TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

69’uncu Birleşim

17 Mart 2020 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Nimetullah Erdoğmuş’un, Meclis Başkan Vekilliği görevine tensibinde himmetinden dolayı Genel Kurula teşekkür ettiğine, elana kadar hizmet sunan vekillerden ve Meclis emektarlarından ahirete irtihal edenlere Yüce Allah’tan rahmet dilediğine ve yüce Meclisin corona virüsü tehdidine karşı hem tedbirin hem de tedebbürün hakkını verecek faaliyet ve çalışmalarda bulunacağına inandığına ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Samsun Milletvekili Ahmet Demircan’ın, coronavirüs salgınına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın, coronavirüsle ilgili gelişmelere ve alınan tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, salgın hastalıklara ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, dünya gündemini tedirgin eden virüsün yayılmasını önlemeye yönelik mücadelelerinden dolayı başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Hükûmete, Sağlık Bakanına ve sağlık personeline teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, coronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirlerin ülke için hayati önem taşıdığına, milletten beklentinin resmî kaynaklar dışındaki açıklamalara itibar etmeden devletin belirlediği uyarıları dikkate almaları olduğuna ve süreci doğru yöneten Sağlık Bakanı ile ilgili kurumlara teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, coronavirüsten korunmak için yapılması gerekenler arasında sayılan “Uykusuz kalmayın.” uyarılarına rağmen Bakanların neden saat 19.00’dan önce değil de gece açıklama yaptığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

4.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, alınan önlemler sayesinde coronavirüsten en az etkilenen ülkelerden biri olarak dünyaya örnek olunduğuna, zor bir süreci başarılı şekilde yöneten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Hükûmete ve Sağlık Bakanına şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

5.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, İçişleri Bakanlığının coronavirüs salgınına karşı önlemler alırken kendi personelini unuttuğuna ilişkin açıklaması

6.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 105’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

7.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 105’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

8.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Tarım Kredi Kooperatiflerini sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmanın son derece önemli olduğu dönemde gübre ve yem fiyatlarına yaptığı zamları geri almaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, tarih boyu bilinen ve insanlığa zarar veren 25’inci büyük salgının dünyanın ve ülkenin gündeminde olduğuna ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, coronavirüs pandemisi yaşandığına, hastalığın bulaşmasını önlemenin en etkin yönteminin aşı olduğuna ve ülkede aşıyı üretebilecek bilimsel kapasitenin var olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş’ın, 16 Mart öğretmen okullarının kuruluşunun 172’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Adana ili Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’a hukuka aykırı biçimde siyasi yasak getirilmeye çalışıldığına ilişkin açıklaması

13.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, coronavirüs salgınının ekonomik krizin daha da ağırlaşmasına neden olacağına, başta esnaf ve sanatkârlar ile çiftçiler olmak üzere tüm sektörlerin vergi ve sosyal güvenlik prim borçları ile elektrik, su, doğal gaz ve kredi ödemelerinin salgın riskinin ortadan kalkacağı tarihe kadar ertelenmesi, sicil affının çıkarılması, okulların tatil edilmesiyle zor duruma düşen işletmecilere kira yardımı yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

 

 

 

14.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, yerli ve millî elektrikli traktörün prototipinin üretilerek test sürüşlerinin başarıyla gerçekleştirildiğine ilişkin açıklaması

15.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, Adana ili Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’a hukuka aykırı biçimde siyasi yasak getirilmeye çalışıldığına ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a da HDP Grup Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, geçiştirmeye gelmeyecek kadar ciddi tehditler içeren coronavirüse yönelik uyarılara riayet edilmesini temenni ettiğine, virüsün ekonomik etkileriyle başedebilmek için başta kamu alacakları olmak üzere vatandaşların, ticari işletmelerin ve esnafın zorunlu ödemelerinin ertelenmesi, doğru adımların atılması gerektiğine ve bu konuya yönelik Meclis araştırması önergesini Meclis Başkanlığına sunduklarına, ülkedeki vaka sayısının dünyadaki diğer ülkelere göre az olmasının avantaj sayılmaması bilinciyle hareket edilerek gerekli önlemelerin alınmasının önemli olduğuna ilişkin açıklaması

17.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Covid-19 virüsünün Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik kategorisine alındığına ve bu salgına karşı ilk günden itibaren tedbirli ve dikkatli davranılarak verilen mücadelenin dünyaya örnek olduğuna, vatandaşların Sağlık Bakanlığı ile Bilim Kurulunun yapmış olduğu açıklamalar muvacehesinde kişisel tedbirlerini alarak salgınla mücadele etmesi gerektiğine, konunun uzmanı olmayan kişilerce sosyal medya ve TV kanallarında kafa karışıklığına sebep olan açıklamalarda bulunulmasını şiddetle kınadıklarına, coronavirüs sebebiyle ekonomik ve sosyal yönden ciddi neticelerin doğmasının muhtemel olduğuna ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

18.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, en önemli gündem maddesinin corona salgını olduğuna, Sağlık Bakanlığının tedbirler aldığına fakat tüm hastanelerde coronavirüs için neden yeterli tanı kitinin olmadığını ve ne zaman çözüleceğini, tanı kiti olmaksızın ülkenin genel durumu hakkında nasıl bilgi sahibi olunacağını öğrenmek istediklerine, sağlık çalışanlarının virüsten korunabilmesi için gerekli tedbirlerin alınmadığı yönünde şikâyetlerin olduğuna, test yaptırmak isteyen vatandaşların gerekli desteği alması gerektiğine, cezaevlerindeki önlemlerin yeterli olmadığına, denetimli serbestlik, adli kontrol seçenekli yaptırımlarla cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmesi gerektiğine ve konuya ilişkin kanun teklifini Meclise sunduklarına, ülkenin ekonomik kriz sebebiyle iş yerlerinin kapatılması, ücretli çalışanların işsiz kalması gibi bir sorununun daha olduğuna, halktan alınan yetkiyle denetim görevini yerine getirebilmek, önlemleri tartışmak ve halka bilgi verebilmek amacıyla tüm partilerin eşit sayıda katılımıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını önerdiklerine, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

 

 

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a HDP Grup Başkan Vekilliği görevlerinde, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’a da siyaset hayatında başarılar dilediklerine, Türkiye coronavirüsle mücadele ederken Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın mazbatasının iptali için başvuruda bulunulduğuna, Kadir Aydar’ın Ceyhan Belediye Başkanlığı görevinde bulunduğu bir yıl içinde gerçekleştirdiklerine, 13 Mart Mustafa Kemal Atatürk’ün Harbiye’ye girişinin 121’inci yıl dönümü münasebetiyle Millî Savunma Üniversitesindeki törende gerçekleşen saygısızlığa Hükûmetin başının, devletin başının ne söyleyeceğini merak ettiklerine, sağlıkçıların beklediği sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi yasa teklifinin Meclise sunulması ve aile sigortasının hayata geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, hayırlı bir çalışma haftası temenni ettiğine, ülkenin gündeminin coronavirüs salgını olduğuna ve bugüne kadar birlik beraberlik içerisinde tüm zorluklar nasıl yenilmişse bunun da üstesinden gelineceğine, dünyanın virüsle mücadelede farklı yöntemler belirlediğine, ekonomik ve siyasi istikrar sayesinde sahip olunan sağlık altyapısı, hastaneler ve cihazlarla en az enfekte olan ülkeler arasında olunduğuna, “Cumhurbaşkanından açıklama gelmedi.” iddialarını kabul etmedikleri gibi bakanların gece açıklama yaptığı yönündeki iddiaların da insafsızlık olduğuna, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a Grup Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ancak 8 Martta Almanya’dan dönmesi nedeniyle karantina süresinin devam ettiğine ve bu noktada hassasiyet beklediklerine, coronanın alınan tedbirlerden güçlü olmadığına, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Bakanlara, sağlık çalışanlarına, Mecliste grubu bulunan siyasi partilere ve 82 milyon vatandaşa gösterdikleri mücadele ve hassasiyet için ayrı ayrı teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

21.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Grup Başkan Vekillerine başarı dilekleri için teşekkür ettiğine, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve 12 Martta 10 avukatın Urfa ve Diyarbakır illerinde gözaltına alınması olayına ilişkin açıklaması

22.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, kişisel verilerle ilgili yanlış bilgilendirme yapıldığına ilişkin açıklaması

24.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, 19 Mart 2020 Perşembe günü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İç Tüzük’ün 62’nci maddesi çerçevesinde corona virüsü hakkında Meclisi bilgilendireceğine ilişkin açıklaması

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Türk Tabipleri Birliğinin taleplerine, önerilerine ve katkılarına açık olunması gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, siyasi parti grupları olarak dünyanın ve ülkenin içinde bulunduğu sorunlarla ilgili aynı noktada buluşulduğuna, milletin vermiş olduğu kararla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmesiyle bu tür süreçlerde hızlı karar alınabiliyor olmasının avantajlı durumu ortaya koyduğuna ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye’deki en belirgin düşünce ayrılığının hem sebebinin hem de sonucunun bugünkü yönetim biçimi olduğuna ilişkin açıklaması

29.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, olağan dışı bir durumla karşı karşıya olunduğuna, mücadelenin el birliğiyle gerçekleştirileceğine ve coronavirüs salgınının rejim tartışmasına dönüştürülmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

30.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ve ceza hukukunun, ceza kanunlarının yorumunun çarpıtıldığına ilişkin açıklaması

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 17/3/2020 tarihinde Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, ülkenin coronavirüs salgınından kaynaklanacak tüm olası etkilerden en az hasarla çıkmasının sağlanması adına önlemlerin alınması, salgının ekonomik ve sosyal hayata olan etkilerinin bertaraf edilmesi, toplumsal yaşamın normal seyrine dönmesi için gerekli koşulların belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, 16/2/2020 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından, corona virüsünün yayılmasını engellemek ve kriz hâlinde hizmet veren sağlık çalışanlarının daha fazla şiddete maruz kalmasını önlemek amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, 17/3/2020 tarihinde Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel tarafından, coronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, salgın nedeniyle alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in, (2/2459) esas numaralı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/71)

 

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196)

 

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Karadağ Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasına İlişkin Olarak İmzalanan Mevcut Protokol I’in Yerini Alan Protokol I ile Anlaşmaya Eklenen Protokol III’ün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2275) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 141)

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın, araç kiralama ve satın alma işlemlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/24109)

2.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı içinde yer alan halk plajlarının işletilmek üzere ihaleye verileceği iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25474)

3.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, Madımak olayı nedeniyle hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen bir kişinin affedilmesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25492)

4.- Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in, Van’ın Bahçesaray ilçesinde meydana gelen çığ felaketlerine ve alınması gereken önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25493)

5.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Türkiye üzerinden Libya’ya giden Özgür Suriye Ordusu mensuplarına Türk vatandaşlığı verildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25494)

6.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Türkiye’ye gelmesi beklenen Suriyeli sığınmacılara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25496)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2016-2020 yılları arasında Kızılay’ın bağış işlemlerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25497)

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bir sendika başkanının gazilik unvanı aldığı iddiasına,

İstanbul ilinde yaşayan engelli kişilere uygulanan mesleki rehabilitasyona,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25498), (7/25508)

9.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2002-2020 yılları arasında faaliyet gösteren vakıflara dair bazı verilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25499)

10.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2016-2020 yıllarında öğrenimine devam eden tutuklu ve hükümlülere,

Cezaevlerinde çalışan sağlık personeli sayısı ile tutuklu ve hükümlülerden ağır hastalığı olanlara,

2010-2020 yılları arasında mahkeme kararıyla telefonları dinlenen kişiler ve bu yöndeki istemin geldiği kurumlara,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (725501), (7/25503), (7/25507)

11.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, Van’ın Bahçesaray ilçesinde meydana gelen çığ felaketinde yaşamını yitiren itfaiye erlerinin şehit sayılmamasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25509)

12.- Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, 12 Şubat tarihinde Diyarbakır’da yaşanan yoğun kar yağışı nedeniyle yaşanan mağduriyetlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25510)

13.- Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın, Başkentgaz’ın Türk Kızılay’ına yaptığı bağışın bir kısmının Ensar Vakfı’na aktarıldığı iddiasına,

AKUT’un genel merkez binasının akıbetine,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25656), (7/25657)

14.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Sincan Kadın Kapalı Cezaevinde kalan bir mahkûmun iddialarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25659)

15.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, Aydın’ın Karacasu, Kuyucak ve İncirliova ilçelerinde yapılacağı duyurulan maden arama ve işletme ihaleleri ile ihale edilecek alanlarda bulunan tarım ve orman arazilerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25663)

16.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de sınır kapısına yakın alanda tır park alanı kapasitesinin artırılmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25665)

17.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, mısır kepeğinin KDV oranının artırılmasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/25763)

18.- İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm’ün, HDP’nin eski bir ilçe başkanının evinin aranmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25772)

19.- Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş’in, bazı HDP yöneticilerinin gözaltına alınmasına ve kötü muamele iddialarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25773)

20.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, bir üniversitenin yüksek lisans öğrencilerinin ödemesi gereken tutar için yapılacak taksitlerde KHK’lı öğrencilerin hariç tutulduğu iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25774)

21.- Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, son bir yılda haczedilen araç sayısı ve yediemin otoparklarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25775)

22.- Adana Milletvekili İsmail Koncuk’un, millet bahçelerine,

Millet kıraathanelerine,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25776), (7/25777)

23.- Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin şehrin altı noktasındaki ışıklı yazılar için yaptığı ihaleye ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25778)

24.- İzmir Milletvekili Ednan Arslan’ın, çeşitli dönemlerde gerçekleştirilen doğalgaz tüketimi ile doğalgazı kesilen abonelere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25779)

25.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, uyuz vakalarında görülen artışa ve hastalıkla mücadeleye ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25781)

26.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, parmak izi ve yüz tarama sistemi ile çalışan telefonların ulusal güvenlik açısından tehdit olup olmadığına ve kişisel verilerin korunması adına alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25782)

27.- Eskişehir Milletvekili Metin Nurullah Sazak’ın, muhtelif raylı sistem araçlarının üretimi için bir şirkete verilen teşvike ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25783)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, maddi sıkıntılarından dolayı intihar ettiği iddia edilen bir vatandaşa,

Şırnak ilinin Cizre ilçesinde intihar eden bir vatandaşa ve Türkiye genelinde SYDV tarafından yapılan yardımlara,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25930), (7/25933)

29.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki bir maden sahasının jandarma personeli tarafından korunduğu iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı 7/25931)

30.- İzmir Milletvekili Bedri Serter’in, İzmir’de bulunan tarihi elektrik fabrikasının müzeye dönüştürülmek amacıyla bir vakfa devredileceği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25932)

31.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, ÇAYKUR’a ait bazı yapıların ruhsatsız olmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25935)

32.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, bankaya olan borcundan dolayı intihar ettiği iddia edilen bir vatandaşa ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25936)

33.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, geçim sıkıntısı nedeniyle intihar eden bir kişinin ölümüyle ilgili yapılan bir açıklamaya ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25937)

34.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Türkiye’de kaybolmaya yüz tutan bazı lehçelerin korunması için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25938)

35.- İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın, Türk vatandaşlığına kabul edilen Suriye uyruklu kişilere ve geçici koruma statüsüyle ülkemizde bulunan Suriyelilere dair verilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25939)

36.- Adana Milletvekili İsmail Koncuk’un, SGK tarafından emekli aylıklarına kesinti yapılacağı ve emeklilere bayram ikramiyesinin kaldırılacağı yönündeki iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25940)

37.- Adana Milletvekili İsmail Koncuk’un, koronavirüsü sebebiyle ithal edilen ürünlerin temininde yaşanan sorunların giderilmesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25941)

38.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, Yerli İnsan Kanı Plazmasından İlaç Üretim Projesi kapsamında Kızılay’ın Almanya’daki bir şirkete kan ve plazma göndermesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25942)

39.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, THY ve AnadoluJet firmalarının envanterinde bulunan Boeing 737 Max grubu uçaklara ve sipariş edilen miktar ve bedellerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25943)

40.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın, kamu-özel iş birliği modeli ile yapılan ve yapılması planlanan projelere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/25944)

41.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında TBMM’ye gelen milletvekillerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/26197)

42.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, kanun teklifleri ile denetim önergelerine dair çeşitli verilere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/26330)

43.- Hakkâri Milletvekili Sait Dede’nin, yazılı soru önergelerine dair çeşitli verilere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/26333)

17 Mart 2020 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 69’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Nimetullah Erdoğmuş’un, Meclis Başkan Vekilliği görevine tensibinde himmetinden dolayı Genel Kurula teşekkür ettiğine, elana kadar hizmet sunan vekillerden ve Meclis emektarlarından ahirete irtihal edenlere Yüce Allah’tan rahmet dilediğine ve yüce Meclisin corona virüsü tehdidine karşı hem tedbirin hem de tedebbürün hakkını verecek faaliyet ve çalışmalarda bulunacağına inandığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, izninizle, görüşmelere geçmeden önce iki hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birincisi: Bu göreve tensibimde Genel Kurulun himmetinden dolayı teşekkür ediyorum. Bu çatıda, çatıların şahı diyebileceğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında, elana kadar hayırda yarışıp hizmet sunan vekillerimizden ve Meclis emektarlarımızdan, emekçilerimizden ahirete irtihal edenlere Yüce Allah’tan rahmet, hayatta olanlara da uzun ve sağlıklı ömür niyaz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, kurucu Meclisten, kurucu Anayasa’dan bugüne kadar, yüz yıllık bir demokrasi yolculuğunda bütün engellere rağmen, birçok badireler atlatarak bu noktaya demokrasi bayrağını taşımış bu yüce Meclisin, bundan sonraki süreçte siz değerli 27’nci Dönem arkadaşlarımla birlikte, âdeta 27’nci durakta bu vasıtaya binen yolcular olarak birlikte bu hizmetin yolcusu olacağız. Takdir edersiniz ki partilerimiz istisnasız aynı caddede yürüyen ancak farklı çizgilerde ve farklı vasıtalarla seyreden, bizim vazgeçilmez unsurlarımızdır. Bu farklılıklarımızla beraber, hedeflenen menzile doğru bu hayır yarışını yürütmüş olacağız. Şairin dediği gibi: “Can da boş, cihan da boş, gayededir varsa hayat.”

İkinci husus: Şu anda küreiarzı âdeta yönetimine alan, egemenliğine alan bir corona virüsü tehdidiyle karşı karşıyayız. Elbette ki bu virüsün tanımı, konusu, alanı bilimin, tıbbın sorumluğundadır. Tabii ki tedbirle beraber tedebbür de gereklidir. Tedbir “Nasıl?” sorusuna cevap ararken tedebbür de “Niçin?” sorusuna cevap arar. Biz bu tehdit altındayken, inanıyorum ki bu yüce Meclis hem tedbirin hem de tedebbürün hakkını verecek faaliyetler ve çalışmalarda bulunacak.

Son söz diyorum ki: Tevfiki İlahî refikimiz olsun. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, coronavirüs salgını hakkında söz isteyen Samsun Milletvekili Ahmet Demircan’a aittir.

Buyurun Sayın Demircan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Samsun Milletvekili Ahmet Demircan’ın, coronavirüs salgınına ilişkin gündem dışı konuşması

AHMET DEMİRCAN (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaşanan coronavirüs salgını nedeniyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yeni coronavirüs (Covid-19) ilk olarak 2019 Aralık ayı sonlarında Çin’in Wuhan eyaletinde solunum yolu belirtileriyle gelişen bir grup hastada görüldü ve 13 Ocak 2020’de tanımlandı. Türkiye, 6 Ocakta, daha virüsün tanımlanması yapılmadan önce harekete geçerek bu konuyla ilgili basında, medyada çıkan haberleri dikkate alarak Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü bünyesinde bir operasyon merkezi ve ardından 12 üniversiteden akademisyenlerden oluşan Bilim Kurulu oluşturdu, Dünya Sağlık Örgütünden önce harekete geçilmiş oldu. Peş peşe kararlar alındı, tedbirler uygulamaya kondu. Başlangıçta ülkemize girişini engellemek için çalışıldı, bu arada ileri aşamalar için de her türlü hazırlık yapıldı.

Bugün için gelinen nokta: Bu, bir pandemidir yani problem küresel bir problem hâlini almıştır. Dünyanın her yeri bu problemle karşı karşıyadır. Bu küresel problemi en başarılı şekilde yönetmek zorundayız. Bilim ve akılla hareket etmek zorundayız ve onu yapıyoruz Türkiye olarak. Sağlık Bakanlığımız, Bilim Kurulu, diğer bakanlıklar, Sayın Cumhurbaşkanımızın yönetiminde bu mücadele bu şekilde devam ediyor.

Bütün hastalıklarda olduğu gibi bu hastalıkta da en önemli çare hasta olmamaktır. Bunun için bulaşmanın önüne geçmek ve bu yolda gereken gayret gösterilmektedir. Bütün toplumu bulaşmalara karşı korurken özellikle yüksek risk altında olan yaşlı ve ilave hastalığı bulunan insanlarımıza dikkat etmek zorundayız. Fiziki yakınlığı ortadan kaldırmamız gerekiyor. Bu hususta gerekli tedbirler elbette bir bir alınıyor ve kamuoyuna deklare ediliyor, paylaşılıyor.

Sosyal uzaklaşma da diyebileceğimiz, bugünlerde üst üste aldığımız tedbirler bununla ilgili.

Temizlik fevkalade önemli, her zaman için önemli ama böyle bir bulaşıcı hastalık tehdidi altında daha da büyük önem kazanmaktadır. Gerektiğinde maske takarak şüpheli durumları, hastalığı etrafa yaymamak veya etraftaki hastalık riskinden etkilenmemek için tedbirler alınmalıdır. Bu konularda Bakanlığın bildirileri takip edilmeli ve riayet edilmelidir.

Sağlıkla ilgili tedbirler sürekli toplanan Bilim Kurulu tarafından alınıyor ve kamuoyuyla paylaşılıyor. Bu işi bilgi, bilinç yükseltme/oluşturma ve farkındalığı geliştirerek önlemek zorundayız. Toplumun bu konuda, bütün kararlarla ilgili yeterince bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Bu arada üzerinde durmak istediğim 2 husus daha var ki onları da paylaşmadan geçmek istemiyorum. Ortaya çıkan bu durumu fırsat bilen bazı çıkarcılar, gıda maddeleri ve korumada kullanılan maske, dezenfektan gibi ürünler üzerinden spekülasyon oluşturarak haksız kazanç sağlama peşinde koşmaktadırlar; asla bu fırsatçılara fırsat verilmemelidir. Bu durumlarla karşı karşıya kalan vatandaşlarımız derhâl bunu ilgili mercilere rapor etmelidir, bildirmelidir.

Üzerine parmak basmak istediğim bir diğer nokta da bozgunculuk yapanlarla ilgilidir. Yalan haber üreten, toplumda panik oluşturmak için, millî birliği sabote etmek için, milletimizin, devletimizin direncini kırmak için harekete geçmiş şer odaklarının faaliyetleriyle de karşı karşıyayız. Elbette ki bunlarla ilgili de, özellikle sosyal medya üzerindeki bu tezviratın önüne geçmek için vatandaşlarımız karşılaştıkları bu durumları derhâl ihbar etmelidir. Çünkü bu küresel tehdide karşı mücadelemizdeki en büyük güç kaynağımız milletimizin birlik ve beraberliğidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

AHMET DEMİRCAN (Devamla) – Eğer biz bu mücadeleyi bireyler noktasına kadar indiremezsek, yayamazsak; eğer bu mücadeleyi birey düzeyinde, milletimizin tümü düzeyinde yönlendiremezsek başarı şansımız düşer.

Bu noktada da milletimizin birlik ve beraberliğini bir arada görmek zorundayız. Bu arada, elbette sosyal uzaklaşma tedbirlerden biridir ama bu, milletimizin birbirinden uzaklaşmasını ifade etmemektedir. Biz, milletimizin fiziki olarak birbirlerine hastalığı bulaştıramayacak mesafede ayrılmalarını ama manen yekvücut olmalarını sağlamalıyız. Bütün millet birlik olacağız, bu mücadeleyi bu şekilde sürdüreceğiz.

Bu arada, bütün bilgileri sağlık otoritesi Bakanlığımızdan almalıyız. Yine, Sağlık Bakanımızın şahsında, bu mücadeleyi yürüten 1 milyonu bulan sağlık ordumuza başarılar diliyorum, hepsini tebrik ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, coronavirüsle ilgili son gelişmeler ve alınan tedbirler hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’a ait.

Buyurun Sayın Taşdoğan. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın, coronavirüsle ilgili gelişmelere ve alınan tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın milletvekilleri, bütün ülke artık bir gerçeğin farkında: Coronavirüs, küresel ölçekte büyük bir sorun ve kişisel sağlık ve toplum sağlığı açısından ciddi bir tehdittir ama tedbirleri basit ve kişiseldir. Bu konuyla ilgili olarak “Covid-19” diye isimlendirilen yeni tür coronavirüsün Çin’de çıktığı günden bugüne tüm tedbirleri ve alınması gereken önlemlerin pek çoğunu alan, zamanında bir Bilim Kurulu kuran ve bilimin ışığında mücadele veren Sağlık Bakanımız başta olmak üzere; Bilim Kurulu heyetimizi, konuya hassasiyetle dikkat eden tüm sağlık çalışanları ile konuyla ilgili eş güdümle hareket eden diğer bakanlıklarda görev yapan tüm personelimizi kutluyor, tebrik ediyoruz.

25 Şubat 2020 günü Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in takdirini toplayan ve konuşmasında ifade ettiği “Coronavirüs tehdidine karşı canla başla mücadele eden, teyakkuzda bulunan, bu çerçevede seferberlik ilan etmiş gibi duruş gösteren Sağlık Bakanımızı ve ekibini kutluyorum.” sözü veciz bir ifade olmuştur. Bu çerçevede, Bilim Kurulunun ve Sağlık Bakanlığının konuyla ilgili alacağı her kararın yanında MHP olarak durmaya devam edeceğiz. Bu sorun küreseldir, mücadele millîdir, tedbirlerimiz ise kişiseldir.

Kıymetli milletvekilleri “pandemi” basit bir kavram değildir. Bu sebeple, halkımızı gece gündüz demeden resmî ağızdan sürekli bilgilendirme çalışmalarının devam etmesi ülke genelinde oluşabilecek panik ortamının da ortadan kaldırılması bakımından yerindedir. Halkımızın sosyal medyadan resmî açıklamaları takip etmesini, bunların dışında yanıltıcı paylaşım ve paniğe yol açacak haberleri dikkate almamasını tekrar hatırlatıyoruz. Okulların geçici bir süre tatil edilmesini “tatil” ve “gezme” olarak anlayan bütün vatandaşlarımıza buradan tekraren söylüyoruz: Bu, bir tatil değildir, tedbirdir; herkesin azami ölçüde izolasyon kurallarına dikkat etmesi, kişisel sorumluluklarla hareket etmesi, mümkün mertebe evlerinde dinlenerek, zorunlu ihtiyaçlar dışında dışarıya çıkmaması gerekmektedir.

Televizyon kanallarından sosyal medyaya kadar pek çok çeşitli alanda resmî kaynaklara ve doğru bilgilendirme yayınlarına ulaşmak mümkün olmaktadır. Zira konu, yetkililerce şeffaf bir şekilde paylaşılmaktadır ancak birtakım kötü niyetli kişiler tarafından yanlış bilgilendirmeler ve panik havası oluşturma gayretleri de görülmektedir. Vatandaşlarımızın bu konulara dikkat etmeleri gerekmektedir. Hangi hâllerde hastane başvurusu yapması gerektiğinden, etkilenen yaş gruplarına kadar önemli bilgiler görsel medyada bolca yer tutmaktadır. Ülkemizde birtakım etkinliklerin kısıtlanma yoluna gidilmesi gayet isabetli olmuştur. Yine, tekraren söylüyoruz: Hastalık belirtileri veya tanısıyla ilgili teşhis ve tedavi sürecini hastanelerde değil hastane bahçelerine kuracağımız çadırlarda, hastane donanımındaki sahra hastanelerinde yapmanın ve tedavi edebilmenin hastalığın seyri açısından daha faydalı olacağını söyleyebiliriz. Zira, böyle bir uygulama normal hastalarla enfekte olma ihtimali olan hastaları birbirinden ayırmış olur.

Sayın milletvekilleri, enfeksiyon kaynağını yok etmek için; erken tanı, raporlama, izolasyon, destekleyici tedaviler ve gereksiz panikten kaçınmak için salgın bilgilerini zamanında yayınlamak gibi pek çok tedbir alınmıştır ve alınmaya da devam etmektedir. Virüslerle baş edebilmenin en başında Türk tipi el yıkamak, elleri temiz tutmaya gayret etmek, periyodik aralıklarla yıkamak, dezenfektan solüsyonlar kullanmak, hastalarla temastan kaçınmak, elleri sabunla yıkamadan yüzümüze, gözümüze, ağzımıza götürmemek gibi temel tedbirleri alarak birçok şeyin de önlemi alınabilir. Çünkü en önemli tedbirler basit olan tedbirlerdir. Coronavirüs bulaşma ihtimali olan kişilerin, vücut bağışıklık sistemi düşük olanların, hamilelerin, yeni doğum yapanların, yaşlıların ve kronik hastalığı bulunanların toplu alanlardan, insanların toplu bulunduğu yerlerden, kalabalıklardan kaçınmaları, mümkünse evlerinde istirahat etmeleri gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, dünya kurulduğundan beri sayısız felaketleri atlatan insanoğlu ve her türlü beladan başta Allah’ın yardımı, azim ve kararlılıkla kurtulan yüce Türk milleti birlik ve beraberlik içerisinde bu mücadeleyi de kazanacak ve bu salgını defedecektir.

Saygıyla selamlarım. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, dünyadaki salgın hastalıklar hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Kabukcuoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, salgın hastalıklara ilişkin gündem dışı konuşması

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, yeni göreviniz hayırlı olsun.

Coronavirüs 20 Aralık 2019 tarihinde Çin’de ortaya çıkmış, Çin Hükûmeti tarafından 31 Aralık 2019 tarihinde dünyaya duyurulmuştur. Şu anda, corona enfeksiyonu bir “pandemi” olarak yani tüm dünyayı ilgilendiren, tehdit eden bir viral enfeksiyon olarak tanımlanıyor. Bu enfeksiyon “RNA” denen bir virüs grubundandır. Virüsler zorunlu hücre içi parazitlerdir. Tüm mikroorganizmalar, mutasyon dediğimiz, yapılarda değişiklikler yaparak yeni yeni karakterlerle karşımıza çıkar. Organizma onu yeni bir ajan olarak karşılar ve daha önceki karşılamadan oluşan savunma hafızasının bir yararı olmaz. Örneğin bu grupta olan nezle virüsü çok hızlı mutasyona uğrar ve her yıl yeni mutasyonlarla enfekte oluruz. Benzer mikroplarla organizma karşılaştığında çapraz reaksiyon dediğimiz immün bellekteki bilgiyi kullanır, yeni mikroplara reaksiyon oluşturabilir, buna da çapraz reaksiyon diyoruz. Coronavirüs için tecrübelerimiz henüz oluşmamıştır, herhangi bir yorumda bulunamıyoruz.

