TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           85’inci Birleşim

                                                                                  29 Mayıs 2019 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, 29 Mayıs 2019 tarihi itibarıyla ilk seferine başlayacak olan Turistik Doğu Ekspresi’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tekirdağ ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın, Türk turizminin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutladığına ilişkin konuşması 

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ülkemizin 157’nci sıraya gerilediğine, Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ ve Oda TV yazarı Sabahattin Önkibar’a saldıranların serbest bırakıldığına, gazetecilere yapılan saldırıları ve bu saldırılara sessiz kalanları kınadığına ilişkin açıklaması

3.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın İzmit Belediyesiyle ilgili olarak “Bir tane başkan yardımcısı sürgün edilmedi.” ifadesine ilişkin açıklaması

4.- Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

5.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, başpolis ve kıdemli başpolis memurlarının 26 Ekim 2018 tarihinde Emniyet Teşkilat Kanunu’na eklenerek yürürlüğe giren madde gereğince komiser yardımcılığına geçişte kaynaklanan mağduriyetin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, engellilerin yaşadığı problemlere ilişkin açıklaması

7.- Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in, Fransa’nın Evangelos Florakis Deniz Üssü’nü kullanma hakkını elde ettiği haberlerinin asılsız olması durumunda Fransa’yı bu iddiaları yalanlamaya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni de tehlikeli ittifaklardan uzak durmaya davet ettiklerine ilişkin açıklaması

8.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonraki bedduasına ilişkin açıklaması

9.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili  Tülay Kaynarca’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, kamuda çalışan sözleşmeli personel ile şehir hastaneleri, DHMİ ve KİT'lerde çalışan taşeron işçilerin kadro beklediğine ilişkin açıklaması

13.- Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey’in, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

14.- Yalova Milletvekili Özcan Özel’in, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işsizlikle ilgili açıklamalarına ilişkin açıklaması

15.- İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

16.- Trabzon Milletvekili Salih Cora’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

17.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

18.- Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutladığına ve Antalya ilinin yol sorununa ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun, ülkenin dört bir yanından peşi sıra gelen çocukların kaybolduğu, kaçırıldığı, inşaat çukurlarında, göletlerde, su kanallarında boğulduğu veya dövülerek öldürüldüğü haberlerine karşı Hükûmeti ve ilgili bakanları tedbir alma konusunda uyardığına ilişkin açıklaması

20.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kuzey Irak'ta yürütülen Pençe Operasyonu'nu yakından takip ettiklerine, terörle mücadeleye koşulsuz destek verilmesinden yana olduklarına, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü vesilesiyle Fatih’in fethettiği İstanbul’da her şeyin çok güzel olmasını temenni ettiğine, Oda TV yazarı Sabahattin Önkibar’a yapılan saldırıyı kınadığına ve saldırıya uğrayanın Nagehan Alçı, Latif Doğan, Cemil Barlas, Nedim Şener’in olması durumunda saldırganların serbest bırakılıp bırakılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

21.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne, Türkiye'nin her yönden çok farklı, çok katmanlı risk ve tehditlerle burun buruna olması nedeniyle Rus S400 hava savunma sisteminin alındığına, Fırat’ın doğusunda, İran’a uygulanan yaptırımlarda, İsrail’le olan ilişkilerde, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesinde, Ege’de yaşanan uyuşmazlıklarda, FETÖ, PKK/PYD terör örgütleriyle mücadelede ABD’nin Türkiye'nin karşısında olduğuna ve Türk milletinin kenetlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

22.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, PKK'nin dört yıldır alıkoyduğu polis memuru Vedat Kaya ve Sedat Yabalak, Uzman Çavuş Hüseyin Sarı, Sedat Vardar, Ferdi Polat, Ümit Gıcır ve Mevlüt Kahveci, er Sedat Sorgun, Süleyman Sungur, Müslüm Altuntaş ve Adil Kavaklı, Astsubay Semih Özbey’in ailelerinin taleplerine, sınır dışı operasyonların Kürt sorununun önümüzde tutulmasına neden olduğuna ve sorunun çözümünün demokrasiden, insan haklarından, barıştan geçtiğini hatırlatmak istediğine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü vesilesiyle Fatih Sultan Mehmet’i ve 6 Ekim 1923’te İstanbul’u düşman işgalinden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle andıklarına, 23 Haziranda her şeyin İstanbul için güzel olacağına, 29 Mayıs Çorum olaylarının 39’uncu, Almanya'da Türk kökenli Genç ailesinin evinin Neonaziler tarafından kundaklanmasının 26’ncı, 12 Mart darbesinin ardından Profesör Doktor Sadun Aren’in, TÖS Genel Başkanı Fakir Baykurt’un, TİP Genel Başkanı Behice Boran’ın tutuklanışının 48’inci ve Sayıştayın kuruluşunun 157’nci yıl dönümüne, Ankara Barosunun Ankara’da gözaltında işkence olduğu iddialarına hassasiyetle eğilinmesi gerektiğine, PKK'nın dört yıldır alıkoyduğu asker ve polis ailelerinin taleplerine ilişkin açıklaması

24.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne, Fatih’in fetih ruhuna sahip çıkıldığına ve cumhuriyeti kurarken saldırılara karşı nasıl yekvücut olunmuşsa yine yekvücut olduklarına,  İstanbul’da her şeyin daha güzel olacağına ilişkin açıklaması

25.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 29 Mayıs şair, yazar ve akademisyen Dilâver Cebeci’yi ölümünün 11’inci yıl dönümünde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

26.- Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne, çocukların son günlerde sıklıkla kirli ellerin istismarına maruz kaldığına ve küçük bedenlerin ruhlarının lekelenmesine izin verilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

29.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, İstanbul’u bizlere armağan eden Fatih Sultan Mehmet’e, İstanbul’u emperyalistlerden kurtaran Mustafa Kemallere ve 16 milyon insanın gönlünü fetheden Ekrem İmamoğlu’na binlerce selam gönderdiklerine ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli’nin ortaya koyduğu iddiaların ciddi iddialar olduğuna ama bakanların siyasi sorumluluk taşımadığına ve bunun parlamenter demokrasiyle bağdaşır tarafının bulunmadığına ilişkin açıklaması

31.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İstanbul Anadolu Adliyesinde hâkimin giyim kuşam etik kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle kadın avukatın kıyafetine müdahale etmesinin vahim olduğuna ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, asıl sorunun İstanbul Anadolu Adliyesinde avukatın kıyafet tercihi nedeniyle maruz kaldığı hukuksuz olayla ilgili iktidar partisinin, ülkenin bugünkü atmosferine sebebiyet verenlerin öz eleştiri çıkaramamasının olduğuna ilişkin açıklaması

33.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, önemli olanın bu kadar kadın cinayetinin, bu kadar kadın yoksulluğunun, bu kadar taciz ve bu kadar fütursuzluğun niye var olduğunun araştırılması olduğuna ilişkin açıklaması

34.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, demokratik hukuk devletini hayata geçirmek için reformlar yaptıklarına ve yapmaya devam edeceklerine, İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan menfur olayı kabul etmelerinin mümkün olmadığına ve takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

35.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan olayda esas meselenin oluşturulan iklim olduğuna ilişkin açıklaması

36.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, muhalefet milletvekilleri tarafından İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan olaya ilişkin “AK PARTİ’li kadın vekiller neden tepki vermedi?” eleştirilerinin ayrımcı bir dil olduğuna ve Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in CHP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan’ın, Irak'ta yürütülen Pençe Operasyonu'na ve 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

39.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan olayla ilgili başta kadın vekiller olmak üzere bütün milletvekillerinin ortak tutum belirlemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

40.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Betül Zeybek’in 21 Şubat 2019 Perşembe gününden beri haber alamadığı eşi Salim Zeybek’in akıbetinin ne olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

41.- Manisa Miletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, sözleşmeli öğretmenler ile sözleşmeli sağlık personelinin taleplerine ve kamuda sözleşmeli çalışan uygulamasına son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

44.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, 25 yaş üstü şehit ve gazi çocuklarının şehit ve gazi yakını olduğunu gösteren tanıtım kartı düzenlenmesi talebine ilişkin açıklaması

45.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Kuzey Irak'ta yürütülen Pençe Operasyonu'nda şehit düşen hemşehrisi Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

46.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, vefat eden MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası avukatı Selim Debre’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli ve arkadaşları tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ogilvy şirketi arasındaki ticari ilişkilerin araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi 

2.- HDP Grubunun, Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de yargı alanındaki cinsiyetçi ve ayrımcı pratiklere neden olan etmenlerin araştırılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve arkadaşları tarafından, kamu kaynaklarının reklamlar aracılığıyla medyaya aktarımının araştırılması amacıyla 21/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ın CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68)

2.- İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 49 Milletvekilinin Askeralma Kanunu Teklifi (2/1940) ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 69)

 

29 Mayıs 2019 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Turistik Doğu Ekspresi hakkında söz isteyen Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’a aittir.

Buyurun Sayın Karaman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, 29 Mayıs 2019 tarihi itibarıyla ilk seferine başlayacak olan Turistik Doğu Ekspresi’ne ilişkin gündem dışı konuşması

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığımızın örnek iş birliği neticesinde hayata geçen yeni bir demir yolu hizmeti hakkında, bugün ilk seferine başlayacak Turistik Doğu Ekspresi’yle ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, sadece bizim tarihimizde değil, dünya tarihinde de çağ açıp çağ kapatan büyük bir olayın, büyük bir fethin yıl dönümü. 29 Mayıs 1453’te İstanbul’un kapıları Fatih Sultan Mehmet ve onun kutlu ordusu tarafından milletimize açıldı. Bu vesileyle, milletimizin fetih yıl dönümünü tebrik ederken, başta Fatih Sultan Mehmet ve Akşemsettin olmak üzere büyüklerimizi, şehitlerimizi, fetihte bulunan ordumuzun bütün askerlerini rahmetle, minnetle anıyorum, ruhları şad olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turistik Doğu Ekspresi konusuna geçmeden önce, konuşmamın başında “Demir yolları refah ve ümran tevlit eder.” diyen, “Demir yolu, uygarlık yoludur.” felsefesiyle büyük ulaşım ve modernleşme projesini başlatan, demir yolu yapımını en önemli millî mesele olarak gören Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü şükranla anıyorum. Atatürk döneminden sonra aynı şevk ve aynı heyecan, aynı demir yolu politikası AK PARTİ hükûmetleriyle yeniden hayata geçmiş, Gazi’nin mirasına hükûmetlerimiz sahip çıkmıştır.

Talimatlarıyla demir yollarını devlet politikası yaptığımız, Türkiye’yi yüksek hızlı trene sahip ülkeler ligine çıkardığımız, yerli ve millî bir demir yolu endüstrisi oluşturduğumuz, üretim merkezlerinin demir yollarına bağlanmasından yerli ray üretimine, kent içi ulaşımda raylı sistemlerden modern ipek demir yoluna ve Marmaray’a dev projeleri himayesinde gerçekleştirdiğimiz Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımı arz ediyorum. Bütün bunlar Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin desteği ve Sayın Ulaştırma eski Bakanımız, son Başbakanımız ve Meclis eski Başkanımız Binali Yıldırım’ın ekip başı olarak çalışmasıyla ve Ulaştırma Bakanlarımızın katkılarıyla gerçekleşti.

Her biri göz kamaştıran projeleri gerçekleştiren, cumhuriyet tarihinde her modda olduğu gibi demir yolu alanında da destanlar yazan Sayın Binali Yıldırım’a şükranlarımı arz ediyorum. Bu birikim, bu tecrübe inşallah, 23 Hazirandan sonra İstanbul'un hizmetinde de olacak. İstanbul Binali Yıldırım'la başta raylı sistemler ve ulaşım projeleri olmak üzere yeni bir altın çağ yaşayacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu Ekspresi hattı dünyanın en güzel 4 tren rotasından biridir. Bilhassa gençlerin bu hatta geçirdikleri eğlenceli yolculuk deneyimlerinde yakaladıkları ve paylaştıkları güzel enstantaneler de bunu doğrulamıştır. Nitekim son zamanlarda Doğu Ekspresi sıra dışı bir tatil seçeneği hâline gelmiş ve artan taleple birlikte Turizm Bakanımızın Erzincan ziyaretinde Erzincan-Kemah-İliç-Kemaliye hattında trenden gördüğü güzellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızı harekete geçirmiştir. Yalnızca yataklı vagonların bulunduğu yüksek konforlu özel bir turizm treni olarak Turistik Doğu Ekspresi'nin Ankara-Kars, Kars-Ankara arasında işletilmesine karar verilmiştir. Bu vesileyle bakanlarımıza ve Demiryolcularımıza teşekkür ediyorum. Ankara'dan pazartesi, çarşamba, cuma günleri, Kars'tan ise çarşamba, cuma, pazar günleri olmak üzere günaşırı işleyecek olan Turistik Doğu Ekspresi’nin Ankara'dan hareket saati bugün 19.55'tir. Ankara-Kars parkurunun tarife süresi yaklaşık 32 saat olarak belirlenmiş, trenin Kars'tan hareket saati ise 23.55 olarak planlanmıştır. Turistik Doğu Ekspresi’nin özelliği Kars'a gidişte sırasıyla İliç, Erzincan ve Erzurum istasyonlarında, Ankara'ya dönüşte ise Divriği ve Sivas istasyonlarında uzun süreli duraklamalar gerçekleştirecek olmasıdır. Bu duraklamalarda yolcular tarihî ve turistik yerleri de ziyaret edebileceklerdir. Erzincan'daki uğrak noktaları ise sosyal medyada 13 milyon defa tıklanmış eşsiz İliç manzarasını yerinde gören yolcular, altın şehir İliç'te altın madeninin durumunu ve nasıl çıkarıldığını da görebileceklerdir. Erzincan'ın cennet bahçesi Kemaliye'ye namıdiğer Eğin'e geçecek yolcular burada dünyanın ikinci, Avrasya'nın ise en büyük kanyonu olan Karanlık Kanyonu gezeceklerdir. Tarihî taş yol ve taş ev ziyaretlerinin ardından bir sonraki durak Erzincan olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Bu kez de bakırın ve bakır işlemeciliğinin başkenti Erzincan'daki Çağlayan Şelalesi, Terzi Baba Türbesi, Ergan Dağı, Ekşisu mesire alanı, Erzincan Müzesi ve diğer tarihî yerleri gezebilecek ve yolculuk, Kurtuluş Savaşı'nda Doğu Cephesi’nde önemli yeri olan Erzurum ve Kars'ın tarihî ve doğal güzellikleriyle devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tren, Turistik Doğu Ekspresi treni ülkemizin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi için atılmış önemli bir adımdır. Bu tren bir ihtiyacı karşılayacak ve destinasyonlar daha da artacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Mehmet Cahit Turhan'a, ayrıca benim de bir süre mensubu bulunduğum Demiryolları yöneticilerine, makinistinden dispeçerine, hareket memurundan sürveyanına, tüm çalışanlarına teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Tekirdağ’ın sorunları hakkında söz isteyen Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’a aittir.

Buyurun Sayın Aygun. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Tekirdağ ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Tekirdağ’ın sorunlarını gündeme getirmek üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Tekirdağ’ın sorunları ağır, iktidarın yaklaşımı ve yatırımları hafiftir. Trakya’nın kalbi konumundaki Tekirdağ, üzgünüm ki verdiğinin yarısı kadar geriye almamaktadır.

Tekirdağ, verimli toprakları, tarımsal katkısı, ülke ve bölge sanayisine sağladığı ham madde, 12 organize sanayi bölgesi ve bir Avrupa Serbest Bölgesi’yle birlikte 1.160 fabrikanın yer aldığı bir kenttir.

Değerli milletvekilleri, ilimiz daima vergi ödemesinde ilk 10’a girmiştir ama merkezî yatırımlara geldiğimiz zaman, almaya geldiğinde ise son sıralarda yer almaktadır.

Bakınız, merkezî yönetimde 2014’te tüm iller arasında 32’nci sırada olan Tekirdağ, 2018 yılında 41’inci sıraya düşmüştür. Eğitim ve okul yatırımlarında ise 47’nci sıradayız. Tekirdağ, bunu hak etmiyor.

Bakın, 2018 yılında 6,4 milyar lira vergi vermişiz, tahsilat oranımız ise yüzde 86 olup Tekirdağlılar vergisini kaçırmamaktadır. En çok vergi tahsilatı yapılan 6’ncı kentiz; bundan gurur duyuyoruz ama iktidarın bu durumu dikkate alarak Tekirdağ’ı ödüllendirmesi gerekirken bırakın ödüllendirmeyi cezalandırmaya devam etmektedir. Basit bir örnek: Tekirdağ-Hayrabolu arasındaki 45 kilometrelik yolun 2016 yılından beri hâlâ bitirilmemesi, bu iktidarın Tekirdağ’a vermiş olduğu önemi göstermektedir.

Yine bakınız, İstanbul’daki fabrikaların üretim üssü Tekirdağ’ımızda, yaklaşık olarak 160 tane fabrika Tekirdağ’da bulunmasına rağmen bunların yüzde 65’inin merkezleri İstanbul’da olduğu için, vergilerini İstanbul’a yatırdıklarından dolayı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bütçesine yıllık yüzde 6 oranında katkı sağlamaktadır. Biz de istiyoruz ki, yeter ki bu fabrikaların merkezleri İstanbul’da olsun ama stopajlarını Tekirdağ’a yatırdıkları zaman hizmet veren Tekirdağlı belediyelerimize de katkı sağlamış olacaktır diye düşünüyorum.

Tekirdağ’ımız devamlı göç alan, nüfusu artan bir şehir olup İstanbul ve Avrupa arasında köprüdür. Tekirdağ, ülkemizin yatırım konusunda yükselen değeri olmak zorundadır. Bu sebepten dolayı Tekirdağ’a hak ettiği yatırımları vermek zorundayız.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin en verimli topraklarına sahip Tekirdağ’da tarlaları ya imara açıyoruz ya rant kapısı olarak görüyoruz ya da cezaevi yapıyoruz.

Bakınız, Tekirdağ, Türkiye’nin 3’üncü en büyük cezaevinin olduğu il hâline getirildi. Yani bir de Sayın Bakan diyor ki: “Herkesin kendini özgürce ifade ettiği bir ülkede yaşasaydık…” Evet, bu, Sayın Soylu’nun sözüydü. Bugün cezaevlerinde 260.144 kişi bulunmazdı diyoruz. Cezaevlerine bu kadar yatırım yapacağımıza, kaynak ayıracağımıza 45 kilometrelik yolu yapsaydık daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Yine bakınız, Muratlı yolu, Saray yolu, gerekli yatırımları alamadığı için, ışıklandırma sıkıntısı devam ettiğinden dolayı her gün can almaya devam etmektedir.

Yine Tekirdağ, turizm cenneti olması gerekirken, altyapı sorunları ve gerekli yatırımlar yapılmadığı için hak ettiği payı alamamaktadır.

Yine, Şarköy’ümüzde 7 tane mavi bayraklı plaj olmasına rağmen, Şarköy-Karıştıran arasındaki duble yol projesi tamamlanmış olmasına rağmen bir tane kazık çakılmaması AKP iktidarının ayıbıdır sevgili milletvekillerim.

Evet, değerli milletvekilleri, yine 2014-2015 yıllarında dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanın Tekirdağ’daki seçim çalışmalarında halkımıza vermiş olduğu 20 bin kişilik stadyum sözü hâlâ daha başlatılmadı ama Ergene Velimeşespor’umuz ve Çorlu Belediyespor Kulübümüz hem basketbolda hem de futbolda 2. Lig’e çıkarak, her türlü imkânsızlığa karşı dur diyerek iktidardan hizmet bekliyor. En kısa zamanda ilimize stadyum ve spor tesisi yapılmasını bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, ilimiz göç almada Türkiye’de 4’üncü sırada olup Türkiye’nin 2’nci büyük nüfus artışına sahip olan ildir. En çok göç alan kentlerden olan Tekirdağ’daki en büyük ihtiyacımız da derslik ihtiyacı. Bakınız, 5 bin öğrenci her yıl okullara gitmekte ama ilimizde, Tekirdağ’daki öğretmen başına düşen öğrenci sayısı maalesef ortaokulda 16, lisede ise 18’dir. Bu da kentteki göç durumunu en iyi şekilde özetlemektedir.

Kentimizde diğer bir sorun olan uyuşturucu sorunu maalesef gün geçtikçe artmakta olup Avrupa’dan yasa dışı gelen uyuşturucu trafiğinin merkezinin Tekirdağ olmasından dolayı her gün ailelerden uyuşturucuya çözüm bulmamız vesilesiyle talepler gelmektedir. Yetkilileri uyuşturucuyla mücadeleyle ilgili çalışmalara davet ediyorum. Yine, tiner ve bali satışına bazı kriterler getirmemiz gerektiğini değerli milletvekillerinden talep ediyorum.

Tekirdağ sağlık yatırımları konusunda da sınıfta kalmıştır. Şarköy, Süleymanpaşa, Malkara, Saray, Hayrabolu başta olmak üzere, tüm ilçelerimizde hem yatak hem de hekim eksikliğimiz bulunmaktadır. Tekirdağlılarımız tedavi için Edirne ve İstanbul’a doğru kendilerine çözüm aramaktadırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Sayın Başkan, toparlıyorum.

BAŞKAN – Toparlayın.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bir de termik santral sorunumuz var. Ancak, santral yapılmasına mahkeme kararlarıyla dur denilmesine rağmen, iktidarın fırsat kolladığını görmekteyiz.

Ergene Nehri’mizdeki aşırı kirlilik sebebiyle Türkiye’nin en çok kanser görülen 4’üncü kenti olan Tekirdağ ciddi sağlık sorunları yaşanmasına rağmen, bölge halkı sanayileşmenin tüm yükünü taşırken, bir de termik santralin yarattığı çevre sıkıntılarıyla karşılaşmak zorunda olmamalıdır diye düşünüyorum.

Yine başka bir bilgi vereyim: Süleymanpaşa ve Marmaraereğlisi arasına Katar ortaklığıyla petrokimya tesisi yapılmak isteniyor. Bu kadar sağlık sorununun olduğu bir bölgeye petrokimya tesisi ve termik santral yapılması sizlerce ne kadar doğrudur diye soruyorum?

Tekirdağ’ın öylesine ağır sorunları var ki bunları beş dakikaya sığdırmamızın maalesef mümkün olmadığını belirtmek istiyorum ancak, ana hatlarıyla bunları sizinle paylaşmak istedim. Tekirdağ hak ettiği yatırımları almalı ve Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmaya örnek kenti olmalıdır.

Bu düşüncelerle sizlerle sözlerimi paylaşıyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bugün 29 Mayıs. Meclis Başkanlık Divanı olarak şanlı mazimizin yadigârı, Türk milletinin kalbi, güzel ve asil İstanbul’umuzun 566’ncı fetih yıl dönümü kutlu olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Peygamberimizce müjdelenen Fatih Sultan Mehmet ve askerlerinin emanetine son nefesimize kadar sahip çıkacağız.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın, Türk turizminin sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gündem dışı üçüncü söz, Türkiye'de turizm sorunları ve çözüm önerileri hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Sayın Hüseyin Yayman’a aittir.

Buyurun Sayın Yayman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Ben de sözlerime başlamadan önce İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü anıyorum. O kutlu komutanı ve İstanbul’u bizlere vatan eden o kahraman askerleri rahmetle, şükranla yâd ediyorum.

Değerli Başkan, çok değerli milletvekilleri; gerçekten, Türkiye dünyanın en önemli turizm ülkelerinden bir tanesidir. Tabiri caizse, Türkiye dünyanın açık hava müzesidir. Dünyanın en çok turist gelen 6’ncı ülkesi, gelir bakımından da 12’nci ülkesi konumundadır. Bu rakamları afaki rakamlar olarak değerlendirsek dahi, geçmişle mukayese ettiğimizde Türkiye'nin katettiği mesafeyi daha iyi anlamamız mümkündür. Rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 1991 yılında yaptığı bir konuşmada Türkiye'nin turizminden bahsederken, Türkiye'deki turistik belgeli yatak sayısının Yunanistan’ın Rodos Adası’nın dahi gerisinde olduğunu söylediği günlerden, bugün Türkiye'ye 2018 senesi içerisinde tam 46 milyon turistin geldiği günlere gelinmiştir. Bu, yeter bir rakam değildir. Gerçekten, Türkiye'nin çok büyük bir turizm potansiyeli vardır. Türkiye, dünyanın açık hava müzesidir, medeniyetlerin beşiğidir. Türkiye turizmini sadece deniz-kum-güneş parantezine almak doğru değildir; bu anlamda yayla turizmi, kültür turizmi, tarih turizmi, inanç turizmi, gastronomi turizmi, golf turizmi gibi turizm ürününü çeşitlendirmemiz en önemli hedeflerimizden bir tanesidir.

Yine bu bağlamda, bir taraftan ürünü çeşitlendirirken diğer taraftan pazarı çeşitlendirmek Bakanlığımızın ve Hükûmetimizin en önemli hedeflerinden bir tanesidir. Türkiye’ye gelen 46 milyon turist sayısı içerisinde en çok turist gönderen ülkeler Rusya, Almanya, İngiltere ve Avrupa ülkeleridir. Bizim bu pazarı daha çeşitlendirip özellikle Amerika kıtası ve Avrupa’dan daha fazla turistin -ve özellikle de Orta Doğu’dan- Türkiye’ye gelmesini sağlamak en önemli hedeflerimizden bir tanesidir.

Turizm bacasız sanayidir ve bizim, turizmi sadece bir ekonomik getiri kaynağı olarak görmemiz mümkün değildir. Biz turizmi Türkiye’nin marka değerine, kültürel imajına, tanıtım stratejisine ve Türkiye’nin sürdürülebilir bir ekonomik anlayışına sahip olması bakımından çok çok önemli buluyoruz. Biz, Hükûmet olarak, parti olarak, turizmi siyasetin üstünde bir etkinlik olarak görüyoruz. Türkiye hem bir Avrupa ülkesidir hem bir Asya ülkesidir hem bir Balkan ülkesidir hem bir İslam ülkesidir ve bir anlamda 3 bin kilometrelik bir hat çizildiğinde dünyanın en önemli jeostratejik konumuna sahip ülkelerinden bir tanesidir. Bu bağlamda biz turizmi, sadece -dediğim gibi- bir gelir kapısı olmanın ötesinde Türkiye’nin tanıtım stratejisinin, Türkiye’nin “soft power”ının en önemli unsurlarından bir tanesi olarak görmekteyiz ve bu anlamda turizm gayrisafi millî hasıla içerisinde yüzde 12’lik bir paya sahiptir. Yine istihdam bakımından da Türkiye yüzde 12 istihdamını turizmden sağlamaktadır.

Turizmi çevrelendiği kültürel değerlerden ayrı düşünmek mümkün değildir. Yurt dışına ihraç ettiğimiz bir sanayi ürünü çoğu zaman tüketicisine Türkiye hakkında fazla bir şey anlatmaz fakat turizm böyle değildir. Antalya’ya gelen, Hatay’a gelen, Muğla’ya gelen, Bodrum’a gelen bir turist, aynı zamanda Türkiye'nin misafirperverliğini, Türkiye'nin hoşgörü memleketi olduğunu ve Türkiye'nin kültürel değerlerini daha iyi görecektir.

Turizm ürünümüz insanımız, tabiatımız, kültürümüz, kısaca sahip olduğumuz değerlerin tümüdür ve bunun içindir ki biz turizmi, turizmin temelini tesis ve işletme odaklı bir anlayışla değil, çevre odaklı, sürdürülebilir bir turizm anlayışı olarak görmekteyiz. Ve bu anlamda, kültürel mirasımızın korunması, turizmimizin geliştirilmesi kadar çok çok önemlidir. Ve bu bağlamda, kullanma ve koruma dengesini sağlamak en önemli hedeflerimizden bir tanesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Hatip.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Çok değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken birkaç hususun altını daha çizmek isterim.

Bilindiği üzere, ben, medeniyetler şehri Hatay Milletvekiliyim. Hatay, Türkiye'nin en önemli kentlerinden, şehirlerinden bir tanesidir, hoşgörü şehridir, tarih şehridir, kültür şehridir, medeniyet şehridir, lezzet şehridir ve gerçekten Türkiye'nin açık hava müzesi şehridir. Bu anlamda, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli milletvekillerini Hatay’a davet etmek isterim.

Hatay, Habib-i Neccar’ın şehridir. Yasin suresinde bahsedilen ve çok çok önemli kişilerden bir tanesidir. Kendisi bir pagan olmasına rağmen Hristiyanlık dinini benimsemiş ve gerçekten insanları doğruluğa, adalete teşvik etmiştir ve Kur’an-ı Kerim’de Yasin suresinde uzun süre bahsedilmektedir. Ve yine, Anadolu’daki ilk cami Habib-i Neccar Camisi Hatay’dadır. Ve Saint Pierre Kilisesi yine Hatay’ımızdadır. Hazreti Musa Ağacı ve yine, Hazreti Nuh ile Hazreti Musa’nın buluştukları Ab-ı Hayat Pınarı’nın olduğu şehir Hatay’dadır.

Ben hepinizi Hatay’a davet ediyorum. Hatay gerçekten Suriye meselesinde çok önemli acılar yaşayan bir şehirdir. Bu anlamda, turizm bizim için çok çok önemlidir.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 15 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim, bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Taşkın…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 29 Mayıs, İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü. Bir çağın kapanıp yeni bir çağın açıldığı, köklü medeniyetimizin insanlık tarihine damgasını vurduğu, İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutluyorum.

İstanbul’un fethi siyasal, sosyal ve kültürel sonuçlarıyla dünya tarihinin akışını değiştiren en büyük zaferlerimizden birisidir. Fetihle sadece bir şehir değil, gönüller de fethedilmiştir. Konstantinapol İstanbul olmuş, Fatih Sultan Mehmet’in hoşgörü ve adalete dayanan yönetim anlayışıyla farklı inanç ve kültürlerin bir arada rahatça yaşadığı bir şehir hâline gelmiştir.

İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü vesilesiyle bu eşsiz güzellikteki dünya şehrini bizlere miras bırakan Fatih Sultan Mehmet ile aziz şehitlerimizi rahmet, hürmet ve minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Yeşil…

2.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde ülkemizin 157’nci sıraya gerilediğine, Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ ve Oda TV yazarı Sabahattin Önkibar’a saldıranların serbest bırakıldığına, gazetecilere yapılan saldırıları ve bu saldırılara sessiz kalanları kınadığına ilişkin açıklaması

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Üç hafta önce Yeniçağ gazetesi yazarı Yavuz Selim Demirağ organize bir saldırının hedefi oldu ve ağır yaralandı, kaburgaları kırıldı. Saldırıyı gerçekleştirenler serbest bırakıldı. Birkaç gün önce Oda TV yazarı Sabahattin Önkibar evine giderken saldırıya uğradı ve on gün iş göremez raporu aldı. Saldırıyı gerçekleştirenler yine serbest bırakıldı.

Ülkemiz, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde AKP iktidara geldiğinde 99’uncu sıradaydı, şu an ne yazık ki 157’nci sıraya geriledi. 20 Mayıs 2019 itibarıyla toplam 180 gazeteci cezaevinde.

Basın özgürlüğünün, ifade hürriyetinin, haber alma hakkının zedelendiği, hukukun üstünlüğünün çiğnendiği bir ortamda parti grubumuz tarafından dün Meclis Başkanlığına sunulan gazetecilere yönelik artan saldırıların araştırılması önergesi ne yazık ki AKP oylarıyla reddedildi.

Son beş ay içerisinde 8 gazeteci saldırıya uğramış ve failleri serbest bırakılmıştır. Bu tutumunuz nedeniyle bu saldırıları meşrulaştırıcı bir konuma düşüyorsunuz.

Gazetecilere yapılan saldırıları ve bu saldırılara sessiz kalan herkesi kınıyorum.

Genel Kurula saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

3.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın İzmit Belediyesiyle ilgili olarak “Bir tane başkan yardımcısı sürgün edilmedi.” ifadesine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün, İzmit Belediye Başkanının personele mobbing uyguladığını ve sürgün yaptığını milletvekili arkadaşım Emine Zeybek dile getirmişti. Milletvekili Haydar Akar Bey de “Bir tane başkan yardımcısı sürgün edilmedi. Emine Hanım bunu ispatlasın, ben her şeyi söylemeye hazırım.” ifadesini kullanmıştı. Evet, şimdi resmî yazıyı okuyorum.

27/5/2019

“İzmit Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları Eğitim Müdürlüğü

Güray Oruç-Belediye Başkan Yardımcısı

İlgi: Başkanlık makamının 27/5/2019 tarihli ve 1199 sayılı onayı

Belediyemizde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi 1. derece belediye başkan yardımcısı kadrosunda iken görülen lüzum üzerine Akmeşe hizmet biriminde görevlendirilmeniz ilgili olurla uygun görülmüştür. Bilgi ve gereğini arz ederim.

                                                                                                                                                             Sevtap Cengiz

                                                                                                                            İnsan Kaynakları Eğitim Müdür Vekili”

Evet, Sayın Başkanım, bu bahsedilen yer İzmit merkeze 40 kilometre uzakta, daha önceden beldeydi. Büyükşehir olması nedeniyle mahalleye dönüşen, tamamıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Uslu…

4.- Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ATAY USLU (Antalya) – Bugün 29 Mayıs, İstanbul’un fethinin yıl dönümü. Fatih Sultan Mehmet ve askerlerini minnetle yâd ediyoruz. Şehirlerin sultanı, sevenlerin şehri, sultanların şehri İstanbul’un fethi dünya tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir. İstanbul, Fatih Sultan Mehmet’le beraber pek çok inanç ve kültürün bir arada yaşadığı bir cihan başkenti hâline gelmiştir. Hem bilim, kültür ve sanatta hem ticaret, siyaset ve diplomaside dünyaya yön vermiştir. İstanbul, zenginliğiyle bugün Türkiye'nin özü ve özetidir. İstanbul’a hizmet etmek şereftir, onurdur. Yirmi beş yıldır İstanbul’a hizmet eden bir hareketin mensupları olarak bu şerefi devam ettirmek istiyoruz ve yıldırım hızıyla çalışıyoruz. Sayın Binali Yıldırım İstanbul’a, İstanbul Binali Yıldırım’a çok yakışıyor.

BAŞKAN – Sayın Akar…

5.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, başpolis ve kıdemli başpolis memurlarının 26 Ekim 2018 tarihinde Emniyet Teşkilat Kanunu’na eklenerek yürürlüğe giren madde gereğince komiser yardımcılığına geçişte kaynaklanan mağduriyetin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, bu arada cevap hakkımı kullanmak istiyorum daha sonra ama bu konu farklı bir konu.

26/10/2018 günü Mecliste torba kanunla kıdemli başpolisler ile başpolisler arasından kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 45 yaşından gün almamış, fakülte mezunu olanlardan, performansı iyi ya da çok iyi olanlardan, idari yönden son iki yılda kısa süreli ceza ile meslek hayatı boyunca uzun süreli durdurma cezası almamış olanlardan komiser yardımcısı yapılabileceğini kanunlaştırmıştık hep birlikte burada. Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tüm sınavlarda yaş hesabı yılın ilk gününe göre yapılmasına rağmen başpolisler için yasanın çıktığı tarih baz alınmış ve bu nedenle de 600 başpolis mağdur edilmiştir. Aslında 5 bin başpolis ve kıdemli başpolis bulunuyor fakat bu çıkan kanunla sadece 1.200’ü sınav hakkını kullanabilmiş, 3.800 başpolis arkadaşımız mağdur edilmiştir. Bu mağduriyetin hep birlikte düzeltilmesi gerektiğine inanıyorum, gereğini de yapacağını düşünüyorum Meclisin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

6.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, engellilerin yaşadığı problemlere ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, engelli olmak hiçbirimizin kaderi ya da tercihi değildir. Ne yazık ki Türkiye’de engelli olmak çok zor ve birçok problemle karşı karşıya kalınmasına sebebiyet veriyor. Engellilerimiz eğitimden istihdama, sağlıktan sosyal hayata birçok alanda sıkıntı yaşıyorlar.

Üzülerek ifade ediyorum ki kentleşme, engelli bireylere göre yapılmıyor. Metrobüse binen veya bir binanın üst katlarına ders görmek için çıkan engelli vatandaşlarımız saatlerini harcıyor. Diğer yandan, engelli vatandaşlarımızın maaşları, engelli aylıkları ve 18 yaş engelli aylıklarında hane başına düşen gelire göre maaş veriliyor. Aynı evde yaşayan herkesin gelirine bakılarak kişi başı gelir 609 liranın üstündeyse maaş bağlanmıyor.

Engelli maaşı, engelli birey başına verilmelidir. Evdeki, hanedeki gelir engellileri ilgilendirmemelidir. Ayrıca, zihinsel engelli bireylerin tek ilacı eğitim. Özellikle otistik ve zekâ özürlü olan insanlar eğitimde birçok sorunla karşı karşıya kalıyorlar. Devlet sadece iki saatlik eğitim ücretini karşılıyor, diğer zamanlarda aile…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Esgin…

7.- Bursa Milletvekili Mustafa Esgin’in, Fransa’nın Evangelos Florakis Deniz Üssü’nü kullanma hakkını elde ettiği haberlerinin asılsız olması durumunda Fransa’yı bu iddiaları yalanlamaya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni de tehlikeli ittifaklardan uzak durmaya davet ettiklerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ESGİN (Bursa) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Fransa’nın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle birlikte savunma iş birliği anlaşması imzaladığına, Evangelos Florakis Deniz Üssü’nü kullanma hakkını elde ettiğine dair bazı haberler basında yer aldı. Yine iddialara göre, Fransa’nın Türk donanmasının bölgedeki faaliyetlerine karşı Rum yönetimiyle iş birliği içinde olacağı yer almaktadır.

Londra ve Zürih Anlaşmaları, garantör ülkelerin savunma görevini üstlendiği Kıbrıs’ın tek başına üçüncü ülkelerle herhangi bir ortaklık kuramayacağını ve dolayısıyla askerî faaliyetler de icra edemeyeceğini net olarak ortaya koymaktadır. Böyle bir adım, Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen müzakere sürecini de açıkça baltalayacaktır.

