TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           35’inci Birleşim

                                                                                  16 Aralık 2019 Pazartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/278) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 129)

2.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277), 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2018 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2018 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 189 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2018 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2018 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/871), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2018 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/881) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 130)

A) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, gruplar adına konuşmalar tamamlandıktan sonra Grup Başkan Vekillerine söz hakkı tanınmasının esasın kaybolmasına neden olduğuna, İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Adana Milletvekili Ayhan Barut, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, toplam saman üretiminin 25 milyon ton olduğu ülkemizde bu yıl 7.370 ton saman ihraç edildiğine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin saman ithal edildiğini teyit ettiğine ilişkin açıklaması

6.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin yedinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine, nezaketli dilin nezaketli cevabı doğuracağına, milletvekili olmanın ilk kuralının milleti temsil etmek olduğuna ve Cumhurbaşkanının yol arkadaşı olmaktan şeref duyduklarına ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlandıktan sonra Grup Başkan Vekillerine söz hakkı tanınması yöntemini tasvip ettiğine, bu çatının mehabeti kadar kürsünün nezaketinin de önemli olduğuna, “kiralık vekil” söyleminin yerinde bir ifade olmadığına, en ağır eleştirileri en zarif cümlelerle yapabilme imkânına sahip insanlar olduklarına ilişkin açıklaması

9.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, “Sen Türk’sün, sen Kürt’sün.” ayrımının  kimseye faydasının dokunmayacağına, kayyum meselesinin asla Kürtlerin iradesine el koyma iddiası olmadığına, terör faaliyetinde bulunanın ve terörle arasına mesafe koyamayanın bedelini ödemesi gerektiğine, Türkiye'nin çok uluslu bir saldırıyla karşı karşıya bulunduğuna ve 82 milyonun kardeşliğini kollamaya, korumaya devam edeceklerine ilişkin açıklaması

10.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, HDP’nin varlık nedeninin Kürt-Türk kardeşliği, demokrasi ve Türkiye’de adaletin tesis edilmesi olduğuna, Kürtlerin anayasal statü, yurttaşlık hakkı ve eşitlik istediğine, dinlemeye tahammül edildiği takdirde Kürt ve Türk kardeşliğinin gerçek anlamda ne demek olduğunun tartışılıp Meclisin çözüm bulma noktasına geleceğine ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin  129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin yedinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine, tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada oransal olarak düşülmesi ve 34 milyon dönüm arazinin ekilmiyor olmasının iktidarın başarı öyküsü olarak ortaya çıktığına ilişkin açıklaması

12.- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve gayrisafi millî hasılada 2’nci olduğumuza, Türkiye’nin çıtasının 2023’te dünyada ilk 10’un içerisinde yer almak olduğuna ilişkin açıklaması

 

V.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine, Gündem'in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 131 sıra sayılı 2018 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu’nun bu kısmın 1'inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi

 

VI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Denizli Milletvekili Yasin Öztürk'ün, Cumhurbaşkanlığı Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğünün personel sayısına ve işleyişine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/21736)

2.- İzmir Milletvekili Atila Sertel'in, Cumhurbaşkanlığı Koruma Dairesinin personel ve araç mevcudu hakkında bazı bilgilere ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/21908)

                                                                                                                                                                      

16 Aralık 2019 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), İsmail OK (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün yedinci turdaki görüşmeleri yapacağız.

Yedinci turda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsü, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/278) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 129) (x)

2.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277), 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2018 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2018 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 189 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2018 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2018 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/871), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2018 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/881) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 130) (x)

A) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti gruplarına ve İç Tüzük’ün 62’nci maddesi gereğince istemi hâlinde görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye yetmişer dakika söz verilecektir. Bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek ve şahıslar adına yapılacak konuşmaların süresi de beşer dakika olacaktır. Ayrıca, konuşmalar tamamlanınca soru-cevap işlemi on dakika soru, on dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak yerinden sorulacaktır.

Bilgilerinize sunarım.

Yedinci turda, siyasi parti grupları, yürütme ve şahısları adına söz alanların adlarını sırasıyla okuyorum: Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Adana Milletvekili Ayhan Barut, Antalya Milletvekili Aydın Özer, Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel, Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Uşak Milletvekili Özkan Yalım, Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, Bursa Milletvekili Zafer Işık, Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, Burdur Milletvekili Yasin Uğur, Çankırı Milletvekili Salim Çivitcioğlu, Muğla Milletvekili Mehmet Yavuz Demir, Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, İzmir Milletvekili Fehmi Alpay Özalan, Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi, Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, Batman Milletvekili Ziver Özdemir, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, Elâzığ Milletvekili Metin Bulut; İYİ PARTİ Grubu adına Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, Erzurum Milletvekili Mehmet Naci Cinisli, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır, Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, Adana Milletvekili Muharrem Varlı, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef, Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz, Mersin Milletvekili Baki Şimşek; Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Van Milletvekili Muazzez Orhan, Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Muş Milletvekili Şevin Coşkun; şahıslar adına, lehinde Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş, aleyhinde Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer.

Değerli milletvekilleri, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmalara başlıyoruz.

İlk söz Kamil Okyay Sındır’a aittir.

Buyurun Sayın Sındır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

Sadece bir dakika ilave yapacağım, onu önceden hatırlatayım bütün milletvekillerimize.

CHP GRUBU ADINA KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yürütmenin Değerli Bakanları ve yöneticileri; 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi bütçe, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede, huzur ve refah içinde bir yaşam için, kaynakların…

BAŞKAN – Sayın Sındır, bir dakika izin verin.

Değerli yürütme köşesi, bürokratlar; lütfen, artık yerimize oturalım çünkü salonda uğultu oluyor; konuşmalar başladı, hep birlikte sükûnet içinde dinleyelim.

Buyurun Sayın Sındır.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bildiğiniz gibi, bütçe, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede, huzur ve refah içinde bir yaşam için, kaynakların, gelir ve harcamaların doğru tercih ve önceliklerle en uygun dağılımını düzenleyen bir kanun metnidir.

İktidarlar bütçeyi hazırlar, övgüyle sunar, muhalefet ise bunu denetler, inceler, eleştirir ve daha iyiyi ve güzeli göstererek yapıcı öneriler geliştirir.

Bugün, belki benden alışkın olmadığınız hiciv ve teşbihlerle bezenmiş bir konuşma yapmaya çalışacağım, “Teşbihte hata olmaz.” diyerek peşinen beni bağışlamanızı diliyorum.

Öncelikle, bu bütçenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bugün, 3 önemli Bakanlığımız Meclis Genel Kurulumuzu şereflendirmişler, hoş gelmişler. Ben, bu 3 Bakanlığımıza “3İ Bakanlığı” diye isim vermek istiyorum. Kamu kaynaklarımızın örtülü, gizlenmiş ve fahiş giderleriyle israfın baş sorumlusu olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız, diğer bir deyimle israfın bakanlığı; ithalatla sektörünü kalkındırabileceğini ve çiftçisini, üreticisini, tüketicisini memnun edebileceğini düşünen Tarım ve Orman Bakanlığımız, diğer bir deyişle ithalatın bakanlığı; adında “Gençlik ve spor” gibi dinamizmin ve sağlıklı nesillerin beklentisini taşıyan ancak gençlerimize umutsuzluk, durağanlık, başıboşluk ve yüzde 27’lere varan işsizlikten başka bir gelecek sunamayan Gençlik ve Spor Bakanlığımız, diğer bir deyimle işsiz gençliğin bakanlığı. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, öncelikle, sonradan söyleyeceğimi baştan söyleyeyim: Sayın Cumhurbaşkanımızın da kendisini tabir ettiği gibi, bu bütçeye de yapılabilecek en güzel tanım “şahsım” bütçesi olacaktır. Alice Harikalar Diyarı’nda masalında olduğu gibi, gerçekçilikten uzak, doğrulardan yana olma özelliği taşımayan, hayalci, halkımızı tozpembe bir ülkede uyutma çabası içinde olan, özellikle köy projelerinde olduğu gibi ticari sırlarla bütçe tertiplerinin aralarında sırlanmış ve bir bilmece hâline dönüşmüş çeşitli ödeneklerle gerçekleri örtmeye çalışan bir bilmece ve masal bütçesi. Aslında, şöyle demek belki daha doğru olacaktır: “Şahsım harikalar diyarında bütçesi.” Bakın, neden? 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda bazı ilkeler tanımlanmıştır. İdarelerin stratejik planlarının kalkınma planı ve programlarına uygun hazırlanması, tüm gelir ve giderlerin bütçelerde gösterilmesi, bütçenin denkliğinin sağlanması; açıklık, doğruluk ve mali saydamlığın esas alınması bunlardan bazılarıdır. Oysa bu bütçede çok temel ilkelere dahi uyulmamış olduğunu görüyoruz. 2019-2023 yılları dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı dahi bir yıl gecikmeli yürürlüğe girdi bildiğiniz gibi. Sayıştayın değerlendirme raporlarında da bu ilkelere birçok aykırılıklar olduğunu söyleyen çok sayıda bulgu yer almakta. Yasal olarak “Genel bütçe ödeneklerinin yüzde 2’sine kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesine yedek ödenek konulabilir.” hükmü olsa da 2018 yılında bu oran bütçe kanununa konulan 6’ncı maddeye dayandırılarak yüzde 7,2’yi bulmuştur. Anayasa’nın 161’inci maddesinde yer alan “Harcanabilecek tutarın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle aşılabileceğine dair bütçe kanununa hüküm konulamaz.” hükmü dahi ihlal edilmiştir. Toplam 134 adet kamu idaresine yedek ödenekten aktarma yapıldığı, yıl sonu gelir ve gider tahminlerinin gerçekleşme oranlarında da büyük sapmalar olduğu görülmektedir. Kısacası, görülen o ki Hükûmet kervanı yolda düzmektedir. Aslında, benim güzel bir önerim var: Madem hukuk, Anayasa, kanunlar yok sayılıyor; Sayın Cumhurbaşkanı, namıdiğer “şahsım” bizi de hiç yormasın, hep yaptıkları gibi getirsin bir torba bütçe kanunu, 6’ncı maddesindeki yüzde 10 yedek ödenek üst sınırını yüzde 100’e çıkarıversin, bütün kurumların ödeneklerini koysun tek kalem yedek ödeneğe, yıl içerisinde ne zaman nerede ihtiyaç varsa oraya aktarıversin, olsun bitsin, biz de yorulmayalım. Değerli arkadaşlar, şaka bir yana, böyle bütçe uygulaması olmaz, plansız programsız, çalakalem; biraz ciddiyet diyorum.

Değerli milletvekilleri, bakın, sizlere KÖİ yani kamu-özel iş birliği projeleriyle ilgili birkaç grafik göstermek istiyorum ve üzülerek söylemek istiyorum ki Sağlık Bakanlığının bütçesinin bugün -kırmızı olarak gördüğünüz- yüzde 12,7’lik kısmına tekabül eden kamu-özel iş birliği ödemelerinin 2022 yılında yani yaklaşık üç yıl sonra yüzde 27,8’e çıkacağı Bakanlığın bütçesinde öngörülmektedir. Bütçenin üçte 1’ine varan kısmı sadece şehir hastanelerine kira ve hizmet bedeli olarak ödenmektedir. Sayın Bakanın bahsettiği hasta garantisi evet, yoktur ama kira bedeli vardır, hizmet bedeli vardır. O da rakamsal olarak 21,9 milyar liralık bir ödenek 2022’de bizi bekliyor değerli arkadaşlar.

Tabii, bu yeter mi? Yetmez. Karayolları Genel Müdürlüğümüzün de benzeri bir şekilde, 2017 yılında 4,4 olan, 2018’de 10,2 olan, bu yılın ağustos ayı itibarıyla 19,9 milyar lira olan ve cari transferler içerisinde hane halkına yapılacak transferler ödeneği içerisinde gizlenmiş, sırlanmış olan ödenekler 2022 yılında bütçenin neredeyse yarısına yakın bir kısmını, yüzde 46,7’sini teşkil ediyor.

Aslında, ikisini bir arada değerlendirdiğimizde bu yıl itibarıyla 11 milyar olan bu kamu-özel iş birliği ödenekleri yaklaşık 35 milyara çıkıyor 2022 yılında. Değerli arkadaşlar, bunların vebali üzerimizde kalır ve yarın bir gün geleceklerini çaldığımız, ipotek altına soktuğumuz, yoksulluk ve sefalet içine sürüklediğimiz çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillerimize bunun hesabını veremeyiz.

Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2018 Yılı Sayıştay Raporu incelendiğinde Bakanlığımız, 50’nin üzerinde eleştirilen bulguyla sınıfta kalmıştır. Bunlar arasında usulsüz ihale süreçlerini, ithaline izin verilmeyen hayvan ırklarının ülkeye girişine izin verilmesini, GAP Eylem Planı’nda bulunan projelerin büyük bir kısmının gerçekleştirilmemiş olmasını da söylemeden edemeyeceğim.

Değerli milletvekilleri, Sayın Tarım ve Orman Bakanım; çiftçimiz maalesef borç batağında ve toplam borcu 160 milyar lirayı aşmış durumda. Tarım Kanunu’na göre 2006 yılından bugüne kadar çiftçiye yaklaşık 180 milyar lira eksik ödeme yapılmıştır. Tarımda girdi maliyetleri çok yüksek Sayın Bakan, çiftçinin ürettiği ürünü para etmediği gibi gübreye, ilaca, mazota, elektriğe, suya parası yetmiyor. Üretici; toprağından kopuyor, tarlasına, bahçesine, ahırına gitmekten soğuyor, üretimden vazgeçiyor. İktidara geldiğiniz günden bugüne nüfus artışına rağmen çiftçi sayımızda 700 bine yakın azalma olmuş. Yine, 2002 yılından günümüze ekilen tarım alanlarımızda 3,4 milyon hektar yani Trakya tarım alanının 3 katından daha fazla bir alan tarım dışına terk edilmiş.

Bakın, bu elimdeki pamuk raporu Sayın Bakan. Bu rapor, Bakanlığınız tarafından yayınlanmış bir rapor ve içinde ne yazıyor, okuyorum: “2019 yılında gübre, mazot, ilaç ve işçilik fiyatlarındaki aşırı artışlar nedeniyle artan maliyetler üreticiyi zor duruma düşürmüştür.” diyor Bakanlığınızın raporu, “2018 yılına göre pamuk fiyatlarında ülkemizde yüzde 7 düşüş yaşanmıştır.” diyor bu rapor; bu, itiraf değil de nedir?

Bitkisel ve hayvansal tarım ürünlerinde net ithalatçı olduk, ithalatımız ihracatımızın neredeyse 2 katı. Tarımı kalkındırmak istiyor ve üretim ekonomisini öngörüyorsanız size önerim Bakanlığın bu bütçesini, tarımsal destekleme ödemelerini en az 2-3 kat artırın. Bilimsel bilgiyi üreticiye ulaştıracak olan ve atama bekleyen on binlerce ziraat mühendisini, veteriner hekimleri, gıda mühendislerini, tekniker, teknisyenleri istihdam edin. Araç sayınızı artırın Sayın Bakan, köy köy dolaşan ziraat mühendisleri, uzmanlar olmalı. Üreticileri üretim teknikleriyle örgütleyerek kooperatifleşmeyi güçlendirin. Satış ve pazarlama konusunda, finansman konusunda, lisanslı depoculuk konusunda farkındalık ve bilinç yaratarak aydınlatın.

Sayın Bakan, sizden çok rica ediyorum; ithalatı ve ithal ürünleri öven, teşvik eden ve ithalat sopası göstererek üreticilerimizi tehditle terbiye etmeye çalışan politikalarınızdan vazgeçin. “Paramız var ki ithal ediyoruz.” gibi söylemlerden sakının, olsa da demeyin, kendi zeytin ve zeytinyağımız sizin önderliğinizde tanıtım ve katma değer yaratma desteği beklerken Girit Adası’ndaki zeytinyağını övmeyin. “Çiftçi çok çok çalışır, az az kazanır; bunun genel kanunu ne yazık ki böyle.” demişsiniz Sayın Bakan, demeyin; dediyseniz de bu sözünüzü geri alın, zira bu türden sözleriniz bizi üzüyor, içimizi acıtıyor. Bu ülke hepimizin, çiftçilerimiz de milletimizin gıda egemenliği ve güvencesi adına baş tacımızdır. Onlara, samimi bir şekilde alacağınız karar ve uygulamalarınızla sahip çıkınız.

Sayın Tarım ve Orman Bakanım, “Cumhuriyetin rekorlarını kırdık.” diyorsunuz ya, ben de size bu rekorlardan birkaçını söylemek istiyorum. On yedi yıllık iktidarınız döneminde 102,2 milyar dolarlık rekor dış alım yaptınız. Buğdayda, pamukta, ayçiçeğinde, pirinçte, soyada, kırmızı ette, canlı hayvanda ve daha nicesinde rekor ithalat rakamlarını yakaladınız. Meralarımız boş dururken ve ıslah beklerken saman ithal ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sındır, sözlerinizi bağlayın lütfen.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Sayın Bakan, ihracatımızın ithalatı karşılama oranını bitkisel üretimde yüzde 49,3’e, hayvancılık sektöründe de yüzde 28,05’e düşürerek rekorlar kırdınız. İktidarınızın rekorları saymakla bitmez ama zamanım bu rekor gurur tablosunun tümünü sunmaya yeter değil maalesef.

Ne diyor şair Orhan Veli: “Cep delik, cepken delik/ Kol delik, mintan delik/ Yen delik, kaftan delik/ Kevgir misin be kardeşlik!” Ben de diyorum ki: 2020 yılında yüzde 1’lik zenginler kulübünün ve saray şürekâsının ve tabii ki muhterem “şahsım”ın kevgir bütçesi devletimize, vatanımıza ve milletimize -olabilecek ise- hayırlı olsun. Ama unutulmasın ki elbet bir gün, hem de çok yakın bir gün her şey emin olacak, bu güzel memleketimizde ne ezilen ne ezen kalacak, insanca ve hakça bir düzen mutlaka kurulacak. Yoksulun, işsizin, emekçinin, çiftçinin, esnafın; üreten, katma değer yaratan, yüksek teknolojik üretim yapan ve gelirini emekçileriyle paylaşan sanayicinin, emeklilikte yaşa asla takılmayacakların, 3600 ek gösterge bekleyenlerin, atama bekleyen öğretmenlerin, mühendislerin, mimarların, uzman er, erbaşların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Son cümlem Sayın Başkan.

BAŞKAN – Son cümlenizi lütfen tamamlayın.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – …sağlık, Diyanet, kolluk çalışanlarının, ağaçların, kuşların, börtü böceğin bütçesi elbet olacak, hem de çok yakındır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sındır.

Adana Milletvekili Ayhan Barut. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır Sayın Barut.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli yurttaşlarımız; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

AKP Hükûmeti, on yedi yıldır uyguladığı yanlış tarım politikaları nedeniyle ülkemizi adeta ithalat cennetine çevirmiştir. Bu durum çiftçimizi, üreticimizi, köylümüzü perişan etmiş, üreticileri de ekip biçmekten koparmıştır. Her fırsatta yerli ve millî olduğunu söyleyerek övünen AKP iktidarı, ülkemizi, Sırbistan’dan et, Bulgaristan’dan saman, Kanada’dan mercimek ithal eder hâle getirmiştir. Öyle ki, bu yılın ilk on ayında 7,6 milyon ton buğday ithalatı yaparak tarihî bir rekoru da kırmıştır. “Yerliyiz, millîyiz” diyen bu zihniyet, yerli üreticimizi desteklemeyerek, tarımı kesinlikle gözden çıkarmıştır. Bunun en önemli göstergesi Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine uymamasıdır. Kanuna göre, çiftçinin, 2007 den günümüze dek destekleme alacağı, yaklaşık 318 milyar TL’dir. Peki, Erdoğan’ın verdiği ne kadar? 141 milyar TL’dir. Burada bütçenin sahibi Erdoğan’a soruyorum: Kanuna göre çiftçinin alacağı 177 milyar nerededir? Nerelere harcadınız? Kimlere verdiniz? Garanti müşterili köprü, otoyol, havalimanı ve hastane ihalelerine mi verdiniz? Öyleyse tarladan sofraya gıdayı üreten çiftçinin garantisi olmayacak mı? Kanunu neden çiğniyorsunuz? Meclis iradesini neden yok sayıyorsunuz?

Değerli milletvekilleri, dünyada tarımın desteklenmesi bütün ülkeler açısından önemli ve öncelikli bir durumdur. Mesela, Amerika Birleşik Devletleri’nde 2017’de 34 milyar dolar olan tarım desteklemesi 2018 yılında 44 milyara çıkmıştır. Avrupa Birliği, 2018 yılında 157 milyar euro olan bütçesinin 58 milyar eurosunu yani yüzde 37’sini tarıma destek olarak vermiştir. Peki Erdoğan ne kadar veriyor? 2020 bütçesinin ancak yüzde 2,2’sini, millî gelirimizin ise yüzde 1’i olması gerekirken yarımını dahi vermiyor değerli milletvekilleri. Bu oran, AKP zihniyetinin tarıma bakışını gayet açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor. Üreticinin mazot, gübre, süt yemi, ilaç, tohum, elektrik ve sulama gibi temel girdileri 2002’den günümüze ortalama 7 kat artarak üreticinin belini kırmıştır. Bunun yanında üreticinin ürettiği hiçbir ürün bu oranda artmamış, dolayısıyla köylü ve çiftçi kazanamamıştır. Örneğin son üç yıldır pamuk destekleme primleri bu yıl da dâhil olmak üzere 80 kuruştur. Ay çiçeği, fasulye, nohut, mercimek gibi pek çok üründe destekleme primi değişmemiştir. Girdi kalemlerindeki fahiş artışa karşın Erdoğan destekleme primlerini artırmamıştır.

Arkadaşlar, cumhuriyet tarihinde ilk defa ekim alanları 20 milyon hektarın altına düşmüş, 2002’den günümüze dek çiftçi sayısında 700 bin eksilme olmuş, 2002’de 2,5 milyar lira olan çiftçi borcu toplamda 160 milyara çıkarak tam 64 kat artmıştır. Günün sonuna gelindiğinde ise tarımın desteklenmediğini, üretim alanlarımızdaki küçülmeyle, üretilen ürünlerdeki kayıplarla, çiftçi sayımızdaki azalmayla ve ipotekli tarım alanlarıyla görmekteyiz.

SALİH CORA (Trabzon) – Tarımsal ürünlerdeki ihracatımız ne kadar?

AYHAN BARUT (Devamla) – Yüreğimizi yakan bu acı gerçekler karşısında daha ne söyleyebiliriz, Sayın Salih Bey.

Sayın milletvekilleri, son derece stratejik olan tarım sektörünün vicdanları kanatan ve sızlatan en önemli sorunlarından birisi de atanamayan genç meslektaşlarımızdır. AKP iktidarının önceki bakanlarından Sayın Fakıbaba’nın “10.551 atama” sözü otuz aydan fazla süre geçmesine rağmen hâlen yerine getirilmemiştir. Bir yıl önce tam burada, bu bütçede tekrar Tarım Bakanına sormuştum. Bir yıl boyunca bir arpa boyu yol gidemediğimizi görüyoruz. Şimdi Tarım Bakanına sormuyorum, on yedi yıldır liyakati yok eden, bu bütçenin sahibi Sayın Erdoğan’a sesleniyorum: Tarım Bakanlığını hiç aklından geçirmeyen birisini bakan yaptınız. Tarım Bakanlığını aklından hiç çıkarmayan ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri, su ürünleri ve veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenleri ne zaman atayacaksınız? Sözünüzü tutun ve bu atamaları ne zaman yapacağınızı ilan edin. Buradan belki de Tarım Bakanının da elini rahatlatmış oluruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Barut.

AYHAN BARUT (Devamla) – Tarımda sorunlara çözüm üretmeyecek, borç batağındaki çiftçinin yüzünü güldürmeyecek, sadece ve sadece saray lobisini sevindirecek Erdoğan’ın bütçesine “Hayır.” diyoruz.

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Barut.

Antalya Milletvekili Aydın Özer.

Buyurun Sayın Özer. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA AYDIN ÖZER (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesiyle ilgili görüşlerimi açıklayacağım.

Osmanlı’nın son dönem filozoflarından Sakallı Celal’e “İşler niye kötüye gidiyor?” diye sorarlar. O da der ki “Görevliler bilgisiz, bilgililer görevsiz olduğu için.” İnanıyorum, bu dönem yaşasaydı yine aynı tespiti yapardı. (CHP sıralarından alkışlar)

Önümüzde Tarım Bakanlığı bütçesi; yüksek girdi maliyetleri altında ezilen çiftçiye derman değil, gıda güvenliği ve egemenliği konusu umurunda değil; üretimi planlama ve teşvik etme derdi değil. Demek ki bu bütçeyi hazırlayanlar tarım alanlarındaki vahametin farkında değil. Sanki bu bütçeyi hazırlayanlar başka bir gezegenden gelme de bu dünyadan değil.

Tarım Şûrası yaptılar geçen ay. Bakan dedi ki: “Alınan kararları uygulayacağız.” 60 maddelik sonuç bildirgesi yazıldı. Baktık, yıllardır söylediğimiz sorunlar: “Stratejik üretim, bütüncül ve entegre yöntem; sektörün yapısını iyileştiren, doğal kaynakları ve çevreyi koruyan, aktif, çiftçi odaklı, yönlendirici bir destekleme sistemi.” vesaire.

Arkadaşlar, tarım ülkesinde ayağınızı kırmızı toprağa değdirmekten imtina eder, galoş giyerseniz üreticinin gözünde inandırıcılığınız kaybolur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, nüfus yaklaşık yüzde 26 artmış, tarım alanları yüzde 13 azalmış 2002’den beri. 3 Trakya büyüklüğündeki arazimiz ekim dışı kalmış. Çiftçi sayımız, 2002’den beri yüzde 26 azalmış yani 500 bin çiftçimiz ekim dışı kalmış, çiftçiliği bırakmış.

Arkadaşlar, bu oranlar diyor ki: Türkiye karnını doyurmakta zorlanır hâle geldi, üretici ürettiğinden kazanamaz hâle geldi.

Değerli milletvekilleri, seçim bölgem Antalya bilindiği üzere örtü altı tarımın kalbidir. Maalesef seracılarımız her geçen sezon darboğaza sürükleniyor. Rusya pazarı giderek daralıyor. İran’dan alışveriş yapmaya başladılar, bilginiz var mı? Geçen yaz burada söyledik, Orta Doğu’da ihracatta büyük sıkıntı var. Irak, Suudi Arabistan pazarı daraldı dedik, kapıları açtırmalıyız dedik, yaz seracısı batıyor dedik, dinlemediniz; yaz seracılığını batırdınız.

SALİH CORA (Trabzon) – Tarımsal ihracat ne kadar?

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – 17 milyar…

AYDIN ÖZER (Devamla) – Şimdi dinleyin bari: Dondurma yediğiniz Rusya’yı, İran’la ilişkisinden döndüremezseniz, yaptığınız diğer pazarlıklara bu konuyu ekleyemezseniz, kış seracılığını da batıracaksınız.

Öte yandan, Antalya’da tropikal meyve üreticiliği ise umut vaat ediyor. Yıllar önce başlanan muz üreticiliğindeki başarı gibi avokado ve mangoda da aynı başarıyı niye göstermeyelim? Orman vasfını kaybetmiş arazilerde bu meyvelerin üretim ve çeşitliliği desteklenebilir. Böylece sadece sarayda sosyete değil tüm yurttaşlarımız da ejder meyveli smoothie içebilirler.

Değerli milletvekilleri, dünyanın pek çok ülkesinde çiftçilik giderek zorlaşıyor. Mazottan gübreye üretim maliyetleri hızla artıyor ancak büyük oranda devlet desteklemeye gidiyor. Bizde ise kanunla belirlenmiş olanlara bile destekleme yapılmıyor. Pek çok ülkede çiftçiler, ithalatın değil yerli ürünlerin tercih edilmesini istiyor. Vergilendirme ve şirketleşme politikalarına isyan ediyor ama o çiftçiler örgütleniyor, demokratik yollardan haklarını arayabiliyorlar. Bizde ise üretici örgütleri zayıflatılıyor, AK PARTİ politikalarıyla darmadağın ediliyor. Bizim çiftçimiz hak arayamıyor. Aradığında ise “Ananı da al git.” deniyor, “terörist” deniyor, hain ilan ediliyor. Bizim çiftçimiz sesini bile duyuramıyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Külliyen yalan.

AYDIN ÖZER (Devamla) – Arkadaşlar, şu konuya dikkat çekmek isterim: Tarımsal faaliyetlerde, iklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması veya kirlenmesindeki etkilerine duyarsız kalınmamalıdır. Tarım ilaçları, yani pestisitler, kontrolsüz bilinçsiz ve gereksiz yere kullanılmamalıdır. Bakanlığın bu konuya özel ve gayretli bir çalışma göstermesi gereklidir. Çevre dostu üretim, doğayı ve hayvan refahını koruyan çiftçilik özendirilmelidir. Tarım politikasını belirlerken, çevremiz, doğamız ihmal edilmemelidir. Acilen havza planlaması, toprak verimi, haşere mücadelesi, meteoroloji takibi, ata tohumu ve akılcı üretim programıyla donatılmış bilimsel üretime geçilmelidir.

Sayın Bakanım, tarım zincirinin önemli halkalarını oluşturan gıda ve su ürünleri mühendislerinin, ziraat mühendislerinin, veteriner hekimlerin, tekniker ve teknisyenlerin 2017 Temmuz ayından beri atamaları yapılmamaktadır. Önceki Bakan tarafından 10.550 personel alımı yapılacağı sözüne ve devlette devamlılık esasına karşın, iki buçuk yıldır atama yapılmamasının sebebi nedir? Tarafınızdan, bir yıl önce 2 Bakanlığın birleştirilmesi çalışması sonrası, alım yapılacağı dile getirilmiş olmasına karşın, bu süreçte atama yapılmasını kim engellemiştir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın Sayın Özer.

AYDIN ÖZER (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Hayvansal üretimden bitkisel üretime, toprak analizine, gıda maddelerinin denetlenmesine, su ürünleri üretimi ve yan sanayisine kadar eğitimli insan gücümüz neden devlet tarafından kullanılmamaktadır? Sekiz ayda atama yapılmazsa KPSS puanlarının geçersiz kalmasından endişe edenlere bir sözünüz var mıdır?

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Özer.

Okan Gaytancıoğlu Edirne Milletvekili…

Buyurun Sayın Gaytancıoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta Yerli Malı Haftası, unuttuğunuz bir hafta. Yerli Malı Haftası’na başlarken siz çok kötü başladınız. Dün, 1 milyon ton sıfır gümrükle buğday ithalatını 1,5 milyon tona çıkardınız, Yerli Malı Haftası’nda bunu yaptınız.

Size bir şeyleri hatırlatmak istiyorum: Bakın, tarım politikası dediğiniz nedir biliyor musunuz? Tarım politikasının tam dört ayağı vardır: Birinci ayağı, çiftçilerin ekonomik yaşantılarını iyileştirmektir. Çiftçimizin ekonomik yaşantısı mı var? Borç içerisinde yüzüyorlar. Tarlaları, traktörleri, ahırları, inekleri hepsi ipotekli. Demek ki siz çiftçinin ekonomik yaşantısını iyileştirememişsiniz.

Peki, ikinci ayağı nedir? Refah düzeyini yükseltmek. Çiftçilerimiz refah içinde mi yaşıyorlar? Hayır. On yedi yıldır uyguladığınız politikalar neticesinde köyden kente göç ettiler, büyükşehirlerin varoşlarında yaşıyorlar, refahları ciddi anlamda düştü. Bir de kökeniniz Refah Partisi, oradan geliyorsunuz ama refah düzeylerini yükseltemediniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Nasıl bağladın buraya? Siz de Halk Partisisiniz ama halk malk yok yanınızda yani.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Üçüncü ayağı nedir? Üçüncü ayağı, tarımsal üretimi kamu yararına düzenlemek. Kamu hepimiziz. Yani üreten bir ülke Türkiye, bir tarım ülkesi. Bu coğrafyada her şey yetişiyor ama siz üretimi maalesef kamu yararına düzenleyemiyorsunuz. Her şeyi ithal etmeye başladık. Ya, Türkiye ne ithal eder biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim: Kahve ithal eder, onun dışında bir şey ithal etmez. Her şey bizde yetişiyor, hepsi de verimli yetişiyor. Yani bu yetişen ürünlere destek verirsiniz… Ama destekleri vermiyorsunuz. Kime destek verdiğinizi biliyoruz.

Bakan biraz sonra çıkacak diyecek ki: Biz bütçeyi artırdık. Evet, artırdınız, enflasyon oranında artırdınız. Biraz daha destek yaptınız ama yetmez, yasayla verilmesi gereken desteği yıllardır vermediniz. Çiftçinin borcu gün geçtikçe arttı. Demek ki tarımsal üretimi de kamunun yararına düzenleyememişsiniz; üreten bir ülke gitmiş tüketen bir ülke gelmiş, ithalatçı bir ülke gelmiş.

Dördüncü ayağı, tüketicileri aşırı fiyat artışlarından kurtarmaktır. Yani gıda ucuz olmalı, bol olmalı ve güvenilir olmalı. Şimdi, “Gıdaya güveniyor musunuz?” diye sokaktan geçen kime sorarsanız sorun; soru işareti. “Bol mu?” “Alamıyorum.” “Güvenilir mi?” “Fiyatlar nedir?” “Çok yüksek.” Yani “gıda enflasyonu” diyorsunuz, gıda enflasyonunu kendiniz yaratıyorsunuz. Neden? Dünyanın hiçbir ülkesinde tarımsal üretimde elektrik bu kadar pahalı olmaz, dünyanın hiçbir ülkesinde tarımda kullanılan girdiler; gübre, ilaç, mazot, tohum, yem pahalı olmaz. Siz bunların fiyatlarını artırıyorsunuz, artırmanız gereken ürün fiyatlarını nedense artırmıyorsunuz. Yani güzel bir kamu politikasıyla alımlar yapabilseniz, alımları düzenleyebilseniz, desteklemeleri zamanında ödeseniz diyoruz. Ya, dilimizde tüy bitti, artık utanıyoruz; buzağı desteklerini hâlâ ödemediniz ya. 2018’in buzağı desteklerini niye ödemiyorsunuz, para mı yok? Bu kadar da olmaz yani! Ondan sonra et ithalatı yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: “2020 de vallahi billahi yapmayacağız.” Yapmayacaksınız tabii; doldurdunuz her tarafı, depolar dolu, stoklar dolu. İnsanlar artık yemekten vazgeçti, tüketmekten vazgeçti. Demek ki siz, tüketicileri aşırı fiyat artışlarından da koruyacak politikaları geliştirememişsiniz. Yani niye geliştirememişsiniz? Çünkü bu yönde bir politikanız yok, sizin politikanız günübirlik. “Eyvah -ne sıkıntısı var- buğday sıkıntısı var, hemen ithalat yapalım.” “Bu ülkede buğday ekim alanları neden azaldı, neden ben sulama altyapısını güçlendiremiyorum?” diye politikalar yapıyor musunuz? “Gelin, hep beraber bunları çözelim.” diyor musunuz? Hayır, çözmüyorsunuz.

Peki, çiftçi ne yapıyor? Çiftçi ne yapsın; çiftçinin başka bir işi yok, gidebileceği başka bir yer yok çünkü babası bu ülkede yaşıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Gaytancıoğlu.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) – Niye? Bu ülkeyi kuranlar zaten çiftçiler; Kurtuluş Savaşı’nda onlar vardı, Çanakkale’de onlar vardı. E, Atatürk de onlara “efendi“ dedi. Şimdi efendiyi, efendi gibi yaşatmak var… Efendiyi sefil hâle getirdiniz, efendi borçlandı. Üretmek istiyor, başka yaptığı bir iş yok, tarlası müsait, bahçesi müsait, babadan kalma yöntemlerle üretmeye çalışıyor. Sizin ona teknoloji götürmeniz lazım.

Bir sürü ziraat fakültesi, veteriner fakültesi açmışsınız ama çoğu işsiz.

Atama yapmanız lazım, hâlâ bir haber yok. Soruyoruz, bir cevap bile vermiyorsunuz. Ya, genç bunlar; bunları gönderin, tarlaya gitsinler, ahıra girsinler, birlikte üretim yapsınlar. Destekleme verin. “Genç Çiftçi Projesi” diyorsunuz, hayvanları dağıtıyorsunuz; çoğu hastalıklı. Yani siz tarımı yönetemiyorsunuz, teknik anlamda da yönetemiyorsunuz, siyasi anlamda da yönetemiyorsunuz. İflas etti tarım politikanız, gerçekten iflas etti. Ama bu böyle gitmez, gitmiyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gaytancıoğlu.

Mersin Milletvekili Sayın Cengiz Gökçel, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Türk tarımı can çekişiyor, çiftçiler kan ağlıyor ama Tarım Bakanını dinleyince her şey tozpembe, her yer güllük gülistanlık.

SALİH CORA (Trabzon) – Hangi ülkeden bahsediyorsunuz?

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Tarımın sorunu aslında çözülmeyecek bir sorun değil, sadece bu iradeyi göstermek gerekiyor arkadaşlar. Sorun çözmek için uzmanlar projeler üretiyor, Bakanlık her yıl milyonlarca lira bütçe ayırıyor ama iş uygulamaya gelince, Bakanlık kendi projelerine bile sahip çıkmıyor. AKP iktidarları sorunu çözmek yerine ötelemeyi seçiyor, ithalatçı bir politika izliyor. Ne ithal ediyoruz? Bütün tarım ürünlerini ithal ediyoruz arkadaşlar. AKP döneminde ithalatçı bir ülke olduk maalesef. Anadolu toprakları buğdayın ana vatanı. Siz bu topraklarda çiftçimizi desteklemiyorsunuz, girdi maliyetlerini düşürmüyorsunuz; Toprak Mahsulleri Ofisini, çiftçinin ihtiyacı olduğu zamanda, hasat döneminde devreye sokmuyorsunuz ithalatta kullanıyorsunuz hem de buğday hasadının başladığı ilk ayda.

SALİH CORA (Trabzon) – Buğday ithal etmiyoruz, yalan konuşuyorsun.

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Arkadaşlar, Türkiye’de buğday hasadı Çukurova’da haziran ayının başında başlar. Siz tam çiftçinin buğday fiyatı oluşacağı zamanda ithalat silahını çekiyorsunuz, buğday üreticisini öldürüyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Aslında sorunun sizden kaynaklandığını kendi raporunuza da koymuşsunuz yani Bakanlığınızın sitesinde sorunları da bir bir tespit etmişsiniz.

Hayvan yetiştiriciliğinde durum farklı mı? Hayır. Hayvan üreticilerini de yeterince desteklemiyorsunuz, destekleri zamanında vermiyorsunuz, hayvan ithal etmek zorunda kalıyorsunuz. Küçük çiftçi zaten bitmişti, küçük çiftçiyi koruyacak müdahale kuruluşunu ortadan kaldırmıştınız, sıra şimdi sanayiciye geldi. Sayın Bakan, Türkiye’nin ilk beyaz peynir fabrikası hangisidir biliyor musunuz? Yörsanın Balıkesir’de açtığı fabrikadır. Dört yıl önce Dubaili şirkete satıldı Yörsan, şimdi fabrika kapatılıyor. Mesele sadece Yörsanın kapanması değil, Yörsana süt veren binlerce üreticinin mağdur edilmesidir. Bilmiyorum bu sizi ilgilendiriyor mu? Sizin bu yanlış politikalarınız devam ederse, Allah bilir Yörsan gibi daha kaç fabrika kapanacak. Oysa, fabrikalar yurdumuzun demir ağlarıdır. Onuncu Yıl Marşı’na konu olan, sadece, sizin anladığınız demir yolu değil, fabrikalardı, sanayi kuruluşlarıydı. Kırsal kalkınmanın lokomotifi, çiftçinin güvencesidir bu demir ağlar. “Her bölgenin kendi ürün desenine uygun sanayisi olmalı, çiftçi ürettiğini fabrikalarda işleyip kazanmalıdır.” diyerek kuruldu bu demir ağlar. Siz ne yaptınız, siz ne yaptınız? Üretimin lokomotiflerini bir bir kapattınız, yandaşlarınıza sattınız; arazilerine göz dikip rant canavarına kurban ettiniz; 3 yandaşınız 5 kazansın diye binlerce çiftçiyi topraklardan uzaklaştırdınız; geçinemeyen köylüyü şehre göç etmeye zorladınız; kendi çiftçimizi bitirme pahasına çiftçimizin hakkını yediniz ama Çad’da kalkınma projesi yapıp yabancı çiftçilere susam üretsin diye destek veriyorsunuz. Bu desteği Türk çiftçisinden neden esirgiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Benim çiftçimin 2002 yılından bu tarafa piyasa ve bankalara borcu ne oldu biliyor musunuz?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakan dinlemiyor. Sayın Bakan...

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) - Sayın Bakan, Sayın Bakan, lütfen… Burada sizi ilgilendirecek çok önemli bir konu var. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SALİH CORA (Trabzon) – Genel Kurula konuş, Genel Kurula hitap et!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bakana bakarak söyle!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Sayın Bakan duyuyor, kulakları var!

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) - 2002 yılından bu tarafa Türk çiftçisinin borcu ne oldu biliyor musunuz? Ben size söyleyeyim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bu tarafa dön! Meclise dön, Meclise!

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) - Meclise de söylerim: 2002’de 4 milyar borcumuz vardı, şu anda çiftçinin borcu 160 milyar lirayı geçti. Yani çiftçimiz 40 kat borçlandırıldı. Bundan haberiniz var mı? (CHP sıralarından alkışlar) Bu çiftçi borçlarını yapılandıralım, çiftçiyi borç baskısından kurtaralım diyoruz ama iktidarınızdan tık yok.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Bağırınca ne olacak? Niye bağırıyorsun?

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Çiftçiye gelince tık yok ama Simit Sarayına gelince Ziraat Bankasının vallahi parası çok. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Bağırma, bağırma!

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Biz diyoruz ki: Tarımda destek yeterli değil; girdi maliyetleri yüksek, çiftçi üretimden kaçıyor, elektrik parası 2 katına çıktı, mazot fiyatları çiftçinin altından kalkamayacağı kadar arttı ama siz çiftçiye kendi verdiğiniz sözü bile tutmuyorsunuz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Mazot desteğini kim verdi ilk?

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Kendi çıkardığınız Tarım Kanunu tarıma en az…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Gökçel.

Buyurun.

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Sayın Bakan, benim de seçim bölgem olan Mersin’de dünyanın en kaliteli narenciyesi yetişiyor. Narenciye yetiştiricisi kan ağlıyor; 60 kuruşa sattığı narenciye ürününü dekarına 750 lira su parası vererek yetiştiriyor. Değerli arkadaşlar, 1980’li yıllarda narenciye ihracatının tonuna 150 dolar seviyesinde destek veriliyordu, bugün bu destek sıfırlandı; bunu siz yaptınız Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Bakan…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bağırınca ne oluyor?

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Ben köylüyüm de ondan bağırıyorum, çiftçiyim; affedersin, şeyim yanlış. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Böyle bağıramazsın ya!

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Biz buğdayı, baklagilleri, yaş meyve ve sebzeyi ihraç ederdik; kıl keçisini, koyunu, büyükbaş hayvanı ihraç ederdik; çiftçi üretip ihraç etmeyi özledi. İnanın şuna: Türk çiftçisi ilk seçimlerde vallahi de billahi de sizi ihraç edecek, bunu unutmayın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gökçel.

Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun…

Buyurun Sayın Aygun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen değerli vatandaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Atalarımız ne güzel demiş: “Toprağı işleyen ekmeği dişler.” Maalesef topraklarımızı artık işleyemiyoruz ve çiftçimizi toprakları işlemekten küstürdük. Bakınız, AK PARTİ iktidarı, üreten değil ithal eden Türkiye istemektedir. “Paramız var ki ithal ediyoruz.” diyorlar. Ya, bu açıklama bizlerin canını acıtıyor. Yine bakınız, çiftçimiz ve vatandaşlarımız 2002 yılına göre büyük ölçüde fakirleşti. Gelir hesabı yumurta hesabıyla yapılmaz arkadaşlar; gelir hesabı, altınla yapılır, dolarla yapılır. Bakınız, 2002 yılında çeyrek altın 31 liraydı, o gün 134 kilo buğday sattığında bir çeyrek altın alıyordu çiftçimiz; bugün geldiğimiz noktada ise bir çeyrek altın alması için satması gereken buğday 330 kilo yani çiftçimiz 2,5 kat fakirleşmiş.

Yine, bakınız, Cumhurbaşkanı Yardımcısı dedi ki: “Asgari ücreti en yüksek noktaya çıkardık.” Bakalım, 2002’de 184 lira asgari ücret, bugün 2.020 lira; 184 lirayla 6 tane çeyrek altın alırken bugün 4,4 tane alıyoruz. Demek ki bizleri fakirleştirdiniz arkadaşlar. Hayallere artık “Dur.” demek gerekiyor.

Bakın, geçen yılın patates soğanı… Evet, bunlar kimdi? Gıda teröristiydi, gıda teröristi. Stokları, depoları bastınız. Ama şimdi geldiğiniz noktada ise kimse patates soğan üreticisini sormuyor. İşte, patates, soğanın hâli burada; çöplerde arkadaşlar. “Gıda teröristi” deyip geçen yıl çiftçileri stokçu yaptınız, terörist yaptınız. İki teröristi size, Meclise getirdim; buyurun, patates, soğan. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine, bakınız, çiftçimizin borcu yüzde 90 arttı arkadaşlar. Tarım arazileri yüzde 90 ipotekli hâle geldi. 2002 yılında 2 milyon 580 bin çiftçi varken kayıtlı, o zaman 2,5 milyar lira borç vardı; bugün 115 milyarı aşmış borç, artmış ve çiftçi sayısı aşağı düşmüş. Bakınız çiftçinin borcunu 116 milyara getirdiniz yani çiftçinin borcu 2002’de bin lirayken bugün 50 kat artırdınız, 50 kat artırdınız.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Yalan, yalan!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla)- Kimin eseri? Sizin eseriniz arkadaşlar.

Yine, bakınız, Erzurum ve Erzincan’dan geldim Sayın Bakan, değerli vekiller. Erzurum ve Erzincanlı çiftçilerimizin size selamları var sayın vekil arkadaşlarım. Bir gidin görün. İspir’deki tarım köylerindeki çiftçilerin düşmüş olduğu icra dosyası bu. Yine, Erzincan Tercan’daki Ziraat Bankası mağdurlarının icra dosyası bunlar. Uyumayın, gözünüzü açın, çiftçi perişan.

SALİH CORA (Trabzon) – Erteliyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Ama siz ne yapıyorsunuz? Çiftçi ekiyor, kim biçiyor? Bankalar biçiyor arkadaşlar.

Bakınız, geldiğimiz noktada, bir Tarım Şûrası yaptınız...

SALİH CORA (Trabzon) – Uğradın mı? Niye katılmadın?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Tarım Şûrası’nda biz de çok şey bekledik ama Tarım Şûrası’nda dağ fare doğurdu; çiftçinin ne bir girdi maliyetine ne bir borcuna ne bir tarımsal desteğine çözüm bulduk. Sadece “Yapacağız, edeceğiz.” hayalleriyle çarpıştık. Gene bakınız, geldiğimiz noktada 10.551 ziraat mühendisimizi hâlâ atamadık, atamayı da düşünmüyoruz; bakınız, siz kıyıma da devam ediyorsunuz. Dün Resmî Gazete’de, 1,5 milyon tona çıkan buğday ithalatı, mısır ithalatı, bakliyat ithalatı… Belgeler bunlar arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı Resmî Gazete’de yayımlanan, çiftçinin bitişinin noktası bu arkadaşlar. Siz bunlara kulak asmıyorsunuz.

Yine, bakınız, dün Dışişleri Bakanına sordum. Ya nasıl, Tarım Bakanlığı tarımla ilgili ithalatta -bana göre- dışarıda kalıyor, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tali bakanlık, Dışişleri ana bakanlık oluyor? Tarım Bakanımız çıkıp diyor ki: “Ben et ithalatı yapmadım.” Evet, Sayın Bakan doğru söylüyor; ne Sırbistan’dan ne Sudan’dan yapılan et ithalatında imzası yok; yapan Ticaret Bakanlığı. O zaman Tarım Bakanlığına da düşen kepengi indirmektir arkadaşlar. Sayın Bakan, kepenginizi indirin lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

Yine bakınız, geldiğiniz noktada Sudan’dan et ithal ediyoruz, ya bardo, at, eşek, katır -kesilmiş et- nedir arkadaşlar?

SALİH CORA (Trabzon) – Kafadan atma ya!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) - Sudan’a seyahat etmek isterseniz bir sürü aşı oluyorsunuz. Sıtmasından, kolerasından, hepatit A, hepatit B… Ya, hijyenin olmadığı ülkeden siz nasıl eti, atı, unu getireceksiniz? Hani biz Sudan’dan 780.500 hektar arazi kiralamıştık, gurur duyuyorduk; biz oraya tarımı götürecektik, modern tarımı öğretecektik ama geldiğimiz noktada modern tarım üreticilerimiz ülkede şu anda un, makarna, domates… 2 milyon yumurta, evet, yumurta üreticilerimiz perişan, 2 milyon yumurta, bal ithal edeceğiz.

Yine bakınız, geldiğimiz noktada bir sürü sorunumuz var ama maalesef Bakan bunlara kulak asmıyor, kulaklarını tıkıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Aygun, bağlayın sözlerinizi.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Sayın Bakan, bakınız, sizler ejder meyvesiyle yaşamayı, ejder meyvesi yemeyi düşünüyorsunuz ama şu Simit Sarayı, evet, Simit Sarayına göstermiş olduğunuz hassasiyeti, ben, millî tank fabrikamıza göstermenizi isterdim. (CHP sıralarından alkışlar) 500 milyon dolar için -50 milyon doları bulamadınız, Tank Paleti peşkeş çektiniz- geldiniz, Ziraat Bankasından kurtarıyorsunuz. Ziraat Bankasının asli görevi çiftçiyi kurtarmak, Tank Paleti kurtarmaktı, Simit Sarayını değildi. Evet, simidin hammaddesi un, buğday, susam, ayçiçek, bitkisel yağ. Siz, çiftçiyi kurtarmanız gerekirken, gittiniz nihai ürünü kurtardınız. Burada sanayiciyi değil, millî tank fabrikasını kurtarmanız gerekiyordu. 50 milyon doları bulamadınız ama 500 milyon doları buluyorsunuz. Yazıklar olsun size! (CHP sıralarından alkışlar)

Bir de bakınız, millet ekmek derdinde saray kremalı pasta derdinde. Şatafatınızla, israfınızla milletin gönlünden koptunuz. Artık yolcusunuz diyoruz.

Yine, bakınız, bizler üreterek büyüyen Türkiye için mücadele edeceğiz diyorum. Saygılar sunuyorum. Sizi halkımızla, çiftçilerle baş başa bırakıyorum. İnşallah, bölgenize gidersiniz; Erzurum’daki, Erzincan’daki çiftçilerin olduğu gibi sizlere de selamları var diyorum. Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aygun.

Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Taşcıer.

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA GAMZE TAŞCIER (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, hep söylüyoruz “Gençler bizim geleceğimiz.” diye. Aslında, bugün, Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesini görüşürken bir anlamda da Türkiye’nin geleceğinin bütçesini görüşüyoruz.

Ben, sizlere birkaç genç örneğimden bahsetmek istiyorum; hani bu kulak arkası ettiğiniz, her 4’ünden 1’inin işsiz olduğu ve “İş beğenmiyorlar.” dediğiniz gençlerden bahsetmek istiyorum. Geçen hafta bir öz geçmiş geldi; ismi Ahmet. Ahmet, 2 üniversite mezunu, yüksek öğrenimini yapmış, hani sizin o on yedi yılda dört duvarını yapıp üzerine tabela koyduğunuz üniversitelerden de değil, iyi üniversite mezunu Ahmet ve öz geçmişinin altında şunu yazmış: “Ne iş olsa yaparım.”

Merve, endüstri mühendisliği mezunu. İki yıl boyunca kendi mesleğini yapabilmek için iş aramış, bulamamış, bir yere kasiyer olarak başvurmuş “Çok kalifiyesin.” demişler, AVM’ye başvurmuş satış elemanı olarak, tecrübe istemişler. Tabii herkes annesinin karnından tecrübeli olarak doğmuyor ama Merve bu işsizlik yüzünden annesinden doğduğuna pişman olmuş durumda.

Berkay, 25 yaşında, gazeteciliği bitirdi, sağa gitti sola gitti, iş yok. En sonunda da şimdi bir köftecide ekmeğin içini alıp ustasına veriyor, akşam da yerleri silip kepenk kapatıyor.

18 yaşında üniversiteye girerken, tercihlerini yaparken hiçbir gencin -ne Ahmet’in ne Merve’nin ne Berkay’ın- hayali bu işleri yapmak değildi. Bu çocukları kandırdınız arkadaşlar, hayalleriyle oynadınız. “Her yere üniversite açacağız.” dediniz, heyecanla buralara giren gençlere mezun olduktan sonra “Her üniversite bitiren iş bulacak.” diye bir şey yok dediniz. Şimdi onlar hayal kırıklıklarıyla kaldı.

Ben onlar adına size soruyorum: Bu gençler ne yapsın? Bu ülkede genç işsizliği yüzde 26’nın üzerinde. Çalışanlar da -anlattığım gibi- kendi işlerini yapamıyorlar. On yedi yıllık -iktidarınızda ki en büyük eseriniz- koca bir kayıp nesil yarattınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Bir araştırma yapılıyor, gençlere en büyük hayalleri soruluyor. Büyük bir kısmı “Gitmek.” diyor. Sayenizde gençler hayal kurduğu topraklarda bile yaşayamaz hâle geliyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Kaç milyon istihdam sağladığımızı biliyor musun?

GAMZE TAŞCIER (Devamla) – Memleket toprağında yeni filizler değil, umutsuzluk büyüyor. Geçen yıl 136.740 genç yurt dışına göç etti. Yurt dışına okumaya gidenler arasında yapılan anketlerde yüzde 72’si kendi ülkesine geri dönmek istemiyor. Gençleri kendi ülkesinde gelecek hayali kurduramayan bir ülke nasıl kalkınacak? Diyorsunuz ki: “Bu gençler ne istiyor?” Gençler, okumak için sigortasız, merdiven altı yerlerde çalışırken kolunu makineye kaptırıp iş cinayetlerine kurban gitmek istemiyor. Açlık sınırının 2.103 lira olduğu bir ülkede, 2.020 liralık asgari ücretle açlığa mahkûm edilmiş bir hayat yaşamak istemiyor. KYK borcunu ödeyemediği için aldığı üç kuruş parasına haciz gelirken, sarayın 268 aracı varken yerine 28 tane yeni araç alınmasının haberini duymak istemiyor. Gençler, iş bulmak için milletvekillerinin kapısına gelip onlara CV uzatmak istemiyor. Gençlerin hayalî zengin olmak değil, insanca yaşamak. (CHP sıralarından alkışlar)

Tabi gençler derken, siz, gençleri de ayrıştırdınız, sizin gençleriniz tabii ki ticaret dehası. Maşallah, hepsinin gemicikleri var, ticaretleri son derece değerli, en pahalı saatleri takıyorlar, pahalı arabalarla, pahalı yatlarla sosyal medyalarında en güzel pozları veriyorlar; bunlar sizin gençleriniz. Benim bahsettiğim gençler, yıllardır sizin eseriniz olan, bu ülkede eşit olmak istiyor, özgür olmak istiyor, adil olmak istiyor, insanca yaşamak istiyor. Gençler ne istiyor biliyor musunuz, değerli milletvekilleri? Gençler, hayal kurabilecekleri bir Türkiye istiyor. Gençler, sizin yönetmediğiniz bir ülke istiyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Taşcıer.

Bartın milletvekili Aysu Bankoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Bankoğlu.

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sevgili genç arkadaşlarım; gönül isterdi ki Genel Kurulda gençler için tozpembe bir tablo çizelim ama ne yazık ki mümkün değil.

Bakın, gençler artık sizin bildiğiniz 70’lerin, 80’lerin, 90’ların gençliği değil, milenyum çağının gençliği bu gençlik ve koşullar ne olursa olsun dünyayla bağlantı hâlindeler. Siz her ne kadar Wikipedia’ya erişmelerini engelleseniz de, bir “tweet”le onları gözaltına alsanız da, her türlü bilgiden haberdarlar. Ülkenin genç nüfusunun önemini de, var olan işsizliği de biliyorlar değerli arkadaşlar. Bu ülkenin gençlerinin çok büyük bir sorumluluğu var: Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu ülkeyi gençlere emanet etti. (CHP sıralarından alkışlar) Biz bu emanete sahip çıkmak zorundayız. Biz bu sorumluluğun farkındayız ama sizin farkında olup olmadığınızdan endişeliyim ne yazık ki çünkü bugün her 4 işsizden 1’i üniversite mezunu. Ama sizin partili Cumhurbaşkanınız ne diyordu? “Efendim, işsizlik var, olabilir. Her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir şey yok.” Aslında demek istiyor ki: “Boşuna okuyorsunuz, ben üniversiteyi açarım, siz başınızın çaresine bakın.” Yani neresinden tutsak elimizde kalıyor değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Gençler bunu hak etmiyor, biz bunu hak etmiyoruz.

Hayaller ve gerçekler tablosuyla aslında karşı karşıyayız. Düşünün, Türkiye'de 207 tane üniversite var, süpermarket açar gibi üniversite açarak ülkeyi getirdiğiniz hâl belli. Gençler kendini mutsuz, umutsuz, daha da kötüsü baskı altında hissediyor. Sonuçsa beyin göçü. 2018 yılında yaklaşık 140 bin kişi yurt dışına göç etmiş ve bunların çoğunluğu genç. Her ne kadar bu kürsüden bunu siz, daha önce de Sayın Bakanınız reddetmiş olsa da gidiyorlar değerli arkadaşlar, hem de geri dönmemek üzere gidiyorlar.

Genç işsizlik oranı yaklaşık 3 milyonla yüzde 30’a dayandı, cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdınız. Sayenizde gençler geleceklerini öngöremiyorlar, hayal bile kuramıyorlar, hayal. Sizi kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Sonunda gençlerden bir ödülü hak ettiniz değerli arkadaşlar, işsizlik ve mutsuzluk 1’inciliği ödülü. Sizi tebrik ediyorum, Oscar’lık oldunuz, Oscar’lık diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Tüm gençlere seslenmek istiyorum: Ailenizin alın teriyle ödediği paralar size harcanmıyor değerli arkadaşlar. Bu Meclisten her türlü vergi, verginin de ek vergisi kararları çıkacak ama gençler kendine iş bulmakla, vergi vermekle, itaat edip susmakla mükellef olacak, öyle mi? Kusura bakmayın ama gençler artık bunu kabul etmiyor, yemiyor; yemiyoruz. Sizin gibi de kandırılmayacağız değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bütçe, yine, AKP’nin istediği yandaşlara, betona, Kanal İstanbul’a harcanacak ama gençler bunu unutmayacak. Siz de bu konuşmamı unutmayın lütfen.

Hiç kimseye bunun hesabını vermeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz ama sizin yönettiğiniz bu düzeni de bu umutsuzluğu da sona erdirecek bu gençler çünkü biz çok kalabalığız ve tahmin ettiğinizden daha güçlüyüz. Tam da bu sebeple her seçimde eklenen genç seçmenler AKP Hükûmeti için büyük bir korku sebebi, bunu biliyoruz. O yüzden katillerden çok “tweet” atanların peşindesiniz. O yüzden tren kazasında canlarını kaybeden acılı ailelerin peşindesiniz. O yüzden katledilmek istemeyen kadınların, haklı protestolarında bile gazla, copla, ters kelepçeyle gençlerin peşindesiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hangi gençlerin? Niye böyle söylüyorsunuz?

AYSU BANKOĞLU (Devamla) – Gençlik isyan ediyor, isyan! Artık size inanmıyorlar! (CHP sıralarından alkışlar) Samimi değilsiniz, riyakârlığınızdan da bıktılar. Bu uykudan uyanın ve sokağı dinleyin artık! Gençlerin yüzüne bir bakın, gülemiyorlar ama inatla sizin görevinizi yapmanızı bekliyorlar. Genç arkadaşlarıma diyorum ki: Seni kim anlıyor, kim düşünüyor, bir bak! Bu bütçede yine biz yokuz. Kısacası, havada bulut, sen bu bütçeyi unut ey genç arkadaşım! (CHP sıralarından alkışlar) Ama inan bize güzel günler gelecek ve her şey çok güzel olacak. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – CHP gençler için ne yapacak?

AYSU BANKOĞLU (Devamla) – Çünkü gençler Cumhuriyet Halk Partisi için bir bütçenin ya da bir torba yasanın içine sığdırılamayacak kadar büyüktür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Bankoğlu, buyurun.

AYSU BANKOĞLU (Devamla) – Ve Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında gençler yok sayılmayacak.

SALİH CORA (Trabzon) – Ne yapacak?

AYSU BANKOĞLU (Devamla) – Görüşlerimizi özgürce ve gerektiğinde orantısız mizah yoluyla da ifade edebileceğiz, hatta gençler bir partinin genel başkanını da Cumhurbaşkanını da eleştirme özgürlüğüne sahip olacaklar yani seçtiler diye susmayacaklar çünkü biz “Bütün ümidim gençliktedir.” diyen Ata’mızın izindeyiz ve koşullar ne olursa olsun Ata’mızın izinden asla vazgeçmeyeceğiz, Ata’mızın ümidini asla boşa çıkarmayacağız. Çünkü gelecek biziz değerli arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bankoğlu.

AYSU BANKOĞLU (Devamla) - Ve eğer Sayın Bakan kabul ederse de bu ödülü ona takdim etmek istiyorum.

(CHP Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu’nun Komisyon sıralarına plaket bırakması) (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Böyle bir şey olur mu Sayın Başkan!

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili Haydar Akar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sonra Sayın Turan, zaten tur bitiyor, sizlere söz vereceğim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ama bütçe görüşmelerinin bir ağırlığı var, mehabeti var; bu ne hâl Sayın Başkan! İnsanlar ellerinden metinle beraber ortaya konmuş… Baştan başa yalan! Bütçeyi okumamış, yalan! Bakana bir evrak veriyor, yalan! Böyle iş olmaz Sayın Başkan ya!

BAŞKAN – İtirazınızı dinleyeceğim zaten.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; birazdan anlatacaklarım israf değil, itibar değil, sizlere, tam anlamıyla yolsuzluğu anlatacağım ama yolsuzluğu anlatırken önce yolsuzluğu bir tanımlamak istiyorum. Yolsuzluk ne demek? Kendisine emanet edilen gücü özel çıkarları için kötüye kullanmak demek değil mi yolsuzluk? Altını çizerek söylüyorum. Peki, bugün ülkemizde yolsuzluğa “yolsuzluk” dediğimiz zaman neler oluyor? FET֒cü oluyorsunuz, terörist oluyorsunuz, hatta hatta vatan haini oluyorsunuz. Bunları yaşadık hep birlikte.

Yolsuzluğun en çok yaşandığı kurumlardan bir tanesi de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının örneklerine baktığınızda, ihalelerine baktığınızda biraz evvel tanımlamış olduğum yolsuzluk tanımına ne kadar uyduğunu hep birlikte göreceğiz.

Oraya geçmeden önce, Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ne zaman “Tank Palet” dese Recep Erdoğan’ın rengi kaçıyor, ne zaman “Tank Palet” dese Recep Erdoğan’ın bütün şirazesi bozuluyor ve rengi kaçıyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Recep Tayyip Erdoğan…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bakın, ne diyor Recep Erdoğan? “Gereken yatırımları yapmak” diyor. Modernizasyonu gerçekleştirmek için 50 milyon dolar gerekiyormuş, bu nedenle millî Tank Palet Fabrikamızı Amerikan uşağı, Orta Doğu’daki Amerikan emperyalizminin temsilcisi Katarlılara peşkeş çekiyor.

Şimdi, ben, bu 50 milyon doları nereden bulacağınızı anlatacağım. Burayı anlatmadan önce, hani çıkıyorsunuz bu kürsüye, “Yol yaptık, köprü yaptık, tünel yaptık, onu yaptık, bunu yaptık.” diyorsunuz ya, bunların hepsi yapılmalı, bunların hepsi yapılmalı, yapılmasına karşı değiliz; yolsuzluk yapılmasına karşıyız, yolsuzluk, altını çizerek söylüyorum! (CHP sıralarından alkışlar)

Ne diyordu Recep Erdoğan, ne diyordu?

SALİH CORA (Trabzon) – Üçüncü köprüyü yaptık, üçüncü havalimanını yaptık.

HAYDAR AKAR (Devamla) – “50 milyon dolara ihtiyacımız var.” diyordu. Sayın Bakan, Avrasya Tüneli’ne iki buçuk yıldır garanti ödüyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) – Avrasya Tüneli kötü mü oldu? Marmaray kötü mü oldu?

HAYDAR AKAR (Devamla) – “48 milyon yolcu geçti.” diyorsunuz, geçmesi gereken 75 milyon; 27 milyon için ödediğiniz para 100 milyon dolar, 100 milyon dolar! (CHP sıralarından alkışlar) Tank Palet için ne kadar gerekiyordu? 50 milyon dolar.

SALİH CORA (Trabzon) – Osmangazi Köprüsü…

HAYDAR AKAR (Devamla) – Osmangazi Köprüsü, yaptınız ya… Biraz evvel yolsuzluğu tanımladım size ben.

SALİH CORA (Trabzon) – Osmangazi Köprüsü’nden geçmediniz mi?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Osmangazi Köprüsü: İki buçuk yılda, 2018 yılı sonuna kadar ödenen tutar 3 milyar 800 milyon TL, dolar karşılığı 650 milyon dolar, vatandaşın cebinden 1 kuruş çıkmayacaktı; işte bu yolsuzluktur arkadaşlar, yolsuzluk!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Siz hangi köprüyü yaptınız?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bitti mi? Hayır. Yavuz Sultan Selim Köprüsü: İki buçuk yılda ödenen para 938 milyon TL, 160 milyon dolar. 50 milyon kaç tane var Sayın Bakan bunun içinde, 50 milyon dolar kaç tane var, bunun hesabını yaparsınız.

SALİH CORA (Trabzon) – O köprüyü devlet yapsaydı ne kadara yapacaktı?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Arkadaşlar, son üç yılda, iki buçuk yılda sadece 3 proje için ödediğimiz para 900 milyon dolar. Bitti mi? Hayır; bir de Devlet Demiryolları var, Devlet Demiryolları…

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Say say, bitmiyor.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, Devlet Demiryollarına bir bakalım.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Say say, bitmiyor.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bağırma, bağırma!

Devlet Demiryollarına bakalım.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Haydar, yapmayalım mı Haydar?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Dün manşetteydiniz, Konya Garı’yla manşetteydiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Haydar Bey konuşur, AK PARTİ yapar!

HAYDAR AKAR (Devamla) – 21 (b)’yle 68 milyona bitmesi gerekeni 77 milyona, işte, yandaşlarınıza özel çıkarlarınız için ihale ettiniz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Köprüleri say, daha bitmedi.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, bu gerçekler sizi üzmesin.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Gerçekler rahatsız ediyor, gerçekler.

SALİH CORA (Trabzon) – Yaptık mı? Yaptık.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sivas-Yerköy hattına bakalım. 1,3 milyar ihale bedeli; maliyeti, sözleşme bedeli 839 milyon; yüzde 36 düşük fiyatla ihale edilmiş. Kazandık zannediyorsunuz, değil mi? Gerçekleşme yüzde 30 -fiziki gerçekleşme- 100 metrenin 30 metresini yapmışlar, nakdî gerçekleşme 840 milyon TL; yüzde 30. Bir daha ihaleye çıkıyorsunuz ve 2,2 milyar TL -altyapı işleri- Sayın Bakan. İşte bu yolsuzluk.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya neresi? İş yapmak yolsuzluk olur mu? İş yapmanın adı “yolsuzluk” olur mu Haydar ya?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Başka bir şey daha söyleyeyim: Buradaki kayıp 200 milyon TL.

Bursa-Yenişehir hattı 75 kilometre, 384 milyona ihale etmişsiniz. Güzel. Ben oturdum hesapladım. Ankara-İstanbul hattında birim fiyat hesapladım, metrekare fiyatını hesapladım.

SALİH CORA (Trabzon) – Senin hesabın şaşmış, hesabın.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Kırk yılda bir doğru ihale yapmışlar dedim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Metrekare değil o, metre.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bak, dinle, dinle. Kırk yılda bir doğru ihale yapmışlar dedim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH CORA (Trabzon) – Hesabın şaşmış, senin matematiğin sıfır.

BAŞKAN – Sayın Akar, tamamlayın lütfen.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sağ ol Başkan, teşekkür ediyorum.

SALİH CORA (Trabzon) – Senin matematiğin sıfır ya, böyle bir hesap olur mu? Hesaba bak! Hesabı nasıl yapacaksın, biliyor musun? Hesap senin yaptığın gibi yapılmaz.

HAYDAR AKAR (Devamla) – 393 milyon TL’ye ihale etmişler. Burada yüzde 50 kazandık diyebilirsiniz, 870 milyon ihale bedeli aslında, maliyeti; 393 milyona ihale etmişler.

SALİH CORA (Trabzon) – Metraj fiyatlarını çıkardın mı hiç?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Nakdî gerçekleşme yüzde 100, üzerine yüzde 20 de iş artırımı vermişler, 434 milyona çıkmış. Fiziki gerçekleşme 15 kilometre, sadece yüzde 15.

SALİH CORA (Trabzon) – Haydar Bey, hesapta yine takıldın. Öyle hesap olmaz, öyle hesap olmaz Haydar Bey.

HAYDAR AKAR (Devamla) – 11,4 kilometresini yapmışlar 75 kilometrenin. Şimdi, bu 75 kilometrenin sözleşmeden sonra 50 kilometresini değiştirmişler arkadaşlar.

SALİH CORA (Trabzon) – Haydar Bey, tekrar, bir daha anlat baştan. Baştan bir daha anlat. Yanlış hesap yaptın.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sözleşmeden sonra tekrar ihaleye çıkmışlar, 891 milyon TL’ye tekrar ihaleye çıkmışlar.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Haydar, iş yapmak kötü mü ya? İş yapmak kötü mü?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, Diyarbakır-Mazıdağı… Evlere şenlik arkadaşlar, evlere şenlik! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) 53 kilometre. Demiryollarının Serbestleştirilmesi Kanunu’nu çıkardık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Mazıdağı nerede Haydar Bey, Mazıdağı, Mazıdağı?

SALİH CORA (Trabzon) – Mazıdağı nerede Allah’ını seversen? Çok ayıp, otur ya.

MUSTAFA YEL (Tekirdağ) – Heykel partisi!

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Mazıdağı nerede Diyarbakır nerede.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Mazıdağı Mardin’de, Mazıdağı Mardin’de.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, lütfen, hatip konuşmasını tamamlasın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gene gerçeklerden rahatsız oldular.

SALİH CORA (Trabzon) – Karıştırdın, karıştırdın Haydar.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Haydar Bey, Mazıdağı nerede?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Arkadaş, bırakın da gerçekleri anlatsın.

ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Mazıdağı nerede? Karıştırdın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Diyarbakır ile Mardin’i karıştırdın.

SALİH CORA (Trabzon) – Şaşırdın, iyice şaşırdın ya.

BAŞKAN - Sayın Cora, Ziver Bey, lütfen…

Sayın Akar, buyurun, bir dakika daha süre veriyorum.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sayın Başkan, müsaade ederlerse evlere şenlik Mazıdağı’nı anlatmak istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Mazıdağı nerenin ilçesi, Mazıdağı nerenin?

SALİH CORA (Trabzon)- Mazıdağı nerede?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Şimdi, 109 milyon fazla fiyatla Cengize veriyorlar, Cengize, 109 milyon fazla fiyatla Cengize veriyorlar.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ha, ondan bağırıyorlar desene.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Niye veriyorlar, biliyor musunuz? Orada tesisleri var. Aslında Demiryolu Serbestleştirilmesi Kanunu’na göre -kendileri çıkardı- bu yolu Cengizin kendisi yapması gerekiyordu ama ne yaptılar? Cengize 109 milyon TL fazlaya vererek yine Cengize bu inşaatı verdiler.

Sayın Bakan, çok uzatmadan birkaç da soru sormak istiyorum.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hizmetleri bitiremezsin anlatarak.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Niye 2019 rakamlarını vermiyorsunuz? Birinci soru bu.

Plan ve Bütçede Osmangazi’den geçiş ücretini 44,5 dolar diye açıkladınız. Yanlış söylediniz, düzeltiyorum: 35 dolar + KDV.

En önemli soru: Niye Osmangazi 35 dolar da Avrasya Tüneli 4 dolar? İkisinin de yapım maliyeti aşağı yukarı aynı, 1 milyar 300 milyon dolar, 1 milyar 245 milyon dolar; garantileri aynı; işletme süreleri aynı; biri işletme süresi sonunda 11,8 milyar kazanıyor, diğeri sadece 2 milyar dolar kazanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH CORA (Trabzon) – İki iş birbirinden farklı olduğu için fiyatları da farklıdır Haydar Bey.

