TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

83’üncü Birleşim

27 Mayıs 2019 Pazartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’ın, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun belediye tabelasında yer alan “Tunceli” isminin “Dersim” olarak değiştirilmesi kararına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Yalova Milletvekili Özcan Özel’in, Yalova ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, Uşak ilinin tarihî ve turistik değerlerine ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

6.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’deki terör odaklarına ve terörü destekleyen yapılara karşı net tavır göstermediği takdirde Atatürk’ün partisi olma iddiasını sürdüremeyeceğine ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda şehadet şerbetini içen Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine, atama bekleyen engelli öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Antalya Milletvekili Atay Uslu’nun, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

9.- Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel’in, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ve 25 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek’e vefatının 36’ncı seneidevriyesinde Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

10.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, emeklilere ödenen bayram ikramiyelerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

12.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, ülkemizde yoklama kaçağı veya bakaya durumunda bulunanların mağduriyetinin giderilebilmesi için Millî Savunma Bakanından Askeralma Kanunu Teklifi’nde gerekli değişikliklerin yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, şehit olan hemşehrisi Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a ve polis memuru Merve Ünal’a Allah’tan rahmet dilediğine, devletin şehit yakınlarına sahip çıkması gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak’ın, 25 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

15.- Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı’nın, 28 Mayıs Millî Mücadele Dönemi’nin ilk ulusal belgesi olan Havza Genelgesi’nin yayımlanmasının 100’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

16.- Ankara Milletvekili Arife Polat Düzgün’ün, Bilkent Şehir Hastanesine taşınma süreci tamamlanan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin tarihî binasının sağlık müzesi olarak değerlendirilmesini arzu ettiğine ilişkin açıklaması

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

18.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, Hatayspor-Adana Demirspor maçında çıkan olaylara, sağlık personeli alımına KPSS’ye ek olarak mülakat uygulaması getirilmesinin kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması

19.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Bilkent Şehir Hastanesine taşınması nedeniyle vatandaşların yaşayacağı mağduriyete ilişkin açıklaması

20.- Çorum Milletvekili Erol Kavuncu’nun, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

21.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in, sağlık personeli alımına KPSS’ye ek olarak mülakat uygulaması getirilmesinin torpilin ve kayırmacılığın önünü açacağına ilişkin açıklaması

22.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümü vesilesiyle merhum Başbakan Adnan Menderes’e ve bakanları Hasan Polatkan ile Fatin Rüştü Zorlu’ya, ölümünün 39’uncu yıl dönümünde dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’a, Yeşilçam’ın usta oyuncusu Eşref Kolçak’a Allah’tan rahmet dilediğine, Gazeteci Sabahattin Önkibar’a yapılan saldırıyı şiddetle kınadığına, Hükûmetin kamuda lüks harcamalara ve israfa devam ettiğine ilişkin açıklaması

23.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaralanarak şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a, İstanbul ili Kadıköy ilçesinde meydana gelen yangında ölenlere, 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü vesilesiyle başta Başbuğ Alparslan Türkeş olmak üzere dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’a ve vatan için şehadete yürüyen Ruhi Kılıçkıran’dan Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerine, MHP’nin Cumhur İttifakı’yla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden büyük başarıyla çıktığına ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, demokratik siyasetten yana olanların her zaman askerî ve sivil darbelerin karşısında yer almaya devam edeceğine, 27 Mayıs sonrasının en önemli simgelerinden olan Yassıada’nın beton yığınına dönüştürüldüğüne, gazetecilere yönelik saldırıların engellenmesi gerektiğine ve Dersimli Seyit Rıza’nın idam sehpasındaki son sözlerine ilişkin açıklaması

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaralanarak şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine, Konya ili Doğanhisar Belediye Başkanı İhsan Öztoklu’nun bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybettiğine, siyasilere karşı girişilen şiddeti, cinayetleri kınadıklarına ve önlenebilmesi için Parlamentonun inisiyatif alması gerektiğine, 27 Mayıs dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ı ölümünün 39’uncu yıl dönümünde rahmetle andıklarına, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne, YSK’nin aldığı kararla 6 Mayıs 2019 tarihinin darbeler tarihine yerel seçim darbesi olarak geçtiğine ve 31 Mart yerel seçimlerinde MHP’nin aldığı oy oranına ilişkin açıklaması

26.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne, 15 Temmuz iradesinin milletin birlik ve beraberliğinin teminatı olduğuna, vesayetçi yargı ve bürokrasi ile demokratik yargı ve bürokrasinin ne anlama geldiğine, 27 Mayıs dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’a ölümünün 39’uncu yıl dönümünde, sanatçı Eşref Kolçak’a ve Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaralanarak şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine, Gazeteci Sabahattin Önkibar’a yapılan saldırıyı kınadığına ilişkin açıklaması

27.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, 31 Martta Milliyetçi Hareket Partisinin il genel meclisi seçimlerinde aldığı oy oranına ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Van Milletvekili İrfan Kartal’ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümü vesilesiyle 27 Mayıs mağduru olarak yaşananlara ilişkin açıklaması

30.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 27 Mayıs dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ı ölümünün 39’uncu yıl dönümünde rahmetle andığına, Spor Toto 1. Lig play-off final maçında Gazişehir Gaziantep takımına başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

31.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi Başkan Yardımcısı Bahar Muradova’nın vaki davetine icabetle 12 Haziran 2019 tarihinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilecek olan Bakü Bölgesel İşbirliği ve Güvenlik Konferansına katılması hususu Genel Kurulun 16 Mayıs 2019 tarihli ve 79’uncu Birleşiminde kabul edilen TBMM Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç Başkanlığında bir heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimlere ilişkin tezkeresi (3/762)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 4-5 Haziran 2019 tarihlerinde Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenecek olan Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamento Başkanları 4’üncü Toplantısına katılması hususu Genel Kurulun 15 Mayıs 2019 tarihli ve 78’inci Birleşiminde kabul edilen TBMM Başkan Vekili Levent Gök Başkanlığında bir heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimlere ilişkin tezkeresi (3/763)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 14/5/2019 tarihinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekili tarafından, 2012 KPSS sınavına ilişkin eski ÖSYM Başkanının ifadesinde bahsettiği bazı hususların araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/1204) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 27 Mayıs 2019 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

 

 

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in, Türk Hava Yollarının 2010-2019 yılları arasındaki sponsorluk işlemlerine ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/10248)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017-2019 yılları arasında Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların dekorasyon, tadilat, restorasyon ve iyileştirme işleri için yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/10317)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017-2019 yılları arasında Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda yapılan temsil ve ağırlama harcamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/10318)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2017-2019 yılları arasında Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların dekorasyon, tadilat, restorasyon ve iyileştirme işleri için yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/10422)

5.- Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca’nın, orman vasfını yitirdiği gerekçesiyle imara açılan orman alanlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un cevabı (7/10460)

6.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, İzmir’in Karaburun ilçesinde tarım alanlarının korunmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un cevabı (7/10468)

7.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hizmetli kadrosundaki personele verilen iş kıyafetlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11820)

8.- Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un, Stratejik Plan çalışmalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11821)

27 Mayıs 2019 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Tunceli Belediyesinin tabelasına “Dersim Belediyesi” ibaresinin yazılması kararı hakkında söz isteyen Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’a aittir.

Buyurun Sayın Taytak. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak'ın, Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun belediye tabelasında yer alan “Tunceli” isminin “Dersim” olarak değiştirilmesi kararına ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tunceli’nin TKP’li Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun Tunceli Belediyesinin adını “Dersim” olarak değiştirme kararı üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Popülizme yenik düşerek bazı çevrelere şirin gözükmek için geçmişi karıştırmaya çalışanların sonu, geçmişte dedelerinin başına gelenlerden çok farklı olmayacaktır. Kendi hayal âleminde Türk devletine başkaldırdığını düşünenlere er ya da geç devletin tunç eli tanıtılacaktır. O dönemde cumhuriyetin demokratik, aydınlık ve millî bakış açısına kör taklidi yaparak, kendi feodal yapılarını devam ettirebilmek için İngilizlere ve Fransızlara aman dileyerek, el etek öperek isyan başlatanlar karakollarımızı basmışlardır, askerlerimizi şehit etmişlerdir, köprüleri yıkmışlardır, devletimize başkaldırmışlardır ama başaramayınca, haince, İngilizlere mektup yazmış, Suriye’de Fransızlara sığınmak zorunda kalmışlardır. Hâl böyleyken Seyit Rıza’yı masum göstermeye çalışanlar kimlerdir? Eli kanlı terör örgütü PKK, onun gizli ortakları ve siyasi temsilcileridir. Bunların bu çabaları bizi hiç şaşırtmamaktadır. Karakol basmayı, köprüleri yıkmayı, okulları yakmayı, askerlerimizi şehit etmeyi nereden öğrendikleri bellidir. Emperyalizmin uşağı olmayı, dedeleri gibi onlar da gayet iyi bilirler.

Bizim şaşırdığımız esas mesele de Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisinin bu konu kapsamında sessiz kalışıdır. CHP seçimlerde ittifak yaptığı HDP’yi küstürmekten mi korkuyor? “Ne Dersim’i kardeşim? Burası Tunceli’dir.” diye niye söyleyemiyorsunuz? Neden sessiz kalıyorsunuz? Bunun cevabı bellidir. PKK’nın seçimlerde verdiği desteği kaybetmekten korktukları kesindir ve ortadadır. Milletimiz bu riyakâr duruşu çok şükür ki görmektedir. Onlar ne kadar susarlarsa sussunlar, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak susmayacağız. Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in ifade ettiği gibi "Tunceli” ifadesinin yerine “Dersim” yazılmasıyla ilgili karar yok hükmündedir; ayaklarımızın altındadır, gereği de mutlaka yapılmalıdır. Türkiye'de resmî olarak “Dersim” ismiyle anılan bir vilayet yoktur ve olmayacaktır. Ne yapacağız? “Seçildi” diyerek komünist şarlatanlığa göz mü yumacağız?

Hem Atatürk edebiyatı yapacaksınız hem de Tunceli’de İl Başkanınız, Seyit Rıza'yı anma programı düzenleyecek. Soruyorum sizlere: Bu nasıl bir siyaset şeklidir? Mustafa Kemal'in “Tunceli” dediğine kimse “Dersim” diyemez.

CHP ikiyüzlü siyaseti bir an önce bırakmalıdır. Devekuşu misali kafalarını kuma gömüp, “Şu tartışmanın, şimdi zamanı mı?” diye hayıflanıp, konunun bir an önce kapanmasını bekleyen bir hâle düştüler. İnanın, yazık.

Batılı emperyalist güçlere karşı kanımızla canımızla, ağır bedeller ödeyerek bu kutlu vatanda kurduğumuz ve bin yıllık geleneklerimizle yaşattığımız Türkiye Cumhuriyeti devletine, kurucu değerlerine ve hukukuna herkes saygı duymak zorundadır.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Vekilim, size yazılan metni okuyamıyorsunuz!

MEHMET TAYTAK (Devamla) – Dinle, dinle!

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Saygısızlık yapma, yaptığın saygısızlık şu anda.

SERKAN TOPAL (Hatay) – Daha yazılanları okuyamıyorsunuz!

MEHMET TAYTAK (Devamla) – Niye rahatsız oldun bu kadar?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Devam edin Sayın Hatibim, devam edin.

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Genel Kurula hitap edin, Genel Kurula.

MEHMET TAYTAK (Devamla) – Müdahale etmesin oradan!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz devam edin.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Genel Kurula hitap etsene sen!

MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Bağırma, bağırma!

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Bağırırsam ne olur!

MEHMET TAYTAK (Devamla) – Çok partili seçimler yoluyla ortaya çıkan seçmen iradesinin istismarı ve karanlık zihinlerinde sözde başkaldırı olan bir karara şiddetle karşı olduğumuzu, buna müsaade etmeyeceğimizi büyük Türk milleti önünde bir kez daha ilan ediyoruz. Komünizm adı altında feodalizmi savunan bir şahsın Türk milleti önünde maskesi düşmüş, arka planda tasarlanan hain ve kirli plan ortaya çıkmıştır.

Burası Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Belediye başkanlığı makamı da diğer tüm makamlar da Türk devletine meydan okuma makamı değildir, olamayacaktır da. Millete şirin gözükmek için bedava buğday, organik nohut diye yola çıkanlar devletin vilayetinin ismini değiştiremeyeceklerdir. Ana dilimiz olan Türkçenin yanında başka dillerde yazışmalar yapmaya kalkanlar, yukarıda belirttiğimiz gibi, devletin tunç elini bir an evvel görmelidirler. Herkesin haddini bilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kanunlarına uyması gerektiğini ifade ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle konuşmama son verirken yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, uygun görürseniz kısa bir açıklama…

BAŞKAN – Gündem dışı konuşmaları bitirelim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, doğrudan grubumuza sataşma olduğu için, zaten hatibin de muradı oydu, siz bilirsiniz.

BAŞKAN – Yani Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Peki efendim, öyle takdir ediyorsanız cevap vermeyeceğim.

BAŞKAN – Özgür Bey, çok teşekkür ederim.

Gündem dışı ikinci söz Yalova’nın sorunları hakkında söz isteyen Yalova Milletvekili Özcan Özel’e aittir.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Yalova Milletvekili Özcan Özel'in, Yalova ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZCAN ÖZEL (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yalova’nın sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Yalova, Türkiye'nin en büyük illeri arasında yer alan İstanbul, Kocaeli ve Bursa’ya komşu olan, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Benim kentim.” dediği, ömrünün 311 gününü geçirdiği, önemli kararlarını aldığı yerdir. Bu yönüyle Yalova, cumhuriyetimizin yazlık başkentidir. Yalova, nüfus artışı ve nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üzerinde olan, buna bağlı olarak kamu hizmetlerinde sorunları artan illerimizden birisidir.

Yalova’nın öncelikli sorunlarından bir tanesi hastane sorunudur. Beş yıl önce Başbakan olduğu dönemde Sayın Cumhurbaşkanı tarafından Yalova’ya 400 yataklı bir hastane sözü verilmiş, ondan sonra Yalova’ya kim geldiyse 400 yataklı hastane sözünü “müjde” diyerek tekrarlamıştır. Aradan beş yıl geçmiş olmasına rağmen, hastane inşaatına hâlâ başlanmamıştır. Yalova’da hastanenin yapılacağı yer bellidir. Hastanenin yapılacağı yere hastane tabelasını astılar ama hastane hâlâ yapılamadı. Yani hastanenin sözü var, vaadi var, tabelası var, hastası var; kendisi yok. Çeşitli tarihler açıklandı, “Şu tarihte ihalesi yapılacak, temeli atılacak.” gibi sözler söylendi ama şu ana kadar bir gelişme olmadı. Bu konuda verdiğim soru önergesine ise Sağlık Bakanı yaklaşık sekiz aydır cevap vermemiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre doktor başına düşen kişi sayısı Türkiye ortalaması 539 iken Yalova’da bu oran 654’tür. Hemşire sayısında da durum aynıdır, Türkiye ortalaması 486, Yalova’da bu sayı 571’dir. Sağlık kurumlarında yatak sayısı Türkiye ortalaması 358 iken Yalova’da bu sayı 442’dir. Yine TÜİK’in “Ölüm Nedeni İstatistikleri”ne göre Yalova’da 5 kişiden 1’i kanserden yaşamını yitirmektedir, Türkiye ortalaması 8 kişide 1’dir. Her 5 kişiden 1’inin kanserden vefat ettiği bir kentte hastaların sağlık hizmeti almak için Bursa’ya, İstanbul’a, İzmit’e gitmek zorunda kalmaları söz verdikleri hastaneyi beş yıldır yapmayanların ayıbıdır.

