TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           18’inci Birleşim

                                                                                  14 Kasım 2019 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, kayyum atamalarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, Filistin’de yaşanan son gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’nun, emekçiler yönünden Türkiye’nin ekonomik ve güncel durumuna ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasında kullandığı üslubu kendisine yakıştıramadığına ve iktidarın vazifesinin miting yapmak olmadığına ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, doğruları alkışladıklarına ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

6.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

7.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ili Payas Belediye Başkanı Bekir Altan, AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ Payas ilçe başkanları ile mahalle muhtarları ve Payas Küçük Sanayi Sitesi Başkanının Payas ilçesinin sorunlarını dile getirmek için Meclise geldiğine ilişkin açıklaması

8.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Giresun ilinde hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan’ın ve basın emekçileri Canan Coşkun ile Kazım Kızıl’ın gözaltına alındığına, bir babanın gözyaşlarını dindirmek varken gözaltına alınmasının ne adalete ne de vicdanlara sığacağına ilişkin açıklaması

9.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan Saniye Rıza Kız Yetiştirme Yurdu yerine yenisinin ne zaman yapılacağını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

10.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 15 Kasım Orta Doğu Teknik Üniversitesinin kuruluşunun 64’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Akpazar beldesine kayyum atanmasıyla gasbedilen belediye sayısının 20’ye yükseldiğine, kayyumların gideceğine egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olacağına ilişkin açıklaması

12.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz’un, Şanlıurfa ilinde 20. Zırhlı Tugay Komutanlığının cephaneliğinde meydana gelen patlamada yaralanan askerlere Allah’tan şifa dilediğine, kapatılan hastanelerin personel, cihaz ve araç bakımından güçlendirilerek yeniden hizmete açılmasının vatandaşların mağduriyetini gidereceğine ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, çiftçilerin kazanamadığına, geçinemediğine ve borcu borçla kapattığına ilişkin açıklaması

14.- Niğde Milletvekili Selim Gültekin’in, Türkiye’nin 1 Ocak 2018 tarihinde Uluslararası İlaç Denetim Birliği üyeliğine kabul edilmesiyle ülkemizde üretilen ilaçların kalitesinin ve güvenliğinin tescil edilip ilaçların dünya pazarına açılmasının önündeki teknik engellerin ortadan kalktığına ilişkin açıklaması

15.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, Devlet Tiyatrolarının kuruluşunun 70’inci yıl dönümü vesilesiyle 70 kadro açılmasını Kültür ve Turizm Bakanından talep ettiğine, 14 Kasım Ahıska Türklerinin sürgüne gönderilmesinin 75’inci, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

16.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, AK PARTİ hükûmetlerinin 3 Kasım 2002 tarihinden bugüne demokrasinin ve millî iradenin güçlendirilmesi yanında ülkenin kalkınması ve büyümesi için çalışmalarını sürdürdüğüne, öğrenim kredisi ve bursu rakamlarının yeniden belirlendiğine ilişkin açıklaması

17.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, atama bekleyen engelli öğretmenlerin tamamının atanması ile şimdiye kadar yapılan atamalarda hiç kontenjan açılmayan bölümlerle ilgili çalışma yapılması konularında Millî Eğitim Bakanından hayırlı haber beklediklerine ilişkin açıklaması

18.- Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven’in, 11 Kasım Millî Ağaçlandırma Günü’nde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen 11 milyon fidan dikimi kampanyasının Çorum ilinde bir saatte 303.150 fidan dikilerek rekorla taçlandırıldığına ilişkin açıklaması

19.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Mustafa Balbay’ın “Bitmeyen Deniz Gezmiş” adlı kitabının Meclis yerleşkesine alınmasının nasıl bir güvenlik zafiyeti doğurduğunu ve kitabın yazarı 24’üncü Dönem İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın da mı Meclise girmesinin yasaklanacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

20.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Grup Yorum’un, Mustafa Koçak ve Mesut Şerifoğlu’nun sürdürdüğü açlık grevleri konusunda Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden açıklama beklediğine ilişkin açıklaması

21.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, işleri durma noktasına gelen esnafın mağduriyetine ilişkin açıklaması

22.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, 21 Ocak 2019 tarihinde Kerç Boğazı’nda çıkan yangında Türk mürettebattan 4’ünün yaşamını yitirdiğine, 4’ünün ise kayıp olduğuna, Türk denizcilerinin ailelerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın, Kilis halkının göç etmeye mahkûm edildiğine, AKP Hükûmetinin Kilis ilinin sorunlarına müdahale etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Kahramanmaraş ilinde kaçıp giden müteahhitlerin vatandaşları zor durumda bıraktığına ve yarım kalan evlerini kendi imkânlarıyla bitirmek isteyen vatandaşlara izin verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

25.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, Türkiye’nin lider traktör üreticilerinden Uzel Traktör Fabrikasının iflas etmesiyle işsiz kalan işçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

26.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesi Balçıkhisar köyü ile Dinar ilçesi Göçerli köyünde büyükbaş hayvanlarda kuduz hastalığı tespit edildiğine, Karayollarında çalışan taşeron işçilerin maaşlarının düzenli ödenmesini beklediklerine ilişkin açıklaması

27.- Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde İzlanda’yla mücadele edecek olan A Millî Futbol Takımı’mıza başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

28.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 14 Kasım Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 75’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

29.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Grup Yorum üyelerinin açlık grevi eylemlerini sürdürdüğüne ve halkın sanatçılarına yönelik saldırıların son bulması gerektiğine ilişkin açıklaması

30.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, 14 Kasım Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 75’inci yıl dönümü ile 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’ın resmî davetlisi olarak gerçekleştirdiği ziyarette vuku bulan olaylar ile ağır hakaretler içeren mektubu ABD Başkanı Donald Trump’a takdim etmesine ve Patriot füzelerine ilişkin basın açıklamasına, İYİ PARTİ Genel Başkanı Meral Akşener’in “Göreceksiniz, S-400’leri alacaklar ama kullanamayacaklar.” ifadesinde haklı çıktığına ilişkin açıklaması

31.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, vefat eden Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın resmî davetlisi olarak gerçekleştirdiği ziyarete ve görüşmelere, ABD’nin terör örgütü PKK/YPG’ye destek vermeye devam etmesi hâlinde Türkiye’nin hak bildiği yolda ilerleyeceğine, FET֒yle mücadelenin Türk-Amerikan ilişkilerinin hassas konularından olduğuna, Türkiye’nin dostluğunun değerli düşmanlığının ise tehlikeli olduğuna ilişkin açıklaması

32.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, polisin HDP Antep il ve Şahinbey, Şehitkamil ilçe örgütlerine düzenlediği baskında 57 kişiyi gözaltına aldığına ve bu olayın demokratik siyasete ağır bir saldırı olduğuna, Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümünün aydınlatılması için hukuk mücadelesini sürdüren baba Şaban Vatan ile basın emekçileri Canan Coşkun ve Kazım Kızıl’ın gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğuna, 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü’ne, Maliye Bakanlığının ekonomi aleyhine algı oluşturmaya çalışanlara karşı hukuki süreç başlatacağına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan IŞİD’li sayısına yönelik ifadelerinin hangisinin doğru olduğunu öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması

33.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Dışişleri Bakanlığı sayfasında yer alan Ermeni din görevlisinin öldürülmesine ilişkin bilgilendirmeye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın resmî davetlisi olarak gerçekleştirdiği ziyarete ve görüşmelere, Amerika Birleşik Devletleri nezdinde Amerika-Türkiye ilişkilerinin Amerika-Suudi Arabistan ilişkileriyle, Amerika-Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerle aynı tutulmasını Türkiye’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve milletin hak etmediğine ilişkin açıklaması

34.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika ziyaretinin tüm dünyanın yakından takip ettiği önemli sonuçları olan bir görüşme olarak tarihe geçtiğine, terör yandaşlarının saldırısına uğrayan TRT haber muhabiri Tuna Şanlı’ya geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve ifade özgürlüğünü hedef alan bu saldırıya karşı partilerden ortak tavır beklediklerine, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ne, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı, 14 Kasım Iğdır ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümüne, vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması

35.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması

36.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun Vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması

37.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Cumhuriyet Halk Partisinin Suriye meselesinde ve millî meselelerdeki desteğini samimi bulmadıklarına ilişkin açıklaması

38.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye’nin bölgenin en güçlü ülkesi olarak görüşmelere, müzakerelere, diplomasiye devam edeceğine ilişkin açıklaması

39.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın “Türkiye korsan devlettir.” ifadesini hangi milletvekilinin söylediğini belgeyle kendisine sunmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

40.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan IŞİD’li sayısıyla ilgili herhangi bir cevabın verilmediğine ilişkin açıklaması

41.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Kahramanmaraş Belediye Başkanının hiçbir art niyet taşımayan ve kastını aşan ifadelerinden dolayı Trabzonlulardan özür dilediğine ilişkin açıklaması

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Kahramanmaraş ile Trabzon’un kardeş şehirler olduğuna, kastını aşan ifadelerinden dolayı özür dilediği için Kahramanmaraş Belediye Başkanına teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

45.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle yasaların kadın lehine güçlenmesi için farkındalık oluşturmaya çalıştıklarına ilişkin açıklaması

46.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Kredi Garanti Fonu’nun küçük ve orta büyüklükteki işletmelere verdiği kefalet ve üstlendiği sorumlulukla bu işletmelerin daha fazla banka kredisi kullanabilmelerini sağlayarak ekonomik büyüme ve kalkınmaya katkı verdiğine ilişkin açıklaması

47.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, Adıyaman ili Palaş köyünün kuduz hastalığı emarelerinin tespit edilmesi üzerine altı ay süreyle karantina altına alındığına ilişkin açıklaması

48.- Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ın, vatandaşların sağlıklı ulaşım sağlayabilmeleri için Gaziantep il ve ilçelerinin yol sorununun ivedilikle çözülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

49.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, Meclisin dijital altyapısı, bilgisayarları ile internet hatlarının çalışmaz durumda olduğuna ilişkin açıklaması

50.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Trabzon ili Düzköy ilçesi Haçka Yaylası’nda gerçekleştirilen yıkım operasyonunda halk ile kolluk kuvvetlerinin karşı karşıya geldiğine ilişkin açıklaması

51.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, iktidarın kapanmayan bütçe açığını üst gelir grubuna değil geçim derdine düşmüş vatandaşın sırtına yüklemeye kararlı göründüğüne ilişkin açıklaması

52.- Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya’nın, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ne ilişkin açıklaması

53.- Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın, TBMM’nin iradesine kayyum atayan RTÜK’ü kınadığına ve belediyelere kayyum atayanları da milletin iradesine saygıya davet ettiğine, öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen üniversite mezunu gençlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ve güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılan öğretmenlerin göreve başlatılamadığına ilişkin açıklaması

54.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, İstanbul Şehir Üniversitesinin zor günler geçirdiğine ilişkin açıklaması

55.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, tamamlanamayan Mersin İmam-Hatip Lisesi inşaatının Millî Eğitim Bakanlığı tarafından devralınarak bitirilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

56.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Kahramanmaraş ili Pazarcık Ovası’na cüruf alanı yapılarak yurttaşların göç etmesinin mi istendiğine ilişkin açıklaması

57.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, küresel ısınmanın, iklim krizinin nedeni olan termik santrallerinin tümüyle kapatılması gerektiğine ilişkin açıklaması

58.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, her yıl yenilenecek sağlık ve psikoteknik muayene raporlarının yanı sıra SRC belgesini almaya hak kazananların ticari araç kullanma hakkına sahip olması gerektiğine ilişkin açıklaması

59.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, eğitimde bir neslin yok edildiğine, Hatay ilinin Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından itibaren Suriyelileri misafir etmesi sonucu yaşanılan mağduriyetin giderilebilmesi için Millî Eğitim Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

60.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in Mersin İmam-Hatip Lisesi inşaatıyla ilgili yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

61.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

62.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Burhanettin Kocamaz’ın Belediye Başkanlığı döneminde Mersin İmam-Hatip Lisesi inşaatının durdurulduğuna ilişkin açıklaması

63.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

64.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve kamunun vicdanını yaralayan Rabia Naz olayının araştırılmasının tüm milletvekillerinin sorumluluğu olduğuna ilişkin açıklaması

65.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, camilerin eklentilerini satışa çıkaracak hâle gelinmiş olmasının vahim bir durum olduğuna ve Zağnos Paşa Camisi’ne dokunulmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

66.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Zağnos Paşa Camisi’nin mülkiyetinin Maliye Bakanlığına devredildiğine ilişkin açıklaması

67.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

68.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

69.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

70.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, Başkanlık Divanı olarak vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, maddelerle ilgili söz istenildiğinde verilen ek bir dakikalık süreyi uzatmayacağına ve konuşmanın içeriğini milletvekillerinin takdirine bıraktığına ilişkin açıklaması

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128)

 

 

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017-2019 yılları arasında yıllar bazında Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarca yapılan ve daha sonra iptal edilen ihalelere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/20590)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, su yönetiminde karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/20594)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 10 Nisan 2019 itibarıyla Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda taciz ve tecavüz nedeniyle yapılan şikayetlere ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/20595)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Nisan 2019 itibarıyla Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda mobbing nedeniyle yapılan şikayetlere ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/20598)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Nisan 2019 itibarıyla Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda su ve enerji israfının önlenmesine yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/20599)

6.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2016-2019 yılları arasında Bakanlık tarafından cam kumbara sayısının artırılmasına yönelik olarak yürütülen projelere ve toplanan atık camların akıbetine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin cevabı (7/20604)

7.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, TBMM Yerleşkesinde yaşanan intihar girişimlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/20704)

14 Kasım 2019 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya) Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.01

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, kayyum atamaları hakkında konuşmak isteyen Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’a aittir.

Buyurun Sayın Danış Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, kayyum atamalarına ilişkin gündem dışı konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyoruz.

Evet, konumuz kayyum, kayyum darbesi. Çünkü her gün sabah uyandığımızda birkaç belediyemize el konulduğunu, gasbedildiğini yeniden öğreniyoruz. Aslında şuraya bakmak lazım: Bir iktidar, neden kayyum uygulamasından medet umar? Çünkü iflas bayrağını çekmiştir artık. Yönettiği halk giderek yoksullaşıyorsa, çaresizliğe sürükleniyorsa, sistem tükenmişse, hazine boşalmışsa güveneceği hiçbir şey kalmamış demektir. Aslında kayyum darbesi, iktidar partisinin iflas bayrağını çekme anlamından başka hiçbir şey değildir. Bugüne kadar sahte delilleri, dava dosyalarını çok anlattık.

Sayın Başkan, o kadar gürültü var ki…

(Uğultular)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, hatip kürsüde, konuşmasını yapıyor. Lütfen sessizliği sağlayalım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Size 2 belediyemizin eş başkanlarının dava dosyasından sahte 2 delili açıklamakla başlayayım. Selçuk Mızraklı hakkında bir itirafçı tanık beyanı var. Üç yıldır cezaevinde, seçime on gün kala ifadesi alınıyor Selçuk Bey aleyhine ve bu zat -adı bizde saklı, isteyene verebilirim- diyor ki: “Ben aynı hastanede çalışıyordum, işte, şunu yaptı.” Bir ameliyattan söz ediyor. Dün, avukat arkadaşların başvurusuyla SGK kayıtlarında, o hastanede çalışmadığı ortaya çıktı yani biz sahte ve gerçek dışı olduğunu biliyorduk ama resmî kayıtlarla da o itirafçı tanığın bir sahteciliğe ikna edildiğini ve sonra da ödülünü aldığını ve tahliye edildiğini ifade etmek isterim.

Diğer bir belediyemiz, 17 Eylülde tutuklanan Yüksekova Belediyesi Eş Başkanlarımız Remziye Yaşar ve İrfan Sarı aleyhine ifade veren “S.K.” isimli şahıs, kaç yıldır cezaevindeymiş biliyor musunuz? Dokuz yıldır.

Keşke dinleseniz… Fotoğraf çektirmek güzel bir şey ama burada kayyumu anlatıyorum ve gerçekten çok önemli bir şey söylüyorum.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Dinlerim dinlemem, o benim sorunum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bir daha söylüyorum: Yüksekova Belediyesi Başkanlarımız aleyhine ifade veren “S.K.” isimli şahıs, dokuz yıldır cezaevindeymiş, dokuz yıl arkadaşlar. Ve dokuz yılın sonunda gidip bir ifade alıyorlar Yüksekova Belediyesi Eş Başkanları aleyhine ve şu anda o gerekçeyle arkadaşlarımız tutuklu. Ya “sahtecilik” kavramı karşılamıyor, sahte delil üretiliyor. Kayyum atamaya meşruiyet kazandırmak için bu deliller yaratılıyor ve bütün dava dosyaları bu şekilde.

Halkımıza söylüyorum: Bakmayın iktidar partisinin her gün bize “saldırı, terör, terörizm” üzerinden sataşmalarına. Kendilerinin ellerinde bile veri yok. Sahte ifadelerle -isimler, dosyalar ortada- belediye başkanlarımız tutuklanıyor. Neden? Çünkü kayyum atamaları lazım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Öyle değil ama.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Ben size anlattım Sayın Turan.

Diğer bir mesele var: Yolsuzluk. Kayyum atamanın diğer adı yolsuzluklara devam etme isteğidir.

Değerli milletvekilleri, bu yolsuzlukları size çok anlattık. Bu, bizim kazandığımız belediyeler. Bu, büyükşehir belediyesinin banyosu. Hanginizin evinde böyle bir banyo var bilmiyorum, fiyatını da birazdan söyleyeceğim; 1,5 milyona bir banyo yapılmış.

Şu, Sur Belediyemizin, bir ilçemizin banyosu arkadaşlar. Kayyum, kendisine bolca banyo inşa etmiş.

Şu, bizim oy oranımız; yüzde 77’den başlıyor kayyum atanan belediyeler. Yüzde 77’den başlayan oylarla kazandığımız belediyelere kayyum atanıyor. İşte “Halk iradesinin gasbıdır.” derken bunu söylüyoruz.

Bu manzara, Diyarbakır HDP il binasının önü. Aylardır kolluk gücü hem belediye binamızda hem kayyum atandıktan sonra belediyelerin etrafında darbeci olarak, aslında darbeyi yürütenler olarak orada nöbet tutuyorlar, bizim siyasi faaliyetlerimizi engelliyorlar ve her gün bu görüntüyü biz il binamızın önünde görüyoruz. İlimize gidemiyoruz çünkü yol kapatılıyor, fiilen parti çalışılamaz hâle getiriliyor.

Birkaç rakam: Ne yapmış kayyum? Binlerce var, 3 tanesini söyleyeyim: Bismil Belediyesi kayyumu, kendi binasını Emniyete devretmiş arkadaşlar, belediye binası yok Bismil’de. Yolsuzluğu, hırsızlığı o kadar abartmış ki belediye binasını hibe etmiş. Yine başka bir belediyemiz, Van Belediyesinde kayyum, halıyı götürmüş, halı yok ortada, yani belediye başkanlarımız seçildikten sonra halıyı almış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, sözlerinizi bağlayın lütfen Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Diyarbakır Belediyesi bütçesinden 1 ton 600 kilogram fıstıklı kadayıf yenmiş, 92 bin TL tutarında fincan takımı hediye edilmiş. Kime acaba? Bu fincan masrafı, 460 ailenin bir aylık masrafıdır. Belediye makam odası ve lüks banyo için 2 milyon 127 bin 725 lira harcanmış.

Bir de Van Valisi var, Van kayyumu var. Ne yapmış? Bazı bakanlara verdikleri hediyeleri -burası önemli arkadaşlar- faturalandırmış. Hediyeleri faturalandırmış ve bu faturaların tutarı 600 bin TL’den fazla. Neymiş? Gümüş ve altın hediye etmiş.

Şimdi, şu görüntü, kamuoyuna çok yansıdı, İçişleri Bakanının, kendisine hediye seçerkenki görüntüleri. Açıklama yaptılar, dediler ki: “Biz kesinlikle hediye almadık.” Biz buna itibar etmek istiyoruz, ediyoruz da diyelim, varsayalım. Peki, bu faturalar ne? Hangi bakanlara ne kadarlık hediye verildiği faturalandırılmış. Ya faturalar sahte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Danış Beştaş, bağlayın sözlerinizi lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, ortada 2 seçenek var, 3’üncü seçenek yok. Bu yüz binlerce liralık altın ve gümüş hediye edilmişse sorun yok, hediye edilmiş. Eğer hediye edilmemiş ve faturalandırılmışsa kayyum daha büyük bir yolsuzluğa daha imza atmış. Türkiye yurttaşlarının bunları duymaya hakkı var. Kayyum, sadece yolsuzluk, hırsızlık, halka karşı kendi lüks odalarında şatafat içinde orada gününü gün ederken yüz binlerce, milyonlarca insanın iradesi de ayaklar altına alınıyor. Kayyum, demokrasiyle bağdaşmaz; kayyum, hukukla bağdaşmaz; kayyum, asla asla seçme ve seçilme hakkıyla bağdaşmaz. “Kayyum bir darbedir.” dedik ve iktidar da darbeci olarak tarihe geçiyor. Tarihe geçmekten vazgeçmek istiyorsa hâlâ yolu var; yol yakınken gelin şu belediye başkanlarımız görevlerine devam etsin ve yeni belediyelerimizden de ellerinizi çekin diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

Buyurun Sayın Turan.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, kayyumla ilgili tartışmaları dün çok uzun yaptık, o yüzden bugün tekrar girmeyeceğim fakat hediye konusuyla ilgili şunu söylemek isterim ki: Daha önce Sayın Bakan ve ekibi bununla ilgili açıklama yaptılar Sayın Başkanım.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Fatura nerede, onu soruyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, Filistin’de yaşanan son gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Filistin’deki son gelişmeler hakkında konuşma yapmak isteyen Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’a aittir.

Buyurun Sayın Karaduman. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün Gazze’ye yapılan alçak saldırıda şehit olan Filistinlilere Allah’tan rahmet diliyorum. Terör devleti İsrail’i bir kere daha lanetliyorum. Filistinli Komutan Baha Ebu’l Ata’nın şehadetini de buradan selamlıyorum.

Yeryüzünde yaşayan bütün insanların güzel ve yaşanabilir bir hayat istemeleri elbette ki haklarıdır ancak ırkçılık, yaşanabilir bir hayatı sadece belirli bir grubun hakkı olarak gören sapkın bir anlayıştır. Irkçı ideolojiler, başkalarının dünyasını cehenneme çevirmek pahasına dünyada kendi cennetlerini inşa etmeye çalışırlar. Irkçılığı yeryüzünde devlet politikası hâline getirmiş organize yapılardan biri de hiç şüphesiz işgalci İsrail devletidir.

Emperyalist paylaşım savaşı olan Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 2 Kasım 1917’de dönemin İngiltere savaş kabinesi Bakanı Balfour’un Siyonist temsilci Rotschild’e yazdığı mektup, Filistin topraklarının işgalini resmen başlatan bir hadisedir. Tarihe “Balfour Deklarasyonu” olarak geçen bu mektubun ardından Filistin topraklarına İngiltere himayesinde Yahudi göçü başlatılmıştır. Filistinliler buna karşı koymaya çalıştılarsa da işgal engellenememiştir. Nihayetinde ırkçı emperyalizmin hizmetkârı konumunda İngiltere başta olmak üzere küresel güçlerce 1948 yılında işgalci İsrail devleti kurulmuş ve ne hazindir ki İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman ülke, Türkiye olmuştur.

Küresel güçlerin taşeronluğunu yapan iş birlikçi yönetimler, Orta Doğu’daki savaş ve çatışma süreçlerinde önemli roller oynayarak İsrail’in bölgede güçlenmesine sebep olmuştur. Körfez Savaşı, 28 Şubat darbesi, Irak’ın işgali, Arap Baharı süreci, devamında Mısır darbesi ve Suriye’deki iç çatışma; bütün bu gelişmelerin sonucunda işgalci İsrail devleti korunmuş, işgale karşı gelebilecek bir otoritenin oluşması engellenmiştir.

Gelinen süreçte işgal devleti, saldırılarını artırmış, Filistinlileri açlığa ve misket bombalarına mahkûm etmiştir, günden güne sınırlarını genişlettiği işgali ve katliamları olağanlaştırmıştır. Daha dün Gazze’ye saldıran terör devleti, onlarca Filistinliyi çocuk, yaşlı ve kadın demeden katletmiştir. Evinin balkonunda oturan baba, Nayfa Muhammed Kabneh adında anne, Hadeel Salah adında 18 yaşındaki bir genç kız şehit edilmiştir. Yine, bugün 6 milyon Filistinli, yurtlarından sürgün edilmiş, mülteci statüsünde yaşamaktadır. Yüz binlerce kadın, yaşlı ve çocuk, çadır kamplarda en basit imkânlardan bile yoksun bir şekilde yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Ben aslında burada, huzurlarınızda bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Bundan tam on iki yıl evvel, 13 Kasım 2007 tarihinde, şu ana kadar bahsettiğim zulmün, akan kanın, katliamın ve bebek ölümlerinin baş müsebbibi olan terör devleti İsrail’in Cumhurbaşkanı Şimon Peres, bu salonda, bu Gazi Mecliste, milletin Meclisinde konuşturulmuş ve ne yazık ki ayakta alkışlanmıştır. Peres’i alkışlayan bu eller, süreç içerisinde terör devleti İsrail’le ticaret hacmini zirveye taşıyan eller olmuştur. Manavgat’ın suyunu, katil İsrail’e Kuzey Kıbrıs üzerinden pazarlayan eller olmuştur. Amerika’nın “yüzyılın anlaşması” safsatasıyla, Filistinlileri kendi yurtlarında turist konumuna düşüren anlaşmayı selamlayan ellerdir. Yine bu eller, bir taraftan “yerli ve millî” hamaseti pazarlarken öte yandan son bir yılda sadece İsrail’den tohum alımını yüzde 58 artıran eller olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Karaduman.

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) – İsrail’e yönelik hamasi nutukları terör devletinin kasasında nakde dönüştürenlerdir.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Sen kendi söylediğine inanıyor musun? Kendi söylediğine inanıyor musun sen?

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) – Mavi Marmara davasında verdiğimiz şehitleri 20 milyon dolara peşkeş çekmiş ve yetmediği gibi, Mavi Marmara yolcularına “Giderken bana mı sordunuz?” diyen ellerdir. Yine bu eller, sadece Mavi Marmara davasını satmakla kalmayıp Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan Ankara Anlaşması’nı imzalayan ellerdir. Kürsülerde “Filistin bizim kırmızı çizgimizdir.” retoriklerini sıralayıp Kudüs’ün doğusuna ikna edilen ellerdir. Daha önce Gazze’ye gideceğini defaatle söylemesine rağmen bir defa bile gidememişken, onca hakaret ve tehdide rağmen daha dün gittiği Amerika’da Trump’ın elini sıkan ellerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayın.

Buyurun.

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) – Sonuç olarak, Peres’i alkışlayan bu eller, sözde Filistin’in yanında, amelde İsrail’le ittifak hâlindedir.

İFFET POLAT (İstanbul) – “One minute” diye kim söyledi?

ŞAHİN TİN (Denizli) – Kendi yalanınıza kendiniz inanıyorsunuz!

ABDULKADİR KARADUMAN (Devamla) – Ancak inanıyoruz ki, bütün bu yanlış politikalarınıza rağmen, hem AK PARTİ’den hem de diğer partilerden insanımız Filistin halkının ve haklı davasının yanındadır.

Yine, inanıyoruz ki Müslümanların en önemli görevi, toprakları gasbedilmiş bir halkı ana vatanları olan topraklara yeniden kavuşturmak olmalıdır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için bölge halkları bir araya gelmeli ve D8’ler acilen güçlendirilmelidir. İnanıyoruz ki Filistin özgürleşecek ve İsrail zail olacaktır çünkü zulüm ebedî olamaz ve kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karaduman.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, 60’a göre söz istiyorum izin verirseniz.

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

ŞAHİN TİN (Denizli) – Geldiğin yeri belle, ondan sonra konuş!

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sen vagona takıldın gidiyorsun, vagonsun!

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Tabii, tabii… Kimin İsrail’in vagonuna takıldığı belli.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Sayın Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor, lütfen dinleyelim. Sessizlik…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine, usul ekonomisi gereği sataşmadan söz istemedim ama aslında doğru iş sataşmadan söz almaktı.

Çok talihsiz bir konuşmaydı Sayın Başkan. Bu konuşmaya bizden çok Filistinlilerin, Gazzelilerin üzüldüğünü düşünüyorum. Çünkü tüm dünya Sayın Erdoğan’ın ve AK PARTİ’nin, Türkiye'nin, hükûmetlerinin Filistin’le olan ilişkisini iyi bilir. “One minute”ten Gazze’ye kadar, bu sevdanın ne olduğunu iyi bilir.

Bu konuşmanın aslında cevaplanmasından bile hicap duyuyorum. Tüm dünyanın gördüğü bir gerçeği arkadaşımızın görmemesini bir siyasi körlük olarak değerlendiriyorum; Barış Pınarı Operasyonu’na en çok İsrail’in karşı çıkmasını.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Onun dışında, Filistinli kardeşlerimizin sorununu çözmek için Peres dâhil olmak üzere kim varsa görüşüp bununla ilgili, haklarını kollamak için irade ortaya koymayı bir görev biliyoruz. İsrail’le -sevsek de sevmesek de, terörle ilgili tüm yanlışlarını bilsek de- bir zamanlar, samimi niyetlerle, Filistinlilerin haklarını kollamak, korumak için, onlara yol yordam göstermek için, tarihten gelen görevimizi yapmak için görüşmeler yaptık. Keşke bu sağduyuyu tüm ülkeler, tüm örgütler, tüm partiler üstlenseydi de bugün hâlâ Filistin meselesini konuşmak zorunda kalmasaydık Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Karaduman, lütfen, ben size yerinizden söz vereceğim.

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Buradan mı ifade edeyim?

BAŞKAN – Efendim, bir sataşma sebebi, bir gerekçe göstermeniz gerekiyor. Bu, sataşma değil, sadece, açıklama ihtiyacı doğuracak bir konuşmaydı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok dikkatli konuştum Sayın Başkan, sataşmadım; hak ettiği hâlde sataşmadım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sataşma olarak değerlendirmek yerine, yerinizden söz veriyorum ben.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yılda bir gelip de sataşıp giderse olacağı bu Sayın Başkan.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – İlk defa görüyorum arkadaşı ya.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Karaduman.

3.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasında kullandığı üslubu kendisine yakıştıramadığına ve iktidarın vazifesinin miting yapmak olmadığına ilişkin açıklaması

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Sayın Turan siyasi körlükten bahsettiler ama ben, evvela, özellikle bu üslubu kendilerine yakıştırmadığımı ifade etmek isterim.

Bir diğeri, siyasi iktidarın vazifesi miting yapmak ve kürsülerde Filistin meselesiyle ilgili nutuklar atmak değil, Mavi Marmara davasını İsrail’e peşkeş çekmeyecek onurlu bir iradeyi ortaya koymaktır. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Vay vay vay!

ABDULKADİR KARADUMAN (Konya) – Mavi Marmara gemisi olayı olduktan sonra Ankara Anlaşması’yla 20 milyon dolara şehitleri satanların bugün bize Filistin meselesiyle ilgili görülmeyenleri ifade etmesi en büyük siyasi nezaketsizlik olarak kayıtlara geçecektir. Önce “Giderken bana mı sordunuz?” diyenlerin siyasi körlüğünü bu kürsüde herkesin izah etme ihtiyacı vardır.

Ben, yine Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karaduman.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, CHP Grubunun alkışlamasını da anlayışla karşılıyorum.

AHMET KAYA (Trabzon) – Sadece CHP alkışlamadı, HDP de alkışladı, İYİ PARTİ de alkışladı; diğer gruplar da alkışladı.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Sana ne alkışlardan!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - CHP’nin alkışladığı bir millî görüşçüye cevap vermeyi de zül addediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Değişime bak, değişime(!)

AHMET KAYA (Trabzon) – Biz doğru sözü alkışlarız.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Helal olsun, neler yapıyorlar(!) Değişim var, değişim(!)

AHMET KAYA (Trabzon) - Orayı kaçırdınız Bülent Bey, her gruptan alkışlar oldu.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Alkışlayın, çok güzel, yakışıyor(!) Değişim var(!)

BAŞKAN – Sayın Altay, sisteme girmeye çalışıyorsunuz, söz vereyim.

Buyurun Sayın Altay.

4.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, doğruları alkışladıklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz doğruları alkışlarız. Keşke Sayın Vekilin konuştuğu vahim tabloların altına imza atmasaydınız da sizi alkışlasaydık. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sen dinleyemedin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, tencere kapak; kapattım konuyu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – O kadar, bitti.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Millî görüşün geldiği hâl bu yani! Erbakan Hocanın kemikleri sızlıyor Sayın Başkanım.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – İlk defa görüyorum adamı ya! Ne zaman geldi? Nereden seçildi?

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’nun, emekçiler yönünden Türkiye’nin ekonomik ve güncel durumuna ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, gündem dışı üçüncü konuşma, emekçiler açısından Türkiye'nin ekonomik ve güncel durumu hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Mengüllüoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

BARIŞ ATAY MENGÜLLÜOĞLU (Hatay) – Tüm emekçi halkımızı şahsım ve Türkiye İşçi Partisi adına selamlıyorum.

İktidar partisi on sekiz yıldır ülkeyi yönetiyor. İktidara gelmelerinin en büyük sebeplerinden biri de 2001 krizi ve o günlerde sembolleşen “Sayın Başbakanım, al, ben esnafım.” diye yazar kasa atan esnaf. Yıllar boyunca “Türkiye şöyle ilerliyor, böyle büyüyor.” hamasetinin altında biz bu örneği sıkça duyduk iktidar partisinden.

Peki, acaba emekçiler açısından her şey AKP’nin anlattığı gibi miydi? Geldikleri günden bugüne anlattıkları bu tozpembe tablonun içinde bir nebze büyüme, refah varsa, söyledikleri gibi emekçiler için değil, milyonlarca lira vergilerini her sene bir daha, bir daha sildikleri, her ihaleyi bir şekilde verdikleri Cengiz, Limak, Kolin, Sancak, Sabancı, Koç ve birçok yandaş holding içindir; emekçinin sırtına basarak, alın terini sömürerek, üstlerine basa basa refah içinde yaşıyorlardır; doğrudur partinin dediği.

Peki, henüz iktidarının 5’inci yılında, geçinemediğini dönemin Başbakanına söyleyen çiftçinin durumu nedir? “Ananı da al git, artistlik yapma.” cevabıdır. Kanser ilacını alamadığını Bakana ulaşarak söyleyebilen Dilek’in durumu nedir? Cebine sıkıştırılan üç kuruş paradır ve karşılığında aldığı “Siz çaresizliği hiç tatmamışsınız.” lafıdır.

Peki, ya, ısınabilsinler diye çocuklarına saç kurutma makinasını açıp öbür odada intihar etmek zorunda kalan anne ya da pantolon alamadığı için canına kıymak zorunda kalan baba için durum nedir? Meclisin, belediyelerin önünde kendini ateşe verenlerin, Meclis çatısına çıkıp, iş bulamadıkları için intihara yeltenenlerin durumu nedir? Şu an onlarca fabrika, atölye, belediyeler önünde eylem yapan, hakları için şehirden şehre yürüyen ve zorbalıkla karşılaşan işçiler ya da hakları gasbedilen EYT’liler için durum nedir? Bütün bunlar sizin söz ettiğiniz refahın, büyümenin neresinde duruyorlar?

Bir halkın varlık sebebi nedir? Holdinglerinizi her geçen gün biraz daha zengin etmek mi? Her gün biraz daha yoksullaşıp her dediğinize “Tamam ağam.” deyip kendinize yeni uçaklar, araba konvoyları ya da yeni saraylar yaptırmanızı izlemek zorunda kalmak mı? Yaratılan korku devleti yüzünden bir kenarda başına gelecekleri beklemek zorunda kalmak mı?

Rabia Naz’ın ölümünün aydınlatılması için babası Şaban Vatan aylardır, yıllardır bir çaba içerisinde ve tam “Sesi duyuldu, Komisyon kuruldu, araştırılacak.” denirken Komisyonun Giresun’dan gelmesinden bir hafta sonra bugün gözaltına alındı, dün gözaltına alınan Kazım Kızıl ve Canan Coşkun arkadaşlarımızla beraber. Daha önce de akıl hastanesine kapatmaya çalışmıştınız kızını kaybeden bir babayı. Yoksulluktan intihar eden Fatih’teki 4 kardeşe akıl hastası yaftası yapıştırmaya çalıştığınız gibi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hepsi yalanlandı bunların.

BARIŞ ATAY MENGÜLLÜOĞLU (Devamla) - Ne kadar maaş aldıkları tartışıldı. Hatta birinin 800 lira geçim desteği aldığı tartışıldı. 800 lira arkadaşlar, 800 lira alan bir kişi, haşa, nasıl intihara yeltenebilir ya? Böyle bir şey mümkün mü Türkiye'de? Cumhurbaşkanı Yardımcısı aynı gün çıktı, “Yoksulluktan ölmediler.” dedi; bütün aileyi araştırmış, bitirmiş. Aynı hafta Antalya’da bir aile, ailecek intihar etti, Boğaziçi Köprüsü’nden bir yurttaş kendisini attı. Toplumun bütün psikolojisiyle oynadınız, ülkenin sosyolojisini bozdunuz ve bütün bunları defalarca duymanıza rağmen, yine karşımızda “Ne diyor ya bu?” der gibi gülümsüyorsunuz; sizi de anlıyorum.

Abdülhamit döneminden bu yana, belki daha kötü bir istibdat dönemi yaşatıyorsunuz ülkeye. O zaman “yıldız” demek, “burun” demek yasaktı Abdülhamit’i anımsatıyor diye; şimdi savaşa giriyorsunuz, “savaş” demek yasak; başkasının zoruyla ateşkes yapıyorsunuz, “ateşkes” demek yasak; “Kayyum atandı.” demek yasak; hatta, ekonomik krize “kriz” demek yasak. “Ekonomi kötü” algısı yaratmak terör örgütlerinin yaptıklarıyla eş değermiş, böyle buyurmuş damat bey. Bakınız, burası çokomelli: Mızrak çuvala sığmıyor artık.

Ben size bir film anlatayım: Lütfü Akad’ın “Gelin” diye bir filmi var, izlemişsinizdir muhakkak. Orta Anadolulu bir aile büyük şehre yerleşir, bir bakkal dükkânı açar. İşler nispeten tıkırındadır, bakkal büyümeye başlar ama her gün bulgur yerler fakat ailenin parası vardır, bir kenara para atar. Gelinin çocuğu rahatsızlanır, ateşler içinde, para gerekir hastaneye gitmek için ama o parayla Kurban Bayramı’nda kurbanlık koyun alınır ve o gelin, bütün o feodal yapıya rağmen, cesaret edip o kurbanlık koyunun ipini söker. Bakın, burada birçok Meryem var, bu ülkede birçok Meryem’iz; siz de kayınbiraderisiniz, kayınpederisiniz, o çocuğu tedavi ettirmek yerine gidip kurbanlık koyun alansınız, ülkeyi kurbanlık koyun yerine koyansınız. Ama biz de o ipi sökeceğiz, haberiniz olsun. Siz sanıyor musunuz ki böyle sonsuza dek sürecek ya da gerçekten, baskıyla, cezaevi tehditleriyle, polis zoruyla sonsuza dek susturabileceksiniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BARIŞ ATAY MENGÜLLÜOĞLU (Devamla) – Bir dakika daha rica ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, siz devam edin Sayın Mengüllüoğlu.

BARIŞ ATAY MENGÜLLÜOĞLU (Devamla) – Hasan Hüseyin bir şiirinde vermiş cevabınızı yıllar öncesinden: “Ekmeği bol eyledik / Acıyı bal eyledik / Sıratı yol eyledik / Geldik bugüne / Ekilir, ekin geliriz / Ezilir, un geliriz / Bir gider, bin geliriz / Beni vurmak kurtuluş mu?” demiş usta. Bizi vurmanın kurtuluş olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bakın, emekçi halkımız yaşadığı birçok zorluğa rağmen çaresiz değildir; çaresiz olmadığını her gün, her an, her saniye yanlarında olarak sonuna kadar savunacağız ve dirayetle dile getireceğiz. Bugün Şili’de, Ekvador’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da “Kesinlikle sokağa çıkmaz.” denilen insanların kendi iradelerini nasıl ortaya koyduğunu, nasıl karşı çıktıklarını görün, bakın; hiç aklınızdan çıkmayan Gezi’yi düşünün. Bu halk sizi iktidardan indirecek ama o gün, emin olun, Gezi’yi mumla arayacaksınız.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Mengüllüoğlu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu tehdidinizi reddediyoruz.

BARIŞ ATAY MENGÜLLÜOĞLU (Hatay) – Tehdit yok, gerçek.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Taşkın…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümü. Kıbrıs Türk halkının şanlı mücadelesinin en kıymetli eseri olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 36’ncı kuruluş yıl dönümünü bu vesileyle kutluyorum. Kıbrıs Türk halkı, 1963’ten 1974’e kadar, Kıbrıs Rum tarafınca uygulanan tüm baskılara ve zulme karşı direnmiş, ayakta kalmayı başarmış ve haklı mücadelesini sürdürerek, ana vatan Türkiye'nin 1974 Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmesiyle özgürlüğüne kavuşarak 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Türkiye, milleti ve devletiyle, her zaman etkin ve fiilî garantörlüğüyle Kıbrıs Türk halkının yanında olacak, her türlü desteğine devam edecektir.

Kıbrıs Türklerinin bağımsızlık mücadelesinde canlarını feda eden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

6.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünü kutluyorum. Kıbrıs halkı, kendi kaderini tayin etme haklarına dayanarak, maruz kaldığı haksızlık ve saldırılar karşısında direnip ayakta kalmayı başarmış, haklı mücadelesini sürdürerek ana vatanı Türkiye'nin 1974 Barış Harekâtı’nı gerçekleştirmesiyle özgürlüğüne kavuşmuştur. 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Kıbrıs Türkleri verdikleri bu mücadeleyle Türk milleti için bir gurur kaynağı olmuştur. Türkiye, kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının her zaman yanında olmuştur ve olmaya devam edecektir.

Bu gün vesilesiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve bugünlere gelmesini borçlu olduğumuz ve Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığı için tereddüt etmeden canlarını feda eden şehitlerimizi, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı rahmetle, gazilerimizi de saygı ve minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Gökçel’in yerine Sayın Topal, buyurun.

7.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ili Payas Belediye Başkanı Bekir Altan, AK PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ Payas ilçe başkanları ile mahalle muhtarları ve Payas Küçük Sanayi Sitesi Başkanının Payas ilçesinin sorunlarını dile getirmek için Meclise geldiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün, aslında Hatay’da her zaman olan ama Mecliste bir ilk olan bir güzellik yaşandı. Bugün Payas’tan, AK PARTİ’li Payas Belediye Başkanımız Sayın Bekir Altan, yine AK PARTİ Payas İlçe Başkanımız, CHP Payas İlçe Başkanımız, MHP Payas İlçe Başkanımız, İYİ PARTİ Payas İlçe Başkanımız ve bütün değerli, güzel mahalle muhtarlarımız, Küçük Sanayi Sitesi Başkanımız şu anda Meclisteler, bahçedeler Suzan Vekilimizle birlikte; Payas’ın sorunlarını dile getirmeye geldiler. Bu konuda onlara destek olan AK PARTİ Hatay milletvekillerine, MHP milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Sayın Hükûmete sesleniyorum: Bu güzelliğe de bir güzellik yapar inşallah, hazır bütün siyasi partiler gelmişken Payas’ın bütün sorunlarına el atar, inşallah da bu konuda bütün Payas’ın sorunlarını çözer.

Şimdiden teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

8.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Giresun ilinde hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan’ın ve basın emekçileri Canan Coşkun ile Kazım Kızıl’ın gözaltına alındığına, bir babanın gözyaşlarını dindirmek varken gözaltına alınmasının ne adalete ne de vicdanlara sığacağına ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Giresun’da hayatını kaybeden 11 yaşındaki Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan gözaltına alındı, evine de polisler gitmiş. Niye gözaltına alındığı bilinmiyor. Anne “Eşim bir adım ileri gidip bir şeyler ortaya çıkardığı zaman direkt susturmaya çalışıyorlar. Kucağımda kırk günlük bebeğimle eşimin adaletini buradan sağlamaya çalışıyorum, sesimi herkese duyurmaya çalışıyorum. Benim devletim nerede?” diye soruyor. Dün akşam gazeteci Canan Coşkun’un ve belgeselci Kazım Kızıl’ın da gözaltına alındığı bildirildi. Her 2 basın emekçisinin de neden gözaltına alındığı bilinmiyor. Şimdi akıllara birçok soru geliyor: Meclis araştırması komisyonuna rağmen birileri düğmeye bastı da ortaya çıkan bulguları karartmaya mı çalışıyor? Suçluların bir an önce bulunup yargı önüne çıkarılması, kamuoyu vicdanının rahatlatılması gerekiyor. Bir babanın gözyaşlarını dindirmek varken onu gözaltına almak anlaşılmaz bir tutumdur, ne adalete ne de vicdanlara sığar.

BAŞKAN - Sayın Altaca Kayışoğlu…

9.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan Saniye Rıza Kız Yetiştirme Yurdu yerine yenisinin ne zaman yapılacağını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Kimsesiz kızların bakımı ve yetiştirilmesi amacıyla yıllardır hizmet veren Saniye Rıza Kız Yetiştirme Yurdu, depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle Ekim 2013’te yıkıldı. Yıkımdan sonra yerine yenisinin yapılacağı söylenmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir çalışma yapılmadı. Bu arsa Bursa’nın Kükürtlü gibi rantının yüksek olduğu bir yerde bulunuyor, o yüzden de akıllara başka başka sorular geliyor. “Altı yıldır yapmadığınız bu projeyi ne zaman yapacaksınız?” diye buradan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına soruyorum. Konuyu takip eden Kükürtlü Muhtarımız Canan Akın Erdem’e de duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Filiz...

