TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          19’uncu Birleşim

                                                                                       19 Kasım 2019 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nı yakanların, yakılmasına göz yumanların Türk milletine er ya da geç hesabını vereceğine ve vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Malatya ilinde yaşanılan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, millî varlıklarımızın korunmasına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Karabük Milletvekili Niyazi Güneş’in, Karabük ili Safranbolu ilçesinde yetiştirilen safran bitkisine ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, sarayın günlük 1,8 milyon, Diyanet İşleri Başkanlığının yıllık 15 milyar, mültecilerin yıllık 40 milyar lira maliyetlerine karşılık EYT’lilere “Para yok.” denilmesinin iktidarın halka bakış açısını gösterdiğine ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin vatandaşların, özellikle çocukların deprem konusunda bilinçlendirilebilmesi için birçok projeyi hayata geçirdiğine ilişkin açıklaması

3.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayını kınadığına ilişkin açıklaması

4.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, polislerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya’nın, 14 Kasımda Gaziantep ili Şahinbey ilçesi Akkent Camisi inşaatının çökmesi sonucu hayatını kaybeden İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan’a Allah’tan rahmet dilediğine ve sorumlularının gereken cezayı alması adına yetkilileri göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 17 Kasım Dünya Komşular Günü’ne ilişkin açıklaması

8.- Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal’ın, TOKİ tarafından Kırıkkale ili Yuva Mahallesi’ne emekliler için yapılan konutların fiyatının artması nedeniyle vatandaşların yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Mahatma Gandi’nin insan karekterini etkileyen sosyal tehlikeleri ifade eden sözlerine ilişkin açıklaması

10.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Niğde ilinde patates üretiminde istenilen seviyede artışın sağlanamamasının nedenlerine ilişkin açıklaması

11.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, nitelikli elemanların sanayi sektörünün olmazsa olmazı olduğuna, Gaziantep ilinin kalifiye eleman sorununa çözüm getiren katkılarından dolayı Ali Topçuoğlu ile Naci Topçuoğlu’na teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

12.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, vergi düzenlemelerinin tabana değil tavana yayılması gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, Erzincan Şeker Fabrikasının özelleştirilmesiyle Gümüşhane ili Şiran ve Kelkit ilçeleri ile Sivas ili Akıncılar, Suşehri, Gölova ilçelerinde şeker pancarı üreticilerinin mağduriyet yaşadığına ilişkin açıklaması

14.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Kanal İstanbul Projesi’nden vazgeçilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

16.- Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’ın, Gümüşhane ili Dumanlı Yaylası’nda define aranmasına izin verilmesini tasvip etmediklerine ilişkin açıklaması

17.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’nu rahmetle andığına ve Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesine “Naim Süleymanoğlu” isminin verilmesi için hazırlanılan kanun teklifine siyasi parti gruplarından destek beklediğine ilişkin açıklaması

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, eğitimle ilgili sorunlara ve Kahramanmaraş ilinde okullaşma oranının düşük olduğuna ilişkin açıklaması

19.- Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın, yasal izinle Gümüşhane ili Taşköprü Yaylası’ndaki gölün define avcıları tarafından kurutulduğuna ilişkin açıklaması

 

 

20.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Barış Pınarı Harekâtı’nda yaralanarak şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Bekir Can Hereklioğlu ile Bilecik ilinde elim kazada şehit olan Uzman Çavuş Mert Kaya’ya ve vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e Allah’tan rahmet dilediğine, Ahıska Türklerinin büyük dava adamı Yunus Zeyrek’in ölümü vesilesiyle 14 Kasım 1944 gecesi zorla sürgün edilen Ahıska Türklerini ve 18 Kasım vefatının 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’nu rahmetle andığına, EYT sorununa, Afrin’den ithal edilen zeytinyağı meselesine, Çin’de Uygur Türklerine ve Müslüman azınlıklara uygulanan baskılara Dışişleri Bakanının gerekli tepkiyi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Sakarya’nın Hendek ilçesi Dereboğazı Mahallesi’nde bulunan tek katlı evde çıkan yangında hayatını kaybeden iki kardeş Yasin Çolak ile Mert Çolak’a, vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e ve Ahıska Türklerinin büyük dava adamı Yunus Zeyrek’e, 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’na, 19 Kasım Hakk’a yürüyüşünün 40’ıncı yıl dönümünde basın şehidi İlhan Egemen Darendelioğlu’na Allah’tan rahmet dilediklerine, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayını kınadıklarına ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, büyük usta Yıldız Kenter’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarına, emeklilikte yaşa takılanlar sorununun devam ettiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizdeki bazı köhne zihniyetler, sistemi çökertmek için hinlik peşinde koşuyor.” ile “Bizim dönemimizde istihdam 9 milyon arttı.” ifadelerine, Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye’nin 156 ülke arasında 79’uncu sırada yer aldığına, TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamlarının toplumsal adaletsizliğin göstergesi olduğuna, ekonomideki yönetememe krizini kapatmak için Hazine ve Maliye Bakanının sansüre başvurmaya çalıştığına ilişkin açıklaması

23.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e, 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine, Ankara Üniversitesinde iki öğrenci grup arasında çatışmalar yaşandığına, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayına tüm milletvekillerimizin en sert tepkiyi göstermesi gerektiğine, Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un “Parlamenter sistem vesayetçi sistemin işleyişine zemin teşkil ediyor.” ifadesine, çağdaş, demokratik bir parlamenter rejim inşa etmek için mücadele edeceklerine, 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan 309 milyon Türk lirasının akıbetini öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması

24.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Barış Pınarı Harekâtı’nda yaralanarak şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Bekir Can Hereklioğlu’na, devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e ve 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde Naim Süleymanoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine, 15 Kasım Cuma günü Karaköy’de 2 başörtülü kadına yönelik saldırıya, bir olayın doğru argümanlarla anlatılmasının herkesin sorumluluğu olduğuna, Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayına karşı Meclis olarak birlikte adım atılması gerektiğine, başkanlık sisteminin en önemli özelliğinin parlamenterlerin gücünün artması olduğuna, her kuruşu şehit ve gaziler için harcanacak olan 309 milyon liranın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uhdesinde olduğuna ilişkin açıklaması

25.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan 309 milyon liranın neden Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uhdesinde olduğunu, neden vakıf oluşturulmaya çalışıldığını, neden toplanılan paranın şehit yakınlarına ve gazilere verilmediğini öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması

26.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, HDP olarak annelerin, kadınların acılarını ayrıştırmadan sahiplendiklerine ilişkin açıklaması

29.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Türkiye’de Kürt problemi olmadığına, Kürt kardeşlerimizi suistimal eden terör problemi olduğuna ilişkin açıklaması

30.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Trabzon ili Düzköy ilçezi Haçka Yaylası’nda yıkım gerginliğinin devam ettiğine, neden yaylalardaki huzurun bozulmak istendiğini ve neden imar barışı çerçevesinde Haçka Yaylası’ndaki evlere yapı kullanma izin belgesi verildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

31.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, Aksaray Bölgesi Hayvancılık Kooperatif Birliği ile Aksaray-Niğde Tarım Kooperatifleri Birliğine bağlı tarımsal kalkınma kooperatiflerinin mağduriyetine ilişkin açıklaması

32.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasında söylediği sözleri kendisine iade ettiğine ilişkin açıklaması

35.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ruhuna yakışır şekilde davranılması gerektiğine ve yaptığı açıklamasında Tokat Milletvekili Özlem Zengin’i incitecek bir söz sarf ettiyse özür dilediğine ilişkin açıklaması

37.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki “Kürt düşmanlığı” ithamını reddettiklerine ilişkin açıklaması

40.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, terörle kimin iltisakı varsa, kim yakın davranıyorsa son terörist yok oluncaya kadar mücadelelerine devam edeceklerine ilişkin açıklaması

42.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, Birleşmiş Milletlerin 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nı yakma eylemini içeren tahrikleri inceleyip gerekli adımları atması gerektiğine ilişkin açıklaması

44.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın yaptığı açıklamasındaki ifadelerinin mesnetsiz olduğuna ilişkin açıklaması

45.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki AK PARTİ Grubuna yönelik ithamlarını ve iddialarını reddettiklerine ilişkin açıklaması

46.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Muş Milletvekili Mensur Işık’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

47.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Muş Milletvekili Mensur Işık’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki AK PARTİ Grubunu ve devletimizi töhmet altında bırakan iddialarını reddettiklerine ilişkin açıklaması

48.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve kardeşlik değil eşitlik olsun istediklerine ilişkin açıklaması

49.- İstanbul Milletvekili Memet Bülent Karataş’ın, vefat eden Ahıska Türklerinin büyük dava adamı Yunus Zeyrek’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ve beraberindeki heyetin Bulgaristan Ulusal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Dzhema Grozdanova’nın vaki davetine icabetle 27-30 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecek olan Türkiye-Bulgaristan-Romanya Parlamentoları Dışişleri Komisyonları Üçlü Toplantısı’na katılmak üzere Bulgaristan’a ziyarette bulunmalarına ilişkin tezkeresi (3/943)

B) Önergeler

1.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın (2/1116) esas numaralı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/49)

C) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Hong-Ghi Choi’a "Hoş geldiniz." denilmesi

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir ve arkadaşları tarafından, kadın cinayetleri başta olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin araştırılması amacıyla 18/11/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 19 Kasım 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128)

 

 

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Çukurova Bölgesel Havaalanı’nın ne zaman hizmete açılacağına ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/20183)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 10 Nisan 2019 itibarıyla Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda taciz ve tecavüz nedeniyle yapılan şikâyetlere ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun cevabı (7/20450)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık çalışanlarının çocukları için kreş hizmeti verilmesine ilişkin sorusu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın cevabı (7/20576)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda boş bulunan engelli kadrolarına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın cevabı (7/20577)

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/20705)

6.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 2002-2019 yılları arasında Sakarya ilinde tescil ve terkin edilen esnaf ve sanatkâr işletmelerinin sayısı ile bu tarihler arasında kredi kullanan ve icra takibine uğrayan esnaf ve sanatkâr sayısına ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın cevabı (7/20846)

19 Kasım 2019 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nı yakanların, yakılmasına göz yumanların Türk milletine er ya da geç hesabını vereceğine ve vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, geçen hafta cereyan eden önemli bir gelişme oldu, çok aşağılık bir irade ortaya kondu; bu olay milletimizin yüreğinde hüzün değil, öfke yaratmıştır. Bu elim hadise: Güzel Kıbrıs’ın ay yıldızlı bayrağına Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarında el uzatılmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsızlık sembolü olan o kutlu bayrağın kırmızısına, Anadolu yaylasının Mehmetçikleri ve Türk Mukavemet Teşkilatının mücahitleri kan akıtmıştır; ona el uzatıp, bayrağımızı yakanlar ve bu küstahlığa göz yumanlar bunun hesabını er ya da geç Türk milletine verecektir. İzmir’i aldığı gün önüne serilen Yunan Bayrağı’na basmayan, basmayı reddeden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün asaleti bu milletin ruhunda ebediyen sürecektir. Bu vesileyle, Kıbrıs’ın kuruluş yıl dönümünü -geçen hafta kutlanan- kutluyorum.

Milletimizin sanat hayatına sayısız katkılar sunmuş; Türk tiyatrosunda bir okul, bir ekol hâline gelmiş değerli sanatçı Yıldız Kenter’i rahmetle anıyorum. Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın deyişiyle, milletler büyük evlatlarıyla nefes alır; tiyatro sahnelerinin yıldızı merhume Yıldız Kenter de onlardan biriydi, ruhu şad olsun.

Görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, ülke gündemi ve Malatya’nın sorunları hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Fendoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Malatya ilinde yaşanılan sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına hizmet etmekten onur ve gurur duyduğum, istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşı’mızda “Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?” dizeleriyle belirttiği bir karış toprağına bin can feda edeceğimiz mukaddesatımız, hiçbir şartta ve durumda vazgeçemeyeceğimiz sevdamız aziz ve cennet vatanımızın cennet şehirlerinden ilim Malatya’nın sorunlarını içeren gündem dışı konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım.

9 bin yıllık şehir tarihiyle kadim Türk tarihinde Anadolu’yu ana yurt yapan destan şehri Selçuklular döneminde darülrifa, saadet ve mutluluk yeri olarak adlandırılan Malatya, huzur kenti olma özelliğini muhafaza ediyor.

Aşkın, sevginin, gurbetin, özlemin dile dökülmüş hâlidir türküler. Dünyanın en güzel türkülerinin yazıldığı, aşkın inşa ettiği şehirdir Malatya. Öyle ki “Nerede bir türkü söyleyen görsen korkma, yanına otur çünkü kötü insanların türküleri yoktur.” diyen Neşet Ertaş sanki Malatya’yı ve Malatyalıları tarif etmiştir.

Battalgazi ilçesinin neredeyse tamamı tarihtir. Dünyanın en eski kerpiç sarayının, ilk devlet şehrinin ortaya çıktığı, ilk kılıçlar ve mühürlerin bulunduğu, resmî dini ve kültürel bir merkezi olan, yedi bin yıllık tarihe sahip Aslantepe, UNESCO Kalıcı Miras Listesi’ne girebilmek için adımlarını atmış bulunuyor. 2020 UNESCO listesinde yer almak için tüm çalışmalar devam etmektedir. Battalgazi ilçemizde bulunan Ulu Cami, İran’daki Büyük Selçuklu cami geleneğinin Anadolu’daki tek örneğidir. Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı ise İpek Yolu üzerinde son Osmanlı imzasıdır. Darende, krallar şehri değil, gönüller şehridir. Gönüllerin buluşma noktası olan devasa yükseklikteki kayalar arasında akan Tohma Çayı kenarında Darende’deki Somuncu Baba Anadolu’nun manevi mimarıdır. Akçadağ ilçemizde bulunan, dünyaca ünlü Arap atların yetiştirildiği Sultansuyu Harası, altmış beş milyon yıllık jeolojik bir evrim olan Levent Vadisi 28 kilometre uzunlukta 240 metre yükseklikte cam terasına sahip Anadolu’nun en büyük kanyonlarından bir tanesidir.

Birbirinden güzel konakları, doğal güzellikleriyle tarihî ve turizmin iç içe olduğu Reyhan Çayı ile şerbeti, meşhur köhnü üzümüyle bir başkadır Arapgir’imiz. Hanı Hekim olarak anılan Hekimhan ilçemiz ceviz ve maden diyarı olarak bilinir. Malatya sanatçılarıyla, yetiştirdiği devlet adamlarıyla, misafirperver insanıyla bu ülkeye her zaman katkı sunmuş ve bu güzel ülkemizin siyasi ve kültürel tarihinde her zaman önemli bir rol üstlenmiştir.

Kayısının başkentidir. Tadı, aroması ve yüksek besin değerleriyle dünyanın en güzel kayısısı Malatya’da yetişir. Avrupa Birliği coğrafi işareti tescil belgesi alan Malatya, kuru ve yaş kayısı üretiminin her ikisinde de dünya lideridir. Malatya ekonomisinin temel gelir kaynağı kayısıdır. Yaklaşık 50 bin ailenin geçim kaynağıdır. Kayısı sadece Malatya için bir gelir kaynağı olmayıp ülkemiz ekonomisi için de önemli bir döviz girdisi sağlamaktadır. Kayısının en önemli sorunlarından biri hasat döneminde arz fazlası dolayısıyla meydana gelen fiyat düşüklüğüdür. Bu sıkıntıların giderilmesi için geçtiğimiz günlerde kuru kayısı lisanslı depoculuk temeli atılmıştır. İlimiz için önemli bir yatırımdır fakat bu yatırımların sahada çiftçiye yansımasının sağlanması, üreticinin emeğinin korunması ve yeni pazar araştırmalarının sağlanması için kayısı birliğinin ivedilikle kurulması, ayrıca şehir merkezinde Şire Pazarı dediğimiz ve kayısı satışı yapılan alanın şehrin içine sıkışmış olan hâlinden kurtarılıp daha modern ve daha büyük bir yerleşkeye alınması önem arz etmektedir.

Yüzde 60’ı çiftçi olan ilimizde büyük öneme sahip olan sulu tarım arazilerinin can kaynağı, ödenek verildiği takdirde bitirilecek olan çok sayıda baraj ve gölet projesi bulunmaktadır. Bunlar: Doğanşehir Erkenek ve Elmalı, Hekimhan Güzelyurt ve Budaklı, Darende Ayvalı, Merkez Yaygın, Akçadağ Taşevler Göleti, Yoncalı Barajı’nın tamamı, Boztepe Barajı pompaj sulama, teknik analizleri devam eden, yapımı önemli olan Şilan Barajı, Yeşilyurt Beylerderesi taşkın koruma inşaatı. Bu projelerin tamamlanması için 228 milyon 501 bin TL ödeneğe ihtiyaç vardır.

Yine ilimiz 8 kamu, 1 üniversite hastanesi, 7 özel sağlık kurumu olmak üzere toplamda 2.972 yatak sayısına sahiptir ve çevre illerden yoğun hasta sevki yaşanmaktadır.

Coğrafi konumumuzu avantaja çevirip sağlık turizminde cazibe merkezi olmak ve bazı önemli tedavilerin il dışına sevklerinin önlenmesi için yeni kurulan Turgut Özal Üniversitemizde tüm teknik ve altyapı çalışmaları tamamlanan tıp fakültesinin bir an önce kurulmasıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanemizin kapasitesi artırılarak kurulacak tıp fakültesine bağlanması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Fendoğlu.

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Devamla) - Sözlerime son verirken, şehir hakkında söz sahibi vali, belediye başkanı, vakıflar, dernekler ve özel sektörün aynı fikre hizmet etmeleri gerektiğini belirtmek istiyorum çünkü bir şehri marka yapmak dünyanın her yerinde uzun yıllar alır. En büyük engel yöneticilerin, idarecilerin ve kurumların egolarıdır; görüş ayrılıkları genellikle işleri çıkmaza sokar, şehirler bu engeli aşmadan başarıya ulaşamaz.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı 2’nci söz, ülkenin sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’a aittir.

Buyurun Sayın Aydoğan.

2.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, millî varlıklarımızın korunmasına ilişkin gündem dışı konuşması

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Millî varlıklarımıza hep beraber sahip çıkmak zorundayız. Coşkun Erüz, bir akademisyen, diyor ki: “Buzul göller, dünyadaki en temiz sulardır ve küresel ısınmanın konuşulduğu şu günlerde gelecek kuşakların belki de ihtiyaç duyacağı en önemli kaynaklardır, muhteşem ekolojik bir hazinedir.”

Bir ekolojik hazineyi altın seviciliği uğruna yok ettiniz. Şimdi soruyorum bu kürsüden, tüm sorumlulara soruyorum: Dipsiz Göl, Gümüşhane’nin Taşköprü Yaylası’ndaki bu hazine sizin gözünüzde kaç altın eder? Bu sorumun cevabını da arıyorum. Akıl tutulması, akıl dışı bir davranışla beraber, on iki bin ile on sekiz bin yıl arasında oluşmuş olan bu güzel hazine birkaç altın arama uğruna feda edildi. Şimdi de çıkıp diyorsunuz ki: “2 iş adamı talepte bulundu, gerekli izinleri aldılar. Efendim, yanlış oldu; orada değil, burada aranacaktı.” Sorumluluk böyle biçilmez. Sorumluluk ahlaki bir meseledir, sorumluluk vicdani bir meseledir. Her gün İstanbul hakkında konuşan Çevre Bakanı, önce sorumlu odur, çıkacak uygar ülkelerdeki gibi bir istifa lafı edecek diye bekleriz ama sizin literatürünüzde, yeni hükûmet sisteminde anladığım kadarıyla artık bu sözlere yer yok. Devamında Gümüşhane Valisidir, devamında oradaki bürokratlardır, öyle küçültüp küçültüp “2 memur hakkında soruşturma açtık.” demekle geçilecek bir noktada değiliz.

Sonra, bir başka utanılacak söz daha ediliyor, deniliyor ki: “Biz orayı düzelttik.” On iki bin yılda Allah’ın bize lütfettiği bir yeri, siz 2 tane dozerle düzeltiniz, öyle mi? Aklımızla da dalga geçiyorsunuz. Sonra biraz daha aklımızla dalga geçiliyor, deniliyor ki: “Sit alanı ilan ettik.” Pardon! Günaydın! Sizin bugüne kadar aklınız neredeydi ya? Şimdi dozerlerle dümdüz edilmiş bir yeri, niye sit alanı ilan ediyorsunuz? Şimdiye kadar aklınız neredeydi? Dipsiz Göl bir hazine, bu hazineyi yok ettiniz; birçok değerlerimizi yok ettiğiniz gibi onu da yok ettiniz. İshak Paşa Camisi’ne zarar verdiniz, Süheyl Bey Camisi’ne zarar verdiniz, Battal Gazi Türbesi’ne Amerikan mutfağı yaptınız. Muhafazakârız diye geçiniyorsunuz. Muhafazakârlık konservatif davranışlardır, çoğu zaman da iyidir, koruyucudur. Siz tarihimizi bile koruyamıyorsunuz, sizin nereniz muhafazakar?

Bekliyorum ki, burada, içinizden birisi çıkıp vicdanlı bir şekilde “Evet, çok kötü şeyler yapıldı, bu yanlıştı; bu yanlışı biz yaptık, istiğfar ediyoruz.” diyesiniz diye ama bu sıralardan böyle bir sesin çıkacağı konusunda umudum da yok. En azından Allah’ın bize lütfetmiş olduğu bu değerleri yok ettiniz ya! Alıştık artık sizin “Allah bizi affetsin.” demenize, bu konuyla ilgili de gelin, burada bir “Allah bizi affetsin.” deyin diye bekliyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Diyeceksiniz ki: “Ya, bu yeni sistemde Hükûmet Sayın Cumhurbaşkanına bağlı.” Sayın Cumhurbaşkanı ve ekibi sizin ekibiniz değilse sahiplenmeyin, eğer sizin ekibinizse gelin, burada milletin gözünün içine baka baka işlediğiniz bu cinayeti savunun, bekliyorum. Ama şunu bilin ki Çevre Bakanı Haydarpaşa ve Sirkeci’yle yatıp kalktığında, rüyasında Haydarpaşa’yı ve Sirkeci’yi gördüğü sürece, İstanbul’un var olan Büyükşehir Belediye Başkanı yerine kendini ikame ettiği sürece değerlerimizin tamamı zarar görecek. Asıl işiyle uğraşmayan bu bakanların siyasi sorumluluğu sizin omuzlarınızdadır. Burada şöyle bir tablo var: Hani çocukların oynadığı bir oyun vardır ya, biri tutmuş, biri kesmiş, biri pişirmiş, biri yemiş; onun misali, tutuyorsunuz, pişiriyorsunuz, yiyorsunuz, sonra da 2 garibanın üzerine bırakıp sıyrılmaya çalışıyorsunuz. Ama o 2 gariban bile sizin siyasi hattınızın içinden çıkma. Üzerine sorumluluk yıktığınız kişilerden birisi Ordu’da milletvekili adayınız. Bütün kurumları ve her şeyi içinizden siyasi taraf olmuş olan insanlara teslim ediyorsunuz ve hiçbir değeri koruyamıyorsunuz. Size nihayetinde söyleyecek olduğum bazı sözler var. Bir de yandaş basınınızla beraber bir oyun oynadınız. İnsanları, 2-3 kişiyi etrafınıza alıp “‘Ya, bu göl zaten bir işe yaramıyordu ki.’ Gümüşhaneliler böyle diyor." dediniz. Ne akıldır bu ya, ne akıldır bu ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURAN AYDOĞAN (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika süre alabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

TURAN AYDOĞAN (Devamla) – Bu akla göre şöyle de diyebilirsiniz: “Kleopatra’nın heykelini mutfakta hizmetçi olarak çalıştıramıyoruz ki ne işe yarar?” Akıl bu. Bu akılla yol yürümeye kalkarsanız karşılaşacağınız ana noktayı ve son noktayı ben size söyleyeyim: Doğayı katlettiniz, tarihi katlettiniz. Katletme olaylarından sonra ne Adli Tıpta ne mahkemede bedeni geri getiremezsiniz, insanı canlandıramazsınız. Oralarda failin kim olduğu, sorumluluğun kime ait olduğu ve ne kadar ceza yiyeceği konuşulur. Artık, biz bu işin adli tıp safhasını da geçtik, milletin mahkemesindesiniz; faili sizsiniz, halk sizi cezalandıracak.

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, endemik bitki safran hakkında söz isteyen Karabük Milletvekili Niyazi Güneş’e aittir.

Buyurun Sayın Güneş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Karabük Milletvekili Niyazi Güneş’in, Karabük ili Safranbolu ilçesinde yetiştirilen safran bitkisine ilişkin gündem dışı konuşması

NİYAZİ GÜNEŞ (Karabük) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çok değerli milletvekilleri, Safranbolu’da yetiştirilen safran bitkisiyle ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, Türkiye bitki çeşitliliği açısından dünyanın en zengin coğrafyalarından birisidir. Ülkemizde 3 bin civarında endemik bitki türü bulunmaktadır.

Anadolu’daki endemik kültür bitkilerinin en önemlilerinden birisi de safrandır. Binlerce yıllık medeniyete ev sahipliği yapan ve dünya miras kenti Safranbolu’muz ismini bu bitkiden almaktadır.

Safran bilinen en eski kültür bitkilerindendir. Sonbaharda çiçek açan safran, toprak üstü kısmı tek, toprak altı kısmı çok yıllık bir bitkidir. Safran soğanları her yıl ağustos-eylül arasında toprağa ekilmekte; ekim-kasım aylarında da safran polenleri her sabah özenle tek tek toplanarak hasadı gerçekleştirilmektedir.

Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır bilinen ve kullanılan bu güzide bitki, dünyanın en pahalı baharatıdır. Safran dışında gramla satılan başka bir bitki türü yoktur. Günümüz güncel bedelleriyle 1 gramı 30 TL olan safranın kilogram fiyatı 25-30 bin TL arasındadır. Özellikle gıda, boya, kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanım alanı bulunan safranın ekonomik değerinin yüksek olması, safran sektörünün gelişimi ve geleceği için oldukça önemlidir. Safran üzerine yapılan araştırmaların da insan sağlığı tedavisinde gelecek vadetmesi bu kıymetli bitkinin önemini daha da artırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, günümüzde safran, ülkemizde yoğun olarak sadece Safranbolu ilçemizde üretilmektedir. 2000’li yıllara kadar safranın üretilmesi ve tanıtılması konusunda başarılı olduğumuz söylenemez. 2000’li yılların başında sadece 1 köyümüzde üretimi yapılan safran, İl Tarım Müdürlüğümüzün gayretli çalışmalarıyla ve geliştirilen kalkınma projeleriyle bugün Yazıköy, Çıraklar, Kadıbükü, Gündoğan, Davutobası, Aşağıgüney, Aşağıdana, Yukarıçiftlik ve Ovacuma olmak üzere 9 köyümüzde üretilir hâle gelmiştir. Bu gayretler sonucunda safran tarımı yöre ekonomisine yıllık 1 milyon TL civarında katkı sağlamaktadır. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda bu rakamın 5 milyon TL’ye yükseltilmesidir. Safran tarımının yöremizde daha da yaygınlaşması, üretiminin artması en büyük hedefimiz ve arzumuzdur. Artan üretim ve dünyayla rekabet sadece yöre ekonomisine değil, ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, safran, tarımsal üretiminin yanı sıra turizm cazibesiyle de önemli bir ekonomik potansiyele sahiptir. Bu yılki safran ekiminin başlamasından hasadına kadar geçen kırk günlük sürede, aralarında Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere yerli ve yabancı 80 bin turist, mucize bitkinin nasıl yetiştirildiğini yerinde görebilmek için safran tarlalarını ziyaret etmişlerdir. Bu yönüyle de safran tarımı yöremiz için alternatif bir turizm destinasyonu oluşturmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Güneş.

NİYAZİ GÜNEŞ (Devamla) – Tur şirketlerinin nadide bitkinin üretimi ve hasadını tur programlarına almalarını buradan öneriyorum. Tabiatın yüzünün kışa döndüğü, doğada yaşayan tüm canlıların dinlenme dönemine girdiği günlerde çiçeklerini açan ve hasadı yapılan safranı tanımak ve üretimini desteklemek son derece önemli bir görevdir. Safran, tarımının gelişmesi ve tanınması için öncelikle sağlıklı bir pazar yapısına kavuşmalı, coğrafi işaret hükümlerine titizlikle riayet edilmeli, üretimde devamlılığı sağlanmalıdır ve Bakanlıkça desteklenmesine devam edilerek safran hak ettiği konuma ulaştırılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, Safranbolu dünya miras kentidir ve ahşabın başkentidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın artık Niyazi Bey. Safranı biliyoruz.

NİYAZİ GÜNEŞ (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika...

Sayın milletvekilleri, Safranbolu tarihin canlı kaldığı bir kentimizdir. Hıdırlık Tepesi’nden Safranbolu’yu temaşa etmeye ve önümüzdeki sene safran hasadına bütün vekillerimizi davet ediyor, yüce heyetinizi hürmetle ve saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Aydın…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, sarayın günlük 1,8 milyon, Diyanet İşleri Başkanlığının yıllık 15 milyar, mültecilerin yıllık 40 milyar lira maliyetlerine karşılık EYT’lilere “Para yok.” denilmesinin iktidarın halka bakış açısını gösterdiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Helal Akreditasyon Kurumu, kuruluş tarihi 17 Temmuz 2018. Bir buçuk yıllık bütçesi 15 milyon 619 bin. Bir buçuk yılda verdiği helal sertifika sayısı sıfır. 5 yönetim kurulu üyesi, 4 daire başkanı, toplam 50 personel. “Nasıl, neden, niçin”i sorgulanabilir ama bu ülkede artık kimse bu kurumlara ve bu kurumların harcamalarına şaşırmıyor. Ancak EYT’lilere geldiği zaman “Ülkeye maliyeti var.” deniyor.

Sarayın günlük 1,8 milyon maliyeti var. Diyanetin yıllık 15 milyar, mültecilerin yıllık 40 milyar, inşaat şirketlerine verilen ihalelerin maliyetleri var. Nedense bunlar görülmüyor ancak EYT’liye, KYK’liye gelince öğrencilere “Maliyetiniz var.” deniyor, “Para yok.” deniyor.

İşte iktidarın halka bakış açısı diyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin vatandaşların, özellikle çocukların deprem konusunda bilinçlendirilebilmesi için birçok projeyi hayata geçirdiğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Nüfusumuzun yüzde 95’i deprem kuşağında yaşamaktadır. Deprem öncesi yapılacak çalışmalar önemli olup bu çalışmaları yapacak kurum, kuruluş ve kişilere önemli görevler düşmektedir.

Seçim bölgem Kocaeli’de Büyükşehir Belediyesi, deprem öncesi halkımızın, özellikle çocuklarımızın bilinçlendirilmesi için birçok proje uyguluyor. Uluslararası ödül alan Sismolojik İzleme ve Deprem Eğitim Merkezinde ve okullarda, öğrencilerimize deprem anında nasıl hareket edeceklerinin eğitimleri veriliyor.

“Kıpırdayan Dünya” adlı deprem konulu tiyatroyla çocukların deprem anında nasıl davranacakları oyunlarla anlatılıyor. Hafif zihinsel engelli öğrencilere deprem eğitimleri veriliyor.

Çocuklara verilen eğitimlerin uygulanabilir olması için Afetlere Hazır Anneler Projesi’yle anneler de eğitime tabi tutulmaktadır.

İnsanı yaşatmak için bu ve benzeri projelere imza atan Kocaeli Büyükşehir Belediyesini kutluyorum. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın olmak üzere tüm çalışanları tebrik ediyor; bundan sonra yaşanacak depremlerde can kaybı olmaması dileğiyle teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

3.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayını kınadığına ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Güney Lefkoşa’daki Ledra Caddesi’nde toplanan Rumlar tarafından düzenlenen gösteriler sırasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bayrağının yakılması olayını şiddetle kınıyorum.

Bayrak, bir milletin onurudur, bir milletin varlığının ve bağımsızlığının sembolü, tarihinin hatırasıdır; değeri, pamuk, atlas veya ipekten yapılmasına bağlı olmayıp temsil ettiği milletin kıymetiyle ölçülür. Devletin hâkimiyetini, bağımsızlığını ve şerefini temsil ettiği için bayrağa saygı gösterilir.

Türkiye Cumhuriyeti dün olduğu gibi bugün de Kuzey Kıbrıs Türklerinin yanında olacaktır. Kendi haklarımızı nasıl savunuyorsak Kıbrıs Türklerinin de adadaki ve bölgedeki çıkarlarını aynı kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Türklerinin kanını akıtarak adayı ele geçirmeye çalışanlar bugün de siyasi ve ekonomik saldırılarla aynı amacın peşindeler. Buna asla izin vermeyeceğiz. Hiçbir güç Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın adada ebediyen dalgalanmasına engel olamayacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Çelebi…

4.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, polislerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Polislerimiz emekli olunca maaşları neredeyse yarı yarıya düştüğünden yaş haddine kadar çalışmak zorunda kalmaktadır. Söz verilen 3600 ek gösterge acilen verilmelidir. Polislerimiz ayda ortalama 240 saat çalışmakta, ek görevlerle birlikte bu süre 400 saate yaklaşmaktadır. Çalışma süreleri, senelik ve haftalık izinleri ile fazla mesai ücretleri yeniden düzenlenmelidir. Ek görev tazminatı verilmelidir. Görev tanımları netleştirilmeli, görev tanımları dışında iş yaptırılmamalıdır. Özlük hakları Jandarmanın özlük haklarıyla eşitlenmelidir. Polisin olmazsa olmazı kelepçesini kendi parasıyla alması trajikomiktir. Kelepçenin yanı sıra, dış göreve gönderilmelerine rağmen büroda çalışan polis memurlarına cop, polis rozeti, tabancasına taktığı fişekler ve polis yeleklerini “Kendi paranla al.” denmesi yanlıştır. Mesleğe yeni başlayan polislerimizden zorunlu olarak POLSAN’a 288 TL aidat parası kesilmektedir. POLSAN’ın şartlarının en azından OYAK gibi olmasını beklemekteler. Kredi faizleri konusunda daha cüzi faizler uygulanmalı, ayrıca polislerimize maddi anlamda kazanç sağlayan bir sandık kurulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmazkaya…

5.- Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya’nın, 14 Kasımda Gaziantep ili Şahinbey ilçesi Akkent Camisi inşaatının çökmesi sonucu hayatını kaybeden İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan’a Allah’tan rahmet dilediğine ve sorumlularının gereken cezayı alması adına yetkilileri göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) – Sayın Başkan, 14 Kasım tarihinde Gaziantep’in Şahinbey ilçesindeki Akkent Camisi inşaatı iskelesinin çökmesi sonucu İnşaat Mühendisi Korkut Küçükcan hayatını kaybetti. Allah’tan rahmet, acılı ailesine sabır diliyorum.

