TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           82’nci Birleşim

                                                                                  23 Mayıs 2019 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’nın, Artvin ili Yusufeli ilçesine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, 14-25 Mayıs Gençlik Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Denizli Yüksekçıta Okulları öğrenci ve öğretmenlerine "Hoş geldiniz." denilmesi

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Aile Haftası’na ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli ilinin mavi bayraklı plajlarıyla turizmde alternatif bir kent hâline geldiğine ilişkin açıklaması

3.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, 24 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 36’ncı seneidevriyesine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, 23 Haziranda yeniden yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, ramazan ayının paylaşım ayı olduğuna, sorumlulukların farkına varılıp hataları düzeltme bilincine ulaşma fırsatının yakalandığına ilişkin açıklaması

6.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, 20 Mayıs Karadeniz Teknik Üniversitesinin kuruluşunun 64’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

7.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Osmaniye ilinin binlerce yıllık tarihi, geleneksel halk kültürü, muhteşem doğal güzellikleriyle her türlü turizm çeşitliliğine sahip ülkemizin nadir illeri arasında yer aldığına ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, belediyelerin kanunlara göre yönetildiğine ve kanunun üzerinde karar alınamayacağına, Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun Dersim dayatmasına hoşgörü göstermeyeceklerine ilişkin açıklaması

9.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, borçlu olan, icra takibine düşmüş olan çiftçi ve besicilerin kredi borçlarının iki yıl ertelenmesinin, gübre, yem, ilaç, tohum ve mazotun üzerindeki vergilerin kaldırılmasının düşünülüp düşünülmediğini Tarım ve Orman Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, herkesin görevinin çevre problemlerine ve çevre krizlerine karşı mücadele vermek olduğuna ilişkin açıklaması

11.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Ordu ilinde şiddetli dolu yağışı nedeniyle zarar gören fındık üreticilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Bursa Milletvekili Atilla Ödünç’ün, 20-26 Mayıs İstihdam Haftası’na ilişkin açıklaması

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, çocukları kazalardan korumak için güvenli ev, çevre ortamı ve oyun sahalarının oluşturulması gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, beka tehlikesinin yüz yıldan fazladır bu ülkeyi bölmek, parçalamak için dış güçlerin çabası ve iç şer güçlerinin türlü oyunlarında, ihanetinde görüldüğüne ilişkin açıklaması

15.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Gaziantep ilinin tarihî ve kültürel değerlerine ilişkin açıklaması

16.- Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in, OHAL uygulamalarının devam ettiğine, Diyarbakır ilindeki etkinliklerde özgür ve muhalif basının çalışmalarının ekarte edildiğine ilişkin açıklaması

17.- Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey’in, 19 Mayıs Millî Mücadele’nin 100’üncü yıl dönümünde şehitleri rahmetle andığına ve Balıkesir ilinin Kurtuluş Savaşı’nın kalelerinden biri olduğuna ilişkin açıklaması

18.- Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün, Eskişehir Kızılinler Termal Turizm Merkezi Projesi’ne yatırımcı bulunamamasının, belediyelere tahsis, yetki devri yapılamamasının ülkemiz ve Eskişehir için büyük kayıp olduğuna ilişkin açıklaması

19.- Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal’ın, Müzeler Haftası’na ilişkin açıklaması

20.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, emeklilere ödenen bayram ikramiyelerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine ve özel sandık emeklilerine neden bayram ikramiyesi ödenmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

21.- İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü’nün, erkek şiddetinin teşvik dildiğine ve kadınların tacize, tecavüze direnme hakkının mahkemelerce yok sayıldığına ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun belediye hizmet binalarındaki “Tunceli” ibaresinin “Dersim” olarak yazılacağı, resmî yazışmalarda Türkçenin yanı sıra Zazaca ve Kürtçenin de kullanılacağı yönündeki açıklamasını meydan okuma olarak algıladıklarına ve ilgilileri müdahaleye davet ettiğine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararına ve kararının kamuoyundaki tüm soru işaretlerini giderdiğine ilişkin açıklaması

24.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararından hâkimlerin seçmen iradesine kurulan tuzağı kabul ettiğinin anlaşıldığına ve bu hâkimlerin yargılanmaları için herhangi bir iddianameye gerek olmadığına, DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın katilinin serbest bırakılması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin tutumunu kınadıklarına ilişkin açıklaması

25.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, arama kurtarma çalışmaları sonucu cansız bedenine ulaşılan Anadolu Ajansı Muhabiri Abdulkadir Nişancı’ya ve arama çalışmalarında yaşamını yitiren Jandarma Astsubay Mustafa Gidergelmez ile Uzman Çavuş Eyüp Kapaklıkaya’ya Allah’tan rahmet dilediğine, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali hakkındaki gerekçeli kararına ilişkin açıklaması

26.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali hakkındaki gerekçeli kararına ve 23 Haziranda yapılacak seçimlerde millet iradesiyle sonucun belirleneceğine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, devletin belgeyle bilgiyle konuşması ve devlet ciddiyetine yakışır cümleler kurulması gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un ve İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, 17-25 Aralığın bütün yolsuzlukların ortaya çıktığı süreç içerisinde önemli bir milat olduğuna ilişkin açıklaması

32.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, devleti FET֒den ve bütün terör örgütlerinden temizleyenin AK PARTİ olduğuna ilişkin açıklaması

33.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, HDP’nin Türkiye’nin geleceğini, birlik ve beraberliğini risk altında gördüğü için önemli bir strateji ortaya koyduğuna ilişkin açıklaması

34.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Cumhuriyet Halk Partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde tam sayım talebine neden karşı çıktığını öğrenmek istediğine ve YSK kararına saygı duymak gerektiğine ilişkin açıklaması

 

37.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Yüksek Seçim Kurulundaki hâkimlerin hukuku, hakkı ve adaleti çiğnediğine ilişkin açıklaması

38.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Isparta Milletvekili Recep Özel’in yerinden sarf ettiği sözlerine ilişkin açıklaması

40.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Nevin Yıldırım’a verilen müebbet hapis cezasının Yargıtayda onanmasının adaletin erkek olduğunu ve erkeklerin kollanılmasına devam edileceğini gösterdiğine, TRT bünyesinde istihdam fazlası personel iddialarına, muhalif seslere barışçıl gösteri hakkının tanınması gerektiğine ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde HDP Grubu adına ve İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, bulaşıcı hastalıkların artmaması için Ceyhan Nehri’ndeki kirliliğe çözüm bulunması gerektiğine ilişkin açıklaması

44.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, siyasetin insanlığın ve toplumun bütün kesimlerini ilgilendirdiğine, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğuna ilişkin açıklaması

45.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, YSK’nin tarafsız ve bağımsız olması gerektiğine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararın 200 sayfadan ibaret olmasının kararın siyasi olduğu yönündeki şaibeyi ortadan kaldırmadığına ilişkin açıklaması

46.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl-Elâzığ karayolu Bilaloğlu mevkisinde bölücü terör örgütü PKK’nin hain saldırısı sonucu şehit olan 33 asker ile her bir şehidi unutmadıklarına, unutturmayacaklarına ilişkin açıklaması

47.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un, Ağrı ili Diyadin ilçesi belediye binasının önüne polis tarafından x–ray cihazı konulmasını kınadıklarına ilişkin açıklaması

48.- Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in, tarih ve kültür mirası Diyarbakır ili Sur ilçesine ilişkin açıklaması

49.- Yalova Milletvekili Özcan Özel’in, öğretim üyelerinin özlük haklarının düzeltilmesi, öğretmenlerin 3600 ek gösterge taleplerinin gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

50.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, halk sağlığı açısından kritik önemi olan aşı konusunda sıkıntılar yaşandığına, Sağlık Bakanlığının aşı reddine karşı harekete geçerek gerekli bilgilendirmeleri yapması gerektiğine ve sağlıklı nesiller için yerli aşı üretimine başlanmasının zorunluluk olduğuna ilişkin açıklaması

51.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi ile Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne katkılarından dolayı milletvekillerine teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

 

 

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu tarafından, seçimlere gidilen süreçte iktidar partisi aracılığıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun devlet ciddiyetinden uzak siyasi söylemler tercih ettiği ve ülkenin büyük kesimini zan altında bırakan, milletin vicdanını rahatsız eden iddiaların açıklığa kavuşturularak kamuoyunun bilgisine sunulması, devlet iradesini temsil eden kişilerin ispata muhtaç iddiaları devamlı şekilde dile getirmesinin nedenlerinin araştırılarak tekrarının yaşanmaması amacıyla 23/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, Türkiye’de kaygı verici boyutlara ulaşan genç işsizliği ve gençlerin yaşadığı sorunların çeşitli yönleriyle araştırılması amacıyla 23/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul seçimlerine ilişkin iptal kararının araştırılarak seçimlere gölge düşürmemek adına alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1130) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56)

2.- Antalya Milletvekili Atay Uslu ve Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 57 Milletvekilinin Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1907) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 58)

 

VIII.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 56) Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi'nin oylaması

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2017-2019 yılları arasında Türkiye'de yayımlanan günlük ulusal gazete sayısına ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/10275)

2.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan'ın, Türkiye Varlık Fonuna devredilen Türk Hava Yolları hisselerinin Katar menşeli şirketlerce satın alınacağına yönelik iddialara ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/10567)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, yazılı soru önergeleri, Meclis araştırması önergeleri ve kanun teklifleri ile ilgili çeşitli verilere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11093)

4.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, yazılı soru önergeleri, Meclis araştırması önergeleri ve kanun teklifleri ile ilgili çeşitli verilere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11818)

23 Mayıs 2019 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN YILMAZ (İstanbul)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Artvin ili hakkında konuşmak isteyen Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’ya aittir.

Buyurun Sayın Balta.

Süreniz beş dakikadır.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Artvin Milletvekili Ertunç Erkan Balta’nın, Artvin ili Yusufeli ilçesine ilişkin gündem dışı konuşması

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Artvin) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; havası güzel, doğası güzel, insanı bir başka güzel, binbir çeşit rengiyle, binbir çeşit lezzetiyle cennet timsali seçim çevrem Artvin ili hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu ve tüm milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Artvin, on yedi yıl boyunca tarihinde almadığı yatırımları aldı;. ulaşımdan turizme, tarımdan sağlığa her alanda çok büyük -20 katrilyonun üzerinde- yatırımlar aldı. En son olarak da Hopa Cankurtaran Tüneli’ni açtık. Cankurtaran Tüneli, Artvin’in elli yıllık hayaliydi.

Şimdi, Artvin’in deli nehri, coşkun nehri Çoruh Nehri üzerinde yapılmakta olan barajlarla ülkemizin en önemli açığı olan enerji açığı büyük ölçüde -hidroelektrik üretiminin yüzde 25’i, toplam enerji üretimimizin de yüzde 7’si- karşılanacak. Bu barajların en büyüğü de son halkası olan Yusufeli Barajı. Yusufeli Barajı, dünyada kendi sınıfı içerisinde en yüksek 3’üncü baraj olacak, ülkemizin de en yüksek barajı olacak. Yusufeli Barajı’yla birlikte Yusufeli ilçemiz ve ilçemize bağlı 3 köyümüz tamamen, 15 köyümüz de kısmen sular altında kalacak. Bu barajla Yusufeli ilçesi sular altında bırakılacak olmasına rağmen; yollarıyla, yeniden yerleşim yerleriyle ve inşaatlarıyla Yusufeli’ne çok büyük sorunlar yaşatılacak olmasına rağmen, bu barajın temel atma töreni binlerce kişinin katılımıyla alkışlanarak yapılmıştır. Böyle bir alicenaplığı, böyle bir fedakârlığı değil Türkiye’de, dünyanın hiçbir yerinde görmek mümkün değildir.

Yusufeli ilçesi, bu kadar soruna rağmen, yaşamış olduğu sorunları hiçbir zaman devletine isyana, kaosa, kargaşaya dönüştürmemiştir. Yusufeli’nin bu fedakârlığı, bu vefakârlığı karşısında bizler de Hükûmet olarak, yedi buçuk yıl il başkanlığım döneminde şahsım, geçen dönem Milletvekilimiz İsrafil Kışla, aynı zamanda on yıl boyunca Belediye Başkanımız olan Eyüp Aytekin’le birlikte, Yusufeli’nin sorunlarını, Yusufeli’ye yakışmayacak bir şekilde çözüm yolu içerisinde asla olmadık, Yusufeli’yle ilgili meselelerin çözümünde asla günlük hesaplar, siyasi hesaplar peşinde olmadık. Yusufeli’ye yakışacak, Yusufeli’ye layık işler başarabilmek için yedi yıl boyunca, on yıl boyunca çalıştık. Bu süre içerisinde Yusufeli’de hak sahipliği konusunda Yusufeli’ye mahsus son derece avantajlı düzenlemeler yaptık. Mevcut Yusufeli’nin 4 katı büyüklüğünde yeni bir Yusufeli inşa ediyoruz. Yeni Yusufeli’de sportif alanlarıyla, sosyal alanlarıyla, göl manzarasıyla, mimarisiyle 21’inci yüzyılın örnek ilçelerinden, bölgenin yıldızı bir ilçe inşa edeceğiz.

Bu süreç içerisinde elbette ki pek çok sorun yaşıyoruz, Yusufelili hemşehrilerimiz de pek çok sorun yaşıyorlar. Biz, bu sorunların çözümü noktasında Yusufelililerle birlikte, onların taleplerine uygun olarak, Yusufeli’nin fedakârlığına yakışacak şekilde, bu sorunların çözümü için gerek ilgili bakanlıklarımızla gerekse de ilgili makamlarla yoğun bir çalışma temposu içerisindeyiz.

Karşılaşmış olduğumuz sorunlardan, özellikle bugünlerde biraz daha güncel konular olduğu için değinmek istediğim biri iki nokta var: Hak sahipliği meselesi Yusufeli’de çok avantajlı bir düzenlemeyle çözülmüş olmasına rağmen, maalesef, mülkiyeti olduğu hâlde hak sahibi olamayan bir kısım hemşehrimiz var. Diğer taraftan, üç yıllık ikamet şartını tamamlayamadığı için hak sahipliğinden mahrum kalan hemşehrilerimiz var. Yine, Yusufeli’de iş yeri sahibi olup da vergi kaydını tamamlayamadığı için hak sahibi olamayan hemşehrilerimiz var. Bu konularla ilgili, ilgili bakanlıklarımızla görüşmelerimizi yaptık. İnşallah, kısa bir süre içinde de bu sorunların hepsini çözmüş olacağız.

Bir yandan Yusufeli’de yeni yerleşim yerinde 4+1 daire talepleri olan hemşehrilerimiz vardı. Tabiatıyla, yeni projeler, yeni alanlara ihtiyaç duyulduğu için bu konuyla ilgili de ilgili bakanlıklarımız çalışmalarını yürütmekte. Bu konuyu da inşallah, Yusufeli’nin lehine çözüme kavuşturmuş olacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın sözlerinizi Sayın Balta.

ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla) – Bir yandan özellikle son günlerde viyadük sorunuyla ilgili pek çok spekülasyon yapılmaktadır. Viyadük sorununu, ilgili bürokratlarımızın geçen hafta Yusufeli’de açıkladığı şekilde, Yusufeli’ye asgari zarar verecek ve oradan kalkmak zorunda olan iş yeri ve mesken sahiplerini de eski yerlerine göre daha memnun olacakları imkânlar sunacak şekilde çözeceğiz.

Tabii, Yusufeli’deki meseleleri kısa bir konuşmaya sığdırabilmem mümkün değil. 2 Haziranda Yusufeli’de seçimlerimiz yenileniyor. İnşallah, Yusufeli yine emaneti ehline teslim edecek, daha doğrusu emanet ehlinde kalmış olacak. Yusufelililer şunu çok iyi bilmeliler ki çözüm yolları bizdedir, çözüm için gerekli çalışmaları yapmaktayız. Bugünden sonra da Yusufeli’nin geleceği için en güzel şekilde, her birinin mutlu olacağı, huzurlu olacağı bir ilçe inşa etme noktasında bizden başka bu işi bilen, bu işe çözüm üretme noktasında bir şey ortaya koyabilecek başka kimse de yoktur.

İnşallah, Yusufeli’miz bu seçimde doğru karar verecek ve çok daha güzel olacak diyor, Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Balta.

Gündem dışı ikinci söz, gençlerimizin her alanda destek ve teşvik edilmesi ile genç sporcularımıza devlet sporcusu unvanı verilmesi hakkında söz isteyen Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’e aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Öztürk, sözlerinize başlamadan önce bir selamlama için izin istiyorum sizden.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Denizli Yüksekçıta Okulları öğrenci ve öğretmenlerine "Hoş geldiniz." denilmesi

BAŞKAN – Denizli Yüksekçıta Okulları, ilkokul 2’nci sınıf öğrenci ve öğretmenleri bizleri ziyarete gelmişler. Güzellik getirmişler, hoş gelmişler. (Alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün, 14-25 Mayıs Gençlik Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN – Buyurun, Sayın Öztürk.

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 14-25 Mayıs Gençlik Haftası olması nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı, özellikle gençlerimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ulusal bayram olarak coşkuyla kutladığımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı da içine alan 14-25 Mayıs tarihleri arası, aynı zamanda ülkemizde Gençlik Haftası olarak kutlanmaktadır.

Ülkemiz nüfusunun yaklaşık 13 milyonunu oluşturan gençlerimizden, TÜİK istatistiklerine göre, 2017 yılında kendisini mutlu hissedenler yüzde 61 iken 2018 yılında bu oran yüzde 55’e gerilemiştir. Gençlerimize yönelik politikalarda güçlü genç istihdamı, nitelikli eğitim ve sağlıklı genç nesil muhakkak yer almalıdır. Bunun yanı sıra yüksek ahlak sahibi, Türk kültür ve değerlerini özümsemiş, evrensel düzeyde iddia sahibi bir gençlik yetiştirebilmenin çözümleri de bu politikalarda yer almalıdır. Gençliğimize millî misyonlar yüklerken geleneklerimizi hayata ve eğitime dâhil etmezsek beklentimiz sadece ve sadece retorikte kalacaktır. Eğitim müfredatımızda bir yandan millî birlik ve beraberliğimizi koruma konusunda hassasiyet göstermeli, diğer yandan dünyadaki gelişmelere yönelik gençlerimizi çağdaş bilgilerle donatabilmeliyiz. Âdeta bir bayrak yarışı olan büyük ve güçlü Türkiye hedefimizi taşıyacak olan gençlerimizin, tarihini özümsemiş, çağın gereklerine ayak uydurmuş, ülkemizin kalkınması adına her alanda gayret sarf eden bireyler olabilmeleri için bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak atılan her adımı destekleyeceğiz.

Saygıdeğer milletvekilleri, son günlerde sosyal medyada TRT’nin 1979’daki bir çekiminde gençlerin o gün ülke gündemine hâkim konuşmaları, kendilerini net ifade edebilmeleri, benim kadar, sanırım, izleyen herkesi de mutlu etmiştir, etkilemiştir. O yıllardaki görüntüleri izleyince o günlerde gençlerimizin çabuk büyüdüğünü ama şimdi daha geç büyümekte olduğunu gözlemliyoruz. Söz konusu bu durumu tetikleyen ana nedenlerden biri de o dönem olmayan ancak son yıllarda ülkemizi âdeta habis bir ur gibi saran, çocuk yaşta başlayan dijital bağımlılıktır. Çağımızın hastalığı obezite kadar tehlikeli olan bu bağımlılık, çocuklarımızı, gençlerimizi hayatın gerçeklerinden, gündelik, biyolojik zaman ve yaşam diliminden uzaklaştırmakta, hatta canlarına kıymalarına dahi sebep olabilmektedir. Ebeveynleri, aile bireylerini, arkadaşları birbirinden koparan teknoloji bağımlılığı, giderek çocuk ve gençlerimizi de tarihimizden, örflerimizden, ananelerimizden ve kültürümüzden uzaklaştırmaktadır. Yapılan bir bilimsel araştırmaya göre günde 1 saatini telefonda geçiren gençlere oranla günde 5 saatini telefonda geçiren gençlerde depresyonun 2 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Dijital ve sosyal medya bağımlılığını yansıtan davranışların narsistlik, kişilik bozukluğu ve öz güven eksikliğiyle de bağlantılı olduğu gözlemlenmiştir. Bugün Türkiye’de gençlerimizin günde 8-9 saatini mobilde geçirdiği ölçülmüştür. Bu bakımdan, dijital obeziteliğe karşı topyekûn bir dijital diyet seferberliğine geçilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, Gençlik Haftası içinde olduğumuz şu günlerde geçen hafta Meclise sunduğumuz kanun teklifimizle genç kategorisinde başarı elde eden sporcularımızı da 5774 sayılı Kanun kapsamına alarak onlara “genç sporcu” unvanı verilmesi gerektiğini öngörüyoruz. Kanun teklifimizdeki amacımız, gençlerimizi spora teşvik etmek, mevcut sporcularımızın da daha bir motive olmasını sağlamak, ay yıldızlı formaları adına döktükleri ter ve mücadelelerin bir karşılığı olduğunu gösterebilmektir. Bu yüzden, kanun teklifimizin bir an önce komisyonda görüşülüp Genel Kurulda benimsenmesini ve Genel Kuruldan geçmesini önemsiyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, eğer ile meğeri evlendirmişler, çocukları keşke olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın sözlerinizi Sayın Öztürk.

Buyurun.

HALİL ÖZTÜRK (Devamla) - Önümüzdeki dönem keşkeler yaşamamak için gençlerimize yönelik politikalarımızın güncel sorun ve beklentilere çözüm bulması noktasında şekillenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Gençlerimizi geleceğimizin teminatı olarak görüyorsak –ki görüyoruz- onlar adına her türlü çalışmayı burada yapabilmeliyiz diyor ve Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Öztürk.

Gündem dışı üçüncü konuşma, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 70’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Kaboğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

3.- İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne ilişkin gündem dışı konuşması

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sevgili Başkan, Divan, sayın milletvekilleri; 10 Aralık 1948: “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, insanlık topluluğunun bütün fertleriyle uzuvlarının bu beyannameyi daima gözönünde tutarak öğretim ve eğitim yoluyla bu haklar ve hürriyetlere saygıyı geliştirmeye, gittikçe artan millî ve milletlerarası tedbirlerle gerek bizzat Üye Devletler ahalisi gerekse bu Devletlerin idaresi altındaki ülkeler ahalisi arasında bu hakların dünyaca fiilen tanınmasını ve tatbik edilmesini sağlamağa gayret etmeleri için işbu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini ilân eder.” 27 Mayıs 1949: “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Resmî Gazete’yle yayımlanması ve yayımdan sonra okullarda ve gazetelerde münasip neşriyatta bulunulması kararlaştırılmıştır.” Resmî Gazete, 27 Mayıs 1949; tam yetmiş yıl önce.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi şu üçlü kavramın oluşturduğu ideolojiye dayanmaktadır: Özgürlük, eşitlik ve haysiyet. 30 maddeden oluşan bu bildirgede, kişiye bağlı haklardan iktisadi ve sosyal haklara kadar geniş bir hak ve özgürlükler demeti tanınmakta ve güvence altına alınmaktadır. Bunun ötesinde, aynı zamanda herkesin, bütün insanların sosyal ve uluslararası bir düzen hakkına sahip olduğu da beyan edilmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 1948’den sonra yayınlanan uluslararası alanlarda sözleşme, antlaşma, protokol, şart adları altında birçok belgeyle zenginleştirildi ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi âdeta bir tür insan hakları uluslararası kodu hâline geldi. Bunların başında “İkiz Sözleşmeler” adı verilen belgeler de yer almaktadır. Ancak bölgesel ölçekteki Avrupa Sözleşmesi de Evrensel Bildirge’den esinlenmektedir tıpkı İkiz Sözleşmeler’de olduğu gibi. Avrupa Sözleşmesi 1949 yılında Türkiye tarafından katılınarak birlikte hazırlanan bir sözleşmedir, 1954’te yürürlüğe girmiştir. İkiz Sözleşmeler ise 2003’te gecikmeli olarak da olsa onaylanmış bulunuyor. Bu belgelerle, esasen, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, büyük ölçüde 2000’li yıllara doğru insanlığın ortak mirası ve “jus cogens” uluslararası hukukta bağlayıcı norm hâline gelmiş bulunuyor. Bu çerçevede, yasama organlarına düşen görev “İnsan hakları düşüncesi evrensel, ihlal ise yereldir.” olgusundan hareketle, insan hakları alanında insan hakları önündeki engelleri ortadan kaldırmak, insan haklarına ilişkin engelleyici zihniyeti değiştirmek, insan hakları düşmanlarına karşı mücadele etmek, insan hakları mağdurlarını korumak ve insan hakları kavramını bir bütün olarak ele alacak şekilde mevzuatta, mevzuat faaliyetinde bulunmak başlıca görevdir. Bu çerçevede, seçmen ve seçilenlerin eşit hukuki güvenceden yararlanması da temel ilkedir. Bu açıdan, tabii ki insan hakları dünya anayasası olarak İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni somutlaştırmak için yürütülen İnsan Hakları Dünya Mahkemesi çalışmalarına Türkiye’nin katkıda bulunması da önemlidir ve temenni edilir. Bu çerçevede, özellikle İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin bir uluslararası insan hakları normu olarak saygı görmesi, uygulamaya geçmesi konusunda yasama organına ve hâliyle Türkiye Büyük Millet Meclisine önemli bir görev düşmektedir. Bu görev esasen yasamanın özerkliğinin de gereğidir. İnsan haklarını korumak, insan haklarına saygıyı sağlamak, insan haklarını ilerletmek ve bu çerçevede, insan haysiyeti temelinde, özgürlük, eşitlik ve haysiyet temelinde, aynı zamanda ülke, toplum, devlet üçlüsünde mevzuat faaliyetini yürütmenin önemini belirtmek gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaboğlu.

Sözlerinizi tamamlayın lütfen.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

Bu açıdan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin hafta başında tam tamına 70’inci yılına doğru ilerlerken Meclisimizin 90’ıncı yılında şu 3 tane mayısı özellikle not etmek gerekiyor: Birincisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolu açan 19 Mayıs 1919; ikincisi, 1949 Mayısı; üçüncüsü, 1950 Mayısı, serbest seçimler sonucu iktidarın tek partiden çok partiye geçmesi. Ama 2019 Mayısı ise bir tür “kara mayıs” olarak not edilmeli çünkü Yüksek Seçim Kurulunun gerekçesiz kararıyla serbest seçimlerin sonuçlarının kabul edilmediği bir mayıstır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) - İzninizle toparlayayım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tabii, buyurun, tamamlayın lütfen.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bu açıdan bakıldığı zaman İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden bu yana, insan haklarına dayanan demokratik ve laik bir sosyal hukuk devleti olma yolunda uluslararası ve ulusal kazanımlarımıza katkıda bulunan bütün siyasal partilere ve devlet adamlarına minnet duygularımızı ifade ederken bir, eşit yurttaşlık; iki, demokratik toplum; üç, serbest seçimler temel hareket noktamız olmalıdır. Eşit yurttaşlık çünkü ülkemizin adı “Türkiye” devletimizin adı “Türkiye Cumhuriyeti” kimliğimiz ise Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı; bunun dışına çıkan söylemler ırkçılıkla özdeşleşmektedir. Demokratik toplumda örgütlenme ve düşünce özgürlüğü temeldir. Serbest seçimlerle, siyasal iktidarın serbest seçimler yoluyla el değiştirmesi elzemdir. İşte, bu üçlü eksende Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarını ilerleterek gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gelecek kuşaklara karşı birincil ödevidir.

Saygılarımla. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaboğlu.

Değerli milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Taşkın…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Aile Haftası’na ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Toplumun çekirdeğini oluşturan ailenin korunması, güçlendirilmesi ve ailenin önemine dikkat çekmek amacıyla her yıl 15 Mayısı içine alan hafta Aile Haftası olarak kutlanmaktadır. Bizim kültürümüzde aile, toplum hayatının temelini oluşturmaktadır. Ailenin sosyal açıdan desteklenmesi ve güçlendirilmesi, esasında toplumun desteklenmesi, toplumsal dokunun güçlendirilmesidir. Ailenin temel amacı, sağlıklı nesiller yetiştirerek topluma faydalı bireyler kazandırmaktır. Bu nedenle toplumumuzun büyük bir çoğunluğunu oluşturan gençlerimiz ve çocuklarımız sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir ortamda ailelerden alacakları eğitimle millî ve manevi değerlere ne kadar bağlı olarak yetişirse ülkemizin geleceği de aynı oranda sağlam ve müreffeh olacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

2.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, Kocaeli ilinin mavi bayraklı plajlarıyla turizmde alternatif bir kent hâline geldiğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gündemimizde Turizm Teşvik Kanunu var. Seçim bölgem Kocaeli, mavi bayraklı plajlarıyla turizmde de alternatif bir kent hâline geldi. 22 adet arıtma tesisiyle atık suların yüzde 100’ünü arıtan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, hayata geçirdiği çevre yatırımlarıyla bir zamanlar kokudan yanına yaklaşılmayan İzmit Körfezi’ne ve Karadeniz’deki Kandıra’ya mavi bayraklı plajlar kazandırıyor. İlk mavi bayraklı plaj 2012 yılında Karamürsel Altınkemer Plajı’na alındı, sonra Kandıra Cebeci, Kerpe, Bağırganlı, Kumcağız halk plajlarına da mavi bayraklar alındı. Bu yıl ise Kandıra Miço Koyu Kadınlar Plajı’na da mavi bayrak alınarak mavi bayraklı plaj sayısı 6’ya çıkarıldı. Kocaeli’de vatandaşların temiz denizlerde kulaç atması için çalışan önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanımız İbrahim Karaosmanoğlu’na, şu andaki Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Büyükakın’a ve çalışan tüm personele teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Güneş…

3.- Uşak Milletvekili İsmail Güneş’in, 24 Mayıs Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 36’ncı seneidevriyesine ilişkin açıklaması

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

24 Mayıs 1983 gecesi sabaha karşı vefat eden inanç, fikir ve sanat dünyamızın en görkemli güneşi büyük üstat Necip Fazıl Kısakürek’in vefatının 36’ncı seneidevriyesi sebebiyle söz almış bulunuyorum. Üstat Necip Fazıl eserlerinde Yunus’un, Mevlâna’nın, Şeyh Galip’in tasavvuf anlayışını yeni bir dille, bambaşka bir söyleyişle yansıtan bir sanatçıydı. Aynı zamanda dünya görüşü çerçevesinde toplumsal bir oluşumu temellendirmeye çalışan bir devlet adamı, bir hareket adamı ve aksiyoncu, ülkeyi baştan başa dolaşıp konferanslar veren üstat bir hatip, dergi ve gazeteler çıkartan bir gazeteci ve yayımcı olarak kelimenin tam anlamıyla fırtınalı bir hayat sürmüş ve aksiyon içinde her zaman ilgi merkezi olmuş farklı bir şahsiyetti.

“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?”

BAŞKAN – Sayın Kaynarca…

4.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, 23 Haziranda yeniden yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin açıklaması

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

İstanbul’umuz 23 Haziranda yeniden seçimlere gidecek. Biz bu seçimlere itiraz ederken durup dururken itiraz etmedik; anormallikleri, kanunsuzlukları görerek itirazlarımızı yaptık. Aslında kamu vicdanında çok ciddi bir yara alınmıştı ve YSK kararını verdi. Şimdi, söz aziz milletimizin, aziz milletimiz karar verecek güzel İstanbul’umuz için. O İstanbul ki onlarca Avrupa kentinden, yüzlerce ülkeden hem nüfus hem ekonomik anlamda çok büyük. Ben yürekten inanıyorum ki 23 Haziranda, iki bayram arasında İstanbul bayramını gerçekleştireceğiz ve hak yerini bulmuş olacak. İstanbulluya hizmet için Binali Başkanla birlikte İstanbul’umuz daha güzel olacak diyor, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkan...

5.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, ramazan ayının paylaşım ayı olduğuna, sorumlulukların farkına varılıp hataları düzeltme bilincine ulaşma fırsatının yakalandığına ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ramazan ayı bizim için bir muhasebe, aynı zamanda paylaşım ayıdır. Bu ayda sorumluluklarımızın farkına varma ve hatalarımızı düzeltme bilincine ulaşma fırsatını yakalarız. Ülkemiz üzerinde hesap yapan şer güçlerin elini güçlendirecek her davranış, ülkemizin bekasını tehdit edecek ve birlikte katlanacağımız ağır sonuçlar doğuracaktır. Milletimizin en büyük özelliği, zor zamanlarda o eşsiz irfanıyla en doğru, en sağlıklı, en ideal yolu bulmayı hep başarmasıdır. Geçmişte yaşadığımız sıkıntı, kriz, kaos ve saldırıları millî birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi ön planda tuttuğumuz her dönemde atlatabildiğimizi gördük. Unutmayalım ki hepimiz 82 milyonluk Türkiye gemisinin yolcularıyız. Büyük ve güçlü Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmak her birimizin vazgeçilmez görevi olduğuna inanıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaya...

6.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, 20 Mayıs Karadeniz Teknik Üniversitesinin kuruluşunun 64’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkürler.

Bu hafta, mezunu ve bir parçası olmaktan onur duyduğum Karadeniz Teknik Üniversitemizin kuruluşunun 64’üncü yıl dönümünü kutluyoruz. Buradan üniversitemizin kuruluşunun 64’üncü yılını yürekten kutluyorum. Cumhuriyet tarihimizin en köklü kuruluşlarından ve bölgemizin en önemli markalarından biri olan Karadeniz Teknik Üniversitesi, teknik eğitim konusunda hem ülkemizde hem de dünya genelinde söz sahibi sayılı üniversiteler arasında yer almaktadır. Kuruluşundan itibaren eğitimde öncülük görevini en iyi şekilde yerine getiren Karadeniz Teknik Üniversitesi, ülkemize, bölgemize ve Trabzon’a büyük katkılarda bulunarak bugüne kadar 200 binin üzerinde mezun vermiştir. Üniversiteye hazırlanan sevgili gençlerimize tercihleri arasında Karadeniz Teknik Üniversitesine mutlaka yer vermelerini öneriyor; üniversitemizi kuran, gelişimine katkı veren ve Türkiye’nin marka üniversitelerinden biri olmasını sağlayan herkese teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu…

7.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, Osmaniye ilinin binlerce yıllık tarihi, geleneksel halk kültürü, muhteşem doğal güzellikleriyle her türlü turizm çeşitliliğine sahip ülkemizin nadir illeri arasında yer aldığına ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Tarihî ve kültürel dokusuyla Osmaniye ilk yerleşimlerin başladığı neolitik dönemden itibaren kalkolitik, Eski Tunç Çağı, Hitit, Helenistik, Roma, Bizans, Abbasi, Memluk, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemlerinden miras kalan tarihî ve kültürel değerleri bünyesinde barındırmaktadır. Kaleler şehri Osmaniye’de tarihin izlerini taşıyan ve birçoğu günümüze kadar korunarak ulaşmış 26 kale bulunmaktadır. Toprakkale ilçemizin de ismini aldığı Toprakkale Kalesi, Düziçi ilçemizde bulunan Harun Reşit Kalesi, Kadirli ilçemizde bulunan Değirmendere Kalesi, Hemite Kalesi bunlardan birkaçıdır. 4.341 hektar büyüklüğündeki Karatepe Aslantaş Açık Hava Müzesi, Türkiye’nin en büyük ve ilk açık hava müzesidir. Amfi tiyatrosu, kalesi, hamamı, sütunlu caddesiyle Çukurova’nın Efes’i sayılan Kastabala Örenyeri ve Kadirli ilçemizde bulunan Çukurova’nın Ayasofya’sı sayılabilecek Ala Camisi herkesin ziyaret etmesi gereken yerlerden bazılarıdır. Binlerce yıllık tarihi, geleneksel halk kültürü, muhteşem doğal güzellikleriyle her türlü turizm çeşitliliğine sahip ülkemizin nadir illeri arasında yer alan Osmaniye’ye hepinizi davet ediyor, Genel Kurulu saygıya selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

8.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, belediyelerin kanunlara göre yönetildiğine ve kanunun üzerinde karar alınamayacağına, Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun Dersim dayatmasına hoşgörü göstermeyeceklerine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, belediyeler kanunlara göre yönetilir. Belediye başkanları ve belediye meclisleri kanunun üzerinde karar alamazlar. Türkiye Komünist Partisinden Tunceli Belediye Başkanı olan şahsın “Dersim” dayatmasına hoşgörü gösteremeyiz, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına gölge düşürmesine duyarsız kalamayız Ne yapalım? Seçildi diyerek komünist şarlatanlığa göz mü yumalım? Ne diyelim? Varsın Tunceli de Dersim olsun kepazeliğine sessiz mi kalalım? Herkes kabul etse Milliyetçi Hareket kabul etmeyecektir, herkes sessiz kalsa Milliyetçi Hareket sessiz kalmayacaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, komünizm Türk dünyasının en büyük düşmanıdır, görüldüğü yerde ezilmelidir diyor; İçişleri Bakanını göreve davet ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Arslan…

9.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, borçlu olan, icra takibine düşmüş olan çiftçi ve besicilerin kredi borçlarının iki yıl ertelenmesinin, gübre, yem, ilaç, tohum ve mazotun üzerindeki vergilerin kaldırılmasının düşünülüp düşünülmediğini Tarım ve Orman Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Tarım ve Orman Bakanlığına soruyorum: Çiftçilerimiz ve besicilik yapan vatandaşlarımız gerek üretim girdi fiyatlarının çok yükselmiş olması gerekse pazar konusundaki sıkıntıları nedeniyle ürettiğini satamıyor, satma parasını zorla alıyor, para kazanamıyor, borçlarını ödeyemiyor, ihtiyaçlarını da karşılayamıyor. Bu zor duruma düşmüş olan çiftçilerimiz ve besicilerimizin çoğunluğu icra takibiyle karşı karşıya kalmış durumdadır. İcranın eşiğine gelmiş bulunan, bu durumun düzeltilmesi için öncelikle borçlu bulunan, takibe düşmüş ve düşecek olan çiftçilerimizin ve besicilerimizin, devlet bankalarına ve tarım kredi kooperatiflerine olan kredi borçlarının iki yıl ertelenmesini düşünüyor musunuz?

Maliyetleri olumsuz etkileyen başta mazotun üzerindeki tüm vergileri kaldırmak suretiyle mazotun vergisiz olarak verilmesini düşünüyor musunuz?

Yine, aşırı fiyat artışı yaşayan gübre, yem, ilaç ve tohum üzerindeki tüm vergilerin kaldırılmasını istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

10.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, herkesin görevinin çevre problemlerine ve çevre krizlerine karşı mücadele vermek olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Gündemimizde turizm var. Turizm, çevre ve temizlikle de irtibatlıdır. Sadece maddi, fiziki değil manevi, psikolojik çevrenin de göz ardı edilmemesi gerekir. Çevre problemlerine, hatta çevre krizlerine karşı birlikte mücadele vermek herkes için bir görevdir. Roger Garaudy’nin dediği gibi, çevre sorunları gezegene ve insanlığa karşı yol almaktadır. Çevreye zarar vermek, doğal, tarihî ve kültürel değerleri korumamak nimete nankörlük anlamı taşır. Çevreye zarar veren teknolojilerden de uzak durmalı, kâr ve menfaat uğruna çevrenin tahribine aldırmayan bir teknoloji, sanayi, ekonomi anlayışına karşı meşru zeminlerde ortak hareket etmeliyiz. Bu, kültürümüzdeki iyiliği desteklemek, kötülüğü engellemek ilkesini de uygulamak anlamı taşıyacaktır. Kültür ağacının kökleri milletin bağrında ve ruhundadır.