Yalova’ya hastane sözü, tekrarlanan Yalova seçiminden önce verilmiştir ve beş yıldır bu söz yerine getirilmemiştir. Şimdi, 23 Haziranda İstanbul’da, 2014 yılında Yalova’da olduğu gibi, YSK’nin haksız, hukuksuz kararıyla seçim tekrarı yapılacak. Vaatler havada uçuşuyor. Ekrem başkanın vaatlerini kendi vaatlerinizmiş gibi kabulleniyorsunuz, sahipleniyorsunuz. Biz, Yalova’da bu süreci yaşadık vaatlerinizin hiçbirisini yerine getirmediniz. İstanbullu seçmenlerimize de Yalova’da yaşananları dikkate alarak oy kullanmalarını öneriyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; göç alan bir il olarak işsizlik oranı Yalova’da Türkiye ortalamasının üzerindedir. İşsizlik AKP döneminde tüm zamanların rekorunu kırmış, en yüksek işsizlik oranı yaşanmıştır. Yalova da bunlardan nasibini almış, gençlerimiz işsizliğe, umutsuzluğa, çaresizliğe itilmiştir. Yalova’da kurulu bulunan 750 kişinin çalıştığı tekstil fabrikası Bilecik’e taşınmıştır.

Bir diğer konu, Yalova’da üniversite öğrencilerimizin yurt sorunu devam etmektedir. Üniversiteye devam eden öğrencilerimizin yurt taleplerinin karşılanması devletin asli görevidir. Yükseköğretimde şu anda -açıköğretim hariç- öğrenci sayımız 3 milyon 900 bindir. Buna karşın Kredi ve Yurtlar Kurumunun toplam yatak kapasitesi 667 bindir yani her altı öğrenciden 1’isi KYK yurtlarından yararlanabilmektedir. Bu rakam Yalova’da daha düşüktür. Yalova’da 14 bin öğrencimiz varken KYK yurtlarının kapasitesi 1.380’dir.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yalova-Çınarcık-Armutlu yolu henüz bitirilememiştir. Yine aynı şekilde 28/3/2017 tarihinde ihalesi, 20/6/2017 tarihinde ise yer teslimi yapılarak dört yüz seksen günde tamamlanacağı hedeflenen Yalova, Altınova, Karadere ve Kınalı barajları, içme suyu tesisleri ve sulamaları planlama, mühendislik hizmetleri işi hâlâ bitirilememiştir.

Yalova, çiçekliğin de ilk yeşerdiği, bu konuda çok ciddi katkıları olan önemli bir üretim merkezimizdir. Yalova’da tarıma dayalı çiçekçilik ihtisas organize sanayi bölgesinin faaliyete geçememesinin nedeni hazine arazilerinin rayiç bedellerinin yüksek olmasıdır.

Yine aynı şekilde Akdere barajının yapımına dahi başlanamamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekilim.

ÖZCAN ÖZEL (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Hazine arazilerini üretimi desteklemeye yönelik kullanılması için daha düşük ve sembolik bedellerle Yalova’daki çiçekçilerimize verilmesi gerekmektedir. Türkiye ağaç ithal eden, çiçek ithal eden bir ülke olmaktan çıkmalıdır. Hastane başta olmak üzere Yalova’nın acil ve önemli sorunlarının çözümü için Hükûmeti sorumluluğunun gereğini yerine getirmeye çağırıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Uşak ilinin tarihî ve turistik değerleriyle ilgili söz isteyen Uşak Milletvekili İsmail Güneş’e aittir.

Buyurun Sayın Güneş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş'in, Uşak ilinin tarihî ve turistik değerlerine ilişkin gündem dışı konuşması

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; Uşak ilimizin tarihî ve turistik değerleri hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 27 Mayıs, ülkemizin demokrasi tarihi açısından kara bir gün. Bundan tam elli dokuz yıl önce antidemokratik olarak yapılmış 1960 darbesini nefretle kınıyorum. Bu yolda şehit edilen dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Adnan Menderes’i, Bakanlarımız Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmetle ve minnetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, Ege Bölgesi’nde bulunan Uşak ilimiz 1953 yılında Kütahya’dan ayrılarak il olmuştur. Uşak şehri, aşıklar şehri olarak anıldığı gibi aynı zamanda ilk paranın kullanıldığı, ilk voleybolun oynandığı, ilk elektriğin kullanıldığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinde ilk şeker fabrikasının yapıldığı ve ilk kadın atlı cirit kulübünün kurulduğu ilkler şehri olarak da anılmaktadır.

Uşak ilimiz geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır, tarihi milattan önce 200 bin yılına dayanmaktadır. Uşak ilimizde milattan önce 2000 ile 1200 yılları arasında Hititler, yine milattan önce 700 yıllarında Frigyalılar, yine milattan önce 700-400 yılları arasında Lidyalılar, daha sonra Persler, Makedonlar yani İskender İmparatorluğu, daha sonra Roma İmparatorluğu ve 1071 yılında Malazgirt Savaşı’yla beraber Türklerin Anadolu’ya girmesiyle birlikte Selçuklu İmparatorluğu, Germiyan Beyliği ve Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır.

Milattan önce 560’lı yıllarda tahta geçen Lidya Kralı Kroisos zenginliği ve hazineleriyle ünlüdür. Uşak ili Güre köyü civarında o döneme ait pek çok tümülüs bulunmaktadır. Bu tümülüslerdeki hazineler ilk defa 1965 yılında köylüler tarafından çıkarılır ve Hazine kaçakçılarına satılır. Amerika’ya kaçırılan tarihî eserler 1985 ve 1993 yılları arasında New York Metropolitan Müzesinde sergilenmiştir, Türkiye’nin girişimleriyle 1993 yılında Ankara’ya getirilmiş, 1996 yılında Ankara’da sergilenmiş, daha sonra Uşak Arkeoloji Müzesine teslim edilmiştir. Bu tarihî eserlerden Karun hazinelerinden en önemlisi Kanatlı Denizatı Broşu 2005 yılında Uşak Arkeoloji Müzesinde yine sahtesiyle değiştirilmiş, 2013 yılında Almanya’da olduğu tespit edilmiş ve Türkiye’ye teslim edilmiştir. Hükûmetlerimiz döneminde başlatılan ve 2018 yılında bitirilmiş olan yeni Uşak Arkeoloji Müzesinde Karun hazinelerine ait 363 parça eser sergilenmektedir. Bunun yanında müzemizde Paleolitik, Tunç, Frig, Lidya, Helenistik ve Roma dönemine ait pek çok eser sergilenmektedir.

Yine, milattan önce 3’üncü yüzyılda Makedonlar tarafından Uşak ilimiz Ulubey ilçemiz Sülümenli köyü civarında kurulan, üç tarafı derin vadilerle çevrili, sadece kuzeyden girişi bulunan Blaundos Antik Kenti açık hava müzesi olup mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Blaundos Antik Kenti’nde 2018 yılında kazı çalışmaları başlamıştır. Burada stadyum, tiyatro, su kemerleri, İyon düzeninde tapınaklar bulunmaktadır. Ayrıca Roma dönemine ait pek çok eser bulunmaktadır.

Uşak ilimizde görülmesi gereken tarihî ve doğal güzelliklerden bir tanesi de Ulubey Kanyonlarıdır. Ulubey Kanyonları ABD’deki Arizona Kanyonlarından sonra 72 kilometrelik uzunluğuyla dünyanın 2’nci en büyük kanyonudur. Ulubey Kanyonlarının derinliği 50 ile 170 metre arasında değişmektedir. Ayrıca Kanyon içinde Montanizm tarikatının merkezi olarak bilinen Pepuza Antik Kenti de yer almaktadır. Ulubey Kanyonlarıyla bağlantısı olan Clandras Su Kemeri Helenistik mimari özellikleri göstermekte olup 24 metre yükseklikte bulunan su kemeri ve buradan akan su gerçekten görülmeye değer bir tarihî eserdir.

Yine, Romalılar döneminden kalma ve piskoposluk merkezi olan Sebaste Antik Kenti, yine ilk voleybolun oynandığı Akmonia Antik Kenti Uşak ilimizde yer almaktadır.

Uşak’ta görülmesi gereken eserlerden bir tanesi de dünyaca ünlü ve 16’ncı yüzyılda Avrupa saraylarını süsleyen Uşak halılarıdır. Uşak halıları, günümüzde yine Uşak Belediyemiz ve il özel idaremizin katkılarıyla hâlâ dokunmaya devam edilmektedir. Uşak halıları has yünden olup madalyon ve yıldız motifleri oldukça meşhurdur.

Yine, Eşme ilçemizde kök boyasıyla boyanan, saf yünden üretilen, Eşmeli kadınlarımızın ruhunun güzelliklerini ilmek ilmek dokuduğu Eşme kilimleri oldukça meşhurdur ve Eşme ilçemizde kilim ve turizm festivali düzenlenmektedir.

Yine, yakın tarihimiz açısından çok önemli olan Yunan Kuvvetleri Başkomutanı General Trikopis'in esir edildiği…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

İSMAİL GÜNEŞ (Devamla) - …ve Atatürk'ün huzuruna çıkarıldığı Osmanlı yapısı bina 1 Eylül 1978 tarihinde Atatürk ve Etnografya Müzesi ilan edilmiştir. Atatürk’ün karargâh olarak kullandığı bu binada o gün kullanılan eşyalar sergilenmektedir. Ayrıca Uşak ilimizde Kent Müzesi mevcuttur.

Uşak'ta görülmesi gereken tarihî ve turistik yerler arasında Burma Cami, Ulu Cami, Bedesten, Paşa Hanı, Taşyaran Vadisi ve Hamamboğazı gibi pek çok güzellikler bulunmaktadır.

Tarhanasıyla, keşkeğiyle, katmeriyle, alacatenesiyle, döndürme böreğiyle, demir tatlısıyla, topalağıyla, cendere tatlısı ile Uşak’ımızın yöresel yemeklerini yemek için tüm vatandaşlarımızı Uşak’ımıza beklerim.

Yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Özgür Bey, söz istemiştiniz.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Öncelikle, pazartesinden başladık; iyi, başarılı, verimli bir yasama haftası olmasını ümit ediyoruz.

Tabii, biraz önce değerli hatibi kürsüde dinledik; amacı doğrudan Cumhuriyet Halk Partisine sataşmak, provoke etmek, Cumhuriyet Halk Partisine edeceği hakaretlerle o siyaset düzeyine Cumhuriyet Halk Partisini çekmek isteyen bir dili dinledik. CHP, o düzeye inemez, inse çıkarken vurgun yer. Öncelikle bunu söylemek isterim.

Bugün bir terör örgütünün ismini burada anan birisi şunu bilmelidir: Terörle mücadelenin altın kuralı terör örgütlerinin ismini ağza almamaktır “sözde terör örgütü” “sözde temsilcisi” deriz ki onlarda olmayan bir gücü onlara vermiş olmayalım. Hele hele siz bulunduğunuz siyasi partinin ana siyaset ekseni milliyetçilikken, bir terör örgütünü ülkenin en büyük metropolünün seçim sonucunu belirleyebilecek güçte gösterirseniz o da sizin siyasetiniz, gerçekten şaşılacak bir şey. Burada her partide özellikle güvenlik bürokrasisinden, kamu yönetiminden gelen çok sayıda milletvekilimizin de olduğunu biliyoruz, terör örgütleri bir eylem yaparlarsa zaten adlarından söz ettirmek için yaparlar. Terör örgütlerinin adından bu kadar kolay söz etmek ucuz, basit, faydasız, bu çatının altına yakışmaz bir siyasettir. Cumhuriyet Halk Partisini çekmeye çalıştığı tartışmanın içine Cumhuriyet Halk Partisi öyle kaçmaz. Geçtiğimiz dönem –sayısında yanılabilirim- iki ya da üç kez, 1937 Mart ayında başlayan “Dersim isyanı” diye ifade edilen “Tunceli’de yaşanan olaylar.” olarak ifade edilen süreçle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi grup önerileri verdi iktidar partisinin çoğunluk oyuyla reddedilen.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Meclis araştırsın bunu; tarihten husumet çıkarmayalım, oturalım, hep birlikte yanlışlar yapıldıysa yanlışları, doğrular yapıldıysa doğruları araştıralım ama bu çatı bu işe el koysun.” dedik bu kadar açık yüreklilikle. O dönemde bu araştırma önergelerimize iktidar partisi tek başına hayır oyu veriyordu, bugün kendi seçim beyannamesinde emeklilikte yaşa takılanlar olup ona hayır oyu verenleri, af olup da unutanları, dün hakaret ettiklerine bugün rahatlıkla iltifat ettiklerini, TC’de, andımızda karşı kutuplarda olup da ittifakında sorun olmayanları gördükçe bizi tutarlı siyasete davet edenlerden ibret almaktan başka bir şey kalmıyor bize.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Yerinizden, buyurun Levent Bey.

2.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kıymetli CHP Grup Başkan Vekili gündem dışı söz almış olan milletvekilimizin konuşmasıyla ilgili birtakım cevaplar vermekle birlikte, asıl, milletvekilimizin merak ettiği, partimizin merak ettiği meseleyle ilgili en ufak bir cevabı, doyurucu, tatmin edici bir beyanı olmamıştır. O da; Tunceli Belediyesine “Dersim” levhasını takmak isteyen o Belediye Meclisine, Belediye Başkanına karşı, bunun hukuka aykırılığının ve 1935 yılında çıkmış olan Tunceli Kanunu’na açıkça muhalefet olduğunun, büyük bir yetki gaspı olduğunun, belediye meclislerinin bu şekilde bir karar veremeyeceğinin açık olduğu bir durumda, ne siyasi açıdan ne tarihî açıdan ne hukuki açıdan en ufak bir beyanatta bulunmamayı hayretle karşılıyoruz. Bu, herhâlde, daha önce -Sayın Özgür Özel yoktu, Engin Altay Bey vardı grup başkan vekilliğinde- bu tartışma olmuştu, bir asimilasyon tartışması üzerinden gitmişti. Bu, CHP’nin Seyit Rıza ile Mustafa Kemal Atatürk arasındaki seçimi konusundaki netlikle çözülebilecek bir meseledir. CHP o netlikten son derece uzaktır bugün. Bunu netleştirmekle alakalı yapacakları çalışmalar çok fazladır. Bunun yerine, Milliyetçi Hareket Partisinin kendi siyasetini, Milliyetçi Hareket Partisinin geçmişten bugüne uygulamış olduğu siyaseti sorgulamak noktasına girmesi de ayrıca sıkıntılı bir tutumdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi bunu kabul etmemiz nasıl mümkün olsun? Terör örgütünün belirleyici olduğunu ifade etmek, terör örgütüne imkân tanımak, onun ekmeğine yağ sürmek olarak ifade ediyorlar. Bizim böyle bir anlayışa sahip olmamız mümkün değildir. Terörle hayatının her döneminde en şiddetli şekilde mücadele etmiş, “Terörle asla müzakere edilmez mücadele edilir.” diyen bir siyasi parti, bugün de terörle mücadelenin en şiddetli şekilde yapıldığı bir dönemde, çok tabii bir şekilde terörle mücadelenin yanında saf tutuyorsa, onun karşısında terörle mücadele etmek yerine terör yuvalarını, terör örgütlerini “terör örgütü” olarak tanımlamayan ve “Onlara sırtımı yasladım.” diyenlerle beraber olmayı kendine yakıştıran ve aynı zamanda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - …PKK’yla beraber olduğu çok iyi bilinen PYD’yi terör örgütü dahi saymayan bir anlayışın bugün Atatürk’ün partisinde vücut buluyor olması Türkiye adına bir kayıptır. Bu kayıptan dolayı -sadece onlara değil- bu memleketin bir vatandaşı, bir ferdi olarak bizler de büyük bir üzüntü ve tereddüt yaşamaktayız.

Ayrıca, Milliyetçi Hareket Partisine seviye göstermek makamında da kendilerinin olamayacağını ifade etmek istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisi elli yıllık siyasi hayatında her zaman seviyeli, tutarlı ve millî bir anlayışı her zaman siyasetine hâkim kılmıştır, bu anlayışla siyasetine de devam edecektir diyorum.

Saygılar sunuyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

Toparlayıcı bir konuşma yapın Özgür Bey.

