TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           86’ncı Birleşim

                                                                                  30 Mayıs 2019 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, terörle mücadeleye ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu’nun, Trabzon ilinin tarihî ve kültürel değerlerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut’un, 31 Mayıs Sigarasız Bir Dünya Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, öldürülen Doğanhisar Belediye Başkanı İhsan Öztoklu’ya Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

2.- Antalya Milletvekili Rafet Zeybek’in, Antalya ilinde doğaya zarar veren mermer ocaklarının faaliyetine son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, şiddetin zulüm olduğuna ve insanlığın fiziksel, psikolojik, sosyolojik, siyasal, kültürel, ekonomik, sözel, cinsel yönden şiddet sarmalına alındığına ilişkin açıklaması

4.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, kamu bankalarının esnafa, çiftçiye, emekçiye kredi vermesi gerekirken kimlere kredi verildiğini ve son bir yılda kaç vatandaşın Ankara Güvenpark Anıtı’nda zor durumda olduğu için kendini yakmak isteyen esnaf gibi canına kıymak istediğini bu tablodan utanması gerekenlerden öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

5.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle uzun süreli sözleşmelere göre çalışan yemek firmalarının mağduriyetine ve Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinin yol sorununa ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, İslam âleminin mübarek Kadir Gecesi’ni tebrik ettiğine ve yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı’nı Cenab-ı Hak’tan niyaz ettiğine ilişkin açıklaması

7.- Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in, sağlıkta bir dünya modeli ortaya konulduğuna ve Bursa ilinde hizmete sunulan hastanelere ilişkin açıklaması

8.- Amasya Milletvekili Hasan Çilez’in, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı’na ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, İstanbul Eyüpsultan İMKB Lisesinde yaşanan olaya ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, millî servetimiz olan Numune Hastanesi ile Yüksek İhtisas Hastanesinin hastane olarak Türk milletine hizmet etmeye devam etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, gönül belediyeciliğiyle hizmete talip olan AK PARTİ’nin insan merkezli yürüteceği hizmetlerin neler olduğuna ilişkin açıklaması

12.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, sanayi kenti olan Kocaeli ilinin aynı zamanda doğal zenginliğe sahip turizm kenti olduğuna ilişkin açıklaması

13.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Fatih Sultan Mehmet’e Hocası Molla Gürani’nin “Bizans imparatorlarına benzemeye çalışıyorsan bil ki onları bu gösteriş mahvetti.” ikazından ders alınması, başta Külliye olmak üzere devletin bütün kurumlarının lüksten ve israftan uzak durması gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, “Zümrüt Apartmanı” adlı kitabın toplumda infial etkisi yarattığına, sağlıklı nesiller yetişebilmesi için eğitim sistemimiz başta olmak üzere devletin yerine getirmesi gereken vazifeler olduğuna ilişkin açıklaması

15.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, Türk aile yapısını bozmaya yönelik programların yayından kaldırılması gerektiğine, Türk İslam âleminin Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı sırasında şehit düşen Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine, SPK’nin emeklilik fonlarında standart ve para piyasası fonlarına alınacak varlıklara ilişkin düzenlemeye gittiğine, Hükûmeti geçim sorunlarına yoğunlaşmaya davet ettiklerine, Danıştay savcısının Sakarya ilindeki Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesi işleminin iptaline yönelik mütalaasını değerli bulduklarına, Kocaeli ilindeki kayıtlı işsiz sayısındaki artışa, FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklu bulunan Amerikan vatandaşı Serkan Gölge’nin serbest bırakılmasından sonra sırada kimin olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

17.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı sırasında şehit düşen Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine, kamu avukatlarının özlük hakları yönünden yaşadığı mağduriyet ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçi ve memurların sorunlarının giderilebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerekli çalışmaları yaptıklarına, Kadir Gecesi ile Ramazan Bayramı’nın Türk milletine, İslam âlemine huzur getirmesini niyaz ettiklerine ilişkin açıklaması

18.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Diyarbakır ili Kayapınar Belediyesi çocuk kreşinde yaşanan işgal girişimine, Bismil Belediyesi ile Mardin Belediyesinde yapılan talana, Halfeti, Urfa ve Ankara’dan gelen işkence haberleriyle ilgili Meclisin harekete geçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Tunceli ilinde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile Vali Tuncay Sonel arasında işletmeler sebebiyle yaşanan gerginliğe, SGK’nin aylık sigortalı sayısı istatistiklerini açıklamama sebebine ve SGK gibi siyaset dışı olması gereken bir kuruma bu verileri açıklatmayan iradenin ne olduğunu öğrenmek istediklerine, açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne, nafakayla ilgili yapılan düzenlemeye ve Meclisin demokrasiye, rejime sahip çıkması gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı sırasında şehit düşen Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine, ramazan ayının bereketiyle Genel Kurulun çalışma yönünden başarılı bir hafta geçirdiğine, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla son kararları Meclisin vereceğine, Rabb’im cümlemizi Kadir Gecesi’ni hakkıyla idrak edenlerden eylemesine ve hayırlı Ramazan Bayramı dilediğine ilişkin açıklaması

21.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, isyanların, ortaya çıkan isyan girişimlerinin ve kalkışmaların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

24.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, ülkede Kürt sorunu olduğunun açık olduğuna, HDP’nin MHP’nin tehditlerine boyun eğecek bir parti olmadığına, PKK’nin dört yıldır alıkoyduğu askerleri kurtarmak için niçin bir şey yapılmadığını öğrenmek istediklerine, Meclisin taziye yeri olmadığına, Kürt sorununun demokratik çözümünün bu Meclisin görevi olarak önünde durması gerektiğine ilişkin açıklaması

25.- Sakarya Miletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak 82 milyon Türkiye’nin huzurlu olması için fedakârlık göstereceklerine, asla ve asla terör odaklarına müsaade etmeyeceklerine ilişkin açıklaması

26.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Sakarya Miletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve HDP olarak Türkiye’nin birliğini, beraberliğini düşünen, ağır bedeller ödeyen bir parti olduklarına ve Seyit Rıza’nın Kürtlerin dedesi olduğuna ilişkin açıklaması

27.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, kamuda çalışan sözleşmeli personelin kadro beklediğine, şehir hastanelerinde emekçilerin işten çıkarıldığına, kadın taciz ve tecavüzleri ile çocuk istismarına son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün, diyabet hastalarının yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

29.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Ordu ve Giresun yaylalarında topyekûn yıkım yapıldığına, hayvancılık için, tarım için elli altmış yıldır kullanılan binaların yıkılmasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

30.- Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un, 31 Mayıs Sigarasız Bir Dünya Günü’ne ilişkin açıklaması

31.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, yaşanan dolu ve sel nedeniyle Amasya ile Tekirdağ Malkara’nın doğal afet kapsamına alınmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

32.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, BAŞKENTGAZ üzerinden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik karalamayla algı yaratılmaya çalışıldığına ilişkin açıklaması

33.- Bursa Milletvekili Atilla Ödünç’ün, Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası’na ilişkin açıklaması

34.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz’ın 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü kutlamalarına Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının davet edilmediğine ilişkin açıklaması

36.- Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un, bayram ikramiyesinden faydalanamayan emeklilerin mağduriyetinin giderilmesi ve ikramiyelerin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

37.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın şahsiyatla uğraştığına ilişkin açıklaması

39.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Denizli Milletvekili olması hasebiyle Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında Meclisin mehabetine yakışmayan üslubu nedeniyle özür dilediğine ilişkin açıklaması

40.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, torba yasa teklifinin yanlış bir yasama biçimi olması nedeniyle 68 sıra sayılı torba Yasa Teklifi’nde karşı oldukları maddeler olduğu gibi destekledikleri maddeler de olduğuna, CHP Grubu olarak tutumlarının teklifin bütünü üzerinde herhangi bir oy kullanmama yönünde olduğuna ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Romanya Temsilciler Meclisi Avrupa İşleri Komisyonu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin TBMM Başkanlık Divanının 15/5/2019 tarih ve 16 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/764)

 

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68)

2.- İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 49 Milletvekilinin Askeralma Kanunu Teklifi (2/1940) ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 69)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1187) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S.Sayısı:17)

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1771) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 57)

 

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Teklifler (Tekririmüzakere)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Madde 14)

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Genel Kurulun 30 Mayıs 2019 tarihli 86’ncı Birleşiminde kabul edilen 14’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine dair Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının talebi İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca uygun görüldüğüne ilişkin görüşü

2.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 31 Mayıs 2019 Cuma günü toplanmamasına ilişkin önerisi

 

IX.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 68) İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin oylaması

2.- (S.Sayısı:17) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’nin oylaması

3.- (S. Sayısı: 57) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’nin oylaması

 

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, TBMM’nin içinde bulunduğu bölgenin "TBMM Külliyesi" olarak adlandırılmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11819)

2.- Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un, norm kadro çalışmalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11822)

3.- Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un, TBMM İdari Teşkilatında görev yapan müşavir unvanlı personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11823)

4.- Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un, mülga Başbakanlıktan atanan personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11824)

5.- Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un, TBMM İdari Teşkilatında şahsa bağlı kadrolarda görev yapan personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11825)

6.- Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, Halkla İlişkiler Binasının engelli erişimine uygunluğuna ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11930)

30 Mayıs 2019 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86’ncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, artan terör olayları hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Mustafa Destici’ye aittir.

Buyurun Sayın Destici.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, terörle mücadeleye ilişkin gündem dışı konuşması

MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) – Saygıdeğer Başkanım, kıymetli milletvekilleri; sizleri ve bizleri takip eden milletimin her bir ferdini saygıyla, sevgiyle ve muhabbetle selamlıyorum.

Öncelikle, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yürüttüğü Pençe Harekâtı’nda şehit olan Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan kardeşlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum, mekânları cennet ve âli olsun.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türk milleti ordu millettir. Hayatımızın her döneminde, o anki tahsilimiz, makamımız ve görevimiz ne olursa olsun, kendimizi şerefli Türk ordusunun bir mensubu hissettik. Dolayısıyla, harekâtla ilgili ayrıca bir destek cümlesi kurma ihtiyacı dahi duymadan, her daim yanlarında olduğumuz Mehmetçiklerimize Yüce Rabb’imden muvaffakiyetler niyaz ediyorum.

Kıymetli milletvekilleri, yerli savunma sanayimizin, ordumuzun operasyon yeteneğine sahada sağladığı katkıyı görmemiz ve ölçebilmemiz açısından da harekâtı ciddiyetle ve dikkatle takip etmekteyiz. Pençe Harekâtı, Kandil’in harekât alanının sınırlanması ve lojistik yollarının kapatılması için stratejik ve hayati bir öneme sahiptir. Harekâtı, daha önce defalarca dile getirdiğimiz, her ne şartta olursa olsun ve bedeli ne olursa olsun Fırat’ın doğusunun yani Suriye’nin kuzeydoğusu ve Irak’ın kuzeyinin kontrol altına alınmasıyla ilgili önemli bir adım olarak görüyor, milletimizin varlığını hedef alan terörün hak ettiği akıbetle sonlandırılmasının başlangıcı olmasını temenni ediyorum.

Bölge coğrafyasının şartları ve jeopolitiği itibarıyla güvenliğin kalıcı olabilmesi için, İran ve Irak Merkezî Yönetimi’yle iş birliğinin önemine vurgu yapmak istiyorum. Bu kapsamda, Irak Cumhurbaşkanı Barham Salih’in Türkiye'yi ziyaretini önemli buluyor, terör konusunda Türkiye ve Irak’ın iş birliğinin kalıcı olmasını diliyorum. Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki kararlılığı, İran ve Irak için, bu ülkelerin güvenliği ve toprak bütünlüğü için de önemli bir fırsattır. Ayrıca, bölgede kendilerini oyun kurucu olarak gören ABD ve Rusya yönetimleri Türkiye’nin güvenliğini riske edecek hamlelere girişmemeli, bundan, başta bölgede yaşayan sivil halk olmak üzere hiç kimsenin fayda sağlamayacağı unutulmamalıdır. PKK’yı enterne ederken YPG’nin, PYD’nin kalıcılaştırılması gayretleri bu işe girişenlerin terörle mücadelede samimi olmadıklarının açık bir göstergesidir.

Aziz milletim, Irak ve Suriye toprakları Araplar ve Kürtlerden ibaret bir bölge değildir. Türkler, bu bölgenin bin yılı aşkın bir süredir asli ve en önemli unsurlarındandır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ise bölgedeki Türkmen varlığının güvenliğinin teminatıdır. Bu vesileyle Türkiye’nin en başından beri Irak’ın ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün yanında olduğunu tekrar hatırlatıyorum.

Burada vurgu yapmak istediğim bir husus da terörün tüm unsurlarıyla mücadeleden asla vazgeçilmemeli ve katiyen yeni bir müzakere sürecine dönülmemelidir. Özellikle de Türkiye bu dönemde şu üç şeyden vazgeçmemeli ve geri adım atmamalıdır: Birincisi, S400’lerin alımı; ikincisi, Suriye’nin kuzeydoğusuna yani Fırat’ın doğusuna inşallah bayramdan sonra gerçekleşeceğini ümit ettiğimiz harekât ve üçüncüsü de Doğu Akdeniz havzasındaki kazanımlarımız.

Tekraren, şehitlerimize rahmet, kahraman ordumuza muvaffakiyetler diliyorum.

Değerli milletvekilleri, birkaç cümleyle, sık sık karşımıza çıkan ve milletçe vicdanlarımızı kanatan bir hususa değinmek istiyorum. Pedofili, ülkemizde maalesef gündemden düşmeyen ve çözüm bulmakta zorlandığımız bir problem hâline dönüşmüştür. Kararlılıkla ifade etmek istiyorum, bir ülkede bir suç önlenemiyorsa yapılacak ilk işlerden biri o suça dair cezaları yeniden gözden geçirmek olmalıdır. Konuyla ilgili alınacak başka önlemler elbette olacaktır. Tıbbın psikiyatriye ait akademik dalı başta olmak üzere, yürütme, sosyoloji, eğitim, kolluk kuvvetleri ve yerel yönetimler dâhil olmak üzere çocuk istismarı konusunun alanını genişleterek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan.

MUSTAFA DESTİCİ (Devamla) – …ailelerinin yanında da olsa kötü muameleye maruz kalan, özellikle sokaklarda çalıştırılan, dilendirilen çocuklarımızı da kapsayacak şekilde bu alanda acilen çalışma yapılmalıdır. Yasa koyucu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu konuda cezaları yeniden düzenleme hususunda üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bu konu bugün itibarıyla artık zaruret hâlini almıştır.

Cumhuriyeti kuran Gazi Meclisin mensupları olarak milletimize, gelecek nesillere ve tarihe karşı sorumluluk taşıyoruz. Şunu asla unutmayalım: Eğer devlet çocuklarını koruyamıyorsa devletin kutsallığına dair söylenen her söz anlamını hafifletecektir ve yitirecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisin siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyor, necip milletimizin ve tüm İslam âleminin mübarek Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Trabzon’un tarihî ve kültürel değerleri hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu’ya aittir.

Buyurun Sayın Kalyoncu. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu’nun, Trabzon ilinin tarihî ve kültürel değerlerine ilişkin gündem dışı konuşması

HASAN KALYONCU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Trabzon’un tarihî ve kültürel değerleri hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Son aylarda Trabzonlulara yönelik çeşitli imalarda bulunulmaktadır. Bir evladı olmakla iftihar ettiğim Trabzon’a ve Trabzonluya yönelik ima ve ithamların hepsi gizli bir Pontusculuk iddiasına hizmet eden ihanet ifadeleridir.

Bilinen Trabzon tarihi milattan önce 7’nci yüzyıla dayanmaktadır ve bu tarihin başlangıç safhasında -öğrenmek isteyenler için söylüyorum- Saka Türkleri vardır. Yani milattan önce 7’nci yüzyıldan beri Trabzon Türk yerleşim yerlerinden biridir. Ayrıca bölgede Kuman-Kıpçak Türklerinin varlığı hâlâ izlerini yer isimlerinde net olarak ortaya koymaktadır. Bir dönem Trabzon’un Bizans’ın hüküm sürdüğü bölgede yer alması bölgede Türk varlığını ortadan kaldırmamıştır, sadece bölgeye Rumların yerleşmesine sebep olmuştur. 1461’de Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedildiğinde Kaleiçi’nde 2 bin kadar Türk’ün yaşadığı kaydedilmiştir. Bu tarihten sonra da Trabzon beş yüz elli sekiz yıldan beri Türk’tür, Türk’ündür ve ilelebet Türk kalacaktır. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bunun yanında, tarihî kayıtlara bakıldığında, Orhan Gazi döneminden itibaren Trabzon’da ahi ocaklarının da var olduğu ayrı bir gerçektir.

Rus Savaşı’nda Trabzonluların verdikleri milis savunma savaşının her anı birer kahramanlık destanıdır. Çaykara’da Sultan Murat Yaylası, Of’da Baltacı Deresi ve Arsin’de Yanbolu Deresi savaşlarda Trabzonluların azgın Rus ordularına karşı verdiği mücadele alanlarından sadece birkaçıdır.

Kurtuluş Savaşı döneminde ise işgal yıllarında silahlandırılmış Rum çetelerin Pontusculuk iddialarıyla başlattıkları Türk ahaliye karşı kıyım, Gazi Meclisimizin emrindeki merkezî ordunun marifetiyle sona erdirilmiştir.

Gazi Meclisimizde Trabzonlular hakkında konuşanlara bir tavsiyede bulunacağım: Bir de Erivan ve Erbil gibi şehirlerin Türkmen şehri, Türk yurdu olduğunu gündeme getirsinler ve burada yapılan ırkçı saldırılara karşı da tavır koysunlar.

Tarih kitaplarını okumadan, bilgi edinmeden “Yok Trabzon’a gittim, orada onu gördüm; yok bir yere benzettim.” ifadeleri en basit ifadeyle cahilliktir.

Yıllardan beri en yoğun misyonerlik faaliyetleri Trabzon’da yürütülmüştür fakat Trabzonlular bu oyuna geçit vermemiştir. Hangi görüşe mensup olursa olsun, vatan, millet söz konusu olduğunda Trabzon tek yumruk olan bir şehirdir. PKK’nın faaliyetlerini Karadeniz’e taşıması tesadüf değildir ve diyoruz ki: “Eren, iyi ki varsın.” Bölücülere karşı mücadelenin sembolü hâline gelen Eren Bülbül kardeşim, ruhun şad olsun. Buradan tüm şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu duygularla hatırlatmak isterim ki Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olduğunu, vatanımızın terk edilecek bir çakıl taşı olmadığını; hiçbir Türk’ten, başkaları öyle istiyor diye vazgeçemeyeceğimizi biliniz. Bizim için bu devlete vatandaşlık bağıyla bağlı her birey değerlidir ve hiç kimse arasında etnik ve inanç kökenine göre ayrım yoktur, tek ayrım vatan hainlerine karşıdır. Milleti ve ülkesiyle bölünmez, ebet müddet Türkiye Cumhuriyeti’nin garantisi, çatısı altında bulunduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Millet, vatan ve devletin bekası için yapmadığımız fedakârlık kalmayan biz Türk milliyetçileri, evelallah millî birlik ve bütünlüğümüzün de teminatıyız.

Yurt içinde ve dışında ihanete karşı varlık mücadelemizin fiilî kahramanları Mehmetçiklerimize buradan başarılar diliyorum, zafer ve sağlıkla yuvalarına dönmelerini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Bu vesileyle Türk İslam âleminin Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutluyor, devletimize ve milletimize hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Gündem dışı üçüncü söz, 31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut’a aittir.

Buyurun Sayın Durgut. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut’un, 31 Mayıs Sigarasız Bir Dünya Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Dünya Sağlık Örgütü 1988 yılından beri her yıl 31 Mayısı, önlenebilir ölüm ve hastalıkların en önde gelen nedeni tütün epidemisine dikkat çekmek, sigara endüstrisinin halk sağlığını tehdit eden taktikleri konusunda farkındalık oluşturmak, sigara bağımlılığıyla mücadelede kanıta dayalı politikalar ve müdahaleleri savunmak ve gelecek nesilleri bu öldürücü salgından korumak için sigarasız bir dünya günü olarak kutlamaktadır.

Sigarasız bir dünya... Gerçekten de sigarasız bir dünya nasıl olurdu, gelin hep birlikte tahayyül etmeye çalışalım. Dünya sigarayla hiç tanışmamış olsaydı, dünyada her yıl 7 milyon kişi, ülkemizde her yıl 100 bin vatandaşımız sigara yüzünden hayatını kaybetmiyor olacaktı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 700 milyon çocuk yani dünyadaki çocukların yarısı, öldürücü sigara dumanına maruz kalmayacaktı. Sigara içmediği hâlde başkalarının sigara dumanına maruz kalan 700 bin insan ölmeyecekti. Akciğer kanseri nadir görülen bir hastalık olacaktı. Akciğer kanserine bağlı erkek ölümlerinde ülkemiz dünyada 1’inci sırada yer almayacaktı ya da 1950 yılından itibaren kadınlarda sigara kullanımının yaygınlaşması sonucu akciğer kanserine bağlı ölümler yüzde 600 oranında artmayacak ve akciğer kanseri kadınlar arasında 1 numaralı kanser ölümü sebebi olmayacaktı. Çok uluslu sigara şirketleri milyarlarca dolar kazanırken ülkemizde sigara kaynaklı hastalıklar için her yıl 9 milyar harcamayacaktık.

Dünya sigarayla hiç tanışmamış olsaydı, sigara devleri yüzünden yaşanan pek çok çevre felaketi yaşanmıyor olacaktı. Mesela ülkemizde her yıl 35 bin ton sigara izmariti sokaklarımızı, kumsallarımızı, denizlerimizi, parklarımızı kirletmiyor olacaktı.

Sayın milletvekilleri, dünyada 120’den fazla ülkede, 4 milyon hektardan fazla tarım alanında tütün yetiştirilmektedir. Açlıkla mücadele eden Afrika ülkeleri de dâhil, geri kalmış ülkelerde kuralsız yapılan tütün tarımı, çevre ve insan sağlığını tehdit etmektedir. Biyoçeşitliliğin azalmasına, çoraklaşma ve erozyona neden olan endüstriyel tütün tarımı çok fazla kimyasal madde kullanımı da gerektirmektedir. Eğer dünya hayal ettiğimiz gibi sigarasız olsaydı, Afrika’da kısıtlı olan toprak ve su kaynakları bu kimyasallarla kirlenmeyecekti ya da tütün tütsülemek için kesilen ağaçlar yüzünden her yıl 200 bin hektar orman yok olmayacaktı. Geri kalmış ülkelerde tütün tarımı yerine normal tarım yapılsaydı, 20 milyon aç insana yetecek kadar gıda üretilebilecekti.

Sayın milletvekilleri, sigaranın zararlı etkilerini araştıran bilimsel çalışmalar 1940’lı yılların sonuna doğru başlamış ve sigaranın kanser yapıcı ve öldürücü bir ürün olduğuna dair kanıtlar hızla artmıştır. 1964 yılında ise American Surgeon General Raporu’nda sigaranın akciğer kanserine neden olduğu resmî olarak ilan edilmiştir. Buna rağmen, çok uluslu sigara şirketleri, her dönem yeniledikleri pazarlama taktikleriyle dünyanın her yerinde etik dışı faaliyetlerine devam etmektedir. Bugün hâlâ, çocuk ve gençler de dâhil milyonlarca insan bu öldürücü ürüne bağımlı hâle gelmektedir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; çocuk ve gençleri korumak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 58’inci maddesi uyarınca anayasal görevimizdir. Belki çok yakın bir gelecekte çocuklarımıza sigaradan tamamen arınmış bir dünya armağan edemeyebiliriz ama bilimsel temelli politika ve düzenlemelerle onları bu öldürücü salgının etkilerinden koruyabiliriz.

2008 yılından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımızın bu alandaki liderliği ve iradesi neticesinde, halk sağlığında reform niteliğinde çok önemli yasal düzenlemeleri hayata geçirdik. Bu yasal düzenlemeleri tavizsiz uygulamak, değişen ihtiyaçlara göre geliştirmek ve bu alanda farkındalığı hep taze tutmak başarı ve sürdürülebilirlik için hayati önem arz ediyor.

31 Mayıs Sigarasız Bir Dünya Günü’nün mücadele azmimizi ve inancımızı bir kez daha yenilemek için harika bir fırsat olduğunu düşünüyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Buyurun Sayın Erdem.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, öldürülen Doğanhisar Belediye Başkanı İhsan Öztoklu’ya Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ORHAN ERDEM (Konya) – Geçen hafta Cuma günü Doğanhisar’da Cumhur İttifakı’nda Milliyetçi Hareket Partisinden seçilen Başkanımız İhsan Öztoklu ne yazık ki önceki dönem İYİ PARTİ Belediye Başkanı ve bu dönem adayının çocuklarıyla birlikte çıkarılan arbedede kalbinden aldığı bıçak darbeleri sonucu hayatını kaybetti. Hayatının baharında, 42 yaşında, evli, 2 çocuk babası Başkanımızı görev şehidi olarak kaybettik. Hiçbir makamın bir damla insan kanından daha kıymetli olmadığını hepimiz biliyoruz. Allah bir daha böyle bir olay yaşatmasın. Doğanhisar ilçemiz böyle bir konuyla anılmaktan ayrıca çok üzülmüş ve asıl bıçak darbeleri Doğanhisarlıların kalbini yaralamıştır. Doğasıyla, insan sevgisiyle, vatana olan aşkıyla en çok şehit veren ilçemiz olarak böyle bir konunun yaşanması hepimizi derinden üzmüştür.

Görev şehidimiz İhsan Öztoklu’ya tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Muhterem ailesinin ve Doğanhisarlılarımızın başı sağ olsun.

BAŞKAN – Sayın Zeybek…

2.- Antalya Milletvekili Rafet Zeybek’in, Antalya ilinde doğaya zarar veren mermer ocaklarının faaliyetine son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

RAFET ZEYBEK (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Antalya’da yaşayan Yörükler şimdilerde göç yollarındalar. Ancak Yörüklerin göç yolundaki manzara ve yaşam alanları dağlar, mermer ocakları tarafından harap ediliyor. Akseki’de Güzelsu, Pınarbaşı, Çatlıçukur ve Çukurköy mahallelerinde sit alanlarının tam ortasında açılma yapılmaktadır. Bu ocaklar nedeniyle çok sayıda endemik bitki ve hayvan türü, zeytinlikler, tarih ve doğa, birçok alan yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Mermer ocaklarının faaliyetlerine derhâl son verilmelidir. Antalya’nın doğası ranta teslim edilmediğinde her şey çok güzel olacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

3.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, şiddetin zulüm olduğuna ve insanlığın fiziksel, psikolojik, sosyolojik, siyasal, kültürel, ekonomik, sözel, cinsel yönden şiddet sarmalına alındığına ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şiddet zulümdür. Şiddet güç ve baskı uygulayarak insanların bedeni ve ruhi açıdan zarar görmesine neden olan bireysel ve toplu hareketlerin tümüdür. İnsanlık tarihi kadar eski bir olgu olan şiddetle insanın yolları farklı zaman ve mekânlarda kesişmiştir. Ancak günümüzde dünyanın her bir bölgesinde yaşanan farklı türlerdeki şiddet olayına bakıldığında bugünün en önemli ve öncelikli sorununun şiddet olduğu görülecektir. İnsanlık bugün fiziksel, psikolojik, sosyolojik, siyasal, kültürel, ekonomik, sözel, cinsel ve diğer pek çok yönden şiddet sarmalına alınmış durumdadır. Aile ve aile üyelerinin birbirlerine uyguladıkları şiddet; kadına, çocuğa, yaşlıya uygulanan farklı şiddet türleri; toplumda savunmasız insanlara ve engellilere yönelik şiddet uygulamaları; hayvanlara ve tabiata karşı yapılan tahribat; törenin, terör ve anarşinin şiddeti insanı kuşatmış hâldedir. Kültürümüzde şiddet, zulüm kavramıyla ifade edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yeşil…

4.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, kamu bankalarının esnafa, çiftçiye, emekçiye kredi vermesi gerekirken kimlere kredi verildiğini ve son bir yılda kaç vatandaşın Ankara Güvenpark Anıtı’nda zor durumda olduğu için kendini yakmak isteyen esnaf gibi canına kıymak istediğini bu tablodan utanması gerekenlerden öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün biraz önce Ankara Güvepark’ta Ulu Önder Atatürk’ün “Türk, övün, çalış, güven.” yazılı anıtı önünde esnaf bir vatandaşımız üzerine benzin döküp kendisini yakma girişiminde bulundu. Bu vatandaşımız diyor ki: “Evime lokma götürmekte zorlanıyorum. Tefeciden yüksek faizle borç aldım ve zor durumdayım, sesimi duyurmak istiyorum.” Vatandaşımız CİMER’e çok defa dilekçe yazmış ancak cevap alamamış. Yaşadığı Urfa’dan çıkıp Ankara’ya yetkililerle görüşmeye gelmiş ama kimse ilgilenmemiş. Son çare kendisini yakmak istiyor. Bu tablodan utanması gerekenlere soruyorum: Kamu bankaları esnafa, çiftçiye, emekçiye kredi vermesi gerekirken kimlere kredi veriyor ki bu vatandaşımız tefeciden borç para almak zorunda kalıyor. Son bir yılda kaç vatandaşımız aynı zorlukları yaşadığını söyleyerek canına kıymak istedi? Meclis gündemi bir ilçenin adını değiştirmek için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztunç…

5.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle uzun süreli sözleşmelere göre çalışan yemek firmalarının mağduriyetine ve Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinin yol sorununa ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Türkiye’de binlerce yemek firması var ve bunların çoğunluğu da kamuya hizmet sağlıyor. 2018 yılının Ağustos ayında ihaleyi alan bir firmanın o dönemki fiyatlarıyla bu dönemki fiyatları arasında dağlar kadar fark var. Bakın, o dönem, 2018 Ağustosta bir teneke ayçiçek yağı 80 TL iken şu anda 120 TL. 1 kilogram pirinç 4 TL iken şimdi 7 lira. Sebze aldı başını gitti, yüzde 200 arttı. 10 kilogramlık salçanın tenekesinin fiyatı 30 TL’ydi şimdi 88 TL civarında. Bu firmalar zarar ediyorlar, zarar ötesi batıyorlar, iflas açıklamaya başladılar. Ya bu ihaleler feshedilsin ya da fiyat farkı şirketlere uygulansın. 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu çıkarıldı; evet, doğru bir iş yapıldı ama maalesef bu şirketler başvuruyorlar, ne hikmetse yemek firmalarının bu başvuruları reddedilmiyor, yemek firmalarına da özel hassasiyet gösterilmesini talep ediyoruz.

Ayrıca seçim bölgem Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinin Tetirlik, Ortaköy ve Şahintepesi köylerinin yolları hâlâ yapılamadı, bir yıldır burada bu köylerin yollarını dile getiriyoruz ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

6.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, İslam âleminin mübarek Kadir Gecesi’ni tebrik ettiğine ve yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı’nı Cenab-ı Hak’tan niyaz ettiğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Allahutaala’nın kullarına şefkatinin bir tecellisi olan rahmet, mağfiret ve bereket ayı ramazanın son günleri içerisindeyiz. Kur’an-ı Kerim’in kendi ifadesiyle “Bin aydan daha hayırlıdır.” dediği Kadir Gecesi’ni yarın akşam inşallah idrak edeceğiz. Bin ay ortalama 80 yıllık bir insan ömrüne tekabül eder, her sene gelen Kadir Gecesi müminlere bir ömür bahşederken âdeta hayat muhasebesi yapmalarına, ömürlerini nasıl ve ne uğurda harcadıklarını fark etmelerini istemektedir. Başta ülkemiz ve gönül coğrafyamız olmak üzere bütün İslam âleminin mübarek Kadir Gecesi’ni en güzel temenni ve duygularımla tebrik ediyorum. Yaklaşmakta olan Ramazan Bayramı’na sağlık, afiyet içerisinde, huzur ve mutlulukla erişebilmeyi Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Esgin…

7.- Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in, sağlıkta bir dünya modeli ortaya konulduğuna ve Bursa ilinde hizmete sunulan hastanelere ilişkin açıklaması

MUSTAFA ESGİN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

On altı yılda sağlıkta bir dünya modeli ortaya çıkardık. Bu başarı hikâyesinin gerçek kahramanı her zaman en büyük ilham kaynağımız olan aziz milletimizdir. Bursa’da son on altı yıl içinde 16 yeni hastane açarak hizmete sunduk, ülkemizdeki 10’uncu şehir hastanesi de Bursa’da kısa bir süre içinde açılacaktır. Bünyesinde genel hastane, kalp damar, onkoloji, kadın doğum ve çocuk, fizik tedavi ve psikiyatri olmak üzere 6 hastane olarak şehir hastanesi önemli bir ihtiyaca cevap verecektir. Evet, fiziksel ömrünü tamamlamış 3 hastaneyi kapatarak yerine 6 hastaneyi kapsayan şehir hastanesini açıyoruz. Şehir hastanesiyle toplam yatak sayımızda artı 530 nitelikli yatak, artı 150 yoğun bakım, artı 26 yanık ünitesi olarak hizmete girecektir. Ayrıca Bursa Büyükşehir Belediyesinin aldığı önlem ve düzenlemelerle şehir hastanesi ulaşımında herhangi bir sorun yaşanmayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çilez….

8.- Amasya Milletvekili Hasan Çilez’in, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı’na ilişkin açıklaması

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sınırlarımızın ötesinde terörü kaynağında bitirmek için Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından icra edilen Pençe Harekâtı’nda Rabbim Mehmetlerimizi muhafaza ve muvaffak eylesin. Milletimizin huzur ve refahı için Pençe Harekâtı’nda şehit olan Giresun Espiyeli Teğmen Raşit Aydın ve Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesinden Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan şehit olmuşlardır. Rabbim şehadetlerini kabul eylesin, milletimizin başı sağ olsun.

Güçlü ordu güçlü Türkiye için vazgeçilmezdir. Anadolu coğrafyası konum itibarıyla güçlü orduyu vazgeçilmez kılmaktadır. Terörle mücadele eden askerimizin, polisimizin, jandarmamızın ve korucularımızın moral motivasyonlarını bozucu sözlerden ve tavırlardan sakınmalıyız; aksine, morallerini yükseltici söz ve tavırları başta biz siyasetçiler göstermeliyiz. Güney sınırlarımızda ve Akdeniz’de bir oldubittiye müsaade etmemek hepimizin tarihî görevidir. Yüz yıl önce Musul ve Kerkük’te olduğu gibi, tarih tekerrür ettirilmemelidir. Tüm vatanperverlere bu çerçevede, sorumluluklarının bilincinde olarak davranmalarını hatırlatır, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Sayın Kenanoğlu…

9.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, İstanbul Eyüpsultan İMKB Lisesinde yaşanan olaya ilişkin açıklaması

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, İstanbul’un Eyüp ilçesine bağlı Karadolap Mahallesi’nde bulunan Eyüp Sultan İMKB Lisesinde okuyan bir öğrenci din dersi sırasında, oruç tutmaması sebebiyle öğretmen tarafından dersten atılmıştır. Öğretmenlik yapan Orhan Salim isimli şahsın mesleğinin öğretmenlik olmadığı, esasen cami imamlığı yaptığı da gelen bilgiler arasındadır. Öğrencinin yaşananları ailesine anlatması, ailenin de bunun üzerine yaşananları konuşmak amacıyla okul müdürüyle gerçekleştirdikleri görüşmede okul müdürü konuyu “Aramızda halledelim.” yollu lakayt bir yaklaşımla karşılamıştır. Öğretmenlik vasfı olmayan bu Orhan Salim isimli şahsın icra ettiği pratiğin neticesi ortadadır. Görevine devam etmesinin öğrenciler açısından pedagojik anlamda negatif sonuçları olacaktır. Bu şahsın derhâl görevden alınması ve konunun üzerini kapatmaya yönelik bir tavır sergileyen okul müdürü hakkında da idari işlemlerin başlatılması gerekmektedir. Konunun ve sürecin takipçisi olacağımızı buradan beyan ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, millî servetimiz olan Numune Hastanesi ile Yüksek İhtisas Hastanesinin hastane olarak Türk milletine hizmet etmeye devam etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Bilkent Şehir Hastanesi, Ankara Numune ve Yüksek İhtisas Hastanelerinin ekipmanı ve kadroları taşınarak kısmen açılmıştır. Şehir Hastanesi, bildiğimiz kadarıyla, anahtar teslimi şeklinde ihale edilmiştir. Şimdi bazı hastanelerin taşınmasını endişeyle izliyoruz. Taşınan Ankara Numune Hastanesi cumhuriyetimizin ilk hastanelerindendir. Bu zamana kadar tüm Türkiye’ye hizmet etmiştir. Aynı zamanda, Türk tıbbına binlerce uzman hekim yetiştirmiştir, Türkiye’nin en büyük hastanesidir. Yüksek İhtisas Hastanesi de efsane hastanelerimizdendir. Bu iki hastane millî servetimizdir, göz bebeğimizdir; bunların kapatılmasını anlamak mümkün değildir. Numune Hastanesi, Yüksek İhtisas Hastanesi Türk milletine hastane olarak hizmet etmeye devam etmelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Karahocagil…

11.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, gönül belediyeciliğiyle hizmete talip olan AK PARTİ’nin insan merkezli yürüteceği hizmetlerin neler olduğuna ilişkin açıklaması

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – “Memleket işi gönül işi” diyerek, gönül belediyeciliğiyle milletimizin hizmetine talip olan AK PARTİ’nin yeni dönemde insan merkezli yürüteceği hizmetlerin temel ilkeleri şunlardır:

Şehir planları hakkaniyete uygun hazırlanacak, altyapı ve ulaşım tüm şehirlerde çözülecek, kentsel dönüşüm vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına göre yürütülecek, benzersiz şehirler kendi hikâyelerine uygun geliştirilecek, akıllı şehirlerle teknolojinin tüm imkânlarından faydalanılacak, çevreye saygılı şehirler imar edilecek, sosyal belediyecilik yaygınlaştırılacak, yatay şehirleşme desteklenecek, halkla birlikte yönetim sergilenecek, tasarruf ve şeffaflığa önem verilecek, değer üreten şehirler kurulacak.

Yirmi dört yıldır AK PARTİ’nin ak belediyeciliğiyle dünyanın en güzel kenti olma özelliğine kavuşan İstanbul’umuz, 23 Haziranda da tekrar “Ak belediyecilikle devam.” diyecektir inşallah.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

12.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, sanayi kenti olan Kocaeli ilinin aynı zamanda doğal zenginliğe sahip turizm kenti olduğuna ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kocaeli’miz, bir sanayi kenti olmakla beraber aynı zamanda yüzölçümünün yüzde 43’ü orman olan, ciddi bir doğal zenginliğe sahip turizm kentidir.

Coğrafyamızda yetişen bitki ve hayvan türlerini içinde barındıran, doğal çevresiyle birlikte 400 dönüme yayılan dev Ormanya Parkı Türkiye’nin bir numarası oldu. İnsan, şehir ve doğanın bir arada yaşadığı bu örnek proje; çocuk hayvanat bahçesi, vahşi yaşam alanı, yürüyüş ve bisiklet parkurları, karavan ve çadır kamp alanı, doğa okulu, yaban hayatı koruma ve rehabilitasyon merkezi olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. 2018 yılı ortalarında açılan Ormanya’yı ortalama her ay il içinden ve il dışından 700 bin kişi ziyaret etmektedir.