BAŞKAN – Sayın Enginyurt…

11.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Ordu ilinde şiddetli dolu yağışı nedeniyle zarar gören fındık üreticilerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ordu ilimizde dün itibarıyla yüksek ilçelerimizde yağan dolu, fındığa büyük bir zarar vermiştir. Dolu sebebiyle rekoltede büyük bir kayıp yaşanacaktır. Geçen sene de rekoltenin düşük olduğu göz önüne alınırsa bu sene de rekolte düşecek ve üreticimizin mağduriyeti artarak devam edecektir. Bu konuda üreticimize destek verilmesi için tarım kredi borçlarının ve Ziraat Bankası borçlarının ertelenmesi Ordu çiftçisi için hayırlı olacaktır. Özellikle haziran ayı içerisinde fındık taban fiyatının açıklanmasını ve TMO’nun da fındık alacağının ilan edilmesini bekliyoruz. Bu, üreticimiz için elzemdir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Ödünç…

12.- Bursa Milletvekili Atilla Ödünç’ün, 20-26 Mayıs İstihdam Haftası’na ilişkin açıklaması

ATİLLA ÖDÜNÇ (Bursa) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde sosyal ve ekonomik her alanda yapılan çalışmalarla insanımızın refah seviyesini artırıyor, yaptığımız her çalışmayla toplumun farklı kesimlerinden insanımıza istihdam imkânı sağlıyoruz. Kırk iki ay gibi rekor bir sürede yapımı tamamlanan İstanbul Havalimanı’nın birinci kısmı tam kapasiteyle hizmet vermeye başlamıştır. Havalimanımız tam kapasiteye ulaştığında 225 bin kişiye iş imkânı sağlamış olacaktır.

Sıfır Atık Projesi Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından başlatılmış olup istihdam açısından çok önemli bir projedir. Yaklaşık 18 bin kamu kuruluşunda uygulamaya geçmiştir. 2023 yılında bu projemizi gerçekleştirdiğimizde 100 bin kişiye istihdam imkânı sağlamış olacağız.

İşiniz, aşınız bizim derdimizdir diyor İstihdam Haftası’nı kutluyorum.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

13.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, çocukları kazalardan korumak için güvenli ev, çevre ortamı ve oyun sahalarının oluşturulması gerektiğine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, son bir ayda sık sık kazalara bağlı çocuk ölümleri gündeme gelmektedir. Şehrim Kahramanmaraş Göksun’da da 3 çocuğumuz boğularak ölmüşlerdir. Dünya Sağlık Örgütü, 5 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 90’ının kazalara bağlı olduğunu bildirmektedir. Kazalara bağlı çocuk ölümlerinin yüzde 60’ı ise trafik kazası, suda boğulma, yanık, düşme ve zehirlenmeyle ilişkilidir. Çocuklar yaya olarak veya bisikletleriyle trafik kazasına uğramaktadır. Kazaların diğer kısımları ev kazaları ve ev çevresinde yaşanan kazalardır. Çocuklar potansiyel tehlikeleri anlamamakta veya algılayamamaktadırlar. Çocukları kazalardan korumak için güvenli ev, çevre ortamı ve oyun sahaları oluşturmalıyız. Bu kapsamda ailelere, belediyelere, topluma, devlete görev düşmektedir. Tüm kesimleri göreve çağırıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Karahocagil…

14.- Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagil’in, beka tehlikesinin yüz yıldan fazladır bu ülkeyi bölmek, parçalamak için dış güçlerin çabası ve iç şer güçlerinin türlü oyunlarında, ihanetinde görüldüğüne ilişkin açıklaması

MUSTAFA LEVENT KARAHOCAGİL (Amasya) – Her ne kadar beka sorunu 31 Mart yerel seçimlerinde dile getirilmiş olsa da gerçekte bu meseleyi yüz yıldan fazladır bu ülkeyi bölmek, parçalamak için dış güçlerin çabasında ve iç şer güçlerinin türlü oyunlarında, ihanetlerinde görmekteyiz. 1695 yılında 24 milyon kilometrekarelik Osmanlı hâkimiyetini Abdülhamit Han döneminde 4 milyon kilometrekareye ve bugün 780 bin kilometrekareye düşürmelerine rağmen tarihinde defalarca dünyaya hükmetmiş, dünyaya yön vermiş, dünyaya hakkı, adaleti götürmüş bu milletten hâlen daha korkmakta ve “Recep Tayyip Erdoğan” ismini duyunca titremekteler. “Recep Tayyip Erdoğan” ismi Türkiye'nin küresel aktör olma ısrarının, inancının ve azminin ismidir. “Recep Tayyip Erdoğan” ismi terör örgütleriyle Türkiye’ye diz çöktürmenin şer çabası karşısında “Ya istiklal, ya ölüm…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Filiz…

15.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, Gaziantep ilinin tarihî ve kültürel değerlerine ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Turizmi Teşvik Kanunu’nun görüşülmesi sebebiyle Gaziantep’in tarihî ve kültürel değerlerinden kısaca bahsetmek istiyorum.

Tarihî simgelerimiz Zeugma ve Dülük Antik Kenti, Gaziantep Kalesi, Araban Kalesi, Rumkale, Tilbaşar Kalesi, Zeugma Müzesi, Türk Hamamı Müzesi, Tarihî Bakırcılar Çarşısı, Zincirli Bedesteni, Şire Hanı gibi tarihî hanları, Selçuklu ve Osmanlı mimarisiyle yapılmış camileri ve bedestenleriyle Gaziantep binlerce yıllık kültür mirasına sahiptir. Yaklaşık 250 çeşit yemeğiyle UNESCO Gastronomi Listesi’nde dünyada 9 kentten biri olan Gaziantep Türk ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Gaziantep’te sedef kakma işlemeciliği, bakırcılık, kutnuculuk, aba dokumacılığı, yemenicilik, Antep işi, el işlemeciliği, gümüş işleme, Antep kilimciliği, küpçülük, kuyumculuk gibi çok çeşitli el sanatlarının üretimi ve pazarlanması devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydeniz…

16.- Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in, OHAL uygulamalarının devam ettiğine, Diyarbakır ilindeki etkinliklerde özgür ve muhalif basının çalışmalarının ekarte edildiğine ilişkin açıklaması

SALİHE AYDENİZ (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

“OHAL kararnameleri” adı altında muhalif olan tüm TV ve radyolar kapatıldı. OHAL bitti ama uygulamaları devam ediyor. Diyarbakır’da yaptığımız çalışmalarda, basın açıklamalarında ve tüm etkinliklerimizde özgür ve muhalif basın çalışmaları tamamen ekarte ediliyor. Güvenlik güçlerine neden basının görüntü alamadıklarını sorduğumuzda “E, öyle vekilim.” diyorlar. “Bu durumda görüntü alamıyoruz.” dediğimizde güvenlik güçlerinin “Siz bizden isteyin, biz zaten çekiyoruz, size veririz.” demeleri başka bir sorun değil midir? Yani her durumda sadece güvenlik güçlerinin kameraları çekim yapmaktadır; bunun yanında özgür ve muhalif basının görüntü alması fiilî olarak engellenen bir durumdur. Basının çekim yapamaması ne anlama gelmektedir? Olan bitenden kamuoyu haberdar olmasın diye bu Meclis bir yasa çıkardı da bizim mi haberimiz yok? Emniyet güçleri neye göre basın mensubu görevi üstlendiler? Muhalif ve özgür basın yapılan bu saldırı karşısında susmayacaktır.

BAŞKAN – Sayın Canbey…

17.- Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey’in, 19 Mayıs Millî Mücadele’nin 100’üncü yıl dönümünde şehitleri rahmetle andığına ve Balıkesir ilinin Kurtuluş Savaşı’nın kalelerinden biri olduğuna ilişkin açıklaması

MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak fitilini ateşlediği Millî Mücadele’nin 100’üncü yılını idrak ediyoruz. Bugünlerde Millî Mücadele’nin temel unsuru Kuvayımilliye ruhunu ve bu ruhun temsilcisi Balıkesir şehrini bir kez daha anmak için söz almış bulunmaktayım. Kuvayımilliye, vatan toprakları işgal edilmiş bir milletin yeniden dirilişinin adıdır, Balıkesir de Kuvayımilliye meşalesinin yakılarak Anadolu topraklarının aydınlatıldığı yerdir. Alaca Mescit’te bir araya gelen 41 bayrak adamın “Düşmanı geri döndürecek kuvvet, namlunun ucundadır.” düşüncesiyle ateşlediği Kuvayımilliye meşalesi Balıkesir’i Kurtuluş Savaşı’nın kalelerinden biri yapmıştır.

Millî Mücadele ruhuyla hareket ederek vatan toprağını bizlere miras olarak bırakan şehit ve gazilerimizi rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Süllü…

18.- Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün, Eskişehir Kızılinler Termal Turizm Merkezi Projesi’ne yatırımcı bulunamamasının, belediyelere tahsis, yetki devri yapılamamasının ülkemiz ve Eskişehir için büyük kayıp olduğuna ilişkin açıklaması

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Ülkemizin pek çok yöresinin olduğu gibi, vekili olduğum Eskişehir de farklı turizm çeşitliliğine turizm destinasyonu olarak ev sahipliği yapabilecek özelliklere sahiptir. Bunlardan biri de termal su kaynaklarıyla hidroterapi merkezi özelliklerine sahip Eskişehir Kızılinler’dir. Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında Kızılinler turizm alanına daha kolay yatırımcı bulunabilmesi için belediyelere tahsis durumunu sorduğumda, turizm merkezlerinde kamu taşınmazlarının turizm amaçlı tahsis yetkisi yürürlükteki mevzuat gereği Bakanlığa verildiğinden yetki devrinin yerel yönetimlere yapılamayacağı cevabı verilmişti. Kızılinler Termal Sağlık Merkezi Turizm Projesi’ne Bakanlık tarafından yatırımcı bulunamaması, belediyelere tahsis yetki devri yapılamaması ülkemiz ve Eskişehir açısından büyük kayıptır. Bölgede bulunan, pek çok sağlık sorununun tedavi edilmesinde kullanılan hidrotermal sular kaynağından boşuna akmaktadır ve bizler sadece bakmaktayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Açanal…

19.- Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal’ın, Müzeler Haftası’na ilişkin açıklaması

ZEMZEM GÜLENDER AÇANAL (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Müzecilik Haftası’ndayız. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe’ye ev sahipliği yapan peygamberler şehri Şanlıurfa’da, Türkiye'nin en büyüğü olan Şanlıurfa Müzesi’nin temelleri 2012’de atılmış olup Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2015 yılında açılışı yapılmıştır. Dünyanın en özel eserleri arasında yer alan, neolitik döneme ait insan boyutlarında yapılmış en eski heykeli Balıklıgöl Adamı, dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe kazı buluntuları, Nevali Çori Tapınağı, savaşçı amazon kadınlarının dünyada mozaiğe resmedilmiş tek örneği ve daha birçok tarihî eser Şanlıurfa Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ülkemizdeki emsalsiz değerleri koruma ve yaşatma adına Müzecilik Haftası’nı kutluyor, sizleri müzelerimizi gezmeye Şanlıurfa’ya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

20.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, emeklilere ödenen bayram ikramiyelerinin günün şartlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğine ve özel sandık emeklilerine neden bayram ikramiyesi ödenmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, Türkiye'de 12 milyon emekliye ödenen bayram ikramiyeleri erimiş olduğundan günün şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir. İki bayramda ikramiye olarak ödenen biner lira enflasyona yenik düşmüştür. Hayat pahalılığı, ekonomik kriz ve emekli maaşlarının düşüklüğü de göz önüne alındığında, yılda 2 bin lira olarak uygulanan bu rakamın gözden geçirilmesi gerektiği açıktır.

Ayrıca, ikramiyelerin dul ve yetim maaşı alanlara kesintili verilmesi büyük rahatsızlık yaratmaktadır. İkramiye kesintiye uğramaması gereken bir kalemdir. Yine, emeklilerimize ödenecek bayram ikramiyelerinin banka kredi veya icra borçları nedeniyle kesintiye uğrayacağına yönelik endişe taşımaktadır vatandaşlarımız. Ayrıca, 300 bin özel banka emeklisine ikramiyesi neden ödenmemektedir? Kabinenin bu konuda açıklama yapmasını ve emeklilerin yüzünü güldürmesini bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kemalbay…

21.- İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü’nün, erkek şiddetinin teşvik dildiğine ve kadınların tacize, tecavüze direnme hakkının mahkemelerce yok sayıldığına ilişkin açıklaması

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Diyarbakır’da hakkında uzaklaştırma kararı olup ayrı yaşadığı eşi Müzeyyen Boylu’yu 14 kurşunla öldüren Mesut Issı, çıkarıldığı mahkemede hâkim tarafından “Hoş geldiniz Mesut Bey, geçmiş olsun.” diye selamlanmıştı. Türkiye’de kadın cinayetleri, ceza indirimleri ve cezasızlıkla karşılanıyor. Erkek şiddeti ise âdeta teşvik ediliyor.

Bugün kadınlar tarafından merakla beklenen bir karar vardı. Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Korukaya köyünde kendisine tecavüz eden Nurettin Gider’i öldüren Nevin Yıldırım’ın müebbet hapis cezasına çarptırıldığı yerel mahkeme kararı ise Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından ne yazık ki onanmıştır.

Kadınların erkek şiddetine, tacize, tecavüze direnme hakkı mahkemelerce yok sayılmaktadır. Bu gerçek adalet değil, erkek adalet olmuştur.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, şimdi de grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım ancak ondan önce grup başkan vekillilerimizden bir ricada bulunacağım.

Ben mümkün ölçüde sözleri en geniş şekilde kullandırmaya çalışıyorum ancak sözlerin süresi belirlenmeyince bazen çok fazla genişleyebiliyor ve görüşme düzenimiz bundan etkilenebiliyor. Ben yine mümkün ölçüde kesmeyeceğim sözlerini ama kendilerinin bu konuda bir ölçü belirlemelerini ve bana da yardımcı olmalarını özel olarak rica ediyorum.

Sayın Yavuz Ağıralioğlu, İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili, buyurun.

22.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun belediye hizmet binalarındaki “Tunceli” ibaresinin “Dersim” olarak yazılacağı, resmî yazışmalarda Türkçenin yanı sıra Zazaca ve Kürtçenin de kullanılacağı yönündeki açıklamasını meydan okuma olarak algıladıklarına ve ilgilileri müdahaleye davet ettiğine ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tunceli Belediye Başkan adayının, sonra Belediye Başkanının Tunceli’yle ilgili Dersim isminin kullanılacağının açıklanması yönünde bir beyanatı oldu. Türkçenin yanında Zazaca ve Kürtçenin de resmî yazışmalarda kullanılacağını söyledi.

Bu tip bir hevesi tolere edebilme imkânımız yok. Kanunlarımızda açık hükümler var, bu tür düzenlemeleri yapma salahiyeti TBMM’dedir. Millî bir devlette “Ben böyle bir şey yapıyorum.” yetkisini kullanma imkânı yoktur. Konfederasyon değilsek, eyalet tipi bir yönetim şeklimiz yoksa, bir millî devlette “Ben seçildim. Seçilmiş bir belediye başkanı olarak seçildiğim mahallin ismini değiştiriyorum.” deme yetkisi, salahiyeti yoktur. Bunu açık bir meydan okuma gibi algılarız.

Bu mevzuda en ufak bir müsamaha göstermeyiz. Tarihî sicilimiz, devlet olma irademizi hiç kimseyle paylaşmadığımızın bir sürü örneğiyle doludur. Devletimizin şerik kabul etmediğini, devletimizin ortaklığa razı olmadığını, babaların evlatlarını gözden çıkarmış olduğu bir millet olarak defalarca ispatladık. Bu kabîl bir teşebbüsü asla makul bulmuyoruz ve buna mukabele edilmesi lazım.

Resmî yazışmanın Türkçe olduğu Anayasa’da amir hükümdür, açıktır. Orta zekâ seviyesinde herkes okuyunca anlayabilir o hükmü. Bu hükmün hilafına davranmak, açık olarak “Anayasa’yı tanımıyorum.” demektir. Böyle yöneticilik yapılmaz.

Buna teşebbüs eden insanların kendi hevesleri olabilir ama “Buğdayı organik yetiştiriyorum, nohudu makul fiyatlara yetiştiriyorum, istihdam problemlerini hallediyorum, kendim belediye başkanı olarak da makam arabası kullanmıyorum, belediye otobüsüne biniyorum.”un sonu “Devlete de meydan okuyorum.” şekline dönüştürülemez, dönüşemez. Dolayısıyla, herkes işini yapsın, işine baksın. Böyle siyasi fantezi kaldıracak durumda falan değiliz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağıralioğlu, devam edin.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Bu mevzuda ilgilileri ciddiyetle bu işe müdahaleye, sorumluluğa davet ediyorum. Milletin temsilcisi olanların da her aklına geleni söyleyip memleketin, milletin gündemini kendini seçenler nezdinde bile meşgul etmesini doğru bulmuyorum.

Genel Kurula saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağıralioğlu.

MHP Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay, buyurun.

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararına ve kararının kamuoyundaki tüm soru işaretlerini giderdiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesi kararının gerekçesi açıklandı. 250 sayfalık açıklamada Adalet ve Kalkınma Partisinin itiraz dilekçesi 11 sayfa, itirazlara ilişkin YSK’nin tespitleri 190 sayfa, tespitler sonrasında YSK’nin seçim yenileme kararının gerekçesi 10 sayfa, 4 üyenin karşı oy yazıları ise 38 sayfadır.

Bu rakamları vermemdeki sebep şu: Adalet ve Kalkınma Partisinin itirazları YSK’nin açıklamasının 190 sayfasında incelenmiş ve bu itirazların haklı olduğu gösterilmektedir. Ancak, yenileme kararında öz olarak iki temel gerekçe sunulmuştur: Birincisi, seçmen sayısı 212.276 olan 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı şekilde belirlendiğinin tespit edilmesi; ikinci olarak, seçmen sayısı 30.281 olan 108 sandıkta sayım cetvellerinin olmaması veya imzasız olması. YSK bu noktada seçim yenileme kararını verirken iki aday arasındaki farkın da 13.729 olduğuna dikkat çekiyor. YSK kanuna açıkça aykırı olan ve seçim sonuçlarına etkili olan durumları tespit etmiştir. Sandık kurulu başkanlarının belirlenmesine ilişkin dikkat çekici ifadeler vardır. Örneğin İstanbul’da sandık kurulu başkanı olarak görevlendirilebilecek personel sayısının sandık sayısından 7 kat fazla olduğu belirtilmiştir. Sandık sayısı 31.186, kamu görevlisi sayısı 220 bin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu hâlde, başkanı kamu görevlisi olmayan sandık kurullarının teşkili hiçbir hukuki gerekçeyle savunulamaz.

Sandık kurullarına itiraz meselesine gelince, YSK gerekçesinde kamu görevlisi olması gereken sandık kurulu başkan ve üyelerinin listesinin talepte bulunmalarına karşın siyasi partilere verilmediği belirtilmiş, YSK bu konuda ilçe seçim kurullarının görevlerini kanuna uygun olarak yerine getirip getirmediklerinin tespitinin olağanüstü gerekçeyle ortaya çıktığına dikkat çekmiştir. Bu ifade olağanüstü itiraz dilekçesinin meşruluğunu kanıtlar niteliktedir.

Yine, seçim sonucunun belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri olan sayım döküm cetvellerinin 108 sandıkta usulüne uygun olarak düzenlenmediği belirtilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen toparlayın Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim.

Bu 108 sandıkta oy kullanan seçmen sayısı 30.281 yani iki aday arasındaki farkın 2 katından fazla. Bu durum seçim sonucunun güvenilirliğini ciddi biçimde zedelemiştir.

Netice itibarıyla, seçim hukuku bir şekil hukukudur. Seçimlerin hukukiliği ve meşruiyeti kanunda gösterilen emredici şekil kurallarına uyumla sağlanır. Öz olarak söylemek gerekirse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi hukukidir, meşrudur. YSK’nin gerekçeyi açıklaması da kamuoyundaki tüm soru işaretlerini gidermiştir, bundan sonra söz İstanbullu seçmenindir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Hakkı Saruhan Oluç, buyurun.

24.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararından hâkimlerin seçmen iradesine kurulan tuzağı kabul ettiğinin anlaşıldığına ve bu hâkimlerin yargılanmaları için herhangi bir iddianameye gerek olmadığına, DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın katilinin serbest bırakılması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin tutumunu kınadıklarına ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, Yüksek Seçim Kurulu İstanbul’la ilgili gerekçeli kararını açıkladı. Aslında gerçek anlamda buna bir karar da denemez, gerekçeli karar da denemez. Baktığımız zaman gerekçe olarak sunulan bütün maddelerin Adalet ve Kalkınma Partisinin seçim sonrasındaki süreçte yaptığı itirazların bire bir aynısı olduğu görülüyor. Yani Yüksek Seçim Kurulu iktidar ittifakından aldığı talimatla halkın iradesine açıkça el koymuştur. Yüksek Seçim Kurulunun bu kararından, gerekçeli kararından anlaşılan çok açık bir biçimde Yüksek Seçim Kurulundaki 7 hâkimin seçmen iradesine kurulan tuzağı kabul ettiğidir. Bu kararın hiçbir yerinde oyların çalındığına ilişkin tek bir ibare bulunmamaktadır ve tüm gerekçe olarak sunulan maddelerden anlaşılacağı üzere zorlama bir karardır yani minare çalınmış ama kılıf uydurulamamıştır. O nedenle bu karar “Hiçbir şey olmasa bile bir şey oldu.” kararı olarak hukuk literatürüne geçecek ibretlik bir metindir.

Aslında bu, seçim iptali gerekçesinden çok suçüstü yakalanma gerekçesi olarak da tarif edilebilir. Bu hâkimlerin yargılanmaları için artık herhangi bir iddianameye de gerek yoktur, bu gerekçe onların yargılanma iddianamesi olabilecek derecededir, bu cübbesiz hâkimlerin yeri aslında Yüce Divandır. Bir haysiyet çağrısı yapıyoruz kendilerine, derhâl istifa etmelidirler.

İkinci değinmek istediğim konu, özellikle 1990’lı yıllarda yüzlerce insanı vahşi yöntemlerle öldürmüş olan Hizbullah terör örgütünün 100’e yakın üyesi Anayasa Mahkemesinin bir kararıyla serbest bırakıldı biliyorsunuz. Anayasa Mahkemesi 2018’de yargılama heyetinde askerî hâkim bulunması nedenini yeniden yargılanma nedeni olarak kabul etti ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – …ardından Anayasa Mahkemesine başvurular geldi. Ne yazık ki Anayasa Mahkemesi bu başvurulardan yalnızca Hizbullah üyelerinin kararlarını bozmuştur. Domuzbağıyla insanları öldürenler, işkence yapanlar, kız çocuklarını öldüren, satırla öğretmen yaralayanlar birer birer serbest bırakılmıştır. Gördük ki bu serbest bırakılanların arasında, aynı zamanda, DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar’ın katili olan kişi de vardır. Biliyorsunuz, 1993’te DEP Mardin Milletvekili Mehmet Sincar, Batman yöneticisi Metin Özdemir’le birlikte uğradığı silahlı bir saldırıda katledilmişti. Sincar’ı katletmiş olan kişi de serbest bırakılanlar arasında yer almıştır. Biz, Anayasa Mahkemesinin bu eşitsiz davranışını ve bu tutumunu tabii ki kınıyoruz. Bunu da dile getirmek istiyordum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oluç.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç, buyurun.

25.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, arama kurtarma çalışmaları sonucu cansız bedenine ulaşılan Anadolu Ajansı Muhabiri Abdulkadir Nişancı’ya ve arama çalışmalarında yaşamını yitiren Jandarma Astsubay Mustafa Gidergelmez ile Uzman Çavuş Eyüp Kapaklıkaya’ya Allah’tan rahmet dilediğine, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali hakkındaki gerekçeli kararına ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görev sırasında Soğanlı Dağı’nda uçuruma düşen Anadolu Ajansı Bayburt muhabiri Abdulkadir Nişancı’nın günlerdir süren arama çalışmalarının sonuçlandığını, Nişancı’nın cansız bedenine ulaşıldığını öğrendik. Kendisine ve arama çalışmalarında yaşamını yitiren Jandarma Arama Kurtarma Timindeki Astsubay Mustafa Gidergelmez ile Uzman Çavuş Eyüp Kapaklıkaya’ya Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, elimizde 250 sayfalık gerekçeli bir rapor var. 250 sayfa içinde, tek bir sandık kurulunun tek bir oyu değiştirdiğine dair tek bir delil yok. Karara şerh koyan, bu hukuksuzluğa dâhil olmak istemeyen 4 üyenin ortak noktası, somut bir delilin bulunamayışı ve seçmen iradesinin yok sayılmasıdır. Elimizde tuttuğumuz gerekçeli karar, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinin tespiti ve tescilidir. Bunu tespit ve tescil edenlerden biriyse Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven’dir.

Yine kazanacağız. Hukuksuzluğa, adaletsizliğe, zorbalığa karşı birleşecek, Ekrem İmamoğlu, milletin adayı olarak yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilecektir. Hukuksuzluğa karşı mücadelemiz bununla da kalmayacak, bunun arkasında duranlarla, buna destek olanlarla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Özkoç, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - …tarih sayfasında aldıkları yerlerde daima mücadele edecek ve tarihimizin Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır bir şekilde var olması için mücadele edeceğiz.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkoç.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, buyurun.

26.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, YSK’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali hakkındaki gerekçeli kararına ve 23 Haziranda yapılacak seçimlerde millet iradesiyle sonucun belirleneceğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, malumunuz, Yüksek Seçim Kurulu dün gerekçeli kararını açıkladı. Bu karara bakıldığında, Yüksek Seçim Kurulu, 298 sayılı Kanun’un 22’nci maddesindeki emredici nitelikteki sandık başkanlarının kamu görevlisi olma zorunluluğuna riayet edilmediği, buna aykırılığın seçimin güvenilirliğine ve dürüstlüğüne halel getirdiği, 298 sayılı Kanun’un 22’nci maddesindeki değişiklikten önceki içtihatların emsal teşkil edemeyeceği, zira, söz konusu içtihatların farklı bir kanuni düzenlemeye istinaden ortaya çıktığı, oysa yeni kanuni düzenlemenin önceki içtihatları geçersiz kıldığı hususunu tespit etmiştir. Dolayısıyla, Mecelle’deki kaide de “Mevridinasta içtihada mesağ yoktur.” şeklindedir yani açık kanuni bir düzenleme karşısında içtihada bakılmaz.

İstanbul ili genelinde, Yüksek Seçim Kurulunun tespitine göre 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının yasal emredici hükme uyulmadan oluşturulduğu, kanun hükmünde kararnamelerle görevinden çıkarılan kişilerin kamu görevlisi üyesi olarak görevlendirildiği veya sandık kurulu başkanı olarak görevlendirildiği, 754 sandıkta oy kullanan seçmen sayısının 212.276 olduğu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde CHP adayı ile AK PARTİ adayı arasındaki oy farkının 13.729 olması nedeniyle 754 sandıkta sandık kurulu başkanlarının kanun hükmüne aykırı olarak belirlenmesinin ve bu şekilde oluşan sandık kurullarının seçim iş ve işlemlerine itibar edilemeyecek olmasının seçimin sonucuna müessir olay ve hâller kapsamında değerlendirilerek seçimin sonucuna etkili olduğunun tespitini ortaya koymuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Diğer yandan, 298 sayılı Kanun’un 105’inci maddesine göre, sayım döküm cetveli olmadan parti veya adayların aldığı oyların doğru tespit edildiğinden ve sandık sonuç tutanağına parti veya adayın aldığı oyların doğru olarak geçirilmiş olduğundan kesinlikle bahsedilemeyeceğini ortaya koymuştur. Bu çerçevede, 18 adet sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç bulunmadığı, 90 adet sandıkta ise sayım döküm cetvellerinde sandık kurulu imzalarının bulunmadığı tespit edilmiştir. Sayım döküm cetveli olmayan veya imzasız olmakla esasen yok hükmünde olan toplam 108 adet sandıktaki oy kullanan seçmen sayısı ise 30.231’dir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın lütfen Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Enteresan olan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı için sayım ve döküm cetvelinin düzenlenmediği 18 sandığın 16’sında ilçe belediye başkanlığı ve ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlenmiş olduğu gerçeğidir. 90 sandığın 41 tanesinde ilçe belediye başkanlığı için, 47 tanesinde ise ilçe belediye meclis üyeliği için sayım döküm cetvelinin düzenlendiği görülmektedir. Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklikler ile sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı biçimde belirlenmesinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde kanuna aykırılık ve usulsüzlüklerin seçimin güvenilirliğini ve dürüstlüğünü ortadan kaldırması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sözlerinizi bağlayın Sayın Akbaşoğlu.

Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayım döküm cetvellerindeki bu eksiklikler ile sandık kurulu başkanlarının kanuna aykırı bir biçimde belirlenmesinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde kanuna aykırılık ve usulsüzlüklerin seçimin güvenilirliğini ve dürüstlüğünü ortadan kaldırması ve seçim sonucuna doğrudan etki etmesi sebebiyle seçimin iptaline ve yenilenmesine karar verilmiştir. 23 Haziranda yapılacak olan seçimlerde millet iradesiyle sonuç belirlenecektir. Hayırlı olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

Değerli milletvekilleri, şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi bulunmaktadır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu tarafından, seçimlere gidilen süreçte iktidar partisi aracılığıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun devlet ciddiyetinden uzak siyasi söylemler tercih ettiği ve ülkenin büyük kesimini zan altında bırakan, milletin vicdanını rahatsız eden iddiaların açıklığa kavuşturularak kamuoyunun bilgisine sunulması, devlet iradesini temsil eden kişilerin ispata muhtaç iddiaları devamlı şekilde dile getirmesinin nedenlerinin araştırılarak tekrarının yaşanmaması amacıyla 23/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

23/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 23/5/2019 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                         Yavuz Ağıralioğlu

                                                                                                                                                                 İstanbul

                                                                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili ve İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili Yavuz Ağıralioğlu tarafından; seçimlere gidilen süreç içinde iktidar partisi aracılığıyla İçişleri Bakanı Süleyman Soylu devlet ciddiyetinden uzak siyasi söylemler tercih etmiş, İYİ PARTİ Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener ve Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu'nu 22 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirdiği bir mitingi hedef alarak PKK terör örgütü ve Fetullahçı Terör Örgütüyle (FETÖ) sözleşme imzaladıkları isnadında bulunmuştur; ülkemizin büyük bir kesimini zan altında bırakan bu ve bunun gibi iddialar milletimizin vicdanını etkilemekte ve rahatsız etmektedir; bu tür iddiaların açıklığa kavuşturularak kamuoyunun bilgisine sunulması, devlet iradesini temsil eden kişilerin ispata muhtaç iddiaları devamlı bir şekilde dile getirmesinin nedenlerinin araştırılarak tekrarının yaşanmaması amacıyla 23/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 23/5/2019 Perşembe günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi, İYİ PARTİ Grubu adına, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Ağıralioğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim virdizebanımız oldu maalesef bu ithamların altında kalıp ikide bir cevap yetiştirmek için önerge vermek, önergelerimizi reddetmenizden doğan kuvveti de milletimize anlatırken kendi masumiyet karinemiz hâline dönüştürmek. Biz önerge vereceğiz, siz reddedeceksiniz, biz de diyeceğiz ki: Kendimizle ilgili önergeler veriyoruz, veriyoruz; attıkları, dedikleri, söyledikleri onca söze, lafa, iftiraya rağmen verdiğimiz önergeleri kabul etmeyip sadece algıyı yönetiyorlar. İktidarın hissesine algıyı yönetmek, bizim hissemize de vicdanlarınıza dokunmak için gayret etmek düştü. Genel Başkan hassasiyet gösterdi, dedi ki: “Seçim bitmiş olmasına rağmen, iftarlarda buluşuyoruz milletimizle, Süleyman Soylu’nun söylediği cümleleri sağdan soldan sitem olsun, sağdan soldan tenkit olsun diye duyuyorum.” Bu mevzuda bir hassasiyet taşıdım ve dün katıldığım iftarda söyledim ki bu mevzuyla ilgili ben bir önerge verdireyim Mecliste, gerekli değerlendirmeyi Meclis yapsın. O yüzden bu önergeyi vermiş olduk.

Seçim sathında Süleyman Soylu Bey’in İçişleri Bakanımız olarak terörle mücadelede güvenlik bürokrasisinin arkasına yığmış olduğu devlet iradesini de, mihmandarlığını yaptığı o iradenin sözcülüğünün de itibarını muhalefet partilerini karalama avantajına dönüştürmesine cümle kuruyorum. Terörle mücadelede yakaladığımız ritme, güvenlik bürokrasisinin arkasında duruş şekline, güvenlik bürokrasisiyle beraber teröre nefes aldırmayacak şekilde davranıyor olmasına teşekkürümüz var ama bunca teşekküre rağmen, oradan edindiğiniz itibarı, sırf seçim kazanmak için, sizin siyasi vizyonunuzun hilafına davranan insanları karalama avantajına dönüştürmemelisiniz.

İftira, iftiraya teşebbüs edenin üzerine zillet olarak kalır. Ben arkadaşlarımızın siyasi olarak sicillerini de, hassasiyetlerini de bilirim; onlar da bizi bilirler. Seçim sathına girildiği zaman -tabii ki kavgada yumruk sayılmaz, tabii ki savaşta mermi sayılmaz ama- bu kabîl cümleleri kimyasal silah kullanmak saydığımı söyledim. Bu kabîl cümleler kimyasal silah kullanmaktır. Bir cümlesinde dedi ki; Süleyman Soylu Bey’in ağzından defalarca dinledim: “Efendim, Temel Karamollaoğlu ve Meral Akşener Kandil’le sözleşme imzaladı. Bu sözleşmenin altında imzaları var, imzaları.” vurgusunu yaptı. Bu cümlelerin, benzer tonlamada olanların, bize dönük haber yapılırken göz önüne alındığını bile bile yaptı. Benim resmim ile Sayın Genel Başkanın resmi, Eruh baskınından sonra, bunca senedir Türk milletinin, Türk devletinin bağrına saplanmış alçakların resmiyle manşetlere taşınıp “İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili Yavuz Ağıralioğlu vatanı, milleti, devleti PKK’ya, Kandil’e peşkeş çekeceğini pişkince inkâr etti.” haberi yapıldı. Peşinden, beyefendi hızını alamadı, İYİ PARTİ’nin PKK’lıları… Hızını alamadı beyefendi “Temel Karamollaoğlu ile Meral Akşener Kandil’le sözleşme imzaladı.” cümlelerini kuruverdi.

Devlet, devleti yönetenler nezdinde ciddiyetini muhafaza edemezse millet vicdanında ciddiyetinin karşılığını bulamaz. Türk devletinin yöneticiliği, özellikle seçim sathına girildiği andan itibaren görünürlüğü, İçişleri Bakanlığı… İçişleri Bakanı daha çok devletin görünürlüğünü temsil ettiği için eski Türkiye’de geri çekilir, siyasi angajmanın dışında bağımsızlara tevdi edilirdi. Yeni sistem içerisinde böyle bir imkânınız olmamış olabilir ama Türk devletinin yöneticilerinin devletin vakarına uygun davranma mesuliyeti, mecburiyeti vardır; devlet, devlet gibi konuşur. Devletin yöneticisi olanlar, seçimi kazanmak için siyasi rakip gördüklerine her şeyi söylemeyi mubah göremezler. Devletin devlet gibi olma mecburiyeti diliyle görünür. Bazen devlet kendi meramını ifade ederken iftirayla kazanma teşebbüsünden azade, hak duygusunu hâkim kılar. Süleyman Bey’in başında, beş bin yıllık Türk devletinin, iki bin yıllık ihtişamın, yazılı tarihi ortada olan bir medeniyet ikliminin içerisinden süzülmüş gelmiş muazzam bir kuvvetin, kudretin tacı vardır, Türk devletinin tacı. Bizim büyüklerimiz derler ki: “Taç giyen baş akıllanır.” Başınızda beş bin yıllık Türk devletinin tacı olmasına rağmen sizde nasıl bir baş var ki akıllanmıyor ya! (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Nasıl bir baş var ki sizde, başınızda Türk devletinin tacı olmasına rağmen önünüze gelen her siyasal ifade imkânını kendiniz gibi düşünmeyen insanlara kara çalmak gibi bir imtiyaza dönüştürmeye çalışıyorsunuz! Bu dili makul bulmadık. Bu dilin doğurduğu siyasi komplikasyonların altında ithama maruz kalıyor olmaktan mahkemeye başvuruyor olmayı bile zillet sayarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi bağlayın Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Yani “İçişleri Bakanımız bize devletimize ihanet etme iftirasında bulundu, biz mahkemeye gidelim.” cümlesini bile zül sayarız.

Dün burada mevzu oldu -sadece iğneyi, çuvaldızı falan konuşurken kendimi ayırarak falan konuşuyor değilim ben, biliyorsunuz- Muhammet Bey’e dün söyledim; bazen özür dilemek, bazen kendi müttefiklerine bile hakikati hatırlatmak bizim mesuliyetimizdir. Dün söyledim, tekrarını söylemeyeceğim ama alamet olsun söylediğim şeyin diye yapıyorum Muhammet Bey. Mahkemenin kararı bir mahkeme kararı olmaktan öte devletin dilini bozma meşruiyetine dönüşmüş. Yani Süleyman Bey’e görev tanımı içerisinde böyle cümleleri kurma hakkını mahkeme vermiş. Şimdi, buna sitem etmeniz lazımdı. Beyefendi mevkidaşım, mevzunun vahametini anlatmak için murat ettiğinden fazla bir şey söyledi, ona da sitem edeceğim, hem de size -kardeşinizim ben- tavsiye etmeye çalıştığım işi ben kendi müttefikimize de yapmış olayım ki dediğim şeyi kendim yapmış olayım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Tamamlıyorum Başkanım.

Mevzunun garabetini size anlatmak için “Mahkeme kararıyla devlet dilinin bozulma beratını böyle kullanmayı doğru bulmuyorum.” demek için Süleyman Soylu’ya beyefendinin “Süleyman soysuz” demesini doğru bulmadım, yakışmaz. Engin Bey’e yakışmaz böyle bir şey. Bu Meclisin çatısının altında böyle bir şey demek hiç kimseye yakışmaz. Yani kastettiği şeyi anladım; mevzu, madem mahkeme kararıyla ana muhalefet partisinin genel başkanına “soysuz” demiş olmak görev tanımı içindedir, onu demeye çalıştı ama onu demeye çalışırken bile bir bakanı, bir siyasetçiyi, bir parlamenteri ismiyle, soy ismiyle ilzam etmek Meclisin çatısına uygun değildir. TBMM altında bizim tenezzül edeceğimiz, teşebbüs edeceğimiz şeyler değildir. O yüzden ben hem mevkidaşımdan da bu anlamda nezaket göstermesini istemiş olayım hem bunu isterken de size “Kendimiz de mevzu olunca kendimizi eleştiriyormuşuz.” cümlesini kurmuş olayım, ona alamet olsun diye söylüyorum. Devlet, devlet gibi konuşacak; devlet, devlet gibi cümle kuracak, bin defa seçim kaybetmeyi göze alacak, kendi vatandaşlarına iftira etmekten imtina edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Bitirdim Başkanım, bir cümle daha ilave edebilir miyim, anlayışınıza sığınayım, beni bağışlayın lütfen.