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, deminki toparlayıcı konuşmama karşı bu hasmane tutumdan sonra…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yuh! Hasmane…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …herhâlde özveriyi benden istemeniz hakikaten sizin bana ne kadar güvendiğinizin bir emaresi olsa gerek ama ben yine de seviyeyi koruyacağım.

Milliyetçi Hareket Partisinin elli, altmış yıllık seviyesine öyle veya böyle bir şey diyen yok. Siz o seviyenin neresindesiniz, onu kendi içinizde tartışmanız lazım, kim o seviyede duruyor, kim nerelere savrulmuş.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şu Dersim’e gel, Dersim’e. Şu Dersim’e bir gel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ama şu kadarını söyleyelim: Aman, aman, aman! Milliyetçi Hareket Partisi Cumhuriyet Halk Partisine Atatürkçülüğü falan hatırlatıyor, çizgi koyuyor, fark koyuyor. Kardeşim, bunu söyleyebilmek için önce sen “Atatürk’e zerre muhabbet besleyen ne ölüme ne dirime gelsin.” diyen adamın cenazesine koşturanlarla ittifak yapmayacaksın. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu söylemek için, bunu söyleyebilmek için sen, Atatürk’ün bu topraklara, bu çatıya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sen şu Seyit Rıza’yla ilgili ne diyorsun, onu bir anlat. Şu Dersim’i bir anlatın, Dersim’i.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …kazandırmış olduğu bağımsızlıktan, egemenlikten sonra, onunla eşit ve koşut olarak parlamenter demokrasi ortada dururken sen nasıl bir mahkûmiyet, nasıl bir mahcubiyet, nasıl bir tabiiyet içinde olduğu hâlâ izah edilemeyen bir tutumla 180 derece dönüştürüp de bugün bizlere söylediğin lafların 10 mislini söyleyenlere nasıl gittin de yandaş oldun, koltuk değneği oldun, kendi tabanına onu izah et önce. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kısaca bitireyim Sayın Başkan, talepleri de var.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Her zaman tükenmekte olan siyasetler yükselmekte olan siyasetlere “Acaba neresinden zarar verebilirim?” diye bir paça siyaseti izlerler. Bu konuda çok deneyimli siyasetin çok yetkin ağızlarını dinliyoruz, o konuda bir şüphe yok. Ama şöyle bir şeyi de söylemek lazım: Ama birinin paçasına tutunarak yükselmeye çalışmak ama yükselen bir değerin paçasından çekmek için bir başka şey… Biz bu tartışmalar olmasın diye “Gelin, bunu bu Meclis araştırsın…”

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Karşı mısın değil misin, net söyle ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çünkü işinize geldiği zaman “Tek parti ‘Ce-Ha-Pe’si, CHP’nin yaptığı yanlışlar” diye yola çıkıp işinize gelmediği zaman başka şeyi soruyorsunuz ya, gün geliyor başkaları da bize şey soruyor: “Dersim’le yüzleştiniz mi, ondan bilmem ne yaptınız mı?” falan. Birlikte iş tuttuklarınız tam karşı zaviyenizden geliyor. Siz onlara selektör yaptığınız günlerde de durduğumuz yerde duruyorduk, yandaş olduğunuz günlerde de durduğumuz yerde duruyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cumhuriyet Halk Partisinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisi, tavrı ve onun ortaya koyduğu ilkelerle en ufak bir açısı, en ufak bir ters düşüşü bugüne kadar olmamıştır, bundan sonra da olmaz. Eğer zamanında vadettiğiniz gibi -buradan gelen sese ilişkin söylüyorum- ya da bugün elini tutup o gün topa tuttuklarınızın dediği gibi bazı yerleşim birimlerinin isimlerinin değişmesi olacaksa kanunla olacak. O olduğu gün kim hangi tutumunda devam ediyor, kim karşısında yer alıyor, kim savruluyor, görürüz. Cumhuriyet Halk Partisinin Tunceli’mizle de, Dersim’le de hiçbir sorunu yoktur.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Mesele anlaşılmıştır, teşekkür ederiz.

BAŞKAN – Bir sataşmaya meydan vermeden, buyurunuz Sayın Bülbül.

4.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, “Bu Meclis çatısı altında bu işler tartışılsın.” dedi ya Sayın Özgür Özel, Meclis çatısı altında bir milletvekiliniz vardı hatırlarsınız değil mi, Onur Öymen Bey; Mecliste, kürsüde bir dile getirdi bu Seyit Rıza’yla, Dersim isyanıyla ilgili görüşlerini, tam böyle mertçe, namusluca, Atatürk’ün partisi olan bir CHP’li gibi Seyit Rıza’ya karşı bir tavır takındı. O gün, ilk defa CHP’den kimden ses çıktı acaba? Hatırlıyor musunuz? Kim? Sayın Genel Başkanınız Kemal Kılıçdaroğlu. O gün Sayın Onur Öymen’e dediklerini hatırlayın siz. İçinizde millî ve ulusalcı olan ve gerçekten mertçe Atatürk’ün yanında yer alanları partinizden temizleyip bugün terör odaklarıyla hep beraber olmayı kendine uygun görenlerle siyasetinizi yürütmek, Atatürk posteri ile Apo posterini yan yana koymayı kendinize uygun görmek noktasındaysanız, size Atatürk adına daha ne söyleyelim biz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Ama biz bugün Milliyetçi Hareket Partisi olarak ilkelerimiz ve inançlarımız doğrultusunda neyi doğru gördüysek, neyi kabul ediyorsak, geçmişte neyi söylediysek aynı şeyleri söylüyoruz.

Bugün, millî bir ittifak var, teröre karşı etkin bir mücadele var. Bu mücadeleyi Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisinin oluşturmuş olduğu Cumhur İttifakı ruhu büyük bir başarıyla gerçekleştiriyor. Siz neredesiniz? Siz kimlerle berabersiniz? Türkiye'nin aleyhinde olan bütün yapılarla bir ve beraber olup, Türkiye'ye vur abalıya deyip, uluslararası bütün yapıların yanında Türkiye'nin aleyhinde -özellikle 15 Temmuzdan sonraki tavırlarınız da dikkate alındığında- her bir faaliyetiniz, her bir siyasi hamleniz Türkiye'nin millî duruşunun aleyhinde olduğu bir ortamda kalkıp bunlardan en ufak bir sıkıntı duymazken, yüzünüz en ufak bir kızarma emaresi göstermezken kalkıp Türkiye'de her türlü bedeli ödemeye hazır olan bu anlayışa, millî bir anlayışa söz atmaya sizin ne haddiniz var? (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Özgür Bey.

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, pili bitmişlerin, tükenmişlerin...

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Piliniz bitti, mahvoldunuz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...31 Mart’tan önce zehirli dile sarılıp “Osmanlı tokadı atacak seçmen." deyip de seçmenden İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Adana’da, Hatay’da, Mersin’de, Antalya’da ve daha nice büyükşehirde demokrasi tokadını yiyenlerin bağırmaları boşuna değil.

23 Haziran seçimlerinin...

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yüzde 53'ü hatırla, yüzde 53'ü hatırla! Yedin tokadı! Ne değişti o günden bugüne?

RAFET ZEYBEK (Antalya) – Dinle, dinle!

BAŞKAN – Grup başkan vekilimizi dinleyelim arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, sözüne güvenmiyor musun da bağırarak engel olmaya çalışıyorsun?

Arkadaşlar, grup başkan vekiline müdahale etmeyin, o da bir grup başkan vekili olarak müdahale etmeden dinlemeyi öğrenecek.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sen öğretirsin bize!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öğrenmiş görünüyorsun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ne tokadından bahsediyorsun!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yedikleri demokrasi tokadından sonra talimat nereden geliyorsa hani hepsi, bizimkiler, biz candan konuşuyoruz da ittifak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...ortakları camdan konuşuyorlar ya, oraların kabloları aynı yere bağlı, “Efendim, sakın ha, beka söylemi yok!” 31 Marta kadar beka üzerinden namus yemini edenler 31 Mart’tan sonra aman yumuşak söylem... 31 Marta kadar “illet” deyip, “zillet” deyip millete lakap takıp, ona bir kulp takıp kulpundan siyasetin rafına kaldıranlar aldıkları yüzde 7 oyu 18,81 üzerinden...

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Saçmalıyorsun ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...Atatürk’e bağlamaya çalışma çaresizliğini unutmuşlar; bu acz içinde, bu acınacak durum içinde dönmüşler, Atatürk’ün partisine Atatürk üzerinden ayar vermeye... Utanmadan, sıkılmadan Atatürk düşmanlarının ayağına giden, Atatürk’ün manevi kızına ağza alınmayacak hakaret edenlere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...burada sahip çıkan grup başkan vekili...

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kim kime sahip çıkmış? Ayıp ya! Bu kadar saptırılır mı?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – En büyük tepkiyi biz gösterdik.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – ...Atatürk’ün manevi kızına hakaret edeni hastanede ziyaret edene haddini bildirdiğimizde dönüp ona sahip çıkan grup başkan vekili, bugün dönmüş burada Cumhuriyet Halk Partisine Atatürkçülük üzerinden laf söyleyecek! Bakın, size çok net söyleyelim: O, 18,81 ya, arttırın onu, 18,87 olsun; Atatürk’ün de kemiklerini sızlatmayın, oyunuz da artsın; Atatürk’ün değil, daha münasip gördüğünüz birisinin doğum günü olsun, tamam mı?

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yani herhangi bir sataşmaya meydan vermeden…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, nasıl olmasın? Şimdi bir cevap vermemiz lazım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nereden nereye getirdi Başkan, ben nasıl konuştum, o ne yaptı.

6.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün, Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye'deki terör odaklarına ve terörü destekleyen yapılara karşı net tavır göstermediği takdirde Atatürk’ün partisi olma iddiasını sürdüremeyeceğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Şimdi, Sayın Başkan, Atatürk’ün kemiklerini kimin sızlatıp sızlatmadığını bu millet çok iyi görüyor, çok iyi biliyor. Sen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Sen” değil de…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sizi kastetmiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kastet, bence kastet yani, niye kastetmiyorsun?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Siz, “Türkiye’de batıda AK PARTİ’ye, MHP’ye kaybettireceğiz, kürdistanda da biz kazanacağız.” diyenlere kalkıp çıt ses çıkartamadığınız bir ortamda… Türkiye’de canhıraş bir mücadele veren Türk ordusunun sınırının ötesinde hayat memat meselesi olan Zeytin Dalı Harekâtı’nda çıkıp “Afrin’de şanlı direnişi kutluyoruz, anıyoruz.” diyenlerle spor salonlarında hep beraber oturup beraber -Engin Altay Bey, HDP kongresinde- slogan atacaksınız… Sayın Kılıçdaroğlu çıkacak “Türk askeri Afrin’in içerisine girmesin.” Ne yapsın? “Dışarıda beklesin.” Ordu seferde, terör odaklarına karşı en önemli mücadeleyi verdiğimiz dönemde, “Atatürk’ün partisi” dediklerimiz neredeler? “Afrin’in içerisine girilmesin.” diyen ve Afrin’de o direnişi örgütlediği ifade edilen PKK’lılarla beraberler. Nerede Atatürk’ün partisi? (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Çıkacaksınız, “PYD’yi terör örgütü olarak görmeye dair elimizde yeterli delil yok.” diyeceksiniz. Daha fazla ne delili olacak? Bu milletin kanına giren örgütleri terör örgütü saymayacak olanların; bu memleketin doğusunu “kürdistan” olarak ilan edenlere karşı tek ses çıkartmayan, onlarla beraber kanka olup da gezip Türkiye'nin geleceğiyle alakalı her meselede Türkiye'nin aleyhine tavır takınma noktasında olanların Atatürkçülükle nasıl alakası olabilir? Atatürk’ün kemiklerini kim sızlatıyor bu noktada?

Cumhuriyet Halk Partisi bu hususta siyasetine çekidüzen vermediği takdirde, Türkiye'de terör odaklarına ve Türkiye'de terörü destekleyen bütün yapılara karşı net bir tavır göstermediği takdirde Atatürk’ün partisi olma iddiasını sürdüremez. Sizin, Atatürk’e dair devam ettirdiğiniz ve kabul ettiğiniz bir tek miras var, o da İş Bankası.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.41

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk on beş milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Mazeretini belirten on beşinci sıradaki arkadaşımız Olcay Kılavuz.

Buyurun Sayın Kılavuz.

7.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz'un, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda şehadet şerbetini içen Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine, atama bekleyen engelli öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım kardeşimiz şehadet şerbeti içmiştir. Kardeşimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Büyük Türk milletinin başı sağ olsun.

Ayrıca, yaklaşık bir buçuk yıldır atama bekleyen 950 engelli öğretmen adayımız bulunmaktadır. Engelli öğretmenlerimizin gözü kulağı, Millî Eğitim Bakanlığından gelecek hayırlı haberdedir. Engelli öğretmenlerimiz hayatları boyunca önlerine çıkan her türlü engeli aşarak toplumsal yaşama katılmak, meslek hayatlarına başlamak için devletimizden bir imkân istemektedir. Devletimizin öğrencileriyle kavuşmak için sabırsızlanan 950 öğretmen kardeşimizin bu haklı isteklerine kayıtsız kalmayacağına ve bu konuda gereken adımların bir an önce atılacağına inanıyor, konuyu dikkatlerinize arz ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Atay Uslu Bey…

8.- Antalya Milletvekili Atay Uslu'nun, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ATAY USLU (Antalya) – Bugün Türk demokrasi tarihinin kara lekelerinden biri olan 27 Mayıs 1960 darbesinin yıl dönümü. Her darbe katliamdır. Darbeler milletimizin evlatlarını katlettiği gibi, millet iradesini de katleden organizasyonlardır. 27 Mayısta darbeciler iktidarı silah kullanarak zorbalıkla devirmişler, ardından sözde Yassıada yargılamalarıyla Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam etmişlerdir. Adnan Menderes tek parti dönemi ezanını kaldırarak ezanımızı aslına çevirmiş, kendini milletimize ve medeniyetimize adamış bir kahramandır. Biz de bugün Adnan Menderes’in “Yeter, söz milletindir.” şiarını “Yeter, söz de karar da milletindir.” diyerek sürdürüyoruz. Bugün sadece millet egemenliğinin bu ülkeye istikamet çizmesi ahdimizi tazeliyoruz. Milletimizin gönlünde şehit sıfatıyla yerini almış olan Adnan Menderes ve arkadaşlarını saygıyla ve rahmetle anıyorum.

BAŞKAN – Sayın Karayel…

9.- Kayseri Milletvekili İsmail Emrah Karayel'in, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ve 25 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek’e vefatının 36’ncı seneidevriyesinde Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İSMAİL EMRAH KARAYEL (Kayseri) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, cumhuriyet tarihimizin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesinin 59’uncu yılı. Türk Silahlı Kuvvetlerindeki bir grup darbeci subayın ülke yönetimine el koymasıyla gerçekleşmiş olan bu darbe, tarihe kara bir gün olarak kazınmıştır. Anayasanın kaldırıldığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin feshedildiği, Yassıada duruşmaları neticesinde Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edildiği, milletvekillerinin mahkûmiyetlerine karar verildiği gündür.