Olayla ilgili yapılan incelemelerde, birçok ihmal ve hata olduğu görülmüştür. 2012 yılında başlamasına rağmen ruhsatı olmayan bu inşaatın 3 dekar alana oturmuş 60 metre yükseklikte ahşap iskelesinin olması ve bu ahşap iskelenin yıllarca dış koşullara maruz kalması sonucu çökmesi hiç de şaşırtıcı olmamıştır. 60 metre yüksekliğinde ahşap iskele olamaz. En fazla 13 metre olması gereken kaçak inşaattaki ahşap iskeleye betonarme yüklerinin de taşıttırılması daha büyük bir faciaya da yol açabilirdi. Otuz dört saat süren arama kurtarma çalışmalarında görüldüğü gibi kriz ve acil durum yönetimi konusunda ekiplerin hazırlıksız olduğu, kurtarma ekibinin bilgi ve koordinasyon yetersizliğinin yanı sıra liyakatsiz kişilerden oluştuğu görülmüştür. İhmal ve hatalar sonucu çöken inşaatın sorumlularının gereken cezayı alması adına yetkilileri göreve davet ediyor, büyük vebalin altında kalmasınlar diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

6.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Emeklilikte yaşa takılanlara büyük haksızlık yapılmaktadır. EYT’lilerin kamuya zararı yoktur, hak ettiklerini ve hakkı olanı talep etmektedirler. İktidar konuyu çarpıtmaktan vazgeçmeli, EYT’lilere hakkını vermelidir. Şehir hastaneleri zarar etmesine rağmen kaynak ayıracağını ifade eden, 14 uçakla, yazlık kışlık saraylarla kamu gelirini kullanan, israfı her alanda yol eden AKP anlayışının EYT’lilere yaklaşımı kabul edilemez. Sermayeye, müteahhide, enerji patronuna, yap-işlete kaynak bulanların, kamu zararlarını görmezden gelenlerin, EYT’lilerin anayasal hak taleplerini “Sistemi zora sokacak.” diye açıklamaları gerçekçi değildir. EYT’lilerin yirmi beş yıl çalışıp prim ödedikten sonra, siyasi iktidarların değiştirdiği kurallarla eriştiği mağduriyet görmezden gelinemez. EYT’liler açlığa mahkûm edilemez. EYT mağdurları “yük ve maliyet” olarak nitelenemez. Emek vermişler, prim ödemişler; işsiz kaldıklarında Suriyelilere tanınan haklardan dahi mahrum durumdadırlar.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, emeklilikte yaşa takılanların sorununu çözeceğimizi söylüyoruz. İktidarın da bu anlayıştan vazgeçip EYT’lilere hakkını vermeyi bir kez daha gözden geçirmesini talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

7.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 17 Kasım Dünya Komşular Günü’ne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

17 Kasım “Dünya Komşular Günü” olarak değişik etkinliklerle kutlandı. Toplumsal yapımızın önemli bir unsuru ve sosyal hayatımızın ayrılmaz bir parçasını teşkil eden komşuluk ilişkisi, dinî, ahlaki ve hukuki nitelikte bir dizi hak ve yükümlülük doğurur. Yüce dinimiz İslam’da komşu hakları genel olarak kul hakkı veya insan hakları çerçevesinde ele alınır. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’inde komşuya iyi davranmayı emretmektedir. Sevgili Peygamber’imiz “Sana komşu olanlara güzel davran ki Müslüman olasın, komşuna iyilik yap ki mümin olasın.” buyurmak suretiyle güzel komşuluğun Müslüman için vazgeçilmez olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir. Öyleyse bizler de komşularımızı rahatsız edecek davranışlardan uzak durarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de istemeli, kendimiz için istemediğimizi komşumuz için de istememeliyiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Önal…

8.- Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal’ın, TOKİ tarafından Kırıkkale ili Yuva Mahallesi’ne emekliler için yapılan konutların fiyatının artması nedeniyle vatandaşların yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Kırıkkale’mizde Yuva Mahallesi ve Çullu köyü arasındaki araziye TOKİ tarafından evi olmayan emeklilerimiz için 927 adet konut yapıldı. Hak sahipliği kura yoluyla belirlendi. Daha önce 2+1 dairelerin aylık taksit miktarı 388 TL olarak, 3+1 dairelerin aylık taksit miktarı 750 TL olarak belirlenmişti ancak ekonomik kriz gerekçe gösterilerek evlerin peşinat, taksit ve ön ödeme fiyatları artırıldı. Birçok emeklimiz bu yapılan zamlardan sonra ev sahibi olmaktan vazgeçti. Şu an emeklimiz 2+1 daire sahibi olmak için aylık 704 TL, 3+1 daire sahibi olmak için aylık 950 TL ödemek zorunda. Ortalama emekli maaşının asgari ücrete dahi denk gelmediği ülkemizde Kırıkkaleli emeklilerimizin ev sahibi olma hayalleri yine başka bahara kaldı. Taksit miktarı azaltılmazsa emeklilerimiz TOKİ’yle yapılan sözleşmeyi feshetmeye hazırlanıyor ve seslerinin Ankara’dan duyulmasını talep ediyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Mahatma Gandi’nin insan karekterini etkileyen sosyal tehlikeleri ifade eden sözlerine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

“Şiddet göstermeme inancımın birinci maddesidir, aynı zamanda o benim itikadımın da son maddesidir.” diyen Hintli pasifist siyasetçi ve düşünce adamı Gandhi, İngiliz sömürgeciliğine karşı Hint millî hareketinin en önemli lideriydi.

O, insan karakterini etkileyen 7 sosyal tehlikeyi şöylece özetliyor: “Çalışmadan elde edilen zenginlik, farkındalık olmadan zevk, karakter olmadan bilgi, etik değerler olmadan iş hayatı, insanlık olmadan bilim, özveri olmadan din, prensip olmadan siyaset…”

Tehlikeler önlenmezse toplum manen çürür ve ölür.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

10.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Niğde ilinde patates üretiminde istenilen seviyede artışın sağlanamamasının nedenlerine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye’nin patates üretiminde Niğde hatırı sayılır bir paya sahiptir. 2019 Eylül ayı itibarıyla Niğde 260 bin dekar alanda 900 bin ton patates üretmiştir. Ülkemizde ekim alanlarının genişliği dikkate alındığında birim alandan elde edilen verimin düşük olması nedeniyle patates üretimi beklenen seviyede bir artış gösterememiştir. Bunun da en önemli nedeni, üretim teknikleri bakımından çiftçilerimizin istenilen düzeyde eğitilmemesi ve sertifikalı tohumluk üretiminin yeterince yaygın olmamasıdır.

Son yıllarda dış kaynaklı tohumluk yumrularla ülkemize getirilen ve hızlı bir yayılma gösteren patates siğili hastalığı da patates tarımını tehdit eden önemli bir sorundur. Depolarda 60-70 kuruş olan patatesin tüketiciye 2,5-3 TL arasında satılmaması için aradaki fiyat farkı kontrol altına alınmalıdır, patateste verilecek ihracat teşvik primiyle de fiyat dalgalanmalarının önüne geçilmelidir.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

11.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, nitelikli elemanların sanayi sektörünün olmazsa olmazı olduğuna, Gaziantep ilinin kalifiye eleman sorununa çözüm getiren katkılarından dolayı Ali Topçuoğlu ile Naci Topçuoğlu’na teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülkemizin kalkınmasında en önemli motor görevini yapan sanayi üretimi için olmazsa olmazımız nitelikli elemanlardır. Değerli iş adamlarından Ali Topçuoğlu, Gaziantep’te otomotiv sektörünün kalifiye eleman sorununa çözüm bulmak amacıyla kendi adına yaptırdığı mesleki ve teknik Anadolu lisesinde motorlu araçlar teknolojileri alanında teknoloji laboratuvarıyla otomotivde gövde, boya, mekanik, elektrik ve elektronik aksamların bakım ve onarımını yapma becerilerine sahip olacak geleceğin otomotivcilerini yetiştiriyor. Otomotiv sektöründeki firmaların bağışlarla bu okula destek vermelerini de oldukça değerli bulmaktayım.

Sayın Ali Topçuoğlu’na nitelikli eleman yetiştirme konusundaki katkılarından dolayı teşekkür ediyor, benzerlerinin çoğalmasını diliyor ve aynı amaçla organize sanayi bölgemizde meslek yüksekokulu yaptıran Naci Topçuoğlu’nu da rahmetle anıyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Başevirgen…

12.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, vergi düzenlemelerinin tabana değil tavana yayılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün yine, iktidar partisinin teklif olarak getirdiği ve elini vatandaşın cebine başka hangi yollarla atabileceğine ilişkin yeni vergi düzenlemelerini görüşüyoruz. Dijital hizmet, konaklama, bankacılık işlemleri gibi pek çok başlıkta yapılacak bu yeni vergilendirmelerle vatandaş yine devletin tek gelir kaynağı olmaya devam edecek. Bu ek vergiler zaten geçim sıkıntısı içinde olan halkımızın daha da yoksullaşmasına sebep olacaktır. Bu yeni düzenlemeler “Ekonomi çöktü, biz bu işi beceremedik.” demektir.

Yapılması gereken, vergi düzenlemesinin tabana değil, tavana yayılmasıdır. Asgari ücret vergi dışı bırakılmalı, ücretlerdeki vergi yükü azaltılmalı; elektrik, su, doğal gaz gibi hizmetlerden vergi alınmamalıdır. Hükûmet yandaş şirketlerin borçlarını silmekten vazgeçmeli, halkın parası yine halk için kullanılmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Karasu…

13.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, Erzincan Şeker Fabrikasının özelleştirilmesiyle Gümüşhane ili Şiran ve Kelkit ilçeleri ile Sivas ili Akıncılar, Suşehri, Gölova ilçelerinde şeker pancarı üreticilerinin mağduriyet yaşadığına ilişkin açıklaması

ULAŞ KARASU (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Erzincan Şeker Fabrikasının özelleştirilmesiyle, Gümüşhane’nin Şiran ve Kelkit ilçeleriyle birlikte Sivas’ın Akıncılar, Suşehri, Gölova ilçelerinde şeker pancarı üreten çiftçilerimiz ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Fabrika önce ilçelerde bulunan kantarları kaldırmış, çiftçilerin, ürettiği pancarı 100-150 kilometre ileride bulunan fabrikaya nakliye etmesini istemiştir. Fabrikaya pancarını götüren çiftçinin çilesi bitmemiş, fabrika normalde yüzde 9-13 bandında olan fireyi yüzde 30-40’larda kesmeye başlamıştır. Bu şartlarda bölgede çiftçilerimizin pancar üretme şansı kalmamıştır. 2002’de Kelkit ilçesinde 50 bin ton üretim varken şimdi 5 bin tonlara düşmüştür.

Tarım ve Orman Bakanına soruyorum: Çiftçilerimizin sorunları karşısında çözüm üretmemeye, sorunlarına kulak tıkamaya devam edecek misiniz?

BAŞKAN – Sayın Özkan…

14.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün dünya üzerinde yaşanan dramların, savaşların, zulümlerin, açlık ve yoksulluğun en çok çocukları hedef aldığına, özellikle bu savaş bölgelerinde hastalık, açlık, yoksulluk ve ölüm gibi acı gerçeklerle yüzleşmek durumunda kalındığına üzülerek şahit oluyoruz. Bizler mazlumların, masumların yanında olmayı ilke edinmiş, merhamet ve şefkat üzerine temellenmiş bir kültür ve medeniyetin mirasçıları olarak imkânlarımız ölçüsünde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşuyor, dünyanın neresinde olursa olsun çocukların gözyaşlarının dindirilmesi için özel bir gayret gösteriyoruz. Unutmayalım ki toplumun geleceği, insanlığın umudu en kıymetli varlıklarımız olan çocuklarımızdır. Bu inançla, Dünya Çocuk Hakları Günü’nü kutluyor, çocuklarımıza huzurlu, mutlu, neşeli ve aydınlık bir gelecek diliyor, bütün çocukları sevgiyle kucaklıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Çepni…

15.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Kanal İstanbul Projesi’nden vazgeçilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Kanal İstanbul Projesi, yüzlerce bilim ve meslek insanı ile üniversiteler tarafından eleştirilmesine, sakıncaları ortaya konulmasına karşın, gündemde tutulmaya devam ediliyor. 60 milyar dolar maliyet, 75 milyar dolara çıkarılmış durumda. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün 10 Ekimde verdiği onayla, Avcılar ve Küçükçekmece’deki iç ve dış kumsal mevkisi doğal sit alanı, koruma alanı olarak tescil edildi. Bu kararla bölgenin insansızlaştırılarak projeye tahsis edilmesi riski, endişesi bölge insanı tarafından ifade ediliyor. Maksimum yüz yıllık ömrüyle Kanal İstanbul Projesi bir ekolojik yıkımdır. Projeden vazgeçilmelidir. Halkın endişeleri Bakanlık tarafından hızlıca giderilmelidir.

BAŞKAN – Sayın Pektaş, buyurun.

16.- Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş’ın, Gümüşhane ili Dumanlı Yaylası’nda define aranmasına izin verilmesini tasvip etmediklerine ilişkin açıklaması

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) – Sayın Başkanım, Gümüşhane’mizin Dumanlı Yaylası’nın eteklerinde bir alanda define aranması maksadıyla müracaatta bulunulmuş, müze müdürlüğümüzce konuyla ilgili diğer kurumların da görüşlerini almak suretiyle, burada bir kültürel varlık, sit alanı ve sulak alan olmadığı gerekçesiyle bir rapor düzenlenmiş ve izin verilmiş. Her ne kadar korunan bir alan olmasa bile buranın bir görsel güzellik olarak değerlendirilip izin verilmemesi gerekirdi, hele hele define arama maksadıyla izin verilmesini de asla tasvip etmiyoruz. Burası, bir buzul göl değildir, hele bir göl değildir; tamamen su birikintisi oluşan çanak şeklinde bir çukur, herhangi bir akarı yok, içinde bir kaynama yok. Dolayısıyla, bakın, gölün eski hâli burada görünüyor. Çok küçük, 25 metre çapında bir alan. Bakın, burası da daha sonra düzenlenen bir alan. Ama kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi çok önemlidir.

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Neyi savunuyor? İyi olmuş mu diyor?

CİHAN PEKTAŞ (Gümüşhane) - Bakın, bahse konu, medyada gösterilen alan, buraya 80 kilometre mesafede, yine Gümüşhane’mizde Dörtkonak köyünde olan bir gölümüzdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Yüksel Özkan Bey…

17.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’nu rahmetle andığına ve Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesine “Naim Süleymanoğlu” isminin verilmesi için hazırlanılan kanun teklifine siyasi parti gruplarından destek beklediğine ilişkin açıklaması

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

18 Kasım 2017 tarihinde hayata veda eden olimpiyat, dünya ve Avrupa halter şampiyonumuz merhum Naim Süleymanoğlu’nu rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Halterin efsane ismi, Cep Herkülü, dünya spor tarihine ismini altın harflerle yazdıran, ülkemizin ve Türk dünyasının gururu Naim Süleymanoğlu, sadece örnek bir sporcu değil, ayrıca 1980’li yıllarda Bulgaristan’da, Türklere karşı uygulanan asimilasyonu bütün dünyaya duyuran hak, hukuk ve özgürlük savunucusudur, Türk ve Müslüman kimliğinden asla ödün vermemiş bir şahsiyettir.

Geçtiğimiz hafta, merhum Naim Süleymanoğlu’nun adının yaşatılması amacıyla Uludağ Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesine “Naim Süleymanoğlu” isminin verilmesi için sunduğumuz kanun teklifine bütün siyasi parti gruplarımızın “evet” diyeceğine inancım tamdır.

Şimdiden sayın milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sefer Bey, buyurun.

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, eğitimle ilgili sorunlara ve Kahramanmaraş ilinde okullaşma oranının düşük olduğuna ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, okulların ara tatile girdiği bugünlerde eğitimle ilgili sorunlardan bahsetmek istiyorum. Ülkemizde 4 milyon 300 bin çocuk ikili eğitim görmektedir. Bu, sabahçı olan öğrencilerin çok erken saatlerde, öğlenci olan öğrencilerin de geç saatlere kadar eğitim görmesi demektir. Bu şartlarda eğitimin verimli olması çok zordur. İlkokulda okullaşma yüzde 91 olarak gerçekleşmiştir. Esas sorun okul öncesi eğitimdedir. Okul öncesi eğitime katılmada sorunlarımız vardır. 3 yaşındaki katılım yüzde 9; 4 yaş grubunda yüzde 32’dir ve düşüktür. Derslik sorunu, taşımalı sistem sorunları vardır. Taşımalı sisteme, mahallesinde okul olmayan her çocuk dâhil edilmelidir.

Şehrim Kahramanmaraş’ta da derslik ve öğretmen sorunları yaşanmaktadır. Okullaşma oranının en düşük olduğu illerden biri de şehrim Kahramanmaraş’tır. Tüm Türkiye'de daha fazla dersliğe ve öğretmene ihtiyacımız vardır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bedri Yaşar…

19.- Samsun Milletvekili Bedri Yaşar’ın, yasal izinle Gümüşhane ili Taşköprü Yaylası’ndaki gölün define avcıları tarafından kurutulduğuna ilişkin açıklaması

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Hepimizin bildiği gibi, Gümüşhane’nin Taşköprü Yaylası’ndaki Buzul Çağı’ndan kalma göl define avcıları tarafından yasal izinle hem de yetkililerin gözleri önünde kurutulmuştur. Önce gölün suyu boşaltılmış, daha sonra da 6-7 metre derinliğinde kazı çalışması yapılmıştır. Yapılan kazı çalışması sonucu herhangi bir hazineye rastlanmadığı gibi, herhangi bir tarihî kalıntı da mevcut değildir. Yetkililer izinlerin verildiğini söylüyor ama maalesef biz de biliyoruz ki bu tarihî değerlere tekrar geri dönmek mümkün değil. Kazı yapıldıktan sonra da sit alanı ilan ediliyor. Yani buna kazı izni verilmesi ne kadar anormal ise tahribat yapıldıktan sonra sit alanı ilan edilmesinin de hiçbir anlamı yoktur. Ümit ediyoruz ki bu tür olaylara daha fazla sıklıkla rastlamayız.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi söz talep eden Grup Başkan Vekillerine iki artı bir dakika söz vereceğim.

Buyurun Lütfü Bey.

20.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Barış Pınarı Harekâtı’nda yaralanarak şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Bekir Can Hereklioğlu ile Bilecik ilinde elim kazada şehit olan Uzman Çavuş Mert Kaya’ya ve vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e Allah’tan rahmet dilediğine, Ahıska Türklerinin büyük dava adamı Yunus Zeyrek’in ölümü vesilesiyle 14 Kasım 1944 gecesi zorla sürgün edilen Ahıska Türklerini ve 18 Kasım vefatının 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’nu rahmetle andığına, EYT sorununa, Afrin’den ithal edilen zeytinyağı meselesine, Çin’de Uygur Türklerine ve Müslüman azınlıklara uygulanan baskılara Dışişleri Bakanının gerekli tepkiyi vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış Pınarı Harekâtı’nda terör örgütü YPG/PKK’nın saldırısı sonrası yaralanarak tedavi gördüğü hastanede şehit düşen kahraman askerimiz Bekir Can Hereklioğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Ayrıca, Bilecik’te trafik uygulaması sırasında meydana gelen elim kazada şehit olan uzman çavuşumuz Mert Kaya’ya da Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum; ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin aziz hatıraları ve gazilerimizin fedakârlıkları Türk milleti tarafından asla unutulmayacaktır.

Türk tiyatrosunun “devlet sanatçısı” unvanına sahip sanatçısı Yıldız Kenter’i kaybettik dün, ebediyete uğurladık. Kenter, Türk tiyatrosunun en yetenekli değerlerinden birisi olarak adını tarihe yazdırmıştır. Allah’tan rahmet diliyorum kendisine, sevenlerine ve sanat camiasına başsağlığı diliyorum.

Bir kaybımız da Ahıska Türkleri için yıllardan beri mücadele veren, Ahıska Türklerinin sesi, dava adamı, Türk kültür hayatının önemli isimlerinden akademisyen Doktor Yunus Zeyrek oldu. 2004’te Uluslararası Ahıska Türk Dernekleri Federasyonu Başkanlığına getirilen Yunus Zeyrek’in Güney Kafkasya’da Ahıska ve Acara bölgelerine dair yaptığı araştırmalar önemli dergilerde yayınlanmış ve Gürcistan’daki bilim adamları tarafından da ilgiyle karşılanmıştır. Yunus Zeyrek’e Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin, Türk soylarının başı sağ olsun, mekânı cennet olsun.

Bu vesileyle, 14 Kasım 1944 gecesi Stalin’in emriyle yük vagonlarına doldurularak vatanlarından zorla sürgün edilen, bir daha da geri dönemeyen Ahıska Türklerini de rahmetle anıyorum.

Dün yine, halter sporunun ve olimpiyatların efsane ismi Cep Herkülümüz Naim Süleymanoğlu’nun 2’nci ölüm yıl dönümüydü; rahmetle anıyorum kendisini. Olimpiyat ve dünya şampiyonu Süleymanoğlu, Bulgaristan’daki Türklerin uğradığı baskı ve soykırımın sesi olmuş büyük bir sporcuydu; ruhu şad olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – EYT konusu uzun bir süredir milyonlarca vatandaşımız tarafından yakından takip ediliyor. Geçim sıkıntısı yaşayan ve kazanılmış hakları ellerinden alınan vatandaşlarımız haklarını talep ediyorlar. Biz İYİ PARTİ olarak, en başından beri EYT’li vatandaşlarımızın yanında durmaya devam ediyoruz. Haklı talepleri karşılanana kadar da emeklilerimizin sözcüsü olmaya devam edeceğiz fakat Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, son yaptığı “Ne zaman emekli olmaları gerekiyorsa o zaman emekli olsunlar.” açıklamasıyla EYT’lilere tamamen sırtını dönmüştür. Dün de AK PARTİ Sözcüsü Sayın Ömer Çelik, Erdoğan’ın EYT’lilerle ilgili sözlerine destek vermiştir. Anlaşılıyor ki Hükûmet, EYT’lilerin sorunlarına çözüm olmayacaktır. Oysa kendi vatandaşına karşı bu kapıyı bu kadar sert kapatmak, siyasetin doğasına da tamamen aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” anlayışından, AK PARTİ Hükûmetiyle birlikte, insanı zora sokan ve çözüm olmayan, olamayan bir anlayışa evrilmiş bulunmaktayız. Sayın Erdoğan konuşmasında “Halka hizmette zarar edeceksek edelim.” diyordu şehir hastaneleri için. Biz de sormak istiyoruz: EYT’lilere hizmet etmek halka hizmet sayılmıyor mu? EYT’liler halk değil mi?

Bir sorun da Afrin’den ithal edilen zeytinyağı meselesi. Bu yıl ilk defa sofralık zeytine kilogram başı 15 kuruşluk prim müjdesi alan üreticiler rekoltede beklenen artışla da moral buldular ancak bu sevindirici gelişmelerin yanında bazı endişeleri var. İki yıl önce Zeytin Dalı Barış Harekâtı’yla Suriye’nin Afrin bölgesinde bu bölgenin zeytin ve zeytinyağı üretimi de kontrol altına alınmıştı. İhraç amaçlı 25 bin ton zeytinyağının Afrin’den Türkiye’ye getirildiği söylendi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, toparlıyorum müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yalnız, Afrin’den getirilen ve ihraç amaçlı ithaline müsaade edilen bu zeytinyağının el altından iç piyasaya sürüldüğüne dair, zeytinyağı üreticileri ve zeytin ekilen bölgelerdeki müstahsiller tarafından, ciddi bilgiler ulaştı tarafımıza.

Sayın Bakandan bir şey rica ediyoruz: Oradaki, bölgedeki zeytinyağının telef olmaması için, bölgeye katkı sağlaması için verilen bu ithalat izninin sadece ihraç amaçlı olduğunu unutmayalım, el altından dağıtılan bu zeytinyağının da mutlaka ve mutlaka önüne geçelim zira zeytinyağı üreticilerini mağdur ediyoruz. Afrin’deki zeytin üreticilerine faydamız dokunurken Türkiye’deki yerli ve millî zeytin üreticilerimizin zararına sebep olunuyor.

Bir konu da Çin’de Uygur Türklerine ve Müslüman azınlıklara uygulanan baskıların boyutunu gösteren yeni bilgilerle ilgiliydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Toplam 403 sayfalık belgelerde, Çin Devlet Başkanının Uygurlarla ve aileleriyle nasıl mücadele edilmesi gerektiği yönündeki açıklamalarından kampa gönderilen ailelerin çocuklarına bu durumun nasıl anlatılması gerektiğine kadar çok sayıda yürekleri burkan bilgiler bulunmaktadır. Üstelik, New York Times’ta yer alan habere göre, Çin, Uygurlara yönelik vahim politikasını ortaya çıkaran bu belgeleri yalanlamadı. Sızan belgelerde ortaya çıktı ki Çin Devlet Başkanı, Uygurlara karşı merhamet gösterilmemesi gerektiğini söylüyor ve Uygurlarla mücadelede Amerika’nın 11 Eylül sonrası önlemlerinden örnek alınması gerektiğini belirtiyor.

Belgelerde bir diğer dikkat çeken kısım da öğrencilerin sorduğu “Ailem suç mu işledi?” sorusuna “Onlar suç işlemedi ancak düşüncelerine virüs bulaştı. Düşüncelerindeki bu virüs yok edildiğinde özgür olabilecekler.” cevabı. Kendisi gibi düşünmeyen fikirleri “virüs” olarak adlandırmak tarihten bu yana Çin’de yabancı olmayan bir durum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, müsaade edersiniz bitiriyorum.

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu, Plan ve Bütçe Komisyonunda dün Uygur Türkleriyle ilgili hassasiyetini dile getirmişti. Bu konuda da gerekli tepkiyi vereceğini düşünüyoruz.

Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

21.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Sakarya’nın Hendek ilçesi Dereboğazı Mahallesi’nde bulunan tek katlı evde çıkan yangında hayatını kaybeden iki kardeş Yasin Çolak ile Mert Çolak’a, vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e ve Ahıska Türklerinin büyük dava adamı Yunus Zeyrek’e, 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’na, 19 Kasım Hakk’a yürüyüşünün 40’ıncı yıl dönümünde basın şehidi İlhan Egemen Darendelioğlu’na Allah’tan rahmet dilediklerine, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayını kınadıklarına ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün öğlen saatlerinde Sakarya’nın Hendek ilçesi Dereboğazı Mahallesi’nde bulunan tek katlı bir evde çıkan yangın neticesinde evde bulunan 2 evladımız Yasin ve Mert hayatlarını kaybetmişlerdir. Evlatlarımıza Allah’tan rahmet dilerken yakınlarına ve ailesine de başsağlığı diliyorum.

Yine dün, Türk tiyatrosunun usta oyuncusu, devlet sanatçısı Sayın Yıldız Kenter’in vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Kendisine Allah’tan rahmet dilerken tüm sinema ve tiyatro camiasına ve milletimize başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Dünya ve olimpiyat şampiyonu millî sporcumuz Naim Süleymanoğlu’nun da dün itibarıyla ölüm yıl dönümünü yâd etmiş bulunmaktayız. Merhum Süleymanoğlu’nu rahmetle ve minnetle anarken tüm sevenlerine ve spor camiasına da başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Yine, 19 Kasım 1979’da şehit edilen ilk ülkücü basın şehidimiz İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün yıl dönümündeyiz. Aziz şehidimiz nezdinde bütün şehitlerimizi saygı ve duayla anarken kendisine bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz.

Aslen Ahıska Türklerinden olan, Türk “academia”sında Güney Kafkas halkları ve tarihi alanlarında çok değerli çalışmalar yapmış olan Yunus Zeyrek Beyefendi’nin de vefat haberini üzüntüyle karşıladık, kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 36’ncı kuruluş yıl dönümünde, Kıbrıs Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağı yakılmıştır, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu eylemi en kuvvetli şekilde kınıyoruz. Bizler, zaman ve zemin farkı gözetmeksizin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türklerinin yanındayız. Kıbrıs’ta Türk varlığına tahammül edemeyen Rum tarafının ve Yunanistan’ın nefret söylemi ve hukuk tanımaz tavırları, bugüne kadar Kıbrıs meselesinin çözülememesinde başlıca nedendir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Uluslararası hukuku ve fiilî durumu görmezden gelen Rum yaklaşımı ne yazık ki Avrupa Birliği tarafından desteklenmekte, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve Türkiye’ye hasmane tutumlar sergilenmektedir. Bütün bu süreçlerde bizler her ne pahasına olursa olsun Kıbrıs Türklüğünün hak ve menfaatlerinin savunucusu olmaya devam edeceğiz diyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Oluç...

22.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, büyük usta Yıldız Kenter’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarına, emeklilikte yaşa takılanlar sorununun devam ettiğine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizdeki bazı köhne zihniyetler, sistemi çökertmek için hinlik peşinde koşuyor.” ile “Bizim dönemimizde istihdam 9 milyon arttı.” ifadelerine, Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye’nin 156 ülke arasında 79’uncu sırada yer aldığına, TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamlarının toplumsal adaletsizliğin göstergesi olduğuna, ekonomideki yönetememe krizini kapatmak için Hazine ve Maliye Bakanının sansüre başvurmaya çalıştığına ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, oyunları, filmleri, seslendirmeleriyle kültür ve sanat alanında bir döneme damgasını vurmuş olan, eserleri ve yetiştirdiği oyuncularıyla unutulmayacak büyük usta ve hocaların hocası Yıldız Kenter’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yakınlarına, sevenlerine, kültür ve sanat dünyasına bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

Emeklilikte yaşa takılanlar çok ciddi bir sorun olmaya devam ediyor, onların taleplerinin karşılanmaması çok ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 16 Kasımda İstanbul’da bir törende yaptığı konuşmada dedi ki: “Bizdeki bazı köhne zihniyetler, sistemi çökertmek için hinlik peşinde koşuyor.” Yani emeklilikte yaşa takılanların taleplerini dile getiren herkesi hinlik peşinde koşmakla suçladı. Tabii, sadece bunun için sokağa çıkmış olanları değil, aynı zamanda onların taleplerini destekleyen siyasi partileri de Mecliste çalışma yapan siyasi partileri de hinlik peşinde koşmakla suçladı; bu, tabii, kabul edilemez bir şey. Fakat daha ilginç olan şey dedi ki: “İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı.” Şimdi, hangi İskandinav ülkelerinden bahsettiğini biz tam olarak anlayamadık, bir baktık, araştırdık. Bakın, İskandinav ülkeleri ile Türkiye karşılaştırması yapacak olursak: Mesela, İsveç’te kişi başına gelir 54.400 dolar, Norveç’te 86.600 dolar, Danimarka’da 60.900 dolar, Finlandiya’da 49.800 dolar, Türkiye’de ise 9.400 dolar. Bunun da nasıl bir 9.400 dolar olduğunu hepimiz biliyoruz. İşsizliğe bakalım: İsveç’te yüzde 7,4, Norveç’te yüzde 3,7, Danimarka’da yüzde 5,3, Finlandiya’da yüzde 6,7, Türkiye’de yüzde 14. Bunun da nasıl bir yüzde 14 olduğunu, gerçek rakamları yansıtmadığını biliyoruz.

Bu senenin başında bir Dünya Mutluluk Raporu hazırlanmış uluslararası bir kuruluş tarafından.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

İskandinav ülkesi olan Finlandiya bu Dünya Mutluluk Raporu’nda 1’inci sırada yer almış. 159 ülke temel alınmış, Türkiye 79’uncu sırada. Yani herhâlde Cumhurbaşkanının sözünü ettiği İskandinav ülkeleri bu İskandinav ülkeleri olmasa gerek ya da yine yanlış bilgi vermişler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a.

Geçtiğimiz günlerde işsizlik rakamları açıklandı. Biliyorsunuz, işsizlik rakamları sadece iktisadi bir orandan ibaret değil, toplumsal adaletsizliğin ve çarpık bir ekonomi anlayışının da çok net göstergesi.

TÜİK’e göre dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 14 olarak gerçekleşti, geçen yıla göre 2,9 puanlık bir artış söz konusu. 15-24 yaş arası işsizlik oranı 6,6 puan artmış vaziyette, yüzde 27,4. Yani gençlerde işsizlik oranı inanılmaz bir orana çıkmış vaziyette. Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 36.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Baktığınızda, işsiz sayısı geçen yıla göre 980 bin kişi artarak 4 milyon 650 bin kişi olmuş, üstelik kadın ve genç işsizliği de bu ortalamanın üstünde. Hâl böyleyken geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ekonominin kötüye gittiğini belirten, krizi, işsizliği ve TÜİK’in verdiği rakamları eleştiren ekonomistlere ve profesörlere “Terörist.” dedi yani dedi ki: “Türkiye aleyhinde bir algı oluşturmaya çalışan bu kişiler terör eylemlerinde gördüğümüz ekipten farklı değildir.” Yani berbat bir ekonomi yönetimini eleştirdiğiniz zaman terörist oluyorsunuz, bu da kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü iktidara muhalif olan her kişi, iktidara muhalif olan her fikir, her açıklama terörizmle yaftalanıyor. Bu bildiğimiz bir alışkanlık.

Bakan, ekonomideki yönetememe krizini kapatmak için sansüre başvurmaya çalışıyor, bu suçlamalarda bulunuyor ama nafile bir çaba olduğunu kendisi de bilsin, biz zaten bunu biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bakın, bugün Cumhurbaşkanı grup toplantısında “İstihdam 9 milyon arttı bizim dönemimizde.” diye bir ifade kullandı. Biz yine rakamları doğru dürüst hatırlatalım: 2002-2019 Ağustos arası iş gücü, evet, 9 milyon 362 bin kişi arttı ama 7 milyon 176 bin kişiye iş bulundu, işsizlik sayısı 2 milyon 186 bin kişi arttı. Oransal olarak bakacak olursak iş gücü artımı yüzde 39; çalışanların istihdam oranı yüzde 36 artmış ama işsiz sayısının oranı yüzde 89 artmış. Dolayısıyla bu rakamlar da aslında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının işsizlik konusundaki çabalarının son derece yetersiz ve boş olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu gerçeklere gözlerinizi kapatamazsınız.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

23.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, vefat eden devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e, 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde millî halterci Naim Süleymanoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine, Ankara Üniversitesinde iki öğrenci grup arasında çatışmalar yaşandığına, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayına tüm milletvekillerimizin en sert tepkiyi göstermesi gerektiğine, Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un “Parlamenter sistem vesayetçi sistemin işleyişine zemin teşkil ediyor.” ifadesine, çağdaş, demokratik bir parlamenter rejim inşa etmek için mücadele edeceklerine, 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan 309 milyon Türk lirasının akıbetini öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, vatanı ve milleti uğruna şehit düşmüş olan bütün askerlerimizi ve bu uğurda gazi durumuna düşmüş olanları… Şehitleri saygıyla, minnetle anıyor; gazilerimize de ömür boyu yanlarında olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Sayın Yıldız Kenter’in, Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye'nin bir değeri olduklarını, Türkiye'nin bir rengi olduklarını, sporda ve sanatta bizi onurlandırdıklarını bir kere daha ifade ediyor, onlara da Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, ilgileneceğinizi bildiğim için söylüyorum: Ankara Üniversitesinde iki öğrenci grubu arasında ciddi çatışmalar olmaktadır. Oradan gelen haberler doğrultusunda, bazı gruplara Emniyetimiz müsamaha gösterirken diğer gruba karşı da sert önlemler almaktadır. Bütün öğrenciler bizim çocuklarımızdır, kardeşlerimizdir; 12 Eylül öncesini hatırlatan bu davranışların bir an önce ortadan kaldırılmasını, Meclisin de gözlerinin onların üzerinde olduğunu ifade etmenizi rica ediyorum.

Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rumların bayrak yakma cüretini göstererek yaptıkları protesto Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün milletvekillerimizin içini acıtmıştır. Birlikte bütün gruplar olarak buna en sert tepkiyi göstermek zorundayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinin böyle bir şeye de asla taviz vermemesi gerekir. Bu konuda da hassasiyetinizi rica ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, Sayın Meclis Başkanı Mustafa Şentop önceki gün İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesince düzenlenen etkinlikte öğrencilere ve akademisyenlere şöyle sesleniyor: “Parlamenter sistem, vesayetçi sistemin işleyişine zemin yaratıyor. Türkiye, vesayetçi anlayışı tasfiye edecek güce gelerek parlamenter sistemi terk edecek güce ulaştı ve başkanlık sistemine geçti.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Meclisin tasfiye edildiği milletin sesinin kısıldığı bir sistemi bu derece överek milletin değil, sarayın temsilcisiymiş gibi konuşmasını Türkiye Büyük Millet Meclisinde Cumhuriyet Halk Partisi adına kınıyorum. Sayın Şentop’un kendisi tank palet önergesi dâhil olmak üzere önergelerimizi bir ay geciktirerek, diğer soru önergelerimizi de geciktirerek Meclisi işlevsizleştirmeye çalışmasının nedeninin de bu bakış açısı olduğunu düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Başkanlık sistemine geçiş tüm dünyada gücün merkezîleşmesine hizmet etmiştir, etmektedir, Türkiye de örneklerinden bir tanesidir. Başkanlık sistemine geçişe Mecliste destek veren Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki arkadaşlarımız bile pişman olmuşlardır. Bunun ülkeyi sürüklediği korku iklimine, denetimsizliğe, yolsuzluğa, yoksulluğa tanıklık ediyorlar ve daha fazla vebali üstlenmek istemiyorlar. Bu yüzden, el birliğiyle, güç birliğiyle çağdaş ve demokratik bir parlamenter rejimi inşa etmek için tekrar uğraşmalıyız ve bunun için de mücadele edeceğiz.

Sayın Başkan, sizin huzurunuzda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde şehitlerimizi saygıyla andığımız bir ortamda, vatanımızın ve milletimizin kurtuluşu için darbelere karşı dik duran bir millet eylemenin, millet direnişinin 15 Temmuzda şehit verdiği evlatlarımızla ilgili bir kampanya başlatılmış ve 300 milyon lira civarında bir para toplanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bu para hâlâ şehitlerimizin ailelerine teslim edilmemiştir. Bu paranın akıbeti Kemal Kılıçdaroğlu tarafından defalarca sorulmasına rağmen, cevap verilmemiştir. Bu para eğer bir bakanlığın denetimi altında kasada tutuluyorsa bu suçtur, milletimizin canını acıtmaktadır. Bu para şehitlerimiz için toplandıysa derhâl şehitlerimizin ailelerine teslim edilmelidir. “Vakıf kuracağız, vakıf aracılığıyla şehitlerimize hizmet götüreceğiz.” gibi oyalamalarla bu para bir yerde harcanmışsa bir yerde tutuluyorsa birilerine hizmet veriliyorsa ve verilecekse Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun takipçisi olacağımıza, şehitlerimizin 1 kuruşluk dahi rızkını bunlara yedirtmeyeceğimize buradan yemin ediyoruz. Bu parayı şehitlerimizin ailelerine teslim edin.

Teşekkür ediyorum (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Zengin…

24.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Barış Pınarı Harekâtı’nda yaralanarak şehit düşen Piyade Sözleşmeli Er Bekir Can Hereklioğlu’na, devlet sanatçısı Yıldız Kenter’e ve 18 Kasım ölümünün 2’nci yıl dönümünde Naim Süleymanoğlu’na Allah’tan rahmet dilediğine, 15 Kasım Cuma günü Karaköy’de 2 başörtülü kadına yönelik saldırıya, bir olayın doğru argümanlarla anlatılmasının herkesin sorumluluğu olduğuna, Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nın yakılması olayına karşı Meclis olarak birlikte adım atılması gerektiğine, başkanlık sisteminin en önemli özelliğinin parlamenterlerin gücünün artması olduğuna, her kuruşu şehit ve gaziler için harcanacak olan 309 milyon liranın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uhdesinde olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; hayırlı haftalar diliyorum her bir arkadaşıma.