BAŞKAN – Buyurun ama lütfen bir cümle olsun.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) - Böyle bir ciddiyetin devlette hâkim olması seçim sonuçlarını değerlendirirken bile siyasal olarak muhalefet dilimizi bozuyor. 250 sayfalık gerekçe açıklandı. İstanbul seçimlerini iptal etmek için 250 sayfalık gerekçeye, gerekçe olarak sunulmuş hiçbir şeye itibar atfedemeyiz. Ben bunun yerine… Söyledim, tekrarlıyorum: “Sayın Cumhurbaşkanımız on yedi yıldır seçim kaybetmedi, İstanbul da kendisinin hususiyetle sevdiği bir yerdir. Burayı aldığı günden beri kendisinin sanacak, zannedecek kadar da büyük bir muhabbetle yönetmektedir. Bu seçim mağlubiyeti Cumhurbaşkanımızı biraz üzdü, hassaten rica ediyor ki benim hatırıma bir daha seçim yapar mısınız?” YSK kararını böyle açıklayabilirdi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

EROL KAVUNCU (Çorum) – Bu olmadı, bu olmadı! O yakışmadı!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Cumhurbaşkanlığı makamından gelen böyle bir gerekçeyi bu 250 sayfalık münasebetsizliğe tercih ederdik. Cumhurbaşkanlığı makamından “Benim hatırıma seçimi yeniler misiniz?” ricasını 250 sayfalık gerekçeden daha makul bulurdum ben çünkü bundansa Cumhurbaşkanının hatırını saymayı çok daha makul bulurdum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Hiç yakışmadı Sayın Vekilim, hiç!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Bu gerekçelerin hiçbirisinde...

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Yok ettin yok, biraz önce söylediklerinin hepsini yok ettin.

EROL KAVUNCU (Çorum) - Mahkeme kararı, hâkim kararı.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Mahkeme kararı değil efendim, değil. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağıralioğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’a aittir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, sizin partinizin adına da grup adına da bir konuşmacı var, öneri tamamlandıktan sonra, oylandıktan sonra yine de söz talebiniz olursa söz vereceğim ama bu turu tamamlamak istiyorum, aksi takdirde görüşmelerde düzeni sağlamamız zorlaşır.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Peki... Bilahare ben... İsmimi zikrettiği için...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özkoç. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Bakan Soylu geçen akşam katıldığı bir televizyon programında “Babamın bana bir lafını hatırlıyorum, dönem dönem de televizyonlarda söylerim: Bizim yerimiz neresidir, biliyor musunuz? Bizim yerimiz Cumhuriyet Halk Partisinin tam karşısıdır.” demiş. Aynı Bakan Soylu “Fetullah Gülen ve Zekeriya Öz -Fetullah Gülen, terör örgütünün başı; Zekeriya Öz de terör örgütünün savcısıdır- milletin temel değeridir.” demiş. “Zekeriya Öz, halkın iktidarını getirmeye çalışıyor. Bir tarafta Sayın Bahçeli Fetullah Gülen hakkında, diğer tarafta da İsa Gök yine Fetullah Gülen’le ilgili, onunla birlikte hizmette bulunan insanlar hakkında ipe sapa gelmez, belirli merkezlerden geldiği belli olan açıklamalarda bulunuyor.” demiş. “At üstünde durmayı beceremeyen Başbakan.” demiş. “Ülkenin herkese çatan ve kaos yaratan Başbakanı var.” demiş Sayın Tayyip Erdoğan’la ilgili. “Eve gittiğinde karısının ve çocuklarının yüzüne nasıl bakıyor?” demiş. “Beceriksizlik ve yetersizlikle Türkiye’yi krize soktu. Yolsuzluk paçalarınızdan akıyor.” demiş. “Filistin’de Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı acılar ciğerimize saplandı. Sen Olmert’le görüşüyorsun -Tayyip Erdoğan’a diyor- ertesi gün bu katliamlar olmaya başlıyor.” demiş. “Ey Recep Tayyip Erdoğan, boyun eğdin, emir eri oldun. Boyan döküldü Tayyip Erdoğan.” demiş. “Rantın babasısın.” demiş. “Kendisini padişah olarak görüyor.” demiş.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Allah Allah(!)

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Allah’a bin şükür olsun ki Cumhuriyet Halk Partisinin kıyısından geçmemiş. Cumhuriyet Halk Partisi sözünün arkasında duran, dönek olmayan, yalaka olmayan, vatanına ihanet etmeyen şerefli insanların örgütüdür. (CHP sıralarından alkışlar)

İyi ki karşımızdasın ki değerimiz daha da anlaşılır bir vaziyette herkes tarafından görülüyor.

Değerli Arkadaşım, Değerli Mevkidaşım; söylediğin sözlerin tamamında gerçeklik payı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – Ama bu vatan içinde kendilerine hainlik yapanları layık oldukları şekilde karşılamaz ve hak ettikleri cevabı vermezse, hele bunu Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmazsa büyük vebal altında kalırız. Bu vatanda sen hem Fetullah terör örgütünün arkasında duracaksın hem o örgütün savcısı elini kolunu sallayarak bu ülkeden çıkacak hem o ülkede Fetullah Gülen’in başimamı Adil Öksüz senin İçişleri Bakanlığında yakalanacak, tekrar çözülüp elini kolunu sallayarak gönderilecek sen bu ülkede İçişleri Bakanlığı yapacaksın. Ne o başta devlet durur ne bu kalpte vicdan durur, ne o vicdanlıdır ne o devlete layıktır. “CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkoç.

Öneri üzerinde söz sırası, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’a ait.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Sayın Süleyman Soylu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı, en çalışkan, kahraman bir ekibe sahip, terörle kahramanca mücadele eden bir bakandır. Yerli ve millî olan herkesin Sayın Süleyman Soylu’ya terörle mücadelesinde destek vermesi gerektiğine inanıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yani size küfredebilir, öyle mi?

RAMAZAN CAN (Devamla) – Bunu açıkça söyledikten sonra, özellikle FETÖ, PKK, DHKP-C’yle, bunlarla kahraman ordumuzla, kahraman güvenlik güçlerimizle cansiparane bir mücadele yapmaktadır ve gözünü daldan budaktan esirgemeyen bir tavırla, âdeta, pervasızca bu mücadelesine devam etmektedir.

Peki, Sayın Soylu ne demek istedi? Niçin böyle bir grup önerisiyle karşı karşıya kaldı? Sayın Süleyman Soylu’nun demek istediği şudur: Sayın Süleyman Soylu, terörle, PKK’yla mücadele ederken kahraman güvenlik güçlerimizin moral ve motivasyonuna halel getirecek davranışlardan, imalardan, beyanlardan, söylemlerden, görüntülerden siyasi partilerin ve temsilcilerinin uzak durması gerektiğini beyan etmiştir.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Beyefendi “Sözleşme imzalandı.” dedi.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Hukukçular bilir, borçlar hukukunda icap ve kabul vardır. İcap ve kabul zımni olabilir, ben öyledir diye de demek istemiyorum, bir sözleşmenin yazılı olup olmaması da önemli değildir, davranışlar bir bütündür. Bu yanlış anlamalara meydan verebilecek davranışlardan ve söylemlerden imtina etmemiz lazım, Sayın Süleyman Soylu’nun dediği de budur.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Söyle, etsin Soylu da.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Eğer terörle aramıza bir mesafe koyuyorsak… Ya da terörle mücadelede mesafe koymak istemeyenlerle aramıza bir mesafe koymuyorsak…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Mezurası mı var onun?

RAMAZAN CAN (Devamla) – …“Urfa, Adıyaman, Ankara ve İstanbul seçimlerinde bizim desteğimizle belediye alabilirsiniz, batıda size kaybettireceğiz.” söylemine karşı söyleminiz yoksa maalesef, bunu da somut ve net bir biçimde ayırmıyorsak böyle bir ithamla karşı karşıya kalmamız da doğal olabilir.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – “Sözleşme imzalandı.” denildi beyefendi ya.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Bunu tasvip etmiyoruz ancak bunu yaparken bir millî mücadele davranışı içerisinde, bütün siyasi partilerin ve temsilcilerin terörle mücadele ederken -siyasetüstü- devletin birliğini ve beraberliğini, milletimizin birliğini ve dirliğini, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü ön safta ileri sürmesi lazım. Eğer bunu süremiyorsak, buna meydan verebilecek davranışlara gerektiği cevabı veremiyorsak maalesef böyle bir problemle karşı karşıya kalabiliriz.

Ben İYİ PARTİ Genel Başkanının, Saadet Partisi Genel Başkanının terörle arasına mesafe koymadığına inananlardan değilim, yerli ve millî olduklarına inanıyorum ancak yerli ve millî olanların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Can.

RAMAZAN CAN (Devamla) - …yerli ve millî olma mücadelesinde onları yalnız bırakmamamız lazım.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Oslo’yu unutma, Oslo’yu; Dolmabahçe’yi unutma.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Sesimizi daha üst seviyede, daha üst perdede deklare etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Ne diyor Süleyman Soylu? “Bizim bir derdimiz var.” diyor.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Bebek katilini unutma. Avukat gönderilen bebek katilini unutma.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Bizim derdimiz… Dağlarda, taşlarda, yaylalarda, şehirlerde bacılarımız, kardeşlerimiz, analarımız, babalarımız, dedelerimiz huzurlu bir şekilde, Kürt’üyle, Çerkez’iyle, Laz’ıyla bütün bu güzel coğrafyada, yaylalarında bülbüllerin öttüğü bir ortamda huzur ve barış içerisinde yaşamamız gerektiğini söylüyor, bunun için mücadele ediyor. Buna halel getirmek isteyenleri kınıyorum.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Geçeceksin onu, geçeceksin.

RAMAZAN CAN (Devamla) – Grup önerisini Genel Kurulun takdirine sunuyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Süleyman Soylu’yu kına.

BAŞKAN - İYİ PARTİ Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Akbaşoğlu, sizin söz talebiniz devam ediyor mu?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sonra, sonra…

BAŞKAN – O zaman, Sayın Oluç’un önce söz talebi vardı…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, usul hakkında bir şey söyleyebilir miyim, müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Size de vereceğim.

Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Usul hakkında yani kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

Sayın Başkan, bir grup başkan vekili söz istediğinde, grup başkan vekiline Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili “Daha önceden bir söz talebiniz vardı, buyurun.” dediğinde “Diğerleri konuşsun, ben sonra konuşacağım.” demez.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hayır, önce basıldı…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – O ilk önce ne konuşacaksa konuşsun, biz de kendisi hakkında ne konuşulacaksa konuşuruz. Tekrar söz almak istiyorsa tekrar da söz alabilir diyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkoç.

Ben tabii, beyanları esas alıyorum, diğer kısmını hepinizin anlayışına ve takdirine bırakıyorum.

Konuşacak mısınız yoksa devam ediyor mu aynı şekildeki tutumunuz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – “Sizin konuşmacınız var, konuştuktan sonra söz vereceğim.” dediniz, ben de “Peki.” dedim. Söz istemedim henüz.

BAŞKAN – Yok, hayır, hayır, şöyle yapıyorum…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Değerli Başkanım, söz vermeden önce, benimle ilgili de ismimden bahsedildiği için bir açıklamada ve bir beyanda bulunacaktım ancak dediniz ki: “Sizin de grubunuz adına konuşmacı olacak, daha sonra vereyim.” Ben de “Hayhay.” dedim ve oturdum. Henüz söz istemedim ancak söz isteyenlerin mikrofonlarının yanıp söndüğünü görünce buyurun, öncelikli olarak konuşulsun, ben de konuşacağım dedim; durum bundan ibarettir, bu kadar basit arkadaşlar.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, anlaşıldı. Ben, sadece onun için demedim, şunu da söylüyorum: Mesela bir konu görüşülüyorsa onu tamamlayalım, sonra grup başkan vekillerine söz verelim şeklinde bir yöntem daha iyi olur dedim. Bu, kanun maddeleri görüşülürken de geçerli, şimdi de geçerli olmalı çünkü bütünlüğü bozmadan grup önerisini tartışıp oylayalım, sonra varsa sataşma ya da cevap isteği onları karşılayayım, o amaçla söyledim. Bu yöntemi diğer konularda da aynı şekilde uygulamaya çalışacağım.

Sayın Oluç’un söz talebi vardı, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel Adalet ve Kalkınma Partisinden konuşma yapan hatip partimizin seçimlerdeki taktiğine ilişkin bir eleştiride bulundu, buna dair birkaç cümle söylemek istiyorum.

Şimdi, biliyorsunuz, demokratik siyasette siyasi partilerin çeşitli taktikleri, stratejileri olabilir; bu, demokratik siyasetin gereğidir. Ve biz bir muhalefet partisi olduğumuz için muhalefet partisinin temel yaklaşımı da esas itibarıyla iktidar partisiyle, onun ittifaklarıyla mücadele etmek, eleştirmek, yanlışlarını söylemek, bu eleştiriler karşılanıyorsa bunu takdir etmek, yok, bu eleştiriler ciddiye alınmıyorsa, karşılanmıyorsa mücadele ederek iktidar partisinin iktidar alanını daraltmak, iktidardan indirmek; bir demokratik siyasetteki muhalefet partisinin temel görevi zaten budur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Oluç, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Aksi takdirde muhalefet partisi olarak anılmasına ve muhalefet partisi olmasına gerek de yoktur.

Şimdi, dolayısıyla bizim seçimlerdeki taktiğimiz esas itibarıyla batı kentleri açısından baktığımızda, büyükşehirler açısından baktığımızda iktidar ittifakının iktidar alanını, egemenlik alanını daraltacak bir doğrultudadır. Bunu eleştirebilirsiniz ama bunu herhangi bir şekilde bir suçmuş gibi topluma anlatmak, bunun büyük bir vebal yarattığını topluma anlatmak demokratik siyasetten nasibinizi almamış olmanız demektir. Dolayısıyla partimizin siyasi taktiği ve strateji bu seçimlerde, yerel seçimlerde, 31 Martta tutmuştur, onu uyguladık, seçmenlerimiz bunu doğru bulmuştur ve özellikle batı kentlerine baktığımızda Hatay’dan başlayalım bütün Akdeniz Bölgesi, Ege, Marmara’ya kadar gelen bütün kentlerde sonuç almıştır. Bundan dolayı da çok takdir ettik seçmenlerimizi ve teşekkür ettik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bağlıyorum.

Dolayısıyla bunu eleştirebilir iktidar ittifakı ama bunu bir suç gibi yansıtmaya çalışması dediğim gibi demokratik siyasetten nasibini almamış olmak demektir. İçişleri Bakanı sıfatıyla aslında bir iktidar ittifakının militanı gibi çalışmış olan kişinin de aynı tutum içinde olduğunu seçim çalışmaları boyunca biz izledik, gözledik, kendisinin hukuk ve demokrasiden herhangi bir nasibini almadığını da biliyoruz zaten, onu tekrar söylemeye gerek yok.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oluç.

Sayın Ağıralioğlu…

28.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, devletin belgeyle bilgiyle konuşması ve devlet ciddiyetine yakışır cümleler kurulması gerektiğine ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Gözden kaçmasın istiyorum. Müracaatımızın, talebimizin sebebi şu: “Anlaşma, sözleşme imzalandı. Sözleşmenin altında Temel Karamollaoğlu’nun ve Meral Akşener’in imzası var.” Lütfen dinleyin, internette var, hâlen bulabilirsiniz. “Meral Akşener’in ve Temel Karamollaoğlu’nun PKK’yla yapılmış anlaşmada imzaları var.” Cümle böyle.

Şimdi bu cümleye mukabele etmemizin sebebini biliyorsunuz, algıyı yönetelim de ne olursa olsun hevesine kurban gitmesin siyaset istiyoruz yani “Biz algıyı yönetelim, seçim bitsin, sonra Allah kerimdir, bakarız.” denmesin yani devlet belgeyle konuşsun, bilgiyle konuşsun, devlet ciddiyetine yakışır cümleler kurulsun. Şimdi, bu belge varsa beyefendinin elinde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin İçişleri Bakanı olarak bu belgeyi kamuoyuna sunsun, mahkemeye sunsun ya da bize de bildirsin. Ben televizyonda konuşurken dinliyorum beyefendiyi. “Sancaktepe ilçesinin belediye encümen listesinde 4’üncü sıradan aday olan filanca şahıs…” diye bir şeyden bahsediyor Süleyman Bey.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın sözlerinizi.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – PKK’lı olduğu iddiasında. “Filanca isimli şahıs İYİ PARTİ’nin hem de İçişleri Bakanlığı yapmış Meral Akşener’in…” -istihzalarını da cümlelerine ekleyerek- cümlesini canlı yayında dinliyorum. Dinlerken Sancaktepe ilçeye telefon açıyorum, diyorum ki: “Arkadaşlar, Süleyman Bey’in televizyonda söylediği isim bizim listemizde mi?” “Vallahi yok Başkanım.” “Ya, bizim listemizde olmayabilir, olur ki gözden kaçmıştır, CHP’nin listesinde mi?” “Böyle bir isim yok Başkanım.” “Ya, arkadaşlar, bizde, İstanbul’da böyle bir aday var mı?” Bütün bu sorularımın tamamına “Başkanım, ne böyle bir isim ne böyle bir aday ne bizim böyle bir üyemiz ne CHP’de böyle bir isim var.” Şimdi, bütün bunlarla yapılmaya çalışılan şey nedir arkadaşlar? Sonra “Meral Akşener’in PKK’lıları”, “İYİ PARTİ’nin PKK’lıları” diye konuşmalar var peşine eklenen. Şimdi, ondan sonra, ben tekrar bakıyorum, olur ki gözümüzden kaçmıştır yani iyi hâl kâğıdı verilmiş olmasına rağmen gözümüzden kaçmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Bağlayın lütfen.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Devletle bizim münasebetimiz şöyle değil: “Biz burada bize verilmiş iyi hâl kâğıdına itirazı meşru saymayız.” diyen bir asabiyeyle de davranmayız biz. İçişleri Bakanımız şifahi olarak bile bize dese ki: “Arkadaşlar, iyi hâl kâğıdı verilmiş olabilir ama biz biraz endişeliyiz. Şu, şu, şu isimler devletin, milletin istikbaliyle ilgili sıkıntılıdır.” Orada da müdahale hakkımız mahfuz; biz de yaparız, CHP de yapabilir. Yani “Gözden kaçmıştır ama şunlara bakın…” Hassasiyet talep ederseniz ona da döneriz.

Şimdi, bütün bunları yapmak yerine devlet istihbarat raporlarını sallayarak meydanda seçim yönetemez arkadaşlar, yönetemez. Bu yapılan, teşebbüs edilen şeyin tam aslı şudur: “Ben algıyı yöneteyim, algıyla seçimin sonucunu alayım, gerisi Allah kerim.” Devleti yöneteceklerin ciddiyetine yakışmaz bu, ona dikkat çekmek istiyoruz. Yine önergemiz reddedildi, bunu şuna alamet yaptık... Sadece diyor ve algıyı yönetiyorsunuz. Aslında dediklerinizin iftira olduğunu siz de biliyorsunuz. Sadece bu dediklerinize tenezzül etme hastalığından kurtarmaya çalışıyoruz devletin dilini.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağıralioğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gördüm, söz talebinizi karşılayacağım Sayın Özkoç.

29.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un ve İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, burada biraz evvel ilgili önerge üzerinde grup başkan vekillerinin konuşmasını dinledik, orada birtakım ithamlarda bulunuldu. Bunlarla ilgili şunu ifade etmek isterim ki bir kere, tabii, aslında müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış. Bir sivil toplum kuruluşu olarak bilindiği dönemdeki ilişkilerden hareketle, FET֒nün FETÖ olduğu zamandan sonra onlarla beraber iş tutanların ayrımını bu millet gayet iyi yapıyor; bundan herkes emin olsun.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Arkanda oturuyorlar, arkanda hepsi! Aynaya bak, aynaya!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İkinci olarak, ikinci olarak değerli arkadaşlar, “Kandil beni destekliyor.” diyen bazı belediye başkanlarına verilen destekler ve hakikaten...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Akbaşoğlu, buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – “Batıda AK PARTİ ve MHP’ye kaybettireceğiz.” şeklindeki stratejik ortaklıklar nedeniyle Sayın İçişleri Bakanımızın siyasi eleştirileri ortaya konmuş ve milletin huzurunda bunlar gündeme gelmiştir ve milletimiz de bununla ilgili kanaatini ortaya koymuştur. Dolayısıyla, olayı kendi bağlamında değerlendirmek ve onu bağlamından kopartarak değerlendirmemek gerekir diyorum.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – İftirayı tasdikliyorsun öyle mi? Allah’tan kork ya! İftirayı tasdikliyorsun öyle mi?

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İftira değil, iftira değil.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Allah’tan kork ya! Allah’tan kork ya! Bir de oruç tutuyorsun ya!

BAŞKAN – Sayın Yokuş lütfen…

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Bir de oruç tutuyorsun!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İftirayı siz yapıyorsunuz. İftirayı siz yapıyorsunuz.

FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Allah’tan kork! Bunlar adamı dinden çıkarır ya!

BAŞKAN – Evet, Sayın Özkoç, buyurun.

30.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, eğer birileri hesabı ödemedilerse daha yani hesap kapanmamışsa önünüze er ya da geç o hesabı ödemek için birisi faturayı koyar. (CHP sıralarından alkışlar)

Cumhuriyet Halk Partisi, Fetullahçı terör örgütü ve tüm terör örgütleriyle ilgili önlerine fatura konulmayan siyasi partilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde önüne fatura konulmasıyla ilgili talepte bulunmuştur. Burada İYİ PARTİ’nin önergesi verildiğinde de ayağa kalkarak söyledik, dedik ki: “Siz gerçekten terör örgütünün yanında duran siyasi partileri bulup gerekli cezayı vermek mi istiyorsunuz? O zaman, kim Genelkurmay Başkanımızı bir terör örgütünün gizli tanıklığıyla müebbet hapse 2 kere mahkûm ettirdiyse, araştırma önergesine ‘evet’ deyin, onu bulalım.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Özkoç.

Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Fetullahçı terör örgütünün başıyla ilgili methiyeler düzüp, onun generallerini göreve getirerek darbe kalkışmasına neden olup, 250 şehit verilmesine hangi siyasi parti neden olduysa işte bu araştırma önergesine “evet” deyin, bulalım dedik. Siz hiçbirisine “evet” demediniz. Biz el kaldırdık, siz onu reddettiniz. O yüzden burada “Terör örgütünün yanında duran, arkasında duran.” diye hamaset yapmayın. Yüreğinizi de biliyoruz, vicdanınızı da biliyoruz, aklınızı da biliyoruz.

Sayın Başkan, bir şeyi daha açıklığa kavuşturalım. Fetullah’ın Fetullah terör örgütü olduğu tarihten, bundan önce Sayın Tayyip Erdoğan’ın konuşması var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen bağlayın Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – “Eğer böyle giderseniz sizi terör örgütü ilan ederim.” diyor. Kayıtlarda var, televizyonlarda söyledi. Şimdi, 17-25 Aralık Fetullahçı sevgisinin teröre dönüştüğü tarih. Neden? Bankalardan bakanların hesabının çıktığı, evlerde kutu kutu paraların çıktığı, bizzat Hükûmetin içinde bulunan insanların soygunlara karıştığı tarih. Yani aranız bozulmasaydı terör örgütü değildi; aranız bozuldu, bütün kirli, pis her şey ortaya çıktı, terör örgütü…

Peşinizi bırakmayacağız, bu millet sizin de bizim de kim olduğumuzu anlayacak ve bu ülke ilelebet size rağmen payidar kalacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli grup başkan vekilleri, söz talebiyle sisteme girdiğinizi görüyorum. Sadece birer dakika söz vereceğim, aksi takdirde bu tartışma çok daha fazla uzayacak ve gündeme geçmemiz mümkün olmayacaktır.

Sadece birer dakikayla derdinizi ifade etmeniz için söz veriyorum.

Sayın Ağıralioğlu...

31.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, 17-25 Aralığın bütün yolsuzlukların ortaya çıktığı süreç içerisinde önemli bir milat olduğuna ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Hızlı konuşmam lazım o yüzden.

BAŞKAN – Evet.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – 17-25 Aralığın bütün yolsuzlukların ortaya çıktığı süreç içerisinde önemli bir milat olduğuna ama onun bir yargı darbesi olduğuna dair kanaat sahibiyiz biz. Yani birbirinden farklı soruşturma süreçleri içeren dosyaların bekletilip siyasi sonuç doğuracak şekilde istiflendiği bir tarihtir. İthamlar doğrudur kahir ekseriyet, mutlaka birtakım ilaveler yapılmıştır, çıkarılmıştır ama ana şemada ben suistimalin, yolsuzluğun, usulsüzlüğün, ahlaksızlığın belgelendiğini düşünüyorum. Ama bunların belgelenme şeklinin, süreç içerisinde, seçime ramak kala seçim sonucunu değiştirecek bir yargı darbesine dönüştürüldüğünü de ifade ediyorum. Şöyle bir şey çıkmasın konuşmalarımızdan: “Aranız bozulmasaydı terör örgütü değildi.”den “Fetullahçı organizasyon bir terör örgütü değildir.” gibi bir zehaba kapılmasın kimse. Bu bir kalkışmadır, büyük bir kalkışmadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Onun evvelindeki sizin ferasetsizliğinizin bize ödettiği ağır bedele rağmen, size kızmamızın sebebi şudur: Siz başınızı duvara vurana kadar, siz başınıza bir bela gelene kadar anlamıyorsunuz, ona sitem ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – İkazlarımızı ciddiye almıyorsunuz. Ne zaman ki size dokunuluyor, size dokunulduğu tarihten sonra siz terör tanımını değiştiriyorsunuz. Dolayısıyla bu, sizi devlet yönetiminde keyfî yapıyor, ona dikkat çekmek istedim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağıralioğlu.

Sayın Akbaşoğlu, lütfen, bir dakika süreyle siz de özetleyin.

32.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, devleti FET֒den ve bütün terör örgütlerinden temizleyenin AK PARTİ olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben değerli mevkidaşımızın bıraktığı yerden alayım. Evet, hiç kimse anlamamış. CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’ten merhum Özal’a, Demirel’e kadar, efendim, yıllarca bu maalesef anlaşılamamış ve herkes, bütün siyasi partiler referans mektupları yazmışlar.

AYLİN CESUR (Isparta) – Demirel uyardı, asker dikkate almadı. Demirel’i karıştırmayın.

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Eski defter...

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kasım Gülek Bey ile Fetullah Gülen’in arasındaki münasebetlerden tutun bugünlere kadar hangi serencamdan geldiğini bütün hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bunu anlayan AK PARTİ, bununla mücadele eden AK PARTİ. Herkes sivil toplum kuruluşu olarak bildiğinde bu münasebetleri devam ettiregeldiler. Ancak ne zaman ki yargı darbesiyle, 15 Temmuzla bu konuda devleti ele geçirmeye yönelik takiyeci bir terör örgütü olduğu ortaya çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Devletin Millî Siyaset Belgesi’ne konulmak suretiyle PKK gibi, bütün terör örgütleri gibi mücadele edilmesi gerektiği kararı alındı.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bunu alan ve mücadele eden, devleti FET֒den ve bütün terör örgütlerinden temizleyen AK kadrolardır, AK PARTİ’dir arkadaşlar; bu, herkes tarafından böyle bilinmelidir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

Sayın Kurtulan, buyurun.

33.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, HDP’nin Türkiye’nin geleceğini, birlik ve beraberliğini risk altında gördüğü için önemli bir strateji ortaya koyduğuna ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tüm bu tartışmalar partimizin seçim stratejisine dayalı olarak yürüyor, anlıyoruz tabii ki bunu. HDP’ye “terörist” demeye devam edin ama HDP tüm dengeleri bozmaya, altüst etmeye devam edecek.

HDP Türkiye’nin geleceğini, birlik ve beraberliğini, kardeşçe yaşamını risk altında gördüğü için önemli bir strateji ortaya koydu. İş tamamlanmadı. İnşallah, 24’ünde sonu muhteşem olan bir sonuca tekrar HDP yüklenerek başarı sağlayacaktır. AKP yine tekrar şunu söyleyerek meydanlarda olacaktır: “Orada yine bir şeyler oldu.” diyecektir. Evet, yine, tekrar, 23’ünde İstanbul’da yine bir şeyler olacak; tüm Türkiye’ye şimdiden hayırlı olsun diyorum.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler değerli milletvekilleri.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sonra…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, sadece kayıtlara geçmesi açısından bir şey söyleyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, bakın…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Yavuz Bey… Şu şekilde bir bilgiyi paylaşmış oluyorum, bilgisine sunuyorum sadece Meclisin. Efendim, Sancaktepe’den İsmail Budak. Bu, PKK’yla bağlantılı bir isim olarak zikredilebilir. Biraz evvel Sayın Süleyman Soylu’nun açıkladığı isimlerle ilgili beyanatta bulunmuştu. Bu, bu şekilde açık bir durum, evet.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Bize bir şey demiş oldu Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Ağıralioğlu, kayıtlara geçmek üzere…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Bizim listelerimizdekiler PKK’lı mı demek istediniz Beyefendi?

BAŞKAN – Sayın Ağıralioğlu, kayıtlara geçmesi için bir cümleniz varsa alayım aynı şekilde ama mikrofonu açmıyorum, sadece kayıtlara geçsin diye bir söz varsa…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Muhammet Bey, ben yanlış mı anladım: “Listenizdeki PKK’lı” gibi bir şey mi dediniz?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hayır. “Belirttiği isimlerle ilgili var mı, yok mu?” dediniz ya…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – 29 kişi…

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Haber o, haber o. Gazetede yazılan haber.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tamam, o haberle ilgili bir beyanatta bulunuyorum, söylüyorum.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, anlaşıldı.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – 29 kişiyle ilgili ben tek tek –canlı- video çektirdim, “tweet” attım. Başka türlü yetişemedik, kamuoyuna sesimizi duyuramadık. İtham edilen, PKK’lı olmakla suçlanan meclis üyelerimizin tek tek görüntülerini, konuşmalarını aldım, “tweet” olarak atmak zorunda kaldım.

Bir de bunlarla ilgili bir şey daha söyleyeyim, madem konuşuldu. Bu arkadaşlarımızın, ismi geçen arkadaşlarımızın devlet hizmetlerinde yaptıkları önemli işler var. Devlet mahrem sırlarını böyle saçma sapan bir dille ifşa etmez. Ayıptır be! Güneydoğuda terörle mücadelede bu isimler PKK mücadelesinde stratejik bazı mevzilere girsinler diye özel mevzilendi. Bunları ifşa etti. Devlet namusunu ifşa etmez, etti. Defalarca uyardık, dedik ki: Ya demeyin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Onlarla ilgisi yok.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – İstihbarat raporları üzerinden konuşmayın. Bu propaganda yapılmaz dedik, dinlemediniz. En son ortaya çıktı ki dediğiniz isimlerin öyle bir şeyi olmadığı gibi devletin bazı stratejik müdahalelerinde görev almış aileler. Yarın devlet bir şey yapacak olur, aile bulamayız yanımızda.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sonuç itibarıyla bu başka bir durum, sizin bahsettiğiniz durum değil.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağıralioğlu.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, Türkiye’de kaygı verici boyutlara ulaşan genç işsizliği ve gençlerin yaşadığı sorunların çeşitli yönleriyle araştırılması amacıyla 23/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

23/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 23/5/2019 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                        Hakkı Saruhan Oluç

                                                                                                                                                                 İstanbul

                                                                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

23 Mayıs 2019 tarihinde, Mersin Milletvekili Grup Başkan Vekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından (2508 grup numaralı) Türkiye'de kaygı verici boyutlara ulaşan genç işsizliği ve gençlerin yaşadığı sorunların çeşitli boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 23/5/2019 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Necdet İpekyüz konuşacaktır.

Buyurun Sayın İpekyüz. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli vekiller; Türkiye gerçekten kaygı verici bir kriz döneminden geçmekte ve dış politikasından ekonomik krizine, yaşanan birçok probleme rağmen gençlerle ilgili sorunlar gündeme getirildiğinde hiç dikkate alınmamakta, ötelenmektedir.

“Genç” dediğimiz kimdir? Uluslararası anlaşmalara göre ve ILO’ya göre, OECD’ye göre, Birleşmiş Milletlerin verilerine göre 15 ile 24 yaş arası kişi genç olarak kabul edilmekte ve buna göre veriler düzenlenmekte. Türkiye’de bu sayı ne kadardır? Türkiye İstatistik Kurumuna göre, baktığımızda yüzde 15,8; yüzde 16’ya yakın bir genç nüfus var. Bu ne kadar? 13 milyon ve son yapılan istatistiklere göre gerçekten bir genç nüfus da gelmekte özellikle bazı bölgelerde.

Tekrar TÜİK verilerine baktığımızda, hane halkı araştırmasına göre 2019’da 15 yaş üstü işsizlik verileri 4 milyon 730 bin, oran ise yüzde 15’e yakın. Bunlar TÜİK’in verileri, bildiğiniz gibi bu orana yansımayan birçok veri de var. Türkiye’deki genel işsizlik oranı yüzde 26 civarında, yarısından fazlası genç. Bu gençlerin bölgesel farklılıklarına da baktığımızda, bölgesel farklılığı dikkate aldığımızda, ben Batman vekili olarak, Batman’daki, Antalya’daki işsizlik oranına baktığımda bölgeler arasında ciddi bir farklılık söz konusu.

Dezavantajlılar, zor koşullarda yaşayanlar, şiddet altında yaşayanlar, -istihdam olmadığı, yatırım gitmediği için- işsizlik açısından da başlı başına bir problem yaşamaktadırlar. Ne zaman ki barış ortamı sağlanmış, ne zaman ki şiddet azalmışsa işsizlik verilerinde de düzelme olduğu Türkiye’deki verilerden de anlaşılmaktadır, dünyadaki veriler de bunu göstermektedir.

Bugün Türkiye’de gençlerle ilgili birçok konu konuşulurken işsizlikle beraber Türkiye’de genç akademisyen, üniversite mezunu, doktoralı, yüksek lisanslı işsizler de bu sayıyı giderek artırmaktadır. Bir taraftan boyuna üniversite açıyoruz, üniversiteler kuruyoruz, dün bile Plan ve Bütçeden üniversite için onay geldi, önümüzdeki hafta buraya gelir. Türkiye’de genç üniversite mezunları işsizdir, yüksek lisans eğitimi alanlar işsizdir. Ve de ne oluyor? Ciddi bir nüfus yurt dışına çıkmak istiyor ve giderek Türkiye’yi terk ediyor. Bunun yanında, bunu belirtmek lazım, ciddi bir genç nüfus da artık Türkiye cezaevlerinde bu problemle baş başalar.

Ciddi bir kriz… Bu krizde gençlerle beraber kadınları da unutmamak lazım. Türkiye’de 4 kişiden 1’i işsizken 3 kadından 1’i işsiz. Ve ne oluyor? İşsiz kalmayı sıradan -yüksek işsizlik oranının arttığı bir ortamda yaşıyoruz- ve olağan görüyoruz. Genç işsizlik çığ gibi büyüyor, kadınların problemi çığ gibi büyüyor ve ustalaştığımız tek şey, iktidarın işsizlik için yaptığı, yatırımlar değil, işsizliği artırmaktır.

Tartışmamız gereken rakamlar değil, bunlara yönelik çözümler bulmaktır. Bakın, arkadaşlar “mevsimlik işçi” kavramı… Dünya tarihini, literatürü taradığımızda bu kavram aslında bu ülkenin ayıplarından biridir. Ve mevsimlik işçiler, Suruç’ta üç gün önce polis noktasında durduğu hâlde, güvenlik noktasında durduğu hâlde taranıyor ve bu Meclis bu konuyu soramıyor. İnsanlar fındık ağacı görmemiş fındık toplamaya gidiyorlar. İnsanlar kendi topraklarında yetiştiremediği için başka yerlere gidiyorlar minibüslerle. Bunlar bu tür muameleleri yaşıyorlar.

Bakın, tekrar ne oldu? Eyüp Dal, bu ismi hatırlıyor muyuz? Antep Şahinbey’de benzin döküp kendini yaktı. Ne dedi? “İşsizim.” dedi. Ne oldu Tekirdağ’ın Ergene ilçesinde? Saffet… Soyadını vermiyorum. Sabah uyandılar, iple asılı bir şekilde… Ne dedi bıraktığı mektupta? “Hakkımı helal ediyorum aileme. Ailemle barışığım ama beni işsiz bırakanlara hakkımı helal etmiyorum, bu ortamı yaratanlara helal etmiyorum.” Ve ne yapıyoruz?

Bütün bunlarla beraber bir yasal düzenleme yapılmıştı “İşsizlik Fonu” diye. Daha önce İşsizlik Fonu’ndan yüzde 30 oranında bir pay çeşitli istihdam olanakları yaratmak için ayrılıyordu. Bu Meclis açıldığında Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bu İşsizlik Fonu’nun bir kısmı, yüzde 50’si tekrar patronlara aktarıldı. Bir taraftan ondan da mahrum oldular.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın İpekyüz.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) - Bütün bunlarla beraber, başta da söylediğim gibi, Türkiye'nin içinde de bölgeler arası ciddi bir farklılık söz konusu. Bugün Türkiye’de yüzde 35 işsiz desek; yüzde 40’ın üzerinde öğrenci işsiz desek, yüzde 20’si kadın desek…

Sevgili arkadaşlar, biz bu kürsüden HDP vekilleri olarak gündeme getirdiğimizde her şeyin altını bir şeyle doldurmak istiyorsunuz. Türkiye İstatistik Kurumu bir çalışma yapmış ve Türkiye’deki en fazla genç işsizin olduğu illeri Batman, Mardin, Şırnak ve Siirt olarak açıklıyor. En az istihdam olanaklarının olduğu yer Batman, Mardin, Siirt, Şırnak. Bu verilerin altında yatan nedenlerden biri de ülkedeki iç huzurdur, barıştır; bunun yürürlüğe girmesi lazım. Bu olmadığı sürece genç işsizler -az önceki söylediğim isimler gibi- bunalıma girmekte, üniversite mezunu oldukları hâlde dezavantajlı durumdadırlar.

Bunun için, bizim bu araştırma önergesine destek vermemiz lazım, yüzleşmemiz lazım, bunun önlemlerini almamız lazım. Sizden destek bekliyoruz.

Saygılarımla. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İpekyüz.

Öneri üzerinde söz sırası, İYİ PARTİ Grubu adına Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’a aittir.

Buyurun Sayın Yokuş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi İYİ PARTİ adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Evet, ülkemizin en önemli sorunlarından biri maalesef işsizlik. İşsizliğimizin her geçen ay artarak devam etmesi aslında tesadüf değildir ve bu aylar, 2019 yılı -iktidar partimizin on yedi yıllık iktidarının- en yüksek işsizlik oranını yaşadığımız yıl olarak tarihe geçmiştir.

İşsizliğin bu denli yoğunlaşmasının sebeplerine baktığımız zaman, elbette ki Türkiye'nin iyi yönetilememesinin bir sonucudur. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye'de kayıt dışı istihdam yüzde 35’lerin üzerinde. Yine hepimiz biliyoruz ki ülkemizde, özellikle, kayıt dışı çalışan yabancı uyruklu sayısı 1 milyonun üzerinde. Yine hepimiz biliyoruz ki Türkiye Cumhuriyeti devleti her geçen gün hukuk devleti olmaktan uzaklaşıyor, demokrasimizin temel niteliklerini ülke olarak kaybediyoruz. Artık Türkiye Cumhuriyeti devleti yeni sistemle beraber Batı’dan, çağdaş toplumlardan, çağdaş dünyadan uzaklaşıyor. Tek adamın yönettiği, tek adamın karar verdiği bir devlet yönetiminde elbette ki işsizliğin rekor kırması, dövizin rekor kırması, faizlerin rekor kırması, enflasyonun rekor kırması tesadüfi değildir.