Fransa’yı eğer iddialar asılsız ise bunları yalanlamaya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ise Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını gasbetmek üzere tehlikeli ittifaklardan uzak durmaya davet ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

8.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethettikten sonraki bedduasına ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Fetihten sonra İstanbul içerisinde etrafıyla gezintiye çıkan Fatih Sultan Mehmet Ayasofya önlerine geldiğinde zincirlenmiş bir keşiş görür. Baktığı falda Türklerin İstanbul’u fethedeceğini söylediği için Kral Konstantin tarafından zincirlenmiştir. Fatih, keşişe İstanbul’un Türklerin elinden çıkıp çıkmayacağına dair fal bakmasını söyler, o da “İstanbul Türklerin elinden harp veya başka bir zorlu müdahaleyle çıkmayacak ancak öyle bir zaman gelecek ki Türkler elindeki toprakları ecnebilere satacak ve bunun sonucunda İstanbul Türk malı olmaktan çıkacak.” der. Çok üzülen Fatih Sultan Mehmet “Kim benim edindiğim toprakları ecnebilere satarsa Allah’ın gazabı üstlerine olsun.” diye beddua eder. İstanbul Havalimanı’nda vatandaşlık promosyonlu ev satışları yapanlara ve buna müsaade edenlere duyurulur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kaya…

9.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Çağ kapatıp çağ açan, tarihin en muhteşem zaferlerinden biri olan İstanbul’un fethinin Fatih Sultan Mehmet Han tarafından 29 Mayıs 1453 tarihinde fethedilişinin 566’ncı yıl dönümüne erişmiş bulunmaktayız. Fatih Sultan Mehmet Han ve kahraman askerlerinin İstanbul’u fethederken sahip olduğu inanç, kararlılık ve azim bugün Türkiye’yi 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine taşıma yolunda bizlere daima gurur ve ilham kaynağı olmaktadır. İstanbul’un bir İslam şehri olmasına tahammül edemeyenlere, bu aziz vatanımıza göz dikenlere, “Zulüm 1453’de başladı.” diyenlere inat, bu eşsiz güzellikteki dünya şehrini bizlere miras bırakan Fatih Sultan Mehmet Han ile aziz şehitlerimizi rahmetle, hürmetle ve minnetle yâd ediyorum. İstanbul’un fethinin 566’ncı yılı mübarek olsun diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

10.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İstanbul coğrafi konumu ve tabiat güzelliğiyle binlerce yıl öncesinde dahi farklı milletlerin sahip olmayı arzu ettiği ve sahip olmak için çaba sarf ettiği bir şehirdir. Müslümanlar Hazreti Peygamber’in “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, fetheden ordu ne güzel ordudur.” sözünü işittikleri günden itibaren bu müjdeye nail olabilmek için hareket etmişlerdir. Bu bağlamda Ebu Eyyûb el-Ensari’nin şehit olduğu fetih hareketi müjdelenen komutan ve asker olmak için Müslümanlar tarafından bu uğurda atılan adımların ilkidir. İstanbul yakınlarında uç beyliği kuran Osmanlı sultanları ilk günden itibaren sahabe ve tabiin nesline nasip olmayan bu müjdeye kavuşmak için projeler üretmişlerdir ancak bu kutlu zafer II. Mehmet’e nasip olmuştur. II. Mehmet İstanbul’u fethederek “Fatih” unvanını almıştır.

BAŞKAN – Sayın Kaynarca…

11.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, bugün 29 Mayıs, aziz İstanbul’umuzun fethinin 566’ncı yıl dönümü.

Çağ kapatıp çağ açan, dünya tarihinin akışını değiştiren muhteşem zaferlerden olan İstanbul’un fethinin yıl dönümünü kutluyorum. İstanbul her köşesi tarih kokan, eşsiz eserlerin izlerini barındıran, doğası, kültürü, güzellikleriyle şairlere ilham kaynağı ve ülkemiz ticaretinin kalbi olan bir şehirdir.

İstanbul’a hizmet bir şereftir ve ben 23 Haziranda İstanbul’umuz Binali başkanımızla birlikte daha güzel olacak diyorum. Ve İstanbul fethinin yıl dönümünü yürekten kutluyor, Fatih Sultan Mehmet Han ve muzaffer ordusunu rahmetle, şükranla yâd ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

12.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, kamuda çalışan sözleşmeli personel ile şehir hastaneleri, DHMİ ve KİT'lerde çalışan taşeron işçilerin kadro beklediğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Kamuda çalışan yüz binlerce sözleşmeli memura daha önce söz verilmesine rağmen bir türlü kadro verilmiyor. Sayıları 500 bine yaklaşan sözleşmeli memur aile bütünlüğünden ve iş güvencesinden yoksun, düşük ücretle ailelerini geçindirmeye çalışıyor. 2011 seçimlerinde 234 bin sözleşmeliye kadro verilmişken o tarihten bu yana sekiz yıldır hiçbir sözleşmeli kadro hayaline kavuşamadı. Su sekiz yıllık süreç içerisinde Kabinenin en tepesinden çeşitli defalar kadro sözü verilmesine rağmen yerine getirilmedi.

Öte yandan, şehir hastanelerinde çalışan taşeron işçiler ve özellikle temizlik işçileri ve özel güvenlik görevlileri de kadro güvencesinden yoksun, ağır iş yükü altında ezilmektedir. Şehir hastanelerinde kadro verilmediği gibi işten çıkarılan emekçilerin varlığı söz konusudur. Taşeronları belediye, hastane veya bakanlıklarda çalışıyor şeklinde ayırt etmek eşit iş eşit ücret ve çalışma barışı ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Şehir hastaneleri, Devlet Hava Meydanları ve KİT’lerde çalışan taşerona kadro verilmelidir.

BAŞKAN – Sayın Canbey…

13.- Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey’in, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

İstanbul medeniyetler beşiğidir, İstanbul kültürlerin birleştiği, üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış şehirdir. İstanbul, Fransız lider Napolyon’un “Dünya bir ülke olsa başkenti İstanbul olur.” dediği şehirdir. İstanbul, Fatih Sultan Mehmet Han’ın “Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” diyerek yola çıkıp “Fatih” unvanını alarak adaletli yönetim anlayışıyla barış ve hoşgörünün merkezi hâline getirdiği şehirdir. İstanbul, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in övgüsüne mazhar olmuş komutan ve askerlerin bizlere miras bıraktığı şehirdir.

Bir çağ kapatıp bir çağ açan İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutluyorum. İstanbul’un fethinde gemileri karadan yürüten kararlılığın aziz milletimizin her ferdine ilham vermesini temenni ediyorum. Dünya tarihinin akışını değiştiren eşsiz zaferin mimarı Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve fethin büyük komutanlarından bugün Balıkesir’de metfun bulunan Zağanos Paşa’yı ve kahraman ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özel…

14.- Yalova Milletvekili Özcan Özel’in, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın işsizlikle ilgili açıklamalarına ilişkin açıklaması

ÖZCAN ÖZEL (Yalova) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AKP’nin Genel Başkanı Sayın Cumhurbaşkanı işsizlik konusunda garip açıklamalar yapıyor. “Senin çocuğun da işsiz kalsın.” diyor. “Herkese iş bulunacak diye bir şey yok.” diyor. İşsizlik rakamlarını görmezden geliyor. İş dünyasına “Herkes işçi alırsa işsizlik kalmaz.” çağrısı yapıyor. Sonuç olarak işsizlik yüzde 14,7’yle tarihî rekorlar kırıyor. Gençler arasında işsizlik daha da yaygın. Buna karşın AKP’den aday olup seçim kaybedenler hemen iş buluyor, bakan yardımcısı oluyor, banka yönetim kurulu üyesi oluyor; eski milletvekilleri, bakanlar banka yönetim kurulu üyesi oluyor. Eski bakan ve milletvekillerinin tam da AKP’nin içinden başka bir parti kurulacağı yönündeki iddiaların gündeme geldiği bir dönemde banka yönetim kurulu üyeliklerine atanmaları, kamu bankalarının siyaseti dizayn etmek için kullanıldığını göstermiyor mu? Kamu bankalarından medya patronlarına kredi verdiniz, medyayı dizayn ettiniz. Şimdi siyasetçileri yönetime getirip siyaseti dizayn etmeye çalışıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bölünmez Çankırı…

15.- İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 29 Mayıs 1453 tarihi, tüm dünya, ülkemiz ve kadim şehrimiz İstanbul için bir milattır. Gemilerin karadan yürütülmesiyle gerçekleşen, çağ kapatıp çağ açan; siyasal, sosyal ve kültürel sonuçlarıyla dünya tarihinin akışını değiştiren, tarihin en muhteşem zaferlerinden biri olan İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutluyorum.

İstanbul’un fethi sadece bir yerin fethedilmesi ve kazanılmış bir savaş olmayıp dünya tarihine ve medeniyetine yön vermiş bir hadisedir. Fetihle sadece şehir değil, gönüller de fethedilmiştir. 2002’den beri Türkiye'nin gönüllerini fetheden, 23 Hazirandan sonra ise İstanbulluların gönüllerini fethedecek olan Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Sayın Binali Yıldırım’a başarılar diliyorum.

Bu düşüncelerle, birçok medeniyete asırlarca ev sahipliği ve başkentlik yapan İstanbul’u bizlere miras bırakan fethin mimarı büyük devlet adamı Fatih Sultan Mehmet Han’ı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – …ve vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi saygıyla yâd ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İstanbul’un fethi sebebiyle, 15 söz isteyen arkadaşı 20’ye çıkartmak noktasında karar aldık.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Lütufta bulundunuz Sayın Başkan, çok teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Orhan Erdem? Yok.

Sayın Cora…

16.- Trabzon Milletvekili Salih Cora’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Başkanım, bugün 29 Mayıs, dünya tarihinin akışını değiştiren İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü kutlu olsun. “Toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” diyen ve rahmet Peygamberi’nin müjdesiyle şereflenen Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u dünyanın adalet, medeniyet ve hoşgörü şehri yapmıştır. Bu yönetimiyle İstanbul’u farklı kültürlerin buluşma noktası yapan Fatih Sultan Mehmet Han ve kahraman ecdadımızın bize bıraktığı bu mirasa sonuna kadar sahip çıkacağız, “Zulüm 1453 yılında başladı.” diyenlerin karşısında dimdik duracağız. Fatih Sultan Mehmet Han ve kahraman ordusunun fetih sırasında yüreğinde taşıdığı inanç, azim ve kararlı duruştan aldığımız güçle dünya şehirlerinin şahı İstanbul’a hizmet etmeye ve büyük Türkiye'nin 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine doğru ilerlemeye devam edeceğiz.

Bu vesileyle, Fatih Sultan Mehmet ile kahraman ecdadımızı rahmet, minnetle yâd ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Osmanağaoğlu…

17.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sadece adların değil, çağların değiştiği; sadece bir şehrin çehresinin değil, insanlığın çehresinin değiştiği; sadece bir devletin hududunu değil, sancağımızdan adalet uman mazlumların umudunu büyüten muhteşem bir hadisenin yıl dönümünü idrak ediyoruz. Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in sekiz asır önce müjdelediği, büyük Türk milletinin iftihar kaynaklarından kutlu ecdadımız Fatih Sultan Mehmet’in ve Peygamber Efendimiz’in övgüsüne mazhar olmuş kutlu ordumuzun şehirlerin efendisi İstanbul’u fethederek Türk yurdu yapmasının 566’ncı yıl dönümünü de büyük bir gururla kutluyoruz. Ellerinde üç hilalin ışığıyla dünyayı aydınlatan kahraman ecdadın kutlu emanetine yine o üç hilalin açtığı ışıkla sonsuza kadar sahip çıkacağımızı ve İstanbul, Türk milletinin kalbi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Subaşı…

18.- Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutladığına ve Antalya ilinin yol sorununa ilişkin açıklaması

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, İstanbul’un fethinin 566’ncı yılını kutluyorum.

Ayrıca, Antalya’nın yol sorunlarına değinmek istiyorum. Son yıllarda çalışması başlamış ama şimdilerde durma noktasında olan ya da müteahhitlerin çalışma alanını terk ettiği yollar Antalya ve ilçelerinde önemli zorluklara yol açmaktadır. Alanya’yı Gazipaşa’ya bağlayan çevre yolu, Beyşehir-Derebucak-Taşağıl tünel ve yol çalışması, Antalya-Burdur yolu Çubuk Boğazı tünel ve yol çalışması, Antalya-Kemer-Kumluca tünel ve yol çalışması, Korkuteli-Elmalı-Finike yol yapım çalışması, Kaş-Gömbe-Akçay yol çalışması çok ciddi sorunlar çıkarmakta. Ancak Korkuteli-Elmalı yolu en sıkıntılı olanıdır çünkü üç yıldır yol çalışması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Nuhoğlu…

19.- İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun, ülkenin dört bir yanından peşi sıra gelen çocukların kaybolduğu, kaçırıldığı, inşaat çukurlarında, göletlerde, su kanallarında boğulduğu veya dövülerek öldürüldüğü haberlerine karşı Hükûmeti ve ilgili bakanları tedbir alma konusunda uyardığına ilişkin açıklaması

HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Son bir hafta içerisinde ambulansta üç aylık bebek yanarak can verdi, Samsun’da yirmi gün önce kaybolan 1,5 yaşındaki Ecrin’in vücuduna ait bazı parçalar bulundu, İzmir’de 3 yaşındaki Abdülkadir üvey babası tarafından dövülerek öldürüldü, Van’da 7 yaşındaki çocuk boğuldu, İstanbul Eyüpsultan’da inşaatın temel çukuruna düşen 9 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti.

Ülkemizin birçok yerinde, şehirlerde, köylerde çocuklarımız kayboluyor, kaçırılıyor, inşaat çukurlarında, göletlerde, su kanallarında boğuluyor veya dövülerek hayatlarını kaybediyor. Ateş sadece ailelerin ocağına düşmüyor, bütün Türk milletinin yüreği sızlıyor. Bu durum böyle devam edemez, acılar daha da artmadan mutlaka bir çare bulunmalıdır. Hükûmeti ve ilgili bakanları uyarmak istiyorum, acil olarak köklü tedbirler alınmalıdır.

BAŞKAN – Şimdi, söz talep eden grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Buyurun Sayın Türkkan.

20.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kuzey Irak'ta yürütülen Pençe Operasyonu'nu yakından takip ettiklerine, terörle mücadeleye koşulsuz destek verilmesinden yana olduklarına, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü vesilesiyle Fatih’in fethettiği İstanbul’da her şeyin çok güzel olmasını temenni ettiğine, Oda TV yazarı Sabahattin Önkibar’a yapılan saldırıyı kınadığına ve saldırıya uğrayanın Nagehan Alçı, Latif Doğan, Cemil Barlas, Nedim Şener’in olması durumunda saldırganların serbest bırakılıp bırakılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kara ve Hava Kuvvetlerimizin, Irak’ın kuzey Hakurk bölgesine başlattığı sınır ötesi Pençe Operasyonu’nu yakından takip ediyoruz. Şu ana kadar zayiat vermeden ilerlememizi sevinçle karşılıyoruz. Allah Mehmetçik’imizi korusun, ayaklarına taş değdirmesin fakat Hükûmetin bu tarz sınır ötesi operasyonlarını sürekli seçim öncesine denk getirmesini de manidar bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. 24 Haziran seçimleri öncesinde de bu tarz operasyonlar başlatılmış, “Kandil’e girdik, giriyoruz.” nidaları atılmış ama seçim biter bitmez de operasyonlar sonlandırılmıştı. Terörle mücadele seçim nabzına göre belli zamanlarda değil, devlet bekası gereği tavizsiz devam etmelidir.

Biz, İYİ PARTİ olarak, terörle mücadeleye koşulsuz destek verilmesinden yanayız. Hakurk, Kandil, nereye kadar gidilecekse oraya gidilmelidir.

Beş yüz altmış altı yıl önce, bugün, 24 Mayıs 1453’te tamamlanan kuşatmamızla, Osmanlı Devleti Padişahı -cennetmekân- Fatih Sultan Mehmet Han tarafından, o zamanki adı Konstantinopolis olan İstanbul fethedilmiş ve Bizans İmparatorluğu sona erdirilerek yeni bir çağ başlamıştır.

Dönemin şartları içerisinde elde edilen bu büyük başarıda Fatih’in üstün öngörüsü, istişareye önem vermesi, liyakat ve adaleti esas kılması ve her koşulda aklı üstün tutması, bugün devletimizi yönetenlerin örnek alması gereken özelliklerin başında gelmektedir. Fatih’in fethettiği İstanbul’a tekrar adaleti tesis etmek için her şeyin çok güzel olmasını temenni ediyor, bir kez daha fethimizi kutluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, İstanbul seçimleriyle ilgili olarak yapılan çalışmalarla alakalı birkaç şey söylemek istiyorum. Seçimler yapılırken bu montaja, yalana ve iftiraya sıklıkla başvurulması vatandaşın nezdinde aşağılık olarak görülüyor, yapan aşağılık görülüyor. Bundan medet umanları ise aciz duruma getiriyor. Bakın, bir seçim yapıyoruz. Netice itibarıyla vatandaş bir karar verecek; Binali Bey mi, Sayın İmamoğlu mu? Neticede vatandaş temiz bir seçim ister, temiz bir dil ister. Bakıyorum sosyal medyada dolaşan birtakım montaj videolara, ya FET֒den kurtulduk diyoruz, FET֒nün izleri hâlâ üstünüzde kalmış. Onlar yapıyorlardı bu montaj videoları, bundan vazgeçin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Daha temiz bir dille, daha İstanbul’a yakışan, daha Türk milletine yakışan, daha Türk’e yakışan bir seçim olsun istiyorum; yakışan da o bize seçim sonucu ne olursa olsun. Ama bu tip kumpaslar, bu tip videolar insanları rahatsız ediyor. Yapanı aşağılık, bundan medet umanı da aciz durumda görüyor insanlar. Bilginiz olsun istedim.

Ben son günlerde gazetecilere yapılan saldırılarla ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. En son -benim Trabzon Yurdu’ndan da arkadaşım- Sabahattin Önkibar’a yapılan alçakça saldırıyı kınıyorum. Sayın Önkibar geçmişte yaşanan tecrübelerle bu saldırıyı püskürtebilecek her türlü donanıma sahip bir adamdır. Buna asla ve kata pabuç bırakmaz. Bakın, bu gönderilen çocuklar yarın öbür gün birilerinin kurşunlarına hedef olursa yani saldırılan kişinin kurşunlarına hedef olursa bunun hesabını kim verecek?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – O genç çocukların, anaların babaların gelecek beklediği o genç çocukların bir kurşuna maruz kalmasının hesabını kim verecek?

Ben bir şey daha sormak istiyorum: Bu saldırılara yarın Nagehan Alçı, yarın Latif Doğan, yarın Cemil Barlas, yarın Nedim Şener uğrarsa -böyle bir saldırıya- o saldıranlar yine ifadesi alınıp bırakılacak mı? Nasıl bir devlet anlayışı bu? Nasıl bir adalet anlayışı bu? İnsanların sabrını denemeyin. Bu sabrın sonunda bir şeyle karşılaşılır ki asla ve kata izah edemezsiniz. Bunlar tehlikeli oyunlar. Bu oyunların içinden geçerek geldik biz; bir tane tanığı orada, burada da çok tanıkları var. Bu oyunların sonunda kaybeden millet oluyor, devlet oluyor, Türkiye oluyor, buna müsaade etmeyin. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

21.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne, Türkiye'nin her yönden çok farklı, çok katmanlı risk ve tehditlerle burun buruna olması nedeniyle Rus S400 hava savunma sisteminin alındığına, Fırat’ın doğusunda, İran’a uygulanan yaptırımlarda, İsrail’le olan ilişkilerde, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesinde, Ege’de yaşanan uyuşmazlıklarda, FETÖ, PKK/PYD terör örgütleriyle mücadelede ABD’nin Türkiye'nin karşısında olduğuna ve Türk milletinin kenetlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 29 Mayıs 2019, Türk milletinin askerî yeteneğini, teşkilatlanma kabiliyetini şahsında birleştiren, Peygamber Efendimiz’in methine ve müjdesine mazhar olan tarihin gördüğü en büyük komutanlardan ve hükümdarlardan Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve onun yiğit askerlerini rahmet ve minnetle anıyoruz. Aziz İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü kutlu olsun.

Sayın Başkan, bugün, Türkiye, üç yüz altmış derece etrafına bakıldığında her yönden çok farklı ve çok katmanlı risk ve tehditlerle burun burunadır. “Dünyada vatan toprakları en yoğun şekilde balistik füze tehdidi altında kalan ülke hangisidir?” diye sorulsa herhâlde verilecek ilk cevap “Türkiye” olur. Bu kadar büyük tehlike altında olan vatan toprağımızda 82 milyon Türk milletinin bu tehditlerden korunabilmesi amacıyla devletimiz uzun süredir önemli çalışmalar yapmaktadır. Bu kapsamda son olarak acil hava savunma sistemi ihtiyacını gidermek maksadıyla Rus S400 hava savunma sisteminin alınması konusunda anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma gereğince temmuz ayı itibarıyla S400 sisteminin ilk bataryalarının kurulumu gerçekleştirilecektir. Türkiye'nin hava savunma sistemlerinde neden böyle bir tercihe yöneldiği, konuyla ilgilenen taraflı tarafsız bütün uzmanlar ve uluslararası kamuoyu tarafından gayet iyi bilinmektedir. Buna rağmen ABD ve NATO’ya bağlı bazı ülkeler, Türkiye’yi bu tercihinden vazgeçirmek ve kendini koruyamaz durumda bırakmak için her yolu denemektedirler. Temmuz ayı yaklaştıkça Türkiye’ye karşı ABD kaynaklı tehditler ve F35 şantajı yoğunlaşırken eş zamanlı olarak Gazi Meclisimiz dâhil olmak üzere, Türkiye kamuoyunda ABD’nin zorbalığına hak verenleri ve Türkiye’yi tamamen haklı olduğu bir meselede içeriden yıpratmak üzere çalışmalar yürütenleri ibretle takip etmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Bilinmektedir ki devletimiz NATO menşeli hava savunma sistemlerini satın almak konusunda istekli olmuştur ancak ABD, Patriot füze sistemlerini Türkiye’ye satmamıştır. Bununla birlikte NATO tarafından Türkiye’de kurulmuş olan Patriot bataryaları tek tek sökülmüş; ABD, Almanya ve Hollanda bu sistemlerini Türkiye’den geri çekmiştir. Bu şartlar altında Türkiye korumasızdır ve kendi göbeğini kendisi kesmek zorundadır. Bu mecburiyeti görmezden gelip S400’leri almadığımız takdirde ABD’yle ilişkilerimizin düzeleceğini, zorbalığının biteceğini beklemek büyük bir gaflettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Toparlıyorum efendim.

Fırat’ın doğusunda ABD karşımızdadır, İran’a uygulanan yaptırımlarda ABD karşımızdadır, İsrail’le olan ilişkilerde ABD karşımızdadır, Doğu Akdeniz’deki enerji mücadelesinde ABD karşımızdadır, Ege’de yaşanan uyuşmazlıklarda ABD karşımızdadır, FETÖ, PKK/PYD terör örgütleriyle mücadelede açık bir şekilde ABD Türkiye'nin karşısındadır. Örtülemez gerçeklik karşımızda alenen durmaktadır.

Böyle bir durumda, ABD’nin tehditleri üzerinden Türkiye’de kendi siyasetini şekillendirmek isteyenler ve ABD’nin Türkiye’ye vereceği zararlardan medet umanlar varsa onların yapacakları bu iş, 15 Temmuzda Türkiye’ye kan kusturan hainlerle beraber olmaktan inanın farksız olacaktır.

Bu meseleler millî meselelerdir ve bu meselelerde Gazi Meclisimiz dâhil olmak üzere Türk milleti birbirine kenetlenmeli, bu mücadelede topyekûn bir şekilde hareket ederek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - ...Türkiye’ye sıkıntı yaşatmaya çalışanlara, Türkiye’yi bulunduğu coğrafyasında yok saymaya çalışanlara en net cevabı vermelidir diyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Kurtulan…

22.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, PKK'nin dört yıldır alıkoyduğu polis memuru Vedat Kaya ve Sedat Yabalak, Uzman Çavuş Hüseyin Sarı, Sedat Vardar, Ferdi Polat, Ümit Gıcır ve Mevlüt Kahveci, er Sedat Sorgun, Süleyman Sungur, Müslüm Altuntaş ve Adil Kavaklı, Astsubay Semih Özbey’in ailelerinin taleplerine, sınır dışı operasyonların Kürt sorununun önümüzde tutulmasına neden olduğuna ve sorunun çözümünün demokrasiden, insan haklarından, barıştan geçtiğini hatırlatmak istediğine ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an, sabahın ilk saatlerinden itibaren -randevu aldıkları gruplarla görüşen, alamadıkları randevu taleplerine cevap bekleyen- İHD’yle yani İnsan Hakları Derneğiyle birlikte grupları ziyaret eden bir heyet bulunmakta. Bu heyet, dört yıldır çocukları çeşitli illerde PKK tarafından alıkonulan askerlerin, polislerin aileleri oluyor. Polis Memuru Vedat Kaya ve Sedat Yabalak, Uzman Çavuşlar Hüseyin Sarı, Sedat Vardar, Ferdi Polat, Ümit Gıcır, Mevlüt Kahveci, erler Sedat Sorgun, Süleyman Sungur, Müslüm Altuntaş ve Adil Kavaklı, Astsubay Semih Özbey; 13 kişi dört yıldır PKK’nin elinde bulunuyor. Bunlardan 5 kişinin ailesi bugün grubumuzu da ziyaret ettiler, bizimle birlikte diğer partilere de gittiler, kimi partilere daha doğrusu. Aileler şunu söylüyor: “Biz dört yıldır çeşitli girişimlerde bulunduk, gitmediğimiz, çalmadığımız kapı kalmadı, Hükûmet nezdinde de görüşmeler yaptık ama çocuklarımızın durumlarıyla ilgili, bizimle sağ salim kavuşmalarına dair bir adım atılmadı.” diyorlar. Onlara söz verdiğimiz üzere bugün bu konuşmayı yapıyorum. Buna mutlaka bir çare bulmamız lazım. Daha önce bu kürsüde, Meclis kürsüsünde bir partinin grup başkan vekili bu duruma temas etmişti, şimdi bu ailelere bir bayram hediyesi olarak çocuklarının müjdeli haberini vermek için girişimde bulunmamız gerektiğini düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Ailelerin özellikle talebi şu: “Hükûmet nezdinde buna çözüm bulunacağına dair bir vaat istiyoruz.” diyorlar. Ben de buradan bu ailelerin taleplerini herkese duyurmaya çalışayım dedim ve bunun için her grubun gerekli girişimlerde bulunması insani görevimiz, bu halkın vekilleri olma sorumluluğumuz da bunu gerektirir.

Bu kapsamda sınır dışı operasyonlar, 83’ten günümüze her daim yapılan, adı değişse de sonucu aslında değişmeyen, burada alkış tutsak da “Bitti, tükendi, sonu geldi, sonunu getirdik.” naraları atsak da, söylemlerinde bulunsak da bu sorun, ülkemizin her yerindeki insanını etkileyen ve acı sonuçlara götüren Kürt sorunu gibi bir sorun önümüzde durmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bu vesileyle ben sınır dışı operasyonların çözüm olmayacağını, sorunun çözümünün demokrasiden, insan haklarından, hak ve adaletten ve barıştan geçtiğini hatırlatayım. Bunun için herkesin, özellikle Meclisin sorumluluk almasını dileyerek teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özel…

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümü vesilesiyle Fatih Sultan Mehmet’i ve 6 Ekim 1923’te İstanbul’u düşman işgalinden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle andıklarına, 23 Haziranda her şeyin İstanbul için güzel olacağına, 29 Mayıs Çorum olaylarının 39’uncu, Almanya'da Türk kökenli Genç ailesinin evinin Neonaziler tarafından kundaklanmasının 26’ncı, 12 Mart darbesinin ardından Profesör Doktor Sadun Aren’in, TÖS Genel Başkanı Fakir Baykurt’un, TİP Genel Başkanı Behice Boran’ın tutuklanışının 48’inci ve Sayıştayın kuruluşunun 157’nci yıl dönümüne, Ankara Barosunun Ankara’da gözaltında işkence olduğu iddialarına hassasiyetle eğilinmesi gerektiğine, PKK'nın dört yıldır alıkoyduğu asker ve polis ailelerinin taleplerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

29 Mayıs 1453 İstanbul’un fethi. Bugün, daha sonradan “Fatih” unvanını alacak olan II. Mehmet tarafından İstanbul’un fethedildiği tarih. Bir dönemi kapatıp yeni bir çağ açan önemli bir olay. Gerek tarihî gerekse tabiat güzellikleriyle tüm dünyanın gözünün önünde olan, tüm dünyanın imrendiği, beğendiği ve özlediği bir kent. Napolyon “Eğer dünya tek bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu.” demekle Batı dünyasının İstanbul’a duyduğu ilgiyi, verdiği önemi ifade etmiştir. Bu vesileyle Fatih Sultan Mehmet’i ve 6 Ekim 1923’te İstanbul’u düşman işgalinden kurtaran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle ve minnetle anıyoruz.

İstanbul’un layık olduğu gibi, İstanbulluların vereceği kararla ve kendisine yakışan bir şekilde yönetilmesini ümit ediyoruz. Aslında İstanbullular 31 Martta bu kararı verdiler ancak 6 Mayısta yapılan yerel seçim darbesiyle bu iradelerine el konularak siyasi tarihimizin en büyük mağduriyeti ve haksızlığı ortaya çıkarıldı ancak 23 Haziranda İstanbullular bu güzel kente ve kendi iradelerine yeniden sahip çıkacaklar ve “Her şey İstanbul için güzel olacak.” diyoruz.

29 Mayıs, 12 Eylül askerî darbesine gidilen süreçte hâlâ tam olarak aydınlatılmayan, 1980 yılında gerçekleşen Çorum olaylarının da yıl dönümüdür. Temmuz ayına kadar süren ve Alevi yurttaşlarımıza yönelik âdeta bir katliama dönüşen olaylarda resmî rakamlarla 57 kişi hayatını yitirmişti. Bu çerçevede, vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, böyle olayların yaşanmaması için siyasetin sorumluluklarını bir kez daha hatırlatıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yine 29 Mayıs 1993, Almanya’da Neonaziler tarafından kundaklanan bir evde 5 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği günün yıl dönümü. Bu acı olayı bir kez daha şiddetle kınıyor, Türk ve Müslüman karşıtı söylemlerin yarattığı nefret ikliminin sonucunda ortaya çıkan bu olayı kınıyor, bu tip olayların ortaya çıkmaması için Türk ve Alman hükûmetlerinin üzerine düşen ne varsa eş güdüm içinde bunları yerine getirmeleri gerektiğinin öneminin bir kez daha altını çiziyoruz.

29 Mayıs 1971, 12 Mart darbesinin ardından sıkıyönetim komutanlığınca Profesör Doktor Sadun Aren’in, TÖS Genel Başkanı Fakir Baykurt’un, TİP Genel Başkanı Behice Boran’ın tutuklandığı günün de yıl dönümüdür. Sözü uzatmadan şunu hatırlatalım: O sıkıyönetim komutanları ve o gün 12 Mart askerî muhtırasının, darbesinin arkasında duran kimsenin ismi hatırlanmıyor ama Arenler, Fakir Baykurtlar, Behice Boranlar tarihteki ve hepimizin gönlündeki yerlerini koruyorlar.

BAŞKAN – Toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bugün de aydınlara, akademisyenlere, kamu personeline, milletvekillerine, siyasetçilere karşı iktidar eliyle zaman zaman yürütülen cadı avı ve bunun mağdurları önümüzdeki dönemde hatırlanmaya devam ederken yıllar geçtiğinde, bu tutumun arkasında pozisyon alanların isimlerini kimse hatırlamayacak. Bunu hatırlatalım.

Yine 29 Mayıs Sayıştayın kuruluş yıl dönümü, 157’nci yıl dönümü. Bu çatı altında Sayıştayın kuruluşunu anmak önemlidir çünkü Sayıştay, kamu kurum ve kuruluşlarını, sosyal güvenlik kurumlarını gelirleri, giderleri, malları açısından bizim adımıza denetlemektedir. Sayıştay raporlarının biz milletvekilleri için ne kadar önemli olduğu ortadayken bu raporları son dönemde incelten…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …geç yollayan ve işlevsizleştirerek bazı kurumları da Sayıştay denetimi dışına çıkartan iktidar tavrını da eleştirdiğimizi açıkça ifade edelim.

Ankara Barosundan bugün bir açıklama yapıldı. Herhangi bir dernek, kuruluş, vakıf değil ki öyle de olsa iddia işkenceyse dikkate almak lazım. Ama Türkiye’nin başkentinde, bütün avukatların kayıtlı olduğu, kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütünün ve savunma mesleğinin meslek örgütünün “Ankara’da işkence var.” iddialarına kulaklarımızı tıkayamayız. Hele hele yıllar yıllar önce geride bırakılan copla kafaya vurmak, çırılçıplak soymak ve insanlık tarihinin en ayıplı işkence yöntemleriyle tehdit etmek -o copu elinde tutarak- ne amaçla, hangi terör örgütüyle mücadele için yapılıyor olursa olsun insanlık onuru açısından utanç vericidir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tabii.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …terörle mücadeleye katkı değil zarar verir, bir örgütü çökertmeye değil o örgütü yeniden yeşertmeye imkân verir. Böyle bir rezalete başta -umudum yok ama- İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde en çok sandalyesi bulunan Adalet ve Kalkına Partisinin hassasiyetle eğilmesi lazım. On yedi yıl önce konuştuklarını hatırladığımızda, bugün Türkiye’yi böyle otuz yıl, kırk yıl, elli yıl geriye savuracak bu iddialara duyarsız olmamalılar.

Sayın Başkan, son olarak, İnsan Hakları Derneğinin 2 yöneticisiyle birlikte grubumuzu evlatları PKK elinde bulunan -polis, uzman çavuş ve erler- anneler, teyzeler, babalar ziyaret etti. Dört yıldır bir mücadele veriyorlar, gözleri yaşlı. Bugün Sayın Naci Bostancı’dan 14.30’da randevu alabilmiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Son...

BAŞKAN – Tabii, tabii, toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bugün, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı Naci Bostancı’nın kendilerine verdiği randevuyu çok önemsediklerini, aylardır, yıllardır bu randevuyu alamadıklarını söylüyorlar. Bu konuda biz de bunu çok olumlu bir adım olarak görüyoruz. Daha önce de tavrımızı bu kürsüden ifade etmiştim, buradan ifade etmiştim. Biz, bu evlatlarımız askerlik görevini yaparken ya da emniyet mensubu olarak görev yaparken, bu ülke için canlarını ortaya koymuşken PKK’nın eline geçmiş ve hâlen daha hayatta olan bu evlatlarımızın ailelerine kavuşturulmasını, mümkünse bu bayramın buna vesile olmasını önemsiyoruz. İktidar partisinin bu konuda atacağı her türlü adıma ana muhalefet partisi olarak katkı sağlayacağımızı da ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan...

24.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne, Fatih’in fetih ruhuna sahip çıkıldığına ve cumhuriyeti kurarken saldırılara karşı nasıl yekvücut olunmuşsa yine yekvücut olduklarına, İstanbul’da her şeyin daha güzel olacağına ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

29 Mayıs 1453, şanlı ecdadımızın, Fatih Sultan Mehmet’in karadan gemileri yürüterek bir medeniyet inşası mücadelesinde dünyaya adalet, barış, güven, huzur ve refah dağıttığı, tarihin en önemli vakalarından birinin yıl dönümü.

İstanbul’un fethi sadece bir şehrin el değiştirmesi meselesi değildir. İstanbul’un fethi, aynı zamanda bir medeniyet inşası mücadelesinde, insanlığın gelmiş olduğu çıkmazda, bir medeniyetin vermiş olduğu güç ve destekle bütün dünyada adaletin ve barışın egemen olduğu bir tarihtir. Her şeyden önce Efendimiz (AS)’ın müjdesine mazhar olan “İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” müjdesiyle insanlığa barışın, huzurun ve refahın egemen olduğu; yine, Bizanslıların “Kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığını tercih ederiz.” noktasına geldiği ve âdeta Türk-İslam ordusunun Bizans için bir kurtuluş vesilesi olarak Bizans halkının dahi böyle gördüğü bir kutlu zaferdir. Onun için, biz fethe sahip çıkarsak milletimizin bütün dünyada bugüne kadar egemen kıldığı adalet ve barış mücadelesine de sahip çıkmış olacağız.

Tabii, önceki yüzyılın başında şanlı ecdadımız fetih ruhuna yeniden sahip çıkarak Çanakkale’de, Kutülamare’de, Sarıkamış’ta, Trablus’ta, Yemen’de “Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” dizelerinde olduğu gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - …ne kadar zulüm çetin saldırırsa saldırsın medeniyet değerlerinden asla taviz vermeden bütün insanlık için kurmuş olduğu güzel hayalleri hayata geçirme mücadelesini yeniden vermiştir.

Evet, günümüzde aynı şekilde, 1453’te -maalesef bu ülkeye kastedenler- Fatih’in fetih ruhu neyse bugün aynı fetih ruhuna sahip çıkıyoruz. 1923’te cumhuriyetimizi kurarken bu ülkeye yapılan bütün saldırılara karşı nasıl yekvücut olmuşsak yine yekvücuduz. İstanbul en büyük markamız olarak… Yine o şairin dediği gibi: “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;/ Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.” Evet, İstanbul, yine sana sahip çıkmaya, çok daha güzel yarınlar için en güzel markamızı aydınlık yarınlara taşımaya devam edeceğiz.

Her şey daha güzel olacak diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. [İYİ PARTİ sıralarından alkışlar (!)]

BAŞKAN – Ayhan Erel, buyurun.

25.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, 29 Mayıs şair, yazar ve akademisyen Dilâver Cebeci’yi ölümünün 11’inci yıl dönümünde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

AYHAN EREL (Aksaray) – “O çocuklar birer birer gittiler,

Soylu sevda türküleri dudaklarında,

Saçlarında kurt nefesi rüzgârlar,

O çocuklar birer birer gittiler.

Onlar, Oğuz mayası gök ışığın erleri,

Onlar, ülkü çağının bahadır melekleri,

Mor dağların göğsünde kaldı pençe izleri,

Hacer-il esved gözlerini gönlümüze resmettiler.

Eyvah biz kaldık esfelisafilinde!

Ahsenitakvim üzre, onlar geçip gittiler.”

Şiirlerinde bazen Çin Seddi’nden topukladığı atını Tuna boylarında suvaran bir Hun cengâveri, bazen de saçlarını uzatamadığı için sevgilisine sitem eden bir gönül adamı oluyordu. O, Turan ve iman coğrafyamızın şairiydi. Türkiye’m şiiriyle gönüllere taht kuran şair, yazar ve akademisyen Dilâver Cebeci’yi ölümünün yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ersoy…

26.- Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne, çocukların son günlerde sıklıkla kirli ellerin istismarına maruz kaldığına ve küçük bedenlerin ruhlarının lekelenmesine izin verilmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) – 566 yıl önce 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet tarihin akışını değiştiren büyük ve unutulmaz bir olaya imza atmıştır. Ben buradan Türk gençlerine seslenmek istiyorum: Türkiye Cumhuriyeti’ni ileriye taşıyacak büyük azim, disiplin ve çalışmayla hayal ötesi varlık gösterme inancını taşımalarını diliyorum.

