TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           77’nci Birleşim

                                                                                       14 Mayıs 2019 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’nü, Anneler Günü’nü ve Spor Toto Süper Lig’e çıkmaya hak kazanan Denizlispor ile Gençlerbirliği’ni kutladığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Anadolu Ajansı Muhabiri Abdulkadir Nişancı’nın bir kaza neticesinde kaybolmasının Türkiye’yi derinden sarstığına ve bir an önce bulunmasını temenni ettiğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, yönettiği birleşimlerde siyasi parti ayrımı gözetmeksizin milletvekillerinin konuşmalarını özgürce yapmalarını temin etmeye çalıştığına ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, 13 Mayıs Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil olarak kabulünün 742’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, sanayicilerin adaletli desteklenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’nü, Anneler Günü’nü, 6 Mayıs Dünya Ebeler Günü’nü ve 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

4.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, AKP iktidarları süresince sendikalaşmada ciddi artışlar olmadığı hâlde Eğitimciler Birliği Sendikasının üye sayısının arttığına ilişkin açıklaması

5.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, ekonomik kriz ortamında vatandaşların karşı karşıya olduğu icra ve iflaslarla ilgili nasıl bir önlem düşünüldüğünü öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

6.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Anneler Günü’ne ilişkin açıklaması

8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki Oruç Reis araştırma gemisinin işletilmesi hizmeti alınmasının ne kadar güvenilir olduğunu, devlet sırrı olabilecek bilgilerin yabancı şirketlere verilme ihtimalinin olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

10.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, doların 6 lirayı geçtiği, soğanın 10 lira olduğu ülkemizin neden bu hâle geldiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, Merkez Bankasının ihtiyat akçesinin İstanbul seçimleri için kullanılacağı iddiasının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ve 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

12.- Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı’nın, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

13.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak’ın, Anneler Günü’ne ilişkin açıklaması

15.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

17.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

18.- Antalya Milletvekili Aydın Özer’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

19.- Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

20.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in, Mersin Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer santralde yaşanan ve yaşanacak olan sorunlara ilişkin açıklaması

21.- Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal’ın, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

22.- Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı’nın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladığına ve Hatay’da aşırı yağışlardan etkilenen çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Hakkâri ili Yüksekova ilçesinde şehit olan Uzman Çavuş Volkan Demirci’ye Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye’nin 7 Haziran-1 Kasım sürecindeki gibi korku iklimine sokulmasına müsaade etmeyeceklerine, 13 Mayıs Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil olarak kabulünün 742’nci yıl dönümü ile Soma faciasının 5’inci yıl dönümüne, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’ne ilişkin açıklaması

24.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Hakkâri ili Yüksekova ilçesinde şehit olan Uzman Çavuş Volkan Demirci’ye Allah’tan rahmet dilediğine, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na, 13 Mayıs Soma faciasının 5’inci yıl dönümü ile Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil olarak kabulünün 742’nci yıl dönümüne, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’ne, Spor Toto Süper Lig’e çıkmaya hak kazanan Gençlerbirliği ile Denizlispor’u ve TFF 2. Lig play-off çeyrek finalinde yarı filane yükselen Sakaryaspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, 13 Mayıs Soma faciasının 5’inci yıl dönümü vesilesiyle 301 madenciyi saygıyla andıklarına, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’ne ve kolluk güçlerinin Batman Milletvekili Feleknas Uca’ya yönelik saldırısını protesto ettiklerine ilişkin açıklaması

26.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, TBMM’nin görevinin şehitlerin ardından taziye dileğinde bulunmak mı olduğunu öğrenmek istediğine, eczacıların, çiftçilerin, engellilerin itibarsızlaştırıldığı, insanların yoksullaştırıldığı, Anneler Günü’nün sözde kutlandığı bir ülke olunsun istemediklerine, şehit cenazelerinden ızdırap duyduklarına ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırdıklarına ilişkin açıklaması

27.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, insanın kendini, ülkesini anlayabilmesi için en önemli idrak noktasının kendi diliyle kurduğu bağ olduğuna, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü ile Dünya Çiftçiler Günü’ne, Soma faciasıyla ilgili hukuki sürecin tamamlanmasının herkesin sorumluluğu olduğuna ve her bir şehadeti Mecliste paylaşmanın tabii olduğuna ilişkin açıklaması

28.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

29.- Bayburt Milletvekili Fetani Battal’ın, Bayburt-Trabzon il sınırında görevi başındayken uçuruma yuvarlanan Anadolu Ajansı Muhabiri Abdulkadir Nişancı’ya ulaşılamadığına ve Anadolu Ajansında çalıştığı için nefret söylemi üzerinden bu hadiseyi intikam duygusuna çevirmek isteyen çevreleri kınadıklarına ilişkin açıklaması

30.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı ve Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri konusunda Meclisi sorumluluk almaya davet eden bir yaklaşım içinde olduklarına ilişkin açıklaması

36.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar ili Sultandağı ilçesinde AKP’li belediyeye ait soğuk hava deposunda kaçak içki üretimine destek veren, göz yuman AKP’li Belediye Başkanıyla ilgili herhangi bir işlem yapılıp yapılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

37.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Profesör Doktor Haluk Savaş’ı çaresizliğe iten KHK rejiminin bir an evvel bitmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

38.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

39.- Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu’nun, Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar ili Sultandağı ilçesinde belediyenin soğuk hava deposunda kaçak içki üretildiğine dair ifadesinin gerçek dışı olduğuna ilişkin açıklaması

40.- Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın, 14 Mayıs 1950 tarihinin Türkiye’nin demokrasi hayatında önemli bir dönüm noktası olduğuna ve 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle bereketli bir yıl dilediğine ilişkin açıklaması

41.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

42.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın, Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

44.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan’ın, Hakkâri ilinin Irak sınırında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Zekeriya Zencirli’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

45.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, 13 Mayıs Soma faciasının 5’inci yıl dönümü vesilesiyle son on yılda toplam 862 madencinin iş cinayetlerine kurban gittiğine ve çalışma koşullarının değişmesi, önlemlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

46.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

47.- Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlığın, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün Anayasa Komisyonu üyeliğinden (4/28), Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden (4/29) istifalarına ilişkin önergelerin 8/5/2019 tarihinde Başkanlığa ulaştığına ilişkin yazısı

2.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, (2/1158) esas numaralı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/27)

 

B) Tezkereler

1.- Hayvanların haklarının korunması ile hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirleri belirlemek amacıyla kurulan (10/102, 461, 682, 977, 981, 982) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/682)

2.- Bilişim teknolojileri bağımlılığının etkilerinin incelenerek olası zararlarını bertaraf etmek ve bu teknolojilerin kontrollü kullanımını sağlamak için yapılması gerekenleri saptamak amacıyla kurulan (10/38, 466, 494, 536, 978, 983, 984) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/683)

3.- Tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğinin korunmasında, bunların üretiminde ve pazarlanmasında karşılaşılan sorunlar ile alınması gereken tedbirleri belirlenmek amacıyla kurulan (10/361, 405, 406, 407, 410) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/684)

4.- ALS, SMA, DMD, MS hastalıklarında ve kesin tedavisi bilinmeyen diğer hastalıklarda uygulanan tedavi ve bakım yöntemleri ile bu hastalıklara sahip kişiler ve yakınlarının yaşadıkları sorunları ve çözümlerini belirlenmek amacıyla kurulan (10/184, 185, 281, 403, 585, 604, 734, 914, 915, 917, 920, 921) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/685)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tarafından, Gazeteci Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın 10 Mayıs 2019 günü evinin önünde sahte plakalı araçla gelen 6 saldırgan tarafından darbedilmesi, bu saldırının içinde birçok şüpheyi barındırması, bu saldırıya dair şüphe ve şaibelerin ortadan kaldırılması ile olası saldırılarla yeniden karşılaşılmaması amacıyla 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve görüş engelinin ortadan kaldırılması amacıyla 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elâzığ ili Maden ilçesinde kurulu bakır madeni işletmelerinin özelleştirilmesinden doğan mağduriyetin ekonomiye ve istihdama etkilerinin araştırılması ve gereken önlemlerin alınarak yeniden kamu işletmesine dönüştürülmesi amacıyla 13/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Anayasa Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

2.- Dışişleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

3.- Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

4.- Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

 

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56)

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Tarafından Kurulan Ortak Komite’nin Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın ‘Menşeli Ürünler’ Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemleri Hakkında Protokol II’sini Değiştiren 1/2016 Sayılı Kararınının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1364) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 33)

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti ile Karadağ Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Tarafından Kurulan Ortak Komite’nin Serbest Ticaret Anlaşması’nın `Menşeli Ürünler’ Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemlerine İlişkin Protokol II’sini Değiştiren 1/2017 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına İlişkin Yetki Verilmesine Dair Kanun Teklifi (2/1362) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 29)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, akaryakıt sektörünün sorunlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in cevabı (7/10166)

2.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Siirt’in Eruh ilçesinde yaşanan GSM operatörlerine erişim sorununa ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/10233)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, TBMM ajandalarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/10642)

4.- Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un, TBMM’de istihdam edilen personelle ilgili atamalara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in cevabı (7/11094)

14 Mayıs 2019 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

----- 0 -----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’nü, Anneler Günü’nü ve Spor Toto Süper Lig’e çıkmaya hak kazanan Denizlispor ile Gençlerbirliği’ni kutladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline söz vereceğim. Ancak ben de birkaç cümleyle bazı görüşlerimi ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz pazar günü Anneler Günü’nü kutladık. Büyük fedakârlıklarla hepimizi yetiştiren annelerimizin hayatımızdaki önemi çok büyük. Onların değerini ve önemini hayatta yaşadığımız zorlukları gördükçe daha da iyi anlıyoruz. Zor şartlarda bizleri yetiştiren tüm annelerimizi sevgiyle kucaklamamız gerektiği muhakkak. Ben Anneler Günü’nde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yetiştiren Zübeyde Hanım olmak üzere tüm değerli milletvekillerimizin annelerinin, tüm yurttaşlarımızın annelerinin Anneler Günü’nü kutluyor, hepsini sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Bugün Dünya Çiftçiler Günü. Mutlaka arkadaşlarımız bir değerlendirme içerisinde olacaklar. Çiftçilerimizin, Türkiye’de “Köylü, milletin efendisidir.” sözüne uygun bir tarzda hak ettikleri ürün bedellerini aldıkları, kendilerini daha iyi yaşam koşullarında aileleriyle beraber geçimlerini sağladıkları bir sürecin içinde buldukları bir ortamı mutlaka yaşamaları gerektiği düşüncesiyle tüm çiftçilerimizin de Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Onların da ellerine, yüreklerine, emeklerine sağlık.

Yine, tabii, bu arada bugün Eczacılık Günü. Sağlık çalışanlarımızın vazgeçilmez bir çalışma arkadaşı olan eczacılarımızın, başta sayın milletvekillerimizin içinde bulunan eczacı arkadaşlarımız olmak üzere tüm eczacılarımızın da Eczacılar Günü’nü yürekten kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, bu arada bir iki kutlamayı da yaparak gündem dışı sözlere geçeceğim.

Önceki gün oynanan maçlarla Türkiye’mizin güzide takımlarından Denizlispor ve Gençlerbirliği tekrar Süper Lig’e çıktılar. Gerek Denizlispor’u gerekse Gençlerbirliği’ni yürekten kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.

Şimdi gündem dışı sözlere geçiyoruz.

Gündem dışı ilk söz, 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü münasebetiyle söz isteyen Kayseri Milletvekilimiz Sayın İsmail Tamer’e aittir.

Buyurun Sayın Tamer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Değerli Başkanım, öncelikle çok teşekkür ediyorum bana söz verdiğiniz için, Allah razı olsun diyorum sizlere.

Tabii, bu arada 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, aynı zamanda aslında mayıs ayı pek çok günü içerisinde barındırıyor. 10 ile 16 Mayıs tarihleri arası Engelliler Haftası. Engelli kardeşlerimizin gününü de buradan kutlamak istiyorum. Yine, 12 Mayıs Hemşireler Günü. Gecesini gündüzüne katarak fedakârca çalışan hemşire kardeşlerimizin gününü kutlamak istiyorum. Yine, bugün Eczacılar Günü, meslektaşlarımızın Eczacılar Günü’nü kutluyorum. Aynı zamanda yine Çiftçiler Günü’müz, onların da, tüm Türk halkının Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, çölyak denince aklımıza bir hastalıktan ziyade bir alerjiyi getirmek daha doğru bir tabir olsa gerek diyoruz. Çölyaklı hastalar aslında, Türkiye’nin gündeminde, Türkiye’de önemli bir yeri işgal ederler. Kısaca hastalığı tarif edecek olursak, arpa, çavdar, buğdayda bulunan, glüten denilen bir proteinin bağırsaklar üzerinde alerji etkisinden dolayı ortaya çıkan emilim bozukluğu ve buna bağlı olarak da gelişen hastalıklar ve diğer bulgularla ortaya çıkmış, gelişme geriliğiyle kendisini göstermiş, çocuk hastalarımızda da özellikle ishalle kendisini belirten bir hastalık çeşidi. Bunun teşhisi çok zor ama genel anlamda teşhisi bağırsak biyopsisiyle konur, önce serolojik testler, arkasından bağırsak biyopsisiyle konan bir hastalık türü. Tedavisi yok maalesef, bir ilaç tedavisi yok ancak ilaç tedavisinin dışında glütenden uzaklaştırmakla konur.

Geçen yıl bu Meclis önemli bir karara imza attı yani partilerüstü, siyasetüstü bir kural getirerek hep birlikte, 4 partinin vermiş olduğu araştırma komisyonu kuruldu. Bu araştırma komisyonunun da hasbelkader Başkanı oldum. Dört ay gibi bir çalışma sonucunda da Türkiye’deki çölyaklı hastalarımızın problemlerini ortadan kaldırmak için elimizden gelen tüm gayreti göstermiş olduk. Bu zaman zarfında yapmış olduğumuz çalışmalarda bir değişikliği söz konusu yaptık. Çalışmalarımıza, her toplantımıza Türkiye’deki tüm çölyak derneklerini davet ettik, aynı zamanda dinleyebileceğimiz uzmanları davet ettik. Her toplantımızda bu dernekler bizlerle birlikte hareket ettiler ve çalışmalara katıldılar. Bu, bir sinerji etkisi yarattı. Hem partilerüzeri olmasıyla hem de Mecliste grubu bulunan tüm partili arkadaşlarımızla birlikte, bunların da olaya katkı koymalarıyla çölyaklı hastaların büyük problemlerini ortadan kaldırmış olduk. Neydi bu problemler? Başta sağlık problemi, özellikle raporların hazırlanmasında her yıl kesin olarak doktora gidilip raporlar çıkarılıyordu, bunlar ortadan kaldırıldı, üç yıla kadar çıkartıldı. AVM’lerde çölyaklı hasta gruplarının gıdalarıyla ilgili ayrılacak olan yerler zorunluluk hâline getirildi. Yine, Millî Eğitim Bakanlığımızla görüşülerek özellikle okul kantinlerinde çölyaklı hastalarla ilgili gıdaların satılması gündeme getirildi. Sağlık Bakanlığıyla irtibata geçildi, özellikle aile hekimlerimizin olaya duyarlılığının artırılmasıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Ayrıca en önemli hadiselerden birisi de Çalışma Bakanlığımızla görüşülerek bunlara yapılan yardımların artırılmasıyla ilgili çalışmalarımız henüz devam ediyor. Bu konuda henüz sonuç alamadık ama yakın bir gelecekte hem Maliye Bakanlığımız hem de Çalışma Bakanlığımızla birlikte bu paraların artırılması da sağlanmış olacak.

Tabii “çölyaklı” denilince sadece akla çölyaklılar gelmiyor, Türkiye’de geçen hafta kurulan ALS gibi yine metabolik hastalıklarda özellik arz eden konularda Meclisin bir bütünlük içerisinde çalışmasını saygıyla karşılıyorum ve bu şekilde olması gerektiğini de ifade ediyorum. Çünkü Çölyak Komisyonunda biz partilerüzeri bu hastalığı ortaya getirmekle ne kadar olumlu ve düzenli bir çalışma sonucunda da çölyaklıların problemlerini ortadan kaldıracak adımlar attığımızı ifade ediyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum, iyi günler diliyorum efendim, sağ olun. (AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tamer.

Gündem dışı ikinci söz, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri hakkında söz isteyen Batman Milletvekilimiz Sayın Ayşe Acar Başaran’a aittir.

Buyurun Sayın Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

2.- Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran’ın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin gündem dışı konuşması

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında Türkiye’nin gündeminde, Meclisin de gündeminde olması gereken bir meseleyi gündem dışı olarak konuşacağız. Buna gelmeden önce, bu pazar Anneler Günü’ydü ama Türkiye’de Anneler Günü tablosu gerçekten dehşet vericiydi. Beyaz tülbentli annelerimiz yerlerde sürüklendi, anneler Anneler Günü’nde gözaltındaydılar, işkenceye uğruyorlardı, Anneler Günü’nde ifadesini alan polisler tarafından cahil muamelesi görüyorlardı yani maalesef, Meclis ilk açıldığında hepimizin ilk değinmesi gereken şey annelere yapılan bu muameledir. Bir şey daha var; şu anda anneler, yani çocukları, kardeşleri, eşleri, yakınları açlık grevinde olan 21 annemiz şu anda HDP’nin grup salonunda bir sesi yükseltmeye çalışıyorlar, bu Meclisin gündemini esasına çekmeye çalışıyorlar, Türkiye’nin gündemini esas gündeme çekmeye çalışıyorlar; kardeşlerinin, çocuklarının, eşlerinin yaşaması için, Türkiye toplumunun daha adil, daha özgür, daha demokratik bir geleceğe kavuşması için birkaç saattir grup salonumuzda oturuyorlar. Bizim grup salonumuzda olmalarının bir nedeni var çünkü başka hiç kimseye ulaşamıyorlar. Defalarca Cumhurbaşkanından randevu talep etmişler, Adalet Bakanından randevu talep etmişler, bazı girişimlerde bulunmuşlar ama her defasında elleri boş dönmüşler.

Değerli arkadaşlar, şu anda cezaevlerinde binlerce insanı yani bütün toplumu etkileyen, toplumsal olarak on binlerce insanı etkileyen -yine açlık grevinde 4 milletvekilinin olduğu varsayılırsa- milyonları etkileyebilecek bir meselede bu kadar kör, sağır olmak gerçekten dehşet verici bir durum. Bu annelerin taleplerini biz de buradan bir kez daha ifade edelim: Hukuka uymaya davet ediyorlar, hukuka uyulacağını beyan etmeye davet ediyorlar. Uygulanan bu tecridin kaldırılmış olduğunun, zaten olmayan bir hukuki engelin engel olarak konulmayacağının, önünde de bir siyasi engel olmayacağının bakanlık nezdinden, iktidardan ifade edilmesini bekliyorlar. Günlerdir, aylardır insanlar Türkiye’de hukukun uygulanması için açlık grevindeler arkadaşlar ve artık geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelinmiştir; bu, ortaya çıkabilecek sonuçlardan bütün toplumun etkilenebileceği bir meseledir. Bakın “Bizi etkilemiyor, bu bizim meselemiz değil.” demeyin, bu hepimizin meselesi, tecrit meselesi Türkiye’nin meselesi. Hepimiz tecrit altındayız. Anneler bir açıklama yapmaya çalışırken gözaltına alınıyor, yerlerde sürükleniyor ama bunu gösteren, maalesef ki, bir basın yok. Annelerin sesi tecrit altında, kadınlar tecrit altında Türkiye’de, çocuklar tecrit altında, halklar tecrit altında, bu Meclisin kendisi tecrit altında çünkü bu Meclisin bile Meclis olma hâli yok; aylardır toplanamayan, aylardır derman aranan dertlere bir çözüm bulamayan bir Meclis hâline geldi. İşte, tüm bunlar için binlerce siyasi tutsak cezaevlerinde açlık grevinde arkadaşlar ve 30’u ölüm orucuna başladı; bakın, ölüm orucu, bir adım daha ötesi. Ve bu insanlar zaten açlık grevindeydiler. Peki, o cezaevlerinden bir cenaze çıktıktan sonra bulunan çözüm çözüm olacak mı? Hanginiz kendinizi bu meseleden sorumlu hissetmeyecek? Hanginiz o annelerin yüzüne bakıp bir cevap üretebilecek? Peki, üç gün sonra biz nasıl toplumsal barışı sağlayabileceğiz, bu toplumsal barışın altına konulan bu dinamitin yaydığı ateşi nasıl söndürebileceğiz? Ateşle oynandığının farkında mısınız? İşte, biz de annelerin burada sesine ses oluyoruz.

Buradan Adalet Bakanlığına, buradan Meclisteki bütün milletvekili arkadaşlarımıza, buradan bütün yetkililere bir daha sesleniyoruz: Bakın, bir cenaze çıkması hepimizin bu sürecin altında kalması anlamına gelir. 1 milletvekili aylardır açlık grevinde, bu Meclisin bir ferdi, 3’ü de daha sonra eklendi; bu Meclisin 4 ferdi açlık grevinde. Onların yaşamına halel gelmesi hepimizin ayıbı, hepimizin altında kalacağı bir sonuç olacaktır. O açıdan, bütün Meclisi görevini yapmaya, bu sesi duymaya ve çözüm üretmeye davet ediyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başaran.

Gündem dışı üçüncü söz, Türk Dil Bayramı ve Karamanoğlu Mehmet Bey’i Anma Günü münasebetiyle söz isteyen Karaman Milletvekilimiz Sayın İsmail Atakan Ünver’e aittir.

Buyurun Sayın Ünver. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

3.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, 13 Mayıs Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil olarak kabulünün 742’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından Türkçenin resmî dil olarak ilan edilmesinin 742’nci yıl dönümü dolayısıyla söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Televizyonları başında bizi izleyen Türk dilinin başkenti Karaman’daki değerli hemşehrilerime ve aziz milletimize de sevgilerimi sunuyorum.

Bilindiği gibi, bir milletin varlığının sembolü kültürdür. Dolayısıyla kültürün ayrılmaz parçası olan dil de milletin en temel varlık göstergesidir. Bu açıdan bakıldığında dilimiz, hepimizi birleştiren ortak manevi hazinemizdir. Bu itibarla geçmişimizin tüm değerlerinin bugüne aktarılmasının vasıtası olan güzel Türkçemiz milletimizin en değerli kültür varlığıdır. Türkçemiz sosyal yapımızın çimentosu, millet ve devlet varlığımızın en önemli birleştirici ve bütünleştirici unsurudur.

Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277’deki fermanıyla Türkçeyi resmî dil olarak ilan edişi 1960’tan bu yana Karaman’da “Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Etkinlikleri” adıyla kutlanmakta, bu kapsamda Karamanoğlu Mehmet Bey de anılmaktadır. Karamanoğlu Mehmet Bey’in neşrettiği ferman o günün Türkçesiyle “Şimden girü hiç kimesne kapuda ve dîvânda ve mecâlis ve seyrânda Türkî dilinden gayrı dil söylemeye." şeklindedir. Mehmet Bey, Türk Dil Kurumunun günümüz Türkçesine uyarladığı hâliyle bundan tam yedi yüz kırk iki yıl önce “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka dil kullanmaya.” demiştir. Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanıyla ilgili yapılan bir değerlendirmede “Mehmet Bey, Türk dil ve kültürüne üstün değer verdiğini gösteren bu davranışıyla bütün Anadolu beyliklerinde kök salmış olan millî bir akıma tercüman olmuş ve öteki beyliklerin de temsilciliğini yapmış bulunmaktadır.” denilerek, Mehmet Bey’in Türk yazı dilinin temelini attığı tespiti yapılmaktadır.

Türkçemiz, Büyük Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti’nde sarayla, devletle yazışma dili olarak kullanılan Arapça ve Farsça karşısındaki varlık mücadelesinde Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanıyla yeniden hayat bulmuştur. İlk büyük dil devrimini yapan Karamanoğlu Mehmet Bey’in türbesi Karaman’ın Ermenek ilçesinin Balkusan köyünde bulunmaktadır.

Yine, Mehmet Bey’le aynı dönemde yaşayan, arı bir Türkçeyle şiirler söyleyen ve hoşgörüsüyle tüm dünyaya mal olmuş Yunus Emre de Dil Bayramı vesilesiyle Karaman’da anılmaktadır.

Günümüzün kindarlarına hoşgörünün ne kadar değerli bir vasıf olduğunu hatırlatarak, Yunus’un dizeleriyle seslenmek isterim:

“Adımız miskindir bizim.

Düşmanımız kindir bizim.

Biz kimseye kin tutmayız,

Kamu âlem birdir bize.” diyen Yunus’un,

“Ben gelmedim kavga için,

Benim işim sevgi için.

Dostun evi gönüllerdir,

Gönüller yapmaya geldim.” dediği ve yine,

“Gelin tanış olalım.

İşi kolay kılalım.

Sevelim sevilelim,

Dünya kimseye kalmaz.” dediği de unutulmamalıdır.

Türkçe ve Karaman denilince tarihimizin en büyük dil devrimcisi Ulu Önderimiz Atatürk’ten bahsetmeden geçmek olmaz. Anıtkabir Komutanlığının yayınladığı bir kitapta, Ulu Önderimizin atalarının Karaman’dan Makedonya’ya yerleştiği, babası tarafından dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin 14-15’inci yüzyıllarda Karaman’dan Makedonya’ya, Kocacık’a yerleşmiş Kızıloğuz, Kocacık yörüklerinden olduğu, annesinin ailesinin de yine Karaman’dan gelen, Rumeli’de “Konyarlar” diye bilinen Türkmenlerden olduğu bildirilmektedir.

Türk milletinin atası Ulu Önderimiz elbette bize vatan yaptığı bu toprakların hiçbir köşesine sığmayacak kadar büyüktür ve hiç şüphesiz ki Türkiyelidir ama atalarının Türkçenin yeniden hayat bulduğu Karamanlı olması bizim için büyük bir gurur ve övünç kaynağıdır. Böyle bir zenginliğin varlığı, yani Türkçeye yeniden hayat kazandıran büyük dil hizmetkârlarının Karaman’la olan ilişkileri Karaman’ımızın Türk dilinin başkenti sıfatını ne kadar hak ettiğini göstermektedir. Ulu Önderimiz Atatürk yaptığı dil devrimiyle Türkçeyi yücelten liderdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Ünver.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Ulu Önder “Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.” diyerek kendini Türk sayan herkese dilimiz konusunda üzerine düşen görevi göstermiştir.

Yıllardır Karaman’da kutladığımız Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Etkinlikleri ve Karamanoğlu Mehmet Bey’i anmaları zaman zaman devletimizin en üst düzeydeki makamlarının desteğine mazhar olsa da çoğu zaman devlet desteğinden mahrum kalmış, kıt kanaat, yerel olanaklarla kutlanmaya çalışılmıştır. Son yıllarda ise Dil Bayramı etkinlikleri, içinde halkın olmadığı birtakım akademik programlarla geçiştirilmeye başlanmış, halktan kopmuş ve geniş kitlelere ulaştırılamamıştır. Bu durum biz Karamanlıları üzmektedir. Bugüne kadar olan olmuş, yapılan yapılmış, yapılmayan kalmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Selamlayın Sayın Ünver, siz ilk defa söz alıyorsunuz.

Buyurun.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Ancak bundan sonraki yıllarda devletimizi en üst düzeyde temsil eden makamlar olarak Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı makamları ile Kültür Bakanlığından millî varlığımızın korunması ve yaşatılması açısından önemli bir sembolik değer taşıyan bu önemli bayrama sahip çıkmalarını hemşehrilerim adına talep ve temenni ediyorum.

Sayın Başkanım, gösterdiğiniz anlayışa da teşekkür ediyorum ve verdiğiniz bu fırsatla Türk dilinin başkenti Karaman’daki hemşehrilerimin ve milletimizin 742’nci Türk Dil Bayramı’nı kutluyor, başta Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Karamanoğlu Mehmet Bey’in, Yunus Emre’nin ve Türkçemize hizmet eden tüm şahsiyetlerin aziz hatıraları önünde saygıyla eğilerek teşekkürlerimi ve minnetlerimi sunuyor, rahmetle anıyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ünver.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakikayla söz vereceğim. Ancak bugünün bir özelliği var, biliyorsunuz, Eczacılık Günü. Eczacı milletvekili arkadaşlarımızdan sisteme giremeyenler varsa onlara da elbette ki sözlerini vereceğim, o hakları baki ve saklı. Bu sözlerin ardından da sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım. Eczacı milletvekillerimizden sisteme giremeyenler arkadaşlarımıza kendilerini yazdırırlarsa sevinirim.

Şimdi, sisteme giren milletvekillerimize söz vermeye başlıyorum.

Sayın Kayışoğlu yerine Sayın Şahin...

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, sanayicilerin adaletli desteklenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Son günlerde, sanayi yatırımcıları arasında da adaletin olmadığına şahit oluyoruz. 2003 yılında piyasa değeri 52 milyon dolar olan Balıkesir SEKA Kâğıt Fabrikası, Albayraklar Anonim Şirketi tarafından Özelleştirme İdaresinden 1,1 milyon dolara satın alındı. Fabrikanın satışında kamunun zarar ettirildiği, haksızlık yapıldığı 6 mahkeme kararıyla tescil edildi. 10 Mayıs 2019 tarihinde çıkarılan 1037 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle sadece bu firmaya tanınan özel endüstri bölgesi imtiyazıyla, fabrika satışında yaşanılan haksızlık işletme aşamasında da katlanarak devam ettirilmiştir. Bu kararnameyle 1 kişi hariç bütün Balıkesir sanayicisine haksızlık yapılmıştır. Bu haksızlığın en kısa sürede düzeltilmesini ve sanayicilerimizin hepsinin adaletli olarak desteklenmesini bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu...

2.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’nü, Anneler Günü’nü, 6 Mayıs Dünya Ebeler Günü’nü ve 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Başta yer fıstığı ve turp olmak üzere, birçok tarım ürününde Türkiye’nin âdeta lokomotifi olan Osmaniye’nin bereketli topraklarında çiftçilik yaparak rızkını kazanmaya gayret eden ailelerden birinin evladı olarak toprağa her bakımdan hak ettiği değeri vermek zorunda olduğumuza inanıyorum.

AK PARTİ olarak her zaman çiftçimizin ve üreticimizin yanında olduk ve olmaya devam ediyoruz, tarım sektörüne ayrı bir önem veriyoruz. Barajlarla, sulama tesisleriyle, tohum ve gübre konusunda attığımız adımlarla, uyguladığımız destek politikalarıyla sayısız projeler gerçekleştirdik. Ülkemizi tarımsal hasıla bakımından Avrupa’da ilk sıraya, dünyada ise 7’nci sıraya taşıdık. Birçok tarımsal ürünün ana vatanı olan ülkemizde tarım sektörünü geliştirerek üretimi artırmak, üreticinin emeğini korumak, vatandaşlarımızın gıda güvenliğini teminat altına almak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Büyük Türkiye olmanın bilinci ve sorumluluğu içinde hareket ediyoruz.

Tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerimizin de Anneler Günü’nü, Eczacılar Günü’nü, Ebeler ve Hemşireler Günü’nü yürekten kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

14 Mayıs Eczacılar Günü dolayısıyla Meclis çatısı altında bulunan meslektaşlarımın ve bütün ülkedeki eczacı meslektaşlarımın 14 Mayıs Eczacılar Günü’nü kutluyorum.

Eczacı reçetede yazan ilacı nasıl kullanacağımızı tarif ederek size verir, reçetede yazmayan ilacı vermez. Reçetede yazmayan ilacı verirse hastanın tedavisi eksik olur, yanlış olur. Siz ise YSK’nin gerekçesinde yazmayan “Oyumuzu çaldılar.” yalanına sığınıyorsunuz. Gerekçede çalma var mı? Yok. Daha doğrusu ortada YSK’nin gerekçesi bile yok. Siz “Oyumuzu çaldılar.” demeye başladınız. Kim çaldı? Nasıl çaldı? Sizin sandık görevlilerinize rağmen nasıl çalındı? Bu soruların cevabı yok.

Hastalığınız çok derin. Bir eczacı olarak söylüyorum, sizin hastalığınızın reçetesi yok ancak ülkenin reçetesi ise belli, onu da 23 Haziran tarihinde İstanbul halkı yazacak.