Görülmüştür ki bu elbise bu vücuda uymuyor yani bu “başkanlık sistemi” denilen ucube sistem, yarı Cumhurbaşkanlığı, partili filan neyse anlayamadığımız bu sistem bize uygun değil. Uygun olmadığı için sorunlarımız artarak devam ediyor. İşsizliğin bu noktalara gelmesinin en önemli sebebinin istihdam yaratamamak olduğunu da artık hepimiz biliyoruz. Dünyada en yüksek faiz oranıyla borçlanan bir ülke hâline geldiğimiz, bütçe açığımızın bir türlü kapanmadığı, yurt dışı faiz ödemelerinin her yıl arttığı ve kendi ayakları üzerinde duramayan bir ülkede elbette ki bunlar sonuçtur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yokuş, bağlayın sözlerinizi.

FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) – İşte, bu sonuçlardan kurtulmanın tek yolu, öncelikle hukuk, adalet, adil paylaşım, hakça bölüşüm, en önemlisi de Türkiye Cumhuriyeti devletinde yaşayan 82 milyon vatandaşı bir ve bütün görecek bir iktidar, yönetim anlayışıdır. Eğer bunlara doğru iktidar partimiz yönelebilirse bu sorunları hep beraber çözebiliriz ama mevcut yönetim anlayışlarıyla devam ederlerse, inkârcı anlayışlarını sürdürürlerse “Biz her şeyi en iyi bilenleriz, biz hep haklıyız.” demeye devam ederlerse, her konuyu kendilerine göre yontma hastalığını sürdürürlerse daha bu kürsülerden işsizliği, enflasyonu, faizi ve Türkiye’nin her türlü sorunlarının artarak devam ettiğini tartışmaya devam ederiz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Öneri üzerinde söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Serkan Topal’a aittir.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

CHP GRUBU ADINA SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’mizin temel harcı elbette gençliktir. Daha dört gün evvel Gençlik Bayramı’nı kutladık. Neden Gençlik Bayramı değerli arkadaşlar? Atatürk, Millî Mücadele’nin başlangıcı olan 19 Mayısı gençliğe armağan etti. Neden? Çünkü Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na kadar Millî Mücadele’nin en ön saflarında gençlik vardı; umutlarını bağımsızlık mücadelemize ışık yaptılar, bedenlerini hiç çekinmeden toprağa şehit olarak sundular. Bu ülkenin her köşesinde okullarımız yıllarca mezun vermedi; Galatasaray gibi, Tıbbiye gibi, Tokat Onbeşliler gibi çünkü mezun olacak çocuklarımızın tamamı cephelerde bu ülkenin bağımsızlığı için, özgürlüğü için canlarını feda ettiler.

Atatürk bu yüzdendir ki cumhuriyeti onlara emanet etti “Bütün umudum gençliktedir.” dedi. Peki, biz gençlik için ne yapıyoruz değerli arkadaşlar, iktidar ne yapıyor? Onlara ne sunduk, hangi hayalleri kurmalarına fırsat verdik? Maalesef yok. Ve şu anda her 3 gençten 1’i maalesef işsiz, hepimiz çok iyi biliyoruz; iktidar da çok iyi biliyor, iktidar ortağı da çok iyi biliyor. Umutları kırıldı mı? Kırıldı. Şimdi, üniversitede konuşan her öğrenci maalesef okuldan atılıyor. Sokakta hak talep eden her genç maalesef terörist ilan ediliyor, eylem yapan her genç terörist ilan ediliyor. İş arayan genç maalesef işsiz, iktidar iş olanağı sağlayamıyor. Bu bir gerçek arkadaşlar.

Şimdi, iktidara şunu soruyorum: Gençliğin hangi sorununu çözdünüz? Yurt sorunu çözüldü mü? Eğitim sorunu? Çözülmedi. Burs sorunu? Çözülmedi. Ve maalesef şu anda birçok genç işsizlikten dolayı evlenemiyor, yuva kuramıyor.

Şimdi “genç” deyince aklımıza ne geliyor? Umut, hayal geliyor; gelecek demek, üretim demek, demokrasi demek, adalet demek, en önemlisi bağımsızlık demek, özgürlük demek ama AK PARTİ iktidarında “gençlik” deyince aklımıza ne geliyor? Maalesef işsizlik geliyor, umutsuzluk geliyor, gelecek kaygısı geliyor ve en önemlisi nedir biliyor musunuz arkadaşlar? Beyin göçü geliyor maalesef. Şu ana kadar iktidar gençliğin bütün bu sorunlarını çözebilecek bir proje sunmadı, sunamadı. Gelin, birlikte çözüm üretelim.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Az önce Sayın Ramazan Can yerli ve millîlikten bahsetti. Buna cevaben sataşmaya mahal vermeden birkaç şey söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERKAN TOPAL (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Topal.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bakın, yemin metninde “Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağıma” diye hepimiz ant içtik. Milletvekili, bakan, Cumhurbaşkanı… Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü korumak yani yerlilik ve millîlik nedir biliyor musunuz Sayın Can? Birleştirici bir üslup kullanmaktır, bütünleştirici bir dil kullanmaktır; yalan söylememektir, iftira atmamaktır; bütün partileri, bütün insanları, bütün toplumları bir arada tutmak için söylem geliştirmektir. Peki, şimdi, ben şunu soruyorum: Kutuplaştırıcı dil kullananlar yerli ve millî midir? Değildir. İftira atanlar yerli ve millî değildir. Milleti birbirine düşüren söylemlerde bulunanlar yerli ve millî değildir. Hele hele dış basında çıkan manşetlerle burada insanları birbirine düşürenler yerli ve millî değildir Sayın Can, yerli ve millî değildir.

Biz yerli ve millîliği çok iyi biliyoruz, esas siz yerli ve millîliği iyi öğrenirseniz daha iyi olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Topal.

Buyurun.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Birleştirici dil kullanmak iyi devlet adamlığından geçer. Bu sadece bakan için geçerli değildir, belediye başkanı için de geçerlidir, meclis üyesi için de geçerlidir, Cumhurbaşkanı için de geçerlidir. Yerli ve millîlik sadece söylemde bulunmak değildir Sayın Can. Elbette dış basındaki manşetlerle burada yorum yapmak aslında bu milleti birbirine düşüren insanları, bir şekilde onları desteklemektir. Bunun adı yerlilik ve millîlik değildir, olsa olsa bunun adı vatan hainliğidir; bu kadar.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Topal.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sadece tutanaklara geçsin.

Ben bu çatı altında herkesin yerli ve millî olduğuna inanıyorum, itiraz edenler hariç.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz sırası, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Orhan Yegin’e ait.

Buyurun Sayın Yegin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN YEGİN (Ankara) – Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; sizleri ve bu Gazi Meclisimizin temsil ettiği aziz milletimizi saygı ve hürmetle selamlıyorum.

HDP Grubu önerisi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Önergede genç işsizliğinden bahisle, daha sonraki son paragrafta da gençlerin yaşadığı farklı hususlara girerek bazı konuların altını çizmiş önerge sahipleri.

Kıymetli milletvekilleri, 2019 itibarıyla açıklanan verilere bakıldığında, son dönemde, evet, işsizlikte son yıllara, son yıllardaki düşüş trendine biraz daha ters olarak işsizlik verilerinde bizi de üzen bir artış olduğu bir gerçektir, bir hakikattir fakat bu, sadece 2019’un verileri olarak karşımızda. 2019’dan önce de hakikaten çok uzun süre, on beş-on altı yılı kapsayan bir AK PARTİ iktidarı dönemleri var. Bu dönemlerde de aslında işsizlik alanında, genç işsizliği alanında hayatın bütün alanlarında olduğu gibi demokrasi, özgürlükler, dış politika, dış ticaret, ihracat, birçok veride olduğu gibi işsizlik verilerinde de gerçekten Türkiye’yi gururlandıran çok önemli verileri Türkiye’de hep beraber, hep birlikte yakalamayı Allah bizlere nasip etti.

Mesela, neler oldu? Birkaç örnek vereceğim sizlere. OECD verilerine baktığımız zaman, 2007 ile 2018 yılları arasında genç istihdamını en fazla artıran ülke, evet, Türkiye oldu. 2007-2018 yılları arasında, bu dönemlerde OECD, AB28, avro bölgesi ve G7 ülkelerinin tamamını içine kattığımızda Türkiye genç istihdamını en fazla artıran ülke olmayı başardı. Yine, aynı dönemde, 2007-2018 dönemlerinde AB ülkelerinde genç iş gücü 4,5-5 milyon azalırken ülkemizde genç iş gücü sayısını 1 milyon kişi artırmayı başararak yine OECD’ye üye ülkeler arasında 1’inci olmayı hamdolsun başardık. 2007-2018 yılları arasında, bu dönemlerde genç iş gücüne katılma oranını ülkemizde 7,3 puan artırarak Amerika, Almanya, Japonya, İngiltere gibi ülkeleri de geride bırakmayı başardık ve son verilere göre, genç iş gücüne katılım oranımız 3,2 puan artarak yüzde 44’e ulaşmış, genç istihdam oranımızsa 1,5 puan artarak yüzde 35’e yükselmiştir.

Bunlar bugünün, 2019’un verilerinden hemen önceki verilerdi. Bugün yaşadığımız, ekonomide yaşadığımız, bölgesel gelişmelerden dolayı yaşadığımız, ülkemize dönük tehditlerden dolayı yaşadığımız, çok yakın bir dönemde 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı yaşadığımız, Türkiye'yi hakikaten baskı altına almaya çalışan ve özellikle seçimlerden kaynaklı olduğunu düşündüğümüz ve bildiğimiz, Türkiye'ye dönük bütün tehditlerden, Türkiye'ye yatırım yapmaya niyetli olan yatırım fonları veya yatırım gruplarına dönük tehditlerden, Amerika’nın tehditlerinden, İran’a yapılan ambargo tehditlerinin Türkiye'ye etkisinden vesaire birçok nedenden dolayı Türkiye’de özellikle son dönemde yatırımlardaki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yegin, toparlayın lütfen.

ORHAN YEGİN (Devamla) - ...artış hızının düşmesi ve benzeri birçok sebepten dolayı, doğru, 2019 yılında işsizlik verilerinde üzüldüğümüz bazı rakamları biz de gördük. Ama bu dönemlerde özellikle istihdam alanında çok önemli işler ortaya koyduk.

İşte, az önce bahsettim ya, 2018 yılına kadar, 2007-2018 arasında OECD’de 1’inci ülke konumuna nasıl geldik? Mesleki eğitim kurslarını devreye sokarak geldik, işbaşı eğitim programlarını devreye sokarak. Çalışmak isteyenlere, gittikleri iş yerinde işverenin hangi personele ihtiyacı varsa… Çünkü işverenin de o sıkıntısı sürekli gündeme geliyor, “Denk gelmiyor, eğitimle bizim ihtiyaç duyduğumuz iş gücü arasında problemler var.” diye. Onu aşalım diye işbaşı eğitim programlarını devreye sokarak, girişimcilik programlarını devreye sokarak, istihdam eden işverenlere, istihdam edilen iş yerlerine, istihdam edilen gençlere, kadınlara teşvikler vererek, gençlerimize, kadınlarımıza, engellilerimize, eski hükümlülerimize, çalışma hayatında iş bulmakta dezavantajlı olan kesimlere hibe yardımları yaparak yahut da uzun dönemli sıfır faizli geri ödemesi uzun dönemli krediler vererek bunların hepsini başarmayı Allah bizlere nasip etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın lütfen Sayın Yegin.

Buyurun.

ORHAN YEGİN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Önergede diyor ki: “Türkiye'de gençler, gelecek hayalleri sorulduğunda, farklı ülkelerin vatandaşı olmak istiyorlar.” Ben 2000 mezunuyum üniversiteden, iktisat mezunuyum. Benim mezun olduğum dönemlerde bu ülkenin gençleri -bir gün inşallah onların sayılarını da bulur, burada, kürsüde konuşma imkânım olur- bu ülkenin geleceğinden umutlarını kesmişlerdi hem ekonomik olarak hem barış olarak. Ülkede insanların bu ülkeyi yönetenler eliyle sağcı, solcu, şeriatçı, laik, Kürt, Türk diye ayrıştırıldığı, bütün bankaların battığı, ekonominin altüst olduğu bir dönemdi ve benim dönemimde mezun olan gençler Amerika’da pompacılık yapmaya, İngiltere’de, Fransa’da başka yerlerde çalışmaya gitmeye niyet ediyorlardı.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Aynı yere geldik, aynı.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Aynı yerdeyiz hâlâ.

ORHAN YEGİN (Devamla) – Bugün, Allah’a hamdolsun, bu tablo, ülkesinde kalan, ülkesinin yarınlarına güvenen…

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Başka bir ülkeden mi bahsediyorsunuz!

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Yok birbirinizden farkınız, hepiniz sömürücüsünüz! Sömürdünüz hepiniz!

ORHAN YEGİN (Devamla) - …ama bugün, evet, işsizlik noktasında bir sorun yaşasa da ülkesinin yarınlarından emin olan bir gençliği, Allah’a hamdolsun, bu Mecliste yaptığımız çalışmalarla hep beraber sağladık.

Teşekkür ediyorum.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – 2002’de terör yoktu Orhan, yanlış öğretmişler sana!

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yegin.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul seçimlerine ilişkin iptal kararının araştırılarak seçimlere gölge düşürmemek adına alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1130) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

23/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 23/5/2019 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                                              Engin Özkoç

                                                                                                                                                                 Sakarya

                                                                                                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul seçimlerine ilişkin iptal kararının araştırılarak seçimlere gölge düşürmemek adına alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/1130) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin, Genel Kurulun 23/5/2019 Perşembe günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Bülent Tezcan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Tezcan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, dün Yüksek Seçim Kurulu, adına “gerekçe” denen talimatla verilmiş bir kararın, İstanbul seçimini iptal kararının bahanesini kamuoyuyla paylaştı. Bir kere, ortada ne bir iptal gerekçesi var ne de bir gerekçeli karar var, ortada talimatla verilen iptal kararının bahanesi var. İptal bahaneleri on beş güne yakın bir zamandır araştırılmış, en sonunda dünden bu yana şu gördüğünüz, algı yaratmak için “250 sayfa” denilen gerekçeli kararı yayımladı.

Değerli milletvekilleri, bizi izleyen değerli vatandaşlarım; böyle bir gerekçe yok, önce bunu bilelim. 250 sayfa gerekçe yok. Niye söylüyorum bunu? Bakın, bu kararın şu bölümü, 38 sayfası muhalefet şerhi. 38 sayfalık muhalefet şerhi, özellikle bu karara karşı çıkan, vicdanları temiz ve bu konuda “Yanlıştır kardeşim, bu olmaz, hukuka aykırı.” diyen, yargıç gibi davranan vicdanlı hukukçuların, vicdanlı 4 hukukçunun tarihe düştüğü vicdan notudur. 38 sayfası budur bunun. Önce bunu bir ayırın, bunu bir ayırın. Sonra kalan 98 sayfası -o da şurası, görsün herkes- olayların gelişimini anlatmış, dilekçeyi anlatmış ve buna karşı hâkimlerin yaptıklarını izah ettikleri sayfalar. “Evet, ben kurulları atadım, şöyle atadım.” diyor. “Kısıtlı var dediniz, baktım, şunlar şunlar var.” O 98 sayfa da bu.

Şimdi gelelim öbür 102 sayfaya -o da şurası, şu bölüm- bu 102 sayfa da iptalle ilgili iddiaların hiçbirisinin hukuki olmadığını, gerçek olmadığını anlatan sayfalar. Dikkat edin, 102 sayfa. Buranın hiçbir yerinde İstanbul seçimiyle ilgili iddiaların gerçek olduğuna ilişkin bir bölüm yok, sadece 10 sayfa bir bölüm var, onu uzun zamanlarda tartışırız.

Kaldı 12 sayfa, işte bu. Bu 12 sayfa, o söylenen millet iradesini gasbeden 12 sayfa, karanlık vicdanların delili, gerekçe uydurma telaşı. O 7 hâkimin -güya, sıfatı öyle olan- karanlık vicdanlarının delili.

Değerli arkadaşlar, bu kararın hiçbir yerinde, şunu herkes bilsin ki çalınan oy yok; “Görüntüler var.” dediler, yok. (AK PARTİ sıralarından “Var, var.” sesleri)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Var, var. 90 sayfayı okumadın mı?

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bir satır “Oy çalınmıştır.” ifadesi yok. Ne AK PARTİ Grup Başkan Vekili ne İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili okumuşlar kararı.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – MHP.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – MHP, affedersiniz, düzeltiyorum, MHP grup başkan vekili okumamışlar.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sen okumamışsın, sen. Hepsi burada, değerlendirmeleri de var burada.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Ellerine kararı tutuşturmuşlar bu arkadaşların.

Bakın, gerekçe uyduracak ya, gerekçe uyduracak ya Yüksek Seçim Kurulu, o 12 sayfada, o karanlık bölümde diyor ki…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – İşinize gelmeyince uydurdu oluyor yani!

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – “Seçim hukuku, şeklî bir hukuktur, onun için sandık kurulları eğer usule uygun oluşmadıysa külliyen oylar iptal edilir.” Peki, mühürsüz oylar neydi? Mühürsüz oylarda seçim hukuku, şeklî hukuk değil miydi? Bu hâkimlerin de imzası var o mühürsüz oy kararında. Diyorlar ki: “Sandık kurulu başkanlarının görev ve yetkileri öyle önemlidir ki sonuca etkilidir.”

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Onlar seçim sonuçlarına müessir değil, bunlar seçim sonuçlarına müessir.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – İyi, peki, bunlar -İstanbul seçimlerinde yetki ve görevleri çok önemli- sonuca etkili de, Mustafakemalpaşa seçimi söz konusu olunca, Pasinler seçimi söz konusu olunca, başka yerler söz konusu olunca…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Gerekçeyi iyi okumamışsınız.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – …bu yetkiler sonuca etkili değil mi?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Değil.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Değil çünkü orada AK PARTİ’nin talimatına uygun hareket etme zarureti var, hukuka uygun hareket etme zarureti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yanlış, yanlış.

BAŞKAN – Sözlerinizi bağlayın Sayın Tezcan.

Buyurun.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bağlıyorum.

Sayın Başkan, bir başka konu, burada çok şey var da uzun uzun konuşacağız, şimdi bu gerekçeleri tamamlayamamışlar, uyduramamışlar, en son şu kısa kararda olmayanları da buraya sokuşturmuşlar gerekçe gibi. Diyor ki: “108 sandıkta bu sandıklar yok hükmündedir.” Niye? “Çetele tutulmamış. Yani sayım döküm cetveli tutulmamış bunlarda, yok hükmündedir.” diye bunları söylüyor. İşin ilginci nedir biliyor musunuz? Bu sandıklar “Usule aykırı oluştu.” denilen sandıklar değil yani kamu görevlisi olmayan sandıklar değil. “Usule aykırı oluşturuldu.” denilen sandıklarda çetele tutulmuş, usule uygun sandıklarda çetele tutulmamış. Gerekçe bulma telaşıyla ayaklarının nereye dolaştığının farkında değiller. “Bu sandıklar yok hükmünde.” diyen, gerekçe uyduran 7…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Son cümlem, bitiriyorum.

BAŞKAN – Lütfen toparlayın Sayın Tezcan, buyurun.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Bu sandıkların yok hükmünde olmadığını herkes biliyor ama aynı şekilde, buna gerekçe uydurmak için her şeyi ayaklar altına alarak gerekçe yazan, vicdanları çiğneyen bu 7 hâkimin hukukçuluklarının yok hükmünde olduğu, bu kararla doğrudan tescil edilmiştir.

Teşekkür ediyorum, sağ olun Sayın Başkan. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tezcan.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sizin söz talebiniz var zaten, biraz sonra size söz vereceğim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Efendim, söz talebim, orada konuşacağım üç dakika. Şimdi Sayın Tezcan açıkça sataşmada bulunmuştur.

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Neyi sataştı? Hiç de sataşmadı ya.

BAŞKAN – Şöyle yapsak Sayın Akçay… Sayın Akçay, hem bu konuşmanızı yaparsınız hem de biraz önce Sayın Akbaşoğlu’nun söz talebinde olduğu gibi…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ama konuşmamın bir insicamı var, orada onu yapacağım.

BAŞKAN – …hepsi aynı konu olduğu için, oylamasını yaparız, sonra hepinize söz veririm. Lütfen anlayış gösterin, yoksa tamamlamamız zor olur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – O zaman, Sayın Başkan, müsaade ediniz lütfen, tutanaklara girmesi bakımından…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Şimdi, AK PARTİ ve MHP’nin bu gerekçeyi okumadığını ifade etti. Biz bunu sabaha kadar okuduk ve çalıştık. Sabahki konuşmamda bunun özetini de yaptım fakat Sayın Tezcan’ın kendisinin yarım yamalak okuduğu ve anlamadığı anlaşılıyor. Efendim, YSK işine gelen kararı verseydi “iyi hukukçular” diyecekti fakat işine gelmediği bir karar çıktığı için YSK’yi, YSK üyelerini tahkir eden, tezyif eden, onlara hakaret eden cümleler kullanılıyor; mesele bu kadar basit.

Yani okuyup okumadığımı nereden biliyorsun sen Sayın Tezcan? (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, Sayın Tezcan benimle ilgili de bir sataşmada bulundu. Sonuçta yerimden açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Size söz vereceğim. Bu, tutanaklara geçsin diye… Açıkça söyleyelim, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu en az söz kullanan grup olduğu için böyle bir tercih yaptım. Lütfen, görüşmelerin tamamını bitirelim, oylamasını yapalım. Söz hakkınız saklıdır Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Peki, teşekkür ediyorum.

Sadece bir cümleyle…

BAŞKAN – Tutanağa geçsin diye, tamam.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, kararın tamamı elimde. Ben de gece boyunca üzerinde çok iyi bir çalışma yaparak bizimle ilgili…

AHMET KAYA (Trabzon) – 250 sayfayı!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, bak, nereleri çizip nereleri not aldığımı hepinize gösterebilirim, burada; Sayın Tezcan beraber…

Ve ben onun özetini de konuşmamda gayet ortaya koydum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tezcan anlamamış zaten; yarım yamalak okumuş, yarım yamalak anlamış.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ancak kendileri gibi bilenler maalesef bizi suçluyorlar. Onun tutanaklara geçmesini isterim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

Öneri üzerinde söz sırası, İYİ PARTİ Grubu adına Antalya Milletvekili Feridun Bahşi’ye aittir.

Buyurun Sayın Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Antalya’da yine bir gazeteci dövüldü. Türkiye'nin her yerinde failler serbest kaldıkça gerçekleri ifade eden gazeteciler dövülmeye devam ediliyor. Hak, hukuk, adalet ortadan kalktığı için bu dövülmeler devam ediyor. Failler yakalandı, yine serbest. Antalya Aksu’da Güney Haberci Genel Yayın Yönetmeni Ergin Çevik, bürosunda saldırganlar tarafından darbedildi ve failler yakalandı ama serbest bırakıldı. Olayı kınıyorum, kendisine de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Değerli arkadaşlar, YSK dün, nihayet, günler sonra, 250 sayfalık kararını açıkladı, adına da “gerekçeli karar” dedi, gerekçeli karar. Dünden beri bir hukukçu, yirmi beş yıldır kürsüde hâkimlik yapmış bir hukukçu, kırk yıllık bir hukukçu olarak incelemeye çalışıyorum. Ancak bu 250 sayfalık kararda ne hukuki ne yasal bir gerekçe bulamadım. Karar baştan sona demagoji üretilerek yazılmış. Bu, sadece demokrasi tarihimize halkın iradesinin gasbedildiği yeni bir tarih olarak geçecektir. Karar, bugüne kadar YSK’nin oluşturduğu tüm içtihatlara, ancak 2017 mühürsüz oyların kabulünden sonra verdiği kararlardan AK PARTİ lehine olanların dışındaki tüm kararlara uygun bir karar.

Yirmi beş yıllık hâkimlik yapan ve ağır ceza mahkemesi başkanlığı yapıp idam kararlarına imza atan bir insan olarak kararı incelediğimde, kararın sadece ve sadece demagojiden ibaret olduğunu görüyorum.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - İdam mı verdin, vay zalim vay!

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Kendinden emin kararlar çok kısa olur; kanun metni, kanunun maddesi yazılır “Eylem ve işlem, bu kanuna aykırıdır ya da uygundur.” denir, kabul edilir ya da reddedilir. Mahkeme kararlarında da kendi verdiği hükümden emin olmayan hâkim arkadaşlarımız, geçmişte de bugünde de lafı dolandırır, 30 sayfa, 40 sayfa, 50 sayfa kararlar yazar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Bahşi.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Tamam efendim.

Ben bu kararı yani 250 sayfalık kararı, hâkimlerin kendi kararlarından emin olmadıklarında yaptıkları demagoji kararlarına benzettim. Bu karar sadece ve sadece demagojidir, yok hükmündedir ve aynı zarfa giren 4 oydan nasıl 3 tanesi geçerli, 1 tanesi geçersiz sayılıyor, onun izahı yok. Kararda oyların çalındığına dair bir hüküm yok, gerekçeli karar kısa karara aykırı olamaz, gerekçeli karar kısa karara aykırı olmuş.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bahşi.

Söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Erkan Akçay’a ait.

Buyurun Sayın Akçay. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği grup önerisi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yenileme kararının gerekçesi malum açıklandı ve bunun tartışmalarını yapıyoruz. Yüksek Seçim Kurulunun yenileme kararındaki en önemli gerekçesi, sandık kurulu başkanının tespitindeki kanuna açık aykırılıklardır. Sandık kurulu başkanının mülki idare amiri tarafından yerleşim yeri, adresleri esas alınmak suretiyle ilçede görev yapan tüm kamu görevlilerinin listesi alınarak bunlar arasından belirlenmesi zorunlu şarttır. Eğer bu işlem yapılmamışsa işlem de yok hükmündedir. YSK gerekçesinde bu hükme dair istisnai başkaca bir hüküm olmadığına dikkat çekilmektedir. O hâlde sandık kurulu başkanları için kamu görevlisi olması dışında bir kişinin görevlendirilmesi açıkça kanuna aykırıdır; bu, tartışmadan varestedir; önce bu, kabul edilecek. YSK gerekçesinde Danıştay içtihatlarına da atıf yapılan önemli bir cümle vardır: “Bu oluşuma aykırı olarak kurulda bulunmaması gereken bir kişinin kurulda yer alması hâlinde itiraz veya dava üzerine kurul kararlarının şekil yönünden geçersiz olacağı, esasa girilmeden iptal edileceği tartışılmaz bir uygulamadır.” Bu ifadeden yola çıkarak diyebiliriz ki bir şekil hukuku olan seçim hukukunda kanunun emredici kurallarına bağlılık esastır. Buradan bir sapma, kanun dışıdır, bir şekil hukuku olan seçim hukukuna aykırı bir durumdur.

Özetle, sandık kurulu başkanlarının kanuna açıkça aykırı bir şekilde tespit edilmesi, başlı başına seçim sonuçlarına müessir bir işlemdir ve seçimin hukukiliğine şaibe düşürür.

Deniliyor ki: “Aynı zarftan çıkan muhtarlık, ilçe belediye başkanlığı, ilçe belediye meclisi üyeliği seçimleri için yenileme kararı neden alınmadı?” Hayır efendim, öyle değil. Aslında tam da Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olduğu için öyle değil. YSK, gerekçesinde diyor ki: “Yüksek Seçim Kurulunun, seçilme yeterliliğine ilişkin tam kanunsuzluk hâlleri hariç olmak üzere, süresinde itiraz yoluyla önüne gelmeyen bir konuda resen karar vermesi mümkün değildir.” Buna göre, YSK kararı, sadece AK PARTİ’nin itirazına konu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin olmuştur. 24 Haziran ve diğer seçimler için konu edilmeme sebebi bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay, bağlayın sözlerinizi lütfen.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Seçim hukuku şekil hukukudur diyoruz ve emredici kurallarla çerçevesi çizilmiştir. 298 sayılı Kanun’un seçim sürecine ilişkin bu kadar ayrıntı vermesinin sebebi budur. Kanunun 101’inci maddesinin (7)’nci fıkrasında da şu hüküm vardır: “Bir zarfta birden fazla oy pusulası kullanılan seçimlerde, zarftan çıkan oy pusulalarından bir seçim türüne ait olanının geçersiz olması, diğerlerinin geçersiz sayılmasını gerektirmez.” Kanun bu kadar açıkken YSK’den aynı zarftan çıkan diğer pusulaların da iptalini istemek, YSK’den kanuna aykırı bir karar verilmesini talep etmekten başka bir şey değildir.

Önerge gerekçesinde, sandık kurullarının YSK tarafından belirlendiği ve sorumluluğun YSK’de olduğu söyleniyor, bu da yanlış. Sandık kurullarının belirlenmesinde yetki ve sorumluluk ilçe seçim kurullarınındır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın lütfen Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İlçe seçim kurulları, sandık kurullarını oluştururken kanun ve genelgelere uygun hareket etmek zorundadır. Sandık kurullarının itirazlarına ilişkin imkânlar, kanun ve genelgede itiraz yapmaya muktedir siyasi partilerle paylaşılmaması münasebetiyle ve bu konuda yetkili ve sorumlu ilçe seçim kurullarının, görevlerini kanuna ve genelgeye uygun bir şekilde yerine getirmedikleri sebebiyle, YSK, olağanüstü itiraz olarak sandık kurullarındaki kamu görevlisi olmayan kişileri incelemiş ve tespit etmiştir. Kaldı ki YSK tarafından kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında suç duyusunda bulunulması da YSK kararında mevcut bulunmaktadır.

Son olarak, önergede YSK’nin kararının hukuki değil, siyasi olduğu belirtilmekte, bütün bu gerekçelerden sonra YSK’nin kararının hukuki ve kanuni olduğu tartışmasızdır.

YSK, önüne gelen itirazı karara bağlamış ve seçimlerdeki hukuksuzluk ve usulsüzlükler tespit edilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi selamlamayla tamamlayın.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Öneri üzerinde söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki’ye ait.

Buyurun Sayın Tiryaki. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurttaşlarımızın demokrasiye ve sandık güvenliğine olan inancını yıpratmamak, 31 Mart 2019 yerel seçimlerine ve bundan önceki seçimlere gölge düşürmemek için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Cumhuriyet Halk Partisinin Meclis araştırması açılması önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tam da bu nedenle Meclis araştırması açılmasını destekliyoruz. Yurttaşların demokrasiye olan inancını yıpratmamak, yurttaşların sandık güvenliğine olan inancını yıpratmamak, 31 Mart yerel seçimlerine gölge düşürmemek, 24 Haziran ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri başta olmak üzere, bundan önceki seçimlere gölge düşürmemek ve Adalet ve Kalkınma Partisi, İstanbul seçimlerinde bir organize iş, kumpas olduğuna inanıyorsa bu inancın doğru olup olmadığını ortaya çıkarmak için Meclis araştırması açılması önerisini destekliyoruz.

Yüksek Seçim Kurulunun 6 Mayıs 2019 tarihinde verdiği ancak gerekçesi 22 Mayıs 2019 günü açıklanan 250 sayfalık gerekçeye gelince: Esasen, 250 sayfalık gerekçe yok, gerekçe 50 sayfadan oluşuyor. Bunun 12 sayfası İstanbul seçimlerinin iptaline ilişkin, 38 sayfası ise muhalefet şerhi, kalan 200 sayfa ise ek olarak sunulabilecek bilgi ve belgeleri içeriyor. Ne demek istiyorum? Şunu demek istiyorum: İlk 98 sayfada Adalet ve Kalkınma Partisinin dilekçesi var, Yüksek Seçim Kurulunun ara kararı var ve 39 ilçenin seçim kurullarından gelen cevap yazıları var yani bir gerekçe yok, yazışmalar var. 99’uncu ve 107’nci sayfalar arasında, kamu görevlisi olmadığı belirtilen 754 kişinin adlarının ve soyadlarının baş harfleri var. 108’inci ve 113’üncü sayfalar arasında sayım döküm cetvellerine ilişkin inceleme var ve en büyük bölümünü oluşturan 113’üncü sayfasından 200’üncü sayfasına kadar yani 90 sayfalık kısmında, kısıtlı olduğu hâlde oy kullanan 601 seçmenin ismi, yine, hükümlü olduğu hâlde oy kullanmaması gereken 99 seçmenin ismi ve yerine oy kullanılan 6 ölü seçmenin ismi var. Bütün bunların sayısı kaç? 706 kişi. Seçim sonuçlarına etki ediyor mu? Hayır, seçim sonuçlarına etki etmiyor ama 250 sayfanın 90 sayfasında sadece bunlar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi bağlayın Sayın Tiryaki.

Buyurun.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Özetle: 200 sayfa gerekçe olunca, gerekçe, 200 sayfa olmuyor. Bütün samimiyetimle söylüyorum, keşke kamu vicdanını rahatlatacak bir gerekçe olsaydı çünkü “Çaldılar.” dediniz ya, çalındığını gösteren keşke bilgi ve belgeler olsaydı. Halkımızı rahatlatmadığı gibi, emin olun, Adalet ve Kalkınma Partisini destekleyenleri de rahatlatmadı.

İki şey hakkında kısaca bir şeyler söyleyeceğim. Bir kez daha söylüyorum, sandık kurulu başkanının kamu görevlisi olmaması bir seçimi şaibeli hâle getirmez.

MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) – Getirir, getirir.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Ayrıca, Yüksek Seçim Kurulunun kararında “754 tane kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkanı var.” deniliyor, 754. Bu 754 tanesinin 534 tanesi özel öğretim kurumlarında öğretmen. Bir kişi özel öğretim kurumlarında nasıl görev yapıyor? Millî Eğitim Bakanlığından izin alarak görev yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Özel öğretim kurumlarında görev yapan bir öğretmenin disiplin soruşturmasını kim yürütüyor? Millî Eğitim Bakanlığı yürütüyor. Tıpkı kamu görevlisi gibi işlem görüyor bunların hakkında yürütülen işlemler.

Ayrıca, bu sandık kurulu başkanlığı meselesi yeni bir iş. 7 Haziranda sandık kurulu başkanları memur değildi, 1 Kasımda sandık kurulu başkanları memur değildi, 16 Nisan referandumunda sandık kurulu başkanları memur değildi. Ayrıca, seçmenlere, yurttaşlara, partilere yüklenebilecek hiçbir kusur yok. Sandık kurulu başkanlarını ilçe seçim kurulları belirliyor, listeyi valiliklerden, kaymakamlıklardan istiyor, içinden kura çekiyor, eksik kalırsa engeli olmayanları belirliyor. Dolayısıyla “Sandık kurulu başkanı memur değil.” diye bir seçim hukuksuz hâle gelmez.

Son olarak sayım-döküm cetvelleriyle ilgili çok önemli bir şey söyleyeceğim: Bakın, ne diyor, biliyor musunuz? 18 tanesi yok, 90 tanesi imzasız ve mühürsüz. Mühürsüz oy pusulası geçerli, mühürsüz sayım-döküm cetveli geçersiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Bundan büyük bir tutarsızlık olamaz diyorum.

Son olarak şunu söyleyeceğim, son olarak.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Hatibi dinleyelim, hatibi dinleyelim!

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Yüksek Seçim Kurulu güven erozyonuna uğruyor, bu hepimize zarar verir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Açalım mikrofonu.

Lütfen dinleyelim değerli milletvekilleri.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – TSK’den bahsetmiyorum, Emniyetten bahsetmiyorum, Meclisten bahsetmiyorum, Cumhurbaşkanlığından bahsetmiyorum.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – TSK’yle ne alakası var?

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Ama iki kurum, ÖSYM ve YSK’ye…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Silahlı Kuvvetlerle ne alakası var? Hayır ne var, Türk Silahlı Kuvvetlerinin neyi var?

BAŞKAN – Lütfen değerli milletvekilleri…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – …ortalama bir yurttaş güven duyuyordu, ÖSYM sizin döneminizde bitti, YSK de dört nedenle bitti. Mühürsüz, imzasız oy pusulaları kararıyla, hiçbir yasa değişikliği olmadığı hâlde tutukluların oy kullanma hakkının engellenmesiyle, 6 belediye başkanlığının gasbedilmesiyle ve son olarak İstanbul seçimleriyle güvenilirliğini yitirmiştir.

Böyle olunca, arkadaşlar, muhalefet kaybetmiyor, emin olun YSK güven kaybedince bütün Türkiye kaybediyor diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tiryaki.

Öneri üzerinde son konuşma Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Isparta Milletvekili Recep Özel’e aittir.

Buyurun Sayın Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu öneri üzerine söz aldım. Tabii, Cumhuriyet Halk Partisi sözcüsü Sayın Tezcan burada gerekçenin 11 sayfalık bölümüne burada “vicdansızlar” diye bir bölüm ayırdı. Şimdi o “vicdansızlar” diye söylediği hâkimlerin 4’ünü vicdanlı olarak kabul ettiğini de bir kısmının da 2017 tarihinde verilen kararda da yine vicdansızlıkla itham ettiğiniz hâkimlerden olduğunu sizlere bildirmek istiyorum. O zaman “vicdansız” dediklerinizi şimdi vicdanlı hâle getirmişsiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Takke nerede, takke? Fetullah’ın takkesi nerede?

RECEP ÖZEL (Devamla) - Şimdi, kararı beğenmeyebilirsiniz, eleştirebilirsiniz hatta ağır da eleştirebilirsiniz ama yüksek yargı mensubu hâkimlere o ifadeleri ben burada kullanmaktan kendimi sakınıyorum, onu ağzıma dahi almak istemiyorum, o ithamlarda hiçbir hukukçunun bulunmaması gerekiyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kendileri vicdansız!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Takke, takke…

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – YSK kararını niye sizden öğreniyoruz Başkandan önce? YSK kararını niye Başkandan değil, sizden öğreniyoruz?

RECEP ÖZEL (Devamla) - Şimdi, bakın, 7 yüksek mahkeme yargıcımız olumlu yönde, 4’ü de ret yönünde oy kullandı. Bunların hepsinin görüş farklılıkları en doğal, olabilir, gerekçeyi beğenmiyor olabilirsiniz. Şimdi, 200 sayfalık kısmının nelerden ibaret olduğunu eğer okusaydınız iyi anlayabilirdiniz. Anlamak istemediğiniz noktadan işe bakıyorsunuz. (CHP sıralarından gürültüler)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Ya, vicdanınıza sığınıyor musunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Recep, patron söylemiş, sizin patron, “Adamına göre adalet uygulayan çeteden çok çektik.” diyor.

RECEP ÖZEL (Devamla) – O 200 sayfalık bölümde, kısıtlı olan seçmenlerin hangi sandıkta oy kullandıklarını söylemeyecek miydi?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir şey söylemiş sizin patron, “çete” demiş, “çete”; bak, “çete” demiş.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ölü seçmenlerin hangi sandıklarda oy kullandıklarını söylemeyecek miydi?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Adamına göre adalet uygulayan çeteler.” demiş.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Hükümlü ve tutukluların hangi sandıklarda... Adam cezaevinde bulunuyor, aynı zamanda mahallesinde, evinin kayıtlı olduğu yerde oy kullanıyor. Bunları tek tek gerekçeli kararında yayınlamayacak mıydı?