Son günlerde sıklıkla yaşanan ve hatta haber gündemlerinden hiç eksik olmayan, hiç kıyamadığımız, geleceğimiz, güzel çocuklarımız hain ve kirli ellerin istismarına maruz kalmaktadır. Bu haberler hepimizin yüreğinden bir parça kopararak vicdanlarımızı sızlatmaktadır. Aklın alamayacağı böyle bir istismarı özendirici tarzda bir kitabın gündeme gelmiş olması da toplum olarak bir başka derin yaraya neden olmuştur. Böyle alçakça bir istismarın küçücük bedenlerin ruhlarını lekelemesine lütfen izin vermeyelim.

BAŞKAN – Sayın Akar…

27.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Biraz evvel Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker bir belge sundu bana, bir belediye başkan yardımcısının sürüldüğüne ve mobbing uygulandığına dair; belge 27/5 yani iki gün önceki tarihli bir belge. Bir insanın sürülmesi için ya başka bir ülkeye gitmesi ya başka bir kente gitmesi ya da başka bir ilçeye gitmesi gerekir ama burada baktığımız zaman -görevlendirme yazısında- aynı ilçe içerisindeki belediyenin bir birimine yollandığı ifade ediliyor ki burada bir sürülme olayı yok. İkincisi, belediye başkanımız tam iki ay önce belediye başkan yardımcılarını toplayarak, daha önce on beş yıllık bir siyasi iktidarın belediye başkanlarını toplayarak onlara kendi arzularıyla başka bir kurum bulabileceklerini aksi takdirde kendileriyle bu görevi sürdüremeyeceğini -ki doğaldır, üst yönetimlerin de kendi kadrosuyla çalışması gayet doğaldır- belirtmiş bir şans tanımıştır. Bir kısım arkadaşımız kendileri büyükşehire gitmiş, bir kısım arkadaşlarımız farklı ilçelere gitmiştir ama kalan arkadaşımız da farklı birimlerde görevlendirilmeye başlanmıştır ki bunu bize söyleyen arkadaşlar büyükşehir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Durmuşoğlu…

28.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

21 yaşında, Peygamber Efendimiz’in “İstanbul, Konstantiniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.” müjdesine mazhar olan büyük komutan Fatih Sultan Mehmet Han ve kahraman ordusunun İstanbul’u fethinin 566’ncı yılını kutluyorum. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu’nun sona erdiği, Orta Çağ’ın bittiği, Yeni Çağ’ın başladığı, siyasi yönden ve neticeleri bakımından dünya tarihine damgasını vurmuş kutlu bir zaferdir. Bu fetih, canını mübarek dinin ve vatanın emrine amade kılmış, bütün varlığını İslam’ın zaferi için feda edenlerin bizlere en güzel hediyesidir. Başta Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere, kendisinin manevi rehberleri olan Akşemsettin’e, Molla Gürani’ye kadar tüm âlimlere, bu şehri fetheden askerlere, bu şehrin asırlardır bizim olarak kalması için mücadele eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, İstanbul daha güzel olacak diyorum.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli ve arkadaşları tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ogilvy şirketi arasındaki ticari ilişkilerin araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/5/2019 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                            Lütfü Türkkan

                                                                                                                                                                  Kocaeli

                                                                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli ve arkadaşları tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ogilvy şirketi arasındaki ticari ilişkilerin araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 29/5/2019 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adına Erzurum Milletvekili Sayın Muhammet Naci Cinisli’ye söz veriyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyanın incisi İstanbul’umuzun 566’ncı fetih yıl dönümü milletimize kutlu olsun. Peygamber Efendimiz’in iltifatına mazhar olmuş Fatih Sultan Mehmet Han ve tüm ecdadımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın milletvekilleri, İYİ PARTİ olarak verdiğimiz araştırma önergesiyle ilgili partim adına söz almış bulunmaktayım. Önergemizin konusu, Kültür ve Turizm Bakanlığının Amerikan menşeli danışmanlık, halkla ilişkiler şirketi Ogilvy’le olan iş birliği.

Geçtiğimiz hafta Meclis gündemine gelen Turizmi Teşvik Kanunu’yla ilgili hazırlık yaparken araştırmalarım sırasında Kültür ve Turizm Bakanlığının bahsettiğimiz “Ogilvy” isimli yabancı şirketle çalıştığını gördüm.

Bu şirket, spesifik olarak turizm temelinde çalışmalar yapmıyor, halkla ilişkiler odaklı pazarlama çalışmalarında bulunuyor. Şirketin faaliyetlerine, başka kimlerle çalıştığına bakıp başarılı bir şirket midir diye araştırmamı derinleştirince şirketle Bakanlığımızın çalışmasının Sayın Bakan Mehmet Ersoy Beyefendi’nin Bakanlığa atanmasından sonra başladığını tespit ettim. Hâl böyle olunca, Sayın Bakanın sektördeki tecrübeleri sonucu bu şirketle çalışmasının normal ve isabetli olduğu düşünülebilir fakat görebildiğim kadarıyla, dünyada üç ülkenin danışmanlık hizmeti aldığı bu şirketten daha çok özel uluslararası şirketler, çokuluslu firmalar danışmanlık alıyorlar. Ogilvy’den danışmanlık alan şirketlerden biri de Sayın Bakanın şirketi. Bu, sır bir bilgi değil, Google’a giren herkes bu bilgiye ulaşabiliyor. Bugün hâlâ Sayın Bakanın şirketleri Ogilvy’le çalışıyor mu, bilmek isteriz.

Ayrıca, yine bu Amerikan şirketinde çalışan bir üst düzey yönetici Ogilvy’le çalışma akdi biter bitmez, hiç ara vermeden Sayın Bakanın şirketine transfer oluyor. Bütün bunların yanında, yine bu Amerikan şirketi, Bakanlığımızın Almanya ofisinden fonlanıyor, ödemeler Türkiye’den yapılmıyor. Edindiğimiz bilgiye göre, şirkete ayda 440 bin Türk lirası ödeme yapılıyor, ücret ödeniyor. Ayda 440 bin liralık ödemenin hangi hizmetler karşılığı yapıldığını bilmekte fayda var.

Şimdi diyeceksiniz ki: “Cinisli, memlekette neler oluyor, sen nelerle uğraşıyorsun?” Sayın milletvekilleri, vatandaşlarımızın gözünde siyaset kurumu değerini tamamen kaybetmeden, gelin lütfen, ülkemizde maalesef detay kalan bu gibi hadiseleri hep beraber önemseyelim.

Konunun maddi boyutu olduğu kadar manevi, yönetim şekli, teamüller boyutu da var ki bence ikinci kısım çok daha önemli. Son zamanlarda üzülerek görüyoruz ki devlet etme hususunda örselenmeler yaşanıyor. Devleti bir şekilde yönetenler var ama devlet adamı vasfını haiz kaç yöneticimiz mevcut? Büyük bir soru işareti. Umarım ki Sayın Bakanın şirketlerinin bu şirketle şu an hiçbir irtibatı kalmamıştır.

Diğer yandan, ülkemize devamlı seyahat uyarısı yapan bir ülke menşeli bu şirket ile Türkiye Cumhuriyeti devleti Bakanlığının iş birliği yapıyor olması onur kırıcıdır. Bunların yanında ve en önemlisi, bir devlet adamlığı, ciddi siyasetçi tavrı noksanlığıdır. Biz İYİ PARTİ olarak işinin çok ehli bile olsa zamanında veya hâlâ ticari bir münasebet içinde olduğu bir şirketi, kendi Bakanlığı döneminde Sayın Bakanının devlet işine bulaştırmamasını beklerdik.

Lütfen, unutmayalım ki çok ciddi devlet ve siyasi teamüllerin yaşatıldığı bir siyasi geleneğin mensuplarıyız. Geleneklerimizi yaşatmazsak kuralları, kanunları da yaşatamayız.

Daha iki gün önce andığımız merhum Başbakan Adnan Menderes oğullarına özel iş yapmayı yasaklamıştı. “Devletin kurumlarının imtihanlarına girin, çalışacaksanız devlette çalışın, hariciyeyi tavsiye ederim. Ben siyasetteyken siz özel iş yapamazsınız.” demişti. Yine büyük siyasetçi Osman Bölükbaşı’nın, oğlu, devlet adamı merhum Deniz Bölükbaşı Bey’e benzer tavsiyelerini biliyoruz. On yıl kesintisiz bakanlık yapmış merhum Tevfik İleri Bey’in devlet işlerini özel işlerine karıştırmamayla ilgili hikâyelerini burada anlatmaya kalksam masal gibi dinleriz. Bunlara benzer daha nice örnekler verebilirim.

Hazine ve Maliye Bakanlığında McKinsey vakası, Tarım ve Orman Bakanlığında Sayın Bakanın müşavirliğini yaptığı bir Kanada şirketinin tarımsal faaliyetlerine, çıkarlarına uygun tasarrufta bulunması, bugün ise Kültür ve Turizm Bakanımızın bizatihi kendi şirketlerinin çalıştığı bir şirketle Bakanlığın iş birliği sevdası. Üzüldüğümüz konu, Sayın Bakanın şirketlerinin vaktiyle veya hâlâ ticari iş birliği yaptığı bir şirket ile kendi başında bulunduğu Bakanlığın iş birliği yapmasında herhangi beis görmemesi, hassasiyet göstermemesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) – Müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Devlet yönetme anlayışımızdaki vurdumduymazlığın, laubaliliğe varan ciddiyetsizliğin bir örneğini dikkatlerinize araştırma önergesi olarak getirme ihtiyacını bu nedenle hissettik. Ogilvy şirketiyle Bakanlığımızın çalışmalarının detaylı olarak Meclise izahatını talep ediyoruz.

Ülke ve devlet yönetme anlayışımıza bir hatırlatma, katkı olması açısından siz değerli milletvekillerinin araştırma önergemize olumlu oy vermenizi temenni eder, saygılarımı sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın Nimetullah Erdoğmuş’a söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlarken önümüzde mübarek Kadir Gecesi var ve ondan sonra da bayramı idrak edeceğiz. Şimdiden hepinizin, halkımızın, bir hakkın ölçüsü, takdiri anlamında olan Kadir Gecesi’ni ve barış ve kardeşliğin âdeta bir miladı, bir miadı olan bayramını tebrik ediyorum.

Turizmle ilgili üç beş kelimeyi paylaşmak istiyorum. Gerçek turizmin muhatabı olabilmemiz için, bu ülkede öncelikle, turizm de dâhil birçok alanda tekelciliğe karşı bir mücadele esastır. Bakınız, eğer bir coğrafyada savaş lobileri devredeyse ve onların tekeli hüküm sürüyorsa turizm veya seyahat özgürlüğünden bahsetmeniz; onun güvenliğinden, güvencesinden bahsetmeniz ve onun kültürel ve inanç boyutunu bütün dünyadaki halklarla paylaşmanız mümkün olmaz.

Kendi ilimden, Urfa’dan bir örnekle bunu açıklamak istiyorum. Bakınız, 2019 yılı “Göbeklitepe Yılı” olarak Hükûmet tarafından ilan edildi ve hâlen de o anlamda, o alanda çalışmalar var.

Peki, dün burada, bu Mecliste, Urfa’da işkenceyle ilgili bir araştırma önergesi vardı ve görmezlikten gelindi. Urfa, işkenceyle gündeme gelirken ve iktidar tarafından görmezlikten gelinirken nasıl biz Urfa’nın bir inanç kenti, bir kültür kenti, bir turizm kenti olarak tanıtımını yapabiliriz? Bunun izahında şahsen ben zorluk çekiyorum. Eğer gerçek anlamda biz bu kentlerimizin o zenginliklerini, manevi zenginliklerini açığa çıkarıp bu şekilde dünyaya tanıtacaksak her şeyden önce antidemokratik uygulamalara son vermemiz gerekiyor, tekelciliğe karşı her alanda mücadele vermemiz gerekiyor; turizm de buna dâhildir diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Topal…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, İstanbul’u bizlere armağan eden Fatih Sultan Mehmet’e, İstanbul’u emperyalistlerden kurtaran Mustafa Kemallere ve 16 milyon insanın gönlünü fetheden Ekrem İmamoğlu’na binlerce selam gönderdiklerine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tarihin akışını değiştiren Fatihlere, dünyanın güzide kenti İstanbul’u bizlere armağan eden Fatih Sultan Mehmet’e binlerce selam gönderiyorum. Ayrıca, yine, İstanbul’u emperyalistlerden kurtaran Mustafa Kemallere, yine 16 milyon insanın gönlünü fetheden, 31 Martta İstanbul Belediye Başkanlığını kazanan ama elinden mazbatası alınan Ekrem İmamoğlu’na, ona da binlerce selam gönderiyoruz. Şunu da ifade etmek istiyorum, az önce değerli hatip dedi ki: “Daha da güzel olacak.” Arkadaşlar, kopya çekmek bir sanattır, onu ifade etmek istiyorum. Evet, her şey Ekrem İmamoğlu’yla çok güzel olacak.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Bunun Hatay’la ilgisi Sayın Topal…

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli ve arkadaşları tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ogilvy şirketi arasındaki ticari ilişkilerin araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Hüseyin Yıldız’a söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinize saygı ve sevgilerimizi sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, ben geçen hafta turizm teşvikinde de Sayın Bakanın bu işi bildiğini, atanmasına sevindiğimi söylemiştim ama Sayın Bakan devletin nasıl işlediğini herhâlde bilmiyor. Biz Sayın Bakanın -İYİ PARTİ’nin verdiği soru önergesine göre- Ogilvy’le anlaşma yapmasına karşı değiliz. Bu işin bir raconu vardır. İhale sistemini kurarsın -binlerce bu işi yapan firmalar var- hem yerli hem yabancı firmalar gelip bu ihaleye girer, ona göre turizm tanıtımını yaparlar. Bu, yıllarca böyle olmuştur ve bu yüzden Sayın Bakan, en azından bu verdiği ihaleyi iptal etmelidir, ihale Kanunu’na göre ihale yapmalıdır. Onun için eğer tarafsa çıksın açıklasın. Bu firma da Amerikan firması. Amerikan hükûmeti karar aldı “Türkiye’ye gitmeyin.” diye, Dışişleri Bakanları açıklama yaptı.

Değerli arkadaşlar, yine, geçen hafta turizm teşviki olarak buraya getirdiniz, destekledik ve çıkardınız. Şimdi, öğleden sonra görüşeceğimiz bu torba yasada da bir sıkıntı var. Hem turizme teşvik veriyorsunuz hem de turizm bölgelerinde, birilerine rant sağlamak için de jeotermal elektrik santrallerinin yetkisini Turizm Bakanlığına, imar değişikliğiyle ona devrediyorsunuz. Kimse sormaz mı size arkadaşlar: “Gerçekten siz turizme teşvik verecekseniz 100-150 milyon dolarlık otellerin yanlarına neden jeotermal elektrik santrali kuracaksınız? Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar? Resmen insanlarla dalga geçeceksiniz.

Değerli arkadaşlar, aynı zamanda Sayın Bakandan şunu istiyoruz... Booking’i iptal ettiniz yani Türkiye’de işlem yapmıyor. Dünyanın en büyük turizm firması arkadaşlar; günde 70 milyon tıklanma var. Yani bizim turizm otellerinin yüzde 40’ını bu firma dolduruyordu. Ne yaptınız? Onun Türkiye’de işlemini kapattınız, kendinize “Odamax” diye bir firma kurdunuz. Değerli arkadaşlar, her şeyden önce ahlaklı olacağız. Demin eski bakan yardımcısı, şu an AKP milletvekili gelip burada 46 milyon turistten bahsetti. 46 milyon turistten bahsediyorsanız 22 milyar dolar gelirden bahsediyorsunuz, 22 milyar dolar. Bu ne demektir? Turist başı 500 dolar bile değil. Bugün diğer Avrupa ülkelerinde, İspanya’da 1 turist bin dolar… Yani yaklaşık 46 milyon siz turist getirmişseniz 46 milyar dolar ciro yapmanız gerekiyor. Bu ne demektir? Demek ki tanıtımla kaliteli müşteri buraya getirilmiyor anlamına gelir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, buradan özellikle Turizm Bakanına sesleniyorum: Bir, kanun teklifini ona göre –uygulayın- getirin, burada yapalım. Booking firmasının yani bu şirketin Türkiye’de de faaliyet göstermesi gerektiğini savunuyoruz. Çünkü bugün turizm firmalarının -ve demin Sayın Bakanım dedi: “Bacasız fabrika.” Evet.- 200 milyar dolar iş adamlarının yatırımı var, otelleri var. Bu firma yüzde 40 doluluk oranı sağlıyordu Türkiye'nin genelinde ama maalesef şu an yasakladınız ve turizm kan ağlıyor. Turist başı gelir de 500 dolar değil, 300 dolara kadar düştü. Sadece Rusya’ya bağlandınız, Avrupa turistini buraya getiremediniz.

Bir an önce Mecliste bu kanun değişikliğini yapmak zorundayız, aksi takdirde, tekrar ediyorum, aksi takdirde 2020, 2021 ve 2022 yılı boş geçecek. Onun için, gelin, Cumhuriyet Halk Partisi olarak size destek verelim, Türkiye'nin turizm gelirini 60-70 milyar dolara çıkaralım.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Yavuz Demir’e söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET YAVUZ DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İYİ PARTİ’nin grup önerisi üzerine AK PARTİ Grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Tabii, daha önceki konuşmaları dinledim; öncelikle onları bir açıklığa kavuşturalım istiyorum. Bu söz konusu edilen Ogilvy firması –telaffuzu da biraz zor- 2008-2010 yılları arasında ETS grubuyla iş yapmış bir firma yani 2008 ve 2010 yılları arasında. Ama konuşan arkadaşlar sanki o tarihten bu tarihe kadar hâlâ aynı firmayla iş yapıyor gibi bir algı yaratıyorlar, böyle bir şey yok. Aradan dokuz yıl geçmiş ve dokuz yıl sonra bir ihale açılmış -biraz önce sayın milletvekilimizin, kıymetli milletvekilimizin söylediği gibi de değil- gerçekten bir ihale açılmış ve yaklaşık 15 firma bu ihaleye katılmış ve Ogilvy firması bu ihale sonucunda kazanmış yani tanıtım çalışmalarını yapmaya hak kazanmış. Ve 2008 yılındaki Ogilvy firmasının çalışanları da tamamen değişmiş, sahibi de değişmiş. Bir kere buna bir açıklık getirelim.

Bunun yanı sıra, çok kıymetli vekiller, Bakanımızın firması global bir firma biliyorsunuz, yaklaşık 7 bin kişiye istihdam sağlıyor. Yani elbette bu kadar büyük bir turizm firması dünyanın çok büyük gruplarıyla, firmalarıyla iş yapma hakkına sahip, yapmıştır ve yapacaktır da, bundan sonra da yapacaktır. Bunda da bir beis olduğunu düşünmüyorum ve şunu da ifade etmek istiyorum: Sayın Bakanı ben bizzat tanıyorum. Bakan olduğundan bu yana emin olun –ben Bodrum’da yaşayan bir insanım, Muğla Milletvekiliyim- defalarca Türkiye’nin bütün turistik kentlerini âdeta mekik dokur gibi dokudu ve en son Bodrum’a geldiğinde… Her gittiği yerde bunu yapıyor. Yaptığı toplantılara sivil toplum örgütlerini de davet ediyor, tüm muhalif görüşler orada bulunuyor ve onların bütün sorularını samimiyetle cevaplıyor ve sonuçta da o en muhalif olan gruplar, kişiler dahi en sonunda Sayın Bakana teşekkür ediyorlar ve birlikte çalışma arzularını ifade ediyorlar. Ben buna bizzat tanık oldum, bunu samimiyetle ifade ediyorum. Yani Bakanımız, şu anda güzel ülkemizin tüm güzelliklerini, özelliklerini, turistik, tarihî, her anlamda bütün değerlerimizi gün yüzüne çıkarmak adına ve turizm girdilerimizi artırmak adına bütün gücüyle çaba sarf ediyor ve çalışıyor, ona kolaylıklar diliyorum.

Çok değerli milletvekilleri, bir de biraz önce sayın milletvekilimizin söz konusu ettiği Booking…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

MEHMET YAVUZ DEMİR (Devamla) – Teşekkür ederim.

Booking sanki Sayın Bakanın Bakanlığı döneminde iptal edilmiş gibi bir ifade kullandı. Oysa Booking firması Sayın Bakandan çok önceki dönemde ve üstelik Bakanlığın da iptal etmediği, TÜRSAB’ın mahkemeye başvurarak, mahkeme kararıyla durdurma kararı verdirdiği bir konu. Onu da bilgilerinize arz ediyorum.

Önümüzdeki mübarek Ramazan Bayramı’nızı kutluyorum. Hepinize en içten duygularla saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Grup Başkan Vekili söz istiyor.

Buyurun Sayın Özel.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli’nin ortaya koyduğu iddiaların ciddi iddialar olduğuna ama bakanların siyasi sorumluluk taşımadığına ve bunun parlamenter demokrasiyle bağdaşır tarafının bulunmadığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yaptığımızın farkında mıyız şimdi? Şu anda biz bir mini gensoru yapıyoruz, çakma gensoru çünkü yok, yok, Meclise karşı bakanların sorumluluğu yok, siyasi sorumluluk taşımıyorlar, sadece şahitliğimizde, huzurumuzda yemin edip gidiyorlar. Ama İYİ PARTİ’li sayın milletvekilinin dile getirdiği, muhalefet milletvekillerinin ifade ettiği gibi, bir bakanın siyaseten ve siyasi ahlak açısından sorgulanması gereken bir husus var; bir kere, ticareti bırakmamış, Bodrum’a gidiyor kendi şirketiyle ilgili toplantılar yapıyor, onu yapıyor, bunu yapıyor. Dünya kadar şey söylenebilir üzerine. Rejime kasteden Anayasa değişikliğinden önce gensoru verilirdi, dağıtılırdı, on gün içinde gündeme alınırdı, gruplar yirmişer dakika konuşurdu, bakanlar da vekâleten değil, asaleten oturur, bu eleştirilere cevap verirdi, biz de vicdan terazimize göre bir karar verirdik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Başkan Vekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bakan, güvenoyu alırsa devam ederdi, güvenoyu almazsa görevini kaybetmiş olurdu ama sen birini seç, geri kalan her şeyi o seçsin, sonra Meclise karşı sorumluluğu olmayan bir bakan, bazen doğru işler de yapıyor olabilir ama yanlış işler, etik dışı işler yapıyor, bir sürü tartışma var. Öyle bir sistem ki bakanın bu iddialar karşısında aklanma hakkı da yok. Her şeyi söylesen nasıl cevap versin Muğla milletvekili, tesadüfen aynı ilçede ikamet eden milletvekili? Bir telefon görüşmesiyle Bakandan belli bilgiler almış, üç dakikada ona cevap veriyor.

Ben meselenin özünden çok bu rejime kasteden Anayasa değişikliğinin bizi nereye savurduğuna dikkat çekmek istiyorum. Bu, doğru değildir. Dün bir başka boyutuyla ortaya çıktı, şimdi bir başka boyutu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Burada İYİ PARTİ’nin değerli milletvekilinin ortaya koyduğu iddialar ciddidir, herkesin aklında şüphe uyandırmaktadır. Usulüne göre bir gensoru açılabilmeli, bakan önce sorgulanmalı, sonra kendisi tarafından savunulmalı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tutanaklarına geçmeli, siyasi denetim görevi yapılmalıdır ama elde bu imkân yok. Ne yapacağız? Araştırma komisyonu… O da beş dakika, üç dakika, üç dakika. “Bakanımız hakkında bunu dediler, ben de çıktım bunu söyledim.” Bunun parlamenter demokrasiyle bağdaşır tarafı yok. Bu tutarsızlığın, bu sıkıntının altını çiziyoruz efendim.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli ve arkadaşları tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ogilvy şirketi arasındaki ticari ilişkilerin araştırılması ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yıldız, Sayın Özel gerekli cevabı verdi.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Cevabı verdi de -şeye geçsin diye söylüyorum- sayın vekilim şunu dedi: Bu bakanın zamanında zaten demedim ki. İlk Meclis açıldığında, Sayın eski Turizm Bakan Yardımcısı var, şu anki Milletvekili, Hüseyin Bey, çıktı, ondan bahsettim, o dönemde iptal oldu.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Yıldız.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de yargı alanındaki cinsiyetçi ve ayrımcı pratiklere neden olan etmenlerin araştırılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/5/2019 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                            Fatma Kurtulan

                                                                                                                                                                  Mersin

                                                                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

29 Mayıs 2019 tarihinde Ankara Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu ve arkadaşları tarafından verilen 2557 sıra numaralı Türkiye’de yargı alanındaki cinsiyetçi ve ayrımcı pratiklere neden olan etmenlerin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 29/5/2019 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu’na söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddeti ile sistematik ayrımcılığı önlemekte ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamakta yargının hayati bir sorumluluğu bulunuyor ama maalesef genel olarak her alanda rastladığımız erkek egemenliğinden yargı da azade değil ve yargıda cinsiyetçiliğin pek çok örneğine rastlıyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı cezasızlık içeren kararlar, etkin bir koruma mekanizmasının yokluğuna rağmen tutuksuz yargılanan erkekler ve bunun dışında, örneğin yerel mahkemenin sistematik cinsel saldırı suçunun varlığını kanıtlayacak delilleri soruşturmaktan kaçınıp başkalarının dedikodularına itibar ettiği son Nevin Yıldırım kararı gibi, bunun bir meşru müdafaa mı ya da bu olayda haksız tahrik indirimi söz konusu olmalı mı gibi şeylere bakmadan -ki bir kadın üye o konuda muhalefet etti ve “Haksız tahrik olmalı.” şeklinde bir karar verdi- kadınların aleyhine olan kararlar; diğer tarafta kravat takan ve o yargının karşısında usturuplu bir şekilde duran –o ne demekse- erkekleri koruyan bir sistemi aslında yeniden yeniden üretiyor yani erkek egemen yargı aslında kadınlara adalet getirmiyor ne yazık ki.

Ve biz çoğu zaman şununla da karşılaşıyoruz: Yani sadece kadınlara adalet getirmezken diğer yandan kadınların yaşam biçimleriyle, ne giydikleriyle, nasıl davrandıklarıyla ilgili de mahkemelerde sorgulanabiliyor kadınlar. Âdeta kendileri değil mağdur olan, bu mağduriyeti yaşatan onlarmış gibi davranılabiliyor ve örneğin Şule Çet davasında olduğu gibi, bir sanık, bir şüpheli kalkıp fütursuzca “Kızınıza sahip çıksaydınız.” diyebiliyor oradaki acılı bir babaya ya da başka birisi, aslında bir kadının cinsel hayatını ya da geçmişini, neler yaşadığını, o günkü mağduriyetinden tamamen ayrı olarak sorgulayabiliyor ve sorgulanan şey, orada yaşam hakkının ihlal edilmesi, yaşadığı şiddet veya başka mağduriyetler değil, kadının yaşam biçimi oluyor.

Şimdi, evet, Türkiye’deki şok olaylar bitmiyor gerçekten. Bugün elimde bir tutanak var, mahkeme tutanağı. Kartal’da İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinde Hâkim Mehmet Yoylu’nun şöyle bir duruşma tutanağı var: Duruşmada bir avukatın, davacı vekilinin eteğine bakıyor ve eteğinin diz boyundan yaklaşık 15 santim yukarıda olması nedeniyle orada dinleyici olarak bulunan avukata -lütfen dikkatle dinleyin, bir yargılamadan bahsediyorum, bir tutanaktan bahsediyorum, elimde bir tutanak var- diyor ki: “Etek boyunuz diz boyunuzdan 15 santim kısa. Bu, örf, âdet ve avukatlık geleneklerine aykırı.” Yetinmiyor, orada dinleyici olarak bulunan avukatlara soruyor: “Uygun mudur etek boyu?” diyor. Avukat: “Evet, uygundur.” diyor. Diğer bir avukata soruyor “Uygun mudur etek boyu?” diyor. “Bu, özgürlüklerle ilgilidir, uygun olup olmadığını ben sorgulayamam.” diyor. Yetmiyor, gidiyor içeriden mahkeme kâtibini çağırıyor, “Cep telefonunu al, bunu baroya göndermemiz lazım.” diyor ve etek boyunun fotoğrafını çekmek istiyor ve avukat bunu reddediyor, bu muameleyi ve tabii ki “Hayır, etek boyumun fotoğrafını çekemezsiniz.” diyor; böyleleriyle yargılama yapılıyor.

Biz bunları 1986 yılında -hatırlayacaksınız belki- “Kadının karnını sıpasız, sırtını sopasız bırakmamak gerek derler.” diyen Çorum Asliye Hukuk Mahkemesi -o zaman aile mahkemeleri yoktu- kararına karşı, dayağa karşı kampanyayı yürüttük ve Türkiye’de kadına yönelik şiddete karşı yılların mücadelesi böyle başladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Şimdi, bu tarz kararlara sadece ceza davalarında rastlamıyoruz, iş hukuku davalarında da rastlıyoruz; mobbing, cinsel taciz, bu tarz vakalarda da aslında davalarda kadınlara ayrımcılık yapıldığını görüyoruz ve bunun dışında, aile hukuku davalarında, şu son zamanda çok moda olan nafakayı sorgulama hikâyesi de aynı şekilde benim meslek hayatımda çokça karşılaştığım şeylerden birisi. Hâkimler âdeta o paralar kendi ceplerinden çıkıyormuş gibi, 200 lirayı, 300 lirayı kadınlara vermekte zorlanıyorlar. Oysa, Türkiye’de yapılması gereken, uluslararası sözleşmelerin uygulanmasıdır, bunlar birer iç hukuk metnidir, kadınların yoksulluğunun sorgulanmasıdır, onları yoksullaştıran etmenlerin sorgulanmasıdır ve bunların ortadan kaldırılmasıdır.

İşte, bunun için bir araştırma önergesi sunuyoruz sizlere ve özellikle kadın milletvekillerine “Reddetmeyin.” çağrısı yapıyorum.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Kocaeli Milletvekili Sayın Lütfü Türkkan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubu adına verilen araştırma önergesi hakkında söz aldım.

Dün cereyan eden, bugün de medyaya yansıyan görüntüleri hepimiz ibretle izledik, tutanağı da gördüm ben. Aslında biz bu filmi seyretmiştik, hep beraber seyretmiştik, üzerinden fazla geçmedi, yirmi sene geçti. 28 Şubatta bunun tersini seyretmiştik. Kızlarımız üniversiteye veya mahkemeye gittiğinde “Başörtüsüyle geliyorsun, sana tutanak tutacağım.” diyorlardı. Yani onları yapanlar ne kadar insanlıktan, vicdandan uzaksa bugün bunları yapanlar da aynı insanlıktan ve vicdandan uzak. İkisi arasında hiçbir fark yok, hepsi de aynı; ikisi de bir faşist düşüncenin eseri: “Benden olmayan yaşamasın, benimle olmayan yaşamasın.”

Bu noktada, sizler 28 Şubat mağduriyetini dile getire getire iktidar olmuş bir partisiniz. Aynı mağduriyetleri başka birisine yaşatanlara karşı sesiniz çıkmıyorsa tekrar böyle bir mağduriyete mazhar olduğunuzda kimseden ses beklemeyin. Hatta ve hatta size “Siz, kendiniz mağdur olunca bağırıp başkasının mağduriyetine alkış tutacak kadar âcizsiniz.” derler, buna müsaade etmeyin. Bizim tepki göstermemizi beklemeyin, en büyük tepkiyi siz gösterin. Bu mağduriyetlerin yaşanması, Türkiye’nin ayrışmasına biraz daha hizmet edecektir.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Belki mağdur olmamışlardır. Kim yararlanıyor bundan?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Bir insanın eteğinin boyu, bir insanın başının örtüsü diğerine ne zarar veriyor ya? O kızın başörtüsü ne kadar rahatsız ettiyse öbürünü, bu rahatsızlığını ne kadar vicdansızca dile getirdiyse kızın eteğinin boyu, bu hâkim beyi ne kadar rahatsız ettiyse, aynı konular.

Ben bir de bir şey söylüyorum: “Eteğinin boyu kısa.” demiş, neye göre kısa? Senin kızının eteği ne boyda veya etek kısa değil de başka türlü nasıl bir günah işliyor, nasıl bir gayriahlaki görüntü yaşıyor, gayriahlaki görüntüler saçıyor? Bunu tartışmak kimin elinde, hangi anne babanın elinde? Bırakın bir başkasını, evlatlarımız var yahu, Allah aşkına, 4 yetişkin evladım var benim, hangisinin giyimine kuşamına müdahale edebiliyorsunuz? İstediği gibi giyiniyor, istediği gibi de kuşanıyor. Buna asla ve kata müdahale edemiyoruz.

Kendi evladına dahi müdahale edemeyen birisinin bir başkasının giyimiyle alakalı, hele bu bir kamu görevlisiyse bununla alakalı tutanak tutacak kadar acz içerisine düşmesini buradan yadırgıyorum, lanetliyorum, kınıyorum. Bu konudaki en büyük, en önemli konuşmayı da Adalet ve Kalkınma Partisinden bekliyorum. Eğer bu konuda gerekli girişimlerde bulunulmazsa -güç gelip geçici arkadaşlar ya, nice güçlü adamlar gördük, hepsi de gittiler- bu güç elden gittiğinde birileri bunun intikamını almaya kalkar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Ama hiç unutmayın, bakın, ben 28 Şubatta bir vakfın başkanıydım, çok önemli bir vakıftı, Rumeli Eğitim Vakfının başkanlığını yapıyordum, başkan yardımcısı Sayın Akşener’di, muhasip ve genel sekreteri de Türkiye'nin en önemli 2 iş adamıydı. O süreçte başörtülü kızlarımız hiçbir burs başvurusunda bulunamadıkları için öyle bir hâle geldi ki başörtülü kızdan başka hiç kimseye burs veremez hâle geldik çünkü her yer tıkanmıştı. Bu güç bugün sizin elinizde, yarın kaybettiğinizde insanlar intikam duygusuyla hareket eder. Ama unutmayın, biz yine bu kürsülerdeysek bu kürsülerde, yoksa dışarıda bu haksızlığın karşısında dikilmeye devam edeceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Gamze Taşcıer’e söz veriyorum.

Süreniz üç dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA GAMZE TAŞCIER (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ülkemizdeki yargı sisteminin içler acısı hâli, toplumun her kesiminin iliklerine kadar hissettiği bir malum artık. İstanbul Barosunun açıkladığı üzere toplumun yargıya olan güveni yüzde 30’lara kadar düşmüş durumda. Güvenin azaldığını Adalet Bakanı da defaatle ifade etti. Tabii, yargıdaki sorun bir değil, yüzlerce ama en büyük sorunlarından biri de yargıdaki cinsiyetçi, erkek egemen bakışın, geleneksel kadınlık anlayışının, dayatılan kodların kararlara doğrudan etki etmesidir.

Sayısız örnek varken bugün de bir başka skandal yaşandı. İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinde görülen davada sözde hâkim olan biri, kadın avukatın etek boyuna kafayı takıp fotoğrafını çekmek istedi. İnsanların giyim kuşamına, kadınların etek boyuna, giydiği topuklu ayakkabıya, saçına, makyajına ya da taktığı başörtüsüne karışan biri yargıç olamaz. Karanlık zihniyetini açık etmesiyle birlikte, bu sözde hâkimin yargıçlık vasfı da ortadan kalkmıştır. Bu kişinin herhangi bir davada adaletle hükmetmesi mümkün değildir. Bu kişi mutlaka açığa alınmalı, hatta meslekten çıkarılmalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Tabii, yargıyı on yedi yılda öyle hâle getirdiniz ki iliklemek için düğme arayan hâkimlerden avukatın etek boyuna bakan mı ararsınız, yoksa karar vermek için birilerinin ağzına bakan hâkimler mi ararsınız. Hepsini on yedi yılda siz bu hâle getirdiniz.

Değerli milletvekilleri, yargıda var olan cinsiyetçi anlayışın sonuçlarına birkaç örnek daha vermek istiyorum. Yargıtay, Isparta’da tecavüzcüsünü meşru müdafaa sonucu öldüren Nevin Yıldırım’ın müebbet hapis cezasını onadı. Bu nasıl bir adalet sistemidir ki tecavüzden yargılanan erkekler, “Kadın bana şöyle baktı, topuklu ayakkabı giyiyordu. Ama gece sokağa çıkmıştı.” diyen kişiler bunları gerekçe gösterip iyi hâl indirimi alırken Nevin Yıldırım muhakkak kravat takmadığı için olsa gerek bu indirimden yararlanamadı. (CHP sıralarından alkışlar)

Ankara’da bir plazanın 20’nci katından önce tecavüz edilip sonra da aşağı atılan Şule Çet davasını yakından izledim. Sanık avukatları ne diyordu, biliyor musunuz? “O saatte erkeklerle ne işi vardı? Ama içki içiyordu.” Hatta cinsel geçmişini bile sorguladılar. Bu avukatlar bunları neden söylüyor, biliyor musunuz? Çünkü biliyorlar ki aynı ülkenin her kurumunda olduğu gibi yerleşik kodlar yargıda da var. Devlet bürokrasisindekiler, yargı koltuklarında oturanlar, savcılar, avukatlar cinsiyetçi ve ayrımcı zihniyet kodlarıyla karar alıyor, hüküm veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

GAMZE TAŞCIER (Devamla) - İzmir’de kadın cinayetinde kırmızı rujdan tahrik olmak, indirim konusu yapıldı. Devletin her kurumunda bu zihniyeti temizlemediğiniz müddetçe isterseniz en mükemmel yasaları yapın, en mükemmel kuralları koyun, olmuyor, olmuyor, olmayacak da. Bu değişim için önce devleti yönetenlerin, iktidar sahiplerinin zihniyetini değiştirmesi lazım. “Kadına şiddet abartılıyor.” dememeniz gerekir. “Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak.” dememeniz gerekir. “Kadınlar iş aradığı için işsizlik artıyor.” dememeniz gerekir. İş isteyen kadına “Kocan çalışıyor ya.” dememeniz gerekir.

Özetle, ey iktidar sahipleri, Nâzım’ın da dediği gibi: “Kabahatin çoğu senin canım kardeşim.”

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Canan Kalsın’a söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA CANAN KALSIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, birkaç hatibimizin gündeme aldığı konuyla ilgili bilgilendirme yapmak istiyorum.

Sayın Bakanımızın da bire bir takipçisi olduğu konuyu, bugün İstanbul’da yaşanan olayla ilgili konuyu Bakanımıza ilettiğimizde bize verdiği cevabı sizinle, kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Sayın Bakanımız Twitter’da da belirtiği gibi, konuyla ilgili “Kıyafet tercihi nedeniyle maruz kaldığı çok tatsız, talihsiz ve hukuksuz olayla ilgili olarak HSK soruşturma başlattı. En kısa sürede yasal gereğinin yapılması için sürecin takipçisiyim.” açıklamasını paylaştı. Yine “Hukuk sistemimiz, adalet dağıtırken de ararken de hiç kimsenin kılık kıyafet veya yaşam tarzı nedeniyle ayrımcılığa ve keyfî işleme maruz kalmasına izin veremez, göz yumamaz.” demiştir.

