TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

51’inci Birleşim

4 Şubat 2020 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan'ın, Avrupa Parlamentosunda bir Yunan parlamenterin ahlaksızca Türk Bayrağı’nı yırtmasının ve barış götürmek üzere bulunduğumuz topraklarda Türk askerinin sırtından vurulmasının hesabını bu milletin muhakkak soracağına ve şehitlerimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk'ün, şehit yakınları ile gazilerimizin çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca'nın, 4 Şubat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Denizli’ye gelişinin 89’uncu yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman'ın, Devlet Su İşlerinin Hatay ilinde gerçekleştirdiği yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Osmaniye Milletvekili Baha Ünlü'nün, Suriye’nin İdlib kentinde şehit düşen hemşehrisi Uzman Çavuş Serkan Deprem ile 7 şehidimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

2.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan'ın, 3 Şubat 2020 gecesi Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen hemşehrileri Uzman Çavuş Onur Şükrü Özler ile Uzman Onbaşı Uğur Kurt’a ve 6 şehidimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

3.- Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen hemşehrisi Uzman Çavuş Uğur Katran’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

4.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz'in, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen hemşehrileri ile 6 şehidimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

5.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker'in, Suriye rejimi tarafından şehit edilen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, yaşanılan ve yaşanmaya devam edilecek olan doğal afetleri sadece yıl dönümlerinde hatırlamanın yeterli olmadığına ilişkin açıklaması

6.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan'ın, Bursa merkez ve ilçelerinde yıkılmasına karar verilen 24 okulun ne zamandır hasarlı olduğunu ve neden bugüne kadar bu binalarda eğitime izin verildiğini, daha önce yıkılan 12 okulla birlikte toplam 36 okulun eğitime ne zaman açılacağını kamuoyunun öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

7.- İzmir Milletvekili Bedri Serter'in, İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne ait tahlil sonuç sitesinde vatandaşların gizli kalması gereken Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamına giren sağlık bilgilerinin kamuoyuna açık olarak sunulmasına tepki olarak verdiği dilekçesine istinaden sistemin olması gerektiği gibi çalışmaya başladığına ve bu ciddiyetsiz işlerin sorumlularının görevlerine son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap'ın, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’ne ilişkin açıklaması

9.- Adana Milletvekili Ayhan Barut'un, 2008 yılından beri Gençlik ve Spor Bakanlığında görevde yükselme sınavı yapılmadığına ilişkin açıklaması

10.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde ilinin yanı sıra farklı illerimizin çiftçilerinden de mektuplar aldığına, Cumhurbaşkanının çiftçilerin mağduriyetini duyması, çiftçi borçlarının yapılandırılıp faizlerinin silinmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, devletimiz tarafından Çin’de ortaya çıkan coronavirüs salgını nedeniyle bölgede yaşayan ve Türkiye’ye dönme talebinde bulunan vatandaşlarımızın tahliye işlemlerinin başarıyla gerçekleştirildiğine ilişkin açıklaması

12.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel'in, Ordu ili Çaybaşı ilçesi İlküvez Mahallesi’ndeki katı atık vahşi depolama alanının yol açtığı mağduriyete ilişkin açıklaması

13.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in, Adana ili Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın kadro ve salon sorununun çözümlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç'un, insanları depremin değil yıkılan binaların öldürdüğüne, olası bir Kahramanmaraş depremine karşı Hükûmeti ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesini tedbir alması gerektiği konusunda uyardıklarına ilişkin açıklaması

15.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Artvin il ve ilçelerinde elektrik dağıtım şirketlerinin uygulamaları sonucu vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerin giderilebilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- İzmir Milletvekili Murat Çepni'nin, İzmir’in Urla ve Çeşme ilçelerindeki 511 arazi için verilen kamulaştırma kararından vazgeçilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

17.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım'ın, 1 Şubat 2020 tarihinden itibaren Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine hangi sebeple yüzde 56 oranında zam yapıldığını Ulaştırma ve Altyapı Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

18.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü’ne ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye'nin hızla yayılmakta olan corona virüsü karşısında tedbir alan ilk ülkeler arasında yer aldığına ilişkin açıklaması

20.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Rusya’dan yapılan “Türk ordusu operasyonu önceden haber vermediği için hedef oldu” açıklamasına, ülkemizde 4 milyon Suriyeli varken 1 milyon Suriyelinin daha nasıl kabul edileceğini, nerede iskân ve istihdam edileceğini öğrenmek istediklerine, FET֒nün siyasi ayağının araştırılması için hâlâ etkili bir adımın atılmadığına ilişkin açıklaması

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, 3 Şubat 2020 tarihinde Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye'nin gücünü ve hafızasını hafife alan şer odaklarının hem sahada hem de masada gereken karşılığı alacağından şüphelerinin olmadığına, sınırlarımızın öte yanında perde perde sahnelenen emperyal oyunların doğru analiz edilmesi gerektiğine, Türkiye’nin olmadığı bölgesel ve uluslararası bir denklemin asla düşünülemeyeceğine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, Suriye’nin İdlib kentinde yaşamını yitiren askerlere Allah’tan rahmet dilediklerine, açıklanan ocak ayı enflasyon oranlarına, TÜRK-İŞ’in ocak ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırması sonuçlarına, Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin açıkladığı 2020 Ocak ayı Medya İzleme Raporu’nun gazeteciler üzerindeki baskı ve engellemelerin sona ermediğini gösterdiğine, Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulunun rekabeti ortadan kaldıran yaklaşımlarının Amedspor ile Cizrespor’un sorunlar yaşamasına neden olduğuna ilişkin açıklaması

 

 

 

 

 

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen Halil Demir, Onur Şükrü Özler, Serkan Deprem, Uğur Katran, Gökhan Orhan, Kadir Yıldız, Uğur Kurt ve İsmail Akatay’a Allah’tan rahmet dilediklerine, Türkiye Şeker Kurumunun bünyesinde bulunan şeker fabrikalarında çalıştırmak üzere işçi alımı için 31 Aralık 2019 günü ilana çıktığına ancak 1990’dan beri şeker fabrikalarında geçici işçi olarak çalışanlara verilen kadro sözünün öncelikle yerine getirilmesi gerektiğine, Adli Tıp Kurumundan verilmiş “Hastanede tedavi edilmelidir, cezaevinde kalamaz” raporları Cumhurbaşkanının önünde dururken, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olan Madımak katliamı faillerinden Ahmet Turan Kılıç’a affın uygulanmasının siyasi kayırmacılık olduğuna, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun “Kaç Suriyeli var, kaçına vatandaşlık verildi ve illere göre dağılımı nedir?” sorularına İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun verdiği cevaba, Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine yapılan yüzde 56 zammın kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması

24.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, hayırlı bir yasama haftası dilediğine, Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Elâzığ ve Malatya depreminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nezaretiyle İçişleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Sağlık Bakanı ve diğer ilgili kurumlarımızın müdahalesiyle yaraların sarılması, kurtarma faaliyetlerinin ivedilikle yerine getirilmesi hususunda insanüstü bir gayret ortaya konulduğuna ve depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, 5 siyasi partiye mensup milletvekillerinin ortak iradeyle ilhakı, işgali ve Filistin devletini imhayı öngören ABD yönetiminin açıkladığı sözde barış planını yok saydıklarını bütün dünyaya ilan ettiklerine, Diyarbakır Annelerinin onurlu mücadelelerinde yanlarında olduklarına ve olmaya devam edeceklerine, Madımak katliamı faillerinden Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanınca affedilerek tahliye edilmesinin anayasal düzenleme çerçevesinde gerçekleştiğine ve FET֒nün siyasi ayağını her zeminde konuşmaya “Hodri meydan!” dediklerine ilişkin açıklaması

25.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nin FET֒nün siyasi ayağıyla ilgili Hodri meydan! ifadesine ilişkin açıklaması

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, Cumhurbaşkanının Anayasa’nın 104’üncü maddesindeki yetkisini siyasi tercihlerine göre kullandığına, FET֒nün siyasi ayağının araştırılması ve tartışılması gereken yerin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna ilişkin açıklaması

28.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına yönelik yaklaşımları reddettiklerine, FET֒nün siyasi ayağının açığa çıkması için bağımsız ve tarafsız yargı eliyle sonuna kadar mücadele edilmesi hususunda en ufak tereddütleri bulunmadığına ilişkin açıklaması

29.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, söylenilen sözler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğine, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve hukukun üstünlüğünün yerleşmesi hususunda mücadelenin yanı sıra devlet içerisinde FET֒yle ilgili mücadeleyi verenin de AK PARTİ olduğuna ilişkin açıklaması

32.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelere ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Ömer Dinçer’in Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor? adlı kitabının okunmasını tavsiye ettiğine ilişkin açıklaması

34.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve 1960’lı yıllardan beri devletin içine sızan yapının terör örgütü olduğunun anlaşılmasıyla mücadeleyi başlattıklarına ilişkin açıklaması

35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Antalya Milletvekili Atay Uslu'nun, CHP grup önerisinin “Afet bölgesi ilan edilsin.” şeklinde verilmesinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, kurumların kimliğini ortadan kaldıracak ve onlara zarar verecek bir dil kullanılmaması gerektiğini ifade ettiğine, “Hiçbir şey yapmıyor.” denilen Kızılayın bütün dünyaya yardım götürdüğüne ilişkin açıklaması

42.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, TOKİ’nin bir rant üretim merkezi değil sosyal konut üretim merkezi olduğuna ilişkin açıklaması

44.- İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun “Yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlandığıyla ilgili hangi maddelerin olduğunun açıklanması gerekir.” ifadesine ilişkin açıklaması

45.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

46.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir'in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

47.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

48.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, görüşülen 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin Genel Kurulun oylarıyla kabul edildiğine ve belediyelerin herhangi bir yetki kısıtlılığının söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

49.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

50.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki hakikatten kopuk iddialarını kendisine iade ettiğine ilişkin açıklaması

51.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

52.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

53.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, 161 sıra sayılı Kanun Teklifi görüşülürken karşılıklı sarf edilen bazı tatsız ifadelerden kaçınılmasının önemli olduğuna ilişkin açıklaması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 4/2/2020 tarihinde İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Suriye rejimi arasında yaşanan askerî gerilimlerin giderek derinleşmesi neticesinde ortaya çıkan İdlib merkezli ulusal güvenlik sorunlarımızın görüşülmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, 4/2/2020 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından, ekonomide ortaya çıkan olumsuz tablonun yapısal ve politik nedenlerinin araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, 3/2/2020 tarihinde Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elâzığ’da meydana gelen depremin neden olduğu can ve mal kayıplarına yönelik olarak vatandaşların mağduriyetinin ve beklentilerinin tespiti, ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari açıdan uğradığı zararların giderilmesi maksadıyla ilin acilen afete maruz bölge ilan edilerek afetten doğan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- KAPALI OTURUMLAR

(İKİNCİ OTURUM)

(Kapalıdır)

 

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, (2/1705) esas numaralı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/60)

 

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161)

2.- İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Bişkek Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi Açılması, Ortak İşletilmesi ve Devri ile Kırgız Cumhuriyeti Vatandaşlarının Türkiye’de Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi Almasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1602) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 66)

 

XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Giresun Milletvekili Necati Tığlı'nın, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki bazı adaları işgal ettiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23179)

2.- İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz'ün, dost veya müttefik ülkelere anlaşma imzalanmaksızın verilecek hibe limitinin artırılmasına yönelik Karar'ın Libya özelinde uygulanma durumuna ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23181)

3.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, dost veya müttefik ülkelere anlaşma imzalanmaksızın verilecek hibe limitinin artırılmasına yönelik Karar'ın uygulama detaylarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23182)

4.- Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel'in, Diyarbakır'ın Kayapınar İlçe Belediyesinde çalışan altı kişinin işten çıkarılmalarına yönelik iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23183)

5.- Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur'un, Cumhurbaşkanı tarafından 2019 yılında Hatay'da tamamlanacağı vaat edilen bazı projelere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23184)

6.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut'un, Adana'da şiddetli yağıştan zarar gören çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23185)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi kapsamında kurulan geçici eğitim merkezlerinde görev yapan Suriyeli öğretmenlerin devlet okullarında görevlendirildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23186)

8.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2004-2019 yılları arasında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

2004-2019 yılları arasında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

2004-2019 yılları arasında uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

2004-2019 yılları arasında çevrenin kasten kirletilmesi suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

2004-2019 yılları arasında çevrenin taksirle kirletilmesi suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

2004-2019 yılları arasında imar kirliliğine neden olma suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

2004-2019 yılları arasında zehirli madde imal ve ticareti suçuyla ilgili olarak açılan dava sayısına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23187), (7/23188), (7/23189), (7/23190), (7/23191), (7/23192), (7/23193)

9.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, tıp fakültesi mezunlarına güvenlik soruşturmalarının olumsuz sonuçlanma gerekçelerinin bildirilmediği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23194)

10.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, kum ve toz fırtınalarının etkili olduğu illere, zarar gören tarım arazilerine ve toprağın korunmasına yönelik çalışmalara,

Anıtsal ağaç olarak belirlenen ağaçların türlerine, sayılarına ve korunmalarına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23196), (7/23197)

11.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, son beş yılda yabancılara satılan konut ve araç sayısı ile arazi miktarına ve alıcılardan kaçına vatandaşlık verildiğine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23198)

12.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, israf edilen meyve, sebze ve ekmek miktarına ve israfla mücadele için bir program uygulanıp uygulanmadığına,

Tarım sektöründe kullanılan kredilere yönelik bazı verilere,

Genç Çiftçi Projesi kapsamında başvuru yapan ve desteklenen kişi sayıları ile gerçekleştirilen üretim çalışmalarına,

TMO tarafından 2019 yılında alımı yapılan ürün miktarına ve TMO'nun lisanslı depo kapasitesine,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23199), (7/23201), (7/23203), (7/23205)

 

 

 

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yapılan ödemelerle ilgili bazı iddialara,

31 Aralık 2019 tarihinden itibaren GSS prim borcu bulunması sebebiyle sağlık hizmetlerinden yararlanamayacak kişilerin sayısına ve bu kişilerin sağlık hizmetlerinden faydalanmaları hususunda bir çalışma yapılıp yapılmayacağına,

Son iki yılda çocukların uğradıkları hak ihlallerine ve bu ihlaller karşısında yapılan işlemlere,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23200), (7/23212), (7/23213)

14.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, ülkemizde üretilen ürünlere karşı ithalat yasağı uygulayan ülkelere ve yasak kapsamındaki ürünlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23206)

15.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 3. Boğaz Köprüsü ve Kuzey Marmara Otoyolu'nun Çin menşeli bir şirket tarafından satın alınacağı iddiasına,

Atatürk Havalimanı'nın kapatılmasının meydana getirdiği ekonomik kayba ve çalışanların durumuna,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23207), (7/23214)

16.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Kıbrıs ile Kore şehit ve gazi yakınlarının kamuda istihdam edilmesi önerisine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23208)

17.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Karayolları Trabzon ve Erzurum Bölge Müdürlüklerinde ödenek yokluğu nedeniyle vatandaşların alacaklarının ödenmediğine dair iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23209)

18.- Ankara Milletvekili Levent Gök'ün, 2002-2019 yıllarında evde bakım ve sağlık hizmetinden yararlanan ve yararlanamayan kişi sayılarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23210)

19.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir'in, çiftçilerin kullandığı mazotun yarısının devlet tarafından karşılanacağı yönündeki vaatlerin gerçekleştirilmesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23211)

20.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç'un, 2018 yılında konut alarak vatandaşlığa hak kazanan yabancı sayısına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23279)

21.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker'in, şeker fabrikalarında çalışan geçici işçilerin kadroya alınmamasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23282)

22.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, çevredekileri rahatsız edecek şekilde gürültü çıkaran araçların denetim yöntemine,

Son beş yılda evlenen kişilere ve doğan çocuklara dair bazı verilere,

2019 yılında sağlık hizmetinden yararlanan yabancı uyruklu kişilere,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23283), (7/23300), (7/23304)

23.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2019 yılında TYP kapsamında işe başlatılan kişilere,

2019 yılında iş kazası sonucu yaşamını yitiren veya yaralanan kişilerle ilgili çeşitli verilere,

2019 yılında kaç haneye sosyal yardım ve kömür dağıtımı yapıldığına,

1 Ocak 2020 tarihi itibarıyla GSS prim borcu bulunan kişilerin Sağlık Bakanlığı tarafından sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanıp yararlanamayacaklarına,

2019 yılında Toplum Yararı Programı kapsamında çalışan kişi sayısı ile 2020 yılında program kapsamında işe alınacak kişi sayısına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23284), (7/23285), (7/23286), (7/23287), (7/23303)

24.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2019 yılında sosyal medya paylaşımları nedeniyle hakkında işlem yapılan kişi sayısına,

2019 yılında çocuk istismarı ile ilgili yapılan şikâyetlere ve bu suç kapsamında ceza alan kişi sayısına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23288), (7/23298)

25.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Büyükçekmece Kaymakamlığınca ilçedeki muhtarlara verildiği iddia edilen bir talimata ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23290)

26.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, imar barışı başvurusu yapılan yapıların bulunduğu hazine taşınmazlarının yapı kayıt belgesi sahiplerine satışı ve tapu işlemleri ile ilgili genelgeye ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23291)

27.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Kanal İstanbul Projesi'nin inşaatı süresince İstanbul trafiğinde yaşanacak sıkıntılara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23292)

28.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, asgari ücret ile çalışan sayısına ve asgari ücretten ne kadar vergi alındığına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23294)

29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul Üniversitesi yemekhanelerinde 3 öğün yemek uygulamasının kaldırılmasına ve zamlı tarife uygulamasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23295)

30.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, çocuklara yönelik çeşitli hak ihlallerinin soruşturulmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23296)

31.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu'nun, Kanal İstanbul Projesi'nin ekonomik etkilerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23297)

32.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2019 yılında hastanelerde muayene veya tedavi olan kişilerle ilgili verilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23299)

 

33.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, elektrik abonesi sayısına ve 2019 yılında aboneliğini iptal ettiren veya borç nedeniyle elektriği kesilen abonelere,

Doğalgaz abonesi sayısına ve 2019 yılında aboneliğini iptal ettiren veya borç nedeniyle doğalgazı kesilen hanelere,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23301), (7/23302)

34.- Yozgat Milletvekili Ali Keven'in, Yozgat Bozok Üniversitesine tahsis edilen atıl durumdaki bir binanın kullanımına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23305)

35.- İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın, İstanbul Üniversitesinde öğrencilere sağlanan indirimli yemek hakkının tek öğüne düşürülmesi kararına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23306)

36.- Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal'ın, Ünlendi Barajı Projesi'ne ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/23361)

37.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman'ın, PTT'nin Varlık Fonuna devredildikten sonra zarar ettiği iddiasına ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/23365)

38.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın, PTT'nin Türkiye Varlık Fonu'na devredildikten sonra zarar ettiğine dair iddialara ilişkin sorusu ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın cevabı (7/23369)

39.- İzmir Milletvekili Bedri Serter'in, İzmir'in susuzluk sorununun giderilmesi amacıyla Gediz Nehri Havza Yönetim Planı'nın hayata geçirilmesine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23392)

40.- Adana Milletvekili Orhan Sümer'in, Ceyhan Toprak Mahsulleri Ofisi hakkında bir kapatma kararı olup olmadığına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23394)

41.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu'nun, Bostankaya Pancar Kantarı ve Pancar Toplama Merkezi'nin faaliyetine devam etmesi önerisine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23395)

42.- Antalya Milletvekili Cavit Arı'nın, Antalya'da kar yağışının neden olduğu elektrik kesintisinden kaynaklanan gıda ve besi üreticilerinin zararının giderilmesine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23396)

43.- Antalya Milletvekili Feridun Bahşi'nin, Antalya'nın bazı ilçelerinde hortum nedeniyle oluşan hasarın tespitine ve çiftçilerin zararlarının giderilmesi için alınacak tedbirlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23397)

44.- Samsun Milletvekili Bedri Yaşar'ın, Türkiye genelinde ve Samsun ilinde 2017-2019 yıllarında Tarım Kredi Kooperatiflerinden kredi kullanan çiftçilere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23398)

45.- Samsun Milletvekili Bedri Yaşar'ın, Samsun Çarşamba Havalimanı'nın uluslararası uçuş kapasitesinin artırılmasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/23408)

46.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Ergenekon ve Balyoz davaları nedeniyle mağdur olan kişilerin haklarının iadesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23414)

47.- Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel'in, zırhlı araçların sebebiyet verdiği kazaların önlenmesi için yapılacak çalışmalara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23415)

48.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş'ın, bir polis okulunda yapılan yemin törenine ait görüntülere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23416)

49.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül'ün, Aydın'da Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı bir erkek öğrenci yurdunda siyasi içerikli etkinlik düzenlendiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23418)

50.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Kanal İstanbul Projesi ile ilgili bazı iddialara,

Kanal İstanbul Projesi'nin yer yüzü ve yer altı gerilme dengelerini bozarak depreme sebep olacağı iddiasına,

Kanal İstanbul Projesi ile İstanbul'un su kaynaklarını kaybedeceğine dair iddialara,

Kanal İstanbul Projesi nedeniyle zarar göreceği iddia edilen tarım ve orman alanları ile deniz canlılarına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23419), (7/23420), (7/23421), (7/23422)

51.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, Kars Sarıkamış Karakurt köyünde yapımı devam eden HES barajı nedeniyle yapılan kamulaştırmalara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı 7/23424)

52.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, atandığı halde güvenlik soruşturması süreci nedeniyle göreve başlatılmadığı iddia edilen bir öğretmenin durumuna,

Bir öğretmenin ataması yapıldığı halde güvenlik soruşturmasının devam etmesi nedeniyle göreve başlatılmadığı iddiasına,

Bir öğretmenin güvenlik soruşturması nedeniyle görevine başlatılmadığı iddiasına,

Bir kişinin güvenlik soruşturması nedeniyle işe başlatılmadığı iddiasına

Bir sözleşmeli öğretmenin ataması yapıldığı halde güvenlik soruşturmasının devam etmesi nedeniyle göreve başlatılmadığı iddiasına,

Bir öğretmenin ataması yapıldığı halde güvenlik soruşturmasının devam etmesi nedeniyle göreve başlatılmadığı iddiasına,

MEB tarafından ataması yapılan bir öğretmenin güvenlik soruşturmasının sonucu beklendiği için göreve başlatılmadığı iddiasına,

Bir kişinin güvenlik soruşturması nedeniyle işe başlatılmadığı iddiasına,

Güvenlik soruşturmasının devam etmesi nedeniyle görevine başlatılmayan bir öğretmene,

Bir öğretmenin ataması yapıldığı halde güvenlik soruşturmasının devam etmesi nedeniyle göreve başlatılmadığı iddiasına,

Bir kişinin güvenlik soruşturması nedeniyle 5 aydır atamasının yapılmadığı iddiasına,

İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesinde bulunan ve deprem sonrasında ağır hasarlı raporu alan bir Anadolu lisesi binasına yönelik güçlendirme kararına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23425), (7/23426), (7/23427), (7/23428), (7/23429), (7/23432), (7/23433), (7/23438), (7/23439), (7/23440), (7/23441), (7/23443)

53.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, Erzurum H Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ve tedavi sürecindeki ihmaller nedeniyle hayatını kaybettiği iddia edilen bir kişiye ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23430)

54.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, Van'da yaşayan hipofosfatazya hastası bir çocuğun ilaç bedelinin yargı kararına rağmen SGK tarafından karşılanmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23431)

55.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, bir sigorta şirketinin KHK ile ihraç edilen kişilere ödeme yapmadığına dair iddialara,

Bir bankanın KHK ile ihraç edilmiş kişilere hesap açmadığı ve kredi vermediğine dair iddialara,

Özel bir bankanın KHK ile ihraç edilmiş bir vatandaşa hesap açmamasına,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23434), (7/23435), (7/23437)

56.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, Trabzon'un bazı yerlerindeki yıkım çalışmalarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23436)

57.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, Kocaeli'de gözaltındaki bir vatandaşın ilaçlarının verilmediğine, ayakta ve soğukta bekletildiğine dair iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23442)

58.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç'un, Ağrı Belediyesinin deneyimi ve mesleki yeterlilik belgesi olmayan şoför istihdam ettiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı 7/23513)

59.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu'nun, İstanbul'un Büyükçekmece ilçesinde bir vatandaşın polis tarafından darp edildiğine dair iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23514)

60.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ilgili kurumlara sağlık personelinin kıyafetleri hakkında gönderildiği iddia edilen yazıya ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23515)

61.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul Üniversitesi yemekhanesindeki işten çıkarmalara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23516)

62.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, İstanbul Havalimanı'nda elde kâğıtla yolcu karşılaması yapılamayacağı yönünde alınan güvenlik komisyonu kararına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23517)

63.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, KHK ile kamu görevinden ihraç edilen bir doktorun özel bir bankada hesap açtırma talebinin reddedildiğine dair iddialara ve benzer durumdaki kişilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23518)

64.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Sayıştay raporunda yer alan yapımı gerçekleştirilmeyen yol güzergâhları için ödenek ayrıldığına dair tespite,

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 ve 2019 yıllarında sağlık, eğitim ve spor tesisleri için yapılan kiralamalara ve tahsil edilemeyen kiraların tutarına,

Yaylaların hukuki statüleriyle ilgili çalışmalara,

Çayda uygulanmakta olan vergi sisteminde değişiklik yapılması önerisine,

2019 yılında Et ve Süt Kurumunda yapılan hayvan kesimlerine ve yıl sonu itibarıyla depoda bulunan et miktarına,

TİGEM'in finansman sıkıntısı nedeniyle ticari banka kredisi kullanmasına ve alacaklarını tahsil edememesinin nedenine,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23520), (7/23523), (7/23524), (7/23528), (7/23530), (7/23531)

65.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, PTT A.Ş.'nin engelli personel istihdamının mevzuattaki orana uygun olarak gerçekleştirilmesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23526)

66.- Muğla Milletvekili Süleyman Girgin'in, üniversite yemekhanelerinin ücretsiz olması ve öğrencilere ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verilmesi önerilerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23527)

67.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Türk Dil Kurumunun hizmet binası yapım işinin akıbetine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23529)

68.- Yozgat Milletvekili Ali Keven'in, Yozgat'ın Sorgun ilçesinde işten çıkarılan 135 maden işçisinin yeniden işe alınması talebine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23532)

69.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz'ın, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından desteklenen bir projede cinsiyet ayrımı yapılmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23533)

70.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, DMO'nun İstanbul'un Kadıköy ilçesindeki tesislerinden çıkarılma nedenine ve gerçekleşen taşınma ve kiralama işlemleriyle oluşan zarar ve giderlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23534)

71.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel'in, soğan ve patates ihracatının ön izne bağlanması kararına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23535)

72.- Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç'un, Adana'nın Karataş ilçesinde çadırları sökülen tarım işçilerinin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23536)

73.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak'ın, müze ve ören yerleri giriş ücretlerinin yüksekliğine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevabı (7/23572)

74.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Ürün İzlenebilirliği Sistemi'nin Et ve Süt Kurumu kombinalarında uygulanma durumuna ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23589)

75.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2019 yılında ithal edilen süt tozu miktarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23593)

76.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Et ve Süt Kurumu kombinalarının standartlara ulaşmasını sağlamak üzere ihracatçı tedarik zinciri güvence sistemi onay belgesinin alınıp alınmadığına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/23594)

77.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan'ın, Edirne-Halkalı tren yolunun bakım ve onarımına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23624)

78.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Sümer Holding taşınmazlarının değerlendirilmemiş olmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23625)

79.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen'in, Libya'da savaşan bazı gruplara Türk vatandaşlığı verileceği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23626)

80.- Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak'ın, son 4 yılda yapılan bekçi alımlarına ve bekçiler hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturma verilerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23627)

81.- İstanbul Milletvekili Ahmet Ünal Çeviköz'ün, Libya'ya gönderilen askeri birliklere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23628)

82.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in, Adana'nın Yumurtalık ilçesinde özelleştirilmesi planlanan arazilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23630)

83.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası kapatılan okullara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23631)

84.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan'ın, Kanal İstanbul Projesi güzergâhındaki arsa ve arazilerin satışlarına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23633)

85.- İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel'in, PTT'nin Varlık Fonu'na devredildikten sonra zarar ettiği iddiasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23634)

86.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz'ın, TMO tarafından Suriye'nin Afrin kentinden hububat alım ihalesi yapılmasına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23637)

87.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, Türk Telekom'un özelleştirilmesinden sonra meydana gelen kamu zararına, OTAŞ firmasınca satılan taşınmazların gelirlerine ve firma yetkilileri hakkında yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23640)

88.- İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya'nın, Libya'da bulunacak diğer güçlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23641)

 

 

89.- Adana Milletvekili Kemal Peköz'ün, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun rodövans birim fiyatlarının yıllar itibarıyla güncellenmesi nedeniyle zarara uğratıldığına dair Sayıştay raporlarında yer alan tespitlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23642)

90.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz'ın, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesindeki bir asistana ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23722)

91.- Mardin Milletvekili Ebrü Günay'ın, tutuklanan bir rahibe ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23723)

92.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, bağlantı başvurularının yoğunlaştığı yerlerde TEİAŞ'a yapılan gereksiz başvuruların önlenmesi ve verimliliğin artırılmasına,

Güç transformatörlerinde istenilen verimin alınması ile dağıtım şirketlerinin sorumluluklarına,

TEİAŞ ile bağlantılı sistem kullanım anlaşması imzalamayan şirketlere 2019 yılında yapılan bildirim ve yaptırım uygulamalarına,

TEİAŞ çalışanlarının iş sağlığı ve güvenliği eğitimi ve mesleki risk ve iş kazalarının önlenmesine dair alınan tedbirlere,

Topraklama tesislerinin güçlendirilmesi için ilgili Yönetmelik'te gerekli değişikliklerin yapılıp yapılmadığına,

Elektrik piyasasına olan güvenin sağlanması ve gerekli takiplerin yapılmasına,

İlişkin, soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23726), (7/23728), (7/23729), (7/23733), (7/23736), (7/23738)

93.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Sincan-Ankara-Kayaş hattında sinyalizasyon sistemlerinin işletmeye alınmasına,

TCDD ile sözleşme imzalandıktan sonra güzergâh değişikliği yapılan bazı demiryolu projelerinin oluşturduğu kamu zararına,

2018 yılı yatırım programında yer alıp harcama yapılmayan projelere,

Ankara-İstanbul hızlı tren projesi kapsamında bir bölgede kullanılan malzeme giderlerine ait ödemelerin sözleşmeye aykırı yapıldığı iddiasına,

TCDD'nin taraf olduğu davalara,

İlişkin soruları ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23727), (7/23731), (7/23735), (7/23737), (7/23739)

94.- Antalya Milletvekili Rafet Zeybek'in, 2020 yılı itibariyle bankalara kredi borcu bulunan çiftçilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23734)

95.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, içme suyu şebekelerinde yaşanan su kayıplarının önlenmesine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23740)

96.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2018 yılında kendiliğinden ölen veya mecburi kesimi yapılan hayvan ölümlerinin nedenlerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23741)

97.- İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin'in, 1983 yılında Boğazlardan geçecek gemilerden alınan ücretlerde indirime neden olan Bakanlar Kurulu kararına ve gelir kaybını önlemek üzere yeni bir tarife hazırlanması önerisine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23743)

98.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesindeki bir asistanın öğrenciliğinde yaptığı silahlı sosyal medya paylaşımı ile ilgili işlemlere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23745)

99.- Kırklareli Milletvekili Türabi Kayan'ın, gazilerin erken emeklilik haklarını kaldıran kanun değişikliğine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23746)

100.- Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel'in, Diyarbakır'da su fiyatlarına yapılan zamma ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23747)

101.- İstanbul Milletvekili Oya Ersoy'un, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi bünyesinde görev yapan bir akademisyene yönelik çeşitli iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23748)

102.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın, 2010-2015 yılları arasında ÖSYM Başkanlığınca yapılan sınavlara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23749)

103.- Adana Milletvekili İsmail Koncuk'un, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı için taşınmaz edinimi şartına ve alt limite ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/23750)

4 Şubat 2020 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin) Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan'ın, Avrupa Parlamentosunda bir Yunan parlamenterin ahlaksızca Türk Bayrağı’nı yırtmasının ve barış götürmek üzere bulunduğumuz topraklarda Türk askerinin sırtından vurulmasının hesabını bu milletin muhakkak soracağına ve şehitlerimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce bir hususa değinmek istiyorum.

Hepinizin malumu olduğu üzere bu kutlu Meclis, Türkiye’nin şah damarı, Türk milletinin medeniyet tasavvurunun ana merkezi olarak ihdas edilmiştir. Fakat bu medeniyete saldıranlar, onun harcında bulunan hürriyet sevdasına taarruz edenler, merhamet ve adalet üzere inşa ettiğimiz büyük Türkiye hayaline karşı hücuma kalkanlar her zaman görülmüştür; bugün dahi durum aynıdır.

Avrupa Parlamentosunda bir Yunan parlamenter, ahlaksızca, Türk Bayrağı’nı yırtmakta, öte yandan barış götürmek üzere bulunduğumuz topraklarda Türk askeri sırtından vurulmaktadır.

Ay yıldızlı al bayrak, tarih boyunca baş eğmeyen, boyun bükmeyen asil milletin şeref nişanesidir. Mehmetçik süngüsüyle zalime haddini bildiren, şefkatiyle mazluma kol kanat geren ataların soylu evlatlarıdır. Sancağımıza da evladımıza da el uzatan her kim olursa olsun bu millet hesabını muhakkak soracaktır.

Dünya üzerindeki hiçbir güç odağı, bizim nazarımızda, Mehmetçik’in bir damla kanından daha kıymetli değildir. Bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın mısralarında tasvir edildiği üzere ay yıldız “Barışın güvercini, savaşın kartalı”dır.

Farklı istikametlerden saldırarak bu millete diz çökerteceğini zannedenler, Doğu’yu ve Batı’yı tarayan gözleri, dünyaya saran kanatlarıyla çift başlı Selçuklu kartalının nelere muktedir olduğunu belli ki unutmuşlardır.

Bu milletle barış yapmanın kıymetini kavramayanlar, er ya da geç Türk’ün çelik pençesiyle tanışacaklardır; şanlı tarihimiz buna şahittir.

Şehitlerimize rahmet diliyorum. Mehmetçik’in yanındayız. Allah milletimize yardım etsin. (AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, şimdi 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, şehit ve gaziler ile yakınlarının sorunları hakkında söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’e aittir.

Buyurun Sayın Öztürk. (MHP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk'ün, şehit yakınları ile gazilerimizin çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şehit ve gazi yakınlarının sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım; Genel Kurulu ve bizleri ekranları başında izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın başında, dün İdlib’de rejim unsurlarının açmış olduğu ateş sonucu 1 sivil, 7 yiğit kahraman askerimizi şehit vermiş bulunuyoruz. Ben şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara da acil şifalar dilemek istiyorum. Sayın Genel Başkanımızın da belirttiği üzere unutulmasın ki Türkiye, dostluğu değerli, düşmanlığı ise tehlikeli bir ülkedir. Barış ve huzur arayan mazlumların arkasında Türk milleti vardır. İdlib’de oyun kuran, vahşet senaryosu yazan, stratejik hedefleri uğruna insan canına ve tarihsel mirasa kasteden kim varsa karşısında Türkiye’yi bulacaktır.

Değerli milletvekilleri, şehit ve gazilerimizin çözüm bekleyen sorunlarını buradan Sayın Cumhurbaşkanımızın, ilgili bakanlıkların ve yüce Meclisimizin, heyetimizin dikkatine sunmak istiyorum. Bilindiği üzere 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, yaralanarak “gazi” unvanı alanlardan çalışabilir durumda olanlara, talep etmeleri hâlinde devletimiz tarafından ikinci iş hakkı verilmektedir. Bu kapsamda geçtiğimiz aylarda, yıllar önce talepleri doğrultusunda ikinci işlerine atanan ve görevine devam eden çok sayıda gazimizin, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi kapsamında, hatalı atandıkları gerekçesiyle atamaları iptal edilmiş ve kendilerine ödenen maaşları geriye dönük talep edilmiştir. Diğer taraftan, her malul gazi aynı zamanda engelli bir vatandaşımızdır; 5510 sayılı Kanun’un 28’inci maddesi gereği, devletimizin engelli vatandaşlarımıza sağladığı erken emeklilik haklarından özür oranlarına göre yararlanıyorlardı. Ancak, 5510 sayılı Kanun’un 38’inci maddesi ve 2013 yılında yürürlüğe giren 6495 sayılı torba Kanun’un 80’inci maddesiyle gazilerimizin askerlik ya da gazilik öncesi sigorta giriş ve primleri silinmiştir. Yani gazilerimiz artık engel oranlarına göre 3600 prim günü ve on beş yıllık hizmet süresiyle erken emekli olma hakkını yitirmiştir. 2013 ile 2016 yılları arasında çalışır durumdayken erken emeklilik şartlarını yerine getirip emekli olan gazilerimizin de emekli maaşları bu kapsamda kesilmiştir. Bu durumda olan çok sayıda gazimize, kendilerine sehven maaş bağlandığı ve bundan sonra da maaş ödenmeyeceği de geçtiğimiz yıl bildirilmiştir. Yine bu kapsamda gazilerimize ödenen maaşlar, borç olarak gazilerimizden tekrar geri istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, devletimizin bekası, milletimizin bütünlüğü, vatanımızın bölünmezliği ve ezanımızın susmaması için gözünü kırpmadan şehadete yürüyen şehitlerimizin değerli ailelerinin ve kahraman gazilerimizin hakları ödenmez. Bakınız, hâlen evliyken şehit olan kamu görevlilerinin anne ve babasına -bu rakamı buradan telaffuz etmeye dilim varmıyor ama- sadece ve sadece 597 lira maaş ödenmektedir. Türkiye olarak bir avuç şehit yakını ve gazimize kol kanat gerebilmeliyiz. Unutmayalım ki şehitlerimizin geride kalanları ve gazilerimiz, bizlerin de ailesidir. Onlar için ne yapsak azdır, devlet olarak her zaman onların yanında olduğumuzu hissettirebilmeliyiz.

Büyük kahramanlık göstermelerine rağmen malul sayılmayan kardeşlerimize gazilik unvanının verilmesiyle birlikte onurla taşıyacakları ve çocuklarına gururla anlatacakları gazilik madalyası mutlaka verilmelidir. Ayrıca, malul sayılmalarına dair mağduriyet giderilmeli, vazife malulü hükümlerinden kendileri de yararlandırılmalıdır. Bu kapsamda, mevcut güncel sorun ve talepleri gerçek manada, samimi bir şekilde gözden geçirilerek yeni ve haklı talepleri yerine getirilmelidir. Parça parça düzenlemeler yerine, şehit ve gazi haklarıyla ilgili tüm düzenlemeleri kapsayan tekil bir mevzuat ve kurum teşkilatlanmasına geçilmelidir.

Sadece ortopedik engellilere tanınan ÖTV istisnalı araç alma imkânı, bir defalığına da olsa şehit yakını ve farklı engelleri bulunan gazilerimize ve onlarla birlikte yaşayan yakınlarına tanınmalıdır.

Ben, bu duygu ve düşüncelerle şehit yakınları ve gazilerimizin haklı beklentilerinin en kısa sürede karşılanacağına inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Atatürk’ün Denizli’ye gelişinin yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’ya aittir.