10.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 15 Kasım Orta Doğu Teknik Üniversitesinin kuruluşunun 64’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türkiye ve Orta Doğu ülkelerinin kalkınmalarına katkıda bulunmak, fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında eleman yetiştirmek üzere, 15 Kasım 1956 tarihinde “Orta Doğu Yüksek Teknoloji Enstitüsü” adıyla eğitime başlamış, 27 Mayıs 1959 tarihinde 7307 sayılı Kanun’la tüzel kişiliğine kavuşmuştur.

Türk yükseköğrenim sistemine birçok yenilik getiren ve çağdaş eğitimin öncüsü olan ODTÜ, 1963 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi arkasında bulunan barakalardan bugünkü yerleşkesine taşınmıştır. 41 lisans, 107 yüksek lisans ve 69 doktora programının yürütüldüğü ODTÜ, bugüne kadar verdiği 120 binin üzerindeki nitelikli mezunlarıyla ülkemizin bilimsel ve teknolojik gelişmesine önemli katkıda bulunmuş, dünya sıralamasında ilk 500’e girmiş seçkin ve saygın bir üniversitedir. Bu üniversiteyi kuranları ve hizmet edenleri saygıyla anıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kenanoğlu...

11.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Akpazar beldesine kayyum atanmasıyla gasbedilen belediye sayısının 20’ye yükseldiğine, kayyumların gideceğine egemenliğin kayıtsız şartsız halkın olacağına ilişkin açıklaması

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, hemen üst tarafınızda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” yazıyor, bizim de tam karşımızda ancak yaşadığımız dönem, egemenliğin ayaklar altına alındığı bir dönemdir. En son Tunceli Mazgirt Akpazar beldesine, yerel ismiyle Dersim Peri beldesine de kayyum atanarak, gasbedilen belediye sayısı 20’ye yükselmiştir. Bu yapılan, seçimle alamadığınız, halkın tercih etmediği iktidarınızı devletin gücünü kullanarak yerelde iktidar yapmak ve halkın iradesini gasbetmektir. O iller, ilçeler, beldeler halkındır. Kayyumlar gidecek, egemenlik kayıtsız şartsız halkın olacaktır. Akpazar’ın seçilmiş Belediye Eş Başkanları Orhan Çelebi ve Songül Doğan’a buradan selamlarımızı ve dayanışma duygularımızı iletiyor, kayyumları bir kez daha lanetlediğimizi tekrar ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Özyavuz...

12.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz’un, Şanlıurfa ilinde 20. Zırhlı Tugay Komutanlığının cephaneliğinde meydana gelen patlamada yaralanan askerlere Allah’tan şifa dilediğine, kapatılan hastanelerin personel, cihaz ve araç bakımından güçlendirilerek yeniden hizmete açılmasının vatandaşların mağduriyetini gidereceğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şanlıurfa’da dün tugayda yaşanan patlamada yaralanan askerlerimize Allah’tan şifalar diliyorum.

Şanlıurfa ilimizin nüfusu Suriyeli mülteci kardeşlerimizle ve Barış Harekâtı için ilimize gelen güvenlik güçlerimizle birlikte 3 milyona ulaşmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından temeli atıldığı hâlde henüz inşaatı tamamlanamayan 1.700 yataklı şehir hastanesinin inşaatına bir türlü başlanamamıştır. Şehir hastanesi açılacak diye şehir merkezinde bulunan 4 hastanemiz şehir dışındaki Osmanbey kampüsü ile Eyyübiye Devlet Hastanesine taşınınca özellikle dar gelirli vatandaşlarımız zor durumda kalmaktadır. Mevcut hastanelerimizde birçok branşta doktor ve personel eksiği olması sebebiyle Şanlıurfalılar hâlen tedavi ve ameliyat gibi hizmetleri alabilmek için başka şehirlere akın etmektedirler. Kapatılan hastanelerin personel, cihaz ve araç bakımından güçlendirilerek yeniden hizmete açılması Şanlıurfalı vatandaşlarımızın mağduriyetini ortadan kaldıracaktır.

Bu vesileyle, Sağlık Bakanlığımızdan, çağrımıza kulak vermesini ve talebimizin yerine getirilmesini rica ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Gökçel…

13.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, çiftçilerin kazanamadığına, geçinemediğine ve borcu borçla kapattığına ilişkin açıklaması

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Başkan, dün Komisyonda Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesini görüştük, Bakan tozpembe bir tablo çizdi. Fakat hayatın gerçekleri öyle değil. Çiftçilerimiz borcu borçla kapatıyor, kredisini ödeyemeyenler özel bankalara yöneliyor; traktörünü, aracını, tarlasını ipotek ettirmek zorunda kalıyor. Hangi köye gitsek aracından, traktöründen, tarlasından olmuş çiftçilerle karşılaşıyoruz.

Tarım cenneti Mersin’de çiftçilerimizin ödeyemediği borçlar bir yılda 2 katına çıktı. Çiftçilerimiz geçen sene 120 milyon liralık kredisini ödeyememişti, bu sene 247 milyon liralık kredi takipte. Türkiye'nin düşürüldüğü durum bu işte. Takipteki krediler bir senede 3,2 milyardan 4,8 milyara fırladı. Çiftçi kazanamıyor, geçinemiyor; bırakın borçlarını ödemeyi, karnını doyuramıyor.

Dün Sayın Bakan “Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdık.” dedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gültekin…

14.- Niğde Milletvekili Selim Gültekin’in, Türkiye’nin 1 Ocak 2018 tarihinde Uluslararası İlaç Denetim Birliği üyeliğine kabul edilmesiyle ülkemizde üretilen ilaçların kalitesinin ve güvenliğinin tescil edilip ilaçların dünya pazarına açılmasının önündeki teknik engellerin ortadan kalktığına ilişkin açıklaması

SELİM GÜLTEKİN (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, ülkemizin 2018 yılındaki ilaç ihracatı bir önceki yıla oranla yüzde 32 artarak 1 milyar dolar sınırını aşmış ve rekor kırarak 1 milyar 173 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. En önemli stratejik hedeflerimizden biri olan yerli ilaç harcamalarında ülkemiz önemli başarıya imza atmıştır. Bu başarıya, ülkemizin üretim kapasitesinin ve AR-GE harcamalarının artmasının yanında, 1 Ocak 2018 tarihinde Uluslararası İlaç Denetim Birliği üyeliğine kabul edilmesinin de büyük katkısı olmuştur. Bu üyelik sayesinde ülkemizde üretilen ilaçların kalitesi ve güvenliği dünya genelinde tescillenmiş, dünya pazarına açılmamızın önündeki teknik engeller büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. 2018’de her 100 kutu ilaçtan 80’i ülkemizde üretilirken bugün bu sayı 83 kutuya çıkmıştır. Değer bazında ise yüzde 46 olan yerli ilaç oranımızı yüzde 48,5’a yükseltmiş bulunmaktayız.

Bugün Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kara…

15.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, Devlet Tiyatrolarının kuruluşunun 70’inci yıl dönümü vesilesiyle 70 kadro açılmasını Kültür ve Turizm Bakanından talep ettiğine, 14 Kasım Ahıska Türklerinin sürgüne gönderilmesinin 75’inci, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ESİN KARA (Konya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Tiyatro, insanı insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır. Başbuğ Atatürk’ün dediği gibi “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” Devlet Tiyatrolarımız 10 Haziran 2019 tarihinde 70’inci yılını kutladı. 500 kadrolu sanatçısı, 77 sahnesiyle 24 ilimizde bir yılda 6.200 oyuna perde açan Devlet Tiyatroları sanatçılarımız imkânsızlıklara rağmen dünyanın en yetenekli ve başarılı oyuncularıdır.

Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’dan 70’inci yılında Devlet Tiyatrolarına 70 kadro açmasını talep ediyorum.

14 Kasım 1944 Ahıska Türklerinin sürgüne gönderilmesinin yıl dönümüdür. Ahıska Türklerini unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız.

15 Kasım 1983 tarihinde kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mizin kuruluş yıl dönümünü kutluyor, buradan yavru vatandaki tüm Türk kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

16.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, AK PARTİ hükûmetlerinin 3 Kasım 2002 tarihinden bugüne demokrasinin ve millî iradenin güçlendirilmesi yanında ülkenin kalkınması ve büyümesi için çalışmalarını sürdürdüğüne, öğrenim kredisi ve bursu rakamlarının yeniden belirlendiğine ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AK PARTİ hükûmetlerimiz, 3 Kasım 2002 tarihinden bugüne kadar, demokrasinin ve millî iradenin güçlendirilmesi yanında, istiklal ve istikbal davamızın ayrılmaz bir parçası olan kalkınma, büyüme, yatırım, refah mücadelesini de asla ihmal etmeden çalışmalarını sürdürüyor.

Lisans öğrencilerimizin öğrenim kredisi veya bursu 2002 yılında 45 lira iken bugün 500 liradır. 2020 Ocak ayı itibarıyla yüzde 10 artışla 550 lira olacak. Öğrenim kredisi rakamları, ocak ayından itibaren, yüksek lisansta 1.100 lira, doktora öğrencilerine 1.650 lira olarak uygulanacak.

Yeni öğrenim kredisi ve bursu rakamlarının tüm öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

17.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, atama bekleyen engelli öğretmenlerin tamamının atanması ile şimdiye kadar yapılan atamalarda hiç kontenjan açılmayan bölümlerle ilgili çalışma yapılması konularında Millî Eğitim Bakanından hayırlı haber beklediklerine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Engelli vatandaşlarımız hayatları boyunca birçok zorlukla karşı karşıya kalmaktalar, geçimlerini temin etmek için, diğer vatandaşlarımıza kıyasla dezavantajlı durumda bulunmaktadırlar. Bu atama döneminde, 2018 yılında sınava girip iki yıldır atama bekleyen 1.200 engelli öğretmenin tamamının atanması yüce devletimiz açısından zor olmasa gerektir. 1.200 engelli öğretmen bu atama müjdesinin verilmesini bekliyor. Öğretmenlerimizi sevindirelim, onların bir an önce hayata katılmasını sağlayalım.

Ayrıca, şimdiye kadar yapılan atamalarda hiç kontenjan açılmayan ulaştırma hizmetleri, Rus dili, makine ve metal gibi bölümlerle ilgili de çalışma yapılmalı ve adil bir atama yöntemi izlenmelidir. Hükûmetimizden ve hassaten Millî Eğitim Bakanımızdan hayırlı haber bekliyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Yurdunuseven…

18.- Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven’in, 11 Kasım Millî Ağaçlandırma Günü’nde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen 11 milyon fidan dikimi kampanyasının Çorum ilinde bir saatte 303.150 fidan dikilerek rekorla taçlandırıldığına ilişkin açıklaması

İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde “Geleceğe Nefes” temasıyla Türkiye'nin 2.023 noktasında gerçekleşen 11 milyon fidan dikimi rekorla taçlandı. Çorum’da bir saatte 303.150 fidan dikimi dünya rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabı’na geçti. Kampanyaya gösterilen büyük ilgi dolayısıyla, 11 Kasım günü, çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, gelecek yıllarda da “Millî Ağaçlandırma Günü” olarak kutlanacaktır. Dünya genelinde orman varlığı azalırken AK PARTİ hükûmetleri olarak ağaçlandırma konusunda yaptığımız çalışmalarla son on yedi yılda 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturup Hindistan’dan ve Çin’den sonra dünyada orman varlığını artıran 3’üncü ülke olarak tarihe geçtik. Bu konuda gerçekten büyük bir atılım gerçekleştiren, başta Cumhurbaşkanım, Genel Başkanım Recep Tayyip Erdoğan’a, Orman ve Su İşleri Bakanım Veysel Eroğlu’na ve tüm Orman teşkilatına teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Tarhan’ın yerine Sayın Sümer…

19.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, Mustafa Balbay’ın “Bitmeyen Deniz Gezmiş” adlı kitabının Meclis yerleşkesine alınmasının nasıl bir güvenlik zafiyeti doğurduğunu ve kitabın yazarı 24’üncü Dönem İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın da mı Meclise girmesinin yasaklanacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ORHAN SÜMER (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Baskıcı ve yasakçı zihniyet öyle bir hâl aldı ki artık milletvekillerinin kaleme aldığı, her yerde satılan kitapların Meclise girmesi bile engellenir hâle geldi. Dün, birkaç milletvekilimizi ziyarete gelen bir avukat arkadaşımızın çantasından önceki dönem milletvekillerimizden gazeteci Mustafa Balbay’ın “Bitmeyen Deniz Gezmiş” adlı kitabı çıkıyor. Ziyaretçimizin anlatımına göre, güvenlik görevlileri kitabı bir süre inceliyorlar ve sonra bu kitapla Meclise girilemeyeceğini söylüyorlar. Bunda nasıl bir sakınca olduğunu soran avukata ise “Güvenlik gerekçesiyle bu tür siyasi kitaplara izin vermeyeceğiz.” diyorlar. Ben soruyorum: Sayın Balbay’ın kitabının Meclis yerleşkesine alınması nasıl bir güvenlik zafiyeti doğuruyor? Bakın, kitap şu an Genel Kurulda ve benim elimde, nasıl bir güvenlik eksiğine neden oldu? Kitabın yazarı eski milletvekilimiz Mustafa Balbay’ın da mı Meclise girmesini yasaklayacaksınız?

BAŞKAN – Sayın Gergerlioğlu…

20.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Grup Yorum’un, Mustafa Koçak ve Mesut Şerifoğlu’nun sürdürdüğü açlık grevleri konusunda Adalet Bakanlığı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden açıklama beklediğine ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cezaevlerinde dört aydır süren 3 ayrı grubun açlık grevi var ve Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bu konuda dört aydır tek bir açıklama yapmıyor. Birincisi, Grup Yorum; 5 üyesiyle dört aydır açlık grevinde, İdil Kültür Merkezinin basılmaması, konser yasaklarının kaldırılması, üyelerin terör listesinden çıkarılması ve tutuklu üyelerinin tahliye edilmesini istiyor. İkincisi, Mustafa Koçak; Savcı Selim Kiraz davasının kurbanı seçildi. Üçüncüsü, Mesut Şerifoğlu, Siverek Cezaevinde, Kaymakam Safitürk davasında müebbet hapse mahkûm edilen ve adil olmayan bir yargılama sonucunda açlık grevinde olan bir kişi. Bu kişiler B1 vitaminlerini alamıyorlar. Grup Yorum’un mahkemesi 20 Kasımda, adil bir yargılanma diliyorum ve açlık grevleri konusunda Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden açıklama bekliyorum.

BAŞKAN – Sayın Arık…

21.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, işleri durma noktasına gelen esnafın mağduriyetine ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, Kayseri’den bir esnaf kardeşim aradı. Sigorta prim borcu nedeniyle banka hesabına e-haciz işlemi uygulandığını belirterek şunları söyledi: “Borcumuzu yapılandıracaktık, sistem arızası yüzünden yapılandıramadık. Sonrasında, SGK, borcumuz nedeniyle arabama haciz koydu. Sağlık olsun dedik. İşimize gücümüze bakıyorduk ki bankadaki 3-5 kuruşumuza da e-haciz uygulandığını gördük. Benim gibi binlerce kişi mağdur. Zaten, işlerimiz durma noktasında, perişanız, açız. Toptancıya ödemem var, ödeyemiyorum. Yeni mal alıp işlerimi zar zor da olsa sürdüreyim diyorum, ona da izin vermiyorlar. Ne yapalım? Yanımızdaki insanların işine son verip biz de mi iş arayalım?” diye soruyor. Ben de buradan yandaşa kuzu, vatandaşa kurt olan Hükûmet yetkililerine sesleniyorum. Yandaşın katrilyonluk vergi borcunu sıfırlayıp servetine servet katmak yerine biraz da vatandaşı düşünün.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ceylan…

22.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, 21 Ocak 2019 tarihinde Kerç Boğazı’nda çıkan yangında Türk mürettebattan 4’ünün yaşamını yitirdiğine, 4’ünün ise kayıp olduğuna, Türk denizcilerinin ailelerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, 21 Ocak 2019’da Kerç Boğazı’nda “Maestro” ve “Candy” isimli 2 tankerde çıkan yangında 4 Türk, 12 Hintli denizci yaşamını yitirmişti, hâlen 4 Türk denizci de kayıptır. Olay, bir iş kazasından ziyade iş cinayeti niteliğindedir. Verdiğim soru önergesine Ulaştırma Bakanlığının cevabında, vefat edenlerin Türk olması sebebiyle devletimizin birinci dereceden ilgili devlet olmasına rağmen, gemilerin yabancı bayraklı olmasından ötürü gerekli denetimlerinin yapılamadığı belirtilmişti. İlgili şirketi suçlayan aileler, şirket yükümlülüklerini yerine getirmediği için Maestro ve ardından Candy için haciz kararı aldırmışlardı. Ailelerin aldırdığı karara karşı, hacizlerin kaldırılması için karşı dava açıldığını öğrenmiş bulunmaktayım. Vefat edenlerin ve kayıp 8 Türk denizcinin geride bıraktığı aileleri ve yetim çocukları için konunun takipçisi olacağız. Adaletin yerini bulacağına inanmak istiyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Dursun Ataş…

23.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataş’ın, Kilis halkının göç etmeye mahkûm edildiğine, AKP Hükûmetinin Kilis ilinin sorunlarına müdahale etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Suriye’den atılan roketlerden dolayı Kilis’te ilan edilen “mücbir sebep” altı ay önce sona ermiştir. Halkın biriken BAĞ-KUR, SGK ve vergi borçları silinmeyip 24 taksite bölünerek ödenmeye başlanmıştır. Kilis 90 bin nüfusuyla 132 bin Suriyeliye bakmakta, bu nedenle kiralık ev, çalışacak iş dahi bulunmamaktadır. Biriken bu borç ve Suriyelilerin varlığından kaynaklı işsizlik Kilis halkını perişan etmiştir. Mevcut Suma Fabrikasının özelleştirilmesiyle bağcılık sektörü, Öncüpınar Sınır Kapısı’nın kapatılmasıyla da ticaret bitmiştir. Suriyelilerle karma eğitim nedeniyle eğitimde son sıralara gerileyen Kilis, boşanma oranında da Türkiye ortalamasının çok çok üzerindedir. Son iki yılda ticaret odasına kayıt yaptıran şirketlerin yüzde 80’i Suriyelilere aittir. Kısaca, Kilis ili gözden çıkarılmış, halk göç etmeye mahkûm edilmiştir. Artık AKP Hükûmetinin, Kilis’i yok saymayı bırakıp acilen Kilis’in sorunlarına müdahale etmesi gerekmektedir.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Aycan...

24.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Kahramanmaraş ilinde kaçıp giden müteahhitlerin vatandaşları zor durumda bıraktığına ve yarım kalan evlerini kendi imkânlarıyla bitirmek isteyen vatandaşlara izin verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, son üç yıldır şehrim Kahramanmaraş’ta ve tüm Türkiye’de vatandaş, kaçıp giden müteahhitlerden, yarım kalan inşaatlardan dolayı perişandır. Kentsel dönüşüm de dâhil, başlanmış inşaatlar bitmemiştir; vatandaş, arsasından, evinden ve parasında olmuştur. Türkiye’de en kolay iş müteahhit olmaktır. Her kişi “müteahhidim” diye piyasaya çıkmakta, vatandaştan para toplamaktadır hatta kamu inşaatı almaktadır. Bitmeyen inşaatlar veya depreme dayanıksız binalar, sözde müteahhitlerin oluşturduğu facialardır. Müteahhitlikle ilgili bir düzenleme yapılmalıdır; iş bitirme şartı aranmalı, işi bitirmeden ikinci işe başlamasına izin verilmemelidir.

Bazı vatandaşlar yarım kalan evlerini kendi imkânlarıyla bitirmek istemektedir, bunlara da izin verilmesini rica ediyoruz.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın Beko...

25.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, Türkiye’nin lider traktör üreticilerinden Uzel Traktör Fabrikasının iflas etmesiyle işsiz kalan işçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık 1.200 işçinin çalışmakta olduğu Türkiye’nin lider traktör üreticilerinden olan İstanbul’daki Uzel Traktör Fabrikası, aile içi gibi görünen bir miras paylaşımı kavgasından sonra iflas ettirilmiştir. Bu sürecin sonunda 1.200 işçi işsiz kalmıştır. Bu işçilerin son beş aylık ücretleri, kıdem tazminatları ve ihbarları ise ödenmemiştir. 1.200 işçi 90 milyon lirayı bulan yasal haklarını hâlâ alamadı, hâlâ iflas masasında hak arıyorlar. 2008 yılında batan, 2013 yılında iflas kararı verilen şirketin 2019 yılına kadar satılamayan arsası hâlen durmaktadır fakat içerisindeki paha biçilemeyen makineler talan edilmiştir. Bu konunun acilen çözüme kavuşturulması, işçilerin hakları olan ücretlerinin ve tazminatlarının ödenmesi için gerekli adımların atılması için konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir kez daha dile getirmek istedim.

İşçilerimizi yalnız bırakmayalım.

BAŞKAN – Sayın Köksal...

26.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesi Balçıkhisar köyü ile Dinar ilçesi Göçerli köyünde büyükbaş hayvanlarda kuduz hastalığı tespit edildiğine, Karayollarında çalışan taşeron işçilerin maaşlarının düzenli ödenmesini beklediklerine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)– Teşekkürler Sayın Başkan.

Seçim bölgem Afyonkarahisar ili Şuhut ilçesine bağlı Balçıkhisar köyü ile Dinar ilçesine bağlı Göçerli köyünde büyükbaş hayvanlarda kuduz hastalığı tespit edildi. Köylüler, kuduz yüzünden telef olan hayvanlarının zararının giderilmesini ve özellikle sokaklarda başıboş dolaşan köpeklerle ilgili gerekli muayene ve tedbirlerin bir an önce uygulanmasını istiyorlar.

Geçtiğimiz hafta, üç aydır maaşları ödenmeyen Karayolları taşeron işçilerinin mağduriyetini dile getirip yetkililere çağrıda bulunmuştum. Yapmış olduğumuz görüşmeler ve çağrı neticesinde, dün taşeron işçilerin maaşlarının ödendiği bilgisine ulaştık. Bundan sonra taşeron işçilerin maaşlarının düzenli bir şekilde, aksatılmadan emeklerinin, alın terlerinin ödenmesini bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bak…

27.- Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak’ın, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde İzlanda’yla mücadele edecek olan A Millî Futbol Takımı’mıza başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri H Grubu’nda, 19 puanla son dünya şampiyonu Fransa’nın önünde lider durumda bulunan A Millî Futbol Takımı’mıza bugün İstanbul’da saat 20.00’de oynayacağı İzlanda maçında başarılar diliyorum.

Millî Takım’ımız geçtiğimiz haftalarda lig grubunda oynadığı maçlarda çok önemli başarılar elde etti. Kendilerine 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası yolunda başarılar diliyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Erel…

28.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 14 Kasım Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 75’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – Çok teşekkür ediyorum.

Bundan yetmiş beş yıl önce bugün, dönemin Sovyet Lideri Türk düşmanı Stalin’in kararıyla 86 bin Türk iki saat içinde evlerinden, yurtlarından koparılıp üstü açık hayvan vagonlarına istiflenerek dondurucu soğukta iki ay süren acı, ızdırap, elem dolu yolculuklarla Özbekistan’a, Kazakistan’a ve Kırgızistan’a sürülmüşlerdir. Yolculuk boyunca açlıktan, hastalıktan ve soğuktan 20 bine yakın Ahıska Türkü hayatını kaybetmiştir. Ölenleri tren raylarının yanındaki derelere atmışlardır. Açlık, salgın ve bulaşıcı hastalıklar nedeniyle 30 bin Ahıskalı daha Orta Asya’nın çeşitli bölgelerinde hayatını kaybetmiştir. Bugün, bu kasten yapılmış ölümcül sürgünün 75’inci yıl dönümü, tarihe gömülmüş, gerekli önem verilmemiş, sahiplenilmemiş kayıp bir tarihin 75’inci yılı; unutmadık, unutturmayacağız. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Çepni…

29.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Grup Yorum üyelerinin açlık grevi eylemlerini sürdürdüğüne ve halkın sanatçılarına yönelik saldırıların son bulması gerektiğine ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Halkın sanatçıları Grup Yorum üyeleri dört ayı aşkın süredir, süresiz, dönüşümsüz açlık grevindeler. Grup Yorum üyeleri, sıkça tanık olduğumuz “gizli tanık” ifadeleriyle tutuklandılar. 2015 yılından itibaren neredeyse tüm konserleri yasaklanmış, İdil Kültür Merkezi ise sürekli baskınlarla çalışamaz hâle getirilmiştir. Grup Yorum üyelerinin talepleri şunlardır: Konser yasaklamalarının kaldırılması, üyelerinin terör listelerinden çıkartılması, tutuklu üyelerinin serbest bırakılması. Grup Yorum, hayatı boyunca iktidarların değil, halkın sesi olmuştur, sanat grubudur. Talepler karşılanmalı, halkın sanatçılarına dönük saldırılar son bulmalıdır.

Grup Yorum’a özgürlük diyoruz. Türküler susmaz, halaylar sürer.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi de Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk olarak, İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Dervişoğlu, buyurun.

30.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, 14 Kasım Ahıska Türklerinin sürgün edilişinin 75’inci yıl dönümü ile 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümüne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’ın resmî davetlisi olarak gerçekleştirdiği ziyarette vuku bulan olaylar ile ağır hakaretler içeren mektubu ABD Başkanı Donald Trump’a takdim etmesine ve Patriot füzelerine ilişkin basın açıklamasına, İYİ PARTİ Genel Başkanı Meral Akşener’in “Göreceksiniz, S-400’leri alacaklar ama kullanamayacaklar.” ifadesinde haklı çıktığına ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Stalin’li Sovyetler Birliği tarafından 14 Kasım 1944’te Gürcistan’ın Ahıska Bölgesi’nde yaşayan on binlerce Ahıska Türkü sürgün edilmiştir. Trenlere bindirilip vagonlarda günlerce yolculuk eden Ahıska Türkleri, Orta Asya’nın dört bir tarafına dağıtılmışlardır. Yolculuk sırasında 17 bin Ahıska Türkü açlık, soğuk ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir; kalanlar ise çok ağır şartlarda hayatlarını idame ettirmek durumunda kalmışlardır. Göçün ardından, açlık ve çeşitli hastalıklar nedeniyle 30 bin Ahıskalı da zorunlu göç ettirildikleri yerde yaşamını yitirmiştir. Sürgünün 75’inci yılında, hayatlarını kaybeden Ahıskalı soydaşlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum, mekânları cennet, ruhları şad olsun.

Ayrıca, yarın Genel Kurulumuz olmadığı için, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’mizin 1983’te bağımsızlığını ilan ettiği günü de kutluyorum, gurur ve coşkuyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin cumhuriyet bayramını şimdiden tebrik ediyorum.

15 Kasım, Kıbrıs Türk halkının verdiği millî mücadelenin bir devlet olarak taçlandırıldığı gündür. Kıbrıs Adası’nda, yaklaşık yüz yıla yakın bir süredir, adada kalan Kıbrıslı Türkler varlıklarını sürdürebilme adına mücadele vermişlerdir. Nihayetinde, 15 Kasım 1983’te ise yeni bir Türk devleti kurulmuştur. Büyük mücadele günleri içerisinde kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başta olmak üzere tüm emeği geçenleri ve kanı pahasına şehit olarak Kıbrıs topraklarını vatan yapan kahraman Türk askerini rahmetle, minnetle anıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun devam edin Sayın Dervişoğlu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Cumhurbaşkanı -biliyorsunuz- Amerika Birleşik Devletleri’ni ziyaret etmişlerdir. Cumhurbaşkanımız, yapmış olduğu bu ziyarette, kendisine ağır hakaretler içeren mektubu da dün Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’a takdim ettiğini açıklamıştır. Trump, mektupları bize, bilindiği gibi, takdim etmemiş, dayatmıştı. Ayrıca, burada “takdim” sözü özellikle seçilmiş gibi görülüyor. Henüz yola çıkmadan da mektubun “takdim” edileceği resmî ağızlardan 2 kez açıklanmıştı. Herkes iyi bilsin ki Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin ita amiri değildir. Türk tarihinin daha önce görmediği bir üslupla yazılan, hakaret dolu mektuba cevabımız bu kadar yumuşak bir düzeyde kalmamalıydı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayalım Sayın Dervişoğlu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Mektuba gerekli cevap anında yazılı olarak verilmeli ya da tepki amaçlı olarak Amerika Birleşik Devletleri ziyareti iptal edilmeliydi. “Mektubu takdim ettim.” deyip geçmek, size, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamına yapılan hakaretleri halının altına süpürmek anlamını taşıyor. Mütekabiliyet aramak her Türk’ün de Türkiye Büyük Millet Meclisinin de hakkıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı dünkü ABD ziyaretinde yaptığı basın açıklamasında, uygun olduğu takdirde, gerekirse Patriot füzelerini de alabileceğini ifade etmiştir. S-400 ile Patriot aynı amaç doğrultusunda kullanılan savunma sistemleridir. Hem S-400 hem Patriot almak, olsa olsa tam da Hükûmetin plansız dış politikasına yakışacak bir durumdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerimizi bağlayalım Sayın Dervişoğlu.

Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım, hoşgörünüz için.

BAŞKAN – Rica ederim.

Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Getireceği milyarlarca dolar zarar bir yana, Türkiye’nin dış dünyadaki itibarı da bir kez daha zedelenmiştir. S-400 tartışmalarının en başından itibaren, Sayın Cumhurbaşkanına taviz vermemesi ve dik durması konusunda arkasında bulunacağımızı ifade etmiştik fakat maalesef, Sayın Cumhurbaşkanımız bunu yapamadı. Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener Hanımefendi aylar öncesinden “Göreceksiniz, S-400’leri alacaklar ama kullanamayacaklar.” demişti, ne yazık ki bir kez daha haklı çıktı.

Cumhurbaşkanının ABD ziyaretiyle ilgili üzerinde konuşulacak çok sayıda konu vardır; kamuoyunun merak ettiği birçok soru cevapsız kalmıştır. Teröriste “general” deyip kendisiyle de aynı şekilde görüştüğünü söyleyen Trump, Cumhurbaşkanı ile bir caninin statüsünü neredeyse eşitlemiştir; bu, kabul edebileceğimiz bir rezalet değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son bir kez açıyoruz mikrofonu.

Buyurun.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Bir başka ilginç durum, ABD’li senatörlerin Sayın Erdoğan’la karşılıklı olarak kurduğu soru-cevaplı fakat sorguya benzer diyalogdu. ABD’li senatörlere gösterilen hoşgörüyü Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan milletvekillerimiz için de bekliyoruz. Diler ve umarım ki bizlerle de karşılıklı, soru-cevaplı ve Türkiye’nin temel meseleleriyle ilgili bir diyalog zemini oluşturmayı düşünürler.

Ayrıca, bir hususu daha hatırlatmak isterim: Türkiye’de yargının bağımsızlığı zaten tartışma konusudur; geride bıraktığımız zaman içinde bir rahip krizi yaşanmış ve adalet gölgelenmişti. Şimdi, FETÖ elebaşının iadesini istediğimiz yerde, bir FETÖ sanığının yani Serkan Gölge’nin tahliyesi için Sayın Erdoğan’a teşekkür edilmiştir. Bir müttefik ülkeye hediye olarak Kütahya çinisi götürmenizi anlarım fakat hediye paketine FETÖ sanığı konulmasını ve bunun için takdir ve teveccühe mazhar olmayı anlayabilmemiz ve kabul edebilmemiz mümkün değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Dervişoğlu.

Sayın Akçay, buyurun.

31.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, vefat eden Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın resmî davetlisi olarak gerçekleştirdiği ziyarete ve görüşmelere, ABD’nin terör örgütü PKK/YPG’ye destek vermeye devam etmesi hâlinde Türkiye’nin hak bildiği yolda ilerleyeceğine, FET֒yle mücadelenin Türk-Amerikan ilişkilerinin hassas konularından olduğuna, Türkiye’nin dostluğunun değerli düşmanlığının ise tehlikeli olduğuna ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Ali Muhittin Taşdoğan’ın muhterem babası İbrahim Taşdoğan’ın vefatını üzüntüyle öğrendik. Merhuma Cenab-ı Allah’tan rahmet, başta Milletvekilimiz Sayın Ali Muhittin Taşdoğan olmak üzere kederli ailesine ve yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Sayın Başkan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’ın resmî davetlisi olarak dün gerçekleştirdiği ziyaret ve görüşmeler, sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği için değil, Türkiye'nin terörle mücadele ve sınır ötesi harekâtlardaki haklı ve meşru pozisyonunun tüm dünyaya tekrar ilan edilmesi için önemli bir süreç olmuştur. Son örneğini Barış Pınarı Harekâtı’nda gördüğümüz üzere, Türkiye'nin sahadaki etkin ve kararlı duruşu masadaki gücünü de artırmıştır. Diplomaside de Türkiye inisiyatif sahibi bir ülkedir. Görüşmenin neticesinde yapılan açıklamalar, ABD Senatosunda sözde Ermeni tasarısının oylanmasının durdurulması gibi adımlar olumlu gelişmelere işaret etse de bu görüşmelere ve sonrasında yaşanacak gelişmelere temkinli yaklaşmamız tabiidir. Bu görüşmenin kamuoyuna yansıyan konu başlıklarının sayısı dahi Türkiye ile ABD arasındaki önemli krizlere işaret etmektedir. Bunların içinde en öncelikli konu olarak terörle mücadele ve Türkiye'nin terör saldırılarına karşı güvenliğin tesisi meselesinde ABD tarafından hep arkadan vurulduğunu asla unutmamalıyız. Tüm uyarılarımıza rağmen sınırlarımızın birkaç kilometre ilerisindeki terör örgütüne on binlerce tır dolusu silah ve mühimmat veren ABD’nin, müttefiklik hukukunu tamir edip etmeyeceğini takip edeceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Masada Türkiye'nin istekleri kabul edilse dahi bunun sahadaki yansımalarını da takip edeceğiz çünkü Barış Pınarı Harekâtı bölgesine ilişkin ABD taahhütlerinin yeterince yerine getirilmediği dahi bugün tüm dünya kamuoyu tarafından bilinmektedir. Türkiye açısından Sayın Cumhurbaşkanının bu ziyaretinin en önemli sonucu, Türkiye’nin hukuki, haklı ve meşru tezlerinin özellikle terörle mücadele ve sınır ötesi harekâtlara ilişkin görüşlerimizin tüm dünyaya tekraren ilanı açısından diplomasi kanalını da açık tuttuğumuzun gösterilmesidir. Türkiye’nin kararlılığı bir kez daha en iyi şekilde vurgulanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sadece dünkü görüşmeyi değil, daha önceki mutabakatları da dâhil ederek söylüyorum ki eğer masadaki sözler yerine getirilirse mesele yoktur; yok, eğer ABD terör örgütü PKK/YPG’yi muhafaza ve desteğe devam ederse bilinsin ki Türkiye hak bildiği yolda devam edecektir.

Sayın Genel Başkanımızın dünkü açıklamasında vurguladığı gibi, Türkiye’nin dostluğu değerli, düşmanlığı ise tehlikelidir; tüm dünya bunu böyle bilsin. Bu nedenle geri adım atmayacağız, tezlerimizi ve haklılığımızı hem sahada hem masada kararlılıkla göstermeye devam edeceğiz.

Ayrıca, sadece PKK/PYD değil, FET֒yle mücadele de Türk-Amerikan ilişkilerinin hassas konularından biridir. Türkiye’nin anayasal düzenini bir darbe girişimiyle hedef alan, 251 insanımızı şehit eden, 2.193 vatandaşımızı yaralayan bu terör örgütünün elebaşı ve birçok mensubu hâlâ ABD’dedir ve faaliyet göstermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – FETÖ elebaşının ABD’de keyif sürdüğü çiftliğinden çıkarılıp Türkiye’ye teslim edilmesi için bugüne kadar gönderilen dosyaların gereğinin de bir an önce yerine getirilmesi gerekmektedir. Bekleyip göreceğiz, neticeye bakacağız, oyalama ve savsaklamaya asla itibar etmeyeceğiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Sayın Oluç…

32.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, polisin HDP Antep il ve Şahinbey, Şehitkamil ilçe örgütlerine düzenlediği baskında 57 kişiyi gözaltına aldığına ve bu olayın demokratik siyasete ağır bir saldırı olduğuna, Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümünün aydınlatılması için hukuk mücadelesini sürdüren baba Şaban Vatan ile basın emekçileri Canan Coşkun ve Kazım Kızıl’ın gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğuna, 15 Kasım Dünya Hapisteki Yazarlar Günü’ne, Maliye Bakanlığının ekonomi aleyhine algı oluşturmaya çalışanlara karşı hukuki süreç başlatacağına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan IŞİD’li sayısına yönelik ifadelerinin hangisinin doğru olduğunu öğrenmek istediklerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, bugün Antep il ve Şahinbey, Şehitkamil ilçe örgütlerimize polis baskını düzenlendi. İl Eş Başkanlarımız Müslüm Kılıç, Sultan Bayındır, eski dönem il eş başkanlarımız, ayrıca Şahinbey İlçe Eş Başkanımız Mehmet Özkan, parti yöneticilerimiz ve parti meclisi üyelerimiz de dâhil olmak üzere 57 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Partimizde ücretli çalışan çaycı, hatta bir dönem önceki çaycı da gözaltına alındı ve sabah saatlerinden bu yana il ve ilçe binalarında aramalar yapılmaya devam ediliyor. Şimdi, bu çok ağır, Antep’te demokratik siyasete karşı çok ağır bir saldırı. İktidar, bir kez daha yargı eliyle siyaset yapmayı seçmiş görünüyor. Şimdi, bu insanlar davet edilse -üyelerimiz, yöneticilerimiz- bir ifade almak için, kendileri giderler, zaten her gün il ve ilçe binalarımızda bulunan yöneticilerimizdir. Bu durumu kınıyoruz, protesto ediyoruz ve gözaltındaki il, ilçe yöneticilerimizin, parti meclisi üyelerimizin derhâl serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Kongre çalışmamız engelleniyor. Yargı, Antep’te yapılan il kongresi çalışmasını engelliyor yani bir siyasi partinin faaliyetini engelleyen bir savcıyla karşı karşıyayız.

Şimdi, sayın vekiller, biliyorsunuz, uzun tartışmalar yaptık ve burada Rabia Naz’la ilgili bir ortak Araştırma Komisyonu kurduk, iyi de oldu ve Komisyon da çalışmaya başladı. Şimdi, kızı Rabia Naz Vatan’ın şüpheli ölümünün aydınlatılması için hukuk mücadelesini sürdüren baba Şaban Vatan gözaltına alındı bu Komisyon çalışmaya başladıktan sonra. Daha birkaç gün önce kızının otopsi görüntülerini izlemek zorunda bırakıldı baba Şaban Vatan. Yani ülkedeki adaletin geldiği noktanın çok ilginç bir kanıtı daha karşımızda duruyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç, devam edin.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Şimdi, bu da yetmedi, Rabia Naz’ın şüpheli ölümünü araştırmak için kurulan Komisyonun çalışmalarını takip eden gazeteciler de gözaltına alındı; Canan Coşkun ve belgeselci Kazım Kızıl Giresun’da gözaltına alındılar. Şimdi, bir cinayet iddiasını incelemek için olay yerine giden gazeteciler nasıl bir suç işlemiş olabilir ki gözaltına alınıyorlar? Akıl alır gibi değil. Yani delilleri mi yok etmişler? Yok ama savcı belli ki bir şeyleri gizlemeye çalışıyor. Yani bu Rabia Naz meselesinin başından beri bu durumla karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu adalet anlayışı kabul edilemez, gözaltına alınan gazeteciler de, baba Şaban Vatan da bir an evvel serbest bırakılmalıdır. Yargıda tuzun koktuğunun bir başka örneğidir Giresun’daki savcının bu yaptıkları. Gazetecilik yapmak suç değildir. Bunu hâlâ anlayamadı bazı savcılar.

Şimdi gazetecilik deyince, yarın biliyorsunuz 15 Kasım sayın vekiller.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – 15 Kasım, Uluslararası Yazarlar Birliğinin Dünya Hapisteki Yazarlar Günü ilan ettiği bir gündür ve Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) bu yıl da Dünya Hapisteki Yazarlar Günü kapsamında -her yıl olduğu gibi- bir açıklama yayınladı. İlginçtir, bu açıklamanın birçok yerinde Türkiye’den “yazar ve gazeteci hapishanesi” olarak söz ediliyor. Bu konuda Çin, Rusya, bazı Afrika ve Latin Amerika ülkeleriyle Türkiye’nin yarışmakta olduğu vurgulanıyor. Hani neden acaba diye biz de düşündük. Biraz evvel Giresun’la ilgili söylediklerim de bununla çok kolay bağlantı kurulacak bir konudur. Türkiye’de, biliyorsunuz, hâlihazırda 115’ten fazla gazeteci cezaevindedir. Yazarlara ilişkin bir istatistiki durum yoktur. Bir kez daha söyleyelim: Gazetecilerin hepsi serbest bırakılmalıdır. Gazetecilik yapmak suç değildir ama öyle bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız ki değinmek istediğim bir başka konu var, o da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerimizi toparlayalım Sayın Oluç.

Buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Hazine ve Maliye Bakanımız var; o da “ekonomide eleştirileri ve eleştirenleri susturursak ekonomiyi ne güzel yönetiriz” anlayışına sahip ve eleştiri yapanların, haber verenlerin, yorum yapanların bu konuda cezalandırılmasıyla ilgili çeşitli çalışmalar içine girdiği söyleniyor. Daha yakın zamanda, haziran ayında en son bir ekonomi yayın ajansının 2 muhabiri hakkında dava açılmıştı ve başka insanlar hakkında da açıldı. Bir susturma zihniyeti aslında bu ve ekonomi yönetimi, ekonomik krizi yönetemediği için, kifayetsizliğini örtmek için düşman bulmaya çalışıyor şimdi. Yani bu da kabul edilebilir bir şey değil. Fakat baktık, hani nereden örnek almıştır acaba Hazine ve Maliye Bakanı “Damat Bey” bu muhteşem fikri diye. Gördük ki 12 Eylül darbesini yapmış olan Kenan Evren cuntası da zamanında olumsuz ekonomi haberlerini takip altına almış, hatta intihar haberlerinin yayınlanmasını da yasaklamış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, bağlayalım lütfen.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bağlıyorum.

Yani örnek aldıkları yer de 12 Eylül darbeci cuntası. İlginç oluyor tabii bunların hepsi.

Şimdi, ben, geçen hafta, bazı sayılar vererek bir soru sormuştum ama ne yazık ki Adalet ve Kalkınma Partisinden o konuda tatmin edici bir cevap alamadım, bugüne kadar da alamadım.

Bir kez daha hatırlatmak istiyorum çünkü konu güncellendiği için hatırlatmak istiyorum. Şimdi, birincisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan Macaristan ziyareti öncesinde, Türkiye’de tutuklu olan IŞİD’lilerle ilgili bir sayı verdi demiştik o gün de; demişti ki: “Hapishanelerimizde şu anda 1.149 IŞİD’li militan var.” Daha evvel, Macaristan ziyareti öncesinde yaptığı bir açıklamada, 10 Ekim tarihindeki konuşmasında ise cezaevindeki IŞİD’li sayısı için 5.500 rakamını vermişti. Dün Amerika Birleşik Devletleri’nde yine bir açıklama yaptı ve dedi ki: “Türkiye’de cezaevlerindeki IŞİD’li sayısı 2.200.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, bağlıyoruz Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Soruyu tekrar soruyorum: 3 ayrı açıklamada 3 ayrı sayı var cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan IŞİD’lilerle ilgili. Bu konudaki doğru rakam hangisidir? Bu yanlış bilgileri -çünkü 3 farklı sayı açıklarsanız yanlış var demektir- Cumhurbaşkanına kim vermektedir? Bunları öğrenmek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oluç.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Peşin beş dakika ver, kurtar Başkan.

BAŞKAN – İstediğiniz kadar konuşun Sayın Altay.

33.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Dışişleri Bakanlığı sayfasında yer alan Ermeni din görevlisinin öldürülmesine ilişkin bilgilendirmeye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın resmî davetlisi olarak gerçekleştirdiği ziyarete ve görüşmelere, Amerika Birleşik Devletleri nezdinde Amerika-Türkiye ilişkilerinin Amerika-Suudi Arabistan ilişkileriyle, Amerika-Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerle aynı tutulmasını Türkiye’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve milletin hak etmediğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye'nin, dünyanın yakından izlediği dünkü görüşmeye şuradan girizgâh yapmak istiyorum. Bugün Dışişleri Bakanlığı sayfasında şöyle bir değerlendirme var, bilgilendirme var: “Suriye Ermeni cemaatine mensup bir din görevlisinin, terör örgütü PYD/YPG/PKK denetimi altındaki bölgede uğradığı menfur bir saldırıda hayatını kaybettiği üzüntüyle öğrenilmiştir.

Bu terör eylemini en güçlü şekilde telin ediyor, Suriye halkına başsağlığı diliyoruz.

Bölgede faaliyet gösteren ve Hristiyanlar dâhil tüm Suriyelileri mütemadiyen hedef alan DEAŞ ve PYD/YPG/PKK terör örgütleri olağan şüphelilerdir.

Suriye’den kaynaklanan her türlü terörle kararlılıkla mücadele eden Türkiye, bu terör saldırısının faillerinin bulunması için de uluslararası toplumla birlikte hareket edecektir.”

Şimdi niye bunu okudum? Üzüldük tabii, biz de kınıyoruz –ayrı- bir Ermeni din görevlisinin öldürülmesini kınıyoruz. Şimdi olay şöyle: Bu, üç gün önce oldu fakat Türk Dışişleri bunu görmedi. Ve dünkü görüşmeden sonra, muhtemelen Amerika’da Türk Dışişleri bu konuda uyarıldı ve bugün apar topar bunu görmek zorunda kaldı. Görmek zorunda kalırken de DAEŞ’in üstlendiği bir eylemi PYD-YPG’ye de olağan şüpheli diye mal ederek gene farklı bir pencereden gördü.

Buradan iki şeye dikkat çekmek istiyorum: Yani Amerika Birleşik Devletleri’nin, bölgede yaşananlarla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığının internet sitesine bile artık yön veriyor olması Türkiye adına utanç vericidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu, işin birinci noktası.

