TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

32’nci Birleşim

14 Aralık 2018 Cuma

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, tiyatronun sorunları olduğuna ve çözüm beklediğine ilişkin açıklaması

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, rejime kasteden Anayasa değişikliği olmasaydı hızlı tren kazasının Ulaştırma Bakanından soruluyor olacağına ilişkin açıklaması

3.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hızlı tren kazasının yaşandığı gün açıklamaların yapıldığına, gündemin farklı olduğuna, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin millet iradesiyle yürürlüğe girdiğine ve rejim değişikliği gibi hakikat dışı yaklaşımların kabul edilemeyeceğine ilişkin açıklaması

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Sincan-Ankara arasında sinyalizasyon sisteminin olup olmadığı sorusunun cevabını alamadıklarına ve Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı Yargı Konferansı’ndaki ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa dilediklerine ve ilgili bakanların konuyu yakından takip ettiklerine ilişkin açıklaması

7.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan’ın, hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve kazayla ilgili suçlu her kimse gereğinin yapılacağına ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, devleti mazeret bulurken, bahane üretirken değil, hesap verirken de görmek istediklerine ve istifa mekanizmasının çalıştırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hızlı tren kazasıyla ilgili Hükûmetin ve Bakanlığın idari tahkikat, savcılığın da adli tahkikat başlattığına ilişkin açıklaması

10.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

12.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Balkanlardan veya Kafkaslardan gelen soydaşların coğrafi olarak nereden geldiğini söylemenin problem teşkil etmeyeceğine ilişkin açıklaması

13.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, gardırop Atatürkçülük ile gerçek Atatürkçülüğün farklı olduğuna ilişkin açıklaması

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarfettiği bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

17.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Atatürk Orman Çiftliği’nde hiçbir ağacın kesilmediğine ve Cumhurbaşkanının Atatürk’ün vasiyetine karşı çıkıcı bir davranış içerisinde olmadığına ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Atatürk Orman Çiftliği’nde 15 bin ağacın kesildiğini her türlü resmî bilgi, belgenin doğruladığına ve Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, fesli deli Kadir’i de, sahip çıkanları da, İnönü’ye dil uzatanları da kınadıklarına ilişkin açıklaması

21.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, bir yalanı devamlı söylemekle gerçeğe ve doğruya dönüşmeyeceğine ilişkin açıklaması

22.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Kırşehir Milletvekili Metin İlhan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, her konuşmacıdan sonra yeni bir tartışma yapmanın çalışmanın verimliliği açısından sıkıntı doğurduğuna, hem Orta Doğu’da hem de ülkede en büyük ihtiyacın barış olduğuna ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Türk futbolunun sorunlarının araştırılıp çözüm önerilerinin sunulacağı bir araştırma komisyonunun kurulmasının yerinde olacağına, Mecliste görev yapan basın mensupları ile Başbakanlıktan gelen personelin sorunlarına ilişkin açıklaması

25.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türk sporunda yaşanan sorunlar, alınması gereken tedbirler ile uluslararası alanda başarı elde etmek için yapılması gerekenlere yönelik çalışmanın MHP Grubu tarafından yürütüldüğüne ilişkin açıklaması

26.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Ankara Milletvekili Şenol Bal’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ülkücülerin bugüne kadar hiçbir karanlık işin ve faaliyetin içerisinde olmadıklarına ilişkin açıklaması

28.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, sporun hangi niyetle ve nasıl bir işlev göreceğine karar vermenin önemli bir tercih olduğuna, Mahmur Kampı amacı dışında kullanılıyor ve Türkiye’ye yönelik tehdit içeriyorsa diplomatik yollarla önüne geçilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

29.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Millî Savunma Bakanlığının hava harekâtıyla ilgili yapmış olduğu açıklamaya ilişkin açıklaması

30.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, siyasetin hatıralardan ve aidiyetten bağımsız yapılamayacağına ilişkin açıklaması

33.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Milliyetçi Hareket Partisinin Türk milliyetçiliğini hedef ve ülkü edinmiş bir siyasi hareket olduğuna ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Meclis çalışanlarının sorunlarına ve Gediz Elektrik Dağıtım AŞ’nin tarımsal sulama abonelerine “güvence bedeli” adı altında yaşattığı mağduriyete ilişkin açıklaması

35.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, bu coğrafyada hiçbir kültürün dışlanmaması ve hiçbir toplumun insanlık dışı muameleye maruz kalmaması dileğiyle Ezidilerin Ezi Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hiçbir tartışmayı ve müzakereyi bağlamından koparmamak gerektiğine ilişkin açıklaması

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, insanların çocuğuna bir şey alamadığı için intihar ettiği bir ortamda Peygamber ümmetine mihmandarlık edecek bir kadronun, günlük masrafları mübalağalı olan bir yeri vatanı savunuyormuş gibi savunmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklaması

41.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin kaçak olduğu iddialarına yönelik belgeleri istediğine ilişkin açıklaması

42.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar’da İlim Yayma Cemiyeti Yükseköğretim Erkek Öğrenci Yurdunda kalanlara karşılıksız para yardımı yapılacağı ilanına ilişkin açıklaması

43.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Altınordu ilçesinde gerçekleştirilen doğa katliamına ilişkin açıklaması

44.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın, sporun iyi durumda olmadığı kabul edildiğine göre nasıl düzeltileceğinin konuşulması gerektiğine ilişkin açıklaması

45.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, birlikte yaşama tecrübesini kültürel çoğulculuk içerisinde devam ettirdiklerine ilişkin açıklaması

46.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türk kimliğinin farklı soydan, farklı inançtan olan ve farklı dili konuşan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümünü içine alan bir kavram olduğuna ilişkin açıklaması

47.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, bu topraklarda yaşama iradesini ve bu bayrağın altında var olma iradesini gösteren herkesin Türk olduğuna ilişkin açıklaması

48.- Diyarbakır Miletvekili Garo Paylan’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

49.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, başka dillerin, kimliklerin varlığı Türk diline, Türk kültürüne, Türk kimliğine tehdit olarak algılanırsa burasının diller, kimlikler, kültürler mezarlığı hâline geleceğine ilişkin açıklaması

50.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, devletin adının Türkiye Cumhuriyeti devleti olduğuna, kurumlarının isminin de Anayasal olarak belli olduğuna ilişkin açıklaması

51.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, hiçbir dili, kültürü Türklüğe, Türk milletine tehdit olarak görmediklerine ilişkin açıklaması

52.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olduğuna, bağımsız yargıya intikal etmiş ve karara bağlanmış hükümlerin herkes için bağlayıcı olduğuna ilişkin açıklaması

53.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

54.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın yerinden sarfettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

55.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, kimsenin kimseyi ikna etmek zorunda olmadığına, değerlendirecek olanın millet olduğuna, müzakerelere ilişkin kimi kavramları kullanmama konusunda ortak bir hassasiyet gösterilecekse AK PARTİ Grubunun destekleyeceğine ilişkin açıklaması

56.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın yerinden sarfettiği “Yalana alışmışlar.” ibaresinin bütün grubu ilzam ettiğine ve özür dilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

57.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

58.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, “Yalana alışmışlar.” ibaresini sıradanlaştırmanın siyasetçi kimliğini, siyasete olan güveni ayaklar altına almak demek olduğuna ilişkin açıklaması

59.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, eleştirilerin bir sınırının olması gerektiğine ve o sınırın da Meclisin genel adabı ile demokratik müzakere usulleri olduğuna ilişkin açıklaması

60.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, TİKA’nın yurt dışındaki soydaşlara, dindaşlara ve bütün insanlığa hizmet eden bir kuruluş olduğuna ilişkin açıklaması

61.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Kültür ve Turizm Bakanlığının internet sitesinde Bakanın bir şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görünmesi konusunda AK PARTİ Grubunun ne düşündüğünü öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

62.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, devletin gençleri desteklediğine ama devletin imkânlarının da bir sınırı olduğuna ilişkin açıklaması

63.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Türkiye’de uyuşturucu ticaretinin ve uyuşturucunun bu kadar yaygınlaşmasının sebeplerinin yanlış yerde arandığına ilişkin açıklaması

64.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman’ın, meselenin faiz oranlarını düşürmek değil, faizle topyekûn mücadele etmek olması gerektiğine ilişkin açıklaması

65.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Özyavuz’un, Şanlıurfa ilinde yaşanan elektrik kesintilerinin yarattığı mağduriyete ilişkin açıklaması

66.- İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecan’ın, İstanbul ili Güngören ilçesindeki spor kompleksinin ne zaman bitirileceğini Gençlik ve Spor Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

67.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kültür ve Turizm Bakanının bir şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görünmesi hususunun açıklanması gerektiğine, Kültür Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığına yeniden değerleme oranının altında bütçe öngörüldüğüne ilişkin açıklaması

68.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, sit alanı sınırları içerisinde kalan Örenli Mahallesi sakinlerinin yaşadığı mağduriyete ve Örenli Mahallesi’yle ilgili kamulaştırma çalışması ile Perre Antik Kenti’nin turizme kazandırılması çalışmasının olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

69.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, geleceğin nesillerini yetiştirme yönünde kültür ve eğitim odaklı planlamanın yapılıp yapılmadığını, Millî Eğitim Bakanlığıyla eğitim müfredatı hususunda koordineli çalışmanın olup olmadığını, yerli turistin yabancı turiste göre yüksek bedelle tatil yapması hususunda düzenlemenin yapılıp yapılmayacağını Kültür ve Turizm Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

70.- Aksaray Milletvekili Ayhan Erel’in, Ihlara Vadisi’ne asansör veya seyir terası yapılmasının mümkün olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

71.- Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un, Eğirdir Gölü’ndeki kirlenme ve su çekilmesi sorununa ilişkin açıklaması

72.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Malatya ilinin Turizm Kentleri Projesi kapsamı içinde yer alıp almadığını öğrenmek istediğine ve Malatya Stadı’nda millî maç yapılmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

73.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, bakanların cevaplayamadıkları sorulara ilişkin açıklaması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve meselenin en doğru şekilde ortaya konulması gerektiğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, hiç kimsenin Balkan Türkleri üzerinden siyaset yapamayacağına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, Suriye’nin Afrin Bölgesi’nde çıkan çatışmada şehit düşen Topçu Üsteğmen Muhammed Ali Kalo’ya Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, yeryüzünde Türk milleti kadar haksızlığa uğramış bir millet olmadığı gibi Türk milletinin ırk sabıkasının da olmadığına ilişkin konuşması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Kars Milletvekili Ahmet Arslan’ın yaptığı açıklamasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, soru önergelerinin cevaplandırılmasına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Mustafa Şentop’un cevabı (7/6354)

2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kavas kadrosuna atandığı iddia edilen bir personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Mustafa Şentop’un cevabı (7/6356)

14 Aralık 2018 Cuma

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün dördüncü turdaki görüşmeleri yapacağız.

Dördüncü turda bütçe ve kesin hesapları yer alan kurumları okutuyorum:

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (x)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (x)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti gruplarına ve İç Tüzük’ün 62’nci maddesi gereğince istemi hâlinde görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye yetmişer dakika söz verilecek. Bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek. Şahsı adına yapılacak konuşmaların süresi ise beşer dakika olacaktır. Ayrıca, konuşmalar tamamlanınca soru-cevap işlemi on dakika soru, on dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak yerinden sorulacaktır.

Bilgilerinize sunulur.

Dördüncü turda siyasi parti grupları, yürütme ve şahıslar adına söz alanların adlarını sırasıyla okutuyorum:

CHP Grubu adına konuşmacılar: Antalya Milletvekili Cavit Arı, Antalya Milletvekili Aydın Özer, Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlü, Muğla Milletvekili Mürsel Alban, İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, Muğla Milletvekili Burak Erbay, Bursa Milletvekili Yüksel Özkan, İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, Yalova Milletvekili Özcan Özel.

MHP Grubu adına konuşmacılar: Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, İstanbul Milletvekili Cemal Çetin, Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz, Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı.

İYİ PARTİ Grubu adına konuşmacılar: İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu, Ankara Milletvekili Şenol Bal, Kayseri Milletvekili Dursun Ataş, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk.

AK PARTİ Grubu adına konuşmacılar: Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan, İstanbul Milletvekili İsmet Uçma, İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt, İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta, Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu, Siirt Milletvekili Osman Ören, İzmir Milletvekili Fehmi Alpay Özalan, Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu.

HDP Grubu adına konuşmacılar: Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ.

Şahıslar adına: Lehinde Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi, aleyhinde Yozgat Milletvekili İbrahim Ethem Sedef.

BAŞKAN - Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk söz Antalya Milletvekili Cavit Arı’ya aittir.

Buyurun Sayın Arı. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA CAVİT ARI (Antalya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi öncelikle saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, dün meydana gelen tren kazasında ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara bir an evvel acil şifalar diliyorum. Ülkemizde çok sıkça yaşanan bu kazalar bir idari sorundur. Yani neredeyse yönetenler “Bu, işin fıtratında var.” diyecekler ama bu, bir yönetimsel sorundur değerli arkadaşlar. Yani buralarda liyakatle ilgili yeterli derecede personel bulundurulmaması ve de daha altyapı sistemlerinin oluşturulmadan hizmete açılmış olması bu kazaların en önemli sebebidir. Bu sebeple bu işin idari, hukuki ve cezai sorumluluğu bu ülkeyi yönetenlerindir.

Değerli arkadaşlar, bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçeleri görüşülmekte. Öncelikle turizm yönünden konuyu ele alır isek başta ilim Antalya olmak üzere Türkiye açısından turizm ülkemizin gelişimi ve ekonomisi açısından en önemli sektörlerden birisidir ancak hâlâ turizmle ilgili ciddi sorunlar bulunmaktadır. Bugün “Ülkede turizm gelişti.” derken tek değerlendirme kıstası neredeyse sadece ülkeye gelen turist sayısıyla ölçülmekte ancak bu değerlendirme çok doğru değildir; önemli olan turizmdeki kalitedir, tesislerin kalitesidir; alternatif turizm imkânlarının sağlanıp sağlanmadığıdır ve tesislerdeki yapılanma sorunudur en önemli konular.

Bakın değerli arkadaşlar, örneğin Antalya’da yüz binlerce çalışan işçimiz, emekçimiz var. Bu çalışan gençlerimiz 31 Ekim geldiğinde beş aylık askı süresine tabi tutulmakta yani geçici olarak iş akitleri askıya alınmakta. Ya, bu gençler, bu insanlar beş ay süreyle ne yiyip ne içecekler? Yani işsiz kalmaktalar kısacası, kış sezonu olduğu için de iş bulamamaktalar. Yani böyle bir sorunla karşı karşıyayız ve hâlâ bu beş aya tekabül eden askı süreciyle ilgili çözüm geliştirilemedi.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde turizm kadar kültürel değerlerimiz de çok önemli. Öyle ki bu topraklarımızın neredeyse her metrekaresinde çok önemli kültürel varlıklara sahip bulunmaktayız. Kazdıkça yeni eserler ortaya çıkmakta ancak en önemli sorun, bu değerlerimize sahip çıkamamaktayız, o kültürel varlıklarımızı koruyamamaktayız. Özellikle de “restorasyon” adı altında bu tarihî eserlerimiz gerçekten orijinalliğini ciddi şekilde kaybetmekte.

Bakın, Komisyonda da benzeri eleştiriler yapılmıştı. Bu tarihî eserlerin restorasyonlarıyla ilgili eleştiriler yapıldığında, verilen cevapta Bakanlık “Efendim, bize haksızlık yapılmakta, haksız eleştirilere maruz kalmaktayız. Oysaki biz bu restorasyonları uluslararası restorasyon kriterlerine göre yapmaktayız.” şeklinde bir cevap vermiş.

Şimdi ben size şunu göstermek istiyorum değerli arkadaşlar. Bakın, bu ülkede “restorasyon” adı altında orijinalliği hızlı bir şekilde kaybettirilen eserler var. Örneğin Antalya’da iki bin yıllık Aspendos Tiyatrosu’nda, bakın, mutfakta kullanılan mermerler kullanıldı. Yani böyle bir rezalet olabilir mi değerli arkadaşlar? Şuraya bakın, iki bin yıllık merdivenlerin bulunduğu yer mutfakta kullanılan mermerlerle işte böyle, bu hâle getirildi.

Değerli arkadaşlar, yine, Antalya Korkuteli ilçesi Alaaddin Mahallesi’nde, yine ismi Alaaddin Camisi olan Selçuklulardan kalma sekiz yüz yıllık kapı, orijinali bu. Bu kapı UNESCO’nun korunmaya değer görülen eserleri arasındaydı ama restorasyona bakın, şu hâle bakın değerli arkadaşlar. Bu kapı -Sayın Bakan, daha önce de gösterdim- şu orijinalliğinden bu yıkılan hâle getirildi ve o kadar mücadele ettik, en son -bu şekilde- kapının yeni mermerlerle getirildiği hâle bakın. Bu sekiz yüz yıllık Selçuklu kapısına yapılan ihanet, camisine yapılan ihanet. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bu konuda birkaç örnek vereyim. Şunu söyleyeyim: Bakın, Van Gevaş’ta Melik İzzettin tarafından kızı Halime Hatun için yaptırılan Halime Hatun Kümbeti. Bu kümbet sekiz yüz yıllık. Ne bilsin Melik İzzettin sekiz yüz yıl sonra gelip de TOKİ’nin oraya inşaat yapacağını. Niye böyle bir şey yaptın Melik İzzettin, TOKİ gelip oraya inşaat yapacaktı, niye kümbeti oraya yaptın? Yani böyle, tarihin katledildiği yerler var.

Bakın, İstanbul Şile’de Cenevizlilerden kalma iki bin yıllık Ocaklı Ada Kalesi restorasyonu. Bu, restorasyon mu, Sünger Bob mu, kale mi, nedir? (CHP sıralarından alkışlar) Değerli arkadaşlar, şu rezalete bakın. Yani böyle bir restorasyon…

Sizlerden ricam, Sayın Bakan sizlerden ricam, lütfen iktidardan gidinceye kadar bu tarihî eserlere el sürmeyin, hiç olmazsa böyle korunsun, kalsın. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, ülkemizde bir de gençlerimize sahip çıkması gereken ve de özellikle gençlerimizin sportif yönüyle de sahip çıkılması gereken Spor Bakanlığı bütçesi de bugün görüşülmekte. Bizler gençlerimizle gurur duyuyoruz. Ülkemiz genç bir nüfusa sahiptir ve de bu gençlerimizin potansiyeli bizim geleceğimizin en önemli değeridir ve bu anlamda da biz gençlerimizin kendini geliştirmiş, yetiştirmiş, dünyaya entegre olmuş, dünyala barışık gençler olmasını istiyoruz. Bu anlamda da gençlerimizin sorunlarına çareler üretilmeli. Ama gelin görün ki, ülkemizde gençlerin sorunları hâlâ çığ gibi büyümekte.