Ben de konuşmamın hemen başında Hakk’ın rahmetine kavuşan, şehit olan Bekir Can Hereklioğlu’na Allah’tan rahmet, yaralı kardeşimiz Salim Kayın’a da acil şifalar diliyorum. Elbette, devamında, ölüm yıl dönümü olan Sayın Naim Süleymanoğlu’nu ve hayatını kaybeden Türk tiyatrosunun çok önemli, fevkalade değerli ismi Yıldız Kenter’i rahmetle anıyorum ve Türk tiyatrosunun başı sağ olsun diyorum.

Tabii, pek çok mevzu var. İzninizle çünkü arkadaşlarımızın bana gelene kadar açtığı konular var, onlara hızlıca bir cevap vermem lazım. Kendimin bahsetmek istediğim konulardan bir tanesi 15 Kasım Cuma günü Karaköy’de 2 başörtülü kadına bir saldırı gerçekleşti ve akabinde gözaltına alındı bu saldırıyı yapan kadın. Türkiye’de bu saldırılar maalesef hâlâ devam ediyor. Bu saldırıların küçümsenmesini çok abes görüyorum, açıkçası önemsiyorum ve ne zaman böyle bir saldırı olsa bunu yapanların meczup olduğu, şizofren olduğu söyleniyor. Bakanlıktan aldığım, teyit ettiğim bilgiye göre böyle bir durum yok, gayet bilinçli olarak yapılmış bir vaka. Bu tarz olayların küçültülmesini son derece sıkıntılı görüyorum ve her birimiz için başını örten, başını örtmeyen bütün kadınların haklarının birlikte ortak savunacağımız değerler olduğunun altını çizmek istiyorum.

Bir konu haber yapılırken nasıl yapıldığı çok önemli. Aynen bu başörtüsü meselesinde olduğu gibi Dipsiz Göl konusunda da ortaya çıkan olayın, vakanın varlığı, kötülüğü bir tarafa -hepimiz bunu kabul ediyoruz- ama diğer taraftan haber yapılırken farklı fotoğrafların kullanılması, 80 kilometre uzaklıktaki bir fotoğrafın kullanılması ayrı bir mesele. Bir şeyi haber yaparken, anlatırken doğru argümanlarla anlatmanın da ayrıca hepimiz için bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Müsaadenizi isteyeceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bayrak mevzusu hepimizin çok önemsediği bir mesele, Meclisimizin ortak bir değeridir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bayrağının yakılması bizim bayrağımızın yakılmasıyla eş değer bir anlam taşımaktadır. O sebeple biz de hep beraber, birlikte ne yapacaksak konuşalım Meclis olarak, size katılıyorum Sayın Başkan. Hep beraber ortak bir deklarasyon olabilir, yapmamız gereken neyse birlikte bu adımı atmaktan yanayız biz de.

Devamında, biraz evvel siz Sayın Meclis Başkanımızın İstanbul Üniversitesinde yaptığı konuşmadan bahsettiniz. Şimdi şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Parlamenter sistemi savunmak daha değerli, başkanlık sistemini savunmak daha az değerli olamaz. Bir grup milletvekili -sizin partinizde olduğu gibi- parlamenter sistemi savunur, bir grup milletvekili de bizler de arkadaşlarımız da başkanlık sisteminden yana olabiliriz ve bunu anlatırken de -ben kendim de bu sürecinde içinde aktif çalışan birisi olarak- biz defaatle, parlamenter sisteme nazaran başkanlık sisteminde parlamentonun, keşke biz kendi içimizde bir ortak akıl üretebilsek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Başkanlık sisteminin en önemli özelliği aslında, buradan baktığımızda, parlamenterlerin gücünün artması, eğer biz bunu hayata geçirebilirsek. Biz buna inanıyoruz, Meclisin değerinin arttığına, parlamenterlerin daha güçlendiğine inanıyoruz. Bunları tartışabiliriz. Bunu tartışmak başka bir şey ama bunu yaparken Meclis Başkanının Parlamentoya sahip çıkmadığını iddia etmek fevkalade büyük bir haksızlık. Bir hukuk profesörüdür, üniversite yıllarından itibaren tanıdığım çok değerli bir akademisyendir. Böyle baktığımız zaman, Meclis Başkanımız burada da yokken bunu söylemenizi biraz abes görüyorum ve Sayın Başkanımızın da bu konuya hak ettiği oranda bizzat cevap vereceğine inanıyorum. Detaylarını da konuşuruz, neden parlamenter sistem geçmişte bunlara sebep oldu, daha evvel yaşanan darbelere sebep oldu, bunun detaylarını daha uzunca konuşabiliriz.

Devamında bir diğer mesele de şehitlerimiz için, 15 Temmuzdaki şehitlerimiz ve gazilerimiz için toplanan yardımlarla alakalı. Aslında geçen haftalarda da bu konu gündem olmuştu hatta arkadaşlarım “Geçen hafta oldu bu tartışma.” diye uyarıyorlar. Bakanlığımıza sorduğumuzda, bu konuyla alakalı bilgi, 309 trilyon bakanlığımızın uhdesindedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Son cümlemdir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Burada, başka yere en ufak bir harcama, başka bir şey asla söz konusu değildir. Bu paranın her bir kuruşu şehitlerimiz ve gazilerimiz için harcanacaktır. Bu, bize bir vebaldir, hepimize, Meclisimize emanettir, bakanlığımıza emanettir. Bunun kurumsal altyapısının oluşturulmasıyla alakalı devam eden bir süreç vardır, sizler gibi, bizler de bunun takipçisiyiz.

Teşekkür ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, efendim, çok önemli olduğu için sizden söz talebinde bulundum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

25.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan 309 milyon liranın neden Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uhdesinde olduğunu, neden vakıf oluşturulmaya çalışıldığını, neden toplanılan paranın şehit yakınlarına ve gazilere verilmediğini öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Efendim, aradan üç yıl geçti. “309 milyon lira bakanlığın uhdesindedir.” ne demek? Şehit yakınlarımızın yaralarının sarılması için toplanan para neden bakanlığın uhdesinde bulunmaktadır? “Bununla ilgili prosedürler hazırlanıyor…” Prosedür hazırlamaya ne gerek var? Bununla ilgili bir vakıf oluşturmaya ne gerek var? Türkiye Cumhuriyeti’nin –Cumhurbaşkanlığını övdüğü, çok övdükleri arkadaşlarımızın Cumhurbaşkanlığı sisteminde- Cumhurbaşkanlığı bununla ilgili bir Cumhurbaşkanı kararını imzalayıp şehit yakınlarına bu paranın dağıtılmasını istediği takdirde bu iş olur. Neden bunun şehit yakınlarımıza verilmediğini tekrar tekrar soruyoruz. Bu paraya ihtiyacı olanlara bu para neden dağıtılmıyor, bunu soruyoruz ve cevabını istiyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Başkanım, tekrar etmeye gerek duymuyorum, cevabımızı verdim. Gazilerimizin ve şehit ailelerinin en ufak bir noksanı yoktur, her şeyleri fazlasıyla devletimiz tarafından bugüne kadar yapıldı ve yapılmaya devam edecek.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

Böyle bir söz umarım Türkiye Büyük Millet Meclisinde kullanılmamıştır. Biz, şehit ailelerimizin parayla pulla, menfaatle ilgili en ufak bir taleplerinin olmadığını zaten biliyoruz; onlar bu vatan için öldüler. Biz, şehitlerimiz adına toplanan paranın üzerine neden oturdunuz, onu soruyoruz burada. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özlem Hanım, buyurun.

26.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, biz şunu söylüyoruz: Doğrusu, hakikaten anlamakta zorlanıyorum. Şehadetin ölçülebilecek hiçbir değeri yoktur, insanlar hayatını feda etmiştir, bunun hiçbir maddi karşılığı olamaz. Ben defaatle şehit ailelerimizi ziyarete gittim, o kadar enteresan hayat hikâyeleri var ki bu olaylar karşısında bize düşen, geride kalan insanların, geride kalan kadınların, çocukların, annelerin, babaların hayatlarının bundan sonraki süreçte bir nebze daha iyi olmasıdır. Zaten şehadete ulaşan, bizim inancımıza göre, Rabb’im tarafından mükâfatlandırılacaktır. Bize düşen şey, bunlar karşısında biz ne yapabiliriz, daha fazla ne yapabiliriz? Yoksa parayla bunun bir… Nasıl bunu telaffuz edersiniz? Bunun bir karşılığı olabilir mi? Elimizden geldiğince bütün şehit ailelerimizin, gazilerimizin hayatının çok daha iyi olması için gayret sarf edeceğimizi söylüyoruz. Daha net ne söylenebilir bilemiyorum, anlayanlar için.

Teşekkür ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, bir tek kelimeyle ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

27.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Daha fazla ne yapacağız?” diye soruyorlarsa yapmaları gereken tek şey, milletten topladığınız parayı şehit ailelerine verin; bir tek şey söylüyoruz.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ve beraberindeki heyetin Bulgaristan Ulusal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Dzhema Grozdanova’nın vaki davetine icabetle 27-30 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecek olan Türkiye-Bulgaristan-Romanya Parlamentoları Dışişleri Komisyonları Üçlü Toplantısı’na katılmak üzere Bulgaristan’a ziyarette bulunmalarına ilişkin tezkeresi (3/943)

15/11/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır ve beraberindeki heyetin Bulgaristan Ulusal Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Dzhema Grozdanova davetine icabetle 27-30 Kasım 2019 tarihlerinde Bulgaristan'da düzenlenecek Türkiye-Bulgaristan-Romanya Parlamentoları Dışişleri Komisyonları üçlü toplantısına katılımı öngörülmektedir.

Adı geçen heyetin söz konusu toplantıya katılımı, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9’uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                  Mustafa Şentop

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir ve arkadaşları tarafından, kadın cinayetleri başta olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin araştırılması amacıyla 18/11/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 19 Kasım 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

19/11/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19/11/2019 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                  Fatma Kurtulan

                                                                                                                                         Mersin

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

18 Kasım 2019 tarihinde Ağrı Milletvekili Sayın Dirayet Dilan Taşdemir ve arkadaşları tarafından, (4199 sıra numaralı) kadın cinayetleri başta olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddetin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 19/11/2019 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kadın cinayetleri başta olmak üzere kadınlara yönelik şiddet aslında ciddi bir toplumsal sorun olarak karşımızda durmaktadır. Her yıl yüzlerce kadın katlediliyor, bir o kadarı da sakat kalıyor; “kadın” ve “şiddet” kavramı, maalesef, artık neredeyse özdeş kullanılıyor. Elbette ki bu, bizim açımızdan basit olarak ele alınacak bir durum değildir. Sadece şiddet olarak da geçiştirmemek gerekiyor; bizler açısından bu bir cins kırımıdır, kadın kırımıdır.

Değerli arkadaşlar, elbette ki kadına yönelik şiddet sadece belli bir coğrafya ve mekâna özgü değildir; bu, dünya çapında, evrensel bir sorundur. Asıl mesele, bu kadına yönelik şiddetle sizlerin nasıl mücadele ettiği sorusudur. Eğer gerçekten mücadele etmek isteniyor ise öncelikle bu şiddet meselesiyle yüzleşmemiz gerekiyor; diğer bir nokta ise kadınları şiddetten koruyacak mekanizmalar üretmek gerekiyor; bu alanda çalışan kadın örgütleriyle ortak çalışmalar yürütmek gerekiyor; belki de en önemlisi, kadınların ve erkeklerin hayatın her alanında eşit olduğu fikrine inanmak gerekiyor ama biz biliyoruz ki iktidar aslında kadınların ve erkeklerin eşit olmadığını yaşamın her alanında savunuyor, bu Meclis kürsüsünde savunuyor ve bu fikriyatı körüklüyor. Her gün kadınlar katlediliyor ama maalesef biz bunları açık, net konuşamıyoruz.

Biz hem 25 Kasım vesilesiyle hem de diğer kadın gündemlerine ilişkin aslında onlarca kere bu Mecliste araştırma önergesi verdik Meclis konuşsun, üzerine fikir yürütsün, politika üretsin, kadın şiddetini gündemine alsın diye ama maalesef bu Meclis bunu yapmadı; araştırma önergelerimiz reddedildi, kadın gündemi konuşulmadı. Ama değerli arkadaşlar, AKP iktidarının on yedi yıldır yaptığı bir şey var. “O da nedir?” diye sorarsanız, kadına yönelik şiddetle mücadele eden kadınlara, kurumlara karşı mücadeleyi çok iyi yürütüyor. Bakın, sadece birkaç örnek vereceğim, zaman az kaldığı için. OHAL ve KHK bahanesiyle onlarca kadın kurumu kapatıldı. Şiddetle mücadele mekanizmaları yok edildi. Kadın daire başkanlıklarımız ortadan kaldırıldı ya da yerine erkek amirler atandı. Alo Şiddet hatları, kadın sığınmaevleri kapatıldı. En önemlisi de yerelde kadınları iradeleştiren, söz ve karar mekanizmalarında yer almalarını sağlayan eş başkanlık sistemimiz algı operasyonlarıyla, yalanlarla, iftiralarla suçmuş gibi lanse edildi, eş başkanlarımız tutuklandı. Dolayısıyla bu şiddet politikasını her gün farklı boyutlarıyla bizler yaşıyoruz. Bu şiddet politikaları siyasetçilere, kadın aktivistlere gözaltı ve tutuklama siyasetiyle uygulanıyor. Sadece bu ay içerisinde Van’da, Gaziantep’te, Ankara’da, İstanbul’da TJA’lı yine Kadın Meclisi üyemiz, Genç Kadın Meclisi üyemiz onlarca kadın gözaltına alındı, çıplak arama dayatıldı, hatta ve hatta taciz ve tecavüzle tehdit edildi. Özlem Hanım, dikkatinize sunarım.

Değerli arkadaşlar, biz 25 Kasım kadına yönelik şiddetle ilgili tabii ki eylemler ve etkinlikler yapmak istiyoruz ama bütün etkinliklerimiz bugün itibarıyla yasaklanmış, engelleniyor. Batman’da kadın arkadaşlarımız, Kadın Meclisimiz sadece şiddete uğrayan kadınların fotoğraflarını taşımak istediği için gözaltına alındı. Bakın, broşürler dağıtıyoruz -yani hak hukuk olmadığını, yasanın aslında tanınmadığını bizler çok iyi biliyoruz- her yerel amir ya da yönetici her kim ise kendi kafasına göre bu broşürleri ve etkinlikleri yasaklamak için gerekçeler üretiyor. Biri şu gerekçeyi bulmuş: “‘İtaat etmiyoruz.’ sözü -ki kadınlar bunu çok kullanır- suçmuş.” Siz itaat edebilirsiniz, istediğiniz yere edin, saraya edin, önünüze çıkanlara edin, itaat ederek geldiğinizi de biliyoruz ama biz kadınlar itaat etmeyeceğiz, size de bu erkek egemen kültüre de itaat etmeyeceğiz. (HDP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yine, HDP Kadın Meclisi olarak yerellerimize gönderdiğimiz Kadın Meclisi broşürlerimizin içerisinde olduğu kargolarımıza da el konulmuş. Bu çok akıllı amirler ya da oradaki sorumlu her kimse, kargoların hangi talimatla, kimin talimatıyla gönderildiğini, hangi talimatla eş başkanlarımızın bu kargoları aldığını -eş başkanlarımız gözaltına alınıyor- bu soruyu soruyor. Aslında biz soruyoruz: Siz bu kadar hukuksuzluğu, yasa dışına çıkan hareketleri kimden talimat olarak alıyorsunuz? Çünkü böyle bir yasa yok, böyle bir hukuk yok, tamamıyla keyfî bir durum.

Değerli arkadaşlar, kadına yönelik suçlarda korkunç derecede artış var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Sadece cinsel suçlarda yüzde 24’e varan artış var.

Yine, yapılan araştırmalar gösteriyor ki şiddete uğrayan kadınların yüzde 92’si herhangi bir kuruma başvurmuyor. Neden? Çünkü kadınlar faillerin cezalandırılacağına inanmıyor. Çünkü Şule Çet, Rabia Naz, Nadira Kadirova’nın dava dosyalarının kamuoyunun gözü önünde nasıl örtbas edilmeye çalışıldığını bizler çok iyi biliyoruz. Elbette ki kadınlar güvenmez, inanmaz, sizin oluşturduğunuz mekanizmalara da başvurmaz. Eğer bunun aksini iddia ediyorsanız o zaman ne yapacaksınız? Bu araştırma önergesine “evet” diyeceksiniz, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayacaksınız, nafaka hakkını gasbetmekten vazgeçeceksiniz, kadın kazanımlarımızdan elinizi çekeceksiniz ama biz böyle olmadığını, olmayacağını da maalesef biliyoruz, keşke öyle bir umudumuz olsaydı.

Biz bir kere şuna da tanıklık ediyoruz: Bu kadın düşmanı politikaların sadece ülke içerisinde değil, ülkenin dışına da taşırıldığını bizler görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Devamla) – Özellikle Kuzey Suriye ve Rojava halklarına, kadınlarına karşı IŞİD çetelerinin uyguladığı insanlık dışı uygulamaların bir kez daha bu türevler eliyle sürdürülmeye çalışıldığını bizler biliyoruz. O açıdan, kadına yönelik şiddete, cinsiyetçiliğe ve militarizme hep birlikte, özellikle kadınların karşı çıkması ve bu araştırma önergesine “evet” demesi gerekiyor. Bununla ilgili mekanizmaların da oluşturulması temel ihtiyaçtır.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal.

Buyurun Tuba Hanım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA TUBA VURAL ÇOKAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Benim çok sevdiğim bir terim var, vakayiadiye, “Sıradanlaşan, her gün yaşanan olay.” demek. Yaşadığımızda şaşırmadığımız, duyduğumuzda hayret etmediğimiz olaylar vakayiadiyedir. İşte, kadına şiddet de ülkemiz için vakayiadiye oldu. Artık bırakın bir kadının darbedilmesini, katledilmesi bile sıradanlaştı. Kadınların öldürülmesi hayatın sıradan akışı içinde değerlendiriliyor, normal karşılanıyor. Kadına saldıran saldırganların eğer kadın ölmediyse elini kolunu sallaya sallaya gezmesi ise kadına şiddetin sıradanlaşmasına katkı sağlıyor. “Demek ki kadın dövmek suç bile değil.” diye düşünülüyor. Siyasi ayrışmalar da bile kadına şiddet var. “Şortlu kadına saldırıya falanca kesim tepki gösterdi, başörtülüye filancalar kızdı.” diyoruz ama her durumda şiddete ne giyerse giysin kadın maruz kalıyor.

Sevgili milletvekilleri, kadına karşı şiddete yönelik en ciddi önlem kadınlara ekonomik bağımsızlık sağlamak olacaktır. Ekonomik bağımlılık saldırgana cesaret verirken kadını sindirmektedir. Bu nedenle kadın girişimcilere yönelik teşviklerin artırılması, kredi kolaylıklarının sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkede eğer siyasi bir partinin il başkanı “Başı açık kadın perdesiz eve benzer, ya kiralıktır ya satılıktır.” derse, bu ülkede bir hâkim “Karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmemek lazım.” derse ve kadın bedeni üzerinden ahlaksızca siyaset yapan zihniyete izin verilirse ülkenin geldiği son nokta bu olur.

Ben size kadına şiddetin farklı bir boyutunu daha anlatmak istiyorum, size kadına şiddetin en ağır boyutundan söz edeceğim. Dünyanın en şefkatli, en merhametli varlıkları olan kadınlara yapılacak en büyük şiddet onları sevdiklerinden ayırmaktır. Evladını kaybeden bir ananın, eşini kaybeden bir kadının yaşayabileceği daha büyük bir şiddet yoktur. Ben bu araştırma önergesini veren sayın milletvekili arkadaşıma sormak istiyorum: Evlatları terör örgütü tarafından kaçırılan kadınların gördüğü şiddeti sonlandırmak için gerekli adımları atacak mısınız? Anaların acısını bitirmek için üzerinize düşeni yapacak mısınız? Unutmayın, kadına şiddet, her birimiz üzerimize düşeni yapmadığımız sürece bitmeyecektir. “Linç edelim, bu evi yakalım, çıksın, dövelim.” diye saatlerce siyasetçilerin olduğu evlerin etrafında bağırıp çağıranlar, sopa, inşaat demiri sallayanlar cezasız kalırsa...

Gelecek için hayaller kuran, bu memleket için şahane yarınlar düşleyen, Türkiye konusunda hırslı, hevesli, inançlı, milletini seven ve her vatandaşın güzel yaşamasını isteyen bir anne olarak şiddetin büyük bir bedeli olsa da hayat hepimize bayram olsa deyip Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Suzan Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Şahin.

CHP GRUBU ADINA SUZAN ŞAHİN (Hatay) – Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Toplumumuzun yarısını oluşturan kadınların ülkemizdeki durumuna bir bakalım. Kadınlar eğitimde, siyasette, istihdamda eşitsizliğe, ayrımcılığa ve adaletsizliğe uğramakta. Bunun temeli kadına yönelik ayrımcı söylemlerdir. Eşitliğe inanmıyorsunuz. Bunu “Kadın evin süsü.” “Kadınlar iş aradığı için erkekler işsiz kalıyor.” gibi birçok söylemle açıkça dile getiriyorsunuz. Bunun sonucu, kadınlara şiddet, işsizlik ve yoksulluk olarak geri dönüyor. Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye 149 ülke içerisinde 130’uncu sırada. 2018 yılında 440, 2019 yılının ilk on ayında 383 kadın şiddet sonucu hayatını kaybetti. Her 10 kadından 4'ü kendisini güvende hissetmiyor.

Parlamentoda kadın temsil oranı dünya ortalamasının çok altında. Sözünüz, özünüz bir olsun, eşit temsil istiyoruz, gelin Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirelim.

2 milyonu aşkın kadın çocuk bakımı nedeniyle istihdam dışında. Kadınların istihdam oranı yüzde 32,6 düzeyindeyken genç kadın işsizliği yüzde 35,5. Toplam girişimci sayısının yüzde 8’i kadın girişimci. Bu veriler, devletin sosyal devlet olmaktan, yoksulluğu giderici politikalar üretmekten ve herkesin insanca yaşayabileceği bir refah düzeyinden ne kadar uzak olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Bütçe, toplumsal cinsiyet körü. On Birinci Kalkınma Planı’nda “toplumsal cinsiyet” kelimesi bile anlam ve kavram olarak çıkarılmış durumda. Kadınlara özel kalemler bütçede yok. Uygulamadaki eksiklikler kreş, sığınmaevi, güvenlik sorunu, şiddetin önlenmesi konularında somut yaptırımlar yok çünkü belli ki kadınlara ayrılacak bütçe de yok. Bazı belediyelerin sığınmaevi açma zorunluluğu var, denetleyen yok; yaptırım yok, isteyen de yok. Kadınlara yönelik her alanda şiddet artıyor ama kadınları koruyabilecek mekanizmalar yeterince işletilmiyor. CEDAW, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 uygulanmadığı gibi, aksine bu düzenlemeler hedef hâline getiriliyor. Kadınların nafaka gibi kazanılmış haklarına göz dikiliyor.

Çağ atladık ama hâl⠓Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı…” anlayışından uzaklaşamadık. Atamızın dediği gibi: “Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlarımıza karşı ihmal ve kusurdur.” Kadınları geri kalmış bir toplum ilerleyemez. “Kadın evin süsüdür.” algısına son verilmelidir. Samimiyet olmadan hiçbir şeyi çözemeyiz. Bu Meclis bunu görmeli ve toplumdan gelen bu utanç verici çığlıklara ses vermelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

SUZAN ŞAHİN (Devamla) - Uygulanmakta olan projelere rağmen şiddet, taciz, tecavüz, istismar neden artıyor? Sessiz kalınıyor ya da niyet zaten bu? Olabilir mi? Niyetinizi, dilinizi, politikalarınızı değiştirin ki toplum düzelsin. Biliniz ki kadına yönelik şiddet, bir insan hakları ihlalidir. Kadınların karşılaştığı sorunlar açısından eşitsizliği derinleştiren söylem ve politikalarla AKP dönemi tam bir gerileme dönemi olmuştur. “Kadınlar sadece iyi eş, iyi anne olsun, yeter.” zihniyetindesiniz. Döneminizde bu zihniyetin tolerans ve himayesiyle toplumda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri tavan yaptı. Artık, kadınların şah damarına basmayın. Emine Bulut’un “Yaşamak istiyorum.” sözü kulaklarınızdan gitmesin. Kadınların çığlığına ses verin. İstanbul Sözleşmesi’ni, 6284’ü samimiyetle uygulayalım ki kadınlar yaşasın. Daha da buna kulak vermiyorsanız tüm anaların ve kadınların size verdiği emekler gözünüze dizinize dursun; hakkımızı helal etmiyoruz.

Saygılarımla. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Emine Sare Aydın Yılmaz konuşacak.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (İstanbul) – Sayın Meclis Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım; ben de sözüme başlamadan önce, kürsüde konuşan arkadaşlarımın sözlerinden yola çıkarak birkaç şey ifade etmek istiyorum. Önce “Şiddet nedir?” sorusuyla başlamak istiyorum.

Şiddet, kadınların çocuklarının gözü önünde pompalı tüfekle öldürülmesi demek; şiddet, kadının ekonomik olarak bilinçli bir şekilde sıkıştırılması demek; şiddet, hakkını arayan bir kadına söyleyecek sözü olmayan erkeğin yumruğunu kullanması demek; şiddet, boşanmak istediği için bunu gururuna yediremeyen erkeğin silahlı, kesici aletlere sarılması demek; şiddet, dağa kaçırılan genç kızların, kadınların alıkonulması demek. Peki, bunların hepsini devlet mi söylüyor, devlet mi bu şekilde yapın diyor? Hayır, tabii ki bunu söylemiyor, söyleyemez de bilakis devlet elinden geleni yapmaya çalışıyor. Yıllardır bu sorunun cevabını yasalardan, yönetmeliklerden ve benzeri sözleşmelerden beklemekteyiz. Bu önlemler meseleyi güçlü cezai müeyyidelerle ancak uzun vadede çözebilir. Kendini eğitemeyen, üstünlüğünü erkek egemen geleneklerden alan, güçsüz kaldığı yerde kolaycılığa yaslanarak kas gücünü kullanan erkeğin âcizliğini sürekli, sürekli, buralarda, önergelerde, araştırmalarda aramak da çözüm değildir. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki İstanbul Sözleşmesi, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair -6284- tam da şiddetle mücadeleyi esas alır. Devletin en tepesinden en alt kademesine bu konularda efor sarf edildiğini sizler de bizler kadar en iyi şekilde biliyorsunuz. Bu meseleyi tüm siyasi ideolojilerin üstünde, kadının ve erkeğin ortak meselesi olarak görmek zorundayız.

Bir kez daha madde madde sizlere hatırlatmak isterim ne yapıyoruz, ne yaptık. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı nezdinde kurulan şiddeti önleme merkezleri, izleme merkezleri; aile, kadın, çocuk, engelli, yaşlı, şehit yakınları ile gaziler ve gazi yakınlarına yönelik hizmetlere ilişkin çağrılarak değerlendirilerek Türkçe dışında Kürtçe, Arapça, işaret dili ve SMS’le hizmet veren Alo 183 aile, kadın, çocuk, engelli danışma hattı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği bünyesinde 11 Eylül 2012 tarihinde Gaziantep’te hizmete girdi. Siz de bunları çok iyi biliyorsunuz.

Yine ulusal eylem planları, yine İçişleri Bakanlığı nezdinde kurulan “acil panik butonu” olarak kullanılabilecek olan KADES yazılımı ve yine bugüne kadar 118 bin polis, 12 bine yakın Jandarma personeli, 100 bini aşkın sağlık personeli ve yaklaşık 87 bin din görevlisine kadına yönelik şiddetin önlenmesi için verilen eğitimler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Yılmaz.

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) – Peki.

Ancak, diğer taraftan erkek eliyle öldürülen kadınlarımız da var tabii ki. Bu yüzden mesele, ne Ahmet’in ne Fatma’nın ne de o partinin ne de bu partinin meselesidir. Mücadele edeceksek bu meseleyle hep birlikte mücadele edeceğiz. Özgür teşebbüsten beslenen ve kanunlardan aldıkları birtakım haklardan yola çıkarak medya patronlarının veya TV’lerdeki yapımcıların kadına yönelik şiddete yönelik yapmış oldukları diziler ve yayınlara karşı hep birlikte, hep bir ağızdan dur demediğimiz sürece kadına yönelik şiddetle mücadele edemeyiz. Sizler de bunu çok iyi biliyorsunuz. Ve yine, bu meseleyi, tüm siyasi partilerin, ideolojilerin üstünde, bağımsız değerlendirmek zorundayız.

Başka bir şey söyleyeceğim: Kadın meselesini politikleştirerek sürekli kendine konuşma alanı yaratmak için meseleyi ideolojik araçsallaştırmayı da anlamıyorum. Nitekim annelerinden zorla koparılan küçük kız çocuklarının dağa kaçırılması ve orada türlü zorbalıklara karşı kadınlık onurlarını koruyamamaları da kadına şiddet olarak sizler tarafından görülmediği sürece maalesef ikiyüzlüsünüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Onları da görüyoruz, merak etmeyin.

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) – Ve yine “İtaat, itaat…” dediniz.

Sayın Başkanım, bir dakika daha rica ediyorum.

BAŞKAN – Söyledikleriniz tam zapta geçiyor.

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) – Peki.

Ve yine “itaat” dediniz. “Nereye itaat?” dediniz. “Saraya itaat.” dediniz.

Ben de size şunu ifade etmek istiyorum: Sizler Kandil’e itaat ettiğiniz sürece, siz bu kız çocuklarının arkasında durmadığınız sürece biz bununla mücadele edemeyiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Bizler hiçbir yere itaat etmiyoruz.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Muhalefet etme, sorulara cevap ver!

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) – Evet, siz Kandil’e itaat ediyorsunuz. Bizim nereye itaat ettiğimizi mi soruyorsunuz?

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – İtaat sizin işiniz! İtaat sizin işiniz!

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) - Biz devletin kendisine itaat ediyoruz. Biz devletin kendisiyle… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Milletvekili.

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Hayır, sataşma var Başkan, olmaz.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, ama soru sordu, sataştı. Söz hakkı niye vermiyorsunuz?

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (İstanbul) – Sataşmadım, nereye itaat ettiğimizi söyledi, ben de cevabını verdim.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın (2/1116) esas numaralı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/49)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İç Tüzük 37’ye göre (2/1116) esas numaralı Kanun Teklifi’min değerlendirilmek üzere gündeme alınması hususunu bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                                                    Özkan Yalım

                                                                                                                                          Uşak

BAŞKAN – Önerge üzerinde teklif sahibi Uşak Milletvekili Özkan Yalım konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, söz hakkı…

BAŞKAN - Vereceğim, Özkan Bey konuşsun.

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Ama gündem değişti Sayın Başkan.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Ama gündemi kapatıyorsunuz…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Başkan, değerli Divan, çok değerli çalışma arkadaşlarım ve de bizi izleyen tüm vatandaşlarıma saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

İlk önce, sözlerime başlamadan önce, Edirne Milletvekili arkadaşımız Erdin Bircan’ın ölümünün 1’inci yıl dönümü, kendisini rahmetle anıyoruz.

Değerli arkadaşlar, çok değerli vatandaşlarımız; biliyorsunuz, ülkemizde ekonomik kriz içerisinde olan birçok vatandaşımız var. Maalesef, ekonomik kriz herkesi etkiliyor ama bunu görmeyen bir saray var. Sarayda, tabii, elektrik faturası ödenmediğinden dolayı kimse bunun farkında değil. Ancak, vatandaşlarımızın birçoğunun elektrik faturalarını ödeyemediğini ve de çok ciddi sıkıntılar yaşadığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben bu aşamada elektrik faturalarının birazcık, en azından vatandaşın cebine biraz daha az etki etmesi adına…

Biliyorsunuz, elektrik faturalarında yüzde 2’lik TRT katkı payı var. 4/12/1984’te çıkarılmış olan bir kanun… Bu kanunla, ülkemizdeki tüm iş yerlerinden -büyük sanayilerde değil ama normal iş yerlerinden- ve de meskenlerden, kimin evine elektrik faturası geliyorsa, üzerinden yüzde 2 katkı payı alınıyor. Aynı şekilde, biliyorsunuz, çok ciddi bir de dağıtım payı alınıyor.

Ben, bu ekonomik sıkıntı içerisinde olan vatandaşlarımızın en azından elektrik faturalarını daha rahat ödeyebilmesi adına bir kanun teklifi verdim. Bu kanun teklifini 16 Ekim 2018’de verdim ve de bugün bunun gündeme alınmasını görüşüyoruz. Umarım, iktidar partisi vekili arkadaşlarımızın da desteğiyle TRT’nin bu yüzde 2’lik payı kaldırılıp vatandaşımızın bir nebze olsun faturasına etki sağlanır, bütçesine ek destek veririz.

Biliyorsunuz, TRT, artık ilk kurulduğu zamanlardaki gibi değil; artık reklam gelirleri var, her türlü özel firmalardan, büyük firmalardan reklam alıp diğer özel televizyonlarla rekabet edebilir seviyeye geldi. Onun için, özellikle muhalefet milletvekili arkadaşlarımızın onayıyla, siz değerli AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarımızın da destekleriyle -umarım MHP de destek verecektir- ve de bu teklifle muhakkak yüzde 2’lik TRT payını kaldıracağız diyorum.

Ben, 1 Ağustos 2018 ile 1 Ekim 2019 arasında elektriğe gelen zammı özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar: Yüzde 57’lik bir zam geldi yani şu anda aynı evinde yaşayan bir vatandaş geçen yıla göre yüzde 57 daha fazla elektrik parası ödüyor. Bakın, size bir örnek vereceğim: Bir iş yeri 2018’de 3.041 TL öderken 2019’da 5.719 TL ödüyor; bakın, yüzde 57’lik bir zam var elektrik faturalarında. Onun için, elektrik faturalarındaki bu yüzde 2’lik payı, hatta dağıtım ve katkı payını da buradan kaldırabilirsek ciddi derecede ekonomikleşecek faturalar. Yani, tabii ki biliyorsunuz bir de yüzde 18’lik KDV var. Değerli arkadaşlar, elektrik bir lüks değildir, elektrik zaruri bir tüketimdir; elektrik, doğal gaz lüks değildir ama özellikle elektrik hiç lüks değildir.

Ben daha önce de konuştum, bugün özellikle bunu sizlerle tekrar paylaşmak istiyorum. Bir dahaki konuşmamızda, bir dahaki kanun teklifimizle elektrik ve doğal gazda da KDV’yi yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdüğümüzde daha yaşanabilir, insanların refah seviyesini daha yükseltebileceğimiz bir durum olacaktır. Onun için, ben sizden bugün destek bekliyorum, bu vermiş olduğum kanun teklifiyle en azından yüzde 2’lik TRT payını kaldıralım diyorum.

Ben, kalan son otuz saniyedeki bu konuşmamda, yaşadığım gerçek bir olayı anlatmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, Uşak’ta bir telefon aldım. Vatandaşımızın komşuları tarafından bir telefon geldi ve de mahallesine gittiğimde –Uşak merkezde oldu bu olay geçen hafta- Uşak merkezdeki bir evde elektriğin olmadığını… 6 aylık bir çocuk içeride, annesi babası içeride 2 çocuğuyla, 5 yaşındaki ve de 8 yaşındaki çocuğuyla birlikte. Nasıllardı biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Elektrik yok, elektrik kesik sadece ve sadece 170 TL’lik bir faturayı ödeyemediğinden. Bu kadar kötü bir durumda olan vatandaşlarımıza gelin destek verin. Benim gerçekten içim acıdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yalım.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben tabii ki o ailenin ismini buradan zikretmeyeceğim, adresini vermeyeceğim ama gerçekten içimiz acıdı. Ülkede, ekonomisi bozuk olan elektrik parasını ödeyemeyen, evinde karanlıkta yaşayan, evinde buzdolabı çalışmayan, televizyon izleyemeyen, çocukları ders çalışamayan o kadar çok vatandaş var ki. Gelin, bu işe el atın diyorum.

Bu konuyu geçtikten sonra, değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, ülkemizde çok önemli bir sorunumuz daha var, emeklilikte yaşa takılanlar. Onlardan önce tabii ki büyüklerimiz, annelerimiz babalarımız, büyükannelerimiz dedelerimiz… Bu ülkede, 874 bin kişi emekli olduktan sonra hâlâ bin TL’nin altında emekli maaşı alıyor. Gelin, intibak yasasıyla alakalı da gerekenleri yapalım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hiçbir emeklinin asgarî ücretten, 2.020 TL’den aşağı emekli maaşı olmasın diyoruz.

İskandinav ülkelerinin battığından filan bahsetti Sayın Cumhurbaşkanı, İskandinav ülkelerinin battığı filan yok. 67 bin, 68 bin, 50 bin dolar senelik millî gelirleri var.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – 13 milyon insan yaşıyor orada.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Ben burada tekrar şunu özellikle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sayın Başkanım, son bir dakika daha rica edeceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sağ olun Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, tekrar teşekkür ediyorum.