BAŞKAN – Sayın Çelebi…

4.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin, AKP iktidarları süresince sendikalaşmada ciddi artışlar olmadığı hâlde Eğitimciler Birliği Sendikasının üye sayısının arttığına ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AKP iktidarı süresince sendikalaşmada ciddi oranda artışlar olmadığı hâlde, Hükûmete yakınlığıyla bilinen Eğitimciler Birliği Sendikasının üye sayısı son on beş yılda yüzde 600 dolaylarında artmıştır. 2004 yılında 48.517 olan üye sayısı, 2019 yılında 297.941 kişi olmuştur. Bu sendika Millî Eğitim Bakanlığında çalışan öğretmen sayısının yüzde 33’ünü üye yapmış olmasına rağmen, yöneticilerin yüzde 67,33’ünün bu sendikaya üye olması hayatın olağan akışına aykırıdır.

Millî Eğitim Bakanlığında görev yapan toplam okul müdürü sayısı 29.050 kişi iken EĞİTİM-BİR-SEN’e üye olan okul müdürü sayısı 21.482 kişi ve oranı yüzde 74’tür. Müdür başyardımcılarının toplam sayısı 2.442 iken EĞİTİM-BİR-SEN’li müdür başyardımcısı sayısı 1.651 ve oranı yüzde 67,61’dir. Müdür yardımcılarının toplam sayısı 49.571 kişi iken EĞİTİM-BİR-SEN’li üye sayısı 31.446 ve oranı yüzde 63,43…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şevkin…

5.- Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’in, ekonomik kriz ortamında vatandaşların karşı karşıya olduğu icra ve iflaslarla ilgili nasıl bir önlem düşünüldüğünü öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, ekonomik kriz ortamında Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan milyonlarca vatandaşın icralarla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Türkiye genelinde ve özellikle Adana ilimizde üretimsizlikten kaynaklanan yoğun işsizlik, vatandaşlarımızı icra yüküyle karşı karşıya bırakmaktadır. Market ve pazar fiyatlarındaki olağanüstü artış, enflasyonla birlikte sürekli artan döviz kuru da özellikle asgari ücretle çalışan vatandaşların maaşlarının erimesine neden olmaktadır. Vatandaşlarımız, anılan bu sebeplerden dolayı daha çok borçlanarak hayatlarını idame ettirebilmenin yollarını aramakta ancak borçlarını ödeyemeyenler de icra yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Meclis huzurunda tüm makamlara sormak istiyorum: Her 3 kişiden 1’nin icra takibiyle karşı karşıya kaldığı bu ortamda ocaklara ateş düşüren icra ve iflaslarla ilgili nasıl bir önlem almayı düşünüyorsunuz ya da düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

6.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bugün 14 Mayıs, tüm eczacıların ve eczane çalışanlarının günü. Bütün eczacıların ve eczane çalışanlarının gününü kutluyorum.

Aynı zamanda, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Köylü, milletin efendisidir.” Bugün Çiftçiler Günü. Pahalılıktan dolayı yeterince gübre alamayıp ürününe gübre atamayan çiftçilerimizin; pahalılıktan dolayı yeterince mazot alamayıp arazilerini ekip biçemeyen çiftçilerimizin; pahalılıktan dolayı yeterince ilaç alamayıp ürününe ilaç atamayan çiftçilerimizin; ürününü değerince satamayan, hakkını alamayan toprakla uğraşan, topraktan emeğini çıkaran, ekmeğini çıkaran tüm çiftçilerin Çiftçiler Günü’nü kutluyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Taşkın…

7.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Anneler Günü’ne ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bilindiği gibi, her yıl mayıs ayının ikinci pazar günü Anneler Günü olarak kutlanmaktadır. Fedakârlık ve sevginin, merhamet ve şefkatin timsali olan annelerimiz, başımızın tacı, en değerli varlıklarımızdır. Annelik, sadece bir çocuğu dünyaya getirmekten ibaret değildir. Anne, insanın duygularını, düşüncelerini, karakterini şekillendiren en önemli modeldir. Yemeyen, yediren; giymeyen, giydiren annelerimiz, şefkatin, merhametin, fedakârlığın timsalidir. İdareciler ve siyasetçiler olarak bizler de annelerimizden öğrendiğimiz sabrı ve fedakârlığı kendimize şiar edinmek, insanlarımızı herhangi bir karşılık beklemeden yürekten sevmek durumundayız. Başta annem ve eşim olmak üzere ömürlerini ailelerine vakfeden, her daim hürmetlerin en büyüğünü hak eden tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, ahirete irtihal etmiş tüm annelerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Akın…

8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki Oruç Reis araştırma gemisinin işletilmesi hizmeti alınmasının ne kadar güvenilir olduğunu, devlet sırrı olabilecek bilgilerin yabancı şirketlere verilme ihtimalinin olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkan, dün Resmî Gazete’de yayınlandı, sismik araştırma gemisi MTA Oruç Reis’in işletmesini açık ihale usulüyle yerli ya da yabancı şirketlere teslim edecekler, MTA devre dışı kalacak. Bu ne kadar güvenilirdir? Buradan sormak istiyorum. Oruç Reis gemisini açık denizlerde sismik arama için, petrol ve doğal gaz bulması için, en önemlisi de kıta sahanlığı gibi stratejik öneme sahip bilimsel araştırmaların yapılması için satın aldılar. Devlet sırrı olabilecek bilgilerin yabancı şirketlere verilme ihtimali var mıdır? Bunun neresinde yerlilik, bunun neresinde millîlik vardır? Devlet sırrı olmasa dahi, MTA gibi köklü bir kurumun deneyimli personeli var, bilgi birikimi var, neden hizmet alımı yapıp da milletin parasını şirketlere harcıyorsunuz? Bu yüzden millîliğiniz de yalan, yerliliğiniz de yalan.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün Dünya Çiftçiler Günü’dür. Çiftçilerimiz insanımızı doyurmak için gece gündüz çalışıyorlar. Tarım demek, gıda güvencesi demektir. Bunun için çiftçilerimizi desteklemeliyiz, destekliyoruz.

Kahramanmaraş’ımızda tarım alanlarının önemli bir bölümünü tarlalar ve meyve bahçeleri oluşturmaktadır, tarım alanlarımızda çok çeşitli tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Türkiye'nin en büyük alabalık işleme ve paketleme tesisi ile alabalık kuluçkahanesi Kahramanmaraş’tadır. İlimizde 85 bin dekar alanda 1 milyon 823 bin adet zeytin ağacı bulunmaktadır. Son on altı yılda Kahramanmaraş çiftçilerine 1,5 katrilyon liralık tarımsal destek sağlanmıştır. İlimizde 4 büyük ovanın; Narlı, Türkoğlu, Afşin-Elbistan ve Maraş Ovalarının sınırları belirlenerek tarımsal sit alanı ilan edilmiş ve arazi toplulaştırma çalışmaları yürütülmektedir. Bir taraftan da barajlar ve göletler inşa ederek topraklarımızı suyla buluşturuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Göker…

10.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, doların 6 lirayı geçtiği, soğanın 10 lira olduğu ülkemizin neden bu hâle geldiğine ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkanım, öncelikle, Meclis Genel Kurulunu açarken selam veriş şeklinizle bizleri ve yüce Meclisi onurlandırdığınız için şahsım adına size teşekkür ediyorum.

İstanbul seçimlerinde mazbatamızı çalan, özel dostluklar kurarak yavuz hırsızlık yapanlara, “oyumuz çalındı” yalanına sığınanlara kendi kurdukları dilden bir cevap vermek istiyorum: Dolar 6 lirayı geçti, borç gırtlakta, soğan 10 lira. Peki, ülkemiz neden bu hâlde? Cevap çok basit: Çünkü çaldılar.

BAŞKAN – Sayın Emecan…

11.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, Merkez Bankasının ihtiyat akçesinin İstanbul seçimleri için kullanılacağı iddiasının doğru olup olmadığını öğrenmek istediğine ve 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Gördüğümüz kadarıyla AKP iktidarı haksız ve hukuksuz bir şekilde iptal edilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini yeniden kazanabilmek için ülkemizin her türlü kaynağını feda etmekten çekinmiyor. “Millî irade”yi ağzından düşürmeyenler, bir yandan “oylar çalındı” yalanıyla milletin iradesini gasbederken diğer yandan ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik krizi hiçe sayarak seçim üstüne seçim yapmaya devam ediyorlar.

Buradan iktidara sormak istiyorum: En son, Merkez Bankasının 40 milyar TL ihtiyat akçesinin hazineye aktarılması için yasal düzenleme yapıldığı ve elde kalan son kaynağın da İstanbul seçimleri için kullanılacağı iddiası basına yansımıştır. Bu doğru mudur? Doğru ise işsizliğin, yoksulluğun bu kadar arttığı bir dönemde halkın parasını seçim kazanmak uğruna heba etmeye devam etmek vicdanınıza dokunmuyor mu?

Bu vesileyle tüm eczacılarımızın da Eczacılar Günü’nü kutluyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Kırcalı…

12.- Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı’nın, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 100’üncü yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ORHAN KIRCALI (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’dan yola çıkarak Samsun’a ulaşmasıyla başlayan istiklal mücadelemizin temel taşlarından biri olan 19 Mayıs 1919 tarihinin 100’üncü yılı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde ülkemizin dört bir yanında çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Başta ilk adım şehri, milletimizin yeniden doğuş simgesi Samsun’umuz olmak üzere ülkemizin genelinde 300’den fazla proje ve etkinlik büyük bir heyecan ve coşkuyla yıl boyu düzenlenmeye devam edecektir.

2019’dan 2023’e kadar düzenlenmesi planlanan etkinliklerle gençliğimize, gelecek nesillere, bu vatanın hangi fedakârlıklarla kurulduğunu, Millî Mücadele ve 19 Mayıs ruhunu anlatacağız. O büyük mücadeleyi hafızamızda her zaman canlı tutacağız.

Hafta sonu 100’üncü yılını kutlayacağımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanımız için mücadele eden tüm kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

13.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Dünya Çiftçiler Günü. Ne yazık ki ülkemizde çiftçiler üretimden çok sorunlarla boğuşuyorlar. Girdi fiyatlarıyla kazanç elde edemeyen çiftçilerimizin kredi kullanarak günü kurtarmaya çalıştıkları bir gerçek. Borcunu ödeyemez duruma düşüp icralık olan binlerce çiftçimiz var. Destekler de ya yerine ulaşmıyor ya da değişiklik gösteriyor. Son örnek: 2018 yılı pamuk primi dekara 700 kilogram verilirken 435-500 kilogram baz alınarak ödeme yapılmaya başlanması çiftçilerimizi bu konuda mağdur etmiştir.

AKP iktidarının uyguladığı yanlış tarım politikaları ülkeyi ithalata mahkûm kılmıştır. Çiftçi, mesleğini sürdüremez duruma itilmektedir. Çiftçiye gerekli destek verilmemesi tarımda daralma, vatandaşa da daha pahalı ürünün ulaşması demektir.

Çiftçilerimizin gününü kutluyor, iktidarın çiftçilere gerekli desteği sağlamasını temenni ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bakbak…

14.- Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak’ın, Anneler Günü’ne ilişkin açıklaması

DERYA BAKBAK (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anneler Günü için söz almış bulunmaktayım.

Anne eli lezzet, anne kucağı sevgi, anne omzu sırdaş, anne kokusu güven, anne sözü minnet… Kısacası “anne” demek, benliğimizin, öğrendiklerimizin neredeyse tamamı demek. Anne, evladının karakterini, geleceğini şekillendiren, ilk öğretmen olmanın yanında toplumun da sarsılmaz gücüdür. Annelerimiz baş tacımız olmalı ki onlardan aldığımız güçle tüm dünyaya doğru bir millet, güçlü bir devlet, eşsiz bir toplum olduğumuzu haykırabilelim.

Bizler Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde on yedi yıldır bütün imkânlarımızla aile yapımızı koruyarak toplumumuzu daha güçlü kılmak için çalışıyoruz. Aile yapımızın öznesi annelerimizin, anne adaylarımızın, tüm kadınlarımızın toplumsal statüsünün yükseltilmesine büyük önem veriyoruz. Bu anlayışla bizler anneyi, aileyi ve toplumu koruyan sosyal politikalarımızı geliştirerek sürdüreceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta evlatlarını vatan toprağı için feda eden şehit annelerimiz olmak üzere bütün annelerin Anneler Günü’nü yürekten kutluyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

15.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türkiye'nin kalkınmasını sürdürerek dünyanın güçlü ülkelerinden biri olması temel amacımızdır. Ülkemizin bu amacı gerçekleştirebilmesinde ekonomi için yaşamsal önemi bulunan tarım sektörünün ve tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi önceliklerimizden birini oluşturmaktadır. Türk ekonomisinin istikrara kavuşturulabilmesi ekonomik dengelerin yerine oturması kadar üretimin artırılması ve sürdürülebilir büyüme hızının gerçekleştirilmesiyle de doğrudan ilgilidir. Bu sürece en büyük katkı sağlayan hiç şüphesiz ki tarım sektörümüzde emek verenlerdir. Toprağı binbir emekle işleyen, üretimin her kademesinde çalışan, üreten ve elde ettiği ürüne değer katarak insanlara sunan, ülkemizin kalkınması için ter dökerek emek veren tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, bereketli ürünler ve bol kazançlar diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şeker…

16.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü. Çiftçilerimiz ülkemizin kalkınmasında, ekonomimizin büyümesinde ve tükettiğimiz gıdanın üretiminde alın teri dökerek üretim yapan meslek gruplarının başında gelmektedir. Bu vesileyle tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum.

AK PARTİ hükûmetleriyle birlikte Türkiye tarımsal hasılada Avrupa’da 1’inci sıraya yükseltildi. Çiftçilerimize 2002 yılında toplam 1,8 milyar TL nakit destek verilmişken 2018 yılında bu rakam 14,5 milyar TL’ye çıkarıldı yani 8 kat artış sağlandı. 2002’de tarımsal ihracatımız 3,8 milyar dolar iken 2018 yılında bu rakam 17,7 milyar dolar oldu yani 4,6 kat artış sağlandı. AK PARTİ olarak on yedi yıldır çiftçimizin yanında olduk, olmaya devam ediyoruz.

Bu vesileyle tüm köylü ve çiftçilerimizin ürünlerinin bol, kazançlarının bereketli olmasını Yüce Allah’tan diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Tokdemir…

17.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

İSMET TOKDEMİR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum.

Tarımsal üretimin her geçen gün zorlaştığı bir ortamda çiftçimize nefes aldıracak desteklemelerin düşük verilmesi kırsaldaki üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Destekleme prim miktarı düşürülerek çiftçinin hakkı gasbedilmiş ve çiftçi mağdur edilmiştir. Örneğin “beyaz altın” olarak bilinen pamukta dönüm başına 600-630 kilogram aralığında verim alan çiftçilerimizin prim desteğinin 500 kilograma düşürülmesi kararı ve aynı zamanda tarımsal desteklerin henüz ödenmemiş olması bütün çiftçilerimizi zor durumda bırakmıştır. Bu desteklerle ilgili çiftçi temsilcilerinin de görüşü alınarak etki ve fayda analizlerinin yapılması, daha etkin bir destekleme kararnamesinin hazırlanması gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özer…

18.- Antalya Milletvekili Aydın Özer’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

AYDIN ÖZER (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü. Herkes biliyor ki bizim millî ekonomimizin temeli tarımdır. Bunun için çiftçilerin çalışma olanaklarının çağdaş ve ekonomik tedbirlerle yükseltilmesi gereklidir ama maalesef, bugün ülkemizde tarım yok olmak üzere, üretimde kriz var. Bugün, üretim maliyetleri çok yüksek, bu önemli ve acil çözülmesi gereken bir sorun. Ürününü değerinde satamayan çiftçiler borç batağında. Çiftçiler devletten yeterince ve zamanında üretim desteği görmüyor. İthalat sevdası nedeniyle tarımın değeri bitti. İktidar ise görmüyor, duymuyor, bilmezlikten geliyor. Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ama maalesef, çiftçilerimizin bunu kutlayacak dermanı kalmadı.

Ben olumsuzluklara karşı inatla üretim yapmaya devam eden çiftçilerimizi yürekten kutluyor, her şey çok güzel olacak diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ersoy…

19.- Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

AYŞE SİBEL ERSOY (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülkemizde her yıl 14 Mayıs tarihi Eczacılık Günü olarak kutlanmaktadır. İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan eczacılık, ülkemizde olduğu gibi dünyada da önemli meslek gruplarından biridir. Eczacılık, her şeyden önce insan sağlığını ve dolayısıyla toplum sağlığını merkeze alan, kendisinin ve çalışanlarının emeği ile hastalarıyla arasında organik bağı olan bir meslektir. Eczacılık yemini “Hayatımı insanlık hizmetine adayacağım.” diye başlar. Bu bakış açısıyla eczacıların eczanelerindeki en önemli görevi kamuya hizmettir.

Akılcı ilaç kullanımının önemini bu vesileyle bir kez daha burada belirtmek istiyorum. Hekime gitmeden ve eczacınıza danışmadan ilaç kullanımı sağlığınızı tehdit eder hâle getirebilir diyorum ve büyük fedakârlıklarla yirmi dört saat çalışan kıymetli meslektaşlarımın Eczacılar Günü’nü kutluyorum.

BAŞKAN – Sayın Antmen…

20.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in, Mersin Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer santralde yaşanan ve yaşanacak olan sorunlara ilişkin açıklaması

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Mersin Akkuyu’da yapılmak istenen nükleer santralin reaktörünün oturacağı yerin temeli kazılırken temel çatladı. Bu temel kırılıp düzeltilip tekrar temel atıldıktan sonra yine çatladı. Yani doğa bizi uyarıyor “Nükleer santrali yaparsanız daha sonra büyük bir kazaya yol açabilirsiniz.” diyor. Uzmanlar bölgenin deniz ve yer altı suları etkisinde olduğunu ve zeminin uygun olmadığını defalarca söyledi. Doğanın bizi uyarmasına kulak asmamız gerekiyor. Gelecekte Akkuyu’da nükleer bir kazada yayılan radyasyonu biz de Rus halkı gibi yabancı ülkelerden mi öğreneceğiz? Ya da yayılan radyasyon sonrasında yok olan doğa ve insanımızla ilgili olarak iktidarın “Nükleerin fıtratında bu var.” sözlerini mi duyacağız? Yahut bir yetkilinin, ölen insanlarımızla ilgili “Canım, onlar da maske taksalardı.” aymazlığıyla mı karşılaşacağız? Ya da en beteri, bir bakanın çıkıp “Biz her şeyi tam yaptık, bu nükleer patlama dış güçlerin, FET֒nün işi.” açıklamasıyla sorumluluktan kurtulmasını mı izleyeceğiz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Açanal…

21.- Şanlıurfa Milletvekili Zemzem Gülender Açanal’ın, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

ZEMZEM GÜLENDER AÇANAL (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Osmanlı Dönemi’nde ilk eczacılık öğretimi 14 Mayıs 1839 tarihinde Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane bünyesinde açılan eczacılık sınıfının ilk dersiyle başlamıştır. 14 Mayıs Eczacılık Günü ülkemizde meslek örgütlerimiz tarafından her yıl Eczacılık Bayramı olarak kutlamaktadır.

Bilimsel eczacılığın 180’inci yılındayız. Her yıl 14 Mayısta eczacıların mesleki sorunlarını birlikte görüşmek, incelemek ve çözüme ulaştırmak amacıyla bir araya gelmekteyiz. Ülkemizin dört bir yanında hastalarına şifa dağıtan eczacılar halkımızın en yakın sağlık danışmanı olmuşlardır. “Dünyaya bir daha gelsem yine bu mesleği seçerdim.” dediğim mesleğimin büyüklerinin, meslektaşlarımın ve bize emek veren hocalarımın 14 Mayıs Eczacılık Günü’nü kutluyorum.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Kaşıkçı…

22.- Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı’nın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladığına ve Hatay’da aşırı yağışlardan etkilenen çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün 14 Mayıs Çiftçiler Günü. Tüm emekçi çiftçilerimizin gününü kutluyorum.

Bilindiği üzere yakın bir zamanda Hatay’da yaşanan aşırı yağışlar nedeniyle Tahtaköprü Barajı’nın kapakları açılmış ve Amik Ovası’nda yaklaşık 17 bin dekar tarım arazisi su altında kalmıştır. Bu afetin giderilmesi için devletimiz tüm imkânını seferber etmiş. Yaşanan bu olaydan 2 binin üzerinde çiftçimiz etkilenmiştir. Bu çiftçilerimizin mağduriyetinin giderilmesi için kamu ve özel banka borçlarının ertelenmesini, Yarseli Sulama Birliğince 2019 yılında uygulanacak su kullanım hizmet bedelinin dekar başına 120 TL’den 100 TL’ye çekilmesini talep etmekteyiz.

BAŞKAN – Peki.

Değerli milletvekillerimize teşekkür ediyorum.

Gün içerisinde belirli aralıklarla 60’a göre söz verme haklarımız her zaman mümkün. Arkadaşlarımız diledikleri konularda, bizleri uyardıklarında o talepleri de yerine getireceğiz.

Şimdi sayın grup başkan vekillerimizde söz sırası.

İlk olarak söz, İYİ PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekilimiz Sayın Lütfü Türkkan’a ait.

Buyurun Sayın Türkkan.

23.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Hakkâri ili Yüksekova ilçesinde şehit olan Uzman Çavuş Volkan Demirci’ye Allah’tan rahmet dilediğine, Türkiye’nin 7 Haziran-1 Kasım sürecindeki gibi korku iklimine sokulmasına müsaade etmeyeceklerine, 13 Mayıs Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil olarak kabulünün 742’nci yıl dönümü ile Soma faciasının 5’inci yıl dönümüne, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’ne ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde PKK’lı teröristlerle çıkan çatışmada Uzman Çavuş Volkan Demirci şehit oldu. Şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine sabrıcemil niyaz ediyorum.

Maalesef şehitlerimiz ardı ardına gelmeye devam ediyor. Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin.

31 Mart seçimleri sonrasında hain teröre 11 şehit verdik. Teröristbaşıyla 2 Mayısta yapılan görüşmeler, 4 Mayısta gelen ilk şehit ve gittikçe artan terör eylemleri, bize geçmişteki 7 Haziran-1 Kasım sürecini hatırlatmaya başladı. Türkiye’nin o dönemdeki gibi tekrardan bir korku iklimine sokulmasına müsaade etmeyeceğiz. Tüm tarafları da bu konuda uyarıyoruz.

Yedi yüz kırk iki yıl önce Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından, Türkçemize sahip çıkmanın bilinciyle Türkçenin ilk kez resmî dil kabul edildiği fermanın yıl dönümü bugün. 13 Mayıs Türk Dil Bayramı’mız kutlu olsun. Türklüğün vicdanı bir, dini bir, vatanı bir; fakat hepsi ayrılır, olmazsa dili bir. Türkçe düşünüp Türkçe konuşmalı, Türkçemize sahip çıkmalıyız.

Dün Soma faciasının yıl dönümüydü. Beş sene önce o kara günde, Soma’da kaybettiğimiz 301 maden işçimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Aradan geçen beş yılda, tüm uyarılarımıza rağmen maden kazalarından ders alınmadığını üzülerek ifade ediyorum. Maden facialarının bir daha yaşanmaması için gerekli mevzuat değişiklikleri yapılana kadar Hükûmetin ısrarla takipçisi olacağımızı bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum. Çıkarıldığı maden ocağından “Beni bırakın, Ahmet’i alın; ben bekârım, Ahmet’in karısı hamile.” diyen maden işçisi gözümüzün önünden gitmiyor. Bir de o maden işçisine tekme atan o danışman, ikisi hiç gözümüzün önünden gitmedi; bu iki fotoğraf hiç gözümüzün önünden gitmedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Türkkan, buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bir taraftan kendisinin ölüme terk edilmesini, eşi hamile olan arkadaşının kurtarılmasını isteyen bir maden işçisi; diğer tarafta, yerde yatan maden işçisine tekme atan danışman.

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü aynı zamanda. Elinin değdiği her şeyi güzelleştiren, emeğini üretime geçiren çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Hükûmetimiz tarımı bitirdi, üretimi durdurdu, çiftçiyi kuru soğana muhtaç etti. TÜİK’in bugün açıkladığı Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi verileri bizi de haklı çıkarıyor. TÜİK’in verilerine göre çiftçilerin üretim maliyeti geçen yılın nisan ayına göre yüzde 30,75 artış göstermiş. Bu rakamlar, çiftçiyi desteklemenin elzem olduğunu bir kez daha Hükûmete göstermiştir. Çiftçiye değer verin, tarımı destekleyin, üretimi artırın yoksa aç kalacağımız günler yakında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Buradan bir kez daha uyarıyorum: Yalnız muhalefet aç kalmayacak, haberiniz olsun; hepiniz aç kalacaksınız.

Bugünün bir diğer önemi ise Dünya Eczacılık Günü. Önce Parlamentoda bulunan, eczacılık mesleğini icra eden arkadaşlarımızın Eczacılık Günü’nü kutluyorum. Daha sonra, Dünya Eczacılık Günü vesilesiyle mesleki ve ekonomik sorunların aşıldığı, hastaya hizmet odaklı bir eczacılığın daha mümkün olduğu gelecek günler temennisiyle tüm eczacılarımızın Eczacılık Günü’nü kutluyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Türkkan.

Söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilimiz Sayın Levent Bülbül’e aittir.

Buyurun Sayın Bülbül.

24.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Hakkâri ili Yüksekova ilçesinde şehit olan Uzman Çavuş Volkan Demirci’ye Allah’tan rahmet dilediğine, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na, 13 Mayıs Soma faciasının 5’inci yıl dönümü ile Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi resmî dil olarak kabulünün 742’nci yıl dönümüne, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’ne, Spor Toto Süper Lig’e çıkmaya hak kazanan Gençlerbirliği ile Denizlispor’u ve TFF 2. Lig play-off çeyrek finalinde yarı filane yükselen Sakaryaspor’u tebrik ettiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de konuşmama… Dün almış olduğumuz haberle bir şehidimizin daha olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Ben şehidimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailesine ve milletimize başsağlığı dileklerimi ifade etmek istiyorum.

10 Mayıs-16 Mayıs tarihleri arası Engelliler Haftası’dır. Engelli vatandaşlarımızın sıkıntı ve mağduriyetlerini gidermek, onların toplumda engelli olmayan diğer vatandaşlarımızla birlikte aynı şekilde kamu hizmetlerinden eşit bir şekilde faydalanmasını temin etmek, onuruyla, haysiyetiyle hayatını idame ettirmesini temin etmek devletimizin anayasal bir sorumluluğudur.

Bu noktada herkesin bu meselede hassasiyet göstermesi, bu manada farkındalığın en üst seviyede olması, herkesin birer engelli adayı olduğunu bilerek hareket etmesi gerekmektedir ve engelli vatandaşlarımıza gereken önem ve ihtimam gösterilmelidir.

Bu vesileyle, Engelliler Haftası’nı kutluyor, her kesimde çalışan ve emek harcayan engelli vatandaşlarımızın sorunlarının giderilmesi için çalıştığımızı ve bu meselelerin takipçisi olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da büyük bir facia yaşandı, 301 madencimiz hayatını kaybetti ve ülkemiz büyük bir acıya gark oldu. Ben bu yıl dönümünde, Soma’da hayatını kaybeden ve diğer bütün iş kazalarında, maden facialarında hayatını kaybeden bütün madencilerimizi, işçilerimizi rahmet ve minnetle, şükranla anmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu tür faciaları Allah milletimize bir daha yaşatmasın. Bu konuda tabii ki gereken önlemi, tedbiri geliştirmek ve bu kazaların tekerrürüne mani olmak tabii ki devletimizin en önemli sorumluluklarındandır. Özellikle mübarek ramazan ayında, yerin yüzlerce metre altında ekmek parası için mücadele eden saygıdeğer maden emekçilerimizi saygıyla anmak istiyor ve onlara bütün çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.

13 Mayıs 2019 Türkçenin resmî dil olarak kabulünün 742’nci yılıdır. Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277 tarihli fermanıyla “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka bir dil kullanmaya.” diyerek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – …Türkçeyi resmî dil olarak kabul etmiştir. Türk kültürünün korunması, gelecek nesillere aktarılmasında en temel miras olan Türkçenin öneminin vurgulandığı bu fermanla Türkçe ilk defa resmî dil olarak kabul edilmiştir. Millet ve milliyet bilincimizin en önemli unsuru dilimiz Türkçemizdir. Bu vesileyle, dün idrak etmiş olduğumuz Türk Dil Bayramı’nı kutluyor, dünyada yüz milyonlarca insanın konuştuğu dilimiz güzel Türkçemizin daha nice yıllar yaşamasını diliyorum.

Bugün 14 Mayıs Çiftçiler Günü. Emeğinin karşılığını almak için büyük fedakârlıklar gösteren, elleri nasırlaşmış çiftçilerimizi saygı ve hürmetle selamlıyor ve günlerini tebrik ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak çiftçimizin tarım, hayvancılık alanında faaliyet gösteren bütün vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu, problemlerinin giderilmesi için elimizden gelen bütün gayreti gösterdiğimizi ve göstereceğimizi buradan huzurunuzda ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım, buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bugün aynı zamanda Eczacılar Günü. Bu vesileyle eczacılarımızın mesleki ve ekonomik sorunlarının aşıldığı ve tamamen hasta odaklı bir eczacılığın daha mümkün olduğu gelecek günler temennisiyle tüm eczacılarımızın gününü tebrik ediyorum.

Sayın Başkan, hafta sonu oynanan maçlarda, sizin de zikrettiğiniz gibi Gençlerbirliği ve Denizlispor Futbol Takımları Spor Toto Süper Lig’e çıkmaya hak kazanmışlardır. İki takımımızın teknik heyetini, futbolcularını ve taraftarlarını tebrik ediyoruz. Aynı zamanda, dün akşam itibarıyla ilim Sakarya’nın güzide takımı Sakaryaspor 2. Lig play-off çeyrek finalinde Samsunspor’u eleyerek yarı finale çıkmıştır. Sakaryaspor’u başta yönetim kurulu, teknik heyeti, futbolcuları olmak üzere tüm camiamızı tebrik ediyor, bu yolda Sakaryaspor’umuzla beraber olduğumuzu yineliyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Söz sırası Halkların Demokratik Partisinde.

Sayın Oluç, siz de göreve yeni başladınız. Öncelikle görevinizde size başarılar diliyorum ve Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Saruhan Oluç’a sözü veriyorum.

Buyurun.

25.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, 13 Mayıs Soma faciasının 5’inci yıl dönümü vesilesiyle 301 madenciyi saygıyla andıklarına, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü ile Dünya Eczacılık Günü’ne ve kolluk güçlerinin Batman Milletvekili Feleknas Uca’ya yönelik saldırısını protesto ettiklerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Soma maden faciasının beşinci yılını yaşıyoruz. Bir işçi katliamı olmuştu ve 301 madenci maalesef yaşamını yitirmişti. Onları saygıyla anıyoruz ve onları unutmuyoruz, ailelerine bir kez daha sabır diliyoruz. Aradan beş yıl geçti ama bu konuda bir adalet sağlanmadı maalesef. Bir yargılama yapıldı ama sonucu âdeta ödül gibi bir ceza olarak çıktı maden sahibi için. Bu yetmedi, ocağın işletilmesini yasaklayan yargı kararı kaldırıldı. Bunların hepsi aslında Türkiye'deki çalışma yaşamının ve hukuk açısından baktığımızda çok ciddi eksikliklerin ve sorunların olduğuna dair işaretlerdir.

2018 yılında -daha gerilere gitmeden bakacak olursak- en az 1.923 işçi hayatını kaybetti kazalarda. 2019 yılına baktığımızda, ocak-mart dönemi üç aylık bilançoda en az 392 işçinin hayatını kaybettiğini görüyoruz iş cinayetlerinde. Bu sorunların aşılması için gerekli çalışmaların mutlaka yapılması gerekiyor; denetimin, yaptırımların ciddi olması gerekiyor ve esas olarak da çalışma yaşamında insanca çalışmayı sağlayacak yasal reformların ve yapısal düzenlemelerin gerçekleşmesi gerekiyor. Bir kez daha 301 madenciyi saygıyla anıyoruz.