Buyurun Sayın Karaca.(CHP sıralarından alkışlar)

2.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca'nın, 4 Şubat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Denizli’ye gelişinin 89’uncu yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli Denizlili hemşehrilerimi ve tüm vatandaşlarımızı saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bugün 4 Şubat, bundan tam seksen dokuz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Denizli’ye gelişinin yıl dönümü. Bugün, gönül isterdi ki bu onurlu günü sizlerle büyük bir sevinç ve mutlulukla kutlayalım. Ancak dün İdlib’de şehit düşen askerlerimizin acıları yüreğimizdeyken böyle bir kutlamayı çok da uygun bulmuyoruz. Ben bu vesileyle tüm şehitlerimize Tanrı’dan rahmet, acılı ailelerine ve tüm ülkemize başsağlığı diliyor, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Bundan tam seksen dokuz yıl önce, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, büyük Ege gezisi kapsamında 4 Şubatta Denizli ilimizi onurlandırdı. Demir yolu ulaşımıyla gelen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Denizli’ye girdiğinde ilimizi “Koskoca bir köy.” diye tanımlamıştı ve bu köyün geliştirilmesi ve çağdaş bir kent hâline getirilmesi gerekiyordu. Trenin penceresinden “beyaz altın” dediğimiz uçsuz bucaksız pamuk tarlalarını gördüğünde, öncelikle Denizli’de hem pamuk üreticilerimizin desteklenmesi hem de sanayi hamlesinin hayata geçirilmesi için Sümerbank fabrikasını kurdu ve bu fabrikayı da hemen demir yolunun kenarına yerleştirdi. Bugün, Denizli’mizde, 3 milyar dolarlık bir ihracata imza atan sanayicilerimiz limanlara ulaşmak için maalesef en pahalı ulaşım yolu olan kara yolunu kullanmaktalar. Neden mi? Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Sümerbankı kurduktan sonra iyileştirdiği o demir yoluna on yedi yıldır bir çivi dahi çakmadınız ve sanayicimiz limanlara ulaşmak için hâlâ o demir yollarına yapılacak yatırımı özlemle bekliyor ve Anadolu’nun o güzel ezgisi olan “Kara tren gecikir…” türküsünü mırıldanıyor.

Değerli milletvekilleri, Denizli’miz, öncelikle tarihî açıdan da ülkemizin ve cumhuriyetimizin varlığına bir nebze olsun katkı verebilmiş bir kenttir. İzmir’in Yunanlılarca işgalinden dört saat sonra Müftü Ahmet Hulûsî Efendi’nin çağrısıyla Bayramyeri Meydanı’nda toplanan Denizlililer, Müftü Ahmet Hulûsî’nin şu çağrısıyla Kuvayımilliye ateşini büyütmüştür: “Eğer top tüfek, silahımız yoksa sapan taşıyla düşmanın karşısına dikileceğiz.” demiştir.

Peki, bugün Denizli’nin durumu nedir? Açıklanan istatistiklere göre, bugün, Denizli ilimiz en borçlu iller sıralamasında Türkiye’de 3’üncü durumda, kredi borcunu ödeyemediği için icra takibine düşen vatandaşlarımızın sayısına bakıldığında maalesef 6’ncı sırada ama 3 milyar dolarlık bir ihracatla ülke ekonomisine katkı veren Denizli bunları hak etmiyor. Denizli’de tarım bitmek üzere. Denizli’de sanayicilerimiz teker teker fabrikalarını kredi borçlusu oldukları bankalara devrediyorlar maalesef.

Denizli halkımız üzüntülü mü? Denizli halkımız küskün mü, kırgın mı? Elbette hayır. Çünkü Denizli “Devlet yapsın, bekleyelim.” diyen bir il değil. Denizli halkı “Ülkemize, devletimize nasıl daha fazla katkı verebiliriz, nasıl daha çok çalışabiliriz.” diyerek kendi emeğiyle, alın teriyle üreten ve bir zamanlar kendi mücadelesiyle “Anadolu kaplanı” olabilmiş bir kenttir. Denizli bunu tekrar başaracaktır. Denizli yine küllerinden doğacaktır ve Denizli’de yaşayan tüm yurttaşlarımız ekonomik krizin, işsizliğin pençesinde mücadele ederken şöyle bir umutla yarınlara bakıyor ve Denizlili hemşehrilerim diyor ki: “Denizli’mizi bu hâle getirenlerden hesap soracağımız, sandıkta hesap göreceğimiz günün ve halkın iktidarını, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarını getireceğimiz günün heyecanı ve umuduyla yaşıyoruz. Bu umutla yaşarken de tüm yurttaşlarımıza, tüm ülkemize katkı vermeye, ‘Her engele rağmen bu mücadelede varım.’ demeye devam edeceğiz.”

Ben -Denizli’nin plakası olan 20’nin- 2020’nin Denizli Yılı olmasından dolayı Denizli’mizi sizlere ve bizi izleyen yurttaşlarımıza bunu anlatmak istedim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) – Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayın.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Devamla) – Denizli’nin içinde bulunduğu bu şartları bilerek 2020 yılının Denizli Yılı olması, Denizli’mizin tanıtımı, Denizli’mizin ekonomisinin güçlendirilmesi, yeniden “Anadolu kaplanı” olduğu günlere dönmesi için katkı verilebilsin istedim.

Genel Kurulu ve bizi izleyen tüm hemşehrilerimi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Hatay’daki Tahtaköprü, Büyük Karaçay ve Reyhanlı Barajlarının tamamlanması ve 2020 Devlet Su İşleri yatırımları hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’a ait.

Buyurun Sayın Yayman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman'ın, Devlet Su İşlerinin Hatay ilinde gerçekleştirdiği yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkanım, Gazi Meclisimizin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Elâzığ ve Malatya’da hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum; kederli ailelerine ve aziz milletimize tekrar başsağlığı diliyorum.

Yine, aynı biçimde, dün İdlib’de kahraman Mehmetçiklerimizin şehit verilmesi gerçekten yüreklerimizi dağladı. Bir kez daha şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine sabır diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun. Bizler inanıyoruz ki şehitler ölmez, vatan bölünmez.

Değerli Başkanım, değerli milletvekillerimiz; bugün ben Hatay’daki Devlet Su İşleri yatırımlarıyla ilgili söz almış bulunmaktayım. Gerçekten, Hatay’da çok çok önemli, çiftçimiz için, hemşehrilerimiz için çok çok önemli 3 tane barajımız tamamlanmış durumdadır. En öncelikli bahsedilmesi gereken barajımız Büyük Karaçay Barajı’dır. Büyük Karaçay Barajı, 5 tane fonksiyonu yan yana getiren büyük bir projedir ve bu barajımızla beraber yazın susuzluk sorunu önlenecek, kışın taşkınlar önlenecek, elektrik üretilecek ve Antakya ilçemizin yüzyıllık içme suyu ihtiyacı karşılanacaktır ve daha da önemlisi, bölgeye, çevreye duyarlı bir proje olması hasebiyle Samandağ bölgemizi bir anlamda Hatay’ın Abant’ı hâline getirecek büyük bir projedir. Ben burada, gerçekten bu projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Projenin maliyeti 600 milyondur, 600 trilyondur eski parayla.

Bir diğer önemli proje Tahtaköprü Barajı’dır. Tahtaköprü Barajı 1970’lerden itibaren gündemde olan ve tamamlanması istenen bir projedir ve -Amik Ovası’nın- bir anlamda GAP gibi büyük bir sulama projesidir. Bu barajımız da tamamlanmış durumdadır ve neredeyse onda 6 oranında, yüzde 60 oranında doluluk seviyesine ulaşmıştır. Değerli heyetimiz, bu barajımızın da -eski parayla- toplam 630 trilyon bir maliyeti vardır ve yıllık faydası da 650 milyon Türk lirası olacaktır. Bir anlamda, aynı yıl kendi maliyetini karşılayacak olan çok çok önemli bir projedir, entegre bir projedir. Menzelet ve Kılavuzlu Barajlarından tam 105 kilometrelik devasa kanallarla bir anlamda Ceyhan Nehri’nin suyu Amik Ovası’na, Reyhanlı’ya ve Aşağıoba köyüne ulaşacaktır.

Bir diğer önemli proje, yine, 1990’lı yıllardan itibaren çok sık gündeme gelen Reyhanlı Barajı’dır. Reyhanlı Barajı gövde uzunluğu bakımından Türkiye’nin en uzun barajlarından bir tanesidir ve çok şükür Allah’a ki bu sene su tutmaya başlamıştır ve bu barajımız da inşallah ovamızı kışın taşkınlardan, sel afetinden; yazın sulama sorunlarından kurtaracak olan önemli bir projedir ve bir anlamda, Hatay’da neredeyse 2 milyar Türk liralık bir yatırıma AK PARTİ hükûmetlerimiz imza atmıştır ve bu imzanın gerçek sahibi olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımızı sunuyoruz. Onun vizyonu ve onun liderliği olmasaydı Hatay’daki bu 3 baraj da belki bitmeyecekti, tamamlanmayacaktı.

Bir diğer teşekkürümüz, yine Sayın Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli Bey’e. Eğer onların katkısı olmasaydı yine biz bu barajı tamamlayamayacaktık. Kendisi şu anda salonda olmasa da bu barajlarda çok büyük emeği olan Veysel Eroğlu Bakanımıza teşekkür ediyoruz. Devlet Su İşleri Genel Müdürümüze ve Hatay Şube Müdürümüze teşekkür ediyoruz ve bütün bunların altında imzası olan AK PARTİ Hatay vekillerimize, İl Başkanımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Gerçekten onların birlik beraberliği bu yatırımların Hatay’a gelmesine yol açtı, önünü açtı.

Değerli milletvekillerimiz, bunlar, Amik Ovası’na can verecek olan, Amik Ovası’ndaki çiftçimizin yüzünü güldürecek olan çok çok değerli projelerdir. Bu projeler çok şükür Allah’a ki cumhuriyetimizin en büyük hediyeleridir Hatay’ımıza, en büyük kazanımlarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlayacağım.

Sayın Başkanım, bu yatırımlar için özellikle söz almak istedim. Çünkü Hatay, Suriye’ye sınırı olan -en uzun sınırı olan- vilayetlerimizden bir tanesidir ve yanı başımızda bir savaş devam ederken Hükûmetimizin yaklaşık 2 milyar Türk liralık 3 tane büyük baraj için yatırım yapması ve bu barajların tamamlanması, su tutması ve çiftçimizin hizmetine sunulması en büyük kazanımlardandır, Hataylıların en büyük sevinçlerinden bir tanesidir.

Ben, sözlerimin sonunda, bizleri televizyonları başında izleyen çok değerli vatandaşlarımıza ve bu projelerin altında imzası olan isimsiz kahramanlara ve değerli Hataylı hemşehrilerimize teşekkür ediyorum; tekrar hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ilk 15 kişiye söz vermeden evvel 2 milletvekilimiz şu anda en son kendi vilayetlerinde şehitlerimizin olduğunu ifade ederek birer dakika söz talebinde bulundular. Şehitlerimize saygıdan dolayı elbette onlara söz vermek istiyorum.

Buyurun Baha Ünlü Bey.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Osmaniye Milletvekili Baha Ünlü'nün, Suriye’nin İdlib kentinde şehit düşen hemşehrisi Uzman Çavuş Serkan Deprem ile 7 şehidimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün Suriye’nin İdlib şehrinden gelen acı haberle tüm Türkiye’ye olduğu gibi seçim bölgem Osmaniye’ye de ateş düşmüştür. İdlib’de şehit düşen 8 kahraman Mehmekçik’imizden 1’i Osmaniye’nin Düziçi ilçesinden hemşehrim Uzman Çavuş Serkan Deprem’dir. Kahraman askerlerimize yapılan bu alçakça saldırıyı lanetliyor ve kınıyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve Osmaniye’mizin başı sağ olsun.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Muhittin Bey, buyurun.

2.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan'ın, 3 Şubat 2020 gecesi Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen hemşehrileri Uzman Çavuş Onur Şükrü Özler ile Uzman Onbaşı Uğur Kurt’a ve 6 şehidimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3 Şubat 2020 gecesi, İdlib’de rejim güçleri tarafından düzenlenen hain bir saldırı sonucu 3’ü sivil, 5’i asker 8 şehidimiz vardır. Şehitlerimizden Uzman Onbaşı Onur Şükrü Özler ve Uğur Kurt, hemşehrimiz olup Ülkü Ocaklarımızda yetişmiş yiğit bozkurtlarımızdı; mekânları cennet, ruhları şad olsun. Devletimiz bu alçak saldırının cevabını misliyle ve anında vermiştir. Büyük bir cesaret ve kararlılıkla askerî gücümüz bu saldırılara karşı etkin bir şekilde kullanılmalı; bu, İdlib ve çevresi Türkiye düşmanlarına zindan edilene kadar devam etmelidir. Bu zalimler döktükleri her damla kanın bedelini elbette ödeyecektir. Zalim Esad rejimi yıkılmadan, zalim cezasını bulmadan Suriye’ye huzur ve güvenliğin gelmeyeceği bir kez daha anlaşılmıştır.

BAŞKAN – Zeynep Hanım, buyurun.

3.- Mersin Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen hemşehrisi Uzman Çavuş Uğur Katran’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ZEYNEP GÜL YILMAZ (Mersin) – İdlib’de hain saldırı sonucu şehit olan Gülnarlı hemşehrimiz Uzman Çavuş Uğur Katran kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum; aziz milletimizin başı sağ olsun.

BAŞKAN – Sayın Filiz, eğer Gaziantep şehidimizle ilgili talebiniz varsa ben size söz vereyim.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

4.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz'in, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen hemşehrileri ile 6 şehidimize Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Suriye’nin İdlib bölgesinde Esad rejimi unsurları tarafından hain topçu atışı saldırısı sonucunda 2’si Gaziantep ilimizden olmak üzere 7 asker ve 1 sivil şoför şehit düşmüşlerdir. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

5.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker'in, Suriye rejimi tarafından şehit edilen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, yaşanılan ve yaşanmaya devam edilecek olan doğal afetleri sadece yıl dönümlerinde hatırlamanın yeterli olmadığına ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Kendi halkına zulmeden, yerinden yurdundan eden, öldüren zalim Suriye rejimi tarafından şehit edilen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

Değerli milletvekilleri, kendimize neyi, ne zaman hatırlamalıyız diye bir soru sorarsak vereceğimiz cevaplar “Kendimizin ve ailemizin doğum günlerini, söz, nişan evlilik yıl dönümlerini, yeni mutluluğumuza vesile olan olayları yılda bir kez hatırlarız, yeterli olur.” olur.

Peki, yaşadığımız, yaşamaya da devam edeceğimiz doğal felaketleri, örneğin yaşanan depremleri bireysel olarak, toplumsal olarak, üniversiteler olarak, STK’ler ve basın-yayın organları olarak, iktidar olarak, muhalefet olarak, ülke olarak sadece yıl dönümlerinde hatırlamak yeterli mi? Eğer yeterli diyorsak üzülerek söylüyorum ki ders almamışız demektir. Eğer yeterli değil diyorsak depremi üç yüz altmış beş gün altı saat…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

6.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan'ın, Bursa merkez ve ilçelerinde yıkılmasına karar verilen 24 okulun ne zamandır hasarlı olduğunu ve neden bugüne kadar bu binalarda eğitime izin verildiğini, daha önce yıkılan 12 okulla birlikte toplam 36 okulun eğitime ne zaman açılacağını kamuoyunun öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa’da depreme dayanıklı olmaması nedeniyle yıkılan 12 okulun yerine herhangi bir okulun yapılmadığını, bu durumun öğrencileri ve ailelerini çok zor durumda bıraktığını buradan 21/2/2019 tarihinde dile getirmiştim. Geçtiğimiz hafta da yapılan kontrollerde Millî Eğitim Bakanlığı, Bursa merkez ve ilçelerinde 24 okulun yıkılmasına karar verdi. İki yıl içinde yıkılan 12 okulun yerine bir çivi dahi çakılmadığını Bursa kamuoyu sorgularken bu sayıya 24 okul daha eklendi. 3 milyonluk Bursa’mızda eğitimin çok daha zor şartlarda devam edeceği acı bir gerçektir.

Bu 24 okul ne zamandır hasarlı? Neden bu binalarda eğitime izin verdiniz bugüne kadar? Bu 24 okulda eğitime son vermek için neden Elâzığ depremini beklediniz? 36 okulun eğitime ne zaman açılacağını Bursa kamuoyu merak etmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Serter, buyurun.

7.- İzmir Milletvekili Bedri Serter'in, İzmir İl Sağlık Müdürlüğüne ait tahlil sonuç sitesinde vatandaşların gizli kalması gereken Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamına giren sağlık bilgilerinin kamuoyuna açık olarak sunulmasına tepki olarak verdiği dilekçesine istinaden sistemin olması gerektiği gibi çalışmaya başladığına ve bu ciddiyetsiz işlerin sorumlularının görevlerine son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

BEDRİ SERTER (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Dün, aylardır takip ettiğim bir skandalın önüne geçmek için İzmir İl Sağlık Müdürlüğündeydim. Kişisel verilerin korunmasına dair onca kanunun çıktığı bir ülkede 4,3 milyon İzmirli yurttaşımızın tüm verilerine, Sağlık İl Müdürlüğü hasta laboratuvar sonuçları sayfasından bir tek isim yazarak ulaşıyorduk. Bu konuda ciddi bir kişisel veri ihlalinin söz konusu olması nedeniyle acil tedbir alınması için yazılı bir dilekçeyle müracaat ettim. Başvurumdan iki saat sonra sayfaya erişim tümüyle engellendi. Bu sabah itibarıyla bu sistem olması gerektiği gibi çalışmaya başladı. Koskoca Sağlık Bakanlığında, bu kadar çok insan gücünün çalıştığı bir kamu kurumunda benden başka bir adam yok muydu bunu takip edip ortaya çıkaracak? Nerede kaldı insan hakları?

Sağlık Bakanlığını ve Bakan Koca’yı göreve davet ediyorum. Bu ciddiyetsiz işlerin sorumluları kimlerse derhâl görevlerine son verilmesini talep ediyorum ve bu konunun takipçisiyim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kasap…

8.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap'ın, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’ne ilişkin açıklaması

ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Sayın Başkan, 4 Şubat Dünya Kanser Günü, kanser farkındalık günü. 82 milyon insanımıza 88 milyon görüntüleme gerçekleştirmişiz; alınan ışınlar da cabası, kanser oranını gün geçtikçe artırmakta. 2018’de 308 milyon kutu sinir ilacı, psikiyatri ilacı yazıldı ve kullanıldı. Birinci basamak bir türlü planlanamadı. Milleti hasta ettiler. 2002’de 1 milyon 598 bin ameliyat gerçekleşirken 2018’de 5 milyon küsur ameliyat gerçekleşti. Cepten harcanan para 2002’de 50 TL iken 2018’de 352 TL oldu. Sahi, planlama neydi, Sağlık Bakanlığına sormak istiyorum. Milleti hasta ettiler. Birinci basamağı denediler olmadı Recep Akdağ zamanında. Ne zaman planlayacaklar, merak ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Barut…

9.- Adana Milletvekili Ayhan Barut'un, 2008 yılından beri Gençlik ve Spor Bakanlığında görevde yükselme sınavı yapılmadığına ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Gençlik ve Spor Bakanlığında 2008 yılından beri görevde yükselme sınavı yapılmamıştır. On iki yılda Bakanlık ile bağlı kurum ve kuruluşlarda yapılan unvan değişiklikleri ve terfiler hangi kriterlerde ve hangi eleme koşullarında yapılmıştır? Bu zaman zarfında, şube müdürü, ilçe müdürü, gençlik merkezi ve yurt müdürü gibi kadrolara kaç kişi, hangi kurumlardan, hangi kriterlere göre terfi ettirilmiştir? İlçe müdürlüğü, gençlik merkezi müdürlüğü, federasyon genel sekreterliği gibi kadrolar neden görevde yükselme sınavına tabi değildir? Bu kadrolara terfi ettirilen kişilerin dayı-yeğen ilişkileri, hemşehri, parti ve sendikalar kanalıyla görevde yükseldiği iddiaları doğru mudur? On iki yıldır görevde yükselme sınavı yapılmaması, mevcut personelin çalışma azmini, devlete olan güvenini ve liyakat duygusunu nasıl etkilemektedir, neden on iki yıldır görevde yükselme sınavı yapılmamıştır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

10.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde ilinin yanı sıra farklı illerimizin çiftçilerinden de mektuplar aldığına, Cumhurbaşkanının çiftçilerin mağduriyetini duyması, çiftçi borçlarının yapılandırılıp faizlerinin silinmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde’nin yanı sıra farklı illerimizin çiftçilerinden mektuplar alıyorum. Sultaniye’den yazan Ergun Bey mektubunda diyor ki: “Tarım Kredi Kooperatifine 2019 borç yapılandırması için başvurduk. Faizler anaparayı geçmiş. Borcumuzun yüzde 20’sini yatırınca yapılandırma yapılacaktı. Benim gibi birçok çiftçi arkadaşımız var, 2019 ürünlerimizin parasını alamadık, sanayi domatesi ekmekteyiz ve yüzde 20’sini yatıramadık, ek süre istedik verilmedi. Kooperatif avukatı, icra ve haciz işlemleri başlatmış; traktörümüz, arazimiz bağlı durumda, elimiz kolumuz bağlandı. Şu anda borcu yapılandırmak istiyorum, siz değerli büyüklerimden destek bekliyorum. 2019 bitti, 2020’de olsun yapılandırma yapılsın, çok zor durumdayız.” Bunun için çok mektup geliyor. Cumhurbaşkanı çiftçilerin mağduriyetini duymalı ve iktidar, çiftçi borçlarını yapılandırıp faizlerini silmelidir.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

11.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, devletimiz tarafından Çin’de ortaya çıkan coronavirüs salgını nedeniyle bölgede yaşayan ve Türkiye’ye dönme talebinde bulunan vatandaşlarımızın tahliye işlemlerinin başarıyla gerçekleştirildiğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün İdlib’de rejim tarafından yapılan ve bizleri derin bir üzüntüye sevk eden hain saldırı sonucu 1’i sivil, 7’si asker 8 kahraman vatan evladımız şehit oldu. Bu alçak saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Silahlı Kuvvetlerimize, aziz milletimize başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Öte yandan, geçtiğimiz günlerde Çin’de ortaya çıkan ölümcül coronavirüs salgını nedeniyle, bölgede yaşayan ve Türkiye’ye dönme talebinde bulunan 32 Türk vatandaşımızla birlikte, 6 Azerbaycan, 3 Gürcistan ve 1 Arnavutluk vatandaşı olmak üzere toplam 42 kişinin Çin’den tahliye işlemleri devletimiz tarafından başarıyla gerçekleştirildi.

Devletimiz, yurt içinde veya yurt dışında ihtiyaç duyduğu her an aziz milletimizin hizmetindedir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel…

12.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel'in, Ordu ili Çaybaşı ilçesi İlküvez Mahallesi’ndeki katı atık vahşi depolama alanının yol açtığı mağduriyete ilişkin açıklaması

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Ordu ili Çaybaşı ilçesi İlküvez Mahallesi, katı atık vahşi depolama alanı olarak belirlenmiştir. Çöp alanının çevresindeki derenin suyu bu hâldedir ve bu su Çaybaşı ile İlküvez’de evlere verilmektedir. AKP’ye yüzde 90 oranında oy veren yöre halkı, verdiği oyun karşılığını kafasına ve yaşam alanlarına dökülen çöp olarak almaya zorlanmaktadır. Halk şunu söylemekte: “Bize ‘Toprağınıza dönün, köyünüze dönün.’ diyorsunuz, ya bu çöpü buradan alın ya da bizi buradan alın.”

Dün gece saat ikiden itibaren bin kadar jandarma ve polisle bu köye operasyon yaptırdı oradaki işgüzar vali. Daha önce bölgeyi ziyaret eden iktidar vekilleri, bu durumdan Erdoğan’ın haberdar olmadığını, Erdoğan’ın öğrenmesinden sonra bu durumun çözüleceğini söylemişti. Dün geceki polis, jandarma copunu, kadınların postal altında ezildiğini görünce bu tercihin Erdoğan’ın mı yoksa oradaki işgüzar valinin mi tercihi olduğunu sormak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

13.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in, Adana ili Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın kadro ve salon sorununun çözümlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Adana Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası, personel yetersizliği nedeniyle konserlerini yapamaz hâle gelmiştir. Sanatçı sayısı hızla düşen orkestra, 71 kişilik norm kadrosu olmasına karşın, mevcut kadrolarının yetersizliği nedeniyle bugün 35 kişiye düşmüştür. 120 kişilik sanatçı kadrosu olması gereken orkestra, repertuvarının en küçük eserlerini dahi kendi bünyesinde dışarıdan destek almadan gerçekleştirememektedir. ÇDSO’nun mevcut boş kadrolarına sınav vizesi verilerek 75 kişiye çıkarılması, ardından norm kadronun artırılarak sayının, diğer devlet senfoni orkestralarında olduğu gibi, 120 kişiye çıkarılması ve öte yandan, orkestranın konser salonu ihtiyacının da acilen karşılanması gereklidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, ulusal ve uluslararası sanatçıları, sanatseverleri ağırlayan Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası’nın kadro ve salon sorununu acilen çözmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öztunç…

14.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç'un, insanları depremin değil yıkılan binaların öldürdüğüne, olası bir Kahramanmaraş depremine karşı Hükûmeti ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesini tedbir alması gerektiği konusunda uyardıklarına ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Son Elâzığ ve Malatya depremi gösterdi ki deprem değil, bina öldürüyor. Depremin hemen ardından, maalesef, tüm televizyonlarda bilim adamları, Kahramanmaraş’ın özellikle Türkoğlu ilçesinin ciddi bir deprem bölgesi olduğunu, burada bir enerji birikiminin olduğunu, beş yüz yıla yakındır da ciddi bir deprem olmadığını söylüyor. Biz, Kahramanmaraş olarak Elâzığ’da yaşanan bu görüntüyü yaşamak istemiyoruz. Bunun için tedbir almak gerekiyor. Burada da sorumluluk, şu anki Büyükşehir yönetimine ve Hükûmete düşüyor. Büyükşehir Belediyesini ve Hükûmeti uyarıyoruz, gerekli tedbirleri alın diyoruz ama maalesef herhangi bir çalışma şu anda hâlâ yapılmıyor. Biz uyarı görevimizi yerine getiriyoruz. Bir deprem olduğunda, sonra “ah, vah” dememek için şimdiden gereğini yapın diyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan.

15.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Artvin il ve ilçelerinde elektrik dağıtım şirketlerinin uygulamaları sonucu vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerin giderilebilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben de sözlerimin başında İdlib şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, milletimizin başı sağ olsun diyorum.

Ülkemiz genelinde olduğu gibi, Artvin İli ve İlçelerinde vatandaşlarımız, elektrik faturalarının, kullanım bedellerinin aksine, orantısız şekilde yüksek geldiğini, önceki dönem ve aylarla kıyaslandığında yüzde yüzü aşan farkların tespit edildiğini, elektrik dağıtım şirketlerinin uygulamaları sonucu mağdur olduklarını dile getirmektedirler.

Özellikle benim seçim bölgem Artvin, bir enerji kentidir, barajlar kentidir. Burada yaşayan vatandaşlarımız, özellikle esnaf teşkilatımız, bu konuda derin mağduriyet içerisindedir. Yüzde yüzü aşan fatura bedelleri nedeniyle neredeyse elektrikler kesilmekte, ilgili idareyle sorunlar yaşanmaktadır. Bu konuda “Enerji Bakanlığı gerekli denetimleri yapıp yapmamakta mıdır?” diye bir istifham oluşmuştur. İlgililerin bu konuya duyarlı davranmasını, yüzde yüzü aşan fatura bedelleriyle gelen mağduriyetlerin giderilmesine yönelik gerekli tedbirleri alması için ilgili mercilere talimat verilmesini Artvin halkı, Artvin’deki esnaf beklemektedir. Bu sorunu yüce Parlamento…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çepni.

16.- İzmir Milletvekili Murat Çepni'nin, İzmir’in Urla ve Çeşme ilçelerindeki 511 arazi için verilen kamulaştırma kararından vazgeçilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – İzmir’in Urla ve Çeşme ilçelerinde bulunan 511 arazi için acele kamulaştırma kararı verildi. Çeşme Alaçatı Mahallesi’nde 178, Urla Zeytinli Mahallesi’ndeyse 333 arazi, turizm yatırımlarına tahsis edildi. Bu bölgeler, birinci derece SİT alanı olmaktan çıkarılarak ranta açılmış oldu. Aynı kapsamda, Urla’da, DİSK’in işçilerin kullanımına kazandırdığı -kırk beş yıllık- 61 dönümlük taşınmaza da el konulmak istenmektedir. Kamulaştırılan araziler, tarım arazisi niteliğindedir. Tarım ve hayvancılık imkânları gasbedilen bölge halkı, yerinden yurdundan olma riskiyle karşı karşıyadır. İmara kapalı olan araziler, halktan ucuza alınıp turizm şirketlerine peşkeş çekilmekle karşı karşıyadır; bu karardan acilen vazgeçilmelidir.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

17.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım'ın, 1 Şubat 2020 tarihinden itibaren Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine hangi sebeple yüzde 56 oranında zam yapıldığını Ulaştırma ve Altyapı Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine 1 Şubat 2020 tarihinden itibaren yüzde 56 zam yapıldı. Rekor seviyede yapılan bu zamlara göre, tek yön geçiş ücretleri otomobiller için 23,30 TL’den 36,40 TL’ye, minibüsler için 34,90 TL’den 54,70 TL’ye yükselmiştir. Sayın Ulaştırma Bakanı ve Maliye Bakanına soruyorum: Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine hangi sebeple rekor seviyede yüksek zam yapılmıştır? 2019 enflasyon oranı yüzde 11,84; 2020 asgari ücret zam oranı yüzde 15; emeklilere ve memurlara yapılan zam oranları yüzde 6,5 ve yüzde 5,5 olarak belirlenmiş olmasına rağmen Avrasya Tüneli geçiş ücretine neden yüzde 56 oranında zam yapılmıştır? Yap-işlet-devret firmalarına milletimizi soydurmaya devam ediyorsunuz. Sizde vicdan yok mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

18.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü’ne ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar, milletimize başsağlığı diliyorum.

Tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak, renkleri, figürleri ve diğer özellikleriyle simgelerin köprüsü olacak 1915 Çanakkale Köprüsü’nün her 2 ayağının inşasında yarıya yaklaşıldı. Gelibolu-Sütlüce, Lapseki-Şekerkaya mevkileri arasında konumlanan köprü için deniz içi ve su üstü çalışmaları aralıksız sürüyor. Köprünün ayak yükseklikleri 318 metre olacak ve yükseklik 143’er metreye ulaştı. Her 2 ayak aralığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100’üncü yılıyla anlamlandırılarak 2023 metre olacak. 1915 Çanakkale Köprüsü, tasarımındaki incelikleriyle de dünyada bir ilk olacak.

Emeği geçenlere teşekkür ederim. Ülkemize, milletimize hayırlı olsun.

BAŞKAN – Sayın Arkaz...

19.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz'ın, Suriye’nin İdlib kentinde hain saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye'nin hızla yayılmakta olan corona virüsü karşısında tedbir alan ilk ülkeler arasında yer aldığına ilişkin açıklaması

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, İdlib’de meydana gelen menfur saldırıda şehit düşen askerlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifa, Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Hızla yayılmakta olan coronavirüsün belirtileri baş ağrısı, ateş, burun akıntısı, nefes darlığıyla beraber mide bulantısı, ishal ve karın ağrısı olabilir. Virüs karşısında risk grubunda olanların başında bebekler, çocuklar, yaşlılar, diyabet hastaları, kemoterapi gören hastalar ile akciğer ve kalp hastaları, kısacası bağışıklık sistemi zayıf olanlar gelmektedir. Henüz ilacı ve aşısı bulunmayan virüsten korunmak için yapılması gerekenler sırasıyla; hijyenik ortam, sağlıklı beslenme, bol sıvı ve C vitamini tüketimiyle, kalabalık ortamlardan uzak durup istirahat etmektir. Türkiye, dünyada corona karşısında tedbir alan ilk ülkeler arasındadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

20.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Rusya’dan yapılan “Türk ordusu operasyonu önceden haber vermediği için hedef oldu” açıklamasına, ülkemizde 4 milyon Suriyeli varken 1 milyon Suriyelinin daha nasıl kabul edileceğini, nerede iskân ve istihdam edileceğini öğrenmek istediklerine, FET֒nün siyasi ayağının araştırılması için hâlâ etkili bir adımın atılmadığına ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İdlib’de rejim güçleri tarafından yapılan alçakça saldırı sonucunda 8 evladımız şehit olmuş, 7 askerimiz ise yaralanmıştır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum; yaralı evlatlarımıza ise acil şifalar temenni ediyorum.

Rejim güçlerinin saldırısı sonrası Rusya’dan yapılan “Türk Ordusu, operasyonu önceden haber vermediği için hedef oldu.” açıklaması ise vahim bir olayın içyüzünü açık ve net olarak anlatmaktadır. Saldırının, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Ukrayna ziyareti sırasında olması ise manidardır. Sayın Erdoğan’ın, bir yandan Rusya’yla yakınlaşırken diğer yandan Ukrayna ordusuna maddi destek vermesinin anlamsız bedelini maalesef askerlerimiz şehit olarak ödüyor. Hükûmet, dış politikada ipleri arapsaçına döndürmüş ve artık yürütemez hâle gelmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanı, dün Ukrayna’da 1 milyon Suriyelinin daha İdlib’den sınırımıza doğru geldiğini ifade etmiştir. Ülkemizde bulunan 4 milyon Suriyeli yetmezmiş gibi 1 milyon Suriyeliyi daha nasıl kabul edecek, nerede iskân ve istihdam edeceksiniz? Bu milletin parasından harcanan 40 milyar dolar yetmedi de daha ne kadar harcamayı düşünüyorsunuz? Türkiye, bir göç dalgasını daha asla kaldıramaz. Çöken Suriye politikası, son gelen 1 milyon Suriyeliyle artık tescillenmiştir. Hükûmet gene hazırlıksız yakalanmış, hiçbir plan ve program yapılmamıştır. Gelen Suriyelileri sınırın ötesinde çadır kentlerde tutmalı, yapılacak yardımlar Birleşmiş Milletlerle ortak sağlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ortaya çıkması için uğraştığımız ve defalarca Meclise önerge verdiğimiz FET֒nün siyasi ayağının araştırılmasında hâlen etkili bir adım atılmış değildir.

26’ncı Genelkurmay Başkanımız Sayın İlker Başbuğ’un son yaptığı, FET֒nün siyasi ayağını ortaya çıkarmaya yönelik, ışık tutan sözlerini oldukça önemsiyorum. Askerlerin sivil mahkemede yargılanmasının önünü açan kanunun Meclisten bir gece yarısı apar topar geçmesiyle FET֒cülerin yolu açılmış ve neticesinde, dönemin Genelkurmay Başkanı Sayın Başbuğ, terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla, özel yetkili sivil mahkemelerce hapse atılmıştır. Bu teklifin altında kimlerin imzasının olduğu ise bellidir. FET֒nün siyasi ayağını tespit etmek istiyorsak buradan başlayalım, ipin ucu gözükmüştür.

İYİ PARTİ olarak hodri meydan diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Akçay.

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay'ın, 3 Şubat 2020 tarihinde Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen sivil ve askerlerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye'nin gücünü ve hafızasını hafife alan şer odaklarının hem sahada hem de masada gereken karşılığı alacağından şüphelerinin olmadığına, sınırlarımızın öte yanında perde perde sahnelenen emperyal oyunların doğru analiz edilmesi gerektiğine, Türkiye’nin olmadığı bölgesel ve uluslararası bir denklemin asla düşünülemeyeceğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Suriye’nin İdlib bölgesine, çatışmaların önlenmesi ve gözlem noktalarının korunması amacıyla takviye birlik olarak gönderilen askerlerimiz, 3 Şubat 2020 tarihinde rejim unsurları tarafından hain bir saldırıya uğramıştır. Bu alçak saldırıda 7 askerimiz ve 1 sivil görevlimiz şehit olmuş, 7 askerimiz yaralanmıştır. Aldığımız şehit haberleri yüreklerimizi dağlamıştır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun.

Türkiye'nin gücünü ve hafızasını hafife alan şer odaklarının, hem sahada hem masada gereken karşılığı alacaklarından şüphemiz yoktur. 2011’de başlayan Suriye iç savaşı ve vekâlet savaşları nedeniyle ülkemizin sınır güvenliği konusunda kritik önlemler alınmış ve terörle mücadele harekâtları yürütülmüştür. Mücadele alanlarımızdan birisi de gerilimin tırmandığı ve çatışmaların yoğunlaştığı ve Türkiye’yle 130 kilometrelik sınır komşuluğu olan İdlib’dir. İdlib’de Esad rejimi, Rusya ve İran’ın himayesiyle cesaret bulmuş, kendi halkına ve münhasır yetkilerine dayanarak bölgede nizamın tesisi için bulunan askerlerimize tehdit olmaya başlamıştır. Sınırlarımızın öte yanında perde perde sahnelenen bu emperyal oyunu doğru analiz etmek mecburiyetindeyiz.

Suriye’de kabaca dört yönetim bölgesi vardır: Rejim kontrolündeki bölgeler, Türkiye’nin sınır ötesi harekâtlarla terörden temizlediği ve güvenlik için kontrol altında tuttuğu bölgeler, ABD’nin geçici kontrolündeki bölgeler ve çatışmasızlık bölgesi olarak ilan edilen kentler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Esad rejiminin, gözünü İdlib’e çevirmesinin sebebi de bu tablodur. Bu tabloda Esad’ın ilerleyebileceği, güç gösterisi yapabileceği tek bölge İdlib kalmıştır. Bu saikle, gözü dönmüş Esad rejimi, baltayı taşa vurmuş ve bölgedeki varlığı uluslararası hukuktan kaynaklanan ülkemizin münhasır yetkilerine mütecaviz bir saldırı gerçekleştirmiştir.