Özellikle, bakın, üniversitede okuyan gençlerimizin en önemli sorunlarından biri yurt sorunu. Hep söylüyoruz bunu. Bakın, bu gençlerimiz, yurt sorunları çözülmezse, kötü amaçları, emelleri olanların eline itilir. İşte, geçtiğimiz dönemlerde bu ülkede yaşanan felaketlerin altında yine bu ihmaller yatmakta. Bakın, 2002 yılında üniversite gençlerimizin yurttan yararlanma oranı yüzde 9,5. Hani, AKP iktidarına mensup arkadaşlar bu ülkede bir değerlendirme yapacaklarında milat olarak 2002’yi alır ya, ben de oradan alıyorum. Evet, 2002 yılında bu ülkede üniversitede okuyan öğrencilerimizin yurtta kalma, barınma oranı yüzde 9,5. 2017’de kaç değerli arkadaşlar? 7,6; 2018’de ise 8,8. Hani bu konudaki başarınız? İşte, oranlar bunu ortaya koymakta. Gençlerimize sahip çıkalım, yurt sorununu özellikle çözmeye gayret gösterelim değerli arkadaşlar.

Bugün, neredeyse, çocuk yaştan gençliğe kadar her aşamada gençlerimiz madde bağımlılığı tehdidi altında bulunmakta. Bugün ilkokullara kadar inen sigara ve kötü alışkanlıklar gençlerimizi tehdit etmekte. Bu konu hukuki boyutuyla, Emniyet boyutuyla, aileyi ilgilendiren boyutuyla hâlâ ciddi bir sorundur. Bu sorunun üzerine gitmek zorundayız; gençlerimizi, çocuklarımızı bu tehditlerden kurtarmak zorundayız.

Değerli arkadaşlar, gençliğimizle övünüyoruz ama, bakın, ben size şunu söyleyeyim: OECD ülkeleri arasında ve AB ülkeleri arasında gençlerin işsizlik oranı, bakın, Türkiye’de 2 kat. Bugün Türkiye’de üniversitede okuyan ve çalışanların dışında genç işsizlik oranı yüzde 27,2; bu oran, ifade ettiğim gibi, OECD ülkeleri ve AB ülkelerinin 2 katı. Evet, iktidarsanız öncelikle gençlerin iş sorununu çözmek zorundasınız. On altı yıldır bu ülkede işsizlik had safhadadır ve özellikle de gençlerimiz daha fazla işsizlik tehlikesi altında bulunmaktadır.

Komisyonda sordum, “Sayın Bakan, son beş yıl içerisinde bu ülkede ana spor dalları üzerinde bir başarımız var mı, söyleyin.” dedim. Evet, teşekkür ediyorum kendilerine, yazılı cevap vermişler ama sorunun cevabı değil. Sorumuz “son beş yıl içerisinde”ydi ama ana spor dalları üzerinde çok da, böyle, söyleyebilecekleri bir başarı yok çünkü sporumuz yerli ve millî olmaktan çıkarıldı değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAVİT ARI (Devamla) – Sayın Başkan, toparlıyorum.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

CAVİT ARI (Devamla) – Bugün Türk takımlarına bakıyoruz, 11 kişilik bir futbol takımı var, 10’u yabancı değerli arkadaşlar; yani, takım sahaya çıktığında İstiklal Marşı’nı okuyacak, neredeyse, sporcu yok değerli arkadaşlar. Böyle millîlik olur mu değerli arkadaşlarım? (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Böyle, sporda başarılı olabilir miyiz? Değerli arkadaşlarım, bu nedenle de millî hiçbir başarımız yok.

Bakın, “Beş yıl süreyle başarımız var mı?” diye sordum; 2008’de başarıyla ilgili ne olmuş? Futbolda Avrupa’da 3’üncü olmuşuz. Efendim, 2008’den 2018’e on sene geçmiş; ben beş seneyi sordum. Yani, spordaki en son başarımız on sene önce olmuş. On sene önce Basketbol Millî Takımı’mız yine Dünya Şampiyonası’nda 3’üncü olmuş.

Değerli arkadaşlar, yani birkaç tane 3’üncülüklerimiz dışında bugün sporda başarımız kalmamış. İşte, bu da iktidarın genel anlamda ülke yönetimine bakış açısıyla ilgilidir. Sporda da yerli ve millîlikten uzaklaştığımız müddetçe millî hiçbir başarımız olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CAVİT ARI (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.

O nedenledir ki değerli arkadaşlar, özümüze dönelim ve gençlerimizi spora özendirelim ve tekrar, yine Türk Bayrağı’nı o göklerde dalgalandırmaya hep beraber çalışalım diyorum.

Bütçe, turizmde ve sporda ülkenin sorunlarını çözmeye yeterli değildir. O nedenle de “hayır” diyoruz bu bütçeye.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Zaten bütçe de yok.

BAŞKAN – Söz sırası Antalya Milletvekili Sayın Aydın Özer’e ait.

Buyurun Aydın Bey. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA AYDIN ÖZER (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubum adına Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Sözlerime başlamadan önce, dün sabah Ankara’da meydana gelen tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum ve yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanı, Komisyondaki bütçe sunuşunda icracı, hızlı, hizmet odaklı bir yönetim anlayışıyla kültür ve sanat turizmi değerlerimize ilişkin millî bilincin artırılması yönündeki çalışmaların hızla anlam kazanacağını ifade etmişti. Bu ifadesi nedeniyle, bir Antalya Milletvekili olarak, turizmle ilgili sorunların çözümüne dair verdikleri sözü yerine getirmelerini bekliyorum.

Bilindiği üzere, Antalya deyince akla gelen sektörlerden ilki turizm. Yine bilindiği üzere, birkaç yıldır turizmden yeterli gelir elde edilemiyor. Son verilere göre bu yıl kentimize gelen turist sayısı 12 milyonu geçti. Bu sayıya rağmen turizm merkezinde ve Antalya’da esnaf neredeyse bundan hiç fayda sağlayamadı çünkü her şey dâhil sistemi Antalya esnafının ekmek kazanmasının önünde büyük engel. Her şey dâhil sistemiyle ucuzcu turist bağlayan, dolayısıyla esnafın kepenk kapatmasına yol açan bir turizm anlayışından derhâl vazgeçilmelidir; millî bilinç bunu gerektirir. Sayın Bakana hızlı çözüm yolunu derhâl yerine getirmesi yakışır.

Değerli milletvekilleri, Antalya deyince, turizmle birlikte akla gelen diğer sektör tarımdır. Müsaadenizle, hem bir Antalyalı hem de çiftçi bir milletvekili olarak nihayetinde bağlı olduğum toprak kültürüne ilişkin birkaç söz söylemek istiyorum.

Dün Tarım Bakanlığı bütçesi görüşülürken değinilmişti; 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’na göre “Millî gelirin en az yüzde 1’i tarıma direkt destek olarak verilir.” denilmiş. Bugüne kadar bu oran hiç gerçekleşmedi. 2006’dan bu yana çiftçinin ülkeyi yönetenlerden alacağı destek 150 milyar lira, eski parayla 150 katrilyon lira. Yani AK PARTİ hükûmetleri çiftçiyi yok saydı, çiftçiyi yokluğa mahkûm etti. Şimdi, 2019 yılı için planlanan millî gelir toplamda yaklaşık 4,5 katrilyon ve buna göre tarımsal desteklemeye ayrılması gereken miktarın 45 milyar lira olması gerekirken ayrılan miktar sadece 16 milyar lira. Yani bu yıl da önümüzdeki yıl da çiftçinin 29 milyar lirasını iç ettiniz.

Bakınız, dediğim gibi, ben bir çiftçiyim, ben iktisatçı değilim ama şurası gayet net: Paranın değerini söylem gücü değil o ülkenin üretim gücü belirler. Paranın değerini Cumhurbaşkanı belirlemez, paranın değerini yüzde 100 oyla gelmiş olsanız bile iktidar belirlemez, paranın değerini üretim gücü belirler. Siz üreticinin kolunu kanadını kırarsanız, ki kırdınız, üreticiyi üretemez duruma getirirsiniz ki getirdiniz. Mecburen ne yapıyorsunuz? Borç para karşılığında mal ithal ediyorsunuz. İktisatçı buna ne diyor biliyor musunuz? Borca çalışıyorsun diyor. Peki, bu yük kimin sırtında? Üreticinin sırtında. Şimdi, siz üreticiyi yoksullaştırırsanız, batırırsanız, paranın değeri düştükçe düşer, ki düşüyor.

Değerli milletvekilleri, sizler çiftçi olmak durumunda değilsiniz ama imar sevdası toprağı küstürdü, ithalat sevdası üreticiyi küstürdü, hibrit tohum sevdası yerli tohumu, yerli tarımı küstürdü. Şimdi şirketleşme sevdası karşımızda. Yeni bir yasayla komisyonculuğu yani kabzımallığı kaldırmak istiyorsunuz, yaş meyve ve sebze hallerini belediyelerden alarak özel şirketlere devretmek istiyorsunuz, mal alım satımını tamamen tüccara bırakmayı planlıyorsunuz. Buradan uyaralım, yeni hal yasasıyla var olan küskünlükleri bitiremezsiniz. Tam tersine, küstürdüklerinizi kendinizden tamamen uzaklaştırırsınız, küçük çiftçiyi yok edersiniz; tohumu, fideyi ve tüm üretimi şirketlerin kontrolüne verirsiniz; Türkiye'de gıda bağımsızlığını sona erdirirsiniz, ki erdiriyorsunuz.

Tarımın başkenti Antalya’yı temsil eden bir çiftçi milletvekili olarak Tarım Bakanına çağrıda bulunuyorum. Buyurun, Antalya’ya gelin Sayın Bakan. Tamam, hep geliyorsunuz ama havalimanından otele geçiyorsunuz, program sonrası tekrar geriye dönüyorsunuz. Benim davetlim olun, size sahayı gezdireyim. Tarım Bakanının öve öve bitiremediği şu yeni hal yasasındaki yanlışlıkları kendi gözlerinizle görün, kulaklarınızla duyun. Çiftçinin fıtratında çok çok çalışıp az az kazanmak olmamalı. Buna aslında sizin yönetiminizin sebep olduğunu, emin olun daha iyi anlayacaksınız.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nda.

Buyurun Sayın Kayışoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

“Vazgeçtim bu dünyadan, tek ölüm paklar beni,

Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.

Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,

Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,

Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,

O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,

Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru.

Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,

Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,

Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,

Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın.”

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Taciz etmeyelim lütfen, sataşma olmasın.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – “Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen' e,

Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,

Seni yalnız koymak var, o koyuyor adama.” (CHP sıralarından alkışlar)

Ben bunu okurken yandan “Sataşma var." dediler. Niye üzerinize alınıyorsunuz? Tam beş yüz yıl önce Shakespeare bunu İngiltere’de söylemiş ve kadim sanat olan tiyatronun misyonu bu, bunu anlatmak istedim sizlere. Tiyatronun amacı, sanatçının amacı iktidarları eleştirmek, doğruyu göstermek, iyiliği yaymak, doğruları haykırmak. Bakın, beş yüz yıl önce İngiltere’de de sanatın dili bağlanmış, kötüler iktidara gelmiş ama bugün onları hatırlayan yok. Bugün bu tirat beş yüz yıldır dünyanın her yerinde biliniyor, söyleniyor ve söylenmeye devam edilecek.

Yine, yüz yıl önce bir Fransız yazar, oyun yazarı şöyle diyor: “Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi, önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine, dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi düzmeliyim? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip taklalar mı atmalıyım?” Sizin taklacı bakandan yüz yıl önce söylemiş bunu. (CHP sıralarından alkışlar) “İstemem, eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli?” Muhtemelen o dönemde ejder meyvesi yoktu.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Ya, bu ejder meyvesinden ne istiyorsunuz kardeşim? Dün ejder meyvesi, ilk gün ejder meyvesi, bugün ejder meyvesi... Ne istiyorsunuz kardeşim ya? Rahat bırakın, şu Mersin çiftçisinin cebine üç kuruş para girecek. Yapmayın ya!

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – “Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek... Demek istediğim, asalak bir sarmaşık olma sakın. Varsın boyun olmasın bir söğüdünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?” demiş. Bu da Fransa’dan bir örnek.

Tam dört yüz yıl önce Amerika’da Salem’de bir yazar cadı avına karşı kahramanına şöyle haykırtıyordu: “İftira yasa olmuş Salem’de, iftira yasa olmuş.” Evet, tam dört yüz yıl sonra bu topraklarda, Ergenekon ve Balyoz’da olduğu gibi, daha dün Emin Çölaşan, Necati Doğru’ya yapıldığı gibi, iftira yasa olmuş. (CHP sıralarından alkışlar) Ve dört yüz yıl sonra bu Meclis çatısı altında, maalesef, kadın tiyatroculara cadı muamelesi yapıldı.

Evet, bu evrensel sanatın ülkemizdeki duayeni Muhsin Ertuğrul bir röportajında şöyle diyor: “Rejim bu, Meclis yanlış karar verebilir. Bu karar belki de bir süre uygulanır ama kararlara uymayan tek şey tarihin akışıdır. Siyasal barajlar bu akışın önüne geçemez. Düşünceye kelepçe, fikirlere pranga vurulamaz. Nerede ve ne zaman olursa olsun özgürlüğe baskı yenilgiyle biter. İşte İspanya’da da bu olmuştur.” Yine üzerinize alınmayın, bunu İspanya için söylüyor. “Tiyatro ruhların şifa kaynağıdır, bir şehrin ocakbaşıdır. Tiyatro olmazsa bacalar tütmez, ateş ısıtmaz.” diyor.

Bunları niye anlattım? Bugünkü yöneticilerimiz eleştirilen ilk ve tek yöneticiler değil. Yüzyıllardır dünyanın her yerinde sanatçılar, tiyatrocular iktidarları eleştirmiş, başkaldırmış, isyan etmiş, haykırmış. O yüzden korkmayın tiyatrodan, o yüzden tiyatrocuları rahat bırakın, hemen herkesi “terörist” diye yaftalamayın.

Bugün bu topraklarda nereyi kazsanız altından antik tiyatro çıkar, binyıllardır yaşayan bu sanatı siz yok edemezsiniz. En azından tarihe böyle kötü bir şekilde, böyle sanat eserleriyle geçmeyin; tiyatroyu desteklemiş, özgürlük vermiş, önünü açmış bir iktidar olarak geçin diyorum yöneticilere. Size demiyorum tabii, siz sonuçta Meclisin birinci grup milletvekillerisiniz.

Tiyatroyla ilgili, tam iki yıl önce, 5 Nisan 2016’da bu kürsüden sorunları tek tek anlatmışım; döndüm baktım, hiçbiri çözülmemiş. Tek bir gelişme var, sözleşmeli çalışan tiyatrocular o gün 72 lira alırken günlük yevmiye, 48 lira zam yapılmış, 120 lira olmuş. Yazık günah, bunu konuşmak bile çok acı maalesef. Yasaklanan oyunlar, maalesef, tiyatrocular üzerindeki baskılar 20 Temmuzdan sonra çok fazla devam etmiş, artmış da artmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Bu yüzden bu sorunları tekrar anlatma gereği duymadım, hepsi tutanaklarda var, hepsi biliniyor. Sizlere tiyatronun diliyle seslenerek yüreğinizin pası silinsin istedim. Eğer tiyatrolara özgürlük vermezseniz, eğer liyakati burada da uygulamazsanız, hak ettikleri ekonomik gücü vermezseniz ve tiyatrocuların önünü kesmezseniz desteklerdik ama maalesef bugüne kadar bunu yapmadınız, yine yapmaya niyetiniz yok, o yüzden biz bu bütçeye “hayır” diyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, tiyatronun sorunları olduğuna ve çözüm beklediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, milletvekilimiz tiyatrolarla ilgili çok önemli bir konuşma yaptı, tiyatronun sorunlarını anlattı. Tiyatroda bir büyük sorun var, Sayın Bakana aktarıldı ve kendisi tarafından verilen cevapla da tescil edildi ama bu sorun da çözüm bekliyor.

Tiyatroda bir grup çalışan var, biz sayısını 650 diye biliyorduk, Sayın Bakan 695 kişi olduğunu söyledi. Tiyatrolarda “süreli sözleşmeli personel” diye geçiyor adı. Yirmi yıl çalışmasına rağmen yılda üç yüz gün üzerinden sigortalı yapılıyorlar. Yıllık ücretli izinleri yok, tazminat birikmiyor, kıdem tazminatları birikmiyor, mesai almıyorlar, sosyal haklardan yararlanmıyorlar ve sahne düzenini yapan, kostümleri hazırlayan, tiyatroyu tiyatrodan önce gelip tiyatro kapandıktan çok sonra terk eden bu personel inanılmaz bir emek sömürüsüyle karşı karşıya. Bu sorunu anlattığımızda, Sayın Bakan, topu Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılmış olan bir yönetmeliğe atmış cevabında. Burada elbette ki idarenin bütünlüğünden bahsetmek lazım. “Güçlü Hükûmet, güçlü Meclis” deniyor, bu güçlü Mecliste, maalesef, iktidar değil ama 1’inci partinin durumu ortada şu anda görüşmeler yapılırken ama Sayın Bakandan, bir Bakanlar Kurulu toplantısı yapılmıyorsa da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aracılığıyla mı olur, Whatsapp grubu varsa bakanların arasında -Bakanlar Kurulunun bir araya gelmediğini biliyoruz ama- “Whatsapp” grubundan mı yazışırlar, bu sorunun çözülmesi lazım. Oradaki insanlar çocuk okutuyorlar, ev geçindiriyorlar, emekleri sömürülüyor ve kıdem tazminatları birikmiyor, tam çalıştıkları hâlde de devlet eliyle eksik sigortalı yapılıyorlar. Bu konuya dikkat çekmek istedim.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Söz sırası İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü üzerine söz almış bulunuyor, bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

1913’te Sofya Askerî Ataşeliğine atanan Binbaşı Mustafa Kemal, bir gece Bulgar Ulusal Operasında Carmen’i izler ve gördüklerinden çok etkilenir. Döner dostlarına “Adamların Balkan Savaşı’nı niye kazandıklarını şimdi anladım. Bunca yetişmiş müzisyenleri, sanatkârları, opera binaları bile var. Biz de bugünleri görebilecek miyiz?” diye dert yanar. Çünkü bir milletin gelişmişlik seviyesinin ancak sanatının geldiği noktayla ölçülebileceğinin o gün dahi farkındadır. İşte, Atatürk’ün 1913 yılında çizdiği bu vizyon, gencecik bir cumhuriyette onca yokluk içerisinde filizlenip büyümüştür. Ancak bizler bugün, 2018 yılında koskoca devlet operamıza ait tek bir bina kalmasının utancı içerisinde yaşamak durumunda bırakıldık.

Bu salonların en kıymetlisinin, Atatürk Kültür Merkezinin yıkılmasının cumhuriyetin kültür, sanat hafızasını yok etme çabalarından sadece biri olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Nereden mi biliyoruz? Her yıl değiştirmekten yorulmadığınız Kültür Bakanlığınızın her bütçede buraya gelip “AKM’yi şöyle güzel yapacağız, böyle şahane açacağız.” demelerine karşın, Genel Başkanınızın kendini tutamayıp bir konuşmasında “İstediğiniz kadar bağırın, çatlayın, patlayın, yıktık.” diyebilmesinden. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi getirdiğiniz bütçeye bakıyorum opera ve balede bir gelişme görebilecek miyiz diye. Gelgelelim 2019 yılında bu kuruma reva gördüğünüz bütçe, sarayın bir aylık masrafına dahi tekabül etmiyor.