HAYDAR AKAR (Devamla) – “Niye?” diye soruyorum. Buna Recep Erdoğan cevap veremedi, buna Binali Yıldırım cevap veremedi, buna diğer Ulaştırma Bakanları cevap veremedi; şimdi sizin cevap vermenizi bekliyor, saygılar sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yuvacık Barajı gibi zannediyorlar her şeyi!

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bizde “Recep Erdoğan” diye kimse yok, Recep Tayyip Erdoğan var.

BAŞKAN – Teşekkürler.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Sayın Başkanım, Sayın Akar’ın süresi AK PARTİ icraatlarını saymaya yetmedi, bir beş dakika daha verseydiniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Öpüldünüz! Öpüldünüz!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Mazıdağı Mardin’in, Mardin’in, Diyarbakır’ın değil.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Cengizi anlatın, Cengizi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Her şeyi Yuvacık Barajı gibi zannediyorlar, o yüzden.

BAŞKAN - Konuşma sırası Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’da.

Buyurun Sayın Karasu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA ULAŞ KARASU (Sivas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi hakkında görüşlerimi açıklayacağım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle dün Fenerbahçe’yi yenerek şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerleyen Sivasspor’umuzu kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, içinizde “Sülün Osman”ı bilenler vardır. Ama ben buradan bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Sülün Osman, saf insanlara çeşitli kamu mallarını satmakla ün yapmış bir kişi. Mesela Galata Köprüsü’nü, İstanbul tramvaylarını, Galata Kulesi’ni, Kız Kulesi’ni defalarca insanlara satmıştır. Günlerden bir gün, Sülün Osman, Anadolu’nun kasabasından gelen yaşlı bir amcaya: “Amca, yabancısın galiba, ne iş yaparsın?” diye sorar. Amca, traktör almak için geldiğini fakat parasının yetmediğini anlatır. Bunun üzerine Sülün Osman: “Amca bu yaştan sonra traktör senin neyine, traktörün masrafı çok olur; mazotu var, yedek parçası var, sana büyük masraflar açar. Bak bu tramvayların hepsi benim. Akşam elektriğe bağlar, sabahleyin sürersin. Köyde, kasabada her yerde çalışır. Ben seni sevdim, bir tanesini kelepir fiyatla sana vereyim, bununla iyi para kazanırsın.” der. Yaşlı amcayı dolandırır. Bu olay bir çoğumuza tanıdık gelmiştir. Bugün de “Tarımı boş verin köprüye bakın, işsizliği boş verin otoyola bakın, fabrikayı boş verin havalimanına bakın.” diyen bir “Sülün Osman” anlayışıyla karşı karşıyayız. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET BÜYÜKGÜMÜŞ (Yalova) – Sülün Osman zamanında kim iktidarda?

ULAŞ KARASU (Devamla) – O dönemin Sülün Osman’ı nerede otururdu bilmiyoruz fakat bu döneminkiler saraylarda oturuyor! (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – O dönemde iktidarda CHP vardı.

ULAŞ KARASU (Devamla) – O dönemin Sülün Osman’ı kişileri dolandırırdı, siz bu dönemin Sülün Osmanları, 82 milyonun cebini hortumluyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan ya!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ayıp bir şey Sayın Başkan ya! Bu nasıl bir üslup! Temiz dile davet edin Sayın Başkan.

ULAŞ KARASU (Devamla) – Kurgu basit, kurgu basit; birileri ihaleyi alıyor, olmayacak, tutmayacak garantiler veriliyor, sonra, para milletin cebinden alınıp yandaşın avucuna bırakılıyor. Eski Sülün Osman, “Köprüden geçtin, parasını ver.” diyerek insanları dolandırırdı, bugünün Sülünleri, geçilmeyen köprüden, kullanılmayan havalimanından, gidilmeyen hastaneden para alarak 82 milyonu dolandırıyor. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hangi köprüden geçemedin ya!

ULAŞ KARASU (Devamla) – 4-5 şirket etrafında dönen mega dediğiniz projeler, çok değil, bundan üç dört yıl sonra birer Sülün Osman hikâyesi olarak karşımıza çıkacak.

Bakın, geçtiğimiz yıl, bütçe görüşmelerinde Sayın Bakan yap-işlet-devret modelindeki garantilere ilişkin bilgi vermiş, hazineden 3 milyar 550 milyon lira çıktığını açıklamıştı. Geliyoruz bu yıla: Yap-işlet-devret projeleri için ödenecek garanti 7 milyar 800 milyon lira, 2 katından fazla. Kütahya Zafer Havalimanı’na 2012’nin başından 2017’nin sonuna kadar garanti edilen yolcu sayısı 5 milyon 210 bin 383 kişi. Peki, uçağa binen kaç kişi? 221.562 kişi. Kaç lira para ödeniyor? Tam 26 milyon 691 bin 626 euro.

SALİH CORA (Trabzon) – Havaalanı yapılsa kaç lira ödeyecektik, baktın mı?

ULAŞ KARASU (Devamla) – Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprülerinde garanti edilen geçişin yarısına bile ulaşılamadı. Bakın, yeni bir ihale yaptınız, dün basındaydı; Konya Yüksek Hızlı Tren Garı Projesi. 68 milyon TL’ye bitirilecek proje yarım kaldı, yarım kalmış projeyi gittiniz, 77 milyon TL’ye, olağanüstü durumlarda başvurulması gereken pazarlık usulüne göre ihale ettiniz. Hem de kime? Pasifik İnşaata. Kim bu Pasifik İnşaat diye bakıyoruz, Cumhurbaşkanının hemşehrisi ve AKP’li bir milletvekilinin eşi olan Fatih Erdoğan’ın sahibi olduğu şirket. İktidarın bir sloganı vardı, seçim meydanlarında ne diyordunuz: “Yaparsa AK PARTİ yapar.” Bu millete yapılmaması gereken bir iş vardı, onu da AK PARTİ yaptı. Bütün ülke olarak bir araya geldik, sayenizde, Sülün Osman’da yine vicdan varmış diyerek ruhuna rahmet okuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, “Kanal İstanbul” diye bir garabet çıkardınız; akademisyenler karşı, güvenlik uzmanları karşı, çevre örgütleri karşı ama siz ısrarcısınız.

SALİH CORA (Trabzon) – Ecevit’in projesi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne garabeti ya!

ULAŞ KARASU (Devamla) – Neden bu kadar ısrarcısınız? Kimlere hangi sözleri verdiniz? Katar Emirinin annesi Kanal İstanbul güzergâhından tam 44 dönüm arazi almış. Sormak istiyorum: 500 milyon dolarlık uçağın diyeti mi bu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH CORA (Trabzon) – Kaynağın ne, kaynağın? Kaynağınız ne?

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Karasu.

Buyurun.

ULAŞ KARASU (Devamla) – Cumhurbaşkanının çıkıp “hediye” dediği uçağın karşılığında Tank Paletle askerî sırlarımızı verdiğiniz Katar’a şimdi de vatan toprağını peşkeş çekiyorsunuz. Neredeyse 82 milyonluk ülkeyi 2 milyon nüfuslu Katar’ın sömürgesi hâline getireceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu millet, dönemin en büyük emperyalist güçlerini dize getirip ayağındaki prangalardan kurtulmuştur. Şimdi kendisini bir aile devletine teslim etmenize izin vermeyecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Uşak Milletvekili Özkan Yalım.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan, Değerli Divan.

İlk önce Genel Kurulu selamlıyorum ve de bizi izleyen tüm vatandaşlarımı, taksi, minibüs, kamyon, tır, otobüs şoförü kardeşlerimi en içten duygularımla selamlıyorum.

Evet, ilk önce birkaç teknik bilgi verdikten sonra Sayın Ulaştırma Bakanıyla 2020 yılı bütçesiyle alakalı gerekli görüşmemi yapacağım.

Sayın Bakan, maalesef otomobil ve hem hafif ticari hem de ağır vasıta sektörünü bitirdiniz ve de ben size bunları teknik detaylarıyla, rakamlarıyla ispatlayacağım şimdi. İlk önce otomobil: 2015 yılında 968.017 araç satılmışken 2019’da ilk on bir ayda yani ocak ile kasım arasında 388.560 araç satıldı yani son beş yılda araç satış sayısı 3 kat düştü Sayın Bakan. Bunun yanında ağır vasıtaya geldiğimizde orada daha da vahim. Yani bugün, kamyoncuyu, tırcıyı, otobüsçüyü batırdınız, batırmak üzeresiniz, kalanlar da can çekişiyor.

Sayın Bakan bakın, 2015 yılında 43.381 kamyon ve tır satılmış. Bugün ilk on bir ayda 7 bin araç satıldı, 7.200’le kapatılması ihtimali büyük görünüyor yani beş yılda, 6 kat daha düşük kamyon satışı ve de tır satışı gerçekleşmiştir.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – İkinci eller iyi para yapıyor.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bunun da sebebi maalesef sizlere göre değerli lideriniz Recep Tayyip Erdoğan’dır ve de siz, Ulaştırma Bakanlığı, maalesef, aynı şekilde buna çanak tutmuşsunuzdur ve de bizim ağır vasıta şoförlerimizi, ağır yük taşıyan kamyoncumuzu, otobüsçümüzü bitirdiniz.

Bakın, Sayın Bakan, şu anda 2020 yılındaki bütçede MTV’yi görüşüyoruz. MTV ne kadar artacak? Yüzde 20’nin üzerinde. Zaten can çekişen bir ağır vasıta sektörü var, bunu da bitireceksiniz. Peki, neden yüzde 20? 4 artı 4 veriyorsunuz gerekli olan zamlara ancak MTV yüzde 20’nin üzerinde çünkü bütçenin açığını bu şekilde tamamlamaya çalışıyorsunuz.

Peki, bunun yanında, biliyorsunuz kamyoncunun en büyük derdi otoban, köprü ve de sigorta maliyetleri. Bunları da zaten tek tek saymama gerek yok, bunlar da ayrıca bir şey.

SALİH CORA (Trabzon) – Senin firman kaç kat büyüdü Özkan Bey? AK PARTİ döneminde zengin oldun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Türkiye'de, otomobil satışlarında 970 adet otomobil plazası var; son on bir ay içerisinde 970 plazanın 150 tanesi kapattı, battı veya devretti, bu sebepten dolayı da 5 bin kişinin işsiz kaldığını özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Bakan, ben size ilk önce şunun altını çizmek istiyorum: Biliyorsunuz, sütten ağzı yanan diğer seferinde üfleyerek içer. Ben, size, özellikle de bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza, değerli milletvekillerimize ve de Sayın Ulaştırma Bakanı size anlatmak istiyorum. Osmangazi Köprüsü ve de Yavuz Selim Sultan Köprüsü’nden ilk iki buçuk yılda, otuz ayda ettiğimiz zarar yani yapan firmaya verilen garantiden dolayı ettiğimiz zarar 2,5 milyar dolar. Bu 3 milyarı da geçti yani beş yılda ikisinin toplamı 6 milyar yapıyor.

Peki, toplamda 1915 Çanakkale Köprüsü’nün maliyeti ne? 2 milyar euro. 2 milyar euroyu, bunun finansmanını diğer 10 değişik ülkeden sağladınız. Ben de diyorum ki sizin sütten ağzınız yandığı hâlde hâlâ bir şey geri gelmiyor, hâlâ düzeltmiyorsunuz. Neden 1915 Çanakkale Köprüsü’nde 45 bin geçiş garantisi verdiniz? Bakın Çanakkale Köprüsü’nden -burada Çanakkale Milletvekili olan arkadaşlarımız var, Sayın Bülent Turan burada, Sayın Muharrem Erkek burada- günde 5 bin civarında geçiş gerçekleşiyor, günde 5 bin civarında karşıdan karşıya geçişler gerçekleşiyor. Sizin vermiş olduğunuz toplam taahhüt 45 bin civarı, 45 binler, 15 euro artı KDV. Bakın, ben size şu şekilde açıklayayım: 45 bin araç garantisi, bunun 5 bininin geçtiğini varsaydığımızda 40 bin civarında aracınki devlet tarafından yani bütçeden ödenecektir. Peki, 40 bin çarpı 15 euro, artı yüzde 8’lik KDV’yle günlük 648 bin euro ödeyeceksiniz geçmeyen araçlar için. Bu 648 bin, üç yüz altmış beş günde yani yıllık 236 milyon 520 bin euro yapıyor. Peki, sözleşmeye göre yapan firma ne kadar çalıştıracak? On altı yıl iki ay on iki gün yani toplamda beş bin dokuz yüz on iki gün. Beş bin dokuz yüz on iki günü 648 bin euroyla çarptığınızda toplamda 3 milyar 830 milyon 976 bin euroyu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Yalım.

Buyurun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – …siz yapan firmaya, milletin geçmediği, Ağrı’daki, Diyarbakır’daki, Uşak’taki, Türkiye’nin 81 ilinde, 970 ilçesindeki birçok vatandaşımıza, geçmediği hâlde o köprünün vergisini maalesef onlara ödettireceksiniz. Siz ülkeyi batırdınız ama batırmaya da devam ediyorsunuz.

Bakın, hızlı trende de aynı şeyler geçerli. Hızlı tren, adı üzerinde, hızlı tren. Bakın, buradan, Uşak’tan İzmir’e yapılmakta olan, devam eden hızlı tren projesine çok hızlı bir şekilde başladınız ama bütçeyi batırdığınızdan dolayı, para olmadığından dolayı da çok hızlı bir şekilde bitirdiniz ama ben açık ve net söylüyorum bu gidişat artık sizin gidişiniz. Hızlı trenin durduğu gibi siz de hızlı bir şekilde gidiyorsunuz. Abbas yolcu diyorum, AK PARTİ Hükûmetine en kısa zamanda da hayırlı yolculuklar diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – 18’inci bütçeyi yapıyoruz.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Ya mazotun, yakıtların fiyatları düştü, Özkan, hâlâ bağırıyorsun!

BAŞKAN - Adana Milletvekili Sayın Müzeyyen Şevkin, buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilgi ve iletişim teknolojileri ürün ve hizmetleri açısından net ithalatçı pozisyonunda olan Türkiye’de genç nüfus yoğunluğunun, üniversite sayısının ve mezununun artmış olmasına rağmen sektörün gelişmemesi düşündürücüdür. Bunun tabii, çeşitli sebepleri var; nitelikli iş gücü eksikliği, yüksek vergi oranı, düzenlemelerin öngörülebilir olmayışı, fiyat odaklı ihale politikaları, fiyat rekabetinden dolayı düşen kâr marjları, girişim sermayesi yetersizliği, fikrî mülkiyet haklarıyla ilgili ihlaller, üniversite-sanayi iş birliğinin yetersizliği ve teşviklerin yetersiz olması sektörün önündeki en büyük engeller olarak göze çarpanlar.

Maalesef, Türkiye’nin bilişim sektöründe hâlen bir markası bulunmamaktadır değerli milletvekilleri çünkü AR-GE yatırımları yapılmamaktadır, özgür üniversitelerin önü kapanmıştır, liyakatli yönetim biçimleri ne yazık ki bu ülkede ortadan kalkmıştır. Wikipedia gibi uluslararası bilgi bankası olan bir kurumu bu ülke yasaklamış ve kafasını kuma gömmeye devam etmiştir.

SALİH CORA (Trabzon) – Niye yasakladı biliyor musunuz?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Niye yasaklamıştır? Kafamızı kuma gömerek bunun önüne geçemeyiz arkadaşlar.

SALİH CORA (Trabzon) – Atatürk’e hakaret ediliyor orada, müsaade ediyor musunuz? Vikipedi’de Atatürk’e hakaret ediliyor, müsaade ediyor musunuz buna?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bu defalarca tartışıldı, tüm dünya bunu izlerken sizin kapatmanız bunu engellemiyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Atatürk’e hakaret ediliyor Vikipedi’de, buna müsaade ediyor musunuz?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Özgürlükler ülkesi olarak geleceğinizi iddia ettiniz, yasaklar ülkesine çevirdiniz, ülkeyi yasaklar ülkesi yaptınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, son günlerde yine gündemde olan Kanal İstanbul’a biraz değinmek istiyorum. Evet, bir jeoloji mühendisi olarak, birinci derece deprem riski olan ve yakında bir deprem beklenen İstanbul’da ne yazık ki hem su bölgeleri, su havzaları… Çünkü güzergâha baktığınız zaman, bakın, 45 kilometrelik güzergâhta Küçükçekmece Gölü tahrip edilecek, ardından yine, Sazlıdere Barajı tamamen ortadan kaldırılacak ve havaalanının hemen kuzeyinden tekrar Karadeniz’e ulaşan 45 kilometrelik ve 25 metre derinlikte bir kanaldan bahsediyoruz. Arkadaşlar, deprem olduğunda en çok hasar görecek ve tamir edilemeyecek yerlerden biridir Kanal İstanbul. Ayrıca ekolojik, ekonomik, sosyal, bilimsel ve teknik olarak yeterince incelenmediği düşünülmektedir. Arkadaşlar, elli sene önceki bir Amerikan projesini mi hayata geçirmeye çalışıyorsunuz? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? 74 milyar dolar… 74 milyar sadece hafriyatının olması beklenen Kanal İstanbul’da acaba bu para, 8 milyon işsizi olan bir ülkede, sanayiye yatırım yapılarak aşağı yukarı 13 kentteki işsizliğin son bulmasına neden olmayacak mıdır?

SALİH CORA (Trabzon) – Bülent Ecevit de yapılmasını istedi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Acaba, bu ülkede doğru yatırımlar yapılarak insanların işsizlikten kurtarılması ve çiftçilerin bu kadar borcu varken…

SALİH CORA (Trabzon) – Kanal İstanbul’u Bülent Ecevit de istedi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Arkadaşlar, hatırlatayım, gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’ini çiftçiye ödemek durumundasınız, anayasal hakkıdır.

SALİH CORA (Trabzon) – Daha fazlasını ödüyor.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – 47 milyar doları ona ödeyip üretim yapmak yerine bu uçuk projeye yatırım yapıyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) – Daha fazlasını ödüyor.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Kime hizmet ediyorsunuz? Kime hizmet ediyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ülkeye, ülkeye.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Ülkeye hizmet etmiyorsunuz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ülkeye, ülkeye. Sizin gibi başka yere hizmet etmiyoruz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Evet, ÇED Sazlıdere Barajı, İstanbul kentinin yüzde 10,5 içme suyu ihtiyacını karşılıyor. Bu kadar su sıkıntısının olduğu yerde Sazlıdere Barajı’nı ortadan kaldırıyorsunuz. Küçükçekmece’yi ortadan kaldırıyorsunuz. Karadeniz’in 30 metre alçalmasını sağlayarak tüm bu bölgenin tuzlanmasını ve Marmara Denizi’nin kirlenmesinin önünü açıyorsunuz.

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – İstanbul’u susuzluktan kurtaran Recep Tayyip Erdoğan.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Bütün bu teknik şeylere rağmen hâlâ ekosistemi yok edeceğinizi biliyorsunuz, orada ormanları yok edeceğinizi biliyorsunuz. Bu da yetmiyor, nedense 2018 yılında Çevre Bakanlığı 1/100.000 ölçekli planı değiştirip 279,66 hektarı imara açıyor arkadaşlar. Bunun gerekçesini nasıl açıklıyorsunuz? Evet, ÇED raporuna göre yüzde 52,16 tarım alanı kaybolacak, ormanlar yok olacak, tuzluluk artacak, üstelik de sizin iddia ettiğiniz gibi oradan gemiler geçerek tehlike yaratmaktan uzaklaşıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Korkmuyoruz, siz doğru yöne yönlendirin.

Bakın, boru hatları döşeniyor, artık gemicilik ortadan kalkacak bir durumdayken bizi Kanal İstanbul’un güvenlik nedeniyle yapılacağına ikna edemezsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Gemicilik ortadan kalkacak.” Bunu demeyin ya.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Bu ülkenin kaynaklarını doğru yönlendirmek zorundasınız.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Gemicilik ortadan kalkar mı ya! Dünya tarihinde yok.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Evet, yavaş yavaş azalıyor efendim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hiç azalmaz o, azalmaz, azalmaz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Petrol taşımacılığı Rusya’dan boru döşendiği için azalmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Şevkin.

Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hemen bitiriyorum.

Değerli milletvekilleri, hani demin İlhami arkadaşım da gösterdi ama kellim kellim la yenfa, size anlatıyoruz, anlatıyoruz, ne yazık ki anlaşılmıyor. Simit Sarayları… Sarayları sevdiğinizi biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Simit Saraylarına 500 milyar dolar yardım yapan Ziraat Bankası… Ne yazık ki vatandaş gariban; simitçinin simitlerini bir belediye de sokaklara dökmektedir.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Rakamı lütfen düzeltin, “500 milyar dolar…”

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Bu kadar saray sevmeyin arkadaşlar, bu kadar saray sevmeyin.

Değerli milletvekilleri, esas Ziraat Bankasının görevi çiftçiye destek vermekken futbol kulüplerini desteklemekten vazgeçsin, Simit Saraylarını desteklemekten vazgeçsin. Asli görevine Ziraat Bankasını davet ediyoruz.

Bir başka olay değerli milletvekilleri, TEMSA. 1.500 işçisi Adana’da şu anda kan ağlıyor. 1.500 insan TEMSA’da şu anda ne yazık ki işten uzaklaştırılmış durumda. Hükûmet olarak niye TEMSA’ya destek vermiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Hani millîydiniz, hani yerliydiniz, hani yerli otomobil için babayiğit arıyordunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – İşte var bir babayiğit. 70 ülkeye ihracat yapan elli yıllık bir fabrika kapanıyor. Niye kılınızı kımıldatmıyorsunuz? Adana bitiyor arkadaşlar. Adana esnafı kan ağlarken Kebap ve Şalgam Festivali için 1 milyon insan…

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Şevkin.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hemen tamamlıyorum efendim. Rica ediyorum…

BAŞKAN – Bağlayın, buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – 1 milyon insan Kebap ve Şalgam Festivali için… İnsanlar film şirketlerine tanıtım için para verirken kendiliğinden gelişmiş, sivil inisiyatif alan Kebap ve Şalgam Festivali’ni yasaklıyorsunuz. Hani çok kültürlülüğe önem veriyordunuz, hani yasaklara karşıydınız. (CHP sıralarından alkışlar) Adana’daki esnafı ağlattınız. Bu utanç da size yeter.

Teşekkür ediyorum hepinize. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

HACI ÖZKAN (Mersin) – Esnafta şikâyet yok, esnaf memnun.

BAŞKAN – Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz.

Buyurun Sayın Yavuzyılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün görevleri nedir? Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün görevleri, Sayıştay raporundan size okuyorum: “Bakanlık tarafından verilen yetki kapsamında sivil havacılık kazalarının ve olayların soruşturmasını yapmak veya yaptırmak, sonuçlarına göre gerekli tedbirleri almak, bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek ve aynı zamanda da gerekli izin ve sicil işlemlerini yapmak.” Ancak, aynı zamanda, yine Sayıştay raporlarında deniyor ki: “Bu kurumlarda istihdam edilen personel -Devlet Hava Meydanları İşletmesi dâhil olmak üzere- siyasi etkilere açık bir şekilde istihdam ediliyor.”

Bakın, rapordan okuyorum, Sayıştay raporu sayfa 3’te deniyor ki: “Yürürlükte bulunan mevzuat gereği personel istihdamında istenilen nicelik ve nitelikte eleman alımının sağlanamaması, personel istihdamının siyasi etkilere açık bulunması.” E, daha Sayıştay ne desin? Yani AKP’lileri veya yandaş tabir edilen kişileri işe aldığınızın bir göstergesi, bir ispatı bu.

Şimdi, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün karnesine hep birlikte bakalım. Bu karnede neler var? Bu karnede 30 Kasım 2007 tarihinde Isparta’da Keçiborlu Türbetepe mevkisinde, Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’na inişe geçen ve kaza yapan, toplam 57 vatandaşımızı kaybettiğimiz, içinde 6 nükleer fizikçi ve toryum hızlandırıcısı üzerine çalışan bu bilim insanlarını kaybettiğimiz kaza. Bu kazada ne oldu? Bu kazada, aslında, Word Focus’tan bu uçağı kiralayan Atlas Jet’in gerekli bakımları yaptırmadığı ve uçuşa da bu uçağın elverişli olmadığı tespiti yapıldı. Bu izinleri veren, bu bakımları kontrol etmeyen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüydü. Isparta’da aynı zamanda bu dönemde havaalanında ILS cihazının bulunması gerekiyordu ama bu da bulunmadı. Dolayısıyla bir şekilde nükleer fizikçilerimizi ve toplam 57 vatandaşımızı kaybetmemiz, gerekli tedbirleri almamanın bir sonucu olarak Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün görev ihmalinden de kaynaklanmıştır.

Bir diğer konu, Şırnak’ın Şenoba ilçesinde yüksek gerilim hatlarına takılarak yaşanan helikopter kazasında 23. Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Aydoğan Aydın ve ekibi -toplam 13 kişi- yine hayatını kaybetti.

Bakın, yine Sayıştay raporunda deniyor ki: “31/05/2017 tarihinde Şırnak’ta yaşanan helikopter kazası da mâniaların uçuş emniyeti açısından ne kadar büyük tehlike yarattığını ortaya koymuştur.” Peki, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bunu takip etti mi? Etmedi. Bakın, TEİAŞ ne diyor, biz KİT Komisyonunda sorduk ve TEİAŞ Genel Müdürlüğünden gelen yanıt şu: “31/10/2018 tarihi itibarıyla 67.600 kilometre enerji iletim hattımızda 180 bin adet daha ikaz küresine ihtiyacımız bulunmaktadır.” 180 bin adet ikaz küresine ihtiyaç vardır.

Bir diğer konu, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düştüğü 25/3/2009 tarihindeki kazada Kahramanmaraş kontrollü hava sahasının biraz dışındaki, o elim, bütün Türkiye’de travma yaratan kaza. Kahramanmaraş Havalimanı’nda PSR, SSR radarları bulunmuyor, ILS cihazı bulunmuyor ve Kahramanmaraş mânialar bakımından Türkiye’de en fazla mâniaya sahip olan -19.394 mâniası olan- bir yer. Eğer burada SSR, PSR radarları olsaydı merhum Muhsin Yazıcıoğlu’ya kırk yedi saatte değil, yarım saatte ulaşmış olacaktık. Bu da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün büyük bir eksiği, hatasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yavuzyılmaz tamamlayın lütfen.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) – Evet iki konuyu daha burada vurgulayacağım, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü KİT Komisyonu toplantısına yetkili göndermemişti, bugün nasip oldu, bu kürsüden onları bir kez daha kınıyorum.

Diğer bir konu: Devlet Hava Meydanları İşletmesinin 2018 yılında Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığından gelen resmî yazıya göre Devlet Hava Meydanları İşletmelerindeki operasyon süresine göre havalimanlarının kapasite kullanım oranlarından size örnek vereceğim: Adıyaman Havalimanı yüzde 21, Erzincan Havalimanı yüzde 15, Isparta Süleyman Demirel Havalimanı yüzde 13, Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı yüzde 6, Nevşehir Kapadokya Havalimanı yüzde 18, Zafer Havalimanı yüzde 18; havalimanlarını çalıştıramıyorsunuz. Aynı zamanda Zonguldak’ta Çaycuma Havaalanı’nı 30 metre genişliğinde 15 metre daha genişlettiğinizde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) - …1881 metre uzunluğundaki mesafeyi de 750 metre daha uzattığınızda Zonguldak Çaycuma Havaalanı, yolcu taşıma kapasitesini de 2-3 kat daha artıracaktır. Hem devletin imkânları ve yatırımları boşa gitmeyecektir hem de bölgenin kalkınmasına büyük bir katkı sağlayacaktır. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, düzgün bir koordinasyon yapması ve bu geçtiğimiz yıllardaki berbat karnesini düzeltmek ve topluma, kamuoyuna güven vermek için yeniden teşkilatlandırma yönünde çalışmasını diliyor, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Evet Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Sayın Turan söz talebiniz var, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, gruplar adına konuşmalar tamamlandıktan sonra Grup Başkan Vekillerine söz hakkı tanınmasının esasın kaybolmasına neden olduğuna, İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Adana Milletvekili Ayhan Barut, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin yedinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale)– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Grupların tüm konuşmaları bitince sataşmadan söz verme prensibinize saygı duyuyorum. Bu, usul ekonomisi gereği kıymetli bir yaklaşım. Ancak cevap verirken de konunun soğumuş olması başka bir tartışma konusu. Dolayısıyla mecburen bu son bölümde cevap vermek durumunda kaldık.

Sayın Bakanım, aslında çok fazla iddia var ifade edilen, dile getirilen. Fakat bütçenin mehabeti, yoğunluğu, zaten Yürütme Kurulu üyesi arkadaşlarımızın cevap verme imkânları değerlendirildiğinde kısaca birkaç hususu ifade etmek isterim.

Bunlardan bir tanesi, “Tarım bitti, mahvolduk, öldük…” tarzı çok sert söylemlerle aynı iddiaların tekrarı olduğu.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; konuşmacılar konuşmalarında sadece son yılı değil, AK PARTİ’nin on yedi yılını değerlendirdiler. Çok zor değil, buna baktığımızda tarımsal gayrisafi millî hasılamızın ne kadar arttığını az sonra dağıtılacak olan evrakta görebileceğiz. Örneğin tarımsal ihracatımız 4,7 kat artmış durumda, bitkisel üretimimiz yüzde 30 artmış durumda, tohum üretimimiz 7 kat artmış durumda gibi birçok rakamı tekrar paylaşabiliriz.

Fakat Sayın Başkanım, şehir efsanesi hâline gelen her konuşmacının ısrarla dile getirdiği bir başka mesele var ki şaşkınlıkla takip ediyoruz. Efendim, neymiş? Türkiye saman ithal ediyormuş.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bakan söyledi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, Türkiye'nin buna ihtiyacı yok.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Ama Sayın Bakan söyledi Bülent Bey.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Only one minute.” Bekleyin birazcık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Vay vay!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şöyle bir sorununuz var Sayın Başkan: Tam yetmiş dakika konuştu arkadaşlarımız, iki dakika izin verdiniz. Yetmişe iki dakika izin verin, ben de hemen birkaç konuyu ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, ülkemizin saman üretimi yıllık 25 milyon ton. İhtiyacımız ne? 15 milyon ton. Yani neredeyse 2 kat üretimimiz var.

CAVİT ARI (Antalya) – 1 kilo da alsak yine ayıp.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bizim buna ihtiyacımız yok ki. Fakat bağırıp bağırıp kırk defa söyledikleri, hâlen bağırmaya devam ettikleri konu ne biliyor musunuz? 2019 yılında sadece bir üreticimiz 150 kilo. -150 kilo arkadaşlar, 1 ton değil- saman getirmiş Türkiye’ye, tüm yaygara bundan.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – 10 bin ton, 10 bin ton. Sayın Bakan söyledi, açıklamaları var.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bir daha söylüyorum, bizim 25 milyon üretimimiz var, 15 milyon ihtiyacımız var. Dolayısıyla, bir saman açığımız falan yok. Çalışın dersinize eleştirin; eksiğimiz var, tamamlayalım, çalışalım ama siyaset, karşılığı olmayan iddialarla, ithamlarla olmaz diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bir diğer iddia da Tank Palet Fabrikasıyla ilgili. Kısaca söylemek istiyorum -dilimizde tüy bitti- satış yok, devir yok.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ne var?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Fabrika herhangi bir şirkete, devlete satılmadı Sayın Başkan. Mülkiyet devri yok, işçilerin haklarında bir kayıp yok, çıkarmak yok. Sadece, bir ihale karşılığında, 3 firmanın katıldığı ihale sonucunda, en uygun teklifi veren firmaya işletme hakkının süreli olarak verilmesi var. Biz, tank yapmak istiyoruz; biz, millî üretim yapmak istiyoruz; biz, adı soy isminize benzeyen “Altay” ismiyle gurur duyacağımız bir tank yapmak istiyoruz. Bunun için de adımlar atıyoruz, işler yapıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, Sayın Başkan, polemik konusu olsun istemem fakat bir, BMC katılmış; iki, Koç katılmış; üç, FNSS katılmış. 3 firma var ama bu kadar ısrarla aynı yalanın, aynı ithamın tekrarından artık şunu soruyoruz: Acaba, diğer ihaleye katılan firmalar da bunu kazanıp alsalardı aynı tepki olacak mıydı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son sözlerinizi alayım Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Olayın sanki tank fabrikasıyla ilgili değil de, alan firmayla ilgili olduğu kanaatindeyiz Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmacılar çok büyük oranda Meclisin mehabetine uygun davrandılar, bütçenin saygınlığına uygun davrandılar fakat zaman zaman yine kantarın topuzunun kaçtığı oldu. Örneğin, bizi rahatsız eden, çok gereksiz bulduğumuz, Meclisin hukukuna, kürsüye yakışmayan “Sülün Osman” tarzındaki iddiaları duymak bile istemiyoruz, duymadığımızı farz ediyorum. Bunlar edep dışı ifadeler, bunlar yanlış ifadeler. 10’a yakın CHP’li arkadaş konuştu, hemen hepsi de saygın konuştu ama bu tarz “sokak ağzı” diye ifade edeceğimiz ifadelerin bu kürsüde olmasını doğru bulmuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayalım lütfen Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Eğer “Sülün Osman” bir tarihin karşılığı olarak bugün ifade ediliyorsa söylemek isterim ki Sülün Osman bugün yaşasaydı 10 aylık torununu sigortalı yapmayı düşünemezdi bile, Sülün Osman bugün yaşasaydı 14 yaşındaki çocuğunu sigortalı yapmayı düşünemezdi bile. Yani şunu demek istiyorum: Eğer kavga edeceksek ederiz ama bize yakışan bu değil.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Buyurun Sayın Altay.

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hiçbir sayın milletvekilimiz bu kürsüde sokak ağzıyla konuşmamıştır. Kaldı ki o da bir ağızdır, bazen ona da ihtiyaç duyulur; önce onu söyleyeyim.

Bir, saman ithalatı… Sayın Bakanın beyanı var…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Eski yılları söylüyorsunuz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hangi tarihti?

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – 22/12/2018.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Hayır, Sayın Pakdemirli’yi söylüyorum…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Az sonra cevap vereceğim zaten.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - “10 bin ton saman ithal ettik.” diyor. Sayın Bakan mı doğru söylüyor, Grup Başkan Vekili Sayın Turan mı söylüyor?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Az sonra söyleyeceğim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ben bunu merak ediyorum. İkiniz de buradasınız ya; hanginiz doğru söylüyor? Birisi “İthalat yok.” diyor, biri “Var.” diyor. Biriniz söyleyin, kabul edin, biz inanalım. Bir onu söyleyeyim, bir.

Ben daha önce de söyledim Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biz Tank Palet Fabrikasıyla ilgili dertliyiz. Niye dertliyiz? 3 firma tank ihalesine giriyor ama BMC biliyor ki bu fabrikayı kendisine peşkeş çekecekler. Peşkeş bunun adı, peşkeş; ne derseniz deyin. Geçen burada bir arkadaşımız “peşkeş” demiş, biraz olay olmuş; ben ondan önce 10 kere kullandım, kullanmaya devam edeceğiz. Burası konuşma yeri, işinize gelmeyebilir ama biz bunu söyleyeceğiz. Şunun için söylüyoruz, Sayın Bakanım, milletimiz bilsin: Satılmadı, kiralanmadı; sözleşme yok, hiçbir şey yok. Hiçbir yeri… Ben bu simidi Orhan Sarıbal’a verirsem, parasını almadan verirsem bunu peşkeş çekmiş olurum, bunda hakkı olanı… Tıpkı Ziraat Bankasının, Simit Sarayına milletin 500 milyonunu peşkeş çekmesi gibi. Şimdi, Bülent Turan diyor ki: “Efendim ‘Sülün Osman’ benzetmesi hoş bir benzetme değil.” Ya, Sülün Osman da birçok kamu malını ve tarihî eseri, saat kulelerini, vapurları, tramvayları satmış, kendine ait olmayanları satmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Türkiye’de AK PARTİ’nin yaptığı, sattığı, peşkeş çektiği kamu malları Tayyip Erdoğan’ın malı mı? Bunun adı da “peşkeş”, ne farkı var? (CHP sıralarından alkışlar) İkisi de tarihî şahsiyet; Osman Ziya Sülün de bir tarihî şahsiyet, Recep Tayyip Erdoğan da tarihî şahsiyet. İkisi de aynı işi yapmış, bana göre aynı işi yapmış, kendilerine ait olmayanı satmışlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Ayrıca ben, grubumuzdan bir şey rica ediyorum, müteaddit defalar da söylüyorum değerli arkadaşlar, AK PARTİ’miz artık burada misafirdir, misafire iyi davranın, üstlerine fazla gitmeyin. (CHP sıralarından alkışlar, gülüşmeler) Zaten yolsuzluk bunların nasırı oldu, nasırlarına basmayalım. Siyasi ömürleri kısaldı.

Teşekkür ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Turan, bekleyin. Sayın Bakan doğrudan muhatap alındığı için…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Bakan belki beraber cevap verir Sayın Başkanım, o yüzden söylüyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Koro mu yapacaksınız?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Zapta geçsin sadece. Bakın ben, Sayın Başkan…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Osman Ziya Sülün, İsmet İnönü zamanında yaşamış tarihî bir şahsiyettir.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, az önce eleştirdiğim üsluba geri dönmeyeceğim. Biz o ifadeyi doğru bulmuyoruz, ben kullanmayacağım tekrar Sayın Başkanım.

Bakınız, ben sekiz yıldan beri milletvekiliyim, AK PARTİ on yedi yıldan beri görev başında. Sayın Altay’dan sekiz yılda 8 bin defa “AK PARTİ gidici.” dediğini duydum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, AK PARTİ’yi millet kurdu, millet götürür tabii ki. Ancak anketler gösteriyor, motivasyonumuz gösteriyor ki AK PARTİ daha çok uzun yıllar bu milletin kaderi olmaya devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) AK PARTİ burada iki tane şov cümlesiyle kaybolacak bir parti değil Sayın Başkan. AK PARTİ, kökleriyle beraber, tarihiyle beraber büyük bir medeniyeti temsil ediyor. Göreceksiniz, bir defa, daha dört yıl buradayız. Engin Altay dört yılda dört bin defa daha “Gidiyorsunuz.” diyecek. Biz buradayız Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

3.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Şimdi, biz hiçbir partiye ömür biçecek güç, kabiliyet ve yetkide değiliz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Eyvallah.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ömrü millet biçer, Cenab-ı Allah biçer.

Nitekim, 3 Kasım 2002’de Türk siyasetinde yeni bir çığır ve size yol açan aziz milletimiz 24 Haziran 2019’da da biletinizi kesti, seçim sonuçları itibarıyla kesti.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – 23 Haziran, tarihleri karıştırmayın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 23 Haziran, neyse, maksat hasıl oldu.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – 24 Haziran 2018’di…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu iddia benim değil, bu iddia Cumhurbaşkanı, AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iddiasıdır. “İstanbul’da tökezleyen Türkiye’de ayakta kalamaz.” diyen Tayyip Erdoğan’ın kendisidir.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Engin Başkan, yetmiş yıldır bu CHP iktidara gelemiyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “İstanbul’u kaybeden, Ankara’da iktidarda oturamaz.” diyen Tayyip Erdoğan’ın kendisidir. Gidin, bunları bana değil, Tayyip Erdoğan’a söyleyin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bakan, doğrudan size yöneltilen sorular vardı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet Sayın Bakan, 22 Aralık 2018’de 11 ton saman ithal edildi.

BAŞKAN – Sayın Bakana iki dakika süre veriyorum.

Buyurun Sayın Pakdemirli.

4.- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, toplam saman üretiminin 25 milyon ton olduğu ülkemizde bu yıl 7.370 ton saman ihraç edildiğine ilişkin açıklaması

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Evet, CHP’nin genelde rakamlarla ilgili problemi var. O yüzden ben resimlerle ifade etmeye geldim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Saman mı onlar (!)

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Bakın, Türkiye’de toplam saman üretimi 25 milyon tondur, 15 milyon tonu hayvancılıkta kullanılır. Bu sene 7.370 ton saman ihraç etmişiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 25 milyon ton, 25 milyon ton…

Bakın, bir yıl 9 bin ton ithal edilmiş. Adam ucuz bulmuş, getirmiş. Adama gem mi vuracağız?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Eyvallah.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Aldın mı, aldın.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Ne zamandan beri biz kapalı bir Demirperde ülkesiyiz arkadaşlar, ne zamandan beri? Bu sene 150 kilogram. Eğer kabul buyurursa çok değerli Kamil Hocamın bagajına yükleyeceğiz bu 150 kilogramı, Meclisin çıkışında tekrar hatırlaması için.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – “10 bin ton.” dedik Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Lütfen bana samanla gelmeyin. Kimsenin üreticinin, çiftçinin, besicinin moralini bozmaya hakkı yoktur.

Çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Altay…

5.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin saman ithal edildiğini teyit ettiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Maksat hasıl olmuştur, Sayın Bakan da 10 bin ton saman ithal edildiğini…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “150 kilo.” dedi Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Gerekçesi şu olur bu olur, biz de zaten gerekçesini sormadık. Neticede, sonuç: Saman ithal edilmiştir, Sayın Bakan bunu teyit etmiştir, mesele bizim açımızdan kapanmıştır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – 150 kilo, 150 kilo.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Kapat, yeter; samana takılıp kaldın.

BAŞKAN - Sayın Turan, kapatalım artık meseleyi.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/278) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 129) (Devam)

2.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277), 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2018 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2018 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 189 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2018 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2018 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/871), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2018 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/881) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 130) (Devam)

A) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI (Devam)

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşmalar yapılacak.

İlk konuşmacı İzmir milletvekili Yaşar Kırkpınar.

Buyurun Sayın Kırkpınar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden çok saygıdeğer vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Tarım, en kolay eleştirilebilen ve esnekliği olmayan bir sektör; aynı zamanda kıt kaynakların en etkin ve verimli kullanılması gereken stratejik bir sektör. Özellikle iletişim ve bilgi çağını yaşadığımız bu süreçte gıdaya erişimin, tüketim alışkanlıklarının ve sınırsız ihtiyaçların sınırlı kaynaklarla karşılanmaya çalışıldığı bir zamanda ve zeminde yaşıyoruz. Gelecekte gıdayı kontrol edenler dünyayı da kontrol edeceklerdir. Dünyada mevcut 13 milyar hektar toprak alanının sadece 5 milyar hektarı tarım toprağıdır, bunun da sadece 1,5 milyar hektarlık alanında tarım yapılmaktadır. Ülkemizde ise 24 milyon hektarda tarım yapılıyor ve 14,6 milyon hektar da mera olarak kullanılmaktadır.

2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyarı, ülkemiz nüfusunun ise 100 milyonu bulması öngörülüyor. Şehirleşmenin artması, küresel ısınma, toprağın yanlış kullanımı, çölleşme, erozyon gibi gelişmeler tarıma elverişli arazileri maalesef tehdit ediyor. Bunun için üretim potansiyeli yüksek 65 ilimizde 7 milyon hektara karşılık gelen 265 ovayı sit alanı ilan ederek koruma altına aldık.

Türkiye 2002 yılında tarımsal millî gelir bakımından 37 milyar lirayı dahi bulamayan bir büyüklüğe sahipti, tarım ürünleri ihracatımız da 3,8 milyar dolar düzeyindeydi, çiftçilerimize verilebilen tarımsal destek yılda sadece 1,8 milyardı. Biz bu seviyeden aldığımız Türkiye’yi tarımsal millî gelirde 217 milyar liraya, tarım ürünleri ihracatında 17,7 milyar dolara yükselttik. Tarımsal desteklerde bu yıl itibarıyla 16,1 milyar destek verdik, önümüzdeki yıl bu desteği 22 milyara çıkardık. AK PARTİ olarak on yedi yılda çiftçilerimize toplamda 137,7 milyarlık destek sağladık. Ülkemiz 2005’ten beri tarımsal hasılada dünyada ve Avrupa’da lider konumda. Bugün Türkiye 195 ülkeye 1.690 çeşit tarım ürünü ihraç ediyor. Sadece mazot desteği olarak çiftçilerimize geçtiğimiz yıl 2,4 milyar liralık ödeme yaptık ve bu ödeme ilk defa AK PARTİ iktidarları döneminde yapıldı.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Buzağı desteği ne oldu?

YAŞAR KIRKPINAR (Devamla) - Hayvancılığı da öncelikli sektör olarak ele aldık. Son on yedi yılda hayvancılığa yaklaşık 33 milyar liralık destek verdik. Değerli arkadaşlar, bunların hepsi resmî rakamlar. Büyükbaş hayvan sayısını 9,9 milyondan 18 milyona yükselttik, küçükbaş hayvan sayısı ise 32 milyondan 46 milyona yükseldi. Kırmızı et üretimi 420 bin tondan 1,1 milyon tona yükseldi, beyaz et üretimi ise 696 bin tondan 2,2 milyon tona yükseldi. Süt üretimi ise 8,4 milyon tondan 22,1 milyon tona çıkarıldı. Süt referans litre fiyatını bu yıl 2,3 liraya çıkarıp daima üreticiden yana bir tavır sergiledik.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Ürün desteğini mayısta nasıl çektiniz? İlk defa tarihe geçtiniz.

YAŞAR KIRKPINAR (Devamla) - 2019’da fındık, hububat ve bakliyat başta olmak üzere, 13 üründe hasattan önce fiyat açıklayıp verimli bir alım kampanyası yürütülmesini sağladık. Toprak Mahsulleri Ofisi kanalıyla üreticilerden 4 milyar liralık ürün alarak piyasa fiyatının üretici aleyhine gelişmesini engelledik.

Tarım sektöründeki konumumuzu daha da güçlendirmek için Bakanlığımız tarafından pek çok çalışma yürütülmektedir. Bunlardan bir tanesi arazi toplulaştırmasıdır. Hükûmet olarak attığımız bir başka önemli adım da tarım arazilerinin miras ve satış yoluyla bölünmesini engellemek olmuştur. Türkiye hayvancılık konusunda da artık tarımın diğer bölümlerinde olduğu gibi ithalatçı değil, ihracatçı bir ülke olmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, sözlerinizi bağlayın lütfen Sayın Kırkpınar.

YAŞAR KIRKPINAR (Devamla) – Tarımda Millî Birlik Projesi, hedeflerimizden birisi budur. Planlı üretime geçilerek ithalatı azaltmayı ve ihracatı çoğaltmayı amaçlıyoruz. Bakanlığımız havza bazlı yönetimi, tarımsal üretimi destekleme modelini ve hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modelini kararlılıkla uygulamak için gerekli bütün çalışmaları yapmaktadır. Özellikle tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi, ürün sayımının sağlıklı bir şekilde yapılması, sözleşmeli tarım anlayışının benimsenmesi, birlik ve kooperatifçiliğin özendirilmesini amaçlıyoruz.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifadeleriyle, AK PARTİ hükûmetleri olarak, hiç kimsenin, ne üreticimizin alın terine, emeğine ne de üreticimizin sofrasına, ekmeğine göz dikmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri millî güvenlik sorunu olarak görüyor ve ona göre de muamele ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Selamlama için buyurun Sayın Kırkpınar.

YAŞAR KIRKPINAR (Devamla) – Bu vesileyle konuşmama son verirken, Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bursa Milletvekili Zafer Işık…

Buyurun Sayın Işık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZAFER IŞIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 yılı bütçesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tarım, orman ve su kaynakları bir ülkenin yer üstündeki stratejik zenginliklerini oluşturmaktadır. Bu anlamda ülkemiz, jeopolitik konumuyla bizlere çok büyük zenginlikler sunmaktadır. AK PARTİ hükûmetleri olarak son on yedi yılda tarım ve ormancılık anlamında ülkemize çok büyük katkılar sağladık. 2023-2071 hedeflerimiz için hayata geçirilen proje ve yatırımlarla ülkemizi ihya ederek üreticimizin gelir seviyesini yükselttik. Bu arada, tüketicinin daha kaliteli ürünlere daha ekonomik olarak ulaşmasına gayret gösterdik. Güçlü Türkiye yolu güçlü tarım politikalarından geçmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettikleri üzere, tarım bir millî güvenlik meselesidir. Bizler, geleceğimiz ve gelecek nesillerimiz için ülkemizin tarım politikası konusuna bu açıdan bakmaktayız.

Bakanlığımızın “Çiftçinin yüzü gülsün, çocuklarımız ormanla büyüsün.” sloganıyla başlatılan çalışmalar neticesinde daha yeşil bir Türkiye için 11 Kasım 2019’da 11 milyon fidanla geleceğe nefes olmak üzere bir kampanya başlatıldı. Bu kampanyaya vatandaşlarımızın rekor katılımıyla 14 milyon fidan sahiplenilerek toprakla buluşturuldu, 80 bin dekar alan ağaçlandırıldı. Sayın Cumhurbaşkanımızca 11 Kasım günü Millî Ağaçlandırma Günü ilan edilmiştir. Öncelikle aziz milletimize ve orman camiamıza hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bu alanda yapılan çalışmalar artık gözle görülür bir şekilde meyvelerini de vermeye başladı. Dünyadaki orman varlığında azalma görülürken “Her şey daha yeşil bir Türkiye için.” diyerek yapılan çalışmalarla son on yedi yılda orman varlığımızı 1,8 milyon hektar artırmayı başardık. 2002 yılında 20,8 milyon hektar olan orman varlığımız bugün 22,6 milyon hektara ulaşmıştır. Hedefimiz, 2023 yılında 7 milyar fidanı toprakla buluşturarak, orman varlığımızı 23,4 milyon hektara çıkarmaktır. İnşallah bunu da hep birlikte başaracağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu kapsamda geliştirilen, 5 Bin Köye 5 Bin -gelir getirici- Orman Projesi’yle, orman köylümüzün daima yanında olmaya gayret ettik. Bal, kestane, çam fıstığı, keçi boynuzu, sakız, salep, reçine, iğde, alıç ve trüf mantarı ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine uygun defne, kekik, ıhlamur, adaçayı, biberiye gibi yetiştirme sahaları oluşturarak orman köylümüze katkı sağlamak amaçlanmıştır. Şu anda, 513 adet bal ormanı arıcılığımızın hizmetine sunulmuş ve dünyadaki çam balı üretiminde yüzde 90’la Türkiye lider ülke konumuna gelmiştir. Beş altı yıl önce trüf mantarı ülkemizin gündeminde dahi değilken, bugün yatırımcıların, tüketicilerden turizmcilere kadar her kesimin ilgi odağı hâline gelmiştir. Günümüzde, trüf mantarı üretimi 40 tonla ülke ekonomisine 100-150 milyon katkı sağlamaktadır. Trüf mantarının yirmi yıl içerisinde dünya çapında 6 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Şehirlerimizde artan nüfusla doğal yaşam alanlarının sosyal hayata ve halkımızın hizmetine sunulması amacıyla 134 adet şehir ormanı ile 1.390 adet mesire alanı hizmete sokulmuştur. Erozyona maruz kalan ve taşınarak kayıp edilen topraklarımız için de çölleşme ve erozyonla mücadele programları geliştirilmiş, bu amaçla baraj havzalarında yeşil kuşak ağaçlandırmaları ile nehir ve havzalarında sel kontrol çalışmaları yapılmıştır. Orman varlığımızı koruyabilmek ve yangınla mücadele kapsamında, ormanlarımız, 776 adet gözetleme kulesiyle yirmi dört saat gözetlenmektedir. 117 kulede 254 kamera ve insansız gözetleme kuleleri hizmete sokularak, 2003 yılında orman yangınıyla mücadele süremiz 40 dakikayken, bugün 12 dakikaya düşürülmüştür. Bu başarıda emeği geçen orman mühendislerimize, orman muhafaza memurlarımıza, yangın ekiplerimize ve tüm orman teşkilatına teşekkür ediyorum.

Bu arada, Bursa Milletvekili olmam hasebiyle, bölgemizdeki üreticilerimizin taleplerini karşılamak adına Tarım Bakanlığımızca yapmış olduğumuz çalışmalar sonrasında, cumhuriyet tarihinde zeytin ilk defa 2019 yılında fark ödemesi desteği kapsamına alınarak kilogram başına on beş kuruş destek verilmesi kararlaştırılmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Işık, tamamlayın lütfen.

ZAFER IŞIK (Devamla) – Bu karar bölge halkımızda ve zeytin üreticilerimizde ziyadesiyle bir memnuniyet yaratmıştır. Tüm bölge ve zeytin üreticileri adına Sayın Cumhurbaşkanımız ile Tarım ve Orman Bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

AK PARTİ hükûmetleri döneminde yürütülen tarım ve ormancılık politikalarıyla üretim ve üretici desteklenmiş, önümüzdeki dönemde de büyüme odaklı, tarım ve ormancılığı geliştirecek, kalkınmayı destekleyecek güçlü tarım politikaları uygulanmaya devam edilecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Antalya Milletvekili İbrahim Aydın…

Buyurun Sayın Aydın, süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orman Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Şahsımın da otuz yıl hizmet ettiği ve mensubu olmaktan şeref duyduğum Orman Genel Müdürlüğü, ülkemizin orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini sağlayarak kaynakların milletimizin menfaatine sunulmasından sorumlu yüz seksen yıllık köklü bir teşkilattır.

Bugün, ülke olarak dünyada orman varlığını artıran nadir ülkelerden birisiyiz. Son on yedi yılda yaklaşık 5 milyon 300 bin hektar alanda ormancılık faaliyeti gerçekleştirilerek yaklaşık 4 milyar 500 milyon adet fidan toprakla buluşturulmuştur. 2023 yılı sonunda dünya nüfusu kadar -7 milyar- fidan toprakla buluşturulacaktır. Hedefimiz orman varlığımızı ülke topraklarının yüzde 30’u olan 23 milyon 400 bin hektara çıkarmaktır.

Erozyonla mücadelede dünya lideriyiz. 2 milyon hektar alanda erozyon kontrol çalışmaları yapıldı. Son olarak, ağaca ve çevreye değer veren Hükûmetimiz 11 Kasımı Millî Ağaçlandırma Günü ilan etti. Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımlarıyla, gelecek nesillere nefes olabilmek için başlatılan “Bugün Fidan Yarın Nefes” seferberliğiyle 11.11.2019’da saat 11.11’de yurt genelinde 81 ilde 2.023 noktada 14 milyon fidan toprakla buluştu. Ayrıca 233 bin adet fidan dikimiyle Endonezya’ya ait olan “1 saat içerisinde tek bir alanda en fazla fidan dikme” rekoru o gün Çorum’da 300.150 fidan dikilerek kırılmıştır.

2008 yılından itibaren milletimize hizmet gayesiyle açık alanlar, kara yolu kenarları, okullarımız, hastanelerimiz, sağlık ocaklarımız ve mezarlıklarımız büyük bir hızla ağaçlandırılmaktadır. Ayrıca, 181 milyon adet fidan bedelsiz olarak vatandaşlarımıza dağıtılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ormanları kırsal kalkınmanın lokomotifi yaptık. Uygulamaya koyduğumuz 38 eylem planıyla, orman köylümüze gelir getirici tür ağaçlandırmalarıyla yeni gelir kapıları açılmıştır. Orman köylülerini; doğduğu yerde doyurmak, yaşatmak, kalkındırmak ve göçleri önlemek için “5 Bin Köye 5 Bin Orman Eylem Planı” doğrultusunda bugüne kadar 4.800 köyde gelir getirici tür ağaçlandırması yapılmıştır.

Bugüne kadar arıcılığa ve bal üretimine verdiğimiz destekler sayesinde 514 adet bal ormanı kurularak ülkemiz, bal üretiminde dünyada 6’ncı sıradan 2’nci sıraya yükselmiştir.

Değerli milletvekilleri, “keçin var, suçun var” anlayışından vazgeçerek, ormanlarımızda otlatma planı yapılarak hayvancılığımıza büyük destek verilmektedir. 2002 yılında 15 milyon TL olan destek miktarı 2019 yılında 206 milyon TL’ye çıkarılmış, 2020 yılında ise orman köylülerine 250 milyon TL ORKÖY Kredisi verilecektir.

Dünyada 115 milyar dolarlık tıbbi ve aromatik bitkiler pazarından pay alabilmek için odun dışı orman ürünlerinin üretimi artırılmıştır. Bu konuyla ilgili Gazi Meclisimizde Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma Komisyonu kurulmuş, Komisyonumuz gerekli çalışmalarını tamamlamış, raporunu Meclis Başkanımıza sunmuştur. Tıbbi ve aromatik bitkiler ihracatımız şu anda 900 milyon dolar iken 2023 yılı için 5 milyar dolar olarak hedeflenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ormanlarımıza yapılan bakım, gençleştirme gibi faaliyetler sonucu yapılan üretimle ülkemiz orman ürünleri ihtiyacını yerli kaynaklardan karşılamayı hedefliyoruz. Bu kapsamda sektörde dışa bağımlılığı azaltmak için 2002 yılında 14 milyon metreküp olan odun üretimini 2019 yılında 28 milyon metreküpe, 2020 yılında 30 milyon metreküpe çıkarıyoruz. Hedefimiz 2023 yılında üretimi 37 milyon metreküpe çıkararak ülke tüketiminin yüzde 100’ünü karşılamaktır.

2021 yılı sonu itibarıyla orman kadastrosunda kesinleşen alanların tescilini sağlayarak 2023 yılı sonunda da 2/B programları tamamlanacaktır. Böylece uzun yıllar çözülemeyen ve orman-halk ilişkilerini olumsuz etkileyen mülkiyet sorunları tamamen çözülmüş olacak, ormanlarımızın daha etkin bir şekilde korunması da sağlanmış olacaktır. Nitekim yapılan çalışmalar neticesinde teknik ve hukuki problemler azalmış, yargıya intikal eden davalarda ciddi düşüşler olmuş, orman köylüleriyle hasım değil, hısım olunmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; orman yangınlarıyla mücadele çalışmaları kapsamında orman yangın yönetimi sistemiyle insan gücü, kara ve hava araçlarını tek merkezden yöneterek Türkiye'yi orman yangınlarıyla mücadelede çevre ülkelere de her an yardım edebilecek güçlü bir yapıya kavuşturduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi lütfen Sayın Aydın.

İBRAHİM AYDIN (Devamla) – Bu sayede orman yangınlarıyla mücadelede bölgemizde lider ülke olduk. Kurmuş olduğumuz erken uyarı sistemi, teknoloji ve diğer tedbirlerle orman yangınlarına müdahale süresi kırk dakikadan ortalama on iki dakikaya düşmüştür. Orman yangınlarıyla Akdeniz ülkelerinde son on yılda ortalama yanan alanlar istatistiklerine baktığımızda en az yanan alanla Akdeniz ülkeleri arasında lider konumdayız. Portekiz’de 138 bin, İspanya’da 90 bin, İtalya’da 63 bin, Yunanistan’da 26 bin, Fransa’da 11 bin hektar yanarken Türkiye'de 6.664 hektar alan zarar görmüştür.

Orman Genel Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar kapsamında yangından dolayı zarar gören alanlar aynı yıl içerisinde ağaçlandırılarak orman varlığının yok olmasına izin verilmemektedir. Kulecisinden yangın işçisine, operatöründen pilotuna, memurundan mühendisine tüm orman camiası çalışanlarına teşekkür eder, yangınla mücadelede şehit olan 114 kardeşimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerim.

2020 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Burdur Milletvekili Yasin Uğur…

Buyurun Sayın Uğur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA YASİN UĞUR (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüzün bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimiz ve milletimizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

DSİ Genel Müdürlüğü, vatandaşlarımızın en hızlı şekilde memba kalitesinde içme ve kullanma suyuna ulaşması için içme suyu tesislerini, içme suyu havzalarını korumak ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmak üzerine çalışmalar yapmaktadır. Aynı zamanda evsel atık su arıtma tesisleri inşa etmekte, tarımsal sulamanın da en etkin ve en verimli şekilde yaygınlaştırılması için sulama yatırımları gerçekleştirmektedir. Hidroelektrik santralleri de inşa etmekte ve ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltmaktadır.

AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde yapılan yatırımlarla ilgili şimdi sizlere birtakım rakamlar vermek istiyorum: Baraj sayımızı 2003 ve 2019 yılları arasında yüzde 205 artışla 276’dan 841’e çıkardık. Hidroelektrik santral sayımızı 2003 ve 2019 yıllarında yüzde 570 artışla 657’ye çıkardık. Gölet ve bent sayımızı 2003 ve 2019 yılları arasında yüzde 164 artışla 228’den 602’ye çıkardık. Atık su sayımız ise hiç yapılmamışken, 2003’ten 2019’a kadar yapılmamışken, bu sürede ise 18 adet atık su tesisi yapılmıştır. Taşkın kontrol sayımızı ise 2003 ve 2019 yıllarında yüzde 97 artışla 9.894 adede çıkardık.

Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için yerli, millî ve yenilenebilir enerji kaynağı olan hidroelektrik potansiyelimizi harekete geçirdik. 2003 yılında 26 milyar kilovatsaat olan hidroelektrik enerji üretim kapasitemiz 2019 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla 99,5 milyar kilovatsaate yükseltilmiş, böylelikle kaynaklar içinde HES’ler birinci sıraya yükseltilmiştir. Ülkemizde yanan her 3 ampulden 1’ini HES’ler aydınlatmaktadır. Hedefimiz, 2023 yılına kadar 135 milyar kilovatsaat hidroelektrik enerji üretim kapasitesine ulaşmaktır.

Son on altı yılda 4.856 adet taşkın koruma tesisini tamamlayarak arazilerimizi taşkınlardan koruduk. Ayrıca, özellikle şehir içlerinden geçen dereleri estetik bir şekilde onararak şehrin âdeta gerdanlığı hâline getirdik.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin 85 milyon dekar olan ekonomik sulanabilir arazisinin yüzde 78’i yani 66,2 milyon dekarı sulamaya açılmıştır. Sulamaya açılan 66,2 milyon dekar arazide uygun ziraat usulleri ve ürün deseniyle tarım yapılması durumunda, takriben, yıllık 49,5 milyar TL zirai gelir artışı sağlanması da mümkün hâle gelecektir. Tarım alanlarının sulanmasında kapalı şebekeye geçilmiştir. Sulamada basınçlı, borulu şebekeyle büyük tasarruf sağlanmıştır. DSİ tarafından hizmete açılmış alanlarda borulu şebekeyle sulanan arazi son on altı yılda yüzde 6’dan yüzde 28’e çıkarılmıştır. İnşa hâlindeki projelerde ise bu oran yüzde 94’tür. Sulamada modernizasyon adına çalışmalarımız devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz genelinde arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri, tek elden yürütülmesi amacıyla 2018 Nisan ayı itibarıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün görev alanına dâhil edilmiştir. Ülkemizde toplulaştırma yapılmaya uygun 14,3 milyon hektar alan bulunmaktadır. 8,2 milyon dekar alanda toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir. 2018 yılında 496 bin dekar, 2019 yılında ise 508 bin dekar alanda tescil çalışmaları tamamlanmıştır. Toplulaştırmayla, köy merkezi ile parseller arası yol mesafesi, harcanan zaman, yakıt ve masraflar azalır ve çiftçi gelirlerinde önemli bir artış sağlanır.

GAP bölgesinde ise ana kanal ve sulama şebekeleri için ihtiyaç duyulan 60 bin hektar arazi toplulaştırma projeleri kapsamında sağlanmış olup kamulaştırma bedelinde yaklaşık 3,6 milyar lira tasarruf edilmiştir. Karayollarımızla yapılan protokol sonucu, 16 güzergâhta toplam 616 kilometrelik koridor kamulaştırma bedeli ödenmeden boşaltılmış olup yaklaşık 1,3 milyar lira tasarruf sağlanmıştır. DSİ Genel Müdürlüğü, kendi iş makinalarıyla gerçekleştirdiği çalışmalarda yerleşim yerlerini ve tarım arazilerini taşkın zararlarından korumaya 2019 yılında da devam etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Uğur

YASİN UĞUR (Devamla) - 2019 yılında ise 138 adet toplu makineli çalışma başlatılmış olup, bu çalışmalarda şu ana kadar DSİ birim fiyatlarıyla 277 milyon liralık tasarruf ve katkı sağlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda ülkemizde artan nüfus, sanayileşme ve küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği, su kaynaklarını olumsuz olarak etkilemektedir. Suyun kullanılırken sürdürülebilir şekilde korunması giderek önem kazanmaktadır. Su kaynakları bakımından çok da zengin olmayan ülkemizde su kaynaklarına talep ve su kaynakları üzerindeki baskı giderek artmaktadır. Velhasıl, suyun önemi her geçen gün artmaktadır. Bu soruna çözüm bulmak adına Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde ilgili Bakanlığımız ve kurumlarımızla birlikte köklü çözümler üretmek için çalışmalar yapmaktayız.

Su kaynaklarının kullanımı konusunda çok önemli rolü olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2020 yılı mali bütçesinin hem kuruma hem milletimize, devletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Gazi Meclisimizi ve ekranları başındaki milletimizi de saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çankırı milletvekili Salim Çivitcioğlu... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Çivitcioğlu, süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİM ÇİVİTCİOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün 2020 yılı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, meteorolojik hizmetler konusunda tek yetkili kamu kurumu olarak, kurulduğu 1937 yılından itibaren günümüze kadar ortaya çıkan ihtiyaçlar, teknolojik gelişmeler ve günün şartları dikkate alınarak kendisini sürekli yenileyen Meteoroloji Genel Müdürlüğünün faaliyet ve hedefleri hakkında bilgiler vermek istiyorum. Hava tahmin tutarlılık oranı yüzde 90’ların üzerinde olan tahminlerle başta tarım, ulaştırma, enerji, millî savunma, çevre ve şehircilik, turizm, sağlık, adalet ve afet yönetimi olmak üzere pek çok sektörün meteorolojik ürün ve hizmet taleplerini karşılayan Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yüksek teknolojiyi kullanan, uluslararası ilişkileri güçlü, bölgesinin öncü ve saygın servisi konumundadır. Kurucu üyesi olduğu Dünya Meteoroloji Teşkilatı, Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi, Avrupa Meteorolojik Uyduları İşletme Teşkilatı, Avrupa Meteorolojik Fayda Grubu, Sınırlı Alan Hava Tahmin Modeli Konsorsiyumu gibi uluslararası kuruluşlarla ve diğer ülkelerle ikili iş birliği çalışmalarını geliştirmek için yoğun bir gayret göstermekte ve meteoroloji alanında bölgenin lider ülkesi olma hedefiyle hareket etmektedir. Dünya Meteoroloji Teşkilatı tarafından bölgesel eğitim merkezi olarak da tanınmış olan Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2000 yılından bu yana 150’den fazla ülkeden 1.500’ü aşkın kursiyere eğitim vermiştir. Ayrıca, Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz, Dünya Meteoroloji Örgütünün önemli üyelerinden birisi olup 2019 yılında 193 üye ülkenin oy birliğiyle 27 üyeden oluşan Yürütme Konseyine seçilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Antarktika’da söz sahibi 30 ülkeden biri olma vizyonunu esas alarak 3. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne de bir personeli dâhil edilerek 2019 yılında kıtada ilk otomatik meteoroloji gözlem istasyonu kurulmuştur.

Bir ilki gerçekleştirerek afet bölgelerinde görevli yetkililer ile vatandaşların en kısa sürede bilgilendirilmesinin yanı sıra, eğitim ve tanıtım maksatlı da kullanılmak üzere Mobil Gözlem ve Tahmin Merkezi yani “Meteoroloji Tırı” hizmete alınmıştır. Meteorolojik gözlem sistemleri ağı 2003 yılı öncesinde 31 adet iken 2019 yılı itibarıyla 1.867 adede çıkarılmıştır. 2019 yılında kuvvetli meteorolojik hadiselerin sebep olacağı can ve mal kaybının en aza indirgenmesi amacıyla, kuvvetli yağmur, fırtına, dolu, kar yağışı, zirai don, toz taşınımı gibi meteorolojik hadiseler hususunda toplam 481 adet meteorolojik uyarı yayınlanmıştır. Meteorolojik uyarılar, Genel Müdürlük tarafından geliştirilen yerli ve millî yazılım sayesinde “renk kodları sistemi” yani “MeteoUyarı” ile yayınlanmaya başlanmıştır. Kendi uzmanları tarafından geliştirilen Karayolları Hava Tahmin Sistemi’yle seyahat edecek vatandaşlarımızın yola çıkmadan önce gerekli tedbirleri alabilmeleri için yol güzergâhıyla ilgili meteorolojik şartları öğrenmeleri sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra, Cebelitarık Boğazı’ndan Hazar Denizi’ne kadar günde iki kez yapılan beş güne kadar hava ve deniz tahminleri kurumsal internet sitesinde tüm bölge denizcilerine ulaştırılmaktadır. 2019 yılında 2.500 denizci ve balıkçımıza da meteorolojik uyarılar SMS sistemiyle iletilmeye başlanmıştır.

Uçuş güvenliğinin en önemli temel faktörü olan meteorolojik ürün ve hizmetler, kurumun kendi geliştirdiği yazılım vasıtasıyla Hezarfen Meydan Uyarı Sistemi’nde sunulmaktadır. Ege Üniversitesiyle yapılmış iş birliği kapsamında Hava Polen Durumu Sistemi geliştirilmiştir. Projeyle yerli ve millî otomatik polen ölçüm sistemi de geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Antalya Havalimanı’nda uçuş güvenliğine destek vermek amacıyla kurulan Alçak Seviye Rüzgâr Kırılımı Uyarı Sistemi’nin bir benzeri Sayın Cumhurbaşkanımızın ”Bu sadece bir havalimanı değil, bir zafer anıtıdır.” diyerek 29 Ekim 2018 Cumhuriyet Bayramı’nda açılışını yaptığı İstanbul Havalimanı’na da 2020 yılı içerisinde kurularak hizmete sunulacaktır.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Zirai meteorolojik hizmetler kapsamında çiftçilerimize yönelik ekim, dikim, gübreleme, ilaçlama ve sulamadan hasada kadar olan tarımsal üretimin her aşamasında çiftçilerimize hizmet verilmektedir. Tarımsal ürünlerin zarar görmemesi maksadıyla geliştirilen ve 429 ilçeyi kapsayan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Çivitcioğlu

SALİM ÇİVİTCİOĞLU (Devamla) – …Zirai Don Uyarı Sistemi’ni ülkemizin bütün ilçelerini kapsayacak şekilde yaygınlaştırma çalışmaları devam etmektedir. Bu güzide kurumumuz, zirai ve tarımsal faaliyetlerin planlanmasında meteorolojik şartların uygun olup olmadığının önceden bilinmesi, kaynak ve iş gücü kullanımına katkı sağlamak, kalite ve verimliliği artırmak için Tarımsal Hava Tahmini internet sayfasını hizmete sunmuş, zirai faaliyetler için çiftçimize bir ışık olmuştur. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği arasında eğitimle ilgili İşbirliği Protokolü imzalanmıştır. Protokol kapsamında kuvvetli meteorolojik hadiseler için Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılar çiftçilerimizin cep telefonlarına SMS olarak iletilecek ve çiftçilerimize zirai meteorolojik uygulamalarla ilgili eğitimler verilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken kamu kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını sağlamak üzere afet ve zararların önlenmesinde azimli ve kararlı çalışmalarını ortaya koyan Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün tüm çalışanlarını kutluyor, 2020 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Yavuz Demir, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET YAVUZ DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubum adına balıkçılık ve su ürünleri konusunda söz aldım. Hepinizi ve büyük milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli vekiller, Birleşmiş Milletlerin yaptığı bir çalışma çerçevesinde dünya nüfusunun ortalama olarak 80 milyon civarında arttığı öngörülmekte ve bu tahminle de 2050 yılına geldiğimizde yine bu öngörü çerçevesinde dünya nüfusunun 12-13 milyar civarında olacağı belirtilmektedir. Yine, hayvansal protein olarak da balık ve su ürünleri yüzde 20 civarında insanlığın protein ihtiyacını karşılamaktadır. Şimdi, bunu neden söyledim? Bu çerçevede artık, sürdürülebilir balıkçılıkla, doğal avcılık yöntemiyle insanların bu kıymetli protein maddesine ulaşması mümkün olamayacaktır. Bırakın 2050 yılını, şu günümüzde dahi bu ihtiyacı karşılayacak bir düzeyde değildir. Yine, bilim insanları gerek denizlerimizde gerek okyanuslarda her geçen gün balıklar başta olmak üzere tüm canlıları hızla tükenmekte olduğunu da belirtmektedirler. İşte, tam da bu anlamda, balık yetiştiriciliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Kıymetli vekiller, özellikle, 1971’de çıkarılan 1380 sayılı Su Ürünleri Yasası çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığımızın geçtiğimiz aylarda Meclisimizde kabul edilen bir düzenlemeyle ciddi anlamda hem yetiştiriciler bağlamında hem de doğal balıkçılık, doğal avcılık yöntemiyle balıkçılık yapan tüm insanlarımız kapsamında çok önemli çalışmalar ve hassas çalışmalar yaptığının bilincindeyiz ve geçtiğimiz ay da hayırlısıyla bu düzenleme Meclisimizden geçmiştir.

Kıymetli vekillerimiz, önümüzdeki 2023 yılında hedeflenen 1 milyar dolarlık balık ihracatı, bırakın 2023 yılına varmayı, bugün itibarıyla 1 milyar doları geçmiştir ve hızla da bu, 2’ye, 3’e katlanma aşamasındadır.