İkinci noktası da şudur: Hâlâ Dışişlerinin DAEŞ’e âdeta masum bir görüntü verme gayretkeşliğini görmenin de utancını yaşıyorum. Ben bu ülkenin milletvekiliyim.

Şimdi, buradan yola çıkarsak dünkü görüşmede Türkiye’nin gene belli ki epey kulağı çekilmiş. İşte, bunun en güzel delili Dışişleri Bakanlığının üç gün önce yaşanmış bir olayı bugün sitesine koymasıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Trump ve Erdoğan’ın görüşmesinde -bizim gördüğümüz- iki ülke arasındaki çoklu sorunların çözümüne yönelik adımlar değil bir aile fotoğrafı verilmiştir. Taraflar toplantılardan sonra yaptıkları basın açıklamasında ortak bir gündeme ve aynı önceliklere sahip olmadıklarını çok açık göstermişlerdir. Yani saatlerce konuştuktan sonra basının karşısına geçiyorlar, Sayın Erdoğan başka şeyler söylüyor, diyor ki: “Benim önceliklerim bunlar.” Sayın Trump diyor ki: “Benim önceliklerim bunlar.” Bunlar elimizde var. Meclis müsaade ederse hepsini okuruz. Milletvekillerimizin de bilgisi vardır.

Ve Türkiye-ABD ilişkileri üzerindeki kara bulutlar dağılmamıştır. Trump’ın Türkiye’de tutuklu bulunan ve sonra serbest bırakılan Serkan Gölge için Erdoğan’a teşekkür etmesi, Türkiye’deki yargının vahim durumunu bütün dünyaya bir kez daha göstermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yani şu olmuştur Sayın Başkanım: “Demokrasi, demokrasi” “cumhuriyet, cumhuriyet” diyoruz, “kuvvetler ayrılığı” diyoruz… Yani Rahip Brunson kepazeliğinden sonra Trump, Erdoğan’a ayrıca Serkan Gölge için bir sipariş vermiştir, şu anda evinde gözetim altında bulunan Serkan Gölge’yi de tıpkı Brunson’da olduğu gibi çok kısa bir sürede Oval Ofis’te karşılayacağını dünyaya ilan etmiştir. Bu da Türk yargısı için bir utanç vesilesidir, utanç vesilesidir. Bir ahlaklı, ettiği yemine sahip savcının, yargıcın bu konuya adam gibi el atması ve yargıyı içine düştüğü kepazelikten kurtarması lazım.

Ve Trump ABD-Türkiye ilişkilerinin ticari boyutuna ve Türkiye'nin NATO ve Afganistan’daki katkılarına dikkat çekmiş, Erdoğan ise IŞİD’le mücadele ettiğine dünyayı inandırmaya çalışmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Erdoğan IŞİD’le mücadelede Türkiye'nin en güvenilir ortak olduğunu söylerken, Trump’ın böyle düşünmediği, YPG’li Mazlum Kobani’ye ilişkin olumlu sözlerinden anlaşılmaktadır.

Sayın Akçay “Bunu çok ciddi takip ettik. Eğer ABD, PKK/PYD-YPG’yle ilişkileri noktasında belli bir yola gelmezse yüksek refleksimizi sürdüreceğiz.” anlamında doğru bir şey söyledi. Ama sanıyorum Sayın Akçay’ın gözünden şu kaçtı: Dün Trump, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile “Mazlum Kobani” kod adlı Şahin’i –neydi, unuttum adını da- eşitledi Sayın Akçay. Erdoğan’a dedi ki: “Seninle görüştüğüm gibi Mazlum Kobani’yle de görüşüyorum, görüşürüm.” Trump, Mazlum Kobani ile Recep Tayyip Erdoğan’ı aynı noktaya, aynı düzleme koydu. Bunu da Genel Kurulun bilgisine sunalım.

Ayrıca Halkbank davası, CAATSA yaptırımları, Senatodaki yaptırım tasarıları, S-400’ler, F-35’ler, teröristbaşı Gülen’in iadesi ve PYD’yle ilişkiler konularında -bir uzlaşma olduğuna, bir mutabakat olduğuna dair- diğer partileri kastetmiyorum, AK PARTİ’den bir değerli milletvekilimiz bu saydığım konularda “Bir uzlaşma oldu.” diyebilir mi? Diyemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Beş dakika doldu ama bir dakika daha söz veriyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Dolmadı efendim, üç dakika oldu.

İkisinin gündemi de çok ayrıydı ve Trump, Erdoğan’ın basın açıklamasından sonra Beyaz Saray’ın sayfasında yayımlanan yazılı açıklamada Türkiye’nin satın aldığı S-400 savunma sistemleri meselesinin çözümünün iki ülke arasındaki ilişkilerin ilerletilmesinde yaşamsal olduğunu söylemek suretiyle dedi ki: “S-400 meselesi aşılmadan hiçbir sorun giderilmeyecek.” Şimdi, ben buradan yapıcı olarak söylüyorum: S-400’de Amerika’nın istediğini yaparsanız Rusya’ya ne diyeceksiniz? Rusya, kuşkunuz olmasın, İdlib kartını açacak ve SDG ile Suriye merkezî yönetimini yakınlaştıracak. Hayır, S-400 konusunda Trump’ı dinlemezseniz, Amerika’yla bu konuda ters düşerseniz bu seyahat boşu boşuna yapılmıştır, bunca para da boşuna harcanmıştır, Amerika’yla daha yaşamsal sorunlar yaşamaya devam edeceğiz.

Son cümle: Yani Türkiye, bu sıkışmışlık hâlinden bir an önce kurtulmalıdır. Benim gördüğüm şudur: Hiç kusura bakmayın, Amerika Birleşik Devletleri nezdinde Amerika-Türkiye ilişkileri, Amerika-Suudi Arabistan ilişkileriyle, Amerika-Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerle bir ve aynı tutulmuştur. Türkiye, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve bu asil millet bunu hak etmemektedir Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

Sayın Turan, en az beş dakika vereceğim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Engin Bey’e beşse bize yirmi beş dakika vermeniz lazım Sayın Başkan, hep bize sataştı zaten, görüyorsunuz.

BAŞKAN – Tamam, size altı…

34.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Amerika ziyaretinin tüm dünyanın yakından takip ettiği önemli sonuçları olan bir görüşme olarak tarihe geçtiğine, terör yandaşlarının saldırısına uğrayan TRT haber muhabiri Tuna Şanlı’ya geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve ifade özgürlüğünü hedef alan bu saldırıya karşı partilerden ortak tavır beklediklerine, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ne, 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı, 14 Kasım Iğdır ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümüne, vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın Amerika ziyareti tüm dünyanın yakından takip ettiği, önemli sonuçları olan bir görüşme olarak tarihe geçti. Türkiye, tüm tezlerini Amerika’daki görüşmede net olarak ortaya koydu. YPG, Suriye, FETÖ, sözde Ermeni tasarısı gibi tüm konularda, hem Amerika’da -senatörler dâhil- hem de tüm dünya kamuoyu önünde tavrımızı net bir biçimde ortaya koyduk. Mektuplar, geldiği gibi, aynen mahrecine iade edildi. Ekonomik yaptırım tehdidinden eser yoktu, Avrupa’ya mesaj vardı. Medya üzerinden yapılan eleştiriler yoktu, kabul gören bir haklılık vardı. Susan, dayatmaya açık bir anlayış yoktu, 82 milyonun hakkını koruyan bir irade vardı. Bir siyasetçi olarak değil öncelikle bir vatandaş olarak gurur duyma hakkımız var diye düşünüyorum. Artık dinleyen değil dinleten bir Türkiye var Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün Cumhurbaşkanımızın Amerika ziyareti sırasında, TRT Haber muhabiri Tuna Şanlı zirve öncesinde bölgeden bilgi aktarırken canlı yayında terör yandaşları tarafından maalesef saldırıya uğradı. Bu alçak saldırıyı kınıyoruz; Tuna Şanlı’ya, TRT ailesine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Basın ve ifade özgürlüğünü hedef alan bu saldırıya karşı tüm partilerimizden ortak tavır bekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde diyabet farkındalığının artırılması, sunulan bakım kalitesinin yükseltilmesi ve gelecek nesillerin diyabetten korunmasına yönelik önemli adımlar atılmakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Dünya Diyabet Günü vesilesiyle herkesi bu konuda daha duyarlı olmaya, dikkatli olmaya davet ediyoruz. Aynı şekilde, Sağlık Bakanlığımız, 81 ilimizin merkezlerinde, terminallerinde, havaalanlarında ve Meclisimizin de Şeref Salonu’nda stant açarak kan şekeriyle ilgili bilgileri aktarmakta, ölçümleri yapmakta ve tansiyonla ilgili bilgiler vermekte Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasının vefatını derin bir üzüntüyle öğrendik. Merhuma Allah’tan rahmet diliyoruz; milletvekilimize, ailesine, MHP camiasına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın 15 Kasım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kıbrıs bize tarihin emaneti olarak millî bir davamız. Kıbrıs, yavru vatan değil vatandır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 36’ncı yıl dönümünü kutluyor ve tüm Kıbrıs şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyoruz.

Aynı şekilde, bugün Iğdır ilimizin düşmandan kurtuluşunun 99’uncu yıl dönümü. Bu vesileyle, tüm Iğdırlı hemşehrilerimize selamlarımızı iletiyoruz ve aynı şekilde, tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

35.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başkanım, Genel Kuruldan ve Milliyetçi Hareket Partisinden çok özür dileyerek biz Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasının hayatını kaybettiğini şimdi öğrendik. Başsağlığı diliyoruz, sayın milletvekilimize sabır diliyoruz, geride kalanlara uzun ömür diliyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, Başkanlık Divanı olarak vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Evet, biz de başsağlığı dileklerimizi Divan adına iletiyoruz; milletvekilimize, ailesine ve camianıza başsağlığı diliyoruz.

Buyurun Sayın Dervişoğlu.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun, vefat eden MHP Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın babasına Allah’tan rahmet dilediklerine ilişkin açıklaması

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Grubum ve şahsım adına milletvekili kardeşimin acısını paylaşıyor, taziyelerimizi bildiriyoruz. Kabri nur, mekânı cennet, ruhu şad olsun efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Buyurun Sayın Akçay.

37.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Cumhuriyet Halk Partisinin Suriye meselesinde ve millî meselelerdeki desteğini samimi bulmadıklarına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel Sayın Altay benim baştaki konuşmama da atıfta bulunmak üzere “Sanırım gözünden kaçtı.” diye bir ifadede bulundu. Şimdi ben de diyorum ki sanırım benim konuşmamın bütünlüğü Sayın Altay’ın gözünden kaçtı yani benim ABD’nin tutumuna ilişkin sözlerim. ABD’nin hep arkadan vurduğunu, on binlerce tır dolusu silah ve mühimmatla müttefiklik hukukunu zedeleyerek terör örgütlerini desteklediğini ifade ettik. Neticede ABD’de yapılan görüşmede, Türkiye Cumhurbaşkanının gayet onurlu, kararlı ve başarılı bir temsiliyetiyle Türkiye'nin tezleri en iyi şekilde anlatılmıştır ve diğer…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Amerika tarafı da kendi görüşlerini ifade etmiştir. Zaten ülkelerin karşılıklı görüşmeleri bu şekilde olur; bazen diplomatik lisanla ifade edilir, bazen açıkça ifade edilir; herkes de anlayacağını anlar, söyleyeceğini de söyler. Dünkü görüşme bu şekilde cereyan etmiştir.

Ben Sayın Altay’ın bu görüşmeye ilişkin görüşlerini, konuşmalarını ibretlik sözler olarak ifade ediyorum. Yani muhalefet etmek adına bu kadar ağır eleştiri ve ifadeleri de doğru bulmadığımı söylemek istiyorum.

Yani bu kadar ağır sözlerle ne murat ediyorsunuz? Lütfen biraz net olun. Sayın Altay, Suriye tezkeresinde de siz Türkiye’yi bir korsan devlet olarak suçlamıştınız, âdeta bir işgalci devlet suçlaması getirmiştiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akçay, tamamlayalım lütfen, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Yine, ayrıca CHP, Suriye’ye ilişkin bu harekâtla ilgili insan mühendisliği yapmakla suçlamıştı. Bu millî meselelerde o kadar ağır lafları söyleyip söyleyip, suçlayıp haneyi viran hâle getirdikten sonra “Biz de destekliyoruz.” demenin de bir anlamı yok. Bu desteği, özellikle bu Suriye meselesinde ve millî meselelerde samimi bulmadığımızı ve tutarsız bulduğumuzu da ifade etmek istiyorum bu vesileyle.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önce Sayın Altay, sonra Sayın Oluç…

Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben aslında Sayın Akçay’ı teyit eden bir konuşma yaptığımı zannettim, ya meramımı anlatamadım ya da bir sorun var. Ama tabii, Sayın Akçay, Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’yi bir korsan devlet olarak itham ettiğini burada açıklamak suretiyle hem burada hem kamuoyunun kafasında Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili olumsuz bir algıya yol açmıştır. Bu, bir sataşmadır Sayın Başkan. Söz talep ediyorum sataşmadan dolayı.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Buradan mı?

BAŞKAN – Nasıl isterseniz, isterseniz yerinizden, eğer bunu sataşma olarak görüyorsanız kürsüden.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – E, çok sataşma var.

BAŞKAN – Hayır, nasıl isterseniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Peki, o zaman müsaade ederseniz kürsüden söz alayım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Engin Bey nasıl takdir buyurursa öyle konuşsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben seçimi kendisine bırakıyorum, Grup Başkan Vekillerinin bu konuda takdirlerini en uygun şekilde kullanacaklarına inanıyorum.

Buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bizim Amerika’ya bakışımızda aslında Milliyetçi Hareket Partisiyle paralellik vardır. Ben de, biz de biliyoruz ki Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’da ilişki içinde olmadığı terör örgütü yok, Sayın Akçay da bunu teyit edecektir.

Ben de dedim ki zaten: Bu görüşmeyi çok övüyorsunuz yani görüşmeye iltifat ediyorsunuz ama Sayın Erdoğan’a diyor ki: “Tayyip Erdoğan, benim için sen neysen YPG lideri de o.” Bu, sizi rahatsız etmedi mi, onu soruyorum ben. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Etmez mi, ediyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Görüşme iyi geçtiği için üzüntülüsünüz galiba.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Öyle bir şey yok.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Öyle öyle, açın bakın.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – O sizin yorumunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Efendim, dinledik. Kulağımıza mı inanalım, size mi?

Süremi çalmayın.

Ve bir şey daha; peki, şu sizi rahatsız etmiyor mu mesela: Trump “Göçmenlerin yerleşimi için oraya kuracağınız binalar falan, siz onları Avrupa Birliğiyle halledin, Avrupa ülkeleriyle halledin. Benim işim orada petrolle kardeşim." diyor. Ben bundan rahatsız olurum. O zaman senin ne işin var? Ne çözdün? Arkadaşlar, ne çözüldü, ben merak ediyorum. Ben dün dedim ki: Erdoğan, dik dur; o hakaretamiz mektubu hak ettiği gibi ona iade et, Cumhuriyet Halk Partisi olarak dimdik arkanda duracağız. Ama ne oldu?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hiç güvenemedik ama. (AK PARTİ sıralarından “Mektubu ona verdi.” sesleri, gürültüler)

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ya, ayıptır ya! Yani siz utanmıyorsanız ben bilmem, ben utanıyorum kardeşim. Böyle alçakça, haince, hadsizce bir mektubu götürüp “Takdim ettim." dedi ya! “Takdim” nedir ya? “Takdim” kendisinden büyüğe bir şeyi sunmaktır. Birleşmiş Milletlerde ülkelerin egemen eşitliği vardır; Amerika istediği kadar büyük olsun, Türkiye’den büyük değildir, Türkiye'nin egemen eşitidir. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Siz, peşinen Amerika’yı Türkiye'nin üstünde, Türkiye’den büyük; Trump’ı Erdoğan’ın üstünde, Erdoğan’ın saygı göstereceği, önünde eğileceği bir konuma yakıştırabilirsiniz. Ben Trump’ı Erdoğan’ın üstünde bir konuma yakıştırmıyorum, yakıştırmanızı da yadırgıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Yakıştırmıyoruz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Geç o işleri.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Yakıştırmıyoruz.

KADİR AYDIN (Giresun) – Siz hiç böyle aslan parçası bir lider gördünüz mü?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Daha büyük olan, o adi mektubu alır, şöyle savurur atar; takdim etmez, takdim etmez! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

TAMER DAĞLI (Adana) – Savurdu, savurdu.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Hadi savurup atmadın, çıkarırsın, dersin ki: “Bunu sana iade ediyorum.” Ben de seni alkışlarım.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – İade etti.

TAMER DAĞLI (Adana) – Öyle dedi, öyle.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Sahada verdik cevabını.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Arkadaşlar, Pollyanna davranışları… Hakikaten bir gitseniz, doktorlar size derler ki: “En uygun bu.”

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Mikrofonu açalım Başkanım, mikrofonu.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Çünkü bir şeyin hem yanlış olduğunu bilip hem savunmak zorunda kalmak için Pollyanna rolü oynamak zorundasınız.

BAŞKAN – Mikrofonu açayım, sözlerinizi bağlayın Sayın Altay, lütfen.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sizi de anlayışla karşılıyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay, gördüm, size de söz vereceğim.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başkan, çevreyi kirlettiniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İşte, o mektup da öyle olmalıydı, Amerika’da öyle olmalıydı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve Türkiye’nin bölgenin en güçlü ülkesi olarak görüşmelere, müzakerelere, diplomasiye devam edeceğine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, anlaşılıyor ki dünkü görüşmenin iyi geçmesinden…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ya, ne iyi geçti be?

BAŞKAN – İzin verin lütfen.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – …Türkiye’nin tezlerinin ortaya net konulmasından, Ermeni -güya- tasarısı başta olmak üzere tüm konularla ilgili tekrar değerlendirme kapısı açılmasından, Türkiye’nin tezlerinin ortaya en net hâliyle konulmasından Sayın Altay rahatsız olmuş.

Değerli arkadaşlar, orada kriz çıksaydı onu mu alkışlayacaktınız? Bugün iki eşit ülke olarak aynı şartlarda görüşmeler yapılmış, Türkiye’nin tezleri ortaya çok net konulmuş ve adımlar atılmıştır.

Mektup meselesine gelince, üç haftadan beri Sayın Kılıçdaroğlu’nun grupta bunu söylüyor olması aslında bir beklentinin sonucu yani kavga çıkacak, kriz çıkacak, ekonomi bozulacak, gerginlik olacak iddiası.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yazıklar olsun, yazıklar olsun!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayır, böyle olmayacak; Türkiye diplomasiyle her türlü sorunu çözecek Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Biz de onu söylüyoruz zaten.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bakınız, 9 Ekimde o mektup buraya geldi ama biz o gün fiilen Barış Harekâtı Operasyonu’na başlayarak fiilen o mektubu yırttık, attık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yırtıp attınız da neyi iade ettiniz Sayın Başkan?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Dün de zaten fiilen yok hâline gelen o mektup resmen de iade edilmiş oldu. Dolayısıyla, bundan sonra, Türkiye, bölgenin en güçlü ülkesi olarak görüşmelere, müzakerelere, diplomasiye devam edecektir Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Yırttık, attık.” diyor, Cumhurbaşkanı neyi iade etti?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kürsüden Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben sataşmadım ki.

BAŞKAN – Buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İlla sataşma olması da gerekmez, aslında bu tartışmaları yapmanın bir bakıma faydası da var, Parlamentonun görevlerinden biri de bu.

Mesele şu değerli milletvekilleri: Bu eleştirileri yaparken daha özenli bir dil kullanmamız gerekiyor. Muhalefet yapma adına ülkeyi temsil eden makamların, kişilerin, kurumların ve Türkiye Cumhuriyeti’nin elini dışarıda zayıflatacak bir anlayışa taşımamak lazım. Elbette eleştiri mümkündür fakat aramızdaki fark şu: Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Amerika olsun, Avrupa olsun veya başka unsurlar tarafından Türkiye’ye yönelik bir hareket, söz, davranış, karar olduğunda öncelikle doğrudan, dolaysız o meseleye yönelik görüşlerimizi ve eleştirilerimizi ifade ediyoruz fakat üzülerek görüyorum ki bizim dışımızdaki başka partiler bu meseleyi ele alırken doğrudan bir eleştiri yöneltmiyor da -bu mektup meselesinde de olduğu gibi- sırf muhalefet etmek ve iktidarı eleştirmek adına Türkiye’ye yönelik hadiseleri bir manivela olarak kullanmak suretiyle değerlendiriyor ve kullanıyor.

Sayın Altay, ben, mümkün mertebe, her yaptığım konuşmadan sonra tutanaklardan kendi sözlerimi okumaya da özen gösteriyorum; sizlerin de bütün arkadaşlarımızın da vaktimiz elverdiğince bunu sürekli…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayalım Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Suriye tezkeresinde Cumhuriyet Halk Partili sözcülerin ve sizin yaptığınız konuşmaların tutanaklarını lütfen yeniden bir daha okumanızı tavsiye ediyorum. Kendimizinkileri okuduğumuz için onları da biliyorum, yeniden bir gözden geçirmek gerekir. Bir cümleyle, sanki ülkeye destek veriyormuş gibi, rüşvetikelam türünden birkaç kelime söyleyip de ondan sonra 500 kelimeyle art arda hakarete ve tahkire varan ağır eleştiriler getirmeyi de doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın “Türkiye korsan devlettir.” ifadesini hangi milletvekilinin söylediğini belgeyle kendisine sunmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın hatibin “Türkiye korsan devlettir.” ifadesinin hangi milletvekilimizin söylediğini bana belgeyle sunmasını talep ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet, belgeyle sunuyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sunun. Hayır, belgeyle.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tabii, belgeyle.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tutanakla?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet, tutanakla.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Buyurun, ben sizden bunu bekliyorum gün içinde.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Şimdi söylüyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hayır, tutanağı da istiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Efendim, şöyle, tutanak gayet basit. Belgeyi burada veriyorum Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Suriye tezkeresinin çıktığı gün Sayın Altay’ın konuşmasının tutanaklarında bu var, Türkiye korsan devlet olarak suçlanmış.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok gergindik açıkçası, var, öyle bir şey söyledi herhâlde.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben mi suçladım?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet, siz suçladınız.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir daha okuyun siz, bir daha okuyun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ben bir daha okuyayım ama…

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Benim orada söylediğim “Dünyada Türkiye'yle ilgili böyle bir algıya yol açılmasına müsaade etmeyin.”dir. Çok ayıp, size hiç yakıştıramadım. Bunu kabul etmem de mümkün değildir. “Türkiye'nin dünyadaki, dünya milletler ailesi içerisindeki saygın konumunu gölgeleyecek dış basında haberler vesaire yapılıyor, buna müsaade etmesin Türkiye.”dir. Söylediğim budur, bunu herhâlde kamuoyu anlamıştır. Sayın Akçay’ın anlayıp anlamadığını bilemem.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

Sayın Oluç, söz talebiniz devam ediyor mu?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Altay’ın kendisinin okumasında fayda var, aynı kanaatte değilim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

40.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunan IŞİD’li sayısıyla ilgili herhangi bir cevabın verilmediğine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel ikinci kez sordum ancak Adalet ve Kalkınma Partisinden herhangi bir cevap gelmedi cezaevindeki IŞİD’li sayılarıyla ilgili olarak. İkinci defa da cevap gelmediğine göre öyle anlıyoruz ki ya bu konuda ellerinde doğru bir veri yok ya da bu konunun muallakta kalmasını tercih ediyorlar. Her ikisinin de yanlış olduğunun kayıtlara geçmesini istiyorum. Cumhurbaşkanının verdiği rakamlara demek ki itibar etmememiz gerekiyor bundan sonra bu konuyla ilgili çünkü bu mesele, sadece bir sayıdaki uyumsuzluk meselesi değildir; IŞİD bir terör örgütüdür, saldırgandır; cezaevinde kaç kişinin olduğuna dair muğlaklık, belirsizlik cezaevinde tutulmayanların başka işlerde kullanılmalarına dair ciddi işaretler taşımaktadır. Dolayısıyla bu konunun kayıtlara geçirilmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oluç.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.56

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (X)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük'ün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 128 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölümü üzerindeki görüşmeleri tamamlanmıştı.

Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1'inci madde üzerinde 4 adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Mahmut Toğrul                                   Mehmet Ruştu Tiryaki                           Meral Danış Beştaş

                                        Gaziantep                                                   Batman                                                        Siirt

                          Serpil Kemalbay Pekgözegü                                                                                                    Nuran İmir

                                           İzmir                                                                                                                         Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul konuşacaktır.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'nin ekonomik durumunu konuşuyoruz ama değerli arkadaşlar, bu ekonomik durumun bu kadar bozulmasının, yoksulluğun bu boyuta varmasının en temel nedenlerinden biri Türkiye'nin hukuksuz bir devlet olması. Şu anda Türkiye, Anayasa’sız bir devlettir. Türkiye’de hukuk tamamen askıya alınmıştır. AKP, muhaliflerine yönelik, her gün, yargıyı ve kolluğu bir sopa olarak kullanarak muhaliflerini bertaraf etme yoluna gidiyor değerli arkadaşlar. Halkların Demokratik Partisi olarak 2015 yılından bu yana neredeyse her gün bir siyasi soykırım operasyonuyla karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, kayyum zihniyeti şu anda 5 milyon civarında insanın siyasi iradesini reddetmiştir, kabul etmemiştir, ipotek koymuştur ve yine, 2 milyonu aşkın bir seçmenin iradesi yok sayılmıştır, gasbedilmiştir.

Değerli arkadaşlar, her gün bir ilde siyasete yönelik bir gözaltı, tutuklama furyasıyla karşı karşıyayız. Bugün Gaziantep’te il, ilçe eş başkanlarımız, mevcut olanlar ve geçmişte görev yapanlar, her gün il binamıza, ilçe binamıza kolluk gözetiminde girebilenler... Bugün Gaziantep Valiliğinin daha önce de defaatle yaptığı gibi “büyük PKK-KCK operasyonu” adı altında partimize yönelik yaptığı bir siyasi soykırım operasyonu var. Her seferinde aynı oyun, “drone”lar eşliğinde, helikopterler eşliğinde, tanklar, panzerler eşliğinde “PKK-KCK operasyonu” deniyor, kılıf böyle hazırlanıyor; gözaltına alınanlar il, ilçe yöneticilerimiz. Her gün -dediğim gibi- polisin gözetiminde il, ilçe binalarımıza girenler.

Değerli arkadaşlar, şubatta büyük kongremiz var; ilçe kongrelerimizi yeni yaptık, il kongresine gidiyoruz. İl kongresine giderken mahallelerde halkımızın görüşlerini alıyoruz. İşte tam da bunu engellemek, il kongremizi engellemek adına kolluk devreye sokuluyor. Geçenlerde, biz, bu politikalar Kürt’e karşı bir politikadır, Kürt düşmanlığıdır dediğimizde AKP Grup Başkan Vekili diyor ki: “Sakın böyle demeyin, böyle diyemezsiniz.”

Değerli arkadaşlar, bakın, Kürt kurumlarını kapattınız, dil kurumlarını, KURDÎ-DER’i kapattınız; MKM’yi kapattınız, şimdi yöneticileri, aylar sonra tekrar tekrar gözaltına alınıyor. İl eş başkanlarımız geçmişte de aynı biçimde gözaltına alındı, şimdi de aynı şekilde gözaltına alınıyor. Büyük PKK-KCK operasyonu; götürüyor, ya gözaltında yedi sekiz gün tuttuktan sonra serbest bırakıyor ya da ilk mahkemede arkadaşlarımız serbest kalıyor çünkü aslında elinde bir delil yok, çünkü bu bir siyasi operasyon, çünkü bu, gerçekten terörle falan mücadele değil, Kürt’le mücadele.

Değerli arkadaşlar, bakın -il, ilçe yöneticilerimiz- şu anda bizim partimiz sizin partiniz gibi eğer tek adam partisi olsaydı, bir kişi gözaltına alınmış olsaydı o partiyi açacak insan bulamazdınız. Bugün, bir kentte il, ilçe yönetimi -tamamı il, ilçe yönetimi değerli arkadaşlar- gözaltına alınan 57 kişi ama biz, sizin bu zulmünüze karşı her zaman dimdik durduk, çoğalarak geliyoruz.

Bu siyasetsizlik sizi bitirecek. Süleyman Soylu, yarın, dünyada uluslararası hukuk önünde de Türkiye’de hukuk kurallarının askıya alınmasında da sizi zorda bırakacak. Uyarıyoruz, bugün bu operasyonları yapanlar yarın bu operasyonları başka kesimlere yapacaklar, bunu bilmeniz gerekir. O açıdan, bu darbeci yaklaşımı, bu siyasi soykırım yaklaşımını, bu kayyum zihniyetini reddediyoruz.

Sizler eğer bir halka karşı mücadele etmiyorsanız dilini niye yasaklıyorsunuz arkadaşlar? Afrin’e girdiniz, Afrin’de yaşayanlar Kürt; siz Afrin’deki tabelayı çıkarıp Arapça ve Kürtçeyi silerseniz Kürt ne hissedecek? Siz MKM’yi kapatırsanız, Kürt kültürünü geliştirmek isteyen bir derneği kapatırsanız Kürt ne hisseder?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Toğrul.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bağlayacağım Sayın Başkanım.

1992’nin karanlığında kurulan İstanbul Kürt Enstitüsünü kapatırsanız Kürt ne hisseder?

Değerli arkadaşlar, 2,5 milyona yakın insanın, seçmenin iradesini yok sayarsanız Kürt ne hisseder? Değerli arkadaşlar, bunlar vallahi, Kürt’e karşı bir Kürt düşmanlığı politikası değilse, Kürt düşmanlığı olsaydı ne olurdu, bunu bize açıklamanız lazım. Daha ne yapacaktınız? Katliamlardan mı geçireceksiniz? O zaman mı Kürt düşmanlığı olacak bu politikalar?

Onun için yol yakınken hukuka dönün. Bakın, seçme ve seçilme hakkı askıya alınmış, gösteri ve yürüyüş hakkı askıya alınmış, siyaset yapma hakkı askıya alınmış, ifade özgürlüğü askıya alınmış, düşünce özgürlüğü askıya alınmış. Bir an önce, yol yakınken bu girdiğiniz yoldan çıkın diyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu arkadaşlarımız davet edilse her gün gidip ifade verebilecekken bu şekilde ev baskınları yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Toğrul, lütfen bağlayın sözlerinizi.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bitiriyorum hemen Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bakın, il eş başkanımızın evinin içi. İl eş başkanımızın evine bu şekilde giriliyor. Baskınlar ağır silahlarla, uzun namlulu silahlarla yapılıyor. Hâlbuki davet edilse bu arkadaşlarımız çok rahatlıkla gider, ifadelerini verirler.

Dediğim gibi bunlar siyasete yönelik darbe girişimleridir, kabul etmiyoruz. Siz böyle yaparak bizi bitireceğinizi düşünüyorsunuz ama emin olun, siz biteceksiniz, bu siyasetsizlik sizi bitirecek diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Toğrul.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, Mahmut Hoca’nın dün ve bugün aynı iddialarını dinledik. Usul ekonomisi gereği, Meclisin mehabeti gereği tekrar açmayacağım.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yok “Ne yaparsanız siyasi soykırım olur?” diye sordum.

BAŞKAN – Sayın Toğrul…

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ama şu hakkımız var diye düşünüyorum Sayın Başkanım: Bakınız, bugün dijital hizmet vergisi için bir aradayız. Bu kanun teklifi yeni bir alanda yeni düzenlemeler yapıyor, kıymetli bir iş. Biz bu önerge için söz aldığını düşündük, not almak istedik, bakmak istedik ama hiç konuya girmeyen bir tarzla dünkü konuşmaların aynısını yaptı.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Ben dün konuşma yapmamıştım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen de ama şeysin ya! Not almak istemiş(!)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Haydar Bey, dur, gözünü seveyim ya!

Ben aynı şeyleri söyleyip farklı sonuçlar beklemeyi doğru bulmuyorum. Dünkü konuşmaların cevaplarını biz fazlasıyla verdik zaten. Tüm konuşmacılara -başta grubumuz olmak üzere- kanuna ilişkin konuşmalarını teklif ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Toğrul.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan, ben de kayıtlara girsin istiyorum. Yaptıkları siyasi soykırım operasyonu bugün oldu. Bugün Gaziantep’te tamamı il, ilçe yöneticimiz olan 57 kişi gözaltına alındı; bu bir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Onları tartıştık.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – İkincisi: Bir ülke hukuktan vazgeçerse, anayasasız yürürse o ülkede ekonominin, yoksulun durumunun iyi olması beklenemez. Böylesi bir ülkeye ne sermaye gelir ne bu ülkede işçinin, emekçinin hakkı verilebilir.

Ayrıca ben tekrar tekrar soruyorum: Gerçekten, dilini yasaklarsanız, kültürünü yasaklarsanız, seçme ve seçilme hakkını yok ederseniz buna nasıl “Kürt düşmanı bir politika değil.” dersiniz? Ne yaparsınız peki? Öldürmek mi istiyorsunuz? Kırımdan mı geçirmek istiyorsunuz? Bunu söyleyin, biz de anlayalım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Toğrul.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bunların hepsine cevap verdik Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, maddelerle ilgili söz istenildiğinde verilen ek bir dakikalık süreyi uzatmayacağına ve konuşmanın içeriğini milletvekillerinin takdirine bıraktığına ilişkin açıklaması

BAŞKAN – Bir hatırlatma yapmak istiyorum değerli milletvekilleri. Maddelerle ilgili söz alındığında sadece bir kereye mahsus bir dakika uzatma vereceğim. Lütfen, bu konuda, konuşmalarınızı ayarlarken süre hesabını dikkatlice yapalım.

İkincisi: Konuşmaların içeriği konusu burada birkaç kere ya da çok kere tartışıldı. Evet, İç Tüzük’e göre konudan ayrılmamak gibi bir öneri vardır, daha doğrusu, milletvekillerine böyle bir tavsiye yapılabilir ancak ben, milletvekillerinin kendi konuşmalarının içeriğini değerlendirecek, takdir edecek olgunlukta olduklarına ve konuşmalarını buna göre ayarlayacaklarına inandığım için asla bu yönde bir uyarıda bulunmayı doğru bulmam. Bazı milletvekilleri sağlıkla ilgili bir konu konuşulurken tarımla ilgili bilgiler verebilir veya tersi de olabilir. Konuşmanın içeriğini belirlemeyi tamamen milletvekillerinin takdirine bırakırım. Ben, bunu, onlara saygının bir gereği olarak görürüm.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Madde 66 Sayın Başkan, hatırlatırım.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Verginin konusu

MADDE 1- (1) Türkiye’de sunulan aşağıda belirtilen hizmetlerden elde edilen hasılat, dijital hizmet vergisinde tabidir.

a) Dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri (reklam kontrol ve performans ölçüm hizmetleri, kullanıcılarla ilgili veri iletimi ve yönetimi gibi hizmetler ile reklamın sunulmasına ilişkin teknik hizmetler dahil),

b) Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dahil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler,

c) Kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetleri (kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılmasına veya satılmasının kolaylaştırılmasına yönelik sunulan hizmetler dahil).

(2) Birinci fıkrada sayılan hizmetlere yönelik dijital ortamda dijital hizmet sağlayıcıları tarafından verilen aracılık hizmetleri de dijital hizmet vergisine tabidir.

                                        Cavit Arı                                            Süleyman Bülbül                                Mehmet Bekaroğlu

                                         Antalya                                                      Aydın                                                      İstanbul

                             İbrahim Özden Kaboğlu                                   Lale Karabıyık                               İlhami Özcan Aygun

                                         İstanbul                                                      Bursa                                                      Tekirdağ

                                    Alpay Antmen                                          Bülent Kuşoğlu                                      Turan Aydoğan

                                          Mersin                                                      Ankara                                                     İstanbul

                                                                                                   Burhanettin Bulut

                                                                                                           Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Kaboğlu.

Süreniz beş dakikadır, artı bir.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sevgili Başkan, Divan, sayın üyeler; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi adına 128 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Tabii, bu konuda esasen genel olarak anayasallık sorununu ele alacağım. Burada anayasallık… Sevgili Turan gitti galiba; hani, not almak istiyordu. Ama tabii ki 95 imzalı teklifin sahipleri ne kadar burada var acaba? Kaçta kaçı toplam burada, o da ayrıca sorulmaya değer çünkü 217 sayfalık teklif metninin üçte 2’si muhalefet şerhiyle dolu bir metindir. Bu da bize özellikle anayasallık açısından çok ciddi sorunların var olduğunu gösteriyor; yoğun bir emek söz konusu bu metnin irdelenmesinde.

Ben Anayasa’nın yerindelik açısından ele alınması konusuna girmeyeceğim, ben sadece konunun teknik boyutunu ele alacağım. Bu metin, bu yasa önerisi teknik açıdan, anayasallık bakımından hangi özelliğe sahiptir? Çünkü Anayasa madde 11’e göre “Kanunlar Anayasa’ya aykırı olamaz.” İç Tüzük madde 38’e göre de “Anayasa’ya uygunluk ön sorun olarak incelenir.” ama bunun yapılmadığını görmekteyiz. Burada tabii ki bunu tartışırken asgari yasama ciddiyeti -nitelikli yasadan vazgeçtik- var mı, yok mu, bunu takdirlerinize bırakıyorum. Ama esas benim üzerinde duracağım husus açık Anayasa’ya aykırılık sorunudur çünkü Anayasa’nın 13’üncü maddesi hak ve özgürlüklerin sınırlanması bakımından 4 ölçüt getirmektedir. Bir: Neden olacak, anayasal nedenlik ilkesi. İki: Yasayla öngörülecek. Üç: Ölçülülük ilkesine uygun olacak. Dört: Anayasa’nın sözüne ve özüne uygun olacak. Şimdi, bu açıdan bakıldığı zaman, incelendiği zaman en önemli sorun bu metinde -Anayasa’nın 13’üncü maddesinde hak ve özgürlüğün sınırlanmasında aranan ölçülülük ilkesidir- ölçülülük ilkesine aykırılıktır. Biraz sonra, neden olduğunu belirteceğim. Ölçülülük ilkesi Anayasa Mahkemesi kararlarına göre şu 3 ögeyle somutlaştırılmaktadır. Bir: Müdahale gerekti mi, sınırlama gerekti mi? İki: Elverişli bir araç mı kullanılıyor müdahale için? Üç: Adil bir denge var mı amaç ile kullanılan araç arasında? Şimdi, bu 3 ögenin saygı görüp görmediğini, Anayasa’nın ilgili maddeleri açısından; birincisi sosyal adalet -Anayasa hükmü- ikincisi sosyal devlet, üçüncüsü mali güç...

Sayın Başkan, biraz sessiz olunursa çünkü uğultu var.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, salonda uğultu var, hatip konuşmasını konsantre bir şekilde yürütemiyor, o nedenle lütfen sessizliği sağlayalım.

Buyurun Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Demek ki bu 3 ögeyi Anayasa’nın sosyal adalet, sosyal devlet ve sosyal amaç, mali güç ışığında değerlendirmemiz gerekir. Ben bu ölçütler ışığında, yasa önerisinin sadece 4 maddesinin Anayasa’ya uygun olup olmadığına bakmakla yetineceğim. Bu 4 maddeden birincisi dijital hizmet vergisinin oranının artırılmasına ilişkin, ikincisi kambiyo muamelesinde banka ve sigorta muamele vergisinin artırılmasına ilişkin, üçüncüsü konaklama vergisi, dördüncüsü de erişimin engellenmesidir. Tamamen teknik düzeyde ele alacak olursak bu, dijital hizmet vergisinin yüzde 1.500 oranında Cumhurbaşkanı tarafından artırılması yetkisi, Anayasa’ya, gerek madde 73’e gerekse madde 13’e açıkça aykırıdır. Bunun yanında, yine, kambiyo muamelelerinde 10 kat artırma da -Cumhurbaşkanına verilen bu yetki- aynı şekilde Anayasa’nın 73’üncü maddesine ve 13’üncü maddesine açıkça aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika süre veriyorum, bitirmeniz için.

Buyurun.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Konaklama vergisi ise çok yönlü olarak Anayasa’ya aykırıdır. Çünkü birincisi, Anayasa madde 23, seyahat özgürlüğüne aykırıdır; ikincisi, madde 13, ölçülülük ilkesine aykırıdır; sonra, daha önce oyladığımız 7186 sayılı Yasa’yla dış seyahat özgürlüğünü sınırladık; -Anayasa’ya aykırı diye Anayasa Mahkemesine götürdük- böylece, yurttaşların fikir özgürlüğünü sınırladıktan sonra hareket etme özgürlüğünü de bununla sınırlamak ayrıca verginin sahibi açısından Anayasa madde 127’ye de aykırılık teşkil etmektedir.

Erişimi engelleme maddesi ise yine saydığım başlıklar altında, Anayasa madde 13’e, Anayasa madde 26’ya, Anayasa madde 48 çalışma özgürlüğüne ve Anayasa madde 10 eşitlik ilkesine olmak üzere, muhtelif maddelerine aykırılık oluşturmaktadır.

Şimdi, tamamen teknik açıdan bu yasayı incelediğimiz zaman, aslında Anayasa’ya aykırılıklar zinciri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açmayacağım mikrofonu, söyledim, lütfen.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, sözümü, siz uyardınız, dolayısıyla…

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Önemli konular var Sevgili Başkanım, rica ederim, bizden kesin, hocaya verin.

BAŞKAN – Buyurun, tamam, haklı bir gerekçe gösterdiniz.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Çok teşekkür ederim.

Şimdi, Anayasa’ya aykırılıkta ısrar -bugüne kadar sürekli olarak burada vurguladığımız- Anayasa’nın ilgili maddeleri ve hukuk devletine ilişkin 2’nci maddenin sürekli ihlal edilmesi, burada bir sistematik ihlal alışkanlığının sergilenmiş olması Anayasa’nın üstünlüğü ilkesini ihlal ettiği gibi, hukuk devleti tanımı, eğer Anayasa “hukuk devleti” diyorsa -hukuk devletini hukuk kuralları bütünü olarak tanımlıyoruz Anayasa’nın üstünlüğü ilkesinde- devletin kalmaması eşiğine yöneliyoruz. Şu madde, Anayasa ihlali, bizim yaptığımız Anayasa suçu teşkil ediyor mu acaba? “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler…” Acaba bu suçu oluşturuyor mu yaptığımız sistematik ihlal? Oluşturmuyor çünkü cebir ve şiddet kullanarak yapmıyoruz bunu ama açıkça Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleye söyleye yapıyoruz ve Anayasa Mahkemesini fuzuli meşgul ediyoruz ve Anayasa Mahkemesi, bu nedenle, adil yargılanma hakkını, esasen bakmak zorunda olduğu davaları da yerine getiremiyor. Devletimiz hukuk devleti mi yoksa bir başka devlet mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ceberut devlet!

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Buna karar verin lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Kaboğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, 60’a göre bir dakika söz istiyorum izin verirseniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İbrahim Hocamızın “Sayın Turan nerede?” demesinden yola çıkarak şunu söylemek istiyorum: Bakınız değerli arkadaşlar, bence bu polemiklerin çok geride kalması lazım. Eğer böyle bir tartışma başlatacaksak, AK PARTİ Grubu da yok… Ee, CHP’de 10 kişi var. Yani bunun sonu yok, başı yok, bu doğru bir yaklaşım değil. Şu an tüm partilerimizin vekilleri komisyonda, genel merkezde, diğer işlerde görev yapıyorlar.

Bir haksızlığı ifade etmek için bu sözü aldım. Bakınız, CHP’li arkadaşların dünden beri -belki de haklı olarak- bazı önergeleri var, teklifleri var. Bunları değerlendiriyoruz Sayın Hocam, arkaya geçiyoruz, öne geçiyoruz, değerlendiriyoruz. Sırf ön bilgi olsun diye söyleyeceğim, örneğin çok dile getirdiğiniz 9’uncu maddeyle ilgili revizeyi yapıyoruz, bunu düzelteceğiz. Dolayısıyla burada olmaktan başka işlerimiz de var. O işlerimizin gereği olarak da, daha iyi bir yasama faaliyeti olsun diye, hep beraber, diğer partilerle görüşüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım mikrofonu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kaboğlu, yerinizden buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hocam, bir şey demedim, teşekkür ettim. Bak, sizin önergeniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 90 kişi imza atmış, 9 kişi yok. Göreceksiniz birazdan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaboğlu.

42.- İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim Sayın Turan’a yollama yapmam hukukumuza binaen, kendi şahsına değil, temsil ettiği gruba yönelik olarak çünkü 95 imza var bu teklifin altında.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 97.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) - Fakat bu teklif görüşülmeye başlandığı andan itibaren ortalama vekil sayısı 15’ti. Yani, sadece imzacıları dikkate alacak olursak, 15 vekil, altıda 1’i katılıyor. Acaba onlar “Nasılsa bu kabul edilecek, gelmemize gerek yok.” diye mi gelmiyorlar, yoksa “Biz işlevsiziz, bize sorulmadı; onun için, biz gelsek de olur, gelmesek de.” diye mi? Yoksa tabii ki mazeretleri olabilir ama 290 milletvekili içerisinde katılım onda 1’e de ulaşmıyorsa bunu, o zaman, yasama faaliyetinin asgari ciddiyetiyle bağdaştırmamız zordur; ben o nedenle “Nitelikli yasa değil.” dedim, bir yasama faaliyetinin asgari ciddiyetini vurguladım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaboğlu.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“b) Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, mobil uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dâhil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler,”

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Hüseyin Örs                                           Feridun Bahşi

                                          Adana                                                     Trabzon                                                     Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs konuşacaktır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Örs.

Süreniz beş dakikadır.