Bu bütçe, sanata bakışınızın da açık bir izdüşümü esasen. Bu kadar komik bir bütçeyle ne kimsesiz bırakılan Anadolu’nun ücra köşelerine sanat götürebilir ne bin bir emekle hazırladıkları eserleri sergileyecek salon bile bulamayan opera ve bale sanatçılarına hak ettikleri haklarını teslim edebilir ne de ayda bin liraya başrol oynamalarına rağmen, sayın grup başkan vekilimin de belirttiği gibi, sözleşmeli adı altında sömürülen sanatçıların dertlerine derman olabilirsiniz. Kaldı ki biz ne dersek diyelim, el kaldır, el indirle bütçe geçirmeyi marifet sayan bu zihniyeti terk etmediğiniz sürece teknik detaylarda boğulmanın da belli ki bir manası olmayacak. Üstelik sadece opera ve bale çalışanları değil çile çeken, açık yasa hükmüne rağmen denetimsizlikle kaçak ya da usulsüz çalışmaya mahkûm edilen ve hiçbir sosyal güvencesi olmadığı için açlıktan bağırsakları düğümlenen sinema emekçilerini anlatabilirim size. Ya da dünyaya satılıyor diye caka sattığınız dizilerden bir kuruş telif alamayan sanatçıların haklarının nasıl gasbedildiğinden de saatlerce söz edebilirim, bir karşılığı olacağını bilsem.

Emsali darbe dönemlerinde dahi görülmemiş sansür ve baskılar yüzünden yazamayan, yazsa da basacak kâğıt bulamayan yazarlarımızdan, yayıncılarımızdan, neredeyse günah ilan edilecek resimden, içine tükürmekten bahsedilebilecek kadar seviyeyi düşürdüğünüz heykellerden ya da örgüt üyesi ilan ederek mezarında ters döndürdüğünüz Camus veya Spinoza’dan bahsetmek de beyhude bir çaba olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Ama ne yaparsanız yapın işte, sanat susmuyor, susmayacak.

Biliyorum çok istiyorsunuz, her yerde olduğu gibi kültür, sanat camiasında da kadrolaşmak, paşa gönlünüzün istediği gibi davranacak, akıllı, uslu sanatçılar yaratmak. Yıllardır uğraşıyorsunuz ama nedense bir türlü olduramıyorsunuz. Çünkü sizler için üzülerek söylemeliyim ki her alanda yandaşınızı yaratabilirsiniz ama bu alanda olmaz, olmayacak. Çünkü sanat özgür düşünce ve özgür bir ortam ister. Kese doldurmaktan gayrı derdi olmayanların altından kalkamayacağı kadar önemli ve ciddi bir iştir. Çünkü toplumu dönüştürmek ve her daim ileri götürmek gibi büyük ve bazıları için korkutucu bir amacı vardır. Çünkü bu ülkenin ezeli ve ebedi tek Başkomutanının da dediği gibi milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı dahi olabilirsiniz ama sanatçı olamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü sanatçı kimdir biliyor musunuz? Saray sofralarında el pençe divan duranlar değil, eve ekmek götürememek pahasına alnı açık, başı dik duranlardır. Yüz yıllık Darülbedayide maaşlarını almak için Bank Asyada hesap açmaya zorlanan, karşı çıkınca işten atılmakla tehdit edilen, sonra da OHAL darbesiyle FET֒cü ilan edilip sorgusuz sualsiz kovulan oyunculardır. Sırf Gezi’de yaralanan çocuklara tiyatrolarının kapılarını açtı diye Bakanlık teşvikinden mahrum bırakılan yine de Ali İsmail’e atılan o son tekmeyi unutmayanlardır. (CHP sıralarından alkışlar) Borç harç kredilerle tiyatrolarını ayakta tutanlar, akşam el emeği dekorlarda başrol oynayıp oyun çıkışı salonun tuvaletlerini yine elleriyle temizlemekten kocunmayanlardır. Tüm dünyada ayakta alkışlanırken kendi ülkesinde, kendi insanına konser vermekten mahrum bırakılan Fazıl Saylar, her devirde susturmaya çalışıp bir türlü baş edemediğiniz Genco Erkallar, bin türlü iftirayla evinden, yurdundan sürdüğünüz yetmiyormuş gibi bir de seçim yatırımı niyetine tutuklamaya çalıştığınız Mehmet Ali Alaboralardır. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) – Evet, gittikçe koyulaşan bir karanlık içindeyiz ama karanlığın en gülünç yanı nedir bilir misiniz? En küçük parıltıyla bile bir anda yok olur gider. İşte, bu ülkenin tüm baskılara inat onurla direnen gerçek sanatçıları ülkeyi içine sürüklemek istediğiniz karanlığın sönmez, söndürülemez parıltılarıdır. Hepsine bir kez daha ayrı ayrı teşekkür ediyor, önlerinde saygıyla eğiliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Söz sırası Muğla Milletvekili Sayın Mürsel Alban’ın.

Buyurun Sayın Alban. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MÜRSEL ALBAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı bütçeleri üzerinde CHP Grubu adına söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Konuyla ilgili konuşmama başlamadan önce, bundan tam otuz sekiz yıl önce faşist 12 Eylül cuntası tarafından yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’i saygıyla anıyorum. Özgürlük, demokrasi, tam bağımsızlık uğruna vermiş olduğu mücadeleyi ve gözlerindeki son bakışı unutmadık. Mücadelen, mücadelemizdir Erdal Eren. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kültürün, sanatın olmadığı yerde hayat da olmaz. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur. Türkiye AKP iktidarında, sanata ve sanatçıya bakış açısı nedeniyle bitkisel hayattadır. 2002’den beri uygulanan kültür değil, kültürsüzlük politikasıdır; Türkiye’yi bakın nereye getirdi: Ülkenin yüzde 50’si yani yarısı hayatında hiç sinemaya gitmemiş, yüzde 70’i hiç tiyatroya gitmemiş, yüzde 40’ı hiç kitap okumuyor, yüzde 70’i kültürel etkinliklere hiç katılmamış. AKP iktidarı döneminde halkın yüzde 85’i ise televizyon izliyor yani siz Türkiye’yi televizyona mahkûm ettiniz. Baleyi belden aşağı sanat olarak gören, “ucube” diye heykel yıktıran, kadının şarkı söylemesini günah sayan bir zihniyetten Türkiye’yi sanat ve kültür ülkesi yapması zaten beklenemezdi.

Köprü yapmakla, yol yaptırmakla övünen AKP iktidarına soruyorum: On altı yıldır tek başınıza iktidardasınız, kaç tiyatro salonu açtınız? Ben söyleyeyim: Açmak yerine, onları ya sattınız ya da kapattınız. Fakat merak etmeyin, AKP iktidarının halkımıza yapamadığı kültür, sanat hizmetlerini CHP’li belediyeler yapıyor. CHP’li belediyeler yurttaşlarımızı tiyatroyla, festivalle, sanatla, kültür etkinlikleriyle buluşturuyor. Örnek mi istiyorsunuz, işte size örnek: Büyükşehir Belediyemiz Muğla’mızda düzenlenen pek çok ulusal, uluslararası festivallere destek oluyor, tiyatro topluluklarını, müzisyen ve sanatçıları yurttaşlarımızla buluşturuyor. Biz, Cumhuriyet Halk Partililer olarak karanlığa inat, AKP’ye inat yaşasın sanat diyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi sizlere göstereceğim resimdeki, AKP iktidarının yazlık sarayıdır. Okluk Koyu’nda yapılan, şu resimde gördüğünüz, 300 odalı yazlık saray ülke turizmine ne katkıda bulunuyor, bunu soruyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ne zaman yapılmış o?

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Saraya bakın, saraya.

MÜRSEL ALBAN (Devamla) – Saraya bakın, saraya. Asgari ücretli inim inim inlerken, babalar çocuklarına harçlık veremezken, mutfaklarda tencerede yemek değil, dert pişerken bu yazlık sarayı yapmaktan utanmıyor musunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Üstelik, bu yazlık sarayı yapmakla kalmadınız, şimdi de çevresindeki arazilere göz diktiniz. Gözünüz doysun, gözünüz. Bu işte, bu belge bunları anlatıyor.

Bakın, şu belgeye dikkatli bakın arkadaşlar, bu belge Marmaris Millî Emlak Müdürlüğü tarafından vatandaşlara gönderilmiş, konusu kamulaştırma, pazarlık görüşmeleridir. Özetle diyor ki: “Ey vatandaş, yazlık saraya komşu bahçen, tarlan varmış. Biz senin arazini yazlık saraya katacağız. Ya bunu güzellikle ver kurtul ya da burayı zorla ‘kamulaştırma’ altı altında senden alacağız.” Yazının özeti bu. Yazlık sarayı yaptınız, şimdi de milletin bağına bahçesine mi göz diktiniz? Vatandaşın malını zorla elinden alan bir devlet olur mu? Yahu, sizde hiç mi insaf, hiç mi vicdan kalmadı?

Değerli arkadaşlarım, şimdi sizleri fotoğraflarla bir Türkiye gezisine çıkarmak istiyorum. AKP Türkiyesinde vatandaş mazot parasını protesto için traktörün altına yatıyor, bakın, traktörün altına. AKP Türkiyesinin yönetiminde 200 kişilik işe 5 bin kişi başvuruyor. AKP’nin yönettiği Türkiye’de asgari ücret çaya, simide bile yetmiyor. AKP’nin yönettiği Türkiye’de pazarda patatesin, soğanın yanına bile yaklaşılmıyor, 7 TL. AKP’nin yönettiği Türkiye’de Sözcü gazetesinin 2 Atatürkçü yazarına iftira atılıyor, FET֒cü ilan ediliyor. Ayıptır, yahu ayıptır! Sizde hiç mi vicdan kalmadı? Bunlar FET֒cü ise “Beraber yürüdük bu yollarda.” diyenler necidir, size soruyorum? (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MÜRSEL ALBAN (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Hazırladığınız bu bütçe emekçiyi, emekliyi, çiftçiyi, işçiyi diri diri toprağa gömüyor. Bu bütçe halkın değil, sarayın ve yandaşlarının bütçesidir. Bu bütçeye grubum adına “hayır” diyoruz. Bu bütçe… Direnin gençler, direnin emekçiler, direnin ezilenler, direnin emekliler, direnin alın teriyle üretenler, direnin köylüler, direnin işçiler.

Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında aydınlık günler yakındır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Söz sırası, İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu’nda. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesi üzerinde grubum adına görüşlerimi açıklamak istiyorum.

Eski mesleğimden hatırladığım kadarıyla, usta TV sunucuları dakikaya 60 kelime kadar sığdırır. Dolayısıyla benim gibi emekli ve daha yaşlıları muhtemelen daha yavaş konuşur. Bu hesapta yaklaşık olarak 300 kelimelik bir hakkım ve stokum var ve şu ana kadar da zaten bunun onda 1’ini harcamış bulunuyorum huzurunuzda. Dolayısıyla RTÜK’ün çoğumuzun bildiği, iktidarın biraz kendince utanarak demeyeyim de mahcupça kabullendiği hatalarını, aksaklıklarını tekrara düşmemek adına söylemeyeceğim yani 400 kişilik bir kadroya adaletsiz, liyakatsiz, keyfî birtakım atamaları isim isim sayabilirdim, ne süre yeter ne de gerek var. Ya da daha üç ay önce yapılan seçimde iktidar lehine TRT’de 5 kat, merkez TV kanallarında 10 kat, bu ölçüde adaletsiz ekran paylaşımını da söylemeyeceğim çünkü kimse şaşırmayacak muhtemelen. Ya da muhalif kanallara ceza yağarken muhalefete edep dışı birtakım ifadelerle saldıran kanalların yayınlarının görmezden gelinmesi de sürpriz olmadığı için bu konuya da değinmeyeceğim. Süremi daha güncel bir konuya ayırmak istiyorum izninizle.

Dün, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, bence hayırlı bir gelişmeyle, Etik İlkeleri uzlaşısını yayınladı. TV kanallarının imza attığı bu uzlaşı iyi bir gelişmedir, dört beş yıl önce ilki yapılırken bende aktif haberciydim ve bu vesileyle de bir kamuoyu araştırması yayınladı RTÜK. Buna göre Türk halkı, Türk halkı, Türk milleti, TV izleme alışkanlığı araştırmasına göre, günde ortalama 334 dakika televizyon karşısında oturuyor. Geçen yıl bu rakam 330’du ve dünya rekoruydu. Sanırım bu rekor yenilenecek, daha kıyaslama imkânı olmadığı için belli değil ama diğer ülkelerde bu ölçüde televizyon izlenildiğini kişisel olarak düşünmüyorum.

Peki, milletimiz ekranda izlediklerinden memnun mu yani RTÜK bir anlamda işini yapabiliyor mu? RTÜK’ün kibarca “kuşak programları” olarak andığı işte kadın, yemek, evlilik, izdivaç gibi programların izleyici nezdindeki itibarı yüzde 50’nin altında yani RTÜK’e gelen şikâyetlerin yarısı bu programlar üzerine. Övündüğümüz, ihracat rekorları kırdığımız diziler dahi beşte 1 oranında şikâyet konusu RTÜK nezdinde. Buna karşılık, eski mesleğimin yüzünü ağartan bir gelişme var, o da televizyon haberciliğine güven yüzde 69,2, tekrar ediyorum, yüzde 69,2; RTÜK tarafından ilan edilen araştırmaya binaen söylüyorum. Bu oran, takdir edersiniz ki son kamuoyu araştırmalarında gözüktüğü üzere, siyasetin, adaletin çok üstünde bir güvene işaret ediyor. Dolayısıyla eski mesleğimi hâlâ cesaretle icra eden habercileri huzurunuzda, inanç, taraf farkı gözetmeden kutluyorum. Ne var ki bunu söylerken bir gerçeğin de farkındayım. Bu haberciliğin neşet ettiği alan, bu rakamları yaratan kanallar, genellikle, çoğunlukla, henüz doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilen, diyebilecek cesareti gösteren kanallar ve bu sebeple de bu kanallar demin izah ettiğim cezaların birinci derecede hedefi. Bu sebeple, konuşmamı tamamlarken gerçekten yapıcı bir amaçla bir uyarıda bulunmak istiyorum. Dün imzalanan Etik İlkeleri anlaşması bir öz denetim anlaşmasıdır ve uzlaşısıdır. Bunu otosansüre dönüştürmek gerçekten yeni bir habercilik imha operasyonu anlamına gelir. Haberciliğin bir şekilde otosansürle kendini sınırlaması da RTÜK rakamlarından da görebileceğimiz şekilde ancak “kuşak programı” diye andığımız izdivaç programlarının, yemek programlarının kanallardaki ekran sürelerini artırmaya yol açar, başka bir işe yol açmaz. Bu şekilde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) – Tamamlayabilir miyim Başkanım?

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) – Bu sebeple, yazılı medyada başlayan haberci kıyımının TV ekranlarına da sirayet etmemesi temennisiyle ve bu mesleğe otuz yıldan fazla süre ayırmış bir taze siyasetçi sıfatıyla, sözlerimin sadece ve sadece yapıcı bir eleştiri olarak algılanması temennisiyle hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Muğla Milletvekili Burak Erbay’dadır.

Buyurun Sayın Erbay. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BURAK ERBAY (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine, CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Çok değerli vekiller, avukatlık mesleğim süresince, ülkemin çağdaş ve evrensel hukuk kurallarıyla yönetilebilmesi için mücadele verdim ve hâlen de mücadele vermeye devam ediyorum ancak bu hafta içerisinde yaşadığımız bir olay gösterdi ki maalesef, ülke olarak gerçek bir hukuk devleti olma yolunda bir arpa boyu yol almamışız ve yaşanan olumsuzluklardan ders çıkarmamışız. Yıllarını FET֒yle mücadeleye adamış usta gazeteci Emin Çölaşan ve Necati Doğru hakkında takipsizlik kararı veren savcı üç gün sonra, her nedense, kendi kararına itiraz etmiş, itiraz üzerine bu 2 usta gazeteci ve Sözcü gazetesi yöneticileri hakkında, FET֒ye yardım ettikleri gerekçesiyle dava açılmıştır. Bu durum göstermektedir ki artık bu ülkede 81 milyonun hiçbir hukuki güvencesi kalmamıştır. Bu tür proje davaların ülkeye büyük zararlar verdiği kısa bir süre önce açık, net bir şekilde görülmüştü. Bu tür hatalara tekrar düşülmemesi için tüm yetkilileri bu kürsüden bir kez daha uyarıyoruz.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti on altı yıldır bütçe yapıyor. Daha önce yaptığı bütçelerin sonucu ortadadır. Halk borç batağında; kredi kartı, kredi borcu olmayan insanımız yok denecek kadar az. En önemlisi, insanlarımız mutsuz. Bir ülkenin itibarını belirleyen, sarayda yanan ampulün sayısı değil, halkının ne kadar refah içerisinde yaşadığıdır. Yine, görüyoruz ki bu bütçe halkın değil, sarayın bütçesidir.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 161 vakıf kapatıldı. Bu vakıflara ait yurt, okul, bina, arsa gibi 2.117 taşınmaz Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi. El konulan bu taşınmazların değeri yaklaşık 10 milyar lira. Peki, el konulan bu taşınmazlar ne oldu biliyor musunuz? Bu taşınmazların kaç tanesi satıldı ya da kiraya verildi? Bu taşınmazlardan ne kadar gelir elde edildi? Bu gelirler nereye harcandı? Birçok ilde çocuklarımız kalacak yurt bulamazken el konulan bu yurtlar hangi cemaatlere, hangi tarikatlara devredildi? Türkiye'nin dört bir yanındaki bu taşınmazlar ne oldu biliyor musunuz? AKP’nin yandaşlarına yok pahasına peşkeş çekildi hatta bazıları bedelsiz olarak TÜRGEV gibi sarayın vakıflarına devredildi. Bu peşkeşe ve yağmaya karşı çıkan namuslu bürokratlar da baskı gördü, “FET֒cü müsünüz?” denilerek, “İhraç ederiz.” denilerek tehdit edildi. Yani anlayacağınız, Vakıflar Genel Müdürlüğü yanlış olan bu düzenin bir parçası hâline geldi. Dün vakıf malları FET֒ye verilmişti, şimdi FETÖ gerekçesiyle el konan mallar AKP’ye veriliyor.

Çok değerli vekiller, Vakıflar Genel Müdürlüğünün görevi, ecdat yadigârı tarihsel ve kültürel varlıkları korumak, mimari ve tarihî değerlere sahip eski eserleri muhafaza etmektir; böyle alengirli işlerle uğraşmak değildir. Benim seçim bölgem Muğla’da, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait camiler, hamamlar, çeşitli taşınmaz tarlalar ve araziler bulunmaktadır. Menteşe ilçemizde dünyaca ünlü Karabağlar Yaylası’nda, Osmanlı’dan kalan, Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı en önemli kültürel miraslarımızdan biri olan tarihî kahvehane maalesef atıl durumdadır.