Bazı siyasi popülizm adına geçenlerde Küçükçekmece’de bir yerde bir çocuğun, 5 yaşında bir çocuğun istismara uğradıktan sonra hiç kimseden ses çıkmayıp, eleştiri olmaksızın, üstüne siyasi linç adına, bir yaşam koçu adına ağza alınmayacak şekilde konuşmalarına kimse ses çıkarmadı maalesef. Toplumumuzda bizim en can alıcı noktamız, çocuklarımız ve kadınlarımız. Bu konuda KEFEK olarak da çalışmalarımız var.

Sözlerime başladım ama İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü de kutluyorum. Ecdadımız olan Fatih Sultan Mehmet Han ve askerlerini rahmetle anıyorum.

Ülkemizde kadın erkek eşitliğinin sağlanması, kadının insan haklarının korunması ve güçlendirilmesiyle kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda özellikle son on yedi yılda önemli yasal düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, önemli uluslararası sözleşmeler imzalanmış, Anayasa ve temel kanunlar başta olmak üzere mevzuatımızda önemli değişiklikler yapılmıştır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla kadını koruyan ve onun beyanını esas alan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, 2012 yılında Parlamentoda kabul edilmiştir. Türkiye'de cinsel suçlar veya şiddet mağduru kadınların, soruşturma ve yargılama aşamasında bir kez daha mağdur edilmesini önlemek amacıyla “Kadının beyanı esastır.” ilkesini benimsemiştir. Söz konusu ilke, ceza hukuku bağlamında kadınlara yönelik cinsel suçlar veya şiddet ve benzeri suç türlerinde tanık veya başkaca delil aranmaksızın soruşturmanın başlatılmasını sağlamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

CANAN KALSIN (Devamla) – Önemle belirtmek gerekir ki 6284 sayılı Kanun’la, korunan kişiye şiddet uygulayan, uygulama ihtimali bulunan kişi hakkında alınabilecek koruyucu ve önleyici tedbirler ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Bir kişinin sadece şahsi olarak yapmış olduğuna tepkileri bütüne yaymak, onlar için, adalet sistemimiz için, yargıçlarımız için adil değildir, bir kişiyi bütüne biz örnek teşkil edemeyiz. Bu anlamda, görevini doğru ve yerinde yapan insanlar konusunda, yapılan bir yanlışlığı diğerinin de aynı şekilde yaptığını, bir kişinin yapmış olduğu insani bir hata karşılığında hemen burada HSK’ye başvuru yapılarak görevinden uzaklaştırılması noktasında görüyoruz. KEFEK’te bir alt komisyon kurulmuş olup İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanmasıyla alakalı çalışmalar yapılmakta, bu konuda birçok kişi davet edilmekte ve ortak noktalarda ortak çalışmalar yapacağımızı da KEFEK olarak söylemek istiyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İstanbul Anadolu Adliyesinde hâkimin giyim kuşam etik kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle kadın avukatın kıyafetine müdahale etmesinin vahim olduğuna ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, bugün yaşananlar, toplumda kadınların hayatını ciddi anlamda kısıtlayan, hatta ve hatta savunma kanadında duran avukatlara taciz noktasına gidecek kadar vahim bir durumdur. Böyle suya, çorbaya dokunmayan -böyle eski bir laf vardır “Suya, çorbaya tirit etmeyin.” diye- kelimelerle geçiştirilmemesi lazım. Bu konuda toplumun hassasiyetinin farkına varmasını bekliyorum iktidar grubunun. İktidar grubu grup başkan vekili başta olmak üzere diğer arkadaşlarımızın bu konudaki bu olayla alakalı tepkilerini de toplum görmek istiyor. Netice itibarıyla biz muhalefet partisiyiz, bu konudaki tepkilerimizi gösteriyoruz, bu konuda uyarıyoruz ama icra makamındaki iktidarın Mecliste grubu olan partisinin temsilcilerinin bu konuda ciddi tepkilerini de bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, asıl sorunun İstanbul Anadolu Adliyesinde avukatın kıyafet tercihi nedeniyle maruz kaldığı hukuksuz olayla ilgili iktidar partisinin, ülkenin bugünkü atmosferine sebebiyet verenlerin öz eleştiri çıkaramamasının olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, Türkiye’de üzerinde cübbe olan birinin meczuplaşması sorun değil, onun orada o yaptığı davranış elbette çok sorunlu, çok utanç verici, çok kınanacak ve telin edilmesi gereken bir mesele; üstünde bir dakika daha cübbenin durması hepimizin utancı ama esas sorun şu: Bunu bir muhalefet partisi gündeme getiriyor, Türkiye çalkalanıyor, baronun Avukat Hakları Merkezi harekete geçmiş. Vallahi, avukatların haklarını korumak için öyle çok iktidar partisinin milletvekiline de ihtiyaç yok ama iktidar partisini temsilen kürsüye çıkan kişi “ama”sız, “fakat”sız, ağız dolusu ve hiç orasından burasından dolaşmadan bu işi lanetleyip “Bir dakika daha cübbesini giyerse bu, hepimizin utancıdır.” diyemiyor ya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Diyoruz, diyoruz!

BAŞKAN – Toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …bir sonraki meczubun bundan sonraki tavrını olağanlaştıran, cesaretlendiren de bu. Esas sorun bu, esas mesele bu.

Gazeteci yerde dayağı yemiş, kanlar içinde, o meseleye tepki göstermek muhalefet partilerine kalıyorsa, iktidar partisi, bu ülkenin bugünkü atmosferine sebebiyet verenler o görüntüden bir özeleştiri çıkarmıyorsa, “2019’da, on yedi yıldır benim yönettiğim ülkede gazeteciler beyzbol sopalarıyla dövülmeye başlandı.” demiyorsa, “Hâkimler eteğinin fotoğrafını çekmeye, millete bu etek boyunu sormaya, bunu zapta yazmaya utanmıyor, bu olabiliyor, bu benim sorumluluğum.” demiyorsa, bir sonraki meczuba, bir sonraki manyağa, bir sonraki Vandala cesareti veren bu, bunu çözecek önce iktidar partisi.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu…

33.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, önemli olanın bu kadar kadın cinayetinin, bu kadar kadın yoksulluğunun, bu kadar taciz ve bu kadar fütursuzluğun niye var olduğunun araştırılması olduğuna ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Biz bu önergeyi hazırladığımızda ve verdiğimizde bu olay olmamıştı yani bu olay üzerine vermedik bu önergeyi. O nedenle, hemen çok dikkat çekici bir olayın, aslında popülist bir söylemle çok da en öne çıkarılmasından yana değilim ben, yıllardır feminist mücadele içinde olan bir kadın olarak. Özellikle de erkeklerin “Kadınlarımız, kızlarımız bizim.” şeklindeki söylemleri de kadınları çok ciddi olarak rahatsız ediyor, bunu da bir kere daha vurgulamak isterim ama yapılması gereken şudur yani biz önergemizde bunu söyledik. Sadece bu olayla ilgili değil, bu olayla ilgili HSK’ye verilmiş olabilir, soruşturma açılmış olabilir. Sadece ceza davalarında da değil, boşanma davalarında, iş hukuku davalarında, yargıda cinsiyetçiliği ele alan bir araştırma önergesi bu, gelin hep birlikte araştıralım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Tamamlıyorum.

Ve özellikle de kadın vekiller, lütfen reddetmeyin, gelin bunu birlikte araştıralım, dedik. Yoksa kadın mücadelesi zaten bugüne kadar Türkiye’deki yasaların değişmesi için gerekenleri yaptı, yapmaya da devam edecek. Olumlu olan şeyleri bizler de görebiliyoruz ama önemli olan, şu anda aksayan ne, bu kadar cinayet niye oluyor, bu kadar kadın yoksulluğu niye var ve bu kadar taciz, bu kadar fütursuzluk niye var, bunları araştırmak. Ama bunları araştırmak için aynı zamanda bu Meclisin de kendine dönüp bir bakması lazım, acaba ne kadar fazla söz söyleyen kadın var ve ne kadar fazla erkek kadınlar adına söz söylüyor diye.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

34.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, demokratik hukuk devletini hayata geçirmek için reformlar yaptıklarına ve yapmaya devam edeceklerine, İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan menfur olayı kabul etmelerinin mümkün olmadığına ve takipçisi olacaklarına ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz bu ülkede demokratik hukuk devleti hayata geçsin diye bir dizi reformlar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bunların da sonuna kadar arkasındayız. Bugün bu cereyan eden hadise, kesinlikle, tevil yollu, dolaylı olarak, kıvırarak asla kabul edilemez. Biz bunun takipçisiyiz. Zaten bu grup önerisi henüz daha görüşülmeye dahi başlanmadan Hâkimler ve Savcılar Kurulunda soruşturması başlatılmıştır. Sayın Bakan da bunun açıklamasını kamuoyuna yapmıştır.

Bakınız, dikkat edilmesi gereken mesele şu: Bugün yargıda yaşamış olduğumuz bu menfur olayı, hamdolsun, bugün Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin hiçbirisi kabul etmiyor. Bunu kabul edemeyiz ve bunun da takipçisiyiz. Ancak lütfen bunu da 28 Şubatla kıyasa dahi kalkışmayın. Neden?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Neden 28 Şubatla kıyas edilemez? 28 Şubat sürecinde devlet eliyle âdeta hâkimlere, savcılara brifingler verilmek suretiyle ve bütün yargı camiası, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Bakanlar Kurulu ve tabii ki devlet içerisinde yapılanmış cuntanın baskılarıyla bizzat ikna odaları kuruluyordu. Şimdi ikisinin arasındaki fark şu: Bugün yapılan bir insan hakları ihlalidir. Bir hukukçu olarak yorumum şu an itibarıyla odur. Bu, bir tacizdir, bir mahkeme başkanına yani mecelleden beri bize tebarüz ederek gelen “Hâkim, hakim olacak, mekin olacak, metin olacak, halim olacak, selim olacak, müstakim olacak, fakih olacak.” sıfatlarını taşıyan bir yargıca asla ve asla yakışmayan bir harekettir; lanetliyoruz. Ancak şu an itibarıyla açığa neden alınmadı? Hepimiz, buradaki hukukçuların her birisi bilir, hukukçu olanlar bilir; bir soruşturma başladığı zaman “Bu bir soruşturma.” denir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Soruşturma ilgili kurulun önüne gelir, orada iki karar alınır; biri tedbir niteliğinde açığa alma kararıdır, diğeri de nihai olarak ilgili hâkime verilecek kınamadan meslekten ihraca kadar gidecek nihai karardır. E, şimdi, demokratik bir hukuk devletinde henüz daha o noktada kararı verecek heyet dosyayı görmeden acaba kim açığa alacak ya da kim meslekten ihraç etme kararı verecek? Soruşturma başlamıştır ve öncelikle bizler milletvekilleri olarak, AK PARTİ Grubu olarak ve inanıyorum ki Mecliste grubu bulunan tüm siyasi partiler olarak bu işin takipçisiyiz ancak şu hususu da ifade ederek sözlerimi tamamlamak istiyorum: Bakınız, iki mesele vardır; bir tanesi Parlamentodur. Bizler genel düzenleyici işlemler yapmak suretiyle vatandaşlarımıza karşı sistematik bu tür insan hakkı ihlalleri olmasın diye reformlar gerçekleştiririz. Diğer tarafta da bu reformlar yani hukuk düzenimiz vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Hukuk düzenimiz, adı ne olursa olsun, hâkim tarafından, savcı tarafından, bürokrat tarafından veya il/ilçedeki en küçük bir memur tarafından ihlal edilecek olursa onunla ilgili yaptırımları da yargı mekanizması karara bağlayacaktır. Yani Meclis de Parlamento olarak yasal düzenlemeler, reformlar yaparken bu tür arızi durumların elbette takipçisi olacak ancak bu konuda reformlarla zenginleştirilmiş, güçlendirilmiş demokratik hukuk yargımız da nihai kararı mutlaka verecektir. Herkes bu noktada müsterih olsun diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

35.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan olayda esas meselenin oluşturulan iklim olduğuna ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hâkimi bu davranışa sürükleyen esas mesele oluşturduğunuz iklimdir, bu hâkim buna cesaret bulabilmiştir.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ne alakası var!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - 28 Şubatın Vandal iklimi de böyleydi. O hâkimler de oluşan o Vandal iklimden cesaret alıp o haysiyetsizliklere sürüklenmişlerdi. Bugün gelinen nokta da farklı değil, bugün oluşturduğunuz iklimden cesaret alan o hâkim, bunu rahatlıkla yapmayı kendine vazife görmektedir. Biliyor ki, göreceksiniz, bırakın Hâkim ve Savcılar Kurulundan ceza almayı, yakın bir zamanda ödüllendirilecektir o. Nasıl ki daha önce gazetecilere beyzbol sopalarıyla saldıranlar, güle oynaya gidip evlerinde oturduysa, daha sonrakiler “Bize bir şey olmuyor, bizi koruyanlar var.” deyip tekrarına devam ettiyse bunda da aynı iklimin tezahürü olacaktır. Sizin vazifeniz olan bu olayı kınamak da değildir sadece, bu mevcut iklimin ortadan kaldırılmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu konuda topyekûn bir çalışmaya ihtiyaç var.

Bu hâkim olan iklim, Türkiye’yi uçuruma sürükleyen bir iklim. Türkiye iyiye gitmiyor, sayenizde iyiye gitmiyor. “Sokakta insanlar birbirinin gözünü çıkaracak.” diyor, bunu ben demiyorum; bunu, bugün Süleyman Soylu diyor. “23 Hazirandan sonra toplumsal ayrışmayla insanlar birbirinin gözünü çıkaracak.” diyor. Bu iklimi sağlayan ben değilim, bu iklimi sağlayan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı.

Teşekkür ediyorum.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

36.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız, bu işi çok sürdürme taraftarı değiliz ancak bu ülkede milletten almış olduğu yetkiye dayanarak...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Millet, Vandallık yapın diye kimseye yetki vermiyor.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – ...milletin medeniyet mücadelesini ayağa kaldırmak için, milletimizin değerlerini yaşatmak için ve yine milletimizin nihai olarak tercihini, takdirini sunmak suretiyle ondan aldığı güçle siyaset yapan AK PARTİ Grubuna ve Meclisteki hiçbir gruba yakışmayacak bir ifadeyi duyduk.

“Sizin oluşturduğunuz iklim.” ne demek? Şimdi, eğer bir olayla bir arızi suç teşkil eden, hiçbirimizin kabul etmeyeceği ve sonuna kadar cezalandırılması için takipçisi olacağımız bir meseleyi, âdeta bir toplumun bir kısmını diğer kısmı aleyhine kin ve düşmanlığı tahrik edecek nitelikte bir ithamı asla kabul etmediğimizi ifade ederim. Biz AK PARTİ Grubu olarak, milletten aldığımız destekle milletimizin değerlerini yüceltmek, bu ülkede özgürlük, refah ve güçlü Türkiye idealini hayata geçirmek için mücadele ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bu tür ithamları kabul etmediğimizi ifade ediyor, yeniden Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir ve arkadaşları tarafından, Türkiye’de yargı alanındaki cinsiyetçi ve ayrımcı pratiklere neden olan etmenlerin araştırılması amacıyla 29/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve arkadaşları tarafından, kamu kaynaklarının reklamlar aracılığıyla medyaya aktarımının araştırılması amacıyla 21/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/5/2019 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                               Özgür Özel

                                                                                                                                                                  Manisa

                                                                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve arkadaşları tarafından, kamu kaynaklarının reklamlar aracılığıyla medyaya aktarımının araştırılması amacıyla 21/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (932 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 29/5/2019 Çarşamba günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Erdoğan Toprak’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Toprak. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, ülkemizde medyanın bugünkü durumu hakkında bir araştırma önergemiz var. Onun gerekçesini açıklamak üzere huzurunuzda bulunmaktayım.

Ama az önceki tartışmayı üzülerek izledim. Böyle önemli konuları halkın temsilcisi olan Parlamentonun bürokrasiye havale etmesini -AK PARTİ Grubu tarafından da- doğru bulmadığımı söylemek isterim. Biz milletin temsilcisiyiz. Evet, biz bunun gereğini yaparız dediler ama gereğini yapması az önceki oylamaydı. O oylamada gereğini yapacaktınız, samimiyetinizi o anda ortaya koyacaktınız. (CHP sıralarından alkışlar) Şu anda samimiyet konusunda yaptığınız, benim fikrimce inandırıcı gelmedi.

Değerli arkadaşlarım, bir ülkenin medyasının bağımsızlığı, özgürlüğü, tarafsızlığı o ülkenin uluslararası alanda gücünü gösterir. Başarılı iktidarlar yandaş medya kurmazlar. Başarılı iktidarlar kendilerini anlatmak için bir havuz oluşturup orada bir kısım medyaya reklam aktarmazlar çünkü başarılı olanların o başarısını zaten tüm medya aktarır. Ama bugün üzülerek söyleyeyim her alanda olduğu gibi medyamız da ikiye bölünmüş durumda; bir tarafsız medya, bir yandaş medya. Oysaki medyanın tek bir görevi var: Doğru haber yapmak, sıkıntılı olanların haberlerini gündeme getirmek, topluma tarafsız bir şekilde haberleri aktarmak. Bugün, bunu ne yazık ki göremiyoruz çünkü medyanın büyük bir finans kaynağı devlet kurumlarından gelen bazı şirketler. Bugün TMSF’de 958 tane şirket var ve TMSF’deki bu 958 şirket reklam gelirlerini neye göre dağıtıyor, belli değil. Bugün, Türkiye'nin sırtında çok büyük bir kambur olan TÜRK TELEKOM, gelirini yandaş olmayan medyadan da alıyor ama bu TÜRK TELEKOM o medyaya reklam vermiyor, Turkcell de aynı konumda.

Değerli arkadaşlarım, bugün ülkemizde gelinen bu noktada iktidarın bu tutumu ne yazık ki Türkiye’deki bu açmazı daha da açmaya başlıyor. Yandaş medya kurdunuz, yandaş medya “Padişahım çok yaşa.” dedi; değerli arkadaşlar, işsizlik azaldı mı? Hayır. Yoksulluk bitti mi? Hayır. Enflasyon düştü mü? Hayır. Ülkeye huzur geldi mi? Hayır. Gözyaşı dindi mi? Hayır. Yani demek ki bu yandaş medya sizlere de bir hayır getirmemiş.

Bir başka önemli nokta ise uçaklara bindiğimizde Cumhuriyet gibi, Sözcü gibi, Evrensel gibi, Yeniçağ gibi bir kısım medyaya sansür uygulayıp ne yazık ki dağıtmıyorsunuz; bunun da nedenini anlamış değiliz.

Değerli arkadaşlarım, uluslararası alanda iki yerde bayrak dalgalanır; biri büyükelçiliğimizdir, bir tanesi de Türk Hava Yollarıdır. Türk Hava Yollarına biner binmez neden bu ülkenin bir kesimine ambargo uygulayarak onların okuyacağı gazeteleri koymuyoruz, bunu anlamış değilim. Beka meselesinden bahsediyorsunuz, değerli arkadaşlarım, böyle yaparsanız beka meselesi doğar. Uluslararası alanda bizi hiç kimse bölemez. 15 Temmuz oldu, herkes sokağa çıktı, hepimiz geldik, bu salonlarda ona karşı durduk ve bugüne kadar hiç kimse bizi bölemedi. Ama sizlerin yaptığı bu olay, belli bir grup medyaya ambargo uygulanması, belli iş insanlarımıza ambargo uygulanması, belli görüşteki kişilere ambargo uygulanması ne yazık ki bizi bu noktaya getirmiş durumdadır.

Ben şunu da söylemek isterim: Bu ülkede siz tarımdan yüzde 65 ÖTV alır, çiftçiyi üretimden vazgeçirir, soğanı, patatesi ithal ederseniz beka meselesi olur. Beş tane havuz müteahhidi dışında kimseye iş vermezseniz beka meselesi olur. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Toprak.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) – Bir kesimin gazetelerini Türk Hava Yollarında dağıtıp diğer kesimin gazetelerini dağıtmazsanız beka meselesi olur; beka meselesi buradan doğar, yoksa beka meselesi böyle, seçimden seçime sizlerin propaganda aracı olarak kullandığınız meselelerden doğmaz. Türk halkı sağduyuludur, burada sağduyuyla karar verecektir.

On yedi yıldır bu ülkede bu Parlamentoyu yönetiyorsunuz. On yedi yılda Parlamentoda muhalefetten gelen bir tek kanun teklifi hayata geçmedi, asıl beka meselesi budur. On yedi yıldır Parlamentonun muhalefet kısmında bulunanlar hiç mi doğru bir şey söylemedi? On yedi yıldır bu sıralarda oturanlar bu ülkenin yararına hiç mi bir fikir üretmedi? Ama unutmayın, sizlerin getirdiği, bu ülke yararına olan birçok kanunda, bin maddelik kanunlarda muhalefet, vatan sevgisiyle size katkı verdi. Bunu unutmayın. (CHP sıralarından alkışlar) Gelin, yeni bir başlangıç yapalım; gelin, bunu araştıralım çünkü medya çok önemlidir değerli arkadaşlarım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Bugün size yandaş olan medya sizin iyiliğinize çalışmıyor çünkü hatalarınızı düzelttirmiyor, ne yaparsanız yapın her şeyi doğru yaptığınızı söylüyor.

Değerli arkadaşlarım, her şeyi doğru yapıyorsanız peki, neden işsizlik yüzde 15’leri buldu, neden bu ülkede her 3 gençten 1 tanesi işsiz, neden döviz almış başını gidiyor, neden sanayi üretimi geriliyor? Yani bunların bir sebebi var. Bunu biz söylüyoruz. Asıl sizin dostunuz olan o beğenmediğiniz, dağıttırmadığınız medyadır, asıl sizin dostunuz olan, size doğru yolu gösteren muhalefet partileridir. Gelin, yeni bir başlangıç yapalım. Bu önemli bir araştırma önergesi, bunun arkasında durun. Sizlere doğruyu söyleyen o medyanın da sesini herkes duysun. Yoksa o paketlerle belli yerlere ücretsiz bırakılan medya sizin dostunuz değil. Biraz ayağınız sendelesin ilk onlar terk eder sizi.

Onun için, bu önergemize olumlu oy vereceğinizi düşünerek hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

“Onlar bu dünyaya niye geldiler/'Li ya'budun' diye diye geldiler./Konaklı, sofralı tuğralıydılar/Bir dilim ekmekle doya geldiler./Eline, beline, diline sahip/Kalpleri nurla yuya geldiler./Hem yüzleri hem sözleri güzeldi/En güzel sözleri duya geldiler.”

Türk İslam ülkücüsü Dilâver Cebeci’yi, Türkiye şiirinin yazarı, Türk milliyetçiliğinin kilometre taşlarından büyük şairi rahmetle, minnetle, duayla yâd ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün İstanbul’un fethedilişinin yıl dönümü, Türk tarihinin hatta dünya tarihinin önemli bir dönüm noktası. Bugün İstanbul’un fethi çok daha anlamlı, çok daha güzel, ecdadımızla gurur duyuyoruz. Tarihimiz bizim yüz akımız; Türk milletinin tarihinde utanılacak tek bir yer, tek bir dönem söz konusu bile değildir. Fatih Sultan Mehmet’i ve mübarek askerlerini duayla, rahmetle yâd ediyorum.

Az önce AK PARTİ Grup Başkan Vekili Cahit Bey de konuşmasında ifade etti, -Bizanslı Grandük Notaras’ın sözü- “Kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim.” dedi. Aslında bu neden söylenmiş bir söz? Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği bu araştırma önergesiyle bir bağlantı kurmak lazım burada, şöyle bağlantı kuracağız: Bir Bizanslı, bir Hristiyan diyor ki: “Osmanlı sarığı görmeyi tercih ederim, kardinal külahı görmektense.” Niye? Adalete hasret kaldığı için. Osmanlı sarığını o tarihte adaletin sembolü olarak gördüğü için kardinal külahı yerine Osmanlı sarığını tercih ediyor.

Şimdi, adalet, her şeyde adil olmak. Peki, yandaş olmayan basının, -muhalif demeyelim, bana göre muhalif olmak başka bir şey- doğruları söyleyen yani iktidarın da muhalefetin de zaman zaman hatalarını ifade eden, yazan, yazılı ve görsel basının Türkiye’deki hâlipürmelali meydanda. Şimdi, bir yandan Osmanlı adaletinden, Osmanlı sarığından...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Koncuk.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

...Osmanlı sarığının temsil ettiği adaletle o Fatih döneminden övgüyle bahsederken bir yandan da o sözün ne anlama geldiğini kaçırıyoruz gibi geliyor, kaçırıyoruz gibi. Yani size teslim olmayan, size göre yanlış şeyler söyleyen, sizi eleştiren basının Türkiye’de yaşama hakkı yok. Bakın, 2017’de 155’inci sıradaydık basın özgürlüğünde dünyada, 2018’de 157’nci sıraya düşmüşüz yani 2 sıra daha geriye düşmüşüz. Bu, AK PARTİ yönetim anlayışının bir başarısıdır, eğer bir başarıysa. Yani dünyada 200 ülke arasında basın özgürlüğünde 157’nci sırada olmak Türkiye’de basının, medyanın ne kadar özgür olduğunu gösteren de bir durumdur.

Değerli milletvekilleri, tarihimizle elbette övüneceğiz ama tarihimizle övünürken, tarihimizle ilgili adalet vurgusu yaparken o adaleti bugün ne insanlarımıza ne de basınımıza çok görmeyeceğiz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekili Sayın Habip Eksik’e söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA HABİP EKSİK (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu kaynaklarının reklamlar aracılığıyla medyaya aktarımıyla ilgili CHP’nin verdiği araştırma önergesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, halkın vergileriyle ve elektrik faturalarına ilave edilen bedellerle finanse edilen medya kuruluşları yani Anadolu Ajansı, TRT ve halkın parasıyla ayakta tutulan havuz medyası maalesef siyasi iktidarın arka bahçesi hâline gelmiştir. Halkın parasıyla ayakta tutulan, özgür olmayan bu medya kuruluşları muhaliflere, siyasilere maalesef yasaklanmış durumdadır. Özellikle seçim dönemlerinde bu kuruluşlar maalesef siyasi iktidarın manipülasyonunu yapma aracına dönüşmüştür yani manipülasyon silahşorluğuna dönüşmüştür. En kirli manipülasyonlardan bir tanesi de 31 Mart yerel seçimlerinin yapıldığı gece seçim bölgem olan Iğdır’da yapıldı. Maalesef Anadolu Ajansının ve havuz medyasının kirli manipülasyonu büyük bir tehlikeye sebep oldu, büyük bir provokasyona sebep oldu. Çok şükür, Halkların Demokratik Partisinin seçmenlerinin o gün sağduyulu yaklaşımı büyük bir felaketten kurtulmamıza sebep oldu.

Değerli milletvekilleri, bu kuruluşlar, bu medya kuruluşları bu manipülasyonları niçin yapıyor? Bu kadar tehlikeli provokasyonlara sebep olacak bu manipülasyonları neden yapıyorlar? Çünkü iktidar onları hak etmedikleri bir parayla besliyor, halkın vergileriyle, halkın parasıyla âdeta orada hak etmedikleri bir şekilde ayakta tutuluyorlar.

Değerli milletvekilleri, seçim sonuçlarını vermeye yetkili kuruluşlar ilçe seçim kurullarıdır, il seçim kurullarıdır, Yüksek Seçim Kuruludur, Anadolu Ajansı veya havuz medyası değildir. Bakın, önümüzde, 23 Haziranda bir seçim daha var ve eminim yine aynı manipülasyonlar yapılacak. Onun için şimdiden sesleniyorum İstanbul’daki vatandaşlarımıza…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Eksik.

HABİP EKSİK (Devamla) – Orada, İstanbul’da oturan tüm vatandaşlarımız o gün o kirli TV kanallarının düğmelerini kapatsınlar ve sandıklarına sahip çıksınlar çünkü yalan haber yapıyorlar.

Değerli milletvekilleri, bu TV kanalları, bu medya kuruluşları son günlerde sürekli programlar yapıyorlar “HDP’li Kürt seçmenler kime oy verecek, kime oy vermeyecek?” diye. Eğer bizim partimizin grup toplantısını yayınlasalardı, eş genel başkanlarımızın grup toplantılarında söylediklerini yayınlasalardı o zaman bileceklerdi kime oy vermeyeceğimizi. Ama ben bu kürsüde yine tekrarlayayım: HDP’li seçmenler kesinlikle Selahattin Demirtaş’ı zindanda tutan iktidara oy vermeyecektir. Kesinlikle Sur’un, Cizre’nin, Nusaybin’in yıkıldığı esnada iktidar olan partiye oy vermeyecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Siz yıktınız.

HABİP EKSİK (Devamla) - Kesinlikle 6 tane belediyemizi haksız yere KHK’li diye gasbedenlere oy vermeyecektir; bunu bilin, bilin!

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Siz yıktınız oraları. Utanmaz!

SALİH CORA (Trabzon) – Sen kime oy vereceksin? Adayınız kim, kime oy vereceksiniz onu söyleyin, cesur olun, kime oy vereceksiniz? Delikanlı olun, delikanlıca söyleyin kime oy vereceksiniz?

HABİP EKSİK (Devamla) – Taybet Ana’nın cenazesinin yedi gün sokaklarda kalmasına sebep olan bu iktidara oy vermeyecektir.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili… Sayın Milletvekili…

HABİP EKSİK (Devamla) - Cemile’nin cesedinin derin dondurucuda bekletilmesine sebep olan…

SALİH CORA (Trabzon) - Kime oy vermeyeceğinizi anladık, kime oy vereceksiniz?

HABİP EKSİK (Devamla) – …bu iktidara oy vermeyecektir, bunu bilin, hafızalarınıza kazıyın ve sizler yine kaybedeceksiniz ve gideceksiniz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sur’u siz yıktınız, utanmaz! Utanır insan biraz be! Sur’u yıktınız, Cizre’yi yıktınız. Terbiyesiz!

HABİP EKSİK (Iğdır) - Çıkarsınız kürsüye konuşursunuz. Terbiyesiz sizsiniz!

OYA ERONAT (Diyarbakır) - Sensin terbiyesiz!

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’a söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SAVAŞ (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerine aleyhte söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Önergede bazı kurum ve kuruluşların reklam harcamalarını belirli gazete ve medya kuruluşlarına aktardığı, bazı gazete ve medya kuruluşlarının ise söz konusu reklam harcamalarından yararlanamadığı iddia edilmektedir. Ancak önergede belirtilen kurum ve kuruluşların büyük bir bölümünün anonim şirket ve halka açık olması, yönetimlerinin genel kurul tarafından belirlenmesi, ortaklarına hesap veriyor olmaları ve bu kuruluşların kârlılık ve verimlilik performans kriterlerine göre faaliyet göstermeleri, uzman ekipler tarafından yarar ve marka tanınırlık araştırmalarının yapılması süreçleri göz ardı edilmiştir. Bu kurum ve kuruluşların ürün ve hizmetleri kapsamında hazırlanan reklam çalışmalarına ilişkin pazarlama ve medya planlaması yapılırken, reklamı yapılan ürün ya da hizmetin hedef kitlesine uygun, reklam mecrasıyla ve sınırlı bütçe imkânları doğrultusunda planlaması uzman ekipler tarafından yapılmaktadır. Buna uygun olarak verimliliği ve etkinliği sağlayacaklarına inandıkları mecraları seçerek yönetim anlayışı sergilemektedirler. Burada ana kriter hedef kitle olup reklam verilen gazetelerin tirajı, satış reklamları, satış rakamları, medya reklam fiyatları dikkate alınmaktadır. Ayrıca bu kurum ve kuruluşların büyük bir bölümü bu konuda profesyonel hizmet sunan ajanslardan da destek almaktadırlar. Kuruluşların amaçları, sınırlı olan bütçeleriyle ürünlerinin maksimum tanıtımı ve satışını gerçekleştirmektir.

Diğer taraftan, CHP temsilcilerinin yönetim kurullarında bulunduğu finans kuruluşları da mevcuttur. Onların da profesyonel ekip tarafından yönetildiği, medya planlamasının bu ekipler tarafından yapıldığı, eldeki sınırlı bütçenin en etkin ve verimli bir şekilde kullanılmaya çalışıldığı kanaatindeyiz. Bu finans kuruluşlarına yönelik de aynı hassasiyeti gösteriyor musunuz acaba? Ama amacınız ismini zikrettiğiniz kurum ve kuruluşları töhmet altında bırakarak itibarsızlaştırmak ise bunun da karşısındayız. Yoksa amacınız önergede mağdur edildiğini iddia ettiğiniz ve ismini belirttiğiniz gazetelere ilave kaynak sağlamak mıdır?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018’de açıklanan rapora göre, reklam sektöründe, diğer reklam mecraları gelirlerini artırırken basın, reklam ve pazarlama yatırımlarının yüzde 19 oranında düştüğü gözlemlenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Savaş.

MUSTAFA SAVAŞ (Devamla) – Bu düşüşle birlikte basın yatırımları yüzde 9,5’luk pazar payıyla 2018’de 4’üncü sıraya gerilemiştir. Bizim burada gazetelerin reklam gelirlerini nasıl artıracağımızı değerlendirmemiz gerekirken “Senin gazeten, benim gazetem” tartışmasına girmemiz olayın özünü gözden kaçırmamıza neden olmaktadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, sayın hatip konuşması sırasında grubumuzu ve grubumuz adına söz alan hatibimizi ilgili kurumları itibarsızlaştırmaya çalışmakla ve “Mevzubahis bazı gazetelere ilave kaynak sağlamaya mı çalışıyorsunuz?” diyerek, Meclisin yasama ve denetim görevini yapan grubumuzu iş takibi yapma gibi bir ithamla karşı karşıya bırakmıştır.

Açık bir sataşma, ağır bir hakaret vardır; İç Tüzük 69’a göre grubumuz adına kürsüden cevap hakkını takdir ederseniz Sayın Erdoğan Toprak kullanacaktır.

BAŞKAN – Buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ın CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ERDOĞAN TOPRAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli üyeler; öncelikle hepinize saygılar sunarım.

Değerli arkadaşlarım, herkes bilir ki Türk Hava Yollarında bir gelenek vardır. Yüksek tirajlı ulusal gazetelerin hepsi burada yer alır; çok azını elerler, onun dışındakilerini buraya koyarlar.

Şimdi, Türk Hava Yolları anonim şirket olabilir ama o anonim şirketin yönetimini atar ve o anonim şirketin büyük sorumluluğunu iktidar partisi taşır üzerinde. Benim söylemek istediğim bu. Benim söylemek isteğim, ülkenin her tarafını böldük, uçağın içini bölmeyelim bari. Aynı uçakta uçuyoruz kaderimiz aynı; bunu söylemek istiyorum.

İkinci bir noktaya gelince; değerli arkadaşlarım, TÜRK TELEKOM’u yabancı bir firmaya verdik, Lübnanlıya verdik; o battı. O batan firmayı tekrar biz aldık. Türkiye’nin bankalarından kamu bankalarıyla onu finanse ediyoruz; Türkiye’deki vatandaşımızın alın teriyle… Hatalı bir satış olduğunu defalarca bu kürsüden söylediğimiz hâlde, sattığınız o Hariri ailesinin yükünü, bugün sizin reklam vermediğiniz o gazetelerin KDV’si ödüyor; bugün -sizin reklam vermediğiniz- orada çalışanların primleriyle ödüyorsunuz. Onun için biz kimseye bir çıkar sağlama peşinde değiliz ama ben hep söylüyorum: Başarılı iktidarlar havuz medyası kurmazlar, başarılı iktidarlar kendilerini eleştirene saygı duyarlar çünkü o eleştiriden kendilerine pay çıkarırlar, hata yapmaları engellenir. Benim sizden ricam parti gözlüğünü bırakın, ülke gözlüğüyle bakın. Parti gözlüğüyle bakarsanız getirdiğiniz Türkiye ortada, sıkıntılı bir yere doğru gidiyor hem iç politikada hem dış politikada ama ülke gözlüğüyle bakar, hepimizin görüşlerini bir hamurda yoğurur ve burada da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekilim.

ERDOĞAN TOPRAK (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

…muhalefet iktidar ayrımı demeden, liyakatli dostlarınızdan, temsilcilerden bu görüşleri alır, yol haritası yaparsanız, burada en kazançlı çıkacak sizsiniz. Onun için gelin… Reklam verilecekse tirajı niye biz göz önünde bulundurmuyoruz? Reklam verilecekse niye reytingi göz önünde bulundurmuyoruz? Dünyada bu işi çözmüşler, biz niye bunu yapmıyoruz?

Değerli arkadaşlarım, siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz, bunun altında yatan sebepleri biliyoruz. Onun için kimseye çıkar sağlamıyoruz ama gelin, siz bu hatadan vazgeçin.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve arkadaşları tarafından, kamu kaynaklarının reklamlar aracılığıyla medyaya aktarımının araştırılması amacıyla 21/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Eronat.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, muhalefet milletvekilleri tarafından İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan olaya ilişkin “AK PARTİ’li kadın vekiller neden tepki vermedi?” eleştirilerinin ayrımcı bir dil olduğuna ve Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in CHP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben son öneriden bir önceki öneri hakkında konuşmak istiyorum. Söz alan bütün muhalefet partililerden “AK PARTİ’li kadın vekillerin neden tepki vermediği” sorularına muhatap olduk, eleştiriler aldık.

Birincisi, ben bu söylemi de ayrımcı bir dil olarak görüyorum. Bir hâkimin yaptığı büyük bir yanlışa yalnız kadınlar tepki vermemeli, kadın-erkek herkes tepki vermeli diye düşünüyorum ve AK PARTİ’de de bir kadın-erkek ayrımı olmadığı için herkes gerekli tepkiyi göstermiştir, gösterecektir de. Bu ayrımcı bir dildir. Bunun dışında, en büyük ayrımcı dili de gene basından görüyoruz. Bizlerle ilgili bir haber yaparken “kadın vekil” tabirini kullanıyorlar, oysa erkek vekillerle ilgili bir haber yapılırken “erkek vekil” tabiri kullanılmıyor. Bu, en modern görünen basın mensuplarında bile karşılaştığımız bir durum. Bu durumların düzelmesini istiyorum.

Ayrıca, Sur, Cizre ve Silvan yıkılmışsa bunlar kim tarafından yıkılmıştır? Bütün kamuoyunun gözü önünde gerçekleşmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Başkan…

38.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan’ın, Irak'ta yürütülen Pençe Operasyonu'na ve 29 Mayıs İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ABDURRAHMAN BAŞKAN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz önceki gece 20.00 itibarıyla Irak’ın kuzeyindeki Hakurk’a, teröristlerin yuvalandıkları bölgeye bir harekât başlatmıştır. Bu harekât sınır ötesinden gelebilecek her türlü tehlike için önlem almayı ve teröristlerin yuvasını imha etmeyi amaçlamaktadır. Bu harekâtın planlanması ve icrasında görev yapan erinden generaline kadar tüm askerlerimize Cenab-ı Hak’tan güç, kuvvet ve muzafferiyet diliyorum.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Bey “Türkiye terörizmin ağır sonuçlarına ciddi ölçüde maruz kalmıştır. Bölücü terör örgütleri yıllardan beri güvenliğimizi, varlığımızı, birliğimizi, elbette millî bekamızı hedef almışlardır. Terörün beşerî, sosyal ve ekonomik maliyeti ne yazık ki çok fazla olmuştur.” diyerek, Türk Silahlı Kuvvetlerimize tam destekte bulunmuştur.