Şimdi, kısa karar 6 Mayısta yayınlandı. 6 Mayıstan bugüne kadar bir dünya televizyon programında sizler ve bazı muhalefet partileri bir iddiada bulundunuz “Bir zarftan 4 oy pusulası çıkıyor, 1’i geçersiz, 3’ü nasıl geçerli?” diye. Bu kararda ona cevap verilmiş. Ben isterdim ki burada gelip o cevaba tatmin olduk veya olmadık demeniz gerekirdi. Ne diyor Yüksek Seçim Kurulu: Ben önüme gelen ihtilafı çözerim. Bana bu konuda ihtilafı Büyükşehirde AK PARTİ getirdi, Maltepe’de MHP getirdi, Büyükçekmece’de AK PARTİ getirdi. Sizin diğer ilçelerle ilgili, aramızdaki farkın az olduğu yerlerle ilgili bir tane itirazınız var mıydı?

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Var, var, her yerde var.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Hiçbir yerde itirazınız yoktu.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Malazgirt’te yok mu, Muş’ta yok mu?

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Muş nerede, Malazgirt nerede?

RECEP ÖZEL (Devamla) – İtirazınız olduğu zaman aynı şekilde oralarda da karar verilecekti ama hem Yüksek Seçim Kuruluna benzer gerekçelerle itiraz etmiyorsunuz, daha sonra da Yüksek Seçim Kurulunun, bir zarftan 3’ü geçerli, 1’i geçersizi, altını çize çize yazdıkları gerekçeyi okumadan buraya gelip kararı eleştiriyorsunuz. (CHP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Bu usulsüzlük varsa 3 bin oyla niye çıkıp açıklattın Başkanını?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, devam edin.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Şimdi, ben burada karşı oyları olabildiğince eleştirebilirim, acımasızca da eleştirebilirim, eleştireceğiz de. Karşı oyların tamamına bakın, hep 2018 yılından önceki yasal düzenlemeden önceki içtihatlara dayanıyor. 2018 yılı, seçim hukuku anlamında, sandık kurulu başkanlığı anlamında bir milattır. 2018 Martından sonra Türkiye’de iki tane seçim yapıldı, biri Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi, diğeri de bu seçim. 24 Hazirandaki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçiminde buna benzer bir itiraz Yüksek Seçim Kurulunun önüne gelmemiştir.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Geldi, geldi.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Onun için bununla ilgili bir karar vermemiştir. İlk defa bu seçimde bununla ilgili itirazı, olağanüstü de itiraz hakkımızı kullanarak getirdik ve seçim kurullarına “Kanunun amir hükmünü, sandık kurulu başkanının kamu görevlisinden olması gerektiği amir hükmünü niye uygulamadınız?” dediğimiz zaman meşru bir gerekçe ortaya koyamadılar, nereden aldıklarını söyleyemediler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Recep Bey, takke nerede? Evde mi, Meclisteki odada mı?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Siz de anlayacaksınız arkadaşlar, anlamak istiyorsanız dinleyin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, sözlerinizi bağlayın lütfen.

RECEP ÖZEL (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, oylar çalındı, “Çalınmadı.” diyorsunuz da bir tane örnek vereceğim size: Biliyorsunuz, Maltepe’de oylar 2 defa sayıldı tüm sandıklarda, 1’inci sayım ile 2’nci sayım arasında aramızdaki fark 808 azaldı.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Nereden oldu bu?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Çünkü geçersiz oyları saydınız aynı zamanda.

JALE NUR SÜLLÜ (Eskişehir) – Geçersiz oylar sayıldı.

RECEP ÖZEL (Devamla) – 98 sandıkta 117 tane birbirleriyle akraba ilişkisi olan sandık kurulu görevlileri görev yapmış. Bu 98 sandık da Maltepe’de.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Geçersiz oyları saydınız, adı üstünde geçersiz oylar.

RECEP ÖZEL (Devamla) – İlçe belediyesinde, Maltepe Belediyesinde bir farklılık yok 2’nci sayımda ama Büyükşehir Belediyesinde 150 tane oy CHP’nin azalmış, bizim 100 tane artmış yani 250 fark sadece 98 sandıkta.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Aynı gece 3 bin oyla Anadolu Ajansıyla nasıl açıklama yapacaktınız? O zaman usulsüzlük yok muydu, 3 bin oyla usulsüzlük yok muydu?

RECEP ÖZEL (Devamla) – Biz tamamının sayılmasını istiyorduk, siz niye istemediniz, niye tamamının sayılmasını istemediniz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Eğer tamamı sayılsaydı bu hırsızlıklar günyüzüne çıkacaktı, hırsızlıklarınızın çıkmaması için tam sayımına karşı çıktınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Recep, doğru söyle; Recep, doğru söyle Recep.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Takke, takke!

RECEP ÖZEL (Devamla) – Hak yerini buldu, seçimlerin yenilenmesine karar verildi. Beğenin, beğenmeyin, önümüzde bir seçim var.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Fetullah Gülen takkeyi nerede vermişti sana?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Evet, son olarak bağlamanız için veriyorum bir dakika daha.

Buyurun Sayın Özel.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Yüksek Seçim Kurulu mazbatayı İmamoğlu’ndan alıp Binali Bey’e vermedi ki mazbatayı aldı, millete verdi. 23 Haziranda millete gideceğiz, millet mazbatayı kime verirse…

Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın hatip direkt Cumhuriyet Halk Partisini kastederek ve adını kullanarak “Siz, Yüksek Seçim Kuruluyla ilgili neden bu itirazlarda bulunmadınız, yapmadınız?” diyerek sataşmada bulunmuştur. Yani zaten yaptığımız şeyleri yapmamışız gibi kamuoyunda bir algı yaratmakla ilgili sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Sayın Özkoç…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ancak sizin aldığınız karar doğrultusunda -bu karara saygımız olduğundan- oylandıktan sonra bu kararın açıklığa kavuşmasıyla ilgili sataşmadan Bülent Tezcan’a söz vermenizi talep ediyorum.

BAŞKAN – Yerinizden versem çünkü belirttiğiniz gerekçe daha çok bir tavzih talebi içermektedir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Hayhay efendim.

BAŞKAN – Ben şimdi vereyim, sonra oylamaya geçelim çünkü oylamadan sonra ara vereceğiz.

Buyurun Sayın Tezcan, yerinizden söz veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, Isparta Milletvekili Recep Özel’in CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, gerekçeli kararda, tekrar söylüyorum, hiçbir yerinde “Şu kadar oy çalınmıştır, şu kadar oy alınmıştır.” diye bir hesap yapılmamıştır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – İyice oku, bir bak!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Gerekçeli kararda 754 sandığın toplam seçmen sayısıyla…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Kararı oku, kararı oku!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – …754 çarpılmış 212 bin seçmene tekabül eder diye yuvarlak bir hesapla kamuoyu yanıltılmaya çalışılmıştır.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Kararı iyice oku! Kararı iyice oku!

BAŞKAN – Lütfen…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Kararı iyice oku! Kararı iyice oku!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – “2018 öncesindeki içtihatlardır dayanılan içtihatlar muhalif üyelerin...” sözünün gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Bu seçimlerde daha 6 Mayıs kararından on beş gün önce ve yirmi gün önce Mustafa Kemal Paşa ve Pasinler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Anlasınlar biraz, Haydar’ın yaptığını yapıyorum! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun.

Sayın Demirbağ, lütfen…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Haydar’ın yaptığını yapıyorum!

BAŞKAN – Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Haydar’ın yaptığını yapıyorum!

BAŞKAN - Sayın Demirbağ…

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Haydar’ın yaptığını yapıyorum! Konuşmasın bir daha!

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – “Emsal içtihatlar, sandık kurulu başkanlarıyla ilgili emsal içtihatlar 2018’den öncedir.” iddiasının gerçekle ilgisi yoktur çünkü daha 6 Mayıstan önce, on beş gün önce Mustafakemalpaşa, yirmi gün önce de Pasinler’le ilgili sandık başkanı ve kurul üyelerinin kamu görevlisi olmadığı iddiasına ilişkin kararlar bu seçimde verilmiş kararlardır. “Sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmamasının tek başına iptal sebebi olamayacağı, tam tersine bunların sonucu nasıl etkilediğinin açıkça izah edilmesi gerekir.” derken aynı kurul on beş gün sonra İstanbul’da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen bağlayın Sayın Tezcan. Bir dakika daha süre veriyorum.

BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Bitiriyorum.

…buna hiç bakmadan iptal kararı vermiştir. Vicdanları kanatan bir karardır, gürültüyle üstü örtülebilecek bir şey değildir. İnşallah 23 Haziranda İstanbul’da 16 milyon İstanbullu yeniden bu kanayan vicdanları onaracaktır. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Ayın 23’ünde görüşürüz!

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tezcan.

Buyurun Sayın Akbaşoğlu, yerinizden size de iki dakika süreyle söz veriyorum.

35.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli milletvekilleri, şimdi Sayın Bülent Tezcan kürsüden konuşmasında bizlerin kararı okumadığı şeklinde ithamda bulundu. Karar burada, kararı baştan sona okumak suretiyle, notlarımızı da çıkarmak suretiyle bugün grup başkan vekillerine söz verildiğinde hep beraber düşüncelerimizi ifade ettik. Öncelikli olarak Yüksek Seçim Kurulunun 11 üyesinden 7’sini vicdansız, 4’ünü vicdanlı gibi kabul etmek gerçekten çok talihsizliktir, ben Sayın Tezcan’a bunu yakıştıramadım. Bir bütün olarak bakmak lazım. Bütün görüşler muhteremdir ama çoğunlukla karar verilir. Ben bu konuda 11 üyeyi de buradan tebrik ediyorum, kendi özgür kanaatlerini ortaya koymuşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla bir talimatla verilen karar yok, 7 aynı düşüncede olan hâkimimiz orada kendi müşterek kararlarını, gerekçelerini ortaya koymuşlar, 4 hâkimimiz de ayrı ayrı kendi muhalefet şerhlerini ortaya koymuşlar. Dolayısıyla buna bir bütün olarak bakmak ve mazbatayı vermeden önce CHP’li yetkililer “En güvendiğimiz kurum Yüksek Seçim Kuruludur.” diye methiyeler düzerken sonradan hukuka uygun bir kararla, aynen CHP’nin Artvin Yusufeli’deki başvurusunu değerlendiren aynı 11 kişiden müteşekkil Yüksek Seçim Kurulunun vermiş olduğu hukuka uygun karara eyvallah derken, niçin İstanbul’la ilgili karara karşı çelişkili bir tutum ve davranış içerisindesiniz? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sonuç itibarıyla bu kabul edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bir dakika efendim, bir dakika! Suçlamalarla ilgili daha birçok husus var. Bakın…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, iki dakika süre vereceğim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ama daha devam ediyor.

BAŞKAN – Size bütün iddialara cevap vermeniz için on dakika süre veremem, bunu biliyorsunuz. İki dakika dedim, iki dakika. Sayın Akçay da bekliyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Efendim, son olarak, son olarak…

BAŞKAN – Sonra başka vesilelerle cevap verirsiniz. Son bir dakika, lütfen, lütfen…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Son bir dakika efendim.

CHP dedi ki: “29 bin fark var.” Bütün millet gördü ki her gün oylar düştü, düştü, 13 bin farka geldi ve sonuç itibarıyla Yüksek Seçim Kurulu diyor ki: “754 tane sandıkta, hukuka aykırı bir şekilde, 298 sayılı Kanun’un 22’nci maddesindeki emredici hükümler hiçe sayılarak 754 sandıkta memur olmayan başka yerlerden bulunmuş birtakım sandık başkanları var ve bu 212 bin küsur oya etki ediyor. Dolayısıyla bu hususlar seçimin güvenilirliğine etki ediyor. Bir şekil hukuku olan emredici hükümlere mutlak riayeti öngören bu konuda maalesef gerekli hassasiyet gösterilmemiştir.” diye tespitini yapıyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aynı şekilde, kesinlikle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu, mikrofonu açmayacağım, uzatmayacağım, daha önce de söyledim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Mustafakemalpaşa’yla ilgili olan karar ise kesinlikle aynı durumda değildir, farklı bir mütalaa vardır. O konuda gerekli açıklamalara biraz sonra devam edeceğim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Değerli grup başkan vekilleri, söz taleplerini görüyorum ancak şimdi düzeni sağlamak için önce öneriyi oylarınıza sunacağım, sonra söz taleplerini karşılayacağım, tartışmaya bir süre daha devam edelim, bu arada ama işlemimizi de tamamlayalım.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Yüksek Seçim Kurulunun İstanbul seçimlerine ilişkin iptal kararının araştırılarak seçimlere gölge düşürmemek adına alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1130) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Evet, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Akçay, sizin de söz talebiniz vardı, size de iki dakika süreyle söz vereceğim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Cumhuriyet Halk Partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde tam sayım talebine neden karşı çıktığını öğrenmek istediğine ve YSK kararına saygı duymak gerektiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Efendim, deniyor ki “YSK’nin kararında ‘Oylar çalındı.’” ibaresi yokmuş. “Seçim sonucuna müessir usulsüzlükler var.” diyor, daha ne diyecek Yüksek Seçim Kurulu? Hukuki bir ifadede bulunmuş.

Ayrıca, 2 aday arasındaki oy farkı 29 binden 13 bine inmiş. Ne olmuş? 16 bin oy hokus pokus yapılarak başta Binali Yıldırım’ın lehine yazılırken aleyhine yazılmış. Peki, bu farkın 29 binden 13 bine inmesine Cumhuriyet Halk Partisinin bir itirazı var mı? Yok, o da kabulleniyor, yani “Tamam, 13 bin. Meseleyi kapatalım.” diyor.

Bir de şu: Acaba Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul seçimlerinde tam sayım taleplerine neden karşı çıktı, bu konuyu desteklemedi; AK PARTİ’nin, Milliyetçi Hareket Partisinin bu konuda talepleri vardı. Cumhuriyet Halk Partisinin, 39 ilçenin 25 ilçesinden bazılarını az oy farkıyla kaybetmesine rağmen bu seçim sonuçlarına bir itirazı olmadığını biliyoruz, acaba neden? Tabii, bütün Türkiye’de pek çok seçime itiraz edilirken İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bu itirazlar niye yapılmadı? Bilhassa İstanbul için söylüyorum ve bilhassa 25 ilçe belediye başkanlığı için ifade ediyorum. Tabii, bunlar aklımızdaki siyasi sorular.

Dolayısıyla, oylar çalınmıştır değerli arkadaşlar, buna kimse itiraz edemez çünkü 29 binden 13 bine inmesi, 16 bin oy farkı seçim sonucuna müessir olabilecek büyüklükte bir farktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yüksek Seçim Kurulu da buna atıfta bulunmaktadır. 190 sayfada da, neler yaptığını, itirazları nasıl değerlendirdiğini ve sonuçlarını açıklıyor. Dolayısıyla, YSK kararına saygı duymak gerekmektedir.

Teşekkür ederim. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Oluç…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sizden önce Sayın Oluç’un söz talebi var Sayın Özkoç.

Buyurun Sayın Oluç, size de iki dakika süre veriyorum.

37.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Yüksek Seçim Kurulundaki hâkimlerin hukuku, hakkı ve adaleti çiğnediğine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bir noktaya özellikle vurgu yapmak istiyorum. Bu Yüksek Seçim Kurulundaki hâkimler, sadece vicdansız olmakla kalmıyorlar, aynı zamanda gasbcılar, halkın iradesini gasbediyorlar; sadece İstanbul’da halkın iradesini gasbetmiyorlar, bakın KHK’li oldukları gerekçesiyle bize tuzak kurarak tuzakçılar aynı zamanda. Van Çaldıran, Van Tuşba, Van Edremit, Diyarbakır Bağlar, Erzurum, Tekman, Kars Digor, Dağpınar’da seçilmiş olan belediye başkanlarının mazbatalarını aldılar, seçilmemiş olan Adalet ve Kalkınma Partili kişilere o mazbataları hediye ettiler, gasbettiler halkın iradesini bu Yüksek Seçim Kurulundaki hâkimler, tuzakçıdırlar, kayyum atayıcıdırlar; hukuku, hakkı, adaleti çiğnemişlerdir.

Sayın Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna sesleniyorum: Biz bir tane geçersiz oy saydıramadık ya, bütün itirazlarımız reddedildi; biz geçersiz oy saydıramadık. Malazgirt’te 3 oyla aldınız, saydıramadık.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Teröristleri koymasaydınız.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tatvan’da saydıramadık, Muş’ta saydıramadık. Bütün itirazlarımızı bu gasbcı hâkimler reddettiler. Adalet bu mu sizce? Durum budur.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oluç.

Sayın Özkoç…

38.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, önce, neredeyse bütün sayımlarda tüm sandıkları dolaşarak başındaydım. İddia edildiği gibi “Binali Yıldırım’a oy çıktığı hâlde yazılmamış da ondan oylar düşmüş.” gibi herhangi bir şey söz konusu dahi değildir.

BURHAN ÇAKIR (Erzincan) – Bunu ciddi olarak mı söylüyorsun?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece Adalet ve Kalkınma Partisi “Ampule vur, ampule vur.” dediği için ampule mühür vuran vatandaşlarımızın sandık kurulu tarafından görülmemiş oy pusulaları sayılmıştır, diğerleri maddi hata yüzünden olmuştur. Bu, bir.

Şimdi çok önemli bir şeyi söylüyorum. Hem Adalet ve Kalkınma Partisinin sözcüsü hem de Milliyetçi Hareket Partisinin sözcüsü şu 4 oyla ilgili şöyle söylediler: “Ya tamamının sayımına neden karşısınız?” dediler. Tamamını saydığınız sandıklarda da Ekrem İmamoğlu çıktı, tamamını saydırdığınız yerde de Ekrem İmamoğlu çıktı. Ama bir şey söyleyeyim; 4 oydan neden 1 tanesine karşı çıkılıyor? Şunun için Sayın Başkan: Madem bu kadar samimisiniz, madem bu kadar dürüstsünüz, madem bize soru soruyorsunuz AK PARTİ’ye de bir soru sorun; deyin ki: O zarfın içerisinde 4 tane pusula vardı. Sandık kurulu başkanı memur değil; bunlardan sadece 4 tanesinden 1 tanesinin mi sonucuna etki etti?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Evet.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece 1 tanesinin mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Evet.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Orada sandık kurulu başkanı, sandık kurulu başkanı memur değilse ve bu seçim sonucuna etki ediyorsa, siz neden 4’üne birden itiraz etmediniz? Bunu açıklamak zorundasınız.

İkinci konu da; biz dedik ki: Bütün bu seçimleri yenileyelim diye, baştan aşağı yenileyelim diye Yüksek Seçim Kuruluna…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın lütfen.

(Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç ile Isparta Milletvekili Recep Özel arasında karşılıklı laf atmalar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bağlayın lütfen.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, tutanaklara geçsin, beni tehdit ediyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne diyorsun bana?

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Beni tehdit ediyor. Beni tehdit ediyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen, tamamlayın sözünüzü.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Tehdit ediyor Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Öztunç, grup başkan vekiliniz konuşuyor ve grup başkan vekiliniz gerekirse bunu iletir. Görüşme düzenine lütfen biraz dikkat edin. Şu anda mikrofon grup başkan vekilinizde.

Buyurun Sayın Özkoç. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaşlar, arkadaşlar…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Özür dileyeceksin.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne özür dileyeceğim ya! O benden özür dileyecek.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Ben senden niye özür dileyeyim?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Özür dileyeceksin benden.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Niye özür dileyeyim?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Niye itham ediyorsun? Niye şey yapıyorsun?

BAŞKAN – Sayın Özkoç, sözünüzü tamamlayın.

Sayın Özel… Sayın Özel, lütfen…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Konuşmaya çıktım, yine söyledin.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaşlar…

BAŞKAN – Sayın Özkoç, tamamlayın sözünüzü.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi samimi şekilde şunu yapmıştır: Madem 4 pusuladan 1 tanesini, 1 tanesini reddediyorsunuz ve buna gerekçe olarak sandık başkanlarını sunuyorsunuz, o zaman biz de başvuruda bulunuyoruz tam kanunsuzluktan; o zaman 4’ünü de iptal edin, eğer ufacık bir cesaretiniz varsa onlar için de yarışalım dedik. Neden kabul edilmedi? Bunu da açıklamaları gerekiyor. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.55

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Gündemin "Oylaması Yapılacak İşler" kısmına geçiyoruz.

Değerli milletvekilleri, Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporunun Açık Oylamasına başlıyoruz.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56) (x)

BAŞKAN - Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin, oy pusulalarını, oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi açık oylama sonucunu bildiriyorum:

“Kullanılan oy sayısı                          :           238

Kabul                                                  :           228

Ret                                                      :             10   (x)

                                    Kâtip Üye                                              Kâtip Üye

                                  İshak Gazel                                        Bayram Özçelik

                                     Kütahya                                                 Burdur”

Böylece teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmış oluyor.

Değerli milletvekilleri, teklif sahibi Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz bir teşekkür konuşması yapmak ister. Kendisine yerinden veya kürsüden söz vereceğim.

Buyurun, kürsüden iki dakika söz vereyim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sayın Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum.

Tabii, insanlığın ortak değeri, dünyanın en güzel turizm bölgesi, eşsiz doğal güzelliği, kültür zenginliğiyle Kapadokya’mız ve Türk turizmi için bugün hep beraber çok güzel bir işe vesile olduk. Hepinize teşekkür ediyorum. Başta çok kıymetli, milletimizin lideri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, AK PARTİ Grubumuza, grup yönetimimize, milletvekillerimize, Komisyon Başkanımıza, Komisyon üyelerimize, tüm değerli milletvekillerimize, Sayın Turizm Bakanımız ve ekibine Kapadokya’mız adına, şahsım adına, Nevşehirli hemşehrilerim adına, Türk turizmi adına gerçekten teşekkür ediyorum.

Hepinizi tekrar dünyanın en güzel turizm bölgesi Kapadokya’da misafir etmek için heyecanla bekliyorum. Hepinize katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum. Kanunumuz inşallah Kapadokya’nın korunması, gelişmesi, planlanması için çok güzel bir iş oldu. Çok teşekkür ediyoruz. Hepinizi tekrar Kapadokya’ya bekliyorum. Kanunumuz hayırlı uğurlu olsun.

Tekrar saygılarımı sunuyorum efendim.

Çok sağ olun Başkanım. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Açıkgöz.

Değerli milletvekilleri, sisteme girip söz talebinde bulunan milletvekillerinden ikisine şimdi yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Öztunç, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Isparta Milletvekili Recep Özel’in yerinden sarf ettiği sözlerine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, az önce Türkiye Büyük Millet Meclisinde tatsız bir hadise yaşandı. Hadisenin taraflarından birisi bendim. Sayın Özel’e kürsüde konuşurken “Takke nerede?” diye laf attım, doğrudur; birkaç kez de söyledim bunu, evet, doğru. Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşurken hatiplere -ki geçen hafta ben konuşurken bana da çok sayıda laf atıldı- laf atılıyor, söyleniyor ama laf atıldıktan sonra, bana laf atıldığında ya da bir başka milletvekiline laf atıldığında çıkıp ona bir fikirle cevap verebilirsin ya da başka bir siyasi manevrayla cevap verebilirsin ama asla tehdit edemezsin. Sayın Özel burada sayın grup başkan vekilimiz olsun, AK PARTİ'nin değerli milletvekilleri olsun, hepsinin duyacağı şekilde “Seni buraya gömerim.” diye beni tehdit etti. Bunun kayıtlara geçmesini istiyorum. Bu mesele benim açımdan Türkiye Büyük Millet Meclisinde kapanmıştır, evet, doğru ama bilinsin ki şahsi olarak kapanmayacaktır. Ben Kahramanmaraşlıyım, Elbistanlıyım; Sayın Özel beni Maraşlılara, Elbistanlılara, kendi partisinin Maraş milletvekillerine sorsun. Hiç kimse bir başkasına “Seni buraya gömerim.” diyemez. Diyene de ben o lafı yediririm.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Özel buradaysa kendisine de söz vereceğim. Yok galiba…

Sayın Kerestecioğlu…

40.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Nevin Yıldırım’a verilen müebbet hapis cezasının Yargıtayda onanmasının adaletin erkek olduğunu ve erkeklerin kollanılmasına devam edileceğini gösterdiğine, TRT bünyesinde istihdam fazlası personel iddialarına, muhalif seslere barışçıl gösteri hakkının tanınması gerektiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Nevin Yıldırım’ın, yaklaşık yedi yıl önce kendisine sistematik olarak tecavüz eden ve çocuklarından ayırmak isteyen bir kişiyi öldüren Nevin Yıldırım’ın, maalesef, Yargıtayda da müebbet hapis cezası onandı Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesi, Ceza Kanunu’nda düzenlenen meşru müdafaa hükümlerini ya da sistematik tecavüze rağmen haksız tahrik indirimlerini Nevin için uygulamadı; Yargıtay da bugün verdiği onama kararıyla aynı standardı sürdürdü, adaletin erkek olduğunu, erkekleri kollamaya devam edeceğini gösterdi. Tek olumlu not, bir kadın üyenin haksız tahrik uygulanmasına ilişkin muhalefet şerhi düşmüş olması.

Hayatta başka hiçbir seçeneğinin olmaması, kalmaması ne demek, biz kadınlar bunu çok iyi biliyoruz ve Nevin’in sesi olmaya, sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Sayın Başkan, müsaade ederseniz, bugün bir de TRT çalışanlarının basın açıklamasındaydık. Onlar “istihdam fazlası personel” denerek -aslında her biri ayrı yeteneklere sahip insanlar- şimdi farklı alanlarda çalışmaya zorlanıyorlar ve hiç alakası olmayan işlere yönlendiriliyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Usulden değildir ama lütfen bağlayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Bunun için, bunu protesto etmek için basın açıklaması yaptılar ve yandaş bir istihdam için aslında, siyasi istihdam için yine kapı açılıyor. Hem “istihdam fazlası” deniyor hem de yeni kişiler, yüzlerce yeni istihdam yapılıyor.

Ve bir şeyi daha belirtmek isterim bu noktada. Yine, Ankara’da, maalesef, barışçıl bir toplantı, bir basın açıklaması yapmak gerçekten icazetle mümkün olabiliyor ancak. Bu, kınadığımız bir durum. Artık bu ülkede sadece size değil herkese, bütün muhalif seslere barışçıl gösteri hakkının tanınması için sizler de lütfen mücadele edin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Değerli milletvekilleri, alınan karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Antalya Milletvekili Atay Uslu ve Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 57 Milletvekilinin Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

2.- Antalya Milletvekili Atay Uslu ve Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 57 Milletvekilinin Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1907) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 58) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yapılan konuşma tamamlanmıştı.

Şimdi söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’a ait.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri, ekranları başında bizleri izleyen yurttaşlarımızı, yine Genel Kurulun sevgili emekçilerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli Başkan, turizm sektörü hem iç hem dış politika etkilerinin en fazla hissedildiği bir alandır. Özellikle hak ihlallerinin çoğalması, özgürlüklerin giderek daraltılması ve o ülkedeki turizmin doğrudan bunlardan etkilenmesi sonucunu doğuruyor. Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı dil ile hukukun askıya alınması toplumun bireylerinin kendilerini güvende hissetmemesine yol açıyor. Dünyanın her yerinde insanlar tatillerini tabii ki güvenli, istikrarlı yerlerde yapmak isterler. Gündelik hayatın bu kadar antidemokratikleşeceği bir yerde turizm gelirlerinin gelişmesi ve çoğalması beklenemez. Bunun en somut örneği Sayın Başkan, çözüm sürecinde 2013 yılında turizm gelirleri 32 milyara, 2014 yılında 34 milyara yükseliyor -nispeten bir çözüm süreci yürürken- ama özellikle 2014 yılının sonunda başlayan çatışmalı ortam ve nihayetinde özellikle birçok yerdeki IŞİD’in kanlı eylemleri Türkiye’de turizmin gerilemesine ve tekrar rakamların 2013’ün öncesine, 2014’e geri dönmesine neden oluyor.

Değerli arkadaşlar, bugün ülkemizde ekonomik kriz artık ciddi bir şekilde bir toplumsal travmaya dönüşmek üzere. Benim de seçim bölgem olan Gaziantep’te son zamanlarda işsizliğin yarattığı ortam gittikçe büyümektedir. Bir hafta önce belediyeye iş başvurusu yapmak üzere giden bir genç maalesef darbedilerek belediye dışına atılıyor. Yine geçen günlerde Eyüp Dal… Değerli arkadaşlar, bir genç seçim öncesinde AKP’li belediyeden iş istiyor “Seçim sonrasında bakarız.” deniyor ama seçimden sonra gittiği Şahinbey Belediyesinde “ret” cevabı alınca beş yıldır iş arayan bu genç maalesef kendisinin üzerine benzin dökerek yaşamına son veriyor.

Değerli arkadaşlar, artık bu o kadar bir travmaya dönüşmüş ki daha birkaç gün önce yine köprüde önce aracını yakan bir genç ardından yaşamına intihar ederek son verdi.

Bu anlamda her gün işsizlik rakamlarının gittikçe arttığı -sadece son altı ayda 740 bin yeni işsiz yaratıldı- bu ülkede 740 bin işsizin 342 bini sanayiden. Yani sanayi üretimi işsiz üretimine dönüşmüş durumda.

Tabii, değerli arkadaşlar, ülkede maalesef öyle bir İçişleri Bakanımız var ki her şeye müdahale ediyor, hukuk tanımıyor, Anayasa tanımıyor ve her gün bir tehditle toplumu tehdit ediyor. Daha birkaç gün önce Şanlıurfa Halfeti’de yaşanan bir çatışmadan sonra 40 kadar yurttaş gözaltına alındı, resimleri yansıdı. Bu ülkede, maalesef, sistematik işkence yapıldığı açık açık fotoğraflarla belgelendi. Gözaltına alınanlara elektrik verildiğinin, dayaktan geçirildiklerinin, ters kelepçeyle yere yatırıldıklarının ve üzerlerine basıldığının kamuoyuna fotoğrafları yansıdı. Bu ülkede uzun zamandır şunu söyleyenler, “İşkenceye sıfır tolerans.” diyenler… Maalesef, biz şunu da gördük ki, cumhuriyet savcısı açıklamasında diyor ki: “Yapılan rutin işlemdir.” Yani açıkça “Artık işkence Türkiye’de rutinleşmiştir.” demek isteniyor. Oraya bir heyet gönderdik, heyetimiz maalesef muhatap bulamadı, ne savcıyla görüşebildi ne valiyle görüşebildi. Baronun açık bir şekilde ifadeleri var. Bu Mecliste, bu Parlamentonun temsil edilen grupları bu işkence konusunda tavır almadı ve ben burada tüm grupları bu noktada görüşlerini ifade etmeye davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Soylu’nun hukuksuzluğu bunlarla bitmiyor. Bakın, Hakkâri’de bir çoban asker kurşunuyla ölüyor. İfadesinde diyor ki: “Uyarı amacıyla ateş ettim.” Ama nasıl bir uyarıysa kurşun kalbine denk geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, bağlayın sözlerinizi Sayın Toğrul.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Bağlayacağım Sayın Başkan.

Çoban yaşamını yitiriyor ve onu katleden uzman çavuş, maalesef, serbest kalıyor.

Değerli arkadaşlar, Tatvan’da haksız hukuksuz bir şekilde -seçimden sonra yine yargı bir sopa olarak kullanılarak harekete geçiriliyor- oradaki çoğunluğumuzu AKP’nin altına indirmek adına 9 belediye meclis üyemiz hakkında soruşturma açılıyor ve belediye meclis üyelikleri askıya alınıyor.

Bununla bitmiyor değerli arkadaşlar, bakın, bu Parlamentoda Grup Başkanlığımızı yapan Sevgili İdris Baluken’i hepiniz tanırsınız; bugün odası aranmak amacıyla talan ediliyor ve odasındaki her şey dökülüyor. İdris Baluken burada hepinizin çalışma arkadaşıydı, hiçbiriniz buna bir tepki koymayacak mısınız değerli arkadaşlar? Böyle hukuk devletinde turizmin, ekonominin gelişmesi mümkün müdür?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerini Sayın Toğrul, buyurun.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Herkesin yaşanan hukuksuzluklar noktasında sesini ortaklaştırması lazım. Bizim Süleyman Soylu yapıyor diye eğer AKP Grubu sessiz kalırsa emin olun daha size çok yanlışlar yaptırır, İstanbul’u kaybettiğiniz gibi ülkeyi de kaybedeceğinizi buradan ifade etmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Toğrul.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gruplar adına konuşmalar bitsin, sonra size söz vereceğim.

Gruplar adına son konuşma, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’e ait.

Buyurun Sayın Şevkin. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teklifle ilgili konuşmaya başlamadan önce, YSK’nin 6 Mayıs seçim yenileme kararına ve on sekiz gün süren, gerekçelendirilmeye çalışılan ancak bir türlü bir gerekçe uydurulamayan kararına da değinmek istiyorum.

6 Mayısta alınan karar, hukuk tarihine kara bir leke olarak düşmüştür. Tüm iktidar partisi milletvekillerine buradan sormak istiyorum: Ortaya sürdüğünüz hiçbir çalma eylemiyle en ufak bir imanın dahi olmadığı bir gerekçeli kararı içinize nasıl sindiriyorsunuz? Milletin gerçek gündemiyle, ekonominin çöküşüyle, işsizlikle, üretimsizlikle yüz yüze gelmekten daha ne kadar kaçınacaksınız? Arkadaşlar, Gaziantep’te geçen hafta bir çocuğumuz kendini yaktı. Yine İstanbul’da boğaz köprüsünde önce arabasını, sonra kendini yakarak boğazdan attı bir çocuğumuz. Çocuklarımız kendini yakıyor, kendini. Ne kadar bunu görmezlikten geleceksiniz? Ne zaman ülkenin gerçek gündemi olan ekonomiye, işsizliğe yüzünüzü döneceksiniz? Nasıl rahat uyuyorsunuz on yedi yıldır?

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere turizm sektörü elbette hem iç politikayı hem de dış politikayı etkileyen en önemli faktörlerden biri. Özellikle 2014 yılının sonlarından bu yana ülkede yaratılan kaotik ortam, ardı arkası kesilmeyen seçimler, olağanüstü hâl, dış politikada yaşanan tutarsızlıklar ülkedeki ekonomik ortamı ve turizmi olumsuz etkilemiştir. Elbette ki insanlar turizm yönünde bir seçim yaparlarken güvenli ortamları tercih etmektedirler değerli milletvekilleri.

Söz konusu bu kanun teklifiyle Bakanlığın yetki alanının genişlemesi de bazı kaygıları beraberinde getirmiştir. Önceki yıllarda birçok sosyal ve ekolojik alanın tahribatına neden olan Bakanlığa ormanlık ve mesire alanlarının tahsis edilmesi nedeniyle yeni sorunlar doğacağı öngörülmektedir. Kupon arazilerin, hazine arazilerinin korunması yerine peşkeş çekilmesi mi düşünülmektedir? Bunu sormak istiyorum. Özellikle kıyı kesimlerini rant ve talan ekonomisine kurban eden Kültür ve Turizm Bakanlığının ormanlık ve mesire alanlarını kendi bünyesine tahsis etmesi kıyı kesimlerinde yaşanacak yeni doğa katliamlarının da habercisi olacaktır.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz de eşsiz güzellik ve zenginlikte jeolojik yapılara sahiptir bulunduğu jeolojik konum nedeniyle. Bu jeolojik yapılar mağaralar, kalderalar, şelaleler, Ürgüp ve peri bacaları gibi bacalar olmakla beraber bunların az önce oyladığımız Kapadokya koruma alanı gibi hepsinin özel koruma alanına alınması gerekiyor. Buna dair Jeoloji Mühendisleri Odasının ve jeoturizmle ilgilenen komisyonun ortaklaşa hazırladığı rapor hem Çevre Komisyonumuza hem de tarafıma sunulmuştur, bunu da Meclisin dikkatine sunmak istiyorum.

Ihlara Vadisi, Munzur, Köprüçay gibi vadi kanyonları, Pamukkale gibi travertenler; Salda, Meke gibi göller; Tatvan, Nemrut ve Süphan Dağı gibi, Ankara Kızılcahamam bölgesi gibi jeopark olmaya hazır pek çok jeolojik miras ögeleri bulunmaktadır ve bunlar UNESCO tarafından jeopark alanı olarak ilan edilmelidir değerli milletvekilleri.

Neden bunu söylüyoruz? Çünkü Çin buna çok güzel bir örnektir. Bakın, Çin’de UNESCO tarafından onaylı 34 jeopark alanı ilan edilmiş ve buraya, sadece Çin’deki Gökkuşağı Dağları’na yılda 25 milyon turist gelmektedir. Bu alanları 90’a çıkarmayı hedeflemiştir Çin ve buradan 2,3 trilyon dolar gelir elde etmeyi hedeflemiştir.

Bizim dış borcumuzun 448,4 milyar dolar olduğunu varsayarsak ve geçen hafta açıklanan TÜİK verilerine göre işsizlik rakamları da 14,7 iken biz ne yazık ki ülkemize gelen 30-35 milyon turistle sevinç duymaktayız. Oysa, bu jeopark alanlarının UNESCO Dünya Mirası olarak, jeopark alanı olarak ilan edilmesiyle Türkiye turizmine ve Türkiye ekonomisine çok büyük katkıları olacaktır.

Bugün çıkarmış olduğumuz Kapadokya özel koruma bölgesinin sadece Kapadokya için değil, bu 16 jeopark alanı ilan edilebilecek son derece eşsiz güzellikteki jeolojik yapılar için de yapılması gereklidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şevkin, tamamlayın lütfen.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Hemen tamamlıyorum.

Ayrıca, bu çalışma yapılırken UNESCO Türkiye Millî Komisyonunun ilgili üyelerinden, jeoloji mühendisleri odasından, Jeolojik Mirası Koruma Derneğinden de görüşler alınması gereklidir.

Değerli milletvekilleri, ekonomimizin bu kadar bozuk olduğu dönemde “bacasız sanayi” olarak da kabul edilecek turizmin ve jeopark alanlarının mutlaka hayata geçirilmesi gereklidir diyorum.

Her şey çok güzel olacak diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Şevkin.

Şimdi şahıslar adına konuşmalara geçiyoruz.

İlk söz İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’na ait.

Buyurun Sayın Kenanoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Turizm sektöründe düzenleme yapılması ve sektörün gelirlerinin artırılması iddiasıyla bu kanun teklifiyle birlikte yeni bir düzenlemeye gidilmek istenmektedir. Fakat dikkatle bakıldığında, teklifin turizm sektöründe çalışmakta olan emekçiler aleyhinde olduğu ve yeni rant alanları açmayı amaçladığı da gözükmektedir.

Turizm sektöründe çalışan emekçilere ilişkin kanun teklifinin 1’inci maddesiyle birlikte yapılmak istenen düzenleme mevcut siyasi iktidarın emekçilere yönelik yaklaşımını bir kez daha ortaya koymaktadır. Turizm sektöründe çalışan emekçiler için çerçevesi çizilmeyen fakat koşullar itibarıyla pek iyi bir vaatte bulunamayacağı aşikâr olan yeni lojman inşa edileceği maddeyle düzenlenmeye çalışılıyor. Hâlihazırda büyük çoğunluğu güvencesiz ve mevsimlik çalışan turizm emekçilerinin, koşullarına itiraz etmeleri de pek mümkün olmuyor. Bu emekçiler için özellikle lojman uygulamasının… Nasıl bir lojman olduğunu biz üçüncü havalimanı işçilerinin lojmanlarından biliyoruz. Üçüncü havalimanında çalışan işçilerin bizzat yaşadıkları alanlara giden milletvekillerinden birisiyim. Orada hangi koşullarda, nasıl bir lojman uygulamasıyla karşı karşıya kaldıklarını görmüştük ve orada çok sayıda emekçi sırf bu nedenden dolayı yaşamlarını yitirmişti. Bu da bir ara Meclisimizin önemli gündem maddelerinden birisi olarak kürsüde sürekli dile getirilmişti.