Ormanya’yı şehrimize kazandıran önceki dönem Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’na ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Doçent Doktor Tahir Büyükakın’a ve belediye personeline teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

13.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Fatih Sultan Mehmet’e Hocası Molla Gürani’nin “Bizans imparatorlarına benzemeye çalışıyorsan bil ki onları bu gösteriş mahvetti.” ikazından ders alınması, başta Külliye olmak üzere devletin bütün kurumlarının lüksten ve israftan uzak durması gerektiğine ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İstanbul’un fethinin hemen ardından Fatih, ilim adamlarına bir iftar yemeği tertiplemiştir. İftar vakti geldiği hâlde hocası Molla Gürani orucunu açmamaktadır. İftarı geciktiren hocasına genç Padişah “Buyurunuz, iftar ediniz hocam, merak etmeyiniz, soframızda haram lokma bulunmaz.” deyince Gürani Hoca şöyle der: “Ümmete haram olan Mehmet’e ne zaman helal kılındı? Senin idarende yaşayan ahali böyle altın sofralarda altın taslar içinde sunulan çorbalarla mı iftar açıyor? Nedir bu gösteriş merakı? Bizans imparatorlarına benzemeye çalışıyorsan bil ki onları bu gösteriş mahvetti.” Bu ikaz üzerine altın siniler, taslar, tabaklar kaldırılmış, Molla Gürani ve diğerleri ancak ondan sonra iftar açmıştır. Bundan ders almalı, başta Külliye olmak üzere, devletin bütün kurumları ve bizler lüksten, şatafattan, debdebeden, israftan uzak durmalı diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kılavuz...

14.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, “Zümrüt Apartmanı” adlı kitabın toplumda infial etkisi yarattığına, sağlıklı nesiller yetişebilmesi için eğitim sistemimiz başta olmak üzere devletin yerine getirmesi gereken vazifeler olduğuna ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal medyada bazı sayfaları paylaşılan “Zümrüt Apartmanı” adlı bir kitapta çocuk istismarına yönelik ifadeler olduğu anlaşılmıştır. Son zamanlarda ülkemizde yaşanan çocuk istismarı, cinayet haberleri ciğerimizi yakarken bir de böyle aşağılık insanların kitap yazacak kadar cüret kazanması insanları haklı olarak isyan seviyesine getirmiştir. Bu olaydan kitap, dergi, film ve benzeri şeylerin daha sıkı bir denetime tabi tutulması gerektiği anlaşılmaktadır. Evlatlarımızı korumak için zihniyeti bozuk sapıklarla ve bu tür sapkın düşüncelerle her manada mücadele etmek durumundayız. Böylesi alçak ve sapık ruhlu insanların en ağır şekilde cezalandırılması milletimizin haklı beklentisidir. Nesillerimizin sağlıklı bir şekilde yetişmesi için, eğitim sistemimiz başta olmak üzere, devletimizin yerine getirmesi gereken büyük vazifeler vardır.

Yine, bununla birlikte, ailelere, sivil toplum kuruluşlarına ve medyamıza çok büyük görevler düşmektedir. Çocuklarına ihanet eden, zulmeden...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kara...

15.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, Türk aile yapısını bozmaya yönelik programların yayından kaldırılması gerektiğine, Türk İslam âleminin Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

ESİN KARA (Konya) – Sayın Başkan, büyük Türk milletinin değerli milletvekilleri; son zamanlarda Türk aile yapısını bozmaya yönelik birçok program, televizyon kanallarında yarış hâlindedir. Müslüman Türk, Allah’ın verdiği nimete şükreder, saygı duyar, israf etmez ama televizyon kanallarında boy gösteren yemek programlarında sofradaki nimete hakaretler edip elli tür kulp takılmaktadır. Dedikoduyu, fitneyi besleyen bu tür programlar toplumumuzun ahlak yapısını bozmaktadır. Yere düşen ekmeği üfleyip alnına götüren bir milletten sofradaki nimete hakaretler eden toplum hâline gelmemize neden olan bu tür programların bir an önce yayından kaldırılmasını, program yapımcılarının izlenme sayısı kaygısıyla hareket etmeyip milletine faydalı programlar yapmasını temenni ederim.

Türk İslam âleminin Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nı kutlarım.

BAŞKAN – Şimdi, söz talep eden grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Buyurun Sayın Türkkan.

16.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı sırasında şehit düşen Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine, SPK’nin emeklilik fonlarında standart ve para piyasası fonlarına alınacak varlıklara ilişkin düzenlemeye gittiğine, Hükûmeti geçim sorunlarına yoğunlaşmaya davet ettiklerine, Danıştay savcısının Sakarya ilindeki Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesi işleminin iptaline yönelik mütalaasını değerli bulduklarına, Kocaeli ilindeki kayıtlı işsiz sayısındaki artışa, FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklu bulunan Amerikan vatandaşı Serkan Gölge’nin serbest bırakılmasından sonra sırada kimin olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Irak’ın kuzeyinde Pençe Harekâtı kapsamında PKK’lı bölücü teröristler tarafından bölgeye önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcının patlaması sonucu yaralanan 2 askerimiz, Teğmen Raşit Aydın ve Uzman Çavuş Mehmet Taşhan şehit olmuştur. Askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine ve milletimize sabrıcemil niyaz ediyorum.

Sermaye Piyasası Kurulu, emeklilik fonlarında standart ve para piyasası fonlarına alınacak varlıklara ilişkin düzenlemeye gitti. Düzenlemeye göre, 31 Temmuz itibarıyla para piyasası fonlarının yüzde 25’i devlet iç borçlanma senetlerine yönlendirilecek. Biz bu zamana kadar ekonomi kötü gidiyor diyorduk ama Hükûmetin attığı bu adımla gördük ki ekonomi çökmüş. Hükûmet, memurun, işçinin dişinden tırnağından artırarak kenara attığı bireysel emeklilik fonlarına göz dikecek kadar sıkıştıysa, artık deniz bitmiş demektir. Durum bu kadar vahimken Sayın Cumhurbaşkanının ekonomiyi nasıl düzeltiriz diye düşünmek yerine hâlâ İstanbul seçimleriyle uğraşması millete yapılan en büyük kötülüktür. Milletin derdi seçim değil, geçimdir. Hükûmeti bir an önce geçim sorunlarına yoğunlaşmaya davet ediyoruz.

Sakarya’daki Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesinin iptaline yönelik Danıştaya açılan davada dün karar çıktı. Danıştay savcısı, yapılan özelleştirmenin verimliliği artırmayacağını vurgulayarak özelleştirme işleminin iptali yönünde mütalaa verdi. Sayın savcının mütalaasını doğru buluyoruz. Biz İYİ PARTİ olarak ilk günden beri millî fabrikalarımızın özelleştirilmesine karşı çıktık, ülkemizin millî savunmasına yönelik üretim yapan bir fabrikayı Katarlılara satmak millî vicdanların kabul edebileceği bir durum değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yargının siyasallaştığı böyle bir dönemde sayın savcının verdiği bu cesur iptal kararını çok değerli bulduğumuzu da ifade etmek istiyorum. Dava sonuçlanana kadar da takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Evvelsi gün burada sayın komisyon başkanımız, eski bakanımızla beraber Kocaeli’deki işsizlikle alakalı olarak karşılıklı fikirlerimizi beyan etmiştik. Sayın Bakan Kocaeli’de 2002 senesinde 214 fabrika olduğunu söyledi ve yaklaşık 214 fabrikada da 180 bin çalışan olduğunu söyledi yani fabrika başına 900 çalışanı bulmak için, ortalama 50 işçi çalıştırana da baktığınızda, 1.500 işçi çalıştıran da 20, 30, 50 tane fabrika olması lazım, öyle bir şey yoktu tabii ki; 214 değil, çok daha fazla fabrika vardı orada. Ama ben Sayın Bakanla bu mevzuyu uzatmak yerine rakamlarla konuşmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bugün Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu Bey Kocaeli’deki işsizlik sayılarıyla ilgili açıklama yapmış. Bu açıklamada Kocaeli’de kayıtlı işsiz sayısındaki artışa dikkat çekiyor. Kocaeli’deki işsiz sayısı 2018 yılında 8.622 artmış, bu yılın ilk dört ayında da 13.828 kişi artmış. İvme bu şekilde giderse -geçen yıla oranla artış tam 5 kat olmuş- 40 bine çıkacak. Sanayi Odası Başkanı ayrıca bölgedeki sanayicinin 12.351 kişilik istihdam talebinin de karşılanamadığını ifade etmiş. Hâl böyleyken pembe tablolar çizmek hiçbir işe yaramaz arkadaşlar. Bırakın, bu örneği kendi seçim bölgem Kocaeli’den, bir zamanlar sanayinin göz bebeği olan bu şehirden bir sanayici olarak veriyorum size.

Dün Amerika Birleşik Devletleri'nin talebiyle bir kişi daha serbest kaldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Türkiye'de FETÖ üyeliği suçlamasıyla üç yıla yakın süredir tutuklu bulunan Amerikan vatandaşı ve NASA çalışanı Serkan Gölge serbest bırakıldı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ortagus da Gölge’nin serbest bırakıldığını doğruladı. Gölge’nin avukatlarından Halavurt, müvekkilinin hapiste bulunduğu süre göz önüne alınarak serbest bırakılmış olabileceğini tahmin ettiğini ancak kendisine resmî bir bilgi ulaşmadığını belirtti. Serkan Gölge’nin terör örgütü üyeliğinden aldığı yedi buçuk yıl hapis cezası daha sonra terör örgütüne yardıma çevrilerek beş yıla düşürülmüştü. Serkan Gölge’nin serbest bırakıldığı haberinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın yaptığı telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra geldiği söyleniyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bitti Sayın Başkanım.

Serkan Gölge’den sonra sırada Amerika’nın serbest bırakılmasını istediği ABD İstanbul Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz ve 1 kişi daha var. Şimdi buradan soruyoruz: Sırada kim var? Hani adaletimiz, hukukumuz bağımsızlığı; hani Amerika’nın söylemleriyle adaletimiz hareket etmezdi? Trump’ın bir telefonu FETÖ üyeliğinden tutuklananların serbest bırakılmasına yeterli oluyor. Bu konuyu kamuoyunun takdirlerine bırakıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

17.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı sırasında şehit düşen Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine, kamu avukatlarının özlük hakları yönünden yaşadığı mağduriyet ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçi ve memurların sorunlarının giderilebilmesi için Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerekli çalışmaları yaptıklarına, Kadir Gecesi ile Ramazan Bayramı’nın Türk milletine, İslam âlemine huzur getirmesini niyaz ettiklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kahraman ordumuzun Hakurk bölgesine düzenlemiş olduğu Pençe Operasyonu sırasında Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan şehit olmuşlardır. Ben de biraz önce Sakarya’nın Geyve ilçesinin Melekşesolak köyünde bulunan, yaşayan şehidimiz Raşit Aydın’ın ailesine taziye dileklerimizi vermiş ve Genel Kurula bu şekilde katılmış bulunmaktayım. Bu vesileyle kahraman şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve aziz Türk milletine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.

Sayın Başkan, bildiğiniz üzere 5018 sayılı Kanun’un I, II, III ve IV sayılı cetvellerinde yer alan kamu idarelerinin hukuk hizmetleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre avukatlık hizmetleri sınıfında çalışan avukatlar, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca sözleşmeli avukatlar, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan kamu avukatları eliyle yürütülmektedir. Kamu avukatları yukarıda saydığımız farklı kanunlara tabi çalışsalar da çalışma koşulları, özlük hakları yönünden yaşadıkları sorunlar ortaktır.

Kamu hukuku, bir devletin en hassasiyet göstermesi gereken konuların başında gelmektedir. Bu konuyla alakalı gerek devlet kurumlarımız gerekse avukatlarımızın bilgi, birikim ve tecrübelerini günümüze yansıtmaları ve aktarmaları gerekmektedir. Ancak kamu avukatlarımıza sunulan haklar ve çalışma şartları nedeniyle kamu avukatlığı kurumu sürekli kan kaybetmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Kamuda çalışan avukatlarımız, hâkimlik, savcılık ve müfettişlik gibi alanlara geçiş yapmaktadırlar. Günümüzde özellikle taşrada, bu nedenlerden dolayı, kamu idaresinin temsili kesintiye uğramakta, hatta imkânsız hâle gelmektedir. Hukuk bilgisi olmayan yöneticiler ve idari amirler tarafından kamu hukuku hizmeti verilmeye çalışılmaktadır.

Kamu hukuku hizmetinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için geçmişten günümüze kadar taşınan kamu avukatlarının çalışma ve özlük hakları sorunlarının bir an önce gündemimize alınması devletimizin idare hukuku açısından son derece önemli ve öncelikli bir sorunudur.

Bu konuyla alakalı yukarıda saydığımız kanunlar kapsamında çalışan kamu avukatlarının kariyer meslek sınıfında kabul edilmelerini, eğitim durumları, bulundukları kadro ve görev unvanları gereği makam tazminatı haklarının verilmesi gerektiğini, özel hizmet tazminatı emsal eğitime ve niteliğe sahip olan meslek gruplarına göre düşük olduğundan bunun da artırılması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Milliyetçi Hareket Partisi olarak kamu avukatlarımızın mağduriyetinin giderilmesi için bu hususta kanun teklifleri vermiş bulunmaktayız.

Yine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan işçilerimizin ve memurlarımızın özlük hakları, maaş adaletsizliği gibi konulardaki sorunlarını takip ettiğimizi ifade etmek istiyor, alınacak önlemlerin bir an önce hayata geçirilmesi için gerekli bütün çalışmaları yaptığımızı buradan bir kez daha bildirmek istiyorum.

Son olarak, yarın idrak edeceğimiz Kadir Gecesi’nin ve yaklaşan Ramazan Bayramı’nın Türk milletine, İslam âlemine sağlık, huzur ve selamet getirmesini niyaz ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kurtulan…

18.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Diyarbakır ili Kayapınar Belediyesi çocuk kreşinde yaşanan işgal girişimine, Bismil Belediyesi ile Mardin Belediyesinde yapılan talana, Halfeti, Urfa ve Ankara’dan gelen işkence haberleriyle ilgili Meclisin harekete geçmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dün Diyarbakır’da yaşanan çocuk kreşi işgal girişimini hayretle izledik. Kayapınar Belediyesi tarafından yaptırılan ve kreş olarak kullanılan Kayapınar Çocuk Kreşi, kayyum tarafından, seçimden on iki gün önce, alelacele, yirmi beş yıllığına, bedelsiz bir şekilde, protokolle müftülüğe tahsis ediliyor. Hâlen kreş olarak hizmet veren bu yerle ilgili yapılan tahsis protokolü, Kayapınar Belediyesinin mayıs ayı Meclis toplantısında iptal ediliyor. Protokol iptali ilgili kuruma da bildiriliyor. Hukuken bağlayıcı olan bu karara rağmen müftülük yetkilileri dün kreşi basıyor. Kreşin boşaltılmasını, ailelerin çocuklarını almalarını… Kreşin demirbaş ve donatılarıyla beraber kendilerine tahsis edildiğini savunuyorlar. Kaymakamlıkla yapılan görüşmeler sonuçsuz kalıyor, hatta kaymakamın koruma polisleri, kreş binasında bulunan belediye meclis üyeleriyle tartışıp darp ediyor. Kaymakam bizzat kreş binasına gelerek “Ben burayı işgal ediyorum.” diyebiliyor. Belediyenin aldığı karara karşı mahkeme yolu açık olmasına rağmen âdeta devlet gücü kullanılarak bir çocuk kreşi işgal ediliyor. Bu işgal girişimini sadece belediyeye ait kurumların işgali olarak görmüyoruz, bu girişim aynı zamanda çocukların haklarına da saldırıdır. “Halkın iradesinden de, çocuklardan da ellerinizi çekin!” diyoruz.

Yapılan buna benzer talanlar sadece Kayapınar Belediyesiyle sınırlı değil. Belediye bütçesiyle 12 milyon TL’ye mal olan Bismil Belediyesi yeni hizmet binası eski Emniyet Müdürlüğü binasıyla takas ediliyor. Seçimden bir gün sonra da eski emniyet binası yıkılıyor. Gerekçe? Millet bahçesi yapılacakmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bir başka belediyede kayyumun atadığı müdürlerden biri işe almak karşılığında kadınları taciz ederken müdürlerden diğeri belediyeye ait yamaç paraşütlerini babasının malı gibi yanında götürüyor. Daha önce tonlara varan kadayıf, yüz binlere varan çerez harcamalarını kamuoyuna teşhir etmiştik. Kayyum marifetleri teşhir etmekle bitmiyor. 400 milyon lira borçla alınan Mardin Belediyesine, Mardin’e gelen bakanların yemek paraları olan 1 milyon 350 bin lira fatura ediliyor. Üç saatliğine şehre gelen bakanlar için kiralanan araçlar bir hafta boyunca keyfî kullanılıp belediyeye fatura ediliyor. Yani talanın sınırı yok.

Aynı zamanda değinmek istediğim başka bir konu değerli arkadaşlar, günlerdir Halfeti’den, Urfa’dan, Ankara’dan işkence haberleri geliyor. Halfeti’de gözaltına alınan 13 kişi daha, dün tutuklandı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

İçlerinden biri hâkim karşısında “Cop ve tekmelerle bana saldırdılar, vücuduma elektrik verdiler. Daha çok şey yaptılar ancak ortamdan kaynaklı anlatamıyorum, çok utanıyorum.” diyor. Sadece Halfeti değil, Ankara’da da durum aynı vahamette. Gözaltında yaklaşık 100 kişiye yönelik cinsel şiddete kadar giden uygulamaların olduğu ifade ediliyor.

İşkence kabul edilemez. Bu beyanlarla ilgili Meclisin de harekete geçmesini belirtiyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özel…

19.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Tunceli ilinde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ile Vali Tuncay Sonel arasında işletmeler sebebiyle yaşanan gerginliğe, SGK’nin aylık sigortalı sayısı istatistiklerini açıklamama sebebine ve SGK gibi siyaset dışı olması gereken bir kuruma bu verileri açıklatmayan iradenin ne olduğunu öğrenmek istediklerine, açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne, nafakayla ilgili yapılan düzenlemeye ve Meclisin demokrasiye, rejime sahip çıkması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, dün Tunceli’den çok sayıda şikâyet telefonu aldık. Meclisin bilmesi gereken çok berbat bir tablo var Tunceli’de. 31 Mart seçimleri öncesi kayyum olarak belediye başkanlığı görevine Vali Tuncay Sonel atanmıştı. Kayyum olduğu dönemde Munzur kenarında Mameki Parkı’nı yaptırıp bu parktaki bir alanı Artukbey Kahveye, bir işletmeye veriyor kendisi. Daha sonra bu işletmenin kendisine verilmeyen yerleri işgal etmesine göz yumuyor. Belediye başkanı seçildikten sonra başkanın kendi kararıyla değil Tunceli Belediye Meclisinin kararıyla bu kayyum olarak valinin verdiği ve kamuya ait işgal edilen yerlerle ilgili belediye işlem yapıyor ve Tunceli Valisi 2 zabıtanın karşısına dikeliyor ve görevini yapmak zorunda olan zabıta erlerine -kendi talimatıyla- ters kelepçe vurdurtup yere yatırtıyor. Haksız yere tahsisat yaptığı, tahsis ettiği, o Artukbey Kahvenin işgal ettiği yerlerden o sandalyelerin -ne varsa- oradan çekilmesi için görevini yapmaya çalışan, kamu görevi yapan zabıta memurlarını ters kelepçeyle yere yatırıyor, gözaltı işlemi yaptırıyor veya yaptırmaya çalışıyor.

Şimdi, arkadaşlar, kayyum atama meselesi elbette tartışmalı bir şey. Daha sonra da o kayyumların yaptıkları görevler, girdikleri seçimler, sonuçları ortada. Belediye meclisi var; mecliste Komünist Parti var -burada da var- CHP var, HDP var, AK PARTİ var. Belediye meclis kararıyla “Bu işgal sona erdirilsin.” deniliyor, vali kayyum görevinin devamına gidiyor. Zaten çok şüpheli akçeli işler bunlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – AK PARTİ olarak bu meselelere hiç bakmayacak mısınız? Bu valinin valilik yetkisiyle yaptığı bu iş sizin aklınızın aldığı bir iş mi? Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisinin… Yani ümidim yok ki “İçişleri Bakanı” diyeceğim de Süleyman Soylu ne yapacak, ne işlerle meşgul? Yani hakikaten bir ülkenin bir makamının bu kadar görevine değil, başka işlere konsantre biri tarafından işgal edilmesi de ayrı bir sorun. Ama AK PARTİ Grubu hiç olmazsa bu meseleyle bir ilgilensin.

Sosyal Güvenlik Kurumu üç ay geriden gelmek kaydıyla sigortalı istatistiklerini açıklardı, bugüne kadar -saat gibi- aksamadı. Ne zamandan beri açıklamıyor? Sayın Bakan Albayrak’ın Türk lirasındaki değer kaybının düzeldiğini, istihdamın iyiye gideceğini, martın şubattan, nisanın marttan iyi olacağını söylediği günden sonra bu istatistiklerin açıklanması durdu çünkü ne mart şubattan iyi ne nisan marttan iyi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her geçen gün, her ay gelen veriler damat Albayrak’ı yalanlıyor. Ülkenin ekonomisindeki bu sıkıntı ortadayken SGK gibi siyaset dışı olması gereken bir kuruma bu verileri açıklatmayan irade nedir, onu da merak ediyoruz.

Sayın Başkan, son olarak dün de üzerinde durduğumuz bir hususu ısrarla burada vurgulamak istiyoruz. Bugün bu saatlerde bir partinin genel başkanı “Yargı Reformu Strateji Belgesi”ni açıklıyor. İçinde dünya kadar, Meclise, Türkiye Büyük Millet Meclisine bol bol ödev var. Yargı reformu dediğinizde bunun önü söz, arkası yasal düzenleme. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapabilecek hâlin yok.

16 Nisanda ne diyorduk: “Kardeşim, yaptığınız iş kuvvetler birliğine gider. Bir partinin genel başkanının emrine hem Meclisi hem yargıyı sokar. Yasama yetkisi paylaşılamaz.” Ne diyordunuz: “Güçlü Meclis olacak. Bundan sonra yürütmeden teklif gelmeyecek, yürütmeden yasa tasarısı gelmeyecek. Milletvekillerinde yasama tekeli olacak, daha güçlü olacağız. Bakanlar karışmayacak, yürütme karışmayacak.”

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıklama yapıyor, reformları dokuz aydır nasıl çalışmış. Ya, doğru, eski sistem doğruydu ve öyle olmalıydı ama bu bakan teknisyen, bu bakan bize görev veremez, bu bakan yasama yetkisine el atamaz, attıramazsınız.

Bakın, öbür yandan, geldiğinde üzerinde hassasiyetle konuşacağımız bir konu da nafaka düzenlemesi. Habere bak: Adalet Bakanlığı ile Aile Bakanlığı üzerinde çalışıyormuş -bugünkü gazetelerde yazıyor- Adalet Bakanlığı nafakanın üst sınırının evlilik yılıyla sınırlı olmasını savunuyormuş, Aile Bakanı ömür boyu nafakanın da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Son zaten.

…mümkün olacağı opsiyon istiyormuş.

Bakın, işin özü bir kenara, onu konuşacağız, biz konuşacağız, Adalet Komisyonu konuşacak. İki atanmış teknisyen arasında görüş ayrılığı var. Bu milletvekillerinin görüşü ne? Teklif gelsin, o görüşü savunacaksınız. Altındaki imza kimin olacak? Ya, size kalem efendisi muamelesi yapıyorlar ha! Yahu, bize parmak vekil muamelesi yapıyorlar ha! İki bakan karar verecek, burada şekil şartını üç beş arkadaşa sağlatacaklar, sonra teklif Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından virgülüne bile dokundurulmamak üzere savunulacak. Ya, böyle hakaret olur mu arkadaşlar? Yemininize sahip çıkın, görevinize sahip çıkın. Sistem işlemiyor, tıkandıysa düzeltilecek, Anayasa düzelecek. Bu hâldeyse, kim oluyor onlar da birinin atadığı 2 teknisyen sizin vereceğiniz kararı müzakere ediyor orada? Hani referandumda neler söylediniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Son sözüm şudur: Suçüstü durumu var, suçüstü. İş böyle olursa Sayın Başkanım, şunu itiraf ediyorlar: Hani 51’e 49 geçti ya referandum, meşruiyet tartışması işte. Siz millete dediniz ki: “Bakanlar teklif vermeyecek.” millet de onun için oy verdi, güçlü Meclis diye. Ee veriyor, muvazaa yapılıyor, buna göz yummayın ve bugün yapılan iş hem muvazaadır hem 16 Nisanda milleti kandırdığınızın itirafıdır. Ya Meclis kendine sahip çıkacak, demokrasiye sahip çıkacak, rejime sahip çıkacak; yoksa bir tek adam döneminin göstermelik Meclisi, milletvekili taklidi yapan, maaş alan figüranlara bizi dönüştüremezler, bu doğru bir iş değil, herkes görevine sahip çıksın.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

AYŞE KEŞİR (Düzce) – Ne demek ya!

BAŞKAN – Sayın Özkan…

20.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekâtı sırasında şehit düşen Piyade Teğmen Raşit Aydın ve Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine, ramazan ayının bereketiyle Genel Kurulun çalışma yönünden başarılı bir hafta geçirdiğine, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla son kararları Meclisin vereceğine, Rabb’im cümlemizi Kadir Gecesi’ni hakkıyla idrak edenlerden eylemesine ve hayırlı Ramazan Bayramı dilediğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Gönül coğrafyamızdaki yanan yangını söndürmek, ülkemizin ulusal birliğini korumak, vatanımızı, milletimizi ve devletimizi bu topraklarda ilelebet payidar kılmak için Mehmetçiğimiz Kuzey Irak Hakurk Bölgesi’nde devam eden Pençe Harekâtı’nı gerçekleştiriyor. Rabb’im Mehmetçiğimizin ayağına taş değdirmesin, askerimizi şanlı ecdadımızın tarihinde olduğu gibi muzaffer eylesin. Tabii, bu operasyonlar sırasında hain terör örgütünün 6 elemanı etkisiz hâle getirildi ve yine 2 askerimiz de şehit oldu, rahmana uğurluyoruz. Şehit Piyade Teğmen Raşit Aydın, Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve aziz milletimize sabrıcemil ihsan etsin Rabb’im inşallah.

Tabii, bizler bu ülkenin birliğini ve beraberliğini, kardeşliğini istiyorsak bu ülkenin ortak değerleri olan, şehadet mertebesine ulaşmış şehitlerimize ve gazilerimize, onların arkasından, gereken vazifemizi de yapmamız lazım. Allah mekânlarını cennet eylesin.

Tabii, hamdolsun ramazan ayının bereketiyle özellikle bu hafta başarılı bir çalışma takvimi geçirdik. 68 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 22 maddeden oluşan Kanun Teklifi’ni inşallah bugün tamamlayacağız. Yine, 17 sıra sayılı Azerbaycan Hükûmeti, Gürcistan Hükûmeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti arasında savunma alanında iş birliğini öngören uluslararası sözleşmeyi ve 57 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki uluslararası sözleşmenin de inşallah onaylanmasını gerçekleştireceğiz.

Diğer taraftan, tabii, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ilgili, yine Meclisimizin arkasında yazdığı şekliyle “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla son karara, son söze Meclis karar verir. Tabii, bu noktada katılımcı demokrasinin bir gereği olarak yapılan yasal düzenlemelerde herkes çalışmasını yapar. Bir kanunla ilgili konuya taraf olan sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar, sendikalar ve yine ilgili bakanlıklar, ilgili genel müdürlükler kendi çalışmalarını yapar. Ancak, bu hafta başarılı bir şekilde sürdürdüğümüz gibi, Mecliste grubu bulunan siyasi partiler müzakere ederek bu hafta olduğu gibi yine uzlaşı içerisinde çalışmasını yapar ve yine son kararı yüce Meclis karara bağlar.

Son olarak, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan ve Kur’an-ı Kerim’de bin aydan daha hayırlı olarak ifade edilen Kadir Gecesi’ni idrak ettiğimiz ramazan ayının sonuna geldik. Rabb’im cümlemizi kurtuluşa erenlerden, Kadir Gecesi’ni de hakkıyla idrak edenlerden eylesin. İnşallah bütün aziz milletimizin tüm fertlerini Ramazan Bayramı’na da sağlık, afiyet içerisinde ulaştırsın. Aileleriyle, komşularıyla, akraba-i taallukatlarıyla bütün milletvekillerimize, bütün aziz milletimize hayırlı bayramlar diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Romanya Temsilciler Meclisi Avrupa İşleri Komisyonu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesinin TBMM Başkanlık Divanının 15/5/2019 tarih ve 16 sayılı Kararı’yla uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/764)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Romanya Temsilciler Meclisi Avrupa İşleri Komisyonu heyetinin ülkemizi ziyaret etmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 15/5/2019 tarih ve 16 sayılı Kararı’yla uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetlerin ülkemizi ziyaretleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                                           Mustafa Şentop

                                                                                                                                            Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                                                 Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor, gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 12’nci maddesinin önerge işleminde kalınmıştı.

12’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 12- 9/5/1990 tarihli ve 3644 sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin altmış altıncı fıkrası ile Kanuna ekli (66) sayılı listede yer alan "Bahşili” ibareleri "Bahşılı” olarak değiştirilmiştir.”

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                                                 Ebrü Günay

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                           Mardin

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                    Garo Paylan                              Tulay Hatımoğulları Oruç

                                     Bitlis                                                     Diyarbakır                                                          Adana

                          Ayşe Acar Başaran                                                                                                  Hakkı Saruhan Oluç

                                   Batman                                                                                                                            İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran.

Süreniz beş dakikadır. (HDP sıralarından alkışlar)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

68 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, tabii ki bu kanunla ilgili birçok eleştirimiz, birçok önerimiz mevcut. Bu genel değerlendirmelerden ziyade 12’nci maddede bir yerin ismi değiştiriliyor ama bir yer ismi daha günlerdir hem Türkiye kamuoyunda hem bu Meclis çatısı altında tartışılan bir meseleydi; “Dersim” ismi ve “Dersim” tabelasının asılması meselesi. Tabii “Dersim”in nasıl “Tunceli” olduğunu sadece beş dakikayla sınırlı olarak burada tartışmanın, doksan yıllık bir tarihi burada çözümlemenin, bu sorunu burada çözmenin yeterli olmadığını düşünüyoruz ama belki niye “Dersim”, niye bu kadar “Dersim”de ısrar ediliyor? “Dersim”in anlamını kısa da olsa ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, ne Dersim’deki tabela sadece bir tabelaydı ne “Dersim” ismi sadece bir isimdi. Doksan yıllık bir tarihin, 1937-1938 yılları arasında yine Dersim Harekâtı olarak adlandırılan ama binlerce insanın öldürüldüğü, binlerce insanın yerinden edildiği, kitaplara konu olan, tarihte hâlâ bir sır perdesi olarak birçok meselenin kaldığı bir durumdur aslında Dersim’in meselesi. Birçok araştırmacıya göre… Dersim Aslında bir araştırmacıya göre 7T formülüyle formüle edilmiş bir meseledir: Tedip (terbiye etme), tenkil (uzaklaştırma), taktil (parçalama), tehcir (göç ettirme), temsil (asimile etme), temdin (medenileştirme), tasfiye (arıtma). Düşünün ki bu harekâtın bir nedeni de medenileştirmek olarak kabul edilmişti ve güya Dersim medenileştirilecekti. Ama biz biliyoruz ki şu anda uluslararası alanda da kabul edilen standartlara göre Dersim’de bir katliam gerçekleştirilmişti. Hâlâ, dediğim gibi, binlerce insan kendi ailesinden kopmuş bir şekilde hiç tanımadığı, hiç bilmediği yerlerde, tarihinden kopmuş bir şekilde yaşamaya devam ediyor.

Birkaç gün önce bu Meclis çatısı altında dedelerini hatırlatanlara hatırlatmak isteriz değerli arkadaşlar. Bu mesele, katliamı hatırlatmakla çözülecek bir mesele değildir. Tabii ki tarihte, tabii ki ülkelerde katliamlar, soykırımlar, acılar, ölümler yaşanır ama asıl mesele tarihle yüzleşebilmek, asıl mesele o tarihten ders çıkarıp ülkede gerçekten uzlaşmacı bir iklim yaratabilmek. İşte bugünlerde bir tabelanın altında yatan, yine asimilasyon siyasetidir, yine o tabelanın indirilmesi, yok sayma siyasetidir. O tabelanın indirilmesi, aslında bir taraftan o “7T”ye bir “T” daha ekleyip “Tunceli” ifadesini söylemektir değerli arkadaşlar.

Şimdi, dediğim gibi, bir yerin ismini değiştirebilirsiniz. Gidip bir Dersim’e soralım, Dersim halkına soralım, yolda gördüğünüz insanların yüzde 90’ından “Tunceli” cevabını alamayacaksınız. Yüzde 90’ı kendini “Dersimli” olarak ifade eder. Çünkü o acılar hâlâ taptazedir, çünkü yaşadıkları; dedelerinin, ninelerinin yaşadıkları hâlâ zihinlerinde taptaze olarak durmaktadır.

İşte değerli arkadaşlar, mesele bir isme takılmaktan ziyade, mesele bir tarihle yüzleşmektir. Bu Meclisin de Türkiye’nin de Türkiye halklarının da ortak bir yaşamı kurabilmek ve barış içerisinde yaşamak için bu tarihle yüzleşmeye ihtiyacı vardır. İsimlerden korkmayın arkadaşlar; gerçeklikten, tarihten korkmayın. Asıl reddetmek, asıl yok saymak bu ülkeyi şu anki mevcut durumuna getirdi. Dersim’in Dersim olduğunu, Dersim’de katliam olduğunu, Dersim’de acıların yaşandığını bütün gruplar daha önceki konuşmalarında ifade etmişlerdi. Bu mesele konjonktürel olarak değişebilecek, tavır alınacak bir mesele değil. O açıdan, bu gerçekliği de görerek bence hakikatlerle yüzleşme zamanı çoktan geldi de geçti. Dersim’e “Dersim” ismini tekrar iade etmek aslında Dersim halkına bir öz eleştiri, bir özür mahiyetini de taşıyacaktır diyorum.

Teşekkür ederim arkadaşlar.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bülbül.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan “Türk tarihinde milletimizin yüzleşmesi gereken hadiseler nedir?” diye bugün yapılan propagandalara bakıldığında, Türk milletini, geçmişini katliamlarla, soykırımlarla suçlamak isteyenlerin iftiraları karşımıza çıkmaktadır. Bunu, bu tarz ifadeleri masum kabul etmemiz mümkün değildir. Tunceli’de geçmişte yaşanan hadiseler Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sıhhati döneminde ve yeni cumhuriyetimizin ayağa kalkmaya çalıştığı, bütün dünyaya karşı millî mücadelesini verip taptaze bir cumhuriyet olarak, devlet olarak var olmaya çalıştığı dönemde bu devleti sıkıntıya sokacak, devleti düzensizleştirecek ve Anadolu’da çok büyük bir ayaklanma noktasında her türlü eylemi, her türlü hukuksuzluğu, katliamı kendisine mubah görecek bir anlayışa karşı devletimizin almış olduğu tedbirdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada, geçmişten bugüne ifade ettiğimiz gibi, Seyit Rıza da feodal bir eşkıyadır, bir teröristtir. Bu hususta biz devletimizin ortaya koymuş olduğu tavrın o gün itibarıyla da gerekli olduğunu ifade ediyoruz.

Bizim tarihten alacağımız dersler elbette olabilir. Tarihte her zaman iyiler, her zaman zaferler olmayabilir; tarihte yenilgiler, sıkıntılar söz konusu da olabilir. Biz bunlardan dersimizi alırız ancak yüzleşmekle bahsedilen şey, geçmişimize küfredecek şekilde, geçmişimize hakaret edecek ve âdeta dedelerimizi bir katliamla suçlayacak şekilde birtakım iftiralarsa, bunu şiddetle reddettiğimizi Meclisimizin huzurunda ifade etmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulan.

22.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Daha önce de dün de ifade etmiştik. Daha önce de Cumhurbaşkanı “Bu devlet adına Dersim’den özür dilenmesi gerekirse, ben özür dilerim.” dediğinde aslında katliamı kabul etti. Aslında, bu ifadelerimizi, konuşmacımızın konuşmasındaki ifadeleri Türkiye halkına mal etmek, Türkiye halkına bir iftira olarak değerlendirmek konuyu biraz saptırmakla ilgilidir.

Karanlık bir zihniyetin ürünü olarak ortaya çıkan, Demirel’in de PKK hareketini, PKK’yı 29’uncu isyan olarak değerlendirdiği… Aslında açığa çıkarıyor ki Türkiye'de cumhuriyetle yaşıt olan bu meselede, Kürt sorunu meselesinde değişik zamanlarda Kürtler hak talebine gitmiş, buna da devlet yetkilileri “29’uncu defa” diyorlardı. Yani bir isyan yaşanmış. 29 defa eğer bu ülkede, bu ülke tarihinde bir isyan ya da bir başkaldırı yaşanmışsa bunu oturup düşünmek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

FATMA KURTULAN (Mersin) – “Munzur kızıl aktı.” denilir, Dersim’de 70 bine varan insan katliamından söz edilir, “Dersim’in Kayıp Kızları” belgeseli vardır yani Dersim’le ilgili sadece biz değil, dünyanın birçok yerinden söz söyleyen insanlar olmuştur.

O yüzden, bunu, böyle sağa sola çekme yerine kabul etmek, tarihle yüzleşmek, gerekirse bunun hesabını vermek Türkiye'nin önündeki en önemli sorunlarından biridir. MHP sağa sola çekmeye çalışmasın. Zaten dünkü, daha önceki konuşmacıları “Geçmişi kaşımayın.” derken demek ki geçmişte bir şey var ki “Kaşımayın, üstünü örtün, kapatın.” demiştir; aslında bunu, bir katliamı savunmuştur. Onun için grup başkan vekili yorulmasın, ikide bir “Dersim katliamı olmadı.” demesin. Zaten konuşmalarda itiraf ediliyor, bu kabulleniliyor diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, zaman zaman çeşitli görevlileri görevini doğru yapmaya davet ettiğime çokça şahit oluyorsunuz. Bu sefer ben görevimi iyi yapamadım, ondan söz istedim. Benim konuşmayı takip etmem lazımdı ama o sırada, görüşülmekte olan kanundaki yeni madde ihdasıyla ilgili bir şey vardı, Sayın Doğan Kubat ve Sayın Bülent Kuşoğlu’yla ayakta dört beş dakika konuşurken konuşmayı takip edemedim. Ama gelen tepkiden ve alınan sözlerden benim dikkat etmem ve gerekli yerde partimizin tutumunu netleştirmem gereken bir konuşma yapıldığı anlaşılıyor. Tutanak talep ettim. Şu anda herhangi bir şey söylemeyeceğim ama tutanaktan sonra gerekli gördüğüm takdirde ifade edeceğim.

BAŞKAN – Hay hay, tabii.

Sayın Bülbül…

23.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, isyanların, ortaya çıkan isyan girişimlerinin ve kalkışmaların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, bu yapılan isyanları, ortaya çıkan isyan girişimlerini, kalkışmaları, hepsini ayrı ayrı değerlendirmek lazım Türkiye’de. Türk tarihinde geçmişten bugüne yaşanan isyanları veyahut da devlete karşı yapılan kalkışmaları sadece bir etnik temele bağlayan bir anlayış hiçbir şekilde tarihî gerçeklikle bağdaşmaz. Bunların hepsinin kendine özel birtakım sebepleri olabilir ama eğer son dönemdekileri kastediyorsak, İngiliz altınıyla veya silahıyla, tüfeğiyle kalkıp da Türkiye'nin Musul, Kerkük mücadelesinde zaafa uğratılmasıyla alakalı planlar kapsamında birileri harekete geçirildiyse, orada o hainlerin çıkarmış oldukları isyanı bizim memleketimizde, 82 milyon insanın içerisinde olan ve birbirimizle et ile tırnak olmuş olduğumuz Kürt kökenli kardeşlerimizin üzerine atarak bunları tarif etmeye çalışmasınlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Son dönemde de Amerika’nın silahıyla, parasıyla Türkiye’ye karşı efelenmeye çalışanları, kalkıp da Kürt kardeşlerimizin, Kürt kökenli kardeşlerimizin bir tepkisi gibi göstermeye çalışanlar dünden bugüne kimlerin taşeronluklarını, kimlerin maşalığını yaptıklarının muhasebesini iyi yapması gereken insanlardır.

Saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kurtulan, buyurun.

24.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, ülkede Kürt sorunu olduğunun açık olduğuna, HDP’nin MHP’nin tehditlerine boyun eğecek bir parti olmadığına, PKK’nin dört yıldır alıkoyduğu askerleri kurtarmak için niçin bir şey yapılmadığını öğrenmek istediklerine, Meclisin taziye yeri olmadığına, Kürt sorununun demokratik çözümünün bu Meclisin görevi olarak önünde durması gerektiğine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, bu ülkede bir Kürt sorunu olduğu açık. Her zaman söylenen bu et ile tırnak… İşte, Kürtler tırnak olarak görülür, kesip kesip atarsınız. (MHP sıralarından “Terör sorunu” sesleri)

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Terör sorunu, terör sorunu!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Konuşmayın yerinizden!

Bu kadar “vatan, millet, Sakarya” diyorsanız, Türkiye’yi bu kadar düşünüyorsanız… (HDP ve MHP sıralarından karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne biçim davranıyorsun ya? Haddini bil!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri… Sayın Bülbül…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Grup başkan vekilimiz konuşuyor, onu dinle. Terbiyesizlik yapma!

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – İndir elini be!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Terbiyesizlik yapma! (HDP ve MHP sıralarından gürültüler)

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Terbiyesiz sensin!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başkan vekilimiz konuşuyor, siz bize buradan saldırıyorsunuz.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Bakın, siz oradan her türlü lafı atıyorsunuz…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın grup başkan vekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Önce onları uyarın Sayın Başkan.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, hatibi dinleyelim.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Burada kimse bize had bildiremez.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Parmağını indir! İndir elini!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen indir elini, sen indir!

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Terbiyeli ol! (HDP ve MHP sıralarından gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen terbiyeli ol! Terbiyesiz!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Meral Hanım… Meral Hanım, bir dakika… Meral Hanım, tamam.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Hayır, oradan el hareketi yapıyorlar ya!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Tamam.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili, buyurun efendim.

FATMA KURTULAN (Mersin) – MHP Grubuna şunu söyleyeyim: Burası sizin grup toplantı salonunuz değil, elinizi sallayıp HDP’yi tehdit edemezsiniz. Bu Meclis salonunda MHP sıralarından HDP’ye sürekli tehdit yağıyor, burayı yöneten her Meclis başkanı da bunu izliyor, tüm gruplar da bunu izliyor. HDP sizin tehditlerinize boyun eğecek bir parti değil, bunu bir kere bilin. Seçim geliyor, seçime atfettiğiniz rol, burası daha ılıman, burası daha milliyetçi oylara oynayan, hedef olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) – Devletin karşısında olan herkesin karşısındayız.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Başkan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – …HDP’yi hedef tahtasına koyan bir yaklaşımı istediğiniz kadar uygulayın, HDP buna boyun eğmeyecektir.

Şunu söyleyeyim MHP’ye: Madem askerleri, Türkiye’yi bu kadar seviyorsanız, PKK’nin elinde dört yıldır 13 asker esir olmuş, onların ailelerine randevu verip bir çay bile ısmarlamıyorsunuz. Bu mudur vatanseverlik?

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Allah belasını versin PKK’nın!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Aileler kapınıza geldi, reddediyorsunuz. Niye o askerleri kurtarmak için bir şey yapmıyorsunuz? O askerler dört yıldır orada sürünüyorsa, aileler burada inim inim inliyorsa niye buna çare bulmuyorsunuz?

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Türk askeri sürünmez, Türk askeri muzaffer olur her yerde. Kim sürünüyor!

FATMA KURTULAN (Mersin) – AKP’nin saçından tutmuşsunuz, paçalarından tutmuşsunuz AKP’nin… (HDP ve MHP sıralarından gürültüler)

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Yeter be, yeter! Şunlara bir şey söyleyecek misiniz Başkan artık?

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Ne tehdit ediyorsunuz ya! Tehdit ediliyoruz ya!

BAŞKAN – Bir dakika… Bir dakika…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Başkan, burada bize tehdit var.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Değerli Başkan…

BAŞKAN – Bir dakika…

Sayın milletvekilleri…

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Türk askerine “sürünüyor” ifadesini kimse kullanamaz!

BAŞKAN – Olcay Bey…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Cevap vereceğim, müsaade edin ya.

BAŞKAN - Grup başkan vekili söz istiyor arkadaşlar.

Buyurun Sayın Kurtulan.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Asıl askerliği kullanan sizsiniz, ben onu demek istiyorum. Az önce yine taziye dilediniz, yine taziye dilediniz. Defalarca söyledik, Meclis taziye yeri değil. Gelin, çözüm bulalım arkadaşlar, çözüm bulalım.

METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir) - Bulacağız, ona da bulacağız.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Olmuyor, “29’uncu isyan” deniliyor, “50 bin insanın ölümü” deniliyor, “kırk yıllık” süre deniliyor.

ÜMİT YILMAZ (Düzce) - Hakurk’ta çözüm arıyor bizim çocuklar.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Gelin, bunu çözelim. Kürt sorununun demokratik çözümü bu Meclisin görevi olarak önünde durmalıdır diyorum, teşekkür ediyorum.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, bizim…

BEDRİ YAŞAR (Samsun) - Senin itirazın yok mu Aydemir?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Bizim var, biz yapıyoruz.

BAŞKAN – Bir dakika beyler… Laf atmayın arkadaşlar.

Biz burada gayet güzel bir şekilde, uyumlu bir şekilde Meclisi yönetiyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz de birileri konuşurken laf atalım mı?

BAŞKAN – Bir dakika…

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) - Siz de taraflı yönetiyorsunuz.

BAŞKAN – Herkes için söylüyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Arkadan tehdit ediliyoruz Başkan.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Kim tehdit ediyor sizi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen, sen ediyorsun!

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Parmağına bak, parmağına!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sen böyle, sürekli el şöyle!

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Aynı bu hareketleri siz yapıyorsunuz! Terbiyeli olun!

BAŞKAN – Olcay Bey…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi derlenip toparlanalım. Bir müsaade edin arkadaşlar.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Böyle bir Meclis olmaz.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Ayıp bir şey ya! Ayıp be! Kendinize gelin ya! Burayı dağ başı mı sanıyorsunuz! (HDP ve MHP sıralarından karşılıklı laf atmalar, gürültüler)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Olcay bey… Arkadaşlar, ben bir konuşayım, müsaade edin.

BAŞKAN - Arkadaşlar, sayın milletvekilleri…

Birleşime beş dakika ara veriyorum arkadaşlar.

Kapanma Saati: 15.19

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.25

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86’ncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

25.- Sakarya Miletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak 82 milyon Türkiye’nin huzurlu olması için fedakârlık göstereceklerine, asla ve asla terör odaklarına müsaade etmeyeceklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, demin yaşanan polemikle alakalı olarak ifade etmek isterim.

Öncelikle, tabii, sıralar arasında karşılıklı birtakım istenmeyen sözler veyahut da gerilen bir ortam olmuş olabilir ancak kürsüden ifade edilen görüşlerin de ortamın gerilmesine etkisini de her zaman göz önünde bulundurmak lazım.

Burada Milliyetçi Hareket Partisine bizzat söz konusu olan bir sataşma olmamıştır ancak ortak değerlerimize, geçmişimize, tarihimize ve tarihte hiçbir şekilde “insanlık suçu” diye tarif edilen suçların hiçbirisine tevessül etmediğine sonuna kadar kalben inandığım ve bildiğim benim milletime, Türk milletime karşı bu şekilde ifadelerin bu Meclis kürsüsünde bu kadar rahat ifade ediliyor olması bizi gayet sıkıntıya sokuyor ve bundan dolayı bizler de buna dair tepkimizi dile getiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Biz Türk askerinin, ordumuzun sonuna kadar yanındayız, ordumuzun derdiyle dertleniriz. Ama şimdi kalkıp oradan, efendime söyleyeyim, birileri PKK eline düşmüş, askerlerimiz, bunlarla alakalı bunlar sürünüyormuş, bunlara çay bile vermek gibi birtakım ifadelerle bizi onların yanında, askerimizin yanında olmamak gibi bir ikircikli tutumla ve seçim yatırımıyla suçlamak; bu, içimizi acıtmıştır, biz bunu kabul etmeyiz, şiddetle reddederiz. Milliyetçi Hareket Partisi hayatının hiçbir döneminde seçime odaklanmış bir siyasi parti değil, seçimler var diye biz doğru bildiğimizden vazgeçmeyiz. Seçim var diye kalkıp da sizin burada bu millete, tarihine olan hakaretlerinize göz mü yumacağız, kulaklarımızı mı tıkayacağız? Tabii ki cevap vereceğiz. Bu noktada Milliyetçi Hareket Partisinin pasif bir tutum takınmasını kimse bizden beklemesin ama milletimizin karıştırılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Toparlıyorum.

…milletimizin provoke edilmesi, Türkiye'nin kaosa sürüklenmesiyle alakalı sizlerin en ufak bir endişesi olmadığını ben biliyorum. Bu noktada geçmişte eski genel başkanlarınızın yapmış olduğu faaliyetleri iyi takip ettik ama Milliyetçi Hareket Partisi, 82 milyon Türkiye'nin huzur içerisinde olması, kaos içerisine girmemesi, birbirine düşmemesi için hayatının her döneminde olduğu gibi bugün de fedakârlık gösterecektir ve göstermeye devam edecektir. Biz bu oyunlara Allah’ın izniyle milletçe gelmeyeceğiz ve Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisinde, çatısı altında yaşayan bütün 82 milyon herkes Türkiye’dir diyorum ve hepsini bağrımıza bastığımızı ifade ediyor ve asla ve asla terör odaklarına da müsaade etmeyeceğimizi yineleyerek saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kurtulan.

26.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Sakarya Miletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve HDP olarak Türkiye’nin birliğini, beraberliğini düşünen, ağır bedeller ödeyen bir parti olduklarına ve Seyit Rıza’nın Kürtlerin dedesi olduğuna ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Benim “sürünüyorlar” dediğim, dört yıldır PKK’nin elinde olduğu söylenen… Aileler dün geldi, bunu aileler söyledi. Aileler perperişan. Dört yıldır bir insan esir mi alındı, alıkonuldu mu -adına takılmayın, ne derseniz- sürünmekten başka ne yapar oralarda, nerededir, ne yapıyor, ne yiyor ne içiyor, sağ mıdır, ölü müdür, bileniniz var mı? Ben buna temas ettim Değerli Başkan. Dediğim gibi, bunu sağa sola götürmenin gereği yok.

Yine şunu kabul etmiyorum: Burada, bu kürsüde, bunları rahat ifade ediyor olmamıza tahammülleri yok. Bu kürsü MHP’nin tekelinde olan bir şey mi?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Cevap veririz diyorum.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Biz de veririz, siz de verin.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Tamam, cevap veririz diyorum.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Biz de veririz, siz de verirsiniz.

BAŞKAN – Karşılıklı şey yapmayalım.

Buyurun.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Türkiye’yle ilgili bir kaygımızın olup olmadığını kendileri tahayyül edemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Biz şunu söylüyoruz: HDP olarak tam da Türkiye'nin birliğini, beraberliğini, kardeşliğini, geleceğini düşünen, bu konuda ağır bedeller ödeyen bir parti olarak buradayız, bunu söylemeye devam edeceğiz.

Seyit Rıza’ya da şu olmadı: “Eşkıya” demek doğru değil.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teröristtir!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Seyit Rıza Kürtlerin dedesidir. Dedemizin ellerinden öpüyoruz, onu minnetle anıyoruz. Dedemizin mezarının nerede olduğunu sormaya devam edeceğiz değerli arkadaşlar.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                Ali Öztunç                                        İlhami Özcan Aygun                                    Mustafa Adıgüzel

                            Kahramanmaraş                                              Tekirdağ                                                            Ordu

                              Serkan Topal                                              Özcan Özel                                                  Rafet Zeybek

                                    Hatay                                                       Yalova                                                           Antalya

MADDE 12- 9/5/1990 tarihli ve 3644 sayılı 130 İlçe Kurulması Hakkında Kanunun 1 inci maddesinin altmış altıncı fıkrası ile Kanuna ekli (66) sayılı listede bulunan “Bahşili” ibareleri “Bahşılı” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Antalya Milletvekili Rafet Zeybek.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

RAFET ZEYBEK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Söz almış olduğum kanun teklifinin 12’nci maddesinde Bahşili ilçemizin isminin “Bahşılı” olarak değiştirilmesi öngörülüyor. İki gündür Bahşili ilçemiz çokça konuşuldu, yeterince anlaşıldı da; evet, bu değişiklik de doğruydu. Bu nedenle, ülkemizin başka sorunları da var, ben onlardan bahsetmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin çok ciddi sorunları var, ciddi sorunlarla karşı karşıya. Ekonomi sorunu var, demokrasi sorunu var, hukuk sorunu var, adalet sorunu var, eğitim sorunu var, dış politika sorunu var ama maalesef, bu sorunların bir türlü çözümü yok; sorunlar çözülmüyor, gittikçe derinleşiyor.

Şüphesiz, en büyük sorunlarımızdan birisi adalettir. Adalet can çekişiyor değerli milletvekilleri. Hepimiz biliriz, adalet biterse devlet çöker. Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararı hukuka açıkça aykırıdır. Bu kararla hukuk, son yılların en büyük yarasını almıştır. Bu karar, Türk hukuk tarihine kara bir leke olarak yazılacaktır. Bu kararla ilgili son günlerde Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Binali Yıldırım hırsızlıktan, oyların çalınmasından söz ediyorlar. Değerli arkadaşlarım, İstanbul’da oy çalınmadı, eğer ısrarla “Bir hırsızlık yapıldı.” diyorsanız, “Bir suç işlendi.” diyorsanız bu suç, hırsızlıktan çok daha büyük olan gasp suçudur.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – 26 binden 13 bine nasıl düştü?

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Anlatacağız, anlatacağız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah biliyor doğrusunu da, yalancıları da.

İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) – Gasbeden sizsiniz, gasbeden.

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Bakınız, değerli milletvekilleri, seçmenin iradesi gasbedilmiştir, Sayın Ekrem İmamoğlu’nun hakkı gasbedilmiştir; tarih bunu böyle yazacaktır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Binali Yıldırım da kabul etti çalınmadığını.

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2017 yılında yapılan referandumda, 298 sayılı Seçim Kanunu’nun açık hükmüne rağmen, Yüksek Seçim Kurulu hem de oylamanın bitimine doğru dedi ki: “Mühürsüz oy pusulaları geçerlidir.” Kanunda açıktı “Geçersizdir.” diyordu kanun ve bunun gerekçesi olarak da “Millet iradesi tecelli etsin diye bu kararı aldık.” dediler ama aynı Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul’la ilgili, millet iradesini gasbetti. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, Yüksek Seçim Kurulunun 7 üyesi tarafından gerekçede ileri sürülmeye çalışılan 108 sandıktaki usulsüzlükler… Bu 108 sandıkta AK PARTİ öndedir, 1’inci parti çıkmıştır. Ben şimdi Sayın Binali Yıldırım’a soruyorum: Siz bu sandıklarda hırsızlık mı yaptınız? Ben yapılmadığını söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – O da kabul etti, o da kabul etti.

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Yine, 754 sandıkta sandık başkanları memur değildi. Evet, memur değilmiş ama bu sandık başkanlarının 532’si öğretmen, özel okullarda öğretmen, kolejlerde öğretmen, hepimizin çocuklarını okutuyorlar. Şimdi, bunlar mı hırsız?

EROL KAVUNCU (Çorum) – Devlet memuru değil, devlet memuru değil

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Zeybek.

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, hiç uğraşmayın, burada bir hırsızlık yoktur. Sadece şunu söylemek istiyorum: Yapmayın, yazıktır, günahtır. Hiç olmazsa mübarek ramazan ayında milleti kandırmayın. Biz bugün demokrasi dersi veriyoruz. Demokrasi kazanacak ve her şey çok güzel olacak.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, söz mü istiyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok efendim.

BAŞKAN – Tamam, peki.

Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Uzun süredir 60’a göre söz isteyenler var.

Sayın Şevkin, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, kamuda çalışan sözleşmeli personelin kadro beklediğine, şehir hastanelerinde emekçilerin işten çıkarıldığına, kadın taciz ve tecavüzleri ile çocuk istismarına son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, kamuda çalışan yüz binlerce sözleşmeli memura daha önce söz verilmesine rağmen bir türlü kadro verilmiyor. Sayıları 500 bine yaklaşan sözleşmeli memurlar, aile bütünlüğünden ve iş güvencesinden yoksun, düşük ücretlerle ailelerini geçindirmeye çalışıyor. 2011 seçimlerinde 234 bin sözleşmeliye kadro sözü verilmişken o tarihten bu yana, sekiz yıldır hiçbir sözleşmeliye bu hak verilmedi. Öte yandan, kadro verilmediği gibi, şehir hastanelerinde işten çıkarılan emekçilerin varlığı da söz konusudur.

Ayrıca birkaç gündür gündemde olan pedofiliyle ilgili kitabın toplatılması yeterli değildir. Bu Meclisin bir sorumluluğu daha var; çocuklarımız artık bu tür istismara uğramamalı, bu sorumluluğu Meclis olarak yerine getirmeliyiz. Kadın taciz, tecavüzlerine, çocuk tacizlerine artık son verilmelidir diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Süllü…

28.- Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün, diyabet hastalarının yaşadığı mağduriyete ilişkin açıklaması

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Ülkemizde 18 yaş altı 18 bin civarında diyabetli çocuğun diyabet takip, tedavi sürecini kolaylaştırabilecek insülin pompası ve sensörü SGK tarafından ödeme kapsamına alınmadığı için bu olanaktan ekonomik gücü iyi olmayan aileler yararlanamamakta, enjeksiyona geri dönmek zorunda kalmaktadır. Kullanılan insülin pompasının sensörleri aylık 825 lira olup bir aylık masrafı bin lirayı bulmaktadır. İnsülin pompası kullanamayan bir çocuğun günde 12 kez parmak delmesi gerekmekte ancak parmak ölçümü için kullanılan cihazları da SGK ödememektedir. Parmak ölçüm stripleri için ödenen SGK farkı da artmıştır. Diyabetli bireyin aylık kullanımı yaklaşık 6 kutudur, 58 lira olan kutunun SGK sadece 19,5 TL’sini ödemektedir. İnsülin kalemine takılan iğne ucunun kutusu ise 36,70 TL olup SGK 25,50 TL’sini ödemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Enginyurt...

29.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Ordu ve Giresun yaylalarında topyekûn yıkım yapıldığına, hayvancılık için, tarım için elli altmış yıldır kullanılan binaların yıkılmasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ordu ve Giresun yaylarında, 2017 yılında imar affından faydalanıp parasını yatırarak yerini imar affına dâhil edenler başta olmak üzere, dedesinden babasından kalmış elli yıllık araziler üzerinde yüz yıllık binalar dâhil olmak üzere yıkım kararı alınmıştır. Ordu ve Giresun yaylalarında şu an topyekûn bir yıkım yapılmaktadır. Bunun gözden geçirilmesini istiyoruz. Yapılan binalar betonsa yıkılmasına tamam diyoruz ama elli altmış yıldır kullandıkları, hayvancılık için, tarım için kullanılan bu binaların yıkılmasını doğru bulmadığımızı ifade ediyoruz. Bu gözden geçirilsin diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ersoy...

30.- Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un, 31 Mayıs Sigarasız Bir Dünya Günü’ne ilişkin açıklaması

AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

31 Mayıs tarihi, tütün ürününün kullanımının sağlık ve diğer zararları konusunda toplumda farkındalık oluşturmak, tütün ürünü kullananlara bırakmaları yönünde bilinç kazandırmak ve sağlıklı yaşam davranışlarını geliştirmek amacıyla Dünya Sağlık Örgütü tarafından Dünya Tütünsüz Günü olarak ilan edilmiştir.

Tütün kullanımı hem kadınlarda hem erkeklerde kalp hastalığı, inme, yüksek tansiyon ve damar hastalıkları açısından risk faktörlerinin başında gelmektedir. Tütün kullananlarda kalp hastalığı riski, kullanmayanlara göre daha fazladır. Bu riskler, gençler de dâhil, tüm yaş gruplarını kapsamaktadır.

Sevdiklerinizle güzel vakit geçirmenin yolu sağlıklı olmaktan geçer diyorum ve tütünsüz bir dünya diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aygun...

31.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, yaşanan dolu ve sel nedeniyle Amasya ile Tekirdağ Malkara’nın doğal afet kapsamına alınmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Başkanım.

Geçtiğimiz pazar günü hem Amasya’da hem de Tekirdağ Malkara’da dolu ve sel zararı olmuştur. Bu sebeple çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum. Bu iki bölgemizin de bir an evvel doğal afet kapsamına alınarak çiftçilerimize desteklerin bir an evvel verilmesini talep ediyoruz.

Yine, Tekirdağ ilimizin Malkara ve Süleymanpaşa’daki Çimendere ve Gözsüz baraj göletlerine sözleşme yapılmış olmasına rağmen hâlâ bir kazık çakılmaması acaba iktidarın tasarruf tedbirleri içerisinde midir diyorum.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın Ünsal…

32.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, BAŞKENTGAZ üzerinden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik karalamayla algı yaratılmaya çalışıldığına ilişkin açıklaması

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Teşekkürler Başkanım.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından çok sayıda büyükşehir, il, ilçe belediyelerinde senelerdir çok büyük yolsuzluklar yapıldığı belgeleriyle ortaya çıktı, kanıtlandı. Buna karşılık olarak belediyelerimize ve başkanlarımıza yönelik iftira, karalama kampanyaları çoğaldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’a yönelik olumsuz algı yaratmak için özelleştirilmiş BAŞKENTGAZ üzerinden bir girişim yapılıyor arkadaşlar. BAŞKENTGAZ tarafından abonelerine gönderilen yazıda senelerdir devam eden abonelerin sayaçlarının değiştirileceği ve bu zorunlu değişim için Ankaralılardan 500 lira alınacağı belirtiliyor. Ankara Büyükşehir Belediyesiyle hiçbir ilgisi olmayan, Mansur Yavaş’la da ilgisi olmayan bu uygulamayla yurttaşlarda “Belediye sayaç bedeli topluyor.” algısı yaratılmak isteniyor. Oysaki bu kararın belediyeyle ilgisi yoktur. Bu karalama ve algı yaratma kampanyalarıyla ilgili Ankaralı vatandaşlarımızı, hemşehrilerimizi bilgilendirmeye devam edeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Ödünç…

33.- Bursa Milletvekili Atilla Ödünç’ün, Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası’na ilişkin açıklaması

ATİLLA ÖDÜNÇ (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Toplum olarak lösemi tedavisi gören kişilere ve ailelerine ihtiyacı olan maddi manevi her türlü desteği vermenin önemini vurgulamak amacıyla 2019 yılında Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası 28-31 Mayıs tarihleri olarak belirlenmiştir. Dünya kamuoyunun dikkatini çocuklarda kanser olgusuna çekmek, hızla artan çocukluk çağı lösemisi ve diğer kanser vakaları hakkında bilinçlendirmek, deneyimleri paylaşmak, ortak çözüm yolları üretmek ve kansere yol açan olası tehlikelere karşı uyarmak amacıyla tüm dünyada Dünya Çocukluk Çağı Kanser Günü etkinlikleri düzenlenmektedir. Toplumsal sorumluluk sahibi her birey içinde bulunduğu çevrenin de bilgilendirilmesini sağlayabilmek için konuyu gündeme getirmelidir ve çevresini bilinçlendirmelidir.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ramazan münasebetiyle iftara yetişmek için, çok önemli gördüğünüz veya çok önemsediğiniz konuların dışında 60’a göre söz istemezseniz sevinirim.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 13 ila 22’nci maddeleri kapsamaktadır.

Teklifin ikinci bölümü üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş konuşacaktır.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, ikinci bölüm üzerinde söz almış bulunuyorum. Klasik bir torba yasayla karşı karşıyayız. Her seçim öncesinde karşılaştığımız bir tablo. Az da seçim geçirmedik, her seçim öncesinde gerçekten benzer torba yasalarla burada haşır neşir olduk, konuşmalar yaptık. Bu paket de diğerlerinden farklı değil, ağırlıklı olarak seçim yatırımlarını havi bir torbayla karşı karşıyayız. Yani bir tek örnek vererek geçeceğim içeriğini, yine İstanbul köprü affı var. Yani bunu nasıl ifade edelim? İstanbul seçimi 23 Haziranda yapılacak. İktidar, seçim kazanmak için bir köprü affı daha getirdi. Esastan bir çözüm yok, kozmetik yöntemlerle, makyaj yöntemleriyle vatandaşın oy vermesini sağlamaya dönük bu tip yaklaşımları parti olarak doğru bulmadığımızı tekrar tekrar ifade etmek istiyorum. Bu ülkenin ihtiyacı olan şey torba yasalar değil; gerçekten sorunların tespiti, ekonomik sıkıntıların analiz edilmesi ve buna uygun tedbirlerin alınması olması gerekendir.

Değerli milletvekilleri, biraz önce talihsiz bir tartışma daha yaşadık. Ben üçüncü dönemdir bu Parlamentoda görev yapıyorum ve bu tartışmaların benzerini gerçekten onlarca, yüzlerce defa yaşadık. Sorunun özü şu: Aslında benim konum farklı ama buna değinmeden geçemeyeceğim. Sayın grup başkan vekilini dikkatle dinledim, birkaç cümle not aldım sadece. Dedi ki: “Meclis kürsüsünde sözlerinize dikkat edin.” Birinci cümle bu. “Tarihe yaptığınız hakaretlere tabii cevap veririz. Kimse bizden pasif tutum beklemesin.” Bunu üç cümle aldım, gerisine gerek yok, esas özü buydu.

Bir kere, değerli milletvekilleri, burada hepimiz milletvekiliyiz, hiç kimsenin, hiçbirimizin diğerinden bir farkı yok. Hepimiz halk oyuyla seçiliyoruz; sandığa gidiyoruz, düşüncelerimizi anlatıyoruz, ideolojimizi anlatıyoruz, partimizin yaklaşımlarını anlatıyoruz, oy alıyoruz ve sandıktan çıkıyoruz. Üstelik bu sandıktan çıkma meselesi hepimiz için de aynı koşullarda ve adil şartlarda olmuyor. Bizim sandıktan çıkmamamız için, Halkların Demokratik Partisinin barajı geçmemesi için, sandıkta aldığı oyların da sayılmaması için, sandığa oy atılmaması için neler yapıldığını sanırım anlatmama gerek yok. Tek bir örnek yeter; şu anda, önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Sayın Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş hâlâ hapiste, rehin tutuluyorlar, tutuklu değiller. 7 Hazirandan sonra 1 Kasım ve bugüne kadar gelen süreçte bizi hizaya çekme çabaları aynı yöntemlerle devam ediyor; tutuklama, yakalama, tehdit, baskı. Dışarıda bunlar yetmiyormuş gibi şimdi de Genel Kurulda hizaya çekilmeye çalışılıyoruz. Bunu kabul etmiyoruz, biz bunları hiçbir zaman kabul etmedik. Her partinin kendi ideolojisi vardır, Milliyetçi Hareket Partisi nasıl kendi programına göre çalışıyorsa ve inanıyorsa bizim de kendi parti ilkelerimiz vardır. Bu nedenle biz bunları kürsüde savunmaktan bir milim geri adım atmayız; biz bunları laf olsun diye, gelip burada birilerine propaganda olsun diye, şirinlik yapmak için söylemeyiz.

Sözlerimize dikkat etme meselesine gelince, biz sözlerimizi nasıl söylediğimizi gayet iyi biliriz. Ama “Sözlerinize dikkat edin.”in arka planı da şudur: Bize diyorsunuz ki aslında… Mesela ben bir Kürt kadınıyım, benim ana dilim Kürtçe, ben Kürt kültürüyle büyüdüm, ben Mardinliyim, Diyarbakır’da okudum, Diyarbakır’da avukatlık yaptım, benim annem Türkçe bilmiyor belki, çoğunun bilmiyor. Şimdi bana diyorsunuz ki: “Dilini reddet.” “Ana dilini reddet.” diyorsunuz. “Konuşma, bunun talebinde bulunma, eğitimini isteme, kürsüde üç cümle söylersen bunu (X) olarak geçerim.” diyor. Ben bunu nasıl kabul edebilirim? Bir insan olarak, bir birey olarak bunu kabul etmem mümkün mü?

Diğeri “Herkes tektir.” diyorsunuz. Biz de HDP olarak ısrarla diyoruz ki: Herkes tek değildir, herkes farklıdır. Çoğulcu bir partiyiz biz. Bizim grubumuz Türkiye’nin en çok kimliğini, dilini, inancını ve cinsiyetini –kadın-erkek eşitliği açısından- barındıran bir partidir. Biz bu ilkeyle geliyoruz. Kürt’sem Kürt’üm, Ermeni’ysem Ermeni’yim, Laz’sam, Laz’ım, Çerkez’sem Çerkez’im, Türk’sem Türk’üm. Burada birileri “Dikkat edin.” dedi diye biz bunun aksini mi söyleyeceğiz? Tabii ki söylemeyeceğiz.

Bize diyorlar ki: “Et ile tırnak gibiyiz.” Sayın grup başkan vekilimiz de söyledi. Ya, biz et ile tırnak falan olmak istemiyoruz ya! Biz eşit olmak istiyoruz, eşit! Biz atılacak tırnak olmak istemiyoruz artık! Bize yüz yıldır aynı hikâyeyi anlatıyorsunuz. Et ile tırnak değiliz!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Kürtler tırnaktır mı dedim?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Biz eşit olmak istiyoruz; bu topraklarda herkes gibi kendi dilimizle, kültürümüzle, inancımızla, cinsiyetimizle ve yaşama bakış açımızla Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olarak yaşamak istiyoruz. Bizim demokrasi mücadelemiz tam da budur.

Bize diyorlar ki: “Kültürünüzü de yaşayamazsınız.” Bu çatı altında çok talihsiz bir konuşma yapıldı geçen hafta. Sayın MHP milletvekili şunu demiş aynen, demiş ki: “Ana dilimiz olan Türkçenin yanında başka dillerde yazışmalar yapmaya kalkanlar devletin tunç elini bir an evvel görmelidirler. Herkesin haddini bilmesi gerekir.” Bize, Dersim diyenlere “Sizin dedelerinizin başına gelenleri size yaşatırız.” diyorlar, hem de bu kürsüde. Dersim’i bilmeyeniniz yoktur. Yüzlerce defa giden biri olarak söylüyorum, binlerce Dersimli arkadaşı olan biri olarak söylüyorum gerek hukukta gerek lisede gerek yaşamda; hepsi dedelerinin, ninelerinin katliam hikâyeleriyle büyüdüler. Seyit Rıza’nın mezarını arıyorlar. Dersim’i Tunceli yapamazsınız. 70 bin insan toprağa düştü, hâlâ, gidin referandum yapın, Dersim’de yüzde 90’ı aşkın insan “Burası Dersim’dir.” der. Bu tehditlerle “Dedelerinizin başına gelenleri sizin de başınıza getiririz.” demek bir demokratik düşünce özgürlüğü oluyor. Bu kürsüdeyse olsun ama dışarıda biz herhangi bir düşünceyi ifade ettiğimizde hemen hapisle, dokunulmazlığın kaldırılmasıyla tehdit ediliyoruz.

Şimdi, ana dilimizle ilgili tehdidi duymamış gibi yapıyorum, duymamış gibi yapıyorum gerçekten. Hiç kimsenin haddine değildir benim ana dilime ya da sizin herhangi birinizin ana diline ilişkin bir söz söylemek. Ana dil tartışma dışıdır, biz dilimizi anamızdan alırız. Biz bu ülkede birlikte yaşıyoruz, birlikte yaşamaya devam etmek için de demokratik bir anayasayla bu sorunları çözmek zorundayız. Bu dille, bu yöntemle yüz yıldır sorun çözemedik. Bizim en önemli stratejik yaklaşımımız da şu: Bu ülkede demokratik bir anayasayla, eşit ve özgür yurttaş olarak, gerçekten kardeşçe -et ile tırnak olarak, böyle garip bir metaforla değil, gerçekten kardeş olarak- yaşamak istiyoruz; bizim bütün mücadelemiz budur. Ve biz bu kürsüdeyken bize söylenen “Sözlerinize dikkat edin.” laflarını duymuyoruz çünkü buna artık alıştık; tırnak içinde, alıştık. Bunun nereden kaynaklandığını biliyoruz. Bunun diğer anlamı, ırkçılıktır; bunun diğer anlamı, faşizm yöntemleriyle muhalefeti bastırmaya çalışmaktır ama HDP gerçekten, bu tip meseleler karşısında diz çökecek, gerçekler dışında yaratılan bir tahayyülle, bir tarih bilgisiyle bunları kabul edip yoluna devam edecek bir parti değildir.

“Tarih anlayışı” dedi sayın grup başkan vekili; doğru, bir tarih var ama tarih tek değildir. Gelin, farklı kaynaklardan Dersim’i okuyalım; gelin, farklı kaynaklardan Kürt meselesini okuyalım; gelin, farklı kaynaklardan kürdistan tarihini okuyalım ve “Hangi tarih anlayışı doğrudur, değildir?”i tartışmak yerine bunların ortak noktalarını ve hakikati birlikte bulmaya çalışalım; bizim Parlamentoda görevimiz budur. 81 milyon yurttaşın Türkiye Büyük Millet Meclisinden beklediği, aynı ezberlerle, aynı şablonlarla, aynı yaklaşımlarla burada kavga etmemiz değildir. Biz HDP Grubu olarak hiçbir zaman kavgalara tevessül etmedik; emin olun, hep saldırıya uğradık, hep saldırıya uğradık. Anayasa Komisyonunda, dokunulmazlığın kaldırılması meselesinde bizim milletvekillerimize şiddet uygulandığını 25 ve 26’ncı Dönem milletvekilleri gayet iyi bilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Toparlıyorum.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Daha geçen dönem ben burada grup başkan vekiliyken Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Mahmut Toğrul’un kolunun kırıldığını unutmadık. Biz burada defalarca saldırıya maruz kaldık ve diğer milletvekili arkadaşlarımızdan gerçekten şunu beklerdik: HDP’ye yönelik bu yaklaşımları en azından 100 kişi üzerinden 10 kişi reddetmez mi ya? Hiçbir şey yoksa bile, burada on saat mesai yapıyoruz birlikte, tartışıyoruz. Ama şunu unutmayın: HDP, gerçekten, hepimizin ortak geleceğidir. HDP düşüncesi -hepiniz HDP’li olmayabilirsiniz ama- HDP’nin ortaya koyduğu siyaset, strateji Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşıyabilir; çocuklarımızın mutlu, huzurlu, sağlıklı bir ortamda büyümesine vesile olabilir. Gelin, kendi dar bakış açılarımızı bir tarafa bırakıp demokratik çözümde gerçek bir tartışmayı yapalım diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Kendisi inanıyor mu bu anlattıklarına?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, ırkçılık ve faşizme varırcasına sataşmalar söz konusudur. Kürsüden söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Milliyetçi Hareket Partisine ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP milletvekilinin demin partimizle alakalı ifade ettiği hususlarla alakalı beyanlarının öncelikle tamamını reddediyoruz. Kendisi Meclis kürsüsünde yapmış olduğu konuşmada bizim fikirlerimizi, ifade ettiğimiz hususları tam manasıyla çarpıtmıştır.

Meclis kürsüsünde yapılan konuşmalara sessiz kalınmaması meselesini bunu cevapsız bırakmama gibi bir karşılıkla biz burada ifade ettik. Sizin sözlerinize, Türkiye Cumhuriyeti devletine, Türk tarihine, milletimize ve manevi mukaddesatımıza, bütün değerlerimize, değerler sistemimize, buna hassasiyetle dikkat eden bir siyasi parti olarak bunlara zede getirecek, onlara hakaret içerdiğini düşündüğümüz her sözünüze mutlaka bir cevabımız vardır. Bunu kabul etmeyeceğimizi aynen deklare ettik; bunda herhangi bir sıkıntı olmadığını düşünüyorum. Pasif bir tutum takınmayacağımızı da net bir şekilde söylüyorum. Aktif bir şekilde bunları siz, bu Meclisin, yüce Meclisin tutanaklarına geçirtirken biz de onun karşısında “Ya, bu Mecliste buna nasıl bir cevap verildi?” diye yarın bizim evlatlarımız bir baktığı zaman buna “Allah razı olsun, birileri cevapsız bırakmamış.” da dedirteceğiz Allah nasip ederse; bu konuda kimsenin şüphesi olmasın.

“Sözlerinize dikkat edin.” ifadesi bir tehdit değildir. Sözlerinizin de, bu manada tarihimize, geçmişimize hakaret içerecek ifadeleri Meclis kürsüsünden tekrar etmenin, Türkiye’nin Misakımillî’yle sınırları çizilmiş olan vatan topraklarıyla alakalı olarak yapmış olduğunuz değerlendirmelerin Türkiye’yi bölecek, parçalayacak ve Türkiye’nin ortak geçmişine zede getirecek ifadeler olduğunu söylemek bizim en tabii hakkımızdır.

Ana dilin kullanımıyla alakalı olarak sayın milletvekilinin ifadesini yine çarpıttınız. “Ana dilimi kullanıyorum diyerek yapılan yazışmalar.” diyor, “O yazışmaları” diyor; ifadesi aynen bu şekilde. Yani “Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir.” ifadesi üzerinden anayasal olarak belirlenmiş olan bir hükmün hilafına hareket etmeye kimse kalkmasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir. Ana dili başka bir şeydir. Bu noktada, sizlerin baskı ve zulme uğradığınız ve her şekilde, sadece ve sadece Kürt olarak doğduğunuz için bu memlekette zulüm gördüğünüz noktasındaki bütün iddialarınıza ve bütün beyanlarınıza karşı çıkıyorum ve bunu kabul etmemiz mümkün değildir diyorum. Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisinde herkes, eşittir Türkiye diyorum. Buna kimsenin itirazı olamaz. Bu, çok önemli bir ifadedir.

Yine, burada bizim ifade ettiğimiz hususlardan ırkçılık ve faşizm çıkartmaya çalışıyorsunuz ya, asıl ırkçılığı, asıl şovenizmi, asıl ötekileştirmeyi sizler yapıyorsunuz. (MHP sıralarından alkışlar) Bu işin tevil götürür bir tarafı yoktur. Türkiye'de, bizler Türkiye'nin birliği ve bütünlüğünden yana olarak, her zaman Türkiye'nin birlik beraberliğini, kardeşliğini savunuyoruz. Siz, kültürel haklarınızı savunmaktan dolayı birtakım zulme uğradığınızı ifade ediyorsunuz ya, bu kültürel haklardan veya kültürel haklarınızla ilgili taleplerinizle alakalı değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Efendim bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun toparlayın.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Genel başkanlarınızın dün kalkıp da o bebek katilinin “Heykelini dikeceğim.” beyanları var ya; o, “PYD’ye biz arkamızı yasladık.” beyanları var ya; o, Türkiye Cumhuriyeti devletine, Türk devletine ve Türk milletine karşı düşmanca tavırlar sergileyen, eli kanlı bebek katillerini kınamamanız, onları terör örgütü olarak kabul etmemeniz meselesi var ya, Milliyetçi Hareket Partisinin özellikle üzerinde durduğu ve Türk milletinin size karşı bakışının temelini teşkil eden mesele, özü itibarıyla budur.

Bizim bütün ifade etmek istediklerimiz bunlardır. Bu mücadelemize aynen devam edeceğimizi, bu konuda doğru bildiklerimizi söylemekten geri durmayacağımızı saygıyla ifade ediyor, selamlar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Kurtulan, buyurun.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, “Asıl ırkçılığı ve faşizmi siz yapıyorsunuz.” diyerek hatibimize bir sataşma olmuştur.