Bakterilere karşı antibiyotikler etkili olurken, tedavi sağlarken virüslere karşı doğrudan etkili bir ajan yoktur ancak organizmayı destekleyici bazı tedbirlerle hastanın, hastalığı kolay atlatmasını sağlarız. Şeker hastalığı gibi, kalp hastalığı gibi, immün yetmezlik gibi organizmada başka bir rahatsızlık, hastalık varsa bunlar üzerine virüslerin, viral enfeksiyonların tahribatları daha fazladır. Coronavirüsle bu konuda yeterince tecrübe sahibi olduk.

Yapılan test sayıları dünyada bazı ülkeler için şöyledir sayın arkadaşlar: Çin’de 320 bin, İngiltere’de 23 bin, Güney Kore’de 200 bin, İtalya’da 50 bin, Japonya’da 8.400, Hollanda’da 6 bin, Amerika Birleşik Devletleri’nde 7.700, Türkiye’de ise 8.500’dür. Bu testin yapılması hasta olan ile olmayanın, daha doğrusu, belirti vermediği hâlde toplumda dolaşan hasta insanların ortaya çıkarılmasında çok yararlıdır. Bu rakamlara baktığımız zaman, Kore’deki sayının yüksek olması onlardaki hasta sayısının az olmasını rahatlıkla izah etmektedir. Belirti vermeyen hastalıkların tanısı için test yapmaktan başka çaremiz yoktur.

Günümüz Türkiyesinde, enfeksiyon hastalıklarının tıbbi yönetiminin yanında ekonominin yönetimi de büyük önem kazanmaktadır. Gelir dağılımının bozulduğu, işsizliğin zirve yaptığı, sefaletin arttığı ülkemizde ekonomik tedbirlerin bir an evvel alınması gerekmektedir. Şu anda, enfeksiyondan muzdarip G7 ülkelerindeki -ki bunlar gelirin yüzde 60’ını, imalat sektörünün yüzde 70’ini teşkil etmektedirler- düşmeler dünyayı ister istemez etkilemektedir. G7’nin dışında kalan ülkeler ise bunlardan ara malları alarak kendi ihracatlarını ya da ithalatlarını sağlamaktadırlar, bunların olmaması G7’nin dışında kalan ülkeler için problem yaratmıştır.

Her ülkenin devlet başkanı değişik dönemlerde açıklamalar yaparken, demeçler verirken hatta Çin’de hasta vatandaşlar toplumda dolaşırken, biz, her gün defalarca görmeye alışık olduğumuz, Sayın Cumhurbaşkanının herhangi bir demecinin olmaması ya da görüntü vermemesini şüpheyle, tereddütle karşılıyoruz.

Benden önceki konuşmacıların bahsettiklerine ve tekrara düşmemek için ben, size, şimdiye kadar dünyada karşılaşılan önemli salgın hastalıklardan bahsedeceğim: Veba, kızıl, çiçek ve kolera gibi salgın hastalıkların yarattığı kıtlık, kuraklık milyonlarca kişinin ölümüne neden oldu. Ekonomik, siyasal ve demografik sonuçlar yeryüzünde haritaları değiştirdi, sınırları değiştirdi.

Atina Vebası: M.Ö. 430 yılında ortaya çıktı, Atina halkının üçte 1'ini öldürdü.

Justinyen Vebası: M.S. 541-750 yılları arasında ortaya çıktı. Doğu Roma İmparatorluğu, Batı Roma İmparatorluğu’nu fethederken, eline geçirecekken bu enfeksiyon yüzünden bunu yapamadı. 30 ila 50 milyon arasında insan hayatını kaybetti.

Kara Ölüm: 1347-1351 tarihleri arasında etkili olmuştur. İnsanlık tarihinin en acımasız ve en etkili salgınında Avrupa nüfusunun üçte 1'i yani 100 milyon kadar insan hayatını kaybetti.

Çiçek Hastalığı: 15 ile 17’nci yüzyıllarda ortaya çıkmıştır, yüzde 30 oranında öldürücülüğü vardır. Beyaz insanlar tarafından Amerika Kıtası’na taşınarak -orada ki yerli halk çiçek hastalığına yabancı olduğu için- büyük oranda can kaybına neden olmuştur ve onlardan boşalan yerlere beyaz insanlar koloniler kurmuşlardır.

Kolera: 1817-1823 yılları arasında Hindistan'da başladı, 1961 yılına kadar devam etti. Sosyal gelişmişlik farkı olan ülkelerde büyük zararlara neden oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Tamamlayınız efendim.

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Devamla) - İspanya Gribi: 1918-1919 yılları arasında -H1N1 enfeksiyonudur- 50 milyon can kaybına neden oldu.

Hong Kong Gribi: 1968-1970 yılları arasında -H3N1 enfeksiyonudur- dünyada 1 milyon insanın ölümüne neden oldu.

AIDS: 32 milyon insan öldü. Yalnız şu anda HIV’le ilgili tıbbi gelişmeler hastalığı belli bir oranda lokalize etmeye muvaffak oldu.

SARS: 2002-2003 yılları arasında etkili oldu. Bir coronavirüs enfeksiyonu olup Çin’de ortaya çıkmıştır. 774 kişi hayatını kaybetti. Küresel salgın değildir.

Domuz Gribi: 2009 yılında ortaya çıktı. 570 bin civarında insan öldüğü tahmin ediliyor. Kontrol altına alınmıştır.

Coronavirüs (Covid-19)’la ilgili bilgiler zaten verilmiştir. Bununla ilgili tecrübeler artmıştır. İnşallah kısa zamanda dünya bu hastalığın üstesinden gelecektir.

Teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Buyurun Sayın Şeker.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, dünya gündemini tedirgin eden virüsün yayılmasını önlemeye yönelik mücadelelerinden dolayı başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Hükûmete, Sağlık Bakanına ve sağlık personeline teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Dünya Sağlık Örgütünün “pandemi” olarak sınıflandırdığı corona virüsü dünya gündemini meşgul ve tedirgin ederken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın başarılı kriz yönetimine toplumun her kesiminden güven duyuldu ve takdir gördü.

Sağlık Bakanlığı öncelikle Koronavirüs Bilim Kurulunu oluşturarak Covid-19’a karşı mücadeleye başladı. Oluşturulan Bilim Kurulu uygulanacak tedavi ve tedbirlerle ilgili birçok karara imza attı. Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda Hükûmetimiz ve Sağlık Bakanlığımızın almış olduğu tedbirler ve önlemler nedeniyle şimdilik hafif olarak atlatıyoruz.

Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, virüsün yayılmasını önlemeye yönelik verdikleri mücadeleden dolayı büyük takdir gören Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’ya, Hükûmetimize ve yine, sağlık personelimize teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Allah beterinden korusun diyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

2.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, coronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirlerin ülke için hayati önem taşıdığına, milletten beklentinin resmî kaynaklar dışındaki açıklamalara itibar etmeden devletin belirlediği uyarıları dikkate almaları olduğuna ve süreci doğru yöneten Sağlık Bakanı ile ilgili kurumlara teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Yeni görevinizde başarılar diliyorum Sayın Başkan.

Tüm insanlık bir sınavdan geçiyor. Gezegenimiz küçük bir köy artık. Her insanın kaderi diğerine bağlı. En yakınımızın hayatına gösterdiğimiz özen tüm insanları etkiliyor. Bu sınavı tedbirleri uygulayarak ancak geçebiliriz. Coronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirler ve açıklanan yeni önlemler her birimiz ve ülkemiz için hayati önemdedir. Tedbirleri hepimiz uyguladığımız zaman ancak netice verir. Aziz milletimizden beklentimiz, resmî kaynaklar dışında asılsız açıklamalara itibar etmeden devletimizin belirlediği tüm uyarılara titizlikle kulak vermeleri ve kuralları ihmal etmeden özenle uygulamalarıdır.

Dünyada ilk coronavirüs vakası başladığından bu yana gereken tedbirleri alarak süreci doğru yöneten Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’ya ve ilgili tüm kurumlarımıza teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, coronavirüsten korunmak için yapılması gerekenler arasında sayılan “Uykusuz kalmayın.” uyarılarına rağmen Bakanların neden saat 19.00’dan önce değil de gece açıklama yaptığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Başkan.

Coronavirüse karşı Sağlık Bakanlığı önemli bir çalışma sürdürüyor. Korumayla ilgili 14 ana başlıkta sosyal medya ve televizyonlarda paylaşılan maddelerden biri de “Uykusuz kalmayın.” Ancak Sağlık Bakanı basın toplantısı yapıyor, vaka sayısını gece saat 23.00’ten sonra açıklayacağını duyuruyor. Milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren eğitim konusunda Millî Eğitim Bakanı saat 21.00’den sonra açıklama yapacağını duyuruyor. Çocuk ve yaşlıların istirahat saatleri, bakanların açıklama saatleri oluyor. Neden saat 19.00’dan önce açıklama yapılmıyor da geceye bırakılıyor? Bakanların bu konuda da dikkatli davranmalarının, 19.00’dan önce açıklama yaparak toplumu bilgilendirmelerinin yararlı olacağını düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

4.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, alınan önlemler sayesinde coronavirüsten en az etkilenen ülkelerden biri olarak dünyaya örnek olunduğuna, zor bir süreci başarılı şekilde yöneten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Hükûmete ve Sağlık Bakanına şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tüm dünya Aralık 2019’da Çin’de başlayan, büyük korku ve paniğe neden olan coronavirüs salgınıyla mücadele etmektedir. Ülkemiz, bu virüs salgınında bugüne kadar Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun aldığı bilimsel kararlar, önlemler sayesinde en az etkilenen ülkelerden biri olmuş ve aldığı önlemlerle dünyaya örnek olmuştur. Tedbir almayan ülkelerin hâli ortadadır. Virüs yurt dışından gelmektedir. Yurt dışından gelen vatandaşlarımız on dört gün kuralına mutlaka uymalıdır. Tedbirleri uygularsak mücadelemiz başarılı olur. Bireysel ve toplumsal sağlığımızı korumak için, mecbur kalmadıkça, vatandaşlarımıza evlerinden dışarıya çıkmama çağrısında bulunuyorum.

Zor bir süreci başarılı bir şekilde yöneten Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yönetimindeki Hükûmetimize ve özellikle Sağlık Bakanımız Doktor Fahrettin Koca’ya bu vesileyle şükranlarımı sunuyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Arık…

5.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, İçişleri Bakanlığının coronavirüs salgınına karşı önlemler alırken kendi personelini unuttuğuna ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünyayı kasıp kavuran coronavirüs salgınına karşı İçişleri Bakanlığı da birtakım önlemler aldı. Önlemler kapsamında, vatandaşın yoğun olarak kullandığı mekânlar kapatıldı ama maalesef İçişleri Bakanlığı kendi personelini unuttu. Bakın, her gün, binlerce vatandaşın nüfus cüzdanı, pasaport ve ehliyet almak için gittiği nüfus müdürlüklerindeki görevli personel, vatandaşların parmak izlerini alıyor, yakın temas kuruyorlar. Bu durum hem vatandaşlarımızı hem de çalışan memurlarımızı büyük bir riskle karşı karşıya getiriyor.

Burada yaşanan bir diğer sorun ise mart ayının ortasına gelinmesine rağmen rutin, yıllık ödeneklerin henüz ödenmemiş olması dolayısıyla, personelin ihtiyacı olan eldiven, maske, dezenfektan alınamamakta. Bu nedenle, acil hizmetler dışında hizmet verilmemesi, gerekirse nöbet sistemine geçilmesi doğru bir yaklaşım olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

6.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 105’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türk tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin 105’inci yıl dönümünde aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.

Conkbayırı, Arıburnu, Seddülbahir cephelerinde adını tarihe “dünyanın en kahraman birliği” olarak yazdıran 57’nci Alayın, 49 subayı, 3.480 eri ve erbaşıyla, tamamı şehit olmuştur. Alayda rütbeli kalmayınca alayın imamı Konyalı Hasan Fehmi Bey Alay Komutanı olmuş, alayın en son askeri olarak alay sancağını yere düşürmeyip bir dala asarak şehit olmuştur. Sancağı bulan Avustralyalılar Melbourne’e götürdükleri sancağın altına şunu yazmışlardır: “Bu alay sancağı savaş alanlarından getirilmiştir ancak asla esir edilememiştir. Çünkü Türklerin kültüründe, en son nöbetçi asker şehit olmadan alay sancağını alamazsınız. Lütfen, saygıyla eğilip geçin.”

Kahraman şehitlerimizin ve ebediyete irtihal eden gazilerimizin ruhu şad, mekânları cennet olsun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

7.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 105’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Tarihimizin en çetin mücadelelerinden biri olan 18 Mart Çanakkale Zaferi tüm olumsuz koşullara rağmen dünyada eşi benzeri olmayan bir destandır. Çanakkale, namusunu çiğnetmeyen ve çiğnetmeyecek olan Asım’ın neslinin sembolüdür. Birkaç dakika sonra öleceğini bile bile en ufak bir tereddüt dahi etmeden şehadete koşan Çanakkale kahramanları “Çanakkale geçilmez.” diyerek tarihi yeniden şekillendirmişlerdir. Cumhuriyet ve bağımsızlık üzerine kurduğumuz medeniyetimiz Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, 15 Temmuzda azimli ve kararlı duruş sergileyen kahramanlarımızca inşa edilmiştir. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105’inci yıl dönümünde bizlere böyle kutsal bir emanet bırakan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımızın ve milletimizin bekası için bir an dahi tereddüt etmeden canını feda ederek bu toprakları, bizlere böyle mukaddes bir emaneti bırakan tüm şehitlerimizi rahmetle minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

8.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, Tarım Kredi Kooperatiflerini sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmanın son derece önemli olduğu dönemde gübre ve yem fiyatlarına yaptığı zamları geri almaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye’deki tüm gündem coronavirüse endekslenmişken bugün, Tarım Kredi Kooperatifleri gübre ve yem fiyatlarına yüzde 4 civarında zam yaptı. Sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşmak günümüzde son derece önemliyken çiftçinin üretim maliyetleri sürekli artıyor, ithalatın önü açılıyor. Hâlbuki bu dönemde, gübre ve yem fiyatlarına zam değil indirim yapılmalıdır; hem de yapılan bu zamlar çiftçinin gübreyi en yoğun kullanacağı bugünlerde yapılıyor. Özellikle yem fiyatlarına bu kadar zam yapılması, süt fiyatlarının ise neredeyse bir yıldır yerinde sayması süt ineklerinin kesilmesine de neden olmaktadır. Bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerekiyor. Tarım Kredi Kooperatifleri yönetimini bu zamları geri almaya davet ediyorum.

BAŞKAN- Sayın Kılıç…

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, tarih boyu bilinen ve insanlığa zarar veren 25’inci büyük salgının dünyanın ve ülkenin gündeminde olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tarih boyu bilinen ve insanlığa çok büyük zarar veren ve acı çektiren 25’inci büyük salgın, yeniden, dünyanın ve ülkemizin en büyük ve tehlikeli gündemidir. “En büyük nimet, sıhhat ve afiyettir.” (Hadisişerif) “İki nimet vardır ki insanların çoğu onların kadrini hakkıyla takdir edememektedirler: Onların biri sıhhat diğeri de boş vakit.” (Hadis) “Mutluluk her şeyden önce vücut sağlığıdır.” (Curtis) “Başın sağlığı, dünyanın varlığı.” (Atasözü) “Sağlığın başlangıcı hastalığı tanımaktır.” (Cervantes) “Sağlık bir beden meselesi olmaktan öte bir kafa meselesidir.” (Baker) “Sağlık gibi dost, hastalık gibi düşman, çocuk gibi sevgi, açlık gibi acı yoktur.” (Beydeba) “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” (Kanuni)

BAŞKAN – Sayın Aycan…

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, coronavirüs pandemisi yaşandığına, hastalığın bulaşmasını önlemenin en etkin yönteminin aşı olduğuna ve ülkede aşıyı üretebilecek bilimsel kapasitenin var olduğuna ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, coronavirüs pandemisi yaşıyoruz. Hava yoluyla bulaşan hastalıklarda sağlam insana hastalığın buluşmasını önlemenin en etkin yöntemi aşıdır. Coronavirüse karşı aşı çalışmaları devam ediyor. Görünen o ki aşı geliştirme çalışmaları uzayacaktır. Bu durumda karantina ve izolasyon diğer etkili yöntemlerdir. Aşı çalışmaları sürerken ülkeler arasında iş birliği yerine, konunun tekelci rekabete dönüşmüş olması, ticari bakılması dikkat çekicidir. Aşı üretimi tamamlandığında bile ciddi aşı sıkıntısı yaşanacağı şimdiden görülmektedir. Bu nedenle aşı üretimine dikkat çekmek istiyorum. Kendi aşımızı üretmeliyiz. Bu, son derece stratejik bir konudur. Aşı üretecek bilimsel kapasitemiz vardır. Yeterli kaynak ayrıldığında ülke olarak aşı üretebiliriz. Bu arada, genişletilmiş bağışıklık programı kapsamında 13 aşıyı yaptırmayanları, direnç gösterenleri de uyarıyorum: Çocuklarınıza aşılarını yaptırın.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın Altıntaş…

11.- Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş’ın, 16 Mart öğretmen okullarının kuruluşunun 172’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün öğretmen okullarının 172’nci kuruluş yıl dönümüydü. Rüştiyelere öğretmen yetiştirmek amacıyla 16 Mart 1848 yılında öğretmen okulları kuruldu. Bu okullarda çok değerli öğretmenler yetişti. Eğitime özel önem veren Cumhuriyet Dönemi’ndeyse öğretmenlik mesleği çok itibar kazandı. 1940 yılında köy enstitülerinin açılması Türkiye'ye eğitimde altın çağını yaşattı. Öğretmen Marşı’nda olduğu gibi, bir heyecan yaratıldı.

“Candan açtık cehle karşı bir savaş,

Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!

Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;

Durma durma koş.”

1950’li yıllarda köy enstitülerinin kapatılması, 70’lerdeki ideolojik yaklaşımlar maalesef öğretmenlik mesleğinin itibarını düşürdü, 2014 yılında da öğretmen liseleri tamamen kapatıldı. Bu vesileyle tüm fedakâr öğretmenlerimizi saygıyla kutluyorum.

BAŞKAN – Sayın Sümer…

12.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Adana ili Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’a hukuka aykırı biçimde siyasi yasak getirilmeye çalışıldığına ilişkin açıklaması

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sandıkta kazanamadığı belediyelerin başkanlarını görevden alan, suç uydurup cezaevine gönderen iktidar, aynı tehlikeli oyunu Adana Ceyhan’da da sergilemek istemektedir. Ceyhan’da kısa sürede yolsuzluğu, israfı önleyen, hizmete susayan Ceyhan’ı hizmetle tanıştıran Belediye Başkanımız Kadir Aydar’a, hukuka aykırı bir biçimde, siyasi yasak getirilmeye çalışılıyor. Ceyhan’da, Ceyhanlıların iradesine siyasi bir darbe vurulmaya çalışılmaktadır. Kadir Aydar göreve geldiğinden bu yana Ceyhan’da sevilen, vatandaşların takdirini kazanan bir isim olmuştur. Bu siyasi operasyonun ne bizim nezdimizde ne de Ceyhanlıların nezdinde hiçbir karşılığı yoktur. Başkanımızın adaylığına onay veren YSK’nin başlatmış olduğu incelemenin hukuki değil siyasi olduğunun bütün Ceyhan farkındadır. Bu yapılan, Ceyhanlıların oyunu yok saymak, Ceyhan’ı ve demokrasimizi cezalandırmaktır. Kadir Başkana mazbatasını Ceyhan vermiştir, o mazbatayı alacak olan da sadece Ceyhanlıların iradesidir. Bir kez daha söylüyoruz: Kadir Aydar ve Ceyhan yalnız değildir.

BAŞKAN – Sayın Ceylan.

13.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, coronavirüs salgınının ekonomik krizin daha da ağırlaşmasına neden olacağına, başta esnaf ve sanatkârlar ile çiftçiler olmak üzere tüm sektörlerin vergi ve sosyal güvenlik prim borçları ile elektrik, su, doğal gaz ve kredi ödemelerinin salgın riskinin ortadan kalkacağı tarihe kadar ertelenmesi, sicil affının çıkarılması, okulların tatil edilmesiyle zor duruma düşen işletmecilere kira yardımı yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Dünya çapında ölümlere neden olan yeni tip corona virüsü, ülkemizde de milyonlarca insanı tehdit ve tedirgin etmeye devam ediyor.

Bu küresel salgın, ülkemizde her geçen gün etkisini daha derin hissettiren ekonomik krizin sonuçlarının daha da ağırlaşmasına neden olacaktır. Bu nedenle başta esnaflarımız, sanatkârlarımız ve çiftçilerimiz olmak üzere tüm sektörler bundan olumsuz etkileneceklerdir.

Vergi ve sosyal güvenlik prim borçları ile elektrik, su, doğal gaz ve kredi ödemeleri gibi mali yükler salgın riskinin ortadan kalkacağı tarihe kadar ertelenmelidir. Bu erteleme yapılırken Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birliğine ve Tarım Krediye olan borçlardan tutun da kamu, özel tüm banka borçları kapsam içine alınmalı, ivedilikle sicil affı çıkarılmalıdır. Okulların tatiliyle zor duruma düşen işletmecilere de kira yardımı düşünülmelidir.

BAŞKAN – Sayın Karahocagil.

14.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, yerli ve millî elektrikli traktörün prototipinin üretilerek test sürüşlerinin başarıyla gerçekleştirildiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) - Tarımda teknolojik yenilikler, millî ve yerli üretimlerle destekleniyor. Türkiye’nin ilk ve yerli üretim elektrikli traktörünün deneme sürüşü yapıldı. Dünya lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 vizyonuyla çalışmalarına başladığımız, Türkiye’nin yerli imkânlarıyla geliştirilen ilk elektrikli traktörün prototipini üreterek test sürüşlerini başarıyla gerçekleştirdik. Yüzde yüz yerli yapım traktörümüzün tüm özel yazılımları Türk mühendisleri tarafından geliştirilmiştir. 45 dakika şarj süresiyle 7 saat aralıksız çalışabiliyor. Sessiz ve çevre dostu traktörümüz ülkemize, milletimize, köylümüze hayırlı olsun.

Görüşünü Bildir Platformu’yla ülke çapında tarımla ilgili 20 bin görüş iletilmiş, değerlendirmeler devam ediyor. Tarım Bakanımızın il ziyaretleri de devam etmekte olup gidilmeyen il kalmadı gibi. Gidilen tüm illerde tarım, orman sektör değerlendirme toplantıları gerçekleştirilmektedir.

BAŞKAN – Sayın Bulut...

15.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, Adana ili Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’a hukuka aykırı biçimde siyasi yasak getirilmeye çalışıldığına ilişkin açıklaması

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sandıkta kazanamadığı belediyelerin başkanlarını görevden alan, suç uydurup cezaevine gönderen iktidar, aynı tehlikeli oyunu Ceyhan’da da sergilemek istemektedir. Ceyhan’da kısa sürede yolsuzluğu, israfı önleyen, hizmete susayan Ceyhan’ı hizmetle tanıştıran Belediye Başkanımız Kadir Aydar’a, hukuka aykırı bir biçimde, siyasal yasak getirmek Ceyhan’ı, Ceyhanlıların iradesini hiçe saymaktır. Kadir Aydar göreve geldiğinden bu yana Ceyhan’da sevilen, vatandaşların takdirini kazanan bir isim olmuştur. Bu siyasi operasyonun ne bizim nezdimizde ne de Ceyhanlılar nezdinde hiçbir karşılığı yoktur. Başkanımızın adaylığına onay veren YSK’nin başlatmış olduğu incelemenin hukuki değil siyasi olduğunun bütün Ceyhan farkındadır. Bu yapılan, Ceyhanlıların oyunu yok saymak, Ceyhan’ı, demokrasimizi cezalandırmaktır. Kadir Başkanımızın mazbatasını Ceyhan vermiştir, o mazbatayı alacak olan da sadece Ceyhanlıların iradesidir. Bir kez daha buradan ifade ediyoruz, Kadir Aydar yalnız değildir.

BAŞKAN – Şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Dervişoğlu, buyursunlar efendim.

16.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a da HDP Grup Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, geçiştirmeye gelmeyecek kadar ciddi tehditler içeren coronavirüse yönelik uyarılara riayet edilmesini temenni ettiğine, virüsün ekonomik etkileriyle başedebilmek için başta kamu alacakları olmak üzere vatandaşların, ticari işletmelerin ve esnafın zorunlu ödemelerinin ertelenmesi, doğru adımların atılması gerektiğine ve bu konuya yönelik Meclis araştırması önergesini Meclis Başkanlığına sunduklarına, ülkedeki vaka sayısının dünyadaki diğer ülkelere göre az olmasının avantaj sayılmaması bilinciyle hareket edilerek gerekli önlemelerin alınmasının önemli olduğuna ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Zatıalinize de yeni görevinizde başarılar diliyorum. Ayrıca, HDP’nin yeni Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş Hanımefendi’ye de başarılar diliyorum efendim.

Son günlerde ülkemizde ve dünyada konuşulan ve hissedilen tek gündem coronavirüs salgınıdır. Virüs geçiştirmeye gelmeyecek kadar ciddi tehditler içeriyor. Virüsün ciddiyetini kavramakla birlikte, vatandaşlarımıza, paniğe kapılmaması için çeşitli uyarılar yapılıyor. Bu uyarılara riayet edilmesini temenni ediyorum.

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ülkemizdeki coronavirüs vaka sayısının an itibarıyla 47 olduğu dile getirilmiştir. Dünyada giderek yayılan -ve ölümle sonuçlanan- bu virüsün toplumsal yaşamın her noktasında etkili olduğu, ekonomik ve sosyal hayatı da olumsuz yönde etkilediği görülmektedir. Virüsün ülkemiz üzerindeki ekonomik etkileriyle baş edilebilmesi için başta kamu alacakları olmak üzere, vatandaşlarımızın, ticari işletmelerimizin ve esnafımızın fatura ve kredi benzeri zorunlu ödemelerinin bir süre ertelenmesi gibi tedbirlerin düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. Bu konudaki araştırma önergesi teklifimizi bugün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduk.

Ülkemizde vaka sayısının dünyadaki diğer ülkelere göre az olmasının bir avantaj sayılmaması bilinciyle hareket ederek gerekli tüm tedbir ve önlemelerin alınması yüksek ihtiyaçtır. Bu bağlamda, ücretsiz sağlık hizmetleri, ücretsiz testler, corona virüsüyle mücadele adına ücretsiz hijyen ürünlerinin yardımı sosyal devlet anlayışının bir gereğidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkürler.

Bu doğrultuda, ekonomik destekler ve maddi altyapı acilen temin edilmelidir. Ayrıca, hijyen ürünleri üretimi yapan firma ve sektör üreticilerine KDV indirimleri ve faiz veya ceza uygulanmaksızın vergi ödemelerinde ertelenmeye gidilmesi de süreç için avantaj sağlayacaktır.

Öte yandan, alınan karar gereği, okullar, umuma açık istirahat ve eğlence yerleri işletmelerinin faaliyetleri durdurulmuştur ve görünen odur ki bu önlemler artarak devam edecektir. Özellikle küçük ve orta büyüklükte işletmeler bu önlemler çerçevesinde ciddi ekonomik sorunlar yaşayacaklardır. Bu işletmelerimizin kamu eliyle desteklenmesi icap eder. Esnafımızın kepenk kapatacak olduğu bu süreci en az hasarla atlatması adına, doğru ve ihtiyaç duyulan adımların atılmasının gerekliliğine inanıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkürler.

Bu çerçevede, elektrik, su, doğal gaz faturalarının, banka kredilerinin, stopaj ve KDV ödemelerinin, vergi cezaları ile yapılandırma sonucu ödedikleri vergilerin geçici bir süreliğine ertelenmesi kısmen de olsa onları rahatlatacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Cenab-ı Allah bu felaketten de yüzümüzün akıyla çıkmamızı nasip etsin efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Başkan.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Muhammed Levent Bülbül.

Buyursunlar Sayın Bülbül.

17.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Covid-19 virüsünün Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik kategorisine alındığına ve bu salgına karşı ilk günden itibaren tedbirli ve dikkatli davranılarak verilen mücadelenin dünyaya örnek olduğuna, vatandaşların Sağlık Bakanlığı ile Bilim Kurulunun yapmış olduğu açıklamalar muvacehesinde kişisel tedbirlerini alarak salgınla mücadele etmesi gerektiğine, konunun uzmanı olmayan kişilerce sosyal medya ve TV kanallarında kafa karışıklığına sebep olan açıklamalarda bulunulmasını şiddetle kınadıklarına, coronavirüs sebebiyle ekonomik ve sosyal yönden ciddi neticelerin doğmasının muhtemel olduğuna ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya genelinde binlerce can alan, yüz binlerce insana bulaşmış olan “Covid-19” adlı virüs Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemik kategorisine alınmıştır.

Ülkemiz “coronavirüs” olarak tarif edilen ve bilinen bu salgına karşı ilk günden itibaren son derece tedbirli ve dikkatli olmuştur. Başta Sağlık Bakanımız olmak üzere bütün Kabine, oluşturulmuş olan Bilim Kurulu, fedakârca mücadele veren sağlık çalışanlarımız ve bütün kamu çalışanlarımızla birlikte alınan önlemlerin eksiksiz bir şekilde uygulanmaya çalışıldığına şahit olmaktayız. Bu çerçevede, Türkiye’nin vermiş olduğu bu mücadele herhâlde dünyaya örnek olacak niteliktedir. “Sorun küresel, mücadele ulusal” sloganıyla yürütülen bu çalışmalarda herhâlde en önemli husus, kişisel olarak alınması gereken tedbirlerin doğru bir şekilde, disiplinli bir şekilde uygulanıyor olmasıdır. Bu konuda Sağlık Bakanlığımız ve diğer bütün kuruluşlar, özellikle -kamuoyuna yansıyan- yapmış oldukları bilgilendirmelerde vatandaşlarımızın alması gereken tedbirleri 14 madde hâlinde açıklamışlardır. Vatandaşımızın herhangi başka bir bilgi kaynağına bakmaksızın, takılmaksızın Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulunun yapmış olduğu açıklamalar muvacehesinde, bu çerçevede kişisel anlamda tedbirlerini alarak bu hastalıkla, bu salgınla mücadele etmesi gerekmektedir.