Yine, Muğla Menteşe ilçemizde Kurşunlu Camisi ve hemen yanındaki meydan restorasyonu, tarihî Saat Kulesi çevresi ile tarihî hamamın restorasyonu için Menteşe Belediyemiz tarafından, Vakıflar Genel Müdürlüğüyle beraber, ortak bir proje yapılması önerilmiş ancak Vakıflar bu öneriyi reddetmiştir. Bu nedenle restorasyon ve çevre düzenlemesi gerektiği gibi yapılamamıştır. Bu araziler ve tarlalar tarıma, turizme kazandırıldığı ya da toplumun menfaati için kullanıldığı takdirde kentimizin gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır.

Muğla ilimiz, Aydın ve Denizli’yle birlikte Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğüne bağlıdır. Bu müdürlüğün üç ille ilgili karar mercisi olması nedeniyle vakıf varlıkları tam olarak değerlendirilememekte, bu taşınmazlardan gerekli verim alınamamaktadır. Vatandaşlar, vakıf hissedarı olduğu arsa ve tarlalarla ilgili yapmak istedikleri her türlü işlem için Aydın’a gitmek zorunda kalmakta ve bu durum vatandaşlar açısından hem zaman hem emek hem de maddi kayba neden olmaktadır.

Son olarak şunu söylemek isterim ki bütçe görüşmeleri başladığı günden itibaren çıkarılan yüzeysel tartışmalarla bu bütçenin içeriği gizlenmeye çalışılmış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili…

BURAK ERBAY (Devamla) - …gerçeklerin ortaya çıkması engellenmek istenmiş, bu bütçenin bir saray bütçesi olduğu gerçeği halktan saklanmaya çalışılmıştır. Ancak ne kadar çırpınırsanız çırpının bu bütçenin çarşı pazardaki yangına derman olmadığını, işçiye, emekçiye bir şey vermediğini, bu bütçenin halkın değil sarayın ve yandaşlarının bütçesi olduğunu gizleyemezsiniz.

Siz 3Y’yle; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edeceğiz diye iktidara geldiniz ama bırakın bu 3Y’yi ortadan kaldırmayı bunların yanına 3Y daha; yandaşlık, yağmacılık ve yozlaşmayı eklediniz. İşte bu yüzden 31 Martta, bu bütçede yer verilmeyen işçiler, köylüler, emekçiler, atanamayan öğretmenler, EYT’liler, öğrenciler, esnaflar, işsizler, kadınlar, gençler size gereken cevabı verecektir diyorum Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, rejime kasteden Anayasa değişikliği olmasaydı hızlı tren kazasının Ulaştırma Bakanından soruluyor olacağına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, rejime kasteden Anayasa değişikliği olmamış olsaydı, bugün herhâlde, bu toplantıya Ulaştırma Bakanının Meclise bilgi vereceğinden haberdar olarak ve İç Tüzük 59’un ikinci fıkrasına göre üzerine de onar dakika gruplar değerlendirme yaparak ya da gelmiyorsa yine, kendisine buradan sizin aracılığınızla bir çağrı yaparak başlardık ve Ulaştırma Bakanına, Devlet Demiryolları Genel Müdürünün KİT Komisyonuna yapmış olduğu “Bütün tren yolları kamera sistemiyle izlenmektedir, her türlü tedbir alınmıştır.” açıklamalarından birkaç hafta sonra yaşanan bu faciadaki sorumluluğu sorardık. Derdik ki: Sayın Bakan, cep telefonuyla haberleşiyorlarmış. Sayın Bakan, aceleye getirmişsiniz ve Nisanın 12’sinde açmışsınız. Bu aceleye getirme yüzünden sinyalizasyon sistemi kurulmamış, ihalesi yapılmamış. Bakım yapacak şirket sinyalizasyon olmadığı için bakım anlaşmasını yerine getirememiş, topyekûn anlaşma… Bunları sorardık.

Bu sistemde öyle bir bakan yok ama karşımda, geçmiş dönemlerde bu görevi yapmış Ulaştırma Bakanı ile Devlet Demiryolları Genel Müdürünü, Müsteşarı kafa kafaya vermiş ve biraz da ağızlarını kapatarak sohbet ederken görünce dedim ki onlara sataşayım, dedim ki cevap versinler, dedim ki haberdar olalım, dedim ki Parlamento bu faciaya kör, sağır, dilsiz gibi davranamasın, dedim ki keşke bu Meclis, Meclis olmaktan çıkmasaydı. Sataşıyorum ikinize de. Sizin yüzünüzden mi oldu bu kaza? Olmadıysa hangi sorumluluğu yerine getirmiştiniz? Lütfen, çıkıp cevap verin. (CHP sıralarından alkışlar) İkinize de sataşıyoruz CHP Grubu olarak. Sorumluluğunuz var mı, yok mu cevap verin.

SALİH CORA (Trabzon) – Hadi oradan! Hadi oradan!

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Hadi oradan! Böyle bir üslup yok yani.

SALİH CORA (Trabzon) – Provokatör açıklama ya! Provokatör söz alıyor ya! Provoke ediyorsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır hayır, sataşıyorum.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

3.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hızlı tren kazasının yaşandığı gün açıklamaların yapıldığına, gündemin farklı olduğuna, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin millet iradesiyle yürürlüğe girdiğine ve rejim değişikliği gibi hakikat dışı yaklaşımların kabul edilemeyeceğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, tabii, açıkça, durup dururken, farklı bir gündemle giderken…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – “Durup dururken” olur mu, 9 kişi öldü, kanları daha yerde duruyor ya, yazıktır!

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) – Daha beş ay önce Çorlu’da 25, dün Ankara’da 9! Hani çağ atlıyorsunuz ya!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Arkadaşlara söz verir misiniz. Ben feragat edeyim, buyurun siz konuşun.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, dinleyelim Sayın Grup Başkan Vekilimizi.

Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili, dinliyoruz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Arkadaşlar, biz buradayız, olup bitenlerin de farkındayız.

Şimdi, grup başkan vekiliniz bir şey söyledi, ben de ona cevap veriyorum. Önce dinleyeceğiz, biz dinledik, dinlemesini iyi biliriz, konuşmasını da iyi biliriz ama biz konuşmayız, eylem yaparız, icraat yaparız, milletin sorunlarını çözeriz ama önce niyetlerimizi tashih edeceğiz ve niyetlerimizi hakikate odaklayacağız, hakikat dışı konuşmayacağız.

Gündem farklı, dün bu husus, burada gerek Kabine tarafından, Hükûmet tarafından gerekse ilgili arkadaşlar tarafından gündeme getirildi ve bu konuyla ilgili, malum, hem Ulaştırma Bakanımızın hem Adalet Bakanımızın konuya nezaret etmek suretiyle idari soruşturmayla beraber adli tahkikatın başlatıldığı herkesin malumu, herkesin malumu. Bununla beraber bu süreç devam ederken ve Kültür Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığının bütçesi konuşulurken gündem değiştirmeye yönelik, provokasyona yönelik âdeta, sadece burada iki arkadaşımızı görerek “Sataşıyorum.” diyerek başka bir makas açmak acaba nasıl izah edilebilir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şimdi, bakınız, CHP’nin 8 değerli milletvekili konuşmalarını yaptı. Doğru-yanlış; haklı-haksız birtakım eleştiriler, hakikat olmayan bazı yaklaşımlar ortaya konuldu. Biz sabırla dinledik, medeni bir şekilde dinledik. Gerçek dışı beyanlar var. Yunus ne güzel demiş: “Yerden göğe küp dizseler/ Birbirine bent etseler/ Aralarından birin çekseler/ Seyreyle sen gümbürtüyü.”

Hakikat küpünü çekince, ortaya sadece gürültü çıkıyor, o kadar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sonuç itibarıyla değerli arkadaşlar, bütün bu konuşmalardan hareketle şunu söyleyeceğim: Evet, bu komisyonlarda uzun uzadıya değerli bakanlarımız da milletvekillerimiz de katkılarını ortaya koydular.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Toparlayacağım.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Çok gürültü çıkıyor (!) Çok gürültü geliyor (!)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yürütme burada, kendilerine tahsis edilen konuşma esnasında her iki sayın bakanımız da bu eleştirilere cevaplarını verecektir ama sayın grup başkan vekilinin “rejime kasteden Anayasa değişikliği” şeklindeki ithafı hepimizi bağlıyor. Bu, Meclisi bağlıyor, Türk milletini bağlıyor. Bu, rejim değişikliği değildir; bu, sistem değişikliğidir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ilelebet payidar olacaktır. Cumhuriyet rejimimiz yerli yerinde, sapasağlamdır. Bu Cumhuriyet rejimimizi, millet iradesiyle, egemenliğin kayıtsız şartsız kendisine ait olduğunu ifade ettiğimiz milletin iradesiyle, Parlamenter hükûmet sistemiyle mi, yoksa Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle mi yöneteceğiz? Mesele budur. Ve bu değişikliği Meclis iradesiyle, hep beraber…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Son olarak, evet.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 6 kere konuşulur mu ya? Bir dakikaya altı dakika cevap veriyorsunuz, dediğime bir kelime cevap vermiyorsunuz.

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, şimdi, 8 kişi konuştu, o kadar şey söyledi, sizinle beraber 10 kere konuştunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Söz alsaydın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bağlam dışında, gündem dışına çıkıyorsunuz, ben gündeme cevap veriyorum. İlerleyen saatlerde de bunlara mutlaka cevap vereceğiz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Gündem dışı olur mu ya? 9 kişi ölmüş, başka ülkede yas ilan edilir ya!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ama şunu söyleyeyim değerli milletvekilleri, Değerli Başkanım; sonuç itibarıyla bu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi 16 Nisanda millet iradesiyle yürürlüğe girmiştir. Millet iradesine herkes saygı göstermek mecburiyetindedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu sorgulanamaz, millet iradesi sorgulanamaz. Dolayısıyla rejim değişikliği gibi ithaflar ve hakikat dışı yaklaşımlar, bu millete, millet iradesine bühtandır, asla kabul edilemez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Milletvekili.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bunun dışında, değerli arkadaşlar, kendi çerçevesinde giden bu konuşmaları, görüşmeleri lütfen rayından ve kendi sistematiğinden çıkarmayalım.

Teşekkür ederim.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Konuşmanın başı farklı, sonu farklı… Hiçbir şey anlatmadın ki sen de ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkanım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ha, tabii, tabii, bekliyoruz onu ama önce bir grup başkan vekilinin ifadelerine…

BAŞKAN – Grup başkan vekili söz istedi.

Özgür Bey siz söz istiyor musunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Ya, lütfen ya.

SALİH CORA (Trabzon) – Ya, konu nereden nereye geldi Sayın Başkan. Gerek var mıydı? Gündem nereden nereye saptı?

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir dakika konuştum, altı dakika dinledik, bir kelime dişe dokunur bir şey yok. Ne diyor? Bir kafa var ki muhalefetin eleştirilerinin içinden hakikati çekerse, gürültü… Muhalefetin sesini gürültü olarak duyan bir 1’inci grubun grup başkan vekili.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Anlayamamışsınız, doğru anlamamışsınız.

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Gene anlamamışsınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Genel Başkanının da vekili değil çünkü getirdiği sistem gereğince Genel Başkanı grubunun da başkanı değil ama esas mesele şu: Duyduğun sese gürültü diyorsan, senin duyman gereken ses -dünkü kazada 9 kişiyi kaybettik- anaların, bacıların, evlatların haykırış sesidir be kardeşim. Yazıklar olsun ya! (CHP sıralarından alkışlar)

Ben onu gündeme getiriyorum, sen gidiyorsun altı dakika alakasız laflarla… Bir de diyor ki gündem saptıracakmışım. Senin gündeminde tren kazası yoksa yazıklar olsun sana! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ayhan Bey epeydir söz istiyor.

Ayhan Bey, buyurun.

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Ya, acılar üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Acılar üzerinden yapmayın ya. Hepsi bizim kardeşimiz.

SALİH CORA (Trabzon) – Acılar üzerinden siyaset yapıyorsunuz ya, yazık!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yapma ya!

5.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Sincan-Ankara arasında sinyalizasyon sisteminin olup olmadığı sorusunun cevabını alamadıklarına ve Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam İşbirliği Teşkilatı Yargı Konferansı’ndaki ifadelerine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, dün bu olayın hemen ilk saatlerinde bir tek şeyi sorduk burada, dedik ki: Bu kaza, önceki kazalarla ilgili, hem Pamukova hem Çorlu’yla ilgili etkin, ciddi bir soruşturma ve yargılama süreci gerçekleşmemesiyle bağlantılıdır. Pamukova’yla ilgili… Anayasa Mahkemesi, yargılama süreci gerçekten kabul edilemez bir -zaman aşımı da dâhil olmak üzere- boyuta ulaştığında Pamukova’yla ilgili kendisi karar verdi. Ve dün dedik ki, bakın, bize burada açıklama yaparken diyorsunuz ki: “En ileri teknoloji vardı.” ama hem Makine Mühendisleri Odası Başkanı hem Birleşik Taşımacılar Sendikası Başkanı diyor ki: “Sincan-Ankara arasında sinyalizasyon sistemi yok, ihalesi de henüz yapılmış değil.” Şimdi, bu, çok somut, çok net bir soru, dün bir kez daha tekrar sorduk bunu: Bu sinyalizasyon sistemi var mı, yoksa eski sistem “TMİ” denilen telsizle mi haberleşme yapılıyor? Bu kadar basit bir sorunun dün itibarıyla cevabını alamadık.

Sayın Başkan, iki konuyu daha izninizle paylaşmak istiyorum.

Bugün sabaha karşı Filistinli milletvekillerinin ikisi İsrail tarafından evlerine baskın düzenlenerek gözaltına alındı. Burada her seferinde söylüyoruz, dünyada milletvekillerine -tırnak içerisinde ifade ediyorum- terörist muamelesi yapan, gözaltına alan, tutuklayan birkaç ülke var, İsrail de bunlardan biri. Şimdi bugün en azından bir miktar, İsrail kaynaklı İngilizce yayın yapan sitelere baktığım kadarıyla gerekçeler neredeyse Türkiye'dekilerle motamot aynı. Hamas terör örgütüyle -tırnak içinde ifade ediyorum yine- ilişkili oldukları iddiasıyla bu gözaltılar gerçekleşmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, bakın, biraz önce, Sayın Erdoğan yargıyla ilgili bir konferansta konuşma yapıyor. “Tarih bize adalet çizgisinden sapan devletlerin yıkılışının kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Geçmişte dünyanın önemli bir bölümünde hükümran olmayı başarmış nice güçlü liderin ardından inşa ettiği her şeyin yıkılıp gitmesinin sırrı, adalete dayalı bir düzen kuramamış olmasıdır.” diyor Sayın Erdoğan. Herhâlde bu çatı altında bu cümlelerin altına imza atmayacak hiç kimse yok, tarihî hakikati ortaya koyuyor, evrensel gerçekliğe dikkat çekiyor. Ama dün Adalet Bakanı bize cezaevleriyle ilgili burada son derece iyi bir tablo çizdi. Tek davaya dikkat çekip süreyi suistimal etmeden bitireceğim. Fatma Güler, 71 yaşında, 2012 yılında Hozat’ta hayvan otlatırken orada bir çatışma gerçekleşiyor; oradaki güvenlik güçleri hayvan otlatan bu 71 yaşındaki Fatma Güler’i gözaltına alıyor, diyor ki: “Çatışmalarla ilgili bilgin var mı?”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

O da hiçbir bilgisi olmadığını ifade ediyor ve sonra serbest bırakılıyor. Ama arkasından gelen durum gerçekten içler acısı. Sonra şu gerekçeyle, aynen iddianamedeki ifadeyi okuyorum: “Hayvan otlatırken çıkardığı seslerle aslında örgüt üyelerini bilgilendirdiği…” Tırnak içinde bu ifadeler. Bu nedenle, altı yıl süren bir yargılama süreci gerçekleşiyor ve beş yıl üç ay hapis cezasına çarptırılıyor. 31 Ekim 2018’de de Aydın E Tipi Cezaevine tek kişilik odaya konuluyor. Cezaevi kapasitesi çok yüksek olduğu için de o tarihten bu yana tek kişilik odada ama sünger yatak üzerinde yatıyor.

Şimdi, bunu ne kapasiteyle izah edebilirsiniz ne bu yargılamanın adaletinden söz edebilirsiniz ne de bugün yaptığınız adaletle ilgili son derece değerli mesajla bu pratiği izah edebilirsiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve meselenin en doğru şekilde ortaya konulması gerektiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, özellikle bütün milletimizi üzüntüye boğan tren kazası önemli. Millet acılarını yaşıyor, milletimizin başı sağ olsun. Ölenlere rahmet diliyorum.

Bu mesele mutlaka en doğru şekilde, sebepleriyle ortaya konulmak mecburiyetindedir, Türkiye’nin böyle bir gücü vardır. Bu meseleyi daha fazla tartışmayı doğru bulmuyorum, millet cenazelerini kaldırmak üzeredir.

O bakımdan, dilerim ki yöneticiler en sağlıklı, herkesin tatmin olduğu açıklamayı yapacaklardır. Bu şeyi fazla uzatmayalım.

Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın grup başkan vekilinin…

BAŞKAN – Karşılıklı cevapları durduralım isterseniz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tabii.

BAŞKAN – Yani, mesele… Zaman zaman bazı grup başkan vekillerinin yaptığı açıklamalar var.

Ben iki konuyu sizinle paylaşmak istiyorum izninizle. Bir tanesi şu: Eskiden beri politika yapan bir arkadaşınız olarak, bir kere süresinde biten konuşma kamuoyu tarafından çok takdir topluyor, onu söyleyeyim yani beş dakikayla sınırlıysa “Helal olsun, beş dakikada bitirdi.” diye puan topluyor. Ayrıca, beş dakikada anlatılmayan şey, altıncı ve yedinci dakikada da tam anlatılamıyor. O bakımdan, süreye dikkat edelim.

Bir de, bizi acıya boğan, inanıyorum ki her siyasi parti milletvekilinin üzüntü duyduğu hadiseler de gerçekçi, altı doldurulur açıklamalara, izahlara muhtaç. Bunun üzerinden hiçbiriniz, ne Özgür Bey ne diğer arkadaşlarınız… Buradaki her milletvekilinin derdi bir daha böyle kazaların olmaması, varsa sebep olanın da cezalandırılması. O bakımdan, bu konuyu kapatalım izin verirseniz.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara şifa dilediklerine ve ilgili bakanların konuyu yakından takip ettiklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Doğrusu, gerekli açıklamaları yaptınız, aynen iştirak ediyorum bu güzel yaklaşımınıza. Bu güzel yaklaşım dün de burada hem yetkili grup başkan vekili arkadaşlarımız, AK PARTİ milletvekillerimiz ve bakanlarımız tarafından bu şekliyle ortaya konulmuştu ve hakikaten, bu elim kazada hayatını kaybedenlere tekrar Cenab-ı Hak’tan rahmet ve mağfiret, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. Bu konuda ilgili bakanlarımız, bakanlıklarımız da konuyu yakından takip etmektedir, şu anda burada bulunan bakanlarımız da konuyu takip etmektedir.

Bununla beraber, böyle bir acı olay üzerinden tamamen ve kendi ifadesiyle, sataşma yapmak ve olayı polemiğe dönüştürmek ve buradan başka birtakım çıkarsamalarda bulunmaya yönelik yaklaşım bize “Yazıklar olsun.” gibi bir sözün aslında aynaya bakmak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim, Sayın Bakana söz vereceğim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bitiriyorum efendim.