Yani sonuçta, bakın, İskandinav ülkelerindeki bir vatandaşın millî geliri 75 ile 45, en düşük 39 bin dolarken ülkemizde kişi başına düşen millî gelir maalesef 9 bin dolar. Ben, aynı o ülkelerdeki vatandaşlar gibi kendi ülkemizdeki vatandaşlarımızın da keşke 60-70 bin dolar millî geliri olsa diyorum. Onun için, gereken ekonomik seviyenin düzeltilmesi adına üreten bir Türkiye’yi de tekrar geri getirmemiz lazım.

Burada EYT’nin lideri olan Sayın Gönül Boran’ı ve de EYT’li olan tüm vatandaşlarımızı unutmuyoruz, tüm emekli vatandaşlarımızı unutmuyoruz. Onların haksızlığa uğradıkları bu süreçte EYT’lilerin yanında olduğumuzu özellikle belirtiyorum. “3,5 milyon misafirimize 35 milyar dolar para harcadık.” diyorsunuz, sadece 5 milyar dolar, EYT’li vatandaşlarımıza gerekli harcamayı yapmıyorsunuz.

Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Ben hepinize teşekkür ediyorum, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın Oluç, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bir soru sordu efendim hatip, cevap verecek arkadaşımız.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, HDP olarak annelerin, kadınların acılarını ayrıştırmadan sahiplendiklerine ilişkin açıklaması

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biz HDP olarak bütün annelerin, bütün kadınların acılarını ayrıştırmadan sahipleniyoruz, bunun mücadelesini veriyoruz. Ama şu bilinmelidir ki Diyarbakır il binamızın önünde oturan annelerin yaşadığı acının sorumlusu HDP değildir. Kırk yıllık bir Kürt sorunu var, Kürt sorununun açığa çıkardığı sorunlardır bunlar. Bir dönem sizler de, iktidar da buna inandığı için müzakere ve diyalog sürecini başlattı, sorunu buradan çözmeye çalıştı. Evet, bir Kürt sorunu var, Kürt sorunundan kaynaklı yaşanan acılar var. Siz eğer bu sorunu çözmek istiyorsanız Kürt sorununun demokratik çözümünü gündeminize alacaksınız, barış meselesini konuşacaksınız; bu bir.

İkincisi, şu an PKK’nin elinde asker aileleri de var. Biz onlarca defa çağrı yaptık: “Gelin, birlikte bir komisyon kuralım, oturalım, tartışalım, mesele neyse çözelim.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Ama bu iktidarın yaptığı en iyi şey nedir biliyor musunuz? Can alıcı sorulardan kaçmak için sudan gerekçeler yaratıp hemen saldırı konseptine geçiyor; herkes terörist, herkes suçlu, bir tek siz masumsunuz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Özlem Hanım…

29.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Türkiye’de Kürt problemi olmadığına, Kürt kardeşlerimizi suistimal eden terör problemi olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, Diyarbakır’da HDP’nin önünde toplanan anneler tek bir sebeple toplanıyorlar: Evlatlarını dağa götürenlerden evlatlarını istiyorlar “Nerede benim evladım?” diyorlar.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Kim götürmüş ya, kim götürmüş?

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Yanlış yerde oturuyorlar, yanlış, sizin kapınızda oturmaları lazım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sizler cevabı vereceksiniz, sizin arkadaşlarınız.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sen vereceksin, sen Hükûmetsin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bunu yapanlar sizin arkadaşlarınız.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Elinizde belge var mı? Kim götürmüş, bul o zaman.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Çok saçma bir şey bu söylediğiniz ya.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bugüne kadar gerçekten, teröre “terör” diyemeyenler burada terörle alakalı kavramları bizim aleyhimize kullanmasınlar.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Geç, geç, bu lafları geç.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – İktidar olan sizsiniz, siz.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sen bulacaksın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Buradan yola çıkarak şunu söylemek istiyorum.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Hükûmet olan sizsiniz, sizin partiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Tabii dinlemeyi de bilmiyorlar. Bağır, bağır! Alışmışlar bağırarak susturmaya.

Mesele şu, bir defa şunu görmemiz lazım: Türkiye’de Kürt problemi yok, Kürt kardeşlerimizi suistimal eden bir terör problemi var.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – O zaman siz yalan söylediniz beş yıl boyunca.

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Kürt kardeşlerimizi siz suistimal ediyorsunuz; onları öldüren bir iktidar var.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bugüne kadar bizim yaptığımız şey sadece terörle mücadeledir.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – O zaman beş yıl boyunca yalan söylediniz halka, insanlara yalan söylediniz

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – Onları öldüren bir AKP iktidarı var.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bu ülkede sadece bütün siyasi…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – İnsanlara yalan söylediniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben asla yalan söylemem. Bak, bu lafa ben deli oluyorum! “Yalan” lafına ben deli oluyorum!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Ama yalancısınız, sizin partiniz her zaman hep yalan söylüyor.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Bağırmayın, sakin olun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben asla yalan söylemedim hayatımda, hayatımda asla yalan söylemedim.

Açar mısınız Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Buyurun Özlem Hanım, buyurun.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Yalan söylüyorsunuz her zaman.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – İftira atıyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şu ağır lafların kalkıp söylenilmesine tahammül edemiyorum.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Deli olmanıza gerek yok; yalan söylemeyin, olsun bitsin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir milletvekili bir başka milletvekiline “Yalan söylüyorsun.” diyemez, reddediyorum bunu.

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – İftira atıyorsunuz, iftira atıyorsunuz; elinizde olmayan bir belge, iddiada bulunamazsınız.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bu edepsizliği reddediyorum. Bu ne cürettir, bu ne cürettir!

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Yalan söylemeyeceksiniz; doğruları söyleyeceksiniz, gerçekleri söyleyeceksiniz.

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – İftirayı siz atıyorsunuz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kendiniz hayatınız boyunca itaat ederek gelmişsiniz buraya, kendi fikrinizi söyleyemiyorsunuz, acziyet içindesiniz, terör kavramları kullanıyorsunuz, ondan sonra da utanmadan bir milletvekiline “Yalan söylüyorsun.” diyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İade ediyorum size, ne münasebet!

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.49

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.12

BAŞKAN : Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Genel Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (X)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

14/11/2019 tarihli 18’inci Birleşimde İç Tüzük'ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 10’uncu maddesi kabul edilmişti.

Şimdi, 11’inci maddenin önerge işlemini yapacağız.

11’inci madde üzerinde üç önerge vardır. İlk okuyacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri birlikte işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                  Ümit Beyaz                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                      Adana

                                    Orhan Çakırlar                                                                                                         İsmail Koncuk

                                          Edirne                                                                                                                        Adana

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                        Cavit Arı                                          İlhami Özcan Aygun                                   Lale Karabıyık

                                         Antalya                                                    Tekirdağ                                                      Bursa

                                   Turan Aydoğan                                            Ali Öztunç                                           Alpay Antmen

                                         İstanbul                                              Kahramanmaraş                                               Mersin

                                   Bülent Kuşoğlu                                                                                                  Mehmet Bekaroğlu

                                          Ankara                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk.

Buyurun Sayın Koncuk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

11’inci madde, vergi istisnasıyla ilgili bir madde. Tabii, her kanunda böyle maddeler de oluyor, teknik bir madde; bir problem yok.

Şimdi, burada birçok arkadaşım ifade etti ama bugünlerde gündemde olan EYT konusunda ben de birkaç kelam etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı, EYT konusunda yeni bir pencere açtı aslında, dedi ki: “Seçim kaybetmeme sebep de olsa bu meseleyi çözmem, bu meseleye olumlu bakmıyorum.” Hangi yönüyle Sayın Cumhurbaşkanı bunu öne çıkardı? Erken emeklilik yönüyle öne çıkardı, erken emeklilik yönüyle; bir de İskandinav ülkelerini örnek verdi. Herhâlde, Cumhurbaşkanı yanıltıldı, kendisine yanlış bilgiler verildi ki hiç vermemesi gereken bir örneği verdi, İskandinav ülkelerinin bu sebeple battığını ifade etti yani kişi başına millî geliri 50 bin dolar ile 70 bin dolar arasında olan İskandinav ülkelerinin batması söz konusuysa vallaha biz de batalım, biz de batalım; bayağı iyi bir batma. Dolayısıyla, bu, doğru bir örnek değildi.

Sayın Cumhurbaşkanı, erken emeklilikten bahsetti. Ben size bir örnek vereceğim bir tenakuzu ortaya koymak açısından. Erken emeklilik, elbette olmasın. Bakın, 4/C’den 4/B’ye geçen çalışanlar ve birçok 4/B’li, erken emekli yapılıyor; biliyor musunuz, bilginiz var mı? Sayın Cumhurbaşkanı bundan haberdar mı, bilmiyorum. Sözleşme metinlerinde aynen şöyle yazıyor: “Emekli maaşı almaya hak kazandığı andan itibaren sözleşmeleri yenilenmez.” Yani yaşı 45 olabilir, yaşı 46 olabilir; hiç önemli değil, emekli maaşı almaya hak kazanmasından itibaren sözleşmesi yenilenmiyor ve zorunlu olarak emekliliğe sevk ediliyor. Bunu ben defalarca anlattım, Çalışma Bakanlarına söyledim, bu kürsüde de anlattığımı hatırlıyorum ama burada söz konusu erken emeklilikse “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!” dememiz lazım. Erken emekliliğe karşıysanız bu sözleşmeli personelin de erken emekliliğinin önüne geçmeniz lazım. Diyor ki birçoğu: “Ben de diğer memurlar gibi 65 yaşına kadar isteğe bağlı olarak çalışmak istiyorum.” Ama bu imkânı vermiyorsunuz. Yani ben AK PARTİ’nin çalışma hayatıyla ilgili bu tenakuzlarını bir türlü anlayamadım. Bu da düzeltilsin o hâlde, bu bir gerekçeyse bu da düzeltilsin.

Değerli milletvekilleri, şimdi, EYT’ye yok -hadi anladık diyelim, anlamıyoruz da- kime var ya, kime var? Memura var mı? Yüzde 4 zam yapıyorsunuz ocak ayında, şu enflasyon oranlarına rağmen. Yani şu manipüle edilmiş enflasyon oranlarını bile bulmayan bir zamla memurlarımız karşı karşıya. Emekliye var mı? Yok. İşçiye var mı? Yok. Esnafa var mı? Yok. Çiftçiye zaten yok. İşsize çare var mı, çare buldunuz mu? Yüzde 14,2. Genç işsizlik yüzde 27,5. Korkunç bir oran ya, korkunç bir oran! Bir iktidar eğer işsizlik meselesini çözemiyorsa aynı, o, savaşta “Barut bitti.” ifadesiyle eş değer bir durumdur. Siyasi partiler neden siyaset yapar? Elbette güvenlik için, sağlık için. Ama en önemlisi de nedir biliyor musunuz? İş, aş konusunda mesafe alabilmek. Bu alanda iddiasının olabilmesi lazım. İddianız kalmadı. 2002 yılında yüzde 9’larda olan işsizlik bugün neredeyse 2 katına yaklaştı, 2 katına.

Şimdi neyi başardığınızı söyleyeceğiz biz? Neyi başardığınızı söyleyebiliriz? Dolayısıyla, EYT’ye vermediğinizi milletin diğer kesimlerine verseniz diyeceğim ki “Amenna ya!” Hadi EYT’nin birtakım, efendim, bilinmezlikleri filan var, kaç kişi olacağını filan bilmiyoruz. Bu alanda bir bilgi kirliliği de var, çok ciddi bir bilgi kirliliği de var. Yani yıllar içerisinde kaç kişinin emekli olacağını bilmiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika istirham ediyorum.

BAŞKAN – Tabii, buyurun toparlayın.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Bakın, ben size bir sufle vereyim buradan: Bu kadar eylem yaptı bunlar; bunlar, bizim insanlarımız. Bakın, köye gidiyorum, karşıma EYT’li çıkıyor köyde, her yerde. Sizin de karşınıza çıkıyor ki Sayın Cumhurbaşkanını toplantılarda AK PARTİ milletvekilleri sıkıştırdılar bu EYT meselesi yüzünden; biliyoruz, basına yansıdı.

Şimdi, şöyle bir çözüm getirin: Mesela, emekliliğe on yılı mı kalmış, yüzde 30’unu sarfınazar edin, yüzde 30’undan vazgeçin, deyin ki: “Seni yedi yılda yapacağım.” Sekiz yıl mı kalmış, deyin ki: “Seni altı yılda yapacağım.”

Bu eylemleri, bu güçlü talebi bir siyasal iktidar görmezden gelemez, bir siyasal iktidar sağıra yatamaz. Özür dileyerek söylüyorum ama tamamen sağırlaştınız. Onların bütün taleplerini kökten yerine getirin demiyorum ama bir adım attığınızı göstermek bu kadar mı zor?

Ben saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç.

Buyurun Sayın Öztunç. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Çok yasa geldi bu Meclise, binlerce. Yüzlerce torba gelmiştir ama ilk kez bir torba, vatandaşın üzerine zehir saçıyor, ölüm yağdırıyor. Neden mi bahsediyorum? Bunun 50’nci maddesinden, Afşin-Elbistan Termik Santralini de içine alan 50’nci maddeden bahsediyorum. 300 bin insanın yaşadığı Afşin ve Elbistan ilçelerine kül yağıyor değerli milletvekilleri, kül! Bakın, bilimsel rakam: Her saat 280 ton kül yağıyor. Niye biliyor musunuz? Santralde filtre olmadığı için her saat 280 ton kül yağıyor.

Greenpeace 2019 raporuna göre, kirlilik nedeniyle 17 bin erken ölüm olmuş Afşin-Elbistan bölgesinde. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Temiz Hava Hakkı Platformu’na göre, Kahramanmaraş, yüzde 25,1’le hava kirliliğinde Türkiye’de 2’nci sırada Afşin-Elbistan Termik Santrali yüzünden, termik santralin A ünitesinin filtresiz olması yüzünden.

Bakın, 18 Kasım 2019, dün saat 16.02’de Çevre ve Şehircilik Bakanlığının internet sitesinde Türkiye'nin en kirli havası Elbistan’da görünüyordu. Tabii, Twitter’da hemen başladı gençler “En kirli hava Elbistan’da.” diye; 18.24’te müdahale ettiler, en temiz havası Elbistan’da göründü. Sanki internetten çıkartınca oradaki hava kirliliği gidecekmiş zannediyorlar. Buranın üç yıl daha filtre takılmadan çalışması isteniyor. AK PARTİ şuna karar vermiş: “Biz Afşin’i, Elbistan’ı bitireceğiz, öldüreceğiz, zehirleyeceğiz ama zaman yetmedi, bize bir üç yıl daha verin, şu Afşin’i, Elbistan’ı tamamen bitirelim.” diyor AK PARTİ. Biz de buna izin vermek istemiyoruz.

Keşke Özlem Hanım’ın yerinde burada Sayın Mehmet Muş olsaydı bugün. Bakın, daha önce bu konu gündeme geldiğinde, 17 Temmuz 2019’da, iki üç ay önce Sayın Mehmet Muş ne diyor: “Elbistan’daki, Afşin’deki hemşehrilerimizin içi rahat olsun, onlara, o şirketlere tanıdığımız süre bu yıl sonu itibarıyla bitiyor. O süre zarfında buradaki standartlara uygun şekilde filtreleme yapılacaktır, uzatma süresi verilmemiştir, verilmeyecektir.” Kim? AK PARTİ’nin Grup Başkan Vekili. Önemli bir konumda, değil mi? “Asla verilmeyecek, rahat olun.” diyor.

Sayın Mahir Ünal, AK PARTİ’nin 2’nci ismi, Genel Başkan Yardımcısı, Kahramanmaraş Milletvekili, bakın ne diyor: “Bu konuda Cumhurbaşkanımızın da en kısa zamanda filtre sorununun çözümüyle ilgili talimatı var. Cumhurbaşkanımız ve Enerji Bakanımızla buranın durumunu konuştuk. Afşin ve Elbistan bölgesinin, bırakın otuz altı ayı, bir gün bile bekleyecek hâli yok.” diyor. Kim? Mahir Ünal söylüyor, Sayın Cumhurbaşkanıyla konuştuğunu söylüyor, onun talimat verdiğini söylüyor. Ne için? Filtreleme yapılsın diye. Niye yapılmıyor? “Çelikler” diye bir holding var. Eğer Çelikler Holdinge Cumhurbaşkanının da gücü yetmiyorsa, Mahir Ünal’ın gücü yetmiyorsa, Mehmet Muş’un gücü yetmiyorsa vay halimize, ne yapacağız? Yazıktır, günahtır. Burada yaşayan insanlar maalesef düşünülmüyor.

Bakın, değerli milletvekilleri, eğer birazcık iyi niyet gösterseydi bu firma, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nde filtrelemeye başlasaydı, bir şeyler yapsaydı, üç aylık, beş aylık, altı aylık bir çalışma yapsaydı -yıllardır oradalar, yapmıyorlar- derdik ki: Ya, adamlar başladılar, yetiştiremediler. Tık yok, hiçbir şekilde hiçbir adım atmadılar. Derebeyi gibiler, herkese meydan okuyorlar, beni, AK PARTİ milletvekillerini, Sayın Ahmet Özdemir’i tehdit ediyorlar, işçilere telefon numaralarımızı veriyorlar “Arayın.” diyorlar ve o kadar rahatlar ki “Bize kimse dokunamaz.” diyorlar.

Adalet ve Kalkınma Partisini anlamakta güçlük çekiyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi, arabalarda sigara içilmesini yasaklıyor
“Millet kanser olmasın.” diye, koca koca bacalardan o dumanların çıkmasına izin veriyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu, bu ne yaman çelişki! (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Teknik bir konu.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Buyur baba, buyur ağabey.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Teknik bir konu.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Çelikler, hemşehrin ya! Yapma bunu kurban olurum, yapma Zülfü Bey. Çelikler “hemşehrin” diye “Elâzığlı” diye yapma, boş ver. İnsanlar zehirleniyor, 300 bin insan zehirleniyor, yazıktır, günahtır; kadınlarda rahim kanseri ve göğüs kanseri sayısı inanılmaz derecede artmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Sayın Başkanım, herhâlde ek süre vereceksiniz?

BAŞKAN – Ali Bey, Kahramanmaraş olunca bir şeyler yapacağız.

Buyurun, toparlayın.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kahramanmaraş olunca akan suların durması gerekir, evet, doğru söylüyorsunuz Sayın Başkanım, sizin de Maraş’ı sevdiğinizi biliyoruz, tekrar teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Afşin-Elbistan’da 300 bin insan yaşıyor. Sayın Mehmet Muş söz verdi “Bu filtre takılmadan asla burası çalışmayacak.” dedi, çalıştırılmak isteniyor, üç yıl daha uzatmak istiyorlar, Sayın Mahir Ünal söz verdi.

Bakın, çok açık söylüyorum: Elbistan’da, Afşin’de bugüne kadar görülmemiş en büyük eylemi yaparız. Ne Mahir Ünal oraya girebilir ne de AK PARTİ’liler girebilir; haberiniz olsun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşlar, her zaman girer. Her zaman gireriz, her zaman.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Girer, girer.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Özlem Hanım, rica ediyorum.

Sayın Sefer Aycan Bey’e de sataşıyorum, Sefer Bey, siz de ilimizin milletvekilisiniz, sizin bu konudaki düşüncelerinizi de MHP’nin bu konudaki görüşlerini de merak ediyoruz. Afşin’e, Elbistan’a söz veren AK PARTİ milletvekilleri, Elbistan’ı, Afşin’i ölüme terk ediyorsunuz, ayıptır; en çok oyu da oradan alıyorsunuz, yazıktır. Bundan sonra oralarda gidip siyaset yapamazsınız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinde bulunan “ile” ibaresinin “ve” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                           Tulay Hatımoğulları Oruç                                  Abdullah Koç                                       Erol Katırcıoğlu

                                          Adana                                                         Ağrı                                                       İstanbul

                                       Oya Ersoy                                               Kemal Peköz                                              Nuran İmir

                                         İstanbul                                                      Adana                                                       Şırnak

                                                                                                    Necdet İpekyüz

                                                                                                          Batman

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Adana Milletvekili Kemal Peköz.

Buyurun Sayın Peköz. (HDP sıralarından alkışlar)

KEMAL PEKÖZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Düzenlemeyle, işverenlerce taşıma hizmeti verilmeyen durumlarda, çalışanlara verilen günlük 10 Türk liralık yol ödemeleri, toplu taşıma kartı, bilet veya bu amaçla kullanılan ödeme araçlarıyla yapılması durumunda, vergi dışı bırakılmaktadır. Dar gelirliye, emekçi sınıfına maddi anlamda destek sağlayan bir düzenleme olduğu için olumlu buluyoruz. Ancak bunun, çalışanların bordrosundaki günlük 10 Türk lirası yol ücretinin tamamının vergi dışı bırakılması daha doğru olacaktır.

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) – Vergi dışı kalıyor işte.

KEMAL PEKÖZ (Devamla) – Tamamı için; bordroda, onun için.

Değerli arkadaşlar, seksen iki yıl önce, idam sehpasına giderken son isteği “Oğlumu benden önce asmayın.” olan, mezar yeri de hâlâ belli olmayan Seyit Rıza’yı, “Sadece ana dilimde bir şarkı söylemek istiyorum.” diyen ve o nedenle yurt dışına gitmek zorunda bırakılan, orada yaşamını vatan hasretiyle yitiren Ahmet Kaya’yı ve dün hayatını kaybeden Türkiye tiyatrosunun önemli isimlerinden Yıldız Kenter’i anmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, 12 Mayıs 2019 tarihi, gece saat üç buçuk; Güngören’deki Trabzonlular bir sahur yemeği düzenliyorlar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da bu sahur yemeğine katılıyor. Şimdi “sahur” dediğiniz zaman yüreğinizi, kalbinizi sıdkuselametle tutmanız gerekir; böyle düşünmek gerekir, özellikle inanan insanlar için böyle olması gerekir. Orada yapılan konuşmalar üzerine bir söz söylüyor, diyor ki: “Siz bakmayın şu anda HDP’nin elinde belediyeler olduğuna, yakın bir zamanda hiçbir tanesini bırakmayacağım, hepsi tek tek alınacak ve gidecek.” Bu gösteriyor ki Süleyman Soylu ve iktidar, HDP belediyelerinin şu ya da bu şekilde mutlaka görevsizleştirileceğini, görevden alınacağını kafasına koymuş, bunu da açıkça ilan ediyor. O nedenledir ki sekiz ay burada, bizlerle birlikte Mecliste oturan Selçuk Mızraklı arkadaşımızla ilgili, üç yıl önce cezaevine girmiş, hiçbir konuda ifade vermemiş bir yalancı şahit, bir tanık bulunuyor Kayseri Bünyan Cezaevinde, diyor ki: “Ben hemşireydim, bir sabah işe gittim, Selçuk Mızraklı’nın tedavi ettiği bir teröristle karşılaştım.” Bunun üzerine soruşturma başlatılıyor, Selçuk Mızraklı görevden alınıyor, on saatlik fasılasız gidişten sonra, o kişinin çıkarıldığı cezaevine, Bünyan Cezaevine Selçuk Mızraklı konuluyor. O kişi de, bugüne kadar ifade vermemiş, ağırlaştırılmış müebbet hapisle yargılanan kişi de şu anda serbest, aramızda dolaşmaya devam ediyor.

Biz zaman zaman burada konuşmalarımızda ÖSO’nun kutsanmaması gereken bir örgüt olduğunu, 70’e yakın terör örgütünün bileşiminden meydana geldiğini, Suriye topraklarında çok sayıda suç işlediğini, bunların da basına yansıdığını, Batı kamuoyu tarafından da görüldüğünü söylediğimizde “ÖSO’ya terörist diyemezsiniz çünkü onlar bizim askerlerimizle yan yana savaşıyorlar.” diyorlar. Bizim askerlerimizle yan yana savaşıyor olmaları onların işlediği suçların üstünü örtmez, kabahatlerini gizlemeye yetmez.

Bir de “Orası onların topraklarıdır.” deniliyor ya -onların topraklarıdır da- Afrin’den sürülen 136 bin kişinin toprakları değil miydi orası? Onunla yetinilmedi, dün Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülürken arkadaşımızın sorusu üzerine Komisyon üyesi bir cevap veriyor, diyor ki: “Afrin’deki zeytini getirmeyecektik de oradakilere mi bırakacaktık?” Eğer oradakilere bırakmıyorsanız, alıp getiriyorsanız bunu ganimet olarak görüyorsunuz demektir, ganimet de ancak savaşlarda elde edilir. Oysaki biz “savaş” dediğimizde bunun için de kıyameti koparıyorsunuz, “Bu savaş değildir, operasyondur.” diyorsunuz, “Barış Pınarı” diyorsunuz, farklı farklı şekillerde adlandırıyorsunuz. Bunun da doğru olmadığını burada bir kez daha ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız.

KEMAL PEKÖZ (Devamla) – Tamamlıyorum efendim.

Kuzey Suriye, kuzeydoğu Suriye önemli ölçüde Kürtlerin yaşadığı yerdir, Kürtlerin yüzde 90’lara varan nüfus oranına sahip olduğu bir yerdir ve orası onların topraklarıdır. Şu anda yüz binlerce insan sürgün edilmiş durumda, topraklarından edilmiş durumda, herhangi bir destek de olmadığı için derme çatma çadırlarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Onun için de bu insanların bir an önce huzura kavuşması için, özellikle, ÖSO’nun orada bu tür, günlük olarak işlediği suçların önüne geçilmesi Türkiye'nin boynunun borcudur çünkü beraber hareket eden, eğiten, donatan, maddi destek sağlayan ve bütün ihtiyaçlarını karşılayan Türkiye’dir, o nedenle de onun borcudur.

Arkadaşların hepsi Dipsiz Göl’le ilgili söyledi, herhâlde böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir bugüne kadar. Bir gölün altında define olduğuna inanıp o gölün kurutulmasına izin veren devletin Valisi. Zaman zaman, bir şey olduğu zaman diyoruz ya “Onlar devletin valisidir.” Şuranın valisi, buranın valisi değil, devletin valisi, Turizm Müdürü, Çevre Müdürü, belki de Bakanlık izin veriyor ve define arıyorlar. Tabii ki define çıkmıyor doğal olarak ve ondan sonra da “O gölü yeniden eski hâline getireceğiz.” diye arkasından bir de sit alanı ilan ediyorlar. Bu gerçekten takdire şayan bir davranıştır doğrusu iktidar için çünkü bu tür şeyleri çokça yapıyor. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Milletvekili.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Madde 12- 193 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“4. Amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                      Turan Aydoğan                              İlhami Özcan Aygun

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Tekirdağ

                                        Cavit Arı                                              Lale Karabıyık                                        Alpay Antmen

                                         Antalya                                                      Bursa                                                       Mersin

                                  Burhanettin Bulut                                                                                                       Gökan Zeybek

                                          Adana                                                                                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek.

Buyurun Sayın Zeybek. (CHP sıralarından alkışlar)

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Daha bir yıldan biraz fazla zaman geçmeden, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmiş olan bir yasa teklifiyle ilgili bir değişikliği konuşuyoruz yani Türkiye’de spor müsabakalarını yöneten hakemlerin elde ettikleri ücretlerden vergi verip vermemesiyle ilgili değişikliği. Yasa teklifini Meclisimize getiren sayın milletvekili başlangıçta bu teklifin içinde bütün spor müsabakalarında görev yapan bütün hakemlerin alacağı ücretlerden vergi alınmasını teklif etti. Yani dedi ki: “Bir amatör maçta bir hakem 55 lira ücret alıyor, hafta sonu 2 maça çıkıyor, 110 lira, ayda 4 maça çıkıyor, 440 lira, biz buradan 66 lira vergi alacağız.” Yani Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ülkeyi getirdiği açmazın ve çıkmazın en uç örneğidir bu, bir amatör maçtaki hakemin ayda aldığı ücretten 66 lira vergiye kadar düşmek değerli arkadaşlar. Şimdi bunu biraz değiştirdik Komisyonda. Şimdi deniyor ki: “Profesyonel müsabakalarda görev yapan hakemler...”

Şimdi, değerli milletvekilleri, bir hakem profesyonel ligde ne zaman maç yönetiyor? Yani bu işe başladığı gün gidip bir Fenerbahçe-Galatasaray maçını mı yönetiyor, böyle mi düşünüyor bu teklifi hazırlayanlar? 13-14-15 yaşlarında hakemliğe başlıyorlar, 20-30 lira ücretlerle. Çoğu üniversite öğrencisi, çoğu 2 tane dil bilen, farklı fakültelerde okuyan öğrenciler. Yaz demeden, kış demeden maçlara gidiyorlar. 25-30 yaşına kadar başarılı olanlar bir üst klasmana çıkıyor; C klasmanına, B klasmanına, A klasmanına çıkıyor. Sonuçta bütün Türkiye’de 20 hakem anlaşmalı, ücretli maç yönetiyor ve iktidar dönmüş, bu hakemlerin yani 10 bin hakem içinde en yukarıya çıkmış olan 20 hakemin maç maşına alacağı ücrete gözünü dikmiş. Buradan bir şey çıkmaz değerli arkadaşlar, gerçekten buradan bir şey çıkmaz. (CHP sıralarından alkışlar) Yani bu cumhuriyetin seksen yılda, doksan yılda hakem olarak yetiştirdiği Cüneyt Çakır’ın UEFA maçlarından aldığı paraya da korkarım bunlar yarın vergi koymak için yasa teklifi getirirler.

Şimdi, bir başka önemli nokta şu: Yani hakemlerin bu ücretlerine göz dikiyorsunuz. Sonra, mesela Sarıyer’de Uskumruköy’de at çiftliklerinde Özbekler çalışıyor, atların altını temizliyorlar. Bunlara soruyoruz, “Ben artık Özbek değilim, Türk vatandaşıyım.” diyor. “Nasıl Türk vatandaşısın?” “Ben Etnospor yarışmalarında Türk Millî Takımı’nı temsil etmek için bir oldubittiyle Türk vatandaşlığına geçirildim.” diyor. Ya, arkadaşlar, eğer siz bu Etnospora çok önem veriyorsanız, bu Özbekleri, Tacikleri, Kazakları Türk vatandaşı yapıyorsanız, ya, Allah’ınızı severseniz, bunlara üç kuruş ücret verin de at çiftliklerinde 30 lira, 40 lira yevmiyeyle çalışmak durumunda kalmasınlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bir başka önemli nokta şu değerli arkadaşlar: Yasa teklifi, spor kulüplerinin profesyonel sporculara ödediği ücretlerin… Geçmişte, on altı ay önce çıkan yasada, amatör branşların giderlerini bunlara mahsup edecekti; bunu kaldırdık. Yüzde 15 stopajlar 20’ye, 500 binin üzerinde olanlar da gelir vergisi diliminde yüzde 40’lara kadar çıkacak.

Bakın, ben bu teklifi hazırlayan Sayın Demiröz’e söylüyorum. Siz, bir, İstanbul’daki bütün büyük kulüplerin amatör şubelerine büyük bir darbe indirdiniz; iki, 2020 yılındaki olimpiyatlar öncesi, Türk millî takımlarının sporcularının ana kaynağı olan, başta Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş gibi takımlara ve Karşıyaka gibi, Anadolu’nun muhtelif illerindeki spor kulüplerine darbe indirdiniz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Trabzonspor da var.

GÖKAN ZEYBEK (Devamla) – Bunun sonrasında yaşanacak olan nedir? Daha çok yabancının -Türk vatandaşı yapılarak- Türk Millî Takımı’nı temsilidir. 82 milyonluk bu ülkenin çocuklarının spor yapma olanaklarını bu getirdiğiniz yasalarla engelliyorsunuz.

Bir başka yanlışınızı da söylemek istiyorum. Siz Türkiye’nin pek çok şehrine 30 bin kişilik stadyumlar yaptınız. Yabancı sporcular vergi yükü dolayısıyla artık eskisi kadar gelemeyecekse, yerli sporculara koyduğunuz vergi yükü yüzünden kaliteli Türk sporcuları, futbolcuları yurt dışına gidecekse ve stadyumu yaptığınız şehirlerin futbol kulüpleri amatör lige düştüyse…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

GÖKAN ZEYBEK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

…Sayın Demiröz, bu 30 bin kişilik stadyumlarda futbol maçı oynanmayacağına göre, siz, affedersiniz, buralarda deve güreşi mi yaptıracaksınız? (CHP sıralarından alkışlar) Bu, hesapsızlık; bu, plansızlık. Bakın, Türk sporuna yapılmış en büyük ihanet şu: Altyapı tesislerine, spor ve sporcu yetiştirmeye, eğitim kurumlarına yatırım yapmak yerine siz milletvekilleri kendi şehrinize damga vurmak için gittiniz oralara büyük stadyumlar yaptınız ama o stadyumların yan tarafında 3 tane, 5 tane çim antrenman sahası yapmayı, altyapı tesisi yapmayı, amatör spor kulüplerinin spor yapabileceği tesisleri yapmayı akıl edemediğiniz için o statlarda oynayacak çocuklar da o mahallelerden yetişmiyor.

O nedenle, sözün özü ve sözün kısası, sporla ilgili gittiğiniz yol yanlış bir yoldur ama en başta yaptığınız yanlış, Türkiye'deki federasyonların oy verme sistemini değiştirdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKAN ZEYBEK (Devamla) - Spor Genel Müdürlüğünün şubelerdeki yetkililerinin oy çoğunluğuyla Türkiye'deki bütün federasyonları bağımlı hâle getirdiniz, arkabahçeniz hâline getirdiniz ve o nedenle biz sporda her geçen gün geriye gidiyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinde bulunan “yarışmalarını” ibaresinin “müsabakalarını” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                    Tulay Hatımoğulları Oruç                                   Semra Güzel

                                          Şırnak                                                       Adana                                                    Diyarbakır

                                   Erol Katırcıoğlu                                        Necdet İpekyüz                                            Oya Ersoy

                                         İstanbul                                                     Batman                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel.

Buyurun Sayın Güzel. (HDP sıralarından alkışlar)

SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu kanun teklifinin 12’nci maddesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım.

Maddede spor yarışlarını yöneten hakemlere yapılan ücret ödemelerinin vergilendirilmesi talep edilmektedir. En düşük maaşla çalışan memurun dahi vergilendirmeye tabi tutulduğu ülkemizde, yüksek maaşların söz konusu olduğu bu meslekte ücretlerin şimdiye kadar vergi adaleti kapsamında çoktan vergiye dâhil edilmesi gerekirdi ama önemli olan vergi sahteciliğinin önüne geçebilmektir. Çaldıktan sonra minareye kılıf bu ülkede çok rahat bulunuyor.

Bakınız, kayyumlar. Defalarca bu kürsüden dile getirdik, gerekirse bin defa daha dile getirmeye, meşru haklarımızı talep etmeye devam edeceğiz. İktidar her hafta ikişer üçer atanan kayyumları tüm gerçekliğiyle açıklayabilir mi? Öyle “Örgüte para yatırıyorlardı, biz biliyoruz.” gibi havanda su döven kelimelerle değil, Meclisimizin ağırlığına yakışır şekilde; hukuki delillere dayanan açıklamalar bekliyoruz.

Bundan sekiz, dokuz ay önce başvurularında sorun olmadığı için YSK tarafından adaylıkları kabul edilen arkadaşlarımızın hepsi teker teker görevden alınıyor, tutuklanıyor, yerlerine kayyum atanıyor. Beş altı ayın içerisinde nasıl oluyor da görevden alınan belediye eş başkanlarımız aynı anda ülkenin aranan zanlıları oluyor. Ayrıca, isnat edilen suçlara bakınca, hiç de öyle dillendirdiğiniz gibi suçlamalar değil. Nusaybin’de patlamaların olduğu bir ilçede eş başkana, hâkim “Kriz masasını niye kurdun?” diyor. Tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanımıza “Niye KHK’lilere sahip çıktın?” deniyor. Yüksekova Eş Başkanı için itirafta bulunmak, dokuz yıldır cezaevinde olan tanığın aklına yeni geliyor. Bir diğer seçilmişe ise “Niye seçim çalışması yaptın?” deniyor. Cizre Belediye Eş Başkanının görevden uzaklaştırılarak yerine kayyum atanmasına gerekçe gösterilen “Nevroz” konuşması takipsizlikle sonuçlanıyor, diğer soruşturmaya ilişkin iddianameyi ise mahkeme savcıya iade ediyor. Yani kayyum atamaya ortada bir gerekçe yok ama gerekçe yaratmaya bahane çok. Size yasal prosedürleri hatırlatıyoruz: Adaylar başvurularını yapar, YSK onay verdikten sonra adaylar seçim çalışması yapar, halk istediğini seçer ve siyasiler de bu tercihe saygı duymak zorundadır.