Sosyal medya ve TV’lerde, TV kanallarında yapılan programlarda, özellikle, konunun uzmanı olmayan, sadece kadrolu yorumcu kabîlinden programlara katılıp halkın kafasını karıştırmaya yönelik açıklamalar yapanları buradan şiddetle kınadığımızı ifade etmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin efendim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu dönem; insanların kendi egosunu tatmin edeceği, kendi kafalarında tahayyül ettikleri fikirlerini ortaya koyacakları, rastgele konuşacakları bir zaman değildir. Teyit edilmemiş bilgiler üzerinden, birtakım iddialar üzerinden halkın kafasının karıştırılmasının son derce kötü, hayati neticeleri olabilir.

Bu noktada, sosyal medyada son derece mahzurlu birtakım bilgilerin, teyit edilmemiş, yalan haberlerin, manipülatif birtakım çalışmaların yapıldığına da ayrıca şahit olmaktayız. Bu konuda da sosyal medya kullanıcılarının yapacağı en önemli faaliyet, doğru bilginin hâkim olmasını temin etmektir herhâlde. Bu çerçevede, Sağlık Bakanlığımız tarafından, Bilim Kurulu tarafından yapılan açıklamaların sadece sosyal medyada beğenilerek değil, bizzat okunarak, takip edilerek, videoların izlenerek vatandaşlarımız ve sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşılması son derece önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Evet, bir coronavirüs durumu söz konusudur ama halkımızın kafasını karıştıracak, onlardaki kaygıyı ortadan kaldırıp bir gevşekliğe sebep olacak açıklamalar, beyanlar veyahut da tam tersi nitelikte, halkı paniğe sevk edecek nitelikte yapılan açıklamalar en az bu virüs kadar tehlikelidir. Toplumsal manada bu virüse karşı nasıl bir koruma kalkanı oluşturmuşsak, bu noktada oluşan manipülasyonlara, yalan haberlere, teyit edilmemiş bilgilere karşı da toplumsal manada bir koruma kalkanı oluşturmalıyız diyorum.

Son olarak, bu coronavirüs sebebiyle alınan tedbirler çerçevesinde ekonomik ve sosyal yönden çok ciddi neticelerin doğması muhtemeldir. Bu konuda, özellikle ticaret dünyasında, esnafımızın, iş adamlarımızın ve toplumun bütün diğer kesimlerinin ekonomik anlamda yaşayacağı zorluklara karşı gereken tedbirlerin alınmasını Milliyetçi Hareket Partisi olarak talep ediyor, bu salgından, bu sıkıntılı dönemden en kısa sürede, en güzel şekilde çıkmayı temenni ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz Sayın Başkan.

Şimdi de Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş…

18.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, en önemli gündem maddesinin corona salgını olduğuna, Sağlık Bakanlığının tedbirler aldığına fakat tüm hastanelerde coronavirüs için neden yeterli tanı kitinin olmadığını ve ne zaman çözüleceğini, tanı kiti olmaksızın ülkenin genel durumu hakkında nasıl bilgi sahibi olunacağını öğrenmek istediklerine, sağlık çalışanlarının virüsten korunabilmesi için gerekli tedbirlerin alınmadığı yönünde şikâyetlerin olduğuna, test yaptırmak isteyen vatandaşların gerekli desteği alması gerektiğine, cezaevlerindeki önlemlerin yeterli olmadığına, denetimli serbestlik, adli kontrol seçenekli yaptırımlarla cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin tahliye edilmesi gerektiğine ve konuya ilişkin kanun teklifini Meclise sunduklarına, ülkenin ekonomik kriz sebebiyle iş yerlerinin kapatılması, ücretli çalışanların işsiz kalması gibi bir sorununun daha olduğuna, halktan alınan yetkiyle denetim görevini yerine getirebilmek, önlemleri tartışmak ve halka bilgi verebilmek amacıyla tüm partilerin eşit sayıda katılımıyla bir araştırma komisyonu kurulmasını önerdiklerine, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, en önemli gündem maddemiz corona salgını; bütün dünyayı tehdit eder boyutta. Sağlık Bakanlığının dün açıkladığı son rakam, ne yazık ki 47 ve şu aşamada en iyi gelişme, tek bir ölüm dahi henüz yaşanmamış. Umarız, bundan sonra da böyle bir haberle karşılaşmayız. Tabii, Sağlık Bakanlığı birtakım tedbirler alıyor ve kamuoyunu bilgilendiriyor fakat tüm soruların yanıtlandığını söylemek çok mümkün değil. Özellikle, hastanelerin durumu konusunda kamuoyu bilgi sahibi değil. Tüm hastanelerde yeterli tanı kiti var mı? Tüm hastanelerde olmadığını biliyoruz, yapılan başvurulardan ve araştırmalardan. Bunun neden olmadığını, ne zaman çözüleceğini özellikle sormak istiyorum. Diğer bir mesele, tanı kiti olmaksızın hastalığın tespiti yapılamadığından ülkenin genel durumu hakkında nasıl bilgi sahibi olacağız?

Yine, en büyük şikâyet noktalarının başında da sağlık çalışanlarını virüsten korumaya dönük tedbirlerin alınmadığı yönünde. Virüsü engelleyici kompozit kıyafet ve maskeler sınırlı sayıda olup hâl böyle olunca aile sağlık merkezleri ve benzeri hastanelerde doktorlar ve sağlık emekçileri korunamıyor.

Bugün aldığım birkaç başvuruda vatandaş çok net bir şekilde şunu söylüyor: “Test yaptırmaya gittim ‘Tanı kiti yok, sadece yurt dışından gelenlere yapabiliyoruz.’” şeklinde... İstanbul’da bir merkezden aradılar. Bu da çok önemli bir sorun. Özellikle, kendi sağlık durumundan şüphelenen ve test yaptırmak isteyen vatandaşların bu konuda gerekli desteği alması gerekiyor.

Diğer çok önemli bir mesele, corona virüsü hızla yayılırken cezaevlerindeki durum büyük bir sorun olmaya devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bugün İran’da açıklandı: 85 bin tutuklu ve hükümlü serbest bırakıldı, içinde siyasi mahpuslar da var, diğerleri de var. Hepimiz biliyoruz ki devletin yaşatma sorumluluğu var ve bu kapsamda denetimli serbestlik, adli kontrol seçenekli yaptırımlarla cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlüler aslında behemehâl tahliye edilmelidir. Özellikle corona salgını cezaevindeki koşullar itibarıyla riski birkaç kat daha artırıyor. Ağır hasta mahpuslar ağır cezaevi koşulları içerisinde zaten risk altındalar, bir de hijyen koşullarının olumsuz olması karşısında bu risk daha da büyüyor ve cezaevlerindeki önlemlerin yeterli olmadığı yönünde bilgimiz var. Sadece görüşmelerin kısıtlanması, cezaevinde tutulanların yaşam hakkını garanti altına almaz. Nitekim bugüne değin yapılan ziyaretlerde salgının bulaşıp bulaşmadığını, kimlere bulaştığını da bilmiyoruz. Bu yönüyle cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılmasını; adli kontrol hükümlerinin, denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasını istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Dün bir kanun teklifi de verdik, diğer parti gruplarına da bu konuda çağrımızı yineliyoruz. Hastaların, yaşlıların, hamile ve çocuklu kadınların öncelikle serbest kalması şartıyla diğerlerinin de acilen, gerekli önlemler alınarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Ekonomik kriz sebebiyle iş yerlerinin kapatılması, ücretli çalışanların işsiz kalması gibi çok vahim bir sorunumuz daha var. Bu bağlamda, kredi borcu, vergi borcu, sigorta borcu ve benzeri çeşitli borç kademelerinde erteleme ne zaman gündeme alınacak? Yine, hijyen için kati derecede önem arz eden elektrik, su, doğal gaz borçlarının ertelenmesi sağlanacak mı? İşsiz kalanların maruz kaldığı zararlar tazmin edilecek mi? İşsizlik maaşı, işsizlik sigortası nasıl işletilecek? Ve özellikle eğitimin askıya alınması sebebiyle çocukların bilgisayar ve internet erişiminin nasıl sağlanacağı, yoksul ve imkânı olmayan çocuklar için hangi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayınız lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Konu ağır olunca Sayın Başkan, kusura bakmayın, bunları da ifade etmek istiyoruz.

Bütçe -tabii ki çok önemli- bu sosyal riski tazmin edecek boyutta mı? Bütün bunları tartışmamız gerekiyor. Yaşlılar, yalnız yaşayanlar, evsizler, göçmenler, sığınmacılar ve yoksullar için ne tür önlemler alınıyor?

Sayın Başkan, son olarak şunu söylemek istiyorum: Yani Meclis olarak görevimizi yerine getirmemiz gerekiyor. Halktan aldığımız yetki onların bütün haklarını korumak ve sağlıkları da bunların başında geliyor. Partimiz adına şu çağırıyı dün yaptık, Genel Kurulda da yinelemek istiyorum: Halktan aldığımız yetkiyle çalışmaları yapmak, denetim görevimizi yapmak, önlemleri tartışmak ve halka bilgi vermek amacıyla, tüm partilerin eşit sayıda katılımıyla Mecliste bir komisyon kurulmasını öneriyoruz. Şu anda en önemli görev olarak bu önümüzde duruyor.

Tabii ki yeni göreviniz hayırlı olsun. Başta söyleyecektim, sona bıraktım. Yolunuz açık olsun, hayırlara vesile olsun. İyi bir Meclis Başkan Vekilliği performansı göstereceğinize yürekten inanıyoruz.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi de Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Özgür Özel.

Sayın Özel, buyursunlar.

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş’a TBMM Başkan Vekilliği, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a HDP Grup Başkan Vekilliği görevlerinde, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’a da siyaset hayatında başarılar dilediklerine, Türkiye coronavirüsle mücadele ederken Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın mazbatasının iptali için başvuruda bulunulduğuna, Kadir Aydar’ın Ceyhan Belediye Başkanlığı görevinde bulunduğu bir yıl içinde gerçekleştirdiklerine, 13 Mart Mustafa Kemal Atatürk’ün Harbiye’ye girişinin 121’inci yıl dönümü münasebetiyle Millî Savunma Üniversitesindeki törende gerçekleşen saygısızlığa Hükûmetin başının, devletin başının ne söyleyeceğini merak ettiklerine, sağlıkçıların beklediği sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi yasa teklifinin Meclise sunulması ve aile sigortasının hayata geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sözlerime, yeni üstlendiğiniz Meclis Başkan Vekilliği görevinde, şahsım adına ve grubumuz adına size başarılar dileyerek başlamak isterim. Sizi kürsüde, sakin ama etkili belagatinizle zevkle dinliyorduk. Şimdi de yine aynı sakin, etkili, demokratik ve hepimiz için eşitlikçi bir yönetim sergileyeceğinize yürekten inanıyoruz ve bu görevinizden de alnınızın akıyla -daha önceki görevlerinizde olduğu gibi- çıkacağınıza yürekten inanıyor, başarılar diliyoruz.

Halkların Demokratik Partisinde Sayın Fatma Kurtulan’la uyumlu bir çalışma içindeydik. Kendisi görevi bıraktı. Kendisine bundan sonraki siyaset hayatında başarılar dilerken yeni mevkidaşımız olan Sayın Meral Danış Beştaş’a görevinde başarılar diliyoruz ve bundan sonra da birlikte, halkımızdan aldığımız muhalefet görevini, diğer Grup Başkan Vekillerimizle ve 1’inci partinin Grup Başkan Vekiliyle Mecliste hep birlikte sürdüreceğiz. Kendisinin de daha önceki başarılarını bu görevde de sürdüreceğine yürekten inanıyorum.

Sayın Başkanım, tabii, gündemimiz coronavirüs. Türkiye coronavirüsle mücadele ederken seçilmiş belediye başkanlarına, milletin temsilcilerine, milletin oyuna göz diken ve millî irade yerine bir başka iradeyi ön plana koymaya çalışanlar, son olarak, Ceyhan Belediye Başkanımız Kadir Aydar, bir yıldır, on bir aydır başarıyla görevini yürüttüğü hâlde, hem de kendisinden istenen belgeleri ilçe seçim kuruluna tam olarak verdiği hâlde, ilçe seçim kurulu, Yüksek Seçim Kurulu adaylığına mâni bir hâl görmediği hâlde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …Adalet ve Kalkınma Partisinin YSK temsilcisi, aynı 31 Marttaki millî iradeye kafa tutup haksız hukuksuz bir biçimde seçimlerin yenilenmesinde üstlendiği rolü, bu sefer de seçilmiş bir belediye başkanının geçmişte, on iki yıl önceki bir suçtan onar aylık cezalarının toplanıp yirmi ay olarak işleme alınması ve kendisinin mazbatasının iptali için başvuruda bulundu.

Kadir Aydar, Adana Cumhuriyet Halk Partisinin göz bebeği, gencecik bir arkadaşımız. Ceyhan, Kadir Aydar’ı seçti. Bakın, Kadir Aydar bir yıldır ne yaptı? 32 kilometre asfalt yol yaptı, kendi belediyesiyle; 5 tane kreş açtı -partimizin politikalarına uygun olarak- çok daha güçlü belediyelerden çok önce, kadınlar iş hayatına rahatlıkla girebilsinler diye; müthiş bir kent meydanı, bir kültür merkezi, 2 tane toplum merkezi yaptı. Kadir Aydar, on bir ayda 19 tane park yaptı; düğün salonlarını ücretsiz yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 400 öğrenciye burs veriyor Kadir Aydar. Mazbatasına göz dikilen Kadir Aydar 1 lira maaş almadı, maaşını şehit analarına bağışladı. Makam aracı kullanmıyor kendi arabasını kullanıyor. makam aracı ne oluyor? Gelin-damada düğün arabası diye veriliyor Ceyhan’da. Kadın basket kulübünü kurduğu yıl şampiyon yaptı. Ceyhanspor şampiyonluğa oynuyor, partimizin yaptırdığı anketlerde ilçe belediye başkanlarında da Kadir Aydar, şampiyonluğa oynuyor. Bir yıllık performansla bunu, bu büyük başarıyı hazmedemeyenler, Kadir’in mazbatasına göz diktiler. Kadir’in mazbatasına göz dikilince Ceyhan’da yer yerinden oynadı, bu ağır gündeme rağmen. Perşembe günü savunmasını verecek. Kadir, Ceyhan’ı; Ceyhan, Kadir Aydar’ı seçme iradesini savunuyor. O mazbataya uzanan eller iyi düşünsün.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 31 Martta millî iradeye yapılan saldırıya 23 Haziranda verilen demokratik cevabı görsünler. Kadir Aydar’ı Ceyhan’dan, Ceyhan’ı Kadir’den kimse koparamaz ama seçmenin bu konudaki cezası çok ağır olur; bunu kayda geçirelim.

Sayın Başkan, bir diğer husus: Mustafa Kemal Atatürk’ün Harbiye’ye girişinin 121’inci yıl dönümü, 13 Mart Cuma günü yeni adıyla Millî Savunma Üniversitesinde -eski Kara Harp Okulunda- kutlandı. “1283” deyince bütün Harbiye ayağa kalkıyor ya Sayın Başkanım, “İçimizde!” diye bağırıyorlar. En ön sırada biri, ayakları uzatmış oturuyor, en arka sırada ikisi. Millî Savunma Bakanlığının YouTube kanalında var Sayın Başkan, oturanların görüntüleri; bunlar kalkmamış. “Nasıl kalkmazlar!” diyoruz. Basın toplantısı yapana kadar hiçbir açıklama yapmadı, ben basın toplantısını yapınca şimdi açıklama hazırlatıyormuş beyefendi: “Efendim, 2008’den beri kalkmazlarmış.” Kim kalkmıyormuş? “Eğitici olanlar.” 2005’te Kara Harp Okulu komutanı iken bu ülkenin Millî Savunma Bakanı, usulüne göre, öğrenci arka yerde oturuyor, komutanlar ön yerde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …Atatürk’ün adı okununca kimse ayak uzatmıyordu. 2008’den beri bu işi değiştirmişler güya. 2008, 2009, 2010, bakıyorsun herkes ayağa kalkıyor ama bu kalkmayanların cesaretini anlamak mümkün değil, o lakayıtlığı anlamak mümkün değil. Buna sessiz kalan Millî Savunma Bakanını anlıyorum çünkü Atatürk düşmanına, nezle olsa hastanede koluna serum takılana, Atatürk’ün anasına, kızına küfredene koşturanın, Atatürk’e “firavun” diyenlere geçmiş olsun ziyaretlerine koşturanın, Millî Savunma Bakanı olduğu yerde de görüntü bu oluyor Sayın Başkan. Bakalım, merakla bekliyoruz, bu rezalete, bu saygısızlığa, bu Hükûmetin başında, devletin başında oturan kişi ne söyleyecek? Yoksa yine bir sürü mazeret mi uyduracaklar?

Sayın Başkan, Meclis çalışıyor bu hafta. Düşük yoğunluklu bir çalışma haftası öngörüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gündem dışılar, 3 değerli arkadaşımız tarafından, aslında gündemin en yakıcı konusu olan coronavirüsle ilgili konuşuldu. Meclis çalışacaksa herhangi bir gündem yürütmek yerine ilk iş şunu yapmalıyız Sayın Başkan: Hekime karşı şiddet yasası var; bütün doktorların, bütün sağlıkçıların dört gözle beklediği. 14 Martta bu taleplerini ileteceklerdi, geçen pazar da bu konuda bir miting yapacaklardı. Mitinglerini virüsle mücadele için iptal ettiler. Canları pahasına mücadele ediyorlar. Meslek örgütlerinin getirdiği, birçok siyasi partinin milletvekilinin ayrı ayrı teklif ettiği bu yasayı hekimlere bir jest olarak, bir psikolojik destek olarak, bir teşekkür olarak, bir takdirname olarak bu Meclisin sunması gerekir diye düşünüyoruz. Bu konuda tüm partilerin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son sözünüz olsun Başkanım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah göstermesin Sayın Başkanım, zaten durum kritik. (Gülüşmeler) Bugün, bu aşamada öyle olsun.

Sayın Başkan, ayrıca hekime karşı şiddetin yanında aile sigortası… Her kriz gibi bu sağlık krizi de en çok yoksulları vuruyor; işsiz kalıyorlar, iyi beslenemiyorlar, çocukları için endişe ediyorlar ve aile sigortasının imdada yetişmesi lazım. Cumhuriyet Halk Partisinin göz bebeği bu projesini, her seçimde seçmenden en çok etkileşim alan bu projesini, bir teklif olarak Meclise sunmuştuk; yüce Meclisin iradesine teslim ediyoruz. Aile sigortasını hayata geçirelim ki bu tip salgınlarla mücadelede yoksullar herkesten çok ezilmesin, yoksulun evladı, herkesten çok sıkıntı çekmesin.

Bunun dışında daha çok önerilerimiz olacak bu hafta, çok tekliflerimiz olacak ama hekime karşı şiddet, hekimlerimiz için ve aile sigortası da yoksullarımız için bizce önümüzdeki günlerin en önemli gündemidir. Tüm siyasi partilere ve yüce Meclise emanet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Başkan.

Şimdi de, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Cahit Özkan.

Buyursunlar Sayın Özkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

20.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, hayırlı bir çalışma haftası temenni ettiğine, ülkenin gündeminin coronavirüs salgını olduğuna ve bugüne kadar birlik beraberlik içerisinde tüm zorluklar nasıl yenilmişse bunun da üstesinden gelineceğine, dünyanın virüsle mücadelede farklı yöntemler belirlediğine, ekonomik ve siyasi istikrar sayesinde sahip olunan sağlık altyapısı, hastaneler ve cihazlarla en az enfekte olan ülkeler arasında olunduğuna, “Cumhurbaşkanından açıklama gelmedi.” iddialarını kabul etmedikleri gibi bakanların gece açıklama yaptığı yönündeki iddiaların da insafsızlık olduğuna, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a Grup Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ancak 8 Martta Almanya’dan dönmesi nedeniyle karantina süresinin devam ettiğine ve bu noktada hassasiyet beklediklerine, coronanın alınan tedbirlerden güçlü olmadığına, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Bakanlara, sağlık çalışanlarına, Mecliste grubu bulunan siyasi partilere ve 82 milyon vatandaşa gösterdikleri mücadele ve hassasiyet için ayrı ayrı teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimiz, tarih boyunca kendisine yakışanı, Ankara yakınlarına kadar düşman kuvvetleri geldiği zaman nasıl yaptıysa, aynı şekilde, ülkemizi ve bütün dünyayı saran Covid-19, coronavirüs tehlikesi karşısında da yine çalışmak suretiyle görevi başında gündemine hâkim bir vaziyette çalışmalarına başlamıştır. Hayırlı, başarılı bir çalışma haftası temenni ediyorum.

Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve önce epidemi yani sadece Çin’in bir bölgesini saran, daha sonra da Dünya Sağlık Örgütünün açıklamaları çerçevesinde pandemiye dönüşen ve şu an itibarıyla dünyada 180 bin civarında insanın etkilendiği, ülkemizde 47 vatandaşımızın enfekte olduğu corona virüsü, ülkemizin bir numaralı gündemi. Evet, bununla mücadele edeceğiz, bugüne kadar verdiğimiz bütün mücadelelerde birlik ve beraberlik içerisinde tüm zorlukları nasıl yenmişsek, nasıl üstesinden gelmişsek, Allah’ın izniyle, bunun da üstesinden geleceğiz.

Evet, dünya, coronavirüsle mücadelede farklı yöntemler belirliyor. Her şeyden önce Çin’in ortaya koyduğu korumacı yöntemin, disiplinli bir şekilde takip edildiği takdirde başarıya ulaştığını gördük. Çin’de karantina ve disiplinli uygulamalarla, bugün itibarıyla Wuhan’da dahi insanların âdeta maskesiz dolaşmaya başladıklarını görüyoruz. Ancak sağlık altyapısı yetersiz olan ülkelerin, ekonomisi ve siyaseti istikrarsızlıkla boğuşan Avrupa ülkelerinin bu mücadelede başarısız olduklarına da tanık olmaktayız. Özellikle başarısızlığı bir taraftan farklı bir koruma metoduyla, mücadele metoduyla sürdürmeye çalışan başta İngiltere ve Almanya, sürü bağışıklığı sistemini uygulamak suretiyle mücadele etmeye çalışmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – “Almanya ve İngiltere uygulaması” olarak öne çıkan bu uygulama, özellikle virüsün gençler arasında yaygınlaşmasını sağlamak suretiyle vücudun doğal antikor üretmesi ve kendini korumaya almasını sağlamayı hedeflemektedir. Oysaki ülkemizin hamdolsun, hem ekonomik hem siyasi istikrarı sayesinde sahip olduğu sağlık altyapısı, hastanelerimiz ve cihazlarımız, elektronik donanımlarımızla beraber bu mücadelede en etkin ve en başarılı noktada olduğumuzu ifade etmek gerekiyor.

Bakınız, bugüne kadar coronavirüsün çıktığı 22 Ocaktan itibaren özellikle tehlikeli bölgelere uçuşları kapatmak ve karantina hastanelerini hayata geçirmek ve virüsün ortaya çıktığı her ülkeyle irtibatlarımızı ve uçuşlarımızı kapatmak suretiyle ülkemizi güvence altına almaya çalıştık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim lütfen.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ve bugün, dünya ülkeleri çerçevesinde nüfusu ve iletişim, ulaşım imkânları, lojistik imkânları Türkiye gibi dünyanın merkezinde olan ülkelerle kıyasladığımızda en az enfekte olan ülkeler arasında olduğumuzun altını çizmek gerekir.

Bakınız, bu bağlamda, Hükûmetimiz, Meclisimiz, gündemine hâkimdir. İlk andan itibaren, başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanımız olmak üzere, her Bakanımızın kendi konusuyla, kendi görev alanıyla ilgili adım adım, aşama aşama yerinde ve zamanında tedbirleri almak ve kararları hayata geçirmek suretiyle bu mücadeleyi sürdürüyoruz.

Özellikle bazı konuşmacıların ifade etmiş olduğu “Cumhurbaşkanımızdan açıklama gelmedi.” yönündeki iddiaları asla kabul edemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Toparlayalım efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İlk andan itibaren, Cumhurbaşkanımız, alınan bütün tedbirleri bizzat başında olarak hayata geçirmekte ve gerekli önlemleri takip etmektedir.

Yine, bakanlarımızın gece on ikiden sonra açıklama yaptıkları yönündeki iddiaların da maalesef ülkemize insafsızlık olacağını düşünüyoruz. Eğer bir açıklama yapmak gerekiyorsa zamanı ve yeri neyse onu takip etmek lazım. Bunun arkasında başkaca bir araç veya amaç gözetmenin, gütmenin doğru bir yaklaşım olduğu kanaatinde değiliz. Sağlık Bakanımız ve diğer bakanlarımız, vatandaşlarımızı her konuyla ilgili bilgilendirmektedir. O kadar bilgilendirmektedir ki bakınız, karantina süresine uyulması, her vatandaşımızın ve özellikle de Mecliste görev yapan milletvekillerimizin üzerine düşen vazifedir. Bu anlamda, yeni göreve başlayan Sayın Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş’a başarılar diliyorum ancak sosyal medyadan yaptığımız takipler çerçevesinde 8 Martta zannediyorum Almanya’dan döndüler ve normal şartlarda karantina süresi devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu noktada hassasiyet beklediğimizi de ifade ediyoruz, kendilerinin de aynı hassasiyete riayet edecekleri konusunda şüphemiz yoktur.

Demek oluyor ki Hükûmetimiz -bırakınız bakanların gerekli tedbirleri almasını- aşama aşama, adım adım her vatandaşımızın durumuyla ilgili de çalışmalar yürütmektedir. Bu anlamda hiç endişe edilmemesi gerektiğinin bir kez daha altını çiziyoruz. Corona, bizim aldığımız tedbirlerden asla güçlü değildir. Bu bağlamda vatandaşlarımızın mesafelerine dikkat ederek, ellerini yıkamalarına -ki medeniyetimizin emridir, bu noktada çok iyi bir noktadayız- temizliğimize, tokalaşmamaya, sosyal mesafelere dikkat etmek suretiyle karantinaya ve evde kalma sürelerine de dikkat etmek suretiyle bunu en az hasarla, hatta hasarsız atlatacağımıza yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle -sağlık çalışanları haftasını da yeni kutlamıştık- bugün, nasıl Mehmetçik’imiz, Suriye’de ve yurt dışında 11 ülkede kutlu mücadelesini sürdürüyorsa, aynı mücadeleyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bugün, ulusumuzun güvenliği, vatandaşlarımızın sağlığı ve huzuru için görevi başında, çalışan sağlık çalışanlarımız var.

Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Sağlık Bakanımıza ve diğer bakanlarımıza, bu kutlu mücadeleyi görevleri başında yürüten sağlık çalışanlarımıza, Mecliste grubu bulunan bütün siyasi partilere ve 82 milyon aziz vatandaşımıza, gösterdikleri gayret, mücadele ve hassasiyet için ayrı ayrı teşekkür ediyor, Meclisimize hayırlı ve başarılı bir çalışma diliyor, Genel Kurulu saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz talebim var. Açık sataşma var da yerimden…

BAŞKAN – Bir sataşma yok Sayın Başkanım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir açıklama yapacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sadece bir hassasiyeti dile getirdiler efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, yerimden, 60’a göre bir söz alabilir miyim?

BAŞKAN – Peki, bir cümleyle efendim…

21.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Grup Başkan Vekillerine başarı dilekleri için teşekkür ettiğine, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve 12 Martta 10 avukatın Urfa ve Diyarbakır illerinde gözaltına alınması olayına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle, Sayın Grup Başkan Vekillerine başarı dilekleri için çok teşekkür ederim, umarım birlikte güzel bir çalışma yürüteceğiz. Yalnız, ilk günden iktidar grubu, gerçekten, benim kişisel verilerimi açıklayacak kadar ileri gitti; bunu büyük bir talihsizlik olarak görüyorum. Öncelikle, kendilerine sormak istiyorum: 8 Marta kadar siz ne yaptınız acaba, testlerinizi yaptırdınız mı?

Bir de benim sağlık durumum ya da nasıl olduğum konusunda 82 milyona sanki hastaymışım gibi bir açıklama yapmasını çok talihsiz buluyorum. Bence Sağlık Bakanı da Sayın Grup Başkan Vekiline gerekli uyarıları yapmalı çünkü hassasiyet sebebiyle ili bile açıklamadılar, hâlâ çok sınırlı sayıda bilgi var, kamuoyu şeffaf bir açıklama bile görmedi. Temel taleplerimizden biri de şeffaflıktı.

Ayrıca, ben Almanya’ya gittim, doğru, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle. Gelişte havaalanında da gerekli kontroller yapıldı, hiçbir sıkıntım da yok, sağlığım gayet iyi. Eğer bir sıkıntı olsaydı, zaten kendi arkadaşlarımı ve toplumu asla tehlikeye düşürecek bir tutumda bulunmazdım. Yani bunu üzüntüyle karşıladığımı belirtmek isterim. Ayrıca, İstanbul seçimlerinde toplumun, yurttaşların, seçmenin bütün kişisel verilerini, böyle hallaç pamuğu gibi kamuoyuna yaymalarını da hatırlamadım diyemeyeceğim. Bir milletvekiline bile bunu yapıyorsa artık onu kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, çok önemli bir konu var, eksik bırakmıştım.

BAŞKAN – Maksat anlaşılmıştır Sayın Başkanım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başka bir konu var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyursunlar.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Başkan.

Şimdi, çok önemli bir mesele, corona sebebiyle herkes teyakkuzda ama adaletsizlik ve hukuksuzluk aralıksız devam ediyor. Geçen hafta 12 Martta 10 avukat Urfa ve Diyarbakır’da gözaltına alındı ve sekiz gün gözaltı süresi verildi. Yine, yirmi beş yıldır, yirmi sekiz yıldır cezaevlerinde tutulan 70 hükümlü hakkında –“hükümlü” diyorum değerli milletvekilleri- Urfa merkezli bir operasyonda yeni tutuklama kararları verildi. Biraz önce aldığım bilgiye göre, avukat arkadaşlar, savcılığa sevk edilmişler ve iddia: Cezaevleri arasında iletişim sağlamak, komite kurmak vesaire.