Şimdi, bu kanun maddesinde hazineye ait mülkler, taşınmazlar ve ormanlık alanlar üzerinde tasarruf hakkı Çevre ve Şehircilik Bakanlığından alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığına geçirilmek istenmektedir bu kanunla. Oysa biz biliriz ki bu tür değişikliklerle turizm imkânları yani ülkemize gelecek insanların artışı sağlanmaz yani daha çok demokratik düzen olduğu yani demokratik sistemin işlediği ülkelere insanlar gönül rahatlığıyla gitmek ister. Kendinizden pay biçin; gitmek istediğiniz ülkede kargaşanın, her gün zulmün, bütün insanların, gazetecilerin, öğretim görevlilerinin tutuklandığı bir ortamda, kimsenin yarınının güvence altında olmadığı bir ortamdaki ülkeye mi tatile gitmek istersiniz yoksa demokrasinin, hukukun, adaletin işlediği ve insanların yaşam güvencesinin olduğu ülkelere mi gitmek istersiniz? Bu nedenle bu tür tedbirlerle değil, demokratik tedbirlerle bu işlerin çok daha kolay olacağını belirtmek isterim.

Zamanımın kalan kısmında polemiğe çok girmeden bu Dersim üzerindeki tartışma konusunda kendi köyümden örnek anlatmak isterim. Bu değişikliklerle 12.211 yerleşim yerinin ismi değiştiriliyor ve yaklaşık Türkiye genelinde yüzde 35’e tekabül ediyor ve 1940’tan itibaren başlıyor. Şimdi, benim köyüm Tokat Almus Hubyar köyü. 1940’larda ismi Uzunbelen olarak değiştiriliyor. Gerekçe belli; işte, Ermenice isimler, Rumca isimler ya da onlara ait özgün birtakım yer isimleri, Kürtçe isimler değiştiriliyor ve bu gerekçeyle benim köyümün ismi de değiştiriliyor. Bizimkiler isyan ediyor, diyorlar ki: Yapmayın, etmeyin, eylemeyin. Hubyar, Hubyar Sultan’dan gelen bir Türkmen atasının ismidir ve Alevi inanç önderidir. Yani bu ismi değiştirerek siz nereye varmak istiyorsunuz? Kimse dinlemiyor ve bu ta ki 1980 sonrasında devletin Alevilik politikası, Türk-İslamcı sentez üzerine oturtulmaya çalışıldıktan sonra kabul ediliyor ve biz değiştirilen ismimizi ancak ondan sonra geri alabiliyoruz ve şu anda tekrar Hubyar köyü olarak kayıtlara geçiyor ve bu şekilde biliniyor.

Aynı şekilde yine Tokat Almus’ta Kul Himmet var. Kul Himmet de yine Alevilerin 7 ulu ozanından birisidir ve kendisi bir Türkmen’dir, tarihî kayıtlarda da böyle geçer. Kul Himmet kasabasındakiler de belediyede karar alıyorlar isminin değiştirilmesi konusunda, valiliğe de müracaat ediyorlar. Tıpkı bugün Dersim’deki belediyenin almış olduğu karar gibi isminin değiştirilmesi üzerinden bir talepte bulunuyorlar ve Kul Himmet ismi kabul edilmiyor. Yani bu bir Türkmen’dir; hani, başka türlü bir gerekçe uydurabilirsiniz ama buna bulabileceğimiz gerekçe herhâlde olsa olsa sadece Alevi ulu ozanlarından birisinin ismi olmasından kaynaklıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kenanoğlu, bağlayın sözlerinizi lütfen.

ALİ KENANOĞLU (Devamla) – Kul Himmet kasabası Kul Himmet’in mekânıdır, makamıdır ve ziyaretgâhıdır ancak kasabanın isminin kendisiyle hiçbir alakası yoktur; eski ismi Varzıl’dır, şimdi Görümlü olarak geçiyor. Oranın da talebi, isimlerinin değiştirilmesine yönelik. Bu isim değiştirilmesi öyle sizin ele aldığınız gibi değildir, halkın talebi varsa o halkın talebi, onlar açısından manevi değeri dikkate alınmak zorundadır. Bu işler böyle Ankara’da oturarak karar verildiği için bu hâle gelmiştir, siz bir Türkmen atasının ismini bile değiştirmişsinizdir o yüzden. Karşı karşıya kaldığımız durum budur.

Dersim halkının da talebi, Dersim’in kendileri için önemi nedeniyle, onlar açısından ifade ettiği gerçekler nedeniyle “Dersim” olarak yeniden değiştirilmesidir. Belediye kararıyla değiştirilmiyor, belediye bu kararı alıyor, daha sonra bunu talep ediyor ve bu talebin yerine getirilmesini de biz buradan o insanlarla birlikte onların talebi olarak haykırıyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kenanoğlu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu’nun da söz talebi var, size de söz veriyorum.

Buyurun Sayın Akçay.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, sayın konuşmacı tabii kendi değerlendirmesini yaptı ama Türkiye Cumhuriyeti’nin bir anayasası var, kanunları var, herkesin de bir görev ve yetki sınırları var. Tunceli Belediyesi Meclisinin belediye hizmet binalarındaki “Tunceli” ibaresinin “Dersim” olarak değiştirilmesi kararı her şeyden evvel hukuken yok hükmünde, Anayasa’ya da, kanunlara da aykırı. Belediyeler kanunla kurulur, isimleri kanunla verilir, belediye meclisleri kendilerini kanun koyucu yerine koyamaz, belediyeler kafalarına göre de isim değiştiremez. 1935’te Tunceli Kanunu çıkmıştır, “Tunceli” isminin “Dersim” olarak değiştirilmesi Türkiye Cumhuriyeti’ne, Anayasa'ya, kanunlara meydan okumaktan başka bir şey değildir. Dolayısıyla bu Tunceli Belediye Başkanı olan şahsın bu dayatmalarına hoşgörü gösteremeyiz. Ayrıca böyle bir talep de yoktur. Seçilmiş olmak, hukuk dışı, kanunlara aykırı karar vermeyi haklı kılmaz. Dolayısıyla bu yapılmak istenen tasarruf üzerindeki hukuki işlemlerin de yapılmasını bekleriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım mikrofonu.

Bağlayın sözlerinizi Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Türkiye'de, Anadolu’da binlerce, belki de on binlerce yerin isimleri çeşitli vesilelerle binlerce yıldır değiştirilmiştir ve Türkiye Cumhuriyeti’nde de zaman zaman… Mesela, 1936’da, benim doğduğum ilçe olan Yeşilova’nın eski adı Satırlar’dır, Türkiye Cumhuriyeti Meclisi kanun çıkarmak suretiyle bunu “Satırlar” olarak değiştirmiştir. Bunun doğruluğunu, yanlışlığını tartışmak ayrı bir bahis fakat “Ben yaptım oldu, ben bunu tanımıyorum.” vesaire demek ayrı bir bahis, bu da tartışılabilir, görüş ifade edilebilir.

Ayrıca Dersim de bir coğrafi bölgeyi ifade eder; aynı, işte, Gediz Ovası, işte, -Adana- Çukurova şeklinde veya Canik diyarı gibi, Bakırçay Havzası gibi bir coğrafi tanımlamayı ifade eder. Buradan birtakım siyasi ve etnik çıkarımlar yapmayı da doğru bulmayız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Sayın Akbaşoğlu, size de iki dakika süre veriyorum.

Buyurun.

42.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde HDP Grubu adına ve İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel yapılan konuşmalar çerçevesinde dün de gündeme gelen Şanlıurfa Halfeti’deki ve Tatvan’daki hadiselerle ilgili açıklamayı yapmıştık, onları tekrar ifade etmek isterim. Halfeti’yle ilgili olaylarda bazı sosyal medya çevrelerinde bazı asılsız resimlerin dolaştığıyla ilgili bir bilgi söz konusu. Bu konuyla ilgili iddialarla adli mercilerin bir inceleme başlattığı ve bunun takip edildiğini de Şanlıurfa Başsavcılığı ortaya koymuş vaziyette. Şunu ifade etmek isterim ki Türkiye’de hiçbir şekilde işkence ve kötü muameleye bir tolerans tanınması söz konusu değildir. Temel hak ve özgürlükleri genişleten bir partidir AK PARTİ. Ve bu konuda malum, Anayasa’nın 90’ıncı maddesinde temel hak ve özgürlükler çerçevesinde uluslararası anlaşmaların bir iç hukuk düzenlemesi hâline getirilmesine de bu iktidar vesile olmuştur. Dolayısıyla bunun kayıtlara geçmesini isterim.

Tatvan’da Meclis üyeleriyle ilgili duruma gelince: Bunlar kamu görevlisi olduğu için ve bir adli tahkikat başlatıldığı için… Bütün kamu görevlileriyle ilgili başlatılan adli tahkikatlarda soruşturmanın selameti açısından açığa alma durumu söz konusu olabiliyor. Eğer yapılan inceleme neticesinde bir problem yoksa göreve iade, varsa eğer kanuna aykırılık onun gereğini yapma durumu söz konusu oluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi lütfen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Dersim’le ilgili de şunu ifade etmek isterim ki malum, egemenlik kayıtsız şartsız millete ait, hiçbir kişiye, zümreye bırakılamaz. Kanun yapma yetkisi de Meclise aittir, dolayısıyla hiçbir makam, kişi Anayasa ve kanunlardan neşet etmeyen bir yetkiyi kullanamaz. Herkesin görevi bellidir, iradesi bellidir; ona uygun hareket edilmesi gerektiği çok açıktır.

Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Kayıtlara geçsin diye söz aldım Sayın Başkan.

Şimdi, AKP Grup Başkan Vekili şunu söylüyor, diyor ki: “Asılsız görüntüler…” Şu ana kadar söz konusu görüntüler hiçbir şekilde yalanlanmadı, görüntüler gerçektir; polis memurları tarafından paylaşılan görüntülerdir. Bakın, görüntü her yerde yer almış ve bugüne kadar tek bir yalanlama yapılmamış, ilk kez siz yalanladınız burada “asılsız” diyerek. Aslında işkenceye bir şekilde de göz yumma gerekçesi yapıyorlar “asılsız” diyerek.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Toğrul.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu, asla bir göz yummayla ilgili değil, sosyal medyada bazı asılsız görüntülerin dolaştığıyla ilgili bir durum tespitini de yaparak onun üzerinden bir açıklama yaptım, konuyla alakası olmayan bir durumdur.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Konu anlaşılmıştır.

Evet, değerli milletvekilleri, şimdi, sisteme giren 6 milletvekili var; şu an itibarıyla bu 6 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim, bundan sonra sisteme girecek milletvekillerine de daha sonra görüşmelerin akışı içinde yine söz vereceğim.

Sayın Özen…

43.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, bulaşıcı hastalıkların artmaması için Ceyhan Nehri’ndeki kirliliğe çözüm bulunması gerektiğine ilişkin açıklaması

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Değerli Başkan, teşekkürler.

Ben Kahramanmaraşlıyım. Kahramanmaraş’ın en büyük nehri Ceyhan Nehri’dir. Ceyhan Nehri Göksun’dan çıkar, Elbistan’dan çıkar. Elbistan, çok şehirlerimizden daha büyük bir ilçedir ve bu ilçelerimizin lağımları hiçbir arıtma tesisi olmadan nehre akıyor, nehre bırakılıyor; balık üretiliyor, sulamada kullanılıyor, yazları da Göksun Çayı çok azalıyor, o ovada kokudan durulmuyor. 21’inci yüzyılda bu bizim utanç tablomuzdur, yetkililerin acil önlem alması gerekir, yazın bulaşıcı hastalıkların çoğalmaması için bir an önce önlem alınmalı.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

44.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, siyasetin insanlığın ve toplumun bütün kesimlerini ilgilendirdiğine, egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğuna ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Siyaset, insanlığın ve toplumun bütün kesimlerini ortaklaşa ilgilendirmektedir. Hepimize yüklenen misyon, sosyoekonomik adalet temeline dayalı bir toplum düzenini sürdürmek olduğuna göre, bu görevin ifasında belirleyici rolü siyaset ve yönetim oynamaktadır. Siyasi erkin istişare ve şûrayla aldığı kararlar herkesi bağlamaktadır. Millet iradesine dayalı ve istişareye uygun icra edilen siyaset, monarşik, despotik ve oligarşik temayül ve yolları bütünüyle tıkayıp engeller. Bu, millet iradesinin hâkimiyeti demektir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

Hint filozofu Beydeba “Huzur ve refah için siyaset elzemdir. Siyaset adaletle ve sorumluluk bilinciyle yapılmazsa tıkanır ve tıkar.” demektedir.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

45.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, YSK’nin tarafsız ve bağımsız olması gerektiğine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin gerekçeli kararın 200 sayfadan ibaret olmasının kararın siyasi olduğu yönündeki şaibeyi ortadan kaldırmadığına ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, Yüksek Seçim Kurulunun, kuruluş kanunu gereği tarafsız ve bağımsız olması gerekir. Kararları bizzat başkan tarafından açıklanır ancak Yüksek Seçim Kurulunun gerekçeli kararın açıklanması tarihini kendisi öncelikle açıklaması gerekirken Cumhurbaşkanı tarafından açıklanmasının sebebi nedir? Bu açıklama, YSK’nin taraflı olduğunu göstermiyor mu?

Yine, YSK’nin verdiği gerekçesiz iptal kararını öncelikle kendisinin açıklaması gerekirken kurulda yetkileri olmayan AKP ve MHP’nin açıklamasının sebebi nedir? Bu kararı onlar mı verdiler ki açıklama yapıyorlar? Madem kararınıza güveniyorsunuz, neden basının karşısına çıkıp açıklamıyorsunuz?

Yine, YSK, sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmaması gerekçesini göstererek seçimi iptal etmişse de bu sandık kurulu üyelerinin hangi noktalarda seçim sonucunu etkilemiş olduklarını delilleriyle birlikte açıklamak zorundadır. Kaldı ki bu görevleri yapanlar ilçe seçim kurullarıdır, denetleyen de YSK’dir. Durum böyle olmasına rağmen kendi suçlarını adayların, seçmenin ve partilerin üzerine yükleyemezler. Kısacası iptal kararının 200 sayfadan ibaret olması, kararın siyasi olduğu yönündeki şaibeyi ortadan kaldırmıyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kara…

46.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl-Elâzığ karayolu Bilaloğlu mevkisinde bölücü terör örgütü PKK’nin hain saldırısı sonucu şehit olan 33 asker ile her bir şehidi unutmadıklarına, unutturmayacaklarına ilişkin açıklaması

ESİN KARA (Konya) – Sayın Başkan, büyük Türk milletinin değerli milletvekilleri; 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl-Elâzığ karayolu Bilaloğlu mevkisinde bölücü terör örgütü PKK’nın hain saldırısı sonucunda 33 askerimiz şehit olmuştur. Hiçbir şehidimizi unutmadık, unutturmayacağız. Unutursak gök girsin, kızıl çıksın. 1980’de Eruh’taki ilk şehidimizden bugüne kadar tüm şehitlerimizi şehit eden, mermiyi sıkan elleri, onlara bu emirleri verenleri ve artlarındaki güvendikleri bilcümle güçleri yerle yeksan etmedikçe Türk milleti rahat uyku uyumayacaktır. Anadolu, Türk’ün son yuvasıdır, kıyamete kadar da son vatan olmaya devam edecektir. Bunun haricinde rüya görenlerin ya cehennemdeki layık oldukları çukuru buluncaya kadar ya da Anadolu topraklarından defibela oluncaya kadar enselerindeyiz. Hatırlatmakta fayda görüyorum.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Koç…

47.- Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’un, Ağrı ili Diyadin ilçesi belediye binasının önüne polis tarafından x–ray cihazı konulmasını kınadıklarına ilişkin açıklaması

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ağrı’nın Diyadin ilçesi belediye binasının önüne istenmemesine rağmen polis noktası ve x–ray cihazı konulmuştur. Belediyeye gelen vatandaşın üzeri aranmakta ve GBT sorgulamasından geçirilmektedir. Halk ile yönetim arasına engel konulmaktadır. Birkaç saat önce belediye eş başkanımızın mevcut olan uygulamanın yanlış olduğunu söylemesi üzerine, fotoğrafta görüldüğü üzere, 20-30 kadar sivil polis belediye binasını basmak suretiyle belediye eş başkanlarına ve halkımıza gözdağı vermiştir. Bu tür uygulamaları kınıyor, derhâl son verilmesini talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydeniz…

48.- Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in, tarih ve kültür mirası Diyarbakır ili Sur ilçesine ilişkin açıklaması

SALİHE AYDENİZ (Diyarbakır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

30’a yakın uygarlığın yaşam sürdüğü, tarih ve kültür mirası Sur’dan bahsetmek istiyorum. 2015 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dâhil olmuştur. 2015 yılında Diyarbakır Sur’da yaşanan olaylar sonrası meslek örgütleri ve tarafsız bir kurumun Sur’da gözlem, tespit yapmasına izin verilmemiştir. Sur’da tamamen yıkılan 6 mahalle kurtarılabilirdi. O dönem Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün çalışmaları sonucunda yüzde 17’sinde ağır tahribat olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen 6 mahallenin tamamı yıkıldı, 247 tarihî tescilli yapı yok edildi. “Sur, Toledo gibi olacak.” denildi. Neden? Tarihin, kültürün mirası olan Sur için bu yaptırıma neden ihtiyaç duyuldu? Ermeni taş ustalarının emeğini, işçiliğini yok sayarak tarihî değeri, yaşanmışlıkları yıkıp onun yerine betonarme, sözde avlulu taklit binalara ne gerek vardı? Bu avlulu yapıların bir geleneğin izi olduğunu unutmayalım.

Birinci derece sit alanı olan surların dibine dökülen betonların dokuya zarar verdiği aşikârdır. Sur’da yaşayan halkın açmış olduğu davalar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aydeniz.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

2.- Antalya Milletvekili Atay Uslu ve Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 57 Milletvekilinin Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1907) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 58) (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa üzerlerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Mahmut Celadet Gaydalı                                         Abdullah Koç                                    Hüseyin Kaçmaz

                                     Bitlis                                                                Ağrı                                                         Şırnak

                             Salihe Aydeniz                                                                                                                  Murat Çepni

                                Diyarbakır                                                                                                                            İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Sizleri, kamuoyunu ve tüm siyasi tutukluları saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, turizm, ekonomik ve kültürel kalkınmanın en önemli araçlarından biridir. Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik darboğazın çıkışı yine turizmin sağlayacağı katma değerlerle olacaktır. Turizmi tek boyutlu ele almamız, onu sadece 5 yıldızlı, 7 yıldızlı otellere çekebileceğimizi sanmamız inanın tamamen bir yanılgıdan ibarettir. Turizm çok boyutlu bir durumdur. Ülkemizdeki adalet sisteminin, özgürlük algınızın ne kadar geniş olduğu turizmle doğru orantılı olarak gelişir. Ülkenin kutuplaştırıldığı OHAL’ler, insan hakları ihlalleri, en demokratik anayasal haklarını kullananlara dahi uygulanan insanlık dışı müdahaleler, KHK’ler ve benzeri birçok durum turizmi doğrudan etkilemektedir.

Çözüm sürecinin son bulması otoriter bir rejimin de başlangıcı oldu. Adalet saraylarının sarayın adaletine dönüştüğü, üstünlerin hukukunun uygulandığı, demokrasinin, insan yaşamının, tarihin, kültürün ve seçmen iradesinin AKP onayı olmadan geçemeyeceği bir Türkiye algısı inşa edildi. Ve son olarak 20 Mayıs tarihinde 14 belediye meclis üyemizin 9’u görevinden uzaklaştırıldı. Hepsi hakkında 11 Nisan günü soruşturma başlatılıyor. Yalnız bu arkadaşlar 12 Nisanda mazbatalarını alarak göreve başlıyorlar. Yani AKP kanunsuzluğuna kılıf bile aramaya artık tenezzül etmiyor. Amaç, tamamen, belediye meclisinde çoğunluğu alarak istedikleri şeyi yapmak, denetimden ve gözetimden kaçmaktır. Hukuku koruduğumuz, insan haklarına saygılı olduğumuz sürece turizm gelişebilir.

Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin 1’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca “Turizm tesisleri sınıflandırma çalışmalarında Sınıflandırma Komisyonunda görev alacak sektör temsilcilerinin bulunmadığı durumda üç Bakanlık kontrolörü yerine, iki Bakanlık kontrolörünün görevlendirilmesi uygun görülmüştür.” denilmektedir. Söz konusu kontrolör sayısını düşürme sebebi olarak da gerekçede ve Komisyon çalışmalarında personel sayısı eksikliği ve mevcut personelin verimli kullanımının hedeflendiği defaaten belirtilmiştir. Fakat işsizliğin yüzde 15’lere ulaştığı ve bu sayının her geçen gün daha da arttığı, insanların devlet kapısında yeni iş bulabilmek adına KPSS sınavları ve mülakatlara defalarca katılmaya çalıştığı böyle bir Türkiye gerçekliğinde, yetersiz personel açıklaması yapmak doğru bir yaklaşım olmamakla birlikte, kontrolör yetiştirmenin uzun sürdüğü gerekçesini kabul etmek de mümkün değildir. Heyet üyesi ne kadar fazla olursa alınan karar da daha demokratik, tartışmaya mahal vermeyecek ölçüde doğru ve sağlıklı olur. Dolayısıyla sayıyı düşürmek değil yeni kontrolörler yetiştirmek Bakanlığın hedefi olmalıdır.

Yine, ikinci fıkrada personel lojman alanı tanımı yapılmış, tanımda “denize cephesi bulunmayan” ifadesi Komisyonda da tartışılmıştır. Bu ifadenin mevcut şeklinin değiştirilmesi önemlidir. Bakanlık yetkilileri tarafından personel lojman alanının tesislere 8 ila 10 kilometre uzakta olacağı belirtilmiştir. Fakat anlaşılması ve söz konusu personelin mağdur edilmemesi açısından ne gibi bir çalışmanın yapılacağı hususuna da değinilmemiştir.

Yine, odaların hangi ölçülerde ve kaç yataklı olacağı, temel ihtiyaçlarını giderebilecekleri sahaların yapılıp yapılmayacağı da belirtilmemektedir. Amaç emekçi personelin moral ve motivasyonunu artırmak, daha iyi hizmet vermelerini sağlamak olmasına rağmen buna yönelik bir emare bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, bir komisyon seyahatinde AKP milletvekilleriyle sohbetimizde sayın vekillerden birinin “Teknolojide biz NASA’dan öndeyiz.” ifadesini hayretle dinlemiştim, şimdi bu vekile hak veriyorum. Ben yirmi yıl önce Amerika’ya, NASA’ya iş yapan bir teknoloji firmasının davetlisi olarak gitmiştim, parmak izi ve iris taramasıyla kapı kilidinin açılması teknolojisine orada şahit olmuştum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bağlayın sözlerinizi Sayın Gaydalı.

Buyurun.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) – Bugün görüyorum ki iris tarama teknolojisini acayip bir şekilde geliştirip seçimlerde kimin hangi partiye oy vereceğini belirliyorsunuz! Bu teknolojiyi mümkün olduğu kadar gizli tutun, mümkünse bu mucitleri tecrit altına, hatta koruma altına alın! Maazallah, bu teknoloji sizden çıkarsa dünya demokrasisi allak bullak olur!

70’li yıllardan beri “Fakir ülkeyiz.” teraneleriyle büyüdük. Fakiri doyuramadığımız için değil, zengini doyuramadığımız için fakiriz, fakirleşiyoruz.

Son bir cümleyle bitirmek istiyorum, aç karnı doyurmak mümkündür ama aç gözü doyurmak mümkün değildir diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gaydalı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesinin birinci fıkrasındaki “(1) bendinde yer alan ‘üç Bakanlık kontrolörünün’ ibaresi ‘iki Bakanlık kontrolörünün’ şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya” ibarelerinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                  Kazım Arslan                                                       Nihat Yeşil                                                         Baha Ünlü

                       Denizli                                                               Ankara                                                             Osmaniye

                 Hüseyin Yıldız                                              İlhami Özcan Aygun                                     Mehmet Ali Çelebi

                        Aydın                                                              Tekirdağ                                                               İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Kazım Arslan.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 58 sıra sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, düzenlemenin 1’inci maddesinin turizm işletmesi belgeli tesisler için çalışma yapacak Sınıflandırma Komisyonu için sorunlu bir düzenleme getirdiğini görmekteyiz. Gerçekçi bir değerlendirme için kontrolör olarak görevlendirilecek kişilerin sayısını azaltmak yerine artırmak gerekir. Sektör temsilcisi yoksa üç bakanlık kontrolörü yerine iki kontrolörü yeterli görmek yanlıştır. Kontrolör sayısını düşüren bu maddeyle turizm tesislerini sınıflandırma çalışmalarını daha verimli hâle getirmek de mümkün değildir. Bakanlığın personel sayısının eksikliğine sığınarak, personeli verimli kullanma gerekçesine dayanarak sorumluluktan kurtulması kesinlikle mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, maddedeki personel lojman alanı tanımının belli ki otellerde daha fazla yer açmak, personeli uzakta bir alanda barındırmak için olduğu gerçektir. Personel lojman alanının tanımı daha net yapılmalı, bu alanın turizm tesisine en fazla ne kadar uzaklıkta olması gerektiği de burada yazılmalıdır. Teklifin “tanımlar” kısmında geçmeyen ama bakanlığın komisyon görüşmelerinde söylediği üzere, bu personel lojman alanının denize kıyısı olmayacak, tesise 8-10 kilometre uzaklıkta olacaktır. Ne var ki bu düzenlemede otel alanı genişletilirken sınırlı alanda daha çok gelir elde etme hesabının yapıldığı da görülmektedir. Ayrıca, bu personel lojmanının zamanla turizm tesisine ilave tesis olarak eklenmesine yani düşük fiyatlı oda olarak satışa sunulmasına engel olacak bir ifade de burada yer almamıştır.

Değerli milletvekilleri, önemli olanın turizmi çeşitlendirmek suretiyle, sahil turizminin yanında kış turizmini, kültür ve kongre turizmini de artırmak ve geliştirmek olduğunu düşünüyorum. Ekonomik krizden çıkış için öncelikle yatırım yapılması gereken alanın aslında turizm olduğunu da belirtmek isterim çünkü turizm aslında “bacasız sanayi” olarak da ifade edilen bir kurumdur. Ekonomimizde önemli bir yeri vardır, daha iyi bir noktaya taşınmaya ihtiyacı olduğu da bir gerçektir. Çünkü aslında, turistler tarafından güvenli ülkelerin, demokratik ülkelerin, hukuk güvenliğinin olduğu ülkelerin ve can güvenliğinin olduğu ülkelerin öncelikle tercih edildiği de bir gerçektir. Onun için, ülkemizde yaşanan kargaşa, yaşatılan gerginlikler ve siyasi çekişmeler aslında, ülkede sürekli bir problem yaşandığı gerçeğini ortaya çıkarmaktadır; aynı zamanda demokrasimizi de zarara uğrattığı bir gerçektir.

Şimdi, bununla birlikte, özellikle dış politikada izlediğimiz yanlış politika sebebiyle, Orta Doğu politikamızdaki büyük yanlışlıklar ve Suriye politikasında değişim yapılmaması sebebiyle Dışişleri Bakanlığının ülkemizin saygınlığını ve itibarını önemli ölçüde düşürdüğünü görmekteyiz. Bu nedenle, uygulamış olduğumuz dış politikalar nedeniyle geliri yüksek olan ülkelerden ülkemize turistin gelmediğini ve daha çok, geliri düşük olan ülkelerden geldiğini ve dolayısıyla, bu nedenle de gelirimizin giderek düştüğünü görmekteyiz. Bugün, Yunanistan gibi, İtalya gibi, İspanya gibi turizmde öncülük yapan ülkelerde turistten elde edilen gelir kişi başına 1.500 dolar olurken Türkiye’de bu, 600 dolar civarında kalmaktadır ki bu, bizim için gerçekçi bir rakam değildir. Ülkemizin turizme daha çok açılması, potansiyelinin daha iyi kullanılması, tesislerinin daha iyi kullanılması ve ülkemizin daha güvenli hâle getirilmesi noktasında da çalışmalara ihtiyaç vardır diye belirtmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Denizli’mizde Pamukkale gibi önemli bir turistik yerimiz vardır ama biz bunu Türkiye’deki insanlarımıza bile göstermeyi beceremiyoruz. Denizlili vatandaşlarımız bile buraya gitmekte zorlanıyor. Giriş ücretinin 50 Türk lirası olarak belirlenmesinin bu ören yerimize insanların gitmesini, özellikle, gençlerimizin kendi memleketini bile öğrenmesini ve turistik yerlerini, kültürel yerlerini ve ören yerlerini görmesini engellediğini düşünmekteyim. Bu nedenle, öncelikle kendi vatandaşımızın, kendi hemşehrilerimizin daha iyi bir şekilde kendi memleketini öğrenmesi, önemli turistik merkezlerini hem kamuoyunda hem de dünyada tanıtabilmesi için onların giriş imkânlarının kolaylaştırılması ve ucuzlatılması gerekiyor. Onun için, Denizlili hemşehrilerimizin -gerçekten Denizlili olarak kendi kimliğinde T.C. yazan her bir vatandaşın Denizlili olması sebebiyle- girişinin 50 Türk lirasından 5 Türk lirasına düşürülmesinin önemli olduğunu belirtmek istiyorum.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Arslan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç önerge vardır. İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Yavuz Ağıralioğlu                                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                 Tuba Vural Çokal

                       İstanbul                                                               Adana                                                               Antalya

              Hayrettin Nuhoğlu                                             İbrahim Halil Oral                                    Ahmet Kamil Erozan

                       İstanbul                                                              Ankara                                                                Bursa

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                 Salihe Aydeniz                                                    Murat Çepni                                                   Abdullah Koç

                     Diyarbakır                                                              İzmir                                                                   Ağrı

                Hüseyin Kaçmaz                                                                                                         Mahmut Celadet Gaydalı

                        Şırnak                                                                                                                                           Bitlis

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz Ağrı Milletvekili Abdullah Koç’a ait.

Buyurun Sayın Koç. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ABDULLAH KOÇ (Ağrı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, Parlamento üyesi olup da açlık grevinde olan Sayın Leyla Güven, Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç vekillerimizin şahsında cezaevlerindeki yaklaşık 3 bin açlık grevi direnişçisini selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda görüşülmekte olan kanun teklifi, Turizmi Teşvik Kanunu. Turizmin konusu, insanlığın ortak mirası olan dağlar, nehirler, denizler, tarihî eserler, kültürler, diller, toplumların etnik yapısı, toplumların yaşam tarzlarıdır. Bu bağlamda, şu anda görüşülmekte olan “Turizmi Teşvik Kanunu” dediğimiz zaman, siz bununla ne getirmeye çalışıyorsunuz, ne yapıyorsunuz, onun bir karnesini çıkarmak istiyorum.

“Teşvik” diyorsunuz ama Hasankeyf gibi tarihî ve doğal güzelliklerin bir arada bulunduğu 15 bin yıllık bir geçmişe sahip bir turizm mücevherini ömrü yüz yıl dahi olmayacak bir baraja kurban ediyorsunuz. “Turizmi teşvik” diyorsunuz, Dersim dağlarındaki ormanları yakıyorsunuz; Diyarbakır Sur, Şırnak Cizre ilçelerindeki tarihî yerleri tahrip ediyorsunuz; Kürt coğrafyasındaki turizm alanlarını, dağlarını ve ormanlarını yasaklıyorsunuz. “Turizmi teşvik” diyorsunuz, rant kurmaya yönelik politikalar geliştiriyorsunuz. “Turizmi teşvik” diyorsunuz, yerleşim yerlerini Kültür ve Turizm Bakanlığının insafına terk ediyorsunuz. “Teşvik” diyorsunuz, Hasankeyf’i bile korumaya değer görmeyen bu Hükûmet, rant ve talan ekonomisine uygun projeler gerçekleştiriyor. Peki, “teşvik” diyorsunuz, başka neler yapıyorsunuz? Başka, Göbeklitepe örneğinde olduğu gibi, Nevali Çori örneğinde olduğu gibi bu coğrafyada tarih öncesi çağlardan beri yaşayan Kürtlerin, Rumların, Süryanilerin, Ermenilerin ve diğer halkların 12 bin yıllık kültürel mirasları, kolektif bilinçle, eğitim materyallerinde ve müzelerde, bu halkların inkârlarıyla yer buluyor. Peki, “teşvik” diyorsunuz, ne yapıyorsunuz? Nevali Çori’yi sular altına terk ediyorsunuz. Başka ne yapıyorsunuz? Türk ve Müslüman olmayan halkların kültürel mirasını yok sayıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bu teşviklerle başka ne yapmaya çalışıyorsunuz? Bu teşviklerle Kürt’e dair ne varsa hepsini bu iktidarın ve resmî ideolojinin hedefi hâline getiriyorsunuz. Yani, asimilasyonu had safhaya çıkarıyorsunuz. Kürt siyasi hareketine yönelik sindirme hareketi geliştiriyorsunuz. Bütün bu çok sesliliği savunan ve çok kültürlülüğü savunan partimize yönelik, eş başkanlarımız, milletvekili arkadaşlarımız, belediye eş başkanlarımız, belediye Meclis üyeleri ve en nihayetinde muhtarlara varana dek Kürt siyasetinin her halkasını tarihte benzeri az görülen bir saldırıyla karşı karşıya bırakıyorsunuz.

“Teşvik Kanunu” diyorsunuz, başka ne yapıyorsunuz? Kürt dili üzerinde baskı oluşturuyorsunuz. Kürt halkının yaşamı üzerinde ve diğer halkların yaşamı üzerinde baskılar oluşturuyorsunuz. Dil düşmanlığı yapıyorsunuz. 20 milyona yakın olan bir halkın dilini inkâr ediyorsunuz. “Teşvik” diyorsunuz, başka neler getiriyorsunuz? Orijinal ismi Kürtçe olan ve tarihî, turistik bakımdan önem arz eden yerleşim yerleri ve tarihsel eserlerin isimlerini değiştiriyorsunuz. “Teşvik” diyorsunuz, bir halkı ve bu coğrafyada kadim olan bütün halkları yok sayıyorsunuz.

Peki, bunun için ne yapmalı değerli milletvekilleri? Bunun için, turizmin geliştirilmesi ve halkların bir arada yaşamalarının sağlanması için, bir: Zengin olan tüm kültürler korunmalı, halkların tarihsel ve sosyolojik yapıları korunmalıdır. Dil üzerindeki yasak ve baskıların kaldırılması, okullarda eğitim dili olmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Coğrafyalar, tarihî eserler orijinal isimleriyle anılmalıdır. Hâlbuki bu kanun teklifiyle yukarıda saydığımız kültürel, tarihî ve siyasal soykırımları sona erdirmeye dair hiçbir adım atılmamaktadır. Bu nedenle desteklemiyoruz.

Hepinize saygı sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Koç.

Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kayıtlara geçmesi açısından ifade etmek isterim ki birçok ithamı barındıran ve tamamı gerçek dışı olan bir konuşma dinledik. Buradaki iddiaların hepsini reddediyoruz.

Temel hak ve özgürlükler konusunda bu iktidar bütün 82 milyon insanımızın daha güzel bir noktaya gelmesi için elinden geleni yapmıştır ve yapmaya devam edecektir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akbaşoğlu.

Aynı mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan’a ait.

Buyurun Sayın Erozan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AHMET KAMİL EROZAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir değişiklik olsun diye bugün dış politikadan bahsetmeyeceğim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim, dün Sayın Nuhoğlu da belirtti: Bu kanun teklifinin bir torba kanun veya bir çuval kanun değil, tematik bir kanun olarak Meclise gelmiş olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim.

İkinci konu: Tabii, turizm önemli bir sektör ekonomimiz açısından. Bu konuya odaklanılmış olması da bizim açımızdan sevindirici bir husus. Ancak metni okuduğumuzda, maalesef, her zaman yazılanların uygulamaya konulamayacağını da gözlemiş bulunmaktayız. Yani bana sorarsanız bu 2’nci madde -biraz evvel başka bir arkadaşımız da değindi- buram buram rant kokmaktadır. Ne demek istediğimi birazdan açacağım.

Buradaki tahsislerle ilgili bir maddede, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı bekleniyor tahsisler açısından. Bunu yapabilmek için de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bir yazı yazılıyor, iki ay içinde bir cevap gelmezse bu bir “zımni kabul” sayılıyor. Hâlbuki Türkiye gibi bir ülkede cevap gelmemesinin “zımni ret” olarak kabul edilmesi lazım.

Niye bunu söylüyorum? Çevre Bakanlığındaki bir bürokrat arkadaş o tahsisin yapılamayacağı kanaatinde olsa ve bunu makama imzaya götürse ve bakan da “Ya, biz o arkadaşları tanıyoruz. Siz iki ay buna cevap vermeyin.” dese, o bürokrat arkadaş ne yapacak? İki ay sonra zımni kabul çerçevesinde o tahsis yapılacak ve oradan ne gibi bir rant çıkacağını tahmin etmek mümkün.

Ha, bunu diyebilirsiniz: Burada birtakım maddeler var ve o maddeler birtakım garantiler sağlıyor yani “Tahsis amaç dışında kullanılamaz.” filan gibi cümleler var. Ama ben size bunun somut bir örneğini anlatacağım yaşandığı için.

İkincisi, bu emekçi kardeşlerimizin yani personelin yaşam ve sosyal koşullarını geliştirmek amacıyla veyahut onlara birtakım imkânlar vermek düşüncesiyle burada bir madde var, onlara personel lojmanları yapılacak ama ben şuraya imzayı atıyorum, şuraya da yazıyorum, bunların kısa bir sürede kayıt dışı otel olduklarını hepimiz göreceğiz, kimse bizi aldatmasın. Sadece bu maddenin satırları değil, satır aralarında da başka şeyler gizlidir.

Orman alanlarının tahsisinin ne gibi sonuçlara yol açacağı konusuna hiç girmiyorum. Ben bunları söylüyorum da siz “Olmaz.” demeyin, ben size olmaz olmazı anlatacağım. Geçmişteki bir görevim sırasında, bir grup ülkeye Antalya sahillerinde yazlık inşa etmeleri için arsalar tahsis edilmişti. Bir gün biz bu arsaların üzerinde, şuradaki -yeni ismiyle anmayayım- Büyük Ankara Oteli’nin bir benzerini bulduk. Bir otel var, tahsis dışı ve Turizm Bakanlığına yazdık, dedik ki: “Ya, bu otel ne arıyor arsanın üzerinde?” Turizm Bakanlığından bize cevap geldi -dosyalarınızda bulabilirsiniz bu cevabı- dediler ki: “Orada öyle bir otel yok.” Bunun üzerine biz Bakanlıktan iki arkadaşımızı gönderdik, fotoğraflarını çektiler. Dev otel duruyor, işliyor. Hatta içeri girdiler “Kaç para oda?” dediler, fiyat da aldılar. Onların hepsini yazdık yeniden Turizm Bakanlığına ses çıkmadı, çıkamadı. Sonra zamanın turizm bakanıyla ben bir yerde işim gereği rastlaştım ve dedim ki: Sayın Bakan, kusura bakmayın, sizin arkadaşlar bir garip durumdalar, biz oteli görüyoruz, karşımızda, arkadaşlar “Böyle bir otel yok.” diyor. “Burası çok önemli, burası çok önemli!” diyorum şimdi. Telif hakkı istemeyecektir inşallah kimse benden. Sayın Bakan şunu söyledi bana: “O otelin sahibi bizdendir.” Bakanın kendisi söylüyor bana, ben bunu başka birisinden duymadım. “O otelin sahibi bizdendir, tam bir ince iştir o.” Dolayısıyla burada ne yazarsa yazsın sonunda uygulayıcıya kalıyor iş. Eğer uygulayıcı bunu dürüstçe yerine getiremiyorsa o zaman maalesef yapılacak bir şey kalmıyor pek çok konuda.

