edilmesinin önü açılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, günümüzde teknoloji çok hızlı bir şekilde ilerleyip gelişiyor, gittikçe de yayılıyor. Çok sayıda insan, kendini tatmin etme adına, internet, sosyal medya, oyun gibi farklı mecraları bağımlılık arz edecek şekilde aşırı derecede kullanmaktadır. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de yaş grupları incelendiğinde, bilgisayar ve internet  kullanım oranları her geçen yıl daha da artmaktadır. Ülkemizdeki dijital bağımlılık sadece yeni nesil ve orta yaş insanları tehdit etmekle kalmayıp evdeki çocuklardan çocuk arabasındakilere kadar herkesi tehdit eder hâle gelmiştir. “Tehdit eder” diyorum çünkü teknolojiyi aşırı ve bilinçsiz bir şekilde kullanan yani dijital bağımlılık yaşayan bireylerde çok yönlü olumsuz etkiler de görülebilmektedir. Fiziksel olarak hâlsizlik, beden duruşunda bozukluk, ellerde uyuşma, gözlerde yanma ve kas ağrıları gibi şikâyetler bu kapsamda öne çıkmaktadır. Tüm bunların yanı sıra, obsesif, depresif, aşırı savunmacı, kaygılı, dikkat  dağınıklığı, öz güvende düşüklük, yalnızlaşma ve yüz yüze ilişki kurmakta güçlük çekme gibi problemler de görülebilmektedir. Bu alanda ciddi çalışmalar yapan Profesör Doktor Sayın Tuncay Dilci ve çalışma arkadaşlarının -ki buradan kendilerini dijital bağımlılık konusundaki özverili çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum- en son 842 işçi üzerinde yaptığı bir araştırmaya göre, akşamları evde veya dinlenme saatinde üç saatin üzerinde dijital nesnelere temas eden çalışanların yüzde 28, üretkenlik noktasında, performans düşüklüğü yaşadığı, dikkat eksikliği ve buna bağlı iş kazalarında da artış gözlendiği tespiti yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, dijital bağımlılık konusunda öne çıkan bir diğer sorun da çocuk ve gençlerimizi bağımlı hâle dönüştüren dijital oyunlardır. Küçük yaşlardan itibaren şiddet içerikli oyunlar oynayan çocuk ve gençlerimizde şiddete eğilimin arttığını görebilmekteyiz. Bu oyunlar çocuklarımızın iç dünyasında kargaşa, karmaşa yaratırken vicdan duygusunu da olumsuz yönde tetikleyebilmekte ve problem çözebilme becerilerini kısıtlamaktadır. Türkiye’de dijital oyunların sebep olduğu çok sayıda intihar vakası da daha hatırlarımızdan çıkmamıştır. Sosyalleşme ihtiyaçlarını sanal ortamda değil de gerçek hayatta yaşayacağı veya kuracağı ilişkileriyle sağlamasında ise aile faktörü büyük önem arz etmektedir. Unutmayalım ki Türk milletinin en önemli özelliği aile bağlarının çok güçlü olmasıdır. Biz bu bağla Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar yüzyıllarca hüküm sürdük ve kendi özümüzü kaybetmedik. Bu sebeple dijital bağımlılık yoluyla aile bağlarımızın çözülmesine müsaade etmeyelim. Çocuklarımızla çok daha geniş zaman geçirecek ortamlar yaratarak onları dijital bağımlılıktan uzak tutalım. Unutmayalım ki teknoloji iyidir ama teknolojikolik olmamak çok daha iyidir.

En kısa sürede coronavirüs mücadelemizden milletçe zaferle çıkacağımıza inanıyor, sağlık çalışanlarımızı bir kez daha kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, coronavirüsün ekonomiye etkileri hakkında söz isteyen Uşak Milletvekili Özkan Yalım’a aittir.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, corona virüsün ekonomiye etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Başkan, Değerli Divan, çok değerli çalışma arkadaşlarımız ve bizi izleyen tüm vatandaşlarımız; hepinize en içten duygularımla sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

İnşallah virüssüz, hastalıksız günler geçirmek dileğiyle, başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere, verdikleri emeklerden dolayı hepsini tebrik ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu illetin, hepimizin, hep birlikte mücadele edeceği, başta Parlamento olmak üzere tüm Kabinenin, değerli bakanlarımızın ve belediye başkanlarımızın, valilerimizin yani tüm vatandaşlarımızla birlikte, hep birlikte aşacak olduğumuz bir sorun olduğunun altını çiziyorum. Onun için, burada yapacak olduğum konuşma da kesinlikle muhalefet değil sadece vatandaşlarımızın lehine, bu süreci en iyi şekilde atlatmak adına gerekli olan desteklerimizle alakalı bir konuşma olacaktır.

İlk önce, iki gündür çok sayıda şoför kardeşimiz –Bulgaristan tarafında yaklaşık 60 kilometre, Türkiye tarafında 10 kilometre kuyruklar oluştu- kumanyaları bittiğinden dolayı bize ulaştı. Ben dün gece Edirne Belediye Başkanımız Recep Gürkan Bey’i aradım; kendisi yaklaşık binin üzerinde kişiye yapmış olduğu kumanya desteğiyle geçici bir süre bu sorunu çözdü. Buradan özellikle Edirne Belediye Başkanımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

Değerli vatandaşlarımız, değerli milletvekili arkadaşlarımız; biliyorsunuz geçen hafta, özellikle bizden önce bu illet virüsün sardığı ülkelerin başında olan Fransa’da Cumhurbaşkanının yapmış olduğu bir konuşmayla size bir iki örnek vereceğim. Ben, Sayın Cumhurbaşkanının, İçişleri Bakanının, Maliye Bakanının ve Sağlık Bakanının bu konuyla ilgili gerekli adımları atmasıyla alakalı buradan bu konuşmayı da örnek almalarını özellikle rica ediyorum.

Biliyorsunuz İşsizlik Fonu’nda yaklaşık 131 milyar TL’miz olduğu Sayın Hükûmet tarafından açıklandı. Umarım bu para yerindedir çünkü artık bu paranın bugünlerde kullanılması gerektiğinin altını çiziyorum.

Sayın Emmanuel Macron bu illetle savaş için -bir savaş ilan edildi, kesinlikle başka bir ülkeyle değil sadece bir virüsle ilgili- bu savaşla alakalı 300 milyar euroluk bir bütçe ayrıldığını açıkladı. Biliyorsunuz tabii ki ilk önce sağlık ancak sağlık, bu virüsle gelecek gidecek; sağlık çalışanlarımızla birlikte kesinlikle elimizden gelen her şeyi yapacağız. Ancak akabinde, bu virüs süresince kapatılan iş yerlerimizin ve bu iş yerlerinde çalışan vatandaşlarımızın sorunları var. Bu sebepten dolayı, Sayın Macron -biraz önce dediğimiz gibi- şöyle bir açıklama yaptı: 300 milyar euro tutarında bir bütçe ayrılmıştır. Hiçbir şirket bu süreçte iflas vermeyecek, halkın temel ihtiyaçlarını karşılayacak. Bu süreçte askerler hastaları nakletmekle görevli olacak. Bütün şirketlerin zararı ödenip işten çıkarma olmayacak, çalışanların sigorta ve işsizlik parası ödenecek. Halkın sabun, jel ve deterjan gibi bütün ihtiyaçları bedava karşılanacak. Bu süreçte bütün oteller ve taksiler gerekli destekleri ücretsiz verecekler ve bu, devlet tarafından karşılanacak. Buna benzer daha çok sayıda…

Ancak ben bugün Halk Bankasının esnaflarımıza 25 bin artı 25 bin, 50 bin TL’lik kredi verdiğini gözlemledim. Tabii ki bu faydalı, kötü değil ancak vatandaşımızı ve esnafımızı daha fazla borçlandırmayalım, borçlandırmaktan öte, yapılması gerekenleri anlatalım.

Bakın, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle neler açıklandı, hangi sektörler kapatıldı? Kısacası ben, ilk önce bunu sizinle paylaşmak istiyorum. Bakın, değerli milletvekillerimiz, değerli vatandaşlarımız; oteller, restoranlar, kafeler, tiyatrolar, sinemalar, erkek berberleri, kadın kuaförleri, hamamlar, güzellik salonları, eğlence mekânları, düğün salonları, toplantı salonları, ulaştırma sektörü, hava taşımacılığı, deniz taşımacılığı, kara taşımacılığı, ulaştırmadaki tüm sektörler, seyahat acenteleri hatta çiçek üreten çiçek sektörleri kapatıldı, bugün haberlere de düştü biliyorsunuz. Onun için, nasıl Kanada 83 milyar dolar ayırdıysa, Fransa 300 milyar euro ayırdıysa bir an önce bu 131 milyar TL’lik bütçemizle bu gerekenleri yapmamız gerekiyor; ben, Sayın Cumhurbaşkanından…

Bu sektörlerde çalışan işçilerimiz belli, sicilleri belli, esnaf kayıtları belli, tüm o sektörlerde çalışan işçi kardeşlerimizin SGK girişleri belli. Bu sebepten dolayı, bu kayıtlar incelenerek, bu kişilerin batmaması adına, işçilerin ilk önce sigortalarının karşılanması, işçilerin sigortalarının ya dondurulması ya devlet tarafından karşılanması ve de kesinlikle maaşlarının da karşılanması… Çünkü bu vatandaşlar evlerinde yaşamak zorunda, bu vatandaşlar bir şekilde yaşam faaliyetlerini sürdürmek zorunda.

Bunun yanında, biliyorsunuz, birçok sektörde olduğu gibi elektrik, su, doğal gazı da aynı şekilde, bu süreç, bu olağanüstü durum atlatılıncaya kadar, bu virüsün etkisi gidinceye kadar, 4 kişilik bir ailenin ne kadar su, elektrik ve doğal gaz ihtiyacı varsa kesinlikle bizim devletimiz tarafından karşılanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Peki, diyeceksiniz ki: “Bütün bunları nasıl yapacağız?” Değerli vatandaşlarımız, değerli milletvekili arkadaşlarımız; tekrar söylüyorum, 131 milyarlık bu İşsizlik Fonu’ndaki bütçe eğer yetmez ise bakın size şunu söylüyorum: Yaklaşık 8,5 milyar lira, bir yıllık, bu verilen geçiş garantili otobanlara, köprülere, tünellere ve de hastane ve havaalanlarına ödemeler var; bu ödemeleri sadece bir yıl, sadece bir yıl uzattığımızda, tüm bu sektörün bir aylık ihtiyaçlarını, kiralarını, işçilerinin maaşlarını ve de sigortalarını ödemeye yetecektir. Onun için, bunu bu şekilde çözeceğimiz kanaatindeyim; ben bunun da özellikle altını çiziyorum.

Diğer, son bir konu ise -biliyorsunuz- ceza indirimi. Buradan AK PARTİ’li vekil arkadaşlarımıza sesleniyoruz: Komisyondaki bizim vekil arkadaşlarımız sizlerden bunu da talep ettiler, bekliyorlar; vatandaşımız için acilen bu öneriyi getirin, bir an önce de doğru bir şekilde sonuçlandırmak adına gereken çalışmayı yapalım diyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı merhum Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 11’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’a aittir.

Buyurun Sayın Boyraz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, 25 Mart Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 11’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının seneidevriyesinde gündem dışı söz almış  bulunmaktayım. Bu vesileyle, sizleri ve ekranları başında bizleri seyreden aziz milletimizi en kalbî duygularımla, hasret ve muhabbetle selamlıyorum.

Hepimizin de yüreğinde hissedip diline pelesenk olan kendisine ait şiirini paylaşmak istiyorum.

“Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum.

Durun, kapanmayın pencerelerim,

Güneşimi kapatmayın,

Beton çok soğuk, üşüyorum.”

İşte böyle anlatıyordu hislerini “Üşüyorum.” diyordu. Ne o bilebilirdi ne de bir başkası, hayata veda edeceği yerin yirmi beş yıl önce yazdığı şiirdeki kadar soğuk olacağını. Mamak Cezaevinin kırık taşları üzerinde yazılan mısralar, bir anlamda Yazıcıoğlu’nun yazgısının da satırlarıydı. Kapkara bir dehlizde beyaz bir sayfaya değil de sanki Berit’in bembeyaz karlarının üzerine yazılmıştı.

Hayatı bitmek bilmeyen mücadelelerle dolu, bir duygu, bir düşünce, bir dava adamıydı Yazıcıoğlu. Onunla aynı görüşü paylaşsın ya da paylaşmasın herkesin, her kesimin, insanlığını, beyefendiliğini,  saygınlığını takdir ettiği bir kişiydi. Anadolu’nun bağrında yetişen binlerce, milyonlarca vatan âşığından biri olarak yaşadı ve bir akşamüstü, canı kadar sevdiği memleketinin bilinmezliğinde kayboldu. Gidişi de varlığı gibi efendice, sessizce, kendince oldu.

“Bu ne ateş ki, yandıkça yanmakta? / Bilen yok mu, nasıl diner, nasıl söner? / Yokluğu hançer gibi saplanmakta. / Kekik kokulu değil artık dağlarım.” Şairin de ifade ettiği gibi o günden bu güne hasreti yüreğimizde kor ateş gibi yanan Anadolu’nun teni kavruk yiğit evladı Muhsin Yazıcıoğlu’nu ilk defa 1991 yılında tanıma fırsatım olmuştu.

1991 yılında Sivas’ın sokaklarını, caddelerini, meydanlarını donatan iki afiş dikkatimizi çekiyordu: “Muhsin kim?” Caddeler, sokaklar, her taraf “Muhsin kim?” afişiyle donatılıyor; dalga dalga bütün Sivas’ın illerine, ilçelerine kadar herkes merak ediyordu ve ondan bir hafta sonra bir başka afiş asılıyordu: “O, inançlarımızı Meclise taşıyacak.”

Evet “Muhsin kim?” Aynı soruyu yıllar sonra bir gazeteci -vefatından iki ay önce- kendisine “Size göre Muhsin kim?” diye sordu. Cevabında Muhsin Yazıcıoğlu: “Hakkımdaki değerlendirmeleri kendim yapmaktansa aziz milletime bırakmayı tercih ederim. Çünkü, siyasetçinin sahibi bir yerde kendisi değil, millettir. Milletin sevgisi, duası ve desteği siyasetçinin aynasıdır.” demişti. İşte, bu sorunun cevabını millete bırakmıştı. Muhsin Yazıcıoğlu hakkında söz söylemenin, cümle kurmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Onu anlatmaya ne dağarcığımdaki kelimeler yeter ne de zaman, bunun da farkındayım.

Şimdi, milletin temsilcisi olarak dilimin döndüğünce Muhsin Yazıcıoğlu’nu anlatmaya çalışacağım. Muhsin kim? Çamura bulanmış eller, yamalı elbiselerle Şarkışla bozkırlarında düşe kalka koşup oynayan, her düşmesiyle yeniden ayağa kalkmanın hayaline tutunan yağız bir Anadolu çocuğu. Bozkırlarda biteviye uzanan yılkılar misali, başı Kulmac Dağları’na odaklanmış, kara kuru bir memleket çocuğu. Göze başlarında tek başına göğü selamlayan bir selvi ağacı, dağların koynunda, kekik kokan koyaklarda öte hülyaların aşkıyla yüreğini öğüten asude adanmışlık. Sultanlar sultanının mağaraya sığınma günlerinde “Korkma Allah bizimledir.” düsturunu içine yerleştiren bir inanmış adam.

Refah Partisi tarafından kurulan hükûmete destek açıklamasından sonra ziyaretine gelen birisi tarafından odasında “Muhsin, sen bilmiyorsun, adamı 2 kilometreden sırtından vuruyorlar.” diye üstü kapalı tehdidine karşı, yakasına yapışıp kravatından tutarak “Git, kim bunları sana söylediyse onlara söyle. Biz adamı 2 kilometre sırtından değil, 10 santimetre alnından vururuz.” diyerek 15 Temmuzda Ömer Halisdemir’e selam gönderen, Allah’tan başka hiçbir güçten de korkmayan yiğidin adıdır Muhsin Yazıcıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Beylerbeyi Osman Gazi’nin bağrından çıkıp deniz gören dağlara kadar dalları uzayan bir çınar, Sultanlar Sultanı Ahmed Yesevî’nin altmış üç yıllık adı güzel Muhammed aşkına tutulan ve kendine bu dünyayı zindan gören bir tasavvuf sevdalısı. Bir güz vakti, tam kıtlık kapıyı kesmişken Tapduk Emre dergâhına alıç götürüp ahalisine buğday getirmeyi murat eden lakin onun dizinin dibinde diz çöküp ruhunu tımarlayan bir Yunus misali.

“Muhsin kim?” dersek Kafkas Dağları’nda Ruslara diz çöktüren Çeçen gönüllülerinin en yakın yareni, onların dertleriyle dertlenen bir âdemoğlu, bir serdengeçti. Ege’de zeybek, Karadeniz’de horon, Anadolu’da halay, Doğu’da zılgıt; memleketin her zerresini kendi gönlüyle bütünleyen yedi iklim bir seher yıldızı. Çevrili dağlara, aşılmaz ırmaklara, mazlum yüreklere dokunan bir kardelen çiçeği.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın, buyurun.

OSMAN BOYRAZ (Devamla) – Ovalarda salınan bir kartal misali bütün zincirleri kıran, bütün bendeleri aşan bir öte memleketler sevda muştucusu. Soğuk, ızdıraplı zindan günlerinde işkenceye, çileye rağmen, verilmeyen karanlık odada teyemmümle namazını kılan bir Anadolu sevdalısı.

28 Şubatın en zalim, ürkütücü zamanlarında yüreğinde taşıdığı kefeni sözleri üzerine bir libas gibi serip “Namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam.” diyerek 15 Temmuzda tanklara karşı direnen, milletine seneler öncesinden yol gösteren biri.

Hasılıkelam “Muhsin kim?” dersek; Muhsin, bir yiğit delikanlı; sordum, aslı Sivaslı; o, milletin evladı; Muhsin Yazıcıoğlu.

Mekânı cennet olsun, Allah rahmet eylesin. (AK PARTİ, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu sözlerin ardından Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Çepni…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, iktidarın “Evde kal Türkiye” çağrısına çağrı merkezlerinde çalışanların dâhil olmadığına, tüm çalışanların ücretli izne çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Çağrı merkezlerinde 100 bine yakın insan çalışıyor. İktidarın “Evde kal Türkiye” çağrısına dâhil olmayanlar, çağrı emekçileri. Kronik hastalıklara sahip olanlar da dâhil olmak üzere tüm çağrı emekçileri aynı kalabalık çalışma koşullarında ve bu ortamlar ortalama bin kişilik.

Ferhat Ceylan, Vodafone müşteri temsilcisi; riskli çalışma koşullarını paylaşınca işinden atıldı fakat şirket taşeron aracılığıyla çalıştırdığı için olayı kabul etmedi. İktidar milyonlarca işçiyi, emekçiyi ölüme terk ediyor. Tüm çalışanlar acilen ücretli izne çıkarılmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

2.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 21-26 Mart Orman Haftası’na ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Millî servetimiz ormanlar, ülkemizin akciğerleri ve en büyük zenginlik kaynağıdır. Faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz ormanlar, ekonomik faydalarının yanında erozyonu önler, sel felaketlerinin önüne geçer, yer altı su kaynaklarını besler ve doğal dengeyi sağlar. Bu sebeple, ormanlarımızın korunması ülkemizin geleceği açısından çok önemlidir. Bu bilinçle, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, AK PARTİ hükûmetleri olarak yaklaşık on sekiz yıldır Türkiye’nin orman alanı ve ağaç sayısını çoğaltmak, biyolojik çeşitliliğini geliştirmek, çevreyi korumak amacıyla çok büyük yatırımlar yaptık. Dünyada orman varlığı azalırken Türkiye’nin orman varlığını artırdık. 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımızı son on sekiz yılda 1,8 milyon hektar artırarak 22,6 milyon hektara çıkardık. Yanan alanların 40 katı kadar ağaçlandırma yaptık. İçinde bulunduğumuz Orman Haftası vesilesiyle tüm bu başarıda emeği olan Orman teşkilatımızın bütün çalışanlarını tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

3.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 22 Mart Dünya Su Günü’ne ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 22 Mart Dünya Su Günü’ydü. Bugün, dünyanın başının belası olan coronavirüsten korunmak için kullanılması gereken en önemli ilacın su olduğu ve ellerin sıklıkla suyla, sabunla buluşturulması doktorlarımız tarafından önerilmektedir. Gelişen ülkelerde tüm hastalıkların yüzde 80’i su ve sıhhi temizliğin yetersiz olmasından kaynaklanıyor.

Türkiye su zengini bir ülke değildir. 2030 yılından itibaren su fakiri ülke olma ihtimali yüksektir. Bu sebeple, Türkiye’nin gelecek nesillerine sağlıklı ve yeterli su bırakabilmesi için kaynakların çok iyi korunup akıllıca kullanılması gerekmektedir. Gri su kullanımı önemsenmelidir. Seçim bölgem Kocaeli’de Büyükşehir Belediyesi, özellikle sanayide gri su kullanımını yaygınlaştırmaktadır. Su sadece içmek için değil aynı zamanda temizlik için ve hastalıklardan korunmak için de koruyucu hekimlik görevi görmektedir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

4.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’na ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Her türlü zorluğa ve sıkıntıya göğüs gererek gece gündüz fedakârca çalışan acil tıp teknisyenleri ve teknikerlerinin 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’nı kutluyorum.

Sağlıklı bir toplum olma hedefimize ulaşmadaki en büyük gücümüzün her biri kendini sağlık hizmetine adamış olan sağlık çalışanlarımız olduğu bilinciyle her zaman yanlarında olduk ve olmaya devam ediyoruz. İçinde bulunduğumuz bu zorlu süreçten de özveriyle görevini yapan sağlıkçılarımız sayesinde kurtulacağımızı bir kez daha dile getirmek istiyorum.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışıyla ülkemiz sağlık alanında tüm dünya ülkelerine örnek olmuştur. Coronavirüs salgınında izlemiş olduğumuz politikayla bu bir kez daha görülmektedir. Birçok Avrupa ülkesinin sağlık sistemi çökmüşken bizler yerli solunum cihazımızı, yerli test kitlerimizi üretmeye, aşı geliştirme çalışmalarına başlıyoruz.

Türkiye artık, olayları takip etmek yerine sonuçları hesaplayarak yol izliyor diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

5.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, çiftçilerin ve hayvancılıkla uğraşanların Tarım Kredi, Ziraat Bankası ve diğer bankalara olan borçlarının faizsiz ertelenmesi, ilave kredi limiti sağlanması, sosyal yardım alan her aileye nakdî yardımda bulunulması gerektiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, esnaflarımızın ve insanlarımızın kredi kartı ve kredi ödemelerini erteleyen Maliye Bakanımıza teşekkür ediyorum.

Tabii, Sayın Bakanımızdan çiftçilerimiz de bir müjde bekliyorlar. Çiftçilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan insanlarımızın Tarım Kredi, Ziraat Bankası ve diğer bankalara olan borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi, ilave kredi limiti açılması, üreticilerimizin desteklenmesi gerekmektedir. Köylü olmazsa, çiftçi olmazsa, hayvancılıkla uğraşan insanlarımız olmazsa biz olmayız. Borç erteleme bankaların inisiyatifine bırakılmamalı, herkesi kapsayan, genel bir karar alınmalıdır.

Ayrıca, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız fakir ailelere kişi başı yaptığı nakdî yardımdaki aile sayısını artırmalı ve sosyal yardım alan her aileye nakdî yardımda bulunmalıdır.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

6.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’na ilişkin açıklaması

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

22-28 Mart tarihleri arasında anılan Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası önemli ve bir o kadar da duyarlı olmamız gereken, başımıza her an ne gelebileceğini hatırlatan çok önemli bir haftadır. Acil tıp teknisyenlerimiz yaşam ile hayatın kesiştiği o ince noktada insanların beklediği umut olmuşlardır.

Doktorundan hemşiresine ve tüm sağlık çalışanlarına kadar herkesin özverili ve fedakârca çalıştığı, gecesini gündüzüne katarak, tüm milletimize moral ve şifa vererek salgın hastalığa karşı mücadele ettiği bugünlerde tüm sağlık personelimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Bu vesileyle, büyük fedakârlıklarla çalışan, yaşam kurtarmayı kendine ilke edinmiş, insanlara kaliteli sağlık hizmeti ulaştırmanın vazgeçilmez bir parçası olan, görevlerine fedakârca devam eden acil tıp teknisyenleri ve teknikerleri ile tüm sağlık çalışanlarımızı kutluyor, görevlerinde üstün başarılar diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

7.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, coronavirüs salgınıyla mücadele edebilmek için kişisel temizliğe dikkat edilmesi, sosyal temastan kaçınılması ve zorunlu ihtiyaçlar dışında evlerden çıkılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Baharı karşıladığımız bugünlerde aynı zamanda “Covid-19” yeni tip coronavirüs salgınıyla mücadele ediyoruz. Bu konuda, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, bakanlıklarımız ve yetkili bütün makamlarımızca alınan tedbirleri tüm vatandaşlarımızın uyguladığına yürekten inanıyorum. Salgının yayılmasını önlemek ve kendimizin, yakınlarımızın ve toplumun sağlığını koruyabilmek için kişisel temizliğe dikkat edilmesi, sosyal temastan kaçınılması ve zorunlu ihtiyaçlar dışında evlerimizden dışarı çıkılmaması gerekmektedir. Kendimizi, sevdiklerimizi, komşularımızı ve ülkemizi düşünerek hareket etmeliyiz. Bu, topyekûn bir mücadeledir; salgından kurtulmak ve hep birlikte başarmak bizim elimizde. Çocuklarımızın, ailemizin, sevdiklerimizin ve ülkemizin yarınları için tüm vatandaşlarımıza çağrımız. “Evde kal Türkiye!” diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

8.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, bulaşıcı hastalıklara karşı temizlik ve sağlık kurallarına riayet edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, bulaşıcı hastalıklara karşı temizlik ve sağlık kurallarına riayet etmeliyiz ve bunu her zaman yapmalıyız, uzmanların tavsiyelerini yabana atmamalıyız. 1400’lü yıllarda Amasyalı tabip cerrah Sabuncuzade Şerafettin Efendi Mücerrebname adlı eserinde “Salgın hastalık günlerinde ellerini onat yu.” “Güzelce yıka.”  “Galebeliğe girme.” “Kalabalığa girme.” “Selamı uzakça vir.” “Uzaktan selamlaş.” “Eyi yi vü eyi iç.” “Dengeli beslen.” “Haste isen yativir.” “İstirahat et.” “Taşra çıkma.” “Dışarı çıkma.” “Taşrada yüzün ört.” “Dışarıda yüzünü kapa.” “Biiznillah nesne dokunmaz.” “Allah’ın izniyle hastalık bulaşmaz.” diyor. Ve yine ecdadımız, o günün şartlarında kirli yerleri kireç tozuyla dezenfekte etmişlerdir. Sağlık, bir beden meselesi olmakla beraber bir kafa işidir.

BAŞKAN – Sayın Erel…

9.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 25 Mart Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 11’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Hayatının her döneminde, karşılıksız bir adanmışlık duygusu içerisinde, millî ve manevi değerlerin yücelmesi, millet ve vatanın varlığı ve birliği için kendi varlığını ve geleceğini feda edebilmeyi ilke edinmiştir. “Ben Türk’üm, Türk bayraksız olmaz; ben Türk’üm, Türk ezansız olmaz; ben Türk’üm, Türk devletsiz olmaz; ben Türk’üm, Türk hürriyetsiz olmaz; ben Türk’üm, Türk esir olmaz.” O, daima büyük bir davanın, büyük bir yolun dümdüz bir takipçisi, katıksız ve temiz bir ülkünün saf ve sade lideri olmuştur. Vatan ve millet sevdalısı Muhsin Yazıcıoğlu’na, 11’inci ölüm yıl dönümünde, Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum; mekânı cennet, ruhu şad olsun.

BAŞKAN – Sayın Özsoy…

10.- İstanbul Milletvekili Eyüp Özsoy’un, Hükûmetin coronavirüs salgınıyla mücadelede gerekli önlemleri ve tedbirleri aldığına, vatandaşların evlerinde kalarak bu sürece destek olması gerektiğine ilişkin açıklaması

EYÜP ÖZSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyayı etkileyen coronavirüs salgınında mümkün olduğu kadar dikkatli ve özenli davranmak zorundayız. Coronavirüse karşı verdiğimiz mücadelenin dünyadaki benzerlerinden çok daha güçlü olduğu aşikârdır. Konuya ilk günden itibaren hassas şekilde yaklaşıp güçlü bir irade ortaya koyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’ya ve tüm sağlık çalışanlarımıza, ekonomik önlemleri süratle alan Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’a, fırsatçılara meydan vermeyen İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’ya, Emniyet teşkilatımıza ve bu süreçte emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

Hükûmetimiz, gerekli bütün önlemleri ve tedbirleri almıştır; konunun ne kadar ciddi ve hassas olduğunun bilincindedir. Bizlere düşen en büyük görev, hijyen kurallarına uymamız ve evlerimizde kalarak bu sürece destek olmamızdır. Herkesin, kendi evinde ve yakın çevresinde kendi OHAL’ini ilan etmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Topal…

11.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, yurt dışında mahsur kalan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilebilmesi için Dışişleri Bakanlığının çözüm üretmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın iktidara sesleniyorum: Değerli milletvekili arkadaşlarımız, özellikle yurt dışında binlerce vatandaşımız mahsur kaldı. Özellikle Suudi Arabistan’da, Kuveyt’te, Katar’da, Kıbrıs’ta ve sayamadığım daha birçok ülkede işçilerimiz, vatandaşlarımız ciddi anlamda mağdur oldu, şu anda da mahsur kaldı. Dolayısıyla bir an evvel Dışişleri Bakanlığı bu konuda bir ekonomik paketle gelmeli, oradaki vatandaşlarımızın sorunlarını çözmeli. Ayrıca birkaç uçak gönderip onları da getirebiliriz, çok zor durumda olanları çünkü bir odada 7-8 kişi kalanlar var. Sizlerden ricamız, bir an önce bu konuda çözüm üretmeniz. Gerçekten vatandaşlarımız mağdur, işçilerimiz mağdur. Bir kez daha burada dile getiriyorum: Çözüm bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan…

12.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, coronavirüsle mücadelenin en önünde yer alan sağlık çalışanlarına başarılar dilediğine, şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslere ve Yusufeli Barajı’nda çalışan işçilere yönelik yeterli tedbirlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben de coronavirüsle mücadelenin en önünde yer alan sağlık çalışanlarına bir kere daha başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin arkalarında olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bunun dışında, yerel yönetimlerin özellikle toplu taşımacılık konusundaki başarılı çalışmalarını takdirle izliyoruz ama ne yazık ki şehirler arası otobüs taşımacılığına ilişkin olayda bir problem var. Benim seçim bölgemde de buna ilişkin sorunlar ortaya çıktı. Bu konuda hijyenik koşullar ne yazık ki sağlanmıyor. Bugün birtakım önlemler alındı ama bunların yeterli olduğunu sanmıyoruz. Bu konuda sektörün desteklenmesini ve şehirler arası otobüs yolcu taşımacılığıyla ilgili olarak corona virüsüyle alakalı ileride mağduriyetlerin ortaya çıkmaması açısından tedbirlerin alınmasını önemle rica ediyorum.

Bir de ayrıca seçim bölgem Yusufeli’de, Yusufeli Barajı’nda çalışan 1.500 kişilik bir işçi topluluğu var. Burada hijyen koşulları yok. Bu konuda da gerekenlerin yapılmasını, gerekirse işçilerin ücretli izne ayrılmasıyla alakalı tedbirlerin alınmasını hassaten rica ediyorum.

Sayın Başkan, bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaşlı…

13.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, virüs tehlikesinin tamamen ortadan kalktığı yetkililer tarafından açıklanıp sosyal hayata dönülünceye kadar esnaf ve sanatkârların giderlerinin ertelenmesi, geri ödemesiz, faizsiz kredi ve finans imkânı verilmesi, kredi borçlarına esneklik getirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

RAMAZAN KAŞLI (Aksaray) – Sayın Başkanım, ülkemizin içinde bulunduğu bu sıkıntılı günlerde, ekonomimizin temel taşlarından biri olan esnaflarımız ve işverenlerimiz için Hükûmetimizin aldığı tedbirlerin yanında ekonomik anlamda fayda sağlayacak tedbirler de alınmalıdır. Çünkü bilinmektedir ki sermayesi sınırlı olan esnaf ve sanatkârlarımız büyük işletmeler kadar dayanma gücüne sahip değildir. Salgın yüzünden çarşı ve sokakların boşalmasıyla esnaf ve sanatkârlarımız iş yapamaz oldu ancak çek, senet, kira, vergi, kredi, elektrik, SGK gibi ödemeleri aynen devam etmektedir. Virüs tehlikesinin tamamen ortadan kalktığı yetkililer tarafından açıklanıp insanlar sosyal hayata dönene kadar tüm giderler ertelenmeli, geri ödemesiz, faizsiz kredi ve finans imkânı verilmeli, kredi borçlarına esneklik getirilmelidir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN –  Sayın Taşdoğan…

14.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın, 22-28 Mart Acil Tıp Teknisyenleri ve Teknikerleri Haftası’na ilişkin açıklaması

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 22-28 Mart “Acil Tıp Teknisyenleri ve Paramedik Haftası” olarak kutlanmaktadır. Acil sağlık hizmetleri, özünde fedakârlığın olduğu, cansiparane, azim ve özveriyle hizmetlerde bulunan, halkımızın en zor anlarında ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetini karşılayan önemli hizmet birimimizdir. Bu vesileyle, içinde bulunduğumuz bu süreci, sağlık çalışanlarımızın gösterdikleri gayret ve özverili çalışmayla atlatacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Böyle dönemlerde devletimizin gücü, büyük bir özveriyle çalışan sağlık çalışanlarının omuzlarında yükselmektedir.

Acil Tıp Teknisyenleri ve Paramedik Haftası kutlu olsun. Yüce Türk milleti, acil tıp teknisyenleri ve paramedikler görevleri başında, “Sen evinde kal Türkiye!” diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN –  Sayın Aydemir…

15.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, virüsle mücadelede en etkili kavramların toplumsal dayanışma ve toplumsal duyarlılık olduğuna, Erzurum Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere Yakutiye, Palandöken, Aziziye, Pasinler, Horasan, Köprüköy, Tekman, Karayazı, Aşkale, Çat, Pazaryolu, Hınıs, İspir, Tortum, Narman, Oltu, Olur, Uzundere ve Şenkaya ilçe belediyelerine hassasiyetlerinden ötürü minnettarlıklarını ifade etmek istediğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

Şu ortamdaki en efsunkâr, en etkileyici kavramlar, toplumsal dayanışma ve toplumsal duyarlılıktır. Sen-ben öznelerini lügatten çıkaracağımız zamanları yaşıyoruz. İnsanlığın sıhhati açısından müşterek hareket, olmazsa olmazımızdır. Buna uygun davrananlar baş tacımız.

Hususen bu duyarlılığı doruklara taşıyan Erzurum Büyükşehir Belediyemiz başta olmak üzere, Yakutiye, Palandöken ve Aziziye İlçe Belediyelerimize minnettarız. Hane hane temizlik yapılıyor, kenar köşe mikroplardan arındırılıyor. Yine, Pasinler, Horasan, Köprüköy, Tekman, Karayazı, Aşkale, Çat, Pazaryolu, Hınıs, İspir, Tortum, Narman, Oltu, Olur, Uzundere, Şenkaya İlçe Belediyelerimiz de hassasiyetleriyle hakikaten göz dolduruyorlar. Aynı şey Mamak Belediyemizin özgün gayretleri için de geçerli. Sorumlulukla hareket eden ak yürekli yerel yönetimler ve diğer bütün birimlerle birlikte hepsine şükran duyuyoruz, minnettarlığımızı ifade ediyoruz.

BAŞKAN –  Şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerine söz vereceğim.

Sayın Türkkan…

16.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, coronavirüsle mücadelenin devam ettiğine, test sonuçları pozitif çıkan Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’e şifa dilediklerine, Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda daha radikal tedbirler alınarak sokağa çıkılmasına sınırlama getirilmesi gerektiğine, sağlık çalışanlarını tebrik ettiğine, 20 bin öğretmen atamasını olumlu bulduklarına, KHK’yle görevlerinden uzaklaştırılan doktorların göreve çağrılmasının düşünülmesi gerektiğine, Sağlık Bakanının bugüne kadarki şeffaflığını ve çabasını değerli gördüklerine ancak bilgilendirme yaparken vaka ve kayıp sayısıyla birlikte varsa iyileşenlerin sayısının, solunum makinelerinin yeterli olup olmadığının, üretiminin veya ithalatının ne aşamada olduğunun ve yoğun bakımda yatan kaç hasta bulunduğunun da ifade edilmesi gerektiğine, Hükûmetin vatandaşın derdine derman olacak tedbirleri hâlâ almadığına ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm insanlığı etkisi altına alan coronavirüsle mücadele etmeye devam ediyoruz. Dün Galatasaray’ın teknik direktörü, sevgili dostum Fatih Terim’in de test sonuçlarının pozitif çıktığı haberlerini aldık, bunu üzüntüyle öğrendim. Türkiye Futbol Federasyonunun ve maçlarla ilgili zamanında erteleme kararı vermeyen Hükûmetin ihmali maalesef bizim bu üzücü haberi almamıza vesile oldu. Sevgili Fatih Hocaya ve bütün hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz, acil şifalar diliyoruz.

Ben günlerdir söylüyorum; tedbirler daha da artırılmalı, daha radikal tedbirler alınmalı, sokağa çıkmaya sınırlama getirilmeli diye ısrarla söylemeye devam ediyorum.

Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın bugüne kadarki şeffaflığını ve çabasını değerli görüyoruz. Fakat Hükûmet eğer sokağa çıkmayı kısıtladığını ilan etmezse, daha fazla gecikirse vakaların sayısı ardı arkası kesilmeden artacak ve ne yazık ki Sayın Bakanın her gün açıkladığı bu rakamlar da -üzülerek söylüyorum- bizim bu görüşümüzü doğruluyor.

Fark ettiğim bir şey var, siyasiler Bilim Kurulunu çok dinlemiyor. Bana ulaşan bilgilere göre, Bilim Kurulu, sokağa çıkmayı kısıtlama başta olmak üzere daha radikal tedbirler istediği yönünde Hükûmete raporlar sunuyor ancak Hükûmet bunu uygun görmüyor. Neden uygun görülmediğini hâlâ anlayabilmiş değiliz. Virüsün yayıldığı birçok ülkede sokağa çıkma yasağı ilan edilirken ve ülkemizde de durum daha da kötüye giderken Bilim Kurulu raporuna rağmen Hükûmet neyi bekliyor, merak ediyoruz.

Diğer yandan, canla başla mücadele eden sağlık çalışanlarımızı da canıgönülden tebrik ediyorum. Böylesi bir zamanda önemli bir yükü omuzladılar ve omuzlamaya da devam ediyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, geçtiğimiz hafta Bakanlarla yaptığı coronavirüs toplantısının ardından 20 bin öğretmen atamasının yapıldığını açıkladı. Geç de olsa bu atamanın yapılmasını olumlu buluyoruz, atanan öğretmelerimizi de tebrik ediyorum.

KHK'yle uzaklaştırılmış olan ve göreve dönmeyi bekleyen doktorların dahi göreve çağırılması düşünülmeliyken bu hassasiyeti bugünlerde henüz göremedik. 32 bin sağlık personeli ataması yapılacağını Sağlık Bakanı Sayın Koca dün akşamki açıklamasında ifade etti.

Sayın Koca’ya bir uyarıda bulunmak istiyorum: Halkı bilgilendirirken vaka ve kayıp sayısıyla birlikte, iyileşen var ise iyileşenlerin sayısını; elimizde yeterli miktarda solunum makinesi yoksa eksiğimizin ne kadar olduğu, üretiminin veya ithalatının ne aşamada olduğu gibi daha net açıklamalar; yoğun bakım ünitesinde kaç hastanın rezerv olarak beklediğini, yoğun bakımda yatan kaç hastamız olduğunu daha net rakamlarla ifade etmesini bekliyoruz. Aksi hâlde, o yarattığı güven ortamı çok çabuk kaybolabilir.

Bir diğer husus da Hükûmetin vatandaşın derdine derman olacak tedbirleri hâlâ alamamış olmasıdır. Bakın, ortalama 1.350 lira maaş alan 80 bin ücretli öğretmene, bir akşam çıkıp “Ben okulları tatil ediyorum, size de maaş yok.” dediniz. Nasıl yaşayacak bu insanlar? 1.350 lira maaş alıyorlardı zaten. Faturalarını ödeyemeyenler, işe gidemeyenler nasıl yaşayacak, nasıl geçinecek? Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugünkü açıklamalarını da dinledik, “Faturaların ödenmesinin ertelenmesini görüşmek faydalı olabilir.” demiş. “Böyle bir karar alınabilir. Doğal gaz ve elektriğin kapanması durumu olamaz. Devlet, sosyal bir devlettir; bu konuda kararlıyız, sosyal devlette böyle bir adım atılamaz.” demiş Sayın Cumhurbaşkanı. Biz de bunun bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Önerimiz şu: Bilim Kurulunun tavsiyelerini dinleyerek, insanımızın sağlığını biraz daha dikkate alarak, daha kapsamlı değerlendirmeler yaparak gerekli önlemlerin alınmasıdır.

Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

17.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, coronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, olası bir salgın tehlikesine karşı Sağlık Bakanlığı bünyesinde Operasyon Merkezi ve Bilim Kurulu kurularak alternatif mücadele planları geliştirildiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Ekonomik İstikrar Kalkanı paketinin sosyal devlet anlayışının sonucu olduğuna, yabancı medya organlarının ülkenin itibarını zedeleme gayreti içinde bulunduğuna, devletin ve milletin virüs salgınını yenecek dirayete, deneyime ve bilimsel birikime sahip olduğuna, vatandaşların resmî açıklamalar dışında hiçbir açıklamaya itibar etmemesi gerektiğine, 25 Mart Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefatının 11’inci seneidevriyesinde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Corona virüsü salgını nedeniyle hayatını kaybeden  vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, tedavisi süren hastalarımıza şifalar diliyorum.

İnsanlık ve bütün ülkeler, 21’inci yüzyılda, kaynağı Çin olan corona salgını felaketiyle yüzleşmektedir. Dünya artık yeni bir düzene kapı aralamaktadır. Corona dönemi ekonomik, sosyal, bireysel ve siyasal dönüşümler meydana getirecek ve ardından beşeriyetin yol haritasını belirleyecektir. Şimdiden, her ihtimale karşı hazırlıklı olmamız, hâkim bir iradeyle hareket etmemiz tarihî bir görevdir.

Küreselleşmeyle ortaya çıkan kıtalar arası etkileşim, bu salgının dünyanın dört bir tarafına yayılmasına neden olmuştur. Olası bir salgın tehlikesine karşı 6 Ocak 2020’de Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir Operasyon Merkezi kurulmuş, 10 Ocak 2020’de de Bilim Kurulu teşekkül ettirilerek ölümcül virüsün gelişmesi yakın takibe alınmış ve gerekli önlemler alınarak alternatif mücadele planları oluşturulmuştur. Coronavirüs, 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” ilan edilmiştir. Ülkemiz, salgının önlenmesi için, Bilim Kurulunun analizleri doğrultusunda, Avrupa ve Amerika kıta ülkelerinden daha önce harekete geçmiştir. Salgın, Avrupa ülkelerinin birliğini çökertmiş, sınır komşularımızı sonuçları ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak köklü sorunlara gark etmiştir. Ülkemizde son iki aydır yoğun bir corona gündemi söz konusudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, coronavirüs karşısında, millî seferlik ruhuyla, devlet-millet el ele önemli başarılara imza atıldığı bir gerçektir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” şuuruna devletin her kademesinde liyakatle sahip çıkılmaktadır. 18 Mart 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilen Ekonomik İstikrar Kalkanı Destek Planı vatandaşlarımıza nispeten nefes aldıracaktır; yerinde bir hamle, sosyal devlet anlayışının bariz bir sonucudur. Ülkemiz açısından önemli olan, virüs kuşatmasını birlik, beraberlik ve sorumluluk şuuruyla göğüslemek, doğabilecek hasar ve zararları kademe kademe azaltmaktır. “Evde kal!” kuralı millî bir vazife, her vatandaşımızın dikkatle uygulaması gereken bir kaidedir.

Pensilvanya kırıntıları ve yabancı medya organları her fırsatta ülkemizin itibarını zedeleme gayretine girmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İplerinin ucu Pensilvanya’da olan şarlatanların ve medya tetikçisi şuursuzların karalama kampanyaları nafile bir çabadır. 15 Temmuz günü Türk milletinin çelik yüreğine, perçinlenmiş iradesine çarpan bu şer odaklarının son çırpınışları da trajikomiktir. Milletimiz, FETÖ kliklerinin ve tıyneti bozukların kara propagandalarına karşı teyakkuzda olmalıdır. Her karanlık, bir ışığın habercisi; her musibet, müreffeh günlerin müjdecisidir. Devletimiz ve milletimiz, tüm dünyayı sarıp sarmalayan bu salgını yenecek dirayete, deneyime ve bilimsel birikime sahiptir. Bütün vatandaşlarımız Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu tarafından açıklanan kurallara uymalıdır, kurallara uymak sorumluluk ve mecburiyettir ve resmî açıklamalar dışında hiçbir yoruma ve açıklamaya da itibar edilmemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan, 25 Mart 2009 tarihinde elim ve şüpheli bir helikopter kazasıyla hayatını kaybeden ülküdaşımız, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefatının 11’inci seneidevriyesinde rahmetle anıyorum. Bugün itibarıyla ortaya çıkan gerçekler ve deliller, bu helikopter kazasının bir FETÖ terör örgütü suikastı olduğunu da ortaya çıkarmıştır. Bu vesileyle, bu alçak ve hain FETÖ terör örgütünü de lanetliyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Oluç, buyurun.

18.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Batman Belediyesi, Diyarbakır ili Silvan, Lice, Ergani, Eğil ile Bitlis ili Norşin ilçe belediyeleri, Iğdır ili Halfeli ve Siirt ili Gökçebağ belde belediyelerine kayyum atanarak belediye eş başkanlarının gözaltına alındığına, bu belediyelerin coronavirüsle mücadelede yaptığı uygulamalara, kayyum atamalarının ve kayyum atayanların  tarihe kara bir leke olarak geçeceğine, corona virüse karşı mücadelede dayanışma, iş birliği gerekirken Kürt halkına yönelik düşmanca tutumu asla kabul etmediklerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, yani, tabii, bugünlerde konuşmak istemediğimiz bir konu ama mecburen konuşmak durumunda kalıyoruz. Bakın, dün inanılmaz bir şey oldu; belki birçoğunuz farkında değilsiniz fakat pazartesi sabahı itibarıyla, İçişleri Bakanlığı, 8 belediyemize kayyum atadı; kayyum atadı 8 belediyemize. Batman İl Belediyesi, Diyarbakır Silvan, Lice, Ergani, Eğil İlçe Belediyeleri, Iğdır Halfeli Belde Belediyesi, Bitlis Norşin İlçe Belediyesi, Siirt Gökçebağ Belde Belediyesi; 8 belediyeye kayyum atandı dün. Coronavirüse karşı bütün toplumda, her yerde dayanışmayı artıralım, birlikte mücadele edelim, insan sağlığını, halk sağlığını koruyalım diye uğraşırken, çabalarken, konuşurken birdenbire 8 belediyemize kayyum atandı.

Şimdi, bu belediyeler ne yaptı, bu corona virüsü ortaya çıktığından beri ne yaptı, ben size kısaca bunu özetlemek istiyorum.

Bu belediyeler, birincisi, yurttaşlarımızın ihtiyaç hâlinde ulaşabilecekleri acil iletişim hatları oluşturdular.

Bu belediyeler, temel gıda ve temizlik ürünlerini temin edemeyen yurttaşlarımıza yönelik olarak sosyal yardım paketlerini hazırlayıp, yaşlılar ve dezavantajlı grupların tespit edilip ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmalarını sürdürdüler. Bu belediyeler, 12 yaşından küçük çocukları bulunan, hamile, kronik rahatsızlığı bulunan personellerine ve 60 yaş üstü ve engelli personellerine izin verdiler.

Bu belediyeler, Covid-19 salgınına karşı fırsat devşirmeye çalışan işletmelere yönelik denetimlerini artırdılar.

Bu belediyeler, su kesintisine yol açacak altyapı çalışmalarını erteleyip önümüzdeki aylarda su borcundan kaynaklı hiçbir hane ve iş yerinin suyunu kesinlikle kesmeyeceklerini ilan ettiler. 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) -  Bu belediyeler, toplu taşıma araçları, ibadethaneler, meyve sebze halleri, mahalle pazarları, hayvan pazarları, parklar, toplu ulaşım durakları, otogarlar, otoparklar ve yurttaşların yoğun olarak kullandığı alanların düzenli olarak dezenfekte işleminin yapılması hizmetini verdiler ve bu hizmeti vermeye de devam ediyorlar.

Bu belediyeler, bünyesinde planlanan toplu kültür, sanat vesaire etkinliklerin ileri bir tarihe ertelenmesine karar verdiler ve bu belediyeler bünyesinde faaliyet sürdüren tüm yerleşke ve binalarda titiz ve ayrıntılı bir temizlik, dezenfekte çalışmasının sürekli olarak yapılmasını sağladılar. 

İşte bu belediyeler, corona virüsü ortaya çıktığından beri yaptıkları bu çalışmalarla esas olarak uğraşıyorlardı.  Fakat ne oldu? Bu belediyelere şimdi kayyum atandı. Bu iktidar şimdiye kadar, 65 belediyemizden 26 belediyemizi bırakmıştı; şimdi 8 belediyeye daha kayyum atadı, 18 belediye kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Şimdi, bunu konuşurken işi neresinden tutalım diye düşünüyoruz yani hukuken baksanız, hukuksuzluk başından beri; insani olarak baksanız, gerçekten insanlık düşmanı  bir tutum; halk açısından baksanız, halka düşman bir tutum; siyaseten baksanız, siyasi olarak –bu, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına soruyorum, grubuna soruyorum- böyle bir şeyi nasıl savunabiliyorsunuz? Yani, hep beraber coronavirüse karşı mücadele edelim derken, siz, Kürt halkına bu hizmeti veren belediyelere kayyum atayarak, görevlerinden uzaklaştırarak bu hizmetlerin verilmemesini mi savunuyorsunuz?