Size, sadece, yirmi sekiz yıldır cezaevinde tutulan hükümlülere sorulan 2 soruyu söyleyeceğim. Diyorlar ki: “Sosyal medya hesabınız var mı? Varsa hangi hesaplarınız var?” Yirmi sekiz yıl önce, bırakın sosyal medyayı, cep telefonu yoktu. “GSM numaralarınız nedir?” diye absürt sorularla, gerçekten gayriciddi bir yaklaşım var. Avukatlara da cezaevlerine gidip gitmedikleri soruluyor ve avukatlar, doğal olarak yani mesleklerini icra ederken ziyaretlere gittiklerini herhâlde açıklamışlardır. Soruşturma gizli, o yüzden ayrıntıya girmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Başkanım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ama kesinlikle, insanlık ailesini tehdit eden böyle bir salgın orta yerde dururken yargının üçüncü ayağı olan avukatlara yönelik bu saldırıyı çok vahim bulduğumuzu, cezaevinde yirmi sekiz yıldır, yirmi beş yıldır tutulan insanlara yeni tutuklama kararları verilmesinin hukuktan uzak, kesinlikle keyfî bir yaklaşımın sonucu olduğunu ifade etmek istiyorum. Verilen tutuklama kararları yersizdir, kaldırılmalıdır ve meslektaşlarımızın, savunmanın üzerindeki tehdit sona erdirilmelidir diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Buyursunlar Sayın Özkan.

22.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Her şeyden önce, AK PARTİ Grubu olarak, son on sekiz yıllık süre zarfında başta anayasal, yasal reformlar yapmak suretiyle kişisel verilerin korunmasına dair pek çok yasal düzenleme yaptık. Başta Ceza Kanunu’muza, kişisel verilerin alenileştirilmesine ilişkin hukuksuzlukları ceza yaptırımına bağladık ve ta 1982 yılında yürürlüğe giren, imzalamış olduğumuz Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin gereği yasal düzenlemeyi 2016’da yine AK PARTİ Grubu olarak ve burada grubu bulunan siyasi partilerin destekleriyle yaptık.

Kişisel veriler sırdır. Biz, bu noktada hem idari olarak Hükûmetimiz hem de AK PARTİ Grubu olarak en hassas durduğumuz noktadayız ve biraz önceki yaptığım konuşmanın da gayet nezaket kuralları içerisinde olduğunu ifade ediyorum.

Kaldı ki sosyal medya… Bugün, Yargıtay kararları olsun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları olsun, kişinin kendisinin ifşa ettiği, paylaştığı verilerin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Kişinin kendisi tarafından alenileştirilen bilgilerin kişisel veri olamayacağı, hukukun, Anayasa’nın ve evrensel hukuk düzeninin bir gereğidir. Bu bağlamda, biraz önce anlattığım verileri, Sayın Grup Başkan Vekilinin kendi sosyal medya hesabından paylaşılmış olduğundan bahisle ifade etmiştim.

Tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Bence hiç öyle değil, 34 kişilik liste elinizde, 34 kişilik liste üzerinden konuşuyorsunuz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – 34 kişinin tümünü açıklama hakkınız var mı? 34 milletvekili yurt dışına gitti. Sosyal medya hesabından konuşmuyorsunuz, liste var elinizde.

BAŞKAN – Sayın Özel…

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, kişisel verilerle ilgili yanlış bilgilendirme yapıldığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, burada, kişisel verilerle ilgili iki yanlış bilgilendirme var. Bunlardan birincisi: Avrupa’da vizesiz dolaşım talebiyle yola çıktığımızda “59 madde, kanun tamam ama önümüze konulan ve “Bunları da yapmalısınız.” denilen kanunlardan biriydi. Yapılırken söyledik, bu, Avrupa Birliği kriterlerini karşılamıyor diye, şimdi Avrupa Birliği sürecindeki eksik kalan kriterleri tamamlamak talebine vardığımızda yine Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun tadil edilmesi önümüze çıkıyor.

Diğer husus ise, 31 Martta biz seçimleri kazandık, Adalet ve Kalkınma Partisi, seçimleri iptal ettirmek için her yola başvururken Yüksek Seçim Kuruluna İstanbul’da yaşayan ve devlet hastanelerinden akıl hastalığıyla ilgili tanı almış kişilerin 3 bavul raporlarını, fotoğraflarını aldı götürdü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bitirelim efendim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Kişisel Verileri Koruma Kuruluna başvurduk, “YSK’nin durumudur, biz karışmıyoruz.” gibi kaçamak bir laf söylediler. Şimdi soruyorum: Hastaların hastanelerden aldığı 3 bavul raporu, kimse elde edemeyecekken siz nasıl elde ettiniz, nasıl çoğalttınız? Kişisel sağlık verilerini gittiniz Yüksek Seçim Kuruluna nasıl sundunuz ve onun diğer nüshalarını ne yaptınız? Siz bu konuda sabıkalısınız, bir de çıkıp da bu konuda “Üstüne düşeni en çok yapan Hükûmetiz.” falan demeyin. Yaptığınız iş, yasak savma kabilindendi, kabul görmedi ayrıca da çıkardığınız kanunu siz çiğnediniz, sizin çıkardığınız kanuna göre kurulan kurul da “Bu, seçim işidir, YSK’nin işidir, ben bakmam.” diyecek kadar saçmaladı; bunu kayda geçirmek istedim Sayın Başkan.

Teşekkür ederim.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Siz daha İstanbul seçimlerindesiniz ya, konuya girin; coronavirüs var Başkan, yapmayın ya.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Özgür Bey?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nereden buldunuz 25 bin hastanın şeyini? Bana deyin ki “Şuradan buldum.”

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ya onları bırak coronavirüs var, işine gücüne bak ya.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Özgür Bey, o dosyayı biliyor musun sen?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Şuradan buldum.” de.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Hani yalan söylüyorsun diyeceğim de, 3 tane daha torbadan haberin yok senin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne torbası ya, valiz valiz.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Valizden haberin yok, haberin yok haberin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Baransu’nunki kadar utanç vericiydi.

MURAT EMİR (Ankara) – İçini biliyoruz valizin.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İçinde yok işte.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Başkanım, gündeme dönelim.

BAŞKAN – Arkadaşlar...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nereden buldunuz, nereden?

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Yalan, yalan öyle bir rapor yok o belgelerde.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

24.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Şimdi, biraz önce kişisel verilerle ilgili hukuk tarihimizde var olan yasal düzenlemelere ilişkin bir veriyi paylaştım ve buna kimsenin itirazı olamaz çünkü bırakınız stenografların bunları kaydetmesini, aynı zamanda cilt cilt kitap olarak basıldı. Yapılan yasal düzenlemelere ilişkin akademik, yargısal kararlar hukuk külliyatımızın içerisinde, raflarda yerini aldı.

Şimdi, bakınız, eğer bir hukuksuzluk varsa, biz diyoruz ki hak mağdurlarının bu hukuksuzluğun üzerine gidip gerek Anayasa Mahkemesinin gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin denetimine götürmeleri lazım. Yani kurulan sistem, her ne kadar vaktiyle karşı çıkılmış olsa da gerek kişisel verilerin korunması gerekse hak ihlalleri sebebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun açılması, bugün bir yargısal denetimdir. Varsa bir yanlışlık bu denetim, ilgili mekanizmalar çerçevesinde yapılır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Anlaşılmıştır Sayın Özkan.

Tamamlayalım.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu bağlamda, hepimizin birbirini anladığına inanıyorum ve özellikle ülke olarak, millet olarak ve dünya olarak coronavirüs tehlikesiyle, tehdidiyle mücadele ederken inşallah bu hafta Meclis grupları olarak Meclisin mehabetine uygun, huzur ve barış içerisinde, başarılı ve hayırlı bir çalışma haftası temenni ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 17/3/2020 tarihinde Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, ülkenin coronavirüs salgınından kaynaklanacak tüm olası etkilerden en az hasarla çıkmasının sağlanması adına önlemlerin alınması, salgının ekonomik ve sosyal hayata olan etkilerinin bertaraf edilmesi, toplumsal yaşamın normal seyrine dönmesi için gerekli koşulların belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

17/3/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 17/3/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                      Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                                                                            İzmir

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkemizdeki coronavirüs vaka sayısının 47 olduğu dile getirilmiştir. Dünyada giderek yayılan ve ölümle sonuçlanan bu virüsün toplumsal yaşamın her noktasında etkili olduğu, ekonomik ve sosyal hayatı olumsuz etkilediği görülmektedir. coronavirüsün ülkemiz üzerindeki ekonomik etkileriyle baş edilmesi için başta kamu alacakları olmak üzere vatandaşlarımızın, ticari işletmelerimizin ve esnafımızın fatura ve kredi benzeri zorunlu ödemelerinin bir süreliğine ertelenmesi gibi tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ülkemizin bu salgından kaynaklanacak tüm olası etkilerden en az hasarla çıkmasının sağlanması adına önlemlerin alınması, salgının ekonomik ve sosyal hayata olan etkilerinin bertaraf edilmesi, toplumsal yaşamın normal seyrine dönmesi için gerekli koşulların belirlenmesi amacıyla 17/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırması Önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 17/3/2020 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Sayın İsmail Tatlıoğlu.

Buyurun Sayın Tatlıoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL TATLIOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, Parlamentomuzun saygıdeğer üyeleri; hepinizi partim ve şahsım adına saygıyla selamlarım.

Sayın Başkan, sizin döneminiz de hayırlı olsun, inşallah.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, içinde bulunduğumuz coronavirüs tehdidi, global anlamda dünyanın gördüğü en büyük tehdit ama Meclisin konuşmalarına baktığımda hakikaten bu tehdidin henüz bize ulaşmadığını görüyorum. Zaten bugünkü önergemiz bu açıdan da anlamlıdır diye düşünüyorum. Bu, esasında küresel bir afet bölgesi, bütün küre bir afet bölgesi; dolayısıyla Türkiye de bir afet bölgesi bu anlamda. Dolayısıyla, sadece kamunun, sadece özel sektörün, sadece belli bir kesimin görevleri yok. Bütün sivil toplum örgütleri, kamu, toplum bir bütün olarak seferberlik hâlinde mücadele etmemiz gereken ve bir duruş göstermemiz gereken bir husus.

Gün ve gün hepimiz anlık bilgileniyoruz. Türkiye olarak bütün bu olumsuzluklar içerisinde bir avantajımız oldu, o da: Bu virüsün Türkiye’ye girişinin bir iki haftalık gecikmesi. O, bizim bu olayı daha yoğun yaşayan ülkelerde neler yapılıyor, ne gibi hatalar yapılıyor, ne gibi olumlu şeyler yapılıyor, gözlemlememize neden oldu. Aslında, bu anlamda ciddi bir avantaj.

Baktığımızda, başlangıçta Sayın Bakanın iyi niyeti ve hamlelerinin dışında, olanları okuduğumuzda, Çin’i okuduğumuzda, İtalya’yı okuduğumuzda, İran’ı okuduğumuzda ve Türkiye’de biraz yoğunlaşması durumunda -inşallah, minimumla gelir geçer- çok ciddi bir altyapı yetersizliğinin ve topluma mal edilemeyişinin sıkıntılarını çekeceğiz gibi geliyor. Bu anlamda, daha iyi hazırlıklı olmak ve topluma güven vermek gerekiyor; temel olarak bu. Bunu Çin’in bu şekilde aştığı bildiriliyor ve bu şekilde bir politika uygulanıyor.

Mesela, Çin’de hastaların sayısı ve ne derecede olduğu, ölümlerin kaç olduğu ve nerelere ait olduğu çok açık belirtiliyor, bizde biraz daha kapalı. Mesela, 47 hastanın nereli olduğu ve nerede olduğu bilgisi yok. Bilgi saklamak, güveni aşındırıyor. Bu tür mücadelelerde temel unsur, kamunun ve devletin birinci derecede güven sağlaması. Ama hayat da devam ediyor çok değerli arkadaşlar, hayatın bundan sonra devam etmesini engelleyecek hususları da ortadan kaldırmak lazım özellikle ekonomik hayatta.

Bazı ülkelerin dediği gibi, Türkiye’de de özellikle ekonomik işleyişin birkaç hafta ertelenmesine rağmen tıkanmadan devam etmesini sağlayacak tedbirlerin alınması lazım. Bir kere hiçbir şekilde hiçbir firmanın iflasına müsaade etmemek lazım. Özellikle 10 civarında işçi çalıştıran KOBİ’lerin ödemelerini aksatmadan yapabileceği mekanizmaları geliştirmek lazım. Kesinlikle mart ve nisan ayları -12 Marttaki basın toplantımızda söyledik- vergileri mutlaka ertelenmeli -mart ayı için nisana ertelendi- bu mayısa ertelenmeli. Planlanmış ödemeler için altı aylık sıfıra yakın faizle kredilendirme yapılmalıdır. Aksi takdirde, bu, zincirleme bir ekonomi kilitleme etkisi gösterir. Özellikle gıda ve lojistik düzenli takip edilmelidir. Özellikle iş kaybı ve işçiler konusunda 131 milyar lira civarındaki İşsizlik Fonu’ndan ciddi anlamda yararlanmak gerekir ki bir ödeme sıkıntısı olmasın. Aksi takdirde çalışanlarımız harcama sıkıntısı içerisine girerler ki bu gerçekten hem ciddi anlamda bir olumsuzluk hem de ekonomiyi kilitler.

Bütün bunlardan dolayı, bu konunun Parlamentomuz tarafından da sahiplenilmesi için bir araştırma komisyonunun kurulması; acilen, neler yapılması, ne gibi tedbirler alınması gerektiği konusunda ortak akıl üretilmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

İSMAİL TATLIOĞLU (Devamla) – Mesela, bu, umreden gelenlerin KYK yurtlarına… Şimdi, bunlar çoğaldığında, şehirlerimizde azalan müşteri nedeniyle boş bulunan bazı otellerin, Türkiye’de bazı turizm bölgelerinde otellerin bu iş için hazırlanması gerekir. Ciddi bir potansiyel var, belli büyük şehirlerimizdeki oteller bu işe hazırlanabilir. Aksi takdirde -inşallah olmaz ama- bir hızlanma durumunda sağlık kurumlarının yetersizliği açıktır. Bunlar, şimdiden, solunum cihazlarıyla ve hijyenik ortamlarıyla hazırlanmalı. Bugün bizim yatak sayısı bakımından çok önemli bir potansiyelimiz var. Muğla, Aydın, Antalya bunun için çok uygun şehirlerimiz, otellerimizin ve tesislerimizin yatak kapasiteleri çok uygun; bunlar hazırlanmalı.

İşte bütün bunları üretmek için bir Meclis araştırması komisyonunun kurulmasını ve buna destek vermenizi talep ediyoruz. Hem de milletimiz, Meclisimizin de bu meseleye birinci elden sahip çıktığını görür ve güven içinde bir mücadele sağlarız diye düşünüyoruz.

Hepinize saygılar sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki.

Buyurun Sayın Tiryaki. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar diliyorum, başarılı olacağınıza da canıgönülden inanıyorum.

Küresel pandemi ilan edilen yeni tip coronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, sağlık emekçilerinin güvenli koşullarda çalışabilmelerinin temin edilmesi, salgın nedeniyle alınacak önlemlerin belirlenmesi, bu önlemlerle doğru orantılı olarak ekonomik ve sosyal alanlarda alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir araştırma komisyonu mutlaka kurulmalıdır. Bugün, yalnızca İYİ PARTİ değil, Halkların Demokratik Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi de araştırma komisyonu kurulması için birer önerge sundular. Bu önergeleri görüşüp -ayrı ayrı mı olur veya birleştirilerek mi olur veya ortak akılla, nasıl olacaksa- mutlaka bir araştırma komisyonu kurmalıyız çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinin , pandemi ilanına yol açan bir salgını yalnızca izlemesi beklenmemelidir çünkü beklenemez. Bu araştırma komisyonu bugünden tezi yok kurulmalı ve en geç yarın çalışmalarına başlamalıdır.

Bu araştırma komisyonunu, bir araştırma komisyonun kurulması gereksiniminin tek dayanağı bu değil elbet. Evet, idari önlemler alınıyor; evet, Sağlık Bakanlığı, periyodik olarak, gecenin bir yarısında da olsa açıklamalarda bulunuyor, idari önlemlerin neler olduğunu parça parça öğreniyoruz ancak alınan önlemlerin yeterli olmadığını düşünüyoruz. Ayrıca bazı önlemlerin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Örneğin, yurt dışından gelenlerin karantinaya alınması için, hiçbir önlem ve hazırlık yapılmadan gecenin bir yarısında öğrencilerin yurttan çıkarılması ve yurt dışından gelenlerin öğrenci yurtlarına yerleştirilmesi gibi. Bilmiyorum izlediniz mi görüntüleri ama bu bir karantina falan değil, karantina olamaz. Yurtta kalanların neredeyse tamamı gün boyu sokakta, demir kenarlarında, hapisteymiş gibi yakınlarıyla görüşüyorlar, meydanlarda yemek yiyorlar. Demek ki yemek yiyebilecekleri bir ortam bile hazırlanmamış, yeterli hazırlık yok ve sadece 47 vakanın görüldüğü günlerde yaşıyoruz bunu.

Yine, AVM’lerin kapatılmaması… Her gün milyonlarca insan AVM’leri ziyaret ediyor. Saat 10.00’dan 22.00’ye kadar açık olan AVM’leri saat 12.00 ile akşam 20.00 arasında sınırlıyorsunuz ama AVM’ler hâlâ açık ve büyük bir enfeksiyon kaynağı. Tek bir coronavirüslü kişinin o AVM’ye girmesi demek, binlerce kişinin hastalığı kapması anlamına gelecek.

Yine, başka eksikler, yanlışlar var. Bunlardan bir tanesi de Bulgaristan, Yunanistan sınırına -tırnak içerisinde- sürdüğünüz mülteciler. Bunlarla ilgili de gerekli önlemleri almadığınızı düşünüyoruz. Yalnızca bir sahra çadırı kuruldu ve hastalık şüphesi olanlar oraya başvuruyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

SALİH CORA (Trabzon) – Olumlu bir şeyden bahsediyorsun.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Evet, Sağlık Bakanlığı coronavirüsle mücadele ediyor ancak ciddi bir eksiklik var gibi görünüyor. Bunun da altını çizmek lazım.

Bakın, haftada sadece 2 bin kişiye test uygulanıyormuş. 83 milyonluk bir ülkede haftada 2 bin kişiye test uygulanması, bu, büyük bir eksiklik. Bir kişiye, tedaviye başlayabilmeniz için, hastaneye yatırmanız için, karantina altına alabilmeniz için önce tanı koymanız gerekiyor. Peki, 2 bin kişiye test yapabildiğiniz bir ortamda, ülke olarak coronavirüsle mücadele etmemiz gerçekten mümkün müdür? Elbette mümkün değil.

Ayrıca, ekonomik ve sosyal sorunlar var. AVM’leri kapatalım, alışverişi keselim, sokağa çıkmayı durduralım, iş yerlerini kapatalım, onu kapatalım, bunu kapatalım ama bunun büyük bir ekonomik maliyeti olacak. Sadece idarenin, Hükûmetin alacağı kararlarla bu sorunun çözülemeyeceğini düşünüyoruz. Tekrar söylüyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi bunu izlemekle yetinemez. İster siz verin bir önerge isterseniz bu önergeleri, araştırma komisyonu kurulması önergelerini birleştirin ama Meclis mutlaka bir araştırma komisyonu kurmalıdır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatip kürsüden, ülkemize gelen göçmenlerin Yunanistan sınırına sürüldüğü ve onların da kontrolsüz olduğu yönünde sataşmada bulunmuştur.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Tırnak içerisinde dedim, tırnak içerisinde dedim; bu bir teşbih.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tırnak içerisinde söylemesi, durumun vahametini ortadan kaldırmaz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Hayır, bu bir teşbih.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Biz, tarih boyunca, ülke olarak nasıl farklı coğrafyalardaki mazlumlara kucağımızı açmışsak, gidene de “Gitme.” diyemeyiz. Tamamen kendi gönülleriyle giden göçmenlere karşı da bizim durdurma yönünde bir yaptırımımız olamaz. Genel Kurulun dikkatine sunarım.

Teşekkür ederim.

MURAT EMİR (Ankara) – Yıllarca dediniz, niye “Olamaz.” diyorsunuz?

BAŞKAN – Şimdi de Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Uşak Milletvekilimiz Sayın İsmail Güneş.

Buyurun Sayın Güneş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce milletimizi ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

Özellikle, cefakârca çalışan ve özveriyle çalışan sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Dünya, tabii, coronavirüs pandemisiyle karşılaştı ve hiç kimsenin beklemediği bir anda dünyayı kasıp kavuruyor. Coronavirüse baktığımız zaman, normalde hayvanlarda olan coronavirüs, insanlarda basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu yapabildiği gibi, ağır pnömonilere ve ölümlere kadar enfeksiyonlara neden olmaktadır. Fakat coronavirüsü yine aynı gruptan olan SARS virüsü ve MERS virüsüyle karşılaştırdığımız zaman fertilite düzeyi düşüktür.

İlk defa aralığın sonunda Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve “pnömoni” olarak teşhis edilen ve daha sonra da 6 Ocakta ayrı bir virüs olduğu tespit edilen bu Covid-19 virüsü gerçekten de kısa sürede yayıldı. Bugün pek çok ülkede görülen virüsten dolayı aşağı yukarı 179 bin kişi bu hastalığı geçirdi ve 7 bin kişi hastalıktan dolayı vefat etti, yaklaşık 78 bin kişi de iyileşti.

İlk defa Çin’de ortaya çıktıktan sonra ve 6 Ocakta Çin, bununla ilgili, ayrı bir virüs olduğunun teşhisini koyduktan sonra Türkiye, daha kendisine hastalık bulaşmadan gerekli tedbirleri aldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Sağlık Bakanlığımız hemen Bilim Kurulunu kurdu ve hem hastalıkla nasıl mücadele edeceğimiz ve hastalığa karşı ne gibi tedbirler alacağımız hem de hasta olanların nasıl tedavi edileceği konusunda bir algoritma oluşturuldu ve dünyada pek az ülkenin ortaya koyduğu öngörüyü ve dirayeti ortaya koyarak ilk defa, Çin’den gelen yolcular sağlık taramasından geçirildi, ateşi olanlar tecrit edildi. Diğer taraftan, bu hastalığın yaygınlaşmasıyla beraber Çin’le iletişim kesildi, arkasından İran’la olan iletişim kesildi. Sahra hastaneleri kuruldu. İlk defa, teşhis için, bir merkezde çalışma başlatıldı; daha sonra da 7 tane ilde teşhis için laboratuvar kuruldu.

Şimdi, arkadaşlar diyorlar ki: “82 milyondan sadece 2 bin kişiye siz test yaptınız.” Arkadaşlar, bu virüs kişide hastalık oluşturmadan önce test yapmanın bir anlamı yoktur ve dolayısıyla bu hastalık oluştuğu zaman anca test pozitif çıkabilir. Dünyanın hiçbir yerinde tüm halkın taranması diye bir unsur asla yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

İSMAİL GÜNEŞ (Devamla) – Diğer taraftan, bu hastalığın önlenmesinde Sağlık Bakanlığımız ve sağlık çalışanlarımız gerçekten de çok özveriyle çalışıyorlar. Sağlık Bakanımız, gerçekten de, halktan hiç gizlemeyerek, hangi vakaların çıktığını -bugün 47 vaka çıkmıştır- hepsini tek tek açıklamıştır. Diğer taraftan da bizim bugün 39 bin yoğun bakım yatağımız var. Bugün İtalya’nın 7 bin yoğun bakım yatağı vardır arkadaşlar; İtalya felç olmuştur, İngiltere felç olmuştur, ekonomik anlamda bizden kat kat önde olan ülkeler felç olmuştur. Biz şunu diyoruz arkadaşlar: Gerçekten de “Sağlıkta değişim, dönüşüm yaptık.” diyorduk ama bazıları buna inanmıyordu. İnşallah, biz bu süreci çok az bir zayiatla atlatacağız arkadaşlar.

Diğer taraftan, tabii ki “önce can” diyoruz; önce can güvenliğini sağlayacağız, sonra da mal güvenliğimizi sağlayacağız. Ümit ediyoruz ki önümüzdeki günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız ve Hükûmetimiz bu, mal güvenliğiyle ilgili ve ekonomik tedbirlerle ilgili gerekli kararları alacaktır diye düşünüyorum.

İYİ PARTİ önergesinin aleyhinde olduğumu bildiriyorum, yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, sehven bir durum var, onu düzeltmem gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekilimiz Fikret Şahin’in konuşmasını sehven geçmiş olduk.

Buyursunlar Sayın Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size de görevinizde başarılar diliyorum.

Evet, ben de coronavirüs hakkında görüşlerimizi ifade edeceğim ama benim konuşmam siyasi tarzda bir konuşma olmayacak; daha bilimsel anlamda, olması gereken ve eksikler nelerdir, hep birlikte nasıl mücadele ederiz, ben bu noktadan yaklaşmak istiyorum konuya.

Tabii, biraz önceki konuşmalarda bu salgından siyasi prim elde etmeye yönelik birtakım söylemler oldu ama bunun yanlış olduğuna inanıyorum. Elbette eleştirilecek noktalar vardır ama şu an sırası değil. Cumhuriyet Halk Partisi olarak -eleştireceğimiz- sağlık politikaları noktasında bu salgının bize öğrettiği birtakım öğretiler var, bunlara ait eleştiri hakkımızı saklı tutarak bu konuşmayı yapacağım.

Şöyle ki: Tüm dünya olarak mücadele ediyoruz, yani bir insanlık mücadelesidir sonuç itibarıyla. Elbette, bizler, ülkemize gelmemesi açısından bir mücadele verdik. Bu hastalık 31 Aralıkta Çin’de ortaya çıktı, 11 Martta da Türkiye’ye geldiğini ilan ettik yani yetmiş günlük bir gecikmeyle geldi. Hastalığın ilk aşaması, ülkemize gelmemesiydi elbette ama bunu engellememiz mümkün değildi ve en sonunda geldi. Bundan sonra ikinci aşamayı yaşıyoruz biz. Nedir bu? Hastalığın yayılmasını mümkün olduğunca geciktirmek. Çünkü iki aylık bir pik periyodu var, bu periyodu mümkün olduğunca daha az vakayla geçirmek durumundayız. Bu aşamayı yaşıyoruz ama özellikle hafta sonuna kadar olan tablo bizi bir hayli geriye düşürdü. İnşallah bunun bedelini ağır şekilde ödemeyiz. Bu da umreden gelen vatandaşların, maalesef, bilimsel anlamda izolasyona alınmayarak evlerine bırakılması ve normal vatandaşların arasında da yaşamlarına devam etmeleri ki bunu da ben kendi seçim bölgemde yaşıyorum. Evlerine gönderilen vatandaşlar çarşı pazar dolaşıyorlar ve bunları da kaymakamlıklara, sağlık müdürlüklerine, milletvekillerine ihbar ediyorlar. Yani bu vatandaşların sorumlu davranarak evlerinden çıkmaması konusunda ben kendilerine bu kürsüden sesleniyorum.

Şimdi, diğer bir konu, Sağlık Bakanlığı daha şeffaf olmalı, vatandaşı daha doğru bir şekilde bilgilendirmeli; yani yeteri kadar bilgilendirmesi gerektiğine inanıyorum. Dünya Sağlık Örgütü, yaklaşık olarak iki aydır, her gün coronavirüsle ilgili günlük rapor yayınlıyor. Benim teklifim şudur Sağlık Bakanlığı yetkililerine: Bakanlık, sitesinden, Türkiye’deki coronavirüs salgınıyla ilgili günlük olarak rapor yayınlasın. Kaç vaka var, kaç vaka izolasyonda, kaçı gözlem altında, kaç test yapılmış, hangi illerde, bunların açıklanmasının hiçbir sakıncası yok. Şeffaf olduğunuz takdirde vatandaş size daha çok güvenir ve tek elden bu salgınla baş edebiliriz.

Diğer bir noktaysa, bundan sonraki üçüncü aşamada, artık, hastalanan vakaların tedavisi kısmına geçeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİKRET ŞAHİN (Devamla) – Bir dakikanızı rica edeceğim.

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

FİKRET ŞAHİN (Devamla) – Yoğun bakımla ilgili, biraz önce de sayın meslektaşım belirtti, 38 bin civarında yoğun bakım yatağımız var ama bunun yarısı, yüzde 50’si özel hastanelerde; dikkatinizi çekiyorum, özel hastanelerde. Bugün Bakanlık bir genelge yayınladı elektif vakaların ertelenmesi konusunda. Aynı genelgenin özel hastanelere de uygulanması gerektiğine inanıyorum. Özel hastaneler de mutlaka bu salgınla mücadeleye katkı vermeliler, hazırlık yapmalılar ve yoğun bakım şartları, daha artacak vakalara göre hazırlanmalı. Özellikle, ventilatör sayısı konusunda yetersizliğimiz var; bu yerine getirilmeli. Yoğun bakımda kullanılacak sarf malzemeleri şu anda yeterli değil.

Diğer bir nokta da, hekim arkadaşlarımız virüse karşı koruyucu maske olmadığından şikâyetçiler, biraz önce aradılar. Hekim arkadaşlar ve sağlık çalışanları virüse karşı koruyucu maske istiyorlar.

Diğer bir şey, hastanede alkol bulunmadığını söylüyorlar, bunların temin edilmesi gerekir.

Diğer bir nokta da, ilerleyen durumlarda çok daha fazla sayıda hastanın tedavisine ve yoğun bakıma ihtiyaç olacağı için sağlık personeli çok ağır şartlarda çalışmak durumunda kalabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİKRET ŞAHİN (Devamla) – Burası çok önemli Sayın Başkanım, çok önemli olduğu için…

BAŞKAN – Buyurun.

FİKRET ŞAHİN (Devamla) – Diğer ülkelerdeki örneklerde şunu görüyoruz: Sağlık çalışanları, hekimler, hemşireler, acil personeli çok uzun süre çalışmak durumunda kalıyorlar. Şimdiden biz sağlık çalışanlarını dinlendirmek durumundayız, buna ait planlama yapmak durumundayız. Ani bir şekilde 200-300 vaka yoğun bakım şartlarına ihtiyaç duyduğu an orada hizmetler felç olabilir, buna ait planlamaları şimdiden yapmak durumundayız. Diğer noktaları da, inşallah, daha sonraki süreçte devam ettireceğim.

Peki, çok teşekkür ediyorum, sağlıklı günler diliyorum.

Size de hayırlı görevler diliyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Şahin.

