TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

33’üncü Birleşim

15 Aralık 2018 Cumartesi

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11)

 

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER

1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Uludağ Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Sivas Cumhuriyet Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

a) Çukurova Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

a) Atatürk Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

a) İnönü Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ

a) Fırat Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ

a) Dicle Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

a) Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziantep Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

30) GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Gebze Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Harran Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

a) Aydın Adnan Menderes Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

a) Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ

a) Mersin Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Pamukkale Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

a) Balıkesir Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kocaeli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

a) Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

a) Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ

a) Kafkas Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ

a) Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

a) Kütahya Dumlupınar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

a) Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Kırıkkale Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Galatasaray Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

a) Kastamonu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

a) Düzce Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

a) Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ

a) Uşak Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ

a) Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Aksaray Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

a) Giresun Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ

a) Hitit Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ

a) Yozgat Bozok Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Adıyaman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) ORDU ÜNİVERSİTESİ

a) Ordu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ

a) Amasya Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ

a) Sinop Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ

a) Siirt Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

a) Karabük Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ

a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kırklareli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

a) Bingöl Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Batman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ardahan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ

a) Bartın Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

a) Bayburt Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

a) Gümüşhane Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) HAKKÂRİ ÜNİVERSİTESİ

a) Hakkâri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkâri Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

a) Iğdır Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

a) Şırnak Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) MUNZUR ÜNİVERSİTESİ

a) Munzur Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Munzur Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ

a) Yalova Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Türk Alman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

105) SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

106) BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

107) İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İskenderun Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İskenderun Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

108) ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ

a) Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

109) İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Bakırçay Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Bakırçay Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

110) İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Demokrasi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Demokrasi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

111) ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

112) KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Konya Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

113) KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

114) MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ

a) Malatya Turgut Özal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

115) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-CERRAHPAŞA

a) İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

116) ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

117) SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

118) SAMSUN ÜNİVERSİTESİ

a) Samsun Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

119) TARSUS ÜNİVERSİTESİ

a) Tarsus Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

120) TRABZON ÜNİVERSİTESİ

a) Trabzon Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

121) KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kayseri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

122) KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

123) ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

124) ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

125) AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

III.- AÇIKLAMALAR

1.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelere ilişkin açıklaması

3.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, sözde F tipi cezaevlerinin protesto edilmesi olarak başlatılan kalkışma hareketinde ödenen bedellerden sonra Türk devletine, Türk ordusuna karşı silah çekenlerin kutsanmasına asla müsaade etmeyeceklerine ilişkin açıklaması

4.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, cezaevinde de, toplumsal olaylara müdahalede de hukukun egemen olması gerektiğini savunduklarına ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, terörle araya mesafe konulmadığı müddetçe HDP Grubunun hak, hukuk, şiddet ve terörle ilgili kurduğu hiçbir cümlenin İYİ PARTİ Grubunda karşılığının olmadığına ilişkin açıklaması

6.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, bütçenin milletin bütçesi olduğuna ilişkin açıklaması

8.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın, “Başka Türkiye yok.” diyerek görüşmelerin bütçe üzerine olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ü Kahramanmaraş olaylarıyla ilgili ifadelerinden dolayı kınadığına ilişkin açıklaması

10.- Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın, ana dil temelli çok dilde eğitim konusunda Millî Eğitim Bakanına çağrıda bulunduğuna ilişkin açıklaması

11.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Maraş’ta yaşanan katliamın tam anlamıyla ortaya çıkarılması için Genelkurmay Başkanlığının arşivlerinin açılmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

12.- Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün, Maraş halkını ya da inançsal kesimi suçlamadığına ilişkin açıklaması

13.- İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek’in, Yavuz Sultam Selim Köprüsü’nün ulaşıma açılmasından sonra Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçiş yapan aks aralığı 3.20’nin üzerindeki araç sürücülerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, Maraş milletvekillerine Maraş katliamını lanetlemesi için çağrıda bulunduğuna ilişkin açıklaması

 

 

15.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, bu bütçenin en büyük kaleminin millî eğitim, ardından sağlık, sonra da sosyal yardımlar olduğuna ilişkin açıklaması

18.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Sakarya ilindeki depreme dayanıksız 21 okulun yıkımı ve yeni okulların inşası için bütçe ayrılması konusunda Millî Eğitim Bakanına seslendiğine ilişkin açıklaması

20.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın, 163 bin derslik için ek bütçe konulup konulmadığı ile okul aile birliklerinin yasal statüye kavuşturulması konusunu Millî Eğitim Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

22.- Kütahya Milletvekili Ahmet Tan’ın, devletin Zafer Havalimanı’yla ilgili zarara uğratılmasının söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

23.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, KHK’yle Millî Eğitim Bakanlığından ihraç edilenlerin zor durumda olduğuna ilişkin açıklaması

24.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, eğitimdeki başarısızlığı vicdanların ve gelecek nesillerin affetmeyeceğine, eğitime sahip çıkılması gerektiğine ilişkin açıklaması

25.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, İZBAN’da çalışan işçilerin greve çıkması nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, engelli öğretmen adaylarının tamamına istihdam sağlamada öncelik tanınıp tanınamayacağını Millî Eğitim Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

27.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Malatya ilindeki Kuzey Çevre Yolu Projesi’nin kamulaştırma bedelleri için ödenek tahsisine gidilip gidilmeyeceğini, Malatya-Ankara ve Malatya-İstanbul uçak seferlerinin artırılıp artırılmayacağını, Malatya Havalimanı terminalinin ne zaman bitirileceğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

28.- Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli’nin, Erzurum’dan Doğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan uçak seferlerinde azalma olduğuna ve uçak sefer saatleri ile fiyatlarının tekrar gözden geçirilmesini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından rica ettiğine ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, grubu olmayan siyasi partiler ile bağımsız milletvekillerine söz hakkı verilmesi konusuna kalıcı çözüm bulunması gerektiğine, KHK’yle Millî Eğitim Bakanlığından ihraç edilenlerin listesinin kim tarafından ve hangi şartlar göz önüne alınarak hazırlandığını öğrenmek istediğine ve “Trenlerde sinyalizasyon sistemi var mıydı?” sorusuna Ulaştırma ve Altyapı Bakanının verdiği cevaba ilişkin açıklaması

30.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, Karaman-Konya hızlı tren hattının ne zaman açılacağını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

31.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu Recep Tayyip Erdoğan’a milletin Meclisinden hatırlatmayı milletin vekâletini üstlenmiş bir siyasetçi olarak görev saydığına ilişkin açıklaması

33.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, toplumda bir ayrışma olduğuna inanmadığına, sokağa çıkmanın yöntemlerinin belli olduğuna ilişkin açıklaması

34.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Kahramanmaraş iline yapılan yatırımlara ilişkin açıklaması

36.- Isparta Milletvekili Recep Özel’in, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in, Müslüman olmadığını beyan ederek Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine girmeyenlerin uğradığı mağduriyetin giderilmesi için önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

38.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Adana Havalimanı’nın kapatılıp yerine alışveriş merkezi ve konut projeleri yapılacağının doğru olup olmadığını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

39.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Muratlı kara yolu ile çevre yolu ışıklandırmasının ve Süleymanpaşa-Muratlı yolunun yapılıp yapılmayacağını, Çorlu Havalimanı’na düzenli seferlerin konulup konulmayacağını, Çorlu’daki tren kazası gibi Ankara’daki kazanın sebebinin doğal şartlara mı bağlandığını ve istifa etmeyi düşünüp düşünmediğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

40.- Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in, Iğdır çevre yolunun şehir dışına çıkarılması hususunda bir çalışmanın olup olmadığını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

41.- Van Milletvekili Muazzez Orhan’ın, STK’lerin basın açıklaması yapması yasaklandığı gibi kendi üyeleriyle kapalı alanda yaptıkları etkinliklerin hukuksuz şekilde kamerayla kaydedildiğine ilişkin açıklaması

42.- Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, Zonguldak ili ve tüm Türkiye’deki kara yollarında toplam çelik ve beton bariyer ihtiyacının kaç kilometre olduğunu, Zonguldak Mithatpaşa tünellerinin inşaatı için ne kadar bütçe ayrıldığını ve hangi tarihte trafiğe açılacağını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

43.- Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş’ın, Kütahya ili Tavşanlı, Emet, Gediz, Simav ilçelerine sosyal bilimler lisesi ile fen lisesi açılmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

44.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, “ölüm yolu” olarak bilinen İzmir’in Tire-Belevi yolunun duble yol olarak yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

45.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, ulaşımda altyapısı hazırlanmadan yürütülen büyüme politikalarını değiştirmek için kaç kaza olması gerektiğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine, Ankara-Konya hattının yapıldığı dönemdeki Ulaştırma Bakanı ile TCDD Genel Müdürü hakkında soruşturma başlatılmasını, İsa Apaydın ile Mehmet Cahit Turan’ın istifasını beklediklerine ilişkin açıklaması

46.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Çardak Havalimanı’ndaki taksi sorununa, Denizli-Aydın Otoyolu Projesi’nin ne zaman yapılacağını, Denizli’nin Kale ilçesini Muğla iline bağlayacak yol ile Çivril-Dinar yolunun ne zaman tamamlanacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

47.- Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’ın, 2018 yılında öğretmenlik mesleği dışında kaç kişinin vekil öğretmen olarak atandığını Millî Eğitim Bakanında öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

48.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, TCDD’nin Türkiye’nin en borçlu kurumu hâline getirildiğine, İstanbul-Ankara hızlı tren hattının tamamlanıp tamamlanmadığını öğrenmek istediğine, TCDD eski Genel Müdürünün yanlış bilgilendirdiğine ve özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

49.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, Pamukova tren kazasının sebebinin yönetimsel değil kişisel hata olduğuna ilişkin açıklaması

50.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Muş ilinin Korkut ilçesi Çakırlı köyü ilköğretim öğretmeninin görevden alınma sebebine ilişkin açıklaması

51.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, hızlı tren kazasının yaşandığı Başkentray Projesi’nin kapsamında sinyalizasyonun olup olmadığını, bu projenin tamamlanmadan nasıl teslim edilip, teslim alındığını, altyapı bitirilmeden tren hatlarının nasıl çalışmaya başlatıldığını, yüzlerce insanın canını makas değiştirme görevlisinin hafızasına bırakan başka ülkenin olup olmadığını öğrenmek istediğine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanını istifaya çağırdığına ilişkin açıklaması

52.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, CHP Grubu tarafından açılan “İstifa” yazılı pankarta ilişkin açıklaması

53.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Meclisin genel adabını, sükûnetini bozan bir eylemi hoş karşılamalarının mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

54.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, Ankara-Konya seferini yapan hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, kazanın sorumluları hakkında gereğinin yapılacağına inançlarının tam olduğuna ve sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesinde geç kalınmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

55.- Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim’in, 2019 yılı bütçesinin hayırlı olmasını dilediğine, Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün Kızılcaköy’de yapılan jeotermal enerji tesisi üzerinden provokasyon yaptığına ilişkin açıklaması

56.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Ulaştırma ve Altyapı Bakanının hızlı tren kazası yaşandığından beri başını yastığa koyduğunda uyuyup uyuyamadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

57.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, fişleme notları nedeniyle atanmış emekçilerin görevlerine başlayamadığına, atanması gereken emekçilerin sadece AKP’li mi olması gerektiğini ve bu tarz yöntemlerle nasıl bir eğitim sistemi, nasıl bir model kurulmaya çalışıldığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

58.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, idari soruşturma sürecinin saygın biçimde gerçekleşmesi için siyasi sorumlunun ya da en üst düzey bürokratın geçici olarak da olsa görevi bırakmasının önemli olduğuna ilişkin açıklaması

59.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, hesap veren devletin hesap soran devlet kadar saygın olduğuna ilişkin açıklaması

60.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

61.- Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül’ün, Jeotermallerin, HES’lerin halka, toprağa, suya verdiği zararı söylemenin, halkın yanında olmanın siyasi bir partinin üyesi olmayı gerektirmediğine ilişkin açıklaması

62.- Kayseri Milletvekili Mustafa Baki Ersoy’un, Kayserililerin beklediği hızlı tren projesinin ne zaman gerçekleşeceğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

63.- İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu’nun, İHEB’in ne ölçüde ders programlarında yer aldığını, KHK listelerinde adları yer alan binlerce öğretim üyesi bilimsel soykırıma tabi tutulmuşken beyin göçünü geri döndürme söyleminin çelişki olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Maraş katliamının Türkiye’nin ortak acısı olduğuna ve Meclis çatısı altındaki milletvekillerinin katliamı lanetlediklerine inandığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Çorlu tren kazası ve sonrasında meydana gelen hızlı tren kazasının önemli sorulara yol açtığına ilişkin konuşması

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

15 Aralık 2018 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2019 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün beşinci turdaki görüşmeleri yapacağız.

Beşinci turda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu, Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ve üniversiteler bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (x)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (x)

 

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER

1) ANKARA ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

2) ORTA DOĞU TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

3) HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Hacettepe Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hacettepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

4) GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Gazi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

5) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

6) İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

7) BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ

a) Boğaziçi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Boğaziçi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

8) MARMARA ÜNİVERSİTESİ

a) Marmara Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Marmara Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

9) YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

10) MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

11) EGE ÜNİVERSİTESİ

a) Ege Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ege Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

12) DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

13) TRAKYA ÜNİVERSİTESİ

a) Trakya Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Trakya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

14) BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Uludağ Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uludağ Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

15) ANADOLU ÜNİVERSİTESİ

a) Anadolu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Anadolu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

16) SELÇUK ÜNİVERSİTESİ

a) Selçuk Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Selçuk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

17) AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ

a) Akdeniz Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Akdeniz Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

18) ERCİYES ÜNİVERSİTESİ

a) Erciyes Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erciyes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

19) SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ

a) Sivas Cumhuriyet Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Cumhuriyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

20) ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

a) Çukurova Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çukurova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

21) ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ

a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

22) KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

23) ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

a) Atatürk Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Atatürk Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

24) İNÖNÜ ÜNİVERSİTESİ

a) İnönü Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İnönü Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

25) FIRAT ÜNİVERSİTESİ

a) Fırat Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Fırat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

26) DİCLE ÜNİVERSİTESİ

a) Dicle Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dicle Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

27) VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ

a) Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

28) GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ

a) Gaziantep Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziantep Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

29) İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ

a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

30) GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Gebze Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gebze Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

31) HARRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Harran Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Harran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

32) SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ

a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

33) AYDIN ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ

a) Aydın Adnan Menderes Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adnan Menderes Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

34) ZONGULDAK BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ

a) Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bülent Ecevit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

35) MERSİN ÜNİVERSİTESİ

a) Mersin Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mersin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

36) PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Pamukkale Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Pamukkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

37) BALIKESİR ÜNİVERSİTESİ

a) Balıkesir Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Balıkesir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

38) KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kocaeli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kocaeli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

39) SAKARYA ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sakarya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

40) MANİSA CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ

a) Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Manisa Celal Bayar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

41) BOLU ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ

a) Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

42) HATAY MUSTAFA KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

43) AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ

a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

44) KAFKAS ÜNİVERSİTESİ

a) Kafkas Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kafkas Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

45) ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİVERSİTESİ

a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

46) NİĞDE ÖMER HALİSDEMİR ÜNİVERSİTESİ

a) Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

47) KÜTAHYA DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ

a) Kütahya Dumlupınar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Dumlupınar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

48) TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ

a) Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

49) MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

50) KAHRAMANMARAŞ SÜTÇÜ İMAM ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

51) KIRIKKALE ÜNİVERSİTESİ

a) Kırıkkale Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırıkkale Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

52) ESKİŞEHİR OSMAN GAZİ ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

53) GALATASARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Galatasaray Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Galatasaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

54) KIRŞEHİR AHİ EVRAN ÜNİVERSİTESİ

a) Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ahi Evran Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

55) KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

a) Kastamonu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kastamonu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

56) DÜZCE ÜNİVERSİTESİ

a) Düzce Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Düzce Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

57) BURDUR MEHMET AKİF ERSOY ÜNİVERSİTESİ

a) Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

58) UŞAK ÜNİVERSİTESİ

a) Uşak Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Uşak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

59) RECEP TAYYİP ERDOĞAN ÜNİVERSİTESİ

a) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

60) TEKİRDAĞ NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ

a) Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Namık Kemal Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

61) ERZİNCAN BİNALİ YILDIRIM ÜNİVERSİTESİ

a) Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzincan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

62) AKSARAY ÜNİVERSİTESİ

a) Aksaray Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Aksaray Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

63) GİRESUN ÜNİVERSİTESİ

a) Giresun Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Giresun Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

64) HİTİT ÜNİVERSİTESİ

a) Hitit Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hitit Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

65) YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ

a) Yozgat Bozok Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bozok Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

66) ADIYAMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Adıyaman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adıyaman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

67) ORDU ÜNİVERSİTESİ

a) Ordu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ordu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

68) AMASYA ÜNİVERSİTESİ

a) Amasya Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Amasya Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

69) KARAMANOĞLU MEHMETBEY ÜNİVERSİTESİ

a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

70) AĞRI İBRAHİM ÇEÇEN ÜNİVERSİTESİ

a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

71) SİNOP ÜNİVERSİTESİ

a) Sinop Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sinop Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

72) SİİRT ÜNİVERSİTESİ

a) Siirt Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Siirt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

73) NEVŞEHİR HACI BEKTAŞ VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

74) KARABÜK ÜNİVERSİTESİ

a) Karabük Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Karabük Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

75) KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ

a) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kilis 7 Aralık Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

76) ÇANKIRI KARATEKİN ÜNİVERSİTESİ

a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

77) ARTVİN ÇORUH ÜNİVERSİTESİ

a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

78) BİLECİK ŞEYH EDEBALİ ÜNİVERSİTESİ

a) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

79) BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ

a) Bitlis Eren Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bitlis Eren Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

80) KIRKLARELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kırklareli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Kırklareli Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

81) OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ

a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

82) BİNGÖL ÜNİVERSİTESİ

a) Bingöl Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bingöl Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

83) MUŞ ALPARSLAN ÜNİVERSİTESİ

a) Muş Alparslan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Muş Alparslan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

84) MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ

a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

85) BATMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Batman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Batman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

86) ARDAHAN ÜNİVERSİTESİ

a) Ardahan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ardahan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

87) BARTIN ÜNİVERSİTESİ

a) Bartın Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bartın Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

88) BAYBURT ÜNİVERSİTESİ

a) Bayburt Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bayburt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

89) GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

a) Gümüşhane Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Gümüşhane Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

90) HAKKARİ ÜNİVERSİTESİ

a) Hakkari Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Hakkari Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

91) IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

a) Iğdır Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Iğdır Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

92) ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ

a) Şırnak Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Şırnak Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

93) MUNZUR ÜNİVERSİTESİ

a) Munzur Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Munzur Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

94) YALOVA ÜNİVERSİTESİ

a) Yalova Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Yalova Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

95) TÜRK ALMAN ÜNİVERSİTESİ

a) Türk Alman Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Türk Alman Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî yönetim Kesin Hesabı

96) ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

97) BURSA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Bursa Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bursa Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

98) İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ

a) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İstanbul Medeniyet Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

99) İZMİR KÂTİP ÇELEBİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

100) NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ

a) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Necmettin Erbakan Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

101) ABDULLAH GÜL ÜNİVERSİTESİ

a)Abdullah Gül Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Abdullah Gül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

102) ERZURUM TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Erzurum Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Erzurum Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

103) ADANA BİLİM VE TEKNOLOJİ ÜNİVERSİTESİ

a) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

104) ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

105) SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

106) BANDIRMA ONYEDİ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ

a) Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

107) İSKENDERUN TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) İskenderun Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İskenderun Teknik Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

108) ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ

a) Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

109) İZMİR BAKIRÇAY ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Bakırçay Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Bakırçay Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

110) İZMİR DEMOKRASİ ÜNİVERSİTESİ

a) İzmir Demokrasi Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) İzmir Demokrasi Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

111) ANKARA MÜZİK VE GÜZEL SANATLAR ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

b) Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi 2017 Yılı Merkezî Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

112) KONYA TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Konya Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

113) KÜTAHYA SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

114) MALATYA TURGUT ÖZAL ÜNİVERSİTESİ

a) Malatya Turgut Özal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

115) İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-CERRAHPAŞA

a) İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

116) ANKARA HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ

a) Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

117) SAKARYA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

118) SAMSUN ÜNİVERSİTESİ

a) Samsun Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

119) TARSUS ÜNİVERSİTESİ

a) Tarsus Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

120) TRABZON ÜNİVERSİTESİ

a) Trabzon Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

121) KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Kayseri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

122) KAHRAMANMARAŞ İSTİKLAL ÜNİVERSİTESİ

a) Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

123) ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ

a) Eskişehir Teknik Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

124) ISPARTA UYGULAMALI BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ

a) Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

125) AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ

a) Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti gruplarına ve İç Tüzük’ün 62’nci maddesi gereğince istemi hâlinde görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye ve gruplara altmışar dakika söz verilecek; bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek ve şahsı adına yapılacak konuşmaların süresi ise beşer dakika olacaktır. Ayrıca, konuşmalar tamamlanınca soru-cevap işlemi on dakika soru, on dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak yerinden sorulacaktır.

Bilgilerinize sunulur.

Değerli milletvekilleri, beşinci turda siyasi parti grupları, yürütme ve şahısları adına söz alanların adlarını sırasıyla okuyorum.

Grup adına söz alanlar: Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz, Van Milletvekili Sayın Bedia Özgökçe Ertan, Şırnak Milletvekili Sayın Nuran İmir, Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Bülbül, Siirt Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş, Diyarbakır Milletvekili Sayın Salihe Aydeniz;

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Müzeyyen Şevkin, Kastamonu Milletvekili Sayın Hasan Baltacı, Kocaeli Milletvekili Sayın Haydar Akar, Niğde Milletvekili Sayın Ömer Fethi Gürer, Uşak Milletvekili Sayın Özkan Yalım, İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Çelebi, Hatay Milletvekili Sayın Serkan Topal, Gaziantep Milletvekili Sayın Bayram Yılmazkaya, Kütahya Milletvekili Sayın Ali Fazıl Kasap, Muğla Milletvekili Sayın Suat Özcan, Ordu Milletvekili Sayın Mustafa Adıgüzel, Yozgat Milletvekili Sayın Ali Keven;

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Lütfi Kaşıkçı, Ordu Milletvekili Sayın Cemal Enginyurt, Erzurum Milletvekili Sayın Kamil Aydın, Iğdır Milletvekili Sayın Yaşar Karadağ, Ankara Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya;

İYİ PARTİ Grubu adına Sakarya Milletvekili Sayın Ümit Dikbayır, Adana Milletvekili Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu, Mersin Milletvekili Sayın Zeki Hakan Sıdalı, Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk, Ankara Milletvekili Sayın Ayhan Altıntaş, Gaziantep Milletvekili Sayın İmam Hüseyin Filiz;

AK PARTİ Grubu adına Kars Milletvekili Sayın Ahmet Arslan, Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Yavuz Demir, Gaziantep Milletvekili Sayın Ahmet Uzer, Uşak Milletvekili Sayın İsmail Güneş, Ankara Milletvekili Sayın Zeynep Yıldız, Ordu Milletvekili Sayın Metin Gündoğdu, Konya Milletvekili Sayın Orhan Erdem, Tekirdağ Milletvekili Sayın Çiğdem Koncagül, Ankara Milletvekili Sayın Emrullah İşler, Çorum Milletvekili Sayın Erol Kavuncu, Bitlis Milletvekili Sayın Cemal Taşar, Konya Milletvekili Sayın Hacı Ahmet Özdemir.

Şahıslar olarak lehinde olmak üzere Erzincan Milletvekili Sayın Süleyman Karaman, ondan sonra yürütme adına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Mehmet Cahit Turhan, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, aleyhinde olmak üzere Aydın Milletvekili Sayın Hüseyin Yıldız konuşacaklardır.

Değerli milletvekilleri, başarılı bir çalışma günü olması dileğiyle ilk sözlere başlıyoruz.

Salondaki uğultuyu arkadaşlarımızın kesmesini rica ederim.

Bugün bir açıklama yapmama izin verin lütfen. Özellikle Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde oylamalarda üniversitelerimizin bütçeleri oylanacak. Bugün yapılacak oylamalarımızın sayısı bir hayli fazla, 518’e yakın bir oylama gerçekleştireceğiz. Bunu Genel Kurulumuzun da dikkatine sunuyorum.

Şimdi değerli arkadaşlarım, ilk söz Halkların Demokratik Partisi Grubuna aittir. Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz…

Buyurun Sayın Kaçmaz. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Kaçmaz, süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakanımızın da, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımızın da burada olması hasebiyle sözlerime öncelikle, güncel haberler arasında olan tren kazalarıyla ilgili başlamak istiyorum.

Hepinizin bildiği üzere 13/12/2018 yani iki gün önce Ankara-Konya seferini yapan hızlı tren, Yenimahalle ilçesine bağlı Marşandiz İstasyonu’nda yol kontrolü yapan kılavuz tren ile çarpışmıştır. Kazada ilk belirlemelere göre 3 makinist ve 6 yolcu hayatını kaybetmiş, 47 kişi de yaralanmıştır. Makine Mühendisleri Odası yaptığı açıklamada Sincan-Ankara hattında henüz sinyalizasyon bulunmadığına dikkat çekerek söz konusu hattın sinyalizasyonunun yapım aşamasında olduğunu ve kazanın olduğu hatta makinistlerin birbiriyle telsizle veya cep telefonu gibi -yani şu anki gelişmiş ülkelere göre- maalesef ki ilkel yöntemlerle denilebilecek şekilde bir iletişim kurulduğunu raporlaştırmışlardır. İngiltere ve Japonya gibi demir yolu ulaşımının yoğun kullanıldığı gelişmiş ülkelerde aynı demir yolundan günde bazen yüzlerce seferin düzenlendiği durumlarda bile teknik ve bilimsel altyapının yeterince kullanılmış olması sebebiyle benzer kazalar yaşanmamaktayken Türkiye’de iktidarın insan hayatını önemsememesi sebebiyle gerekli altyapı oluşturulmadan bu tren hatlarının, demir yolu ulaşımının kullanıma açılması sebebiyle maalesef ki birçok insanımız hayatını kaybetmiştir.

Yine, bu konuya ilişkin Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası tarafından yapılan açıklamada da söz konusu hattın yine sinyalizasyon sistemi hazır olmadan ulaşıma açılmasına işaret ederek oradaki tren işletmeciliğinin sinyal yetişmediği için ilkel bir yöntem olan telsizlerle yapıldığı belirtilmiştir. Tren hattında sinyal sistemi olması durumunda böyle bir kazanın yaşanmayacağı dile getirilmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu kazaların yaşanmaması için basit bir tedbirle sinyalizasyon sisteminin yerleştirilmesi, kurulmasıyla bu kazalar önlenebilir. Bunlar önlenemeyecek kazalar değil. Sadece hayatını kaybeden insanların ailelerinin yerine koyun kendinizi. Hangi birimizin eşinin, kardeşinin, arkadaşının, hangisinin canı parayla ölçülebilir? Sonrasında dava açılacak, tazminat ödenecek çünkü ilgili makamlardan bu şekilde açıklamalar yapılıyor, “Davalar devam ediyor, zararları tazmin edilecek.” şeklinde. Bu tamamıyla maalesef ki sadece insan hayatına da rant odaklı bakılma anlayışıyla alakalı bu durumu şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyoruz.

Bu kazalar yaşandı, bunun nasıl önüne geçebiliriz, tekrar aynı kazalar yaşanmasın, buna kafa yormamız ve bunun üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor.

Demir yolu taşımacılığı dünyanın her yerinde en güvenli taşımacılık yöntemidir, ancak Türkiye'de planlamadan uzak yönetim anlayışı, bakım-onarım hizmetlerinin özelleştirilmesi, siyasi gösteri amacıyla yapılan açılış törenlerine yetiştirilebilme baskısı altında altyapı çalışmaları tamamlanmadan faaliyete geçirme telaşı, personel rejimindeki değişiklikler gibi nedenlerle güvenli bir yol olmaktan çıkmış, büyük can kayıplarının yaşandığı ölüm yollarına dönüşmüştür. Maalesef, bu kaza, AKP iktidarları döneminde yaşanan ilk kaza değildir ve bu ciddiyetsiz yaklaşım devam ettiği sürece son kaza da olmayacağını üzülerek belirtmek istiyorum ve bu konuda iktidarı uyarıyoruz. Yani bu kazalar “Geliyorum.” diyen tren kazaları aslında. Yaşanan her tren kazasından sonra belki de en suçsuz insanlar yargılanırken yetkililer ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar dilemekten başka bir şey yapmıyorlar.

Uzun bir süredir ülkemizde liyakat sisteminin ortadan kalktığı, bilimin, mühendisliğin ve tekniğin önemli ölçüde ihmal edildiği bilinmektedir. Ne yazık ki bu ihmal ve sorumsuzluğun acı sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Aslında demir yolu ulaşımı güvenilir ulaşımdır, güvenilir olmasının nedeni ise sinyalizasyon sistemidir. Ancak bakıyoruz, meydana gelen kazada sinyalizasyon sistemi kurulmamış, altyapısı kurulmamış. Ancak ihaleyi alan -ki bu sık sık herkesin karşısına çıkıyor- Kolin firmasına baktığımızda bahse konu demir yolunun devam eden projeler arasında olduğu yani daha sinyalizasyon sisteminin kurulmadığı burada ortaya çıkıyor. Devam eden bir projede nasıl şu an seferler başlamış durumda? Bunun sorumlusu kim, sadece makinistler mi? Bunun sorumlusu, maalesef ki ciddiyetsiz yaklaşımlardır. İlk defa olmadı, bu şekilde devam ederse maalesef ki başka sonuçlarla da karşılaşabiliriz.

İlgili kurumlar, Ankara’da yaşanan tren kazasında sinyalizasyon sisteminin olmadığını ve bu sistem olmadan ulaşımın mümkün olmadığını söylüyorlar. Biz buradan yetkililere soruyoruz: Sinyalizasyon sistemi var mıydı, yok muydu? Hızlı demir yollarında sistem bütünlüğü sağlanmamışsa demir yolunun ulaşıma açılmaması lazım. Ne yazık ki son yıllarda popülist yaklaşımlarla mühendislik yok sayılarak bir an önce bitirme mantığıyla demir yollarına istenen önem gösterilmedi, bu demir yolu da aynı bu şekilde açıldı. Baktığımızda, aslında ulaşıma kapalı gözüken bu projede, iki yılını doldurmadan, sırf 24 Haziran seçimi öncesi siyasi gösteriş amaçlı bu demir yolu hattı seferlere başlatılmış ve maalesef ki bu siyasi popülizm sebebiyle bugün yine 9 insanımızı kaybettik ve onlarca yaralı vatandaşımız var.

Yıllardır çeşitli vesilelerle kara yolları ve demir yollarında menfez kapasite ve imalatla ilgili hesaplamalarda meteoroloji biliminden ve mühendisliğinden yararlanılmadığını söyleyebiliriz. Bu durum sadece burada değil, Tekirdağ Çorlu’da yaşanan tren kazasının da menfez kapasite ve imalat noktalarıyla ilgili hesaplamalarda yapılan ihmallerden kaynaklandığı ortadadır. Marmaray için de şu an böyle bir endişe var Sayın Bakanım. Marmaray için de yine, gerekli altyapının olmaması sebebiyle bu tür kazaların yaşanabileceği endişesi var. Özellikle buradan uyarmak istiyoruz, sinyalizasyon ve diğer eksik olan altyapının tüm hatlarda acilen giderilmesi gerekiyor.

Sadece, tabii, bu AKP iktidarları dönemindeki ilk tren kazası değil, sicilinde birçok… Baktığımızda, 2004’te 2, 2008’de Pamukkale Ekspresi’nde, 2008’de Ankara-Sincan Tren Hattı’nda, 23 Şubat 2008’de Sivas Şarkışla’da, 2009’da Sivas’ta yine, 27 Ağustos 2009’da Eskişehir-İstanbul banliyö seferinde, 3 Ocak 2010’da Eskişehir Ekspresi’nde… Yani bu bir defaya mahsus ya da -daha önce itiraz edilmişti, yüzde 2 kaza payı olabilir hani- “önlenemez pay” dedikleri kısım içerisinde değil bu.

Tüm bu kazaların temel sebebi de maalesef şu anki AKP iktidarının devleti yönetme şekliyle alakalı. Maalesef, tek adam yönetimindeki parti devleti liyakat ve uzmanlık yerine partililiğe, iltimasa dayalı kadrolaşmaya gidince sadece hukuk ve adalet değil, trenler de kazaya uğruyor.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan; bu olayın tüm özeti aslında sinyalizasyon sisteminin olmayışı. Giderilebilecek bir sorun varken, bir eksik varken bu altyapının giderilmemesi bugün yine insanlarımızın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur ama burada maalesef ki AKP iktidarlarının -demin diğer örneklerini de söyledim- sicili bu konuda kabarık, maalesef ki kabarık. Bunun cezasını ilgililer çekmiyor. Pamukova dosyasında, örneğin, on yıl süren bir dava var, zaman aşımıyla dosya düşürüldü. Daha sonrasında Yargıtayın zaman aşımını kaldırmasıyla dosya yeniden görüldü ve belki de en günahsız olabilecek, yoğun bir tempoyla çalıştırılan makinistlere göstermelik cezalar verildi. Bu durum ivedilikle değiştirilmeli. Bu durumun tek sorumlusu Sayın Bakan ve ilgili bürokratlardır. Tüm bu sorunun yükümlülüğünü sadece makinistlere yükleyemeyiz.

Burada sürem bitmeden de bir iki şey daha paylaşmak istiyorum. Sayın milletvekilleri, defalarca dile getirdik ama -bilmiyorum ne kadar etkili olur ya da hem hukuki hem de vicdani olarak ne kadar etkiliyor sizi- Hakkâri Milletvekilimiz Sayın Leyla Güven bugün açlık grevinin 38’inci gününde. İmralı’da başlayan tecride karşı haklı bir talep olarak başlattığı bu eylem bizim de sahiplenmemizle birlikte birçok il örgütümüzde demokratik bir hak olan eylem hakkı şeklinde kullanıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Bir dakika süre verelim Sayın Kaçmaz.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Ancak parti binalarımızda, il binalarımızda yaptığımız hiçbir taşkınlık olmayan, hiç kimseyi rahatsız etmeyen bu gösterilerde bile, demokratik taleplerin dile getirilmesinde bile yine AKP iktidarının savaş politikasında, çatışma politikasında ısrar etmesi üzerine İçişleri Bakanlığının talimatıyla maalesef ki birçok il binamızda yüzlerce arkadaşımız, eş başkanlarımız, il, ilçe eş başkanlarımız, yöneticilerimiz, üyelerimiz gözaltına alınmış bulunmakta. Daha önce de dile getirildi, yaşlı olan annelerimiz gözaltına alınıyor, sürükleniyor. Başörtüsü diye yıllardır siyaset yapıldı, annelerimizin başörtüsü çıkartılıyor. Bu durumun hiç kimseye faydası yok.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ayıp kardeşim ya.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Sayın Turan hiç itiraz etmeyin, size görüntülerle bunu gösterirler.

SALİH CORA (Trabzon) – Göster Hüseyin Bey, hadi fotoğrafları göster.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok ayıp yaptığınız şey.

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Kaçmaz.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Bitiriyorum. Onun için, bakın, öfkeye teslim olmadan, evet, burada bu mecrada konuşalım, tartışalım, bu sorunlarımızı halledelim.

SALİH CORA (Trabzon) – Niye göstermiyorsun? Söylüyorsan göster, delillerini ortaya koy.

HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) – Yoksa bu öfke hepimizi teslim aldığında konuşacak hiçbir şey kalmayacaktır.

Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, usul ekonomisi gereği bugün yoğun gündem olduğundan dolayı kürsü talep etmeyeceğim, ancak kayda geçsin diye söyleyeceğim: Özellikle, “AK PARTİ savaş politikası güdüyor.” şeklindeki ağır ithamı reddediyoruz. AK PARTİ, hukuk zemini içerisinde, demokratik kurallar içerisinde terörle mücadele etmektedir. İddia konusu eylemler de öyle barışçı olduğu iddiasıyla değil tam aksine, terör lideri Öcalan’a gönderilen selamlardan dolayıdır. Bunun içerisinde hukukla beraber sürece devam edeceğiz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İkinci konuşmacı Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Van Milletvekilimiz Sayın Bedia Özgökçe Ertan.

Süreniz beş dakika Sayın Ertan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu ve bizi izleyen tüm halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Evet, ben ihalesi bol, müteahhidi bol bir kamu kurumu olan Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde konuşacağım.

Hükûmet bütçelerinin toplumsal verimliliğe, bütçe verimliliğine, öncelikler dengesine, insana ve doğaya saygı prensibine uygun olması ve elbette ki yeterli oranda sorgulanabilir, denetlenebilir, hesap verebilir olması çok önemlidir. Bizler muhalefet olarak denetim görevimizi bu kriterlere esas olarak yaparken Hükûmet ya da yürütme hemen şöyle söylemeye başlar: “Bunlar bizim iş yapmamıza izin vermiyor, bunlar bizim gelişmemizi istemiyor, bunlar sudan bahanelerle bizi yavaşlatıyor.” Üstelik bu lafları sadece muhalefete de söylemezler mesela basın için de söylerler; idare mahkemeleri için, Danıştay için ve tabii Kamu İhale Kurumu içinde söylerler; Sayıştayı da pek sevmezler. Ancak, bizler yol yapılmasına da gelişmeye de ulaşım standartlarının gelişmesine de karşı değiliz, olamayız zaten. İnsanın insanca yaşamasına hizmet eden hiçbir şeye de karşı değiliz, olmayız, olamayız.

Hükûmet açık ihale yapmamak için, yaptıkları ihalelerin Kamu İhale Kurumunun denetiminde olmaması için, ihalelere dair işlere idare mahkemelerinin ve Danıştayın yargısal yönden dâhil olmamaları için onca propaganda yaptı. Propagandalarında “Bunlar iş yapma konusunda bizim elimizi kolumuzu bağlıyor.” şeklindeki baskılarla onların denetim görevini yapmasını engelledi. Hatta düzenlemeler yaptı, bu kurumların yapısını değiştirdi.

Gelinen noktada bakıyoruz, evet, ülke olarak çok mu iyi durumdayız? Hayır, değiliz. İstatistiki veriler, iş kazaları, göçük haberleri, çökme haberleri, tren faciaları haberleri, işçi ölümleri haberleri, ücretlerini alamayan işçi haberleri bu tabloyu özetliyor. Ülke olarak hiç de çok iyi durumda değiliz.

Aslında birkaç soru gerçeği çok daha iyi görmemize katkı sağlar diye düşünüyorum. Bu Hükûmet işçiyi mi daha çok seviyor yoksa müteahhidini mi daha çok seviyor? Kara yolu, hava yolu ya da demir yolu işlerinde çalışan bir işçiyi mi daha çok sevip koruyor yoksa aynı işi yapan müteahhidini mi sevip koruyor?

Soma’da gördük, İstanbul üçüncü havalimanı inşaatında da gördük; işçiler açısından yüzlerce acı olayda tecrübesini yaşadık. Bakın, daha geçen günlerde Gebze’de yapılan otoyol viyadüğü inşaatında 3 işçi yapılmakta olan viyadüğün çökmesi sonucu üzerlerine 300 tonluk beton blok düştüğü için hayatını kaybetti. Bu olayda da diğer tüm vakalarda da işçiye hasredilecek bir ihmalden bahsedemeyiz; hiçbiri kaza, hiçbiri işin fıtratı, işin doğası falan da değildi. İşçiler öldüğünde mecburen yerlerine yenileri alındı.

Peki, bugüne kadar müteahhidin değiştirildiğini duyan oldu mu? Gebze’de ya da diğer olaylarda müteahhidin mevcut ya da diğer işlerinin Hükûmet tarafından durdurulduğunu duyan oldu mu? Hayır, biz de duymadık. Oysa işini doğru yapmayan müteahhit değil miydi? Müteahhidin ya malzemesi ayıplıydı ya önlem alınmamıştı, mutlak ihmal vardı ya müteahhit işte ehil değildi. Lafa gelince “Bu ülke hepimizin.” Lafa gelince “Bu ülkenin, doğanın her bir zerresinde kuşun, kurdun, böceğin, her bir insanın hakkı vardır.” diyecekler ama pratikte bakacağız ki sadece AKP’li, kapitalist, yandaş müteahhidin çıkarıdır korunan; Hükûmet her nedense sadece ve sadece onlara gözünün bebeği gibi bakıyor. Geriye kalan her şey; bizler, işçiler, çevre, doğa ve bütün bunlar gereksiz ve can sıkıcı ve göz ardı edilebilir teferruatlarız sadece. Oysa onların “gereksiz ve sıkıcı” dediği ve “Pekâlâ göz ardı edilebilir.” dedikleri bizim önceliklerimizdir. Biz “kamu yararı ve kamu çıkarı” derken işte bu kesimleri, bunları anlıyoruz. Denetlenmeyi, eleştirilmeyi pek de sevmeyen, bu sebeple muhalefetin, basının, yargının sesini kısan Hükûmetin elinden çıkan iş başka ne olacaktı? Çünkü Hükûmetin öncelikli amacı yandaş müteahhidine ihale vermek, yandaş müteahhidin de tek ve öncelikli amacı kâr etmek olunca işte sonuç böyle oluyor. Kâr etmek varken müteahhit neden elindeki parasını kaliteye, iş güvenliğine, işçi sağlığına, doğaya zarar vermemeye ayırsın ki hem de hiçbir ciddi denetim yokken, hem de müteahhit yargı eliyle korunurken, mağdurlar cezalandırılırken.

Diğer bir soru var: Bu Hükûmet çevreyi mi seviyor, yoksa kendi müteahhidini mi daha çok seviyor? Evet, Karadeniz sahili hepimizin hafızasında çok canlı bir örnektir. Adı “sahil yolu” ama uluslararası ve şehirler arası transit yoldur. Tüm itirazlara rağmen deniz doldurularak yapıldı ve sonuç, bir bütün olarak Karadeniz’in denizle olan bağlantısı koparıldı, bir kültür ve doğa bir ucubeyle yok edildi. Dahası, altyapısız dolgu yollar yüzünden her şiddetli yağışta Karadeniz halkı sel ya da başka bir faciayla karşı karşıya kalıyor.

Son olarak bir cümlem daha var ama sürem bitti, eğer…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, buyurun.

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Başkanım. Aslında süreme uymayı düşünüyordum ama…

Demir yollarına değinmeden geçemeyiz. Bu Hükûmet ta 2002’de iktidara geldiği zaman demir yollarının ulaşımdaki öneminden bahsetti, geliştirilmesine dair çok iddialı çıkışlarda bulundu ama tam on yedi yıl geçti ve bugün geldiğimiz noktada, AKP’nin artık demir yollarıyla ilgili mucizelerinden bahsediyor olmalıydık. Dile kolay, tam on yedi yıl, hem de tek başına iktidar, üstelik üstüne bir de Cumhurbaşkanlığı sistemi. Peki, şimdi “demir yolları” denince aklımıza ne geliyor? Hemen hemen her yıl can kaybıyla, yaralanmalarla sonuçlanan facialar aklımıza geliyor, ihmaller serisinden ve denetimsizlikten kaynaklanan tren faciaları aklımıza geliyor. Dünyanın en güvenli ulaşımı diye tercih ettikleri bu ulaşımı artık insanların zihninde bile güven uyandırmayan hâle getirdiniz. Çorlu’da demir yolu bekçilerinin fiziken ve fiilen yaptıkları denetim devam ediyor olsaydı Çorlu’daki tren kazası önlenebilirdi oysa bu Hükûmet bu bekçilerini işten çıkardı tasarruf adına, tasarruf ettiklerinizle işte insanlar hayatlarını kaybettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – Çok özür dilerim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Selamlayalım.

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – Siz adına “kaza” deseniz de bu aslında kaza değildi; öngörülebilir, ihmaldi, kasti olsa ancak bu kadar olurdu diyorum.

Biz hem iki gün önce yaşanan faciada hem de Çorlu tren faciasında Hükûmetin hem hukuki hem siyasi sorumluluğu olduğu düşünüyoruz. İçinde emek olmayan, doğa olmayan, canlı olmayan, yurttaş olmayan bu bütçeyi de kabul etmediğimizi belirtmek isterim.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Üçüncü söz, Şırnak Milletvekilimiz Sayın Nuran İmir’e aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın İmir, süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA NURAN İMİR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce bu Meclisin bir üyesi olup şu an cezaevinde olan Hakkâri halkının ve kadınların siyasal temsil iradesi Sayın Leyla Güven’i ve cezaevinde rehin tutulan bütün arkadaşlarımızı selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.

Partim adına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla ilgili söz almış bulunmaktayım.

AKP iktidarı döneminde yasak konulmayan hiçbir alan kalmadı; iletişim ağı da bunlardan bir tanesidir. Anayasa’nın 22’nci maddesi haberleşme hürriyetini, 26’ncı maddesi de düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini garanti altına almıştır. Buna rağmen son on yılda 110 binin üzerinde internet sitesi yasaklanmıştır. Son üç yılda özellikle sokağa çıkma yasaklarının olduğu il ve ilçelerde iletişim hakkı gasbedilerek engellenmiştir. Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Şırnak’ta ve daha birçok yerde “güvenlik” adı altında siviller katledilirken dünya bu yaşananlardan haber alamasın, milyonlar iletişim kuramasın diye hukuksuzca, keyfî bir tutumla ve keyfî bir talimatla iletişim hakkı aylarca engellendi. Bu, sadece sizlerin duymazlıktan geldiği ancak 80 milyon insanın bildiği bir gerçektir. Peki, ya dünya bu çağ dışı politikalarınızın bile gerisinde olan yaklaşımlarınızı biliyor mu? Tabii ki de biliyor. Bakın, size tekrar tekrar hatırlatayım ki bu otoriter tutumunuz, baskıcı rejiminiz yokmuş gibi kendinizi kandırmaktan vazgeçin. İktidarınızın Türkiye’yi getirdiği nokta utanç vericidir. İnternet ansiklopedisi olan Wikipedia’ya bile erişim yasağı koydunuz. İletişim hakkını engelleyen iktidarınız, sadece iletişim hakkını değil, doğru bilgiye erişimi de engelledi ve bunu yandaşlarınızla, satın aldığınız medyayla yapıyorsunuz. Sabah akşam yalanı kendine farz edinen rejiminizin ve iktidarınızın ülkeyi getirdiği seviye budur. Bunu biz söylemiyoruz, bunu ben söylemiyorum; dünyanın en saygın kurumlarının hazırladığı raporlar söylüyor. Yalnızca OHAL döneminde yüzlerce televizyonu, radyoyu, haber ajansını, gazeteyi ve özellikle Kürtçe yayın yapan bütün iletişim ağını kapattınız. JINHA, Türkiye’de yayın yapan dünyadaki ilk kadın haber ajansı; ona bile tahammülünüz olmadı ve kapattınız. Tekelleştirdiğiniz A Haber’le, bu halkın vergisini verdiği TRT’yle halkı kandırmaya, hakikatleri gizlemeye çabalasanız dahi nafile bir çabadır bu.

Değerli milletvekilleri, elbette demokratik bir ortamda bütçeyi tartışmak çok anlamlı ve değerlidir fakat biz burada saray ve savaş bütçesini konuşurken, halktan alınan milyarların halkın nasıl yararına harcanması gerektiğini defalarca ifade ederken iktidarınız “Bütçe açıklarını nasıl kapatırız, hakikati nasıl manipüle ederiz ve halktan nasıl kaçırırız?” hesabını yapıyor.

Bu halkı vurup öldürmekten vazgeçin, size en ufak bir itirazda gözaltına almaktan ve fişlemekten vazgeçin. O çok övündüğünüz politikalarınızla bu halkın can güvenliğiyle oynamaktan, yaşam hakkını gasbetmekten vazgeçin. Açlığa mahkûm etmekten, “vergi zammı” adı altında halkın yaşamına tecrit uygulamaktan vazgeçin.

Çözüm sürecinin yaşandığı dönemde ölümlerin azaldığına, Türkiye halklarına “barış” “müzakere” ve “diyalog” kavramlarının en azından toplumsal yansımasına bir nebze de olsa tanık oldu bu ülke. O gün “Çözüm süreci AKP var olduğu sürece var olacak.” diye ekran ekran gezenler, bugün nasıl oluyor da daha fazla ölüm, daha fazla yoksulluk, daha fazla gözyaşı ve daha fazla cenaze için çaba harcıyor? Bu ülkenin 80 milyon insanına bu cevabı vermekle mükellefsiniz. Toplumsal barışa karşı kaosu neden seçtiniz? İmralı’ya neden tecrit uyguladınız? Yaşama karşı ölümün savunuculuğunu neden seçtiniz? Bunun hesabını vermek zorundasınız.

Bakın, sadece aralık ayında Cizre’de, Silopi’de katledilen siviller, “dobrovski” diye bu kürsüde dalga geçtiğiniz ancak hesap vermek adına kılınızı dahi kıpırdatmadığınız Roboski gerçekliği, hayata dönüş operasyonları ve Maraş ve daha niceleri… Yalnızca seçim bölgem olan Cizre’de, Şırnak’ta birkaç mahallede bulunan barikatları bahane ederek her yeri âdeta savaş alanına çevirdiniz. Dün Cizre ve Silopi’de sokağa çıkma yasaklarının üçüncü yıl dönümüydü. Yetmiş dokuz gün boyunca Cizre’de süren yasakta aralarında kadın ve çocukların da olduğu tam 292 insan katledildi ve bunlardan 147’si kendi evinin avlusunda vuruldu, can verdi. Toplumda adına “vahşet bodrumları” denilen üç ayrı bodrumdan 177 cenaze çıkarıldı. Yapılan tüm çağrılara rağmen milyonların tanıklığında bu insanlar bodrumlarda yakılarak katledildiler. Başı paramparça olan ve sadece kıvırcık saçları sayesinde cenazesi teşhis edilebilen Seve Demir’in bedeninden 11 kurşun, Pakize Nayır’ın bedeninden 5 kurşun, Fatma Uyar’ın bedeninden 3 kurşun çıkarıldı.

SALİH CORA (Trabzon) – Onlar teröristti.

NURAN İMİR (Devamla) – O sana göre teröristtir.

SALİH CORA (Trabzon) – Onların silahlarından hangi Mehmetçik’e kaç tane kurşun gönderildi.

NURAN İMİR (Devamla) – Sormak istiyorum: Ablukaya aldığınız, hayatı cehenneme çevirdiğiniz Cizre’de, Şırnak’ta, Silopi’de, İdil’de, Nusaybin’de ve Sur’da ne kazandınız, sizler için ne değişti? Bizler için çok şey değişti biliyor musunuz. Bizlere, bu halkın kadınlarına, çocuklarına, annelerine ve yaşlılarına ölümü reva gören, oğullarının ve kızlarının cenazesine ait küçücük bir parça bulsa razı olacak annelerin sadece ahını almadınız, öfkesini ve nefretini de kazandınız. Milyonların ahını, öfkesini kazandığınız gibi insanlığınızı da kaybettiniz.

Dondurucuya konulan bedenler sizin günahınız. Günlerce sokakta bekletilen Taybet ananın bedeni kurda kuşa yem olmasın diye nöbet tutan evlatlarının öfkeleri sizin günahınız.

SALİH CORA (Trabzon) – O cesedin altında bomba vardı, bomba. O cesetlerin altına bombaları yerleştirdiniz.

NURAN İMİR (Devamla) – Miray bebeğin, Seve’nin, Fatma’nın, Pakize’nin, Asya’nın, Mehmet’in, Berjin’in ve daha nice sayamadıklarımın canlarından, hayatlarından olmaları sizin günahınız. Katledildikten sonra faillerinin bulunamaması için hemen hemen tüm soruşturmaların takipsizlikle sonuçlanmış olması sizin günahınız.

Şunu iyi bilin ki bin yıl da geçse bu günahlarınızdan arınamayacaksınız. Bu halka hesap vermeden, suçlarınızın cezasını çekmeden bu günahlarınızdan arınamazsınız.

SALİH CORA (Trabzon) – Siz de açtığınız o hendeklerin hesaplarını veriyorsunuz.

NURAN İMİR (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bir kadın olarak, beni seçerek buraya gönderen…

SALİH CORA (Trabzon) – Açtığınız o hendeklerin hesabını şu an veriyorsunuz, daha, yine hesap vermeye devam edeceksiniz.

NURAN İMİR (Devamla) – Lütfen dinleyin…

SALİH CORA (Trabzon) – Hesap vermeye devam edeceksiniz.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Lütfen müdahale etmeyin hatibe.

NURAN İMİR (Devamla) – Lütfen dinleyin…

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin.

NURAN İMİR (Devamla) – Bir kadın olarak beni buraya gönderen Şırnak kadınlarının…

SALİH CORA (Trabzon) – O açtığınız hendeklerin, çukurların hesabını vereceksiniz.

NURAN İMİR (Devamla) – Durun…

SALİH CORA (Trabzon) – Hendeklerin, çukurların hesabını vereceksiniz. Öyle şey yok!

BAŞKAN – Sataşmayalım değerli arkadaşlar.

NURAN İMİR (Devamla) - …annelerinin ve halkımızın sesi olmanın verdiği onur ve sorumlulukla bir kez daha buradan söylemek istiyorum. Acılar…

SALİH CORA (Trabzon) – Şehirleri terörize edemezsiniz. Elinizdeki silahı bırakacaksınız.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Cora, bir dinle ya!

NURAN İMİR (Devamla) – Gerçekler size acıdır, yüzleşemiyorsunuz doğrularınızla. Ben bunu gayet normal karşılıyorum.

SALİH CORA (Trabzon) – Ellerinizdeki o silahları bırakacaksınız.

NURAN İMİR (Devamla) – Bir kez daha burada söylemek istiyorum…

SALİH CORA (Trabzon) – Teröre arka çıkmayacaksınız. PKK’nın avukatlığını yapmayacaksınız.

NURAN İMİR (Devamla) – Halkımızı ve haklarımızı kuşatma altına alan saldırılarınıza karşı burada bir irade beyanı yapıyoruz.

SALİH CORA (Trabzon) – Sırtınızı PYD’ye dayamayacaksınız.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Cora, bir dinle ya!

BAŞKAN – Lütfen değerli arkadaşlar, karşılıklı olmasın.

SALİH CORA (Trabzon) – Sırtınızı PYD’ye dayamayacaksınız. (HDP sıralarından gürültüler)

NURAN İMİR (Devamla) – Tecridinize karşı yaşam alanlarımız, toprağımız…

SALİH CORA (Trabzon) – PKK’nın avukatlığını yapmayacaksınız. Bu kürsü milletin kürsüsüdür.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Cora, kalk konuş!

BAŞKAN – Lütfen değerli arkadaşlar, karşılıklı olmasın.

NURAN İMİR (Devamla – …kentlerimiz ve irademiz üstünde oluşturduğunuz ablukalarınıza karşı…

SALİH CORA (Trabzon) – Bu kürsü halkın kürsüsüdür. Burada dağ propagandası yapamazsınız.

BAŞKAN – Sataşmayalım değerli arkadaşlar.

NURAN İMİR (Devamla) – …emeğimize, kimliğimize, değerlerimize ve irademize sahip çıkmaya kararlıyız. Bizlere reva gördüğünüz cehennem gibi hayatı cennete çevirmeye kararlıyız. İhlal edilen haklarımızın hesabını sormaya kararlıyız. Bize yaşattığınız acıları sormaya kararlıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın, selamlayın.

NURAN İMİR (Devamla) – Bu vesileyle halkların ve İmralı’ya uygulanan tecride karşı ve zulmünüze karşı…

SALİH CORA (Trabzon) – Daha hesap bitmedi. O şehitlerin hesabını vereceksiniz.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Ya Cora, sen konuşursun.

SALİH CORA (Trabzon) – O şehitlerin hesabını tek tek soracağız. Onların soracağız hesabını.

BAŞKAN – Lütfen sataşmayın değerli arkadaşlar.

NURAN İMİR (Devamla) – …bugün tam otuz sekiz gündür açlık grevinde olan Sayın Leyla Güven’i tekrardan buradan selamlıyorum ve her yerde Leyla Güven’in sesi olacağımızı ifade etmek istiyorum. Sayın Leyla Güven’in talebi bizim talebimizdir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bir hatırlatmada bulunayım değerli arkadaşlar. Partilerimizin grup başkan vekilleri buralarda. Özellikle hem sayın hatiplere hem de grup başkan vekilleri dışındaki milletvekillerimize yönelik söyleyeceklerimin bir dikkate alınmasını rica ederim. Sayın hatipler konuşurken, değerli arkadaşlarım, grup başkan vekilleriniz not alıyor, gerekli sataşmalarda ya da açıklamalarda, ben onlara arzu edilen sözü her zaman veriyorum. Yalnız konuşmacıların insicamını bozmayalım. Konuşmacıların da Genel Kuruldan gelen sesleri insicamlarını bozacak şekilde fazla dikkate almamalarını rica ediyorum çünkü onlar zaten ekranlardan canlı olarak duyulmuyor. Siz onlara cevap veriyorsunuz ama neye cevap verdiğiniz pek bilinmiyor değerli arkadaşlarım. Bunlara dikkat edin. İnsicamınızı bozmayın. Siz Genel Kurula hitap edin. Grup başkan vekilleri, diğer milletvekillerimizin adına zaten her zaman söz alabilirler ve partilerinin görüşlerini açıklayabilirler.

Buyurun Sayın Turan.

III.- AÇIKLAMALAR

1.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Şırnak Milletvekili Nuran İmir’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Bugün eğitim ve ulaşım gündemiyle bir aradayız. Eğitime ve ulaşıma ilişkin tek bir cümlesi olmayan insanların tutup da…

SALİHE AYDENİZ (Diyarbakır) – Söyledi, söyledi…

TUMA ÇELİK (Mardin) – Hiç duymamışsın… Sen duymamışsın…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - …bütçeyi ısrarla “savaş bütçesi” gibi, “saray bütçesi” gibi çok sığ ifadelerle ithamda bulunmasını doğru bulmuyorum Sayın Başkan.

Bu Meclisin bir mehabeti var, bir ağırlığı var. Eline verilen, bizim kim tarafından verildiğini bildiğimiz metinleri burada başını kaldırmadan okuyor olmanın hiç kimseye faydası yok.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – “Eline verilen…” Hakaret etme!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, bu bütçe halkın bütçesi. En büyük kalem eğitim kalemi, sonra sağlık, sonra sosyal yardımlar. Sadece bir kalemi söylemek isterim size. 2002 yılında sadece sosyal yardımlar 1 milyar civarındayken bugün 60’ı geçmiş durumda. Bunlar büyük rakamlar. Biz halkla beraber yürüdüğümüzden dolayı on yedi yıldan beri bu bütçeyi yapma imkânı bulduk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) O yüzden bütçeye laf ederken ezbere, afaki değil…

NURAN İMİR (Şırnak) – O sizin işiniz! O sizin işiniz!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - …kalem kalem, matematik gibi hesap vermek, ithamda bulunmak baş tacı ama bu tarz iddiaları reddediyoruz. Bu üslubu reddediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURAN İMİR (Şırnak) – Ezbere hiç de değil!

BAŞKAN – Sessiz olalım değerli arkadaşlar.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz bu üsluba rağmen, biz bu itham edici, ilzam edici üsluba rağmen demokratik kültürün içerisinde sabrımızı kollayacağız, 81 milyonun kardeşliği için, barış için çalışmaya devam edeceğiz.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ediyorum.

Sayın Bilgen, siz de bir söz talep ettiniz, buyurun.

2.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelere ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, milletvekilimiz, yaşadığı şehirde tam bu tarihlerde yaşanan sürecin sonucunda hayatını kaybeden sivilleri ismen sayıyor. Şimdi, bir şehrin milletvekili kendi şehrindeki sivil ölümlerini gündemleştirmeyecek de burada ne için bulunacak? Bakın, biz güvenlik politikasıyla ilgili bir mantığı kabul etmek zorundayız. Çok açık bir ölçü -daha önce de burada paylaştım- hemen hemen bütün İslam fıkıhçılarının kabul ettiği, bir gemide 99 şaki bulunsa, bir tane masum bulunsa siz o 99 kişiyi cezalandırmak için o gemiyi batıramazsınız değerli arkadaşlar. 2 tane sokakta hendek var diye en ağır silahlarla şehri kuşatıp müdahale etmenin halkın, sivillerin hayatını hiçe sayan bir müdahaleyi terörle mücadele diye savunmanın imkânı yok.

SALİH CORA (Trabzon) – Şehitler hakkında niye konuşmuyorsun, 700’ün üzerinde şehidimiz vardı?

KEMAL ÇELİK (Antalya) – İki hendek mi?

FATMA KURTULAN (Mersin) – Evet, iki hendek.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bekleyin, şimdi duyacaksınız arkadaşlar.

O günlerde bu olay gerçekleştiğinde Sayın Başkan, burada dedik ki: Aslında bir darbe hazırlanıyor. Oradaki askerler, pratikte, eski bildiğimiz genelgeden hareketle şehirleri valilerin değil, yerel yönetimlerin değil, siyasetçinin değil, askerin yönettiği bir pratiği hazırlıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) - “Bu, bir darbeye hazırlık.” diye buradan, kürsüden ben, kendim en az 3 kez söyledim, şu anda cezaevinde bulunan Sayın Baluken’in bununla ilgili defalarca hatırlatması var.

Şimdi, bir tercih yapacaksınız, o gün hem bölge komutanı hem illerdeki komutanların şu anda tamamı FET֒den içeride, kim o gün yapılanları bugün burada savunuyorsa FET֒cülüğünü gizliyordur değerli arkadaşlar. Arkasındaysanız buyurun savunun. (HDP sıralarından alkışlar)

SALİH CORA (Trabzon) – İş birliği yaptınız, iş birliği. Oradaki FET֒cülerle PKK iş birliği yaptı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, özür dilerim…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, söz istemiştim ama.

BAŞKAN – Buyurun.

3.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, sözde F tipi cezaevlerinin protesto edilmesi olarak başlatılan kalkışma hareketinde ödenen bedellerden sonra Türk devletine, Türk ordusuna karşı silah çekenlerin kutsanmasına asla müsaade etmeyeceklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, demin kürsüde hitap eden konuşmacı aslında birçok hususta itiraz etmemiz gereken bir konuşma yaptı.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Partilerine sataşma var mı acaba? Ne oldu, neden dolayı söz aldı merak ediyorum?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bir saniye lütfen, Grup Başkan Vekili söz istedi, ona söz veriyorum.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben Genel Kurula hitap ediyorum ama merakı da gidereyim. Hayata dönüş operasyonlarını da burada büyük bir mağduriyet anlayışı içerisinde ifade ettiği için, hayata dönüş operasyonları sürecinde de Milliyetçi Hareket Partisinin içinde bulunduğu bir hükûmet söz konusu olduğu için ben bu noktada bir açıklama yapma ihtiyacını kendimde hissetmiş bulunuyorum.

Hayata dönüş operasyonları, sözde F tipi cezaevlerinin protesto edilmesi adıyla veyahut da ifadeleriyle başlayıp 20 cezaevinde eş zamanlı olarak başlatılan çok önemli bir kalkışma hareketidir. Bu kalkışma hareketine Türkiye’de herhangi bir adi mahkûm ve sair dışarıdan başka bir yapı katılmamış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - …bu kalkışma hareketini bizzat terörden dolayı cezaevinde yatanlar ve terör örgütünün uzantısı durumunda olanlar çıkarmışlar ve cezaevlerini yakıp yıkmışlardır. Bu kalkışmanın ortadan kalkması, bu düzensizliğin ortadan kalkması için Türkiye Cumhuriyeti devleti çok büyük bir bedel ödemiştir. Çok zorlu bir mücadeleyle o günün şartları içerisinde 10 bin civarında güvenlik görevlisiyle bu isyanın, bu kalkışmanın bastırılması için mücadele etmiştir. Bu mücadelenin tarafları Türkiye Cumhuriyeti devleti ve karşısında terör ve terörün uzantılarıdır. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum.

Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti devletinin çok yüksek bedel ödeyerek, şehitler vererek, mahalle aralarında, sokak aralarında, evlerin içerisinde, odalarda tuzaklanmış bombalarla Türk devletine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) - …güvenlik güçlerine tuzaklar kurularak sözüm ona sivil kisvesi altında Türkiye Cumhuriyeti devletinde müstakil bölgeler, özerk bölgeler oluşturmaya çalışanların heveslerinin kursağında kaldığı bir süreçtir bu ama Türk milleti ve Türk devleti o süreçte çok büyük bir bedel ödemiştir. O ödenen bedellerden sonra, burada kalkıp da meskûn mahal operasyonları içerisinde Türk devletine, Türk ordusuna karşı silah çekenlerin kutsanmasına asla müsaade edemeyiz. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki.

Sayın Bilgen, buyurun.

4.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, cezaevinde de, toplumsal olaylara müdahalede de hukukun egemen olması gerektiğini savunduklarına ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, aslında bizim söylediğimiz söz son derece net. Dedik ki, o gün bu işi yapanlar sonra da 15 Temmuzda bu çatıyı bombaladılar. Darbe başarılı olsaydı 250 kişi değil, belki de 2.500 kişi, 25 bin kişi hayatını kaybedecekti. Şimdi, aynı kişilerin o gün yaptıklarının da bir provokasyon olabileceğini, siyasi iktidarı zora düşürecek bir zemin oluşturmuş olabileceklerini neden konuşmayalım, neden tartışmayalım? Eğer gerçekten darbelere karşıysak, vesayete karşıysak, ülkenin siyasi irade tarafından denetlenmesi, yönetilmesini konuşacaksam bu niye bizi rahatsız etsin?

Bakın, 19 Aralıkla ilgili, Sayın Başkan, o dönemin iktidarını, siyasetçilerini tekrar tartışmak istemem ama o zaman İnsan Hakları Komisyonu üyeleri, benim hatırladığım kadarıyla, gittiler ve cezaevlerinde bu olayın başka türlü çözülmesiyle ilgili temaslar kurdular, konuşuyorlardı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – …ve sorun çözülmek üzereyken öyle bir müdahale gerçekleşti ki iş makineleriyle cezaevlerinin duvarları yıkıldı. Veli Saçılık’ın kolu koptu, sonra da bu ülkeyi yönetenler Veli Saçılık’a dava açtılar, devletin iş makinesine zarar verdiği için. Şimdi, bunu uluslararası arenalarda savunmanın imkânı var mı? Bizim yasalarımızda “orantısız güç” ifadesi niye kullanılıyor o zaman? Cezaevine iş makinesiyle girmenin “güvenlik tedbiri” diye tarif edilebilir bir tarafı olabilir mi? Biz, gayet tabii, cezaevinde de hukukun, toplumsal olaylara müdahalede de hukukun egemen olması gerektiğini savunuyoruz. Bunun dışında “Her yol mübahtır.” derseniz bunu hukuk devleti adına savunamadığınız gibi bunun bedelini bütün ülkeye yanlış yönetim dolayısıyla ödetirsiniz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, kayıtlara geçsin, sadece bir cümle ifade edeceğim.

Şimdi, efendim, ifade ettiğim bu meskûn mahal operasyonları, onu tamamlayayım, bir iki cümle kaldı. Orada 900’ü aşkın şehidimiz sapanla vurulmadı, onu net bir şekilde ifade edeyim. Karşısındakinin ne olduğunu açıklamak açısından bu çok önemli ve vahim bir tablodur. Onun dışında başka bir şeyi kabul etmiyoruz.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bunun yanı sıra, hatibin, yine aynı şekilde “Toprağımız” “kimliğimiz” ifadeleri üzerinden tamamen ayrıştırıcı, tamamen bölücü bir üslup içerisinde burada sözüm ona barış ve demokrasinin mücadelesini veriyor olduğu konusunda bir algı yaratmaya çalışması da büyük bir takiyedir en hafif tabirle. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

 

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına dördüncü söz Batman Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki’ye aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, görmediniz beni.

BAŞKAN – Sayın Ağıralioğlu, daha sonra size de söz verelim.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Söz verecekseniz bekleyebilirim.

BAŞKAN – Buyurun buyurun, size söz verdim.

Süreniz on beş dakika Sayın Tiryaki.

HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Şimdi, sözlerime başlarken açlık grevinin 38’inci günündeki Leyla Güven’i selamlamak isterim, durumuna dikkat çekmek isterim. Sevgili Leyla Güven yalnızca görüşleri nedeniyle yargılanıyor, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı yok, kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmadığı gibi yerel mahkeme tarafından da verilmiş bir mahkûmiyet kararı yok. Dolayısıyla, yalnızca görüşlerinden dolayı yargılanan bir kişinin ve Türkiye’de en yüksek oylardan birisini almış Leyla Güven’in aramızda olmaması, milletvekili olarak siyasal faaliyetlerini yürütememesi kabul edilemez. Bu, aynı zamanda, yalnız onun değil, ona oy veren seçmenlerin de cezalandırılması anlamına geliyor. Fakat Leyla Güven milletvekili olarak seçildiği hâlde tahliye edilmemesi nedeniyle değil, belki bu topraklara barış gelir diye ve modern hukuk döneminde emsali görülmemiş bir tecride dikkat çekmek için açlık grevine girdi.

Şimdi, biliyoruz, biliyorum, “Leyla Güven, Leyla Güven, Leyla Güven; gına geldi.” diyorsunuz. Bakın, en az 40 milletvekilimiz buradan yüksek sesle Leyla Güven’in durumuna dikkat çekti. Bizim grubumuz dışında, koca koca partilersiniz, bırakınız partileri, tek bir milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi hakkında tek bir söz etti mi, insanca bir tepki gösterdi mi?

SALİH CORA (Trabzon) – İnanmıyoruz ki aç durduğuna.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Bakın, kimsenin insanlığını sorgulama hakkımız yok ama Halkların Demokratik Partisi Grubu dışında burada bulunan 4 tane partinin 500’ün üzerindeki milletvekilinden tek birinin Leyla Güven hakkında iki çift söz söylememiş olması sadece bize mi garip geliyor? Dünyanın herhangi bir parlamentosunda otuz sekiz gün açlık grevinde bir milletvekili olsaydı sizce bu parlamento bu kadar sessiz kalır mıydı?

SEMİHA EKİNCİ (Sivas) – Açlık grevini bitirsin.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hiç muhatap almayın vekilim.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Çıkın, burada söyleyin, gerçekten takdir ederim.

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin Sayın Tiryaki.

SALİH CORA (Trabzon) – Sen söyle, bitirsin. Yalandan aç kalmasın.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının bütçesine gelince… Şimdi, Komisyon görüşmeleri sırasında da söyledim, biz Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçenin yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Şimdi, ilk gün Maliye ve Hazine Bakanını dinledik, öyle bir tablo çizdi ki inanılmaz bir tablo yani millî eğitim uçuyor, sağlık politikaları uçuyor. 2016 yılından bu yana yüzde 13 küsurdan 11,84’e düştü yani yüzde 1,5 azaldı Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi, bakın, onlarca bakanlığın ve kurumun bütçesinden daha fazla. Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi arttı mı, yoksa azaltıldı mı? Ben diyorum ki: Yüzde 1,5 oranında 2016 yılından bu yana Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi azaltıldı. Ayrıca bu 113 milyar 800 milyon civarında ayrılan bütçenin yaklaşık 95 milyarı personel giderleri ve sosyal güvenlik primlerine ayrılıyor, dolayısıyla bütün millî eğitime ayrılan bütçe 20 milyar civarında, 113 milyar değil esasen.

Şimdi, birkaç tane başlık hakkında bilgi vereceğim. Birincisi şu: Şimdi, “2019 yılında tam gün eğitime geçeceğiz.” demişti Millî Eğitim Bakanlığı, yanına bile yaklaşamadık. Meclisin en yakınındaki okullardan birisidir Ahmet Vefik Paşa İlkokulu; sabah ortaokul, öğleden sonra ilkokul. İstanbul Avcılar’da bir ilkokul var, Leyla Bayram İlkokulu. İlkokulun öğrenci sayısı kaç, biliyor musunuz? 5.300, bir ilkokulun öğrenci sayısı 5.300. Okul müdürü ne diyor? “Bizim gönlümüz ferah, kapımız herkese açık, 5 bin öğrenciyi daha bu okula alabiliriz.” Bakın, okul müdürünün bakışı bu. Peki, o okuldaki ortalama sınıf mevcutları kaç? 50-52, İstanbul’un göbeğinde 50-52 kişilik sınıflarda eğitim veriliyor. Tam gün eğitime geçmek bir yana bunun yanına bile yaklaşabilmiş değil Milli Eğitim Bakanlığı.

Şimdi, merkezî sınavlar bu ülkenin en önemli sorunlarından biri. Sayın Bakan bu merkezî sınavlarla ilgili olarak şöyle bir açıklama yaptı, “Bundan sonra bu sınavlar öngörülebilir olacak.” dedi. Yani bu ne demek? “Yıl ortasında öğrenciler ve veliler yeni bir sınav yapılacağını, sınav sisteminin değişeceğini duymayacak.” dedi. Biz umalım böyle olsun bundan sonra, yıl içerisinde sınavlar değişmemiş olsun. Fakat, çocuklarımızı bu merkezî sınavlardan kurtaracak bir sistemi de bir an önce bulmak zorundayız. Ayrıca, bu yeni sistem içerisinde sadece bazı okullar -tırnak içerisinde- işte “seçkin” denilen eğitim kurumları diye ayrıldı ve bunlara da sınavla öğrenci alındı. Bunların gerçekten nitelikli eğitim kurumları olduğu da tartışmalı. Pek çok öğrenci de bu sınavlarda, istemediği hâlde -bakın imam-hatipleri tartışmak için söylemiyorum ama- imam-hatiplere zorla kayıt olmak zorunda kaldı. Merkezî sınavların bu tür sakıncalarının da giderilmesi gerekir.

Öğrencilerin en büyük sorunlarından biri de yurt sorunu. Bakın, üniversitelerde 7 milyonun üzerinde öğrenci var ve biz bunlardan 600 binine yurt temin edebilmişiz yani üniversitede okuyan her 12 öğrenciden 1’i yurtlardan yararlanabiliyor. Peki 12 öğrenciden 1’i yurtlardan yararlanınca ne oluyor? 11’ini devlet eliyle cemaatlerin önüne sürüklemiş oluyorsunuz, bu isteminizden bağımsız olarak. Dolayısıyla, bir an önce yurt sorunu çözülmelidir.

Ülkenin en önemli sorunlarından biri bizce beyin göçüdür. TÜİK verilerine göre 6 Eylül 2018 tarihli rakamları açıklayacağım: 2017’de yurt dışına göç yüzde 42 oranında artmış. Bunun yüzde 42,5’u da 16-24 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor. Yani eğitimli gençlerin, bu ülkenin geleceği olan gençlerin önemli bir bölümü yurt dışına gitmeyi tercih ediyor.

Bir diğer önemli sorun, sözleşmeli, ücretli öğretmenlik sorunu. Bakın, aynı üniversiteyi bitiren 2 kişi, biri kadrolu öğretmen oluyor, biri sözleşmeli, ücretli öğretmen oluyor. Aynı üniversitenin, aynı bölümünün, aynı sınıfından mezun olan 2 kişinin aynı eğitim kurumunda sözleşmeli, ücretli, kadrolu biçiminde çalıştırılması kabul edilemez.

Şimdi, Millî Eğitim Bakanlığı diyor ki: “Kalkınmada öncelikli iller var, biz buralara öğretmen görevlendiremiyoruz.” Bunu çözmenin başka yolları var; buna uygun bir ücret politikası oluşturabilirsiniz, ek kademe verebilirsiniz, lojman tahsis edebilirsiniz fakat öğretmenleri ayrıştırarak bu sorunu çözemezsiniz.

Atanamayan öğretmenler sorunu var. Bu sorun da çözülebilecek bir sorundur. Bakın, yalnız eğitim fakültelerinden mezun olan kişileri öğretmen atayarak eğitim fakültesi mezunlarının da öğretmen olarak atanacağını bileceği bir sistem kurabilirsek eğer bu sorunu önemli oranda çözebiliriz. Bekleyen 300 binin üzerindeki öğretmeni de mezun oldukları yılı göz önünde bulundurarak atamamız bu sorunu önemli oranda çözecektir.

Ayrıca, bu ülkenin TÜİK diye bir kurumu var, nüfus projeksiyonları yapıyor. Bu projeksiyonlar doğrultusunda eğitim fakülteleri açılabilir. Her ile, neredeyse her ilçeye eğitim fakültesi açmaya devam ederseniz 300 bin değil, 3 milyon atanamayan öğretmen sorunu olur. Bu sorun bir an önce çözülmelidir.

Öğretmen atama sistemine de, bakın, Hükûmet on altı yıldır Cumhuriyet Halk Partisinin sadece bir bakanının ettiği sözleri söylüyor, işte “Savcıları şunlardan atayacağız dedi.” diye. On altı yıldır neredeyse mülakat ve sözlüyle öğretmen atıyorsunuz, buna bir de yasal düzenleme getirdiniz.

Üniversiteyi bitirmiş, üniversite sınavında başarılı olmuş, öğretmenlik alan bilgisi testinde başarılı olmuş, KPSS’de başarılı olmuş kişilere “Bu yetmez, başınıza bir şube müdürü ile bir daire başkanı koyacağım, onlar sizi mülakata alacaklar, öğretmen olup olamayacağınıza karar verecekler.” diyorsunuz. Böyle bir atama biçimi kabul edilemez. Emin olun bugün iktidarda olmasaydınız, bir başka parti bunu yapmış olsaydı bütün seçmenlerinizle beraber buna karşı çıkardınız. Şimdi de bir an önce bu Hükûmet bu uygulamadan vazgeçmelidir.

Bu ülkenin, öğretmenlerimizin en önemli sorunlarından biri de ihraç edilen öğretmenler sorunu. Bakın, bunların bir kısmı darbe girişimiyle ilişki içerisinde olabilir. Darbe girişimiyle ilişki içerisinde olduğunu düşünüyorsanız veya yasa dışı örgüt üyesi olduğunu düşünüyorsanız buna karşı yapılacak işlemler belli. On binlerce öğretmeni attınız. Bunların içerisinde sadece üyesi oldukları sendikanın iş bırakma eylemine katıldığı için atılan 1.500’e yakın öğretmen var, sendikanın kararına uyduğu için, iş bırakma eylemine katıldığı için; hakkında hiçbir ceza soruşturması yok, hiçbir ceza davası yok. Bir disiplin soruşturması sonucunda uyarma veya aylıktan kesme cezası verilebilecek öğretmenleri attınız, görevlerine son verdiniz OHAL KHK’leriyle. OHAL KHK’leriyle ihraç ettiğiniz yetmedi, bu öğretmenlerin özel öğretim kurumlarında öğretmenlik yapmasına da izin vermiyorsunuz. Peki, ne oluyor? Bunlar “merdiven altı” olarak tabir edilen kurumlarda öğretmenlik yapıyorlar. Yine öğretmenlik yapıyorlar ama yasa dışı ve kayıt dışı yöntemlerle öğretmenlik yapıyorlar. Millî Eğitim Bakanlığına buradan açık bir çağrıda bulunuyoruz: Lütfen, bu öğretmenlerin öğretmenlik yapmasına izin verin. Bunlar fizikçi, kimyacı, biyolojici, matematikçi, edebiyat öğretmenleri, bunların özel öğretim kurumlarında çalışmasına izin veriniz.

Öğretmen yetiştirme bu ülkenin en önemli sorunlarından biri. Çok uzun uzun anlatmayacağım çünkü anlatacağım çok başlık var ama şunu söyleyeyim, FATİH Projesi’nin tartışıldığı dönemde şu söylenmişti: Evet, eğitimde teknolojiye yatırım yapmak iyidir fakat eğitimde niteliği artırmak istiyorsanız öğretmene yatırım yapacaksınız. Öğretmene yatırım yaparsanız bir ülkenin eğitim kalitesini yükseltirsiniz. Bunu başaran ülkeler var; Finlandiya var, Estonya var, Güney Kore var. Millî Eğitim Bakanlığının ivedilikle öğretmen yetiştirmeye ve öğretmene eğilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Yönetici atamayla ilgili şöyle bir sorun var: Artık AKP’nin il ve ilçe teşkilatlarından referans almayan bir kişi okulda müdür yardımcısı bile olamıyor. Okulun bütün yöneticilerini…

SALİH CORA (Trabzon) – Hiç alakası yok.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Doğru değil mi?

SALİH CORA (Trabzon) – Hayır, hayır.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Cora, bırak Cora.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hiç muhatap olmayın.

BAŞKAN – Sayın Cora, değerli arkadaşlar…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Peki, bir sendikanın başkanı sizin ilçe teşkilatlarınıza liste gönderiyor mu, göndermiyor mu? Bunun hepsini biliyoruz. Mülakatla yönetici atama uygulamasından bir an önce vazgeçin. Bunun demokratik yolları var. Belirli nitelikleri taşıyan öğretmenler arasından seçimle okul müdürü ve müdür yardımcısını belirleyebilirsiniz; velilerle, öğretmenlerle, öğrencilerle okul müdürünü seçebilirsiniz.

Bir diğer sorun, barış bildirisine imza atan akademisyenler ve iş bırakma eylemine katılan öğretmenlerin ihraç edilmesi.

Bakın, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası var, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası var. Bu yasalarda aynen şöyle bir ifade var, diyor ki: “Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı bireyler yetiştirmek eğitimin temel amacıdır.” Sadece barış bildirisine imza attığı için, sadece iş bırakma eylemine katıldığı için öğretmenleri işten atarsanız, akademisyenleri işten atarsanız geri kalan öğretmen ve akademisyenler size hür bir dünya görüşüne sahip bireyler yetiştiremezler, sadece iktidar korkusuyla hareket ederler.

Şimdi, uzun uzun size PISA sonuçlarını anlatmayacağım fakat PISA sonuçları gösterdi ki -2000 yılından beri uygulanan bir yöntem, biz de 2003 yılından beri bu PISA sistemine katıldık, her yıl buna katılan OECD içerisindeki ülke sayısı artıyor- neredeyse bütün alanlarda ortalamanın çok çok altındayız, bütün alanlarda. Ben bir Kürdüm, Türkçe konuşmayı okula gittikten sonra öğrendim. Bakın, bu ülkede çocuklara Türkçe konuşmayı bile öğretemiyorsunuz. Kendi dilinde sorunları anlatmayı bile öğretemiyorsunuz, ana dili Türkçe olan çocuklara bile iyi bir eğitim veremiyorsunuz. PISA sonuçları bize bunu gösteriyor. PISA sonuçları aynı zamanda bu ülkeye yol da gösteriyor. Millî Eğitim Bakanlığı, PISA direktörlerinin önerilerini mutlaka göz önünde bulundurmalıdır, bu onlara bir yol haritası niteliğindedir. Peki, bu PISA sonuçları böyle de bizim YKS sonuçlarımız mı çok iyi? Bakın, YKS sonuçlarında bazı alanlarda yarım soru, Türkiye ortalaması fizik alanında 0,5 civarında. Bütün alanlarda doğru yapan öğrenci sayısı 1 yani işte eşit ağırlıkta 1 öğrenci, fen bilimlerinde 1 öğrenci, sözel sayısaldan 1 öğrenci bütün soruları doğru yapabiliyor ve ortalamaları bu ülkenin çok düşük. Peki, bunların hepsi bu kadar düşük olunca ne oluyor? İşte en iyi 500 üniversite arasına Türkiye’den tek 1 tane üniversite giremiyor, ikinci 500’ün arasına 13 tane üniversite sokabiliyorsunuz. Niye böyle? Ben size birkaç tane akademiden örnek vereyim. Bizim akademi neyle uğraşıyor? “Hekim hatalarının Hanefi mezhebi açısından değerlendirilmesi” yüksek lisans tezi. İyi mi? Ya da yalnız “İçindekiler” ve “Kaynakça”dan oluşan ve kabul edilmiş doktora tezleri; değil mi? Ya da Francisco Ferrer’i “Führer” diye okuyup Adolf Hitler’i sosyalizmin kurucusu olarak gösteren doktora tezleri. İşte bizim akademimiz bunları üretiyor.

Son olarak bir konuya değineceğim, ana dilde eğitim konusuna. Şunu söyleyeyim: Ana dilinde eğitim için bir an önce adım atalım. Bakın, bu sorun, bugün ve bir anda çözebileceğimiz bir sorun değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Tiryaki.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) – Şimdi, bir anda çözebileceğimiz bir sorun değil ama bunun için bir adım atabiliriz. Bakın, sertifikalı eğitim programı, bu alanda lisans düzeyinde eğitim veren eğitim kurumları açıp belirli bir program dâhilinde ana dilinde eğitim verecek öğretmenler yetiştirebiliriz. Ana dilinde eğitim bu ülkede bölücülüğe yol açmayacak. Ben bunu anlayabiliyorum, bu ülkenin tarihinde koca bir imparatorluktan işte, o imparatorluğun bakiyesi olarak 780 bin kilometrekarelik bir alana sığmış bir ülkenin bu konuda duyarlılık göstermesini anlayabiliyorum ama emin olun, ana dilinde eğitim, bu ülkede gerçek anlamda her yurttaşın kendini bu ülkenin parçası görmesini sağlayacaktır. Bu konuda uygulanan birçok yöntem var, ben birkaçını söyleyeyim: Ana dil temelli çift dilli eğitim, ana dil temelli çok dilli eğitim, ana dili yoğunluklu dil canlandırma programı, artırıcı dil öğretimi vesaire vesaire vesaire. Ama biz bunları bile akademik olarak tartışamıyoruz, akademik olarak tartışmanın koşulları bile yok. Bunu, iyi kötü uygulayan birkaç tane azınlık okulu var, Sevgili Garo bunu biliyor; Millî Eğitim Bakanlığı hiçbir destek vermiyor, köstek olmasın, mümkünse üç kuruşluk da bir yardım yapsın diyor Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ağıralioğlu, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, terörle araya mesafe konulmadığı müddetçe HDP Grubunun hak, hukuk, şiddet ve terörle ilgili kurduğu hiçbir cümlenin İYİ PARTİ Grubunda karşılığının olmadığına ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir tartışma başlatmak için söylemiyorum ama bir hususu birkaç kere daha altını çizerek söylemek zorundayım. HDP adına konuşan arkadaşların cümlelerinin bazılarında ortalama muhalefetin de itibar edebileceği belli makul marjlar var. Terörden, terörün literatüründen, terörün propaganda ekseninin dışına çıktıklarında haktan, hukuktan, çalışma şartlarının ağırlığından, tecrit şartlarından çalışma şartlarına kadar uzanan cümleler içerisinde teröre değdikleri yerlerde, herkesin kaşının, gözünün, kalbinin kalkmasına, sair cümlelerde de istihzayla onları karşılamamıza sebep olan bir şey var: Siyasal iletişim dilinin… Arkadaşlar, galiba bu Mecliste durduğumuz müddetçe bunu tartışacağız, bundan kurtulmanın bir yolu var.

Şimdi arkadaşlar diyorlar ki: “Efendim, sağlık çalışanlarına şiddete son.” Niçin bizim vicdanımızda, kalbimizde karşılığı yok? Çünkü sağlık çalışanlarını vuranlarla mesafenizi ayarlayamıyorsunuz.

“Efendim, öğretmenlere hassasiyet gösterin.” diyor arkadaşlar; bizim oraya gönderdiğimiz öğretmenleri vuranlarla mesafenizi ayarlayamıyorsunuz.

“Efendim, çok ağır şartlarda makine operatörleri çalışıyor, şartları düzelsin.” diyor arkadaşlar; kepçeleri operatörlerle beraber, kepçecilerle beraber vuruyorsunuz, yakıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir saniye…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Dolayısıyla, mevzu şu: Vuranlarla, yakanlarla, öldürenlerle, donanlarla ilgili kurduğunuz cümleler, bütün bunlar arkasında, biz burada huzurla sükûnla yaşayalım diye fedakârlık etmiş, oraya gelmiş insanlarla münasebette sizi iltihaplı bir alana çekiyor. Bunun bir tek yolu var arkadaşlar: Terörle aranıza mesafe koyamadığınız müddetçe, biz Leyla Güven için kurduğunuz cümleleri…

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – Bunu söyleyemezsiniz!

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Ne demiş o?

BAŞKAN – Sayın Ağıralioğlu…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – …dikkatimizi çekecek şekilde dinliyoruz. Leyla Güven’in dikkat çektiği yer, bizim daha kırk yıldır canımızı yakan bir yer olduğu için cümle kurmuyoruz.

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Aynısını siz yapıyorsunuz!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Diyoruz ki size, basit olarak bir şey söylüyoruz ya, basit; terörle araya mesafe konulmadığı müddetçe, hak, hukuk, şiddet, terör bunlarla ilgili kurduğunuz hiçbir cümlenin bizde karşılığı yok. Şuna dönüyor mevzu: Kadına şiddete son önergeleri veriyorsunuz…

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Kırk yıldır analar, kırk yıldır yetim kalmış çocuklar ülkesi hâline geldi burası. Bunu yapanlarla araya mesafe konulamadığı müddetçe ne kadına şiddeti, ne çalışma şartlarının ağırlığı, ne öğretmen hakkı hukuku?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Necmettin öğretmen gözümüzün önünde öldü, gitti. Aybüke’nin gözünde tebessüm olarak duran neyse, gözümüzün önünde. Ne öğretmeni? Ne öğretmeni?

HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak) – Biz de bunların önüne geçmeye çalışıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağıralioğlu.

Sayın Bilgen, siz de sisteme girmişsiniz ama değerli arkadaşlar, şimdi, her parti grubunun konuşmacılarına herkesin bir cevap vermesi çok da makul değil. Sonuçta, herkesin burada konuşma hakkı var, her parti konuşacak; o konuşmalar çerçevesinde değerlendirmek bence çok daha uygun. Sonuçta, her partinin söyledikleri kamuoyunda mutlaka değerlendiriliyor ve her parti de zaten buna göre oy alıyor ya da alamıyor. Bu gerçeği de bilerek değerlendirmemizi yapalım.

Sayın Bilgen, buyurun.

6.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, ben yöntem olarak da aslında her konuşmacıdan sonra tartışmaya taraf olmadığımı, doğru bulmadığımı dün de ifade ettim ama yani doğrudan grubumuzu ilzam eden bir yaklaşım olduğunda galiba cevap vermek bir zorunluluk.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Vermeniz lazım.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Şimdi, siyaset sorunlar üzerinden yapılır. Sorunlara mesafe koyarsanız onun dışındaki mesafeleri çözemezsiniz, mesafeyi tartışamazsınız.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Teröre mesafe Ayhan Bey, teröre mesafe; soruna değil, teröre.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bir örgüt ana dille ilgili talepte bulunuyor diye, bir örgüt “tam bağımsız Türkiye” diyor diye, bir örgüt “demokratik cumhuriyet” diyor diye biz bu kavramlara mesafeli durmaya karar verirsek siyaset yapamayız. Yani biz örgütlerin nerede durduğunu değil, örgütlerin kullandıkları araçları tartışma konusu yapabiliriz. Yoksa gayet tabii, talebin kendisini siyaset zaten çözebiliyor olsa, sorun ortadan kalksa muhtemelen burada hiç bunları tartışıyor bile olmayacağız.

Bakın, bir milletvekilimizin haksız biçimde cezaevinde olmasına dikkat çekiyoruz; seçilmiş, değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bilgen, lütfen toparlayın.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Daha önce üç yıl boyunca neredeyse buradaki bütün partilerden milletvekilleri, CHP’li, MHP’li ve daha önceki partimizden milletvekilleri cezaevinde kaldılar, sonra yanlış ortaya çıktı ve tahliye oldular. Filistin cezaevinde milletvekillerinin önünde mangal yapıyorlar açlık grevi yaptığında Filistinli milletvekilleri değerli arkadaşlar. Bu yapılmıyor, evet, teşekkür ediyoruz duyarlılık için ama lütfen bir adım daha atın, en azından Enis Berberoğlu’nun hüküm özlü olmasına rağmen tahliyesini biz nasıl alkışladıysak Leyla Güven’in tutuklu olarak cezaevinde bulunmasının kabul edilemezliği konusunda da buradaki gruplar bir irade beyan etsinler, burası gerilmesin. Sizin mesafenizden kimsenin şüphesi yok ama demokrasiyle aranızdaki tutarlılık mesafesini lütfen sorgulayın.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına beşinci söz, Antalya Milletvekilimiz Sayın Kemal Bülbül’e aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Bülbül, konuşma süremiz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hepinize saygılar sayın vekiller.

Hoş geldiniz Meclisimize Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki YÖK’le ilgili söylenecek çok şey var ama bu YÖK’ün “ö”sündeki iki noktayı kaldırsak da yok olsa iyi olacak, birincisi bu.

İkincisi: YÖK, eğitim bilimi üzerinde bir vesayet kurumudur, RTÜK bağımsız yayın üzerinde bir vesayet kurumudur. DİB de Diyanet İşleri Başkanlığı da zaten dibe vurmuştur, genel yaşam ve siyaset üzerinde bir vesayet kurumudur. İhraç edilen öğretmenleri, sözleşmeli öğretmenleri biraz önce arkadaşımız anlattı ancak bu YÖK’e bir çekidüzen verilmesi gerektiği aşikâr bir konudur.

“Akdeniz yakası Aydın illeri

Kuşlar gider bizim Dede Sultan’a

Cemalin görünce yürüdü dağlar

Taşlar gider bizim Dede Sultan’a.

 

Duyduk ki Mustafa huruç eylemiş

Aydın illerinde, Karaburun’da

Bedrettin’in kelamını söylemiş

köylünün huzurunda.

 

Duyduk ki

Bu işler duyulur da durmak olur mu?

Bir sabah erken Haymana ovasında

Bir garip kuş öterken,

Sıska bir söğüt altında

Zeytin danesi yedik.

 

Varalım dedik, görelim dedik.

Yapışıp sabanın sapına

Şol kardeş toprağını

Biz de bir yol

Biz de bir yol

Sürelim dedik.

 

Bedrettin yiğitleri ufka baktılar

Git gide yaklaşıyordu toprağın sonu,

Fermanlı bir ölüm kuşağının kanatlarında

 

Oysaki o topraklardan bakanlar onu

Üzümü, inciri, narı

Tüyleri baldan sarı

İnce belli, aslan yeleli atlarıyla

Duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi açmıştılar.”

Aşk olsun sana Şeyh Bedrettin, aşk olsun sana Börklüce Mustafa, aşk olsun sana Torlak Kemal!

18 Aralık 1416’da Hak ile hak olan Şeyh Bedrettin’i burada sevgi ve saygıyla anıyorum. Sadece Şeyh Bedrettin’den bu yana yapılan katliamları bir başlık hâlinde… 1527 Şah Kalender Çelebi katliamı, Pir Sultan Abdal, Bozoklu Şeyh Celal katliamı… Bozok Yaylası kana bulanmıştı arkadaşlar. 1826’da II. Mahmut, Tanzimat; İttihat ve Terakki, İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde, 6 Mart-17 Haziran 1921’de Koçgiri; 1935-1938 arasında Tunceli Kanunu’yla yapılanlar, 5-16 Haziran Muğla Ortaca olayları, Kırıkhan, Hatay, Malatya 17-18 Nisan 1978 ve dönemin Belediye Başkanı rahmetli Hamit Fendoğlu’na gönderilen bombayla yapılan provokasyon ve yağma, arkasından 19-24 Aralık 1978 Maraş.

Sevgili dostlar, Maraş hâlâ kanıyor, Maraş hâlâ bir yaradır. Burada bebek katillerini görüyorsunuz değerli arkadaşlar. 22 Aralıkta Maraş’ta, Maraş katliamında yitirdiğimiz canları anacağız.

Ey kahraman şehir… Kahraman şehirde gittik, Maraş katliamında katledilenlerden sadece 5 kişinin mezarını bulabildik. O kahraman şehir ki aslında “Allahuekber” seslerini emperyalist işgale karşı yapmıştı ama Maraş katliamında katliam yapanlar “Allahuekber” sesini çocuk ve kadın katletmek için yaptılar. Bu katillerin, her ne hikmetse, Allah’ın ekber olduğu, katliam yaparken aklına geliyor tıpkı IŞİD’liler gibi. Allah ekberdir, azizdir, kerimdir ama zalimden de zulmün hesabını soracak kadar azizdir değerli dostlar.

Maraş katliamı hâlâ kanayan bir yaradır ve Maraş katliamı davası dosyaları yeniden açılmalıdır. Maraş katliamıyla ilgili rahmetli Bülent Ecevit’in kasasında, çekmecesinde bulunan belgeyi de çok iyi biliyoruz sevgili dostlar.

Şimdi, buradan özellikle şunu belirtmek istiyorum: Bizi Serez’e, Şeyh Bedrettin anmasına çağıran Trakyalı, Bedrettini, Gülşani, Bektaşi dostlarım; davetinize niyaz olsun. Çalışmadan dolayı gelemiyoruz.

Bu arada şunu belirteyim: Değerli arkadaşlar, Şeyh Bedrettin’in mezarı İstanbul Divanyolu’nda, II. Mahmut haziresindedir; birçok insan bilmez. Gidip Divanyolu’nda, Şeyh Bedrettin’in mezarında bir dua okumanızı ya da bizim tabirimizle niyaz olmanızı dileriz değerli arkadaşlar.

Şeyh Bedrettin’in mezarının tam karşısında Ziya Gökalp’ın görkemli sandukasıyla mezarı ama Şeyh Bedrettin’in mezarı hâk ile yeksan çünkü görkemliliği biz istemeyiz. Bizim sadık yârimiz kara topraktır sevgili dostlar. Şunu tekrar belirterek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülbül, bir dakika veriyorum.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, Maraş katliamıyla ilgili anmalarda Sayın Vali, Sayın Emniyet Müdürü, Sayın İçişleri Bakanı, sayın yetkililer… Biz oraya gidip sadece bir anma yapıyoruz, yitik mezarları bulmaya çalışıyoruz, Yörükselim’de yaşayan, hâlâ o acıyı içlerinde, iliklerinde hisseden insanlarımızla hemhâl olmaya çalışıyoruz. Bu, insani, vicdani, ahlaki bir görevdir, kimse bunu engellemesin. Tüm katliamlarda ve Genelkurmay Başkanının tabiriyle bu düşük yoğunluklu savaşta canını yitirenleri -Türk, Kürt fark etmiyor, hangi kimlikten olursa olsun- muhabbetle, aşkla anıyoruz. Savaş bitsin, katliam bitsin, özgürlük, eşitlik, adalet olsun, Türkiye'nin tüm renkleri kendi rengiyle yansısın diye mücadelemiz devam edecek.

Sevgiler ve saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Başkanım, söz istiyorum.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi…

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Başkanım, Maraşlı olarak söz istiyorum.

BAŞKAN - Bir saniye değerli arkadaşlar…

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına 6’ncı söz, Siirt Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş’a aittir.

Buyurun… (HDP sıralarından alkışlar)

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Başkanım, sataşma var.

BAŞKAN - Süreniz beş dakika…

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Biz yapmadık. Bu şekilde itham edemezsiniz. Bütün bir şehri töhmet altında bırakamazsınız.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, 60’a göre söz taleplerine her grubun konuşması bittikten sonra makul sayıda bir iki arkadaşımızla devam edeceğim ama gruplar konuşurken de grup başkan vekilleri dışında hiçbir arkadaşımıza 60’a göre söz verme şansımız yok. Siz sisteme girin, grupların konuşmalarını bir izleyelim, ondan sonra...

Buyurun.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, Sayın Leyla Güven -bugün 38’inci gün- açlık grevinde. Siz duymaktan rahatsızlık duymuyor olabilirsiniz ama biz söylemekten mutlu değiliz. Çünkü bir an önce Sayın Leyla Güven’in tecridin kaldırılması yönündeki talebinin kabul edilmesi, bu hukuksuzluğun, bu haksızlığın sona ermesi için bunu ifade ediyoruz. Şunu unutmayın: Leyla Güven bu Meclisin bir üyesi, binlerce insanın oy verdiği bir irade ve Anayasa’ya göre 81 milyon yurttaşı temsil eden bir parlamenter, sizi de temsil ediyor. Anayasa’ya göre sizin gibi, bizim gibi bir parlamenter ve barış isteyen on milyonlarca insanın tecride dair talebi için bedenini açlığa yatırdı. Milyonların talebiyle bugün kendisi gerçekten bir isyan içinde, bedenini açlığa yatırarak isyan ediyor.

Şimdi Montesquieu’ya bir atıfta bulunmak istiyorum, ne demişti zamanında? “Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma yapılmış bir tehdittir.” Yine Montesquieu başka bir sözünde şöyle der: “Bir rejim, halkın adalete inanmaz bir hâle geldiği noktaya gelince o rejim mahkûm olmuştur.”

Evet, değerli milletvekilleri, devletleri çetelerden ayıran en önemli fark hukuka bağlılıktır. Eğer bugün tecrit, hukuka aykırı bir şekilde Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere aykırı bir şekilde devam ettiriliyorsa bu, hukuk tanımazlıktır. Bir parlamenter hapisteyse rehinelik durumu devam ediyorsa bu da hukuk tanımazlıktır. Gelin, hukuka bağlılığı burada tesis edelim. Bizler sonuçta seçimle gelmiş parlamenterleriz. Sevgili Leyla Güven’i burada tüm içtenliğimle sevgiyle saygıyla selamlamak istiyorum bütün arkadaşlarım ve izleyenler adına.

Evet, ben ÖSYM üzerinde söz aldım. ÖSYM şu anda Türkiye'nin en güvenilmez kurumu. Gerçekten iktidarı tebrik ediyorum, en güvenilen kurumu en güvensiz kurum hâline getirmeyi başardı; Sayın Bakan da burada. Gerçekten ne yapıyorlar? Çok meşhur işler yapıyorlar; kurum, sınav ücretlerine her gün zam yapmakla epey mesafe aldı. Bir tek yaptıkları iş var, sınav yapıyorlar, sonuçlarını açıklıyorlar, onu da yanlış yapıyorlar. Nasıl yanlış yapıyorlar? Okuyoruz, her sınavda ayrı bir skandal yaşanıyor; sorular çalınıyor, puanlar yanlış hesaplanıyor, şifrelemeler yanlış yapılıyor, atamalar yanlış yapılıyor ve bunlar yapılırken tek bir kişi görevden alındı mı? Hayır. Kimse şaşırıyor mu? Hayır. Şaşırmalı mıyız? Evet. Sadece şaşırmamalıyız; isyan etmeliyiz, buna karşı gerçekten gençlerin hayatlarına ve geleceğine sahip çıkmalıyız.

Bir de KPSS, TUS, ALES gibi sınavlarda gerçekten her gün artan bir de bu sınav harçları var. Bu sınav harçlarının da öğrencilerin çok büyük bir şikâyet alanı olduğunu belirtmek istiyorum. Peki, burada bir ticarethane mi işletiliyor? Hayır ama mantık, piyasacı mantık. Nereden geliyorum? Mesela, TUS sınavı için 300 TL. Birkaç sınava birden girince bu ücretler artış gösteriyor.

Temmuz 2018’de bir kararname yayımlandı, bilmiyorum duydunuz mu? 5 no.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi. O kararnameye göre ÖSYM’ye faaliyetleriyle ilgili şirket kurma ve kurulmuş şirketlere ortak olma hakkı tanındı. ÖSYM, sınav sistemini artık ya kendisi bir şirket kuracak, yapacak ya da kurduğu, ortak olduğu şirket vasıtasıyla yapacak. Evet, peki, bütün bunlara rağmen geçti öğrenci, üniversiteye kayıt yaptı. ÖSYM’de yani YÖK sisteminde nasıl okuyor? Bitiyor mu işi? Tabii ki hayır. “Savaşa hayır.” derse, barış isterse ertesi günü kendisini dört duvar arasında buluyor. ODTܒlü öğrencilerin gözaltına alınışını biliyoruz, Boğaziçili öğrencilere geçen dönem neler yapıldığını gayet iyi biliyoruz. Berkin Elvan’ın cenazesine katıldığı için Berkay Ustabaş -sadece temsilen söylemek istiyorum- hâlâ tutuklu ve gerçekten suçsuz yere 5 Ocaktan bu yana hapiste tutuluyor. Peki, hükümlü ve tutuklu öğrenci sayısı kaç? 70 bine ulaştı. Bu rakamları verecek zamanım yok ama şunu söyleyeyim: Dört yılda 25 kat artmış arkadaşlar, tutuklu öğrenci sayısı 25 kat artmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Beştaş, bir dakika ilave ediyorum.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Büyük eziyetlerle sınava giren, bütün bu sistemi aşan öğrenciler tümüyle haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklanıyor. Tutuklu öğrenci sayısının bir hesabını yaptık, 699 ilçenin nüfusunu geride bırakmış; sadece bir metafor olarak söylüyorum.

Peki, barış bildirisini imzalayan akademisyenler, öğrencilerle beraber… Evet, her gün Çağlayan’da duruşmalar var çünkü talimat yüksek yerden, barış bildirisine imza atanlar ceza alacak; hiçbir hâkim, hiçbir mahkeme cesaret edip beraat kararı veremiyor.

Geçen hafta Sayın Gençay Gürsoy’a, TTB’nin eski Başkanı Gençay Gürsoy’a iki yıl üç ay hapis cezası verildi. Gerçekten, bu Parlamentoda hepimiz utanmalıyız, biz de dâhil. Barış bildirisine imza attığı için bir profesör iki yıl üç ay ceza alıyorsa buna karşın bir şey yapmadığımız için kesinlikle biz utanmalıyız çünkü ben kendi adıma mahcubiyet duyuyorum.

Evet, ÖSYM’nin neyi ölçüp biçtiği ortada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Sınava giren kimsenin güvenmediği bir kurumla yüz yüzeyiz. Bu sistemin kökten değişmesi gerekiyor diyorum ve hepinizi selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Beştaş.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına son söz, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Salihe Aydeniz’e aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Aydeniz.

HDP GRUBU ADINA SALİHE AYDENİZ (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

TJA aktivisti ve Hakkâri Milletvekili Leyla Güven, ağırlaştırılmış İmralı tecrit sistemine dikkat çekmek için otuz sekiz gündür dönüşümsüz ve süresiz açlık grevinde. Buradan haksız hukuksuz bir şekilde cezaevinde rehin tutulan başta Leyla Güven’i ve arkadaşlarımızı saygıyla sevgiyle selamlıyor, direnişlerini buradan sevgiyle selamlıyorum.

Kürt sorununu bir inkâr ve imha politikası çerçevesinde, kadınların sorunlarını köleleştirme politikası çerçevesinde, demokrasiyi adalet ve özgürlüklere karşı baskı ve sindirme politikası çerçevesinde ele alan AKP saray iktidarı, darbe mekaniğini, sivil darbeyi ve OHAL’i harekete geçirerek İmralı sistemi üzerinden ülkenin tamamını tecritle karşı karşıya bırakmıştır. Tecridin kırılması, barışın ve birlikte yaşam umudunun önündeki engellerin kırılması anlamına gelir. Bundan dolayı, Leyla Güven’in başlattığı ve cezaevlerine yayılan açlık grevleri talepleri taleplerimizdir, bu Meclis, Leyla Güven’in taleplerine ses vermelidir.

Konumuz bütçe. Buradan konuştuğumuz bütçe, tüm ülkeyi ilgilendiren, aslında her alanda kadının, emekçinin, gençlerin, engellinin, çocukların ve halkın bütçesi olması gerekirken buradan bize savaş ve rant bütçesi sunuldu. Evet, bu bütçe, savaş ve rant bütçesidir.

Yapılan sunum içerisinde en büyük payın eğitime ayrıldığı başlığı vardı. On altı yıllık iktidarınız boyunca eğitim alanında nasıl bir politikasızlık yürüttüğünüze bir göz atalım. Her yıl olduğu gibi 2019 yılında da eğitime ayrılan bütçe kötüye gitmeye devam etmekte. Millî Eğitim Bakanlığının 2019 yılı için öngördüğü bütçesi merkez toplam bütçenin yüzde 11,84’üdür. Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi 2017 bütçesine göre yüzde 1,34 ve 2018’e göre yüzde 0,29 oranında azalmıştır. 2018 yılında eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 8,36 iken 2019’da bu oran yüzde 4,88’e gerilemiştir. Yani Millî Eğitim bütçesinin büyüklüğü bir yanıltmacadır. Her yıl eriyen bütçenin yanında, yapboza dönüşen eğitim sistemi ve müfredata baktığımızda değişen tek şeyin Bakanın ismi olduğunu görürüz. On altı yıllık iktidarınız boyunca eğitim politikaları konusunda her dönem başarısız olmuş ve başarısızlığınızda sistem değişikliği yaparak başarısızlığınızın üstünü kapatmaya çalışmışsınız. Her değişiklik öğrencide ve velilerde kaygılara neden olmakla beraber, piyasa merkezli, rekabetçi ve sınav esaslı politikalar her geçen gün büyüyerek sorun yumağına dönüşmüştür. Evet, vazgeçilmez bir haktır eğitim ve paralı olamaz. Evet, eğitim paralı olamaz ama iktidarınız boyunca kamusal eğitimi tasfiye uygulamaları hız kesmeden devam ederken özel okullara kamu kaynaklarını aktarma hep süregelmiştir.

Ana dilinde eğitim, eğitim biliminin en temel ilkelerindendir. Türkiye birden çok ana dilin, kültürün ve kimliğin olduğu bir ülkedir. Asimilasyon, baskı, sindirme, yok sayma ve her türlü engellemelere rağmen birçok dilin konuşulduğu, işitildiği ve yaşatılmaya devam edildiği bir ülke gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Türkiye’de yaşayan halkların kendi ana dilinde konuşma ve dillerinin eğitim dili olması konusu meşru bir haktır ve bu hak Türkiye’nin zenginliğidir. Biz Kürtler asla ana dilimizden vazgeçmeyeceğimizi ve Kürtçenin eğitim dili olması konusunda taleplerimizi her zaman dillendireceğimizi belirtmek isterim.

Bakın, biz Kürtler kendi ana dilimizde eğitim yapma deneyimlerimizi ve bu halkın bu konudaki taleplerinin nasıl artarak devam ettiğini bir örnekle söylemek istiyorum. 2014 yılında halkın yoğun talebi ve kişisel dilekçelerle kurumlara başvurmaları nedeniyle KURDİ-DER, EĞİTİM-SEN ve milletvekillerimiz üzerinden valiliklere ana dilde eğitim veren okulların açılması başvuruları yapıldı. Bu başvurular üzerinde ilk yıl Diyarbakır’da “Ferzad Kemanger”, Cizre’de “Berivan” ve Yüksekova’da “Dayika Uveyş” olmak üzere üç tane ilkokul düzeyinde okul açıldı. Bu okulların ilk yılda her okulda 40-50 olmak üzere öğrenci, eğitim hayatına başladı. İkinci yıl bu üç okul 10 okula, öğrenci sayısı 500’e çıktı. Üçüncü yıl bu okul sayısı 20’ye, öğrenci sayısı 1.500’e çıktı. Bu halkın en meşru hakkı olan ana dilinde eğitim hakkına kısa bir süre için de olsa talebin nasıl hızla büyüdüğünü gören tekçi zihniyet, üçüncü yılında okulları kapatma kararı aldı. Oysaki okullar açıldığında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı müfettişler birkaç kez okullarda incelemeler yapmışlar, müfredatı gözden geçirmişler fakat aykırı bir durum gördüklerine dair herhangi bir ikazda bulunmamışlardı. Ayrıca bu okullarda okuyan öğrencilerin kendi ana dillerinde eğitim görmeleri onları öz güvenli, o çoğulculuğu esas alan, doğaya ve farklılıklara duyarlı kişiler olarak yetişmelerini sağlıyordu. Ana dil üzerindeki tekçi, yok sayan ve inkâr politikalarından vazgeçilmelidir.

2017 yılına göre, ataması yapılmayan yarım milyona ulaşan öğretmen varken, aynı yıl içerisinde, farklı bölümlerden mezun olan kişiler öğretmen olarak atanmıştır. Öğretmenler sınav, mülakat ve güvenlik soruşturması kuşatmasıyla karşı karşıya bırakılmışlardır. İki yıl süren ve 19 Temmuz 2018 günü kaldırılan OHAL kapsamında 36 kanun hükmünde kararname çıkarılmış ve hukuken kendilerini savunma hakkı tanınmadan, tamamen siyasi ve idari tasarruflar sonucunda, hukuksuz bir şekilde 135.144 kamu emekçisi ihraç edilmiştir. Kamudan ihraç edilenlerin 41.705’i, eğitim ve yükseköğretim kurumlarındaki emekçilerdi.

OHAL dönemi, AKP politikalarına itiraz eden ya da iktidardan yana taraf tutmayan eğitim emekçilerinin, başta OHAL kararnameleri olmak üzere Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde yapılan inceleme ve soruşturmalarla susturulmaya, yıldırılmaya çalışıldığı, işsizlik ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışıldığı kapkara bir dönem olarak tarihte yerini almıştır. Sokağa çıkma yasakları döneminde çatışmaların son bulması için, çocukların yaşam hakkı için bir günlük iş bırakan 4.700’ün üzerindeki öğretmen, OHAL döneminde açığa alındı; 30’u sonradan hapis cezasıyla karşılaştı ve bunların neredeyse tamamı, sonradan beraat etmesine rağmen bunların birçoğu da sonra ihraç edildi. Bu rakamlar sadece Diyarbakır için verdiğim rakamlardır.

Barış diledikleri için, “Çatışmalar son bulsun.” dedikleri için bu kadar eğitim emekçisi mağdur edilmiştir. Pek çok bilim insanı sadece fikirlerini dile getirdikleri için üniversitelerden ihraç edilmişlerdir. Barış İçin Akademisyenler inisiyatifinin, barış hakkını savunarak yaşanan çatışmalara ve sivil kayıplarına ilişkin itirazlarını kamuoyuyla paylaştıkları için karşılaştıkları baskı, sindirme politikalarının nasıl bir lince dönüştüğünü hep beraber gördük.

AKP, tüm muhaliflerin seslerinin kısıldığı tek tip bir gençlik, tek tip bir üniversite istemektedir. Bunun için de hem akademisyenleri hem de üniversite öğrencilerini baskı altına almaktadır. Üniversiteler korku iklimi içindedir. Üniversiteli muhalif gençlere yönelik sistematik gözetim ve potansiyel suçlu uygulamaları yaygınlaştırılmaktadır. Gençler üniversitelerden mezun olduktan sonra güvenlik soruşturmaları nedeniyle meslek hayatına başlayamama kaygısı yaşamaktadırlar.

Yine, 2006 yılında hayata geçirilen “her ile bir üniversite” projesiyle üniversiteler, AKP iktidarının kadrolaşma seferberliğinin, otoriter, piyasacı, cinsiyetçi, ırkçı ve muhafazakâr politikaların odağı olmuştur.

YÖK’ün 2017 ve 2018 öğretim yılı resmî istatistiklerine göre yükseköğretim sistemi her geçen gün büyümektedir. Ancak bu büyümenin arka planında sokak aralarında, apartman dairelerinde binadan bozma üniversiteler olduğu anlaşılmaktadır. Sayısı her geçen gün artan fakat içi gittikçe boşalan bu üniversitelerden mezun olan tüm gençler, işsizler ordusunu oluşturmaktadır.

Adalet Bakanlığının verilerine göre, 2013 yılının Mayıs ayında tutuklu olan öğrenci sayısı 2.776 iken son iki üç yıl içerisinde bu sayı 25 kat artmış ve 69 bin olmuştur. Bu sayının çoğunluğu da gençlerden oluşmaktadır.

2018 yılında açıklanan dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesinde ne yazık ki Türkiye’den herhangi bir üniversite yer almamaktadır. Çünkü üniversiteler özgür değildir. Çünkü kampüse sıkıştırılmış, ezberci, doğadan ve toplumdan kopuk bir eğitim modeli, toplumun gerçekliğinden uzak ve özgürlükten kopuk olacaktır. Üniversiteler darbe dönemlerine rahmet okutacak cinsten baskı ve sindirme süreciyle karşı karşıya bırakılmışlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydeniz, toparlamak için bir dakika süre veriyorum.

Buyurun.

SALİHE AYDENİZ (Devamla) – Eğitimde mezhepçi politikalar 2017-2018 öğretim yılında da yoğunlaştırılmıştır. Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet, Ensar, Birlik, Hikmet, HAYDER, İHH, TÜRGEV gibi dinî vakıf ve derneklerle sayısız protokoller imzalayarak çocuklarımız ve gençlerimiz, tarikat ve cemaatlere mecbur bırakılmışlardır. Yine, yeteri kadar devlet yurdunun olmaması, cemaatlerin ve tarikatların işine gelmiştir.

Daha birçok eksikliğini anlatabileceğimiz eğitim politikasızlığının bütçesininde yetersiz, eksik ve ranta dayalı olduğunu vurgulamak isterim. 2019 bütçesinin, sorunları çözeceği yerde, bilakis sorunları daha da derinleştiren bir bütçe olduğunu ve bu bütçenin emekçinin, kadının, gencin, engellinin, çocukların ve halkın değil; tekçi zihniyetin, saray, savaş ve rant bütçesi olduğunu söylemek istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

7.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, bütçenin milletin bütçesi olduğuna ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Savaş bütçesi” tarzı ifadelerin ne kadar kaba olduğunu bu Mecliste ifade etmiştim. Bir önceki konuşmacıda buna ilişkin sayıları, rakamları da vermiştim.

Bu bütçe, tamamıyla milletin bütçesi, esnafın, çiftçinin, dertlinin bütçesi. En büyük yatırımın eğitim olduğu, sağlık olduğu, bunun yanında da sosyal yardımlar olduğunu söylemiştim zaten. Aynı konuları tekrar tekrar söylüyor olmanın hiç kimseye faydası yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Halkların Demokratik Partisi Grubunun konuşmaları bu şekilde sona ermiştir.

Birkaç arkadaşımıza 60’a göre yerinden birer dakika söz vereceğim. Sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmalarına başlayacağız.

Ara yok değerli arkadaşlar. Bugün şu hatırlatmayı da yapayım: Geçen gün de ifade etmiştim, aralarımız kısa olacak, birazcık süratli ilerlememiz gerekiyor. Yemek arası vermeyeceğim. Arkadaşlarımız diğer konuşmaları izlerken kendi ihtiyaçlarını gidersinler.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Siz nasıl yapacaksınız Başkanım?

BAŞKAN – Biz kendi işimizi kendimiz çözeceğiz değerli arkadaşlar.

Sayın Yayman, buyurun.

8.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın, “Başka Türkiye yok.” diyerek görüşmelerin bütçe üzerine olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkanım, nezaketinize çok teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bugün Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı bütçelerini görüşmek için toplanmış bulunmaktayız. Bütçelerin hayırlı uğurlu olmasını dileriz. Buradaki tartışmaların gönül ister ki gerçekten bütçe üzerine, bütçedeki kalemler üzerine olması hepimizin arzusu. Sayın Bülent Turan Bey’in sözlerine katılmamak mümkün değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi, gerçekten uzun bir demokratik tecrübeye, uzun bir demokratik pratiğe dayanıyor. Bu Meclis, dünyanın sayılı meclislerinden bir tanesi, ilk açılan meclislerden bir tanesi ve bugün geldiğimiz noktada gerçekten Türkiye ortak paydasında “Başka Türkiye yok.” diyerek daha fazla bütçe üzerine görüşmelerin olmasını bir temenni, öneri olarak arz etmek isterim.

Sizin de demokratik tutumunuzu tekrar tebrik ederim Başkanım.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Öçal.

9.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ü Kahramanmaraş olaylarıyla ilgili ifadelerinden dolayı kınadığına ilişkin açıklaması

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Az önce, Kemal Bülbül Vekilimizi, Kahramanmaraş olaylarıyla ilgili şehrin bütün bir halkını töhmet altında bırakacak ifadelerinden dolayı kınıyorum.

Kahramanmaraş, daima bağrında yiğitler ve güzel insanlar yetiştirdi Akif İnan’ıyla, Cahit Zarifoğlu’yla, Necip Fazıl’ıyla, Abdurrahim Karakoç’uyla, Mahzuni Şerif’iyle her daim kardeşliği yücelten güzel insanlarıyla, değerleriyle, Kürt’üyle, Alevi’siyle, Çerkez’iyle kardeşliği yücelten bir şehirdir. Şehrimizin dışarıdan gelen provokatörlerce işlenmiş bir katliamdan dolayı bu şekilde töhmet altında bırakılmasını kınıyorum. Maraş anılsa anılsa kahramanlığıyla ve güzelliğiyle anılmalıdır diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Paylan…

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) - Sayın Başkan, Maraş’ın bir mağduru olarak 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Arkadaşlar, ben 60’a göre kime söz vereceğimi belirlemiş durumdayım, bana bırakın lütfen.

Sayın Paylan, buyurun.

10.- Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın, ana dil temelli çok dilde eğitim konusunda Millî Eğitim Bakanına çağrıda bulunduğuna ilişkin açıklaması

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, azınlık okulları, ana dili temelli çok dilde eğitim veriyor, Türkiye’de şu anda hâlâ faaliyette. Osmanlı döneminden beri de çok önemli bir deneyim. Sayın Millî Eğitim Bakanına buradan çağrı yapıyorum, bu deneyimden faydalansınlar, ana dili temelli çok dilde eğitim. Ben hayatıma Ermenice başladım, gördüğünüz gibi Türkçeyi konuşabiliyorum, İngilizcem, İspanyolcam da gayet iyidir. Ana diliyle başladığınız zaman çok dilli eğitime ve dillerin kardeşliğine ulaşabiliyorsunuz. Bu deneyimden faydalanmamız lazım Sayın Başkan. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti hâlâ azınlık okullarının statüsünü tanımlamış durumda değil maalesef. Lozan’da evet bir hak tanımlanmış ama iç hukukumuz yok. Bunun için de bu okulların varlığını sürdürmesi için herhangi bir tedbir alınmıyor. Bütçeden de bakın herhangi bir bütçe ayrılmıyor bu okullara. Oysa bu okullar kamu hizmeti veriyorlar yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına eğitim veriyorlar. Bu anlamda Sayın Bakana da çağrımdır, Meclisimize çağrımdır: Bu okulların gelin statüsünü tanımlayalım ve varlıklarının sürdürülmesi için gerekli tedbirleri alalım ve bu deneyimden faydalanalım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Öztunç, siz de bir Maraş Milletvekili olarak söz istediniz.

Sayın Bülbül, ondan sonra size bir söz vereceğim.

Ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisine başlayacağız.

Buyurun Sayın Öztunç.

11.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Maraş’ta yaşanan katliamın tam anlamıyla ortaya çıkarılması için Genelkurmay Başkanlığının arşivlerinin açılmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, bundan tam kırk yıl önce, memleketimizde, Maraş’ta bir katliam yaşandı, doğrudur, bunu kabul etmek gerekiyor, ediyoruz. Çoluk çocuk yüzlerce insan katledildi, ailelerin gözü önünde kadınlar, gençler, çocuklar öldürüldü. Kırk yıl önce yaşanmış bir acı. Bu acıyı hepimiz, bütün Maraşlılar içimizde yaşıyoruz, yaşamaya devam ediyoruz. Bununla yüzleşmemiz gerektiğini de biliyoruz. Bu kapsamda, o gün Maraş’ta yaşananların tam anlamıyla ortaya çıkarılması gerektiğini de biliyoruz. Bu tam anlamıyla ortaya çıkarılmalı ki bugün bu sorunu daha fazla konuşmayalım. Bunun için ne yapmak gerekiyor? Genelkurmay arşivlerinin artık açılması gerekiyor. Genelkurmay arşivleri açılırsa, Maraş’ta bu katliamı hangi provokatörlerin yaptığı, kimlerin işin içerisinde olduğu ortaya çıkar. Çünkü Maraş’ta Türkiye’nin aydınlık insanları katledildiler. İçerisinde Alevi de vardı, Sünni de vardı. Sadece Aleviler değil, Sünni insanlar da vardı katledilenler arasında. Orada, aydınlık, çağdaş, dünyaya sol pencereden bakan insanlardı bunlar. Genelkurmay arşivlerinin bir an önce açılması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Uzatmıyorum Ali Bey.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Tek bir cümle.

BAŞKAN – Peki, tek bir cümleyle tamamlayalım. 60’a göre bir dakika.

Buyurun. Son cümle ama.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Hiç kimsenin derdi bu yarayı yeniden kanatmak değil, bunun farkındayız ama artık bu konuyla da bir yüzleşmek gerektiğine inanıyoruz. Maraş’ın tamamını bu olayla anmak da yanlıştır, bunu da böyle görmek gerekiyor. Bu olayın tam olarak ortaya çıkarılması için artık Genelkurmay arşivlerinin açılmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bülbül, siz de son olarak toparlayın, ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna söz vereceğim.

Yerinizden, buyurun.

12.- Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün, Maraş halkını ya da inançsal kesimi suçlamadığına ilişkin açıklaması

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Maraş Milletvekili kadın arkadaşın ismini bilmiyorum, özür dilerim, ismiyle hitap etmek isterdim.

BAŞKAN – Sayın Öçal, soyadı Öçal.

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Ben asla Maraş halkını ya da inançsal kesimi suçlayan bir şey söylemedim. Maraş halkına selam olsun. Sütçü İmam’a da, Necip Fazıl’a da, Mahzuni Baba’ya da sevgi ve saygılar. Maraş halkı bir suç işlememiştir, Sünni toplumu bir suç işlememiştir. İşin içerisinde derin devlet, provokatörler ve resmini gösterdiğim bebek katilleri vardır.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Alkışlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Zeybek, son olarak sizi alalım, ondan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna başlıyoruz.

Buyurun.

13.- İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek’in, Yavuz Sultam Selim Köprüsü’nün ulaşıma açılmasından sonra Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçiş yapan aks aralığı 3.20’nin üzerindeki araç sürücülerinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Ulaştırma Bakanı; üçüncü köprünün açılmasından sonra ikinci köprüden geçiş yapan, aks aralığı 3.20’nin üzerindeki araçlarla ilgili, bir buçuk yıllık bir zaman geçtikten sonra ciddi biçimde cezalar gönderilmeye başlanmıştır. Piyasa değeri 30 ile 80 bin lira arasında değişen panelvanlara, kamyonetlere 180, hatta 300 bin lira civarında cezalar geldiğini biliyoruz. Bu konuyla ilgili, geçtiğimiz günlerde, Karayollarının internet sitesinde araçların cezalarının görülmediği bir durum oluştu; kamyoncularımız, panelvan sürücülerimiz bunu da cezaların kaldırıldığı biçiminde anladılar ancak anlaşılan o ki, sonra tekrar bu cezalar gündeme geldi. Şu an İstanbul’da yaşayan on binlerce küçük esnaf bu sorunla muzdariptir. Bununla ilgili, hızlı bir biçimde bir çözüm üretilmesi gerekiyor; diğer türlü, araçlarla ilgili icrai işlemler başlayacak. Satış işlemleri yapılamıyor, cezalardan dolayı ciddi biçimde bir tıkanma yaşanıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamam mıdır Sayın Zeybek?

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Sayın Başkanım, önemli bir konu. Çok sayıda İstanbullu…

BAŞKAN – Peki, bir cümleyle toparlayın lütfen.

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Lütfen…

BAŞKAN - Uzatmayalım ama.

GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Bu konuyla ilgili son zamanlarda hızlı bir biçimde torba yasalar da geliyor. Hiçbir biçimde de şoförlerimiz uyarılmamıştır; yani, ikinci köprüden geçmeye devam ettiler. Aks aralığı 3.20 olan araçlar geçebiliyor fakat aks aralığı 3.30 olan araçlarla ilgili ciddi cezalar oluştu; 180, 200, 300 bin lira ceza yiyen yurttaşımız var. Benim, Sayın Bakandan ricam: Önümüzdeki yıl içinde bununla ilgili bir yasal düzenlemeyi mutlaka Parlamentonun gündemine getirelim ve bu sorunu kökünden çözelim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Özen, sizden de çok kısa bir değerlendirme istiyorum. Şundan dolayı: Çünkü siz de Maraş katliamında acı yaşamış bir kardeşimizsiniz. Bir toparlayarak, bütünleştirerek bu işten çıkalım.

Buyurun.

14.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, Maraş milletvekillerine Maraş katliamını lanetlemesi için çağrıda bulunduğuna ilişkin açıklaması

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Teşekkürler Başkan.

Biz her yıl Maraş anmasına gidiyoruz. İnancımız gereği hiçbir insanın burnunu kanatmamışız fakat iktidar o günleri tekrar bize hatırlatıyor. Çünkü her yıl Maraş’ın etrafı çevriliyor, ablukaya alınıyor, hatta İstanbul, Ankara’dan kaldırılan otobüsler bile kaldırılamıyor. Bu yıl cemevimizde anacağız, şehitlerimiz için dua okuyacağız, gülbanklarımızı okuyacağız.

Ben buradan çağrıda bulunuyorum: Maraşlı olanlar, Maraş milletvekilleri, gelin hep birlikte bu katliamı lanetleyelim bir daha olmaması için.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Lanetliyoruz Sayın Başkan, iktidarın bu konudaki tavrı belli zaten.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – O zaman anılmasına izin verin. Hep beraber gidelim oraya

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Maraş katliamının Türkiye’nin ortak acısı olduğuna ve Meclis çatısı altındaki milletvekillerinin katliamı lanetlediklerine inandığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Bu Meclis çatısı altında bulunan bütün partilerimizin milletvekillerinin Maraş katliamını lanetlediklerini ben yürekten inanarak biliyorum. Elbette anmalar konusunda da devletimiz, anma törenlerine katılanların güvenliğini de sağlayacak şekilde tedbirler alarak saygın ve herkesin iştirak edeceği bir anmayı düzenleyecek tedbirleri de mutlaka alacaktır. Maraş katliamı, hiçbir siyasi parti ayrımı olmaksızın Türkiye’mizin, ulusumuzun ortak bir acısıdır.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmacılarına başlayacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk söz, Adana Milletvekilimiz Sayın Müzeyyen Şevkin’e attir.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, önceki gün tren kazasında yaşamını yitirenlerle ilgili başsağlığı dilemek istiyorum, yaralılara da acil şifalar dilerim.

Evet, değerli milletvekilleri, alelacele, altyapısı hazırlanmadan faaliyete geçirilen Pamukova’da 41 insanımızın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan hızlandırılmış tren kazası yaşadık. 7 Temmuz 2018’de Çorlu’da 24 kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan yine bir tren faciası; üç gün önce yaşanan kazada da yine ne hikmetse sorumlu yok, suçlu yok, ihmal hiç yok ama nedense ölüm var, acı var, yayın yasağı var, araştırma önergelerinin reddi var.

Dünya demokrasilerinin içselleştirildiği ve her alanda uygulandığı devletlerde bir tek insanın burnu kanadığında sorumluların cezalandırıldığı ve bu olayların yinelenmemesi için derslerin çıkarıldığı, yönetenlerin istifa ettiği süreçler yaşanır. Ülkemizde ise olayı kadere bağlayıp hayatını kaybedenler için başsağlığı dileme yarışına girilmekte değerli milletvekilleri. En iyi başsağlığı dilemekten daha iyi değil midir bir tek insanın burnunun kanamaması?

Çorlu tren kazasında 9 yaşında hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz Sel’in çığlığını ve yürek yangınını ne yazık ki ne yöneticiler ne iktidar duyuyor arkadaşlar. “Yürek usulca pas tutar, sevgi uçup gider. Fark etmez akla kara, fark etmez doğru yanlış. Şaşmayı unutursun. Yürek usulca pas tutar.” Yüreğinize pas tutturmayın değerli iktidar milletvekilleri, lütfen yüreğiniz pas tutmasın.(CHP sıralarından alkışlar)

Yaptığınız yandaşı baz alan ve siyasi çıkarlarınız için hızlı bitirmeye, teslim tarihinden önce hizmete girmeye zorlanan projeler yüzünden can ve mal kayıplarının yaşandığı ve daha da yaşanacağı anlaşılmaktadır. Önceki gün yaşanan kaza sonrasında BTS Başkanı ile bir hafta önce bir KİT Komisyonu üyesinin verdiği bilgilere göre demir yollarında, 7 bin kilometresinde sinyalizasyon olmadığı açıklanmıştır ve bu hâlde insanların canlarının hiçe sayılarak ulaşıma devam edildiği görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, burada liyakatsizlik, kamu kaynaklarının yağmalanması, sorumsuzluk, istifa mekanizmasının çalışmaması ve adaletsizlik her bir milletvekilinin karşı durması gereken vicdani sorumluluktur; hepinizin vicdanına sesleniyorum değerli iktidar milletvekilleri.

Evet, değerli milletvekilleri, bütçe, bir tercihtir elbette. Diyanet İşleri Başkanlığının 2019 bütçesinin yüzde 34,6 artırılarak 7,7 milyar liradan 10,5 milyar liraya çıkarılması öngörülürken, Bilim ve Teknoloji, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Enerji Bakanlığının bütçelerinde yüzde 56’yı aşan kesintiler yapılması, Allah aşkınıza, hangi aklın ürünüdür? Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının bu yıl 31,3 milyar lira olan bütçesi, 2019’da tasarruf nedeniyle 13,6 milyar liraya düşürülecek. Bu mudur tedbir arkadaşlar? Bu bütçenin neresinde halk var, bana söyler misiniz? Bütçede yapılan bu tercihler israftır, gelecek kuşakların haklarını çalmaktır, yazıktır, günahtır arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, EUROSTAT 2016 verilerine göre Avrupa ülkelerinde ortalama bin kişiye düşen otomobil sayısı 480 civarındayken Türkiye’de bu ortalama 142’dir. Öte taraftan milyon otomobil başına düşen can kaybı sayısı Avrupa 68,5 iken Türkiye'de bu can kayıpları -değerli milletvekilleri, sayın iktidar milletvekilleri dikkatinize sunmak istiyorum- 644’tür. İşte, övünülen yol yaptık, kara yolları yaptık, denilen olaydaki çarpıcı gerçek budur. Güvensiz ve altyapısız kara yolları, insanların hayatını hiçe saymaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye lojistikte sahip olduğu coğrafi konumu kullanamamaktadır. Tüm dünya ulaşım aracı olarak metro ve tren seferlerini tercih ederken Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımı olan ve dört bir yanı demir ağlarla örülmesine rağmen demir yolları ne yazık ki ne iç hatlarda ne de dış hatlarda yeterince kullanılmamaktadır, avantaja dönüştürülmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şevkin bir dakika ilave ediyorum.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Saygıdeğer milletvekilleri, yandaş ihaleler, usulsüzlükler ve her kesimi olumsuz etkileyen kriz ortamında maalesef kamu özel iş birliği projelerinde verilen kamu garantilerine de dikkatinizi çekmek istiyorum. Özellikle üçüncü havalimanında yaşananları -süre çok kısıtlı hepsini açıklayamayacağım ama- açılıştan önce yaşanan iş cinayetleri, işçilerin haklı taleplerine karşı tutuklamalar ve havalimanında alelacele, apar topar yapılan havalimanı. Biliyorsunuz 90 metre dolgu denildi üçüncü havalimanında, 90 metre dolguyla ihaleye çıkılmasına rağmen 60 metre dolgu yapılmış ve çökmeler yaşanmıştır. Değerli dostlar, tabii, alelacele açılışı yapılan üçüncü havalimanı göle dönmüştü, bir de ne yazık ki su içerisinde yüzen uçak görüntüsü var, bu tür olaylarla karşı karşıya kaldık, övündüğünüz üçüncü havalimanında arkadaşlar. Umuyorum, teknik olarak başka sorunlar çıkmaz.

Ben biraz da kendi bölgeme geçmek istiyorum.

BAŞKAN – Selamlayalım Genel Kurulu, süreniz kalmadı.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Bir fotoğraf gösterir misiniz, uçağın fotoğrafını?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Uçağın fotoğrafı burada yok ama hemen onu buldurayım efendim size, var efendim, arşivlere bir bakarsanız görürsünüz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Çok özür dilerim, Adana’dan iki cümle bahsetmek istiyorum.

BAŞKAN – Peki, selamlayarak hemen...

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Arkadaşlar, Adana metrosu son derece önemli. 535 milyon dolar maliyetli Adana hafif raylı sistemi -Sayın Cumhurbaşkanı defalarca söz vermesine rağmen- Bakanlığa devredilmemiş, Adana’nın sırtında bir kambur olarak durmaktadır.

Yine, Adana-Karataş yolu, Sayın Bakanım, dikkatinizi çekmek istiyorum, her gün can kayıplarına neden oluyor, bir türlü tamamlanmadı, ışıklandırma ve sinyalizasyon hâlen tamamlanmamıştır.

Yine, Adana Şakirpaşa Havaalanı’nın geliştirilmesi son derece önemlidir, orada da uygun alan vardır, onu da göstermek istiyorum hemen hızlıca size. Uygun alan bulunmaktadır yine Adana Havaalanı’yla ilgili, oraya da dikkatinizi çekmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, altyapı hizmetleri var, yatırımların israf edilmesi var, vatandaşlarımızın kendini güvende hissetmemesi var. Bu bütçede yaşam kalitesinde düşüş var, kaza var ve maalesef ölüm var. Bu nedenle biz bu bütçeye “Hayır.” diyoruz.

Teşekkür ederim efendim, beni dinlediğiniz için. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu iddiaları reddediyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci söz, Kastamonu Milletvekili Sayın Hasan Baltacı’ya aittir.

Buyurun Sayın Baltacı. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA HASAN BALTACI (Kastamonu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığının 2017 yılı kesin hesabı ve 2019 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, 8 Temmuzda Çorlu’da meydana gelen tren kazasında kaybettiğimiz vatandaşlarımızın acısı hâlen tazeyken bu perşembe günü Ankara’da yeni bir faciayla daha karşılaştık, 9 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Bilime inanmama, liyakatsizlik ve kaderciliğin doğurduğu ihmaller bir tarafa, sadece daha fazla oy almak için sinyalizasyonu bile tamamlanmamış tren hattını açanlar, çocukları babalarından, anaları evlatlarından ayırmıştır. Bilirkişi raporları ve kazaların meydana geliş nedenleri, açık ihmal olduğunu ortaya koyduğu hâlde, sorumluluk alan olmamıştır.

Bakın, Değerli Bakan, Makedonya’da tekne faciası sonucunda 20 turist hayatını kaybetti, Ulaştırma Bakanı istifa etti, sene 2009. Mısır’da tren kazası sonucunda 49 kişi hayatını kaybetti, Ulaştırma Bakanı istifa etti, sene 2012. Kosta Rika’da köprü çöktü, 5 kişi hayatını kaybetti, Ulaştırma Bakanı istifa etti, sene 2017. Bulgaristan’da bu yaz trafik kazasında 17 turist hayatını kaybetti, aynı anda Ulaştırma Bakanı, Bölgesel Geliştirme Bakanı ve İçişleri Bakanı istifa etti, sene 2018. Ama sizin iktidarınızda yaşanan kazalardan dolayı bugüne kadar tek bir kişi bile istifa etmedi. Bırakın istifa etmeyi, bir Allah’ın kulu bile çıkıp özür dilemedi. (CHP sıralarından alkışlar) Özür dilemeyi bırakın, tek bir kişi bile çıkıp utanmadı.

Açıklamalarınızı okuduk Sayın Bakan, dediniz ki: “Sinyalizasyon sistemi, demir yolu işletmeciliği için olmazsa olmaz bir sistem değil.” Ben de hatırlatmak istiyorum Sayın Bakan: Siz de bu ülke için, bizler için olmazsa olmaz değilsiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü siz kendinizi bu halka karşı sorumlu hissetmiyorsunuz ama şunu unutmayın, bugün sorumluluk almayanlar, bugün sorumluluk almayı reddedenler, meşru olamazlar değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, bir başka konu da Ulaştırma Bakanlığının bütçesinden konuşurken Sayıştay raporlarına değinmekte yarar görüyorum. Raporlara baktığımızda, Kamu İhale Kanunu’na uygun şartlar oluşmadığı hâlde yapılan ihaleler, belediyenin yapması gerekirken üstlenilen yatırımlar, maliyetin çok üzerinde bedelle ve gecikmeli olarak tamamlanan projeler, yaklaşık maliyeti 231 milyon lira olan imalat karşılığında firmaya yaklaşık 427 milyon lira daha fazla yapılan ödemeler, ne yazık ki Bakanlığın kamusal hedef ve amaçlarından çok uzak olduğunu göstermektedir. Kamu kaynaklarının uzun yıllar sömürülmesi anlamına gelen ve çocuklarımızın geleceğini şirketlerin çıkarlarına rehin bırakan, yap-işlet-kırışalım projeleriyle vatandaşın sırtına ağır bir yük saran bu Bakanlığın, Kanal İstanbul başta olmak üzere, bu tür benzer projelere devam edeceği ve bu yükü misliyle artıracağı ortadadır. Vatandaşın cebi ve mutfağı yangın yeriyken, sadece 2 köprü ve 1 otoyol için müteahhide geçiş garantisi olarak yani geçmeyen araçların ücreti olarak iki yılda toplam 4,5 milyar lira ödendi. Bu parayla 750 bin üniversite öğrencisine bir yıl boyunca burs verilebilirdi. Garanti yolcu sayısındaki yüzde 96’lık yanılma payıyla, Kütahya Zafer Havalimanı’nı işleten şirkete Hazineden yaklaşık 21 milyon euro aktarıldı değerli arkadaşlar yani 80 bin asgari ücretlinin bir yıllık maaşı kadar. Peki, bunları kim ödedi? Elektrik faturası, doğal gaz faturası bir önceki yıla göre 2 kat artan, pazardan soğanı ve patatesi sayıyla almak zorunda bırakılan vatandaş ödedi. Göreve geldiği günden bugüne yol yapmakla övünenlere hatırlatmak isterim: Cengizin, Makyolun, Kalyonun Kolinin hafriyat kamyonları yatmasın diye projeler ürettiniz. Bu projelere on beş, yirmi yıllık garantiler verdiniz ama asgari ücretliye bir aylık bile garanti veremediniz. Yol yaptınız ama yolun bir ucunu fabrikalara, bir ucunu tarıma, bir ucunu turizme ulaştırmak yerine yandaşlarınızın kasalarına ulaştırdınız. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET KILIÇ (Bursa) – İnsaf… İnsaf…

HASAN BALTACI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, şu gerçeği ortaya koymamız gerekiyor: Bu yaşadığımız krizin en önemli nedeni, AKP Hükûmetinin bilerek ve isteyerek kurduğu düzenin ta kendisidir. Bakın, 10 Kasımdan 12 Aralığa konkordato ilan eden şirket sayısı 356’dan 856’ya çıkmışken, büyük dediğimiz şirketler kimleri işten atacaklarını şimdiden belirlemişken, Cumhurbaşkanı Erdoğan isterse eğer, bu yıl, 2019’da, sadece örtülü ödenekten 284 bin BAĞ-KUR emeklisinin bir yıllık maaşı kadar yani toplam 4 milyar 800 milyon lira harcayabilecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Baltacı, bir dakika ilave ediyorum.

HASAN BALTACI (Devamla) – Teşekkürler Başkan.

Bu bütçeyle vatandaşın sırtındaki vergi yükü 2018 yılına göre yüzde 20 artmıştır değerli milletvekilleri. Sadece 2019’da 117 milyar lira faiz ödeyeceğiz.

Bugün hukuk ve demokrasi kriziyle birlikte konuşulması gereken, aslında ekonomik yıkımın nedenlerinden birisi de meşruluk krizidir. Yapılan seçimler de bu meşruluk krizini aşmaya yetmiyor, yetmeyecek. Çünkü meşru olmak, Hazine garantisiyle yapılan yol, köprü, tünel, havalimanı ve demir yolları ihalelerinin sözleşmelerini kamuoyuyla paylaşmayı gerektirir; çünkü meşru olmak aynı zamanda kimin yanında olduğunuzla ilişkilidir. Siz bilimden yana değilsiniz, siz akıldan yana değilsiniz, siz halktan yana değilsiniz, siz maaşının dörtte 1’ini ulaşıma ödeyen asgari ücretliden yana değilsiniz, siz prim gün sayısını doldurmuş olmasına rağmen emekli olmak için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Süreyi bile ayarlayamadınız yani. Neyi anlatacaksınız bitince? (CHP sıralarından “Devam et.” sesleri)

HASAN BALTACI (Devamla) – Ben size anlatıyorum Sayın Turan. Anlayan zaten anlıyor.

BAŞKAN – Sayın Baltacı, cevap vermeyin karşıya.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Anladık Başkanım, anladık.

BAŞKAN – Ben mikrofonu açıyorum, hemen selamlayıp bitirelim.

HASAN BALTACI (Devamla) – Siz yıllardır çalışıp da kadro alamayan Karayolları işçilerinin yanında değilsiniz.

Sayın Turan, bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Bu bütçe meşru da değildir, halkın yanında da değildir.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Öyle bir şey yok.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sokağa mı çıkacaksın? Nedir bu ya?

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Niye?

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Nasıl meşru değil ya? Meclis kabul ediyor.

HASAN BALTACI (Devamla) – Bir de şu notu söyleyeyim; tarih şunu göstermiştir: Meşruluk krizi yaşayan iktidarlar, siyaset eğer meşruluk krizini aşamazsa ve siyaset bu Parlamentoda çözüm üretemezse toplumlar kendi yollarını bulacaktır ve dengeyi yeniden kuracaktır, emin olun. Yapamadığınızı vatandaş yapacak, merak etmeyin. (CHP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Biz yaparız, yaparız. Yaparız biz, sen rahat ol.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yapar vatandaş, merak etme sen.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Ne dedi, ne dedi? Sataşma yok.

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, başından sonuna tartışmalı ifadeler kullandı sayın hatip ancak şunu ifade etmek istiyorum...

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Baştan sona doğru.

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bütçenin meşru olmadığı gibi akla ziyan bir yaklaşımda bulundu. Bütçe, milletin Meclisinde kabul görürse hayata geçecek. Meşruluğun kaynağı burasıdır, başka kaynak aramıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Genel Kurul onaylayacak. Bitti, bu kadar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Onun dışında on yedi yıldan beri aynı hikâyeyi dinliyoruz. On yedi yıldan beri bu millet bize bu yetkiyi verdi. Bu emanetin ağırlığını bilen insanlarız. Bu millete vefa borcumuz var, daha çok çalışacağız ama meşruiyet millettir, Meclistir Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkanım, meşruluğu kim tayin ediyor?

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Özkoç’un bir talebi var.

Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Müsaade ederseniz kayıtlara geçmesi açısından ifade ediyorum. Meşruluk, çoğunluğun azınlığa tahakkümü değildir. Meşruluk, katılımcı bir demokrasiyle, millet için doğru olanın hakkaniyet ölçüsü içerisinde kabul edilmesidir. Eğer çoğunluğun azınlığa tahakkümü olsaydı dünyada demokrasilerin hiçbiri yaşanılabilir hâle gelmezdi.

O yüzden, bir bakanın “Bir aracın sinyal sisteminin olmaması o araç için gerekli bir şey değildir, o araç öyle de yürür.” gibi bir açıklama yapması milletimizle ilgili can kayıplarını görmemezlikten gelmesidir. Arkadaşlarımızın kürsüden feryadı ve sesi, milletimizin feryadı ve sesidir.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü söz Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Haydar Akar’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Akar, süreniz beş dakika.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Haydar Bey, arkandayız (!)

CHP GRUBU ADINA HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bugün bütçeyi konuşuyoruz. Biraz evvel Bülent Turan’ı dinlerken “Bütçe üzerinde ve matematiksel olarak konuşmak gerekir.” dedi. Aynen ben de öyle konuşacağım, hiç merak etmesin kendisi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmasın Başkanım.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Tabii, bütçeye bir genel değerlendirme yapmak lazım ve bu genel değerlendirmeyi yaparken 2002’de bu vatandaşa ne söz verdiniz ve bugün geldiğiniz konumu çok kısa bir özetleyeceğim, daha sonra da Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi bildireceğim.

Bakın, 2002’de bu vatandaşa şöyle söz verdiniz: “Yasaklar bitecek bu ülkede.” dediniz, “Yolsuzluk bitecek.” dediniz ve “Yoksulluk bitecek.” dediniz. 2018’e geldiğimizde bu üçü devam ettiği gibi buna bir de “2Y” daha eklediniz. Neyi eklediniz? Yalanı eklediniz, yağmayı eklediniz. (CHP sıralarından alkışlar) Yani gerçekten kendinizi geliştirdiniz, ülkeyi geliştirdiniz, “3Y”yi “5Y” yaptınız on altı yıl sonra.

“Yağma” deyince Türkiye’de iki kurum akla gelir; biri Enerji Bakanlığı akla gelir, diğeri de Ulaştırma Bakanlığı akla gelir “yağma” deyince.

SALİH CORA (Trabzon) – CHP gelir, CHP… CHP’li belediyeler geliyor.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Bu yağmayı da yine özetleyerek aynen… Şimdi, Bülent Turan’ın anlayacağı şekilde hazırladım ben bunu. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, üç tane eserinizden örnek vereceğim ki -asla yola, köprüye karşı değiliz ama yağmaya karşıyız- yağmanın nasıl yapıldığını bu örneklerde çok rahatlıkla görebilirsiniz. Bakın, “yap-işlet-devret” demişsiniz, sonra yap-işlet-seyrete geçmiş, hemen peşinden de yap-işletler servete dönüşmeye başlamış. Kimin lehine servete dönüşmeye başlamış? Vatandaşın ve devletin lehine değil, o “beşli çete” de denen yarattığınız çetelerin lehine servete dönüşmeye başlamış.

Bakın, yapım maliyetlerine bakın. Osman Gazi Köprüsü’nün yapım maliyeti 1 milyar 300 milyon dolar, Avrasya Tüneli’nin yapım maliyeti 1 milyar 245 milyon dolar. Çok yakın, 50 milyon dolar fark var aralarında. Osman Gazi’nin işletim süresi yirmi iki yıl, Osman Gazi’nin yanında Avrasya Tüneli’nin işletme süresi yirmi dört yıl. O da yakın birbirlerine. Araç garantilerine bakın, 40 bine 60 bin. Biri 35 dolar artı KDV, diğeri 4 dolar artı KDV.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Normal piyasa şartları nedir?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Hemen Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bakın; 3,5 milyar dolarlık bir yatırım maliyeti var, geçiş ücreti 4 dolar artı KDV.

Şimdi, şöyle bir hesap yaptım, siz de yapın lütfen; göremediğiniz, duymadığınız için bizi görsel hazırladım size görebilesiniz diye: Osman Gazi Köprüsü’nden yirmi iki yıl sonra -devletin garantisini bırakın- 40 bin vatandaş sabit geçti, Avrasya Tüneli’nden de 60 bin kişi geçti; işletme süresi sonunda Osman Gazi Köprüsü’nü işletenlerin cebine 11 milyar 200 milyon dolar giriyor, Avrasya Tüneli’ni işletenlerin cebine sadece 2 milyar dolar giriyor. Avrasya Tüneli’nden günlük 360 bin araç geçecek ki bu rakamı yakalayabilsin ve 2017 yılında üç proje için ödediğimiz para 2 milyar 283 milyon TL. Bunlar kara yolları, tünel, köprüler; örnekleri çoğaltabiliriz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) – Yanlış hesap, yanlış!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Doğrusunu sen söylersin burada.

Sevgili arkadaşlar, Zafer Havalimanı’ndan, yaptığınız havalimanlarından bahsetmek istiyorum. Türkiye’ye havalimanlarını kazandırdığınızı söylediniz. Doğru ama şunu hiç unutmayın ki sizden önceki iktidarlar zamanında Türkiye’de şu andaki 56 havalimanının 37 adedi yapılmış. Sizin döneminizde devlet imkânlarıyla sadece 12’si yapılmış, diğerleri yap-işlet-devret modelleriyle yapılmış. Yaptığınız 12 havalimanının kapasitesi bir Adnan Menderes Havalimanı’na eşit değil arkadaşlar. Buna da dikkatinizi çekmek istiyorum.

Burada ilginç olan ne biliyor musunuz? Bu havalimanı için tam tamına yirmi dokuz yıl on bir ay işletme süresi vermişsiniz. Yolcuyu üç kentin yolcusu olarak düşünmüşsünüz; Kütahya’yı düşünmüşsünüz, Afyon’u düşünmüşsünüz, Uşak’ı düşünmüşsünüz.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Oraya biz bir zafer anıtı diktik, zafer anıtı.

HAYDAR AKAR (Devamla) - Zamanım yeterse diğerlerini de söyleyeceğim.

Oradaki nüfus artışlarına baktım, toplam altı senedeki nüfus artışı binde 20 yani 1 milyon 619 binle havaalanı açılmış, bugün 1 milyon 652 bin. Garanti edilen yolcu sayısındaki artış yüzde 33. 850 binden 1 milyon 138 bine çıkarmışsınız. Herkesi uçuracağınızı düşünmüşsünüz ama uçan yolcuya baktığımızda, dış hatlarda yüzde 3, iç hatlarda yüzde 5 gerçekleşme sağlanmış.

Şimdi, diyeceksiniz ki –sizden önceki eski bakan daha önce de söyledi- “Biz havalimanlarından 470 milyon kazandık.” Kazanmadık, onları tekrar kiraladığınız için o parayı cebinize koydunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akar, bir dakika ilave edelim.

HAYDAR AKAR (Devamla) - 470 milyonu koydunuz ama başka havalimanları da var.

Bakın, Bodrum Milas’ta 8 milyon euro ödemişsiniz. Esenboğa’da devam ediyor; 29,5 milyon euro ödemişsiniz. TAV’da, İzmir’de 10,6 milyon avro ödemişsiniz, Zafer Havalimanı’nda 26 milyon avro ödemişsiniz.

Sevgili arkadaşlar, sadece bununla da bitmiyor bu yap-işlet-devret modelleriniz. Bir de ulaştırmanın ana gövdesi olan, aslında halkın çok rahatlıkla yararlanabileceği, ucuza ve güvenli yararlanabileceği ama sizin zamanınızda güveni ortadan kaldırdığınız Devlet Demiryolları var. Devlet Demiryolları tam bir vaka. Ben bekliyordum ki iki gün, üç gün burada Devlet Demiryolları Genel Müdürü, bu kazaların yapıldığı zaman bu ihalelere imza atan Devlet Demiryolları Genel Müdürü -burada oturuyor- bir kelime etseydi. Etmedi çünkü edemezdi. Niye edemezdi?

Bakın, niye bu kazalar oluyor? Size bir örnek vermek istiyorum. Bunlar birim maliyet üzerinden bir ihaleye çıkıyorlar. Güzergâh kazı işleri, tespit edilen ücretin 29 katı yani devlet tarafından muhtemel bedelin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akar, toparlayın lütfen.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Maliyet birimi yaklaşık 3,23 olan güzergâh kazı işlerine 29,70 lira veriyor; güzergâh dolgu işlerine 0,19’ken 4,30 veriyor ama sinyalizasyona gelince 26 katından daha az veriyor yani yaklaşık bedel 42 milyonken 1 milyon 640 bin lira veriyor; elektrifikasyona 73 milyonken 1 milyon veriyor ve ihaleyi cebine koyuyor. (CHP sıralarından alkışlar)

Sonra gerçekleşme oranına bakıyoruz. Gerçekleşme oranına baktığımızda, yüzde 32’lik bir gerçekleşme oluyor, karşılıklı ihaleler feshediliyor. Yeniden ihaleye çıkılacak ama yüzde 32 nereyi gerçekleştirmiş? 84 milyona yapması gereken kazı işini yaklaşık 517 milyona yapıyor ve ihaleyi feshediyor müteahhit. Nerede var bu? Hani açtınız ya övünerek, İstanbul-Ankara hattında var. Nerede var? Bakü-Tiflis hattında var. Nerede var? Sayıştay raporuna göre nerede var? Hemen söylüyorum… (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sayın Başkanım, bu çok önemli, kazayla ilgili olduğu için.

BAŞKAN – Selamlamak için söz veriyorum Sayın Akar, lütfen.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Selamlıyorum.

Sayıştay raporunda var. Neresi burası? İşte Başkentray’ın olduğu bölge, Ankara-Sincan arası ve Sincan-Kayaş arası sinyalizasyonun gerçekleşme oranı sıfır. Sıfır arkadaşlar, sıfır, gerçekleşme oranı sıfır.

Şimdi, kalkıyorsunuz diyorsunuz ki: Bu bütçe… Bu bütçe halkın bütçesi falan değil arkadaşlar. Halk var aslında, yanlış söylüyoruz. Bu bütçede halk nerede yani işçi nerede, çiftçi nerede, EYT’li nerede, emekli nerede? Parayı veren tarafta, devlete geliri sağlayan tarafta ama sömüren tarafta, hortumlayan tarafta kim var biliyor musunuz? Yarattığınız beşli çeteler var. Devlet Demiryolları ihalesini inceleyin, Karayolları ihalesini inceleyin; 11’inci müteahhidi bulun, 11’inci işletmeyi bulun, ben hiçbir şey demeyeceğim size. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Süreniz bitiyor, selamlayalım.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yüzlerce, binlerce örnek verebilirim diyor, sevgi ve saygıyla selamlıyorum hepinizi. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bülentçiğim, matematiksel olarak bak, takip edebilirim.

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun. (Uğultular)

Değerli arkadaşlar, lütfen bir sessiz olalım.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, aslında yine diyorum, usul ekonomisi gereği söz almayı doğru bulmuyorum.

BAŞKAN – Biliyorum, nezaketinizi de biliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Fakat Haydar Bey’in adımı da vererek kendince espri yapmasını üzüntüyle karşıladım. 4 dönem vekillik yapmış bir arkadaşımız; daha nitelikli, daha doyurucu, zamanı daha iyi ayarlayan bir konuşma bekleme hakkımız var.

Bakınız, sataştığı için cevap vereceğim. Yıl 2011, Haydar Bey’in vekil olduğu yıl, CHP’nin Kocaeli’deki oy oranı yüzde 25; yıl 2015, yüzde 23; yıl 2018, yüzde 20. Haydar Bey’in arkasındayız, konuşmaya devam etsin Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, direkt adımı…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Oylar artıyor mu, azalıyor mu?

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlar, bir saniye…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, adımı söyleyerek…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – On beş yıldır onu sandığa gömüyoruz, yeter ya!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir müsaade edin arkadaşlar.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, lütfen…

Bugün zamanı iyi kullanmak durumundayız. Lütfen…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ya vatandaş yapmış, evet.

BAŞKAN – Buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çok ciddi bir şey konuşuyoruz. Gerçekten de Türkiye'nin problemi olan olayları konuştuk kürsüde ama Sayın Grup Başkan Vekili benim espri yaptığımı ifade etti. Doğru olmayan…

BAŞKAN – Sayın Akar, yerinizden bir dakika daha söz veriyorum, lütfen toparlayarak kapatalım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, izin verirseniz sataşmadan konuşacağım.

BAŞKAN – Yerinizden söz veriyorum Sayın Akar, lütfen.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ağabey, oylar arttı mı azaldı mı ya, onu söyle sen.

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – 60’a göre yerinden lütfen.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Sayın Akar, lütfen yerinizden buyurun, bir dakika veriyorum ben.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadım, arkasındayız.

BAŞKAN – Biliyorum, ben zaten yerinden söz verdim Sayın Turan, biliyorum.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Efendim, oylar arttı mı azaldı mı, onu soruyor vatandaş.

BAŞKAN – Buyurun, bir dakikadır süreniz.

16.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, kentimde oy alamıyor olabilirim -ben almıyorum, parti olarak hep birlikte giriyoruz- onlar kentimde büyükşehir belediye başkanlığını da alabilirler, milletvekili sayısını da çok çıkarabilirler; mesele o değil. Ben bir şey anlatmaya çalıştım, o duymayan kulaklarını, yıllarca anlattığımız bu yolsuzlukları duymamaya çalışmamalarını görsel olarak ifade etmeye çalıştım çünkü Bülent Turan biraz evvelki konuşmasında şunu söylüyordu: “Bütçeyi konuşun ve matematiksel olarak konuşun.” Aha Bülent Turan sana, matematiksel bir konuşma.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Evet, rakamlar yanlış.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Aha Bülent Turan sana, 4 dolar olan Avrasya Tüneli, niye 37 dolar? (CHP sıralarından alkışlar) Çık, bunu bana izah et, ben de sana gerekli cevabı veririm, hiç merak etme.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Turan, siz de bir toparlayın, diğer konuşmacıya söz vereceğim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Matematiksel olarak 14 seçim kazandık, matematik bu ağabey.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Bak, lütfen, grup başkan vekilimiz konuşuyor.

17.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, bu bütçenin en büyük kaleminin millî eğitim, ardından sağlık, sonra da sosyal yardımlar olduğuna ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, kürsüde bence gereksiz olan bir espri yaptı diye cevap verdim.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Evet.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ama yine aynı şeyi devam ettiriyor.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Oylar artıyor, değil mi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Mesele “Haydar Bey, Bülent Turan” meselesi değil, mesele bütçe meselesi. Eğer matematik konuşacaksak, bir daha söylüyorum, bu bütçenin en büyük kalemi millî eğitim, ardından sağlık, sonra sosyal yardımlar. Uluslararası örneklere baktığımızda, bu kadar halkın yanında olan bütçe çok az var dünyada. Eğer iyi olmasa 16 bütçe kalmazdı zaten Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, tutanaklara…

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Haydar, oyları artır Haydar. Oyları artır Haydar, oylar yükselsin.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına dördüncü konuşmacı Niğde Milletvekilimiz Sayın Ömer Fethi Gürer. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kazma yok elinde Başkanım, eksik kalmış.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Ağabey, botların yok, botların.

CHP GRUBU ADINA ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizleri izleyen halkımızı önce saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Botlar nerede ya?

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Ama esas, bizlere bu yolları yapan, gece gündüz, karda kışta çalışan, evdeki çocuğunun yırtık ayakkabısına rağmen sabah mesaisine gelen, hakkı verilmeyen işçi kardeşlerimi selamlıyorum. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Karayolları taşeronlaşmanın bu ülkedeki ilk adresidir. Karayollarında çalışan 40 bin işçi varken 2005 yılında Karayollarında çalışan işçi sayısı 10 bine düşürüldüğünde mücadeleyle, mahkemeyle haklarını alan işçilere daha sonra söz verildi.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Sen çalıştın mı?

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – “Karayollarında taşeron yok.” dendi, hile yapıldı, hurda yapıldı, anahtar teslim sistemi uyduruldu ve o işçilerin hakkı gasbedildi.

Sayın Bakan, Cumhurbaşkanı söz verdi, Başbakan söz verdi, bakanlar söz verdi. Karayollarında çalışan emekçiler başta olmak üzere, kiralık araç şoförleri, toplum yararına çalışanlar, hastane bilgi işlemde çalışanlar, görüntülemede görev yapanlar, sağlıkta, millî eğitimde, ulaştırmada emeği ve hakkı gasbedilenler adına sesleniyorum: Verin bu emekçilerin hakkını, verin bu emekçilerin hakkını! (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Yuh diyorum ki yuh diyorum! Onların yaptıkları üzerinde gidip gelirken onların sırtına kene gibi yapışıp onları sömürene, onlara “taşeron” adı verip taşerona çalıştırırken ondan haksız kazanç elde ederek bu ülkede sokakta vicdanen rahat gezene de yuh olsun! (CHP sıralarından “Bravo” sesi, alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakınız, Hızlı Geçiş Sistemi’nden okunmayan plakalı kaçak geçiş 1 milyon 821 bin, yabancı plakalı kaçak geçen araç 512.836, uçan giden para 118 milyon 966 bin. OGS’de 2017 yılında okunmayan plakalı kaçak geçen araç 931.611, yabancı plakalı kaçak geçen 365.334. Devlet bunların peşine düşsün; işçinin, emekçinin hakkını gasbetmekten kamuda da özelde de bütün bu halkın, işçinin, emekçinin hakkını sömürenler vazgeçsin. Eğer onlar bir gün ayağa kalkarsa siz o yataklarınızda rahat uyuyamazsınız.

YAVUZ ERGUN (Niğde) – Ya, bırak Allah aşkına.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Sen, ne bırak… Geliyorum ona da.

Değerli arkadaşlar, bakınız, “Bir yılda 763 kilometre yol yaptık.” diyorlar. Niğde Milletvekili burada laf atıyor. Dinleyin, 2013’ten beri Niğde-Tepeköy-Çiftlik yolunu bu iktidar yapamadı, 31 kilometre yol yapamadı. Bor-Altunhisar arasında bir yola 3 kere asfalt döktü, Altunhisar-Ankara yol bağlantısı duble yol yapılamadı. Bunlar nasıl 763 kilometre yol yapıyor, ben bunu anlayamıyorum. Sayın Bakan, bunları bana bir bildir. Aynı yolu yapıp yapıp bir daha “Yaptık.” diyorsunuz. Asfaltını yeniden döküyorsunuz, bir daha “Yaptık.” diyorsunuz.

YAVUZ ERGUN (Niğde) – Ya, biri Karayolları biri belediye imkânları.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Buraya geliyorsunuz, “Duble yol yaptık.” diye savunuyorsunuz. Gidin, Osmanlı’ya bakın, gidin, cumhuriyetin ilk yıllarına bakın; ihtiyaç varsa yol yapılır, kim olsa yapacak. O yollar ihtiyaç olduğu için yapıldı, bize onu anlatmayın.

Ama bize şunu anlatın: Devlet Demiryollarının içini boşalttılar kurumun ruhunu yok ederek. Bugüne kadar kaç tane insanın ölümünde vebaliniz var, gelin burada bunu anlatın. Bu son kazayı da…

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Su iç, su iç, su içsene.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bir hafta önce KİT Komisyonunda Genel Müdüre arkadaşlarımla birlikte eleştiriler getirdiğimizde bize dediler ki: “Bu yüksek hızlı treni kameralarla izliyoruz, öncü tren çıkarıyoruz.” Kamerayla izledikleri, öncü tren çıkardıkları yerde insanlar ölüyor ve dün burada Ulaştırma Bakanı sırıtarak “Şunu yaptık, bunu yaptık.” deme hakkını kendinde görüyor. (CHP sıralarından alkışlar) Bazen de özür dilemesini bilin, halka karşı doğru söylemeyi öğrenin. Bu ülkenin insanı sizin yalanınızdan, algınızdan bıktı. Halka karşı sorumluluğunuzu yerine getirin. Gelin, iyi işlerinizi alkışlayalım ama işçiyi, emekçiyi sömürmekten vazgeçin diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gürer, yalnız, konuşmanız bitti, lütfen kıyafetinizi bir normalleştirelim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına beşinci söz Uşak Milletvekilimiz Sayın Özkan Yalım’a aittir.

Sayın Yalım, süreniz beş dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Divan, çok değerli çalışma arkadaşlarımız ve de bizi izleyen yüce milletimize en içten duygularımla saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

Yetersiz olan 2019 yılı bütçemiz şimdiden hayırlı olsun diyorum.

Ben sözlerime başlarken ilk önce Yenimahalle’deki -kaza demiyorum- iş cinayetinden dolayı ölen 9 vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sayın Bakan, yirmi iki yıl Avrupa’da yaşadım. Bu tip kazalarda, hangi bakanlık olursa olsun… Sizin bakanlığınız Ulaştırma Bakanlığı; bence insanlarımızın, milletimizin güvenliklerini sağladığınız en hasas bakanlık. Biraz önce dediğim gibi, yirmi iki yıllık Avrupa yaşamımda, bu tip ihmallerden dolayı, görevde olan bakanlar direkt istifa ederler. Ben sizin bu açıklamanızdan dolayı, “Orada sinyalizasyon gerekli değil.” İşte “Yok telefonla, yok telsizle, yok öncüyle bu işi biz kontrol ediyoruz.” dediğinizden dolayı sizi derhâl istifaya davet ediyorum Sayın Bakan, derhâl istifaya davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bir tek sizi değil, sizden önceki, bu işi yapan, bitiren Ulaştırma Bakanı -şu anda Genel Kurulda yok- Ahmet Arslan’ı da, aynı şekilde onu da istifaya davet ediyorum. Eğer 9 vatandaşımız bugün yoksa, onların çocukları öksüz kaldıysa bunun sebebi maalesef sizlersiniz. Çünkü, bir işlemi bitirmeden, bir yapımı bitirmeden, o demiryolunu tamamen bitirmeden, gerekli elektronik sinyalizasyonunu bitirmeden açtığınızdan dolayı sizi sorumlu tutuyorum ve de derhâl istifaya davet ediyorum Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan ve de çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bu kazadan dolayı çok değerli milletvekili arkadaşlarımla birlikte Meclis araştırması önergesi verdim. En yakın zamanda Meclisimize gelecektir bütçeden sonra, umarım gerekeni yapacaksınız diyorum.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz bütçe görüşmesi yapıyoruz, konkordato yani iflas erteleme… Bu, yaklaşık bir yıldır popülaritesini kazanan, maalesef AK PARTİ Hükûmeti döneminde, on altı yıldır, özellikle son iki yıldır, bir buçuk yıldır birçok firmanın vermiş olduğu iflas ertelemedir. Daha önceleri vardı ama kimse bilmiyordu. Ben özellikle şunu sizlerle paylaşmak istiyorum: Otobüs firmalarımız var hepinizin bildiği değerli arkadaşlar. Sayın Bakan, sizin de çok iyi tanıdığınız, 1937 yılında kurulan, tam seksen bir yıllık Ulusoy firması ne yaptı? Konkordato ilan etti. 1962 yılında kurulan, elli altı senelik Pamukkale firması ne yaptı? İşte AK PARTİ döneminde konkordato ilan etti, sizin yönetemediğiniz ekonomi yüzünden. Ulaştırma sektöründeki otobüsçü, kamyoncu, nakliyeci arkadaşımızı, taksiciyi maalesef sizler batırdınız, batırmaya da devam ediyorsunuz çünkü yönetemiyorsunuz. Sayın Bülent Turan, Doğan Bey; yönetemiyorsunuz. Bir an önce gereğini yapın, bu nakliyecileri kurtarın diyorum.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Siz gelin; kazanın, gelin.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Otobüs firmaları batıyor. Bakın, Ulusoy, sizden, bizden, dedenizden bile daha yaşlı olan Ulusoy firması bugün konkordato ilan etti.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Seçimlerde daha çok çalışın, iktidar olun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bunun yanında, Sayın Bakan, özellikle sizinle paylaşmak istiyorum. Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? 10 numara yağ. Bu 10 numara yağ son derece tehlikeli bir madde. Niçin kullanılıyor? Maalesef çaresizlik içerisinde kalan otobüs ve nakliye şirketleri kullanıyor. Neden? Çünkü akaryakıtı alamadıklarından, maliyetlerin çok yüksek olduğundan.

Peki, bunun sonucunda neler meydana geliyor? İşte bu görüntü; otobüsler yanıyor. Bu otobüslerin yanmaması adına, ben sizi şimdiden tekrar uyarıyorum. Olası bir otobüs yanmasında, en ufak bir vatandaşımızın yanması, ölmesi durumunda bundan sizi şimdiden sorumlu tutacağımı belirtiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) 10 numara yağların otobanlar üzerinde, kara yolları üzerinde bir an önce satışını durdurun ve yakıt olarak kullanılmasını önleyin ve gerekli önlemi alınız diyorum.

Değerli Bakan, biliyorsunuz, 2002 yılında iktidara geldiniz. 2002 yılında iktidara geldiğinizde… Hani bir ironi var, birçok vatandaşımız diyor ki: “Akaryakıta gelen zam beni ilgilendirmiyor, ben hep 50 TL’lik mazot alıyorum, benzin alıyorum.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalım, toparlayalım, bir dakika ilave ediyorum.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bakın, gördüğünüz gibi değerli arkadaşlar, 2002 yılında 50 TL’ye 30 litre benzin, 38 litre motorin alınıyordu ama sizin yönetemediğiniz sistem ve ekonomi yüzünden benim nakliyecim, kamyoncum, vatandaşım, benim minibüsçüm, benim taksicim, vatandaşın hepsi kendi özel araçlarına bugün 50 TL’ye maalesef sadece 8 litre benzin ve de 8 litre motorin alabiliyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hesap yanlış.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – İşte, sizin bu ülkeyi getirdiğiniz durum apaçık ortada.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – 50 bin liraydı, 50 bin lira; 6 sıfır vardı.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bu şekilde ekonomiyi yönetemediğinizden dolayı vatandaşlarımız ciddi derecede mağdur oldular ama bunun çözümü çok kolay. Özellikle profesyonel nakliyeciler ve otobüsçülerle alakalı, Sayın Bakan, köprülerdeki yapmış olduğunuz yanlış anlaşmalardan dolayı -özellikle Haydar Akar Vekilim bunun detaylarını açıkladı, ben tekrarlamayacağım- köprülerin, tünellerin, otobanların, sigortaların, kaskoların, motorlu taşıtlar vergilerinin bir an önce doğru ayarlara getirilmesi gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Son sözü tamamlayın Sayın Yalım lütfen.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum.

Ve de eğer siz bu sektörü kurtarmak istiyorsanız Avrupa’da olduğu gibi profesyonel nakliyecilere, ulaştırma sektöründeki otobüsçülere “accise” mazot desteğinin bir an önce verilmesi gerekiyor, tüm Avrupa ülkelerinde olduğu gibi.

Diğer bir taraftan, Otomotiv Distribütörleri Derneğinin açıklamalarına göre Eylül ayının sonunda, 2018 yılında piyasa 2017’ye göre yüzde 68 daraldı yani yeni otomotiv satışlarında da ciddi sıkıntılar var, bu sektör de can çekişiyor.

Ben Uşak ilimizle ilgili de bir son konuşmayla bitireceğim. Çok değerli muhtarımız, Fadime Meral Muhtarımızın ve de çok sayıda vatandaşımızın bana telefonla ulaşmaları sebebiyle Uşak merkezden Bölme köyüne doğru giderken gaz deposunun karşısındaki Ovademirler yoluna bağlantı sağlayan demir yolu geçidi kapatılmıştır. Çok sayıda vatandaşımız mağdurdur. Demir yolunun konumu itibarıyla kot farkı vardır, yüksektedir. Bu kot farkı kullanılarak buranın bir alt geçit yapılmasıyla vatandaşlarımızın hem araçla hem de yaya olarak geçişleri kolaylaşacaktır, hem can hem mal güvenliği sağlanacaktır. Bu alt geçidin bir an önce sizin tarafınızdan yapılmasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yalım.

SALİH CORA (Trabzon) – Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Turan…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Salih Bey’in 60’a göre kısa bir açıklaması var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

Nedir Salih Bey?

SALİH CORA (Trabzon) – Başkanım, aslında kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum.

BAŞKAN – Lütfen…

SALİH CORA (Trabzon) – Ulusoy firmasının, Trabzonlu bir firmanın konkordato ilan ettiğine dair bir açıklaması oldu sayın hatibin.

BAŞKAN – Tamam.

SALİH CORA (Trabzon) – Ticaret Odası Başkanımızla da görüştük. Ali Osman Ulusoy’un vefatından sonra, Ulusoy firması “Ali Osman Ulusoy” markası adı altında faaliyetlerini yürütmektedir. Önceki ismi olan “Ulusoy”u da başka bir firma, başka bir akrabaları yürütmüş; onların aldığı bir konkordato ilanıdır. Ali Osman Ulusoy firması devam etmektedir.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına altıncı konuşmacı İzmir Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ali Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Çelebi, süreniz beş dakika; siz asker kökenli ve disiplinli bir kardeşimizsiniz.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemizin her yerinden maalesef, adaletsizlik ve kalitesizlik akıyor, bütçeden de öyle. Bir adaletsizlik uygulaması başımızdan geçen. Ergenekon çöktü. Benim bu cümleyi söylemem bir saniyemi aldı ama bu cümleyi bu ülkenin kurması on bir senesini aldı sayenizde ama emin olun hiçlik hiç bu kadar tehlikeli olmamıştı, hiçlik hiç bu kadar zamanımızı çalmamıştı, hiçlik hiç bu kadar insanı mağdur etmemişti. 60 bin dinleme, 17 bin sayfa iddianame, ölümler… Yıllarca kamuoyu ve yargı, hukukun ciddiliğine sarmalanmış palavralarla şüphe ve korkuyla düşünmeye ayartıldı. Neden? Çünkü adaletin hüküm sürmediği her yerde hâkim güçlerin hırsları hüküm sürer. Yaşanan buydu.

Peki, bu utanç kimin? Geçip geldiğimiz yerlerin ufkundan kendinize şöyle bir bakıyor musunuz? Birliklerimizden “terörist” diye alındık. “Subay nasıl terörist olur?” demediniz “İyi paketledik." diye sevindiniz. Zekeriya Öz bana “İtirafçı ol." dedi. Onun altına zırhlı araç verdiniz.

AHMET TAN (Kütahya) – Bombayı atanlar kimdi?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, karşılıklı değil, sayın hatibi dinleyin.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – Askerleri şenliklerle tutukladınız, Habur’da teröristleri şenliklerle karşıladınız. (CHP sıralarından alkışlar)

2008’de tutuklandığımdan bir sene sonra ilk duruşmaya gittiğimde, oradaki seyirciler “Bu çocuğun burada ne işi var?” diye söylediler bana. Ne çocuğu? 24 yaşında bir teğmeni örgüt yöneticisi, generalleri üye yaptınız “Olur mu öyle saçmalık?” demediniz, izlediniz. Nutuk suç unsuru yapıldı oralı olmadınız. Oysa Nutuk’u Mustafa Kemal’in ışığından ruhları kamaşan yarasalar ancak suç unsuru görebilirdi, izlediniz. Bunlar Mustafa Kemal’in yenilmezliğine karşı duyulan kızgınlığın zavallıca gösterisinden başka bir şey değildi. (CHP sıralarından alkışlar)

Adam öldürmekten hükümlü adamları bize gizli tanık yaptınız, izlediniz. Subayın cep telefonuna sehven terörist numaraları eklendi; ben terörle mücadele ediyorum, dağdaki teröristin kurşunu beni şehit yapardı, bunlarınki beni terörist yapmaya çalıştı, izlediniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ali Tatar “Bu hukuksuzlukla yaşayamam.” diyerek intihar etti, izlediniz, selasına kulak vermediniz. Ayın 19’unda anması var, bakalım gidecek misiniz?

Kuddusi Okkır Ergenekon’un kasasıydı, cenazesini belediye kaldırdı, vicdanlarınızı karanlıklara, hakikat duymazlığın ve “Aman bana dokunulmasın.” rahatlığına sürüverdiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Kumpas netti, müebbet yağdırdılar, izlediniz; hayır, hayır, gülerek izlediniz. İnsanları bir kaşık suda boğmaya çalıştınız fakat başaramadınız çünkü bizim masumiyetimiz sizin karanlıklarınızın erişemeyeceği bir yükseklikte nefes alıp veriyordu. (CHP sıralarından alkışlar)

Bizleri esir aldığınızı sandınız, esir aldığınızı sandınız -şu an parti meclisi üyemiz de cezaevinde- ama bizi esir alamazsınız çünkü bizim esir alınan tarafımız en az var olan tarafımızdır. Bizim asıl var olan tarafımız bedenlerimize sığmayarak taşan ve ülkemizin sonsuzluğunda nöbet tutan ruhumuzdur ve tarih bu ruha vurulacak kelepçeyi üretememiştir. (CHP sıralarından alkışlar)

Çok hata yaptınız, çok. 2004 yılında MGK karar aldı “Yurt dışında ‘F tipini’ takip edin, özel okulları takip edin. Öğrenci evlerini İçişleri Bakanlığı takip etsin. Öğrenci evleri uygulamalarına engel olunsun. Bağışlar ve usulsüz para hareketleri MASAK tarafından takip edilsin.” diye tavsiye kararı aldı, oralı olmadınız. Yapsaydınız, 15 Temmuz olur muydu?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olmazdı.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – Olmazdı.

2007’de terör tanımını değiştirdiniz, Fetullah Gülen’i kurtardınız. Eğer yapmasaydınız, bugün, 15 Temmuz yaşanır mıydı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yaşanmazdı.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – Yaşanmazdı.

2010 referandumuyla yargıyı FET֒ye teslim ettiniz, okyanus ötesine selam çaktınız. Bunu yapmasaydınız 15 Temmuz yaşanır mıydı? Hayır.

Sonrasında, “17 Aralık milat.” dediniz ama 18 Aralıkta Fehmi Koru’yu FET֒yle uzlaşma için gönderdiniz. Nasıl bir milattı bu? Sonrasında, ordu hallaç pamuğu gibi atıldı Balyoz, Ergenekon ve diğer kumpas davalarıyla ve kumpas davaları neticesinde darbe gerçekleşti.

Sonrasında, Reşat Petek araştırma komisyonu başkanı oldu. Bugün, sağ kolu Gülerce tanık, Sözcü gazetesi yazarları sanık. Şimdi, ne farkı var? (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi, bizim davalarda da Şemdin Sakık tanık, Genelkurmay Başkanı sanıktı. Ne farkı var? Yine mi aldatılacaksınız?

Ve Türk Hava Yollarının ambargo koyduğunu görüyoruz Sözcü, Birgün, Yeniçağ, Karar, Evrensel gazetelerine. FET֒yle mücadele böyle mi olur? FET֒yle mücadele eden gazeteler bunlar. Nasıl bir samimiyet bu? İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi var, iyi ki. (CHP sıralarından alkışlar) O dönemde bir kaya oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çelebi, bir dakika ilave ediyorum, toparlayıp selamlayalım.

Buyurun.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (Devamla) – İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi var, o dönemde bir kaya oldu, çöktü hakikat tepesinin üzerine. Ne sandınız? Bu topraklar çok zalim gördü de bir o kadar yiğit, hak bildiğinden ve inancından taviz vermeyen hakikat aşıkları görmedi mi? Hallac-ı Mansur’un sesleri hâlâ yankılanmıyor mu bu topraklarda? (CHP sıralarından alkışlar) Nice hakikatsever bilgelerin, kafası koparılmış, zindanlarda işkencelerden geçirilmiş, sevdikleri katledilmişlerin sesleri ve bakışları bu diyarlarda gezmiyor mu? İşte onlar, bizi hakikatin cesaretine ve korkusuzluğuna, vicdanlı ve yürekli bir dünya kurmaya çağırıyorlar. Biz bu sese kulak verenlerden olacağız. Bu nedenle, biz, her daim “Hak, hukuk, adalet.” diyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisinden her zaman devrimci Anadolu kültürünün esaret tanımaz, zulme boyun eğmez, hakikatten ayrılmaz yürek atışlarını duyacaksınız. O nedenle geliyoruz, halk görüyor. Şafak çığlıklarıyla sabaha eren o müthiş gece gibi geliyoruz. Kara kışlara inat dallara yürüyen bahar gibi çiçek çiçek geliyoruz. Köpürecekse köpürsün ihanetin suları, karaya hücum eden dalgalar gibi geliyoruz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çelebi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Turan, buyurun. (CHP sıralarından gürültüler)

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, bir mahkeme kararından -öyle veya böyle- yola çıkarak tüm grubu itham eden söylemi doğru bulmuyorum. (HDP sıralarından gürültüler)

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Mahkeme değil burası.

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlar.

Sayın Turan, siz Genel Kurula hitap edin.

Değerli arkadaşlar…

Bir saniye izin verir misiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, böyle bir üslup yok. Çıkacak kürsüye, her şeyi söyleyecek, ithamlarda bulunacak, daha bir kelimemde bağıracaklar. Böyle olmaz ki arkadaşlar! O zaman, kurun istiklal mahkemesini, yargılayın, asın bizi. Böyle bir şey olur mu ya! (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Turan, bir izin verin bana.

Değerli arkadaşlar, bakın, ben Meclisi yönettiğimde gerek hatiplerin gerekse söz isteyenlerin taleplerini yerine getirmeye azami ölçüde dikkat ediyorum. Lütfen… Elbette konuşmalar olacak ve elbette bunların da eğer varsa bir cevabı, mutlaka cevap vermek isteyen de cevap vermeye çalışacak, o cevaba karşı da cevaplar verilebilir.

Şimdi, bir hatibin konuşması üzerine bir grup başkan vekili söz istedi, dinleyelim.

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sadece, bir daha söylüyorum, bütçe görüşmeleri uzamasın diye, sağlık, eğitim, birçok konumuz var, bugün Ulaştırma, Eğitim var; bunlarla ilgili gecikme olmasın diye kürsüye bile çıkmıyoruz fakat daha ağzımızı açtığımız zaman bağırıyor olunmasını açıkçası demokratik terbiyeye aykırı buluyorum, bunu yakışır bulmuyorum.

Kürsüye çıkmadığımız hâlde burada cevap veremeyeceksek, biz çıkalım o zaman, itham etsinler, konuşsunlar, hiçbir cevap vermeyelim, böyle bir yaklaşım olmaz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, böyle bir şey söz konusu olmaz, her zaman konuşma hakkınız baki.

Buyurun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bakınız, Sayın Başkanım, Ergenekon iddianamesi, hatibin ifade ettiği gibi, kısa bir süre önce yargının kendi iç işleyici içerisinde bir karara bağlandı.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sen alkışlıyordun o zaman, alkışlıyordun!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Gelinen yerde, beğendiğimiz kararlar olduğunda alkışlayıp, beğenmediklerimiz olduğunda yuhalayıp şu an olduğu gibi bağırmaya çalışmak hakkaniyetli bir yaklaşım değil. Ergenekon var mı yok mu, başka bir konu. (CHP sıralarından gürültüler)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Alkışlıyordun, alkış, alkış!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bir saniye…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Fakat ben şunu biliyorum: 17 Aralık olduğunda o zamanki savcıları alkışlayanların Ergenekon’la ilgili kararları yuhalaması da bir çelişki. 17 Aralıkın hâkim, savcıları ile Ergenekon’un başlangıcı aynıydı. O yüzden, kendi beğenmediği kararı verdiğinde yuhalayıp beğendiği kararı verdiğinde alkışlamak doğru bir yaklaşım değil. Hukukun herkes için olması lazım, hakkaniyetin herkes için olması lazım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ellerin şişti onları alkışlamaktan Bülent Turan! Ellerin şişti, ellerin şişti, alkışlamaktan ellerin şişti!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz o yıllarda her şeye rağmen… Başörtüsü krizini, 367 krizini, darbe girişimlerini, Genel Başkanımızın vekil olamamasını, kapatma davasını, “Ordu göreve.” diyenleri unutmuş değiliz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Suç ortağısın, suç ortağısın!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Teknik olarak bir konunun varlığı veya yokluğu mahkeme nezdinde başka bir şey ama onun karşısında siyasal hayatımızdaki duruşumuz başka bir şey.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hadi be!

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Biz bu ülkenin millî birliği, beraberliği için her mahkemenin daha hassas olmasını, hiç kimsenin mağdur olmamasını canıgönülden istiyoruz. Fikri, zikri ne olursa olsun kimse mağdur olmasın

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – O yüzden, bir daha söylüyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Turan, açayım, devam edin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Suç ortağısın, suç!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen, müdahale etmeyin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – O gün, Mecliste sen alkışlıyordun.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Grubumuzun tümden ithamını reddediyorum, her kesimin, her görüşün hakkaniyetle yargılanmasını, mahkemeler karşısında hesap vermesini canıgönülden diliyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Suç ortağısınız, suç!

BAŞKAN – Şöyle yapalım: Bütün grup başkan vekilleri, konuşmacılar konuşurken kendi gruplarındaki arkadaşlara konuşmacının sözünü kesmemesi açısından lütfen, bir uyarıda bulunsunlar arkadaşlar. Yani bütün gruplardan da bunu rica ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, söz konusu olan ülkemiz, söz konusu olan milletimiz, milletimizin geleceği. Asla bir tartışma ortamı, bir kavga ortamı yaratmaya çalışmıyoruz bu Mecliste. Türkiye Cumhuriyeti’nde eğer mahkemeler kuruluyor ve masum insanlar yargılanarak cezaevinde tutuluyorsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin bizim için ulusal değeri olan Genelkurmay Başkanı hapsediliyor ve onu hapseden savcı için “Bu benim savcımdır, arkasında ben duruyorum.” diyenler varsa ve onu cezaevine atan savcı bugün elini kolunu sallayarak dolaşıyorsa o zaman, Ana Muhalefet Partisi olarak Cumhuriyet Halk Partisi vatanını ve milletini hem Mecliste hem de sahada savunmaya devam edecektir. Onun için bu konuda kimse alınganlık göstermesin. Ölen insanlar bizim insanlarımız; ister terör yoluyla ölsünler ister ihmal yoluyla şehit düşürülsünler ister Genelkurmay Başkanını görevden alarak getirilen subay ve astsubayların darbesiyle şehit düşürülsünler, onlar bizim insanlarımız. Onlar için bu Mecliste kimse bizim sesimizi kısamayacak. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET ALİ ÇELEBİ (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Çelebi, grup başkan vekiliniz söz istedi, ben grup adına ona verdim; lütfen oturalım.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Yedinci söz, Hatay Milletvekilimiz Sayın Serkan Topal’a aittir.

Buyurun Sayın Topal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Topal.

CHP GRUBU ADINA SERKAN TOPAL (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Az önce, Sayın Çelebi “İyi ki Cumhuriyet Halk Partisi var.” dedi, Cumhuriyet Halk Partisi sadece bu ülkenin vatandaşları için değil, bütün dünya insanları için iyi ki var çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh.” ilkesini bütün dünyada kararlı bir şekilde uygulamaya çalışan ender partilerden bir tanesi, olmaya da devam edecek; bunu, burada ifade etmek istedim. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde söz aldım. Tekrar hepinize saygılarımı sunuyorum.

Bizim milletimiz, eğitim ve bilim konusunda yeniliğe açık bir toplumdur. Biz, hepimiz, bunu, cumhuriyetin ilanından sonra millet mekteplerinden, köy enstitülerinden, harf inkılabından, üniversite reformundan çok iyi biliyoruz çünkü milletimizin inanç temelinde de bilimin ve eğitimin kutsallığı vardır.

Bakınız, Hazreti Peygamberimiz “Bilim Çin’de de olsa gidiniz, bulunuz.” diye buyurur.

Yine, Hazreti Ali “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” der ve cumhuriyetin banisi yani cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.” diyerek ilimi gençliğe ideoloji olarak bırakmıştır ve rehber olarak bizlere işaret etmiştir.

Şimdi, on yedi yıllık AK PARTİ’nin eğitim politikasına baktığımızda, sayın iktidar Peypamberimiz’in hadisine uydu mu? Hayır. Bırakın ilimi bulmayı, bırakın onu bulmayı, mevcut akademisyenleri içeri tıktılar, akademisyenleri üniversiteden attılar.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Akademisyen olduğu için değil!