Şimdi biz “Her attığınız adımla Kürt halkına düşmanlık yapıyorsunuz.” dediğimizde kızıyorsunuz, tavana sıçrıyorsunuz ama tekrar söyleyelim: Bu nedir? Corona virüsüne karşı mücadele eden belediyeleri görevinden uzaklaştıran İçişleri Bakanlığı ve iktidarın kafasına ne virüsü kaçmıştır Allah aşkına? Bu, savunulabilecek bir şey mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Oluç, toparlayalım.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Gerçekten, insan bazen söyleyecek laf bulamıyor. Yani hiç elle tutulabilir bir şey değil. Sizin de bunu nasıl savunduğunuzu çok merak ediyoruz. Çıkın, şu kürsüden savunun bunu.

Şimdi, görevden alıyorsunuz, bu yetmedi -hani İnfaz Yasası üzerinde çalışılıyor ya, yetmedi- belediye eş başkanlarını da gözaltına aldınız. Bu 8 belediyenin belediye eş başkanları şimdi gözaltında. Ya, belediyenin önüne gitti 8-10 kişi “Niye görevden alıyorsunuz?” diye, onları da gözaltına aldınız. Bir kısmı dün akşam bırakıldı, bir kısmı hâlâ gözaltında. Yani, İnfaz Yasası’yla sözde cezaevlerini boşaltacaksınız ama bir taraftan da bu işi yapıyorsunuz.

Şimdi, gerçekten insan bunun hangi kelimelerle eleştirilmesi gerektiğine karar vermekte zorlanıyor ama ben bir kez daha, birkaç şeyi özellikle söyleyeyim. Bunu, çok açık bir biçimde, Kürt halkına düşmanlık olarak tanımlıyoruz ve bu tanımladığımız işi nasıl gerçekleştirdiğinizi iktidar her adımıyla bir kez daha halka gösteriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Son cümle efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Emin olun, sadece Kürt halkı değil, bu ülkede yaşayan herkes, bütün toplum -Türk halkı başta olmak üzere- bu düşmanca tutumunuzu asla benimsemeyecek ve bu yapılan, bu fırsatçı tutum, bu yerel yönetimlerle iş birliği yapmak yerine yerel yönetimleri görevden uzaklaştırmak fırsatçı tutumu mutlaka kaybedecek. Kayyum atamak da kayyum atayanlar da tarihe kara bir leke olarak bir kez daha geçecekler.

Özellikle, coronavirüse karşı mücadelede dayanışma, iş birliği gerekirken halka yönelik bu düşmanca tutumunuzu asla kabul etmediğimizi bir kez daha size vurgulamış olalım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

19.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, virüs salgını nedeniyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, coronavirüsle mücadelede daha fazla test yapılması, sürecin daha şeffaf yürütülmesi ve yurttaşların evde kalabilmesinin ekonomik ve sosyal koşullarının sağlanması gerektiğine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun virüs salgını sürecinin en az hasarla atlatılabilmesi için kamuoyuna açıkladığı 13 maddeden oluşan öneri paketine ve bu önerilerin hayata geçirilebilmesi için önergelerini Genel Kurul gündemine taşıdıklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; coronavirüs salgınında dün itibarıyla 37 insanımız yaşamını yitirdi; hepsine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sağlık Bakanının dün açıkladığı veriler ışığında 24.017 yurttaşımıza test yapıldı, 1.529 yurttaşımız da şu an tedavi görüyor; acil şifa diliyorum.

Dünya Sağlık Örgütünün ortaya koyduğu gerçek mücadelede temel unsur taşıyıcılar olduğu için, daha fazla test yapılmalı, süreci daha fazla şeffaf yürütmeliyiz. İnsanlarımızın bu dönemde evde kalması hayati önem taşıyor. Tüm yurttaşlarımızın evde kalmaları için çağrı yapıyoruz ancak halkımıza “evde kalma” çağrısı yapıyorsak evde kalabilmelerinin ekonomik ve sosyal koşullarını da sağlamak zorundayız. Corona salgını sürecine ne yazık ki yüzde 14’e dayanmış bir işsizlikle girdik. “Evde kalın.” dediğimiz insanlarımızda hem işsizlik hem de iş kaybetme kaygısı var. Verdiği ders saati başına maaş alan ücretli öğretmenler, pazarda tezgâh açanlar, asgari ücretle ay sonunu getirmeye uğraşanlar, sokakta kâğıt toplayarak geçimini sağlayan insanlarımız var; yanındaki işçinin ücretini nasıl ödeyeceğini kestiremeyen üreticilerimiz var; kepengi indirmiş esnaf var. Yurttaşlarımıza bir soluk vermezsek evde tutamayız, bu süreci atlatamayız. Sosyal devlet, yurttaşına şimdi sahip çıkmalıdır.

Dün Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kamuoyuna açıkladığı 13 maddelik öneri sosyal devletin sorumluluklarını, sürecin en az hasarla atlatılabilmesi için gereken temel koşulları içermektedir.

Genel Başkanımızın gündeme getirdiği önerilerimiz şöyledir:

1) 5 Şubat 2019 tarihinden beri toplanamayan Ekonomik ve Sosyal Konsey toplanmalı, tüm ilgili kurumlar davet edilmelidir.

2) Sağlık kuruluşlarının tıbbi ihtiyaçları ve konaklama ihtiyaçları derhâl karşılanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – 3) Kamu sağlık kuruluşlarındaki eleman açığı hızla giderilmeli, KHK’yle gönderilenler ise sağlık kuruluşlarına geri çağrılmalıdır.

4) Hem salgın hem de millî güvenlik açısından askerî hastaneler açılmalıdır.

5) Merkezî yönetim ve belediyeler eş güdüm içinde çalışmalıdır.

6) Geçici olarak kapatılan iş yerlerinde esnafın kira harcamaları Hazine Bakanlığınca karşılanmalı; çalışanların ise asgari ücret üzerinden, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmalı ve çalışanların kredileri üç ay ertelenmelidir.

7) Çiftçilerin borçları yeniden yapılandırılmalı ve faizsiz olarak ertelenmelidir.

8) Okulların zorunlu olarak tatil edilmesi nedeniyle ücret alamayan ücretli öğretmen ve kursiyer öğretmenlerin mağduriyetleri giderilmelidir.

9) Küçük ve orta boy işletmelerin kredi kullanmaları için Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni bir düzenlemeye gidilmelidir.

10) Konaklama, ulaşım gibi faaliyetleri gösteren yerlere kolaylık sağlanmalıdır.

11) Yoksullar sağlıklarıyla uğraşırken 2 bin liralık gelir güvencesi sağlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – 12) Kendi sağlıklarını tehlikeye atanlara her ay 2 maaş yatırılmalı ve sağlıkta şiddet derhâl engellenmelidir, bu yasa çıkartılmalıdır.

13) Kamu ve özel iş birliğiyle yaptırılan Hazine garantili ödemeler bir yıl ertelenmelidir.

Biz Sayın Kılıçdaroğlu’nun dün açıkladığı bu esasların hayata geçirilmesine yönelik 22 önergemizi bugün Genel Kurul gündemine taşıdık. Ülkemizin bu süreci en az hasarla atlatabilmesi, insanlarımızın can sağlığını koruyabilmek için birlik ve beraberliğe, dayanışmaya ihtiyaç vardır. Vatandaşlarımız için elzem olan bu düzenlemelerin el birliğiyle hayata geçirilebileceğine inanıyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Muş…

20.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, coronavirüsle mücadelede büyük emek ortaya koyan sağlık çalışanlarını tebrik ettiğine, virüs sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, kız kardeşinin Rahmetirahman’a kavuşması sebebiyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na taziyelerini ilettiklerine, Adalet ve Kalkınma Partisinin vatandaşlara karşı düşmanlık beslemesinin söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Dünyayı etkisi altına alan ve dünyada hemen hemen tüm coğrafyalara yayılan coronavirüsle mücadelede büyük emek ve çaba ortaya koyan sağlık çalışanlarımızı buradan bir kere daha selamlıyor, onları tebrik ediyorum. Yine, bu virüsle mücadelede enfekte olup hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kız kardeşi Fikriye Dalkılıç Rahmetirahman’a kavuştu, biz de AK PARTİ Grubu olarak taziyelerimizi tekrar kendilerine iletiyoruz.

Burada yapılan konuşmalarda iktidarın belli politikalarına yönelik eleştiriler yapıldı. Tabii ki siyasi partiler eleştiri yapacaktır, buna bir şey diyemeyiz, herkes kendi zaviyesinden meselelere yaklaşmaktadır. Fakat bizi, partimizi Kürt düşmanlığıyla itham etmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Bunu kabul etmiyoruz. Bizim vatandaşlarımızın hiçbirine karşı bir düşmanlık beslememiz asla söz konusu olamaz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından, HDP’li belediyelere kayyum atanmasının yol açtığı hukuksuzluğun araştırılması amacıyla 23/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

24/3/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 24/3/2020 günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                Meral Danış Beştaş

                                                                                             Siirt

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

23 Mart 2020 tarihinde Siirt Milletvekili Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş tarafından (5920 grup numaralı) HDP’li belediyelere kayyum atanmasının yol açığı hukuksuzluğun araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 24/3/2020 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Ağrı Milletvekili Sayın Dirayet Dilan Taşdemir, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Genel Kurulu selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, biz 2016’dan beri bu kürsüde kayyum rejimini, kayyum gasbını, kayyumların yolsuzluklarını konuşuyoruz. Bu, Meclis için de, demokrasi tarihi açısından da açıkçası, utanç verici bir durum ama maalesef, dört yıldır bu utanç verici durumu sürdürmeye devam ediyorsunuz, kürsüye her çıktığınızda bu utanç verici durumu sahipleniyorsunuz, bir parçası olmakta da ısrar ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bir kez daha söyleyeyim: Burada kayyum, irade hırsızlığının adıdır; kayyum, talandır; kayyum, gasptır. Bakın, dünya tarihinin en büyük salgınlarından biriyle uğraşırken AKP bu salgını da bir kez daha Allah’ın lütfuna çevirerek açıkçası, politik fırsatçılık yapıyor. Herkes coronayla mücadele telaşındayken AKP Kürtlerle, belediyelerimizle mücadele ediyor. İnsanlar can derdinde, her gün onlarca kişi yaşamını yitiriyor. Bu kızıl kıyamette sizin aklınıza gelen ilk şey ne oluyor? Bir sabah kalkıyorsunuz, belediyelerimizi gasbediyorsunuz, talan ediyorsunuz. Bizler, halkımızı, sağlığımızı bir kenara bırakarak AKP'nin yarattığı bu faşizmle uğraşmak zorunda kalıyoruz bu dönemde. Dün Batman Belediyemizle birlikte Ergani, Silvan, Lice, Eğil, Gökçebağ, Halfeli ve Güroymak belediyelerimize el konuldu, 31 Marttan bugüne 40 belediyemiz AKP tarafından gasbedildi. Eş başkanlarımız gözaltına alındı, tutuklandı. Yargılama konusu yapılan her şeyin ama her şeyin iftira, yalan ve komplo olduğunu sizler de çok iyi biliyorsunuz, bizler de biliyoruz.

Tarafsız, bağımsız bir yargı olmuş olsaydı bu iddianameleri hazırlayanlar ve belediyelerimizi gasbetmek için genelge üstüne genelge yollayanlar bugün yargılanacaktı çünkü asıl, suçu işleyenler bunlardır, halkımızın iradesini gasbedenlerdir. Siz algı operasyonlarıyla gerçeği ters yüz etmek isteyebilirsiniz ama halklarımız çok iyi biliyorlar ki belediyelerimiz demokratik, şeffaf halk belediyeciliğinin ender örneklerini bu coğrafyada gösterdiler, göstermeye de devam ediyorlar; tahammülsüzlüğün bir nedeni bu.

Değerli arkadaşlar, dün gasbettiğiniz Batman Belediyemiz -Grup Başkan Vekilimiz aslında saydı neler yaptığını- salgın ilk başladığında, Batman halkına yönelik, su paralarını almayacağını ifade eden belediyelerin başında gelmişti. Ama siz ne yaptınız? Batman halkını cezalandırdınız, iradelerine el koydunuz, çünkü siz, bu halkı hizmete layık görmüyorsunuz, bu kayyumun bir adı da budur.

Değerli arkadaşlar, yine halkın kaynaklarını bu salgın döneminde talan etmenin peşindesiniz, bu ganimetçi anlayışınızdan da bir an önce vazgeçin. Bakın, günlerdir “toplumsal dayanışma” “kaynaşma” “birlik, beraberlik” dilinizden düşmedi, bu kavramları dilinize pelesenk ettiniz ama gelin bakın ki böylesi bir durumda ne yaptınız? Belediyelerimizi gasbettiniz. Demek ki siz, Kürtleri bu toplumsal bütünün bir parçası olarak görmüyorsunuz. Onun için de AKP ayrıştırıcıdır, ötekileştiricidir ve AKP, Kürt düşmanıdır; açık ve net, bu politikanın adı da budur. Ama sizin bu politikalarınız karşısında kimse susmayacak, boyun da eğmeyeceğiz; içeride, dışarıda, nefes aldığımız her yerde size karşı mücadele edeceğiz, direneceğiz.

Bakın, binlerce arkadaşımız iradesini sahiplendiği için bugün cezaevlerinde sizin tarafınızdan rehin tutuluyor. Onun için de öyle sizin hukuksuzluklarınız, keyfî uygulamalarınız karşısında susacak bir halk, bir HDP gerçekliğini de göremeyeceksiniz. Gidip öyle Rusyalarda kapı arkalarında bekleyip, dönüp bize efelenmenizi de biz kabul etmeyeceğiz, bizlere de kükremeyeceksiniz. (HDP sıralarından alkışlar) Onun için de biz, sizin ve bu anlayışınızın karşısında mücadelemizi de yükselteceğiz.

Değerli arkadaşlar, bakın, size bir önerimiz var. Sizin sanki, gerçekten on sekiz yıldır bir nefret ajandanız var, bu topluma yapmadığınız kötülük kalmadı, yaz yaz bitmiyor. Bakın, herkes coronayı bir milat olarak görüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Son sözüm Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Gelin, siz de coronadan sonra bir milat başlatın, bir değişim yaşayın; halkın iradesini gasbetmekten vazgeçin, Kürtlerin seçme ve seçilme hakkına saygı duyun ve bu topluma bir özür borcunuz var, onun için de bir an önce bu kötülük yapma hâlinizden vazgeçin.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Ağrı Milletvekili  Dirayet Dilan Taşdemir’in HDP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim bir nefret ajandamız asla olamaz. Burada, bizim vatandaşlarımıza yönelik sanki böyle bir içgüdüyle, böyle bir motivasyonla hareket ediyormuşuz gibi eleştiriler yapılmasını kabul etmiyoruz. Her siyasi parti kendi zaviyesinden eleştirilerini yapacaktır fakat toplumumuza karşı biz nefret değil ancak muhabbet besleriz, sevgi besleriz, onlarla beraber yürümeyi düşünürüz ve bunu sağlayabildiğimiz için de milletimizin desteği hâlen en güçlü şekilde bizim arkamızda bulunmaktadır. Bunun Meclis Genel Kurulu tarafından bilinmesini isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Semiha Hanım, buyurun.

22.- Sivas Milletvekili Semiha Ekinci’nin, 25 Mart 2009 tarihinde ebediyete intikal eden hemşehrisi Büyük Birlik Partisi kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, İsmail Güneş, Erhan Üstündağ, Murat Çetinkaya, Yüksel Yancı ile Kaya İstektepe’ye ve 19 Martta İdlib’de şehit düşen hemşehrisi Piyade Uzman Onbaşı Ramazan Nayir’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Kıymetli Başkanım.

“Zulüm, Azrail olsa da hep Hakk'ı tutacağım. Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.” diyen kıymetli hemşehrim Muhsin Yazıcıoğlu’nun ebediyete intikalinin 11’inci yıl dönümü. Muhsin Başkanımızla birlikte Hakk’a yürüyen gazeteci İsmail Güneş, Büyük Birlik Partisi İl Başkanı Erhan Üstündağ, Başkan Yardımcıları Murat Çetinkaya, Yüksel Yancı ve pilot Kaya İstektepe’ye de Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Ayrıca, 19 Mart günü İdlib’de şehit olan hemşehrim Piyade Onbaşı Ramazan Nayir’e de tekrar buradan rahmet diliyorum.

Şehit babamızın o gün evladını toprağa verdikten sonra söylemiş olduğu bir sözü de burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Şehit babamız Hüseyin amcamız: “Bin evladım olsa bin evladım da bu vatana feda olsun.” dedi ve şehit annemiz de sizlere şunu iletmemi istedi: “Şehitler tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak, arkadan yetişen evlatlarım var.” diye söyledi.

Ben buradan başta Hüseyin amcamız ve Fadime ablamız olmak üzere tüm şehit annelerimizin ve babalarımızın ellerinden öpüyorum.

Sultan şehir Sivas’a “Evde kal Sivas. Biz, burada sizin için çalışıyoruz.” diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından, HDP’li belediyelere kayyum atanmasının yol açtığı hukuksuzluğun araştırılması amacıyla 23/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın Abdurrahman Tutdere.

Buyurun Sayın Tutdere.(CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Türkiye son günlerde coronavirüs salgınıyla savaşa kilitlenmişken bir taraftan da iktidarın hukuk dışı uygulamalarıyla karşı karşıya kaldık. Medyadan da basından da takip ettiğimiz kadarıyla, geçen günlerde, halkın iradesiyle seçilmiş, 31 Mart seçimlerinde vatandaşların sandıkta özgür iradeleriyle seçtikleri belediye başkanları -Batman Merkez Belediye Başkanı başta olmak üzere bir kısım belediye başkanları- İçişleri Bakanlığı tarafından görevlerinden alındı; yerlerine kaymakamlar, valiler görevlendirildi.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mıza göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yine Anayasa’mızın 127’nci maddesine göre, belediyeler   -özellikle Sayın Genel Kurulun dikkatini çekmek istiyorum- seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir. Bakınız, burası çok önemli: “Seçmenler tarafından…” Sizin bu kayyum uygulamanız, belediyeleri “kayyumlar tarafından seçilen tüzel kişilik” hâline getirdi; hukukta ve demokraside bunun hiçbir yeri yoktur.

Değerli milletvekilleri, demokrasinin olmazsa olmaz, temel ilkeleri “hukuk devleti”dir, “halk egemenliği”dir. Şimdi, bu kayyum uygulaması, kayyum siyaseti son dönemlerde iktidar tarafından olağan bir durum hâline getirildi. Hepiniz çok iyi hatırlıyorsunuz, olağanüstü hâl döneminde 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesine yapılan bir eklemeyle ne yapıldı? Terör suçlarından dolayı, yardım ve yataklık suçlarından dolayı istisnai bir düzenleme getirildi ve bu istisnai düzenlemeyle belediye başkanlarının görevden alınmasının, yerlerine atama yapılmasının yolu açıldı. Ancak görüyoruz ki son dönemlerde bu istisnai uygulama esas hâline geldi ve Doğu’da, Güneydoğu’da neredeyse belediye kalmadı. İçişleri Bakanlığının, işte, Ceyhan Belediyemize, Yalova Belediyesine ilişkin uygulamaları gündemde, tartışılıyor. Son dönemlerde de özellikle bu belediye başkanlarının görevden alınmasının hukukla bir alakası kesinlikle yoktur. Burada herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekiyor: İktidar, özellikle sandıkta yenemediği, sandıkta deviremediği belediyeleri, iktidar gücünü kullanarak kayyumlar siyasetiyle devirmeye çalışıyor. Bu, demokrasiye kesinlikle en büyük zararı veriyor. Demokratik bir devletin gerekleri ile kayyum siyaseti kesinlikle bağdaşmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) – Özellikle iktidar milletvekillerine sesleniyorum: Demokrasinin en temel ilkesi “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Kayyum uygulaması halk egemenliğini tırtıklıyor, halk egemenliğini ortadan kaldırıyor. Bu uygulamalar devam ederse demokrasimiz, demokrasi iklimimiz bundan zarar görecektir.

Onun için buradan, milletin kürsüsünden çağrıda bulunuyoruz: Antidemokratik uygulamalardan vazgeçin. Anayasa ve hukuk, iktidarı da sınırlıyor, size keyfî uygulamalar yapma yetkisi vermiyor. Bu yanlış uygulamalardan vazgeçin diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın İbrahim Halil Fırat’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Fırat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM HALİL FIRAT (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, terör insanlık suçudur. Öyle ya da böyle teröre destek veren ya da terör karşısında sessiz kalan bu suça ortaktır. Ülkemiz kırk yıldır terör belasıyla mücadele etmektedir. Belediyelerin teröre kaynak aktaran kurumlar hâline gelmesine kesinlikle göz yummamalıyız.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kim? Hangi belediye? Adını da söyle. AKP belediyesi mi?

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) – Ülkemizin birliğe, beraberliğe, kardeşliğe en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde terörle, terör örgütleriyle, hukuksuzlukla arasına mesafe koymayı başaramamış belediye başkanları elbette görevlerine devam etmemelidir. Seçimle gelen seçimle gitmelidir ancak vatandaşlarımız devletin imkânlarını kullanarak devletin kaynaklarını başka noktalara götürmeleri için belediye başkanlarını seçmiyor.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – İspatlayın! İspatlayın! Konuşmayın öyle, ispatlayın!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) –  Seçilmiş olmak, terör örgütünün şubesi gibi çalışmayı ve aziz vatanımıza ihaneti asla meşrulaştıramaz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Nerede yazıyor? Hangi kayyum zamanında? Hangi Sayıştay raporunda? Sayıştay raporları sizin yolsuzluğunuzla dolu.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) – Terörün önünü kesmek, mazlumun hakkını korumak en temel insanlık görevimizdir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Utanır insan biraz.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) – Belediyeler hizmet üretme merkezleridir. Belediyelerin imkânları vatandaşa hizmet için vardır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Belediyenin imkânlarıyla sadece HDP’de vatandaşa hizmet ediliyor; AKP’de talan ediliyor, kayyum talan ediyor, kayyum.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Belediyeler terörle değil; hayata geçirdiği projelerle, hizmetleriyle anılmalıdır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kayyum talan ediyor. Bir de utanmadan konuşuyorsun!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Belediye başkanları da tüm vakitlerini ve imkânlarını kullanarak doğrudan şehrin sorunlarının ve halkın sıkıntılarının çözümüne odaklanmalıdır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Hatta Sayıştay raporları kayyum yolsuzluğuyla doludur.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Hiç kimse sandıktan çıkan iradeyi teröre peşkeş çekemez.

Hukuku çiğneyeceksiniz, kanunları çiğneyeceksiniz, ondan sonra demokrasiden, millet iradesinden bahsedeceksiniz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sizden başka çiğneyen yok.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Siz çiğniyorsunuz, sandıkları da siz çiğniyorsunuz, hukuku da siz çiğniyorsunuz!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Kusura bakmayın, hiçbir devlet bunu kabul etmez.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ne oldu, FET֒cüler ne oldu? FET֒cülere ne oldu, belediyelerinizi peşkeş çekti.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Belediyeleri terör örgütünün lojistik üssüne çeviren belediye başkanlarının görevden alınması kimseyi üzmemelidir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Ne oldu parsel parsel sattığınız arsalar?

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Yasalara inanıyorsak yasalara ve hukuka uygun olarak yapılan bu işlemleri de saygıyla karşılamak zorundayız.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Bütün FET֒nün ağabeyleri belediyenize kamp kurmuştu. Ne oldu?

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Milletimiz bizden birlik bekliyor, beraberlik bekliyor, hizmet bekliyor. Biz milletin emanetini sırtımızda taşıyoruz. Demokratik bir devlet vatandaşlarının güvenliğini sağlamak zorundadır. Biz bu feryadı duymazlıktan gelemeyiz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Millet tekrar seçti. Kayyumu seçmedi millet, belediye başkanını seçti.

NURAN İMİR (Şırnak) – Kamp kurdunuz.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Milletin hakkını, hukukunu korumak, demokrasiye yönelik tehditleri bertaraf etmek için her zaman meşru adımlar atacağız.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kayyumu seçmedi, kayyumu seçmedi; aday gösterdiniz seçmedi.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Dinle ya, dinle dinle!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Grup önerisinde “Yönetimini, Kürtlere bakışını somut olarak ortaya koyuyor.” beyanına katılmıyoruz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Halkın iradesine saygı duyacaksınız! Halkın iradesine saygı duyacaksınız! Halkın iradesine saygı duyacaksınız!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Kürtlerle hiçbir sorun yoktur, sorun tamamen bir terör sorunudur. Ben de bir Kürt olarak bunun bir Kürt sorunu olmadığına inanıyorum. Bunun bir terör sorunu olduğunu…

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Öğreneceksiniz, öğreneceksiniz! Kürt’ün iradesine saygı duymayı öğreneceksiniz!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) – Biz, aziz milletimize -780 bin kilometrekarede- 83 milyon vatandaşımıza hizmet ediyoruz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kürt’ün iradesine saygı duyacaksınız, Kürt halkının iradesine saygı duyacaksınız!

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) – Eğer belediyenin terörle bir bağı varsa bunu kesmek zorundadır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kürt halkının iradesine saygı duyacaksınız.

İBRAHİM HALİL FIRAT (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Kimdir terör ya?

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, hatip konuşurken müdahale etmenizi doğru bulmamaktayım. Sayın Grup Başkan Vekilinizin söz talebi var.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – İftira atıyor Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Oluç.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Adıyaman Milletvekili İbrahim Halil Fırat’ın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, hani insan böyle bir dönemde corona virüsüyle mücadele ederken bu tür bir adım atıldığı zaman -kayyum atanması gibi- biraz utançla karşılanacağını bekliyor ve bu iktidarın sözcülerinin de biraz bu sıkıntıyla konuşmalarını bekliyor ama sayın hatip, gerçekten, sanki böyle bir durum yokmuş gibi bir konuşma yaptı üstelik de söylediği her şey külliyen yalan, külliyen yalan! (HDP sıralarından alkışlar) Burada anlattık, her kayyum atandığında bunu bir kez daha anlattık, biz ölene kadar da anlatmaya devam edeceğiz ta ki her biriniz bunu anlayana kadar.

Bakın, size anlatayım: Bir tek belediyemiz yoktur ki teröre kaynak aktardığı için ceza almış olsun, bir tek belediye eş başkanımız yoktur ki teröre kaynak aktardığı için ceza almış olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bir tek belediye eş başkanımız yoktur bu konuda ceza almış olan. Bir tek belediye eş başkanı hakkında hazırlanmış böyle bir rapor yoktur. Külliyen yalan söylüyorsunuz! Halkı aldatıyorsunuz, halkı kandırıyorsunuz. Bu yalanları kendinize nasıl söyleyebiliyorsunuz ya! Birazcık sıkılmıyor musunuz? Bakın, siz –evet, çok açık söylüyoruz- Kürt halkının iradesini gasbediyorsunuz. Sandık hukukunu çiğniyorsunuz, sandık adaletini çiğniyorsunuz, seçim hukukunu çiğniyorsunuz.

KADİR AYDIN (Giresun) – Yalan söylüyorsunuz!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Eğer “Sandıktan çıkan iradeyi teröre peşkeş çekmek” diye bir ifadeyi kullanıyorsanız FET֒ye bakacaksınız. On iki sene boyunca iktidar ortaklığı yaptığınız kişilere bakacaksınız, on iki sene boyunca bu devletin bütün kademelerine yerleştirdiğiniz teröre bakacaksınız. Siz yaptınız bunu. Sandıktan çıkan iradeyi teröre siz peşkeş çektiniz. (HDP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Efendim, son bir cümlem vardı, onu da söyleyebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Evet, bunu, bu hukuksuzluğu tartışmaya devam edeceğiz ve özellikle coronavirüs salgınının bu döneminde Kürt halkının seçmiş olduğu Kürt halkının seçmiş olduğu belediyelere yönelik bu düşmanca tutumunuzu ve görevden uzaklaştırma tutumunuzu doğrudan doğruya Kürt halkına yönelik corona virüsüyle ilgili bir tehdit yaratma olarak algılıyoruz. Bunu söylemeye devam edeceğiz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ne alakası var ya!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bakın, ben bugün burada anlattım, bu belediyelerin corona virüsü karşısında yaptığı çalışmaları anlattım, siz bunları engelliyorsunuz. Dolayısıyla halkın corona virüsünden tehdit altında kalmasına da neden oluyor bu iktidar. Bunu da söylemiş olalım.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

24.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz burada fikirlerimizi herhangi bir partiye kabul ettirmek için anlatmıyoruz. Burada her parti fikirlerini vatandaşa anlatır, halka anlatır; halk, her partinin fikrini, görüşünü değerlendirir, günü geldiği zaman sandık başında kanaatini ona göre belirtir.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – E, verdi, tanımıyorsunuz ki! Halk fikrini verdi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bizim fikirlerimiz... “Yalan söylüyorsunuz.” ifadesini, bir kere, kabul etmiyoruz. Siz kendi görüşlerinizi anlatırsınız, bizim arkadaşlarımız da kendi görüşlerini anlatır.

İkinci konu şudur: FET֒yle mücadele… Tabii, bu konuyla alakalı dilimizde tüy bitti. Bakın, bu ülke FET֒yle de mücadele ediyor, PKK terör örgütüyle de mücadele ediyor, DEAŞ’la da mücadele ediyor, DHKP-C’yle de mücadele ediyor ve FET֒yle de en çetin mücadeleyi veren iktidar ve parti bizim partimizdir; bunun bilinmesini isterim.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – İrade gasbederek mi mücadele ediyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bir diğer konu da şudur: 81 vilayeti var ülkemizin ve bu vilayetlerin hepsinde bizim her etnik kökenden vatandaşımız yaşamaktadır. Güneydoğu’da başka etnik kökenden olan insanlar da yaşamaktadır. Sadece orada göreve gelenlere “Kürtler oy verdi.” demek veya sadece orada yapılan uygulamalarla alakalı “Kürtlere düşmanlık yapıyorsunuz.” demek veya “O bölgede sadece Kürt kökenli vatandaşlarımız yaşıyor." demek, partisinin isminde -“Halkların Demokratik”- bakın, “Halkların” çoğul ifadesini kullanan bir partinin böyle bir ikiliğe düşmesini de yadırgadığımızı ifade etmek isterim. O bölgede Türkmenler de var yaşayan, Araplar da var yaşayan, Zazalar da var yaşayan, diğer etnik kökenden vatandaşlarımız da var; bunların hepsi bizim için aynıdır.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – HDP’liyi niye görevden alıyorsunuz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – HDP de “Halkların Partisi” diyor isminde, sadece “Kürt partisi” demiyor. “Halkların Partisi” dediği için... Türkiye'de Kürtlerden başka halklar da yaşamaktadır; Araplar yaşamaktadır, başka pek çok etnik kökenden vatandaşımız yaşamaktadır, buna dikkat çekmek istedim. 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Tartışma bu değil ki.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Oluç, bu açıklamada herhangi bir şey yok.

Buyurun.

25.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Evet, teşekkür ederim.

Sadece şunu söyleyeceğim: Sayın Muş partimizin ismini söyleyerek doğru bir noktaya parmak bastı gerçekten. Evet, doğru, HDP, Halkların Demokratik Partisi yani Türkiye'de yaşayan bütün farklı kimliklerin, kültürlerin, ana dillerin, inançların bir partisi olduğunu söylüyor ve bu konuda da politikalar geliştiriyor. Doğru, o bölgede Araplar yaşıyor, Türkler yaşıyor, Zazalar yaşıyor, Ezidiler yaşıyor; haklısınız bu konuda, söylediğinizde fakat şuna işaret ediyoruz: Kayyum atadığınız yerlerdeki bu seçmenlerin -eğer bir araştırma yapılacak olursa- çok büyük bir çoğunluğu yani yüzde 80’i, 90’ı gibi bir çoğunluğu Kürt’tür esas itibarıyla. Dolayısıyla biz bunu vurgularken bu gerçekliğe işaret etmek için söylüyoruz yoksa diğer halkların herhangi bir şekilde haklarını yok saydığımız, görmediğimiz için değil.

Teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Türkkan…

26.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, etnik kökeni ne olursa olsun, dinî aidiyeti ne olursa olsun bu vatan üzerinde yaşayanlara “Türk milleti” dediklerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ben her iki Grup Başkan Vekilinin ifadelerine baktığımda ciddi bir söylem birliğinde buluştuklarını görüyorum. Türkiye'de etnik kökeni ne olursa olsun, dinî aidiyeti ne olursa olsun biz bu vatanın üzerinde yaşayan bütün insanlarımıza “Türk milleti” diyoruz. Eğer bunları etnik kökenlerine göre ayırmaya başlarsanız bu işin sonunu alamazsınız, teröristlerin de iddialarına destek vermiş olursunuz belki de istemeden.

Teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş tarafından, HDP’li belediyelere kayyum atanmasının yol açtığı hukuksuzluğun araştırılması amacıyla 23/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 83 milyon vatandaşı düşüncesi, etnik aidiyeti, inancı ne olursa olsun bir görmek gerektiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii tartışma konusu, kayyum meselesi ayrı bir bahis; bu, tartışılır, görüşlerini dile getirirler. Fakat 83 milyon Türk vatandaşına etnik kökenlerine göre ayrımcılık yapmak ve bu konuda bir tasnifte bulunmak düpedüz ırkçılıktır veya ırki etnisiteye dayalı bir politika yürütüldüğünü ifade eder. Tabii bu, doğru bir yaklaşım değildir; hem doğru değildir hem de ciddi bir yanlışlığı ifade eder. Dolayısıyla 83 milyon insanımızı, vatandaşlarımızı, düşüncesi, etnik aidiyeti, inancı her ne olursa olsun bir görmek gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Aksi takdirde bu, ayrımcılık yapmak anlamına gelir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bir cümle söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

28.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, demokratik siyaset açısından kayyum atamaları konusunda da hassasiyet gösterilmesini beklediklerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yani bu konuda polemik yapma niyetinde değilim, yanlış anlaşılmasın. Fakat ben özellikle son 2 Grup Başkan Vekilinin bu konudaki hassasiyetlerini anlıyorum ancak demokratik siyaset açısından aynı hassasiyeti kayyum atamalarında da göstermelerini doğrusu beklerdik.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi var, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, (2/2477) esas numaralı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/72)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/2477) esas numaralı Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca doğrudan gündeme alınması hususunu saygılarımla arz ederim.

                                                                                    Süleyman Bülbül

                                                                                            Aydın

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Bülbül. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün, aralık ayında kadına yönelik her türlü şiddet olayıyla ilgili 6284 sayılı Kanun’da değişiklik yapılmasına dair vermiş olduğum kanun teklifi için karşınızdayım.

Kanun teklifi, kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik uygulanan her türlü şiddet olayında önleyici ve koruyucu tedbirler almakla görevli olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, kolluk ve soruşturma aşamasında şikâyetçinin onayı alınarak haberdar edilmesi için verilmişti.

Anayasa’nın 41’inci maddesi gereği devletin yükümlülüğü, sadece kovuşturma aşamasına gelmiş şiddet ve istismar vakalarını takip etmekten öte anayasal sorumluluk gereği önleyici tedbirler almaktır. Bu sebeple, devletin ilk temas noktaları olan kolluk ve savcılık aşamasına yansımış vakalar ivedi bir şekilde Bakanlığa bildirilmelidir. Bu sayede, Bakanlığın, devam eden süreçte mağduru karşı karşıya  kalacağı olası tehditlerden koruması sağlanabilecektir.

Tabii, aradan geçen iki ayda sadece ülkemizde değil dünyada da çok şey değişti. Covid-19 virüsü nedeniyle binlerce insan hayatını kaybetti, binlerce insan enfekte ve tedavi görüyor. Yaşadığımız bu salgın öyle boyutlarda ki artık sadece solunum yolumuzu etkilemiyor, ateşimizi yükseltmiyor, toplumsal olarak da zarar görüyoruz. Salgın nedeniyle kapanılan evlerde kadına ve çocuğa yönelik şiddet artıyor. Yani, zaman geçse de durum değişmiyor, hatta kadın ve çocuklar kriz döneminin yine çifte mağduru oluyor.

Değerli vekiller, 2019 yılındaki kadına yönelik şiddet verilerine bakıldığında, oran vermek gerekirse kadın cinayetlerinin yaklaşık yüzde 52’si ev içinde işlendi. Bu da kadınların kalmak zorunda oldukları evlerinde, erkek şiddetiyle karşılaşma ihtimallerinin  artacağını kaçınılmaz kılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre 3 kadından 1’i fiziksel ve cinsel istismara maruz kalıyor. Doğal afet, savaş ve salgın gibi kriz dönemlerinde cinsiyete dayalı şiddet görme riski artıyor. Birleşmiş Milletler yetkilileri de bu dönemde sosyal yaşamdan uzak durmanın, eve kapanmanın şiddet uygulayanlara daha fazla şiddet uygulamak için fırsat sunduğunu söylüyor.

Virüsün çıkış noktası olan Çin’de, şubat ayında yerel polis teşkilatlarına bildirilen aile içi şiddet vakalarının 3’e katlandığı belirtildi. ABD’deki “ulusal aile içi şiddet danışma hattı”nı arayan kadınlar benzer sorunlar yaşadıklarını söylüyor. Kısaca, kadınlar ve çocuklar, kendilerini virüsten korumaya çalışırken şiddete karşı daha açık hâle gelmiş durumda. STK ve dernekler kadına yönelik her türlü şiddetle ilgili Hükûmetin yapmadığı saha araştırmalarını yapıyorlardı. Şimdi, STK ve dernek çalışmaları sağlık tedbirleri kapsamında ertelendi. Bu nedenle şiddet daha görünmez hâle gelebilir. Adliyelerin tam zamanlı ve randımanlı çalışmadığı bugünlerde en ufak şiddet ihbarı için kolluk güçleri hızla ve ivedilikle hareket etmelidir ve bu ihbarlar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bildirilmelidir. Bu vesileyle bu kanun teklifi de kabul edilmelidir. Ayrıca hatırlatmakta yarar var: Kadınlar her türlü şiddet durumunda Bakanlığın Alo 183 ya da Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’nı aramalıdır. Halk sağlığı yanında güvenliği de öncelememiz gerekiyor. Bir de ev içi işler ve bakım yükü artan kadınların yükünü, yaşadığı eşitsizliği unutmamak gerekir. “Evde kal.” diyorsak eşitlikçi iş bölümünün de gerektiğini söylemeliyiz. Ev içi işleri ve bakım yükünü eşit bölüşmeye gayret etmeliyiz.

Değerli arkadaşlar, halk sağlığı demişken çok önemli bir konuya da değinmek isterim. Her gün yüzlerce vatandaşa bakan sağlık çalışanlarımızın önünde saygıyla eğiliyorum ancak her akşam saat 21.00’de yapılan ve gerçekten çok kıymetli olan “Destek eylemi” artık bir itiraz eylemine dönüşmelidir çünkü artık doktorlarımızı, sağlık çalışanlarımızı tedavi etmeye başladık. İşlerini yapabilmeleri için hayati öneme sahip eldiven, maske, gözlük, kıyafet ihtiyaçları ne yazık ki tam anlamıyla giderilmiyor. Buna itiraz etmemiz lazım. Sayın Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bir an önce bu güvencesiz çalışma koşullarını iyileştirmek için adımlar atmalıdır. Özellikle triyaj, Covid-19 poliklinikleri, servisleri ve yoğun bakımlarında çalışanlar başta olmak üzere olası teması olan sağlık çalışanlarının mesai dışında evlerine gitmeden kalabilecekleri ve dinlenebilecekleri yerlerin planlaması mutlaka yapılmalıdır. Virüsün bulaştığı düşünülen tüm sağlık çalışanlarına ivedilikle uygun tanı testi uygulanmalı ve bu çalışanlar yakından izlenmeye başlanmalıdır. Sağlık çalışanlarının çalışma süreleri ivedilikle düzenlenmeli; ataması yapılmayan on binlerce sağlık emekçisinin ataması mutlaka yapılmalıdır çünkü her türlü zorluğa ve ekipman eksikliğine karşın büyük bir fedakârlıkla bu salgınla mücadele eden sağlık çalışanlarımızın sağlığının korunması öncelik olmalıdır.

Kanun teklifinin yüce Meclis tarafından kabulünü diliyorum ve teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (´)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

18/3/2020 tarihli 70’inci Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, 21 ila 40’ıncı maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde ilk söz, İYİ PARTİ Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Zeki Hakan Sıdalı’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Sıdalı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanının son açıklamasında 1.529 vatandaşımızın enfekte olduğunu, 37 vatandaşımızın ise hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle hep beraber öğrendik. Şu anda hastanelerimizde tedavi gören vatandaşlarımıza acil şifa, vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Dün ülkemize ulaşan ve on beş dakikada sonuç veren Covid-19 hızlı tanılama kitlerinin acilen coronavirüs şüphesi görülen kişilerde çok daha hızlı bir şekilde uygulanmaya başlanması gerekmektedir, geç kalmamalıyız. Ayrıca, bu kitlerle yapılan testlerin pozitif çıkması durumunda başvurulacak referans laboratuvarlarının da artırılması hızlı tanıyı daha da işlevli hâle getirecektir. Tanı koymakta ağır davranıldığı sürece enfekte olmuş kişileri ne tespit edebilirsiniz ne de yeni kişilerin enfekte olmasının önüne geçebilirsiniz. Böyle konularda yalnızca samimi, şeffaf ve iyi niyetli olmak yetmez, süreci yönetebilme kapasitesi ve sonuç alma hızı da çok önemlidir. Bu merkezleri acilen tüm Türkiye’ye yayın.

Sayın milletvekilleri, coronavirüsün insanlar üzerindeki bir diğer etkisi de ekonomiktir. Salgının dünya ekonomisine verdiği zarar 3 trilyon doları aşmış durumda ve görünen o ki bu zarar artarak devam edecek.  Türkiye’de de durum hiç farklı değil; zaten ciddi bir kriz içerisinde bulunuyorduk, global bir tehdide dönüşen bu salgın neticesinde ülkemizdeki kriz gün geçtikçe  derinleşiyor. İlk olarak yapmamız gereken, kıt kaynakları daha iyi ve ihtiyaç dâhilinde yönetebilmek ve süreci en az hasarla atlatabilmek için somut hamleler geliştirebilmektir. Devletin en temel görevi, halkının refah ve huzur içerisinde sağlıklı bir hayat sürmesidir. Bu süreçte sanayicilerin, KOBİ’lerin ve vatandaşların sağlık konusunda olduğu kadar, ekonomik konularda da korunması ve endişeden uzak bir şekilde yaşaması gerekiyor. Hepimiz görüyoruz, virüsün dünya çapında yarattığı ekonomik pandemi, ülkemizi ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Bu tehditlere karşı alınan önlemler yeterli değil.

Sayın milletvekilleri, vatandaşlarımızdan kendilerini sosyal olarak izole etmelerini talep ediyor, onlara “Evde kalın.” diyoruz. Evet, bu gerekli bir önlem. Salgının geçmesini güvenli ve huzurlu bir şekilde evde beklemeyi kim istemez? Çoğu vatandaşımız şu an evlerinde güvende, ancak huzursuz. Salgın tehdidiyle mücadele eden tüm hükûmetler gibi siz de ekonomik tedbirler aldınız. Ekonomik tedbir paketinizde olumlu bulduğumuz bazı noktalar var, ne yazık ki bu paket, milletimize yeterli faydayı sağlamıyor. Paketten büyük patronlara ve yandaşlara teşvik, çiftçiye, işçiye ve işsize hayal kırıklığı, emekliye ise kolonya ve maske çıktı; o da sadece Ankara ve İstanbul’dakilere. Açıklanan paket, krizin finansal yükünün ağırlıklı olarak KOBİ’lerin ve çalışanların sırtında kalacağını açık seçik gösteriyor. Kamusal yükümlülüklerin ödemesini üç ay erteleyeceğinizi söylüyorsunuz, bu bile günü kurtarma stratejinizin bir ürünü. Şu an kepenk açamayan, iş yapamayan KOBİ’lerimiz üç ay sonra bu borcu nasıl ödeyecek? Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in sunduğu çözüm önerisini burada dile getirmek istiyorum: KOBİ’lerimizin bu kamu yüklerine bir yıl üzerinden vade farkı olmaksızın taksit imkânı sağlayın ki esnafımız biraz nefes alsın, madden biraz toparlansın.

Açıklanan bu ekonomi paketinde maalesef ki yine ihtiyaç sahiplerine yer yok. 100 milyar liralık destek paketinin sadece 2 milyarının ihtiyaç sahiplerine ayrılmış olması, sizin sosyal devlet anlayışından çok uzak olduğunuzu gösteriyor. Bugünlerde Fransa “Ülkede kimse iflas etmeyecek, kimse maddi kaygıya düşmesin, devlet var.” diyor. Almanya da aynı minvalde devletin varlığını, vatandaşların ekonomisinde net hissettiriyor. Amerika’da virüs salgınından dolayı evlerine kapanan Amerikalı gençlere aylık bin dolarlık, yetişkinlere 2 bin dolarlık dijital para ödemesi yapılması konuşuluyor. Peki, ya biz? Burada herkes bıraktığı işi ve iş yerini bulamayacağı korkusunu yaşıyor. Eğer bizi dinleyip zor gün paramızı israf etmeseydiniz yani ihtiyat akçesine dokunmasaydınız, siz de bugün vatandaşa devletin varlığını hissettirebilirdiniz. “İtibardan tasarruf olmaz.” diyorsunuz ama ağustos böceği misali saz çalarak, önümüzdeki zor günleri bekliyorsunuz.

Sayın milletvekilleri, vatandaşlarımıza “Evde oturun, dışarı çıkmayın.” diyoruz. Peki, borçları ne olacak? Ücretsiz izne çıkartılan, yevmiyeyle çalışan, maaşı satış primine bağlı yüz binlerce vatandaşımız var; bu ay hiç gelirleri olmayacak, nasıl geçinecekler? Bu sebeple, en azından elektrik, su, doğal gaz, telefon ve internet faturalarının mutlaka ertelenmesi gerekiyor. Ayrıca, bu hizmetlerdeki vergi yükünün de bir yıl süreyle ertelenmesi, vatandaşlarımızı bir nebze olsun rahatlatır.

Yine, devletin okullarında ücretli öğretmen olarak çalışan 80 bin öğretmenimiz de burada büyük bir mağduriyet yaşıyor. Özel sektör çalışanlarının mağduriyet yaşamaması için maaşlarının kesintisiz yatırılmasını beklerken devletin böyle bir mağduriyet alanına izin vermesi kabul edilemez. Ücretli öğretmenlerimizin mağduriyetleri bir an önce giderilmelidir.

Ayrıca, normal şartlarda dahi KYK ödemelerinde büyük sorunlar yaşayan üniversite mezunlarımızın şu anda borçlarını ödemeleri mümkün değil. KYK ödemelerini acil şekilde üç ay erteleyin ve sonrasında yeniden yapılandırın.

Biz, Ekonomi İstikrar Kalkanı altına işçimizi, emeklimizi, işsizimizi almanızı beklerken siz yine müteahhit ve yakınlarını almayı seçtiniz. Biz, sizden temel ihtiyaç ürünlerinde katma değer vergisinin indirilmesini beklerken siz uçaklardan indirmeyi seçtiniz, anlam veremedik. Vatandaş sizden “Bu krizi beraber atlatacağız, salgından en sağlıklı şekilde çıkacağız; bu süreçte hiç kimse işsiz kalmayacak, hiçbir iş yeri kapanmayacak; borç faturalarını dert etmeyin, erteleyeceğiz; ‘geçim’ diye bir derdiniz olmasın, kaynak yaratacağız; siz rahatça evlerinizde oturun; sizin sağlığınızı da, ekonominizi de, geleceğinizi de korumak bizim işimiz.” diyebilecek devlet aklını, devlet ferasetini bekliyordu. Ancak ilan ettiğiniz kalkan bırakın vatandaşı yandaşı bile koruyacak çapta değil. Bir kere olsun doğru hamle yapın. Senelerdir tıkanmış olan ve coronayla bu tıkanıklığı ciğerlerine inmiş olan ekonomimizi bu hastalığın pençesinden kurtarın. Yoksa bu yanlış tercihleriniz hepimizi batıracak ve gemi batarsa sadece bize oy verenler değil, size oy verenler de boğulacak.

Sayın milletvekilleri, salgınla mücadelede en ön safta canla başla mücadele eden isimsiz kahramanlar, sağlık çalışanlarımız ne yazık ki gerekli ekipmanları olmadan bu mücadeleyi sürdürmek zorunda kalıyorlar. Reddediyorsunuz ama size ulaşamayanlar bize yazıyorlar. Türkiye'nin dört bir yanından bu eksiklik dile getiriliyor. Aslında Sağlık Bakanımız dün basın açıklamasında bu konuya değindi, “Küçük örnekler kasıtlı büyütülüyor.” dedi ve konuşmasının devamına da ekledi: “Sağlık personeli içerisinde coronavirüs testi pozitif olan kişiler var.” Sayın Bakan, kendi tezini kendi konuşmasıyla çürüttü. “Virüsle mücadele ederken, ekipman eksikliğinden virüs kapan sağlık personellerimiz varken bu işin küçüğü, büyüğü mü olur? Daha ciddi bir yaklaşım olmalı.” diyoruz, olmuyor. Bu konuda istisnalar kaideyi bozar arkadaşlar. “Her bir sağlık çalışanımızın hayatı bizim için önemlidir. Her ihmal zincirleme riskler doğurur.” diyorsunuz; peki, bu ihmal zincirleme risk sayılmıyor mu? Siz, böyle devam ettikçe bırakın bulaşma zincirini kırmayı, zincire yeni halkalar eklemiş oluyorsunuz. Bu eksiklik, salgınla mücadelede büyük bir zafiyet yaratmakta, hem sağlıkçılarımız hem onların aileleri hem de toplum sağlığı açısından büyük riskler doğurmaktadır. Bu vahim duruma bir an önce müdahale edilmeli, tüm hastanelerimizde sağlık çalışanlarımızın ekipman eksikleri acilen tamamlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Yaşadığımız bu zorlu dönemin en can alıcı ve etkili tedbiri aslında evden çıkmamaktır. Bu bilinçle, tüm vatandaşlarımıza ben de “Evde kalın, iyi kalın.” diyerek saygılarımı sunuyorum. Asla umutsuz olmayın, Türkiye iyi olacak.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Enginyurt…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, coronavirüs salgını sebebiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bakanların başarılı bir mücadele verdiğine, özel sektör çalışanlarına da izin verilerek evde kalmalarının sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkanım, corona virüsü sebebiyle dünya büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Türkiye, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün Bakanlarıyla çok başarılı bir mücadele veriyor. “Evde kal.” diyerek vatandaşlarımızın evde kalmasını sağlamaya ve virüsün yayılmasını engellemeye çalışıyoruz. Lakin, 10 milyonunun üzerinde özel sektörde çalışan, tekstilden inşaata, tarımdan sanayi sitelerine varıncaya kadar işçilerimiz her gün, her dakika coronavirüs tehlikesi yaşıyorlar. Özel sektöre de izin verilmeli ve özel sektör çalışanlarının, inşaat işçilerinin, tekstil işçilerinin de evde kalması sağlanmalıdır diyor, teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Sayın Esin Kara.