Değerli milletvekilleri, 31 Martta 65 belediye, 1.230 belediye meclis üyeliği ve 102 genel meclis üyeliği kazandık. 6 belediyemize KHK’li eş başkanları olduğu için mazbataları verilmedi. Seçim bölgemde 5 olan kayyum sayısı Yenişehir ve Hazro’yla 7’ye, toplam kayyum sayısı ise 24’e yükseldi. 14 belediye eş başkanımız, onlarca meclis üyemiz tutuklandı, 4 eş başkanımız ise hâlâ gözaltında. Bu 24 belediyeyi kazandığımız yerlerde toplam seçmen sayısı ise yaklaşık 2,5 milyon. Peki, sonuç ne? İktidar, Ali kıran baş kesen olmuş, hukuk umurunda değil, söz konusu Kürtlerse, Kürtlerin ne istediği, ne talep ettiği umurunda değil; düşman hukukuyla “Ben kimi istersem sizi ancak o yönetir.” diyor. Her hafta birer ikişer belediyeleri gasbediyorsunuz. Yineliyoruz, bugün kayyum atanan yerlerde seçim tekrar olsun, HDP yine belediyeleri alacaktır. Ama seçmenler diyor ki: “Boşuna mı oy veriyoruz, bunlar yine istediğini getiriyor.” Yapılan röportajlarda Diyarbakırlılar “Biz bir ağacı belediyeye seçsek yine görevden alırlar, ağaca da bir kulp bulurlar, ‘bölücü teröristtir’ derler, görevden alırlar.” diyor ve tepki gösteriyor. Aynen de öyle oluyor; sonuçlar işinize gelmeyince sandık hukukunu yok sayıyor, seçilmişleri tutukluyor ve kayyum atıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, kayyumların halkın parasını nasıl çarçur ettiğini hem geçen sene Sayıştay raporlarında hem de belediyeleri aldıktan sonra bizler gördük. Yüksekova gibi küçük bir ilçe belediyesi bile hizmet yapılmadığı hâlde 680 milyon 884 bin lira borçlandırılmış. Halk yoksullukla boğuşurken, Mardin kayyumu devlet erkânına gümüşler hediye etmiş. Bunları öyle sizin yaptığınız gibi delilsiz söylemiyoruz; hepsi, basına yansıyan, fotoğraflarla, mali kayıtlarla belgelenmiş olaylar. İktidar, başa geldiği günden beri “millet iradesi” lafını ağzından düşürmedi ama aynı irade Kürtler için söz konusu olduğunda illegal ilan ediyorsunuz. Neyin irade olup neyin irade olmadığına siz mi karar veriyorsunuz? Bu nasıl bir hukuk? Bunun hiçbir izahı, hiçbir hukuki açıklaması yok. Bu iktidar düşünmeli, bu mesele sadece seçilmiş olanı görevden alıp yerine birini atama meselesi değil; bu mesele, yok sayma meselesidir “Seni de iradeni de tanımıyorum.” deme meselesidir. Kayyum atamaları devam ettiği takdirde seçmenler ile bu Meclis arasındaki bağ giderek zayıflamakta, halkın gücü olan sandığa dair güven duygusu iyice zedelenmekte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

SEMRA GÜZEL (Devamla) – Bu hukuksuzluk, bu zorbalık politikası iktidar da dâhil olmak üzere kimseye bir şey kazandırmayacaktır, tam aksine, kaybettirecektir.

Hepinizi selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif etmiş bulunan Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Hong-Ghi Choi’a "Hoş geldiniz." denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Meclisimize resmî bir ziyarette bulunan Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sayın Hong-Ghi Choi Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine Meclisimiz adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                                                  Hüseyin Örs

                                          Adana                                                                                                                       Trabzon

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs.

Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerinde söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ilgili teklifin bu maddesiyle, voleybol ve basketbol spor dallarının en üst liglerinde görev alan hakemler hariç tutulup diğer tüm hakemlerin müsabakalardan elde ettikleri gelirlerin vergilendirilmesi hedeflenmektedir. Teklifin ilk hâli, toptancı bir yaklaşımla, tüm spor müsabakalarında görev alan hakemlerin vergilendirilmesini öngörüyordu fakat Komisyonda verilen önergeyle amatör sporlar kapsam dışında tutulmuştur. Komisyondaki arkadaşlarıma amatör müsabakalarla ilgili yapmış oldukları söz konusu değişiklikten dolayı da teşekkür ediyorum. Gayet isabetli bir değişiklik olmuştur, bunu da söyleyeyim.

Değerli milletvekilleri, bu değişiklik öncesi hakem ücretleri, ilim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen “İkramiyeler ve mükafatlar” bölümüne konularak vergiden muaf tutuluyordu. Asgari ücretlinin aylık maaşını ve maaşı oranında kesilen vergi tutarlarını göz önüne alarak ilgili maddedeki değişikliği, özellikle günümüzdeki Süper Lig hakemlerinin aldıkları maç başına ücretlerin veya aylık ücretlerinin vergiye tabi tutulmasını, ülkemizdeki vergi dağılımı açısından, adaletin sağlanması adına olumlu bulduğumu ifade etmek isterim.

Değerli milletvekilleri, kanunun geneli üzerindeki düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak isterim. Ekonomik açıdan büyük sıkıntı yaşayan Türkiye’nin önündeki temel sorunlardan biri bütçe açığıdır. Bu vergiler esasta bu açığı kapatmak üzere konulmaktadır ama şu gerçeği unutmayın ki 2019 yılındaki bütçe açığını kapatmak için ne yaptıysanız maalesef başarılı olamadınız. Bedelli askerlik getirdiniz, imar barışı ilan ettiniz, ihtiyat akçesine el uzattınız ama yine de olmadı. En son bu düzenlemeyi akıl ettiniz ama korkarım yine olmayacak. Siz, önce israf eksenli ekonomik politikalarınızdan vazgeçmelisiniz.

“Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi” başlığıyla sunumu yapılan bu düzenleme, her ne söylenirse söylensin, Hükûmetin bütçe açığından duyduğu endişeyi açık olarak gözler önüne sermektedir. Siz, bu vergi paketini, vergi adaletini sağlayacağınızı söyleyerek buraya getiriyorsunuz ama aslında yaşanan ekonomik krizi aşmaya çalışıyorsunuz. Ekonomik endişelerle, yeterince tartışılmadan Genel Kurula getirilen bu düzenlemenin Sayın Cumhurbaşkanına borçlanma yetkisi vermesi de ayrı bir konu.

Değerli milletvekilleri, çarpık vergi politikalarının toplumda yarattığı eşitsizliği lütfen görelim. Gelir ve servet eşitsizliği Türkiye'nin en önemli toplumsal meseleleri arasındadır. Her geçen gün derinleşen bu eşitsizlik toplumsal yapımızı zedelerken zengini daha da zengin, yoksulu daha da yoksul yapmaktadır. Dolayısıyla bu eşitsizlikleri giderecek, toplumsal refaha katkı sağlayacak daha adil vergi düzenlemeleri yapmak yerine böyle günü kurtarmak ve bütçe açığını kapatmak gibi hedefler gözeten düzenlemelerle bu meseleyi halledemeyiz.

Meclisimizi köklü bir vergi reformu üzerinde çalışmaya, kafa yormaya davet ediyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Ahmet Kaya, buyurun; epeydir söz istiyorsunuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Trabzon ili Düzköy ilçezi Haçka Yaylası’nda yıkım gerginliğinin devam ettiğine, neden yaylalardaki huzurun bozulmak istendiğini ve neden imar barışı çerçevesinde Haçka Yaylası’ndaki evlere yapı kullanma izin belgesi verildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Düzköy Haçka Yaylamızda tereyağı satarak, gurbetlerde çalışarak ev yapan insanlarımıza şafak operasyonları yapılıyor, biber gazı sıkılarak evleri yıkılıyor. Bu insanlar, dededen kalma evleri eskidiği ve yetersiz kaldığı için tadilat yapmışlar; yer almamış, yer satmamışlar. Sayın Soylu Çayırbağı’nda söz vermişti, “Sidiksa’yı yatırıma boğacağım.” demişti. Sidiksa yatırıma değil ama gözyaşına boğuldu. Evleri yıkılan analarımız ağlıyor, çocukları ağlıyor.

“İmar barışı” dediniz. Vatandaş para ödedi, yapı kayıt belgesi aldı. Su, elektrik bağlattı. Şimdi bu evleri yıkıyorsunuz. Madem bu evleri yıkacaktınız neden yapı kullanma izni verdiniz, neden yaylalarımızda huzuru bozdunuz? Ortada çözülmeyi bekleyen büyük bir sıkıntı var. Orada millete âdeta zulmediliyor.

AKP’li bakanlara ve milletvekillerine sesleniyorum: Bu feryatları artık duyun diyorum. Gelin bu sorunu hep birlikte çözelim ve yaylalarımıza yeniden huzuru getirelim diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Ramazan Bey, size de söz vereyim.

31.- Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı’nın, Aksaray Bölgesi Hayvancılık Kooperatif Birliği ile Aksaray-Niğde Tarım Kooperatifleri Birliğine bağlı tarımsal kalkınma kooperatiflerinin mağduriyetine ilişkin açıklaması

RAMAZAN KAŞLI (Aksaray) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Aksaray Bölgesi Hayvancılık Kooperatif Birliği ve Niğde-Aksaray Bölgesi Tarım Kooperatifleri Birliğine bağlı tarımsal kalkınma kooperatiflerinin geçmişten gelen mali borçlarının Aksaray Defterdarlığı tarafından yakın takibe alındığı, hesaplara blokeler konulduğu, ayrıca bu kooperatiflerin yönetim kurulu yetkililerinin şahsi mal varlıklarına da haciz konulacağı konusunda uyarıda bulunulmuştur. Ödeme konusunda herhangi bir kolaylık sağlamadan ve süre verilmeden böyle işlemlerin yapılması kooperatiflerimizi sıkıntıya düşürerek kapanmasına, çalışan personelin işsiz kalmasına, kayıt dışı işlemlerin artmasına sebep olacaktır. Bu sebeple, ilgili bakanlıklarla görüşüp bir an önce çözüm yollarının üretilmesi gerektiğini belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – 13’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 13- 193 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1), (5) ve (7) numaralı bentlerine sırasıyla aşağıdaki hükümler ilave edilmiştir.

“(Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 6.000 Türk lirasına kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 120.000 Türk lirasına kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.)”

"(Şu kadar ki faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70'i indirilebilir.)"

"(Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 140.000 Türk lirasını, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 Türk lirasını aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı, gider yazılabilir. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınır.)”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Alpay Antmen                                        Lale Karabıyık

                                         İstanbul                                                      Mersin                                                       Bursa

                                        Cavit Arı                                              Bülent Kuşoğlu                                        Mahmut Tanal

                                         Antalya                                                     Ankara                                                     İstanbul

                                   Turan Aydoğan                                     İlhami Özcan Aygun                               Burhanettin Bulut

                                         İstanbul                                                    Tekirdağ                                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla hürmetle selamlıyorum.

Tabii, bu teklifle ne getirildi? Yeni vergiler ihdas edildi. Vergilerin ihdas edilmesinin altında kalan neden ise bütçede açık var, Türkiye ekonomisi iyi değil. “Ekonomi iyi değil.” diyenler hakkında, maalesef, soruşturmalar açılıyor. Geçen hafta, güya, efendim… “Eğer eleştiri amacıyla herhangi bir düşünce açıklanıyorsa bu, soruşturma konusu yapılamaz.” Birinci yargı paketi, işte, bir ay önce geçti. Maalesef, bu kanunun da bir manası kalmıyor. Peki, ne oluyor? Biz bunu dediğimizde de iktidar partili arkadaşlarımız kabul etmiyorlar.

2019 yılı faiz ödemesi 117 milyar, 2019’un faiz ödemesi 117 milyar. Peki, bu faizi nereden çıkaracaklar? Böyle yeni vergilerle çıkaracaklar. Bazı bakanlıkların bütçesi 117 milyar faizden daha düşüktür. 2020 yılı için öngörülen faiz ödemesi, bütçeden ayrılan pay 139 milyar. 2020 yılının bütçesinden 139 milyar para faize ayrılıyor. Böyle de olunca bunu çıkarabilmek için değişik -alavere dalavereyle vatandaşın cebine biz nasıl el uzatabiliriz- vergiler alınıyor.

Şimdi, 2017 yılında 1 milyonun üzerinde araç satıldı. Aynı şekilde, 2018 yılında bu 640 bine indi. Araç üretimi 2019 yılında daha da düştü. Kısacası, bugüne kadar araçlarla ilgili teşvik mahiyetinde getirilen tüm paketlerin aksine yeniden bir düzenleme getiriliyor. Bu neyi getirecek? Bu, şunu getirecek: Yani Avrupa 2023 yılında dizel aracı, 2028 yılında benzinli aracı terk ederken Türkiye bu alana girmiş olacak.

Peki, bu tasarrufu vatandaşa özgü yapıyoruz da devlet olarak niye biz tasarruf yapmıyoruz? Mesela, Meclisin kiralamış olduğu araçların aylık kirası ne kadar? Niye onda sınırlama yapmıyoruz? Mecliste şu anda yeni kiralama sözleşmesi yapılmış herhâlde, 4 bin motor Audi; Audi 3 bin motordan 4 bine çıktı. Arkadaş, madem tasarruf yapıyoruz, önce devlet olarak kendimiz bu tasarrufu yapalım, ondan sonra vatandaşa gelelim.

Mesela salı günleri burada grup toplantıları olur. Grup toplantıları olduğu zaman -burada 5 siyasi parti var- 5 siyasi partinin Genel Başkanlarından, Cumhuriyet Halk Partisi, MHP, HDP, İYİ PARTİ’nin, bu 4 siyasi partinin Genel Başkanları Meclise geldiği zaman bu Meclisin üzerinde helikopterler uçmuyor ama AK PARTİ’nin Genel Başkanı geldiği zaman Meclisin üzerinde helikopterler uçuyor. E, bu bir maliyet. Yani bu açıdan ekonomiyi düşünüyorsak gerçekten bunlarda tasarrufu yapmak lazım, tasarrufun ilk önce devletin kendisinden başlaması lazım.

Peki, bu kanunun etki analizi raporu yapıldı mı? Yapılmadı. Ne deniliyordu? Başkanlık sistemi geldiği zaman güllük gülistanlık olacaktı, ekonomide uçacaktık. Arkadaşlar, bu bir yıllık süreç şunu bize gösterdi: Başkanlık sistemi Türkiye'de iflas etti. Başkanlık sistemi bu ülkede masraftır, israftır, enflasyonun sürekli yükselmesidir, vatandaşın perişanlığıdır. Başkanlık sistemi bunların hepsini bize gayet rahat hissettiriyor.

Bu ne demek? Son sözlerle şunu diyeceğiz: AK PARTİ iktidarı, pahalılık demektir; AK PARTİ iktidarı, enflasyon demektir; AK PARTİ iktidarı, işsizlik demektir; AK PARTİ iktidarı, israf demektir; AK PARTİ iktidarı, pahalı gübre, pahalı mazot, pahalı ilaç, çaresiz çiftçi demektir; AK PARTİ iktidarı, emeklilikte yaşa takılmak demektir; AK PARTİ iktidarı, niteliksiz, kalitesiz eğitim demektir; AK PARTİ iktidarı, borç batağına sürüklenen esnaf demektir; AK PARTİ iktidarı, itibarsız dış politika demektir; AK PARTİ iktidarı demek, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eden iktidar demektir.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özlem Hanım, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, çok değerli…

MAHMUT TANAL (Devamla) – Başkanım, ben daha kürsüden ayrılmadım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Söz verdiler; süreniz bittiği için, söz verdikleri için konuşmama başlıyorum Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Yani daha hatip kürsüden ayrılmadı Başkanım, deneyimli Başkansınız siz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Tanal, Sayın Başkan söz verdi, lütfen.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Anladım da Başkanım, deneyimlisiniz…

BAŞKAN – Sayın Tanal, teşekkür ederim, sağ olasın.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Ben teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Lütfen, süreniz bitti ve Sayın Başkan söz verdi.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, tabii, sabırla dinliyoruz. Sayın Tanal’ın konuşmasının son kısmında arka arkaya sıraladığı pek çok mevzu var. Fakat şimdi düşünüyorum yani söylediği her bir şeyin tam karşılığı var.

Şimdi, AK PARTİ iktidarının 2002’de gelişini hatırlıyorum: Atılan yazar kasalar, susuzluklar, yokluklar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İntiharlar…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - …bu ülkedeki yasaklar, bütün…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sadece yazar kasa atıyorlardı, şimdi insanlar kendilerini yakıyorlar, öldürüyorlar, siyanür içiyorlar.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Müsaadenizi istiyorum. Evet, sizin zamanınızda yapılan şeyler bunlar.

Velhasılıkelam, anlattığınız her şeyle, AK PARTİ’yi doğuran, iktidara getiren ve on yedi yıldır da sizin kazanmanıza imkân vermeden kazandıran sebepleri aslında tek tek burada muhalif olarak söylemiş oldunuz.

Bu manada yani artık, bence bunları söylerken… “Dış politika” diyorsunuz… Ya, sizin Bülent Ecevit değil miydi Clinton’un karşısında el pençe duran, o değil miydi yani?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Oradan geldiğimiz noktaya baktığınız zaman yani bir defa bunları söylerken biraz hayâ etmek lazım.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özkoç, yerinizden, buyurun.

33.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, bir Grup Başkan Vekili konuşması esnasında, rahmetli olmuş, daha önceden devlete hizmet etmiş bir Genel Başkana yok el pençe duruyordu, bilmem ne yapıyordu… Bunlar yakışık alan şeyler değil.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç alakası yok!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Çok ayıptır ve kendisini gerçekten kınıyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç ayıp değil.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Bir Grup Başkan Vekilinin bu kadar yakışıksız, bu kadar seviyesiz konuşması gerçekten utanılacak bir durumdur.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ooo!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Orada, Sayın Ecevit’in nezaketini bilenler biliyor. Sayın Ecevit, Alparslan Türkeş’le de nasıl konuşacağını biliyordu, Süleyman Demirel’le de nasıl konuşacağını biliyordu, Bill Clinton’la da nasıl konuşacağını biliyordu; Kıbrıs’a çıkartma yaparken de Amerika Birleşik Devletleri’ne nasıl cevap vereceğini bilen bir liderdi. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu konuşan insanların haddini bilerek konuşması gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biz, bu ülkede şehitler için toplanan paranın üzerine oturan bir anlayışın hâlâ kendisini övüyor olmasından utanç ve hicap duyuyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan….

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Tanal, Grup Başkan Vekili yeterince cevap verdi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Şahsıma sataştı Sayın Başkanım, 69’a göre söz istiyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Grubunuz adına cevap verildi diye düşünüyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

34.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasında söylediği sözleri kendisine iade ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, Sayın Özkoç’un bana söylediklerini kendisine iade ediyorum. Ben, ciddiyim, ne yaptığımı biliyorum, söylediğim her bir kelimeyi iradi olarak kullanıyorum.

Biz, burada konuşan insanlar… Bakın, arkadaşlarımız tek tek her kelimeyi yazıyor. Niçin yazıyorlar bunları? Tarihe not düşmek için yazıyorlar. Eğer siyasetin içerisinde milletvekili olarak, grup başkan vekili olarak, Başbakan olarak, Cumhurbaşkanı olarak varsanız, hayatta hesap verdiğiniz kadar öldükten sonra da onun içerisindesinizdir, hesap da verirsiniz, gündeme de gelir. Biz, buralarda hep konuşuyoruz. Rahmetli İnönü’den bahsetmiyor muyuz? İyi yaptığına “İyi yaptı.” diyoruz, yanlış yaptığına “Yanlış yaptı.” diyoruz. Biz, Kıbrıs’la alakalı yapılan her şey için teşekkür ederiz ama yaptığı yanlış için de bunu söyleyebiliriz. İnsanlar vefatından sonra tabu hâline gelmiyor, insanlar hatalarından ari olmuyorlar. O sebeple, hiç kimseden böyle bir edep dersi, nasıl konuşacağıma dair nasihat alacak değilim. Böyle bir üslubu da reddediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Tamamlayabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bunlar kullanılmadan da cevap verilebilir ama Genel Kurulda, bakıyorum, şahsa hakaret etmeden cevap vermek tercih edilmiyor. Ben şahsen bunu yapmadan cevap vermeyi tercih eden bir siyasetçiyim. Hem hayattayken hem de öldükten sonra hepsinin arkasındayım Allah’ın izniyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Anlamazlar Başkanım, anlamazlar!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun.

35.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Bülent Ecevit’le ilgili konuşmak sizin haddiniz değildir Sayın Grup Başkan Vekili!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – “Haddin” ne demek? Ne demek? Ne demek? Bunu reddediyorum.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ulan, böyle bir Grup Başkan Vekilliği olmaz!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Böyle bir üslup olmaz Sayın Başkan! Ne demek? Hadden bahsediyorsunuz, bu nasıl bir had!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Böyle bir Grup Başkan Vekilliği olmaz efendim.

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Siz mi karar vereceksiniz ya? Siz mi karar vereceksiniz kardeşim?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ne demek? Hadden bahsediyorsun, bu nasıl bir had? Olmaz, hayır, ben bunu reddediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Böyle bir Grup Başkan Vekilliği olmaz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ne demek haddin değil? Ne demek?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Böyle bir konuşma anlayışı olmaz efendim. Bir Grup Başkan Vekili konuşuyor burada… Bu kadının, bu hanımefendinin yaptığı çok ayıptır.

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, olamaz! Böyle bir şeyi tümden reddediyorum! Ne demek haddiniz değil? Nasıl bir had bu?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Lütfen, bu hanımefendiye, haddini bildirin Sayın Başkan!

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Alışmışsınız… Bülent Ecevit…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Bu hanımefendiye, lütfen, haddini bildirin Sayın Başkan!

(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.11

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.44

BAŞKAN : Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın Özkoç, buyurun.

36.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ruhuna yakışır şekilde davranılması gerektiğine ve yaptığı açıklamasında Tokat Milletvekili Özlem Zengin’i incitecek bir söz sarf ettiyse özür dilediğine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Grup Başkan Vekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ruhuna yakışır bir şekilde davranmak zorundadır, hepimiz bunun sorumluluğu içerisinde hareket etmeliyiz. Aynı zamanda, Grup Başkan Vekilleri her siyasi partinin ideolojisini, görüşünü yansıtırken bir sorumluluk içerisinde hareket ediyorlar, biz de elimizden geldiğince böyle davranmaya çalışıyoruz.

Az önce Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekiliyle burada kendi içimizde bir tartışma yaşandı. Birbirimize kullandığımız sözler açısından ben kendisinin ne söylediğini değil benim ne söylediğimi ifade ederek onu kıracak, üzecek, gerçekten incitecek herhangi bir şey söylediysem özür dilerim. (CHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FETANİ BATTAL (Bayburt) – Sayın Başkan, bunu reddediyorum! Burada 28 Şubat…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Evet, buyurun.

BAŞKAN – Ya ne diyorsun kardeşim sen!

FETANİ BATTAL (Bayburt) – Terk etmesi lazım, terk etmesi lazım Meclisi!

BAŞKAN – Geç yerine, geç yerine hadi. Geç yerine be kardeşim! Grup Başkan Vekillerin var, ayıp ya!

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ben de geri alıyorum. Bu adamla da ilgili ne gerekiyorsa onun mücadelesini vereceğim, tamam mı?

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, sizin yaptığınız normal değil. Grup Başkanınız orada, Grup Başkan Vekilleriniz orada. Kendinize saygı duyun Sayın Milletvekili.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – İşte benim söylemek istediğim Sayın Başkan bu.

EROL KAVUNCU (Çorum) - Ne alakası var?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Benim söylemek istediğim bu, bu davranış biçimidir.

BAŞKAN – Buyurun Özlem Hanım.

37.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz eğer kürsüden cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden cevap verin, Sayın Özkoç da öyle konuştu.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Doğrusu, kürsünün tabii bir anlamı var. Ben Sayın Özkoç’a teşekkür ediyorum çünkü çok aleni bir şekilde özür diledi, ben özrünü kabul ediyorum ve teşekkür ediyorum. Arkadaşlarımın da sakin olmalarını rica ediyorum çünkü insanların hatasından rücu etmesi, bunu ifade etmesi çok önemli bir şeydir. O sebeple bunu samimiyetle algılıyorum.

BAŞKAN – Evet, bir büyüklük.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ediyorum fakat şunu ifade etmek istiyorum: Bakın, gün içerisinde bir olay daha yaşadık. Ben hayatın kelimeler üzerine inşa olduğuna inanıyorum. Kelimelerin bugün anlamı olduğu gibi, geçmişte işittiğimiz kelimelerin de bizim üzerimizde çok büyük tesirleri var. Şimdi, tekrar etmek durumunda olduğum için tekrar ediyorum: “Bu kadına haddini bildirin!” ifadesi -işte, o sebeple kürsüden konuşmak istemiştim- daha evvel -adını söyleyince rahatsız oluyorsunuz- eski bir Başbakan…

BAŞKAN – Ama Engin Özkoç’un bundan haberi yok.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir saniye…

Haberi olmasa da eğer siyaset yapıyorsa bu cümlelerin bizdeki karşılığını şu an öğrenmesini ben rica ediyorum. Kürsüye gelerek yemin etmek isteyen Merve Kavakcı’ya “Bu kadına haddini bildirin!” diye bağırmıştır, “Bu kadına haddini bildirin!” Başörtülü olması...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Amerika vatandaşıydı o dönem, Amerika vatandaşı milletvekili olamaz ki.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Keşke Amerika vatandaşı olduğunu orada söyleseydiniz, önce, başörtülü olduğu için bu yapıldı.

Bakın, bu cümleleri savunacak bir şey söylemeyin Sayın Tanal, Sayın Tanal, bunu savunmayın. Bakın, sizin Genel Başkanınız Sayın Kılıçdaroğlu önemli bir şey yaptı -ona da ben teşekkür ediyorum- ne dedi? Dedi ki: “Biz başörtülü kadınlara haksızlık yaptık.”

Lütfen rica edeceğim, cümlemi bitireyim Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ben bir şey yapmıyorum, ayaktayım sadece.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Ayağa kalkmak “Sözünüzü bitirin.” demek, müsaade ediniz, lütfen, tamamlayacağım.

Şimdi, bizim yaralarımız var, hâlâ var; bakın, bugün sabah konuşmamda ifade ettim. İki başörtülü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bugün Kocaeli’de de başı açık kıza saldırdılar, taciz ettiler otobüste. Onu nasıl yapacağız?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Onu da savunurum.

Açar mısınız rica etsem.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – “Başı açık kadın.” diyorsunuz, benim annem başörtülü değil, annem; sonuna kadar savunurum, hangi başı açık kadının başına iş gelirse ben varım, sonuna kadar.

Değerli arkadaşlarım, bakın, bizim yaralarımız var. Bir defa, burada konuşurken şunları söyleyemeyiz birbirimize: “Yalancı” diyemeyiz, “Haddin yok.” diyemeyiz. Bu kürsüde konuşan herkesin her konuya dair fikrini söylemeye hakkı vardır ve ön kabul olarak doğru söylediği kabul edilir, en azından inandığını söylediği kabul edilir. Üstelik bugün kadın meselesi konuşuluyor. “Bu kadın” ne demek! Bunu ben kabul edemiyorum; arkadaşım özür diledi, kabul ediyorum ama Genel Kurulda bunun işitilmesi lazım.

Bu kelimelerin geriye dönük olarak bizdeki bir yaraya değdiğini, nasıl kanattığını... Bakın, bütün başörtülü kadın arkadaşlarımın şu an Mecliste kalbi titriyor. Ben hayatımı verdim, biz hayatımızı verdik! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Allah Allah, bu kadar da değil! Bu kadar ezdirmeyin bu konuyu Sayın Başkanım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Son bir söz daha istiyorum, bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Özlem Hanım, emin olun...

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Müsaade edin bitireceğim.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Size de çok teşekkür ediyorum.

O sebeple belki erkek arkadaşlarımız bizim bu yaramızı anlamakta -kendi grubumdaki arkadaşlarım dâhil- zorlanabilirler. Başörtüsü bizim hayatımızın mücadelesi olmuştur. Bu konuyu küçümseyen, bu konuya dair geçmişi hatırlatan herkes karşısında bizi bulur!

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özkoç, ben size teşekkür ediyorum yaptığınız açıklamadan dolayı.

Özlem Hanım, size de teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Özkoç.

38.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, Meclis Başkan Vekili olarak arkaya beni çağırdınız; bu konuda Grup Başkan Vekili olarak yapılması gerekeni, bizim üzerimize düşeni birlikte arkada konuştuk ama bahsettiğimiz bu değil, böyle bir yaklaşım değil. Bir Grup Başkan Vekili olarak ben dönerim “Bu adama haddini bildirin.” diyebilirim, “Bu kadına haddini bildirin.” diyebilirim; bir kadına “kadın” denir, başka ne diyebilirim?

BAŞKAN – Tamam, o düzeldi artık.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O zaman özür dilememiş mi sayacağız?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bir hakaretim yok, bir aşağılamam yok ama şimdi ben bunu söyledim diye bunu başörtüsüne getirmek, defalarca söylenmiş bir konuyu bir başörtüsüne indirgemek kadar…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ama backgroundunu anlattım Sayın Başkan, çağrışımını anlattım. Lütfen… Rica ediyorum…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ama bakın, aynısını yapıyor, yine ben konuşuyorum Sayın Başkanım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çağrışımını anlamadık mı? Çağrışımını anlattım Sayın Başkan. Lütfen…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sizden rica ediyorum. Demin ayağa kalktım diye “Otur.” diyen kişi, şimdi ben konuşurken ta önüme kadar geldi.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Özkoç.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Gelirim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bakın “Gelirim.” diyor. Şimdi ben de aynısını bekliyorum Sayın Başkan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkoç, çok teşekkür ederim.

Özlem Hanım, Türkiye, bir dönem verilen mücadeleyi çok geride bıraktı. Bugün aramızda başörtülü hanımefendiler var, başı açık olanlar var. Bana göre, başörtülünün başörtüsü namusumuz, başı açık olanın saçının teli namusumuz; o konu kapanmıştır. (AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla Sayın Özkoç, sizin yaptığınız açıklamadan dolayı tekrar teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı, bu ülkenin Atatürk’üne ve İnönü’süne “2 sarhoş” demiştir.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Nereye geliyorlar, nereye geliyorlar?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Şu anda eğer hatırlatmak isterlerse, oralara giderlerse bunları konuşmamız gerekir. Sayın Bülent Ecevit’le ilgili bu meseleyi buraya indirip konuşması kesinlikle doğru değildir. Bunu burada söylemek zorundayım.

EROL KAVUNCU (Çorum) – İyi de o cümle ona ait.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, lütfen… Ben de ayağa kalkacağım.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Bakın, peki, az önce ayağa kalkmamı eleştiren kişi…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Söz verdiniz mi şu anda, söz verdiniz mi?

BAŞKAN – Özlem Hanım, bir dakika… Grup Başkan Vekili konuşuyor Özlem Hanım, Grup Başkanınız orada.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ama söz verdiniz mi Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Özlem Hanımcığım, ben takip ediyorum burada.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Lütfen… O zaman ben de söz istiyorum.

BAŞKAN – Bir Meclis Başkan Vekili olarak ben, şahsen, Meclise bakarken her milletvekiline saygı duyarak, herkesin de imkânlarımız nispetinde onurunu, şerefini, haysiyetini koruyarak Türk milletine buradan bir nefes vermek istiyorum.

Sayın Özkoç o ifadeden dolayı çok güzel bir şekilde özrünü diledi, arkadaşlarınız alkışladı. Konuyu kapatalım lütfen.

Teşekkür ederim Sayın Özkoç.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ama kapatmıyorlar Sayın Başkan.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

13’üncü madde üzerinde İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinde bulunan “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                    Tulay Hatımoğulları Oruç                                   Murat Çepni

                                          Şırnak                                                       Adana                                                        İzmir

                                   Erol Katırcıoğlu                                                                                                       Necdet İpekyüz

                                         İstanbul                                                                                                                      Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İzmir Milletvekili Murat Çepni, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Genel Kurul ve değerli halkımız, siyaset en basit tanımıyla halkın maksimum ihtiyaçlarının giderilmesi işidir. Fakat iktidarlar şiddet ve yalan yoluyla sermaye tarafından işgal edildikten sonra, siyaset de halkın değil, zengin azınlığın ihtiyaçlarını gideren bir işe dönüşmüş oldu. Üzerinde tartışma yürüttüğümüz bu torba yasa da tam olarak bu mantık üzerine kurulu. Ancak siyaset, aynı zamanda ezilenlerin kendi hakları için itiraz etme, ayağa kalkma sanatıdır da. Bize ezelî ve ebedî mutlak olarak yutturulmaya çalışılan kapitalist sömürü ve yağma düzeni hem ulusal hem uluslararası düzlemde sonuna gelmiş bulunuyor. Ezenler ve ezilenler arasındaki makas kapatılamaz düzeyde açılmış durumda. Dünyanın en zengin 26 kişisinin toplam serveti 3,8 milyar insanın toplam servetine eşit. 4,3 milyar dünyalı ise yoksulluk sınırında yaşıyor. Kapitalist sistem, üretim kapasitesinin geliştirilmesi yoluyla ayakta kalma becerisini çoktan kaybetti, varoluşsal bir kriz batağında; ayakta kalmasının tek yolu, emeğin ve doğanın en ilkel, en vahşi biçimlerde sömürüsü ve çıplak şiddet araçlarıdır.

Daha fazla kârdan başka hiçbir ilkesi olmayan bu çürümüş düzene başkaldırıp kendi kaderini kendisi yazmak isteyenlerin başına da işte, bu sermayenin faşist iktidarları üşüşüveriyorlar tıpkı kuzey Suriye’de, Rojava’da olduğu gibi, tıpkı Bolivya’da olduğu gibi. Özellikle Rojava devrimi tüm ezilenlere bir gerçeği tekrar hatırlattı: Başka bir dünya mümkün. Evet, açlığın, yoksulluğun, savaşların olmadığı başka bir dünya mümkün. İşte, tam da bugünlerde tüm dünyada bir umut yükseliyor. Ezilen halklar, işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ekonomik, demokratik, sosyalist taleplerle meydanları dolduruyorlar. Büyük bedeller ödeyerek “İş, ekmek, özgürlük!” sloganlarını yükseltiyorlar. Şili’de ulaşım zamlarına, neoliberal politikalara, oligarşik yapıya karşı; Endonezya’da yeni ceza kanununa, yoksullukla mücadelenin zayıflatılmasına, devlet başkanına eleştirinin suç sayılmasına karşı; İran’da zamlara karşı, antidemokratik uygulamalara karşı; Lübnan’da benzine, tütüne, internet üzerinden konuşmalara konulan yeni vergilere, yoksulluğa karşı; Irak’ta “Yozlaşmış parti sistemi devrilene kadar devam!” yazan pankartlarla işsiz üniversite mezunlarının başlattığı eylemler sürüyor. Mısır’da yoksulluk, yolsuzluk düzenine karşı, Sisi’nin istifası ve tüm siyasi tutsakların serbest bırakılması talebiyle eylemler sürüyor. Ayrıca, Ekvator’da, Haiti’de, Katalonya’da, Azerbaycan’da, Fransa’da -sarı yelekliler- iklim krizine karşı eylemler sürüyor.

Türkiye’de ise durum tümüyle içler acısı; nüfusun yüzde 20’si yani 16 milyon insan açlık sınırının altında, nüfusun 45 milyonu ise yoksulluk sınırının altında yaşıyor, 8 milyon işsiz var; açlık sınırı 2.060 TL, yoksulluk sınırı ise 6.730 TL. Kapitalizmin biricik temsilcisi AKP ise zenginleri kurtarmak için yoksulları daha fazla açlığa mahkûm etmekle meşgul, emeğin kölece sömürüsü ve doğanın vahşice talanından başka icraatı kalmamış durumda, tek çare olarak Kürt düşmanlığına ve kayyum gasplarına sarılmış durumda. “EYT’lilere kazanılmış haklarını veremeyiz çünkü bütçe kaldıramaz.” diyor, sanki sadaka dağıtıyor. Tüm diktatörler gibi “İtibardan, şatafattan tasarruf olmaz.” diyor. Oysa 1.100 odalı sarayın bir aylık gideri 54 milyon TL yani 33.750 emekçinin asgari ücretine eşit. Emekçiler çaresizlik içerisinde ölüme gidiyorlar, kendi canlarına kıyarak hepimize ağır bir ders veriyorlar. Öldüren siyanür değil, kapitalizmin ta kendisidir, iktidarın ekonomik, siyasi politikalarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MURAT ÇEPNİ (Devamla) – Teşekkür ederim Başkan.

Emekçilere çağrımız, öfkelerini kapitalist sömürü düzenine yöneltmeleridir, örgütlü mücadeleyi yükseltmeleridir; demokratik, halkçı, sosyalist bir dünya kurma mücadelesini yükseltmeleridir. Bizler HDP olarak bu mücadelenin dün olduğu gibi bundan sonra da tam merkezinde olacağız. Bolivyalı emekçilerin dediği gibi “…”(x) yani örgütlü bir halk asla yenilmez.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki “Kürt düşmanlığı” ithamını reddettiklerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, usul ekonomisi gereği kürsüye çıkmayı talep etmedim ancak daha önce çok uzun tartıştığımız Kürt düşmanlığı ithamını külliyen reddediyoruz. Bir meseleye yaklaşırken Sayın Başkan, “Bu meselenin muhatapları Kürt mü Türk mü?” diye bir derdimiz yok. Meseleye bakarken daha teknik, daha hukuki, daha kanuna uygun mu değil mi ona bakmaya çalışıyoruz. “Kürt düşmanlığı” ifadesi bu gruba edilecek en son ithamdır diye düşünüyorum. Kendisinin partisinden çok daha fazla Kürt milletvekili bizim arkadaşlarımız arasında var. O yüzden meseleyi dön dolaş aynı tartışmalara, aynı konulara getirmenin doğru olmadığı kanaatindeyim Sayın Başkanım.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Fatma Hanım, buyurun.