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ilgili kanun teklifinin 1’inci maddesi üzerinde İYİ PARTİ adına söz aldım, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, konuşmama geçmeden önce, dün Kahramanmaraş’ta yaşanan, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı ile Trabzon Akçaabatlı bir kadın hemşehrim arasında geçen diyalog bizi çok üzmüştür. Trabzon’daki vatandaşlarımızdan çok tepki geldi.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Hepimizi üzdü.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Bu diyalogda -ben kendim izledim video kaydını, medyada, basında var- Belediye Başkanı bir ziyaret sırasında sokakta rastladığı bir kadın vatandaşımıza “Siz, nerelisiniz?” diye soruyor, kadıncağız da diyor ki: “Trabzon Akçaabatlıyım.” Kahramanmaraş’ın koskocaman Büyükşehir Belediye Başkanı diyor ki ona, vatandaşımıza: “Sizi biz Müslüman yaptık, biliyor musunuz?” Kadın da şaşırıyor tabii, diyor ki: “Nereden çıktı? Nasıl yani?” Büyükşehir Belediye Başkanı devam ediyor: “Annene babana sor bakalım, kim yaptı.” diye konuşmasına devam ediyor. Bu hiç, kabul edilebilir, akla izana sığan bir davranış modeli değildir. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanını kınıyorum. Daha önce de benzer bir hadise, İstanbul’da Esenler Belediye Başkanının da yine bu denli mesnetsiz iddiaları olmuştu. Anlaşılan İstanbul’dan bir ders alınmamış. Ben AK PARTİ’nin yetkililerine, belediye başkanlarına bu konuda, Trabzon’la ilgili konuşurken nelere dikkat edip nelere dikkat etmemeleri konusunda bir tavsiyede bulunmalarını rica ediyorum.

ÜMİT BEYAZ (İstanbul) – Ders versinler.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Bu konuşmamda şunu da söyleyeyim: Kahramanmaraş şehri ve Trabzon şehri kardeş şehirlerdir. Ben Trabzon’da Kahramanmaraş Caddesi 153 numaralı evde doğan bir kardeşinizim. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Bu Belediye Başkanının bu konuşmasının Kahramanmaraşlı hemşehrilerimi bağlamayacağını da biliyorum. Burada Kahramanmaraşlı milletvekillerimiz var, görüyorum. Mesela Ali Bey, siz ne düşünüyorsunuz bu konuda, Kahramanmaraş Milletvekilisiniz? Lütfen, böyle millî, dinî, hassas konularda konuşurken şehri idare edenlerin, yetkililerin, vekillerin daha dikkatli bir üslup kullanmalarını rica ediyorum. Kahramanmaraş’taki tüm hemşehrilerime, kardeşlerime, onların da en az benim kadar üzüldüğünü bildiğim için söylüyorum: Sizler benim kardeşimsiniz, Trabzon Kahramanmaraş kardeştir ama Belediye Başkanını kınıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi ilgili kanun maddesiyle ilgili fikirlerimi açıklamak istiyorum. Dünya hızlı bir ekonomik değişim sürecinden geçmekte ve dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunlar gün geçtikçe daha da karmaşık hâle gelmektedir. Dijital hizmet vergisi son dönemde Avrupa’da da tartışma konusudur. Bu hazırlanan kanun teklifiyle ülkemizde internet üzerinden sunulan oyun, müzik, film, uygulama, e-ticaret ve benzeri tüm hizmetlere yüzde 7,5’luk dijital hizmet vergisi getiriliyor. Hazırlanan yasa teklifine göre, dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetlerinden elde edilen hasılat vergi kapsamına alınacak, dijital hizmet sağlayıcı mükellef olacaktır. Dijital hizmet vergisi oranı yüzde 7,5 olarak belirlenmiş olup Sayın Cumhurbaşkanı bu oranı yüzde 1’e indirebilecek ya da 2 katına çıkarabilecektir. Her değişiklik önerisi gibi yeterince tartışılmadan Genel Kurula getirilen bu kanun teklifiyle ilgili bazı tereddütlerimiz olmakla birlikte olumlu bulduğumuz tarafları da olduğunu ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ülke ekonomileri zorlandığında ya da bütçe açık verdiğinde Hükûmetlerin ilk başvurduğu yöntem vergi oranlarını artırmak ya da yeni vergiler koymaktır. Kötü ekonomi yönetiminin bir sonucu olarak karşımıza çıkan bu yeni vergiler iktidarın kaynak arayışının hangi boyuta geldiğinin de açıkça bir göstergesidir. Artık saklanamaz hâle gelen bütçe açığı yedek akçe hazineye aktarılmasına rağmen kapatılamayınca, Hükûmet çareyi yeni vergiler yaratmakta bulmuştur. 2019 yılı için belirlenen 81 milyarlık bütçe açığının daha yılın sonu gelmeden 85 milyar TL’yi bulması Hükûmeti yeni vergileri aramaya itmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Örs, tamamlayın lütfen.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Teşekkür ederim.

Neoliberal politikaları benimseyen iktidarların hep yaptığı gibi AK PARTİ iktidarı da bütçe açığını yeni vergiler getirerek, eskiden uygulanan vergileri artırarak, ücret ve maaşları enflasyonun altında tutarak, doğal gaz, akaryakıt, elektrik gibi temel tüketim kalemlerine zam yaparak, kamusal hizmetlerde kesintiye giderek, kapatmaya çalışarak vaziyeti kurtarmak istemektedir.

Acil kaynak paketi görüntüsündeki bu düzenlemeyle 2020 bütçesinde oluşacak açık düşük tutulmak istenmektedir diyorum, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Örs.

III.– YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Sayın Başkan, yoklama yapılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Altay, Sayın Emecan, Sayın Karabıyık, Sayın Aydoğan, Sayın Antmen, Sayın Ünver, Sayın Barut, Sayın Kaya, Sayın Kaya, Sayın Tuncer, Sayın Kaplan, Sayın Yıldız, Sayın Öztunç, Sayın Şahin, Sayın Kaboğlu, Sayın Yılmazkaya, Sayın Özdemir, Sayın Tanal, Sayın Tutdere, Sayın Özcan, Sayın Çakırözer.

Yoklama için iki dakika süre vereceğim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.49

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

III.– YOKLAMA

BAŞKAN – 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve arkadaşlarının önergesinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN - 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Turan’ın bir söz talebi var.

Buyurun Sayın Turan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Kahramanmaraş Belediye Başkanının hiçbir art niyet taşımayan ve kastını aşan ifadelerinden dolayı Trabzonlulardan özür dilediğine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce vekilimizin ifade ettiği hususla ilgili şunu ifade etmek isterim: Kahramanmaraş Belediye Başkanımız çarşı ziyareti esnasında tamamen şaka ve espri maksadıyla çok hoş olmayan bir ifadede bulunmuştur. Kendisiyle görüştüm ama daha ötesi, bununla ilgili resmî olarak açıklama yapmış Sayın Başkanımız ve açıklamasında hiçbir art niyet ve ima taşımayan, kastı aştığı anlaşılan bu diyalogdan dolayı “Tüm kardeşlerimizden, bütün Trabzonlulardan özür ve helallik diliyorum.” diye ifade etmiştir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım bu imkân için.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

Aynı konuda Sayın Öztunç’un da talebi vardı.

Buyurun Sayın Öztunç.

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Kahramanmaraş ile Trabzon’un kardeş şehirler olduğuna, kastını aşan ifadelerinden dolayı özür dilediği için Kahramanmaraş Belediye Başkanına teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, Kahramanmaraş ile Trabzon kardeş şehirlerdir. Kahramanmaraş’ın en büyük caddesi Trabzon Caddesi, Trabzon’un en büyük caddesi ise Maraş Caddesi’dir. Sayın Belediye Başkanımız dün talihsiz bir açıklama yapmıştır. Daha sonra fark etmiştir bu hatasını ve özür dilemiştir. Bu ara AK PARTİ’liler maalesef Trabzon’a kafayı takmış durumdalar; önce Esenler Belediye Başkanı, şimdi Kahramanmaraş Belediye Başkanımız. Yanlış bir kelime olmuştur ama sonuçta özür dilemiştir, hatasını fark etmiştir.

Ben Başkanımızın özür dilemesinden dolayı kendisine teşekkür ediyorum ve şunu söylüyorum: Bize her yer Trabzon, bize her yer Kahramanmaraş. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Öztunç.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – 1’inci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 1'inci maddesinin (1)’inci fıkrasının (a) bendinde yer alan "gibi” ibaresinin "ve benzeri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Yaşar Karadağ                                              Esin Kara                                                Sefer Aycan

                                            Iğdır                                                        Konya                                            Kahramanmaraş

                                    Saffet Sancaklı                                                                                                         Olcay Kılavuz

                                         Kocaeli                                                                                                                       Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağ konuşacaktır.

Değerli milletvekilleri, salonda uğultu var. Görüşmeler devam ediyor, hatipler kürsüye geliyor. Lütfen, sessiz olalım ve hatiplerin konuşma hakkına saygılı olalım.

Buyurun Sayın Karadağ. (MHP sıralarından alkışlar)

YAŞAR KARADAĞ (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, konuşmama başlamadan önce, Gaziantep Milletvekilimiz Ali Muhittin Taşdoğan’ın kıymetli babaları İbrahim Taşdoğan’ın Hakk’ın rahmetine kavuştuğu haberini aldık. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, bundan doksan dokuz yıl önce 14 Kasım 1920’de, doğup büyüdüğüm, 3 ülkeye sınır olan, adını Iğdır Bey’den alan kadim bir şehrimiz olan Iğdır düşman işgalinden kurtuldu.

Saygıdeğer milletvekilleri, Iğdır, Osmanlı-Rus Savaşı’yla birlikte, tarihte 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 yıllarındaki savaşla birlikte, Doğu Anadolu’nun büyük bir bölümüyle birlikte Rus işgaline uğradı. Yaklaşık kırk üç yıllık bir esaret dönemi oldu. Bu esaret döneminde bizler neler yaşadık, bizlerin dedeleri orada neler yaşadı, öncelikle bunlara değinmek istiyorum.

Rus işgaliyle birlikte bölgede yaşayan nüfusa, bölgede yaşayan insanlara -Allah hiçbir zaman Türk’e esareti göstermesin- o esaretle birlikte işkenceler başladı ve emperyalist güçler bu bölgeye maalesef gözlerini diktiler. Fransızlar, İngilizler ve Rusların kışkırtmasıyla bölgede yaşayan azınlıklardan olan Hristiyan Ermeniler bu bölgede Hınçak ve Taşnak gibi terör örgütleri kurarak bölgenin yerli halkını, yeri geldi sürgünlere sürdüler, yeri geldi samanlıklara, tandır damlarına doldurup yakmaya başladılar. Bir nevi bölgede bir demografik temizlik başladı.

Kadim bir Türk şehri diyoruz Iğdır’a. Devamında Aras Nehri’nin diğer tarafında olan Erivan, Revan Hanlığı ve devamında Azerbaycan’ın güneyi olan şu anki İran sınırlarındaki Tebriz, Hoy, Urmiye’yle birlikte Doğu Anadolu’da büyük katliamlar başladı. Neler yaşandı biliyor musunuz?

Saygıdeğer milletvekilleri, Iğdır’a bakıyoruz, Oba köyünde, Hakmehmet köyünde, Gedikli köyünde, Hamurkesen köyünde, 21 köyde insanlar sürgünlere maruz kaldılar. Bu sadece Iğdır’da olmuyordu. Biz bakıyoruz, bu dönemde, yine Doğu Anadolu’da, Erzurum’da, Kars’ta, Adana’da, Erzurum’da, ta Trabzon’a kadar bölgede yaşayan halk ya sürülüyordu ya da dediğim gibi, bulunduğu yerlerde katlediliyordu. Bunu yapan bu Ermeni çeteleri, maalesef, olayları saptırdığından tarih yanlış anlatılıyor. Gidip bakalım bölgeye, toplu mezarlar nerede? Bu toplu mezarlardan, öldürülen insanların kemikleri çıkıyor şu anda. O dönemdeki dedelerimizin, ninelerimizin anlattığı şeylerle bizler büyüdük. Şimdi, maalesef, bakıyoruz, uluslararası alanda bu gerçekler saptırılarak ne yapılıyor? Çeşitli parlamentolarda, yaklaşık 31 ülkede, sözde bir Ermeni soykırımı varmış gibi anlatılıyor. Gidelim bu bölgeye, her tarafı karış karış arayalım. Nerede bir Ermeni toplu mezarı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Karadağ.

YAŞAR KARADAĞ (Devamla) – Ama onlarca toplu mezara rastlıyoruz ve Iğdır’ımızda kurulan soykırım anıtında da o yapılan, daha doğrusu Ermenilerin yapmış olduğu, o çetelerin, o terör örgütlerinin -öyle diyeyim- yapmış olduğu katliamlar tüm çıplaklığıyla sergilenmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, bu duygu ve düşüncelerle serhat şehrimiz Iğdır’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 99’uncu yılını kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve 15’inci Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşamız olmak üzere, Iğdır’ımızın ilk şehitlerinden Mehmet Çavuş ve dedem Nevruz Çiflik’le birlikte tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karadağ.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın Kurtulan, söz talebiniz var, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle yasaların kadın lehine güçlenmesi için farkındalık oluşturmaya çalıştıklarına ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

25 Kasıma henüz daha on gün varken kadınlar sokakta, meydanda, toplantı salonlarında çeşitli etkinliklerle bugünü karşılamaya çalışıyorlar. Biliyorsunuz, 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’dür. Bu yıl da kadınlar, bir hakkımız olan İstanbul Sözleşmesi, yine, maalesef ki Mecliste 3 partinin erkeklerinin ittifakıyla gündeme gelen nafaka hakkımız, yine, kayyum darbesi ve bunun ihlal ettiği eş başkanlık sistemi -temel olarak anılan başlıklar- aynı zamanda, olumlu yasaların bilinir, görünür, uygulanır olması için de mücadele etmekte. Yasaların kadın lehine daha da güçlenmesi için mücadele edip farkındalık oluşturmaya çalışmaktayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bu anlamda partimizin bastırmış olduğu broşürler kimi illerde toplatıldı ve buna bağlı olarak da gözaltılar var, davalar var, soruşturmalar başlamış durumda. Bu broşürde şunları demekteyiz arkadaşlar: “Susmuyoruz, sinmiyoruz, itaat etmiyoruz.” “Kayyum darbedir; Diyarbakır, Mardin, Van bizimdir.” “Erkek devlet şiddetine karşı isyandayız.” Herkes bilir, özellikle bu grupta bazı kadın arkadaşlar çok iyi bilir ki biz kadınlar, Anayasa’mızın erkek olduğunu söylüyoruz, devletin erkek olduğunu söylüyoruz, yargının erkek olduğunu söylüyoruz çünkü kadın katillerinin iyi hâl indirimiyle, haksız tahrik ceza indirimleriyle karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. O yüzden ki kadınlar şunu söylerler: “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin cop, gelsin devlet; inadına isyan, inadına özgürlük!” Kadınlar bugün de özellikle bu sloganla bunları yan yana getirirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Özellikle burada “devlet” kavramının geçmesinden olsa gerek ki yine iktidarı rahatsız etmiş olmalı. Biz kadınların nazarında devlet erkektir, erildir ve baskıcıdır. Onun için, kadınların bu isyanından korkmayın; kadınların isyanından adalet, eşitlik doğacaktır diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kurtulan.

Şimdi de sisteme giren milletvekillerinin bir kısmına sırayla yerlerinden bir dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Barut…

46.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Kredi Garanti Fonu’nun küçük ve orta büyüklükteki işletmelere verdiği kefalet ve üstlendiği sorumlulukla bu işletmelerin daha fazla banka kredisi kullanabilmelerini sağlayarak ekonomik büyüme ve kalkınmaya katkı verdiğine ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, Kredi Garanti Fonu (KGF) küçük ve orta büyüklükteki işletmelere verdiği kefalet ve üstlendiği sorumlulukla bu işletmelerin daha çok banka kredisi kullanabilmelerini sağlamaktadır; bu yolla KOBİ’ler lehine ek bir kredilendirme yaratarak ekonomik büyüme ve kalkınmaya katkı vermektedir.

Bu yılın ocak ayında esnafı yüksek faizli krediden kurtarmak için KGF kredi kullandırmış ve yıllık faiz oranı yüzde 18,4 olarak uygulanmıştı ancak bugünlerde bankalarda güncel kredi faizleri yıllık 12 ila 14 arasında değişmektedir. O gün için olumlu bulunan bu kredi oranı bugünlerde –karşılaştırınca- esnafımıza çok ağır gelmektedir. Bankalar diğer kredilerde olduğu gibi KGF’yi yeniden yapılandırmıyorlar. Devlet garantisi de olduğu için ekonomi bakanı ve merkezî Hükûmetin bununla ilgili karar alması gerektiğini söylemektedirler.

Maliye Bakanlığının bu konuda karar almasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Tutdere.

47.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, Adıyaman ili Palaş köyünün kuduz hastalığı emarelerinin tespit edilmesi üzerine altı ay süreyle karantina altına alındığına ilişkin açıklaması

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Adıyaman’ımızın merkez Palaş köyünde ilgili kurum tarafından yapılan tespitlerde bulaşıcı hayvan hastalığı olan kuduz emareleri tespit edilmiştir. Bu nedenle köyde altı ay süreyle karantina ilan edilmiştir, köy karantinaya alınmıştır.

Ben buradan, köyde yaşayan bütün vatandaşlarımıza, Adıyaman’ımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

İlgili kurumları, Valiliği ve Tarım İl Müdürlüğünü göreve davet ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Kaplan.

48.- Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan’ın, vatandaşların sağlıklı ulaşım sağlayabilmeleri için Gaziantep il ve ilçelerinin yol sorununun ivedilikle çözülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Gaziantep’in Karkamış ve Oğuzeli ilçeleri arasındaki yolun dar ve asfaltlamanın sağlıksız olması bölge halkı için büyük problem arz etmektedir. Yazır ve Elifoğlu köyleri arasındaki yol da aynı şekilde, dar ve bozuktur. İslahiye’nin Yeniceli, Karacaören, Burunsuzlar, Alaca köylerinin yolları da hem çok bozuk hem çok dardır. Vatandaşlarımız köylerinden İslahiye’ye giderken zorluk çekmektedir. Nurdağı-Gaziantep yolu hâlâ beklemektedir.

Kış gelmeden, hava şartları kötüleşmeden vatandaşlarımızın sağlıklı ulaşım sağlayabilmeleri için bahsi geçen yolların ivedilikle düzeltilmesi ve genişletilmesi konusunda gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bölge halkı adına buradan yetkilileri göreve davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kenanoğlu…

49.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, Meclisin dijital altyapısı, bilgisayarları ile internet hatlarının çalışmaz durumda olduğuna ilişkin açıklaması

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, vergiler üzerinden olsa da dijital hizmetleri konuşuyoruz. Meclisin dijital altyapısı, bilgisayarları, internet hatları çalışmaz durumda. Masalarımızdaki dijital oylama tuşları bile çalışmıyor, bunu hepimiz yaşıyoruz. Odalarımızdaki bilgisayarlar aynı durumda. Meclisin halıları yenileniyor, koltukları yenileniyor, yolları yenileniyor ama esas yenilenmesi gereken bu elektronik altyapıya, dijital altyapıya hiç dokunulmuyor. İlgili başkanlığa başvurduk ancak yine de bir olumlu gelişme yok. Bu şikâyetimizi buradan da tekrar dile getirmiş olayım.

BAŞKAN – Sayın Kaya…

50.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Trabzon ili Düzköy ilçesi Haçka Yaylası’nda gerçekleştirilen yıkım operasyonunda halk ile kolluk kuvvetlerinin karşı karşıya geldiğine ilişkin açıklaması

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Trabzon Düzköy ilçemizdeki Haçka Yaylası’nda şafak vakti başlayan yıkım operasyonu halkımız ile kolluk kuvvetlerimizin karşı karşıya gelmesine sebep olmuş, yıkımlar âdeta zulme dönüşmüştür. Yayla sakinleri bu yıkımlarla ilgili tebligatın kendilerine ulaşmadığını ifade etmektedir. Ülkemizde seçim döneminde imar barışı yapılmış ve bu, devletin halkıyla barışması olarak anlatılmıştı. Bu barışla mera, yayla ve orman gibi özel bölgeleri ayırmaksızın barış kapsamına alan iktidar vatandaşlarda “Nasılsa affediliyor.” algısının oluşmasına ve yeni yapılar yapmasına sebep olmuştur. Burada suç vatandaşta değildir, suç seçim döneminde sırf milletin oylarını almak için sesini çıkarmayan iktidarındır. Bu binalar yapılırken seyirci kalanlar şimdi yıkmaktadırlar. Yazık değil mi milletin emeğine, parasına, millî servetimize?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET KAYA (Trabzon) - Yıkımlarda hayvancılıkla uğraşan yaylacılarımıza ayrı bir hassasiyet gösterilmesini rica ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bulut…

51.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulut’un, iktidarın kapanmayan bütçe açığını üst gelir grubuna değil geçim derdine düşmüş vatandaşın sırtına yüklemeye kararlı göründüğüne ilişkin açıklaması

BURHANETTİN BULUT (Adana) – Teşekkürler Başkanım.

Ekim başında Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerinin uygulamasında öğrenciler dâhil 4 milyona yakın yurttaşın banka hesabına haciz konulmuştu. E-hacizde bu hafta ikinci dalga başladı, bu defa 1,5 milyon kişiye e-haciz gönderildi. Toplam 5,5 milyon kişi icralık oldu. Motorlu taşıtlar vergisi, mahkeme harç borcu, trafik cezası, Kredi Yurtlar Kurumu borcu, sigara cezası, köprü geçiş cezası dâhil tüm borç ve cezalar için e-haciz yapıldı. Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış; elektriğe, doğal gaza, gıdaya zam üstüne zam yapan iktidar, kapanmayan bütçe açığını üst gelir grubundan değil geçim derdine düşmüş vatandaşın sırtından çıkartmaya kararlı görünüyor.

BAŞKAN – Sayın Yılmazkaya…

52.- Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya’nın, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’ne ilişkin açıklaması

BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle bütün diyabetli vatandaşlarımıza sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir ömür diliyorum.

Özellikle diyabetliler için, engelli raporlarındaki mevcut kıstas dolu yapı çok büyük sıkıntılar yaratmakta ve raporlarını almakta zorlanmaktadırlar. Özellikle, tip1 diyabetli birçok insanımız maalesef hastalıklarından dolayı işe girememekte ve “Sen git önce raporunu al gel.” denmektedir. Bu şekilde zaten ağır hastalıklarının takip ve tedavisinde sorunlar yaşayan bu diyabetli hastalarımızın taleplerine cevap vermeliyiz. Çoğu işe alınmadığı için tedavilerinin bir kısmının SGK kapsamında ödenmediği durumda kendileri de tedavi masraflarını karşılamakta çok zorlanmaktadırlar. Diyabetli insanlarımızın bu sıkıntılarına yüce Meclisimiz olarak mutlaka kulak vermeli, çözüm bulmalıyız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım Kaya.

53.- Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın, TBMM’nin iradesine kayyum atayan RTÜK’ü kınadığına ve belediyelere kayyum atayanları da milletin iradesine saygıya davet ettiğine, öğrenim kredisi borcunu ödeyemeyen üniversite mezunu gençlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ve güvenlik soruşturması nedeniyle ataması yapılan öğretmenlerin göreve başlatılamadığına ilişkin açıklaması

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine kayyum atayan RTÜK’ü kınıyorum. İkinci olarak da, halkın iradesine hemen hemen her gün bir belediyeyi görevden alarak kayyum atayanları da milletin iradesine saygıya davet ediyorum.

Üniversiteyi bitirmişler ama milyonlarca gencimiz işsiz ve kredi borçlarını ödeyemedikleri için evlerine ya da babalarının evlerine haciz gelmektedir. Bu çocukların derdine derman olmak Türkiye Büyük Millet Meclisinin birinci görevidir.

Öğretmen olarak -daha dün- ataması yapılanların önemli bir bölümü güvenlik soruşturması nedeniyle aylardır görevine başlatılmamaktadır. Öğrenciler öğretmensiz, öğretmenler öğrencisiz bırakılamaz, eğitim sistemiyle bu kadar uğraşmaya hakkımız yok diye düşünüyorum.

Bir de kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, 2’nci madde üzerinde 4 adet önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

“Tanımlar

MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Dijital ortam: Fiziki olarak karşı karşıya gelmeksizin, çevrim içi faaliyetin gerçekleştirildiği her türlü ortamı,

b) Dijital hizmet sağlayıcıları: Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen hizmetleri sunanları,

c) Hasılatın elde edilmesi: Hasılatın mahiyet ve tutar itibarıyla kesinlik kazanmış olmasını,

ç) Hizmetin Türkiye'de sunulması: Hizmetin Türkiye'de sunulmasını, hizmetten Türkiye'de faydalanılmasını, hizmetin Türkiye'de bulunan kişilere yönelik gerçekleştirilmesini veya hizmetin Türkiye'de değerIendirilmesini (DeğerIendirmeden maksat, hizmetin karşılığını teşkil eden ödemenin Türkiye'de yapılması veya ödeme yurt dışında yapılmışsa, Türkiye'de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır. Şu kadar ki, dijital ortamda sunulan reklam hizmetinin Türkiye'de bulunmayan kişilere yönelik gerçekleştirilmesi durumunda hizmet Türkiye'de değerlendirilmiş sayılmaz.),

d) Finansal muhasebe açısından konsolide grup: Uluslararası Finansal Raporlama Standartları veya Türkiye Finansal Raporlama Standartları uyarınca konsolide finansal tablolarda yer alan bütün işletmeleri,

ifade eder.”

                                        Cavit Arı                                              Bülent Kuşoğlu                                        Alpay Antmen

                                         Antalya                                                     Ankara                                                      Mersin

                                    Lale Karabıyık                                       Mehmet Bekaroğlu                                Burhanettin Bulut

                                           Bursa                                                      İstanbul                                                      Adana

                                  Süleyman Bülbül                                       Turan Aydoğan                              İlhami Özcan Aygun

                                           Aydın                                                      İstanbul                                                    Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mersin Milletvekili Alpay Antmen konuşacaktır.

Buyurun Sayın Antmen. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin 2’nci maddesi üzerinde partim adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Adil bir vergi sisteminin geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin yüzde 70’i kazançtan alınan vergilerden yani servet vergisi, gelir vergisi gibi doğrudan vergi kalemlerinden, toplam vergilerin yüzde 30’u ise tüketimden alınan vergilerden yani KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerden oluşur.

Örneğin, Almanya’da dolaylı vergiler yüzde 28, doğrudan vergiler yüzde 72’dir. Macaristan’da yüzde 25 olan dolaylı vergi oranı Bulgaristan’da ise sadece yüzde 20’dir. Ancak söz konusu oranlar maalesef Türkiye’de tam tersi. Toplam vergilerin dörtte 3’ü yaşam mücadelesi veren emekçilere, işçilere ve asgari ücretlilere yıkılmaktadır. Ayrıca ülkemizde en yüksek gelir düzeyine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre artarak yüzde 48’e yükselirken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay azalarak yüzde 6,1 gerilemiştir. Yani AKP iktidarı sayesinde zengin daha zengin, fakir daha fakir hâle gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, asgari ücretliyi yalnızca yüksek enflasyon değil, vergiler de vuruyor. Asgari ücretli, yıllık kazancının yaklaşık yüzde 43’ünü vergi olarak devlete geri ödüyor. Asgari ücretlinin üzerindeki vergiler her geçen gün maalesef artmakta. İktidar bu ülkeyi öyle bir hâle getirdi ki işsizlikten toplu intiharlar başladı. İstanbul’da 4 kardeş birden intihar etti, Antalya’da bir baba evlatlarıyla birlikte canına kıydı. Bir aileyi, bir babayı bu kadar umutsuz ve çaresiz hâle getirmek ancak vahşi sömürü düzenlerinde görülebilir.

Esasen, vatandaş vergi ödüyor, yandaş ise ödemiyor. Vergi veren vatandaş iş bulamıyor, vergi vermeyen yandaşlar milyarlık ihaleleri almaya devam ediyor. Birileri vergiden muaf olacaksa o, işsizler olsun, asgari ücretliler olsun, yandaş değil, vatandaş olsun.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz deprem riskleriyle karşı karşıya. On sekiz yıllık AKP döneminde toplanan deprem vergileri depremin zararlarını önleme için harcanmadı ve bu para şimdi ortada yok. Yaklaşık bir yıl önce Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak’a “1999’dan 2018 yılına kadar toplanan paranın ne kadarı depremlerin vereceği zararları önlemek için, kimler tarafından, ne şekillerde harcanmış?” diye sordum. Evet, Bakanlık “Biz bilmiyoruz, İçişleri Bakanlığı bilir.” dedi. Yani toplanan 60 milyardan fazla verginin akıbetini Maliye Bakanı bilmiyor, vergiyi topluyor ama nereye harcadığı hakkında hiçbir fikri yok. Biz daha sonra aynı soruyu İçişleri Bakanlığına sorduk, tabii, buradan da herhangi bir cevap hâlen yok. Deprem için toplanan katrilyonları kim harcadı, nasıl ve nereye harcadı, şu anda bilen yok. Bu durum iktidarın ayıbıdır, bu durum milyonların hayatının, can ve mal güvenliğinin hiçe sayıldığının ispatıdır. Aslında biz biliyoruz bu vergilerin nereye harcandığını. Sayın milletvekilleri, vatandaştan alınan bu deprem vergileri vatandaşa değil, yandaşa harcanıyor. Siz millete küfreden iş adamlarının ödemesi gereken vergileri affediyorsunuz ya, işte o affettiğiniz yüz milyonlarca lira vergi borcunu milyonlarca fakir insan ödüyor, milyonlarca vatandaş hakkını size helal etmiyor. Yanınızda belki milyarlık iş adamları var ama üzerinizde de milyonların, yoksul milyonların ahı var ve sizin sonunuzu da bu yoksullardan aldığınız ahlar getirecek.

Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Antmen.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.31

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde Mersin Milletvekili Alpay Antmen ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

2’nci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin (1)’inci fıkrasının (d) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“d) Finansal muhasebe açısından konsolide grup: Uluslararası Finansal Raporlama Standartları veya Türkiye Finansal Raporlama Standartları uyarınca konsolide finansal tablolarda bulunan tüm işletmeleri,”

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                    İsmail Ok                                   Arslan Kabukcuoğlu

                                          Adana                                                     Balıkesir                                                   Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Balıkesir Milletvekili İsmail
Ok konuşacaktır.

Buyurun Sayın Ok. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve ekranları başında bizleri izlemekte olan yüce Türk milletini canıgönülden muhabbetle selamlıyorum.

Evet, bu paket ağır vergiler altında inim inim inleyen milletimizin üzerindeki vergi yükünü artırmaktan başka bir şey değildir, bunun altını özellikle çiziyorum. Elbette olumlu yönleri vardır, bu vesileyle Komisyona, bunun hazırlanmasında emeği geçenlere de teşekkürü bir borç biliyorum, kendilerine teşekkür ediyorum. Ama bu kadar ekonomik krizin had safhaya çıktığı bir süreçte yeni vergilerin getirilmesini, bütçe açığını kapatmak üzere, zaten vergileri ödeyemeyen vatandaşlarımıza ek vergiler konulmasını asla kabul etmiyoruz. Tam tersine, özellikle şu son yerel seçimlerde iktidar partisi çiğ süt üreticilerinin 10 kuruş olan desteğini 25 kuruşa çıkarma sözü verdi ama maalesef yerel seçim öncesinde verilen bu söz seçimlerden sonra mayıs ayından geçerli olmak üzere kaldırılmıştır.

Seçim bölgem Balıkesir, Türkiye'yi doyuran bir ildir. Dolayısıyla verilen bu sözlerin yerine getirilmesini bekliyoruz. Özellikle süt üreticisi vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz, köylülerimiz, çiftçilerimiz süt ineklerini kestirmek için sıraya girmiş durumdalar. Böyle gidersek süt de bulamayacağız. Memleketimizin, özellikle topyekûn 82 milyonun ucuz gıdaya erişim hakkı için seçim öncesi verilen bu sözün, 10 kuruşluk desteğin 25 kuruşa çıkarılması sözünün derhâl yerine getirilmesini başta seçim bölgem olmak üzere bütün köylü, çiftçi, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar adına talep ediyorum.

Şimdi, seçim bölgemde yaşanan bir skandalla ilgili bir konuya değinmek istiyorum. Özellikle AK PARTİ Grubunun ve özellikle Grup Başkan Vekili Özlem Hanım’ın bu konuda harekete geçmesini Balıkesir halkı adına talep ediyorum. Şurada, Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin resmî bir yazısı var, konu satış ve bu satışta neler var, yazıdan aynen okuyorum: “Balıkesir Büyükşehir Belediyesine ait imar planında özel proje alanı Paşa Camisi, askerî konut, kültürel tesis, eğitim, sağlık, sosyal, kültürel tesis, kapalı spor salonları ve dinî tesis alanında kalan taşınmazların Maliye Bakanlığına vergi borcu karşılığında satışının ve tapu devrinin yapılması.” Gerçekten, Allah hiç kimseyi bu hâle düşürmesin. Bu memlekette özellikle AK PARTİ’li Balıkesir Dursunbey Belediyesinin başlattığı cami yeri ve cami satışı Balıkesir Büyükşehir Belediyesinde de devam etmektedir. Biraz önce Balıkesir Büyükşehir Belediyesinde bu konuda bir oylama yapılmıştır ve tabiri caizse büyük bir kıyamet kopmuştur, kavga çıkmıştır. Bu Paşa Camisi, öyle bir camidir ki çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han’ın Veziri Zağnos Paşa adına 1461 yılında yapılmıştır, Kurtuluş Savaşı’nda kubbesinden sökülen kurşunlarla mermi yapılmıştır, Atatürk’ün Türkiye’de tek ve son hutbe verdiği böyle tarihî, Kuvayımilliye kıvılcımının yakıldığı bir camidir ama şimdi bu caminin müştemilatını ve dinî alan olarak ayrılan yerlerini Balıkesir Büyükşehir Belediyesi satışa çıkarmıştır. Biraz önce de kavga dövüşle reddedilmesine rağmen “kabul edilmiştir” diye zorla oldubitti yapılmaya kalkılmıştır. Buradan sesleniyorum AK PARTİ Grubuna: Bunun için şu anda eleştiri hakkımı saklı tutmak üzere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ok, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

İSMAİL OK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanının bu hezeyanı durdurulmazsa AK PARTİ Grubu ve bütün milletvekilleri de töhmet altında kalacaktır. Sayın Grup Başkan Vekili ve milletvekilleri, derhâl ayağa kalkıp bunu durdurun. Sizleri bundan dolayı şu anda eleştirmiyorum ama Balıkesir Dursunbey ilçesinde başladı bu AK PARTİ belediyelerinde, şimdi de Büyükşehir Belediyesinde. Böyle tarihî bir caminin müştemilatı satılıyor. Sadece cami değil, eğitim alanları, spor ve kültürel alanları, kapalı spor salonları satılıyor. Ortalama bir Türk vatandaşı bunu yapmak yerine intihar etmeyi seçer. Biraz şerefli ve onurlu olsun Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Balıkesir’i bu korkunç durumdan kurtarsın. Özellikle AK PARTİ Grup Başkan Vekilinden ve milletvekillerinden ayağa kalkarak bunun durdurulmasını Balıkesir halkı adına, Kuvayımilliye kahramanları ve evlatları adına talep ediyorum ve yüce Meclisi bu duygularla saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ok.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinde bulunan “veya” ibarelerinin “ya da” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Erol Katırcıoğlu                                   Mehmet Ruştu Tiryaki                                 Mahmut Toğrul

                                         İstanbul                                                     Batman                                                   Gaziantep

                                Meral Danış Beştaş                            Serpil Kemalbay Pekgözegü                                   Nuran İmir

                                            Siirt                                                          İzmir                                                        Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın vekiller, hepinize saygılarımı sunarım.

Dijital hizmetlerle ilgili olan bu yasa teklifinin 2’nci maddesi, esas itibarıyla bu yasa içindeki terimleri tanımlayan bir madde. Dolayısıyla onlar üzerinde konuşmanın çok bir kıymetiharbiyesi olmayacağını düşünerek ben bu yasa teklifiyle ilgili birkaç noktayı belirtmekte yarar gördüm.

Arkadaşlar, bunlardan bir tanesi şu: Biliyorsunuz, 1980 itibarıyla dünyada 1980 öncesine göre önemli bir değişim oldu ve biz buna “küreselleşme” “globalleşme” dedik. Bu süreç gerçekten de çok hızla gelişti ve bu gelişme sürecinin asıl motivasyonunu sağlayan da dijital imkânlardı, “dijital devrim” dediğimiz devrimdi. Tabii, bu küreselleşme süreci dijital devrimle böyle yürürken küresel birtakım dijital firmalar oluşturdu. Bir ulusa ait olmakla birlikte, bütün uluslara etki etme şansı olan, imkânı olan şirketler dünyası ortaya çıktı. Dolayısıyla birçok başka konuda da olduğu gibi -mesela Dünya Ticaret Örgütünün de gündeminde olan bir şeydi bu geçmişte- öyle bir durum ortaya çıktı ki küresel hizmet veren şirketler var, ulusal ülkelere de bu hizmetler verilmekte fakat o ulusal ülkelerin herhangi bir yaptırım gücü yok. Dolayısıyla da özel bir vergi mevzuatı itibarıyla bir sorun çıktı çünkü bu hizmetler örneğin Türkiye gibi ülkelerde de kullanılıyor -Google’dan, Twitter’dan, Netflix vesaireden bahsediyoruz- ve bunların karşılığında bir para ödeniyor bu şirketlere fakat bu şirketlerin kârları üzerinden değil; ciroları üzerinden, bir bakıma, vergilendirilmeleri söz konusu oluyor.

Arkadaşlar, şimdi, küreselleşen bir dünyada, küreselleşen şirketleri ulusal olanla vergi denetimi altına almanız mümkün değil. Ne gerekiyor? Gereken şu: Küresel bir anlaşma gerekiyor ama küresel bir anlaşmayı OECD denedi ve yapamadı. Avrupa Birliği bu konuda adımlar attı, bence Avrupa Birliği de yapamadı. Yani yüzde 3 gibi bir geçici vergi düşündüler, bu çerçevede tartışmalar devam ederken Fransa ilk adımı attı ve bir vergi çıkardı. Şimdi, benim anladığım, Avrupa’ya yakın veya aday bir ülke olan Türkiye de ikinci olarak böyle bir adım atıyor, yüzde 7,5 civarında bir vergi koyuyor vesaire.

Şimdi, arkadaşlarımız anlattı, ben çok fazla üzerine gitmeyeceğim ama açıkçası bu vergilendirmede esas olarak bu şirketler ödedikleri vergileri hizmetleri kullananlara yansıtacaklar ve dolayısıyla da bu şirketlere konan vergileri Türkiye halkı ödeyecektir.

Çok az zamanım var, başka bir konuda birkaç şey söylemek istiyorum arkadaşlar.

Biraz önce arkadaşımız Mahmut Toğrul Gaziantep’te olan bir olayı yansıttı sizlere. 56 civarında partilimizin gözaltına alındığından söz etti. Biraz önce yine, yanılmıyorsam, Maraş’la ilgili bir haber geldi, 8 arkadaşımız da orada... Arkadaşlar ne oluyor? Bilen var mı? Yani 20 belediyemiz zaten... Anadolu Ajansının terimiyle söyleyeyim, görevlendirilmişler bunlar, “kayyum”dan da vazgeçtiler, “kayyum” da denmiyor artık, “görevlendirme” deniyor ve 20 tane belediyemize görevlendirme çıkarıldı. Arkadaşlar, ne yapılmak isteniyor? Bu kararları kimler veriyor arkadaşlar? Benim aklıma gelen Cumhurbaşkanı oluyor tabii ki çünkü tek adam yönetimi diyoruz, açıkçası böyle bu. Fakat sonra düşünüyorum ya, Cumhurbaşkanı mesela Mısır’da Mursi’ye darbe yapıldığında ne demişti? Demişti ki: “Seçilmiş bir kişiye böyle bir şey olamaz, biz bunu savunamayız.” Doğru bir pozisyondu. Bu arada kendisine de bir darbe girişiminde bulunuldu. Hatta son zamanlarda biliyorsunuz Venezuela’da Maduro’yla ilgili bir siyasi sorun çıktı ve Sayın Cumhurbaşkanı hemen müdahale etti, dedi ki: “Seçilmiş bir kişiyi kimse görevden alamaz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun devam edin.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Şimdi arkadaşlar, ben hakikaten soruyorum: “Seçilmiş bir kişiyi görevden kimse alamaz.” diyen bir Cumhurbaşkanının olduğu bir ülkede, seçilmiş 20 belediye başkanımız, eş başkanlarıyla birlikte görevden alındı. Bu sizi hiç ilgilendirmiyor mu arkadaşlar ya? Bu nasıl bir şey? Nasıl bir demokrasi bu?

Yani bunlar olurken gerekçe olarak ne söylenirse söylensin, bu gerekçeler hiçbir şekilde hiç kimseyi tatmin etmiyor, bunu hepimiz de biliyoruz. Dolayısıyla da arkadaşlar, burada bu kararların kimler tarafından alındığını ben şahsen bilmiyorum, bu kararların Cumhurbaşkanı tarafından alındığını düşünmek istemiyorum ama birileri bu kararları alıyor. Sorum şu: Kim alıyor? Lütfen, birinci partinin mensupları bu soruya cevap vermeye çalışırsa çok mutlu olurum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Katırcıoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin (ç) bendinde yer alan “Türkiye’de bulunmayan kişilere” ibaresinin “Türkiye’de yerleşik olmayan kişilere” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Yaşar Karadağ                                          Saffet Sancaklı                                           Sefer Aycan

                                            Iğdır                                                       Kocaeli                                           Kahramanmaraş

                                  Cemal Enginyurt                                                                                                              Esin Kara

                                           Ordu                                                                                                                         Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt konuşacaktır.

Buyurun Sayın Enginyurt. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım.

Bu kanunla ilgili bir eleştirimi öncelikli olarak ifade etmek istiyorum. Konaklama vergisi adı altında kişilerden vergi alınması bu kanunun 9’uncu maddesine eklenmiş bulunuyor. Gerçi AK PARTİ Grup Başkan Vekili Bülent Turan biraz evvel 9’uncu maddede bir değişikliğe gidileceğini ifade etti, bu güzel bir gelişme çünkü bu vergi hakikaten otelcilere ve turizmcilere büyük yük getirecekti. Çünkü 2020 yılı için yüz binlerce insanla anlaşma yapıldığını ve fiyatların belirlendiğini göz önüne alırsak bu büyük bir maliyet getirecek. Bu maliyet otelcilerin ve turizmcilerin üzerine yansıyacak, kişilerden bu parayı asla tahsil edemeyeceklerdi. Dolayısıyla bu vergiden vazgeçileceğini öğrenmiş bulunuyorum, bunun için teşekkür ediyorum. Nispi vergiye dönülürse çok güzel olacağı kanaatindeyim.

Ayrıca bir öneride bulunmak istiyorum AK PARTİ ve bütün parti gruplarına. Yine otellerde ve pansiyonlarda kalan öğrencilerimiz var, yıl içerisinde yurt bulamadığı için mecburen otellerde ve pansiyonlarda kalıyorlar. Bunların tamamıyla vergi dışında, nispi de olsa vergi dışında tutulmaları gerekir. Bu öğrencilerin okuduğu belgelenip hiçbir şekilde bunların vergiye tabi tutulmaması gerektiğini düşünüyorum, bunun da inşallah dikkate alınmasını hassaten rica ediyorum.

Yine bir konu üzerinde de fikrimi belirtmek istiyorum. Rabia Naz Vatan Araştırma Komisyonu üyesi olarak dün meydana gelen ve maalesef dün akşamdan bu tarafa ciddi anlamda karartmayla yanlış algı yaratılan bir konuyu burada açıklama ihtiyacı hissediyorum. Rabia Naz Vatan’ın babası bugün gözaltına alınmıştır, doğrudur. Dün 3 kişi gözaltına alınmış, doğrudur ama bu sadece görevini yapan gazetecilerin gözaltına alınma hadisesi değildir. Bu, acılı bir babanın susturulması için bir eylem değildir. Dün, Canan Coşkun isminde, daha önce Can Dündar’ın yardımcılığını yapan bir hanımefendi, Eskişehir Milletvekilimiz Jale Hanım’ın danışmanı olduğunu söyleyen bir gazeteci, tek şahit olan Mürsel Küçükal’ın evine gidiyor ve Mürsel Küçükal’a diyor ki: “Komisyon çalışmaları devam ediyor, seni komisyon olarak olay yerinde tekrar dinlemek istiyoruz.” Mürsel Küçükal’ı evinden alıyor, olay yerine getiriyor. Olay yerine geldiğinde 2 kişi, Kazım ve Tuğba isimli gazeteci ve Şaban Vatan taksiyle olay yerine geliyor. Mürsel Küçükal’ı bahçe üzerinde tam 4 defa süründürerek olay tespiti yaptırıyorlar sözde. Mürsel Küçükal’ın hanımı diyor ki: “Siz komisyon üyesi olamazsınız.” Canan Coşkun diyor ki: “Şu an komisyon Eynesil’de, olur mu öyle şey, biz komisyon adına görev yapıyoruz.” Yani araştırma komisyonu kullanılarak art niyetli bir şekilde, olmayan bir komisyon adına Canan Coşkun diye bir gazeteci, baba Şaban Vatan, Mürsel Küçükal’a böyle bir organizasyon gerçekleştiriyorlar. Daha sonra bunu bir dükkâna alıyorlar, diyorlar ki: “Sana para verelim, ev alalım, sen ifadeni değiştir. ‘Bu çocuk sırtüstü gelmedi.’ de, ‘Bu çocuk ben geldiğimde bu olay yerinde yatıyordu.’ de.” Baba isyan ediyor, polisi arıyor ve polisler 3 gazeteciyi ve Şaban Vatan’ı gözaltına alıyor ama maalesef, şimdi yaratılmaya çalışılan algı, bu gazeteciler görevini yapıyormuş, görevini yapan gazeteciler niçin alınırmış. Hangi gazetecinin, adı Canan Coşkun da olsa veya bir başkası, bir tanığı araştırma komisyonu adına böyle bir şekilde uygulamaya tabi tutmaya hakkı vardır? Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine saygısızlık, adını kullanmaktır. Dolayısıyla araştırma komisyonu gereğini yerine getirmiştir, valilik gereğini yerine getirmiştir, polis gereğini yerine getirmiştir.