SERKAN TOPAL (Devamla) – Peki, Hazreti Ali’nin sözüne uyuldu mu? Hangi birimiz öğretmene köle olduk? Bırakın köle olmayı, arkadaşlar, mevcut olan ücretli, sözleşmeli öğretmenler, sorunları yüzünden bu sistemde, maalesef, mecburen köleleştirildi.

Ya, Mustafa Kemal Atatürk? Nerede ona düşman varsa… En son fesli bir meczup var, hepimiz çok iyi biliriz; gençliğe idol olarak tanıtılıyor, idol olarak tanıtılıyor ve en son bir akademisyen çıkıyor, diyor ki: “Cumhurbaşkanına biat etmek farzdır.” Ya, arkadaşlar, ondan sonra Sayın Cumhurbaşkanı kimin profesör olup olmayacağına karar verecek. Peki, şimdi soruyorum değerli arkadaşlar: Biz bu eğitim sistemiyle muasır medeniyetlere ulaşabilir miyiz? Nasıl ulaşacağız arkadaşlar?

Şimdi, bakın, ben ekonomist değilim ama AK PARTİ iktidarının eğitim politikasını ekonomi kavramlarıyla ifade edecek olursak kalitede resesyon, bakan ve sınav sayısında enflasyon, öğretmen, öğrenci ve velilerde depresyon etkisi yaratmaktadır.

Ben resesyonu öyle kafadan atmıyorum. Bakın, Sayın Bakanım, siz de çok iyi biliyorsunuz. 2019 net bütçesinden yatırımlara ayrılan pay 2002’de yüzde 17, bugün itibarıyla yüzde 4,88 yani eğitimin can damarı yüzde 4’e iniyor. Yani resesyon dediğim zaman bunu kafadan atmıyorum, dediğiniz gibi Sayın Turan, rakamlarla ifade ediyoruz.

Enflasyon dediğimizde, SBS, OKS, YBS, neredeyse alfabede harf kalmadı, kelime kalmadı ya, ha bire sınav değişikliği; zaten 8 bakan değişikliği, alın size enflasyon!

Depresyona gelince, değerli arkadaşlar: Sayın Bakanım, daha önce sizinle de bu konuyu konuştuk. Gerçekten ücretli öğretmen arkadaşlarımızın, hatta özellikle sözleşmeli öğretmen arkadaşlarımızın aile birliği sorunu var ve şu anda, benim bildiğim en az 6 kişi maalesef, bundan dolayı boşandılar.

Şimdi, biz bütçeyi konuşuyoruz. Peki bu bütçe gerçekten eğitimin sorunlarını çözebilecek mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Topal, bir dakika ilave ediyorum, lütfen toparlayın bir dakikada.

SERKAN TOPAL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu bütçe eğitimin sorunlarını çözebilecek mi? Umut ediyoruz, gerçekten de biz bunu istiyoruz. Yani bu bütçe 3600 ek göstergeyi çözebilecek mi? Bu bütçe ücretli öğretmenlerin sözleşmeye geçmesini sağlayacak mı? Bu bütçe sözleşmeli öğretmenlerin aile birliğini sağlayacak mı? Bu bütçe KHK’den haksız bir şekilde atılan öğretmenlerin iadesini sağlayacak mı? Bu bütçe idarecilerin mülakat sorununu çözebilecek mi, öğrencilerin burs sorununu çözebilecek mi? Bu bütçe üniversitede yurt sorununu çözebilecek mi? Çözmüyor arkadaşlar, çözmüyor ve bunun gibi binlerce sorun var; çözmüyor arkadaşlar, çözmüyor.

Ha, bu bütçe neyi çözüyor? Hepimiz de çok iyi biliyoruz, bazı vakıf ve derneklerin kaynak sorununu çözüyor ama burada şunu ifade etmek istiyorum: Milletin vergilerinden oluşan kaynaklar kutsaldır, kutsal. Dolayısıyla kutsal olan bir şeyin başka yerlere aktarılması günahtır, haramdır.

Ben hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Topal.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz…

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Müsaade ederseniz, önemli bir konuda, Millî Eğitim Bakanımız buradayken 60’a göre bir soru sormak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Sakarya ilindeki depreme dayanıksız 21 okulun yıkımı ve yeni okulların inşası için bütçe ayrılması konusunda Millî Eğitim Bakanına seslendiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Bakanım, ben Sakarya Milletvekiliyim. Millî Eğitim Müdürünün il brifinginde Valiye yaptığı brifingde geçen cümleler aynen şöyle: “Şu anda Sakarya’da 21 tane okul, eğer bir deprem olursa depreme dayanamayıp yıkılır.” diyor. Sayın Valimiz de bunun üzerine Bakanlığa yazı yazıyor ve bu 21 okul için bir bütçe ayrılmasını istiyor. Tam iki yıldan beri bunun mücadelesini veriyorum Sakarya’da. Daha sonra Valiye gidiyorum. Bunu kamuoyuna duyurmuyorum. Valiye bu doğru mudur diyorum. Sayın Valimiz açıklama yapıyor, “Evet, maalesef doğrudur.” diyor. Değişen her iki bakana soru önergesiyle soruyorum. Her iki bakanımızın cevabı elimde. Her ikisi de “Evet, bu doğrudur.” diyor hem yazışmalarda hem de sözlü olarak. Fakat hâlen o 21 okulumuza müdahale edilmiş değil, ödenek ayrılmış değil. Deprem gece olur diye bir şey yok Sayın Bakanım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özkoç.

Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sakarya Milletvekili olduğum için depremin acısını çok iyi bilen bir insanım. Kaybettiğimiz insanlarımız, evlatlarımız var. Eğer deprem gündüz olursa evlatlarımız ilk olacak depremde enkaz altında kalabilirler.

Türkiye Büyük Millet Meclisinden size sesleniyorum, bir milletvekili olarak, Sakarya’nın bir evladı olarak: Lütfen müdahale edin, burası için ödenek ayırın ve evlatlarımız olası bir depremde kadere değil, bizim almadığımız bir karara yenik düşmesinler.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkoç.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz, Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Bayram Yılmazkaya’ya aittir.

Buyurun Sayın Yılmazkaya. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, neden millî eğitim? Çünkü millî değerlerle, tarihle, bilimle ve aydınlanmayla donanmış özgür bireyler yetiştirmek adına, geleceğimizi teminat altına almak için eğitim millîdir ve önemlidir. Millî eğitimi olmayan ülkelerin geleceği de olmaz. Bir Çin atasözü şöyle der: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsan pirinç ek, on yıl sonrasını düşünüyorsan fidan dik, yüzyıl sonrasını düşünüyorsan insan eğit.” Evet, doğru olanı bu ama sizlerin eğitime ne kadar önem vermediğinizi bu bütçede görüyoruz maalesef. On altı yıllık AKP iktidarı boyunca, en çok bakan değiştiren, 11 defa sistem değiştiren, en çok hedef koyan ama bu hedeflere büyük oranda ulaşamayan ve bunun da ötesinde yapboz tahtası hâline gelmiş bir millî eğitimden bahsediyoruz.

İktidara geldiğiniz 2002 yılında Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 17 iken 2019 yılı itibarıyla bu oran yüzde 4,8’e gerilemiştir. Örneğin, hâlihazırda 19.293 dersliğin olduğu Gaziantep ilimizde Suriyeli nüfusunun yoğun olmasından ötürü şu anda 6.025 dersliğe ihtiyaç vardır. Bu da il genelinde yüzde 32 oranında derslik açığının olduğunu göstermektedir. İlimiz Gaziantep eski dönemlerde Millî Eğitim Bakanı çıkarmasına rağmen, eğitimde hâlen en gerilerde, 80’inci sırada yer almaktadır. Her yıl doğumdan kaynaklı 541 ilave derslik yapılması gereken Gaziantep’te, Suriyelilerden kaynaklı yoğun nüfus artışıyla birlikte yeni dersliklerin yapılması zorunluluk hâline gelmiştir. İşte, eğitim yatırımlarına ayrılan pay, AKP’nin gerçek eğitim politikasını ortaya koymaktadır, Gaziantep ilimizdeki örneğinde olduğu gibi.

Değerli arkadaşlar, ne yazık ki Türkiye’de eğitimin ana omurgası olan öğretmenlerimizin sorunları saymakla bitmiyor. 100 bine yakın öğretmen açığı olduğu söylenen bir sistemsizlikten mi söz ediyoruz? Bir taraftan ücretli öğretmenlerin kadro sorunları, diğer taraftan 400 bine yakın atamayı bekleyen işsiz öğretmenlerimiz. Düşük maaşları, çalışma saatleri, kötü çalışma ortamları, zorunlu ve ücretsiz nöbetler öğretmenlerimizin en büyük sıkıntılarının başında geliyor. Okullardaki veli ve idareci baskıları, ailedeki eğitimi yeterli olmayan çocukların manevi baskıları da öğretmenlerimizi yıpratıyor, âdeta çıldırtacak hâle getiriyor. Borç batağında geçinmek zorunda kalan öğretmenlerimizin yüzde 25’i ek iş yapıyor. Öğretmenlerimizin çocuklarına dedeleri, babaları bakıyor, aileleri destek veriyor arkadaşlar. Bu tablo, öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenlerin içinde bulunduğu vahim durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Gelelim ÖSYM’ye. ÖSYM yılda yaptığı 200 farklı sınavla yaklaşık 20 milyona yakın vatandaşı ilgilendiren önemli bir kurumdur. İnsanların geleceğini etkileyen tüm sınavların yapıldığı, adaletin ve güvenirliliğin en fazla olması gereken kurumun, sizlerin ve verilen kopyaların sayesinde saygınlığı, güvenirliliği kalmadı arkadaşlar. Her kurumda olduğu gibi cemaat-FETÖ buraları da ele geçirmişti, sınavların sorularını sattılar, kendi adamlarını bu kopyalarla devletin bütün kademelerine, kurumlarına, kritik noktalarına rahatlıkla yerleştirdiler, hem de sizlerin gözü önünde, gözlerinizin içine bakarak. Emekle, alın teriyle, zorla kazanılan sınavların şifreleri cemaat mensuplarına servis edildi. Sadece bu durumdan dolayı bile birçok mazlumun vebali var üzerinizde biliyor musunuz? Bir tarafta cemaat mensuplarına peşkeş çekilen sınav soruları, diğer tarafta sınava bir dakika geç kalan, emek vermiş öğrencilerin sınava alınamaması. İşte ÖSYM’nin tablosu Türkiye’de bu. Hâlen sınavların soruları çalınıyor mu, soruyoruz; sayın milletvekilleri, açıkçası ben de çok merak ediyorum. 30 milyar dolar bütçeli FATİH Projesi ve sekiz yılın sonunda hâlâ İngilizce bilmeyen, teknoloji okuryazarı olamayan bir gençlik, aşağıya giden PISA skorları ve artan genç cahilliği, gençlerde eğitimle Atatürk’ü unutturmaya çalışmanız hakkında acaba ne söylüyorsunuz, merak ediyorum. Projenin usulsüzlüklerle anıldığını mı söyleyeyim, 2018’e gelinmesine rağmen sekiz yıldır tamamlanamadığını mı, tabletlerin işe yaramadığını mı, tabletlerin dışarıda parçalandıktan sonra satıldığını mı, daha neler, daha neler… Bir gecede TEOG sınavını, bir gecede üniversite giriş sınavını ilham gelmiş gibi değiştirdiniz. Tek adamın isteğiyle yapılan bu ani değişikliklerden hiç rahatsız olmadınız mı yoksa sizin TEOG’a giren, üniversite sınavına giren çocuklarınız yok mu, yakın çevrenizde bu sınavlara girecek bir kimseniz yok mu, sadece bizim çocuklarımız mı, bizim çevremizdeki çocuklar mı bu sınavlara giriyor arkadaşlar? Bizim rahatsızlığımızı siz hiç hissetmediniz mi bir anne baba olarak en azından? Gidip Genel Başkanınıza “Bir gecede milyonların geleceğiyle oynuyoruz, Genel Başkanım, bu konuyu iyice değerlendirip tartışıp karar verelim.” diyemiyor musunuz arkadaşlar? Korkmayın arkadaşlar, korkmayın, bu korkunun kimseye faydası yok. Yiğit olun lütfen çünkü çocuklarımızın geleceği söz konusu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmazkaya, bir dakikada toparlayalım.

BAYRAM YILMAZKAYA (Devamla) – İnanın, herkes yanlış yapabilir, önemli olan bu yanlışı düzeltmek ve düzelttirebilmektir arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, bu bütçede keşke, atanamayan öğretmenlerin, ücretli öğretmenlerin sorunlarını çözebilseydik; keşke, çalışan öğretmenlerimizin çalışma saatlerini, saygınlığında artışı, maaşlarında yükselmeyi düzeltebilseydik; keşke, üniversitelerimizdeki kaliteyi artırabilseydik ama maalesef hiçbiri yok. Bu bütçede öğretmen yok, öğrenci yok, yardımcı personel yok, yeni okullar yok, veliler yok, sadece “Mevcut durum devam etsin de bu seneyi kurtaralım.” var, o kadar. Her şeye rağmen Sayın Bakana güvenimiz devam ediyor, takip ediyoruz. İnşallah bütçe çocuklarımıza, öğretmenlerimize, eğitime hayırlı olur.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz sırası, Kütahya Milletvekilimiz Sayın Ali Fazıl Kasap’a aittir.(CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kasap.

CHP GRUBU ADINA ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kırk bir yıl sonra Kütahya’dan gelip de Kütahya’nın yollarından, Zafer Havaalanı’ndan -maalesef kötü ama- bahsetmeden olmayacak. Matematiksel veri istiyorlar, çok basit, ilkokul 4’üncü sınıf matematiği falan olması gerekiyor; 26 milyon euro, bugün euro 6 lira falan olsa, 6’yla çarpsanız 150 milyon TL yapar. Zafer Havalimanı’nın yapım maliyeti 150 milyon TL. Şu an itibarıyla peşin ödemeyle, zaten kapanmış durumda, bundan sonra herhâlde bir yirmi-yirmi beş yıl daha öderiz. Bence derhâl tekrar kamulaştırılması gerekiyor, her gün vermek yerine.

Ben doğdum doğalı Kütahya-Balıkesir yolundan bahsedilir, benim yaşım 53 oldu, yol hâlâ yapılacak. Her gün en son 2’nci 100 Günlük Plan’da şöyle bir şey var: “500 bin ton borik asit rafine olarak taşınacak, ihraç edilecek.” deniyor. Maalesef Tavşanlı-Kütahya-Emet yolu yapılamıyor, haftada bir kaza oluyor, binlerce ton sülfürik asit araziye akıyor; yollara akıyor; yine yapılan bir şey yok Sayın Bakanım, yol yarım şu anda ve yol çalışmıyor Kütahya yolu.

Şimdi, maalesef, aslında eğitimle ilgili konuşmam gerekiyor. Şimdi, Sayın Bakanım, siz özel sektörden geliyorsunuz, okulların açıldığı her gün için Türkiye bütçesinden 536 milyon TL harcanıyor, iki günde 1 milyar TL, küsuratını saymıyorum. Siz özel sektördesiniz, PISA’da 50’nci olan ya da sizin çalıştırdığınız okul, sizin çalıştırdığınız dershane, kurs, her neyse eğer taban yapıyorsa, PISA’da 50’nci oluyorsa, sizin öğrencilerin hiçbirisi uluslararası sınavda başarılı olamıyorsa siz bu eğitim sistemini, iki günde 1 milyar lira verdiğiniz eğitim sistemini lağveder misiniz, etmez misiniz? Büyük bir ihtimalle çalışanlarınızın hepsinin işine son verirsiniz.

Şimdi, İstanbul’un bir semtinde vaktizamanında bir cenaze olmuş, cenaze için imam arıyorlar, maalesef imam bulamamışlar; Bekri Mustafa var, zaman zaman biraz içer, Bekri Mustafa’ya rica etmişler -okumuş, yazmış adamdır- demişler ki: “Cenazemizi siz kıldırır mısınız?” Bekri Mustafa “Ne yapalım, bulamadınız, ben kıldırayım.” demiş. Arkasından, cenaze namazı kılındıktan sonra Bekri Mustafa cemaate demiş ki: “Siz uzaklaşırsanız ben mevtaya bir şeyler söylemek istiyorum.” Mevtanın yanından cemaat uzaklaştıktan sonra tabuta yaklaşmış Bekri Mustafa, demiş ki: “Eğer öbür tarafta sorarlarsa ‘Bu dünyanın hâli nicedir?’ Dersin ki: ‘Bekri Mustafa imam oldu.’ Onlar anlar.” İmam kim?

Şu anda Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 17’si yurt imkânına sahip değil. 153 bin öğretmen açığımız var. 412 bin açıkta, atanamayan, atanmayan, atamayı bekleyen öğretmen arkadaşımız var. Matematik hesabı yine burada basit; açık olan kadrolara atanamayan öğretmenlerin derhâl yerleştirilmesi gerekiyor.

Bütçe -demin dediğim gibi- fiyaskodur Sayın Bakanım. 157 milyar lira bütçe var; yüzde 72’si personel ödemesi, yüzde 11’i sosyal güvenlik ödemesi. Sayısal değerlerin şu mantıktan sonra artık bir anlamı kalmadı, ben o kanaatteyim. At yetiştiricisini, deniz ürünleri, su ürünleri mühendisini ücretli öğretmen olarak atıyorsunuz; 412 bin öğretmen, okullarını bitirmiş bekliyor, evde bekliyor. 2017 Şubat verilerine göre 106 bin öğretmen ihtiyacı var ve siz atamıyorsunuz.

Bir yıl ücretli öğretmenlik yaptım. Ders saati ücreti benim çalıştığım dönemde -ben hekimim, İngilizce dersine girmiştim ücretli öğretmen olarak- 12 liraydı, şu anda öyle hatırlıyorum. Bir öğretmen ücretli olarak derse girdiğinde, özlük hakları da olmamasına rağmen, bir ayda asgari ücrete yakın bir ücret alabiliyor; özlük hakları yok, yaz tatili yok vesaire. Bir yıl girdiğim İngilizce dersinin ay sonunda… Şöyle söyleyeyim: Mutemet parayı getirdi bir zarfta, dedim ki: Bununla 2 paket çay, 1 kesme şeker -o zaman maalesef sigara içiliyordu öğretmen odalarında- 1 paket de sigara… Mutemede verdim zarfı, mutemet tekrar geldi, paketleri getirmiş, dedi ki: “Hocam, bir 10 lira daha vereceksiniz.” Yani Türkiye'nin hâlipürmelali. Demin de anlattığım gibi, imam kim, cenaze kim, cemaat kim?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, çok teşekkür ederim, sağ olun.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen, Muğla Milletvekilimiz Sayın Suat Özcan.

Buyurun Sayın Özcan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA SUAT ÖZCAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; televizyonları karşısında bizleri izleyen vatandaşlarımızı ve sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Bütçe görüşmeleri 10 Aralık Pazartesi günü başladı. 10 Aralık, Dünya İnsan Hakları Günü aynı zamanda. Ben İnsan Hakları Beyannamesi’nde, Bildirgesi’nde yer alan 26’ncı maddeyi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Her şahsın öğrenim hakkı vardır. Öğrenim hiç olmazsa ilk ve temel safhalarında parasızdır. İlköğretim mecburidir. Teknik ve mesleki öğretimden herkes istifade edebilmelidir. Yüksek öğretim, liyakatlerine göre herkese tam eşitlikle açık olmalıdır.” deniliyor. Yine, Anayasa’nın 42’nci maddesinde eğitimle ilgili “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” denilmektedir.

Günümüz millî eğitim manzaralarından bir tanesi taşımalı sistem. Kilometrelerce uzaklıktaki okuluna yaya ya da eşek üstünde karda, çamurda giden çocukların dramını da herkesin görmesi gerekir. Bu, aynı zamanda, diğerleriyle beraber eğitimin de bir dramıdır.

On altı yıllık dönemde 6 bakan görev yapmış ve son olarak da Sayın Bakanımız göreve gelmiş ve bu görev sonucu 2023 vizyonu ortaya konmuş, Bakanımız bir açıklamasında mecazi olarak “Yoğun bakımdan çıkalım, sonra gerisi gelir.” diye bir söylemde bulunmuş.

Böyle baktığımızda, on altı yıllık dönemin çok bir şeye yaramadığı, millî eğitimde hedeflere ulaşılamadığı görülmekte. Tabii, bunun neticesinde de yeni söylemler, yeni mesajlar verilmektedir.

On altı yıllık dönemde tarikatlar, cemaatler, vakıflar Millî Eğitimi teslim almıştır.

On altı yılda sınavlardaki skandal sonuçlar binlerce, milyonlarca öğrenciyi mağdur etmiştir.

Aynı süreçte, yurt, okul yangınları, öğrencilere taciz, ölümler; gözaltına alınan, hapsedilen öğrenci, öğretmen, akademisyen, öğretim üyesi, veli, anne, baba, genç yaşlı binlerce mağdur yaratılmıştır.

Eğitim sendikaları baskı altına alınmıştır ancak yandaş sendikalar, öğretmen, müdür yardımcısı, müdür, şube müdürü atamaları yapılırken söz sahibi olmuştur.

Yine bu on altı yıllık süreçte gençler, madde bağımlılığının pençesine düşmüştür.

Beyin göçü meydana gelmiştir. Bu dönemde yurt dışına göç eden yurttaşlarımızın sayısında büyük artış olmuş, 2016 yılında yurt dışına göç eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 69.326 iken bu sayı 2017 yılında yüzde 63’lük bir artışla 113.326 olmuştur. Beyin göçü kapsamında, bilim insanları, doktorlar, avukatlar, mühendisler, eğitimciler, sermaye sahipleri, iş insanları, girişimciler, öğrenciler göç etmeye zorlanmışlardır.

Yeni dönemde aynı şeylerin yaşanmaması gerekir. Ancak daha yeni edinilen bilgilere göre 69 il millî eğitim müdürünün öz geçmişine bakıldığında 32’sinin imam-hatip ya da ilahiyat fakültesi mezunu olduğu ortaya konulmakta. Yani liyakat ve bilimsellik maalesef yine gözardı edilmekte mi acaba? “Bireyi geliştirme” adı altında öğrenciler tarikat ve cemaat vakıflarına yine teslim edilmekte midir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özcan, bir dakikada toparlayalım.

SUAT ÖZCAN (Devamla) – Kindar ve dindar öğrencilerin, gençlerin yetiştirilmesinden vazgeçmeliyiz. Sözlerimi şöyle tamamlamak istiyorum: Çocuklara ve gençlere kindarlığı değil; sevgiyi, hoşgörüyü, barışı, özgürlüğü, demokrasiyi, Atatürk’ü ve onun bize bıraktığı eserlerini, hukuku öğretmeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimi Atatürk’ün şu sözleriyle bitireceğim: “Okul, genç beyinlere insanlığı, saygıyı millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir. Gençliği yetiştiriniz, onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onları kavuşturacaksınız.” demiştir.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ordu Milletvekilimiz Sayın Mustafa Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Adıgüzel.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; on altı yıllık AKP iktidarında hükûmetler, eğitim sisteminde tıpkı yolunu kaybetmiş bir gemi gibi arayışlar içerisine girmişler ve de başarısız olmuşlardır; bu arayış içinde katsayıdan müfredata, dershanelerden sınavlara, OKS, SBS, ÖSS, YGS, LYS derken sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerin ve velilerin de başını döndürmüşlerdir. On altı yılda 7 bakan, 11 kere sistem değişmiş; sistem sayısı bakan sayısından fazla yani bazı bakanlar birden fazla sistem denemişler, aslında bakanların da kafasının karışık olduğu görülüyor.

Buradan tutup sizleri rakamlara boğmak istemiyorum, bunun böyle olduğunu zaten sizler de biliyor ve itiraf da ediyorsunuz. Sadece bir tanesini söyleyeceğim: 2002 yılında sıfır net yapanların sayısı 8 binken 2017 yılında 38 bin olmuştur. Her eğitim öğretim sezonunun başında -bunu Sayın Bakana da geçenlerde söyledim- bir kontenjan sorunu çıkıyor. İmam-hatip liselerinde boş kontenjan kalırken düz lise isteyen yavrularımızın 100 bini açıkta kalıyor. Nasıl ki imam-hatip lisesine gitmek isteyen yavrularımızın bu hakkı varsa düz lise talep edenlerin de bu hakkı vardır ve bunu derhâl çözmenizi bekliyorum.

Taşımalı eğitim köyleri boşalttı, herkes çocuğunun arkasından şehirlere gitmek zorunda kaldı. Hâlbuki 150 bin kadrolu öğretmenin yıllık maliyeti 7 milyar, taşımalı eğitimin de yıllık maliyeti 7 milyar. Bu 150 bin öğretmeni atasanız hem onlar birer iş sahibi olsa hem de bu çocuklarımız bu eziyetten kurtulsa olmaz mı? Aynı zamanda şubatta 40 bin öğretmen ataması bekliyoruz ve 3600’ü de unutmadık Sayın Bakanım, bunu da buradan söylüyorum.

Öğretmenlerimiz; AKP’yle öğretmenlerimiz bir de sınıf farkıyla tanışmış oldu: Kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen. Sözleşmeli öğretmenler içinde aile birlikleri bozulmuş olanlar var, anasız babasız büyüyen çocuklar var, kilometrelerce ötede evlat hasreti çeken bu annelerin, babaların çığlıklarını duymuyor musunuz? Bu öğretmen kategorilerinde en düşük gelirle çalışan ise ücretli öğretmenler; bunların kadro sorunları, KPSS, prim gün sayısı gibi sorunları var. Her iki konuyla da ilgili ben Bakanlığa önerge verdim ve bunda olumlu yanıt bekliyorum.

Bir de Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak öğretmenlik meslek kanunu teklifi verdik, bütün Meclisin konsensüsü hâlinde bu kanunu çıkarmayı ümit ediyorum.

Sayın Bakan, “Her şeyde kısıtlama olur, eğitimde olmaz.” sözü sizin sözünüz. Eğitime bütçeden ayırdığınız pay ise millî gelirin yüzde 4’ünü geçmiyor, dünyada 132’nci sıradayız. Zaten ayrılan parayı da FATİH Projesi gibi, yandaşlara, bazı dernek ve cemaatlere aktarıyorsunuz. FATİH Projesi’ne ayırdığınız para 30 milyar, tam bir fiyasko.

Peki, bu işler neden böyle oluyor? Aslında, sorun, çağdaş bilimsel eğitim vermek isteyen gerçeklik ile kendine taraftar seçmen olacak bir nesil yetiştirmek isteyen bir siyasi anlayışın çatışmasıdır Millî Eğitimde olanlar. Dinî eğitimin dernek ve cemaatlere, tarihî öğretinin fesli deli Kadir ile Atatürk ve cumhuriyet düşmanı yevmiyeli hainlere havale edildiği bir dönemi yaşıyoruz ki AKP’li belediyeler ile Kredi Yurtlar Kurumu, söyleşi ve panel düzenleyerek bunlara yevmiye veriyor. Kendi paramızla Atatürk ve cumhuriyete bunlara küfrettiriyorsunuz. Bunların hesabını da soracağız.

Sayın Millî Eğitim Bakanım, sizin şahsınızda toplumda olumlu beklenti var ama Millî Eğitimde aynı zamanda doksan yıllık hesabı olanlar, kindar bir nesil yetiştirmek isteyenler de var. Bu sistemde bazı il millî eğitim müdürleri, bir siyasi anlayışın, Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığının il komiserleri gibi davranıyor. Örnek vereceğim: Konya Millî Eğitim Müdürünüz, Abdülhamit, Ömer Muhtar gibi tarihî şahsiyetlerin ölüm yıl dönümlerinde her türlü anmayı yapıyor -başka tarihî şahsiyetlerde de- fakat ne 29 Ekimde ne 10 Kasımda herhangi bir paylaşımını görmüyoruz. Bu nasıl bir millî eğitim müdürü? Çocuklarımızın ve ülkenin geleceğini emanet ediyoruz.

Aslında sorun şöyle de izah edilebilir: 1920’lerde Yunan, İngiliz, İtalyan, Fransız’la çarpıştık, kazandık, sonra anlaşmalar yaptık. Bunların çoğuyla NATO’da beraberiz fakat 1920’lerde çarpıştığımız bir de iç mihraklar vardı, saltanat sevdalıları vardı, irtica artıkları vardı; işte onların hesabı kapanmamış. Doksan yıllık hesabı güdenler bunlar. O günlerde mütareke basını vardı, şimdilerde havuz medyası; o günlerde Derviş Mehmetler, Delibaş Mehmetler vardı, şimdilerde deli Kadirler; o günlerde Damat Enverler, Damat Feritler vardı, şimdi de damatlar var; o günlerde saraylar vardı, şimdi de çeşit çeşit saraylar var ama o zamanlarda da bir Kuvayımilliye vardı, bugün de onun devamı olan Cumhuriyet Halk Partisi var. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, çocuklarımıza sahip çıkamıyoruz, ne okulda ne yurtta ne trafikte ne kreşte. Bir tane çağdaş eğitim kurumunda ya da yurtta bir iffet, namus meselesi olsa bu yandaş medya günlerce haber yapardı ama “dernek” “vakıf” adı altında güya dinî eksenli eğitim, barınma sağlayan kurumlarda el kadar bebelere, milletin emanet ettiği yavrulara el uzatan alçaklar sürüsü var; bu, medyada hiç gündem olmuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Adıgüzel, bir dakika ilave ediyorum.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Devamla) – Yeni Hükûmette Hazine ve Maliye Bakanı yeni ekonomik programı açıklıyor, liyakate vurgu yaparken kendisiyle çelişiyor. Ama en azından Sayın Bakan, siz, anlaşıldığı kadarıyla liyakatte sorunu olmayan bakanlarımızdansınız, ama bahsettiğim sebeplerle söylediklerinize değil yaptıklarınıza bakacağız.

İlkokullarından anaokullarına kadar mescit yönetmeliği getiren Millî Eğitim ile hacamat yönetmeliği getiren Sağlık Bakanlığıyla nereye gidebiliriz? Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bütçesi birçok bakanlıktan fazla, bunların arasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da var. Bu ilim bilim çağında eskiden “El gider Ay’a, biz kalırız yaya.” diyorduk, el yerinde durmuyor Mars’a gidiyor. O yüzden şimdi “El gider Marsa bizler terse.” durumu söz konusu. Bakın, adamlar Marsa giderken altı ayda 250 milyon kilometre yol gitmiş, oradan fotoğraf gönderiyor; siz benim memleketim Ordu’da altı ayda değil on altı yılda 45 kilometre gidip Ordu-Ulubey-Gölköy-Gürgentepe yolunu hâlâ bitiremediniz. Bunu da buradan söylemek istiyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Adıgüzel.

Sayın Zengin, yerinizden bir talebiniz var.

Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Sayın Adıgüzel’in konuşmasında geçen birkaç konuyla alakalı cevap vermek ihtiyacı duydum.

Konuşmasının ana ekseninde, AK PARTİ hükûmetlerinin Kurtuluş Savaşı’nın olduğu ruhla muhalif olan, çelişen bir anlayıştan neşet ettiğini ifade eden cümleler kullandı. Bunu şiddetle reddediyoruz. AK PARTİ’nin felsefesi tamamıyla özgürlükçü, bu ülkenin bütün değerlerine sahip çıkan ama geçmiş değerlerini de reddetmeyen, geçmişten gelen bütün değerlerini sahiplenen bir anlayış üzerine şekillenmektedir. Bunu hassaten ifade ediyorum ve esefle kınıyorum. Yapılan politikaları bu ülkeye muhalif değerler olarak addetmek fevkalade yanlıştır, itiraz edilebilir ama bunları kıyaslarken kullanılacak argümanları çok dikkatli telakki etmek lazım. Kaldı ki ifade ettiler “Atatürk’e küfrettirmek üzere para vermek, yevmiye vermek” tabirini de hassaten Mustafa Kemal…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ederim.

Şunu unutmamak lazım: Kuvayımilliye hareketi başladığı zaman pek çok farklı fikriyata sahip insanlar bir araya gelerek bu ülkenin kurtuluşunu sağladılar. Bugün de böyle, bugün Mecliste her birimiz farklı fikirlerdeniz ama herhâlde ülkemizin bağımsızlığı konusunda her birimiz hemfikiriz diye düşünüyorum milletvekili olmak hasebiyle. O sebeple, Mustafa Kemal’i sadece kendilerine ait bir değer olarak gören ve bizlerin ona dair bir yanlış yapılmasını kabul edeceğimizi düşünenler çok büyük bir hayal kırıklığı içerisindeler. Bizi doğru anlamak lazım. Ben bazen CHP’nin değiştiğini düşünüyorum ama bugün dinlediğim bu konuşmada, ne kadar… Böyle çekilen bir şey var, çekiliyor ve bıraktığınız anda aynı noktaya tekrar geri dönüyor; bunu bir kez daha görmüş oluyorum. İmam-hatip düşüncesinden korkmaktan, inanan insanların hissiyatından korkmaktan lütfen bahsetmesinler artık. Bizler hepimiz ortak değerlere sahibiz. İtirazlarını temel bir millî eğitime dair yaklaşımlar üzerinden dile getirsin arkadaşlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Yozgat Milletvekilimiz Sayın Ali Keven.

Sayın Ali Keven Cumhuriyet Halk Partisinin son konuşmacısıdır.

Süreniz beş dakika. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ALİ KEVEN (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Türk millî eğitimine emek veren başta Başöğretmenimiz Atatürk, ilk Millî Eğitim Bakanımız Hasan Ali Yücel ve köy enstitülerinde “Tonguç Baba” diye anılan İsmail Hakkı Tonguç olmak üzere, bütün eğitim emekçilerini sevgiyle saygıyla ve rahmetle anıyorum. Bizleri izleyen tüm yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; çocuklar, çocuklarımız bir ülkenin temel yapı taşlarıdır. Temeli sağlam olmayan, çocuklarını mutlu edemeyen ve yaşatamayan hiçbir ülke kalkınamaz. Bizlerin temel hedefi, çocuklarımızı eğitmek, yaşatmak ve yüzlerini güldürmektir. Bu doğrultuda, zorunlu eğitim çağı için okullaşma oranının yüzde 100 olduğu, eğitimin akademik ve mesleki tercihlerle şekillendiği; insanı, dayanışmacı ve sorgulayıcı değerleri önemseyen; özgürlükçü ve eleştirel düşünceyi öne çıkaran, bilgi çağıyla uyumlu bir eğitim programını acilen oluşturmalıyız, oluşturmalısınız.

Sayın Bakan, eğitimi Atatürk’ün ilkeleri ve cumhuriyet değerleri ışığında, çağdaş, demokratik, laik, bilimsel ve herkesin eşit olduğu anlayışına dayalı bir doğrultuda yeniden yapılandırmalıyız. Çocuklarımızı tarikatlara mahkûm eden anlayışa dur demeliyiz. Üniversite yurtları hariç tarikat yurtlarında kalan öğrenci sayısının 300 bin civarında olduğunu asla unutmamalıyız.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; eğitim öğretim dönemi sizinle başladı ancak eski sorunlar hâlâ devam etmektedir. Bugün burada, bu sorunların çözümüne yardımcı olacak bir bütçeyi konuşuyor olsaydık keşke ancak Millî Eğitim bütçesi 2019 faiz giderlerine yenik düştü. 2019 bütçesi 961 milyar lira; Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi 113 milyar 800 milyon lira, oysa faize ayrılan bütçe 117 milyar lira. Bu bütçe aşırı borçlanmanın, faizin ve rantın bütçesidir; maalesef, burada Millî Eğitimin yeri yoktur. Bakanlığın bütçesinin zaten yüzde 83’ü personel gideridir yani geriye, eğitimin niteliğini, teknolojisini, donanımını artırmak için 20 milyar bile kalmıyor. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin millî gelire oranının acilen en az yüzde 6’ya yani OECD ortalamasına çıkarılması gerekmektedir.

Eğitimin gitgide daha fazla paralı hâle getirildiği ülkemizde özellikle yoksul ailelerin çocuklarında kendini okula ait hissetme duygusu azalıyor ve okullaşma oranı aşağı doğru seyrediyor. İlkokulda yüzde 91 olan okullaşma oranı ortaokulda yüzde 94, liselerde ise maalesef yüzde 83 olmuştur. Bu rakamlar, çağdaş, gelişmiş bir ülke verileriyle örtüşmemektedir.

Ülkemizde çocuklarımızın hızla suça sürüklendiği, uyuşturucu kullanım yaşının 9-10 yaşlarına düştüğü… Millî Eğitim Bakanlığı olarak mutlaka sorgulayıp çözüm bulmalısınız. Bu sorunun yalnızca polisiye önlemlerle çözülemeyeceğini biliyor olmalısınız.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; okulların yurt sorunu büyüyerek devam ediyor ve çocuklarımız tarikat yurtlarına mahkûm ediliyor. Özellikle ilkokul çağındaki her çocuğun anne babasının yanında eğitiminin devam etmesi gerekmektedir. Ancak, eğitim sisteminin kamuculuktan uzaklaşmasıyla birlikte getirilen bölge okulları sistemi, çocuğu ailesinden erken yaşta koparmaktadır. Maddi yük olarak görülen köy okulları kapatılmıştır, 5 öğrenci dahi olsa köy okulları tekrar açılmalıdır. Taşımalı eğitim denen bu sistem değiştirilmelidir. Köy çocukları okumak için karda kışta türlü kaza riskiyle 25-30 kilometre yolculuk yapmamalıdır. Hatta Siverek’te -örneğinin basına yansıdığı gibi- 21’inci yüzyılda merkep sırtında yapılan taşımalı eğitimi gelin maddi ve manevi her yönden tartışalım ve çağdaş bir eğitim sistemini getirelim.

Sayın Bakan, ayrıca Adana Aladağ’da yaşanan üzücü yangın faciasının, Konya Taşkent’te yaşanan doğal gaz patlamasının benzer örneklerinin yaşanmaması için nitelikli devlet yurtları açılmalıdır. Kaybettiğimiz evlatlarımızı da sevgi ve rahmetle burada anıyorum. Umarım bu yaşananlardan mutlaka dersler çıkarılmıştır. Kimlere ait olduğu belli olmayan merdiven altı tarikat yurtları acilen kapatılmalıdır. Özellikle yoksul ailelerin çocukları niteliksiz yurtların insafına bırakılmamalıdır.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; beğenmediğiniz, her defasında hesaplaşmaya çalıştığınız cumhuriyetin eseri köy çocuklarının eğitim gördüğü, dünyalarının değiştiği köy enstitüleri sistemini ve yoksul çocuklara 1 lira masraf yaptırmadan yatılı okutan, doktor, mühendis, öğretmen yetiştiren devletin parasız yatılı sistemini çağdaş bilimsel bir anlayışla yeniden canlandırmak zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Keven, bir saniye, açalım mikrofonunuzu, bir dakika ilave ediyorum.

ALİ KEVEN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

PISA araştırmalarına göre 2003 yılından bu yana Türkiye matematikte 35’ten 49’uncu sıraya, fen alanında 33’ten 52’nci sıraya gerilemiştir. Bunların nedenlerini mutlaka sorgulamalıyız.

Çıraklık eğitimi veya meslek eğitimine tabi olmuş öğrencilerimizin yaptıkları staj dönemi için emekliliğe esas borçlanma hakkı tanınmalı, meslek liseleri özendirilmeli ve her türlü özlük sorunları çözülmelidir.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; Anadolu’da Yozgat gibi birçok ilimizin eğitim tablosuna bakacak olursak öğretmen eksiği had safhada olup atanamayan öğretmenlerin asgari ücretle çalıştığı ücretli öğretmenlik yoluyla bu açık kapatılmaya çalışılmaktadır. Ücretli öğretmenlik sistemi öğretmenlik mesleğini sömüren ve değersizleştiren bir sistemdir; derhâl kaldırılmalı ve açık olan her okula kadrolu öğretmen atanmalıdır. Örneğin, Yozgat’a son dört yılda yalnızca 570 öğretmen atanırken 2.017 öğretmen il dışına tayin olmuştur.

Sözleşmeli öğretmen, kadrolu öğretmen ayrımcılığını ortadan kaldıracak bir eğitim planlaması mutlaka yapılmalıdır ve acilen öğretmenlerin meslek kanunu çıkarılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Selamlamak için son defa söz veriyorum Sayın Keven.

Buyurun.

ALİ KEVEN (Devamla) – 3600 ek gösterge talepleri için, gelir vergisi adaletsizliğinin giderilmesi için verilen kanun teklifleri acilen görüşülmelidir.

Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; idareci atama sistemi ise iktidarınızla birlikte sürekli tartışmaların doğal odağı hâline gelmiştir ve mülakat sistemi yoluyla yandaş atama sistemi şeklinde devam etmektedir. Mülakat olmadan bilimsel yöntemlerle, liyakatli, idealist eğitimciler idareci olmalıdır yoksa nasıl bir eğitim tablosunun oluşacağını günümüz eğitim istatistiklerini incelerseniz gayet iyi anlarsınız.

“Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk hâlinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder.” diyor Ulu Önderimiz Atatürk.

Bu uyarılarımızın dikkate alınmasını umut ediyor ve laik, bilimsel, demokratik, parasız eğitim mücadelemiz devam edecektir diyorum.

Eğitimin niteliğini yükseltmeyeceğine inandığımız bu bütçeye “hayır” diyoruz.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Keven.

Değerli milletvekilleri, bu şekilde Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmacılarının konuşmaları sona ermiştir.

Şimdi birkaç arkadaşımıza 60’a göre söz vereceğim.

Sayın Yıldırım Kaya…

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’nın, 163 bin derslik için ek bütçe konulup konulmadığı ile okul aile birliklerinin yasal statüye kavuşturulması konusunu Millî Eğitim Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Biraz önce AK PARTİ Grup Başkan Vekili dedi ki: “Bu Cumhuriyet Halk Partisini çekiyoruz, iyi bir noktaya geldi diye bakıyoruz ama bıraktığımızda yeniden eski yere gidiyor.” Biz de eğitimde Adalet ve Kalkınma Partisini çekiyoruz çekiyoruz bir türlü bir yere getiremiyoruz.

Şimdi, Sayın Bakanımıza, aynı zamanda meslektaşım Ziya Selçuk’a birkaç sorum olacak:

Öncelikle, iki gün önce yapmış olduğum basın toplantısında öğretmen açığının giderilmesine ilişkin bir sayısal hesaplama yapmıştım. 150 bin öğretmenin taşımalı sistem iptal edildiğinde çözülemeyeceğini, rakamın 73 bin civarında olduğunu söyledi, kendisine teşekkür ediyorum. O hâlde 20 bin öğretmen atamayacaklar, biliyorum ki bu dönemde 73 bin öğretmen atamasını kendi hesaplarına göre yapacaklarını düşünüyorum. Kendisi de çok iyi bilir, 163 bin dersliğe ihtiyaç var. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya, arkadaşlar, bu 60’a göre sözlerimiz bir dakika, otomatik olarak kesiliyor ama önemli konuları ifade ediyorsunuz Sayın Bakan buradayken, toparlayın, sistem kendini bir dakikada kapatıyor arkadaşlar.

YILDIRIM KAYA (Ankara) – Teşekkürler.

163 bin derslik için herhangi bir ek bütçe konulmuş mudur? Öğretmen meslek kanun teklifi Sayın Bakanımızın da uhdesinde, bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna bir önerisi olacak mıdır? Okul aile birliğinin yasal statüye kavuşturulması kendi fikirleridir, aynı zamanda bizim de fikrimizdir. Adalet ve Kalkınma Partisinden bu konuda bir talebi olacak mıdır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tan…

22.- Kütahya Milletvekili Ahmet Tan’ın, devletin Zafer Havalimanı’yla ilgili zarara uğratılmasının söz konusu olmadığına ilişkin açıklaması

AHMET TAN (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ben biraz önce kürsüde söz alan Kütahya Milletvekilimiz Ali Fazıl Kasap’ın sözlerine binaen 60’a göre bir söz almaya çalıştım. Zafer Havalimanı’nın maliyetinin 150 milyon lira gibi bir rakam olduğunu ifade etti. Doğru kabul etsek bile 2012 rakamlarıyla o günkü döviz kurunun 1,8-2 lira olduğunu kabul edersek yaklaşık 75 milyon dolar gibi bir rakama tekabül eder. Bu yatırım 75 milyon dolarlık bir yatırım. Şu anda yedi yılda toplam ödenen paranın 26 milyon lira olduğunu biliyoruz, geriye kaldı üç yıl. Yani burada on yıllık ödeme var, on birinci yılda artık ödeme yok, firma bundan sonraki süreçte devletten ödeme kabul etmeyecek, devlet de vermeyecek. Yaklaşık ortalama yılda 4 milyon liralık bir yolcu garanti bedeli ödediğimizi düşünürsek üç yılda 12 milyon dolar daha rakam ödenecek ki 26 milyonun üzerine koyduğunuzda toplam 38 milyon dolar gibi bir rakama tekabül edecek. Toparlıyorum, 40 milyon dolar. Peki, maliyeti ne kadardı? 75 milyon dolar. Peki, ilkokul dördüncü sınıftaki çocuklara sorsunlar bakalım, devlet mi kârlı yoksa başka bir şey mi kârlı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET TAN (Kütahya) – Toparlayabilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Tabii, kısaca, buyurun lütfen.

AHMET TAN (Kütahya) – Dolayısıyla yani burada devletin kesinlikle zarara uğratılma gibi bir hadisesi söz konusu asla ve asla değildir. Yap-işlet-devret modelinin usulü budur. Yirmi dokuz yıl boyunca bu firmada kalacaktır ama bizim devletin cebinden çıkan toplam para bu on yıllık süreç içerisinde, periyotlar hâlinde 38 milyon-40 milyon dolara tekabül edecektir. Dolayısıyla devletin zarara uğratılması gibi haksız ithamları kabul etmediğimi, etmeyeceğimi ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Gergerlioğlu...

23.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, KHK’yle Millî Eğitim Bakanlığından ihraç edilenlerin zor durumda olduğuna ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Millî Eğitim Bakanına soruyorum: Millî Eğitimdeki KHK’li öğretmenler, ihraç edilen öğretmenler çok zor durumdalar. Devlet okulundan ihraç edilenler, kapatılan özel kurumlardan çalışma izni iptal edilen öğretmenler ve üniversitelerden KHK’yle ihraç edilen eğitimciler, akademisyenler 61 bin kişidir ve bu insanlar şu anda özelde çalışma iznine sahip değildir. Doktorlar şu anda özel hastanelerde çalışabiliyor ancak öğretmenler özel okullarda çalışamıyor. Bir konu hakkında iki bakanlığın farklı uygulaması hangi devlette görülmüştür? Bu çok önemli. Ayrıca ben bu konuyu size, Millî Eğitim Bakanlığına bir soru önergesiyle de sordum, kapatılan özel okul öğretmenleri hakkında bana bir cevap verdiniz. İnanılmaz bir şekilde, cevabınızın üzerinden üç buçuk ay geçmesine rağmen, gereğini yerine getirmiyorsunuz beş aydır, kapatılan özel okullardaki öğretmenler eğer beraat etmişse çalışma izninin iade edileceğini söylemiştiniz, işte burada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım arkadaşlar, lütfen.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Ancak bu konuda hiçbir gelişme yok. Ayrıca o kadar zor durumda ki öğretmenler “Ağaç kabuğu kökü yesin." demişti bazı AK PARTİ’li yetkililer. Evet, o da maalesef oluyor. Geçen gün bir KHK’li öğretmen bana aynen şunu söyledi: “Hocam o kadar maddi ve manevi zor durumdayım ki böbreğimi satmak istiyorum, bir imkân var mı?”

Şimdi, bir de KPSS sınavlarıyla ilgili bana çok geldi öğretmen arkadaşlar. Yazılı sınava giriyor, 90-95 alıyor; mülakata giriyor, 50-55’e düşüyor onlarca, yüzlerce öğretmen ve bunların ortak bir paydası var: Çoğu KHK’li yakını veyahut da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gergerlioğlu.

Arkadaşlar, süremiz kısıtlı, süreleri ekonomik kullanalım lütfen ve sözlerimizi toparlayalım. Bir dakikalık konuşmaya göre konuşma, iki dakikalığa göre iki dakika, beş dakikalığa göre beş dakika. Ben gerekli toleransları tanıyorum ama bu fazla bir alışkanlık da olmasın.

Sayın Kabukcuoğlu, buyurun.

24.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, eğitimdeki başarısızlığı vicdanların ve gelecek nesillerin affetmeyeceğine, eğitime sahip çıkılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüce Meclis hiçbir faaliyette bulunmasa, 15 bakanlık hiçbir faaliyette bulunmasa, bir bakanlık evrensel ölçülerde çalışsa, yüce Meclis de o bakanlık için çalışsa yeridir.

İnanıyorum ki buradaki insanların ve de ülkemizdeki, dünyadaki insanların pek çoğu kaderlerini eğitimle değiştirdiler. Gelecek nesiler her türlü başarısızlığa müsamaha gösterebilirler; eğitimdeki başarısızlıkları ne vicdanımız affeder, affetmemelidir ne de gelecek nesiller affeder.

Ülke, AK PARTİ’nin eğitim sistemindeki başarısızlıkları nedeniyle çürük bir ağaç gibi için için kuruyor. AK PARTİ bunu başarmıştır. Aklımızı başımıza alalım, ülkemize ve eğitimimize sahip çıkalım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Beko.

25.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, İZBAN’da çalışan işçilerin greve çıkması nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanını göreve davet ediyorum.

İzmir’de İZBAN AŞ ile Demiryol-İş sendikası arasında bir süredir devam eden toplu sözleşme görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını biliyoruz. Bu nedenle altı günden bu yana İzmir’de en büyük toplu taşıma aracı olan İZBAN’da çalışan işçiler greve çıkmışlardır. Grevin galibi olmaz. İşçilerin yarısı açlık sınırı altında yarısı ise yoksulluk sınırı altında çalışırken bir an önce işçilerin ekonomik, demokratik, siyasi, sosyal ve sendikal taleplerinin yerine getirilmesi sağlanmalıdır.

Günde 500 bine yakın insan sabah evinden çıktığında işine gidememekte, yüzlerce öğrencimiz okula gitmekte zorlanmaktadır. Aynı şekilde, hastalar hastaneye gidemiyorlar. Üstelik kışın en soğuk günlerindeyiz ve özellikle de yaşlılar ve hastalar için bu durum kabul edilebilir değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KANİ BEKO (İzmir) – Bir cümle…

BAŞKAN – Buyurun, siz de tamamlayın.

KANİ BEKO (İzmir) – Bu durum çözüme kavuşturulmalı, insanların seyahat özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıdır. Ulaştırma Bakanı da bu konuda kendisine düşen görevi yapmalıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın grup başkan vekilleri ve sayın bakanlar arzu ederlerse arkada kendileri bekliyorum.

Değerli milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.38

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Değerli milletvekilleri, şimdi, beşinci turda söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu konuşmacılarına ait.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına konuşmak isteyen ilk konuşmacımız Hatay Milletvekilimiz Sayın Lütfi Kaşıkçı; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Kaşıkçı.

MHP GRUBU ADINA LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve ekranları başında bizi izleyen tüm vatandaşlarımızı saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Konuşmamın başında evvela, biz sınırlarımızın içerisinde bağımsız, rahat ve huzurlu bir şekilde yaşayalım diye sınırlarımızın hemen ötesinde şehit olan Üsteğmen Muhammed Ali Kalo’ya Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; altyapı yatırımları gelişmiş ülkelerde büyümeyi de beraberinde getiren bir unsurdur. Köprüler, otoyollar, bölünmüş yollar gibi altyapı yatırımları, beraberinde istihdam oluşturması açısından oldukça önemlidir. Öyle ki Bakanlık çatısı altında taşra teşkilatları ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum ve kuruluşlarla birlikte, Bakanlığa bağlı yatırımların şantiyelerinde çalışanları da hesaba katarsak 250 bin insanın istihdamını ilgilendiren bir kurumdan bahsediyoruz.

Günümüzde sanayileşmiş ülkeler, altyapı yatırımlarına ve özellikle etkin bir ulaştırma altyapısına gereken önemi vererek bugünkü sanayileşme ve kalkınma hamlelerini tamamlamışlardır.

Şüphesiz, ulaştırma içerisinde en büyük pay, bundan önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da karayollarına aittir. Bakanlığın bundan önceki ve önümüzdeki bütçelerine de bakıldığında, yatırımlar noktasında, karayollarının ulaştırma sektörünün lokomotifi olduğu ortaya çıkacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ulaşım sistemleri, ulaşım hizmetleri tüm vatandaşlarımızı yakinen ilgilendiren konuların başındadır. Bu durum dünyanın diğer ülkelerinde de aynıdır. Dünya genelinde insanların beklentilerini ölçmek adına yapılan ve yaklaşık 7 milyon insanın katıldığı bir anketle bu beklentiler belirlenmiş ve Birleşmiş Milletlerin Küresel Araştırma Raporu’yla kamuoyuna paylaşılmıştır.

Bu ankete göre, insanların dünya çapında 16 beklentisinden birinin de daha iyi ulaşım, daha iyi yollar, diğerlerinin de telefon ve internet erişimi olduğu belirtilmektedir. Bu raporlardan da anlaşılacağı üzere yol, ülke kalkınmasına, toplumun sosyal, ekonomik gelişmesine temel oluşturan en önemli altyapı sistemlerinden biridir.

Günümüzde ulaşım sistemleri her ne kadar gelişen teknolojilerle birlikte çok ileri seviyelere gelse de ulaşım, öncelikle yolla başlar. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında öncelikle yerleşim birimleri arasındaki seyahat süresini kısaltan, ulaşılmayan yerlere erişilerek atıl kaynakları kullanılır hâle getiren, yurt savunmasında güvenliğe ve ülke imarına hizmet eden; kültür, sanat ve eğitimin yaygınlaşmasını sağlayan birer ulaşım sistemi hedeflenmiştir.

Ulaştırma alanında özellikle kara yollarının gelişiminde cumhuriyet tarihi boyunca emeği geçen herkese teşekkür etmek hem emeğe saygımızın hem de devletteki devamlılığın vurgulanması açısından bizim için son derece önemlidir. Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri döneminde de elbette kara yollarında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Otoyollar, bölünmüş yollar, duble yollar, köprüler, viyadükler, tüneller, alt ve üst geçitler ile geniş açıklıklı asma köprüler, tüp geçitler hükûmetin başarısı, ülkemizin de kazanımıdır. Asya’nın Avrupa’ya bağlantısı için yapılan çalışmalarla birlikte Bir Kuşak, Bir Yol Projesi kapsamında alınan mesafe de ülkemiz açısından önemli bir kazanımdır.

Bakanlığın tamamlanan projelerinin yanında devam etmekte olan kara yoluyla ilgili projelerin olduğunu da partimiz olarak yakinen takip etmekteyiz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Kuzey Marmara Otoyolu, Gebze-İzmir Otoyolu, 1915 Çanakkale Köprüsü, Menemen-Çandarlı-Aliağa Otoyolu gibi kamu-özel sektör iş birliğiyle kamu yararına yapılan bu projelere olumlu baktığımızı belirtiyorum. Ancak, yapılan bu olumlu işlerin hakkını teslim ettiğimiz gibi aksaklıkların iyileştirilmesi hususunda yapıcı eleştirilerimizi de buradan paylaşmak istiyorum. Öncelikle, bölünmüş yollardaki hizmet kalitesinin düşük olduğunu belirtmek isterim. Bunun en büyük sebebinin de kara yolu inşaatının çok hızlı bir sürede tamamlanmak adına kaliteden ödün verilmesinden kaynaklı olduğunu düşünmekteyiz. Kaliteden verilen ödün her yıl “bakım ve onarım” adı altında hazineye ciddi bir yük oluşturmaktadır. Yapım kalitesinin üst seviyede tutulması uzun vadede bakım onarım maliyetini düşürerek hazinenin de yükünü artırmaktadır. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre 2018 yılında 137 ülkenin bulunduğu yol kalitesi sıralamasında ülkemiz 5 puanla 30’uncu sırada yer almaktadır. En yüksek değerlendirme notunun 7 olarak belirlendiği bu sıralamada Birleşik Arap Emirlikleri 6,4 puan ile ilk sırada yer almaktadır. Açıklanan bu veriler de tespitimizi desteklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu-özel iş birliğiyle yapılan projelerde de birtakım eleştirilerimiz var, özellikle dikkatlerinize sunmak istiyorum. Kamu-özel iş birliğiyle yapılan projelerde dikkat edilmesi gereken husus ise verilen garantilerin getirdiği dolara dayalı fiyatlama unsurları ile kamunun karşılaştığı yükümlülüklerdir. Bu ve benzeri projelerde kamu yararı gözetilerek yapılan sözleşmelerin daha makul ve gerçekçi rakamlar taahhüt edilerek, yine bu sözleşmelerin şeffaf bir ortamda gerçekleşmesi beklentimizdir.

Bir diğer konu da, büyükşehir belediyelerimizin sorumluluk alanlarında bulunan köy yollarının yapım ve iyileştirilmesi konularında siyasi faktörler gözetmeksizin eşit ve kapsayıcı çalışmaların yapılmasıdır. Birçok yerde farklı siyasi tercihler nedeniyle hizmetlerin aksatıldığını görmekteyiz. Bunun için de Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir çözüm önerimiz var: Vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın, İçişleri Bakanlığı ve büyükşehir belediyelerimizle koordineli bir şekilde çalışması gerektiğine inanmaktayız.

Ekonomik ve sosyal kalkınmaya destek olacak, millî menfaatleri kollayacak, güvenlik sisteminin taleplerini karşılayacak, vatandaşın refah seviyesini yükseltecek ve kullanıcıların memnuniyetini sağlayacak bir ulaştırma ve altyapı sistemi Milliyetçi Hareket Partisi olarak hayalimizdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir diğer ulaştırma ve altyapı konusu olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bütçesinde yüzde 51’lik artış olduğunu görmekteyiz. Türkiye, telekomünikasyon sektöründe çok ciddi yol katetmiştir. Türkiye, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmanın anahtarı olan bilgi ve teknolojide her gün kendisini geliştirmektedir. Türkiye olarak bu yarışın gerisinde kalmamakla birlikte yerli ve millî üretimleri geliştirerek dünya bilgi teknolojileri ve iletişim arenasında üst sıralarda boy göstermeliyiz. Üreten toplumların kazandığı küresel dünyanın olmazsa olmazı yerli ve millî olmaktır. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızın yerli ve millî üretimi destekleyeceği çalışmalar içerisinde olmasını temenni ediyoruz.

2018 yılı itibarıyla geniş bant internete erişim imkânının ülkemizin dört bir yanına ulaştığını memnuniyetle görmekteyiz. Ancak bazı kırsal bölgelerimizde vatandaşlarımızın bu hizmetlerden tam anlamıyla yararlanamadığını görmekteyiz. Bilgi toplumuna geçiş sürecinin hızlandığı 2018 yılında ülkemizde bu tür aksaklıkların ve mağduriyetlerin olmasını kabul etmek mümkün değil.

Yine, enflasyonla mücadele kapsamında mobil ve sabit haberleşmede yetkilendirilmiş işletmelerin serbest piyasa koşullarında tüketicilere hizmetleri esnasında Bakanlığımızın ücretlendirme denetim mekanizmasını artırmasını talep ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelelim teknolojinin bir diğer yüzü olan siber saldırılara. Çağımızın en önemli konularından biri siber güvenliktir. Teknolojik gelişmelerle gün geçtikçe sayısallaşan hizmetler nedeniyle siber alanda tehditler artmaktadır. Bu tehditler genellikle bankacılık, enerji, sağlık gibi kritik sektörleri hedef almakla birlikte, ülke ve devlet güvenliğini tehdit eden istihbari konuları da hedef almaktadır. Bugün bu konu sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın sorunudur. Bu bakımdan ulusal güvenliğimizi ve ülkemizdeki tüm ticari teşebbüsleri korumak adına Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu bünyesindeki Siber Olaylara Müdahale Merkezini ve faaliyetlerini Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak topyekûn destekliyoruz.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin konularından biri de Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bütçesidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” sözlerini bir kez daha anımsatmak ve altını çizmek istiyorum. Sivil havacılık, cumhuriyetin ilk yıllarında dahi üzerinde önemle durulan ve büyümesi için çalışmalar yapılan bir alan olmuştur. Havacılık sektörünün, millî gelir ve istihdam olmak üzere, ekonomi üzerinde önemli bir etkisi vardır.

Sivil havacılıkta görev yapan, başta pilotlar olmak üzere, birçok personel Türk Silahlı Kuvvetlerimizden ve dahi yurt dışından alınmaktadır. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğümüzün asli görevlerinden biri de sivil havacılığa hizmet edecek uygun düzeyde personeller yetiştirmektir. Bu bağlamda MHP Grubu olarak kalifiye personellerin yetiştirilmesi için en üst düzeyde eğitim kurumlarının artırılmasını ve geliştirilmesini, ayrıca bu kurumlardan yetişen personelin de istihdam edilmesini arzu etmekteyiz.

Son olarak, seçim bölgem Hatay’la ilgili -hazır Sayın Bakanımız da buradayken- birkaç konu var, onları dile getirmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaşıkçı, bir dakika ekleyelim, rahat rahat dile getirin.

LÜTFİ KAŞIKÇI (Devamla) – Sayın Bakanım, muhtemelen Hatay’a geleceksiniz. Hatay’a geldiğiniz zaman Valilik ziyaretleri ve parti ziyaretleri olacak. Ancak, hemen akşamı lütfen Hatay’dan çıkmayın, bir gün de kalın. O kaldığınız gün de şöyle bir tebdilikıyafetle, sivil bir araçla Hatay’da dolaşmanızı buradan hassaten rica ediyorum. Hatay’da dolaşırken de Hatay’ın özellikle kara yolları konusunda ne kadar geride kaldığını sizin de canlı olarak gözlemlemenizi istediğimden dolayı bunu sizden rica ediyorum. Antakya Yayladağı arasında bir yolumuz var, 44 kilometre, on altı yıldır bitmedi efendim bu yol. Yine Antakya Altınözü arasında 24 kilometrelik bir bölünmüş yol var, daha başlanmadı, o yüzden “Bitmedi.” diyemiyorum. Kırıkhan ile Reyhanlı arası 36 kilometre, Kırıkhan ile Hassa arası 38 kilometre yine bölünmüş yollar var; bunların bir an önce bitmesiyle ilgili Bakanlığınızın Hatay’a özel bir bakış açısıyla bakmasını hassaten rica ediyorum. Hatay, Cumhur İttifakı’na yüzde 48,5 oy verip her türlü yatırımı en güzel şekilde almayı hak ediyor diye düşünüyor ve bu duygu ve düşüncelerle 2019 yılı bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaşıkçı.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ikinci söz, Ordu Milletvekilimiz Sayın Cemal Enginyurt’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Enginyurt.

MHP GRUBU ADINA CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı bütçeleri üzerinde söz almış bulunmaktayım Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikli olarak, geçen günler içerisinde Ankara’da meydana gelen tren kazasında hayatını kaybeden 9 yurttaşımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun; yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Sayın Bakan burada, bu tren kazası kazaya kurban gitmez inşallah; nedeni, niçini, sorumluları en kısa zamanda ortaya çıkarılır çünkü son zamanlarda ülkemizde maalesef sürekli, helikopter kazasından, tren kazasına farklı kazalar oluyor, bu da yüreklerimizi yakıyor. Dolayısıyla insanlarımız ihmalden veya yapılmayan işlerden dolayı hayatlarını kaybetmesin istiyoruz. Bunu özellikle, hassaten rica ediyorum, en kısa zamanda sorumlu veya sebep neyse ortaya konulsun.