Kıymetli vekiller, benim bölgem yani on yıl Belediye Başkanlığı yaptığım Güllük Körfezi, balık yetiştiriciliğinin merkezi durumundadır. Yani yüzde 65’i Milas, Bodrum ve Fethiye bölgesinde, balık yetiştiricileri bu alanda ciddi anlamda konuşlanmışlardır. Bu çerçevede, yapılan bu düzenlemeyle hem doğal balıkçılık önümüzdeki süreçte korunacak hem de yetiştiricilerin yıllardan beri çektiği ciddi sıkıntılar, özellikle su üstü kiralamalarındaki yüksek fiyatlar olabildiğince düzenlenmiş ve yetiştiricilerin önü çok önemli ölçüde açılmıştır.

Bu anlamda, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve gerçekten çok hassas ve titiz bir çalışmayla bu düzenlemeyi yapan Tarım ve Orman Bakanımıza ve onun kıymetli ekibine ve -bir nebze olsun- Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü olarak konunun başından sonuna takipçisi olan kıymetli Genel Müdürümüze ve ekibine ve hepsinden önemlisi, bu işi meşakkatle bugünlere kadar getiren balık yetiştiricilerine çok çok teşekkür ediyoruz.

Bu arada şunu da hatırlatmak isterim: Yine Güllük Körfezi’nden bahsedeceğim. Geçtiğimiz son üç beş yıl zarfında olta balıkçılığı da bir hayli ilgi çekici bir duruma gelmiştir. Buna da çok güzel bir etkinlik olarak hem dışarıdan gelen yabancı amatör balıkçılar hem de diğer illerden gelen, olta balıkçılığına özenen amatör balıkçılar, bölgemizde, özellikle Güllük Körfezi merkez olmak üzere, Bodrum ve Fethiye kıyılarında olta balıkçılığına çok önem vermekteler ve şu anda ciddi bir sektör hâline gelmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Demir.

MEHMET YAVUZ DEMİR (Devamla) – Kıymetli vekillerimiz, bu çerçevede, inşallah, önümüzdeki süreçte, 1 milyar dolar olan bu ihracat süreci, ihracat kapsamı çok ciddi anlamda katlanarak çok yüksek miktarlara ulaşacaktır, buna yürekten inanıyorum ve hem turizmle hem de çevreyle barışık olarak bu sektörde çok ciddi anlamda bir yol alacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçemizin de hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç.

Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET KILIÇ (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle, Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, iktidara geldiğimiz 2002 yılından itibaren, gençlerimizin kendi eğitimlerini ve gelişimlerini sağlıklı ve güvenilir ortamlarda tamamlayabilmeleri kapsamında, gençlik merkezleri, gençlik kampları, spor tesisleri, yurtlar, kredi ve burslar Hükûmetimizin üzerinde en çok durduğu ve daha önceki dönemlerle kıyaslanamayacak ölçüde büyük kaynak aktardığı konular arasındadır. Zira, AK PARTİ vizyonu bunu fazlasıyla gerektirir.

AK PARTİ’nin gençler için yapmış olduğu çalışmaların bir kısmını sizlere sunmak istiyorum: Örneğin, gençlik merkezi sayımız 2002 yılında 9 iken günümüzde 320’ye, gençlik kampı sayımız 2005 yılında 5 iken 2019 yılında 38’e, spor tesisi sayımız 2002 yılında 1.575 iken bu sayı günümüzde 2 katından fazla artarak 3.708’e, yurt sayısı 190’dan 775’e çıkarılarak kapasite sayısı 182.258'den 608.829’a çıkarılmıştır.

Sayın milletvekilleri, Hükûmetimiz, son on yedi yılda, üniversite öğrencilerine yönelik çalışmalarını her dönemde daha da geliştirerek daha fazla sayıda öğrenciye daha fazla miktarda imkân sağlamıştır. 1962 yılından itibaren, yükseköğrenim öğrencilerine -ki tamamına değil, belirli sayıdaki öğrenciye- sadece öğrenim kredisi verilmekteyken 2004 yılından sonra müracaat eden tüm öğrencilerimize öğrenim kredisi verilmekte, aynı şekilde başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere ise karşılıksız burs verilmektedir. 2002 yılında öğrencilere ödenen aylık burs ve kredi miktarı 45 lira iken bu rakam on yedi yıllık iktidarımız döneminde sürekli artarak şu anda 550 liraya ulaşmıştır. 2002 yılından bu yana yükseköğrenim öğrencilerinin burs ve kredilerine yapılan artış yüzde 1.222 olmuştur. 2020 yılında yüksek lisans öğrencilerine aylık 1.100 lira, doktora öğrencilerine ise 1.650 lira burs ve kredi ödemesi yapılacaktır. 2002 yılında 451.550 öğrenciye sadece kredi verilmekteyken 2019 yılında bu sayı 1 milyon 190 bin 200’ü kredi ve 402.812’si karşılıksız burs olmak üzere, toplamda 1 milyon 593 bin 12’ye ulaşmıştır. Sadece yurt içinde değil, yurt dışında öğrenim gören öğrencilerimize de destek sağlamaya devam ediyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 26.276 öğrencimize aylık 604 lira, 66 farklı ülkede öğrenim gören toplamda 30.820 öğrencimize yurt içinde ödediğimiz kredi ve burs miktarının o ülkelerdeki satın alma gücü paritesine göre tekrardan ödemeler yapmaktayız. Tesisleşme konusundaki başarımız açık bir şekilde ortadadır. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun hem kapasite hem de nitelik yönünden gerçekleştirdiği artış takdire şayandır.

Kıymetli milletvekilleri, burada samimiyetle bir konuyu ifade etmek istiyorum: Ankara birçok kamu kurum ve kuruluşunun misafirhanelerine sahip, memleketimizden gelen misafirlerimizi çoğu zaman bu misafirhanelerde ağırlıyoruz. YURTKUR’un ülkemiz genelindeki tesislerinin kalitesi Ankara’daki birçok misafirhaneden çok çok daha yüksektir. Aileler, veliler çocuklarını emanet ettikleri yurtlardan emin ve mutlu. Ben, bu konuda büyük bir özveriyle çalışan başta Sayın Bakanımıza, Bakanlık personelimize huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum.

Önceden rekabet sadece özel yurtların kendi arasındaydı; artık, rekabet, YURTKUR’a bağlı yurtlar ile özel sektör yurtları arasında gerçekleşiyor. Bakanlığımıza bağlı yurtlarda kalan öğrencilerimize sadece barınma hizmeti sunmuyoruz, yurtları aynı zamanda bir öğrenme merkezi hâline getiriyoruz. Seminerler, kurslar, atölye çalışmaları, sosyal sorumluluk projeleri, gönüllük çalışmaları gibi birçok faaliyetle gençlerimizin üniversite yaşamlarını daha verimli geçirmeleri için imkânlar sunuyoruz. Günümüz koşullarında nitelikli, idealist, kariyer hedefleri doğrultusunda kazanımlar için çalışan, çabalayan gençlerimiz inşallah ülkemizin yüz akı olacaklardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Kılıç.

AHMET KILIÇ (Devamla) – Kıymetli milletvekilleri, ülkemizin her bir karış toprağındaki tüm insanımıza olduğu kadar, tarihi, iklimi, coğrafyası ve kültürel dokusuyla nadide güzelliklere sahip Bursa’mız için de gayret ve samimiyetle çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bursa’nın yarınları adına, Bursa’nın gençleri, değerli insanları için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda, aynı zamanda bir spor şehri olan Bursa’mıza yatırımlarımızı ve hizmetlerimizi sürdürmek adına geçtiğimiz haftalarda Sayın Bakanımız, milletvekillerimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız, Cumhur İttifakı’mızın belediye başkanlarıyla gerçekleştirdiğimiz görüşme neticesinde imzaladığımız protokoller kapsamında Bursa’mıza toplamda 85 milyon lira tutarında yatırım yapılacaktır. Bursa’mıza hayırlı ve uğurlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu vesileyle, 2020 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İzmir milletvekili Fehmi Alpay Özalan.

Buyurun Sayın Özalan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılı Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizin siz değerli üyelerini ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu bütçe gençlerin ve sporcuların bütçesidir. Bu bütçe, yerli ve millî bir bütçedir. Bu bütçe, kimsesizlere, garibanlara, dul ve yetimlere sahip çıkan bütçedir. Bu bütçe, mazlumlara sahip çıkan, zalimlere karşı duran bir bütçedir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu bütçe, terörün başını ezen bir bütçedir. Bu bütçe, dosta güven, düşmana korku salan bir bütçedir. Bu bütçe, emperyalistlerin gözlerinin içerisine baka baka “Dünya 5’ten büyüktür.” diyen bütçedir. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Döviz üzerinden kira veren bütçedir!

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (Devamla) – Bu vesileyle, bütçeyi hazırlayan Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Kabinesine ve partimize teşekkürlerimi sunuyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; spor evrensel bir değerdir. Spor, dili, dini, ırkı her ne olursa olsun insanları bir araya getiren bir unsurdur. Spor kardeşliktir. Spor, toplumlar arası barış ve huzuru sağlayan bir değerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ, gençliği ve evrensel değerleri bir araya getirmeyi hedeflemiş ve bu hedefi gerçekleştirmiştir. Kuruluş gayesi insan ve millete hizmet etmek olan AK PARTİ, bizi biz yapan tek vatan, tek devlet, tek bayrak ve tek millet değerleriyle ülkemizin dört bir yanında çok büyük eserlerin altına imza atmıştır; çok önemli projeleri ve kaynakları halkımıza kazandırmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde 2002’den bu yana her geçen yıl yapılan yatırımlarla daha yüksek bir seviyeye ulaştık.

Milletine sevdalı, hür düşünebilen, millî ve manevi değerlerine bağlı, demokrasiyi ve hukuku benimsemiş, donanımlı bir gençlik yetişmesine katkıda bulunan gençlik merkezlerimizde yaklaşık 575 bin faaliyetle 15 milyon gence ulaşılmıştır.

Çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan, uyuşturucu ve madde bağımlılığından korumak ve spora yönlendirmek için mahallelerimizde tüm vatandaşlarımızın hizmetinde olan sentetik futbol, basketbol ve voleybol sahalarımızın sayısını 578’den 3.800’e çıkardık. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Çocukların hiç haberi yok bunlardan.

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (Devamla) – Arkadaşlar, spor sadece futboldan ibaret değildir. 2002’den bu yana sporda çeşitliliği sağlarken atletizm pisti sayımızı yaklaşık 5 katına, havuz sayımızı yaklaşık 4 katına, spor salonu sayımızı ise yaklaşık 3 katına çıkarmış bulunmaktayız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sporun ve sporcularımızın desteklenmeleri uluslararası müsabakalarda da başarıyı beraberinde getirmiş, jimnastik, boks, voleybol, karate gibi birçok branşta yüzlerce sporcumuz kürsüye çıkmıştır.

Uluslararası faaliyetlerde bugüne kadar yüzlerce madalyayı ülkemize getiren, şanlı Türk Bayrağı’mızı göndere çektirip İstiklal Marşı’mızı büyük bir gururla okuyan tüm sporcularımızı gönülden tebrik ediyorum ve yıllarca o millî gururu yaşayan bir sporcu olarak kardeşlerimin başarılarının devamını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Spora ve sporcuya her zaman destek olan, sporun içerisinden gelen, sporcularımızı daha teri kurumadan ulaşıp tebrik eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan gibi bir Cumhurbaşkanımız olduğu için de Allah’ımıza hamdolsun. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bu motivasyonla, Cumhurbaşkanımızın riyasetinde, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Millî Takım’ımızın kupayı ülkemize getireceğine ben canıgönülden inanıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gençlerimizle ilgili büyük hayallerimiz ve hedeflerimiz var. Bunun için de gençlerimizin kendilerini her alanda çok iyi geliştirmeleri için çalışıyoruz. Öyle bir gençlik için çalışıyoruz ki:

1) Sorgulayan bir gençlik,

2) Kendini ifade edebilen bir gençlik,

3) Düşünen bir gençlik,

4) Sporu ve sanatı yaşam tarzı hâline getirebilen bir gençlik,

5) Geleneğine bağlı, geleceği öngörebilen bir gençlik,

6) Millî ve manevi değerlere saygılı bir gençlik.

İşte, bu gençlik ülkemizi 2023, 2053 ve 2071 güçlü Türkiye hedeflerine taşıyacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Bravo!

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (Devamla) – Buradan gençlerimize seslenmek istiyorum: Önünüze büyük hedefler koyun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Özalan.

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (Devamla) – Size güvenen, seçilme yaşını 18’e indiren, şu an aramızda genç vekillerin bulunmasına vesile olan bir Cumhurbaşkanı ve size inanan bir AK PARTİ vardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Güçlü yarınlara ve hedeflerimize ulaşmak için çalışmalarımıza devam edeceğimizi belirtiyor, 2020 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bursa Milletvekili Sayın Atilla Ödünç, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ATİLLA ÖDÜNÇ (Bursa) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyor, 2020 yılı bütçe görüşmelerinin hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarında, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde on sekiz yılda ulaştırma alanında gerçekleştirdiğimiz çalışma ve projelerle Türkiye’nin yıllardır süregelen altyapı problemlerini giderdik ve bu alanda, efsane Ulaştırma Bakanımız ve son Başbakanımız Binali Yıldırım Bey’le başladığımız çalışmalarımızı, bugün ise Mehmet Cahit Turhan başta olmak üzere, görev yapan bakanlarımız ve personellerimizle hız kesmeden sürdürmekteyiz. Ulaştırma, denizcilik ve haberleşme hizmetleri için hükûmetlerimiz döneminde kara yollarına 468 milyar 900 milyon Türk lirası, demir yollarına 137 milyar 500 milyon Türk lirası, hava yollarına 78 milyar 700 milyon Türk lirası, haberleşme hizmetlerine 63 milyar 900 milyon Türk lirası ve denizcilik hizmetlerine 8 milyar 200 milyon Türk lirası olmak üzere, toplamda 757 milyar 200 milyon Türk lirası harcama yapılmıştır.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız o kadar geniş çalışma alanına sahip ki, bugün burada sizlere demir yolları, hava yolları, denizcilik ve haberleşme hakkında bilgi aktarmak istiyorum. Demir yolları sürdürülebilir kalkınma hamlelerinin en önemli ve güçlü halkalarından biridir. Ne yazık ki yıllarca ihmal edilen bu sektörü canlandırmak için AK PARTİ Hükûmeti döneminde yoğun çaba sarf ettik. 11.590 kilometre uzunluğundaki konvansiyonel demir yolu hattımızı âdeta yeniden inşa edercesine, komple revize ederek ana hatlarımızın tamamını yenilemiş olduk. 1.213 kilometre yüksek hızlı tren hattı yaptık. Söz konusu hatlarımızda yüksek hızlı tren konforuyla 52,5 milyon seyahat gerçekleştirilmiştir. Tüm demir yollarındaki yolcu sayısı 2018 yılında 187,5 milyon olmuştur.

Hava yolarına gelince, iktidarımız döneminde aktif havalimanı sayısını 26’dan 56’ya çıkardık. İstanbul Havalimanı’nın 1’inci etap 1’inci fazını 29 Ekim 2018 tarihinde hizmete açtık. Büyük taşınmanın yapıldığı ve tam kapasiteyle hizmete geçtiği 7 Nisan 2019 tarihinden kasım ayına kadar 45 milyon yolcumuza hizmet verilmiştir. Tüm etap ve fazları tamamlandığında 200 milyon yolcu kapasitesiyle İstanbul’un ve dolayısıyla Türkiye’nin kıtalar arası köprü konumunu daha da güçlendirecektir. 2003 yılında 34,4 milyon olan toplam yolcu trafiği, 2018 yılında -dikkatinizi çekmek istiyorum- yüzde 512 artışla 210,9 milyonu aşmıştır. Uçuş ağını en hızlı geliştiren ülkeyiz. Dış hat seferleri 126 ülkede 326 noktaya yapılıyor. Havacılık sektöründeki ciro 2003 yılında 3 milyar Türk lirasıyken 2018 yılı sonunda 143 milyar Türk lirasına ulaşmıştır. İstihdam rakamları da 2003 yılında 65 bin iken 2018 yılında 209 bini aşmıştır. Son on yedi yılda uçak sayımız 162’den 546’ya, koltuk kapasitemiz 27.599’dan 102.757’ye ulaşmıştır. Türkiye, dünyada, yolcu sayısı sıralamasında, 2003 yılında bulunduğu 18’inci sıradan, bugün, 10’uncu sıraya yükselmiştir; Avrupa’da ise ilk 4’teyiz.

Denizcilik açısından coğrafi konumun sunduğu avantajlardan en iyi şekilde yararlanmak için, planlanmış bir denizcilik politikasıyla hareket ediyoruz. 2003 yılında 19’uncu sırada yer alan Türk sahipli filomuz, bugün dünya sıralamasında 15’inci sıraya yükselmiştir. Denizci bir millet olarak, etrafımız denizlerle çevrili olmasına rağmen bugünümüze kadar sırtımızı hep denizlere dönmüşken AK PARTİ’yle yönümüzü denizlere çevirdik. Yat bağlama kapasitemiz 2003 yılında 8.500 iken bugün 18 binlerde; inşallah, 2023 hedefleriyle de 30 binlere ulaştıracağız. Ülkemizde 2003 yılında 37 olan tersane sayısı 2019 yılı Kasım ayı itibarıyla 81 adede ulaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen Sayın Ödünç.

ATİLLA ÖDÜNÇ (Devamla) – Haberleşme sektörünün liberalleşmesini sağlayarak özel sektör yatırımlarının önünü açtık. 2003 yılında 20 bin olan geniş bant abone sayısı, bugün, 77 milyona ulaşmıştır. Yurt dışı internet çıkış kapasitemiz 2003 yılında 20 “gigabyte”ken bugün yaklaşık 856 katına çıkarak 16,6 “terabyte”a ulaştı.

Yüksek hızlı trende Bursa-Yenişehir arasının 2022 yılı sonunda test sürüşlerine hazır hâle getirilmesi, Bursa-Osmaneli arasının ise 2023 yılında tamamlanması hedeflenmektedir. Proje tamamlandığında yüksek hızlı trenlerle hem Ankara-Bursa hem de Bursa-İstanbul yaklaşık iki saat on beş dakika olacaktır; bu gurur hepimizindir Türkiye’m.

Hükûmetimiz, bütün bu rakamları içeren çalışmaları, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği, kıymetli halk ozanımız Neşet Ertaş’ın “Aşkla çalışan yorulmaz.” düsturuyla gerçekleştirmiştir. Her şey aziz milletimizin refahı ve yarınları içindir. Milletimizden aldığımız güvenle ülkemizi her alanda lider konuma taşımak için tüm gücümüzle çalışacağız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Hatay Milletvekili Sayın Hüseyin Şanverdi, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güçlü bir ülke olan Türkiye’nin, konumu itibarıyla, daha da güçlü olması bir zarurettir. Güçlü bir ulaştırma ve haberleşme altyapısı varsa, gerçekten, o ülkenin gelişmişliğinden, kalkınmışlığından bahsetmek mümkündür. Ulaşım ve iletişim alanında geldiğimiz nokta hepinizin malumudur.

Bakanlığımızın son on yedi yıldaki performansı, sadece ülkemizde değil, uluslararası kamuoyunda da dikkat çekmektedir. Son on yedi yıldaki amacımız, mevcut yol ağımızın trafik güvenliğini artıracak, taşıt işletme maliyetini düşürecek, ayrıca, ülkedeki tüm yerleşim birimlerine her mevsim ulaşılmasını sağlayacak yolların yapılması olmuştur. Bütün bunlar göz önünde bulundurularak, son on yedi yılda, ülkemizde bölünmüş yollarla birbirine bağlı il sayısı 6’dan 77’ye, bölünmüş yol uzunluğu 6.101 kilometreden 27.165 kilometreye, otoyol uzunluğu 1.714 kilometreden 3.060 kilometreye ulaşmıştır. Tünel uzunluğu 9,5 kat artarak engeller aşılmış, 50 kilometreden yaklaşık 500 kilometreye ulaşmıştır. Zemin kalitesi artırılmış, BSK kaplamalı yol uzunluğu son bir yılda bin kilometreden fazla artarak 26.073 kilometreye ulaşmıştır. Bölünmüş yollar sayesinde, akaryakıt ve iş gücü tasarrufunda yıllık yaklaşık 18,1 milyar liraya ulaşan ekonomik fayda sağlanmaktadır.

Ülkemizin en önemli şehirlerinden İstanbul, Bursa ve İzmir’i birbirine bağlayan 426 kilometre uzunluğundaki otoyol projesi, Osmangazi Köprüsü dâhil olmak üzere, tamamlanmış ve trafiğe açılmıştır. İki kıtayı deniz altından 2’nci kez birbirine bağlayan Avrasya Tüneli hizmete sunulmuştur. İstanbul’un trafik çilelerine bir çözüm olan tünelden, açılışından 20 Kasım 2019 tarihine kadar 49 milyon 318 bin 324 araç geçişi sağlanmıştır.

Kara yollarımıza yapılan bu yatırımların yanında, demir yoluna da önem vererek büyük yatırımlar yaptık. Bu kapsamda, ülkemizdeki yüksek hızlı tren hat uzunluğu bugün itibarıyla 1.213 kilometreye, bu hatlarda taşınan yolcu sayısı 5 Aralık 2019 tarihi itibarıyla 52 milyon yolcuya ulaşmıştır. 2002 yılında 2.082 kilometre olan elektrikli hat uzunluğu yüzde 166 artarak 5.530 kilometreye ulaşmıştır. 2002 yılında 2.505 kilometre olan sinyalli hat uzunluğu yüzde 132 artarak 5.809 kilometreye ulaşmıştır. Tüm demir yollarında taşınan yolcu sayımız, 1 Ocak 2019 tarihinden 5 Aralık 2019 tarihine kadar yaklaşık 224 milyon olmuştur. Asırlık rüyamız, Marmaray Demiryolu Projesi’yle bugüne kadar 420 milyon yolcuya hizmet sunulmuştur. Demir yolu sektörü önümüzdeki dönemde de öncelikli olmaya devam edecek, hak ettiği yatırımları fazlasıyla alacaktır.

Kısaca özetlemeye çalıştığım bu gelişmeler, ülkemizin son on yedi yılda ne kadar yol katettiğini göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, kendi seçim bölgem olan Hatay’da da Bakanlığımızın hizmetleri durmadan devam etmektedir. İşte, en son, Antakya-Hassa-İslahiye duble yolu asfalt çalışması tamamlanarak hizmete sunulmuştur. Antakya-Yayladağı duble yolu çalışması tamamlanmak üzeredir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Şanverdi.

Buyurun.

HÜSEYİN ŞANVERDİ (Devamla) - Reyhanlı-Kırıkhan duble yolu ve Antakya-Reyhanlı-Cilvegözü duble yolu BSK asfalt çalışmaları da şu anda devam etmektedir, Arsuz-Samandağ yolu da inşallah 2020 yılı içerisinde bitirilecektir.

Bu vesileyle, ilimize yapılan çalışmalardan ötürü Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum.

Hatay’ın çılgın projesi olan Amanos Tüneli Projesi’nin tamamlandığını biliyorum. Bu projenin inşaatına bir an önce başlanmasını dört gözle bekliyoruz.

Belen-Cilvegözü arası otoyol ihalesinin yapılmasını, Toprakkale-İskenderun duble yolunun BSK asfalt yapılmasını, ayrıca Hatay’ımız için büyük önem arz eden, 20 kilometre olan, ihalesi yapılmış Antakya-Altınözü duble yolunun bir an önce bitirilmesini Sayın Bakanımızdan talep ediyorum.

Cumhurbaşkanı kararıyla Toprakkale-İskenderun otoyolunda İskenderun-Payas arası ücretsiz hâle gelmiştir; bu karardan dolayı, dünya lideri Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

HÜSEYİN ŞANVERDİ (Devamla) - Bu kararın genişletilerek Erzin-Payas arasının da ücretsiz hâle gelmesi isteğimizi buradan belirtmek istiyorum.

2020 yılı bütçemizin ülkemize ve vatandaşlarımıza hayırlar getirmesini Yüce Rabb’imden temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu…

Buyurun Sayın Çolakoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ÇOLAKOĞLU (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Yıl 2002, AK PARTİ’mizin iktidara gelmesiyle beraber cumhuriyet tarihinin en büyük kara yolları seferberliği başlatılmış ve o gün itibarıyla hedeflerimiz önümüze konulmuştur. Bu hedeflerimiz “mevcut yol ağının ve trafik güvenliğinin artırılması, yerleşim merkezlerine her koşulda ulaşımın sağlanması, geometrik ve fiziki iyileştirmeleri yapmak” olarak belirlenmiştir. Bu hedeflere ulaşabilmek için gerek sektörel düzenlemeler gerekse altyapı yatırımlarına önem verilerek büyük başarı sağlanmıştır. Bu doğrultuda, sadece kamu imkânları değil, bununla beraber özel sektör iş birliğiyle birçok çalışma planlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Ekonomik kalkınmanın ve refahın artmasında kara yollarının büyük önemi vardır. Yolcu ve yük taşımacılığı ülkemiz için önemli bir ekonomik faaliyettir. Kara yollarının kalitesi ve standartlara uygunluğunun, taşımacılıkta olduğu gibi diğer sektörlere de önemli katkıları ve kazanımları vardır.

Ana güzergâhlarda yer alan bölünmüş yollar, tüp geçitler, köprüler, viyadükler, üst geçitler, trafik levhaları, uyarıcı ışıklar, yönlendirici yol çizgilerinin tamamlanmasıyla beraber, yol güvenliği ve konforun yaygınlaştırılması, kara yolu denetimlerinin artırılması, tehlikeli mal taşımacılığının uluslararası normlarda yapılması, akıllı ulaşım sistemlerinin yaygınlaştırılması kara yolu politikalarımızın ana unsuru hâline gelmiştir. Karayollarımızın değişmez ve en önemli amacı ise trafik kazalarını azaltmak ve kazalardaki ölüm oranını düşürmektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde, son yıllarda nüfusumuzun, ekonomik kalkınma ve refahın artmasıyla beraber, motorlu taşıtlarda önemli bir artış meydana gelmiştir. Bu artışa rağmen, 2018 yılı trafik kazaları verilerine bakıldığında ölüm oranındaki düşüşü görebiliriz; ölüm oranındaki düşüş yüzde 71 seviyesine ulaşmıştır. Motorlu taşıtlarda 2003 yılında sayı 8 milyon 903 bin iken 2019 yılı itibarıyla bu sayı 23 milyon 153 bin adede ulaşmıştır, on yedi yılda yüzde 160’lık bir artış meydana gelmiştir. Bu artışa rağmen, 2018 yılında meydana gelen ölümlü ve yaralanmalı kazalardaki kusur oranlarında Karayollarının kusur oranı sadece yüzde 0,35’tir. Bununla beraber, yolcu, sürücü ve yayanın kusur oranı yüzde 95, araç kusur oranı ise yüzde 0,65’tir. Amacımız, bu yüzde 0,35’lik oranı daha aşağıya çekmektir.

AK PARTİ iktidarı olarak, anlayışımız, yol geometrisinde iyileştirme ve trafik güvenlik ekipmanları çalışmalarımıza hız kesmeden devam etmektir. Karayolları, bütün illerimizde önemli çalışmalar yaparak büyük yatırımlara imza atmıştır. İzmir’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a kadar büyük yatırımları görebiliriz.

Bir Anadolu ili olan Zonguldak ilimizden de rakamlar verirsek son on yedi yıldaki değişimi görebiliriz. İlimiz sınırları içerisinde, 2002 yılında bölünmüş yol ağımız 22 kilometre iken 2019 yılı itibarıyla bu rakam 192 kilometreye ulaşmıştır. Bölünmüş yollarla beraber 18 adet tüp geçit yapılmış, ilaveten toplam uzunluğu 6.718 metre olan 50 adet köprü yapılmıştır. Karayollarımız, ilimizde olduğu gibi diğer bütün illerimizde trafik levhaları, üst ve alt geçitler, uyarıcı trafik ışıkları, yol kavşaklarını tamamlayarak bu yatırımları halkımızın hizmetine sunmuştur.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız bünyesinde Karayolları Genel Müdürlüğümüz ve Bakanlığa bağlı diğer genel müdürlüklerimizin çalışmalarıyla, Türkiye'nin her köşesinde bu yatırımları, bu hizmetleri görebiliriz.

Bakanlığımıza ve bünyesindeki bütün birimlere çalışmalarında başarılar diliyorum.

2020 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ziver Özdemir, Batman Milletvekili.

Buyurun Sayın Özdemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZİVER ÖZDEMİR (Batman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin yedinci turunda, Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine, AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Konuşmamın başında muhterem heyetinizi ve ekranları başında bizleri seyreden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yakın olduğu bir bölgede yer aldığı için jeopolitik öneme sahip, bu konumu iyi bir altyapıyla bütünleştirdiğimizde, ülkemiz ve insanımızın refah seviyesini artırmak kaçınılmaz olacaktır. İşte, bu noktada, AK PARTİ’nin iktidar olduğu günden bu yana ulaşım ve altyapı konusundaki politikaları ve bugüne kadar ortaya konulan eserlerin önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Ulaşım ve altyapıda gerçekleştirilen yatırımlar ve iyileştirmelerle ülkemiz, bulunduğu konumu daha iyi kullanmaya başlamış ve bölgesinde önemli bir güç hâline gelmiştir. Örneğin, yeni İstanbul Havalimanı’yla İstanbul, aktarma merkezi hâline gelmekte, ülkemizin ekonomisine ve tanıtımına büyük bir katkı sağlamaktadır. Buna benzer olarak, Marmaray tüp geçidi, yine Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Avrasya Tüneli gibi eserlerle ülkemizin altyapısını güçlendirmeye ve refah seviyesini artırmaya yönelik adımlar atılmıştır.

AK PARTİ iktidarının en güçlü olduğu hizmet alanlarından biri de ulaşım ve altyapıdır. Bunların başında da gelişmiş yol ağımız gelmektedir. On sekiz yıllık AK PARTİ iktidarı süresince halkla bire bir diyalog kurarak şehirlerden köylere ve mezralara kadar yaptığımız bu yollarla halkımızla gönül bağı kurduk. Bu gönül bağı sayesinde, on sekiz yıldır her seçimde halkımızın daha güçlü desteğini alarak memleketimize hizmet ettik ve inşallah çok daha uzun yıllar hizmet etme imkânı bulacağız.

İktidara geldiğimiz günden bugüne bölgeler arası kalkınmışlık farkını büyük oranda ortadan kaldırdık, bu gayret içinde olduk ve bunu büyük ölçüde de başardık. “Yol medeniyettir.” şiarıyla memleketimizin çok büyük bir bölümünü birbiriyle bağladık. Ülkenin bütün bölgelerinde yapılan otoyollar ve bölünmüş yol projeleriyle trafik güvenliği artırılarak kazalar ve buna bağlı ölüm oranı büyük oranda azalmış, taşıt ve işletme giderlerinde tasarruf sağlanmış, yolların fiziki standartları yükseltilerek seyahat konforu artırılmış ve seyahat süreleri de büyük oranda düşürülmüştür.

Türkiye'nin her bölgesinden olduğu gibi, kendi bölgemden, kendi seçim çevremden de bahsetmek istiyorum. Bizde devam eden Batman-Silvan-Kozluk yol ayrımı, Malabadi-Haydar Köprü yolu, Silvan-Baykan yolu, Batman-Hasankeyf-Gercüş-Midyat yolu, Batman-Beşiri yolu, Beşiri-Siirt yolu, Batman Güney Çevre Yolu ve Batman şehir geçişleri olmak üzere, AK PARTİ öncesinde 41 kilometre olan yolu 141 kilometreye çıkardık. Batman’da yapım çalışmaları devam eden yol projelerinde ise sona yaklaşılmıştır. Batman-Hasankeyf-Gercüş-Midyat yolu, Batman-Silvan-Kozluk ayrımı yolu, Hasankeyf grubu köprüleri ve yolu, Batman-Midyat devlet yolu Gercüş-Habizbini kavşağı yapım işi devam etmekte olup inşallah, bu da kısa bir zaman içinde hizmete sunulacaktır.

Tabii, bütün bu çalışmaların yanında, Batman için elzem olan bazı projelerin de hayata geçirilmesi gerekiyor; fırsatı yakalamışken ben Sayın Bakana da iletmek istiyorum.

Batman Güney Çevre Yolu bitti. Bizim bir ihtiyacımız daha var, Batman kuzey çevre yolu. Güzergâhın kılavuz planı Aralık 2017’de yapılmış, Karayolları Genel Müdürlüğünde beklemektedir. Sayın Bakandan özellikle bu konuda destek bekliyoruz.

Ayrıca, bizim Batman-Sason-Muş yolu üzerinde bir güzergâh kılavuz planı yapılmış ve bu da Karayolları Genel Müdürlüğündedir. Bunda da Sayın Bakanımızın ilgi ve alakasını bekliyoruz.

Ayrıca, bizim Batman-Savur-Mardin yoluyla ilgili projelerde özellikle bir ön çalışma yapılmıştır. Bu yol Batman ve Mardin için süreyi çok kısaltacak. Mardin-Batman mesafesi Diyarbakır üzerinden 170 kilometre, Midyat üzerinden de 150 kilometre; yapılacak bu yol Batman-Mardin arasını 85-90 kilometreye düşürecek bir yoldur. Bu konuda da Sayın Bakanımızın özellikle ilgi ve alakasını, desteğini bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Özdemir.

ZİVER ÖZDEMİR (Devamla) – Ayrıca, önemli bir diğer husus da bizim Batman-Diyarbakır güzergâhında, Bismil yolu üzerinde eksik kalan ve duble yol olacak olan 7 kilometrelik bir yolumuz var. Bunun yapılması için Bölge Müdürlüğüyle, Genel Müdürlükle ve Bakanlığımızla da geçmişte görüşmeler yaptık. Bununla da ilgilenilmesini ve sonuçlanmasını istiyoruz.

Tabii, buradan AK PARTİ kadrolarının, Sayın Cumhurbaşkanımızın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımızın ve Karayolları Genel Müdürlüğümüzün bu projelere ilgilerini bekliyoruz; bu zamana kadar yaptıkları önemli çalışmalardan dolayı da kendilerine teşekkür ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, siz değerli milletvekillerimizi ve bizi izleyen halkımızı saygıyla selamlıyoruz.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker…

Buyurun Sayın Şeker. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkürler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun bütçesi üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 2’nci, AK PARTİ hükûmetlerinin 18’inci bütçesini görüşüyoruz. İnşallah bundan sonra daha çok AK PARTİ hükûmetlerinin bütçesini hep birlikte görüşeceğiz. Bugüne kadar kabul ettiğimiz 17 bütçemizde olduğu gibi, 18’inci bütçemiz de hizmet bütçesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüzde ülkeler arasında rekabeti etkileyecek en önemli parametrenin bilgi ve iletişim teknolojileri ve bu alana yapılacak yatırımların olduğu bir gerçektir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun görev alanı, genel itibarıyla haberleşme ve posta sektörüdür. Kurumun özellikle haberleşme alanında yaptığı önemli çalışmalardan bir tanesi, mobil ve sabit telefon numaralarının taşınabilir hâle getirilmesi, 3G ve 4,5G internet hizmeti gibi hayatımızı kolaylaştıran projelerdir.

Değerli milletvekilleri, Kurum bir taraftan 4,5G hizmetiyle halkımıza kablosuz yüksek hızlı internet kullanma imkânı sunarken diğer taraftan 4,5G altyapısında kullanılan yazılım ve donanım ürünlerinin yüzde 45’inin de yerli ve millî ürün kullanılması nedeniyle şebekede ithalata bağımlılık azalmış yerlilik oranı da önemli derece artmıştır. Bu çalışmalar, aynı zamanda 5G ve ötesi haberleşme hizmetlerinin de altyapısını oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun yerli ve millî ürün geliştirme noktasında bir başka önemli projesi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun destekleriyle yerli ve millî olarak üretilen baz istasyonu ULAK’tır.

Yine, 2019 yılında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından tamamlanan bir başka çalışma ise Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemi Projesi’dir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, ülkemize yönelik siber tehditlere karşı açıkların tespit ve bertaraf edilmesi, önlem alınması, ilgili tarafların uyarılması gibi görevleri yürütmek üzere Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’ni oluşturmuştur.

Yine, Kurumun bir başka önemli hizmeti ise güvenli internet merkezi uygulamasıyla internetin bilinçli ve güvenli kullanımına ilişkin fırsatları vatandaşımıza sunmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hedefimiz, uçtan uca yerli ve millî 5G haberleşme teknolojisini 2021 yılında hizmete sunmaktır.” diyerek gösterdiği hedefe yönelik, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve TÜBİTAK’ın desteğiyle OSTİM bünyesinde projelendirilen Uçtan Uca Yerli ve Millî 5G Projesi başlamış ve çalışmalar devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kurum, bu çalışmalarıyla bir taraftan sektöre yön verirken diğer taraftan vatandaşlarımıza kaliteli, ucuz, güvenilir ve verimli hizmet sunmaktadır.

Değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu özerk bir bütçeye sahiptir. Kurum genel bütçeden pay almadığı gibi, gelirlerinin büyük bir kısmını da genel bütçeye aktarmaktadır. 2019 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla elde ettiği yaklaşık 4,4 milyar TL’lik gelirin yüzde 6’lık kısmı Kurumda bırakılmış, yüzde 94’lük bir kısmı da genel bütçeye aktarılmıştı. 5,5 milyar TL’lik 2020 yılı tahminî bütçesinin de yüzde 8’lik kısmının yine Kurumda bırakılıp yüzde 92’lik kısmının da genel bütçeye aktarılması hedeflenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; millete hizmet amaçlı gerçekleşen 17 bütçemizin ve hazırlanan 18’inci bütçemizin mimarı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, bütçeyi uygulayan Bakanlarımıza ve ekiplerine, hayatımızı kolaylaştırmak için teknolojik yatırımlar yapan, hizmet sunan ve bağlı kurumları denetleyen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanına ve çalışanlarına, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor; 2020 yılı merkezî yönetim bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Elâzığ Milletvekili Metin Bulut…

Buyurun Sayın Bulut. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA METİN BULUT (Elâzığ) – Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, ulaştırma sisteminin en önemli türlerinden bir tanesi hiç şüphesiz havacılıktır. Günümüz itibarıyla, hava ulaşımı, Türkiye'nin ekonomik büyümesiyle ve refah seviyesinin yükselmesiyle önem kazanan unsurlardan bir tanesi hâline gelmiştir. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından geliştirilen politikalar çerçevesinde “Her Türk vatandaşı hayatında en az 1 kez uçağa binecek.” “Hava yolu halkın yolu olacak.” sloganlarıyla yola çıkılarak taşınan yolcu ve uçuş sayılarında önemli artışlar gerçekleşmiştir. Son on altı yılda hava yolları için 78,3 milyar TL’lik yatırım yapılmıştır. 2003 yılından bu yana yürütülen çalışmaların sonucunda, hava yoluyla seyahat edilmesi vatandaşlarımız için son derece ulaşılabilir ve tercih edilebilir olmuştur. 2018 yıl sonu itibarıyla yurt içi ve yurt dışı toplam yolcu sayısı 210 milyonu aşmıştır. Yine, 2018 yılı cirosu 143,3 milyar iken istihdam edilen kişi sayısı da 209 bini geçmiştir ve 2019 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla büyük gövdeli uçak sayımız da 546’ya ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizdeki hava yolları kullanımında iç hatlarda 2003 yılında 9 milyon 147 bin olan yolcu sayısı, 2018 yılında yüzde 1.132’lik artışla 112 milyonu aşmıştır. Dış hatlarda ise 2003 yılında 25 milyon olan yolcu sayısı, aynı şekilde, 2018 yılında yüzde 284’lük bir artışla 97 milyonu aşmıştır.

Türkiye, coğrafi konumunun getirdiği üstünlük sayesinde hava taşımacılığında stratejik olarak önemli bir yere sahiptir ve her geçen gün artan hava trafiğiyle, hava taşımacılığı yarışında önemini de ortaya koymaktadır. Türkiye, dünya ve Avrupa havalimanları toplam yolcu sayısı sıralamasında dünyada ilk 10’da, Avrupa’da ise ilk 4’tedir. Örnek niteliğindeki uygulamalar sonucunda “Dünyada ulaşamadığımız, ulaşamayacağımız hiçbir nokta kalmayacak.” hedefiyle hareket eden Türk sivil havacılığı sayesinde, dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkesi olarak kabul edilmektedir.

Yine, ilimizden örnek verecek olursak Elâzığ ilimize baktığımızda, iç hatlardaki yolcu trafiği 2003 yılında sadece 40 bin iken 2018 yılı sonu itibarıyla yüzde 2.500 artışla 1 milyon 21 bine ulaşmıştır. Yine, 2009 yılında dış hatlarda hizmet vermeye başlamış ve Kasım 2019 yılı itibarıyla da ilimiz 39 bin yolcuyla Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk sırada yer almıştır.

Yine, coğrafi konumu itibarıyla stratejik bir bölgede olduğundan İHA’ların ve SİHA’ların uçuşları da ilimizden yapılmaktadır. Bu hava trafiği, mevcut durumun yoğunluğunu artırdığından milletvekili arkadaşlarımızla birlikte ikinci bir pist talebimiz olmuştu. Ben Ulaştırma Bakanlığımıza çok teşekkür ediyorum, bu pist talebi gerçekleştirildi, şu anda yüzde 50’si yapılıyor. İnşallah, ikinci pistimizin de devreye girmesiyle birlikte bölgenin en büyük ve en cazip havalimanlarından bir tanesi olacaktır.

Yine, yıllık toplam 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havalimanı projesi olan İstanbul Havalimanı’nın, yıllık 90 milyon yolcu kapasiteli etabı da 29 Ekim 2018 yılında hizmete sunulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen.

METİN BULUT (Devamla) – Öte yandan, ülkemizde üretilen ve uluslararası alanda sertifikasyonu yapılan ilk Türk sivil uçak tasarımı ve imalatı olan HÜRKUŞ eğitim uçağı için 18 Ağustos 2016 tarihinde tip sertifikası verilmiş olup ülkemiz imalatçı ülke konumuna da ulaşmıştır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2018 yılı kesin hesabının ve 2020 yılı bütçesinin milletimize ve devletimize hayırlı olmasını diler, saygılarımı sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.19

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), İsmail OK (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Sırada, İYİ PARTİ Grubu adına yapılacak konuşmalar var.

İlk konuşmacı, Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş.

Buyurun Sayın Yokuş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi İYİ PARTİ Grubu adına saygıyla selamlıyorum. Tarım ve Orman Bakanlığı bütçemizle ilgili görüşlerimizi beyan etmek için söz almış bulunmaktayım.

Ülkemiz, tarım ve hayvancılıkta kendi kendine yeten ve ihracatta önemli bir paya sahip konumdayken dışa bağımlı hâle gelmiştir. On yedi yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde uygulanan yanlış tarım ve hayvancılık politikaları çiftçilerimizi toprağa küstürmüştür. Hükûmet, yerli üreticiyi, çiftçiyi ve besiciyi korumamıştır. Yerli üretim yerine maalesef sınırsız ithalat yolunu seçmiştir. Nihayet on beş yıl aradan sonra çiftçiyi, köylüyü Hükûmetimiz, iktidarımız hatırladı, 3’üncü Tarım Orman Şûrası’nı gerçekleştirdi. Bu şûra sonrası Sayın Cumhurbaşkanı şunları söyledi: “Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak, en az savunma sanayisinde dışa bağımlı olmak kadar tehlikelidir. Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak her ülke gibi Türkiye için de bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir.” dedi. Aynı şûrada, artık canlı hayvan ve karkas et ithalatı yapılmayacağı ifade edildi.

Değerli milletvekilleri, 2006 yılında AK PARTİ Hükûmetince Meclise getirilen Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinde, tarım ve hayvancılıkta görev yapan, çalışan insanlara gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’i kadar, millî gelirin yüzde 1’inin verileceği ifade edildi. Ama gelin görün ki iktidar her zaman yaptığı gibi kendi çıkardığı kanunları bile tanımıyor. 2018 yılında çiftçilerimize verilmesi gereken 37 milyar yerine sadece 14,5 milyar hibe verilmiştir. Yani on iki yıllık destekleme sürecine baktığınız zaman, yasadan bu yana çiftçinin 133 milyar Türk lirası hakkını gasbeden bir iktidar var karşımızda.

Değerli milletvekilleri, toprağa küsen çiftçi şehirlerde amele oluyor. Atatürk “Köylü milletin efendisidir.” diyerek fabrikalar açmış, çiftçiyi hep desteklemiş; AK PARTİ Hükûmeti ise Atatürk’ün cumhuriyete ve Türk milletine miras bıraktığı fabrikaları kapatmış. İktidar maalesef “Millet bizim değil, biz milletin efendisiyiz.” anlayışıyla yoluna devam ediyor.

Çiftçilerimiz, besicilerimiz borç batağında, bir yandan bankalar, diğer yandan Tarım Kredi Kooperatifleri ve ayrıca elektrik borçları birikmiş; traktörleri ipotekli, tarlalar ipotekli, iktidarın umurunda değil.

Büyükşehir Yasası’yla, 30 büyükşehirde bulunan on binlerce köy ve kasaba, belde şu anda ören yerine döndürülmüş durumda. Köy ve kasabalardan göç, ışık hızıyla devam ediyor.

Çiftçinin yükünü azaltacağınız yerde yük üstüne yük bindirdiniz. Çiftçiler için kurulan Ziraat Bankası, çiftçi yerine Simit Sarayını destekler oldu. Her geçen yıl çiftçi sayımız azalmaktadır. Köylerden kentlere doğru göç artarak devam etmektedir. Köyden şehre göç eden çiftçilerimizi tekrar topraklarıyla buluşturmalıyız. Artık “şehirden köye göç” projesi yapmalıyız. Türk tarımını, Türk çiftçisini ve ülkemizi ancak bu şekilde refaha ulaştırabiliriz. İktidarınızın yerinde biz olsak, ihmal ettiğiniz köylümüze, çiftçimize ve besicilerimize vallahi ne yaparız biliyor musunuz? Hepsini baş tacı eder, her birine altın madalya takarız, köyde çiftçilik ve hayvancılık yaptıkları için. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Topraklarımız kimyasal girdilerle zehirleniyor. Ülkemizin her karış toprağında iklim özelliklerine göre yetiştirebileceğimiz yerli tohumlarımız sizin yasaklarınıza rağmen hâlâ mevcuttur. Yerel ata tohumları bir ülkenin hazinesidir. Bununla birlikte, Anadolu coğrafyası 3 bini endemik, toplam 13 bin bitki çeşidi zenginliğine sahiptir. Yani yerel gen kaynaklarımızı kullanarak topraklarımızın verimliliğini artırmak ve insan sağlığını korumak, atılacak doğru adımlarla mümkündür. Biyoçeşitliliği korumak, geliştirmek ve kayıt altına almak öncelikle kamunun sorumluluğundadır. Geleceğimizin teminatı nesiller, Hükûmet ve bürokratların insafına terk edilemeyecek kadar önemlidir. Bu yüzden, düzgün işleyen devlet politikası olması gerekir. Ama maalesef AK PARTİ Hükûmeti düzgün işleyen politikalar üretememektedir.

Değerli milletvekilleri, Tarım Ekonomisti Doktor Necdet Oral: “Çiftçi, AKP iktidarı döneminde 3 milyar hektarlık alandan, üretimden vazgeçti. Bakan tarımı düşünüyorsa dışarıdan alınan tarım girdilerine baksın. 2000’li yılların başından bu yana uygulanan IMF, Dünya Bankası patentli tarım politikaları nedeniyle ürettiğinden para kazanamıyor, çiftçi tarımdan elini ayağı çekiyor.” diyor. Haksız mı? Elbette haklı.

Yerli tohumumuz olan ata tohumumuzu desteklemek yerine hibrit tohumu ekiyoruz. Hibrit tohumun beraberinde kimyasal gübre ve ilaçlarla topraklarımızı zehirliyoruz. 8 Kasım 2006 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tohumculuk Kanunu’yla, tohum piyasası, küresel tohum tekellerinin ve onların denetimindeki yerli temsilcilerin kontrollerine bırakılmıştır. Anadolu’nun zengin biyolojik çeşitliliğini yansıtan yerel ata tohumlarının satışı sertifikalı olma şartı nedeniyle maalesef yasaklanmıştır. Küresel endüstriyel yapının modern bilimsel üretim adına dayattığı bu sistemde, kısır hibrit tohumun özendirilmesi ve teşvikiyle tohumculuk piyasası ticari firmaların kontrolü ve tahakkümü altına girmiştir. İthal tohumlar, ilaç ve gübreler neticesinde tarımsal girdilerin maliyeti artmış, bu hususta geçtiğimiz ay hibrit tohumun zararlarının araştırılması için verdiğimiz önerge de maalesef reddedilmiştir.

Yine, ata tohumu kanun teklifimiz hâlâ Komisyonda beklemektedir. Yerli ve millî kendi tohumlarımıza sahip çıkmakla ancak yerli ve millî olunabilir. Demek ki bu memleket küresel sermayenin kontrolü altında. Evet, yanlış duymadınız, bu memleket tarımıyla, hayvancılığıyla küresel sermayeye teslim edilmiş durumda. Kendi ata tohumumuzu eken, üretim yapan insanların cezalandırılmasının başka bir açıklaması var mı Allah aşkına?

Hayvancılığa gelince; uzun uzun anlatmayacağım. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, hayvancılığın sorunlarıyla ilgili detay bir rapor hazırladı ve Bakanlığa sundu. Bu raporda “Et ve canlı hayvan ithalatı uyuşturucu bağımlılığı gibidir, sağladığı mutluluk kalıcı değildir, geçicidir.” diyor Sayın Bakan. Lütfen, iyi dinle Sayın Bakanım. Raporda, ayrıca, devlet organlarını yöneten bürokratları, siyasetçileri, son yıllarda oluşmuş olan ithalata bağlı sektör temsilcileriyle içeride ve dışarıda dayanışma içinde olan ithalat lobilerinin manipüle ettiğine veya etkilediğine ilişkin yargı var. “Hayvancılık sektöründe çalışanlar artık buna inanıyor.” diyor. Yani demek istiyorlar ki Sayın Bakanım, içeride ve dışarıda birileri bu sektörde Türk hayvancılığının çanına ot tıkıyor ve bunun arkasında kim var? Ürdünlü Hijazi’yi tanıyor musun ya da yerli Morkoç’u tanıyor musun? Yarınlarda bunlar çarşaf çarşaf ortaya dökülecek. Unutmayın ki küresel sermayeye hizmet edenler hayvancılığın da hesabını bu millete verecekler.

Sayın Bakan, size tavsiyem, hani bu Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliğinin sunduğu rapor var ya -36 maddeden oluşan- vallahi o raporu okuyun, o raporu uygulayın, hayvancılıkta başka bir şey yapmayın, hiç yorulmayın, memleket ihya olur, Türk çiftçisi ihya olur, besici ihya olur, Türkiye ihya olur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Bakanım, ne yediğimizi bilmiyoruz, gıda terörü hepimizin sağlığını vuruyor. Son bir yılda hileli gıda üretimi yapan firma sayısı sizin açıklamalarınızda 173’ten 618’e, ürün sayısı da 282’den 1.211’e yükselmiş. Şu andaki cezaların caydırıcı olmadığını ne yazık ki bu rakamlar bize gösteriyor. Dolayısıyla bu cezayı göze alarak üretimini sürdüren firmaların sayısı artarak devam ediyor. Hileli gıda üretenler, insan sağılığına zarar vermelerinden dolayı ağır cezalara çarptırılmalıdır.

Sayın Bakan, sağlığımızla oynayanları kara listeye alacak mısınız, ağır hapis cezası getirecek misiniz, ticaretten men cezası düşünüyor musunuz? Bunlara lütfen cevap veriniz. Bakanlığınız, denetim noktasında yetersizdir. Gıda denetimi işini ehil olanlara vermiyorsunuz. Yeterince kadro istihdamı yapmıyorsunuz. Ama ne yapıyorsunuz? Türk milletinin zehirlenmesini seyrediyorsunuz. Ama unutmayınız ki bu ülkede sizin çocuklarınız da yaşıyor.

Değerli milletvekilleri…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bravo Fahrettin Bey!

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Bakın, AK PARTİ Grubundan “Bravo!” aldıysam bu gaz bana yeter; hızımla devam edeyim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Teşekkür ederim Başkanım; evet efendim, ne güzel.

Şimdi, ormanlarımıza gelelim. Ormanlarımız bizim akciğerimizdir, millî servetimizdir. Ormanlarımızı korumak için neden seyir kuleleri yapılmaz? Neden ormanlarımızı korumak için gerekli tedbirler alınmaz? Bir orman yangını çıktığında neden hemen müdahale edilemez? Avrupa’nın en büyük özel yangın söndürme filosuna sahip olduğu bilinen Türk Hava Kurumu yerine, yangın söndürmek için neden özel şirketler kullanılır? Neden orman işçilerine sigorta hakları verilmez, imzalatılan bir sözleşmeyle ellerinden alınır? Neden orman işçileri “işveren” statüsünde değerlendirilir, işçilere tanınan haklardan yararlanamazlar, neden?

Şimdi esas soruyu soruyorum: Sayın Bakanım, kesimlerde on yıllık kesim planları uyguluyorsunuz, planlar için yüz binlerce lira para harcıyorsunuz ama bu planlara uymuyorsunuz, neden? Bu Meclise cevap verin.

Sayın Bakanım, yine size soruyorum: “3 kapalı orman” alanlarında tarıma ya da inşaata açtığınız alanlar var mı? Bu haberler her yerde yayınlanıyor, bunlar doğru mu? Tekrar ediyorum: “3 kapalı orman” alanlarını inşaata açtırıyor musunuz, tarıma açtırıyor musunuz kestirip? Bunlara lütfen cevap verin.

Ve yine, Orman Genel Müdürlüğü, hatta Bakanlık merkezinizi yönetenler sarı, yandaş bir sendikayla -TOÇ BİR-SEN denilen- el ele, paralel paralel yönetim mi yapıyor? Yoksa gerçekten doğru bir yönetim mi yapıyorsunuz?

Orman Genel Müdürlüğü personeli bugün huzursuz, verimsiz çalışıyor. Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nden tutun da Görevde Yükselme Yönetmeliği’ne kadar her şey arızalı. Ama Ahmet Bey kardeşim, Konya Milletvekilim, bir de arızalı Karapınar var, kuruyan Karapınar. 800 bin ağaç kuruyor, şimdi, bu ağaçlar kuruyor. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) 2004’ten beri yapılmış. Karapınar’ın özelliği ne? Çölleşen bir yöremiz bizim. Ağaç dikmemiz lazım, diktiğimiz ağacı korumamız lazım ama kurutuyoruz. Ama Allah selamet versin, iktidarımız, bakın, ne güzel nefes mefes diyerek 11 milyon ağaç dikiyor. Be Müslüman, be kardeşim, be Ahmet Bey kardeşim, be Sayın Bakanım; Allah aşkına, yahu, diktiğiniz ormanları kurutuyorsunuz! “Yeniden orman dikiyoruz.” diye “11 milyon…” “Rekor kırıyoruz!” diye… Yapmayın Allah aşkına ya! Yapmayın bu şovları, yapmayın ya! Yapmayın bu şovları!

Sayın Bakanım, kurutmayın bu ormanları, sahip çıkın Konya’ya, sahip çıkın Türkiye’ye! Sahip çıkın! (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Ne yapalım, söyle bakalım.

EROL KAVUNCU (Çorum) – Dikmeyince “Dikmedi.” diyorsunuz, dikince de böyle söylüyorsunuz. Ayıp değil mi?

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Size sonra anlatayım ben.

Evet, şimdi, gelelim fasulyenin faydalarına. Tarım ve Orman Bakanlığı 150 bini aşkın personel ve 33 genel müdürlükle devasa bir kurum. 4 Bakan Yardımcısı var ancak dikkat buyurun “Bakanlığı Tan adında bir danışman gölge bakan gibi yönetiyor.” iddiaları var Sayın Bakan. Bu Tan kim? Buna cevap istiyorum.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Süre bitti, süre.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Ve başka bir şey: Bazı bürolarda vatandaşın dosyaları dolaştırılıyor, hâlâ binlerce dosya maalesef imzalanmıyor. Acaba ne oluyor Sayın Bakan, Bakanlığında? Bakan Yardımcılarının birinin emrinde 40’ın üzerinde danışman olduğu söyleniyor. Sizin kaç danışmanınız var Sayın Bakan? 150 bin personel içinde yüzlerce bir de danışman mı topladınız? Cumhurbaşkanından mı öğrendiniz? Yahu, personeliniz yetmiyor mu size? Bunlara bir cevap verin. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, genel müdürlerin imzası geçersiz bu Bakanlıkta, Bakan Yardımcılarının geçersiz ama danışmanlar yönetiyor, gölge bir yönetim var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın lütfen Sayın Yokuş.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Eyvah, Melen Projesi’ne gelemedim.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Ben sana demiştim “Süren yetmedi.” diye.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Sayın Bakanım, Sayın Bakanım, Melen Projesi felaketi var, size soruyorum: Melen Projesi’ne 1,5 milyar harcandı; şu anda ancak 1 milyar lira daha para ödenirse Melen Çayı İstanbul’un su ihtiyacını karşılayabilecek ama gelin görün ki, öyle bir proje hatası yaptınız ki kil çekirdekli dolgu yerine katı proje yani beton yaptınız. Bu projeyi de yanında bulunan Bakan Yardımcın, eski DSİ Genel Müdürü imzaladı; yine beraber çalıştığın Dinçer Aydoğan imzaladı. Şu anda devlet 1 milyar lira zarara uğratıldı. İstanbul susuz kalacak. Bunların hesabını soracak mısın Sayın Bakan? Sormalısın Sayın Bakan. Hâlâ bunlarla çalışıyorsun. Buradan iddia ediyorum…. Yüklenici firma diyor ki: “Bu şekilde yaparsak bu yanlış olur, yapmayın etmeyin.” Size defalarca yazı yazıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yokuş, selamlama için lütfen, buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yirmi beş dakika oldu Sayın Başkan.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Vallahi yetmedi.

Ama iş adamından bile maalesef sizin bürokratlarınız vicdansız çıktı ki bu usulsüz şeyi yaptı çünkü Sayın Cumhurbaşkanı Katar dönüşü ne dedi? “İstanbul ve Ankara susuz kalabilir.” Evet, niye kalabilir? Hani 4 kere açılışını ilan etmiştiniz? Nerede Eroğlu? 4 kere ilan etmişti “Şu gün, bu gün açacağım.” diye. Üç yıldır milleti kandırıyorsunuz. Onun için, bu yanlışların altında durmayın. Ey AK PARTİ’li vekil kardeşlerim, bunların üzerine beraber gidelim; gelin, bu iddialar açığa çıksın; gelin…

Son söz Sayın Bakanım: Sen bu Bakanlığı yönetemiyorsun ve Sudan’ı da çok seviyorsun; Allah aşkına ya, şu Türk milletine ve kendine bir iyilik yap, emekli ol, istifa et, git Sudan’da yaşa, onlarla beraber ol.

Hoşça kalın Sayın Bakanım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Ayıp ama ya, ayıp! Ayıp bu senin yaptığın ya! Çok ayıp! Ayıp yapıyorsun ya, çok yanlış yapıyorsun ya!

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sensin ayıp!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, daha sonra, tur bitsin, İYİ PARTİ Grubu adına konuşmalar tamamlansın yine size söz vereceğim.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Bütçe görüşmesinde yaptığına bak ya! Her konuşmasında aynı terbiyesizlik ya! Vekilsin ya! Milletvekilinde böyle üslup olabilir mi ya!

BAŞKAN – Bir dakika arkadaşlar… Bakın, Grup Başkan Vekiliniz ayakta.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sataşmalardan dolayı cevap hakkımızı yine aynı usulle tur sonunda mı vereceksiniz?

BAŞKAN – Evet, tur sonunda, İYİ PARTİ Grubunun konuşmaları tamamlanınca söz isteyen Grup Başkan Vekillerinin hepsine cevap vermek üzere elbette söz vereceğim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Peki, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Muhammet Naci Cinisli, Erzurum Milletvekili.

Buyurun Sayın Cinisli. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, Sayın Bakanlar, değerli milletvekilleri; 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi çerçevesinde Devlet Su İşleri, Meteoroloji ve Türkiye Su Enstitüsü üzerinde İYİ PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlarım.

Bugün sabah saatlerinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde çıkan yangın nedeniyle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Yüz elli yedi yıllık geçmişe sahip Sayıştayımızın raporlarında Devlet Su İşleri ile ilgili önemli tespitler mevcut. Örneğin, belediyeler adına yapılan içme suyu yatırım bedelleri tahsil edilemiyor. İşletmeye açılan tesislerin yatırım bedelleri toplam 7 milyar liranın üzerindeyken 2018 yıl sonu itibarıyla vadesi gelmiş alacaklardan yalnızca 335 milyon lira ödenmiş, 846 milyon lira ise tahsil edilememiş; böylece hem Devlet Su İşlerinin yeni yatırımlar için ihtiyaç duyduğu gelirleri azalıyor hem de inşa hâlindeki tesislerin tamamlanması gecikiyor. Örneğin, memleketim Erzurum, söz verilen Hınıs Başköy Barajı, Narman Şehitler Barajı, Alvar Barajı, Aziziye Gölet’i gibi tesisleri ha bitti ha bitecek diye büyük bir sabırla senelerdir beyhude bekliyor.

Sayıştay raporlarında inşası devam eden işlerde proje değişikliği olması hâlinde yeni birim fiyatlarının tespitinde tek bir firmadan alınan onaylanmamış proforma faturaların kullanıldığı tespit edilmiş. Bununla birlikte proje ihalelerinin fiyat dışı unsur planlaması nedeniyle geçerli en düşük teklif yerine daha yüksek teklif verenler lehine sonuçlandırılması da Sayıştay raporlarında mevcut. Yazılı sınavların yanına mülakat aşaması konularak maskelenen yandaş kayırmanın burada da fiyat dışı unsur yöntemiyle uygulandığı anlaşılıyor.

Devlet Su İşleri ile ilgili olarak Sayıştay raporlarında kaydedilen diğer bulgular kaynakların verimli ve etkin olarak kullanılmadığını, mali tabloların gerçeği yansıtmadığını tespit ediyor. Yurdumuzun su ve toprak kaynaklarını geliştirmekle yükümlü olan Devlet Su İşlerinin ülkemiz tarımını kalkındırmak ve ülke ekonomisini büyüyen bir hâle getirmek için çalıştığını göz ardı etmeden, Sayıştay raporlarında üzülerek gördüğümüz ihmallerin mazur görülür bir tarafının olmadığını ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, uluslararası sivil havacılık kriterlerine göre havaalanlarında meteoroloji ofislerinin bulunması zorunlu. Meteoroloji, Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatının Devlet Hava Meydanları İşletmesine gönderdiği para karşılığı, kâr amacı gütmeden, havaalanlarımızda havacılık destek hizmetleri veriyor. Sayıştay raporlarına göre, Devlet Hava Meydanları İşletmesi bu yabancı kurumdan aldığı parayı Meteorolojiye eksik ödüyor, bir de üstelik Devlet Hava Meydanları İşletmesi Meteorolojiden kendisine kira ödemesi talebinden bulunuyor. Ben şahsen Devlet Hava Meydanları İşletmesinin bu davranışını pek yadırgamadım. Memleketim Erzurum’da aletli iniş sisteminin kış mevsiminden önce tamamlanmaması nedeniyle havaalanının uçuş trafiğine kapatılmış olması karşısında, sorumluluk bilinciyle bir açıklama bile yapamayan bu kurumdan bir beklentim kalmadı. Önümüzdeki yılın Sayıştay raporlarına bu sene Erzurum Havaalanı’nda yaşanan rezaletin nasıl yansıyacağını merak ediyorum.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki dönemin en mühim meselesi ve bölgesel ihtilaf konusu olacağını düşündüğüm “su sorunu” yaşamsal önem taşıyor. Ülkemiz, sanılanın aksine su zengini bir ülke değil, aslına bakılırsa su fakiri bir ülke olma yolunda ne yazık ki ilerliyor. Buna sebep olan etkenler ise artan nüfus ve doğal olarak artan su kullanım alanları, tarımda bilinçsiz sulama; evsel, endüstriyel ve tarımsal atıklarla her geçen gün daha da kirlenmekte olan sularımız olarak sıralanabilir.

TÜİK’in belediye atık su göstergeleri bültenine göre, Türkiye’deki 1.397 belediyeden sadece 591’inin atık su arıtma tesisi bulunmakta. DSİ’nin verilerine göre ülkemizde yıllık kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1.519 metreküp. Bu miktarla ülkemiz su kıtlığı çeken ülkeler kategorisinde yer alıyor. Ancak, TÜİK’in 2030 yılı için 100 milyonluk nüfus tahmini göz önünde bulundurulduğunda, kişi başı kullanımın 1.120 metreküp civarında olacağı öngörülüyor.

Dünya nüfusunun yüzde 40’ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor. OECD’nin gelecekte tarımda su riski taşıyacağını öngördüğü ülkeler raporunda ülkemiz de maalesef yer alıyor. Tarımda Yaşanacak Su Tehlikesi Endeksi’ne göre, Türkiye 2024-2050 dönemi içerisinde en çok risk arz eden ilk 15 ülke arasında. “Su hayattır.” tespitiyle su kaynaklarımızın korunmasının hem enerjinin hem de tarımımızın sürdürülebilirliği açısından hayati önem arz ettiğini hatırlatırım.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; insanlar öncelikle susuzluğa, sonra açlığa dayanamazlar. Açlığın çaresi de iyi tarımdır. İYİ PARTİ olarak bizim görüşümüze göre, tarım savunma sanayisinden daha az öneme sahip olmayan stratejik bir sektördür. Tarım aynı zamanda millî güvenliğimizi de etkilemektedir. Uzun zamandır savunduğumuz bu görüşümüzün son günlerde iktidar tarafından da dillendirilmesinden mutluluk duyuyoruz.

Fakat şu hâliyle, vahim masabaşı kararları nedeniyle, dövizimiz olmasa kıtlık yaşayacağımız hâle getirilmiş olan ülkemizde stratejik olarak nitelendirdiğimiz tarım sektörü bir millî güvenlik sorunu hâlini almıştır. AK PARTİ döneminde, tarımda bırakın stratejik güç olmayı, hazır ulusal master planlar bile uygulanmadı.

Bugün çiftçilerimize ektiği ekinin, ürettiği hayvanın ne edeceğini, kaça satacağını bilmeden yanlış verilerle ürün ektirip, hayvan besletirken kumar oynatılıyor. “Çiftçimize kumar oynatıyorsunuz.” derken şunu söylemek istiyoruz: Veriler hem son derece güvensiz hem de gerektiği zaman açıklanmıyor. Çiftçimizin veri olarak kabul ettiği, kendine ne ekeceğiyle ilgili kılavuz olarak gördüğü işaret, ürün ekimi öncesi açıklanması gereken tarım desteklemeleridir.

2019 yılı destekleri, 2019’un Kasım ayında, hasat kalkmış, besi periyodları geçtikten sonra, sanki “Ne hâliniz varsa görün.” dercesine alay eder gibi açıklandı.

Bakanlığın bir görevi de çiftçiye yeni pazarlar açmaktır. Yalnızca 3 ülkeye ihracat yapan narenciyecilerimize Çin pazarı açılmalıdır. İki ülke arasındaki ufak pürüzler senelerdir neden giderilmez anlaşılır gibi değil. Ülkemiz ve Çin arasında devam eden zararlı risk analizi çalışma sürecinin hızlandırılmasını bekliyoruz.

Tarımdaki yanlış politikalar sonucu boşalan köylerin her biri aslında âdeta bir üretim üssü, büyük bir fabrika iken bugün köyler ucuz yaşanan merkezler hâline geldi. Tarım da günü kurtarmak için yapılan bir faaliyet hâlini aldı. Hâlbuki bizim aklımızdaki çiftçi bu değildir. Çiftçiliğin ne kadar prestijli bir meslek olduğunu, üreten insanlar olduklarını insanımıza tekrar hatırlatmalıyız. Bugün çiftçilik, çalışarak zarar edilen bir meslek hâline getirildi. Çiftçiye ülke menfaatleri gereği planlama dâhilinde zarar etmeyeceğini garanti eden politikalar üretilmeden ülke tarımı düzlüğe çıkamayacağı gibi, ne Türkiye’nin en büyük problemi olan göç önlenir ne de işsizlik azalır. Aklımızı başımıza almalıyız. Dövize ve ithalata güvenerek gıda güvenliği ve sürdürülebilirliğini sağlayamayız. Allah muhafaza, insanımızı açlıkla imtihan ettirmeye kimsenin hakkı yok. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bu vebali ne siz üstlenebilirsiniz ne de biz izin verebiliriz.

Eğer ki geçiş garantili köprüler, hasta garantili hastaneler, kazanç garantili otoyollar, uçuş garantili havaalanları yaptırılabiliyorsa kâr garantili, yüksek katma değeri kesin, planlı tarımsal faaliyet neden yaptırılmasın?

Çiftçilerimizin bankalara olan kredi borcu tutarı 120 milyar liraya dayandı. Bu borcu terazinin bir gözüne koyar isek diğer gözüne de senelerdir tam ödenmeyen gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’lik tarım payını koymalıyız. 2006 yılından beri çiftçimize ödenmeyen bu tutar 120 milyar liranın üzerinde.

Devletin tarımsal krediler ve sübvansiyonlarıyla ilgili kuruluşu Ziraat Bankasıdır. Oysa Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği, Ziraat Bankasından aldığı blok kredileri bir komisyon karşılığı -çiftçiye âdeta bir tefeci gibi vererek- çiftçiye aktarırken âdeta bir tefeci gibi davranmaktadır.

Türkiye genelinde çiftçimiz, biriken kredi borcu ve faizleriyle hareket etme kabiliyetini kaybetmiştir maalesef. Önerimiz, acilen faizleri silmek suretiyle faiz uygulamadan çiftçi borçlarının yapılandırılmasıdır. Tekrar başlayacak üretimden sağlanacak katma değer, silinen faizin katbekat üzerinde olacaktır, meydana gelecek olan sosyal refah da cabası.

Vakit sorunundan dolayı dile getiremediğim orman yangınları skandalları, personel alımı skandalları, tarım ve verim odaklı toplulaştırma değil de şehircilik odaklı kadastro mantığıyla yapılan toplulaştırma yanlışlığı, Büyükşehir Yasası’nın tarıma vurduğu büyük darbe, hibe ve desteklerin denetimden uzak yandaşlara aktarılması; bilinçsiz, kontrolsüz, denetimsiz aynı zamanda toprağı da zehirleyen uygulamalar, Et ve Süt Kurumunun ithalat lobisi etkisi sonucu depolardan taşan ve bozulmaya yaklaşan 50 bin ton et stokuna rağmen lop et ithalat talimatları; jeotermal, katı yakıt santrallerinin göz bebeğimiz tarım arazilerimize vurduğu darbeler gibi pek çok skandalı dile getirebiliriz. Kısa süre önce yayınlanan iki buçuk satırlık bir genelgeyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1926’dan beri yürüttüğü hayvan ıslahı çalışmaları çöpe atıldı. Uyarımız sonucu ufak bir düzeltme yapıldı ama hiç yeterli değil. Sayın Bakan, Genel Müdürünüzün imzaladığı tarihe geçecek bu genelge, ithalat kapılarını ardına kadar açacak bir lobi faaliyetinin sonucu mudur bilmek isteriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Cinisli, bağlayın sözlerinizi lütfen.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) - Bir önemli meselemiz de en önemli gıda maddelerimizden biri olan süt konusu. 2008’den beri uyarıları yapılan süt ineklerinin kesime gideceği endişesi, maalesef, gerçekleşiyor. Yılbaşında süte 25 kuruş prim vereceğinizi söyleyip kasım ayında süt primini 10 kuruşa düşürdünüz, buna dayanak olarak da kasım ayında özel sektörün satın alacağı sütün litre fiyatının Ulusal Süt Konseyi tarafından 2 liradan, 2 lira 30 kuruşa çıkartılmasını gösterdiniz. Asli göreviniz olan çiftçiyi sübvanse etmektense, siz, devleti özel sektörün gölgesinde konumlandırdınız. Lütfen unutmayın ki siz çiftçilerin Bakanlığısınız.

Sözlerimin sonunda, Sayın Bakan Pakdemirli’yi 31 Mart seçim kampanyasında biz muhalefet partileri ve mensuplarıyla ilgili kullandığı, kendisine hiç yakıştıramadığım ifadesinden dolayı kınıyor, kendilerini bizlerden özür dilemeye davet ediyorum.

Genel Kurulumuzu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs…

Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Toplumsal barışın sağlanması, ülkede otak gayede buluşabilme kabiliyetlerimizin geliştirilmesi, bireylerin ruhsal, bedensel ve zihinsel olarak dengeli ve sağlıklı olabilmelerinin sağlanması için, spor, olmazsa olmazımızdır.