İnşallah netice ortaya çıkacaktır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Enginyurt.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                           Ahmet Kamil Erozan                              İbrahim Halil Oral

                                          Adana                                                       Bursa                                                       Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral konuşacaktır.

Buyurun Sayın Oral. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, dijital hizmet vergisi kanunu hakkındaki görüşlerimi açıklamadan önce, dün verdiğim bir soru önergesi hakkında birkaç söz söylemek istiyorum. Birkaç gündür basına yansıdığına göre, Millî Eğitim Bakanlığı “Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu Sosyal Bilgiler 6 Ders Kitabı” adıyla yayımladığı ve okullara dağıttığı kitapta bir felakete imza atmıştır. Kitapta “Uygur alfabesi” başlıklı bölümde Uygur alfabesi yerine Yahudilere ait olan İbrani alfabesi basılmıştır. Kitaba basılan görselin kaynağını da tahmin etmekte güçlük çekmiyoruz. Google’a “Uygur alfabesi” yazdığımızda karşımıza çıkan ilk görsellerden biri bu hatalı basılan alfabe oluyor. Google’da kaynağı belirsiz bilgileri toplayıp ders kitaplarına basan Millî Eğitim bu durumu da sehven yapılmış diye geçiştirmeye çalışıyor. Bu durum asla kabul edilemez, bu, sorumsuzluktur, vurdumduymazlıktır ve aymazlıktır.

Kıymetli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın “one minute” edebiyatıyla sürekli gündemde tuttuğu, İsrail’in kullandığı alfabeyi, dili, tarihi, kültürü, dini ve kanı bizimle aynı olan Uygur Türkü kardeşlerimizin alfabesi gibi çocuklarımıza okutmaya kalkmak millî ve insani bir faciadır.

Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’u bu hatayı düzeltmeye, hatanın müsebbiplerini cezalandırmaya ve hem Doğu Türkistanlı soydaşlarımızdan hem de kitabı okuyan öğrenciler ile velilerden özür dilemeye davet ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, görüşmelerini yürüttüğümüz 128 sıra sayılı Kanun Teklifi bütçemizde ve ekonomimizdeki büyük yıkım ve çürümüşlüğün bir işaretidir. Bu torba kanun teklifi ihtisas komisyonlarının görüşleri alınmadan pek çok farklı konuyu içerdiği hâlde Plan ve Bütçe Komisyonundan geçmiş ve yeni yeni pek çok vergi getirmiştir, örneğin dijital hizmet vergisi. Dünyada Fransa’dan sonra ilk kez böyle bir vergi getirecek olan ülke biziz. Görüyoruz ki bütçemiz yağmalanmış, israf almış başını gitmiş durumdadır. Bu yaraları saramayan damat Bakanın PowerPoint sunumlarındaki sözde politikalarıyla çözemeyen, iktidar yeni vergiler ihdas etme yoluna gitmiştir. Bu arada, Sayın Berat Albayrak ve iktidar kusura bakmasın, kötü giden ekonomiyi eleştiriyoruz, eleştirdiğimiz için de sanırım terörist olarak suçlanacağız. Malum, Sayın Albayrak ekonomideki kötü gidişatı eleştirenleri “Terör eylemlerinde gördüğümüz ekipten farkı yok.” şeklinde nitelendirmişti. Kendi politikalarınızla uyuşmayan herkesi terörist olarak nitelemekten inatla vazgeçmiyorsunuz. Bu durum size de bize de milletimize de zarar veriyor. Lütfen artık bu yanlış söylemleri ve bu tür alışkanlıkları bırakın.

Kıymetli milletvekilleri, Türkiye’nin ticaret havuzunda e-ticaret yüzde 5’lik bir kısmı oluşturmaktadır. Bu sektör hızla gelişmekte ve büyük bir ticari paya sahip bulunmaktadır. Bu bağlamda dijital hizmet vergisi gelişen çağa ayak uydurma noktasında gereklilik arz eder bir husustur ancak bu konu bir torba kanunun içine atılarak görüşülecek bir konu değildir. Konuyla alakalı olarak tali komisyon raporu beklenmemiş, yeterli istişare olmamıştır. Bunun benzeri vergilerle alakalı ABD, Avrupa Birliği ve özellikle OECD ülkeleri aylardır çalışmalar yürütmekteyken -çalıştaylar ve konferanslar düzenlemekte- sektörle birlikte görüş belirlemekteyken iktidar, şapkadan tavşan çıkarır gibi, dijital hizmet vergisi çıkarmıştır. Gecekondu yapar gibi kanun çıkarmanızın sonuçlarını milletimiz çekmektedir. Eminim ki üç dört ay sonra bu kanunla alakalı değişiklikleri Genel Kurulda görüşmeye başlarız; üstüne, bu vergilerle alakalı af çıkarmak için yeni planlar yaparız; olansa milletimize olur.

Sayın milletvekilleri, 3’üncü maddeyle alakalı bir çekincem de şudur: Türkiye’de irtibat noktası ya da ofisi olmayan mükelleflerden vergi tahsili noktasındaki yük milletimize ve Türkiye’deki aracılara yüklenecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oral, sözlerinizi bağlayın lütfen.

İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla) – Uluslararası firmalar kendi kazançlarından ödün vermeyecek ama bu getirilen vergiyle alakalı bedel, hizmet alan vatandaşlarımıza ödettirilecektir. Bu durumla alakalı da, teklif sahiplerinin net açıklamalar yapması gerektiğini düşünüyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oral.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Mükellef ve vergi sorumlusu

MADDE 3- (1) Dijital hizmet vergisinin mükellefi, dijital hizmet sağlayıcılarıdır. Bunların, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından tam mükellef olup olmaması, dar mükellefiyette söz konusu faaliyetleri Türkiye'de bulunan işyeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla gerçekleştirip gerçekleştirmemesi dijital hizmet vergisi mükellefiyetine etki etmez.

(2) Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni ve iş merkezlerinin bulunmaması halleri ile gerekli görülen diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tâbi işlemlere taraf olanlar ile işleme ve ödemeye aracılık edenler verginin ödenmesinden sorumlu tutulur.”

                                   Bülent Kuşoğlu                                         Alpay Antmen                                    Süleyman Bülbül

                                          Ankara                                                      Mersin                                                       Aydın

                                   Turan Aydoğan                                         Lale Karabıyık                                              Cavit Arı

                                         İstanbul                                                      Bursa                                                       Antalya

                                 Mehmet Bekaroğlu                                  İlhami Özcan Aygun                               Burhanettin Bulut

                                         İstanbul                                                    Tekirdağ                                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Bursa Milletvekili Lale Karabıyık konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Karabıyık.

Süreniz beş dakikadır.

LALE KARABIYIK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine muhteşem bir bütçe açığıyla karşı karşıyayız ve neye rağmen? Merkez Bankasının kârı apar topar hızla aktarıldığı hâlde, bu az gelip yedek akçelere de el konulduğu hâlde; bu da yetmeyip yasal sınırı aşsa, yasaya aykırı olsa bile bu kadar miktarda borçlanıldığı hâlde. Borçlanma limitinin yasaya uygun bir şekilde artırıldığını ve de bunun miktarının ne kadar yüksek olduğunu bir kere daha gözler önüne sermek istiyorum. Artık bütçeyi düzeltmek, iyileştirmek ya da verimli hâle getirmek iktidarın işi değil, sadece yama yapmayı hedefliyor iktidar. Onlara göre açık varsa ya borçlanılır ya da yeni yeni vergiler getirilir. Öncelikle bütçenin en önemli finans kaynağı borçlanma olarak düşünülüyor.

Değerli milletvekilleri, merkezî yönetim toplam borç stoku ne kadar biliyor musunuz? 2016 sonu itibarıyla 760 milyar liraydı, 2017 sonunda 876 milyar liraya çıktı, 2018’in sonunda 1 trilyon 67 milyar oldu; bu yıl için beklenen ise 1,2 trilyonun üzerinde. Kaldı ki bu borç önceki yıllarla kıyaslandığında TL cinsinden yüzde 35 artmış durumda, dolar cinsinden ise döviz karşılığı olarak hesaplanırsa yüzde 30 ama Türk lirası karşılığı olarak hesaplandığında yüzde 108 artış gösterdi. Dış borçların TL cinsinden tutarı da aynı şekilde büyük bir oranda arttı ve üç yıldaki artış yüzde 85 düzeyinde.

Değerli milletvekilleri, bu kadar borçlanmayla yine vatandaştan alınan her 100 liralık verginin maalesef 17 lirası faize gidecek ve bu iktidar da maalesef bundan en ufak bir rahatsızlık duymuyor. Oysa samimi bir bütçede eğer verimlilik varsa, yatırım varsa borçlanılabilir ancak samimi ve sağlıklı bir bütçe için bu söylenebilir ama bizde durum farklı oluyor. Her ay bütçe açığı büyüyor, istihdam olmuyor, yatırım yapılmıyor ve büyüyen bir bütçe açığıyla ekonomi karşı karşıya kalıyor.

Bütçe açığına iktidarın ikinci çaresi ise daima yeni vergisel düzenlemeler değerli milletvekilleri. Vergisel düzenlemeler, bildiğimiz gibi, toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren kararlardır, ekonomi üzerinde büyük etkileri vardır. Vergi sistemini değişen üretim ve ticaret şartlarına uydurmak, uyumlu olmasını sağlamak gerekir, asla bozucu etkilerinin olmaması gerekir. Ancak her bütçe açığı sonrasında -ki geçen yıl da, ondan önceki yılda da böyleydi- apar topar “Haydi bürokratlar çalışın bakalım, nereden vergi toplayabilirsiniz, şu kalemleri bir hesaplayın da bu yıl da şu açığı kurtaralım.” mantığıyla, toplumun çeşitli kesimleriyle hiç istişare bile edilmeden, ne getirir ne götürür hesabı yapmadan yoğun maddelerle yeni vergiler getiriliyor.

Değerli milletvekilleri, örneğin, “Dijital hizmet vergisi sektörü ve yatırım ortamını nasıl etkiliyor?” sorusuyla bir çalışma yapıldı mı? Önceki uygulamalarla ilgili bir etkinlik analizi var mı? Yok. Dijital hizmet gelirleri, Türkiye'de 20 milyon lira ve dünya genelinde 750 milyon avrodan daha yüksek olan büyük işletmeleri kapsamına alıyor. “Bu konu Türkiye'de bu alanda yapılacak yeni yatırımlar üzerinde ne kadar etkili olur?” şeklinde de bir analiz var mı mesela? O da yok. Bu etkinlik analizlerini bu iktidar yapmamış ama başka bir analiz yapmış. Ne yapmış biliyor musunuz? Borçlanmaların artışına, yeni vergilerin getirilmesinin ihtiyacına sebep olan bütçe açığının sorumlusunu bulmuş mesela. Kimmiş bu bütçe açığının sorumlusu, kimlermiş? Hükûmet, 2019 yılı bütçe giderlerindeki artışın temel nedeninin emekli, yaşlı, işçi ve memurlara yapılan zam ve ödemeler ile personel atamalarından kaynaklandığını söylüyor. Keşke bilselerdi de “Biz aç dururuz, bize zam yapmayın.” deselerdi. Sarayın harcamalarını görmemiş bu iktidar bunları söylerken, seçim tekrarlamalarının maliyetini hiç görmemiş, “kamu-özel sektör iş birliği” adı altında yürütülen proje için hazineye gelen yükü de maalesef hiç görmemiş.

Değerli milletvekilleri, hazineye gelen yük 18,9 milyar lira. 10 küsuru şehir hastanelerine, 8 küsuru ise köprü ve otoyollara; yani 2020 bütçesinden bu kadar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Karabıyık, tamamlayın lütfen.

LALE KARABIYIK (Devamla) – 2018 bütçesinde 6,2 milyar liraydı bu yük, 2019 bütçesinde 9,7 milyardı. Hani biz size “Köprü, yol yapılmasına karşı değiliz, finansman modeline karşıyız.” diyoruz ya, işte tam da bunun için söylüyoruz.

Diğer taraftan, keşke “Açığı kapatalım, gerisini boş ver.” yaklaşımı yerine iktidarın “Kayıt dışılığı nasıl kayıt altına alabiliriz?” diye çalışmaları olsaydı ya da istihdam yaratılabilecek bir bütçe olsaydı bari. Vatandaşlar hem verginin yükümlüsü diye düşünüyoruz ama onlar, emekçiler millî gelirden az pay alırken vergi yükü altında da maalesef eziliyor. Peki, bu vatandaş demez mi? “Ben nasıl iktisat edeyim, tasarruf yapayım, kıt kanaat geçiniyorum; tasarrufu devlet yapsaydı. Eğer ekonomiyi yönetenler bizlerden topladıkları vergiyi popülizm için hesapsızca harcıyorsa, yandaş kurtarıyor, hesap verme ortadan kalkmışsa yine benden alacağınız vergiler de aynı şekilde kullanılmaz mı?” diye sormaz mı? Maalesef bu ülkenin ekonomisi iyi yönetilemiyor ve yaşananlar da bizi haklı çıkarıyor.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karabıyık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinde bulunan “merkezlerinin” ibaresinin “merkezinin” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Ruştu Tiryaki                                   Necdet İpekyüz                                      Mahmut Toğrul

                                         Batman                                                     Batman                                                   Gaziantep

                                Meral Danış Beştaş                                                                                                           Nuran İmir

                                            Siirt                                                                                                                          Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Batman Milletvekili Necdet İpekyüz konuşacaktır.

Buyurun Sayın İpekyüz. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında vergiyle ilgili düzenleme konuşuluyor, ele alınıyor fakat farkında mısınız tekrar bir torba yasa şeklinde önümüze geldi ve bu torba yasanın içine en başta “dijital” diye bir kavram yerleştirilmiş; insanı böyle mutlu edecek bir tarzda bir teknoloji gelişiyor, bu teknolojiye özgün mevzuatta eksiklikler olabilir, bir düzenleme yapılacaktır, diye düşünülüyor. Ama torba yasanın içinde birçok başlık var, birçok yerde de “vergi” diye hepimizin yaşamını etkileyecek dolaylı, dolaysız zamlar var. Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşulduğu ilk günden beri bu vergi meselesinin adil olmadığı, hakça olmadığı; az kazanandan az, çok kazanandan çok alınması, tabana yayılması gerektiği dile getirildi ama hiç dikkate alınmadı. “Servet vergisi” denildi, dikkate alınmadı. Torba yasa, diğer torba yasalardaki gibi, tartışmasız, sivil toplum örgütünün katılımı olmadan, sükût bir şekilde buraya Genel Kurula getirilmek istendi.

Arkadaşlar, Türkiye'de vergi konusunda aslında en çok vergiyi veren çalışanlardır. Bugün bir asgari ücretlinin verdiği vergiyi oranlarsak, kendi aldığı 2 bin küsur maaşın oranını büyük kurumlara oranlarsak, sadece orandan yola çıkarsak herhâlde Türkiye'de vahamete yol açar. Ama bu Meclis ve gerektiğinde komisyonu biz biliyoruz ki kimi kurumlara, kimi büyük şirketlere vergiyle ilgili düzenleme yaptı, af veya erteleme yaptı.

Şimdi, dijital meselesi gerçekten bir uluslararası sektör, sadece Türkiye’ye özgü değil, Türkiye dışında birçok ülkede de bununla ilgili düzenleme yapılmak isteniyor. Fakat biz biliyoruz ki siz Türkiye'de dışarıda uluslararası sermayenin yönettiği veya onlardan servis aldığınız hizmetlerden bir vergi alamıyorsanız, yasal mevzuatta da boşluklar varsa, bir vergi geldiğinde bu, biz tüketicilere, biz kullanıcılara yansıyacak. Gerek kullandığımız telefonlarda gerek izlediğimiz telefonlarda, yaşamımızın birçok alanında bize yansıyacak ve yansıdığında da bu bir zamma dönüşecek ve buradan sanki gelir alınacak.

Arkadaşlar, Türkiye'de yeni bir şey gelişti. Nedir? Eskiden “kaçak çay” denilince “Bu kaçak çayı içmeyin, işte örgüte gidiyor, bölücü işidir.” gibi şeyler deniliyordu. Normalde bir çay içiliyordu. Şu anda siz farkındasınız, artık her şeyin kaçağı oldu. Şu anda sigaraya gelen zam sayesinde birçok yerde -tezgâhta değil, artık iş yerleri açılmış- kaçak sigara satılıyor. Arkadaşlar, birçok yere gidin gezin, kaçak mazot satılıyor, depoya yaklaşın, kaçak mazot satılıyor. Gidin, birçok yerde kaçak şeker var, gümrüksüz getiriyorlar birçok yerde. Şu da gelişti: Eskiden karaborsa vardı –anımsayanlar vardır- şimdi gittiğinizde bir paket sigara veya başka bir şey istediğinizde size bakıyor, diyor ki: “Kaçak mı istersin? Bir de ondan var.”

Bu zamların bir etkisi de şu oldu: Artık insanlar yoğurdu evde yapıyor, insanlar birçok şeyi evde yapmaya çalışıyorlar. Dolaylı vergi dolaylı zamma dönüştü, her gün zam yapılınca insanlar kendi evlerinde üretime başladılar ve evde yaptıkları bu üretim aslında bir organik şeye de dönüştü, olumlu bir şey.

Sizin siyasi tercihiniz ve iktidarın siyasi tercihi her zaman vatandaşın cebinde oldu, büyük şirketlere yönelmedi. Büyük şirketlere yönelmediğiniz sürece birçok düzenleme vatandaşın, yurttaşın aleyhine oldu.

Bir diğeri, yasaklar: Bakın, her şeye yasak geliyor, her şeye sansür geliyor. Şimdi, bu vergilerde alınacak sansürlerden biri de şu, deniyor ki: “Vergi güvenliği adı altında eğer dijital yayın yapanlar vergilerini ödemezlerse Hazine ve Maliye Bakanlığı otuz gün dolduktan sonra sansürleyebilir, kapatabilir, yayını durdurabilir.” Yargının, yasamanın işi direkt hazineye devrediliyor. Normalde Türkiye’de birçok yasak geldiğinde işler mi, işlemez mi, yargıya gider, yargı itiraz eder veya yargı yargılar, ona yönelik bir karar alınır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın İpekyüz, tamamlayalım lütfen.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Bugün bu kararlar alınmadan direkt yasağa dönüşmekte. Sonuçta dijitalle ilgili olsun, vergiyle ilgili düzenlemeler olsun, tüm bu düzenlemelerin aslında yurttaşın ve altta çalışan işçi, memur, köylü, çiftçinin lehine olması lazım. Siz onun lehine düzenlemeyip tümüyle yurttaşın cebine dolaylı zamma dönüştürürseniz, bu gerçekten sıkıntıya dönüşür. O nedenle torba yasada gelen bu vergi düzenlemesinde -aslında en adil olması gereken- çok kazanandan çok alınması gereken vergi olması lazım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İpekyüz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, sisteme giren çok sayıda milletvekili var. Bir kısmına yine bu bölümde söz vereceğim, diğerlerini de ilerleyen bölümlerde karşılamaya çalışacağım.

Sayın Ünsal…

Sayın Ünsal yok galiba.

Sayın Gergerlioğlu…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

54.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, İstanbul Şehir Üniversitesinin zor günler geçirdiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İktidar siyasi oyunlarla bir üniversiteyi batırmaya çalışıyor. Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun kurucusu olduğu İstanbul Şehir Üniversitesi zor günler geçiriyor. Banka hesaplarındaki paraya erişemeyen üniversite, temel giderlerini bile karşılayamaz duruma geldi. Halkbankın hazırlattığı ekspertiz raporunda maddi değeri yok denilen 8 parsel arazinin 7 parseli üzerinde herhangi bir dava yok ancak Halkbankın raporunda bu arazinin tamamının ve inşa edilen bir öğrenci merkezi, yurt binası, 7 fakülte ve diğer binaların değeri sıfır olarak gösterildi.

Dün üniversitede konuyla ilgili eski Bakan Ömer Dinçer isyanını şöyle dile getirdi: “Ya, bize hukuki haklarımızı kullanmak için izin verin, sorunlarımızı beraberce çözelim çünkü borçlarımızı ödeyecek kapasiteye geldik yahut da öğrencilerimizi, öğretim üyelerimizi, üniversitemizin manevi şahsiyetini mağdur etmeyin, itibarını zedelemeyin, gelip alın.” demişti.

Değerli arkadaşlar, devamlı söylüyoruz, muhalif olmanız değil, muhalif gibi gözükmeniz bile yeterli.

BAŞKAN – Sayın Şimşek...

55.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, tamamlanamayan Mersin İmam Hatip Lisesi inşaatının Millî Eğitim Bakanlığı tarafından devralınarak bitirilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, 2017 yılında MHP’li Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Millî Eğitim Müdürlüğü ve Valilik arasında imzalanan protokolle Mersin İmam Hatip Lisesinin yıkılarak büyükşehir belediyesi tarafından yaptırılması kararlaştırılmış ve 2018 yılında ihalesi yapılmıştır. İnşaat tamamlanmadan seçimler olmuş ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kazanılmıştır. Cumhuriyet Halk Partili Mersin Büyükşehir Belediyesi Mersin İmam Hatip Lisesi inşaatını devam ettiremeyeceğini Valiliğe ve Millî Eğitim Müdürlüğüne yazmış olduğu yazıyla belirtmiştir.

Benim buradan çağrım Millî Eğitim Bakanına: CHP’li belediyenin yapmayacağını belirttiğini Mersin İmam Hatip Lisesi Mersin’in köklü okullarından biridir, binlerce insan o okuldan mezun olmuştur. Mersin’de Mersin İmam Hatip Lisesinin bir hikâyesi vardır. Bu okulun inşaatının devralınmasını ve bir an önce tamamlanmasını talep ediyor saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Toğrul…

56.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Kahramanmaraş ili Pazarcık Ovası’na cüruf alanı yapılarak yurttaşların göç etmesinin mi istendiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Kahramanmaraş Pazarcık’ta Pazarcık Ovası dediğimiz birinci sınıf tarım alanı olan Küpelikız, Öksüzlü, Kocalar Mahalleleri civarında mera ve orman alanlarının arasında kalan 28 dönümlük hazineye ait araziye cüruf depolama tesisi kurulacağını öğrendik. Daha önce yine bu alana çöp depolama alanı yapılmak istenmişti. AKP, ısrarla buradaki demografik yapıyı değiştirmek istemektedir. Yine, daha önce bu ovaya 27 bin kişilik bir kamp yapılmıştı, 2 adet Türkiye'nin en büyük çimento fabrikası inşa edilmişti. Artık neredeyse ovadan verim alınamaz duruma gelindi. Şimdi aynı bölgeye bir de kanserojen madde olan cüruf alanı yapılmak istenmesiyle burada son kalıntısı kalan yurttaşlarımız göç ettirilmek mi isteniyor? Birinci sınıf tarım arazisi olan, habitat koruması altındaki bu bölgede ağırlıklı olarak Alevi yurttaşlar ikamet etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) - Buradan yetkililere, AKP’ye seslenmek istiyorum: Lütfen Pazarcık Ovası’ndan elinizi çekin.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılavuz…

Sayın Çepni…

57.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, küresel ısınmanın, iklim krizinin nedeni olan termik santrallerinin tümüyle kapatılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Avrupa İklim Ağı tarafından Muğla Çevre Platformu ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası ortaklığıyla yapılan “Kömürün gerçek bedeli Muğla” adlı araştırmanın bulgularına göre, Muğla’daki Yatağan, Yeniköy, Kemerköy termik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliği 1983-2017 yılları arasında en az 45 bin erken ölüme sebep oldu. Ayrıca, yine hava kirliliğine bağlı olarak kalp damar ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle 46 bin kişinin hastanede yattığı tahmin ediliyor. 2016’nın Şubat ayında kömürlü termik santrallerin filtresiz çalışma sürelerinin uzatılması kanun teklifi imza kampanyalarıyla ve halkın mücadelesiyle geri çekilmişti. Bugün bu yasa tasarısı tekrar gündeme gelmiş ve 15 adet kömürlü termik santrale dördüncü kez havayı kirletme izni verilmek istenmektedir. Küresel ısınmanın, iklim krizinin temel nedeni fosil yakıtlardır yani termik santrallerdir. Termik santraller tümüyle kapatılmalı, 7’nci madde geri çekilmelidir.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

58.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, her yıl yenilenecek sağlık ve psikoteknik muayene raporlarının yanı sıra SRC belgesini almaya hak kazananların ticari araç kullanma hakkına sahip olması gerektiğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Türkiye'deki tüm ticari araçları kullanma yaşını 65 olarak düzenlemiştir. Ülkemizde alım gücünün düştüğü, yoksulluğun ve işsizliğin arttığı, emeklilik yaşının yükseldiği göz önüne alındığında, bu düzenlemenin şoför esnafına darbe niteliği taşıdığı açıktır. Üniversitelerde çocuklarını okutan, herhangi bir sosyal güvencesi olmayan, emekli olamayan 65 yaş ve üzeri şoför esnafından gelen büyük tepkiyi milletin Meclisinde dile getirmek ve soruna çözüm bulmak hepimizin ortak görevidir. Yaş sınırı yerine, her yıl yenilenecek sağlık ve psikoteknik muayene raporlarının yanı sıra, tutulacakları testlerden sonra SRC belgelerini almaya hak kazananlar ticari araç kullanma hakkına sahip olmalıdır. Kabine ve ilgili bakanlığa duyarlılık çağrısı yapıyor, Türkiye genelinde aileleriyle birlikte sayıları 1 milyonu aşan şoför esnafının bu sahipsizliğine son verilmesini ümit ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tokdemir…

59.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, eğitimde bir neslin yok edildiğine, Hatay ilinin Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından itibaren Suriyelileri misafir etmesi sonucu yaşanılan mağduriyetin giderilebilmesi için Millî Eğitim Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

İSMET TOKDEMİR (Hatay) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Eğitimde bir nesil yok ediliyor. Hatay, Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 yılından itibaren sınır şehri olması nedeniyle hoşgörüsüyle yüz binlerce Suriyeliyi misafir ediyor. Hatay genelinde özellikle Reyhanlı ve Antakya’da oluşan yüksek nüfus en fazla eğitimi etkiledi. İlk etapta açılan geçici eğitim merkezleriyle müstakil okullarda eğitim yapılırken, daha sonra geçici eğitim merkezleri kapatılarak resmî okullara öğrenciler entegre edilmeye başlandı. Fiziki şartlar yeterli olmadığı için sınıf mevcutları ortalama 45-50 öğrenciye ulaştı. İlk etapta merkezde ilk ve ortaokullarda ikili eğitime geçildi, liselerde de ikili eğitime geçildiğinde öğretmen ve öğrencilerimizin performansı olumsuz yönde etkilenecektir. Millî Eğitim Bakanını acilen göreve davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Altay, sisteme girmişsiniz, söz talebiniz var.

Buyurun.

60.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in Mersin İmam Hatip Lisesi inşaatıyla ilgili yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Baki Şimşek’in bir değerlendirmesi oldu, ben de Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımızı aradım. Olay şöyledir: Seçimlerden önce yüklenici müteahhit firmayla Sayın Burhanettin Kocamaz bir problem yaşamış, sanıyorum bir ödeme eksikliği olmuş, ödeme yapılmamış yapılan işlerle ilgili ve bu noktada bu inşaat Sayın Vahap Seçer Belediye Reisi olmadan önce durmuş zaten Sayın Başkan, sayın milletvekilleri. Bu süreçte, seçimler bittikten sonra da AK PARTİ Büyükşehir Meclis üyelerimiz ve AK PARTİ’li Akdeniz Belediye Başkanımız Sayın Seçer’e demişler ki: “Evet, bu tıkandı, öyle oldu, böyle oldu ama biz bunu yaptırırız. Biz Millî Eğitim Bakanlığı üzerinden bu okulu yapacağız.” Bunu deyip Büyükşehir Belediyemizin bu konudaki tasarrufundan vazgeçmesini AK PARTİ talep etmiş. Sayın Vahap Seçer de “Madem öyle, hayhay. Önemli olan, hizmetin yapılmasıdır.” demiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ancak an itibarıyla hâlen Sayın Vahap Seçer yapılmış, bitmiş, ikmal edilmiş inşaattan dolayı müteahhit firmaya para ödemektedir. AK PARTİ Akdeniz Belediye Başkanı imam hatip okulumuzun yapılmasını üstlendiği için “Devletten de Bakanlıktan da katkı alarak daha seri bir şekilde yaparız.” teklifinde bulunduğu için Büyükşehir Belediyemiz de bu teklife “Hayhay.” demiş. Durum bundan ibarettir. Genel Kurulun bilgisine sunarız efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şimşek.

61.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkanım, tabii, devletin dili yazıdır yani AK PARTİ’li Akdeniz Belediye Başkanı herhangi bir resmî yazı yazmış mıdır Büyükşehre, herhangi bir talebi olmuş mudur yoksa şifahen mi söylemiştir veya söylememiş midir; ben onu bilemiyorum ama Büyükşehir Belediyesinin Valiliğe ve Millî Eğitime yazmış olduğu yazı buradadır.

Devlette devamlılık vardır. Bir belediye inşaatı başlatmış, bitmemiş. Elbette her belediyenin borcu var ama yani şimdi borç var diye protokolden vazgeçiliyor. Yani mevcut bir okul yıkılmış, bu okulun öğrencileri başka bir yerde eğitim görüyor şu anda, sıfırdan bir okul yapılmıyor. Mersin’in köklü, tarihî Mersin İmam Hatip Lisesi yıkılmış, bunun yerine yeni bir okul yapılıyor. Bu inşaat başlamış, belli bir seviyeye de gelmiş “Belediyenin borcu var.” Belediye başkanı değiştiğinde o borcu giden ödemiyor, gelen ödüyor yani bu sistem böyle devam ediyor, devlette devamlılık var. Yani burada işte “Borcu vardı, öbürü de öyle dedi.” Resmî herhangi bir yazışma var mıdır? Öyle bir talep olmuş mudur? Buna açıklık getirsinler.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

62.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Burhanettin Kocamaz’ın Belediye Başkanlığı döneminde Mersin İmam Hatip Lisesi inşaatının durdurulduğuna ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu okulun inşaatı, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz iken zaten durmuş. Burhanettin Kocamaz ödeme yapmamış, müteahhit firma bugüne kadar yaptığı işlerle ilgili alacağını alamadığı için firma iş ve işlemi durdurmuş. Vahap Seçer de Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde müteahhit firmanın yaptığı iş ve işlemlerle ilgili müteahhit firmaya an itibarıyla ödeme yapıyor. Yani her şeyde kâğıt ararsak biz siyaseti bırakalım, siyasetçinin sözü senettir.

Akdeniz Belediye Başkanı beni arasın, “Ben Vahap Seçer’e böyle bir teklifte bulunmadım.” desin, ben buradan söz veriyorum, en kısa sürede bu imam-hatip okulumuzu Mersin Büyükşehir Belediyesine yaptıracağız, olay bu.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Şimdi ben Akdeniz Belediye Başkanıyla görüşüyorum, hemen arıyorum onu.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Görüşün; beni arasın kardeşim, “Demedim.” desin. Nelerle uğraşıyoruz ya!

BAŞKAN – Teşekkürler.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

63.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, tabii, şimdi “Nelerle uğraşıyoruz?” derken aslında önemli, uğraşılması gereken bir mesele. Açıklığa kavuşmasında da fayda var. Sizin açıklamanız da önemli bu noktada fakat Sayın Milletvekilimizin, Baki Şimşek Bey’in ifade ettiği husus da önemli bence çünkü hani “yazı” derken onu kastediyor.

Netice itibarıyla, üstlenilmişse bu okulun yapımı işi, bunun birtakım protokollerle yapılması pek tabiidir. Bunu da görmek herkesi rahatlatacaktır, değil mi Sayın Başkanım? “Bu kadar da uzatmayalım.” diyorsunuz siz de ama netice itibarıyla bu konuda Mersin’de önemli bir beklenti ve talep var. Bu konunun açığa kavuşmasında da büyük yarar olacaktır diyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, bazen oradan işaret ediyorlar. “Biz listedeyiz, niye 60’a göre söz vermiyorsunuz?” diye. Çok sayıda milletvekili sisteme giriyor ve ben bölüm bölüm, sırayla söz veriyorum.

Sayın Kılavuz, deminden beri işaret ediyorsunuz, en son sıradasınız ve sizden önce 8 kişi var.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, dışarıdaydım, yeni geldim.

BAŞKAN – Onları da bitirip sonra size geleceğiz, bu işin kuralı bu. Yani otomatik olarak sisteme girildiğinde sıralama oluşuyor ve o sıraya göre de yeri geldiğinde söz veriyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Gündemi nasıl bitireceğiz? Gündem nasıl bitecek?

BAŞKAN – Şimdi, söz sırasının size gelmesi için yeniden 60’a göre söz vermeye başlamam ve 8 kişinin daha konuşması lazım Sayın Kılavuz.

Diğer arkadaşlara da hatırlatayım, bu otomatik olarak sisteme giriş sırayı belirliyor, ben de belli aralıklarla 60’a göre söz hakkı kullandırıyorum ve bu sıraya göre kullandırıyorum. Sayın Gürer de deminden beri işaret ediyor ama sizin de önünüzde hâlâ bir 6-7 kişi var.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Gündem nasıl bitecek efendim? “İç Tüzük 60, 60…”

BAŞKAN – Herkes kendisini…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Öyle ama yoklama yaptınız, çıktım, listeden düşmüş.

BAŞKAN – Sayın Gürer, en çok…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkanım, 100 kişi istese 100 kişiye söz verecek misiniz?

BAŞKAN – Lütfen onu bana bırakın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Size bırakıyoruz da, gündemi de bize bırakın.

BAŞKAN – Bir de Sayın Gürer, lütfen bu itirazı yapmak yerine sürekli sisteme girdiğinizde söz hakkını kullandığınızı da dikkate alarak biraz daha adil düşünmeye çalışın. Ben sorumluluğum gereği…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bugün hiç konuşmadım Başkan, ben hiç konuşmadım ki.

BAŞKAN – Bir izin verirsen ben de iki kelime söyleyeyim. Bir izin verirsen… Hayır, ayrıca bu benim takdirimde değerli milletvekilleri, istesem vermem, 60’a göre hiç kimseye söz vermek zorunda değilim. Bunu adalet gereği Parlamentonun ruhuna uygun davranmak adına neredeyse sisteme giren bütün milletvekillerine sırayla bölüm bölüm söz veriyorum ama eğer bu şekilde itirazlar edilirse ben de bu kuralı biraz sertleştiririm; ona göre hoşgörüyü azaltırım, söz kullandırmam; hepsi bu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biz sizin yönetiminizden memnunuz Başkanım, devam edin.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, 4’üncü madde üzerinde 3 adet önerge vardır, şimdi bunları aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Ruştu Tiryaki                                    Mahmut Toğrul                       Tulay Hatımoğulları Oruç

                                         Batman                                                   Gaziantep                                                    Adana

                                Meral Danış Beştaş                                                                                                           Nuran İmir

                                            Siirt                                                                                                                          Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç konuşacaktır.

Buyurun Sayın Hatımoğulları Oruç. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri ekranları başında izleyen halklarımız ve sevgili kadınlar; ben bugün konuşmamı, özellikle bütçe görüşmelerinin devam ettiği bir süreçte, kadına yani kadın-erkek eşitsizliğine duyarsız olan bir bütçe üzerinde vurgulamak ve kimi taleplerimizi sıralamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bizler Halkların Demokratik Partisi olarak kadın-erkek eşitsizliğiyle, bu Meclis başta olmak üzere yaşamın her alanında mücadelemizi sürdürüyoruz. Bakın, bugün “Mor çizgimizden asla geri adım atmayacağız.” sözümüz, kayyum atanan belediyelerimize kayyum atarkenki gerekçelerden birinin eş başkanlık sistemi olduğuna dair vurgular yapıldığı için biz bu vurgumuzu biraz daha güçlü bir biçimde buradan ifade etmek istiyoruz.

Bakın, eş başkanlık sisteminde, yerel yönetimlerde özellikle belediyeler bütçelerini planlarken kadın duyarlılığı yüksek planlamalar yapmaktadır. Bakın HDP belediyelerinde kadın danışma merkezleri, kadınlar için sosyal alanlar ve gücü yettiğince istihdam alanları sağlamak konusunda bütçeleme modellerine sahiptir. Bu kayyumu ayrıca, kadınların bu kazanımına dönük, HDP belediyelerinin bu kazanımlarına dönük bir darbe olarak da nitelediğimizi belirtmek isterim.

Bakın, 2020 yılı bütçesi görüşülürken kadının asla adı yok. Bugün, şunu da hatırlatmak isterim ki eş başkanlık sistemini Almanya’da Yeşiller Partisi uygulamış, Türkiye’de HDP bu modeli yaşamın her alanında yaygınlaştırmış ve bu Meclise de önerimiz, bütün siyasi partiler bir an önce eş başkanlık sistemine girmeli, eş başkanlık sistemi de yasalaşmalıdır. İşte o zaman bizler, bütçe dâhil olmak üzere hakkımız olanı daha fazla talep etme şansına sahip oluruz.

Bugün, “Biz kadınların bütçeden somut taleplerimiz nedir?” sorusuna tabii ki, başta “Katılımcı bütçe.” diyoruz. Yani bu bütçe oluşturulurken, her bakanlığın bütçesi tek tek oluşturulurken mutlaka ve mutlaka bütün kadın kurumlarına başvurulmalıdır, fikirleri alınmalıdır. Aynı şekilde, erişilebilir ücretsiz sağlık hakkı, yine eğitim hakkı ücretsiz olarak ve daha fazla teşvik kampanyaları, kadınlara istihdam alanlarıyla ilgili ciddi biçimde kota uygulanması…

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için İstanbul Sözleşmesi’ni bu iktidar tartışmaya açtı, reddediyor esasen sözlü ve fiilî olarak. Bu İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için, farkındalık yaratma ve altyapısının kurulması bağlamında ciddi anlamda bütçeden pay ayrılmalıdır. Sığınmaevlerinin sayısı artırılmalıdır, daha fazla kreşler yapılmalıdır.

Değerli arkadaşlar, kadınların yaşayabileceği kentler yerel yönetimler için olmazsa olmazdır ve merkezî bütçeden sadece bu kaleme dönük pay ayrılmalıdır. Yine, kadın destek hatlarının altyapıları yeterli bir biçimde ve daha fazla güçlendirilerek daha yaygın bir şekilde yerine getirilmelidir.

Değerli arkadaşlar, ben sözlerimi bitirirken, önümüz 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü. 25 Kasımda Mirabel kız kardeşler faşizm tarafından katledildiler ve bu nedenle, 1981’de, Latin Amerikalı ve Karayipli Kadınlar Kongresi’nde, bu günü -kadınlara karşı işlenen suçlar- Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan edilmesi istenmiştir ve ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler de 1999’da Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan etti 25 Kasımı. Bu ilanın anlamı tam da şudur: Faşist diktatörlüklerin yoğunlaştığı dönemlerde kadına yönelik artan şiddetle daha çok mücadele etme, uluslararası -fikri, zikri ne olursa olsun- bütün kadınların ortak mücadelesini vurgular ve bununla dayanışacak güçleri de elbette vurgular.

Değerli arkadaşlar, “Mirabel kız kardeşler” dediğimizde aklımıza özgürlüğe kanat çırpan kelebekler gelir. Biz kadınlar, hepimiz kelebeğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hatımoğulları Oruç, bağlayın lütfen sözlerinizi.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Devamla) – Unutmayalım ki kelebekler kanat çırparak yol alır. Yalnız 25 Kasımlarda ve 8 Martlarda değil; gün gün, kanat çırptıkça özgürleşeceğiz ve hakkımız olanı alacağız. “Ekmek de istiyoruz, gül de.” diyorduk ya; biz ekmeği de, gülü de alacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hatımoğulları Oruç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin 7’nci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“(7) Dijital hizmet vergisine ilişkin istisna ve muafiyetler, ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik yapılmak suretiyle düzenlenir. Diğer kanunlarda bulunan istisna veya muafiyet hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir.”

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                                                   Ümit Özdağ

                                          Adana                                                                                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ konuşacaktır.

Buyurun Sayın Özdağ. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÜMİT ÖZDAĞ (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birinden geçiyoruz. Bu krizin en önemli nedeni, hiç şüphesiz, Türkiye’nin üretimden kopmasıdır. Mevcut krizi aşmak için finansal çalışmalar yetmeyecektir. Krizin aşılabilmesinin tek yolu vardır, o da üretimi artırmak. Ancak üretimin artması, yüksek teknoloji üretimin artmasıyla Türkiye’yi sıçratabilecek ve krizli ortamdan üreten bir Türkiye’ye geçebileceğiz. Bu noktada “dijital dünya” diye adlandırdığımız alanın etkin ve yaygın kullanılması kaçınılmaz bir gereklilik olarak önümüze çıkıyor. Hâl böyle iken dijital hizmet vergisi, sektördeki yatırım ortamını olumsuz olarak etkileyecek. Yeni teklif, Türkiye'de hâlihazırda vergi mükellefiyeti olan yerleşik kişilerin üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak ciddi maliyetler ve rekabet dezavantajı yaratırken yabancı şirketlerin Türkiye'de yatırım yapmasının önünde de önemli bir engel olacak. Bu yaklaşım beklenmeden yatırım ortamına zarar verici ölçüde büyük oranlı bir vergi tahsis edilmesi ve vergi yükümlülüğü yerine getirilmediğinde erişim engeli gibi ağır yaptırımlar öngörülmesi, Türkiye’yi, hızla gelişen dijital dünyanın gerisinde bırakacaktır. Mevcut gelir vergisi tarifesi daha adil olarak yeniden tasarlanmalıdır. Ayrıca Cumhurbaşkanına vergi hadlerini değiştirme yetkisi tanınması ve Cumhurbaşkanının takdir yetkisinin bu kadar geniş tutulması da doğru değildir. Bu maddede Cumhurbaşkanına verilen yetki sonucunda vergi hadlerinin aşağı indirilmesi durumunda küçük firmaların üzerine yük binecek, Türk piyasasından çekilme ve yatırımlarını durdurma yoluna gideceklerdir.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özdağ.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında geçen “döneminden itibaren” ibaresinin “dönemini izleyen” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Mehmet Bekaroğlu                                  İlhami Özcan Aygun                                   Lale Karabıyık

                                         İstanbul                                                    Tekirdağ                                                      Bursa

                                   Bülent Kuşoğlu                                         Alpay Antmen                                               Cavit Arı

                                          Ankara                                                      Mersin                                                      Antalya

                                  Burhanettin Bulut                                        Özgür Karabat                                    Süleyman Bülbül

                                          Adana                                                      İstanbul                                                      Aydın

                                                                                                    Turan Aydoğan

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Özgür Karabat konuşacaktır.

Buyurun Sayın Karabat. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında hemen şunu söylemek isterim ki yeni vergiler getiriyoruz, vatandaşın üzerine yeni vergi yükleri yüklüyoruz. AKP iktidara geldiği gün vatandaşın ödediği kişi başına vergi yükü ile 2018 yılı sonu itibarıyla vatandaşın ödediği kişi başına vergi yükü arasında çok ciddi farklar var. 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde kişi başına vergi yükü 910 TL, bugün ise bu rakam ortalama 7.235 TL. Dolar cinsinden eğer konuşursak 602 dolar olan vergi yükü, bugün 1.945 dolara yükselmiş durumda.

Değerli arkadaşlar, meşhur bir halk deyimi vardır: “Ekende yok, biçende yok, yiyende çok Osmanlı.” diye. Şimdi, değerli arkadaşlar, bunu özellikle söylüyorum: Bu gidişle vergi sistemini tımar sisteminden daha kötü bir duruma getireceksiniz. Çok vergi tahakkuk ettirmek demek adaletli vergi almak demek değildir. Bunun farkına varmak gerekir.

Size bir örnekten daha bahsetmek isterim. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yılları hatırlayın. Mustafa Kemal Atatürk o gün ülke bütçesi içerisinde çok önemli bir orana sahip olan aşar vergisini kaldırmıştır. Bunu niye söylüyorum? Vergiyi yükselterek kalkınacağınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz değerli arkadaşlar. Vatandaşın sofrasına ortak olarak büyüyemeyiz, onun yerine başka politikaları izlememiz gerektiğini sizlerle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar.

Bu vergiyle ilgili, elbette dijital vergi sistemi Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde uygulanıyor. Eğer biz çağdaşlık adına bu vergiyi uyguluyorsak o zaman o vergiyi uygulayan örnekleri de dikkatli bir şekilde incelememiz gerekir. Dolayısıyla, en çok bu, Avrupa ülkelerinde uygulanıyorsa Avrupa Birliğinin önerdiği vergi oranı yüzde 3’tür, bizde ise yüzde 7,5’tur. Şunu söylemek isterim ki bu rakam Macaristan’la denktir ama İngiltere’de yüzde 2’dir, İspanya’da yüzde 3’tür; üstelik orada Cumhurbaşkanına vergi oranını 2 kat artırma hakkı verilmemiştir.

Bu vergi de ülkemizde sanki yeni bir vergi gibi anlatılmamalıdır çünkü bu vergiye benzer bir vergiyi de, internet reklamı üzerinden alınan vergiyi de daha önce bu Mecliste geçirdik değerli arkadaşlar. Dolayısıyla, o Vergi Kanunu orada dururken bunun bu şekilde gelmesi bir çelişkidir; bunu sizlerle paylaşmak isterim değerli arkadaşlar.

Verginin başka noktası şu ki ben hemen sizlere bahsetmek isterim çokça konuşulmadığı için bu konu. Bakın, bu Vergi Kanunu’yla aynı zamanda neden vergi alacağız biliyor musunuz? Eğer bir iş yeri sahibi, bir şirket sahibi araç kiralamışsa ve belli bir noktayı geçiyorsa 5 bin, 5 binin üzerini geçiyorsa diyeceksiniz ki “Daha fazlasını vergiden düşemezsiniz.” Bir araç almışsa, 250 bin rakamını geçiyorsa bunun üzerini gider gösteremezsiniz. Eğer bu aracı alırken ÖTV ödemişse, KDV ödemişse “135 bini geçen kısmını siz giderden düşemezsiniz.” diyeceksiniz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, hem vatandaştan vergiyi alacaksın hem de diyeceksin ki “Sen bunu indirim konusu yapmayacaksın.” Bizim Vergi Kanunu’muzun en temel esaslarından biri gerçek gider esası. Burada da bir çelişki olduğunu sizlerle paylaşmak isterim.