Sayın bakanlarım, bu bütçede sizleri görmek biz milletvekilleri için gerçekten çok anlamlı. Zira sizler atanmış olduklarınız için sokakta vatandaş ne diyor, ne istiyor pek bilemiyorsunuz. Vatandaş milletvekiline soruyor, her şeyi milletvekilinden bekliyor, milletvekillerini arıyor gece gündüz, haklı olarak milletvekiline, seçim meydanlarında verdiğimiz sözleri -ki özellikle iktidar partisi milletvekillerine- ziyadesiyle soruyorlar. Siz seçmen derdinde olmadığınız için rahatsınız, Allah rahatlığınızı bozmasın ama hiç olmazsa bizim dediklerimizi de dikkate alın, arada bir TRT 3’e bakın, arada bir sosyal medyayı yakından takip edin. Bu vekiller ne iş yapıyor? Özellikle bu arkadaşlarımızı fazlasıyla dikkate alın çünkü 31 Martta en çok bunlara soracaklar, biz kenarından köşesinden bir şekilde kurtarırız, bizde sıkıntı olmaz.

Sayın Ulaştırma Bakanım, 1999-2000 yıllarında Ordu’da Mesudiye Topçam Barajı, Dereyolu diye bir yol ihale edildi, on sekiz yıldır ortada yapılan hiçbir şey yok desem yanlış olur ama yapılan yeterli bir şey yok. 2015 yılından bu tarafa “Ordu çevre yolu bitiriliyor.” “Bitti bitiyor.” “Yılbaşına açıyoruz.” “İki ay sonra tamam.” “Siyasetçi sözü değil, benim sözüm.” diyenler var, o sözü verenler de burada yok, tatile gitmişler. Ama çevre yolumuz hâlâ açılmadı, Ordu trafiği çok kötü bir şekilde. CHP milletvekili de şahin gibi bakıyor ki ne diyecek de ben de Ordu’da gider konuşurum diye. Dolayısıyla şu Ordu çevre yolunu bir en önce bitirin, hayata geçirin. Bu CHP’lilere fırsat vermeyin, çok konuşuyor bunlar.

Ulubey-Gürgentepe-Gölköy-Mesudiye Yolu, hakikaten yazık, her seçim döneminde “Bitecek.” deniliyor. Hele bir Numan abimiz vardı, “Söz, bu seçim dönemi bitmeden Başbakan Yardımcısı olarak bitireceğim.” dedi, İstanbul’a kadar gitti -Allah selamet versin- bitmedi. Siz onu mahcup etmeyin, bu seçime kadar bu yolu bitirme gayreti içerisinde olalım, bitirelim çünkü olmuyor, yakışmıyor.

Fatsa-Çatalpınar-Kabataş-Aybastı Yolu kanayan yara, hiçbir adım atılmadı.

Tabii, burada şunu söyleyebilirsiniz: “Efendim, devletin imkânları, güçleri yeterli değil, sıkıntılar…” falan ama onu da pek dikkate almıyorum çünkü öyle bir Cumhurbaşkanımız var ki Ovit Tüneli’ni bitirdi, Marmaray’ı bitirdi, Avrasya’yı bitirdi, Yavuz Sultan Selim’i bitirdi, Osmangazi’yi bitirdi. Ordu’nun yollarını bitirmezseniz Sayın Cumhurbaşkanım size çok kızar. Onun için bir an önce Ordu yollarını dikkate alın diyoruz.

Fatsa-Korgan-Kumru, Korgan-Kumru-Niksar; on yedi yıldır “Benim sözüm namustur.” diyen siyasetçiler var, “Bitireceğim, namus sözü verdim.” dediler; lütfen, bu arkadaşlarımızın sözlerini yerlerde bırakmayalım. Buralar niçin önemli; örneğin Akkuş, Ünye, Niksar? İç Anadolu’yla bağlantısı olan bir Ordu ili, limanları da hayata geçirirseniz -ki Ordu’yu büyükşehir yaptıktan sonra, sağ olun, limanları da kapattınız- inşallah İç Anadolu’yla birleşen Ordu gerçekten kalkınmanın önündeki en önemli engeli aşmış olur, işsizlik ortadan kalkar, Ordu ekonomisi yeniden canlanır. Çünkü 750 bin nüfus Ordu’da var, 750 bin kişi de İstanbul’da yaşıyor; sebebi göç. Bu göçü engellemenin en önemli yolu Ordu’nun İç Anadolu’ya bağlantısını sağlamaktan geçiyor.

Yayla turizmine çok önem veriyoruz, bu iktidarın dile getirdiği en önemli konulardan birisi. Yine, Numan Bey’e ithafen söyleyeceğim, hakkını helal etsin, burada olsaydı yüzüne karşı da söylemiş olurdum: “Çambaşı ve Perşembe yayla yolu bizim için çok önemli, 5 önemli mega projemden biri.” demişti ki gerçekten önemli. Çambaşı ve Perşembe yayla yolu yapılmış olsa Ordu’da turizm çok ciddi anlamda kalkınacak ve şehre büyük bir ekonomik katma değer yaratılacak. Bu yolun da bir an önce hayata geçirilmesini hassaten rica ediyorum.

Fatsa Yalıköy’de bir limanımız var. Burası biraz daha limana dönüştürülürse -orada balıkçılık Karadeniz’de en fazla yapılan bölgelerden birisi- büyük bir önem atfetmiş olursunuz, ekonomiye canlılık kazandırırsınız. Karadeniz’deki taşımacılık açısından Ordu önemli ama maalesef limanlar açısından Ordu az önce de söylediğim gibi büyük bir mahrumiyet yaşıyor, Ordu’da acilen bir limanın donanımlı bir şekilde hayata geçirilmesi Ordu ekonomisi için önem arz ediyor. Tabii, Sayın Ulaştırma Bakanımız bu konuda hassasiyetini gösterecektir. Çalışkan bir Ulaştırma Bakanı olarak, kendisi de bölgenin sorunlarını bilen bir Ulaştırma Bakanı olarak yardımcı olacaktır diye düşünüyorum.

Hatay Milletvekilimizin söylediği gibi Ordu’yu büyükşehir yaptınız, keşke yapmasaydınız. Yaptıktan sonra yollarımız daha da berbat. Belediye Başkanı “Para yok.” diyor, yollara sahip çıkmıyor. Az önce Korgan Çiftlik Muhtarı diyor ki: “Benim yolum beş yıldır yapılmadı.” Kumru Dereköy Muhtarı diyor ki: “1,5 kilometre yolum yapılmadı.” Akkuş-Kumru arası yapılmadı, Akkuş-Seferli-Salman arası yapılmadı. Dolayısıyla Büyükşehrin Ordu’nun yollarını -9 bin kilometre, doğrudur, büyük bir yol ağına sahip Ordu vilayeti- yapamadığı söylenebilir ama yapılmaması Ordu için büyük bir eksik. Bu ulaşım ağının yeniden hayata geçirilip Ordu nüfusunun göçmesinin engellenmesi için sizden… Hatay Vekilimizin dediği gibi Hatay’a da özen gösterin, Ordu’ya da özen gösterin, bütün Türkiye’ye özen gösterin. Yolları yapılmayan her yere özen gösterin; Aksaray’a da Sivas’a da Konya’ya da her yere özen gösterin, Ordu’nun yolları değil sadece mesele. En çok övünülen şey nedir? Hep çıktığınızda anlattığınız yoldur. Allah razı olsun, yol yaptınız ama bizim yollar yapılmadı. Bunu görmek için çok basit yol, Metin Göndoğdu, Ergün Taşcı, Şenel Yediyıldız; birini çağırın buraya, konuşsun, “Yapıldı.” diyorsa ben özür dileyeceğim. Yapılmadı, yapılmıyor da, zor da değil. Demin söylediğim gibi, Ovit Tüneli’ni yapan bir iktidar, Marmaray’ı yapan bir iktidar… Yavuz Sultan Selim, Osmangazi -her ne kadar Deli Dumrul gibi geçenden 5 akçe, geçmeyenden 5 akçe alsanız da- yapıldı, Allah razı olsun. Dolayısıyla, bu hizmetleri yapan bir iktidar Ordu’yu görmemezlikten gelmemeli diyorum.

Sayın Millî Eğitim Bakanına özellikle teşekkür etmek istiyorum, servis anneleriyle ilgili bir sıkıntıyı kendisiyle paylaşmıştım. Hassasiyet gösterdi ama servis annelerinin sorunu çözülmedi Sayın Bakanım. Bu, Danıştayda verilen bir mahkeme kararı sonrasında devam eden bir sorun olarak duruyor. Servis anneleri nedir? “Servis taşıyıcılarının yanında bulunan hostesleri 22 yaşını bitirmiş olup lise mezunlarından seçelim.” demişsiniz, öyle bir karar alınmış. Sanki TÜBİTAK’a eğitimci, araştırmacı alacaksınız. Altı üstü bir minibüste on metre, çocuğu okula götürüp getirecek. Bunu anne yaparsa -adı üstünde “servis annesi” ne kadar güzel değil mi- eşiyle beraber bu işi yaptığı için hem ekonomik maliyeti düşmüş oluyor hem de çocuk daha güvenli bir elde okula gidip geliyor. Lütfen, servis annelerinin sesini duyalım. Servisçiler büyük bir maliyet sıkıntısıyla karşı karşıyalar. 3,4 liradan mazot varken ihale almışlar, mazot 6,4 lira olmuş, dolayısıyla maliyetler iki katına çıkmış, artık geçinemez hâldeler, servis yapamaz hâldeler. Bu servis annelerine acilen bir çözüm bulunmasını hassaten rica ediyorum.

Üniversitelerle ilgili olarak da… Ordu büyükşehir oldu. Adı Ordu Üniversitesi, lakin ısrarla, Ordu’nun merkezi olan, benim de ilçem olan Altınordu’da fakülteler açılmaya…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Enginyurt buyurun.

CEMAL ENGİNYURT (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Fakülteleri sanki yerleşke olarak Altınordu’da bulundurmak gibi bir ihtiyaç arz etmiş olsa gerek ki hep Altınordu’ya… Olmaz, Ordu’nun ilçelerine de fakültelerin dağıtılması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle, Çamaş, Çatalpınar, Korgan, Kumru gibi yakın ilçelerimizde üniversitelerimiz fakültelerini açarlarsa buralarda da istihdam alanları yaratılmış olur, ekonomik zenginlik sağlanmış olur. Bunu acilen yapmalıyız, ilçelerin buna ihtiyacı var. Çünkü bu ilçelerdeki memurlarımız bile -özellikle Millî Eğitimdeki memurlarımız- hep Fatsa, Ünye ilçelerine gidiş geliş yapıyorlar. Akşam ilçede kalmadıkları için şehre bir ekonomik katkıları olmuyor, bunların da bir ekonomik katkı sağlaması için buralara fakülte kurulmasını da hassaten rica ediyorum.

Bütçemizin hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Evet oyu vereceğim demek için erken ama “evet” vereceğimi de söylüyor, saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Enginyurt.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz sırası Erzurum Milletvekilimiz Sayın Kamil Aydın’a aittir.

Süreniz yirmi dakika Sayın Aydın.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KAMİL AYDIN (Erzurum) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ve YÖK kurumumuz üzerine konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, insan merkezli bir etkinlik olan eğitim ve öğretimde vizyon, misyon ve sağlıklı bir yol haritası oluşturmak için mevzuya bahis olan insanı iyi tanımak ve tanımlamak gerekir çünkü insanın hem düşünen hem de hisseden yani ruh ve beden terkibinden yoğrulmuş, maddi ve manevi bir varlık olduğu gerçeğinden ari yapılacak herhangi bir eğitim ve öğretim hamlesi, nihai başarıya götüren doğru bir yol ve yöntem olamaz.

Elbette ki eğitim ve öğretimde nihai hedef başarıdır fakat bu başarı tamamen tek yönlü ve mekanik kazanım bağlamında düşünülmemelidir. Aksine, hedeflenen ideal başarının odak noktasını, yukarıda ifade ettiğimiz, insanın doğasına uygun olarak bir taraftan kendini, ailesini, ülkesini, milletini ve bunların yüksek karşılık bulduğu, kısaca millî ve manevi değerleri özümsemiş, öte yandan, bu donanımla büyük bir öz güven içerisinde muasır medeniyetlerin ötesine geçmeyi önceleyen kuşakların yetiştirilmesi oluşturmaktadır.

Tüm ilahi, felsefi ve insani öğretilerde de belirtildiği gibi, kendini bilmeden kendine uzak olanların başkalarını bilip onlara yakın olmaları eşyanın tabiatına aykırıdır. Yani doğru bir çember çizme adına pergelin sabit ayağının eksene güçlü bir biçimde odaklı olması gerçeğinden hareketle, kendine ve değerlerine uzak birinin başkasına veya evrensel değerlere yakınlığı hayalperest bir yaklaşım olur. Bu genelgeçer sosyopsikolojik gerçekten hareketle, kurgulanarak değil yaşanılıp, paylaşılıp kuşaktan kuşağa aktarılarak varlığını asırlar üzerinden bugünlere taşımış köklü ve bir o kadar da güçlü kültürel dokumuzun farkında ve onu içselleştirmiş Türk gençliğinin muasır medeniyetler üzeri bir evrensel bilgi ve birikime büyük katkılarda bulunması kaçınılmazdır. Bunun da millî eğitim ve öğretim bağlamında ete kemiğe bürünmüş somut karşılığı kısaca Türkçe duymak, Türkçe düşünmek, Türkçe yaşamak yani “Aklım hep Türkiye.” diyebilmekten geçer. Bu anlamda, Milliyetçi Hareket Partisi olarak diliyor ve inanıyoruz ki, Sayın Millî Eğitim Bakanımızın büyük azim ve kararlılıkla hazırladığı 2023 vizyon belgesi geleceğimizin güvencesi Türk gençliğinin yetişmesinde benzer hassasiyetleri taşımaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, bir yandan beşikten mezara veya yaşam boyu olarak ifade ettiğimiz bir etkinlik, öte yandan tüm paydaşları dikkate alındığında hemen hemen 80 milyonluk nüfusumuzun dolaylı veya doğrudan hepsini ilgilendiren önemli bir mesele olması eğitim ve öğretimde alınacak kararların ve atılacak adımların önemini ziyadesiyle artırmaktadır. Dolayısıyla günübirlik ve basit siyasi mülahazalardan bağımsız, gelecek asırları öz güven ve başarıyla kucaklayacak nesillerin inşası noktasında yapılan uzun vade plan ve projelerin yanı sıra, hâlihazırda veya aciliyet taşıyan birtakım sorunların giderilmesi de dikkate alınması gereken diğer önemli bir husustur.

Bir taraftan okullar arası farklılıkların ve sınav baskısının tedrici olarak azaltılması, erken çocukluk eğitiminin teşvik edilerek okul öncesinin zorunlu hâle getirilmesi, tekli eğitime bir an önce geçilmesi, ders yüklerinin hafifletilmesi, ders dışı sosyal, sportif, sanatsal ve kültürel etkinliklere ağırlık verilmesi, teneffüs sürelerinin uzatılıp ders saatlerinin azaltılması, mesleki eğitimin özendirilip cazip hâle getirilmesi gibi konularda etkin kararların alınması takdire şayandır. Öte yandan, eğitim ve öğretimin tüm paydaşlarını yani öğrencileri, velileri, öğretmenleri ve diğer eğitim çalışanlarını olumsuz etkileyen birtakım sorunların varlığı da söz konusudur. Bunları kısa başlıklar hâlinde ifade etmek gerekirse öncelikli olarak toplumda hâlâ ihtiyaç olarak algılanan ve bugüne kadar geçici çözümlerle geçiştirilen dershaneler, etüt merkezleri ve buna bağlı olarak oluşturulan mali destekli özel okulların ve buralarda çalışanların geleceği gizemini korumaktadır. Bu konuda kalıcı ve tüm paydaşları memnun edecek bir çözüm üretmek zorundayız. Yani, bu kurumları ihtiyaç duyulan kurumlar olmaktan çıkararak çalışanlara mağduriyet yaşatmaksızın yeniden değerlendirilmesi sağlanacak ya da kalıcı bir statüyle sisteme adapte edilecektir.

Öte yandan, 1 milyonun üzerinde, farklı statülerde çalışan öğretmenlerimizin hâlâ devam eden sıkıntıları bir gerçektir. Bunu söylerken, bu bağlamda, Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerek parti programımızda gerek seçim beyannamemizde ve yeni yasamayla birlikte verdiğimiz kanun tekliflerinde ısrarla savunduğumuz 3600 ek göstergenin ikinci 100 Günlük Program’a alınması da gerçekten yine takdire şayan bir karardır. Bu konuda da diğer kurumlarda çalışan benzeri beklentiler içerisinde olan arkadaşlarımıza da inşallah bu aynı şekilde yansıtılır diye ümit ediyoruz. Buna rağmen, hâlâ sözleşmeli öğretmenlerimizin -altı yıldan dört yıla indirme planı olmasına rağmen- yaşadıkları birtakım sıkıntılar var. Biz iyi niyetle ve gerçekten büyük bir beklenti içerisinde bunların da halledilmesi noktasında atılacak adımların takipçisi olacağız.

Ücret karşılığı çalışan kardeşlerimiz var. Gerçekten, evet, ders ücretlerine de, yine, bu plan içerisinde yüzde 100 zam öngörülüyor ama bu kardeşlerimizin statüleri de gerçekten belirsizliklerini koruyor. Bu konuda da daha ciddi önlemlerin alınması -onlar için verilen kadroların yetersizliği- bu sınava girerken ön koşul olarak sağlanan birtakım şartların daha da hafifleştirilmesi, hatta meslek gruplarına göre dağılımının daha sağlıklı yapılması da diğer bir beklentimizdir.

Saygıdeğer milletvekilleri, okul öncesi öğretmenlerinin yüklerinin ağırlığının farkındayız. Gerçekten, onların ders yükü sayısı konusunda mağduriyetlerini biliyoruz. İkinci sınıf öğretmen gibi bir algılanmaları var. Buradan bunu sizlerin aracılığıyla onlara seslenerek ifade etmek istiyoruz: Öğretmenler bizim için okul öncesinden ta üniversiteye kadar bizim toplumumuzun olmazsa olmazlarıdır, aralarında en ufak bir statü farkı, algı farkı yoktur.

Öte yandan, engelli öğretmenlerimizle ilgili, gerçekten, çalıştıkları mekânlardaki fiziki şartların iyileştirilmesi ve sağlanan kadrolarının kısmen artırılması da yine talep edilen bir durumdur.

Evet, bunları söyledikten sonra, millî eğitim bağlamında acil çözüm bekleyen sorunlardan bir tanesi de 3 Aralıkta hep birlikte bu Mecliste büyük bir zevkle, sevgiyle, sorunlarının farkındalığıyla tanımladığımız engelli kardeşlerimizin eğitimleri. Şimdi, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin ve dolayısıyla buralardan hizmet alan engellilerin ve ailelerinin karşılaştıkları sorunlar var. Aslında, 1889’lu yıllarda başlayıp 1951’de Millî Eğitim Bakanlığına devredilen, başlangıçta biri İzmir, biri Ankara’da açılan ilk engelliler okullarının çok trajik ve gerçekten çok acıklı bir tarihî serüveni var. Kısaca, günümüzde 5378 sayılı Kanun’la teminat altına alınan engellilerin eğitim hakları konusunda duyarlılığımızı ve sorumluluğumuzu artırmalıyız. Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ve özel olarak faaliyet gösteren okullarda eğitim alan, sayıları yüz binleri bulan evlatlarımızın kaynaştırma, normalleştirme, bütünleştirme adı altında, kısaca herkes gibi hak ettikleri yaşamı engelsiz yaşamaları adına koordineli çalışılması ve bu bağlamda hizmet vermeye çalışan kurumlara ve çalışanlarına gerekli birtakım hukuki, bürokratik ve ekonomik kolaylıkları sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Yine, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde hizmet veren yardımcı personelin özlük hakları ve kazanımları konusunda benzer adımları beklemekteyiz.

Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde bütün yönetim kademelerinde, ifade edildiği gibi, ehliyet ve liyakatin öncelenmesi ve bunun sözde kalmayarak somut, objektif ve bilimsel değerlendirme kriterlerine bağlı olması beklentilerimiz vardır. Bu anlamda, önümüzdeki yıla ertelenen görevde yükselme sınavlarının tamamen yazılı, objektif ve bilimsel kriterler ölçüsünde yapılması, bu bağlamda da mülakatın öngörülmemesi yine büyük beklentilerimiz arasındadır.

Hizmetlisinden yöneticisine ve her şeyden önce öğretmenine kadar eğitim-öğretim camiasında yok olmaya yüz tutan itibarın yeniden kazandırılması adına azami çabanın sarf edilmesi ve şiddete karşı caydırıcı önlemlerin alınması da yine elzemdir.

Öğretmenlik mülakatının kaldırılması ve yapılan sınavlarda haksızlıkların önüne geçilmesi için… Sanıyorum böyle bir öngörüsü var zaten Bakanımızın, inşallah bunu da bir an önce hayata geçirirler ve bu anlamda, gerçekten kuru ile yaş hesabı, sap ile saman hesabıyla son sınavlarda da -belki sayıları çok değil ama- ailesinden herhangi birisinin hukuki bir araştırmasından dolayı bu sözlü sınavlarda mağduriyete uğramaları da kabul edilecek bir durum değildir.

Saygıdeğer milletvekilleri, şimdi, konuşmamın ikinci bölümünde, farklı farklı düşündüğümüz ama ikisini birlikte deruhte edeceğimiz, özellikle YÖK ve üniversitelerle ilgili bir iki şey de söylemek istiyorum: Malumunuz, üniversitelerimiz, kendi öz değerleriyle barışık, irfanı hür, vicdanı hür Türk gençliğinin yetiştiği, öte yandan evrensel bilginin üretilerek paylaşıldığı kurumlarımızdır. Dolayısıyla üniversitelerimizde gerçekten bugüne kadar... Bakanlığın açıkladığı rakama göre 8 milyon civarında bir gencimiz eğitim almaktadır. Yaklaşık olarak, efendim, 150 binin üzerinde de bir öğretim kadrosu söz konusu. Bir taraftan nicelik açısından büyüme takdire şayandır. Evet, 200’ün üzerinde üniversitemiz vardır, olmalı mıdır? Olmalıdır. Ama bu niceliksel büyümenin aynı zamanda bir iz düşümü, daha sağlıklı olabilmesi için nitelikten de aynı katkıyı alması gerekir. Yani bu üniversitelerimizde üretilen bilginin de, efendim, yetiştirilen öğrencinin de kalitesi açısından nitelik noktasında aynı değerde olması çok önemlidir.

Efendim, niye böyle söylüyoruz? Çünkü bizim uluslararası rekabette her türlü gelişmemizin merkezinde olacak olan bilgi üretiminin ve bunun evrensel boyutlarda paylaşımının önemi çok belirgindir. Yaptığımız yapıcı eleştiriler ışığında birtakım, efendim, yeni istihdam alanları oluşturuldu YÖK nezdinde. YÖK Başkanımız buradalar, sayın vekilimiz buradalar. Ne idi bunlar? Yıllarca şikâyet ettiğimiz, burada mütemadiyen dile getirmeye çalıştığımız meselelerin merkezinde hep istihdam, istihdam odaklı beklentilerimiz vardı. İşte, “üniversite eğitimi” de deyince, geçen yapılan bir araştırmada gençlerin bu konuda çok duyarlı olduğunu gördük ve gerçekten sevindirici bir haber, tercih edilmeyen bölümler noktasında, puanı yetmesine rağmen tercih etmemelerinin nedeni olarak, büyük oranda, gelecek görememelerinin olduğunu söylediler. Yani “Herhangi bir iş, herhangi bir aşa vesile olmayacaksa orada okumanın bir anlamı yok.” şeklinde bir anket tezahüründen söz ediyoruz.

Bunları da dikkate alarak bizim artık matruşka bebek misali iç içe geçmiş, tıpkısının aynısı fakültelere, bölümlere ve üniversitelere ihtiyacımız yok. İşte, misyon odaklı bir yapılanmaya gidildi, bu misyon odaklı yapılanma inşallah gerçekten sadece lafta kalmaz, bir iki üniversiteyle olmaz -araştırma üniversitelerimiz de dâhil buna- bunun bütün ülke sathındaki fakültelere ve bölümlere de şamil kılınması gerekir. Bunu niye söylüyoruz? İşte bugün hepimizin ajandasında çok net bir şekilde varlığını hissettiğimiz bir sorun var; yüzlerce, binlerce ziraat mühendisi arıyor, su ürünleri mezunu arıyor, veterinerlik, fen edebiyat, işletme mezunları arıyor; ne için? İş için. O zaman bir an önce “Zararın neresinden dönülürse kârdır.” misali bu genç nüfusu fazla heba etmeden, ümitsizliğe kaptırmadan bizim gerçekten bu istihdam odaklı yeni bir misyon karşılığında artık istihdama yönelik birtakım bölümleşme, fakülteleşme ve üniversiteleşmeyi yoğun bir şekilde yapmalı ve takipçisi olmalıyız yani buna karar almak da yetmiyor.

Efendim, diğer önemli bir sıkıntımız… Üniversitelerimizde öğretim üyelerimiz var, yardımcı öğretim elemanlarımız var ama bir de isimsiz kahramanlarımız var yani “idari kadro” dediğimiz, her türlü hizmette hocasının, okulunun, dekanının, rektörünün yanında olan bir kitle var. Bu kitlenin de aynen öğretim üyelerine düşünülen birtakım iyileştirmelerden doğal olarak beklentileri yüksek yani adı “eğitim tazminatı” olsun, “kalkınma tazminatı” olsun, neyse adı, bu arkadaşlara da aynı imkânların sağlanması noktasında biz beklentilerimizi yüksek tutuyoruz, onların da takipçisi olacağız. Basit bir misal: Merkezî sınavlarda dahi bunlara görev verilmekte biraz imtina ediliyor hâlbuki bu arkadaşlarımız da eğitim camiasının, üniversitelerimizin birer parçası.

Öte yandan, son yıllarda YÖK’te bir yabancı öğrenci kabul etme noktasında gerçekten bir büyüme söz konusu yani verilen rakamlar şu: 40 bin civarında olan yabancı öğrenci sayımız bir anda 140 binlere ulaştı. Evet, bir ülke adına -gelişmiş ülkelerde- dışarıdan aldığınız yabancı öğrencilerin sayısındaki artış o ülkenin kalkınmışlığına da delalettir ama biz bu büyümeyi hormonlu değil, biraz daha kontrollü, biraz daha amacına matuf bir şekilde takip etmeli ve öngörüsünü sağlam bir temele oturtmalıyız. Yani kim geliyor, hangi şartlarda geliyor, ne amaçla geliyor, ne yapıyor?

Ben çok somut bir örnek vermek istiyorum. Üniversitemize gelen bir öğrenci, kaydını yaptırıp, uluslararası öğrenci statüsünde birtakım imkânlarını kullanıyor, daha sonra o üniversiteyle herhangi bir fiziki bağı kalmıyor, Türkiye'nin neresinde yaşadığını dahi takip etmekte zorlanabiliyoruz; bu tür sıkıntılara da mahal vermemek için şimdiden tedbirli olmakta fayda var diye düşünüyoruz.

Efendim, şimdi, diğer bir çözüm bekleyen sorunumuz da üniversitelerimizde -kısmen kararı alındı ama- yetki tartışmaları, yetki kargaşası. Neydi bu? YÖK, sanki bunu bir reform gibi anlattı; evet, kâğıt üzerinde gerçekten bir reform gibi gözüküyor, bu norm kadro sıkıntısı.

Efendim, göreve başlatma, kadro ilan etme ya da norm kadro bağlamında üniversiteler yetkili kılındı. Bu belki YÖK’ü rahatlattı ama uzun vadede bizim başımıza birtakım sıkıntılar açabilir. Neden? Çünkü malumunuz iki sene önce kötü bir tecrübemiz oldu -Allah korusun- artık sütten ağzımız yandı, biraz yoğurdu üflememizde yarar var.

Bu norm kadro ya da kadronun 2 misli ilan edilme hakkının üniversitelere verilmesi, evet, doğru gibi gözükse de bence dikkatle takip edilmesi gereken bir karar.

Niye bunu söylüyoruz? Çünkü devlet yapısı içerisinde yönetim hiyerarşisine bağlı birilerinin, bağlı bulunduğu hiyerarşiden ziyade, özel tercihi olan bir yapıdan talimat aldıklarına tanıklık ettik. Bu riski, tekrar, bu üniversitelerdeki, her ne kadar adı şu, bu şekilde yönetici olursa olsun, bana göre YÖK kurumsal bir yapıdır, yine de hakkı transfer olsa da, denetim noktasında, yargıya açık bir şekilde, takip etme noktasında da üzerine düşeni yapmalıdır.

Ben, bu bağlamda biraz daha somutlaştırayım daha iyi anlaşılsın diye. Malumunuz, son aylarda basına da düştü, medyada da polemik malzemeleri oldu, inanın, öyle yöneticilerimiz oluyor ki gerçekten o göreve liyakati noktasında eksikleri var ve buna da kanaat getirmeden, haddini aşan, yetkisini aşan birtakım söylemlerde, eylemlerde bulunduklarına tanıklık ediyoruz. Ben şunu biliyorum: Ben biliyorum, içimizde eğitim camiasından gelen bir sürü çok değerli arkadaşımız var; farklı meslek gruplarından burada milletvekili kardeşlerimiz var; bakın, milletvekili olarak çok güçlü akademisyen arkadaşlarımız var; üniversitede herhangi bir şekilde -tıpçılar da dâhil buna, sağlık uzmanları da dâhil buna- bir faaliyette bulunamıyorlar ama maalesef biz burada böyle bir faaliyette bulunamamamıza rağmen… Siyasi etik açısından doğru da olabilir ama aynı etiğin bilimsel etik ahlakıyla da yine örtüşmesi gerekir. Yani bilimsel etiğe bağlı bir yönetici de, bir üniversite yöneticisi de televizyonlarda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydın, buyurun, toparlayalım.

KAMİL AYDIN (Devamla) – …o televizyonda, bu televizyonda, o tartışmada, bu konuşmada sanki akademik kimliğini bir tarafa bırakmış, efendim, siyasi bir kimlikle her türlü tartışmaya, konuşmaya, spekülasyona katkıda bulunuyor. Bu kabul edilemez bir şeydir. Ben bunu gerçekten kabul edilemez görüyorum ve YÖK’ün de bu bağlamda bilimsel ahlak adına, bilimsel etik adına böyle bir kararı… Burada nasıl ki bizim çok doğal hakkımız olan siyaset yaparken aynı anda bilimsel kimliğimizi de icra edemediğimiz gibi siyasi etiğe uygun olarak, onların da siyaset ya da herhangi bir işle ilgili bir mevzuda, efendim, kendi asli görevlerini bırakıp bu tür faaliyetlerde bulunmaları çok kabul edilebilir bir şey değil; gerçekten toplumumuzu yaralayan, inciten bir husustur diye düşünüyorum.

Ben bu vesileyle Millî Eğitim Bakanlığı bütçemizin önce eğitim camiasına ve sonra tüm yüce Türk milletine hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aydın.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz sırası Iğdır Milletvekilimiz Sayın Yaşar Karadağ’a aittir.

Süreniz on dakika Sayın Karadağ.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA YAŞAR KARADAĞ (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığının 2019 yılı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi ve televizyonları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, eğitim, bir toplumun gelişmesi ve uygar seviyelere ulaşması için gerekli en önemli yapı taşıdır. Eğitim politikası çökmüş bir millet yok olmaya mahkûmdur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. Türk milletine mensubiyetin gurur ve şuuruna sahip, manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlığı yüksek, yeni gelişmelere açık, bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, kültürlü, erdemli ve inançlı nesillerin yetiştirilmesi eğitim politikamızın temel amacı olmalıdır.” Millî bütünlük bilincinin geliştirilmesi, ahlaki, manevi değerlerin güçlendirilmesi ve sosyalleşmenin sağlanması için okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması ve bu yaş grubundaki nüfusun daha erken yaşta örgün eğitim programı kapsamına alınması sağlanmalıdır. Eğitimde millî ve manevi içerik zenginliğine sahip araç ve gereçlerin kullanımı yetersizdir. Çocuklarımızın manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemesine yardımcı olacak, millî içerik zenginliğine sahip yayın, film ve benzeri eğitim araç gereçlerinin üretimi desteklenmeli ve kullanımı sağlanmalıdır.

Türklüğün ve İslam’ın millî ve manevi değerlerini yaşayan ve yaşatan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlâna, Hacı Bayram Veli ve Yunus Emre gibi önder şahsiyetlerin hayatı ve felsefesi ortaöğretimde seçmeli ders olarak okutulmalıdır.

Din kisvesi altında pazarlanmaya çalışılan sapkın akımlara karşı çocuklarımızı korumak için Anadolu irfanını öne çıkaran bir din eğitimi benimsenmelidir.

Sayın milletvekilleri, güçlü ve kalıcı devletlerin temelinde güçlü millet yapılanmasının olduğuna tanıklık ettik ve hâlâ da ediyoruz. O zaman, 2071 gibi yarım asırdan fazla bir misyon ve vizyon söz konusu ise kalkınmayı sadece ticari ve teknolojik boyutta düşünmek yerine, kalkınmayı sağlayacak yetenekli genç insan kaynağını yetiştirecek yüksek ülkü ve ideallerin yani kültürel değerlerin üretilmesi de vazgeçilmezimiz olmalıdır.

Üstün zekâlı ve üstün yetenekli öğrencilerin özel eğitim imkânlarına kavuşturulması sağlanarak bu öğrencilere yönelik stratejik bir kariyer planlaması ve yönlendirme sistemi geliştirilmelidir. Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin tanımlanması, sınıflandırılması, özel eğitim kurumlarının yaygınlaştırılması, denetlenmesiyle eğitim programlarının günün ihtiyaçlarına göre yeniden değerlendirilmesi şarttır. Eğitimin her kademesinde müfredatın, millî ve çağın gereklerine uygun bir şekilde planlanması ve uygulanması esas olmalıdır. Yine, eğitimin bütün kademelerinde müfredat ve sınav sistemi gibi temel konularda istikrar kazandırılmalıdır. Eğitim-istihdam ilişkisinin kurulmaması en önemli sorunlarımızdan biridir. Ekonominin ihtiyacı olan ara insan gücünün yetiştirilmesine, ayrıca örgün ve yaygın mesleki teknik eğitime ve beceri kazandırıcı eğitime ağırlık verilmelidir. Tamam, kabul ediyoruz, Millî Eğitime bütçeden ayrılan pay arttı ama buradan özellikle şunu belirtmek istiyoruz ki para her şey değildir. Okul yapabilirsiniz, sınıf yapabilirsiniz, bir sürü altyapıyı tamamlayabilirsiniz ki bunu sonuna kadar da destekliyoruz ama buralarda gerçekleşecek olan bu eğitim, insan unsurunu besleyecek olan öğretmenleri ve yöneticileri yetiştirmedikten sonra, eğitim liderlerini yetiştirmedikten sonra, onları gerekli niteliklerle donatmadıktan sonra bir sürü problemle karşı karşıya kalırız. Nitekim, günümüzde de bunu zaman zaman yaşıyoruz. On altı yılda nicel olarak yapılan bir sürü çalışmaya karşı görüyoruz ki nitelikte arzulanan hedeflere ulaşılmamış. O zaman demek ki bir sorun var. Bizler her zaman söylüyoruz: Öğretmen, öğretmen, öğretmen. Bir değişiklik mi yapmak istiyoruz, öğretmenden başlamamız gerekiyor. Öğretmenin ücretlisi, sözleşmelisi olmaz. Öğretmenin ayaklarının yere sağlam basması gerekiyor. Öğretmen bütün zorlu şartlara rağmen, kendisini o okula, o sınıfa ait hissediyor ama gerçekten bu aidiyetin yükseltilmesi gerekiyor. 2011 yılında kaldırılan sözleşmeli öğretmen istihdamı yeniden başlatıldı, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin tekrardan günümüzde de yaşatılmasına vesile oldu. Bundan dolayı, onlarca telefon, mail ve görüşmeye gelen öğretmenleri görüyoruz. Tayin durumlarında, özellikle eş durumu tayini durumlarında yaşadıkları problemleri dile getiriyorlar. Bununla ilgili… Öğretmenlik mesleği, özel bir ihtisas mesleğidir. Asli ve sürekli kamu hizmetinin öncelikli olarak kadrolu memurlar eliyle görülmesi esastır. Bunun yerine sözleşmeli öğretmen, personel istihdamı tercih edildiğinde, aynı görevi yerine getiren kamu personeli arasında statü farklılığından dolayı farklı uygulamalar ve farklı özlük hakları oluşmaktadır. Bu ayrım, eğitim öğretim hayatındaki çalışma barışını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu doğrultuda, sözleşmeli öğretmenlerin mutlaka ve mutlaka istihdamından vazgeçilmelidir. Sözleşmeli öğretmenin özellikle doğu ve güneydoğuda istihdam edilmesinin nedenlerini anlayabiliyoruz. Buna başka bir çözüm, aslında teşvik yöntemiyle de çözülebileceği inancını da taşıyoruz; önceki yıllarda yapıldığı gibi, gerekirse rotasyonla da çözülebileceğine inanıyoruz. Öğretmeni birbirinden ayırmamamız lazım. Öğretmeni “sözleşmeli” “ücretli” “kadrolu” diye ayırdığımız zaman, o öğretmenlik mesleğine ait olan öğretmeni ayrıştırdığımız zaman, emin olun, öğretmenlik mesleğine bir yerde gölge düşürmüş oluyoruz. Bunun mutlaka kaldırılmasını özellikle rica ediyoruz.

Ayrıca, öğretmenin çalışma şartlarının iyileştirilmesiyle ilgili, ek göstergelerle ilgili, 3600’e yükseltilmesiyle ilgili önergelerimizi Meclisimize sunduk, yüce Meclisimize, aziz Meclisimize sunduk. Bununla ilgili çalışmalar yapıldığını da Bakanlığımızdan gene öğrenmiş bulunmaktayız ve bu konuda da ciddi anlamda mutluyuz hem partimiz hem de grubumuz adına.

Tayin, terfi ve yer değiştirmelerinde liyakat, hakkaniyet ve adalet prensiplerinden ayrılınmamalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karadağ, bir dakika ilave ediyorum.

YAŞAR KARADAĞ (Devamla) – Bununla birlikte, öğretmenlere ödenen ek ders ücretleri vergiden muaf tutulmalı, her yıl eğitim öğretim yılı başında ödenen eğitim öğretime hazırlık ödeneği, brüt bir maaş tutarında ve hizmet sınıfı ayrımı yapılmadan MEB ve Yükseköğretim personelinin tamamına verilmelidir.

Atanamayan öğretmenlerin sorunu kademeli olarak bütünüyle çözülmelidir. En büyük sıkıntılarımızdan birisi de ücretli öğretmenlerimizin durumu. Bu konuda yapılan çalışmalar olduğunu biliyoruz ancak bizlere gelen yoğun telefon ve maillerde de görüyoruz ki hâlâ mağdur olan ücretli öğretmen arkadaşlarımız bulunmaktadır. Ücretli öğretmen arkadaşların atamalarının yapılması konusunda da -özellikle atanamayan, boş kalan kontenjanları dile getiriyorlar- gerekli çalışmanın yapılmasını bekliyoruz.

Bu vesileyle 2019 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karadağ.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son söz, Ankara Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Karakaya’ya aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Karakaya.

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı merkezî yönetim bütçesinin Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, ÖSYM Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu ve üniversiteler bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesiyle ilgili olarak parti grubumuz adına söz alan çok değerli milletvekillerinin partimizin millî eğitim politikaları konusundaki değerlendirmelerini biraz önce kürsüden dinledik. Ben burada bana verilen süre içerisinde mümkün olduğu kadar tekrardan kaçınarak bir değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, aslında bir ülkenin ekonomik gücü değerlendirilirken, belirlenirken geçmişte ağırlıklı olarak onların fiziksel sermayeleri dikkate alınırdı. Daha sonraki dönemlerde finansal sermayeler devreye girmeye başladı ama bilgi toplumuyla birlikte entelektüel sermaye bir ülkenin ekonomik gücünün belirlenmesinde tıpkı firmalarda olduğu gibi önemli bir unsur hâline geldi. Entelektüel sermaye kaynak itibarıyla bakıldığında, diğer sınırlı kaynağı olan fiziksel ve finansal sermayeye göre çok daha çoğaltılabilir, seviyesi yükseltilebilir. Entelektüel sermayenin en önemli unsuru beşerî kaynaktır, beşerî sermayedir ve bunun da membası eğitimdir.

Sonuç itibarıyla, Türkiye bugün 10’uncu büyük ekonomi olma iddiasında ve kendisi için böyle hedefler belirliyorsa, refahını artırmak istiyorsa elbette en önemli kaynağı onun beşerî sermayesini entelektüel sermayeye dönüştürecek ve bunun gücünü, membasını da eğitimden alacak. Onun için, eğitim birçok açıdan önemli olduğu gibi, sektörel değerlendirmeler açısından da son derece önemli.

Değerli milletvekilleri, aslında, millî eğitim konusu, eğitim konusu gündeme geldiğinde, buradan, bu kürsüden söylenen, dile getirilen sorunların temeline, özüne baktığımızda bir kavramın, bir yaklaşımın dikkate alınmadığını görüyoruz ya da bu sorunların temelinde, esasında bu kavramın, bu yaklaşımın dikkate alınmamasının etkili olduğunu görüyoruz. Nedir bu? Bütüncül yaklaşım.

Aslında, sadece millî eğitim alanında değil, ülkemizde birçok alanda en önemli sorunlarımızdan, eksikliklerimizden bir tanesinin bütüncül yaklaşımla konuları ele almamak, politikaları buna göre belirlememek olduğunu görüyoruz. Bunlar bazen koordinasyonsuzluk, bazen kopukluk, bazen tutarsızlık, bazen uyumsuzluk ya da başka biçimlerde ifade buluyor. Bugün bu kürsüden söylenen eksikliklerin temelinde, özünde de bütüncül yaklaşımın dikkate alınmadığını görüyoruz. Birbirleriyle ilintili ve eklemlenmiş birimlerin, parçaların veya unsurların bir arada değerlendirilmesiyle öznenin niteliğinin kavranabileceğini kabul eden bir yaklaşımdan bahsediyoruz.

Eğitimde özne insandır, nitelik ise eğitimin öznesi olan insana kazandırılması amaçlanan yüksek değerlerdir. Yani süreçte katılan değerle kazanılan bilgi, beceri, yetenek ve davranış biçimlerini ifade eder.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak eğitim sürecinde kazandırılması gereken bu değerleri, Türk milletine mensubiyetin gururuna ve şuuruna sahip olmak, manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemek, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneğini geliştirmek, yeni gelişmelere açık, bilgi ve teknoloji üretimine yatkın olmak, girişimci ruhu kazandırmak, demokrat ve şahsiyetli, kültürlü, erdemli ve inançlı nesiller olabilme bilincine sahip olmak biçiminde özetliyoruz. Tüm bu nitelikleri kazandıracak olan eğitim sisteminin ve bu sistemin işleyişini sağlayacak olan politikaların bütüncül yaklaşımla ele alınması gerekiyor. Eğitimde bütüncül yaklaşım tek boyutlu değildir, eğitim, çok boyutlu yani çoklu bütüncül bir yaklaşımı gerektirmektedir. Anaokulundan yükseköğretime kadar iş gücü piyasasına uzanan süreç bütüncül bir yaklaşımı gerektirir.

Son yıllarda gördük ve şahit olduk ki eğitim sürecine dâhil olan bir çocuğun ortaöğretimi tamamlayana kadar geçen sürede eğitim sistemi ve politikalarımız en az üç beş defa değiştirilmiştir. Bugün zorunlu eğitim sürecine giren bir çocuğun yükseköğretim sonrasında hayata atılması, bir başka ifadeyle iş gücü piyasasına katılması asgari on beş-on altı yılın sonrasında olacaktır. Bu çocuklar on beş-yirmi yıl sonrasının dünyasına atılacaklar, oraya hazırlanacaklar. Bugün, Endüstri 4.0’ın iş gücü piyasasında neden olduğu ya da daha olacağı radikal değişimi tartışıyoruz. Bugün ilkokula başlayanların yirmi sene sonra neyle karşılaşabileceklerini belki tam olarak bilemeyebiliriz ancak bildiğimiz bir şey var ki o da değişen muhtemel şartlara hızlı biçimde uyum sağlayabilecek temel bilgi, beceri ve davranış biçimlerini kazandırabileceğimizdir. Eğitim ortamını oluşturan okul, öğretmen, müfredat, öğrenci, veli, çevre, bir başka bütüncül yaklaşım alanıdır. Fiziki ortamlardan ders programlarına, öğretmen yetiştirmeden iş huzuru ve motivasyona kadar her unsurun birlikte dikkate alınması gerekmektedir. Öğretmen bu bütüncül yaklaşımda hiç dikkate alınmayan bir unsurdur. Tekrardan kaçınıyorum, biraz önce Iğdır Milletvekilimiz Sayın Karadağ, ondan önce Erzurum Milletvekilimiz Sayın Aydın, bu konularla ilgili görüş ve düşüncelerimizi dile getirdiler.

Değerli milletvekilleri, bu sorunların temeli ifade etmeye çalıştığım gibi bütüncül bir yaklaşımla konuların ele alınmaması. Ben buradan hareketle özellikle son yıllarda mesleki eğitim konusundaki yanlışlarımızın, geçmişte yapılan ideolojik ya da başka sebeplerle yanlışlardan kaynaklı bir hususun da bundan sonra Sayın Millî Eğitim Bakanı tarafından düzeltileceğini, mesleki eğitime gerekli hassasiyet ve özenin gösterileceğini bekliyorum ve bu konuda bir şeyler yapılacağını gerçekten umuyorum.

Değerli milletvekilleri, özellikle son yıllarda, daha doğrusu bundan üç beş yıl öncesinde Avrupa Birliğine uyum çalışmaları kapsamında mesleki ve teknik öğretmen okulları kapatıldı. Sayın Bakanın da çok yakından bildiği okullar. Yani bunların kapatılmasıyla ilgili olarak mesleki ve teknik liselerdeki meslek dersi öğretmenlerinin yetişmesinde de ciddi zafiyetler ortaya çıkmaya başladı. Bu konuyu da ben Sayın Bakanın bilgilerine tekrar getirmek istiyorum.

Tabii ki bütçe, para ve zaman, dolayısıyla eğitimin en önemli temel girdilerinden bir tanesi zaman.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karakaya, devam edin.

MEVLÜT KARAKAYA (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Zaman ve para, dolayısıyla para burada bütçenin karşılığı. Evet, mutlak değer olarak eğitime ayırdığımız bütçe arttı, artacak, mutlaka artacak, en azından ekonomideki büyümeye bağlı olarak, enflasyona bağlı olarak mutlak değer bir artış olacak. Ancak öyle çok fazla da bir artış da söz konusu değil, gayrisafi yurt içi hasılaya oran itibarıyla bakıldığında eğitime ayrılan bütçe bu yıl geçmiş on yıldan daha düşük. Yine, bütçeye merkezî yönetim bütçesi büyüklüğü açısından baktığımızda da geçmiş beş altı yılda ayrılmış olan kaynaklardan çok daha düşük olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Tabii, önemli olan, bu kıt kaynaklarla gerekli sonuçları alabilmektedir.

2019 yılı bütçesinin önce eğitim camiası, ülkemiz ve geleceğimiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Karakaya.

Bu şekilde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun konuşmaları da tamamlanmış oldu.

Şimdi sisteme giren birkaç arkadaşımıza 60’a söz vereceğim.

Sayın Erdem…

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, engelli öğretmen adaylarının tamamına istihdam sağlamada öncelik tanınıp tanınamayacağını Millî Eğitim Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarımız; sorum Sayın Millî Eğitim Bakanımıza: Atamalarla ilgili yapmış olduğunuz açıklama bizleri sevindirdi, önümüzdeki dönemde mutlaka işsiz olan öğretmenlerimizin ataması gerçekleşecektir ama aslında üzerinde durmadığımız önemli konulardan bir tanesi her alanda olduğu gibi eğitim alanında da engelli öğretmenlerimizin ataması. Sayıları yaklaşık 3.000 ilâ 3.500 civarında olduğunu düşündüğümüz engelli öğretmenlerimizle ilgili atama açıklamalarınız yani önümüzdeki dönem kadro verileceği zaman acaba branşa göre tamamının istihdamını sağlamada bir öncelik sağlanabilir mi? Bu, bizim, hepimizin vebali olarak önümüzde duruyor. Bu konuyla ilgili bir açıklama yapabilirseniz seviniriz.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Fendoğlu…

27.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Malatya ilindeki Kuzey Çevre Yolu Projesi’nin kamulaştırma bedelleri için ödenek tahsisine gidilip gidilmeyeceğini, Malatya-Ankara ve Malatya-İstanbul uçak seferlerinin artırılıp artırılmayacağını, Malatya Havalimanı terminalinin ne zaman bitirileceğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) – Teşekkür ederim Başkanım.

Sorum Ulaştırma Bakanına olacak: Sayın Bakanım, Malatya’da yapılmasına başlanan ancak ödenek ayrılmamasından dolayı şantiyesi kapalı durumda olan Kuzey Çevre Yolu Projesi’nin kamulaştırma bedelleri için ödenek tahsisine gidilecek midir? Buranın iz ödenekten çıkartılıp imarı tamamlanmış bölgelerin yol açımının bitirilmesi için ayrı bir bütçe ödeneği tahsisi için planlamanız var mıdır?

Yine Ulaştırma Bakanımıza: Malatya-Ankara ve Malatya-İstanbul seferlerinin artırılması… Ve Malatyalı hemşehrilerimizi uçuş saatleri olarak zora sokan Malatya-Ankara uçuşunun saatlerinde düzenlemeye gidilecek midir?

Hâlihazırda inşaat projelendirmesine başlanmış olan Malatya Havalimanı yeni terminal binası ne aşamada ve ne zaman bitirileceği belli midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Cinisli…

28.- Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli’nin, Erzurum’dan Doğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan uçak seferlerinde azalma olduğuna ve uçak sefer saatleri ile fiyatlarının tekrar gözden geçirilmesini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından rica ettiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Ulaştırma Bakanı Mehmet Cahit Turhan Beyefendi’ye bir ricam olacaktı. Başta şehrim Erzurum’a ve Doğu Anadolu Bölgesi’ne yapılan uçak seferlerinde ciddi bir azalma mevcuttur. Şu anki uçak seferlerinin de saatleri hiç uygun ve kullanışlı değildir. Ayrıca fiyatların da çok yüksek olduğunu -bölgenin gelir seviyesini göz önünde tutarsanız- belirtmek isterim. Şehrim Erzurum ve bölge adına sizden fiyatların ve sefer saatlerinin tekrar gözden geçirilmesini rica ediyorum.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın İslam, söz talebiniz olmuştu.

Buyurun.

Son olarak Sayın Ünver’e söz vereceğim ve İYİ PARTİ Grubuna geçeceğiz.

29.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, grubu olmayan siyasi partiler ile bağımsız milletvekillerine söz hakkı verilmesi konusuna kalıcı çözüm bulunması gerektiğine, KHK’yle Millî Eğitim Bakanlığından ihraç edilenlerin listesinin kim tarafından ve hangi şartlar göz önüne alınarak hazırlandığını öğrenmek istediğine ve “Trenlerde sinyalizasyon sistemi var mıydı?” sorusuna Ulaştırma ve Altyapı Bakanının verdiği cevaba ilişkin açıklaması

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında başka şeyler söyleyecektim ama iki dakika içinde onları gündeme getirmem zor olabilir. Ben, yine bu söz hakkı konusuna değinmek istiyorum. Sağ olun, Sayın Başkanlık Divanının iyi niyetleri sonucu bütçede herkesin konuştuğu bir ortamda bizler de sizlerin iyi niyetine dayanarak birkaç dakika konuşma imkânı buluyoruz. Bugün bunu iki dakikayla kısıtladınız. Teşekkür ederim ama buna kalıcı bir çözüm bulunmasını ben Sayın Meclisimize öneriyorum.

Benim kısaca bir sorum var Sayın Millî Eğitim Bakanına. Ben KHK’yle atılmış bir öğretim üyesiyim yani kamu görevinden men edilmiş bir öğretim üyesiyim. Bu listelerin -daha önce aldığım bilgiye göre- YÖK tarafından hazırlanmadığı veya Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanmadığı, bir başka kurum tarafından veya bir başka komisyon tarafından bu listelerin size iletildiğine dair duyumlarım var. Benim sorum çok açık: Bu listeler yani bizi işlerimizden atan listeler kim tarafından hazırlandı ve hangi şartlar göz önüne alınarak, hangi kıstaslar gözetilerek hazırlandı?

Bir meselemiz daha var. Bugün Sayın Ulaştırma Bakanının bir gazeteciyle olan konuşmasını az önce sosyal medyadan defalarca izledim. Gazetecinin sorduğu şu: “Sinyalizasyon sistemi var mıydı tren kazasında?” Sayın Bakanın verdiği cevap: “Bu soru doğru bir soru değil.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın İslam.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Şimdi sayın bakanlar… Aslında Millî Eğitim Bakanının ve Ulaştırma Bakanının yan yana olması iyi bir tevafuk bugün. Bu, temel bir mantık sorusudur. Bakınız, öyle bir soruya öyle bir cevap verilmez. Soru son derece açık: “Sinyalizasyon sistemi var mıydı?” Ya var ya yok verseniz ve bu soru ya devam eder ya da orada kapanır. Sayın Millî Eğitim Bakanı, defaaten söylüyorum bu ülkede mantığın ve ahlakın zeminiyle oynanıyor. Bunlar insanı insan yapan ve hem insanın içinde taşıdığı bir mekanizma olan, ki insan olmak niyetindeysek vazgeçemeyeceğimiz iki özelliğimiz. Hatta ve hatta bizler bilgiye bakarken bile ahlaki bir tutum almak zorundayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayınız Sayın İslam, bitirelim.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Çünkü örneğin en yalın doğruları dahi inkâr etmek insanın elinde. Yani olguyu inkâr etmek gerçekten büyük bir felaket, insanlar arasındaki iletişimi kopartan bir şey ama olguyu kabul etmek ve inkâr etmek yine insanın elinde ve bilgi dediğimiz külliyat dahi aslında ahlaki bir eylemle başlayan bir külliyat. Bu konuda sayın bakanlardan titizlik bekliyoruz, olguları, olayları gömmelerini değil, çıkıp detaylı açıklama yapmalarını bekliyoruz.

Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ünver…

30.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, Karaman-Konya hızlı tren hattının ne zaman açılacağını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Karaman-Konya arası hızlı tren çalışması Aralık 2014’te Valilik tarafından hattın yıl sonunda bitirileceği açıklanarak başlatılmıştı, bitmedi. Bunun üzerine, Ocak 2016’da, AKP’li Karaman Belediye Başkanı sona gelindiğini, Ağustos 2016’da TCDD Genel Müdürü İsa Apaydın gelecek yıl açılacağını söyledi, açılmadı. Ekim 2017’de Başbakan Binali Yıldırım “Önümüzdeki yıl”, Mart 2018’de Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan “Bu yıl sonunda”, en sonunda Haziran 2018’de Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu yıl sonu açılacak.” dedi. Yılın sonuna geldik. Şimdi ben Ulaştırma Bakanına soruyorum: Karaman-Konya hızlı tren hattı ne zaman açılacak? Vaat edilenin çok gerisinde kalan bu hattı bir an önce açıp Karamanlıyı bu karda kışta otobüs çilesinden kurtarın. Eğer Ankara-Konya YHT gibi teknik eksikliklerle seçim öncesi açıp şov yapacaksanız ve canlarımızı şovunuza kurban edeceksiniz de hiç açmayın.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, birazdan İYİ PARTİ Grubu adına konuşmalara başlayacağız.

Sayın İslam, ben daha sonra, ilerleyen saatlerde size tekrar söz vereceğim. Şimdi akışı kolaylaştırmak açısından böyle bir uygulama yapıyorum çünkü tekrar hatırlatayım: 518 oylama yapacağımız bir gün içerisindeyiz, o bakımdan vakti de verimli kullanma adına böyle bir tanzimatta bulunuyorum.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ Grubunun konuşmacılarının konuşmalarına başlayacağız.

İYİ PARTİ Grubu adına ilk söz, Denizli Milletvekilimiz Sayın Yasin Öztürk’e aittir.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Öztürk.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 2019 bütçe görüşmeleri çerçevesinde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 bütçesini değerlendirmek için İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Cumhuriyetimizin kuruluşundan AK PARTİ’nin iktidara geldiği yıl olan 2002 yılına kadar iş başına gelen iktidarlar toplamda 713 milyar dolar para harcayarak değişik alanlarda yatırımlar yapmış. AK PARTİ’nin iktidara geldiği 2002’den bu yana ise, on altı yılda yatırımlara harcanan para tam 2,5 trilyon dolar. Rakamı yanlış duymadınız, AK PARTİ on altı yılda bu ülkenin 2,5 trilyon dolarını “Yatırım yapıyorum.” diyerek harcadı. Sahip olduğumuz yatırımlara baktığımızda, 2,5 trilyon doların gerçekten bu yatırımlara harcanıp harcanmadığı ise şüpheli. Yatırımlar dev projeler olarak topluma sunuluyor. Türk milletinin 2,5 trilyon dolarına mal olan bu yatırımların maliyetleri neden yüksek? Niçin emsalleriyle karşılaştırıldığında bu dev projeler bize pahalıya patlıyor? Çünkü AK PARTİ iktidarı Türkiye’ye özgü bir havuz ekonomisi uyguluyor, ihalelerin yandaşlara peşkeş çekilmesi sağlanıyor. Vatandaşın cebindeki parayı ustalıkla, hissettirmeden çekip alan bu havuz ekonomisi nedir, nasıl işler? Havuz ekonomisi, yaratılan rantın yandaş şirketlere yüksek maliyetli projeler üzerinden ihale edilmesi ve ihaleyi alan şirketlerin kârlarının bir kısmının oluşturulan finansal havuza aktarılmasıyla oluyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir tane örnek versene, öyle havadan konuşma.

BAŞKAN – Sayın Özel…

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Yandaş olanların, rant pastasından pay almasını sağlayan bu yapı…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir tane örnek ver, öyle havadan konuşuyorsun.

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Biraz sonra örnek veririm.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Niye taciz ediyorsun ya, niye taciz ediyorsun hatibi ya? Hatibi niye taciz ediyorsun?

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Doğal olarak her türlü yatırımın da maliyetini yükseltiyor.

BAŞKAN – Hatibi dinleyin değerli arkadaşlar.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Havadan konuşuyor. Bir tane örnek versin.

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Germeyelim, germeyelim, olayı germeyelim, sakin olalım.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Maliyet yükseldikçe milletin cebinden daha çok para çıkarak…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Bir tane örnek versin, “şu şu” desin, firma adı söylesin.

BAŞKAN – Sayın Özel...

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Olayı germe, sakin ol, sakin ol.

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, sakin olalım.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - …milletin yoksullaşmasına sebep oluyor.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Öztürk.

Değerli arkadaşlar…

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Süreme ilave isterim yalnız.

BAŞKAN – Edeceğim ben, merak etmeyin ama yani bir hatip konuşurken söz atılması da hiç hoş değil.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Efendim, örnek versin diye…

BAŞKAN - Konuşmak isteyen, sisteme girdiğinde, cevap vermek istediğinizde ben zaten süre veriyorum.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Buyur gel buradan söyle. Beşli… Beş şirketi iyi biliyorsun.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, siz lütfen Genel Kurula hitap edin. Değerli arkadaşlar, konuşmacılarımızın insicamını bozmayın.

Sayın Öztürk, elbette ki hakkınız baki, buyurun.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Yatırımlar dev projeler olarak topluma sunuluyor ama maliyetler devasa oluyor. Aslında “Yol yapıyoruz.” derken milletimizi yoluyorlar.

Değerli milletvekilleri, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli ulaşım aracı yollardır. Bir yandan “Kriz yok.” derken bir yandan da kriz bütçede kabullenilmiş durumda. AK PARTİ’nin artık bütçe ayırmaktan vazgeçtiği yollarımız AK PARTİ tarafından birçok seçimde propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Bizlerin ulaşım aracı olarak kullandığı yollar AK PARTİ için bir yoldan daha fazla anlam taşıyor aslında çünkü AK PARTİ uzun süre en büyük vergi kalemlerini bu yollar üzerinden sağladı. Otoyol geçiş ücretleri, köprü geçiş ücretleri planlanan bütçelerde önemli gelir kalemlerini oluşturdu. Yol mesafeleri uzatıldı. Daha çok benzin, daha çok mazot tüketildi. Örneğin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden geçen bir otobüs 120 kilometre daha fazla yol yapıp fazladan 250 lirayı bulan mazot harcıyor. Mazot, benzin tüketildikçe benzine konan yüzde 65 dolaylı vergiyle devlet bütçesine kaynak oluşturuldu. Bu mazot, benzin ülkemizden çıkmıyor, dışarıdan geliyor. Millî servet bile bile ülkemize, milletimize harcatılıyor.

Şimdi, otobüs denilince değinmeden geçemeyeceğim bir husus var çünkü yıllarca içinde bulunduğum bir sektör kan ağlıyor, yaşam savaşı veriyor. Sektörün yıllanmış marka firmalarından konkordato ilan eden otobüs şirketleri var. Son beş yılda D1 Yetki Belgesi sahibi şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan otobüs sayısı tam 12 binden 5 binlere düştü.

Bakın, beyler, yolcu taşımacılığı, yük taşımacılığı, lojistik sektörü, bu sektörler çökerse altından kalkamazsınız. Devletin ne uçağı ne treni bu yolcuyu, bu yükü taşımaya yetmez. Demir yolları, hava yollarına yıllardır sübvanse yapılırken bu sektörler ilgi ve himayeye muhtaçlar. Bu gidişle yıllarca övünerek bahsettiğiniz “Yol yaptık.” “Köprü yaptık.” dediğiniz yatırımlardan geçecek ne otobüs ne de kamyon bulacaksınız. Haksız rekabetle mücadele ediyorlar, buna da devlet bir şekilde göz yumuyor. Bir yandan A1 belgesiyle sadece il sınırları içinde taşımacılık yapma yetkisine sahip olan esnafla şehirlerarası taşımacılık yapan firmaları birbirine kırdırıyorsunuz, bir yandan belediyeler marifetiyle yolcu kapasitelerini düşürüyorsunuz. Örneğin -örnekler geliyor- İzmit’te iki yol var; belediye kararı marifetiyle alt yola sadece bir firma giriyor, diğer firmaları ise kuş uçmaz kervan geçmez üst yoldan geçmeye zorluyorsunuz. Bursa’da BURULAŞ marifetiyle belediye, şehirlerarası taşımacılık yapıyor. Artan mazot giderlerini diğer hatipler defaatle burada söyledi. Bunlar yetmezmiş gibi “Enflasyon rakamları yüzde 21’lere düştü.” diye açıkladığınız hâlde Ankara AŞTİ’de kiralara yüzde 100 zam yapılıyor. Esnaf kan ağlarken bu reva mı? AŞTİ yetkilileri bu zamları yaptı da yıllanmış garajın sıkıntılarını mı çözüyor, eksikliklerini mi gideriyor?