Değerli milletvekilleri, sporun ulaştığı çok boyutlu ve kitleleri peşinden sürükleyen yapısı birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. Ulaştığı ekonomik büyüklükle önde gelen sektörlerden biri hâline gelen sporun önemli bileşenlerinden olan kulüpler gerek iç dinamikleri gerekse hukuksal altyapı eksiklikleri nedeniyle büyük problemlerle karşı karşıyadır. Ülkemizdeki genç nüfus dolayısıyla sahip olunan insan kaynağına rağmen, elit sporcu yetiştirilmesinde ve performans sporlarında arzulanan uluslararası başarıların kazanılmasında önemli ilerlemeler maalesef sağlanamamıştır. Ne yazık ki toplumdaki şiddet, spordaki şiddeti körüklüyor. Cezalar bu şiddetin azaltılmasında ya da tamamen ortadan kaldırılmasında tek başına yeterli olamamaktadır. Bu nedenle önce barışçıl ortamları her alanda meydana getirmenin yollarını araştırmalıyız. Sporda şiddete karışan, bulaşan, şiddet uygulayan insanlara sadece ceza vermek, onları bu eylem ve söylemlerinden maalesef vazgeçirememektedir. Önce sporda şiddete bulaşan gençlerimizi, insanlarımızı bir şekilde ıslah etmenin yollarını aramalı, daha sonra tekrarında cezalandırma cihetine gitmeliyiz.

Değerli milletvekilleri, reklam unsurunun körüklemesiyle birlikte spor artık ticarileşmeye başlamıştır. Bu ticarileşme, sporun hümanist ve entelektüel yönünü geriye atmıştır. Türkiye'de spor medyasının gerek görsel gerek yazılı bölümlerine baktığımızda spor sayfalarının neredeyse tamamını futbol haberleri doldurmaktadır. Bu noktada, sporda şiddetin önlenmesinde basın ve medya kuruluşlarının, televizyon yorumcularının ve spor yazarlarının tavır, söylem ve duruşlarına ilişkin bir iki cümle söylemek isterim.

Gazetelerin haber ve yorum başlıklarında seçilen anahtar kelimeler özenle seçilmelidir. Ne yazık ki bu konuda çok olumlu konuşamayacağım. Özellikle bazı spor gazetelerine baktığımızda maç öncesi haber ve maç sonrası yorum ve değerlendirmelerde “savaş” “kavga” “saldırı” “kapışma” “silah” “intikam” “parçalamak” “imha” “kurşun” “ölüm” ifadelerinin birçok haber ve yorum başlıklarında mecazi anlamda da olsa kullanıldığını görmekteyiz. Spor haberlerinde özellikle de manşet ve haber başlıklarındaki bu provokatif dil, rakip taraftarlar arasında gerginliği körüklemektedir.

Değerli milletvekilleri, bugün burada Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesini görüşüyorsak gençlerimizin işsizlik problemiyle de yüzleşmek zorundayız. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, 20 Kasım 2019’da yaptığı grup konuşmasında gençlerin işsizlik sorununa dikkat çekerek diyor ki: “Bu iktidar, asıl anaların, babaların, gençlerimizin umutlarını kuruttu. TÜİK işsizlik rakamlarını açıkladı. Genç işsizlik oranı yüzde 27,4. Neredeyse her 3 gencimizden 1’i işsiz; 15-29 yaş arasındaki 5 milyon 700 bin gencimiz ne okuyor ne çalışıyor. Başkentimiz Ankara’nın nüfusundan daha fazla sayıda gencimiz okuyamıyor, çalışamıyor. Bir yıldan fazla süredir iş arayan gençlerin sayısı ise son bir yılda 80 binden 454 bine yükseldi.” Ve konuşmasının devamında Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyor: “Önce gençlere güveneceksin Erdoğan. Gençlerden korkmayacak, tercihlerine, fikirlerine saygı göstereceksin. Belki senden çok daha farklı düşünecekler, belki dünyaya senden çok daha farklı bakacaklar. Ama bir ülkede gençler büyüklerden farklı düşünüyorsa işte o zaman umut vardır çünkü değişime ayak uyduramayan toplumlar gelişemez.” Evet, 2019 Temmuz ayı itibarıyla ülkemizde genç işsizlik oranı yüzde 27,4 gibi tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, işsizler arasındaki üniversite mezunu olanların sayısına da ayrıca dikkatinizi çekmek isterim. Şimdi, burada bir tablo var. Bu tablo, işsizler içindeki üniversite mezunu oranını gösteriyor. Baktığımız zaman, 2005 yılında bu oran yani işsizler içindeki üniversite mezunlarının oranı 11,60 iken ve böyle devam ederken, bir anda 2010’dan sonra bu grafik yükselme eğilimi gösteriyor ve bakın, 2018’de bu oran yüzde 26,90’a ulaşıyor. 2019 Ağustos ayı itibarıyla bu oran yüzde 27,50 seviyesindedir. Yani işsizler içindeki üniversite mezunu oranı 27,50 seviyelerindedir.

İşsizler içindeki bu oranlar oldukça ürkütücüdür. Niye? Şunu da izah edeyim. Bu tablonun ifade ettiği acı gerçek şudur: Sektörlerin ihtiyaçları gözetilmeden plansızca açılan üniversiteler, gençlerimiz için umut kapısı olmaktan öteye gidememiş ve büyük umutlarla mezun olmalarına rağmen istihdamda yerlerini alamamışlardır.

İktidar sahibi arkadaşlarımıza sesleniyorum: Milyonlarca genç işsizimiz var. Bu gençler için ne yaptınız? Hangi iş imkânını sağladınız? Bugün baktığımız zaman gençlerimiz sıkıntılı. Gençlerimiz geleceklerinden umutsuz. Gençlerimiz mutsuz. KYK kredisi, işsizlik kaygısı, faturalar, masraflar; öğrenciler ve yeni mezunlar, Türkiye'de ekonomik zorluk yaşayan kesimlerin başında geliyor.

2019 yılında genç işsiz sayısı rekor kırıyor. Bu gençlere istihdam sağlayacak üretime yönelik hangi yatırımlarda bulundunuz diye sormak istiyorum.

Bir TYP projesi var. Bu proje, Toplum Yararına Programlar. İyi, güzel. İŞKUR tarafından yürütülen bir proje bu. İşsiz gencim eğer siyasi referans bulup, TYP üzerinden bir işe girebilirse en fazla dokuz ay çalışıyor ve asgari ücretle çalışıyor.

Bakın, değerli milletvekilleri, İŞKUR’un resmî web sayfasına baktım, dedim ki: TYP projesi nedir acaba, ben de bakayım ona.

“TYP projesi nedir” başlığında İŞKUR’un web sayfasında aynen şöyle yazıyor: “İşsizliğin yoğun olduğu dönemlerde veya yerlerde doğrudan veya yüklenici eli ile toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesi yoluyla özellikle istihdamında zorluk çekilen işsizlerin çalışma alışkanlık ve disiplininden uzaklaşmalarını engelleyerek iş gücü piyasasına uyumlarını gerçekleştirmek ve bunlara geçici gelir desteği sağlamak amacıyla İŞKUR tarafından uygulanan programlardır.”

TYP, her ne kadar siz işsizliği kabul etmeseniz de, her ne kadar siz pembe tablolar çizseniz de işsizliğin yoğun olduğu dönemde ve yoğun olduğu yerlerde uygulanan bir projedir. Yani işsizlik var, yani işsizlik yoğun; yani işsizlik her yerde, her köyde, her mahallede, her ilçede, her şehirde var. Yani işsizlik her yaşta var ve en çok da gençlerde var. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, beyler, bu proje yani TYP projesi işsizliği önleme, iş edindirme projesi değildir, bu proje işsizliği örtme, işsizliği öteleme yani sorunları halının altına süpürme projesidir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Oysaki gençler istihdam istiyor, gençler devamlı iş istiyor, gençler sosyal güvenceli iş istiyor, gençler dokuz ay sonra sokakta kalmayacağı, dokuz ay sonra iş kaygısı duymayacağı, yeniden işe girebilmek için partiden adam aramak, milletvekilinden referans almak zorunda olmayacağı kalıcı işler istiyor. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Yüz binlerce atanamayan öğretmen, yüz binlerce işsiz İİBF mezunu, sağlıkçı, ebe, hemşire, mühendis gencimiz torpil istemiyor, iltimas istemiyor; eğitimini aldıkları alanlarda çalışacakları iş istiyor, atanma bekliyor. İşsiz gençlerimizi görmezden gelemezsiniz, onların feryatlarına kulaklarınızı tıkayamazsınız çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi yan gelip yatma yeri değil, işsiz gençlerimizin çare kapısıdır. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekillerim, basında yer alan, Kredi Yurtlar Kurumu borçlarını ödeyemeyen işsizlere vergi dairelerince e-haciz ya da diğer adıyla e-kısıt uygulamasıyla banka hesaplarına bloke uygulandığı haberleri hepimizin malumudur. Geçtiğimiz günlerde -Sabah gazetesinden vereyim örneği- Sabah gazetesinde yer alan bir haberde, yaklaşık 250 bin üniversite mezunu hakkında borçlarını ödeyemedikleri için işlem başlatıldığı, borçların silinmesi için başlatılan imza kampanyasına da 50 bin mezun öğrencinin imza attığı yazıyordu. Yani üniversite mezunu işsiz gençlerimizin bir sorunu da ödeyemedikleri KYK borçlarıdır.

Şimdi, AK PARTİ’li arkadaşlara sesleniyorum: Gelin, işsiz gençlerimizin KYK borçlarının silinmesi için verdiğimiz ve hâlen Komisyonda bekleyen kanun teklifimize destek verin; iş imkânı sağlayamadığınız gençlerimizin yarasına en azından bir merhem olun.

Değerli milletvekilleri, bakın, sizlere acı bir gerçeği hatırlatmak istiyorum. İstanbul’da 34 bin kahvehaneye karşılık 51 il halk kütüphanesi var. Başkent Ankara’da 44 kütüphane, 21 bin kahvehane var. İzmir’de ise 42 kütüphaneye karşılık yaklaşık 7 bin kahvehane bulunuyor. Türkiye geneline baktığımızda, Türkiye genelinde kahvehane sayısı 700 bin iken kütüphane sayısı 1.413. İşte bizim endişemiz budur, işte bu yüzden endişeliyiz.

Bakın, size kendi şehrimden, Trabzon’dan bir örnek vereyim. Bizim Trabzon’un çok güzel bir sokağı vardır, Uzun Sokak, kendisi de ismi gibi uzunca bir sokaktır. Bugün, Uzun Sokak işsiz Trabzonlu gençlerin volta yeri, Uzun Sokak’taki kahvehaneler, çay ocakları da işsiz gençlerimizin sığınmaevi hâline gelmiştir; bu yüzden biz endişeliyiz.

Vakitlerini kıraathanelerde geçiren işsiz gençlerimiz için endişeliyiz. Atanamayan öğretmenlerimiz için endişeliyiz. İş bulamayan iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunu yarım milyona yakın gencimiz için endişeliyiz. Hizmet sektöründe günübirlik iş bulup garsonluk yapmak, tezgâhtar olabilmek için referans arayan binlerce mühendis gencimiz için endişeliyiz.

Sağlıkçı, ebe, hemşire olup herhangi bir işe girebilmek için partiden kartvizit getirmek zorunda bırakılan evlatlarımız için endişeliyiz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Ekranları başında bizleri izleyen sevgili gençler, sizlere sesleniyorum: Sorunlarınızın tek sebebi, liyakati hiçe sayan bu iktidardır. Daha iyi şartlarda yaşamak istiyorsanız, zamanı geldiğinde sandığa gidip değişim için oy kullanacaksınız. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Türkiye’nin tüm kaynaklarını israf eden, kendi çıkarları için harcayan bu zihniyetin önünde dikileceksiniz. Türkiye’ye ayak bağı olmuş bu iktidarı değiştirmek için çalışacaksınız. Değişimin mimarı siz gençler olacaksınız.

Değerli milletvekilleri, bu ucube sistemden kurtuluşun çaresi iyileştirilmiş parlamenter sistemdir. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in dediği gibi, iyileştirilmiş parlamenter sistem, birbirine saygı duyan insanlarımızın, konuşan Türkiye'nin anahtarıdır; iyileştirilmiş parlamenter sistem, hakkın ve adaletin tarifidir; iyileştirilmiş parlamenter sistem, çalışan, üreten, geleceğe ve ülkesine güvenen gençliğin parolasıdır; iyileştirilmiş parlamenter sistem, demokratik cumhuriyetin, ekonomik kurtuluşun reçetesidir. Bu reçete, milletin olanı millete geri vermek içindir, millet iradesinin yeniden iktidar olmasıdır.

“Güneş herkesten önce gençlerin yüzüne doğacak.” diyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır…

Buyurun Sayın Dikbayır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Yüce Türk milleti, değerli milletvekilleri; 2020 yılı bütçe görüşmelerinde Ulaştırma Bakanlığının bütçesiyle ilgili görüş ve önerilerimizi paylaşmak üzere İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle ifade etmek isterim ki geçmiş yılların da önümüzdeki yılın da bütçesine bakışımızdaki en temel nokta -bütçeyi oluşturan milletimizin vergileri olduğuna göre, paranın ve bütçenin sahibi de millettir- millet hazinesini namusumuz bilip her kuruşuna sahip çıkmaktır.

Hükûmetin lütuf gibi sunsa da verdiği bilgiler ve Sayıştay raporları, birçok bakanlıkta olduğu gibi, Ulaştırma Bakanlığının harcamalarında da milletimizin nasıl zarara uğratıldığını gözler önüne sermektedir. Dolayısıyla, milletin hazinesi söz konusu olduğunda hiçbir hatırın kıymeti yoktur; tespit ve uyarıları net ve en sert şekilde yapmak, deyim yerindeyse görevimizdir ve üzerimizdeki vebaldir.

Değerli milletvekilleri, milletin alın teriyle, emeğiyle doldurulan bir hazinenin har vurulup harman savrulmasına, siyasi parti farkı gözetmeksizin hepimizin karşı çıkması ve millet adına hesabını sormamız gerekir. Para milletimizindir, bütçe de milletimizindir. Milyarlarca liranın sorumsuzca savrulduğu projeler ve masraf cetvelleri şu ya da bu partinin seçmeninin değil, bütün bir milletin sırtına yüklenmektedir. Dolayısıyla, sözlerimi, mensubu olduğunuz siyasi partinin kulağıyla değil, can kulağıyla dinlemenizi istirham ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2018 ve 2019 yılı bütçelerindeki genel tabloya dair sadece birkaç nokta paylaşacağım. 2018 yılında 31,3 milyar liralık bütçe yapan Bakanlık yıl sonunda 43,4 milyar lira harcamış. 2019 yılı için de 27,7 milyar liralık bir bütçe oluşturmuş ve 32,8 milyar lira harcamış. Tapu Kadastro ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü bütçelerini çıkardığımızda, Bakanlıktaki en önemli harcamanın Karayolları Genel Müdürlüğü üzerinden yapıldığı ortada. Üstelik bütçe aşımının en önemli kalemi de yine Karayolları. 2018’de 18,1 milyar lira öngörülürken 33,5 milyar lira harcanmış, 2019’da da 16,6 milyar lira öngörülürken 25,8 milyar lira harcanmış. Böyle bir bütçe sapması olur mu? Bu noktanın altını niye özellikle çizdim? Çünkü milletin hazinesinin en ciddi şekilde yağmalandığı nokta burası da ondan. Biliyorsunuz, AK PARTİ hükûmetlerinin kamu-özel sektör iş birliğiyle yaptırdığı kara yolları, köprüler ve tüp geçitler ilk günden beri tartışma konusu. Türk milletinin vergilerinin yarısını çarçur ettikleri, 5 müteahhidin cebine aktardıkları nokta burası da ondan tartışma konusu. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının hazırladığı 2019 yılı programında yer alan bilgilere göre kamu-özel sektör iş birliğiyle sözleşmeleri imzalanan projelerin yatırım büyüklüğü 63,6 milyar Amerikan dolarına ulaşmıştır. Buna işletme hakkı devrinden kaynaklanan gelir kaybını da eklediğinizde, devlete yani millet hazinesine çıkan fatura 140 milyar doları bulmaktadır. 2002 yılında devraldığınız borç 129 milyar dolardı yani seksen yıl hükûmetlerin yaptığı 129 milyar dolarlık borca sadece bu kalemden 140 milyar dolar yük koydunuz. Rakamı tekrar ediyorum: 63,6 milyar dolar. Bunu neden özellikle vurguluyorum? Hani Hükûmetiniz her ağzını açtığında “Bu projeler için milletin cebinden tek kuruş çıkmıyor.” diyor ya, işte, bu para bal gibi de milletin hazinesinden giden para. Nereye gidiyor? Üç beş yandaş müteahhidin cebine gidiyor. 15 milyar liralık maliyeti dolayısıyla sırtınızı döndüğünüz emeklilikte yaşa takılanlar, çiftçilerimiz, esnafımız, işçimiz, memurumuz, emeklilerimiz, öğrencimiz bir yanda, yandaş müteahhitlerin cebine giden trilyonlarca lira diğer yanda. İşte, bu gerçeği hatırlatmak için vurguluyorum.

Değerli milletvekilleri, biz milletin parasına, devletin hazinesine sahip çıktıkça iktidardan homurtular yükseliyor, “Rakamları çarpıtıyorsunuz, yalan söylüyorsunuz.” diyorlar. Oysa ne çarpıtıyoruz ne de yalan söylüyoruz çünkü bu rakamlar bizzat yönettikleri devletin rakamlarıdır. Bizzat Ulaştırma ve Altyapı Bakanının verdiği bilgiye göre, bakın, sadece Osmangazi Köprüsü’nün yapımında firmaya günde 40 bin araç geçişi için garanti verilmiş. Bu, yılda 14,6 milyon araç geçişi garanti edildi demektir. Peki, bir yılda geçen araç sayısı kaç? Sadece 9 milyon. Yani köprüden geçmeyen 5,6 milyon aracın parasını devlet ödüyor, yine hesap, yanlış hesap.

MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) – Köprüyü kim yaptı?

ÜMİT DİKBAYIR (Devamla) – Biraz sonra cevap veririm size.

Devlet nereden ödüyor? Milletin kesesinden ödüyor. Lafa geldi mi “Bu köprü için milletin cebinden tek bir kuruş çıkmıyor.” diyorlar. Bakın, bu, yalnız, geçmeyen araçlar için ödenen; 9 milyon araç için ortalama 35 dolardan ödenen parayı katmadım bile. “Milletin cebinden tek kuruş çıkmadı.” dedikleri köprüye vatandaşlarımızın yirmi iki yıl boyunca nakit ödeyeceği para 7 milyar dolar; geçmeyenin ödediğiyle toplayın; 11,5 milyar dolar… Bu parayla ülkemize neler yapabilirdik bir hayal edin. Dedim ya, “Milletin cebinden tek kuruş çıkmadı.” dedikleri bu. Sanırsın bu parayı uzaydan gelenler ödeyecek. Milletin cebinden çıkmadı da sizin cebinizden mi çıktı? İşin en can alıcı yanı da ne biliyor musunuz? Yine Bakanlığın rakamlarına göre bu 11,5 milyar dolarla 5 köprü yapabilirdik. Sadece Osmangazi Köprüsü’nün Türk milletine maliyeti 5 köprü parası, 5 köprü.

Şimdi, ben bu bütçenin, ben bu planlamanın, ben bu harcamaların neresine ne söyleyeyim? Türkiye’yi yönetenler, milletin parasına sahip çıktıkça, hesabını sordukça bize diyorlar ki: “Bunlar köprü yapılsın istemiyor.”

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Topçular’da sıra beklememek için.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Laf atmayalım efendim, sen gemiyle geçersin.

ÜMİT DİKBAYIR (Devamla) – Oradan niye laf yetiştiriyorsunuz? Yani siz oradan laf yetiştirince ben korkacağım da susacağım mı?

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ya, bir şey yok ki.

ÜMİT DİKBAYIR (Devamla) – Ya, siz sarayın vekilisiniz, ben 38 arkadaşımla beraber milletin vekiliyim, zorunuza bu mu gidiyor? (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Niye laf yetiştiriyorsunuz? Bu kürsü size de açık.

Milletimiz bu hizmetleri hak ediyor. Biz “Yapılmasın.” demiyoruz, “Yaptırırken milleti soydurmayın.” diyoruz.

Bakın, size basit bir rakam vereyim: İktidara geldiğinizde milletten toplanan vergi 59 milyardı, 2019 yılında topladığınız vergi 854 milyar. Bu yıl toplamayı düşündüğünüz vergi 913 milyar. Tabii yapacaksınız. Az önce sordunuz ya “Nereden yaptınız?” diye, yapacaksınız tabii, bu millet vergi veriyor, bu milletin verdiği vergilerle yapacaksınız tabii. Elinizdeki hazır devleti yönetemiyorsunuz ya! 1 köprüyü 1 köprü fiyatına yaptırın, 1 köprüye 5 köprü parası ödetmeyin diyoruz, biz başka bir şey demiyoruz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Kurduğunuz sistem, Deli Dumrul sistemi.

Tek örnek, Osmangazi Köprüsü değil, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde de durum farklı değil. Yıllık 49 milyon aracın geçeceği garantisi verilmiş. Bir yılda geçen araç sayısı 14 milyon. Kalan 35 milyon aracın parası ne oluyor? Yine millet ödüyor. “Bir kuruş harcamadık.” dedikleri Yavuz Sultan Selim Köprüsü için devletin, milletin hazinesinden müteahhide her yıl 115 milyon dolar para çıkıyor hem de geçmeyen araçlar için. Rakamlar bu seviyede kalırsa yirmi iki yılda 2,3 milyar lira ödeyeceğiz, yirmi iki yıl garanti verdiniz çünkü. Bir de geçen vatandaşlarımız var, onların ödediği para 700 milyon dolar; toplam 3 milyar dolar. Hani milletimiz tek kuruş ödemiyordu? Bu parayı kendi cebinizden mi veriyorsunuz?

Avrasya Tüneli’nde durum farklı mı? Hayır, orada da farklı değil. İki yılda geçenlerin ödediği paranın dışında, devlet 14 milyon geçmeyen aracın parasını ödedi. Şaka değil, tünelden geçmeyen 14 milyon aracın parasını ödettiniz milletin hazinesine, yine yanlış hesap yapmışsınız.

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Bu rakamları nereden alıyorsunuz ya?

ÜMİT DİKBAYIR (Devamla) – Birinci köprü için vatandaş 10,5 lira öderken, aynı boğazın üzerindeki üçüncü köprü için 19,35 lira ödüyor yani yüzde 90 fazlası. Şimdi, bu iki köprü de bu devletin, bu milletin değil mi? Niye biri 10,5 lira, diğeri 19 lira? Çevre bağlantı yollarına ödedikleri de cabası.

Gerçekler gün gibi ortadayken hâlâ milletin aklıyla alay etmeye devam ediyorsunuz. Yandaş müteahhitlerin ödemesine geldi mi kaynakta hiç zorlanmayan iktidar, milletin dertlerinden bahsedince dalga geçer gibi “Olsa dükkân senin.” diyorsunuz.

İstanbul Havalimanı zaten bir rezillik, tek cümleyle geçeyim, daha da fazla dünyaya rezil olmayalım. 35 milyar dolara yaptığınız havaalanının çok daha büyüğünü Çin, 12 milyar dolara mal etti. Yazıktır, günahtır, beytülmale el uzatıyorsunuz, el uzattırıyorsunuz. Özel işlerinde devlet mumu kullanmayan, hak ve adalet sembolü büyüklerimizi ne çabuk unuttunuz. “Devlet malından hırka çalan cennete gidemez.” buyuran Peygamber Efendimiz’in öğütlerini, İslam’ın emirlerini ne çabuk unuttunuz. Fitresiyle, zekâtıyla ihtiyaç sahibine, garibana el uzatmayı emreden bir dinin mensupları olarak neden hep garibanı görmezden gelerek zengini daha zengin etmenin peşindesiniz, üstelik de milletin parasıyla zengin etme peşindesiniz.

Bakınız, daha çok yeni bir örnek var önümüzde, Türk çiftçisine kaynak yaratsın, destek olsun diye kurulan Ziraat Bankası ne yapıyor, hep beraber duyduk. Simit Sarayını bünyesine katıyor, Simit Sarayının yüzde 51 hissesini satın aldı. Ziraat Bankasının simitçi dükkânıyla ne işi var diyeceğim ama mesele daha büyük. Bu firmanın kredi borçlarının toplamı 500 milyon dolara ulaşmış. Peki, borcun hiç olmazsa büyük bölümü, kamu bankası yani milletin bankası olan Ziraat Bankasına mı? Hayır, özel bir bankaya. Ziraat Bankası bu işlemle ne yapıyor? O iş adamını borçlarından kurtarıyor. Kimin parasıyla? Yine, milletin parasıyla. “500 milyon dolar” dediğiniz yaklaşık 3 milyar Türk lirası; daha da anlaşılır hâle getireyim, emeklilikte yaşa takılanların sorununun çözümü için gereken kaynağın beşte 1’i. Tek bir iş adamı için, 150 bin EYT’li vatandaşımızın sorununu çözecek parayı milletin sırtına yüklüyorsunuz. Bu iş adamı, bir marka yaratmış, tebrik ediyoruz; yurt dışında şubeler açmış, ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmuş, tebrik ediyoruz ama kardeşim, 15 milyon dolara uçak almış, devletin verdiği 20 milyon dolarlık teşviki kendi hayatında yemiş, lüks ve şatafat içinde yaşamış, şimdi yükünü millet sırtlasın; öyle yağma yok. Az önce köprü ve otoyollar için verdiğim örneklerin de bundan farkı yok. Çiftçiye destek amacıyla kurulmuş Banka, çiftçinin borcuna anında icra gönderirken bir şirket kurtarmak için 3 milyarı tek kalemde masaya dökebiliyor. Hiç vicdanınız yok mu, hiç aklınız yok mu, vallahi bilmiyoruz. Bu milletin kadim bankasının varlığını yani milletin parasını bir şirkete yedirip borçlarını üstlenip iş adamını kurtarmaya utanmıyor musunuz ya? Bu şu demek, ne kadar farkındasınız bilmiyorum: Bu devletin borcunu 500 milyon dolar daha artırdınız, gençlerimizin sırtına 500 milyon dolar daha borç yüklediniz. Doymadınız ve doymuyorsunuz, anlaşılan daha da doymayacaksınız. İnin artık bu kadim devletin ve milletin sırtından. Bu dizeler bugünkü iktidar gibi millet parasıyla saltanat sürüp, saltanat sürdürenlere yazılmış, ne diyor Tevfik Fikret “Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, / Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”

Emekliye yok, çalışana yok, EYT’liye yok, çiftçiye yok, gençlere yok ama eski Başbakanların koşa koşa dükkân açılışına gittiği iş adamının 500 milyon dolarlık borcunu ödemeye, halletmeye gelince var. Utanın diyeceğim, utanması olanın yapacağı işler değil bu işler. Sabahtan akşama kadar çalışıp evine ekmek götürmeye çalışan milletimize yazıktır. Elektrik, su, doğal gaz faturasını ödeyemeyen, elektriği, doğal gazı kesilen vatandaşlarımıza yazıktır. Bunlar hiç mi gözünüze gelmiyor, vallahi bilmiyorum.

Devlet, babanızın çiftliği değil, devletin hazinesi de babanızın parası değil. Milletin olanı millete vermek zorundasınız. Bunu yapmadınız ve görünen o ki yapmayacaksınız. Aziz milletimiz bu yağmanın faturasını önünüze koyup hesabı kestiğinde şaşırmayın çünkü bu kaçınılmaz son yaklaşıyor.

Aziz Türk milleti, endişeleriniz son bulacak, bu kadim Türk devletini Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener liderliğinde, iyileştirilmiş parlamenter sistemle, vicdan sahibi insanların, iyi insanların yöneteceği günler çok yakındır.

Ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımızı ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi de Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı.

Buyurun Sayın Sıdalı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

“Kara yolları” denildiğinde milletçe aklımıza ilk gelen maalesef para yolları, geçiş garantisi verdiğiniz ve “Vatandaşın bugün cebinden ne kadar çıkacak?” diye düşündüğümüz meşhur yollar, hani “Cebimizden hiçbir şey çıkmadan yapıyoruz.” dediğiniz ama aslında geçmesek bile, görmesek bile her gün parasını ödediğimiz yollar.

Osmangazi Köprüsü’nün günlük 40 bin, yıllık 14 milyon 600 bin geçiş garantisi var. Kaç araç geçti? Yalnızca 9 milyon 98 bin araç geçti. Yani 40 dolardan 5 milyon 501 bin aracın ücretini vatandaşımız vergileriyle ödeyecek. Yani yıllık 210 milyon dolar düzeyinde kamuya bir bedel söz konusu. Yirmi iki yılda ödeyeceğiniz parayla bir sağına, bir soluna en az 2 köprü daha yapabilirdiniz.

Bir diğer örnekse Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Geçmesi gereken araç sayısı 4, geçen araç sayısı 1. Küçük hesap hatası burada da 2019 başına kadar 115 milyon dolara mal oldu. Size teslim edilen koyunlara ne kadar iyi baktığınız buradan da belli.

Bir de Avrasya Tüneli’ne bakalım. Tünelin açıldığı 2016 sonundan 2019’un 4’üncü ayına kadar geçen araç sayısı 36,5 milyon; burada da durum aynı.

Tabii ki Hükûmetin, devletin görevidir yol yapmak ancak ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ortada. “Niye yaptınız?” diye kimse demiyor. “Ne kadarlık iş, kaç katına yaptınız?” diye hakkının hesabını soruyor. “Doğru fiyata iş yapmayı neden beceremiyorsunuz?” diyor. Ya finansmandan anlamıyorsunuz ya da sizi yine kandırıyorlar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) “Cebimizden hiçbir şey çıkmıyor.” dediğinizde sizin cebinizden bir şey çıkmadığını ama bizim ceplerimizin ortalama yirmi beş yıllığına haczedildiğini söylüyoruz. “Bir şey çıkmıyor.” dediğiniz tablo buysa çıksa ne olacak merak ediyoruz. Kısaca “Yaşasın cumhur.” yerine “Yaşayın müteahhidin cebi.” diyorsunuz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Kara yollarını konuşuyorken ifade etmek istediğim bir konu da yıllardır tek çivi çakılmayan Mersin Çeşmeli-Taşucu yolu. Bu proje 2023 hedeflerimizin arasındaydı. Bakanlığınızın ifadesiyle, dört yıl içinde tamamlanması öngörülüyordu, hâlâ ihalesi bile yapılmadı yani buradan anlaşılıyor ki bu hedefiniz de gerçekleşmeyecek, Mersin Milletvekili olarak erkenden dikkatinizi çekmek isterim. Ayaklarımız yere basarken kara yollarından bu sesler çıktı, bir de göklere bakalım.

Ülkemizin Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” vurgusunu bile sizler yanlış anladınız. Hâlbuki, bu sözün üstüne, rahmetle yâd ettiğimiz Nuri Demirağ öncülüğünde pek çok şey, Gök Okulu ve uçak fabrikaları yerli ve millî sermayeyle hayata geçirilmişti. Bu dönemden sonra, AK PARTİ döneminde de havacılık sektörüne farklı bir teveccüh gösterildi, kabul ediyoruz ama siz, bunu da yanlış anladınız. Havacılığın gelişmesi mantığını sadece havalimanı inşaatı yapmaya indirgediniz. Kütahya’ya 50 milyon euroya yapılan Zafer Havalimanı’na verilen yıllık 1,3 milyon yolcu garantisi, havalimanı hizmet alanındaki 3 ilin toplam nüfusuna denk geliyor. Bu verilen garanti gerçekleşebilir mi diye küçük bir araştırma yaptım. Zafer Havalimanı’na Ankara’dan uçak bile yok, İstanbul’dansa sadece bir sefer var yani günde maksimum 180 yolcu için otuz iki yılda 192 milyon euro ödemiş olacağız. Sizin “İstikbal göklerdedir.” özdeyişinden kimin istikbalinin peşinde olduğunuzu anladıkça milletimiz adına kahroluyoruz.

Koyun gütme örneğinde olduğu gibi, hani gururla söylediğiniz “Ülkeyi şirket gibi yönetmek lazım.” mantığınızı hatırlatmak ve sormak istiyorum: Hangi şirket mantığı Zafer Havalimanı gibi projelere yatırım yapar? Yaparsa Zafer Havalimanı’nın borcu bittiğinde sürüde koyun kalır mı? Üretime değil de tüm sektörlerdeki inşaat yapımına endeksli garantili hizmetlerin kaç tanesinde devlet zarara uğratılmadı yani hedefi tutturabildiniz mi, hatta tutturmayı geçtim, hedefe yaklaştınız mı hiç?

Bir de hâlâ tamamlayamadığınız havalimanı var ki Türkiye'nin en verimli arazisi üzerine yapmaya karar verdiniz. Evet, Çukurova Bölgesel Havalimanı. 2003 yılından beri her yıl “Bu sene kesin açılıyor.” diyordunuz, sadece 2019 yılı için bile üç farklı açılış tarihi verdiniz; yıl sonu oldu, işçiler grevde, paralarını alamıyor, inşaat ilerlemiyor ve anlaşılıyor ki uçak uzunca bir süre daha inemeyecek çünkü hâlâ üst yapı işleri için yeni ihale yapmaktan bahsediyorsunuz. Madem tamamlamak gibi bir niyetiniz yoktu, neden 7 bin dönüm verimli araziyi beton tarlasına çevirdiniz? Çukurova’ya, tarım arazilerine ne kastınız var? Daha bir havalimanını bitiremiyorsunuz, hiçbir karşıt görüşü ciddiye bile almadan İstanbul’u ikiye bölüp içinden kanal geçirmeye çalışıyorsunuz, kim inanır buna?

Dünyaca, hızlı teknoloji ve inovasyon yarışı yaşanmakta ve ne yazık ki ülkemiz bu yarışta geri kalıyor. AR-GE olmadan bu yarışta öne çıkılamaz “Biz de varız.” diyemeyiz. 2023 hedeflerinizde AR-GE yatırımlarında dünyada birinci ligde olacağınızı söylüyordunuz; tabloya bakıyoruz, 40 Avrupa ülkesi arasında 29’uncuyuz, sadece 40 Avrupa ülkesi arasında. Şimdi, merak ediyorum, sizin bu birinci liginizde kaç takım var? OECD ülkelerinin bütçeden AR-GE’ye ayırdığı pay 2,4; sizin 2023 hedefiniz bile yüzde 1,8; şu anki ayırdığınız paysa yalnızca yüzde 1; böyle mi birinci ligde olacağız? Böyle giderseniz diğer ülkelere göre daha fazla emek harcayıp daha az gelir elde etmeye devam edeceğiz ve çağı asla yakalayamayacağız.

Değerli milletvekilleri, dünyada 5G’ye geçen ilk ülkeler arasında olacağımızı da söylemiştiniz. Geçtiğimiz günlerde sektörden bir serzeniş geldi: “5G’ye geçiş için gerekli fiber optik kabloları döşemek için bürokratik engellere takılıyoruz, BTK’den izin alamıyoruz.” dediler.

Yine, hatırlatmak gerek, 2023 hedefleriniz arasında bürokratik engelleri kaldırmak da vardı ama görüyoruz ki Hükûmetinizin prestij projesinde bile bürokratik engellere takılıyorsunuz, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi çok yavaş işliyor galiba. BTK “web” sitelerine erişimi engelleyen kurum olarak nam salmıştı ancak son tahlilde görüyoruz ki engellediği sadece siteler değil, devletin projelerini de engelliyor.

Amerika, yapay zekâyla hukuki dava görme denemelerine geçti, yüzde 2 hata payıyla karar alan bir sistem var. Bakın, aslında Amerika’ya patent davası açsanız kazanırsınız, ne de olsa yapay hukukun mucidi sizsiniz, yapay verinin, yapay ekonominin, yapay demokrasinin de. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir ülkede hukukun üstünlüğü yerini üstünlerin hukukuna bırakmışsa o ülkedeki demokrasi yapay bir demokrasi olmaktan öteye geçemez, bu şartlar altındaki ekonomi de yapay olur. Bu durumda, bırakın yabancı yatırımcı bulmayı, vatandaşa yastık altındaki üç kuruşunu dahi çıkarttıramazsınız; DTH hesapları bugün olduğu gibi her gün artar durur, siz de bakar bakar yeni YEP’ler açıklarsınız.

Ülke olarak yapısal bir tıkanmanın içerisindeyiz, bu tıkanma gün geçtikçe daha da derinleşiyor. Daha önce şahit olunan krizlerin aksine, bu kamu krizi değil aynı zamanda özel sektör krizi ve bu çok tehlikeli ancak ilk günden beri bunu görmek istemiyorsunuz.

Kısa ve basit bir şekilde vatandaşın ekonomisine de birlikte bir bakalım. Resmî verilerinize göre, temerrüde düşen icralık kişi sayısı 12,5 milyon kişi. Övündüğünüz inşaat sektöründe kredi borçlu sayısı 2 milyon 459 bin kişi. En kolay kredi olarak verdiğiniz taşıt kredisini ödeyemeyecek durumda olanların sayısı 500 bin. İhtiyaç ve tüketici kredisinde ödeyemeyen kişi sayısı 25 milyona dayandı. Bireysel kredide ödemesi tıkanan 32 milyon kişi. Net olarak icra takibindeki kişi sayısı 21,5 milyon. Ne yazık ki bu, sadece bankalarla muhatap olanların durumu. Sektörel birliklere borçlu olan çiftçi, esnaf ve benzeri meslek kollarının borçları bu rakamlara dâhil bile değil. Onları da dâhil ettiğimizde çok daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor. Ekonominin tüm kesimlerinin bankalara olan borç yükü 2,7 trilyon lirayı aşmış durumda. Özellikle övündüğünüz inşaat ve enerji sektörü, tüm sektörlerde borç yükü en yüksek olan ilk 2 sektör. İstihdama katkısı olmadan denediğiniz ve sürdürülebilir olmayan, betona dayalı işte bu suni yükseliş düşmedi, çakıldı. Düşüşü durdurmak adına kamu bankalarının düşük faiz kredileri vermeleri için de seferberlik ilan etmiştiniz; o balon da patladı, rakamlar ortada. Bireysel icra takip oranı 2019’da yüzde 23 iken, özel sektör böyleyken kamu kesiminin net borcu ne durumda derseniz tek bir rakam vereceğim: Son bir yılda, 2019’da kamu borcu yüzde 134 arttı. Son on yedi yılda ülkemiz ve kurumlar her alanda yörüngesinden uzaklaşıyor.

Ülkemiz, 2000 yılında dünyanın en büyük 17’nci ekonomisiydi. Sizin 2023 hedefiniz Türkiye’yi ilk 10’a sokmaktı. 2017’de, tıpkı on yedi sene önce olduğu gibi 17’nciydik. Üretmeden borçlanan ekonomimizle geçen sene 18’e, an itibarıyla yılı kapatırken de 20’nci sıraya geriledik. Kısaca “Yeni sistemle uçacak.” dediğiniz andan itibaren net bir düşüş başladı, şimdi daha da düşmemek için çırpınıyoruz.

2023 hedeflerinizde yoksulluğu yok edecektiniz ama siz yoksulu yok ettiniz. Yoksul, hiç olmadığı kadar yoksul. 2,1 milyon kişi asgari ücretin altında bir maaşla çalışıyor. 2 bin liranın altında emekli aylığı alan 6,8 milyon insanımız var. Yine bunlar bir şekilde maaş almayı başarabilen vatandaşlarımız; bir de evine ekmek bile götüremeyen, sayıları gün geçtikçe artan vatandaşlarımız var. Üzücü sonuçlarını bu kürsüden çok konuştuk, tekrar dile getirmeye utanıyorum. Bu mu sizin yoksulluğu yok etme yönteminiz? Orta direği yoksul, yoksulu hiç ettiniz. 2008 dünya krizinin ardından bile ülkemizde işsizlik yüzde 13,9 iken, her şey yolunda dediğimiz bugün yüzde 14,2. Bu oran 4 milyon 650 bin kişiye denk geliyor ve bu, yalnızca, resmî müracaat edenlerin sayısı. Ekonomistlerin mutabık kaldığı gayriresmî işsiz sayısı 8,5 milyon.

Üretim ekonomisinden inşaat ve borç ekonomisine dönüş, vatandaşa işsizlik ve açlık sınırında yaşam oldu. Bu hatalı politikalarınızla en büyük darbeyi, orta direk, esnaf, çiftçi, işçi aldı. Siz, en çok, size oy verenleri ezdiniz. Az ve mutlu, size yakın, çok zengin bir kaymak tabaka meydana geldi; yeni elitler, monşerler yarattınız. Peki, ne olacak? Ekonominin ve yatırımın canlanması, öncelikle güven ve adaletin ülkede yeniden tesisiyle mümkün. Biliyorum, duymak hoşunuza gitmiyor, bu da ancak ve ancak gerçek kuvvetler ayrılığı ve iyileştirilmiş parlamenter sistemle mümkün. Yani yapısal reformlar yaparak adaleti, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğü ile yaşanabilir bir ülkeyi her alanda tüm vatandaşlara sunmadığınız sürece ekonomik kalkınma olamaz. Bu sağlanırsa ve kalkınma modelimiz millî ve yerli üretim olarak her alanda hedeflenirse, samimiyetle hedeflenirse topyekûn bir kalkınmadan bahsedebiliriz. Yaratıcı beyin gücünün desteklenmesi, ülkeden gidenlerinse geri dönmesi sağlanmalı, üretim ve kalkınma modelleri oluşturulmalı ama maalesef, gidenler dönmüyor, gençlerimiz de gitmek için fırsat kolluyorlar. Eğitim bu noktada revize edilmeli. Dün Sayın Bakanımızı dinledik ama maalesef, eğitimde de bu sene pek bir umut yok. Bayıldığınız ama bugünlerde kaybettiğiniz sadakatin yerini liyakat almalı. Sıkı maliye politikası önceliği içerisinde, bağımsız, gerçekten bağımsız Merkez Bankası vurgusu, ekonomi yönetimince kabul edilmeli ve tüm dünyaya bu güven hissettirilmeli. Üretim amaçlı ekonomik kalkınma hedefinde öncelik, zaten olmayan devlet kaynaklarını israf etmemek olmalı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Sıdalı.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Artık, itibarı saraylarda, uçaklarda, arabalarda aramaktan vazgeçmeli. On yedi yıldır özellikle belediyelerden de anladığımız ve gördüğümüz üzere, israf ve savurganlık ekonomisi, aslında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden sonra bu ülkeye bıraktığınız en büyük 2’nci sorun. Bu anlayış değişmedikçe yani şaşaaya, lükse ve israfa verdiğiniz parayı kesmediğiniz sürece hangi ekonomik modeli uygularsanız uygulayın, bahsettiğimiz üretime dayalı kalkınma hamlesine kaynak yaratamazsınız, bütçelerinizin de açığı her sene arta arta karşınıza gelir, karşımıza gelir. Sizin yaptığınız bu bütçeyle ve yönettiğiniz ekonomiyle, Allah vatandaşımıza sabır ve güç versin diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Böylece İYİ PARTİ Grubu adına konuşmalar tamamlanmış oldu.

Sayın Turan, söz talebiniz var galiba, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır’ın 129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin yedinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine, nezaketli dilin nezaketli cevabı doğuracağına, milletvekili olmanın ilk kuralının milleti temsil etmek olduğuna ve Cumhurbaşkanının yol arkadaşı olmaktan şeref duyduklarına ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Sayın Başkan, sizin grupların bitiminden sonra cevap verme prensibinize saygı duyuyorum. Ancak bir daha söylüyorum ki konunun soğuk hâle gelmesi, esasın kaybolması, zamanın doğal bir sonucu olarak önümüzde duruyor. Aslında konuşmaların tümüne baktığımızda cevap vereceğimiz o kadar fazla konu var ki Sayın Başkan fakat bütçe yoğunluğu, suhuletle süreci götürme niyetimiz, iyi niyetimiz başta olmak üzere, bunların bir kısmını maalesef bırakıyoruz. Ama daha ötesi, zaten akşam saatlerinde yürütmenin mensubu olan bakanlarımız kendi alanlarındaki cevapları verecekler.

Fakat Sayın Başkan, bir husus var ki onu atlama imkânımız yok. Bir konuşmacı konuşurken “sarayın vekili” ifadesini güya grubumuzu tahkir etmek için ifade etti, söyledi. Tabii, bu, çok kötü bir ifade, şık olmayan bir ifade, Meclis kürsüsünün adabına aykırı bir ifade Sayın Başkan. İsterdik ki daha nitelikli, daha doyurucu konuşmalar olsun, tahkir etmeden, itham etmeden, hakaret etmeden konuşmalar yapılsın. Biz de Bakanlarımız da bu konularda gerekli notları alalım ve cevap verelim.

Bakınız, Sayın Başkan, nezaketli dil, nezaketli cevabı doğurur ama nezaketsiz olan dil de nezaketsiz olan cevabı davet eder; ben yine de nezaketli olmaya çalışacağım.

Bakınız, hepimizin önünde duran Anayasa kitapçığına göre, Anayasa madde 80 der ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler.” Bu bir defa milletvekili olmanın ilk kuralıdır, ilk anlamıdır. Dolasıyla bir gruba, hangisi olursa olsun “Sen şuranın vekilisin, buranın vekilisin.” demeyi doğru bulmuyorum. Hepimiz milletin vekilleriyiz, hepimiz görev bitene kadar da hesabımızı öncelikle milletimize vereceğiz.

Sayın Başkan, üslup medeniyettir, üslup bir derttir aynı zamanda, bu üslubu bütünüyle reddediyoruz.

Onun dışında, Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber olduğumuza ilişkin güya bir itham varsa bunu şeref addederiz. Şundan dolayı: Bizler Cumhurbaşkanımızın yol arkadaşlarıyız. Darbeye beraber dur dedik. Bizler on yedi yılda 15 seçimi beraber kazandık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Türkiye’yi 3 kat beraber büyüttük. Biz bununla ancak gurur duyarız Sayın Başkan.

Tabii, bu eleştirileri reddederken istemeyerek de olsa şunları ifade etmek durumundayım: Eğer bizi bu konuda itham edecek birileri varsa, en son itham edecek olan partinin vekili, bize, siyasi tarihimize, literatürümüze “kiralık vekil” gibi aşağılayıcı bir ifade kazandıranlardır. Aynı şekilde “işportacı grup” gibi çok ağır ithamı, literatüre kazandıranlardır Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, tutanaklara geçmesi bakımından Sayın Erdoğan’ın hakkını korumak için söz aldım. Şöyle ki: Sayın Turan, Sayın Erdoğan’la birlikte yol yürümekten şeref duyduğunu söyledi. Saygı duyuyorum, elbette öyle olması gerekir.

Şöyle dedi: “Bugüne kadar girdiğimiz bütün seçimleri beraber kazandık.” Mefhumumuhalifinden bu, şudur: “Yenilenen İstanbul seçimlerinde Tayyip Erdoğan kaybetti.” demek istedi diye anladım ben. Ben öyle anladım. Kayıtlara geçsin diye belirtmek istedim. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, sadece kayda geçsin madem.

Ben, cevabı İYİ PARTİ’ye verdim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben cevap diye vermedim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bir dakika…

Engin Bey’in cevap vermesinden mutlu oluruz ama doksan yılda ortada tek başarı var gibi gözüküyor, o yüzden bu kadar mutlu olmalarını anlayışla karşılıyoruz, tebrik ediyoruz. Fakat İstanbul seçimlerinde -başkanlık başka bir mesele- totaldeki oy oranında, Cumhur İttifakı, AK PARTİ, tartışmasız 1’inci Sayın Başkan. Bu da bir ara dönemdir. Göreceksiniz, dört sene sonra seçimler yenilendiğinde, İstanbul’un partisi, AK PARTİ olacak Sayın Başkan, göreceksiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

7.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Efendim, bir yanlışı gidermek için… Tekrar çok özür dileyerek… Genel Kurulun zamanını meşgul etmek istemiyorum.

Ben, Sayın Turan’a cevap diye söz talep etmedim. İç Tüzük 60’a göre, pek kısa, meramımı anlatmak…

Sayın Turan’ın söylediğinden “Kazanırken beraber kazandık ama 23 Haziran İstanbul seçimlerini Tayyip Erdoğan kaybetti, biz, kaybetmedik…”

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İlçeler bizim, meclis bizim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben öyle anladım. Yani “1 milyon farkı Tayyip Erdoğan yedi, AK PARTİ yemedi.” diye anladım.

Cevap diye söz almadım.

Teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İlçeler bizim, büyükşehrin meclisi bizim.

BAŞKAN – Meram anlaşılmıştır.

Buyurun Sayın Dervişoğlu, sıra sizde.

8.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, gruplar adına yapılan konuşmalar tamamlandıktan sonra Grup Başkan Vekillerine söz hakkı tanınması yöntemini tasvip ettiğine, bu çatının mehabeti kadar kürsünün nezaketinin de önemli olduğuna, “kiralık vekil” söyleminin yerinde bir ifade olmadığına, en ağır eleştirileri en zarif cümlelerle yapabilme imkânına sahip insanlar olduklarına ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben kimseye cevap vermeyeceğim, Genel Kurula hitap ediyorum. Aslında yöntemi tasvip ediyorum çünkü bu tartışmalar sıcağı sıcağına yapılsa hararetli konuşmalar yapacağız ve Parlamentonun da tansiyonu yükselecek.

İYİ PARTİ sözcülerinden önce, Adalet ve Kalkınma Partisinin 14, Cumhuriyet Halk Partisinin 13 hatibi kürsüden hitap etti ve biz İYİ PARTİ Grubu olarak nezaketle dinledik. Fakat hatibimiz kürsüde konuşurken iktidar partisi sıralarından müdahaleler söz konusu oluyor, bu da hatibin fikir insicamını bozuyor; bir yönüyle de cevap verme ihtiyacı hasıl olunca maksadı aşan ifadeler de söylenebiliyor. Bu çatının mehabeti kadar kürsünün nezahetinin ve nezaketinin de önemli olduğuna defaatle vurgu yaptım.

Şimdi, “kiralık vekil” meselesi dediniz; yerinde bir ifade değildir, size katılıyorum ama Adalet ve Kalkınma Partisinin önemli şahsiyetlerinden biri, Sayın Genel Başkanımızın bu yeni kurulan partiyle alakalı bir beyanına karşılık maalesef ve maatteessüf benzer bir ifadede bulunmuştur. Aynı nezaketi biz nasıl gösteriyorsak inancım ve kanaatim odur ki Mahir Ünal Bey adına da özür dilemeyi becerirsiniz.

Şimdi öfkelenmeyeceksiniz, devleti yönetiyorsunuz, ne kadar barıştınız, bilmiyorum ama devleti yönetiyorsunuz. Bu saatten sonra, öfke bize, uysallık size. Bu, ata vasiyetidir.

Sonra, çok fazla bir şey söylemiyoruz, rakamları ifade ediyoruz, onları dile getiriyoruz. İftiharlarınız var yani yaptığınız yolların üstünden geçerken dua ediyoruz ama cebimizden çıkanı da bileceğiz. Siz diyorsunuz ki: “Devletin kasasından beş kuruş çıkmadı.” Doğru, devletin kasasından beş kuruş çıkmadı ama o 5 müteahhidin eli de milletin cebinden çıkmıyor. Bunu eleştirmeyelim mi şimdi? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bunları karşılıklı olarak söyleyeceğiz ama en ağır eleştirileri, en zarif cümlelerle yapabilme imkânına sahip, o hitabet kabiliyetine sahip, o belagate sahip insanlarız. Buna özen gösterilmesini hassaten ben de temenni ediyorum.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Dervişoğlu.

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Ben söylediğim sözlerin arkasındayım. 2 bine yakın kanun hükmünde kararname geldi buraya, hangisini reddettiniz?

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/278) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 129) (Devam)

2.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277), 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2018 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2018 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 189 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2018 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2018 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/871), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2018 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/881) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 130) (Devam)

A) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI (Devam)

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi sırada Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yapılacak konuşmalar var.

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Ben sözlerimin arkasındayım!

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Ne bağırıyorsun ya!

BAŞKAN – İlk olarak, İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu.

Buyurun Sayın Kalyoncu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır…

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Hangisine “hayır” dediniz? Kurşun asker gibi elinizi kaldırdınız!

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Ne bağırıyorsun sen oradan! Ne bağırıyorsun?

EROL KAVUNCU (Çorum) – Ne bağırıyorsun, otur yerine ya!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen…

ÜMİT DİKBAYIR (Sakarya) – Ben sözümün arkasındayım.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bizi mi korkutacaksın, ne bağırıyorsun?

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Ne laf atıyorsunuz o zaman?

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen, hatip kürsüye gelmiştir, konuşmasına başlayacaktır, sükûneti sağlayalım.

Buyurun Sayın Kalyoncu.

MHP GRUBU ADINA HASAN KALYONCU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılı bütçe kanun teklifinin Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı kuruluş bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bizleri takip eden aziz Türk milletini ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında, millî tarihimizin ayrılmaz bir parçası olan Doğu Türkistan’ın başşehri Urumçi yakınlarında yer alan iki bin beş yüz yıllık mühendislik harikasından bahsetmek istiyorum. “Turfanda” sözcüğüyle dilimizde var olan Turfan şehrinden, tarımın tarihinden, sulamadan ve günümüz için değerinden bahsedeceğim. Bu vesileyle, Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza yapılan zulmü de kınıyorum. Turfan şehri, Taklamakan Çölü’nün yanında yer almaktadır. Çölün sıcaklığı 40-50 santigrat dereceye kadar çıktığı için bölge “Ateş Vahası” olarak isimlendirilmektedir.

Bugün, küresel ısınma sonucu artan sıcaklıkla ilgili, ülkemizde ve dünyada sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlara çözümün bir örneğini Turfan şehrinin karızları bize sunmaktadır. Turfan karızları, çölün altında 100 metre derinliğe ulaşan kanal ağı ve su kuyuları sisteminden oluşmaktadır. Turfan şehrinin su ihtiyacı, Tanrı Dağları’ndaki suyun 5 bin kilometreden daha uzun yer altı kanalları ve barajlarıyla taşınması sayesinde karşılanmıştır. Böylece Turfan bölgesi, kavunun ve üzümün efsaneleştiği bir tarım merkezi hâline gelmiştir. Günümüzdeki su ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ı hâlâ bu tarihî kanallarla sağlanmaktadır. Durum, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” vecizesiyle bire bir örtüşmektedir.

Önümüzdeki yirmi yıl içerisinde tatlı su sıkıntısı, dünya çapında kendini gösterecektir. Türkiye, su fakiri durumuna düşen ülkeler durumuna gelmektedir. Sizin oylarınızla kalkınma planına giren yer altı barajları, tam da iki bin beş yüz yıl önce atalarımızın tecrübesinden alınan ilhamla gündeme getirilmiş ve güncel sorunumuza çözüm olabileceği düşüncesiyle Milliyetçi Hareket Partisi tarafından teklif edilmiştir. Yer altı barajlarıyla depolanacak ve kapalı su kanallarıyla taşınacak tatlı su, buharlaşma kaynaklı kayıp yaşamadan ihtiyaç noktalarına ulaştırılacaktır. Sayın Bakanın bu konudaki hassasiyeti ve Bakanlığın bu konuyu sahiplenmesi bizi ziyadesiyle memnun etmektedir. Ayrıca, DSİ tarafından bu mühendislik harikasının incelenmesinin de faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bunun yanında, Türk tarım tarihî üzerine yapılacak bilimsel çalışmaların çok faydalı olacağını da düşünmekteyiz.

Sayın milletvekilleri, su miktarının giderek azalacağını ve gelecekte su kıtlığı yaşayacağımızı bilerek uygulamalar titizlikle denetlenmelidir. Ülkemizde var olan bütün su kuyuları bir an önce kayıt altına alınmalı ve kaçak su kuyusu bırakılmamalıdır. Sadece Konya havzasında kaçak su kuyusu miktarı yüzde 80 civarındadır.

Tarım topraklarının korunması açısından önemli durumlardan biri de denetimsiz foseptiklerin varlığıdır, hem toprağın hem de suların kirlenmesini engellemek açısından büyük önem arz eden bir konudur. Bugün, İzmir ilimizde kanalizasyon sistemine dâhil edilmeyen yaklaşık 87 bin foseptik yer almaktadır.

Ayrıca, tarım alanlarının kâbusu hâline gelen hobi bahçeleri acilen düzenlenmelidir, hem tarım arazilerinin bölünmesine hem kirlenmesine sebep olan hobi bahçeleri için kanuni bir düzenleme yapılmalıdır.

Tüm bunların yanında, özellikle, suyla ilgili konularda tüm hizmetleri sunan Tarım ve Orman Bakanlığının denetimde yer almaması, denetimin Çevre Bakanlığında olması, işleyişte sorunlara sebep olmaktadır. Denetim işlerinde Tarım ve Orman Bakanlığının da olacağı bir düzenleme mutlak suretle yapılmalıdır. Millî politikalar çerçevesinde su kanununun bir an önce gündeme alınması ve aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir. Ülkemizde, korunan alanlar konusunda yetki karmaşasının da giderilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığının tek yetkili olması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, tarım sektörünü genel olarak değerlendirecek olursak karşımıza öncelikle sorunlarla dolu bir manzara çıkmaktadır. Peşinen belirteyim ki, bu sorunların aşılması mümkün ve kolaydır. Bu konuyu irdelerken yine tarihî vesikalarla örneklendirmeler yapacağım. Ulu Önder Atatürk, 1 Kasım 1937’de Mecliste yaptığı konuşmada “Millî ekonominin temeli ziraattır.” diyor ve devamla memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalı, bundan daha önemlisi, tarım yapılan toprakların hiçbir şekilde bölünmemesi ve tarım topraklarının nüfusa ve verim derecesine göre sınıflandırılmasını söylemektedir. Fakat bu tespit, o yıllarda yapılmasına rağmen günümüze kadar ihmal edilmiş bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün ise Tarım Bakanlığının tarım alanlarının toplulaştırılmasını öncelik olarak ele alması memnuniyet vericidir.

Ayrıca Atatürk “Memleketi iklim, su ve toprak verimi bakımından ziraat bölgelerine ayırmak icap eder.” tespitini yapmakta ve bunun yanında ziraat merkezlerinin oluşturulmasından ve geniş bir işletme kurumu meydana getirilmesinden bahsetmektedir. Bu tespit ve öngörü de tam olarak faaliyete geçirilememiş ve zamanla ziraat merkezleri olması planlanan kuruluşlar işlevlerini kaybetmiştir. Fakat havza bazlı destekleme sisteminin bugün gündeme alınması, seksen iki yıl önce Atatürk’ün öngörüsünün hem doğruluğunu hem de geç kalınmışlığını ortaya koymaktadır. Geç kalınsa da oldukça değerli bu girişimi destekliyoruz.

Yine Atatürk’ün aynı konuşmasında stratejik ürünlerin miktarının, kalitesinin yükseltilmesinin, hastalık ve düşmanlarla mücadele konusunda gereken teknik ve kanuni her tedbirin vakit geçirilmeden alınması gerektiğini ifade eden tespiti, geçen zamana rağmen değerini korumakta ve tarım uygulamalarımıza ışık tutmaktadır. Bakanlığımızın bugün yerli tohum ve stratejik ürünleri geliştirmeye odaklı çalışmalarını da bu kapsamda değerlendiriyor ve destekliyoruz. Ayrıca istilacı türler ve patojenlerle mücadele eylem planının ne kadar değerli ve geç kalınmış olduğunu da buradan anlamaktayız.

Sayın milletvekilleri, en son on beş yıl önce yapılan ve kasım ayında 3’üncüsü düzenlenen Tarım Şûrası, yoğun bir katılımla gerçekleşmiştir. Ülkemizin tarım ve ormancılığı açısından önemli kararlar alınmıştır. Tarafımızca da takip edilip katkı sağlanan Tarım Şûrası’nın yapılmasında ve alınan kararlarda emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Ülkemiz tarım ve hayvancılığının gelişmesi amacıyla 2024 yılına kadar planlamanın yapıldığı ve önümüzdeki yirmi beş otuz yıla yön verecek kararların en kısa zamanda hayata geçirilmesini diliyorum.

Tarım ve Orman Bakanlığının taşra teşkilatlarında, emeklilik ve hizmetin gereği olarak ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri, su ürünleri mühendisleri, veteriner hekim, biyolog, tekniker, teknisyen, laborant ve genel idare ile destek personeli dâhil yoğun bir eleman ihtiyacı bulunmaktadır. Bu personelin alımı, istihdam alanı bekleyen genç meslek mensuplarının da beklentisidir.

Bakanlığa bağlı Orman Genel Müdürlüğünde istihdam edilecek yaklaşık 5 bin personel, oldukça memnuniyet vericidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bugünün sorunlarına çözüm arayan bir siyasi hareket olmanın yanında, gelecekte oluşabilecek sorunları da öngörerek bu sorunlara çözüm geliştiren bir siyasi hareketiz. Ülke ve millet önceliğimiz olan faydalı her şeyin yanındayız, zararlı her şeye ise karşıyız. Bu durum, Sayın Genel Başkanımızın veciz ifadeleriyle Türk siyasi hayatına damga vurmuştur: “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben.” Bu anlayışla, 2020 yılı bütçesinin ülkemize ve Türk milletine hayırlı olmasını diliyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ne mutlu Türküm diyene. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adana Milletvekili Muharrem Varlı.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tarım Bakanlığı bütçesi ve bölümlerinin bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Burada, sizlerle, bizi ekranları başında izleyen milletimizle ve Bakanlık yetkilileriyle, yaşanan sıkıntıları ve çözümleri paylaşmak üzere konuşacağız.

Öncelikle, burada, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ve Yedigöze Barajı’nı yapan müteahhide birkaç şey söylemek istiyorum. Yani bu Yedigöze Barajı, bölgede çok uzun yıllardan beridir bir türlü tamamlanamayan ve o bölgenin bir türlü su ihtiyacını karşılayamayan bir hâle geldi. Uzun yıllardan beridir “Tamamlanacak, tamamlanacak.” denmesine rağmen, şu ana kadar, bildiğim kadarıyla, bir 20 bin dönüm kadar arazi sulanabiliyor ama toplamda 750 bin dönüm araziyi sulayacak bir sulama sisteminin kurulması lazım. 750 bin dönüm araziden bahsediyorum, ki bu arazi gerçekten çok önemli ve mümbit bir arazi, eğer sulayabilirsek hem Türk ekonomisine hem o bölgemizdeki çiftçiye çok önemli katkılar sağlayacaktır. Onun için, Yedigöze Barajı’nın bir an önce çiftçilerimize su ulaştırmasını ve o bölgeyi sulamasını arzuluyoruz; bu, en büyük beklentilerimizden bir tanesi. Bölgedeki çiftçilerimizin de oradaki üretici kardeşlerimizin de Tarım Bakanlığından ve Devlet Su İşlerinden beklentileri budur. Onun için, bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Yine, çiftçi girdileri, gübre, kimyasal ilaç, tohum, biliyorsunuz doların artmasıyla birlikte aşırı derecede arttı; yüzde 100’le yüzde 150’ye varan artışlar oldu. Şu anda üst gübresi ve taban gübresi 1.700 liralarda seyrediyor. Ama geçen yıl çiftçi bunu 2 milyon liradan aldı yani 2 liradan aldı yeni parayla, şu anda 1,7’de seyrediyor ama inanın ki bir ay sonra çiftçi, buğdayın üst gübresini atmaya başladığında yine 2 lira olacaktır ve mısır ekimi, ayçiçek ekimi başladığı zaman da yine 2 liradan seyredecektir. Onun için, Tarım Kredinin bir an önce devreye girip hem üst gübresini hem taban gübresini çiftçiyi koruyabilecek şekilde, piyasayı regüle edebilecek şekilde piyasaya girip bir an önce ucuz gübreyle ortamı ayarlaması lazım, yoksa zaten girdi maliyetlerinin artmasından dolayı ciddi manada problemler yaşarken bir de aksine bu artışlar olursa çiftçinin daha büyük sıkıntılar yaşayacağını düşünüyorum. Mazot ve tohumda da aynı şekilde çok ciddi artışlar oldu. İnşallah bu konuda da Hükûmetimiz, çiftçiyi sevindirecek, çiftçiye faydalı olacak işleri başarır.

Şimdi, sayın milletvekilleri, burada, gübre, mazot ve kimyasal ilaç, çiftçinin gerçekten en ağır yükü yani biz eğer bunu hafifletebilirsek inanın ki çiftçi, üretmekten korkmaz. Çiftçi, üretmeyi sever ve bugüne kadar da gerçekten dişini tırnağına takarak çok ekonomik zorluklar yaşamasına rağmen üretmeyi başarabilmiştir. Bu yıl pamuk üreticileri, çok büyük sıkıntılar yaşadılar; bir, üründe yüzde 30’a varan kayıplar yaşandı; iki, fiyatta yüzde 30’a varan kayıplar yaşandı. Dolayısıyla hem üründe hem de fiyatta çok büyük kayıplar yaşayınca pamuk üreticileri çok büyük sıkıntılar yaşadılar.

Burada Sayın Bakana özellikle şunu söylemek istiyorum: Lütfen, Türkiye’deki pamuk üreticilerinin yaşadığı sıkıntıları iyi araştırıp bu konuda bir çözüm üretebilirsek inanın ki önümüzdeki yıllarda pamuk ektirmeyi başarabiliriz çiftçimize yoksa bu şartlarda çiftçimizin pamuk ekmesi mümkün değil çünkü hem maliyetler çok arttı hem yüzde 30 ürün kaybı var hem de fiyatlarda artış kaybı var. Yani Türkiye’nin 1,5 milyon ton lif pamuğa yani balya pamuğa ihtiyacı var. Bizim en önemli sektörümüz tekstil sektörü, bizim dünyada en fazla ihracata yöneldiğimiz şey tekstil sektörü, bunun ham maddesi de pamuk. Dolayısıyla biz, pamuğu üretemezsek, pamuğu yetiştiremezsek, bu manada çiftçiyi pamuk ekmeye teşvik edemezsek dışarıdan alacağız bunu; dışarıdan aldığımız zaman da çok büyük maliyetler oluşuyor. Türkiye’nin hem ekonomisine hem de alın terimizle verdiğimiz, ödediğimiz vergilerimizi yabancı devletlerdeki yabancı çitçilerin kazanmasına vesile oluyoruz. Onun için, çiftçimize pamuk ektirmemiz lazım.

Pamuk ektirebilmemiz için de prim desteğini keşke -800 lirada- 80 kuruşta sınırlı tutmayıp da 1 lira yapabilmiş, hatta 1 liranın üzerine çıkartabilmiş olsaydık; bu yıla istinaden, dönüme pamuk desteği verebilmiş olsaydık -ki çünkü çiftçi çok büyük mağduriyet yaşadı pamuktan dolayı- inanın ki önümüzdeki yıl pamuk ekenlerin sayısı aynı oranda olurdu. Bu sene balya pamuk için beklenti 900 bin ton civarındaydı ama şu anda, tahmin ediyorum ki -daha tam rekolte belki elimize geçmedi ama- 600 bin ton civarında kalmıştır. Yani, bu ne demektir? 900 bin ton balya pamuğu biz dışarıdan alacağız. Nereden alacağız? Yunanistan’dan alacağız, Amerika Birleşik Devletleri’nden alacağız; yani, benim Ahmet’im, Hasan’ım, Mehmet’im kazanacağına Yunan Dimitri kazanmış olacak. Bu, Türk çiftçisi adına önemli bir kayıptır; onun için, çiftçimizi mutlaka pamuk ekmeye teşvik etmemiz lazım. Bunun için de -en önemli şey- girdi maliyetlerini düşürerek ve prim desteğini artırarak çiftçimizi pamuk ekmeye teşvik edebiliriz.

Mısır ile ayçiçeğinde de bu sene ürün kaybı yaşandı. Yani, belki size ulaşan rakamlar çok yüksek olabilir ama ben bizzat işin, bu tarım sektörünün içerisinde olan bir insan olarak… Mısırın ortalaması geçen yıl 1.400’lerdeyken bu yıl 1.300’lerde filan kaldı. Fiyat da çok öyle ahım şahım bir fiyat değil; yani, çiftçiyi çok böyle şaha kaldıracak bir fiyat değil. Dolayısıyla, mısır üreticisinde de bir mağduriyet var. Bunların hepsi, çiftçimizin gelecek yılla, önümüzdeki yılla ilgili şevkini ve üretim isteğini kırıyor. Biz eğer bu şevki ve üretim isteğini artırabilirsek çiftçimizi daha fazla üretmeye sevk edebiliriz.

Yine, çiftçimizin üzerindeki en büyük sıkıntılardan bir tanesi, Ziraat Bankası borçları, Tarım Kredi borçları. Şimdi, şu anda çiftçilerin büyük bir kısmı, Ziraat Bankası borçlarını ödeyemiyor, ödeyemeyince yapılandırmaya gidiyor, yapılandırma da yüzde 14 faiz oranıyla oluyor. Yani, bunu, bu rakamı ne yapıp yapıp -Ziraat Bankasıyla görüşüp, Hazineyle görüşüp- bir şekilde yüzde 10’ların altına çekmemiz lazım. Aynı şekilde, Tarım Kredide, geçen yıl aşağı yukarı faiz oranı yüzde 27’leri buldu. Yine onun da faiz oranlarının en fazla yüzde 10’lar civarında olmasını temin etmemiz lazım.

Bunları yapabilirsek eğer çiftçiyi üretime teşvik ederiz. Çiftçi ürettikçe ülkemiz kazanır, çiftçi ürettikçe üç beş kuruş para kazandıkça daha fazla üretir. Biz de zaten çok fazla bir şey satamıyoruz dışarıya. Narenciye satıyoruz, yaş meyve-sebze satıyoruz ve pamuğa dayalı ürünler satıyoruz. Yani pamuğu sadece iplik olarak da düşünmeyelim. Biz, dışarıdan çok miktarda ham yağ ithal ediyoruz. Ham yağ ithalatını engellemek adına da pamuk üretimini teşvik etmek lazım. Yani çiğitten ciddi manada küspe ve yağ elde ediliyor. Dolayısıyla biz, pamuk üretimini teşvik edersek dışarıdan gelecek ham yağın da önüne geçmiş oluruz.

Hayvancılıkla ilgili de birkaç şey söylemek istiyorum. Et ve Süt Kurumu, şu anda hayvancılığı iyi yönetiyor. Bu manada gerçekten Et ve Süt Kurumundan memnunuz. Ya, zarar ediyor dahi olsa bir şekilde Et ve Süt Kurumunun çiftçinin elindeki hayvanı kesmesi lazım, dışarıdaki et kesenlere çiftçiyi, üreticiyi muhtaç etmemesi lazım. Eğer dışarıdakine muhtaç kalırsa fiyatlar düşüyor otomatikman; dolayısıyla bundan da çiftçi zarar ediyor. Zaten yem fiyatları çok pahalı, hayvanın alış fiyatı çok pahalı. Dolayısıyla Et ve Süt Kurumu, eğer çiftçinin, üreticinin hayvanını kesip iyi parayla değerlendirmezse inanın ki üretici zarar eder. Hayvancılıktan bir defa vazgeçti mi, inanın ki bir daha üretici dönüp o hayvancılığa bakmaz çünkü hayvancılık, gerçekten çok zor bir şey. Affedersiniz, onun kokusu, içerisinde yaşadığınız bir sürü sıkıntı, hayvanın türlü türlü hastalıkları, bunlarla günlerce uğraşacaksınız ve onun kilo alması için tonlarca yem alacaksınız. İşte, çoban masrafıdır, şu maliyetlerdir, bu maliyetlerdir derken gerçekten üzerine çok ciddi rakamlar biniyor. Bu rakamları kurtarabilmek adına da Et ve Süt Kurumunun üreticinin hayvanını iyi bir fiyata keserek -gerekirse zarar etme pahasına- değerlendirmesi lazım. Bunları yaparsak biz üreticimizi teşvik etmiş oluruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Varlı, tamamlayın lütfen.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Yine, bölgemizdeki ve bütün Türkiye'deki çiftçilerin talebi, Ziraat Bankası borçlarının düşük faizle veya sıfır faizle, uzun vadelere yayılarak çiftçimizin ödemesine imkân sağlanmasını bekliyorlar. Yine, Tarım Kredi borçlarının bir şekilde, uzun vadeyle, düşük faizle ertelenmesini istiyorlar. Bunlar çiftçilerimizin talepleridir. Bu talepleri sizlerle ve Sayın Bakanla, Bakanlık yetkilileriyle paylaşmış olduk.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt…

Buyurun Sayın Enginyurt. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılı bütçesiyle ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, basın önünde ve Genel Kurulda defalarca yapmış olduğumuz bir teşekkürü de Tarım Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü bugün tekrar etmek istiyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinden milletvekili seçildiğimiz 24 Haziran tarihinden itibaren, Ordu’nun, Giresun’un en önemli geçim kaynağı olan ve Düzce’den Akçakoca’ya, Sakarya’dan Trabzon’a kadar 8 milyon üreticiyi ilgilendiren fındık fiyatlarıyla ilgili olarak bir mücadele verdik. Derdimizi Sayın Cumhurbaşkanına anlatmak için çeşitli toplantılar düzenledik, çeşitli basın açıklamaları yaptık; Meclis Genel Kurulunda milletvekillerimizle beraber sesimizi duyurmaya çalıştık. Geçen sene Sayın Cumhurbaşkanımız biraz gecikmeli de olarak da olsa sesimizi duydu. 28 Ekim tarihinde 14 lira olarak fiyat açıkladığında şunu söyledim bu kürsüden yine: Gecikmeli olarak açıklansa dahi Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum, en azından senenin fındığını inşallah kurtarmış olacağız; üreticinin yüzü her geçen gün, her geçen yıl daha da fazla gülecek demiştim.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Teşekkür ediyoruz.