BAŞKAN – Yerinizden açayım mı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yok, ben oradan…

BAŞKAN – Buyurun, peki ama devam ettirmeyelim artık bunu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yok, devam ettirmeyeceğim.

CEMAL ÇETİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, yerinden…

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Başkan, nasıl yöneteceğini biliyor arkadaşlar, dert etmeyin.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Başkan biliyor, iyi yönetiyor. Başkan adil yönetiyor.

2.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, doğrusu, ırkçılık ve faşizm konusunda herhâlde en son suçlanacak grup Halkların Demokratik Partisidir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Irkçılık ve faşizmi, lütfen, hepimiz bir daha okuyalım.

AYHAN EREL (Aksaray) – Siz 10 sefer okuyun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Irkçılık nedir? Faşizm nedir? Siyasi arka planı nedir, nasıl şekillenir ve bu, Türkiye'de hele nasıl şu anda yaşam bulmuş? Bu konuya o yüzden sadece gülümsüyorum, sadece cevap vermiş olmak için verildiğini düşünüyorum.

Diğer mesele, bizim eş genel başkanlarımız başta olmak üzere, 4 Kasım darbesiyle hâlâ hapiste tutulan arkadaşlarımızın, rehin tutulan arkadaşlarımızın dava dosyalarının hepsini okuyan bir hukukçu olarak söylüyorum: Şu anda, yaygın medyanın hepsinde “teaser” olarak geçiyor –fragman- ve onların hiçbiri yok biliyor musunuz dava dosyasında. Bir tek örnek vereceğim. Belediye eş başkanlarına her gün Cumhurbaşkanı diyor ya: “Para gönderdiniz örgüte, şöyle yardım yaptınız, böyle yardım yaptınız.” Ya, avukat arkadaşları aradım, dedim, şu iddianameleri gönderin de bir de ben okuyayım yani olmadığını biliyorum ama. Bir tek örnek vereceğim. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Sayın Gültan Kışanak’ın dosyasını, lütfen, bir milletvekili sorumluluğuyla okuyun, iddia yok ya; bırakın suçu, bırakın tekemmülü, bırakın kararı, iddia bile yok. “Nevroz” konuşmasından ceza aldı, basın açıklamasından ceza aldı. Belediyeyle ilgili ne bir yolsuzluk ne bir usulsüzlük ne bir rüşvet ne bir zimmet, hiçbir şey yok. Diğer bütün belediye başkanlarımızla ilgili dava dosyaları aynı durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayalım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Sayın Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’a ilişkin de diğer milletvekili arkadaşlarımıza ilişkin de hepsi düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamındadır ve onların hepsi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden dönecek, bunu yakın süreçte göreceğiz. Bu, sadece muhalefetin hizaya çekilme çabasıdır, dönemsel, konjonktürel bir yaklaşımdır; HDP’yi geriletme, muhalefeti susturma, bastırma yöntemlerinden biridir. Dün 1960 darbesiyle idam kararları veriliyordu, 1980 darbesinde milletvekilleri Zincirbozan’a gönderiliyordu, 1990’da Ulucanlar’a, bugün de Edirne ve Kandıra’ya gönderildiler; aradaki fark budur. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Oturuma beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.04

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 86’ncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon yerinde.

İYİ PARTİ Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Durmuş Yılmaz konuşacaktır.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin ikinci bölümüyle ilgili görüşlerimi bildirmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benden önce buraya gelen muhalefet milletvekilleri birbiri ardına artık, bu torba yasa uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini söylediler ama iktidar da torba yasa yapmaya devam ediyor. Biz, iki bin yıl önce Romalıların vatandaşlık hakkı gereğince hukuk metodolojisi olarak insanlara, topluma yön göstermek gerektiği konusunda duyarlı olarak torba yasa yapmayı yasaklamasının arkasından, 2019 yılında hâlâ torba yasa yapmaya devam ediyoruz; bununla da kalmıyoruz, torba yasayı temel yasa statüsüne çıkarıp temel yasa olarak görüştük ve görüşmeye de devam ediyoruz.

Bundan belki bir asır önce Ahmet Cevdet Paşa ve arkadaşlarının yürüttüğü kodifikasyon çalışmaları sonucunda ortaya çıkan ve 1.850 küsur madde olan Mecelle’nin bile ortaya koyduğu hukuk metodolojisinin gerisine düşen bu uygulamayı, bizden sonra gelen nesiller bence iyi olarak yâd etmeyecekler ve size “İyi bir hukuk mimarlarıymış.” demeyecekler hatta size “hukuk çilingiri” sıfatını bile yakıştırmakta tereddüt edecekler. Onun için, bundan vazgeçilmesini diliyoruz ama bundan vazgeçilmeyeceği de artık ortaya çıkmış durumda.

On dakikalık bir süre var, söyleyeceklerimi belki yetiştiremeyeceğim ama söylemeden de geçemeyeceğim. Dün İstanbul’un fethinin yıl dönümüydü, bu vesileyle çok şeyler söylendi. Bunlardan bir tanesi de Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u almaya karar verdiğinde “Acaba ben nasıl bir toplumla, nasıl bir düzenle eyleme geçeceğim? Benim arkamda kim var? Kim beni destekleyecek?” sorusunun cevabını bulmak için -hikâye o ki- Edirne’de bir esnafa gidiyor, ihtiyaç duyduğu hatta ihtiyaç duymadığı bir maddeyi alıyor; ikincisini almaya kalktığında esnaf diyor ki: “Ben siftah yaptım, yan tarafa git, o siftah yapmadı.”

Şimdi, böyle bir toplumdan, bugün, anayasal devlet olarak vatandaşının geri kalmışlarına, vatandaşının bir şekilde dezavantajlı olan kesimine verdiğimiz, anayasal hak olan sosyal yardımlar konusunda, insanlarımız hak etmedikleri hâlde bu yardımdan yararlanıyorlar. Örneğin kömürü alıyor, bu kömürü serbest piyasada satıyor. “Ben siftah yaptım, yan taraftaki yapmadı.” diyen toplum yapısından, biz, bugün, hak etmediği hâlde siyasi kayırmacılık üzere yardım alan ve bunu piyasaya satan insanlar topluluğu hâline geldik. Şunu diyemiyor, eğer o doğruysa “Ben bunu hak etmiyorum, benden daha fazla muhtaç insan var aşağı sokakta veya yan komşum daha muhtaç, git, ona ver.” demiyor. Bunun bir sorumlusunun olması lazım. Bu toplum niye buraya geldi? Eğer bugünkü realite buysa, Fatih’in içinde yaşadığı toplumda uydurulan bir hikâye, bir mitoloji midir bu? Eğer bu mitoloji doğruysa bugünkü durumumuz nedir? Bunu kim, nasıl izah edecek? Hangi ahlaki düzen, hangi sosyal düzen, hangi politika uygulaması bizim insanımızı bu hâle getirdi? Lütfen, içinizden birisi çıksın, bunun cevabını versin. Ahlak felsefecisi Nurettin Topçu eğer 1950’lerde, 40’larda yazdığı kitaplarını bugün yazmış olsaydı, eminim bugün çok farklı bir şey söylemiş olacaktı. Onun için, AK PARTİ Grubundan bir arkadaşın gelip bu insanlar niçin buraya geldi, bu kokuşmuşluk, bu çürümüşlük niçin bu noktaya geldi; bunun cevabını vermesi ve açıklaması lazım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Geçen hafta Genel Kurulda yaptığım ekonomiyle ilgili bir genel değerlendirmede görüşlerimi bildirdim ve dedim ki: Artık, bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlar bir sistem sorunu hâline gelmiştir ve bu sistem sorunu çözülmeden bu meselenin üzerinden de gelmek mümkün değil. Hâlâ aynı şeyi ısrarla söylüyorum.

Biraz önce, CHP grup başkan vekili arkadaşımızın Adalet Bakanı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlarıyla ilgili söylediği sözlerden hareketle, gerçekten de sistem tıkanmıştır ve sistem çalışmıyor. Dolayısıyla bu sistemik sorun çözülmeden, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bu sorunların üstesinden gelebileceğini düşünmüyorum.

Bakan Bey dedi ki: “Ekonomide bir dengelenme var. Dolayısıyla bu dengelenmenin sonucunda, öyle görünüyor ki tünelin ucunda bir ışık göründü.” Aslında, Bakan Bey bu görünen ışığın ne olduğunu, hangi ekonomik veriden hareketle, hangi ekonomik veriyi analizle bu tünelin ucunda ışığın göründüğünü söylemedi. Bu, reel ekonomiye ait üretim mi, sanayi üretimi mi, kapasite kullanım oranı mı, büyüme mi, efendim, bankacılık kesimiyle ilgili sorunlar mı? Beklentilerle ilgili endekslerden, vesaireden hareketle… Hangi ekonomik veriyi kullanarak ve analiz ederek tünelin ucunda ışık olduğunu söyledi? Eğer “Tünelin ucunda ışık var.”ı kabul edip inanıyorsanız lütfen, buraya gelin, hangi ekonomik veriyi kullanarak bu ışığı gördüğünüzü bize bir açıklayın.

Görünen o ki Sayın Bakan bir dengelenme trenine bindi, bu bindiği trende maalesef uyuyakaldı; uyurken tren karanlık bir tünele girdi, o tünelde uyandığında etrafını göremiyor. Maalesef, doğru olan budur.

Yarın saat onda, yirmi dört saatten az sürede, 2019 yılı birinci çeyrek büyüme rakamları açıklanacak. Bu rakamlarda göreceksiniz ki ekonomi, 2018’in son çeyreğinde olduğu gibi, yine küçülecek.

Senelere baktığımızda -sadece iki rakam vereyim- 2014 yılında Sanayi Üretim Endeksi yüzde artı 9,8’ken bu, yüzde 8,7’lik bir büyümeye tekabül etti. Çok meşhur, her fırsatta söylediğiniz 2018 yılındaki yüzde 7,4’lük büyümenin karşılığında Sanayi Üretim Endeksi de yüzde 4,4. 2019 yılının birinci çeyreğindeki Sanayi Üretim Endeksi eksi 5,7. Bunun anlamı, yarın göreceksiniz, ekonomi eksi büyüyecek. Dolayısıyla buradan hareketle, ortada ışık vesaire diye bir şey yok. Alınması gereken tedbirleri erteliyorsunuz ve dolayısıyla da toplumun üzerindeki yükü giderek artırıyorsunuz. Bir buçuk yıl önce eğer gerekli tedbirleri alsaydınız 35-40 milyar dolarla hallolabilecek bu sorun bugün 70-80 milyar dolara yaklaşmıştır, eğer daha da gecikirseniz bu daha da artacaktır. İnkâr edebilirsiniz, “Öyle değil.” diyebilirsiniz ama rakamlar ortada.

Söyleyeceğimi söyleyemedim, her neyse. Orada görüyorum, bir dakika sürem kaldı. Söyleyeceğim şey şu: Ekonomi politikaları boşlukta cereyan etmiyor, bir çerçevesinin olması lazım. Şu anda bunun bir çerçevesi yok. Bizim ekonomimizde, ekonomi politikalarının yürütüleceği çerçevede önce bir beş yıllık kalkınma planı var çünkü beş yıllık kalkınma planının içerisinde sanayiciye, tüccara, iş adamına, eli taşı altında olan ve risk alan insanlara yön ve yol göstermeniz lazım ama bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, senenin altıncı ayına girmek üzereyiz, hâlâ 2014-2018 yılını kapsayan Onuncu Beş Yıllık Plan’ın yerine bir on birinci plan henüz gelmiş değil. Sanayiciye, tüccara, iş adamına, üretken kesime nasıl yön ve yol göstereceksiniz?

Buradan hareketle, orta vadeli program olarak üç yıllık bir program var, bir de kısa vadeli programlar var. Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 2 Temmuz 2013 yılında kabul edildi bu. Dolayısıyla 2014-2018 yıllarını kapsayan bu program altı ay önce yürürlüğe girdi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görüşülerek ama hâlâ ortada bir on birinci beş yıllık kalkınma planı yok. Buna bağlı olarak, orta vadeli program yapılamaz. Ne yapıyorsunuz? Birbiri üzerine kısa vadeli finans tedbirleri alıyorsunuz, teşvikler veriyorsunuz. Bu teşvikler ekonominin üretken kapasitesini, rekabet kapasitesini bitirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Sanayiciyi, tüccarı, iş adamını devlete bağımlı hâle getirdiniz ve bu insanlar karar almakta da zorlanıyorlar.

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, toparlayın.

DURMUŞ YILMAZ (Devamla) – Toparlıyorum.

Dolayısıyla 3067 sayılı Kalkınma Planlarının Yürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun’un gereğinin yapılması gerekir, bundan kaçınamazsınız, kaçınmak durumunda da değilsiniz çünkü boşlukta ekonomi politikası yürütülmez. Şu anda, eklektik olarak, sabah bir karar, öğleden sonra bir karar, sonra bunu değiştir.

Şuradan da görüyoruz ki biz, üç ay önce yaptığımız yasada bugün değişiklik yapıyoruz. Niye? Çünkü önümüzü görecek bir şey yok. Sizin 2023, 2050, 2071 hedefleriniz var. 2071’i, 2050’yi bırak, beş yıllık süreyi öngöremeyen, bununla ilgili rakamsal veri ortaya koyamayan, yol ve yön gösteremeyen bir heyet 2071’i niye ağzına alır, 2050’yi niye ağzına alır? 2023 diye bir hedef artık kalmadı. Ağzınızla kuş tutsanız, yıllık yüzde 30 büyümezseniz dört yıl sonra Türkiye’nin 2023 hedeflerini tutturması mümkün değil. Ama bu bir siyasi hedefse o konuda bir şey diyemem, o da siyasi niyet okumaya girer, onu ben yüce Meclisin takdirlerine bırakıyorum.

Teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Ankara Milletvekili Durmuş Yılmaz’ın 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın hatip kürsüden, Fatih Sultan Mehmet’ten bugüne tarihsel değişim ve dönüşüm üzerine grubumuzdan cevap istedi. Ben sözü çok uzatmak istemiyorum, bunun adı tarihsel sosyolojidir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Böyle bir deyim duymadım ben. “Tarihsel sosyoloji”nin tarifini yapar mısın?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tarihsel sosyoloji dediğimiz hadise, kişisel faaliyetler ile örgütlü yapıların zaman içerisinde bilinçli şekilde inşa edilmiş hadisedir. Onun için son beş yüz yıllık süre zarfında meydana gelen değişim ve dönüşümün tamamının cevabının on yedi yıllık AK PARTİ iktidarından istenmesi, AK PARTİ’den ve bugün ittifak içerisinde olduğumuz Cumhur İttifakı’ndan beklentinin büyüklüğünü ifade ediyor. İnşallah, bizim bu büyük beklentiyi milletimizden aldığımız destekle hayata geçireceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sataşma yok ki Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Meclisin aydınlanması açısından, sayın hatibin engin bilgisinden faydalanmak açısından bu “tarihsel sosyoloji”nin ne demek olduğunu öğrenmek istiyoruz. İzah ederse çok mutlu olurum.

Teşekkür ederim.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tarihsel sosyolojiyi ifade ederek anlattım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tarihsel sosyoloji, bir tarafta kişisel faaliyetler…

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Boş laf, boş laf.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …diğer tarafta örgütlü yapıların zaman içerisinde bilinçli olarak inşa ettikleri hadisedir.

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Oruç oruç bizi güldürme Başkan.

DURMUŞ YILMAZ (Ankara) – Boş laf.

BAŞKAN – Yazılı bildirelim yazılı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

35.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü kutlamalarına Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarının davet edilmediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çok kısaca şunu söylemek lazım sayın grup başkan vekiline: Dün İstanbul’un fethinin yıl dönümü kutlamaları vardı. Girdiğinde “Kimsenin malına mülküne dokunmayın, ganimeti ben dağıtacağım." diyecek kadar fethettiği bir yere karşı böyle bir yüce gönüllülük göstermiş birisinin, Fatih Sultan Mehmet’in aldığı İstanbul’un fetih yıl dönümündeki törenlere, seçilmiş Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları davet edilmedi bırakın Ekrem İmamoğlu’nu; onun da davet edilmesi gerekirdi. İstanbulluların oyuna “millî irade” diyorsanız Silivri’deki millî iradenin de karşısında saygıyla eğileceğiz -MHP’ye oy vermiştir- Bakırköy’dekinin de sizin bütün belediyelerinizin de. Siz bizim belediye başkanlarımızı Fatih’in fethettiği şehrin yıl dönümü törenlerine davet etmiyorsanız siz Fatih’in “F”sini kavrayamamışsınız demektir. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Nihat Yeşil konuşacaktır.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA NİHAT YEŞİL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi, yüce Meclisi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

68 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin geneli üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Konuşmama başlamadan evvel Süper Lig’e çıkan Gençlerbirliği Kulübümüzü tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, biraz önce tüm hatip arkadaşlarımız bu kürsüde torba yasanın bu ülkeye hiçbir yararı olmadığı gibi sorunlardan bahsetti. İki bin yıl önce Roma hukukundan beri var olan -sevgili hatip biraz önce bahsetti- ve AKP’nin sığındığı tek mekanizma olan demokrasi ve hukukun üstünlüğünü sağlamadığınız sürece biz bunları daha çok tartışırız.

Değerli arkadaşlar, 24 Haziran seçimleri sonrasında yasama ve yürütme erklerinin birbirinden keskin çizgilerle ayrılacağı konusunda iktidar partisinin çıkışlarını hepimiz hatırlıyoruz. İktidar partisi, o zaman bu ucube yönetim anlayışını getirirken erkler ayrılığı ve demokrasiyi üstünlük olarak kendine hedef edinmiş bir anlayışla topluma bu taahhütte bulunuyordu, torba kanunlar konusunda da hassasiyet göstereceklerini söylüyordu. Ancak gelin görün ki yine usulüne uygun kanun yapma tekniğine son derece aykırı bir torba kanun teklifini görüşmek zorunda bırakıldık. “Torba kanun neden teknik olarak doğru bir uygulama değildir?” sorusunun cevabını çok tartıştık. 20 maddeyle Komisyona sunulan, 22 madde olarak Komisyon tarafından kabul edilen bu torbanın içinde 13 kanun ve 2 kanun hükmünde kararname değişikliği düzenleniyor.

Ülkemiz her geçen gün ekonomik krizi daha derinden hissediyor. Maliye, gelir ve gider dengesi konusunda yıl sonu hedeflerinden gittikçe uzaklaşıyor. Daha yılın beş ayını doldurmadan, doldurmak üzereyken bütçe açığının yüzde 65’ini tüketmiş durumdayız. Peki, böyle bir ortamda Meclisimizin, ülkemizin ilgili kurumlarının her zamankinden daha çok çalışması gerekirken biz bu torba düzenlemesiyle hangi konuları gündemimize alıyoruz? Bir kasabanın adını değiştiriyoruz, bir döner sermaye işletmesine kurumlar vergisi muafiyeti tanıyoruz, TRT’nin disiplin mevzuatını düzenliyoruz. O TRT ki personel sayısından tutun yapmış olduğu yayınlardaki tutumlarıyla her konuda tartışmalı olan bir kurum. Vatandaşın fahiş elektrik faturalarından alınan vergilerle çalışan TRT, siyasi iktidar çizgisinde yayınlar yapıyor, personelinin kadro durumu gündemden düşmüyor.

Başka ne var bu kanunda? Bir vakıf üniversitesinin kurulması var. O çok övündüğünüz ülkemizdeki üniversite sayılarının artması kadar bir de o üniversitelerden mezun olan, geleceğe dair hayalleri olan, bu ülkeye hizmet etmek için hayalleri olan gençlerimize istihdam sağlayacak düzenlemeler getirseydiniz de biz de sizleri alkışlasaydık, el birliğiyle ülkenin yararına olan düzenlemeleri Meclisimizden geçirseydik.

Bu torba kanundaki tek gündem maddesi, İstanbul’da köprü geçiş cezalarıyla mağdur ettiğiniz vatandaşlarımıza yazılan cezaların kaldırılmasıdır. Bunun haricinde vatandaşın yararına olan düzenleme ne yazık ki yoktur.

Şimdi bu yeni düzenlemelerle ne amaçlanacak? Etki analizi olmadan, ilgili komisyonlarda tartışılmadan getirip yasalaştıracaksınız. Bu teklifi Komisyona getirirken birbiriyle alakası olmayan maddeler içinde en azından mali konuları ilgilendirenlerle ilgili olarak mali yük tablosu hazırlandı mı? Örneğin Maden Kanunu’nda düzenlemeler yapmışsınız. Bu düzenlemeler neticesinde kamu gelirlerinde artış mı olacak, yoksa kamuya yeni mali yük mü gelecek; bu konuda bir analiz var mı? Kamu gelirlerinin artması ya da azalmasına neden olacak, idareleri yükümlülük altına sokacak kanun maddesi tekliflerinin, en az üç yıllık dönem için hesaplanıp sunulan tekliflere eklenmesi gerektiğini hepiniz biliyorsunuz.

Maden Kanunu’nda en son ne zaman değişiklik yapıldı? 14 Şubat 2019’da. Ondan önceki değişiklik ne zaman yapıldı? 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Temmuz 2018’de. Peki, ondan önce ne zaman değişiklik yapıldı? 13 Ocak 2017’de. Tam da bu madde 2 sefer köklü, 12 sefer de farklı şekillerde olmak üzere 14 sefer değiştirildi. Böyle sürüp gidiyor; neredeyse her yıl değişiklik yapılıyor, bir ibare ekleniyor, bir metin çıkartılıyor; yasama faaliyetlerinin kalitesine gölge düşürülüyor. Böyle bir kanun yapma tekniği dünyanın neresinde var değerli arkadaşlar? İhtisas sahibi ilgili kişi ve kurumlarca komisyonlarda tartışılması gereken düzenlemeler, Plan ve Bütçe Komisyonundan bir gecede geçiriliyor. Bu konuların tartışılmadan acilen Meclisten geçirilmesini niye istiyorsunuz? Bir ilçenin isminin değiştirilmesi, hareketli gündemimiz içerisinde bu kadar mı önemli?

Kanun teklifinin içindeki her bir konu ayrı bir uzmanlık alanı gerektiriyor. Bu uzmanlarla, üniversite kürsülerinde bilim insanlarıyla, akademisyenlerle, üniversite öğrencileriyle bunlar tartışılmadan… Maden Kanunu’nda yapılacak düzenlemelerin Plan ve Bütçe Komisyonuyla ne alakası var değerli arkadaşlar? Komisyonda kaç tane maden konusunda uzman bilim adamı görüş bildirdi? Kaç tane üniversitenin madencilik bölümü yetkililerinden görüş istenildi? Madencilik konusunda faaliyet gösteren kamu kurumlarımız bu düzenlemelerin neresinde duruyor? Bürokratlarımız, bu teklifteki düzenlemelerin etki analizleri konusunda rapor yazdı mı? Düzenlemelerin kapsamı hakkında, hangi maddenin neyi amaçladığını raporlayıp Komisyona sundu mu? Ben maden mühendisi değilim, madencilik konusu da ihtisas alanım değil ancak bu düzenlemeleri, mesleğinde tecrübeli bir maden mühendisi dahi ancak aylarca mevzuat çalışarak idrak edebilir.

Peki, iki ay sonra yine aynı kanunda benzer şekilde torba yasayla düzenleme yoluna gidecek misiniz? Plan ve Bütçe Komisyonunu doldurdunuz, geçirdiniz, oysa bu teklifteki düzenlemelerin her biri kendi komisyonunda görüşülmeliydi. Anayasa Komisyonu; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; Dışişleri Komisyonu; İçişleri Komisyonu; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu; bütün bu komisyonlarda her bir değişiklik mali, idari, hukuki yönlerden tartışılmalıydı, konunun uzmanlarından görüş alınmalıydı; bunların hiçbiri yapılmadan Meclis gündemine getiriliyor değerli arkadaşlar.

Bu teklifteki birbirinden farklı 13 kanun demek, 13 ihtisas alanı demektir. Bu 13 farklı alandaki konunun ilgililerini bir araya toplamaya kalksak stadyumu doldurmamız gerekiyor. Düşünün ki bir stadyuma bütün ilgilileri doldursak, 13 farklı konuyu bilimsel bir çerçevede tartışsak, topluma en uygun hâle getirip yasalaştırmaya çalışsak bile bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda olduğu gibi birkaç saatte yapamayız değerli arkadaşlar.

Üniversite açılmasına karar veriyorsunuz. İyi, güzel de eğitime olan yüksek özveri ve hassasiyetinizi niye ortaya koymuyorsunuz? Ülkemizde üniversite mezunu kaç işsiz gencimiz var? Üniversitelerden mezun olduktan sonra üç yıl içerisinde iş bulamayan, alanıyla ilgili teknik eğitim aldığı hâlde yeterli istihdam sağlanmadığı için eğitim aldığı alanda iş bulamayan kaç gencimiz var? Bu gençlerimizin kapı önünde, ümidini kesip kalifiye olmadığı işlerde çalışmak zorunda bırakıldığı, kaç üniversite mezunu gencimizin asgari ücretle çalıştığı… Peki, bu rakamları biliyorsunuz da gereğini neden yapmıyorsunuz? Hâlâ belli meslek gruplarında arzın çok üzerinde öğrenci alan fakülte ve bölümlerle ilgili kılınızı dahi kıpırdatmıyorsunuz. Bazı bölümlerden her yıl yüzlerce öğrencimizi mezun ettikten sonra çaresiz bırakıyorsunuz ve fakülteler her yıl yeni öğrencilerimizden kayıt almaya devam ediyor. Buna neden izin veriyorsunuz?

Teklifteki diğer konu, TRT çalışanlarına ait disiplin işlemleri. Bu konuyu acele bir şekilde yasalaştırmaya çalışıyorsunuz. TRT personelinin disiplin işlemleri, ülkenin sıcak gündemi içerisinde bu kadar mı acil görüşülmelidir? Ne sivil toplum örgütlerinden ne sendikalardan ne Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından görüş alıyorsunuz. Bu kurumun diğer kamu kurum ve kuruluşlarından farklı olan özel durumlarını hesaba katmadan oldubittiye getiriyorsunuz. Bu kadar acele etmenizin gerekçelerini anlamıyoruz.

Kaldı ki kanun teklifinin Komisyonda görüşülmesi esnasında bizler de Cumhuriyet Halk Partisi olarak belli önergelerin görüşülmesini istedik. Ne yaptınız? Hepsini reddettiniz. Ben reddettiklerinizi yayını izleyen kıymetli vatandaşlarımızın huzurunda tekrar gündeme getireyim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Yeşil.

NİHAT YEŞİL (Devamla) – Son bir yılda farklı zamanlarda söz verdiğiniz, beklettiğiniz, “Üzerinde çalışılıyor.” dediğiniz, “Yakında gelecek.” dediğiniz ve bir türlü Meclisimizin gündemine getirmediğiniz 3600 ek gösterge için önerge verdik. Siz ne yaptınız? Reddettiniz. Acaba halkın yararına olan bu konuyu neden reddettiniz? Tabii, takdir milletimizin. Yardımcı hizmetler kadrosunda çalışan o emekçi vatandaşlarımızın, memurların unvanlı kadrolara atanması için teklif verdik. Siz yine ne yaptınız? Reddettiniz. Bu konular uzayıp gidiyor.

Değerli arkadaşlar, ama ne acı ki birilerini zengin etmek için, birilerine hak sağlamak için, onları bu toplumda egemen kılmak için böylesine bir aceleyle ve ramazan ayında sanki kanun yapıyormuşuz gibi, Anayasa’nın ilgili maddesinde büyük bir değişiklik yapıyormuşuz gibi burada insanları topluyorsunuz, içine bir madde ekliyorsunuz, geri kalan talepleri tümüyle reddediyorsunuz. Yazıktır, günahtır. Biz onun için bu toplumun toplumsal değerlerini… İnsanlar için bu ülkede hak, hukuk, adalet noktasında buluşmadığımız sürece, hangi yasayı getirirseniz getirin, hangi değişikliği yaparsanız yapın asla onda başarı elde etme şansınız olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Erbaş konuşacaktır.

Buyurun Sayın Erbaş. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Erbaş, aynı zamanda şahsı adına da konuşacağından süresi on beş dakikadır.

MHP GRUBU ADINA AHMET ERBAŞ (Kütahya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 68 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu hafta, 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü vesilesiyle, dava bilincinin ve inancın, vatan ve millet sevdasının hayat bulmuş hâli olan, şehadetleriyle ölümsüzleşmiş ülkücü şehitlerimizi ve dürüst devlet adamlığının timsali olduğu için alçakça şehit edilen eski Gümrük ve Tekel Bakanımız Gün Sazak Beyefendi’yi rahmetle andık. Bir kez daha ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun diyorum.

28 Mayısta kuruluşunun 101’inci yıl dönümü olan, Türk dünyasının vazgeçilmez bir parçası ve değeri, kahraman ve mübariz evlatların şanlı vatanı Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin bu kutlu gününü de tebrik ediyorum.

Ayrıca, sadece adların değil çağların değiştiği, sadece bir şehrin çehresinin değil insanlığın çehresinin değiştiği, sadece bir devlet hududunun değil sancağımızdan adalet uman mazlumların umudu olmuş muhteşem bir hadisenin yıl dönümünü idrak ettik; Peygamber Efendimiz’in övgüsüne mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmet’in ve yine Peygamber Efendimiz’in övgüsüne mazhar olmuş şanlı ordumuzun dünyanın kalbi İstanbul’u fethederek Türk şehri yapmasının 566’ncı yıl dönümünü büyük bir gururla karşıladık. Şanlı üç hilalli bayrağımızı Bizans surlarında dalgalandıran kahraman ecdadımızı bir kez daha gurur ve rahmetle yâd ediyor, bu kutlu emanete sonsuza kadar sahip çıkacağımızı buradan bir kez daha ilan ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin ikinci bölümünde Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nda yer alan Kalkınma Bakanı Başkanlığındaki jeotermal yatırımların kamu yararı açısından önem ve önceliğini tespit eden kurulun kaldırılması öngörülmektedir. Teklifle jeotermal kaynaklar kapsamında yapılan yatırımlar ile diğer yatırımların çakışması durumunda karar verecek tek yetkili kurum, ilgili bakanlıkların görüşü alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak değiştirilmiştir.

Yine, söz konusu teklifle, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçişi yasak olan araçlar hakkındaki cezaların affedilmesi ve tahsil edilmiş cezaların iade edilmesiyle ilgili çalışma yapılmıştır. Bilindiği üzere, köprü üzerindeki hatalı uygulamalardan kaynaklı birçok vatandaşımız mağdur durumda idi, özellikle hafif ticari araç sürücüleri ekonomik yönden büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardı. Bu kanun teklifiyle mağduriyetin giderilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Böylece 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçişi yasak olan araçlar hakkındaki cezalarda ilgililerin yapmış olduğu itirazlardan vazgeçmeleri şartıyla bu cezalar affedilecektir.

Yine, teklifte, Avrupa Birliği Başkanlığı Avrupa Birliği işleri uzman ve uzman yardımcılarının bir defaya mahsus olmak üzere Dışişleri Bakanlığınca yapılacak sınavla meslek memuru ya da konsolos ve ihtisas memurluğuna geçişi hususunda düzenlemeler de öngörülmektedir. 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Avrupa Birliği Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığının bağlı kuruluşu hâline getirilmiştir.

Teklifte, hurda teşviki uygulamasında ÖTV indirimi yapılacak üst sınırın 10 bin TL’den 15 bin TL’ye çıkarılması öngörülmektedir. 16 veya daha büyük yaştaki otomobil, panelvan, otobüs, minibüs, kamyon, kamyonet, tır çekicisi cinsi araçların doğrudan veya ihracatçılar vasıtasıyla ihraç edilmesi veya hurdaya çıkarılmasına bağlı olarak aynı cins yeni bir aracın ilk iktisabında tahakkuk eden özel tüketim vergisinin, Cumhurbaşkanınca araçların cinsleri ve özelliklerine göre tespit edilmek suretiyle terkin edilebilecek üst sınır 10 bin Türk lirasından 15 bin Türk lirasına yükseltilmiştir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ülke olarak zor zamanlardan geçtiğimiz bu dönemde sanayi sektöründe de sıkıntılar bulunduğunun farkındayız. Devletimiz bu sıkıntılar karşısında çalışmalarını sürdürmekte, özellikle teşvik uygulamalarıyla sanayicimize nefes aldırmayı amaçlamaktadır. Bizler bu uygulamaları destekliyoruz.

Kendi seçim bölgem olan Kütahya için hayati öneme sahip olan Zafer Organize Sanayi Bölgesi’nin bir an evvel hayata geçirilmesini dört gözle bekliyoruz. Bu bölge, savunma sanayisi için bir üs hâline çok rahatlıkla getirilebilir. 6 milyon metrekarelik bir alanın altyapısını biz il olarak çözemeyiz. Bu sebeple Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ivedilikle altyapı probleminin çözülmesini bekliyoruz.

Ayrıca, doğal gaz kullanımının gerek ülkemizde gerekse Kütahya’da tüm ilçelerimizde yaygınlaştırılmasından memnuniyet duymaktayız fakat anlamakta zorluk çektiğimiz bir uygulamayla karşı karşıyayız. Simav ilçemize doğal gaz gelecek, tabii ki gelsin ancak şu anda Simav ilçemiz, ısınma ve sıcak su sistemlerini jeotermal kaynaklarımızdan sağlamaktadır. Simav’a doğal gaz getirecek olan firmanın doğal gaz geldikten sonra jeotermal sistemiyle ısınmaya müsaade etmeyeceği söyleniyor. Doğal gaz bağlantısı gerçekleştikten sonra, bu tercih ilçe halkına bırakılmalıdır, vatandaş dayatmayla değil kendi tercihiyle doğal gaza geçmelidir. Şayet doğal gazı mecburi tutacak isek organize sanayi bölgesindeki fabrikalara yapabiliriz. Bütün ilçeyi jeotermalle ısıttığımız hâlde, bazı kamu kuruluşlarını maalesef fuel-oille ısıtmaktayız, hiç olmazsa kamu kuruluşlarını öncelikle doğal gaza geçirebiliriz. Yine dört gözle doğal gaz bekleyen Aslanapa, Domaniç ve Eskigediz başta olmak üzere diğer ilçelerimize de acilen doğal gazı getirmemiz lazım.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Aslanapa demişken dikkatinizi bir konuya çekmek istiyorum. Aslanapa ilçemizde şu anda mevcut 4 doktor var. Saat 17.00 olduğu zaman bu 4 doktor ilçemizi terk etmektedir, gerekçe konaklayacak yer bulamamalarıdır. Öncelikle buradan TOKİ’ye seslenmek istiyorum: Hiç olmazsa 100 konutluk bir TOKİ projesini Aslanapa’da yapabiliriz. 4 doktorumuzu saat 17.00’de bu ilçede tutamaz iken şimdi büyük de bir hastane yaptık -hayırlı uğurlu olsun- sağlık personeliyle bu hastaneyi nasıl dolduracağız, çok merak ediyorum. Kütahya’nın ilçelerinde bol miktarda hastanemiz var, maalesef sadece 1’inci katları çalışmakta. Biz ilçelere bu kadar plansız hastaneler yapacağımıza on bir yılda il merkezinde yalnızca yüzde 17’sini bitirebildiğimiz şehir hastanesini bitirseydik, ilçelere daha kullanışlı, küçük çaplı hastaneler yapsaydık hem Kütahya’nın sağlık problemini halletmiş olur hem de kamunun bu kadar büyük bir israfını engellemiş olurduk. Bizler, Türkiye genelinde ve Kütahya’da yapılan kamu binalarını destekliyoruz ancak devletimizin büyüklüğü ve kudreti binaların büyüklüğüyle ölçülemez. Şehrimize yapılan kamu binaları son zamanlarda oldukça gereksiz büyüklükte yapılmaktadır ki bazen acaba bizim kamu binalarını planlayan mühendisler, bizi Ankara veya İstanbul’la mı karıştırdılar diye merak ediyorum. Toplam nüfusumuz 700 bin.

Değerli vekiller, tabii ki bir ile ve ilçeye kamu binası yapılacaktır ama buna bir standart koymamız lazım. Devasa, büyük ve içine o kadar büyüklüğe rağmen otopark yapmayı bile unuttuğumuz binalar, içini dolduramadığımız için bizlerin başına bela oluyor ve hepsi hepsi, şehirlerde sevimsiz binalara sahip olmuş oluyoruz. Bu konuda, özellikle, şehirlerin nüfusu ve o şehirdeki o kamu kuruluşunda çalışan insan sayısı dikkate alınarak zaten kıt kanaat, vergilerle yapmaya çalıştığımız bu binalara bir standart getirilmesi, kamu vicdanını ve bizleri sevindirir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kütahya olarak diğer kanayan bir yaramız Zafer Havalimanı. Zafer Havalimanı’na yolcu garantisi vermişiz, maalesef anca yüzde 4’ünü doldurabiliyoruz. Uşak, Afyon ve Kütahya’nın kullandığı bu havalimanında çok az uçak seferi var. Bu 3 ilimiz aynı zamanda da bol miktarda gurbetçiyi içinde barındırıyor. Özellikle yaz aylarında gurbetçi vatandaşlarımızın daha kolay şekilde bu 3 ilimize ulaşması için Avrupa’ya ek seferler koyabiliriz. Zaten zarardan dolayı biz işletici firmaya para ödüyoruz; hiç olmazsa, o zararı uçaklara ödeyelim, vatandaşlarımız daha ucuz fiyatlarla kendi memleketlerine, sılayırahimlerine gelsinler.

Bu arada, Sayın Ulaştırma Bakanımıza seslenmek istiyorum: İlimizde 3 adet, diğer illerde de bol miktarda olduğunu bildiğimiz battıçıktılar var. Sayın Bakanım, geçmiş zaman oldu ama bu battıçıktıyı planlayan, hesaplayan mühendisleri lütfen kontrol edin, mühendislik diplomalarını kontrol edin; bizim şehrimizi yaktılar, diğer şehirleri yakmasınlar.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Kütahya’ya geldiğinde, seçimlerde Kütahya’ya verdiği sözlerden olan, başta Tavşanlı, Emet olmak üzere tüm yarım kalan yollarımızın tamamlanmasını da bekliyoruz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bölgemizde bulunan altın madeniyle ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. Biz bu sektöre karşı değiliz. Hem Uşak ilimizin hem de Kütahya’mızın gözbebeği olan ve Alpler kadar güzel olduğuna inandığımız Gediz Murat Dağı’nda özel sektör altın çıkarmak istemektedir.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Anadolu Export.

AHMET ERBAŞ (Devamla) – Maden işi her yerde sıkıntılıdır ama özellikle altın, maalesef ülkemizde daha büyük bir sıkıntıdır. Altın madeninin çıkarıldığı her ilde huzursuzluk doğdu. Ben Kütahya Gediz’deki, Murat Dağı’ndaki maden yatağının kapasitesini bilmiyorum ama bildiğim bir şey var değerli kardeşlerim: Orada katledilecek bir Murat Dağı var. Biz ikinci bir Murat Dağı yaratamayız. Keşke görme imkânınız olsa ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Vatandaşın kafası çok karışık, özellikle, siyanürle ilgili çok ciddi rivayetler ortada. Suya siyanür karışacağı konusunda çok ciddi tereddüdümüz var, kanser vakalarının artacağı konusunda çok ciddi tereddütlerimiz var. Mutlaka özel sektör, bunların olmayacağına dair bize taahhütler verecektir, güzel güzel de anlatacaktır ama bizlerin ve bütün kamuoyunun, Kütahya ve Uşak kamuoyunun mutlaka ve mutlaka bu konuda ikna edilmesi gerekmektedir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, geçtiğimiz günlerde yapılan Ortaöğretim Tasarım Tanıtım Toplantısı’nda ortaöğretimde yani liselerde uygulanacak olan yeni eğitim sistemiyle ilgili Millî Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk tarafından açıklamalar yapıldı. Yeni sistemde ders sayılarının azaldığını, seçmeli ders seçeneklerinin müfredata eklendiğini görmekteyiz. Burada dikkatimizi çeken nokta ise Türk kültürümüzde önemli yeri olan tarih ve coğrafya derslerinin zorunlu ders statüsünden çıkarılarak seçmeli ders olarak sunulmasıdır. FET֒nün hafızaları yok ettiği, ailelerden uzaklaştırdığı, mankurtlaştırdığı çocukların gün gelip kendi askerine, milletine silah doğrulttuğunu elbette biliyoruz. Unutmayınız ki tarih dersi sadece bir ders değil millî şuurun ta kendisidir. Çocuklarımıza tarih şuurunu aşılamalı Mete Han’dan Alparslan’a, Fatih’ten Mustafa Kemal’e kadar atalarımızın izinden gitmeyi öğretmeliyiz.