İYİ PARTİ Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, 16/2/2020 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından, corona virüsünün yayılmasını engellemek ve kriz hâlinde hizmet veren sağlık çalışanlarının daha fazla şiddete maruz kalmasını önlemek amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

17/3/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 17/3/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                 Meral Danış Beştaş

                                                                                             Siirt

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

16 Şubat 2020 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından (5873 sıra numaralı) corona virüsünün yayılmasını engellemek ve kriz hâlinde hizmet veren sağlık çalışanlarının daha fazla şiddete maruz kalmasını önlemek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 17/3/2020 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili Sait Dede.

Buyurun Sayın Dede. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA SAİT DEDE (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 Mart 2020 tarihi yani bugün itibarıyla Türkiye’deki coronavirüslü hasta sayısının 47 olduğu belirtilmiştir. Ancak bu salgının istatistiksel olarak yaklaşık 20 kat hızla yayıldığı göz önüne alındığında, Türkiye’de taşıyıcı olup henüz tespit edilmemiş hasta sayısının azımsanmayacak derecede olduğu tahmininde bulunabiliriz.

Bu sebeple, hem coronavirüs salgınının yayılmasını engellemek hem de bu süreçte kilit rol oynayacak sağlık çalışanlarının hizmet verirken başta kendi sağlık durumlarını kontrol altında tutmak ve iş güvenliklerini sağlamak amacıyla önergemizin desteklenmesi gerekmektedir.

Değerli arkadaşlar, bugün yaşanılan coronavirüs salgını başta olmak üzere herhangi bir salgına karşı verilen mücadelede sağlık çalışanları en temel özne olarak yer alırlar ve bu nedenle, salgına yol açan patojenle enfekte olma riski altındadırlar. Sağlık çalışanlarının karşılaştıkları risk ve tehlikeler arasında, patojene maruz kalmanın yanı sıra, uzun süre çalışma saatleri, psikolojik stres, aşırı yorgunluk, mesleki tükenme, damgalanma, fiziksel ve psikolojik şiddet yer almaktadır. Genel olarak karşılaştığımız en temel mesele, belirli bir olayın gerçekleşmesinden itibaren söz konusu olay üzerinde çalışacak ve sorumluluk sahibi olacak kişilerin şartlarının tartışmaya açılması durumudur. Bugün de sağlık çalışanları âdeta kıymete binmiş durumda olup yıllardır süregelen taleplerinin ne derece haklı olduğu görülmektedir. Bu yüzden, yalnızca kriz anlarında değil, olağan durumlarda da sağlık çalışanlarının özlük hakları başta olmak üzere çalışma koşulları düzenlenmeli ve güvence altına alınmalıdır.

Değerli milletvekilleri, coronavirüs salgınının ciddiyet boyutunun hepimiz farkındayız ancak sizlere şöyle bir istatistiki veri sunmak istiyorum: Bakın, Sağlık Bakanlığının kendi kayıtlarına göre, her saat başı 1 sağlık emekçisi şiddet görmektedir. Dikkatinizi çekmek istiyorum, saatte 1 sağlık emekçisi. Peki, coronavirüs salgını sebebiyle oluşan panik atmosferi, ilgili önlemler alınmadığı takdirde, az önce belirttiğim istatistiği hangi derecede etkiler? Yarım saatte bir mi, on dakikada bir mi, beş dakikada bir mi 1 sağlık emekçisi şiddet görecektir? Bu durumda, en çok ihtiyaç duyulan emeğe, en çok ihtiyaç duyulan zaman aralığında gerekli tedbirler alınmalı, gerekli haklar teslim edilmeli ve güvenlik başta olmak üzere her türlü tedbir azami derecede uygulanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Dünya Sağlık Örgütünün belirlemiş olduğu ve bizim de bir an önce hayata geçirmemiz gereken sağlık emekçilerinin sağlığı ve güvenliği için alınması gereken önlemleri bu kürsüden kamuoyuyla tekrar paylaşmak istiyorum.

İş güvenliği ve sağlığı alanındaki risklerin asgariye indirilmesi için gerekli önleyici ve koruyucu önlemlerin alınmasında genel sorumluluğun üstlenilmesi gerekmektedir. İş güvenliği ve sağlığı alanında bilgi, talimat ve eğitim verilmeli; enfeksiyon önleme ve kontrolü alanında bilgi güncelleme eğitimi ve kişisel koruyucu donanımın giyilmesi, çıkarılması ve imhası önemle uygulanmalıdır. Şüpheli ya da teyit edilmiş Covid-19 hastalarıyla ilgilenen sağlık emekçilerine yeterli miktarda enfeksiyon önleme ve kontrolü, kişisel koruyucu donanım malzemelerinin temin edilmesi gerekmektedir; öyle ki sağlık emekçileri, iş güvenliği ve sağlıklarıyla ilgili giderleri kendi ceplerinden karşılama durumunda kalmamalıdırlar. Sağlık emekçilerinin, kana, solunum sisteminden gelen ifrazata ya da şiddet olaylarına maruz kalma durumlarını herhangi bir suçlamayla karşılaşma endişesi olmadan bildirebilecekleri ortamlar oluşturulmalıdır. Mağdurlara destek dâhil olmak üzere ivedi takip önlemleri alınmalıdır. Emekçilere, kendi kendini değerlendirme, semptom bildirimi ve hastalıkta evde kalma gibi konularda tavsiyelerde bulunulmalı, yemek ve dinlenme aralarıyla birlikte uygun çalışma saatleri uygulaması sürdürülebilir hâle getirilmelidir. Yaşamlarına ya da sağlıklarına yönelik yakın ve ciddi bir tehdit oluştuğuna ilişkin makul gerekçeleri olduğu durumlarda, emekçilere, kendilerini bu tür ortam ve durumların dışında tutma haklarını kullanma izni tanınmalıdır. Bir sağlık emekçisi, bu hakkı kullanması hâlinde olumsuz herhangi bir sonuca karşı korunmalı ve güvence altına alınmalıdır. İş yerinde Covid-19 kapılması durumunda, tazminat, rehabilitasyon ve tedavi hakları gözetilmeli ve karşılanmalıdır. Böyle bir durumda enfeksiyon kapılması mesleki bir maruz kalma durumu, ortaya çıkan hastalık da meslek hastalığı sayılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, sağlık emekçilerine en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde oluşan panik ve stres havasının minimum seviyeye indirilmesi için, bugüne kadar uygulanan performansa dayalı ücretlendirme, sözleşmeli personel alımına yönelik uygulanan politikalar değiştirilmelidir. Ayrıca, özelleştirmelerle değersizleştirilen ve ucuz hâle getirilen emek, hastanelerdeki envanter yetersizliği, acil servislerde oluşan yoğunluğun önüne geçmek için gerekli adımlar mutlaka atılmalıdır.

Dolayısıyla bugün vermiş olduğumuz araştırma önergesinin desteklenmesi elzemdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

SAİT DEDE (Devamla) – Başkanım, tamamlıyorum.

Bu noktada, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak alacağımız sorumluluk siyasi hizipleşmenin çok ötesinde olup, ortaklaşmanın gerekliliği, birçok felaketin önüne geçecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar.)

BAŞKAN – Şimdi de İYİ PARTİ Grubu adına Adana Milletvekilimiz İsmail Koncuk.

Buyursunlar Sayın Koncuk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, gerçekten, bu “corona virüsü” denilen virüsle bir millî mücadeleye girdik, Allah milletimizin yardımcısı olsun. Bu, siyaseten istismar edilecek bir konu değil, asla. Hangi saiklerle olursa olsun, bu konuda, gerçekten, bir millî mücadeleyi hepimizin yapması lazım. Buna sadece Hükûmetin gücünün yeteceğini düşünmüyorum; bu, gerçekten, millet olarak -sadece muhalefet de değil, millet olarak- hep birlikte, bir şuurla üzerine gideceğimiz bir büyük bela. Hepimizin bu şuurda olması lazım. Kimsenin elbette buradan bir kâr, siyasi rant elde etmeye çalışmaması lazım, ne iktidarın ne muhalefetin. Dolayısıyla, burada, açıklamalarımızın, milletimizi telaşlandırıcı açıklamalar olmaktan da uzak olması lazım. Elbette eleştirilerimiz, olumlu eleştirilerimiz, yol gösterici eleştirilerimiz olabilir; bu da gayet doğrudur.

Değerli milletvekilleri, sağlık çalışanları bu işin motor gücü olacak, başka da bir gücümüz söz konusu değil. Dolayısıyla, gerçekten, sağlık çalışanlarının durumlarını bir masaya yatırmamız gerekiyor. Yani, hem virüs kapma noktasında sağlık çalışanları ciddi bir risk grubu hem de problemi ortadan kaldırmak için en fazla yükü yüklediğimiz insanlar. Sağlık çalışanları noktasında, kadro eksikliğimizin olduğunu hangi hastaneye giderseniz gidin, başhekimlerle konuşun, size söyleyeceklerdir; “Yeterli eleman yok.”

Elimizde sağlık çalışanları var; işsiz gezen, sayıları 300-400 bine yaklaşan sağlık çalışanları var. Dolayısıyla bunların atamasını, KPSS puan üstünlüğüne göre -mülakat demiyorum, KPSS puan üstünlüğüne göre- hemen yapmalıyız. Bunu yapabiliriz çünkü bu sürecin on dört gün sonra nereye evrileceğini kestirebilmemiz mümkün değil. İnşallah biter, inşallah her türlü tedbir alınır bu on dört günde, on dört gün sonra daha rahatlamış bir hâle geliriz ama en kötüsünü düşünerek tedbirler almamız şarttır diye düşünüyorum. Dolayısıyla, en önemli tedbir, sağlık çalışanlarının sayısını artırmamızdır.

Tabii, kamuda çalışan sağlık çalışanları açısından da sıkıntılar var. Mesela -şu anda sağlık çalışanlarının izinleri kaldırıldı ama- bu tedavi ve teşhis departmanında çalışmayanların, yaşlı olanların, engelli olanların, hamile olanların istisna tutulması gerekir; bunu da buradan ifade edeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

İSMAİL KONCUK (Devamla) - Diğer kurumlarda da sıkıntılar var. Mesela SGK denetmenleri bize yazıyorlar, “Her gün 10-15 tane işletmeyi kontrol ediyoruz; ola ki bir virüs kapsak biz elimizle bu virüsü yaymak durumunda kalabiliriz.” endişesi yaşıyorlar. Bu denetim mekanizmasının da gözden geçirilmesi lazım yani hem “İnsanlar yan yana durmasın.” diyeceğiz hem de bu denetim işlerini aynen devam ettireceğiz; bu, mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, Meclis açısından da problem var. Meclisteki milletvekillerimiz insanlarla bir şekilde muhatap olmak durumunda yani virüs var, amenna ama şu anda, bakın, hepimiz buradayız, hepimiz buradayız. Kendimiz açısından söylemiyorum ama bir risk grubu olduğumuzu bilerek hareket etmek gerekir. Dolayısıyla, Meclisin de o on dört günlük süreçte çalışmalarını bir süre askıya almasında fayda olduğunu hepiniz herhâlde kabul edersiniz.

Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Murat Emir.

Buyursunlar Sayın Emir. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İnsanlık olarak büyük bir badireyle, belayla baş etmek zorundayız. Ülke olarak da bugüne kadar çeşitli önlemler alındı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, alınan önlemlerin takipçisiyiz, yapıcı eleştiriler getirmek noktasında katkı veriyoruz, dikkatle izliyoruz ve bunun, bu mücadelenin günlük siyasi polemiklere heba edilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak şu gözlemimi paylaşmama izin veriniz: Sanki, Sağlık Bakanlığı, AKP Grubu ve onun destekçileri erken bir başarı duygusuna kapıldılar gibi.

Bakınız, Sağlık Bakanlığının başarılı olduğuna dair aslında elimizde gerçekçi bir veri yok. Verimiz şu olmalıdır: Testleri yaparsınız ve testler sonucunda ülkenizde daha az sayıda coronavirüs olduğunu ispatlarsınız. Oysa Türkiye’de az test yapılmıştır. Dünyanın en az test yapılan ülkelerinden biri olduğumuzun farkında mısınız? Test yapmazsanız, corona virüsü tespit edemezsiniz. Bakın, bugün Sayın Bakan açıkladı “47 vaka var.” dedi. Bunların hepsi de yurt dışı bağlantılı. Niye? Çünkü yurt dışı bağlantılı olanlara test yapıyorsunuz. Oysa bizim asıl derdimizin, bugün toplumda henüz semptomatik olmamış yani ateşi çıkmamış, hâlsizliği çıkmamış ama coronavirüs taşıyıcısı olabilecek kişileri de şimdiden bulmak olması gerekmez mi? Bunu bulmadığınız zaman nasıl başarılı olacaksınız?

Peki, vakalar için yayılmasın diye yeterli önlemler alındı mı?

SALİH CORA (Trabzon) – Alınmadı mı?

MURAT EMİR (Devamla) – Hiç emin değilim. Bakın, emin değiliz, emin olamayız. Alındı, alınan tedbirler var.

Sayın Cora, elbette alınan tedbirleri destekliyoruz ama bu “Her şeyi yaptık.” duygusuna kapılmayın. İlk vakadan sonra, vaka sayınızdaki artış oranına bakarsınız, ondan sonra dersiniz ki : “Biz başarılıyız.”

Bakın, şu anda, ilk vakadan sonraki vakaların yayılım hızına baktığınız zaman aslında, neredeyse İtalya gibiyiz, dikkatinizi çekerim.

SALİH CORA (Trabzon) – CHP Kadın Kolları kongre yapıyor.

MURAT EMİR (Devamla) – Dolayısıyla bizim daha dikkatli olmamız lazım, sizin de biraz susmanız lazım. Daha dikkatli, daha gerçekçi olmak zorundayız.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Bunu bir tek siz söylüyorsunuz, Dünya Sağlık Örgütü bile tebrik ediyor. Bunu bir tek siz söylüyorsunuz.

MURAT EMİR (Devamla) – Bakın, aslına bakarsanız, iktidarın çok da fazla hazırlığı olmadığını anladığımız bir sürü örnek yaşadık bu arada; umreden dönenler meselesi. Aslında, umreden dönenlere dönük olarak 16 bine yakın vakanın hiçbir işlem yapılmaksızın evlerine gönderildiğini maalesef, medyadan öğrendik. Muhtemelen, Sayın Bakan da sonradan öğrendi ki alelacele o kalan, sonradan gelen 5.300 kişiyi nereye yerleştireceklerini şaşırdılar ve o sırada akıllarına bir yurdu alelacele boşaltmak geldi.

Şimdi, bu varken bizim yeteri kadar hazırlığımız olduğunu söylememiz mümkün mü?

Dolayısıyla “Biz her şeyi yaptık, yapıyoruz zaten, daha hiçbir şeyi dahi konuşmamıza dahi gerek yok.” demeye gerek yok arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH CORA (Trabzon) – Daha da yapacağız.

BAŞKAN – Tamamlayalım.

MURAT EMİR (Devamla) – Gerçekçi olalım. Bu sorun hepimizin sorunu; iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin sorunu. Bu sorunu ciddiye almak zorundayız. Siyasi rant devşirmek için çalışmamız gerekmiyor.

Bakın, bugün bir iddia ortaya koyuyoruz, diyoruz ki: “Bu Meclis, Polatlı’da top sesleri duyulurken bile çalıştı, o hâlde coronavirüs belasına karşı da hep beraber çalışabiliriz.”

Doğrudur ama polemiği Sayın Bakanın bıraktığı yerden devam ettirelim. Sayın Bakan ne diyor? “Başkanlık sistemi var, hızlı çalışıyoruz.” “Hangi olmayan yetkinizi kullandınız da tedbir aldınız?” diye sorarım ben size ama bugün, biz bunları konuşuyorken, bu konuları ayrıntısıyla konuşuyorken, şurada bir Bakanın, Bakan Yardımcısının olması gerekmez mi? Niye konuşuyoruz? Biz bu çalışmayı niye yapıyoruz? (CHP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, dolayısıyla şu olay bile, bizim aslında, ortak akla ihtiyacımız olduğunu, tartışmaya, görüşmeye, birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız olduğunu ve aklın ve bilimin yolundan asla ayrılmamamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Akıl, bilim ve vicdan!

MURAT EMİR (Ankara) – Tabii! Tabii!

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Mustafa Esgin.

Buyursunlar Sayın Esgin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ESGİN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi aleyhinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Çin’de ilk vakanın ortaya çıkmasıyla, kısa bir sürede tüm dünyada küresel bir salgın hâlini alan corona virüsüyle ciddi bir mücadele içerisindeyiz.

Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla, salgının ilk görüldüğü andan itibaren, başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere, Hükûmetimiz tüm kurum ve kuruluşlarıyla birlikte zamanında tedbirler aldı, tüm dünyada pandemi hâlini alan bu salgına karşı, kim ne derse desin başarılı bir süreç yönetilmektedir. Alınan bu tedbirlerle muhtemel vakalara karşı en hazırlıklı ülkeyiz, kim ne derse desin en hazırlıklı ülkeyiz. Alınan kararlar halkımızın sağlığına verdiğimiz önemin bir ifadesidir.

Şu an itibarıyla, dünyada 185.041 vaka, 7.330 ölüm söz konusudur; ülkemizde de şu ana kadar 47 vaka tespit edilmiştir, ölüm söz konusu değildir. Nüfusu 50 milyonu aşkın ülkeler arasında en son Türkiye’de vaka tanımı yapılmıştır.

Corona virüsüyle ilgili, ülkemizde Hükûmetimiz tarafından önemli tedbirler alınmıştır. Bunları bir kronolojik sıra içerisinde, kısaca özetlemek gerekirse: Termal kameralar havaalanlarına salgının olduğu ilk günlerden itibaren yerleştirildi. Liman ve havalimanlarında yine ilk günlerden itibaren sağlık personelleri bulunduruldu, Çin, İran ve İtalya başta olmak üzere 20 ülkeye uçuşlar durduruldu. Geliştirilen yerli tanı kitiyle 90-120 dakika arasında yeni coronavirüs test sonuçlarına ulaşılabilmektedir. İlkokul, ortaokul ve liselerde bir hafta, üniversitelerde üç hafta eğitime ara verildi. Gece kulüpleri, tiyatro, sinema, gösteri merkezi, konser salonu gibi mekânların faaliyetleri geçici bir süre durduruldu. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Adalet Bakanlığımız, belediyelerimiz, Diyanet İşleri Başkanlığımız bu süreçte önemli kararlar aldı, ayrıntısına girmiyorum.

Bütün bu süreçler, coronavirüsle ilgili, alanında yetkin isimlerden oluşan Bilim Kurulumuzun aldığı kararlar çerçevesinde oluşturulmaktadır. Sağlık Bakanlığı bu süreci ilgili bakanlıklarımızla birlikte ve Dünya Sağlık Örgütüyle koordineli bir şekilde yönetmektedir ve Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye’nin şeffaflığı ve koordinasyonundan dolayı takdirle Türkiye’yi karşılamaktadır.

Coronavirüste risk belli, tedbirler basit. Evet, coronavirüs, alacağımız tedbirlerden daha büyük değildir. Coronavirüsle ilgili yanlış ve maksatlı haberler milletimize karşı yapılmış alçak bir infial terörü saldırısıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

MUSTAFA ESGİN (Devamla) – Meclisimizde partilerüstü önemli bir dayanışma ortamı vardır ve sevindiricidir. Gerçi, bazı konuşmacı arkadaşlarımızın konuşmaya başlamaları ile sonlandırmaları arasında anlam bozukluğu da söz konusudur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu noktadaki iletişimin ve dayanışmanın daha da artması en büyük temennimizdir.

Sağlık personellerinin çalışma şartları hastanelerde sağlıklı bir şekilde oluşturulmuştur. Şüpheli vakaların kesin tanıya kadar izole edileceği alanlar ve ihtiyaç hâlinde yoğun bakım yataklarıyla ilgili planlamalar tamamlanmıştır. Bakanlığımız tarafından merkez ve lokal malzeme teminleri yapılmış olup herhangi bir sarf malzemesi sorunu söz konusu değildir. Şüpheli vakaların bile karantina altında tutulduğu ortamda, hastaların bu şüpheyle gelip yatırılmadığı iddiası -az önce de ifade edildi- tamamen yanlış bilgidir. Şüpheli olası vakalar, sonuçları negatif çıkıncaya kadar hastanelerimizde izole edilmekte ve takipleri yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, vatandaşlarımızla ve sağlık çalışanlarımızla ilgili her tedbir titizlikle alınmaktadır. Ben 14 Mart Tıp Bayramı’nda Bursa Şehir Hastanesindeydim; alınan tedbirleri yerinde inceledim, meslektaşlarımızla görüştüm. Evet, “maske sıkıntısı” diye bir sıkıntının asla söz konusu olmadığını ifade ediyorum.

Rabb’im bu aziz vatanı ve milleti esirgesin diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

3.- CHP Grubunun, 17/3/2020 tarihinde Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel tarafından, coronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, salgın nedeniyle alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

17/3/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 17/3/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                         Özgür Özel

                                                                                           Manisa

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Manisa Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Özgür Özel tarafından, coronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, salgın nedeniyle alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 17/3/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırması Önergesi’nin (1716 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 17/3/2020 Salı günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Aykut Erdoğdu.

Buyurun Sayın Erdoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; öncelikle hepimize geçmiş olsun.

Hepimiz derken elbette ki önce ulusumuzu kastediyorum ama bütün küreye, bütün insanlığa geçmiş olsun çünkü küresel bir salgınla karşı karşıyayız ve bu salgında bütün küre, hepimiz -sadece buradaki siyasal partiler değil- aynı gemideyiz. Onun için, en doğruyu birlikte yapmamız gerekiyor. En doğru, şöyle bir şey: Hep beraber en doğruyu arama çabası değerli arkadaşlar. Bu doğruyu arama çabası, hepimizin karar verme süreçlerine katkı sağlaması demek. Yani şunu demek istiyorum: Bir eksiğimiz varsa konuşmalıyız, yıkıcı bir mantık olmadan konuşmalıyız.

Değerli arkadaşlar, çok hızlı 3 tane tarihi hatırlatayım: 31 Aralık 2019, Çin’in Wuhan kentinde tanımlanmamış zatürre vakaları; Dünya Sağlık Örgütünün raporu. 7 Ocak 2020, ilk coronavirüs tespiti; yeni bir coronavirüsle karşı karşıyayız. 13 Ocak 2020, ilk “importe” vaka yani başka ülkelere sıçrıyor ve 20 Ocaktan itibaren dünyanın bütün haber sitelerinde coronavirüsle ilgili yayınlar başlıyor. Biz, 27 Ocak 2020 tarihinde ilk kez, Cumhuriyet Halk Partisinin MYK’sine yazılı olarak coronavirüs tehlikesini raporladık.

Değerli arkadaşlar, keşke dediğim şey şu: Keşke, çok öncesinden bir felaket yönetimi planı hazırlasak. Felaket yönetimi planıyla kastım şu: Bu tip bir şey başımıza gelmeden önce her bir adımını planlamamız gerekiyor. Mesela, böyle bir planımız olmuş olsaydı, umreden gelen vatandaşlarımız uçağa binmişken saat dörtte yurtları boşaltmak zorunda kalmazdık. Çünkü onlar gitmeden önce plan yapmalıydınız, geldiklerinde de nereye yerleştirileceğini bilmemiz gerekiyordu. Mesela, test kitlerini ihraç etmemeliydik, çok ihtiyacımız vardı; az test yapmak durumunda kaldık. Bunu, şunun için anlatıyorum: Bu aşamadan sonra, Sağlık Bakanlığının, sizin, bizim, hepimizin bir felaket senaryosunu da içine alacak şekilde bütün senaryolara hazır olmamız gerekiyor. Bu kapsamda -kalan süremde- ilk ve en önemli şey sağlık personelimiz.

Bu arada -siz uyarsınız uymazsınız ama ben rica edeyim- eğer birer arayla oturursak hani, sosyal mesafeye de en azından örnek olmuş oluruz.

Arkadaşlar, şöyle düşünün: Hepimiz coronadan korunmaya çalışıyoruz. Sağlık personelimiz açısından, sürekli hasta tedavi edecek olan doktor, hemşire, hasta bakıcı çok uzun saatler çalışmak zorunda kalabilir. Onlara hemen bu ay 2 maaş ikramiye verelim çünkü hazırlanabilsinler. Bir hemşire rutin olarak çocuğunu kreşe bırakıyordu, şimdi on iki saat çalışacak, on dört saat çalışacak; ne yapacak bu kadıncağız, ne yapacak bu doktor bey? Onun için, onların hazırlanmaları bizim için çok önemli, çok tehlikeli bir şeyle karşı karşıya kalacaklar. Atanamamış personeli atamak üzere hızla hazırlanmalıyız. Allah göstermesin, durum ağırlaşırsa -bunu murat etmiyoruz ama- son beş yılda emekli olmuş personelin şu anki adreslerini hemen tespit etmeliyiz çünkü göreve çağırma ihtimalimiz olabilir. Olmaz inşallah ama olursa diye felaket yönetimi planları yapılmalı.

Şu gün itibarıyla, gelecekte neye ihtiyaç duyacağız? Yine senaryo analizi, yine felaket yönetimi… Oksijen tüpüne, ventilasyon makinesine ihtiyacımız var değil mi? Hızla, yerel olarak üretimini birlikte planlayalım, biz ne yapabiliyoruz. Yoğun bakım yatak sayısını artırmamız gerekiyorsa şu an itibarıyla -hemen artırılmıyor, bunun bir sürü malzemesi var, bir sürü hazırlığı var- ne yapmamız gerektiği konusunda hemen çalışalım. Allah göstermesin, salgın sayısı arttı; mevcut hastaneler yeterli gelmiyorsa hangi kamu binalarının hastaneye çevrileceğine doktorlarımız, mühendislerimiz şimdiden gidip baksınlar; baksınlar ki hazırlıksız yakalanmayalım.

Şu an itibarıyla tıbbi malzeme ithalatını çok kolaylaştırmamız gerekiyor çünkü çok şiddetli ihtiyaç duyabiliriz. Hemen gümrüklere talimat verelim, ithalat süreleri kısıtlansın, vergiler kaldırılsın. Bu tip temel malzemeleri hangi firmalarımız üretiyor? Hemen heyet gönderelim çünkü sağlık personeli kadar onların işçileri de önemli. Karantinada çalışsınlar çünkü onların tedarikleri bizim için çok önemli.

Arkadaşlar, bizim, en iyiyi umut etmemiz ama en kötüsüne hazırlıklı olmamız gerekiyor. Çünkü burada bir siyasal başarı, sizin başarınız, bizim başarımız yok; siz başarısız olursanız, biz kötü muhalefet ettiğimizi kabul ederiz. Ama ne olur, bizim uyarılarımıza da “Siz fırsatçı davranıyorsunuz.” demeyin.

Bakın, bir sürü keşkemiz vardı, geçtik. Ama şu aşamadan itibaren neler yapabiliriz hep birlikte düşünmemiz gerekiyor, herkesin uzmanlığını koyması gerekiyor. Şu an evde vatandaşlarımız var; panik hâli ile güvenlik hâlini dengelemek zorundayız. Bakın, vatandaşı panik etmemeye çalışacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika uzatabilirseniz, sadece bir dakikaya ihtiyacım olacak.

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Vatandaşı panik etmeme kaygısıyla işi boş bıraktığımızda, okullarımız tatil edildiğinde bunun genel bir tatil olduğu algısı ortaya çıktı; insanlarımız AVM’lere gitti, terminallere koştu. Onun için, işin ciddiyetini bir denge içerisinde, bu bir tatil değil, bu bir karantina, bu bir izolasyon mantığında anlatarak vatandaşlarımızı uyarmamız gerekiyor.

Evet, şu ana kadar Sağlık Bakanlığının Bilim Kurulunun önerilerini dikkate almasını çok takdir ediyoruz ama geciktiğimiz bazı noktalar olduğunun da farkındayız. Şu gün itibarıyla, önümüze çıkacak risklerin matematiksel hesabı her anlamda yapılmalıdır. Yani salgın sayısı bin olduğunda ne olacak, 10 bin olduğunda ne olacak, 100 bin olduğunda ne olacak? Burada tarım istihdamının ne olacağından tutun, ne kadar ventilasyon makinesine ihtiyacımız olacağına, bankacılık sisteminin ne olacağından tutun, sağlık personelinin özlük haklarına kadar devasa bir planlama yapmak gerekebilir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisinin bütün kurumsal gücünü bu salgınla mücadele için ayırdık, sizinle de elimizden geldiğince iş birliği yapmaya hazırız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Yarın saat 10.30’da Dünya Sağlık Örgütü bize bir brifing verecek; peşine hemen Türk Tabipleri Birliğinden brifing alacağız; Sağlık Bakanımızı aradık, çok meşgul, anlıyoruz; sonra da Bilim Kurulundan alacağız, yanlış bir karar vermeyelim diye.

Şunu söyleyeyim: Bütün memleketimize geçmiş olsun. İnşallah, can kaybı olmaksızın en az hasarla bundan kurtulacağız. Ama temel güdümüz şu olmalıdır: En iyisini umut edelim, en iyisi için dua edelim ama en kötüsüne hazırlıklı olalım.

Saygılar ve selamlar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkanım, bir bilgi verebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, 19 Mart 2020 Perşembe günü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İç Tüzük’ün 62’nci maddesi çerçevesinde corona virüsü hakkında Meclisi bilgilendireceğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sadece bir bilgiyi Genel Kurulumuzla paylaşmak üzere söz aldım; zaten, Sayın Grup Başkan Vekillerinin bilgisi dâhilinde. Tabii, Sayın Sağlık Bakanımız Dünya Sağlık Örgütünün Wuhan’daki durumu tespit ettiği andan itibaren bu noktada Türkiye takibinde ve oluşturulan kriz masası çerçevesinde yürütülüyor. Yoğunluğu sebebiyle ki çok ciddi de bir gündem var; Sağlık Bakanımız, inşallah, 19 Mart 2020 Perşembe günü, İç Tüzük’ün 62’nci maddesi çerçevesinde Meclisimizi bilgilendireceklerdir. Özellikle, Sayın hatip Aykut Erdoğdu’nun konuştuğu husus da bu çerçevede Sağlık Bakanımızın takibindedir, inşallah Genel Kurulu bilgilendirecek.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 17/3/2020 tarihinde Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel tarafından, coronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, salgın nedeniyle alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Şimdi de İYİ PARTİ Grubu adına Denizli Milletvekilimiz Yasin Öztürk.