Bu bölge, merhum Turgut Özal’dan Demirel’e, Ecevit’ten Mesut Yılmaz’a, Tansu Çiller’den Sayın Erdoğan’a kadar tüm liderlerin Irak ile müzakerelerinde sürekli masada olan alandır.

Bugün tarihin dönüm noktalarından biri olan İstanbul’un fethinin 566’ncı yıl dönümünü kutluyoruz. Fetih, sadece bir şehir değil…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Beştaş…

39.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Anadolu Adliyesinde yaşanan olayla ilgili başta kadın vekiller olmak üzere bütün milletvekillerinin ortak tutum belirlemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)- Evet, teşekkürler Sayın Başkan.

Doğrusu, önergemiz oylanmadan önce söz almıştım, ancak sıra geldi.

Şunu ifade etmek istiyorum: Gerçekten, bugün bir hâkimin, kadın avukatın etek boyuna karışmasıyla gelen kadına yönelik şiddet, istismar ve temel uygulamalar bugünün sorunu değil ama bugünkü uygulama, tam da kadına yönelik şiddeti özendiren, cezasız bırakan yargının aynı yargı olduğu gerçeğini bir kez daha önümüze koymuştur.

Biz Meclis olarak, hepimiz, başta kadın vekiller olmak üzere, gerçekten bu konuda ortak bir tutum alabilmeliydik. Meclis bugün büyük bir olumsuzluğa daha imza atmıştır çünkü tacizci bir hâkimin de -adını koyarak söylüyorum- gündeme gelmesiyle kadına yönelik vermiş olduğumuz araştırma önergesinin bugün kabulü gerekirdi. Halkın iradesini temsil eden bir organ bugün verdiğimiz önergeyi reddederek aslında totalde hâkimlerin tacizine de ağır tahrik indirimlerine de ve cezasızlık politikasına da “dur” dememiştir. Bunu gerçekten kabul etmemiz mümkün değildir. “Erkek adalet” dediğimiz tam da budur. Kadın avukatın etek boyuna müdahale eden yargıdır aynı zamanda.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:16.38

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor, gündemin Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmına geçiyoruz.

Birinci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan 1’inci maddesinin önerge işleminde kalınmıştı.

1’inci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun okuyun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                      Muhammet Naci Cinisli                         Mehmet Metanet Çulhaoğlu                              Tuba Vural Çokal

                                  Erzurum                                                     Adana                                                            Antalya

                               Metin Ergun                                                                                                                     Bedri Yaşar

                                    Muğla                                                                                                                             Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Samsun Milletvekili Sayın Bedri Yaşar, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum.

Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanunu’nun 7’nci maddesine 3’üncü fıkra eklenerek belli muafiyetler isteniyor. Şimdi, bu 1’inci maddeyle -özellikle zaten 3 dönemdir bu kurum zarar ediyor- zarar eden bir kuruma vergi muafiyetinin getirilip getirilmemesinin bence hiçbir önemi yok. Kaldı ki Kültür Bakanlığının döner sermayesi bir gelir elde ediyorsa bunun karşı tarafı da devlettir. Elde ettiği geliri devlet bir taraftan alıp diğer tarafa koyacaktır. Burada bu muafiyetin getirilmesinin çok da fazla bir öneminin olmadığını düşünüyoruz. Neticede devletin kendi kurumu, kendi muaf olursa devlet istifade eder, devlet vergiyi alırsa yine Kültür Bakanlığının çeşitli projelerinde bu parayı harcar.

İçinde ne olduğu belli olmayan torba yasalardan başka bir şey de görüşemez olduk. Bu torba yasaların içerisine ne buluyorsanız atıyorsunuz. Attığınızla da kalmıyorsunuz, aradan iki üç ay geçmeden bu torba yasa içerisindeki kanunları da tekrar görüşmeye başlıyoruz. Maden Kanunu böyle, Vergi Kanunu böyle, İhale Kanunu böyle. Ha bire ana kanunların üzerindeki değişiklikleri yapmaktan kanunları görüşemez hâle geldik. Bunlara örnek verecek olursak İhale Kanunu 185 kez değişti, tahmin ediyorum 186; 200’e doğru dalya deyip gidecek gibi duruyor.

Biz, tabii, bunların, değişikliklerin yapılmasına da karşı değiliz; özellikle 15 Temmuz Köprüsü üzerinden geçen ticari araçlarla ilgili cezaların yazılması. Bu da, yine, bizim, özellikle araçları Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne yönlendirmemizin bir sonucu. Burada bir sürü vatandaşımız mağdur oldu. Aynı Maden Kanunu yine torbayla geldi. Üç ay önce görüştük, bugün yine Maden Kanunu’yla ilgili değişiklik var. TRT’yle ilgili neredeyse ayda bir buraya düzenlemeler geliyor, hurdayla ilgili düzenlemeler geliyor. Biz, bir defa, parti olarak bunları desteklediğimizi peşinen de söylemek isteriz.

Ama bunun yanı sıra, özellikle ülkemizde bütün bunlarla uğraşırken çok ciddi ekonomik krizle de muhatap olduğumuzun altını çizmek isteriz. Biraz önce iktidar partisine mensup milletvekilinin de söylediği gibi, reklam gelirlerinin bile düştüğü bir dönemde, reklam harcamalarının bile düştüğü bir dönemde ekonomide ileriye gittiğimizden bahsetmemiz mümkün değil. Rakamlar da zaten onu gösteriyor. Özellikle 2008-2009 siyasi krizinde bile gayrisafi yurt içi hasılamız yüzde 6,2 oranında küçülmüştü, 2009’da bu rakam 4,7 oranında küçüldü. O yıllarda Tüketici Güven Endeksi sırasıyla yüzde 62 ve yüzde 70,05 olmuştu. Oysaki TÜİK’in, mayıs içinde açıkladığı Tüketici Güven Endeksi 55,3 olarak o yılların da çok altına düştü. 2018 Mayıs ayı, 2019 Mayıs ayı arasında son bir yılda Tüketici Güven Endeksi yüzde 20,4 oranında geriledi. Sektörel Güven Endeksi, hizmet sektöründe yüzde 13,6, perakende ticaret sektöründe 7,4, inşaat sektöründe yüzde 35,5 oranında düştü. Özetle, üreticide ve tüketicide güven dip yaptı. Bırakın piyasadaki güvenin dip yapmasını, bugün bankalarda bile TL mevduat hesaplarını döviz mevduat hesapları geçti. Yani Türkiye’de yaşayanlar dâhil TL’ye güvenmiyor, onlar da birikimlerini döviz hesaplarında değerlendirmeye çalışıyor.

Güven Endeksi’nin düşmesinin altında yatan sebep şu: Bakın, güven düştüğü zaman yatırımcıların ülkemize itibar etmesi de düşüyor. Bugün Arjantin’den sonra en yüksek oranla borçlanan ülke konumundayız; LIBOR+7, 8’lerle biz bugün finansal arenada borçlanmaya çalışıyoruz.

Özetle, bunlardan da öte, vatandaşlar arasında güven kalmadı. Eskiden esnaflar birbirine elden borç verirdi, “Kasadan git al.” derdi, “Çekim var, senedim var, yardımcı ol, ödeyelim, biz de sana destek oluruz.” derdi. “Derdi” geçmiş zaman ekini özellikle kullanıyorum. Bugün kimin yanına gidip sıkıntılarınızdan bahsetseniz onlar sizden daha beter bir vaziyette, sıkıntılarını dile getiriyorlar. Yardımlaşma orta yerden kalktı, beraber hareket etme orta yerden kalktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Dolayısıyla bugün artık oturup bu torba yasalarda normal meseleleri yani güncel meseleleri çözmek yerine işin anasına inip ekonomiyle ilgili ciddi adımlarımızın atılmasının zamanı geldi de geçiyor.

Bizim muhalefet olarak ekonominin düzelmesine yönelik, istihdamın düzelmesine yönelik, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik atacağınız her türlü adımı desteklemeye hazır olduğumuzu şimdiden ifade etmek istiyorum. Bu ülke hepimizin, hepimiz bu gemideyiz ama bu problemleri halının altına süpürerek, görmezden gelerek “Ekonomik kriz yok, sıkıntı yok.”, şu yok bu yok diyerek bu işlerin altından kalkmamız mümkün değil.

Geçen seneye nazaran işsiz sayısı 1 milyon 300 bin artmış. Bakın, bütün göstergeler negatif. Bu kürsüye çıkıp da işlerin iyi gittiğine dair tek bir şey söyleyin, biz de sizinle beraber hareket edelim. Ama bakın, büyüme, işte “2002’den 2018’e gelirken şu kadar büyüdük.” Arkadaşlar, dünya büyürken biz de büyüdük. Aynı yönde hareket eden iki aracın hızı değişmediği sürece aynı noktadayız demektir. Yani dünyada ekonomi açısından 16’ncı sıradayken bugün de aynı yerlerdeyiz. Yani Çin bugün 5 katı büyürken biz -250 milyardan 750 milyara- 3 katı büyümüşsek büyüme oranları arasındaki ilişkilere bakmak lazım. Bakın, biz 2002 rakamlarıyla neredeyse aynı yerdeyiz. Sizin 2023 hedefleriniz var, ilk 10 ekonomi arasına gireceğinizi ifade ediyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Peki, toparlayın.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Bugünkü rakamlarla Türkiye'nin dünyadaki ilk 10 arasına giremeyeceğini elimizdeki rakamlar gösteriyor. Keşke girse biz bununla gurur duyarız. Tekrar söylüyorum, atacağınız her türlü adımda sizlerin yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum.

Son olarak şunu da söylemek istiyorum Samsun Milletvekili olarak: Geçmiş dönemde fındık konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Bugünden uyarıyoruz: Gelin, ekim sonunu, kasım başını beklemeyin, bugünden bizim fındık fiyatımızı Avrupa’da belirlemeyelim, Türkiye'de belirleyelim; önümüzde temmuz ayı var, Kurban Bayramı geliyor, bizim de üreticimize bir hediyemiz olsun, iktidarın hediyesi olsun. Bugünden fiyatları belirleyebilirsek herkes pazardaki pozisyonunu alır, harcamalarını da ona göre yapar diye sözlerimi bitiriyorum.

Şimdiden herkesin bayramını tebrik ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Betül Zeybek’in 21 Şubat 2019 Perşembe gününden beri haber alamadığı eşi Salim Zeybek’in akıbetinin ne olduğunu öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün odama bir genç hanımefendi geldi ve çok ciddi olarak mağdur olduğu bir sorunu aktardı; çok vahim bir durum aslında. Betül Zeybek, eşi Salim Zeybek’in doksan sekiz gündür, tam doksan sekiz gündür, 21 Şubat Perşembeden beri kayıp olduğunu ifade etti. 2 çocuğuyla birlikte, eşiyle birlikteyken tanımadığı ve silahlı birtakım insanların bir araçla yanına geldiklerini ve bu araçtan inen kişilerin kim olduklarını sorduğunda “Biz devletiz.” dediklerini ve eşini alıp götürdüklerini ifade etti ağlayarak. Ne olduğunu, kim olduğunu bilmiyorum fakat sonuçta başvurmadığı yer kalmamış. Elimde zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna da sunulmuş bir dosyası var. Aynı zamanda İnsan Hakları Vakfına, İnsan Hakları Derneğine ve bunun dışında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – …Ankara Barosuna, her yere başvurmuş Betül Zeybek. Suç duyurusunda bulunmuş Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ve henüz hiçbir cevap alamamış.

Şimdi, bu Hükûmet gerçekten doksan sekiz gündür haber alınamayan bir yurttaşının akıbetini bilmek ve bununla ilgili bilgilendirmek zorunda. Ben de bu Meclisin bir milletvekili olarak çocuklarının önünde kaçırılan ve bu travma çocuklarına da yaşatılmış olan Salim Zeybek’in akıbetinin ne olduğunu araştırmalarını ve bilgilendirmelerini rica ediyorum. Bunun için bu dosyayı her konuşmasında büyük bir anayasal hukuk devleti olduğumuzu iddia eden sayın AK PARTİ grup başkan vekiline sunuyorum. Bu, tutanaklara geçsin ve bu konuda lütfen Meclisi bilgilendirsinler çünkü Ankara Barosu da açıklama yaptı -aynı gün 6 kişi kaçırılmış- ve bunun takipçisi olacaklarını bildirdi. Böyle bir ülke mevzuatı olamaz.

Çok teşekkür ederim söz verdiğiniz için.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                      İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                      Çorum                                                           Tekirdağ

                               Servet Ünsal                                                                                                                     Özcan Özel

                                   Ankara                                                                                                                             Yalova

MADDE 1- 19/6/1979 tarihli ve 2252 sayılı Kültür Bakanlığı Döner Sermaye Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

“Döner sermaye, 3 üncü maddede sayılan iş, hizmet ve faaliyetleri dolayısıyla kurumlar vergisinden muaftır. Bu muafiyetin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca yapılacak vergi kesintilerine şümulü yoktur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun…

Süreniz beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun teklifinin 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Meclis yetkilerinin gasbedildiği bir dönemden geçiyoruz. Şartlar ne kadar ağır ve zor olursa olsun milletin sesi ve nefesi olmaya devam edeceğiz, yanlışları yüksek sesle haykıracağız, halkımızın sağır bırakılmasına izin vermeyeceğiz. Torba kanunlarla yasama sürecine darbe vuran AKP iktidarının bu anlayışını sürdüreceğini üzülerek görüyoruz. Yani torba kanun cambazlığına tam hızla devam etmelerinden dolayı üzgünüz ama bu cambazlık acı sonuçlar getirir, sizleri şimdiden uyarıyoruz.

Değerli milletvekilleri, meslek örgütleri, üniversiteler, sektör temsilcileri ve konunun uzmanlarıyla yeterince tartışılmadan getirilen yasal düzenlemeler kısa bir süre sonra tekrar değiştirilerek önümüze getiriliyor yani yazboz tahtasına döndürüldük.

Teklifin 1’inci maddesiyle Kültür Bakanlığı Döner Sermaye İşletmesi kurumlar vergisinden muaf tutuluyor. Kamu maliyesinde yer alan tüm döner sermaye işletmeleri gelir, gider, harcama durumu açısından bütüncül bir anlayış içerisinde olmalıdır. Getirilen bu düzenlemeyle Kültür Bakanlığına tanınan imtiyaz sebebiyle bütünlük bozuluyor. Alelacele getirilmiş bir düzenlemedir bu. Kamu maliyesi bütüncül yaklaşım gerektirir, tek tek bazı döner sermayelere bu hakları tanımak yanlıştır.

Getirdiğiniz torba yasa teklifiyle kısa bir süre önce değiştirdiğiniz yasaları tekrar tekrar değiştiriyorsunuz. Gelişmiş ülkelerde görmediğimiz bu ciddiyetsizliği ülkemizde görüyoruz. İki buçuk ay önce Maden Kanunu’nu bu Meclisten hep beraber çıkardık ama ne geçti iki buçuk aydan bu tarafa ki tekrar Maden Kanunu’nda değişiklik yapıyoruz. Bakınız, yazıktır bu ülkeye; sadece AKP döneminde Maden Yasası’nda 2’si köklü, 14 tane değişiklik yapılmış, hiçbir düzenleme sıkıntılarımıza çözüm olmamış.

Değerli milletvekilleri, torba yasada yapılan düzenlemelerle ruhsatlar bölünmekte, ÇED süreci baltalanmaktadır. İşlemeyen ÇED süreci torba yasayla iyice işlevsiz hâle getirilmektedir. Böyle bir yapı hem ekolojik hem iş güvenliği açısından çok acı sonuçlar doğurmaktadır.

Değerli milletvekilleri, seçim bölgem olan Tekirdağ yanlış sanayileşmenin, plansız sanayileşmenin en çok acısını çeken bir il. Sürdürülebilir kalkınma yerine çevreyi, doğal zenginlikleri yok eden bir sanayileşmeyle karşı karşıyayız. Arıtmasız çalıştırılan fabrikaların bıraktığı atıklar bugün Ergene’yi âdeta kanalizasyona dönüştürmüştür. İçinde canlı yaşayamaz hâle gelmiş, bu durum bölgemizdeki tarımı da olumsuz yönde etkilemektedir. Bölge insanının kanserleşme riskini de gün geçtikçe artırmaktadır. Daha geçen yıl, Tekirdağ’ın ciğerleri konumundaki 102 hektarlık orman alanında 180 bin tane meşe ormanının kesilmesine ÇED raporuyla izin verdiniz, bu bir çevre cinayetidir. On gün önce de Marmara Ereğlisi ilçemizde cam fabrikası yapılmasına yönelik ÇED raporu onaylandı. İnsan sağlığı, tarihî doku, kültürel ve tarımsal yapıya zarar veren şehrin ortasındaki bu fabrikanın nasıl onay aldığını merak ediyorum. Fabrikanın hangi yakıtı kullanacağı açıklanmadan ÇED raporu nasıl verilmiştir, bunu bütün halkımız soruyor. Bu da halkımızın endişelerini haklı çıkarmaktadır ki bu fabrika şehir ortasına kurulamaz, insanımız perişan olur.

Değerli milletvekilleri, yine önemli bir konuda konuşmak istiyorum. Son dönemde rüşvet, yolsuzluk, iftira, karalama, taciz, tecavüz konularının gündemi işgal ettiği ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Bir ahlaki irtifa kaybı söz konusu, sosyolojik açıdan incelenmelidir. Küçük çocukların tacizlerinin, tecavüzlerinin süreklilik kazandığı bu tablo üzüntü vericidir. Bu konudaki suçlar artarken pedofiliyi öven kitapların dahi çıkartıldığı bir ortamın oluşması ürkütücüdür. Bakın, bir ülkenin muhalefet partisinin genel başkanını linç etmeye çalışanlar, başka muhalefet partisinin genel başkanının evini basanlar, gazeteci dövenler serbest bırakılıyor. İşlemeyen bir adalet ve hukuk süreciyle karşı karşıyayız. Amma velakin iktidara en ufak eleştiri içeren tweet atanlar hemen içeri alınıyorlar. Ne hikmetse, çocuk pedofilini öven iğrenç bir kitap rahatlıkla basılabiliyor. Bunun üzerinde düşünmemiz lazım arkadaşlar. Böylesi utanç verici kitap sosyal medya konusu olunca soruşturma açılıyor ve “Zümrüt Apartmanı” adlı bu utanç ötesi kitabın yazarı ve onu basanlar, Kültür Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının suç duyurusuyla birden işleme tabi tutuluyor. İktidar, enerjisini muhalefeti karalamak yerine değil sapkınlık, çocuk tacizleri, yolsuzluklar, rüşvet ve kadın tecavüzleri üzerine mücadele etmelidir, kötülüklerle mücadele zamanıdır.

Değerli milletvekilleri, dün akşamki birleşimde MHP Konya Milletvekili Sayın Esin Kara Hanımefendi bir talepte bulundu. Esin Hanım diyor ki: “19 tane ilde kenevir ekiliyor.” Ben de ziraat mühendisiyim, bu konuda sizleri bilgilendirmek, Genel Kurulu bilgilendirmek istemiştim ama akşam kısmet olmadı, bugünkü gündemde bunu dillendirmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Ocak 2016 yılında çıkan kanunla 19 ile kenevir ekimi için izin verildi. 9 Ocakta da Cumhurbaşkanı meydanlara çıktı ve dedi ki: “Bundan sonra poşet yasak, keten lif için kenevir ekeceğiz.” Ama bir şeyi kaçırmışlardı; aynı, seçim zamanlarında sahaya çıktıklarında “Uçağımızı yapacağız, arabamızı yapacağız.” diyoruz ama hâlâ araba da yok uçak da yok ortada. Gelinen nokta da yine aynı şekilde, 2016’da 19 ile kenevir izni verilmişti, o günden bugüne ortada bir şey yok.

Bakınız, bir tane kayıtlı çeşidimiz yok. Neyi üretiyorsunuz? Dört yıl olmuş, hâlâ bir üretim yok. Yalnız, birinin de hakkını yememek lazım, “ASAM” diye bir stratejik araştırmalar merkezi kendi çapında bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Geçmişte Anadolu’da ekilen çeşitlerimiz vardı; Gökçeağaç, Nazlı ve Vezir. Bunlardan Gökçeağaç içlerinde birazcık tohumla beraber 55 dekarlık geçen yıl üretim yapmış. Ya arkadaşlar, bu şirket veya enstitü dışında üretim yapan kuruluşumuz yok. Tarım Bakanlığımız bu konuda uyumuş. Tarım Bakanımız her konuyu olduğu gibi bunu da sümen altına atmışlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Başkanım, bitiriyorum, toparlıyorum.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Devamla) – Bu bağlamda, Sevgili Milletvekilim, üzülmenize gerek yok ama ben size sadece şu uyarıyı yapayım: Bu ülkede keten tohumu ekiliyordu ve keten tohumunda 3 tane çeşidimiz kayıtlı sevgili milletvekili arkadaşlarım. Gelin, keteni destekleyelim, keneviri destekleyelim. Yerli tohumumuz yok ama bu yerli tohumları seleksiyonla beraber AR-GE’ye alalım. Olmuyorsa yurt dışından tohum getirip şimdiye kadar üretime almamız gerekiyordu ama biz icraat bekliyoruz, söz beklemiyoruz.

Bu duygu düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, bayramınızı kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde dört tane önerge vardır. İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Mahmut Celadet Gaydalı                              Hakkı Saruhan Oluç                                       Erol Katırcıoğlu

                                     Bitlis                                                       İstanbul                                                           İstanbul

                                Ahmet Şık                                     Tülay Hatımoğulları Oruç                                         Garo Paylan

                                  İstanbul                                                      Adana                                                          Diyarbakır

Diğer önergenin imza sahipleri:

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                         Muhammet Naci Cinisli                                  Tuba Vural Çokal

                                    Adana                                                     Erzurum                                                          Antalya

                               Bedri Yaşar                                                                                                                     Metin Ergun

                                   Samsun                                                                                                                             Muğla

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri; AKP Hükûmetinin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana, kendi siyasal kodları ve toplumsal çıkarları doğrultusunda eğitim sistemine yaptığı açık veya gizli müdahalelerin son yıllarda artarak devam ettiği görülmektedir. AKP iktidarlarının eğitime yönelik merkezîleştirme, piyasalaştırma ve kadrolaştırma esaslı müdahalelerinden en çok akademik özgürlük ve üniversite özerkliği etkilenmiştir.

Kuşkusuz, yükseköğretimde özerklik ve özgürlük konusu AKP iktidarlarından önceki hükûmetler tarafından da gündeme alınmamış ve üniversiteler her dönemde iktidarların müdahalelerine maruz kalmıştır. Devlet üniversitelerinde eğitim Kenan Evren cuntasından miras kalan YÖK-AKP iş birliğiyle önce fişletildi, daha sonra 15 Temmuz nimetlerinden yararlanılarak hepsi ihraç edildi. Öğrenciler ve öğretim üyeleri bir yandan devlet eliyle kriminalize edilip polis postallarıyla akademisyenlerin cübbeleri ezilirken diğer yandan “vakıf” adı altında özel üniversiteler ülkenin dört bir yanını kalitesiz ve niteliksiz eğitimle sarıp eğitim ticarileştirmiştir.

Değerli milletvekilleri, şu an Türkiye’de toplam 76 tane vakıf yükseköğretim kurumu bulunmaktadır. Vakıf üniversitelerinin son yıllarda hızlı bir şekilde artış göstermesinin temel nedenleri, her ne kadar kâr amacı gütmeyen kuruluşlar olarak ifade edilse de ticari saikler olduğu ortadadır. Vakıf üniversitelerinin temel finansmanları kurucu vakıf tarafından aktarılan kaynak ve öğrenci harç ücretleriyle gerçekleşmektedir. Vakıf üniversitelerinin kurumlarının bütçesinin hangi kaynaklardan oluşturulduğunun kurumun akademik niteliğiyle doğrudan ilişkisi olduğu söylenebilir. YÖK tarafından 2007 yılında hazırlanan bir çalışma vakıf üniversitelerinin bütçesinin oluşmasında öğrenim ücretlerinin oranını vermektedir. Bu oranlarda birçok vakıf üniversitesinin gelirinin yüzde 90’dan fazlasının öğrencilerden alınan harçlar olduğu görülmektedir. Yine 2018 raporunda değişen hiçbir şey olmamış, öğrenci tabanlı ekonomik gelişim modeli bu kurumların öncelikleri hâline gelmiştir.

Kuruluş amacı gereği finansmanın vakıf kaynakları ve diğer gelirler üzerinden sağlanması gerekirken birçok vakıf üniversitesinin finansmanının öğrencilerden alınan harçlar üzerinden karşılandığı anlaşılmaktadır.

Vakıf üniversitelerinin 2017-2018 öğrenci harç ücretleri incelendiği zaman 90 bin lirayı bulan miktarda öğrencilerden ücret alındığı görülmektedir. Bu bağlamda vakıf üniversitelerinin, amacı dışında, özel üniversite gibi işletildiği apaçık ortadadır. Bununla birlikte piyasa payı büyük olan alanlarda öğrenci gelirlerine ek olarak ürettiği hizmet üzerinden özel bir kuruluş gibi gelir elde eden vakıf üniversiteleri de bulunmaktadır. Bu vakıf üniversitelerinin büyük bir bölümü sağlık alanında faaliyet göstermektedir. Diğer taraftan vakıf üniversitelerinde hukuk ve tıp gibi gelecekteki muhtemel getirisi daha yüksek olan programların kontenjanları tamamen dolarken bazı programların ise boş kaldığı görülmektedir. Yine, akademi niteliği önde olan üniversitelerin kontenjanları yüksek öğretim ücretine rağmen tamamen dolarken akademik niteliği sorunlu olan üniversitelerin kendilerine ayrılan kontenjanları doldurmakta güçlük çektiği görülmektedir. Mesela 105 bin lira öğrenim ücreti olan Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi bölümlerinde tüm kontenjanlar dolmaktadır ancak öğretim ücreti 20-30 bin TL civarında olan fen edebiyat fakültesi programları ise boş kalmaktadır.

Vakıf üniversitelerini kalite açısından değerlendirdiğimizde kurumlar arasında önemli farklar olduğu görülmektedir. Ulusal ve uluslararası çeşitli üniversite sıralama sistemine bakıldığında bu farklılaşma açık bir şekilde görülmektedir. Bilime, eğitime, öğretime değil, yine para kazanmaya dayalı bir ticarethane daha kuruluyor. Halkların Demokratik Partisi yeni üniversite kurulmasına karşı değildir fakat Türkiye’deki birçok üniversitenin tabela üniversitesi olmasının ötesine geçmediği, yükseköğretimin hızla özelleştirilip piyasanın kaderine terk edildiği; kamusal, bilimsel, özerk, demokratik karakterinin hızla aşındırıldığı; akademisyen kıyımının yaşandığı Boğaziçi Üniversitesinde olduğu gibi öğrencilerin üzerinde baskıların her geçen gün artırıldığı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın Sayın Gaydalı.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – …15 Temmuz darbe girişimi sonrası açığa çıktığı üzere birçok üniversitenin belli sermaye gruplarına veya çarpık zihniyetli gruplara peşkeş çekildiği bir ortamda yeni üniversitelerin kurulması doğru değildir. Eğitimde kaliteyi artırmadan başarılı olmak da mümkün değildir. Bugün her 4 üniversite mezunundan 1’inin işsiz olduğu bir ortamda “vakıf” adı altında yeni bir üniversite açmanın mantıklı bir izahı da bulunmamaktadır. Kantite arttıkça kalite düşer. Mantar gibi türeyen üniversiteler yerine mevcutlar rehabilite edilerek kaliteli eğitimin ve ihtiyaca dönük çalışmaların yapılması daha mantıklı olur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önerge hakkında söz isteyen Muğla Milletvekili Metin Ergun.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

METİN ERGUN (Muğla) – Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 2’nci maddesi “İstanbul Galata Üniversitesi” ismiyle yeni bir vakıf üniversitesi kurulmasını öngörmektedir. Öncelikle parti olarak bu üniversitenin kuruluşuna destek verdiğimizi belirtmek istiyorum ama şunu da söylemeliyim: Son yıllarda ekonomimizde yaşanan enflasyona benzer şekilde bir üniversite enflasyonu yaşandığını ifade etmek istiyorum. Durmadan üniversite açma politikası sistemin hazmetme kapasitesinin çok üzerine çıkmış ve âdeta akademik bir yıkım doğurmuş durumdadır. Birbiri ardına açılan vakıf üniversiteleri âdeta birer ticarethane mantığıyla açılmaktadır. Yükseköğretim metalaştırılmakta ve üniversite olmanın gerektirdiği kurumsallaşma sağlanamamaktadır. Bugünkü verilere göre, ülkemizde 200’ü aşkın üniversite bulunmaktadır fakat üniversitelerimizin kalitesine baktığımız zaman durum hiç de iç acıcı değildir. Çok sayıda üniversite açmak, iyi binalar yapmak doğal olarak kaliteyi beraberinde getirmemektedir. En fazla dikkat edilmesi gereken konuda çok aceleci davranıyoruz. Bu hızlı yapılaşma akademik zihniyeti ortadan kaldırmaktadır. Akademi her şeyden önce bir zihniyet, ilmî bir zihniyet meselesidir. İlmî kriterlere uygun olarak ilmî zihniyete sahip öğretim üyesi yetiştirmek Mecliste kanun çıkarmak kadar kolay değildir. Bu durum akademik zihniyeti olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla bu mesele Türkiye’nin kalkınmasını ve toplumsal gelişimini olumsuz etkileyecek ve acı neticesiyle de önümüzdeki yıllarda karşılaşacağımız bir durumdur. Bu konuda bir felakete doğru sürüklenmekteyiz. Bugün üniversite eğitimimizde gerçeğimiz şudur: Akademisyen yetersizliğinden dolayı araştırma görevlileri âdeta bir öğretim görevlisi gibi yoğun şekilde ders vermek durumunda bırakılmaktadır. Bundan dolayı da ders yükü altında akademik çalışmalarına yoğunlaşamamakta ve akademik gelişimlerine sağlıklı bir şekilde odaklanamamaktadırlar. Bununla birlikte, öğretim elemanları ve asistanlar ekonomik koşullarından tutun atanma ve kadro bulmaya varıncaya kadar çok ciddi sıkıntılara maruz kalmaktadırlar. Ayrıca, çözüm bulunması gereken bir de kayırmacılık ve mobbing gibi yönetimsel, idari baskı ve sorunlarla uğraşmaktadırlar. Yine, bilimsel araştırmalara ayrılan ödenek son derece azdır. Uluslararası kongrelerin takibi için öğretim üyelerine yeterli maddi destek verilmemektedir. 2547 sayılı Kanun’un 50/d maddesi genç akademisyenleri gelecek endişesine sevk ettiği için konsantrasyonlarını olumsuz etkilemektedir. Mevcut üniversite sayımız ve kapasitemizle ters orantılı olacak şekilde akademiye çok az sayıda kadro verilmektedir.

Diğer bir sistemik sorun da üniversitelerimizin idari ve mali özerkliklerini tamamen yitirmiş olmasıdır. Akademisyenlerin kendi yöneticilerini seçme hakları ellerinden alınmış ve üniversitelerimizde siyaset vesayeti kurulmuş durumdadır. Kaliteli üniversitelere sahip ülkelerin sosyoekonomik olarak gelişmiş seviyelerde olması bir tesadüf değildir. Bizim, Türkiye olarak yaşadığımız bugünkü ekonomik sıkıntıların temel sebeplerinden biri budur. Yükseköğretimdeki bu sıkıntılardan dolayı çağımızın gerektirdiği teknolojik atılımı ve ekonomik kalkınmayı bir türlü yapamıyoruz. Bugün katma değeri yüksek bir üretim gücümüzün olmayışının en önemli sebeplerinden birisi yükseköğretim sistemimizin içinde bulunduğu durumdur. Üniversite-sanayi iş birliği olması gereken düzeyin çok altındadır, patent sayılarımız oldukça düşük seyretmektedir. Biz İYİ PARTİ olarak iktidardan yeni açılan bu üniversitelerin yanında yükseköğretimin niteliğini artıracak dolayısıyla geleceğimizi kurtaracak reformlar yapmasını bekliyoruz.

Geldiğimiz aşamada üniversiteden mezun olmak gençlerimizin daha güzel bir hayat kurmasına yardımcı olmamaktadır. Çünkü üniversitelerden mezun olan gençlerimiz iş bulamamaktadır. Son rakamlara göre, ülkemizdeki işsizlerin neredeyse dörtte 1’i üniversite mezunudur. Resmî olarak 1 milyon üniversite mezunu işsiz durumdadır. Türkiye'nin büyük şirketleri 3-5 üniversite dışında hiçbir üniversiteden mezun kabul etmedikleri gibi yurt dışında eğitim görmüş gençleri tercih etmektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

METİN ERGUN (Devamla) – Bugün Amerika’nın, İngiltere’nin vasat bir üniversitesinden mezun olmak bile Türkiye'de daha çok kapı açmaktadır. Çünkü maalesef dünya sıralamasında ilk 500 üniversite arasına bir tane devlet üniversitemiz bile girememektedir.

Sayın milletvekilleri, üniversiteler bir ülkenin lokomotifidir, üniversitelerimiz ne kadar güçlü olursa ülkemiz de o kadar güçlü olur.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2'nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                      İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                      Çorum                                                           Tekirdağ

                              Jale Nur Süllü                                            Servet Ünsal                                                    Özcan Özel

                                  Eskişehir                                                    Ankara                                                            Yalova

MADDE 2- 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

“İstanbul Galata Üniversitesi

EK MADDE 201 - İstanbul'da Bulut Eğitim Vakfı tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Galata Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.

Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;

a) Diş Hekimliği Fakültesinden,

b) Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesinden,

c) Spor Bilimleri Fakültesinden,

ç) Meslek Yüksekokulundan,

d) Lisansüstü Eğitim Enstitüsünden,

oluşur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba yasanın içine sıkıştırılıvermiş, vakıf üniversitesi kurulmasına ilişkin maddenin görüşmelerine ışık tutması açısından öncelikle sizlerle üniversitenin tanımını paylaşmak istiyorum. Teknolojiyi, toplumsal olayları, sanatı, kültürü dünyaya yansıtan ve yansımaları alan bilimsel kentlerdir üniversiteler; aynı zamanda, akademik çalışmalarıyla dünyaya yön vermeyi görev edinmiş, insanlık değerlerini gelecek nesillere aktaran akademisyenlerin yaşadığı kentlerdir.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, bu tanıma uygun, ülkenin gereksinimlerine hizmet edecek ve nitelikli kadrolarıyla özgür, sorgulayan bireyler yetiştirecek üniversiteler kurulması gerektiğine inanıyoruz, bir üniversite kurulurken de Millî Eğitim Komisyonunda görüşülmeden alelacele geçirilmeye çalışılan bir üniversitenin bu tanıma ne kadar uyduğunu ve bunun arkasındaki anlayışı sorgulamamız gerektiğini düşünüyoruz.

Tek bir binaya sığdırılmaya çalışılan vakıf üniversiteleri, evrensel kent tanımına ne kadar uymaktadır? Kampüsü bile olmayan üniversiteler birer eğitimhane midir yoksa ticarethane midir? Görüştüğümüz maddeyle vakıf üniversitesini kuracak Bulut Vakfı kimin himayesindedir? Bu sorulara yanıt verilmelidir. Eğer merak edenleriniz olursa, sosyal medyaya şöyle bir bakmanız yeterli.

Üniversite açılmasına asla karşı değiliz ancak üniversitenin borç ödeme, rica yerine getirme aracı olarak değil, ülkemizin geleceğine ışık tutma aracı olarak görülmesini istiyoruz. Kârlılık amaçlı kurulan üniversitelerin bilimsel üretim ve gençlerimize sağlayacağı katkıdan da endişeliyiz.

Yürütmenin bakış açısıyla diploma odaklı eğitim planlaması, yetkinlik odaklı planlamanın önüne geçmiş, nitelikli eğitim dar bir azınlığın erişebileceği bir ayrıcalık hâlini almıştır. Eğitim planlaması ve istihdam arasında bağ kurulamadığından, işsizlerin yüzde 28’i ne yazık ki üniversite mezunudur. Yürütme, üniversitelerin niteliğinden çok niceliğiyle ilgilenmekte, kurulan üniversite sayılarıyla övünmektedir. Eskişehir’de olduğu gibi, yine bir torba yasa garabeti içinde bir gecede üniversite bölünerek üniversite sayısına eklenmekte ancak üniversitelerin sorunları göz ardı edilmektedir. Partizanca ve liyakatten uzak rektör atamalarıyla üniversitelerin özerkliği zarar görmekte, YÖK üniversitelerin tepesinde kılıç gibi sallanmaktadır.

Üniversitelerdeki demokrasi eksikliği akademisyenlerin beyin göçünü tetiklemektedir. Birilerinin hatırına üniversite açarken akademisyenlerin hatırı hiç mi hiç düşünülmemektedir. Vakıf üniversitelerinde çalışanların kölelik koşullarında çalıştırılmasını, nitelikli bilimsel çalışma olanaklarından yoksunluğunu, meslekten uzaklaştırılan akademisyenleri, tutuklu öğretim üyelerini görmezden geliyoruz. Dünyada ilk 500 üniversite arasına giremeyişimizi hiç sorgulamıyoruz. İktidar olanaklarını birilerine sunmak yerine mevcut üniversitelerimizin niteliklerini iyileştirmek için neler yapabileceğimizi hiç mi hiç konuşmuyoruz. Bunları konuşacağımıza İstanbul’daki 47, Türkiye’deki 76 vakıf üniversitesine bir yenisini daha ekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, hiç üniversitelerimizin doluluk oranlarını merak ettiniz mi? 1 kişinin kayıt yaptırdığı fakülteler olduğunu biliyor musunuz? Kapanmak üzere olan üniversitelerimiz var mı? Kaç bölüm, bugüne kadar neden kapatıldı? 4 matematik netiyle kayıt yaptırılabilen kaç mühendislik fakültesi var bugün ülkemizde? Yükseköğrenim tercihinde devlet-vakıf kıyaslamasında devlet üniversiteleri ne durumda? Bunları bilmenin bir önemi var mı sizce? Önemli olan, hatırlı kişilerin gönlünü hoş tutmak.

Galatasaray Üniversitesinin adını çağrıştıracak, tarihî semt adı Galata Üniversitesi olarak koydukları adından ve içeriğinden başka ne biliyoruz bu üniversite hakkında?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Bir dakika rica edebilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Buyurun.