Millî şuur demişken yine aynı uygulamayla seçmeli ders olarak sunulan coğrafya derslerine de değinmek isterim. Coğrafya ilmi, iklimden, akarsulardan, dağlardan ibaret değildir; coğrafya, her ferdin mutlak suretle bilmesi gereken bir ihtisas alanıdır. Eğer coğrafyamızı bilmiyorsak, yer altı ve yer üstü zenginliklerini bilmiyorsak mutlaka karanlık bir nesil yetiştirmiş oluruz. Duyarlılığından şüphe duymadığımız Sayın Bakanımızın bu konuyu tekrar inceleyeceğinden eminiz. Biz öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki her detayını öğrenmeye ömrümüz yetmez. Mesela, Kütahya; her kürsüye çıktığımda size ısrarla Kütahya’yı anlatmaktayım, Kütahya’nın güzelliklerini anlatmaktayım ve hepinizi Kütahya’ya davet etmekteyim. Evliya Çelebi’nin memleketi, gerçekten görülmeye değer bir memleket. Çok basit bir misal vermek istiyorum: Acaba hangimiz Domaniç ormanlarını gördük ve dünyada sadece bu ormanda görülen ağaç türlerini gördük? İşte coğrafya bunlar için önemli.

Bir konu daha var dile getirmek istediğim: Pazarlar ve Şaphane ilçelerimiz var, yalnızca ve yalnızca vişne ve kirazla geçiniyorlar. Bir yıl boyunca bu iki ilçede başka hiçbir cümle bulamazsınız, başka bir konu yoktur, yalnızca kiraz ve vişne. Biz bu yıl tarım kredi kooperatiflerinin açıklayacağı fiyatı bekliyoruz çünkü geçen yıl resmî bir fiyat açıkladı tarım kredi kooperatifleri; 1,6 kuruş. Biz bu yıl fiyatın en 2,5 veya 3 lira olmasını istiyoruz. Bu köylünün başka geçim kaynağı yok. Ziraatçiliği, meyveciliği ve hayvancılığı öldürmeyelim. Buraya aktaracağımız 1 trilyon lira birçok belediyenin havai fişek parası kadar bile değildir ama Şaphane ve Pazarlar için çok önemlidir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; biz buralarda rahat rahat konuşurken, hayatımızı sürdürürken bu mübarek günlerde kahraman ordumuz Kuzey Irak Hakurk bölgesinde bulunan teröristleri etkisiz hâle getirmek, teröristlere lojistik destek sağlayan sığınak ve depoları imha etmek için Pençe Operasyonu’nu başlatmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

AHMET ERBAŞ (Devamla) – Harekât kapsamında yapılan operasyonda kahraman 2 uzman çavuşumuz şehit düşmüştür. Mekânları cennet olsun. İntikamlarının bir an önce alınacağından hiç şüphemiz yoktur.

Yarın idrak edeceğimiz Kadir Gecemizin, ilk olarak operasyondaki kahraman askerlerimiz ve muhterem aileleri, Türk milleti, İslam âlemi ve siz değerli milletvekillerimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Yaklaşan Ramazan Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyorum. Ramazan Bayramı’mızın vatanımıza, milletimize ve Türk-İslam âlemine barış, huzur ve mutluluk getirmesini diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Cesur.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un, bayram ikramiyesinden faydalanamayan emeklilerin mağduriyetinin giderilmesi ve ikramiyelerin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AYLİN CESUR (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz yıl alınan karar doğrultusunda milyonlarca emekli vatandaşımıza her dinî bayramda bin lira olmak üzere ek ikramiye ödenmesi kararı alınmıştı. 2019 yılı için belirlenen ücret ise yaklaşık yüzde 20 tüketici enflasyonuna rağmen yine bin lira olarak tutulmuş, emeklilerin bayram müjdesi buruklaştırılmıştır. Ayrıca, özel emekli sandıklarından emekli vatandaşlarımız bu uygulamaya dâhil edilmemiş, toplumsal adalet anlayışı da yara almıştır. Dolayısıyla yapılacak kanuni düzenlemeyle hem mevcut hak sahiplerinin alacaklarının enflasyona karşı korunmasının sağlanması hem de hak tanınmamış sandık emeklilerimize bu olanağın genişletilmesi gerekmektedir.

Saygılarımla Meclis Genel Kuruluna sunuyorum.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Teklifin ikinci bölümü üzerinde şahsı adına Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örs konuşacaktır.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölümde görüşülecek olan 12’nci maddeyle, belirlenen zaman aralığında araç sınıfları itibarıyla geçmesi yasak olmasına rağmen 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçen kişilere verilen idari para cezalarının tahsilatından, varsa yapılmış itirazlardan ve açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilmesi öngörülmektedir. Konu daha önce partimiz tarafından da dile getirilmiştir, olumlu baktığımızı ifade etmek istiyorum.

16’ncı maddeyle, 16 ve daha büyük yaştaki otomobil, panelvan, otobüs, minibüs, kamyon, kamyonet, tır, çekici cinsi araçların ihraç edilmesi veya hurdaya çıkartılmasında terkin edilebilecek üst sınırın 10 bin Türk lirasından 15 bin Türk lirasına yükseltilmesi amaçlanmaktadır. Özellikle son bir yıldır otomotiv sektöründe yaşanan daralmaya bir anlamda destek mahiyetindeki bu değişikliği de olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün bu kürsüde çok sıcak bir gelişmeyi sizlere arz etmek istiyorum. Sektöründe dünyada ilk 5 fabrikadan biri olan Sakarya Arifiye’deki Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin davada Danıştay savcısı özelleştirme işleminin kanuna aykırı olduğunu belirterek işlemin iptalini istemiştir. Biliyorsunuz, bu konu gündeme geldiği ilk günden beri İYİ PARTİ olarak bu özelleştirme işlemine karşı olduğumuzu hem bu Meclis kürsüsünde hem de seçim meydanlarında vatandaşlarımıza defalarca dile getirmiştik. Konuyla ilgili kuşkularımızı, çekincelerimizi kamuoyuyla paylaşmış, devletin elindeki tek tank üretme kapasitesi ve tecrübesi olan bu fabrikanın satılmasına karşı çıkmıştık ve ayrıca konuyla ilgili olarak İYİ PARTİ Grubu olarak Sakarya Milletvekilimiz Sayın Ümit Dikbayır’ın öncülüğünde bir araştırma önergesi vererek bu satışın Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırılmasını talep etmiştik. Önergemizde, kendi Silahlı Kuvvetlerimiz için üretim yapan ve stratejik iş birliği içerisinde olduğumuz dünyanın diğer silahlı kuvvetlerine üretim ve satış yapan, katma değeri oldukça yüksek olan böyle bir fabrikanın neden özelleştirildiğini, Silahlı Kuvvetlerimize yapılacak üretimin neden göz göre göre millî olmaktan uzaklaştırılarak özel sermayeye devredileceğini sormuş ve konunun Mecliste araştırılmasını istemiştik. Ancak yapılan görüşmeler sonucu önergemiz AK PARTİ’nin ret oylarıyla reddedilmişti. Keşke o gün İYİ PARTİ’nin araştırma önergesine “evet” deseydiniz. Bugün geldiğimiz noktada, aylardır tartışılan Sakarya Arifiye’deki Tank Palet Fabrikasının özelleştirilmesiyle ilgili açılan davada Danıştay savcısı işlemin iptalini istemiştir. Danıştay savcısı esas hakkındaki mütalaasında, fabrikanın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle değil ancak kanunla özelleştirilebileceğini vurgulayarak bu fabrikanın verimliliği artırmak, kamu giderlerinde azalma sağlamak ve hazineye ait taşınmazları değerlendirmek gibi amaçları gerçekleştirebilecek bir kurum olmadığını, askerî tesis niteliğinde bulunduğunu ve millî güvenlik hizmetlerini yerine getirmek amacıyla kurulduğunu ifade etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Fabrikanın kamu yararına aykırı biçimde ve Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu’nda belirtilen esasların da dışında özelleştirildiği ifade edilen mütalaada bu nedenlerle özelleştirme işleminin iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu mütalaada yer alan “bu tesisin askerî tesis niteliğinde bulunduğu ve millî güvenlik hizmetlerini yerine getirmek amacıyla kurulduğu” ifadelerine özellikle dikkatlerinizi çekmek isterim. “Yanlış hesap Bağdat’tan döner.” derler ya ben de yanlış hesap inşallah Danıştaydan dönecektir diyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

13’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

“MADDE 13 - 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (34) numaralı bendi kanundan kaldırılarak yürürlükten kaldırılmıştır.”

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                         Muhammet Naci Cinisli                                  Tuba Vural Çokal

                                    Adana                                                     Erzurum                                                          Antalya

                                Behiç Çelik                                                                                                                      Bedri Yaşar

                                   Mersin                                                                                                                             Samsun

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                Özgür Özel                                            Faruk Sarıaslan                                             Hüseyin Yıldız

                                   Manisa                                                    Nevşehir                                                           Aydın

                        Hüseyin Avni Aksoy                                        Özcan Özel                                                  Rafet Zeybek

                                  Karabük                                                     Yalova                                                           Antalya

                                                                                                Özkan Yalım

                                                                                                      Uşak

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mersin Milletvekili Behiç Çelik. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik önergesi verdiğimiz 13’üncü madde 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu’nun öngördüğü 3’üncü maddenin (34)’üncü bendinin yürürlükten kaldırılması hakkındadır. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve bizi izleyen yurttaşlarımızı saygılarımla selamlıyorum.

Bu arada, Pençe Harekâtı kapsamında Hakurk’ta EYP patlaması sonucunda hayatını kaybederek şehit olan 2 askerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kahraman Türk ordusunun bölgede yapmış olduğu faaliyetlerin sonuna kadar arkasında olduğumuzu, Mehmetçik’i desteklediğimizi huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu mülga Kalkınma Bakanının başkanlığında toplanarak jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile diğer yatırımların kamu yararı açısından önceliğini ve önemini tespit ediyordu. İşte bu kurul kaldırılıyor ve yerine Cumhurbaşkanlığının uhdesinde bir idari süreç öngörülüyor. “Cumhurbaşkanının uhdesi” diyoruz, bu tabir yürütmenin nasıl tıkandığının başka bir anlatımıdır. Gazetecilere, Sayın Akşener’e, Sayın Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıların faillerinin derhâl salıverilmesi yargının nasıl tıkandığının başka bir anlatımıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi çalıştırılmıyor; yetkileri budanmış, etkinliği asgariye çekilmiş, pasifize olmuş bir Türkiye Büyük Millet Meclisi nedeniyle yasamanın nasıl tıkandığının başka bir anlatımıdır. Bu tıkanıklıkların sona ermesi, buradan çıkmak, ekonomik krizden kurtulmak, etkin bir kamu yönetimini kurmak için -artık zannederim ki hemfikiriz- tek adam rejimini terk etmemiz gerekiyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; jeotermal enerji santrali, yarattığı ekonomik kapasite ve istihdamla millî ekonomiye büyük katkı yapmaktadır. Ancak JES’le oluşan çevre felaketi halkta “Keşke hiç JES olmasaydı.” dedirtecek kadar da büyüktür. Ülkemizin ana deprem kuşaklarının uzandığı, yer yer kesiştiği bir coğrafya olması, tabiatıyla jeotermal enerji imkânlarından yararlanmamızı bize dayatmaktadır. Bu durum enerjide dışa bağımlılığımızı da azaltacaktır. Ancak JES’in yer seçiminin iyi belirlenmesi ve çevreye olumsuz etkisinin asgariye çekilmesi şarttır. İnsan sağlığı, çevre ve toprak, tarım, hayvancılık ve doğal kaynaklara zarar vermesi önlenmelidir. Jeotermal enerji açısından Türkiye’de en dikkat çekici ilimiz Aydın’dır. Aydın ilinin yaklaşık yüzde 80’i jeotermal işletmelerin kullanımına açılmıştır. İşletmeye açılmış JES’lerin yüzde 58’i de yine Aydın’da bulunmaktadır. Şunu söyleyebiliriz: JES akışkanlarının serbestçe doğaya verilmesi, Menderes Nehri’nin kirletilmesi, toprak kirliliğinin artması, havaya kükürtdioksit emisyonu, kanser vaka oranının artması, çok kötü kokan bir çevre ve yaşam kalitesinin olması, diğer illerimizle birlikte, toplumsal ve ekonomik yapımızı, çevremizi tehdit etmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde idare, yerel yönetimler dâhil olmak üzere, çökmüş durumdadır. Devlet Planlama Teşkilatı lağvedilmiştir. Bunu daha önce de arz etmiştim. Sayıştay pasifize edilmiştir. Böylesine enerji bağımlılığına mahkûm bir ülke olmamıza rağmen denetimin olmaması ve bu tür yatırımların planlamasının baştan yapılarak enerji bağımlılığını asgariye indirecek önlemlerin alınması önce demek ki denetimle, planlamayla mümkündür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

BEHİÇ ÇELİK (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bunlar maalesef gözetilmemiştir, devletin çivisi çıkmıştır ve bunu tekrar telafi edecek yeni düzenlemelere ihtiyaç vardır. Tek adam rejiminden tekrar parlamenter sisteme Türkiye’nin evrilmesinde yarar olduğu kanaatindeyim.

Son olarak; ben de yaklaşan Ramazan Bayramı’nı milletçe kutluyorum, bayramın Türk ve İslam âlemi ve insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, önergemizin kabulünü arz ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge hakkında konuşmak isteyen Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarıma ve de bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza en içten duygularımla saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, ilk önce, bu teklifle alakalı, içerisinde bulunan, “birinci köprü” dediğimiz Boğaziçi Köprüsü’nden geçen vatandaşlarımızın mağduriyetinin detayına değineceğim. Çünkü kendileri beni nisan ayı başında ziyaret ettiler ve onların ziyaretinden dolayı da mağduriyetlerini gördüğüm andan itibaren 22 Nisanda bir önerge verdim. Peki, bu neydi? Ruhsatlarında N1 yazan Volkswagen Caddy, Fiat Doblo, Ford Connect, Peugeot Partner, Citroen Berlingo tipi olan araçlar, birinci köprüden geçtiğinden dolayı, maalesef 1.332 TL civarında ceza yedi. Tabii, bir kişinin Avrupa Yakası’ndan Anadolu Yakası’na veya Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na geçip giderken günde 1 defa geçtiğini düşündüğünüzde, tebligattan itibaren altmış gün de geçtiğinde, altmış gün sonra yaklaşık 70, 80, 90 bin lira civarında cezalar yediklerini tespit ettik. Benim kendi şahsi tespitim, 404 kişinin bu cezaya maruz kaldığı. 13 binden başlayıp 20 bin, 49 bin, 70 bin, 78 bin, hatta 91 bin TL’ye kadar ceza yiyen -burada elimde tek tek plakaları ve şahısların isimleri mevcut- vatandaşlarımız var. Bu haksızlığın giderilmesi adına, biraz önce dediğim gibi, 22 Nisanda önergemi verdim ve de Ulaştırma Bakanlığıyla bu görüşmelerimizi yaptıktan sonra bu, torba yasaya da girdi. Buradan bu vatandaşlarımıza müjdeli haberi veriyoruz: Eğer cezayı ödemişlerse bugünden itibaren altmış gün içerisinde vergi dairelerine cezanın geri alınmasıyla ilgili gerekli başvuruyu yapsınlar veya cezayı ödememişlerse kesinlikle cezayı ödemesinler çünkü cezalardan bugünden itibaren muaf olacaklar.

Şimdi, burada neden bu cezayı yediler, onu da söyleyelim. Maalesef, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne verilen geçiş garantisinden dolayı bu insanların… Küçücük bir araç biraz önce saydığım markalar. Normalde hem küçük etapla 500 kilograma kadar yük taşıyan veya kendi aileleriyle birlikte seyahat etmesine yarayan araç tipleri. Bunların kesinlikle Boğaziçi Köprüsü’nden, birinci köprüden geçmesinde hiçbir sıkıntı yoktur, sakınca yoktur çünkü bu araçların hiçbiri ne 7,5 tonun ne 12 tonun üstündedir, onun için bu araçların geçmesinde sıkıntı yoktur. Peki -dediğim gibi- verilen garantiden dolayı…

Bakın, bu garantiden dolayı birçok vatandaşımızın ödediği vergiler maalesef işletici firmaya peşkeş çekiliyor çünkü yanlış ihaleler yapıldı. Benim deyimimle “Deli Dumrul köprüsü” dediğimiz Osman Gazi Köprüsü’nden –bakın, değerli vatandaşlarımız, değerli milletvekili arkadaşlarımız bunlar teknik konu ama sizlerle bilgi paylaşacağım- bugün bir tırın geçişi 327,65 TL. Sabah gitti, akşam döndü, ne yaptı? 655 TL ödeme yaptı. Zaten ne kazanıyor ki? Sizler var ya sizler, AK PARTİ yönetimi -özellikle Ulaştırma Bakanına söylüyorum- sizler vatandaşın küçük otomobilini sattırıyorsunuz, hatta büyük nakliyecinin, her türlü ihtiyacınız olan mobilyasından yiyeceğinize kadar bütün ihtiyacınızı evinize getiren nakliyecinin, kamyoncunun da kamyonunu sattırıyorsunuz. Köprüden geçip de ödeyemeyen ve de bu cezalar geldikten sonra on dört gün içinde ödeyemediğinden dolayı 10 kat ceza yiyen birçok vatandaşımız sizin yüzünüzden arabasını, tırını satmak zorunda kaldı. Siz milletin ocağına incir ağacı diktiniz bu yüzden. Bunu da açık ve net söylüyorum.

Şimdi, bununla -tekrar söylediğim gibi- yaptığınız bütün anlaşmalarda yandaş firmaları koruduğunuz için 40 bin geçiş garantisi verip bu araçlar geçmediğinden dolayı da 80 milyonun ödediği vergileri bu firmalara peşkeş çektiriyorsunuz. Onun için, yapılacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü’nde de bu ihale şartının düzeltilmesiyle alakalı Sayın Cumhurbaşkanını, Sayın Ulaştırma Bakanını tekrar uyarıyorum, umarım gerekli düzenlemeyi yaparlar diyorum çünkü vatandaşın ödediği verginin her kuruşuna bizlerin burada sahip çıkması gerektiğinin altını çiziyorum. Hayır, sizler sahip çıkmayacaksanız, o zaman göreceksiniz, vatandaş en kısa zamanda size gerekli cevabı verecektir çünkü siz milletin aracını, otomobilini sattırıyorsunuz. Ya, bugün 35 dolar artı KDV, 202 TL geçiş garantisi verilir mi? Bunun yanında “202 TL yüksek.” dedim diye sizler bunu otomobilde 102 TL’ye düşürdünüz ama yine kurtarmıyor çünkü insanlar geçemiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu konunun yani köprüdeki geçişlerin affıyla alakalı düzenlemenin destekleyicisi olduğumuzun ama köprü anlaşmalarının da yanlış olduğunun altını çiziyorum.

Diğer bir taraftan -biraz önce Kütahya Milletvekili arkadaşımız da konuştu- biliyorsunuz, bizim Uşak’ımızın, Kütahya’mızın en önemli su ve hava kaynağımız olan Murat Dağı’mız var. Murat Dağı’mızı, suyumuzu zehirlettirmeyeceğiz. ÇED raporu çıkan Anadolu Export Maden Sanayi ve Ticaret Limitet Şirketine buradan tekrar sesleniyorum: Gelin, bu işten vazgeçin çünkü Uşaklı vatandaşımız, Kütahyalı vatandaşımız suyunu zehirlettirmeyecek, çamlarını kestirtmeyecek. Buradan, Murat Dağı’ndan size altın madeni çıkarttırmayacağız, yaptırmayacağız, oradaki ağaçları kestirtmeyeceğiz ve de vatandaşımızın suyunu zehirlettirmeyeceğiz diyorum.

Ben, kendim, şahsım adına yarın mahkemelerimizde ÇED iptal davasını açacağımın gerekli bilgisini de veriyorum. Buradan duyarlı vatandaşların da ÇED iptal davasını açmasını özellikle talep ediyorum.

Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                                             Ali Kenanoğlu

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                           İstanbul

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                    Garo Paylan                              Tulay Hatımoğulları Oruç

                                     Bitlis                                                     Diyarbakır                                                          Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Buraya gelirken, konuşmamı hazırlarken aslında madde üzerinde çeşitli konuları da görüşecektim. Burada yaşanan kimi tartışmalar üzerine bazı değişiklikler yaptım.

Şimdi, ben HDP’de siyaset yapan, ana dili Türkçe olan, soyunu sopunu, atasını belgeli olarak 1300’lere kadar götüren bir Türk’üm, HDP’de de onurla, gururla siyaset yapıyorum, partimi de politikasını da benimsiyorum, seviyorum.

Şimdi, bu bölücülük, terör meselesi üzerinden bir tartışma yapılıyor, çok kez umudumun kırıldığı zamanlar olmuştu. En son, kayyumların bölgede yapmış olduğu işlerin durumu benim çok ciddi bir şekilde hayal kırıklığına uğramama sebep oldu. Yani, hakikaten Türkiye Cumhuriyeti devleti, hakikaten Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetenler bu Misakımillî sınırlarının tamamını kendi vatanı, kendi yurdu olarak görüyorlar mı endişeye düştüm. Neden? Şimdi, bakıyorsunuz, kayyumlar geçici bir süre için orada bulunduklarını biliyorlar yani kendileri bizden daha iyi biliyorlardı, ilk seçimde gideceklerini kendileri çok daha iyi biliyorlardı fakat bütün buna rağmen yani öyle fütursuzca bir yağmalamaya girişmişler -bunun başka bir adı yok, bulamıyorum başka bir ad- yağmalamışlar yani bölgeyi, bütün o ili yağmalamışlar.

ERKAN AKÇAY (Manisa)- İftira bu, ne yapmışlar?

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Şimdi, bu nasıl bir durumdur Allah aşkına? Şimdi, sadece belediyenin bütçesinin gelirlerini değil, aynı zamanda binalarını da başka yerlere bağışlamışlar; kaymakamlığa, Emniyete. Yani belediyenin hizmet edecek biriminin kendi binasını dahi bağışlayıp öyle gidiyorlar.

Şimdi, Cizre kayyumu aynı zamanda şu anda Cizre’de de kaymakam olarak görev yapıyor. Belediyeyi aldığında 36 milyon, belediyenin parası var kasasında, devrettiğinde 220 milyon borçla devrediyor, yetmiyor diyor ki belediyeye: “Benim on beş günlük maaşım var, maaşımı ödeyin.” Ya, belediye diyor ki: “Ödeyemiyoruz, para yok.” Haciz gönderiyor. Ya, böyle bir utanmazlık olur mu ya, bu nasıl bir zihniyettir? Şimdi, bu zihniyet nasıl bir mantıktır ki bölge halkına nasıl bir bakış açısıdır? Yani oradaki vatandaş şunu düşünmeyecek mi o zaman: Siz, buraya atanan kayyumlar, buraya devletin görevlendirerek gönderdiği yetkililer, siz bölge halkının gelirlerini yağmalamak için geliyorsunuz. Böyle düşünürüm ben olsam yani.

Şimdi, bu bakış açısını bizim sorgulamamız gerekiyor. Eğer Misakımillî sınırları içerisinde bulunan her karış toprak bizim vatanımızsa ve bunların hepsine aynı derecede, değerde, önemde bakıyorsak, o zaman bunu yapan kişinin hâlâ orada kaymakam olarak görev yapmaması gerekir. Diyarbakır Belediyesinin içerisindeki o saray odasının hesabının sorulması gerekir ki o halka hakikaten samimiyetle baktığınıza herkes inansın ve görsün. Şunu diyebilirsiniz: “O kişinin oradaki fütursuzluğudur, aymazlığıdır, kendi beceriksizliği ya da yağmacılığıdır.” Ama devletin hiçbir birimi bu konuda harekete geçmiyorsa, bütün bunlara rağmen hâlâ o kişiler orada kaymakam, vali ya da benzeri görevlerde devam ediyorsa, o zaman ben bir Türk olarak kuşkulanıyorum bu devletin hakikaten o bölgeye öyle bakıp bakmadığına. Hakikaten, oradaki insanları yurttaş olarak görüp görmediğinden endişe duyuyorum. Ben böyle duyuyorsam, oradaki yurttaş hâliyle, benden çok daha fazla, bu devletle, bu Hükûmetle bu ülkeyi yönetenlerle olan ilişkisini gözden geçirmek durumunda kalacaktır. Bu, yaşanılan bir durumdur, kendisidir durumun yani. Bu, böyle bir politikle, bir ideolojik bakış açısıyla oluşan bir şey değildir.

Şimdi, bütün bu kayyumların tamamının, hepsinin bölgedeki durumları bellidir ve belediyeleri ne hâle getirdikleri bellidir. Bunlardan hesap sorulması gerekir, devletin sorması gerekiyor, bu ülkenin savcılarının sorması gerekiyor. Bu savcılar o kayyumlardan bu hesabı sormadığı sürece, o bölge halkıyla bu ilişkiyi sağlayamazsınız. Ondan sonra, o bizim Misakımillî, “hepimiz kardeşiz” filan, bunların hepsi hikâyeden, masaldan ibaret kalır.

Konuşmamın önemli bölümünü Çorum katliamına ayırmıştım aslında, bütün bunlar alıkoydu beni ama bir iki şey söylemek isterim.

Bundan otuz dokuz yıl önce bugünlerde, 28 Mayısta başlayan, 10 Temmuzda biten bir Çorum katliamı yaşandı. Hani tarihimizle yüzleşelim mi yüzleşmeyelim mi meselesi tartışılıyor ya. Çorum katliamında 57 kişi orada katlediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Kenanoğlu.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) - Katliam sırasında yüzlerce dükkân ve ev yağmalanıyor. İnsanlar, fırınlarda yakılarak, tarlalarda ekin yığınlarının arasında yakılarak, derileri yüzülerek, vücutları şişlenerek, kurşuna dizilerek katlediliyorlar. Bunun akabinde bir dava açılmıyor, sadece şahsi sorumluluklar üzerinden şahsi davalar açılıyor, toplu bir dava bile açılmıyor. Ben şunu biliyorum yani hemen hemen herkes şunu biliyor ki devletin, devletin yetkililerinin, yetkili organların istemediği hiçbir olay katliama dönüşmez; bu çok nettir, devletin bunu engelleyecek gücü vardır. Olaylar olabilir, sizin isteminiz dışında olabilir, kendiliğinden gelişmiş olabilir, tahrikle gelişmiş olabilir, olaylar gelişir ama bu olayların katliama dönüşmesi oradaki devletin sorumlularının buna müsaade etmesiyle oluşur ve Çorum’da yaşanan da maalesef budur. Çorum’da katliamı lanetlediğim gibi, orada yaşamını yitiren tüm canları da saygıyla anıyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                Ali Öztunç                                        İlhami Özcan Aygun                                    Mustafa Adıgüzel

                            Kahramanmaraş                                              Tekirdağ                                                            Ordu

                              Serkan Topal                                              Özcan Özel                                                     Özgür Özel

                                    Hatay                                                       Yalova                                                            Manisa

                                                                                              Hüseyin Yıldız

                                                                                                     Aydın

MADDE 14- 5686 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Yatırım çakışmasının engellenmesi

EK MADDE 1- (1) Jeotermal kaynak ve doğal minarelli su arama ve işletme faaliyetleri ile Devlet ve il yolları, otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, maden, petrol, doğalgaz, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan ya da gerçek veya tüzel kişilere ait diğer yatırımların birbirlerini engellemesi, jeotermal kaynak ve doğal minarelli su arama ve işletme faaliyetlerinin yapılamaz hale gelmesi, yatırım için başka alternatif alanların bulunamaması durumunda, jeotermal kaynak ve doğal minarelli su arama ve işletme faaliyetleri ve yatırımla ilgili karar, kamu yararı açısından yatırımların önceliği ve önemini tespit etmek üzere, ilgili Bakanlığın uygun görüşü alınarak Bakanlık tarafından verilir. Bakanlık tarafından alınan bu kararlar, kamu yararı kararı yerine geçer. Jeotermal kaynak ve doğal minarelli su arama ve işletme faaliyetinin yapılamaz hale geldiği alanın ruhsattan taksir edilmesine veya ruhsatın iptal edilmesine Bakanlık tarafından karar verilir.

(2) Bakanlık veya Maden ve Petrol işleri Genel Müdürlüğü tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri, yapılacak tetkik ve incelemeler için gerekli yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı tarafından karşılanır. Ayrıca Bakanlık veya Maden ve Petrol işleri Genel Müdürlüğü kararı ile faaliyeti kısıtlanan jeotermal kaynak ve doğal minarelli su arama ve işletme faaliyetleri yapanın veya yatırım sahibinin yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir. Yatırım çakışması işlemleri nedeniyle Bakanlıkça veya Maden ve Petrol işleri Genel Müdürlüğünce herhangi bir sebeple ödenmek zorunda kalınan tutar, lehine karar verilen tarafa rücu edilir.

(3) Turizm Merkezi veya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi dâhilindeki yerlerde jeotermal enerji üretim tesisleri kurulamaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, jeotermalle ilgili dört yıldan beri gelip burada konuşuyorum ama maalesef, bir Aydın milletvekili Aydınlıların sesini bir türlü size anlatamadı.

Değerli arkadaşlar, Aydın, Türkiye'nin en büyük ovasına sahip yani Aydın ovaları zeytin, incir, kestane üretiminde Türkiye’de 1’inci sırada geliyor; pamuk ve çilek üretiminde 2’nci sırada geliyor. Aydın’ın tarım ürünlerinde -incir, zeytin, kestane- sadece ihracatımız ortalama 800 milyon dolar ama maalesef, 2007’de çıkardığınız bir yasayla Aydın’ın yüz ölçümünün yüzde 85’ini jeotermal elektrik santraline ayırdınız ve şu an Aydın bölgesinde 50 tane jeotermal elektrik santrali var arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bu jeotermal elektrik santralleri çevreye korkunç derecede, müthiş bir zarar veriyor. Bunu ben söylemiyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 19 Mayısta yayınladığı bir genelge var: “Aydın Türkiye’nin en kirli havasına sahip.” Hâlbuki bu jeotermal elektrik santrali kurulmadan önce dışarıdan Aydın’a gelenler, memurlar, orada emekli olanlar evini alıp Aydın’a yerleşiyorlardı. Şimdi tam tersine, orada emekli olan memurlar değil, Aydın’ın yerlileri dahi yerlerini satıp diğer illere kaçıyorlar. Neden? Bu jeotermal elektrik santralleri yüzünden.

Değerli arkadaşlar, hiç laf atmanıza gerek yok. 17 ilçemiz var. 17 ilçenin 15’inde jeotermal elektrik santrali kuruldu. Bunu denetleyen var mı? Hayır, yok arkadaşlar. Adam 13 sente devlet garantisinde elektrik üretiyor ve ürettiği elektriğin tamamının parasını bizlerden alıyor 13 sente ama kullanılan enerji yüzde 50 arkadaşlar. Yüzde 50. Bu ne demek biliyor musunuz? Yani bu devlet, bu vatandaş o rantçılardan 26 sente alıyor elektriğin kilovatını. 26 sente geliyor. Hâlbuki -demin anlattım- incir, zeytin, kestane, pamuk ihracatımız 800 milyon dolar. Yani 400 bin aile tarım ürünleriyle geçimini sağlıyor ama diğer tarafta baktığında İsrail’le ortak olan 5 firma Aydın’ın geleceğini yok ediyor. Peki, bu elektrik üretiminden ne kadar rant elde ediliyor biliyor musunuz arkadaşlar? 100 milyon dolar. Yani 100 milyon dolar elektrik üreteceğim diye 800 milyon dolarlık, 400 bin ailenin geçim kaynağını yok ediyorsunuz.

Peki, şimdi ne kanun getiriyorsunuz değerli arkadaşlar? 14’üncü maddenin (3)’üncü bendine dikkat edin değerli arkadaşlar, “(3) Turizm Merkezi veya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi dahilinde kalan yerlerde Bakanlık tarafından alınacak olan kamu yararı kararı gereği enerji üretimine öncelik tanınması halinde, ilgili Turizm Merkezi veya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi veya bu alanlar için hazırlanmış onaylı imar planları yeniden düzenlenir.” diyor.

Bu ne demek biliyor musunuz arkadaşlar? Tarımı yok ettiniz, her şeyi bitirdiniz, şimdi sıra… 2 tane ilçe var: Biri Didim, biri Kuşadası. Kuşadası turizmi Türkiye’ye tanıtan ilçedir. Şimdi bu 2 ilçeye de diyorsunuz ki: Biz, geçmişte turizm bölgesi ilan edilmiş şeyleri kaldırıyoruz, oraya jeotermal elektrik santrali kuracağız.

Değerli arkadaşlar, Turizm Bakanınız çıkıyor, diyor ki: “70 milyon turist, 70 milyar dolar gelir.” Eyvallah, destekleyelim. Ama şu an bu maddeyle siz turizmin temellerine dinamit koyuyorsunuz. Bu maddeyi getirip buraya koyan bana göre vatan hainidir; net söylüyorum. 200 milyar dolar turizm yatırımı var. 200 milyar dolar turizm yatırımı -iş adamlarının yatırımı, devletin değil bu- ve siz götürüyorsunuz oraya dinamit koyuyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, hepimiz burada oturuyoruz, ramazan ayıdır. Ya biz bile bile gelip kendi turizmimizi öldürüyoruz değerli arkadaşlar. Birileri para kazanacak diye… Yani Turizm Bakanı ihale ediyor, yeri kırk dokuz yıllığına veriyor. Adam 100 milyon dolarlık yatırım yapıyor, sonra getirip onun yanına jeotermal elektrik santrali kuruyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu, mantığa, akla, hiçbir şeye sığmıyor. O zaman şöyle: Tarımı öldürdük, turizmi de öldürelim; hiçbir beklentimiz yok. Şu an 8 milyon işsiz var, turizmde çalışan 1 milyon 200 bin arkadaşımız da işsiz kalacak. Göreceksiniz bu kanun geçtiği takdirde… Bu önergeye “okey” verin arkadaşlar, “olur” verin. Aksi takdirde, önümüzdeki dönemde bütün beş yıldızlıların yerinde satılık otel görürsünüz. O yüzden, lütfen AKP’lilerden ve MHP’lilerden rica ediyorum: Bu önergemize destek verin. En azından “Turizm bölgelerinde jeotermal elektrik santrali olmasın.” diye bu maddeyi ilave ederiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Doğru söylemiyorsun, bir de destek istiyorsun kardeşim!

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Hepinizin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ya Allah aşkına otur, işimiz gücümüz var!

BAŞKAN – Bu kapsamlı konuşmaları ramazandan sonra değerlendirelim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İftardan sonra inşallah, hayırlısıyla.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Arzu ederdik ki o ifadenizi biraz önce kürsüden konuşan hatibe de yapmış olsaydınız.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ona değil sana yapmak istedi canım! Böyle bir şey var.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ramazanın son günlerinde ve Kadir Gecesi’ni aradığımız bugünlerde bu tür meseleleri de bir olmak, olmamak, bir ihanet meselesine getirmek yanlış. Rakamlar ortada. Bakınız, bugün tarım ve hayvancılıkta, yine enerji sektöründe de hani birbiriyle karşılaştırıldığı için söylüyorum…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ya, millet aç, Allah aşkına! Samanı ithal etmişsin, bırak tarımı marımı bu saatte ya!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tarım ve hayvancılıkta 20 milyar dolar üzerine çıkmış bir tarım ihracatımız var.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Otur, samanı ithal ediyorsun, hâlâ konuşma! Haydi, otur be! Aman güzel kardeşim, Allah aşkına ya! Daha bunun şeyi mi kaldı ya!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Yine aynı şekilde, tarımda ithalat diyor…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Millet aç kalacak aç bu gidişle sayenizde!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – İthalatın cevabını veriyorum: 15 milyar dolar. Yani 5 milyar dolar cari fazla verdiğimiz bir tarım sektörü. Denilebilir ki: Neden bu tarım ithalatı yapılıyor? Üretimde…

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Köylere git, köylere. Köyleri gör.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ya, millet aç kalmış, patates, soğan getiriyorsun, hâlâ konuşuyorsun Allah aşkına! Tarım diyorsun, bilmem ne… Soğan yok, soğan. Evde millet soğan yiyemiyor ya! Bırak Allah aşkına ya!

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Niye patates ithal ediyorsunuz?

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Patates, soğan…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Özkan, sen oradan konuşma, 2 tırını 400 tıra çıkardın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - On beş yılda 2 tırını 400 tıra çıkardın. Sen bu köprü geçişlerinden kendi tırlarının takibini yapıyorsun, bıraksana.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sen git patates, soğan al tanzim satıştan, ondan sonra gel!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – 5 milyar dolar tarımsal ürün ihracatında ülkemizin kalkınmasına hizmet ettik.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Tanzim satıştan patates, soğan al gel!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Tanzim satıştan patates, soğan al, ondan sonra gel kardeşim ya! Cahit, buradan çıktıktan sonra tanzim satışta kuyruğa gir, patates, soğan al gel, sonra konuşalım, bırak bu işleri.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – 400 tır be, maşallah!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Daha dün tanzim satışta kuyruktaydın, gördüm ben seni ya! Dün kuyruktaydın tanzim satışta sen, patates kuyruğundaydın!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – 400 tıra çıkardı adam ya, on beş yılda 400 tır. Neredeyse o akıl, biraz da bize versin. 400 tıra çıkarmış. Yokluk var, fakirlik var, 400 tır, maşallah! Allah bereket versin!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ya, dün patates kuyruğundaydın sen, sen!