Bir iş yeri sahibi otomobil alınca gider gösteremiyor ama siz kendinize lüks araç almaktan hiç imtina etmiyorsunuz. 80 milyonu geçen araçlar alıyorsunuz, lüks araçları makam araçları yapıyorsunuz ama bir şirket sahibi altına bir makam aracı alıyorsa “Onun yakıtının belli bir kısmını gider gösteremezsiniz.” diyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu, doğru bir iş değildir, üstelik can çekişen otomotiv sektörüne de ciddi darbeler vuracaktır; bunu dikkatinize sunmak isterim değerli arkadaşlar. Kendinize gelince han hamam, arazi, saray; vatandaşa gelince yüksek maliyetli vergileri reva görmekten vazgeçmenizi buradan söylüyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu vergi kanunuyla ilgili bir şeyi daha hatırlatmak isterim. Her defasında söylüyoruz, kime sorduk? Bu dijital hizmet vergisi kanununu en tabii Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sormanız gerekmez mi? Onun tali komisyonunda görüşmek gerekmez mi? Biz hep buradan “Artık yürütme egemen oldu.” diyoruz ya, vallahi de billahi de milletvekillerini geçtik, bakanlar da artık etkili değil. Cumhurbaşkanlığında, Külliye’de kurulmuş bir paralel yapı bizlere buradan her şeyi getiriyor, dayatıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Karabat.

ÖZGÜR KARABAT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Bakan çağrılmamış, meslek örgütleri çağrılmamış, konuyla ilgili bu verginin neyi götürüp neyi getireceği analiz edilmemiş… Vergi işi bir devletin en ciddi işidir. Eğer vergi işi zedelenirse, vergi sistemi bozulursa biliniz ki adalet sistemi bozulur, biliniz ki devletin yapısı bozulur ve biliniz ki o zaman idare edemeyeceğimiz bir kaosla karşı karşıya kalırız. Türkiye'yi getirdiğiniz nokta tımarlı sipahilerin vergi sistemine denk düşer ve ondan sonra çıkan isyanları da artık bu noktadan sonra karşılamayı da biz istemiyoruz. Adaletli bir vergi sistemi için konunun bütün muhataplarıyla yeniden görüşülerek değerlendirilmesini istiyoruz.

Çok teşekkür ediyoruz, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karabat.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler… Etmeyenler…. Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.52

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesi üzerinde İstanbul Milletvekili Özgür Karabat ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 4’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın Kurtulan, söz talebiniz var, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

64.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ve kamunun vicdanını yaralayan Rabia Naz olayının araştırılmasının tüm milletvekillerinin sorumluluğu olduğuna ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, az önce Sayın MHP Milletvekilinin Rabia Naz Araştırma Komisyonuyla ilgili bir açıklaması oldu ancak partimiz adına orada olan Filiz Kerestecioğlu ve aynı zamanda CHP’li Jale Nur Süllü, Necati Tığlı, Sevda Erdan Kılıç Vekillerimiz de birer açıklama yaptılar. Olayın böyle olmadığını, gerçeklerin aydınlatılması için gösterilen çabaya bir gölge düşürüldüğünü ifade ediyorlar. Bu tutuklama talebiyle… Gazeteci kimlikleriyle bu olayı araştırmak istediklerini söylüyorlar. Canan Coşkun’un olayın tanığı Mürsel Küçükal’la izin isteyerek görüştüğü, Küçükal’ın kendisini evine davet ettiği, görüşmenin tümüyle görgü tanığının izni, talebiyle ve ortaklaşarak gerçekleştiği üzerine görüş birliğine varan iki partiyi orada temsilen bulunan milletvekillerinin birbirine benzer ortak açıklamaları bu mahiyette. Dolayısıyla, kamunun vicdanını zorlayan, yaralayan masum bir çocuğun ölümünün araştırılması Mecliste bulunan herkesin sorumluluğudur, ona gölge düşürecek her türlü adımın karşısında yer almalıyız diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN- Teşekkürler Sayın Kurtulan.

Sayın Altay, söz talebiniz var.

Buyurun.

65.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, camilerin eklentilerini satışa çıkaracak hâle gelinmiş olmasının vahim bir durum olduğuna ve Zağnos Paşa Camisi’ne dokunulmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım, biraz önce İYİ PARTİ Balıkesir Milletvekilimiz Sayın İsmail Ok hoş olmayacak bir durumu Genel Kurulla paylaştı, Balıkesir’de Zağnos Paşa Camisi’nin yerleşkesinde bulunan kimi bölümlerin satışa çıkarıldığıyla ilgili. Yani Hükûmetin ve belediyelerin, camilerin eklentilerini satışa çıkaracak hâle gelmiş olması vahim bir durum. Yani cami bahçeleri mi kaldı satılacak? AK PARTİ’den de bu konuda somut bir “Hayır, böyle bir şey yok.” mesajı gelmedi, verilmedi an itibarıyla. Ben her şeye rağmen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bu kadar zora düştüyse -hani, sanıyorum Belediye satıyor bu yeri- Hükûmetin, yürütmenin örtülü ödenekten mi, neredense Balıkesir Büyükşehir Belediyesine biraz yardım etmesini ve Zağnos Paşa Camisi’ne dokunulmamasını önermek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

66.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Zağnos Paşa Camisi’nin mülkiyetinin Maliye Bakanlığına devredildiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında Sayın Altay’a izah ettim durumu ama tabii bu mikrofonun bir cazibesi var, buradan söylemeyi görev biliyor kendisince; ben de kamuoyunu bilgilendireyim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – E, ama öyle. Hayır, siz de “Satış yok.” diyemiyorsunuz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Buradan bir kanun çıktı Sayın Başkan. Bu kanunun gereği olarak da birçok belediye -bunun CHP’lisi var, AK PARTİ’lisi var, başka partilisi var- kurumlar arası gayrimenkullerin teslimi çalışması yaptılar. Balıkesir’deki iddia konusu yer cami değil; caminin etrafındaki ayakkabı boyacılarının, benzer müştemilatın kullandığı yerler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Külliye, külliye; külliyeyi parçalıyorsunuz, parçalatmayız külliyeyi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Burasıyla ilgili de Maliye Bakanlığı ile Büyükşehir Belediyesi bir anlaşma yapıyor, buranın mülkiyetini üçüncü kişilere değil, Maliye Bakanlığına devrediyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Satıyor, satıyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Dolayısıyla satış, üçüncü kişiler asla söz konusu değildir. Tekrar, aynı konuyu ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Belge var, İsmail Bey’de belge var efendim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Altay, vallahi yanlış.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Külliyeleri parçalatmayız.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ok.

67.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İSMAİL OK (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin yazısı, resmî yazısı burada. “Konu: Satış” diyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aha, belge, belge.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Turan’ın dediği gibi, ayakkabı boyacılarının yeri değil; Sayın Altay’ın ifade ettiği gibi, külliyenin yani müştemilatının bölümleridir. Dolayısıyla bu, tarihe Balıkesir adına bir utanç vesikası olarak geçmiştir. Koskoca Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, camiye ait 2 parselin satışıyla mı kurtulacak? Hani, sözde, iktidar partisinden olunca kaynak akıyordu. Böyle tarihî bir caminin parsellerinin satılarak belediyenin borçlarının kapatılmasını ben vicdan sahibi olan başta AK PARTİ’liler olmak üzere, milletimize havale ediyorum ve şiddetle kınıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Allah’a da havale ediyoruz.

ADİL ÇELİK (Balıkesir) – Alakası yok, hiç alakası yok ya.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Ya, ne ilgisi işte, aha burada yazı, resmî yazı burada!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aha, belge, belge.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, uzatmayalım ama kayda geçmek üzere sözlerinizi söyleyin.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündemimiz belli, konu teknik bir konudur, izahatım budur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Yazık, vallahi yazık! Sizden başka tepki beklerdim, bu 2 maddeye mi kaldı koskoca Balıkesir Belediyesi?

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, 5’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                       Oya Ersoy                                             Mahmut Toğrul                            Mehmet Ruştu Tiryaki

                                         İstanbul                                                   Gaziantep                                                   Batman

                                       Nuran İmir                                         Meral Danış Beştaş                Serpil Kemalbay Pekgözegü

                                          Şırnak                                                         Siirt                                                          İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Şırnak Milletvekili Nuran İmir konuşacaktır.

Buyurun Sayın İmir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

NURAN İMİR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Partim adına 5’inci madde hakkında söz almış bulunmaktayım.

AKP’nin, sermayenin maliyetlerini toplumsallaştırma politikasının en somut örneğini vergi politikalarından okumak mümkündür. Bu vicdansız vergi politikalarına karşı yapılması gereken ise çok açıktır; kapsamlı bir vergi reformunun gerçekleştirilmesi ve bu temelde başta gelir ve servet vergisi olmak üzere tüm vergi alanı radikal bir biçimde yeniden dizayn edilmelidir. Bu değişimin temel amacı ise az kazanandan az, çok kazanandan çok vergilendirme olmalıdır. Önemli olan bu ilkeyle gelirin ve servetin vergilendirilmesidir. Vergi adaleti ancak bu türden radikal değişimle mümkün olabilir.

Tabii, hiçbir politikanızda adalet olmadığı gibi vergi sisteminde de bir adaletiniz yoktur maalesef çünkü iktidarınızın adalet gibi bir derdi yoktur. Bütün politikalarınız ülkede toplumsal bir travmaya dönüşmüş bulunmaktadır. Şunu artık hepimiz kavramalıyız: Artan vergiler, işsizlik ve ekonomik krizin gün geçtikçe derinleşmesinin tek sebebi, içeride ve dışarıda uygulanan savaş ve baskı politikalarıdır. Türkiye'de baskı, sömürü ve şiddet sonuna kadar uygulanmakta ve farklı seslerin yükselmesi tamamıyla engellenmeye çalışılmaktadır. Öyle ki toplumsal muhalif kesimler, özellikle HDP ve HDP’yle bir bağı olanlar terörist ilan edilmekte, gözaltı ve tutuklama uygulamalarına maruz bırakılmaktadır. Fakat halklarımız, savaş politikasının zehirli sonuçlarının bilincinde olduğu için, gelişen bu sonuçlara da tepkilerini dile getiriyor ve getirmeye de devam edeceklerdir. Çünkü savaşın yürütüldüğü bütün alanlarda ölenler mazlum halkların çocuklarıdır. Savaşın sonuçları sadece ölüm getirmiyor, aynı zamanda, savaşa ve iktidara biat etmeyen tüm muhalif kesimlerin toplumsal hakları bir bir ellerinden alınıyor; havaları, suları zehirleniyor; ormanları, tarım alanları, tarihî eserleri yok ediliyor; yerinden ve yurdundan göç ettiriliyor.

Değerli milletvekilleri, 2014 seçimlerinden sonra bir politika hâline getirilen ve hukuksuz bir şekilde uygulanan kayyum politikasıyla milyonlarca insanın iradesi gasbediliyor. Bu duruma karşı gelişen direnç ise daha fazla baskıyı beraberinde getirmiştir. Tutuklamalar ve illegalize etme politikaları da iradesizleştirme çabalarının devamı olarak devreye konulmuştur. Savaş derinleştikçe başta bizim partimiz olmak üzere, muhalefete olan baskılar aynı oranda da artmış bulunmaktadır. Dünya mücadelemizden feyz alırken ve eş başkanlık sistemimizi model olarak önlerine koyarken, AKP iktidarı bizden korkuyor ve irademize siyasi darbe yapıyor. Bu yetmiyor, korkularıyla her şeyi yasaklıyor, bizlere saldırıyor ve saldırdıkça suç işliyor. Mekanik bir suç işleme makinesine dönüşmüş durumdadır var olan iktidar.

Amed, Van, Mardin, Hakkâri, Cizre ve dün itibarıyla da Yenişehir, Hazro, İdil ve Akpazar belediye eş başkanlarımız görevlerinden alınarak yerlerine kayyum atanmıştır. Bugün itibarıyla 20 belediyemize yani Kürt halkının iradesine kayyum atanmış bulunmaktadır. Kayyum atamakla yetinmeyen iktidar, bu iradeyi gasbetmeye çalışmakla yetinmeyen iktidar, 8’i kadın toplam 14 belediye eş başkanımızı tutuklamış ve hukuksuz bir şekilde, âdeta ailelerini de cezalandırırcasına binlerce kilometre uzaktaki kentlere sürgün etmiştir. Görevlerine ilişkin, kamuyu zarara uğratma konusunda en küçük bir hukuksuzluğa müsaade etmeyen eş başkanlarımız; aksine, bir önceki dönemde atanan kayyumların belediyeleri nasıl yağmaladıklarına, zevküsefa içerisinde yaşadıklarına 31 Marttan sonra bütün ülke tanık olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın İmir, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

NURAN İMİR (Devamla) – Yerel yönetimlerde eş başkanlık sistemini uygulayan tek parti biziz. Bu sistemin amacı toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaktır. Kürtlerin ve kadınların yönetime gelmesini neden hazmedemiyorsunuz? Ama tabii, size göre Kürtler ve kadınlar yönetemez. Ne Kürtleri yok edebilirsiniz ne kadınları yok edebilirsiniz. Sizin sorununuz “Bizden başka kimse yönetemez.” politikasıdır ama sizden çok daha iyi yönetecek olanlar var, onlar da bizleriz. Musa Anter’in dediği gibi “Biz Kürtler, Türklerle et ile tırnak gibiyiz ancak tırnak hep biz Kürtler olduk. Biraz uzadığımızda kesiyorlar.” Oysaki gurur duyulması gereken eş başkanlık sistemi mevcut iktidar tarafından illegalize edilmek isteniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Artık uzatamıyorum Sayın İmir.

NURAN İMİR (Devamla) – Mümkünse…

BAŞKAN – Mümkün değil, hep söyledim.

NURAN İMİR (Devamla) – Ama her arkadaşta iki sefer, üç sefer uzattınız.

BAŞKAN – Uzatmadım, sadece bir kere uzattım Sayın İmir.

Açayım bir kez daha ve lütfen selamlayın.

NURAN İMİR (Devamla) – Bir kez daha belirtmek istiyoruz ki: Eş başkanlık bizim mor çizgimizdir. Bu kazanımlar, yıllarca kadınların mücadele ederek kazandığı ve güvence altına aldığı kazanımlarımızdır. Her alanda kazanımlarımıza karşı demokratik haklarımızı savunurken polisleri kalkan yapıp kadınlara ve halklara karşı zırh gücüyle saldırtanlar bilmelidir ki bizim sesimiz, bizim nefesimiz, bizim direnişimiz ve bizim zılgıtımız sizin kaba gücünüzden daha büyüktür, daha güçlüdür.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İmir.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

68.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, burada, yüce Meclisin çatısı altında, özellikle konuşan sayın hatibin bağlı bulunduğu partinin, mensubu olduğu partinin milletvekillerinin genelde konuşmalarında devamlı surette Türkiye’de sanki bir Türk-Kürt çatışması varmış gibi, toplumumuzda ve devletimizde sistematik olarak bir insan sadece ve sadece Kürt kökenli olduğu için, bu bölgede dünyaya geldiği için sanki öteleniyor, aşağılanıyor ve yok sayılıyor gibi bir muamele varmış gibi konuşmaların yapılması çok dikkat çekicidir.

NURAN İMİR (Şırnak) – Aşağılanma çok oluyor.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu, sistematik bir çalışmadır. Bu bir sistematik propaganda çalışmasıdır.

NURAN İMİR (Şırnak) – Kanıtlasınlar. 20 tane belediye eş başkanı Kürt’tür.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Burada gerçeklerin böyle olmadığını o bölgede yaşayan bizzat Kürt kardeşlerimiz de çok iyi bilmektedir. Mesele, sizin, terör yoluyla bu bölgede yapılan büyük katliamların, yaşanılan acıların, yapılan haksızlıkların, o bölgenin insanının eğitimsiz, öğretimsiz, cahil bırakılmasına yönelik olarak terör örgütünün yapmış olduğu çalışmaların üstünü örtme gayretinden başka bir şey değildir.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Doğmadığınız bölge hakkında konuşmayın, yaşamadığınız bölge hakkında konuşmayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu konu Türk milleti tarafından gayet iyi bilinmektedir. Bu yüce Mecliste bulunan herkes de bunun farkındadır.

Türkiye’de şimdi kim diyebilir ki etle tırnak derken birisi tırnağın kim olduğu konusunda bir fikir yürütmüş olsun. Öyle bir şey yok, etle tırnakla bahsedilmeye çalışılan gayet samimi bir düşünce, samimi bir duygunun izharıdır. Başka birtakım benzetmelerle de bunu ifade edebiliriz ama şurası kesin ki biz bu memleketi beraber kurduk, bu Türkiye Cumhuriyeti devletinin mevcut üniter yapısına…

NURAN İMİR (Şırnak) – Ben bir gazi kızıyım, ne dediğimizi çok iyi biliyoruz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Gazi kızı olmak bu memleket aleyhine propaganda yapma hakkını kimseye vermez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Gazi kızı olmak babasının verdiği mücadeleye yakışır bir konuşma yapmayı gerektirir, bunu biz kabul etmiyoruz.

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada şu an Türkiye’de ve dünyada yürütülmeye çalışılan sanki Türkiye ve Türk devleti…

NURAN İMİR (Şırnak) – Bu ülkeyi bölen bunların kendisidir.

BAŞKAN – Sayın İmir…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …Kürt kökenli kardeşlerimize karşı özel bir politika, özel bir baskı uyguluyormuş gibi göstermeye çalışmayı kabul etmiyoruz.

Belediyelerde sizlerin partililerinizin başına gelen şeyler nedir, herkes çok iyi biliyor. Sizler PKK’lıların anıt mezarlarını, âdeta şehitliklerini yapmaya çalıştınız, o Türkiye Cumhuriyeti devletinin aleyhine mücadele eden ve birçok masum insanın canına kıyanları kutsadınız, başınızın tepesine koydunuz. O muamelelerinizin bedelini ödüyorsunuz şu an. PKK’lıların karşısında hazır ola geçenlerin kalkıp da burada Türk milleti, Türkiye önünde sanki haksızlığa uğruyormuş gibi bir muamele içerisinde burada konuşuyor olmasını kesinlikle ve kesinlikle kabul etmiyoruz.

Şunu da söyleyeyim. Kayyumların yaptığı birtakım hatalar varsa hukuk önünde hesap versinler ve vermelidirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayalım Sayın Bülbül, lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Devletimiz bu noktada gereken muamele neyse yargı ve idari olarak da gereken neyse sonuna kadar yapmalıdır. Bu noktada en ufak bir tereddüt yoktur ama o belediyelerin önceki hâlini de bu cümle âlem, bu memleket, bu Türkiye biliyor.

NURAN İMİR (Şırnak) – Kayyumlar 5 milyar 700 milyon borç bıraktı.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Buralarda belediyelerin borçlar içerisinde PKK’ya nasıl yardım, yataklık yaptığını da hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti devletini ve Türk milletini kandıramazsınız.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, buyurun Sayın Oluç.

69.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli vekiller, yani tabii, çok ağır suçlamaların olduğu bir konuşma, hepsine cevap vermek istemiyorum; suçlamaların bir kısmı çok mesnetsiz suçlamalar fakat bazı konulara özellikle değinmek istiyorum.

Birincisi, biz burada, 31 Mart seçimlerinde seçilmiş olan belediye başkanlarıyla ilgili bir tartışma yapıyoruz. Bu tartışmayı yaparken bu belediye başkanlarının İçişleri Bakanlığının kararıyla ve iktidarın onayıyla hukuksuz bir şekilde görevlerinden uzaklaştırıldıklarını anlatıyoruz ve diyoruz ki: “Bakın, yasa var, Anayasa var, bunlara uygun olarak davranılmıyor, halkın iradesi gasbediliyor.” Ya insanlar, orada milyonlarca insan gitmiş...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – ...31 Martta oy vermiş ve kendisini yönetmesi için belediye başkanlarını, belediye meclisi üyelerini, il meclisi üyelerini seçmiş. Bu seçtiklerini siz siyasi olarak beğenmeyebilirsiniz, siz siyasi olarak eleştirebilirsiniz, sert de eleştirebilirsiniz ama insanlar seçimi önemli görmüşler, bunun demokratik bir adım olduğunu düşünmüşler ve gidip oylarını kullanmışlar, iradelerini belli etmişler “Bu kişiler bizi yönetsin.” demişler. Üstelik de Yüksek Seçim Kurulu bunların hiçbir tanesine seçime girmeleri konusunda hiçbir engel çıkarmamış, hepsi hukuken uygun koşullarda olduğu için seçime aday olmuşlar ve seçilmişler. Şimdi, birisi oturmuş bir mühendislik yapıyor, bunu da üstelik ilan etmiş; ilan etmiş, biz burada söyledik. Bakın tekrar hatırlatayım size, İçişleri Bakanı 31 Mart seçimlerinden sonra...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın lütfen Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – “Yahu biz beş sene daha kayyum politikasını devam ettirelim, ortada ne HDP yönetimi kalır ne HDP kalır.” dedi, ilan etti bunu. Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı 31 Mart seçimlerinden önce alanlarda orada yeniden kayyum politikalarının uygulanacağını ilan etti. Yani bunların hepsi taammüden yapılmış usulsüzlükler ve -hukuksuzluklardan bahsediyoruz- planlamışsınız. İnsanların iradelerinin yok sayılması ve gasbedilmesi için, açıkça çalınması için planlanmış bir darbeden söz ediyoruz. Bunun nesini savunuyorsunuz Allah aşkına? Siz de seçilmiş gelmişsiniz buraya, “Sandık önemlidir.” demişsiniz. Niye orada oy veren insanların oyları değersiz? Şimdi, bu sorunun cevabını vermeniz gerekiyor, bu sorunun cevabını vermiyorsunuz ve olmadık şeylere başvuruyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Yok ortada bir şey “Soruşturma var.” deyip insanlar görevlerinden alınıyorlar. Sahte bir sürü gizli tanık icat ediyorsunuz, o gizli tanıklarla olmadık, mesnetsiz iddialarda bulunuyorsunuz, sonra bunun arkasına geçiyorsunuz; yapmayın böyle. Bakın, biz hep söyledik. Eğer bu insanlar bir yolsuzluk, bir usulsüzlük yaptılarsa böyle bir tane mahkeme kararı yok, gösteremiyorsunuz. Bir tek mahkeme kararı yok ya, bir tane açılmış mahkeme yok sizin iddianıza dair. Yani orada usulsüzlük yapıldığına harcama açısından, yolsuzluk yapıldığına dair bir tek hüküm yok “varsa böyle bir hüküm” diyoruz, bakın, boynumuz kıldan incedir, o zaman biz de bunu savunuruz ama yok ortada böyle bir şey.

Şimdi, insanların hakkı gasbediliyor, seçim hakkı gasbediliyor, seçilme hakkı gasbediliyor, demokratik hakkı gasbediliyor; bundan bahsediyoruz. Biz bunu konuştuğumuz zaman niye böyle celalleniyorsunuz? Çünkü savunamıyorsunuz bunu, savunamıyorsunuz. Bunun savunulacak bir yanı yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – O yüzden, bakın, biz “Hukuka uygun davranılsın.” diyoruz, “Demokratik teamüllere uygun davranılsın.” diyoruz, “Uluslararası demokratik sözleşmelere uygun davranılsın.” diyoruz. Bunu da söylemeye devam edeceğiz, kusura bakmayın bunu söylediğimiz için. Bizim söylediğimiz, eleştirdiğimiz konuları yok sayıp başka konulara dalarak bu meselenin üstünden atlayamazsınız. Bunu demokratik siyaset açısından doğru bir tutum olarak görmeniz kendi bulunduğunuz pozisyonla çelişmeniz anlamına geliyor, bunu göz ardı etmeyin lütfen. Bunun için biz bu konuyu eleştirmeye ve tartışmaya devam edeceğiz. Lütfen bir kere siz de düşünün “Acaba doğru bir şey söylüyorlar mı?” diye bir değerlendirme yapın. Bunu söylüyoruz.

Teşekkür ederim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Polemiğe sebep olacak şekilde değil Başkanım…

BAŞKAN – Lütfen bir dakika süreyle yoksa bu tartışma daha da uzayacak.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Biz de girelim sisteme efendim.

BAŞKAN - Şimdi kanun teklifinin görüşmelerine devam edelim, yeri geldiğinde gene bu konularla ilgili görüşlerinizi belirtirsiniz.

Lütfen, Sayın Bülbül, kısaca…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi konuştuğunun zekâtına saysın, biz de birazcık konuşalım Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Yok, konuştunuz zaten, o da cevap verdi. Eğer böyle devam ederse karşılıklı ilerler konuşmalar.

Buyurun.

70.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, spesifik olarak her kayyum işlemiyle alakalı olarak bunu tartışabilirsiniz, bunu konuşabilirsiniz. Burada hukuki dayanak noktasında bunların hepsini konuşuruz, tartışırız fakat kayyum meselesi konuşulurken bunu sanki Kürt halkına reva görülen bir muamele kisvesi altında, böyle bir tanımlama altında…

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Tam da öyle, tam da öyle!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yahu, açıkça bütün konuşmalarda bunu yapıyorsunuz yani şimdi… (HDP sıralarından gürültüler)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Bize oy veren 6 milyon insanın hepsine siz “terörist” diyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir izin verelim.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Hepsine “terörist” diyorsunuz, halka diyorsunuz terörist.

BAŞKAN – İzin verelim.

Sözünüzü tamamlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben polemik yaratmak için söylemiyorum bunu fakat bu önemli bir tespittir.

Hukuken kimsenin yolsuzluğu, usulsüzlüğüyle alakalı olarak değil, bu bölgede çok açık bir şekilde belediyelerde geçmişten bugüne yapılmış olan özellikle terör örgütüne yandaşlık kabul edilecek, terör propagandası kabul edilecek birçok faaliyetin…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Büyük bir yalan! Yok böyle bir şey ya!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bakınız…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Ya, yok böyle bir şey!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bakınız…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Tamamlayın siz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Nasıl tamamlayacağım?

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – AKP, MHP’yi görevlendirdi bu konuda. Sözcülük yapıyorsunuz iktidara.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, izin verelim Sayın Grup Başkan Vekili konuşmasını tamamlasın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, bu ifadeler bana ayrıca bir söz hakkı doğuracak ifadeler de şimdi bunun üzerinde çok fazla durmayalım fakat herkes o bölgede HDP belediyelerinin faaliyetinin ne olduğunu, daha çok hangi alanlara yöneldiğini…

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Neymiş?

NURAN İMİR (Şırnak) – Neymiş ya?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …hizmetten daha çok PKK terör örgütünün propagandasına yöneldiğini bütün cümle âlem biliyor, bizler bunu takip ediyoruz. Sizler, hendek operasyonlarında, çukur operasyonlarında…

NURAN İMİR (Şırnak) – Kadına yönelik çalışıyor belediye, çocuğa yönelik çalışıyor, toplumun kalkınmasına yönelik çalışıyor; yandaşlarına çalışmıyor!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri….

Sayın Bülbül, tamamlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …belediye hizmetlerini terör örgütüne peşkeş çekmiş olan belediyelerin temsilcileri olarak burada kalkıp da sanki bunlar halka hizmetten başka bir şey yapmazken bunlara bir anda devlet tarafından engel olunmuş gibi bir algı yaratmaya çalışmayın. Size engel olunmasının sebebi budur. İçişleri Bakanlığının bu noktada yetkisi vardır; İçişleri Bakanlığı, hukuka uygun olan yetkisini kullanmaktadır.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bülbül.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) - Emrinizdeki mahkemeler bile tutanak gösteremedi!

BAŞKAN - Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.26

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Vedat Demiröz ve 97 Milletvekilinin Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2312) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 128) (Devam)

BAŞKAN – 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

5’inci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin 5’inci fıkrasının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                 Mehmet Bekaroğlu                                  İlhami Özcan Aygun                                   Lale Karabıyık

                                         İstanbul                                                    Tekirdağ                                                      Bursa

                                   Bülent Kuşoğlu                                         Alpay Antmen                                               Cavit Arı

                                          Ankara                                                      Mersin                                                      Antalya

                                  Burhanettin Bulut                                      Süleyman Bülbül                              Deniz Yavuzyılmaz

                                          Adana                                                       Aydın                                                    Zonguldak

                                                                                                    Turan Aydoğan

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yavuzyılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifi 2013 yılından itibaren özelleştirilen ve toplam 15 termik santralin çevre yatırımları ve filtre takılmasını iki buçuk yıl erteleyen, tüm Türkiye’yi zehirleyecek olan bir kanun teklifidir. Nerede bu termik santraller? Çanakkale’de, Şırnak’ta, Kahramanmaraş’ta, Karabük’te, Kütahya’da, Sivas’ta, Zonguldak’ta, Ankara’da, Muğla’da, Bursa’da ve tüm çevre illerini etkileyecek, tüm Türkiye’yi bir gaz odasına kapatacak olan bir madde. Bu termik santraller altı yıldır çevre yatırımlarını yapmadılar. Yapmadılar da ne oldu? Yapmadılar da bu oldu… En garabet yerlerden bir tanesi Zonguldak, Zonguldak ÇATES. Bakın, yirmi dört saat, her dakika Zonguldak böyle.

Termik santrallerin yer yüzey sıcaklık haritaları, bakın, kırmızıyla gösterilen yerler. Sadece bu bölgede ÇATES’in termik santrali de yok, aynı zamanda Eren Holdingin de termik santrali var. Kırmızıyla görülen yerler yer yüzey sıcaklığının sınırları aştığını gösteriyor. Evet, fotoğrafa sadece Zonguldak’ı zehirleyen ÇATES termik santraliyle baktığınızda bunu görüyorsunuz. Ancak fotoğrafın bütününe baktığınızdaysa 1,5 kilometrekarelik alanın içinde 7 adet termik santral ünitesi var. Tüm bunların hepsi maalesef Zonguldak’ta çocuk onkoloji bölümü açılmasına sebep oluyor.

Belgeleriyle, fotoğraflarıyla gösterdim, bilimsel olarak bu zararı ispat ediyoruz, neyle? Bu raporla. Ne bu rapor, kim hazırlamış? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı. Zonguldak ili Kilimli ilçesi Çatalağzı beldesi Hava Kirliliği Analiz Raporu. Ne zaman hazırlamış? Mayıs 2018. Ne diyor rapor? Rapor sonuç kısmında diyor ki: “4 noktada ölçüm yaptık, 3’ünde yüzde 50’nin üzerinde insan sağlığını etkileyen, insanların solunum sistemlerini felç edecek olan sonuçlar, bulgular elde ettik. Kalan 1 ölçüm noktasında da yüzde 87 üzerinde.” Tüm bu verilerin de filtre edilerek böyle düşürüldüğünü de ayrıca ifade etmek istiyorum. Ne yapmalıyız? Bir elektrik mühendisi olarak söylüyorum: Filtre etmeliyiz, filtre sistemi kurmalıyız. Nedir filtre sistemi? Bakın, filtre sistemi de budur. Burada gördüğünüz gaz ve duman bu filtre sisteminin içine girer, kükürtdioksit, azotdioksit ve elektrostatik çökerticiyle birlikte çökertilir; bu kadar basit, bu kadar basit bir sistem. Kim yapacak bu sistemi? Bir KİT olan, aynı zamanda devlet kuruluşu olan TEMSAN yapacak. Ona biraz yatırım yapacaksınız -TEMSAN zaten buna benzer üretimler yapıyor- bu filtreleri yerli ve millî olarak üreteceksiniz. Peki, çözüm nedir? Çözüm enterkonnekte sistemdir. Enterkonnekte sistem nedir? Bakın, Türkiye iletim sistemi haritası bu, bu elimde gördüğünüz de elektrik üreten santraller, bütün santraller. Ne yapıyoruz? Bu ikisini üst üste koyuyoruz ve Türkiye’de mevcut 2018 yılı verilerine göre toplam santrallerin, termik santrallerin kapasite olarak kullanımı yüzde 68. Bu 15 tane santrali 31 Aralık 2019 yılında durdurduğumuzda, filtrelerini yapmak üzere durdurduğumuzda arada ihtiyacımız olan enerjiyi kalan santrallerin yüzde 78’den kapasitelerini yüzde 88’e çıkararak, aynı zamanda da barajlardan gelen kapasite kullanımını yüzde 22’den 35’e çıkararak çözmüş oluyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yavuzyılmaz, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Yani çözüm bu kadar basit ama bu enterkonnekte sistemi liyakatli mühendislerle birlikte çalıştırmak mümkün. Eğer bunu da beceremezseniz 31 Mart 2015’teki gibi Türkiye’yi karanlığa gömersiniz. O nedenle, hem Zonguldak halkı olarak hem bu termik santrallerin zehirlediği şehirlerin ve çevre illerin de vatandaşları olarak tüm partileri hepimizi gaz odasına sokacak bu teklifi geri çekmeye davet ediyorum, vicdanlı olmaya davet ediyorum.

Bu konunun çözülmesi için bilimsel olarak bir çözüm yolu vardır, birden çok yolu vardır; bu doğrultuda da bizimle, Cumhuriyet Halk Partisiyle de istişare ederseniz teknik olarak da bilgiler vermeye her zaman hazırız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yavuzyılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin (3) üncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“(3) Dijital hizmet vergisi oranı %4’tür.”

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                               Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                       Edirne                                                     İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Bedri Yaşar                                           İsmail Koncuk

                                          Adana                                                      Samsun                                                      Adana

                                                                                                       Aytun Çıray

                                                                                                            İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk konuşacaktır.

Buyurun Sayın Koncuk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında ağırlıklı olarak vergiyle ilgili bir kanunla karşı karşıyayız. Aslında vatandaşa temas etmek, insanların yaşamış olduğu geçim aczinden kurtulmasını sağlamak adına bu Mecliste adım atılmadığını üzülerek görüyoruz. Son zamanlarda çıkarılan bütün kanunlar, incelediğinizde, büyük bir çoğunluğu paraya yönelik kanunlar. “Vergi toplanmasın mı?” Elbette toplansın ama hep alma üzerine dayalı bir devlet nizamı bizim millî kültürümüzle de, dinî anlayışımızla da bağdaşan bir durum değildir. Yine, yeni bir vergi ihdas ediliyor. Firmalar vergi ödeyecekler. Peki, firmalar bu ödedikleri vergiyi kimden çıkaracaklar? Vatandaşın sırtına yükleyecekler. Yani firmadan vergi almıyorsunuz, aslında vatandaşa yeni bir gider kapısı açıyorsunuz, yeni bir yük getiriyorsunuz. Dolayısıyla, böyle bakmamız lazım. Peki, vatandaşa dokunmak adına bir şey yapılabilir mi? Çok şey yapılabilir ama maalesef AK PARTİ Grubu, ısrarla söylememize rağmen, burada muhalefetin her söylediğini kulak ardı etme alışkanlığından kurtulamıyor.

Bakın, bugün benim yanıma engelli öğretmen adayları geldi, engelli; 2’si tekerlekli sandalyede -biri ulaştırma hizmetlerinden mezun olmuş, diğeri başka bölümden- diğerlerinin böbreği yok falan, bu tip engeller. Diyorlar ki: “Şu anda Millî Eğitim Bakanlığının engelli kontenjanı 5 bin yani Millî Eğitim Bakanlığı 5 bin engelli kişiyi istihdam edebilir. Biliyorsunuz, kurumların, devlet kurumlarının belli oranda engelli istihdam etmesi gerekiyor. Diğer kurumlarda sayılar, oranlar nedir şu anda ezberimde yok ama Millî Eğitim Bakanlığında açık 5 bin. Peki, başvuran engelli öğretmen sayısı kaç kişi? 1.200 kişi yani 1.200 engelli atanabilir, bu mümkün. Şimdi, engelliye bile sahip çıkmıyoruz yani sağlam insanları falan kaldırdık, bir köşeye attık da engelli insanlara sahip çıkmıyoruz. Bu, vicdanen de kabul edilebilecek bir durum değildir. Onun için, yarın Millî Eğitim bütçesinde de bunları ifade edeceğim Sayın Bakana. Bunu sizin de aklınızda kalması bakımından buradan ifade ediyorum. Engelli öğretmenlerimize, çalışma hayatına girmek isteyen engellilere kapı aralamak vicdan gereğidir. Yani bizim inançlarımız, anlayışımız, insan sevgimiz bize bunu emrediyor. Eğer biz gerçekten devlet yönetme iddiasında isek engelli vatandaşlarımıza sahip çıkmak gibi bir mecburiyetimizin olduğunu herhâlde her vicdan sahibi vatandaşımız, insanımız kabul eder.

Değerli milletvekilleri, on yedi sene ülkeyi yönettiniz, on yedi sene. Şimdi, başka şeyleri tartışıyoruz, işte, Amerika’da şöyle oldu, kayyumdu, vesaireydi filan, sürekli bunları tartışıyoruz. Yani vatandaşa bir “Cambaza bak.” oyunu oynanıyor yani ben stratejinizi anlıyorum. İşsizliği çözememişsiniz, adil gelir dağılımını çözememişsiniz. Elbette birtakım değerler üzerinden vatandaşın oyunu tahvil etmeye yönelik bir strateji içerisinde olacaksınız. Ama bakın, bunu artık kimse yemiyor, bunu artık vatandaş da kabul etmiyor ve görüyor. Yani artık burada yapmanız gereken vatandaşımızın hangi şartlarda hayatını devam ettirmek zorunda kaldığını düşünmeniz. “Kahrol Amerika!” demeyle filan vatandaşı artık oyalamanızın mümkün olmadığını bilin çünkü artık deniz bitti, deniz bitti.

Burada şuna bakacağız: Türkiye’de on yedi sene sonunda, on yedi yıl bu devletin yönetiminde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Başkan, tamamlayayım.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Koncuk.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – On yedi yıl sonunda vatandaşımızın ekonomik tablosuna bakacağız. Anne baba olarak vatandaşlarımız görevini yapıyor mu, çocuğunun cebine harçlık koyabiliyor mu, üniversiteden zar zor mezun ettiği çocuğuna iş bulabiliyor mu? Buna bakacağız. Siyasi iktidarı böyle değerlendireceğiz. Vatandaşımız bu noktaya gelmiştir. AK PARTİ eğer aklını başına almazsa, bakın, aklını başına almazsa, hani size dost acı söyler diyeceğim ama sizinle ne kadar dostum bilmiyorum, elbet de düşman da değiliz, rakibiz.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Dostuz.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Rakibiz, rakibiz; şahsi dostluğumuz vardır kıymetli kardeşim, o ayrı mesele.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Eyvallah.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Ama size tavsiyemiz şu: Vatandaşa dokunun kardeşim, gençlere dokunun. Gençler yok oluyor, gençler umudunu yitirmek üzere, yitirmiş durumda. Onun için, inşallah vatandaşa dokunan kanunları da burada görmek hepimize nasip olsun diyorum.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Koncuk.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.08

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi üzerinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve arkadaşları tarafından verilen önergenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde 3 adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin (1)’inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

"(1) Dijital hizmet vergisinde vergilendirme dönemi yıllıktır. Ancak Hazine ve Maliye Bakanlığı, hizmet türlerine ve mükelleflerin faaliyet hacimlerine göre yıllık vergilendirme dönemi yerine vergilendirme dönemi tespit etmeye yetkilidir.”

                                    Orhan Çakırlar                                            Şenol Sunat                                               Bedri Yaşar

                                          Edirne                                                      Ankara                                                     Samsun

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Ümit Beyaz                      Dursun Müsavat Dervişoğlu

                                          Adana                                                      İstanbul                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Şenol Sunat konuşacaktır.

Buyurun Sayın Sunat. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ŞENOL SUNAT (Ankara) – Değerli milletvekilleri, görüşülen kanun teklifinin 6’ncı maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulanmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Evet, iktidar, 2019 yılı bütçe gerçekleşmelerinin, Merkez Bankasının kârı ve ihtiyat akçelerine el koyulmasına rağmen, vergi gelirleri yönünden olumsuz seyretmesi, yıl sonunda yüksek bütçe açığıyla karşı karşıya kalınması durumu nedeniyle kaynak arayışı içine girmiştir. Bunun için de alelacele, yıl sonu beklenmeden ek vergi tedbirlerini devreye sokmak istemektedir. Bu çerçevede, harcama ve servet üzerinden basit şekilde vergi alabileceği alanları seçip yeni vergiler ihdas edilmektedir. Dijital hizmet vergisinin, belirtilen hizmetlerden elde edilecek hasılat üzerinden alınacağı belirtildiğinden, dolaylı bir vergi olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Yeni bir ekonomik aktivite alanının hem de son derece teknik bir alanın vergilendirilmesi ve tüm hasılatın kapsanması kolay olmayabilir. O nedenle, teklifin Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda da ayrıca görüşülmesi çok önemliyken maalesef görüşülmemiştir.

Türkiye’den elde edilen hasılatı 20 milyon liradan veya dünya genelinden elde edilen hasılatı 750 milyon avrodan fazla olanlar verginin mükellefi oluyorlar. Bu kriterlere uyan kaç kuruluş var, yıllık büyüme hızları nedir, önümüzdeki beş yılda örneğin nereye gelecekler ve yüzde 7,5 vergiden ne kadar vergi tahsil edilecek, bilinmiyor, bir etki analizi de yapılmamış.

Evet, yine, ödeme sistemini, işletenlerin verginin emniyetinden sorumlu tutulmasını İYİ PARTİ olarak doğru bulmuyoruz.

Değerli milletvekilleri, milletvekilleri olarak vergiyle ilgili konuları sorgulamalıyız. 2019 yılı bütçe gerçekleşmelerinde vergi tahsilatlarına ilişkin kötü performans, vergi düzenlemelerine karşın, 2020 yılı için de geçerli olması hâlinde ilave tedbirler olacak mıdır? Yaşanan ekonomik krizle birlikte mükelleflerin önemli bir kısmının vergilerini ödeyemediği bir gerçektir. 2020 yılında vergi tahsilatını artırmak amacıyla kamu alacaklarının yapılandırılmasına ilişkin bir düzenleme söz konusu olacak mıdır? OECD ülke ortalamasına göre çok düşük olan kişisel vergi mükellefi ve kurumlar vergisi mükellefi sayısında artan nüfusa oranla kayda değer bir artış sağlanamamasının nedenleri nedir? Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede Gelir İdaresi ve vergi denetimi yeterli midir? Bunları sorgulamalıyız. Gelir İdaresi Başkanlığı yapısında bir yapılandırma düşünüyor musunuz? Vergi inceleme oranını yüzde 2’nin üzerine çıkarmak için ne gibi çalışmalar vardır? Bunları da sorgulamalıyız.

Yine aklıma takıldı; gıda bankacılığı, vergi sistemimizde yer alan sosyal nitelikli teşviklerden birisidir. Gıda bankacılığı yapan vakıflara ve derneklere yapılan gıda maddesi bağışlarının tamamı gelir vergisi ve kurumlar vergisinden düşürülmekte, aynı zamanda KDV’den de istisna edilmektedir. Bu bağış yapanların toplamda vergiden düşen para miktarı nedir diye sormak istiyorum, hiçbir yerde buna rastlayamıyoruz. Bu bağışlar usulüne göre mi yapılıyor ve gıda yardımı yerine ulaşıyor mu; Türkiye’ye mi gidiyor bu gıda yardımı, yoksa başka ülkelere mi gidiyor veya naylon faturalarla sadece vergiden düşen iş adamlarına mı kalıyor diye sorgulamamız gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Yine, bugüne kadar yapılan vergi affı, yapılandırma ve benzeri gibi uygulamalar vergiye gönüllü uyumu artırmakta mıdır, bunu da ortaya koyan istatistiki çalışma var mıdır diye sorgulamalıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Sunat.

ŞENOL SUNAT (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Gelir vergisi mükelleflerinin ortalama ödediği verginin bir asgari ücretlinin ödediği vergi kadar olmadığı bir yerde vergi idaresi ve vergi politikaları başarılı mıdır?

Toplam vergi gelirleri tahsilatının yaklaşık yüzde 20’sinin gelir vergisinden oluşması ve gelir vergisinin de yaklaşık yüzde 93’ünün tevkif suretiyle toplanması ve de çoğunluğunun ücretlerden kesilen vergilerden oluşması başarılı bir performans mıdır?

Yani şunu demek istiyorum değerli milletvekilleri: Gerçekten bir vergi reformu bu ülkede uzun yıllardır yapılmış mıdır, bir düzenlemeye gidilmiş midir?

Sonuçlar gösteriyor ki günübirlik aldığımız kararlarla bu ülke yönetilemiyor.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sunat.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin (4)’üncü fıkrasında geçen “Bakanlığınca” ibaresinin “Bakanlığı tarafından” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Mehmet Bekaroğlu                                     Süleyman Bülbül                                     Bülent Kuşoğlu

                                         İstanbul                                                      Aydın                                                      Ankara

                                    Alpay Antmen                                          Lale Karabıyık                                       Turan Aydoğan

                                          Mersin                                                       Bursa                                                      İstanbul

                               İlhami Özcan Aygun                                                                                                           Cavit Arı

                                         Tekirdağ                                                                                                                     Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül konuşacaktır.

Buyurun Sayın Bülbül. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

2019 yılında 600 milyar TL olan vergi gelirlerinin 2020 bütçesinde 785 milyar TL’ye çıkarılması hedefleniyor. AKP iktidarı her ne kadar “Kriz yok, ekonomi uçuyor.” dese de bütçede vergiden elde edilecek gelirin bu derece artırılmasının sebebi, içinde bulunduğumuz ekonomik krizdir. AKP, 2020 bütçesiyle âdeta kendisini yalanlamıştır, bu bütçe bir kriz bütçesidir. Bu bütçe, AKP’nin ekonomi politikalarının başarısızlığını yoksul halka yükleyen bir bütçedir.