İdlib, Astana görüşmeleri neticesinde çatışmasızlık bölgesi olarak ilan edilen bir bölgedir. 4 Mayıs 2017’de gerçekleştirilen 4’üncü Astana Zirvesi ve 22 Ekim 2019’da Türkiye-Rusya arasında imzalanan Soçi Mutabakatı doğrultusunda İdlib’de Türkiye 12, Rusya 10 ve İran 7 gözlem noktası kurmuştur. Soçi Mutabakatı ve Astana süreciyle bölgede çatışmaların sonlandırılması öngörülmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Diğer yandan, Türkiye ile Rusya arasında İdlib’de HTŞ’nin ve terör örgütü olarak kabul edilen diğer grupların varlığına son verilmesi için Eylül 2018’de bir anlaşma imzalanmış, anlaşma sonrası ateşkes ilan edilmiştir. Fakat gelinen noktada ne Esad rejimi ne Rusya, İdlib’deki uzlaşı sürecine ve bu süreçte yapılan anlaşmalara riayet etmiştir. Kasım 2019’dan bu yana, Suriye ordusunun İdlib’deki askerî operasyonlarının hız kazanması ve Rusya’nın hava saldırılarını yoğunlaştırması bunun bir delilidir. İdlib sürecinde Türkiye'nin başını çektiği temel fikirlerden biri de İdlib’e yönelik askerî operasyon yapılmamasıdır. Bu kapsamda, Rusya ve Türkiye arasında yapılan görüşmeler neticesinde, 12 Ocak 2020 tarihinde ateşkesin yürürlüğe gireceği açıklanmıştır. Ne var ki ülkemizin bekası adına kritik öneme sahip böyle bir meselede uzlaşı yerine yine çatışma yeğlenmiş, İdlib’de Şam yönetimi ve Rusya’nın hava ve kara saldırıları sürmüştür. Türkiye'nin bu düşüncesinin, uluslararası anlaşmalar ve meşruiyet çerçevesinde bir karşılığı vardır. Bir adım sonrası düşünülmeden gerçekleştirilen bu saldırıya, kahraman askerlerimiz gerekli cevabı vermiş ve vermeye de devam edecektir.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de vurguladığı gibi, son gelişmeler bize Suriye’deki uzlaşı sürecinin Cenevre, Soçi ve Astana’yı da kapsayan çok perdeli bir tiyatro olduğunu göstermiştir. Suriye’de, Libya’da ve diğer çatışma bölgelerinde diplomatik uzlaşmanın tarafı olan Türkiye, vurkaç taktikleri ve modası geçmiş barış söylemleriyle bertaraf edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye'nin olmadığı bir bölgesel ve uluslararası denklem asla düşünülemez. Türkiye'nin egemenliğini hesaba katmadan yapılan her strateji boğulmaya mahkûmdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bize düşen, uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru haklarımız ve sorumluluklarımız çerçevesinde, meşru müdafaa hakkımızı kullanmak, egemenlik haklarımızı tehdit eden her tehlikeli girişimi bertaraf ederek her türlü önlemi almaktır. Bölgede görevini cansiparane ifa eden kahraman Türk askerî, sivil halkın canının, haysiyetinin teminatıdır ve olmaya da devam edecektir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Oluç…

22.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, Suriye’nin İdlib kentinde yaşamını yitiren askerlere Allah’tan rahmet dilediklerine, açıklanan ocak ayı enflasyon oranlarına, TÜRK-İŞ’in ocak ayı açlık ve yoksulluk sınırı araştırması sonuçlarına, Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin açıkladığı 2020 Ocak ayı Medya İzleme Raporu’nun gazeteciler üzerindeki baskı ve engellemelerin sona ermediğini gösterdiğine, Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulunun rekabeti ortadan kaldıran yaklaşımlarının Amedspor ile Cizrespor’un sorunlar yaşamasına neden olduğuna ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, öncelikle, İdlib’de yaşamını yitiren askerlere rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Ocak ayı enflasyon oranları açıklandı. Ocak ayı enflasyonuna baktığımızda, 1,35 oranında bir artış görüyoruz. Yıllık bazda bu oran yüzde 12,15 oldu, on iki aylık ortalamalara baktığımızda ise enflasyonda yüzde 14,52’lik bir artış oldu. Yani enflasyonda bir düşüş yaşanmıyor, çizilen bütün pembe tablolara rağmen hayatın gerçekleri bunu karşılamıyor. Esas itibarıyla gerçekler, halkın pazar tezgâhlarında, halkın sofralarında; aslında ne olduğunu herkes görüyor. TÜİK, resmî rakamlarla ne kadar oynamaya çalışırsa çalışsın, enflasyon oranlarındaki tablo çok açık bir şekilde ortada görünüyor. Yoksulluk azalmıyor, işsizlik ve enflasyon düşmüyor, tam tersine artıyor.

Ekonomideki bu kötü gidişatı perdelemek için TÜİK çeşitli operasyonlar yapıyor. En son, enflasyonu hesapladıkları sepette de değişiklikler yaptılar yani gerçekleri manipüle etmek için bu değişiklikleri yapıyorlar. Sorun tabii ki TÜİK bürokratlarında değil, esas itibarıyla o bürokratlara direktifi veren Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ta. Hazine ve Maliye Bakanı, pembe tabloyu ortaya çıkarabilmek için TÜİK rakamları üzerinde her türlü manipülasyonu yapmaktan vazgeçmelidir, bir kez daha bunu vurgulayalım. Çünkü yine bu ay içinde TÜRK-İŞ’in, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonunun açıkladığı Ocak ayı açlık ve yoksulluk sınırına baktığımızda da durumu görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu araştırmaya göre, Ocak ayı rakamlarında, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 2.219 liraya çıkmış vaziyette. Şimdi, bu gıda harcamasıyla birlikte giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması gereken harcamalara da baktığımızda, yine 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırı 7.229 liraya çıkmış vaziyette; TÜRK-İŞ’in rakamları bunu gösteriyor. Yani TÜİK, bir taraftan gıda harcamalarını enflasyon sepetinden çıkartıyor ama TÜRK-İŞ’in rakamları gösteriyor ki ne kadar çıkartılırsa çıkartılsın ekonominin gerçekleri asla örtülebilir gibi bir durumda değil. Hem enflasyonda hem işsizlikte hem de yoksullukta iktidarın uyguladığı politikalar son derece vahim bir tabloyu ortaya koyduğunu gösteriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Şimdi, Çağdaş Gazeteciler Derneğinin ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin 2020 Ocak ayı Medya İzleme Raporu açıklandı. Basın özgürlüğü konusunda ve basın emekçilerinin yılın ilk ayında hangi engellemelerle ve sorunlarla karşı kaşıya kaldıkları, raporda yazıldı. Bu raporda görülüyor ki 2020 yılının ilk ayında da basın emekçilerine, gazetecilere yönelik baskılar devam ediyor, basın emekçilerinin engellenmeleri ve sorunları bitmiş görünmüyor, birçok gazeteci hakkında yeni davalar açılıyor ve birçok gazeteciye de ceza verildiği görülüyor. Ocak ayı raporunda 4 gazeteci hakkında yirmi bir yıl altı ay hapis cezası verilmiş, 2 gazeteci hakkında yeni davalar açılmış, 12 gazetecinin yargılanması devam etmiş, 7 gazeteci işinden olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Esas meselelerden bir tanesi de: Biliyorsunuz, bine yakın gazetecinin sarı basın kartı iptal edildi, sonra tepkiler üzerine tekrar aktif hâle getirildi. Sonuç olarak baktığımızda bu Ocak 2020 Medya İzleme Raporu da gösteriyor ki gazeteciler üzerindeki baskılar ve engellemeler sona ermiş değil, iktidarın bir diğer faaliyeti olarak bu da sürüyor.

Son bir şeye daha değinmek istiyorum, burada sık sık dile getirdik. Hatırlarsanız hem Amedspor’a ilişkin hem Cizrespor’a ilişkin maçlarda karşı karşıya kalınan sorunları, hem statlarda hem Federasyon tarafından yapılan uygulamalarda, Merkez Hakem Kurulunun uygulamalarında karşı karşıya kalınan sorunları dile getirmiştik. Şimdi, Cizrespor, hakemlerin tutumu, ırkçı sloganlar ve hakemlerin bunu engellememesi nedeniyle ligden çekileceğini açıkladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Esas itibarıyla hem Futbol Federasyonu açısından baktığımızda hem Merkez Hakem Kurulu açısından baktığımızda, görevleri, sporda rekabet eşitliğini sağlamak ve sağlıklı bir şekilde spor müsabakalarının sürmesini sağlamaktır ama tam tersine, hem Türkiye Futbol Federasyonunun hem Merkez Hakem Kurulunun rekabeti ortadan kaldıran yaklaşımlara sahip olduğunu görüyoruz. Statlarda yaşanan neredeyse lince varan bu saldırılara yönelik herhangi bir önlem alınmadığını görüyoruz. Aslında sporun evrensel tanımına baktığımızda, birçok Avrupa ve dünya ülkesinde yaşananlara baktığımızda da statlarda yaşanan ırkçı sloganlar ve linç girişimleri karşısında bütün ülke federasyonlarının, UEFA ve FIFA dâhil olmak üzere, çok net bir tutum aldığı da açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Türkiye’de de bu net tutumun alınması gerektiğini bir kez daha vurgulamış olalım ve Cizrespor’un bu baskılar nedeniyle ligden çekilmiş olmasını vurgularken bunun karşısında Federasyonun ve Merkez Hakem Kurulunun da tutumunu kınadığımızı bir kez daha belirtelim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen Halil Demir, Onur Şükrü Özler, Serkan Deprem, Uğur Katran, Gökhan Orhan, Kadir Yıldız, Uğur Kurt ve İsmail Akatay’a Allah’tan rahmet dilediklerine, Türkiye Şeker Kurumunun bünyesinde bulunan şeker fabrikalarında çalıştırmak üzere işçi alımı için 31 Aralık 2019 günü ilana çıktığına ancak 1990’dan beri şeker fabrikalarında geçici işçi olarak çalışanlara verilen kadro sözünün öncelikle yerine getirilmesi gerektiğine, Adli Tıp Kurumundan verilmiş “Hastanede tedavi edilmelidir, cezaevinde kalamaz” raporları Cumhurbaşkanının önünde dururken, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olan Madımak katliamı faillerinden Ahmet Turan Kılıç’a affın uygulanmasının siyasi kayırmacılık olduğuna, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun “Kaç Suriyeli var, kaçına vatandaşlık verildi ve illere göre dağılımı nedir?” sorularına İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun verdiği cevaba, Avrasya Tüneli geçiş ücretlerine yapılan yüzde 56 zammın kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan; size, tüm gruplara ve tüm milletvekillerimize iyi bir çalışma haftası diliyoruz.

Tabii, çok keyifsiz bir haftaya başladık. İdlib’de meydana gelen topçu ateşi sonucunda hayatını kaybeden 8 şehidimizi rahmetle anıyoruz. Halil Demir’i, Şükrü Özler’i, Serkan Deprem’i, Uğur Katran’ı, Gökhan Orhan’ı, Kadir Yıldız’ı, Uğur Kurt’u ve İsmail Akatay’ı Meclisimizin tutanakları altında bir kez daha buradan anıyoruz. Bu acı haberlerin son olmasını diliyoruz.

Gün öyle bir gün ki bu konuda, sadece Adalet ve Kalkınma Partisinin Suriye ve İdlib politikasını değil, özellikle oradaki gözetleme kulelerinde görev yapan askerlerimizin hayatıyla ilgili endişelerimizi, bu konuda alınması gereken askerî tedbirler ve diplomatik hamlelerle ilgili bundan altı ay önce kayda geçirdiğimiz ifadeleri bir kez daha hatırlatmakla yetiniyorum çünkü gün, bunun ötesinde bir şeyleri söylemeyi olanaklı kılmıyor ama bu konuları önümüzdeki günlerde enine boyuna düşünmek ve muhalefet partilerinden gelen eleştiri ve önerilerin ne kadar kıymetli olduğunu da bundan sonra karar alırken göz önünde bulundurmak gerektiğinin gün gibi ortada olduğunu kayda geçirmek istiyorum.

Sayın Başkan, Türkiye Şeker Kurumu, bünyesinde bulunan şeker fabrikalarında çalıştırmak üzere 1.500 işçi alımı için 31 Aralık 2019 günü ilana çıktı ve bu fabrikalarda kadroya işçi alımı süreci var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Değerli milletvekilleri, 5620 sayılı Kanun’a göre, buralarda beş ay yirmi dokuz gün süreyle işçiler çalışıyordu biliyorsunuz ve hepimizin gayretleri sonucunda, daha sonra bu konuda yapılan bir düzenlemeyle, 2 Ocak 2020 tarihli 15 sayılı yazıyla bu sürenin dokuz ay yirmi dokuz güne çıkarılmasına olanak tanındı. Şimdi, şeker fabrikalarında on ay süreyle işçiler çalışıyor; bu işçiler, 1990’dan beri çalışıyor. Devletimizin bir geleneği var; bir yerde geçici işçi çalıştırıyorsanız, sonra oraya işçi alacaksanız, o geçici işçilere kadro verilir ama bu yöntem benimsenmiyor ve uzun süre, beş ay yirmi dokuz gün çalışan, şimdi dokuz ay yirmi gün dokuz çalışan bu işçiler, yıllardır emek verdikleri, yapmayı bildikleri bu iş dururken dışarıdan 1.500 işçi geliyor şeker fabrikalarına.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu, hak değil; bu, adalet değil; bu, vicdanlı bir davranış değil. Bu arkadaşlarımızın mücadelesi, devletimizin geleneklerinde olduğu gibi, önceliğin kendilerine verilmesi yönündedir. Uzun süredir, bu iktidar bu işçilere kadro sözü verirken, bugün 1.500 kadrolu işçi alacakken bunları dışarıdan alıp bu işçileri kadroya almaması kabul edilebilir değil. Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak tüm grupları duyarlı olmaya, tüm milletvekillerini bu soruna sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Değerli Başkan, Ahmet Turan Kılıç, Sivas’ta Madımak katliamının faillerinden 86 yaşındaki Ahmet Turan Kılıç, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının kendisine anayasal hak olarak tanınan ama pek cömertçe kullanmadığı bir yetkiden yararlanarak affedildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Madımak’taki ateş hâlâ yüreklerimizde yanarken, Madımak’taki kurum bu ülkenin adaletinin üstünü karalamışken bugün gelinen noktada, bu kişinin evine gidenler ellerinden öptükleri fotoğrafları sosyal medyada paylaşarak acıları tazelemekte, yürekleri yakmakta ve maalesef verilen bu af kararının siyasi olduğu konusundaki tüm endişeleri haklı çıkarır bir tutum takınmaktadır.

Sayın Başkan, Cumhurbaşkanı bu af yetkisini kullanırken… Örneğin 2019 yılında 50 hasta tutuklu cezaevinde ölmüştür ve İnsan Hakları Derneği başta olmak üzere, 7 binin üzerinde başvuru yanıtsız bırakılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Adli Tıp Kurumundan verilmiş “Hastanede tedavi edilmelidir, cezaevinde kalamaz.” raporları Cumhurbaşkanının önünde dururken, 50 kişi cezaevinde ölmüşken Sivas’ın katiline, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını almış olan kişiye bu affın uygulanması ve bu affın uygulandığı yerin herhangi bir suç değil, insanlığa karşı işlenmiş bir suç, bir katliam olduğu düşünülürse Cumhurbaşkanının verdiği karar, Adalet ve Kalkınma Partisinin verdiği karar siyasi kayırmacılık, orada hayatlarını kaybetmiş olanların hatıralarına saygısızlık, ailelerine ve onların acısını yüreklerinde hissedenlere karşı vicdansızlıktır Sayın Başkan; bunu kabul etmiyoruz.

Sayın Başkanım, sizden ve Meclis Başkanımızdan Meclisin itibarını korumanız konusunda defalarca talepte bulunduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şahsınızın, Meclis Başkan Vekillerimizin bu konularda çabalarına şahit olduk, gerektiğinde hemen teşekkür ettik. Sayın Başkanım, elimde Bursa Milletvekilimiz, aynı zamanda, Divan Kâtibimiz Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun Süleyman Soylu’ya verdiği bir soru önergesi var. Sayın Başkan, soru önergesinde “Türkiye; Suriye, Irak, Afganistan, Pakistan gibi ülkelerden gelen göçler olduğu kadar Avrupa’dan tersine göçlerle de muhataptır.” diyor ve sorularına başlıyor: “Birinci soru: Türkiye’de kaç sığınmacı var? Bunların kaçına vatandaşlık verildi?” Soru bu. “İki: Vatandaşlık verilen Suriyelilerin şehirlere göre dağılımı.” Soru bu, rakam soruyor. “Üç: Vatandaşlık verilen yabancılar arasında…” Ülkelere göre soruyor, rakam soruyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Soru beş: Hangi illerde kaçı ikamet ediyor?” Sayın Başkan, süresi içinde yüzde 4 cevaplıyorlardı; eleştirdik, eleştirdik, 8,5’e kadar çıktılar. İyi örnek Ruhsar Pekcan yüzde 35’lerde, kötü örnek yüzde 1,5’larda bir sürü bakan var. Süleyman Soylu soruyu cevaplamış değerli milletvekilleri, cevabı okuyorum, bir satır: “5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu ile Türk Vatandaşlığı Kanunu Uygulamasına İlişkin Yönetmelik’e göre gerekli işlemler yapılmaktadır.” Cevap bu. Bu cevap olur mu Sayın Başkan? Bu, bu Meclise saygısızlık değil mi? Bu milletvekilliğiyle alay etmek değil mi AK PARTİ’nin çok değerli milletvekilleri? (CHP sıralarından alkışlar)

Soru: “Kaç Suriyeli var, kaçına vatandaşlık verildi, illere göre dağılımı nedir?” Cevap: “İlgili kanuna göre işlem yapılmaktadır.” Ve bunu şu kâğıt israfı, şu mürekkep israfı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bunda tüyü bitmemiş yetimin hakkı var; ona verilen maaşta hepimizin, bu ülkede alın teriyle çalışan asgari ücretlinin hakkı var. Oturuyor, attığı imzaya bak, mürekkebe yazık, kâğıda yazık. Bu alaycılıktır, bu hepimize hakarettir, bu, Divana hakarettir, bu, Meclise hakarettir. Bunu kabul etmiyoruz Sayın Başkan, bu konuda Meclise sahip çıkılması gerektiğini, özellikle Meclis Başkanının bu konuda tutum takınması gerektiğini söylüyoruz. Bu rezalet. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.

Son olarak da bu, parti devleti, devlet partisi, aile partisi… İllallah, illallah! Bu da parti devletinin göstergesi, soru muhalefetten gelince şu cevap, illallah! Avrasya Tüneli’ne zam; oran, yüzde 56; 36 lira 40 kuruş. Toplam gördüğü zam açıldığı günden bugüne yüzde 119.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yap-işlet-devretle araç garantisi verilmiş, yılda 25,5 milyon araç; para değil, araç garantisi verilmiş. 1 Şubat 2019’da Avrasya Tüneli Twitter hesabından paylaşım “Yüzde 37 zam yaptık.” “Bunlar bize seçim mi kaybettirecekler?” hep birlikte, AK PARTİ içinde panik “Sehven paylaştık.” Çıkıp dediniz ki: “Yüzde 37 zam mı olur enflasyonun yüzde 12 olduğu yerde?” Seçim geçti, yapılan zammın oranı yüzde 37 de değil, yüzde 56. Aradakini de tazmin ediyor adam. Kim bu? Yap-işlet-devret. Peki, zam bu kadar ya, hani şöyle düşünmesin vatandaş: “Ya, geçmeyen kadarını devlet ödüyor. Devlet ödememek için zam…” O da değil arkadaşlar, devlet araç geçiş garantisi vermiş, araç geçişi. Yap-işlet-devretle: Bir, firmaya avanta; iki, milletin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İşçiye yüzde 3 veriyorsunuz, memura yüzde 4 veriyorsunuz, emekliyi enflasyona ezdiriyorsunuz. Firma yüzde 119 zam yapmış, bir kerede yüzde 56. Yerel seçimlerden önce “Yüzde 37 zam mı olur? Elbette sehven, yüzde 3,7’dir o.” Ne olacak? İstanbul’u kaybetmeyeceksiniz. Seçim geçecek, yüzde 56 zamma kimse ses çıkarmıyor. Bu, vicdan değil; bu, insaf değil. Şirketi de bir partinin çıkarına, devleti de bir partinin çıkarına, hepimizin menfaatini de yandaşların çıkarına kurban ediyorsunuz. Kabul edilemez.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Akbaşoğlu.

24.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, hayırlı bir yasama haftası dilediğine, Suriye’nin İdlib kentinde rejim güçleri tarafından yapılan saldırı sonucu şehit düşen Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet dilediğine, Elâzığ ve Malatya depreminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nezaretiyle İçişleri Bakanı, Çevre ve Şehircilik Bakanı, Sağlık Bakanı ve diğer ilgili kurumlarımızın müdahalesiyle yaraların sarılması, kurtarma faaliyetlerinin ivedilikle yerine getirilmesi hususunda insanüstü bir gayret ortaya konulduğuna ve depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediğine, 5 siyasi partiye mensup milletvekillerinin ortak iradeyle ilhakı, işgali ve Filistin devletini imhayı öngören ABD yönetiminin açıkladığı sözde barış planını yok saydıklarını bütün dünyaya ilan ettiklerine, Diyarbakır Annelerinin onurlu mücadelelerinde yanlarında olduklarına ve olmaya devam edeceklerine, Madımak katliamı faillerinden Ahmet Turan Kılıç’ın Cumhurbaşkanınca affedilerek tahliye edilmesinin anayasal düzenleme çerçevesinde gerçekleştiğine ve FET֒nün siyasi ayağını her zeminde konuşmaya “Hodri meydan!” dediklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli arkadaşlar, ben de hayırlı bir yasama haftası diliyorum öncelikli olarak. Suriye rejimi tarafından İdlib’de görev yapan Mehmetçik’imize yönelik menfur saldırı sonucunda hayatını kaybeden Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet ve mağfiret; gazilerimize, yaralılarımıza Rabb’imden acil şifalar diliyorum. Bu saldırı sonrasında da Türkiye tarafından gerekli cevap verilmek suretiyle yaklaşık 76 rejim askeri etkisiz hâle getirilmiştir, buna yönelik operasyonlarımızın da devam edeceği herkes tarafından bilinmelidir. Millî menfaatlerimiz, hak ve kendi politikalarımız çerçevesinde sonuna kadar, denizde, karada, havada her bölgede bu konuda kararlılıkla kendi politikamızı uygulayacağımızın da bir kez daha bütün dünya tarafından bilinmesini arzu ederim.

Değerli arkadaşlar, malumunuz, Elâzığ ve Malatya’da bir deprem söz konusu oldu. Burada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Bununla beraber devletimizce Sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat nezaretiyle İçişleri Bakanımızın, Çevre ve Şehircilik Bakanımızın, Sağlık Bakanımızın ve diğer ilgili kurumlarımızın, bütün kurum ve kuruluşlarımızın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – …acil müdahalesiyle orada her türlü tedbirin alınması, yaraların sarılması, kurtarma faaliyetlerinin ivedilikle yerine getirilmesi hususunda hakikaten insanüstü bir gayret ortaya konulmuştur. Bu çerçevede, bu güzel fedakârlıkları ortaya koyan bütün kurum ve kuruluşlarımıza; başta AFAD, Jandarma, Kızılay, İçişleri Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve bütün ilgili birimlerimize, orada görev yapan 7 binin üzerinde personelimize, bütün STK’lere, kurtarma ekiplerine ve gerçekten büyük bir dayanışma içerisinde, devlet-millet kaynaşmasıyla bu afetin bir an evvel ortadan kaldırılmasına ilişkin özverileri nedeniyle aziz milletimize teşekkürü bir borç bilirim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu vesileyle tekraren ifade etmek isterim ki depremde evleri yıkılan vatandaşlarımızın yaraları sarılacak; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve TOKİ marifetiyle orada bütün insanlarımız, vatandaşlarımız -Bingöl’de olduğu gibi, Van’da olduğu gibi, Kütahya’da olduğu gibi- derhâl, hızlı bir şekilde inşallah konutlarına, yuvalarına kavuşturulacaktır, yaralar acilen sarılacaktır.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, Filistin’le ilgili “Yüzyılın Barışı” şeklinde Amerika Birleşik Devletleri tarafından gündeme getirilen bir konu var. Aslında adı “barış” olmakla beraber onun altında gizlenen işgal ve ilhakın ve Filistin’in tamamının İsrail’in olmasına yönelik bu adımın görüldüğü ortadadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Nitekim, yüce Meclisimiz de hakikaten, bütün partileriyle, bütün milletvekillerimizce, bu, adı “barış” olan ama ilhakı, işgali ve oradaki Müslümanları, Filistin devletini imhayı öngören bu planla ilgili iradesini yüksek sesle haykırmış ve bunu bütün dünyaya ilan etmiştir. Ben bu vesileyle, bu planı asla kabul etmeyeceğimizi ve yasama organıyla, yürütme organıyla, devletiyle, milletiyle Filistin’in yanında olacağımızı, adaletin ve hakkaniyetin yanında yer alacağımızı, Mescid-i Aksa’nın, mahremiyetimizi ve kırmızı çizgimizi, ilk kıblemizi temsil ettiğini, bu konuyla ilgili duyarlılığı, dünyada tek başımıza kalsak da bunun sancaktarlığını, bayraktarlığını Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapacağını tekraren ifade etmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Nihayet, malumunuz, bugün önemli bir gelişme oldu. Diyarbakır’da HDP il binasının önünde evlatlarını bekleyen Diyarbakır Annelerinden 5’inci anne evladına kavuştu. Bu vesileyle evladı ve anneyi tebrik ederiz. Bu kavuşmanın, bu buluşmanın diğer bekleyenlere de en kısa sürede nasip olmasını Rabb’imizden niyaz ile evladına kavuşmayı bekleyen annelerimize selam ve hürmetlerimizi iletir, onların onurlu mücadelelerinde daima yanlarında olduğumuzu ve olacağımızı sonuna kadar ifade etmek isterim.

Bunun dışında değerli arkadaşlar, dile getirilen bir önemli konu var, o konuya da temas ederek sözlerimi nihayetlendirmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tabii, Anayasa’nın 104’üncü maddesinin (16)’ncı fıkrası çerçevesinde Anayasa, Cumhurbaşkanına yasama, yürütme ve yargıya yönelik çeşitli görevler tevdi etmiş, çeşitli yetkileri kullanma hususunu tadaden ortaya koymuştur. Bunlardan bir tanesi de 104’üncü maddenin (16)’ncı fıkrasında sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebiyle kişilerin cezalarının hafifletilmesi veya kaldırılması hadisesidir. Bu da Adli Tıp Kurumundan alınan, ihtisas kurullarınca verilen sağlık raporları çerçevesinde sayın cumhurbaşkanlarınca bugüne kadar takdir edilmiş ve ortaya konmuştur. Burada ifade edilen husus da anayasal düzenleme çerçevesindedir.

Bir diğer husus da FET֒nün siyasi ayağı konuşulurken gündeme gelen bir husustur. Bu konuyu özellikle şu şekilde ifade etmek isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – FET֒nün siyasi ayağının gündeme getirilmesiyle ilgili her gündem kabulümüzdür ve sonuna kadar buna hodri meydan deriz, bunu ifade ediyorum. Bununla beraber, hiçbir kişinin veya kurumun, kuruluşun hiçbir makam veya mevkinin yasamanın iradesini, yasama faaliyetlerini tahfif edecek, sorgulayacak, ortadan kaldıracak nitelikteki yaklaşımlarını asla ve kata kabul etmeyiz, bunun içeriğini konuşmaya da tenezzül etmeyiz. Bununla beraber, o gün de yapılan hususlar Meclisin darbecilerin yargılanmasına ilişkin bir irade beyanıdır, Genel Kurulun bu yönde ortaklaşa bir kararı mevcuttur ve bu daha sonra da Anayasa’da düzenleme hususu olarak gündeme gelmiştir. Dolayısıyla iki konunun birbirinden ayırt edilmesi lazım gelir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yasama iradesini sorgulama yetkisi hiçbir kişiye, zümreye ait değildir; devredilemez, bırakılamaz, bu konuyla ilgili sözleri kale alınamaz.

Bununla beraber, FET֒nün siyasi ayağını her an herkesle her zeminde, her şekilde konuşmaya “Hodri meydan!” dediğimizi de ifade etmek ister, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Dervişoğlu.

25.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nin FET֒nün siyasi ayağıyla ilgili Hodri meydan! ifadesine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

FET֒nün siyasi ayağının her zeminde, her ortamda tartışılmasıyla alakalı olarak gerçekten “Hodri meydan!” diyorsanız işte Meclis, buyurun beraber tartışalım. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Hadi yiğit, hadi yiğit!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Defalarca araştırma önergesi verildi. Ayrıca benim ifadelerimin arasında yasama yetkisini gasbeden bir husus yok, bir kişinin beyanı var, bir vehmi ifade ediyor ve orada diyor ki: “Mademki bir şeyi araştırıyorsunuz işte çorabın ilk ipini ben çekiyorum.” Şimdi, bunu kayda değer buluyor iseniz “Hodri meydan!” çekmek yerine yarın bir araştırma önergesi verin, İYİ PARTİ grubu olarak FET֒nün siyasi ayağının araştırılması önergenize “evet” oyu vereceğimizi buradan ilan ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Müsaade buyurun efendim.

“Hodri meydan”ın da ötesinde bir şey bu…

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Saray izin verirse!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ama bunun için kimden müsaade alacaksanız da alın tabii; onu da söyleyeyim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yani bu tartışmayı eğer yapmaya gerçekten yüreğiniz yetiyor ise, müsaade almanız icap eden yerlere de şöyle bir başvurun isterim.

Ayrıca, ikide bir bu konuyu hodri meydan gerekçesi yapmamızın bir anlamı yok. Türkiye Büyük Millet Meclisini itham ve ilzam etmiyoruz, dışarıda kalan unsurlar hiç olmazsa tespit edilsin arzusu taşıyoruz. Aksi hâlde bu durum sizin partinizin üzerinde bir kara gölge olarak duruyor. Bunu da Türkiye Büyük Millet Meclisine mensup bir milletvekili olarak hazmedemediğimizi ifade etmek istiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ciddi bir iş yapıyoruz, ağzımızdan çıkan her kelime canlı yayında izleniyor, kayda alınıyor, tutanağa geçiyor. Hep birlikte şunu duyuyoruz, Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili diyor ki: “FET֒nün siyasi ayağını her zeminde -‘Meclis hariç’ demiyor- her zaman, her zeminde tartışmaya açığız, hodri meydan.” diyor. Dediğiniz şu… Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi var “FET֒nün siyasi ayağını araştıralım.” diye, daha önce reddettiniz.

ŞENOL SUNAT (Ankara) – 3 kere de biz verdik, 3 kere!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yeniden verdik, dediniz ki: “Biz onlarla birlikte oy vermeyiz.” Biz de durduk. İYİ PARTİ’nin teklifine aynen katılıyoruz. Yarın sabah            FET֒nün siyasi ayağının araştırılmasıyla ilgili önergenizi getirirsiniz, yarın burada 139 milletvekili çift elimizle destek veririz, iki el kaldırırız. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) “Hodri meydan” diyorsan lafının arkasında duracaksın, “her zeminde” dediysen en meşru zemin burası.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Burası milletin bize yeminini ettirip görev yaptırdığı yer. En meşru zemin burası. Milletten yetkiyi alıp “her zeminde” deyip ondan sonra “Mecliste olmasın” demek kadar gudubet, bunu söylemek kadar şaşırtıcı, bunu söylemek kadar karşısındakinin aklıyla alay eden bir yaklaşım olamaz. Hemen yarın grup önerinizi bekliyoruz.

İkinci husus: Ahmet Turan Kılıç… Ben de bilirim, Anayasa’nın af maddesinde öyle yazıyor. Tarafsızlıkla görevi yapacak Cumhurbaşkanı. 50 kişiyi 2019 yılında hapishanede ölüme terk ediyor. Önüne gelen dosyayı suçun türüne, suçlunun menşesine göre kör ve sağır olarak değerlendirmesi gerekirken o yetkiyi partizanca değerlendiriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ahmet Turan Kılıç’ı affeden, bu insanlık suçuna karşı bunu affeden, eline Madımak’ın isini, kirini bulaştıran, Madımak’ın kanını bulaştıran Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı değil, olsa olsa Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanıdır.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Oluç…

27.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, Cumhurbaşkanının Anayasa’nın 104’üncü maddesindeki yetkisini siyasi tercihlerine göre kullandığına, FET֒nün siyasi ayağının araştırılması ve tartışılması gereken yerin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, iki konuya kısaca değinmek istiyorum. Bir tanesi, Cumhurbaşkanının Anayasa’nın 104’üncü maddesindeki yetkisini kullanması meselesi. Bakın, biz üç senedir her fırsatta bu Mecliste, kürsüde de, komisyonlarda da bunu dile getiriyoruz. Üç senedir; neden üç senedir, diyeceğim. İHD’nin verilerine göre şu anda 1.334 hasta tutuklu ve hükümlü vardır. Bunun 457’si ağır hastadır ve son üç yılda 50 kişi cezaevlerinde hayatını kaybetmiştir yani 50 kişi ailelerini bile göremeden hayatlarını kaybetmişlerdir, bazıları hastanede, bazıları cezaevinde.

Şimdi, Cumhurbaşkanının Anayasa’nın 104’üncü maddesine göre bir yetkisi vardır ama Cumhurbaşkanı bunu tamamen siyasi tercihlerine göre kullanmaktadır, siyasi tercihlerine göre.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Yani Cumhurbaşkanı insani ve vicdani davranmamaktadır, siyasi davranmaktadır. En son icraatı bunu göstermektedir. Biz bir kez daha bunu söyleyelim, söylemeye devam edeceğiz. Bizim derdimiz, cezaevindeki hasta tutuklu ve hükümlülerle ilgili tamamen insanidir, vicdanidir. Meselenin siyasi tartışma ve polemik konusu olması yanlıştır. Bir kez daha vurgulayalım: 457 ağır hasta vardır, bunların içinde acilen salınması gereken insanlar vardır. Bu konuda Cumhurbaşkanı eğer vicdani ve insani davrandığını iddia ediyorsa, samimi olduğunu iddia ediyorsa mutlaka buna el atması gerekir ama bizim kanaatimiz odur ki siyasi tercihlerine göre karar almaktadır.

İkinci değinmek istediğim konu -diğer Grup Başkan Vekilleri de söyledi- biz defalarca araştırma önergesi verdik FET֒nün siyasi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Araştırma önergeleri verdik FET֒nün siyasi ayağının araştırılmasıyla ilgili ve her seferinde Adalet ve Kalkınma Partisinin oylarıyla reddedildi bu önergeler.

Şimdi, biz bunu hep söylüyoruz; bunun araştırılması ve tartışılması gereken yer Meclistir. Neden Meclistir? Yargıdan orduya kadar, eğitimden bütün bakanlıklara kadar bütün kurumlarda insanlar bulundu “FET֔cü diye görevlerinden uzaklaştırıldılar herhangi bir hüküm olmaksızın ama bir türlü siyasi ayak bulunamadı ve siyasi ayağın tartışılabileceği, araştırılabileceği tek yer Millet Meclisidir. Siyasi partiler buradaysa siyasi ayak da buradadır. Dolayısıyla, eğer Adalet ve Kalkınma Partisi bu konuda samimiyse biz de hazırız bu konuda getirecekleri önergeye –hangi parti getirirse getirsin- destek vermeye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Son cümlem efendim.

Bu konuda hangi parti getirirse getirsin önergeye destek vermeye ve FET֒nün siyasi ayağının araştırılması için her türlü adımı atmaya ve desteklemeye hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamış olalım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

28.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına yönelik yaklaşımları reddettiklerine, FET֒nün siyasi ayağının açığa çıkması için bağımsız ve tarafsız yargı eliyle sonuna kadar mücadele edilmesi hususunda en ufak tereddütleri bulunmadığına ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, öncelikli olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasa 104’üncü madde çerçevesinde ortaya koymuş olduğu takdirle ilgili herkes farklı yaklaşımlarda bulunabilir ancak şahsına yönelik yaklaşımı kesinlikle reddettiğimizi ifade etmek isterim. Bu konuyla ilgili herkesin anayasal çerçevede ve işin nezaketi çerçevesinde konuşması gerekir; bir.

İkinci olarak; arkadaşlar, FET֒nün görüşülmesi ve konuşulması meselesi illa araştırma komisyonuna mı bağlı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Her zeminde” diyorsunuz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Her zeminde…

Araştırma komisyonu da kuruldu daha önce, kuruldu,üç ay çalıştı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O konuda kurulmadı.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Erken bitirildi erken.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bak, yargı yetkisi, Türkiye Cumhuriyeti devleti adına ve Türk milleti adına yargı tarafından, mahkemeler tarafından kullanılıyor.

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Adı siyasal ayak.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) –Sayın Kılıçdaroğlu başta olmak üzere -hani byLock listesinden bahsediyordu ya “120 ila 180 milletvekilinde byLock var.” diye- kimin elinde ne belge varsa, ne bilgi varsa davasını açsın, bağımsız ve tarafsız yargı eliyle kimler siyasi ayağı oluşturuyorsa sonuna kadar gidilsin. Bu konuyla ilgili en ufak bir tereddüt yok.

Değerli arkadaşlar, şunu da ifade etmek istiyorum: İki konuyu birbirinden ayırt etmek lazım. Şimdi, gündeme gelen husus neydi? Burada 2009 yılında bir yasa görüşülürken o zamanki ilgili milletvekili arkadaşlar, Grup Başkan Vekili arkadaşlar birbirleriyle görüşmek, meseleyi değerlendirmek suretiyle bir önerge vermişler ve bu önerge Meclisin yüce iradesiyle kabul edilerek kanunlaşmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biz yasama faaliyeti anlamında bu önergenin verilmesi ve Meclisin iradesinin kabulü noktasındaki hiçbir sorgulamayı asla ve kata sorgulatır noktaya getirmeyiz, bir; şu hususta Meclise milletvekillerinin iradesine saygısızlığı asla ve kata kabul etmeyiz. Bununla beraber FETÖ konusunda her türlü tartışmayı ister ekranlar başında, ister Mecliste, her zeminde tartışmaya hazır olduğumuzu ortaya koyduk ve koyuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sonuçta, şu bir gerçektir ki özellikle 2013 ve daha sonra 15 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla net bir şekilde terör örgütü olarak Millî Güvenlik Kurulu kararları tarafından devletimizin aldığı kararlar çerçevesinde Hükûmetimiz mücadeleyi hem siyasi alanda hem ticari alanda, her türlü alanda sonuna kadar yerine getirmektedir. Bu konuda bütün gruplarla bu konuyla ilgili her türlü bilgi, belge ışığında her zeminde bunun sonuna kadar konuşulmasını bizler ortaya koyduk, gereğini yaptık ve yapıyoruz; sizler de inşallah gereğini yapma durumunda olursunuz. Sayın Kılıçdaroğlu, tabii ki, geçen haftaki grup toplantısında siyasi ayakla ilgili açıklamayı bugünkü grup toplantısında yapacağını beyan etmişti ancak bu konuyu haftaya bıraktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İnşallah, sizler bu konuda ne ortaya koyarsanız, siyasi ayağın açığa çıkması hususunda, bizden sonuna kadar yardım göreceğinizi ortaya koymak isterim ama bununla ilgili tartışmayı da... Ayrıca, kim siyasi ayaktır, FET֒yle ve PKK’yla nasıl bir buluşma zemini içerisinde, nasıl bir yaklaşım içerisinde hareket edilmektedir, müdellel bir şekilde yargı kararlarıyla ortaya koymaya da hazır olduğumuzu beyan ederim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Değerli Grup Başkan Vekillerimiz, bana göre, herkes gayet güzel kendi meramını anlattı.

Gündeme geçelim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Hayhay, buyurun Sayın Dervişoğlu.

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Burası çok önemli Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim uyardığınız için.