CEMAL ENGİNYURT (Devamla) – Bu yıl yine gerek AK PARTİ gerekse Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza bir şekilde sesimizi duyurduk, mücadele ettik ve Sayın Cumhurbaşkanımız belki de uzun yıllar sonra ilk defa, temmuz ayı bitmeden fındık taban fiyatını; Ordu fındığını 16,5 lira olarak, Giresun fındığını 17,5 lira olarak ilan etti. Ben bundan dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yine, Tarım Bakanımız her zaman yanımızda oldu, sesimizi duydu. Geçen burada bir konuşmada “Bakanların telefonlarımıza bakmadığını” söylemiştim ama Tarım Bakanını bu konuda tebrik ediyorum, ne zaman arasak telefonumuza çıktı.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Spor Bakanına da teşekkür et Cemal Bey.

CEMAL ENGİNYURT (Devamla) – Ben Spor Bakanıyla hiç görüşmedim; hakkını helal etsin. Spor Bakanıyla işimiz olmadı, belki de onun için; hakkını helal etsin.

Dolayısıyla, Tarım Bakanımız her zaman bizim sesimizi duydu, büyük bir destek verdi; ben bundan dolayı Tarım Bakanımıza çok teşekkür ediyorum, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürüne teşekkür ediyorum.

Tabii, bu arada, Sayın Ulaştırma Bakanına da bir teşekkür etmek istiyorum -ama burada değil herhâlde- Plan ve Bütçe Komisyonunda psikoteknik analiz süresinin uzatılmasını istediğimizde kendileri -sağ olsunlar- süreyi iki ay uzatarak destek verdiler; bundan dolayı da bu vesileyle teşekkür ediyorum.

Sayın Spor Bakanına da daha büyük bir teşekkürü önümüzdeki yıllarda yapacağız çünkü 120 milyon liraya yaptırılan stadın bitirilmesi için hâlâ 40 milyon lira para gerekiyor. Stadımız bitmedi ama bittiğinde inşallah, Allah izin verirse Orduspor, Barselona’yla orada maç yapacak kısmet olursa; o zaman biz de teşekkür edeceğiz kendisine.

Dolayısıyla ben bu teşekkürleri ettikten sonra, yine Ordu fındık üreticisinin sorunları üzerinde Sayın Bakanımıza görüşlerimizi bildirmek istiyorum.

Tabii, sorunlardan önce, bu fındık fiyatları 16,5 lira oldu da ne oldu? Bir şekilde gelip burada, acımasız eleştiri yapanlar var, doğru eleştiri yapanlar var, sözlerini maksadını aşarak ifade edenler var ama ben şunu samimiyetimle söylüyorum: Fındık 16,5 lira oldu, belki de Toprak Mahsulleri Ofisi son yıllarda en iyi işini fındık üreticisine sahip çıkarak yaptı. Geçen sene 560 milyon dolar civarında ihracat yapılırken bu yıl, şu anda aynı süre içerisinde 980 milyon dolar civarında bir ihracat gerçekleşti. Geçen sene 103 bin ton fındık ihraç edilirken bugün itibarıyla 153 bin ton fındık ihracı gerçekleşti. Geçen sene 1,6 milyar dolar ihracat gerçekleşmişken inşallah bu sene 2 milyar dolar ihracat gerçekleşecek. Bu da neyi gösteriyor? Fındık, parasının heba edildiği, hibe edildiği bir ürün değil. Devlet ne kadar destek verirse, ne kadar yardım edilirse fazlasıyla karşılığının alındığı bir ürün olduğunu da göstermiştir. Bu vesileyle, ben tekrar Tarım Bakanımıza, Toprak Mahsulleri Ofisine ve Sayın Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyorum, bizim sesimizi duydu.

Ama Sayın Bakanım, biraz önce ÇKS’yle ilgili olarak, ilgili Genel Müdürünüzle dışarıda bir görüşme yaptık, dedik ki: Çiftçi Kayıt Sistemi’yle ilgili olarak, ÇKS kayıt süreleri Haziran 2019’da sona erdi ama çiftçimiz yeterli şekilde başvuruyu yapamadı, geciktirdi, belki parayı -170 liraydı- makul görmedi, kayıt yaptırmadı; son zamanlarda verilen desteklerin artmasıyla birlikte Çiftçi Kayıt Sistemi’nin öneminin farkına vardı, yaptırmak istiyor ama maalesef Haziran 2019’da süre doldu diye yaptırılmıyor. Genel Müdüre dedik ki: “Ya, bunu bir aşabilir miyiz?” Maşallah, Allah ayeti sanki “Yönetmelik var, değişmez.” dedi. Bunu not alır da bunu bir değiştirirseniz iyi olur. Esnaf odalarına evrak almaya gittiğimizde, ticaret odalarına evrak almaya gittiğimizde bize “Kayıt süreniz geçti.” demiyorlar, geldiğimiz an kayıt yapıyorlar. Dolayısıyla, ÇKS’nin de “kayıt süresi” diye bir süresinin olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda çiftçi adına gerekli işlemlerin veya gerekli süre uzatımının yapılmasını talep ediyorum.

Yine, karanfil sayımı yapılacak Sayın Bakanım. Geçen sene birileri “850 bin ton rekolte var.” dedi, biz itiraz ettik, “700 bin tonu geçmez.” dedik ve bugün gelinen noktada 700 bin tonu geçmedi. Cemal Öztürk ağabeyime teşekkür ediyorum, Amerika’da itiraz etti, dedi ki: “Hayır, yanlış yapıyorsunuz.” Tarım Bakanlığı olarak siz de itiraz ettiniz, “Doğru değil." dediniz. Dolayısıyla bunu neye göre belirliyor bu tekelci firmalar? Karanfil sayımlarını kendileri yaparak. Ben hassaten sizden rica ediyorum, karanfil sayımlarını Tarım Bakanlığı olarak siz bizatihi kendiniz yapın şubat ayında ve rekolteyi de Tarım Bakanlığı açıklasın. Neye lazım bu? Çünkü yeni sezonun fiyatları üzerinde spekülasyon yapılacak. Eğer “Rekolte çok yüksek” denilirse fındık bu sefer fiyat olarak aşağıya çekilecek ve bu da tekelci firmaların işine yarayacak. Bunun önüne geçmek için karanfil sayımlarını Tarım Bakanlığı olarak gerçekleştirelim diyoruz. Hakikaten fındık üreticisinin derdi anlatmakla bitmeyecek kadar çok.

Biraz önce Sayın Adana Milletvekilim çok güzel ifade etti. Ziraat Bankasına ve diğer bankalara çiftçilerin borcu var. Sıfır faizle kredi vermişsiniz, Allah razı olsun; büyükbaş hayvan kredisi, küçükbaş hayvan kredisi vermişsiniz. Bu krediyi ödeyememiş kişiye diyorsunuz ki: “Gel, krediyi yenileyelim, yapılandıralım.” Ama yüzde 16’ya kadar faiz uyguluyorsunuz. Sıfır faizi ödeyemeyen yüzde 16’yı ödeyemez. Ben bu konuda Sayın Bakanıma sorduğumda -kendisine yine burada teşekkür ediyorum- Maliye Bakanlığına yazının yazıldığını söyledi. İnşallah, Maliye Bakanımız da bizi duyar ve bu meseleyi çözer çünkü çiftçi, üretici hakikaten bu noktada da büyük bir sıkıntı yaşıyor.

Yine, Sayın Bakanım, tarım aletlerine destek verilmesini talep ediyoruz. Biz Ordulular ve Giresunlular olarak doğrudan gelir desteğiyle ilgili de bir derdimizi buradan ifade etmek istiyoruz. On yıldır 170 liranın üstüne çıkmadı rakam, on yıldır 170 lira olarak destekleme alıyoruz. 170 lira, artık, artan mazot fiyatlarını, artan girdileri düşündüğünüzde hakikaten karşılamamaktadır. Bu sebeple, 170 lira olan doğrudan gelir desteğinin artırılmasını talep ediyoruz.

Bu arada, bir teşekkür daha etmek istiyorum, bugün Hükûmete teşekkür günündeyim. Kıbrıs’ta Geçitkale’ye bugün ilk İHA’yı indirerek Türkiye Cumhuriyeti devletinin ne kadar büyük bir devlet olduğunu gösteren Selçuk Bayraktar’a ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür ediyorum. Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacaktır inşallah. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ayrıca, Sayın Tarım Bakanım, sözlerimi bitirirken, on binlerce veteriner, ziraat mühendisi, gıda mühendisi, su ürünleri mühendisi kardeşimiz otuz aydır atama bekliyorlar. Gençleri düşünmek adına, gençlere istihdam yaratmak adına bu on binlerce insana da destek vermenizi, kadro açmanızı talep ediyor; 2020 yılı bütçesinin ülkemize, devletimize ve milletimize hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, hepinize teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef.

Buyurun Sayın Sedef. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA İBRAHİM ETHEM SEDEF (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi’nin Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Saygıdeğer heyetinizi ve bizleri ekranları başında takip eden aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde tarımsal ürünlerin ve orman ürünlerinin üretimini artırmak, sağlıklı gıdaya ulaşmak, çiftçimizin yaşam standartlarını yükseltmek ve düzenli üretimi sağlayacak çalışmalar yapmak gerekmektedir.

Sayın Bakan, Komisyon görüşmeleri sırasında, 2018-2019 üretim sezonunda 119 milyon ton bitkisel üretim; 68 milyon baş hayvan; 22,1 milyon ton süt üretimi; 1,1 milyon ton kırmızı et üretimi; 19,6 milyar adet tavuk yumurtası üretimi; 2,2 milyon ton tavuk eti üretimi yapılmasını öngördüklerini ifade etti. Bu rakamları memnuniyet verici bulmakla beraber, her geçen yıl daha da artırma çabasını göstermemiz gerekmektedir. Ülkemiz, 44 milyar dolarlık tarımsal hacimle Avrupa ülkeleri arasında önemli bir yere sahiptir. Şu anda 195 ülkeye 1.690 tarımsal ürün ihraç eden önemli bir ülkeyiz. Yine ülkemiz, fındık, kiraz, incir, kayısı ve ayva üretiminde dünya 1’incisi; haşhaş, kavun, karpuz üretiminde dünya 2’ncisi; seçim bölgem Yozgat’ın meşhur mercimeği başta olmak üzere, diğer bölgelerimizde üretilen Antep fıstığı, kestane, vişne ve salatalık üretiminde ise dünya 3’üncüsüdür.

Medeni bir toplumun yolunun önce tarımdan geçtiği herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Tarım, aynı zamanda, dünya milletlerinin geleceği açısından önemli bir millî güvenlik meselesi hâlini alacaktır. Yerli tohum alanında ciddi çalışmalar gerçekleştiriliyor ancak yüzde 100 yerli tohuma geçmek için çabamızı artırmalıyız diye düşünüyorum.

Şimdi burada şu önemli konuya da değinmek istiyorum: Çiftçilerimizin yüzünü güldürebilirsek, yakalanan bu ivme tüm meslek dallarına da yansıyacaktır. Sayın Bakan çiftçimize verdiği destekleri her platformda detaylarıyla açıklıyor, takip ediyoruz ancak çiftçimizle oturup dertleştiğimizde -seçim bölgem Yozgat’ta hangi çiftçimizle bir araya gelsek- bu desteklerin kendilerini çok da memnun etmediğini görüyoruz, daha doğrusu para kazanamamaktan şikâyetçiler. Çiftçimizin girdi maliyetleri her geçen gün daha da artıyor; gübre, mazot ve elektrik fiyatları çiftçimizi zorluyor; bir de yaşanan doğal afetler üzerine eklendiğinde, inanın, durumları hiç de iyi değil; kimi gübresiz ekim yapıyor, bir kısmı da tamamen ekimden vazgeçiyor. Bir an önce borç erteleme, yapılandırma ve faiz affı getirilmelidir.

Çiftçimiz yaptığı işle alakalı gelecek planlaması yapamadığı için çocuklarını başka sektörlere yönlendiriyor. Bu da kırsaldan şehre, oradan da büyük şehirlere göçü tetikliyor. Seçim bölgem Yozgat’ta da bu durumu yakinen yaşıyor ve gözlemliyoruz.

2020 yılı bütçesinde tarıma aktarılacak kaynağın 40,3 milyar liraya çıkarıldığını takip etmek memnuniyet verici.

Değerli milletvekilleri, Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla çiftçimiz piyasaya ezdirilmemeli, daha fazla ürün alınarak piyasa fiyatlarını çiftçimizin lehine çevirmek gerekmektedir.

Hayvancılık sektöründe yaşanan çeşitli sıkıntılar da hepimizin malumu. Sektörde sıfır faizli kredi uygulamasının kapsamı genişletilmelidir.

IPARD kapsamında kırsal kalkınma desteklerini önemsiyoruz. Bu uygulamayla ciddi üretim ve istihdam sağlanmaktadır. Yapılan iyi şeyleri de burada dile getirmek gerekir. Ancak hayvancılık sektörünün en sıkıntı veren gideri, yem fiyatlarıdır. Yem fiyatları 90-100 lira arasında. Üreticinin sırtında yaklaşık yüzde 80 oranında bir yem girdi maliyeti var. Bu konuda gerçekten bir çözüme ihtiyaç var. Yem girdi maliyetlerini aşağıya doğru çekebilirsek gerçekten hayvancılığa en büyük hizmeti yapmış oluruz. Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla üretim yaparak yem fiyatlarını düşürmek bir alternatif olarak düşünülebilir.

Yozgat merkezde bulunan Et ve Süt Kurumu Yozgat Et Kombinası Müdürlüğünün süt işleme tesisleri çürümeye terkedilmişti. 2020 yılında bu tesis faaliyete geçirilerek Yozgat ve bölgesindeki süt üreticilerimiz rahatlatılmalıdır.

Yine, Yozgat Boğazlıyan ilçemizde çiftçilerimize hizmet veren Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraki TAREKS AŞ tarafından çalıştırılan Gebe Düve ve Süt Üretim Çiftliği’nin sağmal sisteminin Lüleburgaz’a taşınacağı yönünde duyumlar alıyoruz. Taşınma sonrasında 45-50’ye yakın çalışanın da işten çıkarılacağı yine iddialar arasında. Sayın Bakanımızın dikkatine sunmak istiyorum bu konuyu. Yozgat ekonomik olarak sıkıntı yaşayan bir ilimiz. Bu TAREKS’in taşınmasıyla bir sıkıntıya daha düşmesin istiyoruz.

Süt üreticilerinin prim desteği gözden geçirilmeli, orman köylüsünün refah düzeyi artırılmalıdır. Tarımda ve hayvancılıkta dışa bağımlılığın önüne geçilmelidir.

Yine, Yozgatlı pancar üreticilerimizden yansıyan sıkıntılarımız var. 2019-2020 pazarlama yılı için şeker kotalarının 2,7 milyon ton olarak belirlendiğini biliyoruz ancak çiftçimiz kotasını tutturamadığında, az götürdü bir ceza, çok götürdü yine bir cezayla karşı karşıya kalıyor. Çiftçimizden gelen talep, ağır cezaların biraz daha yumuşatılması yönündedir.

Şeker pancarı, hasat edildikten sonra kısa sürede işlenmesi gereken bir üründür. Çiftçimizin ürününde kilo kaybı ve çeşitli diğer sıkıntıların yaşanmaması adına, ülke genelinde uygulanan Alım Randevu Sistemi’nin de gözden geçirilmesi gerekmektedir. Ayrıca şeker fabrikalarının özelleştirme süreçlerinin şeker pancarı tarımına yapacağı olumsuz etki göz önünde tutulmalıdır.

Pancar üreticisinin bir diğer sıkıntısı ise sulamada kullandıkları elektrik. Önemli sayıda üretici elektrik faturalarını ödeyemediği için dağıtım şirketleriyle icralık hâlde. Üreticilerimize borçlarını ödeyebilecekleri kolaylıklar sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, tarıma dayalı sanayiyi de göz ardı etmemeliyiz. Yozgat’a da bu alanda yatırımlar bekliyoruz.

Şehrim Yozgat’ta örnek bir proje var: Meyvecilik Entegrasyon Projesi. Yozgat’ımızın Kadışehri Kabalı köyünde uygulanan bu projeyle 1.800 parsel birleştirilerek 5.640 dekar büyüklüğünde devasa bir meyve bahçesi oluşturuldu. Bu alandan çok olumlu sonuçlar alınıyor. Hatta bu diğer ilçelerimizde -14 ilçemizde- ve ülkemizin diğer bölgelerinde de uygulanırsa ülkemiz adına faydalar sağlayacağını düşünüyoruz.

Değinmek istediğim bir başka konu ise çiftçilerimizin verimli tarım için eğitilmeleri. Tarım il müdürlükleri daha aktif çalıştırılmalı. Çiftçilerimizi ziyaret ederek onları bilgilendiren, köylerimizde üretimi yerinde yönlendiren, tarlaları dolaşan, ahırları dolaşan ziraat mühendislerine, veteriner hekimlere ihtiyacımız var. Bunlar yapılmıyor demiyorum ancak artırılması ve yaygınlaştırılması gerekmekte. Tabii, bunu yapabilmek için de personel desteğine ihtiyaç duyulacaktır. Bakanlığa bağlı taşra teşkilatlarında personel sayıları artırılmalıdır. Atama bekleyen ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri, veteriner hekimler, su ürünleri mühendisleri kardeşlerimiz de Sayın Bakanımızdan müjdeli haberler bekliyor.

Sayın milletvekilleri, şimdi, biraz da seçim bölgem Yozgat’ta bulunan bir doğa harikasından bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz, ülkemiz genelinde 44 adet millî park bulunmakta. Çamlık Millî Parkı, 1958 yılında ülkemizde ilan edilen Türkiye'nin ilk millî parkıdır. Bir dönem İç Anadolu’nun büyük bir kısmını kapsayan orman örtüsünden günümüze kadar ulaşan nadir örneklerden biridir. Alan üzerinde karaçam, ardıç, akkavak, titrek kavak, karakavak, söğüt, alıç, ahlat ağaçları bulunmakta; sayısız hayvan türü ve ayrıca, Amerika’ya has beyaz kartal da bulunmakta. Buranın bir doğa harikası olduğunu tekrar belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığının ortak çalışmalarıyla turizme kazandırılmalıdır diyorum; her birinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi de Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı.

Buyurun Sayın Sancaklı. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve bizleri televizyonları başında izleyen büyük Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kabinemizin değerli üyeleri, sizler de hoş geldiniz.

Sayın Spor Bakanım, bugün bol bol teşekkür alıyorsunuz, bir teşekkür de ben edeyim size. On beş gün önce, iki hafta önce vakıf üniversiteleriyle beraber yapmış olduğunuz bir protokolde, millî sporcuların o üniversitelerde yüzde 100 bursla eğitim görmesini sağladınız, ben de eski bir millî sporcu olarak bütün arkadaşlarım adına size teşekkür ediyorum.

Ancak burada iki sorun daha var çözmemiz gereken. Bir tanesi, aynı şekilde, dünya olimpiyatlarında ve Avrupa şampiyonalarında derece alan, atanamayan -öğretmen olarak atanamayan- 300 kadar millî sporcumuz kaldı. Dün de Sayın Millî Eğitim Bakanıyla burada görüştüm, kendisi bu sene de atama yapacağını söyledi ama öğretmen atamalarında beden eğitimi öğretmenlerinin yüzde 10 kadar kontenjanı var bu arkadaşlarımız için. Bu sayı da 100-150 arası, geriye 150-200 kişi kalacak. Benim sizden ricam, bunları Spor Bakanlığı kadrosuna alın, bu arkadaşlarımız hem müsabakalarına rahat rahat gitsinler hem de boş zamanlarında öğretmenlik yapsınlar. Bunu da sizden rica ediyorum.

Bir ricam daha var: A Millî Takımı’nda futbol oynamış arkadaşlar var, bunlar futbol bittikten sonra normal hayatlarına dönüyorlar, bir sıkıntı yok fakat statlara giremiyorlar. Yıllarca o statlarda oynamış, A Millî olmuş futbolcularımıza da -toplasanız sayısı da çok fazla değil, bunlar birkaç yüz kişidir- eğer serbest giriş kartı verebilirsek… Bu konuda da sizden yardım istiyorum Sayın Bakanım. Bu millî oyunculara müdahale etmeye başladınız, çok memnunuz bu işten; lütfen, bunları da yaparsanız size minnettar kalırız.

Tabii, yıllardır burada Türk sporunun durumunu anlatıyoruz, anlatmaya da devam edeceğiz çünkü burası Türkiye Büyük Millet Meclisi ve bunlar kayda geçiyor; yarın öbür gün bizler de sorumlu olacağız bu işten. Şimdi, Türk sporu iyi durumda mı? Maalesef iyi durumda değil. Daha önce de anlattım, eğer bir ülkenin sporuna bakmak istiyorsanız iyi mi kötü mü diye, hiç ülkeyi tanımanıza gerek yok, dört yılda bir yapılan olimpiyatlara bakarsınız, olimpiyatta aldığı dereceye bakarsınız, oradan ortaya çıkıyor zaten bir ülkenin sporu. Niye? Aşağı yukarı her branşta katılıyorsunuz zaten. Maalesef, Türkiye, son 3 olimpiyattır yani aşağı yukarı on iki yıldır tarihinin en kötü neticelerini alıyor. Hem de ne zaman alıyor biliyor musunuz? Türkiye tarihinin en yüksek tesisleşmesinin yapıldığı ve büyük bir atılımın yapıldığı, dünya çapında tesislerimizin olduğu bir zamanda. Tesis var, dünyayla iletişim var, para var, imkân var ama başarı yok. Neden? Bunun nedeni basit: Peygamber Efendimiz’in lafını dinlemiyoruz. Peygamber Efendimiz demiş ki: “İşi ehline verin.” İşi ehline vermediğimiz için de maalesef, Türk sporu şu anda çok başarısız ve gittikçe de daha eksiye gidiyor. Bir söz var -çok sevmem o sözü- diyorlar ki: “Kurumlar kalıcı, kişiler geçici.” Peki, kurumları kim kurum yapıyor? Tabii ki kişiler yapıyor, insanlar yapıyor. Kuruma ehil insanı koyarsanız o kurum yukarı çıkar, ehil olmayan, ehliyetsiz insanı koyarsanız da kurum aşağı gömülür. Onun için, biz mutlaka işi ehline vermek zorundayız.

Niye anlatıyorum bunu? 2020 senesinde bütün federasyonlarımızın seçimleri var, dört yılda bir yapılıyor biliyorsunuz, 65 civarında da federasyonumuz var. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir kanun teklifi vermiştik, tekrardan onu veriyoruz, yeniliyoruz. Gelin şöyle yapalım, 65 tane federasyonun başkanı şöyle seçilsin, kanunda şunu istiyoruz: O branşta millî olmayan kimse başkan olamasın. Gelin, o branşta millî olanları federasyon başkanı yapalım ve o branştaki millî sporcular için en az yüzde 25 de kota koyalım. Şöyle ki: 20 kişilik yönetim kurulunda en az 5 kişi de millî sporcu olsun. Bakın, göreceksiniz, dünyadaki prestijimiz de çok çabuk artacak ve yeni bir atmosfer olacak, yeni bir şey olacak.

Sayın Bakanım, lokomotif olarak bu işi sizin başlatmanız lazım, biz de arkanızdan gelelim, bu işlere müdahale edelim. Konuşuyoruz, kısmen bir şeyler düzeliyor ama eğer bu işleri kökünden düzeltmezsek, böyle radikal kararlar almazsak büyük sıkıntılar olacak.

Şimdi, biraz popüler olduğu için futbol…

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Bunlar seçimle yapılıyor Başkanım.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Nasıl?

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Seçimle geliyor bunlar.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – İşte, seçim de, diyorum ki: Seçerken kriter koyalım, diyelim ki “O branşta millî olmayan kimse federasyon başkanı adayı olmaz.” Ve yüzde 25 de kota öneriyoruz.

Tabii, biraz futboldan bahsedelim çünkü en popüler o, en kolay öyle anlatıyoruz ne durumda olduğumuzu. Türk futbolu son yirmi yıldır holding patronlarının, büyük şirket patronlarının güç savaşı yaptığı bir mecraya döndü. Bugün Türkiye’nin belki de yüzde 80’inin tuttuğu Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ın toplam borcu gün itibarıyla 9 milyar liraya yakın. Peki, holding patronu olabilmek için parayı yönetmeyi bilmek lazım, şirketi yönetmeyi bilmek lazım. Maşallah, holdinglerini çok iyi yönetiyorlar, aldı başını gidiyor holdingler; aynı adamlar kulüpleri yönetiyor, kulüpler de iflas etti. Peki, bu nasıl iş? O zaman şöyle yapacağız: Kulüpler o kadar zor durumda ki idareciler çıkacak “Ey büyük Türk milleti, biz şu anda bu durumdayız.” diye bunu bütün çıplaklığıyla anlatacak ve kabul edecek herkes bunu, artık denizin bittiğini göreceğiz ve müdahale edeceğiz. Bu müdahalenin de nasıl yapılacağı belli.

Şimdi, Bankalar Birliği yedi sekiz ay önce müdahale etti, 12 milyar lira borcu vardı kulüplerin, 7 milyarını iki yıl ödemesiz öteledi; o borcu silmedi, silemez zaten, öteledi, iki sene öteledi, sadece faizlerini alacak. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Boğuluyor bir adam, kafasından çıkardın “Hadi iki üç tane nefes al, şimdi aşağıda devam et…” Devlet her seferinde bu şekilde müdahale edemez size. 2009’da da müdahale etti, sıfırladı, gene neler yaptınız; işin geldiği nokta gene rezillik.

Bundan beş sene önce UEFA kayyum olarak atandı, dedi ki: “Sen şu kadar para harcayacaksın, sen bu kadar, sen bu kadar...” Limit koydu. Tabii, aştık bu limitleri; hatırlarsınız, Trabzonspor, Beşiktaş, Fenerbahçe Avrupa kupalarından men cezası aldı, para cezası aldı, transfer tahtası kapandı. Kaldı ki kötü komşu ev sahibi yaparmış adamı, en çok da Trabzonspor’a yaradı; transfer tahtası kapandı, mecburen kadroyu dolduracaklar, aşağıdan 7-8 çocuk aldılar, A takıma bir koydular, çocuklar oynuyor aslan gibi. Hatta Yusuf da 17 milyon euroya satıldı. Yani bu Türk oyuncular ne kadar yetenekli, oynarlar ama bunlara bizim şans vermemiz lazım.

Ben de dedim ki geçen sene buradan: “Neden bizi İsviçreliler yönetiyor? Türkiye Futbol Federasyonu koysun bu kriterleri.” Sezon başı koydular, her kulübün bütçesine göre, dediler ki: “Şu kadar, şu kadar, şu kadar harcayacaksınız.” Ama orada büyük bir hata yaptılar, dediler ki: “Şu kadar harcayacaksınız, ilk sene yüzde 30 daha fazla harcayabilirsiniz.” Ya, zaten batmış kulüpler, yüzde 30 opsiyon niye veriyorsun? Geçen hafta da bu yüzde 30’u yüzde 40 yaptılar. Şimdi, bunların da işi zor, yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal ama bu işi kökünden halletmezsek bu hep böyle devam edecek. Şimdi yüzde 40 limit aşımı verdiler, ne oldu? Ne olacak yani? Kanserli hasta var, biz morfin veriyoruz ona durmadan; diyoruz ki: “Bu iyileşmese de olur, buna ağrı kesici verelim, birkaç saat ağrısı kesilsin.” Onun için hata yapıyorlar. Benim buradan futbolseverlere kötü bir haberim var: Türk futbolunda deniz bitti, haberiniz olsun.

Bakın, yöneticilere de sesleniyorum: Çıkın, doğruyu anlatın kardeşim bu millete, “Bu durumdayız, bu deniz bitti, haberiniz olsun, biz iflas ettik.” diye söyleyin.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Daha Ziraat Bankası bitmedi; verirler, verirler.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – İnanın, eğer Türk futbolu bir şirket olsaydı, çoktan konkordato ilan etmişti.

Şimdi, Türk toplumunu kandırmaktan artık vazgeçin. Türk toplumuna, bu büyük Türk milletine 2 şeyi yapmayacaksın; bir, yalan söylemeyeceksin; iki, rol yapmayacaksın. Artık, rol yapmayı ve yalan atmayı bırakın. Çıkın her şeyi anlatın “Durumlar budur.” diye. Türkiye büyük bir devlet, gerekirse başka müdahaleler de yapılır ama bunun, böyle, sürdürülebilir hiçbir tarafı yok.

Şimdi, büyüklere söylüyorum biraz: Yöneticiler var orada, taraftar ve medya baskısıyla “Şu oyuncuyu da alın, şampiyon olalım. Avrupa kupalarında şöyle yapalım, böyle yapalım.” diyorlar. Ne oldu? Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın oyunculara ödediği para yıllık ortalama 500 milyon TL şimdiki parayla. Peki, ne oldu? Avrupa kupalarında var mıyız? Avrupa’nın ikinci, üçüncü sınıf takımlarının arkasında bitirdik; ya sonuncu olduk ya sondan 2’nci olduk.

Peki, hani bu oyuncular bizi uçuracaktı Avrupa’da? Hani bu oyuncuların hepsi Türkiye liginde uçacaktı? Ne oldu? Ligin devre arasına yaklaştık, puan durumunu okuyorum: Sivasspor 33, Beşiktaş 27, Fenerbahçe 25, Galatasaray 24. Sivasspor Beşiktaş’a 6, Fenerbahçe’ye 8, Galatasaray’a 9 puan fark atmış. Ben de Sivasspor Kulübü Başkanı Sayın Mecnun Otyakmaz’ı aradım bugün, dedim ki: Başkan, oyunculara kaç para ödüyorsun? Dedi ki: “Bütün sene ödediğim para 90 milyon TL.” Diğerleri 500 milyon TL ödüyor, Sivasspor 90 milyon TL ödüyor. Hani sizin bu futbolcularınız uçacaktı, havada beş dakika duracaktı, 40’ar gol atacaktı?

Artık, bu milleti kandırmayı bırakın. Millete de söylüyorum, futbolseverlere de söylüyorum. Lütfen, siz de artık kabul edin bunu, kabul edin; bu millete de baskı yapmayın yoksa bu işin gidişatı çok kötü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Peki, çözümü yok mu? Var. Kısa vade, orta vade ve uzun vadede çözümleri var. Çok kısa vadedeki 2 tane çözümü söylüyorum hemen. Bir tanesi: Sekiz yıldır bekliyor Kulüpler Birliği yasası burada, bir türlü çıkaramıyoruz, çıkarmıyorlar, çıkarttırmıyorlar. Kulüpler Birliği yasasından sadece bir tane madde söyleyeceğim size: “Kulüp başkanları ve yöneticiler bulundukları dönemin borçlarından sorumludur.” Haydi bakayım, harcayın da göreyim o zaman 20 milyon euroyu, 30 milyon euroyu; o oyunculara verin bakalım 5’er milyon euroyu, göreyim ben ondan sonra.

İkincisi, çok kısa bir şey söyleyeceğim buradan, vaktim de kalmadı, Futbol Federasyonuna söylüyorum: Bu yabancı konusunda herkes bir şeyler konuşuyor. Ya, sen altyapıdan oyuncuyu fışkırt, oyuncuyu getir, sonra yabancıyı da serbest bırak, önemli değil. Onun için, önümüzdeki sene için çok kısa bir çözüm söylüyorum, Başkanım belki bir dakika daha bana süre verebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Veririm.

Buyurun Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Süper Lig’de 18 takım var, alttaki TFF 1. Lig’de de 18 takım var; 36 takım etti. Söylüyorum, şimdiden Futbol Federasyonu önümüzdeki sene için yayınlasın tamimini, talimatını: Seneye, ilk 11’de altyapıdan yetişen 2 oyuncu oynatma zorunluluğu olacak, 2 de kulübede, etti mi 4, o 4’ün 4 de yedeği olacak. Doğal olarak bir kulüpte -ama bu kanunla olacak ki herkes yapmak zorunda kalacak- 26 kişilik kadroda altyapıdan 8 oyuncu olacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Destekliyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Destekliyoruz, evet.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Peki, 8’le 36’yı çarparsanız aşağı yukarı, ortalama 300 oyuncu falan yapıyor herhâlde. Alın size seneye 300 Türk oyuncu, bunu üç sene yürütürsen zaten al sana bin Türk oyuncu, ondan sonra sen yabancıyı serbest bırak istediğin kadar. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinden o arkadaşlara söylüyorum bunu: Buyurun, yapın ama bunu yapmamız için de Sayın Spor Bakanım, sizin de devreye girip, Futbol Federasyonu Başkanıyla konuşup çok güzel bir şekilde bunu söylemeniz lazım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kanunla yapalım; hazırla, altına imza atalım.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) - Onun için, arkadaşlar yani çözümsüz hiçbir şey yoktur, Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sancaklı, bitirelim lütfen.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Ama bu çocukları, bu milleti, bu gençliği ya spora göndereceğiz, spor yaptıracağız, maçlara göndereceğiz, izlettireceğiz ya da gidip uyuşturucunun batağına düşecekler, kötü alışkanlıklara kapılacaklar. Bunun da sorumluluğu hepimizin burada, sadece Spor Bakanına yüklenip de “Her şeyi sen yapacaksın, siz yapacaksınız.” diye bir şey yok, bu hepimizin görevidir.

Ben bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum.

Perşembe günü de bir on dakika konuşmam var; biraz daha anlatacağım bugün vaktim kalmadığı için.

Söz verdiğiniz için de teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz…

Buyurun Sayın Kılavuz. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milleti; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Gençlik, bir milletin en büyük güvencesi, hayat damarı, itici kuvveti, sönmez meşalesi, aydınlık ufkudur. Gençlik, bir ülkenin ilerleme ve kalkınma kaynağı, her türlü zorluğa karşı mücadele bayrağıdır. Gençliğine gerekli yatırımı yapmayan, gençlik politikası olmayan hiçbir milletin dünya üzerinde söz hakkı ve geleceği olamaz. Gençlik, millete güven ve heyecan veren bir ruhtur. Türk gençliğini merkez alan politikalar üretmeli, gençlerimize inanmalı, önlerini açmalıyız. Onların yeni bakış açılarına, farklı yöntem ve önerilerine değer vermeli, gençlerimizin kendilerini geliştirmeleri için onlara imkânlar sağlamalıyız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Bütün ümidim gençliktir.” diyerek cumhuriyeti Türk gençliğine emanet etmiştir. Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş, “Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız; bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin, yere düşürmeyin.” diyerek Türk gençliğine verdiği değeri vurgulamıştır. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey “Gençliği, duyarlı, uyanık, atılgan, çalışkan, vakarlı ve mert olan bir milletin yolu açık, tarihi parlaktır.” diyerek Türk gençliğinin ideal karakter ve istikametine işaret etmiştir.

Türk gençliği, yalnızca şahsi çıkar ve mutluluğunu arayan bir gençlik değil, tüm mazlumların huzur ve saadeti için yaşayan bir gençliktir.

Doğu Türkistan’da katledilen, Müslüman Türk oldukları için insan sayılmayan ve zulmün her türlüsüne uğrayan soydaşlarımızın feryatları karşısında ne hazindir ki sözde insanlık ve medeniyet temsilcilerinin sesi çıkmıyor. Türk gençliği Kaşgar’ın, Kudüs’ün, Kerkük’ün, Karabağ’ın, Kırım’ın ve bütün mazlum coğrafyaların acısını yüreğinde taşımaktadır. İnanıyorum ki Türk gençliği kendi gönül coğrafyasına sahip çıkacaktır.

Bugün, gençlerimizin en önemli sorunu işsizliktir. Genç işsizliğinin azaltılması için devletimizin çok kararlı bir yol izlemesi gerekmektedir. Gençlerimiz için doğru planlamalar yapmalı, ihtiyaçlara göre meslek yönlendirmesinde bulunmalıyız. Bu konuda yapılacak çalışmalarda bilimsel veriler ışığında, çok yönlü ve kapsamlı analizlere ihtiyaç vardır.

Genç nüfus avantajını iyi değerlendirmeli, gençlerimizin bilgi, yetenek ve enerjilerini en yararlı şekilde ülkemize bir katma değer olarak kazandırmalıyız. Ülkesine millî bir sorumluluk hissiyle hizmet veren gençler, Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada lider bir ülke olma ülküsünün de bayraktarı olacaklardır.

Gençlerimizin lisans, yüksek lisans ve doktora aşamalarında almış oldukları kredi borçları bir iş bulana kadar ertelenmeli, bu borçlanmalardan kaynaklanan gecikme faizi ile icra işlemleri sonlandırılmalıdır. Henüz iş bulamadan gençlerimizi borç ve hacizle uğraştırmak doğru değildir.

Üniversiteyi kazanan kardeşlerimiz için yeterli kapasitede yurtlar yapılmalıdır. Artık, Türkiye’de yurt sorununu konuşmamamız gerekiyor. Hain terör örgütü FETÖ örneğinde görüldüğü üzere, barınma ihtiyacının bir istismar vesilesi yapılmasına asla müsaade edilmemelidir.

Çağımızın en büyük felaketlerinden biri de şüphesiz ki uyuşturucu ve madde bağımlılığıdır. Gençlerimizin madde kullanımına hiç başlamamasını temin etmeliyiz. Ailelerimiz, okullarımız ve toplum olarak millî bünyemizi bu zararlı maddelerden uzak kılmak için seferber olmalıyız. Gençlik merkezlerimizde kültür, sanat, spor ve bilgilendirici etkinlikleri artırmalıyız. Bedenen, zihnen, ahlaken sağlıklı nesiller inşa etmeli, ülkemizin geleceği olan yavrularımızı zehir tacirlerinin, uyuşturucu baronlarının ve bundan nemalanan terör örgütlerinin insafına asla terk etmemeliyiz.

Son yıllarda genç boşanma sayılarındaki artış dikkat çekmektedir. Evlilikler uzun ömürlü olmamakta, çocuklar anne baba sevgisinden mahrum kalmaktadır. Toplumumuzun en temel birimi olan aileler dağılmakta, çoğunlukla aile içi geçimsizliklerden kaynaklanan şiddet, cinnet, cinayet, intihar vakaları çoğalmaktadır. Toplumumuzu içten içe kemiren, değer yargılarını erozyona uğratan çeşitli sosyolojik, psikolojik ve iktisadi boyutları olan bu olayların önlenmesi için kapsamlı bir eylem planı ortaya koyulmalıdır. Bugün küreselleşmenin dayattığı popüler kültür ve internet bağımlılığının etkisinde kalan gençlerimiz gitgide millî benliklerinden uzaklaşmaktadır. Türk kültürünün gücünü hissettirecek çalışmalara ihtiyacımız vardır. Geçtiğimiz gün Gençlik ve Spor Bakanlığının sponsorluğunda bir dergi tarafından düzenlenen ilham veren gençlerin ödüllendirildiği programda, Türk gençliğine ilham verecek, örnek alınacak kişilere ödül verilmesi beklentimizdir. Türk gençliğinin örnek alacağı birçok değerli bilim ve düşünce insanı, başarılı sporcular ve özgün sanatçılar bulunmaktadır. Şehitlerimiz Şenay Aybüke Yalçın, Eren Bülbül, Fırat Yılmaz Çakıroğlu, Abdullah Buğra Koçlar, Hasan Şimşek, Serhat Turak gibi isimler Türk gençliğinin gurur ve şeref anıtları, örnek alacakları vesikalardır. Millî ve manevi değerlerimizi çağa uygun bir dille yorumlamak, gençlerimizin zeminini millî temeller üzerinden yükseltmek ülkemiz için hayati bir konudur. Türk düşünce hayatının binlerce yıllık arka planını, tarih şuurunu ve misyonunu, çağlardan beri süzülüp gelen felsefesini, medeniyet inşa edici vasfını, estetik algısını, terkip kabiliyetini ve yaşatmaya dönük iradesini nesillerimize aktarmalıyız.

Mensubu olmaktan şeref duyduğum, çok büyük bir gururla her kademesinde görev yaptığım, bir dönem Genel Başkanlığını üstlendiğim Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş Beyefendi’nin fikirleri ışığında, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin öncülüğünde kuruluşundan bugüne Türk gençliğinin millî, manevi, ahlaki ve insani değerler etrafında yetişmesi adına kültür, sanat, edebiyat, spor ve daha pek çok alanda çalışmalar yürütmektedir. Bugün gençlerimiz ve çocuklarımız için tarihî ve kültürel değerlerimizin idrak edilmesi adına Ülkü Ocakları tarafından yayınlanan eserler tüm sivil toplum kurumlarına örnek olmalıdır. Bu vesileyle Ülkü Ocakları Genel Başkanı ve değerli yönetimine, il ve ilçe ocak başkanlarımıza ve bu çalışmalara katkı sunan her bir dava arkadaşıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum, Cenab-ı Allah yardımcıları olsun.

Gençlerimizin hayata aktif ve sağlıklı bireyler olarak katılımını sağlayan en önemli etkinliklerden biri de spordur. Spora özel ilgisi ve yeteneği olan evlatlarımız küçük yaşlardan itibaren profesyonel spor yapmaya teşvik edilmeli, bu hususta eğitimler almaları sağlanmalıdır. Özellikle, uluslararası başarılar elde etmek için üst düzey sporcuların yetiştirilmesi, yeteneğin tanımlanması ve ilgili branşlara yönlendirilmesi gerekmektedir. Çocukların oyun oynayarak geliştiği, hareket ederek mutlu olduğu bilinmektedir. Yapılan bilimsel araştırmalar spor yapan çocukların daha başarılı olduğunu göstermektedir. Bu sebeple, okullarımızda beden eğitim dersleri seçmeli değil, zorunlu ders hâline getirilmelidir. Özellikle, profesyonel olarak spor yapan öğrencilerimizin ulusal ve uluslararası turnuvalara hazırlanmak için yoğun bir antrenman sürecine ihtiyacı vardır. Bu özelliklere sahip olan öğrencilerimizin eğitim hayatlarından geri kalmaması için düzenlemeler yapılmalıdır.

Türkiye'nin olimpiyatlardaki başarısı istenilen düzeyde değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Kılavuz.

Buyurun.

OLCAY KILAVUZ (Devamla) – Ülkemizin tüm spor dallarında ulusal ve uluslararası düzeyde başarı kazanabilmesi ve nitelikli sporcular yetiştirmek adına Millî Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının uyumlu bir çalışma ortaya koyması ve sporcularımızın sorunlarını çözmesi gerekmektedir. Uluslararası müsabakalar ve şampiyonalarda Türkiye’yi temsil eden sporculara -geçmişte olduğu gibi- SBS’de ek puan uygulamasına geçilmelidir. Böylece, spor kültürümüzü geliştirmeli, sporu milletçe bir yaşam tarzı hâline getirmeliyiz.

Sayın Tarım ve Orman Bakanımıza Mersin’le ilgili birkaç hususu belirtmek istiyorum: Bereketli topraklarıyla güzel Mersin’imiz, Türkiye'nin tarımda öncü bir ilidir. Anamur ve Bozyazı’da muz, Silifke’de çilek, Mut’ta kayısı ve zeytin, Gülnar’da erik, badem, ormancılık ve hayvancılık, Erdemli’de limon, Aydıncık’ta biber, salatalık, patlıcan, Tarsus’ta üzüm ve pamuk, Çamlıyayla’da kiraz, hurma, Toroslarda cennet meyvesi kivi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

Buyurun.

OLCAY KILAVUZ (Devamla) – Tamamlıyorum.

…Mezitli’de şeftali, Akdeniz’de portakal, mandalina, greyfurt ve pek çok sebze ve meyvenin yetiştiği Mersin’imiz ve fedakâr çiftçilerimiz Bakanlığımızdan daha çok ilgi ve destek beklemektedir.

Öte yandan, memleketim olan Niğde’de patates üreticilerimiz, bir yandan yükselen maliyetlerle baş etmeye çalışırken patatesi para etmediği için çok zor durumdadır. Patates üreticilerimizin sorunlarıyla ilgili çalışmaların yapılması, çiftçilerimizin haklı beklentisidir.

Bu duygu ve düşüncelerle, 2020 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son olarak Mersin Milletvekili Baki Şimşek konuşacak.

Buyurun Sayın Şimşek. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Aziz Türk milletini ve yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, son yıllarda ulaştırma ve altyapıya ilişkin olarak dünyanın en büyük projeleri arasına giren yatırımları gerçekleştirmiş ve milletimizin hizmetine sunmuştur. Marmaray ve Avrasya Tünelleri başta olmak üzere, içerisinde dünyanın 4’üncü büyük asma köprüsü Osmangazi Köprüsü’nü bulunduran İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü’nü içerisinde bulunduran otoyolumuz, Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle Avrupa ve Asya 3’üncü kez birleştirilmiştir.

Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu bir an önce tamamlanmalı, Ankara-Niğde-Ulukışla-Adana Otoyolu’nun kalan kısmının tamamlanması sağlanmalıdır. Bu projeyi geç kalmasına rağmen olumlu buluyor ve destekliyoruz, bunun için de Sayın Bakanımıza teşekkür ediyoruz. Türkiye'nin önemli otoban ağlarından biri olan bu yol tamamlandığında Edirne’den Urfa’ya kadar kesintisiz bir otoyol ağı gerçekleştirilmiş olacaktır. Yapılan tüm bu mega projeleri destekliyor, vatandaşlarımızın hizmetine sunan, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Bu mega projelere ek olarak ulaştırmadaki bazı sorunları da dile getirmek istiyorum. Bu sebeple, yeni yapılacak olan projelerde ekonomik ve sosyal kalkınmaya destek olacak, millî menfaatleri koruyacak, vatandaşlarımızın refah düzeyini artıracak ulaştırma sistemleri tesis edilmelidir. Yapımı devam eden Ankara-Sivas, Ankara-İzmir, Ankara-Eskişehir-Bilecik-Bursa, Kayseri-Niğde-Konya-Antalya yüksek hızlı tren projeleri, özellikle Konya-Karaman-Ulukışla-Yenice-Mersin ve Adana’yı kapsayan ve toplamda 423 kilometre olan hızlı tren projesinin bir an önce bitirilmesini bekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1’inci etabı açılan İstanbul Havalimanı tamamlandığında, 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havaalanlarından biri olacaktır; toplamda 250 hava yolu şirketine hizmet verilecek ve dünyanın 350 ayrı noktasına uçuş gerçekleştirilecektir.

Ulaştırma ve altyapı sistemlerinin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasına önem verilmeli, deniz yolu-kara yolu, deniz yolu-demir yolu kombine taşımacılığını geliştirecek projeler yapılmalıdır. Yüksek kapasiteli kara, deniz, demir ve hava yolu bağlantıları bulunan organize lojistik bölgeleri inşa edilmelidir. Bu lojistik bölgeler aracılığıyla, sanayi, enerji ve tarımsal üretimin iç piyasaya ve uluslararası piyasaya erişimi sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde ilk sivil havacılık çalışmaları 1912 yılında, bugünkü Atatürk Havalimanı’nın hemen yanında, Sefaköy’de, tesis olarak 2 hangar ve küçük bir meydanda başlamıştır. Atatürk’ün ülkenin geleceğine yol gösteren “İstikbal göklerdedir.” sözü doğrultusunda, 1925 yılında kurulan ve daha sonraki yıllarda Türk Hava Kurumu adını alan Türk Tayyare Cemiyetiyle Türk sivil havacılığının kurumsal temelleri atılmıştır.

İlk sivil hava taşımacılığı ise 1933 yılında 5 uçaklık küçük bir filoyla Türk Hava Postaları adıyla başlatılmış, 1933 yılından bu yana havacılık faaliyetlerimiz ülkemizde günden güne artmıştır. Bugün, yurt içinde farklı hava yolu şirketleriyle 7 merkezden 56 noktaya, yurt dışı uçuşlarda 126 ülkede toplam 326 noktaya uçuş gerçekleştirebilmekteyiz ancak uçak bileti fiyatlarındaki artıştan dolayı vatandaşlarımızdan şikâyetler almaktayız; bunu da gündeminize almanızı ve fiyatlarda indirim yapmanızı bekliyoruz. Fiyatlar biraz daha makul olmalı ve Anadolu’ya sefer yapan uçakların hizmet standartları yükseltilmelidir.

Bilgi teknolojileriyle ilgili olarak: Bilgi ve teknoloji transferi yaparak Türkiye yüksek teknolojik ürünler üretmelidir. Tersine beyin göçü başlatılmalı, Avrupa ve ABD’ye eğitim amacıyla giden beyinler Türkiye'ye döndürülmeli, başta cep telefonu olmak üzere yerli ve millî cihazlar üretilmeli; ülkenin kaynakları burada kalmalı, döviz olarak dışarıya gitmemelidir.

Sayın Bakanım, seçim bölgem olan Mersin’in sorunlarını da kısaca sizinle paylaşmak istiyorum. Mersin’deki en önemli projelerimiz Mersin-Antalya yolu, Mersin-Adana yolu, Silifke-Mut-Karaman yollarıdır. Şehrin ana ulaşım ağı bu yollardan sağlanmaktadır. Çeşmeli-Taşucu Otoyol Projesi bir an önce başlatılmalıdır. Normalde yirmi dakika süren Çeşmeli-Taşucu arası yol, yazın üç dört saatte geçilmiyor ve buradaki yolculuk âdeta çileye dönüyor. 2011 yılından bu tarafa sürekli ihale yapılacağı ve bu projenin hayata geçirileceği söyleniyor ancak ne yazık ki bir icraat olmuyor, proje lafta kalıyor. Yine, aynı şekilde, on beş yıldır devam eden, henüz yarısı bile tamamlanamayan Tarsus-Çamlıyayla yolunun tamamlanıp Çamlıyaylalı hemşehrilerimizin hizmetine sunulmasını bekliyoruz. Gülnar-Aydıncık yolunun 7 kilometrelik kısmı bitirilip hizmete açılmıştır, bunun için teşekkür ediyorum, kalan kısmının da bir an önce açılarak Gülnarlı ve Aydıncıklı hemşehrilerimin hizmetine sunulmasını bekliyorum. Silifke-Gülnar yolundaki çalışmalar, ihalelerdeki sıkıntılar yüzünden, yıllardır bir başlayıp bir duruyor. Burada devletimizin gerekli tedbirleri alarak bu yolu tamamlaması gerekmektedir. Ayrıca, Erdemli-Ayrancı arası yolun büyük kısmı tamamlanmış, kalan kısmının tamamlanması beklenmektedir.

Tarsus-Damlama Otoyolu’nda gün geçmiyor ki bir trafik kazası yaşanmasın. Ne yazık ki burası, bölge halkı tarafından “ölüm yolu” olarak adlandırılıyor. Yolda teknik bir hata varsa düzeltilmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır.

350 bin nüfuslu olan Tarsus’ta araç muayene istasyonu yoktur. 3 dönemdir, Mersin Milletvekili olarak bu konuyu sürekli gündeme getirmeme rağmen maalesef, bir sonuç alamıyoruz. Tarsuslu hemşehrilerimiz sizden araç muayene istasyonu sözü istiyorlar.

Adana şehir içi otoyol ücretsiz; Sayın Cumhurbaşkanımız müjde verdi, Dörtyol-İskenderun arası otoyol ücretsiz ama Tarsus-Mersin arası otoban ücretli. Bunun izahı mümkün değildir. Tarsus-Mersin arası otoban ücretsiz yapılmalı, Ashab-ı Kehf çıkışı trafiğe açılmalıdır; otoyoldaki geçiş ücretleri azaltılmalı, OGS ve HGS cezalarının faizleri affedilmelidir.

Bir kamyoncu çocuğu olarak şunu da söylemek isterim ki kamyoncuya mutlaka ucuz mazot verilmelidir.

Mersin’in içerisinde en az 10 tane daha köprülü kavşak ve altgeçit yapılması gerekiyor. Bunların yapımları öncelik sırasına göre Karayolları tarafından desteklenip Mersin şehir içi trafiği rahatlatılmalıdır.

Çukurova Havalimanı, hem yolcu kapasitesiyle hem de Çukurova’da yetişen ürünlerin dünyaya pazarlanmasıyla ilgili kullanılacak ve ülkeye ekonomik katkı sunacaktır. Ancak Çukurova Havalimanı bir türlü tamamlanıp hizmete açılamıyor. Şu anda da çalışmalar ağır aksak gidiyor. Yol tamamlanamamış, altyapı işleri bitirilememiş, üstyapıyla ilgili çalışmalar başlamamıştır. Ülkemizde 300-500 bin yolcu kapasiteli havalimanları tamamlanırken Çukurova Havalimanı bir türlü tamamlanamıyor. Mersinli hemşehrilerim soruyor: “Deniz dolduruluyor, havaalanı yapılıyor, süresinden önce hizmete açılıyor, Çukurova Havalimanı niye bitirilemiyor Sayın Bakanım?”

Marmara, nüfus yoğunluğu olarak içinden çıkılamaz bir duruma gelmiştir. Ne kadar yol, ne kadar otoyol yapsanız bu göç devam ettiği süre içerisinde Marmara Bölgesi’ndeki trafik yoğunluğunu azaltamayız. Mutlaka, tersine bir göçü başlatacak, yatırımları Orta Anadolu ve Akdeniz’e kaydıracak Adana, Mersin, Niğde, Aksaray ve Konya merkezli yeni bir yatırım bölgesi oluşturulmalı, bu problem kökünden çözülmelidir.

Kamuda çalışan sözleşmeli personelin tamamına kadro istiyoruz. Özellikle belediyelerde çalışanların, belediye başkanı değiştiği zaman, her yıl meclis kararıyla sözleşmelerinin yenilenmesi gerekiyor. KHK’yle taşerondan kadroya geçirilen işçilerimiz için de keyfî olarak işten çıkarmalara son verilmeli, bu, kanunla düzeltilmelidir. Yüz kızartıcı bir suç ya da işe gitmeme dışında işten çıkarma olmamalı, mahkeme kararıyla dönenler tekrar işten çıkarılmamalıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye üzerinde oynan oyunları görüyor, emperyalist güçlerin ne yapmak istediklerini biliyoruz. Eksiklerimiz vardır, el birliğiyle tamamlamanın mücadelesini yapıyoruz. Genel Başkanımız, Liderimiz, Türkmen Beyi’miz Devlet Bahçeli’nin belirttiği gibi, hiçbir sözümüzü unutmayacağız ve hiçbir vaadimizden sapma göstermeyeceğiz. Milletin Meclisinden maaş alıp millete hakaret edenlere, Kandil’e selam çakanlara “Öcalan’ın heykelini dikeceğim.” diyen teröristleri kahraman ilan edenlere fırsat vermeyecek, Fırat’ın kuzularını çakallara teslim etmeyeceğiz. (MHP sıralarından alkışlar) Sırtlanların ve çakalların dolaştığı bu coğrafyada hür ve bağımsız yaşamak için, Doğu Türkistan’da Çin zulmü altında inim inim inleyen soydaşlarımıza umut olmak için, Musul’da, Kerkük’te, Halep’te, Şam’da, Filistin’de ve Bosna’da bize dair ağıt ve umut taşıyan her yerde zalimlerin karşısında, mazlumların yanında durmak için, 82 milyon vatandaşımızın yüzünü güldürmek için el birliğiyle çalışacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Şimşek.

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – 2020 yılı bütçenizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.28

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), İsmail OK (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Sırada, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına yapılacak konuşmalar var.

İlk konuşmacı, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Turan.

Süreniz on beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ekran karşısında bizi izleyen küçük aile üreticileri, kır yoksulları, mevsimlik tarım işçileri, topraksız köylüler, kentte yaşamak zorunda bırakılanlar, yayla ve mera yasağı sebebiyle hayvancılıktan uzak kalmak durumunda olanlar, arazilerine bankalar tarafından ipotek koyulanlar; sizleri de en kalbî duygularımla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, uygarlık tarımla başladı, insanlığın geleceği de tabiatıyla tarımda. Fakat iktidarın bu konuda, tarım politikalarını oluşturmak ve sürdürmek konusunda kafasının ciddi miktarda karışık olduğunu düşünüyoruz. Zaten felsefe olarak iktidarın tarım politikalarıyla anlaşamıyoruz. Meselemiz asla mercimek şu kadar azaldı, baklagiller bu kadar arttı tartışması falan değil. Bu bir mesele tabii ki ama felsefede anlaşamayınca üretilen herhangi bir ürünün az ya da çok artması ya da azalması tali hâle geliyor. Ama hem felsefede anlaşamayıp hem de bu üretim kalemlerindeki azalma söz konusu olduğunda, biz Halkların Demokratik Partisi olarak, tarım alanında yaklaşan bir felaket konusunda bütün hazırunu uyarmak istiyoruz.

Evet, iktidarın kafası karışık dedim. Sayın Bakana sormak isterim: Tarımda Millî Birlik Projesi vardı. Sayın Bakan, ne oldu o proje? Hani, bir Semerat Holding kurulacaktı, bunun yüzde 50’si şirketlerin olacaktı; Millî Birlik Kooperatifi, içerisinde olacaktı, bu Millî Birlik Kooperatifi, Bakanlığın işlerini icra edecekti; yine bir tarafında da üreticilerin olduğu üç ayaklı bir mekanizma olacaktı. Ne oldu? Ben tahminimi söyleyeyim size, olan şu: Erdoğan, bunu kendinden önce basının haber almasından dolayı büyük olasılıkla buna öfkelendi ve onun yerine bir Tarım Şûrası ikame edildi. Bu Tarım Şûrası 2004 yılında yapılmıştı -bir öncesi- on beş yıl sonra yeniden bir Tarım Şûrası yapıldı arkadaşlar. Tarım Şûrası sonrasında yapılan bir ankette, bu şûranın yüzde 60 oranında herhangi bir ihtiyacı karşılamadığı yolunda bir kahir ekseriyet fikir oluşmuş durumda.

Dedim ya iktidarın kafası karışık yani şu konuda karışık değil: Yönü ve yeri elbette sermayenin yanında, elbette uluslararası tekellerin yanında, bunda şüphe görmüyoruz ancak bunu nasıl uygulayacağı konusunda kafaları ne yazık ki son derece karışık. Bakın, aslında iktidarın tarım politikasının ne olacağına ilişkin parolayı Erdoğan aylar öncesinde vermişti, şöyle söylemişti hatırlayın, Afrin Harekâtı’nı kastederek: “‘Domates, patlıcan, sivri biber’ diyorlar. Düşünün bir merminin fiyatı nedir? Bir mermi kaç para?” Domatese, bibere, patlıcana işaret edip de bunda Afrin’i görmek bir dil sürçmesi değil arkadaşlar. Halkın ucuz gıda istediği noktada -halk ucuz gıda istiyor- Erdoğan da aynen şunu ifade ediyor: “Savaştayız. Hangi ucuz gıda?” Ne yapalım Sayın Erdoğan? Mesela, halk mermi mi yesin, ne yapsın yani? Halkın ihtiyacı domates, biber ve talep son derece insani bir talep. İnsanlar enflasyondan, gıda enflasyonundan şikâyetçiler, bu nedenle de dertlerini dile getiriyorlar. Fakat burada halkın insanca yaşam talebini savaş politikalarıyla bastırma yöntemini açıkça görüyoruz ne yazık ki ve bu, gerçekten üzüntü verici. Televizyon başında bizi izleyen yoksul halkımız süngünün ekmeğini nasıl böldüğünü, iaşesini nasıl azalttığını, Kürt sorununda çözümsüzlük politikasının kendisini nasıl yoksullaştırdığını işte bu örnekten bir kere daha görüyordur diye düşünüyorum.

Erdoğan, devleti şirket gibi yönetmekten bahsetmişti. Gerçekten, Özal’dan bu zamana kadar bütün sağ popülist iktidarların temel amacı, devleti bir şirket gibi yönetmekti. Ve gelinen noktada, evet, devlet bir şirket gibi yönetiliyor, Tarım Bakanlığı, Erdoğan şirketler grubunun bir departmanı hâline dönüşmüş ve ne yazık ki Tarım Bakanı da bu departmanın CEO’su olmuş durumda.

Tarımda Özal’la birlikte bir özelleştirme süreci başladı, bu süreç hâlâ, büyük bir hızla ve yoğunlukla devam ediyor. Özellikle yoksul köylüler başta olmak üzere, çiftçiler başta olmak üzere, tarım alanında faaliyet gösteren kesimler büyük bir hızla tasfiyeyle yüz yüze bırakılmış durumda.

Aslında, o zamandan bu zamana kadar gelen… Hep neoliberalizmi suçluyoruz ama neoliberalizmin de hakkını yemeyelim; bakın, burada neoliberalizmin bile kendi içerisinde bir mantığı var, bir tutarlılığı var, kendi içerisinde kurumsal bir hüviyeti var. İktidarın yaptığı, AKP politikalarından gördüğümüz şey, bu siyasi ve ekonomik rasyonaliteye uymayan bir şey. Ben buna “neoliberalizm” falan demekten vazgeçtim; bu, ahbap çavuş kapitalizmi. Niye bunu söylüyorum? Bakın, Ziraat Bankası daha önce, hiçbir siyasi ve ekonomik rasyonaliteye uymayan bir biçimde Demirören’e Doğan Medyayı almak için 700 milyon doları nasıl kredi olarak çıkardı, verdi? Şimdi de Simit Sarayını almak için 500 milyon dolar veriyor yani Simit Sarayı, sarayın simidi hâline dönüşmüş durumda ne yazık ki. O zamandan bu zamana destekleme alımları, girdi destekleri, doğrudan destekler giderek bir azalma süreci içerisinde. Yani aslında 12 Eylül ve 24 Ocak süreciyle başlayan ve gelinen noktada da mantıki sonucuna ulaşan bu seyir, çiftçinin giderek üretimden uzaklaştığı, üretimden uzaklaştığı için de alanlarını bırakıp kentlere geldiği ya da bankalardan kredi çekmek suretiyle ve bu kredileri ödeyemediği için arazilerinin ipotekli hâle getirildiği bir durum ne yazık ki ortaya çıktı.

Bunların önemli başlangıç noktası 1994’teki Dünya Ticaret Örgütü kuruluşuydu. O zaman Dünya Ticaret Örgütünün yöneticisi bile “Yahu, bu kadar devlet geliyor, DT֒ye imza atıyor; bunlar neye imza attıklarının farkındalar mı?” dedi. Arkadaşlar, bugün Toprak Mahsulleri Ofisi yeterince alım yapamıyorsa, bugün tarımsal süreçler kendimiz tarafından yönetilemiyorsa bunun esas sebebi Dünya Ticaret Örgütüne atılan imzalardır. Yeterince alım yapamazsınız. Niye? Çünkü ihtiyacın varsa satın alırsın. Bu, Dünya Ticaret Örgütünün anlaşmasına aykırı bir anlaşmadır. Bunu şunun için söylüyorum: Bakın, Türkiye tarımı IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi pek çok emperyalist kurum tarafından belirleniyor, ne yazık ki böyle. Yine girdiler; yakıttan tutun tohuma, gübreye, genetik materyale, yeme, ilaca kadar her şey uluslararası tekeller tarafından değerlendiriliyor. Şimdi birtakım Çin malı, çakma antiemperyalistler var; bir yerde işçi grevi varsa bunun arkasında bir emperyalizm oyunu görürler, bir gariban Kürt kendi ana dilinde eğitim talep etse bunun bir emperyalist oyun olduğunu iddia ederler. Ama emperyalizm han duvarı gibi bütün tarımsal süreçleri belirlerken yani benim çiftçimin kendisinin ne ekeceğine, nasıl ekeceğine, hangi girdileri kullanacağına kendisi karar veremiyorken burada emperyalizmin tahakkümünü görmemek ne türden bir gaflettir? Kendi gözündeki merteği görmeyip elin gözündeki çöple uğraşmaktır bu. Dolayısıyla, Türkiye’de tarımsal dönüşüm süreçleri böyle bir tahakkümle karşı karşıyadır.

Bakanın daha önce “Paramız var ki ithal ediyoruz.” sözü Türkiye tarımında son yıllarda yaşanan ikinci kırılmadır çünkü artık, Tarım Bakanlığı bir ithalat bakanlığına ne yazık ki dönüşmüş durumda. Vatandaş tanzim satış kuyruklarında, çiftçi de üretimden uzaklaştı. Özellikle gıda enflasyonu tarımın ne türden bir problemle karşı karşıya olduğunu çok açık biçimde ifade ediyor ki bu da kurla izah edilebilecek bir durum ne yazık ki değil. Kırsal nüfus oranında ciddi azalma var, banka kredilerinin geri dönmesi noktasında ciddi problemler var. Örneğin, 2002 yılında tarım alanları 26,5 milyon hektar iken 3,35 milyon hektar azalarak 23,2 milyon hektara düşmüş durumda. ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısı giderek azalıyor. Tarımın büyük bir kısmı ipotek altına girmiş durumda. Tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada oransal olarak düşme var. Bunları görmek gerekli.

Bir de şu “Cambaza bak.” numarasını bir kenara bırakmak lazım. Neymiş? Türkiye gayrisafi millî hasılada Avrupa 1’incisiymiş, artık Avrupa 1’incisi değil gerçi ama değerli arkadaşlar, olsa bile bakın, Avrupa’daki 10 ülkenin tarım toprağının toplamı Türkiye kadar değil. Türkiye ile Monako’yu mu karşılaştıracaksınız, Liechtenstein’ı mı karşılaştıracaksınız, İsviçre’yi mi karşılaştıracaksınız? Eğer gerçek bir karşılaştırma yapacaksanız örneğin şu konuda karşılaştırma yapılabilir, ithalat ve ihracat rakamları, örneğin, çiftçinin refah düzeyi, değil mi? Bu konularda rahatlıkla bir karşılaştırma tabiatıyla yapılabilir. Bu karşılaştırma yapıldığında Türkiye'nin dünyada tarım alanında hiç de önde olmadığını göreceğiz. Ayrıyeten, gayrisafi millî hasıla artsa ne olur? Tek başına bir anlamı olmaz, nasıl paylaşıldığıdır önemli olan. Bu paylaşım düzeninin bozukluğu gayrisafi millî hasılanın artmasının da pratik olarak bir öneminin kalmadığını bize gösteriyor. Bu konuda tabii, söylenecek çok şey var.

Hayvancılık… Ya, normalde 1 litre süt satınca 2 kilo yem alınır yani kural budur hayvancılıkta ama gelin, görün ki 1 litre sütle 1 kilogram hayvan yemi dahi alınamıyor. Hayvan varlığımızda keza yine ciddi bir düşme söz konusu. Özellikle Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı güvenlikçi politikalar sebebiyle bölgede yayla yasakları, mera yasakları sebebiyle köylü hayvanını yaylaya çıkartamıyor. Bunun sonucunda da bölgede hayvancılık açısından ciddi bir kırılma yaşıyoruz değerli arkadaşlar.

Tohumculuk, çok gurur duydukları bir şey iktidarın. Yerli tohum 2006’da çıkan yasayla birlikte… Biliyorsunuz, artık atalık tohum kullanmak diye bir şey söz konusu değil ve tohumumuzun yüzde 30’u zaten ithal vaziyette. Dolayısıyla tohumda da ne yazık ki bu uluslararası tekellere mecbur kalmış durumdayız.

Yine, bir başka temel sorun şu: Bakın, iş bulamamış binlerce, on binlerce ziraat mühendisi, su ürünleri mühendisi, gıda mühendisi, veterinerler, teknikerler var. Ya, Allah’tan reva mı? Bu çocuklar üniversiteyi bitirdiler, aileleri bu kadar ciddi bedeller ödedi ve kendi insan malzemesine bu kadar düşmanca davranan bir iktidarı doğrusu tarih yazmamıştır diye düşünüyorum.

Yine, değerli arkadaşlar, Sayıştay raporlarında bu konuda yapılmış olan usulsüzlükler çok açık bir biçimde yazılmış durumda.

Peki, “Hep eleştiriyorsunuz, hep eleştiriyorsunuz, bunun çözümü ne? Ne olacak, ne olursa Türkiye’de tarım kurtulur?” Bir defa bakın, Birleşmiş Milletler bir araştırma yaptı, Bakanlık bu işle hiç ilgilenmiyor. Dünyadaki bin farklı alanda küçük aile çiftçiliğinin endüstriyel tarıma göre, yüzde 50 ile yüzde 170 arasında daha verimli olduğunu ispatladı. Dolayısıyla bizim, Türkiye tarımının geleceği küçük aile çiftçiliğinin güçlendirilmesindedir değerli arkadaşlar. Birleşmiş Milletler Köylü Hakları Bildirgesi yayınlandı, Türkiye çekince koydu. Sayın Bakan, size soruyorum ya; çekince koyacak başka bir şey bulamadınız mı? Köylü Hakları Bildirgesi’ne neden çekince koyuyorsunuz? Çünkü Birleşmiş Milletler şunu gördü: Endüstriyel tarım toprağı yok ediyor, endüstriyel tarım giderek toprağı toz hâline getiriyor. Bunun yerine “agroekoloji” diye bir kavram ikame edildi, artık bundan sonra üretimin mutlaka ve mutlaka ekolojiyle uyumlu bir seyir izlemesi gerekiyor. Bu konuda da ne yazık ki Bakanlığımızın attığı bir adım yok.

Yine çok önemli bir mesele, küçük aile tarımının kooperatifler çerçevesinde örgütlenmesi lazım. Çiftçi tek başına, sermaye karşısında tek başına. Bu sebeple çiftçinin, kendi gibi olanlarla, üreticilerle yan yana gelerek bir dayanışma ilişkisini kurmasına ihtiyaç var. Bu iki temel mesele halledilmedikten sonra Türkiye’de tarımsal süreçlerin düzelmesi mümkün değil. Elbette bununla birlikte, Türkiye’nin tarım planında, emperyalist tekellerden ve onların politikalarından uzaklaşması, bunlardan bağımsızlaşması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Turan.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Kürt sorunun demokratik ve siyasi bir biçimde mutlak suretle çözülmesi gerekiyor. Bakın, başta söyledim ya “İktidarın kafası karışık.” diye; bir taraftan zeytine kiloda 15 kuruş destek veriyor, diğer taraftan hırsızlık malı, Afrin’den getirdiği o zeytinlerle -26 bin ton zeytinyağı geldi bu sene- Türkiye tarımını, Türkiye’deki zeytin üreticisini mahvettiği yetmiyormuş gibi Afrin’deki yoksul Kürt halkının da iaşesine el koyuyor. Bu mantık, mantık değil arkadaşlar. Dünyada bu şekilde bir prestij oluşturulabiliyor mu zannediyorsunuz? Bir tarımsal prestij nasıl yerle yeksan edilir, işte ortada.

Yapılması gereken bu iki şeyle birlikte mutlaka ve mutlaka çiftçi borçlarının silinmesi lazım. Bu devlet, iktidar, herkesin borcu... Bak, Simit Sarayını kurtarıyor şimdi. Çiftçilerin borçları mutlaka silinmeli, faizden falan bahsetmiyorum. Özel bankalara olan borçları kamu tarafından üstlenilmeli. Küçük aile çiftçiliği için su ve elektrik ücretsiz hâle getirilmeli.

Son cümlem Sayın Başkan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Turan, bağlayın lütfen.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Desteklemeler, AKP’nin “yüzde 1” deyip de yapmadığı gibi değil, yüzde 2 net hâle getirilmeli. Mevsimlik işçilerin insanlık dışı koşullarda çalışma problemi mutlak suretle çözülmeli. Ancak bunlar olduğunda, Türkiye tarımında geleceğe matuf bir gelişmeden bahsedebiliriz, yoksa lafügüzaf değerli arkadaşlar.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA OYA ERSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, İstanbul Milletvekili olarak DSİ deyince tabii ki ilk olarak Melen Barajı’nı konuşacağız. Yıllar önce, İstanbul’un her türlü su sorunu Melen Barajı’yla çözülecekti. 2012 yılında baraj projesi başlatıldı. Sanırım, 3 ya da 4 bakan farklı tarihler vererek açılacağını açıkladı, hatta Veysel Eroğlu tarih vermekle de yetinmedi, saat de verdi “7 Aralık 2016 saat 14.59’da bitecek.” bile dedi. Yıl oldu 2019’un sonu, baraj hâlâ ortada yok. Ortada olmayan sadece baraj değil, yaklaşık 1,5 milyar lira da ortada yok. Sorumlular ortada mı peki? Hayır, sorumlular da yok. Baraj yok, para yok, sorumlu yok. Sağır sultan bile duydu; yıllardır “Yapılan barajda çatlak var.” deniyor ama siz inatla barajda çatlak olmadığını iddia ediyorsunuz, “Zemin fay hattında olduğu için güçlendirme yapılacak.” diyorsunuz. İşte, Melen Barajı’nın çatlakları. Baraj yapımlarında çalışmış bir mühendise “Zemin etüdü yapılmadan baraj yapılabilir mi?” diye sordum, dedi ki: “Bir yerde baraj yapılacaksa çok uzun yıllar öncesinden itibaren etüt işleri idaresi tarafından her türlü zemin, jeolojik ve hidrolojik incelemeler yapılır. Hatta baraj yüksekliği kadar gövdenin altında enjeksiyonla geçirimsizlik perdesi de yapılır.” dedi.