2020 bütçesine göre -“Maliyetler toplumsallaştırılıyor.” denilse de- 82 milyon vatandaşın emeği sarayın çevresindeki bir avuç yandaş tarafından yağmalanıyor. Yandaşlara vergi afları çıkarılırken vatandaş vergi altında eziliyor. 1 trilyon 96 milyar TL olarak hesaplanan 2020 bütçesinin neredeyse yüzde 75’i vergiden sağlanacak gelirlerle elde ediliyor. Ancak bu vergiler, ücretli çalışanlardan, temel gıda dâhil hemen her türlü harcama üzerinden alınan KDV’den ve ÖTV’den yani vatandaşlardan; 182 milyar TL gelir vergisinden, 175 milyar TL ÖTV’den ve 58 milyar TL KDV’den alınıyor.

Toplanan bu vergiler nereye gidecek biliyor musunuz? Geçmediğimiz köprülerin, gitmediğimiz şehir hastanelerinin, uçmadığımız havaalanlarının garanti ödemelerine gidecek yani sarayın yandaşı müteahhitlere gidecek. “Kamu-özel iş birliği modeli” denilen “yap-işlet-soy” politikalarıyla saraya yandaş müteahhitlere gidecek. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay, 500 bin lira ve üzeri gelir elde edenlerin yüzde 40 oranında vergilendirilmesinin sağlandığını ve böylece, bu düzenlemenin yüksek gelir gruplarını hedef aldığını söyledi. Bu bir kandırmaca. Geçtiğimiz yıllarda saraya yandaş müteahhitlerin ve yandaş şirketlerin ne kadar vergi borcu silindi biliyor musunuz? Örneğin, Cengiz İnşaatın 422 milyon TL vergi borcunun tamamı silindi, TÜVTÜRK AŞ’nin 390 milyon TL vergi borcunun tamamı silindi, Albayrak Gayrimenkulün 56 milyon TL’lik borcu 1 milyon 220 bin TL’ye indirildi. Mesela, Sayın Berat Albayrak’a, damada methiyeler düzen Güler Sabancı’nın 9 milyon TL olan vergi borcu 650 bin TL’ye indirildi. Yandaşlarınıza arpalık olarak kullandığınız Turkcell’in 450 milyon TL’lik borcu ise 24 milyon TL’ye indirildi. Yandaş şirketlerinizin toplam 3 milyar 106 milyon lira olan vergi borcu 74 milyon 515 bin TL’ye indirildi yani vergi borçlarının yüzde 97,6’sı silindi.

“500 bin TL’den fazla geliri olanlardan vergi alacağız.” diye vatandaşın gözünü boyamayı bırakın. Bu bütçe, zenginlerin vergi borcunun yoksul vatandaşa yani çiftçiye, işçiye, memura ve esnafa ödetildiği bir bütçedir.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifiyle yine, yeni vergi kalemleriyle karşı karşıyayız. Diyorlar ki: “Biz bu vergileri zengine getiriyoruz.” Fakat çok iyi biliyoruz ki sermayedara gelen her vergi yükü son noktada tüketiciye yansıyor. Bütçede açık olduğu için 3 tane yeni vergi getirilirken Cumhurbaşkanına 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a eklenen geçici 31’inci maddeyle Kanun’un 5’inci maddesinde düzenlenen net borçlanma tutarına ek, Cumhurbaşkanının kullandığı net borç tutarının 70 milyar TL artırılması ve bunun 1/1/2019 tarihinden itibaren yani geçmişe dönük olarak geçerlilik düzenlemesi yapılıyor. Sarayın savurganlığının sınırları geliştirilirken vatandaşın cebindeki paraya da göz koyuluyor.

Dijital hizmet vergisi getirilirken dünya ülkeleri örnek gösteriliyor fakat dünyanın hiçbir ülkesinde ne bu kadar yüksek oran var ne de bu verginin uygulanacağı alanlar bu kadar belirsiz. Ayrıca, mahkeme kararı olmadan, sırf vergi ödemediği için ilgili sitelere erişimin engellenmesi hukukla nasıl açıklanabilir?

Bir diğer önemli düzenleme de turizmdeki konaklama vergisi. 5 yıldızlı otellerden 18 lira, 4 yıldızlı otellerden 12 lira, 3 yıldızlı otellerden 9 lira, 2 ve 1 yıldızlı otellerden, pansiyonlardan 6 TL vergi alınacak. Bu fiyatlar kişi başına gecelik vergi olarak belirleniyor. Çok yüksek fiyatlarla oda satan 5 yıldızlı bir otele gelen kişi 18 lira ödeyecek, pansiyona gelen vatandaş ise 6 TL ödeyecek. Oteller sahibi Turizm Bakanı az ödesin ama pansiyonu olan yerel işletmeci vergi yükü altında kalsın. Bu bile vergide adaletin olmadığını gözler önüne seriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, sözlerinizi bağlayın Sayın Bülbül.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, vergide adalet amaç olmalıdır. Bu nerede olur? Demokrasi ve anayasal özgürlüklerin var olduğu, uygulandığı rejimlerde olur yani hukuk devletlerinde olur. Yargının bağımsız olduğu, denge, denetleme ve kuvvetler ayrılığının var olduğu demokratik parlamenter rejimlerde olur, vergi adaleti tek adam rejiminde olmaz. Ne diyelim, böyle vergi adaletiniz batsın!

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bülbül.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinin (3)’üncü fıkrasında bulunan “ve” ibaresinin “ile” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Ruştu Tiryaki                                    Mahmut Toğrul                   Serpil Kemalbay Pekgözegü

                                         Batman                                                   Gaziantep                                                     İzmir

                                Meral Danış Beştaş                                          Nuran İmir                           Ömer Faruk Gergerlioğlu

                                            Siirt                                                         Şırnak                                                      Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuma geçmeden önce bir konu hakkındaki görüşümü söyleyeceğim. HDP Gençlik Meclisi üyelerine yapılan işkence için Meclis, Meclis Başkan Vekili aracılığıyla Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonundan bir araştırma, bir cevap istedi ama bu cevap gelmeyecek, adım gibi eminim. Neden gelmeyecek? Türkiye’de son üç buçuk yıldır kaçırılan 28 kişi için İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu neden araştırma yapmadıysa onun için gelmeyecek. İşkenceler için neden araştırma yapmadıysa onun için gelmeyecek. Elâzığ Cezaevindeki Diyarbakır Barosunun ispatladığı işkenceler için neden bir araştırma yapmadıysa onun için gelmeyecek. Beşikdüzü Cezaevi için Van Barosunun hazırladığı rapora neden bakmadıysa onun için gelmeyecek ve en sonunda, Ankara Emniyetindeki işkenceler için Ankara Barosunun hazırladığı rapor için tek bir adım atmayan İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bir cevap vermeyecek.

Ben bugün sizlere bir önemli dava hakkındaki görüşlerimi anlatmak isterim. Ahmet Altan, Türkiye son üç dört gün onu konuştu. Nasıl konuşmasın? Çünkü çok önemli bir rekoru kırdı kendisi. Davası hakkında 2 kez serbest bırakılma, 3 kez tutuklanma kararı verilen tek kişi Türkiye’de Ahmet Altan. Güya bir televizyon programında subliminal mesaj vererek darbeye teşvik ettiği suçlamasıyla üç buçuk yıldır cezaevinde yatıyor ve her bir mahkemesinde -o savcıların, hâkimlerin yerinde olmak istemem- yerden yere vuruyor o hâkim ve savcıları ama yine “Tutukluluğuna devam.” deniliyor. Aradan üç buçuk yıl geçti, bu sefer tahliye kararı verildi ve neler olduğunu hepimiz gördük. Bir hafta sonrasında, itiraz üzerine 26. Ağır Ceza itirazı reddetti ve ardından 27. Ağır Ceza -ki hâkimi yeni atanmış bir hâkimdi, üç yıllık bir dosyaya hâkim olması beklenemezdi- yakalama kararı verdi ve ardından tutuklandı. Avukatı akşama kadar mahkemede bekliyordu, sonuç hakkında kendisine bilgi verilmedi, iktidar yandaşı Sabah gazetesinden ertesi günü öğrendi. İşte böyle bir davaydı.

Ahmet Altan cezaevinden çıktığı gibi önemli bir yazı yazdı “Kağıttan Flüt” diye. Yazıda, cezaevinde çok suçsuz insan olduğunu, kendisi ve diğerlerinin kendilerini kurban gibi hissettiğini söylüyordu ve oradan çıktığında da kendisini âdeta bir suçlu gibi hissettiğini çünkü arkada çok suçsuz kişinin kaldığını söylüyordu ve bir önemli esere atıf yapıyordu, Hemingway’in “Silahlara Veda” eserindeki bir sahneye. O filmlerde de var, lütfen izleyin. Bozguna uğrayan İtalyan ordusunun askerî yargıçları bu durumu kendilerine bildiren subaylar hakkında mahkeme yaparlar. Mahkeme beş dakika kadar bir şey sürer. Askerî yargıçlar ayağa kalkar, şapkalarını takarlar, selam verirler ve “Kişinin idamına.” derler. Mağarada olmaktadır bu mahkeme, hemen mağaranın az ilerisinde kurşuna dizilir subaylar. Kendisini de bu kişilerin yerinde görüyordu. Böyle kişiler çok oldu biliyorsunuz. Ve şunu söyledi eserinde, makalesinde: “Dünyadaki en korkunç şey, kaderin hakkında karar verme gücündekilerin verdikleri karardan kaderlerinin etkilenmemesidir ve bu karar için söyleyebilecek tek şeylerinin olmamasıdır.”

Biz mahkeme kararlarına baktığımız zaman işte “haricî davranışlar” deniliyor, “pişmanlık göstereceğine dair beyanlarının olmaması” yani boyun eğmemesini söylüyor, siyasi bir kararla mahkeme bunu söylüyor. “Kaçma şüphesinin…” tutuklama için katalog suçlardan olması” diyor. Zaten yurt dışı yasağıyla tahliye edilmiş.

Biz biliyoruz ki Ahmet Altan darbeci olduğu için hapse atılmadı, tam tersine, darbecilerle mücadele ettiği için, bu ülkede yazılarıyla, romanlarıyla darbeci zihniyetin ipliğini pazara çıkardığı için hapse atıldı. Kendi yazısında “Her zorba, her zalim, her diktatör hukuku öldürmek ister ama hiçbirinin gücü buna yetmez. Hukuk ölümsüzdür. İnsanlardan uzakta, kendisine ihtiyaç duyanların gelip kendisine sığınması için sabırla bekler. Hukuku, bulunduğu yüce zirvelerden alıp topluma taşıyacak olan yargıdır. Her zorbanın, her diktatörün ilk hedefi yargıdır. Silahlar değil kalemler korkutuyor onları. Çünkü kalem, silahın ulaşamayacağı bir yere, toplumun vicdanına ulaşıyor.” diyor.

Onurlu bir insan için, susmak, hapis yatmaktan daha kötü bir şey.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gergerlioğlu, sözlerinizi bağlayın lütfen.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Siyah Transporter’lar çok oldu, bunlar da tutuklamalar gibi bir tehdit aracıydı Türkiye’de ve onun son sözleriyle bitirmek istiyorum. Bakın, önemli bir parça bu. AK PARTİ’liler de üstlerine alınsın, onlar için söyleniyor tabii ki: “Neden siyasetçiler hiçbir şekilde yargılanmıyor, sorgulanmıyor ve bunun yapılmaması için de aydınların üzerine gidiyorlar? Sizi eleştireceğiz. Sizden korkmuyoruz! Ne yaparsanız yapın, hukukun dışına çıktığınız sürece biz sizi eleştireceğiz. Hapishane mi? Ne olduğunu gördük. Bir daha gitmek mi? Bir daha gideriz. Bu ülke bizim. Bu ülkede çocuklar var, onların hayatını mahvetmek istiyorlar. Hukuka dönecekler. Hukuka döneceksiniz. Sonuna kadar hukuku ve demokrasiyi savunacağız.”

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gergerlioğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler…

6’ncı madde kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde 2’si aynı mahiyette olmak üzere 3 adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                    Ali Kenanoğlu                                          Mahmut Toğrul                            Mehmet Ruştu Tiryaki

                                         İstanbul                                                   Gaziantep                                                   Batman

                                Meral Danış Beştaş                            Serpil Kemalbay Pekgözegü                                   Nuran İmir

                                            Siirt                                                          İzmir                                                        Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kenanoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Dijital hizmet vergisi kanunu teklifi üzerinde konuşuyoruz. Bu maddeyle ilgili ya da kanun teklifiyle ilgili, parti grubumuzun sözcüleri, görüşlerimizi detaylı bir şekilde dile getirdiler.

Bu maddeyle yeni bir vergi tahsis edildiğinin ve bu verginin aslında kurumlara değil, onların faturalarıyla vatandaşa yansıtılacağı konusunun da altını bir kez daha çizmek istiyorum. Dünyada, Fransa’dan sonra, bu verginin uygulandığı 2’nci ülke olduğumuzu; yani, yeterince araştırılmadan, tartışılmadan uygulanan bir vergi olduğunu ve doğrudan vatandaşa da yansıyacağını belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bundan seksen iki yıl önce 15 Kasım 1937’de Seyit Rıza Elâzığ Buğday Meydanı’nda idam edildi. Tabii, tarihte “Dersim kırımı” “Dersim katliamı” ya da Dersimlilerin deyimiyle “Dersim tertelesi” diye adlandırılan, 1937-1938’de yaşananların birçok nedeni konuşulur ama resmî tarihlerde bir gerçek, anlatılan resmî tarihî neden vardır bir de malum nedenler vardır. Tıpkı Birinci Dünya Savaşı’nın çıkış sebebi olarak, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahtı Franz Ferdinand’ın, Saraybosnalı bir Sırp milliyetçi tarafından öldürülmesinin -tarihçiler tarafından- resmî bir gerekçe olduğu, Birinci Dünya Savaşı’nın esas gerekçelerinin, sebeplerinin farklı olduğu ne kadar biliniyorsa, Dersim’de yaşananların, Dersim katliamının, o harekâtın sebebinin resmî açıklaması Harçik Köprüsü’nün yıkılması ve karakolun basılması olarak ifade edilse de bunun gerçek sebeplerinin yani malum sebeplerinin 1925 Şark Islahat Planı ve 1935 Tunceli Kanunu’nda gizli olduğunu hepimiz biliyoruz ya da bu konuyla ilgilenenler bunu biliyor.

Burada ilginç bir şey vardı. 2011 yılında bu konu kamuoyunca çokça tartışıldı, dönemin Başbakanı, şu anki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hem Dersim’in bir katliam olduğunu söyledi hem de özür diledi. “Türkiye Cumhuriyetinde Ayaklanmalar” diye bir kitap var, Genelkurmayın yayını. Bu yayına da baktığınız zaman aslında yıkılan köprünün devletin yaptırdığı Harçik Köprüsü olmadığı, Dersim halkının yaptığı ahşap bir köprü olan Pah Köprüsü olduğunu ifade eder ve bu karakola yönelik bir ateşten bahseder -sebepleri ayrıdır, bu ayrı bir tartışma- ancak herhangi bir ölümden bahsetmez. Bu Genelkurmayın kendi yayınıdır arkadaşlar.

Şimdi, tabii, Seyit Rıza’nın Erzincan’a geçmesi ve oraya daveti, görüşmesi de yine Millî İstihbarat belgelerince o dönemde açıklandı, var. Burada da kendisinin, görüşülmek üzere, bir sulh yapılması üzerine davet edildiği ve bu davete icabet ettiği ama bunun bir bahane olarak uygulanıp, kendisinin tutuklanıp Erzincan’a götürüldüğü anlatılır ki bununla ilgili örneğin Mustafa Kemal Atatürk ile Seyit Rıza’nın görüşmesinin belgeleri de yayınlandı. Bu belge dönemin kimi gazetelerinde de yer almıştı, bunu tekrar hatırlatmak isteriz. Bu görüşmede de Seyit Rıza, Mustafa Kemal Atatürk’e kendisinin nasıl davet edildiğini, nasıl söz verildiğini, bu sözlerin nasıl tutulmadığını ve bu olayın nasıl yaşandığını ifade eder.

Şimdi, netice itibarıyla 15 Kasım 1937’de Seyit Rıza idam edilir ve Seyit Rıza idam edilirken son arzusu olarak kendi çocuğunun, oğlunun kendisinden sonra idam edilmesini ister yani “Ben onun ölümünü görmeyeyim.” diye, son arzusunu bu şekilde ifade eder ama buna rağmen kendi gözleri önünde önce oğlu idam edilir, arkasından kendisi idam edilir.

Şimdi, Seyit Rıza idam edildiği zaman Dersim katliamının sona erdiğine dair açıklama yapılır ve o zaman ölü sayısı, yani öldürülen kişi sayısı 1.737’dir. Dersim operasyonu bitmiştir, 1.737 ölü vardır açıklanan tarihte.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kenanoğlu, tamamlayın sözlerinizi lütfen.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Ama Dersim katliamıyla ilgili dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belgeleriyle açıkladığı -ve bizce sayının çok daha fazla olduğunu bildiğimiz rakamlar- resmî rakamlara göre Seyit Rıza’nın idam edilmesinden sonra 12.069 kişi daha öldürülür. Yani aslında “Operasyon bitti.” denildikten sonra da 12.069 kişi ki bunların çoğu çoluk çocuktan ibarettir, mağaralarda zehirlenmiş kadınlardan ibarettir. İhsan Sabri Çağlayangil’in bu konuyla ilgili röportajı, anıları yayınlanmıştır; orada da bu anlatılır.

Şimdi değerli arkadaşlar, Dersimliler günümüzde neyi talep ediyor bu konuyla ilgili kurmuş oldukları dernekler, sivil toplum kuruluşları aracılığıyla?

1) Arşivler açılsın, Dersim ismi iade edilsin.

2) Dersim halkından özür dilensin ve özrün gereği yapılsın.

3) Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listeleri açıklansın.

4) Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.

5) Dillerimize ve Kızılbaş Alevi inancımıza özgürlük tanınsın.

6) Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KENANOĞLU (Devamla) - Bu taleplerin karşılanması insani ve tarihîdir.

Buradan Seyit Rıza ve onun nezdinde Dersim katliamında yaşamını yitiren tüm canları saygıyla anıyor, devirleri aşan mekânları pirlerimizin yeri olsun diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kenanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Aynı mahiyette olan 2 önerge vardır, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin (2)’nci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                                     Feridun Bahşi                                                                                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                         Antalya                                                                                                                       Adana

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                            Mehmet Akif Hamzaçebi                                      Cavit Arı                                           Bülent Kuşoğlu

                                         İstanbul                                                     Antalya                                                     Ankara

                                    Alpay Antmen                                          Lale Karabıyık                                 Mehmet Bekaroğlu

                                          Mersin                                                       Bursa                                                      İstanbul

                                   Turan Aydoğan                                       Süleyman Bülbül                             İlhami Özcan Aygun

                                         İstanbul                                                      Aydın                                                     Tekirdağ

                                                                                                   Burhanettin Bulut

                                                                                                           Adana

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz, Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu’ya aittir.

Buyurun Sayın Çulhaoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

24 Ekim 2019 Çarşamba günü Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kanun teklifi Başkanlık tarafından esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna, tali olarak da Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna havale edilmiştir ama bahse konu bu tali Komisyonda hiçbir görüşme yapılmamıştır.

7’nci maddeyle yeni bir vergi suçu cezası belirlenmiş olup bu maddeyle Hazine ve Maliye Bakanlığına vergi suçunun oluşması hâlinde mevcut vergi sistemine ilave olarak dijital hizmeti engelleme yetkisi verilmek isteniyor. Her ne kadar bu dijital hizmet vergisinin dönüşen ve değişen piyasa koşulları gereği olduğunu düşünsek de yüzde 7,5 olarak konulan verginin yüksek olduğunu da belirtmek istiyorum.

Vergi ve ceza olunca hemen Genel Kurula getirdiğiniz kanunlar gibi, keşke vatandaşlarımızın geçim sıkıntısını, ekonomik güçlüklerini azaltacak düzenlemeleri de öncelikle buraya getirebilseniz ama maalesef getiremiyorsunuz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılında toplayacağınız vergi tutarı 213 milyar liraya çıkacak. Tabii bu rakamlara, sattığınız gayrimenkuller ile fabrikalar ve özelleştirme gelirleri dâhil değildir. Bu zaman zarfında, üretime ve istihdama dayalı, vatandaşlarımızın geçim sıkıntısına derman olacak hiçbir şey yapmadınız; işsizlerin sayısını artırdınız, vatandaşlarımızın alın terinden aldığınız ağır vergileri maalesef yerinde kullanmadınız. Gelin, çarşı pazardaki, mutfaktaki yangını görün; geçim sıkıntısı çeken cefakâr halkımızın bir nebze nefes alması için uğraşın. Ne zaman bakanlarınız “Yıl sonuna kadar başka zam yok.” dedilerse mutlaka peşinden zamlar yağmur gibi geldi. Elektriğe, doğal gaza, benzine, köprü geçiş ücretlerine, Devlet Demiryollarına, hatta posta puluna yüzde 15-yüzde 20 arasında zamlar yaptınız. Son bir yılda elektrik ve doğal gaza beşer kez zam yapıldı. Sadece bunlara yapılan zamlar yüzde 50’yi geçti, el insaf arkadaşlar!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devletimizi yönetenlere, israf ekonomisinden vazgeçilmesini, üreticilerimizin girdi maliyet fiyatlarının düşürülmesini ve çalışanlarımızın alın terinin verilmesinin gerekliliğini her defasında, her söz aldığımızda söylüyoruz. Ülkeyi yönetirken bütçe gelir gider kalemlerinin her kuruşunun iyi hesaplanmamasından, milletimizin üstünden zam kamburunun kaldırılmamasının, her defasında bütçenin delinip vatandaşlarımıza zam olarak yüklenmesinin yanlışlığından, İşsizlik Fonu’nda biriken paraların hak edenlere ödenmemesinden bahsediyoruz; bunlara da maalesef kulak tıkıyorsunuz.

İktidara geldiğinizde lojman ve makam arabalarını kaldıracağınızı söylemiştiniz, şimdi dünyada en çok makam arabası olan devlet konumundayız. Yanlış dış politikalar sonucu içine düştüğümüz bataklık yüzünden Suriyeliler için harcanan 40 milyar dolarla EYT’lilerin ve 3600 ek gösterge bekleyenlerin problemleri çözüleceği gibi, asgari ücrete de en az yüzde 30 zam yapılarak mutfaktaki yangın da bir nebze olsun söndürebilirdi. Milletinden kopuk siyaset yapmaya çalışanlara millet gerekli cevabı zamanı gelince muhakkak verecektir.

Kalp ve şeker hastaları gibi birçok hastamızın bizleri arayarak ifade ettiklerini burada özellikle sizlere aktarmak istiyorum: Grip aşılarının bir an önce vatandaşlarımızın hizmetine sunulmasını bekliyor, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çulhaoğlu.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi.

Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin dijital hizmet vergisini düzenleyen maddelerinin sonuncusunu görüşüyoruz.

Dijital ekonomi, geleneksel şirketleri esas alan, onlara göre kurgulanmış olan ulusal vergi sistemlerinin vergi tabanlarını tehdit etmektedir. Matrahın aşınmasına ve kârın bir başka ülkeye transfer edilmesi suretiyle ulusal vergi sistemlerinin, vergi gelirlerinin azalmasına yol açmaktadır. Böylesi bir tehlike karşısında uluslararası iş birliğinin önemi artmış, OECD ve Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi gibi kurumlar bu vergiler, bu gelişmeler karşısında ulusal vergi sistemlerinin alabileceği önlemlere ilişkin bir uluslararası çerçeve oluşturmak amacıyla muhtelif çalışmalar yaratmışlardır. Dijital ekonominin vergilendirilmesi için adil kuralların getirilmesi, vergiden kaçınmanın önlenmesi, sürdürülebilir kamu gelirlerini sağlamak için saydam, istikrarlı, büyüme dostu bir dijital pazar oluşturmak amacıyla Avrupa Konseyi bir çalışma başlatmıştır. Yine, OECD, 2013 yılında “Base Erosion and Profit Shifting” dediği matrah erozyonu ve kâr aktarımı, kârın transferi anlamına gelecek olan bir projeyi başlatmıştır ancak bunlar bugüne kadar sonuçlanmamıştır. Buna da en büyük engel, bu dijital hizmet sunan şirketlerin gelişmiş ülkelerde kurulu olmasıdır. O nedenle, gelişmiş ülkeler görünüşte bu çalışmayı yapar gibi gözükmekle birlikte, OECD ve Avrupa Konseyi gibi kurumlarda bunun önüne engeller çıkarmışlardır.

Türkiye elbette ki egemenlik hakkına dayanarak bu konuda bir düzenleme yapabilir, yapması da gerekir. Ancak burada şöyle bir sorun var arkadaşlar: 1’inci maddede verginin kapsamı düzenlenmektedir. Özellikle 4 unsur vardır burada vergiye tabi olan, ilk 3’ü şu anda önemlidir, onları sayacağım: Dijital ortamda sunulan reklam hizmetleri, bunlar vergiye tabi, dijital hizmet vergisine tabi. Sesli, görsel veya dijital herhangi bir hizmetin dijital ortamda satışı veya bu içeriklerin dinlenmesi, kaydedilmesine yönelik olarak dijital hizmet sağlayıcılarının sunmuş oldukları hizmetler. Bir de kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri elektronik ortamların, dijital ortamların oluşturulmasına yönelik hizmetler. Bunların hepsi dijital hizmet vergisine tabidir. Birkaç örnek verelim: Google, Facebook, YouTube, Alibaba ya da Amazon gibi e-ticaret şirketleri, bu saydığım 3 hâle giren şirketlerdir. Bu madde “Vergi güvenliği” başlığı altında, bu şirketlerin Türkiye'de elde etmiş oldukları kazançlara yönelik olarak bir vergi güvenlik müessesi getirmektedir. Nedir bu? Bu şirketlere herhangi bir şekilde reklam verirseniz, reklam veren şirketler o şirkete, Google’a yapacağı ödemeden yüzde 7,5 oranında bir stopaj yapacaktır. Evet, doğru mu? Doğru. Olmalı mı? Olmalı. Güzel.

Peki, şu anda bu reklam hizmeti nedeniyle yüzde 15 oranında gelir ve kurumlar vergisi stopajı da var. Bu, mükerrer vergidir arkadaşlar, bu geliyorsa o verginin, gelir ve kurumlar vergisi stopajının kalkması lazım. Bunu daha önce de söyledim, Komisyonda söyledim ama şu ana kadar tatmin edici bir cevabı alabilmiş değilim. Aslında bu dijital hizmet vergisinin gelmesinin esas nedeni… Gelir ve kurumlar vergisi stopajı, çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarının kapsamına girer. Yani bir başka ülke “Seninle aramızda çifte vergilemeyi önleme anlaşması var, gelir vergisi stopajını yapamazsın, kurumlar vergisi stopajını yapamazsın.” itirazını yöneltebilir. Ondan kurtulmak için, AB ülkelerindeki eğilimleri de dikkate alarak dijital hizmet vergisi getiriliyor. Dijital hizmet vergisi çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarının kapsamına girmez. Ama hem bu hem öbürü olmaz. Bir koyundan iki post çıkmaz arkadaşlar. Birinci olarak söyleyeceğim konu budur. Öbürünün uygulamadan kalkması lazım.

Vergi oranıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanının yetkisi var, 1 katına kadar, yüzde 15’e kadar artırabilir, daha aşağı da indirebilir. Dolayısıyla öbürünü yürürlükten kaldırmaktan çekinmemek gerekir. Bu, aynı zamanda AB’nin bu konuda saydam bir mevzuat yaratma hedefiyle de uyumlu olacaktır. Burada asıl önemli olan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, sözlerinizi tamamlayın Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Bu şirketlere reklam hizmeti örneğini verdim. Başka bir şey de olabilir. Bu şirketlerin Türkiye’de elde ettiği kazançlar da vardır. Facebook’un Türkiye’de elde ettiği kazanç var. Facebook bu vergiyi ödemedi. Ne yapacak? Facebook adına bir tarhiyat yapılacak. Türkiye’de ona reklam veren de yok. Örneğin sponsorlu paylaşımlar var, kişi ödeme yapıyor, buradan bir vergi ödemesi lazım Facebook’un, ödemedi. Ne yapacak? Hazine ve Maliye Bakanlığı tarhiyatı yapacak -vergi dairesi kanalıyla tabii ki- şirkete bildirecek; ödemedi. “Sana erişimi engelliyorum.” diyecek, karar alacak. Arkadaşlar bu olmaz. Bu, hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. Ülkenin vergi alacağı nedeniyle benim Facebook kullanmamı kimse engelleyemez. Bu, mahkeme kararıyla da olmaz arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar) Özgürlüklere aykırıdır. Bunu yürürlükten kaldırın.

Bakın, bu hassas bir konudur. İnsanların bu hizmetlere erişimini engellerseniz yarın bu gençlerin tepkisinden yoksun kalamazsınız.

Teşekkür ederim.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, aynı mahiyetteki önergelerin oylanmasından önce karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tartışmalara mahal verdiği için de eğer mümkünse bunun elektronik oylamayla yapılmasını istiyoruz.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Ama daha henüz belli değil.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Takdir Başkanın.

BAŞKAN – Evet, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Etmeyenler…

Kâtip üyeler ile aramızda görüş farklılığı var, elektronik oylamaya başvuracağım.

Elektronik oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.01

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesi üzerinde aynı mahiyetteki önergelerin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeleri tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde 3 adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                     Kemal Bülbül                                     Mehmet Ruştu Tiryaki                                 Mahmut Toğrul

                                         Antalya                                                     Batman                                                   Gaziantep

                          Serpil Kemalbay Pekgözegü                            Meral Danış Beştaş                                          Nuran İmir

                                           İzmir                                                          Siirt                                                         Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Antalya Milletvekili Kemal Bülbül konuşacaktır.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kambiyo hizmetlerine ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisinin oranı binde 2 olarak değiştirilmekte ve spekülatif amaçlı döviz alım satımının önlenmesini de teminen bu vergi oranına yönelik Cumhurbaşkanına verilen yetkiler yeniden düzenlenmektedir. Kanunda önerilen değişiklikle 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “binde 1’dir” ifadesi “binde 2’sidir” şeklinde ve ikinci fıkrasında yer alan “yukarıdaki oranları aşmayacak şekilde yeniden tespit etmeye yetkilidir” ifadesi “kambiyo muamelelerinde 10 katına, vergiye tabi diğer muamelelerde ise kanuni seviyesine kadar artırmaya yetkilidir” biçiminde değiştirilmek istenmektedir.

Düne kadar “binde 1” biçiminde ifade edilen oranın hangi saiklerle, yüzde 100 artışla “binde 2” olduğuna ve kambiyo muamelelerinde bu oranın 10 katına çıkarılmasına dair de herhangi bir gerekçe ileri sürülmemektedir. Her türlü ekonomik hareketlilikten elde edilen gelirlerden alınan vergilerin oranının ayrı ayrı veya birlikte 1 katına kadar artırma ve kanuni oranında indirme hususunda Cumhurbaşkanına yetki verilmek istenmektedir.

Her şeyde olduğu gibi burada da Cumhurbaşkanına yetki verilmek isteniyor ve ne hikmetse, bu eleştirilince de farklı bir bakış açısıyla…

Bu tutum neyin belirtisidir değerli arkadaşlar? Bakınız, biraz önce İstanbul Vekilimiz Sayın Ali Kenanoğlu da ifade ettiler, yarın çok önemli bir tarihin yıl dönümü ve bu tarihin yıl dönümünde, aslında bugün de planlı ve programlı bir şekilde yapılan iki şey var. Bu aslında, 24 Eylül 1925’te yürürlüğe konulan Şark Islahat Planı’nın ve 21 Aralık 1935’te yürürlüğe konulan Tunceli Kanunu’nun güncellenmiş hâlidir. Bugün, Şark Islahat Planı güncellenerek belediyelerimize atanan kayyumlarla ve Tunceli Kanunu güncellenerek Peri belediyemize atanan kayyumla birlikte aslında Türkiye’ye dönük, Türkiye'nin tamamı için bir Şark Islahat Planı uygulanmaktadır. Türkiye için bir Türkiye ıslahat planıdır bu.

Her şeyde Cumhurbaşkanına yetki vermenin ve her şeyde tek kişiyi yetkili kılmanın amaçlandığı bu yaklaşımın göstergelerinden bir tanesi 38 maddeden oluşan ve 37’nci maddesinde “1 Ocak 1940 tarihinde kaldırılacaktır.” denilen ve hâlâ yürürlükte olan Tunceli Kanunu’nda şöyle ifade ediliyor bakın: “Tunceli vilâyetine ordu ile irtibatı baki kalmak ve rütbesinin salâhiyetini haiz bulunmak üzere korkomutan rütbesinde bir zat vali ve kumandan seçilir.

Vali ve kumandan usulü veçhile Millî Müdafaa vekâletinin muvafakati alınmak şartile Dahiliye vekilinin inhası ve İcra Vekilleri Heyetinin kararile tayin olunur.

Bu vali ve kumandan teşkil edilen Dördüncü umumi müfettişliğin de umumî müfettişidir.” Şimdi bu vali kumandana, umumi müfettişin de müfettişliğine bir de kayyum eklenmiş ve Türkiye bu acı tabloyla karşı karşıya kalmıştır. Bu acı tabloyu dile getirdiğimizde, eleştirdiğimizde de gündemin buraya hasredildiği ve bununla Meclis gündeminin işgal edildiği gibi, aslında konuşmamıza da kayyum atamayı amaçlayan, konuşmamızı da engelleyen bir ırkçı, inkârcı, tekçi tutum gösterilmektedir.

Buradan şunu bir kere daha ifade etmek istiyorum: Şark Islahat Planı ve Tunceli Kanunu bugün güncellenmiş, yetkileri, kapsamı artırılarak sürdürülmektedir. Bu, kayyum atamalarında da tutuklamalarda da HDP illerinde sabah, şafak vakti yapılan operasyonlarda da gazetecilere, bilim insanlarına, düşünürlere yapılan operasyonlarda da çok bariz bir şekilde görülmektedir. Hâl böyleyken ortada bir şey yokmuş gibi yapıp da dijital vergi kanunu teklifini bütün ciddiyetiyle konuşmak aslında bir ciddiyetsizliktir. Geçen gün söylemiştim, tekrar ediyorum: Aslında, bütün Meclis sıralarının dolup bugün karşı karşıya olduğumuz bu vakanın enine boyuna konuşulması gerekirken bunu ıskalamak ve bir de bu hakikati dile getiren bizleri susturmaya çalışmak ırkçı, tekçi bir tutumdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül, sözlerinizi tamamlayın.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Bitirirken özellikle şunu ifade etmek istiyorum: Yarın 15 Kasım 2019. 15 Kasım 1937’de Buğday Pazarı Meydanı’nda idam edilirken “Evlad-ı Kerbelâyık! Bihatayık! Ayıptır, günahtır, yazıktır!” diyen Pir Seyit Rıza ve yârenleri için tüm Alevileri, yârenleri, dostları ve insan haklarından yana olanları cemevlerinde 15 Kasım 2019 Cuma akşamı çerağ uyandırmaya ve bunun için aşkla semah dönmeye davet ediyorum.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bülbül.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

“Madde 8- 13/7/1956 tarihli ve 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 33’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “binde biridir” ibaresi “binde ikisidir” şeklinde değiştirilmiştir.”

                                    Alpay Antmen                                       Mehmet Bekaroğlu                                 Süleyman Bülbül

                                          Mersin                                                     İstanbul                                                      Aydın

                                    Lale Karabıyık                                         Turan Aydoğan                              İlhami Özcan Aygun

                                           Bursa                                                      İstanbul                                                    Tekirdağ

                                   Bülent Kuşoğlu                                       Burhanettin Bulut                                     Hüseyin Yıldız

                                          Ankara                                                      Adana                                                       Aydın

                                                                                                         Cavit Arı

                                                                                                          Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgi, saygıyla selamlıyorum.

8’inci maddede Cumhurbaşkanı bu vergi oranını yani binde 2 olan vergi oranını 10 kat artırarak yüzde 2’ye çıkarıyor. Sebep olarak ise döviz alım satımlarında spekülasyonu önlemek için diye söylüyorsunuz. Değerli arkadaşlar, 2003’te geldiniz iktidara, 2003’ten beri -Ulaştırma Bakanı- köprüler de, yollar da, alt geçitler de yap-işlet-devret modeliyle hep dolar üzerinden siz anlaşma yaptınız. Havaalanlarında, şehir hastanelerinde aynı şekilde yaptınız. Türkiye Cumhuriyeti’ni dolar bağımlısı yaptınız. Duyduklarımıza göre, yaklaşık 158 milyar sadece Ulaştırma Bakanlığının dolar bazında garanti verdiği işler var. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyorsak, bunu 10 kat, 20 kat artıracağınıza ilk önce bu dolar bazında yaptığınız anlaşmaları TL’ye çevirin. Samimiyseniz bunu yapmanız gerekiyor. Yirmi beş yıl boyunca bizim çocuklarımız, torunlarımız bu dolar borcunu ödeyecek. 5 liralık işi 10 liraya verdiniz. Gerçekten AKP samimiyse, bu Hükûmet samimiyse ilk önce sizin dolar bazında olan bütün anlaşmalarınızı TL’ye çevirmeniz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz Aydın Milletvekili olarak hem Kuşadası hem Didim benim turizm bölgem. Maalesef bir hafta önce Plan ve Bütçede bir kanun değişikliğiyle konaklama vergisi diye bir vergi getirdiniz buraya ve şimdi 9’uncu madde üzerinde konuşuyoruz. Değerli arkadaşlar, bu Mecliste Türkiye Turizm, Tanıtım ve Geliştirme Ajansını kurarak bütün otellerin, eğlence merkezlerinin cirosunun binde 75’ini zaten kanun olarak çıkardınız. Bu ne demek? Otelcilerin kârının yüzde 10’unu ellerinden almak demektir. Şimdi, o yetmiyormuş gibi “konaklama vergisi” adı altında tekrar işte şu anki mevcut, 5 yıldızlı otel 18 lira, 4 yıldızlı otel 12 lira, 3 yıldızlı otel 9 lira, 2 ve 1 yıldızlı otel 6 lira...

Değerli arkadaşlar, size bir soru soracağım: Şimdi, hemen işte kanun çıkarıyorsunuz, 10 kat artış yapıyorsunuz, dövizi engellemek için sözde, değil mi? Şu an bizim üretim yaptığımız bütün fabrikaları sattınız, üretim yok. Vatandaş alışveriş yapamıyor, vergisini ödeyemiyor, dükkânını kapatıyor. Biz buradaki döviz açığımızı turizm gelirleriyle kapatıyoruz. Yani o da bu sene 29 milyar civarında, onun da seneye ne olacağı belli değil. O yetmiyormuş gibi, turizmi engellemek için bir kanun daha getirdiniz.

Değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim size: Türkiye’de asgari ücret ne kadar? 2.020 lira. Bugün emekli ortalama 1.200 lira alıyor. 4 kişilik bir aile Didim’e gelip tatil yaptığında, haftalık kişi başı 1.000 lira, 4 kişi 4.000 lira. Turu 4.000 liraya acenteden aldıktan sonra Didim’e gelecek, otele girecek, otelci diyecek ki: “Kardeşim, sen 504 lira daha para vereceksin.” “Neden?” “Konaklama vergisi.” diyecek. Şimdi ben size soruyorum: Türkiye’de yaşayan bir vatandaşın oturduğu yerde su faturasının altında yazıyor; çevre temizlik vergisi, katı atık vergisi; 5 çeşit vergi var, zaten bu adam kendisi vergi ödüyor, tekrar gidip de çevre vergisi niye ödesin otele? Ha, şunu söyleyebilirsiniz: “Ya yurt dışında bu konaklama vergisi var, biz yurt dışından gelen müşterilere uygulayalım.” Olabilir, o düşünülür. O para da arkadaşlar, konaklama vergisi dünyada, diğer Avrupa ülkelerinde yerel yönetimlere aktarılıyor; yerel yönetimlere aktarılıyor, hazineye değil. Buraya baktığınız zaman, bu parayı topluyorsunuz, tekrar hazineye... Hazineyi boşalttınız. Bu vergilerle hazineyi dolduramazsınız, bu borcu kapatamazsınız arkadaşlar. Şu an sizin önümüzdeki yıl 550-600 milyar daha borçlanmanız gerekiyor. İnsanları kandırmanıza gerek yok.

Buradan sesleniyorum bütün AKP’li milletvekili arkadaşlara: Bu 9’uncu maddeyi geri çekin. Geri çekmediğiniz takdirde önümüzdeki sene 29 milyar değil, 20 milyar dolar bulamazsınız. Tekrar ediyorum, bu yükü turizmciler kaldıramaz, otelciler kaldıramaz, eğlence merkezleri kaldıramaz. Onun için, gelin, bu sevdadan vazgeçin. AKP’nin Grup Başkan Vekillerine sesleniyorum: 9’uncu maddeyi hemen çekin değerli arkadaşlar. Aksi takdirde, tekrar ediyorum, önümüzdeki dönem var ya on beş gün dahi birleştirseniz, tatil yapsanız iç turizmi öldürmüş olursunuz değerli arkadaşlar. İşin gerçeği bu. Turizm bölgesinde çalışan milletvekilleri çok iyi biliyor, bu konuyu muhakkak gündeme getirmemiz gerekiyor.

Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yıldız.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin 8’inci maddesinde yer alan “değiştirilmiştir” ibaresinin “yeniden düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                        Edirne                                                      İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                                             Durmuş Yılmaz

                                          Adana                                                                                                                       Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yılmaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Efendim, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan yasa teklifinin 8’inci maddesindeki döviz alımlarında yani karşı tarafın müşteriye döviz satışlarında alınan binde 1’lik banka ve sigorta muameleleri vergisinin binde 2’ye çıkarılması, gerektiğinde de Cumhurbaşkanına 10 katına kadar artırma yetkisi verilmesiyle ilgili düzenleme hakkında konuşmak için söz almış bulunuyorum.

Aynı paralelde, 20’nci maddede de bir düzenleme var, orada da döviz tevdiat hesaplarından alınacak olan, kesilecek olan stopajlarla ilgili bir düzenleme var. Bunun ikisi aşağı yukarı aynı şey. Burada hedeflenen husus nedir? Gelir elde etmek. Eğer gerçekten, gelir elde etmek isteniyorsa -ki ben öyle düşünüyorum- buradan gelir gelir, bundan hiç şüpheniz olmasın. Fakat bunun bir sonucu daha var. Bu geliri elde edersiniz ama öyle bir noktaya gelebilir ki hiç aklınızda olmayan bir olayı patlatabilirsiniz. Bu, şu anda dolarize olmuş ekonominin aynı zamanda dolarize olmasını önlemek için alınmış bir tedbir olarak da görülebilir yani döviz alım fiyatlarını yükselterek, pahalılaştırarak insanların tasarruflarını Türk lirasında kalmaya yöneltmek veyahut da döviz tevdiat hesaplarından elde edecekleri faiz gelirlerinden yapılan stopajları yükseltip daha az gelir elde etmekle onları caydırarak yine Türk lirasında kalmalarını sağlıyor olabilirsiniz ve dolayısıyla bu, dolarizasyonu önlemeye yönelik bir tedbir olabilir. Buna literatürde “Tobin vergisi” deniliyor, dünyada uygulanmıştır ama çok yerde de başarısız olmuştur.

Ben size başka bir şeyden bahsedeceğim. Ekonomiden sorumlu Hazine ve Maliye Bakanımız bir ara dedi ki: “Hadi bakalım alın dolarları. İstiyordunuz ki dolar 7 liraya, 8 liraya gelince satıp da kâr edeyim. Yok öyle şey!” dedi. Evet, bugün itibarıyla dolar 7 lira da olmadı, 8 lira da olmadı, dolayısıyla da oralardan bu dövizi alanlar satamadılar ama arkadaşlar, dikkatinizi çekiyorum, bu son derece ciddi bir husus. 22 Aralık 2016’da, “döviz bozdur” kampanyasının başladığı dönemde Türkiye’de yerleşik özel kişilerin ve tüzel kişilerin döviz tevdiat hesapları bakiyesi 137 milyar dolar idi. Aradan geçen bunca zamana rağmen ve de bu insanlar geçen yıl ağustos ayında 6 liradan, 6,50’den, 6,80’den, 7’den döviz almalarına ve bugün önemli zarar yazmalarına rağmen bu döviz pozisyonlarını henüz bozmadılar. Üstelik 22 Aralık 2016’da 137 milyar dolar olan döviz tevdiat hesabı bakiyesi şu anda 194 milyar dolara çıktı. Önemli zarar yazıyorlar, hâlâ da zarar yazmaya devam ediyorlar. Faizlerin yüzde 24-25 olduğu -mevduat hesabının olduğu- dönemde o faizleri de kaybettiler fakat insanlar hâlâ direniyorlar.

Burada önemli bir fay hattı var. Bu fay hattı bu yasa sonucunda eğer bir yerde bir sıkıntı çıkarsa bu ülkenin başının derdi olur. O nedenle, bu olayı dikkatlice takip edin ve bunu takip ederken de şuna dikkat edin: Şu anda 137 milyar dolardan 194 milyar dolara çıkan döviz tevdiat hesabından bankalarca satılan ve vatandaşlar tarafından alınan döviz gerçekten var mı, yok mu? Nereden geliyor bu döviz?

Arkadaşlar, bunların önemli bir kısmı kaydi döviz yaratma. Türkiye Cumhuriyeti’nde bankalar -araya döviz tevdiat hesabı sahipleri, döviz alanlar girmek suretiyle- bir bakıma, kontrolümüz ve denetimimiz altında olmayan, başka bir ülkenin parasını basıyor. Allah korusun, günün birinde eğer bu paralar geri istenirse bunların çoğu yok. Ben bu mekanizmanın nasıl olduğunu size açıklarım ama ben alnıma “hain” yazdırıp eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek istemiyorum; sadece düşünülmesini istiyorum. Burada ortada bir ağabey var, Merkez Bankası o ağabeye bir para satıyor. Arada tanzim satış yapan bir banka var, o banka piyasayla işlem yapıyor. Döviz tevdiat hesabı olan yani 10 bin TL tasarrufu olan kişinin gidip bankadan döviz alması ve aldığı dövizi mevduat bankasında hesap açtırıp orada bırakması ve bankanın da bunu gidip Borsa İstanbul’da swap işlemi yapması… Daha önce bu swap işlemi Merkez Bankasındaki piyasada yapılıyordu, Merkez Bankasının bilançosu şeffaf olduğu için bu orada görünüyordu ama Borsa İstanbul’da yapılan swap işlemleri şeffaf değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz, sözlerinizi tamamlayın.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) - Lütfen, bunu bitireyim.