Engelliler Haftası biliyorsunuz bu hafta, Engelliler Haftası’nın içerisindeyiz ve TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de nüfusun en az yüzde 12’si engelli olarak görülüyor. Bu oran erkeklerde en az yüzde 11, kadınlarda ise yüzde 13,5 gibi görünüyor. Yıllardır sorunlarına yeterli çözüm üretilmeyen bir toplum kesimi için yaşam çekilmez bir hâl alıyor zaman zaman.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, buyurun.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Engellilerin hayatın her alanına katılarak var olabilmelerini sağlayan demokratik bir dünya kurmak hepimizin borcu ve görevidir.

Aynı zamanda bugün Dünya Çiftçiler Günü. Türkiye’de tarımsal üretimin omurgası çiftçilerdir. Ancak Türkiye’de tarımdaki yapısal sorunlar nedeniyle ve iktidar uygulamaları nedeniyle çiftçiler gün geçtikçe üretimden kopuyor. Özellikle küçük üreticiler açısından baktığımızda son derece büyük güçlüklerle savaşmak zorunda kalıyorlar. Tarımda kendine yetemeyen bir ülke hâline gelmiş vaziyetteyiz. İthalata olan bağımlılığımız her geçen gün artıyor. Bu da çiftçiler açısından son derece büyük bir sorun hâline gelmiş vaziyettedir. Dünya Çiftçiler Günü’nde, özellikle küçük çiftçiler başta olmak üzere bütün çiftçilerimizin sorunlarını bir kez daha dile getirmek ve çözüm bulmak önemli bir görevimiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Dünya Eczacılık Günü’nü kutluyorum bütün eczacıların ve mesleki sorunlarına sahip çıkarak onların sorunlarına çözüm üretmenin Meclisin ve siyasi partilerin acil görevlerinden biri olduğunu bir kez daha vurguluyorum.

Son değinmek istediğim konu, şu andaki Batman Milletvekilimiz Feleknas Uca’nın dün akşam saatlerinde yaşadığı sorunlarla ilgilidir. Batman’da açlık grevleriyle ilgili bir açıklama yapmaları sırasında kolluk güçlerinin saldırısına uğramıştır anneler ve Feleknas Uca. Gözaltına alınmak istenmiştir, ciddi bir biçimde darbedilmiştir milletvekilimiz ve kolluğun hedef göstermesi sonucunda darbedilmiştir. Bugün darp raporu almıştır kendisi ve bu darbı gerçekleştirmiş olan kolluk hakkında da suç duyurusunda bulunmuştur. Bu saldırıyı, bu darp hareketini, kolluk gücünün Feleknas Uca’ya yönelik saldırısını en ciddi biçimde kınıyoruz ve protesto ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Tamamlıyorum.

Milletvekillerinin dokunulmazlığını ve itibarını zedeleyen bu durum karşısında hem Meclis Başkanlığının hem de Meclisteki bütün siyasi partilerin bir an evvel bir tutum alması gerektiği konusundaki hassasiyetimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oluç.

Ben de Sayın Uca’yla ilgili konuyu bir araştırıp sizlerle paylaşmak isterim, geçmiş olsun.

Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sakarya Milletvekilimiz Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç’a aittir.

Buyurun Sayın Özkoç.

26.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, TBMM’nin görevinin şehitlerin ardından taziye dileğinde bulunmak mı olduğunu öğrenmek istediğine, eczacıların, çiftçilerin, engellilerin itibarsızlaştırıldığı, insanların yoksullaştırıldığı, Anneler Günü’nün sözde kutlandığı bir ülke olunsun istemediklerine, şehit cenazelerinden ızdırap duyduklarına ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırdıklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, şehitlerimiz oluyor, annelerin yüreği yanıyor, evlatlarımız yaşadıkları ve bundan sonra yaşamak istedikleri topraklara şehit cenazesi olarak dönüyorlar. Türkiye Büyük Millet Meclisinde biz de şehitlerimiz olduktan sonra taziye dileklerinde bulunuyoruz. Gerçekten, sadece görevimiz bu mu? Yani “Şehitler olmasın.” diye mücadele vermesi gereken çatı bu çatı, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı değil mi? Şehitlerimizin olmaması için konuşulacak yer burası değil mi? Şehitlerin olmaması için, Türkiye’de bir sıkıntı varsa… Türkiye, gerçekten, bununla ilgili önemli bir şekilde bu acıyı yaşıyorsa muhatabı Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi partiler değil mi? Ne konuşacağız biz, uluslararası ilişkileri mi konuşacağız, buradan taziye dileklerinde mi bulunacağız? Burada sadece kendi duygularımızı bu şekilde ifade ettiğimiz bir çatı hâline mi geldi Türkiye Büyük Millet Meclisi? Biz, yoksulluk içerisinde olan annelerin, babaların evlatları şehit düşerken sadece burada bir dakika içerisinde “Bu evlatlarımız şehit düştü, Allah rahmet eylesin.” demekten başka hiçbir şey yapmayacak mıyız? (CHP sıralarından alkışlar) Bununla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi ne zaman göreve çağıracak bizi? Ne zaman oturup ciddi bir şekilde konuşacağız? İktidar, bu çatının altındaki siyasi parti temsilcileriyle ciddi bir şekilde oturup bu konuyu ne zaman tartışacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) - Annelerin yüreği daha fazla yanmasın diye bizim üzerimize düşen görev sadece onlara rahmet dilemek midir? Elbette ki onlarla gurur duyuyoruz, onur duyuyoruz ama yaşamalarını istiyoruz, ölmelerini değil. Bu ülke, her gün evlat acısı yaşayan annelerin bulunduğu, Anneler Günü’nün sözde kutlandığı bir ülke olsun istemiyoruz.

Eczacıların itibarsızlaştırıldığı, çiftçinin itibarsızlaştırıldığı, engellinin itibarsızlaştırıldığı, insanların yoksullaştırıldığı bir ülkede, insanların cenazelerinin de “şehit cenazesi” olarak evlerinin önüne gelmesinden artık ızdırap duyuyoruz ve biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırıyoruz. Sorun neyse muhatabı Meclistir. Bir tek kişinin söylediğiyle bu ülke yönetilemiyor; yönetilseydi, evlatlarımız “şehit cenazesi” olarak bu kadar ızdıraplı bir şekilde buraya gelmezlerdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – O zaman yapacağımız bir şey var: Biz görevimizi yapacağız, çocuklarımız yaşayacak. Bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve çağırıyoruz. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, AK PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özlem Zengin’e ait.

Buyurun Sayın Zengin.

27.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, insanın kendini, ülkesini anlayabilmesi için en önemli idrak noktasının kendi diliyle kurduğu bağ olduğuna, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’na, 14 Mayıs Dünya Eczacılık Günü ile Dünya Çiftçiler Günü’ne, Soma faciasıyla ilgili hukuki sürecin tamamlanmasının herkesin sorumluluğu olduğuna ve her bir şehadeti Mecliste paylaşmanın tabii olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; ben de her birinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de birkaç başlıkta fikirlerimizi ifade etmek istiyorum. Bunlardan en önemlisi, Türk diliyle alakalı olan mevzu. Biliyorum pek çok CV geliyor arkadaşlarımıza, herhâlde en çok övünülen konulardan bir tanesi birden fazla dili konuşuyor olmak, bununla insanlar çok övünüyorlar. Elbette çok kıymetli birden fazla dil bilmek ama görüyorum ki insanın bir başka dili bilebilmesi için, konuşabilmesi için önce kendi dilini bilmesi gerekiyor; kendi dilini, kelimelerini bilmesi, sevmesi, geçmişini anlaması, idrak etmesi. İnsanın kendini, ülkesini anlayabilmesi için en önemli idrak noktası kendi diliyle kurduğu bağdır diye düşünüyorum. Bu manada bunun altını çizmeyi bugün özellikle fevkalade anlamlı buluyorum. Başka dilleri öğrenmeye verdiğimiz ehemmiyeti Türkçeye de yönlendirmenin çok anlamlı olduğu kanaatindeyim.

Bir diğer konu, malum, arkadaşlarımız da bahsettiler, bu hafta Engelliler Haftası; her bir gün için aslında ayrıca açılan başlıklar var, bu hafta içerisinde görme engelliler, işitme engelliler, konuşamayanlar, ortopedik engelliler, zekâ ve ruhsal engele sahip olanlar, güçsüzler, yaşlılar ve biliyorum, her biri için ayrı ayrı pek çok etkinlik var, çalışma var. Türkiye’de son yıllarda engellilerle alakalı fevkalade iyi işler yapıldı ama her geçen gün talepler arttıkça bize düşen bu konudaki hassasiyetin diri tutulması ve bu manada hayata geçirilebilecek ne varsa -hep beraber bu konuyu bir ortak mevzu olarak addederek- bu konuda çalışmaların arttırılarak -verimlilik anlamında- devam ettirilmesi her birimizin birer sorumluluğu diye düşünüyorum.

Eczacılar Günü… Elbette, Meclisimizde pek çok arkadaşımız var, belki hukukçulardan sonra milletvekili olarak en çok eczacı arkadaşımız vardır diye düşünüyorum. Bu manada bakıldığında, onlar da fevkalade önemli bir görev ifa ediyorlar, günlerini tebrik ediyorum; Çiftçiler Günü’nü hakeza öyle.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Elbette, Soma’da hayatını kaybeden insanlarımız her daim bir yaradır içimizde. Bu manada hukuki sürecin devam etmesi, tamamlanması; o da her birimizin sorumluluğudur.

Devamında belki şununla bitirebilirim: Meclisteki bizim sorumluluk alanımız, aslında hemen hemen her konuya dair sırtımızda bir yük var. Bir şehit kardeşimizin adını duyduğumuzda… Geçtiğimiz haftalarda bir televizyon yayınındayken bir yüzbaşımızın şehadet haberi geldi. Her birinin hayat hikâyesi çok farklı; içinde çok iyi eğitimli olanlar, çok iyi sosyal, ekonomik düzeyden gelenler de var, yoksul insanların çocukları da var. Bir insanın şehadetinde, geriye dönüp baktığımızda -kendi hikâyesinde- nereden geldiğinden ziyade onun şahsi meselesi, şahsi hikâyesi bizi çok yaralıyor diye düşünüyorum ve böyle bakıldığında, sayılardan uzak bir şekilde, her bir şehadetten sonra elbette üzülmemiz çok tabidir, burada bunu paylaşmamız çok tabidir. Ama bu, burada kalmadan, bunu memleket meselesi addederek hepimizin yine ortaklaştığı, uğruna uğraştığı, birleştiği bir mesele olması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edelim Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Üzerine kavga ettiği değil, üzerine birleştiği, uzlaştığı, kafa yorduğu, “Beraber ne yapabiliriz?” sorusunun cevabını aradığı bir meseledir ve elbette ki Meclisimizin de asli meselesidir. Burada olan bütün milletvekillerimizin de ben aynı hassasiyette olduğunu biliyorum, öyle inanmak istiyorum.

Teşekkür ederim.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi için bir konuyu arz edebilir miyim müsaadenizle.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, Soma’da o gün ölenlerin sayısı 301’di. Soma’da o günkü o faciadan sonra bugüne kadar tam 299 kardeşimiz aynı nedenlerden dolayı vefat etmiştir. Yani toplu öldükleri zaman bunlar anılıyor ama tek tek öldükleri, iki iki öldükleri zaman eğer bunlar önemsenmiyorsa bu çok ciddi bir meseledir. Demek ki o günden bugüne değişen hiçbir şey yok; kardeşlerimiz ölmeye devam ediyor ve biz, sadece, Mecliste taziye bildiriyoruz.

Kayıtlara geçmesi için söyledim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Değerli grup başkan vekillerimize de görüşleri için teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığı Genel Kurula sunuşları vardır.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlığın, Batman Milletvekili Necdet İpekyüz’ün Anayasa Komisyonu üyeliğinden (4/28), Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz’ın Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden (4/29) istifalarına ilişkin önergelerin 8/5/2019 tarihinde Başkanlığa ulaştığına ilişkin yazısı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Batman Milletvekili Sayın Necdet İpekyüz’ün Anayasa Komisyonu üyeliğinden, Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz’ın Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliğinden istifalarına ilişkin yazıları 8 Mayıs 2019 tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır.

Bilgilerinize sunulmuştur.

Komisyonların başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimine ilişkin tezkereleri vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

B) Tezkereler

1.- Hayvanların haklarının korunması ile hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirleri belirlemek amacıyla kurulan (10/102, 461, 682, 977, 981, 982) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/682)

8/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hayvanların haklarının korunması ile hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırması komisyonu, başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimi için 8/5/2019 Çarşamba günü saat 17.30'da toplanmış ve kullanılan (9) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                      Nevzat Ceylan

                                                                                           Ankara

                                                                         Komisyon Geçici Başkanı

Başkan:                Mustafa Yel                       (Tekirdağ)                                     (6) oy

Başkan Vekili:        Nevzat Ceylan                    (Ankara)                                     (6) oy

Sözcü:                  Jülide İskenderoğlu             (Çanakkale)                                     (6) oy

Kâtip:                   Zeynep Yıldız                     (Ankara)                                      (6) oy

2.- Bilişim teknolojileri bağımlılığının etkilerinin incelenerek olası zararlarını bertaraf etmek ve bu teknolojilerin kontrollü kullanımını sağlamak için yapılması gerekenleri saptamak amacıyla kurulan (10/38, 466, 494, 536, 978, 983, 984) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/683)

8/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz; başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimi için 8/5/2019 Çarşamba günü saat 17.30'da toplanmış ve kullanılan (8) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                         Nabi Avcı

                                                                                          Eskişehir

                                                                         Komisyon Geçici Başkanı

Başkan:                     Nabi Avcı                       (Eskişehir)                                          (7) oy

Başkan Vekili:             Ahmet Sorgun                 (Konya)                                          (7) oy

Sözcü:                       İsmail Kaya                    (Osmaniye)                                          (7) oy

Kâtip:                        Ahmet Zenbilci                (Adana)                                          (7) oy

3.- Tıbbi ve aromatik bitki çeşitliliğinin korunmasında, bunların üretiminde ve pazarlanmasında karşılaşılan sorunlar ile alınması gereken tedbirleri belirlenmek amacıyla kurulan (10/361, 405, 406, 407, 410) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/684)

8/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz; başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimi için 8/5/2019 Çarşamba günü saat 18.30'da toplanmış ve kullanılan (10) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük'ün 24'üncü maddesi uyarınca başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                Arslan Kabukcuoğlu

                                                                                          Eskişehir

                                                                         Komisyon Geçici Başkanı

Başkan:                İbrahim Aydın                             (Antalya)                                     (8) oy

Başkan Vekili:        Recep Şeker                              (Karaman)                                     (8) oy

Sözcü:                  Refik Özen                                (Bursa)                                     (8) oy

Kâtip:                   Zemzem Gülender Açanal             (Şanlıurfa)                                     (8) oy

2 adet boş oy kullanılmıştır.

4.- ALS, SMA, DMD, MS hastalıklarında ve kesin tedavisi bilinmeyen diğer hastalıklarda uygulanan tedavi ve bakım yöntemleri ile bu hastalıklara sahip kişiler ve yakınlarının yaşadıkları sorunları ve çözümlerini belirlenmek amacıyla kurulan (10/184, 185, 281, 403, 585, 604, 734, 914, 915, 917, 920, 921) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Geçici Başkanlığının başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip üye seçimini yaptıklarına ilişkin tezkeresi (3/685)

8/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Komisyonumuz; başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimi için 8/5/2019 Çarşamba günü saat 18.30’da toplanmış ve kullanılan (9) adet oy pusulasının tasnifi sonucu aşağıda adları ve soyadları yazılı üyeler karşılarında gösterilen oyu alarak İç Tüzük’ün 24’üncü maddesi uyarınca başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                     Ahmet Demircan

                                                                                           Samsun

                                                                         Komisyon Geçici Başkanı

Başkan:                  Ahmet Demircan                        (Samsun)                                      (9) oy

Başkan Vekili:          İsmail Güneş                            (Uşak)                                       (8) oy

Sözcü:                    Hacı Bayram Türkoğlu                (Hatay)                                       (8) oy

Kâtip:                     Arife Polat Düzgün                    (Ankara)                                       (8) oy

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Değerli milletvekilleri, grup önerileri üzerinde görüşmelere başlamadan önce, 2 arkadaşımın mazeretleri nedeniyle söz talepleri var, kendilerine bir söz vereyim.

Sayın Gökçel, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel’in, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toprağını alnının teriyle sulayan, milletin efendisi olan çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum.

Geçen hafta pamuk destekleme primleri açıklandı. Pamukta dekar başı verim 430-500 kilogram olarak kabul edildi. Bu karar, giderek daralan pamuk üretim alanını daha da daraltacaktır. Bakanlığın dekara verimi bir kalemde 150-200 kilogram düşürmüş olması Çukurova çiftçisinin yüzde 30 daha az desteklenmesi anlamına gelmektedir. Girdi maliyetleri almış başını gidiyor, çiftçi güç bela üretimde kalıyorken bu yapılan, çiftçiye “Bir daha tarlanı ekip dikme.” demektir, çiftçinin hakkını gasbetmektir.

Çiftçilerimizin geçen sene ne kadar ürettikleri ortadadır ve her çiftçiye üretimine göre mutlaka destekleme yapılmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Battal, buyurun.

29.- Bayburt Milletvekili Fetani Battal’ın, Bayburt-Trabzon il sınırında görevi başındayken uçuruma yuvarlanan Anadolu Ajansı Muhabiri Abdulkadir Nişancı’ya ulaşılamadığına ve Anadolu Ajansında çalıştığı için nefret söylemi üzerinden bu hadiseyi intikam duygusuna çevirmek isteyen çevreleri kınadıklarına ilişkin açıklaması

FETANİ BATTAL (Bayburt) – Söz verdiğiniz için teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz cuma günü Bayburt’ta elim bir hadise meydana geldi; Anadolu Ajansı muhabiri Abdulkadir Nişancı kardeşimiz, Trabzon-Bayburt arasında kar temizleme çalışması yapılırken, bastığı kar kütlesinin kayması sonucunda uçuruma yuvarlandı. Aradan geçen bunca zaman zarfında yapılan bütün çalışmalara rağmen kendisine ulaşılamadı. Yakınlarına, ailesine, dostlarına, Anadolu Ajansı çalışanlarına sabır ve metanet diliyorum. Bu zaman zarfı içerisinde, sanal medya üzerinden, sadece Anadolu Ajansında çalıştığı için linç edilen, nefret söylemi üzerinden bu hadiseyi intikam duygusuna çevirmek isteyen çevreleri, insanları da buradan en sert şekilde kınıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FETANİ BATTAL (Bayburt) – Adaletin bu insanları takip edip cezalarını vermesini talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Anadolu Ajansı Muhabiri Abdulkadir Nişancı’nın bir kaza neticesinde kaybolmasının Türkiye’yi derinden sarstığına ve bir an önce bulunmasını temenni ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Evet, bahsettiğiniz bu konu, gerçekten hepimizin hassasiyetle takip ettiği bir konu. Bir muhabir arkadaşımızın son derece üzücü bir şekilde, bir kaza neticesinde kaybolması bence tüm Türkiye’yi derinden sarsmıştır. Türkiye acılarında birleşen bir ülkedir, öyle olmalıdır. Ben kardeşimizin bir an önce bulunacağını ümit ediyorum, bu duygularımı muhafaza ediyorum. Bizler acılarımızda birleşemezsek nerede birleşeceğiz? Bu bakımdan, Anadolu Ajansı başta olmak üzere muhabir arkadaşımızın da ailesine bu ümidimizi kaybetmediğimizi ve bir an önce bulunması temennisiyle heyecanla beklediğimizi ifade ediyoruz. Umuyor ve diliyorum ki arkadaşımız bir yerde sağ salimdir ama herhâlde ekiplerimizin ona ulaşması zaman almıştır. Ben arkadaşımızı sağ salim kucaklayacağımıza inanıyorum, geçmiş olsun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çok teşekkürler Sayın Başkan, sağ olun.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi, İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tarafından, Gazeteci Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın 10 Mayıs 2019 günü evinin önünde sahte plakalı araçla gelen 6 saldırgan tarafından darbedilmesi, bu saldırının içinde birçok şüpheyi barındırması, bu saldırıya dair şüphe ve şaibelerin ortadan kaldırılması ile olası saldırılarla yeniden karşılaşılmaması amacıyla 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

14/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/5/2019 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasına saygılarımla arz ederim.

                                                                                      Lütfü Türkkan

                                                                                           Kocaeli

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Gazeteci yazar Yavuz Selim Demirağ, 10 Mayıs 2019 günü evinin önünde sahte plakalı araçla gelen 6 saldırgan tarafından darbedilmiştir. Bu saldırı içinde birçok şüpheyi barındırmaktadır. Bu saldırıya dair şüphe ve şaibelerin ortadan kaldırılması, olası saldırılarla yeniden karşılaşılmaması amacıyla Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tarafından 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 14/5/2019 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi İYİ PARTİ Grubu adına Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Lütfü Türkkan konuşacaktır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Türkkan.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Hepinizin bildiği gibi, 10 Mayıs 2019 günü, Türk milliyetçisi, gazeteci yazar Yavuz Selim Demirağ’a hiç kimsenin kabul edemeyeceği bir saldırıda bulunuldu. Saldırganlar, Demirağ’ın evinin önüne sahte plakalı bir araçla gelerek saldırıyı gerçekleştirdiler. Bugün Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in de dediği gibi, bu saldırı öldürme kastıyla yapılmıştır, korkutma vesaire değil, bizatihi öldürme kastıyla yapılmıştır. Ancak ne yazık ki saldırırken “Öldürün.” diye bağıran bu saldırganlar, aynı gün içerisinde hâkim karşısına çıkarılmadan serbest bırakılmıştır.

Peki, sayın milletvekilleri, Yavuz Selim Demirağ kimdir, biliyor musunuz, ben size biraz ondan bahsedeyim. Yavuz Selim Demirağ 2012-2013 yıllarında Ergenekon, Balyoz kumpaslarını, İstanbul, İzmir Casusluk davalarını takip ederek Fetullahçı terör örgütüne karşı gazetecilik görevini ifa eden bir Türk milliyetçisidir. 2012 yılında “TSK’ye İndirilen Balyoz Digital Terör”, 2016 yılında “İmamların Öcü”, 2019 yılında ise “Fethullah’a Selam Kumpasa Devam” kitaplarının yazarıdır. 1982 yılından beri ömrünü FET֒yle mücadeleye adamış, 15 Temmuz sonrasında, Sayın Cumhurbaşkanının tabiriyle at izinin it izine karıştığı iddianameler sonucunda FET֒den gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmış bir yazardır. Yani takke alanların, FET֒den takke alanların cirit attığı bir dönemde Yavuz Selim Demirağ FET֒den gözaltına alındı. Gazetecilik mesleğinin uhdesinde barındırdığı cesaret ve kararlılıkla FET֒nün kumpaslarına karşı yılmadan mücadele eden ve mağdur edilen Yavuz Selim Demirağ, bir panelde kendisine yöneltilen soruya verdiği cevabın Cumhurbaşkanına hakaret olarak değerlendirilmesi üzerine açılmış davada da on bir ay hapis cezasına çarptırıldı. Demirağ, hakkında açılmış asılsız soruşturmalara, infazı kesinleşmiş hapis cezalarına rağmen susmamış, kendi ifadesiyle Hükûmetin damarına basmış ve çok tehdit almıştır.

Sayın milletvekilleri, Allah aşkına, size soruyorum: Sizin “Yeni Türkiye” dediğiniz bu muydu? Yani liderlere böyle linç girişiminde bulunulduğu, insanların öldürülmek için sopayla vurulduğu… Kemal Kılıçdaroğlu sırasını savdı. Meral Akşener’in evinin önüne geldiniz; bağırdınız, çağırdınız, gittiniz, saldırmaya çalıştınız. Şimdi sıra kimde? Meral Akşener ile Kemal Kılıçdaroğlu sırasını savdı. Sıra kimde?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Bence sıra bizde.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Böyle seyretmeye devam edecek misiniz? Bunlar hoşunuza gidiyor mu? Böyle Türkiye düzelir mi zannediyorsunuz? Huzur böyle mi sağlanır zannediyorsunuz? Liderleri korkutarak milletin korkacağını mı zannediyorsunuz? Korkmadıklarını görüyorsunuz. Artık iş adamları konuşuyor, artık gazeteciler konuşuyor, artık sanatçılar konuşuyor; bu böyledir ama. Gücünüzün bittiği andan itibaren sizden korkanlar korkmamaya başlarlar, evet. Hatta sizin milletvekilleriniz bile sizden korkmuyor, 30-35 milletvekilinin bir başka partiye geçeceği söyleniyor. Sizin milletvekilleriniz bile basına konuşmaya başladı, giden kötü şeyleri doğru anlatmaya başladılar; artık onlar da korkmuyor.

Milletin korkmadığını fark edip milleti korkutmaktan vazgeçin diyorum, onu söylemeye çalışıyorum, bütün bunları onun için anlattım size.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Biz sevgiyle bir bağ istiyoruz, korkuyla değil.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Kendisi gibi düşünmeyen insanlara saldırmayı kendine hak gören, şehit cenazesi, mübarek gün ayırt etmeksizin ev basan, sahte plakayla yol kesen tahammülsüz insanlarla dolu bir Türkiye mi hayal etmiştiniz siz?

Arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi, seçim meydanlarında sallanan parmakların, savrulan tehditlerin, hakaretlerin, toplumun yarısının terörist ilan edilmesinin sonuçlarıdır bunlar. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in evinin önünde yapılan sözlü tehditle başlayan, Ankara Çubuk’ta Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişimi ve en son Yavuz Selim Demirağ’a yapılan saldırıyla devam eden süreç iktidarın nefret söylemleri, öfke nöbetleri bitmediği sürece de devam edecektir.

Bugün yumrukla, taşla, sopayla başlayan bu kavga, toplum böyle kutuplaştırılmaya devam edilirse daha da büyüyecektir, geleceği nihai noktayı buradan telaffuz etmek istemiyorum. Çünkü ben o günleri iyi yaşamış bir arkadaşınızım, tekrar o günlere dönmesin Türkiye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Dilinize hâkim olun, söylemlerinize hâkim olun; Türkiye’yi geriyorsunuz. Bu gerginlikten şu anda ne kadar zarar görmediğinizi zannetseniz de en çok zararı siz göreceksiniz. Bunu da zaman gösterecek.

Bu üç elim olayın da failleri kamuoyunun vicdanını yaralayacak şekilde serbest bırakılmıştır. Hükûmet muhalif görüşlerin şiddetle susturulmasına göz yummakta, Türkiye’yi tehlikeli bir şiddet sarmalının içine sürüklemektedir. Anayasa’nın güvence altına aldığı hak ve hürriyetleri koruma iradesini ortaya koyamazsanız ve muhalefete yapılan şiddeti meşrulaştırırsanız bunun sonuçlarını hep birlikte öderiz. Siz iktidarsınız, bütün bakanlıklar sizin elinizde, bütün kurumlar sizin elinizde, eğer ki giderek tırmanan şiddetin önüne geçmez; aksine, şiddeti körüklemeye devam ederseniz bunun hesabını tarih ve millet karşısında veremezsiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Garo Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Paylan.

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

10 Mayıs günü gazeteci Yavuz Selim Demirağ evinin önünde, plakasız bir araçla gelen 6 meczubun saldırısına uğradı. Basın özgürlüğüne yapılmış ağır bir saldırı daha böylece gerçekleşmiş oldu Türkiye’mizde arkadaşlar. Bunu kınıyoruz ama Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bunu kınamakla kalmamalıyız çünkü arkadaşlar, cezasız kalan her suç tekrarlar. Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca da sayısız gazeteciye benzer saldırılar yapıldı, bütün bunlar cezasız kaldı ve suçlar tekrarlandı arkadaşlar.

Sayın Demirağ neden saldırıya uğradı? Kendi meşrebince sizin hatalarınızı, yolsuzluklarınızı eleştirdiği için saldırıya uğradı arkadaşlar. O 6 meczubu onun kapısına birileri gönderdi, “Öldür.” dedi ya da “Haddini bildirin.” dedi ya da “Ağzını burnunu kırın ki sussun.” dedi arkadaşlar, birileri gönderdi. O 6 meczubu bıraktınız, savcı bıraktı ve sizler de sessiz kaldınız. Neden? Çünkü mafya yöntemlerini kullanan, devlet içindeki bir çete buna yol veriyor arkadaşlar, bu tip saldırılara yol veriyor. Susturmak için, gazetecileri, siyasetçileri, akademisyenleri susturmak için bu tip saldırılara yol veriliyor. Bunu nereden biliyoruz? Hrant Dink cinayetinden biliyoruz. Ogün Samast’ın peşine düştünüz, oraya gönderilen Trabzon Pelitli’deki çetenin peşine düştünüz. Biz ne dedik? “‘Öldür.’ diyenler yargılansın.” dedik arkadaşlar. Ogün Samast’ı oraya devlet içindeki çete gönderdi. O çeteyle yüzleşmediğimiz için on iki yıl boyunca pek çok gazeteci saldırıya uğradı, Hürriyet gazetesi basıldı, Özgür Gündem basıldı, Cumhuriyet gazetesine saldırılar yapıldı, Ahmet Hakan dayak yedi -dayak yedikten sonra da sizin yörüngenize girdi maalesef- Can Dündar’a kurşun sıkıldı arkadaşlar, bir adliyenin önünde ama bunlarla yüzleşmedik, yüzleşemedik, yüzleşemediğimiz için de suçlar devam ediyor.

Eleştirilmekten korkmayın arkadaşlar. Bakın, eleştirilmediğiniz için beş yıldır hatalar yapıyorsunuz ve her gün her susturduğunuz gazeteci hatalarınızın çoğalmasına sebebiyet veriyor. Eleştirilmekten korkmayın, eleştirilmemekten korkun.

Değerli arkadaşlar, hukuka saygı yerine korkuyu salmaya çalışıyorsunuz ama artık korkmuyoruz. Bakın, gazeteciler de siyasetçiler de artık korkmuyorlar. Gelin, bu korku iklimine el birliğiyle son verelim.

Değerli arkadaşlar, bakın “Türkiye’yi ilk 10 ülke içine sokmak istiyoruz.” diyorsunuz yılardır ama hâlâ 18’inci ekonomiyiz, 1950’de neredeysek oradayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Paylan, tamamlayın.

GARO PAYLAN (Devamla) - Niye orada sayıyoruz arkadaşlar, niye aynı yerde sayıyoruz? Şurada arayın, bakın, Sınır Tanımayan Gazeteciler Cemiyetinin endeksine göre Türkiye, dünyada 180 ülke var, bunun içinde 157’nci sırada arkadaşlar. Bakın, buralarda arayın Türkiye'nin yerinde saymasını, hatta geriye gitmesini. Dünyada en çok gazeteciyi hapislerinde barındıran ülkeyiz arkadaşlar. Bu utancı hep beraber yaşıyoruz. Gelin, buralarda arayalım Türkiye neden yerinde sayıyor, neden geriye gidiyoruz, neden hem huzurumuz kayboldu hem refahımız kayboldu; gelin, buralarda arayalım.

Gazeteci Sayın Demirağ’a yapılan saldırıyı bir kez daha kınıyorum ve Meclisimizin bu konuda mutlaka sorumluluk alması gerekir diyorum. HDP olarak bu önergeye destek vereceğimizi söylüyorum.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Utku Çakırözer.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Çakırözer.

CHP GRUBU ADINA UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün hem halk sağlığı için özveriyle hizmet veren eczacılarımızın hem de her türlü zorluğa rağmen, karnımızı doyurmak için alın terini döken çiftçilerimizin günlerini hepimiz adına kutluyorum.

Yine, sözlerime başlarken, her zaman olduğu gibi, bir kez daha, özgürlüğüne kavuşana kadar, değerli milletvekili arkadaşımız, geçmiş dönem milletvekilliği yapan, on bir aydır haksızca, hukuksuzca tutuklu olan Eren Erdem’e ve düşüncesi nedeniyle cezaevinde bulunan tüm siyasetçilere, gazetecilere özgürlük dileğimle başlamak istiyorum.