Darbelerin en son örneğini, FET֒cü hainler tarafından 15 Temmuz darbe girişimi olarak karşımızda görüyoruz. Tüm darbecileri ve darbeleri lanetliyor, darbe zihniyetini milletin maşerî vicdanının mahkûm ettiğini ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle demokrasi şehitlerimizle birlikte tüm şehitlerimize ve bugün vefatının 36’ncı seneidevriyesi olan üstat Necip Fazıl Kısakürek’e Allah’tan rahmet diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Topal…

10.- Hatay Milletvekili Serkan Topal'ın, emeklilere ödenen bayram ikramiyelerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Emeklilere ödenen bin TL bayram ikramiyesiyle geçen yıl 250 dolar alınıyordu. Bugün ödeme yapılsa bin TL ile sadece 163 dolar alınabilir. Yani bir yılda ekonomiyi getirdiğiniz noktayı maalesef hepimiz görüyoruz. Bir yılda bin TL ikramiyenin değer kaybı 526 TL, yani iki ikramiyenin birisi enflasyona yenik düştü. Şimdi buradan çağrı yapıyorum: Emeklilerin ikramiyesini hiç olmazsa enflasyon oranında güncelleyelim. Yüzde 20 enflasyon diyorsunuz, öyleyse en az 1.200 TL’ye çıkaralım. Bu gidişle emeklimiz önümüzdeki yıl bin TL’ye sadece kolonya ve şeker alabilecek. Bir an önce bu güncellemeyi yapalım ve bayramda emeklimiz mağdur olmasın.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

11.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu'nun, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, cumhuriyet tarihimizin ilk darbesi olan 27 Mayıs 1960 darbesinin 59’uncu yılı. Türkiye’yi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerindeki bir grup subayın ülke yönetimine el koymasıyla gerçekleşmiş olan bu darbe tarihe kara bir gün olarak kazınmıştır. Anayasasının kaldırıldığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin feshedildiği, Yassıada duruşmaları neticesinde “Yeter söz milletindir.” diyerek iktidarı devraldıktan sonra Türkiye’ye çok büyük hizmetler veren Başbakan merhum Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edildiği, milletvekillerinin müebbet veya mahkûmiyetlerine karar verildiği, iktidarın gasbedilme günüdür.

Günümüze gelinceye kadar teşebbüste kalan veya gerçekleşen bazı darbelere maruz kaldık. Bunun en son örneği, FET֒cü hainler tarafından düzenlenen 15 Temmuz darbe girişimidir. Milletimiz canından, canından daha çok sevdiği çocuklarından vazgeçmiş ama vatanına el sürdürmemiştir. Bu zafer, bu topraklarda Çanakkale ruhunun hâlâ taze olduğunu göstermiştir.

Demokrasi şehitlerimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

12.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım'ın, ülkemizde yoklama kaçağı veya bakaya durumunda bulunanların mağduriyetinin giderilebilmesi için Millî Savunma Bakanından Askeralma Kanunu Teklifi’nde gerekli değişikliklerin yapılmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Millî Savunma Bakanına seslenmek istiyorum.

Ülkemizde şu anda 460 bin gencimiz ya bakaya veya yoklama kaçağında. Yeni çıkacak olan askerlik kanununda, bu hafta görüşecek olduğumuz askerlik kanununda bu 460 bin gencimizin de bedelliden yararlanması adına gerekli düzenlemenin yapılmasını talep ediyorum çünkü kanunun komisyonda görüşüldüğü kadarıyla burada sadece kurayla belirli bir bölümünün bedelliden yararlanabileceğine değinilmekte ve de yazılmaktadır. Onun için, buradaki 460 bin gencimizin de bedelliden yararlanmasıyla ilgili kanunda gerekli değişikliğin yapılmasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

13.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek'in, şehit olan hemşehrisi Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a ve polis memuru Merve Ünal’a Allah’tan rahmet dilediğine, devletin şehit yakınlarına sahip çıkması gerektiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, bugün Mersin’e 2 şehit ateşi düştü. Suriye sınırında PKK’lı şerefsizler tarafından ağır yaralanan hemşehrim Mersin Bozyazı’dan Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım ve Diyarbakır’da yaralanan polis memuru Merve Ünal şehit olmuştur. Bozyazılı ve Mersinli bütün hemşehrilerime başsağlığı diliyorum, ailelerine sabırlar diliyorum.

Tabii, şehitlerimiz kadar bugün bizi Mardin Derik’ten gelen bir haber derinden üzmüştür. Derik’in HDP’li Belediye Başkanı, şehit İdan Dinç ve Nuri Dinç’in kardeşi Mehmet Dinç ve yeğeni Sıddık Dinç ve yine şehit polis yakını Bayram Dağ’ı önce çöpe sürmüştür belediyede, daha sonra da bu şehit yakınlarının işine son vermiştir.

Devletimiz şehitlerimizin yakınlarına sahip çıkmalıdır. Gereken yapılmalı, şehit yakınlarının kaderi HDP’li bir belediye başkanının eline bırakılmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Sayın İçişleri Bakanımızı ben göreve davet ediyorum, gereğini yapmasını ve şehit yakınlarımıza sahip çıkmasını bekliyorum. Bu işlemi yapanlar hakkında da soruşturma açmasını belirtip saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakbak…

14.- Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak'ın, 25 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 36’ncı yıl dönümüne ilişkin açıklaması

DERYA BAKBAK (Gaziantep) – Değerli milletvekilleri, fikirleri ve eserleriyle hem bugüne hem yarına ışık olan üstat Necip Fazıl Kısakürek’in bu dünyadan göçüp gidişinin 36’ncı yıl dönümüydü. Edebiyat ve fikir dünyamızda derin izler bırakan, şiirin fikre nasıl istikamet çizebileceğini en iyi gösteren düşünce adamı Necip Fazıl’ı ölüm yıl dönümünde saygı ve rahmetle anıyorum.

Onun en büyük hedefi gençlikti. Bizler de, millî ve manevi değerlerine sahip çıkan, Necip Fazıl’ın ikliminde yetişen, medeniyetini idrak eden, öz güvenli, cesur, girişimci, meraklı bir gençlik arzuluyoruz. Çünkü bu vatanın onların omzunda yükseleceğini biliyor, geleceğimizi onlara emanet ediyoruz.

Ve son olarak tüm gençlerimizin zihninde, benliğinde üstat Necip Fazıl’ın şu dizelerinin zuhur etmesini diliyorum:

Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Kırcalı…

15.- Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı'nın, 28 Mayıs Millî Mücadele Dönemi’nin ilk ulusal belgesi olan Havza Genelgesi’nin yayımlanmasının 100’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’dan yola çıkarak 19 Mayıs 1919’da Millî Mücadele’mizi başlattığı Samsun’umuza ulaşmasının ardından 25 Mayıs 1919’da Havza ilçemize geçmiştir. Burada Millî Mücadele Dönemi’mizin ilk ulusal belgesi olan Havza Genelgesi yayınlanmıştır. Bu genelge, işgallere karşı resmî tepki olması sebebiyle büyük bir öneme sahiptir. Genelgeyle halkın işgallere tepki göstererek millî bilincin uyandırılması amaçlanmıştır. Böylelikle kurtuluş mücadelemiz somutlaştırılarak mücadele ruhu ete kemiğe bürünmüştür.

Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımız için mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum

BAŞKAN – Sayın Polat Düzgün…

16.- Ankara Milletvekili Arife Polat Düzgün'ün, Bilkent Şehir Hastanesine taşınma süreci tamamlanan Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin tarihî binasının sağlık müzesi olarak değerlendirilmesini arzu ettiğine ilişkin açıklaması

ARİFE POLAT DÜZGÜN (Ankara) – Ankara Numune Eğitim Araştırma Hastanesinin Şehir Hastanesine taşınma işlemi tamamlandı. 1881 yılında Namazgâh Tepe’de Gureba Hastanesi olarak Sultan II. Abdülhamit tarafından hizmete girmişti. İstiklal Harbi’nde ağır yaralılarımız burada tedavi edilmişti. 1924 yılında “Ankara Numune Hastanesi” adını almıştır. Çok sayıda nitelikli uzman hekim yetiştiren eğitim yuvası olup sağlık hizmetinde en önde yer almıştır. Ancak tıp teknolojisindeki gelişmeler, nitelikli hasta yatağı ihtiyacı gibi nedenler Numune Hastanesinin bina olarak görevini tamamlamasını zaruri kılmıştır. Ankara Numune Hastanesini tarihe emanet ederken gelecek nesillerin unutmaması için isminin yaşatılarak bu tarihî binanın bir bölümünün sağlık müzesi olarak değerlendirilmesini arzu ederken Şehir Hastanesinde hastalarımıza daha kaliteli hizmet verileceğinin mutluluğunu yaşamaktayım.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Öçal…

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal'ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, milletimizin varlığını tehdit olarak görenlerin 27 Mayıs darbesinin seneidevriyesidir. Elli dokuz yıl önce bugün, milletimizin teveccühüyle iktidara gelen Adnan Menderes Hükûmetine, demokrasi tarihimize kara bir leke olarak iktidardan el çektirilmiştir. Darbelerin gerekçesi ne olursa olsun, Silahlı Kuvvetler ne etnik saikle ne ideolojik saikle ne de kişisel hırslarla demokrasi kültürünü asla yok edemez. Askerin siyasi aktör konumuna getirilmesinin acı tecrübesini 1960, 1971, 28 Şubat postmodern darbesinde ve 27 Nisan e-muhtırasında gördük. Ama biz 15 Temmuzda milletimizin darbelere karşı olan ferasetini de gördük. Artık Yassıada yaslı ada olmaktan çıkmıştır. Okunan her ezanda, başta merhum Adnan Menderes olmak üzere, aziz şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyor, tüm şehitlerimize rahmet diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

18.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in, Hatayspor-Adana Demirspor maçında çıkan olaylara, sağlık personeli alımına KPSS’ye ek olarak mülakat uygulaması getirilmesinin kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Teşekkür ederim.

Pazar günü Hatay’da oynanan Hatayspor-Adana Demirspor Play-Off Grubu 2’nci maçı sonrası stadyum içerisinde ve çevresinde Adana Demirspor taraftarlarına polis ve özel güvenlik mensupları tarafından orantısız güç ve şiddet uygulanmıştır. Minik çocukların dahi gözünün yaşına bakılmadan biber gazı, plastik mermili şiddet uygulanmıştır. Sorumluların adalet önünde hesap vermesini ümit ediyor, geçmiş olsun diliyorum.

Sayın Başkan, daha önce KPSS puanıyla merkezî atama yoluyla yapılan sağlık personeli alımına mülakat uygulamasının getirilmesi kabul edilemez. Önce KPSS puanıyla alım gerçekleştirileceğinin duyurulması, ardından mülakat sisteminin getirilmesi sağlıkçılara vurulacak büyük bir darbedir. Daha önce mülakatlarda yaşanan torpiller, kayırmalar, sınav 1’incilerinin düşürüldükleri içler acısı hâli gördük. Emek vererek hazırlanan ve sınavlarda yüksek puan alan sağlıkçılarla birlikte tüm atama bekleyenler emeklerinin karşılığını almalıdır. Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın sağlıkçıların sesine kulak vermesini ümit ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Yeşil…

19.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil'in, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Bilkent Şehir Hastanesine taşınması nedeniyle vatandaşların yaşayacağı mağduriyete ilişkin açıklaması

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüz otuz sekiz yıllık Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi kapatıldı. Yüz otuz sekiz yılda ülkemizin nüfusundan daha fazla sayıda hastayı tedavi eden ve hizmet veren kurum kapatıldı ve Bilkent Hastanesine taşındı. Esnafımız çok zor durumda ve oradaki insanların genel mağduriyetleri göz önünde bulundurulmadan… Numune Hastanesi şehrin merkezindeydi; vatandaşlarımız Kayaş’tan, Sincan’dan, Keçiören’den, Gölbaşı’ndan tek vasıtayla ulaşabiliyorlardı. Anlaşılan, bu hastaneyi yapmak için tarihî Ankara Hastanesini kapatmayı göze alanlar, iş çıkışı hiç Eskişehir yoluna girmemişlerdir. Hastalar Bilkent Hastanesine nasıl gidecek? Acil hastalar yoğun trafikte hastaneye nasıl ulaşacak? Vaktinde hastaneye ulaşamadığı için zarara uğrayan hastaların hesabını kim verecek? Bir kere daha “Ben yaptım, oldu.” dediniz ve Ankara hastanelerini bitirdiniz. Bir kere daha vatandaşı mağdur edip sonunda “Kandırıldık.” diyeceksiniz. Bu konunun aciliyetini toplum huzurunda sunmak istiyoruz.

Sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Kavuncu…

20.- Çorum Milletvekili Erol Kavuncu'nun, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne ilişkin açıklaması

EROL KAVUNCU (Çorum) – Teşekkür ederim Başkanım.

Bugün 27 Mayıs, 27 Mayıs 1960 darbecileri ve yandaşlarının en talihsiz, en karanlık günü. Zira, bundan elli dokuz yıl önce milletin değerlerine, milletin ikbal ve istikametine ihanet edildi, darbe yapıldı. Sonrasında düzmece gerekçelerle milletin adamları Adnan Menderes ve arkadaşları zulmen idam edilerek şehit edildi. Peki, sonrasında ne oldu? Darbeciler ve darbeci zihniyet milletin şaşmaz terazisinde tartıldı, mahkûm edilerek tarihin çöp sepetine atıldı. Diğer taraftan, demokrasi şehitlerimiz Adnan Menderes ve arkadaşları aziz milletimizin kalbinde, gönlünde taht kurdu. Adnan Menderes ve arkadaşlarını şehadetlerinin 58’inci seneidevriyesinde rahmetle ve minnetle anarken şehit İskilipli Âtıf Hocamızın idama götürülürken söylediği son sözlerini hatırlatmak istiyorum: “Zalimlerle, darbecilerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız.”

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel…

21.- Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel'in, sağlık personeli alımına KPSS’ye ek olarak mülakat uygulaması getirilmesinin torpilin ve kayırmacılığın önünü açacağına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sağlık Bakanımız geçen günlerde 30 bin yeni sağlık personeli alınacağını söyledi ancak bunun alım metodu hakkında, hangi usulde yapılacağına dair net bir açıklama gelmedi. Şu anda, kamuoyundan bize çok sayıda soru geliyor bu mülakatın burada ne kadar etkili olacağına dair.

Sağlık personellerinin alımında mülakat teknik olarak mümkün değil. Şundan dolayı: 39 farklı branşta 550 bin kişi atama bekliyor. Şimdi, her ilde ayrı jüri oluşturacaksınız. Bu jürilerdeki alakasız bir branştan bir uzman alakasız branştan bir adaya soru soracak. Burada soru, aday ve jüri üçgeninde adaletsiz ve alakasız bir şey söz konusu olacak. Şimdi, sadece fizik tedaviyi örnek vereceğim. 400 atama yapılacak; bunların arasından çoğu 90 puanın üzerinde KPSS’de, aralarında çok ufak farklar var. Buradaki adaletsiz durum burada bir sürü yeni sıkıntıya yol açacak.

“Mülakat” demek “liyakate son” demek “torpilin ve kayırmacılığın önünün açılması” demek. Bunun tekrar gözden geçirilmesini diliyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Şimdi, söz talep eden grup başkan vekillerimize söz vereceğim.

Sayın Türkkan…

22.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümü vesilesiyle merhum Başbakan Adnan Menderes’e ve bakanları Hasan Polatkan ile Fatin Rüştü Zorlu’ya, ölümünün 39’uncu yıl dönümünde dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’a, Yeşilçam’ın usta oyuncusu Eşref Kolçak’a Allah’tan rahmet dilediğine, Gazeteci Sabahattin Önkibar’a yapılan saldırıyı şiddetle kınadığına, Hükûmetin kamuda lüks harcamalara ve israfa devam ettiğine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çok partili siyasi sisteme geçiş sonrası demokrasimize yapılan ilk müdahale olan 27 Mayıs darbesinin üzerinden elli dokuz yıl geçti. Bu vesileyle, merhum Başbakan Adnan Menderes, merhum Hasan Polatkan ve merhum Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmetle anıyoruz.

Darbelerin karşısında durduğumuzu, demokrasinin tarafında olduğumuzu bir kez daha yüce Meclisten duyurmak istiyorum. Hiçbir sebep yoktur ki askerî ya da sivil darbeyi haklı kılsın. Bakın, buranın altını çiziyorum “askerî ya da sivil darbe” diyorum. Her kim ki demokrasiyi rafa kaldırıp hakkı görmezden gelerek hukukun üstünlüğünü değil üstünlerin hukukunu hâkim kılarsa bunun adı “darbe”dir; asker yaparsa “askerî darbe”dir, sivil yaparsa “sivil darbe”dir. Üzerimize düşen en önemli görev, hakkı, hukuku ve adaleti tesis etmek, demokrasiyi tüm ülkede hâkim kılmaktır.