Buyurun Sayın Kara. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ESİN KARA (Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizin içinden geçtiği bu zor süreçte, Türkiye'nin her yerinden gelen milyonlarca faturayı işleyen, virüs tehdidine açık kalan meslektaşlarımızın sesini duyup “mücbir sebep” ilan ederek beyannameleri erteleyen Sayın Bakanımız Berat Albayrak’a teşekkürlerimi iletiyorum. Mücbir sebebin, gelir vergisi ve sektör bazında kurumlar vergisi mükelleflerinden ziyade tüm kurumlar vergisi mükelleflerini de kapsamasını temenni ediyorum. 65 yaş üstü ve kronik rahatsızlığı bulunan serbest muhasebeci mali müşavirlerin mücbir sebepten yararlanamayan mükelleflerinin beyannamelerini nasıl vereceği de muallaktadır.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz kanun teklifiyle pek çok alana yönelik teknik düzenlemeler yapılmaktadır. İşverenlere aylık 75 TL asgari ücret desteği verilmesi, derneklere ilişkin üyelik takip işlemlerinin elektronik ortamda yapılabilmesi, vazife ve harp malullerinden çalışmaya devam edenlere yaşlılık aylığı imkânının sağlanması, mali suçlar ve illegal bahisle ilgili caydırıcı müeyyideler getirilmesi, vakıflara ait taşınmazların kiralarının ödenmesindeki suistimallerin önlenmesi, doğal afetlerde doğal gaz ve elektrik borçlarının bir yıla kadar ertelenmesi, tüketicilere yenilenebilir enerji kullanabilme tercihlerinin sunulabilmesi bunlardan bazılarıdır.

Değerli milletvekilleri, dünyanın karşılaştığı en önemli sorunlardan biri de giderek artan enerji talebidir. Enerji, yüzyıllardır ülkelerin sosyoekonomik ve politik gücünü belirleyen etkenlerden biri olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Hâlen dünyada üretilebilmekte olan enerjinin yaklaşık yüzde 80’i petrol, doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlardan oluşmaktadır. Bununla birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır. Dışa bağımlılığın en aza indirilerek enerji tedariki ve güvenliğinin sağlanması, enerjide verimliliğin ve millî kaynakların payının artırılması, aynı zamanda enerjinin çevre ve insan dostu olmasının temin edilmesi millî enerji politikamızın esası olmalıdır. Bunun için, seçim beyannamemizde ifade ettiğimiz gibi, yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılarak enerji üretimindeki payının artırılması, kamu enerji yatırımlarıyla birlikte yerli ve yabancı özel sermayenin enerji sektöründeki yatırımları için uygun zemin oluşturulması gerekmektedir.

2019 yılı sonu itibarıyla ülkemizde elektrik üretiminin yüzde 62’si yerli ve yenilenebilir kaynaklardan, kurulu gücün yüzde 48,7’si yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmaktadır. Böylece, Türkiye yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da 6’ncı, dünyada ise 13’üncü sıradadır.

Kanun teklifiyle, ülkemizde büyük ölçekli Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) oluşturularak enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması hedeflenmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin dağınık mevzuatın bir araya toplanması, YEKA olarak ilan edilen yerlerde üç yıllık süre içinde kamulaştırma işlemlerinin başlaması ve YEKA yarışmaları kapsamında uygulanan döviz cinsinden taban fiyat yerine ihalelerin Türk lirası cinsinden yapılması öngörülmektedir. Ayrıca, kanun teklifiyle, güneş ve rüzgâr gibi sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriği tüketme imkânı getirilmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak elektrik üretiminde rüzgâr, güneş ve jeotermal kaynakların daha fazla değerlendirilmesi için etkili teşvik düzenlemelerinin hayata geçirilmesini gerekli görüyor, enerji bağımlılığını en aza indirmiş bir Türkiye’nin uluslararası enerji piyasasının önemli aktörlerinden birisi olacağına inanıyoruz.

Değerli milletvekilleri, gazilik fazilet ve fedakârlık nişanesidir. Türk milleti, gazi bir millettir. Elbette şehitlerimize ve gazilerimize hem vefa hem gönül hem de manevi borcumuz bulunmaktadır. Seçim beyannamemizde de ifade ettiğimiz gibi, gazilerimizin mevcut sorunlarının çözümü hususunda herkesin duyarlılıkla hareket etmesini ve sorumluluk almasını zaruret olarak görüyoruz.

Devleti yaşatmanın yolunun insanı yaşatmaktan geçtiğine, ülkelerinin değerinin insanlara verdiği değerle artacağına ve istikbale güvenle bakabilmek için şehit yakını, gazi, emekli ve yaşlıların onurlu bir yaşam sürmesinin temin edilmesi gerektiğine inanmaktayız.

Teklifle, gazilerimizin çözüm bekleyen sorunlarının bazılarına yönelik iyileştirmeler yapılmaktadır. Bu kapsamda, vazife ve harp malullüğü aylığı alan gazilerimize, çalışmaya devam etmeleri hâlinde vazife malullüğü aylığı bağlanma tarihinden sonra geçen hizmetleri esas alınarak, en az yirmi yıllık sigortalılık süresi ve 5 bin günlük prim ödemiş olmak şartıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına imkân sağlanmaktadır. Ayrıca, sehven yapılan işleme bağlı olarak aylığı kesilen az sayıda gazimize ilişkin mağduriyet de giderilmektedir. Bununla birlikte, muharip gazilere ödenen şeref aylığının geliri olsun olmasın tüm muharip gazilerimize aynı tutarda ödenmesini, şehit yetimlerinin tamamına iş hakkı sağlanmasını, gazilerimize ÖTV’siz araç verilmesini, malul sayılmayan gazilerin mağduriyetlerinin giderilmesini ve gazilerimizin diğer haklı taleplerinin mutlaka dikkate alınmasını gerekli görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz kanun teklifiyle dernekler tarafından fiziksel ortamda tutulan her türlü kayıtların hem dernekler hem de yetkili merciler tarafından elektronik ortamda tutulması konusunda Dernekler Kanunu’nda değişiklik öngörülmektedir.

Sivil toplum kuruluşları ve dernekler, demokrasimizin kuşkusuz olmazsa olmazlarıdır. Nitekim, Anayasa’mızın 33’üncü maddesinde düzenlenen dernek kurma hakkının teminat altına alınması, kişilerin bu hakkın kullanımından kaynaklı mağduriyet yaşamamasına bağlıdır. Yapılan düzenlemeyle, derneklere üyelik işlemlerinin kişilerin iradesine dayalı ve şeffaf bir zeminde yapılması mümkün hâle getirilmekte, bireysel özgürlüklerin ve demokrasinin güçlendirilmesi sağlanmaktadır.

Düzenlenen bir diğer konu ise, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait uzun süreli kiraya verilen taşınmazlara ilişkindir. Hükümle, sözleşme süresi içinde üç aylık kirasını ödemeyen kiracıların otuz günlük sürede kira borcunun tamamını ödememesi hâlinde tahliye edilmesine imkân sağlanılmaktadır. Bu şekilde, vakıfların kira gelirlerinin ve vakıf hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması hedeflenmektedir. Tüm vakıf eserlerinin ortaya çıkarılması, devletçe desteklenip varoluş amacına uygun hâle getirilerek korunması ve yaşatılması kuşkusuz ki atalarımızın emanetlerine sahip çıkılmasının gereği olacaktır.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifiyle düzenleme yapılan önemli bir konu ise işverenlere sağlanan asgari ücret desteğidir. Değişiklikle, 2020 yılı içerisinde gerekli şartları sağlayan işverenlere çalıştırdıkları işçi başına sektör ayrımı yapılmaksızın aylık 75 TL asgari ücret desteği sağlanmaktadır. İşverenlerimizin iş gücü maliyetini düşürmek ve istihdamı artırmak amacıyla uygulanacak olan bu destekten 2020’de yaklaşık 7 milyon sigortalının yararlanması öngörülmektedir. Seçim beyannamemizde, asgari geçim standardı düzeyi dikkate alınarak üretim ve istihdamın artırılması, çalışma hayatında işçi ve işveren  haklarının dengeli bir şekilde korunması, orta ve uzun vadede büyümeye ivme kazandıracak ve istihdamın artırılmasını sağlayacak yapısal nitelikteki tedbirlerin alınmasına vurgu yapılmıştır. Bu çerçevede, asgari ücret desteğinin devamının üretime ve istihdama katkısı bakımından önemli ve yararlı olduğunu değerlendirmekteyiz. Bununla birlikte, asgari ücretten vergi alınmamasını ve ücretlilerin asgari ücret kadar gelirinin vergi dışı bırakılmasını da gerekli görüyoruz. Biz, Türkiye’nin önüne aydınlık ufuklar açarak ülkemizi ve milletimizi güvenli yarınlara taşımaya kararlıyız. İnanıyoruz ki, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve millî bütünleşme temin edilerek Türkiye’nin lider ülke olma ülküsü gerçekleşecek, Türkiye istiklal içinde istikbale taşınacaktır.

Bu düşüncelerle kanun teklifinin ülkemize ve milletimize hayırlı sonuçlar getirmesini diliyor, Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan…

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bütün dünya maalesef coronavirüs salgını altında ve her gün insanları kaybediyoruz. Bu şartlarda, demokratik bütün dünya parlamentoları bu konuyu konuşuyorlar arkadaşlar; komisyonlar oluşturdular, acilen alınması gereken bütün tedbirleri bütün partiler bir arada konuşuyorlar.

Bakın arkadaşlar, coronavirüs salgını bütün dünyayı sarıp sarmalamış, bu konuda bu Parlamento tek bir görev almış durumda değil, tek bir komisyon kurabilmiş değil. Sağlıkla ve ekonomik krizle ilgili alınacak tedbirlerle ilgili tek bir şeyi bir arada konuşamadık.

Ne yapıyoruz şimdi: Saraydan ferman gelmiş, “Ekonomik İstikrar Kalkanı” diye bir paket, bunu mevcut torba yasaya yamayacağız arkadaşlar eğer bugün buna yol verirsek. Yapmamız gereken, ortak akılla alınacak bütün tedbirleri bir arada almak olmalıydı ama maalesef saray ferman yazıyor, bu Meclis yalnızca mühür basmakla yetkilendiriliyor. Bunu reddediyoruz, bunu hep beraber reddetmeliyiz.

Değerli arkadaşlar, elbette sağlıkla ilgili salgın var, coronavirüs salgını var ama bunun yanında ekonomik kriz salgını var ve bütün dünyayı sarıp sarmalamış durumda. Dünyada ekonomi çöküyor ve işletmeler faaliyetlerini durduruyor. Bu şartlarda, bütün dünya parlamentoları diyor ki: “Gidin evde kalın.” Ama “Evde kalın.” derken parlamentolar şunu yapıyorlar: Evde kalan her vatandaşının işini, aşını güvence altına alıyor, faturalarını erteliyor, banka borçlarını erteliyor ve evde kalan vatandaşın temel yaşamsal ihtiyaçlarını güvence altına alıyor. Bizim Parlamentomuz şu anda bunu konuşuyor mu? Hayır.

Değerli arkadaşlar, “Evde kal.” çağrısında da eşit değiliz. Kimler evde kalabiliyor? Zenginler evde kalabiliyor. Kimler evde kalamıyor? Yoksullar evde kalamıyor. Ne yapıyorlar onlar? Zenginlere kuryelerle market alışverişi yapıyorlar. Siz, internetten sipariş veriyorsunuz, yoksullar o kalabalık ortamlarda sizin paketlerinizi hazırlıyorlar, eve getiriyorlar; benzin istasyonlarında çalışıyorlar, arabanızın deposuna benzin dolduruyorlar. Değerli arkadaşlar, bu anlamda marketlerde çalışan insanlarla ilgili bir tedbirimiz var mı? Hayır, yalnızca zenginleri gözeten bir anlayışla bakıyoruz. Bu anlamda coronavirüs salgınına karşı da eşit değiliz arkadaşlar.

Bakın, damat beyin getirdiği “Ekonomik İstikrar Kalkanı” paketinde ne var arkadaşlar? 100 milyarlık bir paket dendi, 98 milyarı sermayeye gidiyor, yüzde 1’e gidiyor. Yüzde 99’a ne var? 2 milyarlık bir paket yalnızca, 2 milyon aileye biner lira verilecekmiş. Değerli arkadaşlar, bu paketi kabul edecek miyiz? Yoksullara ne var arkadaşlar? 65 yaş üstündekilere yalnızca kolonya barındıran bir paket var, kolonya, o da İstanbul ve Ankara’da. Bunu kabul edecek miyiz? İşte, bugün, bunun cevabını arayacağız.

Değerli arkadaşlar, herkes evde kalmak istiyor ama evde kalanların temel yaşamsal ihtiyaçlarını da bu Meclis mutlaka güvence altına almalı. Eğer vicdanlı bir Meclissek “Mutlaka evde kal.” dediğimiz vatandaşlarımızın bütün yaşamsal ihtiyaçlarını da güvence altına almalıyız. Bu pakette bunlar var mı? Hayır, yok arkadaşlar.

Bakın, bizim önerimiz, temel yaşamsal ihtiyaçları üreten yani gıda elektrik, sağlık malzemeleri, temizlik malzemeleri, enerji… Yani temel yaşamsal ürünleri üreten fabrikalar ve bunları satan esnaflar dışında bütün faaliyetin durdurulmasını öneriyoruz arkadaşlar. Herkes evde kalma hakkına sahip olmalıdır. Bu sektörlerde de yani gıda, elektrik, temizlik malzemesi, ilaç sektörü gibi sektörlerde de işçilerle ilgili en radikal tedbirler alınmalıdır, onların sağlığını güvence altına alacak en radikal tedbirleri bu Meclis almalıdır, bu pakette bunlar var mı? Bakın, bir şemsiye var bu pakette. Kimi koruyor o şemsiye? Yüzde 1’i koruyor arkadaşlar. Yüzde 99 ayazda bu pakette, yüzde 99. İşte bunları konuşmalıyız.

Değerli arkadaşlar, temel yaşamsal ihtiyaçları üreten sektörler dışında bütün sektörlerde işçiler ücretli izne çıkarılmalıdır. Şu anda milyonlarca işçi evinde oturmak zorunda çünkü işletmelerin ya faaliyeti durduruldu ya da talep yokluğundan durduruluyor. Patronlar ne yapıyorlar? “Arkadaş, gidin evinize.” Ee? “Ücretsiz izne çıkarıyorum sizi.”

Değerli arkadaşlar, “Evde kalın.” denilen işçiler taş mı yiyecekler ya, taş mı yedireceğiz bu vatandaşlarımıza? Bakın, İngiltere ne diyor: “Git evinde otur, maaşın benim güvencemde.” diyor. Amerika ne diyor: “Herkese her ay biner dolarlık çek göndereceğim.” diyor. Biz ne diyoruz? “Kolonya vereceğiz size, kolonya!” diyoruz. Bu Meclisin vatandaşına yapacağı güvence bu mudur?

Değerli arkadaşlar, bu oluşan yük de işveren ve devlet tarafından paylaşılmalıdır. Bu anlamda, bakın, ABD 2 trilyon dolarlık paket açıkladı, 2 trilyon dolar. Almanya 800 milyar dolarlık paket açıkladı; aynı nüfustayız, 800 milyar dolarlık sosyal paket açıkladı. Biz ne açıkladık? Damat beyin paketi ne? 14 milyar avro yani 45’te 1’i bir paket açıkladı damat bey. Onların da yüzde 98’i yandaş sermayeye gidiyor. Bu mudur bizim açıklayacağımız paket? Bakın, bugün biz bir paket açıkladık arkadaşlar, HDP’nin coronavirüs salgınına karşı ekonomik güvence paketini açıkladık.

Değerli arkadaşlar, “Evde kal.” dediğimiz bütün vatandaşlarımızın temel yaşamsal ihtiyaçlarını bu paketle güvence altına alıyoruz. Bu anlamda bu paketi size sunmak istiyorum. Bakın, 12 maddelik bir tedbirler zinciri açıkladık, diyoruz ki:

1) Bütün kira ödemeleri salgın süresince dondurulmalıdır diyoruz.

2) Bankalara olan bütün kredi ödemeleri dondurulmalıdır diyoruz.

3) Elektrik, su, doğal gaz, internet, telefon, ihtiyaç sınırına kadar salgın süresince ücretsiz olarak karşılanmalıdır diyoruz.

4) İşten çıkarmalar yasaklanmalıdır, esnaflara ve KOBİ’lere yapılacak bütün destekler işten çıkarmama şartına bağlanmalıdır diyoruz.

5) Faaliyetini durduran bütün iş yerlerinde işçiler ücretli izne çıkarılmalıdır ve işçilerin SGK ve bütün vergileri devlet bütçesinden karşılanmalıdır diyoruz.

6) Ücretli izne çıkarılan işçilerin maaşının yüzde 50’sini işveren, yüzde 50’sini devlet bütçesi karşılamalıdır diyoruz.

7) İşsizlik Sigortası Fonu’ndan tüm işsizlere kayıtsız şartsız doğrudan gelir desteği verilmelidir diyoruz.

8) Faaliyeti durdurulan esnafların zararı tazmin edilmelidir ve salgın süresince esnafların kira ve vergi ödemeleri dondurulmalıdır diyoruz.

9) Çiftçi destekleri hemen ödenmelidir diyoruz.

10) Öğrencilerin Kredi Yurtlar Kurumuna olan borçları silinmelidir diyoruz.

11) En düşük emekli aylığı 2.400 TL yani şimdilik asgari ücret seviyesine çekilmelidir diyoruz.

12) Günlük, ev eksenli çalışan, yalnız yaşayan ve çocuklarına bakmak zorunda olan kadınlara doğrudan gelir desteği sağlanmalıdır diyoruz.

Değerli arkadaşlar, işte, bir yanda HDP’nin vatandaşlarına güvence veren paketi, bir yanda damat beyin yalnızca yüzde 1’e güvence veren paketi. İşte, vicdanlı bir Meclis bütün vatandaşlarına “Evde kal.” derken onların temel yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamalıdır.

Değerli arkadaşlar, biraz sonra paket, ek madde ihdasları gelecek önünüze. Bakın, ne diyor saraydan gelen ferman? Diyor ki: “Efendim, çalışanlar çalışamazsa, evde kalırsa onlara telafi çalışması veya kısmi çalışma ödeneği vereceğiz.” Neye göre “Vereceğiz.” diyor? “Son üç yılda dört yüz elli gün çalışmışsa vereceğiz.” diyor. Arkadaşlar, ben size söyleyeyim: Bir iş yerinde 100 işçi çalışıyorsa bu şartı ancak 20 işçi sağlayabilir biliyor musunuz, en fazla. Peki, 20 işçiye üç kuruş verdiniz, 80’i ne yapacak? Taş mı yiyecek arkadaşlar? Yapmamız gereken, bu ayrımı yapmadan “Evde kal.” dediğimiz bütün işçilere güvence verecek bir düzenleme yapmak, şarta şurta bağlamamak; yoksulu, işsizi, eve gönderilen işçiyi güvence altına alan bir paket yapmak.

Peki, arkadaşlar, bizim dertlerimiz bunlar. Vatandaş, biliyorsunuz, can derdinde. Bütün dünyada dayanışma konuşuluyor biliyor musunuz bu şartlarda, dayanışma? Bütün siyasi partiler o aralarındaki ayrılığı bir kenara bırakıp el birliğiyle vatandaşın nasıl güvence altına alınacağını konuşuyor değil mi? Bakın, biz de canla başla katkı sunmaya çalışıyoruz. Peki, biz bunu yaparken saraydakiler ne yapıyor, İçişleri Bakanı ne yapıyor? Bizim belediyelerimize kayyum atıyor, arkadaşlar. Dün 8 belediyemize daha kayyum atandı. Yani Allah’ınızı severseniz, yarın kıyamet kopacağını bilseniz, bakın, yani coronavirüs salgını var ya bunu geçtim, yarın kıyamet kopacağını bilseniz yine bugün HDP belediyesine kayyum atarsınız siz biliyor musunuz? Böyle bir şey olabilir mi ya, böyle ortamda olabilir mi? Vatandaş can derdinde, açlıkla karşı karşıya, canını korumaya çalışıyor, siz belediyelerimize kayyum atıyorsunuz. Bu yaptığınız vicdansızlıktır, daha öteye sıfat kullanmak istemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –  Buyurun toparlayın.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bu yaptığınız vicdansızlıktır! Dayanışmaya ihtiyacımız olduğu günlerde, biz, vatandaşımızın canını da sağlığını da aşını da işini de güvence altına almaya çalışıyoruz belediyelerimizle ve Mecliste olan üyelerimizle, sizler ne yapıyorsunuz? Belediyelerimize kayyum atama vicdansızlığını yapıyorsunuz. Size söyleyecek başka bir söz bulamıyorum, ya bu yürütmeyi durdurun ya da arkadaşlar, ülke büyük bir karanlığa doğru sürükleniyor. Vicdani temelde bir ortaklaşma bulamazsak bu coronavirüs günlerinde daha çok felaketler yaşarız. Durdurmamız gereken coronavirüs, elbette virüsü durdurmalıyız. Ekonomik kriz virüsünü durdurmalıyız ama kayyum virüsünü de durdurmalıyız arkadaşlar, kayyum virüsünü de. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Buyurun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tutanaklara geçmesi kabilinden söz istedim. Öncelikle, hatibin konuşmalarına katılmıyoruz. Coronavirüs sürecini en iyi yöneten ülkelerden biriyiz. Allah’a hamdolsun, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde, Sağlık Bakanımız, Bilim Kurulu, süreci en iyi şekilde yönetmekte ve kamuoyunu şeffaf bir şekilde bilgilendirmektedir, gerekli önlemler de alınmaktadır.

Diğer taraftan, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde geçen hafta kamuoyuna bir paket açıklandı. Bu paket de bu sürece bir müdahaledir, süreci rahatlatmak için açıklanmıştır. Süreç dinamiktir. Evet, aksayan yönler varsa, ekonomik anlamda tedbir alınması gerekli hâller varsa Türkiye Büyük Millet Meclisiyle istişare içerisinde yeniden değerlendirme yapılabilecektir.

Kayyumla ilgili hadiselere de grup önerisinde gerekli cevaplar verilmiştir. Kamuoyunun bilgisine, Genel Kurulun takdirine arz ederim.

BAŞKAN – Oya Hanım, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un, coronavirüs salgını nedeniyle cezaevlerindeki mahkûmların tahliyesinin konuşulduğuna, kadın katillerinin ya da cinsel saldırı faillerinin topluma salıverilmesinin kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması

OYA ERSOY (İstanbul) – Şimdi, corona salgını dolayısıyla cezaevlerindeki mahkûmların tahliyesinin konuşulduğu şu günlerde kadın katillerinin, cinsel saldırı ve çocuk istismarı faillerinin tahliye edilmesinin tartışıldığını basından okuyoruz. Biz, kadınlar olarak, kadın katillerinin içimizden bir başkasını daha öldürmesi için ya da cinsel saldırı faillerinin yeni suçlar işlemesi için toplum içerisine salıverilmesini kabul edilemez görüyoruz. Salgının önlenmesi için evlerimizde izole olduğumuz şu günlerde zaten ev içi şiddet gören kadınlar için riskler artmışken, yapılması gereken, bu suçluları aramıza göndererek güvenliğimizi daha da tehlikeye atmak, cinsel şiddeti cezasız bırakmak değil, kadına yönelik şiddeti önleyici tedbirleri etkin şekilde uygulamaktır. Tasarı son hâlini almamışken ve henüz Komisyona gelmemişken uyarıyoruz. Çocuğun cinsel istismarı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu konuşacak.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) -  Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde söz aldım.

Gündemimiz ağırlıklı olarak –her ne kadar farklı kanunları görüşüyor olsak da- bu coronavirüs meselesi. Şimdiye kadar -ki dün akşam itibarıyla açıklandı- 37 kaybımız var. Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum, milletimize başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum, metanet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bu Covid-19 nedeniyle, corona nedeniyle ne kadar sıkıntı yaşayacağımız belirsiz. Ne kadar süre bu sıkıntının devam edeceğini tam olarak bilmiyoruz. Dileğimiz, en kısa zamanda bu sıkıntıların bitmesi. Fakat bizim tabii ki en iyisini dileyip, en hayırlısını dileyip, en kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmak görevimiz, bunu yapmak zorundayız hep beraber. En kötü senaryoya karşı hazır olmak zorundayız. Bu tüm dünyayı etkiliyor ve alınan tedbirler sonucu özel yaşantımızın da, kamusal yaşantımızın da çok önemli ölçüde değişeceği ortada. Devletlerin yaşantısında da, birey yaşantısında da önemli değişiklikler söz konusu olacak. İş yaşantımızda da değişiklikler söz konusu olacak. Bunlar ayrı bir tartışma konusu, tartışmamız, konuşmamız gerekiyor ama görünen o ki özellikle sağlık, tarım, enerji ve eğitim alanında, kamunun daha fazla ağırlıkta olduğu politikaların izlenmesi gerekecek. Tekrar söylüyorum, sağlık, eğitim, tarım ve enerji alanında kamunun daha fazla ağırlıkta olduğu politikaların izlenmesi gerekecek ve buna göre bazı tedbirler geliştirmek gerekecek, bunu bilmemiz lazım. Çünkü bu saydığım alanlar bizi, doğrudan doğruya halkın sağlığını, vatandaşı etkileyen alanlardır, bunu görmemiz lazım.

Şimdi, çok farklı konuların olduğu bir torba kanun görüşüyoruz. Ben bütünü üzerinde konuşmuştum, 22 farklı kanun olduğunu biliyorsunuz. 22 farklı kanunla ilgili düzenleme yapıyoruz. Ancak virüsün bu kadar tehlikeli olduğunu Türkiye henüz idrak etmeden önce hazırlanmış bir kanun teklifiydi bu. Komisyonda görüşüldü, geldi. Şimdi burada çok daha farklı bir şekilde bu konuları görüşmemiz lazım çünkü virüsle etkilenen alanlar ekonomiyle ilgili, sağlıkla ilgili, günlük yaşantımızla ilgili, kamusal alanlarla ilgili birçok konu var burada konuşup yeniden değerlendirmemiz gereken. Bu yeni gelişmeler karşısında tekrar değerlendirmemiz gereken. birçok madde var burada. Buna göre de yeni bir tartışma ortamı oluşturmamız lazım. Türkiye Büyük Millet Meclisinde -adı üzerinde- milleti temsil ediyor milletvekilleri. Milletvekillerinin alınan önlemleri, yapılan işlemleri denetlememesi, tartışmaması söz konusu olamaz. Değerli arkadaşlarım, oturup bunu tartışmak zorundayız. Milletin vekiliysek bu konuları tartışmak, denetlemek zorundayız. Bunun başka türlü izahı mümkün değil. Devletin bağımsızlığı, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü üzerine yemin etmiş milletvekillerinin bu konuları, bu olağanüstü durumu değerlendirmemesi, tartışmaması, alınan önlemleri -tekrar söylüyorum- denetlememesi çok büyük bir garabet olur, anormallik olur.

Bakın, bu virüs karşısında iki tür tedbir almak mümkün, farklı uçta iki tane tedbir göstermek mümkün. Bir tanesi, şu anda bizim de yaptığımız gibi, bütün ülkelerin de yaptığı gibi, mümkün olduğunca halkı evlerine kapatacaksınız, temas ettirmeyeceksiniz, özellikle, virüs bulaşanlar ile diğerleri temas etmeyecek, bir süre sonra bu bitecek. Ne kadar sürer? En az üç ay sürer, beş ay sürer, bilmiyoruz ve Dünya Sağlık Örgütünün de gösterdiği şekilde, mümkün olduğunca herkesin aynı anda etkilenmemesini sağlayacağız, mümkün olduğunca bunu da yayacağız. Dünya Sağlık Örgütüne göre, sonuç olarak herkesin bu virüsten etkilenmesi de bekleniyor, bir taraftan da o var ama iki ay içerisinde, üç ay içerisinde değil de mümkün olduğunca bir yıla yayılması durumunda çok daha başarılı olunacağı, dolayısıyla sağlık hizmetlerinin kapasitesinin yeterli olacağı söyleniyor. Bunu anlıyorum. Bununla ilgili olarak da bütün dünya bu şıkkı kabul ederek tedbirler uyguluyor yani dünyadaki sağlık kapasitesinin, ülkelerdeki sağlık kapasitesinin yetmesine göre virüsün bulaşmasını, yayılmasını sağlamaya çalışıyor en azından. Bu tamam, bizim ülkemiz de bunu yapmaya çalışıyor. Eleştireceğimiz taraflar vardır muhakkak ki ama şöyle bir durum var değerli arkadaşlar: Şimdi, Türkiye, işsizi çok fazla olan bir ülke; resmî rakamlara göre, TÜİK rakamlarına göre 5 milyona yakın işsizimiz var. Biliyoruz ki bu 8 milyon civarında bir rakam, en azından 8 milyon işsizimiz var. Borçlanmamız aşırı vaziyette, rezervlerimiz çok sıkıntılı, rezervlerimiz de çok düşük vaziyette. Biz ekonomik bir krizde yakalandık bu corona virüsüne. Yani Amerika’nın, İngiltere’nin, Almanya’nın biraz önce söylediğim tedbiri almasında bir anormallik yok. Onlar dışarıdan sisteme para akıtarak, para basarak, virüs nedeniyle zarar gören işletmeleri ve vatandaşlarını doğrudan gelirle destekleyerek ekonomik etkilerini, kültürel etkilerini, sosyal etkilerini izole etmeye çalışıyorlar. Önemli ölçüde de bunlarda başarılı olabilirler fakat biz, Türkiye olarak zaten bir ekonomik krizde yakalandığımız için sıkıntılarımız var. Bizim, sisteme para şırınga etmemiz, şırınga değil de burada tabii çok daha farklı, boca etmemiz mümkün değil çünkü Amerika’da, Almanya’da sisteme para boca ediliyor, bizim böyle yapmamız mümkün değil. O zaman da bizim, bu tedbirleri burada daha farklı bir şekilde ele almamız, düşünmemiz, tartışmamız lazım. Bizim para basmamız tabii ki belli bir yere kadar mümkün ama bunun ölçüsü ne olacak? Bizim dışarıdan borç almamız nereye kadar mümkün olacak? Nereye kadar vatandaşlarımıza bu imkânları sağlayabiliriz, nasıl sağlarız? Bu konuların Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından konuşulması, değerlendirilmesi lazım, bilmiyoruz. Eğer bu tedbirler alınmazsa Türkiye’de büyük bir sıkıntı olacak, ancak bu tedbirlerin alınması durumunda ve bunun üç ay ve daha sonrasına kalması, uzaması durumunda da Türkiye büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacak. “Beka sorunu” dediğimiz sorun burada ortaya çıkacak, bunu görmemiz lazım. Bunlar Türkiye’de doğru dürüst konuşulan konular değil maalesef, nedense konuşulmuyor ama konuşulması gereken yer burasıdır, Türkiye Büyük Millet Meclisidir, milletin meclisidir ancak bunlar konuşulmuyor. Bunları hep beraber konuşmamız lazım, tartışmamız lazım.

Değerli arkadaşlar, bu ikinci bölümde de çok önemli konular var. Mesela, son maddeydi, 20’nci maddeydi, KGF’yi, daha önce 35 öngörülmüşken 50’ye çıkardık. Şimdi sorarım ben: Neden 50’ye çıkardık? Kime soracağımı da bilmiyorum. Şimdi burada yürütme erkinin bir temsilcisi yok. Teklif veren arkadaşımız 35 olarak vermiş, şimdi de 50’ye çıkarıldı. Neden 50’ye çıkarıldı KGF? Yani esnafın desteklenmesiyle ilgili olarak Kredi Garanti Fonu, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan alınacak  parayla 50’ye çıkarılıyor. Neden çıkarılıyor? Yetecek mi, yetmeyecek mi, kimlere verilecek? Bunlarla ilgili hiçbir bilgimiz yok çünkü burada yürütme erkinin temsilcisi de yok. Böyle bir ortamda, bakın, ekonomik krize yakalandık ama siyasi bir krize de yakalandık. Şurada, şu milletin temsilcileri, milletin vekilleri yürütme erkiyle beraber durumu görüşemiyor, tartışamıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Burada bir bakan yoksa bunları kime anlatacağız? Siyasi sorumluluğu yoksa -bakan da olsa siyasi sorumluluğu yok, seçilmiş değil- kime anlatacağız, kiminle tartışacağız? Bakın, kendi kendimize konuşuyoruz. Ancak bu, aynı zamanda siyasi bir krizdir, bu tarafını da görmemiz lazım. Gerçekten böyle.

Diğer bir konu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu var, bunda da önemli bir değişiklik yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Geçen yıla kadar -üç senedir- işletmedeki işçi başına, çalışan başına 150 lira olarak uygulanan teşvik şimdi 75 lira olarak uygulanacak. Baktım, bu durum değişmiş. 75 lira çok yetersiz kalacak çünkü 150 lira yetersiz kaldı -ilgili maddede anlatırım- kapanan işletme sayısında fazlalık var. Böyle bir durumda -çalışan sayısında azalma var- 150 liralık tedbir yetmemiş, biz 75 liraya düşürüyoruz. Bunun yeterli olacağını düşünmemiz, ummamız mümkün değil.

Bunları konuşmadan, tartışmadan bu Meclisin görevini yapması mümkün değildir değerli arkadaşlarım.

Tabii burada bunu bir normal kanun gibi her yönüyle de görüşmüyoruz, komisyondan da geldi artık. Ayrıntılarına da burada girmemiz mümkün değil çünkü burada farklı bir görüşme düzeni var maalesef. Bu şekilde gerçekleri de ortaya çıkarmamız mümkün değil ama teklifin geri çekilerek komisyona gönderilip tekrar gündeme alınmasını öneriyorum.

Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum, milletimize geçmiş olsun diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştır.

Teklifin ikinci bölümü üzerinde şahsı adına ilk söz, Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’a aittir.

Buyurun Sayın Taşdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Başkanım Sayın Devlet Bahçeli Bey’in “Corona döneminin bir felsefesi, bir edebiyatı, bir fikrî zemini, sosyal ve siyasal bir iklimi oluşacak, ardından da beşeriyetin yol haritasını belirleyecektir. Şimdiden her ihtimale karşı hazırlıklı olmamız, hâkim ve hadim bir iradeyle hareket etmemiz tarihî bir görevdir.” sözünün kıymetini bütün milletimize tekrar hatırlatmanın faydalı olacağını belirtmek isteriz.

Dünya uzun zamandır hiç bu kadar büyük ve ortak bir tehditle karşılaşmamış ve hiçbir tehdit karşısında ortak bir tavır alıp birleşmemiştir.

Her millet, her devlet bu salgınla mücadele için neredeyse eş güdüm hâlinde çareler aramaktadır. Birbirinden habersiz, komşu ülkelerin sorunlarına duyarsız kalıp gözlerini kapatmış milletler dâhi insanlık ve ahlaki değerlerle sınav olmaktadır.

Ülkelerin farklı siyasi ve stratejik bakışları, dünya meselelerine karşı farklı ilgi ve algıları devam etmekteyken ülkelerine giren virüs salgını neticesinde siyasetin kaybolmuş dengesi düzelme yolunda, ülkeler arası yardımlaşma ve yakınlaşma artmaktadır.

Bu belanın sonucunda birbirini gözetmenin kendini gözetme olduğunu insanlık bir kez daha anlamış olacaktır. Zira, şanlı tarihimiz insanı yaşatmanın, komşuya yardımın en kesif ve nadide örnekleriyle doludur. İnsanlığın karşısındaki salgınla mücadelede ülkelerin eş güdümle hareket etmesi, birlik ve beraberlikle insanlığın daha büyük kazanımlarının olduğunu anlaması bakımından kıymetli bir kazanımdır. Bu itibarla günün eleştiri günü değil, birlik, beraberlik günü olduğunu bir kez daha yenilemek isterim. Burada Hükûmetimizce Bakanlıklarımızın almasını gerekli gördüğümüz tedbirleri, yapılan hizmetleri üzerimize düşen sorumluluk bilinciyle takip ediyor ve tavsiyelerde bulunuyoruz.

Sayın milletvekilleri, hastanelerin hasta kontrol, işleyiş ve iş akışlarının sağlıklı olarak devam edebilmesi adına hastaların triyaj ve ilk değerlendirmelerinin yapılacağı, hastane bahçelerinde oluşturabileceğimiz sahra hastane modellerinin artık uygulamaya alınması gerekliliğini tekrar vurgulamak isteriz. Yani bu hastalıktan şüphelenilen kişileri normal hastalarla yan yana getirmemek için, hastane bahçelerinde kurulacak sahra hastane modellerinde hastayı karşılayıp önce burada tedavi etmek, mümkünse çadır hastanelerinde izolasyon süresini takip etme imkânlarını değerlendirmek gerekir. Bunun normal poliklinik hastalarına ve yatan hastalara bulaş riskini azaltmak veya engellemek açısından önemli olduğunu belirtmek isterim.

Sayın milletvekilleri, 65 yaş ve üzerinde olan hastalarımız ve yaşlılarımız bizim büyüklerimiz, yakın tarihimizin şahitleri, milletimizin ak saçlıları, atalarımızdır. Yaşlılarımız bizim en kıymetli değerlerimiz, başımızın üstünde taşıyacağımız kıymetlerimizdir. Onlara sokağa çıkmayla ilgili getirilen kısıtlama onları salgından korumak, incitmemek, hasta etmemek için önemli sayılan tedbir ve güven içindir, yoksa diğer Batılı uygulamalarda görülen ilgisizlik ve sorumsuzlukla karıştırmamak gerekir.

Mücadelenin psikolojik boyutuna da vurgu yapmak gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenle yüce milletimizin “Evinde kal Türkiye.” çağrısına uyan mensuplarına hatırlatıyoruz ki coronavirüs riskinden korunma yöntemlerini öğrenme ve uygulama başlıca koşuldur. Kaynağı belli olmayan ya da alanında yetkin olmayan kişi ve kurumlar tarafından sunulan bilgilere kesinlikle itibar etmeyin. Coronavirüs sürecine ait görüntü, resim, haber ve tartışmalara gereğinden fazla odaklanmayın; kendinizi olduğunuzdan daha fazla tehlike ya da tehdit altında hissetmenize, panik olmanıza ve stres tepkilerinizin artmasına neden olabilir. Düzenli beslenmeye ve sağlıklı yiyecekler tüketmeye özen gösterin. Yeterince dinlenmeye çalışın, mümkünse bulunduğunuz yerde spor yapın. Bu süreçte yaşadıklarımız karşısında stres, endişe, kaygı, panik, depresyon ve benzeri gibi duygusal tepkiler yoğun bir şekilde ortaya çıkabilir. Çevrenizde bu olup bitenleri anlamak için kendinize zaman verin. Geçmişte yaşadığımız zorlu olayların nasıl üstesinden geldiğimizi hatırlayın. Kendinize zaman ayırın, ailenizle zaman geçirin. Duygu ve düşüncelerinizi sevdiklerinizle telefon, e-posta, sosyal medya ya da internet üzerinden paylaşın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Devamla) – Yüce Türk milleti, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey diyor ki: “Geceye sabredene bir gündüz müjdelenmiştir. Zorluklara metanet ve feragatle katlananlara huzur ve nice güzellik vadedilmiştir. Yokuşun ardı düzlük, fecaatin sonu ve sonucu mutlaka felah ve ferahtır. Karamsarlığı semtimizden kovalım, kötümserliği yöremizden uzak tutalım.”

Türkiye bu virüs kuşatmasını da yaracaktır. Allah bes bâki hevestir.

Gaziantep gibi Gazi Meclisimizi saygıyla selamlarım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şahsı adına ikinci olarak Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan konuşacaktır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşeceğimiz kanunun önüne geçen bir defakto durumla karşı karşıyayız. Coronavirüs bütün gündemimizi değiştirdi, hayatımızı değiştirdi, önceliklerimizi değiştirdi. Hatta belki de hepimiz hayatı tekrar sorgulamaya başladık yani bu hayatın içerisinde unuttuğumuz, farkına varmadığımız birçok şeyin farkına vardık. Yani bakıyorsunuz, bütün insanların hayatında bir tek şey önemli; evimizde ilk yaptığımız iş, çocuklarımız aç kalmasın, barınırken herhangi bir ısınma problemi olmasın, işte, ilaç da varsa… Asgariye indirdik hayatımızla alakalı bütün ihtiyaçlarımızı. Gerçek hayat belki de bu. Doğa bize bir ders verdi, “Peşinde bu kadar fazla koştuğunuz hayatın bir de böyle bir tarafı var, dikkat edin!” diye bizi uyarıyor.

Ben burada başka bir şeyi konuşmak istiyorum: Türkiye, tükettiğini üreten bir ülke değil, en başta gıdada. Yani, bizim, başta, en temel ihtiyacımız un; unun ham maddesi buğdayın çok önemli bir kısmını ithal ediyoruz. Yağ; tükettiğimizin üçte 1’ini üretiyoruz, üçte 2’sini ithal ediyoruz. Bu hazinede para kalmamasıyla da alakalı bir durum değil, borç aldınız, IMF’den para buldunuz ama bu salgın nedeniyle şu anda dünyadaki limanların çok önemli bir kısmında liman işçileri çalışmıyor yani gemiler yükleme yapmıyor. Dünyadaki belli başlı limanların önemli kısmında yüklemeler yapılmıyor yani ithal edeceksiniz, paranız var ama o ülkeden ithal edecek herhangi bir lojistik imkânınız yok.

Başka bir şey daha, dün Rusya karar verdi, bütün gıda maddelerinin ihracatını yasakladı. Yarın öbür gün buna benzer kararları başka ülkeler de yaparsa ve bu salgın bir ay, iki ay, üç ay değil, bir yıl sürerse bir yıl sonunda Türkiye’de insanlar açlıkla mücadele eder. Bu çok uzak bir ihtimal değil. Yani, kötümser bir tablo çizmek istemiyorum ama böyle bir tehlike hep var. Bunun için, ülkede, sadece hastalıkla mücadele ederken değil, hastalıktan kurtulup kalanların da hayatını idame ettirebilmesi için nasıl bir önlem alınıyor? Bu dediğim meselelerin çözümü yolunda herhangi bir önlem alındı mı, herhangi bir çalışma yapıldı mı; kamuoyunu bu konuda bilgilendiren yok. Yani, sağ olsun, Sağlık Bakanımız akşamları çıkıyor bize o günkü vefat haberlerini veriyor, vaka haberlerini veriyor ama onun dışında, Hükûmetten hiç kimse diğer ülkelerin liderlerinin yaptığı gibi, diğer ülkelerin liderlerinin yanında bulunan bakanların ve bürokratların yaptığı gibi bu tip meselelerde, temel meseleler üzerinde topluma en ufak bir bilgi vermiyor.

İddia ediyorum; bu ülkeye üç ay gemi gelmesin, üç ay sonra… Hatırlarsınız -benim jenerasyonum bilir- Sana yağı kuyrukları vardı, o zaman döviz yok diye Sana yağı bulunamıyordu, yağ ithal edemiyordu ülke; şimdi, döviziniz olsa bile ithal edemezseniz aynı şeyler olur, çok daha büyük sıkıntılar olur. O zaman nüfusumuz 50 milyondu, şimdi 82-83 milyon.

Bir de bir şey daha var: Paramız kalmadı arkadaşlar ya, diğer konuşmacı arkadaşlara da bakıyorum, burada bir sürü önlemden bahsediyorlar, bunların hepsi yapılması gerekli olan şeyler de bir meseleyi atlıyorlar; Türkiye hazinesi paraları harcadı. Yani Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarına söylüyorum: Paraları yediniz, yediniz ya, 5 müteahhide attınız, Suriyelilere attınız, siyaseti finanse ettiniz; hazinede bir kuruş para kalmadı. Şimdi, corona virüsüne teslim olduk. Hazinede paramız yok, belki IMF coronavirüsün görüldüğü ülkelere para yardımı yapar diye IMF’ye bakıyoruz. Bu hâle gelinmemesi için biz sizi çok uyardık.

Hatırlayın, fazla değil iki ay evvel, ben bu kürsüde “40 milyar dolar harcadınız Suriyelilere, günah değil mi? Bu ülkenin insanlarının daha çok ihtiyacı var.” dediğimde “Bir 40 milyar dolar daha harcarız, ne olur?” dediniz. Ben de diyorum ki: Gelin, şimdi bu 40 milyar doları bu ülkenin insanına harcayın. Bırakın Suriyelileri, Türkiye’nin insanına bu 40 milyar doları harcayın. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Hani, Kanal İstanbul için “Biz onu bir elimizin hareketiyle buluruz.” dediğiniz 75 milyar dolar vardı ya, iki hareket daha yapın, 75 milyar dolar daha getirin, bu ülkenin insanına harcayın. Bu ülkenin insanı, şimdi, eve kapanmış kara kara düşünüyor: “Yarın öbür gün işe gidemezsem ne yaparım?”

Sokağa çıkma yasağı koyun, ben diyorum en başta, sokağa çıkma yasağı koyun; enterne edin insanları, izole edin. Ama sokağa çıkmayan adam ne yiyecek arkadaş? Sosyal devlet onun kapısına ekmeğini nasıl götürüp bırakacak, aşını bırakacak, giyimini bırakacak, elektriğini ödeyecek?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Çok özür diliyorum Başkanım, hemen kesiyorum.

BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Bunun için bir maddi kaynağa ihtiyaç var, bu maddi kaynağı hovardalar gibi harcadınız, perişan ettiniz; Türkiye'nin hazinesini boşalttınız, zerzebil bıraktınız. Emin olun bu günah sizi takip edecek, göreceksiniz. Gelecek nesiller diyecek ki: “Siz bizim atamızı, dedemizi aç bıraktınız, paraları yandaşlara yedirdiniz, sizler yediniz, Esad’ı devirmek için Suriyelilere harcadınız.” Bu hesabı hem tarih önünde hem millet önünde hem kıyamette mutlaka vereceksiniz.

Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Buna çok sert cevap vermen lazım, sert, çok sert olsun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İstanbul Milletvekili  Mehmet Muş’un, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Türkkan’ı dinledim, ekonomiye yaklaşım konusunda çeşitli eleştirileri oldu fakat hazineye yönelik de bazı eleştirileri oldu. Burada kullanılan “boşaltmak” ifadesini sanki “cebimize indirmek” gibi bir ima olarak anlıyoruz biz. Böyle bir şey olması söz konusu değil. Ben yandaş falan da tanımam.

Ülkelerin borçlarını millî gelirine oranlayarak ölçersiniz. Bu dönemlerde, özellikle iktidarda olduğumuz bu süreç içerisinde Türkiye'nin döviz borcunu daha çok TL’ye çevirdik ve borçların millî gelire oranı şu an yüzde 30 seviyelerindedir yani bu oran -geldiğimizde 2 katı gibi bir orandı, daha da fazlaydı- buralara inmiştir. Dolayısıyla, bu bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.34

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.52

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerinde önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

21’inci madde üzerinde 3 önerge vardır; ilk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                Murat Çepni

              Ağrı                                     Muş                                    İzmir

       Şevin Coşkun                          Oya Ersoy                       Abdullah Koç

              Muş                                  İstanbul                                  Ağrı

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

           Cavit Arı                    Saliha Sera Kadıgil Sütlü            Alpay Antmen

           Antalya                                İstanbul                                 Mersin

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Mersin Milletvekili Alpay Antmen.

Buyurun Sayın Antmen. (CHP sıralarından alkışlar)

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülke olarak, tıpkı dünyada olduğu gibi, çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bu zor dönemde elbette en hızlı ve gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Sağlık hayatında, sosyal hayatta, ekonomik hayatta alınması gereken ve alınan tedbirlerin mutlaka vatandaşın lehine olması gerekiyor ancak açıklanan ekonomik pakette maalesef halkın değil, sadece patronların kurtarıldığını izledik. Umarız iktidar bir an önce bu yanlışından döner ve bu kriz en az hasarlı bir şekilde atlatılır.

Buradan coronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, tedavi gören vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, keşke bugün burada esnafımızın ekonomik sorunlarını konuşsaydık; keşke çalışanlarımızın ekonomik koşullarını iyileştirmeyi konuşsaydık; avukatların, serbest mali müşavirlerin, diğer serbest meslek erbaplarının ekonomik durumlarını iyileştirmeyi görüşseydik; kargocuları, AVM çalışanlarını, PTT çalışanlarını corona virüsünden nasıl koruyacağımızı konuşsaydık ve önlemlerini alsaydık ama biz burada bir torba yasayı görüşüyoruz.

Ben, şimdi size teklifin 21’inci maddesiyle ilgili görüşlerimizi anlatmak istiyorum. Bakın, bu maddede derneklerin üye kabul ve üye bildirimleriyle ilgili işlemlere değişiklik getirilmek isteniyor.

Şimdi burada dikkatinizi çekmek istiyorum. 2018 yılında, o zamanki adı İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesiydi sonradan Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü adını aldı, bu daire tüm derneklere yazı gönderdi. O yazıda “2019 Mayıs ayına kadar DERBİS -yani Dernekler Bilgi Sistemi- üzerinden tüm üyelerin T.C. kimlik, adres ve kayıt anında tutulan tüm bilgileri sisteme kaydedilsin.” dediler. Eğer kaydedilmezse otomatikman kaydedilmeyen tüm üyelerin üyeliklerinin düşürülmüş sayılacağını da aynı yasada derneklere ilettiler.