Şimdi sorum şu: Devlet Su İşlerinin bu kadar basit bir bilgiyi bilmeden bu işe girmesi mümkün müdür? Tabii ki mümkün değil. Ama gerçek şu: Bu baraj yanlış yapıldı, maliyetten kaçıldı, şimdi tekrar yapılması gerekiyor. Peki, yeniden yapılmasının bedelini kim ödeyecek? Tabii ki halk ödeyecek. Barajı yanlış yapan şirket bir bedel ödeyecek mi? Ödemeyecek. O zaman bu işin kimin yararına olduğunu kim açıklayacak? Evet, bu iş kimin yararına?

Şimdi, konu para ve rant olunca talan ve yağma projelerinde sınır tanımıyorsunuz. Gözünüzü bile kırpmadan bu toprakların ve insanlığın on iki bin yıllık tarihi Hasankeyf’i sular altında bırakıyorsunuz. Nurol ve Cengiz para kazanacak diye insanlığın ortak tarihini yok ediyorsunuz. Orada yaşayan insanların evlerini, anılarını ve gelecekle ilgili hayallerini, bitki ve hayvan türlerini sular altında bırakıyorsunuz.

MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) – El vicdan! El vicdan!

OYA ERSOY (Devamla) - Evet, el vicdan! Elinizi vicdanınıza asıl siz atın!

Şimdi, bir hesapsız plansız projeniz de Kanal İstanbul. Bilim insanları ve çevreciler uyarıyor: “Kanal İstanbul, İstanbul’un ormanlık alanlarını, tarım arazisini, yer altı ve yer üstü sularını, havasını, doğal yaşam alanlarını ‘ulaştırma projesi’ adı altında imara açarak yok edecek.” diyor. İstanbul halkı böyle bir projeyi istemiyor ve rant projesi olarak görüyor. Peki, kim istiyor? Burada da var, Katar Emiri’nin annesi istiyor -burada arazi almış- yandaş müteahhitleriniz istiyor ve siz istiyorsunuz.

Açık açık konuşalım, bu proje bir ulaşım projesi değil, devasa bir gayrimenkulü geliştirme, yerli-yabancı inşaatçıyı, betoncuyu, batık müteahhitlerinizi kurtarma projesidir. O yüzden, bu projeye bel bağladınız; inşaat, turizm, finans sektörlerindeki sıkışıklığınızı bu projeyle aşacağınızı sanıyorsunuz. “Çılgın proje” adını verdiğiniz bu proje, aslında, sizin, işin sonunu hiçbir şekilde düşünmeden, çıldırmışçasına İstanbul’a saldırdığınız bir projedir. Bakın, bu proje yapılırsa, İstanbul’un yirmi dört günlük suyunu karşılayan Sazlıdere Baraj Havzası tamamen ortadan kalkacak.

Yine, İstanbul’un 2’nci büyük su varlığı, Terkos Gölü tehdit altında. Kanalın geçtiği yerdeki yer altı suları tuzlanacak; bugüne kadar önlem almadığınız İstanbul depremi için ciddi bir tehlike yaşanacak ve İstanbul halkı, sadece İstanbul depremiyle değil, aynı zamanda bu deprem sonucunda oluşacak tsunami tehlikesiyle de karşı karşıya kalacak.

Bakın, yıllardır sahillere, yaylalara, ormanlara, akarsulara verdiğiniz zararı belki doğa zamanla telafi edebilir ama böyle bir projenin telafisi, geri dönüşü de olmaz. O nedenle, burada sizi tekrar uyarıyorum: Sermaye için değil, halk için çalışın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ersoy, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

OYA ERSOY (Devamla) – Bırakın, Devlet Su İşleri işini yapsın; İstanbullu için içilebilir, temiz, sağlıklı, ucuz su temin etme projeleri yapsın ve hayata geçirsin.

Son mevzum, Kaz Dağları. Kaz Dağları’nda Kirazlı-Balaban mevkisinde 72,5 milyon ton kazı yapılacak ve altını ayrıştırmak için de yılda 3.150 ton siyanür kullanılacak.

Bakın, bu toprak, Kaz Dağları’ndan. İşte, bu toprağın içindeki…

YUSUF BEYAZIT (Tokat) – Taş o, taş. Toprak değil o, taş.

OYA ERSOY (Devamla) – Göremiyorsanız yakından da göstereyim.

Bunun içindeki altını…

YUSUF BEYAZIT (Tokat) – Taş o, taş.

OYA ERSOY (Devamla) – Bence de taş ama siz bunun içinden siyanürle altın çıkarıyorsunuz.

MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) - Dünya öyle yapıyor.

OYA ERSOY (Devamla) – Ve Kaz Dağları’nda bu altını çıkararak hem suyu hem toprağı hem havayı zehirleyeceksiniz.

Geçtiğimiz cuma, Kaz Dağları’nda altın çıkarma yetkisi verilen Alamos Gold’un ruhsatının süresi doldu. Şimdi, sorumuz şu; dün de sorduk Çevre Bakanına, cevap vermedi: Bu ruhsat iptal edilecek mi? Ya da yeniden ihale yaparak bu kez başka bir şirketi mi ihya edeceksiniz? Biz, doğa savunucularıyla birlikte Kaz Dağları’nı savunmaya devam edeceğiz ve orayı yağmalatmanıza izin vermeyeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Selamlayın ve tamamlayın lütfen.

OYA ERSOY (Devamla) – Bu ülke, şahsınızın mülkü değil; bu ülke kimsenin şahsının mülkü değil ve bu halk da tebaanız değil.

Saygılarımla. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi de Van Milletvekili Muazzez Orhan.

Buyurun Sayın Orhan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MUAZZEZ ORHAN (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Su Enstitüsü ve Meteoroloji Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerine söz aldım. Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de şimdi Genel Kurulda bir formaliteye dönüşmüş bu bütçelerden maalesef toplumun haberi yok çünkü toplum yararına bir bütçe yıllardır bu Meclisin gündemine gelmiş değil. DSİ bütçesi üzerine konuşuyoruz ama Sayıştay raporlarıyla ortaya konulan DSİ’nin son üç yılda 60 milyon TL’lik yolsuzluğunu konuşamıyoruz, hesabını soramıyoruz. Çünkü bu ülkede yargı, polis ve asker siyasallaşmıştır, görevini iktidarın çıkarları doğrultusunda yapmaktadır. Halkın güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri halkın anayasal haklarını engelleyen bir kuruma dönüştürülmüştür. Van’da ve birçok yerde bin günü aşan hukuk dışı OHAL yasakları artık zor ve baskı aygıtlarıyla uygulanıyor. Binlerce yurttaş sadece basın açıklaması yaptığı için gözaltına alındı, para cezalarına çarptırıldı, uyduruk iddianamelerle ya tutuklu ya da adli kontrol altında tutuluyor. 700 bin yurttaşın adli kontrolle imza verdiği bir ülkedeyiz maalesef. Görüş ifade etmek, iktidarı eleştirmek, kadın cinayetlerini sormak yasak, muhalif kesimlerin yaptığı her eylem de yasak. Ülkeyi sizden olmayanlar için açık bir cezaevine dönüştürdünüz. Kısacası “İtaat edin, etmezseniz cezaevinde olursunuz.” diyorsunuz. Tüm bu baskılarınıza rağmen asla size itaat etmeyeceğiz.

25 Kasımda Van’da yaptığımız basın açıklamasını yasaklayan Valilik aynı gün AKP kadın kolları için şehrin en işlek caddelerini vatandaşa ve trafiğe kapattı. İşte, AKP, bu çifte standarttır.

AKP’nin icraatlarını en iyi anlatan yerlerden biri de cezaevlerindeki insanların sayısındaki artıştır; haklarında bir hüküm verilmeden ölen tutuklulardır. Bugün siyasetçilerden akademisyenlere, gazetecilerden insan hakları savunucularına binlerce kişi bu hukuk dışı tek adam rejimi tarafından tutsak edilmiştir.

Sizi tercih etmeyen halkımızın iradesini gasbettiniz. 34 belediyemize el koydunuz. Mesnetsiz iddialarla tutukladınız. Neredeyse hepsi yüzde 50’den fazla oy almış eş başkanlarımıza iftira attınız. Halkın kendi temsilcilerini seçmesine tahammülünüz yok. Derdiniz, zulmünüze boyun eğmeyen Kürt halkıdır. Amacınız halkı sömürmektir, yandaşlarınıza rant sağlamaktır. Suriye’de yaşayan Kürt komşularınıza karşı çeteleri destekliyorsunuz. IŞİD’le ÖSO’yla, El Nusra ve benzerleriyle, önceki yıllarda da MİT tırlarıyla inkâr ettiğiniz ilişki bugün ayan beyan ortadadır. İşte, tam da bu siyasettir bölgeyi yangın yerine çeviren. Bu siyaset, Suruç’ta gençleri katletti; Ankara’da 10 Ekimde 103 barış elçisini katletti. “Öfkeli çocuklar” dedikleriniz barışı katletti. Bu işin sorumlularının katliamdan sonra bile MİT’le görüştüğü, Ankara’da konuk edildiği ortaya çıktı. AKP, birçok yerde seçimle asla alamayacağını bildiği belediyeleri gasbetmiştir.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Nereden aldınız metni?

MUAZZEZ ORHAN (Devamla) – Evet, siz Başkale’de, Özalp’te, Bağlar’da, Cizre’de, Hakkâri’de asla halkın tercihi olmayacaksınız. Bu kayyum zihniyetinin hazırladığı bütçenin nesini konuşacağız? Halkın iradesine saygı duymayan, halka hesap vermeyen, halkın seçilmişini tutuklayan AKP halktan gereken cevabı elbette alacaktır.

İstanbul seçimlerini “Oy farkı az, mutlaka bir şey olmuştur.” diye iptal edenler, sandıkları yeniden sayanlar aynı hukuku Malazgirt’te, Tatvan’da, başka yerde uygulamamıştır. Bölgede uygulanan hukuk, evrensel olmanın ötesinde 12 Eylül rejiminin beğenmediğimiz Anayasası’na bile uygun değil artık. Şimdi, “kayyum” diye atadığınız valilerin kadayıf faturalarını halktan tahsil eden bir siyaset yürürlüktedir.

Evet, halkımız; gaspçı, kayyumcu, vurguncu, tekçi, kadına düşman siyaseti bu defa sandığa değil tarihe gömecektir. AKP de Kenan Evren’in tarihteki safında yerini alacaktır; zorbalık toplumdan mutlaka gereken yanıtı alacaktır.

Su ve havadan söz ediyoruz ama açlığa mahkûm ettiğiniz yoksul vatandaşlara dağıttığınız kalitesiz kömür havayı ve kentleri zehirliyor. Toplumun su hakkından söz ediyoruz; bugün suyun bir meta hâline getirilmiş olması, evlerde su faturalarının her geçen gün yükselmesi, bu kurumların piyasacı bir mantıkla idare edilmesi de sizin eseriniz. Bir yandan HES’lerle suyu doğal akışından koparanlar öte yandan toplum sağlığına da fiyat biçmektedir.

HES projelerinin kimlere, nasıl verildiğini, önceliğin yandaşlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir sorum olacak: Van’ın Gevaş ilçesinde yüzlerce yıldır işler hâlde olan bir su arkı rant için bozduruldu mu? Bu arkın yeniden yapım ihalesini kaç kere, kimlere verdiniz? Bu su arkının bozulması nedeniyle kaç bin ağaç kurutuldu? Net ve çok basit sorular ama Hükûmetin soru önergelerine yanıt vermemesi de bu Meclisi önemsemediğinin bir kanıtıdır.

Bu ülkede atıl ve kullanılmayan barajlar vardır, su faturasını ödeyemediği için suyu kesilen yoksul vatandaşlar vardır. Birçok ülkeye oranla su kaynakları oldukça zengin olan ülkemizde insanlar, temiz ve sağlıklı suya ulaşamadığı için içme suyunu satın almaktadır. Tekrar soruyorum: Bu bütçeyle, sağlıklı içme suyu olmayan yerler suya kavuşturulacak mı?

Bu yıl içerisinde sadece Sivas’ta patlayan HES’de 6 yurttaş yaralandı, Trabzon’da yurttaşlarımız hayatını kaybetti; birçok yerde, HES inşaatında işçiler hayatını kaybetti.

Özetle AKP; doğaya, topluma, kadına, işçi kıyımına yol açan politikaları uygulamaktadır. Bu bütçe, toplum ve ekoloji karşıtı bir bütçedir.

Değerli arkadaşlar, mademki bütçe konuşuyoruz, öğrencileri konuşmalıyız. Üniversiteyi terk etmek zorunda kalan öğrenci sayısı her geçen yıl artmaktadır, bu yıl yarım milyona yaklaştı. Gelin, KYK borçları sorununu çözelim. Bu ülkenin gençliğini haciz altına alanlar geleceğe haciz koyduklarının farkında mı acaba? Genç işsizlik oranı yüzde 30’larda; ki, bu oran kadınlarda daha yüksektir. İşsizlik, aynı zamanda KYK borçlarıyla geleceği haciz altına alınmış bir gençlik var. Daha da gecikmeden, ranta, yandaşa aktardığınız kısmı biraz azaltırsanız öğrenciye, işçiye, EYT’liye de bir pay düşecek.

Mademki bütçeyi konuşuyoruz işçiyi, işsizi, İşsizlik Fonu’nu da konuşmalıyız. AKP döneminde işsizlik oranları da tarihî rekorlar görmüştür. Daha önce gençler için yüzde 27,4 gibi bir işsizlik oranı görülmemişti, genç kadınlarda bu oran yüzde 34,6’dır. Bu kadar işsiz varken İşsizlik Fonu’nu neden yağmaladığınızı soracağım. Bir soru önergesi verdim ve bir yıla yakındır ilgili bakanlık yanıt vermiyor, tekrar sorayım: 2007-2015 yılları arasında yayınlanan İşsizlik Sigortası Fonu Aktüeryal Değerlendirme raporlarını 2015 yılından sonra neden yayınlamadınız? Dokuz yıl sürekli yayınlanan bu rapor, dört yıldır neden yayınlanmıyor?

Mademki bütçeyi konuşuyoruz AKP’nin OHAL mirasını ve hukuksuzluğunu da konuşalım. Bülent Uçar, Kazım Kurnaz, Mücahit Karataş, Gökhan Açıkkollu, Ömer Faruk Arsoy... Bu isimleri hatırlıyor musunuz? Bu kişilerin çocuklarının, ailelerinin gözlerinin içine bakabiliyor musunuz? Bu insanları KHK’lerle sizler ihraç ettiniz; sonra, hukuksuz olan OHAL Komisyonunuz “Pardon!” dedi, işlerine iade edildiler ama öldükten sonra. Bu haksızlık ve adaletsizlik nasıl tazmin edilebilir? Kamuoyunun vicdanına sunuyorum. Hâlâ on binlerce ihraç OHAL Komisyonunun kararını bekliyor. AKP, bu konuda da 12 Eylül rejiminin bile gerisine düşmüştür. Anayasa ve hukuk düzeni rafa kaldırılmıştır. Kısaca, AKP uygulamaları hukuksuzdur. Günlerdir bütçe görüşmeleri yapılıyor ancak hiçbir öneriyi, hiçbir eleştiriyi kabul etmiyorsunuz. Zira, bu bütçe sarayda hazırlanmış ve sarayda onaylanmıştır. Halkın değil, sarayın bütçesidir. Sermayeye, savaşa ve saraya özel bu bütçeyi kabul etmiyoruz. AKP’den de bütçesinden de bu topluma hayırlı bir şey çıkacağına inanmıyoruz. Yaptığınız bütçeler de halkın değil, sizin ve yandaşlarınızın hizmetinedir.

Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi de Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel...

Buyurun Sayın Güzel. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesine dair söz aldım.

Öncelikle şunu dile getirmek istiyorum: “Bir şeyin içerisini boşaltmak, onu değerleymiş gibi gösterip değersizleştirmek istiyorsanız sürekli ondan bahsedin.” denir. Gençlik konusu da bu ülkede böyle bir şey. Her önemli dönemde hatırlanan, üzerine methiyeler dizilen ve her şeyin temeline yerleştirilen gençliğin ne sorunlarla boğuştuğunu ve nasıl geleceksizleştirildiği görülmez.

Bugün Türkiye’de gençler işsizliğe, yoksulluğa, umutsuzluğa, geleceksizliğe terk edilmiş durumda. “Gençlik geleceğimizdir.” diyoruz ama şunu bilelim ki geleceğimiz umutsuzluk içerisinde.

Şu an OECD ülkeleri arasında en yüksek genç işsizlik oranı maalesef ki bizim ülkemizde. TÜİK verilerine göre, 2009 yılı Temmuz döneminde işsizlik oranı 13,9; genç kadın işsizlik oranı yüzde 33; 15-24 yaş grubundaki genç nüfustaki işsizlik oranı ise yüzde 27 olarak açıklandı. Böylece ülke tarihinin en yüksek genç işsizlik oranı Hükûmetiniz döneminde gerçekleşmiş oldu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde hazırlanan “Türkiye’de Üniversite Mezunu Nüfusun İşgücü Durumu” başlıklı rapora göre ise her 4 işsizden 1’i üniversite mezunu gençler. Bir yandan atanamayan öğretmenler, bir yandan iktidarda tanıdığı olmadığı için torpil bulamayıp sınavları geçemeyenler, bir yandan da iş bulamadığı için intihar eden gençler var bu ülkede. Tüm bu verilere rağmen, 2020 yılı bütçesinde genç işsizlik sorununa dair çözüm odaklı bir yaklaşım söz konusu değil.

Bakın, dün bu Meclisten 208 üniversitenin bütçesi geçti ve bu üniversitelerden mezun olan milyonlarca genç işsiz durumda. AKP Genel Başkanı 2009 yılında “Her üniversiteyi bitiren iş sahibi olur diye bir şey yok.” dedi, yıl 2019, yine aynı şeyler söylendi. Şunu hatırlatmak isteriz ki üniversitelerin bütçesini onaylayan bu Meclisin, bu üniversitelerden mezun olan gençlere istihdam alanı yaratmak gibi bir sorumluluğu da var.

2004 yılında 97.545 olan üniversite mezunu işsiz sayısı, 2019 yılında 1 milyon 340 bine yükselmiş. Madem üniversite okuyarak da iş bulamayacaklarsa bu gençlerin umutlarını neden istismar ediyorsunuz? Neden bu gençler hem okurken hem de bitirdikten sonra işsiz kalarak bu kadar ekonomik külfetin altına giriyor?

Değerli milletvekilleri, gıda enflasyonunun yüzde 20’lerde olduğu bir ortamda, öğrencilere 50 lira burs zammı müjdesi verildi. Gerçekten de harca harca bitmez bu 50 lira! Üniversite mezunu işsizler on beş yılda 10 kat artarken Hükûmet, çözümü 50 lirada buldu. Nüfusun yüzde 16,1’ini oluşturan 15-24 yaş arasındaki gençlere Türkiye’de merkezî bütçenin yaklaşık yüzde 2’si ayrılmakta yani gençler bu bütçede de yok hükmünde. Bugün Türkiye’de gençler bizzat bu Hükûmetin politikaları yüzünden yaşamlarının en güzel ve en verimli geçmesi gereken yıllarında umutsuzluk ve karamsarlığa itilmektedir.

Son derece kozmopolitik bir ülke olan Türkiye’de, asimilasyon ve tekçi politikaların devletin en tepesinden başlayarak sürekli, yeniden üretildiği ve farklılıkların hoş görülmediği, gençlerin siyasal ve karar alma süreçlerinde neredeyse hiç olmadığı bir gençlik politikası hâkim. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de, gençlerde; mutluluk, öz güven, geleceğe umutla bakma gibi endekslerde sürekli bir düşüş yaşandığı bilinmektedir.

Bizler Türkiye’de okuyan, düşünen, sorgulayan ve düşüncesini özgürce ifade eden gençlerin en başta iktidarın hedefinde olduğunu hapishanelerdeki genç oranından biliyoruz. Birçoğunun tutuklanma gerekçesiyse Hükûmete muhalefet etmek. Sanatla, kültürle, sporla ilgilenen, kendi iradesini ortaya koyabilen bir nesli böyle mi yaratacağız?

Değerli milletvekilleri, gençlerin halay çekmek, piknik yapmak gibi sosyal etkinlikleri de örgütsel faaliyet olarak geçiyor. Şu an Türkiye’de AKP’nin desteklediği dernekler, kurumlar dışında gençlere yönelik etkinlik yapılamıyor neredeyse. Gençliği ve taşıdığı enerjiyi ciddi bir şekilde terörize ve kriminalize etme durumu söz konusu. Kendi sorunları için, toplumsal sorunlar için bir araya gelen Gençlik Meclisi üyelerimiz polisler tarafından tehdit ediliyor, taciz ediliyor; onlarca genç gözaltında, polislerin ajanlaştırma tehdidiyle karşı karşıya. Gençlere “Toplantılarınızda neler konuşuyorsunuz, bize anlatın, size iş verelim.” deniyor. Neler konuşuluyor biliyor musunuz? Gençler bu toplantılarında sorunlarına çözüm arıyor, devletin onları yüz yüze bıraktığı sorunlardan nasıl kurtulabiliriz diye politikalar üretmeye çalışıyor. Örneğin, şu an var olan temel sorunlardan biri uyuşturucu problemi. Seçim bölgem olan Diyarbakır’da uyuşturucuyla mücadele eden kurumlar kayyumlar tarafından kapatıldı. Gençlik Meclisimiz, bu soruna çözüm olabilmek için “Bağımlı Olma, Özgür Ol.” kampanyası başlattı ve bu kampanya şu an iddianamelerde örgütsel faaliyet olarak geçiyor, bu yüzden de gözaltına alınan ve tutuklanan gençler var. Tüzükleri olan, kamuoyuna ve medyaya açık bir şekilde ilanı yapılan HDP Gençlik Meclisi yine iddianamelere konuldu ve gençler bu yüzden yargılanıyor. HDP gençliğine dair saldırıları öyle bir boyuta getirdiniz ki yapmadıkları şeylerden dahi yargılanır hâle geldiler. Gençlerin dayanışma ve paylaşım kültürüne katkı sunmak amacıyla Gençlik Meclisimiz tarafından futbol turnuvaları düzenlendi ve bu maçlar için valiliklerden izin alındı. Kimi valiliklerde izin verildi ve yapıldı. Yalnız Mardin Valiliği bu turnuvaya izin vermedi ve gençler bu turnuvayı iptal etmek zorunda kaldı ama 2 gencimiz yapamadıkları turnuvadan dolayı yargılandılar. Tabii, bu durum yeni bir durum değil. OHAL sonrası, son dört yılda partimizde görev alan binlerce genç gözaltına alındı. Bugün hâlen partimizin onlarca üyesi haksız ve hukuksuz yere tutuklu. Dernek kurmak, bildiri dağıtmak, yürümek suç; konuşmak, partiye girip çıkmak, piknik yapmak, konser düzenlemek suç yani tüm faaliyetler suç. Öyle ki gençlerin hangi kitabı okuyacağına dahi iktidar karar veriyor, bunun dışına çıkınca bu da suç. Çantasında politika ve siyasetle ilgili kitap taşıyınca örgüt üyesi sayılıyor. Yasaklanan, toplatılan kitapların, dergilerin hangileri olduğunu gözaltına alınan gençler gözaltındayken öğrenebiliyor. O kadar çok kitap yasakladınız ki takip edip akılda tutmak dahi imkânsız hâle gelmiş durumda. Bu yüzdendir ki dünyada en çok beyin göçü veren ülkelerden biri şu an Türkiye. Siyaset yapmak, bilimsel araştırmalar yapmak, akademik çalışmalarda bulunmak, Türkiye'de iş bulamayıp yeni bir hayat kurmak isteyen binlerce genç çözümü yurt dışında arıyor. Son bir yılda 253 bin yurttaş yurt dışına göç etti. Türkiye'de kalan genç nüfusun önemli bir kısmı ise düşünce ve ifade özgürlüğü olmadığı için şu anda cezaevinde tutsak. Üniversitelerde akademik özgürlük taleplerine karşı sessiz kalınıp görmezden gelinen yine gençler. Türkiye'de gençler gelecek hayalleri sorulduğunda farklı ülkelerin vatandaşı olmak istediklerini ifade ediyorlar, Türkiye'de gelecek planlaması yapmıyorlar.

Değerli milletvekilleri, ayrımcılık, eşitsizlik koşulları öyle bir duruma geldi ki artık spor faaliyetleri bile kimin yaptığına göre değerlendiriliyor. Spor; kadın-erkek, Kürt, Türk, Arap, her kimlikten, her inançtan insanın en temel haklarından biridir; sadece bedensel bir iyilik için değil, aynı zamanda kolektif bir etkinlik, bir dayanışma, bir ruhsal iyilik hâli için yapılmalıdır. Ama sporu Kürtler yapınca ortaya bir iyilik değil, bir ırkçılık çıkıyor. Amedspor, bölge illeri dışında neredeyse katıldığı her maçta linç edilmeye çalışıldı. Linç edenlere en ufak bir ceza verilmezken Amedspor izleyicisiz maçla cezalandırılıyor. Hem kadın futbol takımı hem erkek futbol takımı olan, cinsiyet eşitliğine son derece dikkat eden ve çalışmalarını bu yönde yürüten yasal bir futbol takımı neredeyse gol attı diye ceza alacak. Süper Toto Teşkilat Başkanlığı bütün 2. ve 3. Lig kulüplerine “reklam” adı altında ödeme yaparken Amedspor’a 3 sezondur ödeme yapmıyor. Çoğu kulüp belediyelerden destek alırken Diyarbakır kayyumu yıllardır bu desteği sunmuyor.

Değerli milletvekilleri, gençlerin futbol turnuvasının dahi terörize edildiği böylesi bir atmosferde, böylesi bir hakikatin içerisinde gençlik kendini nasıl var edecek? Gençliğin her türlü özgür düşünce ortamına sahip olması gerekmektedir. “Şu partinin genci” veya “bu partinin genci” olmaz, bütün gençler geleceğimizdir ve bizlerin bu geleceğe sahip çıkma gibi asli görevi vardır. Üniversitelerde akademik ortamların özgürleştirilmesi, işsizlik sorununa çözüm bulunması, güvenlik soruşturmaları yüzünden işine başlayamayan genç meslek sahiplerinin önünün açılması, gözaltı ve tutuklama politikalarından vazgeçilmesi gerekmektedir. Özgür ve umutlu bir ülkenin geleceğinin sırrı burada yatmaktadır. Bu, bizlerin gençlere bir hediyesi değil, bir borcudur. Hükûmet, bu, gençliğe düşman politikalarını sürdürdükçe gençlere her defasında gelecek borçlanmaya devam edecektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, şimdi de sırada Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul var. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Toğrul.

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Yine bizleri televizyonları başında izleyen sevgili yurttaşlarımıza buradan saygılarımızı sunuyoruz.

Değerli Başkan, biz de Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine konuşuyoruz ama Bakanlık, aslında “Spor Bakanlığı” olarak biliniyor, gençlik çok umurunda değil, “gençlik” kısmı tamamen ötelenen, görmezden gelinen bir nokta. Spor Bakanlığı olarak bilinmesine rağmen, daha çok hangi sporla biliniyor? Kulüp sporlarıyla biliniyor. Kitle sporu alanlarında yine Bakanlık yok, yine Bakanlığın esamesi okunmuyor. Peki, kulüplerde ne durumdayız? Tüm kulüpler batakta, iflasın eşiğinde ama buna rağmen “Spor Bakanlığı” olarak adlandırılan bir Bakanlığımız var. Gençlik görülmez durumda. Tabii Spor Bakanlığı demişken, bu Spor Bakanlığının tüm kulüplere eşit uzaklıkta olması beklenirken nedense bölge spor kulüplerini de düşman gibi gören bir anlayışa sahipler.

Biraz önce arkadaşım Amedspor’dan bahsetti. Değerli arkadaşlar, Amedspor çok mütevazı, halkın desteğiyle ayakta durmaya çalışan bir kulüp. Hiç kimsenin buraya tek kuruş bir katkısı yok, Spor Toto gelirleri de dâhil olmak üzere. Gelen misafirlerini en üst seviyede misafirperverlikle karşılıyor. Gelen misafirlerin hepsi, Amedspor’a teşekkür ederek gidiyor ama Amedspor ve bölge spor kulüpleri gittikleri her yerde ırkçılıkla karşı karşıya kalıyorlar.

Bakın, “Çocuklar ölmesin, maça da gidebilsinler.” Şimdi, bu sloganın nesi var değerli arkadaşlar? Bu slogan nedeniyle Amedspor cezalandırıldı. Amedspor’un -ne yaparsanız yapın- bir sözü var, “Direnmektir sana can veren.” diye bir sloganı var. Evet, Amedspor’un da, Kürtlerin de, bizlerin de can vereni, direnmektir değerli arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, Bakanlığın görmezden geldiği gençlik üzerine birkaç şey söylemek istiyorum. Bakın, bu ülkenin yüzde 16’sı gençlik, yüzde 16’sını genç nüfus oluşturuyor. Peki, bütçede ayrılan pay ne? Yüzde 2 düzeyinde. Nüfusun yüzde 16’sı, ayrılan pay yüzde 2 düzeyinde. Gençler bu bütçede yok dememizin gerekçesi budur.

Peki, değerli arkadaşlar, gençlerimiz şu anda uyuşturucunun, yoksulluğun, yoksunluğun, işsizliğin tamamen etkisindedir. İnsanlarımız, gençlerimiz, bu ülkede yaşamaya, geleceğe umutla bakamıyor ve hepsi çareyi, şimdiden bir şekilde kapağı başka bir ülkeye atmakta buluyor. Bu ülkenin gençleri dışarıya gidiyor, beyin göçü oluyor değerli arkadaşlar. Bu ülkenin en gelişmiş beyinleri, maalesef, geleceğini dışarıda arıyor.

Bakın, her 4 gençten 1’i uyuşturucu bataklığında değerli arkadaşlar. Sayıyı tekrar ediyorum, her 4 gençten 1’i uyuşturucu bataklığında değerli arkadaşlar, her 4 gençten 1’i işsiz; her 4 gençten 1’i uyuşturucu bataklığında, her 4 gençten 1’i işsiz. Bakın, gençlerimiz çocukluklarını ve gençliklerini yaşamıyorlar. Nerede çalışıyorlar biliyor musunuz? Güvencesiz ya kasiyer olarak ya stajyer olarak hatta hatta inşaatlarda amele olarak çalışmak zorundalar.

Gençlerin önemli bir kısmı eğitime erişemiyor değerli arkadaşlar, eğitime. Ancak üçüncü dünya ülkelerinde görülecek bir şeyi bizim gençlerimiz yaşıyor. Eğitime ulaşabilenlerin de yığınla sorunu var değerli arkadaşlar. Bakın, Kredi ve Yurtlar Kurumu, Sayın Bakanlığa bağlı. Üniversiteye yerleşen her 10 gençten sadece 1’ine Kredi ve Yurtlar Kurumu barınma imkânı verebiliyor. Geriye kalan 9 nerede? Cemaatlerin yurtlarına mahkûm ediliyor değerli arkadaşlar. Cemaatler, her yerde yurtlar açmış. “Olabilir, burada kalabilir.” diyebilirsiniz arkadaşlar. Bunlar, bu yurtların hiçbir tanesi denetime tabi değil, denetlenmiyor, ne yapılıyor ne ediliyor. Asla buralara kimse eğilmiyor.

Değerli arkadaşlar, burs oranını çok arttırdığımızla övünüyoruz. Burs bu yıl 500 liradan 550 liraya çıkarıldı. Çok büyük bir gelişme ya! Değerli arkadaşlar, bu para, çoğu yoksul olan gençlerimizin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan çok uzak. Bu parayla bu koşullarda yaşamlarını idame ettirmeleri mümkün değil.

Bir diğer önemli şey, değerli arkadaşlar, gençlerimiz -üniversiteyi kazananlar- üniversite ortamını güvenli görmüyorlar, orada tehlikeli bir alanda yaşadıklarını ifade ediyorlar. Asla ve asla, üniversitede, öğretimin dışında herhangi bir faaliyet yoktur. Biraz önce arkadaşımın söylediği gibi, eğer AKP ve bağımlı cemaatler tarafından organize ediliyorsa sorun yok ama başka kesimlerce yapılıyorsa sorundur. Değerli arkadaşlar, biraz önce yine söyledi değerli arkadaşım, Antep’te bizim gençliğimiz futbol turnuvası düzenledi ve her türlü engel çıkarıldı. Gözaltına alınan gençlerimiz… Değerli arkadaşlar, gençlerimizden elinizi çekin. Ajanlaştırılmaya çalışılıyor. Israrla HDP’yle ilgili bilgi isteniyor.

Değerli arkadaşlar, HDP’yle ilgili bilgileri ben size vereyim. Halkların Demokratik Partisi, programı ve tüzüğü Yargıtayca onaylanmış bir siyasal partidir, Genel Merkezi Çankaya Büklüm Sokak’tadır, Eş Başkanları Sayın Pervin Buldan…

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’ya…

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – PKK’li olamazsın… Sen kimsin ki bana bu lafı söyleyebiliyorsun?

SALİH CORA (Trabzon) – Hayır, kimseye… (HDP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Söyleyemezsin böyle! Burada ülkenin sorunlarını konuşuyoruz.

BAŞKAN – Sayın Toğrul, siz devam edin.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Ulu orta böyle laflar söyleyemezsiniz!

BAŞKAN – Sayın Toğrul, Genel Kurula hitap edin.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Siz de IŞİD’lisiniz o zaman!

BAŞKAN – Sayın Toğrul, Genel Kurula hitap edin, tamam.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Halkların Demokratik Partisinin Eş Genel Başkanları Sayın Pervin Buldan ve Sayın Sezai Temelli’dir. Halkların Demokratik Partisi şu Meclisin 3’üncü büyük grubudur. Ve neyi savunduğunu size söyleyeyim: Gençlerin ve kadınların siyasete girmesini savunuyor. Halkların Demokratik Partisi bir genç partisi ve bir kadın partisidir. Halkların Demokratik Partisi şunu savunuyor, diyor ki: Bu ülke çok renklidir, çok dillidir, çok inançlıdır ve buradaki tüm renkler, inançlar, kültürler, diller, herkes, adil, eşit, özgür, bir arada yaşasın. Eğer siz bundan tehlike görüyorsanız, gençlerimizi bırakın, bu bilgileri biz buradan, size kürsüden verelim.

Değerli arkadaşlar, Halkların Demokratik Partisi olarak, bakın, gençliğin üzerinden bu tür faaliyetlerle gençlik meclislerimizi terörize etmenize asla izin vermeyiz. Gençlik Meclisimizin kuruluşunu Eş Başkanımız Sayın Sezai Temelli basının önünde açıkladı, eş başkanları seçimle geldiler. İkinci gün, AKP’nin arka bahçe medyası, havuz medyası manşet attı: “PKK gençleri dağa göndermiyor, PKK gençlere HDP il merkezlerinde bomba eğitimi veriyor.”

YELDA ONUR GÖKCAN (Muğla) – Doğru söylüyor, doğru söylüyor!

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim: Eğer doğruysa sizin polisiniz yirmi dört saat bizim kapılarımızda niye bekliyor? Nasıl göremiyor madem? Siz kör müsünüz o zaman! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Toğrul, Genel Kurula hitap edin.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, Halkların Demokratik Partisini bu şekilde kriminalize etmenize asla izin vermeyeceğiz. Halklarımızın, kültürlerimizin, dillerimizin birlikte yaşamasını mutlaka bu ülkede egemen kılacağız, mutlaka savunacağız. Gençlerimiz umutla geleceğe bakacaklar, AKP’nin yarattığı karamsarlıktan, AKP’nin yarattığı yılgınlıktan etkilenmesinler. (AK PARTİ ve HDP sıralarından gürültüler) Evet, çok yükseldiler. Şimdi, bu kadar bağırmaları niye biliyor musunuz arkadaşlar? Bakın, bir uçak yükselirken değil, aşağı doğru irtifa kaybederken yolcuları endişelenir. İşte, endişeleri görüyorsunuz, artık AKP irtifa kaybediyor. 3 parçaya bölündünüz, emin olun, onlarca parçaya bölüneceksiniz. (AK PARTİ ve HDP sıralarından gürültüler)

Ben Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, sırada Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz var.

Buyurun Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Elimden geldiğince süreyi iyi kullanıp Ulaştırma Bakanlığının bütçesine de birkaç konuda değinmek istiyorum.

Sayın Bakanlıkça ve diğer birçok bakanlıkça sürekli mega projeler üretiliyor. Bu mega projelere baktığımızda tüm ihaleler sürekli yandaş firmaların -zaten 5 firma neredeyse- etrafında dönüyor. AKP iktidarı herhâlde artık yoksul mahallelerine uğramıyor diye düşünüyorum çünkü sürekli bu mega projelerden sadece zenginler yararlanabiliyor. İstanbul ve İzmir arasındaki yolu da Osmangazi Köprüsü’nü de sadece zenginler kullanabiliyor. Niye mi? Çünkü İzmir-İstanbul arasında gidip gelen bir vatandaş 500 liranın üzerinde bir ödeme yapmak zorunda köprüye ve otoyollara. Hangi yoksul vatandaş bunu ödeyebilir? Hiçbiri. Sayın Bakan da Plan ve Bütçe Komisyonunda aslında bu duruma ilişkin soruya çok net bir şekilde cevap verdi: “Vatandaş alternatif yolu kullanabilir.” dedi yani “Yoksul uzun yolu kullansın, biz bunu zenginler için yaptık, parasını veren geçer.” şeklinde.

Bu durumu yani kamu-özel iş birliği projelerindeki yandaş kesimin ihyasını aslında Uluslararası Şeffaflık Derneği bir rapor hazırlayarak Zafer Havalimanı üzerinden herkesin anlayabileceği bir şekilde kamuoyuyla paylaştı. Bu raporda açıkça görülmektedir ki gerekli parametreler yapılmamış, havalimanı yandaş bir firma olan IC İçtaş yani İbrahim Çeçen adlı müteahhide verilmiş ve yine başka mega projeler de bu yandaş müteahhide verilmiş ve buradaki kayıp milyonlarca euro değerinde. Sadece 50 milyon euroya yapılabilecek olan bu projeye, şu ana kadar, kamunun bütçesinden yani yedi yıllık sürede -garanti verildiği için- 35 milyon euro ödenmiş durumda ve yeterince rekabet ortamı sağlanmadan, yirmi dokuz yıl on bir aylık bir süre için bu verilmiş. Yani bizler ödeyeceğiz geçiş garantisi verdiğimiz için, yolcu garantisi verdiğimiz için, çocuklarımız ödeyecek hatta torunlarımız da ödeyecek. Yani 50 milyonluk işi 200 milyon euronun üzerinde bir fiyata yaptırmış olacağız, fazla bir rakam ödeyeceğiz.

Ancak arkadaşlar şunu belirtelim, bilmiyorum televizyon izliyor musunuz...

KEMAL PEKÖZ (Adana) – A Haber...

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) - ...ya da etrafınızdaki insanlar size söylüyor mu bebek mamaları, bebek bezleri, artık insanlar bunları alamıyor. Marketlerde bebek mamaları artık kilitli kutulara konuyor, bunun ne demek olduğunu herhâlde herkes anladı. Bebek bezleri reklamı, artık televizyonda “Tanesi 1 lira, tanesi 67 kuruş.” şeklinde veriliyor. Yani ne demek oluyor? Sizin mega projeleriniz olmasına rağmen halk geçinemiyor. Halk, çocuğuna mama alamıyor, bez alamıyor. Siz bunun farkında değilsiniz herhâlde? Halkın yoksulluğu artık gizlenemeyecek bir duruma gelmiş durumda.

Yine arkadaşlar, geçen gün de bahsettim, Silopi’de 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağının yıl dönümüydü ve yine bu tarihlerde hayatını kaybeden bir yurttaşın hikayesini size anlatmak istiyorum. Mehmet Mete, 10 yaşında, yasağın 7’nci gününde evlerinde yatak olarak kullandıkları divanda ikiz kardeşiyle yatarken evlerinin yakınına isabet eden top mermisiyle başından yaralandı ve ailenin tüm feryatlarına rağmen ambulansın geçişine izin verilmediği için hayatını kaybetti.

Sonrasında ne mi oldu? Çatışmalar sebebiyle bu aile çocuğunu ne hastaneye ne de mezarlığa götüremedi. Komşularının yardımıyla yakın bir camiye koydular, o çocuk başka cenazelerle birlikte iki hafta boyunca musalla taşının üstünde kaldı o karda kışta ve yirmi üç gün sonra defnedilebildi. Biz bu dev projeleri konuşurken işte bunlar yaşanıyordu bu ülkede. Bunları lütfen not edelim.

Tabii, sadece Şırnak’ta iktidarın siyasetsizliği ya da ihmalleriyle çocuklar, insanlar hayatını kaybetmiyordu. Çorlu tren kazasında Oğuz Arda Sel de yine maalesef ki bu ihmallerden dolayı hayatını kaybeden çocuklarımızdan biriydi. Ancak, bugüne kadar hiçbir bürokrat bu konuda soruşturulmadı. Soruşturma iznini vermeyen de Sayın Bakan. Sadece yine, düşük kademedeki pozisyon sebebiyle 2 Demiryolu çalışanı hakkında soruşturma açıldı. Yani, bu durumu kabul edebilmemiz mümkün değil. Ailelerin bu konudaki acıları hâlâ ilk günkü gibi taze.

Geçen gün duruşması vardı bu dosyanın, bu davanın ve Oğuz Arda Sel’in dedesi “Cumhurbaşkanı, torununu kucağına alıp seviyorsun, benim torunum iki parçaydı, çuval gibi diktiler. Beni alın zindana atın. Çekin şu pis ellerinizi adaletin üstünden.” diyerek isyan ediyordu. Evet arkadaşlar, maalesef ki adalet ne Şırnak’ta ne de Tekirdağ’daki tren kazasında tesis edilebilmiş değil.

Yine, geçen gün İçişleri Bakanı burada, yüzümüze bakarak, hiç yüzü kızarmadan, belediyelerimize, kayyum atanan belediyelerimize, gasbedilen belediyelerimize ilişkin bazı iddialarda bulundu. Arkadaşlar sadece şunu söyleyeyim, tüm kamuoyu da bizi izliyor: 31 Mart seçimleri için, belediye başkanı adayı olabilmek için temiz kâğıdı almanız gerekiyor. Bu belediye eş başkan adaylarımız gidip temiz kâğıdını aldı, seçime girdi ve seçildi, hiçbir şey yoktu ancak aniden, üç dört ay içerisinde suç makinesine mi dönüştüler?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yargıtay aşaması var, temyizi var.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) - Sonrasında hemen kayyum atanmaya başlandı yani halkın seçtiği belediyelere yine kayyum atanmaya ve halkın iradesi gasbedilmeye başlandı ama İçişleri Bakanlığının herkese sunduğu ve inanmasını istediği senaryo şuydu: “İnanacaksınız, bunlar suç makinesine dönüştü.” Hayır arkadaşlar, böyle değil, herkes biliyor ki seçimlerden önce gerek İçişleri Bakanı gerekse de Cumhurbaşkanı açıkça söyledi: “Seçilirlerse kayyum atayacağız.” Bunu net bir şekilde söylediler, gizlemediler. Bu mesele tabii, sadece AKP iktidarıyla ilgili olan bir mesele de değil, yüz yıllık Kürt meselesindeki yüz yıllık inkârcı, imhacı ve asimilasyoncu politikanın devamıydı. Defalarca buradan gösterdik haritaları; yüz yıldır nerelerde sorunlar yaşandı, Şark Islahat Planı nerede ilan edildi, Umumi Müfettişlikler nerede ilan edildi, OHAL 1987–2002 yılları arasında nerede ilan edildi, yine, 2016’da kayyumlar nereye atandı, bu halkın iradesi nerede gasbedildi. Kabul etseniz de etmeseniz de asimilasyon ve inkâr politikaları devam ediyor. Ve yine, kayyum atandıktan sonra, seçimlerden önce Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı: “Kürt kardeşlerimiz kayyum istiyor, Kürt kardeşlerimizle bir sorunumuz yok." dedi ama daha geçenlerde yine kayyum atadığınız, halkın iradesini gasbettiğiniz Cizre’de halk eğer sizden memnunsa, halk eğer kayyumu istiyorsa neden yüzde 77 oy verdi HDP’ye, onu size sormak isterim. Herkes biliyor ki o dönemde Ankara’dan AKP iktidarı eliyle bir konsept devreye koyuldu. Seçimlerde sınır hattına, Kürtlerin yoğun yaşadığı bu yerlere askerler, polisler taşındı, seçmen sayısı az olan yerlerde halkın iradesi gasbedildi. Hatta arkadaşlar, hepsini bir kenara bırakıyorum, şunu söyleyeyim size: 13 Mayıs 2019, seçimlerden hemen sonra, Şırnak-Ankara uçuşunda yanımda Şırnak eski valisi oturuyor, yanında bir de HSK temsilcisiyle, biliyor musunuz neyi anlatıyordu? Seçimlerde yaptıkları hileleri anlatıyordu. Kürtlerin seçtiği bu belediye eş başkanlarını tekrar görevden alıp kayyum atamaktan bahsediyordu. “Ama…” dedi…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Size mi anlattılar onları? Size mi anlattılar, nedir yani?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Yok, o kadar pervasızlaşmışsınız ki, “HDP’li Vekil burada, duyar.” diye hiç endişe bile duymadı. Şu anda Emniyet Genel Müdürü -herkesin hakkını, hukukunu tesis etmekle, korumakla mükellef olan şahıs- AKP için neler yaptığını açık açık söylüyordu. Ve orada şunu söyledi: “Bu belediyelere kayyum atamak gerekiyor, ancak İstanbul seçimleri var, İstanbul seçimlerinden sonra, duruma göre, bakılacak.” diye. Yani ne dendi?

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Siz kulak misafiri mi oldunuz, ne yaptınız?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Yani Kürtler eğer İstanbul’da bize destek verirse ya da nötr kalırsa kayyum atamayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Kaçmaz.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Ama herkes şunu bilecek arkadaşlar: Yani Kürtler ya da HDP ve diğer yoldaşlarımız, biz bu ülkede taktiksel bir şey yapmıyoruz, stratejik bir hedefimiz var. Biz bu ülkede demokratik cumhuriyeti, demokratik ulusu inşa edeceğiz. Farklı inançlar, farklı etnisiteler nasıl bir arada daha iyi yaşayabilir.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Hangi cumhuriyet ya, hangisi?

MELİHA AKYOL (Yalova) – Cumhuriyetimiz var bizim.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Bu ülkede cumhuriyet var Beyefendi, bu ülkenin cumhuriyeti var.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Orta Doğu’yu biz işgal etmeye değil, Orta Doğu’ya bir model üretmeye çalışıyoruz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Kurduğun cümleye dikkat et!

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Hiç öyle bağırmayın.

Siz kabul etseniz de, etmeseniz de HDP demokratik siyasette ısrar edecek ve bu hukuksuzlukları yapanlar er geç hesap verecek.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Kullandığın cümleye dikkat et!

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Hiç öyle, lâmı cimi yok bu işin, herkes hesap verecek.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Tabii, sen de hesap vereceksin.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Çıkın, şunu söyleyin: Biz Kürtlerin iradesini tanımıyoruz.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Kullandığın cümleye dikkat et!

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Biz Kürtlerin hakkını gasbediyoruz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Nerede konuşuyorsun, nerede?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Biz sizi tanımıyoruz, biz belediyeleri gasbettik deyin, mertçe söyleyin.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Yalnız, PKK Kürtleri temsil etmiyor.

MELİHA AKYOL (Yalova) – Hadi oradan be, hadi oradan!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Kurduğun cümleye dikkat et, burası Türkiye Cumhuriyeti’dir.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Hukuki kılıfı yok, siz gasbettiniz, gaspçısınız.

Teşekkürler.(HDP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Terörle bağlantısı olanları savunuyorsun. Şov yapıyor!

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Şov yapmaya gelmişsin, şov yaptın.

BAŞKAN – Şimdi de Muş Milletvekili Şevin Coşkun konuşacak.

Buyurun Sayın Coşkun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA ŞEVİN COŞKUN (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2020 bütçesi de öncekiler gibi, halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak, tamamen iktidarın ve güvenlikçi politikaların hizmetine sunulmuş bir bütçedir. Bütçe hazırlanırken yoksullar, işsizler, emekçiler, toplumsal cinsiyet eşitliği, farklı inançlar, gençler, kadınlar, çocuklar gözetilmemiştir. Bu bütçe, toplumsuz bir bütçedir; halkın dışlandığı, ayrımcı, eşitsiz bir bütçedir.

Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere rağmen, AKP iktidarında toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik şiddet her geçen gün artarak devam etmektedir. Kadına yönelik erkek şiddeti cezasızlık politikasıyla sonuçlanmakta, ekonomik şiddet ile emek sömürüsü ve kadın yoksulluğu sürekli olarak derinleşmektedir. Kadının ev içinde görülmeyen emeği üzerindeki değersizleştirme ve sıradanlaştırma, çalışma yaşamında da varlığını ne yazık ki sürdürmektedir.

2020 bütçesi, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe olmaktan uzak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini güçlendiren ve cinsiyetçiliği yeniden üreten bir bütçedir.

Kadına yönelik ekonomik şiddetin yanı sıra siyasal şiddet de sistematik olarak devam ettirilmektedir. Siyasal şiddetin en açık göstergesi ise kayyum atamalarıdır. Yerel yönetimlerde eşit temsiliyete, kadın kazanımlarına darbe vurmak için, 31 Martta kazandığımız 3’ü büyükşehir olmak üzere 28 belediyemize kayyum atandı. KHK gerekçesiyle mazbatası verilmeyen 6 belediye eş başkanımızla birlikte gasbedilen belediye sayımız 34’tür. Kayyumun gasbettiği belediyelerimizde, 12’si kadın, 19 belediye eş başkanımız hukuksuzca, haksızca ve uydurma gerekçelerle tutuklandılar. Kayyum gasbının en önemli hedefi eşit temsiliyete dayalı eş başkanlık sistemimiz ve kadın kazanımlarımızdır. Kayyum, kadına karşı iktidarın siyasal bir şiddetidir. Ancak ne kayyum gaspları ne de kadınların iradesini hedef alan diğer saldırılar asla biz kadınları yıldıramayacaktır. Eş başkanlıktan asla geri adım atmayacağız. Tüm kadınları da eş başkanlık sistemi konusunda duyarlı olmaya ve buna sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Halkın iradesini gasbeden politikaların bir örneği de Muş’ta yaşanmıştır. 31 Mart yerel seçimlerinde Muş İl Genel Meclisinde kazandığımız çoğunluk, 7 il genel meclis üyemiz görevinden alınarak, kaybettirilmiştir. Muş halkının iradesi AKP iktidarınca gasbedilmiştir. AKP seçimle alamadığını kayyumla ele geçirmeye çalışmaktadır. Bunun asla demokrasilerde yeri yoktur. Muş halkı, iradesini gasbedenlere karşı en güzel cevabı ilk seçimlerde mutlaka ama mutlaka verecektir. Partimiz HDP’ye yönelik baskı furyası her yerde olduğu gibi Muş’ta da devrededir. 15 Ağustostan bu yana, İl Eş Başkanlarımız Muhlise Karagüzel ve Ferhat Çakı ile önceki dönem 2 il genel meclisi üyemiz Ümit Sakık ile Ömer Altay ve birçok parti çalışanımız tutukludur. İl Eş Başkanımız Muhlise Karagüzel ve Ferhat Çakı, Muş Cezaevinden, ailelerine dahi haber verilmeden, 21 Kasımda Bünyan Cezaevine gönderilmiştir. İl Eş Başkanımız Ferhat Çakı, ailesi aracılığıyla cezaevinde kötü muameleye maruz bırakıldığını belirtmiştir. Muhlise ana ise ağır şeker hastasıdır ve kolesterol, tansiyon, görme kaybı ve çeşitli kronik hastalıkları bulunmaktadır. Hukuksuzca tutuklanan il eş başkanlarımız ve parti çalışanlarımız bir an önce serbest bırakılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, demokratik siyasete yönelik baskının bir benzeri de özgür medyada yaşanmaktadır. Medya üzerindeki baskı özellikle 2016’da ilan edilen OHAL’den sonra daha da artmıştır. 2016’dan bu yana çıkarılan KHK’lerle 173 medya kuruluşu kapatılmış, halkın haber alma özgürlüğü ve medyadaki çoğulculuk sonlandırılmış, binlerce basın emekçisi işsiz bırakılmıştır. Medya tek elde toplanarak muhalif gazete, radyo ve televizyonlar birer birer susturulmuştur.

Gazetecilerin, yazarların düşüncelerinden ve yazılarından dolayı gözaltına alınıp tutuklandığı bir ülke tablosuyla karşı karşıyayız. Bugün 150’ye yakın gazeteci, gazetecilik yaptığı için tutukludur. En son, gazeteci Aziz Oruç 11 Aralıktan bu yana gözaltında tutulmaktadır. Gazetecilik faaliyeti suç değildir. Aziz Oruç derhâl serbest bırakılmalıdır.

Dünyadaki basın özgürlüğü listesinde Türkiye 180 ülke içinde 157’nci sıradadır. Düşünce kuruluşu “Freedom House”un raporunda, Türkiye, özgür olmayan ülkeler arasında yer almaktadır. Raporda, internette siyasi, sosyal içeriklerin, farklı görüşlerin engellendiği, sosyal medya kullanıcılarının tutuklandığı, muhaliflere, insan hakları kuruluşlarına karşı teknik saldırılarda bulunulduğu vurgulanmaktadır.

İfade Özgürlüğü Derneğinin raporuna göre, son dört yılda toplamda 11.471 erişim engeli kararı alınmıştır. Bunların 1.950’si internet siteleri, 669’u haber linkleri, 2.997’si Twitter hesabı, 2.714’ü Twitter paylaşımı, 567’si Facebook, 1.639’u da YouTube linkinden oluşmaktadır. Aynı rapora göre, Türkiye, Twitter’da en çok hesabın kapatılması ve içeriklerin kaldırılmasını talep eden ülke konumundadır. Türkiye’de hâlâ, 2017 yılından bu yana, dünyanın en yaygın internet ansiklopedisi Wikipedia’ya erişim yasağı devam etmektedir. Bütün bu veriler bize muhalif söylem ve düşüncelerin ne denli baskı altında olduğunun bir kanıtıdır.

Değerli milletvekilleri, bölgesel eşitsizlikler, ayrımcı politikalar iletişimde olduğu gibi ulaşım alanında da karşımıza çıkmaktadır. Kürtçe, en çok konuşulan diller arasında olmasına rağmen, havaalanlarında ve uçuşlarda anons yapılan diller arasında bulunmamaktadır. Kürtçe anons yapılmaması ayrımcı, dışlayıcı, ötekileştirici politikanın bir yansımasıdır.

Diğer yandan, Türk Hava Yollarının, yolcularına dağıttığı ücretsiz gazetelerin tamamı iktidarın havuz medyasından oluşmaktadır. Yeni Yaşam, Evrensel, BirGün, Cumhuriyet ve Agos gazetelerinin dağıtımı yapılmamaktadır; bu gazetelerin dağıtımının yapılmaması açıkça bir sansürdür.

Bölge illerinde uçak seferleri, ihtiyacı karşılamamaktadır. Türk Hava Yollarının Muş-Ankara uçak seferleri sayısı haftada 5’e düşürüldü. Bunun yanı sıra, bilet fiyatlarının yüksekliği de halkı mağdur etmektedir. Bu eşitsizliğin, ayrımcılığın son bulması gerekir.

Değerli milletvekilleri, toplumun tüm kesimlerinden vergi toplanmasına karşın, hizmetler toplumun tamamına eşit ve adil bir şekilde dağıtılmamaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde yaptığı ve yapacağı projelerden yeterli payı alamaması Bakanlığın en büyük eksikliklerinden biri olarak göze çarpmaktadır. Örneğin, seçim bölgem Muş’ta ciddi ulaşım ve altyapı sorunu bulunmaktadır; köylerin yüzde 90’ında ciddi altyapı sorunu vardır, yollar onarılmayı beklemektedir. Muş’ta bulunan mevcut hastaneler halkın ihtiyaçlarını karşılayamamakta, var olan hastanelerde hem personel hem de teknik araçlar açısından eksiklikler yaşanmaktadır. Defalarca söz verilmesine rağmen Muş’ta eğitim ve araştırma hastanesi yoktur. İnsanlar çevre illerdeki hastanelere gitmek; maddi manevi zorluğu, o kadar yolu ve çileyi çekmek zorunda bırakılmaktadır. Halkın karşı karşıya kaldığı eşitsizliği, ayrımcılığı daha da derinleştiren 2020 bütçesini kabul etmiyor ve onaylamıyoruz.

Değerli milletvekilleri, biraz önce İzmir’de yine kadınlara yönelik bir gözaltı haberini aldık. Şili’den başlayan, tüm dünyaya yayılan, kadınların şiddete karşı söyledikleri şarkı nedeniyle yine kadınlar gözaltına alındı. Katilleri, tacizcileri gözaltına alın; kadınlara saldırmaktan vazgeçin.

Genel Kurulu selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, çok sayıda HDP vekilinin sataşması oldu. İzin verirseniz, kürsüden söz istiyorum sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Yerinizden versem… Aynı süreyi kullandırayım, daha uygun olur sanırım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Peki, tamam.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

9.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, “Sen Türk’sün, sen Kürt’sün.” ayrımının  kimseye faydasının dokunmayacağına, kayyum meselesinin asla Kürtlerin iradesine el koyma iddiası olmadığına, terör faaliyetinde bulunanın ve terörle arasına mesafe koyamayanın bedelini ödemesi gerektiğine, Türkiye'nin çok uluslu bir saldırıyla karşı karşıya bulunduğuna ve 82 milyonun kardeşliğini kollamaya, korumaya devam edeceklerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Öncelikle aslında her konuşmacıdan sonra cevap vermek belki daha uygundu, birçoğunun iddiası arada kaldı gibi oldu ama toplu olarak birkaç hususa cevap vermek isterim.

Bakınız, bu kürsü milletin kürsüsü. Biz, 82 milyonun tümünü eşit kabul ediyoruz, 82 milyon eşit yurttaşlar olarak bu ülkede gururla, onurla yaşıyoruz. Israrla, konuşmacıların dilindeki “Sen Türk’sün. Sen Kürt’sün.” tarzı ayrımın hiç kimseye faydası olmadığı kanaatindeyiz. Bin yıldan beri burada beraber yaşamaktan onur ve gurur duyuyoruz Sayın Başkanım. Kürt düşmanı aranıyorsa bu sıralara parmak sallayarak, tehditvari ifadeler  kullanarak değil, tam aksine terör örgütlerine “Dur!” demek lazım diye düşünüyorum Sayın Başkan. PKK’ya, PYD’ye laf söyleyemeyenlerin dön dolaş burada bize parmak sallamasını ibretle  takip ediyoruz.

MUAZZEZ ORHAN (Van) – Parmağı siz sallıyorsunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Diyarbakır Annelerini görmeyenlerin burada annelere, kadınlara sahip çıkıyor numarası yapmasını ibretle izliyoruz Sayın Başkan.

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Siz, diğerlerini görmüyorsunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Terörle arasına mesafe koyamayanların bize buradan parmak sallamasını ibretle izliyoruz. (HDP sıralarından gürültüler)

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Madem eşitlik var, Kürtler niye öldürülüyor, onu anlatın.

MELİHA AKYOL (Yalova) – Dinle! Dinle!

BAŞKAN – Devam edin Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, buranın tüzüğünü Kandil yazmaz, buranın tüzüğü bu. (HDP sıralarından gürültüler)

Lütfen davet eder misiniz arkadaşlarımızı.

BAŞKAN – Siz devam edin konuşmanıza.

SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Başkan, müdahale edecek misiniz? Sayın Başkan, müdahale edecek misiniz oraya?

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, izin verelim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayır Sayın Başkan, böyle konuşma olmaz. Yetmiş dakikadan beri sesimizi çıkarmadık.

BAŞKAN – Siz, devam edin değerli arkadaşım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Buranın tüzüğü var, buna uysun herkes. Bakın, benim Tüzük gereği konuşma hakkım kürsüden, siz “Oradan.” dediniz, saygı duyduk ama buna rağmen sabredemeyeceklerse herkes bunun adımını atsın. Öyle şey olmaz!

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Biz sabrediyoruz, yeterince sabrımız var; sabredemeyen sizsiniz!

BAŞKAN – Konuşmanızı siz sürdürün Sayın Turan, düzeni sağlarım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Nasıl sürdüreyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Ben düzeni sağlarım, siz sürdürün. Konuşmanıza devam edin lütfen.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bakın, Sayın Başkan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Grup Başkan Vekilinin konuşmasına izin verelim, lütfen.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kandil’de süt dökmüş kedi gibi olanların burada aslanmış numaralarını artık yemiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Burada konuşmaya başladığımız anda bağırmanın hiç kimseye faydası yok Sayın Başkan. Bakınız, eline tutuşturulan bir metni kafasını kaldırmadan bildiri okur gibi okumanın topluma ne kadar uzak olunduğunun aslında en büyük göstergesi diye düşünüyorum. Aldılar ellerine… (HDP sıralarından gürültüler)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) - Sizinkilerin hepsi ezbere okuyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Grup Başkan Vekili konuşuyor ya! Bu nasıl nezaketsizlik ya?

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen izin verelim, Sayın Grup Başkan Vekili konuşsun. İhtiyaç duyarsa Grup Başkan Vekili cevap verir.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Mahmut Bey sen de mi yapıyorsun?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ben bir şey demiyorum.

BAŞKAN – Sayın Turan, siz devam edin konuşmanıza.

SALİH CORA (Trabzon) – Devam edemiyor ki, böyle bir şey olamaz ki!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, kuvvetler ayrılığını ısrarla dile getirip tek adam rejiminin hâkim kılındığını ifade ediyorlar. Oysa en son iddiayı bu partinin yapması lazım. Kuvvetler ayrılığı iddiasını, Kandil ile İmralı’nın ayrıldığını zannedenlerden bahsediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bakınız “tek adam” diye itham ettikleri bu milletin kahir ekseriyetle seçtiği insandan bahsediyoruz. Bugün o olur, yarın başkası olur ama bu yeni sistemde, halkla beraber yol yürüyen, ittifaklarını büyüten, dilini revize eden kazanacak. Bu dilin kimseye faydası yok Sayın Başkan; kardeşliğimize yok, beraberliğimize yok. O yüzden bu konuşmacıların daha hassas olmasını tekrar ifade etmek istiyorum.

Bakınız, Sayın Başkan…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Önce gasbedin, sonra “Kardeşiz.” değil mi?

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) - Ayrımı yapan da sizsiniz!

BAŞKAN – Devam edin Sayın Turan, siz devam edin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ya, arkadaş, bırakın bu Kürtlerin istismarını, bırakın Kandil borazanlığını, bırakın bu methiyeyi; artık yeter! Konuşalım iki dakika. (HDP sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, kayyum atamasıyla ilgili de ısrarla sanki hukukun dışında bir adım varmış gibi, anayasal bir rejim yokmuş gibi çok ağır ithamlarda bulundular.

ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) – Var mı, var mı? Adalet mi var? Hiçbir şey bırakmadınız!

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Anayasa’yı ihlal eden sizsiniz!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bana tebessüm eden baş tacı ama oraya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tecrübeli bir Grup Başkan Vekilisiniz, bazen ses yükselebilir, siz devam edin, genel düzeni sağlarım ben; buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – O zaman kürsüden konuşmak istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Genel düzeni sağlarım ben.

SALİH CORA (Trabzon) – Az sonra bizim de sesimiz yükselecek. İyi hadi bakalım!

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, kayyum meselesi asla Kürtlerin iradesine el koyma iddiası değildir. (HDP sıralarından gürültüler)

EBRÜ GÜNAY (Mardin) - O zaman niye batıda bir yerde yok, Ege’de niye yok?

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Dağdakileri buraya indirdin ya!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, izin verelim lütfen sözlerini tamamlasın; sonra Grup Başkan Vekiliniz cevap verir gerekirse.

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şu üslup bile başlı başına Meclisi nasıl terörize ettiklerinin göstergesi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Turan, devam edin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bakınız, kayyumların atanması asla milletin iradesine, hele ki Kürtlerin iradesine bir saygısızlık değildir. Mesele tamamen yasal zemin içerisinde atamalardır.

Örneğin, dünyanın hiçbir yerinde “Ben temiz kâğıdı aldım.” iddiasındaki bir başkan “HDP’li Başkan teröristi götürürken yakalandı.” iddiasının muhatabı olamaz.

Sayın Başkan, dünyanın hiçbir yerinde bir başka belediye başkanı “Teröristlerin basın açıklamasında bulundu.” diye bir haberin muhatabı olamaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hiçbir yerde polisimizi şehit eden azılı teröristin cenazesine katılmak gibi bir görevde olamaz. Hiçbir belediye başkanı bu milletin içerisinde, ihraç edilen, terörden ihraç edilen birini belediyede yetkili kılamaz. Hiçbir yerde “Sahabe” ismini kaldırarak teröristin ismini veremez. Hiçbir yerde PKK’nın ilk silah attığı terör eyleminin yıl dönümünde kutlama yapamaz. (HDP sıralarından gürültüler) Hiçbir yerde Sayın Başkan, bir belediye başkanı ayrıştırma stratejisi uygulayarak camiler üzerinden millete laf edemez. Aynı şekilde, hiçbir yerde bir belediye başkanının bayramda, daha anne babasının elini öpmeden, ilk işi terörist mezarlığında ziyaret olamaz. Hiçbir yerde teröristlere VIP’li sağlık hizmeti veremez. Hiçbir yerde bu tarz belediye başkanları personel kimlik kartı üzerinden Türk Bayrağı’nı kaldıramaz.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Yalan! İftira!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Yalan, yalan!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hiçbir yerde şehitlerin yakınlarını işten atamaz gibi daha yüzlerce örnek verebilirim. (HDP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerimizi bağlayalım artık Sayın Turan, buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, hiçbir yerde bu iddiaların karşılığında gözümüzü kapatmamızı, ses çıkarmamamızı beklememeleri lazım. Bu millete yanlış yapan, terör faaliyetinde bulunan, terörle arasına mesafe koyamayan kim varsa bedelini ödemesi lazım Sayın Başkan.

Bakınız Sayın Başkan… (HDP sıralarından gürültüler)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Gerçekleri ters düz etmekte üstünüze yok!

BAŞKAN – Siz devam edin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bana bakıyorsunuz Sayın Başkanım, oraya bakar mısınız?

BAŞKAN – Siz devam edin…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Nasıl edeyim?

BAŞKAN – Elbette, Genel Kurula hitap edin.

NECİP NASIR (İzmir) – Siz de görevinizi yapın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kürsüye çıkarmadınız, buradan konuşurken bari yardımcı olmanız lazım. (HDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Turan, tecrübelisiniz siz. Biliyorsunuz uğultular olur, konuşmanızı sürdürün, devam edemeyeceğiniz duruma gelirse gerekli müdahaleleri yaparım ben.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Az daha bağırsınlar o zaman.

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Türkiye, herkesin malumu ki -o parti hariç- çok uluslu bir saldırıyla karşı karşıya.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – İsmini bile anmadığınız partinin adı “Halkların Demokratik Partisi.”

BAŞKAN – Lütfen bağlayalım artık Sayın Turan.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Evet, anmak istemiyoruz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – PKK’nın varlık nedeni asla Kürtler değil. PKK, Kürtler için kurulan bir örgüt falan değil. PKK, Türk düşmanlarının Türkiye’yi terbiye etmek için kurdukları bir maşa örgüt Sayın Başkan.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Ne alakası var!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Kandil’de süt dökmüş kedi gibi olanların, kürsüye çıkıp arslan taklidi yapmasını ibretle izliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Silahlara susturucu olma iddiasından başka iddiası olmayanların bize söyleyecekleri hiçbir lafı olamaz Sayın Başkan. (HDP sıralarından gürültüler)

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Bunları söyleme hakkınız yok, hakaret edemezsiniz! 6,5 milyon oy almış partiyiz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Tüm iddialarını reddediyoruz. Sizlere rağmen, 82 milyonun kardeşliğini bütün ömrümüz boyunca kollamaya, korumaya devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulan.

10.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, HDP’nin varlık nedeninin Kürt-Türk kardeşliği, demokrasi ve Türkiye’de adaletin tesis edilmesi olduğuna, Kürtlerin anayasal statü, yurttaşlık hakkı ve eşitlik istediğine, dinlemeye tahammül edildiği takdirde Kürt ve Türk kardeşliğinin gerçek anlamda ne demek olduğunun tartışılıp Meclisin çözüm bulma noktasına geleceğine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

HDP’nin tüm amacı, varlık nedeni, aslında olmayan bir durumun, varmış gibi gösterseler de olmayan bir durum yani gerçek anlamda Kürt-Türk kardeşliğinin tesisidir. HDP’nin varlık nedeni budur, demokrasidir, Türkiye’de adaletin tesis edilmesidir.

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’ya “terör örgütü” deyin.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bir, Türk-Kürt kardeşliği yoktur arkadaşlar, olmasını çok istiyoruz ama böyle bir durum yok. Tüm mücadele bunun içindir. Bunun sağlanması mutlaka Türkiye'nin ihtiyacı olan bir durumdur.

SALİH CORA (Trabzon) – Ayrıştırıcı bir dil konuşmamak lazım.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Biz kardeşliği, bakın, bütün herkes burada…

NECİP NASIR (İzmir) – Olmamasını temenni eden sizsiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Ayrıştırıcı bir dil kullanmamak lazım.

NECİP NASIR (İzmir) – Kürt-Türk et tırnaktır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Turan, sabahtan beri niye bir şey söylemiyorsun? Bu ne?

NECİP NASIR (İzmir) – Tamamen ayrıştırmaya çalışan sizsiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Ayrıştırıcı bir dil kullanmamınız lazım.

BAŞKAN – Sayın Kurtulan, devam edin siz.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bakın, bir Kürt-Türk meselesinden bahsederken özellikle Kürtlerden şundan öteye gidemiyorsunuz.

SALİH CORA (Trabzon) – Bölücülük yapılmaması lazım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, dinleyin.

FATMA KURTULAN (Mersin) – “Kız alıp vermişiz.” derken bile kadını metalaştıran bir dille, sadece halklar arasındaki evliliklerden ve komşunuzun Kürt olmasından öteye gidemiyorsunuz. Kürtler anayasal bir statü istiyor, anayasal bir yurttaşlık hakkı istiyor, eşitlik istiyor, kardeşlik istiyor.

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Hangi yurttaşlık hakkını almadınız ki ya! Hangisini almadınız?

NECİP NASIR (İzmir) – Her türlü şey verildi Kürtlere. Verilmeyen ne varsa söyleyin bakalım. Ne istiyorsunuz, onu söyleyin. Her şey verildi.

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Açık açık konuşun, açık açık konuşun.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Söyledi, arkadaşımız söyledi; haberiniz yok, dinlemiyorsunuz.

Biz ana dilimizle yani Kürtçe konuşmak istiyoruz. Tek kelime...

NECİP NASIR (İzmir) – Serbest konuşuyorsun.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bak, zamanında Obama geldi, burada kendi diliyle konuştu; hepiniz alkışladınız, gönderdiniz. Ama ben Kürt olarak iki kelime orada kullandığımda birçok partinin milletvekili “Teröristlik yapamazsınız.” diyor. Bu mu kardeşlik? Hani komşunuz Kürt’tü, hani bilmem şuydu, buydu?

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Resmî dilimiz var, çok açık.

SALİH CORA (Trabzon) – Türkiye’nin resmî dili Türkçedir.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Tarihsel ilişkilere bakacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Siz, asıl, terörizmden söz edecekseniz arkadaşlar... Zamanında FET֒nün borazanlığını yaptınız, getirdiniz, her yere yerleştirdiniz; özellikle Emniyeti, yargıyı teslim ettiniz, yargının şu anki hâline bakın; ayıklaya, ayıklaya sonunu getiremiyorsunuz. Yerine getirdiğiniz daha beter oluyor çünkü ilk düğmeyi yanlış iliklemişsiniz, bundan başlayarak düzeltmeniz lazım.

NECİP NASIR (İzmir) – Onları gönderdik, çok oldu.

FATMA KURTULAN (Mersin) – FET֒den başladınız, şimdi IŞİD’e sarılmışsınız. Niye? İşte, bizim bahsettiğimiz, sizin hop oturup hop kalktığınız Kürt düşmanlığı üzerine ki kurgunuzdur arkadaşlar.

SALİH CORA (Trabzon) – IŞİD’le en fazla mücadele eden biziz ya! Neden bahsediyorsunuz ya? Fırat Kalkanı Operasyonu’nda kaç tane IŞİD’liyi etkisiz hâle getirdik!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bağdadi hemen yanımızda, Bağdadi az ötede öldürüldü. Bakın, Türkiye’nin 12 gözlem noktasının olduğu yerde, üstelik bir sığınakta değil, bir çadırda değil küçük bir sarayda öldürüldü Bağdadi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH CORA (Trabzon) – Ama haksızlık yapılıyor ya! Sınır ötesi operasyonlarımıza karşı saygısızlık yapılıyor!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bakın, yine, Adana’ya konulan bombalarda, Mersin’e konulan zaman ayarlı bombalarda itirafçı şunu söylüyor, diyor ki: “Ben MİT’le çalıştım, MİT’le görüştüm. Zaman ayarlı bombaları... MİT’in desteğiyle geldim, önce teftişi yaptım, Mersin’e gittim, dolaştım, HDP il binasını buldum.” Bütün hepsini, bunları yapıyor ve polis görmüyor. Bizim bildiri dağıtan gençlerimizin anında, hemen boğazına yapışan polisiniz bu IŞİD’liyi görmüyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Yalan, yalan!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Savaş Yıldız, İlyas Aydın; bunlar IŞİD’liler, gelip burada katliam yaptılar; polisiniz görmedi.