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Vakıftan kimsenin gelip bilgi vermediği Bütçe Komisyonu tutanaklarına geçmiş. Ayrıca, neden Bütçe Komisyonunda görüşüldüğünü de anlayabilmiş değiliz. Açılacak bölümler için bir ihtiyaç planlaması var mı, onu da bilmiyoruz. Örneğin, diş hekimliği fakültesi var. Diş hekimleri odası on altı yılda 19’dan 86’ya çıkan fakültelerin 63’ünde eğitim verilebildiğini söylüyor. Bu sayı sabit olsa bile 6.500 mezunun sadece 750-1.000 arası olması gerektiği söyleniyor. Ne bilir onlar? Meslek odalarının gerektiğinde haddi bildirilir. Kimse kafasını boşa yormasın, nasıl olsa birileri sarayda oturuyor ve sizin de bizim de yerimize karar veriyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Tamamlayacağım Sayın Başkan.

Hani dillere çok pelesenk edilen şu beka meselesi var ya, esas beka meselesinin, esas bekamızın eğitim planlamasından geçtiği bilinciyle davranmamız gerektiğini artık anlamış olmamız gerekir diyerek Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlar ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesine (d) fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini öneriyoruz.

Gereğini saygılarımızla arz ederiz.

                               Sefer Aycan                                           Muharrem Varlı                                 Abdurrahman Başkan

                            Kahramanmaraş                                               Adana                                                            Antalya

                               Baki Şimşek                                                                                                                       Esin Kara

                                   Mersin                                                                                                                              Konya

“e) Sağlık Bilimleri Enstitüsü”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 2’nci madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum.

Yeni bir üniversite açıyoruz. Tabii, şimdi söyleyeceklerim sadece bu üniversiteyi bağlamıyor. Genel anlamda Türkiye’de üniversite açılması ve üniversite sistemi üzerinde konuşmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, 200’den fazla üniversitemiz var. Yeni bir üniversite açılmasına ne kadar ihtiyacımız var? Bu ihtiyaç tespitini nasıl yapıyoruz? Neden yeni bir üniversite açıyoruz? Neden yeni bölümler açıyoruz? Neden bu kadar kontenjan belirliyoruz? Bunların bir hesabının olması lazım, ihtiyaç tespitinin yapılması lazım. “Hangi alanlarda yeni fakültelere ihtiyaç vardır ve hangi alanlarda yeni iş gücüne ihtiyacımız vardır?” diye hesaplar yapılması lazım. Yoksa açılan üniversiteler ve altyapısı oluşturulmadan açılan üniversiteler hiçbir sorunu çözmemekte, hatta yeni sorunlara sebep olmaktadır. Bir üniversite açılacaksa önce onun altyapısı oluşturulmalı, fiziki imkânları oluşturulmalı, öğretim üyesi kadrosu oluşturulmalı, laboratuvarları, uygulama alanları oluşturulmalı. Sadece prefabrik binalarda ya da apartman dairelerinde fakülte açılmasını doğru bulmuyoruz. Bu şekilde yapılan üniversite eğitiminin de eğitim olduğunu kabul etmek mümkün değil.

Tabii üniversite denince akla, sadece ders verilmesi gelmemeli. Üniversite demek aynı zamanda araştırma yapmak, uygulama yapmaktır fakat biraz evvel de söylendiği gibi, eğer 500 üniversitenin içerisinde, dünyadaki 500 üniversitenin içerisinde bir Türk üniversitesi yoksa bunun sebebi, araştırma kapasitemizle alakalıdır. Araştırma yapamayan, bilime katkıda bulunmayan üniversiteler, gerçek anlamda da bir üniversite değildir ve en büyük eksikliğimiz de budur.

Onun için, üniversitelerin araştırma yapmasını istiyorsak bu AR-GE faaliyetlerine önem vermemiz lazım. 20’nci maddede Sanayi Bakanlığının fon oluşturması ve bununla ilgili destekler var, bunu destekliyoruz. Üniversitelerin kendi bünyesinde bilimsel araştırma projeleri yapması için fon kaynakları var, bu fon kaynaklarının artırılmasını ve üniversitelerimizin gerçekten bilim üretmesini, araştırma yapmasını istiyoruz. Sadece prefabrik binalarda yüksekokullar açmanın, gerekli gereksiz yerlerde, uygun olmayan yerlerde okullar açmanın hiçbir yararı yoktur, hele hele o ilçenin kalkınmasına sebep olsun diye meslek yüksekokulu açmanın da bir faydası yoktur. Bir öğretim görevlisi bulunan meslek yüksekokullarıyla meslek eğitimi yapmak mümkün değildir ya da buradan yetişen çocukların bir meslek edinmesi de mümkün değildir. Yazıktır, bu çocukların kaderiyle oynuyoruz, ailelerin kaderiyle oynuyoruz; üstelik, bu üniversiteler vakıf üniversiteleri olduğu için belirli bir ücret ödeniyor, her yıl başına en az 20 bin lira ücret ödeniyor ve bu, beklenti yaratıyor, bu, millî ekonomidir ve gereksiz bir harcamaya sebep oluyor ve bunun sonrasında, bu çocuklarımız işsiz kalıyorsa daha büyük zarar veriyoruz.

Üniversite mezunları şu an ciddi bir işsizlik sorunu yaşamaktadır. Bu da uygun olmayan branşlarda uygun olmayan kontenjanların getirdiği bir durumdur. Üniversite mezunlarının işsizliği yüzde 26’dır yani her 4 üniversite mezunundan birisi işsizdir ve bu, ülke ekonomisine çok daha büyük sorundur. Diş hekimliği fakültesi açıyoruz ama sağlık bilimlerinde bile eleman fazlalığı vardır. Diş hekimi ihtiyacımız var mıdır diye hesap yapmadan diş hekimliği fakültesi açmak veya diğer sağlık branşlarında okullar açmak, öğrenci almak, bence ülke ekonomisine fayda değil, zarar vermektedir. Bugün, tüm sağlıkçılar, hemşireler, diyetisyenler, optisyenler, çevre sağlığı teknisyenleri, teknikerler, fizyoterapistler işsizdir ve 550 bin sağlıkçı bile atama beklemektedir.

İşsizliğin en fazla olduğu bir diğer alan mühendislik alanlarıdır. Mühendislik alanlarında aşırı kontenjan artışları yapıyoruz ve bu fakültelerden mezun olan çocuklarımız maalesef iş bulamamaktadır. Onun için yeni bir üniversite açarken mutlaka iyi bir altyapı oluşturmalı ve gerçekten hangi alanlarda ihtiyaç olduğunu tespit etmeli ve genel anlamda da ülkemizin ihtiyacı doğrultusunda kontenjan belirlemeliyiz diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde üç önerge vardır, ilk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                                    Hakkı Saruhan Oluç

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                           İstanbul

                               Garo Paylan                                   Tulay Hatımoğulları Oruç                     Mahmut Celadet Gaydalı

                                Diyarbakır                                                    Adana                                                              Bitlis

                                                                                           Meral Danış Beştaş

                                                                                                       Siirt

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                  Bedri Yaşar                                  Muhammet Naci Cinisli

                                    Adana                                                      Samsun                                                          Erzurum

                           Tuba Vural Çokal                                          Aylin Cesur

                                   Antalya                                                      Isparta

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Gezi 6 yaşında diyerek başlamak istiyorum. Dündü, ertelendiği için bugün tekrar ifade etmek istiyorum.

Gerçekten, son yılların en geniş katılımlı, bütün seslerin yer aldığı, barışçıl, demokratik bir eylem olan Gezi 6 yaşında. Milyonlarca çığlık baskıya, zulme karşı birleşmişti Gezi’de. “Hepimiz Gezi’deydik.” diyoruz. Hepimiz 24-25 Haziranda Silivri’de olacağız. Bu vesileyle -adalet, eşitlik, özgürlük talebinde buluşanların kazanacağını da- başta Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Mehmet Ayvalıtaş ve Medeni Yıldırım’ı da saygıyla anarak başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, 3’üncü maddede TRT’nin yeniden ele alındığı bir madde görüyoruz. Gerçekten, burada, nedir temel mantığı? Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerin öngördüğü ödevleri yurt içinde ve yurt dışında yerine getirmeyen TRT çalışanlarına disiplin cezası getiriliyor. İlk başta algılanamıyor aslında ama işin esasına girince… Ya, disiplin cezası getiriliyor, sanki TRT iktidar partisi dışında başka bir yayın yapıyormuş gibi, sanki muhalefet partilerine her gün yer veriyormuş gibi, sanki TRT gerçekten kamu yayıncılığı yapıyormuş gibi bir de disiplin cezası getiriyorlar. Bunu yapsaydı… Yapmadığı için disiplin cezası getirmek lazım çünkü TRT AKP’nin yayın organı olarak çalışıyor, bizim vergilerimizle, herkesin vergisiyle yayın organı olarak çalışıyor ama TRT üzerindeki operasyon bitmiyor.

Bu vesileyle şunu da söyleyeyim: Otuz altı saniye bize yer verilmiş, onu da size hediye ediyoruz, baş başa, alın TRT’yi, zaten yayın size yapılıyor.

TRT’deki operasyon, ameliyat bir türlü bitmiyor. Nedir gerçekten buradaki? “Yeniden yapılandırma” diyorlar. Neydi adı tam olarak? İstihdam fazlası personeller atıldı, 169 kişi, bu yetmedi, KHK’lerle daha önce yine birçok TRT çalışanı atıldı. “İstihdam fazlası personel var.” diyorlar, atıyorlar; diğer yandan, taşeron vasıtasıyla, farklı şekillerde yeni işçiler alınıyor. Yani burada yine TRT’nin yayın politikasına bir müdahale var ve siyasi kadrolaşmanın zemini hazırlanıyor.

Şimdi, burada gerçekten nasıl ifade edeyim bilmiyorum, Oğuz Haksever’i duymuşsunuzdur. İnsanların ağzını bantlıyorsunuz, konuşmasını yasaklıyorsunuz, basın üzerinde ağır bir sansür var. Şu anda, bugün Kadri Gürsel kolunda kelepçeyle Metrise götürüldü, o kelepçe gazeteciliğe takıldı ve biz 3’üncü maddede TRT personeline ceza verelim diye bir tartışma yapıyoruz. Ya, niye ceza veriyorsunuz? Bunun bir izahı var, halk diliyle “açgözlülük.” Gerçekten, ne yapsın yani bu TRT size daha ne yapsın, daha nasıl yayın versin? Bize hiç yer vermemiş, diğer muhalefet partilerine yine çok az az da olsa yer vermiş ama siyasi kadrolaşma yerini bulmamış, hâlâ rahatsız eden bazıları var diye TRT’deki operasyon devam ettiriliyor. Şunu söylemek istiyorum: TRT gerçekten sizin elinizde, buna rağmen bu kadar uğraşıyorsunuz. Aç gözlülüğe dair halk dilinde şunu yine söylerler: “Bu dünya herkesin ihtiyaçlarını karşılayabilir ama hiç kimsenin aç gözlülüğünü gideremez.” İktidarın aç gözlülüğü öyle bir aşamaya geldi ki basın-yayın organları üzerindeki sansür, baskı, tutuklama, tehdit, baskı tehdidi öyle bir aşamaya geldi ki hiç kimse konuşmaya cüret edemiyor çünkü sonunda cezaevi var.

Oğuz Haksever, Cumhurbaşkanının konuşmasından sonra ne demişti? “Yaslı ada” sözüne -mikrofonların açık olduğunu unutmuş tabii yani o hani biat eden bir gazeteci olarak kendince gayet güvende hissediyormuş kendini- “Neresi yaslı be! Canına okumuşsun.” demiş. Şimdi o tartışılıyor. Gerçekten şuna inanıyor musunuz: Bu kadar baskı ve bu kadar baskı tehdidi altında insanların, TRT çalışanlarının ve bütün medya organlarının çalışanlarının gönüllü bir biat içinde olduğuna inanıyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

İnanıyorsanız gerçekten büyük bir yanılgı içindesiniz. Zora dayalı, korkuya dayalı bir biat Oğuz Haksever olarak karşınıza çıkar. Gerçekten etrafınız, çevrenizdeki yandaşlar, biat etmiş gibi görünenler işlerini tiksinerek yapıyorlar. Emin olun, en az Oğuz Haksever kadar tiksinerek yapıyor işini ve her an sizi –özür dileyerek söylüyorum- satacaklar etrafınızdakiler. Haberiniz olsun.

Şunu da unutmayın: Yüksek İstişare Kuruluna kaç kişi atayabilirsiniz? 12 yazmışsınız –en son atananları biliyoruz- herkesi yüksek istişare kurullarına atayamazsınız. Bu kurullar yetmez. Gönüllü bir birliktelik lazım, demokrasi lazım, hak ve özgürlüklerin önünün açılması lazım. Bu arada, İstişare Kurulunun henüz on iki gün önce kurulduğunu ve üye sayısının henüz belli olmadığını, ihtiyaca göre ücret takdir edileceğini de ifade etmek istiyorum ve takdiri kamuoyuna bırakıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

TUBA VURAL ÇOKAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Mübarek ramazan ayını uğurladığımız günlerdeyiz. Ramazan ayının bize hatırlattığı en önemli kavramlardan biri de israf etmemek, az ile yetinmektir. İslam’ın ferdî ve toplumsal hayatla yakından ilgili emirlerinden biri de israfın kötü olduğudur. İsrafın tüm inanan insanlara haram oluşu ayet ve hadislerle de sabittir. Araf suresinin 31’inci ayetinde der ki: “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz çünkü Allah, israf edenleri sevmez.” Tarihe baktığımızda birçok toplumun ve devletin lüks, israf, saçıp savurma, aşırı tüketim, gösteriş ve kibir yüzünden batmış olduğunu görüyoruz. Bu unsurlara son yıllarda ülkemizde çokça şahit oluyoruz ve yaşıyoruz da. Saray aynı, refahı öldüren lüks, israf ve şatafat aynı, orduyu zayıflatan istibdat aynı, artan ve yetmeyen vergiler aynı, yıkılan bürokrasi yerine aranan ithal beyinler aynı, kibir aynı, gaflet aynı, alevler içinde ev, üst katında ziyafet.

Ülkemizin geldiği duruma bir bakalım. Neyi nasıl anlatayım bilemiyorum ama “ejder meyveli smoothie” desem kilosu 4 bin lira olan beyaz çay davacı olacak. Araç filosu desem 500 milyon dolarlık uçağın hatırı kalacak. Lüks ve şatafattan bahsedip sarayı konuşmamak da olmaz tabii. Hani şu örtülü ödenek dâhil bir dakikalık masrafı 12 bin lira, bir yıllık masrafı 6 milyar 480 milyon lira olan içi danışmanların danışmanlarıyla dolu olan meşhur ak saray. Bahçesindeki hurma ağaçları krizin hanelere ateş düşürdüğü 2019 kışında çok üşümüş müdür acaba diye sormak geliyor içimden. Kaymakamlarımız altın varaklı makam odasında oturuyor, valilerimiz deri yataklı VIP araçlarda geziyor. Bu da yetmiyor, yakın bir zamanda İçişleri Bakanımız bir valiye 1,7 milyonluk makam aracı gönderiyor ve vali de çıkıp “Arabayı bize devletimiz verdi.” diye açıklama yapıyor. Belediyelerinizin zarar ve yolsuzluklarını anlatmaya gerek bile yok. Belediyelerden bakanlıklara, valiliklerden saraya kadar her kurum lüks, şatafat ve israf makinesi olmuş durumda. Emekliliğe ayrılmış eski siyasetçilerinizi banka yönetim kurullarından, siyasetinize koşturan partililerinizi belediyelerden, danışacak vakit bulamayacağınız kadar çok danışmanı da saraylarınızdan maaş sahibi ediyorsunuz.

On ayda kişi başına millî gelirimiz yüzde 19 azaldı. Enflasyon yüzde 27’ye, faizler yüzde 32’ye çıktı. Kayıtlı işsiz sayımız yüzde 43 arttı. Bütçe açığı 30,3 milyar liradan 103 milyar liraya kadar çıktı. İstanbul seçimlerinin yenilenmesi neticesinde meydana gelen kur artışının maliyetleri hesaplandı geçenlerde. Hesaba göre millî gelirin dolar cinsinden karşılığı 70-80 milyar dolar eridi. Her bir vatandaşın sırtındaki dış borç yükü 3-4 bin lira arttı. Şirketlerimize çıkarılan fatura ise yüzlerce milyar lira. Kendi vatandaşı bile olmayan Suriyeliye milyarlarca doları savuran bonkör Hükûmetimize koca İstanbul için bu maliyet büyük gelmiyordur tabii ki. Millet huzursuz, seçimle değil, geçim derdiyle uğraşılsın istiyor. Mutfaklarda yangın var; pahalılık, yoksulluk, işsizlik iyice artmış vaziyette.

Ülkenin iç ve dış sorunları inanılmaz ölçülerde ciddileşti ama biz hâlâ seçim kavgasıyla yiyoruz birbirimizi. Haksızlık, usulsüzlük, yasa tanımazlık öylesine aldı başını gitti ki yaptığınız seçimin de bir kıymeti yok artık. Ama öyle böyle, hedefsiz, savruk, aklımıza esen kararlarla, günlük değişen gündemlerle de bu durum daha fazla gitmez diye düşünüyoruz. Adı olmayan sistemin testisi çatladı bir kere, artık ne yapsanız su tutmaz, yapıştırmaya fazla dayanmaz bu testi. Ayakta kalma zamanını uzatırsınız belki ama daha uzun olmaz. Haksızlıklara, adaletsizliklere, aklına estiği gibi ülke yönetimine karşı tepkiler giderek artmakta.

Ve ben inanıyorum ki daima sevgi, birlik ve kardeşlik kazanacak. “Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” diyerek İstanbul’un fethini gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Şunu unutmayalım, diyorum ki: Her şey iyi olursa her şey çok güzel olacak diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                      İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                      Çorum                                                           Tekirdağ

                                Özcan Özel                                                                                                                    Servet Ünsal

                                   Yalova                                                                                                                             Ankara

MADDE 3 - 11/11/1983 tarihli ve 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununa 56 ncı maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde ilave edilmiştir.

"Disiplin işlemleri ile disiplin amirleri:

MADDE 56/A- Kurum hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerin öngördüğü ödevleri yurtiçinde veya yurtdışında yerine getirmeyen, mevzuatın gerekli kıldığı hususlara uymayan veya yasakladığı işleri yapan memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personel hakkında durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre bu Kanunda yer alan disiplin cezaları verilir.

Disiplin amirleri, Kurumca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilecek amirlerdir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Servet Ünsal.

Süreniz beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Sevgili Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben, çok fazla konuşmayan, dinleyen bir arkadaşınızım. Ama bugün sizi tarihî bir yolculuğa çıkaracağım. Ben, canlı bir tanığım da onun için beni dikkatle dinlemenizi istiyorum. Doktor Servet Ünsal olarak otuz yıldır Ankara Adliyesinin ve Adalet Bakanlığının doktorluğunu yaptım. Yıl 1999 arkadaşlar, Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel bir iddianame hazırlar -kimsede olmayabilir, çok az kişide vardır, biri de bende- FETÖ iddianamesi. 22 Ağustos 2000 yılında bu iddianameyle dava açılır fakat Fetullah Gülen sağlık sorunlarını öne sürerek Amerika’ya gitmiştir. Orada evrensel ve küresel ifadeler kullanmaya başlar “dinler arası diyalog” “evrensel insan hakları” gibi küreselleşme konseptine uygun konuşmalar yapar. FETÖ terör örgütü kurulduğundan beri her zaman, arkadaşlar, iktidarların, güçlünün yanında saf tutmuştur. 2002 yılı genel seçimlerinde iktidar olan AK PARTİ’ye yakın görüntü vermiştir. Bu süreçte ordu, emniyet, HSYK -o zaman HSYK’ydı, yükseği vardı, bugün yükseği de yok- Yargıtay, TÜBİTAK gibi kritik stratejik mevkilerde kadrolaşma hareketiyle zirveye ulaşır. 70’li yıllarda attığı tohum 80’lerde Kenan Evren döneminde filizlenmiş, hızla yeşermiş, 90’lı yıllarda dal budak salmış, 2000’li yıllarda her alanda altın vuruş yapmaya hazır hâle gelmiştir.

DGM Savcısı Nuh Mete tarafından hazırlanan “Fetullahçı terör örgütü” ismiyle dava açılmış, laik devlet yapısını değiştirerek dinî kurallara dayalı bir devlet düzeni kurmak amacıyla örgüt kurmak suçundan kamu davası açılmış. Örgüt bu dönemde hızlı bir ekonomik büyüme göstermiş, 24 Ekim 1996 tarihinde “Bank Asya” adıyla bir banka açmış. Bank Asya’nın kurdelesini kesenleri hepimiz biliyoruz, hiç söylemeye gerek yok.

15/3/1999’da Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve Yardımcısı Osman Ak tarafından, FETÖ Devlet Yapılanması ve Amaçları Raporu Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Şubesine verilir. Bu bilgi sızdırılır, Fetullah Gülen hemen yurt dışına gider. 4616 sayılı Kanun kapsamında -o dönem bir kanun çıkarılır, o zaman daha AK PARTİ yok- ceza ertelenir. İktidar ANAP, MHP ve Ecevit dönemidir. Bu çıkan yasayla “23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlarda şartlı salıverme ve erteleme kararı verilebilir.” deniliyor. Ve 19 Mart 1999’da ülkeyi terk eder Fetullah. Yani beş yıl içinde suç işlemezse suçu ortadan kalkacaktır. FETÖ, yıllar sonra, 2000’li yıllarda bir iddianame hazırlanırken “Hepsinden benim haberim vardı.” diye yurt dışında da konuşma yapar. Bugün bu Mete Yüksel hâlâ hayatta. Ama özel hayatında bir dönem kaset skandalıyla FETÖ iddianamesinden alınmıştır, daha sonra bir dönem “Hamza Keleş” denen Başsavcı Yardımcısı gelmiştir, daha sonra o da görevden alınmış ve Salim Demirci savcı olmuştur FETÖ iddianamesine. O ara İlhan Cihaner Erzurum’da tutuklanmıştır kumpasla. Evet arkadaşlar, 2003 yılı gelir, Fetullah yurt dışındadır ama verilen cezayla ilgili, avukatlar Terörle Mücadele Kanunu’ndaki bu değişiklik yasasıyla tekrar dava açarlar yani Ceza Kanunu bu dönem değiştirilmiştir, 2003 yılında. Savcı Salim Demirci’nin itirazlarıyla ertelenen iddianame ve Gülen davası yeniden başlar, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde Hâkim Orhan Karadeniz’le dava görülmeye başlar. Geçenlerde motosiklet kazasında kaybettik Orhan Karadeniz Başkanı. Yardımcısı şimdi bölge başkanı Ramazan Aksan, bir diğeri de değerli arkadaşlarım, hâlen firarda olan Kadir Kayan, Yargıtaydaki FET֒cü. Evet, yargılama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERVET ÜNSAL (Devamla) - …AK PARTİ’nin değiştirdiği terör tanımı yasasıyla 11. Ağır Cezada bitirilir ve beraat verilir. Evet arkadaşlar, yıl 2006’ya gelir, 5 Mayıs 2006’da 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun terör tanımı değiştirilir, değiştirilince berat verilir, bu karar Salim Demirci’nin, savcının itirazıyla, değerli arkadaşlarım, Yargıtaya, Yargıtay 9. Ceza Dairesine gider. Yargıtay 9. Ceza Dairesinde değerli arkadaşlarım, Mahmut Acar başkandır, üyeleri söylüyorum, Neşecan Seber Mahmut Acar’ın üyesidir, daha sonra Fetullah’tan tutuklanacak olan Ekrem Ertuğrul -bir dönem yattı- bu da üyesidir 9. Cezanın.

Değerli arkadaşlar…

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Vekilim.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Biraz uzayacak, özür diliyorum Sevgili Başkanım.

Yargıtay 9. Cezada verilen beraat kararına da Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya itiraz eder, bu itirazla dava Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gider. Yargıtay Ceza Genel Kurulunda, çok ilginçtir, 17/6, mahkemenin verdiği beraat kararı onaylanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunda muhalif kalan, yani mahkumiyet kararını isteyen 6 hâkim ve 17 çok ilginç isim var. Değerli arkadaşlarım, 6 hâkimin içinde onlar var. Zeki Arslan, 8. Ceza Başkanı, Celal Aras, Ali Rıza Çınar, Sezai Akbulut, Ahmet Karayiğit, şu an Cumhurbaşkanımızın yanında, İbrahim Şahbaz. Kabul; yani Fetullah’ın affedilmesini isteyenlerin içinde çok ilginç kişiler var. Birincisi, şu an Yargıtay Başkanımız Rüştü Cirit. Değerli arkadaşlarımız, Hayrettin Cevheroğlu, Osman Şirin, Osman Yaşar, bunlar hep daire başkanları, Mahmut Acar, Celal Altunkaynak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, kapsamlı bir çalışma, bunu ramazandan sonra bir vakte inşallah erteleyelim. (Gülüşmeler) Peki, çok teşekkür ederim.

SERVET ÜNSAL (Devamla) – Daha çok şeyler var Başkanım.

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Kusura bakmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                                   Servet Ünsal

                                   Ankara                                                      Çorum                                                            Ankara

                                Özcan Özel                                        İlhami Özcan Aygun                                              Ali Öztunç

                                   Yalova                                                     Tekirdağ                                                Kahramanmaraş

Madde 4 – 2954 sayılı Kanun’a 56’ncı maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde ilave edilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Katılamıyoruz.”, “Katılamıyoruz.”; Komisyon salt çoğunluğu olmadığı için “Katılmıyoruz.” diyemez, “Katılamıyoruz.” diyecek nezaketen.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Az önce, yarım saat kadar önce üzücü bir haber aldık: Hakkâri Yüksekova’da görev yapan Kahramanmaraşlı hemşehrim Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan şehit oldu. Ben hem Kahramanmaraşlı hemşehrilerime hem Türkoğlulu hemşehrilerime başsağlığı diliyorum. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Başımız sağ olsun, mekânı cennet olsun diyorum.

Evet, konumuz TRT. Uzun yıllar gazetecilik yapmış bir kardeşiniz olarak TRT’ye ilişkin birkaç görüşümü sizlere aktarmak istiyorum.

TRT, adı “kamu yayıncısı”; yani Türkiye Radyo Televizyon Kurumu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu yayıncısı kurum ama baktığımız zaman, maalesef son yıllarda kamu yayıncılığı yapmıyor, iktidar yayıncılığı yapıyor. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu ama maalesef Tayyip Bey’in radyo ve televizyon kurumu hâline gelmiş durumda.

Bakın, TRT’de millet yok, vatandaş yok, halk yok, muhalefet yok; varsa yoksa AK PARTİ var, Tayyip Bey var. Reyting? Reyting de yok. Reyting ölçümüne baktığımız zaman, 27 Mayıs Pazartesi günü ilk 10’da TRT’den bir tane bile program yok. O kadar masraf yapılıyor, o kadar emek veriliyor ama maalesef TRT reyting alamıyor, izlenmiyor, izlenirliği yok çünkü kimse güvenmiyor TRT’ye.

Bakın, 1984 yılında çıkan bir yasayla TRT’ye elektrik faturalarından pay veriliyor; hepimizin, tüm yurttaşlarımızın, tüm vatandaşlarımızın elektrik faturalarının yüzde 2’si kadarı TRT’ye ödeniyor, bu parayı hepimiz cebimizden veriyoruz. Peki, TRT hepimize eşit, ortak yayıncılık yapıyor mu? Yapmıyor. Kime yapıyor? Sadece belli bir gruba yönelik yapıyor. Bandrol, televizyon bandrolü, ondan da para alınıyor. 2017 yılında elektrik faturalarından TRT’ye giden para 875 milyon TL. Bandrolden 1 milyar 75 milyon TL para gitmiş TRT’ye. Peki, TRT bunları ne yapmış? İnanın bana dış yapımlara harcamış. 2014 yılında dış yapımlara harcanan para 560 milyon TL değerli milletvekilleri, çok büyük paralar bunlar. 2015’te 600 milyon, 2016’da 753 milyon, 2017 yılında 900 milyon TL para dış yapımlara TRT tarafından verilmiş.

“Fazla personel var.” deniyor ki 9 bine yakın kadrolu ve sözleşmeli personeli var TRT’nin. Madem bu kadar çok personel var, neden bu kadar çok dış yapım alıyorsunuz? Gerek var mı? Yok. Ama maalesef “Fazla personel var.” diye daha geçtiğimiz günlerde 169 çalışanını TRT sürgüne gönderdi. Kimler? Prodüktörler, yönetmenler, ses sanatçıları, halk müziği sanatçısı. Ankara Radyosunda çalışan halk müziği sanatçısı TRT’den alındı, havuzdan Tarım Bakanlığına verildi. Ne yapacak, Tarım Bakanına türkü mü okuyacak? Spor spikeri alındı havuzdan, Sağlık Bakanlığına verildi. Ne yapacak, Sayın Sağlık Bakanına maç mı anlatacak? Arkadaşlar, bu yanlış bir uygulamadır yani burada CHP’li, AK PARTİ’li, MHP’li diye bakmamak gerekiyor. Bu insanlar yetişmiş insanlar, uzun yıllar devlette, TRT’de görev almış insanlar.

Ve baktığımız zaman maalesef TRT RTÜK Yasası’na da uymuyor. RTÜK Yasası çok net: Seçim döneminde –eski bir RTÜK üyesi olarak söylüyorum- 1’inci partiye verdiği sürenin yarısı kadar 2’nci partiye ayırmak zorunda lehte, onun yarısı kadar 3’üncü partiye ayırmak zorunda lehte. Yapıyor mu? Yapmıyor. Baktığınız zaman TRT seçim döneminde bütün varını yoğunu AK PARTİ’ye ayırıyor, diğer partilere ise aleyhte yayınlar yapıyor.

Değerli milletvekilleri, TRT’de Kürtçe televizyon var mı? Var. Arapça var mı? Niye Çerkezce bir televizyon yok? Bunu öneriyorum size arkadaşlar. AK PARTİ milletvekillerine, AK PARTİ Grubuna öneriyorum sayın grup başkan vekili. Çerkez toplumu Anadolu’da yaşıyor, benim seçim bölgemde de yaşıyorlar, Kafkas kültür derneklerinin böyle bir talebi var.

SALİH CORA (Trabzon) – Lazca da yok.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Çerkezce bir yayıncılık yapılabilir, adı da -çok güzel olur- Adige TV olabilir, Çerkezlere de bu şekilde hitap edilmiş olur çünkü Çerkezce unutulan bir dil hâline geldi, çok fazla konuşulmuyor. Çerkez dilinin unutulmaması gerekiyor. O açıdan ben size bu öneride bulunuyorum yani Kürtçe televizyon, Arapça televizyon, eyvallah, güzel ama bir de Çerkezce televizyonun kurulması gerçekten TRT açısından önemli.

Maalesef, TRT’de, son zamanlarda birazcık hemşehricilik yapılmaya başlandı. Bakın, Tokatlı Uzman Çavuş Ahmet Hanedaroğlu, Tokat Belediyesine istisnai kadrodan özel kalem olarak alındı, arkasından TRT’ye getirildi Tokatlı hemşehrisi Genel Müdür Yardımcısı Tuncay Yürekli tarafından ve güvenlik müdürü yapıldı. Bu yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Vekilim.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Bu hemşehriciliği bir tarafa bırakmak gerektiğini düşünüyorum.

Birazdan 5’inci maddede de tekrar konuşacağım, orada da İstanbul seçimlerine ilişkin görüşlerimi aktaracağım.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                      İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                      Çorum                                                           Tekirdağ

                                Özcan Özel                                              Servet Ünsal                                                     Ali Öztunç

                                   Yalova                                                      Ankara                                                 Kahramanmaraş

MADDE 5- 2954 sayılı Kanuna 56’ncı maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde ilave edilmiştir.

"Disiplin işlemlerinin uygulanma esasları:

MADDE 56/C- Memur ve kadro karşılığı sözleşmeli personel hakkındaki disiplin işlemlerinde bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun "Disiplin" başlıklı Yedinci Bölümünde yer alan hükümler uygulanır. Bu bölümde yer alan "Devlet Memurluğundan çıkarma” cezasına ilişkin düzenlemeler "işten çıkarma” cezası hakkında uygulanır. Bununla birlikte;

a) Memurlar ve kadro karşılığı sözleşmeli personelin disiplin işleriyle ilgili olarak, Kurumda Disiplin Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu kurulur. Bu kurulların kuruluşu, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi personel hakkında karar verebilecekleri ve bunların yetki ve sorumlulukları Kurumca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

b) Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası Disiplin Kurulunun kararı alındıktan sonra Genel Müdür tarafından; işten çıkarma cezası Genel Müdürün bu yöndeki isteği üzerine Yüksek Disiplin Kurulunca verilir. Disiplin kurullarınca ret kararı verilmesi halinde, Genel Müdür on beş gün içinde başka bir disiplin cezası verebilir.

c) Personele, aynı olaydaki birden fazla fiili için çeşitli disiplin cezalarının uygulanması gerektiği hallerde, fiiline uyan cezalardan en ağırı verilir.

d) Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme cezası verilenler beş yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilenler on yıl boyunca Kurum içinde müdür ve emsali ek göstergedeki yönetici kadroları ile daha yüksek ek göstergeli yönetici kadrolarına atanamazlar.

e) Bu Kanun ile 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’tur.

Süreniz beş dakika. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım tekrar.

Sayın grup başkan vekilimize de arka arkaya iki konuşma fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum. Bu konuşma fırsatlarını da verdiği için önümüzdeki grup seçimlerinde kendisine bunların döneceğini de söylemek, belirtmek istiyorum.

Efendim, bugün 29 Mayıs, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin 566’ncı yıl dönümü. Fatih, karadan gemileri yürüterek İstanbul’u fethetti ama bugün birileri İstanbul seçimlerini aldıktan sonra, İstanbul’u fethettikten sonra gemileri yürüttüler ne hikmetse, bir sürü gemi, gemicik sahibi oldular. Bakın, sıfırdan başlayıp ticaret yapmadan sadece belli görevlerde bulunarak bir insan 17 şirket, 28 gemi, 2 tane süper yat sahibi olabilir mi? Oldu, Sayın Binali Yıldırım’ın oğlu.

SERKAN BAYRAM (İstanbul) – Yalan, yalan!

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Oldu.

Bence Binali Bey’in oğluna Nobel Ekonomi Ödülü verilmelidir. Bu kadar başarılı olamaz. (CHP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – Ekrem Bey’in arsalarını, AVM’lerini say.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Şimdi, İstanbul seçimlerinde niye çok ısrar ettiniz biliyor musunuz? Çünkü o kadar şey çıktı ki...

KEMAL ÇELİK (Antalya) – Şarlatan!

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Aynaya bak.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek döneminde tanesi 26 bin liradan 32 milyon liralık ağaç alınmış. Bütün Ankara’ya ağaç diksen bu para gitmez. Nerede bu ağaçlar? Niye bu kadar para verildi? Bunlar ortaya çıktı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinde 643 yöneticiye 1.717 makam arabası, İSKİ’de 124 yöneticiye 874 makam aracı, İETT’de 48 yöneticiye 150 makam aracı tahsis edildi. Yiyin efendiler, bu kadar makam aracını ne yapacaksınız? Doymuyor mu gözünüz ya!

Biliyor musunuz niye iptal ettirdiniz? Mesela, AK PARTİ’li Kartepe Belediyesinin 2018 yılında sadece çiçeğe ödediği para 8 milyon 677 bin lira. Ne kadar romantik bir belediye değil mi? Kartepe Belediyesinin çiçeğe ödediği para 8 milyon 677 bin lira. İşte bunlar için YSK’ye darbe yaptırdınız, İstanbul seçimlerini iptal ettirdiniz. İstanbul Büyükşehir Belediyesinden TÜGVA’ya giden para 74,3 milyon, TÜRGEV’e 51,6 milyon, Ensar Vakfına 29,8 milyon, Okçular Vakfına 16,6 milyon. Okçular Vakfına verilen bu parayla bütün Türkiye’ye ok atsanız vallahi billahi dolmaz yani ha! Böyle bir para yok! Niye bu kadar para bu vakıflara aktarılıyor, bunu merak ediyorum, bunu sorguluyoruz.

Torba kanun getirdiniz, eyvallah, güzel, TRT var içerisinde, üniversite açılması var, Bahşili’nin isminin değişmesi var, her şey var. Ya, meydanlarda söz verdiniz polise, jandarmaya; 3600 niye yok? Niye yok torba kanunda? Emeklilikte yaşa takılanlar, meydanlarda söz verildi, EYT meselesi bu torba kanunda neden yok? Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirileceği söylendi, neden yok bu torba kanunda? “Döviz düşecek.” dendi, “Faiz düşecek.” dendi, “2,5 milyon insana istihdam yaratacağız.” dediniz, yine torba kanunda bunlara ilişkin bir şey yok. Bizim seçim bölgemiz Kahramanmaraş’ta “Hızlı tren gelecek.” dediniz; hiç, ne hız var ne tren var, daha o da yok. Yine, Elbistan ilçemde “Havaalanı yapacağız.” dediniz 2 seçim önce, havaalanı da yok. Bari şu torba kanunun içerisine bizim Elbistan’a bir havaalanı koysaydınız da birazcık da Elbistanlı mutlu olsaydı diyorum.

Hazır Kahramanmaraş’tan laf açılmışken… Bakın, Kahramanmaraşspor var, Kahramanmaraşspor. Buradan edelere sesleniyorum, Kahramanmaraşspora bir stadyum gerekiyor. Spor Bakanımız, evet, kutluyorum, pek çok ile stadyumlar yaptırdı; Kocaeli’ne, Erzurum’a, Gaziantep’e, Sivas’a, Kayseri’ye, evet, kutluyorum. Ya, Kahramanmaraş’a da bir stadyum yaptırın, ne olacak sanki. Hadi geçtik 30-35 bin kişiliği, 15 bin kişilik bir stat yaptırın, güzel bir stadımız olsun. Belki Millî Takım gelir bir maç yapar, Kahramanmaraş da o Millî Takım’ı izler. Bu stadyumu istiyoruz, kahramanlar stadyumunun Kahramanmaraş’a yapılmasını talep ediyoruz.

Bazı aşklar vardır ya; hani sürer, platoniktir. Bizim Elbistan-Göksun yolu da öyle oldu. Ben çocuktum, o yol başlamıştı, geldik 40 yaşına, 43 yaşına, kafa kel, ağızda diş kalmadı, yaşlandık, hâlâ Elbistan-Göksun yolu yapılıyor. Sizlerden rica ediyorum.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Bu kadar yalan söylersen…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ayıp ediyorsun ama Sayın Vekilim, ayıp ediyorsun! Yol yapılmadı, hâlâ bitmedi. Bitmesi gerekiyor. Ben de sizi uyarıyorum, kötü bir şey söylemiyorum, bitmesi lazım bunun.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Bir şey söylemedim ya!