Şimdi, siz, bugün yeniden bu konuyu kanunla Meclisin gündemine getiriyorsunuz. Bundan zaten iki yıl önce derneklere göndermiş olduğunuz yazıda bahsetmiştiniz yani yönetmelikle yapılabilecek bir değişiklik için şu an kanun çıkarmaya ne gerek var? Bunu kanun değişikliğiyle yapacaktınız madem neden iki yıl önce yönetmelikte konuyla ilgili değişikliğe gittiniz? Değerli milletvekilleri, çünkü o zaman sadece dernek yöneticilerinin kimlik bilgilerinin Bakanlığa verilmesi zorunluyken bu düzenleme, tüm dernek üyelerinin kimlik bilgilerinin otuz gün içinde Bakanlığa verilmesini öngörüyor.

Değerli milletvekilleri, işin esası, bu bir “fişleme” yasasıdır yani bu yasa “Yönetmelikte fişleyemedik, kanunla fişleriz.” demektir. Bu teklifin, Anayasa’nın temel hakları düzenleyen 13’üncü maddesine, örgütlenme ve ifade özgürlüğü ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırı olduğunu bilmeniz gerekiyor, bilmiyorsanız bu büyük bir ayıp ancak bu teklifin Anayasa’ya ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu bilerek bunu getiriyorsanız ve el kaldıracaksanız bu çok daha büyük bir ayıp olacak değerli milletvekilleri.

Bakın, bu teklif yemin ettiğiniz, yemin ettiğimiz Anayasa’ya aykırı bir teklif. Ne demiştik? Hepimiz bu kürsüde yemin ettik, dedik ki: “Anayasa’ya bağlı kalacağıma namusum ve şerefim üzerine ant içerim.” Gerisi sizlere kalmış değerli milletvekilleri.

Sayın milletvekilleri, normalde dernekler üye kabulünü kendi tüzük ve kuralları, Anayasa’nın da verdiği haklar üzerinden yapar; şimdi ise bu teklifle tüm üyeler valinin onayına gönderilecek yani valilik kimin hangi derneğe üye olacağını ya da olmayacağını belirleyebilecek. Eğer bir şey arz ediyorsanız onun reddi de söz konusu olabilir. O zaman ne anlamı var sivil toplum kuruluşu olmanın? Açın bakın demokratik kitle örgütü nedir diye, dünyada nasıl diye; bilmiyorsanız öğrenin, öğrenmenin ayıbı yok. Bu teklifle derneklerimiz dernek olmaktan çıkıyor. O zaman kapatalım bütün dernekleri, nasıl olsa kimin üye olup olmayacağına vali karar verecek, gidelim bir valilik derneği kuralım, tüm dernek üyeleri valilik derneği üyesi sayılsın olsun bitsin. Anayasa’yı ve Anayasa üzerine ettiğimiz yemini hatırlamamız gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, inşallah bu coronavirüs tehlikesi geçecek ama bugünler geçtikten sonra esnafımız, çalışanımız, serbest meslek erbabı, avukatlar, mali müşavirler ve emekleriyle çalışan birçok kesim bundan çok büyük ekonomik zarar görecek. İşte, biz şimdiden bu ekonomik tedbirleri de almak zorundayız diyor, tüm Büyük Millet Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Ağrı Milletvekili Abdullah Koç.

Buyurun Sayın Koç. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi coronavirüs salgını nedeniyle deniliyor ki “Türkiye evde kal.” Ya, tamam da “Evde kal.” da evde ne bıraktınız, evde ne var peki? Evde yoksulluk var; evdeki tencere kaynamıyor, binlerce işsiz var. Peki, siz ne hakla bu halka “Evde kal.” diyorsunuz? Hangi hakla bunu söylüyorsunuz? Bu ülkeyi soyup soğana çevirdiniz, bu halka “Evde kal.” diyorsunuz. Milyonlarca işsiz insan var, milyonlarca. Kendi evine bir ekmek parası götüremeyecek, bir ekmek götüremeyecek milyonlarca insan var. Siz bu insanlara “Evde kal.” diyorsunuz. Bakın, öncelikle halkın zorunlu ihtiyaçlarını gidermeden böyle bir talepte bulunmak insan haklarına büyük bir aykırılıktır. Böyle bir şey olamaz. Bu halkı açlığa mahkûm ediyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, coronavirüs salgını inanılmaz boyutlara geldi. Bakın, Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Doktor Tedros Adhanom ne diyor biliyor musunuz? Diyor ki: “Bu salgını yenebilmenin tek yolu dayanışmadır, dayanışmadır, dayanışmadır.” Peki, başka ne diyor? “Bu, insanlığa karşı görünmez bir düşmandır, dayanışmayla ancak yenebilirsiniz.” diyor.

Değerli arkadaşlar, insanlığa karşı görünmez olan bu virüse karşı dayanışmayla mücadele edilmesi gerekirken AKP Hükûmeti yine Kürt düşmanlığına başladı, yine bir Kürt düşmanlığıyla ortaya çıktı. HDP’ye ait olan belediyelere yine kayyumlar atadı. Bu barbarlık ve hukuk tanımazlık, bu iktidarın sıkıştığı dönemlerde sığındığı bir liman hâline geldi. Bu iktidar, virüsten daha çok bu halktan, HDP’den korkar hâle geldi ve HDP’den korkuyor değerli arkadaşlar. Sağlık sistemine, topluma, emekliye, işçiye, köylüye yönelik ekonomik paket tedbirleri alması gerektiği yerde, durumu fırsata çevirip Kürt düşmanlığı yaparak, belediyelere kayyum atayarak yalan yanlış iddialarla halkın iradesini gasbetmekle meşgul. Bakın, bu tablo tesadüf mü sizce?

Bakın değerli arkadaşlar, mazbataları iptal edilen belediyeler: Bağlar, Tuşba, Edremit, Çaldıran, Tekman ve Dağpınar beldesi. Bu da tesadüf mü sizce? Bakın, Diyarbakır Büyükşehir, Mardin Büyükşehir, Van Büyükşehir Belediyelerine el konuldu. Bu da mı tesadüf sizce? Bakın, Batman, Hakkâri illerimizin belediyelerine el konuldu. Bu da mı tesadüf sizce? Güroymak, Bismil, Eğil, Ergani, Hazro, Kayapınar, Kocaköy, Kulp, Lice, Silvan, Sur, Yenişehir, Karayazı, Yüksekova, Derik, Kızıltepe, Mazıdağı, Nusaybin, Savur, Bulanık, Varto, Cizre, İdil, Suruç, Başkale, Erciş, İpekyolu, Muradiye, Özalp, Saray ilçelerine de el koydu bu iktidar. Bu da mı sizce normal bir durum?

Bakın, İkiköprü, Akpazar, Halfeli, Erentepe, Gökçebağ beldelerine el koydu bu iktidar. Bu da mı sizce tesadüf? Tesadüf değil değerli arkadaşlar. Bu, Kürt düşmanlığıdır, Kürt düşmanlığının başka bir anlatımıdır, başka bir uygulamasıdır; bu da nettir değerli arkadaşlar. Biz bunu kesinlikle burada kabul etmiyoruz, kabul etmeyeceğimizi belirtiyoruz. Bu halk size boyun eğmeyecek, bunu da bu şekilde bilin, bunu, net bir şekilde, bütün halkımızın huzurunda sizlere sesleniyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu hukuksuzlukların yanında, bu teklifle, yine halkın örgütlenme şekline, halkın örgütlenme özgürlüğüne, halkın derneklere üye olma anlayışına da şu anda bu AKP Hükûmeti müdahale etmek istiyor. Ne yapıyor? Bütün verileri İçişleri Bakanlığının havuzuna göndermek istiyor. Ya, biz bu İçişleri Bakanlığına nasıl güveneceğiz? Hukuksuzlukları her gün bize dayatan bir Bakanlık. Bir de biz ne yapacağız? Bu bilgileri de bu halkın bilgilerini de bu şekilde İçişleri Bakanlığına göndereceğiz. Mümkün mü bu? Hukuk ayaklar altında, “mahkeme” diye bir sistem kalmadı, bırakmadınız. Bir de halkın bütün gizli bilgilerini de İçişleri Bakanlığına göndereceksiniz ve o halkı fişleteceksiniz. Biz bunu da kabul etmiyoruz, buna da şiddetle karşı koyacağız ve şiddetle karşı duracağız.

Değerli arkadaşlar, peki, uygulamayla ilgili bir şey söyleyeyim ben size: Bakın, “Terörle Mücadele Yasası” adı altında yaptıkları bütün operasyonlarda, bütün soruşturmalarda halka soruluyor, gözaltındaki kişiye soruluyor “Sen hangi derneğe üyesin, hangi partiye üyesin?” diye. Kanuna aykırı olmasına rağmen halka bu dayatılıyor. Kaldı ki bu kanun geçtiği zaman da kim bilir bu halka neler dayatılacak. Bu nedenle değerli arkadaşlar, biz bu hukuksuzlukları kesinlikle kabul etmiyoruz, karşı da duracağız.

Bak, virüs salgınıyla bu halk mücadele ediyor, bu halkın bütün ihtiyaçlarını giderin, bu halktan aldıklarınızı bu halka verin. Bizim size seslendiğimiz nokta budur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, hatip konuşmasında “Bu ülkeyi soyup soğana çevirdiniz.” gibi bir ifade kullanmıştı, bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Ülkeyi soyup soğana çeviren bir iktidar, iktidar koltuğunda oturamaz, millet ona gereken dersi verir.

Az önce de ifade ettik “Kürt düşmanlığı” ifadesi kullanılıyor, böyle bir düşmanlığımız kesinlikle yok, milletimizin tamamını aynı samimiyetle kucaklamaktayız. Şunu da söyleyeyim: Milletten yetki alırız, milletin emrine amade şekilde çalışırız, kimseden çekindiğimiz yok, hele hatip de diyor ya: “Bizden çekiniyorsunuz”, valla hiç çekindiğimiz falan da yok. Bunu da Genel Kurulun takdirlerine sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun, Sayın Beştaş.

33.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Doğrusu, hatibimiz gerçekleri ifade etti, hatta zaman olmadığı için az söyledi yani bizim dün itibarıyla 8 belediyemize el konuldu. ‘’Kayyum atandı’’ deme lafı bile az kalıyor, gasbedildi. Bu soyup soğana çevirme meselesi de, Diyarbakır Büyükşehir Belediyemiz başta olmak üzere, diğer belediyelerde Sayıştay raporlarında da ispatlandığı üzere, ne kadar büyük yolsuzlukların olduğunu, halka hizmet olarak götürülmesi gereken meblağların, paraların nasıl şatafat için kullanıldığını bütün Türkiye’ye söylüyoruz. “Kürt düşmanı değiliz.” diyorlar, bunu söylerken biz de çok mutlu olmuyoruz ama düşmanlığı nasıl tarif edelim. Corona salgını gibi bir belayla bütün dünya uğraşırken, insanlık ailesi nasıl başa çıkacağım diye gece gündüz yerel yönetimlerle nasıl iş birliği yaparız diye projeler üretirken, bir gece yarısı, bir sabah ya da mesaiden sonra gidip belediye başkanlarını göz altına almak, şu anda Batman Belediye Eş Başkanlarımız için 4 günlük göz altı süresi alınmış, corona tehlikesi var. Benim vekili olduğum ilde Gökçebağ Belediye Eş Başkanı Serhat Bey, Jandarmada ifade veriyor ve görüntüleri gösterebilirim size onlarca askerle eve baskın yapılıyor, herkesin yaşamı tehdit ediliyor yani bu konuda düşmanlığı nasıl başka türlü ifade edelim, Türkçede böyle bir kavram yok.

Ama Türkiye halklarına, Türk halkına, diğer herkese şunu söylemek istiyorum: Lütfen bir an için Batmanlı olun. Bir Didimli, Batmanlı bir vatandaş olsun, bir Yozgatlı bir an için Diyarbakırlı olsun, bir Kayserili bir an için Mardinli olsun ve oy verdiği belediye başkanlarının bir sabah ya da bir gece yarısı elleri kelepçelenerek gözaltına alındığını ve kayyumun belediyeyi karakola çevirdiğini, lütfen, düşünsün, empati yapsın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Toparlıyorum.

Buna “düşmanlık” dışında bir kavram buluyorlarsa biz bunu tartışabiliriz.

Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 21’inci maddesinde yer alan “otuz gün” ibaresinin “kırk beş gün” şeklinde değiştirilmesini, maddeye “ibaresi eklenmiş” ibaresinden sonra gelmek üzere “,fıkrada yer alan ‘mülkî idare amirliğine’ ibaresi ‘merkezinin bulunduğu dernekler birimine’ şeklinde” ibaresinin eklenmesini ve maddede yer alan “fıkrada” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat         Bekir Kuvvet Erim

           İstanbul                                İstanbul                                 Aydın

   Vildan Yılmaz Gürel                    Emrullah İşler                Asuman Erdoğan

             Bursa                                  Ankara                                 Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Meclisin takdirine bırakıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle 5253 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesindeki bildirim yükümlülüğü süresinin otuz günden kırk beş güne çıkarılması ve maddede yer alan bildirim yükümlülüğünün dernek merkezinin bulunduğu dernekler birimine yapılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

22’nci madde üzerinde 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesinin kanun teklifinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir                   Murat Çepni                         Oya Ersoy

              Ağrı                                    İzmir                                 İstanbul

Gülüstan Kılıç Koçyiğit                  Şevin Coşkun                        Nuran İmir

              Muş                                     Muş                                   Şırnak

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Ayhan Erel                          Ümit Dikbayır                       Ümit Beyaz

           Aksaray                               Sakarya                               İstanbul

        Enez Kaplan                         Yasin Öztürk

           Tekirdağ                                Denizli

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Şırnak Milletvekili Nuran İmir.

Buyurun Sayın İmir. (HDP sıralarından alkışlar)

NURAN İMİR (Şırnak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

AKP, bu torba yasalarla yapılan her kanun değişikliğiyle yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Sarayın yetki alanları genişlemekte, devletin bütün kurumlarını tekelleştiren iktidar artık sivil toplum kuruluşlarını da gözetim ve denetim altına alarak muhalif tek bir ses bırakmamaktadır. Söz konusu maddeler, açık bir şekilde, en temel anayasal haklardan biri olan örgütlenme özgürlüğünü ve buna bağlı olarak da ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yöneliktir. Dernekler, kuruluşlarında dahi valilikten izin alarak değil sadece bildirimde bulunurken, dernek üyelerinin kişisel verilerini elektronik ortama aktarma zorunluluğu özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Dernekler Kanunu’nun 9’uncu maddesine göre “Derneklerde iç denetim esastır.” İnsan Hakları Derneğine göre bireylerin dernek kurma özgürlüğü, hukukta, derneğin kendi iç düzenini, üyelik hak ve yükümlülüklerini ve etkinlik alanını belirleme serbestliğiyle tanımlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bugün insanlığın sağlığını tehlikeye atan bir salgınla karşı karşıyayız. AKP, bu insanlık dramını dahi fırsata çevirme peşinde. Kendi başarısızlığını halkın iradesi olan HDP’ye saldırarak örtmeye çalışmaktadır. Her seferinde ülke olarak ortaya çıkan kriz karşısında “Nasıl çözeriz?”in üzerine yoğunlaşırken, çabalarken AKP iktidarı demokratik yollarla mücadele edemediği HDP’nin kazanımlarını nasıl ortadan kaldıracağının derdine düşüyor. Evet, iktidar bu kez corona virüsünü fırsata çevirip, dün 8 belediyemize kayyum virüsünü atamıştır. Bir kez daha söylüyoruz: Bu, halkın iradesinin gasbedilmesidir, bu bir halkın seçmenine de seçilmişine de tahammül etmemektir, bu demokratik yollarla yenemediğin partiye darbe yapmaktır.

HDP’li olsun olmasın, herkes kayyum zihniyetine karşı çıkmalıdır. Herkes açısından bu bir demokrasi sınavıdır. Halkımız, kayyumları asla tasvip etmedi. Bunu en son yapılan yerel seçimlerde de gördük. Bu ne vicdansızlıktır, bu ne şuursuzluktur!

Arkadaşlar, AKP polis zırhıyla saldırıyor ve zorbalık yapıyor, düşman hukuku işletiyor. Bunu asla kabul etmeyiz, etmeyeceğiz. İnanın, en büyük hastalık ülkenin başındaki iktidarın kendisindedir. Darbe olur HDP’ye saldırırsınız, OHAL olur HDP’ye saldırırsınız, ekonomik kriz olur HDP’ye saldırırsınız, deprem olur HDP’ye saldırırsınız, salgın olur yine HDP’ye saldırırsınız! Çok korkuyorsunuz, HDP sizin iktidarınızın alternatifini oluşturuyor. HDP, bu ülkenin güvenceli sigortasıdır, HDP rant düzeninize son verecektir ve toplumu kemirmeniz son bulacaktır.

AKP iktidarının testini koymak için herhangi bir kite ihtiyaç yoktur. Direkt olarak bu zihniyet aslında karantinaya alınmalıdır. Ancak, on dört gün yetmez. Bu zihniyet bir bütün tedavi edilmelidir. Çünkü, uygulamalarıyla topluma ciddi zararlar vermektedirler, toplumda  derin yaralar açmaktadırlar. AKP rejimi, Türkiye halkları açısından en büyük tehlike salgınıdır. Yıllardır kendisiyle çelişen, toplumu yavaş yavaş kemiren bir virüs gibidir. Corona virüsünden korunmak için nasıl hijyen çok önemliyse, AKP’den kurtulmak için de demokrasi o kadar önemlidir.

SALİH CORA (Trabzon) – Ayıp ya!

NURAN İMİR (Devamla) – Kolonya ve dezenfekteyle bu virüs geçmiyor ne yazık ki!

SALİH CORA (Trabzon) – Virüs sensin!

NURAN İMİR (Devamla) – Bu siyasi virüsün tek çözümü birlikte hareket etmek, direnmek, mücadele etmektir.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan!

NURAN İMİR (Devamla) – Biz direnmekten vazgeçmeyeceğiz. Seçim olsa da o sandıklarda yine sizi gömeceğiz. Yine sizi gömeceğiz! Yine sizi gömeceğiz!

SALİH CORA (Trabzon) – Hadi oradan!

NURAN İMİR (Devamla) – Ve buradan bütün halkımıza, bütün halkımıza çağrımızdır: Virüse karşı tedbirinizi alın, evinizden çıkmayın ancak AKP’ye karşı da örgütlenin, birleşin, direnin diyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden söz vereyim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın, Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki benzetmeyi reddettiklerine ilişkin açıklaması

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, hatip “virüs” ile AK PARTİ’yi benzetmiştir. Bu talihsiz bir benzetmedir. Kem söz sahibinindir. Bunu şiddetle reddediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeler hakkında…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir şey demedi ki ya Ramazan! Daha önce senin dediğini demedi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Niye virüs olduğunu söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

35.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Biz, halk sağlığını da halk iradesini de koruyan bir yerden konuşuyoruz. Salgın halkın sağlığını tehdit ediyor ama kayyum da halkın iradesini gasbediyor. Bu nedenle “virüs” benzetmesi oldukça yerindedir diyebiliriz. (HDP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından “Hadi oradan!” sesleri)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri hakkında konuşmak isteyen, Denizli Milletvekili Yasın Öztürk. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin, namıdiğer bir torba kanunun 22’nci maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Gönül isterdi ki madde içeriğinde yer alan yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımı üzerine konuşabilecek bir durumda olsaydık ama ülke olarak enerjimiz bitti. Şu an tek derdimiz vatandaşımızın umutlarını yenileyebilmek. Malum virüs, vatandaşımızı da ekonomimizi de karantina altına aldı. Şu an tek yapmamız gereken ülkemiz için çözüm üretmek. Bilim adamlarımızın, tıp dünyasının görevi aşı, ilaç ve tedavi yöntemleri üzerine çalışmak. Buradan bütün sağlık çalışanlarını bir kez daha gönülden alkışlıyorum. Bizlerin görevi de sağlık açısından önlemleri almak kadar sosyal ve ekonomik tedbirler üzerine de kararlar almak. Şu aşamada iktidarın muhalefetten gelen önerileri reddetme lüksü yok. Tek isteğimiz ve dileğimiz sağlıkla, birlik ve beraberlik içerisinde bu zorluğu da aşmak ve karantina süreci bittikten sonra vatandaşımızı ekonomik karantinadan kurtarmak, tekrar sosyal yaşama dahil etmek.

Vatandaşa “Evde kal.” diyoruz. Diyoruz ama işsizin bol olduğu ülkemizde evde kalma lüksüne sahip olmayan çalışanlarımız var. “Evde kal” çağrısına uymak zorunda olan asgari ücretle çalışan personelin iş yerleri de iznini ücretsize çeviriyor. Bu aşamada çalışan da mağdur iş veren de mağdur. İş veren vergisini, kirasını, çalışanının maaşını, sigortasını, elektriğini, suyunu ve doğal gazını daha birçok gider kalemini düşünmek zorunda ama iş yapamıyor.

Vergiler bir süre ertelendi, ötelendi, taksite bağlandı. Karantina sürecinin ne kadar süreceği belli mi? Belli değil. Çalışanlarını ne kadar süre koruyabilecekler, çalışamayan nüfusumuz ne kadar artacak, belli değil. Hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız ve sosyal devlet anlayışıyla vatandaşımıza yardımcı olmalıyız, işte bugünler için bu şart. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Devleti yaşatabilmemiz için ise kamu ekonomisinin yeni yönetim stratejisi, tasarruf, tedbir olmalı ve bugünlerde kamu kaynakları öncelikle sağlık ve yardıma muhtaç kesim için kullanılmalı.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; küçük bir tavsiyem var, başından söyleyeyim. Belki, yıllardır hac için birikimini yapmış, planını yapmış, beklediği kuradan bu yıl kutsal topraklara gitme hakkını kazanmış vatandaşlarımızdan tepki alabilirim ancak hayati bir durum ortada, Coronavirüs denilen bu illet, ilacı, aşısı bulunsa bile, bir süre daha, sadece ülkemizin değil dünyanın başına dert olmaya devam edecek, virüs hayatımızdan hemen çıkmayacak. Malum, bu sene, hac takvimi Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından, 22 Haziran-25 Temmuz 2020 çıkış, 6 Ağustos-2 Eylül dönüş olacak şekilde açıklanmıştır. 2020 hac ön kayıtları 11 kasım-13 aralık tarihleri arasında yapılmış, kura çekimi sonrasında kesin kayıt süreci tamamlanarak 83.430 vatandaşımız kutsal topraklara gitmeye hak kazanmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı coronavirüs salgınıyla mücadele amacıyla umre ziyaretlerini 27 şubatta askıya almış,  aynı zamanda Suudi Arabistan da umre ziyaretlerini askıya almıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı 15 Mart 2020 tarihinde hac görevi sırasında görev yapacak sağlık personelinin mülakatını ileri bir tarihe ertelemiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü 20 Mart tarihinde hac ödemelerinin ikinci ve üçüncü taksit ödemelerini ikinci bir duyuruya kadar ertelemiştir. 20 Mart tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu kararı gereğince Suudi Arabistan’a olan uçuşları karşılıklı olarak durdurmuştur. Son umre kafilesinden dönen vatandaşlarımız hâlen karantina altında.

Geçtiğimiz yıl hac görevini ifa eden 77 bin vatandaşımızın yaklaşık 40 bini 60 yaş üzeri vatandaşlarımızdan oluşmakta. Ne yazık ki bu virüsün en fazla etkilediği yaş grubu 60 yaş üstü. Hacca gitmek, maddi gücü olan ve bu ibadeti yerine getirebilecek sağlıklı kişiler için Cenab-ı Allah’ın kısmet etmesi hâlinde tabii ki farz. Cenab-ı Allah Bakara Suresi 196’ncı ayetikerimesinde şöyle buyurur: “Haccı da umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin.” Buradaki engelden maksat, ağırlıklı görüşe göre, hac yapma imkânını ortadan kaldıran veya tehlikeye düşüren hastalık, yol emniyetinin olmayışı, düşman tehlikesi gibi olumsuzluklardır. Nitekim ayetin devamında “güvenlikte olduğunuzda” ifadesi de bunu desteklemektedir. Ancak umre dönüşü coronavirüs vakalarındaki artış dikkate alınınca da Diyanet İşleri Başkanlığının bugünden radikal bir karar alması gerekiyor. Gelin bu sene, kurada çıkan hacıların hakkı seneye baki kalmak kaydıyla hac organizasyonunu iptal edelim.

Diyanet İşleri Başkanlığımız, hac ibadetine yardımcı olmak maksadıyla, içinde başta din görevlisi ve sağlık görevlisi olmak üzere yaklaşık 4.500 personeli, kurum içinden veya sınavla geçici olarak görevlendirme yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Kendilerinin harcırahı dışında yol, otel, yemek masrafları bütçede ciddi bir rakam tutuyor. Diyanet İşleri Başkanlığımız bu organizasyona ayırdığı bütçeyi ve 2020 bütçesinde kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ayırdığı 39 milyon 300 bin liralık bütçeyi Sağlık Bakanlığına aktarsa, bu rakam salgın dolayısıyla yapılan harcamalara kullanılsa sosyal sorumluluk ve sosyal devlet anlayışıyla her kesimin takdirini kazanır. Allah’ın resulü, Buhari’den aktarılan hadisişerifinde  “Ameller niyetlere göredir.” buyurmuştur. 

Son söz olarak diyorum ki bu sene hacca gidemeyen vatandaşlarımızın niyet ve gayretlerini inşallah Cenab-ı Hak, Hakk’a gitmiş gibi mükafatlandırır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesinin aşağıdaki şekilde düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Madde 22: 5253 sayılı Kanunun 32’nci maddesinin birinci fıkrasının (I) bendinde bulunan “,23” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve fıkraya aşağıdaki bent ilave edilmiştir.

“s) 23 üncü maddede belirtilen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen dernek yöneticilerine beş yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir.

       Gamze Taşçıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

           Cavit Arı                    Saliha Sera Kadıgil Sütlü          Faruk Sarıaslan

           Antalya                                İstanbul                              Nevşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN -  Buyurun Sayın Bülbül.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, Türkiye’de olduğu gibi Aydın ili Nazilli ilçesinde de yaşanılan koruyucu ekipman konusundaki problemlerin bir an önce giderilmesi, sağlık personelinin kaderine terk edilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Coronavirüs salgınında mesai kavramı gözetmeden canla başla çalışan sağlık çalışanlarımızın rolü oldukça önemlidir. Sağlık çalışanlarımızın, kendi sağlıkları da bir o kadar önemlidir. Aydın’da 300 bin nüfuslu 7 ilçeye hizmet veren yaklaşık 600 sağlık personelinin çalıştığı Nazilli Devlet Hastanesinde maske ve diğer koruyucu ekipman stokunun sadece iki gün yeteceği, dağıtılacak maskelerden 1 adet verileceği ve tekrar kullanılmak üzere poşette saklanılması istenildiği iddiaları basına yansımıştır. Sağlık çalışanları “Sayıyla, taneyle kişisel koruyucu ekipman istemiyoruz, alkış yerine maske istiyoruz.” diyorlar. Türkiye’de olduğu gibi Aydın Nazilli’de koruyucu ekipman konusunda yaşanan problemler bir an önce giderilmeli, sağlık personellerimiz kaderine terk edilmemelidir.

Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan.

Buyurun Sayın Sarıaslan. (CHP sıralarından alkışlar)

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dernekler Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklikle ilgili konuşacağım.

Dernekler Kanunu’nda yapılmak istenen değişiklik teklifiyle yönetim kurulu, denetim kurulu ile derneğin diğer organlarına seçilen asil ve yedek üyeleri, üyeliğe kabul edilenler ile üyeliği sona erenlerin adını, soyadını, doğum tarihini ve kimlik numarasını otuz gün içinde mülki idare amirliğine bildirmek zorunluluğu getirilmektedir.

Teklifin gerekçesinde de yurttaşların bilgisi dışında derneklere üye yapılması ve üyelikten çekilenlerin işlemlerinin yapılmaması gibi sorunların yaşandığı gösterilmektedir. Kanunun bu gerekçesi maddede getirilmek istenen değişikliği haklı kılmaz çünkü Türk Ceza Kanunu’nda sayılan gerekçelere karşı yeteri kadar yaptırımlar vardır. Anlaşılıyor ki amaç, örgütlenmenin “Fişleniyorum.” korkusuyla engellenmesidir. Eğer siz insanların örgütlenmesini doğrudan ya da dolaylı yollarla engellerseniz illegal örgütlenmenin yolunu açarsınız. Sizlerin çok kullandığı tabirle merdiven altı örgütlenmeler başlar.

Örgütlenme özgürlüğü bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kendilerini temsil eden bir toplu teşekkül oluşturarak bir araya gelmeleri özgürlüğü olarak tanımlanabilir. Örgütlenme özgürlüğü İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 20’nci maddesinde, Türkiye'nin tarafı olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 22’nci maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci maddesinde koruma altına alınmıştır. Türkiye örgütlenme özgürlüğüne yer veren tüm bu belgeleri usulüne uygun bir şekilde onaylamış ve tamamını iç hukukuna aktarmıştır. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi doğrultusunda bu belgeler iç hukukun bir parçası hâline gelmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci maddesine ve Anayasa’nın örgütlenme özgürlüğüne ilişkin, 33, 51, 53, 54, 68 ve 69’uncu maddelerine göre örgütlenme özgürlüğünün öznesi herkestir. Doğrudan ya da dolaylı yollarla bu özgürlüğü engelleyemezsiniz. Bu konuda, 2007 tarihli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Bulgaristan’la ilgili bir kararında, bir örgütün, devlet tarafından önüne üstesinden gelinmesi zor koşullar getirilerek ve böylece örgütlenme özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanmasını engellemeyi doğru bulmamış, Bulgaristan devletinin aleyhine karar vermiştir. Örgütlenme özgürlüğünün demokrasiyle yakından ilişkisi ve bu bağlamda taşıdığı önem Anayasa Mahkemesi tarafından da kabul edilmiştir. Mahkemeye göre: “Demokrasilerde, vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçlar izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşenidir. Demokrasilerde böyle bir örgüt, devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklardandır.” denilmektedir. Anayasa’nın 20’nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hâllerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Bu kanun teklifi ayrıca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine aykırılık teşkil etmekte ve çelişki oluşturmaktadır. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 4’üncü maddesinde düzenlenmiş olan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkelerde “Kişisel verilerin işlenmesinin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olması; belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmesi; işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmak ilkelerine aykırılık oluşturmamaktadır.” denilmektedir. 

Değerli milletvekilleri, bilinmelidir ki örgütlenme özgürlüğüyle ilgili bir hukuki uyuşmazlık söz konusu olduğunda dikkate alınacak standartlar bu uluslararası sözleşmelerde yer alan veya özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ya da İnsan Hakları Komitesi gibi denetim organları tarafından ortaya konulan standartlardır. Eğer, siz, yukarıda saydığım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi kararlarını yokmuş varsayarak bu maddenin geçmesinde ısrar ederseniz uluslararası alanda devleti zora sokar, ciddi tazminatlar ödersiniz. Unutmamak gerekir ki korkarak ve korkutarak ülke yönetilmez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; demokrasi, özgürlüğü yok etme özgürlüğü değildir; demokrasi, toplumsal barışı güvence altına almak için uzlaşma ve denge rejimidir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. 

23’üncü madde üzerinde 4 önerge vardır. İlk okutacağım 3 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                  Oya Ersoy

              Ağrı                                     Muş                                  İstanbul

       Şevin Coşkun                         Murat Çepni

              Muş                                    İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

Saliha Sera Kadıgil Sütlü                   Cavit Arı                       Alpay Antmen

           İstanbul                                Antalya                                 Mersin

        Serkan Topal

             Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Ayhan Erel                           Enez Kaplan                     Ümit Dikbayır

           Aksaray                               Tekirdağ                               Sakarya

         Ümit Beyaz                   Muhammet Naci Cinisli

           İstanbul                                Erzurum

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Hatay Milletvekili Serkan Topal.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Öncelikle, coronavirüs nedeniyle büyük bir özveriyle çalışan bütün emekçi arkadaşlarımıza, hekim arkadaşlarımıza, sağlık çalışanlarına, belediye çalışanlarına, kamu görevlilerine ve bütün işçilerimize, vatandaşlarımıza buradan selamlarımı, saygılarımı sunuyorum; kendilerine kolaylıklar diliyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, coronavirüs 12 Aralıkta yani bundan yaklaşık üç ay on gün önce Çin’de görüldü. Hükûmet çıktı, dedi ki: “Biz önlem alıyoruz.” Ne tür önlem aldılar arkadaşlar? Değerli arkadaşlar, sağlık çalışanları –bakın, hepimiz sosyal medyadan duyuyoruz- inanın, eldiven bulamıyorlar, dezenfektan bulamıyorlar, maske bulamıyorlar; karaborsaya çıktı. Neden peki? Nasıl? Hangi önlem?

Bir de değerli arkadaşlar, 17 bin solunum cihazı var. Şimdi, üç aydır biz neden solunum cihazı üretemedik? Neden arkadaşlar? Şimdi, geçen burada Bakan çıktı dedi ki: “Biz 500 bin test kiti sipariş aldık.” Ya, Güney Kore günde 20 bin test yapıyor, biz daha şu ana kadar toplam 25 bin test yapamadık değerli arkadaşlar. Nerede önlem, arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, hani 500 bin sipariş aldılar ya, biz 500 bin siparişi bırakın… Hani önce vatan diyorduk, hani önce vatandaş diyorduk; önce vatandaş, değerli arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bir sorunu özellikle dile getirmek istiyorum. Şu an bizi izliyorlar, yurt dışında gerçekten mağdur olan ve şu anda ciddi anlamda parasız olan nice vatandaşımız var; özellikle Suudi Arabistan’da, Kuveyt’te, Katar’da, Kıbrıs’ta ve dünyanın birçok ülkesinde. Şimdi, kriz masası oluşturulduğunu söyledi Sayın Grup Başkan Vekili. Buradan kriz masasına sesleniyorum; Sayın Cumhurbaşkanına, Sayın bakanlara, bütün milletvekillerine sesleniyorum: Bakın, orada vatandaşlarımız mağdur, ciddi anlamda işçilerimiz mağdur. İnanın, Arabistan’da bir odada 8 kişi kalıyor, 6 kişi kalıyor ve dışarı çıkamıyorlar. Bir an evvel  Dışişleri Bakanlığımız oranın Dışişleri Bakanlığıyla irtibata geçsin ve gelmek isteyen vatandaşlarımızı bir an önce getirelim. Ha, diyorlar ki, karantinayla ilgili yeterli derecede yatak yok. Hatay Serinyol bölgesinde, Hatay’a gelecek vatandaşlarımıza biz yeteri derecede yer ayarlarız; ciddi anlamda söylüyorum, bütün kalbimle söylüyorum. Bunun için ben üç aylık maaşımı da vermeye hazırım, samimi söylüyorum. Yeter ki o vatandaşlarımız, gelmek isteyen vatandaşlarımız gelsin. Orada bütün belediye başkanlarımızla birlikte, yerel anlamda bu sorunu çözebiliriz, vatandaşlarımız için orada karantina bölgesi oluşturabiliriz.

Değerli arkadaşlar, ekonomik paket açıklandı. Şimdi, ekonomik pakette -yani güler misiniz, ağlar mısınız- uçak seyahatlerinde KDV yüzde 1’e indirildi, yüzde 18’den yüzde 1’e. Şimdi, değerli arkadaşlar, vatandaşa bir yandan “Dışarı çıkma.” diyorsunuz, ondan sonra, ekonomik pakette -neymiş efendim- uçak seyahatlerine indirim. Ya, vatandaş nereden nereye gidecek? Salondan mutfağa mı yoksa salondan yatak odasına mı uçakla gidecek arkadaşlar? (CHP sıralarından alkışlar) Ya, dalga mı geçiyorsunuz siz? Şimdi, yatak odasına da gitse neyse, yatacak psikoloji bırakmadınız, samimi söylüyorum ama.

Değerli arkadaşlar, bu yüzden ivedi bir şekilde… Sayın Genel Başkanımız da açıkladı, buradan bir kez daha açıklıyorum; bu ekonomi paketi yetmez değerli arkadaşlar. İvedi olarak yapılması gerekenleri bir kez daha ben burada sıralamak istiyorum: Aile sigortası mutlaka TBMM’den acil bir şekilde geçmeli değerli arkadaşlar. Kamu ve özel kesimde çalışan ve virüsün bulaşma riski yüksek kesimlerin izin şartları kolaylaştırılmalı. Corona virüsü nedeniyle özel sektörde ücretsiz izne çıkarılanların ücretlerinin bir kısmı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödenmeli. İşsizlik maaşı süreleri uzatılmalı.

Değerli arkadaşlar, yine, İşsizlik Fonu kapsamında yaratılacak kaynakla, okulların tatil edilmesi nedeniyle ücret alamayacak öğretmenlerin mağduriyetleri giderilmeli. Zora düşecek küçük esnaf ve KOBİ’lere yönelik vergi ve sigorta primleri ertelenmeli. Bir hafta içerisinde sicil affı çıkarılarak bu kesimlerin krediye ulaşmaları kolaylaştırılmalı. Yurttaşlarımıza gıda, hijyen ve medikal alanlarında sağlanacak destekler için hem merkezî Hükûmet hem de mahallî idareler olarak stratejik planlar geliştirmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım, çok önemli, devam edebilir miyiz?

BAŞKAN – Bir dakikada toparlayın.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Belediyelerin ve dağıtım şirketlerinin su, elektrik ve gaz faturalarının ödemelerindeki gecikmeler nedeniyle kesme işlemleri derhâl durdurulmalı, ödeme yapılmadığı için kesilen su, elektrik ve gaz yeniden bağlanmalı.

Değerli arkadaşlar, yine, bir hafta içerisinde konaklama vergisi ve Turizm Tanıtma Fonu kesintisini kaldıracak yasal düzenleme TBMM’den mutlaka geçirilmeli. Tüm sektörlere destek ve önlem paketi açıklanmalı. Cezaevlerinin koşulları düzeltilmeli; yine, tutukluluk süreçleri yeniden değerlendirilmeli.

Değerli arkadaşlar, yine, zora düşecek sektörlerde kısa çalışma ödeneğinin hak ediş ve kullanım şartlarının kolaylaştırılması için gerekli hazırlıklar yapılmalı. Kapatılan iş yerlerine nakit destek verilmeli, öğrencilerimize ücretsiz internet kullanımı sağlanmalı. Yine, belediyelerimiz kısıtlı bütçelerine rağmen canla başla çalışıyorlar, mutlaka özel ödenek ayrılmalı.

Son olarak Sayın Başkanım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bitirelim.

SERKAN TOPAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, yine, muhtarlara da ayrıca bir ödenek sağlanmalı diyorum.

Çok teşekkür ediyorum. Umarım bunu dikkate alırsınız.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit.

Buyurun Sayın Koçyiğit. (HDP sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, aslında corona günlerinden geçiyoruz, bütün dünya bir altüst yaşıyor ama ne yazık ki biz burada birinci gündem olarak coronayı da konuşamıyoruz çünkü AKP’nin bize dayattığı bir kayyum rejimi altında aslında mücadele etmeye çalışıyoruz. Dün, 8 belediyemize daha AKP eliyle kayyum atandı ve toplam kayyum atanan belediye sayımız 40’a çıktı. Şimdi, sabah akşam sandıktan, millet iradesinden, millet iradesinin tecelli etmesinden dem vuran AKP’nin aslında Türkiye’de demokrasi adına kalan son kaleyi, son tutunduğumuz dalı da kendi elleriyle baltalaması ve yok etmesiyle karşı karşıyayız. Yani, AKP sandık iradesini yok ediyor, halkın sandığa olan, demokrasiye olan inancını da yok etmek için elinden geleni yapıyor.

Şimdi, biz, bu uygulama karşısında, bunun bir Kürt düşmanı politikası olduğunu; Kürt halkına karşı, Kürt halkının iradesini yok etmeye dönük bir politika olduğunu söylediğimiz zaman bunu kabul etmiyorsunuz fakat bütün uygulamalarınıza baktığımız zaman en ince detayına kadar sizin aslında bütün bölgedeki bütün illerde kayyum rejimini yerleşik bir hâle getirmek ve bunu bir istisna olmaktan çıkarıp rejimin asli unsuru olarak yerleştirmek istediğinizi de aslında hep beraber görüyoruz.

Şimdi, dünya zor zamanlarda dediğimiz gibi coronayla uğraşıyor ve dünya coronayla uğraşırken biz AKP’li yıllarda rejimle, aslında rejimin değişikliğiyle mücadele ediyoruz, demokrasi için direniyoruz değerli arkadaşlar. Dünya yaşamın anlamını, ekolojik krizi, ekolojik yıkımın sonuçlarını sorgularken ve bunun üzerinden dersler çıkarmaya çalışırken biz aslında AKP’nin corona günlerinde nasıl koruma altındaki sit alanlarını talan ettiğine tanıklık ediyoruz. Dünya ülkeleri devlet olmanın gereklerini yerine getirerek paket üzerine paket açıklarken, halklarına “Evinizde kalın. Sizin bir derdiniz olmaz. Aç kalmayacaksınız.” teminatını verirken biz ne yaşıyoruz değerli arkadaşlar? AKP bizim halkımıza kolonya ve maske dağıtmakla aslında süreci yönetmeye çalışıyor. Şimdi, bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman ne görüyoruz? AKP’nin yüzde 1 için çalışan, sermaye taraftarı, sermayeye yandaş bir şekilde aslında bütün politikalarını yürüttüğünü de söyleyebiliriz değerli arkadaşlar.

Bugün insanlar en temel yaşam malzemelerine, temiz suya, temiz gıdaya ulaşamazken, ısınma ve barınma en büyük sorunken bu ülkede, AKP ne yapıyor? Corona günlerinde açıkladığı paketle konutlardaki kredilerle ilgili düzenleme yapıyor yani bazı müteahhitleri, bazı yandaşları yine ihya etmenin derdinde, değerli arkadaşlar.

O zaman biz buradan soruyoruz: Bu ülkedeki yoksullar, bu ülkedeki emekçiler, bu ülkedeki dar gelirliler yıllardır niye vergi veriyorlar, niye bu devlete sırtlarını yaslıyorlar? Eğer bugün siz en zor günlerinde bu halka ödedikleri verginin karşılığını vermeyecekseniz niye ortalıkta “Hükûmetiz.” diye geziyorsunuz ve millete caka satıyorsunuz? Sanırım AKP Anayasa’yı yanlış anlıyor ve Anayasa’nın en temel ilkesi olan sosyal devlet ilkesini de zenginler için, yüzde 1 için, 5 müteahhit şirketi için konmuş bir madde olarak düşünüyor olacak ki en zor zamanlarda da yine yandaştan yana uygulamalar yapıp bunları hızlı bir şekilde yasalaştırmaya çalışıyor.

Değerli arkadaşlar, bugün bir anket yayınlansa, bir anket yapsak ve sokağa çıksak, halkımıza mikrofon tutsak, sorsak: “Corona mı daha zararlı, AKP iktidarı mı daha zararlı?” desek sanırım cevap “AKP iktidarı daha zararlı.” olacaktır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SALİH CORA (Trabzon) – Yazıklar olsun! Çok ayıp ya! Dile bak ya! Zihniyete bak ya!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi corona günlerindeyiz. Sağlık Bakanlığı bir Bilim Kurulu kurdu, süreci yönetiyor ama nasıl yönetiyor? Tekelci bir mantıkla ve şeffaflıktan uzak bir şekilde yönetiyor.

SALİH CORA (Trabzon) – En büyük virüs sizsiniz.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) - Bu alandaki meslek odalarıyla, emek örgütleriyle ortaklaşmıyor, partileri hiçbir şekilde kale almıyor ve gece yarısında kişisel Twitter hesabından attığı “tweet”lerle bu ülkedeki vaka sayısını ve gerçekleşen ölümleri kamuoyuna duyuruyor. Bunun gayriciddi olduğunu, ciddiyetten uzak olduğunu en hafif tabiriyle, ifade etmemiz gerekiyor. Başka ne yapıyor? Kameraların karşısına geçiyor, corona dışında onun yayılması, yaş, sınıf, cinsiyet, meslek, nerelere, hangi illerde dağılımına dair en ufak bir bilgi vermeden bol bol AKP Genel Başkanına ve Maliye Bakanına teşekkürler ve övgüler diziyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Tamamlayacağım Sayın Başkanım.

Şimdi, sağlık emekçilerini alkışlattınız; çok iyi, biz de alkışlıyoruz, onlara şükran borçluyuz, on sekiz buçuk yıldan fazla sağlık alanında çalışmış biri olarak ifade edeyim. Peki, bugün ne yapıyorsunuz? Dünya Sağlık Örgütü ne diyor? Diyor ki: “Sağlık emekçileri en büyük risk grubunda, ölüm oranları birçok meslek grubuna göre daha fazla.” Hem ölüyorlar hem de aslında onlar virüsü ailelerine ve çevrelerine bulaştırıyorlar. Peki, siz onları alkışlatmak  dışında örneğin, çok basit olan maskeyi sağlayabiliyor musunuz sağlık emekçileri için? Hayır, sağlayamıyorsunuz; sağlık emekçileri hasta bakmayı bırakmışlar, inmişler, hastanelerin terzihanelerinde maske dikiyorlar. Bu utanılacak bir durumdur, utanılacak bir durum.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) – Yalan, yalan!

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Bu maskeyi dikecek bir kurumunuz yoksa, bir atölyeniz yoksa bundan utanç duymalısınız. Bu da sizin sürece nasıl yaklaştığınızın açık ve net göstergesi. Daha söylenecek çok şey var, ileriki bölümlerde ifade edeceğim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, sağlık çalışanlarının ihtiyaç duyduğu ekipman ve malzemelerin tedarik edildiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, sağlık çalışanlarımızla alakalı az önce de birisi ifade etti, hiçbir malzeme eksikliği yoktur. Bütün ihtiyaç duydukları ekipmanlar, malzemeler sağlık çalışanlarımıza sağlanmıştır, tedarik edilmiştir. Nüfusa oranladığınız zaman Türkiye, dünyanın yoğun bakım yatak kapasitesi en fazla ülkelerinden biridir. Bu anlamda şu an bütün imkânlar seferber edilmiştir.

Sayın hatibe şunu da tavsiye ederim, bir de çıkıp şu soruyu sorun halka: “HDP mi daha zararlı corona mı?” Bakın, ne diyecekler size. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Aksaray Milletvekili Ayhan Erel.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN EREL (Aksaray) –  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; Türkiye çok zor şartlardan geçmektedir. Karşı karşıya kaldığımız tehlike karşısında canla başla çalışan, hastanelerde görev yapan çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu çalışanlara, Sağlık Bakanlığının söylediğine göre maddi anlamda çeşitli imkânlar tanınacak ama bu imkânlar tanınırken sağlık çalışanları arasında, hastanede tüm risklerle karşı karşıya kalan ve bu alanda canla başla mücadele eden personel arasında bir ayrım yapıldığı; mesela tıbbî sekreterlerin, mutfakta çalışanların, güvenlikçilerin, temizlik yapan işçilerin bu haktan yararlanmadıkları yönünde şikâyetler almaktayız. Hastanede çalışan insanların tamamını bir bütün olarak ele alıp burada bir ayrım yapmaksızın tüm çalışanların bu haktan yararlanmaları sağlanmalıdır diyorum.

Yine belediyeler, bu zor şartlar altında görev yapmaktadırlar. Özellikle belde belediyelerine baktığımız zaman buralarda insanlar birbirleriyle daha samimi ilişkiler içerisindedir. Bu şartlar altında vatandaşların emlak vergisi, su parası, çeşitli vergileri ödemeleri mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla, belediyelerin bırakın asli görevlerini, temel görevlerini yerine getirmeyi, çalışanlarına bile ücret ödeyemeyecek durumda kalmaları söz konusudur. Dolayısıyla İller Bankasından belediyelerimize gönderilen ödenekte hangi nedenle olursa olsun yapılan kesintilerden en az altı ay süreyle vazgeçilmesi belediyelerimizin biraz rahat nefes almasını beraberinde getirecektir diye düşünüyorum.

Yine, aldığımız şikâyet ve talepler arasında, şehirler arası yolcu taşıyan otobüs firmaları bu konuda çok dertliler. Sağlık Bakanlığının veya ilgili bakanlığın genelgesi doğrultusunda yüzde 50 oranında yolcularını azaltmışlar. Kars’tan İstanbul’a giden bir yolcu otobüsünü düşünün, orada çalışan şoförün, muavinlerin bu 25’e yakın yolcuyla yaklaşık otuz altı, otuz sekiz saat bir arada yolculuk etmeleri, akabinde tesisler kapalı olduğu için temel ihtiyaçlarını giderememeleri bir yığın sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Şehirler arası kara yoluyla, otobüsle yolcu taşıyan bu firmaların ya yolcu taşımalarına müsaade edilmemeli ya da sorunları gözden geçirilerek en mantıklı ve akıllı bir şekilde çözülmelidir diye düşünmekteyiz.

Yine, “Evde kal, hayatta kal.” sloganıyla kahveler, lokantalar, berberler ve buna benzer serbest meslek erbabının çalıştığı iş yerleri kapatılmıştır ama burada çalışan ustalar, kalfalar, garsonlar, aşçılar, bu insanlar evlerine maalesef artık ekmek götürememektedirler, kiralarını ödeyememektedirler; elektrik, su, doğal gaz paralarını ödeyemez hâle gelmişlerdir. Sosyal devlet anlayışı gereği devletimizin 2 milyon aileye yapacağı bin lira civarındaki yardımdan bu tür durumda olan insanlarımızın da faydalanması yönünde çalışma yapmasının; en azından bu vatandaşlarımızın temel ihtiyaçlarının, su parasının, elektrik parasının, doğal gaz parasının devlet tarafından karşılanmasının, belediyeler tarafından karşılanmasının ve belediyelere yapılan ödeneğin artırılmasının uygun olacağı kanaatindeyiz. Bu, sosyal yardıma kayıtlı vatandaşlara yapılacak yardım ne kadar sağlıklı, ne kadar verimli olacak bilemiyorum. Daha önceden buraya kayıtlı olanların ne şekilde kaydolduğunu biz bilmekteyiz. Çeşitli ilçe teşkilatlarından aldıkları referanslarla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na kayıtlarını yaptırmakta ve siyasi iradeye yakın olan vatandaşlar bu yardımdan “full” anlamda faydalanırken siyasi iktidarla aynı görüşü paylaşmayan vatandaşlarımızın bu konuda çok mağdur oldukları maalesef hepimiz tarafından bilinmektedir. Bu ayrımın ortadan kaldırılarak, gerçekten ihtiyaç sahibi olan insanların siyasi parti tercihlerine bakılmaksızın, ihtiyaç sahibi olup olmadıkları gözetilerek gerekli yardımların yapılmasını beklemekteyiz.  Söylenecek çok söz var, süre bitti.