10 Ekim katliamında -bakın, Allah hiçbir zaman göstermesin ne polise, başkasına- tek bir polisin bile burnunun kanamaması burada şunu gösteriyor: Polisin haberi vardı, polisin içinde bir gücün haberi vardı. Bakın, oraya patlayıcı temin eden Nizip’te bir vatandaş bile “Ben on gün öncesinde Emniyete bunun bilgisini verdim.” diyor. Ama Emniyet görmüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bağlayacağım.

Elini kolunu sallayarak gelip Ankara’da cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamını yapıyor. Bunu açığa çıkaracağınıza oturmuş terörle bağlantıdan bahsediyorsunuz yüzünüz kızarmadan.

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’yla iş birliği içerisinde yaptılar.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Suruç’ta, 33 gencecik insanı…

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’yla iş birliği içerisinde yaptılar onları.

FATMA KURTULAN (Mersin) – IŞİD geldi, bombayı patlattı, 33 insanı katletti.

Hüseyin Yayman gülüyor bunu anlatırken. Arkadaşa komik gelen nedir, bilmiyorum.

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’yla iş birliği var orada, PKK’yla iş birliği.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hüseyin Yayman bunda ne var komik, gülecek ne buldunuz?

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkanım…

FATMA KURTULAN (Mersin) – 33 insanın IŞİD’in saldırısıyla katledilmesinden söz ediyorum. İnanın sizde ne yüz kızarma -bir ara dedim ya- ne Allah korkusu ne kuldan utanma kalmamış; yok öyle bir şey!

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Hocam, doğrudan bir sataşma var, bir cevap vermem lazım.

FATMA KURTULAN (Mersin) – MİT tırlarıyla suçüstü yakalandınız. Ne dediniz?

SALİH CORA (Trabzon) – MİT tırları FETÖ operasyonu, bunu hâlen anlamadınız mı?

FATMA KURTULAN (Mersin) – “Türkmenlere yardım götürüyoruz; şu, bu.” dediniz. Oysa ki IŞİD’e silah yığınağı yapıyordunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH CORA (Trabzon) – Yalan!

BAŞKAN – Evet, tamamlayalım lütfen Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Tuğrul Türkeş bile dedi ki: “Vallahi de billahi de o tırlar Türkmenlere vesaire başka yere yardım taşımıyordu, o tırlar IŞİD’e gidiyordu.”

SALİH CORA (Trabzon) – Yanlış!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hem de Allah’ımıza, kutsallarımıza yemin ederek…

SALİH CORA (Trabzon) – IŞİD’le en büyük mücadeleyi yapan Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Konya Belediyenizin arabaları Rakka’da hizmet verdi. Daha hangisini sayayım?

SALİH CORA (Trabzon) – IŞİD’le en büyük mücadeleyi yapan Türkiye Cumhuriyeti devletidir. En fazla IŞİD’liyi etkisiz hâle getiren yine Türkiye Cumhuriyeti devletidir.

FATMA KURTULAN (Mersin) – IŞİD’in barbarları, tecavüzcüleri Antep’te ve Urfa’da kadın ticareti yapıyor.

SALİH CORA (Trabzon) – Fırat Kalkanı Operasyonu bu işin en önemli delilidir, belgesidir.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bunu Alman basını gelip deşifre ediyor, sizin polisiniz yine uyuyor.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Eli kalem tutan 200 öğretmeni şehit ettiniz ya!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bakın, Davutoğlu ne diyor: “Rusya IŞİD’i hedef almadan, Tel Rıfat, Halep ve Azez’i bombalıyorsa bizim desteğimiz sayesindedir.” Artık bu mızrak çuvala sığmıyor. “Terör” denilecekse asıl siz kendiniz aynaya bakın.

SALİH CORA (Trabzon) – IŞİD, PKK’nın vagonudur.

FATMA KURTULAN (Mersin) – IŞİD’e destek vermekle, şu an ÖSO’ya maaş bağlamakla Türkiye'nin tüm iliklerini sömürüyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamlayalım Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Tamam Sayın Başkan.

Son olarak, az sonra Bakanları göreceğiz, metinlerini getirecekler, takır takır okuyup gidecekler diğer Bakanların yaptığı gibi. Bu doğaldır. Bakın, geçen sene de siz böyle yaptınız. Metinlerden başımızı kaldırmadığımızı söylüyorsunuz. O metinler Roboski’den yazılıp geliyor, o metinler Tahir Elçi’nin mezarından yazılıp geliyor, o metinler Taybet ananın bir hafta yerde kalan cenazesinin kaldığı yerden yazılarak geliyor arkadaşlar; bunu böyle bilin. (HDP sıralarından alkışlar) Metin okumayı “Öyle sıradan yerlerden, şuradan, burada yazılıp geliyor.” diye sabote etmeyin, o metinlerin içindekiler çok anlamlıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen bağlayalım.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Dinlemeye tahammül ederseniz asıl o zaman bizim kardeşliğimizin; hedefimiz olan, amacımız olan, ülkemizin ihtiyacı olan gerçek anlamdaki Kürt ve Türk kardeşliğinin ne demek olduğunu hep beraber tartışır, masaya yatırır, bu Mecliste artık buna bir çözüm bulma noktasına geliriz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, değerli arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bülbül’ün söz talebi var Sayın Turan.

Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Baştan sona yalan söyledi. Vatan hainliği yapıyorsunuz siz, vatan hainliği! Vatan hainisiniz siz! (HDP sıralarından gürültüler)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

FATMA KURTULAN (Mersin) – Vatan haini sensin! Siz vatan hainisiniz!

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Terbiyesiz! Terbiyesiz!

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Ağzından çıkanı kulağın duysun!

(HDP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

FATMA KURTULAN (Mersin) – Ne biçim konuşuyorsun!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Kabul etmiyoruz! Kabul etmiyoruz!

BAŞKAN – Sayın Oluç, bir dakika…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika, sakinleştireceğiz, söz vereceğim, konuşturacağım sizi.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sakinleştirin ama söz hakkımı almayın efendim. Sakinleştirin, söz hakkımı almayın.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sakinleştirdikten sonra söz verin. Bu durumda söz verilir mi?

(HDP sıralarından gürültüler, sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Düzeni sağlayalım, konuşacaksınız.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yapmayın öyle Başkanım, söz bende. Sakinleştirin, söz bende.

BAŞKAN - Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.19

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), İsmail OK (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

V.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine, Gündem'in “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 131 sıra sayılı 2018 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu’nun bu kısmın 1'inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ilişkin önerisi

16/12/2019

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 16/12/2019 Pazartesi günü (bugün) yaptığı toplantıda aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                                     Mustafa Şentop                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

 

                    Bülent Turan                                                  Engin Altay

           Adalet ve Kalkınma Partisi                             Cumhuriyet Halk Partisi

               Grubu Başkan Vekili                                     Grubu Başkan Vekili

 

                  Fatma Kurtulan                                  Muhammed Levent Bülbül

          Halkların Demokratik Partisi                          Milliyetçi Hareket Partisi

               Grubu Başkan Vekili                                     Grubu Başkan Vekili

                           

          Dursun Müsavat Dervişoğlu

                      İYİ PARTİ

               Grubu Başkan Vekili

Öneriler:

Gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 131 sıra sayılı 2018 Yılı Kamu Denetçiliği Kurumu Raporu Hakkında Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon Raporu’nun bu kısmın 1'inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi; Genel Kurulun çalışma günlerinin dışında 21 Aralık 2019 Cumartesi günü saat 12.00'de toplanması ve 131 sıra sayılı Karma Komisyon Raporu’nun görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Kabul edenler…Etmeyenler…Kabul edilmiştir.

Değerli Milletvekilleri, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/278) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 129) (Devam)

2.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277), 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2018 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2018 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 189 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2018 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2018 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/871), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2018 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/881) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 130) (Devam)

A) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI (Devam)

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştı.

Şimdi şahıslar adına konuşmalardan ilkine geçiyoruz. Lehte olmak üzere Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş konuşacaktır.

Buyurun Sayın Pektaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bütçe üzerinde şahsım adına lehte söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bütçeden önemli bir pay alan ve yatırımlar gerçekleştiren bakanlıklarımızdan biri de Tarım ve Orman Bakanlığıdır. Bu Bakanlığımız, orman yangınlarıyla, kuraklıkla ve aynı zamanda sel ve taşkınlarla mücadele eden bir bakanlığımızdır. Esasen, bu konularda çok büyük başarılara imza atılmıştır. Bu başarının arka planında kurumlar arası iş birliğinin önemi yatmaktadır.

Orman Genel Müdürlüğü, yangınla mücadelede en ileri teknolojileri kullanarak araç gereç ve teçhizat yönünden her geçen gün daha da güçlenmiş ve daha operasyonel bir yapıya kavuşmuştur.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, ülkemizin her köşesine kurulan meteoroloji radarları ve otomatik gözlem istasyonlarıyla özellikle yangına hassas bölgelerde mevzi ve anlık verileri Orman teşkilatına bildirerek yangınlara karşı tedbir alınmasında büyük rol oynamakta ve âdeta yangınların seyrini değiştirmektedir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ise yapmış olduğu baraj ve göletlerle yangınlara müdahale eden araçlara su temin ederek yangınların büyümeden söndürülmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu iş birliği ve koordineli çalışma sayesinde Türkiye, yangınla mücadelede dünyanın en başarılı ülkelerinden biri olmuştur. Kuraklıkla ve taşkınla mücadelede en etkili yöntem, ağaçlandırma yapılarak orman varlığımızın artırılması ve su kaynaklarımızın optimum işletilmesidir. Ülkemizde yağışlar mevsimlere göre farklılık göstermektedir. Yağışlı mevsimlerdeki suların, kurak mevsimlerde kullanılması zarureti vardır. Bu sebeple, nehirler üzerinde barajlar inşa ederek suları biriktirip kurak mevsimlerde kullanmak durumundayız. Barajlarımız enerji üretimi, tarımsal sulama, içme ve kullanma suyu temininin yanı sıra, taşkın koruma vazifesi görerek tarım alanlarımızın azalmasına ve büyük ekonomik kayıplara da engel olmaktadır.

Bazı kesimler barajlara karşı menfi bir tavır içindeler. Barajlar, beş ile on yıl arasında yatırımını geri ödeyen, en az yüz yıl ile iki yüz yıl arasında ekonomiye fayda sağlayacak projelerdir. Mesela, Karakaya Barajı 1987 yılında devreye alınmış, 131 milyarlık enerji üretmiştir. Atatürk Barajı 1993 yılında işletmeye alınmış, şu ana kadar 110 milyarlık enerji üretmiştir, ayrıca 932 bin hektar araziyi sulayacak suyu depolamaktadır. Deriner Barajı 2013 yılında işletmeye alınmış, 6 milyarlık enerji üretmiş ve yapılan yatırımı geri ödemiştir, bundan sonra âdeta para basmaya devam edecek. Ilısu Barajı bitti ve su tutulmaya başlandı, yılda 2,5 milyar liralık enerji üretecek.

Bir taraftan sulama projeleri isteniyor, diğer taraftan barajların yapılmasına karşı çıkılıyor. Barajlara karşı olmak, doğal gaz lobilerinin avukatlığını yapmaktır.

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Tarihi katlettiniz, tarihi…

CİHAN PEKTAŞ (Devamla) - Evlerimizdeki ampullerin yanmasına karşı olmaktır. Çeşmelerimizden suyun akmasına karşı olmaktır. Tarımsal üretime karşı olmaktır. Geleceğimize karşı olmaktır.

Biz milletimizin hayal ettiği projeleri yapıyoruz. Bir barajı, bir projeyi bitirip açılışını yapmaya gittiğimiz zaman o yörenin insanları tarafından “Kırk yıldır, elli yıldır beklediğimiz hayalimizdi. Hayalimize kavuştuk. Allah sizlerden razı olsun.” sözlerini çokça işittik; tıpkı yüz yıl önce Konyalıların, Sultan Mehmet Reşat’a bir arzname göndererek yapımını talep ettikleri Konya Ovası Projesi ve Mavi Tüneli 2012 yılında yaparak Konyalıların hayallerini gerçekleştirdiğimiz gibi; merhum Başbakanımız Adnan Menderes’in memleketi Aydın için “Şu Çine Çayı üzerinde bir baraj yapsam ve önündeki ağacın serinliğinde uyusam.” dediği hayalini 2010 yılında kendi adını verdiğimiz barajı yaparak gerçekleştirdiğimiz gibi; 1996 yılında İstanbul’da Adalar’a denizin altından su götürdüğümüzde Kuzey Kıbrıs’tan arayan bir bakanımız “Kıbrıs’a da su istiyoruz.” diye talepte bulunduğu, dönemin Belediye Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Zamanı gelince neden olmasın.” diye cevap verdiği ve on dokuz yıl sonra denizin içinden Kuzey Kıbrıs’a su götürerek oradaki kardeşlerimizin hayallerini gerçekleştirdiğimiz gibi. Bundan sonra da barajlar yapmaya, enerji üretmeye, dünyanın en büyük projelerini bitirmeye, hayalleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Enerji arz güvenliğimiz için, gıda arz güvenliğimiz için, gelecek nesillerimiz için Hükûmetimizin uygulamış olduğu politikalar, çok doğru politikalardır.

Bu bütçeye kabul oyu vereceğimi beyan ediyorum, bu duygu ve düşüncelerle 2020 yılı bütçemizin hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet değerli milletvekilleri, şimdi de yürütme adına konuşmalara geçiyoruz.

İlk konuşmacı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli.

Buyurun Sayın Pakdemirli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi üç dakikadır.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Sayın Başkan, Gazi Meclisin çok değerli milletvekilleri; huzurlarınızda 2020 bütçesinin takdimi için buradayım. Yüce heyetinizi, aziz milletimizi sizlerin huzurunda selamlamaktan mutluluk duyuyorum. Bütçemiz ülkemiz adına hayırlı uğurlu olsun şimdiden.

Altı cevher, üstü cennet vatanımız. Bizim işimiz tarladan sofraya, çiftlikten çatala, ovadan ormana ve barajdan bardağa dair her şeyi içeriyor. Büyük sorumluluk omuzlarımızda ve büyük bir mesai ve özveriyle çalışıyoruz. Katkılarınız için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Konuşmamın gidişatını şöyle planladım: Hem mevcut durumumuzu hem yapılanları hem de hedeflerimizi konuşmamın içerisine sıkıştırmaya çalışacağım. Bu arada, tabii, gün içerisinde konuşulmuş bazı konulara da değinmek isterim: Tarım ve orman sektörümüz…

Gerçekten muhalefet bir konuda başarılı, “Tarım, orman; bu işler bitti.” şeklinde bir söylemi var ve hakikaten ben başarılı olduğunu da görüyorum. Böyle bir kitapçık bastırdık: “Kamuoyunda gündeme gelen asılsız iddialar ve gerçekler.” Ben görüyorum ki bizim parti grubunda bile milletvekillerimiz gördüğünde, “Ya, işin gerçeği bu mu?” diyorlar, demek ki çok başarılısınız.

CAVİT ARI (Antalya) – Anlatamamışsınız Sayın Bakan. Kendi vekillerinize anlatamamışsınız, bize nasıl anlatacaksınız Sayın Bakan?

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Kendi partinize anlatamamışsınız, yazık!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Biz Avrupa’da ilk sıralardayız, dünyada da ilk 10’dayız arkadaşlar. Yeterli mi? Değil.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Biz başarılı olmak istemiyoruz, siz işinizi yapın, biz başarısız olalım.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Süreme eklemeniz gerekiyor o zaman bunları.

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz devam edin.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Tabii ki yeterli değil, gece gündüz çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. 2050’de dünya nüfusu 10 milyar, Türkiye nüfusu 100 milyon olacak. Zor ulusal bir ev ödevimiz var. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, açlık, israf ve küresel rekabet var.

Ben Bakanlığımın ilk gününden beri bir şey söylüyorum: Tarım ve orman memleket meselesidir, siyasetin üstünde bir meseledir. Bunu günlük siyasi rantlara alet etmememiz gerekir. Günlük siyasetle ilgili herhangi bir şey soruyorsanız soru önergesine gerek yok, beni arayın. Telefon edin, ben telefonunuza çıkacağım, cevaplarınızı da vereceğim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Aferin, telefon edecek bir bakan bulduk!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – İster AK PARTİ, ister diğer partiler olsun. Bu konuda da bu işin iyi örnekleri var. (CHP sıralarından gürültüler)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Önceki soru önergelerine cevaplar?

Hiçbir tanesi yok.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanın konuşmasını dinleyelim lütfen.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – O sürekli bağırıyor Sayın Bakan, hep bağırıyor, siz konuşun.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından “Dinle be kardeşim, dinle!” sesi)

TARIM ve ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - “Alo” deyin, ararsınız, 80 milyonda telefonum var, muhtarların telefonlarına dahi çıkıyorum arkadaşlar, lütfen “alo” deyin. Kamil Hoca bir şeyler yazmış, soru önergesi yazmış tarımla, traktörle alakalı. Dedim ki: Hocam, beş dakika bir gel, biz sana anlatalım. Anlattık, tatmin oldu ve ayrıldı. Yani bizim hepinizin desteğine ihtiyacımız var arkadaşlar; bütün partilerin, bütün grupların desteğine ihtiyacımız var. Yeni bir Tarım Orman Şûrası yaptık. Bir sürü yasal değişikliğe ihtiyacımız var. Sanıyor musunuz sadece AK PARTİ, sadece MHP? Tüm partilerin desteğine ihtiyacımız var ittifakla. Bu iş siyasi bir mesele değil, siyasetüstü bir meseledir ve memleket meselesidir, vatan millet meselesidir diyoruz.

Tüm politikalarımızı 65 il, 30 ülke gezerek oluşturduk. Çiftçi ihtiyaçlarını, isteklerini ve vatandaş hassasiyetlerini sorgulayarak, sahada sorarak, dinleyerek, dünyayı takip ederek yaptık ve herkese on beş yıldır ilk defa buyurun konuşalım dedik, Tarım Orman Şûrası’nı toplayalım dedik on beş yıldır ilk defa ve bu farklı olsun dedik. Dedik ki: Sadece tarımın paydaşları değil, tüm paydaşlar gelsin, 81 milyon bu işe katkı sağlasın istedik ve şûrayı topladık. 81 ilde 82 milyon vatandaşımızı şûraya davet ettik. İnternet sitemizi açtık, 50 binden fazla fikri topladık. Beş yıllık bir plan oluşturacak kadar da bilgiyi, planı, projeyi bu şûrada 5 bin sayfalık dokümandan damıttık ve bu yirmi beş yıla ışık tutmasını hep birlikte bekliyoruz. Diğer şûralara göre farklı olarak da şunu yaptık, dedik ki: İki ay içerisinde bu şûradan çıkan kararların yol haritasını açıklayacağız. Yani şûradan güzel kararlar her dönemde çıkmış ama uygulanmasıyla ilgili takipler her dönemde mükemmel olmamış, biz de diyoruz ki: İmkân, yasal mevzuat ve diğer konularla alakalı olarak biz şûra kararlarıyla ilgili bir yol planını açıklıyor olacağız. Bunu da yetiştirebilirsek inşallah ocağın son haftasında yapıyor olacağız.

Ben, burada başta Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanımıza, siz değerli milletvekillerimize, aziz milletimize şûraya katkılarınızdan dolayı çok çok teşekkür ediyorum. İnşallah, ocak ayındaki şuramızda da su odaklı planlama ve sözleşmeli üretim… Yani gün boyunca burada girdi fiyatlarını konuştuk, sözleşmeli üretim ve kooperatifler üzerinden bir planla mutlaka çıkacağız çünkü şuranın bize vermiş olduğu ödev budur. Üretici örgütlerinin rehabilitasyonu ve bunların sağlıklı çalışanlarıyla birlikte Bakanlığımızın yeni dönemde yol yürümesi son derece önemli.

Gıdada taklit ve tağşiş… Burada tüm Meclisin yardımına ihtiyacımız var. Gıdada taklit ve tağşişte her şey yasak ancak cezalar yeterli gelmiyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Kanun teklifi verdim, hemen yarın getirin, oylayalım.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Taklit ve tağşişi yapanlar bu cezai müeyyidelerde kanunun arkasından dolaşıyorlar, buradaki müeyyideleri hep birlikte önümüzdeki günlerde, inşallah, ocağın ilk günlerinde, artırıyor olmamız lazım diye düşünüyorum.

On sekiz ay, evet, on sekiz ayda benim için en değerli çalışma ve en değerli kampanya da Geleceğe Nefes kampanyası oldu, bunun da semeresini aldık. 2019 yılında internet motoru aramalarında Türkiye’de en çok aranan 2’nci konu oldu. Cumhuriyet tarihinin en önemli kampanyasını yaptık, en yeşil kampanyasını yaptık. Milletçe, vatandaşla el ele bu kampanyayı yaptık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 11 Kasım saat 11.00’de, bu millî seferberlikle birlikte Çorum’da bir saatte en çok ağaç dikme rekorunu da kırmış olduk ve Sayın Cumhurbaşkanımız 11 Kasımı Millî Ağaçlandırma Günü ilan etti ve milletimize armağan etti. Geçen yıl burada ağaç konuşuyorduk, ağaç.

ATİLA SERTEL (İzmir) – İzmir yandı kül oldu! İzmir’i yaktınız!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Ona da geleceğim. Geçen yıl burada ağacı konuşuyorduk, “Ağaç diktik.” dedik “İnanmam.” dediniz, “Sayın.” dedik, “Saymam.” dediniz. Sizi Guinness’e havale ettik, Guinness saydı yine “İnanmam.” dediniz. “Bu tutmaz.” dediniz, sizi Allah’a havale ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ATİLA SERTEL (İzmir) – O yeşil yakacak sizi. İzmir günlerce yandı.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – PKK yaktı, PKK!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Bu işler çocuk oyuncağı değil, bırakın teknik adamlar yapsın bu işleri arkadaşlar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Bakanım, biz buradayız. O hep bağırır.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sayın Bakanım, kıskanıyorlar, kıskanıyorlar.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – İlgi ve teveccüh için başta Cumhurbaşkanımıza, geleceğe nefes olan herkese, siz değerli milletvekillerimize, yüce milletimize bir kez daha teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2018-2019 üretim sezonu öngörümüzde 119 milyon ton bitkisel üretim, 68 milyon hayvan varlığı, 22,1 milyon ton süt üretimi, 1,1 milyon ton kırmızı et üretimi, 19,6 milyar adet yumurta üretimi, 2,2 milyon ton tavuk üretimi var.

Tarım orman sektörünü 2018’de yüzde 1,9 büyüme, 2019’un ilk üç çeyreğinde de yüzde 3,56 büyümeyle diğer sektörlere oranla daha pozitif bir büyümeyle tamamlamış bulunmaktayız. 2002 ile 2018 arasında ortalama yüzde 2,6 büyümeyle 44 milyar dolarlık tarımsal gayrisafi yurt içi hasılaya ulaştık. Son on yedi yılın on dördünde büyümeye ve 2018’de de gayrisafi yurt içi hasılaya yüzde 6,2’lik katkımız var. Tarımsal hasılamız -hep diyorsunuz ya “Tarım bitti.” diye- 2002 de 37 milyarken 2018’i 216,7 milyarla kapattık, yüzde 486 artış yani 5 misli artışla kapatmışız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 2019 ilk dokuz aylık tarım orman gayrisafi yurt içi hasılası -bu da önemli- 2018’in aynı dönemine göre yüzde 30,4 artışla 205,5 milyar lira.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Hangi ülke ama?

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Türkiye, Türkiye!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bu rakamlar TÜİK verileridir.

Verdiğimiz destek ve çiftçi emekleriyle 195 ülkeye 1.690 tarım ürünü ihraç ediyoruz. Türkiye ihracatçı bir ülkedir. Tarımdaki ihracatımız son on yedi yılda 4,7 kat artmıştır. 2019’un ilk on ayında da 14,4 milyar dolar ihracatımız vardır. 2018’in dış ticaret fazlası 4,8 milyar dolardır. Türkiye, böyle dediğiniz gibi ithalat cenneti filan değildir.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Mısır’dan, Suriye’den patates getirdiniz…

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bu başarı asıl çiftçilerin başarısıdır. Ben tüm Meclisimizden çiftçilere bir alkış istiyorum, tüm Meclisten. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN BARUT (Adana) – Çiftçinin cebinde çay parası yok.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Hükûmetimiz yeni ve etkin destekleri vermeye devam etmektedir. 2019 yılında 12 yeni ürüne destek, 2019 yılında da 32 desteğin birim fiyatında artış sağlamıştır. Türkiye cumhuriyet tarihinde dane zeytine ilk defa 15 kuruş destek verdik. Tarımsal desteklerimiz de 2002’den bu yana tam 8 misli artmıştır.

2020 desteklememiz -lütfen bunu not edin- yüzde 36,7 artmıştır. Burada günlerdir bütçeyi okuyorsunuz, bütçe kalemlerini görüyorsunuz, hiçbir bütçe kaleminde yüzde 36.7’lik artış yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Sizin gibisini görmedik!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Kıskanmayın.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Ben başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Hazine ve Maliye Bakanımıza ve destek olan siz değerli tüm milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

Bütçemizin yüzde 55’ini de tarımsal desteklere ayırdık. Son on sekiz ayda da 1.303 teknik personel alımı yaptık, 5 bin personel alım sürecimiz de devam ediyor. Norm kadrolarımız müsaade ettikçe de personel alımlarına devam edeceğiz ancak bugün için benim bu atama bekleyen arkadaşlarıma “Şu kadar kişiyi alacağız.” gibi bir haberim yok, bunu da açık açık söyleyelim. Hayırlı, verimli ve bereketli olsun.

Şimdi, her zaman bu destekleri konuşuyoruz. Bu desteklerin yeterli olmadığını da Meclis konuşuyor. Desteklerin yeterli olmadığı konusunda Meclisin konuşması beni rahatsız etmez; çiftçiye ne kadar fazla destek verilirse o kadar iyi ama yüzde 1,30 destek verdiğimizi OECD kabul ediyor.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Sayın Bakan, Cumhurbaşkanı Yardımcısının bütçe konuşmasında verdiği rakam ortada.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – OECD’nin hesaplama yöntemini bilmiyorsunuz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – OECD diyor ki: “Sen yüzde 1,30 destek veriyorsun.” Yani yasaya uyuyoruz. Keşke daha fazla olsa, keşke bütçe imkânları daha fazla olsa, keşke daha fazla versek.

Çok sayıda üründe de dünya liderliğimiz var. Bunları biliyorsunuz, bunları tekrar etmeyeceğim. Bitkisel üründe de on yedi yılda yüzde 20 artışımız var. Bir hususun altını çizmek isterim: Üreticimiz mağdur olmasın diye 16 üründe üretici fiyatlarını zamanında açıkladık. En başta geldiğimde şunu söyledim: Üreticiyi koruyacağız, tüketiciyi de kollayacağız dedim değil mi?

ATİLA SERTEL (İzmir) – Size rağmen büyüyoruz, size rağmen.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Evet, bakın, çiğ süt 2,30 -cumhuriyet tarihinde yok- 1,50 yem paritesi şu anda arkadaşlar. Yaş çay 2,90, yüzde 25 artmış.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Kasım ayında hâlâ Süt Konseyi fiyatı yok Sayın Bakan, mayısta düşürdünüz birim fiyatlarını.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Şeker pancarı yüzde 28 artmış. 1.350 lira olan ekmeklik buğdayda yüzde 29 artış, arpada yüzde 33 artış, Giresun fındıkta yüzde 62 artış.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuk nerede, pamuk?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Kuru üzümde de piyasaya girdik, incirde de piyasaya girdik. (CHP sıralarından gürültüler)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, anlayamıyoruz ama.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuğa gel, pamuğa!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 1930’dan beri piyasada olmadığınız için, sahada olmadığınız için problemleri bilmiyorsunuz, bilmiyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Çay paraları peşin ödeniyor, çay paraları peşin ödeniyor, sağ olun Sayın Bakanım.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Etkisi var mı etkisi?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Evet, 160 bin üretici, 3,1 milyon ton ürün aldı, 5,6 milyar lira TMO para ödedi. Hasat zamanı hiçbir zaman ithalat yapmadık. Ve ben Bakan olduğum sürece, Türkiye hasat zamanı hiçbir zaman ithalat yapmayacak.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Daha geçen sene buğdayda yaptınız hasat zamanı.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Süt-yem paritesi söylediğim gibi 1,50’dir.

Evet, şimdi de buğdaya gelelim. Bakın, Türkiye’yi buğdaya muhtaç ettik değil mi?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Evet. Nüfusa bakın Sayın Bakan, nüfus 23,9, üretim 19,5 milyon ton Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Evet, Türkiye üst üste 20 milyon ton buğday üretir, 20 milyon ton buğday tüketir. Ne zamandan beri demir perde ülkesi olduk? Bunlar, bu ithalatlar, makarna ve un içindir.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Makarnayı da mı ihraç ettik ya. Vah hâlimize ya!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 16 milyar dolar ithalat yapmışız, 28,6 milyar dolar ihracatımız var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Lütfen artık yalan söylemeyin, lütfen artık üreticimizi korkutmayın. Lütfen artık üreticinin moralini bozmayın, başka bir yerden rant bulun. Bizi eleştirecek bir şey bulamıyorsanız ben size malzeme çıkartır veririm, merak etmeyin. (CHP sıralarından gürültüler)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Bakan, ciddi ol biraz, burası Gazi Meclis.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, duyamıyoruz, müdahale eder misiniz lütfen.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuktan haber ver, pamuktan.

BAŞKAN – Sayın Bakan, izin verir misiniz lütfen.

Değerli milletvekilleri, sataşma, laf atma bütün parlamentolarda en yaygın usullerden, âdetlerdendir, bir sınırı vardır.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Laf atmıyorlar Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Turan, eğer…

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Ama sesimiz duyulmuyor Sayın Başkanım, bağırmak zorunda kalıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir açıklamamı dinleyin, sonra ben size söz vereceğim. Eğer bu belli bir sınırı aşar, konuşmacının devam etmesini engellerse, hiç şüpheniz olmasın, ben burada yetkilerimi kullanırım. Ayrıca, bu Parlamento bu laf atmaları eğer büyütüyorsa geçmiş dönem parlamentolarında neler yaşandığını bilmiyordur. Özellikle 12 Eylül öncesi burada saatlerce, sabahlara kadar non-stop devam eden bütçe görüşmelerinde nasıl sataşmalar olduğunu herhâlde bilmiyordur. Dolayısıyla siz konuşmanıza devam edin. Sataşma, laf atma belli çerçevelerde parlamentonun rengidir.

İSMAİL BİLEN (Manisa) – Sayın Başkan anlamıyoruz ki, gürültüden anlamıyoruz Sayın Bakanın konuşmasını.

BAŞKAN – Eğer konuşmayı engellerse, devamı engellerse İç Tüzük’ün verdiği yetkiyi kullanırım. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun, Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Evet, biraz önce de söylediğim gibi, buğday unu ihracatında dünyada 1’inci sıradayız, makarna ihracatında da dünyada 2’nci sıradayız. Bu ithalatların sebebi budur arkadaşlar.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Buğday nereden geliyor, buğday; yurt dışından gelmiyor mu?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 2019’da çiftçimizi enflasyon altında ezdirmedik. Son on yedi yılda hayvancılık desteklerimiz 45 kat artarak 33 milyar lira oldu. 2020 yılı için de 6 milyar lira hayvancılık desteği planladık. Kırsala yatırım, üreticiye gelir ve istihdama katkı; 9,9 milyar lira hibe ve 200 bin kişiye istihdam sağladık.

Gençlere ve kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Tarım, hayvan, orman, gıda ve su ürünleri eğitimi görmüş gençlere de Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi için başvuru çağrısına devam ediyoruz.

Hükûmetlerimiz döneminde tohum çok konuşulan bir konudur. Sertifikalı tohum üretimimiz tam 7 misli artmış. Tohum ihracatımız artmış. Tohum ihtiyacımızın yüzde 96’sını yerli olarak karşılıyoruz. İhracat 8 kat artmış, 86 ülkeye ihracat yapmışız. Öyle dediğiniz gibi, burası yabancıların oyun alanı falan değil. 922 tohum firmamız var; 861 tanesi yerli, 40 tanesi yabancı, 21 tanesi de ortak.

Tarımsal arazi kayıplarımıza gelelim. Tarımsal arazi kayıpları dünyanın her tarafında problemdir arkadaşlar. Hepimizin bunun mücadelesini vermemiz lazım ama ben bir şey söyleyeyim: AK PARTİ hükûmetleri öncesi tarımsal arazi kayıplarında ne yazık ki diğer hükûmetlerimizin karnesi iyi değil. Toplamda, otuz senede 2,6 milyon hektar tarımsal arazi kaybetmişiz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 4,5 milyon hektar; yanlış.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Evet, karne burada. AK PARTİ öncesi senelik kayıplar 120 bin hektarken…

CAVİT ARI (Antalya) – Yanlış o, yanlış Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - …AK PARTİ döneminde 60 bin hektara düşüyor ve Gazi Meclisimizden çıkan son kanunla birlikte ortalama senelik 20 bin hektara düşüyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Tarım sayımı yapılmadı.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle beraber, benim gelmemle beraber bu seneyi 10 bin hektarın altında tamamlıyoruz; marifet iltifata tabi, bir alkış bekliyorum hepinizden, hepinizden bir alkış bekliyorum, hadi bakalım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) – Yanlış o, yanlış Sayın Bakan, yanlış bilgi.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuk nerede, pamuk? Pamukçu perişan.

KAMİL OKYAL SINDIR (İzmir) – Sayın Bakan, bence TÜİK’le masaya bir oturun da anlaşın bu konuda.

CAVİT ARI (Antalya) – Sizin kendi verileriniz öyle demiyor Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - 265 ovamız tarımsal sit alanı olarak ilan edilmiştir, 300 ovamızı 2023’e kadar tamamlayacağız; potansiyelimizin ben biraz daha fazla olduğunu görüyorum, bu konuyla ilgili de arkadaşlarla çalışıyoruz.

Türkiye tarihinde -Hocam da geldi, ziyaret etti- çok önemli bir şeye imza attık. Çiftçimize sorsan, önemli girdilerinden bir tanesi mazot… Kırk beş dakika şarjla yedi saat çalışan elektrikli bir traktör prototipi gerçekleştirdik. O kadar güveniyoruz ki herkesi çağırdık, “Gelin, bakın, herhangi bir yorumunuz varsa bunları da dinlemek isteriz.” dedik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Hayırlı olsun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Kamil Hocam geldi, teşekkür ediyorum kendisine, teşrif ettiler, sağ olsun; memnun olduklarını, memnun ayrıldıklarını hissettim ben. Muhalefet tasvip etmez ama en azından memnun olduğunuzu hissettik Hocam, teşekkür ediyorum.

“İyilik yap, denize at, balık bilmezse, Halik bilir.” demişler.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuktan bahsedin, pamuktan Bakanım. Ya balığı boş verin, pamuğa bakın.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Son on yedi yılda, dünyada orman varlığı azalırken Türkiye’de orman varlığı 1,8 milyon hektar artmış.

Yangınla mücadele…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İzmir yangını…

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuğun tabelası nerede, pamuğun?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) -Arkadaşlar, bakın, Türkiye’nin yangın performansı… EFFIS, The European Forest Fire Information System; hemen yazın, cep telefonlarınızdan ulaşacaksınız, bu veri hikâye bir veri değil. Bu veri, uluslararası bir kuruluşun verisi. O diyor ki: “Türkiye’de 2018’de 6 bin hektar alan yandı, Portekiz’de 145 bin hektar alan yandı.” Orman yangınları her zaman olur. Önemli olan, bunlara hızlı müdahale edebilmek.

Bakın, bugün Devlet Su İşlerinde bir yangınımız oldu. Ben, şimdi, belediyeyi yirmi beş dakikada geldi diye eleştirmeyeceğim çünkü yangın savaştır. Biz, bu yangınlara on iki dakikada müdahale etmeye başladık. 2002’de bu kırk dakikaydı, biz şimdi ilk çıkmaya başladıktan sonra on iki dakikada müdahale ediyoruz. Başarılı bir Orman teşkilatımız var. Ben bu teşkilatın arkasında oldum, yağan küllerin arasında onların yanında yer aldım. Ya, biraz da marifet iltifata tabi arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuk, pamuk, pamuk…

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Bakın, her yıl Portekiz’de orman alanlarının yüzde 3,3’ü yanıyor. Bunun anlamı şu: Portekiz tedbir almazsa otuz sene içerisinde bütün ormanları kül olacak. Bizde on binde 4’ü yanıyor ve yananı da anında söndürüyoruz.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamukçu da yanıyor, pamukçu da yanıyor!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Lütfen değerli milletvekillerim…

Evet, Türk Hava Kurumunun 45-50 yaşında yüksek riskle görev yapmaya müsait uçaklarıyla uçmama kararını benim Orman teşkilatım aldı. Personelim buna binmek istemiyor arkadaşlar. Bu konuyu gerçekten çok uzattık. 100 milyon dolar Türk Hava Kurumuna para ödemişim…

AYLİN CESUR (Isparta) – Cebinizden mi?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – …ve toplamda satın alma bedeli 10-15 milyon dolar olan uçakları hiçbir zaman yenilememişler, uçuşa hazır hâle getirmeye çalışmamışlar. Su atma kapasitesi yüzde 10, toplam bütçemin yüzde 30’unu alıyorlar.

AYLİN CESUR (Isparta) – Cebinizden mi?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 1 tonu helikopterle 1.200 liraya atıyorum, uçakla 8 bin liraya atıyorum. Sırtınızda küfe yok ama eğer siz de benim yerimde olsaydınız, emin olun, uçakları iptal eder, helikopter sayısını artırırdınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ben, Türk Hava Kurumunu seven bir insanım.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Parasız uçuracaklardı, parasız!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Pilotluk sertifikamı Türk Hava Kurumundan aldım. Türk Hava Kurumu yeter ki hizmet verebilecek seviyede olsun, biz her zaman onunla çalışırız arkadaşlar.

Evet, ben biraz fazla zaman isteyeceğim.

BAŞKAN – Devam edin lütfen.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Orman Genel Müdürlüğümüz, başarılı bir teşkilat ama yenilikçi tüm…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, iki dakika daha ilave süre veriyorum.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Çok az.

BAŞKAN - Siz devam edin Sayın Bakan, onu ben takdir ederim. Galiba Parlamentoda konuşma tecrübenizin artması gerekiyor biraz. (CHP ve HDP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Devam edin Sayın Bakanım, siz devam edin Sayın Bakanım. Başkanımız söyledi, siz devam edin Sayın Bakanım.

BAŞKAN - Ben gerektiği takdirde süre veririm, siz konuşmanıza devam edin.

Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Orman Genel Müdürlüğümüz başarılı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Biraz bekleyin lütfen, bir sorun var galiba.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Orman Genel Müdürlüğümüz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, biraz bekleyin lütfen. Teknik bir sorun var, onu giderecek arkadaşlarımız şimdi.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Cihaz bile konuşturmak istemedi Bakanı.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Meclisin yollarını yapıyorlar, elektronik sistemler çökmüş durumda. Buradaki elektronik sistemler çalışmıyor Sayın Bakan.

BAŞKAN - Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; teknik bir sorun çıkmış, bana görevliler bunu böyle iletti. Arızanın giderilebilmesi için birleşime beş dakika ara vermem gerekiyor. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Daha sonra size tekrar burada konuşma hakkı vereceğim.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.32

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), İsmail OK (Balıkesir)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

En son, Sayın Bakanın konuşmasını dinliyorduk, ek süre vermiştik ama o ara teknik bir arıza ortaya çıktı. O nedenle konuşmasını tamamlayamadı Sayın Pakdemirli.

Şimdi, kendisine ek olarak beş dakika süre veriyorum konuşmasını tamamlamak üzere ve kürsüye davet ediyorum.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Çok Sayın Başkanım, çok, vallahi çok.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Evet, son on yedi yılda suyun akışına yön veren politikalar izledik. Baraj sayımızı 276’dan 841’e çıkardık. Kurulu gücümüzü de 12.500 megavattan 29.000 megavata çıkardık. İnşallah 2023 yılında 8,5 milyon hektar sulamaya da ulaşmış olacağız.

Şimdi, bu 3 büyükşehrin su problemi hep konuşuluyor. Biz, inşallah, ne Ankara’yı ne İzmir’i ne de İstanbul’u susuz bırakmadık, bırakmayız ve bırakmayacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, bazıları temel atmama törenleri düzenlerken biz temel attığımızda tören düzenlemedik; yapıp açtıklarımıza, hizmete aldıklarımıza dahi tören düzenlemedik.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, sataşma bu, kürsüden sataşma var.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Mesela Ankara’da Gerede’yi, Gerede sistemini açtık ve 2045 yılına kadar Ankara’nın su problemini çözdük. Sizin temelle olan ilişkiniz ancak fıkrayladır. Sizde bir Temel daha var, o da temel atmayı sevmiyor. O yüzden…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Çok başarılısın, çok!

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Ya ne alakası var şimdi? Ne alakası var?

CAVİT ARI (Antalya) – Sayın Bakanım, ne diyorsunuz, anlamadık yani bu espri miydi?

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Bunun ne alakası var Temel’le, temel atmayla?

CAVİT ARI (Antalya) – Espri mi yaptınız, ne yaptınız; bir anlatsanıza bize.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Bunun ne alakası var temelle?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Arkadaşlar, şimdi, şunu söylüyorum: Bakın, bu, İstanbul’da sizin yarattığınız manzara arkadaşlar; bu, İstanbul’da sizin yarattığınız manzara.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Kim diyor bunu ya, kim?

CAVİT ARI (Antalya) – Ne var orada?

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Sayın Bakan, yirmi beş yıldır siz yönetiyorsunuz; ayıp ya bunu söylemeniz! Yirmi beş yıldır siz yönetiyorsunuz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Biz İstanbul’u susuz da bırakmayacağız. Melen’de ufak bir teknik problem olduğu doğrudur, bunun da gereğini yapacağız.

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Yirmi beş yıldır siz yönetiyorsunuz. Üç ayda mı bu hâle geldi?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Cumhurbaşkanlığı Strateji Ofisi bunu imzaladı ve bu konuyla ilgili de gereğini yapıyor olacağız. Hiç iş yapmazsan hata da yapmazsın. Binlerce baraj yaparsan bir tanesinde de ufak bir problem olabilir.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Ne kadar kolay! 1 milyar lira zarar, ne kadar kolay ifade ediyorsun!

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - 2020 küçükbaşta hamle yılımız olacak. Geçen yıldan bu yana küçükbaşta hayvan sayımızı 46 milyondan 50 milyona çıkardık, bu yıl da en az 54 milyona çıkarıyor olacağız. Bakın, burada 2020 yılı hedeflerimizi veriyorum, bunları not edebilirsiniz; bir dahaki bütçede inşallah nasipse bunları konuşuyor olacağız.

Beyaz et üretiminde 2,4 milyon ton hedefliyoruz. Kırsal kalkınma destek programlarında 4,1 milyar lira destek ve 16 bin yeni istihdam hedefliyoruz.

Su ürünlerinde ilkleri yaptık. Avrupa ve Türkiye'de bir ilk, Tarıma Dayalı İhtisas Organize Su Ürünleri Yetiştirme Bölgesi’ni 16.500 ton kapasiteyle devreye alıyoruz.

Gazi Meclisimize bir teşekkürüm var: Su Ürünleri Kanunu 1971’den beri bekliyordu. Bu Kanun’la birlikte hem kaçak avcılığın üstesinden gelmiş olacağız hem de su ürünleri yetiştiriciliğinde 2023 hedefimiz olan 2 milyar dolarlık ihracatı inşallah yakalıyor olacağız.

ATİLA SERTEL (İzmir) – İzmir’de her gece trolcüler var. Her gece trolcüler denizin dibini tarıyor, her gece. Karaburun’a, Güzelbahçe’ye bakın.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 2020’yi de dijitalleşme yılı olarak ilan ediyoruz ve e-devlet üzerinden inşallah çiftçimiz, üreticimiz, müstahsilimiz bütün sorunlarını çözüyor olacak.

Siyasetüstü bir mesele olduğunu tekrar hatırlatıyorum, bu işin bir memleket meselesi olduğunu tekrar hatırlatıyorum. Günlük siyasete bu işi alet etmeyin; beni arayın, ben her zaman telefonlarınıza çıkarım. Sizin soru önergelerine bu kadar çalışmanıza gerek yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Telefonunuzu söyleyin Sayın Bakan.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, konuşmasını tamamlamasına izin verelim Sayın Bakanın.

Buyurun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Şimdi, Bosna ve Sırbistan’dan et ithalatı; 2018’de 3.600 ton Sırbistan’dan et ithal etmişiz, 2019’da 428 ton.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Pamuktan bahset, pamuktan!

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Zeytin ne oldu, zeytin?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – 1 milyon ton et üretilen, et yenilen bir ülkede karşılıklı tavizlerin değiştiği, ticari anlaşmaların olduğu bir ülkede, Ticaret Bakanlığının da yapmış olduğu bazı anlaşmalar varken devletin ali menfaatlerini kenara mı atacaktık?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Buzağı desteği ne oldu Sayın Bakan?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Osmanlı’nın altı yüz sene hüküm sürdüğü bu topraklarda kardeşlerimiz bize muhtaçken onları elimizin tersiyle itecek miydik? Türkiye bu kadar âciz bir ülke mi?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – 2018 buzağı desteği ne oldu Sayın Bakan?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Türkiye bu kadar âciz bir ülke mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Türkiye at eti, eşek eti ithal etmiyor; bu, uluslararası ticari emtia ayrı kod tanımlanmadığından kaynaklı sizin bir yanlış anlamanızdır. Bunu Mecliste dile getireceğinize bir telefonla bana sorabilirdiniz.

Sudan’dan et ithalatına bir iznimiz yok; bunu da şimdilik 2020’de düşünmüyoruz, 2021’de bu konuyu tekrar konuşalım. Tüm et konusunda ithal veya yerli; ülkemiz örf, âdet, dini inançlarına uygunluk her zaman arıyoruz.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Ya bir “pamuk” de Tarım Bakanı! Allah rızası için bir “pamuk” de ya!

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Çiğ süte 10 kuruş verdiniz Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ Devamla) - Seçim kampanyasındaki ifadelerim PKK’lılara aittir ve bu konuda da fikrimin aynen arkasındayım.

Bu konuyla ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerimi toparlayalım; bir dakika süre veriyorum ama sözlerinizi bağlamanız için Sayın Bakan.

Buyurun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) – Tabii, hemen toparlıyorum.

2018 kesin hesap; bütçenin yüzde 96’sını harcadık, 2020 teklifimiz bir önceki yıla göre yüzde 19,4 artışla 40,3 milyar lira. Yüzde 54,5’u yani 22 milyar lirası tarımsal desteklere gidiyor. Huzurunuzda çiftçilerimize, üreticilerimize, ülkemize değer katan herkese teşekkür ediyorum.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ormanda çalışan geçici işçiler kadro bekliyor Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Bütçe hazırlıklarına destek için başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, katkıda bulunan bakanlarımıza, parti grubumuza, Cumhur İttifakı’na, siz değerli vekillerimizin hepsine, Plan ve Bütçe Komisyonumuza teşekkür ediyorum.

AYLİN CESUR (Isparta) – Çiftçinin yüzde 1 hakkını ne zaman vereceksiniz Sayın Bakan?

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ (Devamla) - Herkesi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Pakdemirli.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Bakan, telefon, telefon…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, hepsi bitince mi söz vereceksiniz?

BAŞKAN - Yürütme adına konuşmalar tamamlandıktan sonra söz vereceğim Grup Başkan Vekillerine Sayın Altay.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) - Sayın Bakanım, bütün iktidarları suçladınız. Vallahi olmadı, bütün hükûmetleri suçladınız. Rahmetli Ekrem Pakdemirli benim Bakanımdı; olmadı vallahi Sayın Bakanım, olmadı. Benim Bakanımdı ya!

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Kıyaslama yapıyor, kıyaslama.

BAŞKAN – Şimdi de söz sırası Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nda.

Buyurun Sayın Kasapoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi üç dakikadır.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesi ve 2018 yılı kesin hesabı için huzurlarınızdayım. Bu vesileyle Genel Kurulumuzun Başkanını, siz değerli milletvekillerimizi saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle, 2020 yılı bütçemizin başta gençlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız, sporcularımız olmak üzere tüm milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet, 2020 önemli bir yıl. 2020’de inşallah Meclisimizin kuruluşunun 100’üncü yılını hep birlikte kutlayacağız. Bu Gazi Meclis millî iradenin kalbi, millî iradenin ruhu ve bu milleti bir arada tutan bu kutlu çatıda olmak ve bu kutlu çatıda gençlerimiz için, sporcularımız için yaptığımız çalışmaları sizlerle paylaşmak bizler için ayrı bir onur, ayrı bir heyecan. Bu vesileyle, gençlerimiz sadece yarınlarımız değil, bugünümüz de olan gençlerimiz için yaptığımız ve yapacağımız çalışmalar, projeler... Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, siz değerli milletvekillerimize, tüm partilerimize, değerli çalışma arkadaşlarıma ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

Gençler bizim için, her şeyden öte, en kıymetli varlık. O yüzden, gençlerimiz için ne kadar çalışsak, tüm imkânları ne kadar seferber etsek az. O yüzdendir ki başta, Sayın Cumhurbaşkanımızın o engin vizyonu, güçlü liderliği, ta Belediye Başkanlığından itibaren gerek gençlerimize gerek sporcularımıza verdiği önem, hassasiyet bizler için önemli bir ilham kaynağı. Bu vesileyle bundan sonraki çalışmalarımızda da bundan sonraki süreçte de tıpkı bugüne kadar olduğumuz gibi, inşallah, gençlerimizin, çocuklarımızın, sporcularımızın, onların küresel rekabette çok daha güçlü olmaları ve bundan sonraki süreçte bizden alacakları bu emaneti daha güçlü bir şekilde yarınlara taşımaları için var gücümüzle çalışacağız. O yüzden, biliyorsunuz, geçtiğimiz aylarda kahraman askerimiz, kahraman ordumuz Barış Pınarı Harekâtı’yla ve Hükûmetimiz, devletimiz bu harekâtı hem sahada hem masada kazanma amacıyla önemli bir misyonu ifa ettiler ve bu süreçte de sporcularımızın asker selamıyla Mehmetçik’imize olan sempatisi, Mehmetçik’imize olan sevgisi bizleri, hepimizi heyecanlandırdı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu vesileyle, özellikle son altı ayda tüm branşlarda sporcularımızın kazandığı başarılar, aldıkları madalyalar hepimizi gururlandırdı. Bu ülkenin, bu şanlı bayrağın gururu için değerli sporcularımıza, gençlerimize de ayrıca teşekkür ediyorum. İnşallah bizler de bu değerli gençlerimize, bu kıymetli sporcularımıza layık olmak için daha fazla çalışacağız, daha fazla üreteceğiz ve şanlı bayrağımızı dalgalandırmanın onurunu, gururunu, sevincini hep birlikte yaşayacağız.

Biliyorsunuz, Bakanlığımızın bütçesi, inşallah, 17 milyar 810 milyon 481 lira olacak ve inşallah, bizler bu bütçenin her kuruşunun sorumluluğunu hissederek, gençliğimiz için, sporumuz için değerlendireceğiz ve bu çıtayı, az önce de ifade ettiğim gibi, daha yükseklere taşıyacağız. Bu süreçlerde sizlerin katkısı, sizlerin desteği bizler için çok önemli. Zira bizler, katılımcı demokrasiyi, çoğulculuğu ve ortak aklı hedef alıyoruz, misyon alıyoruz. Bu vesileyle gençlerimiz için yeni metotlar, yeni yöntemler geliştirmeye gayret ediyoruz. Bu gençliğimiz sadece bu ülkenin değil, tüm insanlığın umudu bir gençlik ve bizim gençliğimiz de tüm insanlığa layık olacak donanıma, vicdana, ehliyete sahip bir gençlik. Gençlerimizle gurur duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) O yüzden, gençlerimizin yarınlara kültürle, sanatla, bilimle, sporla yürümesi için; gençlik merkezlerimizle, yurtlarımızla, gençlik kamplarımızla, tüm imkânlarımızla, spor tesislerimizle, gece gündüz onların hizmetine sunduğumuz bu imkânlarla tüm desteği veriyoruz ve inşallah, çocuklarımızı, gençlerimizi hiçbir kirli odağın tuzağına düşürmemek için gayretimizi göstereceğiz.

Bakanlık olarak, gençlerimizin gerek karar alma ve uygulama süreçlerinde Bakanlığımızın çalışmalarına katkı vermeleri, her alana etkin bir şekilde katılmaları için gayret gösteriyoruz. Gençlerimizi politikalarımızda merkeze alıyoruz ve Bakanlık olarak “Gençler neredeyse biz oradayız.” anlayışıyla; üniversitelerimize, liselerimize, ortaokullarımıza genç ofislerimizi kurmaya başladık. Sayısı 320 olan gençlik merkezlerimizi, inşallah, önümüzdeki yıl çok çok daha yukarılara taşıyacağız. Başta üniversitelerimiz olmak üzere, pek çok yerde, liselerde, ortaokullarda gençlik merkezlerimiz gençlerimizin yarınlara daha güçlü hazırlanmaları için onların hizmetinde, onların emrinde olacak.

Yine, gençlerimizin proje destekleriyle, fikirlerini desteklemek, onların inovasyon noktasındaki çalışmalarını güçlendirmek için proje desteklerimiz var ve bu proje desteklerimizle de bu yıl 1001 projeyi destekledik. Geçtiğimiz yıllarda devam eden bu projeye her geçen gün bütçesini de artırarak alanını da genişleterek devam ediyoruz. Tabii ki Gönüllülük Yılı kapsamında gerek Damla gönüllülerimizle gerek gençlik merkezlerimizdeki gönüllülerle gençlerimizin pek çok alanda hem tecrübe kazanmasını hem de toplumsal dayanışma, birlik beraberlik ruhu, kardeşlik anlayışı çerçevesinde kendilerini yarınlara hazırlamalarını da bu vesileyle sağlamış oluyoruz. Yine Millî Mücadele’nin 100’üncü yılı vesilesiyle, biliyorsunuz, 19 Mayıs 2019’da İstanbul’dan yolcu ettiğimiz gençlerimizi Sayın Cumhurbaşkanımız Samsun’da karşıladı. Çok anlamlı bir töreni sizlerle birlikte gerçekleştirdik. 57’nci Alay Vefa Yürüyüşü’müz, 30 Ağustos Meydan Muharebesi kutlamamız, Sarıkamış şehitlerimizi anma vesileleri ve buna benzer pek çok faaliyetle gençlerimizin geçmiş ve gelecek arasındaki köprüyü kurma ve tarih bilincini daha nitelikli, daha donanımlı bir şekilde sahip olmalarına çalışıyoruz ve bu aşamada da her geçen gün gayretlerimizi gösteriyoruz.

Özellikle bu vesileyle merhum Haluk Dursun Hocamızın ifadesiyle, Fırat’ın, Dicle’nin kuzularını çakallara kaptırmama adına gece gündüz demeden çalışacağız ve inşallah ne Fırat’ın ne Dicle’nin ne Sakarya’nın ne Menderes’in kuzularını kaptırmayacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kandan, gözyaşından beslenenlere hiçbir fırsatı vermeyeceğiz.

AYLİN CESUR (Isparta) – On yedi yıldır kaptırdınız.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - İçişleri Bakanı olursun yakında.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) - Bizim yaptığımız… Onların yıktığı, yaktığı tesisleri yeniden yaptık. inşallah bundan sonraki süreçte yakıp yıkmalarına da müsaade etmeyeceğiz, gençlerimizle orada spor yapacağız, gençlerimiz oradan şampiyonlar çıkaracaklar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu ülkenin hiç bir kaynağını kötü emeli olan insanlara kullandırmayacağız; gençlerimiz, bizim en büyük imkânımız, en büyük kaynağımız, her şey onlar için.

Sayın Cumhurbaşkanımız ta Belediye Başkanlığından itibaren…

Sayın Bartın Milletvekilimiz, sabahleyin kartvizitinizi bıraktınız, onu bırakıyorum; hoş olmayan bir şekilde bıraktınız ama ben size nezaket çerçevesinde bırakacağım ancak şunu bilin: Sayın Cumhurbaşkanımız gençlerin en büyük dostu. Onun ısrarıyla sizlere rağmen bu Meclis 18 yaşındaki gençlerle tanıştı, size rağmen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – 18 yaşındaki vekili göster!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Ve yine burslardan bahsediyorsunuz, kredilerden bahsediyorsunuz.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bütçeye gel, bütçeye!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Cumhurbaşkanımızın Belediye Başkanıyken başlattığı bursları siz kestirdiniz; Anayasa Mahkemesine götürdünüz, iptal ettirdiniz. Şimdi de gençlerin mutsuz olduğundan bahsediyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bütçeye gel, bütçeye!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Sayın Vekil, sizi kartvizitinizi getirirken biraz gergin gördüm, kartvizit öyle takdim edilmez. Size acilen spor yapmayı tavsiye ediyorum, spor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Tabii, herkese spor yapmayı tavsiye ediyoruz; daha çok spor, daha çok sağlık, daha çok mutluluk.

UĞUR AYDEMİR (Manisa) – Bu biraz daha fazla spor yapsın.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bu ülkeyi ilçelerine, köylerine kadar spor tesisleriyle donattık; hepsi sizler için, çekinmeyin, herkese yer var bu tesislerde; şimdi de 7/24 açtık.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Gençlik ve Spor Bakanısınız, gençlere böyle hitap edemezsin!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, ülkemizin 2071 vizyonu açısından önemli bir aşaması; hamdolsun, yine Sayın Cumhurbaşkanımızın, o beğenmediğiniz Cumhurbaşkanımızın önderliğinde geçtiğimiz sistem ve inşallah yine tüm bakanlıklarımızla -ben burada Kabine üyelerimize teşekkür ediyorum, burada olanlara, olmayanlara- etkin, verimli işleyen bir sistem var. Milletvekillerimize, Meclisimize teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

CAVİT ARI (Antalya) – Niye gerginsiniz Sayın Bakan, niye gerginsiniz? Rahatça anlatsanıza işlerinizi.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Yarınlara gençlerimizle yürüyeceğiz. Biz her bir gencimize, hiçbir ayrım gözetmeksizin güveniyoruz, inanıyoruz.

CAVİT ARI (Antalya) – Niye gerginsiniz? Ayıptır, ayıp! Gencecik kıza sataşıyorsunuz. Yazıklar olsun size! Ayıp!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Ve biz imtiyazlı kitlelerin değil, sessiz çoğunlukların temsilcisiyiz, sessiz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar) O katılımcılığı… Bakın, bakın, ben bir şey söyleyeyim size.

CAVİT ARI (Antalya) – Ayıp sizin yaptığınız. Ayıp sizin yaptığınız. Genç bir kıza sataşamazsınız. Çok ayıp Sayın Bakan. Siz Spor Bakanısınız, gergin davranamazsınız. Ne var gergin davranacak?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Ben Gençlik Bakanıyım. Gençlik ve Spor Bakanıyım.

AYLİN CESUR (Isparta) – Ayıp oluyor Sayın Bakan, siz bütçenizi savunun, bütçenizi.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Hamdolsun, ben… Sayın Cumhurbaşkanımız 1994’te İstanbul’a Belediye Başkanı seçildi.

CAVİT ARI (Antalya) – Ne var gergin davranacak? İşinizi anlatın burada. İşinizi anlatın.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Ben ilk kez onun için oy kullandım ve onun o belediyesinde gençlik meclisinde üyelik yaptım. Hamdolsun, Rabb’im bugün bu Mecliste sizlerle beraber olmayı lütfetti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Bravo!

CAVİT ARI (Antalya) – Ayıp! Ayıp! Hiç yakışmıyor size!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Ve biz gençlerimizle, güvendiğimiz, inandığımız gençlerle bu ülkeyi, size rağmen çok daha yukarılara taşıyacağız, çok daha yukarılara. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

CAVİT ARI (Antalya) – Gençlik ve Spor Bakanısınız, centilmen olmayı öğrenin, centilmen. Çok ayıp!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bizim, bu ülkenin her karışında Cumhurbaşkanımızın alın teri var, ilçelere kadar, köylere kadar alın teri var. Sizin neyiniz var, neyiniz?

AYHAN BARUT (Adana) – Bütçeyi söyle, bütçeyi!

CAVİT ARI (Antalya) – Spor Bakanısınız, centilmen olmayı öğrenin önce. Centilmen olmayı öğrenin önce. Hiç yakışmıyor!

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Bırakın masal anlatmayı. Başka bir ülkede mi yaşıyorsunuz?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Artık, bakın, çamur siyasetiyle, lafla peynir gemisi yürütemezsiniz! Lafla peynir gemisi yürütemezsiniz! (CHP sıralarından gürültüler)

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Devam… Devam… Devam…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Yıllarca Atatürk’ü istismar ettiniz, gençliği istismar ettiniz. Artık kimse inanmaz bunlara. (AK PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar; CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

CAVİT ARI (Antalya) – Yazıklar olsun, bir de Spor Bakanı olacaksın!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri… Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan… Değerli milletvekilleri, lütfen…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bakınız, bir konumuz daha var.

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen konuşmayı sükûnet içinde dinleyelim. İhtiyaç hâlinde…

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Siz de konuşacaksınız. Sadece yirmi beş dakikam var.

(CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.59

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

En son Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Kasapoğlu’nun konuşmasını dinliyorduk, ara vermek zorunda kaldık. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Sayın Kasapoğlu’nu kürsüye davet ediyorum.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Kalan süreniz ekranda görünüyor; dokuz dakika otuz yedi saniye süreniz var.

GENÇLİK ve SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) –Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; biliyorsunuz spor, bizler için çok önemli bir olgu, önemli bir araç hem toplumsal anlamda hem bireysel anlamda hem uluslararası anlamda.

Sporla ilgili çalışmalarımız, sporla ilgili yatırımlarımız hem inşa anlamında hem sportif kültürü yaygınlaştırma ve aynı zamanda tabii ki sporda başarıyı daha yukarılara taşıma noktasında devam ediyor. Bu çerçevede, özellikle gençlerimizi, yetenekli gençlerimizi tespit etme noktasında çok önemli bir projemiz var. Geçtiğimiz yıl başlatılan, 2017 yılında başlatılan bir proje var: Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Projesi. Bu, çok önemli çünkü bu vesileyle ilkokul 3’üncü sınıftaki çocuklarımızın çok bilimsel yöntemlerle sportif anlamda taramasını gerçekleştiriyoruz ve çok anlamda nitelikli olduğunu tespit ettiğimiz noktalarda, onları, ilgili spor branşına yönlendiriyoruz. Bu vesileyle geçtiğimiz yıllarda taradığımız 1 milyon 200 bin çocuğumuzdan 100 binini şu an gerek olimpiyat hazırlık merkezlerimizde gerek sporcu eğitim merkezlerimizde yarınlara hazırlıyoruz. İnşallah onların içinden yüzmede, jimnastikte, atletizmde pek çok branşta yarınların şampiyonlarını çıkaracağız. Bu vesileyle yeteneğimizi tesadüfi anlamda değil, ciddi bir emek neticesinde keşfedeceğiz ve sportif anlamdaki yetenek havuzumuzu, olimpik sporcu havuzumuzu da inşallah çok daha yukarılara taşıyacağız.

Biliyorsunuz, sporcularımıza verdiğimiz destekler var hem mali anlamda hem teknik anlamda. Ve bunun yanında, özellikle geçtiğimiz ay çok önemli bir devrimi gerçekleştirdik. Ben bu vesileyle bunu gündeme getiren Alpay Vekilimize, Saffet Vekilimize özellikle teşekkür ediyorum. Zira “Spor mu, eğitim mi?” ikilemi gerçekten önemli bir ikilemdi sporcularımız için, ailelerimiz için. Sporda başarılı olan ve eğitim hayatına da devam etmek isteyen… Hem sporcu hem avukat olmak istiyor, hem sporcu hem mühendis olmak istiyor, farklı kariyer hedefleri var gençlerimizin. Ama üniversite çağına geldiği an hangisine gideceğini… Ya sporu bırakıyor ya eğitimini… Şimdi, inşallah, avukat sporcularımızı, mühendis sporcularımızı daha fazla göreceğiz çünkü attığımız adımla, vakıf üniversitelerimizle gerçekleştirdiğimiz anlaşmayla sporcularımıza yüzde 100 burs imkânı sağlıyoruz.

Ve inşallah, sporun önündeki engelleri yine sizlerle birlikte… Her birinizin katkısı bizler için çok ama çok önemli. Ben bu manada sizlerin önerilerine, sizlerin tekliflerine -elbette eleştiriler de olur- eleştirilerinize her zaman açık olduğumuzu, kapımızın da gönlümüzün de açık olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Çünkü biz katılımcılıktan yanayız, farklı fikirlerden güçlü fikirlerin oluşacağına inanıyoruz. Bu vesileyle de inşallah, gerek sporu tabana yayma noktasında… Spor yapan bir toplum olmak durumundayız. Meclisimizin spor yapması lazım, daha çok spor yapmak lazım. Sayın Başkanım, spora teşvik etmemiz lazım milletvekillerimizi. Bunun için Bakanlığımıza bir görev düşüyorsa onun için de varız. Ama sadece milletvekillerimiz değil, tüm toplumumuzu biz spora davet ediyoruz. O yüzden tesislerimizi 7/24 hizmete açtık ve o yüzden bahane tanımıyoruz. Spor için bahane yok; gündüz işiniz varsa gece geleceksiniz, spor yapacaksınız. Tüm imkânlarımız, tüm tesislerimiz tüm milletimiz için…

“Kadın odaklı spor politikası” diyoruz, stratejimizin temelinde, odağında kadın var. Çünkü kadınlar başımızın tacı, toplumun direği. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) O yüzden, kadınlarımızın öncülüğünde sporu tabana yayma politikalarımızda çok daha başarılı noktalara gideceğimize de inanıyoruz. Bu vesileyle biliyorsunuz “Yüzme Bilmeyen Kalmasın” kampanyası başlattık. İlk Hükûmet dönemimizde İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda “Yüz günde 100 bin kişiye yüzme öğreteceğiz.” demiştik fakat öyle bir teveccühle karşılaştık ki 100 bin hedefimizi 125 binde ancak tutabildik ve yeni hedefimiz 1 milyon kişi. Her tarafı denizlerle, sularla ve inşa ettiğimiz havuzlarla dolu olan bu ülkede yüzme bilmek isteyen herkese yüzme öğreteceğiz. İl il, ilçe ilçe, belde belde hedefler koyduk ve inşallah 2020 yılı sonunda hedefimiz 1 milyon. Ben sizlerin de desteğiyle, spor teşkilatımızla, kulüplerimizle bu rakamı da çok güzel bir şekilde aşacağımıza inanıyorum.

Tabii “spor turizmi” başlığımızı açtık. Ülkemizin dört bir yanı cennet vatan. Doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle her yer hem tesis noktasında hem imkânlar noktasında mükemmel ve spor turizmi çalışmalarımızda da inşallah, çok güzel bir aşamayı da ülkemizin önemli bir spor turizmi destinasyonu olması noktasında önemli bir aşamayı da yine sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz.

Geçtiğimiz pazar günü önemli bir yönetmeliği yayınladık. Çalışma arkadaşlarıma, bu işte emeği olan çalışma arkadaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Antrenör olmak isteyen, spor okullarında okuyan sporcularımızın önünü açan, sporcu olmak isteyen gençlerimize kolaylıklar sağlayan pek çok özelliği sunan bu yönetmelikle, inşallah, sporcularımızın önündeki engelleri kaldırarak hem onları daha da rahatlatacağız hem de daha fazla sporcuyu, daha fazla lisanslı sporcuyu hep birlikte yakalayacağız. Zorlukları ortadan kaldıracağız ifade ettiğim gibi. Amacımız, engelleri ortadan kaldırmak.

Son günlerde yaşadığımız başarılar tesadüfi değil, on sekiz yılda gerçekleştirilen devrimlerin sonucu ve inşallah, bunlar daha büyük başarıların da öncüleri, emareleri…

Saffet Vekilim, ümitvar olalım, 2020 Olimpiyatlarına da çalışıyoruz. Yine, önümüzdeki günlerde sizleri ben Olimpiyat Hazırlık Merkezlerimizde ağırlayayım. İnşallah, oradaki aşamayı, kotaları falan masaya bir yatıralım.

Ben inanıyorum ki hepimizin yürekleri bu ülkenin evlatlarının daha güçlü yarınlarda daha güçlü olmaları için çarpıyor ve bu amaçla sizlerle olan birliktelikleri, sizlerle olan istişareleri çok önemsiyoruz ve inşallah bunları da aşama aşama daha güçlü bir şekilde beraberlikle de gerçekleştireceğiz. Biliyorsunuz, Millî Takım’ımız inşallah 2020 Avrupa Şampiyonası’nda güzel başarılara imza atacak, buna inanıyoruz. Ben, A millîlerimize başarılar diliyorum. İnşallah onlar ilk maçta, İtalya’yla olan maçta, tüm dünyayı Fransa maçında Konya’da şaşırttıkları gibi orada da şaşırtacaklar, hep birlikte onların yanında olacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tabii, Kredi Yurtlar Kurumu, yurtlar ülkemizde alnımızın akıyla gerçekleştirdiğimiz en önemli faaliyetlerden bir tanesi. Az önce eleştirildi ama ben bu eleştirileri hakikaten çok ölçülü bulmuyorum çünkü 2002’deki yatak kapasitesi ile şimdiki yatak kapasitesi arasında 3 kat fark var, konfor açısından çok ciddi –ranzalarda- bir aşama var, otel konforunda yurtlarımız var ve bunları da hakikaten…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Öğrenci sayısı ne? Öğrenci sayısı kaç kat arttı?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Öğrenci sayısı 190 binden 700 bine geldi Sayın Başkanım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Toplam öğrenci, üniversite öğrencisi; üniversite öğrenci sayısı…

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Daha fazla yurt yapalım istiyoruz ama bakın, yeni yurtları kampüslere yapıyoruz, yeni hedefimiz bu. İstanbul Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Marmara Üniversitesi; bunlarla anlaştık, başlıyoruz. Ama ODTܒye geldik, tıkandık; her şey hazır, CHP Grubunun muhalefetiyle karşılaştık. Tabii, CHP Grubu her şeye karşı. (CHP sıralarından gürültüler)

CAVİT ARI (Antalya) – Ne alakası var ya!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Havaalanından Marmaray’a kadar, Kanal İstanbul’a kadar her şeye karşısınız, yapacak bir şey yok. (CHP sıralarından gürültüler) Ama siz istemeseniz de biz yapmaya, inşa etmeye devam edeceğiz. Sadece inşaat değil, gönülleri de yapacağız, sizlerin gönlünü de yapacağız, siz de sevineceksiniz inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Amacımız, gençlerimizin… (CHP sıralarından gürültüler)

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) - Sen Spor Bakanısın, bırak bunları!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen, konuşmayı tamamlamasına izin verelim.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ben uyarıyorum zaten, siz devam edin Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Tamamlayacağım.

Kampüse yurdu yaparsak ne olacak?

Başkanım “teknik” dedi, teknik konuşuyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Konuşmayı dinleyelim lütfen değerli milletvekilleri.

Buyurun Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Şimdi, Başkanım, kampüse yurdu yapacağız, öğrenci yol parası vermeyecek; öğrenci istediği zaman yurduna gelecek, istediği zaman kütüphaneye gidecek ama buna karşı çıkmayın. Gelin beraber yapalım, ismini de siz koyun gerekiyorsa. Maksat…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Neyine karşıyız? Ya, neyine karşıyız, anlamadım. Bizimle ne ilgisi var?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Sor, CHP Grubuna sor, belediyeye sor, buradaki gruba sor, Yıldırım Bey’e sor, Yıldırım Kaya’ya sor. (CHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Belediyeye mi?

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Sen nerede yaşıyorsun? Nerede yaşıyorsun?

BAŞKAN – Karşılıklı olmasın, lütfen.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bakın, değerli milletvekilleri, inşallah hep birlikte, yarınlar, çok daha anlamlı, gençlerimiz için, milletimiz için çok daha mutlu yarınlar olacak; biz buna inanıyoruz, biz bunun için çalışıyoruz. Gençlerimiz pırlanta, gençlerimiz tüm dünyaya model olacak gençler; zihinleriyle, akıllarıyla, vicdanlarıyla, merhametleriyle, adalet duygularıyla. Biz onlarla gurur duyuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

O yüzden, karamsarlığa, umutsuzluğa kapılmaya gerek yok ama biz, umudu da çoğaltmak için varız, merak etmeyin. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde inşallah, dur durak bilmeden… Kendilerinin on sekiz yıldır –az önce söyledim- bu ülkenin taşında toprağında mührü var, parmak izi var, alın teri var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, toparlayalım.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) - Biraz daha bağır, biraz daha bağır, saraya yetişecek.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – İnşallah size de nasip olur bu ülkeye eser kazandırmak ama bilmiyorum, ne zaman nasip olur, bu vaziyetle zor. Ama ben size şunu tavsiye ediyorum... (CHP sıralarından gürültüler)

CAVİT ARI (Antalya) – Hepsini biz kazandırdık, siz sattınız Sayın Bakan.