Bize söylediği sözü kendisine söylemesi lazım. Böyle acı bir olayı polemik konusu yapanlara asıl yazıklar olsun diyorum.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Çok ayıp bir şey ya, acıların konuşulması lazım. Acılar nasıl konuşulmaz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

HÜDA KAYA (İstanbul) – Niye “Yazıklar olsun.” diyorsunuz? Çok ayıp bir şey ya.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – “Yazıklar olsun.” sözünü iade ettim bak, oraya bir şey söyleyin, oraya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Efendim, bir ifadeye…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

7.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan’ın, hızlı tren kazasında hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve kazayla ilgili suçlu her kimse gereğinin yapılacağına ilişkin açıklaması

AHMET ARSLAN (Kars) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özellikle dünkü kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve ülkemize başsağlığı diliyorum.

Elbette ki Meclis çatısı altında değerli milletvekilleri olarak biz birbirimizle konuşacağız. Birbirimizle konuşacakken birilerinden izin alacak hâlimiz yok.

Değerli Grup Başkan Vekilim, hakkınızı helal edin. Aslında siz konuştuktan sonra bizim çıkıp konuşmamızın AK PARTİ Grubunun bugüne kadar ortaya koyduğu tavırla örtüşmediğini biliyorum. O yüzden affınıza sığınıyorum.

Birincisi, biz müfettiş değiliz, biz savcı değiliz, biz hâkim değiliz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Yapılmayanı yapılmış gibi anlatansın. Ballandıra ballandıra anlatıyorsun.

BAŞKAN – Hatibi dinleyelim Sayın Milletvekili.

AHMET ARSLAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bildiğimiz bir şey var ki yüz yıldır bu ülkede tren yolunun ne kadar önemli olduğu hep vurgulanır “Demir ağlarla ördük.” diye övünülür ancak 1950’den sonra demir yolları kaderine terk edilmiş, AK PARTİ hükûmetleri döneminde tekrar devlet politikası hâline gelmiştir; bu bir gerçek.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bırak onları bırak, ölenlere gel! Bırak, masal anlatma! Görevinizi doğru yapsaydınız bu ölümler olmazdı. Sinyalizasyon olmayan yola, tren yoluna izin veriyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili…

AHMET ARSLAN (Devamla) – Dönelim kaza olayına. Değerli arkadaşlar, kaza hepimizi üzmüştür, ülkemizi üzmüştür, buna hiç şüphe yok. Ancak bunun üzerinden siyaset devşirmek, bunun üzerinden bir şeyler yapmak doğrusu burada emeği olanlara haksızlıktır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Vicdanınız hiç mi sızlamıyor? Hâlâ masal anlatıyor. Hiç mi sorumluluğun yok?

AHMET ARSLAN (Devamla) – Ancak bir gerçek var ki: Eksik bilgilerle, yarım bilgilerle sanki bir işin uzmanıymış gibi burada kararlar ortaya koyarsak, hükümler ortaya koyarsak yanlış olur.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Evet, uzmanıyız, uzmanıyız. Daha geçen hafta Genel Müdürün “Kameralarla izliyoruz." dedi.

Yalan söylüyorsun halka. Oy alacağım diye insanları kandırıyorsun.

AHMET ARSLAN (Devamla) – Dolayısıyla müfettişler incelemesini yapacak, Bakanlık incelemesini yapacak, savcılar incelemesini yapacak ve her kim ki suçluysa gereği yapılacaktır, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Suçlu sensin Bakan, suçlu! Sensin suçlu!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O yol bitmedi, hâlâ bitmedi. İstanbul-Ankara’da daha büyük hatalar var. Hâlâ bitmedi. Suçlu sensin, sensin suçlu!

BAŞKAN – Arkadaşlar, sayın grup başkan vekiliniz söz istiyor Haydar Bey…

AHMET ARSLAN (Kars) – Ya, boşuna konuşma! Ben kürsü adabına uygun davranıyorum, senin gibi haddimi bilmeden konuşmuyorum. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Hep yalan, hep yalan!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Suçlu sensin. Bütün vebal senin üzerine!

AHMET ARSLAN (Kars) – Konuşma ya! Hele sen yok musun Haydar Bey, sen hiç konuşma!

MUHARREM ERKEK (Çanakkale) – Müfettişi, savcısı, siyasetçisi sorumlu mu, onun cevabını ver.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Haydar Bey…

SALİH CORA (Trabzon) - Haydar, yeter ya, yeter artık konuşma. Böyle bağırmayla sorun çözülmez, niye bağırıyorsun?

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, grup başkan vekilimiz söz istiyor arkadaşlar.

SALİH CORA (Trabzon) – Ama niye bağırıyor ya?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Az önce sen de bağırdın, aynı şeyi sen de yaptın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

SALİH CORA (Trabzon) – Ya, bağırmasın ya, bağırmasın böyle.

BAŞKAN – Arkadaşlar…

SALİH CORA (Trabzon) – Adam kürsüye davet ediyor ya, bağırıyor ya, niye bağırarak konuşuyorlar ya?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Arkadaşlar, bir müsaade edecek misiniz, lütfen, Allah aşkına ya.

SALİH CORA (Trabzon) – Böyle bağırarak konuşmak olur mu ya? Ayıp ya! Biz de bağırarak konuşacağız.

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

SALİH CORA (Trabzon) – Biz de grup başkan vekili konuşurken bağıracağız.

BAŞKAN – Arkadaşlar, beyler; müsaade eder misiniz.

SALİH CORA (Trabzon) – Böyle bir şey olur mu ama ya? Böyle bir üslup olur mu ya?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Salih…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Buyurun.

SALİH CORA (Trabzon) – Tamam, aynısı biz de yapalım bu sefer.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yap o zaman, bekliyorum hadi.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Vicdanın sızlamıyorsa çıkma!

SALİH CORA (Trabzon) – Allah Allah, ayıptır ya!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Vicdanın sızlamıyor mu?

SALİH CORA (Trabzon) – Otur ya, milletvekili gibi davran ya, otur yerine ya!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Daha geçen hafta “Kamera var burada, kamera.” diyen Genel Müdürü alın görevden!

SALİH CORA (Trabzon) – Otur ya, ayıp ya!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Allah korkusu olsa bunları konuşmazsın.

SALİH CORA (Trabzon) – Konuşma, şov yapma!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne şovu, Allah’tan kork, vicdansızlık etme!

SALİH CORA (Trabzon) – Şov yapma, artistlik yapma, senden mi korkuyoruz ya! Artistlik yapma burada ya.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Salih, bana bak, arkaya geç sen.

SALİH CORA (Trabzon) – Ayıp ama, yeter artık ya!

BAŞKAN – Özgür Bey, söz istemiştiniz, buyurun.

SALİH CORA (Trabzon) – Ama aynısını bize yapıyorlar.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sakin ol.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Peki, Salih, o zaman böyle devam edelim.

SALİH CORA (Trabzon) – Ama Sayın Başkanım, aynısını yaptılar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bitmiş işi başlatıyorsun ya.

SALİH CORA (Trabzon) – Sayın Başkanım, biz konuşurken konuşturtmuyorsunuz, biz de konuşturmayalım, olur mu öyle ya?

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sen başlattın, sen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sen başlattın Özgür Bey ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben neyi başlattığımın farkındayım.

Sayın Başkan, burası millî iradenin tecelligâhı. Buraya bizi yollayan insanlar onların hakkını, hukukunu koruyalım diye, acısı varsa buraya taşıyalım diye, bir daha tekrarlanmamasını sağlayalım diye yolladı. Bu Meclis dünkü acıdan sonra bu yeni rejimin getirdiği bu sıkıntılardan ötürü sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu. Bir yandan içimiz sızlıyor ama bir baktık karışımızda geçmişte yaptıkları görevler tam da dünkü faciayı doğuran sebepleri, iş görüş biçimlerini yaptıkları şekliyle sorumlu tutulması gereken Ulaştırma Bakanı ile yanında dönemin Devlet Demiryolları Genel Müdürü, Müsteşarı aralarında konuşuyorlar. Benim imkânım yok bugünkü Ulaştırma Bakanını buraya çekmeye, sözlü soru sormaya “Sinyalizasyon sistemi olmadan cep telefonuyla, akıl almaz, dünyada görülmemiş bir yöntemle insanları nasıl ölüme götürdünüz?” demeye. Benim elimdeki imkân bu. Bu imkânla sorumu sordum, sorumlu bir cevap bekledim, yok, bizi istismar etmekle… Dönemlerinde 1.561 kişi ölmüş tren kazalarında. Bunlarla ilgili bir eleştiri, öz eleştiri… Binali Yıldırım açılış töreninde konuşmuş, diyor ki: “Mucize sürede bitirdiler, tebrik ediyorum Kolin İnşaatı.”

Şimdi, bunlar varken bizi bu meseleye duyarsız kalmakla, bunu istismar etmekle suçlamaya kimsenin hakkı da yok, haddi de yok.

Bu sataşmaya grubumuz adına cevap hakkını kullanmak istiyoruz kürsüden.

Ankara Milletvekilimiz Tekin Bingöl, müsaadenizle…

SALİH CORA (Trabzon) – Çıktı, dinlemediniz.

TÜLAY KARACA (Trabzon) – Çıktı, dinlemediniz.

AHMET ARSLAN (Kars) – Ben özellikle sataşmadım Başkanım, özellikle sataşmadım.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Üç dakika konuştu, ne sataşması daha!

RECEP ÖZEL (Isparta) – Adam çıktı, konuştu, dinlemediniz.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri..

Özgür Bey, mesajınızı tam verdiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Hayır, hayır. Ben bir şey söyleyeyim: Baştan beri dikkat ettiğim bir hadise var. İlk zamanlarda da söyledim, buraya hiç kimse tesadüfen gelmiyor, hiç kimse tesadüfen grup başkan vekili de olmuyor. Ben buna saygı duyuyorum ama mesajınızı çok net bir şekilde ortaya koydunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, ilimin milletvekili konuyla ilgili…

BAŞKAN – Hayhay. Peki.

Bir sataşmaya izin vermeden bir değerlendirme yapın Sayın Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Kars Milletvekili Ahmet Arslan’ın yaptığı açıklamasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Meclis bütçe görüşmelerinde elbette uzun soluklu görüşmeler gerçekleşiyor, bu tür gerginlikler olabiliyor. Önemli olan, birbirimizi anlayışla karşılamak.

Bakın, dün sabahın altısında, Yenimahalle’de hızlı trene binip seyahat etmek isteyen yurttaşlarımız vardı. Bunlar, tıpkı madene inip ekmek parasını kazanmaya çalışan madencilerimiz gibi, tıpkı kara yollarına çıkıp seyahat etmeye çalışan yurttaşlarımız gibi devletine güveniyordu, devletinin kurumlarına güveniyordu, devletinin yönetenlerinin açıklamalarına güveniyordu. O anlayışla, huzur içinde o trene bindiler.

Bakın değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde 1.623 yurttaşımız tren kazalarında hayatını kaybetti. Adına ne deniyor biliyor musunuz: “Fıtrat.” Bu kazalar fıtratla açıklanırsa daha çok bu kazaları yaşarız, daha çok bu cinayetlerle ülkemiz yüzleşir. On altı yıllık AKP iktidarında 95 bin yurttaşımız trafik kazalarında, maden cinayetlerinde, tren cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bunlar konuşulmasın mı, bunlar incelenmesin mi, bunların sonuç alınması adına bu Parlamento gerekli işlemleri yapmasın mı değerli arkadaşlarım? Burada huzursuzluk yaşanması doğal çünkü sizin iktidarınız döneminde bu olumsuzluklar yaşanıyor çünkü insan hakları ihlallerinin temelini oluşturan yaşam hakkını ortadan kaldırdınız, bunu söylemek istiyoruz.

Gelin, birlikte el ele verelim…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – …bu yurttaşlarımızın acılarını sonlandıralım; derdimiz bu, başka bir derdimiz yok, bizi anlayışla karşılayın.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

TEKİN BİNGÖL (Devamla) – Laf atarak, büyüterek sorun çözülmez, iş birliğiyle, diyalogla çözülür diyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AHMET ARSLAN (Kars) – Sayın Başkanım, sadece bir şeyin kayda geçmesini istiyorum.

BAŞKAN – Grup başkan vekilimiz söz istiyorlar.

Buyurun Yavuz Bey.

AHMET ARSLAN (Kars) – Başkanım, bir şey kayda geçsin çünkü “1.561 veya 1.623 kişi tren kazalarında hayatını kaybetti.” deniyor. Tren kazası değil, sinyal var, yol kapalı, araç “Ben geçerim.” diyor, trenin önüne atlıyor ve hayatını kaybediyor.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Trenlerin yol açtığı kazalar!

AHMET ARSLAN (Kars) - Onları getirip tren kazasında hayatını kaybedenlerle bir tutmamak gerekiyor. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Peki, zapta geçti Sayın Bakanım.

Yavuz Bey, buyurun.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sinyalizasyon yok.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ondan sonra sinyalizasyonu bitirmeden tren yolu açıyorsunuz, 9 vatandaşı öldürüyorsun. Yazıklar olsun!

BAŞKAN – Yavuz Bey, buyurun.

AHMET ARSLAN (Kars) – Eksik bilgiyle konuşma, sana yazıklar olsun! Eksik bilgiyle konuşma! (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Asıl bitiren sensin Sayın Bakan.

BAŞKAN – Haydar Bey…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ben olsam uyuyamam Sayın Bakan, ben olsam uyuyamam.

AHMET ARSLAN (Kars) – Senin iş yapmak gibi bir derdin yok ki bir de uyumak gibi bir derdin olsun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Tabii, senin var(!)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, grup başkan vekilimiz söz istedi.

Buyurun Sayın Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, devleti mazeret bulurken, bahane üretirken değil, hesap verirken de görmek istediklerine ve istifa mekanizmasının çalıştırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu meseleyle alakalı Çorlu dâhil verdiğimiz araştırma önergelerinde Hükûmet, evvelen Hükûmet, sonrasında da Meclisin 1’inci grubunun meseleyle alakalı sorumluluk mevkisinde kullanmış olduğu siyasi dil. Hesap vermek zorunda olanların -Türkiye’de böyle bir usul gelişmedi maalesef- istifa mekanizması ve hesap vermesi üzerine geliştirilemedi devlet yönetme sorumluluğu. Ben Çorlu kazası üzerine Hükûmet grubu adına -Demiryollarında bürokraside de çalışmış bir arkadaşınızım- Meclis kürsüsünde durumu izah etmeye çalışırken kullanmış olduğu açıklamalar serisinden şöyle bir sonuca varmıştım, onu da o zaman arkadaşlara, grup başkan vekillerimize de sitem olarak arz etmiştim: “Sinyalizasyon” doğru, “raylar” doğru, “menfezler” doğru, “makinist” doğru, “Kendisinden önce 5 tane yük treni geçmiş, onların tamamını kaldırmış raylar.” doğru; ana teması bu olan bir savunma mekanizması iktidarın savunma sicilini bozduğu için şöyle bir yere getiriyor bizi: “Yani bu raylar müstakil olarak yapılıp dururken birtakım yolcular münasebetsizce lokomotifi olan bir cihazın içine binip bu tren raylarının üstünde yolculuk yapmak gibi bir münasebetsizliğe kalktılar.” sonucu çıkıyor yani konuşmanızın ana temasından şöyle bir şey çıkıyor: “Ya, ne güzel raylar burada duruyor, ne gerek var yani durduk yere şimdi bir tane makinenin içine, buharın, neyse, teknolojinin verdiği imkânla hareket imkânı kazanmış bir cihazın içine doluşup siz bir yerden bir yere niye yolculuk etmeye çalışıyorsunuz?” gibi bir mekanizma gelişiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Dolayısıyla biz devletimizi hesap sorarken de görmekten mutsuz değiliz ama devleti bazen hesap verirken de görmek istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Başkanım, tamamlayayım.

BAŞKAN – Buyurun.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Dün Adalet Bakanımız belli mevzularda bizim sitemlerimize cevap verirken “Sizinle beraber yapacağız, bunları beraber denetleyeceğiz ve size bilgi arz edeceğiz.” dedi. Hiç değilse 1’inci grubumuzun ya da Hükûmetimizin bu mevzuda münhasıran şöyle bir sicile ihtiyacı olduğunu düşünüyorum: Araştırdık soruşturduk… Ki bu tür soruşturmalarda toplum sükûnetini sağlamanın yolu da soruşturmaya nezaret eden kadronun başına muhalefetten bazı insanların dizayn edilerek konulmasıdır. Bu, sağlıklı bir mekanizma hâline gelebilirse kazadan sonra doğan acıların toplumsal paylaşım alanının mutabakata dönmesine imkân verir; aksi hâlde, Hükûmet kapatmaya, muhalefet de buradan maraza çıkarmaya dönük cümleler kuruyormuş gibi algılanır. Bunu bir âdet hâline getirebilirsek vallahi bahtiyar olacağız. Yani biz çıldıracağız, birkaç ay önce konuştuğumuz işle alakalı sadece basit bir soru yani elimizde denetim imkân olan şey sadece şu: Efendim, bu mevzuda bize o ilgili bürokrasiden ya da ilgili çalışan arkadaşlardan, ilgili mahfillerden şöyle sorular geliyor, şöyle endişeler geliyor; “Bu, bundan oldu.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Dolayısıyla ricamız, devletimizi bu tür mevzularda mazeret bulurken, bahane üretirken değil, hesap verirken görelim.

Bir de “muasır medeniyetler” falan cümleleri kuruyoruz; bu mevzuyu halletmiş bütün ülkelerde istifa mekanizması var arkadaşlar, en azından soruşturmanın selameti açısından bitene kadar istifa mekanizması var. Dolayısıyla, bunu, 1’inci grubumuzun ve Hükûmetimizin ciddiye alması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Bir sataşmaya meydan vermeden buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

9.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hızlı tren kazasıyla ilgili Hükûmetin ve Bakanlığın idari tahkikat, savcılığın da adli tahkikat başlattığına ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, biraz evvel de ifade ettiğimiz gibi, bu konuyla ilgili idari tahkikatı Hükûmetimiz, Kabinemiz, Bakanlığımız başlatmıştır, savcılığımız da adli tahkikatı başlatmıştır. Bu konuyla ilgili 3 kişi tutuklanmış ve süreç devam etmektedir. Bununla ilgili, inşallah, en son ne aşamada olduğuyla ilgili Bakanlığımızla da irtibat hâlindeyiz, bu bilgi paylaşımını da sizlerle mutlaka yapacağız. Şunu ifade edeyim ki gerek idari gerek hukuki ve cezai, ne gerekiyorsa sonuna kadar takip edilecek, biz de Meclis grubu olarak bunun takibinde olacağız ve ilgili bu süreci doğru bir şekilde inşallah sonuçlandıracağız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Çok teşekkür ederiz, sağ olun.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Bursa Milletvekilimiz Yüksel Özkan Bey.