29.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Ben Sayın mevkidaşıma yapmış olduğu bu hararetli konuşma için çok teşekkür ediyorum ama ifadeleri benim açımdan tatminkâr değil. Yani demek istiyorsanız Türkiye Büyük Millet Meclisi bu tartışmayı yapmaya mezun değildir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir ferdi ve bir siyasi partinin Grup Başkan Vekili olarak bunu kabul etmem mümkün değil. Ayrıca, önergeyi veren milletvekilleri ve Grup Başkan Vekilleriyle ilgili benim bir kaygım yok. Bizim, İYİ PARTİ olarak asıl merak ettiğimiz şey, o 2 Grup Başkan Vekilinin eline önergeyi verenlerdir; siyasi ayak onlardır ve doğru anlaşılması lazımdır diye düşünüyorum. “Yasamanın bu alanda bir yetkisi yoktur.” yönünden yaklaşımınızı yerinde bulmadığımı üzülerek ifade ediyorum. “Yargı baksın bu işe.” diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Yargının vermiş olduğu bazı kararları, Sayın Cumhurbaşkanımız, mikrofon arkasına geçip “Anlayabilmiş değilim.” diyerek reddediyor. Dolayısıyla, adalet duygusunun zedelendiği toplumda yasamayı yapan Türkiye Büyük Millet Meclisine saygınızı artırmanızı istirham ediyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben Mecliste görev yaptığım ilk dönemimde Cezaevi İnceleme ve İzleme Komisyonu üyesiydim, partimin ilgili Komisyonunun üyesiydim. “Balyoz Kumpası” diye bir kitap yazdık biz. Ben şu kürsüde “Balyoz kumpası” dedim diye yemediğim laf kalmadı AK PARTİ Grubundan. “Kumpasçı sensin!” “Darbeci sensin!” “Darbeciler için kitap yazan sensin.” Ardından, altı ay sonra AK PARTİ’nin o zamanki Başbakan Yardımcısı “Millî orduya kumpas kurmuşlar.” dedi. Şimdi, 2013-2014’te “Balyoz kumpası” diyen adama “Darbeciler için kitap yazan utanmaz sensin!” diyenler, utanmadan, Millî orduya kumpas kurulduğu argümanına, söylemine dört elle sarıldılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 2009 yılında bir gece yarısı harf, kelime oyunuyla muhatap gruplar da kandırılmaya çalışılarak ve asla verdikleri önergeye de destek bulamadan asker kişileri sivil mahkemede yargılama hevesi FET֒nün... Çünkü FETÖ sivil mahkemeleri almış eline, orada Ergenekon yapıyor ve kafayı ülkenin Genelkurmay Başkanına takmış. O Genelkurmay Başkanı -ki defalarca cezaevinde görüştüm ben İlker Paşayla- bana dedi ki: “Benim karargâhım burası, Silivri. Ben devletimin aleyhine şu kadar bir söz söylemem ama bir cemaat devleti ele geçirmiştir, istediği yasayı getirmektedir, istediği gibi geçirmektedir.” O günlerde biz bunları raporlarımıza yazsak İlker Paşa rahatsız olurdu. “Ben Genelkurmay Başkanıyım.” dedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama FET֒nün siyasi ayağı, bu kadar kusur ortadayken, 15 Temmuz darbesinden bir ay önce, 6 Haziranda verilmiş iddianameye “FETÖ istediği yasal değişiklikleri yasama Meclisine teklif ettirip kabul ettirecek güce erişmiştir.” diye bu ülkenin savcıları yazıyorken ve sizin verdiğiniz o önergeyle bu ülkenin namuslu subayları sivil mahkemelerde yargılanıp her biri darbecilikle suçlanmış, kimi içeride hayatını kaybetmişken insan birazcık ar eder, susar, özür diler, kabahatiyle oturur. Tutup da burada o önergeye sahip çıkma, o önergeyi Meclis iradesi olarak gösterme…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O önergeyle, Fetullah Gülen cemaatinin bir şekilde yolunu bularak -tam da aradığınız, biraz ilerleseniz ulaşacağınız siyasi ayak oradadır ki- sizin Grup Başkan Vekillerinize imzalattırdığı önergeyle şunu başardılar: İddianamede savcı yazıyor, mahkeme iddianameyi kabul ediyor; “FET֒nün güçlü olduğu dönemlerde Silahlı Kuvvetlere girip, o günlerde albay rütbesinde olan Atatürkçü, cumhuriyetçi, millî unsurların bertarafı, FET֒cü albayların önünün açılması sonucunu doğurdu bu.” diyor. O önergeye atılan imzaya bugün sahip çıkılmaz, biraz ar edilir, utanılır, susulur, özür dilenir. Başka da sözüm yok size! (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

31.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, söylenilen sözler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğine, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve hukukun üstünlüğünün yerleşmesi hususunda mücadelenin yanı sıra devlet içerisinde FET֒yle ilgili mücadeleyi verenin de AK PARTİ olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tabii, hiç kimsenin sözleri, lafları çarpıtmaması lazım. Önce, bir kere, ne söylendi, söyleneni ortaya koymak, o söylenen üzerinden bir değerlendirme yapmak lazım. Söylenmemiş sözler üzerinden çarpıtarak, kendi amacına matuf olarak, ön cümleler kurarak bir söz söylemek ancak bir acziyetin ifadesi olabilir, bunu ortaya koymak isterim, çarpıtmadır; hiç kimse çarpıtmaya tevessül etmesin.

İkinci olarak, biz vesayet odaklarıyla mücadele ede ede geldik; Türkiye’nin demokratikleşmesi, hukukun üstünlüğünün yerleşmesi hususunda gerçekten büyük mücadeleler verdik. Sonuçta, bu konudaki yasal düzenlemeler başka bir mecradır konuşulması gereken mecra olarak ve bununla ilgili yapılan yasama faaliyetleri apayrı bir mecradır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Buna yönelik olarak, bununla ilişkilendirilmek suretiyle, başka bir makastan başka amaçlara matuf sözler söyleyerek oradan siyasi rant elde etmeye, farklı mesajlar vermeye çalışmak ise apayrı bir mecradır.

Sonuçta, şunu ifade etmek istiyorum: FET֒yle ilgili mücadeleyi devlet içerisinde yapan AK PARTİ’dir değerli arkadaşlar. 60’lı yıllardan itibaren bugünlere kadar gelmiş bir örgüt. Bunun, Millî Güvenlik Kurulu kararıyla devlet ve millete ilişkin ihanetinin ortaya konulmasıyla beraber bu konuda gerçekten büyük bir mücadele başlatılmış ancak bu mücadeleyi başlatan AK PARTİ, FET֒nün söylemleriyle bazı siyasi yapılar tarafından sıkıştırılmaya ve FETÖ'nün söylemleriyle AK PARTİ'nin üzerine gelinmeye başlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aslında, bu da FETÖ'nün bir mücadele yöntemidir. Ancak kendi içine FETÖ kaçanların, PKK kaçanların bu konuda hakikaten kendilerine dönüp bu temizliği yapmaları gerekir. Sonuçta, FETÖ'nün siyasi ayağıyla ilgili, önümüzdeki günlerde uzunca konuşacağız. Bu konuyla ilgili gerekli sözleri biraz evvel kendi bağlamında ifade ettim ve bu konunun çarpıtılmamasını da hassaten yüce Meclisin iradesine sunarım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Toparlayarak lütfen Sayın Dervişoğlu, buyurun.

32.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu'nun, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelere ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sevgili Mevkidaşım, devleti siz yönetiyorsunuz, elbette ki mücadele yapacaksınız ama yapmış olduğunuz mücadelenin yeterli olması temennimizi de görmezden gelmeyeceksiniz. Vesayet odaklarıyla mücadelenizi, geçmiş dönemlerde muktedirlere karşı vermiş olduğunuz mücadeleyi, biz, rahmetli Necmettin Erbakan Hocadan itibaren hep önemsemiş ve takdirle karşılamışızdır. Fakat burada bir şey var, devlete sızıntıdan bahsediyorsunuz. Devlete sanki onlar sızmamış da devlet onların geldiği yere doğru sızmış gibi bir görüntü sergilediniz. Bunun düzeltilmesi lazımdır diye düşünüyorum. Şimdi, bu konuyla ilgili MİT raporları var, Yüksek Askerî Şûra kararları esnasında koyulan muhalefet şerhleri var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) - Bunları iç siyasetin malzemesi yapıp sizi de daha fazla üzmemek, zor durumda bırakmamak adına bu işi noktalandırmak istiyorum. Genel Kurulun önemli gündem maddeleri de var.

Ama şunu açıkça ifade etmekte yarar görüyorum ki bizlerle ilgili ortaya koyduğunuz örtülü birtakım ifadeleri kabul edebilmemiz mümkün değildir. Bizi herhangi bir yasa dışı örgütle birlikteymişiz gibi itham etmeye kalkışmanız bize yapışmaz, iddia sahiplerine de yakışmaz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim.

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun ama sizden sonra söz hakkı çıkmasın isterseniz.

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Ömer Dinçer’in Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor? adlı kitabının okunmasını tavsiye ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çıkmayacak çünkü kitap önerisinde bulunacağım. Konu değişsin.

Bir kitap önerim var, kitabın yazarı Ömer Dinçer; “Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor?” Kitap, Ömer Dinçer’in Başbakanlık Müsteşarlığı dönemini kapsıyor ve yaptığı dijital dönüşümle övünüyor. O kitapta aynen şu yazıyor: “2004’te askerler, önümüze, Fetullah Gülen cemaatinin devleti ele geçirmek, başlıca organlarda güçlenmek, özellikle Silahlı Kuvvetlerde güçlenmek üzere hazırlık yaptığına ilişkin bir MGK raporu koydular. Bu rapor Millî Güvenlik Kurulunda görüşüldü, karara bağlandı. Ancak bu raporla ilgili, bakanlıklara ve devletin diğer kurumlarına dağıtımının yapılmamasıyla ilgili bürokratik sorumluluğu ben, siyasi sorumluluğu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aldı.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Şimdi burada beyefendi diyor ki: “Biz, Millî Güvenlik Kurulunda bu örgütün tehlikeli bir örgüt olduğu kararından sonra…” Vallahi de yalan, billahi de yalan. 2004’teki Millî Güvenlik Kurulunda siz bu kararı aldınız, bu karar alındı. Bu kararla ilgili, devlette bu kararlılık on üç yıl önceden gösterilebilecekken, siyasi sorumlusunun Recep Tayyip Erdoğan, bürokratik sorumlusunun Ömer Dinçer olduğu, daha sonra partinizde bakanlık yapmış, daha hâlâ partinizin üyesi olan kişinin ISBN numarası almış, Millî Kütüphanede bir örneği de bulunan kitabında bu açıkça itiraf edilmektedir. Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bu konuyla ilgili son sözü veriyorum arkadaşım. Bir söz hakkı çıkmasın karşı tarafa.

Buyurun.

34.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve 1960’lı yıllardan beri devletin içine sızan yapının terör örgütü olduğunun anlaşılmasıyla mücadeleyi başlattıklarına ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Peki.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım, çok sağ olun.

Şimdi “Millî Güvenlik Kurulunun tarihinden sonra başlanmıştır.” sözü hiç yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Öyle dediniz biraz önce.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yok, yok… Öyle bir şey yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biraz önce dediniz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hep çarpıtıyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanağı bulursam özür dileyecek misin?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çarpıtıyorsunuz… Çarpıtıyorsunuz…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanak istiyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tutanağa bakalım beraber. Tutanakları ben de istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, buyurun, düşüncelerinizi ifade edin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ondan sonra değil; ondan sonra da önce de.

Dershaneler meselesi var, 7 Şubat 2012 MİT krizi var. Sonuç itibarıyla 2009-2010. Bakın, bu tarihlerde AK PARTİ mücadeleyi ortaya koymuş. 17-25 Aralık 2013 değil mi? Sonuç itibarıyla, Millî Güvenlik Kurulu kararının öncesinde de sonrasında da bu mücadele kararlılıkla ortaya konulmuştur.

Nedir mesele?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Defalarca anlatıldı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bitiriyorum.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Yandık Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – 1960’lı yıllardan beri…

BAŞKAN – Ya, anlatıldı bunlar, hep anlatıldı.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Meclisi meşgul etmeyin, sizinle baş başa televizyonda tartışalım, sizi televizyona davet ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – …devletin içine sızan bu örgütle mücadeleyi, biz, bu örgütün, bu yapının terör örgütü olduğunun anlaşılmasıyla beraber başlattık ve mücadeleyi ortaya koyduk.

BAŞKAN – Anlaşıldı.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Gelin, bunu televizyonda tartışalım.

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Ya, utanın be!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biz mücadele ederken ancak bununla beraber, bazı siyasi partiler, müstevlilerle amaçlarını tevhit eden yaklaşım içerisinde FET֒nün argümanlarını kullanma yaklaşımını ortaya koydular.

BAŞKAN – Tamam, toparlayın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yazık olan budur. Sonuç itibarıyla, hep beraber mücadele ederek bu örgütlerle, ülkeyi sağ salimen 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine götürmemiz gerekirken ancak maalesef, bunların tuzağına düşen, terör öğütlerinin tuzağına düşen bir yaklaşımla karşı karşıya kalmış vaziyetteyiz. Bu, içler acısı bir durumdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Peki, çok teşekkür ederim Sayın Akbaşoğlu.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım, oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 4/2/2020 tarihinde İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Suriye rejimi arasında yaşanan askerî gerilimlerin giderek derinleşmesi neticesinde ortaya çıkan İdlib merkezli ulusal güvenlik sorunlarımızın görüşülmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/2/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/2/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                         Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                                                                                        İzmir

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İzmir Milletvekili ve İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Suriye rejimi arasında yaşanan askerî gerilimlerin giderek derinleşmesi neticesinde ortaya çıkan İdlib merkezli ulusal güvenlik sorunlarımızın görüşülmesi amacıyla 4/2/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan genel görüşme önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 4/2/2020 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Grup önerisinin görüşmelerinin kapalı oturumda yapılmasına dair, İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır.

Kapalı oturum istemine dair önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

4/2/2020 tarihinde (bugün) verilmiş olan ve “Başkanlığın Genel Kurula Sunuşları” kısmında yer alan grup önerimizin İç Tüzük’ün 70’inci maddesi uyarınca kapalı oturumda yapılmasını arz ve teklif ederim. 4/2/2020

                                                                                         Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                                                                                        İzmir

                                                                                              Grup Başkan Vekili

BAŞKAN – Kapalı oturumda Genel Kurul salonunda bulunabilecek sayın üyeler dışındaki dinleyicilerin ve görevlilerin dışarıya çıkmaları gerekmektedir. Sayın İdare Amirlerinden salonun boşaltılmasını temin etmelerini rica ediyorum.

Yeminli stenografların ve diğer yeminli görevlilerin salonda kalmalarını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Salonun boşaltılması için birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.46

VIII.- KAPALI OTURUMLAR

(İKİNCİ OTURUM)

(Kapalıdır)

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin kapalı oturumdan sonra yapılacak Üçüncü Oturumunu açıyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 4/2/2020 tarihinde İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu tarafından, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile Suriye rejimi arasında yaşanan askerî gerilimlerin giderek derinleşmesi neticesinde ortaya çıkan İdlib merkezli ulusal güvenlik sorunlarımızın görüşülmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu önerisinin görüşmelerine başlıyoruz.

Önergenin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adını İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Çıray. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Türk milletinin İdlib konusunda olan bitenler hakkında birçok sorulara cevap beklentisi var. Sayın Erdoğan, Rusların sahadaki mevcut hamlelerine meşruiyet sağlayan Soçi Mutabakatı’ndan vaz mı geçti? Vazgeçtiyse bütün dünyayı karşısına aldığı bir dönemde bunu nasıl anlatacak?

Değerli arkadaşlar, Tel Abyad’ın batısından Resulayn’ın doğusuna kadar yaklaşık 150 kilometrelik bir güzergâh üzerinden 30 kilometre civarında bir derinlik sağlayarak bir güvenli bölge oluşturulmuştu ancak Trump’un “tweet”iyle Barış Pınarı ne yazık ki kurumaya bırakıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri Putin ve Trump’ın engellemeleri nedeniyle hedefe ulaşamadan harekâtı bırakmak zorunda kaldı. Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminin Barış Pınarı Harekâtı’yla oluşturulduğunu iddia ettiği güvenli bölgenin güneyinden geçen M4 kara yolunun denetimi bize bırakılmadı. M4 kara yolu YPG’nin stratejik kara yoludur. Bu gerçek Türk milletinden gizlendi yani YPG Barış Pınarı Harekâtı’yla izole edilemedi. Hâlen, Suriye Demokratik Güçleri Suriye’nin petrol ve doğal gaz üretiminin yüzde 80’ini ve bu bölgedeki 20 petrol kuyusundan 11’ini kontrol ediyor. Üzülerek söylüyorum, Barış Pınarı Harekâtı, YPG’nin ne en önemli ikmal yollarına ne gelir üretme kaynaklarına ulaşımını engelleyemedi.

Sayın milletvekilleri, Fırat Kalkanı Harekâtı’na bakalım. Amerika, harekâtta kullandığımız ÖSO’nun Suriye savaşındaki çok önemli yerleşim alanı olan Menbiç’e ulaşmasına engel oldu çünkü Menbiç, Fırat’ın doğusu ile Fırat’ın batısındaki YPG’lilerin silah ve eleman bağlantıları için çok önemliydi. Zeytin Dalı Harekâtı’nda AKP yönetimi stratejik hedeflerinin hiçbirisine ulaşamadı. YPG’nin Suriye sınırının batısında Akdeniz’e yakın bir coğrafyada yerleşmesini engelledik ama Putin’in engellemesiyle stratejik Tel Rıfat ilçesini alamadık. YPG/PKK Zeytin Dalı Harekâtı’yla Afrin’i terk ettiler ama Tel Rıfat çevresine çekilerek burada hâkimiyet kurdular. Böylece YPG unsurları Menbiç ve Kobani bölgesinde lojistik destek alışverişine devam ettiler. Tel Rıfat’taki varlıklarıyla Azez ve Türk Silahlı Kuvvetleri denetimindeki diğer bölgelere istedikleri zaman taciz ateşi açma imkânına kavuştular. İşte, İdlib’de Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getiren olaylar zinciri böyle başladı. İdlib, muhaliflerin bölgede bizim desteğimizle barındığı son alan. Bizim yeni oyun kurabilmemiz, eksik kalanlarını tamamlamamız için son stratejik manevra alanımız.

Değerli arkadaşlar, kapalı oturum yapılmadığı için, milletten gizli olduğundan değil ama şu anda sahada mücadele eden Türk ordusunun moralini düşünerek konuşmamın bazı bölümlerini şimdilik çıkardığımı ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, Sayın Erdoğan’ın ve Hükûmetinin güvenilirliği ne yazık ki şu anda yerlerde sürünüyor. Soçi’de M5 kara yolunu kontrol altına alırız dedik, almadık ya da alamadık. Almamız gerekiyorsa Soçi Anlaşması’nı niye imzaladık? “Gözetleme kulelerimiz Suriye askerleri tarafından sarıldı, Rusya’ya haber verdik.” diyorsunuz, doğrudur ama onlar “Vermediniz.” diyorlar. Neye dayanarak? Sonuçta savaşı kazananların hukuku yapacaklarını bildikler için.

Arkadaşlar, hamaset zamanı geçti, F-16’larımızın sorti yapmalarını Rus uçakları engelliyor. Aldığımız duyumlara göre, o, almakla çok övündüğünüz S-400 füzeleri Türk uçaklarına kilitlenmiş durumda. Siz, hareket hâlindeki konvoyumuzu, Ruslar koordinat vermezse Esad kuvvetlerinin vurabileceğini düşünüyor musunuz?

Sayın milletvekilleri, içinde bulunduğumuz duruma bakalım: Toplam borç yükü muazzam, millet fakirleşmiş, 17’nci büyük ekonomiden 19’a düşmüşüz, işsizlik felaket boyutlarda; Suriyeliler bizim topraklarımıza sürülmüş, gönderilmişler; Avrupa Birliği karşımızda, İran karşımızda; doğrusu, şu anda Katar bile yanımızda değil Filistin’le beraber. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da Girit’i gözlem altına alıp oraya kuvvet kaydırıyor. Ne için? Yunanistan da işi kaşımaya başladı Türkiye zayıf düştü diye, iyi olan tek şey yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Sayın Başkanım, sözümü bitireyim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çıray.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Esasen memleketin, bugün 8 şehit verdiğimiz ve rahmetle andığımız bu kadar büyük meselesinin bu kadar alelacele, dakikalara sıkıştırılmış bir şekilde konuşulması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesinin, milletin iradesinin buraya yansımasının da ne kadar eksik olduğunu gösteriyor.

Malumunuz, Libya politikası da yolunda gitmiyor, iyi olan tek şey yok ancak bir kere akıl uçtu mu ara ki mantığı bulasın. Sayın Erdoğan’ın son Ukrayna gezisi böyle bir mantık kaybını işaret ediyor, hele Ukrayna’da “Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımıyoruz.” sözünden sonra nur topu gibi yeni bir cephemiz olmak üzere, Rus cephesi.

Bu arada, Amerika ve içerideki yandaşları da Türkiye, Rusya ilişkilerini koparsın diye Tayyip Bey’i pohpohluyor, o kadar ki “Cihatçı milisler Suriye ordusuna saldırdığı sürece onları terörist kabul etmeyeceğiz.” diyorlar. Tam bu esnada bize tuzak kurulduğu teranelerini işliyoruz. Tuzak dışarıda değil, içeride arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

AYTUN ÇIRAY (Devamla) - O nedenle yıkılırken yıkmak yerine, hepimiz yüksek sesle telaffuz etmedikçe, sorunların adını koymadıkça Türkiye’de yaşayacağımız sorunların ve ne yazık ki vereceğimiz şehitlerin sayısı artacak. Hiçbir şeyin tedbirini gerektiği anda, gerektiği şekilde ve ölçüde alamayan, bu beceriyi gösteremeyen bir siyasetçiler topluluğu oldu; bu, sürdürülemez bir şey. Kendi siyaset erbabının önce bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor. Sonuç itibarıyla, İdlib, son on yıldır süren ve derinleştirilen bir antidiplomasinin son ağır darbelerinden birisidir ve uyarıyoruz, eğer bu siyasetten vazgeçmezseniz sonun başlangıcıdır.

Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, İdlib meselesini konuşuyoruz, gerçekten çok önemli bir yerde duruyor ama üç dakikada ne kadarını anlatabilirim; çalışayım.

Şimdi, bu Mecliste çok sayıda, savaş tezkereleri üzerine konuşmalar yaptık ama sonuç nafile, savaş politikası tam hız devam ediyor. Savaş yüceltildi sürekli, “savaş” kavramı yasaklandı ve savaş karşıtları âdeta düşman olarak görüldü. “Fırat Kalkanı” denildi, “Zeytin Dalı” denildi, “Barış Pınarı Harekâtı” denildi, şimdi de İdlib temel gündem. Niçin? İktidarın bekası için aslında, başka bir sebebi yok. Zannediyor ki AKP iktidarı, Suriye’de söz sahibi olacak, Orta Doğu’nun hâkimi olacak ve Kürtlerin de orada, diğer halklarla birlikte kendi kendini yönetmesini engelleyecek.

Gerçekten, AKP’nin dış politikadaki konumu tam anlamıyla şu: Kristal mağazasındaki fil gibi; etrafını yıkıyor, döküyor, bunu bilmeyen hiç kimse yok. Ne yaptı? Yeni Osmanlıcılık “Osmanlının devamıyım…” Bu şekilde, 2011’den beri Suriye savaşından, maalesef, masada olmak için bir nemalanma çabası var ve 2011’den bu yana Suriye tam anlamıyla bir kan gölü. Suriyeli sığınmacılar şu anda Türkiye'de; içeride kendisine yandaş, dışarıda ise tehdit unsuru olarak sürekli dillerinden düşürmüyorlar. Avrupa Birliğinden aldıkları milyonlarca dolar da bunun cabası. Türkiye'nin Suriye konusundaki tutumunu eleştiren Batı’ya veriyor cevabı: “Sınırları açarsam görürsünüz.” diye. Ondan sonra IŞİD’i, ÖSO’yu desteklemesi ve nelere sebep olduğunu söylemeye gerek yok. Çözüm konusunda süre çok kısıtlı olduğu için çözüme odaklanmak lazım. İdlib, terör örgütlerinin merkezidir. Şu anda büyük hâkimiyet HTŞ’de ve El Kaide’nin uzantısı olduğunu, IŞİD’le ilişkisini -istedikleri kadar allayıp pullasınlar- bunun aksini hiç kimse iddia edemez ve tabii ki savaştan kaçan milyonlarca insan da İdlib’de yer alıyor.

Suriye politikası kesinlikle Türkiye halklarının lehine değildir ve şu anda ölen askerler de tehditler de AKP iktidarının kendi politikasını dayatmasının neticesidir. Bu maceradan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. Gerçekten, askerlerin derhâl geri çekilmesi gerekiyor. “Hiç gitmemeliydiler.” yönünde görüşümüz biliniyor zaten.

Çeteleri desteklemekten Türkiye behemehâl vazgeçmelidir. Türkiye’nin IŞİD’le, El Kaide’yle, HTŞ’yle, diğer unsurlarla ilişkisini, dayanışmasını, ticaretini, zeytinleri bile pazarladığını sağır sultan bile duydu ama bu Mecliste söyleyince birileri cevap veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Çözüm ne peki? Suriye’yle ve diğer ülkelerle barış temelinde bir politikaya dönülmesi gerekiyor. Baştan uyardık biz aslında, dinlemediniz ama daha da geç olmadan, yanlıştan ne zaman dönülürse kârdır. Suriye’deki savaşın bitmesini sağlayalım ki 4 milyon mültecinin en azından bir bölümü evine dönmüş olsun. İç savaşta taraf olunmasın artık. HTŞ’nin IŞİD’den türediğini unutturamayacaklarını söylüyorum.

İslamcı örgütler üzerinden kurulan hayallere artık bir son verilsin. Şu anda Afrin’de hâlâ büyük hayaller devam ediyor. Afrin’in işgalinden sonra ilhak süreci başladı ve uluslararası dünyada Türkiye’nin Suriye’deki emellerini herkes yüksek sesle konuşurken Millet Meclisinde bizim de bunu yüksek sesle tartışmamız gerekiyor diyorum, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Yunus Emre’ye söz veriyorum.

Buyurun Sayın Emre. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YUNUS EMRE (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İYİ PARTİ Grubunun önerisi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten önemli bir öneri İYİ PARTİ’nin önerisi, bir genel görüşme önerisi. Metne baktığınızda, çok önemli, kilit, anahtar birtakım sözcüklerle karşı karşıyayız: Ülkemizin bilinçli kitlesel göçe maruz kalması; millî bir siyaset, ortak bir tavır geliştirilmesi; millî varlığımızın hedef alındığı, milletimizin güvenliğiyle bu meselenin doğrudan ilgili olduğu gibi. Böylesine önemli temalar karşısında Meclisin böyle bir öneriyi, genel görüşme önerisini reddetmesini gerçekten benim aklım almıyor. Umarım, birazdan oylamaya geçildiğinde iktidarın, AK PARTİ milletvekillerinin olumlu oyuyla bu genel görüşme önergesi kabul edilir.

Değerli arkadaşlar, tabii, Suriye konusunda AK PARTİ iktidarlarının yanlışlarını birçok defa anlattık, bunların üzerinde durduk. Bugün, çok kısıtlı bir zaman içerisinde bunlarla ilgilenmeyeceğim, bunların üzerinde durmayacağım; şunu açıklamak istiyorum: Bakın, Meclisin dış politikada etkili olmasını, güçlü olmasını istiyoruz. Meclis “Ben dış politikaya bakmıyorum kardeşim, ben dış politikanın sorunlarıyla ilgili değilim.” derse, Meclis bunu söylerse birazdan burada; bu, 21’inci yüzyıl Türkiye'si için bir utanç manzarası olur.

Değerli arkadaşlar, Meclis dış politikayla nasıl ilgilenecek, Meclisin dış politika üzerinde kontrolü, etkisi nasıl mümkün olacak; birkaç örnek vereyim: Bir defa, Dışişleri Komisyonunun, Millî Savunma Komisyonunun, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunun çok aktif şekilde çalışabilmesi gerekli, denetim işlevlerini yerine getirebilmesi gerekli. Bunlardan çok uzak bir durumdayız. Birçok örnekte, birçok ülkede, demokratik ülkede olduğu gibi; Meclisin, bütçe sırasında, kesenin ağzını tutan organ olarak, harcamalarla ilgili, dış politikayla ilgili harcamalarla ilgili, güvenlikle ilgili harcamalarla ilgili söz sahibi olması lazım, değişiklikler yapması lazım. Yine birçok demokratik örnekte, silah satışlarıyla ilgili, silah alımlarıyla ilgili meclislerin çok etkili, önemli bir konumda olduğunu hatırlatmak istiyorum. Demokratik ülkelerde meclislerin özel komisyonlar kurduğunu, belli meseleleri araştırdığını hatırlatmak istiyorum. İlgili kimseleri, ilgili güvenlik görevlilerini, ilgili bürokratları çağırdığını, ilgili komisyonlarda sorguladığını hatırlatmak istiyorum. Kapalı oturumlarda meclislerin bilgilendirildiğini hatırlatmak istiyorum. Milletvekillerinin temel dış politika sorunları karşısında etkin bir şekilde bilgilendirildiğini de hatırlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biz uluslararası toplantılara gidiyoruz, Meclisin ilgili birimlerinden bize bilgi dosyası geliyor. Gördüğümüz bilgi, sadece, o ülkenin nüfusu ne kadar, yüzölçümü ne kadar, bununla sınırlı. Özellikle bu şartlar içerisinde, Meclisin dış politika üzerinde kontrol sahibi olması, etki sahibi olması mümkün değildir. Bunu milletvekillerinin oylarıyla reddetmesi, az önce de ifade etmiştim, 21’inci yüzyıl Türkiye'si için bir utanç malzemesi olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUNUS EMRE (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Emre.

YUNUS EMRE (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, birazdan bu oylamayı yapacağız. Bu oylama sonucunda bu konuyu bir genel görüşme konusu olarak uygun bulmazsanız eğer, birazdan, coğrafi bilgi sistemleri ve bazı kanunlarda değişiklikle ilgili teklifi görüşeceğiz. Arkadaşlar, bu dehşet verici. Yani Türkiye'nin askerleri şehit oluyor, en kapsamlı dış politika sorunuyla karşı karşıyayız ve bunu görüşmek yerine İmar Kanunu’nda değişiklik yapılmasıyla ilgili teklifi görüşeceğiz. Bu dehşet verici arkadaşlar. Bunu çocuklarınıza anlatamazsınız.

Bakın, burada, benim de tanıdığım, çok kıymet verdiğim AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarımız da var; birisi Sayın Büyükelçimiz Ahmet Yıldız. Yani siz, bir milletvekili olarak, diplomatik kariyerinizi göz önünde bulundurduğunuzda bunu nasıl içinize sindireceksiniz? Yani ben size buradan sataşıyorum Sayın Büyükelçim.

Şimdi, Sayın Alpay Bey, millî formayı giyerken bütün memleketin, milletin gurur duyduğu bir sporcu, futbolcu olarak, üzerinizden millî formayı çıkarıp parti formasını giydiğinizde böyle mi karar vereceksiniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUNUS EMRE (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN – Özgür Bey’e bakarak toparla kardeşim.

YUNUS EMRE (Devamla) – Özetle, bu çok kritik bir konudur. Meclisin genel görüşme yapması çok önemlidir. Meclisin geleneğiyle, Meclisin itibarıyla da doğrudan ilgilidir. O sebeple, bütün milletvekillerinin bu önergeyi desteklemesini teklif ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına, Denizli Milletvekili Sayın Ahmet Yıldız.

Buyurun Sayın Yıldız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET YILDIZ (Denizli) – Sayın Başkanım, benden önceki hatip açıkça “Sataşıyorum.” dediğine göre, herhâlde bana ilave süre verirsiniz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ben de grubumuz adına, şehit olan personelimize rahmet, milletimize başsağlığı, yaralı personelimize acil şifalar diliyorum. Umarım Silahlı Kuvvetlerimizin verdiği karşılık, rejimi ve destekçilerini yani İran ve Suriye’yi, Rusya’yı bundan böyle daha dikkatli davranmaya, yoğun ve hassas bir diplomatik süreçle ulaşılmış olan mutabakatlara uymaya sevk eder.

Maalesef Suriye’de rejimin dâhil olduğu süreçlerde bazen en kötü senaryolar gerçekleşiyor, bu da rejimin karakterinden kaynaklanıyor. Benim gibi Suriye’de görev yapanlar için veya bir şekilde yaşayanlar için rejimin kendini koruma uğruna hiçbir ahlaki, hukuki, dinî, uluslararası normu tanımayacağını bilmek sürpriz değil. Nitekim çatışmaların durması, sivillerin korunması ve çözümün kolaylaştırılması için ilan edilen 4 gerginliği azaltma bölgesinden 3’ü rejimin bazen sinsi, bazen açık saldırıları sonucunda düştü ve buradan ayrılanlar İdlib’e sığınmak zorunda kaldılar. Bunun üzerine Cumhurbaşkanımızın Putin ve diğer liderlerle müteakip temasları oldu. Bunun amacı İdlib’in korunması, burada sivillerin korunması ve silahlardan arındırılmış bölge icat edilmesi idi. Maalesef aradan geçen süre zarfında rejim güçleri Rusya’nın da göz yummasıyla saldırılarını sürdürdüler ve 2 gözlem noktamız kuşatıldı. Bunun üzerine sükûnetin tesisi için Saraqib ilçesi yakınındaki mevzilerimize intikal eden Silahlı Kuvvetlerimiz unsurlarına -Rus tarafına bir gün önce 2 kez bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen- rejim güçlerince saldırı düzenlendi ve bu şehitlerimiz ve yaralılarımız maalesef gerçekleşti. Silahlı Kuvvetlerimizle de 54 hedef ateş altına alınarak tahminen 76 rejim unsuru etkisiz hâle getirildi. Bu olaydan sonra Dışişleri Bakanımız ve ilgili diplomat arkadaşlarımız, rejimi kontrol altında tutmaları için Rus muhataplarıyla görüşmelerini yaptılar.

Şimdi, buna hazırlıksız mı yakalandık? Bence değil. Ben de yürütmeden geldiğim için biliyorum, Astana ve Soçi Mutabakatları çerçevesinde İdlib’de ateşkesin yeniden tesis edilmesi, askerlerimizin güvenliğinin sağlanması, sivillerin korunması ve sınırımıza yönelik bir göç dalgasının önlenmesi amacıyla diplomatik ve askerî her türlü tedbir alınmaktadır.

Evet, biz bu konuda bir genel görüşme açılmasını gerekli ve faydalı bulmuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AHMET YILDIZ (Devamla) - Sebebini şöyle açıklayayım: Belki bu konudaki değerlendirmeyi 2015 yılını baz alarak yapmak doğru olur. O yıl hem Amerika’nın YPG’yle iş tutmaya başlaması hem Rusya’nın oraya gelmesi baz alındığında, o günden bu yana yürütülen diplomatik ve askerî hassas süreçlerle ülkemizin sahada yer alması sağlanmıştır. Artık çözüm konusunda ricacı olması değil, orada bir aktör olması sağlanmıştır. Bu da sürecin hassasiyetle yürütüldüğünü, güç dengelerinin gözetildiğini, istihbaratın zamanında alındığını ve değerlendirildiğini göstermektedir. Nitekim terör koridorunun bölünmüş, önlenmiş olması da bu konuda ülkemiz için en büyük kazançtır. Bu, yürütmenin bu konuda bir olgunluğu, rüştü oluştuğunu göstermektedir. Bu nedenle, daha farklı, daha önemli bir gelişme oluncaya kadar biz bu konuda, her ne kadar bazı endişeleri anlıyor olsak da genel görüşme açılmasını gerekli ve faydalı bulmuyoruz.

Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

Kâtipler arasında ihtilaf var, elektronik oylama yapacağım. (Gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, olmaz, olmaz! Sayın Başkan, “Kabul etmeyenler…”i sormadan nasıl ihtilaf var? Sadece “Kabul edenler…”i sordunuz. Efendim kabul etmeyenler sayılmadı.

BAŞKAN – Özgür Bey, saydı arkadaşımız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, usul hatası şu an… Ne malum?

BAŞKAN – Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında fikir birliği olmadığı için elektronik oylama yapıyorum.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Öneri kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, 4/2/2020 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından, ekonomide ortaya çıkan olumsuz tablonun yapısal ve politik nedenlerinin araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/2/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/2/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                 Fatma Kurtulan

                                                                                                       Mersin

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

4 Şubat 2020 tarihinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz ve arkadaşları tarafından verilen 5209 sıra numaralı ekonomide ortaya çıkan olumsuz tablonun yapısal ve politik nedenlerinin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 4/2/2020 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Rıdvan Turan’a söz veriyorum.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli vekiller ve ekran başındaki değerli halkımız; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Şu anda, ekonomik krizin nedenleri, yaratmış olduğu sonuçlar ve bunların nasıl önleneceğine ilişkin...

(Uğultular)

RIDVAN TURAN (Devamla) – Başkan, çok fazla gürültü var.

BAŞKAN – Sayın milletvekillerimiz, hatibi dinleyelim. Büyük uğultu var. Konuşmak isteyenler kulise geçsinler sayın milletvekilleri.

Buyurun Sayın Milletvekili.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ekonomik kriz, ekonomik sorunlar yapısal bir hüviyet kazandı Türkiye’de. Bir tarafta olağanüstü dış borç, yüksek cari açık, diğer tarafta işsizliğin, yoksulluğun ve gelir dağılımı adaletsizliğinin geldiği nokta değerlendirildiğinde gerçekten işin içinden çıkılmasının oldukça güç olduğu, Hükûmetin verili politikaları doğrultusunda devam edildiğinde işin içinden çıkmanın mümkün olmadığı bir siyasi konjonktürle ne yazık ki karşı karşıyayız. Aslında krizlerde az ya da çok bir rastlantısallıktan bahsedilir ama içinde olduğumuz kriz konjonktürü, herhangi bir rastlantısallığa yer bırakmaksızın, bağıra bağıra, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikalarıyla 2002’den bu zamana kadar büyük bir maharetle örüldü, büyük bir maharetle dokundu. Aslında 2002 dönemi, önemli ölçüde krizden çıkılmış olduğu ve parasal genişlemenin 2008 yılı itibarıyla tüm dünyada egemen olduğu bir dönemdi. Bu süre içerisinde Türkiye’ye de 600 milyar dolar civarında para girdi fakat giren bu 600 milyar dolar civarında para, netice itibarıyla, büyük kamu yatırımlarına ayrılmak suretiyle, özellikle AKP iktidarının ve sarayın kendine yakın bir “inşaat baronları” statüsü yaratması sayesinde, deyim yerindeyse, har vurup harman savruldu. Bilime, teknolojiye, eğitime, değer yaratan alanlara yatırım yapmaktan ziyade; çimentoya, betona, duble yollara yatırım yapıldı. Sonuç itibarıyla karşı karşıya kaldığımız şey, Hükûmetin yanlış bir sermaye birikim modelini bu zamana kadar uygulamış olması, yüksek dış borç ve cari açığa dayalı bu sermaye birikim modelinin de artık kayaya çarpmış olması. Bu, Türkiye’deki yaşanan ekonomik krizin en büyük sebebi kuşkusuz ama en az bunun kadar önemli bir başka mesele de Türkiye’de ne yazık ki çok ciddi bir demokrasi yetmezliği sendromuyla karşı karşıya olmuş olmamız. Özellikle “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” denilen o ucube sistemle birlikte her şeyin bir kişide toplanıyor olması, bütün karar verme mercisine Erdoğan’ın kendisini yerleştirmiş olması, bağımsız ya da özerk olması gereken kurumların Erdoğan’ın, deyim yerindeyse, emir eri hâline dönüştürülmesi -işte Merkez Bankası örneği gibi, TÜİK gibi- dolayısıyla bunun sonucunda ortaya çıkan şey de uluslararası sermayenin asla ve asla güven duymadığı tek kişi iktidarı çerçevesinde işleyen bir ekonomi. Zaten tutmayacağı belliydi.

Yine, bu bahiste mutlaka sözünü etmemiz gereken bir diğer mesele de Türkiye’nin en temel ve en önemli meselesi olan Kürt sorununun demokratik ve siyasi bir yol ve yöntemle çözülmesi yerine iktidarın, savaş politikalarını kaim kılması, yalnızca Kürt meselesinde değil bütün dış politikaya dönük yaklaşımlarında, bunların tümünde -az önce Suriye sorunu konuşuldu- bir işgalci siyaset dilini, bir savaşçı siyaset dilini egemen kılması ve militarist politikalarının sonucunda ekonomik krizin bir başka ayağı şekillenmiş oldu. Yani savaş politikaları yoksulun ekmeğini küçültürken iktidara yakın birtakım savaş baronlarının, İHA’ları, SİHA’ları yapanların, ALTAY tanklarını yapacaklarını söyleyen ama motor bulamayanların daha fazla zenginleşmesini sağlarken asgari ücrete yüzde 15 zam yapmaktan bu akıl, bu siyasi ahlak ne utandı ne çekindi.