Hepinize teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkürler.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesiyle 5253 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 2’nin 2’nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç altı ay içinde İçişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”

  Ali Muhittin Taşdoğan                    Arzu Erdem                     Olcay Kılavuz

          Gaziantep                              İstanbul                                 Mersin

     Ayşe Sibel Ersoy               Mehmet Celal Fendoğlu

            Adana                                 Malatya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Arzu Erdem.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi, ekranları başında bizi izleyen aziz Türk milletimizi ve basın mensuplarımızı saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, söz konusu kanun teklifiyle, kamu kurum ve kuruluşlarımızın ihtiyaçlarıyla, son dönemde milletimizden gelen taleplerin karşılanması amacıyla 21 farklı konuda kanuni düzenlemelerin hayata geçirilmesi amaçlanmaktadır. Kanun teklifimizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası olarak kabul edilmektedir. Yaşlılar bizim geçmişimizle geleceğimizi birleştiren değerlerimizdir. Bizler de yaşlanacağız, yaşlandığımızda “keşke” dememek için bugün yaşlılarımızın sorunlarına kulak vermemiz, dertlerine ortak olmamız ve onların sorunlarıyla dertlenip çözüm üretmemiz gerekmektedir.

Her insan için değişik anlam ifade eden yaşlılık hayatın en önemli dönemidir. Yaşlılarımız dünümüz ile bugünümüz arasında bir köprü oluşturan, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımızdır. Yaşlılık dönemi itibar gerektirmektedir. Bu, bizlerin büyüklerimize minnet borcudur.

Coronavirüsün salgın hâline dönüşmesi sonucu milletimizin, özellikle de yaş almışlarımızın izole olması oldukça önem teşkil etmektedir. Bu sebeple, 65 yaş ve üzerine sokağa çıkma yasağı getirilmiştir. Yasakların yürürlüğe girmesiyle, kendi ikameti dışında bir yerde olanlar başta olmak üzere; seyahat etmesi, evden çıkması zorunlu olanların 155, 156, 112 acil arama hatları üzerinden taleplerini iletebilecekleri bir sistem kurulmuştur. Yaş almışlarımızın yaşama bağlı kalmaları adına ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için bizlere düşen sorumluluklar vardır ve her birimizin bu sorumlulukları titizlikle yerine getirmesi gerekmektedir.

Ömürlerinin büyük bir kısmını toplumumuza ve ülkemize hizmetle geçirmiş insanların yaşlandıkları ve bakıma muhtaç oldukları dönemde ömürlerinin sonuna kadar insan onuruna yakışır bir şekilde bakımlarını yapmak her birimizin büyüklerimize olan borcudur. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler zor durumda olan ve sorunlarına çözüm arayan herkes için mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz.

Yaşlılarımıza ve onların sorunlarına sahip çıkmak, çözüm üretmek hepimizin insanlık görevidir. İstikbalimize güvenle bakabilmemiz adına, emekli ve yaşlılara iyi bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli şartları sağlamamız gerekmektedir. Bu hususta yapılan düzenlemeler elbette ki çok kıymetlidir. Bizleri bugünlere ve geleceğe hazırlayan yaşlılarımız için hayatı kolaylaştırmak ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak devletimizin ve biz milletvekillerimizin asli görevidir. Unutmayalım ki bir gün hepimiz yaşlanacağız.

Sözlerime cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle son vermek istiyorum: “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur.” Hassas davranmamız gereken şu günlerde yaşlılarımıza sahip çıkalım, onları korumak için kurallara uyalım ve ihtiyaçlarını gidermek için yardımcı olalım.

Sözlerime son vermeden önce, coronavirüsle mücadele eden, büyük fedakârlık ve sabırla görevlerini yerine getiren tüm sağlık personelimize yürekten şükranlarımı sunuyorum. Coronavirüs sebebiyle hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, bizlere ve kederli ailelerine de sabır diliyorum. Yine, tedavi gören vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Unutmayalım ki bu zor günleri birlik beraberlik içerisinde, sabır içerisinde ve bu birlik beraberliği daha da kenetlenerek, özellikle de Türkiye Büyük Millet Meclisinde de bu tabloyu çizerek hepimizin bir kere vatandaşlarımıza aktarması gerekiyor. Ben inanıyorum ki bu zor günleri hep birlikte aşacağız ve sağlıklı günlere hep birlikte kavuşacağız.

Saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Vasıtanızla Komisyona bir soru yöneltmek istiyorum, 23’üncü maddeyle ilgili.

23’üncü madde aynen şu şekilde: “5253 sayılı Kanun’a aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“İşlemlerin elektronik ortamda yapılması.

EK MADDE 2- Bu kanun ve 22.11.2011 tarih ve 4721 sayılı Türk edeni Kanunu’na göre derneklerle ilgili her türlü kayıt ile iş ve işlem elektronik ortamda da yapılabilir.” Burada, dernek üyeleri elektronik devlet sistemi üzerinden istifa sürecini yapabilir mi? Bu madde yani 23’üncü madde buna cevaz veriyor mu? Komisyon bir bilgilendirme yaparsa memnun olurum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sen eski bir milletvekilisin, bu sorduğun soru bana göre çok yerli yerine oturmadı Ramazan. Yani böyle bir usul yok.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, gerekçe oluşsun diye sordum.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu getirmiş olduğumuz maddeyle, aynı, mevcutta, siyasi partilerde olduğu gibi, sendikalarda olduğu gibi, vatandaşlarımız istedikleri takdirde e-devlet üzerinden dernek üyeliklerini görebilecekler, arzu ettikleri takdirde de e-devlet yani elektronik devlet sistemi üzerinden üyelikten istifa edebileceklerdir.

BAŞKAN – 23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde 4 adet önerge vardır, ilk okutacağım 3 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 24’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir                   Murat Çepni         Gülüstan Kılıç Koçyiğit

              Ağrı                                    İzmir                                    Muş

          Oya Ersoy                          Şevin Çoşkun

           İstanbul                                  Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

     Süleyman Girgin                         Cavit Arı        Saliha Sera Kadıgil Sütlü

             Muğla                                 Antalya                                İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Ayhan Erel                          Ümit Dikbayır                      Enez Kaplan

           Aksaray                               Sakarya                              Tekirdağ

         Ümit Beyaz                         Ayhan Altıntaş       Muhammet Naci Cinisli

           İstanbul                                Ankara                                Erzurum

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Efendim, gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Teklifin 24’üncü maddesiyle 5253 sayılı Dernekler Kanunu’na “Üyeliği devam edenlerin bildirilmesi” başlıklı geçici bir madde eklenmektedir.

Bu madde de TBMM’de geçen yıl Aralık ayında görüşülerek kabul edilen Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı KHK’de Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde “madde 62” olarak yer almış ancak gelen tepkiler üzerine Genel Kurul görüşmeleri sırasında tekliften çıkarılmıştı. Teklif edilen bu maddeyle, daha önce 144 sıra sayısıyla Genel Kurulda görüşülen Kanun Teklifi’nden çıkarılan madde metni ve gerekçesi büyük ölçüde aynıdır. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 23’üncü maddesinde yapılan düzenlemeyle dernek üyeliğine kabul edilenler ile üyeliği sona erenlerin bilgilerinin mülki idare amirliğine bildirilmesi zorunlu hâle getirilmektedir.

Bu maddeyle, düzenlemenin yürürlüğe gireceği tarih itibarıyla devam eden üyeliklerin de mülki idare amirliğine bildirilmesine yönelik olarak altı aylık geçici bir süre öngörülmektedir. İçişleri Bakanlığı tarafından Dernekler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 1/10/2018 tarihli ve 30552 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanmış ve değişiklik yapılan yönetmeliğin 1’inci maddesiyle 31/3/2005 tarihli ve 25772 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Dernekler Yönetmeliği’nin 83’üncü maddesine (8) numaralı şu fıkra eklenmiştir:

“(8) Dernek Beyannamesinin ‘Üye ve Çalışan Bilgileri’ başlıklı üçüncü bölümünün 1’inci sorusundaki “1.2.Gerçek Kişi Üyelerin:” ve “1.3. Tüzel Kişi Üyelerin:” alt başlıklı tablolarında belirtilmesi istenilen bilgiler, dernek üyeliğine kabul edilme veya üyelikten çıkma ya da çıkarılma veya üyeliğin kendiliğinden sona ermesi durumlarında, birinci fıkrada belirtilen beyanname verme süresi beklenmeksizin işlem tarihini izleyen 30 gün içinde Dernekler Bilgi Sistemi (DERBİS) üzerinden bildirilir. DERBİS kullanıcısı olmayan dernekler bu bilgileri aynı usul ve süre içinde mülki idare amirliğine yazılı olarak bildirirler.”

Bu değişiklikle derneklere, üyelerine dair kişisel bilgilerin beyannameye eklenmesi ve üyelik durumunda değişiklik meydana gelmesi hâlinde otuz gün içinde Dernekler Bilgi Sistemi (DERBİS) üzerinden ya da yazılı olarak mülki idare amirliğine bildirilmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Beyan edilecek bilgiler, gerçek kişi üyeler için; adı soyadı, T.C. kimlik numarası, mesleği, öğrenim durumu, üyeliğe giriş tarihi ve üyelikten ayrılma veya çıkarılma tarihidir. Tüzel kişi üyeler için ise; tüzel kişiliğin adı/unvanı, MERSİS no, hukuki statüsü, hukuki temsilcisinin adı soyadı, temsilcinin T.C. kimlik no, üyeliğe kabul tarihi ve üyelikten ayrılma veya çıkarılma tarihidir.

21 ve 23’üncü maddelerde yapılan düzenlemeyle bağlantılı olan bu madde hükmüyle derneklerin altı ay içerisinde hâlihazırda olan bütün üyelerinin kayıtlarını elektronik ortamda bildirmesini düzenlemektedir.

Elektronik bilgi ve belgeler (kişiye özgülenmiş olanlar) kişisel veri niteliğinde bulunduğundan, kişisel verilerin korunması bağlamında, madde metni özellikle Anayasa’nın 13, 17 ve 20'nci maddelerine aykırılık teşkil etmektedir; aynı zamanda, 6698 sayılı Kişisel Verilerin  Korunması Kanunu'na da aykırı bulunmaktadır. KVK özel kanun niteliğinde olduğundan öncelikli olarak uygulanmak zorundadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda ortak uzlaşıyla 7196 sayılı Kanun metninden çıkarılan ve Anayasa’nın 13, 17, 20, 33 ve 90’ıncı maddelerine aykırılık taşıyan bu maddenin, (2/2633) esas numaralı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne tekrar eklenerek, üstelik ilgisi itibarıyla İçişleri Komisyonundan geçirilmeyerek aceleyle yasalaştırılması gayretini uygun görmüyoruz

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir. (HDP sıralarından alkışlar)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu torba yasa teklifinin 24’üncü maddesi yani dernek üyeliklerine ilişkin düzenlemeleri içeren maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu maddeye ilişkin birkaç şey ifade ettikten sonra, aslında, konuşmamı bugün ülkenin temel gündemi olan corona virüsüyle ilgili sürdüreceğim.

Söz konusu madde, en temel anayasal haklardan biri olan örgütlenme özgürlüğü ve buna bağlı olarak da ifade özgürlüğünü kısıtlamaya yöneliktir. Dernekler kuruluşlarında dahi valilikten izin alarak değil bildirim yaparken, dernek üyelerinin kişisel veri niteliğindeki bilgilerini derhâl elektronik ortama aktarma zorunluluğu özel hayatın gizliliğini ihlal eder. Dolayısıyla, bu, bizim açımızdan bir fişlemedir. Genel Kurulun bu maddeyi onaylamaması gerektiğini düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, hepimiz, günlerdir coronayla mücadeleyi konuşuyoruz. Yine, toplumsal dayanışmadan, toplumun bilinçlendirilmesinden ve kişisel tedbirlerden söz ediyoruz. Elbette ki bunlar coranayla mücadele etmede önemli yöntemlerdir ama asıl konuşulması, tartışılması gereken şey ise iktidarın aldığı tedbirlerdir. İktidar hangi tedbirleri alıyor, bu aldığı tedbirler ne kadar güven veriyor ve toplumun, halkın kaygısını ne kadar gideriyor?

11 Marttan beri genelde açıklamalar gece yarıları yapılıyor iktidar tarafından. Açıkçası, gece yarısı yapılması da ayrıca tartışılması gereken bir konu.

Kimi paketler açıklandı ama biz bu paketlerin içeriğine dönüp baktığımızda yoksulları, işsizleri, emekçileri, kadınları ilgilendiren, bunların sorunlarını gideren bir şeyden söz etmek mümkün değil. Yani, iktidar temsilcileri televizyonlara çıktığında en fazla ifade ettikleri şey: “Evde kalın.” çağrısında bulunuyorlar. Evet, evde kalınmalı ama biz de bir kez daha burada söylüyoruz: Milyonlar için evde kalmak bugün bir lüks konumunda yani milyonlarca insan dışarı çıkmadan, çalışmadan bir gün evine ekmek götüremeyecek durumda, aç kalma gerçekliğiyle karşı karşıya. Yoksa “Evde kal.” demeyle, herhangi bir destek sunmadan, aslında bu mantıkla alınacak bir yol yok. Eğer siz, insanlara “Evde kal.” diyorsanız o zaman elektrik, su, doğal gaz, internet faturasını ödemek durumundasınız. Peki “Evde kal.” derken bunu ödeyecek misiniz? Yine, temel ihtiyaçlarını karşılayacak mısınız? Ama biz, paketlere baktığımızda ya da sizin açıklamalarınıza dönüp baktığımızda hiç de böyle bir gündemin olmadığını biliyoruz.

Açıkçası siz de bu evde kalmanın bir gerçekliği, bir realiteyi ifade etmediğini çok iyi biliyorsunuz. Sadece önceliğiniz aslında zenginleri neşelendirmek. Açıkçası bu konuda da başarılısınız, onlar da bayağı bir neşeli bu aralar.

Yine, değerli arkadaşlar, bu coronayla, virüsle mücadelede bütünlüklü bir politika izlenmiyor. Açıkçası, son günlerde bir 60 yaş kategorisi oluşturulmaya başlandı. Neredeyse 65 yaş üzerindeki insanlara karşı nefret suçu işleniyor, insanlar sokağa çıktığında şiddete maruz kalıyor. Elbette ki bu, yanlış yürütülen süreçle yakından ilgilidir. Sanki coronayı yaşlılar bulaştırıyormuş gibi bir algı yaratıldı. “Yaşlılar evde kalsın.” deniliyor ama bu yaşlılar o evlerdeki bireylerle birlikte yaşıyor. Peki, buna dair bir öneriniz, bir önleminiz var mı? Hayır, yok. İşte meselenin sadece “mış” gibi yapmaktan, sanki gerçekten bir şeyler yapılıyormuş, bir şeyler düşünülüyormuş imajı vermekten ibaret olduğunu biz biliyoruz, en azından bu corona virüsüyle ilgili mücadelenizde.

Değerli arkadaşlar, yine, tabii ki önemli bir konuysa… Biz, daha bu coronavirüs tartışmaları çok bu kadar sıcak ve gündemde değilken özellikle Ağrı ilimiz için bir basın toplantısı yapmıştık, kentimizin sorunlarını ifade etmiştik. Çünkü Ağrı, açıkçası İran’la sınır olmasından kaynaklı, yine Gürbulak Sınır Kapısı’ndan dolayı, bu virüs konusunda, bu salgın konusunda en hassas illerin başında geliyor. Yine, Ağrı’nın sağlık sistemini aslında günlerdir, hatta yıllardır burada defalarca ifade ettim, gündeme getirdim; sağlık hizmetleri zaten bir felaket. Dolayısıyla bütün bu çağrılarımıza, açıklamalarımıza rağmen herhangi bir adım atılmadı, yine ne doktor ne ekipman konusunda bir önlem alınmadı, bir güçlendirme de gerçekleştirilmedi.

Değerli arkadaşlar, son dönemde Ağrı’da yine en temel gündemlerden bir tanesi -yani bu coronavirüs ve salgınla bağlantılı olarak- mülteci geçişleridir. Biliyorsunuz Gürbulak Sınır Kapımız şu an kapalı ama hâlâ kaçak mülteciler geçiş yapmaya devam ediyor, bununla ilgili herhangi önlem alınmıyor. Yine kentteki yerel basın, bizler bu konuda duyarlılık çağrısında bulununca Ağrı Valiliği böyle bir şeyin olmadığını, bu haberleri, bu iddialarımızı yalanlıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Oysa ben geçen hafta Ağrı’daydım. Kendim Doğubeyazıt’tan Ağrı’ya gelirken -bir saatlik yol yani 100 kilometrelik bir mesafe- ben kendi gözümle şahit oldum, altışar yedişer, gruplar şeklinde, mülteciler ellerini kollarını sallayarak özellikle karakolların önünden geçiyorlar, kimse de bunlara “Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz?” demiyor. Dolayısıyla bu, hem mültecilerin sağlığı için hem de kentin sağlığı için ciddi bir risk barındırıyor. O açıdan da hem mültecilerin güvenli geçişleri sağlanmalıdır hem de bu on dört gün kuralının mültecilere uygulanması gerekiyor. Dolayısıyla burada Ağrı Valiliğine de bir çağrımız var: Gerçekliği görmezden gelmek yerine, yapılan haberlere, bu uyarılarımıza, yerel basının ve yerel dinamiklerin çağrılarına kulak assın ve bu önemleri bir an önce alsın ki gerçekten Ağrı bu anlamda ciddi bir risk ve tehdit altında.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – İç Tüzük 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun efendim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, hazırlanan ceza infaz paketinin mevcut talebi karşılamaktan uzak olduğuna, Anayasa’nın eşitlik ilkesi gereğince infaz indiriminin herkese uygulanması, tutuklu ve hükümlülerin ölüm riskine karşı korunaksız ortamda bırakılmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Doğrusu biz Genel Kuruldayız ama telefonlarımız özellikle cezaevlerinde tutulan tutuklu ve hükümlülerin yakınları tarafından aralıksız aranıyor. Bu infaz paketi sebebiyle açık cezaevlerinden, biraz önce, hepimiz ayrı ayrı aranıyoruz. Bir açıklama yapma ihtiyacı duydum. İnfaz paketi kamuoyuna kısmen yansıdı, bugün görüşmeler de yapıldı ancak bu infaz paketinin mevcut talebi karşılamaktan uzak olduğunu zaten görüşmelerde ifade ettik. Şunu ivedi olarak ifade etmek yani söylemek isterim ki İran ve İtalya’da on binlerce… İran’da 85 bin tutuklu ve hükümlü corona salgını sebebiyle serbest bırakıldı. Yine İtalya’da, aynı oranda, cezaevleri boşaltıldı. Şu anda Türkiye’de cezaevlerinde tutulan 288 bin tutuklu ve hükümlü var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Tutukluların serbest bırakılmalarının önünde zaten hiçbir engel yok. Yaşam hakkı bütün hakların üstündedir. Yani cezaevinde bulunanlara corona salgınına karşı bir tedbir geliştirmezsek hepsinin yaşamı ve can güvenliği büyük bir tehlike altındadır. Hele hele teklifte uyuşturucu ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara indirim öngörülürken düşüncesinden dolayı, siyasetten dolayı, siyasi görüşlerinden dolayı, yazılarından dolayı, haberlerinden dolayı hapishanelerde tutulanların kapsam dışı tutulmasının hiçbir şekilde kabul edilebilir bir yanı bizim açımızdan yoktur. Anayasa’nın eşitlik ilkesi gereğince infaz indirimi herkese uygulanmalıdır. En acili de corona salgını sebebiyle cezaevlerindeki mahpusların behemehâl bir düzenlemeyle serbest bırakılmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

BAŞKAN – Toparlayın, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum, bitiriyorum.

Ve bu suç tiplerine göre adli kontrol tedbirlerine hükmedilebilir çünkü salgın hiç kimseyi ayırmadan vuruyor. Biz ölüm cezasına karşıyız ve tutuklu ve hükümlüleri ölüm riskine karşı bu korunaksız ortamda bırakmayalım diyorum. Gelen sorulara da bu yolla cevap vermek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erim, buyurun.

39.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, Nazilli Devlet Hastanesinde maske, eldiven, bone, koruyucu kıyafet konusunda sıkıntı yaşanmadığına ilişkin açıklaması

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Nazilli Devlet Hastanesinde maske, eldiven, bone, koruyucu kıyafet ve benzeri sıkıntısı yoktur. Halk sağlığını siyasete alet ederek siyasi rant sağlamaya çalışanları kınıyorum. Terziler var her hastanede, büyük hastanelerde terziler var; salgın başladığından beri bunlar dikiyor; dikmede ne sorun var, ne şey var, onu da anlamış değilim. Ayrıca, nitelikli N95 maske ve diğer kıyafetler, diğer ihtiyaçlar sürekli takviye ediliyor. Personelin bir haftalık ihtiyacı dağıtıldıktan sonra, şu anda depoda 5.140 adet koruyucu kıyafet, 6 bin adet maske, 474 adet N95 maske, 84 adet yüz siperliği mevcut. Her hafta Sağlık Müdürlüğünden 5 bin ila 10 bin arasında takım geliyor.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Erzurum Milletvekili Sayın Cinisli, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; coronavirüs salgınında hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, tedavilerine devam eden hastalarımıza acil şifalar dilerim. Haftalardır coronavirüse karşı büyük bir özveriyle mücadele eden sağlık görevlilerimize şükranlarımı sunar, Genel Kurulumuzu ve aziz milletimizi saygıyla selamlarım.

Sağlık çalışanlarının özveriyle görev yaptıklarına hiç şüphe yok fakat onların çalışma şartları ve kullanmaları gereken malzeme yeterliliği çok büyük bir soru işareti. Yakın doktor arkadaşlarımın feryat figan bana gönderdikleri haklı mesajlarını buradan okumak yerine, serinkanlı tespitler yapalım. Öncelikle, hastanelerin yoğun bakım üniteleri, acil servisleri gibi, virüsten enfekte olmuş vatandaşlarımızın bulunduğu, tedavi gördüğü alanlarda dile getirilen bazı sıkıntıları ifade etmek isterim. Virüsten etkilenmeyecek standartlara sahip tıbbi maske, gözlük, yüz koruyucu maske ve su geçirmez tuluma ihtiyaç duyulduğunu belirtmeliyim. Gerekli tıbbi güvenlik ekipmanlarının dağıtılmasıyla birlikte, mümkün olduğunca yüksek sayıda test yapılmasının da önünün açılması sağlanmalı. Zatürresi olmayan, tomografisi bulunmayan şüpheli vakalara test yapılmaması gibi uygulamalar hepimizin sağlığını tehdit etmekte. Tanı kitlerinin kullanımından imtina edilmesi hâlinde, enfekte olmuş vatandaşlarımız zamanında teşhis edilemeyecek ve belki de sağlık görevlilerimize de virüsü bulaştırmış olacaklar. Maalesef yeteri derecede korunma tedbiri alınmadığından, enfekte olmuş sağlık görevlilerimizin bulunduğunu Sayın Bakan dün açıkladı. Bu istenmeyen durumun önüne geçmek, salgının yayılma hızını durdurabilmek için yeterli sayıda tıbbi ekipmanın ilgili yerlere ulaştırılması vakit kaybetmeden gerçekleştirilmeli.

Hükûmetin bazı fiyat emrivakileri yüzünden maske imalatçıları yakında üretimden vazgeçerlerse şaşırmayalım. Önlenebilir kayıpların yaşanması acımıza acı katar. İhtiyaç duyulan solunum cihazları, tanı kiti gibi donanımların millî imkânlarımız dâhilinde üretilmesinin ne kadar kritik önemi haiz olduğu, hayat kurtarmada zamanla yarışılırken, bir kez daha anlaşıldı. Vaka sayısını az göstermek için test yapılmadığı iddialarını çürütmenin en iyi yolu, test yapılmasından kaçınılmamasıdır. Salgının yayılmaya devam etmesi hâlinde hâlihazırdaki sağlık görevlilerinin yetersiz gelebileceği de akla geliyor. Bu nedenle diğer branş doktorlarının şimdiden coronavirüse karşı bir eğitim programına alınmalarını öneriyorum.

Diğer yandan, Sağlık Bakanlığında 32 bin yeni sağlık çalışanının göreve başlatılmasından önce bir eğitimden geçirilmeleri de gerekiyor. Coronavirüse karşı en etkili tedbir olarak vatandaşlarımıza “Evde kal.” dedik; gayet doğru, fakat Sayın milletvekilleri, hükûmete “Sarayda kal.” demedik. Virüsten etkilenen diğer ülkelerin başkanları her gün tüm sorumlu bakan ve uzmanlarıyla çok etkili, halklarını teskin edici basın toplantıları yapıp yeni tedbirler açıklarlarken iktidarın sorumlularının, her gün yeni insanlar ölürken, Sayın Sağlık Bakanı hariç, milletimize herhangi bir açıklama yapma sorumluluğu hissetmemeleri bizleri üzüyor ve endişelendiriyor.

Bu kürsüden, daha önce, Tarım Bakanlığı hakkında konuşulurken üretim yapmadığımızı, gıda güvenliğimizi yalnızca ithalatla sağlayamayacağımızı, dolarımızın olmaması hâlinde aç kalacağımızı “Allah milletimizi açlıkla imtihan etmesin; bu vebalin altından ne siz ne de bizler kalkabiliriz.” dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Maalesef bugün, büyük tarım üreticisi ülkeler kendi gıda güvenlikleri için tarımsal ürün ihracatını durduruyorlar. Çok üzülerek tekrar ediyorum, Allah milletimizi, AK PARTİ yüzünden, açlıkla imtihan etmesin. Ayrıca hem “Evde kal.” hem de “Faturalara karışmam.” demek hiçbir devlet yöneticisinin hakkı değildir. Hazinenin ne hâlde olduğunu biliyoruz maalesef fakat evlerinde ertesi günü kara kara düşünen insanlarımıza ne yapıp edip devlet olduğunuzu hissettirmek mecburiyetindesiniz. AK PARTİ iktidarını uyarıyorum, ülkeyi ekonomik ve sosyal darboğaza itmeyin.

Değerli milletvekilleri, torba kanun teklifi içinde geçen bir madde yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili düzenlemeler içeriyor. Yenilenebilir enerji, doğada sınırsız olan, sürekli olarak kendini yenileyebilen, kullandıkça bitmeyen enerjidir; rüzgâr, jeotermal, hidrojen, metcezir, akıntı, güneş, biyokütle, hidrolik ve dalga gibi kaynaklardan üretilmektedir. Yenilenebilir enerji hem yerli ürün olması hem de kullandıkça bitmeyen bir kaynak olması nedeniyle Türkiye’de ve dünyada her geçen gün önemini artırmakta. Ülkemiz, yenilenebilir enerji bakımından yüksek potansiyele sahip. Bu potansiyelinden yararlanmak enerjide dışa bağımlılığın ve çevreye verilen zararların azalmasını şüphesiz sağlayacaktır. Yenilenebilir enerji üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalarda genelde devlet teşviki verilerek özel firmaların üretim yapması beklenmekte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) – Teşekkür ederim Başkan.

Toplam enerji üretiminde yenilenebilir enerji üretiminin payının artırılması için sadece özel şirketlerin yaptığı yatırımlarla yenilenebilir enerji üretiminin istenilen sonuca ulaşması zaman alacaktır. Dolayısıyla kamu kurum ve kuruluşlarının kendi enerji ihtiyaçlarının belli bir kısmını yenilenebilir enerji kaynaklarından üretmesi gibi bir zorunluluk getirilebilir. Yenilenebilir enerji üretiminde kullanılan makine ve cihazların tamamen yerli olarak üretilmesi sağlanmalı ve ithal edilen makine ve cihazların kullanılmasını zorlaştırıcı tedbirler alınmalı.

Sözlerimin sonunda, ülkemizin coronavirüs musibetinden bir an önce kurtulmasını diler, Genel Kurulumuzu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 24’üncü maddesiyle 5253 sayılı Kanun’a eklenen geçici 1’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “mülki idare amirliğine” ibaresinin “merkezinin bulunduğu dernekler birimine” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat         Bekir Kuvvet Erim

           İstanbul                                İstanbul                                 Aydın

   Vildan Yılmaz Gürel                  Asuman Erdoğan                 Emrullah İşler

             Bursa                                  Ankara                                 Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle maddede yer alan bildirim yükümlülüğünün dernek merkezinin bulunduğu dernekler birimine yapılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.53

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

25’inci madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

1’inci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 25- 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunda bulunan mülga 33. madde başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Atıflar ve yetkiler

MADDE 33 - Diğer mevzuatta Gelirler Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıflar Gelir İdaresi Başkanlığına; Gelirler Genel Müdürüne yapılmış atıflar Gelir İdaresi Başkanına; Başkanlığın görev alanına giren konularda mülki idare amirlerine, mahallin en büyük memuruna, ilin en büyük malmemuruna, defterdara ve defterdarlığa yapılmış atıflar ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına, vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü veya müdürlüğüne; gelir müdürlüğüne, takdir komisyonu başkanı veya başkanlığına, tahsil dairesine, mal müdürü ve müdürlüğüne yapılmış atıflar ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına veya ilgili müdür veya müdürlüğüne yapılmış sayılır.”

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

           Cavit Arı                    Saliha Sera Kadıgil Sütlü             Servet Ünsal

           Antalya                                İstanbul                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Ankara Milletvekili Servet Ünsal.

Buyurun Sayın Ünsal. (CHP sıralarından alkışlar)

SERVET ÜNSAL (Ankara) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sevgili Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize saygılar sunuyorum.

Evet, ülkemiz ciddi sıkıntı içinde. Tabii, sıkıntıya 1 nanometre civarında olan bir virüsün neden olduğunu görüyoruz ama bunun arkasından gelecek ciddi bir ekonomik sıkıntı da ekonomiyle ilgilenen arkadaşlarımız tarafından hepinize söylenildi arkadaşlar.

Arkadaşlar, şimdi, özellikle -on gün önce yaptığım konuşmada da söyledim- televizyonlara baktığımızda şunu görüyoruz: Ne bir virolog çıkıyor ne bir enfeksiyon uzmanı çıkıyor ne bu konuyla ilgili tıbbi bir hekim çıkıyor ama çıkan bir gazeteci, çıkan bir hukukçu, çıkan bir başka -ilgisi olmayan- meslekten; herkes bir şeyler söylüyor. Önümüzde çok ciddi bir bilgi kirliliği denizi var, bunu kesinlikle buradan vurgulamak istiyorum.

Tabii, bu ara en çok risk altında olan sağlık merkezleri yani sağlık çalışanları. Evet, bu sağlık çalışanlarının sıkıntıları çok önemli: Bununla ilgili olarak sizlere daha önce de konuşmalarımda söyledim -bu Mecliste yaklaşık 40’ın üzerinde hekim arkadaşımız var- sağlıkta şiddet yasası niyeyse çıkarılmadı arkadaşlar. Bunun mutlak çıkarılması lazım. Bakın, bugünlerde sağlık çalışanlarına bu kadar ihtiyacımızın olduğu bir dönemdeyiz. Mutlak ve mutlak sevgili Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı ve Sağlık Bakanı ya da diğer ilgili bakanlar bir araya gelip, bu sağlıkta şiddet yasası mutlak çıkarılmalı.

Doktorlara, sağlık personeline gereken saygının gösterilmesi gereklidir. Arkadaşlar, bunların meslekleri sırasında, hizmet sunumunda yaşadıkları her türlü şiddeti de iş kazası olarak değerlendirmeliyiz. Muayene randevularını hastaya yeterli süre ayıracak şekilde düzenlemeliyiz. Arkadaşlar, acil servislerde sadece acil hastalar bakılmalı, birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli ve sevk zinciri hayata geçirilmeli.

Değerli arkadaşlarım, daha önce yaptığım konuşmada, ülkemize gelen bu tsunaminin daha da sıkıntı çıkaracağını, daha büyük olacağını dört gerekçeyle sizlere açıklamıştım. Bu dört gerekçenin kendilerini ve gerekçeyi yaratanları burada sizlere tekrar hatırlatmak istiyorum.

Birincisi: Arkadaşlar, 21 bine yakın, umreden gelen vatandaşımız oldu. Yaklaşık 10 binin üzerindeki vatandaşımız direkt memleketlerine gitti, karantinaya alınmadı. Umre ziyaretleri yaklaşık bir ay önce oluştu. Bu sıkıntı aralık ayından beri var dünyada, pandemi yarattı. Burada yine Diyanet İşlerinde sıkıntı var.

İkinci sıkıntı, gecikilmiş bir sıkıntı; bu yumuşak karın, bunu da söylemek istiyorum. Kimse cuma namazlarıyla ilgili söz söylemek istemiyor arkadaşlar. Burada gerçekten vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmının Türkiye çapında toplandığını hepimiz biliyoruz.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Cumaya gidilmiyor.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Ciddi bir sıkıntıdır. Bu konuda da Diyanet gecikti arkadaşlar.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Cuma yok, gidilmiyor.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Cuma yok, cuma yok.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Yeni çıktı daha, ben on beş gün önce söyledim bunları, etmeyin arkadaşlar, biz bizeyiz.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – İki haftadır cuma yok.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Üçüncü sıkıntı: Sevgili Sağlık Bakanının açıkladığı test sayısı. On beş gün geçti, on beş günde hâlâ 20 bindeyiz arkadaşlar. İçimizde de belki şu an corona hastası var, biliyor musunuz? Onun için, şikâyeti olan olmayan, günde 15 bin test yapılması gerektiğini sevgili Sağlık Bakanımız söyledi ama hâlâ 20 binlerdeyiz on beş günde.

Dördüncü sıkıntı: Arkadaşlar, maçların ertelenmemesi ne kadar komik bir olay ya, ben anlayamıyorum. Futbol Federasyonu Başkanı neye yarıyor, ben anlamıyorum. Arkadaşlar, maçlar ertelenmedi, bakın, futbolcular, antrenörler, Fatih Terim, şu bu, herkes ne oldu? Corona vakasına yakalandı. Şimdi, maçları dışarıda izleyen… O gün Galatasaray-Beşiktaş maçında bine yakın insan vardı arkadaşlar, maçın içinde ya. Nasıl girdi bunlar? Dışarıda 5 bin kişi futbolcuları bekliyor, kafelerde herkes gene bu futbolcuları seyretmek için bekliyor.

Değerli arkadaşlar, sıkıntımız büyük ama bu sıkıntının üstesinden gelmemiz için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Sevgili Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Tamam sevgili Başkanım.

Şimdi, tabii, ben her zaman söylüyorum, bu hastalık zengini fakiri, sağı solu ayırt etmiyor arkadaşlar, hepimiz bu gök kubbenin altındayız. Bu bir pandemi yarattı, hepimiz birleşmeliyiz. Bu birleşmenin neticesinde bazı görevler düşüyor bize. Ekonomi Konseyi toplanmadı arkadaşlar on bir yıldır, mutlak ve mutlak bunun toplanması lazım. Sağlık personeli mesaisiz çalışacak, süresi belli değil. Bir an evvel bunlar için konaklama ihtiyacı giderilmeli. Evet, askerî hastaneleri mutlak geri kazanmalıyız çünkü bakın, savaşı unuttuk corona yüzünden; daha yeni 34’ün üzerinde çocuğumuz, evladımız şehit oldu.

Arkadaşlar, geçici olarak kapatılan iş yerlerinde -bakın, çok önemli, asıl kriz ekonomide dedim- kira harcamaları Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından mutlak karşılanmalı. Çalışanların ücretleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmalı. İşçilerin kredi kartı ve banka kredisi borçları üç ay boyunca faizsiz ertelenmeli. Çiftçilerin borçları yapılandırılmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Sevgili Başkanım, 2-3 madde kaldı. Teşekkür ediyorum.

Ücretli öğretmenler ile halk eğitimde görev alan kursiyer öğretmenler ücret alamaz duruma düştüler, perişanlar. Arkadaşlar, küçük ve orta boy işletmelerin kredi kullanımı için sicil affı mutlaka çıkarılmalı. Turizm, eğlence, konaklama gibi sektörlerin banka kredileri yeniden düzenlenmeli. İşsiz sayımız olmuş 8 milyon arkadaşlar. Bu anlamda kamu-özel iş birliğiyle yapılan bütün taşınmazların ödemeleri bir yıl süreyle ertelenmeli ve garantiler bir aya çevrilmeli.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, teşekkürler.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Büyük havaalanı, büyük hastane, büyük köprüler, yollar; bunların hepsine -madem özveriyse işveren de özveri göstersin- borçlarını Hükûmet -bunlara ne kadar verdiğini de bilmiyoruz-  mutlak ve mutlak ertelemeli ya da bir yıl ücretini de işverenler karşılasın arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesinde bulunan “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                Murat Çepni

              Ağrı                                     Muş                                    İzmir

       Şevin Coşkun                          Oya Ersoy

              Muş                                  İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Muş Milletvekili Şevin Coşkun.

Buyurun Sayın Coşkun. (HDP sıralarından alkışlar)

ŞEVİN COŞKUN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25’inci madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dünya coronavirüse karşı mücadeleyi ve alınacak önlemleri konuşuyorken ne yazık ki dün yine Kürt halkının iradesi gasbedildi. Ağustosta başlayan kayyum gasplarıyla birlikte dün tekrar 8 belediyemize kayyum atandı. Bizler bu kayyumu, bu irade gasbını, dün olduğu gibi bugün de kabul etmiyoruz, yarın da etmeyeceğiz. “Kürt düşmanlığı vardır.” dediğimizde karşı çıkanlara soruyoruz: Süreçler ne olursa olsun, koşullar ne olursa olsun, Kürt’ün iradesini yok sayan bir iktidar Kürt düşmanı değildir de nedir?

Değerli milletvekilleri, coronavirüs bütün dünyaya yayılmaya devam ediyor ve küresel çaresizlik örneği olarak karşımızda duruyor. Virüsün ortaya çıkışı, yayılması ve binlerce insanın ölümüne yol açması ciddi sistemsel sorunları da barındırıyor. Dünya sistemi, sınırsız bir büyüme ve kâr mantığıyla, tolere edilemeyecek kadar doğayı tahrip ediyor, besin kaynaklarını tüketiyor, insan dâhil tüm canlıları yok edecek bir yolda ilerliyor. Tüm bu mantık ve uygulamalar corona gibi virüslerin ortaya çıkışının zeminini hazırlamaktadır.

Corona virüsü ne ilktir ne de dünyanın bu yolda ilerlemesi durumunda son olacaktır. Virüsün ortaya çıkmasının zeminini hazırlayanlar, aynı zamanda yayılmasına da neden olmaktadır; kentleşme bunların başında gelmektedir. On milyonlarca insanın ekonomik, sosyal politikalarla aynı kentte sağlıksız koşullarda yaşamaya mahkûm edilmesi, salgın hastalıkların yayılması ve ölümlerin artmasının önünü açmaktadır. Sağlığın ülkemizde olduğu gibi, tüm dünyada piyasalaştırılması, sorunları çözmek yerine derinleştirmektedir. Sınırsız tüketimi kamçılayan devlet-şirket politikaları virüsün hızla yayılmasına neden olmaktadır.

Özetle, arkadaşlar, sorun üreten bir sistemin sorun çözme kabiliyeti yoktur. Sorun çözemeyen bu sistem insanları komplo teorileriyle manipüle etmekte ve gerçeklerden uzaklaştırmaktadır. Gerçek olan ise şudur: Bu sistemi değiştirecek ekonomik, ekolojik, toplumsal seçenekler dikkate alınmalı ve çözüm, yüzeysel, anlık değil, kökten olmalıdır. Bunun için de güçlü bir örgütlenmeye ve dayanışmaya ihtiyacımız vardır. Coronavirüs günlerinde alternatifi tekrar tekrar ortaya koyuyoruz. İçinde bulunduğumuz bu süreç demokratik, toplumsal ve ekolojik paradigmanın ne kadar önemli ve yaşamsal olduğunu bize kanıtlamaktadır. Ulus devletlerin, insanlığın geleceği için sunacağı hiçbir şeyleri olmadığını da göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, virüsün hayatımızda yarattığı yaşamsal ve ekonomik sorunları çözmek adına Cumhurbaşkanı bir paket açıkladı. Peki, bu paket kimin sorunlarını çözecek? Cumhurbaşkanının “Neşen yerinde.” dediği büyük sermaye sahiplerinin sorununu çözdü. Hâlen fabrikalarda çalışmak zorunda kalan, sokaklarda tezgâh açan, kâğıt toplayan, otobüslerde balık istifi gibi işe gitmeye çalışan yoksulların sorununu çözmedi. Ay sonu faturaları biriken, bir gün çalışmasa aç kalan, sabah kazandığını akşam harcamak zorunda kalan milyonların sorununu çözmedi.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan bir dizi açıklamayla virüse karşı nasıl önlemler alındığına dair kısmi olarak bilgilendirildik. Bu açıdan, sağlık meslek örgütlerinin çok önemli önerilerinin dikkate alınmasını istiyoruz. Hükûmet, Türk Tabipleri Birliği ve adını sayamadığımız birçok sağlık örgütüyle sürekli iletişim hâlinde olmalıdır. Alınacak önlemlerde bu örgütlerin de yer almasının insan sağlığı açısından son derece önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Bu alınan önlemler kapsamında cezaevleri çok kritik bir rol oynamaktadır. Cezaevlerinin izole yerler olduğunu ve virüs tehlikesi oluşturmayacağını düşünenler yanılmaktadır. Aksine, bu süreçte en fazla risk oluşturan mekânlardır. Çünkü cezaevleri 300 bini bulan tutuklu ve hükümlü sayısıyla kapasitesinin çok çok üzerindedir. Uzmanlar, virüsten korunmak için sosyal mesafenin 1 metre olması gerektiğini açıklıyorken, koğuşlarda insanlar iç içe yaşamakta, bu da ciddi riskler barındırmaktadır. Ayrıca, cezaevlerinde, sağlıklı beslenme koşulları yetersizdir, sıcak su ve hijyen malzemelerine erişim de çeşitli gerekçelerle kısıtlanmaktadır. Bu nedenle, virüs daha fazla yaygınlaşmadan ve -aklımıza bile getirmek istemiyoruz ama- cezaevlerinde bulaşma riski artmadan siyasi iktidar, başta hastaların, yaşlı tutuklu ve hükümlülerin, çocuklarıyla cezaevlerinde kalan kadınların tahliyelerinin önünü açmalı, cezalarını ertelemelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞEVİN COŞKUN (Devamla) – Toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ŞEVİN COŞKUN (Devamla) – Yoksa, cezaevlerinde yaşanacak olası her türlü kötü senaryolardan kendileri sorumlu olacaklardır. Coronavirüs gerçeği altında olsak da olmasak da hasta tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerinde tutulmasının hiçbir insani ve vicdani yanının olmadığını bir kere daha hatırlatmak istiyoruz.

Genel Kurulu selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

26’ncı madde üzerinde 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyette olduğundan bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 26’ncı maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir                   Murat Çepni                         Oya Ersoy

              Ağrı                                    İzmir                                 İstanbul

       Şevin Coşkun                  Gülüstan Kılıç Koçyiğit

              Muş                                     Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

           Cavit Arı                    Saliha Sera Kadıgil Sütlü

           Antalya                                İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler hakkında konuşmak isteyen, İzmir Milletvekili Murat Çepni.

Buyurun Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız; yenilenebilir enerji üzerine uzunca zamandır tartışıyoruz. Kuşkusuz, ilkesel olarak karşı değiliz fakat her durumda olduğu gibi doğru bir aracın kimin elinde olduğuyla ilgiliyiz biz. Yenilenebilir enerjiler… Karadeniz’de dereleri kurutan HES’ler de Hasankeyf’te on iki bin yıllık tarihi sular altında bırakan barajın kendisi de yenilenebilir enerji; aynı zamanda İzmir’i, Ege’yi -bütün Ege Bölgesi’ni- zehirleyen JES’ler de yenilenebilir enerji kategorisine giriyor. Dolayısıyla söz konusu olan AKP olduğunda hangi aracın, nasıl bir işlev gördüğü doğal olarak halklarımız açısından çok net olarak biliniyor.

Şimdi “Bozuk düzende sağlam çark olmaz.” demiş Pir Sultan Abdal. Düşünün ki her krizden fırsat yaratmasını çok iyi bilen, her krizden, her virüsten beka yaratmasını bilen bir iktidar var karşımızda; AKP iktidarı tam olarak böyle bir iktidar. Biz, dün olduğu gibi bugün de “Kral çıplak.” demeye devam edeceğiz. Tüm dünyada 6.500 insanın virüsten hayatını kaybettiği, coronavirüsten hayatını kaybettiği koşullardayız fakat aynı zamanda bu koşullarda, tüm dünyada kapitalizmin de bir krizini yaşıyoruz, çürüyen kapitalizmin krizini yaşıyoruz. Türkiye’de de çürüyen kapitalizmin biricik temsilcisi AKP politikalarına karşı mücadele etmeye devam ediyoruz, bundan sonra da edeceğiz.

Şimdi, bakın değerli arkadaşlar, Türkiye’de coronavirüs salgını hızla tırmanıyor. İktidarın buna dair çözümü ise dua, sabır ve kolonya. Şu anda Türkiye’de evlere kapanabilen insan sayısı yüzde 37, çalışmak zorunda kalan insan sayısı yüzde 63. İktidar “Evlerde kalın.” diyor. Evet, doğrudur, evlerde kalmak lazım fakat iktidar şöyle söylüyor: Evde kal Türkiye ama işçiler siz çalışmaya devam edin; evde kal Türkiye, işçiler ölüme terk edilsin. İktidarın temel politikası budur.

Değerli arkadaşlar, yüzde 20’si patronlardan karşılanan, yüzde 80’i emekçilerden karşılanan bir paketle karşı karşıyayız. Aynı iktidar, 65 yaş üstü insanlara sokağa çıkmayı yasakladı. Bakın, 7 milyon yaşlı var bu kategori içerisinde ve bunların sadece 1 milyonu tek başına yaşıyor. Yani, 6 milyon yaşlı, 65 yaş üzeri insan evinde ailesiyle yaşıyor.

AKP halkı kandırıyor, AKP ikiyüzlü bir politikayla bu coronavirüs sürecini yönetmeye çalışıyor; esas olarak kendini kurtarmaya çalışıyor. Bakın, AKP iktidarı fırsatçı bir iktidardır. Tüm dünya ve Türkiye’de coronavirüs salgını sürerken AKP, Kürt halkının, Halkların Demokratik Partisinin, HDP’nin belediyelerine saldırmaya devam ediyor. Batman Belediyesine saldırıyor, Batman Belediyesine kayyum atıyor. Batman Belediyesi bir gün önce su faturalarının ödemelerini almayacağını açıklamıştı ve HDP bu kayyum politikasına karşı dün de bugün de yalanları ortaya koydu. AKP için tüm dünya salgınla kırılabilir, tüm Türkiye’de salgın -virüs salgını- insanlarımızı öldürebilir fakat sorun değil, sorun AKP için HDP belediyelerinin yok edilmesidir.

Bakın, paylaşım yaptıkları için bugün, bu süreçte, 316 bin kişi hakkında soruşturma başlatıldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçtiğimiz günlerde maske depolayan şirketleri tehdit etti. Burada “Maske sorunumuz yok.” deniyor.

Şimdi, halk sağlığı söz konusu olduğunda cezaevleri kanayan bir yara. AKP fırsatçılığı burada gündeme geliyor. Tüm Türkiye’de, tüm demokrasi güçleri cezaevlerinin boşaltılmasını beklerken AKP pratiği, AKP darbeci fırsatçılığı ne yapıyor? Önümüze henüz daha gelmedi ama açıklandığı kadarıyla siyasi tutsakları dışında tutuyor. İşte AKP fırsatçılığı ve darbeciliği halk düşmanı bir siyasettir. Halklarımız buna mecbur değildir; işçi sınıfı, emekçiler, halklarımız çaresiz değillerdir. İşçi sınıfı, emekçiler isyan ediyorlar fakat bunun karşısında kurduğumuz dayanışma alanıyla biz bu çürümüş zulüm düzenini yıkabiliriz. “Evde kal Türkiye” sloganı tümüyle yalan üzerine kurulu bir slogandır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, işçi sınıfı çalışmaya devam ediyor. Bunun için önerdiğimiz, ısrar ettiğimiz çözüm, tüm çalışanlara ücretli izin hakkının sağlanmasıdır, tüm sağlık hizmetlerinin ücretsiz sağlanmasıdır.

Halklarımıza çağrımız şudur: Özel değil, kamusal sağlık; ayrımcılık değil, eşitlik; bireycilik değil, paylaşma; bencillik değil, dayanışma; kapitalizm değil, sosyalizm çağrısı yapıyoruz. Ve halklarımıza, bu çürümüş düzene karşı örgütlenme, mücadele etme ve mücadele bayrağını yükseltme çağrısı yapıyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Teklifin 26’ncı maddesinde, yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin mükerrer mevzuatlar tek kanun maddesinde birleştirilmekte, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmak adına yeni geniş yetkiler almaktadır. Bakanlık, bundan böyle yenilenebilir enerji üretim tesisleri için tavan fiyatı Türk lirası üzerinden belirleyebilecektir. Bakanlık tavan fiyat belirlerken ve güncellerken Anayasa’ya aykırı biçimde, artık herhangi bir yasal sınırlamaya tabi olmayacaktır. Bu madde teklifin 35 ve 37’nci maddesiyle bağlantılıdır.