Buyurun Sayın Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen saygıdeğer yurttaşlarımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kısa adı TİKA olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı ve yine kısa adı YTB olan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının 2019 bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Yüksek hızlı tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza, Afrin’de şehit düşen askerimize, Mersin’de trafik kazasında şehit olan polisimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Bütün büyük devletler yurt dışındaki “diaspora” olarak adlandırılan güçlerini en iyi şekilde kullanmak için bu tür kurum ve kuruluşlar aracılığıyla kendilerine hareket alanı yaratırlar. Sizler ise diaspora yaratmak ve dış politikada bundan yararlanmak yerine sadece bir kesim kişiyi zengin etme konusunda partizanca kaynaklarımızı -bütçeden TİKA’ya ve YTB’ye ayrılan kaynakları- harcıyorsunuz. Planlanan bütçeden TİKA’ya 465 milyon 450 bin TL, YTB’ye ise 321 milyon 46 bin TL ayrılmıştır.

Bütçe şeffaflık gerektirir, bütçe hesap vermek demektir. Ancak bu kaynakların doğru yerlere harcanıp harcanmadığı maalesef soru işaretleri taşımaktadır. Bu kuruluşların bütçe ve faaliyetleri incelendiğinde, bütün kurumlarda görülen bazı grupların, AKP’yle irtibatlı ve iltisaklı dernek ve vakıfların isimleri göze çarpmaktadır. Örneğin kurucularının AKP milletvekilleri olduğu birçok vakfın sitelerinde TİKA ve YTB’yle iş birliği içinde oldukları belirtilmektedir.

Değerli milletvekilleri, tüm kurumlarda liyakate sürekli vurgu yapmaktayız. Bu kurumlarımızın Türkiye’de ve yurt dışında birçok ülkede bulunan ofislerini daha önce FETÖ ve şimdi de yandaş cemaatler ve başka yapılanmalara iş imkânı sağlayan kurumlar olarak kullanıyorsunuz. Kalifiye personel olmaması nedeniyle bu ofislerin faaliyetleri yetersiz kalmakta ve kime hizmet ettiği belirsiz diğer vakıf ve derneklerle yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu da takdir edersiniz ki yurt dışında yaşayan soydaşlarımızı ve vatandaşlarımızı cemaat ve tarikatların kucağına itmektedir. 2017 yılı Sayıştay raporları kurumun program koordinasyon ofisleri tarafından yurt dışında gerçekleştirilen mal ve hizmet ihalelerinde nakdî teminatların ve teminat mektuplarının muhasebe kayıtlarında yer almadığı vurgulanmış. Bu tespitler kurumlar tarafından kabul edilmiş ve düzeltileceği konusunda cevap yazılmış ancak gelinen noktada yine 2017 Sayıştay raporlarında yer aldığı gibi muhasebe kayıtlarında hiçbir şey yok.

Değerli milletvekilleri, yurt dışında bulunan soydaşlar ve akraba toplulukları her zaman ve her anlamda büyük önem taşımaktadır. Onlar evladıfatihan, onlar özbeöz Anadolu Türkleridir. Fakat ne yazık ki bazı siyasilerin milletin bu kürsüsünden soydaşlarımıza “Bulgar Türkü, Yunan Türkü, Makedon Türkü” demeleri, bu kişilerin tarihî bilgilerden ne kadar yoksun olduklarını göstermektedir. Bu da sizin vizyonunuzun bir göstergesidir.

AKP hükûmetleri döneminde Pensilvanya güdümlü bazı yandaş medya mensuplarının özellikle Balkanlarda yaşayan soydaşları ötekileştirici yazılarına sessiz kaldınız ve bunları tasdik ettiniz. Ülkemizde olduğu gibi Balkanlarda da izlediğiniz ayrıştırıcı politikalar sonucu bugün Balkanlarda kardeşi kardeşe düşman ettiniz, ciddi bir siyasi parçalanmaya sebebiyet verdiniz. Bunun neticesinde soydaşların ana vatana güveni giderek azaldı ve ana vatandan uzaklaşıyorlar.

Değerli milletvekilleri, bu iki kurum aslında ülkemizin dış politikasının birer enstrümanıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özkan.

YÜKSEL ÖZKAN (Devamla) – Saha gözleminiz eksik olursa, saha temasınız ve tespitiniz yanlış olursa, bölgedeki yaşayan insanların tarihini bilmez iseniz; bölgelerin yapısını, reflekslerini bilmez iseniz; “Bizim gibi düşünmüyorsunuz, bizden değilsiniz.” gibi yaklaşımlarda bulunursanız tarihinize ihanet etmiş olursunuz.

Değerli milletvekilleri, on altı yılda ülkemizi Adalet ve Kalkınma Partisinin getirdiği noktada, önce sizleri tarihî bilince davet ediyorum, sizleri liyakate davet ediyorum, sizleri vicdana davet ediyorum, sizleri adalete davet ediyorum; daha sonra da diyorum ki: Bu bütçeye hayır!

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Biraz evvel konuşan hatip yurt dışında bulunan soydaşlarımızla ilgili “Kardeşi kardeşe kırdırıyorsunuz.” gibi hakikaten gerçek dışı birtakım ithamlarda bulundu. Bunu kabul etmek mümkün değil. Biz Türkiye’de de yurt dışında da Bakanlığımız bünyesinde gerek Yunus Emre Enstitüsüyle gerek TİKA’yla yurt dışındaki akraba topluluklarına, kardeş topluluklarına muazzam bir ilgi ve alaka ve bugüne kadar cumhuriyet tarihinde olmamış eserleri kazandırma noktasında hakikaten önemli adımlar atmış ve önemli eserleri hayata geçirmiş bir ekibiz, bir grubuz. Yurt içinde 5 binin üzerinde eseri ihya etmişiz; yurt dışında da şu anda TİKA bünyesinde Çin’den Balkanlar’a kadar, Orta Asya’dan Kafkaslar’a, Avrupa’ya, Afrika’ya kadar her alanda 2 bine yakın proje ihya ve inşa ediliyor. Biz kökü mazide olan ati olduğumuz için bu tarih şuuruyla hareket ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sataşma olarak da değerlendirilebilir ama milletvekilimiz İç Tüzük 60’a göre yerinden kısa bir açıklama yapmak istiyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sataşma yok, açıklama var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

11.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

Sayın Grup Başkan Vekili, sizi dikkatlice dinledim. Ben devlet terbiyesi almış bir insanım ve dolayısıyla neyi nerede, nasıl söyleyeceğimi çok iyi bilirim.

Size örnek vermek istiyorum: Meclis kayıtlarına bakabilirsiniz, geçmişte -isim kesinlikle zikretmeyeceğim- İçişleri Bakanımız “Ana vatan Türkiye’ye şu kadar Bulgar göç etti.” dedi. Dinleyin lütfen ve kayıtlara da bakabilirsiniz. Bunlara itiraz edildi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin kayıtlarından bunlar çıkartıldı. Kimse unutmasın ki Balkanlardaki insanlar bizim öz evlatlarımız, Balkanlarda yaşayan Türkler özbeöz Anadolu Türkü.

Diğer bir nokta, tarihe bir bakalım; yazılı medya ortada, Balkan Türklerine saldırı… Ve dolayısıyla farklı bir algı oluşturulmak istenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Hemen toparlıyorum.

Bunu FETÖ medya mensupları mı yaptı, bunu sorgulamak lazım. Ama gelinen noktada, o bölgelere kaç defa gittiniz, o bölgeleri kaç defa ziyaret ettiniz, o bölgelerin yapısını ne kadar biliyorsunuz? Balkanlar sadece bir bölgeden ibaret değildir. Dolayısıyla bu söylediklerimin altına imza atıyorum ve diyorum ki inanın, bugün gelinen noktada -ülke ismi vermek istemiyorum- 3 tane Balkan ülkesinde, yanlış politikalar sonucu kardeşi kardeşe düşman ettiniz, o bölgelerde üçer tane ayrı parti oluştu. Bu mu birleştiriciliğiniz?

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, hiç kimsenin Balkan Türkleri üzerinden siyaset yapamayacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Bir kere, öncelikle, Balkanlara, Balkan Türklerine kimse dil uzatamaz, hiç kimse Balkan Türkleri üzerinden siyaset yapamaz. Balkanlar bizim oksijen alanımız Sayın Milletvekilim, önce o tespiti yapalım. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Balkanlardan veya Kafkaslardan gelen soydaşların coğrafi olarak nereden geldiğini söylemenin problem teşkil etmeyeceğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim.

Biraz evvel sayın milletvekilinin ifade ettiği hususlar aslında kürsüde tekrarladığı hususlar oldu. Kendisi de konuşurken “Balkan Türkleri” kavramsallaştırmasında bulundu. İsmini vermediği bakana atfen, grubumuza atfen konuşmasında eleştirdiği hususu kendisi de beyan etmiş oldu. Şöyle: Balkanlardan veya Kafkaslardan gelen soydaşlarımızın coğrafi olarak nereden geldiğini belli etmek ve söylemek bir problem teşkil etmez. Hep beraber biz bu milletin hem içeride hem dışarıda hak ve hukukunu gözeten, koruyan; güçlü ve büyük Türkiye'nin öncülüğünde onların hakkına her zaman sahip çıkan politikaları kültür politikalarıyla, dış politik yaklaşımlarla ortaya koyduk ve koyacağız, o konuda herkes müsterih olsun.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Milletvekilim, siz, amacınızı gayet güzel ortaya koydunuz, grup başkan vekili cevap verdi. Balkanlar hepimizi ilgilendiren bir bölgedir. Oralar Türk devletinin inşasına öncülük yapmış, özbeöz Türk evlatlarıdır. Dolayısıyla bu konuyu fazla uzatmayalım izin verirseniz.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Uzatma değil de tespit…

BAŞKAN – Özgür Bey…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tutanağa geçsin, bir cümle söylesin.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Kayıtlara geçmesi için bir şey söylemek istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aynı… Yeter!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Beş dakikalık konuşma, on beş dakika şeye neden oluyor. Böyle bir şey olur mu ya? Böyle bütçe çalışması mı olur?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Değerli milletvekilleri, soydaşlar söz konusu olursa bir dakika değil burada biz üç yüz altmış beş gün konuşuruz. Dolayısıyla biraz lütfen sabırlı olun, sizden rica ediyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ama burada zamanla yarışıyoruz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Başka konular da var. Polemik yapıyorsunuz ya.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Bakın, kavramları lütfen karıştırmayın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sen karıştırma.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Balkan bir coğrafyadır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Evet, biliyoruz.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Balkan bir coğrafyadır.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Karşı mı çıkıyoruz biz?

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – “Bulgar” demek bir etnik yapı demek, “Bulgar Türkü” diye bir şey olamaz.

BAŞKAN – Evet, onu kim söylemişse…

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Altını çiziyorum, “Balkan Türkü” diyebilirsiniz o coğrafyada yaşayanlara. İkisi çok farklı şey.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Tamam, düzelttin, teşekkür ederiz.

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Kavram kargaşası lütfen yaratmayın, bilmiyorsanız tekrar tarih okuyun. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ne alakası var ya?

BAŞKAN – Ben de söylüyorum buradan açıkça. Buraya “Bulgar” demek talihsizliktir. Kim söylemişse Türkiye'nin en talihsiz insanıdır. Bizim kabullenmemiz mümkün değildir. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, Suriye’nin Afrin Bölgesi’nde çıkan çatışmada şehit düşen Topçu Üsteğmen Muhammed Ali Kalo’ya Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Suriye’nin Afrin bölgesinde çıkan çatışmada -sabahleyin izledim ben- şehit düşen Topçu Üsteğmen Muhammed Ali Kalo’ya Allah rahmet etsin, milletimizin başı sağ olsun.

Ama buradan söylüyorum, bunları şehit edenler çok kısa bir zamanda döktükleri kanda boğulacaklardır. (AK PARTİ, CHP, MHP, İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Birleşime 13.30’a kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 12.42

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK(Burdur), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Komisyon yerinde.

Şimdi söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç’a aittir.

Buyurun Sayın Kılıç. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve bünyesinde bulunan Atatürk Kültür Merkezi ile Atatürk Araştırma Merkezinin bütçeleri üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun görevi, kendi internet sitelerinde de yer aldığı üzere, sosyal ve beşerî bilimler bütünlüğü içinde Türk dili, tarihi ve kültürü ile Atatürk ve eseri üzerinde özgün bilimsel araştırmalar yapmak ve bu doğrultuda kurumlar arası eş güdümü sağlamaktır. Kurum, görev ve hedef anlamında, ülke ve toplum olarak geçmişi deneyimleyen ve geleceğimizi belirleme açısından bizlere yol gösterici bir rol üstlenen son derece önemli bir kurumdur.

Değerli milletvekilleri, iç ve dış siyasetin etkisiyle ve gerekse ülkemizin jeopolitik ve sosyolojik gerçekliğiyle büyük bir savrulmanın içinde bulunduğumuz bir dönemdeyiz. İçinde bulunduğumuz bu dönem kavramların altüst edildiği, değer ve normların yozlaştırıldığı, bilimin aydınlığının reddedildiği bir dönemdir. Bu dönem, vatandaşları kutuplaştırarak toplumun bir arada yaşama kültüründen uzaklaştırıldığı bir dönemdir. Bu dönem, Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz hafifliğinin zirve yaptığı bir dönemdir. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) - Hiç de alakası yok.

SEVDA ERDAN KILIÇ (Devamla) – Bu dönem, Atatürk ve devrimlerini değersizleştirmenin prim yaptığı, değersizleştirme çabasında olanların ise makam ve mevkiyle ödüllendirildiği bir dönemdir. Bu dönem, Kurtuluş Savaşı’nın ve bu savaşta şehit olanların yok sayıldığı, ülkemizin ve cumhuriyetimizin tapusu olan Lozan’ın bile birinci ağızdan tartışmaya açıldığı bir dönemdir ve bu dönem, siyaset cambazlarının ve sahte demokrasi kahramanlarının toplum mühendisliğine soyunduğu bir dönemdir. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, bütün bunlar oluyorken ülkede, adında “Atatürk” olan bu kurumlarımız ne yapmaktadır? Bu yalanlara, yanlışlara ve bu çarpıtmalara karşı hangi faaliyetleri yürütmektedir? Kurtuluş Savaşı, cumhuriyetimizin kuruluşu, Mustafa Kemal Atatürk ve devrimleriyle ilgili yerli ve yabancı onca kaynak varken, toplumu doğru bilgilendirmek ve tarih bilincini oluşturmak adına hangi çalışmaları yapmaktadır? Ve en önemlisi, adında “Atatürk” olan bu kurumlar Atatürk ve cumhuriyete yönelik bunca saldırı varken neden sessiz kalarak kendilerini ve makamlarını yok saymaktadırlar. Bunun iki cevabı vardır diye düşünüyorum: Ya bu saldırıyı yapanlarla aynı görüşteler ya da zamanın ruhuna uygun olarak yani güçten yana pozisyon alarak gücün nimetlerinden yararlanmak peşindeler.

Değerli milletvekilleri, buradan Atatürk’ün bir sözünü hatırlatmak istiyorum. Atatürk diyor ki: “Ben manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar.” (CHP sıralarından alkışlar)

Bizler, aklımızla ve bilimin ışığıyla yaşayanlar Atatürk’ün manevi mirasçılarıyız. Sizler, kurum yöneticileri, eğer adında “Atatürk” olan bu kurumları temsilen o koltuklarda oturuyorsanız ya Atatürk’ü ve devrimlerini doğru anlatın ya da Atatürk’ün adını taşıyan bu kurumlardaki koltukları derhâl boşaltın. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

Bugünün güç sahipleri, sizler, resmî kurumlardan, stadyumlardan, meydanlardan, kültür merkezlerinden Atatürk’ün adını silebilirsiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nereden silmişiz ya?

SEVDA ERDAN KILIÇ (Devamla) – Ancak bizler var oldukça bu halkın kalbinden, gönlünden, yüreğinden Atatürk’ü silemezsiniz, silemeyeceksiniz. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

Bu düşüncelerle, saray bütçesine “hayır” diyor, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, gardırop Atatürkçülük ile gerçek Atatürkçülüğün farklı olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel hatibi dinledik. Tabii, gerçek Atatürkçülük ile gardırop Atatürkçülüğü farklıdır, onu ilk önce ifade edelim; bir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

“Atatürk’e saldırının zirve yaptığı dönem” dedi; tam tersine, Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” sözünü 29 Ekim 2018’de dünyanın en büyük havalimanını açarak gerçekleştiren AK PARTİ’dir, AK PARTİ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

SALİHA SERA KADIGİL SÜTLÜ (İstanbul) – Adını niye “Atatürk” koymuyorsunuz o havalimanının?

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Adını söyle, adını!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biz sözle değil icraatla konuşuruz. Dolayısıyla, Atatürk Kültür Merkezini de Taksim’e inşallah şubat ayında temellerini atmak suretiyle en güzel eserlerle ortaya koyacağız. Söylenenlere bu şekilde cevabımızdır.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Çok boş konuşuyorsunuz; vallahi, çok boş konuşuyorsun ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, buyurun.

14.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Grup Başkan Vekilini suçluların telaşı içinde gördüm ses tonundan ve yaklaşımından. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne suçlusu ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir havalimanından bahsediyor ya, Türkiye'nin bütün dünyaya açılan havalimanının adı “Atatürk Havalimanı”ydı. “Daha iyisini yapacağız, daha yenisini yapacağız, daha büyüğünü yapacağız.” dediler -yapılış sürecine, ihalesindeki pisliklere ve doğa katliamına koyduğumuz şerhlerin altını tekrar imzalayarak- o havalimanını yaptılar -havalimanı inşaatında ölen işçilerin ahlarını da yüreğimizde hissederek- ama o havalimanının adını “Atatürk Havalimanı” koyamadılar. Atatürk Havalimanı devreden çıktıktan sonra fiilen Atatürk’ün adını dünyadaki bütün uçuş tabelalarından silme pahasına bunu yaptılar. Buradan sonra söz alınca Atatürk meselesinde, aklına gökler, havalar gelince, laf havalimanına gelince bir telaş sardı, suçluların telaşını gördüm sesinizde.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

KEMAL ÇELİK (Antalya) – Senin tansiyonun yükseldi, tansiyonun, sakin ol.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

15.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şöyle: Biz gür sesimizle hakkı haykırıyoruz. Herhangi bir suçluluk psikolojisi içerisinde olan varsa bunu bu şekilde psikolojik olarak yansıtanlarda bu var. Niye? Çünkü bu icraatları biz yaptık arkadaşlar, biz. Dünyada 10 büyük projenin 6 tanesi Türkiye’de, Avrasya’sıyla, Marmaray’ıyla, Osman Gazi Köprüsü’yle, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle ve dünyanın en büyük havalimanıyla. Evet, öyle, ucuz, Atatürkçülük üzerinden geçinmeyi lütfen bırakın, Atatürk’ün hedeflerine sahip çıkın. Biz, Atatürk’ün ortaya koyduğu hedefleri, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma hedeflerini yaptığımız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - …icraatlarla ispatlamış ve millet tarafından da takdir görmüş bir Hükûmetiz ve grubuz. Bunun böyle bilinmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sizin o verdiğiniz paralarla üç tane havaalanı yapılıyordu.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hadi oradan!