Şimdi, enflasyon belki olağan tedbirlerle düşürülemedi ama enflasyonu düşürmenin TÜİK güzel bir yöntemini buldu. Enflasyon hesaplanırken halkın en fazla etkilenmiş olduğu gıda, ulaşım gibi, giyim gibi, kira gibi temel meselelerin ağırlığı bu paketin içerisinde düşürülmek suretiyle enflasyon düşürülmüş gibi yapıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Milletvekili.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Yani aslında, matematik oyunlarıyla, olmayan bir şey olmuş gibi gösteriliyor. Aslında bunun adı hiledir, bunun adı siyaseten yalan söylemektir ve gayriahlaki bir tutum içerisinde olmaktır. Dolayısıyla hiçbir şeyi tartışma eğiliminde olmayan, özellikle iktidar bloğunun oylarıyla onu gereksiz, bunu lüzumsuz gören ve tartışma iddiası olmayan yani çözüm bulma iddiası olmayan Meclisin önüne bir soru daha getirip koyuyoruz. Bu, problem yani TÜİK “Yüzde 12’lerde enflasyon var.” derken iktidarın yüzde 50’lerde zam yaptığı ve bu sebeple, örneğin, doğal gazı kullanmaktan halkımızın giderek geri çekildiği bir siyasi konjonktürde, işte, Meclisin önünde bir sorun daha. Bu Meclis eğer bu meseleyi araştıracak, bu meseleyi çözecek tedbirler geliştirecekse, evet, gerçekten bir Meclistir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RIDVAN TURAN (Devamla) – Hemen bitiriyorum, son cümlem Sayın Başkan.

BAŞKAN – Devam edin.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Ama bunu da inzibati yöntemlerle bastıracak ya da buradaki oylama çoğunluğuna dayanarak bunu engelleyecekse değerli arkadaşlar, halkın canını en fazla yakan konuda Meclis meclislik hüviyetini yerine getirmeyecekse çok özür dileyerek söylüyorum ki bir meclis olma hüviyetini kaybetmiş olacaktır. Bu nedenle bu meselenin ayrıntılı olarak araştırılması, tartışılması ve çözüm yollarının konuşulması bir zaruret hâline gelmiştir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Hayrettin Nuhoğlu.

Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomik krizle ilgili verilmiş olan araştırma önergesi üzerine söz aldım. Selamlarımı sunarak başlıyorum.

Hiç şüphesiz ülkemizin en önemli sorunu, ekonomik darboğaz, işsizlik ve geçim zorluğudur. Bu konuların gereği kadar konuşulması, tartışılması, çoğu zaman, iktidar tarafından suni gündemler oluşturularak engellenmektedir. Uzun zamandır, özel yetiştirilmiş kadrolu konuşmacılar bütün televizyon kanallarını işgal ederek iktidarın her yaptığının doğru olduğunu anlatmaktadır. Gündemde, ekonomik pembe tablolar, elektrikli otomobil gibi teknolojik gelişmeler, özellikle Kanal İstanbul vardır. Deprem ve İdlib gibi bazı gerçekler gündeme gelince kanal konusu şimdilik gündem dışına çıktı ama oradaki yanlışlıklar devam ediyor. ÇED raporundan sonra 1/100.000’lik revize planı da askıya çıktı. Biz itirazımızı yaptık. Bu konuda, fırsat buldukça, Kanal İstanbul’dan vazgeçildiği açıklanıncaya kadar eleştiriye devam edeceğiz.

Gelelim gerçek gündem olan fukaralık, geçim zorluğu, işsizlik ve ekonomik darboğaza. Takip edilen tüketim ekonomisi modeli temel ekonomik göstergelerdeki kötü gidişatı değiştiremez. Üreten ekonomi modeline geçme yolunda Hükûmetin bir beyanı, gayreti yoktur, yeni yatırım yapmaya uygun bir güven ortamı da yoktur. Bizce ekonomik krizin en önemli sebebi bizzat ekonomiyi yönetenlerin beceriksizliğidir. Dolayısıyla çözüme atılacak ilk adım ekonomi yönetiminin toptan değişmesidir. Bu gerçekleşirse ekonomi politikaları da değişebilir. Şayet değişiklik gerçekleştirilmezse ilk seçimde Türk milleti iktidarı toptan değiştirecektir.

Değerli milletvekilleri, bu iktidarın mahallî seçimlerden sonra kaybetmeyi bir türlü hazmedemedikleri ve intikam almak için yanlış işler yaptıklarını görmekten üzüntü duymaktayım.

Söz almışken, İstanbul’daki bir uygulamayı dile getirmek istiyorum. İstanbul Ümraniye’de “Çırçır Ormanı” denilen bir mekân on yıl önce Trabzonlu İşadamları ve Bürokratları Derneğine tahsis edildi. Bu dernek, her sene birçok üniversite öğrencisine burs verip eğitimlerine katkı sağlayan, kâr amacı gütmeyen, sosyal sorumluluk etkinliklerinde özellikle Trabzonlu gençlerin İstanbul’da bir arada olmalarını sağlayan çatı dernektir. Hiçbir siyasi faaliyet içerisinde bulunmadığını, mensupları arasında çok sayıda AKP’li olduğunu da belirtmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – “Trabzon Park” adı verilen bu orman alanı 30 milyon lira civarında harcama yapılarak mesire alanına dönüştürüldü ve halkın hizmetine sunuldu. Ümraniye’de 31 Mart seçimlerinde oylar düştü, 23 Haziran seçimlerinde oylar daha da düşünce intikam alma hırsı arttı. Seçimi kaybetmenin sorumluları arasında Trabzonlu İş Adamları ve Bürokratları Derneği yönetimi ve mensupları da görülüyor ve cezalandırılmak isteniyor. Kiralar on yıl boyunca muntazam ödenmiştir, on dokuz yıl daha kullanım hakkı vardır. Aynı şekilde devam etmesi Ümraniyelilerin ve İstanbulluların ve de özellikle İstanbul’da yaşayan Trabzonluların talebidir.

Bu doğrultuda, yanlışlığın düzeltilerek uygulamanın aynı şekilde devam etmesini bekliyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Emine Gülizar Emecan’a söz veriyorum.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Değerli Kurul; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ekonomiyi konuşuyoruz ama konuya geçmeden önce, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum; tüm milletimizin başı sağ olsun.

Evet, ekonomiyi konuşuyoruz. Ülkemizde yaşanan ekonomik problemi aslında tek başına konuşmak, tek başına değerlendirmek yeterli değil çünkü baktığımız zaman, ülkede hukuk sisteminin çökmesi, insanların kendini özgür hissedememesi, hukuka olan güvendeki zayıflama, kurumlardaki liyakatsiz kadrolaşmalar, işte tüm bunlar -aslında bir sürü şey daha ekleyebiliriz bunlara- ekonomik olarak tükenmişliği de birlikte, beraberinde getirmiştir. Aslında yeni sistemin de işlemediğini görüyoruz.

Tüm bu toptan çöküşün toplumdaki karşılığının ne olduğuna çok kısa bir değinmek istiyorum. SGK ve Sağlık Bakanlığı verilerine baktığımızda toplumsal depresyonun arttığını ve yayıldığını görüyoruz. Sadece 2018 yılında 40 milyon kutu antidepresan ilaç kullanılmış Türkiye’de yani 2 kişiden 1’i antidepresan ilaç kullanıyor değerli vekiller. 2019 yılında bu, 42 milyon kutuya çıkmış. Aslında bu, 13-14 yaşındaki çocuklara kadar inmiş. Değerli arkadaşlar, bu rakamlar toplumdaki çöküşün bir yansımasıdır.

Toplum ciddi bir çöküş yaşamaktadır ve bu ekonomik olarak tükenmişlik karşısında -asıl sonuçları konuşuyoruz burada- iktidar olarak AK PARTİ iktidarı neler yapıyor? Ancak -işte, biraz sonra depremi konuşacağız- deprem vergileri, şehitler için toplanan paralar, Merkez Bankasının kârı, ihtiyat akçemiz gibi ve çeşitli fonlardaki paraları, maalesef -mesela İşsizlik Fonu- ne var ne yoksa harcıyor ama yetmiyor değerli arkadaşlar; TÜİK verileriyle oynuyorlar, enflasyon rakamlarıyla, enflasyon sepetindeki ürünlerle oynuyorlar. Ama, toplum artık bunlarla kandırılamıyor, toplum her şeyin farkında. Bütün bu durumun üstünün örtülemediğini görüyoruz. 2018 yılında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu OECD ülkesi Türkiye değerli arkadaşlar. Vergileri artırıyorsunuz, bu da yetmiyor çünkü insanlar harcama yapamıyor. 7 milyon işsiz, 3 milyona dayanmış genç işsiz varken bu çocuklar, bu insanlar neyi kazanıyorlar da neyi harcayacaklar, nasıl harcama artacak, nasıl vergi toplayacaksınız? Doğal gaza zam, köprülere zam, tünellere zam, elektriğe… Hiçbiri yetmiyor arkadaşlar, kara delik çok büyük ve maalesef sistem kokuşmuş, çökmüş.

Günlerdir biz neyi konuşuyoruz? BAŞKENTGAZ’ın Kızılay üzerinden nasıl vergileri kaçırdığını, nasıl bir vergi kaçırma suçu işlediğini ve Kızılayın da tacizle, tecavüzle anılan vakıflara nasıl kendi üzerinden para aktarılmasının yolunu açtığını konuşuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) – Başkanım toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (Devamla) – O yüzden, bu sistem çökmüş artık, gerçekten bunu konuşmak zorundayız, kara delik çok büyük, toplam borç stokumuz 447 milyar dolar ve 139 milyar bütçe açığımız var 2020 yılında. Görülüyor ki yeni sistemle ekonomiyi uçuruma sürüklüyorsunuz; gelin, bu yanlış gidişattan hep birlikte vazgeçelim. Ekonomide yapılacak reformlar, yatırım odaklı sosyal ve siyasal reformlarla birlikte yapılırsa başarılı olma ihtimali yüksektir; gelin, bunu hep birlikte yapalım.

Bu nedenle, yaşanan temel sorunların tespiti açısından kurulması düşünülen, önerilen bu araştırma komisyonunun kurulmasına destek verelim. Biz bunu uygun buluyoruz, sizlerin de takdirine bırakıyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Grubu adına Giresun Milletvekili Sayın Cemal Öztürk konuşacak.

Buyurun Sayın Öztürk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Halkların Demokratik Partisi Grubunun vermiş olduğu Meclis araştırması önergesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de şehit olan kardeşlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmetler diliyorum, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı, sabırlar niyaz ediyorum.

Sayın milletvekilleri, tabii, önergenin başlığı ekonomik kriz. Maalesef, ülkemizde yıllardan beri bir kriz lobisi var, “kriz, kriz, kriz” diyor ama bir türlü kriz çıkaramıyor; Allah’a şükür çıkaramıyor.

Bakın, bugün TÜİK verileri açıklandı ve Türkiye’nin nüfusu 31 Aralık 2019’a göre 1 milyon civarında arttı, 83 milyon 144 bin kişiye ulaştık. AK PARTİ iktidara geldiğinde bu nüfus 65 milyon civarlarındaydı -gerçi Adrese Dayalı Nüfus Sistemi olmadığı için sağlıklı bir rakam veremiyorum ama- o günden bugüne belli ki 17-18 milyon insan nüfusumuza katılmış. Tabii, muhalefet demokratik bir hak ama kriz çıksa da biz de bundan istifade etsek anlayışı son derece yanlış bir anlayış; âdeta, komşumun evi yansa da yumurtamı pişirsem gibi bir beklenti hiç de demokratik bir yaklaşım değil.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Yok artık ya!

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) - Elbette, Türkiye'de krizler tarihi oldu. Son çeyrek yüz yıl öncesini hatırlayalım; 1994 ekonomik krizi, 1997, 1999 ve en son 2001 krizlerini bizler hatırlıyoruz, 2001’de büyük bir kriz yaşadı Türkiye. Tabii, dünya artık global bir pazar. Meşhur kaos teorisi vardır, hani yazar ne diyor? “Amazon ormanlarındaki bir kelebek kanat çırpsa, Avrupa ve Amerika’da büyük bir fırtına kopar.” En son, Çin’de yaşanan corona virüsü olayı dünya ekonomisini ne kadar etkiledi bunu hepimiz biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, tabii, bu önergeye, araştırma önergesine saygı duyuyoruz ama Türkiye'de bir kriz olduğundan bahsediyor. Son ekonomik verilere göre asla böyle bir şey söz konusu değil.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Yok mu yani, yok mu?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) - Bütün kurumlar iş başında, Hükûmetimiz iş başında.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Yüzde 60 doğal gaza zam geldi, yüzde 60.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) - 2018’deki spekülatif kur atağına rağmen Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Dolar 6 lira, 6. Kriz yok mu?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) - Evet, doğrudur, işsizlikte 2019 verilerinde epey bir negatif oldu ama son gelişmeler olumluya doğru gidiş yönünde.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – 8 milyon işsiz var. Kriz yok mu yani?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Nasıl yani? Yüzde 56 zam yapıyorsun Avrasya’ya “Son gelişmeler olumlu…” Sen yüzde 56’yı nasıl açıklayacaksın olumluysa?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Öztürk.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – 2019 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin öncü göstergeler gösteriyor ki Türkiye ekonomisindeki iyileşmeler devam ediyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Yüzde 56’yı nasıl açıklayacaksın olumluysa? Anlamak istiyorum.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Neresi iyileşmiş? Şirketler batıyor, iflas ediyor, konkordato ilan ediyor.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – 2019 yılının son çeyreğinde yıllık gayrisafi yurt içi hasıla yüzde 5 oranında büyümüştür, 2019 yılı genelindeki verilerse bütün sıkıntılara rağmen ekonomimizin pozitif olarak büyümeye devam edeceğini gösteriyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bulgaristan geçti bizi, Bulgaristan!

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – 8 milyon işsiz var, 8 milyon.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yüzde 56’yı nasıl açıklayacaksın, yüzde 56’yı?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Ben bu önergenin aleyhinde olduğumuzu ve ret oyu vereceğimizi ifade ederek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz de selamlıyoruz.

Her şey güzel, yüzde 56… Harika! Bu kadar güzel anlatılabilir!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, söz talebi yok, bir şey yok, oylamaya geçeceğiz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Giremiyoruz, sistem…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, bunlar taktik.

Efendim, oylamayı yapalım.

BAŞKAN – Kubat “Söz istiyor.” demişti.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır efendim.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Evet…”

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Çok açık Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkanım, çok açık, kabul edilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edilmiştir. (HDP, CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Edilmemiştir, pardon; beyler, kabul edilmemiştir. Kusura bakmayın beyler, kabul edilmemiştir. (HDP ve CHP sıralarından “Ooo” sesleri)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkan, Allah doğruyu söyletiyor.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

3.- CHP Grubunun, 3/2/2020 tarihinde Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elâzığ’da meydana gelen depremin neden olduğu can ve mal kayıplarına yönelik olarak vatandaşların mağduriyetinin ve beklentilerinin tespiti, ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari açıdan uğradığı zararların giderilmesi maksadıyla ilin acilen afete maruz bölge ilan edilerek afetten doğan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/2/2020

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/2/2020 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                    Özgür Özel

                                                                                                       Manisa

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elazığ'da meydana gelen depremin neden olduğu can ve mal kayıplarına yönelik olarak vatandaşların mağduriyetinin ve beklentilerinin tespiti, ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari açıdan uğradığı zararların giderilmesi maksadıyla ilin acilen afete maruz bölge ilan edilerek afetten doğan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla 3/2/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1587 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 4/2/2020 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Elâzığ Milletvekili Sayın Gürsel Erol’a söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; Elâzığ halkı adına hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Meclisimizde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” ifadesinden yola çıkarak milletin ve Elâzığ halkının bir istemini, talebini Meclisin gündemine getiriyorum.

Değerli milletvekilleri, konuşmama başlarken, öncelikle, İdlib’de şehit olan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her mensubuna uzanan bu kalleş ellerin -kim tarafından uzanırsa uzansın, ister Suriye rejimi ister terör örgütleri- hepsini şiddetle de kınıyorum.

Aynı şekilde, Malatya’da ve Elâzığ’da yaşanan deprem sonrası hayatını kaybeden 41 yurttaşımıza, hemşehrimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Deprem gecesi devlet Elâzığ’daydı. Kimdir devlet? Devlet 82 milyon yurttaşımızdır. 81 il, 82 milyon yurttaşımız, Hükûmetimiz, siyasi parti ayrımı yapmaksızın siyasi partilerin bütün genel başkanları, Türkiye genelinde parti ayrımı yapmaksızın tüm belediye başkanları, milletvekili arkadaşlarımız, kamu kuruluşları, Jandarma, Emniyet, herkes Elâzığ’daydı. O gece Elâzığ’ın acısı Türkiye’de 82 milyon yurttaşımızı bir araya getirdi ve acıda ortak kıldı. Şimdi, Elâzığ gerçekten bir afeti, bir felaketi atlattı. Gerçekten, 6,8 büyüklüğündeki bir depremin şiddetinden kaynaklı Elâzığ’ın bugünkü hâline biz şükreder olsak da aslında Elâzığ’ı yeni bir afet beklemekte. Nedir bu afet?

Bakın, ilk günden beri gerçekten Hükûmet oraya 3 bakanını görevlendirdi; İçişleri Bakanını, Çevre ve Şehircilik Bakanını, Sağlık Bakanını. Vali oradaydı, tüm belediye başkanları oradaydı. Ayrım yapmaksızın ilimizin 5 milletvekilinin 5’i de sokaklardaydı. Gerçekten, hepimiz vatandaşın acısını dindirmek için, onlara umut olmak için elimizden gelen bütün insani katkıyı vermeye çalıştık ve sükûnete davet ettik insanları. “Devlet burada, korkmayın.” dedik, “Devlet sizi açıkta bırakmaz. Devlet sizi çaresiz bırakmaz. Devlet sizin çocuklarınızın mağduriyetini görmezden gelmez.” dedik. İhmal yok. Aksaklıklar olabilir, eksiklikler olabilir ama ihmal yok.

Şimdi geldik esas meseleye. Yani Elâzığ’ın ikinci afet yaşama riski nedir? Sayın milletvekilleri, size siyasi bir konuşma değil, insani ve vicdani bir konuşma yapacağım ve lütfen, bu kararınızı verirken, araştırma komisyonunun oluşturulmasına karar verirken, evinize gittiğinizde çocuklarınızın yüzüne bakarak o deprem bölgesinde psikolojisi bozulan, evinde uyuyamayan, çadırda uyuyan, ateşin başında duran -resimlerde görüyorsunuz burada- o çocukları, o çaresiz anne babaları düşünerek karar verin. Bu siyasi bir talep değil. Egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin olduğunu, bugün bu Mecliste hep birlikte gösterme şansımız var. (CHP sıralarından alkışlar)

Bizim talebimiz nedir? Talebimiz, Elâzığ’da genel hayata etkililik alanı ilan edilmiştir 7269 no.lu Kanun’a göre ama bu yeterli değildir; afete maruz bölge ilan edilmesi gerekir. Yani halkın dilinde, halkın arasında kullanılan ifade “afet bölgesi” ilan edilmesi lazım. Bu da tek başına yeterli değildir. Geçmişte bununla ilgili, devletimizin “baba devlet” olduğu ve vatandaşa babalık yaptığı bir örneği var: Erzincan depremi. Bakanlar Kurulu kararıyla -Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Süleyman Demirel- depremden sonra bu bölge afete maruz bölge ilan edilmiş ve arkasından, bu kanun da yetersiz olduğu için, depremin yaralarını sarmadığı için, 3838 sayılı Kanun ve ek kanunlar çıkarılmış, demiş ki: “Ben devletim, sen benim yurttaşımsın. Sosyal hukuk devleti olma sorumluluğuyla sana karşı sorumluluklarımı yerine getireceğim.” ve bunları çözmüş.

Şimdi, bizim talebimiz nedir? Bakın, afete maruz bölge ilan edilir, ek kanunlar çıkarılırsa… Vatandaşın talepleri ve beklentileri var. Elâzığ felaketten döndü. Şu anda 4 bin konutun yıkım kararı var ve yıkım başladı. Bu deprem on saniye daha sürseydi, inanın, belki 100 bin ölümüz olacaktı, Allah korudu bizi. 4 bin bina şu anda, daha köyler yok. Bunlar bina, konut değil. Her binada 10 daire olsa 40 bin konut, her evde 3 kişi yaşasa 120 bin mağdur insan; yazık, günah. Gelin orada görün, hangi şartlarda ve koşullarda -isin önünde, ateşin önünde- yaşadıklarını görün.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

GÜRSEL EROL (Devamla) - Bu deprem, her şeyde olduğu gibi gene fakir fukarayı vurdu, gene fakirler sokakta; çaresizler, umutsuzlar. Onlara umut, çare olmak bizim siyasi ve ahlaki sorumluluğumuz.

Bakın, yıkılan evlerle ilgili vatandaşın beklentisi var. Vatandaş sanıyor ki: “Benim evimi devlet yıkacak ama yerine bana ev yapacak.” Doğru, devlet yıkacak ama yerine yeni ev yaptığı zaman vatandaşı borçlandıracak. Bu olmaz, bu doğru değil. Bununla ilgili 14 maddelik bir önergemiz ve teklifimiz var, detayına girmek istemem. Geçmişte, Marmara depreminde bu Meclis başarmış, Marmara depreminde, 17/2/2000 tarihinde bu Meclis Marmara depreminin sonuçlarını araştırmak üzere bir komisyon kurmuş ve Komisyon incelemelerini yapmış, rapor olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmuş. Şimdi sizden isteğim şu: Komisyon kurulsun, Elâzığ’a gelsin halkı dinlesin; halkın talepleri, istekleri neyse bu Mecliste kanunlaştıralım. Bir kentin umudunu, geleceğini, çocukların hayalini yok etmeyelim diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRSEL EROL (Devamla) - Hepinize sevgi ve saygılar sunarken şunu özellikle belirtmek istiyorum: Fakir fukaranın vebalini almayın, fakir fukaranın ekmeğine, evine sebep olmayalım. Hepinizden destek istiyorum.

Teşekkür ederim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Suriye ordusu İdlib’deki Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarımıza saldırmış, 7 askerimizi, 1 sivil memurumuzu şehit etmiştir. Saldırıda 9 personelimiz de yaralanmıştır.

(CHP milletvekilleri tarafından fotoğraf gösterilmesi)

(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Deprem var, deprem! Ayıp, ayıp!

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum; yüce milletimizin başı sağ olsun.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Depremde fakir fukara var. Ayıptır, günahtır!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkanım, sükûnet sağlayın lütfen.

BAŞKAN – Bir dakika…

Sayın milletvekilleri, hatibe karşı ayıp oluyor.

Herkesi sessizliğe davet ediyorum.

Buyurun Sayın Yaşar.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye, biraz önce hatibin de bahsettiği gibi, Elâzığ depreminde gerekli dayanışmayı göstermiştir.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – İmamoğlu’nun tatilini söyle, İmamoğlu’nun!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Deprem olmuş, hâlâ laf atıyorlar.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, 1999 depremini de hatırlayın, o zaman da Türkiye için ciddi bir felaket olmuştu, 18.373 vatandaşımız hayatını kaybetmişti, 49 bin yaralı, 376 bin de hasarlı bina vardı. O gün, 57’nci Hükûmette ben de bu Parlamentodaydım -bazen arkadaşlar diyor ya “Devlet ne yaptı?” diye- aynı gün saat beşte Bayındırlık Bakanı, Tarım Bakanı ve Bakanlık görevlileri oradaydı, ben de o gün saat iki civarında deprem bölgesindeydim.

Ben size kısaca söyleyeyim: O gün 98 noktada 49 bin geçici konut yapılmıştı. Aynı şekilde 60 bin civarında da deprem konutu yapılmıştı. Bunun yanı sıra da hemen depremden sonra DASK sigortası çıkarılmıştı yani deprem sigortası ihdas edilmişti. Yine bununla beraber yapı denetim şirketleri oluşturulmuştu. Üçüncüsü de, deprem vergisi, bunun akabinde gelmişti. Ama mevcut yapı, sizler deprem vergisini kesintisiz devam ettirdiniz maşallah, o konuda yapacak hiçbir şey yok, çatır çatır da milletten paraları topladınız. Devamında bugün deprem sigortasıyla ilgili…

Bakın, maalesef depremler geliyoruz diyor; 1999’da bunu söyledi, Bingöl’de söyledi, Van’da söyledi, Elâzığ’da söyledi. Yani bu tedbirlerin alınması için daha neler söylenmesi lazım ben bilmiyorum. Dolayısıyla, o dönemde de gerekli kalıcı konutlar olsun, geçici konutlar olsun fazlasıyla yapıldı ve o günkü bütçeye göre bu mukayeseyi yapın. Yani o gün Türkiye’nin bütçesi sizin rakamlarınızla 50 katrilyon civarındaydı yani 50 milyardı. Bugünkü bütçeye baktığınız zaman, o günkü büyüklükle bugünkü büyüklüğü ifade ettiğiniz zaman, devletin bu geçen zaman dilimi içerisinde hiçbir hazırlığının olmadığını görüyoruz.

Peki, bu deprem İstanbul’da olursa ne olur? Bazı ifadelere göre, kimileri diyor ki: “25 bin bina yıkılır.” kimileri “50 bin tane yıkılır.” diyor, bunu yüz binlerle ifade edenler var. Peki, böyle bir deprem olduğu zaman biz buna ne kadar hazırız? Lafla peynir gemisi yürümüyor. Bakın, Elâzığ depreminde yıkılan bina sayısı ortada. Tabii, şunu da söyleyeyim peşinen: Biz bu önergeye “evet” oyu vereceğiz çünkü depremden sonra bu meselelerin hepsi unutuluyor. Depremden sonra aynı zamanda göçler de oluyor. Biz Elâzığ’ın göç vermesini istemiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Sayın Başkanım, Elâzığ’da yaşayan esnafımızın, çiftçimizin borçlarının ertelenmesi veya bunların yapılandırılması veyahut bunların silinmesi… Şunu da söyleyeyim: Hatibin bahsettiği gibi, deprem konutları yapılıyor -tamam- ama bunlar kredilendirilerek vatandaşlara, mağdurlara teslim ediliyor. Hâlbuki bunun yerine, yıkılan binaları devlet alıp bunlara yapılan konutları bedelsiz verebilir diye düşünüyorum; bunu da öneri olarak söylüyorum.

Sonuç itibarıyla, bunun araştırılmasında fayda var. 2010 yılında da araştırıldı. Elâzığ bir model olur, o model üzerinden de biz İstanbul depremine bir hazırlık yaparız. Yani bunu anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Bugün, bütün jeofizikçiler, depremlerle irtibatlı olanların tamamı “İstanbul depremi geliyor.” diyor, bunu siz de kabul ediyorsunuz. Gelin, bununla ilgili hazırlıklarımızı da şimdiden yapalım, Elâzığ da buna bir model olsun, bu araştırma önergesini destekleyelim, en azından bu model üzerinden de İstanbul depremiyle ve diğer fay hatları üzerindeki şehirlerle ilgili de gerekli çalışmaları yaparız diyorum.

Şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Bu önergeye “evet” oyu vereceğimizi ifade ediyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle Genel Kurulu, ekranları başında bizleri izleyen sevgili yurttaşlarımızı ve Genel Kurulun sevgili emekçilerini saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bu, elimdeki Türkiye deprem haritası. Buraya baktığınızda Doğu Anadolu Fay Hattı, Kuzey Anadolu Fay Hattı ve Ege Bölgesi’ni düşündüğümüzde, neredeyse Türkiye’nin önemli bir bölümü aslında riskli fay hatları üzerinde.

Şimdi, bilim insanları Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve özellikle doğrudan adres vererek Elâzığ’da bir deprem beklentisi olduğunu ifade etmişlerdi.

Bakın, 17 Ağustos depreminden bu yana ülkemizde 165 bin deprem olduğu ifade ediliyor, 165 bin. Peki, şimdi, bu gerçeklik varken biz hazırlık boyutunda ne yapıyoruz, ne yaptık? Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, 17 Ağustos depreminden sonra bir yasa çıkarıldı “Özel Tüketim Vergisi” adı altında, aslında depreme hazırlık yapmak üzere bugüne kadar toplam 65 milyarın üzerinde bir para toplandı. Peki, Elâzığ depremi ve Malatya’da gerçekleşen olay bizim gerekli önlemleri aldığımızı söylüyor mu? Hayır, söylemiyor. Bakın, Japonya’da veya dünyanın başka yerlerinde bu şiddetin çok üzerinde şiddette depremler olduğunda 1 kişinin burnu kanamıyor, 1 bina yıkılmıyor ama 6,8 şiddetindeki deprem Elâzığ’da 41 yurttaşımızı kaybetmemize neden oluyor, 1.600’ün üzerinde yurttaşımız yaralanıyor ve yüzlerce bina yıkılıyor değerli arkadaşlar.

Şimdi, bilim insanları tekrar uyarıyor bizi değerli arkadaşlar. Bu Elâzığ depreminden sonra deniyor ki: “Güneyde Maraş’ta, özellikle Adıyaman Gölbaşı’ndan başlayan Pazarcık-Türkoğlu hattında ciddi bir enerji birikimi var, buraya dikkat edin.” Yine, “Kuzeyde Karlıova-Bingöl arası, Karlıova-Erzincan arasında ciddi bir enerji birikimi var, buraya dikkat edin.” deniyor. Yine, İstanbul’da bir depremin ayak seslerinin geldiği her vesileyle ifade ediliyor. Şimdi, biz şunu söyleyemeyiz değerli arkadaşlar: Deprem olsun, yıkılsın; devlet veya halk oraya gitsin, destek sunsun. Bizim depreme şimdiden hazırlıklı olmamız lazım.

Peki, AKP Hükûmeti ne yapıyor? Bakın, ruhsatsız ve sağlıksız binalara imar affı çıkarıyor. 16 milyar lira para toplanmış, 165 milyar lira da Deprem Fonundan yani deprem vergileriyle gelmiş ama şu anda hâlâ ne kadar sağlam binamız olduğunu kimse ifade edemiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Dolayısıyla bu önergeye biz destek veriyoruz değerli arkadaşlar. Zaten biz geçen hafta Grup Başkan Vekilimiz Saruhan Oluç imzasıyla Elâzığ ve Malatya’nın afet bölgesi ilan edilmesi noktasında kanun teklifi verdik. Biz buradan Komisyona çağrıda bulunuyoruz: Bu kanun teklifini bir an önce Komisyona getirin, oradan Genel Kurul gündemine getirelim, bunu kanunlaştıralım. Bakın, şu anda önlem almazsak yarın yine ağlayacağız ve yine vah vah edeceğiz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bu, depremle ilgili kurumların neler yaptığını Kızılay örneğinde görüyoruz. Kızılay gibi depreme hazırlık yapacak olan kurumlar, paraların başka vakıflara, başka gruplara aktarılması, AKP’nin siyasi bir proje olarak düşündüğü vakıflara aktarılması noktasında vergi kaçırmanın bir aracı hâline getiriliyor.

Ben, hep beraber bu ülkede yaşıyorsak hep beraber önlem almamız gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Adına Antalya Milletvekili Sayın Atay Uslu’ya söz veriyorum.

Buyurun Sayın Uslu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ATAY USLU (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Elâzığ ve Malatya çevresini etkileyen deprem” konulu, CHP’nin vermiş olduğu önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bu vesileyle, İdlib’de Silahlı Kuvvetlerimize yönelik hain saldırıda şehit olan kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Sivrice merkezli depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz; yaralılarımız var, onlara da acil şifalar diliyorum. Ben bundan önceki büyük depremlerden bir tanesi olan Van depremini yaşamış, o dönemde görev almış bir mülki idare amiri olarak görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

CHP bugün bir önerge verdi, önergesinde diyor ki: “Bölgeyi afet bölgesi ilan edelim.” veya “Afete maruz bölge ilan edelim.” Değerli arkadaşlar, bir terminoloji sorunu var. Bu sorun 2011’de de vardı bugün de var. “Afet bölgesi”, “afete maruz bölge” ve “genel hayata etkililik” kavramları birbirine karıştırılıyor. 7269 sayılı Kanun’un 2’nci ve 3’üncü maddelerinde afete maruz bölgeler tanımlanır. Bir lokasyon, afete maruz bölge ilan edilirse orada yapılaşma olmaz, ikamet ve iskân olmaz, yasak getirilir. O bölgenin tüm durumu imara işlenir, riskli alan olarak belirlenir ve o afet bölgesinde artık bir daha yapılaşma vesaire olmaz yani hayat orada durur. Dolayısıyla, “afete maruz bölge” ya da “afet bölgesi” ilan etmek kanunlarımız açısından da ortadaki durum açısından da kesinlikle yanlıştır, böyle bir şey yoktur zaten. Ama maalesef, 2011 Van depreminde CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ifade etmişti, yine on yıl sonra aynı terminolojiyi ifade ediyorlar. Bu durum yanlış bir durumdur. Afete maruz bölge neresi ilan edilir biliyor musunuz? Bir yerde sel vardır, çığ vardır veya başka bir risk vardır, o bölge “afete maruz bölge” olarak ilan edilir ve orada yerleşim olmaz, kanunda bu yok.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Yok öyle bir şey, kanunda öyle bir şey yok!

VELİ AĞBABA (Malatya) – Kanunu oku, kanunu!

ATAY USLU (Devamla) – Bir bilgi eksikliği var. Arkadaşlar, burada olması gereken “afete maruz bölge” değil, bu terminoloji eksikliğini düzeltelim

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Kanundan haberin yok!

ATAY USLU (Devamla) – Biz afet kanununa göre yapılması gerekenleri bugüne kadar yaptık.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Doğru bilgiyi ver, tamam, sorun yok, ama doğru bilgi ver.

ATAY USLU (Devamla) – Birazdan fikrinizi söylersiniz.

AHMET KAYA (Trabzon) – Evraklara bak, evraklara bak! Size vereyim, okuyun.

ATAY USLU (Devamla) – “Genel hayata etkililik” kararını aldık ve Malatya ve Elâzığ’ın belli bölgeleri için bu kararı ilan ettik ve bundan sonra depremle ilgili her türlü çalışmayı yaptık.

Bakın, depremde aslolan arama, kurtarma ve ilk yardım faaliyetidir. (CHP sıralarından gürültüler)

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Mesele, ciddiye almak.

ATAY USLU (Devamla) – Net olarak söylüyorum: Bu, Türkiye’nin başarısıdır, hepimizin başarısıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Arama kurtarma faaliyetleri ve özellikle ilk yardım açısından dünyanın en hızlı depreme müdahale süreci Elâzığ depreminde olmuştur. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar) Can çok önemli. Dünyada bundan daha hızlı depreme müdahale süreci yoktur.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Sayın Milletvekili, seni Elâzığ’a davet ediyorum, Elâzığ’a. Elâzığ halkı sana ne cevap verecek! Yazık günah, yazık!

ATAY USLU (Devamla) – Bu, hepimizin başarısıdır. Burada belediyeler bulundu, burada kamu kurumları bulundu. (CHP sıralarından gürültüler) Arkadaşlar, burada siz de bulundunuz, buna karşı çıkacak bir durum yok. Bunu hep beraber başardık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATAY USLU (Devamla) – Türkiye, 99 Marmara depremi sonrasında afet ve kriz yönetiminde büyük bir evrim gerçekleştirdi.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Yazık ya, yazık! Fakir fukaranın hayatıyla oynamayın, yazık! Hakikaten yazık ya!

BAŞKAN – Gürsel Bey…

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Nezaket kurallarına en fazla uyan milletvekiliyim ama gerçekten yazık, yazık, yazık!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, buyurun, toparlayın.

ATAY USLU (Devamla) – Arkadaşlar, Elâzığ depremi sonrasında, iyileştirme, depremin etkisini azaltma çalışmalarımız devam ediyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Elâzığ Milletvekili yok mu, Elâzığ Milletvekili?

ATAY USLU (Devamla) – Çadır kentleri kurduk, konteyner kentleri kuruyoruz. İhtiyaç malzemeleri bölgeye ulaştırıldı. Sosyal hizmet desteği veriliyor. Geçici barınma merkezleri kuruluyor. Şeker pancarı ödemeleri erkene alındı ticari hayat harekete geçsin diye. Tarım ve hayvancılık için destekler sürüyor. (CHP sıralarından gürültüler)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Elâzığ Milletvekili niye konuşmuyor?

ATAY USLU (Devamla) – Hasar tespit çalışmaları devam ediyor, yer çalışmaları devam ediyor. Bunların hepsi adım adım yapılıyor. Vergi ve sigorta ödemeleri için gerekli ertelemeler gerçekleştirildi. Devlet ve millet birlik içinde, el ele çalışmaları yapıyoruz, hayatı normalleştiriyoruz; Van depreminde yaptığımız gibi, geçmişte yaptığımız gibi.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Elâzığ Milletvekili yok mu?

ATAY USLU (Devamla) – Bakanlarımız bölgede, Hükûmetimiz bölgede, Cumhurbaşkanımız da oradaydı.

Bir yıla kalmaz Elâzığ’ı da Malatya’yı da tanıyamayacaksınız, oraların hepsini modern hâle getireceğiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Elâzığlı, Malatyalı yok mu? Sen niye konuşuyorsun?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Milletvekilleri bölgede daha, bölgede.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, uygun görürseniz Akif Bey İç Tüzük 60’a göre…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sayın hatibin konuşmasında bazı konular açıklığa kavuşmadı. 1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirler Hakkında Kanun’un 2’nci maddesine göre eskiden Bakanlar Kurulu şimdi ise Cumhurbaşkanı afete maruz bölgeyi ilan etmeye yetkilidir.

Sayın hatip “Elâzığ ve Malatya’nın belli bölgelerinde afete maruz bölge ilanı yapıldı." dedi.

ATAY USLU (Antalya) – Yok, yanlış.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz öyle söylediniz.

ATAY USLU (Antalya) – Öyle bir karar yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bakın böyle söylediniz. Böyle bir kararı ben bilmiyorum, okumadım. Acaba böyle bir karar alındı da bundan haberdar mı olmadık, millet mi haberdar olmadı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bir de sanıyorum “Böyle bir şey yok.” gibi bir şey söylediniz.

BAŞKAN – Akif Bey, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet, sorumu bitirdim Sayın Başkan.

Sayın hatip bu konuda bilgi verirse Genel Kurul bilgilenmiş olur.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Öncelikli olarak, tabii, biraz evvel CHP Elâzığ Milletvekili bir konuşma yaptı. Sonuç itibarıyla kendi kanaatlerini ortaya koydu ancak bizim bu konuyla ilgili düşüncelerimizi ortaya koyan Sayın Atay Uslu Bey’in konuşması esnasında onun konuşmasını bastırmaya yönelik garip bir atmosfer oluştu ne hikmetse. Bu doğru bir yaklaşım değil.

Bununla beraber, ben biraz evvel Sayın Hamzaçebi’nin açıklamalarıyla ilgili; sayın hatibin sözlerine ilişkin olmak üzere 60’a göre kısa bir açıklama istirham ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sistem bile Elâzığlı olmayan bir milletvekilinin bu talebini tuhaf karşılıyor!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hepimiz Elâzığlıyız, hepimiz Malatyalıyız. Elâzığ milletvekillerimiz şu anda deprem bölgesinde arkadaşlar, evet yaraları sarıyorlar, evet. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Elâzığ milletvekilleri hak verip konuşamıyorlar.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Biz hepimiz Elâzığlıyız arkadaşlar.

36.- Antalya Milletvekili Atay Uslu'nun, CHP grup önerisinin “Afet bölgesi ilan edilsin.” şeklinde verilmesinin doğru olmadığına ilişkin açıklaması

ATAY USLU (Antalya) – Değerli arkadaşlar, afet olduğu zaman Türkiye’de mikromilliyetçilik yapılmaz; hepimiz Elâzığlıyız, aynı zamanda hepimiz Malatyalıyız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben kürsüden şunu ifade ettim: CHP, önerisinde “Bölgeyi afet bölgesi ilan edin.” diyor. Kanunlarımızda “afet bölgesi” diye bir şey yok “genel hayata etkililik” ve “afete maruz bölge” var. (CHP sıralarından “Ne fark ediyor?” sesleri)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dinleyin, dinleyin.