Az önce Sayın Başkan, Anadolu Ajansı muhabiri meslektaşımız Sayın Abdulkadir Nişancı’nın bir an önce, sağ salim bulunması için dilekte bulundu; ona da katılıyorum.

Yavuz Selim Demirağ meslektaşımıza yapılan saldırı kabul edilemez. Ben bugün diğer partilerin sözcülerinin de konuşmaları sonrasında bu araştırma önergesinin kabul edileceğine inanıyorum. Kabul edilmesi gerekir çünkü basın özgürlüğü meselesi, ülkemizde artık bir kara lekeye dönüşmüş durumda. Dünyada 180 ülke arasında 157’nci sıradayız. Ve Sayın Demirağ’a yapılan bu saldırı; güpegündüz, Türkiye’nin başkenti Ankara’da, kapısının önünde, normal bir yurttaşın asla karşılaşmaması gereken bir muameleyle karşılaşmış olması kabul edilemez, sopalarla dövülmesi kabul edilemez. Kendisi için “Öldürün.” denmesi, yani “Bunu öldürün.” denilerek vurulması -kendisini hastanede ziyaret ettiğimizde bize söylediği budur- cana kastetmedir, öldürmek istemedir; bunlar asla kabul edilemez. Ona vurulan sopalar, onun başına vurulan o sopalar aslında hepimizin adaletine, hepimizin özgürlüğüne, hepimizin demokrasisine, hepimizin canına vurulmuş olan sopalardır. Bunu böyle görmediğimiz sürece bu ülkede birlikte yaşama kültürünü oturtamayız değerli arkadaşlar. Peki, ne oldu? Bunlar oldu, bunlar yaşandı. Ne oldu? Daha o, hastaneden çıkmadan saldırganlar serbest bırakıldı değerli arkadaşlarım.

Peki, biz buraya nasıl geldik? Söylendi, ben bir kez daha söyleyeceğim. İşte, Çubuk’ta şehit cenazesine katılan Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, bugün Meclisi yönetmekte olan Sayın Meclis Başkan Vekilimiz Levent Gök, Genel Başkan Yardımcımız Yıldırım Kaya, Milletvekilimiz Murat Emir linç edilmek istendiler, bir şehit cenazesinde linç edilmek istendiler, onlar bir evdeyken “Evi yakın!” diye tehdit edildiler ve bu olay karşısında savcı “İfadeleri alın, serbest bırakın.” talimatı verebildi, nitekim serbest bırakıldılar.

Yine, Türkiye'de önemli gazetelerin başında gelen Hürriyet’e taşlı sopalı saldırılarda bulunanların 26’sı da -26 kişi taşlı sopalı saldırıda bulunduğu için yargılanmıştı- serbest bırakıldı ve bunlardan bir tanesi de sanki ödüllendirilir gibi Londra’ya bir siyasi partimizin temsilcisi olarak atandı, gönderildi, ödüllendirilmiş oldu bir nevi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

UTKU ÇAKIRÖZER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tabii, işte, bunları görenler yani “yapanın yanına kâr kalıyor” diye bakanlar, gidip Yavuz Selim Demirağ’ı Ankara’da, başkentte, evinin önünde rahatlıkla dövebildiler.

Benzer şekilde, yine Tekirdağ’da -işte okuduk- “Her şey güzel olacak” diye partimizin İstanbul Belediye Başkan adayına, Millet İttifakı’nın İstanbul Belediye Başkan adayına destek veren Göknur Damat kardeşimizi bıçaklayabildiler. Aynı şekilde, bu kutuplaşmanın sonucu, bu gerginleşmenin sonucu belki de her geçen gün, her an hayatta her birimiz ya da Türkiye'de yaşayan vatandaşlar bu şekilde bir şiddetle, bu şekilde bir saldırıyla karşı karşıya kalma durumundalar. Burada hepimize sorumluluk düşmekte. O da, bu saldırının aslında sadece Yavuz Selim Demirağ’a değil, hepimize yapıldığını, demokrasimize, basın özgürlüğümüze yapıldığını bilerek hareket etmek zorundayız.

Basın özgürlüğü, aslında hepimizin özgürlüğüdür diyerek hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Zengin, bir talebiniz oldu herhâlde, buyurun, dinleyeyim sizi önce.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Arkadaşlarımızın konuşmalarına cevap vermek istiyorum 60’a göre.

BAŞKAN – Efendim?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Açıklama yapmak istiyorum. Korkuyla alakalı, bahsettikleri ithamlarla alakalı bir açıklama yapmak istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden… Mikrofonunuzu açayım, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı ve Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ederim.

Yöntem olarak, yani mikrofonu açıp derdimi anlattıktan sonra söz vermenizi talep etsem çünkü diğer türlü duyamıyoruz birbirimizi, gerçekten bir şey oluyor.

BAŞKAN – Ama işte, tabii, Başkanlıktan söz talep ederken usulen de öyle olması gerekiyor.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – En azından, hani talebimi ifade etmem için mikrofonumuzu açarsanız… Ben bunu talep etmiş olayım, teşekkür edeyim.

Şimdi, korkudan bahsedildi. Madem bugün Türk dilinden, öneminden bahsettik. Korku, hakikaten korkutan bir kelime. Korkuyla siyaset yapmak, Türkiye’de siyaseti hiç bilmemek demektir diye düşünüyorum.

Türk siyasal hayatına baktığımızda, en önemli korkular, herhâlde darbelerdir. Böyle bakıldığı zaman, Türkiye’de insanların korkuyla alakalı, despotlukla alakalı siyaset üretimine müthiş bir refleksi var, müthiş bir tepkisi var. Böyle bakıldığı zaman, AK PARTİ’nin başarısı, Türkiye’de korkuları yenmek üzerinedir. Korku siyaseti çok yapıldı. Ben de bunların mağdurlarından bir tanesiyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Türkiye’de korkuyla, hayatlarımız üzerinden anlatılan korkularla çok siyaset yapıldı. Siz yaşadınız, anlattınız; insanlar vuruldu, dövüldü, öldürüldü 80’lerde ama bunu yapanlar, bunu kurgulayanlar başarısız oldu. Biz AK PARTİ olarak hukuktan, demokrasiden yanayız, özgürlükten yanayız ve böyle siyaset yaptığımız için varız, böyle olduğu için 15 Temmuzdan Türkiye geçebildi. O yüzden, lütfen benim sizlerden ricam, sanal korkular yaratmayın. Eğer bir şiddet varsa… Sayın Kılıçdaroğlu’na hep beraber burada, geldiği zaman ne kadar rahatsız olduğumuzu, ben kendim bizzat gittim söyledim. Hiçbirimiz bu ülkede şiddetten yana olamayız. Bir çözüm olamaz bu. Mesele o değil, yani burada hukuken ne yaptığınız… Bizim vereceğimiz cevabın illa sizin kelimelerinizle olması gerekmiyor, illa sizin yöntemlerinizle olması gerekmiyor ama sonuçta ben de partim de arkadaşlarımız da biz, hukuktan, demokrasiden yanayız, hiç kimsenin de… Aramızda kurduğumuz bağın korku üzerinden olmasından haya ederiz, haya ederiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bizi sevdiği için, beğendiği için tercih etmesini arzu ederiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay, sizin de bir söz talebiniz oldu.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, ben de 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

31.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben şartlı refleksle, AK PARTİ Grup Başkan Vekili sisteme girdiği için girdim ama şimdi tabii, şunu merak ettim: AK PARTİ’yi şiddeti teşvikle suçlayan Lütfü Türkkan fakat AK PARTİ Grup Başkan Vekili, Utku Çakırözer’in yaptığı konuşmadan sonra söz aldı. Şimdi Sayın Zengin’i izleyenler de zannedecek ki AK PARTİ’yi Utku Çakırözer şiddeti teşvik etmekle itham etti. Aslında AK PARTİ’yi şiddeti teşvik etmekle Lütfü Türkkan itham etti. Bunu bir kayıtlara geçireyim istedim.

Bir de Sayın Zengin’in şu tespitine asla katılmam, bu tespit, Türkiye Büyük Millet Meclisine de haksızlık olur: “AK PARTİ böyle olduğu için 15 Temmuz sürecini aşabildi Türkiye.” dedi. Hayır, AK PARTİ böyle olduğu için değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi demokrasiye sahip çıktığı için 15 Temmuz bertaraf edilmiştir. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bunun da kayıtlara geçmesinde fayda var.

Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Zengin, karşılıklı olmasın, şimdi AK PARTİ Grubu adına bir arkadaşımız söz alacak. Ben daha sonra bir değerlendirme yaptırırım size çünkü bu sataşmalar da değil, ben size açıklamalar için biraz söz verdim. Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - Bir cümle söylemem lazım.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan tarafından, Gazeteci Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın 10 Mayıs 2019 günü evinin önünde sahte plakalı araçla gelen 6 saldırgan tarafından darbedilmesi, bu saldırının içinde birçok şüpheyi barındırması, bu saldırıya dair şüphe ve şaibelerin ortadan kaldırılması ile olası saldırılarla yeniden karşılaşılmaması amacıyla 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, AK PARTİ Grubu adına Bartın Milletvekilimiz Sayın Yılmaz Tunç’u kürsüye davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Yılmaz Bey, süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. Öncelikle bugün Dünya Çiftçiler Günü, tüm çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Günü’nü tebrik ediyor ve onları desteklemeye devam edeceğimizi belirtmek istiyorum.

Yine, Dünya Eczacılar Günü nedeniyle de tüm eczacılarımızın Eczacılar Günü’nü kutluyor ve başarılı bir meslek hayatı diliyorum.

Ayrıca, Soma kazasının yıl dönümü nedeniyle de şehit madencilerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum.

Değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ grup önerisinin konusu, gazeteci Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın 10 Mayıs günü evinin önünde 6 saldırgan tarafından darbedildiği olayla ilgili Meclis araştırması açılmasına dair önergenin bugünkü gündemde görüşülmesini içeriyor.

Değerli milletvekilleri, öncelikle gazeteci Yazar Yavuz Selim Demirağ’a yapılan saldırıyı tasvip etmemiz mümkün değil, saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyoruz ve gazeteci Yazar Demirağ’a geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Olayla ilgili olarak, saldırıyı gerçekleştiren 6 şahıs hakkında kasten yaralama suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada şüphelilerin kimlikleri tespit edilip ifadeleri alınmıştır ve gazeteci yazar Yavuz Selim Demirağ’ın tedavisi GATA Hastanesinde devam etmiş, doktor raporunda hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiş ancak kati rapor henüz verilmemiştir. Düzenlenecek kati rapor sonucuna göre şüpheliler hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca gerekli yasal işlemler yapılacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, Anayasa’mızın 26’ncı maddesinde teminat altına alınmıştır. Yine, basın hürriyeti, Anayasa’mızın 28’inci maddesinde teminat altına alınmıştır. Herkes düşünce ve kanaatini sözle, yazıyla, resimle veya başka bir yolla tek başına ya da toplu olarak yayma hürriyetine, hakkına sahiptir. Devlet de bu hakkı koruyacak tedbirleri almak zorundadır. Basın özgürlüğünün sınırları da yine Anayasa’mızda belirtilmiş ve altına imza attığımız uluslararası belgelerde kayıt altına alınmıştır. Son on yedi yılda basın özgürlüğü alanında gerçekleştirilen önemli adımlar ve ilerlemelerin sağlandığını da inkâr etmemek gerekir.

Geçmişte AK PARTİ’li yıllardan önce ülkemiz, gazetecilere yönelik saldırıların yoğun yaşandığı, faili meçhul olaylarda en meşhur gazetecileri yitirdiğimiz yılları yaşamıştır. Artık o karanlık günlere dönmek istemiyoruz, o günleri hatırlamak bile istemiyoruz. Günümüzde gerçekleşen her biri farklı bir nedene dayanan olayların muhalif görüşleri susturmak isteyen iktidardan kaynaklandığını söylemek son derece yanlıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Tunç.

YILMAZ TUNÇ (Devamla) – Bu, kutuplaştırıcı bir sözdür. Bu tür ifadelerden iktidarıyla muhalefetiyle tüm milletvekillerinin kaçınması gerekir ve gazeteci yazar Yavuz Selim Demirağ’a yapılan saldırının sorumlularının mutlaka hak ettikleri cezaya çaptırılması da hepimizin dilediğidir. Bu bir yargı konusudur, soruşturma konusudur. Dolayısıyla Meclis araştırmasından ziyade, yargının yapacağı soruşturmayı beklemek gerekir diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Türkkan.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – AK PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Özlem Zengin’in sözlerine karşılık bir şeyi ifade etmem lazım.

BAŞKAN – Buyurun veriyorum ben size söz.

Buyurun efendim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Tabii, Sayın Zengin’in ifadeleri, hepimizin özlemi. Yani insanların korku ikliminden uzak, ifade özgürlüğünü kullandığı, korkutulmadığı, tehdit edilmediği bir Türkiye, hepimizin özlemi. Ama bakın en son bir slogan bulundu “Her şey güzel olacak.” diye. Onu söyleyen sanatçılara ve işadamlarına karşı Cumhurbaşkanının ifadesi, net: “Zannetmeyin ki duymuyoruz, hepsini kayıt altına alıyoruz.”

Bakın arkadaşlar, bunun ismi tehdittir. Tehdidin örtülü olanı vardır, direkt olanı vardır. Ben direkt tehdit eden bir adamım, Sayın Cumhurbaşkanı örtülü tehdit etmeye alışkın bir insan. Örtülü bir tehdittir bunun ismi. Bu tehditten sonra yaşanan iklimin ismi de korku iklimidir. Keşke dediğiniz gibi olsa, biz bunu istiyoruz zaten ama sizin söylediğinizin, düşündüğünüzün, arzu ettiğiniz olduğuna ben inanıyorum ama maalesef gerçeklerle örtüşmüyor, bunu ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Hadi Sayın Zengin, siz de bir cümleyle toparlayın, diğer öneriye geçelim.

33.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, şimdi, şöyle bir durum var: Her konuşmacıdan sonra söz alsanız insicam bozuluyor.

BAŞKAN – Haklısınız.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Fakat bütün olarak… Sayın Altay herhâlde en tecrübeli Başkanlardan bir tanesi, yani burada arkadaşlarım biliyorlar hangi sebebe binaen söz aldığımızı. O yüzden böyle otomatik muhalefet etmeye falan gerek yok yani, neyse, o anlamda gerektiği kadar cevap verelim.

Bu, tabii, özlemden öte bir şey, içinde yaşıyoruz. Yani biz yasakların neler olduğunu gayet iyi biliyoruz, içinden geldik zaten. O yüzden bu özlem değil, yaşadığımız şey. Ama bunun kalitesinin her geçen gün artmasına dair özlem var mı? Elbette var, her geçen gün artmasına dair.

Ha, şunu da ifade etmek istiyorum: 15 Temmuz gecesi, evet, doğru, burada bütün milletvekilleri, bütün siyasi partiler hemfikirdi ama Türkiye’de milleti 15 Temmuzda o direnme noktasına getiren şey, bir kez daha söylüyorum –“kayda geçsin” kelimesinden de hiç hoşlanmıyorum ama çok önemseniyor Mecliste, anlayamıyorum niye böyle, kayda geçsin, söyleyeyim- asıl mesele, 15 Temmuza gelene kadar Türkiye'de insanlarımızdaki korkuların ortadan kalkmasını, izale olmasını, milletin ilk kez kendi çıplak elleriyle darbeye engel olmasını sağlayan ruh, AK PARTİ hükûmetleriyle geldi; bunu söylemek istedim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aa, ne alakası var!

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve görüş engelinin ortadan kaldırılması amacıyla 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

14/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 14/05/2019 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                Hakkı Saruhan Oluç

                                                                                          İstanbul

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri: 14 Mayıs 2019 tarihinde Mersin Milletvekili Grup Başkan Vekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından verilen 2357 grup numaralı cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve görüş engelinin ortadan kaldırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 14/5/2019 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen, Batman Milletvekilimiz Sayın Ayşe Acar Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben az önce gündem dışı konuşmamda da aslında gündeme getirilmesi gereken, bu Meclisin öncelikli gündemlerinden biri olması gereken bir meseleye değinmiştim, kaldığım yerden devam edeyim.

Değerli arkadaşlar, DTK Eş Başkanımız ve Hakkâri Milletvekilimiz Sayın Leyla Güven, 8 Kasım 2018 tarihinden bu yana Sayın Abdullah Öcalan üzerinde yürütülen mutlak tecridin kaldırılması için açlık grevinde yani yüz seksen gündür bu Meclisin bir üyesi açlık grevinde. Akabinde, cezaevlerinde 1 Marta kadar 335 siyasi tutsak, 1 Marttan sonra, şu anda binlerce tutsak dünyanın dört bir yanında; Diyarbakır’da il binamızda 3 milletvekili daha tecridin kaldırılması için açlık grevinde ve daha sonrasında, 30 Nisan tarihinde 15 siyasi tutsak, 10 Mayıs tarihinde ise 15’i daha olmak üzere toplam 30 siyasi tutsak, tecridin kaldırılması için ölüm orucuna başladı değerli arkadaşlar. Tabii ki mesele sayılar değil, mesele insan yaşamı. Bu kadar insan, binlerce insan tek bir taleple ve çok basit bir taleple açlık grevinde.

Bildiğiniz gibi, OHAL döneminde bir karar alınmıştı…

(Uğultular)

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Başkanım, dinlemiyorlar.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen sayın hatibi dinleyelim.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Evet, arkadaşlar, önemsemiyorsunuz, bunların gündeminizde çok olmadığını da biliyorum ama zahmet edip dinlerseniz, insan yaşamından söz ediyorum; tıpkı sizin gibi, tıpkı burada oturan arkadaşlar gibi insan yaşamından, insanların günbegün erimesinden söz ediyorum; günlerdir aç olan insanlardan söz ediyorum. Bu kadar mı duyarsız ya bu Meclis kendi vatandaşlarına, bu kadar mı duyarsız kendi üyesine bu Meclis? Daha önce de ifade etmiştik, lütfen zahmet edip en azından birkaç dakikanızı ayırıp dinlerseniz belki hani düşünmeye fırsatınız olur, bu sorunun çözümü için Meclisin gerekli görevini yerine getirme sorumluluğunu alırsınız diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, dediğim gibi, 30 tutsak ölüm orucunda ve tek bir taleple.

Bakın, OHAL döneminde Sayın Öcalan’la görüşmelerin yapılması kanun hükmünde kararnameyle kısıtlandı. Sonrasında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir karar alındı, hukuksuz bir karardı, görüş ve iletişim cezası verildi kendisine. Ama öğrendik ki yakın bir zamanda bu karar kaldırılmış ve avukatları 2 Mayısta bir görüş yaptılar. Gerçekten Türkiye toplumunda, özellikle açlık grevinde olanların ailelerinde büyük bir umut oluştu ama maalesef sonrasında yapılan avukat görüşünden ret cevabı aldı, henüz şu ana kadar bir cevap yok. Demek ki aslında görüşün önünde hukuki bir engel yok, siyasi bir engel var ki hukuki bir engelin olması da söz konusu olamaz. Bakın, bu Meclis sıralarında avukat arkadaşlarımız, hukukçu arkadaşlarımız var. Hiç kimseyi –bakın, hiç kimseyi diyorum, kimliğini belirtmiyorum, kim olduğunu, hangi suçu, size göre hangi suçlamayı işlediğini de söylemiyorum, hükümlü ya da tutuklu hiçbir farkı yok- siz hiç kimseyi aylarca, yıllarca, dışarıdan, toplumdan izole edemezsiniz, hiç kimseyi mutlak bir tecrit altında tutamazsınız. Ama yıllardır mutlak bir tecrit hâli var.

Arkadaşlar, ben az önceki konuşmamda belirttim. Bir daha söyleyeyim: Bu Meclisin kendisi tecrit altında. Benim bir HDP milletvekili olarak söylediğim her söz, attığım her adım tecrit altında. Biz HDP milletvekilleri olarak yürümek istedik 15 Şubatta, etrafımız etten duvarlarla tecrit altında tutulduk, sesimizin, talebimizin topluma ulaştırılması engellendi. Meclise verdiğimiz her önerge, bu önerge de dâhil, onlarca defa geri döndürüldü. “Kaba ve yaralayıcı söz” denildi. İnsanların bu ülkede hakkı, hukuku talep etmek için ölüm orucuna başvurmasından daha yaralayıcı bir şey var mıdır bu Meclis açısından? Biz eğer bundan yaralanmıyorsak, bir kelimeden, bir cümleden yaralanıyorsak bence dönüp kendimize bakmamız gerekiyor.

İnsanlar hukukun uygulanması için açlar, aç. Hukukun uygulanması için günbegün ölüme gidiyorlar ve bu Meclis günlerdir, aylardır, kendi üyesi dâhil olmak üzere binlerce insan açlık grevindeyken üç maymunu oynuyor, yokmuş gibi davranıyor. Yok değil, var, gözümüzün önünde. Ne zaman bu Meclis kendi sorumluluğunu yerine getirecek?

Bir dakika Başkanım. Uğultular vardı, hatta biraz daha ekleyebiliriz.

Ne zaman bu Meclis bu sorumluluğu alacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Bakın, bu, ülkenin toplumsal bir meselesidir. Bir mesele varsa vardır. Yokmuş gibi davranarak, gözümüzü kapatarak, kulağımızı tıkayarak bu meselenin varlığından haberdar olmuyormuş gibi davranarak yok olmuyor bu mesele. Bu ülkenin en temel meselesi, Kürt sorunudur. Siz Kürt sorununu demokratik yollarla çözme iradesinden vazgeçip vurmayla, kırmayla, susturmayla, tecride alarak çözme iradesini sergilerseniz ekonominiz de batar, bütün dünyadan da tecrit olursunuz. Artık bizim tek bir yörüngemiz var, üçüncü dünya ülkelerinden başka hiç kimsenin, Türkiye'nin yüzüne baktığı yok.

Ekonomi batmış durumda. Sadece seçimden seçime bir şekilde götürmeye çalışıyoruz, patlaması an meselesi. Toplumsal kutuplaşma had safhada. En ufak bir söylem, en ufak bir kelime, linç edilme bahanesi hâline getiriliyor.

Toparlayacağım Başkan, uğultu vardı…

BAŞKAN – Süreniz var, devam edin siz.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) - O açıdan, arkadaşlar, bu Meclis eğer Meclisse, eğer burada oturanlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Şimdi toparlayın Sayın Başaran.

Buyurun.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) - …eğer bu sıralarda oturan arkadaşlarımız milletin vekiliyseler, milletin sorunlarını, halkın sorunlarını, halkın taleplerini çözmek için burada oturduklarını iddia edip maaş alıyorlarsa… Arkadaşlar, 21 annemiz HDP Grubunda şu anda oturuyor. 21 anne bu milletin bir parçası değil mi? 21 anne bu halkın bir parçası değil mi? Bu 3 bin insan bu halkın bir parçası değil mi? Bunların aileleriyle, HDP’ye oy verenlerle, milyonlar bu halkın bir parçası değil mi? Bu halkın sorunları sizin sorununuz değil mi? Bu sorunu çözmekten, artık gündeminize almaktan başka hiçbir şansınız yok.

Bütün milletvekili arkadaşlarımıza tekrar sesleniyorum: Yüz seksen sekiz gündür aç bir milletvekili var ve o milletvekilinin yaşamından da bütün bu sıralarda oturan arkadaşlarımız sorumlu ve onu yaşatma görevi vardır. Bu görev ve sorumluluğa bütün Meclisi tekrar davet ettiğimi belirtiyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Sayın Tekin Bingöl.

Süremiz üç dakika Sayın Bingöl.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cezaevleri, tutuklu ve hükümlüleri dış dünyadan izole eden bir özel mekân anlamı taşır. Temel amaç da budur. Bunun dışında kötü muamele, işkence, tecrit asla cezaevlerinde uygulanmaması gereken hususlardır. Peki, Türkiye’de durum bu mudur? Şöyle kısa birkaç başlıkla size durumu izah etmek istiyorum. Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de şu anda 300 bine yakın tutuklu ve hükümlü var. Lebalep, istif hâlinde o hücreleri doldurmuş durumdalar. Hele buna bir de denetimli serbestlikle bırakılan 350 bin kişiyi de katarsanız 600 binin üzerinde tutuklu ve hükümlü, çok kısa süre içerisinde bu cezaevlerinde tutulmuş. Bizim bir birinciliğimiz var, hani haksızlık etmeyelim hiçbir birinciliğimiz yok diye. Avrupa Konseyi ülkeleri arasında cezaevi nüfusu en fazla olan ülke Türkiye. Artık, bununla nasıl bir değerlendirmeye tabi tutuluruz varın siz düşünün.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de 12 Eylülle yüzleştik. Geçenlerde Mamak’ı işkencesiyle inleten faşist Raci Tetik’in cenazesi vardı. Hepimiz ibretle izledik ve o dönemlerde Mamak ile Diyarbakır Cezaevleri işkence ve ölüm merkezleriydi. Şimdilerde 2 yılda 2.300 hasta tutuklu hayatını kaybetti, bugünse 1.300’e yakın hasta var cezaevlerinde ve 357’sinin acilen serbest bırakılması gerekiyor, ölümle yüz yüzeler ama buna dönüp bakan hiçbir yetkili yok. Sadece bununla sınırlı değil. Bakın, değerli arkadaşlarım, bu cezaevlerinde 456 tutuklu ve hükümlü -60’a yakını gözaltındayken- hayatını kaybetti değişik nedenlerle, hastaların dışında, hasta tutukluların dışında. Böyle realiteler var Türkiye cezaevlerinde.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de iktidarın 2023 planı, 35 cezaevi yapmak. Türkiye’ye biçilen gelecek bu. Türkiye'nin vizyonu, önüne konan vizyon 35 cezaevi yapmak. İşte, Türkiye'nin bu cezaevlerine, halkımıza bakış açısı bu.

Bakın değerli arkadaşlarım, Türkiye’de işkence, kötü muamelenin dışında müthiş bir tecrit uygulaması var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bingöl, ekliyorum sürenizi, devam edin.

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – Teşekkürler.

Aylarla değil, yıllarla, bırakın aile yakınlarını, akrabalarını avukatlarla dahi görüşemeyen onlarca tutuklu ve hükümlü var. Bu, doğal bir hak. Bu hakkı siz alamazsınız ellerinden. Bu hakkı vermek durumundasınız. Aksi takdirde Türkiye'nin yüz yüze olacağı gerçekler hepimizi ve ülkemizi çok zor durumda bırakır.

Bununla sınırlı değil değerli arkadaşlarım. Bakın, Türkiye’de iletişim araçlarını kullanamıyor tutuklu ve hükümlü kardeşlerimiz; telefonları ve mektupları dahi çok sınırlı kullanıyorlar. Şimdi, bütün bunları göz ardı edip dönüp baktığımızda Türkiye bir utanç vesilesiyle karşı karşıya.

Mart ayında 8 kişi hayatını kaybetti, kimin umurunda? Son dönemlerde cezaevlerinde ve dışarıda açlık grevi yapanlar var, kimin umurunda? Son günlerde ölüme yatanlar var, ölüme yatanlar, kimin umurunda?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Bingöl.

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – Siz bunu umursamazsanız, siz bu gerçeklerle karşı karşıya gelmezseniz, korkarım ki zulmedenler zulümleriyle âbâd olmayacaklar ve mutlaka gün gelecek hesap sorulacak.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Hatay Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Yayman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süremiz üç dakika Sayın Yayman.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bugün Halkların Demokratik Partisinin verdiği bir Meclis araştırma önergesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım.

Tabii, bilindiği gibi, bu konu uzun zamandır tartışılan bir konu. Ben Halkların Demokratik Partisinin bu konuyla ilgili araştırma önergesi vermesi talebinden öte, partimizin genel prensiplerini hatırlatmak isterim.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sekiz yıldır…

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – AK PARTİ “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” diyen bir partidir. AK PARTİ’nin lideri Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan; 2005 yılında “Eğer Türkiye’de bir sorun varsa…”

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Tecride ne diyorsun, onu söyle Hüseyin Bey.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – “…bunun adı Kürt sorunudur, bu sorunu çözmek için ben her türlü sorumluluğu almak istiyorum.” diyen…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Avukatlar niye gidemiyor, avukatlar?

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – …2010 yılında demokratik açılım sürecini, 2013 yılında millî birlik, kardeşlik sürecini başlatan bir liderden bahsediyoruz.

Açlık grevleriyle ilgili, ben de İnsan Hakları Komisyonunda ve Cezaevi Alt Komisyonunda görevli bulunmaktayım, Cezaevi Alt Komisyonunun Başkanlığını yapmaktayım ve biz Sincan Cezaevinde görüşmeler yaptık, yarın da Komisyon olarak bu konuyla ilgili bir toplantı yapacağız, Cezaevi Raporu’muzu değerlendireceğiz.

Sizler de çok iyi biliyorsunuz ki değerli arkadaşlar, İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan’la görüşme meselesi uzun zamandır devam ediyor. Bu görüşmeler…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Ne zamandır?

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Sizin söylediğiniz rakamlar doğru değil, bu rakamları çok net olarak ben sizlere yazılı olarak da ifade edebilirim. Burada, Abdullah Öcalan’ın zaman zaman, kendi talebiyle, avukatlarıyla görüşmek yerine ailesiyle görüşme talebinin olduğunu biliyoruz, zaman zaman avukatlarıyla görüşme var…

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Her hafta başvuru yapıyorlar…

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – …ama “Sekiz yıldır görüşme yoktur.” ifadesi doğru değildir.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Gitsin, avukatların yüzüne söylesin, avukatlara söylesin görüşmek istemediğini.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Bunları siz de biliyorsunuz ve bu konuda Hükûmetimizin sürekli teması var, arayışları var, bu konuyla ilgili yapılan çalışmalar var.…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Hiçbir arayışı yok.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Hukuku uygulayın, hukuku. Hukuku, Anayasa’yı uygulayın; hikâye anlatmayın bize!

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Açlık grevlerinin hukuki bir mesele olmaktan çok, Halkların Demokratik Partisinin bunu bir siyasi kaldıraç olarak kullandığını… Ve açlık grevlerine yatırılan insanları, verdiği mücadeleyi keşke Mecliste çözüm için, kardeşlik için ve Türkiye'deki bu problemin çözümü için vermiş olsalar.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Dinleseniz veriyoruz, dinleseniz veriyoruz. Sürekli gelip de masal anlatmayın insanlara Meclis açıkmış gibi.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Bunu herkes bilmekte ve şunu ifade etmek istiyorum: Gerçekten, burada “açlık grevi” olarak nitelenen mesele bir açlık grevi olmaktan çok burada siyasi amaçla kullanılan bir argümandır. Bunun altını çizmek isterim ve bu konuda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Yayman.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Biz hem İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu olarak hem Cezaevi Alt Komisyonu olarak bu konuda sayın milletvekillerimizle sürekli temas içerisindeyiz. Bu sorunun çözümü için biz her türlü inisiyatifi almaktayız. Burada Halkların Demokratik Partisinden milletvekili arkadaşlarımız var, onlarla Sincan Cezaevine gittik ve bütün cezaevindeki mahpusları ziyaret ettik…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Biz başka bir şeyden söz ediyoruz.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – …onların taleplerini aldık ve bunlarla ilgili sorunların çözümünü de takip etmekteyiz.

Ben yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Oluç, bir talebiniz var.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın vekiller; biraz evvel yapılan konuşmada Halkların Demokratik Partisinin açlık grevlerini bir siyasi argüman ve bir siyasi kaldıraç olarak kullandığına dair bir ifade geçti. Bunun bir sataşma olduğunu düşünüyoruz, onun için cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç’un, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Bakın sayın vekiller, konu gerçekten bir siyasi polemik yapılacak noktayı çoktan aşmış bir vaziyettedir, buna işaret etmek istiyoruz. Bakın, biraz evvel Batman Vekilimiz Ayşe Acar Başaran sayıları verdi, çok sayıda insan hayati tehlikeyle karşı karşıya.