40.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bu Mecliste bir gelenek oldu sanırım, erkekler duruyor, bir hafta geçiyor, kaç gün geçiyor, ondan sonra bize, HDP’ye ancak cevap verme kabiliyetine ulaşabiliyorlar. Bunu…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şimdi dedi “Kürt düşmanlığı” diye; ne diyorsunuz Fatma Hanım?

FATMA KURTULAN (Mersin) – Yok, hayır, değil. Bu daha önceki, sizden… Kaç gündür bunu söylüyorsunuz siz.

Değerli arkadaşlar, biz HDP olarak AKP’nin politikalarını eleştiriyoruz. Kürt’e bir düşman hukuku içerisinde olduklarını, Kürt’e tahammül etmediklerini, her yerde yaşayan Kürt’e karşı bir tepki içerisinde olduklarını söylüyoruz.

SERAP YAŞAR (İstanbul) – Teröristlere, teröristlere!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Asıl sensin Kürt düşmanı, sensin!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Biz bunu söylüyoruz. İçinizde Kürt milletvekilleri olabilir, doğrudur, vardır; bu, bu sonucu değiştirmiyor. Biz bunu savunuyoruz arkadaşlar. Bunu istediğiniz kadar…

EROL KAVUNCU (Çorum) – Amerika da onu söylüyor. Amerika da sizin gibi söylüyor.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kürt düşmanı sensin!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Tabii ki siz “Biz Kürt’e düşmanız.” diyemezsiniz. Bunu söyleyebilirsiniz ama bizi bunu söylemekten vazgeçmeye çağırmayın, böyle bir şeye de yeltenmeyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kürt düşmanı sensin, sen! Kürt düşmanı sensin!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sen Kürt değilsin Oya Hanım.

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Biz Kürt düşmanı filan değiliz; siz bu milletin düşmanısınız, o kadar!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bülent Bey, buyurun.

41.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, terörle kimin iltisakı varsa, kim yakın davranıyorsa son terörist yok oluncaya kadar mücadelelerine devam edeceklerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, şaşkınlıkla izledim Sayın Grup Başkan Vekilini. Cevap verdiğim konu, az önceki HDP konuşmacısına ilişkindi. Konuşmasında -dinlememiş olabilir Sayın Başkan ama- ısrarla bu Hükûmeti, bu grubu Kürt düşmanlığıyla itham etti. Bir daha söylüyorum; tek derdimiz terörün yok olmasıdır, meseleye bakarken bu işin muhatabı Kürt mü Türk mü diye bakmıyoruz. Kayyum atamalarının sebebi de terörle olan ilişkiden dolayıdır. Belediye başkanı Kürt mü Türk mü diye bakmıyoruz. Terörle kimin iltisakı varsa, kim yakın davranıyorsa son terörist yok oluncaya kadar mücadelemiz net devam edecek Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Fatma Hanım, buyurun.

Fatma Hanım, toparlayın isterseniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadım Başkanım.

42.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Tamam Sayın Başkan.

Biz bunu söylerken bazı referanslar var, sizin pratikleriniz var, Taybet İnan pratiği var. Günlerce evinin önünde çocukları annelerinin vefat ettiğini, can verdiğini gördüler, izlettiniz ve daha sonraki süreçte de “Kedi köpek annemizin cenazesine gelmesin.” diye günlerce o çocuklar, o aile annesinin cenazesini izlemek zorunda kaldı. Bunu siz yaptınız. Bir kız çocuğu, annesi tarafından -öldürülen kız çocuğu- gömme hakkını sağlayamadığınız için buzdolabında saklanmak zorunda kaldı, bir anneye bunu yaşattınız. Roboski hâlâ belleklerde, hafızalarda. Topluca cenaze törenleri bize yaptırdınız. Koskocaman Şırnak’ı yerle bir ettiniz. Bir kent onunla birlikte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hacire annemiz de Kürt Sayın Başkan, Diyarbakır Anneleri de Kürt Sayın Başkan.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Biz neyiz, biz?

BAŞKAN – Halil Öztürk, buyurun.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Böyle olmaz ki Başkanım.

43.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, Birleşmiş Milletlerin 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum kesiminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bayrağı’nı yakma eylemini içeren tahrikleri inceleyip gerekli adımları atması gerektiğine ilişkin açıklaması

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünde Rum tarafında düzenlenen eylemlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağı yakılmıştır. 14 Ağustos 1996 günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bayrağımızı indirmeye çalışan Rum’un sonu ve bayrağımızın indirilmesine müsaade etmeyen kahraman Türk komutanımız hâlen hafızalardadır. Rumlar adadaki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçeğini görmezden gelemez. Kıbrıs Rum yetkilileri hâlen bu nefret eylemini kınayan bir açıklama yapmamış ve faillerini soruşturmamıştır. Bu tip tahrikleri Birleşmiş Milletler bir an önce inceleyip gerekli adımları atmalıdır, Birleşmiş Milletlerin misyonu tam da budur. Birleşmiş Milletler ile diğer garantör ülkeler, Yunanistan ve İngiltere bu tip tahriklerde ikircikli tavırlarını sürdürüyorlar. Unutulmasın ki Türk devleti takip ve teyakkuzdadır. Biz Türklerin millet, devlet, bayrak aşkını kimse sınamaya kalkmasın.

Teşekkür ederim Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, buyurun.

44.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın yaptığı açıklamasındaki ifadelerinin mesnetsiz olduğuna ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, ben Sayın Fatma Kurtulan’ın ifadelerinin mesnetsiz olduğunu düşünüyorum. Kendisinin Adalet ve Kalkınma Partisine yönelttiği suçlamaların tamamının doğru olmadığını düşünüyorum. Zira, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, sizlere yakın olmak için kamu kurum ve kuruluşlarından “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresini kaldıracak kadar size kucak açtı. Daha ne yapabilirdi? O yüzden bu ifadelerinizi doğru bulmuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İttifak partisi olan ayarını biliyor Sayın Başkanım!

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                              Orhan Çakırlar

                                           İzmir                                                        Adana                                                       Edirne

                                      Ümit Beyaz                                                                                                                Bedri Yaşar

                                         İstanbul                                                                                                                      Samsun

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Samsun Milletvekili Bedri Yaşar.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerinde İYİ PARTİ adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teklifin 13’üncü maddesinde “Kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 5.500 TL’ye kadar olan kısmı ve binek otomobillerin iktisabına ilişkin özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamından en fazla 115 bin TL’ye kadar olan kısmı gider olarak sayılmaktadır.” deniliyor. Bu sınırlama sonrası binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla yüzde 70’lik kısmı gider olarak sayılmaktadır.

Hepimizin bildiği gibi özel işletmeler zaten bugünkü durum itibarıyla zor günler yaşamaktadırlar. Bunları indirmesinden, tamamını indirmesinden daha doğal bir şey yok. Zaten işletmeler pazarlamada veya binek amaçlı kullandığı araçların bize göre tamamını vergi matrahından indirmelidirler. Kaldı ki bugün özellikle Türkiye'deki Hükûmet, kamu kesiminde en fazla makam aracı kullanan hükûmetlerin başında gelmektedir Avrupa'da. Dolayısıyla eğer bir tasarrufa gidilecekse işe buradan başlamak lazım. Hükûmetin kendi binek araçlarında tasarrufa gitmezken bunu vatandaştan istemesini ben doğru bulmuyorum.

Aynı şekilde, Hükûmetimizin bina kiralama konusunda da çalışmaları aynen devam ediyor. Bu kiralamalar konusunun da gözden geçirilerek buradan da tasarruf edilmesinde biz fayda mütalaa ediyoruz.

Diğer taraftan, bir başka konuya dikkatinizi çekmek istiyorum: Sayın milletvekilleri, Samsun Çarşamba ilçemizde yapılması planlanan biyokütle enerji santraline dikkat çekmek istiyorum. Çarşamba Ovası, Türkiye'nin en büyük 10’uncu ovasıdır. Depolama alanı için alınan ruhsatla kaçak santralin yapılmasına başlanmıştır. Buna izin veren Çarşamba Belediyesi suç işlemiştir. Terme ve Ayvacık Ziraat Odası Başkanları da bu konuda suç duyurusunda bulunmuştur.

Değerli arkadaşlar, ben şimdi size bu kürsüden Çarşamba Ovası’nın resmini gösteriyorum; bakın, burası Çarşamba Ovası. Yeşilden başka bir şey görüyor musunuz? Yok. Peki, santral nereye yapılıyor? Tam bunun ortasına. Şimdi, buraya “Tarım alanının dışındadır.” diyebilmek için insanın aklından problemi olması lazım. Burada Samsun Milletvekillerimiz de var. Resim bu. Türkiye'nin en büyük 10 ovasından biri, her taraf yemyeşil; biz tam ovanın ortasına santral yapıyoruz. Peki, bu santralin ovanın ortasına yapılmasının sebebi ne? Bunun altında maden mi var? Yani bu alanın altından çıkan bir madenle mi bu tesis çalışıyor? Kesinlikle hayır. Biyokütle tesisleri bitkisel atıklarla çalışan bir tesis yani tarımsal alanların yerine, bunu -Samsun’da tarıma elverişli olmayan bir sürü yer var- daha kıraç arazilere yapmak mümkün. Burada sadece taşıma maliyeti ortaya çıkar. Zaten burada yapılacak santral de taşımayla üretilecek, elde edilecek malzemelerden enerji üretecektir, herhangi bir yere de kurulabilir. Kaldı ki biz bundan da endişe duyuyoruz. Duyuyoruz, işitiyoruz ki burası sanayi alanı olarak da genişletilmek isteniyor, bu da doğru değildir. Ben şahsen şunu ifade ediyorum: Tarımsal alanların üzerine, bırakın enerji santrallerini yapmayı, bırakın sanayi tesislerini yapmayı, konut bile yapmaya burada hiç kimsenin hakkı yok; bu alanlara konut bile yapılamaz.

Size en basitinden bir şey söyleyeyim: Bakın, İstanbul’da bir ıspanak meselesinden… Ben geçen hafta Samsun’daydım, Ziraat Odası Başkanına şunu söyledim: “Bu hafta pazarda ne kadar ıspanak satıldı?” Söylediği şu: “50 kilogram ıspanak vardı, 10 kilogramı bile satılmadı.” Dedik ki: “Ya, bu sorun İstanbul’da, ıspanakla ilgili mesele İstanbul’da. Samsun’un Çarşamba ilçesinin pazarındaki ıspanak ile İstanbul’un ne alakası var?” Bakın, bu tür olaylar Türkiye genelinde otomatikman bir alan oluşturuyor. Yarın öbür gün burada da Çarşamba Ovası’nda da… Çünkü Samsun’un bu konuda tecrübeleri var. Şu anda, bu sanayi tesislerinden dolayı, Tekke Ovası’nda -orası da tarım alanı- üretilen ürünler pazarda satılmıyor. Üreticiler “Bu ürünler Tekkeköy’ün üretimidir.” demekten uzak duruyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – İnanamazsınız, sadece bu çevre kirliliğinden dolayı, Tekkeköylü üreticiler mallarını satmak için otomatikman “Bunlar Bafra’nın malı, Çarşamba Ovası’nda üretiliyor.” gibi farklı ifadelere başvuruyorlar. Yarın öbür gün de Çarşamba Ovası için aynı şeylerin söylenmesini beklemek için kâhin olmaya gerek yok. Bu ovaları elimizle bitirmeyelim.

Tamam, Türkiye’nin enerjiye ihtiyacı var, yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyacı var ama bunların yerlerini seçerken, konumlarını seçerken tarım arazilerini değil, tarıma elverişli olmayan arazileri seçelim. Buradan tekrar söylüyorum: Bu, ülkenin geleceğini karartmaktan ibarettir.

Ben, başta Samsun Milletvekillerimiz olmak üzere, milletvekillerimizin buna karşı çıkacaklarına, burada santral yapılmasına -Çarşamba halkıyla beraber- müsaade etmeyeceklerine inanıyor; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun Başkanım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 14- 193 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (4) ve (5) numaralı bentlerine sırasıyla aşağıdaki parantez içi hükümler eklenmiştir.

"(Şu kadar ki özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi hariç ilk iktisap bedeli 140.000 Türk lirasını, söz konusu vergilerin maliyet bedeline eklendiği veya binek otomobilin ikinci el olarak iktisap edildiği hallerde, amortismana tabi tutarı 250.000 Türk lirasını aşan binek otomobillerinin her birine ilişkin ayrılan amortismanın en fazla bu tutarlara isabet eden kısmı, gider yazılabilir. Bu hükmün uygulanmasında binek otomobilin iktisap edildiği tarihte yürürlükte olan tutar dikkate alınır.)”

"(Şu kadar ki binek otomobillerine ilişkin giderlerin en fazla %70'i ve kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 6.000 Türk lirasına kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının en fazla 120.000 Türk lirasına kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.)"

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Alpay Antmen                                       Bülent Kuşoğlu

                                         İstanbul                                                      Mersin                                                      Ankara

                                        Cavit Arı                                              Turan Aydoğan                                       Lale Karabıyık

                                         Antalya                                                     İstanbul                                                      Bursa

                               İlhami Özcan Aygun                                                                                                        Haydar Akar

                                         Tekirdağ                                                                                                                     Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kocaeli Milletvekili Haydar Akar.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir vergi kanununu görüşüyoruz. 54 maddelik bir torba kanun geldi ama çoğunluğu vergi maddelerinden oluşan, yeni vergiler, ek vergiler getiren maddelerden oluşan bir kanun teklifini konuşuyoruz. Gruplar adına konuşmalar yapılırken Komisyon adına Sayın Vedat Demiröz, burada bir vergi reformu olmadığını söyledi ama bir vergi düzenlemesine ihtiyaç olduğunu gerekçe göstererek bunu getirdiler. Niye gerekçe gösterdiler, niye getirdiler? Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntıları göz önünde bulundurdular ve bunun da çok büyük yük getirmeyeceğini, 6 milyarlık bir yük getireceğini bu kürsüden ifade ettiler. Demek ki Türkiye büyük bir ekonomik sıkıntıyla boğuşuyor. Rakam çok büyük olmasa da, yeni vergi yüklerinin getirilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Zaten AKP iktidarlarının on yedi senedir yaptığı tek iş bu. Yeni vergi düzenlemeleriyle her seçim döneminde, her dönemde, daha doğrusu her Meclis yasama yılında yeni vergi yükleri getirirler ama bunları getirirken de vatandaşın refahını artıracak, üzerindeki vergi yüklerini azaltacak kanun teklifleriyle değil, vatandaşa yeni vergileri yükleyecek kanun teklifleriyle gelirler. Ama vatandaşla da konuşurken Türkiye’nin ekonomik olarak uçtuğunu, insanların rahatladığını, refah içinde yüzdüğünü anlatıyorlar.

Ben çok merak ediyorum, buradan AKP milletvekillerine sormak istiyorum, mesela eski bakana sormak istiyorum, Mustafa Elitaş burada, Naci Bostancı burada, onlara sormak istiyorum. Bunların hiç emekli arkadaşı var mı? Milletvekili emeklileri dışında bir emekli arkadaşı var mı acaba, çok merak ediyorum. Ya da asgari ücretle çalışan bir yakınınız, apartmanınızda oturan bir komşunuz var mı? Ya da kendini EYT’li addeden bir vatandaşla görüşüyor musunuz? Bu tür ilişkileriniz var mı, çok merak ediyorum gerçekten. Türkiye’nin gerçekten gündeminden uzak ama anlamayan bir dille, bir yolla yürüyorsunuz, yeni yeni vergi yükleri getiriyorsunuz.

Biraz evvel Mahmut Tanal burada “AKP deyince, işsizlik akla gelir; AKP deyince, yolsuzluk akla gelir; AKP deyince, yoksulluk aklar gelir.” dedi, kıyamet koptu. Ben rakamlarla bunu biraz açayım. Mesela “AKP” deyince, borçlar akla gelir. Ne borçları akla gelir? Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendi borcu akla gelir; bir de, vatandaşın borcu akla gelir. Bugün vatandaşın borcu 570 milyar lira, 570 milyar lira vatandaşın borcu. 420 milyar lirası tüketici, 150 milyar lirası da kredi kartı borcu. Tüketici borcunu açmak istiyorum. “180 milyar lirası konut, 5 milyar lirası araç, 235 milyar lirası da diğer borç.” diyor. “Diğer” ne demek? Vatandaş geçinemiyor, yaşamını idame ettiremiyor, gidiyor faizle bankadan kredi almak zorunda kalıyor. Kim alıyor, biliyor musunuz? İşte, komşunuz olan emekli alıyor; işte, komşunuz olan asgari ücretli alıyor; işte, komşunuz olan EYT’li alıyor. Bunlardan hiç haberdar değil misiniz? Allah aşkına, sizlerin nerede yaşadığınızı çok merak ediyorum.

Yine, devam edeyim, Türkiye ekonomisini uçurdunuz ya, işsizlik rakamlarını verelim: 2003’te Türkiye'de 587 bin kayıtlı işsiz var. 2019’da, TÜİK rakamlarına göre, manipüle edilmiş rakamlara göre -bir akşamda Başkan Yardımcısını değiştirip yeni rakamlarla Türkiye'yi manipüle ettiğiniz TÜİK rakamlarına göre- 4 milyon 650 bin; yüzde 497 artmış. İşte, uçurmuşsunuz, işsizliği uçurmuşsunuz, borcu uçurmuşsunuz, Türkiye'yi uçuruyorsunuz. Öyle ki üniversite mezunlarındaki işsizliği de dünyada rekor kıracak şekilde uçurmuşsunuz, sayısına gelince, siz benden daha iyi biliyorsunuz bunu.

Peki, bu işsizliğin doğurduğu sonuçlar ne oldu? Antalya’da bir vaka yaşadık, siyanür vakası, İstanbul’da bir vaka yaşadık, siyanür vakası, insanlar intihar ediyor. Kasım ayı içerisinde Kocaeli ilinde 9 kişi intihar etti, 9 kişi, kasım ayı içerisinde, bir ay içerisinde. Bakarsanız intihar nedenlerine, daha çok ekonomik nedenlerden olduğunu çok rahatlıkla görüyorsunuz.

Uçurduğunuz bir başka konuyu söyleyeyim size: Türkiye'de 20 milyon hane var, 21 milyon icra dosyası var; 20 milyon hane var Türkiye’de, 21 milyon icra dosyası var.

Uçurmaya devam edelim, mesela, tarımda da uçurmuşsunuz, 2002’de nüfusumuz 65 milyon, şimdi nüfusumuz 82 milyon, nüfus yüzde 26 artmış; buğday üretimi yüzde 20 azalmış. Çiftçinin borcu 2002’de 4,5 milyarken 2019’da 110 milyara çıkmış, yine de uçurmuşsunuz.

Evet, Türk ekonomisi uçuyor! Bence, Türk ekonomisi değil, sizin aklınız başınızdan uçmuş arkadaşlar. Gelin, her zaman söylediğim gibi, şuraya, o komşunuzun derdini getirin, o kanun tekliflerini getirin, hep birlikte çözelim diyorum.

Sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesine yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                  Ümit Beyaz                                            Feridun Bahşi

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                     Antalya

                                İmam Hüseyin Filiz                                                                                                Hayrettin Nuhoğlu

                                        Gaziantep                                                                                                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu.

Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 14’üncü maddesi üzerinde söz aldım.

Böyle bir düzenlemenin gerekli olduğunu ama esas niyetin, on yedi yılda satıp savurdukları, şimdi de faiz batağında bocaladıkları kamu maliyesi için gene vatandaşa bir yük daha yükleyerek zaman kazanmaya çalıştıklarını söylüyor ve güncel bir konuya geçmek istiyorum. Son günlerde İstanbul ve Antalya’da üst üste görülen 3 toplu intihar olayına değineceğim.

“İntihar, geride kalanlar için ciddi bir ihtardır.” diyor bir şair. Yüreklerimizi sızlatan, son derece dramatik bir şekilde sona eren hayatları ben de bir ihtar olarak görüyorum. Bu acıların altındaki sosyoekonomik problemleri anlamak ve yeni kurbanlar vermemek için acil tedbirler almak gerektiğini söylüyorum.

Sosyologların “anomik intihar” dedikleri bu tip olaylar, ekonomik kriz zamanında çözülmelerin hızlandığı toplumlarda görülmektedir. Ülkemizde uzun zamandır yaşanmakta olan ekonomik krizin milyonlarca işsiz ve dar gelirli insanı çıkmaza soktuğu, sosyal dayanışma ve inanç zafiyetinin eklenmesiyle umutsuzluğa, çaresizliğe ve tükenmişliğe sürükleyerek yutacağı gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Daha önce münferit çok sayıda örneğini gördüğümüz olaylar, öyle anlaşılıyor ki ihtar için yeterli olamamış. İktidar kaynaklarıyla beslenen yüzlerce hizmet vakfına ve devlet kurumlarına rağmen bu olaylar vuku buluyorsa toplumsal çözülme çok tehlikeli bir döneme girmiş demektir. Anayasa’mıza göre sosyal devlet vasıflarının yerine getirilip getirilmediğinin artık sorgulanması gerektiği kanaatindeyim. Sosyal devlet anlayışında ve uygulamasında insanlara sadaka gibi yardımları vererek üretimden uzaklaştırmak ve iş gücü dışına çıkarmak sürdürülebilecek normal bir durum değildir.

Değerli milletvekilleri, yoksullukla boğuşan birçok vatandaşımızın sosyal yardım almamış olmalarının sosyal yardımların insanların gururlarını rencide edici bir süreçten geçmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Gittikçe fakirleştirilen bir milletin, insan mahremiyetini zedeleyen usullerle âdeta iktidar gücüne biat etmeye yönelik bir propaganda aracı olarak suistimal edildiğini ifade etmeliyim. İlgili bakanlıklar ve mülki amirler devlet kurumu olmaktan ziyade parti organı gibi davranmaktadırlar. Bu muameleyi hak etmeyen Türk milleti üçer, dörder ölüme mahkûm edilemez. Tek adam rejimi olan partili Cumhurbaşkanlığı sistemi umut olarak sunulmasına rağmen hantal yönetim tarzıyla hiçbir sorunu çözememektedir. Şairin dediği gibi, yaşanan intiharlar hepimize ihtardır. Milyonlarca insanımızı ve gencimizi işsiz, umutsuz bırakanlara bir ihtardır. Sarayı aile yakınları ve tanıdıklarıyla dolduranlara bir ihtardır. Sarayın masraflarında yapılacak yarı yarıya bir indirimle 50 bin kişiye asgari ücretle iş verilebilecekken bunu yapmayan “İtibardan tasarruf olmaz.” diyenlere ihtardır. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” buyruğuna rağmen haksız kazançlarla lüks yaşayanlara ihtardır. İnancımızı, dinimizi istismar edip siyasete alet edenlere bir ihtardır. Vatandaşlarımıza yaşama sevincini, umudunu kaybettiren, dünya nimetlerini hep kendileri için kullanan sahtekârlara bir ihtardır. Milyonlarca insanını açlık sınırına mahkûm edip ülke gelirini yandaşlara peşkeş çekerek zengin edenlere ihtardır. Bu fakirlik içinde kıvranan milletin milyar dolarlarını Suriyeli sığınmacılara dağıtmaya devam edenlere ihtardır. Ülkemiz insanlarına “ensar” Suriyelilere “muhacir” diyerek manevi duyguları okşarken ölen insanlarımızın ensar da muhacir de olamadıklarını göremeyenlere ihtardır.

Değerli milletvekilleri, bu ihtarlardan gerekli derslerin derhâl alınması şarttır. Acil tedbirlerin hemen devreye sokulması şarttır. Saray duymazsa belediyelerin duyması şarttır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – İş işten geçmeden hemen çareler üretilmesini bekliyoruz. Sosyal devletin Türk milletine tanıdığı anayasal hakların dertlere çare olacak şekilde sağlanması için gerekli projelerin geliştirilmesini bekliyoruz. Kulağımızı, gözümüzü ve gönlümüzü açmalıyız, toplumun derindeki sessizliğini duymalıyız, çaresiz hayatları görmeli ve onlarla bir an önce buluşmalıyız.

İYİ PARTİ olarak çözüm için umudumuzu koruyor, selam ve saygılarımı sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde bulunan “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                    Tulay Hatımoğulları Oruç                    Mehmet Ruştu Tiryaki

                                          Şırnak                                                       Adana                                                      Batman

                                   Erol Katırcıoğlu                                        Necdet İpekyüz                                            Oya Ersoy

                                         İstanbul                                                     Batman                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki.

Buyurun Sayın Tiryaki. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesiyle ilgili görüşlerimi sizinle paylaşacağım. Öncelikle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, teklif sahipleri düzenlemeyi getiriş amaçlarını şu şekilde ifade ediyorlar, diyorlar ki: “Mevcut uygulamada serbest meslek kazanç defterine kayıtlı olup kazancın elde edilmesinde kullanılan binek otomobillerin, amortisman başta olmak üzere motorlu taşıtlar vergisi hariç bütün giderleri kazancın tespitinde gider olarak kabul edilmektedir. Ancak söz konusu düzenlemenin serbest meslek mükelleflerince suistimal edilebildiği ve şahsi ihtiyaçlar için kullanılan binek otomobillere ait giderlerin de serbest meslek kazancından indirilebildiği görülmektedir.” Getirilen düzenlemeyle diyorlar ki: “Binek otomobil iktisap edildiğinde veya kiralama yoluyla elde edildiğinde yalnızca belli bir kısmı gider olarak gösterilebilecek; sıfır bir otomobil alındığında 135 bin TL’ye kadar, ikinci el otomobil alındığında da 250 bin TL’ye kadar.”

Bunun kötüye kullanıldığı konusunda herhangi bir kuşku yok, elbette bazı serbest meslek erbabı bunu kötüye kullanıyor ve dolayısıyla bu konuda bir önlem almak istiyorsunuz. Ama asıl sorun şu: Başta mali müşavirler ve muhasebeciler olmak üzere bu konuda bir dizi sorun olduğunu söylüyorlar. Şirket de olsanız serbest meslek erbabı da olsanız bir gider yapacaksınız ama bu giderin bir kısmı gider gösterilebilecek, bir kısmı ise gösterilemeyecek. Muhasebeciler, mali müşavirler şunu söylüyorlar, diyorlar ki: “Kıst uygulaması muhasebe ve vergi tekniği açısından sorunlu bir uygulamadır. Gider yazılacak tutar kanunen gider olarak yazılamayacağından mali kârlar ile serbest meslek kazancı arasında bir dizi fark olabilecek.” Bunun yerine, gerçekte mesleğin faaliyetlerinin amaçlarına uygun olmayan, zenginlik ve şatafat göstergesi olan lüks binek otomobillerin tanımını yapabilir, bunlarla ilgili yapılacak bütün giderlerin gider olarak gösterilmeyeceğini düzenleyebilirsiniz. Fakat bir otomobil alıyorsunuz serbest meslek erbabı olarak, diyorsunuz ki: “Şu kadara kadar olursa gider gösterebilirsiniz, şu kadara kadar olursa gider gösteremezsiniz.” Bizim önerimiz bunun yerine lüks otomobillerin tanımının yapılması ve bunların gider olarak gösterilememesidir.

Ayrıca “vergi kaçakçılığı” “vergi ziyaı” gibi nitelendirilecek uygulamalarla mücadele mi etmek istiyorsunuz; öncelikle kayıt dışı ekonomiyle mücadele etmelisiniz, bunun için de etkin bir vergi denetimi yapmalısınız. Bakın, vergi denetimi ne kadar yapılıyor, biliyor musunuz? Yüzde 90’ı -zaten kayıt dışı bir ekonomi var- mükelleflerin yüzde 90’ı denetlenmiyor hatta bazı arkadaşlarımız diyor ki: “Mükelleflerin sadece yüzde 5’i denetlenebiliyor.” Dolayısıyla öncelikle kayıt dışı ekonomiyle mücadele etmelisiniz ve gerçek anlamda bir vergi denetimi getirmelisiniz.

Bir de tabii, bu yüzde 5’lik dilimin içine giriyorsunuz, bu arada eğer muhalifseniz mutlaka bir denetim elemanı gönderiliyor ve verginizi düzenli olarak yatırıp yatırmadığınız kontrol ediliyor.

Bir diğer sorun şu: O kadar çok muafiyet, o kadar çok istisna var ki gerçek anlamda vergi vermesi gereken mükellefler bu istisnalar ve bu muafiyetler nedeniyle vergi vermiyorlar. Dolaysıyla bu istisnaları ve muafiyetleri bir gün topluca getirirseniz hep beraber bunları bütünsel olarak tartışabilir ve gerçek anlamda bir vergi düzeni kurulmasını sağlayabiliriz.

Bu arada bu muafiyetler ve istisnalar var ya, bu muafiyetler ve istisnalar hiçbir zaman asgari ücretliye uğramıyor. En düşük gelir grubuna asla bir muafiyet uğramıyor, asla bir istisna uğramıyor, asgari ücretlinin temel giderlerini kapsamıyor, onların hiçbir gideri, bu kıst vergi gideri olarak kabul edilmiyor.

“Serbest meslek erbabı şahsi giderlerini de mesleki gider gibi gösteriyor, vergi kaçırıyor.” diyorsunuz ya, ben size bir iki tane istihdam biçimini anlatacağım. Şimdi, bir hekimsiniz, bir özel hastaneye gidip çalışacaksınız. Özel hastanenin sahibi size diyor ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Sayın Başkan, toparlayacağım, eğer bir dakika süre verirseniz çok sevinirim.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Şimdi, bir hekimsiniz, bir özel hastaneye gideceksiniz, bir hekim olarak özel hastanede çalışmak istiyorsunuz. Normalde nasıl bir istihdam ilişkisi kuruluyor? Sosyal Güvenlik Kurumuna hemen, bir gün öncesinden bildirilmesi gerekiyor, sigorta kaydınız yapılıyor, alacağınız ücret belli, nöbette kalacağınız süre belli, bunun gibi bir sürü yöntemi var. Şimdi, hekim olarak başvurduğunuzda bir özel hastane sahibi diyor ki: “Git bir tane şirket kur, ben senden hizmet satın alacağım.” Bakın, bir hekim ve özel hastane arasındaki istihdam ilişkisi böyle kuruluyor. Sabah sekizde hekim işe gidip başlıyor, akşam altıya kadar çalışıyor, o hastanede nöbet tutuyor, hafta sonu çalışıyor ve bu hastane yönetimi ondan sadece hizmet satın almış oluyor. İşten ayrılacağı zaman da kıdem tazminatı yok, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim yatırma yok. İstihdam tam olarak böyle olmuş. Eğer bir düzenleme yapacaksanız burada bir düzenleme yapmalısınız. Emin olun, bu şirketler teknik elemanların büyük bir bölümünü böyle çalıştırıyor, mühendisleri böyle çalıştırıyor, teknisyenleri böyle çalıştırıyor. Daha dramatiğini söyleyeyim: Temizlik personelini bile böyle çalıştıran şirketler var. Eğer bir vergi adaleti sağlayacaksak bence önce buradan başlamalıyız diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 15- 193 sayılı Kanunun 86’ncı maddesinin birinci fıkrasında bulunan (1) numaralı bendin (b) alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"b) Tek işverenden alınmış ve tevkif suretiyle vergilendirilmiş 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan ücretler (birden fazla işverenden ücret almakla beraber, birden sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamı, 103 üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı ve birinci işverenden alınan dahil ücret gelirleri toplamı 103 üncü maddede yazılı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı aşmayan mükelleflerin, tamamı tevkif suretiyle vergilendirilmiş ücretleri dahil),”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                      Turan Aydoğan                              İlhami Özcan Aygun

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Tekirdağ

                                        Cavit Arı                                              Lale Karabıyık                                        Alpay Antmen

                                         Antalya                                                      Bursa                                                       Mersin

                                   Bülent Kuşoğlu                                                                                                     Ali Mahir Başarır

                                          Ankara                                                                                                                       Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır.

Buyurun Sayın Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ülkenin an itibarıyla ekonomisini çok fazla konuşmaya gerek yok aslında. İşçilerimizden, emeklilerimizden iş adamlarımıza kadar büyük bir kriz içerisindeyiz. Milyonlarca vatandaşımız, şirketler icrada. Ama çok daha büyük bir sıkıntı var, çek mağdurları. Şimdi, Meclisle bazı verileri paylaşmak istiyorum: 2018 yılı sonu itibarıyla 589 bin karşılıksız çek var. Bu çeklerin tekil kişi sayısı 52 bin. 2019 yılı Eylül ayı itibarıyla 456 bin karşılıksız çek var, yine 46 bin tekil kişi var. 2018 yılı sonu itibarıyla 456 bin icra ceza davası açılmış, bu davaların 225 bini karara bağlanmış, 190 bin dava diğer yıla devrolmuş ve bugün bu davalarda 31.790 kişi mahkûm edilmiş.

Çek mağdurlarından bir örnek vermek istiyorum: Bakın, çek sahibi. 275 tane çek kullanmış, 265 tanesini ödemiş, 10 tanesini ödememiş, beş yıl hapis cezası almış. Bu adil bir durum değil. Eğer ki 265 çekin tamamını ödemeseydi Ceza Kanunu’nda hüküm açık, dolandırıcılıktı ama çeklerinin birçoğunu ödeyip kriz nedeniyle bir iki tanesini ödeyememesinden dolayı insanların beş yıl ceza alması bu ülkeye yakışan bir durum asla değil; bunu düzeltmek zorundayız. Burada bu sıkıntıyı çek mağdurları çekmesin; burada bir sorumlu varsa ekonominin “e”sinden haberi olmayan, Erdoğan ailesinin damadı olmasından başka bir özelliği bulunmayan Berat Albayrak çeksin. Ekonomi bugün bu durumdaysa onun suçu.

Diğer bir konu, vergi kanununu konuşuyoruz. Bakın, vergiyi kimlerden alıyoruz? Evet, kazanç sahiplerinden, mal varlığı olan insanlardan alıyoruz. Vergi borcu olanların banka hesaplarına, taşınmazlarına, devletteki alacaklarına el koyuyoruz. Demek ki devlet insanların mal varlığını, banka hesaplarını takip ediyor. Bu ülkede vergide ciddi sıkıntıların olduğunu söylüyoruz. On yedi yıl, hatta ondan önceki dönemlerde ciddi bir kara para var, insanların mal varlığında haksız artış var. Bakın, bu konuşuluyor. Kara paranın hesabını veremiyor belli aileler. Mal varlığındaki artışların, vakıflardaki ilişkilerin hesabını veremiyor belli aileler. Ama elin Amerikalısı Erdoğan ailesinin mal varlığını sorguluyor. Evet, bunu sorgulamak bu onurlu Meclise mi düşer yoksa Trump’a mı düşer? Biz şunu söylüyoruz on yedi yıldır: Gelin, 2002’den bugüne kadar on yedi yılda görev yapmış milletvekilleri, bakanlar, bürokratlar, Meclis üyeleri, başbakanlar, Cumhurbaşkanı, aileleri, birinci, ikinci, üçüncü derece akrabalarının mal varlığını bir komisyon kuralım araştıralım; arkadaşlarını, hesap ilişkilerini, şirketleri araştıralım.

Şimdi, bu sistem, bunu yapmadığımız sürece hepinizi töhmet altında bırakıyor, herkese pislik bulaşıyor. Bakın, bunu bu Meclis yapabilir. Komisyonu kuralım, her partiden 2 milletvekili gelsin, altı ay çalışalım, hesaplara bakalım -hatta Cumhurbaşkanı, ailesi, çocukları, sizler, bizler- İsviçre’deki, adalardaki bankalara biz yazı yazdıralım; vekâlet versinler, gerçek ortaya çıksın. Eminim, altı ayda bu ülkede her şey düzlüğe çıkacaktır.

Kayıt dışı paranın, yurt dışındaki paranın 200 milyar, 300 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor. AKP’ye yakın birçok şirketin haksız mal edindiği söyleniyor. Cumhurbaşkanının, ailesinin mal varlığı dünyada konuşuluyor. Bunu araştırmak, çözmek bu onurlu Meclise düşer. Cumhurbaşkanı ne diyor? “Bize yeni Ömerler lazım.” diyor. Bugüne kadar yok muydu? İşte, yeni Ömerler, Hazreti Ömer, onun adaleti bu Mecliste.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayalım.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Toparlıyorum.

Ama ben merak ediyorum: Bugüne kadar Hazreti Ömerlerle yürümüyordu, Ebu Cehillerle mi yürüyordu; bunu çok merak ediyorum.

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) – O nasıl laf ya?

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Bu lafı söyleme ihtiyacını nereden duydu? Evet, bunu çok ciddi olarak hepimiz düşünmek zorundayız.

Meclisin, ülkenin itibarını hep beraber koruyalım. Genel başkanlarımızın, bizim mal varlıklarımızı araştıralım. Eğer ki mal varlığında haksız olarak bir fazlalık olan varsa on yedi yılda, iki yılda, üç yılda hem yargılansın hem bu varlığına el koyalım hem de Allah belasını versin!