BAŞKAN – Buyurun, bitirin.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Örneğin, bakın, ocak-eylül döneminde Merkez Bankasının yaptığı işlem belli; döviz gelirini elde ettiği kaynaklar, reeskont kredileri var; Türk lirası olarak veriyor, döviz olarak alıyor; çok güzel bir şey. Araya -enerji KİT’leri var- BOTAŞ giriyor. Merkez Bankasından döviz almak var, onu da Merkez Bankası satıyor, onu da görüyoruz. Hazinenin net dış borcundaki artışı, eksiyi de görüyoruz Merkez Bankasında. Hazinenin net döviz iç borçlanmasını da görüyoruz. TL döviz deposunda bugün itibarıyla sıfırlandı; dolayısıyla, Borsa İstanbul’da yapılan swapları göremiyoruz.

Bütün bunları yan yana koyduğumuzda, bugün Merkez Bankasının, sözünü ettiğim dönemdeki net uluslararası rezervindeki artış 5,5 milyar dolar. Hâlbuki bütün bunları üst üste toplayıp koyduğumuzda Merkez Bankasının rezervinde 29 küsur milyar dolar artış olması lazım; bu artış yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – İşte, bu artış, biraz önce söylediğim bu akım içerisinde döviz tevdiat hesapları sahipleri bunları alıyorlar, bankaya koyuyorlar ve bu sistem böyle dönüyor. Bugün bu bir yerde patladığı zaman büyük bir derdiniz olacak, “derdiniz” demiyorum, derdimiz olacak. Onun için bu konuda dikkatli olun. Bu hepimizin başını yakabilir. Vatandaş 7 liradan aldığı dövizi hâlâ bozdurmuyor, sisteme güveni yok ve size de güveni yok. “Ekonomi dengeleniyor.” deseniz de ekonomiye de güveni yok, zararına tutuyor. Onun için bu konuda dikkatli olun, bir fay hattı üzerinde oturuyorsunuz, fay hattının gücü öyle 5 falan değil 7’nin, 8’in de üzerinde.

Teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmaz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, İYİ PARTİ önergesinin oylanmasından önce karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.34

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 21.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerinde Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 8’inci madde kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde 4 önerge vardır; ilk okutacağım 2 önerge aynı mahiyettedir.

Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin Kanun Teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                              Mehmet Ruştu Tiryaki                                    Mahmut Toğrul                                 Meral Danış Beştaş

                                         Batman                                                   Gaziantep                                                      Siirt

                                       Nuran İmir                                                                                       Serpil Kemalbay Pekgözegü

                                          Şırnak                                                                                                                         İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                            Mehmet Akif Hamzaçebi                                  Hüseyin Yıldız                                        Alpay Antmen

                                         İstanbul                                                      Aydın                                                       Mersin

                                    Lale Karabıyık                                    Abdurrahman Tutdere                          Çetin Osman Budak

                                           Bursa                                                     Adıyaman                                                   Antalya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk konuşma Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki’ye ait.

Buyurun Sayın Tiryaki. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesiyle ilgili olarak görüşlerimi sizinle paylaşacağım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

En sonunda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, biz yasanın bu maddesine karşıyız ve umuyoruz ki yasa bu hâliyle geçmeyecek. Dün de söyledim, bütçeye acilen bir kaynak yaratmak istiyorsunuz; getirdiğiniz düzenleme de tam olarak böyle ama bu düzenleme eğer yasalaşırsa emin olun ülkemizin en büyük, en önemli gelir kaynaklarının başında gelen turizm sektörü önemli bir darbe alacaktır.

Türkiye’nin en büyük turizm merkezlerinin olduğu Ege ve Akdeniz’deki otellerin neredeyse tamamı üç yıldız ve üzerinde ve bu otellerin kapasitesi karşılaştırıldığında önemli bir bölümü de beş yıldızlı oteller. Dolayısıyla “6 TL, 9 TL, 12 TL, 18 TL vergi alacağız.” deseniz de konaklama vergisi olarak alacağınız vergi çoğunlukla 18 TL olacak eğer yasa bu hâliyle geçerse. Anladığımız kadarıyla bu yasa teklifinde bir değişiklik önereceksiniz ve 6 TL, 9 TL, 12 TL, 15 TL, 18 TL yerine yüzde 2 olarak vergi alınmasını öneriyorsunuz. Bu, bir parça çözüm olacaktır ama anlamadığımız bir şekilde 2 kat artırma veya yarısına kadar indirme yetkisini yine Cumhurbaşkanına veriyorsunuz.

Daha önce de söyledik, başka ülkelerde de benzeri vergiler var fakat bugün önerdiğiniz vergi ile başka ülkelerdeki vergiler arasında önemli bir fark var, o da şu: Bu vergileri genel olarak yerel yönetimler alırlar. Neden? Çünkü çöpü toplayan da yerel yönetimlerdir, kanalizasyon sorununu çözen de yerel yönetimlerdir, o otellere suyu temin edenler de yerel yönetimlerdir ve o otellerin çevresini düzenleyen, yollarını yapanlar da yerel yönetimlerdir. Ama ısrarla bu hizmetleri yerel yönetim verdiği hâlde vergiyi merkezî iktidarın, merkezî yönetimin almasını istiyorsunuz. Bu aynı zamanda ademimerkeziyet ilkesine de aykırı ve demokrasinin en önemli ayaklarından biri olan ademimerkeziyeti zayıflatan, yerel yönetimleri zayıflatan bir uygulama olacak. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? Yerel yönetimdeki çalışmalarıyla, bu konudaki iddiasıyla iktidara gelmiş bir partisiniz fakat güçlendikçe yerel yönetimleri zayıflatmaya çalışıyorsunuz. Tıpkı boğazlarla ilgili yetkiyi yerel yönetimden aldığınız gibi, tıpkı seçimle gelen belediyelere kayyum atadığınız gibi.

Yine bunun yanında, bu vergiyi düzenlerken bölgeler arası eşitsizliği de göz önünde bulundurmuyorsunuz. Nasıl? Diyorsunuz ki: Bodrum ve Marmaris’teki bir otel için de aynı vergiyi alalım, Erzurum ve Batman’daki otel içinde aynı vergiyi alalım. Bu doğru bir uygulama değil, bölgeler arası eşitsizliği göz önünde bulundurmanız gerekir.

Bir başka sorun ise, eğer bu hâliyle geçerse geceliği bin euro olan otelden 18 TL alacaksınız, geceliği 60 TL olandan 6 TL alacaksınız, hatta daha az olan motellerden de 6 TL alacaksınız. Bu durum eğer böyle geçerse, bir kez daha söylüyorum, Anayasa’nın 73’üncü maddesinde düzenlenen ve kurala bağlanan herkesin geliri, kazancı oranında vergi ödemesi ilkesine aykırı, dolayısıyla Anayasa da aykırı olacak.

Bakın, bu 128 sayılı Kanun Teklifi görüşüldüğünde, görüşülmeye başlandığında TÜRK-İŞ bütün milletvekillerine buna ilişkin önerilerini sundu. Eminim, her birinizin odasına da gelmiştir, büyük bir bölümünüz de umarım bu taleplerini okumuşsunuzdur, bilgi sahibi olmuşsunuzdur.

Yine, 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle birlikte üç büyük işçi konfederasyonu bir toplantı gerçekleştirdi. TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ buna ilişkin ortak taleplerini sundular, bu vergi adaletsizliğini gidermek için bir dizi talep de bulundular. Ne dediler? Söyledikleri şey şu: “Bu vergi düzeni adil değil, sosyal adalete, Anayasa’nın sosyal hukuk devleti ilkesine uygun değil. Bu yasa teklifi, emekçilerin beklentilerini karşılamıyor, vergi adaletsizliğini ortadan kaldırmıyor.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Bitireceğim Sayın Başkan.

Ama bu 3 işçi konfederasyonunun taleplerini geçmiş dönemde sendika avukatlığı yapan, yıllarca sendikal mücadele yürüten birisi olarak buradan dile getirmek isterim.

Birkaç başlık hâlinde taleplerini şöyle sıralıyor TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ “Gelir vergisi tarife basamakları ve oranları çalışanlar lehine güncellenmelidir. Bütün ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmı vergiden muaf olmalıdır. Düşük gelirli hane halkından alınan tüketim vergi payı azaltılmalıdır. Bireysel doğal gaz, elektrik, su, ulaşım ve iletişim hizmetleri tüketiminden alınan KDV yüzde 1’e düşürülmelidir. Temel tüketim mallarından alınan KDV sıfırlanmalıdır. İşçilerin kendisi ve diğer aile fertleri için yapmak zorunda olduğu gıda, barınma, ısınma gibi giderleri gelir vergisi matrahından mahsup edilmelidir.” diyorlar. Umarım, gelir vergisine dair bir düzenleme yaptığımızda bir daha ki sefere işçilerin, emekçilerin haklarını da göz önünde bulundururuz diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tiryaki.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerindeki ikinci konuşma Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’a ait.

Buyurun Sayın Budak. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 9’uncu maddede söz aldım. Bu maddeyle ilgili daha önce de birçok arkadaşımız görüş bildirdiler, demek ki kökünden bir hata var.

Şimdi, önce şunu bir ifade etmek lazım: Bu kanun teklifinin yani bu kanunun sahibi Sayın Vedat Demiröz’ün dün bir açıklaması vardı. Vedat Demiröz’ü çok dikkatli dinledim, ilk geliş şeklini de biliyorum kanunun. Bire bir Meclisteki konuşmasını aldım, sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Benim getirdiğim teklifte nispi oran vardı ama verilen bir önergeyle maktuya çevrildi. Önergeyi veren yine AK PARTİ’li arkadaşlar. Şunu ifade edeyim: Maktu olarak alınmasında sakıncalar olduğuna biz de kaniyiz, biz de görüşlerimizi tekrar dile getiriyoruz ve büyük ihtimalle -ki arkadaşlarım bana onu ilettiler- tekrar nispi orana döneceğiz. Bu düzenleme yapıldığı takdirde konaklama vergisi de hasılat üzerinden 1 Nisan 2020’den başlamak üzere yıl sonuna kadar yüzde 1, 1 Ocak 2021’den itibaren de yüzde 2 olarak alınmak üzere inşallah sizin oylarınızla yasalaşacak.”

Şimdi, değerli arkadaşlar, ilk defa bu kanun teklifi gelirken oranlar vardı, daha sonra dediniz ki: “Bunu maktu alalım.” Rakamları sıraladınız. Daha sonra baktınız, ya gerçekten bu bir yere oturmuyor çünkü yüzde 7 de olabilir bu oran bazı yerlerde, üç yıldızlılarda, dört yıldızlılarda- sonra tekrar döndünüz. Buradan şu anlaşılıyor: Bu kanun teklifleri burada değil, milletin Meclisinde değil, belli yerlerde pişirilip sonra Meclisin önüne getiriliyor ve bizim milletvekili arkadaşlarımız da bu kanunun ruhuna bakmadan ve anlamadan altına imzaları atıp buraya getiriyor. Bütün kanunların hazırlanışında bu ruhu gördük.

Şimdi, buradaki eleştiri net. Daha iki ay önce bir ajans, Tanıtım Ajansını getirdiniz. İki ay önce, tamamen Anayasa’ya aykırı şekilde bir fon oluşturmak üzere Ajansı kurdunuz ve bunu Meclisten geçirdiniz. Orada yine böyle oranlar vardı ve cirodan pay alıyordunuz. İşte asıl Anayasa’ya aykırı olan kısmı da cirodan pay almak. Verginin ruhu kârdan pay almaktır, vergi budur ama siz cirodan pay alıyordunuz. Şimdi, iki ay sonra bu sektöre tekrar bir yük getiriyorsunuz ve bunun tanımı son derece yanlış. “2020’de yüzde 1” diyorsunuz. Biraz önce ben sizin getirdiğiniz düzeltme teklifini de okudum, inceledim. Maalesef, bu sektör, Türkiye’de ayakta kalmış tek sektör. Cari açık veren bir ülkede cari açığı en aza indiren sektörden bahsediyoruz. Ayakta kalmış tek sektörü paçasından tutup aşağı çekmektir bu. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Ve nasıl alacağınızla ilgili bile netleşmemişsiniz, kendi kafanızda netleşmemişsiniz.

Değerli arkadaşlar, bu sektörün daha önce de bununla ilgili… Ki biz bu vergiye karşı değildik ama bu şekliyle değil. Belediyelere eğer buradan pay vermiş olsaydınız… Ki 2008’de özel idareler ve Belediye Kanunu Komisyonda görüşülürken gelmiş bir madde vardı. O Komisyonda bu madde gelmişti, konaklama vergisi gelmişti, Komisyondan çekildi; o zaman bile bugünkünden daha ilerici bir teklifti o. Yine teklif sizindi, Komisyonda çekildi; toplanan gelirlerin yüzde 25’ini yerel yönetimlere verecektiniz. Bakın, Türkiye'deki turizmin yüzde 80-85’i bizim sahillerimizde yapılıyor yani Hatay’dan tutun, benim seçim bölgem olan Antalya, Muğla, İzmir, Aydın diye gidiyor ve Mersin, Adana da buna dâhil. E şimdi, böyle bir durumda siz bunları cezalandırıyorsunuz. Orada, Erzurum’da belediyelerin aldığı pay ile Antalya’da hizmet üreten belediyelerin aldığı pay aynı olabilir mi? 16 milyon turist geliyor ve övünüyoruz, gurur duyuyoruz Antalya’yla çünkü ülkeye katkı sağlıyor. Millî bir konu turizm, açıklarımızı, döviz açıklarımızı kapatan bir sektör ve böyle bir kanunu getiriyorsunuz; üstelik de şu anda Türkiye'ye gelen bu yüzde 80-85’lik turistin tamamının ön rezervasyonları yapılmış ve bu fiyat pazarlıkları yapılmış ve bu tarihte getiriyorsunuz “Nisan ayında da ben bunu almaya başlarım.” diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Budak, bağlayın sözlerinizi.

ÇETİN OSMAN BUDAK (Devamla) – Teşekkür ederim.

Ajansa pay alacaksınız binde 7,5; aynı zamanda 2020 yılında yüzde 1 buradan alacaksınız, 2021 yılında yüzde 2 alacaksınız, 840 dolar ortalamalarda olan kişi başına tüketim bugün 630 dolara düşmüş turizm sektöründe ve üstüne bu yükü de tekrar getiriyorsunuz.

Milyonlarca çalışan emekçinin burada hakkı var ve şundan emin olabilirsiniz: İngiltere’de yapılan bir araştırmada, sektörle ilgili yapılan bir araştırmaya göre, turizm sektörünün üzerine konulmuş yüzde 1’lik bir vergi aynı zamanda turist sayısında yüzde 1’lik azalmaya sebep oluyor. Şimdi bu konulan vergilerle, turist sayısında artışı yakaladığımız, ivmeyi yakaladığımız dönemde, turist sayısında azalma söz konusu olabilir.

Bir ikinciyi de söyleyeceğim: Aylarca, bütün kış boyunca, sahillerde tatil yapma hayaliyle plan yapıp oralara tatile gitmek isteyen yerli turistleri, orta gelirli yerli turistleri de burada cezalandırıyorsunuz. O yüzden, şunu burada ifade etmek istiyorum: Hiç olmazsa bunu yaparken onu da düşünün; bunun tamamına, 9’uncu maddenin ruhuna karşıyız ama yerlilerden alınmamak kaydıyla bir not düşün. Beklentimiz budur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Budak.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesiyle değiştirilmesi planlanan 6802 sayılı Kanun’un mülga 34’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif ederiz.

“Konaklama vergisi

MADDE 34- Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart hotel, misafirhane ve kamping gibi konaklama tesisleri ile dağ ve yayla evi gibi kırsal turizm tesislerinde verilen geceleme hizmeti konaklama vergisine tabidir.

Konaklama vergisinin mükellefi birinci fıkrada belirtilen hizmetleri sunanlardır.

Vergiyi doğuran olay; birinci fıkrada belirtilen hizmetlerin sunulması, hizmetin sunumundan önce fatura ve benzeri belge verilmesi halinde bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında meydana gelir.

Konaklama vergisinin matrahı, geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte sunulan diğer tüm hizmetler karşılığında, katma değer vergisi hariç, her ne suretle olursa olsun alınan veya bu hizmetler için borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamıdır.

Konaklama vergisinin oranı %1 'dir. Cumhurbaşkanı, bu oranı %0,5'e kadar indirmeye; konaklama tesisinin türüne, sınıfına ve bulunduğu yere göre farklılaştırmaya yetkilidir.

Konaklama vergisi, konaklama tesislerince düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilir. Bu vergiden herhangi bir ad altında indirim yapılamaz. Bu vergi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez.

Aşağıda sayılan hizmetler konaklama vergisinden müstesnadır:

a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup bunlar tarafından işletilen misafirhane ve eğitim tesislerinde verilen hizmetler,

b) Öğrenci yurtları, pansiyonları ve kamplarında öğrencilere verilen geceleme hizmetler,

c) Karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilcilikleri, konsoloslukları ve bunların diplomatik haklara sahip mensupları ile uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlar ve mensuplarına verilen geceleme hizmetleri.

Konaklama vergisinde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının birer yıllık dönemleridir. Her bir vergilendirme dönemine ait konaklama vergisi, vergilendirme dönemini takip eden yılın ilk ayının yirmi altıncı günü akşamına kadar ilgili Belediyeye beyan edilir ve aynı süre içinde ödenir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, konaklama vergisi beyannamesinin şekil, içerik ve ekleri ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

                                    Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu

                                          Edirne                                                      İstanbul                                                      Adana

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Feridun Bahşi                                    Tuba Vural Çokal

                                           İzmir                                                       Antalya                                                     Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Antalya Milletvekili Feridun Bahşi konuşacaktır.

Buyurun Sayın Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesiyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle “konaklama vergisi” adı altında yeni bir vergi getirilmektedir. Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart otel, misafirhane ve kamping gibi tesisler ile dağ ve yayla evi gibi kırsal turizm tesislerinde verilen geceleme hizmeti konaklama vergisine olacak, bu vergi de otelde kalan müşterilerden alınacak. Komisyona gelen ilk teklifte ilk yıl için bu oran yüzde 1, sonraki yıllar için yüzde 2 olarak öngörülmekteydi ancak Komisyonda ne olduysa maktu, beş yıldızlı otellerde 18 lira olmak üzere değişik miktarlarda vergiye dönüştü ancak yine öğreniyoruz ki AK PARTİ’nin teklifiyle, zannediyorum, ilk gelen teklifteki oranlara dönülüyor. Bu, yine de maktu vergiye göre kabul edilebilir bir yöntem. Bu vergi düzenlemesinde, konaklama türüne göre bir ayarlama yapılmışken bölgelere göre herhangi bir düzenleme yapılmamıştı. Ayrıca, bu vergi düzenlemesi ve konaklama vergisi genel bütçe geliri olarak tahsil edilmek üzere mevzuatımıza da getirilmiştir.

Dünyada birçok ülkede mevcut olan konaklama vergisi belediyeler tarafından tahsil edilmekte ve elde edilen gelir o şehrin turizm potansiyelini artırmak, şehrin altyapısını geliştirmek ve şehri tanıtmak için kullanılmaktadır. Türkiye’de ise bu verginin merkezî Hükûmet tarafından toplanacak olması nedeniyle, şehirler için veya ülke turizm potansiyelinin artırılması için kullanılmayacağını hepimiz biliyoruz. Zaten, dolaylı vergi oranımız çok yüksekti, biraz daha yükselecek. Aynı zamanda, vatandaşın turistik harcamaları da artacaktır. Bu, vatandaşın üzerindeki vergi yükünü daha da artıracağı gibi özellikle yabancı turistlerin de konaklama giderlerini artıracak ve uluslararası rekabet açısından, vergi, turizm sektörünü baltalayacaktır.

Değerli arkadaşlar, turizmdeki kriz derinleşmektedir. Beklentiler her sene düşmekte, her yeni gelen yıl bir öncekini aratmaktadır. Sezon itibarıyla turizmcinin geliri ile gideri başa baş gelmektedir, hatta, turizmci zarar eder durumdadır. Türkiye'ye 2019 yılının ilk dokuz ayında toplam 41,5 milyon turist gelmiş, 26,5 milyar dolar civarında da turizm geliri elde edilmiştir. Bunun da yaklaşık yüzde 41’i Antalya bölgesinden elde edilmiştir. Ülke ekonomisine sadece turizmde bu kadar katkı yapan Antalya hak ettiği karşılığı alabilmekte midir? Tabii ki hayır. Kimse gelen turist sayısına ve yapılan ciroya da aldanmamalıdır.

Bu yıl önce Thomas Cook krizi yaşanmıştır, ardından Turizm Tanıtma Fonu için 0,75 turizm payı uygulaması getirilmiştir. Bunlar yetmiyormuş gibi bir de şimdi konaklama vergisi çıkarılmaya çalışılmaktadır. Zaten zor durumda olan turizm sektörü bundan çok fazla etkilenecektir, sektör ara vermeksizin krizlerle sarsılmaktadır. Thomas Cook zararı sadece Manavgat’ta 150 milyon, Türkiye'de ise 1,1 milyar dolar civarındadır. Bu zarar Türk turizmciliği açısından bir faciayken, 1/10/2019 tarihinde yürürlüğe giren 0,75 turizm payı ikinci bir darbe yaşatmıştır. Bu yeni gelen konaklama vergisiyle tur turizminin artık kepenk kapatma noktasına geldiği görülmektedir. Turizm payı, maktu konaklama vergisi bu hâliyle geçerse, biraz önce bir konuşmacının da bahsettiği gibi Anayasa'nın 73’üncü maddesine aykırıdır yani vergilerin mali güce göre alınması ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

Tarım bitti, hayvancılık bitti, sanayi bitti; gelin, turizmi bari bitirmeyelim. Bu konuda turizmcinin talebi, öncelikle bu verginin kesinlikle konulmaması ancak mutlaka konulması gerekiyorsa 0,7 olarak sadece nisan ve kasım ayları arasında alınması, 16 yaşından küçüklerden konaklama vergisi alınmaması, yasanın 1/1/2021 tarihinde yürürlüğe girmesidir. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.

Bu vesileyle, Gazi Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bahşi.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 9- 6802 sayılı Kanunun İkinci Kısmının İkinci Bölümünün mülga başlığı "Konaklama Vergisi” şeklinde ve mülga 34 üncü maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

"Konaklama vergisi

MADDE 34- Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart otel, misafirhane, kamping, dağ evi, yayla evi gibi konaklama tesislerinde verilen geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte satılmak suretiyle konaklama tesisi bünyesinde sunulan diğer tüm hizmetler (yeme, içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, spor, termal ve benzeri alanların kullanımı gibi) konaklama vergisine tabidir. Geceleme hizmetinin; sağlıklı yaşam tesisleri, eğlence merkezleri gibi tesislerin bünyesinde sunulması, vergilendirmeye etki etmez.

Konaklama vergisinin mükellefi birinci fıkrada belirtilen hizmetleri sunanlardır.

Vergiyi doğuran olay, birinci fıkrada belirtilen hizmetlerin sunulması ile meydana gelir. Konaklama vergisinin matrahı, verginin konusuna giren hizmetler karşılığında, katma değer vergisi hariç, her ne suretle olursa olsun alınan veya bu hizmetler için borçlanılan para, mal ve diğer suretlerde sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamıdır.

Konaklama vergisinin oranı %2'dir. Cumhurbaşkanı, bu oranı bir katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, bu sınırlar içinde farklı oranlar tespit etmeye yetkilidir.

Konaklama vergisi, konaklama tesislerince düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilir. Bu vergiden herhangi bir ad altında indirim yapılamaz. Bu vergi, katma değer vergisi matrahına dahil edilmez.

Aşağıda sayılan hizmetler konaklama vergisinden müstesnadır:

a) Öğrenci yurtları, pansiyonları ve kamplarında öğrencilere verilen hizmetler.

b) Karşılıklı olmak kaydıyla yabancı devletlerin Türkiye'deki diplomatik temsilcilikleri; konsoloslukları ve bunların diplomatik haklara sahip mensupları ile uluslararası anlaşmalar gereğince vergi muafiyeti tanınan uluslararası kuruluşlar ve mensuplarına verilen hizmetler.

Konaklama vergisinde vergilendirme dönemi, faaliyet gösterilen takvim yılının birer aylık dönemleridir. Her bir vergilendirme dönemine ait konaklama vergisi, vergilendirme dönemini takip eden ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar katma değer vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairesine (katma değer vergisi mükellefiyeti bulunmayanlarca tesisin bulunduğu yer vergi dairesine) beyan edilir ve aynı süre içinde ödenir.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, konaklama vergisi beyannamesinin şekil, içerik ve ekleri ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

                                     Bülent Turan                                      Mehmet Doğan Kubat                                    Ramazan Can

                                       Çanakkale                                                   İstanbul                                                    Kırıkkale

                              İsmail Emrah Karayel                                       Ahmet Kılıç                                               Ali Özkaya

                                         Kayseri                                                       Bursa                                              Afyonkarahisar

                                    Veysel Eroğlu                                                                                                        Bayram Özçelik

                                   Afyonkarahisar                                                                                                                Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz talebi yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, konaklama vergisinin verilen geceleme hizmeti bedeli üzerinden yüzde 2 oranında hesaplanması amaçlanmaktadır.

Yine önergeyle, yeme içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, spor, termal ve benzeri alanların kullanımı gibi hizmetlerin geceleme hizmetiyle birlikte konsept olarak pazarlandığı/satıldığı durumlar (yarım pansiyon, tam pansiyon, her şey dâhil, ultra her şey dâhil ve benzeri konseptler) dikkate alınarak, bu şekilde geceleme hizmetiyle birlikte pazarlanan/satılan hizmetler için verginin konusunun söz konusu hizmetleri de kapsaması öngörülmektedir.

Ayrıca, Cumhurbaşkanına, vergi oranını 1 katına kadar artırma, yarısına kadar indirme, bu sınırlar içinde farklı oranlar tespit edebilme hususlarında yetki verilmesi önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Madde önerge doğrultusunda kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde 3 adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan teklifin 10’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                            Mehmet Akif Hamzaçebi                                  Hüseyin Yıldız                                        Lale Karabıyık

                                         İstanbul                                                      Aydın                                                        Bursa

                                    Alpay Antmen                                             Suat Özcan                                          Utku Çakırözer

                                          Mersin                                                       Muğla                                                     Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer konuşacaktır.

Buyurun Sayın Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Muhittin Taşdoğan’ın baba acısını paylaşıyor, ailesine başsağlığı diliyorum.

Bu kürsüden defalarca söyledik, Türkiye’de hukuk devletini, demokrasiyi, toplumsal barışı sağlamadan hangi torbayı çıkarırsanız çıkarın ekonomi düzelmez. Bakın, bir ay olmadı, sözde yargı reformu yaptık. “Bundan sonra haber yapmak suç olmayacak.” dediniz, biz de dedik ki: “Yargıda zihniyet değişmeden hiçbir şey değişmez.” İşte Giresun’da 13 yaşındaki Rabia Naz’ın bir buçuk yıl önceki şüpheli ölümünü aydınlatmaya çalışan meslektaşlarım Canan Coşkun ve Kazım Kızıl dün gece gözaltına alındı, hâlâ bırakılmış değiller. Hani haber suç değildi?

Bir başka örnek: Yazar Ahmet Altan’ın görüşlerinin çoğuna katılmam. Kumpas davaları sürecinde yüzlerce vatansever aydınımızın, subayımızın çektiği acılarda payı vardır. Ama sadece yazı ve yorumlarının yer aldığı iddianameyle, Meclisi bombalayan darbecilerle aynı cezaya, ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasını burada eleştirdim. Nitekim, Yargıtay kararı bozdu, yeniden yargılandı ve hüküm verildi, mahkûmiyetle beraber bin yüz otuz sekiz gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi ama bir hafta olmadan yeniden tutuklandı. Hani eleştirmek suç olmayacaktı?

Bakın, şimdi de önümüzdeki bu pakette yasakçı zihniyet yine devrede. Bu paketle Facebook, Twitter, YouTube gibi çok uluslu sosyal medya platformlarına, Netflix ve benzeri dijital hizmet veren çok uluslu şirketlere vergi getirilmekte. Evet, tüm dünya bu şirketleri vergilendirmenin peşinde, bunun yolunu arıyor ama biz tüm dünyada olmayanı bu yasaya eklemeyi beceriyoruz. Eğer bu şirketler yüzde 7,5 oranındaki vergiyi ödemezse Facebook’a, Twitter’a, Spotify’a 82 milyon vatandaşın erişimini kapatacağız. Bu olmaz, bu yanlıştan dönmeliyiz değerli arkadaşlarım.

İşin bir de bu vergi yükünün kimin sırtına bineceği meselesi var. Sanmayın ki alacağınız vergiyi gerçekten Facebook ödeyecek, Twitter ödeyecek. Onlar bu vergiyi doğrudan Türkiye’deki kullanıcılarının, reklam verenlerinin omzuna yükleyecek. Yani zaten bedeli halktan toplanacak yeni vergi ödenmeyince tüm halkın alacağı hizmeti keseceğiz, bundan vazgeçilmelidir.

Değerli arkadaşlarım, bu pakette işsize iş var mı? Yok. Vergi dilimi basamaklarının dar gelirliler lehine düzenlenmesi var mı? Yok. Asgari ücretin vergi dışı bırakılması var mı? Yok. Ya ne var? Yeni vergiler var, konaklama vergisi var. Daha yeni, her turizm tesisine binde 7,5 “turizm payı” adı altında vergi koydunuz, şimdi bir de vatandaşın sırtına konaklama vergisi bindiriliyor. Nefes alışından bile vergi aldığınız vatandaş, bütün yıl çalışıp üç gün tatile gittiğinde kendisini konaklama vergisi karşılayacak. Peki, bu vergiler nereye harcanacak? Bütçe açığını kapatmak için kullanılacak. Buradan çağrıda bulunuyoruz: Ya bu vergiyi kaldırın ya da amacı doğrultusunda kullanılması için tüm dünyada olduğu gibi toplanan vergiyi oradaki yerel yönetimlere aktaralım; Antalya’nın, Van’ın, Trabzon’un, Nevşehir’in gerçek ihtiyaçları için harcansın.

Değerli arkadaşlarım, bu torbada bir de tabii AKP’nin tüm torbalarında olduğu gibi yine şirket kurtarmalar var. Anadolu’nun dört bir yanına zehir saçan 13 termik santrale açıkça suç işleme özgürlüğü vermek istiyorsunuz. Milletin Meclisinde, milleti zehirleyen şirketlere “İki buçuk yıl daha zehirlemeye devam et.” diyorsunuz. Halkı zehirleyen bu şirketleri kapanmaktan niye kurtarıyorsunuz? Bu hatadan derhâl geri dönülmelidir.

Sadece onlar mı değerli arkadaşlarım? Yıllarca Avrupa’daki gurbetçi kardeşlerimizin dinî duygularını istismar ederek dolandıran malum holdingler de kurtarılmak isteniyor. 90’lı yıllarda Avrupa’da camilerde “Faiz günah kâr payı hak.” denerek usulsüz toplanan paralar bu holdingler tarafından iç edildi. Dolandırılan on binlerce insanımız büyük travmalar yaşadı, intihar edenler, aile düzeni dağılanlar oldu. Bugüne kadar devlet bu 70 bin yurttaşımıza destek çıkmadı, onları kaderlerine terk etti, ta ki mahkemeler bu dolandırıcılara “Dur!” diyene kadar, para kaptıran mağdur vatandaşlarımızın haklarını iade edene, paralarının faizleriyle ödenmesine hükmedene kadar. Yargıtay mahkeme kararlarını onaylayınca bu holding yöneticileri paniklediler, lobi çalışması başladı ve bu torbaya bu şirketlerin kurtarılması maddesi kondu. Meclis eliyle vatandaşlarımızın hak araması engellenmek isteniyor. Vatandaşlarımızın yıllarca hakkını aradığı alacakları, onları mağdur eden şirketlerin hissesine dönüştürülüyor. Mağdurlar, onları mağdur edenlerin ortakları yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çakırözer, sözlerinizi tamamlayın lütfen.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) – Teşekkür ederim.

Ortak olunca hiçbir şey değişmiyor hem ellerinde bir şey kalmıyor hem de haklarını hukuk yolunda aramalarının önü kapanıyor. O hisselerin hiçbir maddi karşılığı olmayacak ama o dolandırıcılar, adı “A” olsun, “B” olsun, bu holdinglerin kaymağını yemeye devam edecek.

Bir konuya daha dikkat çekmek isterim: Bu holding bezirgânları, daha kanun Komisyona gelmeden holding hisseleri üzerinden spekülasyon yarattı. Bu spekülasyonlar, maalesef, Komisyon aşamasında da sürdü.

Değerli arkadaşlarım, millet, bizi, din istismarıyla dolandırılan vatandaşlarımıza bir tekme de biz atalım diye milletvekili seçmedi; tam tersine, onların dişinden tırnağından artırarak bu holdinglere verdiği paraların son kuruşuna kadar hakkını savunmak zorundayız. Anayasa’ya da aykırı bu şirket kurtarma operasyonuna hep birlikte “Dur!” demeye sizleri davet ediyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çakırözer.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinde bulunan “yer alan” ibaresinin “bulunan” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Nuran İmir                                         Meral Danış Beştaş                                          Oya Ersoy

                                          Şırnak                                                         Siirt                                                        İstanbul

                            Ömer Faruk Gergerlioğlu                                   Abdullah Koç                    Serpil Kemalbay Pekgözegü

                                         Kocaeli                                                        Ağrı                                                          İzmir

                                                                                                         Sait Dede

                                                                                                          Hakkâri

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Oya Ersoy konuşacaktır.

Buyurun Sayın Ersoy. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

OYA ERSOY (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yukarıda, Plan ve Bütçe Komisyonunda bir süredir 2020 yılı bütçesinin görüşmeleri sürüyor ve biz Genel Kurulda bir süredir iktidar partisinin getirdiği yasa tekliflerini görüşüyoruz. Bu yasa tekliflerinin hepsinin ortak bir özelliği var arkadaşlar: Bunların hepsi saraya, yandaş şirketlere ve sermayeye kaynak aktarmak için getirilen yasa teklifleri. Tek derdiniz, kendi ekonomik krizinizin yükünü halka nasıl yükleriz. Bugün aslında o yüzden sizin çaresizliğinizi konuşuyoruz.

Bakın, 2020 yılı bütçesinde halkın en temel yaşamsal ihtiyaçları olan gıda, elektrik, doğal gaz, su gibi hizmetler üzerinden aldığınız dolaylı vergiler bütçe gelirlerinin içinde vergi payının yarısından fazlasını oluşturuyor. Şirketlerin ise hem vergi borçlarını siliyorsunuz hem de onlara istisna ve muafiyet getiriyorsunuz yani diyorsunuz ki: “Şirketlerden alacağım vergilerden vazgeçiyorum. Bu vazgeçtiğim vergilerden de bütçede bir açık oluşacak. Bu açığı da ben zamlarla ve getireceğim ek vergilerle karşılayacağım.”

Bakın, dün bu ülkenin büyük, koca koca 3 işçi konfederasyonu bir araya geldi, birlikte bir açıklama yaptı ve Meclise dediler ki: “Vergi adaletini sağlayın.” İşçilerin eylemlerinden haberiniz var mı? “Bu ücretlerle ve bu vergilerle geçinemiyoruz.” diye eylem yapıyor işçiler ve bir şey talep ediyorlar “İnsanca bir ücret istiyoruz ve vergide adalet istiyoruz.” diyorlar. Peki, siz ne yapıyorsunuz? İşçilerin, emekçilerin, halkın sesine kulaklarınızı tıkıyorsunuz, varsa yoksa saraydan gelen talimatlar. Ve vergi adaletsizliğini daha da derinleştiren politikalarınızda ısrar ediyorsunuz.

İşte bugün görüştüğümüz yasa teklifi de dijital hizmet vergisi, konaklama vergisi ve değerli konut vergisi; bütçe açığını kapatmak için getirdiğiniz yeni vergiler. “Dijital hizmetlerin hasılatından yüzde 7,5 vergi alacağız.” diyorsunuz, “Konaklama yapanları vergiye bağlayacağız.” diyorsunuz yani diyorsunuz ki: “Kendi memleketinde tatile giden halk ayakbastı parası versin.” Değerli konut vergisiyle ise “Serveti vergilendireceğiz.” diye bir algı yaratıyorsunuz ama müteahhitleri değil, tek bir daire sahibi olanları vergilendiriyorsunuz. Getirilen bu vergiler de tıpkı KDV gibi, ÖTV gibi gelir dağılımındaki adaleti daha da bozan ve halkın ödeme gücünü dikkate almayan vergilerdir. Tekrar ediyorum: Bu getirdiğiniz vergilerin amacı bütçe açığınızın yükünü halkın sırtına yüklemektir.

Bunlar da yetmiyor, sermayeye hizmette sınır tanımıyorsunuz. Bakın, bu yasa teklifiyle 2013’ten beri taahhüt ettikleri çevre yatırımlarını gerçekleştirmeyen ve süreleri 3 defa daha uzatılan termik santrallere dördüncü kez havayı kirletme hakkı tanıyorsunuz. Teklif eğer buradan çıkarsa, yasalaşırsa Türkiye'nin en eski ve en kirli termik santralleri havayı ve doğayı kirletmeye devam edecek ve halk sağlığını tehdit etmeye devam edecek. Buradan size 14 Şubat 2019’da verdiğiniz, hep birlikte verdiğiniz sözü hatırlatmak istiyorum: Sözünüzü tutun, doğa savunucularının, halkın sözüne kulağınızı açın ve teklifi geri çekin. Çevre yatırımlarını altı yıldır hayata geçirmeyen bu şirketler bir yerden cesaret alıyor -bunlar iktidar partisi olarak sizin politikalarınızdır- çevre konusundaki politikalarınızdan cesaret alıyor, talandaki politikalarınızdan cesaret alıyor. Eğer bu geri çekilmezse çevre yatırımlarını altı yıldır hayata geçirmeyen bu şirketler havayı kirletmeye ve halk sağlığına zarar vermeye devam edecekler.

Değerli milletvekilleri, son olarak, damat Bakan bir şey dedi, dedi ki: “‘Ekonomi kötüye gidiyor.’ diye bir algı yaratmayın.” Bakın, bu bir fatura, bu fatura bir algı değil, bu fatura gayet gerçek bir fatura. 2’si çocuk 4 kişilik bir ailenin bir aylık elektrik faturası. Üstelik, çocuklar okulda, anne baba işte çalışıyor bütün gün. Ne kadar biliyor musunuz? 199 lira 90 kuruş. Bu faturanın 30 lira 48 kuruşu KDV, 8 lira 19 kuruşu ise diğer fon ve vergiler. Daha kış gelmedi, o yaptığınız zamlarla oluşan doğal gaz faturaları halka daha ulaşmadı. Bu faturalar gerçek, çarşı pazardaki yüzde 40, yüzde 30 zam gerçek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Ersoy.

Buyurun.

OYA ERSOY (Devamla) – 1,5 milyondan fazla kişinin banka hesaplarına gelen hacizler gerçek yani “Geçinemiyoruz.” diyen halk gerçek. Algı yaratmaya çalışan sizlersiniz ama artık “Ekonomimiz iyiye gidiyor.” diye bir algı yaratamayacağınızın…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Algıya gerek yok, doğrusu o ya!

OYA ERSOY (Devamla) – …o kadar farkındasınız ki damat Bakan çıkmış, yargıyla halkı tehdit ediyor ve cezalandırmaktan bahsediyor.

Değerli milletvekilleri, nüfusun yüzde 60’ının yoksulluk, yüzde 20’sinin açlık sınırında veya altında yaşam mücadelesi verdiği bir ülkede halkı ceza tehditleriyle yönetemezsiniz, böyle bir halk ceza tehdidiyle yönetilemez. Artık elinizi halkın cebinden çekin, vergide adaleti sağlayın, vergiyi tabana değil tavana yayın, o şirketlerinize yayın, onlardan alın vergiyi yani kârı ve faizi vergilendirin. Artık “Saraya nasıl bütçe aktarırız?”dan, bunu düşünmekten, buna kafa yormaktan vazgeçin; bu halk nasıl geçinecek, biraz buna kafa yoralım.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ersoy.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                          Dursun Müsavat Dervişoğlu                                Orhan Çakırlar                                            Ümit Beyaz

                                           İzmir                                                       Edirne                                                     İstanbul

                          Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                                                                                     İsmail Ok

                                          Adana                                                                                                                      Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Balıkesir Milletvekili İsmail Ok konuşacaktır.

Buyurun Sayın Ok. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Dijital Hizmet Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde İYİ PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifi üzerinde gerek grubumuzdan gerekse diğer parti gruplarından birçok arkadaşımız konuşmalar yaptı. Ben, bu akşam, özellikle seçim bölgemde ve ülkemizde tarımın içinde bulunduğu durumla ilgili konuşmak istiyorum. Ama konuşmama geçmeden önce, rengini şehitlerimizin kanından alan Millî Takım’ımız, biraz önce Avrupa yolunda -futbol olarak istenilen bir futbol oynamadı ama- berabere kalarak Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkını elde etmiş oldu. Bu vesileyle, başta bu sahada ter döken gençlerimiz olmak üzere emeği geçen herkesi kutluyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem Balıkesir özellikle tarım ve hayvancılıkta Türkiye’yi doyuran il olarak bilinmektedir. Bugünlerde, Balıkesir’imiz başta olmak üzere özellikle sahil kesimlerimizde zeytin hasadı başlamıştır, ben öncelikle bu hasat döneminin hayırlı olmasını diliyorum. Gerçekten, yazın sıcaktan, kışın soğuktan elleri çatlayan, yüzleri yanan çiftçilerimizin alın terinin, emeğinin karşılığını almasını diliyorum. Ama maalesef, tarım politikalarında Hükûmetimiz birçok konuda yanlış uygulamalar yapmaktadır. Bunlardan biri de ithalata dayalı bir tarım politikası izlenmesidir. Her yıl bu hasat dönemi geldiğinde zeytin ürünleri, özellikle zeytinyağı ithalatı yapılmaktadır. Bu da çiftçimizin alın terinin, emeğinin karşılığının alınmasında en büyük engellerden bir tanesidir. Oysaki özellikle girdi maliyetlerindeki -mazot, gübre, ilaçlamadaki- artış dolayısıyla çiftçimiz zaten alın terinin karşılığını alamamaktadır. Ve özellikle bu sene seçim bölgemde ilaçlama zamanında yapılmamıştır, ciddi bir kayıp vardır. Önümüzdeki yıllar için şimdiden önlemlerinin alınmasını diliyorum.

Sadece zeytin ve zeytinyağı ürünlerinde mi; maalesef, Türkiye’yi doyuran il olarak övünmemize rağmen, yanlış politikalar sonucunda bu kış Türkiye’nin birçok ilinde olduğu gibi Balıkesir’in merkezinde de patates kuyruğuna girmiştir hemşehrilerimiz. Peki, bunun çıkış yolu nedir? Bir: İthalat derhâl durdurulmalıdır. Çok kıymetli bölge Vekilim Adil Bey bu konuşmama pek katılmadı galiba ama bu acı gerçeği beraber yaşadık. Balıkesir’in merkezinde bunları, o uzun kuyrukları beraber gördük, bundan tabii üzüntü duyuyoruz. İki: Köylü küstürüldü. Özellikle, Avrupa Birliğine gireceğiz diye çiftçi aşağılandı, ölçüsüz bir şekilde köyden kente göçler sağlandı, topraklar boş kaldı -biraz önce de ifade ettiğim gibi- girdi maliyetleri inanılmaz bir şekilde arttı ve artık köylerde neredeyse 50 yaşın altında insanımız kalmadı. Artık, maalesef, peygamber mesleği diye övündüğümüz çobanlık için, memleketimizde genç kalmadığı için dışarıdan çoban ithal etmeye başladık. Biraz önce “Çiftçi küstü.” demiştim, toprağı da küstürdük. Niye? Özellikle seçim bölgemde, nehirlerimiz, göllerimiz ve göletlerimiz, insafsızca sanayi atıklarının ve evsel atıkların arıtılmadan sulara deşarj edilmesi dolayısıyla, artık bu sulardan bereket değil, rahmet değil, zehir akmakta ve böylece topraklarımızdan, daha önceden bal damlayan, ürün fışkıran bu topraklardan maalesef bugün çiftçimiz emeğinin karşılığını alamıyor. Özellikle Büyükşehir Yasası’yla birlikte binlerce köy bir anda mahalle oldu ve köy tüzel kişiliğine ait olan araziler satışa çıkarıldı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Ok.

İSMAİL OK (Devamla) – Sözümü tamamlıyorum.

...ve bu yağma, bu satışlarla, çiftçilikle ilgisi olmayan insanlar maalesef köylülerin elinden bu kıymetli arazileri almakta ve bu arazilerde üretim yapılamamakta. Bu konularda ne kadar söz söylesek azdır ama ben buradan son olarak şunu söylüyorum: Gerçekten Türk tarımını ve çiftçilerimizi kurtarmak istiyorsak, ithalata dayalı ve özellikle her ithalatta yandaşın zenginlediği bu politikalardan vazgeçelim, çiftçimize doğrudan destek verelim ve böylece dünyada stratejik... Önümüzdeki kısa sürede göreceksiniz, göreceğiz, eğer böyle tedbirler alınmazsa sağlıklı gıda bulamayacağız, sağlıklı gıdaya ulaşamayacağız. Ben, onun için Hükûmeti, bu yanlış politikalardan derhâl vazgeçerek özellikle seçim bölgem Balıkesir’de ve Türkiye’de Türk köylüsüne ve çiftçisine sahip çıkmaya davet ediyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ok.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 10’uncu madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.28

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18’inci Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

128 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir konu bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 19 Kasım 2019 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.31



(X) 128 S. Sayılı Basmayazı 13/11/2019 tarihli 17’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.