ATAY USLU (Antalya) – Çok farklı arkadaşlar. “Genel hayata etkililik” kararını verdik “afete maruz bölge” kararını vermedik; veremeyiz çünkü afete maruz bölgelerde iskân olmaz, orası heyelan bölgesidir.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Öyle mi!

ATAY USLU (Antalya) – Orası, başka bir anlamda, yerleşilmeyecek, iskâna açılmayacak bölgelerdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Buyurun, buyurun, bakın, ben size kanunu vereyim, kanunu.

ATAY USLU (Antalya) – Dolayısıyla önerinizi “Afet bölgesi ilan edilsin.” şeklinde vermeniz yanlış, bunu ifade ettim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tamam, teşekkür ederiz.

GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Sayın Milletvekili, bakın, size kanunu vereyim, kanunu, buyurun.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, oylamadan oylamaya gelen milletvekilleri bağırıyorlar ve Meclisin insicamını bozuyorlar. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Her grup için söylüyorum, her grup için, her gruptaki arkadaşlar için söylüyorum. Dikkat ediyorum, bakınız, oylamadan sonra çekip gidenler tam oylama zamanında geliyorlar, oylamaya son beş dakika kala bağırıyorlar, ben size söyleyeyim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Akif Hamzaçebi.

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

“Afet bölgesi”yle kastedilen 7269 sayılı Kanun’un 2’nci maddesindeki “afete maruz bölge”dir, kelime oyunu yapmaya gerek yok ve bununla kastedilen de depremde zarar görmüş olan vatandaşlarımıza yardım edilmesidir, devletin bütün imkânlarının seferber edilmesidir.

Bir de bu vesileyle şunu söylemek isterim: İstanbul Kartal’da bir bina çöktü, TOKİ hemen oraya gitti, o binanın çevresindeki diğer yapıları da yıkarak yeni binalar yaptı, güzel işler yaptı; aynı şey şimdi Elâzığ’da yapılıyor. Peki, riskli yapıları yıkıp yerine yenisini, sağlam binayı yapmak için mutlaka deprem mi olması lazım, acı mı yaşamamız lazım? TOKİ neden İstanbul’daki riskli yapılar için harekete geçmiyor ve onlar için bir yıkıp yeniden yapma programı uygulamıyor?

Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 3/2/2020 tarihinde Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elâzığ’da meydana gelen depremin neden olduğu can ve mal kayıplarına yönelik olarak vatandaşların mağduriyetinin ve beklentilerinin tespiti, ekonomik, sosyal, kültürel ve ticari açıdan uğradığı zararların giderilmesi maksadıyla ilin acilen afete maruz bölge ilan edilerek afetten doğan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Şubat 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Sayın milletvekilleri, Kâtip Üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan oylamayı elektronik cihazla yapacağız.

Elektronik oylama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Millet görsün, kim “evet” diyor, kim “hayır” diyor millet görsün, öyle nutuk atmakla olmaz bu işler.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Elâzığ, Malatya görsün.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Deprem için araştırma komisyonu kurmayacağız da ne için kuracağız! Hayvanları araştırma komisyonu var, depremi araştırma komisyonu yok!

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, (2/1705) esas numaralı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/60)

16/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

7/2/2019 tarihinde kaçakçılıkla mücadeleyle ilgili vermiş olduğum (2/1705) esas numaralı Kanun Teklifi değişikliği önergesinin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasını arz ederim.

                                                                                             Abdurrahman Tutdere

                                                                                                     Adıyaman

BAŞKAN - Önerge üzerinde teklif sahibi Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere konuşacaktır.

Buyurun Sayın Tutdere. (CHP sıralarından alkışlar)

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2017 yılında bu Parlamentoya, iktidar tarafından, Adıyaman başta olmak üzere Türkiye’nin değişik bölgelerinde tütün üreticilerini tehdit eden, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3’üncü maddesine eklenen 20’nci fıkrayla Tütün ve Alkol Piyasası Kurumundan yetki belgesi almadan tütün satan, satışa arz eden, bulunduran kişilere üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngören bir torba kanun teklifi getirildi ve bu teklif iktidar oylarıyla yasalaştı. Bu teklifin yasalaştığı günden bugüne kadar tütün üreticisinin sırtında bu tehdit, bu kaygı devam etti. Yasanın uygulanması 2 kere ertelendi ve en son geçen dönem, yasanın 2 Temmuz 2020 yılında yürürlüğe girmesi şeklinde kanun ertelenmiş bulunuyor.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; tütün, Türkiye’nin bir gerçeği. Tarım politikasında Hükûmetin yanlış uygulamaları tarım alanındaki diğer ürünleri nasıl bitirme noktasına getirdiyse tütünle ilgili yanlış uygulamalar da bugün tütün üreticisini can çekişir hâle getirmiştir. Türkiye’de tütün, sözleşme kapsamında üretilen tütünler ve sözleşme dışında -geleneksel anlamda üretimi, pazarlanması, tüketimi yapılan, tek başına içim özelliğine sahip olan- üretilen tütünler olmak üzere iki kapsamda değerlendiriliyor.

Değerli milletvekilleri, özellikle geleneksel anlamda üretimi yapılan, başta Adıyaman olmak üzere Malatya, Batman, Diyarbakır ve Türkiye’nin değişik illerinde yüz binlerce insanın ürettiği sarmalık tütünler, bugün itibarıyla, çıkarılan yasa nedeniyle yok olma tehdidiyle karşı karşıyadır. Bugün bütün Türkiye’de yüz binlerce insanın tek geçim kaynağı olan bu sarmalık tütün, eğer 2 Temmuzda bu yasa yürürlüğe girerse yok olacaktır. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz, tütün Adıyaman’da ve üretimi yapılan bütün bölgelerde Mehmetçik’in harçlığı, genç kızların çeyizi, üniversitede okuyan öğrencilerin bursu, velhasıl bu kesimde üretim yapan herkesin nefesi. Eğer bu yasaya bizler bu şekilde göz yumarsak bu yasayı değiştiremezsek önümüzdeki süreçte, özellikle 2 Temmuzda büyük bir depremi hep beraber yaşayacağız. Bugün doğal afet olarak depremi tartışıyoruz, 2 Temmuzda bu yasanın yürürlüğe girmesiyle 9 şiddetinde bir depremi yaşayacağız. Nasıl mı? Yüz binlerce tütün üreticisi şüpheli sıfatıyla adliyelik, karakolluk olacak. Onun için hepinize, bütün gruplara açıkça çağrıda bulunuyoruz: Gelin, yüz binlerce insanın ekmeği olan, bu toprakların kadim ürünü olan bu tütüne hep beraber sahip çıkalım. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, her dönem -özellikle iktidar milletvekillerine sesleniyorum- her defasında “yerli” diyorsunuz, “millî” diyorsunuz, bütün politikalarınızı yerli ve millî kimliğiyle halka anlatmaya çalışıyorsunuz.

İşte şu gösterdiğim tütün, bin yıldır bu topraklarda yetişen yerli ve millî ürün. (CHP sıralarından alkışlar) Bu ürün, bu yasayla kaçak durumuna düşmüştür. Bu ürün, Anadolu kokuyor. Bu ürün, uğruna binlerce şehit verdiğimiz vatan toprağı kokuyor, vatan toprağı. Siz buna üç yıl hapis getirmekle bu ülkeye en büyük ihaneti yaptınız. Gelin, yol yakınken bu uygulamadan hep beraber vazgeçelim; tütüncünün, çiftçinin ekmeğine hep beraber yol açalım, Türkiye’de tütün özgürleşsin. Bugün iktidar olarak dışarıdan sıfır gümrükle tütün ithal ediyorsunuz, dışarıdan gelen tütüne milyon dolar para veriyorsunuz. Amerikalı, Yunanlı üreticinin ürettiği tütüne para veriyorsunuz; Adıyamanlı, Malatyalı, Batmanlı, Hataylı üreticinin getirdiği tütüne üç yıl hapis getiriyorsunuz; bu nasıl bir vicdan? Ben bu düzenlemeyi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) – Değerli milletvekilleri, hepinizin vicdanına sesleniyorum, bütün gruplara sesleniyorum: Gelin, bu toprakların mahsulü olan, yüz binlerce insanın ekmeği olan bu tütüne sahip çıkın, bizim önergemize destek olun. Önergemizle biz, bu Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na 2017 yılında eklenen üç yıllık hapis cezasını yerli tütün için ortadan kaldırıyoruz ve yüz binlerce insanın ekmeğinin önündeki engelleri de hep beraber kaldırmış oluyoruz. Hepinizden destek istiyorum. Bütün Adıyaman tütüncüsünün gözü sizlerde, bu Parlamentoda. Gelin, milletin vekilleri olarak milletin ekmeğine hep beraber sahip çıkalım, bu teklifi bugün burada kanunlaştıralım.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın Özel, Sayın Ağbaba, Sayın Sarıaslan, Sayın Hamzaçebi, Sayın Zeybek, Sayın Sancar, Sayın Şevkin, Sayın Karabıyık, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Kaya, Sayın Bulut, Sayın Biçer Karaca, Sayın Aydoğan, Sayın Şahin, Sayın Sertel, Sayın Gürer, Sayın Demirtaş, Sayın Hancıoğlu, Sayın Yüceer, Sayın Çakırözer.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum, süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.06

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilen doğrudan gündeme alınma önergesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

IX.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

1.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, (2/1705) esas numaralı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/60) (Devam)

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Grup Başkan Vekillerimiz görüşeceğimiz kanunla ilgili değerlendirme yapacakları için beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.31

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161)  (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

30/1/2020 tarihli 50’nci Birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerindeki 7’nci madde kabul edilmişti, 8’inci maddenin önerge işleminde kalınmıştı.

8’inci madde üzerinde 4 tane önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 8’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Muhammet Emin Akbaşoğlu                     Şahin Tin                  Mehmet Doğan Kubat

                         Çankırı                                    Denizli                            İstanbul

                    Mustafa Demir                     Selahattin Minsolmaz

                        İstanbul                                  Kırklareli

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                    Erdal Aydemir                            Murat Çepni            Serpil Kemalbay Pekgözegü

                         Bingöl                                      İzmir                               İzmir

                     Rıdvan Turan                           Abdullah Koç

                         Mersin                                      Ağrı

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                      Ayhan Erel                    Mehmet Metanet Çulhaoğlu           Feridun Bahşi

                        Aksaray                                    Adana                             Antalya

                 İbrahim Halil Oral                        Hasan Subaşı

                         Ankara                                    Antalya

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                      Ulaş Karasu                             Ednan Arslan                İlhami Özcan Aygun

                          Sivas                                      İzmir                             Tekirdağ

                     Orhan Sümer                         Ali Mahir Başarır

                          Adana                                     Mersin

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelerden ilkinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 9’uncu maddesinde değişiklik yapan maddenin teklif metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz İzmir Milletvekili Murat Çepni’ye aittir.

Buyurun Sayın Çepni. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız…

Evet, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan imar planı çalışmalarında kamu kurum ve kuruluşlarının görüş bildirme süresi on beş günden otuz güne çıkarılıyor fakat bu otuz gün içerisinde fikrini beyan etmeyenler için de olumlu görüş bildirdiğine dönük bir madde bu. Bu madde mutlaka geri çekilmelidir çünkü içinde bulunduğumuz süreç, daha fazla fikre ve bu fikirlerin de kapalı kapılar ardında, resmî yazışmalarla değil, tam tersine, bu sürecin doğrudan ortakları olan bilim insanları, akademisyenler, odalar, meslek örgütleri ve doğrudan muhatap olan halkın fikrinin fazlasıyla alınması gereken bir süreç. Dolayısıyla, burada fikir alınma süreçlerinin çok daha yaygınlaştırılması, çeşitlendirilmesi gerekir. Evet, bu maddenin geri çekilmesi gerekir, beklenti budur.

Dün Ankara’da 19 insan polis şiddetiyle darbedilerek, ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. Ankara’da KESK Şubeler Platformu, Tabip Odası, TMMOB ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının çağrısıyla Kızılay Genel Müdürlüğü önünde bir araya gelen kurum temsilcileri ve yurttaşlar BAŞKENTGAZ, Kızılay ve Ensar Vakfının karıştığı yolsuzluk olayıyla ilgili açıklama yapmak istediler ve her dönemde olduğu gibi nerede bir yolsuzluk, hırsızlık, zulüm varsa, buna bir tepki gelişiyorsa, polis kolluk kuvvetleri ne yapıyorsa dün de aynısını yaptılar. Fakat saldırı sonrası EĞİTİM-SEN’de bir açıklama yapmak zorunda kaldı arkadaşlarımız ve KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü İsmet Meydan açıklamada şunları belirtti: “‘Deprem vergisi’ adı altında yoksul ve emekçilerden ek vergiler toplanırken, sermaye sahiplerine vergi kaçırma veya vergiden kaçınma -evet, bu da AKP’li yıllarda AKP’nin literatüre soktuğu yeni bir kelime “vergiden kaçınma”- fırsatı verildi. Kızılay, tek adam rejiminin yozlaştırdığı, içini boşalttığı bir dernek hâline getirilmiştir. Kamuya çöreklenmiş rantçı anlayış tüm kurumları kendine bağlamıştır.” diyen Meydan, Hazine ve Maliye Bakanlığına çağrıda bulunarak Kızılay üzerinden kaçırılan verginin cezalı bir şekilde geri ödenmesini, bunun gibi benzer bağış transferlerinin açıklanmasını, vergi denetimi yapılmasını, Kızılay Yönetim Kurulunun görevden alınarak yüksek maaşlı yöneticilerin hakkında soruşturma açılmasını talep etti. Ayrıca, yine Meydan, Ensar Vakfının kamuya yararlı vakıf statüsünden çıkarılmasını ve Millî Eğitim Bakanlığının bu vakıfla imzaladığı tüm protokollerin iptal edilmesini istedi.

Evet, burada bir kez daha görüyoruz ki varlığı itibarıyla kamuya bir saldırı niteliği taşıyan bu Vakfın, aynı zamanda Millî Eğitim Bakanlığıyla da bir dizi protokol imzalayarak AKP’nin geliştirdiği “kindar ve dindar nesil” diye tabir edilen oysa her türlü halk düşmanı, halka zararlı faaliyetlerin merkezi hâline gelmiş bu Vakfın görüyoruz ki kamuya yararlı bir vakıf olduğunu açıklamış oldular.

Evet, deprem kuşağında olan ve peşi sıra yaşanan depremlerle on binlerce insanımızı kaybettiğimiz, yine on binlerce insanımızın yerinden yurdundan olmak zorunda olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Peki, bugün biz neyi konuşuyoruz? Bugün biz depremle ilgili, depremin yarattığı sonuçlarla mücadele etmek için toplanan deprem vergilerinin, paralarının hortumlanmasını konuşuyoruz. Dün de yapılan basın açıklamasında ya da bu süreçte sosyal medya dâhil bu konuda sorulan bütün soruların cezalandırıldığını biliyoruz ve biz buradan tekrar soruyoruz: Deprem için toplanan 70 milyar TL nereye hortumlandı, bu paraları kim çaldı? Bu soruyu sormaya devam edeceğiz. Yetmiyor; deprem toplanma alanlarının kimlere rant için peşkeş çekildiğini soruyoruz. Biliyorsunuz -örneğin İstanbul için- on binlerce toplanma alanı belirlenmişti fakat bir süre sonra bunların da yine inşaat şirketlerine peşkeş çekildiğini öğrenmiş olduk. Yetmiyor; Kanal İstanbul gibi rant projesinin bilim insanları tarafından ifade edilen deprem riski uyarıları karşısında yine iktidar “Ne derseniz deyin biz bunu yapacağız.” diyor ve bunu bir beka sorunu hâline getirdiğini tartışıyoruz. Yetmiyor; onlarca çocuğa cinsel saldırıyla gündeme gelmiş bir pespaye kurum nasıl devletin temel bir kurumu hâline gelmiş bunu görmüş oluyoruz. İhtiyaç sahiplerine… Evet, burada bir trio var, bir halk düşmanı trio.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Birisi devletin halka hizmet, yardım için kurduğu Kızılay, birisi inşaat şirketi Torunların yönettiği doğalgaz şirketi BAŞKENTGAZ, bir diğeri de onlarca çocuğa cinsel saldırıyla suçlu bir vakıf. İşte bu tablo, on yedi yıllık AKP’nin resmidir. Buna bir de “askerî-sanayi kompleks” denilen savaş sanayisini eklediğimizde yani savaş çıkmadan ayakta kalamayacak savaş baronlarını eklediğimizde işte size AKP tablosu ve işte beka denilen tablo bu. Kendi ceplerini doldurmaktan başka hiçbir dertleri olmayanların halka “millî politika” diye yutturdukları politika tam olarak bu. Bu bir çürümedir.

Bu çürüme karşısında biz halklarımıza, emekçi halkımıza şu çağrıyı yapıyoruz: Bu kader değil, depremin sonuçları kader değil tıpkı işçi cinayetlerinin kader olmadığı gibi. Bunlar cinayettir ve bunun karşısında tüm işçi sınıfı, emekçiler, ezilen halklarımızın mücadeleyi yükseltmeleri gerekir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, biraz evvel kürsüde konuşma yapan hatibin hakikaten hiçbir şekilde hakikati yansıtmayan ve konu içeriğiyle de alakası olmayan birçok hususu gündeme getirerek AK PARTİ Grubunu, AK PARTİ’yi ilzam altında tutan sözleriyle ilgili bir açıklama yapmak istiyorum.

Sonuçta şunu ifade edeyim: Kızılay, tüm milletimizin büyük bir hassasiyetle üzerine titrediği, köklü bir geçmiş ve geleceğe sahip, milletin en temiz değerlerini temsil eden kıymetli bir kurumumuzdur. Kurumumuz hakkında ortaya atılan iddiaların ve yapılan yorumların bu itibarla değerlendirilmesi gerektiğini hassasiyetle hepinize hatırlatmak isterim ve biraz evvelki iddia konusu konuyla ilgili Kızılayın yaptığı açıklamayı da bilginize sunarım: “Kızılayın bağış gelirleri iki ayrı kategoriden oluşmakta. Şartlı ve şartsız bağışlar milletimiz tarafından kendilerine intikal etmekte. Kızılayın gelirinin büyük bölümü bireylerin tek tek yaptığı bağışlardan oluşmakta. Bağışların bir bölümünde bağışçı, bağışını yaparken bir şart öne sürebilmekte, şartlı bağış yapabilmektedir. BAŞKENTGAZ da Kızılaya şartlı bir bağış yapmıştır ve Kızılay bu bağışın şartını yerine getirmiştir.

Kızılay, insanlık suçu olarak kabul edilen suçlara karışmış kişi veya şirketler dışındaki bağışçıları kabul eder, bağışçıların niyetlerini sorgulamaz. Söz konusu şirket Kızılayın düzenli bir bağışçısıdır. Şehit ailelerine, fakir öğrencilere yaptığı diğer katkıların tamamını da Kızılay üzerinden yapmaktadır.

Ayrıca, şirketin, Kızılaya yaptığı bağışlar o yılki vergi matrahının yüzde 5’inden daha düşük bir oran olduğundan dolayı bu işlemde devlete ödediği vergide de bir indirim olmamıştır.”

Sonuç itibarıyla, Kızılayın açıklaması bundan ibaret. Birtakım olayları gündeme getirmek suretiyle, oradan birtakım münferit olaylardan hareketle kurumları töhmet altında bırakmak hiç kimseye yakışmaz ve doğru değildir. Bu manada, daha dikkatli bir dil kullanılması gerektiğini ve iddiaların tamamını reddettiğimizi bildirmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, kayıtlara geçmesi için bir şey söylemek istiyorum: Evet, Kızılay gerçekten değerli ve önemli bir kurumdur, hiç tartışmasız bu. Ve bu değerinin ve öneminin sürdürülebilmesi için bazı şeylere dikkat edilmesi gerekiyor. Biz burada daha evvel de kayıtlara geçsin diye bunu söyledik, tekrar söylüyoruz: Kızılayın başındaki kişi şu cümleyi kullanmıştır: “Vergi kaçırmak ve vergiden kaçınmak.” Yani Kızılayın başında olan bir kişinin vergi kaçırmayı ya da vergiden kaçınmayı ahlaki, masum bir şey olarak gösteriyor olması başlı başına ahlaksızlıktır. Çok net olarak bunu söylüyoruz. Ve lütfen, iktidar bu konuda bu adamı savunmaya devam etmesin. Çünkü bu adamı savunarak Kızılayın değerini ve önemini artırmış olmuyorsunuz, tam tersine, bu ifadeyi kullanmış bir kişi sonucunda o kurumun değerini ve önemini azaltıyorsunuz. Dolayısıyla bu adamın bu görevi sürdürmesi ahlaki değildir, çok net olarak bunun altını çizelim ve kayıtlara geçsin. Çok daha fazla zarar verecektir, bunu özellikle belirtmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Şunu ifade etmek isterim kayıtlara geçmesi açısından: Kızılayın kurumsal kimliğiyle ve oraya yapılan bağışlarla ilgili, işin mehabetini, çerçevesini kendi bağlamında değerlendirmek gerekir. Buradan bir istismarla Kızılayı töhmet altında bırakacak, buraya bağışların önünü kesecek şekilde yaklaşım doğru değildir. Buna özellikle vurgu yapmaya ve istismarın karşısında durmaya herkesi davet ettiğimi ifade etmek isterim.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, konu Türkiye’nin üzerinde hassasiyetle durduğu bir konu. Kızılay Başkanı, Torunların yapmaya çalıştığının vergi vermemek olduğunu söylemişken ve Kızılaya yapılan bağışlarda yüzde 5 sınır yok ama Ensara yapılacak bağışta bu yüzde 5 üst limiti varken ne yapılmaya çalışıldığı toplum vicdanında hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde karşılığını bulmuştur. Bu şirketin gayrimenkul yatırım ortaklığına dönüştürülmek suretiyle doğal gaz döşeme ve satış işleminden kazandığı paraları, gayrimenkul yatırım ortaklığı olarak vergiden muaf yapmaya çalışılıp daha sonraki tenkitler üzerine, elbette “O kısım faaliyetleri vergiye tabidir.” yazısından sonra bu işlemlerin yapılmış olması, kendisine “Biz, senin -tırnak içerisinde söylüyorum- vergiden kaçınman için size gayrimenkul yatırım ortaklığı unvanı vereceğiz.” taahhüdüne namuslu vergiciler, namuslu maliyeciler tarafından, “Asla olamaz, gayrimenkul yatırım ortaklığı ismi taşıması, gaz satan şirketin gazdan olan kârını vergiden düşüremez.” diyen namuslu vatansever maliyeciler tarafından engel olunduğu için -çünkü siz tanıdınız bunu- dönüp bu sefer, Kızılay üzerinden Ensara bağış… Bir kişi, aklımızla alay etmeyecek bir kişi, bu firma neden doğrudan Ensara değil de Kızılaya yollayıp iki gün sonra bu para Ensara aktarılıyor, buna bir mantıklı açıklama getirebiliyor mu? Hayır. Kızılayı yıpratmak… Kızılayın 2015 yılında Genel Kuruluna Recep Tayyip Erdoğan ile Binali Yıldırım arasında soktuğunuz bu adamın 70 kat gelir artışı var. Sahada 70 kat etkinlik artışı var mı Kızılayın?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Müsaadenizle tamamlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kızılay gelip de “70 kat gelirimiz arttı, 70 kat bağışlar arttı. Artık her fakir aile haftada bir kere Kızılaydan kavurma yiyor.” diyor mu? Var mı böyle bir şey? Yok. “Ayağında lastik pabucu delik çocuk kalmadı...” Baştan aşağıya tüm yoksul ailelerin çocuklarını giydiriyor mu bu Kızılay? Yok. Depremde Kızılay aktivitesi yok. Nerede var? Bot kiralamada var, yat kiralamada var, yalı kiralamada var, uçak kiralamada var, Antalya’daki yandaş etkinliklere sponsor olmakta var.

Burada çıkıp bu rezilliği savunmak, Meclisin aklıyla alay etmektir. Herkes pozisyonunu doğru belirlesin.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Oluç…

40.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yani bazı kavramları gerçekten reddediyorum, onun için söz aldım. Bir: Bir istismar söz konusu değil bu tartışmada. Eğer bir istismardan söz edeceksek, Kızılayın başındaki zat her türlü istismarı yapan kişidir, birinci olarak. Arkasında kimler var, onlar da çıkmalıdır ortaya elbette ki. Söylemiyoruz ki “Tek başına odur.” diye, ama azı dişi odur belli ki bütün bu işleri yapan, istismarın başı odur. Birincisi bu.

Kızılaya bağışlar engellenmesin. Hayır, ne alakası var, böyle bir şeyi söylemiyoruz. Kızılaya bağışların engellenmesini savunan kimse yok. Kızılay öyle bir kurum değil ama şimdi, bu yaptığıyla Kızılayın başındaki kişi dediği için, “vergi kaçırmak ve vergiden kaçınmak” laflarını ettiği için yani sanki Kızılay birtakım şirketlere vergi muafiyeti sağlamak üzere işletilen bir kurum hâline gelmiş. Yani gerçekten ahlaksızlık had safhada, olacak iş değil. Şu zincire bakın: BAŞKENTGAZ, Kızılay, Ensar, ABD’deki bir vakıf, oradan da nereye gittiği belli değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Yani inanılmaz bir saadet zinciri kurulmuş, başka bir ismi yok bunun. Bu Kızılayın başındaki kişinin nesini savunuyorsunuz Allah aşkına? Savunuyorsanız, arkasında duruyorsanız o zaman siz de Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı olarak demiş oluyorsunuz ki: “Vergi kaçırmak ve vergiden kaçınmak…” Demek ki bu ifadeyi de sahipleniyorsunuz o zaman. Savunmuyorsanız ya görevden alın ya da çıkın “İstifa et kardeşim!” deyin, arkasında durmayın. Yargı devreye girmelidir. Bu, savunulabilir bir şey değil.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

41.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, kurumların kimliğini ortadan kaldıracak ve onlara zarar verecek bir dil kullanılmaması gerektiğini ifade ettiğine, “Hiçbir şey yapmıyor.” denilen Kızılayın bütün dünyaya yardım götürdüğüne ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sözlerimin başında, kurumsal anlamda hepimizin daha dikkatli bir dil kullanması gerektiğini ifade ettim. Birtakım olaylar üzerinden, münferit birtakım farklı yorumlamalar yönünden kurumların kimliğini ortadan kaldıracak, onlara zarar verecek, kendi değerlerimizi yıpratacak bir dil kullanılmaması gerektiğini ifade ettim; bir.

Bu noktada “Hiçbir şey yapmıyor.” denilen Kızılay bütün dünyaya yardım götürüyor arkadaşlar, bütün dünyaya yardım götürüyor ve en son, deprem bölgesine 2.500 çadır, 15 bine yakın yatak, 42 binin üzerinde battaniye, 220 bin paket gıda maddesi, her biri beşer bin kişi kapasiteli 6 mobil ve sahra mutfağını Elâzığ ve Malatya’ya göndermiştir Kızılay. Kızılay dünyanın dört bir tarafında bütün mazlum ve mağdur coğrafyalardadır. Kızılay Türkiye’nin bir kurumudur. Dolayısıyla, Kızılayı yıpratacak bir yaklaşım doğru değildir.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – O nasılmış ya?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Kızılaya değer veriyorsanız istifa etsinler; bu kadar basit.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Kızılayı siz yıpratıyorsunuz gerçekten.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – İstifa etsinler, Kızılaya güven artacak.

BAŞKAN – Beyler, sayın milletvekili konuşacak.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Sayın Hasan Subaşı.

Buyurun Sayın Subaşı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

161 sıra sayılı Yasa Teklifi hakkında konuşmak üzere söz aldım.

Asıl bana verilen görev karşılığı 8’inci maddeyi kısaca bir okumak istiyorum: “Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan imar planı çalışmalarında kamu kurum ve kuruluşlarının görüş bildirme süresi onbeş günden otuz güne çıkarılmakta ve söz konusu süre içerisinde görüş bildirilmemesi durumunda olumlu görüş bildirilmiş sayılması amaçlanmaktadır.” Niye olumlu görüş? Belirsiz. Eski yasadaki on beş gün niye bir aya çıkarıldı? Anlamsız bir madde.

Ben, İYİ PARTİ Grubum adına, bu maddenin çıkarılmasını teklif ediyorum. Hiçbir anlamı olmayan bir madde ve olumlu oy kullanılması da istismarlara konu olabileceği gibi konu hakkında incelemelerin yolunu da kapatabilir, o nedenle bu madde çıkarılmalıdır.

Geçen hafta, konuşmamda, bu yasanın gereksiz olduğunu, hiç vakit kaybetmeden deprem konusunda gerekli tedbirlerin alınması gerekliliğini vurgulamıştım çünkü olası depremlerde yüz binlerce yurttaşımızın kaybedilme riski bulunmaktadır. Onun için bu tür kanunların görüşülmesini, hele çekilmesini talep ettiğimiz 8’inci madde gibi anlamsız birçok madde içeren bu kanunun böylesine bir depremden sonra görüşülmesini bu Meclis için ben ayıp sayarım ama mademki görüşmeye başladık, değerli milletvekilleri, ben, bu kanunun genel gerekçesini sizlere bir hatırlatmak istiyorum kısa kısa notlar hâlinde. Bakın, şu cümleleri okuyorum genel gerekçeden: “Kentler sürekli değişim göstermekte ve toplumların ihtiyaçlarına göre şekillenmektedir. Bu nedenle, sürdürülebilir bir kent aynı zamanda odağına da insanı almalıdır. Dolayısıyla da yaşanabilir olmalıdır.” Düşünün, şu cümleleri içeren bir gerekçe; ne odağına insan alınmıştır ne de yaşanabilir kentleri oluşturmak için içinde bir madde ihtiva eder. Yine başka bir cümle okuyorum: “Aynı zamanda; toplumun daha sağlıklı ortamlarda/yapılarda yaşaması için düzenli ve kontrollü yapılaşmanın sağlanması gerekmektedir.” Şimdi, bunlara “şaka gibi” demek içimden geçiyor. Siz 7 kere af çıkardınız; 7 kere af yasası çıktıktan sonra kontrollü, düzenli, sağlıklı yapılaşmadan söz edilmesini gerçekten şaka gibi karşılamak gerekir. Kaçak yapılaşmayı her alanda engellemek ve cezalarla caydırıcılığı sağlamak, yine kanunun gerekçesinde. 7 kere af çıktıktan sonra caydırıcı cezalarla bunları önlemek istiyorsunuz ve belediyeleri kaybettikten sonra da yetkileri elinden alıyorsunuz, TOKİ’ye devrediyorsunuz ama caydırıcı cezalar vermeyi, yapmaması hâlinde de cezai müeyyideler uygulamayı getiriyorsunuz, doğrusu inanılır gibi değil. Bakın, yine bir cümle okuyorum: “Kıyının doğal yapısını bozacak nitelikte rekreatif amaçlı iskelelerin yapımının engellenmesi hedeflenmektedir.” Şimdi, aklımızla alay ediliyor gibi gerçekten.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Subaşı.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – 19’uncu maddeyle iskelelerin kaldırılması gündeme gelirken, 20’nci maddeyle Kıyı Kanunu’nu yok sayıyorsunuz. Anayasa’nın 43’üncü maddesini yok sayarak, üstelik Anayasa’nın iptal hükmüne rağmen bu kanunda 20’nci maddeyi tekrar koyuyorsunuz ve mahkeme sizin hakkınızda “43’üncü maddeye aykırılık, Anayasa’ya aykırılık” derken 2’nci maddenin de yani hukuk devleti ilkelerinin de artık ihlal edildiğini Anayasa Mahkemesi ileri sürmüştür. Gerçekten, her torba yasayla birçok Anayasa maddesini ihlal etmekten çekinmiyorsunuz ama Anayasa Mahkemesinin kararında belirtildiği gibi artık hukuk devleti ilkelerini de yok sayıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın lütfen.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Bir an önce bir deprem master planıyla, hiç vakit geçirmeden, tek yararlı madde olan şu kentsel dönüşümü -dikeydi, yataydı demeden- doğru uzmanların anlayışıyla süratle hayata geçirmeniz gerekmektedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır.

Buyurun Sayın Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Dün İdlib’de 8 canımızı, askerimizi şehit verdik. Allah’tan rahmet diliyorum; ailelerine, ulusumuza başsağlığı diliyorum. Yine, 24 Ocak Cuma günü Elâzığ, Malatya için zor bir gündü. Depremde 41 vatandaşımızı kaybettik. Vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, bölgeye ve ülkeme başsağlığı diliyorum.

Evet, bugün yine bir torba yasa var; imarı konuşuyoruz. On gün önce bir deprem yaşamışız ama depremle ilgili hiçbir şey yok. Depremle ilgili, deprem güvenliğiyle ilgili bu torba yasada hiçbir şeyi göremiyoruz; depremin “d”si yok maalesef ki.

Ben çok merak ediyorum; AKP Grubu sokağa, pazara fazla çıkmıyor ama bugüne kadar -yirmi aydır görev yapıyoruz bu Mecliste- bir vatandaş gelip “Ya, ne güzel bir yasa çıkardınız bizim için. Gerçekten Allah razı olsun.” dedi mi? Bize demedi. Bu ülkenin sorunlarını çözmeye esas hiçbir yasa gelmiyor. Burada bir anlamda kanunculuk oynuyoruz.

Evet, depreme gelirsek; depremden saatler sonra biz Elâzığ, Malatya’daydık. Gördüğümüz tablo gerçekten çok vahimdi. Depremden, felaketten korkmayız da utanmayız da, biz büyük bir ülkeyiz. Gerçekten, depremden saatler sonra Türkiye kenetlendi; belediyelerimiz, derneklerimiz, vatandaşlarımız yardım yağdırdı. Ancak Elâzığ, Malatya çevresindeki köyleri gezdiğimiz zaman çok utandığım bir tablo var: Bu köylerin yüzde 90’ı hâlâ kerpiçten; temeli yok, duvarı yok, kolonu yok, damı yok birçoğunun. Ne acıdır ki Doğanyol’da ölen anne ve 6 yaşındaki çocuğu böyle bir kerpiç evin altında kaldı. Evet, biz önlem alamıyoruz, biz asla ve asla ders alamıyoruz depremden. Depremden ders alamadığımız gibi, bilim adamlarını da hiçbir şekilde dinlemiyoruz. Bakın, bölgeyi bilen, hayatını yer bilimine vermiş Profesör Doktor Naci Görür yer bildirerek aylar önce “Sivrice’de deprem olacak." dedi. Önlem aldınız mı, dinlediniz mi, Kızılay bir önlem aldı mı? Almadı. Kızılay ne yapıyordu? Kızılay herhâlde Ensar Vakfının kara parasını aklamakla meşguldü.

Evet, biz maalesef ki depremden, felaketten örnek alan bir ülke değiliz. Elâzığ’dan bir örnek vermek istiyorum: Bakın, Harput Kalesi iki bin sekiz yüz yıllık bir kale, ne depremler gördü, hâlâ heybetiyle orada; ne bir taşı oynadı ne bir duvarı çatladı. Neden? Çünkü onun temelinde medeniyet vardı, dürüstlük vardı, emek vardı, insanlık vardı; rant yoktu ama Elâzığ merkeze geldiğimiz zaman Mavi Göl, Aykent ve Dilek Apartmanları yıkılmıştı. Yanındaki apartman dimdik ayakta dururken bu 3 apartmanın yıkıldığını görmüştük. Bunların temelinde ise imar affı, yolsuzluk, rant, bir anlamda ihmaller vardı.

Değerli arkadaşlarım, bir imar affı çıkardınız. Bakın, internetten başvuru aldınız, ne acıdır ki binaları incelemeden paraları tahsil ettiniz. Dünyanın hiçbir yerinde iskân verilmiş binaya imar affı çıkmaz, bunu yaptınız, daha sonra diyorsunuz ki: “Bu binalar niye yıkılıyor?”

Evet, imar affı hiç istediğimiz gibi uygulanmadı. İskânı alınmış milyonlarca binaya, daireye af çıkardınız. Ben merak ediyorum: Buna iskân vermiş herhangi bir belediyeye bir soruşturma açtınız mı? Açmadınız.

Evet, aslında bu konuşmayı birisi çok iyi özetlemişti, demişti ki: “İstanbul’a ihanet ettik.” Sadece İstanbul’a ihanet etmedi; Elâzığ’a da ihanet etti, Malatya’ya da ihanet etti, Mersin’e de ihanet etti, İzmir’e de ihanet etti. İstanbul’da şu anda yeşil alan oranı, ağaçlandırma oranı yüzde 2; dünya kentlerinin hepsinin gerisindeyiz. Evet, ihanet edildi, maalesef.

Yine söylüyorum: Eğer ki İstanbul’da bir deprem olursa ben İstanbul’un hâlini düşünemiyorum, eğer ki metropollerde bir deprem olursa metropollerin hâlini düşünemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bakın, aynı bilim adamı, Naci Görür: “On yıl içerisinde İstanbul’da bir deprem bekliyoruz.” dedi. Ne kadar ders aldınız, merak ediyorum.

İhanet konusuna katılıyorum ama şunu unutmayın: İhanet bazen göze hoş gelse de ihanetçi asla affedilmez, unutulmaz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.

Böylece 8’inci madde teklif metninden çıkarılmıştır. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına mevcut madde numaralarından görüşmelere devam edilecektir. Kanunun yazımı sırasında madde numaraları Başkanlığımızca teselsül ettirilecektir.

9’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun, okuyun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 9- 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesine yirmibirinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkansızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde İdarece uygun bir yer tahsis edilir veya davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşürüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir. Anlaşma olmaması halinde geri dönüşüm işlemi yapılmadan mahkeme kararı gereğinin yerine getirilmesi için yeni bir 3194 sayılı İmar Kanununun 18. Madde uygulaması yapılır.””

                      Ulaş Karasu                             Ednan Arslan                     Ahmet Kaya

                          Sivas                                      İzmir                             Trabzon

                    Gökan Zeybek                         Vecdi Gündoğdu                  Orhan Sümer

                        İstanbul                                  Kırklareli                            Adana

                     Ayhan Barut                        İlhami Özcan Aygun

                          Adana                                   Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya.

Buyurun Sayın Kaya. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET KAYA (Trabzon) – Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyor, tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, İmar Kanunu’nda düzenlemeler yapan bir kanun teklifini görüşüyoruz ama içinde, yayla evleri yıkılan insanlarımıza ve imar barışı mağduru insanlarımıza çare olacak hiçbir madde yok. Niye yok? İmar barışıyla yaratılan mağduriyetleri, tapulu arazilerine yaptıkları evleri yıkılan insanlarımızı daha ne kadar görmezden, ne kadar duymazdan geleceğiz? Çaykara’mızın, Uzungöl’ün ve yaylalarımızın huzurunu bozan, insanlarımıza büyük mağduriyetler yaşatan ve “Doğayı koruyoruz.” algısıyla yapılan yıkımlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Amaç doğayı korumaksa bu mücadelede en önde biz oluruz, bunu herkes biliyor.

Değerli milletvekilleri, yaylacılık Karadeniz Bölgemizin kadim kültürlerinden biridir. Yaylacılarımız ilkbahar sonundan itibaren hayvanlarını yaylalara çıkarmaya başlarlar ve yaz sonuna kadar burada kalırlar. Yürürlükte olan 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 20’nci maddesi “Yaylalarda ev, ahır ve benzeri inşaatlar yapılamaz.” diyor. Elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün: Yaylacısınız, beş altı ay yaylada kalacaksınız ama burada ne sizin ne de hayvanlarınızın kalabileceği bir yeriniz yok. Ne yaparsınız? Hayvanlarınız ve kendiniz için korunaklı bir yer yaparsınız değil mi? İşte, yaylacılarımız da bunu yapmış. Bazıları da atadan, dededen kalan eski evlerini tamiratla yenilemişler. Sonra ne mi olmuş? Yaylacısın-değilsin hiç bakılmadan, sabah vakti, TOMA’larla, iş makineleriyle bu insanların kapılarına dayandılar; zulme dönüşen uygulamalarla evlerini başlarına yıktılar.