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki AK PARTİ Grubuna yönelik ithamlarını ve iddialarını reddettiklerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatibin kürsüden grubumuza yönelik tüm ithamlarını ve iddialarını reddediyoruz, kabul etmiyoruz.

Bakınız, Sayın Cumhurbaşkanımız on yedi yıllık hükûmetlerimiz döneminde kamu kaynaklarını maksimum düzeyde aziz milletimizin hizmetine sunduğu için, geçmişte faiz lobisine giden, silah baronlarına giden ve petrol şirketlerine giden uluslararası sermayenin sömürdüğü ulusal kaynaklarımızı ülkemizin menfaatine sunduğu için faiz lobisinin, silah baronlarının ve uluslararası emperyalistlerin hedefine girmiş ve bu sebeple Gezi kalkışmasıyla, 17-25 Aralık darbe teşebbüsüyle ve PKK, FETÖ terör örgütünün hedefine oturmuştur. Diyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız bu ülkenin kaynaklarına sahip çıktığı için terör örgütlerinin ve Türkiye düşmanlarının hedefine girmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bakın, eğer iddia ettiğiniz gibi ellerinde bir kaynak olsaydı, Cumhurbaşkanımızın mal varlığıyla ilgili küçücük bir iddia olsaydı 15 Temmuz, Gezi kalkışması ve FETÖ yargı darbesine bile başvurmazlar, bunları ileri sürerek, serdederek ellerinden geleni yaparlardı. Onun için, on yedi yıl önce AK PARTİ Hükûmeti yola çıktığı zaman “3Y” ile; yolsuzluklarla, yasaklarla ve yoksullukla mücadeleyle başladı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 5 oldu 5!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ve hamdolsun, bugün 35 milyar dolarlık ihracatımız 180 milyar doların üzerine çıktı.

Dert bellidir; dert, ülkemizin kaynaklarına sahip çıkma mücadelesidir. Biz bu mücadeleye devam ettikçe Türkiye düşmanları saldırmaya devam edecektir.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinde yer alan "değiştirilmiştir” ibaresinin "yeniden düzenlenmiştir” ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                     Enez Kaplan                                         İbrahim Halil Oral                                    Fahrettin Yokuş

                                         Tekirdağ                                                    Ankara                                                      Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önceki gün TÜRK-İŞ’e bağlı TEZ-KOOP-İŞ sendikasının Ankara Atatürk Bulvarı’nda yapmak istediği kitlesel basın açıklaması Emniyetçe kırk sekiz saat önce izin alınmadığı gerekçesiyle yaptırılmamış, engellenmiştir. İktidar, herkes sussun, teslim olsun; mevcut yasaları hiçe sayarak yoluna devam ediyor. Ama bunlar doğru yol değildir, sivil toplum örgütlerini susturarak, insanları korkutarak mesafe alamayacağınızı buradan bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Hükûmetin 2020 yılında halkımızın sırtına yükleyeceği yeni vergilerden dolayı işçi, memur, çiftçi, esnaf, emekli ve işveren örgütleri oldukça tepkilidir. Son yıllarda ilk defa 3 işçi sendikası konfederasyonu bir araya gelerek ortak basın açıklaması yapma ihtiyacı duydular. Yine memur sendikaları şu anda vergiler yüzünden harekete geçmiş, tepkilerini ortaya koymaya başlamışlardır. Hatta, işverenler dahi bu vergi yükünden dolayı tepkilerini ortaya koyuyorlar.

Size bir hatırlatma yapmak isterim: 2018 yılı bütçe hazırlığı yapılırken Başbakan Binali Yıldırım Bey “2018 yılı tasarruf yılı olacak ama tasarruf önce kamudan başlayacak. Önce çuvaldızı kendimize batıralım ki iğneyi vatandaşa yönelttiğimizde o da makul karşılasın; şaşaa ve debdebe dönemi bitiyor.” demiştir. Yine dönemin Maliye Bakanı “2018 yılı kamuda kemer sıkma yılı olacak, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve saray harcamaları hariç.” diye konuşmuştu, hatırlayın bunları.

Aslında yukarıdaki sözler her şeyi ortaya koyuyordu. Gemi karaya oturmak üzereydi ancak ne 2018 ne 2019 yılları tepe aşağıya giden ekonominin toparlanmasını sağlayamadı çünkü tasarruf sözde kaldı, debdebe ve şaşaa devam etti. Geldiğimiz nokta ortada, sıfırı tükettik; neyimiz var neyimiz yok, yedek akçelerimiz dâhil her şeyimizi tükettik. Türkiye'yi getirdiğiniz nokta… Bu çıkmaz sokakta şimdi zam ve vergilerle çıkmaya çalışıyorsunuz. Sürekli vergi ve ticari ceza düzenlemeleri getiriyorsunuz Meclise, görüştüğümüz kanun da öyle, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmekte olan 2020 bütçesi de öyle. Vatandaşa yeni yükler, yeni vergiler yüklemenin gayreti içindesiniz.

2020 yılında memurlara 4+4, kamu işçisine 3+3, emekliye 4+4, taşerondan kadroya geçirilen işçilere yani asgari ücretli işçilere 4+4 ama getirdiğiniz vergi, yeniden değerleme oranıyla 22,58.

Şimdi, emeklilere gelince olay daha vahim. Türkiye Emekliler Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün Bey diyor ki: “Hayat emeklilere zül olmuştur.” Niye diyor acaba Kazım Bey bunları? Şunun için diyor: Her ne kadar siz hâlen “Bin liranın altında emekli maaşı yok.” deseniz de Emekliler Derneği Başkanı diyor ki: “130 bin emekli bin liranın altında maaş alıyor.” Yine diyor ki: “2019 yılında dondurduğumuz yani bin lirayla dondurduğumuz yani maaşını bin liraya eşitlediğimiz 300 bine yakın emekli üç dört yıl bu maaşın üstüne zam alamayacak ve şu anda 3 milyon 300 bin emeklinin ise evi yok.” Şimdi, Allah aşkına, bunlar sizin içinizi hiç acıtmıyor mu?

Memurlar ile işçiler vergi diliminin yüksekliği nedeniyle genel vergilerin dışında ayrı bir vergi yüküyle perişan ediliyor. Bu kürsüden defalarca anlatmaya çalıştım, bir daha anlatayım: Memur ve işçilerin maaşlarındaki vergi kesintisi yılın üçüncü veya dördüncü ayından itibaren yüzde 5 artışla yüzde 20 oranına yükseliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Toparlayın.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – Sözleşmeli memurlarınsa büyük bölümünün yıl içinde yüzde 27 üzerinde vergiye tekabül eden maaşları oluyor. Enflasyon oranında zam yapıp sonra da “Memurları, işçileri enflasyona ezdirmedik.” diyorsunuz. Yıl içinde artan vergiler nedeniyle yapılan artış enflasyonun altında kalıyor. Bu nedenle, adalet adına, çalışanların vergi diliminin yüzde 15’te sabitlenmesi lazım.

Ülkemizi yönetenlere buradan bir kez daha sesleniyorum: İçinizde azıcık adalet kırıntısı kalmışsa 2020 yılında alacağınız vergi oranında yani yüzde 22,5 oranında işçinin, memurun, asgari ücretlinin, emeklinin maaşında artış yaparsınız. O zaman deriz ki: Gerçekten vicdanınız varmış, AK PARTİ’nin adaleti varmış ama hayalden öte bir şey yok; sizde yok zaten ne adalet ne vicdan.

Hoşça kalın. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Adaletsiz, vicdansız partisi.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinde bulunan “ve” ibarelerinin “ayrıca” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                    Tulay Hatımoğulları Oruç                              Erol Katırcıoğlu

                                          Şırnak                                                       Adana                                                      İstanbul

                                   Necdet İpekyüz                                 Mahmut Celadet Gaydalı                                    Mensur Işık

                                         Batman                                                       Bitlis                                                          Muş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Muş Milletvekili Mensur Işık.

Buyurun Sayın Işık. (HDP sıralarından alkışlar)

MENSUR IŞIK (Muş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi ve Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesi üzerinde konuşmak için partim adına söz almış bulunmaktayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni bir paketle karşı karşıyayız. Bu paketin içeriği de maalesef yine yeni vergiler ve artırılan vergiler olarak, bir torba yasa olarak önümüze gelmiş bulunmaktadır.

Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni vergiler ve vergilerin artırılmasının temel sebebi bu siyasal iktidarın Kürt meselesindeki savaş politikasıdır. İçeride savaş, Suriye'de savaş, Irak’ta savaş, her tarafta savaş. Savaş politikası yeni vergilere ve ek vergilere ihtiyaç duyar devamlı.

Şimdi, biraz önce buradan AKP Grup Başkan Vekili de söyledi, “Kürt sorunu yok.” vesaire gibi bir lafın içerisine girdi ama ben kendisinin ve buradaki bütün milletvekillerinin de hafızasında bir yer edinmesi açısından, aynı zamanda bizi izleyen halkımızın da iyi bir şekilde bilmesi açısından Mecliste, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, hazırlanan Kürt sorunu raporlarını huzurlarınızda söyleyeceğim: Meclis Başkanı Abdülhalik Renda Raporu, 1925; Dâhiliye Vekili Cemil Uybadın Raporu, 1925; Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey Raporu, 1926; Umumi Müfettiş İbrahim Tali Öngören Raporu, 1930; Fevzi Çakmak Raporu, 1931; Korgeneral Ömer Halis Bıyıktay Raporu, 1931; Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya Raporu, 1931; Umumi Müfettiş Abdullah Alpdoğan Raporu, 1936; Başvekil İsmet İnönü Raporu, 1935; Umumi Müfettiş Abidin Özmen Raporu, 1935; İktisat Vekili Celal Bayar Raporu, 1936; CHP Azınlık Raporu, 1940; Umumi Müfettiş Avni Doğan Raporu, 1943; Maliye Müfettişi Burhan Ulutan Raporu, 1947; 27 Mayıs 1960 Doğu Raporu, 1961; DSP Güneydoğu Raporu, 1987; SHP Raporu, 1990; Recep Tayyip Erdoğan Raporu, 1991; MÇP Doğu ve Güneydoğu Anadolu Raporu, 1991; SHP Nevruz Raporu, 1992; Adnan Kahveci Raporu, 1992; ANAP Raporu, 1993; Türkiye Büyük Millet Meclisi Göç Araştırma Komisyonu Raporu, 1997-1998; CHP Demokratikleşme ve İnsan Hakları Raporu, 1999; Algan Hacaloğlu Raporu, 2000; Saadet Partisi Raporu, 2009; AK PARTİ Demokratik Açılım Kitapçığı, 2010.

Değerli arkadaşlar, sevgili milletvekilleri; şimdi ben buna bir ek yapacağım. 30 Ekim 2014 tarihinde yapılan Millî Güvenlik Kurulu toplantısındaki çöktürme planı var. Çöktürme planı da aslında bu Cumhuriyet Dönemi’nde düzenlenmiş olan 29… Hani bizim ulaştığımız 29 rapor; aynı zamanda, gizli kapaklı kapılar ardında da çeşitli raporların düzenlendiğini bizler bilmekteyiz tıpkı sizler gibi veya devletin ilgili kurumları gibi. 30 Ekim 2014 tarihli Millî Güvenlik Kurulu toplantısındaki çöktürme planını da bu raporlardan ayrı düşünmemek gerekmektedir çünkü Millî Güvenlik Kurulunun bu toplantısının -ki cumhuriyet tarihinin sanırım en uzun toplantılarından bir tanesi, on bir saate yaklaşan bir toplantı- ismi “çöktürme planı” olarak basına yansıdı. Burada alınan kararların bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum ki eminim, herkes biliyor: 8-10 bin Kürt’ün öldürülmesi, 8-10 bin Kürt siyasetçinin tutuklanması, bir o kadarının yaralanması ve 300 bine yakın insanın da yerinden yurdundan göç ettirilmesi, aynı şekilde 8-10 kentin il ve ilçesinin de yakılması ve yıkılması. Bu ne? Kürt sorununun çözümü politikası.

Bu toplantının bir diğer uzantısı o dönemde 94 tane Kürt ilindeki Kürt kurumuna yani belediyesine kayyum atanması, iradenin gasbedilmesidir değerli milletvekilleri. Şimdi diyorlar ki: “Bizler Kürt düşmanı değiliz, Kürtler bizim kardeşimiz, canımız ciğerimiz.” falan filan. Bu cümle artık bizim açımızdan gerçekten de çok mide bulandırıcı bir hâl almış sevgili milletvekilleri; bunu demeyin bize artık, lütfen bunu bize söylemeyin.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sizin bu söylem daha mide bulandırıcı.

MENSUR IŞIK (Devamla) – Bize “Kürtler de Türkler gibi bir ulus, bir halk. Bu cumhuriyeti kuran iki temel halktan bir tanesi de Kürt halkıdır.” diyeceksiniz ve onun gereği neyse onu yapacaksınız. Yoksa kayyum atadığınız belediyelerdeki Kürtçe tabelaları Türkçeleştirmek değildir ya da işte, Kürt çocuklarına Kürtçe ana dilde eğitim veren okulları kapatmak değildir. Geçtik bunları, Afrin’e gidiyorsunuz, Afrin’deki hastanenin üzerinde yazan “…”(X) yani Afrin Hastanesi tabelasına düşmanlık değildir Sevgili Milletvekili, değerli milletvekilleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MENSUR IŞIK (Devamla) – Başkan, bir dakikada toparlayacağım.

BAŞKAN – Toparlayınız Sayın Milletvekili.

MENSUR IŞIK (Devamla) – O Kürtçe tabelayı kaldırıp Türkçe ve Arapça yazmak kardeşlik değildir.

Bakın, bu cumhuriyeti kuran 2 halk var, 2 temel halk var, diğer halklar da var elbette ama 2 temel ulus var. Bu cumhuriyeti kuran bu Meclisse bu Kürt meselesini en başta çözmesi gereken de Meclistir. Bu Meclis Kürt meselesini çözdüğü zaman, değerli milletvekilleri, emin olun, Türkiye'nin önünü alabilecek hiçbir şey olamayacaktır. Çünkü bu ülke bütün maddi ve manevi kaynaklarını Kürt sorununun çözümüne -tırnak içerisinde söylüyorum- “çözümsüzlüğüne” harcayan bir siyasal akla emanet olmuştur.

Ben bir kez daha buradan sizleri saygıyla selamlarken şu uyarıyı da son kez yapmak istiyorum: Ek vergiler ya da yeni vergiler getirmekle bu Kürt sorunundaki çözümsüzlüğe, savaş politikasına çözüm bulamazsınız.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) - Sorun senin kafanda, sorun senin kafanda.

MENSUR IŞIK (Devamla) – Aklıselime davet ediyorum, Kürt sorununun demokratik ve siyasal çözümüne davet ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Muş Milletvekili Mensur Işık’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, şimdi, konuşmasını yapan hatip, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında hazırlanmış olan “Kürt raporları” diye bir kısım raporlardan -1925’ten bugüne- bahsetmiştir. Fakat belirtmemiz gerekir ki bu raporların içerisinde Meclisin bizzat araştırma komisyonu veya araştırma vazifesi üzerine hazırlamış olduğu raporlar olduğu gibi, bunların dışında siyasi partilerin, Mecliste temsil edilen siyasi partilerin kendi bünyelerinde hazırlamış olduğu raporlar da -bu listede- sayılmıştır. Fakat başlangıçta bunların tamamının bir Kürt raporu olarak ifade edilmesini kabul etmemiz mümkün değildir çünkü bu raporlar bu şekilde adlandırılmamıştır. Doğu ve güneydoğuyu araştırma üzerine hazırlanmış olan raporlardır bunların tamamı. Burada yaşanan sıkıntılar, o dönemde gerçekleşen isyanlar ve bu bölgede yapılabilecek ekonomik, sosyal faaliyetlerle ilgili, yapılacak ıslahat çalışmalarıyla ilgili hazırlanmış raporlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada tarihî gerçeklerin saptırılmasını kabul etmiyoruz. Meclis tutanaklarına, bu raporların, bölgesel özellik taşıyan bir rapor olduğunu... Bunların, herhangi bir etnik grubu araştıran veya bunlar üzerine sanki bir sorun varmış gibi, yıllardan beri yapılmış bir çalışma varmış gibi Meclis kürsüsünden bu şekilde dile getirilmesine karşı çıktığımızı ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

47.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Muş Milletvekili Mensur Işık’ın 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki AK PARTİ Grubunu ve devletimizi töhmet altında bırakan iddialarını reddettiklerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatibin kürsüden grubumuzu, devletimizi töhmet altında bırakan bütün iddialarını reddediyorum.

Bakınız, her şeyden önce, bu ülkede huzur olsun, barış olsun diye bizim on yedi yıldan beri yaptığımız reformlarda maalesef bu noktada, huzur ve barış istediğini iddia edenlerin gerekli desteğini göremedik. On yedi yıldan beri “Partiler kapatılmasın.” diye anayasal düzenlemeler yaptık. Bakınız, on yedi yıl içerisinde hakkında kapatma davası açılan tek parti biziz. Ha, demek oluyor ki bahsedilen yanlış bir uygulama varsa bunların düzeltilmesi için ve vatandaşlarımız hür, özgür bir şekilde dilini, etnik kimliğini ifade etsin diye bir dizi yasal düzenlemeler yapıldı. Ama meseleye bu tür nefret söylemiyle ırkçı bir yaklaşım üzerinden yaklaşıldığında, sizden istirham ediyorum, tek bir dert var...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bakınız, söylediğimiz zaman cevap alamıyoruz ama çıkın “Petrol kuyularını kontrol altına aldık, gerekli güvencemizi sağladık.” diyenlere dönün bakın. Ortada net bir şekilde, Kürt vatandaşlarımızın özgürlüğünü, huzurunu, barışını isteyen değil, Orta Doğu’da Türkmenlerin, Kürtlerin, Arapların huzur ve barış içerisinde yaşamasına engel olmak isteyen ve orada bölge halklarının hakkı olduğuna inandığımız yer altı kaynaklarını emperyalist emellerine hizmet etmek için sömürmek isteyen emperyalistlerin hedefi var, onlara alet olmayın. Parçalanan imparatorluk coğrafyasındaki bütün halklar onun acı bedelini nasıl inim inim inleyerek ödemişse yarın Kürt vatandaşlarımıza, yine vatandaşımız olmayan Kürtlere kimsenin ödetmeye hakkı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Onun için, biz bir taraftan ulusal barışımızı güvence altına almak için çalışırken, ulusal birliğimizi “tek millet, tek bayrak, tek devlet ve tek vatan” ülküsüyle geleceğe taşırken diğer yandan da emperyalistlerle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Tekraren altını çiziyorum: “Deyrizor’daki petrol kuyusunu güvence altına aldık.” diyenlere lütfen hizmet etmeyin, oradaki Kürtlere ihanet etmeyin. Bu ihanet öyle ya da böyle bölgemizdeki yanan ateşe hizmet etmekten başka amaç gütmeyecektir.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Oluç…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Oluç…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Ne diyorsunuz? IŞİD’e mi teslim edilsin?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – IŞİD’i salanlara diyorum, IŞİD’i…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Salan değil, kaçıranlar; “kaçıranlar” diyeceksiniz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bakınız, IŞİD’le mücadele etmek için sizi kullanıyorlar.

BAŞKAN – Sayın Oluç, buyurun.

HÜDA KAYA (İstanbul) – “Onların güvencesini üstüne alanlar” diyeceksiniz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Cahil cahil konuşma be!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Cezaevindekini boşa salmadılar. Bunlara bizi ikna edemezsiniz.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bir kadın olarak ayıp! Aynaya bak!

BAŞKAN – Grup Başkan Vekiliniz söz istedi Hanımefendi.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ben milletvekiliyim, ne kadını? Milletvekiliyiz biz burada.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Aynaya bak. Bölücü konuşmayı biliyorsunuz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kadın-erkek ayrımı yapmayın, ben yapmıyorum.

HÜDA KAYA (İstanbul) - Fikir olunca kadınlık değişiyor mu Allah Allah?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Kadın-erkek yok, milletvekiliyiz burada.

BAŞKAN – Grup Başkan Vekilimiz söz istedi Sayın Milletvekili.

48.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve kardeşlik değil eşitlik olsun istediklerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir iki tane gerçekliğe işaret etmek istedim kısaca hatırlatmak babından: Biz burada Halkların Demokratik Partisi olarak çalışma yaparken elbette bizden önce çeşitli partiler bizim geleneğimizin berisinde duran partilerdi. Parti kapatmaktan söz ediyor Sayın Grup Başkan Vekili, el insaf; bizden önce 7 tane parti kapatıldı.

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) – On yedi yılda…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Adalet ve Kalkınma Partisine açılmış olan kapatma davası da tabii ki yanlıştı ama 7 tane parti Kürt sorunuyla ilgilendikleri için kapatıldı yoksa börtü böcek meselesiyle ilgilendikleri için değil. Bunu unutmayacaksınız.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – On yedi yıl önce.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bu, Türkiye'nin demokrasi tarihinde ayıplı bir şeydir ve siz de bunu unutmayın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bizden önce kapandı onlar.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Peki, siz şimdi parti kapatmıyorsunuz da ne yapıyorsunuz? Bakın, Halkların Demokratik Partisine yönelik sizin iktidarınızın her gün ama her gün yaptığı saldırıların haddi hesabı yok ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Burada gelip her gün konuşuyoruz, her gün il, ilçe yöneticilerimize gözaltı, operasyon, tutuklama, kongre çalışması yapanları tutuklama; yetmiyor, belediyelerimize kayyum atama, halkın iradesini çiğneme, seçmen iradesini yok sayma. Bütün bunları arka arkaya sıralasak… Yani o parti kapatan rejimlere gerçekten dua okuttunuz ya, sizin yaptıklarınız onlardan bin beter hâle geldi. Her gün yapıyorsunuz bunu ve biz her gün gelip burada bunu size söylüyoruz. Daha cumartesi günü 4 kayyum daha atandı, daha cumartesi atandı; 24’e çıktı. Yani her hafta 3’er, 4’er kayyum atayarak bir halkın iradesini yok sayıyorsunuz. Kim bu halk? Kürt halkı. Ya, Kürt halkı düşmanlık olarak algılıyor bunu diyoruz, “Yok, biz yapmıyoruz, kardeşiz.” diyorsunuz. Nasıl bir kardeşlik bu? İradesini tanıma, verdiği oyu tanıma, seçtiği yöneticileri hapse at ama “Biz kardeşiz.” de. Olmasın böyle kardeşlik, eşitlik olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MENSUR IŞIK (Muş) – Olmasın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – O zaman teröre bulaşmasın ya!

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum efendim.

Kardeşlik değil, eşitlik olsun istiyoruz. Onun için, lütfen hamaset yaparak bu meseleyi konuşmayın, gerçekleri konuşalım ve gerçekleri konuştuğumuz zaman bir çözüm bulabiliriz ancak, bunu da hep beraber bilelim.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde 4 önerge vardır. Okutacağım ilk 2 önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                    Tulay Hatımoğulları Oruç                               Mahmut Toğrul

                                          Şırnak                                                       Adana                                                    Gaziantep

                                   Necdet İpekyüz                                        Erol Katırcıoğlu                                            Oya Ersoy

                                         Batman                                                     İstanbul                                                     İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                   Turan Aydoğan                                         Bülent Kuşoğlu                                 Mehmet Bekaroğlu

                                         İstanbul                                                     Ankara                                                     İstanbul

                                    Alpay Antmen                                          Lale Karabıyık                               İlhami Özcan Aygun

                                          Mersin                                                       Bursa                                                      Tekirdağ

                                        Cavit Arı                                            Burhanettin Bulut                                       Burcu Köksal

                                         Antalya                                                      Adana                                             Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz hafta TÜİK işsizlik rakamlarını açıkladı. Ağustos ayı işsizlik rakamlarına göre -bunlar resmî rakamlar, biliyorsunuz, başka rakamlar da var açıklanan- işsizlik geçen yıla göre 980 bin kişi arttı, 4 milyon 650 bine ulaştı. Türkiye’de son bir yılda 230 bin kişi işsiz kaldı. 15 ve daha yukarıdaki yaşlarda işsiz sayısı ise 706 bin kişi arttı. İktidarın ekonomi politikaları tüm bu işsizliğin gerçek sebebidir ve bu ülkenin insanlarını, gençlerini ciddi anlamda umutsuzluğa ve çöküşe sürüklüyor.

Daha geçtiğimiz hafta burada yine konuştuk, İstanbul Fatih’te 4 kişi siyanürle intihar etti. Ardından, Antalya’da bir erkek kendisiyle birlikte 2 çocuğunu ve eşini siyanürle zehirleyerek öldürdü. Ardından, İstanbul Bakırköy’de bir kişi yine kendisinin yanında eşini ve çocuklarını siyanürle zehirleyerek öldürdü. Peki, bunun karşısında iktidarın yaptığı ne? Açıklama yaptı Sayın Bakan, dedi ki: “Siyanürü yasaklayan bir çalışma içindeyiz.” Tabii, halkın yoksulluğunun ve çözümsüzlüğünün çözümü olmak, buna çözüm üretmek yerine -kolay- siyanürü yasaklıyoruz. Tabii ki yasaklayın siyanürü ama asıl o şirketlerinizin, maden şirketlerinizin siyanürle altın işletmeciliği yapmasını yasaklayın; doğayı, havayı, gıdayı ve halkı zehirlemesine izin vermeyin.

Bakın, bu fotoğraf Kaz Dağları. Kaz Dağları Kirazlı Balaban mevkisinde bir madende 72,5 milyon ton kazı yapılacak ve bu altını ayrıştırmak için yılda ne kadar siyanür kullanılacak biliyor musunuz? 3.150 ton siyanür kullanılacak. Üstelik alan birinci derecede deprem bölgesi yani Kuzey Anadolu fay hattı zonu içinde yani sadece Kaz Dağları değil, aynı zamanda bütün memleket zehirlenecek.

İşte Fatsa. Bu da Fatsa’yı getirdiğiniz hâl. Şimdi de Fatsa’nın Yukarıbahçeler Mahallesi’ndeki Altıntepe Madencilik şirketi, kullandığı alanı yani siyanürle altın işletmeciliği yaptığı işletmenin kullandığı alanı 2 kat daha büyütmek istiyor. Fatsa halkı “Bizleri siyanürle zehirliyorlar, altını alıp gidecekler, bize zehirli toprak, su ve hava kalacak.” diyor. Evet, haklı ve siz şirketlerin kâr etmesi uğruna memleketi zehirliyorsunuz. O yüzden yasağı önce kendinize getirin, siyanürlü altın işletmeciliğini derhâl yasaklayın.

Değerli milletvekilleri, biz burada, kriz koşullarında halkın çıkarını düşünmek yerine, bu krize karşı halkı nasıl koruruz, bunun için kafa yormak yerine iktidar partisinin getirmeye çalıştığı yeni vergileri konuşuyoruz. Meclis gündemindeki yeni vergilerle iktidarın elde etmeyi hedeflediği toplam gelir 6 milyar; rantçılardan, faizcilerden, emek hırsızı sermayedarlardan teşvikler, indirimler, muafiyetler yoluyla almaktan vazgeçtiği vergi yaklaşık 195 milyar.

Bakın, bunlar, yarattığınız vergi adaletsizliğinin, gelir adaletsizliğinin sadece birkaç fotoğrafı. İşte bu, 1.150 odalı saray, bunlar da bu saraydan örnek alan el koyduğunuz halkın belediyelerinde kayyumlarınızın yarattığı saraylar. Çözüm, halkı umutsuzluğa sürükleyen şirketleri zenginleştirme, halkı yoksullaştırma politikalarınızdan derhâl vazgeçmenizdir. Yapılması gereken belli, krize karşı halkı koruyacak önlemler alınacak. Bunun için, temel ihtiyaç maddelerine şu ana kadar yaptığınız zammı geri alacaksınız.

İkincisi: Asgari ücretliden vergi kesintisine son verilmesi gerekir. Halkın en temel yaşamsal ihtiyaçlarından, gıdadan, elektrikten, sudan, doğal gazdan KDV’yi kaldırmak zorundayız. Çünkü memlekette zaten devletin topladığı vergilerin dörtte 3’ünü halk ödüyor. İşten çıkarmalar yasaklanacak, özelleştirilen tüm kamu hizmetleri derhâl kamusallaştırılacak. Krize karşı halkı koruyacak önlemler, acil yapılması gerekenler kısaca bunlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

OYA ERSOY (Devamla) - Son, bağlıyorum, ek süre rica edeceğim.

Şimdi, değerli milletvekilleri, 31 Mart seçimlerinde AKP, ülkenin toplam zenginliğinin büyük bölümünü üreten, ülke nüfusunun en yoğun olduğu, eğitimli nüfusun en yoğun olduğu illeri kaybetti, kentleri kaybetti üstelik 24 Haziran seçimlerinden tam dokuz ay gibi kısa bir süre sonra. Bu, halkın kendisini yoksulluğa, işsizliğe, güvencesizliğe mahkûm eden iktidara cevabıdır.

Buradan yerel yönetimlere çağrı yapmak istiyorum. Yerel yönetimlerin görevi, ekonomik kriz karşısında halkı korumaktır. Ülkedeki ekonomik kriz hiçbir muhalif belediyenin temel hizmetlere zam yapma gerekçesi olamaz. Bırakın zam yapmayı, özellikle halkı krizden koruyacak önlemler almak zorundadır. Örneğin, her haneye aylık 18 metreküp su parasız verilmelidir. Su haktır, belediyeler kamusal hizmetlerde kâr zarar hesabı yapamaz, böyle bir lükse sahip değildir.

Değerli milletvekilleri, bugün, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne dair de konuşmak isterdim ancak zamanım yetmedi, bundan sonraki konuşmalarda görüşmek üzere.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal.

Buyurun Burcu Hanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avukatlık Kanunu’na göre karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu vekâlet ücreti, hiçbir şekilde müvekkilin borcundan dolayı haczedilemez, mahsup edilemez; sadece ve sadece avukata ödenebilir. Ama getirdiğiniz bu 16’ncı maddeyle uygulamada sıkıntılar yaşanacak, karışıklıklar olacak. Nitekim Komisyonda Barolar Birliği temsilcisi de bu hususu ifade etmiş. Burada avukatlıktan gelen milletvekili arkadaşlarımız da var, onlar da Avukatlık Kanunu’nu çok iyi bilirler. O yüzden 16’ncı maddenin bu şekliyle geçmesi çok yanlış, öncelikle bunu ifade etmek istiyorum ama bu yasa teklifindeki tek yanlış bu değil, o kadar çok yanlış var ki hangi birinden bahsedelim.

Mesela konaklama vergisi getiriyorsunuz. Vatandaş zaten tatile gidemiyor, zar zor tatile giden de otel, motel, tatil köyü, kamping, apart gibi konaklama tesislerinde alacağı hizmet için konaklama vergisi alacaksınız. Âdeta vatandaşa “Konaklama!” diyorsunuz. Değeri yüksek meskenlerden değerli konut vergisi, internetten dijital hizmet vergisi alınacak. İnternetten konuta, Edirne’den Kars’a yine vergi yağmuru yağacak vatandaşa. Niye? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, tarihinde hiç olmadığı kadar borçlanacak. 70 milyar iç ve dış borç alacaksınız çünkü kasada para bitti, bütçe açık veriyor. Bakın, yıl boyunca 80 milyar lira açık vermesi planlanan bütçe, daha ağustos ayına gelindiğinde 85 milyar lira açık verdi. Açığı kapatmak için bedelli askerlik, imar barışı getirdiniz hatta ve hatta Merkez Bankasından 10 milyarlarca lira ek hazine geliri bile tahsis ettiniz ama buna rağmen açık kapanmıyor. Nasıl kapansın? İsrafı, gereksiz harcamaları kısmak yerine siz vatandaşa ek vergi getirerek bu açığı kapatamazsınız. Örtülü ödenekler, arkabahçeniz olan dernek ve vakıflara aktarılan milyoncuklar, tek bakan için kiralanan uçaklar, bir bakanlık müşavirinin altına çekilen trilyonluk arabalar olduğu müddetçe bu açık kapanmaz. Onlara gelince para var, emeklilikte yaşa takılanlara gelince para yok, çiftçinin desteklenmesine gelince para yok, besicilere, tavuk üreticilerine gelince para yok, “Batıyorum.” diyen esnafa gelince para yok, “Çocuğuma pantolon alamıyorum.” diyen babaya gelince para yok, “Geçinemiyorum.” diye haykıran işçiye gelince para yok. Maaşlara gıdım gıdım zam yapmayı çok görenler kendilerine gelince bakıyorum hamuduyla götürüyorlar.

Şimdi, asgari ücrete bakıyorum, 2005 yılında bir asgari ücret maaşıyla 17 gram altın alınabiliyormuş, bugün bir asgari ücretli maaşıyla 7 gram altını zar zor alabiliyorsunuz. Bakın, Avrupa’da, en düşük asgari ücret Yunanistan’da 721 euro, diğer bütün Avrupa ülkelerinde bin euronun üzerinde, hatta çok ciddi bir ekonomik kriz geçirmiş olan İspanya’da bile 1.050 euro ama siz Türkiye'de 2.020 lirayı bile asgari ücretliye lütuf olarak görüyorsunuz. BİRLEŞİK KAMU-İŞ Konfederasyonunun yaptığı araştırmaya göre ekim ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.625 liraya dayanmış, asgari ücretin bile üzerinde, yoksulluk sınırıysa 9.694 liraya dayanmış. Zamlar yağıyor yağmur gibi ama TÜİK’in ısmarlama rakamlarıyla enflasyon düşük gösteriliyor.

SGK öncesi doğum borçlanması bekleyen anneler, atama bekleyen öğretmenler, engelliler, kadro bekleyen geçici ve taşeron işçiler, statü değişikliği bekleyen üniversiteli işçiler, intibak yasası bekleyen emekliler, 669 sayılı KHK’yle okulları kapatılan askerî öğrenciler, malul sayılmayan gaziler ve bu toplumda görmezden geldiğiniz her türlü mağdurun sorunlarının çözümünü ne zaman bu Meclise getireceksiniz? Allah aşkına, seçim meydanlarında verdiğiniz sözleri de mi unutuyorsunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Getirmezler.

BURCU KÖKSAL (Devamla) - Özelleştirme, tek yaptığınız şey üretmeden tüketmek.

Bakın, bir örnek vereceğim: 2012’den 2019’a kadar 89 tane HES, 10 tane termik santral, 1 jeotermal santral, 1 gaz türbini ve 18 elektrik dağıtım şirketinin tamamını sattınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, bu Haydar Bey konuşmayı sabote ediyor. Hep sen konuşuyorsun Haydar baba!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben mi?

BAŞKAN - Evet, ben sana söyleyeyim, konuşuyorsun ve Burcu Hanım’ın hakkını gasbediyorsun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yok Sayın Başkan, bütün gruba yetişmeye çalışıyorum tek başıma.

BAŞKAN – Buyurun Burcu Hanım.

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Denizcilik İşletmelerine ait 15 limanı ve canım şeker fabrikalarının 10 tanesini sattınız; bunlar sadece sattıklarınızdan birkaçı. Şimdi, Sümerbanka ait, kalan tesisleri de özelleştireceksiniz. Yazık ki ne yazık! Babanızın çiftliği olsa bu kadar rahat satamazsınız.

Bugün bir eli yağda bir eli balda olanlara, sofrasından ejder meyvesi ile badem sütü eksik olmayanlara şair ne güzel söylemiş:

“Saraylar, saltanatlar çöker.

Kan susar, bir gün zulüm biter.

Menekşeler açılır üstümüzde,

Leylaklar da güler.

Bugünlerden geriye,

Bir yarına gidenler kalır,

Bir de yarınlar için direnenler.”

Genel Kurula saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) – Afyon’a rahat gidip gelebiliyor musunuz?

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Çok rahat gidip geliyorum, çok rahat. Sizin gibi sahadan kopmuyorum ben.

VEDAT DEMİRÖZ (İstanbul) – Elini vicdanına koy!

BAŞKAN – Haydar, seni sevdiğimden takıldım sana.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum. Ben de sizi seviyorum Başkanım.

BAŞKAN - Haydar Bey, sizi severim, eskiden beri çalışkan bir kardeşimizsiniz ama bir şeyler yapıyordunuz oralarda yani.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Karar yeter sayısının aranılmasını istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kabul etmeyenler…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Karar yetersayısı istendi.

BAŞKAN – Haydar, sen mi istiyorsun?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, daha rahat konuşabilmek için Vedat Bey’le; sizi rahatsız etmeyelim.