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ayıp ediyorsun ama gerçekten ayıp ediyorsun.

Elbistan-Göksun yolunun bitirilmesi için bir an önce harekete geçmenizi diliyorum.

Hepinize sevgiler saygılar sunuyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Bazen laflar ağır gelebilir ama fikri fikirle eleştirmek gerekir, fikre fikirle cevap vermek gerekir. Laf atmak bence yanlış oluyor.

BAŞKAN – Ali Bey…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – “Yalan” diyen beyefendi de aynaya baksın, yalanı ve yalancının kim olduğunu görür.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkan, buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Efendim, kürsüden 69’a göre söz istiyorum, defaatle grubumuza sataştı.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, grup başkan vekillerine teşekkür ederek başladı. Ben diyorum ki: Bu arkadaşı defaatle kürsüye gönderin, biz de yanlış bilinen doğruları, doğru bilinen yanlışları kürsüden anlatalım.

İstanbul seçimleri niye yenilendi?

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Çalındı, çalındı!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Şimdi, bakın, bir an için şöyle roller değişsin, çok konuşuluyor, bir an için roller değişsin. Gelin, İstanbul seçimlerini 29 bin oy farkıyla Cumhur İttifakı kazanmış olsa, 1 Nisan sabahı da karşı ittifak, Cumhuriyet Halk Partisi itirazını yapsa, oylar sayıldıkça -biz demiyoruz, Cumhuriyet Halk Partisinin adayı söylüyor- her gün bin, 2 bin, 3 bin, 4 bin, oylar düşe düşe gelse ve aradaki fark 13 bine inse bunun anlamı nedir? Bakınız, Kati Piri’si gelir, Claudia Roth’u gelir, Avrupa Birliğinden, dünyadan, bütün ülkelerden temsilciler gelir, nereye gitti bu 16 bin oy diye bunun hesabını sorar.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – 3 oyla Malazgirt’i kabul etmediniz, 3 oyla.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Biz hukukçular şöyle söyleriz: Bu, taammüden, kasten, bilerek, isteyerek, tasarlayarak millî iradeye tam teşebbüstür. Onun için 23 Haziranda İstanbullu vatandaşlarımız bunun hesabını soracak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer siz bunu kabul etmemizi istiyorsanız biz millî iradeyi asla yere düşürmeyiz. Ha, bey olsak ne olur, paşa olsak ne olur! Millî iradeden başka hiçbir güç tanımadık, tanımayız ve İstanbul adayının da Beylikdüzü gibi bir ilçe belediyesinde o kadar makam arabası nereden gelmiş, onun da hesabını mutlaka İstanbullu hemşehrilerimiz soracaktır.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Kazanan adaylara vermediniz mazbatayı, kazanan adaylara.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – 23 Haziran Allah’ın izniyle millî iradenin gasbı girişimine karşı yine aziz milletimizin, İstanbullu vatandaşlarımızın net cevabıyla inşallah hak ettiği karşılığı bulacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Manisa Miletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu işi bir kere konuşalım: 31 Mart bitip 1 Nisan sabahı gelince önce Türkiye gerçek dışı bir beyanın YSK Başkanı tarafından da yalanlandığıyla uyandı güne. Sizin adayınız ne dedi kardeşim? “3.500 oy farkla seçimi kazandım.” dedi. Elinizde bütün ıslak imzalı tutanaklar varsa böyle bir yanlış sonucu nasıl ilan edebilirsiniz? 26 bin, 27 bin dendi ama bir şey söylendi: “Yapılan maddi hatalar düzeltiliyor, kaydırmalar falan.” Hem lehimize hem Binali Bey'in lehine en son 20.700 gibi bir farkla o gün akşam maddi hatalar düzeldikten sonra durdu. Dediniz ki: “Geçersiz oyları sayalım.” Bütün geçersiz oylar sayıldı teker teker, oradaydım. Şimdi gözünüzün içine baka baka söyleyeyim: 1.600 oyda 1 taneye denk gelecek şekilde, 5-6 sandıkta 1 taneye denk gelecek şekilde… İstatistik bu. Bir rakam tekrar ettikçe anlam kazanır. “Ampulün üzerine basın.” denilen ve tam öyle yapılan, başında sizin parti görevlilerinizin de bulunup “Bu boş.” diye bakıldığında “Boş.” dediği ama 6, 7, 8 geçersiz oy ışığa tutulduğunda 1.600’de 1 ampulün üstündeki “evet” görülünce hep beraber “evet” dendiği bir gerçeklikle karşılaştık. Bu da 30 bin oyda 5-6 bin oya denk geldi. O 1.600’de 1 şöyledir: 5 tane Binali Bey'in lehine olur, 4 tane İmamoğlu’nun lehine olur, artı 1, 1.600’de 1’e denk gelir. Bunu bilmeyen, inkâr eden, görmeyen sahtekârdır, yalancıdır. Bütün geçersiz oylar böyle sayıldı. Ha, sonra dediniz ki: “Bütün oyları bir daha sayalım.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Vallahi bu talebiniz de 6 ilçede kabul edildi. Maltepe’sinden Çatalca’sına kadar 6 ilçede bütün oylar sayıldı ama böyle bir fark oluşmadı çünkü geçerli oylardı ve AK PARTİ’lisi de CHP’lisi de HDP’lisi de, İYİ PARTİ’lisi de gözünü dört açıp bakmıştı. Geçersiz oylarda 1.600’de 1 ışıkta görünen şey görülmedi. (AK PARTİ sıralarından “Tamamını niye saydırmadınız?” sesi) Siz “hırsızlık” dediniz, siz “çalınma” dediniz ama Yüksek Seçim Kurulu yaptığı değerlendirmenin sonunda iftar toplantılarında iftira attığınızı tescilledi; “Ne hırsızlık ne çalınma, sadece ve sadece bir gerekçe yazacağım ama yazılabilecek gibi değil, emir büyük yerden.” dedi; 7 tane militanlaştırılmış yargı mensubu sizin iradenize teslim oldu, Türkiye’nin bir seçimini bütün dünyanın gözünün önünde katletti, bir mazbataya da el koydu, çaldı, gasbetti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Çalınan İstanbul’un iradesidir. Çalınan Türkiye’nin ve İstanbul’un doksan günüdür, seksen dört günüdür. İtibarımız çalınmıştır. “Yabancı yatırımcı gelmiyor.” dediğiniz noktada bütün dünyaya şu sorgulatılmıştır: Bu adamlar Türkiye’nin ana muhalefet partisinin kazandığı dünyanın en gözde metropolünün mazbatasına çöktüler; bu ülkede hukuk güvencesi var mı? Hukuk güvencesi olmayan yere yabancı yatırımcı gelmez, olan kaçar; yatırım gelmez. Siz sadece bir mazbataya tenezzül etmediniz, Türkiye’nin uluslararası itibarını, ekonomik imkânlarını berbat ettiniz, uluslararası itibarını yerle bir ettiniz. Sizin yaptığınız bu kötülüğü 23 Haziran günü 10 milyon İstanbullu temizleyecek, her şey çok güzel olacak, Ekrem başkan İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olacak. (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Her şey çok daha güzel olacak.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O bile çalıntı ya, orijinal bir slogan bulun. Onu bile bizden çaldınız.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan. Ama toparlayalım.

42.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın grup başkan vekili kürsüye çıkarken ümitlendim, 16 bin oy, AK PARTİ’nin oyu çalınarak sehven nasıl başka yerlere yazıldı, bunu izah edecek zannettim.

Bakınız, ben demokratik hayatta siyasi faaliyet gösteren bir parti olarak AK PARTİ’den önce, Cumhur İttifakı’ndan önce “Arkadaş, bu 16 bin oy nasıl oldu da AK PARTİ’nin hanesinden silindi?” diye Cumhuriyet Halk Partisinin araştırması gerektiğini düşünürdüm ancak öyle olmadı. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Özkan…

Grup başkan vekiliniz konuşuyor kardeşim.

SALİH CORA (Trabzon) – Hayır, CHP’liler konuşuyor.

BAŞKAN - Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Arzu ederdik ki 16 bin oyun hesabını öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi araştırsın.

Bakınız, sistematik bir kasti hareket ile bir hatanın arasındaki fark nedir biliyor musunuz? Sayarsınız sandıkları, saymanız neticesinde bir bakarsınız ki 3 bin oy AK PARTİ’ye gitmiş, 3.200 oy Cumhuriyet Halk Partisine veya 4 bin tanesi AK PARTİ’ye gelmiş, 3.700 tane Cumhuriyet Halk Partisine. Bundan anladığımız sonuç şudur: Ortada bir tablo var, maddi hata vardır ve bu maddi hata da düzeltilmiştir dersiniz ancak durum o değil. Ortaya çıkan tablo ne? 16 bin oy sadece AK PARTİ’nin tabanına geldi. Demek oluyor ki burada kasten, tasarlayarak, taammüden hareket var. Bu yanlışları Cumhuriyet Halk Partisi yapsaydı ve burada “Efendim, İstanbul özlemimiz var bizim, ne olursa olsun oy da alarak, çalarak da bunu yaptık.” dese takdir ederdim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok artık! Yok artık!

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisini takdir ederdim. Neden? Ya bir rekabettir deriz. Ama vahim olan ne biliyor musunuz?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Anadolu Ajansıyla açıklamayı yapan kimdi?

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Eğer bunu Cumhuriyet Halk Partisi yapmadıysa, birileri Cumhuriyet Halk Partisinin gemisine binerek bu parti üzerinden İstanbul’da bilmediğimiz karanlık emelleri gerçekleştirmeyi düşünüyorsa işte bu vahimdir. Bunu da bütün Meclis olarak hep birlikte aydınlatmamız gerekir.

Bakınız, ortada bir tablo var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – İftar yaklaşıyor…

Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Devamla) – Sözü uzattığımız zaman belki özü kaybolabilir. İşin özü şudur: Biraz önce sayın grup başkan vekilinin de ifade ettiği gibi, 16 binde 1 oy. Ortada 9,5 milyon İstanbullu vatandaşımızın kullandığı oy var. Biz, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışına inanıyorsak, millî iradeye ve demokrasiye inanıyorsak oradaki bu sandık madrabazlığını ortaya çıkartarak millî iradeyi başımıza taç etmemiz lazım. Allah’ın izniyle, yargı kararıyla yenilenecek seçimlerde -İstanbul’daki vatandaşlarımız en güzel kararı vererek- İstanbul’da, marka şehrimizde en doğru kararla milletimizin vicdanından, kalbinden geçen irade tecelli ederek inşallah İstanbul’u dünyaya uygun bir şekilde, daha güzel olacak bir şekilde yönetmeye devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, esasen kürsüden cevap vermeye muhtaç hususlar var ama siz de vücut dilinizle ifade ettiniz, bunu bu şekilde yapalım.

Bir kere şunu söyleyelim: 16 bin oy demek, ramazanda, bu mübarek günde yalana başvurmaktan başka bir şey değil. (CHP sıralarından alkışlar) 21 binden 15 bine düşmüş, 6 bin fark var. Neden bir tek lehine? Tam tersine, sizin lehinize 16 bin iyileşme olurken Ekrem İmamoğlu’nun lehine de 9.700 iyileşme olduğu için aradaki fark 6 bin oluyor ve 21 binden 15 bine düşüyor; bunu biraz önce izah ettim.

Ben konuşurken biraz önce, bazı arkadaşlar diyor ki: “O zaman oyların hepsinin sayılmasını niye istemediniz?” Arkadaş, Malazgirt’i 3 oyla kazanıyorsunuz, oyların yeniden sayılma talebine karşı çıkıyorsunuz, direniyorsunuz, saydırtmıyorsunuz ilçede, ilde, YSK’de. Manisa Yunusemre, İYİ PARTİ’nin anasının ak sütü gibi helaldir. Arada 130 oy fark olduğunu gözümüzle gördük. Bir köyün Büyük Birlik partisine çıkmış oyları AK PARTİ’ye yazıldı, bütün AK PARTİ’liler biliyor Manisa’da. 21 oyla İYİ PARTİ’nin belediyesini gasbettiniz, ilçede karşı çıktınız. 21 oy fark var ya 180 bin seçmenin olduğu yerde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum.

180 bin seçmenin olduğu yerde 21 oy fark var. İYİ PARTİ’nin mazbatasını almasına… Daha doğrusu oylar sayılsa mazbata alacaklar, ellerinden 200 bin nüfuslu ilçeyi çaldınız.

SALİH CORA (Trabzon) – İstanbul’a gel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Malazgirt’i HDP’nin elinden aldınız, bize diyor ki: “16 bin fark var, oyları niye saydırmadınız?”

SALİH CORA (Trabzon) – İstanbul’u niye saydırmadınız?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her sayılan yerde, oyların tamamı sayılan yerde de İmamoğlu haklı çıktı. Oy size verilince millî irade, verilmeyince kirli irade; oy size verildiğinde muteber, rakibe verilince murdar oy. Seçmen bu demokrasi dışı tavrı 23 Haziranda izmarit gibi söndürecek İstanbul’da, izmarit gibi! (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Toparlıyorum Başkanım.

BAŞKAN – Bu son konuşma olsun, rica ediyorum ya, toparlayalım.

4.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tabii, sesin yüksek çıkmış olması haklılığı asla göstermez. Ben tekrar söylüyorum: Ortada… Tabii, kendi ifademiz değil, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’in ifadesi. 1 Nisan sabahı diyor ki Yüksek Seçim Kurulu Başkanı: “Cumhuriyet Halk Partisi ile AK PARTİ’nin arasındaki oy farkı 29 bin küsur.” Söylüyor bunu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – O 27 bin…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ve arkasından maddi hatalar düzeltiliyor, sandıkta oylar yeniden sayılıyor ve ortaya çıkan tabloda bugün itibarıyla 13 bin fark.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 1 de olabilir.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Demek oluyor ki -yine, Yüksek Seçim Kurulunun ifadesiyle- arada 16 bin oy tekrar düzeltilerek geliyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 16 bin falan gelmiyor ya, nereden çıkardın?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Arkadaşlar, 3-5 olsa anlarız da 16 bin oy sandığa sistematik bir müdahaleyi açıkça gösteriyor.

Ortada diğer hususları da… Yüksek Seçim Kurulu kararını verdi sandık başkanları ve üyeleriyle ilgili.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Hâsılı velkelâm, şimdi ortaya çıkan tabloda Yüksek Seçim Kurulunun vermiş olduğu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkanım, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Ali Öztunç’a bir şey söyleyeceğim: Ali, 40 yaş ne zamandan beri…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, lütfen, son… Yani bu sözümü tamamlarken mikrofon açık olarak…

BAŞKAN – Peki, buyurun, tamamlayın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Aynı şeyleri söylüyor Başkanım, aynı şeyler, devamlı aynı şeyleri tekrarlıyor.

3.800’e göre bir hesap yapsın ne kadar fark oluyor.

BAŞKAN – Haydar, sen…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sadece 16 bin oy değil, bunun dışında il seçim kurullarının da Yüksek Seçim Kurulunun yazmış olduğu müzekkereye cevap veremediği hadiseler var. Nereden, nasıl, kimlerin bildirildiği belli olmayan isimler de sandık başkanları olarak atanmıştır. Bu da açıkça hukuka aykırıdır, seçim düzenlemelerine aykırıdır ve verilen karar çerçevesinde millî irade tecelli edecek, hak yerini bulacak, her şey çok daha güzel olacaktır. [CHP sıralarından alkışlar (!)]

SERKAN TOPAL (Hatay) – “Her şey çok güzel olacak.” dedi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo! Her şey çok güzel olacak.

BAŞKAN – Ali Öztunç, sen “40 yaş yaşlı.” falan… Neresi yaşlı ya 40’ın? Burada Subaşı var, ben varım, ayıp değil mi!

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sizden özür diliyorum Sayın Başkanım.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı "Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin 6’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                      İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                      Çorum                                                           Tekirdağ

                                Özcan Özel                                              Servet Ünsal                                                 Serkan Topal

                                   Yalova                                                      Ankara                                                             Hatay

MADDE 6- 2954 sayılı Kanuna 56 ncı maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

"Görevden uzaklaştırma:

MADDE 56/D - Görevden uzaklaştırma, Kurum hizmetlerinin gerektirdiği hallerde görevleri başında kalmalarında sakınca görülen personel hakkında uygulanan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırmaya, Genel Müdür ile Kurum müfettişleri yetkilidir. Görevden uzaklaştırmaya ilişkin işlemler 657 sayılı Kanunun "Görevden Uzaklaştırma” başlıklı Sekizinci Bölümünde yer alan hükümlere göre yapılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Hatay Milletvekili Serkan Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Özerkliği ve tarafsızlığı Anayasa’da hükme bağlanan bir TRT… Sayın Özkan da çok iyi biliyor 133’üncü maddesini Anayasa’nın, tarafsız olması gerekiyor. Şimdi ben çok basit bir soru soracağım: TRT tarafsız mı arkadaşlar?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tarafsız, yirmi dört saatin yirmi üç saati Recep Erdoğan’ı gösteriyor.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Özkan, tarafsız mı? Az sonra gelip bu kürsüde söyleyecek.

Şimdi, biz eskiden, sadece haber alma değil, spor, kültür, sanat ve sosyal iletişimde öncü bir kuruluş olarak görürdük TRT’yi. Türk halkı, dünyada olup bitenleri hep TRT’den öğrendi. Siyaseti, sanatı evlerimize hep TRT getirdi. Siyasi liderlerin unutulmaz tartışmalarını, yorumlarını hep TRT’den izledik. Kıbrıs çıkarmasının parolası “Ayşe tatile çıksın.”ı da TRT’den öğrendik. Bunun karşılığında halkımız her yıl mart ayında postanelere gider ve ruhsat bedeli yatırırdı. Şu an elektrik faturaları üzerinden alınıyor. Bir kamu kuruluşu, orada yetimin hakkı var. Şimdi AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarımızın vicdanlarına sesleniyorum: Bütün siyasi partiler eşit bir şekilde, eşit bir sürede gösteriliyor mu? 169 personel şu anda neden oradan uzaklaştırılıyor? Bir muhabir başka bir kurumda ne iş yapacak arkadaşlar, ne iş yapacak? Şimdi, 10 bin çalışan var orada. Orada adalet duygusuyla çalışan bütün TRT personeline şapka çıkarıyorum; selamlarımı, saygılarımı sunuyorum bütün emekçi arkadaşlarımıza. Ancak her şeyin bir bedeli vardır arkadaşlar. Kimsenin yanına kâr kalmaz, mutlaka bir gün bu sorulur.

Değerli arkadaşlar, devlet kurumlarıyla oynamayın. AK PARTİ maalesef bunu kendisine şiar edinmiş, kurumlarla oynamayı. Aksini söylüyorsa az sonra Sayın Özkan gelip buradan sataşma hakkını kullanabilir. Bakın, o 169 kişiyi neden gönderiyorlar, onu ifade edeyim. Hepsi liyakat sahibi. Çünkü AK PARTİ liyakat sahibinden korkuyor. Onlar liyakate değil biate önem veriyor. Değerli arkadaşlar, yapmayın, doğru bir tutum değil, yanlış bir tutum.

Bakın, orada, TRT World, TRT Şeş, TRT Arapçada kimler, kaç liradan program yapıyor? Hatırlıyor musunuz, kanuna aykırı olmasına rağmen Hakan Şükür orada bir program yaptı. Bu halkın paralarını peşkeş çektiniz. Kim çekti?

Yapmayın arkadaşlar. Gelin, tıpkı eskiden olduğu gibi TRT’yi hepimiz izleyelim. Şimdi TRT’yi izlediğinizde hoşunuza gidiyor mu?

İSMET YILMAZ (Sivas) – Gidiyor.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Şimdi, İstanbul seçimlerine değinmeden geçemeyeceğim. Az önce Sayın Özkan dedi ki: “Bilerek, kasten, isteyerek, tasarlayarak millî iradeye teşebbüs.”

Sayın Özkan, millî iradeye teşebbüs yani 1 zarfta, 4 pusuladan 3’ünü teğet mi geçti? 25 ilçe başkanlığını teğet mi geçti? Meclis üyeliğini teğet mi geçti? Yapmayın arkadaşlar, yapmayın. Bütün İstanbul bunu çok iyi biliyor.

Bakın, sizin de çok sevdiğiniz bir şair var, diyor ya “Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır.” Ben de şunu söylüyorum: Ey sevgili, millî iradeyi gasbedenleri iyi biliyorsun.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – “En sevgili…”

SERKAN TOPAL (Devamla) – Ey sevgili “İman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” diyen İmamoğlu’nun 23 Haziranda yeniden başkan olacağını hepimiz çok iyi biliyoruz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Vay, vay, vay, vay!

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Batırdın şiiri, batırdın!

SERKAN TOPAL (Devamla) – Biz de diyoruz ki: Ey sevgili, milleti birbirine düşürenleri iyi biliyorsun.

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) – Bu uymadı ya! Serkan, bu uymadı ya!

SERKAN TOPAL (Devamla) – Biz de diyoruz ki: Kopya çekmek bir sanattır, sanat önemlidir.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – İşte, kopya çektiğin için şiiri batırdın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – “Her şey çok güzel olacak.” “Her şey daha iyi olacak.” cümlesinin başka bir versiyonudur aslında.

BAŞKAN – Peki, teşekkürler Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Ama onun patenti “Ekrem abi” diyen o çocuğa ait, Ekrem İmamoğlu’na ait.

Ve son olarak diyoruz ki: Hiç canınızı sıkmayın.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – O şiiri yeniden öğren de gel, yeniden öğren.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Ne yaparsanız yapın, 23 Haziranda 16 milyon insan diyecek ki: “Her şey çok güzel olacak.”

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın Keven, buyurun, uzun süredir söz talebiniz var.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

43.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, sözleşmeli öğretmenler ile sözleşmeli sağlık personelinin taleplerine ve kamuda sözleşmeli çalışan uygulamasına son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ KEVEN (Yozgat) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sözleşmeli öğretmenlerin mecburi görev süresi olan 4+2 yıl uygulamasının 3+1 yıl olarak değiştirileceği bundan yedi ay önce Eğitim Vizyonu Toplantısı’nda Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmıştı. Aradan geçen yedi aya rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadı. Sözleşmeli öğretmenlerimiz tayin hakkıyla aile birliğini kurmak istiyorlar ve bu sürenin bir an önce 3 yıl olarak yasalaşmasını bekliyorlar. Bu uygulamaya maruz kalan sözleşmeli sağlık personeli de 4+2 yıl uygulamasının değiştirilmesini talep ediyor. Sağlık personeli de öğretmenlere tanınacak 3+1 yıl uygulamasından faydalanmak istiyor.

Ayrıca, kamuda sözleşmeli çalışan uygulamasına son verilmeli ve çalışma barışı acilen sağlanmalıdır. Sözleşmeli personel eşit işe eşit ücret istiyor, kadrolu mesai arkadaşından daha az ücret almak istemiyor; sözleşmeli uygulamasına son verilmesini ve kadrolu çalışmayı istiyor. Bu hakkın bir an önce tanınmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Fendoğlu…

44.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, 25 yaş üstü şehit ve gazi çocuklarının şehit ve gazi yakını olduğunu gösteren tanıtım kartı düzenlenmesi talebine ilişkin açıklaması

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) – Teşekkür ederim Başkanım.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, harp ve vazife malullerinin de faydalandığı Ücretsiz veya İndirimli Seyahat Kartları Yönetmeliği çıkarılmıştır. 25 yaşına kadar şehit ve gazi çocuklarımıza bu kart verilirken 25 yaşını dolduranlardan bu kart geri alınmaktadır. 25 yaşından sonra şehit ve gazi çocuklarımız kendilerinin şehit ve gazi yakını olduğunu gösterecek bir kart sahibi olamıyor. Şehit ve gazi ailelerimiz bu mağduriyetin giderilip gazi ve şehit yakını olan 25 yaş üstü çocuklara bu kartın sadece tanıtım kartı olarak yani ücretsiz ve indirim dışında olacak şekilde düzenlenip verilmesini talep etmektedirler.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıç, buyurun.

45.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Kuzey Irak'ta yürütülen Pençe Operasyonu'nda şehit düşen hemşehrisi Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Kahramanmaraş Türkoğlu ilçemizin Cumhuriyet Mahallesi’nden, Hakkâri Yüksekova’da görev yapan Piyade Uzman Çavuş Mehmet Taşhan Kuzey Irak’ın Goraspi Dağı bölgesinde Pençe Operasyonu’nda görev faaliyeti esnasında teröristler tarafından önceden döşenen mayının patlaması sonucu şehit olmuştur.

Cenazesi Türkoğlu Fatih Sultan Mehmet Camisi’nden kaldırılacaktır.

Şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve milletimize sabırlar dilerim. Mekânı cennet olsun, milletimizin başı sağ olsun.

BAŞKAN – Allah rahmet etsin.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – 7’nci madde üzerinde üç önerge vardır. İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Ahmet Şık                                             Erol Katırcıoğlu                                    Hakkı Saruhan Oluç

                                  İstanbul                                                     İstanbul                                                           İstanbul

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                    Garo Paylan                              Tulay Hatımoğulları Oruç

                                     Bitlis                                                     Diyarbakır                                                          Adana

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                         Muhammet Naci Cinisli                                  Tuba Vural Çokal

                                    Adana                                                     Erzurum                                                          Antalya

                               Bedri Yaşar                                                                                                        Arslan Kabukcuoğlu

                                   Samsun                                                                                                                           Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler hakkında söz isteyen Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, az önceki tartışmayı dinlerken insan hayretler içinde kalıyor.

Bu mübarek ramazan ayında, vallahülazim ve billahilkerim, bu kadar yalanı bir araya getirip dizmek büyük günah. Ben bir kez daha bu kadar yalanı bir arada sıralayabilme, olanı ters yüz edip başkası yapmış gibi anlatma yeteneğini, Pinokyo efsanesinin hayata geçeceğini ümit ederek ifade etmek istiyorum.

Değerli grup başkan vekilimiz bir açıklamasında “Torba yasa değil.” demişti bu yasa için “çorba yasa” demişti. Hakikaten, önümüze gelen yasaların toplamına baktığımızda çorbaya dönüşmüş durumda ve torba yasa bu iktidarın geleneği hâline geldi.

Yine bu haftaki bir konuşmasında AKP grup başkan vekili, ilkokul öğretmeninin elma ile armudun toplanmayacağına dair ona verdiği eğitimi hatırlatarak bir konuşma yaptı. Ben de buradan hatırlatıyorum: Bu iktidar elmayı, armudu, her şeyi birbirine karıştırarak çorba sunuyor ortaya ve yasama çorba olunca yürütme daha beter oluyor, yürütme hiçbir şeyi yürütemiyor. Hasbelkader yasayı uygulamak isteyen ya da uygun gördüğü biçimde davranmak isteyenlerin kafalarının üzerinde ise bu iktidar Demokles’in kılıcı gibi iktidarını sallıyor ve en nihayetinde, bir şafak operasyonuyla kapılar kırılıyor ve gözaltılar gerçekleşiyor ki bunun örneğini bu ülkede çok gördük.

Buradan şunu sormak istiyoruz: Burada toplumun yakıcı sorunlarından birisi olan 3600 ek gösterge ve EYT neden görüşülmüyor, neden bu Meclis bu kararları almıyor?

Yine, bu gelen torba yasa içinde şöyle bir madde var, 7’nci madde: “Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, uhdesindeki ruhsatları bölerek aynı alan için Genel Müdürlükten birden fazla yeni ruhsat talep edebilir. Genel Müdürlük tarafından Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü adına yeni ruhsatlar düzenlenebilir.”

Ben burada soru sormak istiyorum: Neden? Bu sorunun cevabını ben burada verebileceğinizi düşünmüyorum. Daha önce de bu kürsüden bu konuyu konuşmuştuk. Çünkü Maden Yasası sıklıkla, ısıtılıp ısıtılıp bu Meclise getirilmektedir. Bilirkişiler diyor ki: “Havza madenciliğinde ısrar etmeliyiz. Havzayı birden çok parçaya bölüp onu ruhsatlandırmak birçok felakete sebep olacaktır.” Bunun en tipik örneğini Ermenek’te, Soma’da, Şirvan’da yaşadık. Oysa yapılması gereken -maden yenilenebilir bir enerji değildir- kâr odaklı düşünmemek, ihtiyaç odaklı düşünmek ve bütünsel olarak, havza biçiminde ele almak. Böylece güvenlik açısından arama kurtarma ekiplerinin daha iyi faaliyet yürüteceğini buradan biz daha önce de ifade etmiştik. Ama burada bilirkişilere, bu konuda çalışma yürütenlere, sendikalara sormak yerine maden havzalarının parsellenip ruhsatlandırılarak -parsel parsel- yandaşlara, sermayeye peşkeş çekilmek istendiğini bir kere daha ifade etmek istiyoruz.

Aynı zamanda, havza madenciliği yapılmaması durumunda, tarım arazilerine, su kaynaklarına verilen zarar, havanın kirletilmesi hiçbir biçimde hesaba katılmamaktadır. Bakın, burada ekosistem korunmuyor. İnsan yaşamını, madencinin hayatını bu kadar ilgilendiren meseleler bir torbanın aparatı olamaz, olmamalıdır da.

Ünlü tiyatro yazarı Dario Fo’nun “Ulrike” diye bir monoloğu vardır. Ulrike, bir kadın olarak otokrasiye karşı mücadele yürütürken gözaltına alınıp bir hücreye tıkılıyor. Ve her şey bembeyaz, akan kan beyaz, soluduğumuz hava beyaz, kara elmas da bembeyaz gözüküyor insanların gözüne yani anlayacağınız, her şey tek renk ve bembeyaz; tıpkı bu Meclise taşıdığınız beyaz torbalar gibi.

82 milyonu beyaz bir gemiye sığdırmak isteyen iktidar lortlar kamarasında kendini garantiye aldığını zannediyor. Bacalar, bacalardan tüten ağıtlar, ölüm tehdidi kokan maden ocakları, can çekişen demokrasi umurunuzda değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Devamla) – Ulrike’nin otokrasiye direnen ruh hâli tam olarak şuydu; az önce bir “yalan dünyası” tarifi vardı ya ve her gün, her saat biz şu sıralardan onları dinlemekteyiz ya, işte, bunlara cevabı şu: “Size rağmen akıl sağlığımızı koruyacak, bu ülkedeki tüm renkleri görecek, yaşayacağız; yoksullar, emekçiler ve ezilenler beyaz geminize ortak olmayacak.” Bizim de ruh hâlimiz tıpkı Ulrike gibidir.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu.

Süreniz beş dakikadır.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba kanun teklifinin 7’nci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle, MTA’nın, uhdesindeki arama ruhsatlarını bölerek aynı alan için Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünden birden fazla yeni ruhsat talep edebilmesi ve bu talebin yerine getirilebilmesi kararlaştırılmaktadır. Kendileriyle görüştüğüm Sayın MTA Genel Müdürü ve danışmanının konuyla ilgili açıklamaları şöyledir: “Biz onlarca hektarlık alanda arama yapıyoruz, bu da yıllarca sürmektedir. Bir alanda tespit edilen değerin ekonomiye kazandırılması için yıllarca beklemek yerine, araması tamamlanan kısmın ekonomiye kazandırılması, buradaki madenin çıkarılması, geri kalan tarama alanı için ise yeniden ruhsat alınması gerekmektedir.” Buna örnek olarak da Polatlı’da 9.600 hektarlık bir alanda arama yaptıklarını, burada 716 hektarda sodyum sülfat çıktığını, hepsini tamamlamak için uğraşsalardı yılların geçeceğini, dolayısıyla bu kısmı bölerek ekonomiye değer kazandırdıklarını, kalan kısmı yine aramaya devam edeceklerini söylediler. MTA yetkilileri havza madenciliği yerine dar alanda madencilik yapılınca alınamayan madenin büyük bir sorun yaratmayacağını söyleseler de mevcut Hükûmetin şimdiye kadar yarattığı güvensizlik her şeye kuşkuyla bakmamıza neden olmaktadır.

Madenler bir ülkenin doğal zenginliğidir ve o ülkede yaşayan herkesin o madenlerden yararlanma hakkı vardır. Sömürge devletlerinde halkın yaşam biçimine müdahale edilemediği hâlde madenlerinin tamamına el konulmaktadır. Totaliter rejimlerde ise yöneticilerin göz diktiği kaynakların başında madenler gelmektedir. Demokratik ülkelerde çıkarılan kanunlar alabildiğine sade, şeffaf ve herkese eşit mesafede olacak şekilde hazırlanır. Ülkemizde ise 1985 yılında yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu’muz, yüz seksen yedi ayda 186 kez değişen İhale Kanunu gibi, 2002 yılından itibaren 14 kez değişikliğe uğratılmıştır. Bu değişikliklerin birçoğunun açıklamasını kanun teklifinde imzası bulunan kıymetli milletvekillerimiz bile evrensel değerlerle izah edemezler.

Örneğin, görüşülmekte olan 47’nci madde 2004, 2007, 2010, 2015, 2017, 2018 yıllarında değişikliğe uğramıştır. Hatta en son üç ay önce bir değişiklik daha yapılmıştır. Bu kadar izah edemediğiniz değişiklikler sonucunda kamuoyunda Maden Kanunu’nda yapılacak her değişiklik için “Gözden kaçırdıkları bir rant var, onun için uğraşıyorlardır.” algısı oluşmuş durumdadır. Nitekim, 2004 yılında yapılan düzenlemeyle MTA’ya izinsiz ve sınırsız arama yetkisi verilmiştir. 2007 yılındaki değişiklikle MTA’nın buluculuk hakkı düzenlenmiş, 2010 yılındaki düzenlemeyle ise MTA’nın buluculuk hakkını kazandığı sahaları devretmesi, hatta ruhsat müracaatına kapatılan alanlarda dahi arama yapılabilmesi düzenlenmiştir. Yine 2010 yılında MTA’nın bulduğu bu madenlerin Cumhurbaşkanının izniyle devredilmesi düzenlemelerinin yapılması tüm bu olumsuz algıları güçlendirmektedir.

3213 sayılı Maden Kanunu’nda yapılacak bu düzenlemenin geri çekilerek adil, şeffaf ve anlaşılabilir şekilde düzenleme yapılmasını, tüm müteşebbislerimizin eşit şartlarda önlerinin açılacağı mevzuat düzenlemesi olmasını diliyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                      İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                      Çorum                                                           Tekirdağ

                                Özcan Özel                                              Servet Ünsal                                                Jale Nur Süllü

                                   Yalova                                                      Ankara                                                          Eskişehir

MADDE 7- 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun 47 nci maddesinin beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

“Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, uhdesindeki ruhsatları bölerek aynı alan için Genel Müdürlükten birden fazla yeni ruhsat talebinde bulunabilir. Genel Müdürlük tarafından Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü adına yeni ruhsatlar düzenlenebilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, vefat eden MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası avukatı Selim Debre’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, 12 Eylül 1980 darbesi sırasında Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkücü Kuruluşlar davasının avukatı Avukat Selim Debre biraz evvel vefat etmiş, onun haberini aldık. Merhuma buradan rahmet diliyorum, bütün ülkücü arkadaşlarımıza ve Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Nevzat Şatıroğlu ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 61 Milletvekilinin Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1908) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 68) (Devam)

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Sayın Divan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 7, 8, 9, 10 ve 11’inci maddeleriyle 3213 sayılı Maden Yasası’nda değişiklikler öneriliyor.

On yedi yılda Maden Yasası’nda 2’si köklü olmak üzere tam 14 değişiklik yapılmış. Daha üç ay önce 7164 sayılı Yasa’yla Maden Yasası’nda yine değişiklikler getirilmiş. “Neden?” diyecek olursanız aslında neden çok basit. Cumhuriyetin kazanımlarını, fabrikalarımızı rant patronlarına değerinin altında satıp savuranlar, kâr getiren varlıklarımızı teminat olarak Varlık Fonu’na katıp tamamen kendi kontrolü altına alanlar, tarımımızı bitirip bizi dışarıya mahkûm edenler ülkemizin yer altı, yer üstü kaynaklarını hızla tüketiyorlar; şimdi de gözlerini yer altına dikmişler, “Nasıl rant çevreleri için daha cazip kılarız da daha iyi pazarlarız?”ın derdine düşülmüş anlaşılan.

MTA’nın elindeki ruhsatlar bölünemezken, görüşmekte olduğumuz maddeyle 3213 sayılı Maden Yasası’nın 47’nci maddesinde yapılan değişiklikle MTA’nın elindeki büyük alanlı sahalar için geçerli ruhsatların bölünmesinin, parça parça özel sektöre devredilmesinin önü açılmaktadır. Ruhsatların bölünmesi, yapılmaya çalışılan “ruhsatları birleştirme” ve “havza madenciliği” anlayışlarıyla taban tabana zıt bir uygulama olup MTA’nın görev tanımına da uygun değildir. Ancak, ruhsatların bölünmesi, yürütmenin bölerek, yatırımcılar açısından cazip kılarak rant kazandırma anlayışına son derece uygundur.

Bakın, burası çok önemli: 25 hektar sınırı aşılmadan, maden varlığının ortaya çıkarılmasıyla başlayıp işletme ruhsatına bağlanan alanlarda “ÇED Gerekli Değildir.” kararı valiliklerden alınarak çalışmaya başlanılabilmektedir. Böylece kontrolsüz, çevresel etkilerinin ne olacağı bilinmeyen bir sürü alan türeyecektir. “Sadece maden arama aşamasında, ne olacak canım?” diyebilirsiniz. Bakın, sizlerle Eskişehir’deki deneyimimizi paylaştıktan sonra karar verelim isterseniz. Sayın Erdoğan’ın altında imzasının bulunduğu Bakanlar Kurulu kararıyla 2016 yılında verimli tarım arazilerimizin olduğu Alpu Ovamız “büyük ova” adı altında sit alanı ilan edilmişti. Çok geçmeden, hemen bir yıl sonra termik santral çalışmaları başladı Eskişehir’de ve 6 kez ihaleye çıkıldı ancak yatırımcı bulunamadı. Yerel seçim öncesinde Erdoğan Eskişehir mitinginde ovanın sit alanı olarak koruma altında olduğunu söyledi, aynı şekilde AK PARTİ milletvekilleri ve belediye başkan adayları da “Eskişehirlilerin aleyhine olacak hiçbir şey yaptırmayacağız.” diye söz verdi. Peki, ne oldu, sözler tutuldu mu dersiniz? Eskişehirlinin aleyhine bir şey yapılmıyor mu şu anda? Gelin, hadi hep birlikte bir bakalım.

Bakın, burada Eskişehir’de başlayan sondajlar var, sondaj makineleri Eskişehir’in en verimli tarım ovasına konumlandırılmış durumda. Ve ne yazık ki kuyuların kazıldığı yerler, bakın, membranla kaplanması gerekirken naylonlarla kapatılmış, kimyasallar ne yazık ki tarım arazilerine sızıyor. Bakın, atıklar ne durumda? Derelere dökülüyor, bentonitlere katılan kimyasallarla derelerimiz kirleniyor, tarım arazilerine, toprak altı sularımıza sızıyor. Dedim ya hani verimli tarım arazisi diye, ekili alanlar var oralarda ve gerçekten çok verimli sahalar bunlar. Bakın, hiç dikkate almadan, sondaj yapacak araçlar girmiş, ekinlere zarar vermeye başlamış bile.