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – 15’inci madde üzerinde üç tane önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun, okuyun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                Ali Öztunç                                              Serkan Topal                                     İlhami Özcan Aygun

                            Kahramanmaraş                                                Hatay                                                            Tekirdağ

                           Mustafa Adıgüzel                                          Özcan Özel                                                   Haydar Akar

                                     Ordu                                                        Yalova                                                           Kocaeli

MADDE 15- 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 5- 1/1/2019 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, araç sınıfları itibarıyla kullanılması yasak olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsünden geçilmesi nedeniyle 30 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmez, verilmiş olanlar tebliğ edilmez, tebliğ edilmişlerin tahsilatından vazgeçilir, varsa yapılmış itirazlar veya açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir, yargılama ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretine hükmedilmez. Söz konusu cezalar kapsamında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan tahsilatlar maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden dördüncü ayın sonuna kadar başvurulması hâlinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden beşinci ayın sonuna kadar red ve iade edilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın şahsiyatla uğraştığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, her birimiz, tabii, Meclisin çalışması üzerine ihtimam gösteriyoruz, o yüzden tartışmalar uzamasın istiyoruz ama şimdi tutanağa geçmiş bir husus var. Sayın grup başkan vekili şahsiyatla uğraşıyor, Özkan Yalım’a diyor ki: “AK PARTİ döneminde 2 tırını 400’e çıkardın falan.” Bu doğru değil, verdiği rakamlar da doğru değil aslında. Ama ben kendisiyle konuştum da kendisi kürsüden cevap verirse iş uzayacak diye, Sayın Başkanı üzmemek için…

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şöyle bir şey var Sayın Başkanım: “Sen köprü geçişlerinde kendini düşünüyorsun. 400 tane tırın var, o yüzden bu konuyla ilgileniyorsun.” diyor. Bu, tamamen bir iftira. Özkan Yalım’ın tırları vardır ama bir tanesi bile yurt içinde değildir, hepsi yurt dışındadır, bir tanesinin de köprü geçiş borcu ya da cezası bulunmamaktadır. Bu, iftiradır; bu, hakarettir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

Haydar Bey, ramazana uygun bir konuşma yapın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hiç merak etmeyin Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15’inci maddeyi görüşüyoruz. 15’inci maddenin aslına baktığınız zaman devletin vatandaşına kurmuş olduğu bir tuzağın vatandaşın lehine düzeltilmesini konuşacağız şimdi ama hemen AKP grup başkan vekiline de bir cevap vereyim bu maddeyi konuşurken. Vallahi billahi benim tırım yok, bir tane arabam var, çok da o köprüyü kullandığım söylenemez, çok yakın oturmama rağmen de İstanbul’u çok ziyaret etmiyorum.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, niye devletin kurduğu tuzak diyorum buna? Biliyorsunuz “birinci sınıf” diye adlandırılan araçlar hepimizin kullandığı otomobiller, bunların yanında panelvanlar var, hatta ben UKOME’nin tanımından gideyim: “Kamyonet, panelvan, van tipi araçlar hariç birinci köprüden geçebilir.” diyor. Yani “Boğaziçi Köprüsü’nden geçebilir, diğerleri geçemez.” diyor. Bununla ilgili üç ay evvel de bir af kanunu çıkardık burada ve o insanların cezalarını affettik. Daha sonra, hemen yılbaşında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ikinci köprüyü bu araçlara serbest bıraktı ve o köprüden ceza gelmiyor ama birinci köprüden geliyor.

Şimdi, size ben bir tespiti söyleyeyim, yine İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tespitini söyleyeyim: 2017 ve 2018 yıllarında 5 milyon 881 bin 450 araç geçmiş bu köprülerden. Her ikisinden de -bu tanımlanan araçlardan- bugün cezai yaptırıma giren araçlardan 5-6 milyona yakın araç geçmiş. Daha sonra, ikinci sınıf araçların geçişi düşüldükten sonra da günlük yaklaşık 2.236 tane aracın geçtiğini tespit ediyoruz. En son tebliğ edilen ceza tutanak sayısı 275 bin, bunun maddi karşılığı 330 milyon TL, vatandaşa öngörülen ceza 330 milyon TL. Niye vatandaşa tuzak kurdu diyorum? Bu bir kanun da değil arkadaşlar. Kanun olmuş olsa “Vatandaş kanunu bilmek zorunda.” diye dolaşırız, övünürüz, böbürleriniz. Aslında milletvekillerinin bile çoğu kanunu bilmez. Bu tamamen İstanbul Büyükşehir Belediyesinin idari bir kararı. Yani bunu vatandaşın bilmesi mümkün değil. O köprülerden sadece İstanbullu da geçmiyor, baktığınız zaman İstanbullu da geçmiyor. Örneğin, ben İzmit’te oturan bir vatandaş olarak eğer Cerrahpaşa’da bir işim varsa, bir hastam varsa o tür bir aracı kullanıp Boğaziçi Köprüsü’nden geçip gidip dönebilirim. Gidip döndüğümde uğrayacağım cezanın rakamı yaklaşık 2.300 lira.

Demek ki bu problem bir önceki afla halledilememiş. Bugün de bir af yasası çıkartıyoruz, yine halledemeyeceğiz bu problemi ki çıkmalı, doğru. Bir önerim oldu AKP Grubuna, bugün bu işi düzeltelim dedim. Anadolu’dan gelen insanlar bilmez, İstanbul’un yarısından çoğu denizi görmemiş, bilmez yani yönetmeliği, kanunu. Vatandaş en kısa, kestirme yoldan hedefine ulaşmak ister. Bu yönetmelik veya idari karar niye verildi? Yavuz Sultan Selim’deki o garanti geçişleri kapsamak veya garanti geçişleri sağlamak ya da orayı işleten firmaya avantaj sağlamak için yapıldı. O köprüden geçmek de yetmiyor, her girdiğiniz yola ayrı bir ücret ödüyorsunuz. Hiç kullandınız mı bilmiyorum ama en az 5 defa OGS’niz ötüyor o yollardan geçerken. Sürekli para veren bir vatandaş hâline dönüşüyorsunuz o işletmeci firmalara, köprülerde. Teklifim şuydu: Bir kez uyaralım, tebligat eline ulaştığında “alındı” belgesini aldıktan sonra tekrar kullanıyorsa köprüyü cezai uygulamaya girsin, kabul. “Bunu başka şekilde halledeceğiz, UKOME’den bu kararı değiştireceğiz, birinci köprüden de ikinci köprüde olduğu gibi bu araçlar yararlanabilecek.” deniyor. Umarım en kısa zamanda yapılır ki bu vatandaşlar hemen seçimden sonra da bir daha mağdur edilmesin. Çünkü seçimden sonra, dediğim gibi 270 bin kişiye 330 milyon TL’lik bir ceza tebliğ edildi.

Şimdi, sevgili arkadaşlar bu cezanın affedilmesi doğru. Yalnız bugünlerde başka bir olay gerçekleşiyor bu yap-işlet-devret modeli köprülerde. Yine, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü işleten firma Ulaştırma Bakanlığından sözleşme şartlarının değiştirilmesini istemiş. Neye göre belirleniyor ücret? 2 Ocaktaki döviz kuruna göre, Merkez Bankası döviz kuruna göre belirleniyor ve o ücret yıl sonuna kadar geçerli oluyor, Türk parası karşılığı geçerli oluyor, devlet de garanti kapsamında ödemesi gereken yani geçmeyen araç için ödemesi gereken parayı nisan ayında ödüyor.

Şimdi, firmanın şöyle bir teklifi var, diyor ki: “İlk altı ay o 2 Ocağa göre belirleyelim fiyatı, ikinci altı ayın fiyatını 2 Temmuza göre belirleyelim; birinci altı ayın ücretini 2 Temmuzda ödesin devlet, ikinci altı ayın ücretini de bir yıl sonraki 2 Ocakta ödesin.” Bunu ben Osman Gazi Köprüsü’ne uyarladım, dedim ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) – 2018 rakamlarıyla, devletin vermiş olduğu garanti geçiş rakamlarıyla devlet buna ne kadar daha ödeyecek ekstradan dedim, böyle bir uyarlama yaptım bu talep edilen hatta uygun bulunan sözleşmeyle ilgili. Osmangazi Köprüsü 2018 rakamlarına göre 1 milyar 600 milyon devlet garanti geçişler için TL ödedi ve üzerine bir 200 milyon daha ödemesi gerekecek o zaman.

Bakın arkadaşlar, hep bu kürsüden şunu söylüyorum: 5’li çete veya 10 taneyi geçmeyen müteahhit Türkiye’nin tüm birikimlerini sömürüyor. Yap-işlet-devret modelleriyle insanların cebinde ne varsa, devletin hazinesinde ne varsa sömürüyor.

Şimdi, bunu, bu sözleşmeyi Ulaştırma Bakanlığı kabul etmiş Yavuz Sultan Selim için. Şimdi, Avrasya Tüneli için isteyecekler, Osmangazi Köprüsü için isteyecekler, şehir hastaneleri için isteyecekler ve o “çevre yolları” diye tanımladığımız, her birinden ücretli geçtiğimiz yollar için isteyecekler.

Bakın, ramazan günündeyiz, bayram yaklaşıyor. Biraz vicdan sahibiyseniz bu devleti bu çeteye teslim etmeyin diyor, hepinizin bayramını kutluyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin ilk cümlesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                             Tuba Vural Çokal                                                Bedri Yaşar

                                    Adana                                                      Antalya                                                      Samsun

                                Behiç Çelik                                                                                                   Muhammet Naci Cinisli

                                   Mersin                                                                                                                            Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Kuzey Irak Hakurk bölgesinde operasyon yapan kahraman askerlerimize başarılar dilerim. Bu mübarek günlerde Allah onlara güç, kuvvet versin. Şehit olan kardeşlerimize de rahmet diliyorum. Allah bizleri onlara layık etsin.

Birkaç gün önce yıl dönümü olan 27 Mayıs 1960 darbesiyle ilgili düşüncelerimi ben de birkaç cümleyle paylaşmak isterim. 1950’de seçimle iktidara gelen Demokrat Parti Hükûmeti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, ordu içerisindeki bir grup tarafından 27 Mayıs 1960’ta darbeyle feshedilmişti. Demokrat Partili siyasetçiler ile Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları tutuklanmıştı. O günlerde ordumuzda görev yapan 263 general ve amiralden 235’i emekliliğe sevk edilmiş, 5 bine yakın subay ilerleyen günlerde yine emeklilik gerekçesiyle ordudan uzaklaştırılmışlardı.

27 Mayıs darbesi yalnızca Türk siyasetine değil, Türk ordusuna da vurulmuş bir darbedir. Ülkemizin iradesi el değiştirmiştir. Yassıada sözde duruşmaları neticesinde idama mahkûm olan Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan başta olmak üzere, aile büyüklerimin de içinde bulunduğu Yassıada zulmünü yaşamış olan geçmişlerimize Cenab-ı Hak’tan rahmetler niyaz ediyorum.

Ayrıca, otuz dokuz yıl önce yine bir 27 Mayısta kahpece şehit edilen, dürüstlük ve namus timsali, eski Gümrük ve Tekel Bakanımız merhum devlet adamı Gün Sazak Bey’i de rahmet ve minnetle anıyorum. Mekânları cennet olsun.

Değerli milletvekilleri, yine bir torba kanunla yüce Meclisimizin saygınlığına gölge düşmüş olmasının üzüntüsünü yaşadığımı ifade etmek isterim. 2016 yılı Kasım ayında Ulaşım Koordinasyon Merkezi kararı gereğince 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden bazı araçların geçişleri yasaklanmıştı. Bu kararın neden alındığını kısaca hatırlatayım: Yasak kararı Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılmasından bir hafta önce alınmıştı. Ayrıca, bu köprüden yıllık 50 milyon aracın geçişi garanti olarak verilmişti. Alınan bu yasak kararından sonra 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprülerindeki ihlalli geçişler tespit edilmeye başlanmış ancak araç sahiplerine gerekli tebligatlar yapılmamış, ihlalli olarak geçiş yapmış olduğunu bilmeyen vatandaşlarımız ise köprüleri kullanmaya devam etmişlerdi. Biriken tebligatlar belli bir zaman sonra gönderilmeye başlanınca vatandaşlarımız araçlarını satsalar dahi ödeyemeyecekleri bir ceza miktarıyla karşı karşıya bırakılmışlardı.

Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkiler neticesinde geçtiğimiz aralık ayında Meclis Başkanlığından istifa etmeden İstanbul’a belediye başkanı olabilmek için adaylık çalışması başlatan Sayın Binali Yıldırım, ihlalli köprü geçişleri yapanların affedileceğini, Meclisimizin bilgisi dışında basınımıza açıklamıştı. Bu açıklamadan sonra da Genel Kurulumuzun gündemine ihlalli geçişlerin affına dair hazırlanan teklif bir emrivaki torba kanun içerisinde getirilmiş ve kabul edilmişti. İhlalli geçişlerin affını içeren madde öne çıkartılarak önümüze getirilen torba kanun teklifinin içerisinde ise İstanbul Boğaziçi’nin ranta açılması ve YSK üyelerinin görev süreleri uzatılması itinayla yerleştirilmişti. Bugün ise aradan çok kısa bir süre geçmesine karşın tekrar aynı senaryonun neticesi olarak bir düzenleme yapılması bize gösteriyor ki iktidarın tüm uğraşı milletimizin kendisine muhtaç kalmasını sağlamak. Hâlbuki aradan geçen beş aylık zaman zarfında vatandaşlarımızın mağduriyetini giderecek yeni bir karar alınabilir, araç sınıfları adilane bir biçimde düzenlenebilirdi. Ne vatandaşlarımızı ne de onların Meclisteki sesi olan bizleri dinlemiyor, taleplerimizi, önerilerimizi duymazdan geliyorsunuz.

Buradan sormak istiyorum: 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün kullanımı neden yasaklanmıştı? Geçtiğimiz aralık ayında bu köprülerden ihlalli geçişler dolayısıyla verilen cezalar neden iptal edilmişti? Beş ay sonra bir af kararı daha çıkartma ihtiyacına neler sebep olmuştu? Vatandaşlarımızın böylesine haksızlıklarla bir daha karşılaşmamaları adına düzenlemelerin yapılması beklenirken AK PARTİ yaşattığı ve sebep olduğu mağduriyetlerin geçici olarak giderilmesini, adayını İstanbul belediye başkanı seçtirebilmek için tekraren bir yöntem olarak kullanıyor. Aziz milletimizin ve İstanbullu vatandaşlarımızın bilmesi gereken nokta, seçimden sonra ihlalli geçişler için yeni bir af çıkmayacağı ve geçiş ücretlerinin de döviz bazında güncelleneceğidir. Ekonomik krizin faturası, tünel ve köprülerden garanti geçişlerin mali yükü yine vatandaşlarımızın üzerinde kalacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Yürütmenin birtakım zorlamaları ve hukuk dışı uygulamalarından kaynaklanan bu tür cezaların kaldırılmasına yönelik değişikliğin İYİ PARTİ olarak lehinde olduğumuzu da ifade etmek isterim. Ancak yapılan bu düzenlemenin yetersiz ve günü kurtarmaya yönelik bir seçim yatırımı olduğunu da belirtmek isterim.

Sözlerime son vermeden, sizlerin ve aziz milletimizin mübarek Kadir Gecesi’ni ve Ramazan Bayramı’nızı kutlar, Genel Kurulumuzu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 15- 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 5- 1/1/2019 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, araç sınıfları itibarıyla kullanılması yasak olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsünden geçilmesi dolayısıyla 30 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmez, verilmiş olanlar tebliğ edilmez, tebliğ edilmişlerin tahsilatından vazgeçilir, varsa yapılmış itirazlar veya açılmış davalar hakkında resen karar verilmesine yer olmadığına karar verilir, yargılama ve takip giderleri taraflar üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretine hükmedilmez. Söz konusu cezalar kapsamında bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan tahsilatlar maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ikinci ayın sonuna kadar başvurulması hâlinde maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden üçüncü ayın sonuna kadar red ve iade edilir.”

                            Erol Katırcıoğlu                                            Ahmet Şık                                        Hakkı Saruhan Oluç

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                           İstanbul

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                    Garo Paylan                              Tulay Hatımoğulları Oruç

                                     Bitlis                                                     Diyarbakır                                                          Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Önerge hakkında konuşma isteyen, İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; 15’inci madde üzerine çok konuşuldu esasında. Bundan önce, kanunun geneli üzerine yapılan konuşmalarda da sık sık değinildi. Çok uzun boylu konuşmaya da gerek yok esasında anladığım kadarıyla çünkü çok basit bir yanı var işin, o da: Büyük ölçüde idarenin yaptığı bir hata insanların, sonuç olarak, kendilerini tuzağa düşürülmüş hissetmelerine sebep olmuş ve benim gördüğüm kadarıyla, borcu olan insanların borçlarına, listeye baktığımda 110 bin lira borcu olan insanlar dahi var. Dolayısıyla da bu cezalarla ilgili bir af kararı vermek üzereyiz ve verelim, yani, sonuç olarak, bayram öncesi bir tür ikramiye gibi de olmuş olabilir bu söz konusu olan insanlara.

Fakat arkadaşlar, yine, altı çokça çizildiği gibi, bu kararın bir kanun maddesi olarak önümüze gelmiş olması ve biraz sonra da sizlerin oylarıyla da geçecek olması bizim şu soruyu sormamızı engellemiyor: Hükûmet bu kadar kaynağa ihtiyacı olduğu bir dönemde 330 milyon TL civarındaki bir alacağından neden vazgeçiyor? Sanırım bu sorunun cevabı, 330 milyon liralık kaynağın 275 bin insana tekabül ettiğinden giderseniz ve bu insanların çoğunun da İstanbul’da oturduğundan giderseniz, esasında, bu hesapça, bu kanun maddesinin önümüze gelmesinin temel sebebi İstanbul seçimleridir diye bir yorum yapmak mümkündür ve doğrusunu isterseniz ben böyle bir yorum yapıyorum başka arkadaşlar gibi.

Fakat şimdi ben başka bir konuyla bu konuyu bağlamak istiyorum ve esasında geçenlerde yaptığımız bir tartışmaya da değinmek istiyorum, KPSS sınavları ve FET֒nün devlet kurumlarına sızmasıyla ilgili tartışmaya. Şimdi, arkadaşlar, ben zaman zaman burada konuşma yapıyorum ve bu konuşmalarda da şunun altını çizmeye çalışıyorum: Ben geldiğim günden beri bu Meclisin çalışma tarzından, İç Tüzük’ünden rahatsızım. Yani bana göre olmaması gereken bir sürü şey var ve oluyor. Fakat FETÖ gibi bir teşkilatın devlet kurumlarına sızmasının bir yolu, geçen gün konuştuğumuz KPSS sınavlarıydı ve ÖSYM’nin yaptığı birçok sınavdı. Ve bu sınavlarda soruları çalarak devlete sızmış olduklarını anlıyoruz.

Fakat arkadaşlar, bir başka konuyu daha anlıyoruz: Bu İç Tüzük’ten, esasında FETÖ veya FET֒ye benzer teşkilatlar, her zaman Türkiye devletinin kurumlarına girme şansını veya onları etkileme şansını elde edebilir. Bakın, örnek vereceğim şimdi: Bu kanunun içinde bir üniversitenin kuruluşu var bildiğiniz gibi. Bir üniversite kuruluyor, olabilir, üniversiteye ihtiyacımız var, üniversite kurulsun, güzel fakat biz Komisyonda bu üniversitenin kim tarafından ve niçin kurulacağıyla ilgili sorular sorduğumuzda doğru düzgün bir cevap alamadık. Hatta bırakın cevap almayı, mesela dedik ki: “Bir yetkilisi yok mu bu ‘Bulut’ denilen vakfın, İstanbul Galata Üniversitesini kurmak üzere YÖK’e müracaat etmiş ve YÖK’ten de onay almış olan bu kurumun bir yetkilisi yok mu, bir soru soralım, nasıl bir üniversite düşünüyorlar, anlamaya çalışalım!” Ki sanıyorum komisyonlar, özellikle Plan ve Bütçe Komisyonu gibi önemli bir komisyon, esasında bu işin teknik boyutlarına da bakması gereken bir komisyondur. Fakat arkadaşlar, böyle bir şey olmadı tahmin edebileceğiniz gibi. “Ne oldu?” diye baktığımızda, hızla böyle geçti gitti bu iş. Şimdi, o zaman insanın aklına şu geliyor: Peki, nasıl oldu? Benim anladığım kadarıyla şimdi ellerinizi kaldıracaksınız, muhtemelen destekleyeceksiniz bu kararı ama -emin olun ya da ben aşağı yukarı eminim- yüzde 90’ınız bu vakfın niçin kurulduğunu, bu üniversitenin niçin kurulacağını bilmiyorsunuzdur. Evet, bilmiyor olduğunuzu tahmin ediyorum, bu benim kanaatim, varsa aksini iddia eden çıkar konuşur. En azından Komisyon için söyleyebilirim, Komisyona bu mesele geldiğinde Komisyondaki arkadaşların da meseleye vâkıf olmadığını en azından yapılan konuşmalardan anlamamız mümkündür.

Şimdi, arkadaşlar, şunu diyebilirsiniz: “Ya, YÖK var bu işin arkasında. YÖK oradaydı nitekim, geldi. YÖK buradan izin verdiğine göre…” Bunda da mantıken haklı olursunuz ama arkadaşlar, kapatılan, Fetullah Gülen hareketine ait olan 15 üniversite de YÖK’ün onayıyla kuruldu; evet, YÖK’ün onayıyla kuruldu ve YÖK bunların hesabını vermedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Katırcıoğlu.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Kaldı ki vakıf üniversiteleriyle ilgili de bir tartışma henüz daha burada yapılabilmiş değil ama Mısır’daki -derler ya- sağır sultan duydu, Türkiye’deki vakıf üniversiteleri vakıf oldukları için kurumlar vergisinden istisna tutuluyor, devletin birtakım imkânlarından yararlanıyor ve arkadaşlar, ticari bir işletme olarak çalışıyor. Yüzde 90’ının böyle olduğunu biliyorum, bizatihi içinde yaşamış bir insan olarak bunu söyleyebilirim.

Sonuç olarak “Canım, iyi de -basından benim öğrendiğim kadarıyla- bu Bulut Vakfının kurucusu olan insan, efendim, Sayın Cumhurbaşkanımızın da tanıdığıymış.” diyebilirsiniz ve dolayısıyla da böyle bir güven ilişkisi üzerinden bunu el kaldırıp onaylayabilirsiniz. Ama arkadaşlar, o zaman benim şu cümlem de meşru bir cümle olur: Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimi tek parti yönetimi, tek kişi yönetimidir ve tek kişi yönetimleri de Türkiye gibi 80 küsur milyon ve bu kadar farklılığı olan bir toplumu da yönetmeyi beceremez ve beceremediğinizi söylemek isterim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                Ali Öztunç                                        İlhami Özcan Aygun                                    Mustafa Adıgüzel

                            Kahramanmaraş                                              Tekirdağ                                                            Ordu

                                Özcan Özel                                              Serkan Topal                                              Faruk Sarıaslan

                                   Yalova                                                       Hatay                                                           Nevşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Nevşehir Milletvekili Faruk Sarıaslan.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında on dakikalık bir talebim vardı ama iftar vaktinin yaklaşması nedeniyle beş dakikaya çektik.

Sene 1922, henüz cumhuriyet ilan edilmemiş. O tarihte bu kürsüden, Meclisin bu kürsüsünden yapılan bir konuşmayla başlamak istiyorum: “Efendiler, bu günkü mücadelemizin amacı tam bağımsızlıktır. Bağımsızlığın tam sağlanabilmesi ise ancak mali bağımsızlık ile mümkündür. Bir devletin aslı bağımsızlıktan yoksun olunca o devletin bütün hayati bölümlerinde bağımsızlık sakat durumdadır. Çünkü her devlet organı ancak maliye ile yaşar. Mali bağımsızlığın korunması için ilk şart bütçenin ekonomik bünye ile uygunluğu ve denk olmasıdır. Bundan dolayı devlet yapısını yaşatmak için dış ülkelere başvurmadan ülkeyi gelir kaynakları ile yönetmek çözüm ve önlemlerini bulmak gereklidir ve bulunabilir.” Sene 1922.

Sene 1932, Sovyetler Birliği’yle kapsamlı kredi ve teknik yardım anlaşması yapılır. Sovyetler’den 8,5 milyon dolar faizsiz kredi alınır ve bunun geri ödemesi mal ihracatıyla gerçekleştirilecektir. Anlaşmada yer alan yardımlar, kamu teşebbüslerinin kurulması ve sanayi projelerinin finanse edilmesinde kullanılacaktır. 1930-1938 döneminde bu alınan krediler ve akıllı yatırımlar sayesinde, 1930’lu yılların başında buğday ithal eden Türkiye buğday ihraç eden konuma gelmiştir. Sanayide yaratılan katma değer dönem içerisinde yüzde 223 oranında artış göstermiş ve üretim değeri de yüzde 388’lik büyümeyle 1,2 milyar düzeyine çıkmıştır.

Sayın milletvekilleri, özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. 1931-1938 yılları arasında dolar 2,12’den 1,12’ye gerileyerek TL karşısında yüzde 68 oranında değer kaybetmiştir yani Türkiye Cumhuriyeti’nin parası yüzde 68 oranında değer kazanmıştır. Osmanlı’dan kalan dış borçlar ödenmiştir. Yine aynı dönem içerisinde yabancı firmaların elinde bulunan toplam 3.387 kilometre uzunluğundaki demir yolu hattı satın alınarak millîleştirilmiştir. Cumhuriyetin ilanından 1938 yılına kadar 2.815 kilometre demir yolu yapılıp hizmete sunulmuştur. İzmir limanları 1925 ve Haydarpaşa Limanı 1927 yılında yabancı devletlerden alınmış, devletleştirilmiş, yönetimine el konulmuştur. 1927 yılında Kırıkkale Mühimmat Fabrikası ve sayamayacağım birçok fabrika yapılmıştır.

Yine aynı güçlü ve bağımsız bir devlet varlığının sağlanması için güçlü bir orduya sahip olmak gerektiğini, bunun da ulusal bir savunma sanayisinin kurulmasıyla mümkün olacağını bilen bu kurucu irade, özellikle de hava gücünün önemini son savaşlarda açık bir şekilde görmüştür. Bazılarının son zamanlarda “Atatürk” demek zorunda kaldıkları Mustafa Kemal Atatürk “İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar.” diyerek o tarihte bugünü tanımlamıştır. “Bütün tayyarelerimizin ve motorlarının memleketimizde yapılması ve hava harp sanayisinin de bu hesaba göre inkişaf ettirilmesi icap eder.” diyerek geleceğe projeksiyon tutmuş ve başlatmıştır.

1925 yılında Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi kurulmuş, kuruluş yeri de stratejik önemi nedeniyle Kayseri olarak belirlenmiştir. Kayseri’de kurulan bu fabrika İkinci Dünya Savaşı’na kadar toplam 112 adet değişik tiplerde uçak üretimi gerçekleştirmiştir. Üzülerek söylüyorum ki 1950 yılında, uçak yapan fabrika, uçak bakım ve onarım merkezine dönüştürülmüştür. Hani AK PARTİ’liler sık sık kullanıyorlar ya: “Nereden nereye.” Şimdi gelelim, nereden nereye!

On yedi yıllık AKP iktidarı; sene 2002, dolar 1.573; sene 2019, dolar 6.100; yüzde 400 artmış. Dışarıdan buğday ithal eder hâle gelmişiz. 2002 yılında 129,6 milyar dolar olan dış borç, 2019 yılı itibarıyla 495 milyar dolar olmuştur. Satılan askerî Tank Palet Fabrikası…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Başkanım, az kaldı.

BAŞKAN – Özgür Bey, bu da kapsamlı bir konuşma yani.

FARUK SARIASLAN (Devamla) – Hemen bitiriyorum, az kaldı.

Bu dönemde hukuka güven kalmamış, Millî Eğitim yazboz tahtasına dönmüş, eğitim sistemi çökmüş, esnaf borç batağında, işsizlik almış başını gitmiş, halk yoksul, yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. İktidar sahipleri birkaç yıl daha iktidarda kalmak uğruna ülkenin seçimine, sandığına müdahale etmiş, halkın iradesini hukuku kullanarak gasbetmiştir. Unutmayın, bir gün hukuk herkese lazım olacaktır. Ülkeyi bu durumdan çıkarmanın tek yolu, biraz önce bahsettiğim, 1922-1938 ruhuna dönmek ve o ruhu ve inancı günümüze uyarlayarak yolumuza devam etmektir.

Herkesin bayramını kutluyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin ilk cümlesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                             Tuba Vural Çokal                             Muhammet Naci Cinisli

                                    Adana                                                      Antalya                                                          Erzurum

                               Bedri Yaşar                                                                                                                   Yasin Öztürk

                                   Samsun                                                                                                                             Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Denizli Milletvekili Yasin Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 16’ncı maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ, yine, her zaman olduğu gibi devletin kurumsal hafızasını sıfırlayacak bir adım daha atmak için torbanın içine ne varsa katmış. Torbanın içinde neler yok ki. İstanbul’da çizdirdiği façasını düzeltebilmek için kendisine göre çıkış arayan AK PARTİ’nin seçim odaklı köprü geçiş affı, TRT’de “disiplin suçu” adı altında personel kıyımı, Bulut Eğitim Vakfına Galata Üniversitesini açması için izin, MTA Genel Müdürlüğü uhdesindeki ruhsatların bölünerek aynı alan içinde birden çok ruhsat verilmesi, hurda araçlarla ilgili düzenleme, ilçe adı değiştirilmesi, Dışişleri Bakanlığının kariyer yapısının değiştirilmesi gibi düzenlemeler. Maşallah, hepsi de birbiriyle çok alakalı konular.

Yahu siz yüce Meclisle dalga mı geçiyorsunuz? Meclisin itibarını da zedeliyorsunuz. Daha 14 Şubatta geçirdiğiniz Maden Kanunu’yla ilgili değişiklikleri içeren torba kanunda zaten genel bir düzenleme yapmıştınız. Üç ayda ne değişti de veya hangi yandaşı unuttunuz da Maden Kanunu’na 4 tane daha yeni madde ekliyorsunuz? Sizleri daha ciddi çalışmaya davet ediyorum.

Kanun teklifinin genel gerekçesinde, son dönemde vatandaşlarımızdan gelen talepler ve kamu kurum ve kuruluşlarının ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla hazırlandığı bildirilmiş. Biz de siyaset yapıyoruz, sokağa çıkıyoruz, vatandaşla görüşüyoruz ancak bugüne kadar herhangi bir vatandaş kapımızı çalıp da Maliye Bakanı damat Berat’ın biricik kayınvalidesinin icazette bulunduğu bir vakıf için üniversite açılması gerekiyor diye söylemedi. Buradaki diğer milletvekili arkadaşlarımızı da “Maden ruhsatlarını bölelim de aynı alan içinde birden çok ruhsat alalım.” diye arayan olmamıştır. Aynı komisyonda; sizi arayan oldu mu Ahmet Bey? Zonguldak Milletvekilimiz, beraberiz, aynı komisyondayız. Ruhsatları bölelim diye sizi arayan oluyor mu? Vatandaşımız…

HAMDİ UÇAR (Zonguldak) – Var tabii, muhakkak oluyor.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Var madem, o zaman üç ay önce vatandaşla ilgili, ruhsat bölünmesini kabul etmedik ama şu anda MTA uhdesinde olanların ruhsatlarının bölünmesini istiyoruz. Niye üç ay önce kabul etmedik o zaman? Sizi arıyorlar, bizi niye aramıyorlar?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Doğru soru bu.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Vatandaşımız ne istiyor, hepimiz biliyoruz; iş istiyor, aş istiyor, ekmek istiyor. Daha geçtiğimiz hafta 2 vatandaşımız kendini yakarak intihar etti. Cumhurbaşkanının yolunu çeviren bir hanımefendi “2 üniversite bitirdim, işim yok.” dedi, Cumhurbaşkanımızın cevabını hepimiz duyduk: “Kocan ne iş yapıyor?”

Sayın Cumhurbaşkanı, herkes sizin eşiniz kadar şanslı değil. Kocası hem Cumhurbaşkanı hem parti genel başkanı hem her şey. Damadı Hazinenin başında olan, Amerikalı iş adamlarını “first lady” olmak dışında bir vasfı olmadan kabul eden kaç kadın var ki çalışmaya ihtiyaç duymasın? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Yeni üniversitelerin açılmasına karşı değiliz ancak dünya sıralamasında en iyi üniversiteler arasında yarışamayan, akademik yapıları yetersiz, sadece iş arayan genç sayısını birkaç yıl daha ötelemek dışında bir işlevi olmayan “hatır-gönül-ihya” üçlemesine hizmet edecek üniversite kurulmasının kabulü mümkün değildir. Kaldı ki vatandaşlarımız bu konuda size “Üniversite açın.” dememektedir, “2 üniversite bitirdim, açım!” demektedir. (AK PARTİ sıralarından “Ne bağırıyorsun?” sesleri)

Sizin oradan laf atanlara söyle onu ne bağırıyorsun diye.

Gelelim söz aldığımız diplomatik kariyer memuriyetinin geçişini düzenleyen 16’ncı maddeye. Hepimizin malumu, FET֒nün en geniş kadrolaşmasının başında gelen kurumlardan biriydi Dışişleri Bakanlığı. Dolayısıyla KYK yoluyla en fazla personel ihraç edilen kurumların arasındaydı. Bu anlamda, Bakanlığın ülkemizi temsil edecek, diplomasimizi yürütecek nitelikli meslek memuru ihtiyacı olması kabul edilebilir bir gerçektir. Ancak Dışişleri Bakanlığı gibi köklü bir devlet hafızasına sahip, kariyer basamaklarının aşılması uzun yıllar ve emek isteyen, ülkemiz gibi dört tarafı sıkıntılı bir coğrafyanın ve dünyada artık yalnız bırakılan bir ülkenin diplomatı olmak, bir torba kanunla, yangıdan mal kaçırırcasına bir düzenlemeyle ya-pı-la-maz!

Bununla birlikte şunu da merak ediyoruz: Dışişleri Bakanlığı kadrolarında KYK’yle ihraç edilen, gözaltına alınan, tutuklanan kaç personel bulunmaktadır? Bu personel arasında 2002 Kasım ayı sonundan itibaren göreve sizi kandırarak başlayan kaç kişi vardı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın lütfen.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Bu nedenledir ki bir daha kandırılmamanız adına, Dışişleri Bakanlığı personelinin mesleğe alma, yetiştirme, atama, kariyer yapısını ilgilendiren bu düzenleme Dışişleri Komisyonunda detaylı bir şekilde ele alınmalı, özellikle yakın geçmişte yapılanmadan ders çıkarılmalı, bir kereye mahsus olmak yerine personel mevzuatı düzenlenmeliydi. Asıl önemlisi, Avrupa Birliği Başkanlığından aktarılacak kadrolar farklı profilde işe alınmış ve yetiştirilmiş memurlardır. Somut bir örnek vereyim: Sekiz sene Avrupa Birliği Başkanlığında çalışan bir memur sınavı kazandı ve düzenlemeyle -ki geçmiş sekiz senelik tecrübesi de kabul ediliyor- başkâtip olabilmek için dokuz sene şartı aranan bir yerde bir sene Dışişleri tecrübesiyle başkâtip olacak. Bu bürokratın Dışişleri Bakanlığında yararlı olması çok zordur.

Konuşmamın başlangıcında ifade ettiğim gibi devletimizin kurumsal hafızasını “reset”leme adına bir adım daha atıyorsunuz. Keser döner sap döner, bir gün gelir devran döner.

Bu vesileyle şimdiden mübarek Ramazan Bayramı’nızı kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Yeteri kadar uzattın, devam et!

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – İşinize gelmedi mi ancak böyle laf atarsınız.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Devam et, devam et!

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Ancak böyle laf atarsınız!

TAMER DAĞLI (Adana) – Sen işine bak!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Devam et, anca gidersin! Anca gidersin!

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Nereye, nereye giderim? Nereye giderim, söyle.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…Yasin Bey…

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Otur yerine!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Denizli Milletvekili olması hasebiyle Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında Meclisin mehabetine yakışmayan üslubu nedeniyle özür dilediğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hatibe, daha önceki konuşmalarında da bu üslubu nedeniyle Meclisten uzaklaştırma cezası verilmişti.

ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) – Yeniden verilsin!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ancak hatip bir Denizli Milletvekilidir, artık iş bana düştü. Ben de Denizlili hemşehrilerimiz adına, Denizli Milletvekili sıfatıyla sürekli Meclisi geren ve maalesef bu ağır üslubu sebebiyle, Meclisin mehabetine yakışmayan bu üslubu sebebiyle Genel Kuruldan ve aziz milletimizden özür diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Ağır oldu Cahit, ağır oldu ya biraz.

BAŞKAN - 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Cahit, ağır oldu biraz arkadaşa ama…

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Neyi ağır oldu, neyi?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Biz nasıl konuşalım diye bundan sonra Cahit Özkan’a mı soracağız? Nasıl soracağız? Dinleyeceksiniz, öğreneceksiniz, kaldıramıyorsanız gideceksiniz, bu kadar basit. Hadi bakalım.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sana mı soracağız ya?

BAŞKAN – 17’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Otur oraya! Sahtekâr! Büyükşehirden kalkmışsın gelmişsin buraya. Senin ne adam olduğunu bütün İstanbul biliyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira atıyorsun sen!

(Kâtip Üye Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu tarafından önergenin okunmasına başlandı)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına…”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Söylemek istemiyorum, utanıyorum senin yüzünden! Bütün Büyükşehir Belediyesinin en namlı adamısın sen! Ne işler yaptığını herkes biliyor.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira ediyorsun sen!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Kadir Topbaş’ın en kötü adamısın sen!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira ediyorsun sen!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bak, söylemek istemiyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira ediyorsun!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ayıp! Utanır adam ulan konuşurken!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira ediyorsun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Utanmaz adam!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen kendine bak!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Utanmaz adam!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen utan!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Otur oraya! Terbiyesiz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen utan!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Kavgada buraya kadar gelip en önce kaçan adamsın sen! Bu kadar gencin vebaline giriyorsun utanmaz adam!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Benim utanacak hiçbir şeyim yok! Sen utanmaz adamsın!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yaşından başından utan! Hadi yürü! Terbiyesiz herif!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sen utan!

BAŞKAN – 17’nci madde üzerinde iki önerge vardır…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Belediyeden götürdüklerinin hesabını ver sen! Belediyeden götürdüklerinin hesabını ver!

BAŞKAN – Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - İstanbul Belediyesini soyanların başında geliyorsun sen! Anladın mı dediğimi? Belediyeyi soyanların başında geliyorsun sen!

(Kâtip Üye Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına…”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Belediyeyi soyanların başında sen geliyorsun. Utanmaz adam!

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Onun için mi laf atıyorsun sen oradan? Hırsız!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - O yüzden bağırıyorsun sen.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İftira atma!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Belediyeyi soyan adam! Terbiyesiz adam!

(Kâtip Üye Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.” (AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge okunuyor… Sayın Türkkan…

(Kâtip Üye Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

                               “Ali Öztunç                                       İlhami Özcan Aygun                                    Mustafa Adıgüzel

                            Kahramanmaraş                                              Tekirdağ                                                            Ordu

                                Özcan Özel                                              Serkan Topal                                                    Özgür Özel

                                   Yalova                                                       Hatay                                                             Manisa

MADDE 17- 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanununun geçici 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bu adam belediyeyi soyan adam.

(Kâtip Üye Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu tarafından önergenin okunmasına devam edildi)

“(2) Mülga 2822 sayılı Kanunun 12 nci maddesine göre Bakanlıkça yayımlanan 2009 Temmuz istatistiğinde kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde onunu üyesi bulunduran işçi sendikaları ile 2009 Temmuz istatistiği sonrasında 15/9/2012 tarihine kadar kurulmuş işçi sendikalarının bu maddeyi değiştiren Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl içinde yapacakları yetki tespit başvuruları 41 inci maddede yer alan işyeri veya işletme çoğunluğu şartlarına göre sonuçlandırılır.”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Taktığın plakadan dolayı sen özür dile Cahit Bey. Denizli halkı senden özür bekliyor. Arabanın plakasından dolayı özür dile!

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – 2011’deki senin plakanı herkes biliyor Denizli’de.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Manisa Milletvekili Özgür Özel.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Belediyeyi soymuşsun, buraya gelmişsin, ahkâm kesiyorsun terbiyesiz adam! Utanır adam ulan konuşurken.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Sensin!

BAŞKAN - Süreniz beş dakika.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba kanunun 17’nci maddesi üzerinde, aslında biraz da torba bir muhalefet, 16, 17, 18’inci maddeleri üzerine söyleyeceklerimizi söylemek üzere kürsüye geldim.

16’ncı madde gününde görüşülebilseydi Genel Başkan Yardımcımız Sayın Ünal Çeviköz biraz önce kabul edilen madde üzerinde şerhlerimizi dile getirecekti. Sayın Akif Hamzaçebi’nin ikinci bölüm üzerinde yapmış olduğu konuşmasındaki eleştirilerimiz yerindedir. Ancak, biz biraz önce kanunlaşan maddenin Anayasa’nın 10’uncu maddesinde bulunan eşitlik ilkesine ve 70’inci maddesindeki “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.” ifadesine aykırı olduğunu düşünüyoruz ve 16’ncı maddeyi denetim yönünden Anayasa Mahkemesinin önüne götüreceğimizi şimdiden söyleyelim.