BAŞKAN – Karar yetersayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.22

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati:20.35

BAŞKAN : Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

16’ncı madde üzerinde aynı mahiyetteki önergelerin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin 16’ncı maddesinde yer alan "eklenmiştir” ibaresinin "ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                     Enez Kaplan                                                                                                               Ayhan Erel

                                         Tekirdağ                                                                                                                     Aksaray

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Aksaray Milletvekili Ayhan Erel.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesi üzerinde partim İYİ PARTİ adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hukuk devleti ilkesinin hukuki güvenlik, hukuki istikrar ilkeleri, aynı zamanda vergi hukukunun da ilkeleri olmak durumundadır. Vatandaşın dava açarken ve davalı sıfatıyla mahkemelerde kendisini temsil ettirmek için avukatla yapacağı ücret sözleşmesinde sözleşme özgürlüğünün asıl olması gerekmektedir. Getirilen vergiyle ekonomik yönden özgürlükler kullanılmaz hâle getirilmektedir. Bilindiği üzere, hukuk sistemimizde avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak hakiki ve hükmi şahıslar, adli ve idari yargıda kendilerini vekille, avukatla temsil ettirmek istediklerinde, yaptıkları hizmetin karşılığı olarak avukatlara ücret ödemek zorundadırlar. Müvekkilin avukata ödeyeceği ücret, Avukatlık Ücret Sözleşmesi’nde bağlanan avukatlık ücreti ve mahkemece avukatlık ücreti ücret tarifesine dayanılarak karşı tarafa hükmedilen vekâlet ücreti olmak üzere 2 çeşittir. Avukatlık ücreti, avukat ile müvekkil arasındaki özel ilişkiye dayanan, tarafların kendi aralarında düzenleyecekleri bir sözleşmeyle saptanan ücret olup mahkeme tarafından hükmedilen vekâlet ücretinden farklıdır. Bu durum, Avukatlık Kanunu’nun 163 ve 164’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 163’üncü maddede avukatlık ücretinin serbestçe düzenleneceği, 164’üncü maddenin son fıkrasındaysa dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir denilmektedir.

Aşağı yukarı hepimizin bir mahkeme kararı vardır elinde. Bu mahkeme kararına baktığımızda, kararın hüküm kısmında yargılama giderleri arasında aynı zamanda şöyle bir hüküm yer alabilir: Şu kadar vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine veya davacıdan alınarak davalıya verilmesi şeklinde hüküm kurulabilir.

Bu getirilen kanunla birlikte, günümüzde mahkeme tarafından takdir edilen avukatlık ücreti müvekkillerle avukatlar arasında hep tartışma ve çekişme konusu olmuştur. İşte, bu kanunla birlikte, bu mahkeme tarafından avukat lehine takdir edilen vekâlet ücretinin sanki doğrudan doğruya müvekkile ait olduğu yolunda bir izlenim yaratılmaktadır. Dolayısıyla, bu maddenin kanundan çıkarılması, zaten günümüzde var olan avukat-müvekkil çekişmesinin, çatışmasının sona erdirilmesine sebep olacaktır. Yoksa, mahkeme kararını eline alan müvekkil, buradaki vekâlet ücretinin davacıdan alınıp davalıya veya davalıdan alınıp davacıya verileceği şeklindeki hükmü görünce bu parayı avukattan talep etmektedir. Bu kanunla birlikte bu problem iyice çekilmez, aşılmaz bir hâle gelecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu Hükûmetin devede kulak değil, devede tüy bile sayılmayacak şekilde vergi kazanma yoluna gitmesi, bütçenin ne hâle geldiğini gerçekten göstermektedir. Bu işin uzmanları, hesabını kitabını yapanlar diyorlar ki: Bu kanunlarla birlikte yani bugün görüşmekte olduğumuz kanunla birlikte Hükûmetimiz, sadece bütçenin yüzde 2,5’una denk gelen bir miktarı karşılayabilecektir, o da tahminî. Yani attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değmiyor. Dolayısıyla gelin, bu sevdadan vazgeçin diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 16’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 16- 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesine ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.”

                                    Özlem Zengin                                     Mehmet Doğan Kubat                                       Recep Özel

                                           Tokat                                                      İstanbul                                                      Isparta

                                       Ali Özkaya                                                                                                               Orhan Yeğin

                                   Afyonkarahisar                                                                                                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşma talebi yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, 193 sayılı Kanun’un 94’üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında tevkifat yapmakla yükümlü olanlar arasında olmak kaydıyla, karşı tarafa yükletilen vekâlet ücreti üzerinden yapılacak gelir vergisi tevkifatının her durumda ödemeyi yapanlar tarafından yapılacağı, vekâlet ücretinin avukatlara ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda da tevkifatın ödemeyi yapanlarca yapılması gerektiği hususları netleştirilmektedir.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

16’ncı maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun, okuyun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                    Tülay Hatımoğulları Oruç                              Erol Katırcıoğlu

                                          Şırnak                                                       Adana                                                      İstanbul

                                   Necdet İpekyüz                                                                                                       Mahmut Toğrul

                                         Batman                                                                                                                    Gaziantep

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103’üncü maddesinde bir değişiklik içeren bir madde. Bu değişiklik, esas itibarıyla, vergi dilimlerine yeni bir dilim ekliyor. Yani 500 binden fazla geliri olanlardan yüzde 40 civarında bir vergi alınması, daha önce kullanılan vergi dilimlerine eklenmiş oluyor. Dolayısıyla da buradan şöyle bir tablo çıkıyor: Yani bu kanun teklifini de -ki benim anladığım kadarıyla, kanun teklifini hazırlayan arkadaşlar da bunu oldukça sık söylediler- vergide adaletsizliği önlemeye yönelik olmak üzere bir adım olarak değerlendiriyorlar. Doğrusunu isterseniz “Bu, gerçekten böyle bir adım mıdır?” derseniz bence ciddi bir soru işareti koymanız lazım. Çünkü bildiğimiz kadarıyla, bu ülkede gelir vergisinin neredeyse yüzde 83’ü, ücretlilerden yani çalışanlardan kesiliyor. Dolayısıyla da böyle bir maddeyle getirilecek olan şeyin sonuç olarak tabii ki bir katkısı olacaktır diyebiliriz belki ama ben bunun daha çok, daha ziyade Hükûmetin gelir ihtiyacını karşılamak üzere konmuş bir madde olarak düşünüyorum.

Şimdi, sayın vekiller, 1’inci partinin vekilleri genellikle 2018 veya 2019’u 2002’yle ilişkilendirerek konuşmayı çok istiyorlar, çok tercih ediyorlar ve bütün bütçe görüşmelerinde, bütün bakanlıkların bize sağladığı verilerden anladığım kadarıyla böyle bir karşılaştırma yapmak ihtiyacı hissediyorlar, 2002 ve tabii ki buradan. Yani “Biz iktidarı aldığımız 2002 yılından bu yana nasıl büyük başarılar elde ettik.” diye söylemiş oluyorlar veya söylemeye çalışıyorlar. Fakat arkadaşlar, konumuz olan vergi konusu -ki Türkiye'deki gelir dağılımıyla ilgili olarak konuşuyorum- Hükûmetinizin on yedi, on sekiz yıllık elde ettiği sonuç, Türkiye'deki gelir dağılımı itibarıyla baktığımızda, kusura bakmayın ama yoksuldan daha fazla almak zengine vermek biçiminde bir anlayışla sonuçlanmış gibi gözüküyor.

Bakın, size iki tane rakam vereceğim: 2002’de nüfusun yüzde 10’u servetin yüzde 68’ine sahip iken, 2018’de yine nüfusun yüzde 10’u servetin yüzde 81,2’sine sahip olmuş. Yani ne olmuş: 2002’yle 2018’i karşılaştırdığımızda toplumun zengin olan kesimi daha zenginleşmiş. Buna tersten bakarsak yani yüzde 90’ı ne yapmış diye baktığımızda, rakamların tersi tabii ki, yani 32,3’ten, yanılmıyorsam, yüzde 18,8’e düşmüş. Yüzde 90 yani toplumun yüzde 90’ının, nüfusun yüzde 90’ının…

Dolayısıyla da arkadaşlar, hani bırakın bugünün, bugünlerin karmaşasını, uyguladığınız ekonomi politikalarının sonucu ve sizin değiştiremeyeceğiniz sonucu -çünkü on sekiz yıllık bir faaliyetin sonucunda ortaya çıkmış olan sonuç- şu: Doğrusunu isterseniz yoksullara değil, daha çok zenginlere yarayan bir iktisat politikası izlemişsiniz diye düşünüyorum.

Şimdi, gelir dağılımının önemi şuradan kaynaklanıyor arkadaşlar, ben daha önce de söyledim bunu burada birkaç defa: “Gelir dağılımındaki bozukluk bütün kötülüklerin anasıdır.” desek çok yanlış bir şey söylemiş olmayız. Bir toplumda gelir elde eden insanlar arasındaki farklar uçurum hâline geliyorsa eğer, o toplumda her türlü fenalığı, her türlü kötülüğü görmemiz mümkündür. Dolayısıyla da bu kadar önemli olan bu kavram itibarıyla baktığımızda, demin söylemeye çalıştığım sonuçlar, halkımızın deyimiyle söylersek gerçekten “Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.” anlamında bir sonuç üretmiştir diye düşünüyorum. Dolayısıyla da bugün itibarıyla baktığımızda, bu vergi düzenlemesi de şu anda yaşadığımız gelir dağılımındaki sorunları çözebilme yeteneğine sahip değildir; bu bir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika verirseniz daha reel siyasetle ilgili birkaç şeyi de söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, geçen gün bütçe konuşmalarında da bu örneği vermiştim: Adalet ve Kalkınma Partisi, Güney Filipinler barış sürecinde -dinliyor musunuz- Moro İslami Kurtuluş Cephesi -ki bir terörist organizasyondu- ile Hükûmetin arasını bulan önemli bir işlev üstlendi ve gerçekleştirdi. Altını çizerek söyleyeyim: Bu çatışma, aşağı yukarı yetmiş seksen yıldır devam eden ve 120 bin ölünün olduğu bir çatışma ve bu çatışma, yanılmıyorsam 2019’un Ocak, Şubat aylarında, bu yılın başında bir anlaşmayla sona erdi.

Arkadaşlar, bunu niçin söyledim? Şunun için söyledim: Şimdi, sözcü arkadaşlar konuşurken genellikle polemik yapma ihtiyacı hissediyor ama bu mesele ciddi bir mesele, dolayısıyla da bunu da düşünmenizi öneriyorum.

Sayılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

MADDE 17 – 193 sayılı Kanunun 103’üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“MADDE 103 – Gelir vergisine tabi gelirler;

18.000 TL'ye kadar

%15

40.000 TL'nin 18.000 TL'si için 2.700 TL, fazlası

%20

98.000 TL'nin 40.000 TL'si için 7. 1OO TL, (ücret gelirlerinde 148.000 TL'nin 40.000 TL'si için 7.100 TL), fazlası

%27

500.000 TL'nin 98.000 TL'si için 22.760 TL, (ücret gelirlerinde 500.000 TL'nin 148.000 TL'si için 36.260 TL), fazlası

%35

500.000 TL'den fazlasının 500.000 TL'si için 163.460 TL (ücret gelirlerinde 500.000 TL'den fazlasının 500.000 TL'si için 159.460 TL), fazlası

%40

Oranında vergilendirilir. Ücret gelirlerinin brüt asgari ücrete tekabül eden kısmı gelir vergisine tabi değildir.”

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Lale Karabıyık                                              Cavit Arı

                                         İstanbul                                                      Bursa                                                       Antalya

                                    Alpay Antmen                                        Burhanettin Bulut                            İlhami Özcan Aygun

                                          Mersin                                                       Adana                                                     Tekirdağ

                                                                                                    Bülent Kuşoğlu

                                                                                                          Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Bursa Milletvekili Lale Karabıyık.

Buyurun Sayın Karabıyık. (CHP sıralarından alkışlar)

LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maalesef günümüzde siyasi iktidarın belli ve anlamlı bir vergi politikası yok. Güne göre değişen, ihtiyaca göre değişen bir durum arz ediyor. Zaten ekonomi yönetiminin vergi politikasının bir amacı, bir hedefi olsaydı mesela şu olabilirdi: Gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmak gibi bir hedef edinebilirdi. Veya ne olabilirdi? Toplanmayan vergilerle ilgili bir çalışma yapılabilirdi. Kayıt dışını kayıt altına alma konusunda bir çalışması olabilirdi. Ancak vergi paketlerinde böyle bir amacın olmadığı, bir politikasızlık örneği olarak bizim karşımıza çıkıyor.

Değerli milletvekilleri, aslında bütçenin de bir amacı yok, bir hedefi de yok. Yani bütçe, genel olarak ihtiyaç karşılama bütçesi olarak hazırlanıyor; bir iş bütçesi, bir sorun bütçesi asla değil, bir transfer bütçesi. Bu anlamda baktığınızda vergi paketleri de zaten bu doğrultuda devam ederek gidiyor. Vergi paketlerinin tek bir amacı var, politika olmadan sadece gelir toplamak, açığı kapatmak, o yılı kurtarmak ve işin içinden sıyrılmak. Tabii, durum, böyle olunca daha vahim bir hâl alıyor. Aslında vergi de, borçlanma da bütçenin açıklarının kapatılması için en çok kullanılan yöntemlerden bir tanesi ve bunu, şu andaki iktidar fazlasıyla kullanıyor.

Değerli milletvekilleri, merkezî yönetim borç stoku ne kadar olmuş, biliyor musunuz? 1,2 trilyona gelmiş dayanmış. Şimdi yeni bir vergi paketi geldi. Merkez Bankasından kârlar aktarıldı, zamanın önce yedek akçeler, hepsi aktarıldı; yetmedi. Müthiş bir bütçe açığı var, borçlanma miktarı da yetmedi, dediler ki: “Bir yerlerden vergi toplayalım. Oradan toplayalım, buradan toplayalım, biraz gelir bulalım.” Önceki yıllarda da böyle olmadı mı? Mamadan vergi almaya kalktılar, gazozdan vergi almaya kalktılar. Şimdi de işte çalakalem hazırlanan bir vergi paketiyle karşımızdalar.

Tabii, bütçe açığının sebepleri var. Hani, mesela itibar olarak görülen sarayın harcamaları yüksek ya da 18,9 milyar liraya dayanmış olan kamu-özel sektör iş birliğinin -işte köprülerin, barajların- sürekli eleştirdiğimiz finansman modelindeki geçmeyen yolcunun, gelmeyen hastanın karşılığı olan bir yük var. Başka ne var? Tekrarlanan seçimlerin maliyeti var ve sayabileceğimiz çok daha fazla şey. Mesela, SGK’nin muhteşem açıkları var. O eleştirdiğiniz dönem vardı ya, onun 2.500 katına çıkmış hem de 65 yaş o tarihte olmadığı hâlde, hem de ek ödemeler olmadığı hâlde, devletten destek olmadığı hâlde o dönemlerde; şimdi 2.500 katı. Değerli milletvekilleri, bunlar gerçekten ürkütücü rakamlar.

Peki, başka bir şey söyleyelim: Vatandaş yine biliyor, diyor ki: “Ben vergi veriyorum, hizmet almam lazım ama benden alınan vergi, yine borçların faizine gidecek; istihdama gitmeyecek, yatırımlara gitmeyecek, işsizlik bitmeyecek, istihdama dönüşmeyecek.” Yine, alınan borçların -100 liranın 17 lirası- faizine gidecek. Peki, siz ne yapıyorsunuz? Yeni yeni çalakalem vergiler getirmeye devam ediyorsunuz.

Aslında, bütçenin iş yapma tekniği de burada yanlış ve sorun çözme bütçesi olmadığını da az önce ifade etmiştim, aynı doğrultuda devam eden bir vergi paketini önümüzdeki günlerde de görmeyeceğiz diye bir sonuç çıkarmak mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının temel amacı, vergi adaleti ya da vergiye gönüllü uyumun sağlanması olamaz, bu mümkün değil; olsa olsa sadece gelir bulma, gelir elde etme olur. Aslında, bu madde yerine esas yapılması gereken şey neydi? Gelir adaletsizliğini ortadan kaldırmak için emekçinin üzerindeki yükü ortadan kaldırmak veya azaltmaktı. Amaç, böyle bir fayda sağlamak değil ama göz boyamaksa bu, had safhada zaten yapılıyor.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki vergilere baktığınızda, 2006 yılında yüzde 59’u dolaylı vergiydi, şu anda ise siz bunu artırarak dolaylı vergilerin toplam vergilerin içerisindeki oranını yüzde 63’e getirdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

LALE KARABIYIK (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

OECD ortalaması ise bunun tam tersidir. Peki, dolaylı vergilerin bu kadar yüksek olması, bir ülkede ne anlama gelir derseniz, şu anlama geliyor: Birincisi, vergi adaletsizliği var. İkincisi, gelir idaresi zayıf kalıyor anlamına geliyor. Bunları tekrar masaya yatırmak durumundasınız.

Sayın milletvekilleri, şu çok net ortada ki bütçenin yapılış tarzından da, vergi paketlerinden de, getirilen torba yasalardan da artık her şey tüketildi. Bütün oyunlar oynandı ve maalesef para yetmiyor. Yani ekonomi yönetiminin başarısızlığı had safhada ortada. Maalesef iktidar kendi başarısızlıklarını beğenir ve bunları çok iyi görüp alkışlar hâle geldi, bu da içler acısı bir durumu ifade ediyor.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Karataş, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- İstanbul Milletvekili Memet Bülent Karataş’ın, vefat eden Ahıska Türklerinin büyük dava adamı Yunus Zeyrek’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEMET BÜLENT KARATAŞ (İstanbul) – 1944 yılında bir kış günü Ahıska Türklerini sürgüne yollayan Stalin’in, 90 bin Ahıska Türkünü sürgüne göndermesiyle 17 bini şehit edilmiştir. Bu katliamı, soykırımı ve sürgünü Türk ve dünya kamuoyunda yaygınlaştıran Yunus Zeyrek ağabeyimiz, Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Allah’tan rahmet diliyorum, Türk milletine başsağlığı diliyorum, ailesine sabır diliyorum.

Ahıska Türklerinin haklı davasını Türk ve dünya kamuoyuna yayan Yunus Zeyrek’in davası, sonsuza kadar devam edecektir.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin 17’nci maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                     Enez Kaplan                                            İsmail Koncuk                                            Aytun Çıray

                                         Tekirdağ                                                     Adana                                                        İzmir

                                                                                                      Feridun Bahşi

                                                                                                          Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Feridun Bahşi.

Buyurun Sayın Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 17’nci maddesi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ahıska Türklüğünün davasının takipçisi Yunus Zeyrek’i rahmetle anıyorum, ruhu şad olsun.

Bu yasa teklifiyle iktidar, ekonomik krizin faturasını, vergi yükünü artırarak vatandaşa kesmektedir. Üstelik bunu sözde “Vergide adalet sağlanacak.” sözleriyle yapmaya çalışmaktadır. “Lüks konutlarda emlak vergisini artıyoruz.” diyerek güya lüksü vergilendirir gibi görünürken asıl yükü çalışanların ve dar gelirlilerin çektiği dolaylı vergileri artırmaktadır. Öte yandan, şirketlerin ödeyeceği kurumlar vergisini düşürmekte ve bundan sonra yapılacak düzenlemeler için Cumhurbaşkanına yetki vermektedir. Şimdi soruyorum: Cumhurbaşkanı bu yetkiyi kimin lehine kullanacaktır? Tabii ki, yandaş ve candaş şirketlere kullanacaktır.

Asgari ücretle çalışanlar dâhil olmak üzere, ücretli çalışan işçiler, memurlar haziran, temmuz aylarından itibaren artan vergi dilimine girerek daha çok gelir vergisi ödemektedir. Kurumlar vergisinin oranının düşürülmesi, bırakın vergide adaleti sağlamayı, tam tersine, vergide adaletsizliği daha da artıracaktır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kurumlar vergisi yok burada.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) - Bu durumda, yine, çok kazanandan az, az kazanandan çok vergi alınacaktır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tam tersi.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) - Vergide adalet demek, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması demektir. Nitekim, Anayasa’nın 73’üncü maddesinde “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.” denmektedir. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye, yıllardır bütün vergi yükünü ücret geliriyle yaşam mücadelesi veren dar gelirlinin omuzlarına yüklemiştir. Bu ülkede asgari ücretten bile vergi alınmaktadır. Asgari ücret, bir kişinin yaşamını idame ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu en az ücrettir ki ülkemizde uygulanan asgari ücret açlık sınırları içerisinde kalmaktadır. Bundan bir de vergi alınıyor ki varın asgari ücretli çalışanın hâlini siz düşünün. Asgari ücretten kaynakta kesme suretiyle vergi alıyorsunuz ancak şirketiniz varsa ve harcamalarınız karşısında kâr etmediğinizi beyan ederseniz vergi ödemiyorsunuz. Sizce bu durum adil mi?

Cumhurbaşkanı maaşına yüzde 26 zam yaparken işçi, memur maaşlarına yüzde 4 zam yapıyorsunuz ama doğal gazdan elektriğe pek çok hizmete ve temel tüketim mallarına da yüzde 50’den fazla zam yapıyorsunuz..

Değerli milletvekilleri, biraz önce söylediğimiz gibi, devlet doğrudan gelir ve kurumlar vergisini toplayamıyor, dar gelirliye yükleniyor ve günlük alışverişler sebebiyle KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerle acısını yine dar gelirliden çıkarıyor. Elektrikten petrole, doğal gazdan iletişime, yiyecekten giyeceğe, sigaradan içkiye tüm tüketim maddelerinin üzerine bindirilen ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergilerin yükü doğal olarak nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan dar gelirlilerin omuzlarındadır.

Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde doğrudan vergi oranı yüzde 60’larda iken bu oran ülkemizde tam tersidir. Bu durum korkunç bir adaletsizlik doğurmakta, dar gelirliyi daha fazla mağdur etmekte, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz duruma getirmektedir.

Değerli milletvekilleri, vergi gelirleri içindeki dolaylı vergiler payının bu derece yüksek olması elbette vergi adaleti bağlamında olumsuz bir parametredir. Vergi gelirlerimiz içerisinde gelir ve kurumlar vergisinin payı çok azdır. Bu durumun çaresi gelir ve kurumlar vergisi oranlarının düşürülmesi ve muafiyet sağlanması değildir. Bu durumun çaresi, gayrisafi millî hasılanın yüzde 20 ila 25'ini oluşturan kayıt dışı ekonominin azaltılması ve bu kaynaklardan etkin şekilde gelir ve kurumlar vergisi alabilmekten geçmektedir. Eğer Türkiye'de vergi alanında bir reform yapmak istiyorsanız çalışanların aleyhine olan bu adaletsiz yapıyı değiştirmelisiniz, çalışanlar üzerindeki vergi yükünü azaltmalısınız, vergiyi geniş kitlelere adil bir şekilde dağıtmalısınız. Bir ülkede adil hukuk sistemi ne kadar önemliyse adil bir vergi düzeni de o kadar önemlidir. Bir ülkede vergi adaleti yoksa yargı ve hukuk adaleti de olmaz diyorum.

Bu vesileyle, Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.05

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.26

BAŞKAN : Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

18’inci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Kemal Peköz                                          Necdet İpekyüz                                       Salihe Aydeniz

                                          Adana                                                      Batman                                                   Diyarbakır

                                     Semra Güzel                                             Murat Çepni                                           Kemal Bülbül

                                       Diyarbakır                                                     İzmir                                                       Antalya

                                                                                                         Sıdık Taş

                                                                                                             Siirt

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Batman Milletvekili Necdet İpekyüz.

Buyurun Sayın İpekyüz. (HDP sıralarından alkışlar)

NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesi üzerinde söz aldım.

Teklif kamuoyuyla paylaşılırken vergi sistemini daha adil hâle getireceğinden söz edilmekteydi, bu söz konusuydu, bu iddia edilmekteydi. Aslında muhalefet olarak gerçekten adil bir vergi sistemine ihtiyacımız olduğunu her seferinde söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda gerek Genel Kurulda birçok kez bu sorunu da gündeme getiriyoruz çünkü bize göre, vergi daha çok dezavantajlı kesimlerden alınmakta ve tabana yayılmamakta, Türkiye'deki en zenginlerden vergi daha az alınmakta.

18’inci maddedeki düzenlemeyse mükelleflerin vergiye uyumluluk sağlaması amacıyla yeni indirim ve teşvikler sağlamayı hedefliyor. Etkin, tarafsız bir denetim kurulmadan, böyle bir mekanizmayı işletmeden vergiye uyumluluk sağlamak çok güç çünkü adil ve eşit bir sistemin oturması için denetimin olması lazım, şeffaf bir sistemin ilerlemesi lazım. Ne oluyor daha çok bizde? Vergi indirimleri, çeşitli cezalara aflar ve ertelemeler. Bu olduğu sürece aslında toplumda büyük bir çoğunluk da tekrar bunu beklemekte ve mükellefler bunun geleceğiyle ilgili teşvikleri öngörmekte.

Peki, yaşamakta olduğumuz on yedi yıllık süreçte AKP iktidarı gelir dağılımından hiç sorumlu değil mi? Derinleşen bir eşitsizlik var. Az önce Sayın Katırcıoğlu da söyledi. Türkiye'de belli bir sayıdaki kesim giderek daha zengin olmakta, büyük çoğunluk daha yoksul olmakta ve gelirleri daha da düşmekte. Bu büyük çoğunluk dolaylı, dolaysız vergiyi her aşamada vermekte; bu azınlık ise birçok kez vergi aflarıyla, vergi indirimleriyle, vergi düzenlemeleriyle kurtulmakta.

Peki, Türkiye toplumunda ne olmakta? Büyük çoğunluk açlıkla karşı karşıya, yoksullukla karşı karşıya, işsizlikle karşı karşıya ve tümüyle öyle bir hâle geldi ki birçok kişi, içi yandığı için ve tabloyu gördüğü için, intiharlardan söz etmekte, şiddetin yaygınlaşmasından söz etmekte. Şiddete bağlı saldırıların, cinayetlerin, yoksulluk, işsizlik, açlık ve bu gelir adaletsizliği yüzünden ortaya çıktığını görmekteyiz. Ama arkadaşlar, şunu da biliyoruz: Bir taraftan bunlar olurken toplumun büyük çoğunluğu, yüzde 90’ına yakın kesimi bir mağduriyet yaşarken yüzde 10’luk bir kesim şatafat içinde yaşamakta ve lüks restoranlarda düzenledikleri, sosyal medyada paylaştıkları gösterilerle -adı neyse, bebek doğumlarından, nişanlarından, törenlerden- kendi inançlarını ve aslında, toplumdaki eşitsizliği giderek daha da yaralamaktalar. Hepimizin hayatı böyle iken, aslında tablolara baktığımızda, istatistiklere baktığımızda Türkiye’de yoksulluk giderek artarken, işsizlik giderek artarken tek avantajlı kesim var; büyük şirketler “beş” diye tanımlanan ve onların etrafında çalışan kesimler.

Peki, bu durumda ne oluyor? Bir de bakıyoruz ki bir kısım şeyler yetmezken krizle beraber, toplumda birçok şeyi muhalefet dile getirirken muhalefetin susması için “Vatan hainisin.” “Yapma bunu.” “Milliyetçi bir dönem var.” “Sesini çıkarma” “Teröristsin…”

Bir taraftan bakıyorsunuz ki göller kurutuluyor, bir taraftan bakıyorsunuz ki tarihî değerler yok ediliyor, bir taraftan bakıyorsunuz ki Munzur Dağları’nda birçok alan madenlere açılıyor, bir taraftan bakıyorsunuz bütün doğa tahrip ediliyor, tarih tahrip ediliyor ve öyle bir aşamaya geliyor ki insanların kendi dilini kullanabileceği mekanizmalar yok ediliyor. Bakın, kayyum, kayyum… Her seferinde söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Bismil Belediyesine atanan kayyum, ilk, oturduğu gibi “web” sayfasından “Kürtçe”yi kaldırıyor. Bununla ilgili yapılan düzenlemeler olduğu sürece, siz eşitliği yaraladığınız sürece, bu eşitsizliği açtığınız sürece, makası açtığınız sürece toplumda barış, adalet, hukuk, birçok şey yaralanmış oluyor.

Bunun için ne yapmak lazım? Gerçekten barıştan yana olmak lazım, daha adil olmak lazım, hukuktan yana olmak lazım. Bunu yapmadığınız zaman birçok şeyde siz kamuoyu vicdanını yaralamış oluyorsunuz, eşitsizliği daha da artırmış oluyorsunuz ve getirdiğiniz tek düzenleme sizinle beraber hareket eden büyük şirketlere, sizi kollayan firmalara yönelik oluyor ve toplumun büyük çoğunluğunu mağdur ediyorsunuz. Gelin, saraydan ısmarlama gelen yasalarla, kanunlarla değil, hep beraber, toplumun geniş kesimine hem barış hem huzur getirebilecek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Vekil.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – …hem de eşitsizliği giderebilecek daha iyi günler için hazırlık yapalım; bununla ilgili vergi düzenlemesi yapalım, bununla ilgili hukuksal düzenlemeler yapalım. Meclisin asıl görevi budur. Birileri için hazırlanmış yasalar, düzenlemeler değil, toplumun büyük çoğunluğu için eşitsizliği giderebilecek düzenlemeler yapmak gerekiyor bu konuda.

Hepinizi saygılarla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesindeki “yer alan” ibaresinin “bulunan” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                 Mehmet Bekaroğlu                                      Turan Aydoğan                                              Cavit Arı

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Antalya

                                    Lale Karabıyık                                          Alpay Antmen                                    Burhanettin Bulut

                                           Bursa                                                       Mersin                                                       Adana

                                   Bülent Kuşoğlu                                                                                               İlhami Özcan Aygun

                                          Ankara                                                                                                                     Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen? Yok.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gerekçe…

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metninin daha iyi anlaşılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

İYİ PARTİ Grubu madde üzerindeki önergesini çekmiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde 3 önerge vardır.

Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                            Ömer Faruk Gergerlioğlu                                   Kemal Peköz                                               Sıdık Taş

                                         Kocaeli                                                      Adana                                                         Siirt

                                      Murat Çepni                                            Salihe Aydeniz                                         Kemal Bülbül

                                           İzmir                                                     Diyarbakır                                                   Antalya

                                                                                                      Semra Güzel

                                                                                                        Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yeniden değerleme oranına ilişkin bir düzenleme olup bu oran Vergi Usul Kanunu 503 Sayılı Genel Tebliği’yle 2018 için yüzde 23,73 olarak belirlenmiştir. Amaç, vergi konusunun yeni değerini belirlemektir. Buradaki temel sıkıntı, genel uygulamanın dışında, demokratik teamüllere aykırı bir şekilde bir kişiye, Cumhurbaşkanına tek başına yüzde 50 oranında artırma ve azaltma yetkisi tanınmasıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinde yer alan "eklenmiştir” ibaresinin "ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                     Enez Kaplan                                        İmam Hüseyin Filiz                           Arslan Kabukcuoğlu

                                         Tekirdağ                                                  Gaziantep                                                  Eskişehir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                 Mehmet Bekaroğlu                                       Lale Karabıyık                                              Cavit Arı

                                         İstanbul                                                      Bursa                                                       Antalya

                                    Alpay Antmen                                        Burhanettin Bulut                            İlhami Özcan Aygun

                                          Mersin                                                       Adana                                                     Tekirdağ

                                   Bülent Kuşoğlu                                                                                                       Turan Aydoğan

                                          Ankara                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu.

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninin daha anlaşılır olması için önergemiz doğrultusunda değişiklik yapılması gerekmektedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metninin daha iyi anlaşılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde 3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin 20’nci maddesinde yer alan "değiştirilmiştir” ibaresinin "yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                     Enez Kaplan                                                                                                         Durmuş Yılmaz

                                         Tekirdağ                                                                                                                     Ankara

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninin daha anlaşılır olması için önergemiz doğrultusunda değişiklik yapılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir. Bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinde bulunan “yer alan” ibaresinin “bulunan” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Kemal Peköz                                           Salihe Aydeniz                                           Semra Güzel

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                Diyarbakır

                                        Sıdık Taş                                                Murat Çepni                                           Kemal Bülbül

                                            Siirt                                                          İzmir                                                       Antalya

                                                                                             Mahmut Celadet Gaydalı

                                                                                                            Bitlis

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                        Cavit Arı                                            Burhanettin Bulut                                    Turan Aydoğan

                                         Antalya                                                      Adana                                                      İstanbul

                                    Lale Karabıyık                                          Alpay Antmen                                       Bülent Kuşoğlu

                                           Bursa                                                       Mersin                                                      Ankara

                                 Mehmet Bekaroğlu                                                                                            İlhami Özcan Aygun

                                         İstanbul                                                                                                                     Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metninin daha iyi anlaşılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, partim ve grubum adına, görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesindeki önerge üzerine söz almış bulunmaktayım, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce şunu belirtmem gerekir ki ormanlar kim tarafından yakılırsa yakılsın, hangi sebeple kesilirse kesilsin, bunun adı vahşettir.

Bitlis’in Güroymak ilçesinin Çallı (Pertük) köyü ile Çayarası köyü arasında bulunan ormanlık alanlar asker ve korucular tarafından kesilmekte, hatta köylülere “Siz kesin, alın götürün; biz kesersek size odunları da vermeyiz.” diyorlar. Eskiden ağaç kesmek cezalandırılırdı, şimdi ağacını kesmeyen cezalandırılıyor. Bir taraftan “11 Kasım 11 milyon fidan” diye kampanyalar yapıp diğer yandan on binlerce ağacı kesen zihniyetle karşı karşıyayız.

Bitlis ilinde yapılan dikim, verdiğiniz tahribatın yüzde 1’ini bile karşılamamaktadır. Bitlis’te yok edilen ormanlara şahit olduk. Meclisin 1’inci grubuna sormak isterim: Ağaçlar ne zaman sizden kurtulacak? Sizin gidişiniz en çok doğaya yarayacak.

Değerli milletvekilleri, 24 belediye eş başkanımız görevden alındı. Belediye başkanlarının böyle mesnetsiz ve hukuksuz bir biçimde görevlerinden uzaklaştırılması, demokrasi ve halk iradesine yönelik doğrudan bir saldırıdan başka bir şey değildir. Görünüyor ki tükenmişlik, metal yorgunluğu; politik, sosyal ve ekonomik yetersizlik sizi daha otoriter, daha baskıcı bir şekle büründürmekte. Her ne olursa olsun, bugün iradesini gasbettiğiniz halk size yine gerekli cevabı demokrasi çerçevesinde verecektir, tabii ki demokrasiyi tamamen katletmezseniz.

Değerli milletvekilleri, maalesef, ekonomik anlamda tükenen ve iflas eden saray ve damat formülü, halkın talep ve isteklerini görmezden gelerek suni gündemler yaratmakta ve gerçeklerden kaçmaktadır. Sizin deyiminizle “bal, bal” diyerek nasıl ağız tatlanmıyorsa “Ekonomik kriz yok.” demekle, “İşsizlik yok.” demekle bunlar yok olmuyor, “Ekonomi iyi.” demekle de ekonomi düzelmiyor.

Saray, bakanlar ve tüm AKP milletvekilleri tek bir ağızdan, yurt dışına her gün yeni bir kınama mesajı yayınlamakta, 4 kardeşin ve 4 kişilik bir ailenin geçim dertleri sonrası intiharını da görmezden gelmekte. Son üç haftada 3 aile yok oldu. Kınanması gerekenin ne olduğunu anlamadığınız için de her zaman toplumu kutuplaştırmaya devam etmektesiniz. Bugün “savaş” yerine “barış” “refah” deseydiniz belki de insanlar canlarına kıymayacak, pazarlarda poşetler daha dolu olacak, ekonomik atılımlar daha hızla gerçekleşecek; Amerika’ya, Rusya'ya imtiyazlar vermek zorunda kalmayacaktınız. Fakat HDP olarak ilk gün de dediğimiz gibi, bu bütçeler savaş bütçesidir, bu savaşlar halkın sırtına vurulan yeni vergilerin habercisidir. Söylemlerimizin ne kadar isabetli olduğunu da şu an önümüze gelen kanun teklifinde net bir biçimde görmekteyiz.

Bizler vergide adaleti savunurken, herkesin geliri oranında vergi ödemesi gerektiğini dile getirirken, dolaylı vergilerin vatandaşa vurulmuş bir pranga olduğunu anlatmaya çalışırken sizler posadan su çıkarmanın yollarını arıyorsunuz ki bugün Dijital Hizmet Vergisi Kanun Teklifi’nizi sunuyorsunuz ve bu maddeyle de tek adam rejiminin gereği olan, artırma ve eksiltme yetkisini de tek kişiye bağlıyorsunuz. Bu da demokratik değerler açısından kabul edilemeyecek bir uygulamadır.

“Devlet vergi almasın.” demiyoruz, “Devlet vergiyi adil ve hakkaniyetle toplasın.” diyoruz. Yani yandaşın refahı yerine halkın refahı düşünülse bugün bambaşka bir ülkeyi konuşuyor olurduk. Bir ülkede bilimsel atılımlar yerine KHK’yle işlerinden atılanlar konuşuluyor ise, demokrasi konuşulmak yerine kayyumlar konuşuluyor ise, barış konuşulması gerekirken savaş konuşuluyor ise, adalet konuşulması gerekirken yeni cezaevleri inşaatları yatırım olarak konuşuluyor ise, refah yerine vergiler konuşuluyor ise o ülkede ne sosyal adalet vardır ne de sosyal bir devlet.

Değerli milletvekilleri, geçen hafta iktidarın küçük ortağından bir hatip damat Hazine Bakanını göklere çıkararak övgülerle bahsediyordu. Herhâlde ona da bir elma şekeri verilmiş olsa gerek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – Buradan ikaz edeyim: Elma şekeri yalarken tatlı, yerken ekşimsidir; işin sonunda da elinizde bir kazık kalır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime üç dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.44

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.47

BAŞKAN : Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----0----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 19’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 20 Kasım 2019 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Hayırlı akşamlar hepinize, sağ olun.

Kapanma Saati: 21.48



(X) 128 S. Sayılı Basmayazı 13/11/2019 tarihli 17’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(X) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.