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – O paralarla üç tane üçüncü havaalanı yapılıyordu.

BAŞKAN – Türk devletinin kuruluş iradesinin öncüsü Mustafa Kemal Atatürk devletimizi kurmuş. İyi ki Atatürk’ümüz var, iyi ki Atatürk’ü minnetle, şükranla anıyoruz değerli milletvekilleri. (CHP, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası Amasya Milletvekili Mustafa Tuncer Bey’de.

Buyurun Sayın Tuncer. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA TUNCER (Amasya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bütçe görüşmeleri kapsamında 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu bütçeleri üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Silahlı saldırı sonucu şehit düşen Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi ile Ankara’daki tren kazasında vefat eden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bir yılın daha sonuna geldik. 2018’den umudu olanlar bu umutlarını 2019 yılına ertelemek zorunda kaldılar. 2019 yılına da yine yüz binlerce atanamayan öğretmenlerle, sağlıkçılarla giriyoruz. Aldığı maaşla ay sonunu getiremeyen emeklilerle, asgari ücretin yoksulluk sınırının dahi altında olduğu işçi kardeşlerimizle, hakları teslim edilmeyen emeklilikte yaşa takılanlarla, 3.600 göstergesi verilmeyen memurlarımızla giriyoruz. Kanuni hakkı olan yüzde 1’lik tarım desteğini alamayan ama mazotu yat sahibinden 2 kat pahalıya alan çiftçilerimizle giriyoruz. Maalesef 2019 yılında da bu sorunların çözümü bütçede görünmüyor. 2019 yılı bütçesi yatırım ve iyileştirme üzerine yapılmış bir bütçe olmayıp borç ve faiz ödemesi için yapılmış bir bütçedir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu ülkemizin önemli iki kuruluşu. Büyük Önder Atatürk’ün Türk milletine mirası ve vasiyetidir. Türk Tarih Kurumu ülkemizde bizzat Atatürk’ün direktifleriyle kurulan kurumların başında gelmektedir. Atatürk özellikle Avrupa devletlerinin ders kitaplarında yer alan Türkler hakkındaki olumsuz iddialara ve “barbar” deyimi kullanılarak bir istilacı kavim şeklinde gösterilmelerine karşılık, bunun böyle olmadığının, cihan tarihinde en eski çağlardan beri hakiki yerinin ne olduğunun ve medeniyete ne gibi hizmetlerinin bulunduğunun araştırılması amacıyla işbu kurumu kurdurmuştur. Zaman Atatürk’ün haklılığını ortaya çıkarmış ve Türk ulusu gerçek tarihiyle dünyadaki hak ettiği yerini almıştır.

Atatürk devriminin tek amacı sadece çağdaş anlamda bir yaşam biçimini getirmek değil düşünce alanında da akla ve bilime dayalı değerleri kökleştirebilmektir. Bu sebeple de Türk dili üzerindeki yerli ve yabancı araştırmaları bizzat inceleyerek dönemindeki bilginleri Türk dili üzerinde araştırmalar yapmaya yönlendirmiştir. Nitekim Türk dilinin en eski anıtları olan Göktürk yazılı metinlerinin ilk iki cildi Atatürk’ün sağlığında yayımlanmış, 1940’larda yayın hayatına çıkabilen, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Kutadgu Bilig gibi eserler üzerinde de de yine Atatürk’ün sağlığında çalışılmaya başlanmıştır. Büyük Atatürk hayatının son dönemlerine kadar bu iki kurumun çalışmalarıyla yakından ilgilenmiş, birçok toplantıya bizzat katılmıştır. Atatürk’ün bu kuruma verdiği önemin en büyük göstergesi vasiyetnamesidir. Atatürk 5 Eylül 1938’de düzenlediği vasiyetnameyle Türkiye İş Bankasındaki hisselerinden her yıl gelecek nemaların eşit olarak bu iki kurum arasında tahsis edilmesini istemiş ve bu hususun takibini de iki büyük eserinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisine vermiştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu görevimizi ilelebet eksiksiz yerine getireceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, Atatürk’ün kurduğu bu kurumlar hakkında AK PARTİ’nin tavrı ne olmuştur? Kendini cemaat olarak niteleyen FETÖ terör örgütü tarafından on yıl süreyle Türkiye’nin dört bir yanında “Türkçe olimpiyatları” adı altında organizasyonlar yapılmış, bu organizasyonlara AK PARTİ’nin temsilcileri üst düzeyde katılmış, AK PARTİ’li belediyeler sonsuz destek vermiştir. Türk Dil Kurumunun yetki ve görevlerini âdeta elinden alan bu cemaatin işbu organizasyonlarına Türk Dil Kurumu Başkanı itiraz etmemiş, sessiz kalmış hatta kendisine verilen plaketi büyük bir keyifle kabul etmiştir.

Yine Atatürk’ten bu yana tüm cumhurbaşkanları büyük bir onurla bu iki kurumun koruyucu başkanları olurken AK PARTİ Genel Başkanı ve Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Atatürk’ün vasiyetinin iptalinden söz etmiştir. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Atatürk’ün vasiyetinin iptalinden bahsetmek onun aziz hatırasına çok büyük bir saygısızlıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA TUNCER (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUSTAFA TUNCER (Devamla) – Büyük Atatürk vasiyetiyle Türk tarihinin ve Türk dilinin geleceğini garanti altına almış ve bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi ile Türk milletine görev yüklemiştir. O yüzden bilinmelidir ki Atatürk’ün vasiyetinin ve İş Bankası hisselerinin iptal edilmesine hiç kimsenin gücü yetmez. Cumhuriyet Halk Partisi ve yüce Türk milleti de asla buna müsaade etmez.

Saygılarımla. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki: Kırk yıl önce devlet sistemine nüfuz eden, oraya sızan FET֒yü temizleyen AK PARTİ iktidarıdır, onunla mücadele eden AK PARTİ iktidarıdır. Ve Yunus Emre enstitüleriyle, Türk Dil Kurumuyla, Türk Tarih Kurumuyla, TİKA’sıyla yabancı ülkelerde insanlarımıza, soydaşlarımıza, kardeşlerimize, akrabalarımıza ve tüm insanlığa Yunus’un mesajını, Türk milletinin millî kültürünü, örf ve âdetlerini elhamdülillah bugün, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendi kurumlarıyla götürüyoruz. Bunun kayıtlara geçmesini istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yerinden sarfettiği bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öncelikle şunu söyleyelim: Bir hatıraya saygılı olmak için ilk önce bir vasiyete saygılı olmak lazım. Atatürk’ün vasiyetini tartışmaya açan biz değiliz. Atatürk’ün bıraktığı Orman Çiftliği’ne el koyup oraya bütün itirazlara ve bütün kanunsuzluğuna rağmen bir kaçak saray inşa eden biz değiliz. Atatürk bir tane ağaç kesmemek için köşkü kaydırırken binlerce, on binlerce ağacı kesip kendine yazlık saraylar yaptıran biz değiliz. Atatürk’e küfredenleri baş tacı eden, Atatürk’e hakaret etmeyi meziyet sayanlara ziyaretler düzenleyen biz değiliz. O yüzden ya bu konuştuğunuz gibi davranacaksınız ya davrandığınız gibi konuşacaksınız.

Şu kırk yıl önce ülkeye sirayet eden meseleye gelince, kırk yıl önce Bornova’da bir sivrisinek evin içine girdi, çoğaldı, bazı zamanlar arttı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitireyim Sayın Başkan.

 …evin içinde bazı zamanlar arttı, bazı zamanlar pıstı ama hep bir rahatsızlık vardı, hep biz onunla uğraştık ama geldiniz, evin içini sivrisineklerle dolu bir bataklığa dönüştürdünüz, bizi de sizi de hepimizi yutacak hâle getirdiniz, üst işveren taşeron ilişkisindeydiniz, etle tırnak gibiydiniz, ne istediyse verdiniz, tüm kurumları ele geçirttiniz, şimdi çıkıp da burada “Bunları biz temizledik.” derseniz, bu yaptığınız iş en hafif ifadeyle samimiyetsizliktir, en hafif ifadeyle yapılan iş yüce Meclisi ve milletin vekillerini enayi yerine koymaktır. Sakın buna kalkışmayın. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun.

17.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Atatürk Orman Çiftliği’nde hiçbir ağacın kesilmediğine ve Cumhurbaşkanının Atatürk’ün vasiyetine karşı çıkıcı bir davranış içerisinde olmadığına ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

O sözler kendilerinin ifadesi, biz hiç kimseyi enayi yerine koymuyoruz. Şunu ifade etmek isterim ki biz bataklığı kurutuyoruz, bataklığı ama bizim kuruttuğumuz bataklığı yeşertmeye çalışanlar, beraber, kol kola birtakım operasyonların peşindeler.

Atatürk Orman Çiftliği yerindedir, hiçbir ağaç kesilmemiş, İmar Kanunu çerçevesinde oraya milletin yönetildiği bir makam icra edilmiştir. Nasıl Çankaya Köşkü Çankaya’ya yapıldıysa şimdi de Beştepe Külliyesi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi imar kanunları çerçevesinde, meşru kanunlar çerçevesinde inşa edilmiş ve oradan devlet yönetilmektedir, devlet.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) – Mahkeme kararlarını uygulamadınız!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – İmar barışından mı yararlandınız?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sonuç itibarıyla, milletin bir mekânını, devletin bir mekânını bu şekilde bühtan içerisinde bırakmak kimseye yakışmaz.

Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız asla Atatürk’ün vasiyetine karşı çıkıcı bir tutum ve davranış içerisinde olmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Toparlayacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tek parti döneminde bütün milleti o anda kurumsal anlamda temsil eden bir yerin bugün itibarıyla, bugün itibarıyla o vasiyetin millet ve devlet tarafından deruhte edilmesine ilişkin yaklaşım ortaya konulmuştur ve burada herhangi bir partinin değil devletin garantisi altında bu vasiyetin yürürlükte olması talep edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, bunun dışında, şu kısır tartışmaları aşarak şu noktaya gelmemiz lazım: Biz öyle, resmî dairelerden ve paralardan Atatürk’ün resmini çıkartarak bugünkü samimiyetsizliklerini kendileri gösteren insanların suçlamalarına muhatap olacak değil, tam tersine Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir.” sözünü… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - …kuvveden fiile çıkaran, yerine getiren insanlarız. (CHP sıralarından gürültüler) Dolayısıyla AK PARTİ en büyük icraatlarını ortaya koymak suretiyle milletin ve devletin bekası hususunda üzerine düşenleri hakkıyla ifa etmektedir.

Teşekkür ederim.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - 15 Temmuzu siz getirdiniz, FET֒nün paralarını bastınız!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, şöyle bir açıklama yapalım, kimseye söz hakkı vermemek noktasında güzel bir açıklama yapın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Peki. Aslında sataşma olarak değerlendirilir ama kırmayayım sizi Sayın Başkanım.

18.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Atatürk Orman Çiftliği’nde 15 bin ağacın kesildiğini her türlü resmî bilgi, belgenin doğruladığına ve Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, birincisi şu: Atatürk Orman Çiftliğinde 15 bin tane ağacın kesildiğini her türlü resmî bilgi, belge doğrularken “Bir tane ağaç kesilmemiştir.” diyor, 15 bin ağaç kesildi, bu bir.

İkincisi: Yürürlükte olan İmar Kanunu’na aykırı inşaat yoksa çıkarılan imar barışından niye yararlanıldı o bina için, bu iki.

Üçüncüsü: Siz diyorsunuz ki: “FET֒yü yeşertmeye çalışanlar var.” FETÖ iktidara darbe yaparken bizim nasıl bir çaba içinde olduğumuzu herkes gördü. Ama bakın ben size bir şey söyleyeyim beyefendi, basın toplantısında söyledim, basın mensuplarının ağzı açık kaldı, size de söyledim “Tedbir alın bu işe.” diye. Darbenin ana üssü Akıncı Üssü ya Sayın Başkan, Akıncı’nın adını kaldırdık ya “Akıncı” ismi, “Mürted” kondu. İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda İHA’nın yeni sözleşmesi imzalanacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – İkinci 100 Günlük Eylem Planı’ndaki en önemli vaat, “Akıncı” isimli İHA’nın sözleşmesi imzalanacakmış. Beyefendi, “FETÖ Trump’ın kontrolünde, vermiyor. Trump PYD’ye sahip çıkıyor.” diyorsunuz. “Terör koridoru oluşturmak istiyor.” diyorsunuz. Şimdi “Fırat’ın doğusu” diyorsunuz, bilmem ne diyorsunuz. Bir yandan, yapılan İHA’ya “Akıncı” ismini vererek kimlere, hangi subliminal mesajı veriliyor, bu FET֒yü yeşertmeye çalışanlar “Akıncı” adını bir İHA’ya koyuyorsa Cumhurbaşkanı da bunu “prompter”dan okuyorsa sen, kim kimi yeşertiyor, kim nerede morarıyor, bir kere dön, onu düşün. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

19.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Konuyu kapatalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kapatacağım.

Değerli milletvekilleri, çevreci bir partiyiz ve sıfır atıkla büyük projeleri hayata geçiren bir partiyiz, milyonlarca ağaç diken, fidan diken, orman oluşturan bir partiyiz, bizimle yarışamazsınız, bir.

İkincisi; tarih bilmeyenler Akıncı’nın ne manaya geldiğini bilmeyebilirler. Evet, bizim İHA’mızın ismi Akıncı, niye; çünkü akıncı kuvvetler öncü kuvvetlerdir. Biz tarihimizden aldığımız bir misyonu “Kökü mazide olan âtiyiz.” dediği gibi Yahya Kemal’in, ordumuza, Türk ordusuna,

“Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,

Galip et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın!” dediği ordumuza hediye ediyoruz elhamdülillah!

BAŞKAN – Bartın Milletvekilimiz…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

20.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, fesli deli Kadir’i de, sahip çıkanları da, İnönü’ye dil uzatanları da kınadıklarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, yüksek sesle söylenince yalanlar doğruya dönüşmez.

15 bin tane ağaç kesildi. 15 bin ağaç, öyle, altı aylık, bir yıllık, üç yıllık, sekiz yıllık ağaç değildi, bin yıllık ağaçlar gitti. Onların her biri Atatürk’ün emanetiydi. Nasıl, vasiyet tartışmasında Atatürk bir sürü malını hazineye bırakmışken bir çok değerini, CHP’ye bıraktığı hisselerle uğraşacak kadar Atatürk’ün vasiyetine, manevi şahsiyetine saygısızlarsa, biraz önce de, bu sefer, ikinci genel başkanımız, Kurtuluş Savaşı’nın muzaffer komutanı İnönü’ye sataşmayı tercih etti. Hiçbir gerçek demokraside kurucu babalara, kurucu kadrolara, o ülkenin ortak geçmişine bu kadar ağır saldırılmaz. Fesli deli Kadir’i de, sahip çıkanları da, İnönü’ye dil uzatanları da kınıyoruz!

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sabaha kadar devam edelim arkadaşlar.

Buyurun.

21.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, bir yalanı devamlı söylemekle gerçeğe ve doğruya dönüşmeyeceğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şunu söyleyeyim: Evet, Hitler’in propaganda bakanı Goebbels’in bir sözü var…

ŞENOL BAL (Ankara) – Yani sizin uyguladığınız.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - “Bir yalan devamlı söylenmekle gerçeğe ve doğruya dönüşmez.”

ALİ ŞEKER (İstanbul) - Sizin uygulamanız.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Dönüşmez! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Bartın Milletvekilimiz Aysu Bankoğlu, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 yılı Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubum adına söz almış bulunuyorum. Bir genç olarak, AKP sıralarında tam olarak 30 milletvekiliyle birlikte şu anda bütçenizi konuşacağız. İyi ki bizler varız ki sizin yaptığınız bütçeyi sizin çocuklarınız ve geleceğiniz için bizler savunacağız şimdi. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Lütfen iyi dinleyin.

Bakanlığın ismi, değerli vekiller, Gençlik ve Spor Bakanlığı ancak görülüyor ki AKP bu bütçede gençleri yine unutmuştur. “Gençlik ve Spor Bakanlığı” denildiğinde sizler ağırlıklı olarak işin yalnızca spor kısmını anlıyorsunuz, o yüzden de birazdan konuşacak konuşmacılarınızın hepsi de zaten eski sporcu arkadaşlarımız. Ancak sizin bu spor anlayışınız da siyaset mantığınız gibi aynı: Spor eşittir sadece inşaat tesis etmek. Spora bile bu rantçı bakış açısıyla yaklaşanlar gençlerin sorunlarını çözemezler! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Buradan hareketle sizlere hatırlatmak istiyorum: Şu anda Türkiye’de tam 13 milyon genç arkadaşım var ve bu, nüfusumuzun yüzde 16’sını oluşturuyor. Peki, bu gençlerin tam 1 milyon 100 bini üniversite mezunu ve işsiz, biliyor muydunuz? Ve genç işsizliği şu anda yüzde 21’e dayanmış durumda; kadın gençlerimizin işsizlik oranı da yüzde 26,5’a dayanmış durumda. Yani, özetle: Genç işsizler ordusu geleceklerinden kaygılıdır değerli vekiller.

Günümüz dünyasında gençlerle ilgili çok önemli başka bir kavram daha var: Ne eğitimde ne istihdamda olan gençler. Bu kavramı hiç duymuş muydunuz değerli vekiller? Yani ülkemizde şu anda gençlerimizin tam yüzde 28’i ne eğitim alabiliyor ne istihdamdalar ve bu gençlerimiz 15-29 yaş arasındalar. Ve bu rakamla birlikte de yine Türkiye'yi OECD ülkeleri arasında maalesef 1’inci sıraya ulaştırmış bulunuyorsunuz. Sizi buradan tebrik ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Peki, “Avrupa’nın en genç nüfusuyuz.” diye övündüğünüz gençlerimize gerekli imkânları kılabiliyor musunuz, bir de bunlara bakalım. Yine, OECD’nin araştırması, 15 yaşındaki gençler üzerine yapılan Yaşam Memnuniyeti Anketi, 15 yaşındaki gençler… Bu sıralamada ülkemiz yine mutsuzluk 1’incisi değerli vekiller. Sizi bir kere daha buradan alkışlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) AKP döneminde doğan ve büyüyen 15 yaşındaki gençlerimiz mutsuz. Herhâlde bunun faturasını da bize çıkarmayacaksınız diye düşünüyorum.

Bir başka şey, tabii, siz toplu konut yapar gibi üniversite yapıyorsunuz. “Dünyada en çok üniversiteyi yaptık biz on yılda. 99 üniversite yaptık.” diye övünüyorsunuz. Peki sonra ne oluyor? Az önce de belirttiğim gibi, üniversiteleri açıyorsunuz, öğrencileri mezun ediyorsunuz, gençlerimizi işsiz bırakıyorsunuz. Sonra ne oluyor peki? Beyin göçü. Bakın, 2017 yılında ülkemizden göç eden eğitimli arkadaşlarımın yüzdesi yüzde 63’e ulaşmış durumda ve bu arkadaşlarımın yüzde 40’ı da 20-34 yaş arasındaki gençler. Sadece bu verilere bile baktığımda gençlerin gerçek sorunlarını anlayamadığınızı düşünüyorum, bunu görmek ve duymak istemediğinizi düşünüyorum.