Buyursunlar Sayın Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütün dünya ülkeleriyle birlikte, malum coronavirüs salgınından en az zararla nasıl kurtuluruz telaşındayız. Tabii, en az zarardan kastımız, öncelikle insan sağlığı. Sağlık Bakanımız Bilim Kurulu tarafından alınan önlemleri açıklıyor. Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Marttan itibaren hasta sayımız şu an itibarıyla 47, tabii, gece yarısı yeni bir açıklamayla bu sayı artabilir.

Bakınız, kaç gündür bilim adamları sosyal mesafelenmeye yönelik açıklamalar yapıyor. Bu mesafeyi başta koruyamayan İtalya’nın düştüğü durum ortada. Ülkemizde de tedbirler alınmalı. Okullar tatil edildi, spor müsabakaları ertelendi, eğlence yerleri kapatıldı, umreden dönenler karantinaya alındı. Bunlar yeterli mi? Keşke olabilse ama ne yazık ki İtalya örneği bunun yeterli olmadığını ortaya çıkarıyor. Birçok grup hâlen risk altında. Arabası olan vatandaşımız önlemini kendince alıp, aracıyla işine gidip gelebiliyor; arabası olmayan milyonlarca vatandaşımız var, hâlâ metro, otobüs, minibüsle işine gidip gelmek zorunda. Belediyelerimiz temizlik konusunda önlemlerini alıyor ama bunun yeterli olup olmadığını yaşayarak görme riskini göze alamayız. Toplu taşımada her bir vatandaşımızın ailesine, iş arkadaşlarına, birlikte seyahat ettiği diğer vatandaşlara ve onların da aynı zincirde birçok kişiye virüsü bulaştırma riski var. Aynı şekilde, tek birisini bile heba edemeyeceğimiz sağlık çalışanlarımız risk altında. Hastayla bire bir temasla birlikte, izinsiz çalışmanın verdiği yorgunluk ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin düşmesine karşı kendileri de hastalıkla mücadele ediyorlar. Cezaevleri risk altında, kışlalar risk altında, huzurevleri, çocuk yurtları risk altında, bizler de risk altındayız; siyasetçiler, evet. Vatandaşımızı korumak için Meclise ziyaretçi alım yasağı getirildi; çok da doğru bir karar ama genelde Genel Kurul Salonu’nda toplu bir şekilde çalışıp virüsü ailelerimize, çevremize, çalışanlarımıza yayma riskini de taşıyoruz.

Risk grupları bu kadar çok ama elimizde virüsle savaşacak silahımız yeterli mi? Maske konusunda yaşadığımız kaosu gördük. Maskeleri Çin’den ithal ediyorduk, Çin, ülkesinde salgın görülmesinden itibaren elimizdeki maskeleri geri aldı. Ülkemizde üretim yapan sadece 5 firma var ve ne yazık ki üretimleri ülkemize yetmeyecek kadar kısıtlı. Değil corona virüsüne karşı yeterli maske, zorunlu takması gereken kronik hastaların bile kullanacağı kadar maske yok elimizde. Bilim Kurulunun yaptığı maske ihraç yasağı neredeyse itiraf niteliğinde. Ne diyor yasakta? “Maskede vatandaşlarımızın kolay alabilir olduğu doygunluğa ulaşmadan ihracat izni vermeyeceğimizi tüm üreticilere hatırlatmak istiyoruz.” Yani vatandaşımızın elinde alabilir doygunlukta, sayıda maske yok, olan da karaborsa, paranız yeterse.

Diğer konu da corona virüsünden etkilenen vatandaşları tespit edebilecek test kiti meselesi. Sağlık Bakanlığı, şubat ayında bir açıklama yaparak yerli kitin üretimi çalışmalarına başladığını ve 10 ülkeye ihraç edebileceğimizi açıklamıştı. Ancak görüyoruz ki test kiti hâlâ test aşamasında ve ihracatı bırakın, elimizde bile yeterince malzeme yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Sayın Bakan iyi bir sınav veriyor ama gönül ister ki Sayın Bakanımız sadece vaka sayılarını değil, uygulanan test sayıları ve test kiti üretimi hakkında da vatandaşımızı rahatlatacak bilgi verebilsin.

Bir kez daha tekrar ediyorum: Sağlık çalışanlarımız risk altında. Bu dönemde görüldü ki hastaneleri bir merkeze toplayarak riski artırıyoruz, sağlık personeli sayımız yetersiz. Yeri gelmişken söyleyelim: Sağlık alanında çalışmak için eğitim almış, sınava girmiş ve ataması yapılmayan gençlerimiz var. Şubat ayında başvurularını yapan laborant, sağlık teknisyeni, hemşire gibi sağlık personelinin de bir an önce göreve başlamaları şart diyorum.

Bu vesileyle Cumhuriyet Halk Partisinin araştırma önergesini destekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekilimiz Hüseyin Kaçmaz’da.

Buyursunlar Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, tekrara düşmemek kaydıyla, birçok vekil arkadaşımızın ve Grup Başkan Vekillerimizin söylediği üzere, kişisel hijyen kuralları ve toplumsal izolasyona dikkat edilmesi hususunu bir kez daha belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri, aslında corona virüsü, gerçek beka sorunlarının neler olduğunu insanlığa bir defa daha hatırlattı. Kimyasal kirlilik, iklim krizi, salgın hastalıklar, su kıtlığı ve gıda güvenliği toplumsal hayatı tehdit eden bazı gerçek beka sorunlarıdır. Bu sorunları dert edinen bir siyaset anlayışının ve siyaset dilinin yokluğu da aslında bir bakıma gerçekten bir beka sorunudur. Bugün yaşadığımız bu durum, aslında, gerek Mecliste temsil edilen partilerin temsilcilerinin gerekse de dünya siyasetinde etkin rol oynayan siyasilerin, toplumun genelini, bütün küreyi ilgilendiren bu tarz sorunlarla artık yeteri kadar mücadele etmesi gerektiğini bize bir kez daha hatırlatmakta.

Evet, bu coronavirüsle mücadele kapsamında bazı gerekli ve önemli tedbirler alınıyor. Ancak “Bunlar yeterli mi?” ya da “Sonuçları ne olur?” şeklinde baktığımızda, örneğin bazı işletmelerin kapatılması, zaten ekonomik kriz sebebiyle beli bükülen esnafın ve işletmecilerin daha fazla bir mağduriyet yaşamasına sebebiyet verebilir. Bu sebeple, merkezî bazı müdahalelerle, kamunun müdahalesiyle işletmelerin, iş insanlarının ve ticaret hayatında sorunlarla karşılaşabilecek herkesin -en azından, dediğimiz gibi kamu müdahalesiyle- sorunlarının bertaraf edilmesi gerekmektedir. Örneğin, evet, ulusal mevzuatımızda bazı düzenlemeler var istisnai durumlar için. Örneğin, Borçlar Kanunu madde 138, tarafların öngöremediği bir durum söz konusu olduğunda, ifa imkânsızlığı sebebiyle, evet, sözleşmelerde yeni duruma göre bir güncelleme ya da sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanıyor ancak bu durum, yarın öbür gün binlerce, on binlerce belki de yüz binlerce esnafın, kiracının ya da sözleşme tarafı olan kişinin mahkemelere başvurması sonucunu doğuracaktır. Onun için, bu tarz sorunları şimdiden göz önünde bulundurarak ivedilikle gerekli yasal düzenlemelerin yapılması ve dediğimiz gibi, kamu müdahalesinin yapılması gerekmekte.

Yine, bir başka konu da cezaevlerindeki durum değerli milletvekilleri. Özellikle, bu coronavirüs sebebiyle günde onlarca kez gerek mahpus aileleri gerekse de açık cezaevinde kalan mahpusların kendileri bizleri aramakta ve virüs sebebiyle endişe taşıdıklarını belirtmekteler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Bir örnek de vermek isterim size. Dün itibarıyla, haklarında daha önceden kesinleşmiş ceza bulunan, Habur Sınır Kapısı’ndan giriş yaparken tutuklanarak Şırnak Cezaevine gönderilen bu 3 kişinin, evet, ayrı bir odaya alındığına ancak yine ortak kullanım alanlarında, kütüphanede ya da televizyon izleme esnasında kendileriyle birlikte olduklarına ilişkin beyanları var mahkûmların. Bu durumlar, gerçekten ivedilikle müdahale edilmesi gereken hususlar.

190 kapasiteli cezaevlerinde şu an 500 ila 700 kişi kalıyor, Türkiye'nin tamamına sirayet etmiş bir durum söz konusu. Özellikle, hasta tutsaklar, yaşlı mahpuslar ve yine, anneleriyle birlikte kalan bebekler ve çocuklar için gerekli yasal düzenleme yapılarak şartlı veya şartsız tahliyeler uygulanmalı ya da adli kontrol hükümleriyle tüm cezaevleri hemen boşaltılmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Karaman Milletvekilimiz Recep Şeker.

Buyurun Sayın Şeker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ŞEKER (Karaman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

18 Mart Çanakkale Zaferi dolayısıyla tüm şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, görevlerinizde başarılar diliyorum.

Tabii, yeni coronavirüs, ilk olarak Çin’in Wuhan eyaletinde, aralık ayının sonlarında, solunum yolu belirtileri, ateş, öksürük, nefes darlığı gibi belirtilerle bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020 tarihinde tanımlanan bir virüstür. Dünyada -o günden bugüne kadar- bugün itibarıyla toplam vaka sayısı 183.356, toplam ölüm sayısı 7.167, iyileşen kişi sayısı 79.731’dir. Ülkemizde ilk vaka 10 Martta tespit edilmiştir. 16 Mart 2020 tarihi itibarıyla da vaka sayımız 47’dir.

Sağlık Bakanlığımız, YÖK ve 12 üniversiteden akademisyenlerden oluşan Bilim Kurulu üyelerinin katılımıyla, Bilim Kurulumuz, toplantılarını ilk andan itibaren gerçekleştirmekte ve orada aldıkları anlık kararlar da hem ülke geneline hem de ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına iletilerek anlık olarak tedbirler alınmakta.

Tabii, bununla birlikte, az önce bazı konuşmacı arkadaşlarımızın da belirttiği gibi, pandemi planlarımız hazırlanmış vaziyette. Bu pandemi planlarının içerisinde, hangi kurum ne yapacak, nasıl bir tedbir alacak, hangi cihaz ne kadar eksik ve hangi cihaza ne kadar gereklilik var; bunların nereden tespit edileceği de belirtilmiş vaziyette.

Bununla birlikte, Çin’den gelen 42 vatandaşımız, aynı zamanda Türk Hava Yollarına ait Tahran uçağında bulunan 132 vatandaşımız karantinaya alındı, şu anda da umreden gelen vatandaşlarımız karantina altında. Ülkemizin kendi ürettiği testleri kullanıyoruz ve bunları diğer ülkelere de ihraç eder pozisyona geldik. Aynı zamanda, ulusal ve uluslararası organizasyonlar ertelendi. Millî Eğitim Bakanlığımız ve YÖK tarafından okullarda ve üniversitelerde eğitime ara verildi; aynı zamanda, insanların toplu olarak bulunduğu yerlere yönelik de -eğlence mekânları, tiyatro, düğün salonları, hatta camilere bile- İçişleri Bakanlığımız tarafından kısıtlamalar getirildi. Sağlık personelimizin bilgilenmeleri ve kendilerini nasıl koruyacaklarıyla ilgili kitler dağıtıldı. Vakaların yoğun olarak görüldüğü ülkelere de yasaklamalar getirildi. Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından, Kredi ve Yurtlar Kurumumuzdaki yurtlarımız hazırlandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından, benzine yüzde 3 etanol karıştırma zorunluluğu üç aylığına kaldırıldı, böylece etanolün benzin dışında özellikle dezenfektanlarda ve kolonya üretiminde kullanılması sağlanmış oldu. Adalet Bakanlığımız tarafından, hastalık belirtisi olanların tedavilerinden sonra ceza infaz kurumlarına alınmaları sağlandı, aynı zamanda iki hafta süreyle de cezaevi görüşleri ertelendi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, az önce -bugün itibarıyla açıklanmış şekliyle- yıllık gelir vergisi beyannamelerinin verilme ve ödeme sürelerini 30 Nisan 2020 günü sonuna kadar uzattı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

RECEP ŞEKER (Devamla) – Merkez Bankası Para Politikası Kurulu bugün toplanarak politika faizini 10,75’ten 9,75’e indirdi. Döviz ve TL cinsinden genişleme olacak ve bankalara ihtiyaç duydukları likidite sağlanacak. Hükûmetimiz tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilk günden itibaren düzenli aralıklarla toplanmakta ve gerekli tedbirleri almakta.

Bu vesileyle, özellikle 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla tüm doktor ve sağlık personelimizin Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Bu mücadelede asıl olarak hem Sağlık Bakanımıza, bakanlığımız personeline hem ülkemize başarılar diliyorum. Allah’ın izniyle herhangi bir insanımızı bu coronavirüse feda etmeden bu işi başarıyla sonuçlandırmayı ümit ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, pek kısa bir söz talebim var; uygun görürseniz, İç Tüzük 60’a göre yerimden pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Türk Tabipleri Birliğinin taleplerine, önerilerine ve katkılarına açık olunması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, tabii, konuşmanın sonundaki temennilere katılıyoruz ama bir temenni de bizim iletmemiz lazım. Doktorlar cansiparane çalışıyorlar, Bilim Kurulu çok önemli bir işlev görüyor, hemşireler çalışıyorlar. Bu doktorların bir meslek örgütü var, bu hemşirelerin sağlık alanında örgütlü sendikaları var. Onlar, Türk Tabipleri Birliği bu krizin yönetiminde Sağlık Bakanlığına “Tek başına bunun altından kalkamazsın. Bu krizi birlikte yönetelim.” diyor ve elini uzatıyor. Bu elin, havada, boş bırakılmaması lazım; hele hele seçimle gelen ve seçimle gitmesi gereken bir iktidarın, bizim gibi seçilmişlerin, canlarını bu kadar dişine takıp ölümü göze alan doktorların, tabiplerin oylarıyla seçtikleri tabip odalarına ve onların üst kuruluşu -yine demokratik olarak seçilen- Türk Tabipleri Birliğinin taleplerine, önerilerine, katkılarına açık olması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu konuda, Türk Tabipleri Birliği çok uzun süredir randevu alamıyordu, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak aracılık ettik; Sağlık Komisyonu üyemiz Ali Şeker ve Genel Başkan Yardımcımız Gamze Akkuş İlgezdi meslek örgütleriyle birlikte gitti. O diyaloğun geliştirilmesi lazım.

Dün Sayın Sağlık Bakanının Türk Tabipleri Birliğinin yaptığı bir katkıyı, bir eleştiriyi soran gazetecinin sorusuna dahi tahammül edemeyen tavrı, bugüne kadar iyi götürülüyor dediğimiz işin iletişim kısmına da yakışmayan bir durum. Bunu kayda geçirmek gerekiyor.

Şunu söyleyelim: Seçimden gücünü alanlar, sandıktan gücünü alanlar doktorların sandıktan çıkmış yönetimine saygılı olmak ve birlikte çalışmak durumundalar.

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Bu haftaki çalışmamızı zaten doktorlarımızı dinlemek üzere bir konsensüsle programladık ve böylece istifade etmiş olacağız.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

27.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, siyasi parti grupları olarak dünyanın ve ülkenin içinde bulunduğu sorunlarla ilgili aynı noktada buluşulduğuna, milletin vermiş olduğu kararla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmesiyle bu tür süreçlerde hızlı karar alınabiliyor olmasının avantajlı durumu ortaya koyduğuna ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Açıkçası, bugün burada bütün siyasi parti grupları olarak ortak, aynı noktada buluştuğumuzu görüyoruz. Aynı noktada buluşmak, ülkemizin içerisinden geçtiği, dünyanın içerisinden geçtiği sorunlarla ilgili aynı istikamette düşünebiliyor olmak. Kaldı ki bugün burada bütün konuşmalarımız kayıtlara geçiyor ve bütün ilgili makamlar, başta Sağlık Bakanlığı ve Hükûmetimizin ilgili makamları, alınacak tedbirleri de bu hatiplerin yapmış oldukları konuşmalar çerçevesinde kendi görevlerine vaziyet ediyorlar. Hani, şu anda İtalya’nın içerisinden geçtiği yönetilemezlik durumuna baktığımızda, aslında oradaki siyasi istikrarsızlığın ortaya çıkardığı bir tablo olduğunun da altını çizmek lazım. Ülkemizin, milletimizin vermiş olduğu kararla tam zamanında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçmiş olması ve bu tür bir süreçte de hızlı karar alabiliyor olması bizim bugün, hamdolsun, en avantajlı durumumuzu ortaya koyuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Vallahi olmadı bu!

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Kaldı ki Gazi Meclisimiz diyoruz, Gazi Meclisimizde şu andaki bütün konuşmalar, hatiplerimizin tüm konuşmaları, aynen kurtuluş mücadelesinde olduğu gibi… Kurtuluş mücadelesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Başkomutanlık yetkisiyle donatılmasından, diğer tarafta da Meclisin çalışmalarını -bugün burada olduğu gibi- sürdürmüş olmasından başarıya ulaşılmıştır. Aynı başarıya, inşallah, aynı kararlılıkla yol yürüyerek ulaşacağımıza inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaadenizle bu konuda bir cevap hakkı kullanmak isterim çok kısa.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sataşma oldu mu da?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Var, var.

BAŞKAN – Bir cevap hakkı doğdu mu Sayın Başkan?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bence çok kıymetli bir cevap hakkı doğdu efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye’deki en belirgin düşünce ayrılığının hem sebebinin hem de sonucunun bugünkü yönetim biçimi olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, burada aslında bu konuda nasıl cevap verebileceğimi herkes biliyor. Rejime kasteden Anayasa değişikliğinden bugüne gelen Meclisin durumuyla ilgili, yürütmenin durumuyla ilgili çok ciddi bir polemik başlatabiliriz burada, yapmayacağım çünkü Türkiye’deki en belirgin düşünce ayrılığının, fay hattının ve en belirgin kutuplaşmanın hem sebebi hem sonucu bugünkü yönetim biçimi.

SALİH CORA (Trabzon) – Hiç alakası yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)- Biz bunu gündeme getirmeye kalkarsak bu corona virüsüyle mücadele konusunda, bu büyük salgınla mücadele konusunda en büyük zaafa düşeriz. Toplumun bir kısmının memnun olup bir kısmının çok eleştirdiği bir şeyi “Başarırsak bu sayede başaracağız.” dediğinizde çok büyük bir yanlış yaparsınız. Biz, bugün Sağlık Bakanlığının çektirdiği bilgilendirme filmlerini kendi sosyal medya hesaplarımızdan övgülerle paylaşıyoruz ki insanlar buna uysun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Başkanım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama siz derseniz ki “Bunu başkanlık sistemine borçluyuz.” Maazallah, bu konunun bir ulusal mutabakatla ve bir millî mesele olarak çözümüne hep beraber katkı sağlamak için arkasındaki kamuoyu desteğini bir anda yüzde 51’e 49’a çekersiniz; bu, yanlış olur. Biz bundan, bu dilden çok uzak duruyoruz, çok uzak. Şimdi söz isterken bile ben, arkadan, yanımdan arkadaşlarım “Aman, dikkatli bir dille…” diye uyarıyorlar, zaten ben de o kanaatteyim. Ülkenin en büyük kutuplaşma alanına coronavirüsle mücadele meselesini sakın çekmeyin, en büyük kötülüğü yaparsınız. Bunu da bir polemik olarak değil, bir katkı olarak söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Dervişoğlu…

29.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, olağan dışı bir durumla karşı karşıya olunduğuna, mücadelenin el birliğiyle gerçekleştirileceğine ve coronavirüs salgınının rejim tartışmasına dönüştürülmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim efendim.

Ben zaten Özgür Bey’in ifadelerine de katılıyorum büyük bir çoğunlukla. Şimdi, bütün bu olup biten şeyleri Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine bağlayıp sistem üzerinden, karşı karşıya bulunduğumuz felaketin başka bir tartışma zeminine taşınmasını çok yerinde bulmuyorum.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Hızlı karar almak diye söyledim, hızlı karar almak.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Yani bugün, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle değil, demokratik parlamenter sistemle de yönetilmiş olsaydık böyle bir felaketle karşı karşıya kaldığımızda elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bir birlik görüntüsü sergileyecektik. Bugün bir afetle karşı karşıyayız, işin ucunu siyaseten rant devşirilebilecek alanlara doğru çekmekte bir yarar görmüyorum. Cumhurbaşkanımız da şu anda halkın içinde değil, risk gruplarına giren birçok insan da bugün halkla temastan azami ölçüde uzak durmaya gayret sarf ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın efendim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bugün olağan dışı -olağanüstü demiyorum dikkat ederseniz- bir durumla karşı karşıyayız. El birliğiyle bu mücadeleyi müştereken gerçekleştireceğiz. Hiç olmazsa corona virüsünü bari rejim tartışmasına dönüştürmeme temennisini buradan ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 17/3/2020 tarihinde Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekili Özgür Özel tarafından, coronavirüs salgınının yayılmasının önlenmesi, salgın nedeniyle alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 17 Mart 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmemiştir.

Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in, (2/2459) esas numaralı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/71)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin (2/2459) esas no.lu Kanun Teklifi’min, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınması hususunun gereğini arz ederim.

                                                                                      Utku Çakırözer

                                                                                          Eskişehir

BAŞKAN – Teklif sahibi Eskişehir Milletvekilimiz Utku Çakırözer.

Buyurun Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size görevinizde başarılar diliyorum.

Öncelikle, corona salgınından ulusça can kaybı yaşamadan çıkmamızı diliyorum. Krizde özveriyle çalışan başta sağlık emekçilerimiz olmak üzere, tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.

Konuşmamın ikinci bölümünde salgınla ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Ancak Türkiye'nin, belki de benzer bir başka ulusal kampanyaya şiddetle ihtiyaç duyduğu bir başka mesele için, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenmesi için karşınızdayım.

Bundan dört ay önce bu kürsüden Eskişehir’de öldürülen Ayşe Tuba Arslan’ın hazin öyküsünü anlatmıştım. Eski eşinin sokak ortasında satırla yaraladığı Ayşe Tuba, çektiği acılara kırk dört gün direnebilmişti. Ölümünün ardından çantasından çıkan suç duyurusunda “Bu adam beni öldürecek, beni öldükten sonra mı koruyacaksınız?” diye, sanki mahkemeye değil hepimize seslenmişti. Bu, tam 23’üncü suç duyurusuydu; polisten, savcıdan, hâkimden 23 kez yardım istemişti; maalesef, onu koruyamadık. Ölümünün ardından Eskişehirli avukatlar rapor hazırladılar, diyorlar ki: “Ayşe Tuba Arslan’ın can güvenliğinin tehlikede olduğundan adli makamların bilgisi vardı; onlarca başvuru yapmasına rağmen, gerekli ve yeterli önlem alınmadı.” Kim, nasıl almamış işte bu raporda o da belli değerli arkadaşlar. Aile mahkemeleri, Ayşe Tuba’ya yönelik sistematik şiddeti ısrarla görmezden gelmiş; faile zorunlu hapis cezası, elektronik kelepçe gibi önlemlerin hiçbiri uygulanmamış; Aile Bakanlığının Eskişehir Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi, 23 suç duyurusu yapan Ayşe Tuba’yla ilgili bir dosya dahi açmamış, tedbir kararlarının uygulanıp uygulanmadığını takip etmemiş; kolluk gücü, kararların infazı için gerekeni yapmamış; Ayşe Tuba, mahkemelerce ısrarla, fail eski eşiyle uzlaşmaya yönlendirilmiş ve bu süreçler ona yeni saldırılara zemin ve zaman kazandırmış. Tüm bu ihmallerin sonucunda, 23 başvuruya rağmen, etkili ve caydırıcı ceza verilmeyen zanlı, Ayşe Tuba’yı öldürdü. Buna biz “Göz göre göre ölüm.” demeyelim de ne diyelim değerli arkadaşlarım?

Cinayetin arkasındaki vahim ihmaller ortaya çıkınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu soruşturma başlattı, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları genelgeler yayımladı. Peki, sonuç nedir? Bugün hem HSK hem de başsavcılık tarafından başlatılan soruşturmaların yüz dokuzuncu günü. Ayşe Tuba’yı -yaptığı 23 suç duyurusuna rağmen- koruyamayan kamu görevlilerinin hiçbiri hakkında tek işlem dahi yapılmış değil. İşin hazin yanı ise biz, caydırıcı olacağı inancıyla o soruşturmaların sonucunu sabırsızlıkla beklerken bu yüz dokuz gün içinde isimleri, şehirleri farklı 82 Ayşe daha öldürüldü. Sadece geçen yıl erkekler 474 kadını öldürdü. Vahim ihmalleri cezalandırmak için daha kaç kadının ölmesi beklenecek?

“Kadın cinayetleri bu ülkenin kaderi olmamalı.” diyorsak Meclis olarak üzerimize düşen görevler var. Ayşe Tuba Arslan cinayetinde en büyük ihmal, şiddet gören, tehdit ve risk altında olan kadının, kendisine şiddet uygulayan faille uzlaşmaya zorlanmasıdır; oysa uzlaşmaya zorlamak şiddeti desteklemektir. İşte bu yüzden, İstanbul Sözleşmesi “Her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak ara buluculuk ve uzlaştırma süreçleri yasaklanmalı.” diyor ancak bu madde ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’umuz arasında büyük bir boşluk var. İşte bu boşluğu gidermek için -Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel’in de teşvikiyle- cinayetten hemen sonra milletvekili arkadaşlarımızla kanun değişikliği teklifleri verdik, maalesef, bugüne kadar komisyonlarda görüşülemedi. Bu değişiklik hayata geçirilirse kanunumuz, İstanbul Sözleşmesi’yle tam uyumlu hâle gelecek ve kadınlara yönelik tehdit, hakaret dâhil her türlü şiddetle ilgili olarak ara buluculuk ve uzlaştırma da dâhil hiçbir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna gidilmeyecektir. Bu düzenleme, Ayşe’yi ve diğer yitirdiğimiz canları geri getirmeyecektir ancak başka Ayşelerin hayatta kalması için ciddi bir adım olacaktır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi tüm dünyayı saran coronayla mücadele döneminde evlere kapanma süreçlerinin kadınlara yönelik erkek şiddetinin yeni bir bahanesi olmasına izin verilmemelidir. Şiddet tehdidi altındaki kadınların acil yardım hatlarına hızlı erişimi mutlaka güvence altına alınmalıdır. Sığınmaevlerinde, cezaevlerinde, çocuklarıyla kalan kadınlar için önlemler ihmal edilmemelidir. Cezaevlerinde yaşlı, kronik hastalığı olan, hamile ve çocuklu kadınlar ve anneleriyle birlikte kalmak zorunda kalan çocukların adli kontrol ya da ev hapsi benzeri uygulamaya tabi olması hem vicdani hem hukuki zorunluluktur. Yine bu dönemde, iş hayatında olsun, aile içinde olsun kadınların omuzlarına binecek yükün hem biz erkekler hem de devlet tarafından paylaşılmasına büyük ihtiyaç var. Okullar kapandığı için evde kalacak ebeveynlerden birinin -kamuda olsun, özel sektörde olsun- ücreti devlet tarafından karşılanmak üzere ücretli izne ayrılmasına imkân tanınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım efendim.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) - Salgına karşı alınacak önlemlerin hem iş yerlerini hem de emekçileri vurmaması için Ekonomik ve Sosyal Konsey toplanmalı, acil destek paketleri açıklanmalı.

Değerli arkadaşlarım, salgınla mücadelede yönetenler ile yurttaşların iş birliği çok önemlidir. Ulusça seferber olmak, dayanışma içinde olmak zorundayız. Devleti yönetenlerin de şeffaflık ilkesinden ayrılmaması; sağlık meslek örgütleri başta olmak üzere, sivil toplum örgütlerinden, siyasi partilerden gelecek önerilere açık olması bu iş birliğinin gereğidir.

Seçim bölgem Eskişehir’e dün gece uçakla umreden 300 yurttaşımız getirildi ama ülkeye girişlerinde maalesef bir termal kameramız dahi yoktu. Türkiye'nin her yanında yurttaşların yoğun olarak kullandığı havaalanı, otogar, hastane, cezaevi gibi mekânlarda termal kameralara ihtiyaç vardır. Umreden gelen yurttaşlarımız, Türkiye'nin dört bir yanında yurtlarda karantina altındalar ama Eskişehir dâhil birçok kentte testleri yapacak laboratuvar ve kitler bulunmamakta, alınan örnekler kara yoluyla Ankara’ya taşınmakta, sonuçlar için yirmi dört saat beklenmekte. Bu çerçevede testlerin yaygın olarak yurt genelinde yapılması ve her gün il bazında vaka sayılarının açıklanması yönündeki hekim önerisini dikkatinize getirmek isterim. Böylece yurt çapında güven duygusunu ve önlemlere uyumu artırabiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Başkanım, bitirmek üzereyim.

BAŞKAN – Buyurun.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Ayrıca Ankara’da Bakanlar seviyesinde kurulan koordinasyonun, yerelde, il seviyesinde valilik, il ve ilçe belediyeleri, kamu kurum müdürlerinin katılımı ve ilgili sivil toplum örgütlerinin katkısına açık bir biçimde coronayla mücadele kriz koordinasyon merkezleri olarak derhâl devreye sokulması gerekir.

Salgının yayılmasını önlemek için eğitime ara verirken 90 bin ücretli öğretmeni mağdur etmemeliyiz.

Salgın nedeniyle okullarına ara verilen ve karantina dolayısıyla da yurtlarından ayrılmak zorunda kalan binlerce üniversite öğrencisinin ihtiyaçlarını karşılamak için geri ödemesiz burs verilmelidir.

Vatandaşların su, elektrik ve doğal gaz faturalarının ödenmemesi nedeniyle kesinti yapılması uygulamasına salgın bitene kadar son verilmelidir.

İl ve ilçelerde özveriyle çalışan belediyelerin yüklenecekleri sorumlulukları en iyi biçimde yerine getirebilmesi için salgın bitene kadar İller Bankasının bütçelerinden yaptığı kesintiler askıya alınmalıdır.

Bizlerin, 83 milyonun sağlığı için risk altında ve özveriyle görev yapan sağlık emekçilerimiz başta olmak üzere, tüm kamu görevlilerimize bir kez daha teşekkür eder, hepimize sağlıklar dilerim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.49

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 69’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (X)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

12/3/2020 tarihli 68’inci Birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 11’inci maddesi kabul edilmişti. Şimdi 12’nci maddenin önerge işlemini yapacağım.