Bu maddeyle, yenilenebilir enerji kaynaklarına (YEKA) dair 2 kanunda geçen benzer hususlar tek kanun maddesinde toplanmakta, YEKA alanlarının belirlenmesi ve hızlanması için Bakanlığa yeni yetkiler verilmektedir. Bu madde düzenlemesiyle, YEKA ihalelerinde tavan fiyat uygulaması TL bazında yapılacaktır, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun (EPK) madde 5/(12), (13)’üncü fıkralarında düzenlenen hususlar, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un (YEKA Kanunu) 4’üncü maddesine taşınarak mükerrerlik giderilmektedir. Birleştirme nedeniyle, teklifin 35’inci maddesinde 6446 sayılı Kanun’un madde 5/(12), (13)’üncü fıkraları yürürlükten kaldırılmakta, eski maddedeki atıfların yeni düzenlemede hangi atıflara tekabül ettiği 37’nci maddede düzenlenmektedir.

Birinci fıkradaki eklemeyle, Bakanlık, alacağı yeni yetkiyle, kamu ve hazine taşınmazları ile özel mülk üzerinde YEKA alanları oluşturma kararını, kurum, kuruluş görüşleri alarak belirleyecek ve bunu tapu kütüğüne şerh düşecektir. Bu şerhten itibaren üç yıl boyunca, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu madde 10'a göre, eğer kamulaştırma bedelinin tespitiyle Hazine adına tescili isteğinde bulunulduğuna dair mahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerh tapu idaresince resen sicilden silinecektir. Bu düzenleme Anayasa'nın 35’inci maddesinde tanımını bulan "mülkiyet hakkı” açısından tartışmalı bulunmaktadır.

Mevcut 5346 sayılı Kanun’un ekli (l) ve (II) sayılı cetvellerine bağlı kalınarak belirlenen YEKA tesisleri için hesaplanan tavan fiyat uygulaması değişmektedir. Her bir Yenilenebilir enerji kaynak alanı için, ekli (l) ve (II) sayılı cetvele göre Bakanlık tarafından belirlenecek tavan fiyatı üzerinden teklif edilecek en düşük fiyat o yenilenebilir enerji kaynak alanı için yarışma şartlarında belirlenecek süre boyunca uygulanmaktayken; teklifte (2)’nci fıkraya eklenen hükümle, yenilenebilir enerji kaynak alanları için yapılacak yarışmalar, artık ekli cetvellere bağlı kalınmadan Bakanlığın TL üzerinden belirleyeceği tavan fiyat uygulaması üzerinden gerçekleşecektir. İhalede TL bazındaki bu tavan fiyata göre oluşacak en düşük fiyat, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması kapsamında, yarışma şartlarında belirlenecek süre boyunca geçerli sayılacak, fiyat değişmeyecektir. Bakanlık bu tavan fiyatı belirlerken artık mevzuatta geçen ekli cetvellere bağlı kalmayacaktır. 

Bu düzenlemelerle, yenilenebilir enerji yatırımlarına verilecek alım fiyat garantileri döviz cinsi yerine artık TL cinsinden verilecektir. Ancak, mevcut durumda yapılacak ihalelerde uygulanacak tavan fiyatlar kanuna ekli cetvellerdeki sınırlara göre hesaplanırken yeni durumda herhangi bir sınırlama olmayacak ve hem tavan fiyatlar hem ihalelerde oluşan fiyatların güncellenmesinde takdir Bakanlığa ait olacaktır.

Maddedeki tavan fiyat uygulamasının yasal sınırlamaya tabi olmaksızın bu biçimiyle değiştirilmesi, idareye geniş takdir yetkisi vererek hukuk devleti ilkesine, hukukun belirliliği, öngörülebilirliği ilkesine aykırı içerik taşıdığı için Anayasa’nın 2’nci maddesine, aynı zamanda ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini düzenleyen 7’nci maddesine ve rekabetin korunmasını düzenleyen 167’nci maddesindeki düzenlemelere aykırıdır.

Söz konusu önerge bu nedenle verilmektedir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan "değiştirilmiştir” ibaresinin "yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Ayhan Erel                          Ümit Dikbayır                      Enez Kaplan

           Aksaray                               Sakarya                              Tekirdağ

         Ümit Beyaz                           Hüseyin Örs                    Ayhan Altıntaş

           İstanbul                                Trabzon                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU  SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 26’ncı maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Corona belasıyla mücadele eden, bu süreçte canını dişine takarak çalışan sağlık emekçilerimizi yürekten alkışlıyorum. Ayrıca diğer kamu kurum ve kuruluşlarında görev alan arkadaşlarımıza, sivil toplum örgütüne mensup çalışanlarımıza da sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum, Allah yâr ve yardımcıları olsun, onlara güç, kuvvet versin.

Corona virüsüyle mücadele ettiğimiz bu süreçte, birlik ve beraberliğimizin her dönemden daha önemli olduğunun bilinciyle sözlerime devam edeceğim.

Buradan, ayrıca, vatandaşlarımıza da seslenmek istiyorum: Sağlık Bakanlığımız ve diğer yetkili kurumlarımızın uyarılarına özenle uysunlar, uyalım. Özellikle sokağa çıkma kısıtlaması getirilen 65 yaş üstü büyüklerimize, bu kısıtlamaya uymaları hususunda onları incitmeden, sabırla, saygıyla, nezaketle hatırlatmalarda bulunalım ve buna büyük bir özen gösterelim. İnanıyorum ki milletçe el ele verip, büyük bir özenle uzmanların uyarılarına uyarak, gerekli önlemleri alarak bu belayı da Allah’ın izniyle atlatacağız.

Evet, corona salgını İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük küresel tehdittir ve ülkemiz de bu tehditle karşı karşıyadır. Corona belasıyla mücadele ederken ekonomik anlamda tedbirler almamız noktasında da hepimiz hemfikiriz.

Bugün baktığımızda değerli arkadaşlar, gıda ihracatı ve lojistik sektörü bu süreçten olumsuz etkilenmiştir. Birçok nakliye aracı yüklenmiş durumda, sınırlar kapatıldığı için beklemektedir. Bu sektörlerdeki firmaların durumları yakından gözlenmeli ve özellikle kredi ödemeleriyle ilgili olarak borç ertelemesi ve kredi yapılandırması dâhil mali destek sağlanmasında bir an önce uygulamaya geçilmelidir.

Değerli arkadaşlar, bu salgından kurtulmanın yolu önce gerçeklerle yüzleşmektir. İYİ PARTİ olarak amacımız, ülkemize ve milletimize karşı sorumluluğumuz gereği, bu meseleyi cesaretle ele alıp eksikler ve hataların telafisi konusunda rehberlik etmektir. Sayın Cumhurbaşkanımız “ekonomik istikrar kalkanı” adı verilen bir ekonomik tedbir paketini kamuoyuyla paylaştı, ilan etti. Olumlu bulduğumuz yanlar olmakla birlikte paketin milletimizin her ferdini kapsamadığını, toplumsal anlamda adil olmadığını da burada ifade etmek zorundayım. Patronlara teşvik, vatandaşa kolonya öngören bir ekonomik paket, milletimizin içinde bulunduğu bu hassas dönemdeki ihtiyaçlarını karşılayamaz arkadaşlar. Corona salgınının olumsuz ekonomik etkilerinin, öncelikle, dünyanın kırılgan ekonomilerinde görüldüğünü hepimiz biliyoruz. Türk ekonomisi de bir süredir maalesef en kırılgan ekonomilerden biri hâlinde. Baktığımızda görüyoruz ki açıklanan ekonomik tedbirler günü kurtarmacı bir anlayışın yansıması şeklindedir.

Değerli milletvekilleri, bu pakette, gelişen salgın şartları ve karantina uygulamaları sonucunda işleri duran esnafımıza sürecin sonrasında arayı kapatma imkânı verilmemiştir maalesef. Bunun için, ertelenen kamusal yükümlülüklerini ödemeleri için, en azından bir yıl üzerinden vade farkı olmaksızın taksitlendirme imkânı sağlanmalıdır. Açıklanan paketle ilgili önemli bir endişemiz de krizin finansal yükünün ağırlıklı olarak KOBİ’lerin ve çalışanların sırtına kalacağıdır. Oysaki bu tür sıkıntılı dönemlerde işletmelerin ayakta kalmalarını sağlamak elzem olduğu gibi, aynı şekilde hane halkına yönelik gelir akışının kesilmeden aktarılarak devam ettirilmesi de hayati bir öneme sahiptir. Bu çerçevede, tüketiciye yönelik de finansal destekler sağlanarak piyasanın ayakta tutulması gerekir.

Değerli milletvekilleri, bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) - İhtiyaç sahibi ailelere yapılacak 2 milyar TL tutarındaki nakdî yardım olumlu ama yetersizdir. 100 milyar liralık bir destek paketinde ihtiyaç sahibi ailelere yalnızca 2 milyar lira ayrılması ve bunun dağıtımında şeffaflıkla ilgili birtakım soru işaretleri olması da her şeyden önce sosyal devlet anlayışımızla bağdaşmaz diyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

27’nci madde üzerinde 2 önerge vardır.

1’inci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 27’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz. 

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                Murat Çepni

              Ağrı                                     Muş                                    İzmir

         Nuran İmir                          Şevin Coşkun                        Oya Ersoy

            Şırnak                                   Muş                                  İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, tarihsel bir süreçten geçiyoruz. Dünya tarihine baktığımızda salgın hastalıkların savaştan daha çok can yaktığını ve toplumların siyasi, kültürel, sosyal ve ekonomik yapılarında ciddi, köklü değişimler yarattığını görüyoruz. Ve biz, bugün, tüm dünya halkları kapitalizmin yarattığı yani kâr için yaratılan bir tehditle karşı karşıyayız. Bu, yaşamsal bir tehdit. Bu felaket, “corona virüsü” adını verdiğimiz tehdit kendiliğinden gelmiş bir şey değil. Nereden ilk çıktı? Wuhan’dan çıktı. Wuhan’ın özelliği ne? Ucuz emek gücünün yoğun olarak bulunduğu bir üretim merkezi Wuhan. Ve biz bunun nasıl bu kadar yayıldığına şaşırıyoruz. Aslında şaşırmamız gereken, tüm dünyadaki iktidarların bu kadar yayılacağını önceden öngörebilecekleri bir salgın karşısında gerekli önlemleri almamış olması.

Şimdi ülkemize dönelim. Deniyor ki, iktidar diyor ki başından itibaren: “Biz, gereken bütün önlemleri aldık ve her şey kontrolümüz altında.” Hayır, ocaktan itibaren bütün dünyada görülen bu salgın karşısında siz gerekli önlemleri almadınız ve hiçbir şey de kontrolünüz altında değil. Üstüne üstlük, özellikle toplu gelişlerle beraber yani 21 bin kişinin bu ülkeye gelmesiyle beraber artık iş tamamen kontrolünüzden çıktı.

Şimdi, halk, iktidarın aldığı önlemleri dinlemek için 2 kez ekranlara kilitlendi. İlkinde sabır dilediniz, “Dua edin.” dediniz; sonra konut kredilerinin kolaylaştırılmasından, halkın eve kapandığı koşullarda uçuşlardaki KDV indiriminden, konaklama vergisinin ertelendiğinden bahsettiniz.

Sevgili milletvekilleri, değerli arkadaşlar; bankalar, ev sahipleri, enerji ve doğal gaz dağıtımı yapan şirketler dua kabul etmiyor. İkinci kez ekranlara çıktığınızda Sağlık Bakanı “Herkes, kendi OHAL’ini ilan etsin.” dedi. Şimdi, mesela bir işçi kendi OHAL’ini ilan edip işe gitmese işten atılmasını engelleyecek misiniz? Bütün muhalefet örgütleri şu an “İşten atılmalar yasaklansın.” diyor, biz de diyoruz ve bunu, bu Meclis çıkarmak zorunda. Ya da bir kredi kartı borçlusu, kendi OHAL’ini ilan edip -faizlerin işlemesi konusunda- banka borçlarını ödemese bankaları durduracak mısınız? Hayır.

Değerli milletvekilleri, hani bir slogan üretildi, şimdi diyoruz ki: “Hep birlikte yeneceğiz.” Bu birlikteliğin içinde halk yok, işçi yok, emekçiler yok, kadınlar yok, emekliler yok, çiftçiler yok, işsizler yok, göçmenler yok, Kürtler? Kürtler, ikinci defa yok.

SALİH CORA (Trabzon) – Etnik bir ayrım yok ki.

OYA ERSOY (Devamla) – Bakın, 8 tane belediyeye bu corona salgını sırasında el koydunuz, gasbettiniz, kayyum atadınız. Bunun adı klasik kayyum ataması da değil, sadece halkın iradesinin gaspı değildir bu. Kürtlere diyorsunuz ki: “Sizin sağlığınız da hiç umurumuzda değil, ilgilenmiyoruz biz.” Verilen mesaj budur. Bu, şu ana kadar yapılan kayyum atamalarından farklıdır ve siz, her hâlükârda “Biz, sermayeye sınırsız destekte Kürt’ü yurttaşlıktan çıkarmada ve emekçiye sömürüde ısrar edeceğiz.” diyorsunuz. Açıklamış olduğunuz o ekonomik istikrar kalkanı tamamen sermayeye verdiğiniz bir kalkan. “Evde kal” derken işçilere, elektrik, doğal gaz faturası için hiçbir öneriniz yok; tüketici kredi borçlarına, kredi kartı borçlarına dair bir öneriniz yok ve 7,5 milyon işsiz var bu ülkede. Bu 7,5 milyon işsizin evinde nasıl geçineceğine dair bir öneriniz yok. Şimdi, eğer, gerekli önlemler alınmazsa… Evet, biz hep birlikte yeneceğiz ya… Bu salgın hepimizi aynı şekilde vurmuyor; önce yoksullardan başlayarak yaygın bir klinik vaka hâline gelecek, buradan uyarıyorum. Burada dünyada yapılan örneklere bakmamız lazım.

Bir; şeffaflık şart, yaygın test kitleri şart. Şu ana kadar niye yaygın yapılmıyor bu testler, hâlâ anlayabilmiş değiliz. Burada sadece sokağa çıkma yasakları ilan etmek çözüm değil. Her gün kaç kişiye test yapılıyor? Hangi illerde, kaç kişide Covid-19 tespit edildi? Hangi hastanelerde kaç kişi yatıyor ve kaç kişi yoğun bakımda? Bugüne kadar iyileşip eve gönderilen var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

OYA ERSOY (Devamla) – Ve corona virüsüyle temas eden sağlık çalışanlarından başlanarak hastane, market, kargo, posta, eczane çalışanlarının bulundukları bölgede test yapılması şarttır. Sağlık ortamının iyileştirilmesi, halkın sağlık hakkını korumak için şarttır her şeyden önce. Burada deniyor ki: “Sağlık çalışanları için bütün önlemler alındı.” Hayır arkadaşlar, hepimize bu konuda şikâyetler geliyor. Eğer siz sağlık çalışanlarını korumazsanız, coronaya karşı en önde mücadele edenleri koruyamazsınız, halkın sağlık hakkını koruyamazsınız. Ve siz, burada Meclise gelmeye bile erinirken, bunu tehlike olarak görürken sağlık çalışanlarına “Gidin, hastanelerin en önünde coronayla mücadele edin.” diyemezsiniz.

Ve işten atılmalar yasaklanmalıdır. Halkın en temel yaşamsal hakları, elektrik, su, doğal gaz halka parasız sağlanmalıdır. Ve kiralar ertelenmelidir, bu süreçte ödenmemelidir. Kaynak mı? Kaynak var.

Ve buradan son söz olarak “Ya sosyalizm ya barbarlık.” diyordum, bugün “Ya sosyalizm ya ölüm.” diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Hangi sosyalizm?

OYA ERSOY (İstanbul) – Küba’ya bak, Kübaya! Küba’ya bak, herkes kaçarken o gönderiyor.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

Diğer önerge çekilmiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. 

28’inci madde üzerinde 1 önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 28’inci maddesinde bulunan “veya” ibarelerinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                  Nuran İmir

              Ağrı                                     Muş                                   Şırnak

       Şevin Coşkun                         Murat Çepni

              Muş                                    İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit. (HDP sıralarından alkışlar)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi Covid-19’u konuşuyoruz. Benim üzerinde konuştuğum maddeden ziyade  ben de daha çok bu sorunu ele almak istiyorum. Arkadaşlarım da belirttiler aslında; bu, kapitalizmin, insanlığı, doğayı, her şeyi sömürmesinin bir sonucu ve bugün bütün dünya, içinde yaşadığımız kapitalist sistemi ve onun neoliberal politikalarını sorguluyor. Ne yazık ki ülkemizde de kapitalizm, neoliberalizm, AKP’nin dinci saikleriyle, dinci politikalarıyla buluşunca çok daha korkunç bir hâl almış durumda.

Şimdi, ben az önce konuşurken sağlık çalışanlarının, sağlık emekçilerinin maske bulamadığından bahsettim. Siz de dönüp dediniz ki: “Maske var.” Maske varsa niye stoklara gidip baskın yapıyorsunuz? Niye el koymayla tehdit ediyorsunuz? Ya da niye hiç dikilmeyen maskeler gidilip terzihanelerde dikilmeye başlandı?

Bakın, sizin, AKP’nin sağlıkta dönüşüm politikasının sonucu nedir? Performansa dayalı bir sistem getirdiniz. Sağlık hizmeti bir ekip hizmetiydi, siz bu ekibi böldünüz; ekibe prim başı, parça başı para vermeye başladınız. Hastaneyi ticarethane, hastayı müşteri hâline getirdiniz ve o yandaş müteahhitlerinize para kazandırmak için güzelim, canım şehir merkezlerindeki kamu hastanelerini kapattınız, gidip devasa şehir hastaneleri yaptınız. Bir birimden bir birime gitmek bile neredeyse bir gün alıyor.

Bugün, bu sistem üzerinden, bu sistem içerisinde Covid-19’la mücadele etmek zor mu? Çok zor. Çünkü, siz aslında kamusal sağlık sistemini tasfiye ettiniz, özelleştirdiniz ve yandaşlarınıza peşkeş çektiniz. Şimdi, Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Covid-19’la mücadele kapsamında ne dedi? Bir açıklama yaptı, dedi ki: “Özel hastaneleri, vakıf hastanelerini pandemi hastanesi ilan ediyoruz.” Doğru, yerinde bir karar. Peki, şu anda Covid-19 başvurusuyla özel hastaneye giden hastalardan katılım payı isteniyor mu? İsteniyor. Peki Covid-19’lu bir hasta nasıl gidip orada yatacak? Yatamayacak. Ne olacak? Bir sürü örneği var; hasta gidiyor, yatışı için acilde para makbuzu imzalaması isteniyor. Hasta kabul etmiyor, ambulansa konuluyor, başka bir hastaneye götürülüyor. O hastane enfekte oluyor, götüren ambulans enfekte oluyor, gittiği acil servis tekrardan enfekte oluyor.

Şimdi, bu tarzla olmaz. Eğer bu hastaneleri gerçekten pandemi hastanesi yapacaksanız gelin -önünüzde fırsat var- hepsini kamulaştırın ve toplum yararına hastaneler olarak hem Covid-19’da hem de daha sonrasında toplumun, halkın hizmetine sunun ama bunu yapar mısınız? Yapamazsınız çünkü Sağlık Bakanınızın kendisi aynı zamanda bir hastane zincirinin patronu. Nasıl bunu yapabilirsiniz ki?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ne alakası var ya?

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – İkinci bir şey: Şimdi, üniversite hastaneleri bu Covid-19’la mücadelede en önemli kurumlardı. Peki, üniversite hastaneleri şu anda bırakın bu salgınla mücadeleyi, normal sağlık hizmeti verebilecek durumda mı? Hayır. Dozimetresinden eldivenine kadar, enjektöründen tutun her şeye kadar sarf malzemesini hastanın eline yazıp veriyorlar ve hasta gidip onları getirdiğinde ancak tanı ve tedavi işlemleri gerçekleştirilebiliyor.

Bütün bunlar ortadayken siz ne yapıyorsunuz? Sağlık çalışanlarını alkışlıyorsunuz. Alkış çok güzel, peki, başka ne istiyoruz? Sağlık çalışanlarını gerçekten düşünüyorsanız koruyucu malzeme teminini hızlandırın. Bilime kulak verin. Bu ülkede aşı yapan bir tesisimiz yok. Osmanlı zamanında bile, cumhuriyetin ilk yıllarında bile aşı üretiliyordu, sayenizde artık aşı üretilemiyor. O zaman, bilimsel tesisleri hızlı bir şekilde aktive edin. Yemek ve barınma imkânlarını sağlayın. Sağlık çalışanlarının toplu taşımayla işe gidip gelmesini engelleyin, özel servis tahsis edin.

SALİH CORA (Trabzon) – Saat dokuz, sağlık çalışanlarını alkışlayın, saat dokuz şu an.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Bu insanların mesaiden çıktıktan sonra evlerine gidip hem evlerindeki sevdiklerini hem de yol boyundaki diğer insanları enfekte etmesinin önüne geçin. Olmadı mı? 3600 ek göstergeyi getirin. Bu zor günlerde jest yapmak istiyorsanız örneğin, sağlık emekçilerinin dört gözle beklediği 3600 ek göstergeyi getirin.

184 SABİM hattı kurdunuz. SABİM hattı bu ülkede sadece Türkçe hizmet veriyor. SABİM hattını başta Kürtçe ve Arapça olmak üzere Türkiye’de yaşayan bütün diğer dillerde hizmet verecek şekilde çok hızlı bir şekilde donanımlı hâle getiriniz.

Onun dışında ne yapabilirsiniz? Onun dışında, meslek örgütleriyle, alanda yetkili olan sendikalarla ortaklaşmanız gerekiyor ve bu ortaklığın göstergesi olarak da onlarla iletişime geçmeniz gerekiyor. Bakın, siz şu anda sağlık çalışanlarına ne diyorsunuz: “On dört gün hastanede kalacak şekilde hazırlık yapın.” diyorsunuz. Bu ne demek: On dört günlük bir nöbet demek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Devamla) – Bu on dört günlük nöbetin kendisi hem moral bozucu hem de uzun çalışma saatlerinin sağlık çalışanları üzerinde yaratacağı basıncı, iş yoğunluğunu gözetmeniz gerekiyor. Eğer bu yoğunluğu azaltmak istiyorsanız -şimdi Bakan açıkladı, 32 bin sağlık çalışanı alıyorsunuz- 15 bin KHK’yle ihraç ettiğiniz sağlık çalışanının da işe iadesini hızlı bir şekilde yapmanız gerekiyor. Eğer bunları yaparsanız ve tabii ki kolonya ve maske dışında daha bilimsel, daha halkçı gerçekten toplum yararına önlemler alırsanız bu toplum tabii ki COVİD-19 virüsünü yenecektir.

Bununla ilgili son olarak da şunu söyleyeyim: Cezaevleri hem doluluk oranı itibarıyla hem de beslenme ve barınma koşulları itibarıyla bu virüsün yayılması için en önemli, en riskli grupta olan yerlerdir. Bir an önce cezaevlerinin kapısını açın, siyasi tutsaklar başta olmak üzere bütün insanların yaşam hakkını sağlayın diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

29’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 29’uncu maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir                   Murat Çepni                         Nuran İmir

              Ağrı                                    İzmir                                   Şırnak

Gülüstan Kılıç Koçyiğit                Hüseyin Kaçmaz                  Şevin Çoşkun

              Muş                                   Şırnak                                   Muş

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

       Gamze Taşçıer                          Cavit Arı                  Müzeyyen Şevkin

            Ankara                                 Antalya                                 Adana

Emine Gülizar Emecan                                         Saliha Sera Kadıgil Sütlü

           İstanbul                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz.

Buyurun Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyenler; sizleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, görüşülmekte olan torba yasada 29’uncu madde İşsizlik Fonu’yla ilgili. İşsizlik Fonu’nun sermaye sınıfına nasıl peşkeş çekildiğinin aslında yine bir göstergesiyle karşı karşıyayız.

Ancak gündemde olan coronavirüs salgınıyla ilgili birkaç soru sormak istiyorum iktidara. 500 bin test kiti ABD’ye satılmışken neden yaygın test yapılamıyor? Yaygın ve agresif test ile Güney Kore ve Singapur modeli varken neden İtalya olma yolundayız? Destek paketi açıklanarak halkın kendi OHAL’ini ilan etmesini sağlamak için ne bekliyorsunuz? Daha çok ölüm mü? Halka “Kendi OHAL’inizi ilan edin.” diyorsunuz da bu halk kendi faturalarını, kendi kredi borçlarını, kendi kiralarını erteleyebiliyor mu? Tabii ki hayır. Bu sebeple halkın ihtiyaçları öncelenerek yeni ekonomi politikaları ivedilikle gündeme alınmalıdır.

Değerli milletvekilleri, sabahtan beri, tabii, arkadaşlarımız da defalarca dile getirdi; maalesef ki bu coronavirüs gündeminde AKP iktidarı hukuksuzlukta ve adaletsizlikte yine kendine yakışanı yaptı diyebilirim. Şöyle ki dün itibarıyla 8 belediyemize daha kayyum atandı yani şu güne kadar 40 belediyemize kayyum atanmış durumda. Bu ne demek? Dilinize pelesenk ettiğiniz “millî irade” nasıl ayaklar altına alınıyor tarafınızca… Aslında bu halk biliyor, sizlerin ne şekilde HDP’li belediyelere, Kürtlerin iradesine kayyum atama isteğinizi herkes biliyordu.

Sizinle bir dosya hakkında birkaç bilgi paylaşmak istiyorum ki bunlar Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının dosyasındaki evraklar. Bunlar Cizre Belediye Eş Başkanımıza kurulmaya çalışılan kumpasın ve hukuka aykırı deliller toplanmasına çalışıldığının göstergesi. Seçimden iki gün önce, 29/3/2019 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Büro Amirliğine ve yine Cizre İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM Büro Amirliğine iki müzekkere yazarak Belediye Eş Başkanımız hakkında bilgi toplanmasını istiyor. Peki, bunları nasıl istiyor? “Cumhuriyet Başsavcılığımızda yürütülmekte olan soruşturmaya esas olmak üzere bilgileri yazılı bulunan şüphelinin seçim süreci içerisinde yapmış olduğu konuşmalar ve mahallî seçimler sonrası yapması muhtemel konuşmada varsa suç unsuru teşkil edecek durumların tespiti, yine bunun dosyaya ivedilikle gönderilmesi.” Yine, TEM Büroda da aynen bu şekilde ancak dördüncü dereceye kadar akrabalarının da incelenmesi istenmiş. Dördüncü derece akrabalar incelenerek dosyaya konu edilmiş ve kayyum atanmasına ilişkin dosyadaki bilgi ve evraklar bunlar. Ne diyor bu temas sistem sorgulanmasında? Mehmet Zırığ isimli şahsın yengesinin amcasının hakkındaki dosyalar işlenmiş. Başka ne işlenmiş? Yine, Belediye Eş Başkanımızın kız kardeşinin eşinin kardeşi yani tabiri caizse dıdısının dıdısı bile girmiş dosyaya. Yine, Belediye Eş Başkanımızın amcasının bilgileri girmiş. Yani değerli arkadaşlar, bu dosyalar artık hukuka aykırı bile değil, ahlaka, adaba, vicdana bile aykırı dosyalar. Yapmayın, bunların hesabı bir gün verilecek. Hukuk, evet, bazen uyur; faşizmde, otoriter yönetimlerde hukuk bazen uyur ama asla ölmez. Bu dosyaları hazırlayanlar, bunların talimatını verenler er geç bunun hesabını verecektir. Biz “Bu politikalarınız Kürt düşmanıdır.” dediğimizde alınıyorsunuz ya ama size net söyleyeyim, ben 90’larda sığınaklarda kalmış, çatışmalı sürecin tamamını yaşamış, maalesef ki onlarca otopsiye girmiş bir arkadaşınız olarak şunu söyleyeyim: Bizler burada birlikte yaşam için sürekli mücadele ederken, demokratik cumhuriyet için sürekli mücadele ederken siz Kürtleri ötekileştiriyorsunuz, siz Kürtlerin iradesini yok sayıyorsunuz. Bu durum ne bu ülkeye ne sizlere ne de ortak geleceğimize hiçbir şey kazandırmaz. Bugün virüsle uğraşırken bile sizler Kürtlerin iradesine darbe yaptınız, bu kabul edilemez. Kürtler ne düşünüyor biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim: Ben Kürt’üm ve bana düşmanlık yaptığınızı düşünüyorum, ben Kürt’üm ve bu politikaların Kürt karşıtı olduğunu düşünüyorum. Sizler bunu yaptıkça, sizler bunu yaptıkça yıllardır, yıllardır şiddet sarmalında kaybettiğimiz canlarımıza yenisi ekleniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Sizler bunu yaptıkça, şiddet politikasında ısrar ettikçe bu ülkenin kaynakları halkın gerçek ihtiyaçlarına harcanacakken maalesef ki tanka, topa, tüfeğe ve bu güvenlikçi politikalara yatırılıyor.

Arkadaşlar, biz bunu hak etmiyoruz, hiçbirimiz hak etmiyoruz. Biz birlikte yaşam derken, biz birlikte bir ortak gelecekten bahsederken bizim bunlara, bu ülkenin demokrasisinin bu duruma maruz kalması ve demokrasinin bu kadar ayaklar altına alınması kabul edilemez. Size söyleyeyim: Bu yaptığınız politikalar Kürt karşıtıdır, bu yaptığınız politikalar Kürt düşmanlığının göstergesidir. “…”(x)

O kadar.

Saygılar. (HDP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Önergeniz neydi?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Önergemiz faşizmdi.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde önemli bir madde, biraz önce bölümle ilgili olarak yaptığım konuşma sırasında da belirtmiştim. 2016-2019 arasında buradaki 5510’la ilgili teşvik, işletmeler için her işletmede çalışan 1 personel için 150 lira olarak uygulandı ve buna rağmen başarılı olunamadı. Şimdi, 2020’den itibaren 75 lira olarak getiriliyor. 2020’nin koşulları, 2016’dan sonraki koşullardan çok çok daha zor, sıkıntılı. Görüyorsunuz neredeyse üçüncü dünya savaşı koşulları söz konusu, inşallah çok fazla sürmez. Şimdi, böyle koşullar altında -ki ne kadar sürerse sürsün- muhakkak ki olumsuz etkileyecektir işletmeleri, piyasayı, vatandaşımızı, çalışanları. Bu şartlar altında 150 liranın yerine gelen 75 liranın derman olması mümkün değil.

Bakın, rakamlar vereyim iş yeri sayılarıyla ilgili: 150 liralık teşvike rağmen 2017 Ağustosunda 4/A kapsamındaki yani SGK diye bildiğimiz kapsamdaki iş yeri sayısı 1 milyon 800 bin küsur, 2018 Aralığında bu yine 1 milyon 800 bin küsur, Aralık 2019’da da aynı şekilde 2019 süresince 1 milyon 800 bin küsur olarak devam ediyor, hiçbir şekilde değişmiyor. Çalışan sayılarına -ki çalışanların artması için olduğunu ifade ediyor gerekçe- bakın, 2017 sonunda 4/A’lı yani SGK kapsamındaki çalışan sayısı 14 milyon 447 bin 817, 2017 sonu itibarıyla. 2018 sonu itibarıyla 14 milyon 229 bin 170. 14 milyon 447 binden 14 milyon 229 bine düşüyor bu teşvike rağmen, 150 liralık teşvike rağmen. 2019 sonunda ise 14 milyon 314’e düşüyor yani sürekli olarak düşmüş SGK kapsamındaki, 4/A kapsamındaki zorunlu sigortalı çalışanlar. 4/B kapsamında olanlar yani esnaflar, BAĞ-KUR kapsamında olanlarda da benzer durum var. 2017 sonunda 2 milyon 777 bin olan sayı 2019’un sonunda 2 milyon 758 bine düşmüş.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; 150 lirayken bu teşvik çalışan başına, bakın, hem işletme sayısında bir farklılık olmamış hem de çalışan sayısında düşüş olmuş. Bu, teşvik değil, anlamı yok ve Komisyonda görüştük, yılda 10 milyar liraya yakın bir para veriyoruz, bunun karşılığını almıyoruz. Yaptığımız şeyin akılcı olması lazım, bir sonucu olması lazım. Şimdi, bunu 75 liraya düşürüyoruz ve bundan bir çözüm bekliyoruz çok daha zor koşullar altında. Bunun gerçekleşmesi mümkün değil ki, bir anlamı yok ki. Bunun çekilmesi, yeniden düzenlenmesi lazım, akılcı bir şekilde yeniden düzenlenmesi lazım. Şu coronavirüs şartlarında, dediğim gibi, üçüncü dünya savaşı koşulları oluşmuş, ülkeler kapanmış, bu kadar işsizlik var, sıkıntı var. Verdiğimiz paranın, yaptığımız her işin sonuçta anlamlı olması lazım, bilerek yapmamız lazım, rasyonel olması lazım bu işin. Niçin yapıyoruz? Bizim için para kıt kaynak bu dönemde. Niçin bunu yapıyoruz? Yılda en az 5 milyar lira, 6 milyar lira para gidecek bu şekilde? Boşu boşuna gitmiş olacak, bir anlamı yok. Buradan tasarruf edilmesi, rasyonel kullanılması lazım bu kaynakların. Onun için, kanun koyucu olarak, yasama organı olarak bunun tekrar düşünülmesi lazım. Biliyorum, boşa konuşuyorum, burada siyasi irade yok, bu işi uygulayacak kimseler yok, bizi dinleyecek, anlayacak hiç kimse yok. Yasama organı olarak boşa konuşuyoruz ama tutanaklara geçmesi açısından en azından bunları söylemek zorundayız, yoksa bu sistemle bu işin yürümesi, anlamlı işler yapmamız, bu krizin altından kalkmamız maalesef mümkün değil. İnşallah hallederiz ama maalesef sıkıntılı olarak görüyorum. Tabii ki, bu talebimiz, bu haklı talebimiz yerine ulaşmayacak, sıkıntı olacaktır.

Hepinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 29’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce kürsüden konuşan HDP milletvekili, en son, Kürtçe bir ifade kullandı. Tabii, ben Kürtçe bilmediğim için, anlamadım. Sonra arkadaşlarla konuştum, kullandığı ifade şu: “Biz Kürt’üz, siz de bizim düşmanımızsınız.”

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) –  “Düşmanlık ediyorsunuz.” dedi,  “Düşmanımızsınız.” demedi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şimdi, siz kimsiniz, biz kimiz?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kim dedi?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Siz kimsiniz, biz kimiz?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Öyle demedi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Arkadaşlar, bizde de Kürtçe bilen milletvekilleri var.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Düşman kim?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Öyle bir şey demedi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) –  Ne dedi? “Biz Kürt’üz, siz de bizim düşmanımızsınız.”

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – “Biz Kürt’üz, bize düşmanlık yapıyorsunuz.” dedi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şimdi, arkadaşlar, siz kimsiniz, biz kim oluyoruz? Böyle bir ifade olur mu?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Irkçılık yapıyorlar ya, ırkçılık; tam rezalet.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Kepazelik!

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Özür dilesin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Birlikten, beraberlikten, kardeşlikten, barıştan bahsedeceğiz. Bu ifade kullanılır mı arkadaşlar? Değilse düzeltin bunu o zaman. Ya, yapmayın bunu arkadaşlar.

Bakın, bu, ülkenin geleceğine, birliğine zarar verir, bunu yapmayın, bundan vazgeçin, doğru bir şey değil yaptığınız.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Tamam, biliyorum, ben dinledim, öyle demedi.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Irkçılığın en büyüğünü yapıyorlar maalesef.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Böyle bir şey yok arkadaşlar ya. Ne söyledi, o zaman açıklasın.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Dedi ki: “Biz Kürt’üz, bize düşmanlık yapıyorsunuz.” (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET MUŞ (İstanbul) -  “Siz de bizim düşmanımızsınız.” ifade bu.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Hayır, “Siz bizim düşmanımızsınız.” demedi. Siz yanlış çevirdiniz, öyle demedi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Siz PKK’lısınız, o yüzden yapılıyor bunlar, PKK’lı olduğunuz için; Kürt olduğunuz için değil.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Devam edin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, bir şey söylemek istiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – PKK’ya karşı yapılıyor bunlar.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şimdi, politikaları eleştirirsiniz, ekonomi politikalarını beğenmezsiniz, ya, bunlar tartışılır fakat bu zihniyet, bu anlayış doğru değil.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bunun arkasına saklanıyorlar.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Ya, biz 83 milyonu beraber kenetlemenin, kucaklamanın derdindeyiz, siz, arkadaşlar, dinamit koyarsanız bu ülkenin altına. Buradan kârlı çıkmazsınız. Ve biz, bu ülkenin Kürt vatandaşlarını, burada en samimi duygularımla söylüyorum, başka bir vatandaşımızdan en küçük bir farkı varsa bizim nezdimizde… Şimdiye kadarki yaklaşımımızda bunu ortaya koyduk, en küçük bir farkı yok. Ama bu zihniyetle bizim meselemiz var, bu zihniyetle bizim mücadelemiz var ve bu zihniyete biz bu memleketi bırakmayacağız. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Burada bırakmayın, sözünü geri alsın öyle bir şey söylediyse.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Demedi öyle bir şey.

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Öyle bir şey söylediyse sözünü geri alsın, burada bırakmayın. Tutanaklardan çıkarın.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Kürtçe biliyor musun? Kürtçe biliyor musun? Bilmediğiniz bir şey üzerine…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir dakika…

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hatibimiz Kürtçe kurduğu cümleyi kendisi izah etsin, yanlış bir çeviri var. Yani ne söylediğimizi biliyoruz.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Kürtçe bilmiyorsunuz ama algı yaratıyorsunuz.

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Kim konuşuyorsa ona söylüyorum, sözünü geri alsın.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Başkanım, müsaadeniz varsa…

BAŞKAN – Sayın Muş’un söylediği doğrultuda bir açıklama yapacaksan söz vermem ben sana.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Yok, ne dediğimi açıklayacağım Başkanım, burada çarpıtılıyor.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Konuşmamın tümü belliydi zaten. Ben ısrarla bu politikaların bizde yarattığı hissi size anlattım ve bu politikaların Kürt karşıtı olduğunu defaatle söyledim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – PKK karşıtı, PKK.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) - Yine, Kürtçe söylediğim de tam da buydu, “Bu politikalar Kürt düşmanıdır.” dedim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Kürt düşmanı değil, PKK düşmanı.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Vatan hainlerine, memleket düşmanlarına yönelik.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) - Hiç çarpıtmaya gerek yok, net bir şekilde söyledim, net bir şekilde söyledim. Açıklamam bundan ibarettir.

Teşekkürler Başkanım. (AK PARTİ ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yanlış çeviri yapılmış.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) - Kim çevirdiyse yanlış çevirdi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Siz biliyorsunuz sadece Kürtçeyi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hayır, kayıtlara bakın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Yapmayın arkadaşlar, yanlış bir şey.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 29’uncu maddesinin (b) bendinin ikinci cümlesinde geçen “esas alınır” ibaresinin “kabul edilir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Gereğini saygılarımızla arz ederiz.

  Ali Muhittin Taşdoğan                    Sefer Aycan                        Arzu Erdem

          Gaziantep                         Kahramanmaraş                          İstanbul

     Ayşe Sibel Ersoy                 Metin Nurullah Sazak

            Adana                                Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan.

Buyurun Sayın Aycan. (MHP sıralarından alkışlar)

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

29’uncu maddede, sektör ayrımı gözetmeksizin, işverenlerin asgari ücret konusunda desteklenmesini Milliyetçi Hareket Partisi olarak doğru buluyoruz ve bu desteklerin artarak devam etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sadece işverene, işçiye değil, özellikle esnafımıza yönelik destekleri de destekliyoruz ve bundan sonra yapılacak her desteği de peşinen destekleyeceğimizi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak belirtiyoruz.

Olağanüstü bir dönem geçiriyoruz. Bu olağanüstü dönemde, hep birlikte kenetlenmemiz ve bu zor günleri birlikte atlatmamız lazım. Şimdiden, daha on beş gün olmuşken bazı özel sektör işverenlerinin işçi çıkarmalarını doğru bulmuyoruz. Bu günler dayanışma günüdür, birlik beraberlik günüdür. O yüzden özellikle işverenlere işçi çıkarmamaları konusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavsiyede bulunuyoruz. Bu zor günleri hep birlikte atlatacağız. Hükûmetimizin işverenlere ve esnaflara bu konuda destekleri var, bu yasada da destekler var. Bu desteklerle birlikte bu teklifin olumlu bir düzenleme olacağını düşünüyoruz. Hep birlikte, birlik ve beraberlik içerisinde bu sıkıntılı günleri inşallah atlatacağız.

Değerli milletvekilleri, biraz da coronavirüsle ilgili konuşmak istiyorum. Şimdi, öncelikle, bir şey göstermek istiyorum. Salgının epidemiyolojik incelemesinde -belki biraz küçük, gözükmüyor ama- son üç günde vaka artışı var ama bunun geometrik artış göstermediğini belirtmek istiyorum. Aslında, bulaşıcı hastalıklar geometrik artış gösterir, katlanarak artış gösterir ama Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, Türkiye’deki artışlar şu an için, son üç gün içerisinde geometrik artış göstermiyor. Bu, olumlu bir şey; alınan tedbirlerin faydalı olduğunu, bulaşmaların en azından azaldığını gösteriyor. Şu an yaşadığımız coronavirüs epidemisinde, coronavirüs çok bulaşıcı bir virüs. Bunun önüne geçmek için mutlaka teması önlemek lazım. Bu, iyi bir durum. Fakat kötü bir durum: Şu an yerli vakalar görülüyor. Yerli vakaların görülmesi, özellikle, yurt dışından gelen vakaların ülke içerisinde temaslarının olduğunu gösteriyor. Bu da yanlış bir durum. Özellikle, tekrar buradan hatırlatmak istiyorum ki: Temas edilmemesi lazım; yurt dışından gelen veya şu an hasta olan, bulaştırıcı olan kişilerin mutlaka temastan kaçınması lazım, onları izole etmemiz lazım; sosyal izolasyona uymamız lazım. Tedbirlere ne kadar çok uyarsak bu epideminin önüne o kadar çok geçeriz diye düşünüyorum. Onun için, alınan kararlar, öncelikle, sizin için alınmış kararlardır. Tabii ki, Sağlık Bakanlığının veya Hükûmetin kararlar alması yetmiyor, vatandaşın bu kararlara uyması gerekiyor. Ne kadar çok kararlara uyarsak bu salgının o kadar çok önüne geçebilir, vaka görülme hızını o oranda azaltabiliriz diye düşünüyorum.

Bir diğer veri de -bu da açıklanmış bir veri- özellikle, virüsün kronik hastalığı olanlara ve sigara içenlere daha çok bulaştığını gösteriyor. Bunu da bilim adamları şu şekilde açıklıyor: Akciğer hücrelerinde bağlanma reseptörlerini artırdığını ve kronik hastalığı olanlar ile sigara içenlerde virüsün özellikle akciğerlere daha çok yerleştiğini gösteriyor. Bu da önemli bir nokta, buna da dikkat etmek gerekiyor.

Bir diğer husus da şu: Hükûmetimizin sağlık personeliyle ilgili aldığı kararları da destekliyoruz. Özellikle biz de bu dönemde yeni sağlık personeli alınması gerektiğini belirtmiştik. Sağlık Bakanımızın 32 bin yeni kadro ayrılacağını ve alım yapılacağını belirtmiş olmasından memnunuz. Bunun bir an önce yapılmasını istiyoruz. Burada yalnız bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Özellikle diğer kurumlardan kurumlar arası geçişler olmaması lazım yani kastettiğim; üniversitelerden veya başka bir bakanlıktan Sağlık Bakanlığına geçiş olmaması lazım çünkü üniversitelerdeki veya diğer kurumlardaki personeli de azaltmamak gerekiyor, yeni personel alarak mevcut sayıyı korumak, üstüne eklemek gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

SEFER AYCAN (Devamla) - İkinci bir husus da, yine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak desteklediğimiz bir konu da şu: Sağlık Bakanlığının aldığı karardan da memnuniyet duyduk; özellikle sağlık personeline bu üç aylık süre içerisinde ek ödemelerin yüzde 100 üzerinden verilecek olması da memnuniyet verici bir durum, bunu da Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak destekliyoruz.

Herkesi hem Sağlık Bakanlığının hem de Hükûmetin aldığı kararlara uymaya davet ediyorum ve birlik içerisinde bu zor günleri atlatmayı diliyorum.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

30’uncu madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun, okuyun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan (2/2633) esas no.lu Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Milli mücadeleye iştirak eden ve bu sebeple kendilerine İstiklal Madalyası verilmiş bulunan Türk vatandaşları ile 1950 yılında Türk Tugayının Kore'ye ayak bastığı Ekim ayında başlamak ve 1953 yılı        Pan-Munjon Ateşkes Anlaşması’na kadar Kore'de fiilen savaşa katılmış olan Türk vatandaşlarına ve 1974 yılında Temmuz 1’inci ve Ağustos 2’nci Barış Harekâtı’na Kıbrıs'ta fiilen görev alarak katılmış olan Türk vatandaşlarına ve Devlet Övünç Madalyası alanlara, hayatta bulundukları sürece, vatani hizmet tertibinden 14596 gösterge rakamının her yıl Bütçe Kanunu ile tespit edilen memur maaş katsayısı ile çarpılmasından bulunacak miktarda aylık bağlanır. Bu aylık başka bir gelir veya aylık alınıp alınmadığına ya da bir işte çalışıp çalışılmadığına bakılmaksızın kesintisiz ve tam olarak ödenir. Hak sahibinin ölümü hâlinde bu aylık dul eşine  yüzde 75 oranında bağlanır.”

    Mehmet Ali Çelebi                   Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

             İzmir                                   Adana                                 İstanbul

       Gamze Taşcıer                Saliha Sera Kadıgil Sütlü             Serkan Topal

            Ankara                                İstanbul                                 Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Hatay Milletvekili Serkan Topal.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım,  hepinize tekrar saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, yine, coronavirüsle ilgili konuşacağım çünkü gerçekten dikkat ederseniz yakalanmadan önce zaten ülkemizde bir ekonomik kırılganlık vardı, ülkemizde yoksulluk vardı, ülkemizde büyük bir işsizlik vardı.

Değerli arkadaşlar, bu konuşmamı yaparken özellikle Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna daha çok seslenmek istiyorum. Neden?  Onu ifade etmek istiyorum çünkü iktidarın ortağısınız.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Önüne bak, önüne.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin)  - Sen Genel Kurula seslen.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Bakın değerli arkadaşlar…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Genel Kurula hitap et, Genel Kurula. Ayıp senin yaptığın be!

SERKAN TOPAL (Devamla) - Özellikle neden? İktidarın ortağısınız. Devleti ve milleti ne kadar sevdiğinizi çok iyi biliyorum. İşte bu yüzden bir sorumluluğunuz var ve bu sorumluluk bilinciyle hareket etmek zorundasınız, bizler de öyle hareket etmek zorundayız.

Bakın, ekonomik tedbirler yeterli değil.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ekonomik tedbirleri senin partinin mümessili arka tarafta konuşuyor.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Biz vatandaşlarımıza “Evde oturun.” diyoruz ama inanın, birçok vatandaşımız dışarı çıkmak zorunda kalıyor. Neden?  Ya, adam zaten işsiz, zaten parası yok.  Bizler, öyle ekonomik tedbirlerle gelmeliyiz ki vatandaşlarımızı rahatlatmak zorundayız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Serkan Bey, bilerek konuş, bilerek konuş.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekilim, az sonra çıkarsınız buraya, tamam mı… Ben sataşmadım, ben sadece size görevinizi hatırlatmaya çalıştım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Genel Kurula konuş.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Önüne bak, önüne!

HASAN KALYONCU (İzmir) – Genel Kurula hitap et.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Kendine konuş, kendine.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, Serkan Bey, Meclise hitap edelim.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Meclise hitap ediyorum.

Bakın, değerli milletvekili arkadaşlarımız, bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak Toplumsal Dayanışma Programı’nı çıkardık ve bunu gerçekten dikkate almanızı öneriyoruz. Burada hem ekonomik tedbirler var hem de gerçekten çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler var. Bunu lütfen dikkate alın.

Değerli arkadaşlar, yine, Sayın Genel Başkanımızın “Covid-19’la Mücadele Programı” var, bunu da dikkate almanızı diliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, Almanya 550 milyar avro ayırdı. 38 milyonluk Polonya bile 47 milyar avro ayırdı. Bizler ne ayırdık? 100 milyar TL.

SALİH CORA (Trabzon) – 100 milyar.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Yani 15-16 milyar avro. Bu 15-16 milyar avrodan 2 milyar TL’si ailelere verilecek.

SALİH CORA (Trabzon) – Devamı gelecek.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Ama devamını bir an önce getirmemiz gerekiyor ki vatandaşlarımızı rahatlatalım.

Bakın, vatandaşlarımızla ilgili alacağınız her kararda biz sizin yanınızdayız. Vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü noktasında her türlü konuda biz sizin yanınızdayız, biz destek oluyoruz.

Ama mesela, bakın, çok basit bir örnek vereceğim: Geçen, Sarp Sınır Kapısı’ndan gelenler nereye gitti biliyor musunuz arkadaşlar? Eskişehir’deki yurda gönderildi. Nasıl? Kara yoluyla. Bu doğru mu arkadaşlar? Bunlar molalarda mutlaka birilerine bulaştırmıştır. Dolayısıyla, şimdi, Sarp Sınır Kapısı’ndan gelen arkadaşlarımız orada karantina altına alınmalı ya da Adana’ya gelenler, Hatay’a gelenler orada en yakın bir bölgede karantinaya alınmak zorundadır değerli arkadaşlar.

Şimdi, ben bunu konuştuğum zaman değerli MHP Grup Başkan Vekilimiz oradan… Yani lütfen, ben, sizi seviyorum ancak burada sizin de bir sorumluluğunuz var ve burada ekonomik paketin yeterli olmadığını söylüyorum.

HASAN KALYONCU (İzmir) – Sunduğunuz paket FET֒cülerin. FETÖ'cülerle mi kurtaracaksınız bu ülkeyi!

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Meclise konuş sen!