Bugün Türk siyasetinin önemli devlet adamlarından biri olan rahmetli Gün Bey’in, Gün Sazak’ın 39’uncu ölüm yıl dönümü. Sazak 27 Mayıs 1980 tarihinde arabasından inerken çapraz ateşe alınarak kahpe kurşunlarla şehit edildi. Örnek milliyetçi, eski Gümrük ve Tekel Bakanımız merhum Gün Sazak Bey’i rahmetle anıyorum. Mekânı cennet, ruhu şad olsun.

Dün bir vefat haberini daha üzüntüyle aldık. Yeşilçam’ın usta oyuncusu Eşref Kolçak’ı uzun süredir tedavi gördüğü hastanede kaybettik. Merhum Kolçak’a da buradan Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle son dönemde muhalif seslere, siyasilere ve gazetecilere yönelik şiddet olaylarının arttığını üzülerek takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde de değerli gazeteci ve yazar Sabahattin Önkibar evinin önünde, önünü kesen 2 ayrı araçtan inen 3 kişi tarafından darbedildi. Önkibar’a yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum.

Hükûmet, yapılan saldırıları maalesef görmezden gelmeye devam ediyor. Merak ediyorum, daha kaç gazetecinin ya da siyasetçinin şiddete maruz kalması gerekiyor ki İçişleri Bakanının dikkatini çeksin? 1980 öncesi dâhil, geçmiş tecrübelerimize dayanarak söylüyorum, Türkiye’de yaratılmak istenen çatışma ortamına daha fazla müsaade etmeyin. Sayın İçişleri Bakanını bir an evvel ciddiyetle göreve davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – İçişleri Bakanı demişken bir konuyu daha gündeme getirmek istiyorum. Lüks makam araçları üzerinden kamuda israf tartışmalarının devam ettiği bugünlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kullandığı araçlarla ilgili çarşaf çarşaf haberleri görüyoruz, işte tam bugünlerde İçişleri Bakanı Samsun Valisine piyasa değeri 1,6 milyon lira olan süper lüks bir makam aracı tahsis etmiş. Emekliye verilecek bayram ikramiyesine enflasyon oranında dahi zam yapamayan Hükûmet kamuda lüks harcamaları ve israfı son sürat sürdürmeye devam ediyor. Yapmayın arkadaşlar ya. Bu millet akşamları orucunu peynir ekmekle açıyor, peynirin de en ucuzunu yiyor. Komşusu açken tok yatmayan Peygamber’in ümmeti olarak halkın ekonomik krizi en derin şiddetle hissettiği bugünlerde yöneticilerinizi lüks içinde yaşatmayın. Zannetmeyin ki milletin dikkatinden kaçıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Millet bunu esefle izliyor ve bir şey daha söyleyeceğim, hem vallahi hem billahi şahit olduğum bir olayı söyleyeceğim: Millet bu manzaralar karşısında beddua ediyor, size ceza verecek gücü yok belki ama size ciddi beddua ediyor. Bu müsriflikten, bu israftan bir an önce vazgeçin. Şatafat nam getirir ama hak getirmez, hak kaçıyor bu işte, haberiniz olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

23.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaralanarak şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a, İstanbul ili Kadıköy ilçesinde meydana gelen yangında ölenlere, 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü vesilesiyle başta Başbuğ Alparslan Türkeş olmak üzere dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’a ve vatan için şehadete yürüyen Ruhi Kılıçkıran’dan Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediklerine, MHP’nin Cumhur İttifakı’yla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden büyük başarıyla çıktığına ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde nisan ayında yaralanmış olan Yaşar Yıldırım kardeşimizin şehit olduğu haberini almış bulunmaktayız. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyor, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz.

Yine, maalesef, Kadıköy Fikirtepe Mahallesi’nde tek katlı bir binada çıkan yangın sonucunda 2 vatandaşımız ölmüş, 4 vatandaşımız da yaralanmıştır. Ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diler, yaralılara acil şifalar dileriz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 27 Mayıs tarihi Ülkücü Hareket için son derece önemlidir. 12 Eylül öncesi Gümrük ve Tekel Bakanımız, Ülkücü Hareket’in önemli isimlerinden, Başbuğ’umuzun yakın çalışma arkadaşı Sayın Gün Sazak Bey, 27 Mayıs 1980 tarihinde, evine girerken eşi ve çocuklarının önünde Marksist Leninist DEV-SOL örgütü tarafından çapraz ateşe alınarak şehit edilmiştir. Merhum Gün Sazak Bey 21 Temmuz 1977 tarihinde oluşturulan AP-MHP-MSP Hükûmetine dışarıdan Gümrük ve Tekel Bakanı olmuştur. 2 kız, 2 erkek evlat sahibi olan Gün Sazak Bey, iyi bir aile babası olmasının yanı sıra, vatan ve millet aşkıyla görevini ifa eden, sorumlu bir devlet adamıydı. Bakanlığı döneminde milletlerarası gümrük kaçakçılığına ağır darbe vuran merhum Gün Sazak, dürüstlüğü ve liyakatiyle bir döneme damgasını vurmuştur. Ülkücü Hareket’in bugünlere gelmesinde büyük emeği olan Gün Bey, hareketimizin eğitim kadrosunda da bulunmuş ve dönemin gençleri üzerinde büyük etkiler bırakmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Gün Sazak Bey, bir eğitim seminerinde “Milliyetçilik, bir insanın mensup olduğu milleti sevmesi demektir. Bir insanın milletini sevebilmesi için mensup olduğu milletin taşıdığı değerleri bilmesi gerekir. Yazıları, beyanlarıyla tarihimizi küçümseyenler, örf, âdet ve ananelerimizi hor görenler, Türk kültürüne sırt çevirenler, İslam ahlak ve faziletinden nasibini almamış olanlar devletin başına geçmek istemektedir.” diyerek, millî değerlerden kopuk bir siyaset anlayışının ülkemize fayda getiremeyeceğini belirtmiştir.

27 Mayıs tarihi Ülkücü Şehitleri Anma Günü olarak da idrak edilmektedir. Bugün de Kızılcahamam Ülkücü Şehitler Anıtı’nda Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli önderliğinde on binlerce ülküdaşımız şehitlerimizi dualarla anmak ve aziz hatıralarını yad etmek için saat 16.00’da toplanacaktır. Bu vesileyle, başta Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş olmak üzere, merhum bakanımız Gün Sazak Bey’i ve “Bu vatanın ha ekmeğini yemişim ha kurşununu.” diyerek, vatan, millet, bayrak uğruna gözünü kırpmadan şehadete yürüyen Ruhi Kılıçkıran’dan en son şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’na kadar tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve duayla anıyoruz, ruhları şad olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, az önce yaşanan polemikle alakalı olarak ufak bir kısım var, yeniden bir sataşmaya mahal vermeden ona açıklık getirmek arzusu içerisindeyiz.

Şimdi, Sayın CHP Grup Başkan Vekili, Milliyetçi Hareket Partisinin yerel seçimlerde almış olduğu oyla alakalı olarak 18,81 oy oranının gerçek olmadığı noktasında bir ifadede bulunmuştur. Bu oy, mahalli idareler seçimlerinde alınan il genel meclisi oylarıdır ve kesinleşmiş oylardır. 18,81 oyu, AK PARTİ’nin 41,61 oyuyla birlikte yüzde 60,42 yapmaktadır. Bu, Cumhur İttifakı’nın Türkiye genelinde il genel meclislerinde almış olduğu oydur. Büyükşehir belediye başkanlıkları ve belediyelerde almış olduğumuz 7,31 ise Türkiye çapında Milliyetçi Hareket Partisinin Cumhur İttifakı çerçevesinde seçime girmediği 27 ilde MHP oyları sayılmadan ortaya çıkan oy oranıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bitirelim Sayın Grup Başkan Vekili.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bitiriyorum.

Bunu bütün milletimizin ve Meclisimizin dikkatine sunmak istiyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakıyla birlikte bu seçimden de büyük bir zaferle, büyük bir başarıyla çıkmış bir siyasi partidir. Almış olduğu belediye sayıları göz önüne alındığında, Cumhur İttifakı’nın kazanmış olduğu belediyeler göz önüne alındığında, almış olduğu oy oranı da dikkate alındığında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin onaylandığı Anayasa değişikliği referandumundan itibaren Cumhur İttifakı’nın tutarlı bir şekilde milletimizin takdirine mazhar olduğunun ve bu desteğin hâlen büyük bir şiddetle devam ettiğinin altını çizmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Oluç…

24.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç'un, demokratik siyasetten yana olanların her zaman askerî ve sivil darbelerin karşısında yer almaya devam edeceğine, 27 Mayıs sonrasının en önemli simgelerinden olan Yassıada’nın beton yığınına dönüştürüldüğüne, gazetecilere yönelik saldırıların engellenmesi gerektiğine ve Dersimli Seyit Rıza’nın idam sehpasındaki son sözlerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Demokratik siyaset açısından baktığımız zaman, Türkiye’nin darbeler tarihi gerçekten çok utanç verici bir tarihtir ve demokratik siyasetin yanında yer almış olanlar her zaman askerî ve sivil darbelerin karşısında da yer almışlardır, böyle de olmaya devam edecektir.

Bugün, evet, 27 Mayısı konuşuyoruz ama 27 Mayısı konuşurken 27 Mayıs sonrasının bugün en önemli simgelerinden biri olan Yassıada’yı konuşmamız gerekiyor. Bakın, Yassıada’nın bugünkü görüntüsü şu hâle gelmiştir: Yassıada, 27 Mayıs sonrası duruşmaların yapıldığı bir yerdir ve tarihsel olarak baktığımızda o hâliyle korunması gereken, belki de demokrasi tarihi açısından bir ibret yeri olarak değerlendirilmesi gereken bir ada şu anda bir beton yığınına dönüştürülmüştür. Bu, tarihe, kendi politik tarihine yapılacak en büyük saygısızlıklardan bir tanesidir.

Şimdi, bu hâle getirdikten, Yassıada’yı bir ucube hâline getirdikten sonra, 27 Mayıs üzerine bu hâle getirmiş olanların çok fazla söz söyleme imkânı da kalmamış olacaktır. Bu ucube, yani, gerçekten tarihe kalacak bir ucubedir. AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan demiş ki: “40 bin fidan dikeceğiz Yassıada’ya.” Herhâlde fide dikecekler yani fidan dikilecek herhangi bir yer, betonlardan, kalmamış görünüyor, içler acısı bir durum; birincisi bunu söylemek istiyorum.

İkincisi, gazetecilere yönelik saldırılar son dönemde gerçekten vahim bir hâl almıştır. Bizim görüşlerimize uyup uymamasından azade olarak söylüyorum, gazetecilere dönük saldırılar, basın özgürlüğü, iletişim hakkı, haberleşme hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü açısından çok ağır ihlallerdir, insan haklarına saldırıdır ve gazetecilere dönük bu saldırıların mutlaka durması, engellenmesi, bunu yapanların ciddi bir yaptırımla karşı karşıya kalması gerekir. Vahim bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu özellikle söylemek istiyorum.

Son olarak değinmek istediğim konu da -bugün burada adı geçtiği için, biz tarihsel olaylara ve tarihsel kişilere saygımızı her zaman koruruz- Dersimli Seyit Rıza demiştir ki: “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim, bu da size dert olsun.” İdam sehpasındaki son sözü Dersimli Seyit Rıza’nın bu olmuştur. Saygıyla anıyoruz kendisini.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özel…

25.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaralanarak şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine, Konya ili Doğanhisar Belediye Başkanı İhsan Öztoklu’nun bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybettiğine, siyasilere karşı girişilen şiddeti, cinayetleri kınadıklarına ve önlenebilmesi için Parlamentonun inisiyatif alması gerektiğine, 27 Mayıs dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ı ölümünün 39’uncu yıl dönümünde rahmetle andıklarına, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne, YSK’nin aldığı kararla 6 Mayıs 2019 tarihinin darbeler tarihine yerel seçim darbesi olarak geçtiğine ve 31 Mart yerel seçimlerinde MHP’nin aldığı oy oranına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Öncelikle, Mersinli Uzman Onbaşı Şehidimiz Yaşar Yıldırım, Fırat Kalkanı Şehidimiz, ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun. Ailesine başsağlığı diliyoruz ve bu son şehit, anası da bu topraklarda ağlayan son ana olsun. Temennimiz ve dualarımız bu yöndedir.

Geçtiğimiz günlerde Konya Doğanhisar’da Milliyetçi Hareket Partisi Belediye Başkanı İhsan Öztoklu bıçaklı bir saldırıyla hayatını kaybetti; ailesiyle, yakınlarıyla Genel Başkanımız da görüştü. Hangi siyasi partiden olursa olsun siyasilere karşı girişilen şiddeti ve bu cinayetleri kınıyoruz. Bunların önlenmesi için bu Parlamentonun inisiyatif alması gerektiğini düşünüyoruz.

Yine, 27 Mayıs, MHP’li, Milliyetçi Hareket Partili Bakan Gün Sazak’ın 1980 yılında suikaste uğradığı günün de yıl dönümü. Bu vesileyle suikaste kurban giden Gün Sazak’ı rahmetle anıyoruz. Yeğeni, Milliyetçi Hareket Partisi Eskişehir Milletvekili Metin Sazak’ın şahsında ailesine ve partisine ve o siyasi gelenekten olan diğer partideki yol arkadaşlarına da bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

27 Mayıs, şüphesiz, Türkiye'nin darbeler tarihinin başladığı ve hepimiz açısından bir utanç sayfası olan bir günün de yıl dönümü. Adnan Menderes’i, Hasan Polatkan’ı, Fatin Rüştü Zorlu’yu rahmetle anıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak zaman zaman büyük haksızlıklarla 27 Mayıs darbesinin ortaya çıkış sürecinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …ve o darbede Cumhuriyet Halk Partisinin bir dahli, bir rolü varmışçasına yapılan göndermeleri şiddetle reddediyoruz. Parti Genel Başkanlığı düzeyinde idamların engellenmesi için son dakikaya kadar yapılan İsmet Paşa’nın çabalarını Menderes’in değerli ailesi defalarca teyit etmiştir, bunu bir kez daha burada tutanaklara geçirmekte fayda var.

27 Mayıstan başlayarak 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuz ve 20 Temmuz sivil darbeleri olmak üzere demokrasiyi askıya alan, millî irade yerine gerek şiddetle, tankla, topla gerekse de başka yöntemlerle halkın yetki verdiği Meclisi ortadan kaldırıp o yetkinin belli odaklarca kullanılması noktasındaki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …her türlü darbeyi amasız ve fakatsız bir dille kınıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, darbelere karşı tutumu noktasında, 15 Temmuz gecesi bu Parlamentonun o gün görev yapan milletvekillerinin, bütün Türkiye’nin, bütün dünyanın gözleri önünde net tutumunu 15 Temmuz darbesine karşı almıştır. Ancak 15 Temmuz darbesini araçsallaştıran ve Meclisin yetkilerini elinden alıp Meclis adına yasa yaparken OHAL KHK’leri adı altında çok kişiyi haksız yere, hukuk yolu kapalı olarak mağdur eden ve bu Meclisi, darbeye sahip çıkan kimse olmadığı hâlde siyasi bir nankörlükle dışlayarak darbeyle mücadeleyi kendi eline alan yürütmenin bu mücadeleyi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …eline yüzüne bulaştırdığını, artık gücünün yettiklerine ceza, yetmediklerine FET֒cülerden ihale verdikleri bir noktaya savrulduklarını, bu konuda samimi bir gayret içinde olunacaksa 16 Temmuz günü özel oturumdaki tutumumuzda ve tavrımızda devam ettiğimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Ayrıca darbeler tarihine, herhâlde, 6 Mayıs tarihinde Yüksek Seçim Kurulunun aldığı karar da bir yerel seçim darbesi olarak geçmiştir. Dün 27 Mayıs darbesini sözüm ona eleştirmek üzere acıların yaşandığı utanç adası Yassıada’ya giden Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanının, o dönemde “Hâkimin ifadesi önemli.” diyerek -ki öncesinde de Cumhuriyet Halk Partisine hakaretamiz sözleri var- “’Bizi buraya gönderen irade’ derken o irade kim, bunun ortaya çıkması lazım.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama Yüksek Seçim Kurulunun 7’ye 4 aldığı karara ve gerekçeli karara baktığınızda, o 7 hâkimin de “Bizi buraya yollayan irade bizden bu seçimin iptalini istiyor. İstanbul’u verirsek Türkiye’yi veririz.” dediğini, karar ile gerekçeyi ve aradaki sürede yapılan algı operasyonunu, “250 sayfalık gerekçe yazılıyor.” denirken 12 sayfa gerekçe, gerisi muhalefet şerhi ve hepimizin bildiği yazışmalardan ibaret o 250 sayfanın siyasi propagandasını da gördükçe kimin ne yapmaya çalıştığı gözler önündedir.