Türkiye ilk defa açlık grevleriyle karşı karşıya kalmıyor. Daha önceki yıllarda, 90’lı yıllarda, 2000’li yıllarda; hatta daha önce 80’li yıllara baktığımızda, askerî darbe döneminde de açlık grevleriyle karşı karşıya kalındı ve ilk kez bu kadar kitlesel ve ciddi bir noktaya gelinmiştir. İnsanların hayatları tehlikededir, en önemlisi, sağlıkları tehlikededir. Bu kadar uzun zamandır açlık grevinde olmak bile başlı başına bir sağlık sorunudur aslında. Yani biz bu meseleyi bir siyasi polemik, bir siyasi argüman ya da bir siyasi kaldıraç olarak kullanmıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Oluç.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – İnsani bir durumla karşı karşıyayız ve bu sorunun bir an evvel çözülmesi lazım.

İkincisi, hukuki bir sorunla karşı karşıyayız. Biraz evvel vekilimiz anlattı, hukuken bu görüşmelerin yapılmasının, İmralı’daki 4 hükümlü açasından baktığımızda hükümlü haklarını kullanmalarının önünde hiçbir yasal, anayasal engel yoktur. Tam tersine, yasal, anayasal ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmeler açısından baktığımızda bunun yapılması bir haktır. Bu hakkın teslim edilmesi gerekiyor. Söylediğimiz sadece budur ve bunun için gerçekten her gün konuşuyoruz ve bir an evvel bir çözüm bulunması için bir adım atıldı, ikinci adımın atılması gerekiyor ve bu sorunun çözülebilmesi, insanların tekrardan sağlıklarına kavuşabilmeleri gerekiyor. Bu açıdan meselenin son derece ciddi olduğuna bir kez daha işaret etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve görüş engelinin ortadan kaldırılması amacıyla 14/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri reddedilmiştir.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Başkan, ya biz…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, biz bu tutumu doğru bulmuyoruz, kabul etmiyoruz.

(Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in hatip kürsüsü önünde toplanması)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ama böyle bir usul yok Sayın Başkan.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne olacak şimdi orada?

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Bakın, biz ölümden söz ediyoruz ama bu Meclisin hâlâ bu meseleye yaklaşımı ciddiyetsiz bir yaklaşımdır. Bu meseleyi kabul etmiyoruz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu ne Sayın Başkan, bu ne!

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Ya, bu Meclisin bu…

BAŞKAN – Sayın Başaran…

Değerli arkadaşlar…

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Bakın, önerge veriyoruz, “yaralayıcı dil” diye reddediyorsunuz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.06

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Sayın Kurtulan, bir söz talebiniz vardı, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Mersin Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri konusunda Meclisi sorumluluk almaya davet eden bir yaklaşım içinde olduklarına ilişkin açıklaması

FATMA KURTULAN (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Meclisimizde geçmişten bugüne kadar zaman zaman milletvekillerimiz önemli gördükleri konuyu daha yaygın kamuoyuna duyurmak adına bazen farklı yöntemlere gidebiliyorlar. Buranın bir eylem yeri olmadığını biz çok iyi biliyoruz. Vekillerimiz de burada bir eylem yapmak değil, binlerce insanın yaşamını ilgilendiren bir konuda biraz duyarlılık çağırısı yapmak, Meclisimizi bu konuda duyarlılığa ve sorumluluk almaya davet eden bir yaklaşım içerisinde olmuşlardır. Bunun böyle algılanması, böyle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.

Teşekkür ederiz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, yönettiği birleşimlerde siyasi parti ayrımı gözetmeksizin milletvekillerinin konuşmalarını özgürce yapmalarını temin etmeye çalıştığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ben de bir iki cümleyle sizlere düşüncelerimi ifade etmek isterim.

Meclis Başkan Vekilliği görevini üstlendiğim andan itibaren hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bütün arkadaşlarımın konuşmalarını özgürce yapmalarını temin etmeye çalıştığımın herhâlde hepiniz hakkını teslim edersiniz.

Ben, Türkiye’nin önemli olaylarında olsun ya da başkaca olaylarında olsun, bütün arkadaşlarımızın görüşlerini özgürce bulundukları yerden aldıkları sözler çerçevesinde değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda, yönettiğimiz birleşimlerde herhangi bir sıkıntı yok, arzu eden her arkadaşımıza her zaman söz verip düşüncelerini özgürce ifade etmelerine imkân tanıyoruz ve böyle bir davranış biçiminin de beni mutlu edeceğini bilmenizi isterim.

Bugün, arkadaşlarımızın az önce kürsüye gelmek suretiyle ve düşüncelerini ifade etmek suretiyle açıkladıkları fikirlerin kamuoyu ve ilgililer tarafından değerlendirileceğini düşünüyorum ve bu konuda yine arkadaşlarımdan ricam, herkesin söz hakkını her zaman fazlasıyla vermek suretiyle konuşmaların sükûnet içerisinde yürümesini temin etmektir.

Değerli milletvekilleri, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elâzığ ili Maden ilçesinde kurulu bakır madeni işletmelerinin özelleştirilmesinden doğan mağduriyetin ekonomiye ve istihdama etkilerinin araştırılması ve gereken önlemlerin alınarak yeniden kamu işletmesine dönüştürülmesi amacıyla 13/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mayıs 2019 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/5/2019 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Engin Özkoç

                                                                                           Sakarya

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Elâzığ Milletvekili Gürsel Erol ve arkadaşları tarafından, Elâzığ ili Maden ilçesinde kurulu bakır madeni işletmelerinin özelleştirilmesinden doğan mağduriyetin ekonomiye ve istihdama etkilerinin araştırılması ve gereken önlemlerin alınarak yeniden kamu işletmesine dönüştürülmesi amacıyla 13/5/2019 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (919 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 14/5/2019 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere grup adına söz isteyen öneri sahibi Elâzığ Milletvekili Sayın Gürsel Erol. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Erol.

CHP GRUBU ADINA GÜRSEL EROL (Elâzığ) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Maden’de yaşanan bir heyelan riski ve süreciyle ilgili geçmiş haftalarda Meclisi bilgilendirmiştim. Daha sonra Elâzığ’a, Maden’e giderek yerinde de incelemelerde bulunarak orada yaşanan olayla ilgili, yaşanan süreçle ilgili, vatandaşlarımızın kaygıları, endişeleriyle ilgili bilgileri Meclisle paylaşmak için huzurunuzdayım ve bununla ilgili bir araştırma komisyonunun kurulması için önerge vermiş bulunmaktayız. Konunun ciddiyetiyle ilgili, burada ben özellikle MHP Grubuna ve AKP Grubuna hitaben bir konuşma yapacağım.

Bu siyasi bir konu değil. Bu, gerçekten, üzerinde siyaset yapılacak bir konu da değil. Bu siyaseten kullanılacak bir malzeme de değil. Eğer öyle olsaydı ben bu konuşmayı Mecliste yapmak yerine Maden’deki yürüyüşlere katılır, orada provokatif söylemlerde bulunur ve bir karşıtlık yaratılmasının üzerine bir algı yaratabilirdim ama Meclis konuşmamda da daha önce belirtmiştim, Elâzığ’a gittiğimizde de başta AKP milletvekilimiz Metin Bulut Bey’i de arayarak, Saadet Partisinin il başkanını, MHP’nin il başkanını, İYİ PARTİ’nin il başkanını da arayarak Maden’e bir heyet olarak gitmemiz gerektiğini kendilerine ifade ettim ve hep birlikte gittik. Gittik, oradaki vatandaşlarla toplantılar yaptık, sohbetler yaptık, konuşmalar yaptık, kaymakamla, belediye başkanıyla görüştük, sorunların tespitiyle ilgili bilgi alışverişinde bulunduk ve vatandaşın kaygılarının neler olduğunu da tespit ettik. Tabii, siyasetçi olarak herkesin vatandaşın kaygılarıyla ilgili kendi değerlendirmeleri farklı olabilir.

Elâzığ köklü bir tarihe sahip ve Elâzığ’ın köklü tarihinde 3 tane ilçesi çok önemlidir. Mutlaka bütün ilçeler birbirinden önemlidir ama 3 ilçenin kökeni çok tarihî dönemlere dayanan bir dönem. Mesela Palu, ticaret merkezinin ve ticaret yolunun kesiştiği bir bölge; kültürel değerleriyle, kültür varlıklarıyla, ticaretiyle, sosyal ve kültürel yaşantısıyla bölgede bir farklılık gösterir. Keban ve Maden, yer altı kaynaklarının ve zenginliklerinin yoğun olması nedeniyle Osmanlı Dönemi’nden bugüne kadar sürekli madenler Türkiye ekonomisine ve Osmanlı ekonomisine katkı sağlamıştır ve Maden, Türkiye'nin, Osmanlı Dönemi’nin de en eski 4 belediyesinden biri; kuruluş yılı –tarihi yanlış hatırlamıyorsam- 1845. Maden Bakır İşletmesini devletin işlettiği dönem de yaklaşık 4 bin, 5 bin kişinin istihdam edildiği, ülke ekonomisine katkı verildiği bir dönemdi ama özelleştirme yapıldıktan sonra bu sayı 150’ye düştü. Maden resmen kendi kaderine terk edildi. Maden’de yaşayan insanlar ekonomik koşullarının iyileşmesinden veya iyi olmasından kaynaklı orada yaşamıyorlar; Maden’de yaşayan insanlar ata, dede, baba topraklarına sahip çıkmak için, öldükleri zaman da atalarının toprağa karıştığı topraklarda defnedilmek için yaşıyorlar. Şimdi, orada işletme politikasının yanlışlığından kaynaklı, işte, sayın milletvekilinin de… Elâzığ milletvekillerimiz de burada, ben onların da bu konuya gösterdikleri iyi niyete ve bu konudaki çabalarına teşekkür ederim; Elâzığ Valisi’nin iyi niyetine ve çabalarına teşekkür ederim. Bu konuda gerçekten hepimiz sorunun ne olduğunu biliyoruz, iyi bir şekilde bir şey yapmak istiyoruz. Ama sorunun çözümüyle ilgili düşüncelerimiz, sorunun çözümüyle ilgili yaklaşımımız birbirinden farklı. Bence orada yapılması gereken işletmenin hatasından kaynaklı bir mağduriyet ve bir heyelan riski yaşanıyor. Sorumlu, işletme tutulmalıdır. Orada devlet herkese tebligat yapmış, 510 iş yeri ve konut sahibi ne: “Evinizi beş günde boşaltın yoksa elektriğinizi, suyunuzu keseceğiz.” Öyle değil mi sayın milletvekillerim? Ve arkasından “Boşaltmamanız hâlinde kolluk kuvvetleriyle buraları boşaltacağız.” Devlet bunu yapabilir, Afet Yasası’ndan kaynaklı vatandaşın can ve mal güvenliğini önemsediği için bunu yapmaya yetkisi var mı? Var. İlin valisi iki yıl önce orada hafriyat döküm alanını durdurdu ve sanıyorum geçen hafta işletmenin yeni galeri açmasını ve işletilmesini durdurdu, dün itibarıyla da ilgili bakanlıklarla işletme hakkında suç duyurusunda ve soruşturma açılması gerektiği konusunda yazışmalar yaptı.

Şimdi, devlet üzerine düşeni yaptı ama burada vatandaşın kaygıları var. Vatandaş diyor ki: Ben şimdi nereye gideceğim? Yani beş günde evimi nasıl boşaltacağım? Bu benim evimin boşaltılması istenen alanda yeni rezervler var, yeni madenler var, bilinçli olarak ben buradan gönderilmek isteniyorum, taşındırılmak isteniyorum ki bunun altındaki madeni işletme çıkarsın.

Bu, doğru veya değil ama vatandaşın böyle bir kaygısı var. Vatandaşın kaygısını gidermek için, vatandaşın hak gasbına uğramasını engellemek için bu araştırma komisyonunun kurularak Elâzığ’da bir inceleme yapılmasında yarar var.

Sayın milletvekilleri, eğer biz yurttaşlarımız için can ve mal güvenliği önleminin alınması, tedbirinin alınmasıyla ilgili siyaseten karar verirsek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜRSEL EROL (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika daha rica edeceğim.

BAŞKAN – Tamamlayın.

GÜRSEL EROL (Devamla) - … istemediğimiz bir olayla karşı karşıya kaldığımızda hepimiz vicdan azabı duyarız. Türkiye’de genel yaklaşım şudur: Birisine yaşarken çok değer vermezsiniz ama öldükten sonra o sizin gözünüzde çok değerlenir, saygıyla anarsınız. İşte diyelim ki bir bölgede, heyelan veya insanların hayatlarını tehdit eden bir doğal afet gerçekleşecek bir ortamda önceden tedbir almak varken tedbir alınmadıktan sonra orada o afetten kaynaklı can kaybı olduğu zaman biz hemen oraya koşarız, görüntüler veririz, açıklamalar yaparız. Ama burada Maden’de şu anda ciddi bir risk var ve bu riskin temelindeki en büyük neden, işletmenin kâr amaçlı yanlış uygulamalarından kaynaklı. Gerekirse devlet orayı özelleştirmelidir, gerekirse devlet orayı yeniden işletmelidir, gerekirse devlet Maden’de yaşayan herkesin mağduriyetini çözmelidir.

Bu önergeye destek olmanızı rica ediyorum. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen, İYİ PARTİ Grubu adına Samsun Milletvekilimiz Sayın Bedri Yaşar.

Süreniz üç dakika Sayın Yaşar.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hakkâri şehidimiz Volkan Demirci’yi rahmetle anıyorum, kederli ailesine de başsağlığı diliyorum.

Aynı şekilde, Yavuz Selim Demirağ’a yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. İnşallah bu olaylar tekrar tekerrür etmez.

Yine, Vezirköprü ilçemizde kayıp Ecrin Kurnaz’dan yedi gündür haber alınamıyor. Ümit ederim en kısa zamanda kendisine ulaşılır.

Değerli arkadaşlar, Maden ilçesini anlatmaya çok fazla gerek yok. 1935 yılında cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş fabrikalarımızdan bir tanesi de Eti Bakır İşletmeleri Maden Tesisleri. Cumhuriyet Dönemi’nde kurulan bu ilk fabrikaları ne zaman ki biz özelleştirdik, ne zaman ki Özelleştirme Kurumuna devrettik, bu kurumların hepsini maalesef kaybettik. Aynı şekilde, Eti Maden İşletmeleri de özelleştirme kapsamına alındı, Özelleştirmeden alan şirket madende yatırım yapmak yerine mevcut çıkarılmış madeni işleyerek işin kolayını seçip mevcudu değerlendirerek bir şeyler yapmaya çalıştı. İkinci özelleştirmede, 2007 yılında yapılan özelleştirmenin sonucunda da durum değişmedi, mevcudu işletmeye çalıştılar, işletirken oluşan pasayı da ilgili yere yığdılar, milletvekili arkadaşlarımız bunları detaylarıyla anlattı.

Kaza, geliyorum diyor. Yani, bugün, evlerin boşaltılması için devlet karar vermiş, iş yerlerinin boşaltılması için devlet karar vermiş, biz hâlâ bu konuda ne yapalım diye Mecliste düşünüyoruz. Arkadaşlar, bakın, tren kazalarında araştırma önergesini reddettiniz, Ankara’yı reddettiniz, Lüleburgaz’ı reddettiniz. Yani bu doğal afetler olduktan sonra alınacak tedbirin hiçbir önemi yok. Onun için, daha yolun başındayken bununla ilgili muhakkak bir araştırma yapılması lazım, bununla ilgili tedbirlerin alınması lazım. Gerekirse devlet bu özelleştirdiği kurumu tekrar elden geçirebilir, tekrar buraya el koyabilir ve bununla beraber, tekrar söylüyorum: Bakın, bu cumhuriyet tarihinde kurulmuş fabrikaların tamamı sadece bir fabrikayı değil orada bir kültürü de oluşturdu. O gün orada 3-4 bin kişi çalışırken, nüfusu 20 binleri bulmuşken bugün 100-150’lerle ifade ediliyor ve bugün inanılmaz göç var, inanılmaz çevresel problemler var. Artık, orası yaşanabilir olmaktan bile çıktı. Maden ilçesinin içerisindeki derelerde canlının barınması bile mümkün değil. Yani zor kazandıklarımızı kolay kaybetmeye hâlâ devam ediyoruz.

Dolayısıyla, biz İYİ PARTİ olarak bu ülkenin yararına verilecek her türlü önergeye “evet” diyeceğiz, “evet” oyu vereceğiz. Dolayısıyla bu araştırma komisyonunun da bu kapsamda biz kurulması taraftarıyız, kurulması için de “evet” oyu vereceğimizi kürsüden ifade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDRİ YAŞAR (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayalım.

BEDRİ YAŞAR (Devamla) - Tekrar hatırlatıyorum: Heyelan olmadan, problemler yaşanmadan alınabilecek tedbirler varken bunları alalım, araştırma komisyonunun kurulması da bu tedbirlerden biri.

İYİ PARTİ olarak “evet” oyu vereceğimizi ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Öneri üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Mersin Milletvekilimiz Sayın Rıdvan Turan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Turan.

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum.

“Özelleştirme” “maden” “redevans” ve “işçi katliamı” sözcüklerini yan yana kullandığımızda herhâlde hemen herkesin aklına Soma katliamı gelecektir. Önergeyle paralel olması babından buradan devam etmeyi uygun görüyorum.

Dün yani 13 Mayıs Soma katliamının 5’inci yılıydı ve Somalılar buruk bir biçimde andılar; zira, Can Gürkan beş yılı doldurmadan tahliye edilmiş durumda, biliyorsunuz Soma Holdingin prensi.

Bir hatırlamakta fayda var: Öncelikle, devlet kendi işletmiş olduğu kömür madenini redevans usulüyle ihaleye çıkardı. Kendi kâr edemediğinden dolayı, kâr etmesi ve kârdan sonra belli bir meblağın da devlete ödenmesi karşılığında onu Soma Holding aldı. Oysa, Soma Holdingten önce ihaleye giren bir firma, oradaki sürecin telafisi mümkün olmayan ağır hasarlara, can kaybına yol açacağı sebebiyle ihaleden çekilmişti. Redevans usulüyle Soma Holding işletmeyi işletmeye başladı ve ne üretirse -tabii, bu anlaşmanın doğal seyri içerisinde- devlet, ürettiği her şeyi -taşsa taş, kömürse kömür- almaya karar verdi; zira, anlaşma seyri böyleydi. Üretim, Alp Gürkan’ın deyimiyle bir yılda tam 10 kat arttı ve 230 bin tondan 2,6 milyon tona çıktı. Değerli arkadaşlar, 10 kat artmasının tek bir izah tarzı vardır, o da işçilerin iliğine kemiğine kadar sömürülmesi, insanlık dışı koşullarda bu işçilerin çalıştırılmasıdır. İşçi eğitimleri yapılmadı -kendim de bu alanda çalışan bir tıp doktoru olduğum için iyi biliyorum- dayıbaşılık yöntemiyle beraber en alttakiler olan işçiler daha da alta itildi, adı konmamış bir tür özelleştirmeyle birlikte dayıbaşlarının iradesine terk edildi ve olay günü ısının 46 dereceye çıkmış olduğu kayıtlara geçmiş olmasına rağmen ve bir kaza geliyorum demiş olmasına rağmen göz göre göre 301 işçiyi kaybettik.

Şimdi, bilimde şöyle bir şey vardır: Bir uçak kazası olur, onunla ilgili kazanın nerede olduğuna dair bilimsel sonuçlar çıkartılır. Tıpta da bu algoritma aşağı yukarı böyle işler. Aslında mühendislikte de böyledir, bir kaza vuku bulduğunda mühendisler o kazanın bir daha vuku bulmaması için birtakım kural koyucu önlemler alırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Şimdi, gelin isterseniz ne türden sonuçlar çıktı, ona bakalım: İş güvenliğine ilişkin, bilime, teknolojiye, daha fazla can kaybı olmamasına ilişkin herhangi bir sonuç çıkmış durumda değil ancak toplumsal olarak kabul edilebilirliği noktasında, bir teamül olması noktasında çok önemli sonuçlar üretildi buradan. Soru ya da karşı karşıya kaldığımız şey aslında şu: Türkiye’de 21’inci yüzyılda 301 işçiyi öldürürseniz ne olur? Ortaya çıkan sonuç bu. Önce, Cumhurbaşkanı “fıtrat” der “1800’lü yıllarda bunun çok daha beteri yaşanıyordu.” der, firma “Bu bir FETÖ işidir.” der, mahkeme utanmadan “Bu gerçekten bir FETÖ işi miymiş?” diye bunu araştırmaya koyulur, bu süre içerisinde mahkeme heyeti değiştirilir ve bu konuda sabıkalı olan, iş cinayetlerinde sürekli sermaye lehine karar vermiş olan bir heyet bu heyetin yerine atanır ve “olası kast” yerine “bilinçli taksir”e iş çevrilir, davanın müdahili olan avukatlar toplamda yüz elli dokuz yılla yargılanır ve bu ceza verilir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RIDVAN TURAN (Devamla) – Hemen bitiriyorum.

BAŞKAN – Selamlayarak lütfen bitirelim artık.

RIDVAN TURAN (Devamla) – …sevgili dostum Selçuk Kozağaçlı başta olmak üzere şu anda cezayı yatmaya başlarlar, beş yıl olmadan da patron çıkar ve işine bakmaya devam eder. İşte, devlet, sermaye ve iktidar ortaklığı Soma’da böyle cereyan etmiştir, yoksul halk ise acısıyla baş başa kalmıştır.

Biz, Halkların Demokratik Partisi olarak ve bütün kamuoyu olarak bu işin arkasını bırakmayacağımızı, hesap sormaya devam edeceğimizi tekrar ifade etmek istiyoruz.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Öneri üzerinde söz isteyen Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Elâzığ Milletvekilimiz Sayın Metin Bulut.

Buyurun Sayın Bulut. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA METİN BULUT (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerinde partim adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, bugün 14 Mayıs, ben de benden önceki bütün vekiller gibi tüm eczacılarımızın ve çiftçilerimizin gününü kutluyorum.

Evet, yakın zamanda Elâzığ’ımızın nadide ilçelerinden bir tanesinde bir heyelan tehlikesi yaşadık ve hâlen o heyelan tehlikesiyle karşı karşıyayız.

Tabii, ilçemizin böyle bir tehlike altında olması hepimizi fevkalade üzmüştür. İçişleri Bakanlığımızın ve diğer kurumlarımızın da müdahalesiyle 278 konut ve 232 iş yerinin acil tahliyesiyle alakalı karar verilmiştir.

Tabii, biz orada terk edilmesi istenilen konutların, ilçe sakinleri açısından, Madenliler açısından ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Onun için sadece bir konut olmadığını, aynı zamanda doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı ve hatıralarının da içinde barındığı bir yer olduğunu çok iyi biliyor ve anlayabiliyoruz. Bunun, oradaki insanlar açısından ne kadar zor olduğunu da anlayabiliyoruz ama değerli arkadaşlar, hakikaten risk çok büyük. Bundan dolayıdır ki İçişleri Bakanlığımızın da talimatıyla oranın acilen tahliye edilmesini talep ediyoruz, “Hiçbir şey canın yerini tutmaz.” diyoruz. Öncelikle vatandaşımızın canının ve malının bizim açımızdan kutsal olduğunu ifade etmek istiyoruz ve bununla alakalı bütün kurum ve kuruluşlarımızla alakalı ve Elâzığ’ın 5 vekiliyle birlikte teyakkuz hâlinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Tabii, vatandaşımız bu konuda müsterih olsun, vatandaşımız kesinlikle mağdur edilmeyecektir, vatandaşımız taşındığı andan itibaren bütün kirası devletimiz tarafından karşılanacaktır ve vatandaşımızın istediği yerde de -bunun altını çizerek söylüyorum- vatandaşımıza toplu konutlar yapılıp teslim edilecektir.

Tabii, az önce CeHaPe’nin grup önerisini dinledik. 20 milletvekilinin önerisi…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – CeHePe.

METİN BULUT (Devamla) – CeHaPe’nin. CeHaPe’nin 20 milletvekili…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – CeHePe.

METİN BULUT (Devamla) – Evet… Demin Sayın Milletvekilimiz de bize nasıl hitap ettiyse ben de öyle hitap ediyorum.

Şimdi, bakın…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – “AK PARTİ” dedi, “AK PARTİ” dedi.

BAŞKAN – Arkadaşlar, sessiz olalım lütfen.

METİN BULUT (Devamla) – Bakın, aynen şöyle geçiyor: İhale, bakın, vermiş oldukları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Bulut.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Gürsel Erol “AK PARTİ” demişti ama sen “CeHaPe” diyorsun.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

METİN BULUT (Devamla) – “İhale usulü özel sektöre satılan Elâzığ ili Maden ilçesinde kurulu bakır madeni işletmelerinin özelleştirilmesinden doğan mağduriyetin ekonomiye ve istihdama etkilerinin araştırılması…” Yani önerinin Maden’le hiçbir alakası yok. Maden üzerinden, özelleştirmeyle hesaplaşmak için verilmiş bir öneri.

Şimdi, benim Madenli kardeşlerim beni dinliyor, diyor ki: “Ya, bunun benimle ne alakası var? Bunun Maden’le ne alakası var?” Gerçekten, değerli arkadaşlar, ben de Maden’in siyasi bir hesaplaşmanın parçası olarak kullanılmasına karşı çıktığımı ifade etmek istiyorum. Vaktin vacibi Maden’e ve Madenliye sahip çıkmaktır. Bu konuda Maden’in ve Madenlinin arkasında olduğumuzu Maden halkının bilmesini istiyor; hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Bırak Allah aşkına ya!

BAŞKAN – Öneri üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Elâzığ milletvekilleri ret oyu verdi, ret!

BAŞKAN – Sayın Köksal, bir talebiniz vardı, onu hemen bir değerlendirelim, sonra Adalet ve Kalkınma Partisinin önerisine geçeceğim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar ili Sultandağı ilçesinde AKP’li belediyeye ait soğuk hava deposunda kaçak içki üretimine destek veren, göz yuman AKP’li Belediye Başkanıyla ilgili herhangi bir işlem yapılıp yapılmayacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, seçim bölgem Afyonkarahisar’a bağlı Sultandağı ilçesinde AKP’li belediyeye ait soğuk hava deposunda geçtiğimiz günlerde kaçak işçi üretimi sağlayan düzenek ele geçirilmiştir. Söz konusu kaçak içki üretimini belediye işçisi kamerayla tespit edip görüntüleri AKP’li Belediye Başkanına yolladığı ve AKP İlçe Başkanı ve Belediye Başkanıyla görüştüğü hâlde -bu konudaki Whatsapp yazışmaları da mevcutken- söz konusu soğuk hava deposunda kaçak içki üretimiyle ilgili AKP’li Belediye Başkanının hiçbir işlem yapmayarak ve hatta bu skandalı ortaya çıkaran belediye işçisini başka yere âdeta sürgüne göndererek bu olaya göz yumduğu ve destek verdiği aşikârdır.

Şimdi, burada merak ettiğimiz konu şu: Her fırsatta Cumhuriyet Halk Partili belediyelere görevden almak için müfettiş üstüne müfettiş gönderenler mübarek ramazan ayında kendi belediyesinde kaçak içki üretimine destek veren, göz yuman AKP’li Belediye Başkanıyla ilgili herhangi bir işlem yapacaklar mıdır? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gergerlioğlu, sizin de bir talebiniz vardı.

Buyurun.

37.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Profesör Doktor Haluk Savaş’ı çaresizliğe iten KHK rejiminin bir an evvel bitmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, bugün size Türkiye’de hukuksuzluğun ve zalimliğin hangi boyuta geldiğini gösteren çok önemli bir olay anlatmak istiyorum. Bu konuyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisine yönelik bir imza kampanyası başlatılmıştır.

Profesör Doktor Haluk Savaş psikiyatri doktorudur, Adana’da çalışmaktadır. Sorgusuz sualsiz KHK’yle ihraç edilmiştir ve yaşadığı şok ve üzüntü sonrası kanser olmuştur. İki yıldır kanserle mücadele etmektedir. Kanseri nüksettiği için yurt dışında muayene olmak için Adana İl Nüfus Müdürlüğüne başvurduğunda pasaport verilmeyeceği söylenmiştir. “Niye?” diye sorduğunda “KHK’lisin.” denmiştir. “Peki, bunun için ne yapmalıyım?” dediğinde “Kanser raporlarını CİMER’e yaz.” denmiştir. Ama onun beklenen ölüm süresi otuz dokuz aydı ve şu anda otuz ayı geçti, dokuz ayı da bu tür devlet yazışmalarıyla geçecek. Profesör Doktor Haluk Savaş diyor ki: “Ceberut devletle uğraşmak Azrail’le uğraşmaktan çok daha zor.”

İnsanları bu denli çaresizliğe iten KHK rejiminin bir an evvel bitmesi gerekir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

14/5/2019

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/5/2019 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince, grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                       Özlem Zengin

                                                                                            Tokat

                                                                  AK PARTİ Grup Başkan Vekili

Öneri :

Bastırılarak dağıtılan 56 sıra sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi'nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1'inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

15 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

15 Mayıs 2019 Çarşamba günkü birleşiminde 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde 16 Mayıs 2019 Perşembe günkü birleşiminde 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi;

56 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerin ekteki cetveldeki şekliyle olması,

Önerilmiştir.

56 Sıra Sayılı

Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811)

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

1. BÖLÜM

1 ila 5’inci maddeler arası

5

2. BÖLÜM

6 ila 11’inci maddeler arası ve Geçici Madde 1

7

TOPLAM MADDE SAYISI

12

 

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Öneri üzerinde söz talebi yoktur.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Önergeler (Devam)

2.- Yozgat Milletvekili Ali Keven’in, (2/1158) esas numaralı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/27)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

15/10/2018 tarih ve (2/1158) esas numaralı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi için yaptığımız kanun değişikliği teklifinin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre Meclis Genel Kurulunda gündeme alınmasını arz ederim.

                                                                                         Ali Keven

                                                                                           Yozgat

BAŞKAN – Öneri üzerinde söz isteyen Yozgat Milletvekilimiz Sayın Ali Keven. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Keven, süreniz beş dakika.

ALİ KEVEN (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Bugün 14 Mayıs Dünya Eczacılar Günü, Dünya Çiftçiler Günü; buradan Türkiye’deki tüm eczacı ve çiftçi arkadaşlarımın gününü sevgiyle kutluyorum.

Tabii, bu arada, Sayın Yavuz Selim Demirağ’a da yapılan saldırıyı öfkeyle, nefretle kınıyor, ailesine ve kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; meslek lisesi ve çıraklık okulu öğrencileri 1986 yılında çıkarılan 3308 sayılı Yasa’yla zorunlu staja tabi tutulmuşlardır. Mesleki ve teknik eğitimin ana unsurlarından birisi uygulamaya dayalı eğitimdir. Çeşitli mesleki eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler ve çıraklar eğitim süresi içerisinde iş yerlerinde doğrudan uygulamalı staj yapmaktadırlar. Meslek lisesi veya yükseköğretim döneminde gerçekleşen staj süreleri için ödenen sigorta primleri sadece staj döneminde iş kazalarına ve meslek hastalıklarına ilişkin güvence sağlamaktadır. Bu kişilerin daha sonra uzun vadeli sigorta kollarında görev almaları durumunda sigortalılık süresinin başlangıcı olarak staja başladıkları tarih değil, adlarına ilk defa uzun vadeli sigorta primi yatırılma tarihi temel alınmaktadır. Bu stajyerlere herhangi bir borçlanma hakkı ise tanınmamaktadır.

Diğer yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41’inci maddesi hükümleri uyarınca, doktora öğrenimi veya tıpta uzmanlık için yurt içinde veya yurt dışında geçirdikleri normal doktora veya uzmanlık öğrenim süreleri, avukatlık stajını yapanların normal staj süreleri, kanun kapsamında yurt dışına gönderilen öğrencilerin yurt dışındaki öğrenim süreleri, borçlanma hakkına tabi tutulabiliyor. Bu nedenle, ortaya çıkan ve Anayasa’nın da eşitlik ilkesine uygun olmayan ve büyük mağduriyet yaratan bu durumun ortadan kaldırılarak mesleki eğitimin özendirilmesine katkı sunması için, fiilî bir çalışmaya dayanan çıraklık veya staj dönemlerine ilişkin olarak ilgililere borçlanma hakkı tanınmalıdır. Sigortalılık başlangıç tarihinin ise çıraklık veya staja başlama tarihi olarak baz alınması sağlanmalıdır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasa’mızın 10’uncu maddesi “Herkes kanun önünde eşittir.” der. Anayasa’mızın 60’ıncı maddesi ise “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” demektedir. Bundan yola çıkarak, 11 Ekim 2018 tarihli yazıyla Meclis Başkanlığına sunmuş olduğum 5510 sayılı Kanun’da değişiklik teklifiyle staj sigortası kapsamında sadece iş kazalarına karşı sigortalanan stajyerlerin emekliliğe esas uzun vadeli sigortalılık için borçlanabilmeleri amaçlanmaktadır. 1 milyonu aşkın yurttaşımız bu hakkın tanınmasını beklemektedir.