BAŞKAN – Biraz sükûnet sayın milletvekilleri, lütfen.

Buyurun Sayın Bakan.

CAVİT ARI (Antalya) – Kazandırdıklarımızı siz sattınız Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Az önce birisi bir şey söyledi ama Başkanımın hatırına hürmeten cevaplamayacağım onu.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bizim amacımız, bu ülkenin onurunu, bu ülkenin şerefini yücelten gençliğin umudu olmak ve bu ülkenin yarınlarına ihanet edenlere de gereken cevabı vermek; mesele budur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen konuşmayı bağlamasına izin verelim.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Bakın “Biz gelmedik dava için, bizim işimiz sevi için/Dostun eli gönüllerdir, gönüller yapmaya geldik.” Başka amacımız yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü seviyoruz, biz sizleri de seviyoruz, hepinizi seviyoruz. (CHP sıralarından gürültüler) Biz birlikte Türkiye’yiz, merak etmeyin ve yarınlara daha güçlü yürümek için inşallah, omuz omuza olalım diyorum, el ele verelim diyorum, beraber olalım diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Selamlayalım lütfen, tamamlayalım Sayın Bakan.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Önümüzde hiçbir güç duramayacaktır, ben buna inanıyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Allah Allah!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – Sözü uzatmayayım, az önce Başkanımla da konuştuk, şunu söylüyorum: Bakın, Bakanlığımız sizlerin Bakanlığı, bu milletin Bakanlığı, gençlerin Bakanlığı, sporcuların Bakanlığı.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Burası saray değil!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – O yüzden, kapımız her zaman açık, gönlümüz açık, telefonlarımız açık. Bize projeyle gelin, bize öneriyle gelin…

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Sen anlat, gel! Bakan sensin! Bütçeyi anlat, bütçeyi anlat!

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU (Devamla) – …gerekirse eleştirilerinizle gelin ama gelin. Gelin konuşalım, gelin bağ kuralım, köprüler kuralım ve bu memleketi yarınlara birlikte taşıyalım.

Saygılar sunuyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Atatürk der ki: “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.” Biz de onu seviyoruz.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Bakanım, son üç dakikanıza aynen katılıyorum, alkışlıyorum.

BAŞKAN – Şimdi de konuşma sırası yürütme adına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’da.

Buyurun Sayın Turhan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dört dakikadır.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN – Gazi Meclisimizin Sayın Başkanı, saygıdeğer milletvekilleri; 2020 yılı bütçe görüşmeleri çerçevesinde Bakanlığın bağlı kuruluşlarımız Karayolları Genel Müdürlüğü ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile ilişkili kurumumuz Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı bütçeleri münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Çalışmalarımıza katkı sunma kabîlinden bütçemiz üzerinde söz alan, görüş ve önerileriyle projelerimize zenginlik katan sayın milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Gazi Meclisimizin bu oturumunda ortaya koyacağı her öneri ve düşüncenin ülkemiz ve milletimiz adına hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; takdir edersiniz ki ulaştırma ve haberleşme yatırımları doğrudan veya dolaylı şekilde hayatın her alanına etki ediyor. Bakanlığımın yaptığı işler, dünyanın her yerinde olduğu gibi hayati önem taşıyor çünkü kalkınmamızın, refah artışımızın, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmemizin yolu büyük oranda bu işlerden geçiyor. Şöyle ki: Bir yere yol yaparsınız, hızlı tren hattı döşersiniz, havalimanı yaparsınız, liman yaparsınız; oranın ulaşımını kolaylaştırırsınız, ekonomik hayatını canlandırırsınız. Bir yere fiber hat döşersiniz; oradaki insanları dünyayla buluşturursunuz, farklı kültürleri tanımalarını, bilgiye ulaşmalarını, ticaret yapmalarını ve karşılıklı etkileşimde bulunmalarını sağlarsınız. Tüm bunların neticesinde oradaki insanların siyasal katılım düzeyini artırmak suretiyle demokrasinin gelişimine de katkı sunmuş olursunuz.

Biz, işte tüm bunları sağlamak için çalışıyoruz. Yani ülkemizin hem bugünü hem de geleceği için çalışıyoruz. Bunun yekûnuna da “beka meselesi” diyoruz.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; meseleye bu zaviyeden baktığımız için ulaştırma ve haberleşme sektöründe ter akıtan 250 bin kişiye “medeniyet neferleri” payesi biçmemiz gerekir. 40 derece sıcağın altında yollarda asfalt seren işçilerimiz, dağları, vadileri hızlı tren hatlarıyla donatan demir yolcularımız, coşkun sularda bile havalimanı yapan mühendislerimiz, işçilerimiz, buz gibi havalarda limanlarımızda gece gündüz demeden elleçleme yapan kardeşlerimiz, ülkemizin dört bir yanına fiber hatlar döşeyen emekçilerimiz, yöneticilerimiz ve memurlarımız yani her kademede bu işlere emek veren, imza atan 250 bin insanımız; tamamı milletimizin yolunu aydınlatan medeniyet neferleridir. Hani Sayın Cumhurbaşkanımız “Yol medeniyettir.” diyordu ya, işte bu insanlar yaptıkları işlerle yolumuzun, medeniyetimizin kilometre taşlarını döşemektedir. Huzurlarınızda hepsine tek tek teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz de ne yaptıysak güzel vatanımızın bekası, aziz milletimizin selameti için yaptık. Bizden önce de tüm bakanlarımız ve yöneticilerimiz ne yaptıysa hep bu anlayış üzerine yaptılar. Biz de aynı yol, aynı anlayış üzerinde ilerliyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizi, milletimizi geleceğe taşımaya, yollarına ışık tutmaya devam edeceğiz. Dünya medeniyetinin bugünkü seviyesine ulaşmasında büyük katkısı olan aziz milletimizi, cumhuriyetimizin 100’üncü yılına taşıma, Türkiye’yi dünyanın sayılı ülkeleri arasına sokma çabamız kararlılıkla sürecektir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yoğun çalışmalarımız sonucu ulaştırma alanında Türkiye’nin yıllardır süren altyapı problemini büyük ölçüde giderdik. Ulaştırma, denizcilik ve haberleşme hizmetleri için son on yedi yılda 757 milyar 200 milyon Türk lirası harcama yaptık. Temel hedefimiz, farklı ulaşım modları arasında denge oluşturmak. Yapmamız gereken çok iş olduğunun da bilincindeyiz ancak aşama aşama bütün modlardaki yükü dengeli hâle getireceğiz inşallah.

Bakanlık olarak kara yollarımızdaki özellikle yük trafiğinin demir ve deniz yollarına kaydırılması için pek çok önemli projeyi hayata geçirdik. Bazı projeleri tamamlamak için de çalışmalarımız devam ediyor. Demir yollarına toplamda 137 milyar 500 milyon Türk lirası yatırım yaptık. Ulaşım türleri arasında dengeli bir dağılımın sağlanması amacıyla, yıllardır ihmal edilen demir yollarımızı yeni bir anlayışla ele aldık. Demir yollarındaki hizmetleri birazdan detaylandıracağım ama bunu şu noktada eklemek durumundayım: Yaptığımız ve yapacağımız yatırımlar sayesinde yükün, demir yolu ile kara taşımacılığındaki payını 2 kat artırmayı hedefliyoruz. Seyahat güvenliğini artırmak ve yollarda konforu en üst seviyeye çıkarmak için kara yolu, üzerinde en çok durduğumuz ulaşım sistemi oldu. Çünkü kara yolu, hâlihazırda bütün dünyada, yolcu ve yük taşımada entegrasyon sağlayıcı yönüyle öncelikli ulaşım türü olma özelliğini koruyor.

Bölünmüş yol uzunluğumuzu 27.123 kilometreye ulaştırdık. Bugün, kara yolu ağımızda 3.060 kilometresi otoyol olmak üzere toplam 68.254 kilometre yol bulunuyor. Bölünmüş yollar sayesinde, yakıt ve iş gücünden yıllık 18 milyar Türk lirası üzerinde tasarruf sağladık. Bölünmüş yollar, toplam yol ağımızın yüzde 40’ını oluşturmasına karşın, bütün yol ağımızda hareket eden trafiğin yaklaşık yüzde 82’sine hizmet veriyor. Ortalama hız 40 kilometreden 88 kilometreye çıktı. Bununla kalmadı, bizim için, bölünmüş yolların önemli bir fonksiyonu daha oldu. Yol ağında 2003-2018 yılları arasında trafik hareketliliğinde yüzde 92’lik artış gerçekleşti ama trafik kazalarında hayatını kaybeden kişi sayısında yüzde 71’lik azalma oldu. Bunu da 2003’ten bugüne en çok önemsediğimiz fayda olarak görüyoruz.

Son on yedi yılda, 13.422 kilometre tek platformlu yolunun da standardını yükselterek hizmete soktuk. Yıllık ortalama 14.586 kilometre asfalt çalışması ve onarımı yaptık. Bitümlü sıcak karışım kaplama yol ağımızı 3 kattan fazla artırdık, 25.962 kilometreye ulaştık. Artık daha güvenli ve konforlu yollarda seyahat edebiliyoruz. Şehir giriş-çıkışlarında artan trafik yoğunluğu sorununu çözmek, şehirler arası trafiğin şehir trafiğini etkilememesi için de çevre yolları yapıyoruz. Son yıllarda, farklı seviyeli kavşaklarla geçilen çevre yollarında 1.513 kilometreyi tamamladık, 1.183 kilometrede çalışmalarımız devam ediyor, 915 kilometrede ise plan ve proje çalışmaları sürüyor.

Avrupa’yı Kafkaslara, Orta Doğu’ya ve Orta Asya’ya bağlayan köprü konumundaki ülkemizin batıdan doğuya kesintisiz ulaşım imkânını sağlayacak otoyol ağlarını kamu-özel sektör iş birliğiyle yapıyoruz. Bu noktada şunu vurgulamakta fayda var: Kamu-özel sektör iş birliği yöntemiyle yapacağımız yüksek standartlı ve yüksek maliyetli projelerin yatırım kararını almadan önce, projeye ilişkin ekonomik ve finansal analizlerini yapıyoruz. Her projenin sağlayacağı zaman, taşıt işletme, bakım, kaza ve benzeri ekonomik faydalarıyla maliyetlerini değerlendiriyoruz.

Böylece, işletme gelirlerinden de faydalanarak projelerin finansmanını sağlıyoruz. Bütçe imkânlarını sosyal faydası yüksek başka projelere aktarmış ve ulaşım hizmetini yurt sathına yaymış oluyoruz. Bu projeleri çok daha kısa sürede vatandaşlarımızın hizmetine sunarak da ekonomik gelişimin ivmesini artırıyoruz. Örneğin, Kuzey Marmara Otoyolu, 7 milyar 950 milyon dolarlık bir proje. Yükleniciler, projeyi bitirip işletme sürelerini 2027 yılından başlamak üzere kesimler hâlinde 2030 yılı ortasına kadar tamamlayarak devlete teslim edecek yani ömür boyu bunlara garantörlük yok, on yıl içerisinde bunlar milletin malı olacak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ayrıca özellikle altını çizmekte fayda gördüğüm bir hususu daha bu noktada açmak istiyorum. Yapım kararı almadan mutlaka çevresel etki ve değerlendirme çalışması yapıyoruz. Kuzey Marmara Otoyolu’ndan bahsetmiştim. Projeden etkilenen 1 milyon 371 bin ağaç yerine 7 milyon 142 bin ağaç diktik. Projenin sonuna kadar 540 bin ağaç daha dikeceğiz. Gelecek nesillerimize yaşanabilir temiz bir dünya, yaşanabilir bir çevre sunma gayretindeyiz. Projelerimiz kapsamında yapılan toplam dikim 68 milyonu aştı.

2003 öncesi otoyol uzunluğumuz 1.714 kilometreydi. Önemli bir bölümünü yap-işlet-devret modeliyle olmak üzere 1.346 kilometre daha otoyol yaptık. Bugün otoyol ağımız 3.060 kilometreye ulaştı. 2023 ve 2035 yıllarına kadar toplam 20 projede 5.532 kilometre daha otoyol yapımını hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu projelerin 573 kilometrelik kesiminde yapım çalışmaları hâlen devam ediyor, kalan kesim içinse proje hazırlık çalışmalarımız sürmekte. Karayollarında yap-işlet-devret modeliyle yaptığımız 4 projenin yatırım bedeli 109 milyar 820 milyon Türk lirası. Bu projeler için ödediğimiz toplam garantiyse bugüne kadar sadece 9 milyar 640 milyon. Bütün bu saydığım otoyol projeleri de dâhil olmak üzere önemli projelerin yap-işlet-devret yöntemiyle yapılması, AK PARTİ hükûmetleri döneminde yakaladığımız ekonomik ve siyasi istikrar fırsatı sayesinde yurt dışı finans kuruluşlarından sağlanan finansmanla gerçekleşmiştir.

Ülkemizin coğrafi şartları zor, biliyorsunuz; bu zorlu şartları aşmak için başvurduğumuz yolların başında tünel, köprü, viyadük yapımı geliyor. Son on yedi yılda tünel uzunluğumuzu 9 kat, köprü ve viyadük uzunluğumuzu 2 kat artırdık. İstanbul’a rahat bir nefes aldıran mega projelerimizden Avrasya Tüneli’ni 2016’da hizmete aldık, 2 yaka arasındaki seyahat süresini yüz dakikadan on beş dakikaya düşürdük; bugüne kadar -bu projeden- 48 milyon araç geçiş yaptı.

Türkiye genelinde, 533 kilometre uzunluğunda 148 tünelde çalışmalar devam ediyor; 636 kilometre uzunluğunda 250 tünelde ise proje çalışmaları sürüyor. 142 kilometre uzunluğunda 46 tünelin de projesi hazır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - E26 ne oldu, E26?

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – Gümüşhane Zigana, Sivas Geminbeli, Erzurum Kop, Van Güzeldere, yapımına devam ettiğimiz tüneller arasında.

Peki, köprülere gelince, son on yedi yılda 333 kilometre uzunluğunda 2.955 köprü ve viyadük yapımını tamamladık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunlar arasında Nissibi, Ağın, Hasankeyf ilk aklıma gelen örnekler. 62 kilometre uzunluğunda 539 köprü ve viyadükte ise yapım çalışmaları devam ediyor; Kömürhan Köprüsü ve Eyiste Viyadüğü de bunlar arasında, yine, kullanılan teknik ve teknoloji açısından öne çıkan sanat yapılarımız.

Sadece 2019’da 23 kilometre uzunluğunda 92 köprü, viyadük ve kavşağı bitirmeyi hedeflemiştik; bu hedefin üstüne çıktık, 40 kilometrelik 171 köprü, viyadük ve kavşağı tamamladık. 1.077 köprünün bakım ve onarımı ile 256 tarihî köprünün de restorasyonunu yaptık. Trafiğe hizmet veren toplam 8.922 köprünün uzunluğu 644 kilometreye ulaştı. Ayrıca deprem güçlendirme kapsamında Marmara Bölgesi’nde 2 boğaz köprüsü dâhil olmak üzere, 239 köprü ve viyadük ile 5 tünelde çalışmaları tamamladık. Tüm bunları milletimizi, ülkemizi sevdiğimiz için yapıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yine, kara yolunda seyahat eden yolcuların gönderilen kargo ve eşyalarının elektronik ve anlık olarak takip edilmesi için Ulaştırma Elektronik Takip ve Denetim Sistemi Projesi’ni hayata geçirdik; bu, bir ilk.

Tehlikeli madde taşımacılığı alanında da önemli düzenlemeler yaptık. Kara yolu tehlikeli madde taşımacılığı yapan kuruluşların uzmanlaşmasını ve kayıt altına alınmasını sağladık.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; demir yollarını sürdürülebilir kalkınma hamlelerinin en önemli halkalarından biri olarak görüyoruz. Yıllardır ihmal edilen bu alanı canlandırmak için yoğun çaba sarf ettik.

ATİLA SERTEL (İzmir) – İzmir-Ankara hattı ne oldu?

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde demir yollarımızı tekrar devlet politikası hâline getirdik. Mevcut 11.590 kilometrelik demir yolu ağımızdaki ana hatların tamamını yeniledik. Bunların içinde ülkemizin ilk demir yolu hattı olan Aydın-İzmir hattı da bulunuyor. Bu hattı yüz elli altı yıl sonra altyapısıyla birlikte biz yeniledik. Kırk yıl aradan sonra ilk defa bir il merkezini Tekirdağ-Muratlı hattıyla demir yolu ağına bağladık, böylece Tekirdağ Limanı da demir yoluna kavuşmuş oldu. (CHP sıralarından gürültüler)

Yüce Meclisimizin takdirleriyle yaptığımız yasal düzenlemeler çerçevesinde demir yolunu özel sektöre açtık. Demir yolu şebekemiz üzerinde özel sektörün kendi trenleriyle yük ve yolcu taşıması için gerekli yasal zemini hazırladık. 1.213 kilometre yüksek hızlı tren hattı yaptık.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Nereye yaptınız?

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – Dünyada 8’inci, Avrupa’da 6’ncı yüksek hızlı tren işletmecisiyiz. Ankara-Eskişehir-İstanbul, Ankara-Konya-İstanbul güzergâhlarında 52 milyona yakın seyahat gerçekleşti.

Tüm demir yollarında sadece bu yıl 200 milyona yakın yolcu taşıdık. Şu anda Ankara-İzmir ve Ankara-Sivas arasında toplam 1.889 kilometre yüksek hızlı tren hattı yapımına devam ediyoruz. Yüksek hızlı tren hatlarının yanı sıra, yük ve yolcu taşımacılığının birlikte yapılabileceği hızlı tren hatları da inşa ediyoruz.

Bursa-Bilecik, Konya-Karaman-Niğde-Mersin-Adana, Osmaniye-Gaziantep, Çerkezköy-Kapıkule ve Sivas-Zara olmak üzere 1.626 kilometre hızlı demir yolu hattının yapım çalışmalarına devam ediyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Çerkezköy daha başlamadı.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – 429 kilometre konvansiyonel demir yoluyla birlikte toplam 3.944 kilometre demir yolu yapımı devam ediyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ülkemizin ekonomik hedeflerine ulaşabilmesine katkı sağlayacak demir yolu projelerini, diğer taşıma modlarıyla entegre olacak şekilde önceliklendirdik.

Ayrıca, yüksek hızlı tren ve hızlı tren hatlarının gittiği illerimizin gar ve istasyonlarına da farklı bir dokunuşta bulunuyoruz. Projelerimizi bu kentlerimizin kültürel dokusunu esas alarak biçimlendiriyoruz. Hatlarımızda işletme maliyetlerini düşürmekle yüksek kapasiteli güvenli taşımacılık sağlayabilmek için elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmalarımıza devam ediyoruz. Sinyalli ve elektrikli hatlarda yüzde 45 civarındaki hat oranımızı 2023 yılında yüzde 77’ye çıkarmayı hedefliyoruz.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; millî ve yerli demir yolu endüstri oluşturma, demir yollarını, üretim merkezlerini de limanlara bağlama yönündeki çalışmalara özel önem veriyoruz. İşletmelerimizin rekabet güçlerini artırmak, pazarlama imkânlarını kolaylaştırmak ve kombine taşımacılığı daha faal hâle getirmek amacıyla lojistik merkezler kuruyoruz. Planladığımız 25 lojistik merkez tamamlandığında sektöre 73 milyon ton ve 4 milyon TEU ilave taşıma imkanı sağlayacağız. Ayrıca, 16 milyon metrekare konteynerde stok ve elleçleme sahası sunmuş olacağız. Ülkemizin bölgesinde lojistik üs olması temel hedeflerimizdendir. Bu amaçla, Türkiye lojistik master plan çalışmalarını tamamladık, lojistik mevzuatıyla ilgili çalışmalarda da önemli mesafeler aldık.

Hızlı trenle ilgili malzemelerin önemli bir kısmını artık kendi ülkemizde üretiyoruz. Millî yük vagonunu ürettik, kullanıyoruz, uluslararası düzeyde rekabet gücü kazanmak için, millî elektrikli ve dizel tren setleri çalışmalarımıza devam ediyoruz. Millî Yüksek Hızlı Tren Projesi’nin ise Sanayi İş Birliği Programı’yla gerçekleştirilmesi yönünde çalışmalarımız sürüyor; 2023 yılına kadar 294 kilometre iltisak hattını tamamlamayı hedefliyoruz. Yapılan altyapı çalışmaları ve işletmecilik anlayışını gerçekleştirerek demir yollarımızda taşınan yükü, 16 milyon tondan 32 milyon tona yükselttik.

Bakanlık olarak şehir içi raylı sistem taşımacılığına desteklerimiz ise devam ediyor; başta İstanbul olmak üzere İzmir, Ankara, Konya, Kocaeli, Kayseri, Gaziantep, Bursa, Erzurum ve Erzincan’da raylı sistem projelerimiz bulunuyor. Tüm bunları insanımızı sevdiğimiz için yapıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk sivil havacılığı, son on yedi yıllık dönemde yaptığımız uygulama ve düzenlemelerle küresel ölçekte bir güç hâline geldi. İç hat yolcu taşımacılığını rekabete açtık, yeni havalimanları yaptık, atıl olanları sivil havacılık sektörüne kazandırdık, yüksek kapasiteli modern terminaller inşa ettik ve aktif havalimanı sayısını 26’dan 56’ya yükselttik. Cumhuriyetimizin 95’inci yıl dönümünde İstanbul Havalimanı’nı gururla açtık. Burası tamamlandığında 200 milyon yolcu kapasitesiyle dünyanın en büyük havalimanlarından biri olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan, tamamlayın sözlerinizi.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ayrıca ülkemizin önemli destinasyon ve transfer merkezlerinden biri olma konumunu güçlendirecek, dünyada sayılı örneği bulunan, denize inşa edilmiş havalimanlarından biri olan Ordu-Giresun’dan sonra deniz üzerine inşa edilen 2’nci havalimanı olan Rize-Artvin’de de yapımına devam ediyoruz.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde birçok yeni havalimanı inşa ettik. Bingöl, Şırnak, Hakkâri, Ağrı, Kars Havalimanlarıyla illerimizi ve bölgelerimizi birbirine bağladık. Bir taraftan yeni havalimanları yaparken diğer taraftan da modern terminaller inşa ediyoruz. Son dönemde Diyarbakır, Van, Çanakkale, Sinop, Muş, Balıkesir ve Kahramanmaraş Havalimanlarının terminallerini tamamlayarak hizmete açtık. Gaziantep, Samsun, Çarşamba, Kapadokya, Kayseri Havalimanlarının terminal binası projelerini de hayata geçireceğiz. Yaptığımız tüm bu çalışmaların ne manaya geldiğini en iyi yolcu trafiğindeki artışla görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi bağlayın lütfen Sayın Bakan.

Buyurun.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – Toplam yolcu trafiği 211 milyona ulaştı. Uçuş ağını en hızlı geliştiren ülkeyiz. 126 ülkede 326 noktaya uçuyoruz. Havacılık sektöründeki ciro 143 milyar Türk lirasına, istihdam ise 209 bine ulaştı.

ATİLA SERTEL (İzmir) – İzmir-Ankara uçak yok.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN (Devamla) – Denizcilik sektöründe de çok önemli atılımlar gerçekleştirdik. Denizcilik açısından ülkemizin coğrafi konumunun sunduğu avantajlardan en iyi şekilde yararlanmak için iyi planlanmış bir denizcilik politikasıyla hareket ediyoruz. Yük ve yolcu taşımacılığı ve gemi inşa sanayisi başta olmak üzere birçok endüstriyel alanda yeni istihdam imkânları oluşturduk. Özel sektörün önünü açacak düzenlemeler yaptık. 19’uncu sıradaki Türk sahipli filomuz, bugün dünyada 15’inci sıraya yükseldi. Toplam yük elleçlemesi, 190 milyon tonken 460 milyon tona ulaştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, son bir kez daha bir dakika süre veriyorum Sayın Bakan, lütfen bağlayın.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURAN (Devamla) - İstanbul Boğazı’na alternatif sağlayacak, mal ve can güvenliğinin teminatı olacak Kanal İstanbul’un güzergâhını belirledik, proje ve planlama çalışmalarını tamamlayıp yapımına başlayacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu konuyla alakalı doğrudan bilgiye sahip olmayan kişilerin eleştirilerini saygıyla karşılıyoruz ancak kimsenin şüphesi olmasın, projenin fizibilitesini en ince ayrıntısına kadar yaptık. Tüm bunları büyük devlet ve vatan sevdasıyla yapıyoruz.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; malumunuz, siber saldırılar tüm dünyanın sorunu. Bakanlık olarak ulusal siber olaylara müdahale organizasyonumuzu başlattık. Yaklaşık 1.300 kurum ve kuruluşta siber olaylara müdahale ekiplerini kurduk, siber güvenlik eğitimi verdiğimiz kişi sayısı 3 bini aştı.

Yine, Ulusal Akıllı Ulaşım Sistemleri Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırladık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son demiştim ama bir dakika daha veriyorum. Lütfen selamlayıp bağlayın.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURAN (Devamla) – Yerli ve millî kaynaklardan azami ölçüde yararlanacağız, 505 kilometrelik akıllı yolun inşası için de çalışıyoruz. Tüm bunları ülkemizi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için yapıyoruz.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; ülkemizin kalkınmasını, aziz milletimizin refahını yükseltmek en temel gayemizdir. Bütün bunları milletimizden ve dolayısıyla yüce Meclisimizden aldığımız güçle yaptık. Bundan sonra da yolumuza aynı azim, aynı inanç ve aynı gayretle devam edeceğiz. Bir yandan milletimizin önüne varlığımızı, birliğimizi, kardeşliğimizi, kuvvet ve kudretimizi geleceğe taşıyacak yollar yapıyoruz. Diğer yandan, ülkemizin çağın gerektirdiği dinamiklerle, dünyayla bütünleşmesini sağlıyoruz.

Burada, Bakanlığımın hizmetlerinin özetini sizlerle paylaşma fırsatı buldum. Tüm bu hizmetlerde bize yol gösteren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve önceki Başbakanımız, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Yine, sağladığınız katkılar için yüce Meclisimize teşekkür ediyorum. Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, 2020 bütçemizin Bakanlığımız, kurumlarımız, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Heyetiâliyenizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Böylece, yürütme adına konuşmalar tamamlanmış oldu.

Şimdi, şahıslar adına konuşmalarda aleyhte olmak üzere, Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bütçede işçi, emekçi, tarımla uğraşan hiçbir kesimin sorunlarına çözüm üretecek bir şey yok ama ben gene de tarımla ilgili konuşacağım.

Sayın Tarım Bakanı biraz evvel çıktığında dedi ki: “Muhalefet her şeyi bizden daha iyi anlatıyor, hatta iktidar milletvekilleri bile onlara inanıyor.” dedi. Sayın Bakan, siz Aksaray’a gitmişsiniz, çiftçiler demişler ki: “Kepek pahalı.” “Seneye çok ekersiniz.” demişsiniz. E, şimdi size çiftçi nasıl inanacak? (CHP sıralarından alkışlar)

Durum böyle olunca sorunlar tabii ki katlıyor. Çiftçimiz icralık. Yalan mı? Gidiyorsunuz bir kent merkezine, girişinde ya da çıkışında yediemin deposu var, bir bakıyorsunuz, traktörler dizilmiş; sanırsınız ki teşhir var, hepsi icralık, borçlarını ödeyemiyorlar. 2020 yılında eğer çiftçinin borçlarını ertelemezseniz, bugünkü çiftçi sayısı daha da çok düşecek.

Köyler boşaldı, yaşlılardan başka köyde kimse yok. Genç nüfus kırsal kesimden uzaklaştı, çiftçilik yapmıyor çünkü ürettiği ürün, değerine satılmıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Üretici, girdi fiyatları yüksek olduğu için maliyetine ürününü satamıyor, tüketici de pahalı ürün almak zorunda kalıyor.

Ülkeyi ithalata mecbur bıraktınız, 130 ülkeden ithal ürün geliyor, diyorsunuz ki "İthalat yapmıyoruz." Gidin, bir bakın bakayım, bir ilaç bayisinden içeri girin, orada, satış noktasında Türkiye yazılı bir tane ürün yok. İlaç ithal, gübre ithal, tohum ithal, mazot pahalı, bir de yer altından su çıkaran çiftçi, elektriğe gelen yüzde 72 zamla "Yandım anam!” diyor, siz de gelip diyorsunuz ki çiftçilerimize “Onu yaptık, bunu yaptık.” Televizyon başında sizi izleyen çiftçi ne diyor...

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Cumhuriyet tarihinin en büyük teşviklerini verdik.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bakın -son Başbakanımız burada- geçtiğimiz günlerde Erzincan'daydık, Erzincan Tercan'a gittik, kulağında küpe olan hayvanları damızlık diye dağıtmışsınız çiftçiye, brusella hastalığı nedeniyle çiftçi, hayvanını şartlı kesime gönderiyor, 14 bin lira edecek hayvan, 8 bin liraya satılamıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli arkadaşlar, Niğde, patates üretiminde 1'inci; lahana üretiminde Türkiye 2'ncisi; fasulye üretiminde Türkiye 3’üncüsü; çavdarda Türkiye 1'incisi; Amasya elma ağacında Türkiye 1'incisi; kirazda Türkiye 8'incisi ama Adalet ve Kalkınma Partisinin uyguladığı tarım politikası anlayışında Niğde, IPARD kapsamında değil yani Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destek Projesi'nde Niğde yok.

Niğde, 42 ilde olan lisanslı depoculuğa da alınmadı. Onun için, tarımda planlı bir öngörünüz yok. Geleceğe bakışınız ile tarımla ilgili yapacaklarınız, bu ülkenin geleceğini kurtaracak olandır çünkü Türkiye'nin tarımdan başka kurtuluşu yok. Endüstride sıfırı anlatıyorsunuz, artık fabrikalarda on bin, yirmi bin insan çalışmayacak, robotlar dönemi geliyor. Tek kurtuluş, tarım ve hayvancılıktır. Onun için, yapmanız gereken de katma değerli ürün üretecek tarım sanayisini geliştirmektir. Niğde'de patates şu anda depoda, 90 kuruşa mâl oldu, 60 kuruşa tüccara satılamadı. Siz diyorsunuz ki taban fiyatları açıkladık, 1.350 liradan buğdayı açıkladınız, 1.100 liradan tüccar aldı. Niye? Toprak Mahsulleri Ofisi gidip de çiftçinin ayağına, alım yapmadı. Çiftçiye diyor ki: Çiftlikten kalk, Niğde’ye git; mazot parasıyla birlikte hesap, aynısına geliyor.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Taban fiyatını zamanında açıkladı Tarım Bakanlığı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Bakınız değerli arkadaşlarım, ikide bir çıkıp buraya diyorlar ki: Buğdayda şunu yaptık, diğer ürünlerde bunu yaptık. Dâhilde işleme rejimi diye bir şey var. Yurt dışından buğday getiriyorlar, makarna ürettirip yurt dışına bunu geri satıyorlar. (CHP sıralarından alkışlar)

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – TMO, taban fiyatlarını zamanında açıkladı Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Ne yapıyorsunuz? Sanayiciyi destekliyorsunuz. Sanayiciye destek verirken aynı desteği çiftçiye veriyor musunuz? Bırakın sanayiciyi, çiftçiler alsın. Niye ithal buğday getiriyorsunuz? Türkiye'nin çiftçisini niye gömüyorsunuz?

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Makarna yapıyoruz, katma değer de üretiyoruz, ihraç ediyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakınız, çiftçilerin yaşadığı sorunları, besicilerin yaşadığı sorunları biz size anlatıyoruz “Gelin, bu işlere çözüm üretin.” diyoruz. Sulama suyu konusunda da toplulaştırma konusunda da alanda yaptıklarınız yok. Siz de gidiyorsunuz Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili arkadaşlar; sizlere dert yanmıyor mu çiftçi? Tarım Bakanı diyor ki: “Bizim milletvekilleri de muhalefete inanıyor.” Çünkü siz köye gidersiniz ama o, köye gidiyor mu? Köye gitmeyen ne bilsin köylünün hâlinden, ne bilsin çiftçinin hâlinden? (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakınız, şu anda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Gürer.

Buyurun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Daha diğer bakanlıklara geçecektim Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, devam edin. Beş dakikaya bir dakika eklerim, size on dakika veremem ki.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – O zaman son bir dakikada da Ulaştırma Bakanına sesleniyorum: “Niğde’ye havaalanı yapacağız.” demişti eski Sayın Başbakanımız, onu yapmadınız.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Niğde-Ankara otoyolu yapıldı.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Ama Sayın Bakan sizden bir isteğim var: Demiryolunda, Karayolunda, PTT’de, kamuda kiralık araç şoförleri hâlâ taşeronda kaldı; onlara bir kadro verdirin, iyilik yapmış olun işçiye, emekçiye. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Son sözüm de Gençlik ve Spor Bakanına: Sayın Bakan, buraya geldiniz, siyaset yaptınız. Sayın Cumhurbaşkanı, hükûmet sistemini açıklarken ne diyordu: “Benim bakanım siyaset yapmayacak, iş üretecek; siyaseti milletvekilleri yapacak.” (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yok öyle bir şey.

NİLGÜN ÖK (Denizli) – Siyaset yapmadı, görüş bildirdi.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Siz madem yapacaktınız, buradaki arkadaşların günahı neydi? Niye, bunlardan bakanlık yapacak adam çıkmıyor mu? Onun için, işinizi bilin, işinizi doğru yapın. Buraya siz Bakanlar bütçenizi sunmaya geleceksiniz. Buradaki Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerine dahi davranış biçimi olarak yanlış yapıyorsunuz. Sizin siyaset yapmaya hakkınız yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayalım lütfen Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Sizin yapacağınız işinizi yapmaktır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gürer.

Değerli milletvekilleri, konuşmalar tamamlanmış oldu.

Şimdi soru-cevap kısmına geçiyoruz.

Bu kısımda toplam yirmi dakika süremiz var. Bunun on dakikası sorulara, on dakikası cevaplara ayrılacaktır.

Şimdi sisteme giriş sırasına göre milletvekillerine yerlerinden, en fazla bir dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Çelebi…

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Kasapoğlu, “1.400’e yakın işçi statüsünde gençlik lideri alacağız.” diye duyurdunuz. Adaylara da “Gençlik lideri belgeniz olmalı.” dediniz. Bu belgeyi nerede, hangi kursta verdiniz? Kime duyurdunuz? Gizli kapaklı, sadece yandaşlarınıza dağıttığınız doğru mudur? Adaletten bahsetmeye utanmıyor musunuz?

Sayın Pakdemirli, İzmir yangınına neden uçakla müdahale etmediniz? Burada bize “Bilmiyorsunuz.” diyorsunuz. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü onayı varken hangi yetki ve bilgiyle “Uçuşa elverişli değil.” dediniz? Kuşların motoruna yuva yaptığı uçakların Airshow’da yangın söndürme gösterisini izlediniz mi?

Sayın Turan, size bağlı bir otorite olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünü tanımayan yanınızdaki Tarım Bakanına iki çift lafınız olacak mı diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de Gençlik ve Spor Bakanlığına sormak istiyorum. Hatırlıyorsanız Sayın Bakan, bütçe sunumu aşamasında, Komisyonda da ben bunu dile getirmiştim, bu gençlik merkezlerinizin faaliyetleriyle ilgili. Şimdi, ilginç bir şekilde, Düzce’de bir çalışmamız oldu ve Düzce’de gençlik merkezinde, gençlik merkezi aracılığıyla KYK yurtlarında gençlerle yapılan toplantıların belli bir siyasi parti çizgisinde, belli bir yaşam tarzında yapıldığı, bu çerçevede hazırlandığı ve buna göre bütçe ayrıldığı belirtildi. Yani oradaki vatandaşların bana söylediği bu.

Bunun yanında, yine Düzce’de, Gençlik ve Spor Bakanlığının il ve ilçelerdeki temsilciliklerine, sportif faaliyetlerle hiç ilgisi olmayan, gerçekten liyakatten uzak, partizan atamaların yapıldığı gibi bazı iddialar oldu ve bu kadroların ağırlıklı olarak belli bir siyasi partinin faaliyetlerini destekleyici, çalışmalar yaptıkları gibi ciddi iddialar vardı. Bu konuda bir incelemeniz olacak mı?

Yine, KYK yurtlarında psikolog görevlendirmek yerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel…

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sorum Sayın Ulaştırma Bakanına.

Sayın Bakan, sizin de çok iyi bildiğiniz üzere, Türkiye fiber altyapı konusunda geri kalmıştır. Türkiye’de bugün itibarıyla mevcut fiber altyapı yalnızca 364 bin kilometredir. Afrika’nın en geri kalmış ülkelerinden Gana’da 600 bin kilometre fiber altyapı olduğu belirtiliyor. Türkiye açısından öyle bir geri kalmışlıktan bahsediyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanı bile geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada “Fiber hat konusunda yavaş gittiğimizi görüyoruz. Bu şekilde devam edersek 5G teknolojisini etkin kullanamayız.” ifadesini kullandı. Sadece Cumhurbaşkanı mı bu durumdan şikâyetçi, Sayın Bakan, herkes bu durumdan şikâyetçi de bunun sorumlusu kim? On yedi yıldır ülkeyi yönetiyorsunuz. On yedi yıldır en çok yatırımı yapan Bakanlık sizin. Peki, fibere gerekli yatırımları yapmamanızın nedeni nedir? Kim sizi engelledi? Bunu açıklamanızı bekliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Tarım ve Orman Bakanlığımızın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarımızın 2020 bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Sorum Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza olacak.

Sayın Bakanım, 2002 yılından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde AK PARTİ hükûmetlerince Ankara-Eskişehir ve Ankara-Konya yüksek hızlı tren hatlarını yaparak Türkiye’yi yüksek hızlı tren kullanan ülkeler ligine çıkarttık. Bunun için, başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, AK PARTİ hükûmetlerinin ilk Ulaştırma Bakanı ve son Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’a, Sayın Lütfi Elvan’a, Sayın Ahmet Arslan’a ve zatınıza teşekkür ediyorum.

Konya-Karaman-Ulukışla, Adana-Osmaniye-Gaziantep ve seçim bölgem Mersin’e hızlı tren hattı çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmaları ne zaman sonuçlandırmayı hedefliyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aygun…

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – “Hâkim amca, benim babamı kim öldürdü?” diyen kızların annesi sesleniyor eşine: “‘Devlet Demiryolları bir aile kurumu.’ diyordun. Senden sonra aradığım telefonlar yüzüme kapandı. Kuzuların bana emanet ama biz kurumuna emanet olamadık.” Kim diyor? Saliha Erbil diyor. Yirmi bir yıl yedi ay çalışmışlığı var Devlet Demiryollarında ama maalesef hayatını kaybetti, malulen emekli edilemedi.

Yine, Tarım Bakanıma soruyorum… Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki kenevirle ilgili… Şaşaalı bir şekilde tanıtım yapıldı. Ülkemizde kenevir üretimi nedir? 2019’da üretime geçilecekti, acaba yapılan bir şey var mı diye soruyorum. Sayın Gençlik ve Spor Bakanıma soruyorum: Naim Süleymanoğlu anıtının ve tesisinin açılışına Bulgaristan’a -Mestanlı’ya- gelmediniz ama acaba Naim Süleymanoğlu’nun -Cep Herkülü’nün- filmini seyrettiniz mi diyorum?

Teşekkür eder, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın Barut…

AYHAN BARUT (Adana) – Tarım Bakanına soruyorum: Tarım ve Orman Bakanlığının yurt dışı müşavirliklerine yapılan atamalarla ilgili pek çok hukuksuz, yandaş, kayırmacı tutum ve tercihlerde bulunulduğuna dair iddialar dile getirilmektedir. Bu bağlamda, yurt dışı tarım müşavirliklerine talimatınız doğrultusunda atama yapılmış mıdır? Bizzat VIP mülakat yaptığınız oldu mu? Müşavir atanan bazı kişilerin, eski yöneticilerin yakın akrabası olduğu doğru mudur? Üst düzey yöneticilik yaparken başarısız bulunan ve görevden alınan kişilere atama yoluyla yurt dışı temsiliyet verilmesi hangi liyakate göre yapılmıştır?

Genç meslektaşlarımız için “10.551 atamayı yapmayacağım.” dediniz, sözünüzü neden yerine getirmiyorsunuz? Sizi gençlere ve Allah’a havale ediyoruz.

Övündüğünüz elektrikli traktörlerin OECD tarafından belirlenen kriterlere göre test ve deneylerinin yapılmadığına dair iddialar var, doğru mudur? Bu traktörlerden 10-15 tanesi TİGEM’e satılmış mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sorum Sayın Tarım Bakanımıza: Mersin narenciye memleketidir, şu an narenciye sezonunun ortasındayız. Narenciye teşvik priminin açıklanmasını Mersinli hemşehrilerimiz sabırsızlıkla beklemektedir. Ayrıca, Mersin’de meyve suyu fabrikaları yapılmalıdır, devletimiz öncülük etmelidir.

Sorum Sayın Ulaştırma Bakanımıza: Mersin-Antalya ve Silifke-Mut-Karaman yolları ne zaman tamamlanacaktır?

Sorum Sayın Spor Bakanımıza: Niğde için yapılması planlanan yeni stadyumun ihale ve başlama süreci ne durumdadır? Aynı zamanda, yüksek kapasiteli yeni bir kapalı spor salonu yapılması için bir çalışma var mıdır?

Belediyeler başta olmak üzere, kamudaki sözleşmeli işçi ve memurlarımıza kadro verilmesiyle ilgili talebimizi huzurlarınızda bir kez daha belirtmek istiyorum. Kadrosuz işçi ve memurumuzun kalmaması için, insanlarımızın işlerinden, ekmek kapılarından olmaması için gereken önemi bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Ceylan yerine, Sayın Kılıç…

SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Tüm dünyada kadına yönelik şiddet ve tacize dikkat çekmek için yapılan Las Tesis dansı eylemi dün İzmir’de de binlerce cesur kadın tarafından yapıldı. Bugün sabah saatlerinden itibaren 9 kadın, bu eyleme katıldıkları için evlerinden alınıp Emniyete götürüldüler. Saatlerce Emniyette bekletilip ifadeleri alındı ve az önce serbest bırakıldılar. Bu eyleme katıldıkları için 16 kadın hakkında daha yakalama kararı olduğunu biliyoruz.

Kadınları değil, katilleri durdurmanız gerekiyor; kadınları değil, katilleri yakalamanız gerekiyor. Eşit ve özgür bir yaşam kurana dek biz kadınlar olarak durmayacağız.

Son sözüm: Zulmünüz artsın ki tez zeval bulasınız. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Başarır…

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Sayın Spor Bakanına soruyorum: Ne kadar farkındasınız bilmiyorum ama size hatırlatmak isterim, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi. Burada bütçenizi anlatacaksınız, milletvekillerini ikna edeceksiniz, bütçeyi konuşacaksınız ama sürekli Cumhurbaşkanını övdünüz. Bunun sebebi bütçenize güvenmemeniz mi yoksa Cumhurbaşkanına olan aşırı ilginiz mi, merak ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Trakya’nın kanayan yarası, Ergene Nehri’ndeki kirliliktir. Geçen dönemin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, DSİ’nin Ergene Havzası Eylem Planı’na vurgu yaparak “31 Temmuz 2018’de Ergene’de suların yüzde 40’ı, 31 Aralık saat 16.59’da -yani on beş gün sonra- tamamı arıtılacak. Bu arıtmalardan sonra, 2021’de Ergene’de canlı hayatı yeniden başlayacak.” demişti. Siz halef-selef olduğunuz Bakanın verdiği sözün arkasında mısınız yoksa siz de halef-selef olduklarıyla beraber yürüdüğünü unutanlardan mısınız?

Ergene’de zehir akmaya devam ediyor. Edirne’de, şubat ayında, parasını belediyelerimizin ödemekte olduğu arıtma tesislerini DSİ olarak işiniz olmadığı hâlde yaptığınızı söylemiştiniz. Nehirlerimizin doğdukları gibi temiz akması işiniz değilse sizin işiniz nedir? Ergene Havzası Koruma Eylem Planı’nızla ilgili söyleyecek sözünüz var mıdır?

2/B arazilerinin yani orman vasfını kaybetmiş arazilerin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztunç…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Spor Bakanına soruyorum: Kürsüde çok gergindiniz, Spor Bakanı olarak biz de size spor yapmanızı öneriyoruz. Eliniz ayağınız titreyerek, parmak sallayarak mı gençlere Gençlik Bakanı olarak örnek olacaksınız?

Tarım Bakanına soruyorum: Sayın Bakan, “Telefonla arayın, konuşalım, size anlatayım.” dediniz, telefon numaranızı vermediniz, numaranız bizde yok. Kürsüden telefon numaranızı açıklamaktan çekiniyor musunuz? Bir Bakan, millete telefon numarasını vermez mi?

Sayın Ulaştırma Bakanı, Kahramanmaraş Havalimanı’na uçaklar inemiyor. Cihaz eksikliği neden giderilmiyor? Haftada en az 3-4 uçuş iptal oluyor. Bu gidişle bu millet size “Hoşça kalın.” diyecek. İnşallah önümüzdeki günlerde “bye bye” yapacağız size.

BAŞKAN – Sayın Keven…

ALİ KEVEN (Yozgat) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tarım Bakanına soruyorum: Çiftçilerimizin sertifikalı tohum desteğini ve buzağı desteğini neden ödemiyorsunuz? Sayın Bakan, 2 milyon çiftçiye bir cevap dahi vermiyor, verme lütfunu bile göstermiyorsunuz ama maşallah, Sudanlı çiftçilerle aranız çok iyi; Allah dostluğunuzu bozmasın. Biraz da Türk çiftçisini hatırlasanız diyorum. Şu an on bir aylık gerçekleşmeye baktığımızda, tarımsal desteklemeye harcanması gereken 1,5 milyar liralık bütçe var. Bu parayı çiftçilere ne zaman ödeyeceksiniz?

Son olarak, Ziraat Bankası, biliyorsunuz, simit işine girdi. Tüpçüyü kurtardınız, topçuyu kurtardınız, simitçiyi bile kurtardınız, bir tek Türk çiftçisini kurtarmadınız. Ziraat Bankasının düştüğü bu durumu Türk çiftçisinin vicdanına bırakıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ataş…

DURSUN ATAŞ (Kayseri) - Teşekkürler Sayın Başkan.

İlk sorum Ulaştırma Bakanına: On yıldır her seçim döneminde Kayseri’ye sözü ve müjdesi verilen ve yapımı yılan hikâyesine dönen yüksek hızlı trenin akıbeti ne olmuştur, ihalesi yapılmış mıdır?

Diğer bir sorum şu: Ülkemizin doğusunu batısına bağlayan Kayseri-Malatya yolunda özellikle kış mevsiminde çok fazla kaza olmakta, çok sayıda can ve mal kayıpları yaşanmaktadır. Projelerinin tamamlandığı söylenen Pınarbaşı-Gürün arasındaki kara yolu yatırım kapsamına alınmış mıdır, alındıysa ne zaman yapılacaktır?

İkinci sorum Tarım Bakanına: Ekonomik kriz nedeniyle borç batağında olan çiftçilerimizin borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili herhangi bir çalışma var mıdır?

Son sorum Gençlik ve Spor Bakanına olacak: Kayseri’mizin Pınarbaşı, Sarız ve Sarıoğlan ilçelerinde çim sahalar yoktur. On senedir yazışmaları devam eden, yapılacağının sözü verilen bu ilçelerimizle ilgili bir çalışma yapılmakta mıdır? 2020 Yılı Yatırım Programı’na alınmış mıdır?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Altıntaş…

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Gençlik ve Spor Bakanına soruyorum: KYK yurtlarına müdür atamalarında sınav yapılmıyor. Kurum içerisinde bu işi yapabilecek nitelikli çalışanlar varken atamaların dışarıdan yapılması huzursuzluğa ve kurum içinde adaletsizliğe neden olmaktadır. Bundan sonraki atamalarda sınav getirilecek midir?

KYK’de görev yapan yurt yönetim memurları, lisans mezunu olmalarına ve şartları yerine getirmelerine rağmen 4’üncü derece kadrodan ileri gidememektedirler, bundan dolayı birçok hak kaybına maruz kalmaktadırlar. Yurt yönetim memurlarının 3’üncü derece kadroya yükselmeleri için çalışma yapılmakta mıdır?

Sayın Tarım Bakanım, gıda, ziraat ve su ürünleri mühendisleri ile veteriner hekimler üç senedir atama bekliyorlar. Bunlara bir söz verilmiş. “Bu konuda çalışma henüz yok.” dediniz ama inşallah yaparsınız, bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, böylece soru kısmı tamamlandı.

Gördüğünüz gibi, süre azalmış durumda ama ben her bir Bakanın 5 dakika cevap verebileceği şekilde süreyi yeniden ayarlıyorum ve kendi aranızda sırayla cevap vermek üzere sözü size bırakıyorum.

Buyurun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kenevirle ilgili bir soru oldu. Bu sene bin dekar ekildi ve yerli tohum için ekildi.

Tarım müşavirlerinin yurt dışı… Sonuçta, bu en nihayetinde benim takdirimde olan bir konudur arkadaşlar ama seçimi de şöyle yaptık: İçeride 3-4 tane ayrı mülakat oldu ve hep çalışanlardan baktık bunlara. Tarım Bakanları, kim çalıştırıyorsa, bunlarla ilgili belli kriterler konuldu ve çalışanlar bunları yaptı. Henüz bir atama yapmış değiliz, henüz bir karar da vermiş değiliz bu konuda.

Traktörler OECD kriterlerine göre üretilmiştir, TİGEM de bunlardan alacaktır. Bugün 10 defa daha bununla ilgili karar vermem gerekse gene aynı kararı veririm, iyi bir iş çıkardık orada.

Narenciye priminin… Eğer ihracat primini konuşuyorsak Ticaret Bakanlığının işi.

Ergene’yle ilgili konuda ise hâlâ tamamlanmamış tesisler var ama şunu da söyleyeyim: Belediyelerin çoğu bizde olmamakla beraber, belediyelerin arıtma tesislerinin çoğunu biz yaptık ama belediyelerin hâlâ kanalizasyonla ilgili problemleri var, bunların da bir şekilde çözülüyor olması lazım. Bunları da unutmamamız lazım.

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Kendi bütçelerinden yaptılar.

CAVİT ARI (Antalya) – Daha düne kadar çoğunluk sizdeydi Sayın Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Kalan tesislerle ilgili, bütçelerimizi ayarladık, biz bitiriyor olacağız. İnşallah belediyeler de bizim kadar hızlı olur.

Bizde devamlılık esastır. Bakanların değişmesinin hiçbir önemi yok. Bizden önceki Değerli Bakanımızın yaptığı ve yapmaya söz verdiği her şey bizim de başımızla beraberdir.

İlhami Bey’de, Engin Bey’de ve birçok CHP’li milletvekilimizde, İYİ PARTİ’li, HDP’li ve başka gruplardan milletvekillerimizde benim cep telefonum mevcut, isteyen alabilir.

ALİ KEVEN (Yozgat) – Destekleri söyleyin, destekleri.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Buzağı desteklerini en yakın zamanda ödüyor olacağız.

Sudan’la ilgili bugün için bir projemiz yok. Sudan’la ilgili projemiz iç güvenlik sebebiyle şu anda askıda. Eğer yapmamız gerekirse, Sudan’la bu projenin devamını yapmak isteriz çünkü Türkiye’nin Afrika’ya açılan kapısının olması lazım. Hollanda nasıl yapıyorsa, İngiltere nasıl yapıyorsa, Amerika nasıl yapıyorsa, diğerleri nasıl yapıyorsa biz de bunları yapmaya devam ederiz.

Ziraat Bankasıyla ilgili çalışma Ziraat Bankası tarafından yapılıyor, yakında bir açıklama gelecektir diye düşünüyoruz.

Türk Hava Kurumuyla ilgili… Ya, Türk Hava Kurumuna benim sevgimi kimse sorgulamasın arkadaşlar. Türk Hava Kurumu uçaklarının motoruna kuşlar yuva yapmış mı? Yapmış. Uçakların içerisinde yuva var mıydı? Vardı.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Sivil Havacılığın onayı var.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – 1 tanesini, 2 tanesini uçurmak değil, 9 tanesini uçurmak...

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Sivil Havacılık onaylamış, yanınızdaki Bakana sorun.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Biz böyle bir uçağı, böyle riskli bir operasyonda uçurmayı uygun bulmadık.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Bakın, burada, sertifikası burada.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Eğer Sivil Havacılık da buna yetki verdiyse…

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Yan tarafta Bakan.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Bakın, bunu size Plan ve Bütçede anlattım, üç yıllığına bu yetkiyi veriyor Sivil Havacılık, üç yıllığına bu yetkiyi veriyor. Atatürk’ün kurduğu kurum olarak Türk Hava Kurumuna ayrıcalık tanıyor Sivil Havacılık, alicenaplık yapıyor. Eğer gitse her bir uçak için 20’şer tane “No go item” bulacaktır, ben size söyleyeyim, bunu bir pilot olarak söylüyorum ben size.

Bir ağacın değerli olduğu yerde bir insanın değeri yok mu? Beyefendi, Sayın Milletvekilim, size soruyorum: Bir insanın değeri yok mu? Ya bir insanı öldürsek burada? Ayıp değil mi ya? Bunu niye bu kadar uzatıyorsunuz?

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Pilot uçuşu kendisi kesebilir zaten, merak etmeyin. Ben de pilotum.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Burada gerçek pilot var.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Ulaştırma Bakanlığı alicenaplık yapmıştır, bunu söylüyorum. Üç yıllığına veriyor bunu. Türk Hava Kurumunun başka uçakları uçurması kaydıyla ben Türk Hava Kurumundan uçak kiralarım, ama başka uçaklar olması kaydıyla. Bugüne kadar 135 milyon dolar para ödemişim Türk Hava Kurumuna. Devlette 2 tane para ödeyen kurumuz; biri Sağlık Bakanlığı, biri Tarım ve Orman Bakanlığı. Ayıp değil mi Türk Hava Kurumunun bize yaptığı? Arkadaşlar, bunu soruyorum. 135 milyon dolar para ödemişim topu topu 10-15 milyon dolarlık uçaklara, 135 milyon dolar. Bunlar yenilenemez miydi? Yani bunları da sormamız lazım. Yani krala da bazen “çıplak” demek gerekiyor.

45 bin lira olan uçuş fiyatını 91 bin liraya çıkarmışlar, gene de çağırmışım adamları, “71 bin liraya yaparız.” demişler.

TÜRABİ KAYAN (Kırklareli) – Geldiğiniz günden beri Türk Hava Kurumuyla uğraşıyorsunuz.

TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Biz de dedik ki: 1.200 lira helikopterle 1 ton su atma maliyeti, 8 bin lira uçağın su atma maliyeti. Uçaklar da riskli, personel de binmek istemiyor, çalışmak istemiyorlar. Buna “Hayır.” mı diyeceğiz, personeli zorlamam mı gerekiyor bu konuda arkadaşlar?

Teşekkür ediyorum hepinize. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kasapoğlu.

GENÇLİK VE SPOR BAKANI MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Niğde Stadı’nın ihale ve yapım süreci… Spor salonu inşallah 2020’de tamamlanıyor, stadın modernizasyonu için ödenek planlandı, 2020’de de bunun sürecini başlatıyoruz, hayırlı olsun.

Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğümüzle ilgili, biliyorsunuz, atama ve görevde yükselmeler soruldu. Tüm Bakanlıkta yeni bir mevzuat çıkardık, görevde yükselme ve unvan değişikliğiyle ilgili. Tamamen bir sınav süreci var ve liyakate göre, objektif standartlarda bunu gerçekleştireceğimizden şüpheniz olmasın.

Sayın Aygun, Naim Süleymanoğlu bizim şampiyonumuz, kahramanımız; kendisini minnetle, rahmetle yâd ediyorum. Onu yaşatmak, onu gençlere rol model olarak anlatmak bizim görevimiz hep birlikte. Sizin hassasiyetiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum.

Biliyorsunuz, Bursa’da geçtiğimiz ay mükemmel bir tesis açtık; içinde havuzuyla, salonuyla, pek çok imkânıyla Bursa Kestel’de hizmet veren o tesisin ismi Naim Süleymanoğlu Spor Kompleksi. Bursa’mıza hayırlı olsun ama bununla kalmayacağız; Naim için çalışmaya, Naim’i anlatmaya ve yeni Naimler yetiştirmeye de devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Gençlik liderlerini sordunuz. İşçi statüsündeki 1.400 gençlik lideriyle ilgili sertifikaları bizim Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz veriyor ve herhangi bir yerden değil bu tamamen resmî.

Sayın Özdemir’in sorusu: Yurtlarımızda, gençlik merkezlerimizde eğitim faaliyetlerimiz, her şey açıktır, şeffaftır. Pek çok alanda, kültürden sanata, bilime, spora pek çok faaliyet var. Ben özellikle sizden istirham ediyorum, davet ediyorum gençlik merkezlerimize ve yurtlarımıza da davet ediyorum. Hep birlikte bunları gözlemleme, bunları takip etme şansımız var. Bunlar hepimizin merkezleri; Bakanlığımız, hepimizin Bakanlığı.

Sayın Başarır bütçe konuşmamızdaki “Cumhurbaşkanı” vurgumuzdan rahatsız olmuş. Cumhurbaşkanımız bizim liderimiz, kimsenin Cumhurbaşkanımıza haksızlık yapmasına gönlümüz razı olmaz, buna da müsaade etmeyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bütçe görüşmeleri süresince olsun, başka ortamlarda olsun, söz konusu ithamlar, elbette müsaade edeceğim ithamlar değil. Onları, gençlikle ilgili, sporla ilgili katkısına, vizyonuna, ilhamına istinaden gururla ifade ettim, yine de konuşurum.

Ali Öztunç Bey, bugün spor yapamadık, haklısınız. İnşallah, akşam gittikten sonra spor yapacağız çünkü spor boş zaman işi değil; her gün planlıyorum sporu, size de tavsiye ediyorum. O yüzden gergin olabilirim, affınızı istirham ediyorum eğer öyle bir durum varsa.

Tekrar bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kasapoğlu.

Buyurun Sayın Bakan.

ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANI MEHMET CAHİT TURHAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Ali Cumhur Taşkın’ın sorusuna cevap veriyorum. “Konya-Karaman hızlı trenin, Adana-Mersin hızlı trenin tamamlanmasını istiyoruz.” diyor. 423 kilometrelik Konya-Karaman-Niğde(Ulukışla)-Mersin-Adana Hızlı Tren Projesi’nde; 102 kilometrelik Konya-Karaman Hızlı Tren Projesi’nin 2020 yılının ikinci çeyreğinde tamamlanmasını ve hızlı tren işletmeciliğine geçilmesini planlıyoruz. 135 kilometrelik Karaman-Ulukışla kesimini 2022 yılında, Ulukışla-Yenice kesimini ise 2025 yılında tamamlamayı hedeflemekteyiz. Yine, 67 kilometrelik Adana-Mersin arası yolun yapım ihalesi hazırlık çalışmaları devam ediyor, projenin 2022 yılında tamamlanması hedefleniyor.

Ali Öztunç’un sorusu: “Kahramanmaraş Havalimanı’na uçaklar inemiyor, seferler iptal ediliyor.” Haftanın her günü İstanbul Havalimanı’na, haftanın beş günü de Sabiha Gökçen Havalimanı’na, haftanın dört günü Ankara Esenboğa Havalimanı’na karşılıklı seferler yapılmaktadır. Havalimanında uluslararası standartlarda VOR, DME ve NDB seyrüsefer cihazları bulunmaktadır.

Sayın Onursal Adıgüzel’in “Fibere yeterli yatırım neden yapılmıyor?” sorusuna cevap veriyorum: Ülkemizde 2010 yılından itibaren verilmeye başlanan fiber geniş bant hizmetinde son yıllardaki yıllık büyüme ortalaması yüzde 20 düzeyinde olup bugün itibarıyla 3,1 milyon aboneye ulaşılmıştır. Abone sayılarındaki bu gelişmeye uygun olarak altyapı da aynı şekilde gelişim göstermiştir. Bu kapsamda, 2015 yılının ilk yarısında 9 milyon olan erişilen hane sayısı, bugün itibarıyla 14 milyonu aşmış ve son dört yılda yüzde 55 dolayında bir artış olmuştur. Ayrıca bu dönemdeki fiber altyapı uzunluğumuz da yüzde 40 artarak 371 bin kilometreyi geçmiştir. Elektronik Haberleşme Altyapı Bilgi Sistemi kurularak işletmecilere ait elektronik haberleşme altyapı bilgilerinin tek bir veri tabanında toplanması sağlanmıştır. EHAB sayesinde işletmecilerin altyapı kurulumlarının kolaylaşması ve hızlanmasıyla, fiber şebeke uzunluğumuzun ve abone sayımızın çok daha hızlı bir şekilde artış göstermesi beklenmektedir.

Sayın Olcay Kılavuz’un “Mersin-Antalya ve Silifke-Mut yolu ne zaman tamamlanacak?” sorusuna cevap veriyorum: Mersin-Antalya arasında yapımı devam eden Akdeniz Sahil Yolu Projesi 479 kilometre uzunluğunda olup söz konusu yolun tamamlanmasıyla 40 kilometre kısalma sağlanarak yol 439 kilometreye düşecektir. Yolun 399 kilometresi tamamlanmıştır. 2023 yılında projenin tamamının bitirilmesini hedefliyoruz.

Karaman-Mut-Silifke yolu toplam 150 kilometre olup 99 kilometresi önceki yıllarda bölünmüş yol olarak tamamlanmıştır. Karaman-Silifke arasında toplam uzunluğu 51 kilometre olan 5 kesimde yol yapım çalışmaları devam etmektedir. Sertavul Tüneli’yle birlikte toplam 8 adet tünelde çalışmalar devam etmekte olup güzergâhın 2022 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.

Sayın Dursun Ataş’ın sorusu: “Kayseri’ye yüksek hızlı tren projesi ne durumda?” Yerköy-Kayseri Yüksek Hızlı Tren Projesi’nin proje çalışmaları tamamlanmış olup yapımı için ihale hazırlık çalışmaları devam etmektedir. Önümüzdeki günlerde ihalesini yapıp çalışmalara başlayacağız.

Yine Dursun Ataş’ın sorusu: “Kayseri-Malatya yolunda çok sayıda kaza olmaktadır. Pınarbaşı-Gürün yolu yatırım programına ne zaman alınacaktır?” diyor. Pınarbaşı-Gürün yolu bölünmüş yol olarak trafiğe açılmıştır. Pınarbaşı-Gürün arasında Mazıkıran Tüneli’ni kapsayan proje çalışmaları devam etmekte olup akabinde yatırım programına teklif edilerek bütçe imkânları doğrultusunda yapılması planlanmaktadır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım…

Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Grubumuzun pek kısa bir meramı vardır, müsaade ederseniz Bursa Milletvekilimiz, Genel Başkan Yardımcımız bir dakika arz etmek ister efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sarıbal.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin  129 sıra sayılı 2020 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 130 sıra sayılı 2018 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin yedinci tur görüşmelerinde yürütme adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine, tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada oransal olarak düşülmesi ve 34 milyon dönüm arazinin ekilmiyor olmasının iktidarın başarı öyküsü olarak ortaya çıktığına ilişkin açıklaması

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tarım Bakanı çeşitli rakamlar verdi, “Avrupa Birliğinde ve dünyada tarımsal gayrisafi millî hasılada çok iyiyiz.” dedi. Söyleyelim, artık Avrupa’da 1’inci falan değilsiniz, 2017’den 2018’e ne yazık ki 6 milyar dolardan daha fazla bir payla 2’nci sıraya düştük ama aynı zamanda, Fransa 40 milyar dolardan 45 milyar dolara çıkarak 1’inci oldu. Dünyadaysa 11’inci sıradayız; bilginize.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Batmamışız demek ki.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Çok açık söylüyoruz biz, buğdaydan elde edilmiş gıda maddeleri ihracatına hiçbir zaman itiraz etmiyoruz, söylediğimiz şu: On yedi yıldır 59 milyon ton buğday ithalatı yaptınız. 2019 yılında da rekor kırarak ilk on ayda 7,6 milyon ton ithalat yaptınız. Bunların tümü bu topraklarda yetişirken neden ithal ediyoruz? Sıkıntımız bu.

Hayvan varlığından bahsettiniz, dediniz ki: “68 milyon hayvan varlığımız oldu.” 8 milyon canlı hayvan ithal ettiniz, 5 milyon büyükbaş, 3 milyon küçükbaş; yetmedi, 300 bin ton et ithal ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Bunun karşılığı 1 milyon 250 bin canlı hayvandır. Toplam 9 milyon 250 bin canlı hayvan ithal edip hayvan varlığını bu kadar az artıran bir iktidar daha görülmemiştir.

Son olarak, gayrisafi millî hasıladaki payı yüzde 10,2’ydi 2002’de, şu anda 5,85’e düşürdünüz. Bu da gerçekten sizin başarı öykünüz olarak ortaya çıkmıştır.

Ve son olarak da 34 milyon dönüm arazi şu anda ekilmiyor, ekilen tarım arazisi alanı da toplam 19 milyon hektardır. Bunu da sizin başarı öykünüz olarak buradan açıklamak gerekiyor.

Grubumuz adına teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

İki dakika süre veriyorum size de.

12.- Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve gayrisafi millî hasılada 2’nci olduğumuza, Türkiye’nin çıtasının 2023’te dünyada ilk 10’un içerisinde yer almak olduğuna ilişkin açıklaması

TARIM ve ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Evet, gayrisafi millî hasılada 2’nci olduğumuz doğrudur. Şu an değişen kurlardan dolayı birkaç yüz milyon dolarla Fransa’nın gerisine düştük. Bu son derece normal, biz bunu toplarız, Fransa’nın önüne geçeriz, hiç önemi yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dünyada 10’uncu ve 11’inci sırada gidip geliyoruz.

Bakın, Türkiye dünyada her zaman ne çıta koydu kendisine? 2023 çıtası, ilk 10’da olmak. Biz burada mıyız? Buradayız, buradaysak başarılıyız.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Değilsiniz, orada değilsiniz!

TARIM ve ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Buğdayla ilgili, bu kadar ithalat yapıyorsak, bu kadar ihracat da var. Bu sene artmasının sebebini söyleyeyim Sayın Sarıbal, çok basit bir cevabı var: Biz dâhilde işleme rejiminde önce ihracat, sonra ithalat yaptırıyorduk, şimdi dedik ki “Önce ithalatını yapacaksın, sonra ihracatını yapacaksın.” O yüzden bu sene ithalatlar biraz arttı ama önümüzdeki sene ihracatlarımıza bunların yansıdığını göreceksiniz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Bakan; 7,6 milyon ton buğdayın karşılığı gelmiyor, içeriye de veriyorsunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, soru sordu, dinlememek olmaz ki.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Benden öncekiler yanlış yaptı.” diyor, Hükûmete çatıyor(!)

TARIM ve ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ – Canlı hayvan konusunda da ben geldiğimden itibaren bu işle ilgili frene bastık; inşallah, tamamen sıfırlanana kadar, çok kararlı bir şekilde, bu işi götürmeye kararlıyız.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/278) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 129) (Devam)

2.- 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277), 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan 2018 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2018 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 189 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2018 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2018 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/871), 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2018 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/881) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 130) (Devam)

A) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI (Devam)

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, böylece yedinci turdaki konuşmalar, soru-cevap işlemi tamamlanmış oldu.

Şimdi, sırasıyla, yedinci turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ile kesin hesaplarına geçilmesi hususunu ve bütçeler ile kesin hesaplarını ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Değerli milletvekilleri, okunacak tüm sayılar Türk lirası cinsindendir.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

30) TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI

1) Tarım ve Orman Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM  40.302.916.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 21.790.517.631,36

Bütçe Gideri                                                                                                                       20.949.772.252,41

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                 248.028.446,02

İptal Edilen Ödenek                                                                                                             1.088.773.824,97

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                340.970.150,74

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

33) ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI

1) Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 18.167.057.382,81

Bütçe Gideri                                                                                                                       17.324.568.570,52

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                842.488.812,29

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                    2.668.545,55

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabı kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

40.17) ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Orman Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM    3.484.151.000

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   3.474.151.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Orman Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                   3.461.822.073,67

Bütçe Gideri                                                                                                                         3.332.802.791,72

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                          63.960,85

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                125.320.141,80

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                    3.763.101,00

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelininin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           3.190.729.000,00

Tahsilat                                                                                                                                3.129.320.272,68

Ret ve İadeler                                                                                                                           40.407.177,92

Net Tahsilat                                                                                                                         3.088.913.094,76

BAŞKAN – Kabul edenler … Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

40.57) DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM    9.454.219.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   9.449.219.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 16.743.769.184,73

Bütçe Gideri                                                                                                                       16.555.564.181,94

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                181.947.964,63

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                184.075.667,71

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelininin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                         12.962.780.000,00

Tahsilat                                                                                                                              16.285.819.386,34

Ret ve İadeler                                                                                                                             2.719.034,73

Net Tahsilat                                                                                                                       16.283.100.351,61

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

30.75) METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM       452.401.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Meteoroloji Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                      408.633.656,34

Bütçe Gideri                                                                                                                            376.875.329,55

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  31.758.326,79

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye Su Enstitüsünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

40.58) TÜRKİYE SU ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye Su Enstitüsü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM           4.228.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM       4.228.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye Su Enstitüsünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Türkiye Su Enstitüsünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Türkiye Su Enstitüsü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                          4.688.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                                4.092.235,49

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                       595.764,51

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                  4.688.000,00

Tahsilat                                                                                                                                       4.080.697,85

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye Su Enstitüsünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığının 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

29) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM  17.810.481.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığının 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 14.630.344.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                       13.204.859.909,43

İptal Edilen Ödenek                                                                                                             1.425.484.090,57

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gençlik ve Spor Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

40.14) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğünün 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                   2.619.923.464,35

Bütçe Gideri                                                                                                                         2.594.394.098,40

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                                  25.529.365,95

                                                                                                                                                                       

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           1.284.808.000,00

Tahsilat                                                                                                                                2.626.152.969,79

Ret ve İadeler                                                                                                                                209.867,00

Net Tahsilat                                                                                                                         2.625.943.102,79

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Spor Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabı kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

40.13) YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 16.311.860.480,51

Bütçe Gideri                                                                                                                       14.690.455.483,27

İptal Edilen Ödenek                                                                                                             1.621.404.997,24

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                         13.899.262.000,00

Tahsilat                                                                                                                              14.572.354.078,42

Ret ve İadeler                                                                                                                             8.872.084,65

Net Tahsilat                                                                                                                       14.563.481.993,77

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabı kabul edilmiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

34) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM  29.026.976.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

 

2) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 47.700.096.547,04

Bütçe Gideri                                                                                                                       43.405.236.723,09

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                        124.121,32

İptal Edilen Ödenek                                                                                                             4.294.983.945,27

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                             2.328.031.993,72

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

40.52) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM  21.195.323.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   21.190.323.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                 33.795.353.993,17

Bütçe Gideri                                                                                                                       33.547.343.445,12

Ödenek Üstü Gider                                                                                                                            2.304,57

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                  36.798.470,47

Ertesi Yıla Devredilen Ödenek                                                                                                211.214.382,15

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                         18.104.263.000,00

Tahsilat                                                                                                                              32.742.189.427,82

Ret ve İadeler                                                                                                                             6.160.954,94

Net Tahsilat                                                                                                                       32.736.028.472,88

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabı kabul edilmiştir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

 

42.02) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM    5.535.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM                                                                                                                                                   5.535.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                   3.531.480.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                                         3.531.060.495,71

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                       419.504,29

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                           3.065.000.000,00

Tahsilat                                                                                                                                3.763.607.111,24

Ret ve İadeler                                                                                                                                411.798,69

Net Tahsilat                                                                                                                         3.763.195.312,55

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabı kabul edilmiştir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

40.49) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

 

 

                                                                                                                 GENEL TOPLAM         59.102.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                                                                  TOPLAM     67.988.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2020 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

 

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2018 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                                        58.407.166,00

Bütçe Gideri                                                                                                                              53.843.103,00

İptal Edilen Ödenek                                                                                                                    4.564.063,00

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okuyorum:

(B) CETVELİ

 

(TL)

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                                                74.500.000,00

Tahsilat                                                                                                                                     65.482.501,23

Ret ve İadeler                                                                                                                                383.929,64

Net Tahsilat                                                                                                                              65.098.571,59

BAŞKAN – Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2018 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Böylece, yedinci turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ve kesin hesapları kabul edilmiştir.

Hayırlı olmasını temenni ederim.

Değerli milletvekilleri, yedinci tur görüşmeleri tamamlanmıştır.

Programa göre, kamu idarelerinin bütçe ve kesin hesapları ile 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin maddelerini sırasıyla görüşmek üzere 17 Aralık 2019 Salı günü saat 11.00’de toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.44



(x) 129, 130 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek Cetvelleri 09/12/2019 tarihli 28’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.