Yaylalar elbette işgal edilmesin; o güzellikleri korumak, geleceğe taşımak hepimizin asli görevi ama yaylacılık yapan, tereyağı, peynir üreten, geçimini hayvancılıkla sağlayan insanlarımız da mağdur edilmesin. Yaylacılara otlak ve mera alanı dışında kalan alanlarda yer gösterilsin. Bedeli karşılığında ve belirli modelde ahşap veya taş ev yapabilme olanağı sağlansın. Tel çitler kaldırılsın, yaylalarımıza bir düzen, bir kural getirilsin. Yayla evleri sorununun çözümü için bir kanun teklifi hazırlıyoruz, umut ediyorum ki tüm partilerin katkısıyla bu sorunu çözeceğiz.

Değerli milletvekilleri, önemli bir konu da Çaykara ilçemizin mahallelerinde yapılan yıkımlardır. Bazıları konuyu hiç araştırmadan oturdukları yerden yorum yapıyor ve evleri yıkılan bu insanlara “işgalci” tanımlaması yapabiliyor; “fırsatçı” diyenler, “doğa katili” diyenler oluyor. Bu insanlara hiç hak etmedikleri sözler söyleniyor, büyük haksızlıklar yapılıyor. Bunu nereden mi biliyoruz? Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte Çaykara ilçemize gittik, konuyu yerinde inceledik. Kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını, yıkımların doğayı korumakla, Uzungöl’ün silüetini düzeltmekle hiçbir ilgisinin olmadığını gördük. Yıkılacak yerlere eski haritalar üzerinden çok özensiz ve gelişigüzel bir çalışma sonucunda karar verildiğini ve yıkımlarda büyük haksızlıklar yapıldığını gördük. Uzungöl’e kilometrelerce uzaklıktaki Demirli Mahallesi’nde, Kuruköprü’de, Yaylaönü’nde ve Köseli’de evleri yıkılan ve büyük mağduriyetler yaşayan acılı insanlarımızla konuştuk. İşgalci olarak tanıtılan bu insanların hiç de işgalci olmadıklarını, hazine arazisinde değil, kendi tapulu arazilerinde yaptıkları evlerinin yıkıldığını gördük. Doğayı katletmekle suçlanan bu insanların bir ağacı kesmeyecek kadar bilinçli, doğal yaşam alanlarını gözleri gibi koruma konusunda kararlı olduklarını gördük. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan her yurttaş gibi anayasal hakları olan barınma ve konut edinme hakkını kullanmak isteyen bu insanlar, asırlık evlerini tamir etmek istemişler, “tescilli” demiş, dokundurmamışsınız. “Aile kalabalıklaştı, ev lazım.” demişler, “İmar yok, yapamazsınız.” demişsiniz. “İhtiyaçlarımızı dikkate alın; yerinde, gerçekçi ve uygulanabilir bir imar planı yapın.” diye rica etmişler, yapmamışsınız. Peki, ne yapsın bu insanlar? Karınca değiller ki toprağın altında yaşasınlar.

AK PARTİ’li arkadaşlar, bugün, Çaykara’da, Uzungöl’de ve yaylalarımızda yaşanan mağduriyetlerin en büyük sorumlusu sizsiniz çünkü Uzungöl’de on sekiz yıldır imar planı yapmadınız. Millet, inşaatlarını yaparken uyarmadınız hatta “Siz yapın, kimse yıkamaz.” diyerek cesaretlendirdiniz. Milletten milyonları toplayıp Yapı Kayıt Belgesi verdiniz. Buralarda yaşayan insanların konut ihtiyaçlarını karşılayacak hiçbir tedbiri almadınız. Sonra da tüm kabahati bu insanlara yükleyerek beşikteki bebeklerini beşikten alarak acımasızca evlerini ve hayallerini yıktınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın, buyurun.

AHMET KAYA (Devamla) - Ve en acısı, “Çoluğunuzla çocuğunuzla bu kış kıyamette nerede yaşayacaksınız?” diye sormadınız. Çaykara’da, Uzungöl’de yuvalarını yıktığınız; Düzköy’de, Köprübaşı’nda, Şalpazarı’nda, Maçka’da, Sürmene’de yayla evlerini yıktığınız bu insanlar işgalci değildi, terörist hiç değildi ama siz bu insanlara bu muameleyi yaptınız, zulmettiniz. Gelin, artık bu zulmü hep birlikte durduralım; milletin ahını, bedduasını daha fazla almayın diyorum. Bu mağduriyetleri hep birlikte çözelim ve Çaykara’mıza, Uzungöl’ümüze ve yaylalarımıza huzuru getirelim diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Başkanım, karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.28

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerinde Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler…. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

9’uncu madde üzerinde diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin ilk fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Ayhan Erel                Mehmet Metanet Çulhaoğlu                    Feridun Bahşi

                   Aksaray                                Adana                                      Antalya

            İbrahim Halil Oral                İmam Hüseyin Filiz

                   Ankara                              Gaziantep

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz.

Buyurun Sayın Filiz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Bu maddeyle 3194 sayılı Kanun’un 18’inci maddesine 21’inci fıkradan sonra gelmek üzere yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu fıkrada “18’inci madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle çeşitli sebepler yüzünden kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay mercisince tespiti hâlinde öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakatı alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması hâlinde hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenlenme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonra taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.” denmektedir. İmar Kanunu’nun 18’inci maddesine göre, uygulama yapılan alanlarda, mal sahipleri, imar uygulaması yapan belediye ya da valilikçe otuz gün süreyle ilan edilen dağıtım cetveline itiraz edebilirler. İtirazına ret cevabı alan mal sahibi idare mahkemesine işlemin iptali için dava açmaktadır. İdare mahkemeleri son yıllarda nedense kamu idarelerine karşı açılan davalarda yürütmeyi durdurma kararı vermekte pek istekli davranmamakta, davayı esastan incelemeye almaktadırlar. Böylece dava iki-üç yıl sürmekte ve hatta üst mahkemeye götürülme durumunda süre daha da uzamaktadır. Sonuç olarak yargı kararı mal sahibinin lehine sonuçlansa bile davacı mal sahibinin yerinin tahsil edilen kişilerce satılması, inşaat yapılması veya taahhüt altına sokulması nedeniyle karar uygulaması yapılamamakta ve mal sahibi mağdur olmaktadır. İşte bu ek fıkrayla bahsedilen mağduriyet telafi edilmeye çalışılsa da idarelerin yaptığı yanlış işlem nedeniyle mahkeme süreci içinde taşınmazını kullanamamaktan kaynaklanan gelir ve kazanç kaybı olmakta ancak bu kaybı ortadan kaldıracak bir tedbir önerilmemektedir. Ayrıca yargı sürecini kısaltmak mağduriyetlerin önlenmesi açısından önemlidir. Bu tür konuların da ivedi yargılama usulüne eklenmesi bir çözüm olabilir diye düşünmekteyim.

Değerli milletvekilleri, geçen hafta Elâzığ ve Malatya’da derin yaralar bırakan depremde hayatını kaybeden 41 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Acıları bizim acımızdır. Türk milleti, tümüyle, bu afette de birlik ve beraberliğin ne demek olduğunu bir defa daha göstermiştir.

Değerli milletvekilleri, yaşanan deprem felaketiyle ilgili hemen her şey konuşuldu, bilimsel görüşler anlatıldı, burada da birçok milletvekili arkadaşımız konuyla ilgili görüşlerini belirttiler, o yüzden fazla bir şey söylemeyeceğim ama bazı konulardan bahsetmeden de geçemeyeceğim. Bilim ve teknolojinin geldiği seviye itibarıyla depremin ne olduğu ve ne olmadığı gün gibi aşikârken Yıldız Teknik Üniversitesi mensubu bir profesörün “Allah’ın helal kıldığı yaşta evliliği tecavüz sayarak mutlu yuvaları bozarak gayretullaha dokunmayalım, az kaldı.” diye bir açıklamada bulunması gerçekten ibret vericidir, bu paylaşıma görevi gereği cevap vermesi gereken Diyanetin de susması ayrıca düşündürücüdür.

Deprem, gerçekten bir imtihandır ama bu imtihan bilim, teknoloji ve mühendislik imtihanıdır; bunlara bağlı olarak mühendislik uygulamalarının da dürüstlük imtihanıdır, halkımızın refah düzeyinin imtihanıdır şeklinde devam edebiliriz.

Değerli milletvekilleri, çok büyük depremlere maruz kalan Japonya’da depremden kaynaklanan felaketler minimum düzeyde ise bu, bilim ve mühendisliğin ne kadar ileride olduğunun ve aynı zamanda dürüstlüğün ve liyakatin sonucudur. Bizde ise eğitime, bilime, teknolojiye yeteri kadar önem verseydik; işlerimizi ciddi ve düzgün yapsaydık; fay hattına yerleşim yerleri inşa edilmeseydi ve imar planları yapılırken bundan taviz verilmeseydi; deprem toplanma alanları rant alanları hâline getirilip yok edilmeseydi; zemin etüdü yapılmadan, deprem analizi yapılmadan hiçbir inşaata müsaade edilmeseydi “Birileri para kazansın.” diye kurallar, yönetmelikler çiğnenmeseydi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Filiz.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) - …inşaatlarda yetersiz ve kalitesiz malzemeler kullanılmasaydı ve malzemeden çalınmasaydı; özellikle köylerimizden Çevrimtaş köyünü düşünerek, depremden en fazla zarar gören insanların geçim sıkıntısı içinde dar gelirli vatandaşlar olduğu gerçeğinden hareket ederek “Kanal İstanbul” gibi çılgın projeler yerine halkın refahını yükseltecek tedbirler alınsa, fakirliği ortadan kaldırıp vatandaşlarımızın gelir düzeyleri yükseltilebilse ve insanca yaşam koşulları sağlanabilse; kentsel dönüşümden bahsederken insanlarımızın gelir ve ekonomik seviyelerinde de dönüşümler yapılabilse; kısacası toplumsal yapımızda fay hatları oluşturulmasaydı ülkemizde deprem korkulacak bir afet olmaktan çıkar, can ve mal kaybımız minimum olurdu diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinde yer alan “fıkradan” ibaresinin “fıkrasından” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Erdal Aydemir                       Meral Danış Beştaş                Abdullah Koç

                         Bingöl                                      Siirt                                Ağrı

                     Rıdvan Turan                            Kemal Bülbül             Mahmut Celadet Gaydalı

                         Mersin                                    Antalya                             Bitlis

           Serpil Kemalbay Pekgözegü                   Murat Çepni

                          İzmir                                      İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan,

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş.

Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Ama ben daha çok “Bu kanun ne getiriyor, gerçekten yeni bir şey var mı?” bunları kısaca, genel hatlarıyla değerlendireceğim.

Evet, teklifin geneline baktığımızda yine bir imar meselesi tabii ki esas alınmış çünkü imar düzenlemeleri, kentsel dönüşüm projeleri, kentlerin her bir yanından yükselen dev gökdelenler, sonsuz bir inşaat gündemi, sanıyorum, AKP iktidarının bu süre boyunca gündemden düşürmediği bir mesele hâlinde. Evet, sonsuz bir inşaat gündemi. Peki, ne oluyor? Birer birer batan inşaat firmalarıyla içleri bomboş, şatafatlı, aynalı, tüm şehirlerin birbirine benzediği, her yerin birer TOKİ bölgesine, cumhuriyetine dönüştüğü, tarihî alanların rant için yok edildiği, İstanbul’un, Ankara’nın silüetinin değiştiği bir döneme imza atıldı ve bu imza devam ettiriliyor. Anayasa’yla güvence altına alınmış olunan kişinin barınma hakkı, AKP sayesinde evrim geçirdi. Âdeta barınma hakkı, birilerinin gökdelen dikme hakkına dönüştü. Size bir örnek vereceğim: 2016 sonu verilerine göre İstanbul’daki 121 gökdelenin 117’si AKP iktidarı dönemine ait. Halka ait olan tek bir alan kalmazcasına dağlar, tepeler düzleşti; iktidar, son hız, her yerde kule vinçlerle yeni yeni binalar dikmeye başladı gece gündüz. Böylece kişinin barınma hakkı rantçıların elinde yok edildi. “Kentsel dönüşüm” adı altında insanlar evlerinden edilirken yeni kurulan kişiliksiz, kimliksiz mahallelere, TOKİ evlerine gönderilirken kentin dokusu da bu rantçıların elinde maalesef betona dönüştü.

Barınma hakkı nedir peki? Gerçekten, TOKİ’lerle, gökdelenlerle insanların orada yaşamaya mecbur kılınmasıdır, tabii ki bu değil. Barınma hakkı, uluslararası insan hakları hukukunda aslında mülkiyetten bağımsız bir haktır; yani barınma hakkı, yasa dışı iskân, işgal, gecekondu şeklinde kullanmayı da içine alan daha üst ve temel bir haktır; barınma hakkı, bugün yasalarda “yaşamaya elverişli konut hakkı” adı altında düzenlenmiştir. İşte, kentsel dönüşüm, yurttaşların elverişli konut ya da barınma hakkını ihlal etmekle kalmadı, bunun ötesinde bir başka hakkı, kişinin kendi yaşamını, kendi istediği biçimde, istediği yaşam pratikleri ve sosyal ekonomik ilişkilerle seçme hakkı da elinden alındı. İktidarda bulunduğu müddet boyunca çarpık kentleşmeye dair hiçbir adım atmayan AKP Hükûmeti -bu bölümü lütfen biraz daha dikkatle dinleyin- Van depremi sonrası, hızla, deprem tehlikesi gerekçesiyle, aslında bahanesiyle tüm ülke topraklarını hiçbir kurala ve koşula bağlı olmaksızın ranta açan Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’u çıkardı. Yine, AKP kendisine yeni bir rant alanı yarattı. Ancak planlamalar ve uygulamalar maalesef öyle olmadı; insanı ve insanca yaşamı temel hedefine koyan bir planlama sürecinden ziyade, Cengiz Holding ve benzerleri elinde gelişen bir yıkım süreci söz konusu oldu. Yani yeni binalarla insanların sağlıklı, güvenli konutlarda insanca yaşam hakları elinden alındı ve alınmaya devam ediyor. Böylece kentler imarsız, ruhsatsız, denetimsiz binalarla çarpık bir kentleşme sürecine maruz kaldı. Bu durum, beraberinde altyapı ve ulaşım sorunlarını da getirdi ve kentlerde yaşam kalitesi düştü. Bakın, Elâzığ depreminin acısı hâlâ çok taze ve yaşıyor. Bu depremi bile AKP reklamlarına çevirmek isteseler de gerçekler gizlenemedi, yurttaşlar çürük binalar altında can verdi. Ruhsatsız inşaatlar, depreme dayanıklı olmayan yeni binalar, sanki bir deprem ülkesinde yaşamıyormuşuz gibi, ülkenin dört bir yanında insanlar evlerinde rahat uyuyamıyor. Fakat, olsun, AKP’ye göre yüzlerce, binlerce gökdelenimiz var ya, itibardan tasarruf etmiyorlar ya, saraylarda yaşıyorlar çünkü. Evet, halkı gerçekten odağına almayan bu yapılaşma çılgınlığının derhâl önüne geçilmesi yaşamsal bir önemdedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bu nedenle, gerçek, insan odaklı imar planlarının oluşturulması adına çalışmaların yürütülmesi de elzemdir.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, Elâzığ depremi sonrasında partimizin dayanışma amacıyla topladığı yardımların geri çevrilmesi ve engellenmesini de halkın, Türkiye yurttaşlarının takdirine sunuyorum. AKP döneminde yasaklar silsilesine yeni bir yasak daha eklendi; konuşmak yasak, yazmak yasak, mitinge gitmek yasak yani muhalif olan her söz ve fiil yasak, şimdi de dayanışma yasaklandı değerli milletvekilleri. Halk, kendi arasında malzeme topluyor, İçişleri Bakanı “Ben engelliyorum.” diyor. Elâzığ’dan, İzmir’den ve daha birçok ilden HDP’nin yardımları engellendi. Neden? Çünkü AKP depremi reklama dönüştürecek, ben ne kadar yardım yaptım, ne kadar iyi bir iktidarım; ama hayır, çok kötü bir iktidarsınız, halkın ölümü üzerinden rant devşirmeye çalışıyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Erdal Aydemir                   Ömer Faruk Gergerlioğlu            Rıdvan Turan

                         Bingöl                                    Kocaeli                            Mersin

                     Murat Çepni                            Kemal Bülbül             Mahmut Celadet Gaydalı

                          İzmir                                     Antalya                             Bitlis

                     Abdullah Koç                  Serpil Kemalbay Pekgözegü

                           Ağrı                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu.

Buyurun Sayın Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; imar hakkında konuşuyoruz ve bildiğiniz gibi, AK PARTİ iktidarı yılları içinde en fazla değişim gösteren yasa, imarla ilgili yasalar oluyor çünkü iktidar talanı çok seviyor ve bunu imar üzerinden yapmayı da çok seviyor. Deprem hadisesi yaşadık ama hiç çekinmeden böyle bir yasayı getirdi ve inanılmaz teklifler yine getiriliyor.

Gerçekleri konuşmak lazım. 2001’de planda 480 depremde toplanma alanı vardı, 2016’ya geldiğimiz zaman 77 deprem toplanma alanı olduğunu görüyoruz ve ne kadar bu deprem alanlarının yağmaya, talana, betonlaştırmaya dönüştürüldüğü de apaçık ortada, itiraz edilemeyecek bir noktada bu.

Üzerinde konuştuğumuz 10’uncu madde valilere yetki veriyor. Şu anda, biliyorsunuz, valiler iktidarın emir eri gibi çalışıyor, iktidarın il başkanı gibi çalışıyor ve kendisinden olmayan kişiler hakkında nasıl bir karar vereceğini de buradan hepimiz tahmin edebiliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir de geçen hafta gündemimizde çok önemli bir uluslararası gelişme vardı, malum, Trump planı. Trump planı hakkında burada AK PARTİ’li yetkililer çok konuştular, telin ettiler, kınadılar ama ben onların samimi olduğunu düşünmüyorum, son derece samimiyetsizler, son derece ikiyüzlüler. Bunu ispat da edebilirim size; bakın, bir örnekle, bir anekdotla kendi yaşadığım bir örnekle kamuoyuna açıklayayım burada. 2009 yılıydı, 2009 yılında ben MAZLUMDER genel başkanıydım ve 2009’da Gazze katliamı yapılmıştı. Gazze’de korkunç bir katliam yapılmıştı ve biz dernek olarak arkadaşlarımızla -Türk Ceza Yasası’ndaki 13’üncü madde, insanlığa karşı olan suçlar, İsrail vatandaşlarının da yargılanabileceğini gösteriyordu- bu minvalde bir suç duyurusu hazırladık, suç duyurusunu savcıya sunduk. Etraflı bir suç duyurusuydu ve dünya çapında ses getirmişti. Yurt dışında da bu gündemdeydi ve savcı soruşturma açmak için -yasal olarak böyleydi- Adalet Bakanlığından izin istemişti. Adalet Bakanlığı izin verirse savcı soruşturma açacak ve ne olacaktı? İsrailli yetkililer Türkiye’ye gelmek istedikleri takdirde bu yargılamadan dolayı bir kriz yaşanacaktı ve ülkeye giremeyeceklerdi. Bunun benzerleri Avrupa’da İspanya, Belçika gibi ülkelerde yaşanmıştı, diplomatik krizler yaşanmıştı ve bir tavır konmuştu İsrail’in bu politikalarına. Ne oldu biliyor musunuz? Bunun için biz Adalet Bakanını bir heyet olarak ziyaret ettik. 2009’da Sayın Mehmet Ali Şahin’in makamına gittik. Bu konuda izin vermesi için, tüm Türkiye kamuoyunun isteğini yerine getirmesi için kendisinden bir istekte bulunduk. Bize ne dedi biliyor musunuz: “Arkadaşlar, bu konu, getirdiğiniz bu konu son derece önemli, bu konudaki karar beni de aşar. Bu karar reisin kararıdır, ona sormam lazım, o ne derse o olur.” dedi ve biz beklemeye başladık. On beş gün, yirmi gün, bir ay, bir buçuk ay, iki ay… Bu arada Sayın Erdoğan meydanlarda “Kahrolsun İsrail!”, “…”(x) falan gibi laflar ediyordu. Aradan iki buçuk ay geçti, ne oldu biliyor musunuz? Adalet Bakanı bu soruşturmanın açılmasına izin vermedi ve böylece samimiyetsizliğini net bir şekilde göstermiş oldu. Bu çok önemliydi. Niye? Çünkü İsrail Türkiye’nin bu konudaki tavrını çok iyi anlamıştı ve ardından 2010’da Mavi Marmara katliamını çok rahat bir şekilde yaptı. Çok rahat bir şekilde 10 vatandaşımızı şehit etti ve ardından yargılama başladı. Yargılamayı da çok yakından takip ettim, Filistin meselesini yıllardır yakından takip ediyorum. 2012’de yargılama başladı. Yargılamanın her safhasını takip ettim. Müthiş bir sündürme, geciktirme vardı. Yıllarca sürdü, iyice soğutuldu ve sonrasında, biliyorsunuz, yargılama da Türkiye-İsrail anlaşmasıyla bitirildi, 20 milyon dolarlık bir anlaşmayla bitirildi. Yani Türkiye'nin egemenlik hakkı çiğnendi. Meclisin bile çiğneyemeyeceği, gasbedemeyeceği egemenlik hakkı, iktidar tarafından, yargının baypas edilmesi, Türkiye-İsrail anlaşmasının yapılmasıyla 20 milyon dolara iktidar tarafından satıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Şimdi de çıkmışlar timsah göz yaşları döküyorlar, “Vay efendim, Trump planına biz karşıyız. Kahrolsun İsrail.” ve benzerleri…

Değerli AK PARTİ’li yetkililer, biz sizin cemaziyelevvelinizi de biliyoruz ve burada, işte, bakın, tüm kamuoyunun önünde bu tarihî gerçekleri herkese de sundum. Samimiyetsizsiniz. Katil ve çocuk öldüren İsrail’e karşı son derece samimiyetsiz ve vitrine oynayan bir partisiniz.

Çok yakından takip ettik. O İsrail ki İman el Hams’ı ekmek almaya giderken öldüren bir devlettir. Babasının yanında çocukları öldüren bir devlettir ve bu, sizin samimiyetsiz politikalarınızla bunlara devam edecektir.

Filistin meselesinin aslına geldiğimizde mesele şudur, Trump planında da söyleyeyim, iki önemli mesele vardır Filistin’de: Mülteciler ve Kudüs’ün konumu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Mülteciler konusunda Trump planında hiç ciddi bir şey yok, inceledim, ciddi bir şey yok. Kudüs konusunda da çok büyük bir yalancılık var ve Kudüs, aslında Filistin’in başkenti olması gereken Kudüs -sadece Doğu Kudüs’te Filistinlilere bir yer ayrılıyor- İsrail’e teslim edilmiş oluyor. Bu konudaki iktidarın politikalarını da şiddetle kınıyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

42.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Biraz evvel kürsüde konuşan hatip aslında samimiyet ve samimiyetsizlikle ilgili kendi durumunu ortaya koymuş oluyor. AK PARTİ’nin ve onun liderinin, aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistin konusunda nasıl samimi olduğunu Filistinlilere sormak lazım; orada Mahmud Abbas’a sormak lazım, İsmail Haniye’ye sormak lazım. Bu konuda hiç kimsenin bir söz söyleme hak ve yetkisi olmadığını bütün cümle âlem bilir. Sayın Cumhurbaşkanımız İslam İşbirliği Teşkilatının dönem başkanı olarak Amerika’nın tezlerini önce İslam İşbirliği Teşkilatına İstanbul’da derhâl toplayarak kabul ettirmiş ve ondan sonra da Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna bunu taşımak suretiyle Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğu gerçeğini, Amerika’nın 9 ülkeyle beraber oy vermesine karşın, 130’a yakın oyla Genel Kurulda bunu kabul ettirmiştir. Dolayısıyla bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Filistin konusunda Abdülhamit nasıl bir tavır ortaya koyduysa aynı tavrı ortaya koyan bir liderdir, bunu bütün dünya bilmektedir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161) (Devam)

BAŞKAN- Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 10- 3194 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “projelerinin valilikçe incelenmesi, muhtarlıktan yazılı izin alınması” ibaresi “projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildirimi” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş, maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş, mevcut üçüncü fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde, mevcut altıncı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “il çevre düzeni” ibaresi “Çevre düzeni” şeklinde değiştirilmiş, cümlede yer alan “köy yerleşik alan sınırları ve” ibaresi madde metninden çıkartılmış ve maddeye mevcut yedinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bu fıkrada belirtilen projelerin, valilik onayı ve muhtarlığa bildirim şartı sağlanmadan veya projesine aykırı yapı yapıldığının muhtarca tespiti ya da öğrenilmesi halinde durum, muhtar tarafından ivedilikle valiliğe bildirilir.”

“Kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırları; belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise il genel meclisi kararıyla belirlenir.”

“Onaylı üst kademe planlarda aksine hüküm bulunmadığı hallerde köy yerleşik alan sınırları içinde, taşkın, heyelan ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile köyden mahalleye dönüşen ve köyün anayolları ve genişlikleri; halihazır harita veya kadastro paftaları üzerinde belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilgili ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararı ile diğer yerlerde ise il genel meclisi kararı ile belirlenir.”

"Kırsal yerleşik alanı ve civarı sınırlarının tespitinde ve bu alanlarda ruhsata tabi olmadan yapılabilecek yapılara ilişkin ilgili kurum veya kuruluşlarca yapılan etüt, proje, proje uygunluk görüşü için resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.”

                      Ulaş Karasu                             Ednan Arslan                  Vecdi Gündoğdu

                          Sivas                                      İzmir                            Kırklareli

                     Ayhan Barut                             Seyit Torun                 İlhami Özcan Aygun

                          Adana                                      Ordu                             Tekirdağ

                     Orhan Sümer                           Gökan Zeybek

                          Adana                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşmak isteyen Ordu Milletvekili Sayın Seyit Torun.

Buyurun Sayın Torun. (CHP sıralarından alkışlar)

SEYİT TORUN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Aslında gönül isterdi ki bu değişiklikleri, bugün görüştüğümüz konuları yerel yönetimler yasası çatısı altında görüşelim ve gerçekten kapsamlı bir çalışmayla, içinde yerel yönetimlerin sorununu çözecek ve onların daha iyi hizmet vermesinin önünü açacak belli iyileştirmeleri konuşalım.

Burada çok değerli milletvekillerim var geçmişte belediye başkanlığı yapmış. Sonuçta onlar yaşanan bu süreci biliyor. Yani bu işi kıyısından köşesinden bir şeyleri buraya getirerek değil… Kapsamlı, samimi, gerçekten bugün yerel yönetimlerin sorunlarını çözecek ve vatandaşın da daha iyi hizmet almasının önünü açacak, onun da birikmiş sorunlarını çözecek bir yapı olsun. Ama neyi konuşacağız? Birazdan, Ahlat’ta yapılan sarayın legalleştirilmesini konuşacağız. Saray zaten bitmiş, bitmiş bir yapıyı burada belki gereksiz tartışmalarla şimdi birazdan legalleştirmiş olacağız veya işte “Parsel bazındaki yapıları ada bazında gerçekleştirelim.” diyeceğiz; işte, yüksekliği konuşacağız, bilmem neyi konuşacağız.

Değerli arkadaşlar, bakın, hani “Şehirlere ihanet ettik.” denildi ya, yani şehirlere ihanet edildiyse bu ihanete son verip aslında geleceğe yönelik de ciddi kararlar almamız lazım. Bakın, Elâzığ ve Malatya’da bir deprem yaşadık ve sonuçlarını hep beraber orada gördük. Yani bunlardan ders almamız, kentlerimizi geleceğe hazırlayıp, ortak akılla bunu bir siyasi partinin önerisi olmaktan çıkarıp, bir siyasi iddia olmaktan çıkarıp kentlerimiz için çözüm odaklı değerlendirmemiz gerekmiyor mu? Yaşadık işte, ben de gittim, Elâzığ ve Malatya’yı da gezdim. Yani can yandıktan sonra, canlarımızı kaybettikten sonra, acı çektikten sonra çözüm üretmenin, oraya yardım etmenin, bir şekilde orada yardım faaliyetlerinde bulunmanın… Tabii ki çok önemli, çok çok kıymetli ama bunun öncesinde yapmamız gerekenler var. Yani bakın, daha öncesi de var tabii ama 99’dan bu yana yaşananlar hepimizin hafızalarında. Hepimiz orada nasıl acılar çekildi, neler yaşandı gayet iyi biliyoruz. Ama bu Meclis çatısı altında, maalesef, bu, yerel yönetimlerle ilgili, imar konularıyla ilgili bir adım atamıyoruz, bir arpa boyu yol alamıyoruz.

Bakın, yasayla ilgili gerek AK PARTİ gerekse MHP Genel Başkan Yardımcılarıyla da görüştük, Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla da görüştük; dedik ki: “Bu yasa bir ortak akılla oluşmalı.” Bu çağrımızı her alanda, her yerde ilettik ama her zaman olduğu gibi, gene “Ben yaparım, doğrudur. Ben yaparsam sayısal çoğunluğumla kabul ettiririm, siz de kabul etmek zorundasınız…” Bu doğru değil arkadaşlar.

Şimdi, bakın, bu yasa ne kadar süre içerisinde Komisyona geldi, Komisyonda ne kadar görüşüldü de şimdi Genel Kurula indi? Ya, bu, bu kadar basit mi değerli arkadaşlar? Bir şehrin geleceğini, insan yaşamını bu kadar kısa süre içerisinde oldubittiye getirerek, “Biz düşündük, doğrudur. Sizler de kabul edersiniz veya etmezsiniz.” diyerek bu sorumluluğun altından kalkabilir miyiz? Kalkamayız değerli arkadaşlar. Yarın bedelini ödeyince, suçlamanın veyahut da kendinizi aklamanın hiçbir faydası yok. Yiten insan canı, kaybolan insan canı, insan hayatı ve kaybolan şehirlerimiz.

Tekrar bu çağrıyı yineliyorum: Lütfen, eğer kapsamlı bir yasa çıkaracaksak bunu enine boyuna tartışalım. Az önce söyledim, bakın, burada milletvekillerimizin arasında çok tecrübeli belediye başkanlarımız var; bunun bizzat içinde bulunmuş, yaşamış, tecrübelerini oluşturmuş belediye başkanlarımız var; ne olur, bu Parlamentoda bir araya gelerek şehirlerimizin geleceğini hep birlikte oluştursak ve kurtarsak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

SEYİT TORUN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Ama her zamanki gibi anlayış aynı: “Ben doğrusunu bilirim, Meclise de getiririm, Genel Kurula kabul ettiririm geçerim.” Doğru değil arkadaşlar.

Yani baktığınızda da büyükşehrin yetkilerini merkeze toplamaya çalışıyorsunuz, büyükşehrin yetkilerini bir şekilde Bakanlığa veyahut da saraya almaya çalışıyorsunuz. Bu doğru değil arkadaşlar.

Yani eğer 31 Martın hesabını görecekseniz, onu burada değil, halkın içinde görmeniz lazım, halka sormanız lazım. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Halk 31 Martta, 23 Haziranda kararını verdi. Eğer bu kararın rövanşını Mecliste almak istiyorsanız bu doğru değil arkadaşlar.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, bir saniye, bir açıklama yapacağım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bunlar yoklamayı geciktirmeye yönelik usuli girişimlerdir.

BAŞKAN – Önergenin oylamasından önce yoklama talebi vardır.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Efendim, ben de söz istedim Sayın Başkanım. Sayın Başkanım, bir söz istedim. Sisteme girmişim, konuşmacının konuşmasıyla ilgili bir şey söyleyeceğim efendim.

BAŞKAN – Talebi karşılayalım, bir dakika. Şunu tamamlayalım, söz vereyim ben size.

Sayın Özel, Sayın Zeybek, Sayın Karabat, Sayın Hamzaçebi, Sayın Karabıyık, Sayın Şevkin, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Kaya, Sayın Hancıoğlu, Sayın Biçer Karaca, Sayın Gürer, Sayın Aygun, Sayın Sümer, Sayın Ünsal, Sayın Torun, Sayın Bulut, Sayın Budak, Sayın Çelebi, Sayın Özkan, Sayın Serter.

Yoklama için iki dakika veriyorum ve başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.19

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerinde Ordu Milletvekili Seyit Torun ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve işlemi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161) (Devam)

BAŞKAN – Ordu Milletvekili Seyit Torun ve arkadaşları tarafından verilen önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

10’uncu madde üzerinde verilen diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin ilk fıkrasında yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                      Ayhan Erel                             Feridun Bahşi                İbrahim Halil Oral

                        Aksaray                                   Antalya                            Ankara

                     Dursun Ataş                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                         Kayseri                                    Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu.

Buyurun Sayın Çulhaoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Sözlerime başlamadan önce, Suriye İdlib’de şehit düşen kahraman 5 Mehmetçik’imize ve 3 sivil personelimize Cenab-ı Hak’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum; milletimizin başı sağ olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saraydan gelen talimatla, Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda tam incelenmeden, konunun uzmanı bilirkişilerin, odaların, birliklerin, STK’lerin görüşleri alınmadan teklif Meclis Genel Kuruluna yine bir torba yasa olarak getirildi.

3 Mayıs 1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 27’nci maddesindeki “projelerin valilikçe incelenmesi, muhtarlıktan yazılı izin alınması” ibaresi “projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildirimi” şeklinde değiştirilmektedir. Anayasa’mızın 127’nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir.” hükmü gereği, AK PARTİ’nin getirmiş olduğu bu kanun değişiklik teklifi Anayasa'mıza aykırıdır. Yerel yönetimin ruhundan uzaklaşarak, Anayasa maddesine aykırı olarak yerinden yönetim yerine merkezî yönetim tercih edilirse hiyerarşinin bozulacağı aşikârdır. Bu getirmiş olduğunuz kanun değişiklik teklifinde, belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda bile yapılacak olan…

(Uğultular)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, bir dakika…

Değerli milletvekilleri, çok ciddi uğultu var, Sayın Milletvekilinin konuşmalarını dinleyemiyoruz değerli arkadaşlar. Konuşmak isteyen arkadaşlarımız kulise geçsinler.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) - …başta konut olmak üzere bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası gibi yapılar için valilikten onay alınmasını getiriyorsunuz. O zaman, gelin, kırsal alanda, köylerde vatandaşın yapacağı konutlar için devlet olarak 3-4 tip proje hazırlatın, vatandaşlarımız onaylı projelerden birini seçerek inşaatını yapsın. Ayrıca mağdur vatandaşlarımız için devlet destekleme miktarı artırılsın. Kerpiç evlerde oturmak zorunda kalan vatandaşlarımız için sosyal konutlar yapılmalı hem de ivedi olarak yapılmalı. Çünkü insanları deprem değil, uygunsuz binalar öldürüyor arkadaşlar.

AK PARTİ’nin devriiktidarı döneminde kapanan sayısız iş yerindeki işçiler iş bulamadıkları için tencerelerini kaynatamıyor, kiralarını veremiyor, çocuklarını okutamıyorlar, aile birliklerini sağlamak için köylerine dönüyorlar ama siz burada da huzur vermiyorsunuz. Öncelikle, vatandaşlarımızın maddi, manevi haklarını, menfaatlerini koruyan kanunlar yapmalıyız. Suriyeli sığınmacılara verilen ayrıcalıkları kendi Türk vatandaşlarımızdan esirgememeliyiz.

Evet, Elâzığ ve Malatya illerimizde meydana gelen depremde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde 4 önerge vardır, ilk okutacağım 3 önerge aynı mahiyettedir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                      Ulaş Karasu                             Ednan Arslan                İlhami Özcan Aygun

                          Sivas                                      İzmir                             Tekirdağ

                  Müzeyyen Şevkin                         Orhan Sümer                  Vecdi Gündoğdu

                          Adana                                     Adana                           Kırklareli

                     Ayhan Barut                            Gökan Zeybek

                          Adana                                    İstanbul

 

Aynı mahiyetteki ikinci önergenin imza sahipleri:

                      Ayhan Erel                    Mehmet Metanet Çulhaoğlu           Feridun Bahşi

                        Aksaray                                    Adana                             Antalya

                 İbrahim Halil Oral                         Şenol Sunat

                         Ankara                                    Ankara

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                    Erdal Aydemir                           Kemal Bülbül                    Rıdvan Turan

                         Bingöl                                    Antalya                            Mersin

         Abdullah Koç                    Mahmut Celadet Gaydalı               Serpil Kemalbay Pekgözegü

               Ağrı                                       Bitlis                                          İzmir

                     Murat Çepni

                          İzmir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin.

Buyurun Sayın Şevkin. (CHP sıralarından alkışlar)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu yasa taslağı on beş gün önce Komisyonda görüşüldü; açıkçası, 24 Ocakta yaşanan deprem sonrası CBS sistemiyle ilgili bu kanun teklifinin geri çekileceğini düşündüm. 41 vatandaşımızın cenazesi oradayken, henüz çıkarılmamışken gelip bizim apar topar CBS ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ni görüşmemiz çok büyük handikaptır arkadaşlar. Yüzde 96’sı deprem kuşağında yaşayan Türkiye’de, konu haftaya sığdırılamayacak kadar, konu binanın yüksekliklerine indirgenemeyecek kadar önemli bir konudur. Üstelik de geçen hafta sulandırılarak bir kentin otoparkının yapımına kadar indirgenmiştir. Gerçekten ben buradan kınıyor ve bu siyah kurdeleyle protesto ediyorum arkadaşlar, bu kanunu protesto ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin -geri çekilmesi gerekirken- 11’inci maddesinde 3194 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde düzenleme yapılarak deprem afeti riskine karşı ileri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren binaların projelerinin yeterli uzmanlığı haiz mühendislerin gözetiminde yapılması amaçlanmaktadır. Yaşam hakkını doğrudan ilgilendiren bu konu, Bakanlığın sınırsız takdirine bırakılmayacak kadar önemlidir arkadaşlar. “Yeterli uzmanlığı haiz” mühendislikten ne kastedilmektedir arkadaşlar? Burada seçilmiş birey ya da kişilere rant aktarılması mı amaçlanmaktadır? Kişiye ilişkin düzenlemelerin İmar Kanunu içerisine yerleştirildiği görülmüştür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sitesinden alınmıştır arkadaşlar, 19 seçkin mühendise bu yetki verilmektedir. Bugün Van’ın Erciş’inde ya da yine depremi yaşamış olduğumuz Elâzığ’da veya herhangi bir deprem bölgesinde bu 19 mühendisten yetki almak durumunda bina yapacak kişiler ve ederi 60 bin lira, 100 bin lira olan bedeli ödeyerek yapmak durumundadır. Peki, bu, vatandaşı mağdur duruma getirmeyecek mi arkadaşlar, bu seçkinci mühendisliğin olması? Hangi kritere göre yapılıyor bu? Normalde TMMOB tarafından Danıştayda olan bu konunun arkadan dolanılarak kanunlaştırılmasını yine buradan kınıyorum arkadaşlar.

Evet, değerli milletvekilleri, Türkiye’de normalde 100 bin ila 200 bin binaya ruhsat veriliyor. Bu 19 kişinin yetişebileceği bina sayısı -tasarım ve kontrol hizmetiyle- ancak 30 binini tamamlayabilecektir, dolasıyla da bu rantabl bir olay değildir.