Birazdan 18’inci madde görüşülecek. Sayın Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Milletvekilimiz bu maddenin ertelenmesi için çok mücadele verdi. Kanun teklifi var, Plan ve Bütçe Komisyonunda aslında birleştirilerek görüşülmesi gerekiyordu ama kendisi İstanbul’da demokrasi nöbetindeydi. Bugün de burada değil, İstanbul’da Adıyamanlı hemşehrileriyle Ekrem İmamoğlu’nun uğradığı mağduriyetin giderilmesi ve haziranda her şeyin çok güzel olabilmesi için mücadele ediyor. Grubumuzun orada mücadele eden tüm arkadaşlarına buradaki arkadaşları olarak bir alkış yolluyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

18’inci madde, bu, yerli tütün ekimine üç yıl ceza getiren düzenlemeyi bir yıl erteleyecek. Biz daha çok ertelenmesini talep ediyoruz önergemizde, edeceğiz ve gerekçesini okutacağız ama esas sorun şu: Bakanlık yönetmeliği çıkarmadığı için yani yasama olarak bir görev verdik, Bakanlık yönetmelik çıkaracaktı, yönetmeliği çıkarmadığı için tütün üreticileri kooperatifleşip de üzerlerine düşeni yapamıyorlar. Bu konuda, bu yönden de Bakanlığı buradan bir kez daha uyarıyoruz.

Şimdi, gelelim, üzerinde önerge işlemimiz olan 17’nci maddeye. 17’nci madde ne? Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 41’inci maddesinde yer alan, sendikalara getirilen kısıtlamanın ertelenmesi maddesi. İlk başta, kısıtlamanın yanlış olduğunu burada yıllar önce söyledik. O günden itibaren “Bunu uygulayamazsınız, uygularsanız büyük haksızlıklar olur.” dedik. Önce üç ay ertelendi. Bir yıl sonra geldik, ikinci ertelemede bir yıl erteledik. Üçüncüsünde iki yıl erteledik. Şimdi bir yıl daha erteliyorsunuz. Ama Komisyon Başkanımız “Tüm taraflarla görüşelim, üç yıllık erteleme taleplerini değerlendirelim, gerekirse burada yapalım.” demişti, dün de bunu konuştuk. 5 partideki emek dünyasından gelen milletvekilleri bu meselenin üç yıl ertelenmesi gerektiğini savunuyor. Peki, konfederasyonlar ne diyor? Dün ıslak imzalarını gösterdim, 29 Mayıs, 28 Mayıs, 25 Mayıs tarihli yazılarıyla, sırasıyla TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK de diyor ki: “Aman, üç yıl ertelensin.” Bütün emekçiler “Ertelensin.” diyor, Komisyon Başkanı olumlu bakıyor, 5 partideki emek dünyasından gelen milletvekilleri doğru buluyor, bir kişi direniyor, o da Sayın Bakan. Neden direniyor? Çünkü onun meselesi emekle, emekçiyle, alın teriyle değil. Yaptığı görevin gereği gibi alın terine sahip çıkmak yerine bugün 17.30’da plaketini aldığı iş dünyasına sahip çıkıyor, onların dediğini yapıyor.

Şöyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız: Bakan tek başına Parlamentonun iradesinin üzerine tahakküm kurmuş durumda bir atanmış olarak, seçilmiş değil. Bu kürsüde yeminine şahidiz ama bize karşı sorumlu değil, azledemiyoruz, güvenoyu vermedik, gensoru veremiyoruz ama Hanımefendi sanki Türkiye demokrasisinde altın hisseye sahip, yüzde 51, o “Olmaz.” deyince olmuyor. Sayın Komisyon Başkanı da diyor ki: “Her taraf anlaşsa olurdu, bir tek Bakan ‘Hayır.’ diyor.” Peki, bu Bakana bu “Hayır.”ı dedirten kim? Emekçinin talebi değil. Kendisi Çalışma Bakanlığında ama ona “Hayır.”ı dedirten sermaye. Sermaye Bakana “Bizim dediğimiz gibi diren.” dedi diye bu Meclisin üzerinde tahakküm kuruyor. Şimdi, vakti zamanında bürokratik oligarşiden şikâyet edenlere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkanım, toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – 3 konuşmacı yerine konuşup toparladığımız için biraz, 3 maddelik…

Şimdi, zamanında gelip de hani… “Erdemliler Hareketi 3Y’yle mücadele edecek. Bürokratik oligarşiyle mücadele, ilk yüz günlük, beş yüz günlük eylem planları…” falan değil mi? Bakın, bürokratik oligarşinin daniskasına getirdiniz Türkiye’yi dayadınız. Atanmış bir kişi, teknisyen birisi, seçilmemiş, güvenoyu almamış, bugün birazdan sizin vereceğiniz oya karar veriyor. Birazdan yapılacak oylamada 3 konfederasyon, bütün işçiler, bütün siyasi parti gruplarındaki emek dünyasından, emek mücadelesinden gelen milletvekilleri bunun mücadelesini verdiği hâlde emekçinin değil, sermayenin hakkını savunan Bakan “Böyle olsun.” dedi diye bu önerge reddedilecek; üç yıl değil, teklifte olduğu gibi bir yılla sınırlı kalacak. Kararınızı verin. Siz seçilmiş “Egemenlik bilakayduşart milletindir.” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Amasya Tamimi’nden feyzle gelip buraya bu Meclisi açtığı, ilk Sinop Milletvekilinin “Oturumu küşad ediyorum.” diye başlattığı Meclisin birer neferi olarak kendi iradenize, size verilen göreve mi sahip çıkacaksınız yoksa rejime kasteden Anayasa değişikliğinin ürettiği, türettiği teknisyen Bakana mı? O Bakan size “hayır verin” diyor. Millet, emekçiler, DİSK’i, HAK-İŞ’i, TÜRK-İŞ’i size “Bu önergeye ‘evet’ oyu verin.” diyor. Kararı göreceğiz, ibretle tarih sayfalarına not edeceğiz.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"MADDE 17- 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun geçici 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"(2) Mülga 2822 sayılı Kanunun 12 nci maddesine göre Bakanlıkça yayımlanan 2009 Temmuz istatistiğinde kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde onunu üyesi bulunduran işçi sendikaları ile 2009 Temmuz istatistiği sonrasında 15/9/2012 tarihine kadar kurulmuş işçi sendikalarının bu fıkrayı değiştiren maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapacakları yetki tespit başvuruları 41 inci maddede yer alan işyeri ya da işletme çoğunluğu şartlarına göre sonuçlandırılır.”

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                                           Necdet İpekyüz

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                           Batman

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                    Garo Paylan                                       Hakkı Saruhan Oluç

                                     Bitlis                                                     Diyarbakır                                                        İstanbul

                                                                                      Tulay Hatımoğulları Oruç

                                                                                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Batman Milletvekili Necdet İpekyüz.

Süreniz beş dakika. (HDP sıralarından alkışlar)

NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli vekiller; hemen hemen her konuşmamızda demokrasimizin zayıflığından, yaşadığımız sorunlardan söz ederken en büyük temennimiz, demokrasinin gelişmesi. Ve niçin oturmadığını dile getirdiğimizde kimi zaman aykırı sesler gelmekte. Ama biliyoruz ki demokratik bir toplumun gelişmesi için toplumlar genelde en büyük kıstas olarak sivil toplum örgütlerine, sendikalara üye sayısına bakarlar. Bizler tam tersine, sendikal yaşamı artırmamız gerekirken, sivil toplum örgütlerini güçlendirmemiz gerekirken maalesef sanki engel olmaya çalışıyoruz. Nitekim, baktığımızda OECD ülkeleri arasında en fazla -işçi sayısı açısından- sendikasız olan ülkelerden birisi Türkiye. Türkiye’deki işçilerin yüzde 90’ı sendikalı değil ve bunun yanında darbe anayasasıyla bu sıkıntıları düzeltelim derken daha da zorlaştırmaya çalışmışız. Ve getirdiğimiz aşamada kimi zaman sendika derken işçi, emekçi, alın terinden yana olmamız gerekirken az önce hatibin de söylediği gibi “sendika” denince akla sanki işveren sendikaları geliyor, işveren sendikalarının konfederasyonu akla geliyor.

Şimdi, Türkiye’de AKP Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nisan 2018’de bir konuşmasında işçi meselesiyle ilgili konuşurken ne diyor: “Bu ülkenin OHAL’le idare edildiği dönemler, şimdi bizim OHAL kararlarını uyguladığımız gibi cereyan etmiş dönemler değildi. Fabrikalar sürekli greve giderler, çalışamaz hâle gelirlerdi. Tüm sanayi kesimine seslenmek istiyorum: Acaba şu anda, bu 7’nci OHAL dâhil, 1 tane fabrikada böyle grev söz konusu mu? Böyle bir şey olduğu anda zaten bizim en büyük tutamağımız ne? OHAL. Anında müdahalemizi yapıyoruz. OHAL çok ciddi bir çözüm kaynağımız oluyor. Ve bu süreç içerisinde Türkiye’de sanayi durmamıştır, yoğun bir şekilde çalışmalar devam etmiştir, hiçbir zaman da bunları durdurmaları mümkün değildir.” Bunu patronlarla konuşurken işçilere söylüyor Nisan 2018’de.

Şimdi, düşünebiliyor musunuz “olağanüstü hâl” kavramını genel grevler veya işçi grevlerinin düzeltilmesi için bir çözüm olarak buluyor, sanayicilere sesleniyor.

Yine, krizi bahane edip OHAL’i kullanma dışında, birçok iş dışında grev yasaklarına da her türlü engeli getiriyoruz. İşverene geldiğimizde rüşvet veriyoruz, vergi affı getiriyoruz, teşvik getiriyoruz, prim getiriyoruz, en son, bireysel emeklilik sigortalarındaki fonu bile ayırmaya çalışıyoruz ama işçi söz konusu olunca, halk zaten yok, peşinden de sendikalarla engel oluyoruz.

Daha iki gün önce açlık sınırı açıklandı, yoksulluk sınırı açıklandı; 7 bin lira. Açlık sınırı, asgari ücretin üzerinde. Burada kimse işçilerin durumundan söz etmiyor, işverenden söz ediyor.

Bakın, Sayın Erdoğan tekrar ne diyor 2018’in sonunda, Aralıkta: “Bizimle beraber ‘grev’ denilen olaylar ortadan kalktı. Şimdi grevler yok. Grev olmuyorsa demek ki işçinin hakkını veriyorsun, hukukunu gözetiyorsun. Öyleyse bu toplumda genelde grevler minimize olmuşsa grevsiz bir toplum meydana getirdik, işçiler mutludur.”

Arkadaşlar, bugün ticari taksiye bindiğinizde bile, bir yerden gittiğinizde, polisler oradaysa, akrep oradaysa ya bir hak mücadelesiyle ilgili bir basın açıklaması vardır ya da işçiler kendi haklarını söylüyorlardır. Ama az önce de söylediler “Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı” deniyor, Çalışma Bakanlığı ve sosyal sorumluluk gerektiren işlerden olması gerekirken; 5 siyasi parti, 3 konfederasyon bu konuda anlaşmışken, bir yıl değil, üç yıl uzatılması için talep ederken –ki nitekim defalarca uzatılmış bu, demek ki kanunun kendisinde bir problem var- Bakan, İstanbul’da işçi sendikalarıyla değil, işveren sendikalarıyla beraber ödül alıyor ve ödülün ismi “sosyal sorumluluk”. Yani seçimlere gidiliyor, işçilerden söz ediliyor, işçilerin bütün çalışmaları, grevleri olağanüstü hâlle engellenmeye çalışılıyor, insanlar artık evlerinin kirasını ödeyemiyor, insanlar artık çocuklarının öğrenci kıyafetlerini karşılayamıyor, “hak” “sendika” “basın açıklaması” denildiğinde kıyamet kopuyor, siz kalkıyorsunuz, işveren sendikalarıyla beraber ve İstanbul’da seçime giderken fotoğraf veriyorsunuz. Eminim HAK-İŞ, DİSK, TÜRK-İŞ ve Türkiye’deki bütün işçiler, artı, örgütlenemeyen işçiler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Sayın Başkan, bağlıyorum.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın İpekyüz.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – …ve sendikalı olamayan işçiler, onların önünde engel olan AKP Hükûmetine de gerek İstanbul seçimlerinde gerek birçok şeyde de yeterli cevabı verecektir. Türkiye’de hak, özgürlük ve örgütlenme olmadığı sürece bu iş hiçbir zaman ilerlemez. Ve burada Sayın Bakan, Nuh diyor, peygamber demiyor. Bakın arkadaşlar, sizler, bütün partiler, Komisyon ve konfederasyonlar evet derken Bakan hayır diyor. Gelin, bunu üç yıla çıkaralım.

Teşekkür ediyorum. Saygılarımla. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

18’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 18- 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “1/7/2019” ibaresi “1/7/2025” şeklinde değiştirilmiştir.

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                                         Hüseyin Kaçmaz

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                            Şırnak

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                    Garo Paylan                                       Hakkı Saruhan Oluç

                                     Bitlis                                                     Diyarbakır                                                        İstanbul

                                                                                      Tulay Hatımoğulları Oruç

                                                                                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz.

Süreniz beş dakikadır. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 18’inci maddesiyle ilgili grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Yalnız, öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki istisnai olarak başvurulması gereken bir yasa yapma yöntemi olan torba yasa, maalesef ki AKP iktidarı döneminde istisnanın yerine neredeyse artık tüm yasaların torba yasa şeklinde yapılması durumu, açıkçası ileride AKP iktidarını “torbacı iktidar” olarak anılma riskiyle karşı karşıya bırakacaktır.

Yine, şu an görüşülmekte olan 18’inci maddede de daha önce… Yani daha iki yılını doldurmadı. Tütün üreticilerinin aleyhine yapılan bir yasa değişikliği ki kamuoyunda büyük tartışmalara neden olmuştu. Ancak maalesef ki tütün kartellerinin talebi doğrultusunda AKP iktidarı, yüz binlerce tütün üreticisini mağdur edecek şekilde bir yasa çıkardı. Ve şu an bu mağduriyetlerin önüne kısmen de olsa bir palyatif çözüm getirerek bu torbayı, bu bohçayı bir şekilde yamamaya çalışıyor ama bu yama da tutmayacak, onu söyleyelim çünkü vatandaşın mağduriyeti çok büyük.

AKP iktidarı döneminde sigaraya sürekli zam yapıldı. Bu yapılan zamlar sonrasında da vatandaş, sigara tiryakileri bu sefer sarma tütüne yöneldi ancak bu durum, uluslararası tütün kartellerinin piyasasının daralmasına sebep oldu ve bu sebeple de AKP iktidarından bir yasal düzenleme talep etti. Sonrasında da, AKP iktidarı sürekli 2002 ve şimdiyi mukayese ediyordu. Evet, şu an size tütün üreticilerinin 2002 öncesi ve şimdiki durumunu bir özetleyeceğim. 2002’den önce Türkiye’de 210 bin ton tütün üretilirdi, şu ansa 60 bin ton üretiliyor. 2002’den önce 520 bin tütün üreticisi vardı ama maalesef ki şu an 50 bin tütün üreticisi var. Yani bu, Adıyaman ve çevresindeki birçok ilde yüz binlerce insanın işsiz kalması demektir. Bu durum açıkça ortaya çıkarıyor ki tütün kartelleri sermayeyi, tüm bu tütün piyasasını ele geçirmek için maalesef ki AKP iktidarından bu yasayı talep etti ve aldı, şu an yüz binlerce vatandaşımız mağdur bu durumdan.

Ancak tarihten de bir örnek vermek istiyorum ki Türkiye’de ilk defa tütün üreticileri kıyımdan geçirilmiyor: Öncesinde, Osmanlı Dönemi’nde de Düyun-ı Umumiye’yle beraber tütün, Fransız şirketi olan Tütün Rejisi’ne teslim edilmişti. O dönemde Anadolu çiftçisi, tütünü Reji’den başka kimseye satamıyordu. Bu süreçte tütün kaçakçısı olduğu iddiasıyla yaklaşık 20 bin Anadolu köylüsü katledildi ve şu anda da yüz binlerce insanımız maalesef ki işsiz bırakılıyor. Bu durum, kabul edilebilir bir durum değil. Ancak, sonrasında, cumhuriyetin ilk dönemlerinde TEKEL kuruldu ve bu şirket satın alındı ama yine AKP iktidarı döneminde maalesef ki TEKEL, British American Tobacco’ya yani Amerikalılara satıldı.

Sadece şurada birkaç şeyi daha, direkt olarak tütün üreticilerinin talebini belirtmek istiyorum. Yerli üreticilerin önünün açılmasını istiyorlar. Uluslararası tütün kartellerinin piyasadaki payı yüzde 90’ların üzerinde olup tüketilen tütün de ithal edilmektedir şu aşamada. Yerli sermayelerin, işletmelerin desteklenmesi, yerli üreticinin korunması şarttır bizce. Bununla birlikte, tütün üreticilerinin sıkıntısıyla birlikte 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu sebebiyle de seçim bölgem olan Şırnak ve çevre illerde maalesef ki büyük bir mağduriyet söz konusu. 10 karton, 20 karton, maddi değeri 100-200 lirayı geçmeyen sigaralar sebebiyle insanlar maalesef ki ceza dosyalarıyla boğuşur durumda. Şu an on binlerce insan yargılanıyor, 10 karton, 20 karton sigara yüzünden. Şu an binlerce kişi cezaevinde hükümlü, şu an bölgede, istisnasız söylüyorum, lojistik işinde çalışan, yurt dışına çalışan hiçbir şoförümüz sabıkasız değil. Maalesef ki yargılanan on binlerce şoförle birlikte, aile bazında hesapladığımızda milyonları aşan bir durum söz konusu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlayacağım.

BAŞKAN – Toparlayın.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Bu mağduriyetin de göz önüne alınmasını istiyoruz çünkü bölgeden bu konuda sürekli şikâyet var.

Yine, seçim bölgemden bir şikâyeti daha dile getirmek istiyorum. Bildiğiniz üzere, sokağa çıkma yasağı döneminde bölgede yaşanılan çatışmalar sebebiyle şehirlerimizin büyük bir kısmı yok oldu, yıkıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ilgili müdürlükler tarafından vatandaşa “TOKİ, binaları teslim edene kadar biz kira ödeyeceğiz.” dendi ancak bu kiralar yaklaşık yedi, sekiz aydır ödenmiyor, TOKİ binaları teslim edilmiyor. Ve AKP Şırnak belediye başkan adayı, seçim döneminde seçim rüşveti olarak “Biz borçsuz olarak bu daireleri teslim edeceğiz.” demesine rağmen geçen gün tutanakla borçlu olarak devretmeye çalıştılar. Bunu kabul etmeyeceğiz, buna müsaade etmeyeceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                Ali Öztunç                                        İlhami Özcan Aygun                                    Mustafa Adıgüzel

                            Kahramanmaraş                                              Tekirdağ                                                            Ordu

                              Serkan Topal                                                                                                                     Özcan Özel

                                    Hatay                                                                                                                              Yalova

“MADDE 18- 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan "1/7/2019” ibaresi "31/12/2020” şeklinde değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metnindeki tarih 31/12/2020 olarak önerilmektedir.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinde yer alan "15.000 Türk lirasını” ibaresinin "20.000 Türk lirasını” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                             Tuba Vural Çokal                             Muhammet Naci Cinisli

                                    Adana                                                      Antalya                                                          Erzurum

                               Bedri Yaşar                                                                                                                     Hüseyin Örs

                                   Samsun                                                                                                                            Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 19’uncu maddesiyle ilgili olarak İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun teklifinin 19’uncu maddesinde, 21/2/2018 tarihli ve 7103 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un geçici 1’inci maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır. Söz konusu değişiklikle 16 yaş ve üzeri araçların hurdaya çıkarılmasına bağlı olarak yeni araç alımında özel tüketim vergisinin içinden terkin edilecek miktarın 10 bin Türk lirasından 15 bin Türk lirasına yükseltilmesi hedeflenmektedir.

Değerli milletvekilleri, zamanın kısaldığının, iftarın da çok yaklaştığının farkındayım ama seçim çevrem Trabzon’la ilgili bir hususu dile getirmeden de bu kürsüden ayrılmak istemiyorum. Bu husus şudur: Çok değerli milletvekilleri, turizm mevsimine girdiğimiz şu günlerde genelde ülke turizmini ama büyük oranda da seçim çevrem Trabzon turizmini olumsuz yönde etkileyeceğini düşündüğüm bir hususu yüce Meclisimizin dikkatlerine arz etmek istiyorum. Son günlerde Suudi Arabistan kaynaklı, aslı astarı olmayan bir kara propaganda yürütülüyor. Hem ulusal hem de Trabzon yerel medyasında yer alan haberlere baktığımızda, Suudi Arabistan’da Riyad’ın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı, hem sosyal medyada hem de Suudi basınında Türkiye’yi karalayıcı, iftiralarla dolu açıklamalarda bulunmaktadır. Söz konusu şahıs, Suudi Arabistan’dan Türkiye’ye gelecek Suudi vatandaşlarına iftira dolu birçok yalan iddialarla haddini de aşarak “Türkiye’ye seyahat etmeyin.” uyarısında bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz turizmine zarar verme odaklı bu karalama kampanyası başarıya ulaştığında ülkemizde bundan en çok etkilenecek bölge Karadeniz Bölgesi, en çok etkilenecek şehir ise benim de şehrim olan Trabzon şehridir. Trabzon’daki turizm yatırımcıları bu nedenle endişelidir, onların sıkıntıları vardır çünkü birçok yatırımcı, Arap turizmine yönelik otel, restoran, kafe, oto kiralama gibi yatırımlarda bulunmuş iken son günlerde artan bu kara propagandayla Arap turist sayısında olası bir azalma, firmaları ve işletme sahiplerini zor durumda bırakacak, Allah göstermesin, iflaslara kapı açacaktır. Korkum o ki o övündüğümüz Arap turizmi ve 400 bin turist var ya, bu kara propaganda sonucu ülkemize gelmeyecektir. Korkum o ki rezervasyon iptalleri nedeniyle birçok otel ve iş yeri kapanacak, çalışanlar zor durumda kalacaktır. Bu konuda tedbir alınmazsa zaten var olan ekonomik kriz, Trabzon’u çok daha misliyle vuracaktır.

Trabzon yerelinde, sivil toplum kuruluşları ve turizm yatırımcıları bu konuyla ilgili bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Daha bir gün önce turizm yatırımcıları ve yerel medya mensupları bir araya gelerek toplandılar, bir şeyler yapmak için ne yapabilirizi konuştular ama burada iki ülke arasındaki diplomatik kanalların çalıştırılması gerektiğini düşünüyorum. İşte bu noktada, olası kötü gelişmelere karşı, devlet bu işe el atmalı; Dışişleri Bakanlığımız nezdinde devletler arasında bu işin çözümü noktasında gerekli adımlar vakit geçirilmeden atılmalıdır. Trabzonlu, turizm mevsimi öncesi bu girişimlerin acilen yapılmasını, olası mağduriyetlerin yaşanmamasını istiyor.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisimizi en derin saygılarımla selamlıyorum. Mübarek Kadir Gecenizi tebrik ediyorum ve iyi bayramlar diliyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 19- 21/3/2019 tarihli ve 7103 Sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında bulunan “10.000 Türk lirasını” ibaresi “15.000 Türk lirasını” şeklinde değiştirilmiştir.

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                             Mahmut Celadet Gaydalı

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                             Bitlis

                               Garo Paylan                                        Hakkı Saruhan Oluç                                           Hişyar Özsoy

                                Diyarbakır                                                  İstanbul                                                         Diyarbakır

                                                                                     Tulay Hatımoğlulları Oruç

                                                                                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan.

Süreniz beş dakikadır. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, son yıllarda hep silahları konuşuyoruz, tanklar, toplar, füzeler ve son zamanların da popüler gündemi S400. Türkiye, S400’ü alacak mı, almayacak mı?

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Alacak, alacak.

GARO PAYLAN (Devamla) – Her gün “Alacağız arkadaş.” deniyor ama “Alacağız.” dendiğinde bir bakıyoruz ki dolar 6.25’e çıkıyor, dün Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan Başkanı Trump’la görüşüyor, dolar 5.80’e düşüyor. Yani dolar kurunu bile bu kadar etkileyen, hayatımızı etkileyen bir S400 kararı var.

Bakın, son dört yılda güvenlikçi politikalarla ve bütçemizin önemli bir bölümünü silaha ayırarak hem huzurumuzu kaybettik hem refahımızı kaybettik arkadaşlar. Elbette Amerikan bağımlılığı kötü bir şey, bundan kurtulmalıyız. Altmış yıldır, yetmiş yıldır bundan kurtulabilmiş değiliz. Elbette bundan kurtulmalıyız ama Rusya bağımlılığı çok mu iyi bir şey arkadaşlar? Bakın, enerjide, doğal gazda yüzde 60’ın üzerinde Rusya’ya bağlıyız. Yani Rusya vanayı kapatırsa, hani “Biz burada tezek yakarız.” denmişti ya, o duruma düşebiliriz. Bu yetmemiş gibi bir de nükleer santral projesi devreye konmuş durumda, enerjide daha da fazla Rusya’ya bağlı olacağız. Peki, S400’ü alınca acaba abat mı olacağız arkadaşlar? Yani Rusya’ya da bu anlamda bağımlı olmak acaba çok mu iyi bir şey?

Bakın, MHP grup başkan vekili dün S400’ü savunan uzunca bir konuşma yaptı. Aynen şöyle söylüyor: “Almanya, Hollanda Patriot sistemlerini çekti, Türkiye korumasızdır.” Yanlış bilgi arkadaşlar. NATO’yu savunduğum için söylemiyorum. NATO’dan 2013 yılında Patriot füze sistemleri talep edildi ve 2013 yılından bugüne aralıksız olarak Almanya, Amerika, Hollanda, bugün de İspanya’nın Patriot sistemi Adana’dadır. Bilen var mı? Bunu söyleyen var mı vatandaşımıza? İspanya’nın Patriot sistemi Adana’da, İtalyanların sistemleri Maraş’ta şu anda ve Türkiye, haziran ayında “Ben bu sistemleri kullanmaya devam etmek istiyorum, bu süreyi uzatın.” dedi, bu yönde NATO’ya talepte bulundu.

“Korumasızdır, illa S400 alacağız.” diyor. Ya, arkadaşlar, S400’ün siyasi maliyeti bir yana, ekonomik maliyeti ne olacak? 1 füze, 1 batarya 2,5 milyar dolar. Yalnızca o bataryayla bütün emeklilikte yaşa takılanların sorununu çözebilecekken Rusları zengin edeceğiz. Kaç tane alacağız? 10 tane alacağız, sistem 25 milyar dolar. Bu, Rusya’ya olan bağımlılık. Peki, F35 ne? 12 milyar dolarlık bir proje. Bununla da Amerikan silah şirketlerini zengin edeceğiz.

Oysa 3’üncü bir yolumuz da var arkadaşlar. Bakın, 3’üncü yol, ülkemizi ekonomik ve demokratik olarak güçlendirip her anlamda kendi sistemlerimizi geliştirmek. Niye Amerika’ya, Rusya’ya bağımlı kalasınız? İlla savunma sistemleri lazımsa yapmamız gereken, toplumsal barışı ve bölgesel barışı sağlayıp bu füze sistemlerine de gerek bırakmamaktır, silaha, tanka, topa değil, toplumsal barışa yatırım yapmaktır.

Ama size utanarak bir şey söyleyeceğim arkadaşlar. Bakın, Sayın Recep Tayyip Erdoğan dün Trump’la büyük bir pazarlık yaptı telefonda, belli. Trump dedi ki: “Sende bir rehinem var; Serkan Gölge, NASA çalışanı, Amerikan vatandaşı kendisi, bunu bırak.” ve Serkan Gölge o telefon konuşmasından sonra bırakıldı arkadaşlar, üstelik hükümlü olan bir kişi. Evet, rehineydi kendisi ama rehine bırakıldı ve Trump bugün diyor ki: “Bizim almaya çalıştığımız rehineyi bıraktığı için Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum.”

Arkadaşlar, Türkiye muz cumhuriyeti mi ya? Bir başkan tehdit edip bir başkana baskı yapıp, bir şekilde bir hükümlüyü buradan alabiliyorsa burası bir muz cumhuriyeti durumuna düşer. Geçen yıl Brunson krizi vardı, aynı şekilde Trump dedi ki: “Ben Tayyip Erdoğan’ı aradım, Brunson’u bırakırsan iyi olur ve Brunson’u aldım.” Ne oldu? Yine bir tehditle bir rehine daha alınmış oldu. Hem rehineler olmasın hem de böyle tehditlerle de alınmasın arkadaşlar. Merkel de Deniz Yücel’i böyle almıştı, o da bir rehineydi. Arkadaşlar, böyle durumlar bizim ülkemizi bir utanca sokmuyor mu? Bakın, içeride binlerce rehine var, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı rehineler. Onları kim kurtaracak? Hep beraber bizler kurtarmalıyız, hukuk sistemimizi güçlendirmeliyiz ve S400 füzelerine, F35 projelerine mahkûm kalmadan, ülkemizi her anlamda güçlendirmeliyiz.

Trump bizi neyle tehdit ediyor? “Ekonominizi mahvederim S400 füzesi alırsanız.” diyor, ki nitekim edebilir, koyacağı ambargolarla edebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, müsaadenizle...

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (Devamla) – Önemli olan ülkemizin her anlamda güçlü olması ve böyle, Amerika’nın, Rusya’nın; füzelerine, silahlarına, uçaklarına mahkûm kalmamamız. ABD bağımlılığı iyi bir şey değil, Rusya bağımlılığı da iyi bir şey değil arkadaşlar. Ülkemizin bağımsızlığını düşünüyorsak, ülkemizi hep beraber demokratik yolda, ekonomik yolda güçlendirelim, iç barışımızı sağlayalım, bölgesel barışımızı sağlayalım ve böyle füze sistemleriyle Rus silah sistemlerini, Amerikan şirketlerini zengin etmeyelim arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama...

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın konuşmacı dünkü S400’lerle ilgili yapmış olduğumuz konuşmaya ithafen bazı beyanlarda bulundu. Hollanda’nın, Amerika’nın ve Almanya’nın Patriot füze sistemlerini Türkiye’den çektiği bir gerçekliktir, o konuda en ufak bir yanıltıcı beyanım söz konusu olmamıştır. Artı, siz daha önce S400’le ilgili olarak konuşurken... Sayın Paylan daha önce konuşurken konuşması sırasında ben yerimden kendisine 2 tane batarya olduğunu... Zaten burada Meclis zabıtlarında geçiyordur 2 tane batarya vardır; bunların çapları sınırlıdır ve Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu hava savunma füzeleri sistemleri şu an Türkiye'nin elinde yoktur ve Türkiye bu anlamda savunmasızdır, bu sözümüzün sonuna kadar arkasındayız. Teknik anlamda da askerî anlamda da bunu kanıtlayacak elimizde birtakım deliller de mevcuttur. Bunu istenildiği zaman kendilerine de sunabiliriz. Bunu açıklığa kavuşturmak istedim.

Teşekkür ederim.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde önerge yok.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. İç Tüzük’ün 87’nci maddesine göre, görüşülmekte olan teklifin konusu olmayan sair kanunlarda ek ve değişiklik getiren yeni bir kanun teklifi niteliğindeki değişiklik önergeleri işleme konulmamaktadır.

Başkanlığımıza gelen bu önerge bu mahiyette olduğundan işleme alınmaması gerekmektedir ancak grupların uzlaşısı ve ortak imzasıyla verilen bu önergeyi emsal teşkil etmemek üzere işleme alacağım. Şimdi önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 16 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Cahit Özkan                                            Lütfü Türkkan                           Muhammed Levent Bülbül

                                   Denizli                                                     Kocaeli                                                           Sakarya

                                Özgür Özel                                                                                                      Mehmet Doğan Kubat

                                   Manisa                                                                                                                            İstanbul

“MADDE - 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 14 - Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen mahkeme kararları kesinleşmedikçe icraya konulamaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayanılarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Soru-cevap? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Yeni madde kabul edilmiş ve teklife eklenmiştir.

Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için, bundan sonra maddeler üzerinde önerge işlemlerine mevcut sıra sayısı metnindeki madde numaraları üzerinden devam edilecek, kanunun yazımı esnasında madde numaraları teselsül ettirilecektir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge daha vardır; az önce yaptığımız açıklamayla aynı şekilde, emsal teşkil etmemek üzere işleme alacağım. Şimdi önergeyi okutup Komisyona sunacağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 16 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne 20’nci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Özgür Özel                                              Erkan Akçay                                                 Mehmet Muş

                                   Manisa                                                      Manisa                                                           İstanbul

                             Lütfü Türkkan                                    Mehmet Doğan Kubat                                       Fatma Kurtulan

                                   Kocaeli                                                     İstanbul                                                            Mersin

“GEÇİCİ MADDE 1- Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı kadrolarında bulunan ve sınav tarihi itibarıyla en az üç yıl görev yapan, uyarma ve kınama hariç son üç yıl içinde herhangi bir disiplin cezası almayan, Defterdarlık Uzmanı ve Gelir Uzmanı olabilmek için yaş ve öğrenim alanı şartları hariç mevzuatında öngörülen diğer şartları taşıyan personelden; usul ve esasları Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenerek kadrolarında bulundukları Kurum tarafından bu maddenin yayımı tarihinden itibaren, beş yıl içinde iki defa yapılacak sınavda başarılı olanlar, kurumlarında Defterdarlık Uzmanı ve Gelir Uzmanı kadrolarına atanırlar.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Soru-cevap? Yok.

Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Yeni madde kabul edilmiş ve teklife yeni bir madde eklenmiştir.

Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek için bundan sonra maddeler üzerinde önerge işlemlerine mevcut sıra sayısı metnindeki madde numaraları üzerinden devam edilecek, kanunun yazımı esnasında madde numaraları teselsül ettirilecek.

21’inci madde üzerinde iki önerge vardır, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 21- Bu Kanun yayım tarihinden 10 gün sonra yürürlüğe girer.”

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                             Tuba Vural Çokal                             Muhammet Naci Cinisli

                                    Adana                                                      Antalya                                                          Erzurum

                            Fahrettin Yokuş                                            Behiç Çelik                                                  Yasin Öztürk

                                   Konya                                                       Mersin                                                            Denizli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Denizli Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.

Süreniz beş dakikadır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; kanun maddesi üzerine söz aldım ama ben sadece 18’inci maddede yapmış olduğum konuşmadan dolayı ak partisi grup başkan vekilinin benim adıma Denizlili vatandaşlardan özür dilemesiyle ilgili kısa bir konuşma yapacağım.

Öncelikle, ben İYİ PARTİ milletvekiliyim, benim adıma, İYİ PARTİ milletvekili adına hiçbir şekilde ak partisi grup başkan vekili özür dileyemez. Geçmiş yıllarda taşıdığı plakayı bilenler bilir, bilmeyenler için de ben söyleyeyim “FG” Dolayısıyla bu hain terör örgütünü bu ülkeye musallat edenlerin arasında yer aldığı için, esas, Denizli halkından özür dilemesi gereken biri varsa o da sizin ak partisi grup başkan vekilinizdir. Ben şunu gördüm: Çaycısını, çorbacısını içeriye attınız ama plakasını taşıdığından dolayı grup başkan vekili yaptınız.

Teşekkür ederim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz kürsüden…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, Denizli aşkımız, sevdamız depreşti. Bayrama yaklaştığımız bu anda Denizli’mizin adı geçince elbette, kürsüde Denizli’mizi anlatmamız gerekiyor.

Denizli’miz alperenlerin, Ahi teşkilatlarının kurduğu ve medeniyetimizin bütün güzelliklerini taşıyan, Türkiye'nin 8’inci büyük ihracat kenti olarak modern şehirciliğin bütün güzel örneklerini taşıyan…

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Kendini anlat, kendini.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – …temizliğin, nezafetin, güzelliğin, hoşgörünün, farklılıklara tahammülün ve saygının yani modern şehirciliğin bütün güzel örneklerini taşıyan, Ege’mizin vizyon kenti, Türkiye’mizin parlayan yıldızıdır. Evet, Denizli’mizi bu kavramlar içerisinde değerlendirmenizi sizden istirham ederim.

Şu milletin kürsüsü hiçbir zaman yalanın ve iftiranın ifade edildiği bir kürsü olmadı, olmaz ve olamayacak. Buna asla müsaade etmeyeceğim. Şimdi, göreceksiniz, buradan ilan ediyorum, yargısal makamlar nezdinde, yasama dokunulmazlığı kapsamında olmayan tazminat hukukunu işleterek biraz önce şahsıma yapılan iftirayla ilgili tazminatımızı alacağız ve inşallah, sayın milletvekillerim, en güzel ziyafetleri sizlere ikram edeceğim.

Yeniden bayramınızı kutluyor, sizleri saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Plakanı söyle, sadece plakanı!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Onun hesabını mahkemelerde soracağım, ant olsun, muhakkak ki soracağım. Bakın, nasıl bir yalan söylediğini… (İYİ PARTİ sıralarından gürültüler)

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sadece plakanı istiyoruz, başka bir şey değil.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – FET֒yle ilişkini de...

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Fenerbahçe Orduevinin önünde sen vardın, ben değil.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Cahit Özkan                                      Mehmet Doğan Kubat                                         Ramazan Can

                                   Denizli                                                     İstanbul                                                          Kırıkkale

                               Selim Yağcı                                                                                                               Tülay Kaynarca

                                   Bilecik                                                                                                                             İstanbul

“MADDE 21.- Bu Kanunun;

a) 20’nci maddesi 9/7/2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yayımı tarihinde.

b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddelerin yürürlük tarihlerine ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

21’nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

22’nci madde üzerinde önerge yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunun görüşülmekte olan Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre bir talebi vardır; Başkanlık bu talebi yerine getirecektir.

Danışma Kurulunun Komisyonun görüşülmekte olan Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkında görüşünü okutuyorum.

VIII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Genel Kurulun 30 Mayıs 2019 tarihli 86’ncı Birleşiminde kabul edilen 14’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine dair Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının talebi İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca uygun görüldüğüne ilişkin görüşü

Danışma Kurulu Önerisi

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Genel Kurulun 30/5/2019 tarihli 86’ncı Birleşiminde kabul edilen 14’üncü maddesinin yeniden görüşülmesine dair Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanının talebi İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi uyarınca Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.

 

                                                                                                                                                           Mustafa Şentop

                                                                                                                                            Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                                                 Başkanı

 

                     Cahit Özkan                                                                         Özgür Özel

                    Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu                                         Cumhuriyet Halk Partisi Grubu

                                    Başkan Vekili                                                                      Başkan Vekili

 

                                   Fatma Kurtulan                                                          Muhammed Levent Bülbül

                   Halkların Demokratik Partisi Grubu                                       Milliyetçi Hareket Partisi Grubu

                                    Başkan Vekili                                                                      Başkan Vekili

 

                                   Lütfü Türkkan

                                 İYİ PARTİ Grubu

                                    Başkan Vekili

BAŞKAN – Danışma Kurulunun görüşü bilgilerinize sunulur.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Teklifler (Tekririmüzakere)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Madde 14)

BAŞKAN – Şimdi Komisyonun istemini okutup oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin, görülen lüzum üzerine, İç Tüzük’ün 89’uncu maddesi gereğince yeniden görüşülmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                                               Lütfi Elvan

                                                                                                                                                                  Mersin

                                                                                                                                   Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı

BAŞKAN – Komisyonun istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bu durumda, teklifin 14’üncü maddesini yeniden müzakereye açıyorum.