Sayın milletvekilleri, bölgelerinize giderken hep o çakarlı araçlarınızı kullanmayın, arada bir otobüs garajına gidin de otobüsle yolculuk yapın. Vatandaşın, yolcunun, işletmecinin hâlini görün. Kışın yanmayan, yeterli olmayan ısıtıcılar, yağmur yağdığında akan tavanlar, toplanmayan pislikler, çöpler, yeterli olmayan araç otoparkı, yatacak yeri olmayan evsizler, garibanlar; bunların hepsini Ankara’da AŞTİ’de görürsün.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, bunları söylerken yol yapılmasına karşı olduğumuzu düşünmeyin. Bizler yol kalitesini bir çağdaşlık simgesi olarak görmekteyiz fakat yol yapımı ranta dönüştürülmüşse, bu rant milletimize vergi olarak dönüşüyorsa biz buna itiraz ediyoruz.

Araştırmalar, yapılan duble yolların sadece beşte 1’nin uzun ömürlü asfaltla yapıldığını, geri kalan kısmının yüzeysel kaplamayla, sathi kaplama kullanılarak kısa ömürlü olduğunu gösteriyor.

Yaptığımız yolu bir daha tamir ederek “mükerrer” yazarak kâğıt üzerinde yapmış gibi gösteriyorsunuz. Bu yolları yapan yandaş şirketler kasasını doldururken kısa ömürlü duble yollar yine milletimizin cebinden çıkan paralarla üç beş ayda bir yenilenmek zorunda kalıyor. 2017 Sayıştay Raporu’nda Bakanlığa bağlı bazı projelerin maliyetlerinin çok üzerinde bedel ve gecikmeyle tamamlandığına, bazılarının da hâlen tamamlanamadığına yer verilmiştir. Bakanlık Sayıştayın yaptığı bu tespiti idarenin yetkisi olarak geçiştirmiştir. Hepimizin bildiği gibi idare yetkisi ancak ve ancak kamu yararı söz konusu olduğunda kullanılabilir. Kamu yararı, ihale sözleşmesine aykırı işlerin, taahhütlerine uymayan şirketlerin, bir türlü tamamlanamayan projeler için ödenek almaya devam eden firmaların neresindedir? Bakanlık tarafından 230 milyon maliyetle yapılan bir işe 660 milyon ödeme yapılmış. Kamu yararı bunun neresindedir? Kamu cebinden alıp yandaş bir firmaya işin maliyetinden 430 milyon fazla ödeme yapmışsınız. Kamu yararı bunun neresindedir?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomik dar boğaza girene kadar dev projeler olarak sunulan köprü, tünel, otoyolların yüksek maliyetleri de dikkat çekici. Her meselede yerliliğe ve millîliğe vurgu yapan iktidar partisinin iş köprü, otoyol ve tünel yapımına gelince maliyetleri ve geçiş ücretlerini dolar kuruna bağlaması yerlilik ve millîlik ölçüsünü ortaya koymaktadır. Yüksek tutulan araç geçiş ücretleri, geçiş garantisi verilen rakamları karşılamıyor. Alınmayan hizmet karşılığı adı verilen ucube bir uygulamayla köprü ve otoyolları kullanmayan araçlar için ödeme yapılıyor. Geçiş ücreti kullanım payı gibi uygulamalarla dolaylı vergilere maruz kalan vatandaşlarımız nasıl bir borç yükünün altına sokulduğunun farkında bile değil.

Değerli milletvekilleri, yap-işlet-devret modeli kapsamında kamuoyuna dev projeler olarak sunulan yüksek maliyetli yatırımlar, aslında kamu kaynaklarının yandaş şirketlere aktarılmasına dönüşmüştür. Artık kamu özel iş birliği adını alan bu projelerde yandaşlar bu büyüklükte kredi bulmakta zorlandıkları için kredi temininde hazine devreye girmekte, bütün kredilere garanti vermekle kalmayıp gelir garantisi de taahhüt etmektedir. Yani şirketler projeyi tamamlayamadığında ya da iflası söz konusu olduğunda tüm yükümlülükleri devlet üstlenmektedir. Osman Gazi Köprüsü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli gibi dev yatırımların zarar faturaları millete yüklenerek yatırımcı yandaşlara aktarılıyor. Bununla birlikte, tünel, köprü ve otoyolların fiyat tarifesini diğer ülkelerle kıyasladığımızda vatandaşlarımız bu yollara diğer ülkelere göre daha yüksek ücretler ödüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, ilave ediyorum.

Buyurun.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Osman Gazi Köprüsü’nden günlük ortalama 25 bin araç geçiyor ancak köprünün yapımı için verilen garanti araç sayısı günlük 40 bin. 2018’in ilk dokuz ayında bu köprüden toplam 7 milyon 104 bin araç geçmiş ama verilen garantiye göre, bu dokuz ayda 10 milyon 800 bin aracın geçmesi gerektiğidir. Arada 3 milyon 696 bin araçlık fark var. Bu fark hazine tarafından yani milletimiz tarafından ödenecek.

Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden 2018’in ilk dokuz ayında garanti nedeniyle 36 milyon 450 bin araç geçişinin sağlanması gereken bu köprüden 23 milyon 656 bin araç geçişi sağlandı. Hazinemiz bu nedenle işletmeci firmaya tam 166 milyon yani eski parayla 166 trilyon ödemek zorunda kaldı.

Norveçli Avrasya Tüneli’nin benzeri olan tünelden bedavaya geçerken siz kendi vatandaşlarımızı Avrasya’dan 23 liraya geçiyorsunuz ve bunu hizmet olarak sunuyorsunuz. 5,4 kilometre uzunluğundaki Avrasya Tüneli’nin maliyeti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, bir dakika daha ilave ediyorum.

Buyurun.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – ...1,3 milyar doları bulurken 7,7 kilometrelik Eiksund Tüneli ise 92 milyon dolara yapıldı.

Değerli milletvekilleri, bakın bir havalimanı adı üzerine yapılan tartışmalara girmeyeceğim ama yaptığınız havalimanı daha açılmadan dünyanın en pahalı havalimanı hâline geldi. Sizin “150 milyon yolcu kapasiteli” dediğiniz, 25,6 milyar euroya mal ettiğiniz havalimanının benzeri Birleşik Arap Emirlikleri’nde 160 milyon yolcuya hizmet veren havalimanı 10,6 milyar dolara mal olmuş.

Bir de Zafer Havalimanı var ki fıkra gibi. Bu havalimanımız için verilen yolcu garanti sayısının ancak yüzde 4’üne ulaşmışsınız, devletimiz garanti verdiği yolcu sayısına ulaşmadığından şirkete beş yılda 26 milyon euro ödendi. Dikkatinizi çekiyorum, hâlâ döviz üzerinden ödeme yapıyorsunuz ve süre bittiğinde 200 milyon euro ödeyeceksiniz. Bakanlığınızın ve iktidar partisinin büyük zaferini anlatıyor herhâlde havalimanının adı.

Şimdi Sayın Bakan, Kanal İstanbul Projesi kapsamında 10 tane daha köprü yapılacağından bahsediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, bir kez daha uzatıyorum, toparlayalım.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Devamlı araya girdikleri için…

BAŞKAN – Ben o süreyi verdim size, şimdi üçüncü dakika oldu, ona göre.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Bir ay önce yaptığınız bir açıklamada “İnşallah 2019’da başlarız.” diye 10 tane daha köprü yapılacağından bahsediliyor. Bundan önce yaptığınız köprülerin akıbetine bakınca, biz de ancak “Allah esirgesin.” diyoruz. Çünkü vatandaşın cebinde geçmediği köprüye, gitmediği havalimanına ödeyecek para kalmadı.

Ekonomik kuşatma altındaki ülkemizde dilerim ki 2019 bütçesi sadece saray harcamaları ve dev maliyetli yeni projeler için değil, Türk insanının refahını artırmak için kullanılır. Tüketme üzerine kurulu bir yapı değil, üretimin öncelik hâline geldiği bir zihniyete kavuşmanız temennisiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Zengin, yerinizden bir talebiniz var.

Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; İYİ PARTİ adına konuşma yapan milletvekili konuşmasında çok ciddi ağır ithamlarda bulunuyor. Doğrusu, çok sataşmaya müsaade etmeden şöyle bir şey ifade etmek istiyorum: Yol kültürü önemli bir kültür hayatımızda; Osmanlı medeniyetinde öyle, bizim kendi medeniyetimizde öyle, her birimizin hayatında da böyle diye düşünüyorum.

Ben 15 yaşından itibaren hayatı yollarda olan bir çocukluktan bugüne geldim. Yatılı okulda okudum İzmir’de ve 15 yaşından beri de seyahat ediyorum, arabamı da hep kendim kullanıyorum. Bu süre içerisinde, hatta geçtiğimiz günlerde, bayramda, değişen yol şartları ve sadece yol şartları değil, yemek yeme yerleri, oturma hâlimiz, şeklimiz, yol kültürümüzün o kadar değiştiğini gördüğüm için birkaç şey yazma ihtiyacını da duydum sosyal medyada. Bu kadar zamandır, otuz beş yıldır yollarda seyahat eden; otobüsle -vatandaşımız gibi, aynı şartlarda- metrobüsle, Marmaray’da, metroda seyahat eden bir insan olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir dakika rica ediyorum.

BAŞKAN – Devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – ...yurtta kalmış bir öğrenci olarak, hayatının tamamını yurtta geçirmiş bir öğrenci olarak yurtlardaki hayatın nasıl değiştiğini, yatılı bölge okullarında hayatın nasıl değiştiğini görüyorum. O yüzden bunları konuşurken biraz merhametli olmak lazım. Niye biz insanların cebini dolduralım? Amacımız, ülkemizde yaşayan bütün garip gurebanın hayatının değişmesi. Hayat değiştiği için, yollarda yeme içme, bindiğimiz arabalar değişiyor. Bütün gelişmiş ülkelerde otobüs firmalarının kullanımında azalma oluyor çünkü milyonlarca insan artık hava yolunu kullanıyor. Hâl böyle olunca bu söylediğiniz sözcükler son derece afaki. Geçen gün yaptığınız konuşmayı, çirkinliği kapatmak için biraz böyle bir konuşma yaptığınızı düşünüyorum, onu da ifade etmek isterim. Velhasılıkelam, yani memleketimizde insanlar değişen hayatı görüyorlar, yol kültürü bambaşka bir yere geldi.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN - İYİ PARTİ Grubu adına ikinci söz Adana Milletvekilimiz Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu’na aittir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Çulhaoğlu.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı Karayolları bütçesi hakkında görüşlerimi ifade etmek üzere İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez özel sektör borçlarından kaynaklanan bir ekonomik kriz yaşanmakta ve önümüzdeki dönemde de bu krizin artarak devam edeceği görülmektedir. Çoğu yurt dışından alınmış borçların uygun maliyetle çevrilme imkânı da kalmamıştır.

Karayollarında yapılan incelemelere ilişkin Sayıştay Başkanlığının bulgularında bahsedilen bazı bilgeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayıştay denetim raporunda OGS ve HGS geçişlerindeki kaçaklara dikkat çekilerek “Uygulamada Karayolları Genel Müdürlüğünün kaçak geçiş ücretlerini tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmediği, vergi dairelerinin de tahsil ettikleri geçiş ücretlerini toplu olarak Karayolları Genel Müdürlüğüne ilettiği, bu nedenle tahakkuk kaydı bulunmayan geçiş ücretlerine ilişkin gerçekleştirilen tahsilatın hangi araçtan yapıldığı bilinememekte, sonuç itibarıyla bu ücretlere ilişkin alacakların sağlıklı takibi yapılamamaktadır.” denilmektedir. Tahsilatın hangi araçtan yapıldığı bilinmediği için vatandaşlar yüklü meblağlar ödemektedir ve mağdur olmaktadır.

Yine Sayıştay raporunda, yap-işlet-devret sözleşmelerinde yapım süreci başlangıçlarının mevzuata aykırı olarak düzenlenmesi, şirket kusurları nedeniyle gecikmeler yaşanmasına rağmen sözleşme şartlarına uyulmadan yaptırımların devletimiz lehine uygulanmadığı ve sözleşme metninde bulunan lojmanların da yaptırılmaması tenkit edilmektedir. Yap-işlet-devret modeliyle yapılan Gebze-Orhangazi-İzmir (İzmit Körfez geçiş bağlantı yolları da dâhil olmak üzere) Otoyolu yapım işinde hiçbir geçerli dayanağı olmadan doğrudan sözleşme yapılması ve aynı sözleşmede şirket kusuru nedeniyle sözleşmenin gecikmesine rağmen gerekli yaptırımların uygulanmadığı belirtilmektedir. “2016 yılında 9,5 milyar lira ödenekle başlayan Karayolları Genel Müdürlüğü yıl sonunda 18,3 milyar lira harcamış çünkü ödeneği olmayan işler için ihaleye çıkılmış, yatırım programı ödenek ve iş programı bağlantısı kurulmadığı için başlangıç ödeneğinin yüzde 57’sini oluşturan 6 milyar liralık ödeneğin harcama detayının açıklanmadığı tespit edilmiştir.” denilmektedir. Karayolları bölge müdürlüğünce yatırım programında yer almayan yapım işleri için 391 milyon 800 bin TL harcama yapıldığı Sayıştay raporlarında belirtilenlerden sadece bir kısmıdır.

Değerli milletvekilleri, köprülerin, Avrasya Tüneli’nin, otoyolların yapımında kamu-özel işbirliği veya yap-işlet-devret anlaşmalarında işi yapacak şirketlerin alacaklarının tamamını hazinenin üstlenmesi yasal hâle getirildi. Bu, cumhuriyet tarihinde yapılan en önemli olumsuz ekonomik değişikliklerden birisidir. Bu değişiklikle projeler için alınan borçlara, harcanan paralara, üstlenilen finansal risklere devlet garantisi verildiği hâlde…

BAŞKAN – Sayın Çulhaoğlu, bir saniye lütfen.

Arkadaşlar, çok uğultu var salonda. Yani bir değerli hatip konuşuyor, lütfen dinleyelim. Dinlemeyecek arkadaşlarımıza dışarıda yer var.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) - …borç devlet bütçesinde değil, şirketlerin bilançosuna kaydediliyor. Oysa devlet garanti verdiği için şirketin taahhüdünü yerine getiremediği durumda borcun devlete rücu edeceği sözleşmelerde açık açık yazılmaktadır. Devletten para çıkmayacak gibi gösterildiği için kamunun dış borç ve iç borç stoku şu anda gösterilenlerden daha fazladır. Bu kadar vahim durum ortada iken Kanal İstanbul gibi mega projelerden bahsetmek, bu mega projeleri hayata geçirmek ister istemez halkımızı daha fazla kemer sıkmaya mecbur edecek, bizden sonra gelecek nesil 2071 yılına kadar borçlandırılarak ipotekli doğmalarına neden olacaktır.

Karayolları Genel Müdürlüğüne Adana Milletvekili olarak öneriler sunmak istiyorum. Ankara-Adana yolu üzerinde bulunan Şereflikoçhisar ve Aksaray şehir geçişlerine alt ya da üst geçitler yapılarak trafik akışı kesintisiz hâle getirilmelidir.

Yine kara yolları ağındaki Adana-Mersin kara yolunun Adana içinde kalan Yeşilevler, Barkal kavşaklarının, trafik akışının kesintisiz devamı için “battı çıktı” diye tabir edilen alt geçitleri proje kapsamına alınmalıdır.

Adana-Karataş yolu revize edilerek alt ve üstyapıların bir an önce yapılması sağlanmalıdır.

Adana-Niğde-Ankara kara yolu, on altı yıldır yapımı devam ediyor, bir an önce bitirilmelidir.

Ulaştırma Bakanlığı, AK PARTİ’li belediyelerin başlayıp da bitiremediği metro inşaatlarının yapımını AK PARTİ belediye sınırları içinde yaşayan vatandaşlara hizmet için üstlendiğini belirtiyor. Adana Metrosu’nun Çukurova Üniversitesine kadar olan bölümü hâlâ beklemede. Adanalı vatandaşlara neden şaşı bakıyorsunuz arkadaşlar? Adana Metrosu’nun kalan bölümünü Bakanlık olarak üstlenmeyi düşünüyor musunuz?

Karayollarında liyakatli, yeterli ve siyasi tercihlerden uzak elemanların görevlendirmesi gerekmektedir.

Şimdi bütün milletimizin “Bu ne iş?” dediği yap-işlet-devret ve kamu-özel iş birliğiyle yaptığınız meşhur tünel ve köprülere bir bakalım. Avrasya Tüneli… Gerçi bu tekrar olacak, arkadaşımız da bu konuya girdiler ama. Tekraren kısa geçeyim. Avrasya Tüneli için 25,6 milyon araç geçiş garantisi verildi. 15 milyon 600 bin araç geçmiş. 10 milyon araç geçiş farkı olarak hazineden garanti verildiği için memurdan, esnaftan, vatandaştan alınan vergiden yani senin benim cebimden 123 milyon 718 bin 819 Türk lirası, firmaya fark olarak ödenmiştir. Yine, Osman Gazi Köprüsü için yapılan sözleşmede günlük 40 bin, yıllık 14 milyon 600 bin araç geçiş garantisi verildi. Geçen araç sayısı 5 milyonda kaldığı için 9 milyon 600 bin geçmeyen araç için 578 milyon Türk lirası hazineden yine yani senin benim cebimden ödenmiş oldu.

Beyler, burası sizin babanızın çiftliği değil, burası Türkiye Cumhuriyeti devleti. Bu paralar, doğmamış, tüyü bitmemiş yetimlerin, öksüzlerin, kimsesizlerin, emekçilerimizin, çalışanlarımızın, kısaca 81 milyon insanımızın parası. Siz birkaç yandaşınızı daha zengin edeceksiniz diye Türk milleti size oy vermedi. Kendinize gelin, ayıptır, günahtır, vebaldir, kul hakkıdır arkadaşlar. “Ekonomik kriz yok.” diye diye ülkemizi ne hâle getirdiniz. Doğrusu, yandaşa kriz yok. Anadolu’nun yiğit insanlarını kuru soğana muhtaç ettiniz. Evet, kuru soğana muhtaç ettiniz, depoları basarak onu da bulamaz hâle getireceksiniz inşallah!

Değerli milletvekilleri, verdiğim 2 Ekim 2018 tarihli önergeme İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi cevap olarak Yavuz Sultan Selim Köprüsü resmî açılışından sekiz gün önce yani 16/08/2006 günü İstanbul UKOME kararıyla 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden araç geçişlerinde kısıtlamaya gidildiğini belirtmekte. Tırnak içinde söylüyorum, bunun ana sebebi aslında, “Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün yapılmış olması ve şartnamesinde yılda 49 milyon 275 bin araç geçiş garantisi verilmesi.” diyemedikleri için…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Boğaz Köprüsü’nden geçiş var mı? Boğaz Köprüsü’nden büyük araç geçebilir mi?

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) – Müsaade eder misiniz?

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin Sayın Çulhaoğlu.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) – Trafik yoğunluğunu azaltmak amacıyla aldıklarını ifade ettikleri kararda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden birinci sınıf araçların geçeceği -panelvan, kamyonet ve van tipi araçlar hariç- denilmekte. Tüm yolcu, servis araçları, otobüsler, yolcu otobüsleri, toplu taşıma araçları, personel ve okul taşıtları, turist taşıyan firma araçları sınıfına bakılmaksızın geçebilmekte. Turistik amaçlı kullanılan ve ruhsatında “M1 sınıf karavan” yazan araçların geçişi yasaklanan sınıfa dâhil edilmiştir. Ambulans, çekici, bankaların para taşıma araçları, cenaze araçları, itfaiye ve karavanlar özel amaçlı taşıtlardır. TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde 44.264, İstanbul genelinde de 8.335 özel amaçlı taşıt vardır. Türkiye genelinde 2 bin, İstanbul’da 250 adet karavanın trafik yoğunluğunu yaratmayacağı aşikârdır. UKOME kararı ivedi olarak tekrar değerlendirilerek bu karavanların üç köprüden de geçişine izin verilmelidir. Avrupa ülkelerinde bu taşıtların turistik amaçlı şehir trafiğine girmelerinde tahdit olmadığı da bilinmektedir. Yurt dışından gelen turistlerin ve içeride özel turistik amaçlı kullanıcıların mağduriyetleri giderilmelidir.

Ayrıca, Avrupa ülkelerinde otoyollarda bulunan tesislerde turistik amaçlı kullanılan karavanların konaklaması için park yerleri ayrılmakta, elektrik, su ihtiyaçlarını ve atık sularını boşaltma yerleri yapılması zorunlu tutulmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) – Bu konuda ülkemizde de yetkililerin konunun üzerine eğilmesini talep etmekteyim. 6 milyon 558 bin 364 karavan sahibi Avrupalı turist, altyapılarının mükemmel olması nedeniyle İtalya, Fransa, Hırvatistan ve Yunanistan’a milyarlarca avro döviz bırakmaktadır.

Bu turizm kolunda ülke olarak hak ettiğimiz payı almamız için kara yollarımızda karavanların hizmet alacağı tesis sayısını ve nitelikli kamp yerlerini artırmamız dileğiyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına üçüncü söz, Mersin Milletvekilimiz Sayın Zeki Hakan Sıdalı’ya aittir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süremiz on dakika Sayın Sıdalı.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ZEKİ HAKAN SIDALI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Günümüzde ilerlemenin başlıca belirleyicisi bir toplumun inovasyonu kucaklama derecesidir. Üretkenlik uzun vadeli büyümenin en önemli noktasıdır. Bu sebeple Türkiye bu hızlı değişimde var olabilmek için yüksek teknoloji üretmek zorundadır. Dünya piyasasına baktığımızda en büyük ilk 6 şirketin tamamı teknoloji ve iletişim şirketleridir. Bu alanda millî markalarımızı, küresel firmalarımızı yaratmak zorundayız. Dünyadaki inovasyon yarışından kopmak demek, Türkiye’yi sadece ham madde pazarı ve teknoloji aşığı tüketiciler ülkesi olarak konumlandırmak demektir ki bu kesinlikle kabul edilemez.

Bugün, yıllardır bizi mahkûm ettiğiniz bütçe açığını konuşmak yerine teknoloji açığımızı kapatmak için çalışmalıydık. Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in işaret ettiği gibi, Türkiye bir yazılım ve teknoloji üssü hâline gelmeli. Beyin göçü veren değil, beyin göçü alan bir ülke olmalıydık.

Teknoloji ve inovasyon millî bir meseledir ve ekonominin büyümesine olan pozitif etkisi açıktır. Avrupa Birliği ülkelerindeki verimlilik artışının yüzde 50’si teknolojiyken ülkemizde bilgi iletişimin katma değeri, istihdam ve yatırımlar içerisindeki payı OECD ülkelerinin çok altında seyrediyor. Bu bizi dışarıya muhtaç ülkeler sınıfına sokuyor. Teknolojide başarıyı yakalamış ülkelere baktığımızda AR-GE’ye ayırdıkları dev bütçeleri görüyoruz; bizim toplam kamu ve özel sektör bütçemiz 8 milyar dolarken Amazon 23 milyar dolar, Samsung 15 milyar dolar ayırıyor.

“Beka meselesi” diyorlar ya hani, yerli yazılım, siber güvenlik, savunma sistemleri devletimizin çok yakın gelecekteki beka meseleleridir; buna önem vermeliyiz. BTK’nin halk nazarında karşılığı siteleri kapatan, sosyal medyaya erişimi engelleyen, vatandaş ile sanal dünya arasında set olan bir kurumdur. Teknolojide stratejik görevleri bulunan bu kurumun yalnızca “yasakçı” etiketiyle tanınmasının sorumlusu vatandaş değil, BTK’yi sadece bu işler için kullanan Hükûmettir.

2017 yılında Vikipedi hâlâ açılamadı. Bilgi açığında bir açık kaynak kütüphanesine erişilememesi akıl alacak gibi değil. Cenevre Planı’na göre, bütün ulusların bilgi teknolojilerine erişiminin sağlanması ve bilgi toplumu inşa edilerek bilgiyi kalkınmanın aracı olarak kullanma kararı alındı. Türkiye'de bilgi toplumu oluşturmak ve bilgiyi kalkınmanın aracı olarak kullanmakla ilgili herhangi bir hamle yapılmış mıdır? Kalkınma aracı olarak bilgiyi değil betonu görenler, şimdi arşa kadar ulaştırdığımız betonlar üzerimize çöküyor. Kalkınmayı bırakın, geri gittikçe gidiyoruz. Bir şeye erişimi engelleyecekseniz, krize, yolsuzluğa ve yoksulluğa erişimi engelleyin. 2018 yılında yayınlanan Sansür Raporu’na dahi sansür uyguluyoruz. İşi “Olacak O Kadar” skecine çevirdik beyler. Türkiye'de basın “yayın yasağı” kavramı üzerinden dizayn ediliyor. Birçok milliyetçi gazeteci anlamsız davalarla taciz ediliyor, Avrupa’ya gittiğimizde Avrupalı parlamenterlere malzeme oluyoruz.

Son günlerde “Adil kullanım kotasını kaldırıyoruz, internet sınırsız olacak.” dediniz, sevindik fakat şimdi herkes isyanda, en düşük tarifenin 70 lira olacağı söyleniyor. Zam yaparak sınırsız yapar interneti herkes, bu kaçınca kaş yapayım derken göz çıkarışınız?

Sayıştay BTK’ye yaptığı denetimlerde birçok uygunsuzluk tespit etmiştir. Kurum, Merkezi Yönetim Bütçe Yönetmeliği’ne aykırı hareket ederek taahhüt kartı düzenlememiştir. Bu durum, taahhütlerin takibine engel olmaktadır. Bu konuda BTK verdiği cevapta “Gerekli işlemler yapılacaktır.” diyor. Hesapların gerçekleri yansıtmadığı bir durum yaratmak suç mu, suç değil mi? “Gereğini yaparız.” diyecekleri kadar basit bir olay mı bu?

Sayıştayın ikinci bulgusu, 5651 sayılı Kanun’la verilen görevlere ilişkin yapılacak her türlü mal ve hizmet alımları usulünün yönetmelik yerine kurul kararıyla belirlenmesidir. Bu yapılan suçtur; esasları yönetmelik belirler, kurul değil. Yasal olmayan bu karar Resmî Gazete’de bile yayınlanmamış, kurumun sitesine dahi konmamıştır. Bu gizlilik neden? Kurul tarafından alınan kararda, doğrudan temin ve pazarlık usulü olmak üzere iki ihale usulü belirlenmiştir. Bunun Türkçesi “İlan yapılmaksızın istediğini çıkar, teklifi versin, sen de ihaleyi ver.”dir. Uygulanan usullere bahane “ihtiyaçları süratle karşılamak” olarak gösterilmektedir. Bizim istediğimiz, ülkenin teknolojik ihtiyaçlarını süratle karşılamanız, ihaleyi alanların nakit ihtiyaçlarını değil.

Sayın milletvekilleri, ama haklarını yemeyelim, bazı teknolojileri yakından takip ediyorlar, mesela araba teknolojisini. Türkiye'de üretilen araçlar ihtiyaçlarını karşılamamış, kanuna uygunsuz, lüks ve yabancı menşeli Tiguan araçlar, Mercedes otobüsler almışlar; görünen o ki herkesten de pahalıya almışlar. Aradığınız teknik özellik nedir, aracın lüks olması mı? Dünya Endüstri 4.0, yapay zekâ, nesnelerin interneti, dört boyutlu yazıcılar gibi yeni teknolojileri konuşurken bizim bugün hukuksuzluk, yolsuzluk gibi hoş olmayan konuları konuşuyor hâle gelmemiz içimizi acıtıyor. Çağ atladık diye gurur duyduğunuz Türkiye'yi teknolojide 20’nci yüzyıla, demokraside 18’inci yüzyıla atlattınız, eserinizle gurur duyun.

Birkaç sözümüz de sivil havacılıkla ilgili olacak. Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” parolasıyla Türkiye, cumhuriyetin kurulduğu ilk günlerden başlayarak yatırım yapmış; gök okulları ve uçak fabrikalarını açmış, hatta Nuri Demirağ önderliğinde Türk mühendisler ve yerli imkânlarla yapılan yolcu uçağı 1938 yılında Avrupa’da 1’incilik ödülü almış. Her seçim döneminde billboardları süsleyen yerli yolcu uçağı aslında seksen yıl önce göklerdeydi. Modern dünyanın “hız”, “konfor”, “zaman” kavramlarına ilaveten son günlerde ülkemizde, maalesef, ulaşım güvenliği de ön plana çıkmıştır. Bu vesileyle Ankara’daki YHT kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diliyorum.

Millî tasarım ve üretime yönelik kabiliyetin elde edilmesi yerli havacılık sanayisinin önünü açacak ve havacılık alanında kalıcı olduğumuzu kamuoyuna gösterecektir. Bunun için gerekli çalışmaların acilen yapılması gerekmektedir. Uçuşların siber güvenliğini sağlayabilmek için felaket kurtarma merkezleri kurulmalı, sivil havacılığın geliştirilmesi için sivil havacılık merkezleri yaygınlaştırılmalı, amatör ve sportif havacılığın önündeki bürokratik engeller kaldırılmalı, engelsiz havaalanlarının oranı yüzde 100’e çıkarılmalı, hava-kara taşımacılığı entegrasyonu tamamlanmalı. Yerli Google Earth olarak tanıtılan HGM Küre, HGM Atlas uygulamalarını bir an önce hayata geçirmeliyiz.

Hızlı ve plansız büyümenin doğurduğu bir diğer sonuç da nitelikli meslek profesyoneli açığıdır. Genel Müdürlük 2018 verilerine göre eğitici yetkisi almış personel sayısı 15’tir. Bu noktada, Hükûmetin planlamadaki eksikliği öne çıkıyor. Plansızlıktan, birçok gencimiz havacılıkta geçerli bir meslek sahibi olacakken işsiz kalacakları alanlara yönlendiriliyorlar.

Hükûmetimiz her ile havaalanı projesiyle yola çıktı fakat şimdi tabloya baktığımızda, vatandaş uçamasa da milyonlarca lira havaya uçtu. Türkiye’de sivil alanda hizmet veren 54 havaalanı bulunmaktayken bunların bir kısmı atıl vaziyette, bir kısmına haftada sadece 1 sefer yapılabiliyor, kimisini de nar bahçesi yapıyorlar.

Sayıştay raporlarına yansıyan Zafer Havalimanı’yla ilgili konuştuk, sürem de azaldığı için orayı geçiyorum.

Ülkemizdeki havaalanları birer seçim vaadi olarak kullanılıyor. Neticesinde, milyonlarca lira toprağa gömülüyor. O parayı ilde havacılık eğitimine ayırsak insanlarımıza yeni iş kolları açabiliriz, bu da katkıdır, bu da oy getirir inanın.

Havaalanlarından söz etmişken, 2011 yılından beri her yıl “Bu sefer bitecek.” denilen, defalarca temeli atılan, şimdilerde biraz evvel bahsettiğim nar bahçesi olarak kullanılan Mersin’deki Çukurova Bölgesel Havalimanı’ndan da bahsetmek istiyorum. 2017 yılındaki kim bilir kaçıncı temel atma töreninde dönemin Ulaştırma Bakanı “29 Ekim 2018’de açılışını yapacağız.” demişti. 29 Ekimde Mersin’deydik, hiçbir açılış olmadı. Ardından öğrendik ki altyapı işlemlerinin dahi sadece yüzde 40’ını bitirmişiz. Şimdi ise inşaat yeniden durdu, işçiler çıkarıldı, şirketle ilgili ihalenin feshedileceği söyleniyor, verdiğimiz soru önergelerine de herhangi bir cevap alamıyoruz. Bu sözleşmenin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sıdalı, bir dakika daha ilave edelim.

ZEKİ HAKAN SIDALI (Devamla) – Çok teşekkür ederim.

Bu sözleşmesi iptal edilen kaçıncı müteahhit? Allah aşkına, bu müteahhitleri işi yapmak için mi, yapmamak için mi seçiyorsunuz? İkinci kere müteahhit değişmemeli. Her seçim döneminde “Açacağız, açıyoruz.” diye “billboard”ları dolduruyorsunuz. “Billboard” kalkınmacılığı yapmayı bırakın da memlekete faydalı işler yapalım hep beraber.

Son olarak, havalimanı inşaat sahasının 150 dönümünün biraz evvel bahsettiğim gibi nar bahçesi olarak değerlendirildiğini öğrendik. Kaynak yaratmak için narları satışa çıkarmışlar, umarım alan olmuştur. Herkese istediğiniz an kaynak buluyorsunuz da Mersin’e yatırıma niye kaynak bulamıyorsunuz diyerek sözlerimi bitirmek istiyorum.

Bu bütçenin milletimize 2019 yılında hayırlar getirmesini dilerim.

Tüm Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sıdalı.

Sayın Altay, sisteme girmişsiniz, bir söz talebiniz olmuş.

Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu Recep Tayyip Erdoğan’a milletin Meclisinden hatırlatmayı milletin vekâletini üstlenmiş bir siyasetçi olarak görev saydığına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Parlamentomuzun önemli işlevlerinden birisi de demokrasiyi korumaktır, yaşatmaktır, yüceltmektir. Bir tek şey istiyor buradaki herkes bildiğim kadarıyla; huzur istiyor, refah istiyor, itiş kakış istemiyor.

Şimdi, ben bir ay önce Mecliste bir basın toplantısı yapmıştım, doğal gaz zamları gelmişti ve demiştim ki: Gelişmiş ülkelerde böyle büyük zam geldiğinde ahali sokağa çıkar. Tabii, sokağa çıkar derken yakmadan, yıkmadan, kırmadan, dökmeden barışçıl gösteriler yapılır ve hükûmetler bu noktalarda uyguladıkları ekonomik politikaları sorgularlar. Bu, nerede olur? Demokrasilerin olduğu yerde olur. Şimdi, bugün Sayın Cumhurbaşkanı benzer bir sözü şöyle eden bir gazeteciye… Şimdi, gazeteci de aslında diyor ki: “Kimse sokağa da çıkamaz kardeşim, Türkiye’de korku iklimi oluştu, baskı toplumu oluştu.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu mühim bir konu Başkanım, memleketin barışı, huzuru söz konusu.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Hadi bakalım, barışçıl bir eylemle zamları protesto edelim, bakalım kaç kişi gelecek.” diyor, gelme umudu olmadığını söylüyor. “Bireysel ve toplumsal muhalefeti baskı altına alan, yıldıran bir iktidar orta yerde var.” diyor. Gösteri hakkı, protesto hakkı en doğal haktır. Şimdi, bu gazetecinin söylediği ile benim bir ay önce Mecliste söylediğim üç aşağı beş yukarı aynı şey. Üzücü olan şu, demokrasimiz adına üzücü olan şu, bugün hazret konuşuyor, aynen şöyle konuşuyor: “Ahlaksıza bak, ahlaksıza! Bu ne terbiyesizlik? Zaten bunlara yargı gerekeni yapacak.” Yargıya da siparişi veriyor. Tıpkı Emin Çölaşan ile Necati Doğru için verdiği, adrese teslim sipariş gibi Fatih Portakal için de sipariş veriyor. Şimdi, Sayın Başkan, kimsenin kişisel avukatlığını yapmayız tabii ama demokrasiyi savunmak, herkesin, 81 milyonun, AK PARTİ’li, HDP’li, CHP’li, MHP’li herkesin hukukunu savunmak da bizim işimiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Şimdi, bu yaklaşım bu ülkeyi, bu milleti ayrıştıran, bölen bir yaklaşım. Yani en temel hakkını kullanmak isteyen birine “ahlaksız” diyen bir Cumhurbaşkanı, toplumun tamamının Cumhurbaşkanı olamaz, olamaz. Bu toplumu kafalarda ayrıştırdıktan sonra bu toplumun bölünmesini de kimse engelleyemez.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi, demokrasi varsa ve işliyorsa iktidar sokaktan korkmaz ama devleti bir diktatör yönetiyorsa işte diktatör sokaktan korkar. Dünyanın her yerinde -189 ülke mi var- 189 ülkede bu böyledir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu Recep Tayyip Erdoğan’a milletin Meclisinden hatırlatmayı, milletin vekâletini üstlenmiş bir siyasetçi olarak görev sayıyorum. Genel Kurulun ve yüce milletimizin takdir ve vicdanına arz ederim efendim.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Nereden çıktı bu şimdi?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ne?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Zengin.

33.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, toplumda bir ayrışma olduğuna inanmadığına, sokağa çıkmanın yöntemlerinin belli olduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, izninizle cevap vermek istiyorum sayın mevkidaşımıza.

Çok bağırdılar kendisi ama bağırmak tabii haklı kılmıyor insanları.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Vay, vay, vay! Bağıran Cumhurbaşkanı.

BAŞKAN – Sayın Zengin, yalnız…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ses tonuma da ben karar vereyim ya, ona da mı siz karar vereceksiniz?

BAŞKAN – Bir saniye…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Allah Allah! Ses tonuma da karışıyorlar ya!

BAŞKAN – Yani, açıklamalarınızı 60’a göre yerinizden veriyorum. Ben bunu bir sataşma olarak da değerlendirmedim. Siz de bir açıklama yapın elbette ki.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben öyle telakki ediyorum, sataşmanın ötesinde telakki ediyorum.

Şimdi, ben toplumumuzda bir ayrışma olduğuna inanmıyorum ama bu konuşma üslubu bence evet, bölüyor yani Sayın Altay’ın bu üslubu -bağırarak- işte bu tarz bölüyor, insanlarımızı bölüyor çünkü siyaseti bu şekilde yapıyor olmak… (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, susalım lütfen.

Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) - …siyaseti bu hâliyle anlatıyor olmak bölüyor.

Evet, demokratik haklarını insanlar kullanırlar, bunun envai türlü yolu var. Bence de en temel yolu oy vermek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bugüne kadar milletimiz defaatle bu manada hakkını kullandı. Üç gün sonra seçimler var. Burada da demokratik olarak eğer varsa tepkisi zaten ortaya koyacaktır.

Sokağa da çıkabilir, bunun da yöntemleri bellidir sokağa çıkmayla alakalı ama daha evvel Gezi’den yola çıkarak özel bir kampanya yapmak şartıyla özel bir kampanyanın parçası olarak medyada, basında sokak kışkırtıcılığı yapmak ile demokratik hakkı kullanmayı ayırt etmek gerekiyor.

Bu manada, biz ne sokaktan ne seçmenden ne tepkiden, hiçbirisinden kaygı duymuyoruz; tam tersine, bunları kale alıyoruz, ciddiye alıyoruz ve siyasetimizi de muhataplarımızı dinleyerek yapıyoruz. Karşılığı da ortada senelerdir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, üslubumun Türkiye’yi, toplumu böldüğünü iddia etmek suretiyle, İç Tüzük 69’a göre, şahsıma sataşmıştır, söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika söz veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Artık sesimizin -oktav mı deniyordu, ne deniyordu- oktavını da iktidar partisi ayarlayacak. Ya, bazen çok “soft” konuşuruz, bazen sert konuşuruz.

Benim içim yanıyor. Bu millet demokrasi aşığı bir millettir, bu millet bütün darbeleri elinin tersiyle itmiş bir millettir. Şimdi orta yerde demokrasiyi yeniden ortadan kaldırmak isteyen biri var. “Sokağa çıkalım.” diyene ya “terörist” diyor ya “bölücü” diyor.

Şunu alışkanlık hâline getirdiniz: Bütün iyi şeyleri Tayyip Erdoğan yapar, bütün kötü şeyleri ya Allah ya dış güçler yapar. Ayıp ya, ayıp!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Haşa ya! Engin Bey, ne oluyor ya, ne demek ya! Ayıp bir şey.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bu ne ya! Lütfen…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Evet, öyle diyorsunuz. Ayıptır. Evet, evet, ihmalinizden, ehliyetsiz, liyakatsiz kadrolaşmanızdan kaynaklı, adına “kaza” dediğiniz faciaları Allah’a yüklemiyor musunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hayır ya, öyle bir şey söylenmedi ya.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Şimdi, efendim, ben bir şey söyledim. Sesim az çıkar, çok çıkar.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Normal konuşmuyor efendim, normal konuşmuyor.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yakında elinizden gelse bizi de burada konuşturmayacaksınız da.

Ya, insanların, seçilmiş bir milletvekilinin sokağın demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu bilememesini “Üç gün sonra seçim var zaten, tepkinizi orada gösterirsiniz.” demesini, Sayın Zengin, yadırgıyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben de sözünüzü.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Siz siyasetçisiniz, öyle şey olur mu?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Gayet olur, ben söyleyeyim size, olur.

BAŞKAN – Sayın Zengin, bekleyelim.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Olmaz öyle şey.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben karar veririm ne söyleyeceğime.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Eğer sokak olmasaydı…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Oraya gelmek istiyorum.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Verir söz zaten, telaş etme ya.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Telaş etmiyorum.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Eğer sokak olmasaydı bugün -Allah’ım esirgesin- 15 Temmuz başarılı olurdu.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ya, ya, ya…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ne diyorsunuz siz? 15 Temmuzu engelleyen sokaktır, bu millettir. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) 15 Temmuz neydi? Bir demokrasi talebiydi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, bunu kaç kere söyledik…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Bir dinle ya, bir dinle!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Gezi’de gördük, Gezi’de.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sokağa iki şey için çıkılır: Ya demokrasiyle ilgili bir talebiniz vardır ya ekonomiyle ilgili bir talebiniz vardır. Sokağa başka türlü zaten çıkılmaz. Onun için gelin… Elbet tekrar söylüyorum; vandalizme, kırmaya, yakmaya, dökmeye şiddete karşıyım, bunların hiçbirini meşru saymam, yapanı kusurlu bulurum, ayıplarım ama “Hak istiyorum, zam istemiyorum.” diye sokağa çıkana terörist yaftası yapıştırmak bu millete ve bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir ve biraz da ahlaksızlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan ya, hadi oradan!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – 69’a göre söz istiyorum, oraya gelmem lazım. Sataşmanın en âlâsı var.

BAŞKAN – Sayın Zengin, 69’a göre söz isterken gerekçesini de bir açıklar mısınız, neden dolayı istediğinizi?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Lütfen, şahitsiniz yani sonuçta siyaset yaptı, benim bütün konuşmalarıma cevap verdi.

BAŞKAN – Sayın Zengin…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben izah ettim.

BAŞKAN – Bir saniye arkadaşlar, bir dakika. Bir grup başkan vekili bir talepte bulunuyor. Ben de anlamaya çalışıyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın grup başkan vekili benim söylediğim bütün şeylerin hepsine şahsıma yönelik cevap verdi. Siyaset bilmemekten pek çok şeye kadar, evet…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Öyle demedim. Öyle demedim “Siyaset bilmedi.” demedim. “Bir siyasetçiye yakıştıramadım sokaktan korkmasını." dedim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Gelmek istiyorum, müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz iki dakika.

Sayın Zengin, artık bir toparlayalım konuyu.

2.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sayın mevkidaşım yine aynı yönde bir konuşma yaptı. Konuşmamı eğer dinlemiş olsaydınız…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Siz de benimkini dinleseydiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Dedim ki: Biz sokaktan korkmuyoruz, çünkü zaten sokakta siyaset yaparak buralara geldik, biz eylem yapa yapa geldik buralara, hayatımız böyle geçti.

NURAN İMİR (Şırnak) – Parti binalarımızı basacak kadar korkuyorsunuz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, dinleyelim lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Şimdi, geldiğimiz noktada şunu ifade ediyoruz: Barışçıl anlamda yapılan, hukuka uygun yapılan bütün gösteriler zaten demokrasilerde serbesttir ama siz sokağa hukuksuzluk için çağırıyorsanız işte o zaman bir sorun var demektir.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Yok mu sorun Türkiye'de? Türkiye'de sorun yok mu?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – O sebeple bizim açımızdan birkaç tane aşaması var: Seçimlerde oy kullanmak tepkinizi göstermenin bir yöntemidir, barışçıl eylem yapmak hukuka uygun bir yöntemidir, bunların hiçbirine itirazımız yok ama siz şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: “Sokağa çıkan insanlar 15 Temmuzda vatanı kurtardı.” Amenna. Peki, kimin davetiyle çıktılar sokağa? Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle çıktılar.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Allah Allah!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ben davetsiz çıktım, davetsiz.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Şunu görmemiz lazım: Daha evvel Türkiye'de bunun bir örneği yok.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – İftira atıyorsun, iftira!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Davetsiz çıktım.

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlar.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Siz 1960’da darbecileri sokağa çağırdınız. Adnan Menderes’le ilgili yapılanları Türkiye unutmadı daha. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunların hepsi hafızamızda.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ayıp, ayıp!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen…

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – O sebeple, Sayın İslam, cümlemi bitirmek istiyorum, oturur musunuz lütfen.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Bakın, hayır, Erdoğan’ın nerede olduğunu bilmeden davetsiz çıktım.

BAŞKAN – Sayın İslam, lütfen oturun yerinize.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – O sebeple siz insanları sokakta teröre çağırıyorsunuz Gezi’de olduğu gibi, terör yapmaya çağırıyorsunuz. Barışçıl anlamda ne yaparsanız arkasındayız, hukuken ne yaparsanız arkasındayız, seçmene dönük olarak yapılan seçim kampanyası adına her şeyin arkasındayız.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Ya, milletvekillerimiz hapishanede. Ne diyorsunuz siz ya?

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Sokaktan asla korkmuyoruz ve o sebeple de bu söylenenlerin hepsini reddediyorum. Bu dille siz bu ülkeyi bölmeye çalışıyorsunuz.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler, sağ olun.

AYDIN ÖZER (Antalya) – Cumartesi annelerinden korkuyorsun, terörist mi onlar?

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bir saniye…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Bir dakika ya… Söz istiyorum, sataşma var hocam, pardon.

BAŞKAN – Sayın İslam, bir oturun lütfen yerinize.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Söz istiyorum efendim, sataşma var.

BAŞKAN – Sayın İslam, lütfen oturun yerinize. Bakın, bir grup başkan vekili söz istedi. Yani burada her milletvekili kalkıp da “Söz istiyorum.” derse bu işin içinden çıkamayız, lütfen.

Sayın Altay…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Kusura bakmayın da sadece milletvekiliyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Biliyorum, biliyorum yani ben bir Meclis Başkan Vekili olarak onu biliyorum elbette, bilmem gerekiyor.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ne yapalım, söz istemeyelim mi?

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, sen bir otursana yerine, sen arkaya bir otur.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ya sana ne ya, bak işine!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Otur, otur, hadi, sen otur.

BAŞKAN – Sayın Altay, sizden ricam, toparlayıcı konuşmayla konuyu bir toparlayalım. Çünkü artık İYİ PARTİ Grubu bekliyor değerli arkadaşlarım.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben şu sebepten söz talep ediyorum: Sayın mevkidaşım beni ve partimizi -muhtemelen- 1960 darbecilerini sokağa çağırmakla itham etti. Bu bir ağır sataşmadır.

BAŞKAN – Buyurun.

Sizden ricam: Başka bir sataşmayı doğurmadan -tecrübeli bir arkadaşımız olarak- konuşmanız. Artık İYİ PARTİ Grubunun konuşmacılarını da bekletmek de istemiyoruz.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Cumhuriyet Halk Partisinin resmî görüşü olarak söylüyorum: Cumhuriyet Halk Partisi açısından 27 Mayıs 1960 ihtilaliyle, darbesi ile 12 Eylül 1980 darbesi aynıdır, aynıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Aynı.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yine, 12 Mart 1971 muhtırası ile 28 Şubat 1997 muhtırası aynıdır, aynıdır. Resmî görüşümüzü söylüyorum, hiçbir Cumhuriyet Halk Partili bunun aksini iddia edemez.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şu an söylüyorsunuz.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Yine söylüyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şu anda böyle söylüyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Zengin, lütfen, rica ediyorum…

ENGİN ALTAY (Devamla) – Sayın mevkidaşım, aç, Meclis tutanaklarına bak, Engin Altay bunu sekiz sene önce söylememişse siyaseti bırakırım, yazıklar olsun, tutanaklara bakın. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben sizden bahsetmiyorum, şahsınızdan bahsetmiyorum.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ve 27 Nisan elektronik muhtırası da 15 Temmuz kadar adi ve alçak bir girişimdir. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bravo, bravo!

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama biz 27 Nisan elektronik muhtırasını verenlere sonra Erdoğan’ın neler verdiğini de biliyoruz. Anladın mı? (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne verdi?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yapmayın ya.

ENGİN ALTAY (Devamla) - Sokağa terörü ve teröristi çağıran alçaktır, namerttir, şerefsizdir ama hak, hukuk, adalet için sokağa çıkan herkese “terörist” diyen de alçaktır, namerttir.

Olur mu ya! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Birleşime beş dakika ara veriyorum arkadaşlar.

Kapanma Saati: 17.13

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın Zengin, bir açıklamanız olacaktı.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Şöyle toparlamak istiyorum, aslında daha uzun söz hakkım da yine olsun ama benim Engin Altay’ın konuşmasından anladığım, her birimiz Türkiye'de geriye dönük olarak bütün darbelerden rahatsızız, bütün darbeleri kınıyoruz, yanlış buluyoruz, hukuksuz sokağa çağrıları da aynı oranda haksız buluyoruz. En azından bu konuda hemfikir olduğumuzu belirterek devam edelim istiyorum. Ama daha sonra geriye dönük olarak tarih anlamında belki konuşma imkânımız olur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

İYİ PARTİ Grubunun konuşmacılarıyla devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ Grubu adına söz isteyen Adana Milletvekilimiz Sayın İsmail Koncuk.

Sayın Koncuk, süreniz 10 dakika.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. İYİ PARTİ adına Millî Eğitim Bakanlığı bütçesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım.

Evet, aslında süremizin de uzatılması lazım Sayın Başkanım, bizim insicamımızı, sıramız geldiğinde, o tartışma bozdu, dolayısıyla Meclisteki insicamı da bozdu. Millî eğitim gibi önemli bir konuyu görüşüyoruz, milletin gelecek davasından bahsediyoruz; millî eğitimi böyle görmemiz lazım. “Devlet-i ebet müddet” sözünün yerine gelmesi için millî eğitimde başarı sağlamaktan başka bir yolumuz yok. Hani “beka davası” diyoruz ya işte o beka davasının temel hareket noktası Türk millî eğitiminde başarıyı sağlamak.

Sayın Bakanımız burada, Sayın Bakan yeni geldi, çok değil Bakanlığa atanmasından bu tarafa geçen zaman ama tabii Millî Eğitim Bakanlığında yanlış işler yapıldı; Sayın Bakandan cesur kararlar almasını bekliyoruz öncelikle yani Millî Eğitim Bakanlığında gerçekten cesur kararlar alınması lazım. “Şu ne der?” “Bu ne der?” mantığını bir yana bırakarak “Öğretmenlerimizi nasıl sahipleniriz?” “Öğrencilerimizden arzu ettiğimiz faydayı ülke geleceği adına nasıl sağlarız?” bunun temel adımlarını cesur kararlarla atmamız lazım. Peki, nasıl yapacağız bunu? Rakamlara girmeyeceğim, Millî Eğitim bütçesi geçen sene 92 milyardı, bu yıl 113 milyara çıktı, oransal olarak bir artış yok aslında; rakamsal olarak bir artış var ama oransal olarak 12,13’ten 11,84’e düştü ama daha önemli şeyler var. Bir kere, Millî Eğitim Bakanlığında kuralla çalışacağız yani bir Millî Eğitim Bakanı değiştiğinde sistem değişmeyecek, neler olacağını hepimiz bileceğiz. Örnekler vereceğim, mesela 2011’de kaldırdığınız sözleşmeli öğretmenlik sistemini 2015-2016’da yeniden getirmeyeceksiniz. Böyle el yordamıyla, karanlıkta yürüyen, görme engelli bir insanın yaklaşımıyla Türk millî eğitiminin meselelerini çözemeyiz. Dolayısıyla sağlam koyacağız kuralları ve biz riayet edeceğiz. Sözleşmelilik sistemi, şu anda Millî Eğitim Bakanlığının yumuşak karnıdır, aslında Hükûmetin de yumuşak karnıdır, sadece Millî Eğitim Bakanlığında sözleşmeli statü yok. Bu sözleşmelilik sistemi olduğu sürece, millî eğitim bakanlarını da Türk millî eğitimini de sürekli tartışmak zorunda kalacağız çünkü sözleşmelilik sistemi açık insan hakkı ihlalidir, hukuk ihlalidir ve hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Onun için, bu sistemi kökten kaldıracağız, bunu kaldıramayan bir millî eğitim bakanı, ne kadar doğru işler yaparsa yapsın, sürekli tartışılan bir bakan olacaktır.

Neyi sağlayacağız? Huzuru sağlayacağız. “Kurallı” derken, “kurallı bir yönetim” derken huzuru sağlayacağız. Huzuru nasıl sağlayacağız? Şöyle sağlayacağız: Bir öğretmen atandı. Atıyorum Hakkâri’ye atandı öğretmen olarak. Atandığında, Hakkâri’de kaç yıl çalışacağını bilecek. Atıyorum, dört yıl. Dört yıl bittikten sonra tayin isteğinin gerçekleşeceğini bilecek ama Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya, diğer mahrumiyet bölgelerine atadığımız öğretmenlerimiz, üç yıllığına, dört yıllığına atadığımız öğretmenlerimiz on üç yıl, on beş yıl orada, âdeta çakılı kadroda çalışırsa, siz bunu öğretmene anlatamazsınız, izah edemezsiniz. Dolayısıyla, kural koyacağız. Beş yıllığına mı gönderdik; beş yıl çalışacak orada kardeşim, altıncı yıl tayin isteği gerçekleşecek. Bunu yapamayan bir millî eğitim ileri yürüyemez.

Mesela il içi özür tayinleri. Çok teferruat gibi gelebilir size ama bunlar öğretmenleri çok yakından ilgilendiriyor. Mesela Kaş ilçesini ele alın, eşin biri Kaş ilçesinde, bir tanesi Gazipaşa’da. Arada 240 kilometre var. Aynı ilde çalışıyorlar güya. 240 kilometre. Çalışabilir ama eşinden kaç yıl ayrı Kaş’ta çalışacağını ya da Gazipaşa’da çalışacağını o öğretmen bilecek ve huzurla çalışacak ama üç yıl, beş yıl, on yıl, bu süre bilinmediği takdirde, öğretmenlerimizden arzu ettiğiniz verimi elde edebilmemiz mümkün değil.

Yönetici atama sistemi kaç kere değişti, biliyor musunuz? Defalarca değişti. On altı yıllık iktidarınızda defalarca değiştirdiniz. En son yaptığınız faciaydı. 2014 yılında yönetici atama sistemini öyle bir değiştirdiniz ki 15-16 bin okul müdürü bir gecede görevlerinden oldu. Yani darbelerden konuşuyoruz, 12 Eylül darbesinde bile görmedik böyle bir şeyi biz. Yani o askerî darbelerde bile görmedik ama maalesef sizin iktidarınızda gördük yani devlete, millete yıllarca hizmet vermiş okul müdürlerimizi bir gecede bir kanunla görevlerinden alaşağı ettiniz ve aldıkları mahkeme kararlarını uygulamadınız. Ölenler var, rahmete erenler var; onlarla nasıl helalleşirsiniz bilmiyorum. Binlerce de okul müdür başyardımcısı, müdür yardımcısı var. İnsan Kaynakları Genel Müdürümüz de buradaydı, o bilir. Dolayısıyla bunları kurallı hâle getirmemiz lazım. Bunu Sayın Millî Eğitim Bakanını eleştirmek adına söylemiyorum çünkü onun dahli yok, Ziya Selçuk’un bunda dahli yok. Umarım Sayın Bakan yapılan bu hatalardan ders alarak bir sağlam yönetici atama sistemi ortaya koyar.

Değerli milletvekilleri, atalar çok güzel sözler söylemiş. Mesela bir tanesi: At yiğide göre kişner. Yani biz eğitim liderlerini bulacağız. Okul müdürü eğitim lideridir; il, ilçe millî eğitim müdürü, şube müdürü, il millî eğitim müdür yardımcısı eğitim lideridir; okul müdür yardımcısı, müdür başyardımcısı eğitim lideridir. Dolayısıyla, bu insanları en liyakatli, en başarılı, en donanımlı öğretmenler arasından seçecek bir sistemi kurgulamadığınız sürece eğitimde başarılı olamazsınız.

Sayın Cumhurbaşkanı çok sıklıkla söyler “Eğitimde istediğimiz başarıyı elde edemedik.” diye. Sebebi budur. Neden? İlk düğme yanlış iliklenmiştir. O ilk düğme, yönetici atama sisteminin bugüne kadar kurgulanamamış olmasıdır. İnşallah bu problemleri zaman içerisinde çözeceğiz.

Öğretmen ataması konusu: Sayın Bakanım şubatta 20 bin atama yapacak ama bu 20 bin yetmez. Sözleşmeli öğretmenlik sistemini getirdiniz, zaten sözleşmeli atayacaksınız bunları ama 20 bin yetmez. Şubatta 40 bin öğretmen atama talebi çok güçlü bir talep -zaten 117 bin norm açığımız var- son derece tabii bir taleptir. Ama bu talebi yerine getirmek varken ücretli öğretmenlik sistemini desteklemek anlamına gelecek… 100 Günlük Program içerisinde var Sayın Cumhurbaşkanının açıkladığı, “Ücretli derse girenlerin ücreti artacak.” diyor. Böyle bir şey olur mu ya? Ücretli öğretmenliği sistematik hâle getirmek, eğitim pedagojisiyle ve yıllardır mücadelesini verdiğimiz “Ücretli öğretmenlik sistemi kaldırılsın.” iddiamızla taban tabana çelişir bir durum arz eder.

Onun için, Sayın Bakanım, bu yanlıştır, bunun yanlış olduğunu siz de biliyorsunuz. Ücretli öğretmenliği asıl atama şekline getiren ücretli öğretmenlerin ek ders ücretini yüzde 100 artırmak son derece yanlıştır, bir vebaldir. 400 bin memleket evladı atama beklerken ücretli öğretmenliği siz bir sistem hâline getiremezsiniz. Dolayısıyla bundan, bu sevdadan vazgeçmek lazım.

Ücretli öğretmenlikten sonra, bu 3600 ek gösterge meselesi, 100 Günlük Eylem Planı içerisinde var, umarım sözünüze sadık kalırsınız. Yüz gün içerisinde bunu yakından takip edeceğiz. Öğretmenlerimizin; sadece öğretmenlerimizin değil tabii, bütün memurlarımızın ek gösterge meselesini çözmemiz lazım. Çünkü sözünüz 4 hizmet koluna ilişkin. Nedir onlar? Sağlık, din görevlisi, öğretmenler ve Emniyet teşkilatıdır. 100 Günlük Eylem Planı’nızda öğretmen var ama diğer söz verdiğiniz kesimler yok. Aslında defalarca bu kürsüden ifade ettik. Bütün memurlarımız bakımından ek gösterge rakamlarının masaya yatırılması lazım, cesaretle bunu yatırabilmemiz lazım. İnşallah bunu da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN –Sayın Koncuk, devam edin.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Sayın Bakanım, burada, teftiş konusu önemli. Şu anda boş oturan, yaklaşık 2 bin civarında zannederim, maarif müfettişimiz var. Bakanlık bünyesinde de 500 civarında Bakanlık müfettişimiz var. Tek sistem altında toplanması son derece doğru bir yaklaşım, onu destekliyoruz yani bakanlık müfettişliği sisteminin getirilmesi doğru ama sayı artırılmalı. 250 kadro alındığını duydum, bu yeterli değildir. En az bin kadro tahsis edilmelidir çünkü teftiş önemlidir. Ceza vermek adına değil, elbette teftiş etmek adına ve yol göstermek adına önemlidir. İnşallah Sayın Bakan bunu da başarır diyorum.

Ek derslerin gösterge rakamları Sayın Hüseyin Çelik döneminde, 2006’da artırıldı. Aradan kaç yıl geçmiş? On iki yıl geçmiş. On iki yıldır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMALİ KONCUK (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika daha…

BAŞKAN – Bir dakika daha veriyorum Sayın Koncuk.

Buyurun.

İSMAİL KONCUK (Devamla) – Bu ek ders gösterge rakamlarının artık günümüzün ekonomik şartlarına uygun hâle getirilmesi lazım ve ek ders esaslarının Türkiye'nin eğitim gerçeklerine uygun olarak yeniden değerlendirilmesi lazım.

Tabii, burada şunu da söyleyeyim: Öğretmen meslek kanunu son derece önemli. Bu, kamuoyunda şeffaf olarak tartışılmalıdır. Öğretmen meslek kanununun içerisinde neler olmalıdır? Öğretmenin itibarını artırabilmek için neler yapabiliriz, hangi tedbirleri alabiliriz? Bunu eğitimin tüm paydaşlarıyla beraber değerlendirmek lazım ki sağlam bir öğretmenlik meslek kanunu ortaya koyabilelim diyorum.

Ben çok şey daha söyleyebilirim bu konuda ama zamanım dar. Başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, kurumlarımıza ait bu bütçenin ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyor, saygılar sunuyorum. Sağ olun, var olun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına söz sırası Ankara Milletvekilimiz Sayın Ayhan Altıntaş’a aittir.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Altıntaş.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bütçe kanununun Yükseköğretim Kurulu maddesi hakkında konuşmak istiyorum.

Konuşmama geçmeden önce, evvelki gün hızlı tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum.

Ayrıca, geçen hafta şehit edilen Rize Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum.

Bu vesileyle, emekli Emniyet mensuplarının bir talebini kısaca dile getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, Emniyet hizmetleri yorucu, yıpratıcı ve yüksek risklidir. Emekli olduklarında da bu risk azalmaz, emekli personel, hakkında işlem yaptığı kişi ve grupların hedefi olmaya devam eder. Devlete ve halkımıza tüm varlığıyla hizmet etmiş ve canını dahi esirgememiş emekli ve emekli aylığı bağlanmayı hak eden polislerimizin, emekli maaşlarının düzenlenmesi hakkında istekleri vardır. 2006 yılında verilmeye başlanan, 100 TL olan iyileştirmenin aradan geçen on iki yıl sonunda güncellenmesini istiyorlar. Ayrıca Devlet Memurları Kanunu’nun 152’nci maddesine göre belirlenen emniyet hizmetleri tazminatı oranına yüzde 40 ilave edilmesini talep ediyorlar. Emekli olmuş personelin aylıkları yüzde 50 azaldığından, bu personelimizle birlikte, vefat etmiş olan polislerimizin geride kalan dul ve yetimleri de biraz olsun rahat nefes alabileceklerdir. Konuyu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının gündemlerine alıp sonuçlandırmalarını beklemekteyiz.

Şimdi, YÖK hakkında konuşmama geçiyorum.

Bildiğiniz gibi, YÖK, 12 Eylül 1980 darbesinin bir ürünüdür. Bu nedenle, uzun yıllar, özellikle özgür üniversite talep eden her kesimin eleştirilerine maruz kaldı. En çok eleştirenlerden biri de AK PARTİ’ydi. Ancak, ilerleyen zaman içinde iktidar YÖK’ü teslim alarak kullanmaya başladı ve iktidar açısından özgür üniversite talebi de bitti. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ise üniversiteler YÖK’le beraber Cumhurbaşkanlığına tabi oldu ve siyasilerin rektörler ve üniversiteler üzerindeki tam kontrolünün yolu açıldı. Çıkarılan KHK’lerle tüm dekanlar istifa ettirildi, ben de istifa ettim bu arada. Rektör atamalarında öğretim üyelerince seçim ve YÖK sıralama işlemi rafa kaldırıldı ve doğrudan Cumhurbaşkanınca atama usulü getirildi. Liyakat ve akademik yetkinlik yerine, siyasi iktidara yakınlık ve biat etme kültürü öne çıktı. Hatta öyle ki bir ara, rektör olmak için profesör olma şartı kaldırıldı, iki ay sonra tekrar kondu.