Şimdi, Eskişehirliler daha maden arama aşamasında başlarına neler gelebileceğini çok iyi gördüler. Bunları gören halk direniyor, termik santralde başına gelecekleri düşünmek bile istemiyor ve imza topluyorlar. Dava üzerine davalar sürdürülüyor. Eskişehirliler direniyor; suyumuzu, havamızı, toprağımızı kirletmemek için direniyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Bir dakika rica edebilir miyim.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Tabii.

Eskişehirliler seçim öncesi olduğu gibi yine ikna edilmeye, kandırılmaya çalışılıyor ancak Eskişehirlileri bugüne kadar gerçeği söylemeyenler kandıramadılar. Biz Eskişehirliler olarak bizi kandırmak isteyenlere hiçbir zaman kanmadık ve her şeyin çok güzel olması için, kanmamayı deneyimleyerek öğrendik.

Ben inanıyorum ki 23 Haziranda da haksız ve hukuksuz olarak yenilenen İstanbul seçimlerinde daha önce İstanbul’a ihanet ettiklerini itiraf edenlere İstanbullular kanmayacak ve İstanbul’da da her şey çok iyi olacak, çok güzel olacak Eskişehir’deki gibi, diğer aldığımız şehirlerdeki gibi.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Daha güzel olacak.

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Aynen öyle. Ne kadar gülerseniz gülün, 23 Haziranda her şeyin ne kadar güzel olacağını siz de deneyimleyerek, İstanbul halkının kanmadığını görerek göreceksiniz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Hak yerini bulacak, Binali Yıldırım Başkan olacak, siz hiç merak etmeyin.

JALE NUR SÜLLÜ (Devamla) – Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                         Muhammet Naci Cinisli                                  Tuba Vural Çokal

                                    Adana                                                     Erzurum                                                          Antalya

                        Ahmet Kamil Erozan                                                                                                               Bedri Yaşar

                                    Bursa                                                                                                                              Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AHMET KAMİL EROZAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta Turizmi Teşvik Kanunu vesilesiyle huzurunuza geldiğimde sadece ben değil başka arkadaşlarımız da nihayet bir tematik yasa teklifiyle karşı karşıya olduğumuzdan ötürü memnuniyetimizi ifade etmiştik. Kapadokya’yla ilgili yasa teklifi de bunun bir benzeriydi. Ama maalesef bu hafta sukutuhayale uğradık. Yine bir torba kanunla karşı karşıyayız ve bu torba kanuna ben geçmişte “çuval” demiştim, bazı arkadaşlarımız “çorba” dediler, buna “ortaya karışık” da diyebilirsiniz, “serpme” de diyebilirsiniz. Ne olduysa her şey bir araya tıkıştırılmış bir yasa ve bunu bilinçli yaptığınızı biz biliyoruz. Bilinçli yaptığınızı biliyoruz derken şunu ifade etmek istiyorum: Kaşla göz arasında bir şeyler kaçırıp acaba çaktırmadan onaylatabilir miyiz arayışı içindesiniz. Bu mümkün değil yani bizim zihnimizi karıştırmak için yapmakta olduğunuz çabaların bence anlamı yok.

Geçen haftaki Turizmi Teşvik Kanunu çerçevesinde konuşma yaptığımda o yasanın buram buram rant koktuğunu ifade etmiştim. Bu, ondan çok farklı değil. Bu maddeler ise, özellikle bu madde maalesef buram buram Ali Cengiz oyunu kokmakta. Niye bunu ifade ediyorum? Bunun bir defa Beştepe’ye sipariş edildiğini biliyoruz. Bunun müellifi sizler değilsiniz, bir lobi, kim olduğu da belli bu lobinin, “Bir kanun teklifi sunsanız da, biz de bundan bir hayır görsek.” diye bunu size getirdiler, daha doğrusu size gönderdiler, siz maalesef bunun postacılığını yapıyorsunuz bizim huzurumuzda. Dolayısıyla bunun ardında neler gizli olduğunu, biraz evvel, dün akşam da bunu bir arkadaşınız söyledi, “Bu, kamu kurum ve kuruluşlarına destek amacıyla yapılmıştır.” dediler; A maddesini söylediler, aslında B maddesinde tuzak, orada özel sektörden bahsediliyor, o özel sektörde bundan kimlerin nemalanacağını da ben burada isim olarak anmak istemem. Ayrıca, bunun getirilmiş olması başka madencilik sektörleri açısından da rekabet koşullarını zedeleyen bir tablo ortaya koyuyor. Ama buraya gelmişken -iki dakika kırk saniyem var- başka bir konuya daha değinmek isterim.

Yine, bir müddet evvel burada şehir hastanelerinden bahsettik. Neler oluyor biliyor musunuz şu anda şehir hastanelerinde? Şehir hastanelerinde frene bastınız, yürümüyor inşaatlar. Niye yürümüyor inşaatlar? Çünkü kesin teslim yapılırsa ne devreye girecek? Hasta garantisi devreye girecek. Hasta garantisini ödeyebilmeniz için paranız yok, dolayısıyla frene bastınız, hastanelerin inşaatını sürdüremiyorsunuz ve şeytanca planları da düşündüğünüzü biz öğrendik maalesef.

Örnek vereceğim, çok uzaktan değil, memleketimden, Bursa’dan: Türkiye’de toplam 230 bin hasta yatağı var. Bunu nüfusa bölerseniz, hasta başına, 345 kişiye 1 yatak düşüyor demektir, 345 kişiye 1 yatak düşüyor. Bursa’nın nüfusu 3 milyon kabaca, bunun sonucu olarak Bursa’nın yatak ihtiyacı 8.700. Bu 8.700 yatak yok Bursa’da, 6 bin yatak var. Dolayısıyla 2.700 bir açığınız var. “Açığınız” derken hepimizin açığı var ve Bursalılar -orada da bir şehir hastanesi yapılıyor- “Bu şehir hastanesi tamamlandığında 1.200 yatak çok şükür ilave edilecek, dolayısıyla bizim yatak açığımız azalacak.” diye umutlandılar ama öyle olmayacağını anladık çünkü o şehir hastanesinin hastaya ihtiyacı var. Bunu nasıl yapacaksınız? Hastane kapatacaksınız, hastane kapatacaksınız. Bunu da ben tesadüfen söylemiyorum. Size 4 tane hastane sayacağım: Muradiye Devlet Hastanesi, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, Türkan Akyol Göğüs Hastalıkları Hastanesi ve Zübeyde Hanım Doğum Hastanesi. Bu 4 hastaneyi kapatmak üzeresiniz. Yani Bursalılar ilave 1.200 yatak beklerken bu hastanelerin kapatılması sonucu eksi 1.400 yatağa düşecekler.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Onları satacak, AVM kuracaklar Sayın Vekilim.

AHMET KAMİL EROZAN (Devamla) – Şimdi dolayısıyla bu şeytani hesapları bir tarafa bırakıp bayram yaklaştığı için daha fazla detaya girmeyeyim, bir daha gelişimde daha ayrıntılı konuşacağım konular var.

Ama bu akşamlık hepinizin bayramını kutlar, özellikle Bursalı hemşehrilerime buradan hem selam hem de hayırlı bayramlar dilerim.

Çok teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Tufan Köse                                                   Servet Ünsal

                                   Ankara                                                      Çorum                                                            Ankara

                                Özcan Özel                                        İlhami Özcan Aygun                                    Müzeyyen Şevkin

                                   Yalova                                                     Tekirdağ                                                           Adana

Madde 8 – 3213 sayılı Kanunun geçici 29 uncu maddesine aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 29- Bu Kanun kapsamında;

a) Yer altındaki maden işlerinde faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşlarının yer altındaki maden işlerine ilişkin 11/9/2014 tarihi itibarıyla, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında devam eden sözleşmeler ile bu Kanun kapsamındaki rödovans sözleşmesi ile çalışan rödovansçılara,

b) Kanunun 2 nci maddesinde sayılan IV. Grup madenlerden "Linyit” ve "Taşkömürü” çıkaran özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerinin ruhsat sahibi olarak işlettikleri yeraltı maden işletmeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının iştiraklerinin 11/9/2014 tarihinden önce sözleşmeye bağlanarak işlettirdikleri yeraltı maden işletmelerinde çalışan rödovansçılara,

4857 sayılı Kanunun 41 inci, 53 üncü ve 63 üncü maddelerinde 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ile bu Kanunun ek 9 uncu maddesiyle oluşan maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin destek verilebilir. Destek tutarları belirlenirken kömür fiyatlarının değişimi de dikkate alınabilir. Bu destekler Genel Müdürlük bütçesine bu amaçla konulan ödeneklerden karşılanır. Maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin usul ve esaslar ile bu usul ve esasların uygulanma süresi Cumhurbaşkanınca belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle ilgili olarak hazırlanan 68 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 8’inci maddesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

On yedi yıldır, tabii, yapboz sistemine dönmüş yasal mevzuat düzenlemeleriyle, uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Bu torba yasa da yine bu on yedi yıldır yapılan uygulamaların bir benzeri gibi, içine ne bulunursa atılan bir torba yasa niteliğinde.

Evet, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun bazı maddelerinde değişiklik öngörülmekte, oysa hatırlayınız arkadaşlar, üç ay önce -daha mürekkebi kurumadı diyebiliriz- burada 7164 sayılı Yasa’yla Maden Kanunu’nun pek çok maddesini yenilemiştik, revize etmiştik. Buraya çıkan pek çok konuşmacı defalarca tekrarladı, ben de bir kez daha tekrarlıyorum. Evet, on yedi yıllık AKP iktidarında tam 14 kez değişiklik yapıldı; 2’si köklü olmak üzere tam 14 kez değişiklik yapılmış olmasına rağmen aradan henüz üç ay geçmeden yeniden birtakım maddelerde revizyona gidilmesi hepimizin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken bir durumdur diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, şubat ayında getirilen kanun düzenlemesiyle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisinin -uzun adını okumayayım- Sanayi, Enerji, Tabii Kaynaklar Komisyonunun görüşmeleri sırasında, gerek alt komisyonda gerekse normal komisyon toplantılarında bu Maden Kanunu’nun özünden koparıldığından sıklıkla bahsettik. Mevzuatın yatırım ve üretim içerisinde yer alan sektörün bütün bileşenlerini içermediğini ve kanunun ruhunun ve lafzının kalmadığını defalarca komisyonlarda ve bu Mecliste, bu sıralarda dile getirdik yine. Bakanlığın, sektörün, sendikaların, meslek örgütlerinin, üniversitelerin ilgili bölümlerinin bir araya gelerek ülkemizin varlık ve kaynaklarının doğru bir şekilde aranması, araştırılması, geliştirilmesi -işletilmesi için duyarlı bir şekilde terk edilmesi- çevreye duyarlı bir şekilde işletilmesi ve Maden Kanunu’nun yeniden ele alınması gerektiğini defalarca vurguladık. Maalesef bu uyarı ve önerilerimiz yok sayılmıştır. Bugün mevcut yasa teklifinin mahzurları göz ardı edilerek yeniden o 7164 sayılı Yasa MHP ve AKP’nin oylarıyla onaylanmış ve bugün yeniden 4 maddede değişiklik önümüze getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, mevcut düzenlemenin uygulamada ne tür sonuçlar yaratacağı yani bir iki ay sonra yeniden yeni düzenlemeyle karşımıza gelinip gelinmeyeceği bilinmemektedir.

Yine, söz konusu teklifin az önce oyladığımız 7’nci maddesinin MTA’nın elinde bulunan ruhsat sahalarının “böl-parçala-sat” anlayışını yasal hâle getirmek için bir madde düzenlemesi hâline getirildiğini görüyoruz. Kamu kaynaklarının bu şekilde “böl-parçala-sat” anlayışıyla yağmalanması kabul edilebilir bir durum değildir. Yapılan bu düzenlemelerle, maden bölgelerinde ruhsat birleştirme, havza madenciliği gibi düzenlemeler savunulurken ne oldu da bugün MTA’nın elindeki ruhsatlar böyle bölünerek satma anlayışına geri dönüldü? Bunu bilmemiz gerekmiyor mu değerli iktidar milletvekilleri? Biz kamunun elinde bulunan ruhsat sahalarının lime lime edilerek satılmasına karşı olduğumuzu bu sıralardan, bu kürsüden hep belirttik, yine belirtmek istiyoruz. Bu nedenle kanun teklifi içinden mutlaka çıkarılması gerekirdi ama ne yazık ki oylarınızla yine geçti.

Değerli milletvekilleri, 100 Günlük Eylem Planı içerisinde bin maden sahasının satılacağı öngörülüyor. Bu çok büyük bir vahamettir arkadaşlar. MAPEG’in yaptığı açıklamada 2019 yılı içerisinde 2 bin ruhsat sahasının satılacağı ifade edilmiş olup 27/5/2019 tarihli Resmî Gazete’de 500 adet ruhsat sahası şu anda ihaleye açılmış bulunuyor, iki gün önceki tarihli Resmî Gazete’de arkadaşlar. Şu anda madencilik sektörü krizde olabilir; ulusal madenciliğimiz, ulusal zenginliğimiz olan madenlerin ucuz ucuz elden çıkarılarak peşkeş çekilmesi gerekmiyor arkadaşlar. Son üç yılda MTA Genel Müdürlüğünün milyarlarca lira harcayarak yaptığı arama ve araştırma sonucu elde ettiği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın, buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – MTA milyarlarca lira harcayarak araştırmalar yapıyor ve muhtemelen olumlu sonuçlar elde ettiği sahalar…

Mikrofon açılmadı sanki…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Yenilemek istiyorum burayı: MTA tarafından milyonlarca, milyarlarca lira harcanarak aramalar yapılıp muhtemelen olumlu veriler elde edilen sahalar bölünüp parçalanarak -ülkemizin geleceği olan yer altı kaynaklarımız arkadaşlar, bunlar yenilenemeyen kaynaklardır- yandaş firmalara veya ulusötesi firmalara peşkeş çekilecektir. 82 milyon insanımızın ortak malı olan yer altı kaynaklarımızın yağmalanmasına bir an önce son verilmelidir. Yerli ve millî olmak bunu gerektirir. Millî olmak bunun neresinde, vicdan bunun neresinde? Yetim hakkı yemekten bir an önce vazgeçin.

Soma faciasıyla birlikte yer altı kömür işletmelerinde mevzuat değişikliği sebebiyle meydana gelen maliyet artışlarının desteklenmesi adına teşvik uygulaması getirilmiş, sektörün mağduriyeti azaltılmıştır. Mevcut kanunda teşvikle ilgili uygulamalar var iken bu değişiklikle beklenen sonuç, gerekçe maddesinde açıkça belirtilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Efendim, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Şu anda Türkiye iftar sofrasında. Beş dakikada anlatılmayan on dakikada anlatılmıyor, emin olun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hemen bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – Peki, buyurun Sayın Milletvekili.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hangi kriterler baz alınarak ne kadar süre verilip verilmeyeceği açık değildir. Sektörü ilgilendiren bu tür düzenlemelerin açık ve net olarak yapılması, herkese eşit, adil, kamu-özel ayrımı yapılmaksızın uygulanması sağlanmalıdır diyorum.

Değerli milletvekilleri, son olarak da özellikle şunu söylemek istiyorum: Bankalara ve saraya yapılan yönetim kurulu ve yüksek istişare kurulu üyelikleri yandaş atamalardır, âdeta siyasi rüşvet niteliğindedir. Bu ülkede yandaşa değil, hak eden vatandaşa yer verilmelidir diyoruz. Biz bu ülkede sadakatin değil, liyakatin ödüllendirildiği ortamlar ve kanuni düzenlemeler istiyoruz.

Her şey çok güzel olacak.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun, okuyun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 6- 3213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 43- 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Devlet hakkı oranlarına ilişkin olarak bu Kanunda yapılan değişiklikler 2018 yılı Devlet hakkı beyan, tahakkuk ve tahsilatlarında uygulanmaz.

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                             Tuba Vural Çokal                                             Hasan Subaşı

                                    Adana                                                      Antalya                                                           Antalya

                      Muhammet Naci Cinisli                                                                                                             Bedri Yaşar

                                  Erzurum                                                                                                                           Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Antalya Milletvekili Hasan Subaşı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

68 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesiyle ilgili söz almış bulunuyorum.

9’uncu madde, devlet hakkı oranlarının 2018 yılında uygulanmaması için düzenlenmiştir. İlk bakışta, doğrusu, buna bir itirazımız bizim de söz konusu değil ama bizim itirazımız, yine birçok konunun, 15 kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapılan konuların yine bir torbaya konularak özensizce düzenlenmesinedir.

Ayrıca, 14/2/2019’da düzenlediğimiz Maden Yasası’nın üç ay sonra tekrar düzenlenmesi doğrusu yasaların, torba yasaların çok özensiz ve kanun tekniğine aykırı, kanun kalitesinden çok uzak düzenlendiğinin belirtileridir.

Gerekçesine baktığım zaman 9’uncu maddenin ve Maden Kanunu’ndaki değişikliklerin, şunu görüyorum: Sektörden gelen talepler üzerine dört maddede değişiklik yapılmıştır. Geçen hafta dikkatinizi çekmişse önümüze gelen Turizmi Teşvik Yasası’nda da yine “sektörden gelen talepler üzerine” diye sunum yapılmıştı. Oysa Yasa Teklifi’ne baktığımız zaman, sadece sektörden gelen talepler değil, doğanın, çevrenin, insan haklarının, işçinin yaşam hakkının ve iş güvenliğinin ön planda tutulması gerekirdi ama bütün bu düzenlemelerde yine “sektörden gelen talepler” üzerine denilmiştir.

Ben daha önce Maden Yasası düzenlenirken Antalya’daki taş ocaklarının tahribatından bahsetmiştim. Hatta, bir çevre felaketine sebep olan binlerce taş ocağının Antalya’nın doğasını ve ormanlarını tahrip ettiğinden söz etmiştim, yine 2 çevreci dostumuzun bu uğurda katledildiğinden söz etmiştim. Yine bununla ilgili bir olayı aktarmak istiyorum: Bu taş ocaklarıyla ilgili, binlerce ruhsat alınmış taş ocağı vardır Antalya’yı ve turizmini, Antalya’nın doğasını tahrip eden. Bunlardan birinin de Elmalı’nın Tekke köyünde Alevilerce kutsal sayılan Dur Dağı’nda da taş ocağı olduğundan söz etmiştim. Gelişmelerden bahsetmek istiyorum. Yine, o binlerce taş ocağı yine aynı faaliyeti sürdürüyor ve Tekke köyündeki, Dur Dağı’ndaki taş ocağı da faaliyetini sürdürüyor. Abdal Musa Derneği Başkanı -bir Alevi dedesi olan- Ali Eriş ve 15 arkadaşı defalarca hapis cezası almıştır bu Dur Dağı’ndaki taş ocağına direndikleri için. Hatta Ali Eriş 5’inci defa cezaevine girmiştir ve son aldığı ceza da on üç aydır. Söylemek istediğim buydu yani “sektörden gelen talepler üzerine” diyerek yasaları hazırlıyoruz ama bu yasalarda insan yok, insan hakkı yok, doğa ve çevreye saygı yok.

Turizmi Teşvik Yasası’nda da sunumda yine sektörden gelen talepler üzerine, baktığımız zaman, koyların tahsisi kolaylaşmıştı. Bu yasada da Maden Yasası’nda da sadece ruhsatlar kolaylaşmış durumda.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Toparlıyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Benim burada söylemek istediğim: Çevre felaketlerine sebep olan taş ocaklarının bu Maden Yasası’ndan çıkarılması gerekmektedir. Taş ocaklarının yerlerinin tespiti ve ruhsatlarının verilmesi işlemi mutlaka yerel yönetimlere verilmelidir, Maden Yasası kapsamından bunlar çıkarılmalıdır.

Bakın, Antalya’da bir Kent Konseyi var, bütün sivil toplum örgütlerinin çatı örgütüdür ve çok ciddi bir kurumdur. Onlar basın açıklamasında “Çevre felaketine dönüşmeye başlayan taş ocakları için ivedi önlemler alınmalıdır.” derken onlar da bu ocakların Maden Yasası kapsamı dışına çıkarılmasını önermektedir ki bu, çok doğru bir husustur, buna dikkat edilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Hepinizin bayramını kutluyorum, saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                             Bülent Kuşoğlu                                            Özcan Özel                                                    Tufan Köse

                                   Ankara                                                      Yalova                                                            Çorum

                               Servet Ünsal                                               Baha Ünlü                                       İlhami Özcan Aygun

                                   Ankara                                                    Osmaniye                                                        Tekirdağ

MADDE 9- 3213 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave olunmuştur.

"GEÇİCİ MADDE 43- 14/2/2019 tarihli ve 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Devlet hakkı oranlarına ilişkin olarak bu Kanunda yapılan değişiklikler 2018 yılı Devlet hakkı beyan, tahakkuk ve tahsilatlarında uygulanmaz.”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Osmaniye Milletvekili Baha Ünlü. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 68 sıra sayılı torba yasanın 9’uncu maddesi için grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gelişmiş ülkelerin kalkınma süreçleri incelendiğinde madencilik sektörünün büyük rol oynadığı görülmektedir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler kalkınmalarını maden zenginliklerine dayandırdıkları hâlde ülkemizde madencilik bulunması gereken yerde değildir. Bütünlükten kopuk bir anlayışla hazırlanan mevcut Maden Kanunu’nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmasıyla da madencilik sektöründe bir atılım yapmak mümkün değildir. Yaklaşık iki buçuk ay önce 7164 sayılı Maden Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik yapılmasına rağmen çok kısa bir zaman sonra yeni bir düzenlemenin Genel Kurul gündemine getirilmesinin nedeni anlaşılamamaktadır. İktidarın on yedi yıldır “Ben yaptım, oldu.” anlayışından vazgeçmediği burada da görülmüştür.

“Torba yasa” uygulaması “nitelikli yasa” kavramının bir tür kemiricisi konumuna gelmiş bulunmaktadır. Yeni sistemde artık kanun tasarıları bakanlıklar eliyle değil, doğrudan milletvekilleri eliyle teklif olarak hazırlanacak, görüşülecek ve vatandaşın ihtiyaçlarına daha net çözümler üretilecek deniyordu ancak bunu bir türlü göremiyoruz arkadaşlar.

Genel Kurul gündemine getirilen teklifin ilgili maddeleri madencilik sektörü ve sektörde görev yapan bazı kuruluşlarla ilgili ayrıntılı düzenlemeler içermektedir.

Değerli milletvekilleri, teklifin 9’uncu maddesi devlet hakkı oranlarına ilişkindir. Maden işletmeleri ticari faaliyetler olup her ticari faaliyette olduğu gibi üretim, maliyet, kâr unsurları göz önüne alınarak sürdürülmektedir. Bu faaliyetlerin maliyet unsurları içinde Maden Kanunu gereği devlet hakkı ödemeleri önemli bir yer tutmaktadır.

Devlet hakkı, bir mali yükümlülüktür. Ruhsat sahibinin mali yükümlülüğünün artırılıp azaltılması devletin tasarrufundadır. Bu değişiklik de Anayasa’nın 73’üncü maddesi gereği kanunla yapılmaktadır.

14 Şubat 2019 tarihinde yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun’da ruhsat sahiplerinin 2018 yılına ait devlet hakkı beyan, tahakkuk ve tahsilatlarının, 7164 sayılı Kanun hükümlerine göre uygulanacağıyla ilgili bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Nisan ayı içerisinde yayınladığı 2 duyuruyla ruhsat sahiplerinin 2018 yılı devlet haklarının 2019 Şubatta yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenmesi istenmiştir. Söz konusu duyurular, hukuksal dayanaktan yoksun, kazanılmış hakların korunması ve yasaların geriye yürümezliği ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir. MAPEG bu yönde bir uygulamayla ruhsat sahiplerinden yasal olmayan şekilde ek devlet hakkı almayı talep etmiştir. Madencilik dernekleri ve ruhsat sahipleri Bakanlığa birçok dava açmış ve iktidar, bu duyuruların yanlış olduğunu ve Bakanlığın açılan davaları kaybedeceğini anladığı için yaklaşık iki buçuk ay önce yürürlüğe girmiş olan kanun maddelerinde tekrardan değişiklik yapılmasını istemiştir. Bu durum, iktidarın kalıcı ve planlı bir şekilde değil, esnek ve anlık ihtiyaçları gidermek için kanun çıkardığını göstermektedir. Aslında MAPEG burada kendi içerisinde de çelişmiştir. MAPEG devlet hakkı hesaplarıyla ilgili 28 Şubat 2009 öncesi ve sonrası yürürlükte olan Maden Kanunu’nun bazı hükümlerini alarak bir mevzuat harmanı hazırlamıştır. Bu mevzuat harmanını 4 Nisan ve 19 Nisan 2019 tarihlerinde iki duyuru olarak yayınlamış ve kamu gücünü kullanarak ruhsat sahiplerine ek mali yükümlülük getirmiştir. MAPEG Anayasa’nın 73’üncü maddesini yok saymıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

BAHA ÜNLÜ (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

Bu duyuruların yasal geçerliliği yoktur. Buradan da görüldüğü gibi, teklifi hazırlayan iktidar mensubu milletvekillerinin kanun teklifini hazırlarken sektör bileşenlerinin, maden emekçilerinin, maden, jeoloji ve elektrik mühendisleri odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, sendikaların, üniversitelerin ve ilgili kamu kuruluşlarının görüşlerini almadıkları bir kez daha anlaşılmıştır.

Son on yedi yıllık AK PARTİ iktidarı döneminde 3213 sayılı Maden Kanunu 2’si köklü olmak üzere tam 14 kez değişikliğe uğramıştır. Bu, uygulanan devlet politikalarının ne kadar yanlış olduğunu ve iktidarın bu konuda ne kadar yetersiz ve bilgisiz olduğunu göstermiş, yatırım ve üretim sürecinde yer alan insanları da bezdirmiştir. Sonuç olarak toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir madencilik ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAHA ÜNLÜ (Devamla) – …sektörünün gelişimi, devletle ilgili sektör temsilcileri, demokratik kitle örgütleri, sivil toplum örgütlerinin iş birliğiyle mevcuttur.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Milletvekilim.

BAHA ÜNLÜ (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum.

İyi bayramlar diliyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Bazı Kanunlar ve 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                Ali Öztunç                                              Serkan Topal                                     İlhami Özcan Aygun

                            Kahramanmaraş                                                Hatay                                                            Tekirdağ

                           Mustafa Adıgüzel                                          Özcan Özel                                                Gamze Taşcıer

                                     Ordu                                                        Yalova                                                            Ankara

MADDE 10- 3213 sayılı Kanun’a aşağıdaki geçici madde ilave olunmuştur.

“GEÇİCİ MADDE 44- 28/2/2019 tarihinden önce Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan kaynak veya rezerv raporları olan madenler için bu maddenin yayımından itibaren 12 ay içerisinde Genel Müdürlüğe başvurulması halinde, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğüne buluculuk hakkı verilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer… (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

GAMZE TAŞCIER (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

23 Haziran İstanbul seçimlerine yaklaştığımız şu günlerde yine müjdeli haberlere uyanıyoruz. Biliyorsunuz, ülkemizdeki yer altı zenginliklerinin seçimlerden önce bulunmak gibi bir huyu var. 31 Mart öncesinde Trakya’da doğal gaz bulunmuştu, şimdi 23 Haziran seçimleri öncesinde yine Trakya’da kömür bulunuyor. Tesadüf tabii(!) Demek ki ülkemizde her ay seçim olsa Türkiye zenginleşecek(!)

Değerli milletvekilleri, iktidar partisi hemen hemen her ay yeni bir ekonomik paket açıklıyor. Adı bazen “İvme finansman paketi” oluyor, bazen “yeni ekonomi programı” oluyor, bazen de “Bakın, burası çok önemli.” paketi oluyor ama ekonomi bir türlü güven sağlayamıyor. Ekonomiyi toparlamak bir yana her gün daha da beter hâle getiriyor bu uygulamalar, demek ki bu işte bir yanlışlık var. Ben size ekonominin nasıl düzeleceğini söyleyeyim: Çok basit, israfı bitirin. Bakın, o zaman Türkiye ekonomisi şaha kalkar. Sizlere sadece Ankara Büyükşehir Belediyesinde ortaya çıkan birkaç israftan bahsedeceğim, Ankara’ya bakıp Türkiye'nin hâlini varın siz düşünün.

Melih Gökçek’in kırkyıllık arkadaşının boş arazisini “Depo yapacağım.” diyerek belediyeye bağlı ANFA şirketine kiralatıp boş arsaya üç yıl için 778 bin lira kira ödediği ortaya çıktı. İstifa etmeden üç buçuk ay önce başka bir ihale gerçekleştirdiği, parklara salıncak, oyuncak koymak için 81 milyon lira ödediği ancak alınan malzemelerin yarısının bile kullanılmadığı, diğerlerinin ise çürümeye terk edildiği ortaya çıktı. Belediyenin deposunda 100 bin top olduğu ortaya çıktı. Belediyenin borcunun 9,5 milyar lira olduğu ortaya çıktı. Yaklaşık değeri 1 milyon lira olan 3 zırhlı cipin Gökçek’e tahsis edildiği, bunlardan sadece 2’sinin alınabildiği ortaya çıktı. Seçimden beş gün önce ANFA’nın reklam ihalesine çıkıp daha yapılmamış işin parasının ödendiği, 1,5 milyon liranın şirkete aktarıldığı ortaya çıktı. ASKİ’nin Gökçek’in hayal dünyasından fışkıran ANKAPARK’ın yapımı için 1 milyar liradan fazla borç verdiği ortaya çıktı. (AK PARTİ sıralarından “Yalan.” sesi) En beteri de Gökçek döneminde 1 milyar liraya ihale edilen işin Mansur Yavaş’ın şeffaf belediyecilik anlayışıyla 188 milyon gibi bir rakamla yapıldığı ortaya çıktı. Sadece bu ihaleyle Ankaralının cebine 812 milyon lira para kaldı. Bu israf edilen, vakıflara, kişilere, kurumlara aktarılan paralar Ankara’da yüzlerce kreş, binlerce park, yüzlerce otobüs, yeni metro hatları olabilirdi ama hep söylüyorum, siyaset bir tercih meselesidir. Siz halkın parasını ensesi kalın, yandaş patronlara rant sağlamak için, oğullarınızın, kızlarınızın vakıflarına aktarmak için kullanabilirsiniz, halka hizmet için de kullanabilirsiniz. Siz Ankara’nın göbeğine ne idiği belirsiz bir saat heykeli, kavşaklara dinozor da dikebilirsiniz, evladını kreşe bırakacak anne babalar için kreş de açabilirsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Milyonlarca lirayı hiçbir anlamı olmayan kapılara da verebilirsiniz, vatandaşın iş çıkışı eve tıklım tıkış otobüslerle değil yeni, ferah otobüslerle gitmesini sağlamak için de kullanabilirsiniz. Ankara’nın milyarlarca lirasını yaşayamadığınız çocukluk yüzünden ANKAPARK diye bir ucubeye de yatırabilirsiniz, vatandaş yoksullukla boğuşurken bir yardım eli olsun diye su fiyatlarını indirmek için de kullanabilirsiniz. Tabii ki siyaset bir tercih meselesi. Elbette sizin bu tercihleriniz sandıkta sonuç buldu ve Ankaralı artık nasıl bir belediyeyle yönetilmek istiyorsa öyle bir başkan seçti.

Belediye meclislerinde de ne kadar engellemeye çalışırsanız çalışın, Ankaralı hak ettiği belediyeciliğe sonunda kavuştu. Ankara’da olduğu gibi 23 Haziranda İstanbul’da da her şey güzel olacak.

Çok teşekkür ederim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                        Nimetullah Erdoğmuş                                Hakkı Saruhan Oluç                                             Garo Paylan

                                  Şanlıurfa                                                    İstanbul                                                         Diyarbakır

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                     Ahmet Şık                                               Erol Katırcıoğlu

                                     Bitlis                                                       İstanbul                                                           İstanbul

                                                                                      Tulay Hatımoğulları Oruç

                                                                                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Şanlıurfa Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş.

Süreniz beş dakikadır. (HDP sıralarından alkışlar)

NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; saygı ve hürmetle selamlıyorum.

Dün bu Mecliste bir tartışma oldu, düzeyli bir tartışmaydı, ben de ona değinmek istiyorum. Kanun ve kılıçla ilgili burada bir tartışma oldu. Şimdi, Kur’an-ı Kerim’in Hadid suresi var, Hadid suresinde “Biz kitabı ve mizanı indirdik adaleti uygulayasınız diye.” der “Kitabı ve teraziyi indirdik adaleti uygulayasınız diye.” Daha sonra da devam ediyor “Bir de demiri indirdik.” diyor yani “…kılıcı indirdik.”

Şimdi, eğer önce demir zikredilseydi kitap ve mizan yani terazi kılıcın emrine girmiş olacaktı ki bunun adı tahakküm, bunun adı faşizm, bunun adı despotluktur. Eğer kılıç, kitap ile terazinin arasına girmiş olsaydı, o zaman kanun dediğimiz şey kılıç tarafından parçalanırdı ki kanun yapmanın, kanun peşinde mücadele etmenin yine bir anlamı kalmazdı ve mizanın da, kanunun da yine kılıcın emrinde, yine gücün emrinde kalması mukadder olurdu. Bundan dolayı, dikkat ederseniz esas mesele kamu için, kamunun yararı için yapılan hizmetler ve kanunlardır.

Bakınız, İslam tarihinde ilk önce Emevîler Dönemi’nde, Muâviye Dönemi’nde “kamu malı” yerine yani “beytülmal” tabiri yerine “Allah malı” tabiri kullanıldı ki Ebu Zer’in ilk itirazı, ilk mücadelesi işte o andan itibaren Muâviye’ye karşı başladı. Neden? Çünkü Allah adına “Allah malı” diyerek kendisinde bir tasarruf hakkı gördü Emevi muktedirleri ve dediler ki: “Artık bu bir kader meselesidir. Biz Allah adına bunların tasarrufunda bulunuyoruz ve siz de bu kadere inanmak mecburiyetindesiniz.” Yanlış kaderciliğin, yanlış kader inancının, işte, tarihi oradan başlar ve “cebriye” dediğimiz akım o günden itibaren inancı, dini iktidarın emrine sunarak o şekilde gücünü kaybettirdi ve o “mizan” dediğimiz, “kitap” dediğimiz, “adalet” dediğimiz inancın ruhu o gündür bugündür muktedirlerin emrine girdi.

Buna niçin değindim? Şimdi, mevcut kanunlarla ilgili yapılan düzenlemeler, yapılan müdahaleler, yapılan çalışmaların temelinde bu kamu hizmeti yatmaktadır ki buna Kur’an “Nas” diyor, Nas. Yani insanın yani halkın emrinde olması lazım. Kur’an’ın son suresi Nas suresidir, son ayeti de “Nas”la biter. Halkın emrinde, halkın hizmetinde olan şey âdeta Hakk’ın da yeryüzündeki bir görünüşü ve bir mevcudiyetidir diyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle, yapılan kanunların, yapılan çalışmaların adil olmasını diliyorum ve son söz olarak diyorum ki Kur’anî bir gerçek olan “Zalim sen de olsan, anan da olsa, kardeşin de olsa, baban da olsa, onun karşısında; mazlum ise düşmanın dahi olsa onun yanında yer alacaksın” emrine istinaden, hep beraber mazlumların yanında olmak dileğiyle saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.

Hayırlı akşamlar diliyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

"MADDE 7- 7/11/1985 tarihli ve 3238 sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında bulunan "acil” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.”

                   Mehmet Metanet Çulhaoğlu                         Muhammet Naci Cinisli                                  Tuba Vural Çokal

                                    Adana                                                     Erzurum                                                          Antalya

                               Bedri Yaşar                                                                                                                 Ayhan Altıntaş

                                   Samsun                                                                                                                            Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş…

Süreniz beş dakikadır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iftar saati çok yaklaştı, o nedenle konuşmamı kısa keseceğim.

Torba yasayla yapılan düzenlemelerin kanun tekniği açısından yanlış olduğunu, istisnai olarak kullanılması gereken bu usulün neredeyse kural hâline geldiğini üzülerek görüyoruz. Ancak bu konularda ne kadar uyarı da yapsak iktidar bildiğini okuyor. İlgili uzman görüşleri alınmadan, ilgili komisyonlarda görüşülmeden alelacele hazırlanan teklifler Mecliste sayısal üstünlükle çabukça geçebilir ama kısa zamanda problemler yaratır. Umarız sakıncalarını kendileri de görürler ve istikrarlı bir devlete yakışan yasalar yaparlar.

Bu torba yasada da Kültür Bakanlığından Millî Eğitim Bakanlığına, TRT’den MTA’ya olmak üzere birçok farklı kurumu ilgilendiren maddeler ilgili komisyon görüşü alınmadan gündeme gelmiştir.

Benim üzerinde konuşacağım 11’inci maddede ise Emniyet Genel Müdürlüğüne bir nevi örtülü ödenekten harcama yapılması imkânı getiriliyor. Mevcut mevzuatta ancak acil durumlarda izin verilen bu durum düzenli hâle getiriliyor. Emniyetimizin sağlayıcıları harcamalarını şeffaf olmayan bir şekilde yapabilecek yetkilere sahip oluyorlar. Serbest düşüncenin, özgür gazeteciliğin, kişi masumiyetinin askıya alındığı bir ortamda güvenlik güçlerine bu imkânların verilmesi demokratik ortamı daha da kötüleştirecektir. Twitter’dan yapılan eleştirilerin terör eylemi sayıldığı, her gün bir gazetecinin dövüldüğü, bir muhalefet liderinin evinin basıldığı, ana muhalefet liderine yumruk atıldığı ve faillerin serbest bırakıldıkları bir ortamda emniyet güçlerine şeffaf olmayan harcamalar yapma imkânı verilmesi ülkenin iyice karanlığa düşmesine destek olacaktır. Bu nedenle bu maddeye temelden karşı olduğumuzu belirtirim.

Kısacası, bu yasa teklifinin hem yasa tekniği hem de içerdiği maddeler bakımından birçok sorun barındırdığı görülmektedir. Bu nedenle genelinde tüm teklife, özelinde ise 11’inci maddeye olumlu oy vermeyeceğimizi belirtirim.

Hepinizin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Milletvekilim.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.46

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

68 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, 69 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlıyoruz.

2.- İstanbul Milletvekili Şirin Ünal ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Tokat Milletvekili Özlem Zengin ile 49 Milletvekilinin Askeralma Kanunu Teklifi (2/1940) ve Milli Savunma Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 69)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 30 Mayıs 2019 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.49



(x) 68 S. Sayılı Basmayazı 28/5/2019 tarihli 84’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.