NİHAT YEŞİL (Ankara) – O da doğru dürüst bir yasayla olur.

AHMET KAMİL EROZAN (Devamla) – Nasıl mı olacak bundan sonra? Ben size söyleyeyim bundan sonra nasıl olacağını. Bir defa 23 Haziranda İstanbul’da her şey çok güzel olacak.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Her şey daha güzel olacak.

AHMET KAMİL EROZAN (Devamla) – Ardından da Türkiye’de her şey iyi olacak.

Saygılarımı sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erozan.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

2’nci madde üzerinde bir önerge daha vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında bulunan “bu süre içinde tahsisin yapılmaması veya olumsuz görüş bildirilmemesi halinde tahsis yapılmış sayılır” ifadesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Haydar Akar                                                       Nihat Yeşil                                                         Baha Ünlü

                       Kocaeli                                                              Ankara                                                             Osmaniye

                 Hüseyin Yıldız                                              İlhami Özcan Aygun                                     Mehmet Ali Çelebi

                        Aydın                                                              Tekirdağ                                                               İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kocaeli Milletvekili Haydar Akar konuşacaktır.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir teşvik kanunu konuşuyoruz. Daha önce yatırım teşvik kanunlarını birkaç kez konuştuk. O kanunlarda yaptığım konuşmada yani yatırım teşvik kanunu çıkarmak, turizm teşvik kanunu çıkarmak, bu kanunları çıkardığımız zaman turizmin çok güzel olacağı, Türkiye’ye yatırımın da hızlı bir şekilde geleceği anlamına gelmediğini defalarca ifade ettik. Bir ülkeye yatırımın gidebilmesi için bir defa o ülkenin demokratik bir hukuk devleti olması gerekiyor, hukuka saygının olduğu, yargının bağımsız olduğu bir devlet olması gerekiyor ki yabancı yatırımcı veya yerli yatırımcı buna güvenerek de, hukukta işlerin çözüleceğine inanarak da bu yatırımını yapsın.

İkincisi ise, demokratik hukuk devletinin yanında dış politikasının güvende olması gerekiyor, dış politikasının güven veren bir politika olması gerekiyor. Ona “Heyt!” buna “Heyt!” ona “Keserim…” buna “Asarım…” derseniz hiçbir yatırımcı ülkeye gelmez. Nitekim de 2017’de çıkardığımız o kanunlardan sonra da bir yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmemiştir, yabancı yatırımlara bakarsanız bunu çok rahatlıkla görürsünüz. Bir de ülkenin en üst seviyesindeki kişiler, Recep Erdoğan çıkıp üç ay boyunca “Türkiye’de beka problemi var.” derse, onun bakanları “Beka problemi var.” derse ne turist gelir bu ülkeye ne de yabancı yatırımcı gelir bu ülkeye. Böyle bakacaksınız.

Eğer gerçekten dış ticaret açığımızı kapatmak istiyorsak 2-3 tane temel ayağı var bunun. Bir tanesi, ihracatımızı artırmak yani ithalatla arasındaki makası kapatmak; ikincisi, turizm gelirini artırmak; üçüncüsü de yurt dışında yaşayan yurttaşlarımızın tasarruflarını Türkiye’ye getirebilmek. O üçüncü kısım ortadan kalktı. Şimdi, siz turist getiremiyorsanız ve dış politikanızdan dolayı, ülkede uyguladığınız adaletsiz bir adaletten dolayı ülkeye yatırımcı getiremiyorsanız ne kadar teşvik kanunu çıkarırsanız çıkarın mümkün değil.

Şimdi, bugün çıkardığınız kanunun 2’nci maddesine gelelim. İki aylık bir sınırlama konulmuş, demiş ki: “Kültür ve Turizm Bakanlığı iki ay içerisinde cevap alamaz ise -biraz evvel de açıklandığı gibi- otomatikman bu, Kültür ve Turizm Bakanlığına geçer.” Nereden? Çevre ve Şehircilik Bakanlığından. “Çevre ve Şehircilik Bakanlığından” diyoruz ama turizm bölgesi olarak sadece herhâlde, kıyı şeritlerini düşünüyoruz, şehir merkezlerini düşünüyoruz. Bir de ormanlık alan var, kimse Tarım ve Orman Bakanlığını içine dâhil etmiyor. Bir defa, Tarım ve Orman Bakanlığının da olması gerekiyor.

“İki ay süre içerisinde cevap verilmez ise…” Cevap verilmez ise bu kanuna bir madde koyarsın, dersin ki: “Cevap vermez isen hiçbir izne tabi olmaksızın sorumlular hakkında idari soruşturma başlar otomatikman.” Hani bir idari soruşturma başlatabilmek için, bir yargı soruşturması başlatabilmek için üst amirinden, validen, bakandan izin alıyorsunuz ya, bunu ortadan kaldırırsınız, eğer ilgili bakanlığın bürokratı iki ay içerisinde cevap vermiyorsa soruşturma otomatik olarak başlar, göreviyle ilgili bir kusuru varsa gerekli cezaya çarptırılır. Bakın ne kadar hızlı yürüyecek, o zaman seyredin.

Böyle yapmazsanız ne olur? İşte biraz evvelki konuşmacı arkadaşlarımızın dediği gibi talan olur. Böyle olmazsa ne olur? Rant olur. Nasıl olur biliyor musunuz? Aynı Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde olduğu gibi kırk dokuz yıllığına verirsiniz ormanı, 1 tane otel yapılır, 2’nci, 3’üncü, 4’üncü, 5’inci oteli asla yapamazsınız çünkü verdiğiniz yer kırk dokuz yıllık ve 3.460 dönüm. Tüm dağı adama vermişsiniz “teşvik” adı altında ve önüne geçemezsiniz bunun.

Şimdi, orada turizmi artırabilmek için mücadele ediyoruz, diyoruz ki: Ormana gidiyoruz, yeni bir yol yapıldı Derbent’ten, oradaki çevre mahalle veya köyler yararlanıyor; Şirinsulhiye yararlanıyor, Nusretiye yararlanıyor, Balaban yararlanıyor, Derbent yararlanıyor, Maşukiye yararlanıyor ama o yolun üzerine tesis yaptıramıyoruz. Vatandaşlar almışlar, 250 dönümlük bir araziyi almışlar; biri AKP eski İl Disiplin Kurulu Başkanı, biri AKP meclis üyesi, biri AKP bilmem nesi… Ben de burada geldim, Grup Başkan Vekili Mehmet kardeşime dedim ki: “Orman Bakanından rica ediyorum, gitsin, orman işletmesi orada 10 tane yer belirlesin ve ihaleye açsın.” Bir tane evim yok benim kişisel olarak. “İhaleye açsın ve vatandaşlar bundan yararlansın; bir istihdam yaratsın, yeni iş yerleri, yeni işçi kardeşlerimiz, insanlar orada ekmek yesin, köylüler ekmek yesin.” dedik.

Olmuyor arkadaşlar, böyle kanun çıkarmakla, kanunu arkadan dolanarak, sorumsuzlaştırarak rant ve talan ekonomisi uygulamaya devam ettiğiniz sürece insanlarımız yoksullaşmaya devam edecek ve intiharlar da artmaya başlayacak diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akar.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 2’nci madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.31

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 82’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

3’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin teklif metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

               Yavuz Ağıralioğlu                                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                 Tuba Vural Çokal

                       İstanbul                                                               Adana                                                               Antalya

              Hayrettin Nuhoğlu                                             İbrahim Halil Oral                                             Ayhan Altıntaş

                       İstanbul                                                              Ankara                                                               Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ METİN YAVUZ (Aydın) – Maalesef katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Ayhan Altıntaş konuşacaktır.

Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli Komisyon; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 3’üncü maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu teklifin genel gerekçelerine bakarsak şöyle maddelenmiş: Turizm sektörünün stratejik önemi bulunması, ülkemizin ekonomisi ve cari açığın azaltılması açısından çok önemli olması, önemli ölçüde istihdam ve katma değer yaratması, yabancı sermayenin ülkemize gelmesinin sağlanması.

Bu maddelere bakınca bu yasa teklifinin Kültür ve Turizm Bakanlığı değil, Hazine ve Maliye Bakanlığınca sunulduğu sanılabilir. Bir ölçüde ekonomik sıkıntıda olduğumuzun ikrarıdır ve turizmi bu ekonomik sıkıntıdan bir kurtuluş, can simidi olarak görme motivasyonuyla hazırlandığı söylenebilir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı teklifin içine kültürü maalesef hiç katmamış. Belki de Sayın Bakanın bir turizm işletmecisi olmasının, turizmden para kazanarak geçinen bir iş adamı olmasının rolü var. Bir sonraki bakan inşallah müze müdürü olur da işin kültür boyutunu biraz hatırlarız.

Turizme kısa vadeli bakarak, kültür ve tanıtım boyutunu ihmal ederek, doğal güzelliklerimizin ve ormanlarımızın tahrip olmasını seyrederek belki hemen ekonomik fayda sağlayabiliriz ama uzun vadede kaybederiz.

Turizmi tamamen yabancı turist getirme olarak görme anlayışına da itiraz ediyorum. Turizm, ülkemiz gençlerinin vatandaşlık bilincinin oluşmasında, bizi biz yapan manevi kültür değerlerimizin oluşmasında ve kökleşmesinde de çok işlevsel bir yere sahiptir. Bu nedenle, turizmi sadece “Yabancılar gelsin de para kazanalım.” anlayışıyla yönetmek eksik yaklaşımdır.

Teklifin 3’üncü maddesi, 2634 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin (a) bendine “atık su arıtma tesisi, katı atık bertaraf tesisi” ibaresi eklenmesi hakkındadır. Bu değişiklik esasen olumludur. Yerel yönetimlerin asli görevi olan altyapı hizmetlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığınca yapılabilmesine imkân sağlanmaktadır. Bu hususun yönetmeliklerle iyi düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi hâlde yetki karmaşasına yol açabilir.

Bir başka husus ise Kültür ve Turizm Bakanlığının bünyesinde bu altyapı yaptırımlarını yapacak, yaptıracak veya denetleyecek uygun kadrolarla yapılanmak gerekliliğidir. Bu yapılanmanın ne kadar verimli olacağı da ayrı bir tartışma konusudur. Yerel yönetimlerin asli görevinin Bakanlığa aktarılması yerel yönetimlerin bütçelerinde kısıtlamaya yol açmamalıdır. Esas olarak turizmin kültür boyutunun unutulmaması yanında, turizmin sürdürülebilirliği hususunun hiç ihmal edilmemesi gerekmektedir. Yani hem nitelikli turisti çekemiyoruz hem de turistleri tekraren getiremiyoruz. Amerika’da turist başına 2.700 dolar olan harcama, ülkemizde sadece 700 dolar civarındadır. Bu miktarı artırmamız gerekmektedir. Ülkenin genel, kültürel, hukuki, sosyal ve güvenlik koşullarını iyileştirmeden bu rakamı yükseltemiyoruz. Tarihî ve doğal güzellikleri tahrip ederek bu rakamı yükseltmemiz mümkün görünmüyor.

İktidar olarak olumlu icraatları muhalefetin hiç kabul etmediğinden bahsediyorsunuz. Millî Eğitim Bakanımızın lise müfredatı konusundaki çalışmalarını çok olumlu buluyorum. Uzman bir ekiple iyi bir çalışma yaptıklarını biliyorum. Tarih ve matematik derslerindeki sorunlara da çözüm bulacaklarına inanıyor, başarılar diliyorum.

Bu arada, Yükseköğretim Kurulu YÖK’ün üniversitelerde yabancı öğrenci kotasını kaldırmasını da Türk yükseköğretim kalitesine vurulmuş bir darbe olarak görüyorum. Verdikleri diplomanın meslek kazandırmadığı üniversitelerin kontenjanları boş kalınca YÖK durumu kötü göstermemek için bir karar alarak o üniversitelere “İstediğiniz kadar yabancı öğrenci alabilirsiniz.” diyor. Afrika’nın, Orta Doğu’nun âdeta döküntü öğrencilerini kendi ülkelerinden aldıkları lise diplomalarıyla kabul etmek istatistikleri düzeltebilir ama üniversitelerimizin kalitesini iyice bozar. Bazı arkadaşlar belki de “Efendim bunda ne var? Amerika’da da çok sayıda yabancı öğrenci var.” diyecektir. Amerika’daki yabancı öğrenciler bulundukları üniversite ortalamasının üzerinde başarıyla seçiliyorlar yani Amerika yabancı öğrencileri kaliteyi düşürmek değil, yükseltmek için kabul ediyor, ayrıca çok yüksek okul ücretleri de alıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN ALTINTAŞ (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Altıntaş.

AYHAN ALTINTAŞ (Devamla) – Biz ise hem en düşük kalitede öğrenci alıyoruz hem de vergilerimizle bu öğrencilere bedava eğitim veriyoruz. Üstüne bir miktar da burs veriyoruz. Fakir halkımızın kaynaklarını heba ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulunu YÖK’ün bu kararına derhâl müdahale etmeye çağırıyorum.

Genel Kurula saygılarımla sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altıntaş.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 3’üncü maddesinin (1)’inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"2634 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine "kanalizasyon,” ibaresinden sonra gelmek üzere "atık su arıtma tesisi, atık bertaraf tesisi,” ibaresi, fıkraya aynı bentten sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (b) bendi buna göre teselsül ettirilmiştir.

                 Hüseyin Yıldız                                                      Nihat Yeşil                                                         Baha Ünlü

                        Aydın                                                               Ankara                                                             Osmaniye

             İlhami Özcan Aygun                                           Mehmet Ali Çelebi                                          Süleyman Girgin

                      Tekirdağ                                                               İzmir                                                                 Muğla

                                                                                    İbrahim Özden Kaboğlu

                                                                                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ METİN YAVUZ (Aydın) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kaboğlu, süreniz beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Divan üyeleri, değerli milletvekilleri; evet, ben de bunun bir tematik kanun olmasını önemsiyorum çünkü hep torba kanun biçiminde gelen teklifler yasanın niteliği açısından ne kadar sakıncalıdır, bunun farkındalar birinci parti vekilleri de, bu bakımdan önemli. Fakat burada, bu yasada bizim önergemiz çerçevesinde en çok dikkat çeken husus, turizmin geliştirilmesi açısından sürdürülebilir turizm kavramı bu yasada yok. Kanun tekniği açısından, tabii, öngörülebilirlik, ilerleyen maddelerde yasanın öngörülebilir olması niteliği yanı sıra özellikle altyapı tesisleri bakımından, kültürel, doğal, tarihsel miras bakımından, sürdürebilirlik açısından yaklaşılması temenni edilirdi. Bu bakımdan, esasen, bu hafta içinde Kapadokya Kanunu’nda ve bu kanun teklifinde yaptığımız görüşmelerde burada en çok ırkçı diyebileceğimiz tartışmalara tanık olduk. Oysa Kapadokya gibi tarihsel, kültürel ve doğal mirasın korunmasıyla, gerek iç turizmin gerek dış turizmin teşvikiyle ilgili kanunda biz bu tür söylemlerden, soy sop gibi söylemlerden uzak durmalıyız çünkü burada tam da bunların aşılması söz konusu.

Bize yurttaşlık yeter aslında, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı yeter çünkü Kapadokya olsun, turizmin teşvikine ilişkin alınması gereken önlemler olsun, yatırımlar olsun, bunlar Türkiye’nin değerlerini, tarihsel, kültürel ve doğal değerlerini sürdürülebilirlik ölçüsüyle daha ileriye götürmek, muhafaza etmek, bozulmasını önlemek, geliştirmek biçiminde amaçları da kapsamına almalıdır. Ama bu Turizmi Teşvik Kanunu Teklifi’ni incelediğimiz zaman daha çok yatırım kaygısı ve biraz ekonomik kalkınma ve gelir kaygısı öne çıkmaktadır. Bu açıdan, bu yasa teklifinin sakıncalarına dikkat çekmek gerekiyor. Bu açıdan da sürdürülebilir turizm gözüyle baktığımız zaman sadece turizmin parasal değerle ölçülemeyeceğini görmekteyiz, bunun ötesinde ülkesel açıdan bakmamız gerekir, yurtseverlik açısından. Bu da zaten uzun vadeli düşünmemizi gerekli kılar. Bu itibarla bizim yaptığımız öneri altyapı tesislerine ilişkindir ve kanalizasyon tesislerine yapılacak eklemenin zannediyorum bütün partiler tarafından kabul edilmesi gereken bir ekleme olması gerek.

Bu vesileyle fırsat gelmişken -biraz önce çok yoğun tartışmalar yapıldı- sadece bir anayasacı gözüyle ona değinmenin yerinde olacağını düşünüyorum, Yüksek Seçim Kurulunun kararıyla ilgili olarak. Anayasa madde 79’da Yüksek Seçim Kurulu “itiraz, şikâyet ve bütün yolsuzlukları” diyor, bütün yolsuzlukları başa alıyor ve bütün yolsuzlukları inceleme ve karara bağlama yetkisine sahiptir. O nedenle Yüksek Seçim Kurulu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptal riskini göze aldıysa eğer mutlaka diğer 3 pusulayı da iptal etmeliydi. O, kendi yetki alanındadır, bu bakımdan bir kuşku bulunmamaktadır.

Ben bu vesileyle bir kez daha yinelemek istiyorum ki özellikle dünkü tartışmalar çerçevesinde, bize yurttaşlık yeter; Türkiye devleti, Türkiye ülkesi ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığı. Bununla ilgili olarak bana hiç kimse soyumu sorma hakkına sahip değildir, bana hiç kimse inancımı sorma hakkına sahip değildir. Eğer biri benim soyumu sorarsa ırkçılık yapıyor demektir. Ancak ben istersem açıklarım, inancımı ben istersem açıklarım, başkası bana soramaz. O nedenle benim tavsiyem odur ki, bu yüce Meclisin üyeleri bundan böyle insanların soyuyla sopuyla uğraşmasın, yurttaşlık bizim için yeter.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun bağlayın.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Anayasa'mıza göre ülkemizin adı Türkiye'dir, devletimizin adı Türkiye devletidir veya Türkiye Cumhuriyeti’dir, hepimizin kimliğinde ise “Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı” yazmaktadır. Eğer biz söylemimizde ve savunmamızda bu üç formülün anayasal açıdan çok önemli olduğunu birlikte kabul edersek hepimiz yurtseverlik, anayasal yurtseverlik ekseninde buluşuruz ve zannediyorum buradaki konuşmalarımızı, tartışmalarımızı daha rasyonel bir zeminde, hedefte yürütürüz diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaboğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 4’üncü maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Salihe Aydeniz                                                   Abdullah Koç                                                    Murat Çepni

                     Diyarbakır                                                              Ağrı                                                                   İzmir

                Hüseyin Kaçmaz                                         Mahmut Celadet Gaydalı                        Filiz Kerestecioğlu Demir

                        Şırnak                                                                 Bitlis                                                                Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle turizmle ilgili çok kısa bir iki söz söylemek isterim 70’li yıllarda turizm işletmeciliği de yapmış bir ailenin çocuğu olarak: Bazen büyük büyük şeyler yapmayı bir şey yapmak zannediyoruz ama o dönemde hiç unutmuyorum İspanya’nın bir belgeselini izlemiştim ve Türkiye’yle ilgiliydi belgesel. Bütün kıyıları büyük otellerle çevrilmiş ve artık doğal hiçbir yeri kalmamış. Türkiye’de o zaman böyle bir şey yoktu ve bize seslenerek diyorlardı ki: “Yapmayın, biz bunu yaptık, siz yapmayın.” Çünkü dünyada bunun örnekleri çok fazla zaten ama doğal yerlerin örnekleri çok az. Kapadokya’da ne olacak, ben merak ediyorum, hakikaten bütün çocukluğumu etkileyen yerlerden biridir, aynı şekilde birçok sahil yeri de öyle. Bence, büyüklük kompleksinden ve o tür ticari işletme kompleksinden vazgeçelim çünkü doğallık aynı zamanda bir turizm kaynağıdır, bunu başka ülkelerde çok güzel becerebiliyorlar, örnekleri var, bizim ülkemizde de yapmak mümkün diye düşünüyorum.

Ben önemli bir başka konuya değinmek istiyorum. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi ama gazeteci Gökçer Tahincioğlu’nun özellikle son iki günde gündeme getirdiği ve 100’e yakın Hizbullah yöneticisinin serbest bırakılmasına dair karar.

Şimdi, 2011 yılında CMK’deki uzun tutukluluk düzenlemesi yürürlüğe girmişti ve buna göre, örgütlü suçlarda henüz kesinleşmeyen hükümlerden sonra, işte, on yıllık tutukluluk süresini dolduranların tahliyesi gerekiyordu ve yüzlerce insanı vahşice yöntemlerle öldüren Hizbullah’ın üst düzey yöneticisi 34 isim, 2011 yılında, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin büyük tepki çeken kararlarıyla tahliye edilmişti. Bundan sekiz yıl sonra yani 2018’de cezaevlerinden 100’e yakın Hizbullah yöneticisinin daha serbest bırakıldığı ve cezaevlerinde şu anda ağır cezaya mahkûm Hizbullah hükümlüsü kalmadığı ortaya çıktı.

Anayasa Mahkemesi 2018’de bir karar aldı ve dedi ki: “1990’larda yapılan yargılamalarda özellikle, askerî hâkim varsa heyette, askerî hâkim olması yeniden yargılama nedenidir.” Ve buna dayanarak bütün Hizbullah hükümlüleri buna başvurdular “Biz askerî hâkimle yargılandık.” diyerek -ki haklı bir gerekçedir, askerî hâkimle yargılanılmaması gerekir- bu yeniden yargılama için bir kapı açtı onlara ve onlar işte bununla ilgili tahliye edildiler ama önemli bir şey var. Şimdi, başka mahkemelere başvurular yapıldığında bütün mahkemeler Hizbullahçılarla ilgili bu tahliye kararlarını verdi ama Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi enteresan başka bir şey daha yaptı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkan ve üyelerinin FET֒den ihracını da aynı şekilde yeniden yargılama nedeni saydı ve dolayısıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesi üyeleri hem 2011’de kendileri verdikleri kararla Hizbullahçıların tahliyesini sağlamış oldular hem de kendileri ihraç edildikleri için FET֒cü olmak nedeniyle, ihraçları da aynı zamanda yeni Hizbullah hükümlülerinin tahliyesini sağlamış oldu.

Evet, ben burada aslında özellikle bu tahliyelerden sonra onların acımasızca öldürdükleri 2 kişiyi saygıyla anmak isterim. Yazar Turan Dursun ve İslamcı feminist Konca Kuriş. Hatırlayanların eminim ki içleri sızlıyordur o günleri düşündükçe.

Peki, bütün bunlar oldu, FET֒den bu insanlar, işte, ihraç edildiler; onların yaptığı yargılamalarda yargılanan, başka örgütle itham edilenler serbest bırakıldı mı? Hayır. Ne yeniden yargılama talepleri kabul edildi… Yani bu askerî yargıç var diye ki şimdi bir dört beş yıl daha gerekiyor onların taleplerinin neticelenmesi için ama FET֒yle ilgili olanın, o ihraçla ilgili olanın bütün örgüt suçları için yeniden yargılama nedeni sayılması lazım. Ama bu maalesef mümkün olmadı. 2011 yılına kadar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu, tamamlayın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) – Tamamlayacağım Sayın Başkan.

8 ayrı iddianame hazırlayan Zekeriya Öz’ün de aralarında bulunduğu Ergenekon, Balyoz, Şike, KCK, 17-25 Aralık, Oda TV, Selam Tevhid gibi soruşturma ve davalarda görev yapan 25 hâkim/savcı hakkında FETÖ üyeliğinden iddianame hazırlanıp on beş yıl hapis istemiyle yargılanması istenenler arasında Zekeriya Öz’ün yanında başkaca savcılar ve hâkimler de bulunuyordu. Tüm bunlara rağmen, HDP parti yöneticileri, belediye başkanları başvurduklarında, işte, “Onlar FET֒cülerdi.” diyerek yaptıkları başvurularda maalesef hiçbir şekilde muhatap bulamadılar. Bugünkü yargı, aynı şekilde Hizbullahçılara tahliye yolunu açan yargı, HDP yöneticilerinin, Cumhuriyet gazetesi yazarlarının, Osman Kavala’nın -Gezi iddianamesi de 2013’te FET֒cüler tarafından hazırlanmıştı ve 2018’deki iddianame de aynı şekilde onun devamıdır aslında- yolunu açmadı. “Adalet” derseniz gülerim derim, sadece siyasi yargı diyebiliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 4’üncü madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinde yer alan “şeklinde” ibaresi yerine “olarak” ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Yavuz Ağıralioğlu                                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                                 Tuba Vural Çokal

                       İstanbul                                                               Adana                                                               Antalya

             Aydın Adnan Sezgin                                            İbrahim Halil Oral                                        Hayrettin Nuhoğlu

                        Aydın                                                               Ankara                                                              İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin konuşacaktır.

Buyurun Sayın Sezgin. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

AYDIN ADNAN SEZGİN (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz 2017 yılında ağırladığı 37 milyon turistle dünyada 8’inci sırada yer alıyor. Oysa 2015 yılında yaklaşık 42 milyon turistle 6’ncı sıradaydık. Bizden daha üst sıralarda bulunan İspanya ve İtalya gibi ülkelerde sadece ziyaretçi sayısı değil, turist başına harcama oranları da çok daha yüksek. Yunanistan’da turist başına harcama 1.500 doları aşarken ülkemiz hâlâ bin dolar seviyesine ulaşamadı. 2003 yılında 830 dolar olan harcama 2017’de 681 dolara inmiş durumda yani son on yedi yılda turizm gelirinde de geriledik.

Turizm açısından ne denli elverişli bir ülke olduğumuzu izaha gerek yok. Ancak yüksek gelir grubuna sahip turistleri çekmekte başarısız olduk. Üstelik, iktidarın yanlış vizyonu ve politikaları nedeniyle, önceki dönemlerde yapılan turizm hamlelerinin ivmesi de hayli sarsıntıya uğradı. Ayrıca, müzelerin ve sit alanları gibi değerlerin tanıtımında çok büyük eksiklikler bulunmaktadır. İhmal edilen müze ve kültür turizmi, hem ülkemizin genel tanıtımına katkıda bulunacak hem de nitelikli turist sayısını ve turist başına gelirimizi artıracak önemli bir alandır. Turist sayısının ve turist başına harcama rakamlarının bu kadar düşük olmasının nedenlerinden biri yanlış turizm politikaları ise diğeri, ülkemizin ciddi bir imaj ve algı probleminin olmasıdır. Daha önceki hatipler de bu hususa değindiler.

İktidarın uluslararası ilişkilerde etkinlikten uzak, hoyrat tutumu, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularındaki geriye gidiş ülkemizin uluslararası imajını ve itibarını önemli oranda tahrip etmiştir. İmaj sorunu olan bir ülkeye yüksek gelir grubundan turist gelmediği gibi, orta gelir grubundaki turistler de gelmekte tereddüt etmektedir, yabancı yatırımcı ise kaçmaktadır.

Bir zamanlar, yabancı basında, ülkemizin turizm değerleri, doğal ve kültürel hazineleri ve eğlence sektörü gibi olumlu özellikleri gündem olurken, bugün gündemde, hep, hoş olmayan hadiseler yer almaktadır. İstanbul seçimlerinde millî iradenin gasbedilmesi de bu meyanda zikredilmesi gereken ve uluslararası itibarımızı aşındıran gelişmeler arasındadır.

Memleketim ve seçim bölgem olan Aydın’da, turizm sektörü, son dönemlerde yaşanan sorunlardan son derece muzdarip olmuştur. On yedi yıllık iktidar Aydın’ı maalesef ihmal etmiş, yatırımlardan mahrum bırakmıştır. Bunun yanı sıra, turizme en elverişli bölgeler de çarpık yapılaşmaya tabi tutulmaktadır. Otoyol, havalimanı ve hızlı tren yatırımları yıllardır geciktirilmekte, Aydın halkı oyalanmaktadır. Kuşadası ve Didim gibi istisnai özelliklere sahip beldelerde gerekli ulaşım düzenlemeleri ve tanıtım faaliyetleri yıllardır layıkıyla gerçekleştirilememektedir. Kuşadası Efes Kongre Merkezi, ortakları olan TÜRSAB ve DÖSİMM’in idari sorunları nedeniyle faaliyet gösterememektedir. Karayolları Genel Müdürlüğü Kuşadası çevre yolunu dört yıldır tamamlayamamıştır. Kruvaziyer turizminde yaşanan sorunlar bir türlü aşılamamış, ülkemize yönelik risk algılamaları nedeniyle firmalar Kuşadası’nı programlarından çıkartmıştır. Gemiler hemen karşıdaki Sisam Adası’na demir atmakta, yolcuların yalnızca yüzde 5 kadarı küçük teknelerle Kuşadası’na getirilmektedir. Ayrıca, kıyılarımızın en güzel yerlerine kurulmuş olan ikinci konut siteleri yani yazlıklar yılın büyük bölümünde atıl vaziyette olduğu için önemli bir ekonomik potansiyelden istifade edilememektedir. Bu siteler rasyonel bir çevre düzenleme planı çerçevesinde, sahiplerinin hakları da gözetilerek iç ve dış turizme açılırsa hem sahiplerine hem ülke ekonomisine hem de bölge turizmine büyük katkı sağlanabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sezgin, tamamlayın sözlerinizi.

AYDIN ADNAN SEZGİN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Bu yönde bir proje hazırlanarak teşvik mekanizmalarıyla desteklenirse ülkemizdeki diğer tatil beldelerinde de hayata geçirilebilecek bir model teşkil edilebilir.

İstanbul Havalimanı’nda geçtiğimiz hafta yaşanan aksaklıklar da ciddi altyapı sorunları olarak yorumlanmaktadır. Bu sorunların giderilememesi yolcu ve turistler için caydırıcı sonuçlar doğuracaktır. Bunu da burada belirtmem gerektiğini düşünüyorum.

Sözlerime son verirken İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin yürürlüğe girişinin 70’inci yılını, insan haklarının ülkemizdeki hazin durumunu da göz önünde bulundurarak burukluk içinde kutluyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sezgin.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 6’ncı maddesinde yer alan “şeklinde” ibaresi yerine “olarak” ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

               İbrahim Halil Oral                                      Mehmet Metanet Çulhaoğlu                        Muhammet Naci Cinisli

                       Ankara                                                               Adana                                                              Erzurum

               Yavuz Ağıralioğlu                                                                                                              Ahmet Kamil Erozan

                       İstanbul                                                                                                                                          Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli konuşacaktır.

Buyurun Sayın Cinisli. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

İftar vaktine az bir zaman kala kanun teklifinin 6’ncı maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Görüştüğümüz bu maddeyle, Turizmi Teşvik Kanunu’nda belirtilen koşullara uymamaları hâlinde ceza uygulamalarına tabi olan belgeli yatırım ve işletmelere, deniz turizmi araçlarının belge sahiplerinin de dâhil edileceği kaydediliyor. Turizmin sürdürülebilirliği ve hizmet kalitesinin sağlanmasında ortaya çıkan sorunların bertaraf edilmesinde cezai düzenlemeler yapılabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizin turizm işletmecilerine fatura edilmemesidir. Cezai yaptırımlarla ilgili kısma öncelik vermek yerine, deniz turizmini geliştirmeye yönelik tedbirleri görüşüp yasalaştırmak daha doğru, yararlı olur kanaatindeyim çünkü deniz turizmi ülke turizminin gelişmesinde, çeşitlenmesinde ve tüm yıla yayılmasında önemli bir potansiyele sahip. Gezi, spor, eğlence ve turizm amaçlı olarak, suya dalabilir deniz araçları dâhil olmak üzere, deniz turizmi araçlarının uluslararası standartlarda olmasını sağlamak, bana göre, nitelikli turisti ülkemize getirebilmek için atılacak adımlardan biri. Bununla birlikte mavi bayraklı marinalar gibi alanların yaygınlaştırılması, sektörde önde gelen ülkelerle rekabet edebilecek sayıda tesisin ülkemize kazandırılması da önemli bir adım olur. Su altı dalış turizmi kapsamında batıklara dalış koşullarının iyileştirilmesi ile etkili bir politika da ülkemizin payını ve gelirini artıracak uygulamalardan olacaktır.

Değerli milletvekilleri, teklifin gerekçesinde belirtildiği gibi, ülke ekonomisinin kalkınmasında ve cari açığın azaltılmasında yüksek katma değerli turizm sektörü lokomotif görev üstlenebilir. Turizm, katma değer ve istihdam oluşturmada hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin çok önem verdiği bir sektör. Bu nedenlerle, akıllı teşvik kesinlikle sağlanmalı.

Kanun teklifi genel olarak olumlu olmakla birlikte, muğlak ve eksik yönleri de bulunuyor. Özellikle 2’nci maddede, hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazların Turizm Bakanlığına tahsisinde verilen iki aylık görüş süresinin zorunlu tutulmamasında yaşanan bir muğlaklık var. Büyük bir bölümü orman statüsünde olan söz konusu arazilerin korunması gerekirken Çevre ve Şehircilik Bakanlığından olumlu yanıt alınmadan yatırımcılara arazinin verilebilecek olması son zamanlardaki keyfî uygulamalar da göz önüne alındığında endişelerimi artırıyor. Bu keyfî uygulamaların en barizi, malumlarınız olduğu üzere, yaşadığımız Sakarya Tank Palet Fabrikası trajedisidir.

Sayın milletvekilleri, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün yayımladığı verilere göre, ülkemiz artan turist sayılarına rağmen turizm gelirlerini artıramıyor, maalesef, nitelikli turisti ülkemize getiremiyoruz. Sektörün içinden gelen Sayın Bakanımızın sektörün dertlerini de göz ardı etmeden bu sorunu çözeceğini ümit ediyorum.

Nitelikli turist demişken nitelikli turist çekebileceğimiz en önemli şehirlerimizden biri de memleketim Erzurum’dur. Âdeta bir açık hava müzesi olan Erzurum’u yalnızca kış turizmi şehri olarak görmemek gerekir. Gerek adımbaşı karşınıza çıkan şahane tarihî eserler ve gerekse Tortum Şelalesi gibi, Narman peribacaları gibi muazzam doğal güzellikler paha biçilemez.

Erzurum’un nitelikli turist destinasyonu olmaması için hiçbir neden yok. Doğu Ekspresi’nin Erzurum’da iki gün mola vermesi, Palandöken’e gelen turistlerin şehre çekilebilmeleri ve tabii ki bu tarihî ve doğal güzelliklerin bakımlı hâle getirilip kaliteli otel sayısının artırılması ön şarttır. Hayalî turist sayıları zikrederek halkımızı ve kendimizi kandırmanın hiçbir manası da yoktur.

Değerli milletvekilleri, turizmin ülkemiz cari açığının azaltılmasındaki katkısı işletmecilere verilen cezalardan ziyade, artan turizm gelirlerinden ve hizmet sektörü çalışanlarını nitelikli hâle getirerek üreteceği katma değerlerden sağlanmalı. Bütün bunların yanında, maalesef öğreniyoruz ki Bakanlığımız yabancı bir danışmanlık şirketiyle bazı enteresan ve gizemli çalışmalar yapmakta. Buradan sormak istiyorum: Çalışılmaya yeni Bakan Bey’le başlanılan Amerikan Ogilvy isimli danışmanlık şirketinden ne gibi faydalar bekleniyor? Bütçemize bu şirketin maliyeti nedir? Kendi kaynaklarımızı kullanmak yerine ülkemize seyahat uyarısı yapan bir ülkenin danışmanlık şirketiyle Bakanlığımız neden iş birliği yapıyor? Bakanlığımıza şimdiye kadar bu şirket hangi danışmanlık hizmetlerini vermiştir, hangi olumlu sonuçlar alınmıştır? Merakımı mazur görünüz lütfen fakat Sayın Bakanın şirketleri ile bu şirketin bir iş birliği var mıdır, olmuş mudur; bilmek hepimizin hakkı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Cinisli, tamamlayın sözlerinizi lütfen.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) – Aslına bakarsanız, anlaşılıyor ki Bakanlığın birinden McKinsey gitmiş, bir diğerine Ogilvy geri gelmiş. Bakanlığımızın Almanya ofisinden fonlanan Ogilvy hakkında Meclisimizin detaylı bilgilendirilmesini talep ediyorum.

Turizmin, ülke ekonomisine katkısı yanında, farklı milletlerin birbirleriyle kaynaşmasına, sosyal ve kültürel alanlarda etkileşim kurulmasına imkân sağladığı aşikârdır. Ancak turizm esas itibarıyla güven ve istikrar ortamında yaşayan bir sektördür. Bu çerçevede, ülkemizin iç ve dış politikasının güven ve istikrar temelinde yönlendirilmesinin turizme yapılacak en büyük katkı olduğunu ifade eder, Genel Kurulumuzu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Cinisli.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6’ncı madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, sisteme giren iki sayın milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Daha sonra sisteme girecek olan milletvekillerine ise yine aralarda söz vereceğim.

Sayın Özcan Özel…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- Yalova Milletvekili Özcan Özel’in, öğretim üyelerinin özlük haklarının düzeltilmesi, öğretmenlerin 3600 ek gösterge taleplerinin gerçekleştirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZCAN ÖZEL (Yalova) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretim üyelerimizle ilgili bir sorunu aktarmak istiyorum. 2018 yılında çıkarılan 7100 sayılı Kanun’la yardımcı doçentlik kaldırıldı, yardımcı doçentler doktor yapıldı. Doçentlerin ek göstergesi 4800 iken doktor öğretim üyelerinin ek göstergesi 3600’dür. Akademisyenlerimizin özlük haklarının düzeltilmesi için doktor öğretim üyelerimizin ek göstergesinin 3600’den 4200’e çıkarılması talep edilmektedir.

Bununla birlikte, öğretmenlerimize seçimden önce 3600 ek gösterge sözü verilmişti. 13 Aralık 2018 tarihinde açıklanan İkinci 100 Günlük İcraat Programı’nda da bu sözlere yer verilmişti, hâlâ bir çalışma yok.