Sayın Başkan, oralara dönmeyecektik ama madem bir hakkın suistimali bir başka yönden devam ediyor, elbette Atatürk’ün manevi kızına laf söyleyenleri hastanede ziyaret edeni eleştirdiğimizde “Efendim, bugünkü kimliği Millî Savunma Bakanıdır, o günkü kimliği Genelkurmay Başkanıdır, biz kayıtsız şartsız sahip çıkarız.” diyenlere, birilerine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …şunu hatırlatmak lazım: “Ali Türkşen” diye Kardak krizinde canını ortaya koyan, daha sonra da beş yıl boyunca FETÖ kumpasıyla hapis yatan ve hepimizin göğsünü kabartan birisine birileri en ağza alınmayacak hakaretleri ederken sırf partimdendir diye ona susup da daha sonra bu hakarete de “Efendim, orduda kritik görevleri var, ondan eleştirilemez.” diyenlere “Allah aşkına, birazcık elinizi vicdanınıza koyun.” deriz. Ha, o el eğer vicdana gittiyse bir de açtıkları seçim matematiği üstünden bir şey söyleriz. Alınan yüzde 7 oy sadece MHP’nin seçime girdiği yerlerdeki oymuş. Arkadaşlar, Adana’da MHP’ye verilen oyları, MHP’ye verilen AK PARTİ oylarını kendinize sayarken Mersin’de, Manisa’da yüz binlerce AK PARTİ oyunu MHP’ye sayarken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu, bu kadar sık kapanmasa keşke.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Daha ne kadar konuşacaksınız?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …kendinize sayarken daha sonra seçime girdiğiniz bir coğrafyadaki sadece…

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Daha ne kadar konuşacaksın? Başkanım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen mi karar vereceksin kardeşim ona?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Senin bir grup başkan vekilin yok mu, seni uyarsın.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Bir saat mi dinleyeceğiz sizi, bir saat mi dinleyeceğiz sizi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu nasıl bir hadsizlik yahu!

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Siz de haddinizi bileceksiniz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bu nasıl bir hadsizlik yahu! Başkana talimat vermek senin haddine mi?

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Sizin zırvalarınızı dinliyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dön, bak bakalım, grup başkan vekilleri ne diyor? Terbiyenin de, terbiyesizliğinin de bir kantarı, bir topuzu var yahu! Böyle bir şey olur mu?

EROL KAVUNCU (Çorum) – Terbiyesiz sensin!

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Doğru konuş lan!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Arkadan, oradan bağırma, otur oturduğun yerde arkadaş! Artist!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Terbiyesizliği siz yapıyorsunuz!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Arkadaşlar, bağırmakla haklı olunmuyor; otur.

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Bir milletvekiline “Terbiyesiz.” diyemezsin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Böyle bir şey yok, böyle bir şey yok, herkes haddini bilecek!

EROL KAVUNCU (Çorum) – Terbiyesiz sensin!

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Sen de haddini bil, grup başkan vekili olmak sana her şeyi yapma hakkını vermez.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Benim grubumdan birisi laf etti mi, gidip direkt müdahale ediyorum. Haddinizi bileceksiniz! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

NAZIM MAVİŞ (Sinop) – Grup Başkan Vekili olman terbiyesizlik yapma hakkı vermiyor.

BAŞKAN – Beyler, hatibi dinleyeyim arkadaşlar, sayın milletvekilleri.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tam da son cümleye geldiğimizde kesildi. Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili biraz elini vicdanına koysun veya bu yaptığı 18,81 hesabını tutturacaksa işin basit yolu şudur: Bir tek Osmaniye’de seçime girip yüzde 54 de alabilirsiniz arkadaşlar. Kolay gelsin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – YSK sonuçları.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – YSK’nin kabulü, el insaf ya! YSK’nin rakamı…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, bir söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Özkan’a söz vereyim, sonra size söz vereyim.

Sayın Özkan, buyurun.

26.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümüne, 15 Temmuz iradesinin milletin birlik ve beraberliğinin teminatı olduğuna, vesayetçi yargı ve bürokrasi ile demokratik yargı ve bürokrasinin ne anlama geldiğine, 27 Mayıs dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’a ölümünün 39’uncu yıl dönümünde, sanatçı Eşref Kolçak’a ve Fırat Kalkanı Harekâtı’nda yaralanarak şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Yaşar Yıldırım’a Allah’tan rahmet dilediğine, Gazeteci Sabahattin Önkibar’a yapılan saldırıyı kınadığına ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, 27 Mayıs, demokrasi tarihimiz açısından acı bir gün, Allah bir daha yaşatmasın. Ancak demokrasiye karşı yapılan bu tür saldırılara karşı elbette hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor. 27 Mayıs, Türkiye'de demokrasi tarihi açısından acı bir kapının aralanmasına neden oldu ve o günden bugüne sayısız darbe teşebbüsüyle ve darbelerle de karşı karşıya kaldık.

Tabii, aslında idam sehpasına götürülen Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan değildi, aziz milletimizin iradesiydi. İşte, o günden bugüne yaşadığımız bütün darbe teşebbüslerinin arkasında, aslında, ülkemizin ekonomik kaynaklarının, millî iradesinin, insan kaynaklarının acaba kimler arasında nasıl paylaştırılacak... Onların mücadelesini veren bir anlayışla millî irade bugünlere geldi. Evet, “millî irade” dediğimiz “Milletin bütün kaynaklarını ancak ve ancak aziz milletimizle paylaşırız.” anlayışıdır. Bütün saldırılara karşı yekvücut dik durmayı gerektirir.

Ben ilkokulda okurken, mekânı cennet olsun… Öğretmenlerimize sadece 24 Kasımı bekleyerek Öğretmenler Günü’nde teşekkür etmemize gerek yok. Öğretmenimizin bize ilk öğrettiği şey, soğanla soğanın, elmayla elmanın, armutla armudun hesaplanması gerektiğiydi. Bugün 27 Mayıs gibi hain bir darbe teşebbüsünü konuşurken maalesef soğanı, elmayı, armudu hepsini bir araya katarak bugünlerde yine hukuk ve demokrasi açısından, yine Anayasa'nın vermiş olduğu yetkiler çerçevesinde mahkemelerin vermiş olduğu kararı dahi bir darbe teşebbüsü olarak ifade etmenin apaçık bir hezeyan olduğunu ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Bakın, 27 Mayıs hangi şartlar altında gerçekleştirildi? Baktığımız zaman, bugün millî iradeye karşı, demokrasimize karşı gerçekleştirilen saldırıların bire bir aynısını maalesef o dönemde yaşadık. Yine o dönemde öğrenci eylemleriyle, yine heyulalarla meydanlarda hareketlilik ortaya koymak suretiyle Sayın Menderes’in bu ülke için kurmuş olduğu aydınlık ve güzel hayalleri acaba nasıl sekteye uğratabiliriz, bunların hesabı yapıldı. Bizim yöremizde çok anlatılır Adnan Menderes, Ege’mizin insanıdır, ülkemizin ve demokrasimizin şehididir. Ne diyordu birileri? “Menderes, Menderes; bendine gir Menderes, seni ben bile kurtaramam.” diyorlardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - İşte, o zaman yaşananlara baktığımızda, o dönemde demokrasiye sahip çıkmayanlar acaba bugün Gezi’de, 17/25 Aralıkta, 15 Temmuzun o sözde 7 Ağustos mutabakatında neredeler? Bakın, tarih tekerrürden ibarettir. Bugün karşı karşıya kaldığımız saldırılar maalesef demokrasimizi, ulusal birliğimizi, vatanımızı, devletimizi ve bayrağımızı hedef almaktadır. Yarın biz acaba ülkemizin istiklaline kaşı yeniden saldırılarla karşı karşıya kaldığımızda yeniden lanet okuyarak mı yola devam edeceğiz? Hayır, artık 15 Temmuz iradesi bu milletin birlik ve beraberliğinin ve geleceğe bir vücut olarak, yekvücut yürümesinin teminatı olmuştur. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, çabalarlarsa çabalasınlar bu ülkenin birliğini ve beraberliğini artık kimse tehdit edemeyecek.

Bakınız, özellikle Yüksek Seçim Kuruluyla ilgili ifade ediliyor, atlayıp geçemeyiz, mutlaka vurgularız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Bakınız, vesayetçi bir yargı ve bürokrasi ile demokratik bir yargı ve bürokrasinin anlamı nedir? Eğer yargı ve bürokrasi vesayetle yönetiliyorsa orada millî irade örselenir ve millet dışı millî iradenin kaçırılması girişimleri desteklenir.

Bakınız, dünden bugüne millî iradenin örselenme girişimlerine, darbelere, muhtıralara, cuntalara, postmodern darbelere baktığımızda, orada kaçırılmak istenen milletin iradesiydi ancak, bugün, 6 Mayıs tarihinde -işte, burada karar- Yüksek Seçim Kurulu bir karar verdi. Bir mahkeme kararıdır ve bu karar diyor ki: “23 Haziranda İstanbul seçimleri yenilecek.” Bey olsan ne olur, paşa olsan ne olur. Bir aylık süre zarfında, aziz milletimiz, İstanbullu vatandaşlarımız gidecek sandığa kararını, iradesini yansıtacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Grup Başkan Vekili.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Yani vesayet makamları, milletin iradesini milletten kaçırarak millî irade dışı mihraklarla bu ülkenin geleceği hakkında karar verirken, demokratik yargı, demokratik mekanizmalar milletin iradesinin kaçırılma girişimlerine “dur” diyerek sandığı yeniden milletin huzuruna getirir.

Bakın, patatesle patates, elmayla elma, soğanla soğan. Konuşuyorsak darbeyi konuşacağız. Anayasal hukuk düzeninde, özellikle 15 Temmuz hainlerini bu ülke içerisinde bulundukları makamlardan tasfiye etmek için yine anayasal bir mekanizma olan olağanüstü hâl ilan edilmesi ve kanun hükmünde kararname çıkarılması anayasal demokratik düzenin bir gereğidir. İngiltere’de, Amerika’da, Avrupa’da, bütün gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi bizdeki bir mekanizmadır, o işletilmiştir. Ona “darbe” dersek, o zaman ulusal birliğimizi, maalesef, tehlikeye düşüren karanlık mihraklara yol vermiş oluruz, buna müsaade edemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Son söz olarak, ülkemiz ve milletimiz için aydınlık, güzel hayaller kuran demokrasi şehidi Gün Sazak’ı rahmet ve şükranla anıyorum, mekânı cennet olsun.

Yine, Türk sinemasının babacan yüzlü sanatçısı Eşref Kolçak’a Allah’tan rahmet diliyor ve bu ülke için yapmış olduğu güzel sanat eserlerinin milletimizin sinesinde en güzel yeri her zaman taşıyacağını ifade ediyorum.

Bir gazeteci olarak Sabahattin Önkibar’a yönelen şiddet eylemini de kınıyorum. Demokrasinin bir gereği olarak basın kuruluşları ve gazeteciler demokratik, aydın toplumun gereğidir. Onların faaliyetlerine şiddet eylemiyle dur denilmesini asla kabul etmediğimizi ifade ediyorum. Yeniden, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı rahmet ve minnetle anıyorum.

Bugün toprağa göndereceğimiz, Fırat Kalkanı Operasyonu’nda 30 Nisanda yaralanan Yaşar Yıldırım şehidimizi de bugüne kadar toprağa gönderdiğimiz bütün şehitlerimiz gibi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Mekânları cennet olsun, Allah rahmet eylesin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Demin birisi “Sayın Özel ne kadar konuşacak?” dedi de Sayın Özkan için bir itirazı olmadı o arkadaşımızın.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ama bak oradan…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bizim gruptan da bir tane müdahale gelmedi.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bravo! Gerçek, demokrat bir başkan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Demek ki tehditle… Başkanım, “Öbür taraftan da gelmedi.” demekle…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Demek ki…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Tahrik edersen o başka yani. Kabul etmiyoruz ama…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, çok kısa bir şey… Sataşmaya da mahal vermeyeceğiz, söz veriyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bülbül…

Gündeme geçelim değerli arkadaşlar.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, çok kısa bir…

BAŞKAN – Buyurun.

27.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül'ün, 31 Martta Milliyetçi Hareket Partisinin il genel meclisi seçimlerinde aldığı oy oranına ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, demin bu seçim neticeleri konusunda verilen rakamlar, üzerinde tartışılabilir rakamlar değil. Bunlar YSK tarafından da deklare edilmiş rakamlar. Her siyasi partinin kendi başına girdiği il genel meclisi oyları kriter olması açısından daha kıymetlidir diye biz bu rakamları veriyoruz, daha önemlidir diye veriyoruz. Milliyetçi Hareket Partisinin Cumhur İttifakı çatısı altında değil, kendi başına girdiği seçimlerde almış olduğu oy oranı 18,81, il genel meclisi oyları. Cumhuriyet Halk Partisinin ise 17,46 olarak il genel meclisinde gözüküyor. Büyükşehir belediyesi ve belediyelerde de oy oranları farklı, orada da ittifaklar bünyesinde girildi ve tabii ki farklı ittifaklar bünyesinde bir parti hangi aday etrafında toplandıysa o parti üzerinde oy verdi. Sizde de aynı şekilde oldu. Bu noktada değişen bir durum söz konusu değil. Milliyetçi Hareket Partisinin 18,81 açıklamasını yapması gayet haklıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bitiriyorum efendim, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun, bitirin lütfen.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Cumhuriyet Halk Partisinin de büyükşehir belediyesi ve belediye başkanlıklarındaki oyu 30,12. Bunun içerisinde sadece sizin oyunuz da yok, bunu siz de kabul edersiniz; bu noktada bir tartışma yok. Biz de 7,31’le ilgili yaptığımız açıklamada da dedik ki: “27 büyükşehirde aday çıkarmadık.” Bu, bu kadar açık, rakamlar ortadadır. Bu noktada Milliyetçi Hareket Partisinin 18,81 açıklamasını yapması da son derece normaldir. Genel Başkanımızın şu 1881 metaforundan da bu kadar niye sıkıntı duyuyorsunuz, onu anlamadım. Çünkü bu şöyle bir şeydir yani bu, akıllara kazımak için, hafızalara yer etmesi için yapılmış olan bir şeydir. Bu noktada belki siz CHP’nin aldığı oyu kâğıda bakarak hatırlamak durumunda kalıyorsunuz ama MHP’nin aldığı oyu hiç unutmuyorsunuz. Bu hayırlı ve güzel bir faaliyettir. Bu noktada Genel Başkanımıza da teşekkür ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aynı üslup ve matematik çabasıyla sınırlı kalacağım, fazla bir sataşma olmayacak.