14’üncü madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin yeniden görüşülen 14’üncü maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 5686 sayılı Kanun’un ek 1’inci maddesinin (3)’üncü fıkrasının teklif metninden çıkarılması arz ve talep olunur.

                               Cahit Özkan                                            Lütfü Türkkan                                            Fatma Kurtulan

                                   Denizli                                                     Kocaeli                                                            Mersin

                                Özgür Özel                                                                                              Muhammed Levent Bülbül

                                   Manisa                                                                                                                            Sakarya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine bu değişikliği yapma ihtiyacı hasıl olmuştur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Şimdi, maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 14’üncü madde kabul edilmiştir.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN - İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Açık oylama sonuç tutanağı gelmiştir, okutuyorum:

İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                          :           239

Kabul                                                  :           221

Ret                                                      :             18   (x)

                                 Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                    Nurhayat Altaca Kayışoğlu                               Bayram Özçelik

                                    Bursa                                                      Burdur”

Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, torba yasa teklifinin yanlış bir yasama biçimi olması nedeniyle 68 sıra sayılı torba Yasa Teklifi’nde karşı oldukları maddeler olduğu gibi destekledikleri maddeler de olduğuna, CHP Grubu olarak tutumlarının teklifin bütünü üzerinde herhangi bir oy kullanmama yönünde olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bir konuda tutumumuzu netleştirmeye ihtiyaç var.

Bir torba yasa var; içinde çok karşı olduğumuz maddeler var, desteklediğimiz maddeler var. Zaten torba yasayı… Anayasa ve İç Tüzük’ün aynı hukuk dalını, aynı alanı düzenleyen maddeler çok uzun olursa otuzar, otuzar görüşebilirsiniz dediği temel kanun tanımı ve torba yasayla ilgili de yerleşmiş teamül ve bizim buna temel itirazlarımız da bundan.

Bu yüzden, biz, örneğin, kültür-turizm alanlarında jeotermal tesis kurulmasını olanaklı kılan maddeye muhalefet ettik; onu kaldıran ortak önergeye imza attık, oy verdik. Örneğin, bir yıllık ertelemeyi Adıyamanlı tütün üreticisi için doğru bulduk, destekledik, oy verdik ama diğer olumsuz gördüklerimize ret oyu kullandık. “Hadi gel, bütününe bir oy kullan.” Bütününe grup olarak herhangi bir oy kullanmadık. Örneğin, dış ilişkilerle ilgili maddeyi Anayasa Mahkemesine de götüreceğiz ama buradaki durum, torba yasa mantığının çarpıklığından ve “Gel, bunun bütününe bir oy kullan…” Bir yandan desteklemediğin şey, bir yandan desteklediğin madde; hepsine bir oy olmaz. Torba yasanın ne kadar kötü olduğunu herkes görsün ve ne kadar yanlış bir yasama biçimi olduğunu herkes görsün diye bu sözü kullanmış bulunuyorum.

Tutumumuz, bütünü üzerinde herhangi bir oy kullanmama yönünde olmuştur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - 2’nci sırada yer alan, 69 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 49 Milletvekilinin Askeralma Kanunu Teklifi (2/1940) ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 69)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1187) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S.Sayısı:17) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Komisyon Raporu 17 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Teklifin tümü üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

AZERBAYCAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ, GÜRCİSTAN HÜKÜMETİ VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA SAVUNMA ALANINDA İŞBİRLİĞİ MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- (1) 31 Mart 2018 tarihinde Giresun’da imzalanan “Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde gruplar adına ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi adına İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’ye aittir.

Buyurun Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Irak’ın kuzeyinde hain terör örgütü PKK’ya karşı düzenlenen Pençe Harekâtı’nda yiğitlerimiz Teğmen Raşit Aydın, Uzman Çavuş Mehmet Taşhan şehit düşmüştür. Türk milletinin başı sağ olsun, vatan sağ olsun diyorum.

Ama taziyeden öte geçemiyoruz, hep başsağlığı diliyoruz, hep başarı diliyoruz. Şu an, sizlere 250 bin profesyonel Mehmetçik’imizin sorunlarından bahsetmek istiyorum on dakika içerisinde.

Sözleşmeli erler: Sözleşmeli erler profesyonel piramidin en altında. 7/24, üç sene boyunca birlik içinde kalıyorlar; profesyonel yapıyorlar ama birlik içerisinde kalıyorlar sanki hapis gibi, sanki modern yeniçeri gibi. Bunlar yedi sene sonra da görevden alınıyorlar, gönderiliyorlar. Yani en verimli zamanlarında faydalanıyoruz, herhangi bir hak vermeden “Güle, güle.” diyoruz. Bu, kabul edilebilir bir şey değil. Birlik içerisinde iskân ettiklerinden dolayı aileleri bunların dağılmaktadır ve boşanma vakaları çok üst seviyededir. Sözleşmeli erlerin refakat izni, mehil izni, yol harcırahı, asgari geçim indirimi, aile yardımı ve çocuk yardımı gibi haklardan faydalanma şansları yok. Eş durumundan tayin hakları kısıtlı. Derece ve kademe, emeklilik hakkı, kıdem tazminatı gibi temel çalışma haklarından mahrumlar. Türk Silahlı Kuvvetlerine Ocak 2018 yılında yapılan 400 lira iyileştirme zammından faydalanamadılar, dışarıda bırakıldılar ve yapılmadığı gibi, sözleşmeli er maaş sisteminde arıza olması nedeniyle sözleşmeli erlere geçmişe dönük borç çıkarıldı. Şehit yakınlarına ve gazilere yapılan kira yardımı sözleşmeli erlere yapılmıyor. Şehit olduklarında dahi ayrımcılık var. Şehit yakınlarına verilen maaş diğer şehit yakınlarına verilenden daha az, orada bile ayrımcılık var. Savaştırıyoruz, zati tabanca hakkı vermiyoruz. Mesleki motivasyon için de rütbe işaretleri yok.

Şimdi gelelim –şehit vermiştik, biraz önce söylemiştim, Uzman Çavuş Mehmet Taşhan- uzman erbaşlarımızın haklarına: Uzman erbaşlarımız sözleşmeyle çalışıyorlar, kadroları yok. Bir yıl içerisinde doksan gün hava değişimi, istirahat alırlarsa o sözleşme de yok, sözleşme feshediliyor. Mahalle bekçisine devlet silah veriyor, uzman çavuşa zati tabanca yok. Teknik kapasitelerini artıracakları uzman çavuş okulu yok. Devlet kadrolarında herkese kıdem var, uzman erbaşa yok. Bir senelik uzman çavuş ile yirmi senelik uzman çavuş aynı. Uzman çavuşluktan astsubaylığa geçiş yüzdesi yüzde 10. Herkese aile hayatı var, uzman erbaşa yok. Hakkâri’ye gidiyor, geçici görevle Kayseri’ye görevlendiriliyor, “Batıya gideceğim, rahatlayacağım.” diye seviniyor ama Kayseri’deki birlik Şırnak’a verilmiş ve bunlar, bu geçici görevler doğu hizmet sürelerinden sayılmıyor. Evet, yıllarca doğuda kalıyorlar. Herkese var, uzman çavuşa lojman yok, yüzde 5. 3600 ek göstergeyi, şehit olsa namazını kıldıracak imama vermeyi düşünüyorsunuz, uzman erbaşa vermeyi düşünmüyorsunuz. Nöbet yönetmelikleri yok, izin yönetmelikleri yok, tayin yönetmelikleri yok, Sağlık Yönetmeliği’nde açıklayıcı maddeler yok; kurs, ödül yönetmeliği yok, sicil yönetmelikleri yok.

Bir de 6000 sayılı uzman mağdurlar var. Akılda kalıcı olması için 6000 sayılı mağdurları size şöyle anlatmak istiyorum: Düşünün ki bir uzman erbaş altı bin gün uzman erbaş olarak çalışıyor, on beş yirmi sene. 45 yaş haddinden dolayı, zamanında, altı gün sivil memurluğa geçiriyorsunuz; altı gün sivil memurluk yaptıktan sonra sivil memur olarak en düşük memur statüsünden emekli ediyorsunuz. Böyle bir mağduriyet olabilir mi? Yirmi sene uzman erbaş olarak görev yapacak, bir gün -bir gün olan bile var- sivil memur olarak görev yapacak, sivil memurluktan emekli edeceksiniz, mağdur edeceksiniz. Böyle bir mağduriyet var ve söz verdiğiniz hâlde bunu çözmediniz.

Görevden olmayan hastalıklardan dolayı malul olarak emekli olan arkadaşlar var, bunları “adi malul” olarak adlandırıyorlar -bunun ismi çok çirkin, “sağlık malulü” olması gerekiyor- ve maaşları 1.300 lira; 2008 öncesine döndürülmeleri gerekiyor.

Gelelim bir üst katmana, astsubaylarımız: Astsubaylarımıza verilen görev tazminatı sözü hâlen yerine getirilmedi, bu söz yerine getirilmedi. Meslek yüksekokulu mezunlarının 9’a 2’nci dereceden, lisans mezunlarının 8’inci derecenin 1’inci kademesinden başlamaları adil bir çalışma ortamı yaratabilir. Astsubaylarımız emekli olduklarında muvazzafken aldıkları maaşın yüzde 49’unu alıyorlar; çok düşük, bunun artırılması gerekiyor. Yüksekokul seviyesinde eğitim alıyorlar. Şu an artık, uzman erbaşlarımızın bile yüzde 60’ı lisans seviyesinde dolayısıyla bu çağ dışı kalmıştır, lisans seviyesine geçmeleri gerekmektedir. Eğer çözüm istiyorsak 1’inci dereceye düşen emekli astsubayları 1’in 4’üne almamız gerekiyor, bu şekilde 7 bin kişi kurtuluyor; 1’inci dereceye düşemeyen, malulen emekli olanları da 1’in 1’ine alırsak 2 bin kişi de oradan kurtuluyor ve çözüm geliyor.

Şimdi gelelim bir üst katmana, sözleşmeli astsubay ve subaylarımız: Bunlar da aslında 2.000-2.500 kişilik bir kitle. Bunlar, subaylar yüzbaşılığa kadar gelebiliyorlar, astsubaylar da üstçavuşluğa kadar gelebiliyorlar. Şimdi “Erden general yapacağız.” diyorsunuz ya, bunlar burada da kalıyorlar subay olarak çalışmasına rağmen. Bunların kontenjanları düşük, 46 yaşına kadar çalışabiliyorlar, yirmi bir sene de sözleşmeli olarak görev yapabiliyorlar. Ayrıca, potansiyel emeklilik sorunları hâlen çözülemedi.

Şimdi, şuraya gelmek istiyorum: 2002’de iktidara geldiğinizdeki askere bakış ile bugünkü bakış arasında dağlar kadar fark var. Önceden, vatana feda olsun diye Mehmetçik’e kına yakarlardı, askerliğini yapmayana da kız vermezlerdi. Peki, nasıl geldik bu noktaya? Nasıl geldik “Vatani hizmetini yapsın diye maaş verelim, ücretsiz bilet verelim, ev dağıtalım.” demeye? Genelkurmay Başkanını terörist, Şemdin Sakık’ı tanık yaparsanız, vatanına hiçbir karşılık beklemeden hizmet eden kahramanları kumpaslarla cezaevine doldurursanız, Habur’da teröristleri şenliklerle karşılayıp subayları şenliklerle tutuklarsanız; FET֒nün türlü işkencelerle okullardan attığı 3 bin Harbiyeliye ses çıkarmazsanız; 15 Temmuzda hiçbir eyleme karışmayan, bakın, hiçbir eyleme karışmayan, sadece komutanı emir verdiği için dışarı çıkan ere, askerî öğrenciye, uzmana, astsubaya, subaya müebbet verirseniz; eline daha av tüfeği almamış adamı Millî Savunma Üniversitesine rektör yapar, “Komutan yetiştireceksin.” derseniz; benim gibi bir teğmeni alıp telefonuna terörist numaraları sehven yüklendiğinde sesinizi çıkarmazsanız, işte bugün orduya adam ararsınız. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Nutuk ona suç unsuru yapıldığında ses çıkarmazsanız -Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş destanı Nutuk- işte, bu orduya adam ararsınız. Biz o gün de dik durduk, o gün de FET֒cü hâkimlere şöyle söyledik: “Bizler, karşımızda ölüm, elimiz vicdanımızda, torunlarımızın yarın inceleyeceği tarihe ait mesuliyetler gözümüzün önünde, yolumuzu Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti için yaşam nöbeti tutan sözleri ve direktifleri çerçevesinde çiziyoruz. Herkes bilsin ki biz burada nöbetteyiz.” Bu düşman ceza hukuku karşısında asla eğilmemiştik, bir kez bile tahliye talep etmemiştik; diz çöktüremediniz, bundan sonra da diz çöktüremezsiniz. Çünkü bizler hiçbir kuşun uçamadığı yükseklerin, hiçbir ayağın inemediği uçurumların, yangınlar ortasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin evlatlarıyız. Bu nedenle kazanamadınız. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET TAN (Kütahya) – Sen ne diyorsun!

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – Siz değil, “örgütün finansörü” dediğiniz ama cenazesini belediyenin kaldırdığı Kuddusi Okkır kazandı. Siz değil, Ali Tatar kazandı. “Subay” diye bedeninden önce şerefini koruyan adama derler. Abdülkerim Kırca, Kaşif Kozinoğlu, Muzaffer Tekin kazandı. Siz değil, Türkan Saylan, İlhan Selçuk kazandı, cumhuriyet aydınlığı kazandı.

Bu insanlara “şehit” diyemeyenler, mezarına gidip ailesinden helallik isteyemeyenler var ya, işte, onlara sesleniyorum: Ülkeler kadar kibriniz, mendilinizden küçük utancınız var. Sizler aydın olamadınız çünkü hakikate gerçekten sevdalı değilsiniz siz. Vicdanlarınızı ve hakikate olan ödenmez borçlarınızı ideolojik konumlarınıza feda ettiniz, aydın olamadınız. Sizin yanınızda aydınlığımızı unutuyoruz, sizin yanınızda gecenin altında örtülmüş gibiyiz.

Son sözüm CHP’yi terörle yan yana getirmek isteyenlere, beni iyi dinleyin: Hiçbir bölücü, hiçbir yıkıcı bizim yanımızda serçe parmağını dahi oynatamaz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu ülkenin birliği ve dirliği için bizim kalbimiz çatlarcasına atar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – Sayın Başkanım, son cümleler…

BAŞKAN – Toparlayın.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – Tarih şahittir ki biz bu toprakların yetiştirdiği karanfillerdeniz, bataklıklarda yetişen iftiracı sivrisineklerden değil. Biz nesilden nesle, dilden dile aktarılan türkülerin, dirilişlerin, birlikte göğüslenen acıların ama asla yaşam sevincini yitirmeyen bir inancın partisiyiz. O nedenle bizim ciğerimizdeki son soluk dahi milletimize kazandıracağımız bir zafere tutunacaktır. O zafer, hür ve bağımsız doğacak her çocuğun ilk çığlığıdır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Samsun Milletvekili Bedri Yaşar konuşacak.

Buyurun Sayın Yaşar. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum.

31 Mart 2018 tarihinde Giresun’da imzalanan Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırası’yla 3 ülke arasında savunma alanında iş birliğinin esas ve ilkeleri belirlenerek iş birliğinin daha ileri seviyeye taşınması gündeme gelmiştir.

Özellikle bu kanun teklifini desteklediğimizi alenen belirtmek isterim. Söz konusu mutabakat muhtırasının, taraflar arasındaki mevcut dostane ilişkilerin, uluslararası kurallar ve anlaşmalara uygun olarak geliştirildiği ve geliştirileceği de açıktır. Söz konusu bu anlaşma geneli itibarıyla değerlendirildiğinde görülmektedir ki bu anlaşma üçlü bir mekanizmayı teşkil ediyor. Bu anlaşmanın, “iki devlet, bir millet” anlayışı benimsediğimiz Azerbaycan ve bölgedeki stratejik ortağımızla yapılmış olması, uluslararası arenada atmış olduğumuz adımlar açısından önemlidir.

Değerli milletvekilleri; Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan bölgede önemli projelere ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu, TANAP projesi, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı Projesi, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı bu 3 ülkenin ortak emellerinin, birliklerinin, dayanışmalarının ve birbirlerine olan güvenlerinin olumlu sonuçlarıdır. Hepimizin bildiği gibi Türkiye, Asya’dan Avrupa’ya enerji koridoru üzerindedir ve bu 3 proje de Türkiye için hayati öneme sahiptir. Yine, Asya’nın enerji kaynaklarının Avrupa’ya ulaşması yönünde de önemli bir duraktır. Bu anlaşmaları bu manada destekliyoruz.

Aynı zamanda, hepimizin bildiği gibi Türkiye, özellikle doğal gaz ve petrol açısından yüzde 90 oranında yurt dışına bağımlı. Hem kendi ihtiyaçlarını karşılaması açısından hem de Avrupa’ya güvenli bir şekilde doğal gazın ve petrolün ulaşması açısından da bu koridorların önemli olduğuna inanıyoruz. Bu anlaşmaları da bu çerçevede destekliyoruz.

Şunu da unutmamak lazım ki ben Hükûmetimizin özellikle son dönemde Asya’ya biraz önem vermediği kanaatindeyim. Şunu başta söyleyeyim: Avrupa’da kaynakların tükendiği, özellikle Avrupalıların bile Asya’ya yöneldiği bir dönemde bizim Asya’yı ihmal etmemiz gibi bir şey söz konusu olamaz. Son dönemde, bu cumhuriyetlerle olan diyaloglarımız azaldı, mesela Türkmenistan. İki yıl öncesine kadar 600 tane firmanın çalıştığı Türkmenistan’da bugün firma sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu ülkelere iş adamlarımızı göndermekle iş bitmiyor; bunların arkasında durmamız lazım, bunların sorunlarının çözümüne yönelik adımlarımızı atmamız lazım. Bunun için de Hükûmetimizin, özellikle Türk cumhuriyetleriyle olan diyaloglarını geliştirmesi lazım. Bizim bu konuyla ilgili her türlü katkıyı, her türlü somut öneriyi, her türlü adımı desteklediğimizi de tekrar buradan ifade ediyorum.

Türkmenistan ölçeğinde… Türkmenistan iki yıldır Sayın Cumhurbaşkanımızı bekliyor. Ben de ümit ediyorum, bu kürsüden de sesleniyorum ki Sayın Cumhurbaşkanım, siz gitmeden Türkmenistan’daki sorunların çözülmesi mümkün görünmüyor. Türkmenistan sıradan bir ülke değil. Geçmiş dönemde, iki yıl öncesine kadar -50 milyar dolarlık- dünyada en fazla iş yaptığımız ülkelerin başında gelen bir ülkeydi ama son iki yıldır diyaloglarımızda zayıflama var. Biz inanıyoruz ve güveniyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımız bir an önce Türkmenistan’a gider, bu diyaloglar tekrar başlar, iş adamlarımızın önündeki engeller de orta yerden kalkar.

Türkmenistan böyleyken diğer ülkelerde de farklı bir yapı yok; Özbekistan’da da daha yeni yeni gelişmeler var, Kırgızistan öyle, Kazakistan öyle. Unutmayalım ki son dönemde Hazar’ın statüsüyle ilgili Hazar’a kıyısı bulunan 5 ülke 12 Ağustos itibarıyla bir anlaşma imzaladılar; İran, Kazakistan, Türkmenistan, Rusya ve Azerbaycan arasında bu anlaşma imzalandı, Hazar’ın statüsü üzerinde de bir mutabakat oluştu. Yani, Hazar’ın kaynaklarının da Avrupa’ya ulaştırılması açısından bu projenin ciddi bir önemi var. Dolayısıyla, biz buraları unuttuğumuz sürece, buralarla irtibatı kestiğimiz sürece gelecekte ciddi sıkıntılar yaşarız.

Biliyorum, iftar saati yaklaştı ama bir şeyi de söyleyeyim: Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu açıldı ama çok ciddi problemler var. Mersin’den yükü yüklüyorsunuz. Artık Londra ile Pekin’i birbirine bağlayan bir demir yolundan bahsediyoruz. Hakikaten, bu konuda biz Hükûmete de teşekkür ediyoruz. Zaman zaman söylüyorum, burada iyi yaptığınız her şeyi destekliyoruz ama yanlış yaptığınızda da bizim önerilerimizi dikkate alacağınızı ümit ediyoruz. Şimdi, bu hat üzerinde ciddi problemler var yani evraksal problemler var. Buradan da Demiryolları Sayın Genel Müdürümüz inşallah… Zaman zaman buradan söylüyoruz, bakanları bulamıyoruz ama hiç olmazsa onları temsilen buradan atıfta bulunalım, onlar bu görüşmelerimizi takip ediyorlardır.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sinyalizasyonu unutuyorsun Sayın Vekilim.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Çok ciddi problemler var yani Mersin’den yüklenen bir konteynerin Pekin’e giderken geçtiği ülkelerde yapılan muamelelerle ilgili problemler var. Bunların giderilmesine yönelik çalışmaların bir an önce yapılması lazım. Bu, aynı zamanda tarihî İpek Yolu’nu da ifade etmektedir. Bu hat önemli bir hattır, hem yolcu taşıması açısından önemlidir hem yük taşıması açısından önemlidir. Niye? Şu an İran üzerinde, bildiğiniz gibi, ambargo var. İran üzerinden Asya’ya giden malların bırakın içeriğini, oradan geçmesi dolayısıyla bile paraları ödenmiyor, akreditifleri açılmıyor, ödemeleri yapılmıyor. Dolayısıyla…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bedri Bey, iftara gideceğiz Bedri Bey.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Peki, ben umumi istek üzerine tamamlıyorum sözlerimi.

Arkadaşlar, bir an önce, bu sorunların giderilmesini; özellikle Türk dünyasına gönderdiğimiz, dünyanın farklı yerlerine gönderdiğimiz iş adamlarımıza sahip çıkılmasını iş dünyasından gelen biri olarak, Türk dünyasında ve farklı ülkelerde çalışan birisi olarak… Devletini yanında görmek istemekten başka hiçbir talebi yok iş adamlarının, “Zaman zaman yanımızda olun, problemlerimizi çözün.” diyorlar. Ben de bunu buradan ifade etmiş oluyorum.

Hepinizin Kadir Gecesi’ni ve gelen Ramazan Bayramı’nızı şimdiden tebrik ediyorum. Umumi istek üzerine sözlerimi burada sonlandırıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy.

Buyurun Sayın Özsoy. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

HDP GRUBU ADINA HİŞYAR ÖZSOY (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben de konuşmamı on dakikadan daha kısa tutmaya çalışayım. İnşallah becerebilirim.

Gürcistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında savunma alanında yapılan bir anlaşmaya dair söz almış bulunuyorum ama ben bu kısa süreyi iki konu üzerinde fikirlerimi paylaşarak kullanmak istiyorum.

Birinci konu: Dün Avrupa Birliği Komisyonunun Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişine dair raporu çıktı biliyorsunuz, ülke raporları çıkıyor. Türkiye, 2017 yılından bu yana Avrupa Konseyinin izleme sürecine girmiş ve 2017, 2018, 2019 raporlarının hepsinde Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve insan hakları alanında bırakın bir ilerlemeyi, bir reformu, bir gerileme yaşadığı ifade ediliyor. Yine, tutuklu vekillerimizden, eş başkanlarımızdan, kayyum atanan belediyelerden, seçim kazandığı hâlde mazbataları verilmeyen belediye başkanlarından, sivil toplum üzerindeki baskılardan, gazeteciler üzerindeki baskılardan geniş bir şekilde bahsediliyor. Ve bütün bunların üzerine, Avrupa Birliği, Türkiye’yle bu sene de hiçbir müzakere başlığı altında görüşme yapmayacağını da ifade ediyor.

Tabii, bu, dün açıklandı. Aslında beklenen bir durumdu. HDP olarak biz, tabii bu konularda sürekli olarak onlarla da istişare hâlindeyiz, bize de bilgi veriyorlar. Yani o kadar çok şey var ki çok çok küçük bir kısmının raporlara girdiğini düşünüyoruz. Durumun çok daha vahim olduğunu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, dün açıklanan öyle bir rapordan sonra, bugün Cumhurbaşkanı yargı reformuna dair bir strateji belgesi açıkladı. Bu, tabii, geçmişi olan bir çalışma. İki yıldır, biliyorsunuz, bir Reform Eylem Grubu var. 9 Mayıs Avrupa Günü’nde 6’ncı toplantılarını yapmışlardı. Reform Eylem Grubunun içerisinde Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı ve Hazine ve Maliye Bakanı bulunuyor. Uzun zamandır Avrupa Konseyinin ilgili kurumlarıyla, özellikle Venedik Komisyonu’yla, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseriyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiyle, Avrupa Birliği yetkilileriyle çalışıyorlar. Gerçekten, bizim de belli bir beklentimiz vardı yani belki doğru düzgün bir yargı reformuna vesile olabilecek bir strateji belgesi çıkar dedik ama çıkmadı, kocaman bir hayal kırıklığı olduğunu ifade etmek istiyorum. Zaten bugünkü döviz piyasalarına bakarsanız, sabah sert bir şekilde bir düşüş olmuştu çünkü bugün Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklanacaktı; uluslararası sermaye, işverenler, herkes bekliyordu aslında, hani, sağlam bir şey çıkarsa onun üzerinden belki piyasalar biraz hareketlenebilirdi fakat Strateji Belgesi’nin maddeleri açıklandıkça biz tekrar doların, euronun tekrar yukarı çıktığını, piyasaların bile beklentisini karşılamadığını müşahede ettik.

Kıymetli arkadaşlar, Cumhurbaşkanı bu Strateji Belgesi’ni açıklarken madde madde, tek tek sayarken bir yerde şöyle çok güzel bir ifade kullandı, dedi ki: “Adalet küçüldükçe zulüm büyür.” Altına imzamızı atıyoruz ve hem buradaki arkadaşlara hem de bizi ekranları başında seyreden değerli halkımıza bu cümlenin kimi resmettiğini artık kendi takdirlerine bırakıyoruz.

Kıymetli arkadaşlar, yargı reformunun içerisinde mesela “Daha fazla adalet getireceğiz.” değil “Daha fazla adliye yapacağız.” sözü var. “Daha fazla istinaf mahkemesi getireceğiz.” diyorlar yani daha fazla insanın cezaevlerine gireceğini söylüyorlar. İfade özgürlüğüyle ilgili istinaf kararlarında, lütfedip “E, artık bundan sonra Yargıtaya gidebilirsiniz.” diyorlar. Yani eşeğini çaldırıp, buldurup sevindirme herhâlde böyle bir şey olsa gerek. Yalnız, Türkiye ile Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi arasında temel tartışma konusu olan vize serbestisi, gümrük birliği ve müzakerelerin başlaması konusunda engel teşkil eden Terörle Mücadele Yasası, Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu -Cumhurbaşkanına hakaret- ve 301’inci maddeleri hakkında tek bir referans dahi söz konusu değil. Yaklaşan İstanbul seçimleri, içerideki sıkıntılar, derinleşen ekonomik kriz karşısında gelen bütün baskıları bir şekilde öteleyebilmek için, maalesef, kozmetik birtakım değişikliklerden ibaret bir Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklandı. Kesinlikle ne bizim ne de geniş toplumsal, siyasal kesimlerin beklentilerine karşılık vermemektedir. Şunu da şimdiden söyleyelim: Bu kafayla giderlerse hem ekonomik anlamda derinleşen kriz hem de siyasal istikrarsızlık önümüzdeki dönemde bu ülkeyi kasıp kavuracak ve Türkiye-AB, Türkiye-Avrupa Konseyi ilişkilerini de çok olumsuz etkileyecektir.

Ben konuşmamı burada bitireyim, grup başkan vekilimden toparlamama dair işaretler geliyor.

Bu vesileyle, bir önceki vekilimizin yaptığı gibi, şimdiden hem Kadir Gecenizin mübarek olmasını diliyoruz hem de yaklaşmakta olan bayramı kutluyoruz.

İyi akşamlar diliyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir.

Buyurun Sayın Özdemir. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZDEMİR (Kayseri) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Gazi Meclisimizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Bu kanun teklifini desteklediğimizi ifade etmek isterim. Özellikle Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından 3 ülkenin geliştirmiş olduğu ilişki seyri, bugün hakikaten sadece bölgemize değil, dünyaya örnek olacak ve aynı zamanda bölgemizin istikrarıyla birlikte tüm dünyanın geri kalanının istikrarına katkı sağlayacak bir düzlemde ilerlemeye devam ediyor. Bu, son derece olumludur. Nitekim, 3 ülkenin iş birliğinin kırılgan coğrafyaların başında gelen Kafkasya coğrafyası gibi bir bölgeyle birlikte aynı zamanda Orta Doğu coğrafyasına da tesir ettiğini gözlemlememiz lazım. Benzer şekilde, Hazar Denizi ile Doğu Akdeniz’in de, hatta ve hatta Karadeniz’in de 3 ülkenin yani Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan’ın beraber, müştereken geliştirmiş olduğu iş birliği sayesinde huzur iklimine sahip olduğunu bizler gözlemliyoruz.

Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu gibi, TANAP gibi, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı Projesi gibi veyahut Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı gibi 3 ülke tarafından geliştirilen ve faaliyete sokulan bu projeler, gerçekten bir model olma özelliğini taşıyor, hem enerjinin istikrarını tesis etme anlamında hem ulaşımın, malların, ticaretin sürekliliği ve korunması anlamında hem de diğer siyasi neticeler anlamında, bu 3 ülkenin, ülkemizin Azerbaycan ve Gürcistan’la geliştirmiş olduğu iş birliğinin anlam ve öneminin büyük olduğunu ifade etmek isteriz.

Tabii, yine, ülkelerimizin iş birliğinin sadece bu coğrafyayla sınırlı kalmadığı, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından bir seçenek olmayan ancak aynı şekilde zorunluluklarımız arasında yer alan Türk dünyasıyla iletişimimizin ve bağımızın tesis edilmesi ve korunması açısından da gerçekten Azerbaycan ve Gürcistan’la olan iş birliğimizin seviyesinin gelişmesi büyük önem arz ediyor.

21’inci yüzyılda, artık, hem güç hem de sermaye gitgide daha fazla Batı’dan Doğu’ya doğru kayan bir hâl almaya başladı. Kimileri, bu düzenin artık Vestfalya’yla alakalı başlayan tartışmaları da sonlandıracağı, üstünlük mücadelesi serüveninde de birtakım değişimlere sebep olacağı şeklinde değerlendirmeyi ortaya koydular.

İşte, böylesi bir dönemde, Çin gibi bir ülkenin yeni İpek Yolu Projesi’ni başlatmasının hemen ardından “Orta Kuşak” olarak adlandırılan coğrafyada yani hem Türkistan coğrafyası hem de aynı düzlemde yer alan ülkemizin yer aldığı paralelde yeni ulaşım güzergâhlarının hayata geçirilecek olması, hiç şüphe yok ki Türkiye'nin Azerbaycan ve Gürcistan’la beraber attığı adımlar, bu çaba, gayret elinin güçlenmesine sebep olan neticeleri doğurmuştur. Edirne-Kars Demir Yolu Projesi, Yavuz Sultan Selim Köprüsü gibi altyapı ve ulaşım yatırımlarının yapılması belki bugünlerde farklı gerekçelerle de olsa tartışmaya sebebiyet vermiş olabilir ancak gelecek noktasında gerçekten Türkiye’nin elini güçlendiren projeler olmakla beraber, uluslararası arenada da yine ülkemizin prestijine ve diğer alanlarına katkı sağlayacak girişimler şeklinde değerlendirilecektir düşüncesini taşıyorum.

Bu sebepten ülkemizin Gürcistan ve Azerbaycan’la birlikte –can Azerbaycan’la birlikte- var olan iş birliğini daha da ileri bir seviyeye taşıyarak bunu savunma alanına da götürmesi hakikaten değerlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın bundan sonraki bölümünde ise son günlerde gündemimiz içerisinde yer alan bir başka hususa dikkatinizi çekmek istiyorum ki o da Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerdir. Son yıllarda Doğu Akdeniz’de bulunan hidrokarbon yatakları, sadece buraya kıyısı olan ülkelerin değil aynı zamanda küresel düzlemde, yine biraz önce ifade ettiğimiz tarzda üstünlük mücadelesi veren ülkelerin de dikkatinin bu alana çekilmesine sebebiyet vermiştir. Dikkat buyurunuz, bu alanda tahminlere göre 1,7 milyar varil petrol bulunmaktadır; yine, 122 trilyon fitküp doğal gaz gibi bir miktardan bahsedilmektedir ki bu, hem küresel petrol piyasasını hem de küresel doğal gaz piyasasını baştan sona etkileyecek, siyasi bazı sonuçları olacak, ciddi sonuçları olacak bir kaynağın varlığına işaret ediyor.

İşte, böylesi bir dönemde ülkemizin Fatih ve Barbaros gemileriyle Doğu Akdeniz’de uluslararası deniz hukuku gereğince bize ait olan alanlarda arama tarama ve sondaj faaliyetlerini icra etmesini de önemsediğimizi ifade etmek isterim. İnşallah bu çabalar netice verir ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi gemisiyle kendi mavi deniz alanlarında kendi kaynağına ulaşır ve bu kendi kaynağını da yine millî imkânlarla kullanarak Türkiye'nin kendisine katkı sağlar düşüncesini taşıyorum.

Bütün bunlar olurken, dikkat buyurursanız, ülkemizin Doğu Akdeniz’de var olan deniz sahalarını sınırlandırma çabaları da artmış durumda. Bölgedeki askerî hareketlilik oldukça fazla ancak bütün bunlar içerisinde bir husus var ki buna dikkat çekerek sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Geride bıraktığımız yıllarda hatırlarsak İtalya’ya ait bir enerji şirketi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hemen güneydoğusundaki bir alanda arama tarama faaliyetlerine girmek istemişti. Ülkemizin bu anlamda sergilemiş olduğu kararlı duruş ve donanmamızın faaliyetleri karşısında bu enerji şirketi geri çekilmek durumunda kalmıştı. Ve Güney Kıbrıs Rum kesimi de hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını gasbeden bir anlayışla ilan ettiği Doğu Akdeniz’deki 13 parselle alakalı, bundan sonraki süreçte, gerçekten, ciddi manada zorlandığını hissetmişti, bunu da duyurmuştu. Şimdi bu, bir tecrübe edindirmiş olacak ki geride bıraktığımız günlerde Güney Kıbrıs Rum kesiminin bir ülkeyle iletişimi oldu ve bir anlaşma imzaladıklarına dair belli başlı bilgiler, başta Rum medyası olmak üzere bazı Avrupa medyasında da yer aldı. Fransa ile Güney Kıbrıs Rum kesiminin yapmış olduğu anlaşmaya göre; Fransa, Güney Kıbrıs’ta bulunan Evangelos Florakis Deniz Üssü’nü kullanma hakkına sahip olacak önümüzdeki dönemde ve Fransız donanmasının da yine bu üs sebebiyle, Güney Kıbrıs Rum kesimiyle beraber Doğu Akdeniz’de bulunmasının da önünün açılacağı ifade ediliyor.

Başka bir husus daha var ki son derece önemli, o da şudur: Fransa’ya ait olan bir enerji şirketinin Güney Kıbrıs Rum kesiminin ilan ettiği sözde parsellerde yapacağı arama tarama faaliyetlerinde Fransız donanmasının bu Fransız enerji şirketine eşlik edeceği ve bunu koruyacağı hususu. Kime karşı? Güya Türkiye’ye karşı. Kimin alanlarında? Türkiye'nin sahip olduğu deniz alanlarında.

Elbette bir konunun altını çizmek lazım yeri gelmişken. Hem 1960 Anayasası’na göre -Kıbrıs’la alakalı- hem de 1959 ve 1960 yıllarında imzalanan Londra ve Zürih Anlaşmaları gereğince Kıbrıs Adası’nda 3 garantör ülke var: Biri Yunanistan, biri İngiltere, diğeri de biziz. Tabii, geride bıraktığımız yıl Kıbrıs’la alakalı müzakereler İsviçre’nin Crans-Montana kentinde sürerken hem bu müzakereler esnasında hem de bu müzakerelerin başında öne sürülen bir husus vardı ki bizim de zaten kabul etmediğimiz ana konuların başında geliyordu, o da adadaki garantörlük sisteminin kaldırılması yahut değiştirilmesi hususuydu. İşte bu şartlar altında bu tartışmalar alevlendirilmişken içerisinde bulunduğumuz dönemde birileri diyor ki: “Efendim, garantörlükler değişsin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kıbrıs’a garantörlük dâhilinde gelsin, yerleşsin.” Başka? “NATO gelebilir.” Başka? “Avrupa Birliği gelebilir.” Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesiminin bu anlamda Avrupa Birliğini ön plana sürdüğünü görüyoruz. Kaldı ki bahse konu olan izah ettiğimiz anlaşmalar çerçevesinde Yunanistan’ın burada herhangi bir askerî üs kuramayacağı ortadayken, işte, dikkat edilmesi gereken husus karşımıza çıkıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL ÖZDEMİR (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

Fransa’nın buraya getireceği donanmasını ve askerlerini, Avrupa Birliğinin daha evvelden kurmuş olduğu ve “PESCO” adı verilen ortak Avrupa ordusu çerçevesinde taşınabileceği ifade ediliyor. Hiç şüphe yok ki önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz konusu daha fazla gündemimize gelecek.

Ancak burada Kıbrıs Türklüğünün hak ve menfaatlerini korurken, ülkemizin Doğu Akdeniz’de yer alan mavi vatan hudutlarını hassasiyetle ve kararlılıkla korurken Kıbrıs üzerindeki garantörlük haklarımızı da korumamızın elzem olduğunu ifade ediyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum.

Sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde söz isteyen? Yok.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Açık oylama sonuç tutanağı gelmiştir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti, Gürcistan Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Savunma Alanında İşbirliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                          :           232

Kabul                                                  :           232   (x)

                                 Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                    Nurhayat Altaca Kayışoğlu                               Bayram Özçelik

                                    Bursa                                                      Burdur”

BAŞKAN – Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

2.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun 31 Mayıs 2019 Cuma günü toplanmamasına ilişkin önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 30/5/2019 Perşembe günü yaptığı toplantıda, Genel Kurulun daha önceden çalışmasına karar verilen 31/5/2019 Cuma günkü birleşiminde toplanmaması önerisinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

 

                            Mustafa Şentop                                           Cahit Özkan                                              Fatma Kurtulan

                  Türkiye Büyük Millet Meclisi                     Adalet ve Kalkınma Partisi               Halkların Demokratik Partisi

                                  Başkanı                                          Grubu Başkan Vekili                               Grubu Başkan Vekili

                    Muhammed Levent Bülbül                                 Lütfü Türkkan                                                   Özgür Özel

                     Milliyetçi Hareket Partisi                                     İYİ PARTİ                                  Cumhuriyet Halk Partisi

                        Grubu Başkan Vekili                                Grubu Başkan Vekili                               Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

VI.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/1771) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 57) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Komisyon Raporu 57 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Teklifin tümü üzerinde söz isteyen? Yok.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ULUSAL SÜRÜCÜ BELGELERİNİN/SÜRÜŞ EHLİYETLERİNİN KARŞILIKLI OLARAK TANINMASI VE DEĞİŞİMİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- (1) 23 Ocak 2019 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde söz isteyen? Yok.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içinde Başkanlığımıza teslim etmelerini rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Açık oylama sonuç tutanağı gelmiştir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop’un Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin/Sürüş Ehliyetlerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değişimi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’nin açık oylama sonucu:

“Kullanılan oy sayısı                          :           235

Kabul                                                  :           234

Çekimser                                            :               1   (x)

                                 Kâtip Üye                                                 Kâtip Üye

                    Nurhayat Altaca Kayışoğlu                               Bayram Özçelik

                                    Bursa                                                      Burdur”

BAŞKAN – Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, denetim konuları ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 11 Haziran 2019 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.07



(x) 68 S. Sayılı Basmayazı 28/5/2019 tarihli 84’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 17 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 57 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.