Üniversiteler, tanımı gereği özgün bilginin üretildiği ve yayıldığı yerlerdir ve açık fikirlerin ortada tartışıldığı üniversal ortamlardır. Böyle olmayan ortamlara “üniversite” denilemez ve buralarda iyi öğretim üyeleri de bulunmazlar. Zaten son yıllarda hem öğretim üyelerinden hem de genç üniversite mezunlarından yoğun bir beyin göçü yaşanmaktadır. Üniversitelerimizden ayrılan akademisyen sayısını bu Mecliste sordum, henüz cevap alamadım.

Peki, bunlar olurken YÖK ne yapmaktadır, üniversiteleri değerlendirip denetlemekte midir? Evet, denetleme yapmakta ama tamamen şeklî denetleme yapmaktadır. “Bilmem ne fakülte kurulu kararında imzalar tamam ama paraflar eksik. Yurt dışı seyahatte prosedür uygulanmamış. Öğretim üyesi yabancı dil sınavını uzaktan yapmışsınız.” vesaire gibi öğretim üyelerini gereksiz meşgul eden, şekilci, yüzeysel, içerikten yoksun, bürokratik denetimlerle vakit geçirmektedir. YÖK açısından diplomanın değerli olmasından çok, üzerindeki imzaların yerleri daha önemliymiş izlenimi verilmektedir. YÖK’ün denetim ve değerlendirmelerinin çıktı bazlı olması gerekmektedir. Bu bürokrasiyle nitelikli yabancı öğretim üyesi getirmek hemen hemen imkânsız hâle geldi. Rektörün yurt dışı akademik seyahat izni YÖK’ten hep son anda çıkmaktadır, rektörlere âdeta “Yurt dışına gitmeyin.” denilmektedir. Akademik kadro ihtiyaçları doğru belirlenmemektedir, zaten kadro da verilmemektedir. Özellikle araştırma görevlisi kadrolarında büyük sıkıntı vardır. Büyük bir beklentiyle araştırma üniversiteleri belirlendi ama sonuçta fazla bir şey yapılmadı.

Tıp fakülteleri borç içinde, cihazları alamıyorlar. 2019 yılı için 127 devlet üniversitesine 33 milyar lira ödenek ayrılmış, yaklaşık 5 milyar dolar. Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece 22 bin öğrencisi olan Harvard Üniversitesinin bütçesi 5 milyar dolar. Diyeceksiniz ki “Harvard 1’nci üniversite, onu karşılaştırma dışı tutalım.” Tamam, Ohio Eyalet Üniversitesinin 60 bin öğrencisi var, onun bütçesi ne kadardır? 500 milyon doları devlet desteğiyle toplam 7 milyar dolar. Bizim 127 üniversitemizin bütçesinin yüzde 40 fazlası. Bu önerilen 33 milyarlık 2019 bütçesiyle ancak mevcut elemanların maaşları karşılanır; elektrik, su, ısıtma gibi temel ihtiyaçlar bile zor karşılanır.

Kolayca izin verilen vakıf üniversitelerinin pek çoğu ise üstü kapalı özel üniversitelere dönüşmüş durumda. Suistimalleri engellemek için YÖK birtakım kurallar getiriyor ama onlar da gerçekten iyi çalışan vakıf üniversitelerini zor durumda bırakıyor. Kurunun yanından yaş da yanıyor.

Bir gün birileri Sayın Cumhurbaşkanımızı ikna etti, “Yardımcı doçentliği kaldırın, dünyada örneği yok.” dedi. YÖK çıkıp da “Amerika’da buna ‘asistan profesör’ denir, her üniversitede vardır.” diyemedi. Onun yerine “Acaba ne yapsak da Sayın Cumhurbaşkanımızı razı etsek?” diye formül üretmeye çalıştı. Sonuçta yeni bir isim bulundu “doktor öğretim üyesi” denildi. Sadece adı değişmiş oldu ama sakıncası da ortaya çıktı. Sanat ve mimarlık gibi doktoranın yaygın olmadığı dallarda doktorasız yardımcı doçent olarak atanabilen mimarlar veya sanatçılar yeni durumda öğretim üyesi olamıyorlar.

Maalesef, üniversitelerimizin pek çoğu bugün iyi eğitim vermekten ziyade, diploma dağıtan kurumlara dönüşmüş durumda. Bu durumu yavaş yavaş aileler ve öğrenciler de fark ettiği için, son yıllarda pek çok bölümde öğrenci bulunamaz hâle gelmiş durumda. Üniversitelerimizin yüzde 25’inin kapasitesi boş. Artık öğrenciler, kendilerine faydalı olmayacak, kendilerini meslek sahibi yapmayacak, bitirince iş bulma olanağı vermeyecek bölümlerde okumak istemiyorlar. Dünyada, üniversitelerin en övündükleri husus, mezunlarının okulu bitirdikten sonra iş bulma istatistikleridir. Bizde öyle bir istatistik maalesef yok. YÖK’ün yaptırdığı ankete göre de öğrencilerin üniversite tercihlerinde rol oynayan birinci faktör, istihdam imkânları çıktı.

YÖK, mezunları iyi yetişmeyen, iş bulamayan bölüm ve fakültelere ne yaptırım uygulamıştır? YÖK’ün mesleki değerlendirme amacıyla kurduğu YÖK Kalite Kurulu doğru bir adımdır ama yapılacak daha çok iş var. Bu konuda mühendislik fakülteleri epeyce yol aldılar, diğer meslek dallarının da teşvik edilmeleri lazım. Doçentlik sınavında mülakatın kaldırılması da kanımca yanlış olmuştur. Katıldığım mülakatlarda kendi yayını hakkında malumatı olmayan pek çok adayla karşılaştığımı ifade etmeliyim.

Bilimsel üretimde son yıllarda durakladık. 1996 yılında biz 27’nci sıradayken İran 53’üncü sırada, Güney Kore 20’nci sıradaymış. 2005 yılında biz 20’nci sıraya yükselmişiz; İran 34’üncü sıraya, Güney Kore ise 13’üncü sıraya çıkmış. 2017 yılında ise biz 19’uncu sırada iken İran önümüze geçip 16’ncı sıraya yükselmiş. Ama asıl acınacak durum yayınların niteliğinde yatıyor. Bilimsel çalışmalara yapılan atıflara bakıldığında gelişmiş ülkelerin çok altındayız. Hatta, şüpheli, sahte yayınlar kategorisinde Hindistan ve Nijerya’nın arkasından 3’üncü sıradayız maalesef.

Güzel ve borçlu ülkemizin en iyi üniversitelerinde yetişen gençlerimizi de maalesef beyin göçüne kurban ediyoruz. Endüstri 4.0, 5G iletişim teknolojileri, yerli ilaç, aşı, gübre, gen teknolojileri gibi yeniliklerde ülkemizi pazar olmaktan kurtarmak istiyorsak üniversitelerimize daha çok önem vermeliyiz.

Bu amaçlar için bu bütçenin maalesef çok yetersiz olduğunu ifade ediyor, saygılarımı sunuyorum. Yine de bütçenin milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altıntaş.

İYİ PARTİ Grubu adına son söz Gaziantep Milletvekilimiz Sayın İmam Hüseyin Filiz’e aittir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Filiz.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin Yükseköğretim Kalite Kurulu ve üniversiteler bütçesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime Einstein’ın “Bir ülke iyi eğitilmiş gençleri kadar güçlüdür.” sözüyle başlamak istiyorum. Gençlerin iyi eğitilmesi güçlü üniversitelerle, güçlü eğitim sistemiyle olur. Benzer şekilde şunu da söyleyebiliriz: Ülkelerin gücü, bilim ve teknoloji seviyesine bağlıdır. Bilim ve teknoloji yaratan kurumlar da üniversiteler ve araştırma kurumlarıdır. Bilim ve teknolojileri üretmeleri yanında, üniversiteler, özgür düşünce ile gerçeğin arandığı, sorgulamanın, tartışmanın, eleştirel düşünmenin öğretildiği, bilimsel düşüncelerin ortaya konulduğu çok önemli kurumlardır. Üniversitelerimiz saydığım fonksiyonlarını yerine getirebiliyorlar mı, tartışılması gereken konu budur.

Uluslararası bir kuruluşun 2018 yılında dünya üniversiteleri arasında yaptığı sıralamada, daha önceki bazı konuşmacıların da belirttiği gibi, ilk 1.000’in 2’nci 500’ünde 13 üniversitemiz bulunmaktadır.

Bu noktada, üniversitelerimizin bütçesinden kısaca bahsetmek istiyorum. 2019 yılı bütçesinde millî eğitime ayrılan bütçe 113 milyar civarında. Bu bütçeden üniversitelere ayrılan miktar ise 33 milyar yani bugünkü kurla 6 milyar 140 milyon dolar. Bu miktar 127 devlet üniversitesi arasında pay ediliyor. En yüksek ödenek, 1 milyar 50 milyon 767 bin TL ile yani 194 milyon dolarla Ankara Üniversitesi. Biraz önce Ankara Milletvekilimiz Ayhan Altıntaş’ın bahsettiği gibi Ankara Üniversitesinin bu bütçesi Harvard Üniversitesinin bütçesinin yanında hiçbir şey demektir.

YÖK’ün istatistiklerine göre Türkiye’de yükseköğretim kurumlarının tümünde 7 milyon 580 bin 371 öğrenci eğitim almaktadır. Yine, üniversitelerde 24.640 profesör, 14.456 doçent, 37.520 doktor öğretim üyesi, 35.484 öğretim görevlisi, 45.998 araştırma görevlisi bulunmaktadır. Bütçeye, öğrenci sayısına ve akademisyen sayılarına bakınca üniversitelerimizin niçin ilk 100’de ya da ilk 200’de olmadıkları açık olarak görülecektir.

Üniversitelerimizin önemli sorunları var. Kısıtlı bütçe imkânlarına ilaveten öğretim elemanlarının özlük hakları sorunu var. Şu anda doktor öğretim üyesinin maaşı bin dolar civarındadır, profesör maaşı ise 1.700 dolar civarında.

Öğretim elemanlarının ders yükleri alabildiğine fazladır, özellikle taşra üniversitelerinde inanılmaz derecededir, Sayın YÖK Başkanı da biliyordur mutlaka. Öğretim elemanları haftalık on-on iki saat ders yüklerine ilave olarak yirmi saat ek derse girmektedir. Yani öğretim elemanları günde yaklaşık beş ya da altı saat derse giriyorlar, bir de ikinci öğretim varsa günlük ders sayısı artmaktadır. Şimdi soralım: Bu şartlarda araştırma geliştirme çalışmaları nasıl yapılabilir? Üniversitelerimizin bir kısmı mevcut hâlleriyle maalesef, meslek kültürü edinilen yerler olmaktan çıkmış, sıradanlaşmış, âdeta birer meslek edinme kursuna ya da yüksek liseler görünümüne bürünmüşlerdir.

Kendim bir makine mühendisi ve öğretim üyesi olarak başka bir tespit yapmak istiyorum. Üniversitelerin makine mühendisliği bölümlerine baktığımızda, en iyi üniversitelerin taban puanı 520 civarında, başarı sıralamalarında da ortalama 7 binler civarındadır, bazı üniversitelerde ise –düşüklerde- taban puanı 240 ve sıralamadaki başarı sayısı 238 binler civarında. Yani 238 bininci öğrenci makine mühendisi olabiliyor, 520 taban puanı alan da 240 puan alan da makine mühendisi olabiliyor. Gelişmiş üniversiteler ile yeni kurulmuş, gelişmesini tamamlayamamış ya da vakıf üniversitelerinin bazıları arasındaki farklar bu kadar açılmıştır. Fiziksel imkânlar ve öğretim elemanları sayıları kıyaslandığında ise yine arada büyük uçurumların olduğu görülecektir.

Ayrıca 2018-2019 eğitim öğretim yılında makine mühendisliği bölümleri için toplam kontenjan 11.680’dir. Bu kontenjana sadece 9.818 kişi yerleşmiş, 1.862 kontenjan boş kalmıştır.

Yükseköğretim sistemi için vizyoner bir makro planlama yapıldığını düşünmüyorum. İhtiyaç olmadığı hâlde, mezunlarına ihtiyaç duyulmadığı hâlde bir furya şeklinde aynı bölümler farklı üniversitelerde açılmış, arz-talep dengeleri yönetilememiş ancak sonuçta kaybeden ülkemiz, gençlerimiz olmuştur. Bu yüzden de 850 bin işsiz üniversite mezunu gencimiz bulunmaktadır.

Ayrıca, birçok sorunumuz daha var. Gençlerimiz üniversiteye daha önce ortaöğretimde girmiş oldukları sınavların ağırlığı, aldıkları eğitimden kaynaklı yorulmuş olarak gelmektedir. Heyecansız, kolaycılığa alışmış bir gençlikle karşı karşıyayız. Gençlerimiz gerek üniversite öncesinde ve gerekse üniversite sıralarında beceri ve yeteneklerine göre yönlendirilmemektedir. Bu da onların başarısını önemli ölçüde etkilemektedir.

Değerli milletvekilleri, üniversitelerin misyonu kendine güvenen, araştırmacı, kendini iyi ifade eden, bir yabancı dili bilen, ilk defada doğruyu yapan liyakatli mezunlar vermek olmalıdır. İlk defada doğruyu yapan dedim bu çok önemli bir kavram, her alanda sıkıntılarımızın başlıca sebebi ilk defada doğru yapamamaktır.

Yine bir tespitimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Erasmus programı çerçevesinde derslerime giren yabancı öğrencilerin sınavlarda tükenmez kalem kullandıklarını gördüm yani soruları tükenmez kalemle cevaplandırıyorlardı. Bizim öğrencilerimiz ise bir elde silgi, bir elde kurşun kalem, yazıp siliyorlar yani ilk defada doğruyu yapamıyorlar. Bir diğer sorun verdiğimiz soruları okumuyorlar ya da okuduklarını anlayamıyorlar zaten PISA sonuçları da bunu gösteriyor. Bütün bu olumsuz davranışlar eğitim sisteminin sonucudur, mutlaka gözden geçirilmelidir.

Başka bir tespit, biraz önceki arkadaşım bahsetti, Yükseköğretim Kurulunun doçentlik sözlü sınavını zorunlu olmaktan çıkarmasıdır. Bu, sadece doçentlik sınavlarının ya da doçentlik unvanlarının verilme şeklini değiştirmekle kalmamış, bir doçentin başka bir üniversiteye gitmesi hâlinde ya da bir doçentin başka bir üniversitede profesörlüğe yükseltilmesi hâlinde kargaşa yaratacaktır, bu da düşünülmemiştir. “Yardımcı doçentlik” unvanı kaldırılmış, yerine Türkçe karşılığı olmayan “Doktor öğretim üyesi” gibi bir unvan getirilmiştir, hiçbir faydası olduğunu düşünmüyorum.

“Kamuda en rahat girilebilen yerler üniversitelerdir.” kanaati yaygınlaşmıştır. Yüksek lisansını bitiren herkes kendisini üniversitelerde akademisyen olabilecek potansiyelde görmektedir. Yetenekli ve çalışkan öğrencilerimiz ise gelecek görmedikleri için üniversitede kalarak bilim insanı veya araştırmacı olmayı tercih etmemektedir, önemli bir kısmı yurt dışına gitme eğilimindeler, fırsat bulanlar da gitmekteler.

Değerli milletvekilleri, üniversitelerde atamalarda liyakat esas alınmalıdır. Eğitim öğretim programları hem lisans hem de ön lisans programlarında güncellenmelidir. Üniversitelerde yapılan tezler de gözden geçirilmelidir. Türkiye eğer 4’üncü endüstri sürecine girecekse dijital dönüşümle ilgili gerekli altyapıyı hızla hazırlamak durumundadır. Özellikle meslek yüksekokullarında ve imalat mühendisliği bölümlerinde dersler buna göre ayarlanmalıdır. Öğretim elemanı eksik olan programlara öğrenci alınmamalıdır. Özellikle bölüm ve program kontenjanlarının ihtiyaçlar ve sahadan toplanacak talepler göz önünde bulundurularak belirlenmesi ve profesyonel meslek yasalarının ivedilikle çıkarılabilmesi büyük bir önem arz etmektedir.

Değerli milletvekilleri, zaman zaman insanların hatasından, ihmallerinden kaynaklanan kazalarda can kayıpları yaşamaktayız, biz de taziye mesajları göndererek onların acılarını paylaşıyoruz. Ama görevlerini sorumluluk duygusu içinde zamanında eksiksiz yapan nitelikli gençler yetiştirirsek vicdanımızı son derece rahatsız eden elim kazalar da meydana gelmemiş olur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Filiz, bir dakika ekleyelim.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, biraz da Yükseköğretim Kalite Kuruluyla ilgili konuşmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Mecliste yaptığı konuşmada “Bugün itibarıyla üniversite sayımız 207’ye ulaşmıştır. Bundan sonraki çalışmalarımız artık niteliğin daha da üst seviyelere çıkartılmasına odaklanacaktır.” diyerek aslında nitelik konusunu dolaylı olarak ima etmiştir. Bu amaca yönelik olarak üniversitelerin eğitim, öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerin iç ve dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri, iç ve dış değerlendirmesini yapmak üzere Yükseköğretim Kalite Kurulunun kurulması isabetli olmuştur. Kalite Kurulunun YÖK’ten bağımsız bir kuruluş olması da ayrıca isabetlidir. Üniversitelerin değerlendirilmesi açısından çok yararlı olduğunu düşündüğüm bu kurulun çalışmaları sonucu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Filiz, ben bir dakika vereyim, toparlayalım.

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Tamam, toparlıyorum.

…öyle ümit ediyorum ki uluslararası kriterleri yerine getiremeyen üniversitelerdeki kalitenin düşmesine kesinlikle müsaade etmeyeceklerdir. Üniversiteler açılmadan ya da eğitim öğretime başlamadan önce Kalite Kurulunun da görüşüne başvurulmalıdır.

Son bir konuda Sayın Millî Eğitim Bakanımıza sesleniyorum: Biraz önce aslında arkadaşlarımız yine bahsettiler, Türkiye’de asgari ücretin de altında çalışan kontenjan mağduru ücretli öğretmenler -bunların maaşları 1.000 ya da 1.400 TL arasında derslere göre değişiyormuş- kadroya alınmaları için sizden müjdeli bir haber beklemektedirler.

2019 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Filiz.

Bu şekilde İYİ PARTİ Grubunun konuşmalarını da tamamlamış bulunuyoruz.

AK PARTİ Grubuna başlamadan önce bir iki arkadaşıma 60’a göre söz vereceğim.

Sayın Kılıç…

Yalnız, bir dakikada kapanacak sistem, ona göre.

Buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

35.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Kahramanmaraş iline yapılan yatırımlara ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kahramanmaraş’ımızda 2002-2018 yılları arasında yapımı tamamlanan 514 adet eğitim tesisine 813 milyon TL, yine 2018 yılında yapımına devam edilen toplam 96 adet eğitim tesisine 857 milyon TL, toplam 610 adet eğitim tesisine 1 milyar 670 milyon TL’lik bir yatırım yapılmıştır. İlimiz dâhilinde 11 adet karayolumuzda çalışmalar büyük oranda tamamlanmış olup 7 adet karayolumuzda yapım, proje ve ihale çalışmaları devam etmektir. Kahramanmaraş Havalimanı’mız yaklaşık 100 milyon TL’lik bir yaptırımla baştan aşağı yenilenip büyütülmüş ve bitirilmiş olup yakında yenilenmiş hâliyle hizmete açılacaktır. 124 kilometrelik Göksun-Kayseri yolumuzda 13 tünel, 5 adet viyadük, 3 adet de köprü bulunmaktadır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Özel…

36.- Isparta Milletvekili Recep Özel’in, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın beşinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

RECEP ÖZEL (Isparta) - Sayın Başkan, biraz önce İYİ PARTİ Grubu adına ilk konuşmacıyla bir sataşmamız oldu, onun üzerine söz verildi, teşekkür ediyorum bundan dolayı. Biz “Oradaki bu iddialarla ilgili somut birkaç tane örnek ver.” dedik, o gitti, başka bir şeye örnek verdi. Ki, hangi kuruluş, hangi şirket, nerede, ne kadar bedelle bir şey aldıysa isim, soyadı, adresini verirse onunla ilgili gereken şeyi AK PARTİ Grubu olarak yapmaya hazırız.

Bir diğeri de, bu arkadaşımıza -aslında cevap vermeyi de zül addediyorum, geçen ki küfründen dolayı dışarıya sevk edilen arkadaşımızdır- en güzel cevabı bugün Denizli meydanı verdi diyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Çelik…

37.- Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in, Müslüman olmadığını beyan ederek Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine girmeyenlerin uğradığı mağduriyetin giderilmesi için önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

TUMA ÇELİK (Mardin) – Çok etnisiteli, çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli Türkiye’de bu çoğunluğa uymayan tekçi anlayışla Türk-İslam-Sünni kimliğe dayalı eğitim müfredatı içerisinde bulunan din kültürü ve ahlak bilgisi dersi zorunludur. Türkiye’nin doğal dokusuna uymayan bu durum zaman içerisinde değiştirilmeye çalışıldı. Yapılan bu değişiklikle din kültürü ve ahlak bilgisi dersi Müslüman olmayan öğrenciler için zorunlu olmaktan çıkarıldı. Ancak bu durum sorunu çözmemiş, daha büyük bir haksızlığı ortaya çıkarmıştır. Evet, bugünkü uygulamada Müslüman olmadığını beyan edenler bu derse girmiyor. Ancak bu derse girmeyenler merkezî sınavlarda bu derse ilişkin soruları cevaplandırmadıkları için hem aldıkları puanlarda hem genel ortalamalarda ciddi kayıplara ve haksızlıklara maruz kalıyorlar. Ortaya çıkan bu haksız durumun giderilmesi için acil önlem alınması ve bu dersin değerlendirmelerin dışına çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Sayın Barut…

38.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, Adana Havalimanı’nın kapatılıp yerine alışveriş merkezi ve konut projeleri yapılacağının doğru olup olmadığını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Adana’mızın havalimanı vardır, komşu ilimiz sınırında temeli atılan Çukurova Bölgesel Havalimanı Projesi nedeniyle birtakım dedikodular dolaşmaktadır ve Adana Havalimanı’nın kapatılacağı yer almaktadır. Biz Adanalılar havalimanımızın kapatılmasını istemiyoruz. Adana Havalimanı’mız milyonlarca yolcunun kullandığı, uzun yıllardır bölgeye hizmet veren, dünyanın en güvenli havalimanlarından biridir. Havaalanımızın genişletilmesine, büyütülmesine, ek pist yapılmasına mevcut imkânları vardır. Adanalılar çok merak ediyor, Adana Havalimanının kapatılacağı doğru mudur? Kent merkezinde çok değerli arazi üzerinde kurulu havalimanımızın kapatılıp yerine alışveriş, ticari merkez ve konut projeleri yapılacağı gerçek midir? Adana Havalimanı’nın geleceğiyle ilgili haklı endişelerimizi giderecek bir açıklama yapacak mısınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Aygun…

39.- Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun’un, Muratlı kara yolu ile çevre yolu ışıklandırmasının ve Süleymanpaşa-Muratlı yolunun yapılıp yapılmayacağını, Çorlu Havalimanı’na düzenli seferlerin konulup konulmayacağını, Çorlu’daki tren kazası gibi Ankara’daki kazanın sebebinin doğal şartlara mı bağlandığını ve istifa etmeyi düşünüp düşünmediğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Tekirdağ Muratlı karayolu ışıklandırması ve Muratlı çevre yolu ışıklandırmasını yapmayı düşünüyor musunuz?

Yine, Süleymanpaşa-Muratlı arasındaki yolu tekrar yeniden yapmayı düşünüyor musunuz?

Yine, 2017 yılında başlanan Hayrabolu-Süleymanpaşa arasındaki duble yolun şu anda inşaatı durmuş durumda, acaba tasarrufa mı takılmıştır?

Yine, Trakya’daki tek havalimanı olan Çorlu Havalimanı’na Pegasus Hava Yolları uçmaktadır ve düzensiz olan bu seferlerin tekrar düzene konulmasını düşünüyor musunuz?

8 Temmuzda Çorlu’da yaşanan tren kazasını doğal şartlara bağladınız, Ankara’daki kazayı da doğal şartlara mı bağlıyorsunuz?

İstifa etmeyi düşünüyor musunuz Sayın Bakan?

Yine, Pamukkale ve Çorlu tren kazalarında iki bilirkişi Devlet Demiryollarıyla beraber iş yapmaktadır. Acaba Ankara’daki kazada da yine bunlar atandılar mı?

Yine, dünyada en güvenilir seyahat aracı olan trenin Çorlu’da kaza yaptıktan sonra raylardaki menfeze yaklaştığında -sizden gelen cevaba istinaden- 25 kilometre/saat hıza düştüğü söylenmektedir. Acaba güvenli olduğu bilinen bu trenin orada, 25 kilometre/saat hıza düşmesinin sebebi nedir Sayın Bakan?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

60’a göre sisteme giren diğer arkadaşları, ben, zaman içerisinde, birleşimin durumuna göre, oylamaların durumuna göre her birini değerlendireceğim, buradan kimse konuşmadan ayrılmayacak arkadaşlar, merak etmeyin.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi AK PARTİ Grubunun konuşmalarına başlayacağız.

AK PARTİ Grubu adına ilk söz Sivas Milletvekilimiz Sayın Mehmet Habib Soluk’a aittir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Soluk.

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) – Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

13 Aralıkta Ankara-Konya seferini yapan yüksek hızlı tren ile kılavuz lokomotifin çarpışması sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılarımıza hayırlı şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, Sultan Alparslan’ın “Size öyle bir vatan bıraktım ki ebediyen sizin olacak.” sözünden bugüne bütün şehitlerimizi, gazilerimizi, ülkemizde taş üstüne taş koymuş ecdadımızı saygıyla, şükranla, minnetle anıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, Uzak Doğu’yu Avrupa’ya; Kafkasları, Rusya’yı Orta Doğu’ya ve Akdeniz’e bağlayan köprü konumundadır. İçinde bulunduğumuz bilişim ve teknoloji çağında, ülkemizin konumu gereği güçlü olmak ve güçlü kalmak zorundayız. Bu nedenle, ülkemizi ulaşım ve iletişim alanında teknolojiyi takip eden, çağın gereklerine göre hareket eden bir yapıya dönüştürdük, dönüştürmeye devam ediyoruz.

Düne kadar tek yollarda araçlarla seyahat eden, konvansiyonel trenlerde günlerce yolculuk eden, PTT binalarında haberleşmek için saatlerce kuyrukta bekleyen, görüşemediği zaman terk edip giden insanımız şimdilerde ise bölünmüş yollarda seyahat ediyor, yüksek hızlı trenle konforlu şekilde yolculuk ediyor, fiber internet kullanarak dünyanın gelişmelerini anında görüyor. Dünyada yapılan 10 mega projenin 6 tanesi ülkemizde gerçekleşmiş, milletimizin hizmetine sunulmuştur. Milletimizin verdiği yetkiyle AK PARTİ hükûmetleri döneminde gerçekleştirdiğimiz projeler ülkemizin dünyada parlayan yıldız hâline gelmesini sağlamıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde, her alanda olduğu gibi Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının da destanlaşan hizmetlerine zamanım elverdiğince kısaca değinmek istiyorum.

Sivil havacılığın önündeki engeller yasal olarak kaldırılarak havacılığımız dünyayla rekabet eder hâle geldi. 2023 yılında havacılığımızı dünyanın merkezi hâline getirme hedefimiz vardı, 29 Ekimde açmış olduğumuz İstanbul Havalimanı’yla bu hayalimizi de gerçekleştirmiş olduk, etaplar tamamlandığında 200 milyon yolcuya hitap edecek. 2003 yılında aktif 26 havaalanından iç ve dış hatlarda 34 milyon yolcu taşınırken bugün 56 havaalanıyla 200 milyon civarında yolcu taşınmaktadır. İç hatlarda tek hava yolu şirketiyle 2 noktadan 26 noktaya uçulurken bugün 5 hava yolu şirketiyle 7 merkezden 56 noktaya uçulmakta. Ayrıca, yurt dışında 2 hava yolu şirketiyle 50 ülkede 60 noktaya uçulurken bugün yüzde 427 artışla 5 hava yolu şirketiyle 170 ülkede 317 noktaya uçulmaktadır; kısaca hava yolu lüks olmaktan çıkmış, halkın yolu hâline dönüşmüştür.

Bitmiş tükenmiş, ortalama hızlarının 20-25 kilometre olduğu, vagonların durduğu, rayların âdeta hareket ettiği, kaderine terk edilmiş demir yollarımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 2003 yılındaki “Demir yolları kaderine terk edilemez.” sözlerinden sonra yeniden devlet politikası hâline gelmiş, AK PARTİ hükûmetleri döneminde yüksek hızlı treni Avrupa’da 6, dünyada 8’inci kullanan ülke unvanına ulaşmış durumdayız. Mega projelerimiz Marmaray’la 300 milyon yolcu taşınmış, Ankara-Afyon-Uşak-İzmir yüksek hızlı tren çalışmaları devam ediyor. Seçim bölgem olan Sivas’ı Ankara'ya bağlayan yüksek hızlı tren projesi devam etmekte. 26 Mart 2018’de ray serimine başlanılmıştır. Ben Sayın Bakan ve ekibine teşekkür ediyorum.

2003 yılında demir yollarında toplam hat uzunluğumuzun yüzde 20’si sinyalli iken bugün bu sinyalli hat uzunluğumuz yüzde 50’ye yaklaşmıştır ve hedefimiz, yüzde 100’e ulaşmaktır.

Denizcilikte, tamamen üç tarafımız denizlerle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Soluk, ben bir dakika daha vereyim, güzel bir şekilde toparlayın.

Buyurun.

MEHMET HABİB SOLUK (Devamla) – Bildiğiniz gibi kara yolları medeniyettir, ticarettir, emniyetli seyahatin… Kara yollarımızın 2000 öncesine bir göz attığımızda otoyol ve bölünmüş yol toplamımızın 6.101 kilometre olduğunu, 6 ilimizin bölünmüş yollarla birbirine bağlandığını, bugün ise 26.637 kilometredir ve 76 ilimiz birbirine bağlıdır.

Motorlu araç sayısı 3 kat artmasına rağmen 2017 kaza verileri dikkate alındığında kaza yerlerindeki ölüm oranında yüzde 68’lik bir azalmanın olduğunu görüyoruz.

Bölünmüş yolların yapılmasıyla, seyahat eden vatandaşlarımız yıllık 229 milyon/saat zaman tasarrufu, 1 milyar 392 milyon litre akaryakıt tasarrufu sağlamıştır. Buradan ülke ekonomisine 17 milyar 272 milyonluk bir katkı sağlanmaktadır.

Ayrıca, bölünmüş yollar sayesinde çevreye 3 milyon 294 bin ton daha az bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ne yapalım Sayın Soluk? Bir dakika daha verelim mi?

MEHMET HABİB SOLUK (Devamla) – Evet Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

MEHMET HABİB SOLUK (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesinin hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum.

Sayın Bakanımıza ve birkaç yıl önce aralarında bulunduğum 100 binin üzerindeki Ulaştırma çalışanı arkadaşlarıma hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor, başarılar diliyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Soluk.

Bu süreler herkese lazım oluyor ve tabii, bakanlık yapmış bir sayın milletvekilimize nezaket göstermek de bizim görevimiz ayrıca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET HABİB SOLUK (Sivas) – Sağ olun Sayın Başkan.

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına söz sırası Muğla Milletvekilimiz Sayın Mehmet Yavuz Demir’e aittir.

Süreniz beş dakika Sayın Demir.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MEHMET YAVUZ DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Başkanlığımızın 2019 bütçesi için söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime geçmeden önce perşembe günü cereyan eden elim tren kazası sonucunda hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, metanet ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Sayın milletvekilleri, ulaşım ve altyapı hizmetleri bir ülkenin gelişmişliğini gösterir. Bu vesileyle AK PARTİ Hükûmetimiz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insanımızın hayatını kolaylaştıracak, yaşam kalitesini yükseltecek çok önemli, çok büyük projeleri bir bir hayata geçirmiştir. Cumhuriyetimizin 95’inci kuruluş yıl dönümünde bütün milletimizin göğsünü kabartan İstanbul Havalimanı hizmete girmiştir.

Çok değerli milletvekilleri, kara yollarımız ulaştırmada ana omurgayı belirler. Bu bağlamda 1915 Çanakkale Köprüsü, Gebze-İzmir Otoyolu, Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, bunların hepsi çok kısa bir zaman içinde hizmete girecektir. Ayrıca, 2016 yılında, sırasıyla, art arda Osmangazi Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü de vatandaşlarımızın hizmetine girmiştir.

An itibarıyla 26.470 kilometre otoyol ve 20.370 kilometre bölünmüş yol mevcut olup 246 kilometre otoyol yapımı ise ihale aşamasındadır. Avrasya Tüneli’nden sonra, dünyada ilk kez kara yolu ve metronun bir arada olduğu 3 katlı büyük İstanbul tüneli de ihale aşamasındadır.

Değerli milletvekilleri, Avrupa ve Asya’yı birleştiren Marmaray Projesi’yle günde yaklaşık 185 bin yolcu taşınmaktadır. Hükûmetimiz tarafından, ülkemizin her köşesine ulaşımı sağlayan devlet ve il yollarımızın fiziki ve geometrik standartları yükseltilmiş olup akıllı ulaşım sistemleri tesis edilerek hizmet seviyesi artırılmış ve trafik güvenliği sağlanmıştır. Bu sayede 2003 ile 2017 yılları arasında trafik kazaları bir hayli azalmıştır.

Hava yolu taşımacılığına kattığımız özel sektör ve rekabete dayalı pazar ortamında, bugün geldiğimiz noktada vatandaşlarımız artık rahatça seyahat edebilmektedir. Bunun neticesinde geçmişte uçakla seyahat etmenin hayal olduğu dönemlerden sonra hava yolu halkın yolu hâline gelmiştir.

Deniz yollarımızda ise birçok düzenleme hayata geçirilmiş olup güçlü gemi ve yat inşa sanayimiz yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından tercih edilir hâle gelmiştir. Hükûmetimizin gerçekleştirmeyi planladığı Kanal İstanbul Projesi’yle ilgili imar planı çalışmalarında son aşamaya gelinmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Demir yolları, memleketin tüfekten, toptan daha mühim bir emniyet silahıdır.” deyiminden hareketle demir yollarımıza da büyük önem verilmektedir. Bu manada dünyanın sayılı gelişmiş ülkelerinde sunulan yüksek hızlı treni ülkemizin hizmetine sunduk. Toplu taşımacılıkta ise kent içi raylı sistem hatlarını yaygınlaştırarak hızlı, güvenli, konforlu, ekonomik ve çevre dostu ulaşım imkânı sağladık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, buyurun.

MEHMET YAVUZ DEMİR (Devamla) - Doğu-batı koridorunun halkalarından Ankara-Sivas yüksek hızlı tren hattındaki çalışmaların tamamında yüzde 93 ilerleme sağladık.

Ankara merkezli yüksek hızlı demir yolu ağımızın önemli bir parçası olan Ankara-İzmir yüksek hızlı demir yolu hattı yapımı tüm güzergâhta devam etmektedir. Kars-Tiflis-Bakü Demiryolu Projemiz de ülkemizi Gürcistan-Azerbaycan ve Kazakistan üzerinden Çin’e ve Çin’den Avrupa’ya bağlayan bu hatla tarihî İpek Yolu’nu demir ipek yolu hâline dönüştürüyoruz.

Bu vesileyle şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız olan ve Bakanlığı döneminde yapmış olduğu hizmetlerden ötürü adı efsaneleşen Ulaştırma eski Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’a da buradan minnet ve şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet olarak ulaşımda olduğu gibi haberleşme sektöründe de yatırımların ve projelerin sürdürülmesine devam etmekteyiz. Günümüz dünyasında zamanın çok değerli olduğu düşünüldüğünde modern toplumun gereği olan haberleşme imkânlarını da geliştirerek kamu hizmetlerini e-devlet kapısına taşıdık. Hepimizin geçmişinde derin hatıraları olan PTT’nin tüm alanlarında hizmet verilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Demir, bir dakika vereyim, toparlayıp selamlayalım.

MEHMET YAVUZ DEMİR (Devamla) – Teşekkür ederim.

Yukarıda arz ettiğim genel hizmetlerin yanı sıra, seçim bölgem Muğla’mıza ulaşım başta olmak üzere, hemen hemen her alanda, toplamda 19 milyar TL değerinde hizmet ve yatırımlar yapılmış olup bu vesileyle tüm Muğlalılar adına buradan şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı ve Muğlalı hemşehrilerimi selamlıyor, 2019 yılı merkezi bütçemizin hayırlı olması dileklerimle hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Ahmet Uzer’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Uzer.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET UZER (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karayolları Genel Müdürlüğünün 2019 yılı bütçesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Geçtiğimiz perşembe günü Yenimahalle’de meydana gelen hızlı tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, 1950 yılında kurulan Karayolları Genel Müdürlüğü, otoyollar, devlet ve il yolları ağına giren güzergâhları tayin ve tespit etmek, yapılan plan ve programlar çerçevesinde bu ağlar üzerindeki yol, köprü, tünel ve sanat yapılarının projelerini, yapımını, bakımını, onarımını, işletmesini yapmak, bu işlere ilişkin teknik esasları saptamak ve yolların güvenli bir şekilde sürekli olarak trafiğe açık tutulmasını sağlamakla görevlendirilmiştir.

Karayolları Genel Müdürlüğünün 2018 Aralık ayı itibarıyla, 2.800 kilometre otoyol, 31.200 kilometre devlet yolu ve 34 bin kilometre il yolu olmak üzere toplam 68 bin kilometre yol ağı bulunmaktadır. Yollarımızı daha güvenli ve konforlu hâle getirmek için bir taraftan bitümlü sıcak kaplama yapımına devam ederken bir taraftan da teknolojiyi sürücülerimizin hizmetine sunuyoruz. Ülkemizin zor coğrafi koşulları olan bölgelerinde yol konforu ve güvenliğini yüksek standartlı yollarla bütünleşen tüneller, köprüler ve viyadüklerle sağlıyoruz. Yaptığımız bu çalışmalarla kara yollarımızda sürekli akım şartlarını da genel anlamda sağlamış bulunuyoruz.

Kara yollarında 2003 öncesi, özellikle kuzey-güney koridorlarımızda arazi şartlarından kaynaklanan birçok sorun vardı ancak dağlar ve vadiler çalışmalarımızı engelleyemedi, ülkemizin her noktasına ulaştık. Tespit edilen 18 akstan oluşan 12.146 kilometre uzunluğundaki kuzey-güney koridorlarının 10.368 kilometresini tamamladık. Aynı zamanda kuzey-güney istikametindeki 18 koridorla tüm Kuzey Anadolu şehirlerini ve Karadeniz limanlarını, endüstri merkezleri ve güney limanlarımızla ve gümrük kapılarımızla birleştirdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem olan Gaziantep’te 148 kilometre otoyol, 315 kilometre devlet yolu, 199 kilometre il yolu olmak üzere toplam 662 kilometre yol ağı bulunmaktadır. Gaziantep ilimizde daha önceki yıllardan başlayıp 2002 yılı sonunu kadar toplam 116 kilometre bölünmüş yol yapılmışken 2003-2018 yılları arasında yüzde 209 artışla 243 kilometre bölünmüş yol daha yapılarak toplamda 359 kilometre bölünmüş yol ağına ulaşılmıştır. Gaziantep ilimizde bugün itibariyle biten ve devam eden toplam proje sayısı 11 adettir ve tutarı 969 milyon TL’dir. Gaziantep-Nizip-Birecik yolu, Nizip-Karkamış yolu, İslâhiye-Hassa-Kırıkhan yolu yapım çalışmalarımız devam etmekte olup en kısa zamanda hizmete alınacaktır. Yapımı planlanan en önemli yol projemiz Nurdağı-Gaziantep devlet yoludur. 54 kilometrelik bölünmüş yol projesinde 2 adet köprü ve 16 adet hemzemin kavşak yapımı planlanmıştır. Yaklaşık yapım maliyeti 296 milyon TL’dir. Bizim için en önemli kara yolu projelerinden olan bu yolun 2019 yılı yatırım programına teklifi yapılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin 2023 hedeflerine emin adımlarla yürüyüşünü gerçekleştiren AK PARTİ iktidarlarının kadrolarına, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Mehmet Cahit Turhan’a, Karayolları Genel Müdürümüz Sayın Abdülkadir Uraloğlu ve genel müdürlük bürokratlarımıza teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarından dolayı kutluyorum. Bu vesileyle, 2019 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Uşak Milletvekilimiz Sayın İsmail Güneş’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Güneş.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ve 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Karayolları bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

İki gün önce meydana gelen elim tren kazası nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hani iş bir deyince “O iş bizim işimiz.” derler ya, işte “kara yolları” denince de o iş AK PARTİ hükûmetlerinin işidir. 2002 yılında iktidara geldikten sonra o zamanki Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde duble yol yapımına başladık. O günlerde bunu başaramayacağımızı zannedenler oldu, bizimle alay edenler oldu. On altı yılın sonunda Ulaştırma Bakanlığımız tam 513,5 milyar yatırım yaptı ve bunun yüzde 62’si olan 319 milyar TL’si kara yolları yatırımına harcandı.

Doğu-batı aksı olan D-100, D-200, D-300, D-400 yollarımız ve kuzey-güney aksı yollarımızın yüzde 90’dan fazlası yenilenerek bölünmüş yol ağımızı, 6.101 kilometrenin üzerine tam 20.536 kilometre ekleyerek 26.637 kilometreye çıkardık.

2002 öncesi devlet yollarımız genellikle tek gidiş gelişli ve eni 10 metre, il yollarımız 7 metre enindeydi, emniyet şeridi olmayan, dere tepe giden yollarımız vardı. AK PARTİ iktidarlarıyla buna dair bir standardizasyon getirildi, en dar il yollarımız 10 metre ile 12 metre olarak ve otomobilimizin hızı da 80 ile 100 kilometrenin altına düşmeyecek şekilde ve virajları yok edecek hâle getirildi

2018 Aralık ayı itibarıyla 31.024 kilometre devlet yolu ve 34.155 kilometre il yolu olmak üzere 68.021 kilometre yol ağımızdan 39.633 kilometresini sathi kaplama, 25.204 kilometresini bitümlü sıcak karışımla kapladık. 26 ilimizi duble yollarla bağladık. Yollarda seyahat etmeyi külfet olmaktan çıkarıp zevk ve konfor hâline getirdik. Hatalı yollardan kaynaklanan trafik kazalarının önemli ölçüde azalmasına vesile olduk. AK PARTİ iktidarlarında kara yollarına yapılan yatırım neticesinde hem akaryakıttan hem de insan gücünden tasarruf edilerek tam 17 milyar 650 milyon TL tasarruf sağladık. Sadece bölünmüş yol yapmadık, otoyol ağımızı da 1.714 kilometreden 2.842 kilometreye çıkardık. İstanbul-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, Çanakkale Köprüsü ve Otoyolu gibi yaklaşık 873 kilometre otoyol yapımı devam etmektedir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim; eskiden bilirsiniz geçilemeyen bir Bolu Tüneli vardı. 1993 yılında başlandı ve toplam uzunluğu sadece 2.900 metre olan bu tünel tam on dört yılda bitirilirken günümüzde dağları Ferhat gibi delerek Sabuncubeli Tüneli’yle Manisa’yı İzmir’e yakınlaştırdık. 14,3 kilometre gidiş ve 14,3 kilometre geliş olmak üzere tam 28,6 kilometre uzunluğunda olan Ovit Tüneli’ni altı yılda açarak tarihî rekor ile Rize ile Erzurum illerimizi yakınlaştırdık. 50 kilometre olan tünel uzunluğumuzu 463 kilometreye çıkardık. Rahmetli Abdülhamit’in hayali olan ve pek çok siyasetçi için düş olan, İstanbul’un iki yakasını deniz altından birleştiren Marmaray ve Avrasya Tüneli’ni yaptık. Ayrıca hem otoyol hem de raylı sistem ile iki yakayı deniz altından üçüncü kez birleştiren İstanbul tüneli inşaatı devam etmektedir.

İstanbul Boğazı’nın rahmetli Başbakan ve Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, yine rahmetli Başbakan ve Cumhurbaşkanı Sayın Turgut Özal’ın Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’yle iki gerdanlığı bulunurken Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile üçüncü kez İstanbul’un iki yakasını birleştirdik. Yurdumuzun farklı yerlerinde çeşitli köprü, viyadük, kavşaklar olmak üzere yaklaşık 574 kilometre viyadük yapımını sağladık. Ecdat yadigârı tarihî köprülerimize sahip çıkarak yenileme ve tescillemesini yaptık.

Trafik güvenliği açısından 40 ilde 99 kara yolu denetim noktasında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ekliyorum bir dakika Sayın Güneş.

İSMAİL GÜNEŞ (Devamla) - …çalışmalara başlanarak 170 noktada hem ağırlık ve hem boyut çalışmaları yapılmaktadır. Önceki dönem Başbakanımız ve şimdiki Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Binali Yıldırım: “Yolların kralı olmaz, yolların kuralı olur.” der ama yol yapımında bu ülkenin yollarının kralı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır ve eski Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’dır diyoruz. Biz kendilerine şükranlarımızı arz ediyoruz. Allah onlardan razı olsun diyoruz.

Ulaştırma Bakanlığımızın 2019 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına söz Ankara Milletvekilimiz Sayın Zeynep Yıldız’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEYNEP YILDIZ (Ankara) – Sayın Başkan, çok kıymetli milletvekilleri; öncelikli olarak Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygı ve hürmetlerimle selamlıyorum.

Ben de perşembe günü başımıza gelen müteessif tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

Açıkçası çok teknik bir konuşmayla dikkatinizi yormamayı amaçlıyorum ama bir yandan da ülkemiz adına öncelikli sektörlerden biri olmaya aday bilgi teknolojileri alanında söz almış olmanın büyük bir mutluluğu içerisindeyim.

Malumunuz olduğu üzere, 2000 yılında faaliyete başlayan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, kısa adıyla “BTK” elektronik haberleşme ve posta sektörlerini düzenleme ve denetleme görevlerini yürütmektedir. Günümüzde elektronik haberleşme teknolojilerinin çağdaş bir ekonominin belkemiğini teşkil ettiği dikkate alındığında, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımının kritik bir önemi haiz olduğu muhakkaktır. BTK da bu teknolojilerin ülkemizde kurulması ve yaygınlaştırılması için büyük çaba sarf eden kuruluşların başında gelmektedir.

4.5G mobil iletişim teknolojiside hâlihazırda ülkemizde büyük bir yaygınlığa kavuşmuştur. Bununla beraber, 2020 yılı itibarıyla dünyada yeni nesil 5G ve ötesi mobil haberleşme teknolojilerine geçişin başlanması beklenmektedir. Teknolojiyi sadece kullananı olarak kalmayıp elektronik haberleşme altyapılarında yerli ve millî ürün kullanımının artırılması ve 5G’ye yerli ve millî imkânlarla başlanması temel odak noktalarımızdandır. Bu bağlamda, BTK’nin desteğiyle OSTİM bünyesinde kurulan Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi tarafından projelendirilen “Uçtan Uca Yerli ve Milli 5G Projesi” TÜBİTAK tarafından da desteklenmeye başlanmış olup proje fiilen yürütülmeye devam etmektedir. Antrparantez Ostim, İvedik ve sair teknokentlerimizle de gurur duyduğumuzu buradan şerh etmek isterim.

Ayrıca, BTK 5GTR forum platformunu oluşturarak kamu, özel sektör ve akademinin 5G’ye hazırlanmasını sağlarken 5G Vadisi Açık Test Sahası’yla bir test şebeke altyapısı faydalanıcıların kullanımına sunmuştur. Bunun yanı sıra, 5G ve Ötesi Ortak Lisansüstü Destekleme Programı da hayata geçirilmiştir.

Elektronik haberleşme şebekelerimizde yerli ve millî donanım ve yazılımların kullanılması, sadece ekonomik olarak cari açığın azaltılması bakımından önemli olmayıp günümüzde ülkelerin savunma ve güvenlik politikaları açısından ön sıralara yerleşen siber güvenlik ve bilgi güvenliğinin temini için de kritik bir önemi haizdir. Ayrıca, bu sayede ülkemiz yüksek katma değerli ürün üretebilme kabiliyetini artırarak çok önemli bir istihdam kaynağına da kavuşacaktır.

5G ve ötesi teknolojiler bağlamında gecikmeye duyarlı hizmetlerin geliştirilmesi ve nesnelerin interneti konseptinin yaygınlaşmasıyla birlikte her şeyin akıllandığı bir dünyada akıllı şehirler, akıllı evler, akıllı ulaşım gibi uygulamaların yerli ve millî olarak geliştirilmesini önemsiyoruz.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve BTK’nin destekleriyle yerli ve millî olarak üretimi gerçekleştirilen baz istasyonumuz ULAK evrensel hizmet projelerinde kullanılmaya başlanmıştır. Bunun 2019 yılından itibaren ticari şebekelerde de yoğun olarak kullanılması beklenmektedir.

BTK, millî siber güvenliğin sağlanması için çalışmalar yürütmekte olup bünyesindeki Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi USOM’a daha fazla kaynak ayırarak geçmişte yapılan çalışmaların ileriye taşınması için de gayret göstermektedir. Buna ek olarak güvenli internet hizmeti de BTK tarafından sunulmaktadır.

Konuşmamın başında arz ettiğim üzere, mobil teknolojilerin ilerlemesi, aynı anda milyonlarca hatta milyarlarca cihazın birbiriyle haberleşmesiyle mümkün olabilecektir. Tüm sektörlerde verimlilik artışı sağlayan ve “makineler arası iletişim” olarak tanımlanan bu uygulamaların yaygınlaşması amacıyla bu tür cihazlara telsiz ruhsatnamesi ve kullanma ücretlerinden muafiyet getirildiği bilgisini de sizlerle paylaşmak isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle birlikte kurulan 66’ncı Hükûmet tarafından ilan edilen, 2019-2021 yıllarını kapsamayan Yeni Ekonomik Program kapsamında BTK 2019 yılı tahmini 4 milyar 635 milyon TL tutarındaki bütçe büyüklüğünün yüzde 8’lik kısmını 2019 yılı kurum faaliyetleri kapsamında kullanmayı, kalan yüzde 92 oranındaki 4 milyar 282 milyon TL’yi ise gelir fazlası olarak genel bütçeye aktarmayı planlamaktadır.

Yüce Meclisimizin en genç üyelerinden biri olarak dinleme nezaketiniz ve sabrınız için teşekkür ederken siyasetin gençleşmesinin gereğini yerine getirmek adına Parlamentomuzun genç üyeleri olarak millî teknoloji hamlesinin kararlı ve ısrarcı takipçileri olduğumuzu huzurlarınızda bir kere daha yinelemek istiyorum.

Bütçemizin hayırlara vesile olmasını dilerken Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yıldız.

Söz sırası Ordu Milletvekilimiz Sayın Metin Gündoğdu’ya aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Gündoğdu.

AK PARTİ GRUBU ADINA METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2019 bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlar, 2019 bütçemizin milletimize ve memleketimize hayırlar getirmesini dilerim.

Değerli milletvekilleri, 1954 yılında Ulaştırma Bakanlığı bünyesinde kurulan Sivil Havacılık Dairesi Başkanlığı 1987 yılında Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü olarak yeniden teşkilatlandırılmıştır. 18 Kasım 2005 tarihine kadar Ulaştırma Bakanlığı ana hizmet birimi olan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, bu tarihten itibaren finansal açıdan özerk hâle gelmiş ve şu anki yönetim yapısına ulaşmıştır. 2003 yılından itibaren bölgesel havacılık politikası ve sivil havacılıkta serbestleşmenin hayata geçirilmesiyle son on beş yılda Türk sivil havacılığı adına destansı bir başarı öyküsü yazılmıştır. İktidarımız döneminde havacılık sektörü katbekat büyümüş, üretimi temel alan politikalarımızla yerli ve millî hava araçlarımız gökyüzüyle kucaklaşmıştır. Tüm zor koşullara rağmen yerli uçak üreten, hatta ihraç eden fakat birileri tarafından uçak fabrikaları tencere fabrikasına dönüştürülen Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş’un hayalini bugün AK PARTİ iktidarı gerçekleştirmektedir. Havacılık teknolojileri konusunda son dönemde ciddi gelişmeler kaydeden ülkemiz, ilk yerli eğitim uçağı olan HÜRKUŞ’un millî sertifikasyonunu gerçekleştirmiştir ve test uçuşlarına başarıyla devam etmektedir. Yerli helikopterimiz GÖKBEY ise çarşamba günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından dünya kamuoyuna tanıtılmış, göklerdeki başarımız bir kez daha tescillenmiştir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin turizm için önemli bir markası olan ve Kapadokya Göreme bölgesinde çok sayıda uçuş gerçekleştiren sıcak hava balonları Hava Aracı Takip Sistemi’yle, GPS tabanlı bir sistemle canlı izlenecektir. Bu sayede yatayda ve dikeyde yapılan NOTAM ihlallerinin anlık olarak tespit edilebilmesi ve olumsuz koşullarda anlık haberleşme imkânı sağlanması amaçlanmaktadır.

Bu süreçte havacılık teknolojilerinin yanı sıra insanımıza da yatırım yapıyoruz. Bu yıl hizmete giren Türk Sivil Havacılık Akademisi, küresel işletmeleriyle dünyadan her seviyede havacılık profesyonellerine uluslararası standartlarda eğitim verecek önemli bir merkez olarak çalışmalarını sürdürüyor.

Yolcu taşımacılığı ve altyapı alanlarındaki başarımızı da aktarmak isterim. Doğal bir merkez olan İstanbul’dan üç saatlik uçuş süresiyle 40’ın üzerinde ülkeye, beş saatlik uçuş süresiyle 60’ın üzerinde ülkeye ulaşabiliyoruz. Ülkemizin bulunduğu lokasyonun getirdiği faydalar hükûmetlerimiz döneminde en iyi şekilde değerlendirilmiş, söz konusu başarı rakamlara da yansımıştır. 2003 yılında 34 milyon olan yıllık yolcu trafiği bugün 200 milyon seviyesine gelmiştir. Yolcu uçağı sayısı 162’den 519’a ulaşırken koltuk kapasitesi 98 bini bulmuştur. Ayrıca 199 adet hava taksi, 258 adet balon, 366 adet genel havacılık hizmetinde kullanılan hava araçlarıyla sivil hava ulaştırma hizmeti verilmektedir.

2018 yılı Kasım ayı itibarıyla 12 hava yolu işletmesi, 44 hava taksi işletmesi, 82 genel havacılık işletmesi, 31 balon işletmesi, 172 bakım ve eğitim işletmesi, 39 yer hizmetleri işletmesi mevcuttur. Uluslararası verilere göre Türkiye, hava taşımacılığında 30’uncu sıradan 10’uncu sıraya yükselmiştir. 2003 yılında 26 olan aktif havalimanı sayısı bugün itibarıyla 56’ya ulaşmıştır. İç hat yolcu sayısında yüzde 1.045 artış gerçekleşmiş, 2003 yılında 9 milyon olan yolcu sayısı 2018 yılı Kasım ayı itibarıyla 104 milyona ulaşmıştır. Dış hatlar yolcu sayısıysa 25 milyondan 92 milyona çıkarılmıştır. AK PARTİ iktidarının yenilikçi politikaları neticesinde 16 milyon vatandaşımız ilk defa hava yoluyla uçak seyahati gerçekleştirmiştir. 2003 yılında söz verdiğimiz gibi hava yolu halkın yolu hâline getirilmiştir.

Sivil havacılık sektörümüz bugün yaklaşık 200 bin doğrudan çalışanı ve 20 milyar doları aşkın cirosuyla Türkiye’yi her alanda dünyaya bağlayan en önemli stratejik unsurlarımızdandır. Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyon projesi olarak hayata geçen yeni İstanbul Havalimanı, dünyanın en büyük havalimanı olmakla birlikte uluslararası transfer noktası olarak da büyük öneme sahiptir.

Akıl tutulması yaşayanların “Çalışmaz ve yapılamaz.” demelerine rağmen dünyanın….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ilave ediyorum Sayın Gündoğdu.

METİN GÜNDOĞDU (Devamla) - …denizin üzerine yapılan 3’üncü havalimanı olan Ordu-Giresun Havalimanı yılda 1 milyon 200 bin kişiye hizmet vermektedir.

Kıymetli milletvekilleri, AK PARTİ iktidarı olarak sivil havacılık alanında bu başarılarımızı daha yukarıya taşıyacağımıza inanıyor, bu başarıda emeği olan başta Sayın Bakanımızı ve Genel Müdürümüzü, yöneticileri ve tüm personeli kutluyorum.

Bu düşüncelerle Gazi Meclisi saygıyla selamlıyor, 2019 yılı bütçemizin hayırlar getirmesini temenni ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Konya Milletvekilimiz Sayın Orhan Erdem’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Erdem.

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ERDEM (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığımızın 2019 bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın hemen başında, başta teröre kurban verdiğimiz şehit öğretmenlerimiz olmak üzere, ebediyete intikal etmiş tüm eğitimcilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk bütçesi içerisinde görüşmekte olduğumuz Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ülkemiz, geleceğimiz hatta bulunduğumuz coğrafya ve dünya insan kaynağı olması hasebiyle çok önem teşkil etmektedir.

Ülkemiz ne yazık ki zengin yer altı kaynaklarına sahip değil. Ancak, genç ve her geçen gün daha eğitimli bir insan kaynağına sahip olmaktayız. Bu kaynağımızı zenginlik hâline dönüştürebilmek ancak kaliteli eğitim ve öğretimle mümkün olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’miz dünyada en gelişmiş 20 ekonomi içerisinde 17’nci büyük ekonomi olma noktasına AK PARTİ hükûmetleri döneminde ulaşmış bulunmaktadır. Tabii, bununla yetinmeyip hedefimiz doğrultusunda ilk 10 içerisine girmek için çalışıyoruz. Bunu ancak çağın gerektirdiği bir eğitim vizyonuyla başarabiliriz. Ancak, insanımızı sadece kuru bilgiyle donatmakla yetinmeyecek, aynı zamanda dürüst, vicdanlı, ahlaklı, ülkesini seven, milletine hizmet aşkıyla dolu bir şekilde eğitmekle uğraşacağız, buna çaba sarf edeceğiz.

Bunun içindir ki AK PARTİ iktidarları 2002’den bu yana bütçede en büyük payı Millî Eğitim Bakanlığına ayırmıştır. Bu yıl da gelenek bozulmadı. 2002 yılında 10 milyar TL olan Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi, 2019 yılı bütçesinde 161 milyar 612 milyon TL olarak belirlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanması hâlinde, merkezî yönetim bütçemizin yüzde 17’si Millî Eğitim Bakanlığına ayrılmış olacak.

Burada bütçenin yüzde 17’sinin ayrılması mevzusunu biraz açmak isterim. Nedense bütçe hazırlama tekniğinde olmayan ancak belki Millî Eğitim Bakanımızın talimatıyla Strateji Geliştirme Başkanlığının ayrı bir çalışmasıyla Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın şartlı eğitime verdiği desteği, ücretsiz ders kitabı dağıtımını, engelli öğrencilerimizin taşınmasını, toplum yararına çalışma kapsamındaki görevlendirmeleri, Tarım Bakanlığımızın üzüm, süt dağıtımı gibi birçok verilen kaynağı hatta il özel idarelerindeki ayrılan payları, büyükşehirlerin eğitime ayırdığı payları da katarsak bizim bu ayırdığımız payın yüzde 17 değil, yüzde 20’lerin çok üzerinde olacağını düşünmekteyim.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak herkesin eğitim öğretime ait şartlara eşit şekilde erişmesi; çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve davranışı kazanması; girişimci, yenilikçi, dil becerisi yüksek, iletişime ve öğrenmeye açık, öz güven ve sorumluluk sahibi, sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesi önceliğimizdir. Bu hedefler için de Bakanlığımız çok önemli mesafeler katetti.

Sizlerle zamanım elvermediği için birkaç veriyi paylaşacağım. 2002-2003 yılında 13 milyon öğrenci sayımız; bugün 17 milyon 500 bin. Resmî, özel okul sayımız 43.669’dan 68.418’e yükseldi. 1 milyon 97 bin öğretmenimiz var. 3 öğretmenden 2’si AK PARTİ döneminde göreve başladı. 40 yaş altı öğretmen sayımız toplam öğretmen sayımızın yüzde 65’i. Bu veriler ışığında, öğrenci sayımız 1,28 kat arttığı hâlde, okul sayımız 1,56; öğretmen sayımız 2,03 artmıştır. Yine, 300 binin üzerinde derslik yaptık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdem, ilave ediyorum.

Buyurun.

ORHAN ERDEM (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002’de 4-5 yaş okullaşma oranı yüzde 11 iken bugün yüzde 67’ye yükselmiş durumda ve Hükûmetimiz, Bakanlığımız bunu yüzde 100 yapma noktasında uğraşıyor.

Tapduk Emre’nin güzel bir sözü var: “Adam adamın gölgesinde yetişir.” Bakanlığımız da güzel öğretmenlerin gölgesinde güzel insanlar yetişir anlayışıyla 500 bin öğretmen atamış ve yeni atanacak öğretmenlerle bu sayı 589 bine yükselecektir, ilk atamada 570 bindi, 590 bine yükselecek ve öğretmenlerimizin yaptığı hizmetin karşılığı madden ölçülmez ancak imkânlar ölçüsünde 470 TL olan ücretleri bugün 3.320 TL’ye yükselmiş durumda.

Daha anlatılacak çok şey var, vaktimiz yetmeyecek.

Bakanlığımız -ben de içinde bulundum- çok ciddi gayret ve hizmetler içerisinde geleceğe toplumumuzu hazırlamakta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdem, ben bir dakika daha ilave ediyorum size.

Buyurun.

ORHAN ERDEM (Devamla) – Bu sürede görev alan tüm bakanlarımıza, katkısı olan herkese teşekkür ediyorum. Eğitimi memleketimizin ortak meselesi olarak görüp bundan dolayı da desteğin sürdürülmesi hepimiz için çok önemli olduğu bir gerçektir.

Millî Eğitim Bakanımıza ve eğitim kadrosuna kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Bugüne kadar bu konudaki en büyük desteği veren Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum.

2019 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, Sayın Bakanımızdan, milletvekilleri, Konya vekilleri olarak öğretmen atamalarında Konya’mızdaki sayının çok açık vermesi noktasında katkısını diliyorum. Yine siz değerli milletvekillerimin de 17 Aralık Şeb-i Arus törenlerine -buradasınız, katılamayacaksınız belki ama- ailelerinizi göndermeniz hâlinde misafir edeceğimizi ve tüm halkımızı davet ettiğimizi belirtmek istiyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Tekirdağ Milletvekilimiz Sayın Çiğdem Koncagül’de. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Koncagül.