SERKAN TOPAL (Devamla) – Bu ekonomik pakette çiftçi yok, emekçi yok, işçi yok. Ya çıkın, burada, milletimizi rahatlatacak ekonomik paketle destek olduğunuzu söyleyin, biz de burada size teşekkür edelim değerli arkadaşlar.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - Sen Kılıçdaroğlu’nun başka şeylerini oku.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sen coronavirüsü nereden biliyorsun, doktor musun sen?

SERKAN TOPAL (Devamla) - Bakın, bir ay sonra böyle giderse, inanın, birçok vatandaşımız işsiz kalacak, aç kalacak, intiharlarla karşı karşıya kalacağız.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - Şov yapma, şov yapma!

SERKAN TOPAL (Devamla) - Dolayısıyla şimdiden ben bu kürsüde bu ikazımı bir kez daha yinelemek istiyorum değerli arkadaşlar.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Ajitasyon yapma, ajitasyon!

SERKAN TOPAL (Devamla) - Gelin, bütün milletimizi rahatlatacak, işçileri rahatlatacak, bütün vatandaşlarımızı rahatlatacak yeni bir ekonomi paketi üzerinde birlikte çalışma yapalım, bununla ilgili bir komisyon kuralım. Bakın, neden Türkiye Büyük Millet Meclisi yok? Türkiye Büyük Millet Meclisi bu işin içinde yok. Sağlık Bakanının açıklamalarını milletvekilleri sadece Twitter’dan öğreniyor değerli arkadaşlar. Onun dışında, bir komisyon kuralım ve yeniden bütün milletimizi rahatlatabilecek bir ekonomi paketiyle burada bu işin çözümünü bulalım.

Çok teşekkür ediyorum. Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Şovunu yaptın, git, otur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

42.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, kürsüde konuşan kıymetli milletvekili arkadaşımız Serkan Topal’a doğrusu bu konuşmayı hiç yakıştıramadım, biraz çiğ kaçtı ve yakışmadı; onu ifade etmek isterim.

Kendisi aklı sıra siyaset yapacak, istismarcı bir üslupla bir meseleyi ele almaya çalışıyor. Fakat kendi grubunun, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun şu anda bu konularla ilgili hangi faaliyeti yürüttüğünden ve bütün parti gruplarının, Plan ve Bütçe Komisyonu temsilcilerinin şu anda bahsettiği konularla ilgili en az 20 başlıkta bir toplantı yaptığından habersiz veya sırf yanlış bilgi vermek maksadıyla bu konuşmayı yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Benim kendisine tavsiyem: Bu bahsettiği konularla böyle mugalata, demagojik ve polemikçi bir üslupla konuşma yapacağına, gruplarının temsilcisi milletvekili Sayın Bülent Kuşoğlu’dan bilgi almasını tavsiye ediyorum.

Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesinde bulunan “veya” ibaresinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

       Şevin Coşkun                          Ahmet Şık                        Murat Çepni

              Muş                                  İstanbul                                  İzmir

      Hüseyin Kaçmaz                Dirayet Dilan Taşdemir

            Şırnak                                   Ağrı

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Ahmet Şık. (HDP sıralarından alkışlar)

AHMET ŞIK (İstanbul) – Teşekkürler.

Herkese merhaba.

Birkaç hafta içinde tüm dünya ölümcül bir virüs salgını ve yıkıcı etkileriyle boğuşur hâle geldi. Virüs, ülkeler ve kıtalar arasında muazzam bir hızla yayılırken Türkiye’de sorumluluk ve görev sahibi olanlar ya sessiz kaldı ya da gerekli önlemlerin alınmış olduğuna halkı inandırmaya çalıştı. Hâl böyle olunca televizyon ekranları da şarlatanlara kaldı. Ve şimdi göz göre göre gelen bir felaketle yüz yüzeyiz. Ülkece alınan en yaygın önlem, herkesin birbirine tekrarladığı bir öğütten ibaret: “Evde kalın, herkes evinde kalsın.” Kuşkusuz herkesin, hepimizin buna uyması gerekiyor ama herkes evinde kalabiliyor mu, sorun bu. Coronavirüs belasından kurtulsa bile adına “kaza” denilen bir iş cinayetinin kurbanı olacağını bildiğimiz inşaat işçileri mesela. Ya da evinde oturanların siparişlerini hazırlayan kargo şirketlerinde çalışanlar, o siparişleri kapımıza getiren kuryeler. Fabrikalarda tekstil atölyelerinde gayriinsani koşullarda çalışmaya devam ettirilenler. “Evde kalın.” öğüdüne uyarak daha da çoğalttığımız çöplerimizi toplayanlar. En küçük aksırığımızda “Yoksa ben de mi?” şüphesiyle hastaneye gittiğimizde karşımıza çıkan doktorlar, hemşireler, hasta bakıcılar, o hastaneyi temizlemeye çalışanlar. Ezcümle gündelik emeğiyle karnını doyurabilme “yaşamak” diye belletilen milyonlar bahsi geçenlerin kendisi. Bu sınıfsal grubun içinde olduğu hâlde evde oturma çağrılarına uyanlar da var elbet. Kimisi zorunlu tutulduğundan kimisi de mecburiyetten kapanan iş yerlerinde çalışırken zorunlu ücretsiz izne çıkarılanlar, hatta işsiz bırakılanlar. Yani, neşemiz hiç yerinde değil.

Bir virüs belasıyla ülkelerin, devletlerin, iktidarların ne tür yapısal sorunlar ve zihnî zafiyetler içinde olduğu da tüm çıplaklığıyla görünür oldu. Her ülke kendi meşrebince ve olanakları ölçüsünde mücadele etmeye çalışıyor, teşvik paketleri açıklıyor. Ciddi bir finansal destek gereken bu önlemleri alan ülkelerin açıkladıkları mücadele programlarının ülke gayrisafi yurt içi hasılası oranlarına baktığımızda en yüksekte ABD var yüzde 19’la, en düşük olanı Hollanda’da da yüzde 11. Bu listeye sonradan katılan ülkelerden olan Türkiye’de ise sadece yüzde 2. Parasal karşılığı 100 milyar lira olan teşvik paketinde akılda kalan tek şey dağıtılacak kolonyalar oldu. Hak yemiş olmayalım, paketin yüzde 2’sine denk gelen 2 milyar lira da ihtiyaç sahiplerine nakdî yardım olarak ayrılmış durumda.

Sözün özü, “coronayla mücadele stratejisi” diye virüsün enfekte olma hızını ve ölümleri engellemeye hiçbir etkisi olmayan tuhaf maddelerle doldurularak kalabalıklaştırılmış bir paket açıkladınız. Yağma ve talan ekonomisiyle ortaya çıkan finansal krizin doğurduğu zayıflık görünür olmasın diye de sahici bir mücadeleye yönelemiyorsunuz. Yani, neşemiz yerinde değil. Tüm ülkeyi içine alan ağır bir salgınla mücadelede dünyanın geri kalanı ile Türkiye arasındaki en temel fark da bu; meselenin önemini ve büyüklüğünü anlamaya, anlatmaya ve çözüm üretmeye yönelik tedbirlerin değil, fırsatların kollanması ya da bilhassa yaratılması. Mesela, salgının 5’inci gününde koruma alanlarının imara açılması, 11’inci gününde kayyum gasbı ve seçilmişlerin tutuklanması, bir de yaşlı yurttaşların nefret odağı hâline getirilmesine neden olan sahte önlemleriniz var. İşte, fırsatçılık dediğimiz de bu. Bunca yıllık iktidarınız döneminde karşımıza çıkan tüm krizlerde olduğu gibi buradaki refleksiniz de aynı, “fıtrat” diye başlıyor, mevzuyu sabır ve duaya bağlıyorsunuz. “Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz” diye başlayan cümlelerin ardından “hepimizin içinde olduğu” yalanıyla süslü, bilindik “gemi” metaforuyla devam ediyorsunuz. Neşemiz tabii ki yerinde değil.

Vergisiyle, sigortasıyla, kredi borçlarında ertelemelerle, yapılandırılmalarla, aynı gemide olduğunuz sermaye sahipleriyle “Yüzün gülüyor.” diye şakalaşılarak açıklanan sözde mücadele paketinizden yararlananların neşesi elbette yerinde. Gücünü kutuplaştırmadan alan iktidarınızın emekçiler, yoksullar ve yoksunlar başta olmak üzere toplumun bütününü kapsayan önlemler alması fıtratınıza aykırı, biliyoruz.

Neyle yüz yüze olduğumuzun farkındayız: Sermayeye neşe, yoksullara daha da yoksulluk ve işsizlik, geniş yığınlara yalan, yaşlılara kolonya, canını riske eden sağlık çalışanlarına alkış ve bunların büyük bir lütuf olarak görülmesini isteyen de bir iktidar anlayışı, her seferinde “Aynı gemideyiz.” yalanıyla herkesten iktidarınızı daim kılacak fedakârlığı göstermeye zorlama, aksini savunanlara terörist, vatan haini, darbeci, casus yaftalamasıyla zindan.

Hayır, neşemiz hiç yerinde değil, devleti yöneten iktidarın rantına ortak olan sizler ile sizin dışınızda kalan fedakârlığa zorladığınız bizler aynı gemide değiliz. Salgın başladıktan günler sonra ortaya çıkıp kalkan oldukları sermaye sahiplerini neşelendirenler ile evine bir ekmek getirmek için çalışmak zorunda olanlar, ölüm riskini göze alıp dışarıya çıksa da para kazanması garantide olmayanlar aynı gemide değiller. İş yerlerini kapatmak zorunda kalanlar, kimi zorunluluktan, çoğu fırsatçılıktan ücretsiz izne çıkarılan ya da işsiz bırakılanlar ile elektrik, su, ısınma giderlerine ilişkin faturaların ertelenmesi önerisine bile “Gündemimizde yok.” üstenciliği ve aşağılamasıyla yaklaşanlar aynı gemide değiller.

Bitirebilir miyim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Buyurun, toparlayın.

AHMET ŞIK (Devamla) – Bir yanda bu salgını, neden olduğu ekonomik sorunların ve siyasi tıkanmışlığın önünü açacak bir fırsat, gücün yeniden tahkimatı için Allah’ın ikinci bir lütfu olarak görenler, öte yanda belirsizlik ve endişe içinde gerçek tehlikelerle yüz yüze olup dertleri gündem edilmeyen, neşelenmeleri kimsenin umrunda olmayan kalabalıklar. Hayır, ne neşemiz yerinde ne de aynı gemideyiz.

Basit bir fizik kuralıdır: Zincirin gücü en zayıf halkası kadardır. Ülkeler ise en zayıf halkası kadar, iktidarlar ise o zayıf halkayla kurdukları bağ kadar güçlüdür. Bu yüzden yapmanız gerekenler şunlardır: Yurt genelinde genel karantina getirilmeli, herkese test ve tedavi olanağı sunulmalı, sağlık emekçilerine güvenli ve güvenceli çalışma ortamı yaratılmalı, işten çıkarmalar yasaklanmalı, ücretsiz izne zorlananlar ile işsiz bırakılanlara maaşlarının asgari ücrete kadar olan kısmı ödenmeli, kapanmak zorunda kalan küçük işletmelere önlemler süresince vergi muafiyeti sağlanmalı, elektrik, su, ısınma giderlerini oluşturan fatura tahsilatları iptal edilmeli…

Bir cümleyle bitiriyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET ŞIK (Devamla) - Ceza infaz ertelemesi ve erken tahliye yoluyla hapishaneler boşaltılmalı, erken terhisle zorunlu olarak silah altında tutulanların da evlerine dönüşü sağlanmalı ve elbette, her zaman şeffaf olmalısınız. Şimdi kaynak soracaksınız, bunun için de bir önerimiz var: İhtiyat akçesi dâhil hazineyi “devlet ihalesi” adı altında yağmalattıklarınızın cebine el atabilirsiniz.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Muş…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 30’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve vatandaşların toplanan vergiler ile kendilerine sunulan hizmetler arasında bir problem görmediği için AK PARTİ iktidarını görevde tuttuğuna ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatip konuşmasında talandan bahsetti, yağmadan bahsetti. Ben bu konuşmayı bundan önce yaptığı konuşmalardan hatırlıyorum. Aslında -şu an vaktimiz yok- çıkarsak konuşmaları, yan yana koysak hepsi aynı, aynı ifadeler, aynı kelimeler, üzerine daha farklı bir şey konulamamış. Şimdi, böyle bir iktidar…

OYA ERSOY (İstanbul) – Aynı şeyi yapıyorsunuz çünkü yağmaya devam, talana devam!

AHMET ŞIK (İstanbul) – Çünkü siz utanıp da vazgeçmiyorsunuz yağma yapmaktan, o yüzden.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bu meydanlarda, seçim meydanlarında bunların aynısını anlattılar, aldıkları oy ortada.

OYA ERSOY (İstanbul) – Sizin aldığınız oy ortada ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bütçe, milletten toplanan vergilerin tekrar millete geri verilmesidir. Eğer millet, verdiği vergilerin kendisine geri dönüşünde, kendisine geri dağıtılmasında problem görüyorsa zaten iktidarı değiştirir, yerine başkasını getirir. Bu, milletin elindedir. Demek ki vatandaş, toplanan vergiler ile kendisine sunulan hizmet ve dağıtım arasında şimdiye kadar bir problem görmemiş ki AK PARTİ iktidarını görevde tutmuş.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Beştaş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hatibimiz aslında oldukça derin, aydınlatıcı bir konuşma yaptı. Niye neşemiz yerinde değil ve niye aynı gemide değiliz yoksullar ve zenginler olarak, işsizler ve işçiler, diğer sermayedarlar olarak, aslında oldukça iyi bir konuşmaydı. Bu vesileyle onu tebrik ediyorum.

Sayın Muş söz alıp özellikle “HDP’nin yalanları” dedi. Biz halka yalan atmadık, seçim meydanlarında ne söylediysek bugün de aynısını savunuyoruz, harfiyen savunuyoruz ama iktidara şunu söylüyorum: Diyarbakır’a kayyumu aday yaptılar, kaybettiler -sadece bir örnek- sonra gelip el koydular, gasbettiler. Kimin yalan attığı, kimin gerçekleri söylediği Türkiye kamuoyunun takdirindedir.

Teşekkürler.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – 30’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

31’inci madde üzerinde 2 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 31’inci maddesinde bulunan “edilen” ibaresinin “olan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                  Nuran İmir

              Ağrı                                     Muş                                   Şırnak

        Murat Çepni                         Şevin Coşkun            Meral Danış Beştaş

             İzmir                                    Muş                                     Siirt

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben bizimle, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ve corona salgınıyla ilgili konuşmak istiyorum. Bu bağlantıyı önce bizim burada kurmamız gerekiyor.

Birçok hatibimiz söyledi, başka partilerden de milletvekili arkadaşlar söyledi, şu anda sadece Türkiye değil, bütün dünya bu virüsle mücadele ediyor. Gerçekten, insanlığı tehdit eden bir virüs. Yani vebayla, diğer tarihsel arka planla umarız karşılaştırmak durumunda kalmayız ama küresel olması, pandemi olması işin vahametini öğrenmemiz için herhâlde yeterli. Bu veba tarzı -Allah korusun- virüse, coronaya, Covid-19’a karşı ne yapıyoruz? Eleştirilerimiz söylendi, onları bir tarafa bırakarak, peki biz ne yapıyoruz?. Halkın vekilleri olarak, biz Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak iki haftadır çalışıyoruz, bu salgına karşı hangi sağlık tedbirini aldık, neyi konuştuk? Ben bir şey kaçırmadığımı sanıyorum. Geçen hafta ayrımsız hepimiz corona virüsle mücadelenin farklı yönleriyle, ekonomi, sağlık, farklı etkileşim alanlarıyla ilgili önergeleri getirdik, hepsi reddedildi. Peki, ne konuşuyoruz? Şu anda bir torba kanun teklifi konuşuyoruz. Bu torba kanun teklifinin pandemiyle, halka her gün çağrı yaptığımız meseleyle bir ilgisi var mı? Yok. Peki, halk bizi niye buraya gönderdi? Kendi sorunlarını çözmemiz için, yasama faaliyetinde bu sorunlara çare üretmemiz için. Şimdi, biz HDP olarak ne yaptık? Şunu açık yüreklilikle söyleyeyim: Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimiz acilen, pandemi ilan edildikten sonra Plan ve Bütçe Komisyonuna ekonomik tedbirler almak üzere toplantı daveti yaptı, kabul edilmedi. Sağlık Komisyonu -ya, Sağlık Komisyonu arkadaşlar; bütün partilerin katılımıyla oluşan bir komisyonumuz var- üyelerimiz Sağlık Komisyonuna toplantı daveti yaptı, o da kabul edilmedi. Peki, İnsan Hakları Komisyonu? İnsan Hakları Komisyonu üyelerimiz de “Özellikle hapishanelerde cereyan eden ve insan hakları ihlalleri anlamında vahamet arz eden tabloya vekiller olarak, Komisyon olarak bir müdahil olalım.” diye çağrı yaptı, o da kabul edilmedi. Bu da yetmedi; biz -bizzat ben çağrı yaptım- buradan “Gelin, Mecliste bütün partilerin eşit üye katılımıyla, aynı vekil sayısıyla bir kriz koordinasyon merkezi kuralım.” dedik, buna yanıt verilmedi. Ve şimdi biz çalışıyoruz gibi görünüyor, böyle bir şey yok. Halkın gündemi, coronayla mücadele. “Bu virüsten nasıl korunurum? Benim vekillerim, Meclisim bu işte beni korumak için hangi tedbirleri alıyor, hangi çalışmaları yapıyor?” diye bizi izlerken biz geçen hafta görüştüğümüz -bugün oylaması yapılacak- Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşması’na katılımın uygun bulunup bulunmadığını, efendim, oylayacağız. Ne alaka ya? Yangın var, yangın. Her gün herkes çıkıp “Evde kalın.” diyor, biz gidip anlaşma onaylıyoruz. Bir kere, burada Meclis ile halk arasına bir sosyal mesafe girmiştir. Biz, halkın gündemini değil, kendi gündemimizi; kendi gündemimizi de değil, iktidarın ortaya getirdiği gündemi konuşmak zorundayız. Bu kabul edilemez bir mesele; bu gerçekten asla tasvip edilebilir bir mesele değil. Sağlık Bakanının her gece on birde bir “tweet” atmasıyla ya da pandemiden sonra bir kere toplantı alınarak, ekonomik tedbirler açıklanarak salgınla mücadele edilemez. Ayrıca, işçi fabrikadaysa, doktor hastanedeyse, memur kamu görevini yapıyorsa, halkın temsilcileri olarak biz milletvekilleri de burada olacağız, burada bu çalışmalara ara vermemeliyiz. Eğer onları koruyamıyorsak kendimizi de korumayalım. Biz halktan daha iyi değiliz, biz halktan daha ayrıcalıklı bir konumda değiliz, tam aksine halk bize -halk tabiriyle- genel vekâletname vermiş, bize vekâletini vermiş, temsil vekâletini vermiş. Burada biz ne söylersek söyleyelim, hangi talepte bulunursak bulunalım bir duvara tosluyoruz ve geri durmak zorunda kalıyoruz ama şunu söyleyeyim, ben de halkımıza şu çağrıyı yapmak istiyorum: Evet, gerçekten evde kalmalıyız, gerçekten bu evde kalmak yaşamımızı korumak için hayati önemdedir. Bu çağrıyı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Toparlıyorum Başkan.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Daha sağlıklı bir yaşam için evde kalmalıyız. Daha sağlıklı bir mücadele için; haksızlığa, hukuksuzluğa karşı mücadele için evde kalmalıyız. Çocuklarımızı, yakınlarımızı, temas ettiklerimizi korumak için evde kalmalıyız. Ayrıca, sadece evde oturarak, kapanarak değil; çalışarak, becerilerimizi geliştirerek, okuyarak, iletişimi güçlü tutarak, dayanışmayı büyüterek evde kalmalıyız çünkü bu iktidardan umut yok. Bize “Evde kal.” diyor ama evde ne yiyeceğimizi hesaplamıyor, “Evde kal.” diyor ama elektriğimizin olup olmadığını hesaplamıyor, “Evde kal.” Diyor, çocukların nasıl eğitim göreceğine dair hâlâ bir tartışma almış başını gidiyor. Bu nedenle “Evde kal.” çağrısının altını hep birlikte, vatandaşla birlikte, toplumla birlikte bizler dolduracağız diyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 31’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Ayhan Erel                           Enez Kaplan               Zeki Hakan Sıdalı

           Aksaray                               Tekirdağ                                Mersin

        Yasin Öztürk                          Ümit Beyaz         Muhammet Naci Cinisli

            Denizli                                İstanbul                               Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Ümit Beyaz.

Buyurun Sayın Beyaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ÜMİT BEYAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili madde üzerine İYİ PARTİ adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütün dünya ve ülkemiz büyük bir salgınla karşı karşıya. İnanıyorum ki Türk milleti olarak bu büyük salgını toplumsal dayanışma ve yetkililerin uyarılarına kulak vererek aşacağız. Coronavirüs salgınına karşı topyekûn mücadele veren, fedakârca gayret gösteren başta sağlık personelimiz olmak üzere herkese buradan teşekkür etmek istiyorum. Bununla birlikte, önümüzde yeterli zaman olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmasında gevşeklik gösterildiğini düşünüyorum. Seçim bölgem İstanbul’da bulunduğum süre boyunca gelişmeleri yakından takip etmeye çalıştım. Sayın Sağlık Bakanının bütün iyi niyetine rağmen önlemler ve salgınla mücadele konusunda özellikle İstanbul’da büyük aksaklıklar yaşanıyor.

Sağlık çalışanlarının yüksek risk grubunda olduğu malum. Sağlık çalışanlarımız için özel koruma önlemlerinin devreye sokulmadığını görüyoruz. Bir salgına karşı mücadele veriyorsanız önce sağlık personelini koruyacaksınız. Korumasız sağlık personeli olmaz. Böyle bir badireyle mücadele eden sağlık personelini sadece takdir etmek yetmez, sağlık çalışanlarımızın güvenliğini sağlamak zorundayız. Sağlık çalışanlarımız şu anda salgına karşı en ön cephede savaşıyorlar ama kendi sağlıkları konusunda çok endişeliler. Her an neyle karşılaşacaklarını bilmeyen, endişe içindeki insanlardan sağlık hizmeti bekliyoruz. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları düzeltilmeli ve güvenliği sağlanmalı ki daha iyi hizmet verebilsinler. Sağlık personelimiz korunmadan halkın korunması da mümkün değildir fakat bu konunun çok ciddi bir şekilde ele alındığını göremiyoruz.

Değerli arkadaşlar, birçok hastaneye yeterli ekipman dağıtılmadığı, dağıtılanın yeterli olmadığı hakkında şikâyetler alıyoruz. Özellikle coronavirüslü hastayla temas sırasında kullanılan N95 tipi maskeler ve cerrahi maskeler konusunda sağlık kuruluşlarında sıkıntı yaşanıyor. Sağlık personeli maskeleri ücret vererek satın alıyor çünkü imza karşılığı verilen maskeler yeterli olmuyor. Sağlık çalışanları kendilerinden çok ya bir yakınıma bulaşırsa korkusuyla yaşıyorlar. Hâlâ bu konuda bir çalışma yapılmış değil. Çalıştıkları süre boyunca her türlü riske maruz kalan sağlık çalışanları bu riski iş çıkışı evlerindeki sevdiklerine taşıma korkusuyla salgınla mücadele ediyorlar. İstanbul’da bazı hastanelerin maskeleri kendi terzihanelerinde diktirip personele dağıttığı iddia ediliyor. Personel formalarını kendileri evlerinde yıkıyor. Bunlara kulak tıkayamayız.

Bu salgın sebebiyle öğrendik ki bir ülkenin savunması sadece sınırlarla olmuyor. Coronavirüs salgınına karşı her türlü riske ve yetersiz çalışma şartlarına rağmen Türk milletinin sağlığı için savaş veren sağlık çalışanlarımız da ülkemizin bütünlüğü, milletimizin birliği için sınırlarımızda çarpışan Mehmetçik’imiz gibidir, birer kahramanlardır. Bu koşullarda onlara gerekli güven ortamını, uygun çalışma koşullarını sağlamak zorunda olduğumuza inanıyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlık ordumuz yaşanan eksikliklere rağmen olağanüstü bir mücadele verirken, milletimizin göz bebeği Kızılayın bu dönemde yurt dışında maske dağıtmasını da doğru bulmadığımı buradan söylemek zorundayım. Bir Kızılay yetkilisinin sosyal medya paylaşımı sayesinde öğrendiğimiz bu yardımın yapılması en hafif tabiriyle ayıptır, günahtır.

Hepinize sevgilerimi sunuyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

32’nci madde üzerinde 3 önerge vardır. Aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 32’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir                   Murat Çepni                         Oya Ersoy

              Ağrı                                    İzmir                                 İstanbul

Gülüstan Kılıç Koçyiğit                    Nuran İmir                           Ahmet Şık

              Muş                                   Şırnak                                İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İzmir Milletvekili Murat Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Evet, coronavirüs salgınıyla ilgili günlerdir tartışıyoruz fakat yaptığımız bütün tartışmalara rağmen, başta sağlık emekçilerinin ortaya koyduğu bütün emeğe rağmen salgın devam ediyor ve nereye, hangi düzeye varacağı konusunda da henüz bir bilgiye sahip değiliz. Fakat bütün bu süreçte ortaya çıkan en temel veri, en temel bilgi, bütün bu sürecin bugüne kadar bildiğimizin, bugüne kadar bütün yaptığımız tartışmaların, bugüne kadar bütün yürüttüğümüz siyasi tartışmaların yerini yeni bir boyuta taşımasıdır. Dolayısıyla “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.” kavramı tam olarak burada pekâlâ kullanılabilir.

Örneğin, bu sürecin şeffaflıkla yürütülmesi konusunda çok somut bir talebimiz var, en başta da belirttik. Başta Türk Tabipleri Birliği olmak üzere, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası başta olmak üzere bu kurumlarımızın yani bu noktada uzman kurumlarımızın bu sürece dâhil edilmemesi en temel sıkıntılardan bir tanesidir. Bu süreç bir video oyunu biçiminde yönetilemez. Bu biçimde bir yönetim anlayışı halkı kandırmakla eş değerdir.

Biz bu sürecin tartışmasını yaparken eğitime ara verildi ve evden eğitim başlatıldı. Ve biz bu süreçte bir şeyi fark etmiş olduk yani kuşkusuz öncesinde de eğitimin dinselleştirilmesine, cihatçı kimi vurguların eğitim müfredatında yer aldığına dair, cinsiyetçi kimi vurguların olduğuna dair sendikalar başta olmak üzere eleştirilerimiz vardı fakat bunları bir kez daha görmüş olduk. Neyi görmüş olduk? Örneğin, Adnan Menderes’in idam sahnesini biz EBA TV’de görmüş olduk. Adnan Menderes’in idam sahnesi yetmiyor, yine bir kafa kesme sahnesinin EBA ekranlarında çocuklarımıza öğretildiğini gördük. Bu, fırsatçı siyasetin geldiği bir dip noktadır gerçekten. Yani böylesine bir süreçte eğitim vermesi gereken bir devlet televizyonunun burada da dindar ve kindar bir nesil, cihatçı bir nesil yaratmanın derdine düştüğünü görüyoruz. İktidar bu politikadan derhâl vazgeçmelidir. Bu politikanın kimseye bir katkısı yoktur.

Yine “Evde kal.” çağrısına dair defaatle ifade ettik. Burada milyonlarca işçi evde kalamıyor maalesef çünkü milyonlarca işçi açlık ve ölümle karşı karşıya. Bugün, tersanelerde çalışan işçiler feryat hâlinde; bugün, çağrı merkezlerinde çalışan binlerce emekçi yine aynı risk altında. Yine, 120 bin mali müşavir aynı eleştiriyi, aynı sıkıntıyı ifade eder durumda. Ağır sanayi işçileri, küçük sanayi işçileri -hemen hemen hepsi- milyonlarca işçi bu süreçte ölüme terk edilmiş durumda.

Değerli arkadaşlar, şöyle bir istatistik verebilirim: İki haftalık ücretli iznin bedeli 5,4 milyar dolar. “Bu 5.4 milyar dolar nasıl karşılanabilir?” diye sorarsanız eğer, cevabı çok basit. Kanal İstanbul bütçesinin yarısıyla bu bütçe pekâlâ karşılanabilir. Savaş bütçesi yani güvenlikçi bütçenin beşte 1’iyle bu bütçe pekâlâ sağlanabilir fakat tabii ki halk sağlığı yerine “sağlık sektörü” kavramını geçiren, hastaneleri iş yeri, hastaları müşteri olarak gören bir neoliberal anlayış elbette buna çare üretemez.

Değerli arkadaşlar, önerilerimizi tekrarlıyoruz: Kira ödemeleri salgın süresince durdurulmalıdır, bankalara olan bütün kredi ödemeleri salgın süresince durdurulmalıdır. Elektrik, su, doğal gaz, telefon ve internet  ücretsiz sağlanmalıdır. İşten çıkarmalar yasaklanmalıdır. Zorunlu sektörler hariç tüm çalışanlara ücretli izin sağlanmalıdır. Yaygın test koşulları sağlanmalıdır ve çok sağlıksız koşullarda yaşamaya çalışan göçmenlerin tüm sağlık ihtiyaçları giderilmelidir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar.)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.58

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

32’nci madde üzerinde önerge işleminde kalınmıştı.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 32’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 32- 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent ilave edilmiş ve dördüncü fıkrasında yer alan "(6) numaralı alt bentlerinde” ifadesi " (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde ve (c) bendinde” şeklinde değiştirilmiştir.

“c) 29/4/1959 tarihli ve 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanunda yer alan suçlar.”

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

           Cavit Arı                          Vecdi Gündoğdu   Saliha Sera Kadıgil Sütlü

           Antalya                               Kırklareli                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu.

Buyurun Sayın Gündoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şu anda dünya ve ülkemiz coronavirüs nedeniyle yaşamsal, ekonomik ve sosyal sıkıntılarla karşı karşıyadır. Öncelikle, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı doğrultusunda insan hayatının öncelendiği, tedbirlerin ekonomik kaygılardan uzak, eksiksiz olarak alınması ivedilik ve zorunluluk arz etmektedir.

Olağanüstü dönemde olağanüstü gayretle, yaşamı pahasına mesleklerini yapan, yaşamlarımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanlarımızı sadece balkonlardan alkışlayarak değil, Dünya Sağlık Örgütü ve Türk Tabipleri Birliğinin kriterleri ve talepleri doğrultusunda onların tüm ihtiyaçlarını süratle karşılayarak da destek olmalıyız. Çalışma şartlarının iyileştirilmesi, eksik tıbbi ihtiyaçlarının giderilmesi ve  ilerleyen günlerde oluşabilecek yoğunluğa karşı önlemler de geciktirilmeden alınmalıdır. Önümüzdeki günlerde oluşabilecek daha da yoğun hasta sayısını düşünerek en kısa sürede yoğun bakım ve yatak sayılarını artırıcı tedbirler de alınmalıdır.

Virüsten korunmanın, bireysel korunma yollarının dışında, vatandaşlarımızın mutlaka vücut direncinin kuvvetli olması gerekmektedir. Direncin en önemli düşmanı stres ve kaygı ise uzmanlar tarafından da kanıtlanmıştır. Bu doğrultuda, vatandaşların ekonomik kaygılarını biraz olsun giderebilmek için Ekonomik ve Sosyal Konsey bir an önce toplanmalı, işçi-işveren temsilcileri bir araya getirilmeli, işten çıkarmalar yasaklanmalıdır. Zorunlu hizmetler dışında ücretli izin uygulamasına geçilmeli, devlet tüm çalışanların gelirlerini güvence altına almalıdır. Tüm fatura ve kredi borçları öncelikle altı ay uzatılmalıdır. Tüm kesimleri ekonomik çalkantıdan korumak ve vatandaşların yaşamsal tedbirlere uyum maliyetini azaltmak için bir aile sigortası süratle yaşama geçirilmelidir. Olağanüstü  koşullarda kullanılmak üzere işsizlik sigortasından yararlanma şartları yeniden güncellenmelidir ve düzenlenmelidir. Zora düşecek esnaf ve KOBİ’lere hemen sahip çıkılmalı, sicil affı derhâl çıkarılmalıdır.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı doğrultusunda yediden yetmişe tüm vatandaşlarımızın sağlık güvencesinin sağlandığı, gıda ve beslenme tedarik zincirinin aksamadan devam edeceğinin güvencesi vatandaşımıza verilmelidir. Bu konuda vatandaşlarımız rahat olmalı. “Evinde kal.” dediğimiz vatandaşlarımızı sağlık, beslenme ve ekonomik kaygılardan kurtarmak ve geleceğe umutla bakmalarını hep birlikte sağlamak zorundayız. Bunun için de her türlü fedakârlığı yapmak, öncelikle devleti yönetenlere, devlete ve bu milletin sırtından yıllarca büyük paralar kazanarak servetlerine servet katanlara da düşmektedir. Aynı gemideysek, tüm vatandaşlarımız eşit ise fedakârlıkları da gelire göre eşit paylaştırmak zorundayız. AKP hükûmetlerinin on sekiz yıldır izlediği fakirden uzak, zengine yakın ekonomik politikaları, yoksulu daha yoksul, zengini daha zengin yapmaktadır. Ülkemizde, 2002 yılında en zengin yüzde 10, servetin yüzde 68’ine sahipken, AKP’nin zengini daha zengin yapan politikaları sonucu, 2018’de en zengin yüzde 10, servetin yüzde 81’ine sahip olmuştur. Bunun da sorumlusu, düzenin kurallarını on sekiz yıldan bu yana koyan iktidardır. Kamu kaynaklarını kendi iktidarını ayakta tutacak yandaş saadet zincirine aktarmayı seçen de rantçı zihniyettir.

Sayın milletvekilleri, sağlıklı yaşam güvencesini, adaleti, hakkı ve hukuku sağlamak hepimizin görevidir. Burada var olma nedenimiz de budur. Demokrasimiz, vicdanlar yara alıyor, kanıyor; bu kanı durdurmamız lazım ve bunu hep birlikte başarmak zorundayız. Yoksa evlatlarımıza, hatta doğmamış torunlarımıza hesap vermek zorunda kalacağız ve veremeyeceğiz.

Sorun, aydınlık ve çağdaş bir Türkiye’yi kurma, demokrasiyi yaşatma sorunudur. Sorun, ahlak ve vicdan sorunudur. Hiç kimse endişe etmesin, hiç kimse de umutsuzluğa kapılmasın. Başarısız olanlar, milletine karşı şeffaflıktan uzak yönetemeyenler, aldatanlar, “Allah affetsin.” diyenler artık gidecek, yerine bu işi daha iyi yapanlar da gelecektir. Aklı, sağduyuyu, demokrasiyi ve özgürlükleri yaşama geçirecekler gelecek arkadaşlar. Nefret dilini değil, sevgi dilini tercih edenler gelecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "değiştirilmiştir” ibaresinin "yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Ayhan Erel                           Enez Kaplan               Zeki Hakan Sıdalı

           Aksaray                               Tekirdağ                                Mersin

        Yasin Öztürk                  Muhammet Naci Cinisli

            Denizli                                Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Aksaray Milletvekili Ayhan Erel.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; yaşamakta olduğumuz sağlık problemlerini, bir şekilde, milletçe el ele, gönül gönüle vererek devletin ve ilgili kurumlarının, bilim adamlarının tavsiye ve telkinleri doğrultusunda bir gün atlatacağımız muhakkak. Ancak bu tehlikenin getirmiş olduğu ekonomik sıkıntılara baktığımızda, bu sıkıntıların daha büyük çapta ve uzun süre devam edeceği kanaati tüm ekonomistlerce ileri sürülmektedir. Bu bağlamda, özellikle ileride milletimizin temel ihtiyaç maddelerinde yokluk, kıtlık çekmemesi adına, ekilmiş olanlarda rekolteyi çoğaltmak, ekimi yapılmamış olanlarda da teşvik etmek amacıyla tarımda bazı önlemler almak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Buğday, nohut, şeker pancarı, fasulye, patates, soğan, yağ için ayçiçeği, mısır, pamuk gibi ürünlerde, şimdiden, çiftçilerimize, tarımla uğraşan vatandaşlarımıza çeşitli girdilerinde avantajlar sağlarsak ileride bu alanda verimi yükseltmiş oluruz diye düşünüyoruz. Ne yapabiliriz? Bir kere, her şeyden önce, her çiftçimizin çok büyük miktarda borcu var, bu borçlara da yüksek oranda faizler uygulanmaktadır. Borçlarını faizsiz erteleyebiliriz, yeniden bir yapılandırmayla çiftçilerimizin rahat nefes almasını sağlayabiliriz. Yine, rekolteyi yükseltmek için, ekilmiş ürünlerde sulamalarını rahat yapabilmeleri adına, tarımda kullanılan elektrikten bu tarım sezonunda ücret almama gibi bir durumu çiftçilerimize sağlayabiliriz. Yine, gübrede, mazotta, diğer girdilerde çiftçilerimize çeşitli avantajlar sağlayarak ileride karşılaşabileceğimiz yokluğu, yoksulluğu ortadan kaldırabiliriz diye düşünüyoruz.

Yine, ekonominin canlanması için her şeyden önce tüketim ekonomisini bir tarafa bırakıp üretim ekonomisine geçmek zorundayız. Üretim yapmalıyız. Üretimde kullanılan yarı mamul maddeleri Türkiye’den temin etmeliyiz. Yine, burada, üretimde de yüksek teknolojiyi kullanmak zorundayız. Günümüzde, bir cep telefonunun  karşılığında yaklaşık 6 ton patates veriyorsak ekonomimizi, üretim şeklimizi bir sorgulamamız gerekiyor diye düşünüyorum. Yine, şu ortamda AK PARTİ’li arkadaşlarımızın, Türkiye’yi yöneten siyasi iradenin artık Kanal İstanbul Projesi’ni bir tarafa iterek vatandaşlarımıza iş, aş sağlayacak, evlerine ekmek götürebilecekleri, üretime yönelik fabrikaları hayata geçirmeleri gerektiği kanaatindeyiz.

Yine, tabii ki, üretim yaptıktan sonra talebi de teşvik etmek zorundayız. Talebi teşvik etmek için de bir kere her şeyden önce vatandaşın alım gücünün yükselmesi lazım. Ne yapabiliriz? Seçim meydanlarında sözünü verdiğimiz, sözünü verdiğiniz, memurlarımıza 3600 ek göstergeyi en kısa zamanda gerçekleştirebiliriz. Hak ettikleri hâlde erken yaşta emekliliğe takılan vatandaşlarımızın kademeli olarak bu haklarına kavuşmasını sağlayarak alım güçlerinde belirli bir oranda yükselmeyi sağlayabiliriz. Yine, memurlara da emeklilere olduğu gibi, bayramlarda 2 maaş tutarında veya belli bir miktarda ikramiye verilmesini hayata geçirebiliriz. Yine, okullar kapalı olduğu için mağdur olan ve ücret alamayan, evlerine, çoluğuna çocuğuna ekmek götüremeyen ücretli öğretmenlerimizin bu dönemde de ücret almalarını sağlama durumunun bir vicdani görev, bir insanlık görevi, bir devlet görevi olduğu kanaatindeyiz.

Yine, 32 bin sağlık çalışanının atanacağını Sayın Sağlık Bakanından duyduk; bu konuda gençlerimiz büyük bir heyecana kapıldılar, sabırsızlıkla bu atamanın bir an önce yapılmasını bekliyorlar. Bu atamayı duyan ağız sağlığı ve diş tedavi teknikerleri de en azından kendilerine de 500 kadro  verilmesini Sayın Bakandan beklemektedirler.

Yine, başta seçim bölgem Aksaray’dan olmak üzere, Kuveyt’te ve Orta Doğu’nun çeşitli ülkelerinde çalışan işçilerimiz mağdur durumdadırlar. İşveren, “Başınızın çaresine bakın.” düşüncesinde; Kuveyt hükûmeti ise “Ben karışmam.” diyor. Ne onlar orada huzur içindeler ne de  buradaki akrabaları  huzur içindeler. Devletimizin, bir an önce, yurt dışında, özellikle Orta Doğu’da çalışan işçilerimizin bu dertlerine derman olması gerekmektedir.

Bu düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

33’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır. Aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 33’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit                    Nuran İmir                           Ahmet Şık

              Muş                                   Şırnak                                İstanbul

        Abdullah Koç                           Oya Ersoy                        Murat Çepni

              Ağrı                                  İstanbul                                  İzmir

Dirayet Dilan Taşdemir

              Ağrı

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ağrı Milletvekili Abdullah Koç.

Buyurun Sayın Koç. (HDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle halkımıza, bu dünyada maalesef insanlığın başına bela olan corona virüsünden korunmaları için bireysel tedbirlerini almaları, özellikle evde kalmaları ve böylece bu hastalığın, bu virüsün fazla yayılmaması yönünde kendilerine buradan çağrı yapıyoruz.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; coronavirüs salgını birlikte mücadele verilmesi gereken ortak bir düşmandır âdeta. Bu tanımlama Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan bir tanımlama. Bütün halklar ne yazık ki Sağlık Bakanlığının bir “tweet”ine muhtaç kalmış durumda, yirmi dört saatte bir tek başına bir “tweet” atmak suretiyle halkı bu şekilde bilinçlendirmektedir. Gerçeği yansıtan kişiler hakkında, bu konuda “tweet” atan veya açıklama yapan kişiler hakkında ise –tırnak içerisinde- terör propagandası suçlamasıyla hakkında soruşturma açılmakta ve bu yönde bilginin yayılması ne yazık ki engellenmektedir.

Burada çağrımız şudur: Halka derhâl bu konuda gerekli bilgiler verilmeli ve halk bilgilendirilmelidir.  Bu mevcut olan virüsün yayılmasıyla ilgili halk kesinlikle net bir şekilde bilgilendirilmelidir ve halkın bilgi alma hakkı sağlanmalıdır. Türkiye’de tablo nedir, açık bir şekilde bu tablo anlatılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, Sağlık Bakanı her gün yaptığı açıklamalarında her yerde ücretsiz bir şekilde testlerin yapıldığını ileri sürmektedir fakat yaptığımız araştırmaya göre özel hastanelerde 1.500 lira karşılığında test yapılmaktadır yani özel hastanelerde ne yazık ki para karşılığında testler yapılmaktadır ve bu konuda da henüz bir tedbir alınmış değildir.

Yine, milyonlarca insan işsiz ve bu işsiz insanların ihtiyaçları söz konusu. Bu yönde de Hükûmetin somut bir şekilde almış olduğu bir tedbiri de yoktur.

Değerli arkadaşlar, son günlerde özellikle 65 yaş üstü insanlarımıza yönelik olan tavırları da kesinlikle burada benimsemiyoruz ve kınıyoruz. Şimdi, yaşlı bir yurttaşımıza polis soruyor: “Niye evine gitmiyorsun, niye evinde değilsin?” Verdiği cevap: “Benim evim burası çünkü evsizim.” Türkiye'nin gelmiş olduğu nokta burasıdır.

Değerli arkadaşlar, bakın, Anayasa’da mevcut olan ve yıllardır bu Hükûmetin neredeyse unuttuğu ve ortadan kaldırdığı sosyal devlet anlayışının ne kadar gerekli olduğunu ve bu yönde tedbirlerin alınması gerektiğini biz burada belirtmek istiyoruz. Sosyal devlet ilkesinden ne yazık ki uzaklaşılmıştır. Biz, 21 Şubatta Meclise bir soru önergesi verdik, “Tehlike kapıdadır.” dedik, İran’da, komşumuzda çok ciddi bir tehlike olduğunu belirttik, ne yazık ki bu konuda Hükûmet gerekli tedbirleri almadı ve bu konuda da gecikti ve ne yazık ki çok ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız.

Bakın, cezaevlerinde toplamda 1.334 hasta mahpus var ve corona virüsü nedeniyle çok büyük tehlike altındadırlar. Bu, infaz düzenlemesi getirilmek isteniyor fakat bu infaz düzenlemesinde de yine ayrımcılık yapılmaktadır.

Terörle Mücadele Kanunu, Türkiye’de her muhalefetin basın açıklaması, siyasal karşı duruşu Terörle Mücadele Yasası’nın içerisine alınıyor, soruşturma ve kovuşturmayla karşı karşıya kalıyor. Burada getirilmek istenen İnfaz Yasası’nda yine bir ayrımcılığa neden oluyor. Terörle Mücadele Yasası, Türkiye için bir tabu hâlini almış durumda ve ne yazık ki bu siyasal iktidar da bu tabuya çok ciddi bir şekilde, sıkı bir şekilde sarılmış durumda. Siyasal iktidarın hoşuna gitmeyen her muhalefet bu yasak kapsamına alınıyor ve takibata uğruyor. Getirilmek istenen infaz yasası yine bir eşitsizliği, yine Anayasa’ya aykırılığı da beraberinde getiriyor. Toplumsal dayanışmaya bu Hükûmetin cevabı kayyumdur, bu Hükûmetin cevabı yok saymadır, bu iktidarın cevabı ayrımcılıktır. Bakın, tutuklama ve soruşturmalar hızla devam ediyor, ne yazık ki biz, burada, bu uygulamayla karşı karşıyayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ABDULLAH KOÇ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, iktidarın İnfaz Yasası’nda eşitlikçi yaklaşımı ne yazık ki söz konusu olmuyor. İktidardan bir bağış, bir lütuf beklemek değildir bu eşitlikçi yaklaşımı göstermesi; bu bir zorunluktur, anayasal zorunluktur. Bu iktidarı Anayasa’ya uymaya çağırıyoruz. Bakın, Anayasa’nın 2’nci maddesi, hukuk devleti ilkesini içermektedir. Yine 10’uncu maddesi ise eşitlik ilkesini içermektedir. Bu iktidarın derhâl Anayasa’ya uyması ve bu yönde tedbir alınması gerektiğini ileri sürüyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

Diğer önerge geri çekilmiştir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, test merkezlerinden verilerin toplanması zaman aldığı için açıklamaların akşam yapılabildiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada, açıklamaların hep akşam saatlerinde olmasıyla alakalı bir konu dile getirildi, onunla alakalı olarak Genel Kurulu bilgilendirmek isterim.

37 tane test merkezi var, İstanbul ve Ankara gibi yoğun kentlerimiz var. Buradaki test sonuçlarının toparlanması, bitmesi akşam dokuzu-onu buluyor. Bunların hepsi bütün merkezlerden toplandıktan sonra, anca akşam saatlerinde açıklama yapılıyor. Yani bu açıklamalar, tüm bu merkezlerden verilerin toplanması zaman aldığı için, uzun sürdüğü için akşam on bir-on ikiye yakın yapılıyor. Genel Kurulun takdirine sunarım.

Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 33‘üncü maddesiyle 5737 sayılı Kanun’un 20’nci maddesine eklenen son fıkranın birinci cümlesinde yer alan “onarım veya inşa karşılığı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat           Asuman Erdoğan

           İstanbul                                İstanbul                                Ankara

   Vildan Yılmaz Gürel                    Ramazan Can                   Semiha Ekinci

             Bursa                                 Kırıkkale                                 Sivas

    Bekir Kuvvet Erim                       Recep Özel             Fehmi Alpay Özalan

             Aydın                                  Isparta                                  İzmir

        Sermin Balık

            Elâzığ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait olan taşınmazların tüm kiralamalarında, sözleşme süresi içerisinde üç aylık kirasını ödemeyen kiracıların verilecek otuz günlük süre içerisinde borcunun tamamını ödememesi durumunda, taşınmazın tahliyesinin mülki amirlikçe yapılarak kira gelirlerinde sürekliliğin sağlanması ve yaşanan gelir ve zaman kaybının önlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir. 

Kabul edilen önerge doğrultusunda 33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. 

34’üncü madde üzerinde 4 önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 34’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit                    Nuran İmir                           Ahmet Şık

              Muş                                   Şırnak                                İstanbul

          Oya Ersoy                           Murat Çepni        Dirayet Dilan Taşdemir

           İstanbul                                  İzmir                                    Ağrı

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli)- Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy.(HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERSOY (İstanbul) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bu Meclisin yapacakları üzerine konuşmamız lazım. Bu salgın başladığı andan itibaren -biraz önce de ifade edildi Grup Başkan Vekilimiz tarafından- Meclis olarak sınıfta kaldığımızı söylemek istiyorum. Bu tarihsel bir süreçtir dedim biraz önceki konuşmamda da. gerçekten belki, bu süreç geçtikten sonra anlaşılacak bütün sonuçları itibarıyla. Bu süreç böyle yönetilemez, bu süreç emek örgütlerini dışlayarak, sadece kendi istedikleriyle görüşerek, bu ülkede halkın en çok güven duyduğu, hele ki bu AKP iktidarı tarafından yaratılan sağlık ortamında en çok güven duyulan Türk Tabipleri Birliği’ni sürecin dışında bırakarak yönetilemez. Bu süreç Meclisi kapatarak -sakın ha aklınızdan geçirmeyin- tek güvenilir yer, tek ilişki kurduğumuz yer kapatılarak saraydan ve AKP teşkilatlarından doğru yönetilemez.

Neden böyle diyorum? Bu süreci öngörebiliyorsunuz, öngördüğünüz için bugün itibarıyla yoksul mahallelerde marketlerin önünde akrepler bekliyor. Öngördüğünüz için aksi açıklama yapan, gerçekleri açıklayanlar bugün ceza tehdidi altında gözaltına alınıyor. Neden? Facebook’ta paylaşım yaptığı için. Neden? Twitter’da, sosyal medyada paylaşım yaptığı için ve gerçek bilgileri paylaştıkları için. Şimdi, bu önemli bir süreç ve bu önemli süreci bir toplumsal mücadele konusu hâlinde karşılamazsak herkes bu sürecin altında kalacak.

Şimdi, biraz önce de konuşuldu, özellikle “Sağlık alanında her şey tam.” deniyor. Bakın, rica ediyorum… Türk Tabipleri Birliği bir anket yaptı ve 74 ilden 1.820 sağlık çalışanının yanıtladığı anketin sonuçlarını da bugün itibarıyla sitesinden paylaştı. Bunların yüzde 70’i çalıştığı sağlık kurumunda 1’den fazla Covit-19 hastası bulunduğunu, yüzde 6’sı bir sağlık kurumunda teyitli Covit-19 hastasıyla yüz yüze teması bulunduğunu belirtmiş ve ankete yanıt verenlerin yüzde 78’i N95 maske, yüzde 74’ü siperlik ya da koruyucu gözlük, yüzde 71’i tek kullanımlık önlük-tulum, yüzde 60’ı tıbbi maske, yüzde 52’si önlük-forma ve yüzde 38’i de eldivene erişim konusunda sıkıntı yaşadıklarını belirtiyor. Şemalar… Girin, bakın.