Ayrıca, hâlihazırda stajını yapmakta olan ve yapacak olan öğrencilerin de gelecek güvenceleri staj sigortası tanımının değiştirilerek sigortalarının emekliliğe esas hâle getirilmesiyle bu mağduriyet giderilmiş olacak ve sosyal devlet ilkesine uygun hâl almış olacaktır.

Diğer yandan, Yargıtay, yıllardır talep edilen ancak gerçekleşmeyen staj süresindeki sigortalılığın sigorta başlangıcı sayılması adına ders niteliğinde bir karara imza atmıştır. Almanya’da yaşayan bir gurbetçinin başvurusu üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 6 Nisan 2016 tarihinde verdiği 2016/481 sayılı Karar’la Almanya’da çalışan gurbetçilere, mesleki eğitim gördükleri dönemde yatırılan zorunlu primlerin sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmesine hükmetmiştir. Kurul bu kararı alırken Dış İlişkiler ve Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Genel Müdürlüğünde çalışan bir uzmanın 2014 yılında hazırlamış olduğu, Alman sosyal güvenlik sistemini inceleyen tezine atıfta bulunmuştur. Çünkü Alman kanunlarına göre meslek eğitimi gören çırakların sigortaları emekliliğe esas sayılmaktadır ve bu sayede bizim gurbetçi işçimiz de bu staj dönemindeki sigorta girişini Türkiye’de elde edeceği emeklilik için kabul edilecek giriş tarihi olarak saydırabildi. Almanya’nın, sağlamak zorunda olduğumuzu hatırlattığı bu hakkı, biz, kendi öz vatanında yaşayan, çalışan, öğrenim gören vatandaşlarımıza neden sağlamıyoruz?

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; aramızda meslek hayatının başında bu zorunlu stajları yerine getirmiş pek çok arkadaşımız bulunmaktadır. Talep edilen bu değişikliğin ne denli insani bir talep olduğuna eminim hak vereceksiniz. Meslek liseleri eğer memleket meselesi olarak görülüyorsa bu hakkın tanınması elzemdir, gereklidir çünkü bu liseler sanayinin omurgasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Keven, toparlayalım, devam edin.

ALİ KEVEN (Devamla) – Bu gerekçelerle, çıraklık ve staj sürelerinin başlangıç tarihinden başlamak üzere bu sürelerin sigortalılık süresinden sayılması ve borçlanma hakkı verilmesiyle geniş bir kesimde oluşan mağduriyetin çözülmesi esas alınmıştır. Bunun neticesinde yapılan borçların ödemeleriyle de maliyeye ek gelir kazandırılmış olacaktır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; “Külfet oluşturacak.” denilerek peşinen reddetme yoluna gidilecek bir tutumun ise toplum vicdanında derin yaralar açacağının bilinmesini isterim. Toplumda yaygın bir beklenti hâline gelen bu mağduriyetin giderilmesi için gelin hep birlikte bu mağduriyete son verelim ve bu durumu Anayasa’mızın eşitlik ilkesine uygun hâle getirelim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Keven.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Barut, sisteme girmişsiniz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutladığına ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, 1946 yılında kurulan Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonunun kuruluş günü olan 14 Mayıs günü tüm dünyada ve ülkemizde Dünya Çiftçiler Günü olarak kutlanmaktadır. Ülkemizin tarımsal üretiminde yaşanan sorunlara çözüm bulunmadan bunlara her geçen yenilerinin eklenmesi, sorunları ithalatçı politikalarla çözme düşüncesinin sürmesi, girdi fiyatlarının yüksekliği nedeniyle kâr edemeyen çiftçilerimizin üretmekten vazgeçmesi, son yıllarda tarımın değişmeyen konuları hâline geldi. Millî ekonominin temeli ziraattır, “Milletin efendisi çiftçidir, köylüdür.” diyen Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü şükran ve özlemle anarken, üretim maliyetlerinin altında ezilen, ürettiğinden kazanamayan ve desteklenmediği için hızla tarımdan uzaklaştırılan üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, her şeyin daha çok güzel olacağı günlerde gerçek kutlamalar yapmak dileğiyle tüm çiftçilerimize en derin sevgi, saygılarımızı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydemir, siz de sisteme girmişsiniz, arkadaşlarımızı konuşmasız bırakmayalım.

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Aydemir… Sayın Eroğlu…

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Şimdi, ben geçtim efendim, müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Sizin Sayın Aydemir’in yerine mi söz talebiniz vardı?

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Evet, evet, başka yerden istemiştim ama buraya geçtiğim için müsaade ederseniz ben kendi adıma...

BAŞKAN – Sayın Aydemir yok mu salonda?

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Buradayım ama söz istemedim Sayın Başkan.

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Afyon’la alakalı bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Peki, buyurun Sayın Eroğlu.

39.- Afyonkarahisar Milletvekili Veysel Eroğlu’nun, Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar ili Sultandağı ilçesinde belediyenin soğuk hava deposunda kaçak içki üretildiğine dair ifadesinin gerçek dışı olduğuna ilişkin açıklaması

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Şimdi, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; az önce Afyon Milletvekili Sayın Burcu Köksal, Sultandağı’nda belediyenin soğuk hava deposunda kaçak içki üretildiğini ifade etmiştir, bu tamamen gerçek dışıdır. Şöyle ki: Bu soğuk hava deposu daha önce CHP’li Belediye Başkanı Osman Acar tarafından inşa edilmiştir. O zaman orada birileri tarafından kaçak içki üretimine başlanmış ancak -bizim Sultandağı Belediye Başkanlığını AK PARTİ yeni teslim aldı- bu tespit edilince hemen duruma müdahale edildi, içki üretimi söz konusu değildir. Ancak orada çalışan bir işçi eski görüntüleri ele alarak belediyeye karşı bir provokasyon yapmak istemiştir. Bu konuda bütün görüntüler vardır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Süremiz bu kadar Sayın Eroğlu.

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – …yani savcılığa da bu konuda başvurular yapılmıştır.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, konuyla ilgili Sayın Eroğlu bir sataşma yaptı…

BAŞKAN – Şimdi karşılıklı olmasın Sayın Köksal, kayıtlara geçmesi için buyurun şu kürsünün önüne gelin, oradan açıklayın lütfen; oradan kayıtlara geçsin ve kapatalım bunu çünkü bunun amacı bu değil, karşılıklı konuşmak değil.

Buyurun.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Şimdi, söz konusu soğuk hava deposu belediyeye aittir ve soğuk hava deposunda daha önce işçi olarak çalışan vatandaş daha sonra soğuk hava deposundan başka bir yere gönderilince özellikle şüphelenmiş, 31 Mart sonrası bu görevlendirme olunca özellikle şüphelenmiş ve orayı takip etmiş. Takibat sonucunda da orada kaçak içki üretimi yapıldığını kamerayla tespit etmiş ve bunu WhatsApp’dan bizzat AKP’li Belediye Başkanı Mehmet Aldırmaz’a ihbar etmiştir. 8 Nisan, 9 Nisan ve 8 Mayısta gönderdiği kamera kayıtları ve WhatsApp yazışmaları mevcuttur, bunlar da yargıya teslim edilmiştir.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan...

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ama AKP’li Belediye Başkanı bu duruma kayıtsız kalmış, hatta ilçe başkanıyla beraber işçiyi tehdit edip görev yerini değiştirmiştir.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, tabii, Afyonkarahisar Milletvekili olarak...

BAŞKAN – Ama hayır, şimdi böyle bir usulümüz yok; hayır, lütfen.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Lütfen Sayın Başkanım, olmaz yani. 4 dönem sonra ilk defa AK PARTİ...

BAŞKAN – Ben size söz veririm ama lütfen, bakın şimdi...

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Lütfen ama cevap vermemiz lazım. 4 dönem sonra biz ilk defa aldık CHP’den burayı, çok zoruna gidiyor, normal zoruna gitmesi.

BAŞKAN – Şimdi bakın, bu konu burada karşılıklı konuşulacak bir konu değil. Ben size veririm söz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ama lütfen Sayın Başkan, buna cevap vermemiz lazım.

BAŞKAN – Sayın Eroğlu verdi ama.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ama eksik verdi.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, lütfen oturun.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Söz istedik.

BAŞKAN – Yani söz taleplerinizi sisteme girerek bildiriniz arkadaşlar.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Efendim, girmiş sisteme.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Girdik sisteme.

BAŞKAN – Siz girin sisteme, ben daha sonra bakarım. Yani lütfen usule uygun davranalım. (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

Değerli arkadaşlar, bakın, bu konu milletvekillerimizin kendi bölgesini ilgilendiren bir konu, Genel Kurulun dışında da bunu konuşabilirsiniz, bunu Afyon’daki değerli yurttaşlarımız da mutlaka takdir ediyorlardır.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Anayasa Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Komisyonlarda boş bulunan üyelikler için seçim yapacağız.

Anayasa Komisyonunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Dışişleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Dışişleri Komisyonunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için İzmir Milletvekili Sayın Serpil Kemalbay Pekgözegü aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3.- Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Plan ve Bütçe Komisyonunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Batman Milletvekili Necdet İpekyüz aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4.- Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Güvenlik ve İstihbarat Komisyonunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Mersin Milletvekili Sayın Rıdvan Turan aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, alınan karar gereğince, denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sıraya alınan, Nevşehir Milletvekili Sayın Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Komisyon Raporu 56 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, teklif tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Şimdi, teklifin tümü üzerinde söz talepleri var, onları yerine getireceğim.

Değerli milletvekilleri, teklifin tümü üzerinde söz isteyen İYİ PARTİ Grubu adına Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Lütfü Türkkan.

Süremiz yirmi dakika Sayın Türkkan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Bakanım, kaçak içki meselesi hallolduysa konuşayım mı? Halloldu mu?

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Halloldu.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi’yle ilgili olarak söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ülkede demokrasi penceresi kapatılmış, hukuku ayaklar altına alınmış, biz burada Kapadokya’yı görüşüyoruz; demek ki çok önemli, öyle olduğunu düşünüyorum. Ben, bu kanun teklifiyle ilgili çok fazla bir şey söyleyecek değilim aslında. Ülkemizde genellikle kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasında sıkıntı olduğunu, kurumların işlev göremez hâle getirildiğini ve yargı bağımsızlığının olmadığını her fırsatta dile getiriyoruz.

İçinde bulunduğumuz bu süreçte muhalefetin yapıcı destek ve önerilerini dikkate almadan yeni kurumların oluşturulması için kanun yapmak problemleri çözmeye mi yarar yoksa haksızlığa ve hukuksuzluğa daha çok yol açacak problemleri mi yaratır, belli değil. Bu konuda iktidar partisindeki arkadaşlarımı bir kez daha düşünmeye ve bunun cevabını da ondan sonra vermeye davet ediyorum.

Bu kanun teklifini prensip olarak doğru buluyor ama maddelerdeki belirsizliklerin ve eksikliklerin düzeltilerek Meclis Genel Kurulundan geçmesinin daha doğru olacağını düşünüyoruz. Kanunun maddeleriyle ilgili görüşlerimizi, çekincelerimizi arkadaşlarımız yapacakları konuşmalarda dile getirecekler ancak çok daha önemli sorunlarımız var; öncelik onlar olmalıydı bugün. Ülkede insanların, sizin gibi düşünmeyen hiç kimsenin can güvenliği artık ortada kalmadı. Hukuk işlemiyor, yargı işlemiyor. Bu kadar öncelikli meselelerimiz varken, küçücük çocuklardan biz büyüklere herkes “adalet” diye yalvarırken gündem bu olmamalıydı. Nasıl başınızı gece yastığa rahat koyuyorsunuz merak ediyorum gerçekten. Maalesef, ülkemizde yargı, suçu caydırmak bir yana, suçu teşvik eder noktaya geldi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de artık istatistiklere bakıldığında AK PARTİ Hükûmetinin yokluk ve fukaralık içeren ekonomi yönetimi yüzünden millet mutfaktan yani boğazından kısmaya başladı. Millet, geçen seneki ramazan sofralarını arar oldu. Dar gelirli Kurban Bayramı dışında et yüzü zaten görmüyordu; patatesi, soğanı vardı, o bile artık lüks oldu. Ülkenin asıl beka sorunu, Türkiye’nin en önemli problemi ekonomiyken, millet iki tane patates kaynatmak için çırpınıyorken iktidarın umurunda bile değil vallahi. Şu anda yüzlerinize baktığımda bunu rahatlıkla görebiliyordum.

Hani 31 Marttan sonra doların ateşi düşecekti? Hani ekonomi nisanda marttan iyi olacaktı? YSK’de yaptığınız sivil darbeyle ve beceriksiz ekonomi yönetiminiz yüzünden dolar yükseldi. Ama ağzınızda aynı şeyler, aynı sözler alışkanlık yapmış “Dış güçler yükseltti.” diyebiliyorsunuz. Siz suçluyu dışarıda aramaya devam ettikçe çok daha büyük hatalar yapacaksınız. Ama üzülerek ifade ediyorum, bu hataların bedelini biz milletçe hep beraber ödüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi yeni bir uygulamayla karşı karşıyayız. Dün öğrendik ki Merkez Bankası bilançosunda yedek akçelerde gözüken yaklaşık 40 milyar lira para bütçeye devredilecekmiş. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik konjonktürde elinde kalmış tek çıpası mali disiplin. 2018 Eylülde yeni ekonomik program açıklandığında bütçe açığının 2019 yılında 80,8 milyar lira olacağı öngörülmüştü. Yılın ilk dört ayında gerçekleşen bütçe açığı ise 52 milyar lira olarak gerçekleşti yani bütün yıl boyunca önerdiğinizin yaklaşık yüzde 65’i dört ayda gerçekleşti. Bu 52 milyar liranın içinde aslında mayıs ayında Merkez Bankasından alınacak kârın ocak ayında alınması da dâhil. Rakamı bir de şöyle okuyun, korkunç tabloyu saklamayın: Mayısta alınacak para ocakta alındı, hazineye aktarıldı. Buna rağmen dört aylık dönemde ortaya çıkmış açık 52 milyar lira. 52 milyar liranın yaklaşık 40 milyar lirası sadece mart ve nisan aylarında gerçekleşti. Bu 40 milyar liranın yani yedek akçelerdeki paranın hazineye devredilmesi için bir yasal düzenlemenin gerektiği, bu düzenleme sonrasında bu paranın bütçeye devredileceği ifade ediliyor. “Bu paraya niye ihtiyaç duyuluyor?” sorusunun da cevabı çok açık, hepimiz biliyoruz. Seçim sürecine kadar bu para musluğu bir kere daha açılacak. Seçmenin oyunu alabilmek adına birtakım adımlar atılacak gibi gözüküyor. Bu da elimizdeki en önemli çıpayı kaybetmemiz anlamına gelir.

Peki, bütçe açığı büyürse ne olur? Sizin bütçe açığınız genişlediğinde ister istemez o arada oluşan farkı kapatmak için borçlanma ihtiyacınız artar. 2019’da Türkiye ekonomisinden büyüme beklemek gerçekçi olmaz. Yani, 2019’da kuvvetle muhtemel, Türkiye ekonomisi küçülecek değerli arkadaşlarım; büyümek bir kenara, küçülecek. Dolayısıyla, ekonomi küçüldüğü için şirketler kâr elde edemeyecek ve devlet kurumlar vergisini hedeflediği kadar, istediği kadar alamayacak. Diğer taraftan, işsizlik daha da artacak; bununla beraber, devlet çalışan kişilerin maaş bordrolarından aldığı gelir vergisinden de olacak. Otomatikman zaten bütçenin gelir tarafında bir başka zafiyet daha oluşacak. Bununla beraber, borçlanma maliyetleri daha da yükselecek. İnsanımızın hem geliri azalacak hem de gideri yükselecek.

Mevcut şu konjonktürde bile 80,8 milyar liralık bütçe açığını yakalama konusunda ciddi bir sorun yaşanacakken geldiğimiz nokta şu: Buraya bir miktar, 40 milyar lira gibi hedeflenen açığın yüzde 50’si kadar bir paranın daha aktarılması. Bu para bir seçim yatırımı olarak kullanılacak. Ne İstanbul’muş demekten kendini alamıyor insan, neymiş bu İstanbul ya? Neler varmış, kim bilir.

VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – “Bu şehr-i Sıtanbûl ki bî-misl ü bahâdır.”

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Evet, Sayın Başkan, siz iyi bilirsiniz, orada bürokratlık yaptınız. Biz de biliriz.

Ülke enflasyon-kur-faiz üçgeninde bir sarmala girecek bundan sonra. Bu sarmaldan nasıl çıkacağı konusunda da net bir fikir yok gibi gözüküyor aslında. Burada söylenecek tek bir söz var: Hepimizin kendi bütçemizi yaptığımız gibi, paran yoksa harcamayacaksın. Yani, borç parayla harcama yaptığın zaman karşılaşacağın bela çok büyük; ülkelerde bu bela daha da büyük. Bugün de gittin, Merkez Bankasından yedek akçeleri aldın. Peki, sonra? Bu neye benziyor, biliyor musunuz? Anadolu’da “kefen parası” diye bir para vardır ya hani en son, çok büyük bir ihtiyaç hâlinde o paraya el gider ya, işte, onun gibi; o evde satılacak bir şey kalmadığında büfedeki gümüş çatalların, kaşıkların satılması gibi bir olay bu. Bu para hazineye devredilebilir mi? Bunların hepsi tartışılabilir ama bugünün konjonktüründe zaten bütçe açığını tutturma konusunda ciddi bir sorunla karşı karşıya kalmışken, aksine, bütçeyi daha kısmak gerekirken bütçeyi daha da açmanın hiçbir rasyonel çözümü yoktur, olmadığını da yakın bir zamanda göreceğiz.

23 Hazirandaki seçime kadar, bu seçimi kazanmak için çok daha fazla para saçılacak ortaya ve bunun faturasını ülke olarak hep beraber ödeyeceğiz. Yapılan zamlarla, daha yüksek faizlerle ödeyeceğiz bunun bedelini. Türkiye'nin koskoca 2019 yılını heba etme lüksü yok ama uygulanan bu strateji 2019’u ne yazık ki heba etmemize neden oldu. Şimdi, memura ve emekliye ödeyecek ikramiye parası bile yok ülkede. Hukukun üstünlüğü maliyede bile lazım. Her şeyin sadece size meşru olmasının bedelini milletçe hepimiz ödüyoruz. İstanbul’daki seçim sonucundan bile mesaj almadınız, ders çıkarmadınız. İşinize gelmiyor olabilir bu. Ekonominin tekrar hayat bulması inanın çok zor değil aslında. Demokrasiyi yeniden inşa edersek, üstünlerin hukukuna son verip hukukun üstünlüğüne geçersek ve ülkemiz adaleti yeniden sağlayabilirse inanın her şey düzelecek ve her şey çok daha güzel olacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben, Türkiye'deki mevcut siyasi gündem nedeniyle konuşulmayan, dile getirilmeyen, dikkatlerden kaçan aslında çok önemli bir konudan daha bahsetmek istiyorum. Akdeniz’de neler oluyor farkında mısın arkadaşlar? Ciddi bir hareketlilik var uzun zamandır Akdeniz’de? Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan ile uluslararası aktörlerin son yıllarda Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon arama faaliyetleri bölgede suların yeniden ısınmasına neden oldu. “Tam bir savaş havası hâkim.” desek yanılmış olmayız aslında. Kıbrıs’ta gerilim özellikle son üç-dört aydır hiç azalmadı. Bir anlamda Fatih Sondaj Gemisi’nin Kıbrıs’ın batısında sondajlara başlamasıyla kriz bir daha derinleşti. Kıbrıslı Rumlar Türkiye'deki karışık iç siyasi ortamdan yararlanarak bölgede Türkiye karşıtı bir cephe oluşturmuş durumda. Olay öyle bir noktaya geldi ki Kıbrıs Rum Yönetimi Fatih Gemisi’nde görevli personel hakkında uluslararası tutuklama emri çıkarma tehdidi bile savurdu. Bunun farkında mısınız? Amerika Birleşik Devletleri ile Avrupa Birliği Ankara’dan çalışmalara son vermesini istedi. Dışişleri Bakanlığımız kıta sahanlığımızdan doğan haklarımıza atıf yaparak tepki verse de bundan sonra tavrımız ne olacak, bunları bilmek istiyoruz çünkü Türkiye'nin iç siyasetinde sıkışmışlık hâli ve ekonomik kriz Türkiye'nin işini zorlaştırıyor arkadaşlar. Avrupa Birliği ve Amerika arasındaki gergin ilişkiler de diplomatik manevralara ne yazık ki yer bırakmıyor. Doğu Akdeniz’de haklı olduğumuz noktalara karşın bölge ülkelerinin neredeyse tümüyle var olan kötü ilişkilerimiz nedeniyle diyalog kuracak muhatap bulamıyoruz, bunu üzülerek söylemek istiyorum. Kıbrıs konusunu çok daha önceden ele alıp konuşmamız, tartışmamız gerekirdi, sular bu kadar ısınmadan önce yapmalıydık bunu aslında çünkü Kıbrıslı Rumların Türkiye'nin tartıştığı veya ilişkileri iyi olmayan ülkelerden de yararlanarak oluşturduğu ciddi cepheyle Doğu Akdeniz’de attığı adımlara uluslararası desteği almasının çok zor olmayacağını söylemek mümkün.

Bakın, Rum yönetimi Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine bir mektup gönderdi. Onlar 1974’e birinci istila diyorlar, bunu da ikinci istila olarak iddia ettiler bu mektupta. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da buna karşılık “Asıl istilayı Rumlar yapıyor.” yönünde bir açıklama yaptı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis mektubunda “Bu durumda Kıbrıs görüşmeleri başlayamaz.” diyor. Yani bir anlamda şart koşuyor Türkiye'ye, eğer Kıbrıs’ta görüşmeler başlayacaksa Fatih Gemisi’nin sondaja son vermesi gerektiğini söylüyor. Rum Yönetimi lideri adada yeni bir barış hamlesine girişmek yerine, Türkiye ilişkilerinin bozulduğu ülkelerle hareket etmeyi tercih ediyor. Bunun yanında bölgeye sınırı olmamasına rağmen Amerika, Rusya ve İngiltere gibi ülkeler de Akdeniz’deki enerji denkleminde ağırlığını korumak istiyor. Yani Türkiye, Doğu Akdeniz’den İran’a uzanan enerji politikalarında ne yazık ki köşeye sıkışmış görüntüsü veriyor ama biz, şu anda Kapadokya Kanun Teklifi’yle uğraşıyoruz. Türkiye gerçekten çok önemli sorunlarla karşı karşıya. Bu, Kapadokya’nın önemsiz olduğu anlamına gelmiyor ama bu sorunların burada tartışılması gerekirken biz çok daha ikincil, üçüncül problemleri konuşuyoruz burada; üzülüyorum ülkem adına, gerçekten üzülüyorum. Türkiye, Doğu Akdeniz’den İran’a uzanan bu enerji politikalarında sıkışmış görüntüsü veriyor ya, bir Türk milliyetçisi olarak bunu hazmetmek çok zor geliyor bana, size de zor geliyordur, inanıyorum ama bu konuda herhangi bir tavrınızı da göremiyorum. Sadece yukarıdan gelen talimatlara uymak yetmiyor, keşke yetebilse. Tüm bunlar için de diplomasinin daha iyi perdede yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu süreçte Amerika ve diğer uluslararası aktörlerle yapacağımız temaslar önem taşısa da ulusal haklarımız bizimdir, asla taviz verilmemelidir. Türkiye, diğer komşu ülkelerle arasını düzelterek bir denge politikası izlemeli, özellikle Dışişleri Komisyonu üyesi Sayın Osman Bak Beyefendi.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Komisyon üyesi değilim.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) – Ancak Akdeniz’den ne Fatih Gemisi’ni çekmeli ne de binlerce kilometre uzaktan gelenler doğal gazı çıkarırken boş boş izlenmemeliler. Yani şimdi yaptığımız gibi, oraya gelenler boş gözlerle izlenmek yerine bu konuya müdahale edecek politikalar geliştirilmeli, hakkı olanı almalı Türkiye.

Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkkan.

Söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekilimiz Sayın Yaşar Karadağ’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA YAŞAR KARADAĞ (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlar ve bizleri televizyonları karşısında izleyen Türk milleti; Adalet ve Kalkınma Partisinin Meclise sunduğu 56 sıra sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi üzerinde parti grubum adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, ben de bir coğrafyacı, bir öğretmen, bir milletvekili olarak Kapadokya’yı ve çıkacak bu kanunu değerlendireceğim. Öncelikle, çıkacak kanunun kapsadığı alana baktığımız zaman, 4 ilçeyi kapsıyor: Gülşehir, Avanos, Ürgüp ve Derinkuyu ve ayrıca 9 belde var: Sulusaray, Nar, Göreme, Uçhisar, Ortahisar, Kavak, Göre, Kaymaklı, Çat ve ayrıca 21 köyü de kapsayan bir bölge. Aktepe, Çavuşin, İbrahimpaşa, Karacaören, Mustafapaşa, Çökek, Bahçeli, Güvercinlik, Ayvalı, Şahinefendi, Taşkınpaşa, Cemil, Yeşilöz, Karlık, Demirtaş, İltaş, Akköy, Boyalı, Karain, Ulaşlı, Sofular, Sarıhıdır bu kanunun kapsadığı coğrafya.

Şimdi, Kapadokya bölgesinin coğrafi oluşumuyla ilgili biz baktığımız zaman, bu yer şekilleri nasıl ortaya çıkmış, hangi coğrafi evrelerden geçtiğine baktığımız zaman, e tabii ki ülkemiz genç bir jeolojik yaşa sahip bir ülke, özellikle 3’üncü jeolojik zamanın sonu ve 4’üncü jeolojik zamanda oluşan bir coğrafya.

Şimdi, bu bölgedeki bu yer şekilleri gerçekten dünyada ender görülen, eşi benzeri çok nadir olan şekiller. Bunların coğrafi oluşumunu değerlendirdiğimiz zaman, günümüzden altmış milyon yıl öncesinde bu bölgedeki genç volkanlar faaliyete geçti. Bunlar hangileriydi? İç Anadolu’daki Erciyes, Hasan Dağı, Melendiz, Karadağ, Karacadağ gibi genç volkanlar var. Bu volkanlardan özellikle Erciyes, Hasan Dağı ve Göllü Dağı’nın volkanik faaliyetleri sonucunda çıkan dış püskürük kayaçlar… Bunlar, ilk önce bu “tüf” dediğimiz yumuşak malzeme çıktı ve onun peşine lavlar akmaya başladı ve bir örtü volkanı oluşturduğu gibi bölgede bir de volkan konileri oluştu, coğrafyayı gezenler gözlemlemektedir.

Şimdi, özellikle oluşan bu örtü volkanları içerisinde, bu altmış milyon yıl içerisinde, dış kuvvetler dediğimiz akarsular olsun, sel suları, yağmur suları ve rüzgârla birlikte aşınmaya başladı ve bu coğrafya, gerçekten dünyada eşi benzeri olmayan bu coğrafya altmış milyon yıllık bir iç ve dış kuvvetin etkisiyle ortaya çıkan bir coğrafya ve bugünkü yer şekillerinin görülmesi bu jeolojik devirlerle gerçekleşti ve bugünkü jeomorfolojik şekiller ortaya çıktı.

Şimdi, bunlardan niye bahsediyorum? Çünkü, bu, dünyada eşi benzeri olmayan -her zaman diyoruz ya “cennet vatanımız” o cennet vatanımıza ait- UNESCO’nun 1985 yılında Dünya Kültür Mirası içerisine aldığı bu coğrafi bölgeyi bizim koruyup kollamamız, değerini bilmemiz her şeyin ötesinde en önemlisi.

Şimdi, bu coğrafya oluştuktan sonra, bakıyoruz, tarihi Asurlulardan başlayıp Hititler, Persler ve devamında İskender’in ordularıyla birlikte Pers İmparatorluğu bölgeden çekiliyor; devamında Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı… Şimdi, bu doğal güzelliklerin içerisinde bir de ne oluşmaya başladı? Orada insan eseri tarihî bir miras oluşmaya başladı. Milattan önce 3 bin yıl öncesinden başlayan medeniyet günümüze kadar devam ediyor ve bunun izlerini biz bu coğrafyada görüyoruz. Özellikle tüf dediğimiz o yumuşak malzemelerin insanlar tarafından hem kazılması çok kolay hem de sel suları tarafından oluşturulan o mağaralar inanç turizmi açısından… O dönemden, özellikle Romalılar döneminden, Hristiyanlığın ilk yayıldığı dönemden, bölgede insanların inançlarını gizli gizli yaşadıkları dönemden, Romalıların daha Hristiyanlığa geçmediği dönemden kalan o mağaralarda bugün 200’ün üzerinde kilise var. Artı, o Kızılırmak yayı içerisinde, oradan çıkan o kil malzemesiyle pişirilen kap kacak, o eski saksılar ta o medeniyetle günümüze kadar geliyor. Yani anlatmak istediğim şey: Dünya harikası bir coğrafya, devamında bir insanlık medeniyeti; Türkiye’miz, cennet vatanımız diyoruz ya, o cennet vatanımızın güzide noktalarından, güzide yerlerinden birisi bu Kapadokya. Şimdi biz bununla ilgili kanun çıkaracağız. Çıkaracağımız kanunun, temennimiz odur ki, turizme katkısı… Şu anda zaten bu bölgenin turizm açısından oldukça büyük bir potansiyeli olduğu gibi, değerlendiriliyor da. Yaklaşık gecelik 30 bin kapasitesiyle turizme sunulan destinasyon sahası; artı, onun dışında yine balon turizmiyle birlikte ne var? Hava şartlarına göre günlük 100-150 civarı balon havalanmakta ve ekonomimize 70 milyon euroluk bir katkı sağlamaktadır. Yıllık yaklaşık 2,5-3 milyon arasında turist, bölgeyi ayrıca ziyaret etmektedir. Geçen yılın, 2018 yılının Çin’de Türkiye yılı ilan edilmesinden dolayı -gelen turistlerin özelliklerine baktığımız zaman, inanç turizminden dolayı da geliyorlar, özellikle Hristiyanlar için önemli bir saha- 3 milyona yakın turist geldiğini görüyoruz. Türkiye yılı ilan edilmesinden dolayı Çin’den gelen turistleri; yine bu yıl, 2019 yılında Japonya ve Kore’de Türkiye yılı ilan edilmesinden dolayı Kore’den ve Japonya’dan gelen turistleri görüyoruz. Şimdi çıkarılacak kanunla birlikte bir yetki kargaşası ortadan kaldırılacak. Özellikle doğal sit alanı olması, koruma altında olması ve birçok bakanlık ile belediyeler arasındaki yetki karmaşasından dolayı o bölgede kurulacak tesislerde büyük oranda zorluklar yaşanmakta ve kaçak yapılaşma baş göstermektedir.

Şimdi, kurulacak bu kurulun oluşumu gerçekten son derece önemli. Deminden beri özellikle anlatmaya çalıştığım şey, 60 milyonluk bir jeolojik serüven ve yaklaşık dört bin beş yüz yıllık bir insanlık tarihi ve dünyada eşi benzeri olmayan bir saha. Burası bizim en büyük millî değerlerimizden biri. Bunun millî ekonomiye katkısı, gelecek nesillere aktarılması olmazsa olmazımız.

Onun için, bu kurulacak kurulun teşekkülünde özellikle liyakat sahibi ve alanında uzman kişilerle birlikte kurulacak bir kurul kurulması şarttır, elzemdir. Bu konudaki uyarımızı yapıyoruz çünkü şu anki o Kapadokya bölgesi mevcut turizm potansiyelinin emin olun çok çok altında kullanılıyor. Ülke ekonomisi açısından gerçek anlamda turizm potansiyeli ortaya çıkarılırsa bölge, emin olun, şu ankinin kat kat üstünde bir katkı sağlayacak.