Yöntemi dikkatlice dinleyince şu ortaya çıkıyor: Parlamentodaki partilerin toplam oyu yüzde 180 falan olabilir herkes gönlüne göre bir rakam açıklarsa. Milliyetçi Hareket Partisi seçime bir tek Osmaniye’de girip “Benim Türkiye’deki oyum yüzde 54.” diyebilir.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – YSK sonuçları ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Herkes kendine göre birtakım okumalar yapabilir de bu seçimlerden aldığın oyun akılda kalması için Atatürk’ün doğum tarihine muhtaç olmak yerine, Cumhuriyet Halk Partisi seçmeni bu seçimleri hatırladığında, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere, aldığı büyükşehirleri, aldığı belediyeleri ve Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bütün adaylarının büyük zaferini hatırlayacak. Allah sizin yardımcınız olsun.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Rahatsızlık bizde değil, rahatsızlık sizde.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Arkadaşlar, CHP’nin oyu 17,46, MHP’nin oyu 18,81 yani aynı şeyde. 1746’dan ne çıkarırsınız bilemem ama 1881’den çok şey çıkar; bir daha hiç unutmazsınız.

BAŞKAN – Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının iki tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi Başkan Yardımcısı Bahar Muradova’nın vaki davetine icabetle 12 Haziran 2019 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilecek olan Bakü Bölgesel İşbirliği ve Güvenlik Konferansına katılması hususu Genel Kurulun 16 Mayıs 2019 tarihli ve 79'uncu Birleşiminde kabul edilen TBMM Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç Başkanlığında bir heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimlere ilişkin tezkeresi (3/762)

23/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Azerbaycan Cumhuriyeti Millî Meclisi Başkan Yardımcısı Bahar Muradova’nın vaki davetine icabetle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç Başkanlığında, 12 Haziran 2019 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleştirilecek olan "Bakü Bölgesel İşbirliği ve Güvenlik Konferansı”na Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir heyetin katılması hususu Genel Kurulun 16/5/2019 tarihli ve 79'uncu Birleşiminde kabul edilmiştir.

28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

Ad ve Soyad                                  Seçim Çevresi

Tekin Bingöl                                  (Ankara)

Yaşar Karadağ                               (Iğdır)

Mustafa Hilmi Dülger  (Kilis)

İsmail Bilen                                   (Manisa)

Recep Uncuoğlu                             (Sakarya)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 4-5 Haziran 2019 tarihlerinde Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlenecek olan Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamento Başkanları 4'üncü Toplantısına katılması hususu Genel Kurulun 15 Mayıs 2019 tarihli ve 78'inci Birleşiminde kabul edilen TBMM Başkan Vekili Levent Gök Başkanlığında bir heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimlere ilişkin tezkeresi (3/763)

24/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Levent Gök Başkanlığında bir heyetin 4-5 Haziran 2019 tarihlerinde Polonya'nın başkenti Varşova'da düzenlenecek olan Orta ve Doğu Avrupa Ülkeleri Parlamento Başkanları 4'üncü Toplantısına katılması Genel Kurulun 15/5/2019 tarihli ve 78'inci Birleşiminde kabul edilmiştir.

28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesi uyarınca heyeti oluşturmak üzere siyasi parti gruplarının bildirmiş olduğu isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

Ad ve Soyad                                  Seçim Çevresi

Mehmet Göker                               (Burdur)

Zemzem Gülender Açanal                 (Şanlıurfa)

Bahar Ayvazoğlu                            (Trabzon)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 14/5/2019 tarihinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekili tarafından, 2012 KPSS sınavına ilişkin eski ÖSYM Başkanının ifadesinde bahsettiği bazı hususların araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/1204) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 27 Mayıs 2019 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

27/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 27/5/2019 Pazartesi günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                      Lütfü Türkkan

                                                                                           Kocaeli

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve arkadaşları tarafından, 2012 yılında yapılan KPSS sınavında çalınan sorular ve sonrasında yaşanan şaibeli durumların araştırılması amacıyla, 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 27/5/2019 Pazartesi günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ PARTİ Grubu adına Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk’a söz veriyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu KPSS hırsızlığı meselesi, biliyorsunuz, son derece önemli. Milyonlarca evladımızın alın teri çalındı. Onun için bu şarkı burada bitmemeli. Yani sadece soruları çalan, soruların verildiği kişilerin tespiti yetmez. Bu hırsızlığa kimler önayak olmuş, kimler göz yummuş, kimler çanak tutmuş, bunları da bu milletin bilmeye hakkı var.

Bakın, ÖSYM eski Başkanı Ali Demir gözaltına alındı ve bırakıldı. Basında yer alan haberlere göre Ali Demir’in “Neden FET֒cülerle çalışmayı sürdürdünüz?” sorusuna, “Neden delil olan soru kitapçıklarını yaktınız?” sorusuna siyasileri işaret ettiğini görüyoruz. Tabii, burada bu KPSS hırsızlığı eksik biliniyor; 2010 ve 2012 karıştırılıyor. 2010’da bir KPSS hırsızlığı vardı, belgesi kondu; biz koyduk, iptal ettirdik eğitim bilimleri sınavını. 2012’de de sınav soruları sınav başladıktan hemen sonra bir internet sitesinde yayınlandı. “Yayınlanabilir.” diyeceksiniz ama yayınlanan soru sırası sadece ÖSYM’nin elinde olması gereken master kitapçıktaki soru sırasıydı. Yani bir tek ÖSYM’nin elinde olan soru kitapçığının neden sınavdan bir saat sonra internet sitelerinde yayınlandığını ben o tarihte ÖSYM Başkanı Ali Demir’e sormuştum, hatta bir televizyon programında bunun açıklanması gerektiğini ısrarla savunmuştum. Şu anda Grup Başkanınız olan Sayın Naci Bostancı telefonla programa katılmıştı, sınavın tertemiz bir sınav olduğunu savunmuştu; çok iyi hatırlıyorum.

Şimdi, bakın, Ali Demir diyor ki: “2012 yılında sınavda soruların çalındığını, matbaa aşamasında alındığını tespit ettik ama Diyarbakır sınırlarıyla sınırlı bir hırsızlık olduğunu, bir tespit olduğunu anladım, lokal olduğunu tespit ettik, onun için iptal etmedik.” Ama haberlere yansıyan bir diğer iddia da önemli bir kişinin “İptal etmeyin.” talimatı sebebiyle 2012 sınavında tespit edilen hırsızlığa rağmen sınavı iptal etmediklerini ifade ediyor.

Değerli milletvekilleri, Ali Demir’i gözaltına aldılar, Ali Demir’in hataları çok. Ali Demir’in onda 1’i, binde 1’i kadar hatası olanlar bugün ihraç, kamudan ihraç, açıkta, hapiste olanlar var; Ali Demir serbest bırakıldı. Aklımıza geliyor, acaba Ali Demir’in serbest bırakılmasının sebebi, o önemli siyasetçinin adının ifşa olma ihtimali midir? Bunu bu milletin bilmeye hakkı var.

Yani hırsızlık yapılıyor, ÖSYM tespit ediyor, Diyarbakır’a soruların USB bellekte gittiğini Ali Demir ifade ediyor ve sınav iptal edilmiyor ve milyonlarca memleket evladının alın terinin çalınmasına izin veriliyor, göz yumuluyor.

Bugün çıkıp 2010, 2012 KPSS’de işte FETÖ şöyle yaptı, FETÖ böyle yaptı demenin bir âlemi yok. Siyaset içerisinde bu hırsızlığa göz yuman kimlerdi, göz yumulması talimatını veren, sınavın iptal edilmemesi talimatını veren... Bakın, Ali Demir “Diyarbakır’a gittiğini tespit ettik.” diyor. Yani bu, Diyarbakır’a…

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Kimse göz yummadı. Kim göz yumdu?

İSMAİL KONCUK (Devamla) – İfadesinde söylüyor, ifadesinde var. Lütfen inceleyin.

Bu tespit yapıldıysa Diyarbakır dışında diğer illere soruların gitmediğini nereden bileceğiz? Kaldı ki Diyarbakır’la sınırlı kalması bir sınavın sağlıklı olduğu anlamına gelir mi? Bir hırsızlık ortada ve bu tespit ediliyor. Bu milletin bu hırsızlığın arkasında kimlerin olduğunu, hangi siyasetçilerin olduğunu, hangi önemli siyasetçinin “Sınavı iptal etmeyin.” talimatını verdiğini öğrenmeye, bilmeye hakkı olduğunu düşünüyorum ben. Milyonlarca insan, evladımız alın teri dökecek, KPSS’ye çalışacak, hırsızlık yapıldığı tespit edilecek ama iptal edilmeyecek ve sorumlular gerekli cezayı almayacak ve Ali Demir serbest bırakılacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Buna, bu yaşananlara AK PARTİ Grubunun vicdanı “Evet, kardeşim, yapılanlar doğrudur.” diyorsa söyleyecek tek sözüm yok.

Peki, ne düşünüyorsunuz şimdi? Hakkı gasbedilen, memur olamayan, öğretmen olamayan, devlet kademelerinde iş bulamayan bu milyonlarca gencimizin hakkını yeniden teslim etmek amacıyla nasıl bir yol takip etmek lazım? Hazreti Ömer adaletini anlatırken Akif ne diyor? “Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, adli ilahî Ömer’den sorar onu.”

Ya, sizin zamanınızda hırsızlık ayyuka çıkıyor, sizin hiçbir sorumluluğunuz yok! Hani Hazreti Ömer adaletiydi? Bu muydu anlayışınız? Onun için ben siyasi ayağının da… Bu FET֒nün elbette buradaki dahlini biliyoruz. 2012’de FETÖ mü, PKK mı, onu tam tespit edemedik çünkü siyasetçi gizleyince tespit zorlanıyor. Bunların araştırılması gerektiğini ifade ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – 27 Mayıs mağduru olduğunu söyleyen sayın milletvekiline bir dakikalık, 60’a göre…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Van Milletvekili İrfan Kartal'ın, 27 Mayıs darbesinin 59’uncu yıl dönümü vesilesiyle 27 Mayıs mağduru olarak yaşananlara ilişkin açıklaması

İRFAN KARTAL (Van) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün 27 Mayıs, 27 Mayıs ihtilalinin 59’uncu yılı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş olan ilk askerî darbedir. Demokrasi tarihimizde bir kara leke ve benim için de kapkara bir dönem oldu. Temel hak ve özgürlükler gasbedilmiş, sivil siyasete son verilmiş, askerî vesayetin zulmü ve hükmü sürmüştür.

27 Mayıs sabahı saat 05.00’te –o zaman 10 yaşındaydım- kapı çalındı. Askerler, 3 amcamla birlikte babamı cemseye alarak Sivas kampına götürdüler. Sayıları 300 kişiyi buldu. Bu kişiler çeşitli illerde mecburi iskana tabi tutuldular, tarihe “55 ağalar” diye geçtiler. Bu sürgün iki sene dört ay sürdü, çok zor yaşamları oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İRFAN KARTAL (Van) – Kiminin çocuğu, kiminin oğlu öldü; yanlarında olamadılar. Hâlâ suçlarının ne olduğunu bilmiyoruz.

Yüce Meclise saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 14/5/2019 tarihinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekili tarafından, 2012 KPSS sınavına ilişkin eski ÖSYM Başkanının ifadesinde bahsettiği bazı hususların araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/1204) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin görüşmelerinin, Genel Kurulun 27 Mayıs 2019 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Erol Katırcıoğlu’na söz veriyorum.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, İYİ PARTİ’nin KPSS sınavıyla ilgili olarak vermiş olduğu bu önerge esasında daha geniş bir çerçeveden ele alınması gereken bir önerge gibi geliyor bana. Çünkü anladığımız kadarıyla bu cemaat mekanizması sadece KPSS değil, benim saydığım…

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Cemaat değil, terör örgütü.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Efendim?

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Terör örgütü, cemaat değil.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Siz öyle deyin canım, siz öyle deyin. Yani sataşmak zorunda mısınız?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Ya, bir sus! Sana mı soracak ya!

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – FETÖ, terör örgütüdür.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Daha dün ortağıydın, kol kolaydın, şimdi konuşuyorsun.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, siz “FETÖ terör örgütü” dediğiniz için ben de “FETÖ terör örgütü” demek zorunda değilim, bir.

İkincisi…

EROL KAVUNCU (Çorum) – Demek ki…

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Müsaade edin, müsaade edin. Siz de sıra gelince konuşacaksınız ama arkadaşlar…

EROL KAVUNCU (Çorum) – FETÖ, terör örgütü değil mi yani şimdi?

İSMAİL KONCUK (Adana) – FETÖ zaten FETÖ terör örgütünün kısaltılmış hâli.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Allah Allah!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Katırcıoğlu.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, sizin baskınızla bir kavramı niye kullanmak zorunda kalayım ki?

EROL KAVUNCU (Çorum) – Değil deyin, onu söyleyin.

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Hocam, sizce nedir, sadece onu söyleyin.

BAŞKAN – Hayır, niye laf atıyorsunuz arkadaşlar siz?

Buyurun Sayın Vekil.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, KPSS sınavı Fetullah Gülen hareketinin kamuya girebilmesi için kullandığı araçlardan sadece bir tanesi benim anladığım kadarıyla. Benim saydığıma göre çoğu zaman ÖSYM’nin yaptığı aşağı yukarı 14 tane sınavda kendi üyelerinin devlete ve kurumlara girmesini sağlamaya çalışmıştır.

Şimdi arkadaşlar, 15 Temmuz gecesi bir darbe oldu, evet, oldu ama bu darbeyi sizler FETÖ terör örgütünün yaptığı bir darbe olarak ifade ettiniz. Eyvallah ama arkadaşlar, siz iktidardasınız ve FET֒nün siyasi ayağıyla ilgili hiçbir şey söylemiyorsunuz. Şimdi, dolayısıyla da bu önerge o bakımdan çok anlamlı çünkü siyasi ayağı çıkarılmamış olan, ortaya konulmamış olan bir teşkilatın sağlıklı bir şekilde tartışılması mümkün değildir. Dolayısıyla sizler kendi kendinize şu soruyu sorun: Siyasi iktidar olarak niçin bu konuda bir önerge getirmediniz?

Dolayısıyla da arkadaşlar, şunu söyleyeyim size: Burada birtakım kelimeleri tekrarlayarak bir konuyu tartışmamız mümkün değil; bir. İkincisi: Bugüne kadarki yaklaşımınız -yürütmenin ve sizlerin, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri olarak- bence gerçekten bu meseleyi araştırma niyetinde olduğunuzu bana söylemiyor. Çünkü eğer gerçekten araştırma niyetinde olsaydınız en azından bu konuda bir öz eleştiri yapardınız. Yani Sayın Cumhurbaşkanının “Aldatıldım.” demesinin ötesinde herhangi bir öz eleştirisi oldu mu? FETÖ terör örgütü diyorsunuz, peki, bu örgüt nasıl girdi bu işin içine? Türkiye'nin, devletin çeşitli kurumlarına nasıl girdi? Dolayısıyla da bunlar öyle lafügüzafla geçiştirilecek konular değiller. Kusura bakmayın ama sizi biraz daha ciddiyete davet ediyorum, bu mesele önemlidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) – Meclis araştırma komisyonu kuruldu ama bence vicdanları rahatlatan bir sonuç üretmedi. Bugün itibarıyla mahkemeler olmakta ama mahkemelerden de doğru dürüst bir şey öğrenemiyoruz.

Şimdi, İYİ PARTİ’nin getirdiği önergede altı çizildiği gibi, ÖSYM’nin Başkanı emniyete verdiği ifadesinde gerçekten de üzerinde düşünmemiz gereken ve yeniden bir araştırma önergesi çerçevesinde değerlendirilmesi gereken bazı açıklamalarda bulundu yani siyasi ayağın belki ilgili olabileceği bazı açıklamalarda bulundu. Dolayısıyla da eğer gerçekten sizler “FETÖ teşkilatıyla bir ilişkimiz yoktu.” diyorsanız o zaman buyurun, hodri meydan, bu meseleyi araştıralım, görelim ne olduğunu.