AK PARTİ GRUBU ADINA ÇİĞDEM KONCAGÜL (Tekirdağ) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; aziz milletimizi ve sizleri saygıyla selamlıyorum.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nde yer alan Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle 2019 yılı bütçe görüşmelerinin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Ayrıca, bu yıl “Selam Vakti” temasıyla yâd ettiğimiz Hazreti Mevlâna’yı vuslatının 745’nci yıl dönümünde rahmetle anıyorum. Onun hoşgörü ve barış anlayışının tüm insanlığa örnek olduğu ve insanlardan tebessüm ile selamımızı esirgemediğimiz bir yıl geçirmeyi diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, eğitim, yediden yetmişe devam eden, bireye hayatının her alanında katkı sağlayan bir süreçtir; bunun yanında, toplumların siyasal, sosyal ve ekonomik olarak gelişiminde de en önemli etkendir. İnisiyatif alan, eleştirel düşünen, iletişim beceresi yüksek ve yenilikçi bireyler yetiştirmenin en önemli dinamiğini oluşturan yegâne unsurdur eğitim. İktidarımız, 2002 yılından bu yana, insan hayatında önemli bir yere sahip olan eğitimi bütün çalışmalarının merkezine alan bir yaklaşımla icraatlarını sürdürmüş ve bu alanda cumhuriyet tarihinin en önemli başarılarına imza atmıştır.

Saygıdeğer milletvekilleri, eğitime ve geleceğimiz olan çocuklarımıza yapılan yatırımın en önemli yatırım olduğunu söyleyerek geçmiş yıllarda da olduğu gibi 2019 yılı bütçesinde de en büyük payı eğitime ayırdık. 2002 yılında 7 milyar 460 milyon TL olan Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi bugüne geldiğimizde 14 kat artarak 113 milyar 813 milyon TL’ye ulaşmıştır. 2002-2003 eğitim öğretim yılında 343 bin resmî derslik mevcut iken derslik başına düşen öğrenci sayısı ortalama 32’ydi. 2017-2018 öğretim yılında bu sayı 568 bin resmî dersliğe çıkmış ve bu dersliklerde öğrenim gören öğrenci sayısı ortalama 22 olmuştur.

Kız çocuklarımızın okullaşması amacıyla gerçekleştirdiğimiz projelerin toplumdaki olumlu yansımalarını memnuniyetle takip etmekteyiz. Kız çocuk brüt okullaşma oranının erkek çocuk brüt okullaşma oranına olan göreceli büyüklüğü ilköğretimde 2002-2003 eğitim yılında yüzde 91 iken bugün yüzde 100’ü aşmıştır. Ortaöğretimde ise yıllık süreçte yüzde 72’den neredeyse yüzde 95’e ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, Bakanlığımızca ücretsiz kitap dağıtımı kapsamında 2018-2019 eğitim ve öğretim yılı için Eylül ayı itibarıyla öğrencilerimize 873 milyon 63 bin TL değerinde toplam 163 milyon 33 bin adet ders kitabı dağıtılmıştır. 2003 yılından 2018 yılına kadar ise 5 milyar 500 milyon TL’yi aşkın bir ücret ödenerek 2 milyar 850 milyondan fazla kitap öğrencilerimize dağıtılmıştır.

Bilim ve sanat merkezi sayısını son on altı yılda 18’den 135’e çıkartarak yıllık 33.700 öğrencinin eğitim görmesini sağladık. Sağlıklı ve çevik bir nesil yetiştirme hedeflerimiz doğrultusunda iktidarımız süresince 2.791 olan spor salonu sayısını bugün 9.079’a ulaştırdık. İlköğretim ve ortaöğretimde 2002’de 21.849 olan laboratuvar sayısını bugün 36.935’e ulaştırdık. Yine, ilköğretim ve ortaöğretimde 14.478 kütüphane mevcutken bugün bu sayı 22.919’a ulaşmış, ayrıca içerisinde internet hizmeti ve teknolojik imkânlar bulunan 2.084 zenginleştirilmiş kütüphane de öğrencilerimizin kullanımına sunulmuştur.

Sayın milletvekilleri, 2003 yılından 2018 Kasım ayına kadar geldiğimiz süreçte 609 bin öğretmen alımı yaparak mevcutta toplam 920 bin öğretmenimiz Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapmaktadır. 2002 yılında ek ders ücretiyle birlikte bir öğretmenin eline toplam 635 lira 20 kuruş geçmekteyken 2018 yılına geldiğimizde bu rakam ek ders ücretiyle birlikte neredeyse 7 katına yani 4.153 lira 98 kuruşa ulaşmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Koncagül, bir saniye, açalım mikrofonunuzu.

ÇİĞDEM KONCAGÜL (Devamla) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; iyi bir nesil yetiştirmenin bir medeniyet inşa etmek olduğunu çok iyi bildiğimizdendir ki 2002 yılından bugüne kadar AK PARTİ olarak millî eğitim alanında yaptığımız hizmet ve icraatların devamı gelecek; 2023, 2053 ve 2071 hedeflerimize kararlılıkla yürüyeceğiz.

Bu vesileyle, Millî Eğitim Bakanlığı 2019 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –Teşekkürler Sayın Koncagül.

Söz sırası, Ankara Milletvekilimiz Sayın Emrullah İşler’de.

Buyurun Sayın İşler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EMRULLAH İŞLER (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı Yükseköğretim Kurulu bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve necip milletimizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Dünya olanca hızıyla değişim ve dönüşüm yaşarken yeni Türkiye’yi şekillendirecek gençlerimizi ve insan kaynağımızı en iyi şekilde yetiştirmek AK PARTİ hükûmetlerinin her zaman önceliği olmuştur. Bu amaca matuf olmak üzere bugün itibarıyla eğitimde geldiğimiz noktayı siz değerli vekillerimize rakamlar üzerinden kısaca arz etmek istiyorum. 2002 yılında genel bütçeden millî eğitime ayrılan pay yüzde 6,95 iken bu oran bugün yüzde 12’yi bulmuştur. Yine, YÖK’ün konsolide bütçede 2002 yılında payı 2,54 iken bu rakam bugün 4,14’leri bulmuştur. 2019 yılı bütçesinde geçmiş bütçelerde olduğu gibi aslan payının eğitime ayrılmış olması AK PARTİ hükûmetlerinin eğitim konusuna ne denli önem verdiğinin açık göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, 2002 yılında devlet üniversitesi sayısımız 53 iken bugün 129, vakıf üniversitelerimizin sayısı 23 iken bugün 77’e ulaşmıştır. Toplamda 2002 yılında 76 olan üniversite sayısı bugün itibarıyla 206 olmuştur. Bu kurumlarda örgün öğretimde 1 milyon 181 bin 641 ön lisans, 2 milyon 442 bin 817 lisans, 428.425 yüksek lisans, 99.529 doktora öğrencisi olmak üzere toplamda 4 milyon 152 bin 712 öğrenci eğitim görmektedir. Açıköğretim programlarındaki öğrenci sayısı ise ön lisans ve lisans olmak üzere toplamda 3 milyon 917 bin 256’dır, genel toplamda ülkemizde yükseköğretimdeki öğrenci sayısı 8 milyon 69 bin 968’dir. Öte yandan, yurt dışında ülkemiz aleyhinde yapılan olumsuz propagandalara rağmen 2002 yılında birkaç bin olan yabancı öğrenci sayısının bugün itibarıyla 143 bin rakamına ulaşması uluslararası arenada eğitimde ülkemizin geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ’yle birlikte eğitimde aldığımız mesafeyi göstermesi bakımından önemli bulduğum ve bilinmesinde fayda mülahaza ettiğim diğer bir konu ise öğrencilerimize devletimiz tarafından sağladığımız kredi ve burs miktarlarıdır. 2002 yılında sadece 451.550 öğrenciye kredi ve burs desteği sağlanmaktayken 2018 yılında 1 milyon 171 bin 507 öğrenciye kredi ve 451.751 öğrenciye de burs olmak üzere toplamda 1 milyon 623 bin 258 öğrenciye kredi ve burs desteği verilmektedir. 2002 yılında aylık kredi miktarı sadece 45 TL iken 2019 yılı Ocak ayından itibaren bu miktar 500 TL olarak ödenecektir.

Geldiğimiz noktada rakamlar AK PARTİ’nin eğitim konusunda büyük bir başarı ortaya koyduğunu göstermektedir. Nitekim bu hizmetler milletimizce de görülmektedir ki her seçimde partimize sahip çıkmış ve çıkmaya devam etmektedir.

AK PARTİ hükûmetleri olarak hiçbir zaman mazeretlerin arkasına sığınmadık ve sığınmayı da doğru görmedik. Bu çerçevede, her ilde açılan üniversiteler ve artırılan kontenjanlarla, isteyen her öğrencimize eğitim hakkı tanıyarak eğitimde fırsat eşitliğini sözde olmaktan çıkarıp uygulamada hayata geçirmiş olduk.

Türkiye her alanda çağı yakalamak ve geçmek istiyorsa bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarında dönüşümünü tamamlamak zorundadır. Teknolojide geri kalan bir ülkenin bilim ve sanayide hedeflerine ulaşması mümkün değildir. Bu sebeple, yeni dönemde hükûmetimiz, kurulan araştırma üniversiteleri, dijital dönüşüm ofisi, YÖK ve üniversiteler tarafından desteklenen proje merkezli yurt dışı eğitim burslarıyla bu süreci en güzel şekilde yürüterek ülkenin bilim ve teknolojide dönüşümünü hızlandıracaktır.

AK PARTİ olarak ülkemize ve milletimize güvenli bir gelecek inşa etmek istiyoruz. Bundan dolayıdır ki gençlerimize değerlerimizi, tarihimizi, kültürümüzü öğretmek ve anlatmak durumundayız. Sayısal olarak çok önemli başarılara imza atmış olmamıza rağmen nitelik olarak eksikliklerimizin olduğunun farkındayız. Yeni dönemde bu eksikliklerimizi gidererek tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet bilinciyle ülkesini ve milletini hem içeride hem de dışarıda hakkıyla temsil edecek ruh ve şuurda bir nesil yetiştireceğiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İşler, bir dakika ilave ediyoruz.

Buyurun.

EMRULLAH İŞLER (Devamla) – AK PARTİ olarak, üniversitelerimizi değişime, reforma ve yeniliğe katkı sağlayan ülkemizin ve milletimizin öncü kuruluşları hâline getirmek boynumuzun borcudur. En iyi yatırım insana yapılan yatırımdır düsturundan hareketle, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gençlerimize yatırım yapmaya devam edecek ve onların her alanda mükemmel şekilde yetişmeleri için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Çağın gerekleriyle donanarak yetişen gençlerimizle 21’inci yüzyılı Türkiye asrı yapacak, böylece ülkemiz bölgesinde ve dünyada lider ülke olacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, 2019 yılı bütçesinin yükseköğretim başta olmak üzere tüm eğitim camiasına hayırlar getirmesini diler, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İşler.

Değerli milletvekilleri, şimdi, AK PARTİ Grubu adına her biri beşer dakikadan olmak üzere üç sayın konuşmacı kaldı. Ondan sonra şahıslar, lehinde, yürütme söz isteyecek ve aleyhinde konuşmalarımız ve soru-cevap işlemleri kaldı. Yaklaşık sekiz saattir bir süreç yürütüyoruz, toplam on beş dakika kadar bir ara verdik ama bu artık son aramız olacak. On beş dakika ara vereceğim, ondan sonra belirttiğim o konuşmalar yapılacak ve oylamalara geçeceğiz inşallah. Bu verdiğim akış içerisinde Başkanlık Divanı olarak bana kalırsa son aradır, akışta başka ara olursa bilemem.

Şimdilik birleşime on beş dakikalık bir ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.03

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), İshak GAZEL (Kütahya)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ Grubunun konuşmacılarında kalmıştık.

Şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

AK PARTİ Grubu adına konuşma sırası Çorum Milletvekilimiz Sayın Erol Kavuncu’da.

Buyurun Sayın Kavuncu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA EROL KAVUNCU (Çorum) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

2019 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi’nin Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Aziz milletimizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, yükseköğretim programlarına girmek için başvuran adaylardan başarılı olanları puan sırasına göre seçerek ilgili programlara yerleştirmek amacıyla 1974 yılında kurulmuş, 1981 yılında YÖK’e bağlanmış ve 3 Mart 2011 yılında ise özel bütçeli kamu kurumu hâline dönüştürülmüştür. Gelinen noktada ise kurum 2018 yılında 176 sınav merkezi aracılığıyla 50 farklı sınav yürütmüş ve bu sınavlara yaklaşık 10 milyon aday katılmıştır. 2019 yılında da “Hizmet herkes için her yerde” parolası doğrultusunda sınav merkezi sayılarını yaygınlaştırmaya devam edecektir.

ÖSYM, bugün, ön lisans, lisans, lisans üstü, yabancı dil sınavları ile özel hukuk tüzel kişileri tarafından talep edilen sınav hizmetlerini de yerine getiren son derece nitelikli bir kuruma dönüşmüştür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ÖSYM, bütün bu hizmetleri 1974 yılından itibaren kırk dört yıllık tecrübesiyle, yenilikçi ve dinamik bir anlayışla gerçekleştirirken bugün e-sınav merkezlerinde yabancı dil sınavları, akademik personel seçme sınavlarını elektronik ortamda gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda İstanbul ve İzmir’in yanı sıra Ankara’da hizmete açılan Esenboğa e-Sınav Merkezi aynı anda 5 bin adayın elektronik ortamda sınava girme kapasitesiyle bugün dünyanın en büyük sınav merkezlerinden biri hâline dönüşmüştür. Bu elektronik sınav merkezlerinde İngilizce sınavının yanı sıra Almanca, Fransızca, Arapça, Rusça, Arnavutça ve Boşnakça dillerinde de sınav yapılmaktadır. Kurum, söz konusu e-sınav sisteminin yaygınlaştırılması için çalışmalarını sürdürmektedir. Diğer taraftan kurum yapmış olduğu sınavların analizini de yapmakta, sonuçlarını değerlendirme raporlarıyla kamuoyunun bilgisine sunmaktadır. Bu amaçla 2018 yılında 11 ayrı ayrıntılı değerlendirme raporu yayınlanmıştır.

ÖSYM’nin hizmeti, “Herkes için her yerde.” parolasıyla önemle üzerinde durduğu diğer bir önemli konu da iki yılda bir gerçekleştirdiği Engelli Personel Seçme Sınavı’dır. 2018 yılında engelli kamu personeli sınavına ülke genelinde 100 binin üzerinde engelli aday katılmıştır. Ayrıca kurum yaptığı tüm sınavlarda sağlık sorunu veya özel durumu olan adayların sınavlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla her türlü tedbiri almakta, sürekli iyileştirmeler yapmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malum olduğu üzere, ülkelerin, milletlerin en büyük servetleri, en büyük sermayeleri sadece yer altı ve yer üstü zenginlikleri, köprüleri, barajları değildir; belki en büyük servetleri iyi yetiştirilmiş, donanımlı genç nesilleridir. Nitekim bu gerçeklikten hareketle AK PARTİ hükûmetleri döneminde modern teknolojinin bütün imkânları gençlerimizin eğitim öğretim hizmetleri için seferber edilmiştir. Milletimizi geleceğe hazırlayacak genç nesillerimizin eğitimi her şeyden daha öncelikli ve önemli görülerek bütçeden en fazla pay eğitime ayrılmıştır.

Bilindiği gibi, daha bilimsel, nitelikli, daha başarılı bir eğitim ve değerlendirme isabetli tekniklerin kullanılmasıyla doğru orantılıdır. ÖSYM bu amaçla, her türlü bilimsel ve teknolojik yeniliklerden yararlanarak, teknik altyapı ve personel bağlamında sürekli kendini yenilemektedir.

Sınav ve yarış hayatın özünde var olduğu müddetçe devletimize düşen bu kurumlarımızı güçlü ve güvenilir bir şekilde tanzim ve tahkim etmektir. Devletimiz, bu amaçla, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması başta olmak üzere, bu kurumlarımıza her türlü desteği vermekte, her türlü tedbiri almaktadır. Bu vesileyle, tüm bu hizmetlerin yerine getirilebilmesi için 549 milyon 550 bin TL olarak belirlenen kurum bütçesinin ve 2019 yılı bütçemizin hayırlı ve bereketli olmasını diliyor, aziz milletimizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Bitlis Milletvekilimiz Sayın Cemal Taşar’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Taşar.

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL TAŞAR (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı bütçe kanunu Yükseköğretim Kalite Kurulu bütçesi üzerinde parti grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, perşembe günü meydana gelen tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

AK PARTİ olarak on altı yılda, her alanda olduğu gibi eğitimde de çok başarıya imza attık. Bundan dolayıdır ki, 2002’den bugüne kadar milletimizin teveccühüyle iktidardayız.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte etkinliği ve sorun çözme kapasitesi artan her bakanlığımız gibi Millî Eğitim Bakanlığı da hayata geçireceği 2023 Eğitim Vizyonu’ndaki çalışmalarla Türk eğitim sistemine güç katacaktır. Millî Eğitim Bakanlığı olarak geliştirmek istediğimiz dönüşüm, adil, insan merkezli, öğretmen temelli, kavramda evrensel, uygulamada yerli, esnek, beceri ve görgü odaklı; hesap verebilir, sürdürülebilir bir ilkesel duruş sergilemektir. Temel amacımız, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve donanımımını insanlık hayrına sarf eden, bilime sevdalı, kültüre meraklı, duyarlı, nitelikli, ahlaklı, millî ve manevi değerlere sahip nesiller yetiştirmektir. Bunun içindir ki 2002 yılından bugüne kadar hükûmetlerimizin bütçelerinde aslan payı hep eğitime ayrılmıştır.

2002’de resmî ve özel kurumlarda çalışan öğretmen sayımız 540.433 iken bugün sistemde 1 milyon 30 bin 130 öğretmenimiz var. Yani, 2002’den bugüne kadar hükûmetlerimiz döneminde sisteme 690.542 öğretmen alımı sağlanmıştır.

Hemen şunu da belirtmek istiyorum: 2023 Eğitim Vizyonu’nda, kadrolu-sözleşmeli gözetimi yapılmaksızın öğretmenlerimizin özlük haklarıyla ilgili olumlu ve ciddi çalışma öngörülmüştür.

2002 yılında 425 Anadolu lisesi var iken bugün 2.578 Anadolu lisemiz vardır. Yani, bir taraftan nicel anlamda artarken öbür taraftan nitelik konusunda da ciddi adımlar atmışız.

Pansiyonların sayısını artırmışız; yine, o tarihte 1.489 pansiyonumuz varken bugün 2.991 pansiyonumuz var.

2002 yılında 343.194 dersliğimiz varken bugün 568.645’e ulaşmıştır. İnşallah, bir iki yıl içerisinde de normal öğretime geçeceğiz.

Yine, üstün zekâlı çocuklarımız için bilim ve sanat merkezi sayımız 18 iken bugün 135’e yükselmiştir.

Arkadaşlar, hatırlarsınız, sene başı geldiğinde ders kitaplarının temini hem öğrencilerimiz için hem de velilerimiz için bir kâbus hâlini almıştı. Ücretsiz Ders Kitabı Dağıtımı Projemizle Edirne’den Kars’a kadar, merkezden en ücra köye kadar okullarımız açıldığında öğrencilerimiz kitaplarını masalarında bulmuşlardır. Muhalefetin hayal edemediğini yaparak AK PARTİ olarak milletin her seçimde artan desteğiyle yeniden milletimizin hizmetkârlığına devam ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kalite Kurulu, yükseköğretim kurumlarının eğitim öğretim ve araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerinin kalite düzeylerine ilişkin ulusal ve uluslararası kalite standartlarına göre değerlendirmeler yapmak, iç ve dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri ve bağımsız değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi süreçlerini yürütmek üzere kurulmuştur. Kurul, yükseköğretim kurumlarında kalite güvencesi ve değerlendirme çalışmalarını düzenlemek ve yürütmek üzere Durumsal Dış Değerlendirme Programı’nı ve akreditasyon kuruluşlarının tesciline ilişkin alt mevzuat çalışmalarını tamamlayarak bu konuda faaliyetlerini hızlı bir şekilde başlatmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Taşar, buyurun, bir dakika daha…

CEMAL TAŞAR (Devamla) – Temel hedefimiz, bütün eğitim kurumlarında her alanda ve her düzeyde uluslararası standartları yakalamak ve üstüne çıkmaktır. İyi ki AK PARTİ var, yoksa bunların hepsi hayalde kalacaktı.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Allah Allah!

CEMAL TAŞAR (Devamla) – Evet, bu vesileyle 2019 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyor, Sayın Millî Eğitim Bakanımıza ve diğer çalışma arkadaşlarına teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına son söz, Konya Milletvekilimiz Sayın Hacı Ahmet Özdemir’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Özdemir.

AK PARTİ GRUBU ADINA HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Televizyonları başında bizleri izleyen aziz milletimize de hürmetlerimi ve iyi dileklerimi iletiyorum.

Ahmet Kutsi Tecer, 1901’de Kudüs’te doğmuştur, onun için “Kutsi”dir yani Kudüslüdür ve 1967’de de İstanbul’da vefat etmiştir, Zincirlikuyu Mezarlığı’nda metfundur. Öğretmenlik yapmış bir insandır, onun daha sonra bestelenen de bir şiiri vardır.

“Orda bir köy var, uzakta,

O köy bizim köyümüzdür.

Gezmesek de tozmasak da

O köy bizim köyümüzdür.

Orda bir ev var, uzakta,

O ev bizim evimizdir.

Yatmasak da kalkmasak da

O ev bizim evimizdir.

Orda bir ses var, uzakta,

O ses bizim sesimizdir.

Duymasak da tınmasak da

O ses bizim sesimizdir.

Orda bir dağ var, uzakta,

O dağ bizim dağımızdır.

İnmesek de çıkmasak da

O dağ bizim dağımızdır.

Orda bir yol var, uzakta,

O yol bizim yolumuzdur.

Dönmesek de varmasak da

O yol bizim yolumuzdur.”

Şöyle bir baktım Ahmet Kutsi Tecer bunu kime yazmış diye? Sivas’ta dört yıl görev yaptığı süre içerisinde merkeze bağlı Çelebiler köyünü uzaktan seyrederek, daha sonra gidip gelerek yazdığı söyleniyor veya baba ocağı olan Erzincan’ın Kemaliye ilçesinin Apçağa köyü için yazdığı söyleniyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Kendi köyü.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Kendi köyü; bravo.

Şimdi, Lech Walesa’yı hatırlıyorsunuz, Polonya’da 1995 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yaptı. Bir yardımcısı vardı, harikulade bir demeç vermişti Türkiye ziyaretinde ve diyordu ki: “Cumhuriyet idaresi muasır medeniyet seviyesini hedef göstermiştir. Ayrıca, tebaa kavramını, kul kavramını kaldırarak aynı sınırlar içerisinde yaşayanları vatandaş sayan bir anlayış getirmiştir.” Muasır medeniyetin köylerine gelmesini bekleyen Anadolu insanı ve cumhuriyetin nimetlerinden istifade etmek isteyen Anadolu insanı ancak “Orada bir köy var uzakta/Gitmesek de gelmesek de/O köy bizim köyümüzdür.” anlayışını görünce denklerini sırtlarına vurarak Haydarpaşa’nın yolunu tutmuş ve Haydarpaşa’dan Yeşilçam filmlerindeki repliklerde olduğu gibi “Seni yenmeye geldim İstanbul!” naraları atmıştır. Denklerini toplayarak tekrar Ankara’ya gelmiştir ama Yenişehir’den ötesini görememiştir.

2002’de nihayet bir iktidar, kendi değerlerini benimseyen, aynı fikirlerle, duygularla hareket eden bir iktidar başa geçmiştir ve yol getirmiştir, elektrik getirmiştir, su getirmiştir, havaalanı getirmiştir, dahası üniversite getirmiştir. Ama 1982’ye kadar 19 olan üniversitelerin sayısının 1993’te Özal’ın ölümü sırasında 55 olduğu bir zaman diliminde, AK PARTİ’nin iktidara gelişiyle beraber üniversitelerin sayısı bugün 207’yi bulmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bayağı da hoca yerleştirdiniz üniversitelere.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Veli Bey, seviyorum seni, rica ediyorum, canımsın.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sağ olasınız.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) - İnönü Üniversitesini de seviyoruz biz.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Bir de İnönü’yü sevseniz.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Özal üniversiteleri açtığında, üniversitelerin sayısını 55’e çıkarttığında aydınlarımızın eleştirisi şuydu: Bu üniversiteler tabela üniversiteleridir. Tabela üniversiteleriyse ben sizden bir tane tabela istiyorum Konya’ya. 4 tane üniversitemiz var, lütfen, bir tabela asın ve o tabelada şöyle bir şey yazsın: Uluslararası İslam Üniversitesi. Biz Konyalılar olarak o tabelanın gerisini getiririz Allah’ın izniyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Yalnız bu “Deve sidiği şifadır.” diyen hocaları filan yetiştirmeyesiniz. “Kadın elini sıkmak ateş tutmaktır.” diyeni…

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – “Kadınlara güvenmeyeceksiniz.” diyen röktürler yetiştirmeyin, dekanlar yetiştirmeyin.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) - Şimdi bir başka hususa temas edeceğim. Deniyor ki: “Bu üniversiteler uluslararası endekslere giremiyorlar.” Sanki AK PARTİ’den önce endeksleri biz tavan yaptırmıştık, bütün üniversitelerimiz endekslerdeydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özdemir, bir dakika ilave ediyorum.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ama bu üniversitelerin, ne hikmetse, sayısı 207’e çıktığında endeksler hatıra gelmeye başladı. Ondan önce bu endeksler neredeydi?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bu dış güçler, dış güçler(!)

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Bırakalım AK PARTİ’nin açtığı üniversiteleri, endekslere niye İstanbul Üniversitesi girmiyor Türkiye’nin en eski üniversitesi olarak? Niye Ankara Üniversitesi girmiyor, niye bir başka üniversite girmiyor?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Böldünüz de onun için.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Bölücüsünüz, böldünüz!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Böldünüz, böldünüz!

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Madem AK PARTİ’nin açmadığı üniversiteler, cumhuriyetle beraber kurulan üniversiteler var, bugün hâlâ hayatiyetlerini sürdürüyorlar, onlar niye endekslerde yoklar?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Hep ihraç ettiniz, ihraç ettiniz hocam.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Bölücüsünüz, böldünüz, onun için girmiyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – On altı senedir siz yönetiyorsunuz.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ali Şeker Bey, senin sesin çok çıkıyor.

BAŞKAN – Sayın Özdemir, siz Genel Kurula hitap edin.

Arkadaşlar, hatip konuşsun.

Buyurun.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Şöyle: Bana sorarsanız uluslararası endekslere girse de girmese de -Bakan Bey de burada, YÖK Başkanımızın da burada olduğunu tahmin ediyorum, tam göremedim- bizim üniversitelerimiz başarılıdır. “Bunun kıstası nedir?” diyecek olursanız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Dünyada ilk 500 arasında bir tane Türk üniversitesi yok be! Siz iktidara gelmeden önce İstanbul Üniversitesi ilk 500 arasındaydı.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Genel Başkanınız diyor “İlk 500’de üniversitemiz yok, çok üzgünüm.” diye

BAŞKAN – Sayın Özdemir, toparlayın, selamlayın.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Tamamlıyorum.

“Nasıl başarılıdır bu üniversiteler?” diyecek olursanız, şöyle başarılıdır: Türkiye’nin ihracatı 2018 yılı sonu itibarıyla cumhuriyet tarihinin rekorunu kırıyor...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İthalat? Yarı mamul alıyorsun, yarı mamul.

TUMA ÇELİK (Mardin) – İthalat ne kadar?

BAŞKAN – Arkadaşlar, sessiz olalım lütfen, konuşmak isteyen söz alır.

Buyurun Sayın Özdemir, tamamlayın siz sözlerinizi.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – ...ve bu ihracatı gerçekleştirenler Cambridge’ten mezun olanlar değil, Oxford’dan mezun olanlar değil, Harvard’dan mezun olanlar değil...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İstanbul Üniversitesinden mezun olanlar!

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – ...Ankara Üniversitesinden mezun olanlar, İstanbul Üniversitesinden mezun olanlar, Selçuk Üniversitesinden mezun olanlar ve bu 207 üniversiteden mezun olanlardır.

TUMA ÇELİK (Mardin) – O hocalara ne yaptınız?

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Bunlar millî uçağı yapmışlardır, bunlar yerli tankı yapmışlardır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 100 İngiliz çalışıyor, senin haberin yok ya!

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Onun için gayet başarılı üniversitelerimiz vardır. Başarının endeksi dışarıda aranmamalıdır.

TUMA ÇELİK (Mardin) – O üniversitelerdeki hocalara ne yaptınız?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 100 İngiliz mühendis çalışıyor orada.

HACI AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Sözlerimi bitirirken Meclisi, televizyonları başında izleyenleri, muhalefetiyle iktidarıyla beraber herkesi, heyetinizi selamlıyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Anadolu Jet, uçak değil, ulaşım şirketi.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bravo Hocam, seni de kandırmışlar!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, hocanın dediği uçak nerede? Biz uçağı arıyoruz, nerede uçak?

Yapılan uçak nerede Hocam, göremiyoruz? Maketi mi yapıldı?

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen oturun yerinize.

Değerli arkadaşlar, bu şekilde, AK PARTİ Grubunun konuşmacılarının konuşmaları da tamamlanmış oldu.

Şimdi, 60’a göre birkaç arkadaşımıza söz verip daha sonra diğer bölüme devam edeceğiz.

Sayın Eksik yerinde mi acaba?

Buyurun Sayın Eksik, sisteme girmişsiniz.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Iğdır Milletvekili Habip Eksik’in, Iğdır çevre yolunun şehir dışına çıkarılması hususunda bir çalışmanın olup olmadığını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

HABİP EKSİK (Iğdır) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ulaştırma Bakanına sorumdur: Iğdır şehrinin tam ortasından uluslararası yol geçmektedir. Bu yol maalesef her yıl birçok kazanın yaşanmasına sebep olmaktadır. Yine bu yoldan geçen tır gibi uzun araçların oluşturduğu gürültü, büyük bir kirliliğe sebep olmaktadır. Trafik gürültüsü günümüzde birçok hastalığa sebep olmaktadır; işitme kaybından tutun da hipertansiyona kadar. Yine birçok aracın bu şekilde şehir içinden geçerken yaydıkları zararlı gazlar insan sağlığına büyük zarar vermektedir. Başta solunum yolu kanserleri olmak üzere, bronşit tarzı solunum yolu hastalıklarına da sebep olduğu bilinmektedir.

Ulaştırma Bakanlığının Iğdır çevre yolunun şehir dışına çıkarılması hususunda bir çalışması var mıdır? Çevre yollarının bu çağda şehir içinden geçmesi, insan sağlığına büyük zarar vermesi kabul edilebilir mi, doğru mudur bu?

Ayrıca, kara yolları yapılırken bu köy yol ayrımları çok anlamsız ve uzak yerlere kuruldu. Buna en iyi örnek Iğdır’da Bayraktutan köyüdür. 1,5 kilometre ilerisine verilmiştir.

Teşekkürler Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Orhan…

41.- Van Milletvekili Muazzez Orhan’ın, STK’lerin basın açıklaması yapması yasaklandığı gibi kendi üyeleriyle kapalı alanda yaptıkları etkinliklerin hukuksuz şekilde kamerayla kaydedildiğine ilişkin açıklaması

MUAZZEZ ORHAN (Van) – Teşekkür ediyorum Başkan.

“OHAL kalktı.” dediniz ama toplumsal kesimlerin ve STK’lerin toplumsal sorunları ya da kendileri ve üyeleriyle ilgili sorunları dile getirmek ve kamuoyuna duyurmak için en demokratik hak olan basın açıklamaları maalesef ki valiliklere verilen OHAL yetkileriyle yasaklanmaktadır.

Van ve bölge illerinde aylık ya da haftalık olarak eylem ve etkinlikler ile etkinliklerin yapılacağı yerlerle ilgili yasaklama genelgeleri çıkarılmakta ya da valilik iznine bağlanmaktadır. İzin taleplerinin tümü de olumsuz sonuçlanmaktadır. AKP dışında hiçbir STK derdini kamuoyuyla paylaşamamakta, duyuramamaktadır. Valilik genelgelerinde “STK ve kurumların kapalı alanlardaki kendi kurul ve üyeleriyle yaptıkları etkinlikler hariç” denmesine rağmen, STK’lerin kendi üyeleriyle kapalı alanda yaptıkları etkinlikleri bile izne tabi tutularak ve suç teşkil edebilir ihtimaliyle hukuksuz bir şekilde kamerayla kaydedilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Yavuzyılmaz…

42.- Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, Zonguldak ili ve tüm Türkiye’deki kara yollarında toplam çelik ve beton bariyer ihtiyacının kaç kilometre olduğunu, Zonguldak Mithatpaşa tünellerinin inşaatı için ne kadar bütçe ayrıldığını ve hangi tarihte trafiğe açılacağını Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Zonguldak ili ve tüm Türkiye’deki kara yollarında toplam çelik ve beton bariyer ihtiyacı kaç kilometredir? 2019 yılında bu bariyer ihtiyacının ne kadarını karşılayacak şekilde bütçe ayırdınız? Zonguldak Mithatpaşa I ve II tünellerinin duran inşaatları hangi tarihte tekrar başlayacaktır? 2019 yılı için bu tünellerin inşaatına ne kadar bütçe ayırdınız? Bu tüneller hangi tarihte trafiğe açılacaktır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erbaş’a, ondan sonra da Sayın Sertel’e söz vereceğim ve görüşmelere devam edeceğiz.

Buyurun Sayın Erbaş.

43.- Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş’ın, Kütahya ili Tavşanlı, Emet, Gediz, Simav ilçelerine sosyal bilimler lisesi ile fen lisesi açılmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

AHMET ERBAŞ (Kütahya) – Sayın Başkanım, sorum Millî Eğitim Bakanımıza.

Sayın Bakanım, Kütahya’mızda 4 adet fen lisesi, 1 adet sosyal bilimler lisesi var ama 680 bin nüfuslu bir ilimize bu kadar az fen lisesi ve sosyal bilimler lisesi yetmiyor. Tavşanlı, Emet, Gediz, Simav çok büyük ilçelerimiz, merkez dışında. Bu ilçelerimize de sosyal bilimler lisesi ve fen lisesi istiyoruz.

Şimdiden çok teşekkür ediyorum, sağ olun efendim.

BAŞKAN – Sayın Sertel…

44.- İzmir Milletvekili Atila Sertel’in, “ölüm yolu” olarak bilinen İzmir’in Tire-Belevi yolunun duble yol olarak yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

İzmir’de bir Tire-Belevi yolu var; bu yol, ölüm yolu. Bu yolu eski Ulaştırma Bakanı, şimdinin Meclis Başkanı Binali Yıldırım çok iyi biliyor, Ahmet Arslan çok iyi biliyor. 6 Nisan 2017 tarihinde bizim bu takibimiz sonucunda Sayın Ahmet Arslan ve Hamza Dağ’la beraber bu yolun temelini attık. Sayın Bakan söz verdi, 4 Eylül 2018’de bu yol hizmete açılacaktı. Sadece 20,5 kilometrelik bir yol ama bu yolda 90’ın üzerinde insan öldü, yüzlerce yaralı var. 2019 yılının son çeyreğine kaldığını söylemişti Sayın Ahmet Arslan, bakanlığı bırakmadan önce. Fakat benim öğrendiğim, topu topu 5 kilometre tek hat üzerinde gelebildiler bu yolda. Bu yol bir ölüm yoludur. Sayın Binali Yıldırım’ın da bir yakını bu yolda ölmüştür. Ben bu iktidara söylüyorum, eğer bu yol bitmezse; 20,5 kilometrelik yol…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ATİLA SERTEL (İzmir) – …bu “Yolların kralı” söylemini ve diğer söylemleri hemen bıraksınlar.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi şahıslar adına konuşmalara başlıyoruz. Lehinde bir sayın konuşmacıya söz verdikten sonra yürütme adına iki sayın bakan söz alacaklar, sonra şahıslar adına aleyhinde bir söz daha vereceğiz.

Şimdi şahıslar olarak, lehinde olmak üzere Erzincan Milletvekilimiz Sayın Süleyman Karaman’a söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Karaman.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Ankara-Konya seferini yapan tren kazası sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 2019 bütçesinin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Yurdumuzun her yerinde şantiyelerde, hat boylarında, yollarımızda Türkiye’nin çehresini değiştiren 280 bini aşkın Ulaştırma ve Altyapı camiasının her ferdine teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bugünkü Meclis Başkanımız, eski Başbakanımız, Ulaştırma Bakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın bu büyük camiayla birlikte gece gündüz çalışarak Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini tarih unutmayacaktır, milletimiz unutmayacaktır, gelecek nesiller unutmayacaktır.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Tarih sizleri de unutmayacaktır.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Bu vesileyle, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Meclis Başkanımıza, bugün görev başında olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza ve önceki bakanlarımıza da şükranlarımızı arz ediyorum.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Pamukova…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Pamukova, Tavşancıl…

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Bu bütçeye katkıda bulunan bütün milletvekili arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sözü uzatmadan birkaç satırda görüşlerimi arz etmek istiyorum.

Son on altı yılda yapılan yatırımlarla ülkemizin her köşesi erişebilir ve ulaşılabilir hâle gelmiştir. Yollar bölünmüş, milletimiz daha da güçlü birleştirilmiştir. Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Avrasya Tüneli, Körfez Geçişi, dünyanın gıpta ettiği İstanbul Havalimanı hepimizin gururu olmuş, hava yolu da halkın yolu olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılındaki demir yollarının eski fotoğrafını hatırlatmak istiyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biz de Pamukova’yı, Tavşancıl’ı, onları hatırlatalım sana.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Ulu Önder Atatürk “Demir yolları refah ve ümran tevlit eder.” diyerek demir yollarında seferberlik başlatmış ancak sonraki altmış yıl demir yollarına gerekli yatırım yapılmamış, tabiri caizse çivi bile çakılmamıştı. Trenlerin ve hatların bakımı bile yapılamıyordu, hatların yüzde 80’inde sinyal de yoktu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hiç olmazsa insanlar ölmüyordu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya Başkanım, böyle olur mu?

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Demir yolcular kendi içine kapanmış, demir yollarını ayakta tutmaya çalışıyordu.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İnsanlar ölmüyordu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya bırak onu! Marşandizi anlatıyor! Bırak onu ya!

VELİ AĞBABA (Malatya) – 9 kişi öldü, sayın milletvekili de bu işin sorumlularından birisi.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar… Değerli arkadaşlar, lütfen, hatibi izleyelim.

Sayın Akar, değerli arkadaşlar; lütfen, rica ediyorum.

Siz buyurun, devam edin.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Arkadaşlar, herkes bilir ki tren beni sever ben de treni. Öyle sizin sevdiğiniz gibi de değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Siz, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Yani her gün sabahleyin gidip rayları öpmüyoruz. Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi, trene hizmet ediyoruz ve treni Türkiye’de var etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Bir sürü insan öldü, bunun hesabını vermeyecek misiniz? Hayret bir şey ya!

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Demir yolcular kendi içine kapanmış, demir yollarını ayakta tutmaya çalışıyordu.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Yüzlerce insan ölmüş, binlerce…

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Halkımızın yüzde 100’ü demir yollarını seviyor ama sadece yüzde 5’i trene biniyordu.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba, lütfen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, olmaz ki böyle bir şey. Bir sürü insan ölmüş, sorumluluğu ellerinde.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Halkımızın demir yolu sevgisinden güç alarak Hükûmetimiz tarafından demir yollarımız, cumhuriyetimizin ilk yıllarında olduğu gibi, Ulu Önder Atatürk’ün izinden giderek devlet politikası hâline getirildi.

VELİ AĞBABA (Malatya) – 1.600 insan ölmüş bu kazalarda. Bunun hesabını vermeyecekler mi? İnsanın biraz yüzü kızarır.

BAŞKAN – Lütfen, değerli arkadaşlar.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - AK PARTİ tarafından bugüne kadar 6 milyar TL’si sinyal olmak üzere 61 milyar TL yatırım yapıldı.

VELİ AĞBABA (Malatya) – AK PARTİ döneminde, bugüne kadar 1.650 kişi ölmüş tren kazalarında, yazık.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sinyalizasyon olmadığı için insanlar öldü. Yenimahalle’deki kazada sinyalizasyon olmadığı için öldü, hangi sinyalden bahsediyorsunuz?

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Böylece yeni hızlı tren hatları, Marmaray işletmeye alındı. Dünyada 8’inci hızlı tren ülkesi olduk. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sinyal sistemi yüzde 20’den yüzde 50’ye çıkarıldı.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Var var, dün de vardı.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Millî sinyal başta olmak üzere yerli bir demir yolu endüstrisi kuruldu. Bütün hatlar yenilendi, bütün hatlar. Emniyet yönetim sistemi kuruldu. Demir yollarında yolcu sayısı 2,5 kat artarak 188 milyona, yük miktarı da 2,5 kat artarak 32 milyon tona ulaştı.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Dünyanın en güvenli ulaşım aracını en güvensiz hâle getirdiniz.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Hükûmetimize ve demir yolculara teşekkürü bir borç biliyorum. Ancak, demir yollarını ayağa kaldırmak için en az bu kadar daha yatırım yapmamız gerekiyor ve buna herkesin destek olması gerekir, bunun için çağrı yapıyoruz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Demir yollarında sizden fazla kaza yapan ülke var mı? Dünyada 1’inciyiz, dünyada! Tren kazalarında dünyada 1’inciyiz, bunu da söylesenize. Dünyada trenden insan öldüren tek ülkeyiz biz.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Elbette hedeflerimiz var; 2023 hedeflerine ulaşacak, demir yollarımızı 25 bin kilometreye çıkaracak ve Türkiye’nin yüzde 72’sini hızlı trenle tanıştıracağız. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bizi hiçbir şeyle tanıştırmayın, tanıştırdığınız trenler insanların ölümüne sebep oluyor.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Dünyada 1’inciyiz, dünyada.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Karaman, bir dakika ilave ediyorum.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - …evvelsi gün, 13 Aralık 2018 Perşembe günü Ankara’da hepimizi üzen elim bir tren kazası meydana geldi. Kazanın savunulacak bir tarafı yoktur. Kazanın savunulacak bir tarafı yoktur. Kaza savunulamaz. Ancak ben burada bu konuyla ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum eğer dinlerseniz.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Dünyada 1’inciyiz, sayenizde.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Hesap verin o zaman.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Hesap verin, hesap.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen, rica ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Olmaz ki, dünya 1’inciliği… Dünyada 1’inciyiz kazalarda.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Biz hesabımızı verdik, veririz de.

BAŞKAN – Tamamlayın siz konuşmanızı Sayın Karaman.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Bakın, boşuna bağırmayın, ben söylüyorum, tren beni sever ben de treni çok severim. Onun için de sahip oluruz. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Karaman, siz Genel Kurula hitap edin.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Suçlunun başı sensin. Ya makinisti cezaevine atıyorlar ya bekçiyi. Genel Müdüre bak!

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Trenlerin işletim sistemi dünyada iki farklı yöntemle yapılır; birisi sinyal sistemi, diğer yöntem de TMİ sistemi.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ne oluyor? Çok adam öldürürsen, genel müdürsen milletvekili oluyorsun; ödül veriyorlar.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Merkezden idare edilen TMİ sistemi yani trenlerin merkezden yönetim sistemi. Tren hızları 120 kilometre hızın altındaysa bu sistem kullanılır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ne kadar çok kaza olursa, kaza yapan genel müdürü vekil yapıyorlar. Yazıklar olsun! Olmaz ki!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen… Lütfen, değerli arkadaşlar…

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – 120 kilometrenin üzerinde sinyal mecburdur ama 120 kilometrenin altında TMİ sistemi de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Karaman, bir dakika daha vereyim. Toparlayıp selamlayalım Genel Kurulu.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – İkisi de uluslararası sisteme uygundur. Ülkemizde yüksek hızlı trenler tüm dünya hızlı trenlerinde olduğu gibi ERTMS sistem sinyaliyle çalışmaktadır. Ülkemizdeki hızlı tren hatları dünyanın en yüksek teknolojisiyle donatılmıştır.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – O yüzden mi çok kaza oluyor?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Dünyada… En çok kaza yapan, insan öldüren genel müdürü milletvekili yapıyorlar.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Elbette sinyal sisteminde, kamera sistemi de ihata sistemi de vardır. Ankara-Sincan arası 2 yüksek hızlı tren hattı değil, konvansiyonel hat statüsündedir.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İnsanın biraz yüzü kızarmalı. Yüzü de kızarmıyor.

BAŞKAN – Selamlayalım Sayın Karaman.

SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) – Maksimum hızı 120 kilometredir ve 5 hatlıdır.

Ne olduysa oldu, onu bilmiyoruz, savcılarımız inceliyor. Dün, her zaman 1’inci hattan giden tren 2’nci hattan gitmiştir.

Bütçenin hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, sisteme giren bir iki arkadaşımıza yine 60’a göre söz vereceğim çünkü sayın bakanlar konuşacak.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Erel? Yok.

Sayın Emecan, buyurun.

III.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, ulaşımda altyapısı hazırlanmadan yürütülen büyüme politikalarını değiştirmek için kaç kaza olması gerektiğini Ulaştırma ve Altyapı Bakanından öğrenmek istediğine, Ankara-Konya hattının yapıldığı dönemdeki Ulaştırma Bakanı ile TCDD Genel Müdürü hakkında soruşturma başlatılmasını, İsa Apaydın ile Mehmet Cahit Turan’ın istifasını beklediklerine ilişkin açıklaması

EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Ulaştırma Bakanı, bütçeniz Ankara-Konya hattında yaşanan yüksek hızlı tren kazasının gölgesinde görüşülmektedir. Tren hattının yetersiz altyapıya rağmen, siyasi nedenlerle zamanından önce hizmete açılması, daha Çorlu tren kazasının hesabı verilmemişken yeni bir kazayla karşılaşmamız ve yine, insanlarımızın hayatını kaybetmesi bana şu soruyu sorduruyor: Ulaşımda hormonlu ve altyapısı hazırlanmadan yürütülen büyüme ve üretim politikalarınızı değiştirmeniz için daha kaç kaza olması gerekiyor? Sizden ve Devlet Demiryolları Genel Müdüründen istifa bekliyoruz. Aynı zamanda, geçmiş dönemdeki, bu hattın yapıldığı dönemdeki Ulaştırma Bakanı ve Devlet Demiryolları Genel Müdürünün de soruşturulmasını bekliyoruz. Yapmış olduğunuz, sinyalizasyon olmazsa olmaz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Arslan…

46.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Çardak Havalimanı’ndaki taksi sorununa, Denizli-Aydın Otoyolu Projesi’nin ne zaman yapılacağını, Denizli’nin Kale ilçesini Muğla iline bağlayacak yol ile Çivril-Dinar yolunun ne zaman tamamlanacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Ulaştırma ve Altyapı Bakanına soruyorum: Bir: Denizli-Çardak Havaalanı arasında yolcu taşımacılığı yapan Pamukkale Taksinin anlaşması haksız gerekçelerle iptal edilmiştir. Şu anda, havaalanının içinde yolcu alan taksi hizmeti yoktur. Taksiler havaalanı dışından yolcu alabilmektedirler. Bu nedenle, durumun tetkik edilerek taksi hizmetinin Pamukkale Taksiye yeniden verilmesini istiyoruz.

İki: Denizli-Aydın otobanı projelendirildiği hâlde, her seçimde “Yapılacak.” diye söz verilmesine rağmen 4 kez iptal edilmiştir, hâlâ yapılmamıştır. Bu otobanın yapımına ne zaman başlanacak ve ne zaman bitirilecektir?

Üç: Denizli-Kale-Muğla yolu, Çivril-Dinar arasındaki yolun yapımı ne zaman tamamlanacaktır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Taytak, az önce sisteme giremeyen arkadaşımız var, onun yerine size söz verelim.

Buyurun.

47.- Afyonkarahisar Milletvekili Mehmet Taytak’ın, 2018 yılında öğretmenlik mesleği dışında kaç kişinin vekil öğretmen olarak atandığını Millî Eğitim Bakanında öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Sorum Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk Beyefendi’ye: 657 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesi çerçevesinde vekil öğretmen istihdamı yapılabilmektedir. Buna göre 86’ncı maddede, boş okul öğretmenliği kadrolarına açıktan vekil öğretmen atanabileceği hüküm altına alınmıştır. İl, ilçe millî eğitim müdürlüğüne yazılı olarak başvuranların talebi uygun görülürse mülki idare makamlarından ve bütçe uygulama talimatı hükmü gereğince Maliye Bakanlığından izin alınarak ilgili kişiyi il, ilçe millî eğitim müdürlüğü vekil öğretmen olarak atamaktadır. Fakat hiçbir formasyon eğitimi almamış, öğretmenlik mesleğinin meslek dersini bilmeyen kişilerin vekil öğretmen olarak görevlendirilmesi eğitim sistemimizi derinden zedelemektedir. 2018 yılında öğretmenlik mesleği dışında ne kadar kişi vekil öğretmen olarak atanmıştır? Sözleşmeli öğretmenlik…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akar, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Özkoç mazereti nedeniyle sizi yetkilendirdi.

Bir dakika bir söz talebiniz var.

Ondan sonra sayın bakanlara başlayacağım.

Buyurun.

48.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, TCDD’nin Türkiye’nin en borçlu kurumu hâline getirildiğine, İstanbul-Ankara hızlı tren hattının tamamlanıp tamamlanmadığını öğrenmek istediğine, TCDD eski Genel Müdürünün yanlış bilgilendirdiğine ve özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum.

İki gün önce, gerçekten çok kötü bir kazayla karşı karşıya kaldık ve insanlar hayatlarını kaybetti. Aslında bu kazanın baş sorumlularından birisi de biraz evvel kürsüde konuşan Devlet Demiryolları eski Genel Müdürü. Bakın, Pamukova kazasını hatırlıyoruz, “hızlandırılmış tren” dediniz, insanların canına kıydınız orada.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Siz dediniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tavşancıl tren kazasını hatırlıyorsunuzdur, döneminiz içerisinde ve Çorlu; hemen, Çorlu’nun da peşinden Marşandiz İstasyonu’nda insanlarımızın hayatını kaybettiği kazalar yaşadık. Bunun baş sorumlusu aslında TCDD Genel Müdürüdür ve siz aslında makasçıyı hapse yolluyorsunuz, TCDD Genel Müdürünü Meclise yolluyorsunuz, ödüllendiriyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu kazaların baş sorumlusu TCDD Genel Müdürüdür, onun döneminde yapılmıştır. Çok da garip şeyler söyledi. Bu kazaya ilişkin özür dileyeceğine, bu üretimlerde bu yapılar yapılırken bazı şovlara dönük talepler olduğunu dile getirip de istifa etmesi gerekirken…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, tamamlayın.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – …veya özür dilemesi gerekirken burada, kalkmış, “Elli yıldır aynı hikâyeyi okuyorlar, elli yıldır şöyle olmuş, böyle olmuş.” diyen bir milletvekili ve eski genel müdürü dinledik.

Sevgili arkadaşlar, Demiryollarını Türkiye’nin en borçlu kurumu hâline getirdiniz, en borçlu kurumu hâline getirdiniz. Bakın, yük taşımacılığını neredeyse sıfırladınız, yolcu taşımacılığında bir yolcu artışınız yok yani başarı hikâyesi yok. Doğru, İstanbul’dan Ankara’ya kadar yaptınız ama Sayın Genel Müdüre soruyorum, çoluk çocuğunun üzerine soruyorum: İstanbul-Ankara Hızlı Tren Hattı tamamlanmış mıdır? Bunun cevabını versin. Gelsin kürsüye, desin ki: “Evet, tamamlanmıştır İstanbul Ankara Hızlı Tren Hattı.”

Sinyal sisteminden bahsediyor, bir de TMİ Sistemi’nden bahsediyor.

BAŞKAN – Toparlayalım yani Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Toparlıyorum.

Evet, konvansiyonel hatlarda, tek hatlarda TMİ Sistemi kullanılıyor -hayatım trenlerde geçti, öğrencilik yıllarım- ama dünyanın hiçbir yerinde sinyalizasyonu olmayan hızlı tren sistemi yok arkadaşlar, yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bu Devlet Demiryolları eski Genel Müdürü hem halkımızı hem Meclisimizi yanlış bilgilendiriyor. Kendisini özür dilemeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Karaman.

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Sataşmadan…

BAŞKAN – Ben açayım, oradan, siz de bir dakikada toparlayın. Artık Sayın Bakanlara söz vereceğim.

Yerinizden buyurun Sayın Karaman.

49.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, Pamukova tren kazasının sebebinin yönetimsel değil kişisel hata olduğuna ilişkin açıklaması

SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) – Sayın Başkanım, Sayın Haydar Akar her seferinde Pamukova kazasıyla ilgili bir yorum getiriyor. Evet, ülkemizde Pamukova kazası oldu ama Sakarya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından saptandığı üzere 80 kilometre hızla gidilmesi gereken yerde 130 kilometreyle gitmeye çalıştığı için, gidemediği için kaza oldu. Bir hız aşımıydı, bizimle bir ilgisi olmadı, takipsizlik kararı alındı, mahkeme de takipsizlik kararı verdi. (CHP sıralarından gürültüler) Dolayısıyla yönetimsel bir hata değil, sadece kişisel hataydı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gergerlioğlu, buyurun.

Sayın Millî Eğitim Bakanımız, Sayın Gergerlioğlu’ndan sonra size söz vereceğim, ona göre hazırlanırsanız…

Buyurun.

50.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, Muş ilinin Korkut ilçesi Çakırlı köyü ilköğretim öğretmeninin görevden alınma sebebine ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Millî Eğitim Bakanına soruyorum: Geçtiğimiz gün ilginç bir görevden alma olayı yaşandı. Muş ilinin Korkut ilçesi Çakırlı köyü ilköğretim öğretmeni görevden alındı. Nedeni, yoksul bir öğrencisinin çantası olmadığı için battaniyeden annesi çanta oluşturmuş, bunu kullanan öğrencinin fotoğrafını çekmekti. Bu fotoğrafı kullanıp, çekip sosyal medyada paylaştığı için bu öğretmen görevden alınmış. Şimdi, sormak istiyorum: Bu yoksulluğun teşhiri suç mudur yoksa bu yoksulluğa çare bulmamak nedir? Bunları açıklamanızı istiyorum.

Ayrıca, Sayın Ulaştırma Bakanı, Gebze Viyadüğü’ndeki kaza “Geliyorum.” diyordu, 5 kişi ölmüştü işçilerden. Bu konuda da soru önergesi vermiştik, denetimlerin yapılmadığı apaçık ortadaydı ancak son Gebze Viyadüğü kazasında 3 kişi daha öldü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gergerlioğlu.

Değerli milletvekilleri, şimdi söz sırası, yürütme adına ilk olarak Millî Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’a aittir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz otuz dakika Sayın Selçuk.

II.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

B) ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANLIĞI (Devam)

1) Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Karayolları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Karayolları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU (Devam)

1) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)

1) Millî Eğitim Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Eğitim Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yükseköğretim Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) ÖLÇME, SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) YÜKSEKÖĞRETİM KALİTE KURULU (Devam)

1) Yükseköğretim Kalite Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

H) TÜRKİYE VE ORTA DOĞU AMME İDARESİ ENSTİTÜSÜ (Devam)

1) Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ÜNİVERSİTELER (Devam)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ZİYA SELÇUK – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Millî Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Kurulu, Yükseköğretim Kalite Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ve üniversitelerin 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifleri ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Teklifleri’ni Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün 2017 yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu Teklifi’ni sunmak ve Bakanlık faaliyetlerimiz ile hedeflerimiz hakkında bilgi vermek üzere huzurlarınızda bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulumuzun Başkan ve tüm üyelerini tekraren saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitimin, zamanın ruhuna uygun olarak değişen ve gelişen birikim ve tecrübeler ışığında yenilenen bir süreç olması, aslında eğitimle ilgili ne yapmamız gerektiği hususunda bize bir yol açıklığı gösteriyor. Bu temel hedef doğrultusunda çağın gerektirdiği becerilerle donanmış, hem millî kültür ve hem de insanlığın genel değerleri üzerinden bir eğitim sürecini yaşama ve yaşatma azmi söz konusu.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak herkesin eğitim ve öğretime eşit ve -daha ilerisi- adil şartlar altında erişmesi, çağın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip olan bireylerin yetiştirilmesi bizim genel olarak önceliğimizdir. Bu önceliğimizi, bildiğiniz gibi 2023 Eğitim Vizyonu dokümanında ifade etmeye çalıştık ve bu dokümanla birlikte de üç yıllık bir yol haritası ortaya koymaya gayret ettik. Eksiğiyle fazlasıyla bu dokümanın, hangi ay, hangi yıl, hangi iş ve işlemlerin ne şekilde yapılacağı konusunda çok bariz bir yol haritası olduğunu söylemek isterim. Bu yol haritasının ortaya çıkmasıyla ilgili birkaç temel argümandan söz edilebilir. Bunlardan bir tanesi insanla ilgilenen bir kurumun, insana dair bir felsefe arzıyla karşınıza gelmesidir ve bu felsefenin sadece belirli bir bağlamda değil, insanlık için mesajı olan bir felsefe olması gerekliliği de bu metinde ortaya konulmaktadır.

Bizim bu sistem içerisinde, vizyon dokümanına bağlı olarak yapmak istediğimiz bir başka husus da şu: Eğitim bir kurumdur, dolayısıyla bir sistemdir, alt sistemleri ve bileşenleri vardır. Bu bileşenlerin her birisinin birbiriyle nasıl ve ne tür bir ilişkisi olduğunun bir matris üzerinde temsili söz konusudur bu dokümanda.

Bu matrisin varlığının temel faydasını şöyle izah etmek mümkün olabilir: Biz eğitimle ilgili bir karar alacağımızda, aldığımız her kararın eğitimin alt sistemlerinin hangisinde ne tür bir değişime yol açacağının önceden simüle edilebilmesi gerekiyor. Yani bir karar destek sistemi vasıtasıyla, eğitimde alacağımız her bir kararın insan kaynaklarıyla ilgili maliyeti, psikolojik maliyeti, sosyal maliyeti, finansal maliyeti, bütün bu maliyetlerin bir çözümlemesine ihtiyaç duyuluyor. İşte, bu ihtiyacı karşılamak için de bu matris düzeninde bir sistem analizi gerekiyordu ve bir altyapı kurma ihtiyacımız vardı.

Bu altyapının elbette geçmişe dönük olarak 2002 yılından beri AK PARTİ döneminde öğretmen açığı açısından, derslik sayısı açısından ve diğer bütün nicel değerler ve “aset”ler açısından birçok şeyin yapıldığını ve birçok şeyin tamamlandığını kanıta dayalı olarak göstermemiz mümkün.

Bu süreçte, daha önce 1, 2 ,3 denilen bir süreçte, biz şimdi 4, 5, 6 demeyi hedefliyoruz ve mevcut yapılanın üzerine daha ilerisini koymakla ilgili bir gayretimiz var. Bu gayret çerçevesinde, malumunuz bütçe olarak 161 milyar 612 milyon TL bir belirlenmişlik söz konusu. Bu rakam 2019 yılı merkezî yönetim bütçesinin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturmaktadır. Söz konusu bütçe çerçevesinde, Bakanlığımız tüm toplum kesimlerini içine alan örgün ve yaygın eğitim öğretim hizmetlerini yürütmeye çalışmaktadır.

Burada uzun uzun okul sayıları ve öğretmenlere ilişkin nicel değerlerden çok fazla söz etmek istemiyorum ama mevcut sorunlarımız var. Bu sorunların azaltılması ve bu sorunların giderilmesine ilişkin de somut yol haritalarımız söz konusu ve bu üç yıllık vizyon dokümanı çerçevesinde mevcut problemleri nasıl iyileştireceğimiz ve nasıl yol alacağımızı net olarak ortaya koyduk.

Biz eğitime Türkiye’nin en büyük sorunu olarak bakmıyoruz, biz eğitime en büyük çözümü olarak bakıyoruz. Bundan dolayı da bu konuda çok umutluyuz ve bu umudumuzu Meclisimizin desteğiyle doruklara taşıyacağımız konusunda da inancımız tamdır. Okul terkleri gibi, öğrencilerin barınma sorunları gibi, eğitim öğretim süreçlerinin daha güvenli ortamlarda yapılması gibi konularda bazı sorunlarımız var ve bu sorunları halletmekle ilgili de ne tür bir iş ve işlem süreci gerçekleştirilecek, bunlara ilişkin araştırma, planlama ve uygulama stratejilerimizi ortaya koymuş durumdayız. Nitekim vizyon dokümanında da hedeflenen bütün iş ve işlemlerin hepsinin fizibilitesi ve maliyet analizleri yapılmıştır. Bunları yaptığımızda Türkiye üç yıl sonra, dört yıl sonra, beş yıl sonra eğitim sistemi açısından nerede olacak, bu soruya ilişkin de bazı simülasyon çalışmalarımız, modelleme çalışmalarımız var.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim sisteminde öncelikle vurguladığımız bir kavram öğretmenlikle ilgili çünkü biz öğretmeni bütün eğitimsel, öğretimsel araç gereç, özne ve nesnelerin çok ötesinde görüyoruz. Öğretmenin terbiye rolünün, öğretmenin mürebbiyelik rolünün, öğretmenin insan yetiştirme ve şahsiyet oluşturma rolünün çok çok değerli olduğunu düşünüyoruz çünkü şahsiyeti şahsiyet bina eder. Eğer öğretmenin güçlü bir şahsiyeti olursa o zaman öğretmenliğin sadece basit bir öğretim meselesi olmadığını, aslında her öğretmenin kendi öğrenme yolculuğu olduğunu, kendi kemalat serüveni olduğunu da ortaya koymuş oluruz. Bu nedenle, öğretmenlerimize gerçekten çok önem veriyoruz ve bunun kaynağından düzenlenmesi açısından da yükseköğretimde öğretmen yetiştirmede yeni bir tasarım, yeni bir tasavvur ve yeni bir yol haritası üzerinde de Yükseköğretim Kurulumuzla gayet olumlu bir iş birliği içerisinde bir protokol imzaladık ve öğretmen yetiştirmeyi kaynağından düzenleyen yeni bir yol haritasına da şu anda sahibiz. Hemen ikinci dönem bunun pilotlarıyla ilgili de çalışmalarımız başlıyor.

Öğretmenin ve okul yöneticilerinin bu çerçevedeki rolünü biraz daha vurgulamakta yarar var. Bir söz vardır eğitim bilimcilerinin çok sıklıkla kullandığı, “Bir okul, müdürü kadar okuldur.” O sebeple okul müdürlerinin, okul yöneticilerinin eğitimini de çok çok önemsiyoruz ve bununla ilgili olarak da önümüzdeki süreçte bütün okul müdürlerinin belirli bir ehliyet ve nitelik çerçevesinde sınavla alınması ve bu sınavın sonucunda da gereken hizmet içi eğitimlerinin yapılmasının üniversitelerle iş birliği içerisinde gerçekleştirilmesinin yol haritasını da şubat ayından itibaren koymuş olacağız ve hemen okul dönemi, sezonu kapandığında da onların eğitimleri başlamış olacak.

Bizim Yükseköğretim Kuruluyla gerçekleştirilecek iş birliği ve koordinasyon aracılığıyla yapmak istediğimiz bu öğretmen ve yönetici eğitimlerinin yüz binlerce öğretmenimize belirli bir süreç içerisinde, takvim içerisinde hepsinin lisans üstü düzeyinde -bu sertifikasyon temelli olabilir, tezsiz yüksek lisans olabilir, tezli yüksek lisans olabilir- ücretsiz olarak sağlanması da bizim desteklerimiz arasında yer alıyor.