Bakın, bu çok önemli. Eğer sağlık çalışanlarını gerçekten koruyamazsak halkı koruyamayız. Biz burada toplanırken -milletvekillerinin sayısı belli- tedirgin oluyorsunuz değil mi evden çıkarken? Bu sağlık çalışanları en önde savaşıyorlar ve bunlara ilişkin önlemler alınmadığı takdirde nasıl bir sağlık ortamının olacağını ve halkın ne duruma geleceğini biliyorsunuz herhâlde.

Onun dışında, dışladığınız DİSK, KESK, TMMOB, TTB ortak bir açıklama yaptı ve size “Öncelikle bu salgınla mücadele toplumsal bir mücadele olarak örgütlenmelidir. Mesele siyasi ikbal ve ekonomik kâr ekseninde ele alındığı ölçüde bütün bir ülkenin bağışıklığı zarar görmektedir.” diyorlar ve taleplerini söylüyorlar. Bunları biraz önce de tekrar ettim aslında, aynı içerikte talepler ama özellikle herkes için yaygın test, eşit, ulaşılabilir bir parasız sağlık bu dönemde özellikle çok, çok, çok önemlidir. Bunun acilen yerine getirilmesi lazım. Emekçilerin korunması çok önemlidir. İşten çıkarılmalar yasaklanmalıdır, tüm çalışanlara ücretli izin sağlanmalıdır. Tüm işçilerin ve emeklilerin geçimleri güvence altına alınmalıdır. Sağlık emekçilerinin ve temel hizmetlerde diğer tüm zorunlu çalışanların güvenli çalışma koşulları karşılanmalıdır, bunların her birine periyodik test yapılmalıdır. Ebeveyn izni sağlanmalıdır, sadece 65 yaşın üstündekileri -riskli gruplar için- eve kapatmak yetmez, istisnasız hepsine test yapılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

OYA ERSOY (Devamla) – Bu insanlar evlerinde ne durumdalar? Eve kapatılan bu insanların temel gıda ihtiyaçları devlet tarafından karşılanmalıdır. Yaygın sağlık ve psikolojik destek hizmeti verilmelidir. Halk, salgın hakkında düzenli, güvenilir bilgiye sahip olmalı, şeffaflık sağlanmalı. Şu an hangi hastanelerde ne var? Biraz önce de sordum. Hangi illerde bu var? Ve halk bunu bilmeli ki siz doğru olmayan etrafa yayılan bilgiyi kontrol edebilesiniz. Bir, güvenilir örgütlerle bunu yapabilirsiniz. İkincisi, doğru bilgiyi yayarak şeffaflıkla bunu yapabilirsiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 34’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 34- 5737 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 14- 20 nci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazların onarım veya inşa karşılığı devam eden kiralamalarında da uygulanır. Ancak bu kiralamalarda altı aylık teminat alınmaz.

Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazların onarım veya inşa karşılığı devam eden kiralamaları ile devam eden diğer kiralamalarında birikmiş üç aylık veya daha fazla kira borcu olanların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde borcunu tamamen ödememesi halinde kira sözleşmeleri feshedilmiş sayılır. Bu durum Genel Müdürlük tarafından mülki amirliğe derhal bildirilir ve taşınmaz mülki amirlikçe en geç on beş gün içinde tahliye ve teslim edilir.”

       Gamze Taşcıer                     Müzeyyen Şevkin      Emine Gülizar Emecan

            Ankara                                  Adana                                 İstanbul

           Cavit Arı                            Zeynel Emre     Saliha Sera Kadıgil Sütlü

           Antalya                                İstanbul                               İstanbul

       Kemal Zeybek

           Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞE KEŞİR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, İstanbul Milletvekili Zeynel Emre.

Buyurun Sayın Emre. (CHP sıralarından alkışlar)

ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir madde. Maddeye ilişkin değerlendirmede bulunacağım ancak öncelikle, son günlerde yaşadığımız, tüm dünyayı etkisi altına alan, ülkemizde de son bir haftadır ciddi can kayıpları yaşadığımız corona salgınıyla ilgili 3 tane notum var; bunları yüce Meclis çatısı altında dile getirmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, birincisi, bakın, vaka sayısı, ölüm oranları ve bunun gibi rakamlar her nedense gizleniyor. Yani biz buna dünya ölçeğinde, diğer ülkeler ne yapıyor diye bakıyoruz; bütün büyük, ciddi devletlerde, bakın, Almanya’da, Fransa’da, İtalya’da, Kore’de, Meksika’da, daha sayabileceğimiz birçok ülkeye kadar resmî internet sitelerinde, web sitelerinde hangi şehirde ne kadar vaka var, ne kadar kayıp var; bunların hepsi şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılıyor.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Bizde de paylaşılıyor.

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Şimdi, bizde nasıl paylaşılıyor? Bizde şöyle paylaşılıyor: Biz, hepimiz akşam bekliyoruz Sağlık Bakanı ne “tweet” atacak diye. Hangi şehirde ne kadar vaka olduğu belli değil, ne kadar kayıp olduğu belli değil; sadece, yapılan test sayısı yeterli olmamakla birlikte çıkan sonuçlara ilişkin toplam rakam veriliyor. Şimdi, şeffaf olmanın sakıncası nedir? Açıkçası bunun bir izahatının yapılması lazım.

İki: Bizim coronayla ilgili mücadele planımız nedir somut olarak? Mücadelede başarılı olan ülkelerin farklı farklı metotları oldu. Burada en başarılı örneklerden biri Güney Kore. Güney Kore, yaygın test ve izolasyon yöntemiyle minimize etti zararı. Şimdi, biz ne yapabiliriz? Görülüyor ki değerli arkadaşlar, bu tüm yurda yayıldı, Türkiye’nin her tarafında var artık. Dolayısıyla bizim, tüm Türkiye’de, yaygın bir şekilde, tıpkı nüfus sayımı yapar gibi, insanları evlerinde, varsa evlerinde, bizatihi evlerinde, mümkün mertebe de sokağa çıkmasını önleyerek test etmek dışında, vakaları tespit edip izole etmek dışında bir seçeneğimiz yok. Bu hızla yayılırsa ciddi kayıplara sebebiyet verecek.

Üçüncüsü de şimdi, bir paket açıklandı, evet, bizim ekonomimiz maalesef kötü yönetildiği için çok güçlü değil, çok büyük bütçelere sahip değiliz. Bir paket açıklandı ama bu paket neyi karşılayabilir? Mesela, yevmiye usulü çalışan işçiler, günlük kazancına göre geçinen esnaflar, bunlar çalışmak zorunda. Şimdi, bir paket açıklanıyor, deniyor ki: “Konut alımlarında yüzde 20 olan peşinat oranını yüzde 10’a düşürüyoruz.” Bu konut alımını yüzde 10’a düşürmemizin yevmiyeyle çalışan işçiye evde oturduğunda nasıl bir faydası olabilir? Evet, şartlarımız zor ama şunu gözden kaçırmayalım eldeki imkânlarla zorlamamız lazım, bunu geliştirmemiz lazım çünkü virüs kadar önemli bir sıkıntı da sosyal sıkıntılara, sosyal patlamalara sebebiyet verir bu işin sonunda. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, burada mantıklı çözüm önerilerine gitmek lazım.

Şimdi, kanuna gelince, torba kanun bir alışkanlık hâline geldi, bu pazar sepetini de geçti. Şimdi, bakıyorum, erişimin engellenmesi kararı verilen katalog suçlar, illegal bahis vesaire ilişkin suçların eklenmesi… Ya, bu Adalet Komisyonunun konusu. Bir bakıyorsunuz, boşanan taraflardan birinin ölmüş olması, yabancı olması hâlinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilin tek başına başvurması vesaire vesaire diye aile hukukuna ilişkin bir şey, yine Adalet Komisyonunun işi. Bakıyorsunuz, Kültür ve Turizm Bakanlığının konusu var, Turizm Komisyonunun işi. Başka, Meclisin komisyonları ayrı ayrı işlevsiz hâle getiriliyor. Bu çalışma usulü kabul edilir bir çalışma usulü değil. Yani bunun hiç kimseye faydası yok, Meclisin itibarına zarar veren bir şekil. Bunun önüne geçmek lazım, böyle torba kanun olmaz.

Değerli arkadaşlar, düzenlemede maddeye baktığınızda yeni bir hukuk ihdas edemeyiz. Bir alacak verecek meselesinde nasıl davranılacağı bellidir, bir kira sözleşmesinde taraflardan biri yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa mahkemeye başvurursunuz; edimini ifa etmeyene bu gerekçeyle tahliye talebinde bulunursunuz, mahkeme hâkimi karar verir, onu icra edersiniz. Bir mülki idare amirine bir konutun tahliyesi konusunda yetki veremezsiniz ya, hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Baktığınız zaman, kuvvetler ayrılığını tamamen ortadan kaldıracak bir düzenleme, bu kabul edilebilir bir düzenleme değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Hızla toparlayacağım Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

ZEYNEL EMRE (Devamla) – Şimdi, Anayasa’nın birçok hükmüne aynı anda aykırı bu düzenleme ve pratikte baktığımızda da içinde yaşadığımız ekonomik atmosfer göz önünde bulundurulduğunda bunu mülki amire bıraktığınızda birkaç ay kirasını ödeyemeyenleri paldır küldür kapının önüne koyacak, çok daha büyük sosyal sıkıntılara sebebiyet verecek, Türkiye’nin hukuk devletinden çıkışı konusunda bir kez daha darbe vuracak, yönetim prensibi anlamında darbe vuracak kabul edilemeyecek bir düzenleme. Bunu nasıl getirdiniz, nasıl öngörüldü, hangi maksatla getirildi, hakikaten anlaşılır değil. Değerli arkadaşlar, dolayısıyla bundan vazgeçin yani bu düzenleme hukuk devleti ilkesine aleni bir şekilde saldırıdır diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 34’üncü maddesiyle 5737 sayılı Kanuna eklenen geçici 14’üncü maddenin birinci fıkrasında yer alan “onarım veya inşa karşılığı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını ve ikinci fıkrasında yer alan “onarım veya inşa karşılığı devam eden kiralamaları ile devam eden diğer” ibaresinin “devam eden” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat       Vildan Yılmaz Gürel

           İstanbul                                İstanbul                                 Bursa

       Semiha Ekinci                   Fehmi Alpay Özalan            Asuman Erdoğan

             Sivas                                   İzmir                                  Ankara

    Bekir Kuvvet Erim                     Ramazan Can                       Recep Özel

             Aydın                                 Kırıkkale                                Isparta

        Sermin Balık

            Elâzığ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞE KEŞİR (Düzce) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Gerekçe…

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum.

Gerekçe:

Önergeyle sözleşme süresi içerisinde üç aylık kira bedelini ödemeyen kiracıların mülki amirlikçe tahliyesine ilişkin olarak Vakıflar Kanunu’nun 20’nci maddesine eklenen fıkraların altı aylık teminat alınmasına ilişkin hükmü hariç olmak üzere Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait taşınmazların devam eden tüm kiralamalarında da uygulanması öngörülmektedir. Ayrıca Genel Müdürlüğe ve mazbut vakıflara ait taşınmazların devam eden kiralamalarında birikmiş üç aylık veya daha fazla kira borcu olanların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde borcunu tamamen ödememesi hâlinde taşınmazın mülki amirlikçe tahliye edileceği düzenlenerek vakıf alacaklarının tahsilinin sağlanması hedeflenmektedir.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

35’inci madde üzerinde bir önerge vardır, buyurun okuyun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 35’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                Murat Çepni

              Ağrı                                     Muş                                    İzmir

          Oya Ersoy                            Nuran İmir                           Ahmet Şık

           İstanbul                                 Şırnak                                İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞE KEŞİR (Düzce) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşmak isteyen, Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir. (HDP sıralarından alkışlar)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün gün içerisinde onlarca telefon aldım, eminim sizler de aranmışsınızdır. Yakınları cezaevinde olan ailelerin aslında gözü kulağı Mecliste, her an bir adım atılmasını bekliyorlar çünkü gerçekten çok kaygıyla bu süreci izliyorlar. Hepimiz biliyoruz ki şu an riskli alanların başında aslında cezaevleri geliyor çünkü cezaevlerinin hem koşulları hem de standartları gerçekten çok kötü bir durumda. Şu an cezaevlerinde 300 bine yakın tutuklu ve hükümlü var. Bu salgın döneminde, bu tutuklamaya hâlâ ara verilmiyor maalesef hâlâ siyasi soykırım operasyonları hız kesmeden devam ediyor. Her gün yeni insanlar tutuklanıyor ve cezaevine gönderiliyor. Açıkçası tutuklama bir tedbir olarak değil aslında şu an bir ceza verme durumuna dönüşmüş, bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılıyor artık. Cezaevlerinin mevcut hâliyle -bu kadar kaygı verici bir salgın karşısında- tutukluların kendilerini koruma, orada yaşamlarını idame etmeleri elbette ki söz konusu değil.

Sadece, Patnos Cezaevinde bu duruma ilişkin gelen kaygıları ve tutukluların bize ilettikleri durumu sizinle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, 5 kişinin kalması gereken koğuşlarda 20’ye yakın kişi kalıyor yani kapasitenin çok çok üzerinde kişi aynı anda, aynı koğuşlarda kalmak zorunda kalıyor. Yine, Adalet Bakanlığının tedbirler kapsamında tutsaklara dezenfektan, kolonya, maske dağıtılacağı yönündeki açıklamasının da gerçekten karşılığı olmamış ve bunların hiçbiri dağıtılmamıştır. “Salgının Türkiye’de tespit edildiği” açıklamasından sonra koğuşlar sadece bir kez dezenfekte edilmiş devamı gelmemiştir. Yine, tutsakların kolonya, maske ve dezenfektan talebine, “Kantinden satın alabilirsiniz.” yanıtı verilmiştir. Fakat bu malzemelerin kantinde fahiş fiyata satılması nedeniyle tutsaklar bunları alamamaktadır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne tutsağı ya?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Hatta bırakalım tüm bunları, Patnos Cezaevinde tutsaklar doğru düzgün sabun dahi temin edemiyorlar.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Cezaevinde tutsak yok, hükümlü var. Hukuki tanım yaptım.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Nasıl tanımladığımız bize kalmış, siz nasıl tanımlıyorsanız gelirsiniz burada ifade edersiniz. Ben öyle tanımlıyorum, siz böyle tanımlamak durumunda değilsiniz. Sizin tanımınıza göre de konuşmak zorunda değilim. Dolayısıyla öyle ayar vermekten de vazgeçin yani, ikide bir buradan laf atmayın. Gelirsiniz burada kendi görüşlerinizi ifade edersiniz.

Değerli arkadaşlar, bakın, yine Adalet Bakanlığı geçen bir açıklama yaptı. Cezaevlerinde herhangi bir pozitif sonuç olmadığını yani corona virüsüne dair pozitif bir sonuç çıkmadığını söyledi ama biz buradan kendisine soruyoruz: Örneğin, kaç tutsağa bu test uygulandı, test uygulandı mı, uygulanmadı mı? Dolayısıyla, herhangi bir testin uygulanıp uygulanmadığı konusunda da bir fikir söz konusu değil. Sadece söylenen şudur: “Yoktur.” yani genel itibarıyla bütün sorunlara aslında yaklaşımınız böyledir: “Biz ‘yoktur’ diyorsak yoktur.”

Değerli arkadaşlar, yine, biliyorsunuz, bu corona virüsünden kaynaklı, salgından kaynaklı İnfaz Yasası’nın düzenlemesi şu an gündemde. Öyle görünüyor ki bu pakette siyasiler dışında tutulmak isteniyor. Açıkçası bu, ayrımcılıktır, eşitlik ilkesinin ihlalidir. Binlerce insan adil bir şekilde zaten yargılanmadı, talimatla, aslında sizin talimatlarınızla yargı eliyle insanlar ağır cezalara çarptırıldı. Sadece bir  “tweet” attığı için, size muhalefet ettiği için, düşüncelerini ifade ettiği için binlerce insan şu an cezaevinde. Kimler cezaevinde? Siyasetçiler cezaevinde, gazeteciler cezaevinde, akademisyenler cezaevinde. Şimdi siz bunları dışında tutmak istiyorsunuz bu yasayla. Açıkçası yani siz corona virüsünün kime bulaşıp bulaşmayacağını nereden biliyorsunuz? Bunun kriteri sizin için nedir? Bu ayrımı neye göre yapıyorsunuz? Açıkçası hukukta da, ahlakta da bunun karşılığı yok; bu, keyfî, ayrımcı bir tutumdur, bundan vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Yine, şu an cezaevlerinde, arkadaşlar, yüzlerce hasta tutsak var, çocuklar var, yaşlılar var, kadınlar var. Dolayısıyla bunların da durumu göz önünde bulundurularak bir an önce tahliyeleri sağlanmalıdır. Eğer bu yapılmayacaksa, bu, şu anlama geliyor, “Biz bir kez daha siyasi tutsaklara düşman hukukunu uygulamak istiyoruz.” demek istiyorsunuz. Bu, özgürlük adına da, demokrasi adına da kabul edilir bir durum değildir. Bir an önce bütün cezaevlerinin boşaltılması lazım. Gerekli denetim mekanizmaları ne ise uygulanır ama böyle kitlesel ölümleri kimsenin kaldıracak gücü de yok, tahammülü de yok.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

37’nci madde üzerinde 1 önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifinin 37’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif  ederiz.

Gülüstan Kılıç Koçyiğit                    Nuran İmir                           Ahmet Şık

              Muş                                   Şırnak                                İstanbul

       Şevin Coşkun                          Oya Ersoy          Dirayet Dilan Taşdemir

              Muş                                  İstanbul                                  Ağrı

        Murat Çepni

             İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞE KEŞİR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşmak isteyen Muş Milletvekili Şevin Coşkun. (HDP sıralarından alkışlar)

ŞEVİN COŞKUN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 37’nci madde üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 11 Martta ilk coronavirüs vakasının tespitinden sonra, bu sayı katlanarak artmıştır. Vaka sayısı ve ölüm sayısı kaygılarımızı artırmaktadır. İtalya ve İspanya coronavirüsten etkilenen ülkelerin başında gelse de Türkiye’nin ölüm sayısının, kısa zamanda en hızlı yükseldiği ilk 5 ülke arasında yer alması görmezden gelinmemelidir. Türkiye’de virüsün seyrine baktığımızda, artık bütün gaye İtalya olmamaktır.

Türkiye ne zaman siyasi ve politik bir kriz yaşasa, hedef olan bir meslek grubu vardır, o da gazetecilerdir. Virüs krizinin derinleşmesiyle Hükûmetin baskı aygıtlarının gazetecilere yönelmesini beraberinde getireceğinden hiç kuşkumuz yoktur. Keza Türkiye’de 150’yi aşkın gazeteci şu an cezaevlerindedir. Aynı şekilde, coronavirüs günleri başladığından bu yana sosyal medya operasyonlarının da ardı arkası kesilmemiştir. Sadece Adana’da 31 kişi son bir haftada gözaltına alınmıştır. Coronavirüse karşı mücadelede gazetecilere büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü biliyoruz. Sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi, halkın haber alma hakkının her şartta ve koşulda yerine getirilmesini gazeteciler sağlamaktadır. Hükûmet de buna göre bir yaklaşım sergilemek zorundadır. İnsani, vicdani ve siyasi olan da budur. Ancak, mevcut çalışma koşulları gazetecilerin sorumluluklarını yerine getirmelerine engel olmaktadır. Gazeteciler coronavirüs tehdidi altında haber peşinde koşarken, sağlıklarının korunması elzemdir. Gazetecilerin sağlığının korunması toplumun sağlıklı bilgi alması demektir. Birçok dev medya organının gazetecilere çalışma imkânı sunmadığını öğrenmekteyiz. Gazetecilerin sağlıkları, sağlıklarının korunması, gerekli sağlık ekipmanlarının kendilerine temin edilmesi öncelikli şarttır. Nasıl ki yetersiz ve yüzeysel de olsa sağlık çalışanlarına bazı ayrıcalıklar tanınmışsa bu süreçte gazetecilere de tanınması gerekmektedir. Aynı zamanda, büyük risk altında olan cezaevlerinde tutsak edilen düşünce ve fikir işçisi gazetecilerin derhâl serbest bırakılması gerekmektedir. Bir gazeteci bu süreçte sadece haber yapmayı düşünür. Gazeteciler bırakılmalı ve virüsle mücadelede aktif rol oynamalıdırlar.

Değerli milletvekilleri, sağlık çalışanlarının yararlanacağı bir dizi ekonomik iyileştirme Hükûmet tarafından açıklanmıştır. Olumlu bir adım olarak değerlendirsek de bunlar yetersizdir. Çünkü sağlık emekçileri şu anda uzun süre mesai harcamakta ve kendilerini koruyacak ekipmanlara ulaşamadıklarını beyan etmektedirler. Türk Tabipleri Birliğinin daha bu sabah açıkladığı risk anketine bir göz atmanızı isterim. Ankete katılan hekimlerin yüzde 78’i N95 maskeye, yüzde 74’ü siperlik ya da koruyucu gözlüğe; yüzde 71’i tek kullanımlık önlüğe, tuluma; yüzde 60’ı tıbbi maskeye, yüzde 52’si önlüğe, formaya ve yüzde 38’i de eldivene erişim konusunda sıkıntı yaşadıklarını anlatmaktadırlar. Alkış iyi bir jesttir ama asıl olan, sağlık emekçilerinin pratikte gördüğü değerdir. Sağlık çalışanları sadece virüs zamanında değil, her zaman toplumda kilit rol oynamaktadır. Bu vesileyle Hükûmet derhâl, sağlık çalışanlarını performans sistemine iten, onları sömürü çarkına hapseden politikaların yanlışlığını görmelidir. Virüsün gidişatına baktığımızda, enfekte olan hasta sayısı on binleri bulacaktır. Mevcut sağlık çalışan sayısının bu yükü kaldıramayacağı aşikârdır. Bu vesileyle, KHK’yle ihraç edilen tüm sağlık çalışanları derhâl görevlerine iade edilmelidir. KHK’yle ihraç edilen sağlık çalışanları bu süreçte aktif rol almak istediklerini her fırsatta dile getiriyor, bu sese kulak vermeliyiz.

Bu süreçte iktidar akıl dışı işler de yapmaktadır. Virüsün etkin olduğu mart ayında dahi genç hekimler güvenlik soruşturmasına tabi tutulmakta ve işe başlamaları engellenmektedir. Güvenlik soruşturması Anayasa Mahkemesine göre ihlaldir. Virüs sürecinde dahi iktidar hem hukuku derdest etmekte hem de genç hekimleri hastanelerin dışında tutarak sağlığına zarar vermektedir.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, cezaevlerinde siyasi iktidar tarafından rehin tutulan çok çok değerli doktor arkadaşlarımız, yoldaşlarımız Sayın İdris Baluken ve Sayın Selçuk Mızraklı’ya saygı ve selamlarımızı gönderiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞEVİN COŞKUN (Devamla) - Toparlıyorum.

BAŞKAN – Toparlayın.

ŞEVİN COŞKUN (Devamla) – Onların da bu süreçte Mecliste, belediye binasında ya da hastanelerde olmamasının bu toplumun sağlığını bozduğunu ve de bu ülkenin demokrasisini yerle bir ettiğini hatırlatmak istiyoruz.

Genel Kurulu selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

38’nci madde üzerinde 1 önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 38’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Dirayet Dilan Taşdemir            Gülüstan Kılıç Koçyiğit                Murat Çepni

              Ağrı                                     Muş                                    İzmir

         Nuran İmir                            Oya Ersoy                           Ahmet Şık

            Şırnak                                 İstanbul                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AYŞE KEŞİR (Düzce) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşmak isteyen, Şırnak Milletvekili Nuran İmir.

Buyurun Sayın İmir. (HDP sıralarından alkışlar)

NURAN İMİR (Şırnak) – Değerli arkadaşlar, bu torba yasanın tamamına baktığımız zaman, düzenlenen tek şey rant politikasıdır; elde avuçta hiçbir şey kalmadığı için yeni rant alanları yaratılmaktadır, bunun için de her türlü yol mübahtır. Yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşları için dövizli askerliğin genişletilmesi başlı başına askerlik sisteminin tartışmaya açılmasına neden olmaktadır. Hükûmetin her alanı piyasaya açan ve kâr amacı güden politikaları askerlik hizmetinde de görülmektedir. Düzenlemenin kamu vicdanını rahatsız etmeyecek bir şekilde olması gerekmektedir. Parası olanın askerlik yapmadığı, parası olmayanın askerlik yaptığı bir sistemde kamu vicdanı rahatsız edilmektedir. Askerlik sistemi, yapısal olarak sorunlu bir durumdadır. Zorunlu askerlik yerine zorunlu kamu hizmeti, vicdani hizmet anlayışı üzerinden hareket edilmedikçe yapılan her düzenleme askerlik sisteminde var olan sorunları ve adaletsizliği derinleştirecektir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, AKP iktidarı dış politikada, iç politikada, sandıkta, sokakta, Mecliste, başaramadığı her yerde, kaybettiği her alanda HDP’nin kazanımlarına saldırıyor. Sizlere seslenmek istiyorum: Bu düşmanlıktan, bu fırsatçılıktan vazgeçin. Bu düşmanlık sizi bitirecek. Bu, sizin kendi yarattığınız krizlere benzemez, altında kalırsınız. Biz, iktidarınızın yanlışını gören ve alternatif geliştiren, Türkiye'nin 2’nci büyük muhalefet partisiyiz. Bizimle siyaseten karşı karşıya gelin. Kolluk güçlerini bizim üzerimize salarak, halkın temsiliyetlerini gasbederek sadece güçsüzlüğünüzü ve düşmanca yaklaşımınızı ortaya koyuyorsunuz ve bu, sonuç vermeyecektir.

Uyguladığınız bütün şiddet ve hukuksuzlukları bu ülkenin bekası için yaptığınızı iddia ediyorsunuz. Emin olun ki savaş ve kayyum politikalarınız bittiği gün, sizler de o koltuklardan ineceksiniz. Bunu gerçekleştirecek güç ise çok korktuğunuz kadınlar, Kürtler, gençler, emekçiler ve bu ülkenin ezilenleri olacaktır.

Değerli milletvekilleri, ben de bir kez daha dile getirmek istiyorum, bir çözüm bulana kadar da dillendireceğiz: Cezaevlerinde risk altında olan tutuklu ve hükümlülerin hastalık yayılmadan derhâl serbest bırakılmaları gerekmektedir. Ölümler yaşanmadan önlemler alınmalıdır. Her alanda bu zor sürecin üstesinden gelmek için yapmamız gereken en önemli şey, dayanışmayı geliştirmek ve halkımızın moralini yüksek tutmaktır, kayyum atamak değildir. Bu kadar vahim bir tabloda siyasi hükümlü ve tutukluları kapsam dışına çıkarmak, toplum vicdanını derin şekilde yaralayacaktır.

Anayasa’da herkesin eşit olduğu yazıyor. İnfaz sistemi eşit olmak zorundadır. Çeteler çıkacak ama toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullananlar çıkamayacak; kadın katilleri çıkacak ama Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak ya da doktor olan İdris Baluken çıkamayacak; hırsızlar çıkacak ama Osman Kavala çıkamayacak.

İnfazda eşitlik istiyoruz, bu corona günlerinde bütün mahpuslara eşitlik istiyoruz. Önce, içeride olanların yaşam hakkını korumak zorundayız.

İtalya ve İran başta olmak üzere binlerce tutuklu tahliye edildi. Şartsız, koşulsuz tahliyelere Türkiye’de de başlanmalı, aksi takdirde yaşanacak her ölümün sorumlusu iktidarın kendisi olacaktır.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.11

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 23.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 72’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 24 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde 197 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi

24/3/2020

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 24/3/2020 Salı günü yaptığı toplantıda, Genel Kurulun 24/3/2020 Salı günkü birleşiminde 197 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesinin Genel Kurulun onayına sunulması önerilmiştir.

                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                   Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                               Başkanı

        Mehmet Muş                          Engin Özkoç              Meral Danış Beştaş

Adalet ve Kalkınma Partisi        Cumhuriyet Halk Partisi Halkların Demokratik Partisi

   Grubu Başkan Vekili               Grubu Başkan Vekili       Grubu Başkan Vekili

        Erkan Akçay                         Lütfü Türkkan

Milliyetçi Hareket Partisi                   İYİ PARTİ

   Grubu Başkan Vekili               Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN - 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair 15 önerge vardır. Malumlarınız olduğu üzere, bir bölümde madde ihdasına dair verilebilecek önerge sayısı 2’dir; bu önergelerin de görüşülmekte olan teklifle çok yakın ilgisi bulunması gerekmektedir. İç Tüzük’te öngörülen bu şartları taşımayan mezkûr önergeleri, görüşmelere katılan siyasi parti gruplarından bir itiraz gelmemesi ve önergelerin konusunun ülkemizde görülen corona virüsü salgını kapsamında alınacak önlemlerle ilgisi olması sebebiyle, emsal teşkil etmemek üzere işleme alacağım.

Şimdi, önergeleri sırasıyla okutup Komisyona soracağım. Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonunun salt çoğunlukla katılmadığı önergeleri ise işlemden kaldıracağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 39- 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 42 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin üçüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmış ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ç) Bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edilir. Bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmez.””

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

        Orhan Yegin                          İshak Gazel                    Abdullah Güler

            Ankara                                Kütahya                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkan salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 40- 3194 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 23- 7221 sayılı Kanunla değiştirilen 42 nci maddenin ikinci fıkrası hükümlerine dayanılarak uygulanan idari para cezaları, bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 42 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usul uyarınca hesaplanan tutarlarda tahsil edilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 7221 sayılı Kanunla değiştirilen 42 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca verilen idari para cezalarına ilişkin yapılan ödemelerden, bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 42 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usul uyarınca hesaplanan tutarlardan fazla tahsil edilmiş olanları, 1/6/2020 tarihine kadar ilgilisi tarafından talep edilmesi halinde, talep tarihinden itibaren bir ay içinde iade edilir.””

        Mehmet Muş                          Orhan Yegin           Mehmet Doğan Kubat

           İstanbul                                Ankara                                İstanbul

         İshak Gazel                         Abdullah Güler                Bayram Özçelik

           Kütahya                                İstanbul                                 Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

Efendim, ben maddelere geçilmeden önce söz istemiştim ama herhâlde fark etmediniz.

BAŞKAN – Kesinlikle, kesinlikle.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Evet, ben öyle görüyorum.

Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Tabii, tabii, ben görmedim, onu bilesiniz yani.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biliyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, sıkıntılı günlerden geçildiğine, her sektöre her vatandaşa destek olacak kararların alınması gerektiğine, vatandaşların tümünü kapsayacak ve geniş bir tabana yayılacak önerilerinin kabul görmediğine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, öncelikle teşekkür ederim.

Bu görüştüğümüz maddelerle ilgili AK PARTİ Grup Başkan Vekilleriyle ve ilgili kişilerle görüşmeleri yaptık, diğer arkadaşlarımızla görüşmeleri yaptık. Bizim söylediğimiz, şu anda görüşmekte olduğumuz bu 20 maddeye hiçbir itirazımız yok, Türkiye gerçekten çok sıkıntılı günlerden geçiyor ve olabildiğince insanlarımıza, her sektöre, her vatandaşımıza destek olacak kararları almalıyız ancak bizim getirdiğimiz, buna destek olacak ve çok daha geniş kitleyi kapsayacak önerilerimiz maalesef kabul edilmemiştir. Bu görüşmeler esnasında arkadaşlarımıza, özellikle gerek Komisyon Başkanımız olsun gerek ilgili arkadaşlarımız olsun, bunları bildirdik. Söylediğimiz şeyler, bu 20 maddenin getiriliş anlamının dışında değildir. Bu 20 madde hangi ruh hâliyle getirildiyse Cumhuriyet Halk Partisinin önerileri de tüm vatandaşlarımızı kapsayacak, daha geniş tabana yayılacak önerilerdi fakat hiçbiri kabul edilmedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Buna rağmen, milletimizin ve ülkemizin bu zor zamanlarında, birlikte alacağımız kararlar konusunda muhalefet etmenin doğru olmadığını düşünüyoruz, özellikle de doğru olan konularda. Muhalefetin görevi, yeri geldiği zaman, iktidarın aldığı kararlarda destek de olmaktır. Bu anlamda destek olacağız ama Grup Başkan Vekilleriyle ve diğer arkadaşlarımızla görüşme yaptığımız için burada bildirmeyi bir görev addediyoruz, kabul edilmeyen maddelerimizi de kamuoyuyla paylaşacağız.

Genel Kurulun bilgisine arz ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – 3’üncü önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 41- 4447 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 23- 30/6/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere, yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için, ek 2 nci maddenin üçüncü fıkrasında işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanır. Bu koşulu taşımayanlar, kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam eder.

Bu madde kapsamında kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, işyerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekir. Bu madde kapsamında yapılan başvurular, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılır.

Bu madde kapsamında yapılan başvuru tarihini 31/12/2020 tarihine kadar uzatmaya ve birinci fıkrada belirlenen günleri farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.””

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

        Orhan Yegin                          İshak Gazel

            Ankara                                Kütahya

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 42- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 25- Kanunları uyarınca ilgili Bakanlıklar tarafından üzerinde turizm tesisleri yapılmak üzere adlarına kamu arazisi tahsis edilen Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli yatırımcılar ve işletmecilerden; irtifak hakkı tesis edilip edilmediğine veya kullanma izni verilip verilmediğine bakılmaksızın 1/4/2020 tarihi ile 30/6/2020 tarihi arasındaki dönemde tahsil edilmesi gereken kira, kesin izin, kesin tahsis, irtifak hakkı, kullanma izni, yararlanma, ilave yararlanma bedelleri ve hasılat payları ile Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli turizm tesislerinin yatırımcıları ve işletmecilerinden bu faaliyetleri dolayısıyla Hazine taşınmazlarını izinsiz kullanımlarından dolayı aynı dönemde tahsil edilmesi gereken ecrimisillerin ödeme süreleri, başvuru şartı aranmaksızın altı ay ertelenir ve bu alacaklar ertelenen süre sonuna kadar herhangi bir zam veya faiz uygulanmadan tahsil edilir.

Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilidir.””

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

         İshak Gazel                          Orhan Yegin

           Kütahya                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, virüs salgınının uzun süre devam etmesi hâlinde getirilen önlemlerin anlamının kalmayacağına, İYİ PARTİ olarak talep ve önerilerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; aldığımız bu tedbirlerin hepsinin, bugünkü şartlarda kısmi bir rahatlık sağlayacağı kesin ama dua edelim, inşallah, bu salgın çok daha uzun bir dönem devam etmez; uzun bir dönem devam ederse bu aldığımız önlemlerin hiç birinin bir anlamı da kalmayacağını özellikle belirtmek istiyorum. Yani bunlar aspirin tedavisi gibi bir şey ama umudumuz, duamız, niyazımız o dur ki bu salgın meselesinin bir an önce nihayet bulması. Bu paketi biz de vatandaşlarımızın lehine olduğu için destekleme kararı almıştık ama bununla beraber birkaç talebimiz var. Burada, huzurunuzda onları da iletmek istiyorum -grubumuza iletmiştik- bunlardan bir tanesi, harcama garantili hane halkı desteği istiyoruz. Nasıl mı? Hazine, sıfır faizli bonoları hane halkına, hanenin büyüklüğüne göre orantılayarak dağıtsın istiyoruz. Tüketimi canlı tutmak için tüm ürünlerdeki KDV oranları haziran ayının sonuna kadar sıfırlansın, yılın geri kalanındaysa yüzde 50 indirimli uygulansın, en azından sene sonuna kadar. Ücretsiz izne çıkarılan, yevmiyeyle çalışan, maaşı yaptığı satışa bağlı olan birçok vatandaşımız var; o yüzden, eşitlik ilkesi doğrultusunda onların da kredi kartı, tüketici ve ihtiyaç kredisi ödemelerinin üç ay ertelenip yeniden yapılandırılmasını talep ediyoruz. Bu çerçevede, kısmi çalışma ödeneği özelinde yapılan değişiklik olumlu ama yeterli bulmuyoruz. Tüm çalışanlarımızın bu kapsama alınması ve İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki paraların burada kullanılması için talebimiz var.

Temel emekli maaşının 500 lira artırılarak 1.500 liraya çıkarılması yerinde ama bize göre yersiz bir adım. Yeni hazırlanan bir paket olduğu şeklinde bir ifadesi oldu Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanının ve Komisyon Başkanının. Bütün emekli maaşlarına, aynı şekilde, 500 lira zam yapılmasını ve muhtaç aylıklarının da 1.500 liraya çıkarılmasını talep ediyoruz.

Dünya ticaretinde yaşanacak yavaşlama nedeniyle gelir akışının aksaması söz konusu. İhracatçı firmalarımıza altı ay sıfır faizli ve bir yıl düşük faizli işletme kredisi talebimiz var.

Vakit kaybetmeden, işçilerimizin Ziraat Bankasına olan kredi ödemelerini üç ay erteleyip üç ay sonunda bir yıllık süreç için sıfır faizle yapılandırın.

Bu pakette çiftçilere gösterilen hiçbir kolaylık yok, bunu özellikle belirtiyorum.

Öğrenciler için ise, zaten normal şartlarda bile sorunlu olan öğrenci kredi geri ödemelerinin de aynı şekilde üç ay ertelenip yapılandırılmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5’inci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 43 - 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 64 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “iki” ibaresi “dört” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırmaya yetkilidir.”

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

         İshak Gazel                          Orhan Yegin

           Kütahya                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6’ncı önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 44 - 5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "alanlar ve bu Kanunun ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına tabi olarak çalışanlardan” ibaresi "alanlardan” şeklinde değiştirilmiştir.”

        Mehmet Muş                          İshak Gazel                       Orhan Yegin

           İstanbul                                Kütahya                                Ankara

  Mehmet Doğan Kubat                  Bayram Özçelik

           İstanbul                                 Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

7’nci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 45 - 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "çalışanlar,” ibaresi "çalışanlar ile” şeklinde, "alanlar” ibaresi "alanlardan” şeklinde, "yirmi” ibaresi "sekiz” şeklinde değiştirilmiş ve "ile bu Kanunun ek 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına tabi olanlardan” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

        Mehmet Muş                          İshak Gazel                       Orhan Yegin

           İstanbul                                Kütahya                                Ankara

  Mehmet Doğan Kubat                  Bayram Özçelik

           İstanbul                                 Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

8’inci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 46 - 5510 sayılı Kanunun ek 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan  “ödemenin yapılacağı tarihte” ibaresi "bayramın içinde bulunduğu ayda” şeklinde değiştirilmiştir.”

        Mehmet Muş                          İshak Gazel                       Orhan Yegin

           İstanbul                                Kütahya                                Ankara

  Mehmet Doğan Kubat                  Bayram Özçelik

           İstanbul                                 Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

9’uncu önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 47 - 5510 sayılı Kanunun ek 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan "1.000” ibaresi "1.500” şeklinde değiştirilmiştir.”

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

         İshak Gazel                          Orhan Yegin

           Kütahya                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

10’uncu önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 48 – 22/1/2009 tarihli ve 5834 sayılı Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 2- (1) Anapara ve/veya taksit ödeme tarihi 24/3/2020 tarihinden önce olup da; kullandığı nakdî ve gayrı nakdî kredilerinin anapara, faiz ve/veya ferilerine ilişkin ödemelerini aksatan gerçek ve tüzel kişilerin, ticari faaliyette bulunan ve bulunmayan gerçek kişilerin ve kredi müşterilerinin karşılıksız çıkan çek, protesto edilmiş senet, kredi kartı ve diğer kredi borçlarına ilişkin 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun ek 1 inci maddesi hükmü uyarınca kurulan Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi nezdinde tutulan kayıtları, söz konusu borçların ödenmesi geciken kısmının 31/12/2020 tarihine kadar tamamının ödenmesi veya yeniden yapılandırılması halinde, bu kişilerle yapılan finansal işlemlerde kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar tarafından dikkate alınmaz.

(2) Kredi kuruluşları ve finansal kuruluşların birinci fıkra hükmü uyarınca mevcut kredileri yeniden yapılandırması veya yeni kredi kullandırması, bu kuruluşlara hukuki ve cezai sorumluluk doğurmaz.""

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

         İshak Gazel                          Orhan Yegin                      Erkan Akçay

           Kütahya                                Ankara                                 Manisa

       Abdullah Güler                         Ali Özkaya

           İstanbul                           Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

11’inci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 49 - 14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 5- (1) 5 inci maddede tanımlanan ve 24/3/2020 tarihine kadar işlenen suçtan dolayı mahkûm olanların cezalarının infazı, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla durdurulur. Hükümlü tahliye tarihinden itibaren en geç üç ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birini alacaklıya ödemek zorundadır. Kalan kısmını altı aylık sürenin bitiminden itibaren ikişer ay arayla on beş eşit taksitle ödemesi durumunda mahkemece, ceza mahkumiyetinin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir. İnfazın durdurulduğu tarihten itibaren en geç altı ay içinde çek bedelinin ödenmeyen kısmının onda birinin ödenmediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir. Hükümlü taksitlerden birini süresi içinde ilk defa ödemediği takdirde ödemediği bu taksit, sürenin sonuna bir taksit olarak eklenir. Kalan taksitlerden birini daha ödemediği takdirde alacaklının şikayeti üzerine mahkemece hükmün infazının devamına karar verilir.

(2) Hükmün infazının durdurulması hâlinde ceza zamanaşımı işlemez.

(3) Bu madde uyarınca infazı durdurulan kişi hakkında mahkemece Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adlî kontrol tedbirine karar verilebilir.

(4) Bu madde uyarınca verilecek kararlarda, hükmü veren icra ceza mahkemesi yetkilidir. Mahkemece bu madde uyarınca verilecek tüm kararlar alacaklıya tebliğ edilir.

(5) Bu madde uyarınca verilecek kararlara karşı itiraz kanun yoluna gidilebilir. İtirazın incelenmesinde İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirlenen itiraz usulü uygulanır.

(6) Bu madde hükümleri her bir suç için ancak bir kez uygulanabilir.””

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

         Ali Özkaya                           İshak Gazel                    Abdullah Güler

      Afyonkarahisar                           Kütahya                               İstanbul

        Erkan Akçay

            Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkanım, salt çoğunlukla katılıyoruz ancak bir hususu dile getirmek istiyorum.

Burada “altı ay” ibaresi “üç ay” şeklinde değiştirilmiştir. İlk cümlede bu değişiklik yapılmış ama müteakip iki cümlede “altı ay” kalmıştır. Dolayısıyla bir redaksiyon yetkisi alarak onların da “üç ay” olarak değiştirilmesini talep ediyorum.

BAŞKAN – Evet, dediğiniz doğrultuda işleme alınacaktır.

Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

12’nci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 50 – 18/10/2012 tarihli  ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 26 ncı maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “yüzde yirmi beşini” ibaresi “yüzde otuz beşini” şeklinde değiştirilmiştir.

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

        Orhan Yegin                          İshak Gazel                    Abdullah Güler

            Ankara                                Kütahya                               İstanbul

        Erkan Akçay

            Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

13’üncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 51 – 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “1/4/2020” ibaresi “1/1/2021” şeklinde değiştirilmiştir.”

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

        Orhan Yegin                          İshak Gazel                       Erkan Akçay

            Ankara                                Kütahya                                Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

14’üncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesi ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

"GEÇİCİ MADDE 1- (1) COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;

a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,

b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,

itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete'de yayımlanır.

(2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır:

a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri.

b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.

c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler.

(3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;

a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz, 

b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,

c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,

ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.

(4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dâhil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;

a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,

b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu,

c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı,

belirler.”

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat            Bayram Özçelik

           İstanbul                                İstanbul                                 Burdur

         İshak Gazel                          Orhan Yegin                   Abdullah Güler

           Kütahya                                Ankara                                İstanbul

         Ali Özkaya

      Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

15’inci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

"GEÇİCİ MADDE 2- (1) 1/3/2020 tarihinden 30/6/2020 tarihine kadar işleyecek işyeri kira bedelinin ödenememesi kira sözleşmesinin feshi ve tahliye sebebi oluşturmaz.”

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat                Erkan Akçay

           İstanbul                                İstanbul                                Manisa

         İshak Gazel                         Abdullah Güler                     Orhan Yegin

           Kütahya                                İstanbul                                Ankara

      Bayram Özçelik

            Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece teklife yeni 15 madde eklenmiştir. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için bundan sonra maddeler üzerindeki önerge işlemlerine mevcut sıra sayısı metnindeki madde numaraları üzerinden devam edilecek, kanun yazımı esnasında madde numaraları teselsül ettirilecektir.

39’uncu madde üzerinde 1 önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 39’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 52- (1) Bu Kanunun;

a) 2 nci, 15 inci ve 29 uncu maddeleri 1/1/2020 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

b) 16 ncı ve 17 nci maddeleri 31/12/2019 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

c) 33 ve 34 üncü maddeleri 1/1/2021 tarihinde, 

ç) 41 inci maddesi 29/2/2020 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

d) 44 üncü ve 45 inci maddeleri yayımı tarihini takip eden ayın başında,

e) 47 nci maddesi 2020 yılı Nisan ayı ödeme döneminden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde,

f) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.”

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat                Erkan Akçay

           İstanbul                                İstanbul                                Manisa

        Orhan Yegin                        Bayram Özçelik                     İshak Gazel

            Ankara                                 Burdur                                Kütahya

       Abdullah Güler

           İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, teklifte yapılan değişikliklere uygun olarak yürürlük maddesinin yeniden düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

39’uncu maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunun, görüşülmekte olan kanun teklifinin 20’nci maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre bir talebi vardır, Başkanlık bu talebi yerine getirecektir.

Danışma Kurulunun, Komisyonun görüşülmekte olan kanun teklifinin 20’nci maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkında görüşünü okutuyorum:

VI.- ÖNERİLER (Devam)

B) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

2.- Danışma Kurulunun, görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinin yeniden görüşülmesine dair Plan ve Bütçe Komisyonu talebinin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca uygun görüldüğüne ilişkin görüşü

24/3/2020

Danışma Kurulu Görüşü

Danışma Kurulunun 24/3/2020 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda, görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20'nci maddesinin yeniden görüşülmesine dair Plan ve Bütçe Komisyonunun talebi İç Tüzük’ün 89'uncu maddesi uyarınca uygun görülmüştür.

                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                   Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                               Başkanı

        Mehmet Muş                          Engin Özkoç              Meral Danış Beştaş

Adalet ve Kalkınma Partisi        Cumhuriyet Halk Partisi Halkların Demokratik Partisi

   Grubu Başkan Vekili               Grubu Başkan Vekili       Grubu Başkan Vekili

        Erkan Akçay                         Lütfü Türkkan

Milliyetçi Hareket Partisi                   İYİ PARTİ

   Grubu Başkan Vekili               Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Danışma Kurulunun görüşü bilgilerinize sunulur.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Teklifler (Tekririmüzakere)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Madde 20)

BAŞKAN - Şimdi Komisyonun istemini okutup oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20'nci maddesinin yeni gelişmelere göre yeniden ele alınabilmesi amacıyla İç Tüzük’ün 89'uncu maddesi gereğince yeniden görüşülmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Lütfi Elvan

                                                                                           Mersin

                                                             Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı

BAŞKAN – Komisyonun istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bu durumda teklifin 20’nci maddesini yeniden müzakereye açıyorum.

20’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Madde üzerinde 1 önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 20’nci maddesine "yer alan” ibaresinden sonra gelmek üzere ““firmalara” ibaresi "gerçek ve tüzel kişiler ile ticari işletmelere” şeklinde ve” ibaresi eklenmiştir.

        Mehmet Muş                    Mehmet Doğan Kubat           Asuman Erdoğan

           İstanbul                                İstanbul                                Ankara

   Fehmi Alpay Özalan                     Orhan Yegin               Bekir Kuvvet Erim

             İzmir                                  Ankara                                  Aydın

       Ramazan Can                        Semiha Ekinci                      Recep Özel

           Kırıkkale                                 Sivas                                  Isparta

        Sermin Balık                     Vildan Yılmaz Gürel

            Elâzığ                                  Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un geçici 20’nci maddesi çerçevesinde firmalara yönelik kredi garantisi sağlayan kurumların yanına finansman imkânlarını geliştirmek ve kredi sisteminin etkin işlemesine katkı sağlamak amacıyla, önergeyle, şahısların kredilerine kefalet sağlayan kurumların da mezkûr madde kapsamına eklenerek şahısların krediye erişim imkânlarının artırılması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını verilen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin açık oylama sonucunu okutuyorum:

“Kullanılan oy sayısı   : 254

Kabul                       : 246

Ret                                              : 8(x)

                                                   Kâtip Üye                                                                   Kâtip Üye

                                               Bayram Özçelik                                                             İshak Gazel

                                                      Burdur                                                                      Kütahya”

Bu sonuca göre teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır; hayırlı olsun.

2’nci sırada yer alan, Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop ve 1 Milletvekilinin Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop ve 1 Milletvekilinin Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/2691) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 197) (´´)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

19/3/2020 tarihli 71’inci Birleşimde 197 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin maddelerinin görüşmeleri tamamlanmıştı.

Teklifin tümünün oylanmasından önce İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre lehte ve aleyhte söz talebi yok.

Görüşmeler tamamlanmıştır.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop ve 1 Milletvekilinin Afrika Kalkınma Bankası Kuruluş Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanunun Değiştirilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin açık oylama sonucunu okutuyorum:

“Kullanılan oy sayısı   : 241

Kabul                       : 227

Ret                                              : 14(x)

                                                   Kâtip Üye                                                                   Kâtip Üye

                                               Bayram Özçelik                                                             İshak Gazel

                                                      Burdur                                                                      Kütahya”

Bu sonuca göre teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Gündemimizdeki konular tamamlanmıştır.

Alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 25 Mart 2020 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 00.31



(´) 196 S. Sayılı Basmayazı 10/3/2020 tarihli 66’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x)Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

 

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(´´) 197 S. Sayılı Basmayazı 19/3/2020 tarihli 71’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.