Değerli milletvekilleri, yapılması gereken şudur: Türkiye’de diri fay haritası bellidir, günlerdir bütün televizyonlarda. Herkes deprem uzmanı oldu artık. Diri fay haritasında kırmızıyla gösterilen yerler, yerleşim alanı olan 18 ilin risk altında olduğu bölgelerdir. Kuzey Anadolu fay kuşağı ve Güneydoğu Anadolu fay kuşağı ve İzmir bölgesinin bulunduğu, Ege Bölgesi’nin bulunduğu fay kuşağı, bildiğiniz gibi, diri fay haritasının olduğu, aktif fayların bulunduğu, 18 il merkezimizin risk altında olduğu, 80’i aşkın ilçe merkezinin ve 502 köyün risk altında olduğu, doğrudan etkileneceği, doğrudan fay hattı üzerinde olan yerlerdir. Çok sayıda il merkezini etkileyen bu fay hatları üzerindeki bölgelerin, bir an önce, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle afete maruz alan olarak ilan edilip 6306 sayılı Kanun kapsamında önceliğe alınarak dönüşüme tabi tutulması gerekmektedir. Bir an önce fay yasası çıkmalıdır arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bu fay hatları üzerindeki yerleşim alanları yasaklanmalı ve derhâl kentsel dönüşüme gidilmelidir. TOKİ, lüks alanlarda, rantı yüksek alanlarda konut yapmak yerine, bu deprem bölgelerindeki insanlara, günümüzde utançla izlediğimiz, 21’inci yüzyılda hâlâ taşların üst üste yığıldığı, aralarda çamurun bağlayıcı olarak kullanıldığı ve ahşap salmalarla köy evlerinde yaşatılan insanlara barınma amaçlı kullanacakları konut üretmeli, rant uğruna lüks binalar üretmemelidir, TOKİ’nin işlevi budur bence bu ülkede. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle yerel yönetimlerin kentler üzerindeki yetkileri kısıtlanmakta ve yerel yönetimler işlevsizleştirilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hemen bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Evet, değerli milletvekilleri, 1999 yılındaki Marmara depreminden sonra 7 kez imar affı getirdiniz. Her imar affında, bundan sonra ölecek çocukların, bundan sonra ölecek insanların kanı elimizde olacaktır. Bu Meclisin görevi sadece taziye iletmek değildir arkadaşlar. Hepimizin görevi sağlıklı kanunlar üretmektir. Dolayısıyla “Deprem öldürmez, bina öldürür.” şiarıyla 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’u çıkardınız. Bu Yapı Denetimi Hakkında Kanun’da da sadece beton tröstlerine yolu açtınız, sanki sadece yapılan binaların denetimi yeterliymiş gibi bir olgu yarattınız. Oysa yapı denetim sistemi bina inşaatçısının denetiminin yanı sıra zeminin de denetlenmesini gerektirmektedir. Jeolojik olarak, jeoteknik olarak parametrelerin belirlenip statik ve betonarme hesapların bu doğrultuda yapılması gerekir. Bütün belediyelerde mutlaka jeoloji birimi kurularak buralarda jeoloji mühendisi istihdamının olması ve bu denetimin sağlanması gerekmektedir. Kısaca, afet zararlarından korunmak için bütün imar yasası…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Afet zararlarının azaltılmasını esas alacak şekilde, 3194 sayılı Kanun, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun, 7269 sayılı Kanun, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunlardaki düzenlemelerin bütünlüklü olarak ele alınması gerekmektedir. Derhâl bu yasanın geri çekilerek bu doğrultuda, konuyla ilgili bütün meslek odalarının da içinde olduğu bir yöntem sağlanmalıdır. Mutlaka bu imar teklifi geri çekilerek halkın sağlığını, barınma hakkını koruyacak sağlıklı yapılaşma alanları sağlanmalıdır.

Şu insanın acısını tekrar hatırlatmak isterim. Bütün ailesini depremde yitirmiş olan bu insanın acısına saygı duymak zorundayız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, TOKİ’nin bir rant üretim merkezi değil sosyal konut üretim merkezi olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunu ifade etmek isterim: Burada, iddia sahiplerinin, bu kanunun hangi maddesinin yerel yönetimlerle ilgili, belediyeyle ilgili bir kısıtlama getirdiğini net bir şekilde ortaya koymaları lazım.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – En az 15 tane.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hiç alakası olmayan bir durum.

Aynı zamanda, TOKİ kesinlikle bir rant üretim merkezi değil, sosyal konut üretim merkezidir, yüz binlerce aileyi sosyal konuta kavuşturmuştur. En son, 100 bin konut üretilmesiyle vatandaşlarımıza yirmi yıl süreli, kira öder gibi, sabit bir fiyatla yuva edinme, konut edinme imkânı getirilmektedir. Biz bu hizmetleri aziz milletimize bugüne kadar en üst düzeyde yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

Teşekkür ederim.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Yüzde 49’ları da anlat! Git de fukaraya anlat!

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, soru teknik, çok da açık olarak şunu söylüyor: “Bu iddia edenlerin yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlandığıyla ilgili hangi maddeler var, bunu açıklamaları gerekir.” diyor.

Bu teknik soruya grubumuz adına, ilgili Komisyon sözcümüz, İstanbul Milletvekili Sayın Gökan Zeybek cevap verecek efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zeybek.

44.- İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun “Yerel yönetimlerin yetkilerinin kısıtlandığıyla ilgili hangi maddelerin olduğunun açıklanması gerekir.” ifadesine ilişkin açıklaması

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, yasanın iki tane temel hükmü var yani bu yasanın özüne baktığımız anda iki tane ana fikir ortaya çıkıyor. Bir tanesi, imar planlarını yapmayla ilgili, pek çok maddede Çevre ve Şehircilik Bakanlığına kurumsal yetki veren atıflar var. Şimdi, aslında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, yasal açıdan imar planı yapmakla yükümlü olduğu alanlar, belediye sınırlarının dışındaki mücavir alanlar, köy yerleşik alanları ile afet riski taşıyan alanlar üzerinde çalışması gerekir ancak son yıllarda, özellikle de son bir yıl içinde, ağırlıklı olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının gerek parsel bazında gerekse bazı adalarda uygulama yaptığını görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Yasanın 15’inci maddesi bu biçimiyle, en açık biçimiyle, parsel maliklerinin şahsi müracaatlarıyla plan tadilatları yapmaları durumunda değer artış vergisinin tamamının kamu eliyle toplanacağını ve ilgili kurumlar arasında pay edileceğini söylerken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı eliyle yapılan plan tadilatlarında değer artış vergisi kapsam dışında bırakılıyor. Bunun anlamı şudur: Bundan böyle bütün plan değişikliklerini yurttaşlar ya da ilgili müteahhitler doğrudan doğruya Çevre ve Şehircilik Bakanlığına giderek oradan yaptıracaklardır. O nedenle, 15’inci maddenin…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Belediye de yapabilir, engel bir şey yok ki.

BAŞKAN – Sayın Zeybek, buyurun siz.

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Efendim, plan yapma yetkisi zaten belediyelerde.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, ben de…

BAŞKAN – Komisyonda konuşulmadı mı bu konular?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Çok konuşuldu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Valla konuşuldu efendim, iktidar partisinin soru-cevap talebini yerine getiriyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sorumuz çok açıktı ama o soruya cevap niteliği olmadı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Daha nasıl olsun?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kanun teklifi sahibi Mustafa Demir arkadaşımız, İstanbul Milletvekilimiz bu konuyla ilgili teknik açıklamayı yapacaklar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Bunlar gerçekten Komisyonda konuşulmadı mı arkadaşlar?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Konuşuldu bunlar, hâlâ iddiada bulunuyorlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Konuşuldu, en ince detayına kadar konuşuldu.

BAŞKAN – Anladım da siz öyle olmadığını söylediniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mecliste ilk kez…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Efendim, hilafıhakikat olarak iddiada bulunuyor. “Belediyelerin yetkisi 31 Mart nedeniyle elinden alındı.” deniliyor, bu doğru değil. Hangi maddeyle belediyelerin yetkisi elinden alınmıştır, hangi maddeyle, hangi uygulamaya istinaden, hangi düzenlemeye istinaden?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 2’nci ve 18’inci madde…

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

45.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ilk kez Meclis, iktidar partisinin talebiyle muhalefet partisinin soru-cevap işlemine tanıklık ediyor, biz bundan çok memnunuz. 2’nci maddesi ve 18’inci maddesinin yerel yönetimlerin yetkilerini açıkça kısıtladığı…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Hangi yetkiler?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hangi yetkiler?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 15’inci maddenin de “İmar planı değişikliği yapılacaksa Bakanlığa gelirseniz ücretsiz yaptırırsınız, yerel yönetimde yaparsanız harç ödersiniz.” yaklaşımıyla vatandaşa…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Belediye yaparsa ne olacak?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aynı şeyi söylüyoruz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Nasıl?

BAŞKAN – Söz atmayın.

Sayın Milletvekilim…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – “Bakanlık” diyorsun ama belediyeyle ilgili kısıtlamayı ispat etmiyorsun ki, hep “Bakanlık” diyorsun.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biz de laf atabiliriz Sayın Başkan, lütfen dinlemeyi öğrensin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi, Sayın Başkan, 2’nci maddedeki ek madde 6’dan okuyorum: “Bu kanun uyarınca…”

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sürekli laf atıyorsun, yani dinlemesini bilmiyorsun ki.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan “MADDE 2- 20/7/1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

EK MADDE 6- Bu Kanun uyarınca; 22/3/2007 tarihli ve 5609 sayılı Gecekondu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mülga Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca oluşturulan alanlar…” Bunlar belediyenin yetkisindeydi şimdi bu yetkiyi alıyorsunuz. Alıyor musunuz almıyor musunuz, bunu söyleyin.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Almıyoruz.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İkinci fıkrayı oku!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Alıyor musunuz, almıyor musunuz; bunu açıklayın.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İkinci fıkrayı oku!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, Komisyon Başkanı orada, konuşacak olan orada…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, şunu söyleyeyim: Biz durup dururken, durup dururken bir soru sormadık. CHP Genel Başkan Yardımcısı biraz evvel, kürsüden konuşmak suretiyle, bu düzenlemenin, 31 Mart seçimleriyle irtibatlandırılarak, bunun sanki rövanşist bir yaklaşımla getirildiğini ifade etti. Bunun doğru olmadığını ve hangi maddeyle belediyelerin yetkisinin alındığını sordum, bu soruyu cevaplamasını istedim. Soru sormamızın sebebi, biraz evvel CHP’li hatibin konuşması. Bu konuyla ilgili de Kanun Teklifi sahibi İstanbul Milletvekili Mustafa Demir Bey teknik bir açıklama yapacak.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, Komisyon Başkanı orada seyirci mi, izleyici mi; nedir? Bu soruların muhatabı orası, Komisyon Başkanı bu soruların muhatabı.

BAŞKAN - Bir şey söyleyeceğim Tanal sana: Bugün senin sessizliğin çok anlamlıydı, bunu böyle devam ettirsen…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sükûneti Sayın Grup Başkan Vekili Akbaşoğlu bozuyor.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Milletvekilim.

46.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir'in, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Evet, Sayın Başkanım, şimdi arkadaşlar 2’nci maddenin birinci fıkrasını okuyorlar, ben de ikinci fıkrasını okuyorum.

İkinci fıkrası şu: “2/3/1988 tarihli ve 3414 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra belediyelerce 775 sayılı Gecekondu Kanununa göre oluşturulan veya oluşturulacak alanlardaki uygulamalarda ise ilgili belediyesi yetkilidir.”

Bu teklifi getirmemizin temel nedeni, 1988 yılında “…belediyesi yetkilidir.” diye çıkmış, 2007 yılında da “TOKİ” diye çıkmış. Uygulamada karmaşa var, dolayısıyla TOKİ aleyhine açılmış davalar var. Aslında bu kanun, iki tarafın -hem belediyelerde hem de TOKİ’de- kendi görev alanlarını netleştirip süreci devam ettirmesi açısından son derece önemli bir kanun.

Bir de, demin arkadaşlar diyorlar ki: “Belediyelerin eskiden yetkileri varmış da şu anda kısıtlanmış.” gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili.

MUSTAFA DEMİR (İstanbul) – Şimdi, belediyelerin yetkilerinin kısıtlanabilmiş olması için “Şu ana kadar belediyeler, mesela imar konusunda, şu şu konularda yetkililer ama şimdi kısıtlandı.” demeniz lazım.

İkincisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığının veya ilgili kurumların yani şu ana kadar resen plan yapma yetkisine sahip bu kurumların sanki daha önce hiç plan yapma yetkisi yoktu da şimdi başladı gibi algılanıyor. Aslında hiçbir şey yok, o konuda herhangi bir değişiklik yok. Sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığına, planına, projesine aykırı yapılan yapılar eğer belediyeler tarafından yıkılmazsa, onlara resen bu tür yetki veriliyor. Bu kadar basit.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Özgür Bey, var mı bir şey.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 2 ile 18’inci maddeyle ilgili konuyu ifade ettim ama Sayın Akbaşoğlu, teknik bir yaklaşımla ilgili, Sayın Başkanın, Sayın Milletvekilinin katkısını aldı, aynı konuda partimizin görüşünü Sayın Hamzaçebi…

BAŞKAN – Hayhay.

Buyurun Sayın Hamzaçebi.

47.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2’nci maddeyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun vermiş olduğu önerge üzerinde, geçen hafta kürsüde görüşlerimizi ifade etmiştim. Yeterince dikkat edilmemiş olabilir, bir kez daha tekrar ediyorum. Bu madde, belediyelerin yetkisini alıp TOKİ’ye devretmektedir. Buna paralel olarak 18’inci madde, aynı şekilde, belediyelerin yetkisini elinden almaktadır. Biraz daha bunu açmak istiyorum. Maddenin ikinci fıkrasına ilişkin olarak verilen bilgi son derece yanlıştır. Bu açıklamayı Komisyon aşamasında, Komisyonda yaptım; AK PARTİ’li bir Komisyon üyesi milletvekili arkadaşımız “Sayın Hamzaçebi haklı, onun tereddütlerini giderecek bir düzeltmeyi burada yapabiliriz.” dedi. Komisyon tutanaklarına bakarsanız arkadaşımızın ifadesini görürsünüz. Ben, şimdi, sadece o arkadaşımızın ifadesine yaslanarak haklılığımızı ifade etmeyeceğim, maddeyi teknik olarak açıklayacağım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, izin verirseniz toparlayayım.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Maddenin ikinci fıkrası, belediyelerin yetkilerini muhafaza etmiyor. 1988 yılında çıkmış olan 3414 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle “Daha önce 775 sayılı Gecekondu Kanunu’na göre gecekondu önleme bölgelerinde İmar ve İskân Bakanlığına ait olan yetkiler, bundan böyle belediyeler tarafından kullanılır.” hükmü getirilmiştir; 1’inci maddede bu hüküm getirildi, 1988 yılında getirildi; artık, Gecekondu Kanunu’na göre yetki belediyelerindir. Daha sonra, 2007 yılında, 5609 sayılı Kanun, bir başka düzenleme yaparak aslında amaca uygun bir düzenleme yapmadı. “775 sayılı Kanun’daki ‘İmar ve İskân Bakanlığı’ ibareleri ‘Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’ olarak değiştirilmiştir." dedi. E, tamam, bu bir işe yaramıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Neden yaramıyor? Çünkü 3414 sayılı Kanun’un 1’inci maddesindeki “775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun uygulamasında İmar ve İskân Bakanlığına ait olan yetkiler belediyelerce kullanılır. Büyükşehir belediyesi olan yerlerde bu yetkiler büyükşehir belediyelerinin koordinasyonuyla kullanılır.” hükmü aynen yerinde duruyor. Konu yargıya intikal ediyor, idare mahkemeleri TOKİ lehine karar veriyor ama Danıştay bozuyor; Danıştay diyor ki: “Kardeşim, bu 3414 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi yerinde duruyor. Burada yetki belediyelerindir, TOKİ’nin değil.” Arkadaşlarımız diyor ki: “Efendim, bu yargı kararlarıyla ortaya çıkan görev ve yetki çatışmalarını gidermek için bu düzenlemeyi getirdik.” Danıştay kararı 2011 yılında, yıl 2020, dokuz yıl geçmiş, niye şimdi? Çünkü yerel seçimler AK PARTİ aleyhine sonuçlandı. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Son cümlelerimi söylüyorum Sayın Başkan: Bu maddenin ikinci fıkrası sanki belediyelerin yetkilerini koruyor gibi bir izlenim yaratabilir. Asla ilgisi yoktur. İkinci fıkra diyor ki: “Belediyelerin ilan ettiği gecekondu önleme bölgesindeki ve bundan sonra ilan edeceği gecekondu önleme bölgesindeki yetkiler belediyeler tarafından kullanılır.” Oysa 3414 sayılı Kanun “Bayındırlık Bakanlığının ilan ettiği, gecekondu önleme bölgelerindeki yetkileri de belediyeler kullanır.” diyordu. Maddenin ikinci fıkrası belediyelerin yetkilerini korumuyor, belediyelerin yetkisi birinci fıkrayla olduğu gibi alınıyor, ikinci fıkrayla bir illüzyon yaratılıyor, 18’inci maddeyle de yetkilerin belediyelere devredildiği hükmünü taşıyan 3414 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi hükmü yürürlükten kaldırılıyor; durum budur.

Genel Kurulun bilgilerine sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

48.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, görüşülen 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin Genel Kurulun oylarıyla kabul edildiğine ve belediyelerin herhangi bir yetki kısıtlılığının söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şunu ifade etmek isterim ki Sayın Özel’in Gökan Zeybek Bey’e teknik bir açıklama yapmak üzere söz vermesi üzerine, aynı şekilde ben de söz alarak kanun teklifi sahibi olan Mustafa Bey tarafından meselenin açıklığa kavuşturulmasını ortaya koydum. Daha sonra ikinci bir teknik açıklama yapma ihtiyacı hissedildi. Ancak, biraz evvel sayın teklif sahibimiz, değerli milletvekilimiz vuzuha kavuşturdu meseleyi, açık ve seçik bir şekilde. 2’nci madde de Genel Kurulun oylarıyla kabul edilmiş ve bitmiştir iş. Sonuç itibarıyla da belediyelerin herhangi bir yetki kısıtlılığı söz konusu değildir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

49.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım -tırnak içinde söylemek isterim- bir güç zehirlenmesi, bir çoğunluk şımarıklığı içindeyiz. Böyle bir şey olmaz. Elinizde 24 televizyon, 36 gazeteden her gün gerçek olmayan şeyi gerçekmiş gibi anlatarak bir hegemonya yaratmanın verdiği öz güvenle, bunu tutanak altında, Mecliste yapamazsınız.

Karşı karşıya olduğumuz durum şu, hatip dedi ki: “Belediyelerin yetkilerini kısıtlıyorsunuz, bunu da şuna bağlıyoruz. Çıksın anlatsınlar hangi madde…” Gökan Zeybek 15’inci maddede gelir bölüşümü üzerinden ifade etti, ayrıca 2 ve 18’inci maddelerde de daha önce belediyenin yetkisinde olan konunun belediyenin elinden alınarak net bir şekilde Konut İdaresi Başkanlığına devredildiğini de kanun metninden okuyoruz. 18’de de daha önce belediyede olan bir yetki alınıyor. Bunun üstüne yapacak bir açıklama yok, Komisyonda tutanak altında hak vermişler, burada açıklama yapıldı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Hamzaçebi’nin açıklaması hiçbir şüpheye yer bırakmayacak netlikte. Bunun üstüne, yürür gideriz, iki tane… Ben Adalet ve Kalkınma Partisinin teknik açıklamasını da çok kıymetli buluyorum çünkü kanun böyle yapılır; yasama Meclisi burası, konuşarak olacak bu iş ama artık böyle bir şey yok. Sayın Akbaşoğlu söz alacak, diyecek ki: Kesinlikle olmadı, olmadığı anlaşıldı, bilmem ne yapıldı. Böyle bir şey yok, A Haberin haber yayını değil bu; siz söyleyeceksiniz, millet yalanı gerçek sanacak! (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Doğrular ortada. Açıkça söylüyor, varsa teknik açıklama yapsın; teknik açıklama yoksa teknik açıklama üzerine siyasi illüzyon ve “Son konuşan ben olayım, yalanı doğru gibi anlatayım…” Buna teslim olmayız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Gündeme dönme fırsatı verirseniz sevinirim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tabii, gündeme geleceğiz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

50.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki hakikatten kopuk iddialarını kendisine iade ettiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Özel’in bütün bu hakikatten kopuk iddialarını kendisine iade ediyorum. Her türlü illüzyon, her türlü şımarıklık, kullandığınız kelimeler size aittir!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Tırnak içinde” dedim, sen de tırnak içine al.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tırnak içerisinde, her türlü şımarıklık; tırnaksız bir şekilde, illüzyon, hakikati yalan üzerinden maalesef, kendi yalanlarınızı…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Niye bize bakıyor? Arada da başkasına baksın.

KEMAL ÇELİK (Antalya) – Dinle, dinle!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Söylediğiniz sözü söylüyorum. Yalanlarınızla baş başa bırakıyorum ve burası Halk TV’nin de mekânı, meclisi değil. Sonuç itibarıyla sizleri doğruya davet ediyorum. Kendi uydurduğunuz yalanlarda lütfen boğulmayın. Milletimizi de yalanla kandırmayın.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yalanı siz söylüyorsunuz, siz!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kendi sözlerini kendisine iade ettim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Başkanı niye bize muhatap ediyorsunuz? 15’inci maddenin (c) bendini okusun. Okuduğunu anlayamıyor. Ya Allah rızası için ya!

BAŞKAN – Sayın Tanal, bir dakika…

Özgür Bey, buyurun.

51.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, benim bir “çoğunluk şımarıklığı” derken “şımarıklığı” tırnak içine almamdaki gayreti duydunuz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ben de tırnak içerisine aldım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu kadar yalan, yalan söylüyor ya… Ben size bir şey söyleyeyim Sayın Akbaşoğlu, çizdiğiniz profil şu: Genel Başkanınız yarın sabah kalksa “2 kere 2, 5 eder.” dese “Reis kerrat cetvelindeki tarihî hatayı düzeltti.” diyecek noktadasınız. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – O ancak size yakışır! O ancak size yakışır!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başka sözüm yok efendim. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Şimdi ne yapalım biz? İkiniz…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, şöyle…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

52.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şöyle: Bakın, sonuç itibarıyla bu tartışmayı bu noktaya getiren Sayın Özel.

BAŞKAN – Anladım ama toparlayalım bu konuşmayı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Toparlıyoruz, toparlıyoruz. Şöyle…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen soru sordun bize.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Toparlıyoruz. Toparlamayı da hakikat üzerine yapıyoruz.

O ancak size, sizin kendi şahsınıza ve sizin yaklaşımınıza ait olabilir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Soru soruyorsun bize.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kendi Genel Başkanınızın uydurduğu yalanları dillendirirsiniz! Sonuç itibarıyla… (CHP sıralarından “Aa!” sesleri, gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu ne efendim ya! Bu ne ya!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sonuç itibarıyla… (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

Sonuç itibarıyla… Sonuç itibarıyla, kendi…

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.04

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161) (Devam)

BAŞKAN - 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

11’inci madde üzerinde aynı mahiyetteki önergeler üzerinde konuşmalarda kalınmıştı.

Sayın Bostancı, buyurun.

53.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı'nın, 161 sıra sayılı Kanun Teklifi görüşülürken karşılıklı sarf edilen bazı tatsız ifadelerden kaçınılmasının önemli olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Biraz önce burada kanun teklifi görüşülürken karşılıklı bazı tatsız ifadelerin sarf edildiğini gördük. Esasen bütün siyasi partilerin Meclisteki varlık nedeni ve eminim samimi amacı, milletin yararına olacak şekilde bu yasaları görüşmek, müzakere etmek ve bir neticeye bağlamaktır.

Pozisyonlarımız elbette farklı, siyasi yaklaşımlarımız farklı ama milletin faydasına olması konusunda telaffuzlar farklı olsa bile temel hassasiyetin ve yaklaşımın ortak olduğu kanaatindeyim.

Yasaları akıl temelinde konuşabilmek önemlidir milletin çıkarlarını sağlamak için ama bu müzakereler yapılırken zaman zaman dil, aklın dışına çıkmaya başladığında ve karşılıklı polemiklere, oradan da yavaş yavaş suçlamalara yöneldiğinde, asıl amaçtan da uzaklaşılan bir atmosfer doğmaktadır. Eminim, milletvekilleri, bütün partilerden vekiller soğukkanlı bir kafayla baktıklarında, böyle bir ortamın nihai amaç için bir faydasının olmadığını görüyorlardır.

Biraz önce burada da o şekilde yükselen bir tansiyon ve karşılıklı sarf edilen ifadeler olduğunu gördük, istenmeyen sözler de kullanıldı, gruplara ilişkin, Genel Başkanlara ilişkin değerlendirmeler olduğunu gördük. Bunlardan kaçınmak önemlidir. Özellikle Genel Başkanlara ilişkin daha dikkatli ve ihtimamlı bir dil kullanılması hepimiz için önemlidir diye düşünüyoruz çünkü onların siyasi olarak anlamları partileri sembolize etmektedir. Bu bağlamda, bu mütekabil bir şekilde teşekkül eden dil çerçevesinde Sayın Kılıçdaroğlu için de -şüphesiz bizim istemeyeceğimiz- bir hassasiyet doğuran durum meydana gelmiştir. Bizim hepimizin, en azından bundan sonraki müzakerelerde, bütün Genel Başkanlara ilişkin dikkatli ve ihtimamlı bir dil kullanmamız, kendi onurumuzu ve hassasiyetimizi düşünürken bunun aynı zamanda rekabet içinde olduğumuz siyasi partilerin ve kurumların onurlarını korumak ve gözetmek üzerine mümkün olacağına ilişkin bir akılla meseleyi değerlendirmemiz önemlidir diye düşünüyorum. Ümit ederim bu minval üzere Meclis müzakereleri devam eder.

Ben teşekkür ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Özgür Bey, size de teşekkür ediyorum, Müsavat Bey teşekkür ediyorum, Erkan Bey teşekkür ediyorum, Sayın Akbaşoğlu size de teşekkür ediyorum; sağ olasınız.

X.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ile 70 Milletvekilinin Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2512) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 161) (Devam)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Şenol Sunat.

Buyurun Sayın Sunat. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün İdlib’de şehit düşen 8 kahraman vatan evladını toprağa verdik, Yüce Allah hepsine rahmet eylesin. Aziz Türk milletinin başı sağ olsun, ailelerine Yüce Allah sabır ihsan eylesin, yaralananlara da acil şifalar diliyorum.

Evet, Türkiye geçen hafta Elâzığ, Sivrice merkezli bir deprem yaşadı; 41 vatandaşımızı kaybettik, yüzlerce vatandaşımız yaralandı. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Evleri yıkılan veya ağır hasar alan, çadırlarda yaşamak zorunda kalan vatandaşlarımızın sıkıntıları ortada sayın milletvekilleri.

Sayın Başkanım, uğultunun kesilmesini rica ediyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, sayın milletvekilimizin konuşmaları uğultudan dolayı tam anlaşılamıyor, sizleri sessizliğe davet ediyorum.

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Sayın milletvekilleri, devleti yönetenlerin görevi taziye mesajı yayınlamakla bitmiyor. Bugün, bu Meclis İdlib’de olanları ve deprem felaketleri için alınması gereken önlemleri konuşmalıydı. İnanın, içim kan ağlıyor. İdlib’le ilgili verdiğimiz genel görüşme önergesi reddedildi, depremle ilgili görüşme reddedildi. Bu konuları konuşmayacağız da neyi konuşacağız bugün? Ne zaman konuşacağız? Bu zihniyet bizi nereye götürür? Lütfen sayın milletvekilleri, bu konular Türk milletinin kaderiyle ilgili ve kaderini etkileyen konular. Neden buradayız? Sorgulamalıyız. İYİ PARTİ olarak asla ve asla acılar ve felaketler üzerinden siyaset yapmadık, böyle zamanlarda birlik ve dayanışma ruhu öne çıkarılmalıdır dedik ve onun için de uğraşıyoruz ama bu, olan bitene kör ve sağırız demek anlamına asla gelmiyor. İdlib’de neler oluyor, ne oldu? Rusya’yla ittifaklar… Soçi’de alınan kararlara kim uymuyor? Yine aldatıldık mı sayın milletvekilleri? İdlib’den göç edenler Türkiye sınırına dayandı, nasıl bir önlem alınacak? Yönümüzü ABD’ye mi döndük, Rusya’ya mı döndük, yoksa ikisi tarafından da aldatıldık mı? Bunları sorgulamalıyız milletvekilleri olarak. Dış politikayı iç politikaya alet etmekten artık vazgeçmeliyiz. Yaptığınız hata ve yanlışlardan bir an önce geri dönün ve ortak akılda birlikte bir araya gelelim ve buluşalım.

Türkiye beşik gibi sallanıyor sayın milletvekilleri. Cumhurbaşkanı “Depremi durdurma şansımız var mı?” diye soruyor. Depremi durdurma şansımız yok tabii Sayın Cumhurbaşkanı da hasarı önleme, can kaybı ve zararı asgariye indirme şansımız var. Tüm uzmanlar, hiç durmadan, İstanbul’da büyük bir depremin beklendiğini haykırıyorlar. Siz birilerine rant sağlamak için “Kanal İstanbul” denilen çılgın projeyi allayıp pullayıp “Yapacağız.” diye diretiyorsunuz. Ayıptır, günahtır, yazıktır bu ülkeye.

Elbette ki gelişmeleri, yapılan ve yapılmış olması gereken icraatları, toplanan deprem vergilerinin akıbetini, imar aflarındaki denetimsizliği takip ediyoruz ve edeceğiz. Elbette ki deprem kuşağında yer alan ülkemizde on sekiz yıldır iktidar olan partinin bu alandaki duyarsızlıklarının hesabını soracak, sorumluların da yakasına yapışacağız.

Değerli milletvekilleri, konu imar olunca AK PARTİ iktidarının imar rant tarihine değinmemek elde değil. Dosyanız gerçekten çok kabarık, sabıkanız çok. Düşünün, on sekiz yıllık iktidarda İmar Yasası kaç kere değişti? Bu kanun teklifinin 11’inci maddesi “Deprem afeti riskine karşı ileri tasarım yöntemleri ve teknolojileri gerektiren binaların projeleri, bu alanda Bakanlık tarafından çıkarılan yönetmelik çerçevesinde yeterli uzmanlığı haiz mühendislerin gözetiminde yapılır.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili, toparlayın.

ŞENOL SUNAT (Devamla) – 11’inci maddeden yani bu maddeden yani benim “yeterli uzmanlığı haiz mühendisler”den anladığım, tecrübem gereği, yandaş mühendisleri çağrıştırıyor. Hâlbuki üniversiteler var, Mühendis ve Mimarlar Odası var; verin bunlara yetkiyi samimiyseniz eğer.

Evet, sayın milletvekilleri, bıktık artık; inanın, bu rant, talan düzeninden bıktık, kişiye özel hazırlanan kanunlardan bıktık, Türk milletine aleni küfreden holding patronlarının borçlarının Türk milletine ödetilmesinden bıktık, gözü doymaz müteahhitlerinizden bıktık, deprem vergileriyle yaptığınız saraylardan bıktık; Türk olmaktan gocunan, Türklüğü aleni bir şekilde aşağılayan, Andımız’dan dahi rahatsız olan bürokratlarınızdan da bıktık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Ey muktedir iktidar mensupları, üç yandaşın borçları silinsin, beş müteahhit parasına para katsın; rant, talan düzeni sürsün diye siyaset yapılmasına artık müsaade etmeyeceğiz.

Milletin derdi geçim sıkıntısı, mutfakta kriz var. Gıda fiyatları ortada, doğal gaza yapılan zamlar, elektriğe yapılan zamlar ortada. Lütfen bırakın beş yandaş kazansın diye uğraşmayı, Türkiye kazansın diye uğraşın. Rantı değil, halkı düşünün ve hakkı düşünün.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Oluç, size de teşekkür ediyorum. Yani tartışmalar biraz gergin olunca ben de çok olumsuz etkileniyorum çünkü bu Meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmaları çok onur duyarak, çok severek yürüttüğümüz bir faaliyet. Her birinize de ayrı ayrı saygı duyuyorum. Tartışmalar bazen bizi de etkiliyor. Dolayısıyla -demin Akbaşoğlu’nu da fark etmemiştim- o bakımdan size de teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili Kemal Bülbül.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; depremi, halk tabiriyle “zelzele”yi konuşuyoruz. Ben size çok zelzele örneği vereceğim şimdi ama öncelikle görüşülmekte olan yasa teklifinin, üzerinde yapılan biraz önceki tartışmalarla, aslında neye hizmet ettiğini çok açık bir şekilde görüyoruz. Türkiye'nin kendisi, ahlaki, ekonomik, insani, vicdani, siyasi bir zelzeleyle karşı karşıyayken güya depreme karşı önlem alıyormuş gibi yaparak gündemi meşgul etmek hiçbir soruna çözüm getirmiyor. Bakınız, ben size Türkiye'nin yirmi yedi yıldır konuştuğu zelzelenin bugün bir zelzeleyle daha ne hâle getirildiğini ifade etmek istiyorum.

1550’li yıllarda Pir Sultan Abdal, Madımak’a yakın, 500 metrelik mesafede Mal Meydanı’nda idam edildiğinde “Pir Sultan Abdal'ım ey Dede Himmet/ Kendine cevr etme, âleme rahm et/ İstanbul şehrinde ol sahip devlet/ Tacı tahtı ile yıkılmalıdır.” demişti çünkü Türkmen köylüsü yoksuldu, açtı, Türkmen köylüsü ekmeğe muhtaçtı. Bunu dile getiren Pir Sultan Abdal orada idam edilmişti. Pir Sultan Abdal’dan yaklaşık beş yüzyıl sonra benim Genel Başkanlığını yaptığım ve tamamı dostlarım, arkadaşlarım, yakınlarım olan bu insanlar göz göre göre sekiz saatlik bir canlı yayında katledildiler ve bir zelzele daha oldu; bu katillerden biri affedildi. Gerekçe, yaş; gerekçe, sağlık. Peki, şu anda Türkiye genelinde hapishanelerde 1.356 hasta varken ve yaklaşık 457’si ölümcül iken siyasi bir kasıtla bu kişinin seçilip affedilmiş olmasının herhangi bir açıklaması var mıdır? Yoktur. İslam tarihinde insan yakana “nemrut” derler, İslam tarihinde insan katledene “firavun” derler. Nemrutların, firavunların davası başka türlü görülür. Hızır Paşalık yapmanın bir âlemi yoktur. Hızır Paşaların devri bitmiştir, Osmanlı şeyhülislamlarının devri bitmiştir. Marx’ın tabiriyle, nasıl ki “Hegel’in diyalektiği kafa üstü duruyordu, ben onu aldım ayaküstü diktim.” dedi ya, siz cumhuriyeti kafa üstü diktiniz, bütün kan beynine yürüyor ve halkın çeşitli kesimleri karşı karşıya geliyorlar, utanç verici bir tablo söz konusu.

Berkin Elvan davasında, Berkin Elvan kendi katliamından sorumlu tutuluyor dünkü jandarma raporunda. 65 yaşında, 2 çocuğu engelli olduğu hâlde Elif Kısa anne şu anda tutuklu. 2 engelli çocuğu var Sayın Bostancı, lütfen bu hakikatle ilgilenin. Elbistan’da 2 engelli çocuğu olan Elif Kısa anne, uyduruk bir gerekçeyle tutuklu. Ve Gülistan Doku nerede?

Bütün bunlar bu hakikatin bir parçasıdır. Bakınız, yaşlı ve hasta diye değil siyasi bir mesaj olarak yapılmıştır bu ve bu siyasi mesajla mazlumlara, masumlara bir mesaj verilmek istenmiş ve Sivas’ta bir gazete bunu manşet yapmıştır. Ne diyor bakınız ışıklara gark olası Fuzuli: “Kıtmir ufacık bir meslek alınca, sadrazam gibi payesine bak; işin düşünce, başın dara gelince tecrübe eyle de mayasına bak.” O mayasına baktıklarımız, katili, Alevi tabiriyle “dede” yapmışlar ve dede kamuoyunda çok seviliyormuş efendim, özlemle bekleniyormuş, ondan dolayı bir af söz konusu olmuş. Bakar mısınız şuraya.

Burada çok ciddi bir vicdan yaralanması söz konusudur. Burada bu konu için bir divan kurulmalıdır. Bu divanı Pir Sultan Abdal beş yüz yıl önce söylemişti. Bu divan hakkın, hakikatin ve adaletin divanı olmak durumundadır. Bu dava yeniden görülmek durumundadır. Cafer Erçakmak on sekiz yıl arandı, Madımak Oteli’ne 18 metre mesafede öldü. On sekiz yıl arandı, bulunamadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlıyorum izninizle.

BAŞKAN – Buyurun.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – 2 Temmuz 1993, Madımak katliamının kendisi birinci katliam, 13 Mart 2012’de Madımak katilleri hakkında verilen zaman aşımı kararı ve bu karara dönemin Başbakanının “Bu karar Türkiye’ye hayırlı uğurlu olsun.” demesi ikinci katliam ve bu af maalesef ve ne yazık ki ve ne ayıp ki üçüncü katliamdır.

Hâl böyle olunca bizim hakkı, hakikati, adaleti savunmak gibi bir görevimiz var. Cumartesi günü saat 14.00’te benim de Genel Başkanlığını yaptığım Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin 95 şubesi Ankara’da Adalet Bakanlığının önünde olacak. Adalete, eşitliğe, özgürlüğe inananları oraya katılmaya davet ediyorum.

Sevgili dostlar, yine Pir Sultan Abdal’ın tabiriyle, bu devran dönecek ve adalet, hakkaniyet yerini bulacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Sayın Başkan, izninizle lütfen, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Pir Sultan Abdal’dan dolayı, buyurun.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Eyvallah, teşekkür ediyorum.

Bunun için Pir Sultan Abdal beş yüz yıl önceden şunu söylemişti: “Ben Musa’yım sen Firavun/ İkrarsız şeytan-ı lain/ Üçüncü ölmem bu hain/ Pir Sultan ölür, dirilir.” Beş yüz yıl önceden bugünleri görerek söylemişti. Ve yine Pir Sultan’ı, yine hakkı, hakkaniyeti, yine adaleti, yine semah dönenleri, yine saz çalanları, yine nefes söyleyenleri, Nesimi Çimen’i, efendim, Asım Bezirci’yi burada saygıyla sevgiyle anarken diyorum ki: Bütün Türkiye bu hakkaniyete, bu değerlere sahip çıkmalı, bu karar gözden geçirilmeli. Bu karara dair, Türkiye genelinde şu anda tutuklu olan hasta, yaşlı ve tedavi görenler için bu uygulanmalıdır.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 11’inci maddesi ile 3194 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinin (2)’nci fıkrasına 1’inci cümleden sonra gelmek üzere eklenen cümlede yer alan "Deprem afeti riskine karşı ileri" ibaresinin "İleri" şeklinde değiştirilmesini ve "gerektiren" ibaresinden sonra gelmek üzere "özellik arz eden" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

           Muhammet Emin Akbaşoğlu             Mehmet Doğan Kubat            Bekir Kuvvet Erim

                         Çankırı                                   İstanbul                             Aydın

                 Zeynep Gül Yılmaz                  İsmail Emrah Karayel               Cemil Yaman

                         Mersin                                    Kayseri                            Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, özellik arz eden yapıların projelerinin yeterli uzmanlığı haiz mühendislerce yapılması vurgusu güçlendirilerek anlam bütünlüğünün sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.06

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 23.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 51’inci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

161 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

66 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Bişkek Kırgız-Türk Dostluk Devlet Hastanesi Açılması, Ortak İşletilmesi ve Devri ile Kırgız Cumhuriyeti Vatandaşlarının Türkiye’de Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi Almasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1602) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 66)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, (3/1065) esas numaralı Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 5 Şubat 2020 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 23.09



(x) 161 S. Sayılı Basmayazı 29/01/2020 tarihli 49’uncu Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.