Arkadaşlar, bu meseleyi, kusura bakmayın ama ben sizin tartışma tarzınızdan giderek gerçekten anlayabileceğimizi ve değerlendirebileceğimizi sanmıyorum. Bu sizinkisi bir anlamda bir algı operasyonu yaratmak amacında ve yaratmaya da devam ediyorsunuz diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Özellikle, FETÖ terör örgütüyle ilgili konuşma yaparken grubumuza “Bu hususta neden bugüne kadar araştırma önergesi vermediniz?” şeklindeki sataşma nedeniyle, sadece kayıtlara geçmesi açısından, birkaç hususu ifade etmek istiyorum.

Tabii, bizler her şeyden önce konuşmak için değil, icraat için, yapmak için adım adıyoruz. Ve bakınız, yaptığımız adım nedir? 15 Temmuzdan sonra eğer toplanıp bu Meclis çatısı altında FETÖ terör örgütüyle mücadele için bir OHAL kararı almışsak ve bu çerçevede kanun hükmünde kararname çıkarmışsak bunlar sözde değil, özde icraatlardır.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Ne çıktı? Ne anladık yani?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Ve bakınız, bugüne bu kadar burada hitapta kullanılan “hareket” ifadesini de reddettiğimi ifade etmek isterim. Örnek vereyim, hem sözlükte hem de terminolojide, bir düşünceyi, fikri iktidara getirme veya onu kamuoyuna anlatma işine “hareket” denir. Eğer siz böylesi terör örgütünün yaklaşımına “hareket” derseniz onu övmüş, onu olumlamış olursunuz. Ortada millî iradeye kastetmiş bir terör örgütü vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Ya, siz yaptınız bunu zaten. Allah Allah!

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Grup Başkan Vekili.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Bakınız, mademki o hususu söylediniz, onu da ifade edeyim. Bakınız, dediler ki: Biz okul açıyoruz, biz ders yapıyoruz, bilmem ne yapıyoruz. O zaman dedik ki: Herkes bu ülkede demokratik olarak Anayasa’da eşittir, herkes bu haklarını kullanabilir. Ama bu ülkenin millî iradesine, birliğine, beraberliğine, kardeşliğine, ulusal bütünlüğüne tehdit varsa orada dedik ki: Dur! “Ne vermediniz?” diyorsunuz değil mi? Vermediğimiz nedir biliyor musunuz: Bayrağımız, vatanımız…

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Ya boş ver bunları, sen öz eleştiri yap. Öz eleştiri yap, öz eleştiri.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - …devletimiz ve milletimizin istiklalidir, onu vermedik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Siz, bakınız 15 Temmuzdan sonra tevil yollu, dolaylı bir şekilde maalesef ucu dışarıda birleşen, PKK’sıyla, FET֒süyle… Bunların ipleri yurt dışında birleşiyor. Bakınız ses kayıtları da çıktı. “Washington’da terör kongresi toplandı.” dediler. Pensilvanya kaynaklı ses kaydında… O terör örgütünün konferansını bunlar beraber yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL KONCUK (Adana) – Ali Demir’i niye bıraktınız, Ali Demir’i? Niye bıraktınız, onun cevabını verin?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Hadi çekin aranıza çizgiyi. Hadi “Millî irade.” deyin.

İSMAİL KONCUK (Adana) – Ali Demir’i neden serbest bıraktınız, onun cevabını verin? Var mı cevabınız?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.” deyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Özkan.

Evet, İmam Hüseyin Filiz Bey, buyurun

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz'in, 27 Mayıs dönemin Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ı ölümünün 39’uncu yıl dönümünde rahmetle andığına, Spor Toto 1. Lig play-off final maçında Gazişehir Gaziantep takımına başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün, eski Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak Bey’in vatan hainleri ve beyaz zehir, silah ve bilumum kaçakçılık yapanların, Dev-Sol taşeronlarınca şehit edilişinin 39’uncu yılı. Rahmet, minnet ve dua ile anıyorum, mekânı cennet olsun.

Bakanlık yaptığı dönemi de kendisini de tanımak nasip oldu, bir dürüstlük abidesiydi. Türk milletine rüşvetin, ahbap çavuş ilişkilerinin ve yandaşlığının olmadığı parlak bir dönem yaşattı. Allah ülkemize onun gibi devlet adamlarını nasip etsin.

Sayın Başkan, gazetecilere saldırılar devam ediyor. Bu defa gazeteci yazar Sabahattin Önkibar’a saldırıda bulunulmuştur. Yapılan saldırıyı kınıyorum. Toplumun huzurunu bozacak, gerginliği artırıp insanları provoke edecek olayları yaratanların yaptığı yanına kâr kalmamalı, hak ettikleri cezalar uygulanmalıdır. Ayrıca dün finale çıkan Gazişehir takımımızı kutluyor, finalde başarılar diliyor, saygılar sunuyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 14/5/2019 tarihinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekili tarafından, 2012 KPSS sınavına ilişkin eski ÖSYM Başkanının ifadesinde bahsettiği bazı hususların araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/1204) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin görüşmelerinin, Genel Kurulun 27 Mayıs 2019 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Serkan Topal’a söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

CHP GRUBU ADINA SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, şimdi AK PARTİ… On yedi yıldır ülkede nerede yanlış varsa replik belli, klişe belli, senaryo belli: FETÖ, FETÖ terör örgütü. Ekonomi çöktüğü zaman FETÖ terör örgütü; eğitimde PISA sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında 50’nci sırada olduğumuzda yine klişe belli, FETÖ terör örgütü. Şimdi, birisi eylem yapıyor, yine FET֒yle ilişkilendiriyorlar. Seçim kazanıldığı zaman Konya’da, Kayseri’de, Yozgat’ta, millî irade; İstanbul’da kaybedildiği zaman, FETÖ terör örgütü. Döviz artıyor; dış kaynaklı, FETÖ terör örgütü. Şimdi, arkadaşlar, artık bu ezberleri unutalım; milletimiz artık uyandı, bunları çok iyi biliyor. Az önce sayın grup başkan vekili dedi ki: “Sözde değil, özde mücadele etmek gerekiyor.” İyi, çok güzel. Darbe yapılıyor, biz diyoruz ki: “FET֒nün siyasi ayağını gelin araştıralım.” Tık yok, AK PARTİ’de tık yok.

Şimdi, Ali Demir’e gelelim. İYİ PARTİ’nin değerli hatibi çok güzel bir şey söyledi. Ali Demir orada itiraf ediyor, itiraf etmesine rağmen, o personelle çalışmaya devam ediyor. Neden? Çünkü Emniyetteki tutanağında olmasa bile, iddialara göre, birisinin onu aradığını itiraf ediyor. Şimdi, gözaltına alınıyor, serbest bırakılıyor. Neden,neden arkadaşlar? Çok basit, soru çok basit. Laf atan arkadaşa buradan sesleniyorum, ben de buradan sana laf atıyorum: Eğer sen samimiysen, FETÖ terör örgütüyle mücadelede samimiysen, gel, burada değerli İYİ PARTİ’nin vermiş olduğu araştırma önergesine “evet” de bakalım. Hadi bakalım, göreceğiz, samimi misiniz, değil misiniz; FETÖ terör örgütüyle mücadelede ne kadar samimi olduğunuzu göreceğiz.

Şimdi, Ali Demir’i kim atadı? Soru çok basit. Ali Demir’in görevde kalması için kim talimat verdi, kim onay verdi? Ya, sorular çalınıyor, -parantez içerisinde- diyor ki: “Ya, lokal, sadece Diyarbakır…” Yani diyor ki: “Şimdi, hırsızlık yapıldı ama bir kereden bir şey olmaz.” Böyle bir mantık var mı?

Değerli arkadaşım sürekli laf atıyor, hadi gel bakalım, bir cevabını ver bakalım.

Değerli arkadaşlar, eğer biz samimiysek, FET֒yle her türlü konuda mücadeleye varsak hem 15 Temmuz darbesinin hem de bu araştırma önergesinin araştırılmasına varız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

SERKAN TOPAL (Devamla) - Hadi buyurun, hep birlikte… Bakın, eğer gerçekten millî irade diyorsanız gelin. Çünkü, bakın, bazı insanlar mağdur oluyor.

Ya, siyasi irade hâlâ duruyor. Ali Demir dışarıda. Niye dışarıda? Ben AK PARTİ’li milletvekillerine sesleniyorum, vicdanlarınıza sesleniyorum: Gerçekten sorular çalındı, hepimiz çok iyi biliyoruz. Hatta sorular birilerinin eliyle çalındı. O USB’ye kopyalama işlemini yapanlar kimler? Buna göz yumanlar kimler? Ali Demir’in görevde kalmasını sağlayanlar kimler? Kimler arkadaşlar? Biz biliyoruz da sizin ne kadar samimi olduğunuzu şimdi göreceğiz. Eğer samimiyseniz buyurun araştıralım, sıkıntı yok. Kimden korkuyorsunuz? Yoksa siz onları tanıyorsunuz da ondan mı korkuyorsunuz? Olay bu kadar basit.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan'ın, Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Sayın Başkan, hatibin, konuşmasında sürekli grubumuza sataşarak süreci uzatma gayreti içerisinde olduğunu gördük, bunu her defasında yapıyor. Ancak burada özellikle “FET֒nün siyasi uzantısı” dendiği zaman böyle uzun uzun konulara giriliyor. Bakın, siyasi uzantı araştırılmak isteniyor mu? Bakınız, hiç araştırma önergesine de gerek yok, ben size bir yöntem vereyim. Karşımızda duran FETÖ terör örgütü kasetli ve silahlı bir terör örgütü müdür? Evet. Kaset kumpaslarıyla Türk siyasetine yön vermeye çalıştı mı? Evet. Silahla, siyasi suikastlarla Türk siyasetine istikamet vermeye çalıştı mı? Evet. Kaset kumpaslarını ve siyasi suikastları takip ettiğiniz takdirde terör örgütünün yolunu çok net bir şekilde bulursunuz.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Siyasal, siyasal…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Evet, bugün, kasetle ve silahla dizayn edilmek istenilen ve edilen siyasi partilere baktığınızda orada FET֒nün tevil yollu veya doğrudan borazancılığını yaptığını görüyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - İşte, bugün, Cumhur İttifakı olarak bizler, bu kasete ve silahlı terör örgütüne teslim olmadığımız için milletimizin iradesinden ve bu ülkenin bekasından yanayız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SERVET ÜNSAL (Ankara) – 2003 yılında kim çıkardı yasayı “Silahlı terör örgütü değildir.” diye?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel'in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, gerçekten haftanın başındayız ve yol alınması isteniyorsa bu yoldan yol alınmaz. Bir de bazı sözleri söyleyenler bir dönüp bakacaklar. Efendim, şöyle olmuş da bir partide, böyle olmuş da şimdi o partiler bilmem ne yapıyormuş. Ya açık açık söyleyeceksin, cevabını alacaksın ya böyle üstü kapalı ithamlarla Avrupa’nın en köklü, dünyanın en eski üçüncü siyasi geleneğine böyle sözleri söylemek kimsenin hakkı da değildir, haddi de değildir. Hele hele bunları geçmişte bu örgütün televizyonlarında programlar yapanlardan, bu örgütün faydasına hukuk dernekleri kuranlardan, bu örgütün yapmış olduğu kumpas davalarına örgüt lehine tavır koyarak müdahil olanlardan alınacak dersimiz, duyulacak sözümüz yoktur.

Teşekkür ediyorum Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 14/5/2019 tarihinde Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19 milletvekili tarafından, 2012 KPSS sınavına ilişkin eski ÖSYM Başkanının ifadesinde bahsettiği bazı hususların araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/1204) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin görüşmelerinin, Genel Kurulun 27 Mayıs 2019 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Nevşehir Milletvekili Sayın Yücel Menekşe’ye söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA YÜCEL MENEKŞE (Nevşehir) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubumuz adına, İYİ PARTİ grup önerisi aleyhine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bugün 27 Mayıs, ihtilalin yıl dönümü. Türkiye Cumhuriyeti devleti, ilk defa bir askerî darbeyle yüz yüze kalmıştır. Dolayısıyla o günkü Başbakanımız Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan bir yıl sonra idam edilmişlerdir. Ben rahmetle, minnetle anıyorum; darbeyi ve darbecileri de -1960’tan bugüne kadar olan postmodern darbe, saha darbesi, hiç fark etmiyor- şiddetle kınadığımı ifade etmek istiyorum.

Sayın Eşref Kolçak sanatçımızı, yine üstat Necip Fazıl’ı rahmetle anıyorum; Allah rahmet eylesin, mekânları cennet olsun diyorum ve İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde sözlerime başlamak istiyorum.

Benden önceki hatipler tutturdu “AK PARTİ, FET֒nün siyasi ayağını konuşmuyor.”

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti demokratik hukuk devletidir; siz, bu söylemlerle Türk yargısını töhmet altında bırakıyorsunuz. Bugün, 15 Temmuzdan sonra OHAL’le, kanun hükmünde kararnameyle, FETÖ terör örgütü mensuplarına ve yardakçılarına, hiç ifadeleri alınmaksızın, Türkiye Cumhuriyeti devleti güvenlik görevlileri gereğini yapmıştır ve hâlâ da yapmaktadır. Dolayısıyla bugün 2010 ve 2012 KPSS sürecine baktığımızda nelerin yapıldığına bizler de şahit olduk, biz bunu kabul ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devletine yapılan ve milyonlarca insanın umudunu ve ümidini kıran bir hırsızlık, haksızlık olayı söz konusudur. Fakat bunu sadece bizim iktidarımıza mal etmenin yersiz olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu FETÖ terör örgütü, bu FETÖ, sadece 2002’den itibaren Türkiye Cumhuriyeti devletinde etkin bir yapı değildi, bunda geçmişlerin de çok büyük günahı olduğunu ifade etmek istiyorum.

İSMAİL KONCUK (Adana) – O zaman bunu savundunuz Sayın Vekil, temiz olduğunu savundunuz. Niye böyle yaptınız?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YÜCEL MENEKŞE (Devamla) – Müsaade eder misiniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

YÜCEL MENEKŞE (Devamla) – Bu devlet -AK PARTİ iktidarı- yine, siz ne söylemde bulunursanız bulunun, 15 Temmuzdan sonra bu FETÖ terör örgütüne mensup her kesime gereğini yaptı, hâlâ da yapmaktadır.

Ben şunu özellikle söylemek istiyorum: Burada FETÖ terör örgütüne “terör örgütü” diyemeyen, PKK’ya “PKK terör örgütü” diyemeyen insanların bu kürsüde çıkıp bu ifadeleri kullanmalarını esefle kınıyorum. Öncelikle bu terör örgütlerinin ne olduğunu biz burada, Meclisimizde kabul etmek zorundayız, bunu ifade etmek zorundayız. Biz, Türk milletiyiz. Dolayısıyla siz bunu ifade etmediğiniz sürece bizim de sizlere olan bu ithamlarımızı her zaman, her platformda söylemeye devam edeceğimizi söylemek istiyorum.

Bu vesileyle, yaklaşan Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum. Hepinize sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.

Teşekkür ederim. Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yoklama talebimiz var efendim.

BAŞKAN – Oylamadan önce yoklama talebi vardır.

Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Özel, Sayın Özkan, Sayın Sarıaslan, Sayın Yıldız, Sayın Şevkin, Sayın Adıgüzel, Sayın Taşcıer, Sayın Yalım, Sayın Zeybek, Sayın Ünlü, Sayın Sancar, Sayın Aygun, Sayın Topal, Sayın Özel, Sayın Tuncer, Sayın Aksoy, Sayın Bingöl, Sayın Yeşil, Sayın Çelebi, Sayın Ünsal, Sayın Kuşoğlu.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.16

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN İYİ PARTİ Grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Yapılan ikinci yoklamada da toplantı yeter sayısı bulunamadığından, kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 28 Mayıs 2019 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 16.34