Saygıdeğer milletvekilleri, sözlerime bir şeyle devam etmek istiyorum. Özellikle turizm son derece elastikidir. Turizm sektörü her şeyden etkileniyor. Burada bu değerlerimizin gerçek anlamda kullanılması, bu değerlerimizin turizme gerçek anlamda sunulması ve gerçek turizm potansiyelinin ortaya çıkması son derece hassasiyet istiyor. Bu doğal değerleri korumak neyle olur? Bu bilinçle olur. Özellikle bölge halkının, yöre halkının, tüm turizm değerlerimizde olduğu gibi bu bölgede de bilinçlendirilmesi son derece önemlidir. Burada eğitim kurumlarına çok büyük yük düşmektedir. Eğitim kurumlarının bu konuda son derece bilinçlendirmesi lazım bölge halkını tüm turizm alanlarında olduğu gibi. Parlamentoya kadar yansıyan sorumluluklarımız var. Çünkü demin söyledik ya, ülkedeki herhangi bir anarşi, herhangi bir terör veya ülkedeki herhangi bir siyasi karışıklık bile turizmi direkt etkiliyor ve ilk etkilediği şey turizm oluyor. Şimdi biz bazı şeyleri değerlendirirken belki basit değerlendiriyoruz ama emin olun bir Gezi olaylarının Türkiye ekonomisine darbesini değerlendirdiğimizde bunun yıkıcı etkisini büyük oranda görebiliyoruz veya bilinçsizlikten dolayı bir orman yangınının, yaz aylarında, özellikle turistik sahalarda ortaya çıkmasının etkisini direkt görebiliyoruz. Onun dışında, Türkiye’deki siyasi iklimin, Türkiye’deki bilinç düzeyinin, Türkiye’de çıkarılacak kanunların tabii ki turizme etkisi kaçınılmazdır. Bu bağlamda değerlendirmemiz lazım turizmi değerlendirirken. Tabii ki bununla birlikte millî ekonomiye katkısı olacak, millî turizme katkısı olacak, millî mirasımıza katkısı olacak ve gelecek nesillerimize de bu şekilde aktarılacak.

Hepinize teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karadağ.

Söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Batman Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki’ye aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Komisyon görüşmeleri sırasında da dile getirmiştim, burada bir kez daha dile getirmek istiyorum. Kapadokya’nın tarihî, kültürel değerleri ile jeolojik, jeomorfolojik dokusunun ve doğal kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına herhâlde hiçbir grup ve bu çatı altındaki hiçbir milletvekili karşı çıkmayacaktır. Biz de genel olarak buna karşı çıkmıyoruz.

Yasa teklifinde genel amaç belirtilirken deniliyor ki: “Kapadokya Alanında hâlihazırda arkeolojik, kentsel ve doğal sit alanları var, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi var ve millî park gibi pek çok farklı koruma statüsü var. Bu koruma statülerine ilişkin farklı mercilere tanınmış idari yetki var. Bu durum ciddi bir yetki karmaşasına, dolayısıyla bölge halkı ve yatırımcı açısından uzun ve ağır bürokratik süreçlerin yaşanmasına yol açıyor. Ayrıca, sonuç olarak pek çok kaçak yapılaşma var.”

Bundan hareketle, bütüncül bir yaklaşımla deniliyor ki: “Biz bütün planlama yetkilerini tek bir makamda toplayalım.” Burada da herhangi bir sorun yok. Bu yasanın amacının da bu olduğu söyleniyor. Şimdi, eğer amaç buysa benzer durumda olan diğer bölgeler için de aynı düzenlemeyi yapmak gerekir. Yine Komisyon toplantısı sırasında dile getirmiştim. Kapadokya için ayrı bir yasa, Ihlara Vadisi için ayrı bir yasa, Uludağ için ayrı bir yasa, Akdeniz ve Ege’deki tarihî, turistik başka yerler için ayrı bir yasa yapılmasına gerek yok. Eğer bu konuda teklif sahipleri samimiyse bu teklifi geri çekebilirler, daha bütünlüklü, bütün ülke çapında uygulanabilecek bir yasa yapılması mümkündür.

Şimdi bir şeyin altını özellikle çizmek istiyorum: Kültürel değerleri, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleriyle korunması gereken tek bölge elbette burası değil. Ben size bir tanesini söyleyeyim: Hasankeyf. Yani bizim canımızı gerçekten çok acıttığı için tekrar tekrar gündeme getirmek isterim. On iki bin yıllık bir kent Hasankeyf. Yirmi beş yıldan hesap ederseniz dört yüz seksen kuşak insan Hasankeyf’te yaşamış. Peki, bu dört yüz seksen kuşak insan Hasankeyf’e ne yapmış? Belki taş üstüne taş koymuş. Her yeni gelen medeniyet, her yeni gelen uygarlık buraya yeni bir şey eklemiş. Ama bu Hükûmet, ama bu iktidar dört yüz seksen kuşak insanın yapamadığını, yapmadığını, yapmak istemediğini bugün yaptı ve Hasankeyf’i belki elli yıllık elektrik enerjisini karşılamayacak bir baraja feda etti ve on iki bin yıllık Hasankeyf bugün sular altında bırakılıyor. Bu bizim canımızı acıtıyor, bu bütün Batmanlıların canını acıtıyor, bölge halkının canını acıtıyor. Umarım bu sevdadan vazgeçersiniz ve bu baraj inşaatını durdurursunuz.

Teklifte birkaç karşı çıktığımız madde var, özellikle altını çizmek istiyorum. Teklifin 2’nci ve 5’inci maddesinde bir komisyon tanımlanmış fakat bu komisyonun kimlerden oluşacağına dair hiçbir düzenleme yok. Buradaki tek yetki Cumhurbaşkanlığına bırakılıyor ve Cumhurbaşkanı istediği kişilerden komisyon oluşturabilecek. Bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Burada ortaklaşabiliriz. Bu komisyonun hangi biçimde oluşması konusunda bir ortak önergeyle bunun düzeltilebileceğini düşünüyorum.

Yine, Komisyonda aynı jeomorfolojik, aynı jeolojik bölgenin devamı olan Ihlara Vadisi de unutulmuş, eklenmemiş. Umarız teklifin sahipleri bundan da vazgeçerler, aynı jeolojik, aynı jeomorfolojik bölgenin devamı olan Ihlara Vadisi’nin de bu alana dâhil edilmesini kabul ederler.

Bir diğer şey -yine, Komisyon toplantısı sırasında dile getirmiştim- Hükûmet anlaşılmaz biçimde tek istihdam biçiminin sözleşmeli olmasını istiyor yani Hükûmet hiçbir kamu kurum ve kuruluşunda kadrolu memur istemiyor. 9’uncu maddesinde deniliyor ki: “Herhangi bir kamu kuruluşunda çalışan akademisyen, devlet memuru, sözleşmeli personel veya işçi -fark etmez- kendi kurumundan ayrılarak bu kurumlara geçebilirler.” Peki, nasıl geçecekler? Bir çalışma, bir istihdam biçimi var, o da sözleşmeli olarak geçecekler. Devlet memuruysa bile ancak sözleşmeli olarak çalışabilir. Üniversitede 2914 sayılı Yasa’ya göre kadrolu olarak çalışan bir akademisyense bile sözleşmeli olarak çalışacak. İşçiyse de sözleşmeli olarak çalışacak. Sözleşmeliyse de sözleşmeli olarak çalışacak.

Bakın, bu… Kimse özel şirket yönetmiyor. Kendi şirketlerinizde istediğiniz biçimde eleman çalıştırabilirsiniz ama Anayasa 128 açıkça diyor ki: “Asli ve sürekli kamu hizmetleri, kamu görevlileri eliyle yürütülür.” “Kamu görevlisi” deyince sizin aklınıza sadece sözleşmeliler geliyor. Evet, sözleşmelilik de bir kamu görevliliğidir, hiç kuşku yok, devlet memurluğu yanında sözleşmelilik de kamu görevliliğidir ama tek istihdam biçimi sözleşmelilik olamaz. Asli ve sürekli kamu hizmetleri, kamu görevlileri eliyle yürütülmelidir. Bu yüzden bu sevdadan vazgeçin, burada istihdam edeceğiniz kişiler de kadrolu olarak çalışsınlar, sizden sonra gelenler de bunların sözleşmesini feshetmesinler, memur olarak çalışmaya devam etsinler.

Yasa teklifi dışında, geçen hafta bir söz almıştık, özellikle bu seçim hileleri konusunda. Ben KHK’yle ihraç edilenlere belediye başkanlığı mazbatası verilmemesi, ayrıca KHK’yle ihraç edilen Meclis üyelerinin mazbatalarının iptal edilmesi ve mazbatalarının verilmemesiyle ilgili birkaç kelam etmiştim. O konuşmamın sonunda dedim ki: İstanbul’la ilgili daha çok konuşacağız. Şimdi fırsat geldi, ben İstanbul’la ilgili size birkaç şey söyleyeceğim.

Ne diyorsunuz? “Çünkü çaldılar.” diyorsunuz. Ben şimdi kimin neyi çaldığını size anlatacağım. Seçimlerin iptali için başvurduğunuzda dediniz ki: “20 bin zihinsel engelli oy kullandı.”

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Kullanma ihtimali var.” dedik.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Öyle demedin Recep Bey, aynı toplantıdaydık.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Öyle dedik, öyle dedik.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – “Kullandı.” dediniz, çünkü “ihtimal” olsa delil olmayacağı için onu söyleyemezsin, aynı toplantıdaydık.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Recep yalan söyler arada, bilirim ben.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Şimdi, size bir kanun maddesi okuyacağım, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu madde 6: “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel verilerdir. Özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.” Siz Sağlık Bakanlığından kişisel verileri çaldınız. Çalan biri var; sizsiniz! (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Zihinsel engellilerin, 20 bin zihinsel engellinin verisini hukuka aykırı biçimde Sağlık Bakanlığından aldınız.

Ben Mehmet Tiryaki olarak, bir avukat olarak, vekil olarak gidip Sağlık Bakanlığından Türkiye’nin herhangi bir ilinin, herhangi bir ilçesinin zihinsel engellilerinin listesini istesem alabilir miyim? Alamam. Neden? Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırı. İşte, siz Sağlık Bakanlığıyla iş birliği içerisinde bu verileri çaldınız, suç işlediniz. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Bu verileri alamazsınız, bu verileri alamazsınız; hiç kimse sizinle paylaşamaz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Devamı var maddenin, devamı var.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İçinden oy kullanan da çıktı ama oy kullanan da çıktı.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Bir şey daha söylediniz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Hayır, kanunu yanlış biliyorsun.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Devam ediyorum.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – İstisna maddeleri var.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Dediniz ki: “5 bin kısıtlı var, 5 bin kısıtlı, 5 bin küsur kısıtlı.” Daha sonra bir liste daha verdiniz, 5.515 kişilik kısıtlı listesi “10 bin kısıtlı oy kullandı.” dediniz. Bu kısıtlıların T.C. kimlik numarası, hangi mahkemede kısıtlılık kararı verildiği ve bunların ne zaman kesinleştiği bilgisinin tamamını Adalet Bakanlığından aldınız, çaldınız! Yine kişisel verileri aldınız. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar) Çalan birisi var ve sizsiniz!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan!

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Başka şeyleri de çaldınız. Neyi çaldınız? Sandık kurulu başkanlarının listesini aldınız. Şimdi, sandık kurulu başkanlarının listesini hiçbir siyasi parti ilçe seçim kurullarından alabilir mi?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Aldı CHP, Pendik ilçe başkanlığı…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Alamaz, alamaz!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – …mesaj atmış.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Alamaz, ilçe seçim kurullarından alamaz. Siz ilçe seçim kurullarından bütün sandık kurulu başkanlarının, İstanbul’daki 31 sandığın sandık kurulu başkanının listesini aldınız, İçişleri Bakanlığından bunlara ait bütün verileri aldınız; ben şimdi ne verileri aldığınızı söyleyeceğim.

Sandık kurulu üyelerinin, 9 bini aşkın sandık kurulu üyesinin isimlerini aldınız, T.C. kimlik numaralarını aldınız, bunların nerede çalıştığına dair bilgileri SGK’den aldınız, BAĞ-KUR’dan aldınız; bütün verileri aldınız, devletin bütün olanaklarını kullandınız. Bunun hiç kimseyle paylaşılması mümkün değilken İçişleri Bakanlığını kendi yan şirketiniz gibi kullandınız, bütün verileri aldınız. Daha başka şeyleri aldınız, bunların ailelerine ilişkin bilgileri aldınız. Dilekçelerinizde var, o valiz valiz, bavul bavul getirdiğiniz dilekçenin ekinde var. Dilekçelerinizde yazıyor, deniliyor ki: “Bu sandık kurulu başkanının eniştesi FET֒den alındı, kayınbiraderi FET֒den yargılandı.” Bu ne demek? Sadece sandık kurulu başkanlarının değil, sadece sandık kurulu üyelerinin değil, yetmiş yedi sülalelerinin verilerini aldınız İçişleri Bakanlığından. İşte, çalma budur. Siz bütün kişisel verileri çaldınız, sonra da itiraz ettiniz. Hukuka aykırılık varsa en büyük hukuka aykırılık budur.

Şimdi, size başka bir şey söyleyeceğim. Bütün bunları üst üste koyup ne dediniz? “Orada bir şeyler oldu, o yüzden iptal edildi.” dediniz. Ben size şunu söyleyeyim: 81 ille ilgili, 900 ilçeyle ilgili aynı bilgileri İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve diğer bakanlıklar, burada zeki 600 milletvekili var, herhangi birisine versinler, bir hafta içerisinde sizin yazdığınız dilekçenin aynısını yazmazsa ben hiçbir şey bilmiyorum. Siyaseti de bırakırım, avukatlığı da bırakırım, milletvekilliğini de bırakırım diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Sayın Yıldırım Kaya’ya aittir.

Buyurun Sayın Kaya. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YILDIRIM KAYA (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; bugün birçok günü andık ve birçok günü tarif ettik. Dünya Çiftçiler Günü’nde, yoksulluğun pençesinde çırpınan çiftçilerimizi andık, onların gününü ne yazık ki kutlayamadık çünkü onlara ucuz mazot veremedik. Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayamadık çünkü tarlalar boş, çiftçiler artık ne soğan ne de patates eker durumda değil. Yine de onların günlerini kutlayabileceğimiz anlamlı günleri hep beraber önümüzdeki dönemde yaşayacağız.

Sağlık sektörünün neler çektiğini eczacı arkadaşlar hepimizden daha iyi bilir. Eczaneler… Ben tansiyon hastasıyım, ilaç bulamadım. Bir kutu tansiyon ilacını Giresun’dan getirttim. Eczanelerin yaşadığı sorunlar, eczacıların yaşadığı sorunlar had safhada. Onların da, bu sorunlar ortamında, kendi günlerini kutluyorum.

Soma’yı çok konuştuk, Soma’yı anlattık, 301 madenciyi anlattık. 301 madenciyi toplu olarak katledenler 299 madencinin bir yıl içerisinde hayatını kaybettiğini unuttular ama biz unutmadık. Çünkü madencilerin başına gelen her türlü bela, her türlü ölüm, her türlü kaza bizim tedbirsizliğimiz yüzündendir. Görevimiz, sadece bugünleri anmak ve rahmet okumak değildir, tedbirlerini de almaktır. Biraz önce Elâzığ Milletvekilimiz Sayın Gürsel Erol Elâzığ’da, Maden’deki bir olayla ilgili, araştırılması ve yerinde incelenmesi konusunda bir önerge verdi. Ne yazık ki reddedildi. Ne söylersek söyleyelim biz bildiğimizi yaparız, reddederiz anlayışı bize hiçbir şeyi getirmez.

Bugün başka bir gün daha, bugün 14 Mayıs. 14 Mayıs 1950. Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarında oturan arkadaşlarımız sık sık “Biz Demokrat Partinin de devamıyız.” derler, Menderes’i rahmetle anarlar ama bugünü her nedense anmadılar. Çünkü bugün, iktidar koltuğunda oturanların demokrasi uğruna koltuklarını terk edebilme cesaretini gösterdiği gündür. (CHP sıralarından alkışlar) Yani tek partili yaşamdan çok partili yaşama geçtiğimiz gündür. Ama bugünlerde biz neyi tartışıyoruz? Yüksek Seçim Kurulunun adaleti, hukuku, demokrasiyi 6 Mayısta tıpkı Denizleri idam ettikleri gibi 6 Mayısta hukuku idam sehpasına çıkarttıkları günü tartışıyoruz. Bir anlayış var, kendi başbakanlığını demokrasi uğruna feda ediyor; bir başka anlayış var, bu anlayış da demokrasiyi yok etmek için, kendi koltuğunu ve kendi iktidarını kurmak için her şeyi feda ediyor. İstanbul Türkiye’nin ve dünyanın göz bebeği. Hiç kimse -bu koltuğu- kendi çıkarları için İstanbul’u feda edemez. Üç imparatorluğa başkentlik yapmış bir İstanbul’a “İhanet ettik.” diye söyleyen Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Bu ihanet edenlerden hesabın mutlaka sorulacağı bir gün var, bunun da bilinmesi lazım. Dolayısıyla bugünün, 14 Mayısın bu yönünü de anmadan geçemeyeceğim.

Değerli arkadaşlar, Kapadokya aynı zamanda İç Anadolu’nun ve Türkiye’nin ve dünya mirasının en önemli yeri. Arkadaşlarımızın hazırlamış olduğu kanun teklifinde Kapadokya’nın tarihî sürecine ilişkin koruma, kollama ve gelecek nesillere taşıma gayretlerini takdirle karşılıyoruz. Bu konudaki attıkları adım bizim için önemli ve anlamlı bir adım. Ancak Kapadokya bölgesindeki bu tarihî mirası korurken etrafını da mutlaka düşünmemiz gerekiyor. Ihlara Vadisi’ni göz ardı edemeyiz. Biz Kapadokya’yı bir bütün olarak değerlendirirsek… Milliyetçi Hareket Partisinden konuşmacı arkadaş Kapadokya’nın Nevşehir’in sadece dört ilçesi ve diğer beldeleri ve köyleriyle sınırlı olmadığını söyledi; Ihlara’yı anlattı, Kırşehir’i de içine alan bir bölgeyi de anlattı ama getirilen kanun teklifinin sadece Nevşehir’in dört ilçesini kapsadığını sanırım unuttu. Biz Kapadokya’nın Türkiye’nin geleceği olduğunu biliyoruz ve buna göre bakmamız gerektiğine inanıyoruz.

Kapadokya’nın özellikle son yıllarda doğallığının ve çevre düzenlemesinin bozulduğu, tahrip edildiği, peribacalarının yanı başında ucube binaların yapıldığı ve buna ses çıkarılmadığı bir süreci görüyoruz. Bu çirkinliklere engel olmak için bir adım olarak değerlendirildiğini düşünmek istiyoruz, öyle de düşünüyoruz. Komisyonda bu meseleyi ayrıntılı bir şekilde tartıştık. Komisyonda 5’inci maddeye ilişkin yapmış olduğumuz eleştiri ve önerileri Komisyon Başkanımızın ve Komisyon üyelerinin değerlendirme altına aldığını ve kapsadığını gördüm; yazılı olarak gönderdiler, kendilerine teşekkür ediyorum. Yani biz Komisyonda şunu tartışmıştık, “Bir ortak aklı hayata geçirelim, eleştirileri ve önerileri mutlaka gündeme getirelim.” demiştik. Komisyonun nasıl kurulacağını, kimlerden oluşacağını madde madde sıralamışlar ancak burada da şöyle bir eksikliğin olduğunu hem bir kez daha Komisyon üyelerine hem de Genel Kurula sunmak isterim: Bunun nihai kararını verecek olanın tek bir noktaya bağlanması problem olmaya devam etmektedir. Komisyon kendi kararını kendisi vermeli, eğer genele ilişkin bir karar verilecekse komisyon tarafından tartışılıp Bakanlıkça Meclise yeniden getirilip değişiklikler buradan geçirilmeli. “Belediyeler mutlaka dâhil edilmeli.” dedik, “Yerel dernekler ve inisiyatifler dâhil edilmeli.” dedik, “Sanayi ve ticaret odası dâhil edilmeli.” dedik; bunların, özellikle odaların, meslek kuruluşlarının ve bu alandaki çevre örgütlerinin konuya mutlaka müdahil olması gerektiğini anlattık. Bunlar Komisyonda gerekçeleriyle birlikte anlatılmış. Bu, umarım sadece ve sadece Cumhurbaşkanının nihai kararına bırakılmaz, komisyon kendi kararına sahip çıkan bir noktaya gelir.

Anayasa’nın “Tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63’üncü maddesinde “Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır.” hükmü yer almaktadır. Bu kanun teklifi Anayasa’ya bu açıdan aykırılık teşkil etmektedir. Bu bölümünün mutlaka yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Kanun teklifinde, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu devre dışı bırakılıyor, Avrupa Peyzaj Sözleşmesi ve Granada Sözleşmesi de devre dışı bırakılıyor. Bunların mutlaka yeniden dikkate alınması gerekiyor. Kanun teklifinin diğer maddelerindeki alan tanımının Cumhurbaşkanının tek yetkili olmasına bağlanması, 2014’te Çanakkale alan tanımı yapılırken çıkarmış olduğunuz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun getirerek çıkarmış olduğu kanuna aykırı. Yani 2014’te getirilen bir alan tanımı var, bu alan tanımının yönetim biçimi var.

Orada, 2014’te, tabii, ben şunu biliyorum: O zaman saray yoktu, tek adam yoktu, rejim değişikliği yoktu, Parlamento devre dışı değildi, böyle bir sistem getirilmişti. Şimdi, sanırım Çanakkale’de yapılan iş yeniden gözden geçirilme ihtiyacıyla karşımıza gelecek. Sakın ola böyle bir ihtiyaçla karşımıza gelinmesin. Sistemin değiştirilmesi, illere, ilçelere, beldelere, köylere kadar indirilmesi Parlamentoyu tamamen devre dışı bırakan bir yöntemdir, asla buna yönelinmemesi gerekir.

Parlamentodaki arkadaşlarımız, özellikle Parlamentoda grubu bulunan siyasi partiler; Parlamentonun saygınlığını yeniden kazandıracağımız günlere dönmek zorundayız çünkü Türkiye parlamenter sistemden başka bir sisteme, tek adam yönetimi anlayışına geçtiği andan itibaren 4 lira olan dolar 6 lirayı aştı, yoksulluk had safhaya ulaştı, 1 milyon insan yaklaşık dokuz ay içerisinde işsiz kaldı. Dolayısıyla, tek adam anlayışıyla yürütülen bir mücadelenin Türkiye’deki yoksullara, işsizlere ve demokrasi mücadelesine, hak ve hukuk mücadelesine hiçbir katkısının olmadığını dokuz ayda, yaşayarak gördük. (CHP sıralarından alkışlar)

Gelin, elimizi vicdanımıza koyalım. Bu Türkiye bizim, başka Türkiye yok. Türkiye sevdamız varsa Türkiye’nin yeniden kendi değerlerine dönmesi gerekiyor. Türkiye’de ekonominin yeniden ayağa kalkabilmesi için, işsizliğe çözüm üretilebilmesi için, yoksullukla mücadele edilebilmesi için güçlendirilmiş parlamenter sisteme hızla dönülmelidir. Bunun bir fırsatı var, İstanbul seçimlerini bunun için bir fırsata dönüştürebiliriz. Çünkü İstanbul’da yani İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde çoğunluk Adalet ve Kalkınma Partisinde, iktidar yani yönetim, Belediye Başkanlığı Millet İttifakı’nda, Cumhuriyet Halk Partisinden aday olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nda. Ekrem İmamoğlu’nun Mecliste Meclis Başkanlığı yaparken Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun sıralarına oturma cesareti gösterdiği bir ortam hiç kimsenin çoklu bir anlayıştan korkmaması gerektiğini gösteren bir durumdur. Gelin, İstanbul 16 milyonluk bir kent, hepimize yeter, birlikte yönetebiliriz. Birlikte yönettiğimizde ne olur? Birlikte yönettiğimizde ülkeye demokrasi gelir. Birlikte yönettiğimizde ülkeye barış gelir. Birlikte yönettiğimizde ülkeye huzur gelir. Birlikte yönettiğimizde ülkeye mutluluk gelir. Eğer ülkeye barışın, demokrasinin, hak ve hukukun gelmesini istiyorsak Parlamentolarda birlikte yönetme anlayışını mutlaka sergilememiz gerekir, ortaya koymamız gerekir.

Eğer bunları yapmaz isek, bunların gereğini yerine getirmez isek inanın Türkiye dokuz ayda yaşadığından daha zor günleri yaşar ama biz Türkiye’nin bu yaşadığı sorunlardan çıkacağını biliyoruz. Biz umudumuzu kaybetmedik. Umudunu kaybetmeyenler, demokrasiye, adalete, hak ve hukuka inananlar mutlaka ve mutlaka kendi yaşadıkları topraklarda, özgürce, 82 milyonun birlikte yaşamasını sağlayabilirler. Bu birlikte yaşamı sağlayabilmenin en önemli yolu da buradan geçmektedir.

Nevşehir’de tarihimize sahip çıkacaksak Hasankeyf’te çıkmadığımız tarihin hesabını nasıl vereceğiz? Hasankeyf eğer sular ve seller altında kalıyorsa o tarihin hesabını verebilecek miyiz? Tüm bunları düşündüğümüzde Komisyonun bize kanun taslağı olarak buraya getirdiği maddelerdeki değişiklikler üzerinde yarın yapılacak tartışmalarda değişiklik önerilerini nasıl ki Komisyonda tartışarak anlamlı ve olumlu olanları kabul edip Parlamentoya sunabilme olumlu davranışını göstermişsek yarın da Kapadokya için, Kapadokya bölgesi için bu olumlu davranışları hep beraber gösterelim. Ihlara Vadisi’ni unutmayalım, Hasankeyf’i sular altında bıraktık, bunun utancını hep beraber yaşamayalım. Yeni tarihî süreçleri seller ve sular altında bırakmayalım diyorum. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Mutlaka İstanbul da Türkiye’nin umudu hâline dönecektir. Hiç kimse her şeyin çok güzel olacağından kaygıya kapılmasın. Güzellik insanlık içindir, güzellik medeniyetler içindir, güzellik bizim çocuklarımız ve geleceğimiz içindir. Güzellikten hiç kimsenin korkmadığını ve korkmayacağını biliyor, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Subaşı, bir söz talebiniz oldu.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın, 14 Mayıs 1950 tarihinin Türkiye’nin demokrasi hayatında önemli bir dönüm noktası olduğuna ve 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle bereketli bir yıl dilediğine ilişkin açıklaması

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

14 Mayıs 1950 tarihi Türkiye’nin demokrasi hayatında çok önemli bir dönüm noktasıdır, çok partili yaşama geçtiğimiz ve demokraside önemli bir basamak teşkil eden bir seçim. Ben bu seçimi anmak istedim. Sayın hatip biraz önce hatırlattı, ona da ayrıca teşekkür ediyorum. Bir demokrat kişi, demokrasiyi özleyen, demokrasiyi seven bir kişi olarak onu anmak istedim. Ayrıca, o seçimlere katılan tüm partileri saygıyla anıyorum ve demokrasi şehitlerini de rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Ayrıca, toprakla uğraşan bir kişi olarak 14 Mayıs Çiftçiler Günü’nü de, bu zor şartlarda üreten çiftçilerimizi de candan kutluyorum, bereketli bir yıl diliyorum.

Çok teşekkür ederim efendim, sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Aygun, sizin de bir talebiniz vardı.

Buyurun Sayın Aygun.

41.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Başkanım.

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Ancak böyle giderse gelecek yıl Dünya Çiftçiler Günü’nü ülkemizde kutlayacak çiftçileri bulamayacağız diyorum.

Tarım üretiminde kendi kendine yetebilen bir ülke olan Türkiye maalesef AKP iktidarında tüketen ve gıda ürünü ithal eden ülke konumuna düşmüştür. Mutfakta yangına dönüşen gıda fiyatları Türkiye’nin tarımda ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıya kaldığını ortaya koymaktadır. Türk çiftçisi geçen yıla göre yüzde 50 fakirleşmiş ve bunun sonucunda üretimden çekilmeye başlamıştır. Çiftçi Kayıt Sistemi’nde yaklaşık olarak 2,1 milyon çiftçi bulunmaktadır. Çiftçilerimizin 2002 yılında 530 milyon olan borcu 2018’e geldiğimizde 190,5 kat artarak yaklaşık 101 milyar lira olmuştur. Gıdada arz güvenliğini sağlamak için acil bir tarım ve hayvancılık eylem planı hazırlanmalı, yapısal önlemler alınmalı ve çiftçi mazot, gübre, tohum ve tarım ilaçları açısından sübvanse edilmelidir. Girdi fiyatları en azından yüzde 50 sübvanse edilmelidir.

Yine, hâlen yağlı tohum desteklerinin ülkemizde ödenmemiş olduğunu görüyoruz. 1 Nisanda askıya çıkması gerekirken hâlen yağlı tohumlu bitkiler askıya çıkarılmamış ve ayçiçek, kanola, soya fasulyesi, pamuk çiftçileri hak ettiği desteği alamamıştır diyorum.

Teşekkür ederim Sevgili Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56) (Devam)

BAŞKAN – Şahıslar adına söz taleplerini yerine getireceğim.

Şimdi, şahıslar adına ilk söz Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Ali Öztunç’a aittir.

Buyurun Sayın Öztunç. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Anneler Günü’nü kutluyorum. Annelerimizin, milletvekili olan annelerimizin, anne adayı olan milletvekillerimizin de Anneler Günü’nü kutluyorum. Şehidimizi saygı ve minnetle anıyorum. Eczacılar Günü’nü kutluyoruz. Soma faciasındaki 301 madencimizi unutmadık. Denizlispor ve Gençlerbirliği Süper Lig’e çıktı, darısı Kahramanmaraşspor’un başına diyoruz. Ve Çiftçiler Günü nedeniyle de tüm çiftçilerimizi kutluyorum.

Şimdi gelelim konuya, Kapadokya Alan Başkanlığının kurulması. Niyet belli, niyet iyi ama belli, akıbet iyi olmayacak, gidişat öyle. Niye derseniz? Yani yerel yönetimleri tamamen dışarı çıkarıyorsunuz bu kanunla, getiriyorsunuz bir yere bağlıyorsunuz, hep bir yer var ya, bir yer, bağladığınız bir yer; saraya, Sayın Cumhurbaşkanına bağlıyorsunuz. Yani merak ediyorum, Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde, bürokraside, bakanlıklarda hiçbir konuda fikirlere sahip olan başka kimse yok, bir tek Tayyip Bey mi yapacak bu işleri, bir tek Tayyip Bey mi her şeye karar verecek arkadaşlar? Getiriyorsunuz saraya bağlıyorsunuz ve sarayın Kapadokya’yı da yönetmesini istiyorsunuz. Sahil şeridi bitti, Ege sahili bitti, Akdeniz sahili bitti, her yeri perişan ettiniz, bütün kuşlar bitti, sıra leyleğe geldi, şimdi gözü Kapadokya’ya diktiniz arkadaşlar, Kapadokya’yı da talan edeceksiniz. Hayırdır, merak ediyorum ya, bir saray da Kapadokya’ya mı yaptıracaksınız, Sayın Cumhurbaşkanı bir saray da Kapadokya’ya mı yaptırmak istiyor? Marmaris’e yaptırdı ama gidemeyecek belli ki çünkü Marmaris de CHP’li, seçimi kaybettiniz yani alamadınız. Muğla da CHP’de, e, İstanbul CHP’de, Ankara’yı kaybettiniz, Cumhuriyet Halk Partisinde, bula bula AK PARTİ’li bir tek Nevşehir’i buldunuz “Bir saray oraya yapalım, bari oraya gidelim.” dediniz; anlaşılan bu. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun için bu kanun teklifini getirmişsiniz.