Sayın milletvekilleri, 12’nci madde üzerinde 2’si aynı mahiyette olmak üzere 3 önerge vardır. İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin kanun teklifinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Ali Kenanoğlu                     Züleyha Gülüm    Mahmut Celadet Gaydalı

               İstanbul                              İstanbul                                Bitlis

           Kemal Bülbül                       Abdullah Koç                  Erdal Aydemir

               Antalya                                 Ağrı                                  Bingöl

            Ayşe Sürücü

              Şanlıurfa

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

          Gamze Taşcıer                    Müzeyyen Şevkin     Emine Gülizar Emecan

               Ankara                                Adana                               İstanbul

    Saliha Sera Kadıgil Sütlü                  Cavit Arı                      Özgür Ceylan

               İstanbul                              Antalya                           Çanakkale

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen ilk konuşmacımız Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR CEYLAN ( Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın 18 Mart. Ülkemizin dört bir tarafında, Türk tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin 105’inci yıl dönümü kutlanacak. Kurtuluş mücadelesinde zafere ulaşmamız için hayatlarını feda eden aziz şehitlerimizin önünde saygıyla eğiliyor, bir kez daha rahmetle anıyorum.

Çanakkale Zaferi, dünya savaş tarihinde bir dönüm noktasının yaşandığı, uluslararası ilişkilerde güç dengelerini ve tarihin akışını değiştiren Kurtuluş Savaşı’mızın ilk meşalesinin tutuşturulduğu, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bir ulusun diriliş mücadelesinin adı olmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu zafer, Kurtuluş Savaşı ateşinin yüreklerde yakılıp milletçe yeniden doğuşumuzun başlangıcıdır. Çanakkale, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tarih boyunca değişmeyecek olan bağımsızlığının ve özgürlüğünün ön sözünün yazıldığı yerdir. Çanakkale’de bir güneş gibi doğan Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal, gönüllerde tutuşturduğu bağımsızlık meşalesiyle topraklarımıza kastedenlere karşı ulusu topyekûn ayağa kaldırmıştır. Esarete boyun eğmektense ölümü yeğleyen bir anlayışla sürdürülen mücadele, bağımsızlığın kazanılıp cumhuriyetin kurulmasıyla sona ermiştir.

Değerli milletvekilleri, bu destan yazılırken binlerce askerimiz şehit düştü, binlercesi yaralandı. Bu savaşta yaralı düşman askerini taşıyan, düşman askeriyle ekmeğini, suyunu bölüşen Mehmetçik nasıl yüce bir hoşgörünün sahibi olduğunu dosta düşmana gösterdi. Bu cephede düşmanına saygı gösteren komutanlar ve askerler vardı. Şimdi, dünyanın dört bir yanından gelerek bu topraklara göz dikenler Çanakkale’de Mehmet’imizle koyun koyunalar. Zaferin mimarı, Çanakkale’de şehit olan düşman askerlerinin ailelerine şöyle seslenmişti: “Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada, bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sessizlik içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” (CHP sıralarından alkışlar) Evet, hayatı savaş meydanlarında geçen Mustafa Kemal “Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir.” sözüyle barışın ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika ilkesini “Yurtta sulh, cihanda sulh.” sözüyle açıklamıştır. Bugün de Türk dış politikasının pusulası olması gereken en temel yaklaşım bu olmalıdır. Vakit geçirmeksizin tarafı olmaya zorlandığımız vekâlet savaşından çekilmeli ve ulusun çıkarlarını düşünmeliyiz. Suriye topraklarında Mehmet’imiz şehit ediliyor, gençlerimizin cansız bedenleri tabutlar içinde yurda geliyor. Türk halkının beklentisi, saray rejiminin aklı öne alarak, Türkiye’nin tarihsel birikiminden gerekli dersleri çıkararak hareket etmesi ve bu duruma artık bir son vermesidir.

1915’te bütün askerî unsurlarıyla ulusa karşı saldıran işgalcilerin bu topraklara karşı hevesi geçmiş değildir. Şimdi de yerli iş birlikçiler eliyle karşı devrimi örgütlemeye çalışanlar, ulusun bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetlerini ilkokul mezunu cahil bir vaize teslim ettiler, millete kurşun sıktırdılar. Dün, ABD maşası vaize orduyu ve ülkenin kurumlarını teslim edenler, bugün devleti başka cemaatler eliyle parsellemeye çalışıyor. Millet dişiyle tırnağıyla kurduğu devlete sahip çıkma konusunda kararlıdır. Milletin vergileriyle sürdürülen saltanatta sona gelinmiştir. Bunun işareti, tıpkı kurtuluşun işaret fişeğinin yakıldığı gibi bir mart ayında yakılmıştır.

Bu vesileyle Çanakkale Destanı’nı yazan başta ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, bu mücadeleye iştirak eden ordumuzun kahraman mensuplarını, onu her şeyiyle destekleyen aziz Türk milletini ve vatanları uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla anıyorum, ruhlarınız şad olsun. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Selam olsun “Çanakkale geçilmez.” sözünü tarihe kazıyanlara. Selam olsun Çanakkale’de vatanı için can veren şehitlere. Selam olsun Çanakkale gazilerine.

Saygılarımla. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatip, kürsüden, altmış yıldan beri bu ülkeye sıza sıza ele geçirme gayreti içerisinde olan FETÖ terör örgütü hakkında siyasi parti grubumuzu kastederek “Dün, vaize ülkeyi teslim edenler…” ifadesini kullanmıştır; kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Türkiye’nin elli altmış yıllık başına bela olmuş terör örgütü hakkında “terör örgütü” tespitini yapan iktidar AK PARTİ hükûmetleridir.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) – Başa bela eden sizsiniz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben de herhangi bir hak kullanma talebinde olmaksızın sadece tutanağa geçirmek üzere söyleyeyim: Bu terör örgütlerinin köklerinin çok eskilere dayandığı doğrudur. O cılız kökler gitgide kuvvetlenmiş, son on yedi yılda devletin tamamını sarmış, kendi deyimleriyle kılcal damarlardan ilerleyip beyne ulaşmış, Gazi Meclisi bombalayacak güce ulaşmıştır. O noktaya varırken de 2010 yılında 12 Eylül günü yapılan referandumla bu kudrete ve bu sıklete ulaştırıldıklarını tutanaklara kaydetmek isterim.

Teşekkür ederim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, bir kez, 12 Eylül Anayasa referandumu hakkında –ki milletin vermiş olduğu bir karardır- milletin kararına…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aldatıldık ya(!)

CAVİT ARI (Antalya) – Siz “evet” dediniz, siz!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …Anayasa değişikliğine “Âdeta FETÖ terör örgütüne yol açtılar.” tespitini asla kabul edemeyiz.

Bakınız, bu ülkede FETÖ terör örgütünün henüz AK PARTİ hükûmetleri dahi göreve gelmeden önce ne aşamada olduğunu belirten âdeta bir tespit, rapor niteliğinde bir kitap var “Köstebek” isimli kitap, Necip Hablemitoğlu yazıyor; 2002 tarihi itibarıyla, elli yıllık bir terör örgütünün Türkiye’de askeriyeden mülkiyeye, yargıdan sivil topluma ve ekonominin tüm alanlarına kadar ele geçirdiğini o tarih itibarıyla tespit ediyor…

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – On yedi yıldır iktidardaydınız, ne yaptınız o zaman?

CAVİT ARI (Antalya) – Beraber yürüdünüz!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …ve bu terör örgütünün 15 Temmuz ve 17-25 Aralık yargı darbesi ile FETÖ darbe kalkışmasını gerçekleştiren unsurlarının tamamının AK PARTİ hükûmetlerinden çok evvel, 1970 ve 1980 yıllarında Silahlı Kuvvetlere ve yargıya intisap ettiklerinin altını çizmek gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, özür dileyerek ve çok kısa olarak tutanağa şunu kaydetmem gerekiyor ki böyle bir gündemde böyle bir tartışmanın içinde yer almak istemeyiz ancak Adalet ve Kalkınma Partisine Millî Güvenlik Kurulunda yapılan, daha sonra da dönemin Başbakanlık Müsteşarının bunun siyasi riskini… Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Başbakanı sıfatıyla “Bürokratik riskini ve hukuki riskini de ben aldım ve FETÖ terör örgütüne ilişkin MİT’in ve askeriyenin yaptığı raporlara hiçbir işlem yapmayarak dosyasına kaldırdık.” diyen kişi kendisidir ve o kişinin… O günlerde yapılan sunumlar dikkate alınsaydı bu terör örgütü ne Silahlı Kuvvetlerde ne Emniyette ne devletin diğer birimlerinde bu güce, bu kuvvete ulaşamayacaktı. Bunu da kaydetmek istedim.

Teşekkür ederim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, daha uzatma, ikişer kez konuştuk.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Her şeyden önce, biz AK PARTİ Grubu ve Hükûmeti olarak 17-25 Aralıkta mücadeleye başlamadık. Bakınız, ta 2002’lerden itibaren bu terör örgütünün üzerine nasıl kararlılıkla gittiğimizi Pensilvanya’da…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 2002’den beri…

CAVİT ARI (Antalya) – Bir örnek verin, nasıl gittiniz?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, isterseniz ses verin.

CAVİT ARI (Antalya) – 2002’den bu tarafa nasıl gittiniz bir örnek verin.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Dinleyelim arkadaşlar…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – 2002 yılından itibaren AK PARTİ Grubunun kararlı düzenlemeleriyle, terör örgütü bu ülkeyi ele geçirmeyi başaramamıştır.

Bakınız, 2011 yılında MİT mensuplarının Başbakanın iznine bağlı olarak yargılanmasına ilişkin düzenlemeyi biz yaptık. Yargıtaya üye seçilme yaşını artıran ve FETÖ unsurlarının yüksek yargıya sızmasını engelleyen düzenlemeler yine devridönemimizde olmuştur.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Kaç yılında oldu?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Yine, FETÖ kumpaslarını… Ki bugün kutsal Meclis çatısı altında milletvekilliği yapanlar var, onların haksız tutukluluklarının ortadan kaldırılmasına ilişkin adli kontrol, denetimli serbestlik düzenlemelerini yine 17 Aralıktan önce yaptık.

Son olarak da, bu ülkede FETÖ kumpaslarının yargı üzerinden yapmaya çalıştıkları ameliyatları ortadan kaldırmak üzere özel yetkili mahkemeleri daraltan ve kaldıran yine AK PARTİ hükûmetleridir.

Arz ederim.

AYHAN EREL (Aksaray) – 2010 referandumu, sayenizde…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkanım…

AYHAN EREL (Aksaray) – 2010’da ne dediniz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 12 Eylül 2010 referandumunun akşamı, Adalet ve Kalkınma Partisinin balkonuna çıkıp Pensilvanya’ya teşekkür eden benim Genel Başkanım değil, sizin Genel Başkanınızdı. (CHP sıralarından alkışlar) 2010 referandumuyla birlikte FET֒nün elde ettiği güç bir yana, daha sonra Başbakanlık yapan partinizden diğer iki kişinin, partinizin tüm kurucu kadrolarının, önceki Adalet Bakanlarınızın, son Başbakanınızın kimi yaşlı gözlerle, kimi yalvaran seslerle “bu hasretin bitmesi için” Türkçe Olimpiyatlarında konuşurken biz onu ancak televizyonlardan kınayan gözlerle izliyorduk, hatırlatırım.

Teşekkür ederim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, ben söz alabilir miyim?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkanım, konu bizimle alakalı olduğu için vurgulamak gerekiyor.

Bakınız, direkt bizim grubumuza defaatle sataştı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya sen başlattın.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bakınız, her şeyden önce bunu, makamı hedefinde olanlar anladı. “Bitsin bu hasret.” dedik, gel de işinizi dürelim dedik. (CHP sıralarından “Allah Allah!” sesleri, gülüşmeler)

Sayın Başkanım, ben kayıtlara geçmesi için söz aldım. Benim ya mikrofonumu açın ya da grubu susturun.

BAŞKAN – Geçti efendim, tutanaklara geçti.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Geçti, geçti.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bakınız, şunu söyleyeceğim: 10 Mayıs 2010’da FETÖ terör örgütünün…

CAVİT ARI (Antalya) – Çok komik!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …kasetli saldırısına, suikastına muhatap olmuş Sayın Deniz Baykal, takdir etmek gerekir “F tipi yapılanma” kavramının mucidi, Türk siyasi tarihine sokan kişidir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Cahit Özkan da Fetullah’ın avukatlığını yapıyordu o zamanlar.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – 10 Mayıs 2010 tarihinde “Bu kumpasın arkasında Pensilvanya yoktur.” diyerek üzerini kapatan da Deniz Baykal’dır.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Ama Kamer Genç’i linç ediyordunuz burada.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – “Pensilvanya yoktur arkasında.” dedi, Deniz Baykal dedi. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cahit Bey’in yine bu Meclisi çalıştırmaya niyeti yok bakın.

BAŞKAN – Sayın Danış Beştaş, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ve ceza hukukunun, ceza kanunlarının yorumunun çarpıtıldığına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkür ediyorum.

Ben küçük bir katkı için söz istedim, siyasi yorumları bir tarafa bırakıyorum, onu her zaman yapıyoruz. Sadece hukukun bir temel ilkesini hatırlatmak istiyorum. Bu iktidar döneminde ceza hukukunun ve ceza kanunlarının yorumu skandal düzeyinde çarpıtılmıştır. Ne diyorlar? Efendim, cemaat ya da FET֒yle şu tarihten önce ilişkisi olanlar suçsuz, şu tarihten sonra olanlar suçlu. Böyle bir ceza sistemi yok, fiile göre suç olup olmadığına karar verilir, zamana göre karar verilmez. Eğer bir örgüt, bir cemaat, bir yapılanma terör örgütü ise zaten onun kuruluşunda vardır. Baştan itibaren buna göre suç fiili tanımlanır. “2002’den önce suç değildi, hepimiz görüştük, kaynaştık, koklaştık, birlikte bu ülkeyi yönettik.” deyip 2002’den sonra “Biz terör örgütü ilan ettik.” demesi aslında insanın hukuk mantığıyla, hukuki kurallarla ve evrensel değerlerle kesinlikle alay etmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Özkan da hukukçudur, ben kendisini birazcık içtihatlara, ceza mevzuatına ve uluslararası sözleşmelere uygun yoruma davet ediyorum. Tarihe onlar karar veremez, iktidar partisi karar veremez, yargı karar verebilir. (HDP sıralarından alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 196) (Devam)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, çalışmalarımızı isterseniz… Fazla aralıklı olunca biraz da insicamı da -şahsım adına söylüyorum- yitirmeyeyim diye.

Şimdi de yine aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz hakkı olan Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Ayşe Sürücü.

Buyursunlar Sayın Sürücü. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE SÜRÜCÜ (Şanlıurfa) – Sayın Başkanı ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle içinde bulunduğumuz haftanın anlamına ilişkin olarak Kürt halkının ve tüm Orta Doğu halklarının “Nevroz” bayramını kutluyorum. “Nevroz” bin yıllardan bu yana “…”(x) ruhuyla coşan, sınırsız bir coğrafyada, Dehaklara karşı onurlu bir yaşam için mücadele eden halkların “Nevroz”udur. “Nevroz” kutlu olsun, “…”(x) (HDP sıralarından alkışlar)

Evet, değerli arkadaşlar, kamu idareleri personellerinin bir kısmının mülakatla Kültür Bakanlığına atanmasına ilişkin 12’nci madde üzerine partim adına söz almış bulunmaktayım. Baktığımızda, zaten kamu personeli olarak çalışan birini alıp mülakatla yani ayıklamalı torpil sistemiyle Kültür Bakanlığına atamasını yapmak istiyorsunuz. Neden? Demek ki daha önce o kamu idaresinde fazladan personel çalıştırılmış, demek ki haksız yere yandaş depolaması yapılmış, halkın parası yandaşa peşkeş çekilmiş. Şimdi ise fazla olan bu personelin, kanun hükmündeki kararnamelerle boşaltılan kurumlardan olan Kültür Bakanlığına ataması yapılmak isteniyor. Binlerce insanı haksız yere işinden ettiniz, medeni açıdan ölü hâle getirdiniz, miras hakkından, seyahat hakkından mahrum bıraktınız, pasaportlarına el koydunuz, başka bir işe girmesini engellediniz. Bu yapılanlar hukuka, dine, vicdana ve siyasi ahlaka sığmaz. Bir de bunu onaylamamızı bekliyorsunuz. Bu teklifi kabul etmiyoruz. İhtiyaç olan kadrolara, meslek uzmanlarının sözlü mülakat olmaksızın KPSS puanı esas alınarak atanması gerektiğini bir kez daha buradan vurguluyoruz. Artık daha fazla hak yemeyin diyoruz.

Demokratik siyasetin tasfiye edilmesine yönelik, Urfa ve Diyarbakır’da beş gün önce siyasi operasyonlar yapıldı. Bu operasyonlarda ÖHD’li avukatlar ve parti meclisi üyelerimiz gözaltına alınmıştır. Ayrıca ortada suç ve delil olmadığı için oyalanmak adına gözaltı süreleri dört gün uzatılmış, gözaltındaki avukatlara neden vekilleriyle görüşüldüğü sorulmuştur. Sizin Anayasa’dan, hukuktan haberiniz yok; bunu artık biliyoruz ama siz de şunu unutmayın ki bu ülkede sizin hukuksuzluğunuza asla boyun eğmeyecek özgür ve cesur hukukçular var, var olmaya devam edecektir.

Evet, iktidarın akıl almaz, sosyal devlet anlayışından uzak uygulamaları bölge halkını bezdirmiş durumda. GAP projesinin kapsadığı alanda enerji noktasında skandallar söz konusu. Urfa, Mardin, Diyarbakır’da DEDAŞ âdeta beylik ilan etmiş. Sıradan, 4 kişilik bir ailenin elektrik faturası asgari ücretin yarısı kadar. Üstelik ay boyunca sanki olağanüstü koşullar ya da doğal afet yaşanmış gibi evlere sadece günde birkaç saat elektrik verilmektedir. Elektriğin verilmemesinden kaynaklı sosyal ve ekonomik yaşam son derece olumsuz etkileniyor. DEDAŞ dediğimiz sözde enerji şirketi, faturalandırma sisteminde olabilecek en büyük usulsüzlüğü uyguluyor. Dilinizden düşmeyen “kul hakkı” telaşınız biraz da burada devreye girsin. Kim bu insanlar? Elektrik sayacını okumadan faturalandırma cüretini kimden ve nereden almaktadır? İktidar, bölge halkını DEDAŞ eliyle âdeta cezalandırıyor. Bölge insanına “Tarım da yapamazsın elektrik de vermiyorum, ne yapıyorsan yap ama tüm vergileri öde.” diyorsunuz. 21’inci yüzyılda, uzay yolculuklarının yapıldığı bir dönemde, biz, hâlen bölgemizde Urfa, Diyarbakır, Mardin, Siverek, Hilvan, Viranşehir ve Ceylânpınar’da olmayan elektrik sorununu, evet, elektrik sorununu konuşuyoruz arkadaşlar. Halkı, kaçak elektrik kullanmakla suçluyorsunuz. Kaçak olan, faturalandırma sisteminiz, vergi sisteminizdir. Asıl kaçak olan, yoksuldan alıp zenginlerin ceplerine aktardığınız vergi aflarınızdır.

Farkında mısınız insanlar aç? İnsanlar açlıktan kendilerini yakıyorlar ve siz kullanılmamış elektriğin olmayan borcunu faturalandırıyorsunuz. Bu konuyu defalarca Meclis gündemine getirdik fakat bugüne kadar hiçbir adım atılmadı ve bir çözüm getirilmedi. İktidar partileri, maalesef görmezden, duymazdan, bilmezden geliyor, âdeta üç maymunu oynuyor. Ancak biz, sonuna kadar bu sorunu gündeme getirip çözüm noktasında ısrarlarımızı vurguluyor ve tekrardan kurulu saygıyla selamlıyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Ayhan Erel                     Hayrettin Nuhoğlu          İbrahim Halil Oral

               Aksaray                             İstanbul                              Ankara                   

          Fahrettin Yokuş                    İsmail Tatlıoğlu          İmam Hüseyin Filiz

                Konya                                 Bursa                             Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ankara Milletvekilimiz İbrahim Halil Oral.

Buyurun Sayın Oral. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Sayın Başkan, yeni görevinizde başarılar dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

BAŞKAN – Sağ olun, çok teşekkür ediyorum.

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime bundan yüz beş yıl önce dünyanın en kesif ordularının yüklendiği Çanakkale mahşerinde yüzlerce yıl unutulmayacak bir destan yazan, akabinde ise kara savaşlarıyla “Çanakkale geçilmez.” iradesini ortaya koyan kahraman ecdadımızı, o büyük destanın komutanlarını, Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı, şehitlerimizi rahmet, minnet ve duayla anarak başlamak istiyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer milletvekilleri, bütün dünyayla birlikte ülkemiz, dünya tarihinin en zorlu sağlık krizlerinden birini yaşıyor. İlk olarak, bu süreçte üstün gayret gösteren ve mümkün olduğunca şeffaf bir şekilde süreci yöneten Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca ve bütün sağlık çalışanlarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Sayın Koca’yı geçmişte eleştirdik, bundan sonra da icap ederse yeri geldiğinde eleştiririz ancak corona virüsü sürecinde gösterdiği gayretleri de asla unutmamalıyız.

Ayrıca, gecikmeden cemaatle kılınan namazları ve cuma namazını Din İşleri Yüksek Kurulu kararıyla iptal eden Diyanet İşleri Başkanlığımızı da ayrıca tebrik ediyorum.

AYHAN EREL (Aksaray) – Niye tebrik ediyorsun ya!

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Bu noktada millet olarak tedbirleri hep birlikte doğru şekilde almalıyız, virüsün ekonomik etkilerini de hızlı bir şekilde düşünmeliyiz.

İçişleri Bakanlığı genelgesiyle pek çok işletme kapatıldı, doğru olan da buydu ancak bu işletmelerin maaş, sigorta, vergi ve giderlerinin hibeler ve faizsiz uzun vadeli kredilerle karşılanabileceği bir ekonomi planı acilen açıklanmalıdır, gerekiyorsa Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin bir kısmı bile bu alana aktarılmalıdır. Allah milletimizin yardımcısı olsun, hastalarımıza şifa nasip etsin.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulda, bu kriz ortamında yine 23 ayrı kanunda 40’ı aşkın konuda düzenleme yapan bir torba kanunla karşı karşıyayız. Bu yasama usulünün yanlış olduğunu her seferinde bu kürsüden ısrarla dile getirmeye devam edeceğim. 100’üncü yılını kutladığımız Meclise yakışmayan kanun teklifidir bu, faydalı içerikte olsa bile yamalı bohça gibi düzenlemelerdir.

Saygıdeğer milletvekilleri, Kültür ve Turizm Bakanlığına başka kurumlardan müfettiş alımının önünü açan bu düzenlemeye İYİ PARTİ olarak karşı olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bu düzenlemeye Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulunda çalışan personelin de tamamına yakını itiraz etmektedir. Kurumdaki müfettişler tarafımıza ulaşmışlar ve bu görüşlerini ifade etmişler, imzalı taleplerini bütün milletvekillerimizle paylaşmışlardır. Bu teklifin gerekçesi olarak sunulan iş yükünün çokluğu meselesi kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Müfettiş sayıları değişmemiş olmasına rağmen Teftiş Kuruluna gelen iş sayısı 2009’da 334 iken bu sayı 2019’da sadece 150 olarak gerçekleşmiştir yani iş yükünün artmasını bırakın, azalmıştır. Bakanlığa bağlı genel müdürlüklerin bir kısmının da zaten kendi teftiş kurulları vardır. Bütün bunlar ortadayken kurum dışından, Bakanlığın geleneklerini, yapısını bilmeyen, yeterli ehliyet ve liyakate sahip olmayan kişilerin müfettiş yapılması kurum içi huzuru bozacak, yeni sorunların oluşmasına sebebiyet verecektir.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde genç işsizliği almış başını gitmiştir. Böyle bir ortamda, amacının ne olduğu belli olmayan bir şekilde, başka kurumlardan Kültür ve Turizm Bakanlığına müfettiş alınmasının mantığı yoktur. İşsiz genç kardeşlerimizin yarasına merhem olmak için 15-20 kişi dahi olsa müfettiş yardımcılığı sınavı açıp istihdam yapmak yerine neden böyle bir yol seçilmektedir? Ben bu işte bir bit yeniği olduğu kanaatindeyim, hele ki alımlarda “sözlü sınav” ifadesini görünce bu kanaatim daha da güçlendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Maalesef özellikle AK PARTİ iktidarları döneminde -tırnak içinde söylüyorum- sözlü sınav, adrese teslim kadroların, parti kayırmanın, ehliyetsizliğin ve liyakatsizliğin anahtar kelimesi olmuştur.

Ayrıca, madem başka kurumlardan zaten denetim yeterliliğine sahip insanları alıyorsunuz, neden tekrar sınav yapıyorsunuz? Bunlar zaten müfettiş, tekrar bu sıfatlarına tasdike asla ihtiyaç yoktur. Velhasılıkelam bu madde baştan sona hatalarla doludur, art niyetlidir ve tekliften çıkarılmalıdır.

Bu düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi 13’üncü maddeye geçiyoruz.

13’üncü madde üzerinde 3 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımla.

MADDE 13- 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’nun ek 196’ncı maddesinin başlığında ve birinci fıkrasında bulunan "Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi” ibareleri “İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi” olarak değiştirilmiştir.

               Gamze Taşcıer                Müzeyyen Şevkin    Emine Gülizar Emecan

                    Ankara                             Adana                             İstanbul

         Saliha Sera Kadıgil Sütlü               Cavit Arı                  Faruk Sarıaslan

                    İstanbul                           Antalya                            Nevşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak üzere Nevşehir Milletvekilimiz Faruk Sarıaslan.

Buyurun Sayın Sarıaslan. (CHP sıralarından alkışlar)

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Sayın Başkanım, hayırlı olsun.

BAŞKAN – Çok teşekkürler.

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Nevşehir ilimizde 28/2/2020 merkez Göreme ofis binasında intihara teşebbüs eden vatandaş kurtarılmış. 2/3/2020 Merkez Cevher Dudayev Mahallesi’nde bir binanın 3’üncü katında, balkonda, intihara teşebbüs eden kişi polis tarafından kurtarılmış. 3/3/2020 Nevşehir’de Güzelyurt Mahallesi’nde öğretmen iple kendini asmış. 5/3/2020 Nevşehir merkez ilçeye bağlı Kavak kasabasında genç bir kadın av tüfeğiyle intihar etmiş. 11/3/2020 Nevşehir Kapadokya Havaalanı’nda sabah saatlerinde, otoparkta, araç içerisinde intihar olayı gerçekleşmiş. 13/3/2020 Nevşehir Devlet Hastanesinde çalışan bir kişi evinde kendini asarak yaşamına son vermiş. 16/3/2020 Nevşehir merkezde bir intihar teşebbüsü olmuş, polisler tarafından kurtarılmış.

Sayın milletvekilleri, Nevşehir’de 15 gün içerisinde tam 7 tane intihar girişimi olmuş. Bu, Nevşehir’de, tarihinde, hiç görülmemiş bir olay. Halk, bu konuda tedirgin, konunun nedenlerinin bilimsel metotlarla araştırılıp bu tür intihar girişimlerinin önüne geçilmesini istemekte.

Üsküdar Üniversitesi Psikiyatri Uzmanı Profesör Doktor Kemal Arıkan “Türkiye’de insanları intihar girişiminden caydıran konuların başında din faktörü geliyor. Allah korkusu, sonsuz cehennem kaygısı intiharlardan vazgeçmede ciddi gerekçe.” diyor ve ekliyor “İkinci neden ise ‘Yakınlarıma ne olacak?’ kaygısı” Bilebildiğim kadarıyla ve eminim, Nevşehir halkı, dinine bağlı ve yakınlarının geleceğini düşünen bir halk. O hâlde burada başka nedenlerin olduğu gözüküyor. Bana gelen bilgiler, Nevşehir’de giderek artan tefecilik olayları. Yoksullaşan halk, bankalardan kullandığı kredilerini ödeyemeyince tefecilere yöneliyor; tefeciler de kapıya dayanınca çaresizlik içinde kalan, geleceğe yönelik umudunu yitiren vatandaş hiç düşünülmemesi gereken yolu seçiyor. Nedenlerden biri bu olabilir, illa da bu, tek nedendir demiyorum.

Değerli milletvekilleri, intiharların birincil düzeyde engellenmesinde temel odak toplum içerisindeki intihar eğilimlerini azaltmaktır. Birincil önleme, çevresel risk etkilerinin azaltılması ve kişisel kaynakların artırılmasıyla mümkündür. En başta yaşam ve özgürlük olmak üzere sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetlerin de içinde olduğu sağlık ve esnekliğe uygun bir yaşam düzeyine kavuşma, yasanın koruyuculuğundan eşit olarak yararlanma, barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma, evlenme, mal ve mülk edinme, çalışma, işini seçme özgürlüğü; din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğü hakları -ki evrensel insan haklarının temelini oluşturur- gibi temel ilkelere uyulmasıyla intihar vakalarının önlenebileceği bilim insanları tarafından kabul edilen bir gerçektir. Nevşehir’de on beş gün içerisinde oluşan 7 intihar olayını araştırmak üzere sosyolog, psikolog, psikiyatr gibi uzmanlardan oluşan bir heyetin acilen toplanması, Nevşehir’de bir araştırma yapması, daha fazla intiharların olmaması için artık bir zorunluluk hâline gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, son dönemlerde Türkiye’nin yaşamış olduğu ekonomik krizler, ayrıca bu virüs olayından dolayı dünya turizmi etkilendiği için Kapadokya bölgesinde turizm ciddi şekilde zarar görmüştür. Geçim kaynağının çoğunluğunu turizmden karşılayan Nevşehir’deki otellerin yüzde 98’inin rezervasyonları iptal edilmiş, turizm sektöründe çalışan işçilerin çoğunluğu işten çıkarılmıştır. Hem işverenlerin iflasını önlemek hem de işten çıkarmaların önüne geçmek için acil önlemler alınması zorunlu hâle gelmiştir. Bu bağlamda bölgemizdeki tüm esnaf ve otel işletmelerinin borçları en az bir yıl faizsiz olarak ertelenmeli, çalışan işçilerin sigortası da bir yıl devlet tarafından karşılanmalıdır. Böylece hem işletmeler açık kalır hem de işçilerin işten çıkarılmasının önüne geçmiş oluruz.

Teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinde bulunan “şeklinde” ibaresinin “biçiminde” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Erdal Aydemir                     Züleyha Gülüm                  Kemal Bülbül

                Bingöl                               İstanbul                              Antalya

           Abdullah Koç                Mahmut Celadet Gaydalı             Kemal Peköz

                 Ağrı                                  Bitlis                                 Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi, önerge hakkında konuşmak üzere Bingöl Milletvekilimiz Erdal Aydemir.

Buyurun Sayın Aydemir. (HDP sıralarından alkışlar)

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Sayın Başkanım, yeni görevinizi layığıyla yapacağınızdan hiç kuşkumuz yok. Ayrıca sizinle aynı Meclis toplantısında bulunmaktan da onur ve kıvanç duyuyorum; tebrik ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle AKP Hükûmetinin yargı ve idari zoru kullanarak bir önceki Grup Başkan Vekilimiz Sayın Doktor İdris Baluken’i meri yasalara aykırı bir şekilde tutukladı, neticede şu anda Sincan Cezaevinde. Sayın Doktor İdris Baluken şahsında tüm tıp camiasının Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yine, ayrıca, içerisinde bulunmuş olduğumuz mart ayının 16’sında bütün dünya milletlerinin gözleri önünde, bütün dünya dinlerinin, inançlarının mensupları önünde dünya tarihinin belki de çok az gördüğü bir katliam yaşandı. Maalesef ki bu katliam, dünya tarihinin belki de görmüş olduğu en zalim diktatör olan Saddam Hüseyin tarafından, Halepçe’de 5 bin Kürt’ün elma kokulu kimyasal gazlarla ölümüne sebebiyet verdi. Buradan bu katliamı da kınıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bir hükûmetin başarılı olup olmadığı neyle ölçülür? Özellikle de ülkemizde seri bir şekilde yaşanan afetlere bakıldığında, AKP Hükûmetinin tedbir ve önlem almada yetersiz kaldığı, yönetemediği aşikâr, ortada. Bunun birkaç örneğini vereceğim: 24 Ocak 2020 tarihinde Elâzığ ili Sivrice ilçesi merkez üssü olan 6,8 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Arkadaşlar, bu depreme zamanında tedbir ve önlem alınmış olsaydı 41 kişi ölmeyecekti. Maalesef ki AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı, Elâzığ’da yapmış olduğu açıklamada, kendisinden kaynaklanan bu yetersizlik ve eksikliği işte, “Biz kazaya ve kadere inanıyoruz.” diyerek inanca atıp işin içerisinden sıyrılmayı bildi.

Yine, arkadaşlar, bu ülkede Soma’da bir maden faciası yaşandı. Yine, AKP Hükûmeti iktidardaydı, yine AKP Hükûmetinin tedbir ve önlemleri zamanında almamasından kaynaklı 301 kişi yaşamını yitirdi.

Yine, Çorlu tren kazası, AKP Hükûmetinin tedbir ve dikkatsizliğinin yani yönetme âcizliğinin, yönetimde üretme kabiliyetsizliğinin açık bir göstergesi sonucu -gerekli tedbir ve önlemleri almadığı için- aralarında çocuklar da olan 25 kişi yaşamını yitirdi.

Tabii, AKP’nin ülkemizde yaşatmış olduğu depremler, doğal felaketler bunlarla sınırlı değil. En önemlisi de değerli milletvekilleri, 4 Şubat 2020 tarihinde, Hakkâri Adliyesinde Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin gece saat 24.00’te, gece saat on ikide, 00.00’da yaratmış olduğu, AKP Hükûmetinin baskıları neticesinde meydana getirmiş olduğu hukuk depremi.

Değerli arkadaşlar, bu hukuk depremi sonucunda ne yaşandı biliyor musunuz? Hakkâri ilinin Yüksekova ilçesinde, Yüksekova halkının yüzde 67 desteğiyle seçilmiş bulunan Remziye Yaşar -bir kadın- şu anda Elâzığ’da cezaevinde tutuklu olarak bulunmakta. Bu vesileyle onun şahsında cezaevinde bulunan bütün kadınların da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

Bakın, arkadaşlar, ne oldu? Remziye Yaşar... AKP Hükûmeti hep der ya: “Milletin iradesi esastır. Halkın iradesi esastır. Halkın iradesiyle seçilmiş olanlar yine halkın iradesiyle gidebilir.”

Arkadaşlar, AKP kendisine Müslüman, maalesef. Yüzde 67’yle seçilmiş bir kadın belediye reisi; haksız, hukuka aykırı bir darbe neticesinde, hukuk ve idari zorla görevinden alınıp cezaevine konuldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Vekil.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – Yaklaşık altı ay sonra... Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesi siyasi isnatlarla ilgili uzman bir mahkeme. Bu mahkemenin vermiş olduğu, oy birliğiyle vermiş olduğu bir karar neticesinde Remziye Yaşar tahliye edildi. Akşam saat sekiz, arkadaşlar, akşam saat sekiz, bu tahliye kararının derhâl işleme konulup Remziye Yaşar’ın cezaevinden serbest bırakılması gerekirken bu yapılmadı. Akşam sekizde ilgili savcıya Hükûmet tarafından bir talimat verildi. Bu karara itiraz etti, ilgili savcı bu itirazda bulundu.

Arkadaşlar, böyle bir uygulama yok. Gece saat on iki yani 24.00’te uzmanlık alanı dışında bir dosya, 3 klasörden oluşuyor, Remziye Yaşar hakkında. Bakın, arkadaşlar, gece saat on ikide Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesi toplanıyor her nasılsa, nasıl toplandıysa 3 klasörden oluşan dosyayı inceliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

ERDAL AYDEMİR (Devamla) – 3 klasörden oluşan dosyayı bir buçuk saat içerisinde inceliyor ve Remziye Yaşar hakkında yeniden tutuklama kararı veriyor. Remziye Yaşar daha cezaevinden çıkmadan yeniden cezaevine tıkılıyor. İşte, değerli arkadaşlar, AKP yargısı; işte, Tayyip Erdoğan yargısı.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Ayhan Erel                     Hayrettin Nuhoğlu             İsmail Tatlıoğlu

               Aksaray                              İstanbul                                Bursa

          Fahrettin Yokuş                 İmam Hüseyin Filiz

                Konya                              Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak üzere Gaziantep Milletvekilimiz İmam Hüseyin Filiz.

Buyurun Sayın Filiz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle “Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi” ibaresinin “İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde değiştirilmesi teklif edilmektedir. Hacegan Vakfı tarafından kurulan Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi 9 Mayıs 2018 tarihinde kurulan 20 üniversiteden biridir. Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Sağlık Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Enstitüsünden oluşturulmuş, şimdi ise Bilgiç Vakfına devredilerek üniversite adının da İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak değiştirilmesi istenmektedir. İsim değişikliğinin bizce bir sakıncası yoktur, önemli olan üniversitenin öğretim ve araştırma kabiliyetidir, ismi değil.

Değerli milletvekilleri, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin (f) fıkrasında “Vakıf üniversitelerinin en geç üç yıl içinde eğitim öğretime başlayacağının taahhüt edilmiş olması gerekir.” denilmektedir. Kuruluşundan bu yana iki yıl geçmiş olmasına rağmen, rektör ataması da dâhil olmak üzere, hiçbir birimin faaliyete geçirilmemiş olması kurucuların ciddiyetten ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Şimdi başka bir vakıf ve başka bir isimle yola devam edileceği anlaşılıyor. Ümit ederim yeni yöneticiler eğitimin ciddi bir hizmet olduğunun bilinciyle hareket ederler.

Değerli milletvekilleri, YÖK tarafından açıklanan istatistiklere göre İstanbul’da 58 üniversite var; bunların 13’ü devlet, 45’i vakıf üniversitesidir. İstanbul’da bu üniversiteler içerisinde 24 tıp fakültesi, 25 sağlık bilimleri fakültesi, 16 diş hekimliği fakültesi ve 12 eczacılık fakültesi bulunmaktayken bu üniversite bünyesinde yer alacak aynı isimlerdeki fakültelere ihtiyaç var mıdır? Tartışılması ve YÖK’ün değerlendirmesi gereken bir diğer nokta da budur.

Değerli milletvekilleri, bu arada, Sayın Cumhurbaşkanımızın akademik yıl açılış töreninde vakıf üniversiteleriyle ilgili olarak, vakıf üniversitelerinin vakıf olmaktan çıkıp tamamen ticari çalıştıkları yönündeki sözleri çok önem arz etmektedir. Yükseköğretim Kurulu bu sözü iyi değerlendirmelidir. Eğitimin hiçbir şekilde ticarileşmesine müsaade edilmemelidir.

Değerli milletvekilleri, vakıf üniversiteleri kurulurken vakıfların nitelikleri ve amaçları önemlidir. Buna bilerek veya bilmeyerek dikkat edilmediği için ülkemiz sorunlar yaşamıştır. Nitekim, FETÖ terör örgütünün kurduğu 15 üniversiteye 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sonra el konulmuş ve bunlar devlet üniversitelerine dönüştürülmüştür. Onun için vakıf üniversiteleri kurulurken vakıfların kimlerle bağlantılı oldukları iyi analiz edilmeli, belirli bir amaca, tarikata ya da cemaate altyapı hazırlayacak üniversitelerin kuruluşuna hiçbir şekilde müsaade edilmemelidir. Bir beladan kurtulmuşken Türkiye aynı mahiyette başka taraflara savrulmamalıdır. Bunun sorumluluğu büyüktür ve sonuçları gelecek açısından vahimdir. Üniversitelerin cumhuriyetin yüz akı olmaya devam edebilmesi için “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” inancıyla cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönmekten başka çaremiz yoktur. Yeni yanılmaları Türkiye tolere edemeyecek durumdadır.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin güçlü olması, iyi eğitilmiş gençler sayesinde olur. Gençlerin iyi eğitilmesi de güçlü üniversitelerle olur, güçlü eğitim sistemiyle olur.

Genel bir değerlendirme yaparsak üniversitelerimizdeki eğitimin istenilen düzeyde olmadığı, öğrencilerin donanımlı olarak mezun edilemediği, AR-GE çalışmalarına yeterli desteğin verilmediği, birçoğunun kısıtlı bütçeleri, laboratuvar ve atölyelerinde çağın gerisinde kalan mevcut alet ve cihazlarla AR-GE yapmanın mümkün olmadığı, öğretim elemanlarının ders yüklerinin olağanüstü fazla olduğu, araştırma görevlilerinin sayılarının yetersiz ve yükümlülüklerinin çok fazla olduğu görülebilir. Bunları daha da artırmak mümkün. Üniversitelerimizin dünya üniversite sıralamasında ilk 500’e neden giremediklerinin izahı da burada yatmaktadır.

Üniversitelerimiz açısından bir diğer önemli sorun da istihdam imkânları hazırlanmadan ya da ihtiyaçlar göz önüne alınmadan gerçekleştirilen öğrenci kontenjanlarındaki artıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim efendim.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

Bugün mühendislik fakültesinin çeşitli bölümlerinden mezun olan -bu sadece bir örnek- mühendislerimizin üçte 1’i işsizdir veya buldukları işler ile diplomaları arasında bir ilinti, bir ilgi yoktur. İş bulanların da çoğu asgari ücretle çalışmaktadır, temizlik işçiliği yapanlar vardır. Bilim ve teknolojide saygın bir yere geleceksek Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyacak üniversitelerimizde yandaşlık anlayışı bütün kademelerde terk edilmeli; liyakati olmayanlar rektör, yönetici ve öğretim kadrolarına atanmamalıdır diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size de görevinizde başarılar diliyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi 14’üncü maddenin görüşmelerini sürdüreceğiz.

Sayın milletvekilleri, 14’üncü madde üzerinde 2’si aynı mahiyette olmak üzere 3 önerge vardır.

İlk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Ayhan Erel                     Hayrettin Nuhoğlu        İmam Hüseyin Filiz

               Aksaray                              İstanbul                            Gaziantep

          İsmail Tatlıoğlu                                                           Yasin Öztürk

                Bursa                                                                         Denizli

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Serkan Topal                       Özgür Ceylan                    Orhan Sümer

                Hatay                              Çanakkale                              Adana

             Ali Keven                          Fikret Şahin                  Faruk Sarıaslan

               Yozgat                              Balıkesir                            Nevşehir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Denizli Milletvekilimiz Sayın Yasin Öztürk.

Buyurun Sayın Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hani hep denir ya “küreselleşen dünya…” Evet, küreselleşen dünyamızın ortak bir gündemi var, corona virüsü. Coranavirüs, hastalıktan öte, dünya ekonomilerini de altüst eden bir virüs. Önce, bütün dünyayı tekeline alan Çin’i etkiledi. Malum Çin, kalabalık nüfustan kaynaklanan iş gücüyle neredeyse dünyanın bütün ekonomilerine ucuz ürün satışı yapıyordu ancak ne yazık ki hastalık şu anda Çin Seddi’ni de aştı. Ülkeler tek tek salgının ekonomilerine olan etkilerini minimize etmek için art arda önlem paketlerini açıklamaya başladı. Avrupa Komisyonu, 37 milyar euroluk bir fonu zor durumda olan şirketlere aktarmak istediğini duyurdu. Avusturya, hükûmetin 4-6 milyar euro arası bir ekonomik yardım paketi planlandığını açıkladı. İsveç, nisan ve mayıs aylarındaki bütün hastalık izinlerini ödeyecek, kısa dönemli işten çıkarmaları engelleyecek, ayrıca firmaların sosyal güvenlik ve vergi ödemelerini ertelemeye yönelik düzenlemeler yaptığını duyurdu; ayırdığı bütçe 31 milyar dolar. Norveç’te de hükûmet 9,8 milyar dolarlık bir paket açıkladı; işten çıkarılanlara yirmi gün maaş ödenmesi ve gelirini kaybeden serbest meslek sahiplerine ise on yedi gün sonra devlet desteği alabilme imkânı sağladı. Bu kişilerin son üç yıldaki kazancının yüzde 80’ini devlet karşılayacak, şirketlerin vergileri de ötelenecek. Rusya, ticaret, turizm ve hava yolu şirketlerine destek olacak. Avustralya ikinci paketini açıkladı. Malezya da fon sağlanacağını açıklayan ülkeler arasında. Bu fon, ücretsiz izin kullanmak zorunda kalan işçileri desteklemek, elektrik ücretlerinde indirim yapmak, kamu finansal yardım paketlerini fonlamak için kullanılacak; şirketleri desteklemek için de vergiler ötelenecek.

Gelelim ülkemize… Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca şu ana kadarki süreci iyi yönetti. Ancak bütün ülkelerin devlet başkanları, başbakanları kamuoyunu rahatlatmak adına vatandaşlarına seslenirken bizim ülkemizde bu görevi üstlenmek Sağlık Bakanına düştü, aynen şehitlerimizi açıklama görevinin Hatay Valisine düştüğü gibi.

Sağlık açısından önlemler alınmaya başlamışken salgının ekonomik yönden etkileri olacağı muhakkak ancak Hazine ve Maliye Bakanımız ise ekonomik önlemler üzerine hâlâ çalışıyormuş; “çalışıyormuş” diyoruz çünkü gizli ve ayrıntı vermedi, vermesi de zor.

Ekonomik kriz, ülkemizin yeni tanıştığı bir kavram değil. Zaten yıllardır kırılgan olan ekonomimizi toparlamak için yeni bir zihniyete ihtiyaç duyuyoruz. İsraf ekonomisi, talan ekonomisi, yandaş besleme ekonomisinin getirdiği noktada kasamız boş. İşsizlik rakamları almış başını gidiyor, tarım çökmüş, sanayi batmış durumda. Turizmden bir beklentimiz vardı, o da virüs sayesinde hayal oldu. Yıllardır Çin üzerinden gelen kalitesiz ithal ürünlere bağımlıydık. Şimdi Çin de battı.

Mecburi yasak nedeniyle kafeler, restoranlar, eğlence merkezleri kapılarına bir süre kilit vurdu. Şu an yüzü gülen sadece marketler, maske, kolonya, temizlik firmaları, bir de -utanarak söylüyorum- krizi fırsata çeviren karaborsacılar ve stokçular.

Eğitime ara veren özel eğitim kurumları, çalışanlarına ücretsiz izin belgeleri imzalatıyor. Kapılarını kapatmak zorunda kalan iş yerleri ise elemanlarına ne yazık ki kapıyı gösteriyor.

Evet, Sağlık Bakanımızın şu anki başarısını hepimiz alkışlıyoruz ama Maliye Bakanından da bu alkışı hak edecek süratli bir önlem paketi bekliyoruz. Dünya çoktan harekete geçti, bizim ülkemizin de harekete geçmesi için aslında elimizde kaynak da var; var olduğunu düşünüyoruz ama olduğundan ve yerinde kullanıldığından emin olmamız için Sayın Bakanın açıklama yapması lazım.

Hani Merkez Bankasından alınıp hazineye aktarılan ihtiyat akçesi vardı ya, işte yıllardır biriktirilen, zor günlerde kullanılmak üzere saklanan kefen paramız. Hazine ve Maliye Bakanımızla birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlık ettiği Ekonomi Politikaları Kurulumuz var, hatta bir de Sosyal Politikalar Kurulu. Sayın Cumhurbaşkanımız bütün kurul üyelerini özenle seçti. Aylık yaklaşık 20 bin lira alan bu kurul üyelerimizin de bu krizden nasıl çıkacağımız hakkında acil kararlarına ihtiyacımız var.

KOBİ’lerimiz, turizmcimiz, sanayicimiz, esnafımız, asgari ücretli çalışanımız, kamu kurumları dışındaki bütün çalışanlarımız, kaç kişi corona virüsüne yakalandı haberi kadar, hastalığın ekonomik yönünden kırılmamak için de sizden bir haber bekliyor.

Hükûmetimiz, vatandaşımızın zor zamanında devletinin yanında olma hasletine dayanarak yeni vergi üretme konusunda uzman ama bu sefer kimsenin ek vergi ödeyecek hâli kalmadı, hatta vergi ödeyecek durumu da kalmadı. Vatandaştan alınan elektrik, su, doğal gazdaki vergileri kaldırmak öncelik olmak kaydıyla iş verenleri de başta SGK prim ödemelerinden corona tehdidi geçene kadar bir süre muaf tutmak zorundayız. İşte, el konulan ihtiyat akçesinin can suyu olarak kullanılması şart. Siz yine kasayı yeni vergilerle doldurmaya çalışırsınız ama gün, o gün değil.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önerge üzerinde ikinci söz Hatay milletvekilimiz Sayın Serkan Topal’ın.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılarımı sunuyorum. Öncelikle, dünyayı saran ve sarsan coronavirüs dolayısıyla milletimize ve tüm insanlığa geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ve umarım, en kısa sürede hepimiz, milletçe ve bütün dünya insanlığı olarak bunu atlatırız.

Değerli arkadaşlar, bütün arkadaşlarımızı dinledim az önce. Herkes burada, mevcut iktidarımızın aldığı önlemleri, sağlıkla ilgili aldığı önlemleri öve öve bitiremedi. Evet, zaten Sağlık Bakanlığının, iktidarın görevi bu. Biz de teşekkür ediyoruz, olması gereken bu. Ama değerli arkadaşlar, şimdi, tabii Bakanlığımızın bir genelgesi var. İşte birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, lokanta, çalgılı müzikli kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu neyse vesair bütün bu iş yerlerinin geçici bir süreliğine kapatılmasına karar verildi; o da doğru, ona da katılıyoruz. Ancak değerli arkadaşlar, sadece sağlıkla ilgili önlemler yetmez. Az önce değerli hatip arkadaşımız da bunu dile getirdi. Değerli arkadaşlar, bakın, bunu söylemek istemiyorum ama söylemek zorundayım: Dört ay önce Çin, buna yakalandığı dakikada, çok kısa bir sürede, bir ay içerisinde devasa hastaneler yaptı. Umarım, iktidar bundan sonra, kanal manal projesi yerine, rant projeleri yerine her ilçede mutlaka bir hastane kurulması noktasında çalışma yapar, onunla ilgili projelerle gelir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlarım, bakın, lütfen... Ben size öneride bulunuyorum, sataşmayın oradan. Sataşma bakanlığı kurulmayacak ya, yapmayın arkadaşlar ya.

Şimdi, bir de değerli arkadaşlar, bununla ilgili Amerika, İtalya, Malezya -az önce de saydı- ABD, Avusturya, Çin, İngiltere, Almanya, Kanada özellikle neler yapılması konusunu da, bütçe konusunu da açıkladılar.

Bakın değerli arkadaşlar, siz bunu söylüyorsunuz, şimdi bu iş yerleri SGK primini, elektriği, suyu nasıl ödeyecek? Ya da bu arkadaşlarımızın, bu iş sahibi arkadaşlarımızın aldıkları krediler var; ödemeleri var, senetleri var, personel giderleri var. Değerli arkadaşlar, bununla ilgili, Suriyelilere zamanında 40 milyar dolar harcandı. Bugün Almanya çıktı, açıkladı, dedi ki: “Sınırsız destek veriyoruz.” 600 milyar doların üstünde…

Şimdi, halkın beklentisi nedir? Elbette geçer, bugünler de -geçecek inşallah, üç ay, beş ay, bir yıl, ne zaman geçecekse- geçtikten sonra, zaten mevcut olan ekonomik krizin üzerine, bütün esnafımızın, vatandaşlarımızın, çiftçilerimizin üzerine bir de bu krizi yığmayalım değerli arkadaşlar.

Beklentilerimiz nelerdir -acil olarak yapılması gerekenler- onu ifade etmek istiyorum: Değerli arkadaşlar, kapatılan iş yerlerinin vergi, SGK primi, kira ve personel ödemelerini kapalı kaldıkları süre içerisinde devlet ödemelidir. Bunun için biz, bir an önce bir kanun teklifi mi getirelim, ne yaparsak yapalım -ek bütçe mi hazırlayalım- yapalım; bu bir. İkincisi, esnafımızın vadesi gelmiş, devlete ve özel sektöre olan borçları ötelenmeli ve bu konuda icra işlemi yapılmamalıdır, krediler ödemeleri bir an önce ötelenmelidir.

Ayrıca, hijyen malzemelerinin ücreti dar gelirli vatandaşlara mutlaka devlet tarafından verilmelidir. Zaten az önce Değerli Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özgür Özel de basın açıklamasında, burada en çok mağdur olan kişilerin özellikle dar gelirli vatandaşlarımız olduğunu ifade ettiler.

Değerli arkadaşlar, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da ivedi bir şekilde sicil affının çıkarılması gerektiğini ifade etti, biz de burada ifade ediyoruz. Ve özellikle bu esnaflarımızın, iş yerleri kapalı olan esnaflarımızın su, elektrik ve doğal gaz borcu mutlaka devlet tarafından ödenmelidir.

Değerli arkadaşlar, tabii, şu ana kadar Sayın Berat Albayrak televizyonlara çıkmadı. İnanıyorum ki bütün vatandaşlarımızın bu sorunlarını çözebilecek bir ekonomik paket de gelecektir. Biz de burada ona destek olacağız.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde bulunan “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Erdal Aydemir                         Sait Dede                      Şevin Coşkun

                Bingöl                               Hakkâri                                 Muş

            Murat Çepni                                                            Abdullah Koç

                İzmir                                                                           Ağrı

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ NİLGÜN ÖK (Denizli) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hakkâri Milletvekilimiz Sayın Sait Dede.

Buyurun Sayın Dede. (HDP sıralarından alkışlar)

SAİT DEDE (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan torba yasa teklifinin 14’üncü maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Öncelikle Halepçe katliamında yaşamlarını yitirenleri saygıyla anmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi 16 Mart 1988 tarihinde Halepçe’de, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 5 binden fazla sivil insan kimyasal silahlarla katledildi. İnsanlık tarihi adına böylesi katliamların bir daha yaşanmaması için ortak bir tavır geliştirilerek Halepçe katliamının soykırım olarak kabul edilip lanetlenmesi gerekmektedir. Bu vesileyle buradan, katliamın bir soykırım olarak kabul edilmesi gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Görüşülmekte olan torba yasa teklifiyle yine 20’den fazla farklı kanunda değişiklik öngören maddeler bir arada harmanlanıp Genel Kurul gündemine getirilmiştir. Hep söyledik, yine söylüyoruz: Bakın, bu torba yasa uygulaması evrensel hukuk kurallarına da aykırıdır. Yasalar yapılırken sivil toplum örgütleri ve ilgililer etkili bir şekilde katılım gösterebilmelidir. Şimdi, yine daha öncekiler gibi, ülke gündeminden apayrı bir yasama faaliyeti için Meclis Genel Kurulunda bir araya gelmiş bulunduk.

Değerli milletvekilleri, tüm dünya, tüm insanlık şu an Dünya Sağlık Örgütünün de belirttiği bir pandemiye karşı bir mücadele hâlinde, “Bu salgını nasıl engelleriz, nasıl artan can kayıplarının önüne bir an önce geçebiliriz”i tartışmaktadır. Birçok ülkede sağlık sistemleri çökmüş durumda. Ülkemizde yaşanan gelişmeleri Sağlık Bakanlığının yaptığı açıklamalar doğrultusunda takip ediyoruz.

Bu noktada çok hızlı hareket edilmeli ve dünya çapında devam eden salgının ülkemizde de yayılmasının önüne geçilmelidir. Alınan önlemlere ek olarak alınması gereken birçok önlem daha bulunmaktadır. Salgının devam ettiği bu süreçte devlet hastaneleri ve özel hastaneler sağlık hizmetlerini ücretsiz vermelidir.

Yine bazı belediyeler yaptıkları açıklamada, su borçlarını ödemeyen abonelerin sularının salgından dolayı kesilmeyeceğini bildirdiler. Bu yaklaşım tüm belediyeler tarafından yaygınlaştırılmalı. Aynı şekilde elektrik ve doğal gaz abonelerine ilişkin bir düzenleme yapılarak borçları mutlaka ötelenmelidir. Hiçbir yurttaşın elektriği ve doğal gazı kesilmemelidir çünkü temizlik ve hijyen bu aşamada salgınla mücadele için en etkili yoldur.

Değerli milletvekilleri, corona virüsüyle ilgili bütün kaynaklarda ve bilimsel çalışmalarda, virüsün yayılmasını engellemek için kişisel hijyen kurallarına uymanın ve bunu mutlaka sağlamanın yanı sıra bağışıklık sisteminin de güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir. Şimdi, bu noktada, sağlık koşullarının son derece kötü olduğu ve sağlık hizmetlerine ulaşmanın çok zor olduğu, hijyen şartlarının olmadığı ve yoğun hak ihlallerinin yaşandığı, darp ve kötü muamelenin bir rutin hâline geldiği cezaevleri, uluslararası sağlık kuruluşları ve meslek örgütleri tarafından, ortaya çıkan bu salgından en fazla etkilenecek yerler arasında sayılmaktadır.

Adalet Bakanlığının verilerine göre, en son -en son veri diyorum çünkü AKP iktidarı döneminde cezaevi sayısını sürekli artırmaktadır, belki vereceğim rakamların güncellenmesi gerekebilir- verilere göre 263 kapalı ceza infaz kurumu, 76 müstakil açık ceza infaz kurumu, 4 çocuk eğitimevi, 9 kadın kapalı ceza infaz kurumu, 7 kadın açık ve 7 çocuk kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 366 ceza infaz kurumu bulunuyor. Toplam kapasitesi 200 binlerle ifade edilen cezaevlerinde, toplam kapasitenin çok üstünde bugün 300 binden fazla insan bulunmaktadır. Bunlar arasında 2.500 çocuk, yine anneleriyle beraber cezaevinde olan 800 çocuk ve binlerce hasta mahpus bulunmaktadır. Çoğu ağır hasta olan mahpuslar serbest bırakılma şartlarının oluşmuş olmasına rağmen, Adli Tıp Kurumunun raporlarına rağmen hâlâ cezaevlerinde tutulmaktadırlar.

Cezaevleri ölüm evleri olmamalıdır. Cezaevlerine ilişkin etkili ve kesin sonuç yaratacak adımların bir an önce atılması gerekmektedir. Salgından kaynaklanabilecek korkunç bir tabloyla karşı karşıya kalmamak için bir an önce hasta ve yaşlı tutukluklar tahliye edilmeli, hükümlülere yönelik de cezalarının ertelenmesi dâhil farklı denetimli serbestlik sağlanabilmelidir.

Tüm hukuk sistemlerinde olduğu gibi bizde de tutuklama bir tedbirdir. Tutuklama, delillerin korunması, şüpheli veya sanığın kaçmasını önleme ve benzeri nedenlerle geçici olarak başvurulan bir koruma tedbiridir. Kişi özgürlüğünü, güvenliğini kısıtlayan tutuklanma müessesi istisnai bir tedbirdir ancak ne yazık ki bizdeki uygulamada istisna olmaktan çıkmış, sürekli başvurulan bir tedbir hâline gelmiştir. Artık tutuklu ve hükümlü sayısı 300 binler gibi korkunç rakamlarla ifade edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, cezaevlerinde çok dar bir alanda, kapasitenin çok üstünde mahpus bulunmakta, banyo ve tuvaletler başta olmak üzere bir çok alan ortak kullanılmaktadır. Bu ortak kullanım sonucu salgının cezaevlerine ulaşması hâlinde çok hızlı yayılacağı ve bu kötü koşullardan dolayı büyük can kayıplarının yaşanacağı ortadadır. Son zamanlarda cezaevlerinde artan hak ihlallerini birçok defa Meclis kürsüsünden dile getirdik ancak en ufak bir olumlu sonuç alamadık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

SAİT DEDE (Devamla) – Tamamlıyorum Başkanım.

Şimdi, Bakanlığın coronavirüsle ilgili başlattığı cezaevlerine ilişkin önlemde yine tecritle yine izolasyonla karşı karşıya kalıyoruz. Bakın, yine söylüyorum: Cezaevleri, sağlık ve hijyen açısından son derece yetersiz ve salgın hastalıklarının hızla yayılacağı mekânlardır. Bu mekânlarda sağlıklı bir alan yaratmak imkânsızdır. Buradan çağrıda bulunuyorum: Ceza ve tevkifevlerindeki tutuklular derhâl tahliye edilmeli, hükümlülerin de cezaların ertelenmesi veya uygun başka denetimli serbestlik kriterlerine göre cezaevlerinden tahliyeleri sağlanmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.17

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 69’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

196 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

141 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti ile Karadağ Arasında Serbest Ticaret Anlaşmasına İlişkin Olarak İmzalanan Mevcut Protokol I’in Yerini Alan Protokol I ile Anlaşmaya Eklenen Protokol III’ün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2275) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 141)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 18 Mart 2020 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.20



(X) 196 S. Sayılı Basmayazı 10/3/2020 tarihli 66'ncı Birleşim Tutanağı'na eklidir.

(x) Bu bölümlerde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.