Doktor öğretim üyelerimizin 4200, öğretmenlerimizin 3600 ek gösterge talepleri var. Bu taleplerin bir an önce gündeme alınıp gerçekleştirilmesini diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ünsal…

50.- Ankara Milletvekili Servet Ünsal’ın, halk sağlığı açısından kritik önemi olan aşı konusunda sıkıntılar yaşandığına, Sağlık Bakanlığının aşı reddine karşı harekete geçerek gerekli bilgilendirmeleri yapması gerektiğine ve sağlıklı nesiller için yerli aşı üretimine başlanmasının zorunluluk olduğuna ilişkin açıklaması

SERVET ÜNSAL (Ankara) – Değerli arkadaşlar, ülkemizin en önemli sorunlarından biri aşı sorunudur. Sağlıklı nesillerin yetişmesi ve genel olarak halk sağlığı açısından kritik önemi olan aşı konusunda büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Aşıların içeriğine dair özellikle son zamanlarda artan tedirginlikler nedeniyle her geçen gün daha çok aile çocuklarına aşı yaptırmama yolunu seçiyor. Aşı karşıtlığı halk sağlığını tehdit ederken yurttaşların bu güvensizliğine karşı yetkililerin duyarsız kalması meseleyi daha kritik noktaya getiriyor. Bugünlerde 23 binlerde olan aşı yaptırmayanlar 50 bini bulduğunda 10 bin çocuğun ölümü beklenmektedir. Sağlık Bakanlığı bu konuda sorumluluğunu bilmeli, aşı reddine karşı harekete geçerek gerekli bilgilendirmeleri yapmalıdır.

Yerli üretimden uzaklaşılması nedeniyle Sağlık Bakanlığı bütçesinden aşılara ayrılan miktar 2002’de 26 milyonken 2018’de bu rakam 893 milyona yükselmiştir. Sağlıklı bir gelecek ve güçlü bir gelecek için yerli aşı üretimine başlanması millî sorumluluk ve zorunluluktur.

BAŞKAN – Teşekkürler.

VII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

2.- Antalya Milletvekili Atay Uslu ve Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız ile 57 Milletvekilinin Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1907) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 58) (Devam)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, 10’uncu maddeye bağlı ek madde 5 ve ek madde 6 dâhil olmak üzere 7 ila 12’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde siz isteyen milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Garo Paylan, Diyarbakır Milletvekilli; Ali Muhittin Taşdoğan, Gaziantep Milletvekili; İbrahim Halil Oral Ankara Milletvekili; Rafet Zeybek, Antalya Milletvekili.

Şahıslar adına İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu konuşacaktır.

İlk söz, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’a ait.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, AK PARTİ 2002 yılında iktidara gelirken ademimerkeziyetçiliği vadetti. Yani her yer yerelden yönetilecekti; bütün kararlar, söz, yetki, karar olarak yerelde olacaktı. Böyle vadetti ve oy aldı. Bu yönde birkaç adım da attı ancak özellikle son beş yılda her şeyi merkezîleştirdi, her şeyi Ankara’ya bağlamaya çalışıyor, hatta bundan öte, saraya ve tek adama bağlamaya çalışıyor.

Arkadaşlar, bu yolda da hepimiz kaybediyoruz, Türkiye’miz kaybediyor. Yalnızca bu yasayla ilgili baksak, kültür ve turizm politikalarıyla ilgili baksak, geçmişte ve AK PARTİ iktidarı döneminde pek çok hata yapıldı. Mesela, İstanbul’a ihanet edildi; Ankara’dan Turizm Bakanlığından, Çevre Bakanlığından verilen pek çok ruhsatla İstanbul’a ihanet edildi. İstanbul’un silüetine şimdi bakın, Ayasofya’nın, Sultanahmet’in arkasında gökdelen silüetleri var arkadaşlar. Düşünün ki biz, kültürü insanlara anlatacağız. İnsanlar kültürü görmeye geliyorlar, o dikilen gökdelenlere değil, o ihanet gökdelenlerine değil; ama Ankara’dan bunlara yol verildi arkadaşlar. Mesela, Ankara’dan verilen kararlarla Ege, Akdeniz sahillerine ihanet edildi arkadaşlar. Gidin bakın, Ege, Akdeniz sahilleri betona gömülmüş durumda. Ankara’dan verilen kararlarla Hasankeyf’e ihanet edildi arkadaşlar. Ankara’dan verilen kararlarla binlerce yıllık tarihi olan Diyarbakır Sur’a ihanet edildi. Oysa, ne demiştik? “Yerelden yönetilecek.” demiştik. Yerelden yönetilseydi emin olun bu ihanetlerin pek çoğu olmazdı. Turizm Bakanlığı veya diğer bakanlıklar yalnızca denetleyici kurumlar olarak kalabilirlerdi. Ama maalesef, her şeye ben karar vereceğim diyen bir kişi var memlekette ve her şeye ama her şeye o karar vermek istiyor.

Değerli arkadaşlar, yapmamız gereken şey ne? Yerellere yetkiyi vermek. Bakın, “Diyarbakır Sur’u Toledo yapacağım.” demişti müstafi Başbakan Ahmet Davutoğlu. Herkesi Diyarbakır’a davet ediyorum Diyarbakır’ın bir vekili olarak. Gelin, bakın, Diyarbakır Sur ne hâlde? Binlerce yıllık tarihi olan Sur’da, pek çok medeniyetin beşiği olmuş Sur’da, onlarca kültürün ilmek ilmek, emek emek ördüğü Sur’da, o taş işçilikleriyle tek tek yontulmuş binlerce yıllık taşlar kepçelerle kamyonlara dolduruldu ve Diyarbakır Sur bir tarla hâline getirildi arkadaşlar, bir tarla, maalesef. Ve onun yerine ne yaptı, hani “Toledo yapacağım.” diyen akıl? Gitti, müteahhitlere ihaleyle verdi, Ankara’nın müteahhitlerine, beton evler yaptı, üzerine de o Diyarbakır’ın taşını kaplama olarak yapıştırmaya çalışıyor arkadaşlar. Ya, Allah’ınızı severseniz, böyle bir tarih anlayışına kim turist olarak gelir? Siz Diyarbakır’ı bize verin, o çok kimlikli Diyarbakır Belediyesine verin, biz ayağa kaldıralım. Bakın, hem kültürü ayağa kaldırırız hem toplumsal barışımıza hizmet ederiz hem de Diyarbakır’a 5 milyon turist getiririz. Ama bu akla 1 turist bile gelmez arkadaşlar, o beton kafalara 1 turist bile gelmez.

Van’ı Van Büyükşehir Belediyesine verin, bakın nasıl milyonlarca turist geliyor. Kars’ı Kars Belediyesine verin, bakın nasıl oraya turistler akıyor. Çünkü biz Kars’ı, Van’ı, Diyarbakır’ı -Amed’i- ayağa kaldırırız, hem kültürel olarak ayağa kaldırırız hem de turizm olarak ayağa kaldırırız. Çünkü biz çok kimlikli akıldayız, çok kültürlü olarak bakıyoruz, çok renkli olarak bakıyoruz; siz tek, tek, tek olarak bakıyorsunuz maalesef, tekçilik üzerinden bakıyorsunuz. O yüzden turizm gelirlerimizde -hani her şeye yeşil dolar olarak bakıyorsunuz ya- Yunanistan 1.500-2.000 dolar turist başı gelir elde ederken biz 600 dolarlarda nal topluyoruz. Bir hafta uçak dâhil 500 euroya insanları her şey dâhil otellerde yatırıyoruz kaldırıyoruz ve maalesef, bunlardan ne ülkeye ne de ekonomimize herhangi bir fayda olmuyor.

Turizme rant alanı olarak bakan aklın artık tasfiye olması gerekir. Turizm bir sonuçtur arkadaşlar. İnsanlar kültürümüzü görmek istiyor, bizim kültürel mirasımızı görmek istiyor, binlerce yıllık tarihimizi görmek istiyor, çok kimlikliliğimizi görmek istiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ama Anadolu’ya bakın, her şehirde -sizler de bilirsiniz- binlerce yıkık kilise, manastır var, binlerce. Bunları ayağa kaldırmamız lazım ama her gün bana “Efendim, Elâzığ’da bir kilise daha yıkıldı.” “Efendim, Mardin’de bir kilise daha yıkıldı.” diye telefonlar geliyor, haberler geliyor. “Tokat’ın kiliseleri yerle bir oldu.” diye haberler geliyor. Bunları ayağa kaldırmamız lazım. Ama bütün bunları yapmak için, dediğim gibi, çok kimlikli bir bakışa, çok kültürlü bir bakışa ihtiyacımız var. Eğer bunu başarırsak onun sonunda emin olun 100 milyon nitelikli turisti ağırlarız.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Paylan.

İkinci söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’a aittir.

Buyurun Sayın Taşdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MHP GRUBU ADINA ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; konu turizm ve kültür olunca dünyanın ve insanlık tarihinin ortak mirası olan Gaziantep’ten bahsetmeden geçmek olmaz. Hitit medeniyetinden Osmanlı’ya kadar pek çok farklı kültüre ve ticarete tanıklık etmiş, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük, Türkiye’nin ise 6’ncı büyük kenti olan Gaziantep, tarihî İpek Yolu’nun güzergâhı olması sebebiyle uygarlık tarihine yön vermiştir. İpek Yolu üzerindeki hanlar, hamamlar hâlâ ayaktadır ve ziyaretçilere açıktır.

Gaziantep, şehir merkezinde gizlediği tarihiyle, başta Zeugma Mozaik Müzesi olmak üzere, Savaş Müzesi, Mutfak Sanatları Merkezi, Cam Eserleri Müzesi, Etnografya Müzesi ve tamamlanmak üzere olan Panorama Gaziantep Savunması Müzesi gibi birçok müzeye sahiptir. Günümüze kadar sağlam olarak ayakta kalabilmiş Gaziantep Kalesi, kültür merkezleri bulunan kadim bir şehirdir. Zeugma Mozaik Müzesinin onlarca mozaik eserleri içerisinde "Çingene Kız” mozaiğini bilmeyen yoktur.

Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde ilimizden bahsederken "Şehr-i Ayıntab-ı Cihan” diye bahseder yani "cihanın göz bebeği”. Bu dönemin ibadethaneleri bütün ihtişamıyla varlığını günümüze kadar korumuştur, korumaya da devam edecektir. Gaziantep'te günümüze kadar sağlam olarak ulaşabilmiş sivil mimari örneklerinden konutlar da restore edilerek turizme açılmıştır.

Sayın milletvekilleri, tüm dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Gaziantep mutfağı, seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel özel damak lezzetinin zenginliğini koruyarak gastronomi turizmi açısından önemli bir yere sahip olmuştur. Gazi şehrimizin 400'den fazla yemek çeşidi bulunmaktadır. Gastronomi dalında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün "Yaratıcı Şehirler Ağı”na giren Gaziantep, ziyarete gelen misafirlerine birbirinden leziz yemekleri tatma fırsatı da sunmaktadır.

Kurtuluş Savaşı hatıraları, zengin tarihi ve kültürel çevresi, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunan Zeugma Antik Kenti, Yesemek Açık Hava Müzesi ve Heykel Atölyesi, Rum Kalesi, Dülük Antik Kenti kadim bir kültür şehrinin simgeleridir. Dünyanın 3’üncü büyük doğal hayatı koruma alanına ve hayvanat bahçesine sahip, baklavaya ve fıstığa adını veren gazi şehrimiz, sanayi tesisleri, ticaret canlılığıyla bölgenin en önemli kentlerinden biridir.

Gaziantep, kurtuluş mücadelesinde hakkıyla aldığı “gazilik” unvanıyla yakın tarihimize yön veren, gastronomisi, kültür ve turizm zenginliği açısından görülmesi gereken ulu şehirlerimizin başındadır.

Sayın milletvekilleri, ayrıca Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Sanko Tıp Fakültesi Hastanesi, Araştırma ve Uygulama Hastanesi, devlet hastaneleri, özel hastaneler olmak üzere, 13 devlet hastanesi ve 19 özel hastane, toplam 32 hastaneye sahiptir. 6.015 yatak kapasitesi ve yapımı devam eden şehir hastanesiyle bölgemizin en büyük sağlık potansiyeline sahiptir. Bu potansiyeliyle bölgemizin en önemli uzman sağlık kadroları Gaziantep'tedir. Bu itibarla, bölgesinde ve Orta Doğu’da önemli bir sağlık turizmi potansiyeli bulunmaktadır. Bu özellikleriyle, şifa dağıtan şehir olmaya şimdiden adaydır.

Gaziantep, sağlık turizmi başta olmak üzere, kongre turizmi, fuar turizmi, kültür turizmi altyapısı hazır bir şehirdir. Turizm pazarının çeşitlendirilmesi, helal turizm gibi alanlarda alternatif turizm türlerinin gelişimi gibi konularda da çalışmalar ayrıca sürdürülmektedir.

Gaziantep turizminin canlandırılması, ticaret hacminin ve çeşitliliğin artırılması için Gaziantepliler birtakım teşvikler beklemektedir. Hedefimiz 2019 yılında 2 milyon ziyaretçidir. Bu yılın Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Göbeklitepe Yılı ilan edilmesi nedeniyle Gaziantep de bölgedeki bu olumlu gelişmeden nasibine düşeni alıyor ve almaya da devam edecektir.

Özellikle yurdumuza Uzak Doğu'dan gelen turistlerin bölgemize gelmeleri için tur operatörlerine hatırlatma yapmak istiyorum: Hedeflenen bu turist sayısının yakalanması, bütün sivil toplum kuruluşlarının, sanayi ve işletmelerinin, kısacası tüm Gaziantep'in hedefidir. Bu nedenle, Ulaştırma Bakanlığımızın Gaziantep'i hava yolu ulaşımında teşvik kapsamına alması beklenti değil bir zarurettir.

Tıpkı Gaziantep gibi gazi olan yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Taşdoğan.

Söz sırası İYİ PARTİ grubu adına Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’da.

Buyurun Sayın Oral. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Kıymetli milletvekilleri, sözlerime dün Tunceli’de yaşanan hukuksuzluk ve provokasyonu dile getirerek başlamak istiyorum. Yüz yıla yakındır ismi Tunceli olan şehrimizin adını siyasi rant, bölücülük ve ideolojik körlükle değiştirmeye kalkan, bunu da hiçbir mevzuatta yeri olmayan bir şekilde yapan Tunceli Belediye Başkanını ve bir kısım meclis üyelerini şiddetle kınıyorum. Tunceli’yi toplumu kutuplaştıracak, kısır çekişmelere mahal verecek tartışmaların içine çekmek en başta o şehre ve insanına ihanettir. Belediye başkanlığı millete hizmet makamıdır, cumhuriyet uygulamalarıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Türk devletinin kararlarıyla kavga etme yeri değildir. Kavga etmek isteyen varsa da Türk milleti, Türk devleti gereken cevabı verecektir. O şehrin adı Tunceli’dir, bu böyle bilinmeli ve böylece idrak edilmelidir. Bu vesileyle İçişleri Bakanlığını ve cumhuriyet savcılarını bu ihanete müdahale etmeye davet ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye ciddi bir ekonomik krizden geçmektedir ama biz, maalesef -Genel Başkanımız Meral Akşener Hanımefendi’nin deyimiyle- damat bakanın masallarını dinliyoruz. Ülkemize döviz girişi sağlamanın ve ekonomiye az da olsa bir can suyu vermenin yolu ise turizm gelirlerini artırmaktır. Ancak, bu kanun teklifi olumlu gelişmeler sağlasa da sezonun açıldığı bugünlerde ne işletmecileri ne turistleri ne de vatandaşlarımızı memnun edecek ciddi bir katkı sunamamaktadır.

Sayın milletvekilleri, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütünün son yayımlanan turizm barometresine göre dünyayı gezen turist sayısı bir önceki yıla göre yüzde 6 oranında artmıştır. Bu durum 2010 yılından bu yana kaydedilen en güçlü artışa işaret etmektedir. Hızla artan dünya turizm kapasitesine bakıldığında ise Türkiye, artan turist sayısına rağmen nitelikli turist çekememekte ve turizm gelirlerini artıramamaktadır. Dünya Turizm Örgütü 2017 verilerine göre, Türkiye turizm gelirleri açısından ilk 10 ülke arasına maalesef girememektedir. Kültür ve Turizm Bakanımızın “70 milyon turist, 70 milyar gelir” hedefi var. Çok güzel bir hedef ama ben, turizmi teşvik için yapılan bu teklifte, belirtilen hedefe güçlü bir katkı sunacak düzenlemeler maalesef göremiyorum. Sadece yabancı bayraklı gemileri yasaklamakla, bazı askerî bölgeleri turizme açmakla bu olmaz.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölümde yer alan iki önemli hususa değinmek istiyorum; biri cezalar, diğeri ise orman varlıklarıyla alakalı maddeler. Komisyonda sektör temsilcileri, cezaların bir yıla yayılması ve kademeli bir şekilde uygulanması gerektiğini söylediler. Bu itirazlar gösteriyor ki bu kanun teklifi sektörle istişare edilmeden düzenlenmiştir ve hazırlanmıştır, düzenlenen cezaların artış miktarlarının neye göre ayarlandığı belirsizdir. Bu ceza kapsam ve artışları kanun teklifinin bir turizm teşvik kanunu değil turizm ceza kanunu olduğu algısı yaratmaktadır. Turistin güvenini ve sektörün düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak için koyulacak her türlü ceza ve caydırıcı uygulama olumludur ancak bu uygulamaların açık ve kamuoyunda tartışmaya mahal vermeyecek şekilde gerçekleştirilmesi, üstelik bu ekonomik krizde sektördeki işletmecilerin de mağdur olmayacağı hâlde düzenlenmesi gerekmektedir.

Orman alanlarında bulunan ve konaklama amacıyla kullanılabilecek alanların Bakanlığa tahsisi hususu toplumda kaygı yaratmaktadır. Mevcut iktidar döneminde pek çok orman varlığımızın katledildiği, orman alanlarında şüpheli yangınların çıktığı, ülkemizin akciğeri olan orman alanlarına otellerin yapıldığı maalesef bilinmektedir. Bu kanuni düzenlemeyle de bu tip olumsuz gelişmelere yol açabilecek işlemler ortaya çıkabilecektir. Orman varlığımızın ve ekolojik düzenin korunması bir millî güvenlik ve beka meselesi olarak görülmeli ve kesinlikle küçük hesaplara kurban edilmemelidir diyor, teşekkür ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Oral.

Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Rafet Zeybek’te.

Buyurun Sayın Zeybek. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA RAFET ZEYBEK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye coğrafi konumu, iklimi, tarihi ve turizm potansiyeli çok yüksek bir ülkedir. Turizm gelirleri ekonomimize büyük bir katkı ve katma değer kazandırmaktadır. Ancak ne var ki ülkemizde turizme, yatırımcısına ve turizm emekçilerine istenen kolaylıklar hâlâ sağlanamamaktadır.

Zengin ve nitelikli turistler ülkemizi tercih etmemekte, her şey dâhil konsepti nedeniyle otel dışında para harcanmamakta, esnaf ve küçük işletmeler bu gelirden mahrum edilmektedir. Her geçen gün bu niteliksiz turistler nedeniyle turizmden elde ettiğimiz gelirler düşmektedir.

Antalya Milletvekili olarak turizmin şehrimize katkısını en yakından hissedenlerdenim. Bu açıdan, bir konuyu daha belirtmek istiyorum. Türkiye sürdürülebilir eko turizmi açısından büyük bir potansiyele sahiptir ve dünyada bu büyük potansiyel turizme talebi artırmaktadır. Antalya özelinde örnek vermek gerekirse doğa harikası, UNESCO tarafından dünyada yaşanabilir 100 yer arasında 19’uncu sırada olan Alara Çayı ve Alakır Vadisi’ne HES yapılmaktadır. Bu, turizme destek değil, köstektir değerli arkadaşlarım. Ormanları, doğal kaynakları, sit alanlarını inşaata açıp rant sağlamak turizm yatırımı asla olamaz. Turizm için sadece altyapı yatırımları yeterli değildir. Bunların yanında, olmazsa olmaz demokrasidir, hukuk devletidir, insan haklarıdır, özgürlüklerdir, insanların güvence altına alınmasıdır çünkü turizm barış demektir, toplumsal ve bölgesel barış sağlanmalıdır.

OHAL süreciyle başlayan antidemokratik süreç, yargıya güvenin her geçen gün azalması, dış politikalarımız, kaybettiği seçimi kabul etmeyen, tekrar bir seçim isteyen ve bunu sağlayan iktidarın varlığında bu ülkede turizmi geliştirmek mümkün değildir.

Demokrasinin olmazsa olmazı kuvvetler ayrılığıdır ancak bugün kuvvetler ayrılığı yok edilmektedir. Hukuk devleti ayaklar altındadır, hukuk ayaklar altındadır, adalet ayaklar altındadır. Bu nedenle, yargıya güven Türkiye’de yüzde 20’lere düşmüştür. Yüzde 20’lerle bir ülkede asla adalet dağıtamazsınız.

Yargı dün FET֒nün kuşatması altındaydı, ne yazık ki bugün iktidarın kuşatması altındadır. Yüksek Seçim Kurulunun oy çokluğuyla almış olduğu İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı çok açık olarak hukuka aykırıdır. 250 sayfa değil, 2.500 sayfa gerekçe de yazılsa hukuka aykırılığı değiştiremezsiniz. Yüksek Seçim Kurulu kimsenin babasının çiftliği değildir. Kurul üyeleri talimatla hareket edemezler. Bu üyelerin azıcık adalet duygusu, azıcık vatan sevgisi varsa istifa etmeleri gerekir. Yenilenen İstanbul seçimlerinde görev alamazlar çünkü taraf olmuşlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Zeybek.

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Hepiniz biliyorsunuz, Ergenekon ve Balyoz davaları gibi davalarda büyük kumpaslar yapıldı; hukuk, adalet ayaklar altına alındı. Biz “Bu davalarda hukuksuzluk yapılıyor.” dediğimizde, o dönem Başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanı “Ben bu davaların savcısıyım.” dedi. Eğer bir Cumhurbaşkanı hukuksuz yapılan davaların savcılığını yapıyorsa o ülkede güvenden de hukuktan da adaletten de söz edilmez. Biz bu nedenle diyoruz ki bu ülkede hukuk devletine, demokrasiye, insan haklarına, özgürlüklere saygı duymadan kalkınmayı da sağlayamazsınız, turizmi de geliştiremezsiniz.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Zeybek.

Şahıslar adına İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın vekiller; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Şimdi, bugüne kadar benim gördüğüm kadarıyla, buraya gelen kanun çalışmalarında bir mantık var, o mantıkla ilgili ben birkaç şey söylemek istiyorum ki bu, özellikle yürütmenin neden Türkiye’de ekonomiyi kontrol altına alamadığıyla ve dünyadaki ekonomik gelişmelere kendini uyumlaştıramadığıyla ilgili olarak da bazı ipuçları taşır diye düşünerek birkaç cümle söyleyeceğim.

Şimdi, efendim, şunu söyleyeyim, bu kanunun arkasında yatan mantık şu: “Eğer biz kararları merkezîleştirirsek daha etkin ve daha hızlı kararlar almış oluruz.” Kanunda da zaten bu “etkin ve hızlı karar almak” lafları geçiyor. Şimdi, dolayısıyla da turizmle ilgili bu kanun esasında birçok yetkiyi, birçok kararı daha doğrusu, Kültür ve Turizm Bakanlığına havale ediyor yani merkezîleştiriyor. Garo Paylan arkadaşım da değindi, bunun bence biraz daha açılması gereken bir konu olduğunu düşünerek birkaç cümle daha etmek istiyorum.

Şimdi, bu mantık bir kere her zaman doğru olan bir mantık değil arkadaşlar. Bu çok eskiden kalma bir mantık. Yani herhangi bir alanda kararları merkezîleştirerek daha etkin bir çözüm yolu bulunabileceği düşüncesi daha eskiye ait bir düşünce. Günümüzde özellikle küreselleşmeyle birlikte yerelleşmenin, yerel karar almanın ne kadar daha etkin olabileceğine dair inanılmaz literatür var, bunu birçoğunuz biliyor zaten. Yani kararları, biz, özellikle bazı kararları yerelleştirdiğimiz ölçüde daha etkin kılarız, merkezîleştirdiğimiz ölçüde değil. Ama maalesef görebildiğim kadarıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin bir zamandan beri yönetim tarzında, yönetim anlayışında bu açık bir şekilde gözüküyor. Oysa, yine biraz sonra söyleyeceğim, Adalet ve Kalkınma Partisi 2003-2004 yıllarında bu Meclise “Kamu Yönetimi Reformu Tasarısı” diye bir tasarı getirdi ve bu tasarı sizlerin el kaldırmasıyla buradan geçti ve maalesef diyebilirim, Ahmet Necdet Sezer tarafından da veto edilerek kadük hâle getirilmiş oldu.

Şimdi, arkadaşlar, gözüken o ki bu kanunla, örneğin, Orman Genel Müdürlüğünün bazı alanlarında, özellikle mesire yerlerinde veya önemli yatırımlar yapılabilecek alanlardaki kararları Orman Genel Müdürlüğünden de alıyor, bunu doğrudan doğruya Kültür ve Turizm Bakanlığının uhdesine veriyor ve böylelikle daha etkin bir yönetim tarzını gerçekleştirebileceğini düşünüyor. Fakat arkadaşlar, hayat bize gösteriyor ki, bu söylemeye çalıştığım çerçeveden baktığımızda, bazı kararların yerele göçerilmesi daha etkin kararlar hâline getirmeyi mümkün kılabiliyor.

Şimdi bir paragraf okuyacağım: “Kültür ve Turizm Bakanlığının taşra teşkilatının görev ve yetkileri belediye sınırları içinde belediyelere, belediye sınırları dışında il özel idarelerine devredilecektir.” Arkadaşlar, bu paragraf, Kamu Reformu Yasa Tasarısı yani Sayın Ömer Dinçer’in, sizin vekiliniz ve bakanınız olan Ömer Dinçer’in yanılmıyorsam 2004 yılında getirdiği kanun çalışmasındaki bir madde. Yani aslında bunu niçin söylüyorum? Şunun için söylüyorum: Nereden nereye geldiniz arkadaşlar? Yani bir zamanlar dünyanın gidişini okuyan ve dünyanın gidişinde yerelleşmenin önemini kavrayan bir yerden bir şeyler söyleyen bir partiydiniz, şimdiyse tam aksine tamamen merkezîleşmeyi ve tekelleşmeyi öneren bir anlayışa evrildiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Katırcıoğlu.

EROL KATIRCIOĞLU (Devamla) - Bu vesileyle yani turizmin teşvikiyle ilgili bu yasa teklifi vesilesiyle bir kez daha şunu düşünmenizi rica ediyorum: Arkadaşlar, geçmişteki duruşunuz daha doğruydu ve geçmişteki duruşunuzdan yola çıksaydınız eğer bugün böyle bir kanun değil ya da Kültür ve Turizm Bakanlığına yetkilerin verilmiş, özellikle rant içeren alanlardaki yetkilerin Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmiş değil, aksine belediyelere göçerilmesine ilişkin bir teklif getirebilirdiniz ve böyle bir teklif çok daha anlamlı bir şey olurdu ve muhtemelen de bütün Meclis tarafından da onaylanabilirdi. Ama arkadaşlar -cümlemi de öyle bitireyim- neden Türkiye ekonomisini ve Türkiye'deki toplumsal yapıyı iyi yönetemediğinizin açık nedeni de buradadır. Üzerine biraz kafa yorarsanız anlaşılır ki bu ülke bu kadar merkezî kararlarla yönetilemez, yönetilememiştir, dolayısıyla da bazı kararların, özellikle yetkilerin yerele geçirilmesi konusunda bir anlayış üretmeniz lazım. Bunu yapamadığınız sürece, ben size söyleyeyim, İbn-i Haldun’dan beri biliyoruz ki merkezîleşme daima ve daima kırılma demektir.

Teşekkür ederim.

İyi akşamlar. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Katırcıoğlu.

Değerli milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa üzerlerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

7’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesiyle değiştirilen 2634 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin (2)’nci fıkrasından sonra aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

"Birinci fıkrasının (c) bendi ile uygulanacak cezaların uygulanması bakımından tanıtımı yapan kurum müteselsilen sorumludur.”

                 Hüseyin Yıldız                                                      Nihat Yeşil                                                         Baha Ünlü

                        Aydın                                                               Ankara                                                             Osmaniye

             İlhami Özcan Aygun                                                                                                               Mehmet Ali Çelebi

                      Tekirdağ                                                                                                                                         İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, muhalefet olarak bizim, Hükûmetin, iktidarın çıkardığı bu kanunları engellemek değil amacımız, amacımız bu kanunları tartışarak eksik olanları size önermek. Dün ben burada bir konuşma yaptım, turizmin içinden gelen bir arkadaşınız olarak neler yapmamız gerektiğini burada anlattım, bir örnek verdim Didim’le ilgili.

Değerli arkadaşlar, ben dün Didim’den bir örnek vermiştim, demiştim ki: Didim bir turizm bölgesidir. Şu an turizm meslek lisemiz var 14 derslik, 346 öğrenci şu anda eğitim görüyor ama yaptığınız yanlış planlamayla oraya imam-hatip ortaokulu, imam-hatip lisesini kurdunuz ve 800 kişilik okulda, şu an ortaokulda 126, lisede de 227 öğrenci var. Biz imam-hatiplere karşı değiliz arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak imam-hatip okullarını kuran ilk partiyiz.

Şimdi, 17 ilçe var Aydın’da arkadaşlar, 17 ilçe; 2 tane ilçemiz turizmle ilgileniyor; bir, Didim; iki, Kuşadası. Geriye 15 tane ilçemiz kalıyor, 15 tane; Efeler’de, Nazilli’de, Köşk’te o okulları yapabiliriz. Bu okulları 12 derslik yapıp ikinci bir turizm meslek lisesi yapabiliriz veya çok istiyorsak o okulları imam-hatip turizm meslek lisesi de yapalım, ona da razıyız, sıkıntı yok. Turizm Komisyonu Başkanı burada, Turizm Bakan Yardımcısı burada, biz 70 milyon turistten, 70 milyar dolardan bahsediyoruz. Nitelikli turist çekmek istiyoruz, ona göre nitelikli personel yetiştirmek zorundayız arkadaşlar. Bu planlamayı siz 2002’de iktidara geldiğinizde yapsaydınız bugün İspanya’nın yerinde, 70 milyar dolar turizm geliri olan ülke biz olacaktık ama planlamayı yapmıyorsunuz, sıkıntı burada. Doğruları konuştuğumuzda “Bu, dine karşı, imam-hatiplere karşı.”, doğruları konuştuğumuz zaman “Bu FET֒cüdür.” diyorsunuz. Arkadaşlar, bu ülkede hepimiz yaşıyoruz, hepimiz aynı gemi içindeyiz. Ben Sevgili Başkanımın -daha önce Konya Belediye Başkanıyken başarılı işler yapmış bir Başkanımız- gittim yanına, dedim ki: “Sayın Başkanım, ben turizm bölgesinde büyüyen yatırımcı bir arkadaşınızım. Kıyıları, sahilleri muhakkak o ilçenin belediyesine devretmemiz lazım.” Anlattım, hiç ilgisi olmayan insanlar işgal etmiş orayı, orada bir plaj yaratmışlar, içeriye girdiğinde 20-30 lira ücret alıyorlar, vatandaş giremiyor, vatandaş ailesiyle gittiğinde de dayak yiyor.

Kendisi bana dedi ki: “Evet, haklısın, bu konuyu farklı dönemde de beraber çalışıp yapalım.” Ben size bir örnek veriyorum arkadaşlar. Komisyon Başkan Yardımcısı da Aydın Milletvekilimiz, o bölgede yaşayan arkadaşımız. Dört sene önce Kuşadası Davutlar Plajı’na giremiyorduk, işgal etmişlerdi orayı. O dönemde çok şikâyetler geldiği için ve orada aile dövüldüğü için bunu Valiliğe ilettik, Vali Bey yardımcı oldu, büyükşehre 14 kilometreyi devretti arkadaşlar, eskiden girilmiyordu. Geçen sene önerdik.

Bakın, görüyorsunuz, güzel bisiklet yolu yapıldı, buraya yol yapıldı, aralarda çiçekler, şurada sahil var, tertemiz, denetim altında. Oraya tuvaleti, duşu koymuş belediye ama bütün ilçe belediyelerinde şu an sahillere maalesef bir tane bile tuvalet koyamıyoruz. Şimdi, doğruları burada tartışıp, hedefi doğru girip, doğru şeyler yapmamız gerekiyor, aksi takdirde boşu boşuna konuşmuş oluruz.

Arkadaşlar, burada oturan bütün milletvekilleri bu ülkede yaşıyor. Biz, ülkemizin geleceği için ne gerekiyorsa onu size öneriyoruz. Burada kalkıp da din düşmanlığı veya imam-hatiplere karşı algısını yaratırsanız kaybedecek olan hepimiziz. Bizim hedefimiz, sizin çıkaracağınız kanunlarda önerilerimizle sizi uyarmak, doğrusunu bulmaktır, başka bir amacımız yoktur. Herkes istiyor, ben istemez miyim 70 milyar dolar ülkeme girsin, isterim tabii ki.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun tamamlayın Sayın Yıldız.

HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) – O yüzden, muhalefet olarak her türlü desteği vereceğiz ama bu çıkan kanunları da Turizm Bakanlığının iyi denetlemesi lazım.

Demin milletvekilim söyledi, evet, arkadaşlar, en büyük sorun personel evleridir yani beş yıldızlı otel yapıyorsunuz, arkasında personel lojmanları olmadığı zaman o personelden verim alamazsınız ama bunu yaparken diğer vekilimin dediği gibi, üç yıldızlı bir otel yapayım, orada bir rant sağlayayım değil, personel lojmanları yapmak şartıyla, denetleme şartıyla bu işin olmasına da her zaman destek veriyoruz.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yıldız.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 7’nci madde kabul edilmiştir.

8’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 58 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 8’inci maddesinin kanun teklifi metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Salihe Aydeniz                                                   Abdullah Koç                                                    Zeynel Özen

                     Diyarbakır                                                              Ağrı                                                                İstanbul

                Hüseyin Kaçmaz                                                   Murat Çepni                                  Mahmut Celadet Gaydalı

                        Şırnak                                                                 İzmir                                                                  Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Zeynel Özen konuşacaktır.

Buyurun Sayın Özen. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu 8’inci madde üzerine söz aldım, HDP Grubumuz adına huzurlarınızda bulunuyorum. Bu dönem benim Parlamentodaki ilk dönemim. Ben otuz yıl demokrasinin en gelişmiş olduğu ülkelerden İsveç’te politikayla uğraştım. Ben ilk milletvekili seçildiğimde hayallerim vardı, ütopyam vardı. Dar gelirliler, yoksullar hakkında biz buralarda bir şeyler yaparız dedik ama bu süreç gerçekten bu hayallerimi yerle bir etti. Çıkardığımız tüm yasalar -yoksulu daha yoksul- vatandaşın cebinden parayı nasıl çekeriz anlayışına dayanıyor.

Bunların örnekleri: Trafik yasası, imar barışı, askerlik yasası. Hele hele gelecek hafta bir askerlik yasası gelecek ki evlere şenlik. Bedelli askerlik altı aya iniyor, bedeli 30 bin lira, bunu ödeyemeyen askerlik yapacak.

REFİK ÖZEN (Bursa) – Yanlış biliyorsun, bedelli askerlik altı aya inmiyor.

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Askerlik altı aya iniyor, kusura bakmayın.

Yani yoksullar, ülkemizin güvenliği bile yoksullara… Zenginler “Vatan, millet, Sakarya” derken bu askerlikten muaf olacaklar arkadaşlar. Bu süreçte kazanılmış hakları olan EYT’liler ve 3600 ek gösterge gibi, vatandaşlarımız hakkında gelen tüm yasa teklifleri bu Mecliste reddedildi arkadaşlar. Bu teşvik yasasında amaç yandaşlara rant sağlamak. Tek adam yönetimine uygun olarak, yetkileri yerelden merkezî kurumlara alarak tek elde toplama yasasıdır bu.

Peki, 2013’teki 32 milyar dolar turizm gelirimiz 2018’de 29 milyar dolara nasıl düştü? Çünkü yaptıklarımızla. Ne yaptık bu dönemde? Yeşil Yol Projesi’yle, HES’lerle doğayı tahrip ettik, binlerce yıllık tarihi olan Hasankeyf’i sular altında bırakacağız. Dahası, 15 Temmuzu bahane ederek, barış isteyenleri, akademisyenlerimizi işlerinden ettik. Kimilerini cezaevine tıktık, geri kalanını da yurt dışına zorunlu sürgüne gönderdik arkadaşlar.

Dışarıdan geliyor turistlerimiz, ikinci büyük turist kafilemiz Almanya’dan geliyor. En önemlisi de ne yaptık? Bir Alman gazeteciyi tuttuk, casusluktan içeri koyduk, çok büyük suçlar yükledik ona. Amerikalı papazı yine öyle suçlamalarla içeri aldık ama Merkel’den ve Trump’tan zılgıtı yiyince özel uçakla onları geri gönderdik buradan.

Değerli arkadaşlar, halk tarafından seçilmiş KHK’li belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize âdeta tuzak kuran YSK dâhil ülkedeki tüm yargı kurumları iktidarın siyasi rehin aracına dönüşmüştür. Sonra inanılırlığımızı ne ülke içinde ne dışında sağlayabiliriz bu tutumla.

Daha birkaç gün önce Halfeti’de AKP grup başkan vekili dedi ki: “Yalan.” Bu resim güvenlik güçleri tarafından servis edildi ve onlarca vatandaşımız ağız üstü yatırılıyor, arkadan ters kelepçeleniyor. “Bunun turizmle ne ilgisi var?” diyeceksiniz. Biliyorsunuz, soyu tükenen kelaynakların göç yolu ve üretim merkezi buraya çok yakındır. Yılda on binlerce insan orayı ziyaret etmektedir.

Ekonomik olarak biz niye bugün, sokaklarda, başka yerlerde vatandaşlarımızın cebine göz dikmişiz, para toplamaya çalışıyoruz? Bunun çözümü, ülkede demokratik düzeni sağlamaktan, kuvvetler ayrılığı prensibini yerine getirmek, temel insan haklarını, sosyal hukuk devletini gerçekleştirmekten geçer arkadaşlar. Eğer biz bunları yapmazsak, biz güvenilirliğimizi sağlayamazsak ne yabancı yatırımcı bu ülkeye gelir, sermayesini buraya getirir ne de yerli yatırımcımız yatırım yapar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Özen.

ZEYNEL ÖZEN (Devamla) – Size başka bir örnek de vereyim: Ayrıca benim de içinde olduğum Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonundan vatandaşlarımız ülkemize gelmek istedi ama onlarca kişi hiçbir gerekçe gösterilmeden havaalanlarından alındı, ya geri gönderildi ya da ülke içinde bırakıldıklarından geri çıkamadı. Böyle bir uygulama olamaz arkadaşlar.

Şimdi, bu iktidar bu yapısıyla, kendi topraklarındaki insanlarla hesaplaşma derdinden vazgeçmelidir. Eşit yurttaşlık temelinde, temel insan haklarına saygılı, sosyal hukuk devletini eğer biz mümkün kılmazsak bizim tüm çabamız boşadır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özen.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 10’a bağlı ek madde 5’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 10’a bağlı ek madde 6’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 11’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

Madde 12’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, teklifin görüşmeleri tamamlanmıştır.

Teklifin tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

51.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi ile Turizmi Teşvik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ne katkılarından dolayı milletvekillerine teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta hem Kapadokya’yla ilgili hem de Turizmi Teşvik Kanunu’yla ilgili iki kanunu görüşüp Meclisin iradesiyle bitirmiş olduk. Ben bu vesileyle bütün siyasi partilerimize ve değerli milletvekillerimize katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. İnşallah, haftaya Meclisimiz hem torba yasayı hem de askerlikle ilgili kanunu görüşmek üzere toplanacaktır.

Teşekkürlerimi sunuyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 27 Mayıs 2019 Pazartesi günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.04

 



(x) 56 S. Sayılı Basmayazı 14/5/2019 tarihli 77’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 58 S. Sayılı Basmayazı 22/5/2019 tarihli 81’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.