Kanun teklifinin gerekçesi yazılı olmasa da “talan” deniliyor. E, on yedi yıldır iktidardasınız, talanı yaparken niye sesiniz çıkmadı, bu Kapadokya talan edilirken niye ağzınızı açmadınız, kulağınızın üzerine yattınız? On yedi yıldır yapılan bu talandan sizler de sorumlusunuz diyorum.

Bakın, bizim Kahramanmaraş’ta da Germenicia var, müthiş bir tarih, gerçekten müthiş bir tarih. AK PARTİ milletvekillerinin de gidip görmesini isterim. Eğer Kahramanmaraş milletvekillerimiz AK PARTİ’li milletvekilleri misafir ederlerse çok iyi olur. Eğer etmezseniz ben misafir ederim AK PARTİ milletvekillerini. Germenicia müthiş bir tarih. Germenicia’da şu ana kadar 41 parsel kamulaştırıldı, 600 metrekare mozaik çıktı, bakın, 600 metrekare mozaik. Antep’te Zeugma tek mozaik. Şu ana kadar Kahramanmaraş Germenicia’dan çıkan mozaiklerin üç tanesini ben size göstereyim. Peki, bu Germenicia’ya niye sahip çıkılmıyor? “Niye sahip çıkmıyorsunuz?” diye soruyoruz, hiç oralı olunmuyor, üstü kapatılmış öylece duruyor. Oysa Germenicia’ya sahip çıkılsa, inanın bana, Kahramanmaraş’a binlerce turist gelir, binlerce çünkü çok fazla hazine var orada, dünyanın en büyük açık hava müzesi olur, mozaik müzesi olur. Benim sizlerden ricam: Lütfen Germenicia’ya sahip çıkın ve destek verin, burayı düzeltelim.

Değerli milletvekilleri, hazır laf Kahramanmaraş’tan açılmışken, bakın bir şey söyleyeceğim. Tarihte “milattan önce” ve “milattan sonra” var değil mi? AK PARTİ siyasi lügatımıza bir şey kattı “seçimden önce” “seçimden sonra.” AK PARTİ’nin seçimden önce söyledikleriyle seçimden sonra söyledikleri arasında dağlar kadar fark var. Seçimden önce ben de büyükşehir adayıydım. AK PARTİ’nin büyükşehir adayı ve şu anda kazanan belediye başkanı Sayın Hayrettin Güngör seçildiği takdirde benim gibi suda indirim yapacağını söylüyordu “Su fiyatlarını indireceğim.” diyordu. Kahramanmaraş’ta su fiyatlarında örtülü yüzde 18 zam yapıldı. Bakın, böyle bir şey olur mu? Sayın Binali Yıldırım şimdi “İstanbul’da suda indirim yapacağız.” diyor ya, inanma sevgili İstanbullu, bunların “seçimden önce” ve “seçimden sonra”sı vardır. AK PARTİ’de seçimden önce bir şey söylenir, seçimden sonra tersi uygulanır. Yüzde 18 zam yapmış. Kahramanmaraş’ta şubat ayında iş yerlerinde 1 metreküp su birim fiyatı 3 lira 94 kuruştu, nisan ayında bu fiyat 4 lira 74 kuruş oldu. Konutlarda şubatta 1,75 idi, nisanda 2,11 oldu. Yani yüzde 18 zam Sefer Bey. Suya yüzde 18 zam geldi Kahramanmaraş’ta, yüzde 9’unu AK PARTİ’ye yazıyorum, yüzde 9’unu MHP’ye yazıyorum, haberiniz olsun.

Son olarak… Bakın, ben uzun yıllar gazetecilik yaptım. Bu Parlamentoda yaklaşık on yedi, on sekiz yıldır bulunuyorum. İlk kez Genel Kurulda buradayım, uzun yıllar yukarıda gazetecilik yaptım, Parlamento muhabirliği yaptım. TRT devletin resmî bir kurumu. TRT tüm siyasi partilerin haberini vermekle yükümlü bir kurumdur. TRT hepimizin vergileriyle geçinen bir kurumdur. TRT hepimizin elektrik vergisiyle personeline maaş veren bir kurumdur. TRT öyle bir noktaya geldi ki, öyle bir hâle getirildi ki arkadaşlar, bakın, 169 kişi bugün TRT’de sürgüne gönderildi, yazıktır, günahtır arkadaşlar, etmeyin eylemeyin. Kim gönderildi? Spiker sürgün. Kim? Prodüktör, ses sanatçısı, muhabir. Nereye? Tarım Bakanlığına. Nereye? Sağlık Bakanlığına. Ses sanatçısı, TRT’nin ses sanatçısını aldılar Tarım Bakanlığına gönderdiler. Ne yapacak, Tarım Bakanına türkü mü söyleyecek bu ya? Bahçıvanı getirmişler TRT’de muhabir yapmışlar. Olmaz arkadaşlar, olmaz, olmaz bu işler, yanlış yapıyorsunuz. TRT’de çok ciddi bir kıyım var. 703 sayılı KHK bahane ediliyor. 1.800 kişi geçtiğimiz günlerde TRT’de emekliliğe zorlandı. Kalifiye elemanlar, spikerler, futbol spikerleri, spor spikerleri, haber spikerleri alınıyor görevden, başka bakanlıklara gönderiliyor Devlet Personel Başkanlığı aracılığıyla, ondan sonra başka bakanlıklardan sadece ve sadece AK PARTİ’li bir milletvekilinin torpili olan, AK PARTİ’li il başkanının telefonuyla gelen, hiç alakası olmayan bahçıvan, sağlık memuru TRT’ye giriyor, spiker olacak, TRT’de başka bir iş yapacak; olmaz. TRT’nin genleriyle oynuyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz, günah işliyorsunuz.

Bakın değerli milletvekilleri, Kahramanmaraş’ta, Elbistan’da Şeker Fabrikası özelleştirildi. “Etmeyin eylemeyin, bu insanlara yazık, yapmayın.” dedik, “Yok. Kimse işinden olmayacak, kimse mağdur olmayacak. Kim mağdur olursa onun hakları verilecek.” dendi. İşte şimdi söylüyorum: Şeker Fabrikasında işten atılan 16 mutfak görevlisinin tazminatları dahi hâlâ verilmedi. Günahtır, ramazan ayındayız.

Elbistan deyince… Ya, Elbistan Belediyesi daha önce iftar çadırları kurardı. AK PARTİ’li bir Belediyeydi, sonra ihraç ettiniz adamı, partiden gönderdiniz. Adam iftar çadırları kurardı. Ondan önce MHP’li Belediyeydi, o da iftar çadırı kurardı. Şimdi AK PARTİ’li Belediyeye yeni bir Belediye Başkanı geldi, iftar çadırını kaldırdı. Hayırdır ya? Yani, gariban vatandaşın, parası olmayanın gidip ramazanda iftar çadırında iftarını açmasını istemiyor musunuz? Soruyorum size: Elbistan’da iftar çadırları niye kaldırıldı?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Seçim yok, ondan.

İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) - Bolu Belediye Başkanı ne yaptı?

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Belediye Başkanı yaptı, evet.

İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) – Bolu, Bolu?

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Bolu Belediye Başkanı değil, Elbistan diyorum Sayın Vekilim, kulakta biraz sıkıntı var galiba.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Seçim yok, seçim. Seçim yaklaşınca koyarlar.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Elbistan Belediye Başkanı iftar çadırını kaldırdı, Elbistan Belediye Başkanı iftar çadırını kaldırdı.

BAŞKAN – Sayın Öztunç, Genel Kurula hitap edin.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Sen Bolu’yu boş ver. Seçimi kaybetmişsin, konuşuyorsun ya! Elindeki belediyeyi kaptırdın, ne konuşuyorsun oradan?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sen ne konuşuyorsun?

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Sen işine bak hele! Dur hele, dur, dur! Sen elindeki belediyeyi kaybettin, sen bir dur, sen bir dur!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Biz CHP’den bir sürü aldık. Biz CHP’den aldık.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ben mi? Bana mı soruyorsun?

BAŞKAN – Sayın Öztunç… Sayın Özkaya…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ben yüzde 6 oyla gittim, yüzde 30 yaptım.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Nasıl?

BAŞKAN – Sayın Özkaya, lütfen…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Senin oyun 88’di, düştü 60’a.

BAŞKAN – Sayın Öztunç, siz Genel Kurula hitap edin.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Kapadokya’yı konuş.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Sayın Vekilim, sahte içki üreten belediyenin milletvekili konuşuyor, ben ne yapayım?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – CHP’den aldık biz.

BAŞKAN – Sayın Özkaya, lütfen…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Viski işi ne oldu, viski, sahte içki işi? Sahte içki işi ne oldu?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Seninkiler yaptı.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ortak mısınız viski işine? Sizde mi ortaksınız viski işine, bu kadar savunuyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Öztunç, lütfen, siz Genel Kurula hitap ediniz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sizden aldığımız belediye o.

BAŞKAN – Sayın Özkaya, rica ediyorum. Sayın Özkaya, rica ediyorum, lütfen, böyle bir usul yok.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kaçak içki üreten başkanınızı savunacak kadar ortak mısınız içki işine?

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ya, Sayın Vekilim, Sevgili Vekilim…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Buyurunuz, 4 dönem sonra sizden aldığımız belediye.

BAŞKAN – Sakin olalım arkadaşlar, sakin olalım.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Sayın vekiller, değerli milletvekillerimiz, bakın, belediyenin de hangisi olduğunu bilmiyorum, az önce milletvekilimiz söyledi.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sultandağı Belediyesi.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Afyon’da belediyede kaçak içki üretilmiş, viski, viski üretilmiş.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – CHP, CHP… Burası CHP’li belediyeydi.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – AK PARTİ’li belediye, “CHP” diyor. Ya belediye AK PARTİ’li. Allah Allah!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Burası CHP’nindi.

BAŞKAN – Arkadaşlar, karşılıklı cevap vermeyin, söz alan konuşur değerli arkadaşlarım lütfen.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Söz verirseniz Başkanım… Söz verin.

BAŞKAN – Bir dakika, bekleyin, daha birleşim bitti mi ki?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Söz vermiyorsunuz ki.

BAŞKAN – Vereceğiz, merak etmeyin.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Bakın, Sayın Başkanım, anlaşılan biraz ağır geldi laflar, solda Bolu ve Afyon laf atıyor. Bolu’yu anlıyorum seçimi kaybetti. Tanju Özcan’a bin selam olsun buradan. 23 Haziranda inşallah İstanbul’da da Ekrem ağabey, Ekrem İmamoğlu bu seçimi yeniden alacak, sizin o çaldığınız, elinden aldığınız seçim var ya, o seçimi yeniden alacak ve göreceksiniz…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Oylar nereye gitti?

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ölüm var, belli olmaz, bir daha gelemeyebilirim buralara, dünya hâli yarına çıkıp çıkmayacağımız belli değil.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah uzun ömür versin sana, Allah uzun ömür versin.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Ya, ağabey, sen bir dur.

BAŞKAN – Sayın Öztunç, lütfen…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah uzun ömür versin.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Recep Bey, takke ne oldu, takke?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah uzun ömür versin.

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Fetullah Gülen’in verdiği takke ne oldu? Sen önce onu anlat, Fetullah Gülen’in takkesinden bahset ya.

BAŞKAN – Sayın Öztunç, lütfen siz…

ALİ ÖZTUNÇ (Devamla) – Sayın Başkanım, ölüm var belli olmaz, 23 Haziranda her şey çok güzel olacak diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, Sayın Özkaya, biraz sabırsızsınız ama ben herkesi izliyorum, buradan görüyorum, sırayla söz veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

42.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın, Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sataşmaya yol açmayacak şekilde toparlamalarımızı yapalım lütfen.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Gayret edeceğim inşallah.

BAŞKAN – Lütfen.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sultandağı Belediyesini 4 dönem sonra AK PARTİ aldı. CHP’nin merkeziydi, Sultandağı denince CHP akla gelirdi. Bugün Eczacılar Günü, çok kıymetli bir eczacı kardeşimiz aldı CHP’den. Çok zor geldi tabii sayın vekilimize. Burası belediyenin soğuk hava deposu. PIA isimli bir şirkete kiralamış, belediyede çalışan 2 kişiyi de bu şirkete vermiş. Bu kişiler üç yıldır burada çalışıyorlar. Sürekli çalışmış, hiç rapor almamış, ilk defa AK PARTİ seçimi kazanınca psikiyatriden 4 tane rapor almış bu beyefendi. 2 aynı soy isimli kişiler. Babasının da o bölgede bir gazinosu, mekânı var. Burada geçmişten beri içki üretmişler, satmışlar, belediye başkanımız bunu fark etmiş, savcılığa, kaymakamlığa vermiş, işin özü bu. Belediye başkanı daha dün geldi. Burasının mülkiyeti belediyenin ancak özel bir şirkete kiraya verilmiş. Ne yapacak belediye başkanı? Geçmişten beri CHP’li belediyenin aldığı kişi içki üretmiş, babasının mekânında satmış, şimdi belediye başkanımız yakalamış bunu. Bundan sonra da hemen acaba ben buradan kendime ne çıkarabilirim, ulusal kanallara bunu nasıl yayarım da belediye başkanını suçlayabilirim pozuna girmiş. Gereğini de savcılık, idari makamlar yapacaktır diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Topal, buyurun.

43.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya Çiftçiler Günü kutlu ve bereketli olsun. Mazot 6,5 lira, gübre 2,5 lira. TÜİK’e göre sadece nisan ayında domatesin üretim maliyeti yüzde 17, kuru soğanın yüzde 15, patatesin yüzde 14 arttı. Çiftçilerimiz tarlasını ekmek yerine boş tutmayı tercih ediyorlar çünkü borç batağındalar. Seçim bölgem Hatay’da Amik Ovası sular altında, üretim yapılamıyor. Eskiden “Ofis, çiftçinin kara gün dostudur.” denilirdi, çiftçi kara günde ancak ortada dost yok. Yani traktör var mazot yok, tarla var tohum yok, tanzim çadırı var ürün yok. Hükümete sesleniyorum: Soğana muhtaç ettiğiniz halkı ekmeğe de muhtaç etmeden gelin bir an önce çiftçimize destek olacak çözümleri birlikte üretelim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Başkan, buyurun.

44.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Başkan’ın, Hakkâri ilinin Irak sınırında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Zekeriya Zencirli’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ABDURRAHMAN BAŞKAN (Antalya) – Irak sınırında bulunan Serabat Üs Bölgesi’ne dün gece sızmaya çalışan kalleş teröristlerin açmış olduğu taciz ateşi sonrasında Alanya’mızda ikamet eden Piyade Uzman Çavuş Zekeriya Zencirli maalesef şehit olmuştur. Şehidimizin cenazesi yarın öğle namazına müteakip Alanya’mızda ebedi istirahatgâhına uğurlanacaktır. Şehidimize Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere aziz Türk milletine sabırlar dilerim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56) (Devam)

BAŞKAN – Şahıslar adına son söz, Nevşehir Milletvekilimiz Sayın Mustafa Açıkgöz’e aittir.

Buyurun Sayın Açıkgöz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) – Sayın Başkanım, kıymetli Divan, değerli milletvekili arkadaşlarım; aziz milletim hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. Bütün şehitlerimizin de ruhları şad olsun.

Tabii, Ali Vekilimiz konuşurken... Yerel yönetimler devre dışı değil, sadece istişareye açık olacaklar. Talan yok, rant yok. Zaten yüzde 95’i özel mülkiyet, adamın özel mülkiyetini talan edemeyiz. Bir de bu bölgeyi siyasetüstü bir şekilde çocuklarımıza miras bırakmak istiyoruz. 1985 yılından beri de burası UNESCO’nun koruması altında. Tabii, ramazan ayınız hayırlara vesile olsun inşallah. Bu mübarek ayda ülke turizmi ve insanlığın ortak mirası Kapadokya için hayati ve çok önemli bir işe vesile olacağız.

Güzel atlar diyarı Kapadokya. İnsanlığın ortak mirası, UNESCO dünya mirası, Türkiye turizminin en önemli destinasyonu. Doğa ve kültürün buluştuğu büyülü yerleşim, masallar diyarı Kapadokya; eşsiz güzellikleri, derin kültürel zenginlikleri, eşsiz doğal güzellikleri, medeniyetlerin üst üste çakıştığı, insanlığın gelişimine tanıklık etmiş en önemli millî hazinemiz. Kapadokya, çok sayıda medeniyete, sayısız devlete, farklı inançlara, farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır. Kapadokya’nın milattan önce 7000 yılından günümüze uzanan yolculuğunda Hititler, Frigyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı bu coğrafyaya pek çok güzellik ve eser bırakmışlardır.

Kapadokya’da turizm çeşitliliği çok zengindir arkadaşlar. Doğa ve kültür turizmi, inanç turizmi, sıcak hava balonu, el sanatları, özellikle de Avanos’umuzdaki çanak çömlek ve işlemeli seramiklerimiz, atlı turizm, ATV, safari, son zamanlarda yamaşüt ve yer paraşütü, bisiklet turları, vadi yürüyüşü gibi sportif faaliyetler bulunmaktadır. Kapadokya’da konaklama açısından öne çıkan mağara otel, kaya otel konseptli butik otellerimiz vardır. Doğal kayalık yapıların içerisine kaya oymayla yapılan eski tarihî evler üzerine inşa edilmiş butik oteller sunduğu ambiyansla, havuzu, şöminesiyle, son derece lüks imkânlarıyla yerli ve yabancı misafirlerimizin ilgisini çekmektedir. Bölgemizde pek çok ödüllü butik otellerimiz bulunmaktadır.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Vekilim, davet et de gelelim.

MUSTAFA AÇIKGÖZ (Devamla) – Ağabey, sonuna bıraktım onu inşallah.

Tüm bu özellikleri ve güzellikleri barındıran Kapadokya’da hâlihazırda işleyiş nasıl? Niçin böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyuldu? Sayın milletvekillerim, şimdi anlatacağım üst üste gelen girift yapıyı dikkatle dinlemenizi istiyorum inşallah.

Geçmişten günümüze gelen koruma kararları:

1) Arkeolojik sit. 1 ve 2’nci derece. Alanımızda, 76 bin dönümde arkeolojik sit statüsü uygulanmaktadır. Bu alanda Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.

2) Kentsel sitler. Yaklaşık 6.200 dönüm de kentsel sit statüsünde. Bu alanda yine Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.

3) Kapadokya Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi yaklaşık 480 bin dönümdür. Bu alanda Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.

4) Dünya Mirası Alanı 96 bin dönümdür. Göreme Açık Hava Müzesi, Derinkuyu, Kaymaklı gibi yer altı şehirlerinin yer aldığı yerlerdir. Bu alanda da yine Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilidir.

5) Doğal ve çakışan 1, 2 ve 3 dereceli sitler. Yaklaşık 300 bin dönümdür. Bu alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilidir.

6) Millî Parklar. Yaklaşık 96 bin dönümdür. Bu alanda Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilidir.

Tabii, bu saydığım alanlar farklı alanlar değil arkadaşlar, bu alanlar birbiri üzerine geçmiş, iç içe girmiş alanlardır. Dolayısıyla, Kapadokya’mız bir, Kültür ve Turizm Bakanlığı; iki, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı; üç, Tarım ve Orman Bakanlığı; dört, Valiliğimiz; beş, belediyelerin yetki ve sorumluluğu altındadır. Tabii, bu yetmiyormuş gibi, Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu gibi pek çok kurum ve kuruluş yetkilidir arkadaşlar.

Görüldüğü gibi, alanda birden fazla kurumun yetkisinin bulunması tam bir yetki karmaşasına yol açmaktadır. Gereken tedbirlerin alınması ve uygulanması gecikmekte, bu durum da alanda kaçak yapılaşma ve bölgenin tahribine yol açmaktadır, yeni yatırımların gecikmesine sebep olmaktadır. Mevcut yapıyla bu eşsiz kültürel ve doğal mirasımız ne hak ettiği şekilde korunabilir ne de hak ettiğimiz ve hedeflediğimiz başarıya ulaşabiliriz.

Tabii, Kapadokya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’nde bir, onaylı planı bulunan yerleşimler var; iki, revizyon çalışması yürütülen yerleşimler var; üç, ilk defa plan çalışılan yerleşimler bulunmaktadır. Koruma amaçlı imar planını uzun yıllar bekleyen belde ve ilçelerimiz vardır.

Kapadokya Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi’nde biraz önce bahsettiğim gibi yüzde 95 özel mülkiyet vardır, yaklaşık yüzde 5’i de Hazine ve Maliye Bakanlığımızın arazisidir. Görüldüğü gibi, iyi bir üst ölçek planı yapılması gerekiyor. Mevcut durumda yeni bir yatırımcı bina yapmak isterse bu gördüğünüz şemadaki gibi önce belediyeye, sonra Tarım ve Orman Bakanlığı Millî Parklara, Kültür Bakanlığının arkeolojik, kentsel tarih sitlerine, yine Kültür Bakanlığının Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ne, Çevre ve Şehirciliğin doğal sitlerine… Saha araştırması, raporlama derken yedi, sekiz yılı bulan bir raporlama dönemi gerekiyor arkadaşlar. Bu da insanlarımızı kanunun dışına çıkarmaya ve kaçak yapılaşmaya sebebiyet vermektedir.

Kapadokya alan yönetimi yerleşik 150 bin nüfusa hizmet edecek arkadaşlar. 4 ilçemizde; Gülşehir’imiz, Avanos’umuz, Ürgüp’ümüz, Derinkuyu’muzda; 9 beldemizde; Sulusaray, Çat, Göre, Nar, Ortahisar, Uçhisar, Kavak, Kaymaklı ve Göreme ve 21 köy alan sınırları içerisinde yer almaktadır. Alanımıza Çin, Japonya, Güney Kore, Malezya, Tayvan gibi Doğu Asya ülkeleri ağırlıklı olmakla beraber son zamanlarda Avrupa ülkelerinden ve Güney Amerika’dan misafirlerimiz gelmektedir. Zaman da kısalıyor, hemen şöyle geçeyim. Bu alanda 56 kişiyle kaliteli ve hızlı hizmet vermeye çalışıyoruz, bu yetersiz sayılıyor.

Sonuç olarak, 1980’li yıllardan beri tüm hükûmetler ve Turizm Bakanları tüm çalıştaylarda, toplantılarda ortak bir hayal olan ve bölgeyi çok başlılıktan kurtarıp yetki karmaşasını ortadan kaldıracak alan yönetimini istemişlerdir. 2023 yılında 70 milyon ziyaretçiyi hedefleyen ülkemizde, Kapadokya’da 7 milyon turisti ağırlamak istiyor ve ağırlayacağımız bu turistlerle daha çok vakit geçirmek için alan yönetimini istiyoruz. Hâlâ keşfedilmemiş kiliselerin, yeraltı şehirlerinin, oluşacak rezerv peri bacalarının bizden sonraki nesillere korunarak aktarılması için alan yönetimini istemekteyiz. Bölge insanı ve yatırımcısını canından bezdirmemek için Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle uyumlu, hızlı bir hizmet alınabilmesi için alan yönetimi istenmiştir. Oluşturulacak komisyonların bölgesini bilen ve seven yerel insanlardan ve sektör temsilcilerinden oluşturulmasıyla yerelden bütüncül bir bakış açısı için alan yönetimi istenmiştir. Bölge insanının turizm konusundaki bilgi ve birikimini, tecrübesini doğru kullanması için, Kapadokya’nın ülkeler arasındaki tanınırlığının yüksek olmasını daha çok avantaja çevirmek için, balon ve sportif faaliyetlerin bölgedeki etkinliğini artırmak için alan yönetimi istenmiştir. Bu kanunla Kapadokya’nın tarihî, kültürel ve doğal yapısının korunması, bölgede yaşanan yetki kargaşasının önüne geçilmesi, kararların doğru ve hızlı bir şekilde alınması için alan yönetimi istenmiştir. Bu kanunla bölgenin geliştirilmesi, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması için sürdürülebilir stratejiler ve eylem planları hazırlanacaktır, bu bölgenin ihtiyacı olan planlama ve uygulama çalışması sağlanacaktır. Bu kanunla bölgedeki doğal oluşuma zarar veren etkilerin ve kaçak yapıların tek elden denetlenmesi ve gerekli yaptırımların yapılması sağlanacaktır. Bu kanunla dünyada eşi ve benzeri olmayan, tüm insanlığın ortak mirası olan ve ülkemizin en önemli turizm bölgesi ve değeri olan Kapadokya korunacak, yaşatılacak, geliştirilecek, tanıtılacak, çocuklarımıza miras bırakılacak, doğru planlanacak ve ülkemizin en önemli gelir getiren turizm kaynağı olacak Allah’ın izniyle.

Hepinizi, bütün milletvekillerimizi bu eşsiz güzellikler diyarına bekliyorum, şimdiden katkılarınız için de teşekkür ediyorum.

Kapadokya alan yönetimi için desteklerini esirgemeyen başta milletimizin lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, AK PARTİ grup yönetimimize, Komisyon Başkanımıza ve üyelerimize, değerli bütün milletvekillerimize, tasarı aşamasında sürekli mesai harcadığımız Turizm Bakanlığımız ve çalışanlarına ve 26’ncı Dönemdeki Ebubekir Gizligider ve Murat Göktürk kardeşlerime, milletvekillerime şahsım adına ve Kapadokya adına teşekkür ediyorum.

Yine, bir eczacı milletvekili olarak bugünkü Eczacılar Günü’nü kutluyorum.

Yine, bir öğretmen ve çiftçi evladı olarak eli nasırlı çiftçilerimizin Çiftçiler Günü’nü tebrik ediyorum ve 23 Hazirandan sonra da İstanbul daha güzel olacak, daha güzel olacak, daha güzel olacak inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Soru-cevap işlemi yok.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.

60’a göre bir iki arkadaşımıza söz vereceğim, ondan sonra ara vereceğiz.

Sayın Başevirgen…

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, 13 Mayıs Soma faciasının 5’inci yıl dönümü vesilesiyle son on yılda toplam 862 madencinin iş cinayetlerine kurban gittiğine ve çalışma koşullarının değişmesi, önlemlerin alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

BEKİR BAŞEVİRGEN (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen maden kazasında 301 işçimiz hayatını kaybetmiş; facia, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük iş ve maden kazası olarak kayıtlara geçmişti. Soma katliamının üzerinden beş yıl geçti. Madenciler mezarda, avukatları hapiste, katiller ise hâlâ dışarıda.

Göz göre göre geldi iş cinayeti. Ağır yaralı çıktı hukuk sistemimiz. Adalet duygusu köreldi. Yıllar geçti üstünden ama emekçiler için tehlike hâlâ aynı. Soma’dan sonra beş yılda 299, son on yılda ise toplam 862 madenci iş cinayetlerine kurban gitti. Hiçbir meslek grubunun fıtratında ölmek yoktur. Para hırsı insan hayatından önemli değildir.

Biz bu facialarla öğrendik ki kömür sadece bir evi ısıtmazmış, milyonlarca ciğeri de yakabilirmiş. Başka ciğerlerin de yanmaması için çalışma koşullarının değişmesi ve önlemlerin alınması gerekmektedir.

Soma ve diğer maden kazalarında yaşamını yitiren madencilerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Köksal…

46.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, Sayın Ali Özkaya diyor ki: “AKP’li belediye başkanı kaçak içki düzeneğini tespit ettiğinde ihbar etti.” Kendisi bir hukukçu olduğu için delillerle konuşmasını beklerdim ama ancak yine her zamanki gibi yalan ve yanlış bilgilerle Afyon kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor.

Söz konusu belediye işçisi 8 Nisanda kaçak içki üretimi yapıldığını fotoğraflarla ve videolarla tespit ediyor, 9 Nisanda AKP’li belediye başkanına WhatsApp’tan gönderiyor -yazışmaları mevcut- 10 Nisanda tekrar gönderiyor “Başkanım, gereğini yapın.” diye, 24 Nisanda yine gönderiyor, 8 Mayısta tekrar gönderiyor. Fakat kendisi 12 Mayısta kendi sosyal medya hesabında bu görüntüleri yayınladıktan sonra 13 Mayısta baskın yapılıyor.

Şimdi ben buradan soruyorum: 8 Nisanda, 9 Nisanda bu olayı öğrenen belediye başkanı niçin bir buçuk ay boyunca beklemiş, ihbarda bulunmamış? Sonra sosyal medya görüntüleri yayınlandıktan sonra, polisin baskınından sonra, bu şekilde üste çıkmaya çalışmak, bu işe Cumhuriyet Halk Partisini alet etmeye çalışmak ne kadar yakışıyor? Mübarek ramazan ayında yapılan böyle bir yanlıştan, böyle bir çirkinlikten dolayı çıkıp kamuoyundan özür dilemelerini ve belediye başkanlarıyla ilgili gereğini yapmalarını bekliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

47.- Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un 56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekilimiz Ali Öztunç’un Kahramanmaraş’la ilgili iddialarına karşı cevap vermek istiyorum.

Kahramanmaraş’ta su fiyatlarına herhangi bir zam yapılmadığı gibi Büyükşehir Belediye Başkanımızın ilk icraatı, Kahramanmaraş’ta ihtiyaç sahibi ailelere kişi başı 2,5 ton ücretsiz su verilmeye başlanmıştır.

İfratla ilgili… Elbistan’da iftar verilmediğini söyledi. Bilgi eksik, bütün Kahramanmaraş’ta artık toplu iftar verilmiyor çünkü iftar bedellerini ihtiyaç sahibi ailelere yerinde, ailelerin bulunduğu evlerde vermek yöntemiyle bir değişiklik yapıldı. O nedenle, sadece Elbistan’da değil Kahramanmaraş’ın tamamında artık toplu iftar verilmiyor.

Germenicia’yla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve Büyükşehir Belediyemizin ortak çalışması var. Şu anda kazı çalışmaları devam ediyor, üçüncü aşama kazı yapılıyor. Üçüncü aşama kazı da bittiğinde mozaikler açılacak. Bir noktada hemfikiriz, Germenicia dünyanın en gelişmiş medeniyetinin bulgularını içeriyor. Çok yüksek bir medeniyetin göstergesi olan bulguları üçüncü aşama bittiğinde de kamuoyunun bilgisine sunacağız ve hizmete açacağız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ali Bey sizin de kayıtlar için bir söz talebiniz vardı.

Buyurun.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Evet Sayın Başkanım.

Öncelikle, kürsüde konuşurken AK PARTİ’li bir sayın milletvekili Bolu Belediyesinin iftar çadırlarını kaldırdığını iddia etmişti. Ben Bolu Belediye Başkanını aradım az önce, kendisiyle görüştüm. Böyle bir şeyin doğru olmadığını söyledi. Günlük 4 bin kişiye iftar verdiğini, iftar çadırlarının devam ettiğini dile getirdi, söyledi ve AK PARTİ milletvekiline de bir çağrısı var, diyor ki: Buyursun gelsin Bolu’ya, iftarımızı beraber açalım.

İkincisi, AK PARTİ Milletvekilimiz Sevgili Ahmet Özdemir az önce benim konuşmama bir cevap verdi, “Su fiyatlarına zam yok.” dedi. Vallahi su faturasını ödüyorum ben. Sayın Özdemir galiba kendisi ödemiyor, yardımcıları falan ödüyordur. Kahramanmaraş’ta su fiyatlarına yüzde 18 zam gelmiştir. Bu çok açık, net. Bunu bütün Kahramanmaraşlılar da biliyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.32

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

----- 0 -----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 77’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

56 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili İstanbul Milletvekili Mehmet Muş ile 65 Milletvekilinin Kapadokya Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/1811) ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 56) (Devam)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan 33 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlayacağız.

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Tarafından Kurulan Ortak Komite’nin Türkiye Cumhuriyeti ile Gürcistan Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın ‘Menşeli Ürünler’ Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemleri Hakkında Protokol II’sini Değiştiren 1/2016 Sayılı Kararınının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1364) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 33)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan 29 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlayacağız.

3.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım’ın Türkiye Cumhuriyeti ile Karadağ Arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması Tarafından Kurulan Ortak Komite’nin Serbest Ticaret Anlaşması’nın `Menşeli Ürünler’ Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemlerine İlişkin Protokol II’sini Değiştiren 1/2017 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Protokoller ve Eklerine İlişkin Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan Onaylanmasına İlişkin Yetki Verilmesine Dair Kanun Teklifi (2/1362) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 29)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da Komisyonun bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 15 Mayıs 2019 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.34



(x) 56 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.