Bütçenize baktığımdaysa gençlerin sorunlarını çözmeye yönelik bir yaklaşım göremiyorum. Neden mi? Çünkü gençlerin ihtiyaçlarından bizim yani Cumhuriyet Halk Partisinin anladığı, yandaş müteahhitler eliyle gençlik merkezleri adı altında bina yetiştirilmesi değildir değerli vekiller. Bu yüzden de mevcut hâliyle bakanlığın fiiliyattaki ismi bize göre “Yok Sayılan Gençlik ve İnşaat Bakanlığı”dır. (CHP sıralarından alkışlar)

Biz gençlerden, 21’inci yüzyılın gençlerinden bahsedeyim biraz size; dilerseniz eve gittiğinizde çocuklarınıza da sorabilirsiniz, benimle aynı fikirde olduklarına eminim. Biz özgürlüklerimize düşkünüz, biz merak eder ve sorgulamaktan hiç vazgeçmeyiz, biz mizahı severiz, adalete inanır, demokrasiyi savunuruz. Biz Sayın Cumhurbaşkanının söylediği gibi kininin davacısı değil sevgi ve barışın elçileriyiz değerli vekiller. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYSU BANKOĞLU (Devamla) – Bir dakika verir misiniz Sayın Başkan?

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın lütfen.

AYSU BANKOĞLU (Devamla) – Tüm bu sebeplerle de, özgürlüklerimize engel olan, mizahımıza bile tahammül edemeyen, bize adil davranmayan, hele hele cumhuriyetimizin kurucusu, tek ve gerçek liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü yok sayan, Ulu Önder’in gençlerini tanımayan bir iktidarın bütçesine de “hayır” diyoruz ve buradan, biber gazına alışmış, TOMA’nın önünde de zevkle durmuş tüm gençlerimizi de selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Kırşehir Milletvekilimiz Metin İlhan Bey’e aittir.

Buyurun Sayın Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA METİN İLHAN (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kıymetli arkadaşlarım, ülkeler bütçelerini oluştururken reel yaşamın tüm unsurlarını planlı bir şekilde dikkate alır çünkü insan yaşamındaki her unsur sosyal açıdan da ekonomik açıdan da birbiriyle ilintilidir. Durum böyle iken yürütme gücünü elinde bulunduran iktidar her açıdan çok yönlü bir planlama içinde olmak zorundadır. Örneğin sağlık giderleri bütçemizin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu büyük bölümü azaltmak için maalesef Hükûmetin somut, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir strateji ve planlaması yoktur. Hâlbuki sağlık alanında orta ve uzun vadede en önemli çözümlerden biri de düzenli spor yapmanın bir kültür hâline gelmesidir. Böylelikle bedenen ve zihnen daha sağlıklı bireyler yetişecektir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bu gerçeği görmekteyiz. Bunun için de önemli yatırımların yapılması elbette ki şarttır. Sağlıktaki yanlış politikaları burada uzun uzadıya anlatmayacağım ama beden ve ruh sağlığı, düzenli spor yapma ve bunu bir alışkanlık hâline getirmekle çok daha kolay sağlanabileceği gerçeğini artık görmemiz gerekiyor. Bir doktor olarak çalışma hayatımda da bu durumdan hep şikâyetçi olmuş ve gerek hastalarım gerekse de mesai arkadaşlarımla istişarelerde bulunmuşumdur.

Değerli milletvekilleri, spor sosyal hayatın en önemli alanlarından birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla yürütmenin bu konuda üstüne düşen görevin farkında olup sporu geliştirmeyi bir devlet politikası hâline getirmesi gerekir. Profesyonel olmayan bir anlayış sebebiyle maalesef ülkemiz uluslararası spor müsabakalarında gereken ivmeyi bir türlü sağlayamamaktadır. Bu da bütçeden spora ayrılan payın verimli kullanılmadığını ortaya koymaktadır. Resmî verilere baktığımızda lisanslı sporcu sayısının 8 milyon 349 bin 902 olduğunu görüyoruz. Bunun da 2 milyon 215’ini okul sporlarına bağlı lisanslı öğrenciler oluşturmaktadır. Bu rakam görünürde fazla olsa da ülke nüfusuna göre oranı yüzde 10’dur. Yani her 10 kişiden 1’i lisanslı olarak spor yapmaktadır. Bu oldukça az bir rakamdır. Bunun artırılması için sporda altyapı yatırımlarına bütçeden gerekli payın mutlaka ayrılması gerekmektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin, geleceğimizin teminatı olarak yetiştirilmesi hepimizin sorumluluğudur. Bu konudaki engelleri kaldırmak ve gereken çalışmaları yapmak birinci dereceden zaruret arz etmektedir. Okul sporlarına çok önem verdiğini söyleyen Sayın Bakanın bu durumla ilgili yetersizliği de bir an önce görmesi gerekir.

Sayın milletvekilleri, Gençlik ve Spor Bakanlığının özellikle Millî Eğitim Bakanlığıyla iş birliği ve iletişim kanallarını sürekli açık tutması gerekmektedir. On-on bir yaşındaki bir öğrencinin sabah 08.00’den akşam 17.00’ye kadar okulda bulunması ve sürekli akademik eğitime maruz kalması inanın derslerdeki başarıyı da olumsuz etkilemektedir. Akademik hayat sosyal hayatla eş güdümlü yürütülmediği sürece, hayatla barışık olmayan, hareketsiz, yılgın, içine kapanık, asosyal bireyler yetiştirirsiniz.

Bu bağlamda, gençlerimizin zararlı alışkanlıklardan uzak durmalarında düzenli bir spor hayatının varlığı da önemli yer tutmaktadır. Hâl böyleyken, bütçeden en fazla payı alan Millî Eğitim Bakanlığı ve önemli bir bütçeye sahip Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçelerinin ne kadarının öğrencilerimize kullanıldığını bilmiyoruz. Maalesef bu, istenen düzeyde değildir. Sporda kulüpleşmenin artırılması için gereken katkı ve desteğin verilmesi, ayrıca sporun farklı alanlarının da tanıtılıp desteklenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu konularda her iki bakanlığa da hem ekonomik yatırım hem de gençlerimizdeki potansiyelin ortaya çıkarılabilmesi adına önemli vazifeler düşmektedir.

Bir diğer husus, Gençlik ve Spor Bakanlığı üst düzey personelinin liyakat durumlarıdır. Geçmiş dönemde eski Bakanın da dediği gibi, Bakanlığın alanında uzman olmayan, yetersiz ve liyakatsiz kişilerden kurtulamaması sorunu da mevcuttur. Mevcut duruma bakıldığında, Bakanlık kadrolarında köklü değişikliklerin yapılmadığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak gerek olimpiyatlarda gerekse de diğer uluslararası yarışmalarda bir türlü istenilen başarıyı sağlayamıyoruz. Bir iş yapılıyor ama ne yazık ki dostlar alışverişte görsünden öteye gidilememektedir. Sporun yönetimi, verimliliği noktasında da sıkıntıların bulunduğunu ve bunu kabul etmek lazım geldiğini dile getiren Sayın Bakan, bu öz eleştiriye istinaden henüz bir adım atmış gözükmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

METİN İLHAN (Devamla) - Yeterli birikime sahip olmayan yöneticilerin varlığı, üst düzey kadrolarda adamcılığın devam ediyor olması Türk sporunun önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.

Tüm Genel Kurlu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Kırşehir Milletvekili Metin İlhan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Milletvekilimizin üslubu, sunumu, konuşması münasebetiyle ben hakikaten teşekkür ediyorum. Bilgilendirici, aydınlatıcı ve bazı hususları da sorucu nitelikte güzel bir konuşma yaptı, hakikaten teşekkür ediyorum. Bununla beraber “Bu konuda aydınlanabilir miyiz, rakamları bilmiyoruz.” dediği için de rakamlarla ilgili kısaca bilgi vermek istiyorum.

On altı yıl öncesine baktığımızda, gençlik merkezi sayısı 9’ken bugün 287. Gençlik merkezleri üye sayısı 5.120’yken bugün 2 milyon 30 bin.

ŞENOL BAL (Ankara) – Bakanlık açıklasın bırakın da. Böyle şey olur mu ya.

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Bakan adına mı konuşuyor Sayın Başkan?

ŞENOL BAL (Ankara) – Bakan adına mı konuşuyor bu beyefendi?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yurt sayısı 190’ken bugün 781; yurt yatak kapasitesi 182 binken bugün 669 bin. KKTC’de yurt bulunmazken bugün 4 tane yurt var.

BEDRİ YAŞAR (Samsun) – Bakana ayıp oluyor Sayın Başkan.

ŞENOL BAL (Ankara) – Yani bakan bilmiyor, o konuşuyor!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aylık beslenme yardımını 11 liradan 375 liraya, kredi ve burs verilen öğrenci sayısını 451 binden 1 milyon 662 bine, yüksek lisans öğrencisine verilen kredi burs tutarını 90 liradan 940 liraya, doktora öğrencisine 135 liradan 1.410 liraya çıkardık.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Grup Başkan Vekili.

ŞENOL BAL (Ankara) – Yer değiştirsin, böyle bir şey olur mu!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İtirazımız kayda geçsin. Herhâlde aynı kanaatte olduğumuz bir şeyi ifade edeceğim.

Şimdi, buraya yürütme boşuna gelmiyor. Yürütmenin burada olma amacı zaten bu soruya cevap vermek. Hem yetmiş dakika süre kullanacaklar hem de yirmi dakika sorulara cevap verecek sayın bakanlar, bunun için buradayız.

BAŞKAN – Tamam.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Gruba bir sataşma olur, partinin temsil niteliğinde olan kişilerine olur, başımızla beraber. Onu da kullanıyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sataşmadan değil, açıklama.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya bu açıklama sizin yapmanız gereken bir açıklama değil, bu doğru değil.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Hakikaten güzel bir konuşma nedeniyle teşekkür ettik.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bakın, bu yaptığınız iş bakanlara da saygısızlık, Meclise de saygısızlık.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Yok, saygısızlık değil, bir bilgi paylaşımı.

BAŞKAN – Peki Özgür Bey, teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Söz sırası Yalova Milletvekili Özcan Özel Bey’de.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZCAN ÖZEL (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk, AKP hükûmetlerinin yaptığı on yedinci bütçeyi konuşuyoruz. On altı yılın sonunda yoksulluk artıyor, borç artıyor, enflasyon artıyor; evlatlarımız donarak şehit oluyor; fabrikalar yanıyor, kapanıyor; döviz kuru yükseliyor, faturamız, paramız değer kaybediyor; tarım çöküyor, üreticisi olduğumuz ürünlerin ithalatçısı oluyoruz; soğan depoları basılıyor, ithal soğan müjdesini herkese veriyoruz; hayvancılık çöküyor, et ve canlı hayvan ithal ediyorsunuz. “Kriz yok.” diyerek krizi yönetemezsiniz. “Kriz yok.” diyerek krizden çıkışı sağlayamazsınız. “Faizle mücadele ediyoruz.” dediniz, faizlerin nasıl arttığını hepimiz görüyoruz. “Enflasyonla mücadele ediyoruz.” dediniz, enflasyon canavarının azdığının farkında mısınız? “Borç ödüyoruz.” dediniz, hem Türkiye'nin hem yurttaşlarımızın borcunu artırdınız. “İşsizlikle mücadele ediyoruz.” dediniz, işsizliğe tavan yaptırdınız. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte istikrar gelecek, ekonomi uçacak, yurttaşlarımız zenginleşecekti. Sayın Cumhurbaşkanı da seçimlerden önce “Ahdim olsun, faiz düşecek, enflasyon düşecek.” diyordu. Sonuç, enflasyon yükseliyor, faiz yükseliyor, işsizlik artıyor, genç işsizlik artıyor, üniversite mezunu gençler iş bulamıyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu bütçeye bakıyoruz, 117,3 milyar faiz gideri var. 2018 yılına göre faiz giderlerindeki artış yüzde 63,6. Buna karşın, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2019 yılı bütçesi 2018 yılına göre yüzde 25,34 azalıyor. Şu anda öğrencilerimize ayda 470 lira burs veya kredi veriyoruz. Öğrencilerimize müjde verdiniz, 500 lira yaptınız, yüzde 6,5 artış. Yüzde 6,5 artışın müjdesini verdiniz. Enflasyonun yüzde 25, Sayın Cumhurbaşkanının maaşındaki artışın yüzde 26 olduğu bir dönemde yüzde 6,5 artışın müjde olarak açıklanması sizin adaletinizi göstermektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı burs alan öğrencilerle ilgili olarak “Burs almayın, kredi alın, bedavacılığa alışmayın.” demişti. Burs almak bedavacılık değildir. Milletin sırtından para kazanan, ihale şampiyonu olup vergi rekortmenleri listesinde olmayanlar varken burs alan öğrencilere “bedavacı” denmesi insafsızlıktır. Kredi alan öğrencilerimizden de 279 bini icralık durumdadır.

Üniversiteye devam eden öğrencilerimizin yurt taleplerinin karşılanması da devletin asli görevidir. Yükseköğrenimde şu anda açık öğrenim öğrencileri hariç sayımız 3 milyon 900 bindir. Buna karşın Kredi ve Yurtlar Kurumunun toplam yatak kapasitesi 667 bindir. Yani her 6 öğrenciden 1’i Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarından yararlanabilmektedir. Bu rakam Yalova’da daha da düşüktür. Yalova’da 14 bin öğrencimiz varken Kredi ve Yurtlar Kurumunun kapasitesi 1.380’dir.

Kredi ve Yurtlar Kurumu yurt ihtiyaçlarını kiralama ve ön protokolle kiralama yoluyla da karşılamaktadır. Son beş yılda kiralanan yurtlara 741 milyon lira kira bedeli ödenmiştir. “Bu bütçe tasarruf bütçesi.” diyorsunuz. Bu bütçe halka, öğrenciye, emekliye, memura, asgari ücretliye tasarruf bütçesi, saray düzeninin ise israf bütçesidir. “İtibardan tasarruf edilmez.” dediniz, sarayı yaptınız. Yetmedi, yazlık saray yaptınız. Yetmedi, uçan saray satın aldınız. Saraylar yapmak için para buldunuz, öğrenciye yurt yapmak için para bulamadınız. Yurt binalarını kiralıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

ÖZCAN ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye genelinde FETÖ irtibatı nedeniyle 848 özel öğrenci yurduna el konulmuştur. Bu yurtlardan 93 tanesi Kredi ve Yurtlar Kurumuna tahsis edilmiş, KYK’ye tahsis edilmeyen diğer yurtlar ne olmuştur, vakıf ve derneklere mi verilmiştir? Türkiye sosyal devlet olmanın gereksinimlerini yerine getirmediği için çok ağır bedeller ödemiştir. Devletin yerine getiremediği hizmetler paralel devlet yapılanmaları tarafından karşılanmış, öğrencilerimizin, gençlerimizin mağduriyetleri, talepleri istismar edilmiştir. Buna benzer bir süreci Türkiye’ye yeniden yaşatmayın. FET֒ye yaptığınız yardımları “Biz bunlara araziler verdik, arsalar verdik.” diyerek itiraf etmişsiniz. Bu yardımlar sayesinde FETÖ, darbe girişiminde bulunacak güce erişti. Şimdi devletin imkânlarını FETÖ benzeri yapılanmalara vermeyin, kullanmayın, gençlerimizi de bu yapılara muhtaç etmeyin.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ayhan Bey, söz mü istiyorsunuz?

AYHAN BİLGEN (Kars) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, her konuşmacıdan sonra yeni bir tartışma yapmanın çalışmanın verimliliği açısından sıkıntı doğurduğuna, hem Orta Doğu’da hem de ülkede en büyük ihtiyacın barış olduğuna ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, birkaç gündür ifade ediyorum bütçe görüşmeleri boyunca, özellikle burada farklı partileriz ve farklı yaklaşımlarımız, yorumlarımız var. Her kürsüye çıkan konuşmacıdan sonra yeni bir tartışma yapmak birbirimizi ikna için zaten anlamsız ama çalışmanın verimliliği açısından da son derece sıkıntılı.

BAŞKAN – Doğru.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bu sabah üçe doğru buradan ayrıldık. Ben, sekiz buçukta bir toplantım vardı, güne öyle başladım.

Şimdi, tabii ki burada her şeyi konuşacağız, tartışacağız ama ben aralarda söz almayı çok acil bir durum olmadıkça tercih etmemekle birlikte, gayet tabii her grubun kendi tercihi olarak görüyorum. İzninizle, Genel Kurulun sabrını çok zorlamadan bugünkü görüşme konusu olan kurumlarla ilgili çok genel birkaç noktaya değinmek istiyorum. Elbette grubumuzdan arkadaşlarımız kurumlarla ilgili vakit yettikçe değerlendirme yapacaklar ama bugün bütçesini görüştüğümüz kurumlar, cumhuriyetin kuruluşunda ortaya çıkan, kurulmuş mekanizmalardır. Bu tip mekanizmalar elbette ki dondurulmuş, dogmatik bir mantıkla ele alındığında günün ihtiyaçlarına cevap verme konusunda zorlanır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Hem kuruluş amaçlarına uygun bir okuma ve değerlendirme yapmak hem de günün ihtiyaçlarını, değişen dünyayı, değişen koşulları, toplumsal talepleri birlikte ele almak gerekir. Burada, 1950’lerde, çok partili hayata yeni geçtiğimiz dönemdeki gibi eğer “Kim daha Atatürkçü?” yarış ve tartışmasıyla meşgul olursak o günlerde yine ortaya çıkan ve bir heykele yönelik, Atatürk heykeline yönelik saldırı üzerine çıkartılan Atatürk’ü Koruma Yasası’yla tam da bugün eleştirdiğimiz dogmatik ve Atatürk’ün kendi ilkeleriyle, devrimcilik ilkesiyle en azından çelişen tabloyla bir kez daha karşı karşıya kalırız. Yani doksan yıl önceyi okumakta da, elli, altmış yıl önceyi okumakta da en azından asgari koşullarda ortaklaşmamız gerekiyor.

Bakın, bugün hem Orta Doğu’da hem ülkede en büyük ihtiyacımız barış ve Orta Doğu büyük bir çatışmanın, kaosun arifesinde. Mustafa Kemal kucağında bulduğu bir savaşı asker kimliğine rağmen barışla bitirmenin belki de en dâhiyane örneklerinden birisidir. Bütün siyasi tarihte örnek gösterilecek isimlerden birisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ama onun hem genel Orta Doğu hem de dünya siyasetinde ortaya koyduğu bu örnekliğe rağmen bugün Suriye politikasında neredeyse yedi yıldır bir vesayet savaşının tarafı pozisyonundayız ve ilk gününden itibaren ilk düğme yanlış iliklendiği için şimdi sonuçlarıyla da ne yazık ki büyük yanlışlarla karşı karşıyayız.

Yine, çok yakın tarihte, 14 Aralık tarihinde -bugün yıl dönümü- Sur, Cizre başta olmak üzere şehirlerde operasyonlar yapıldı. Bu operasyonlardaki komutanların büyük kısmı şu anda cezaevinde. Bunun tartışmasını yapmak için söylemiyorum ama bugün galiba Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Tarih Kurumu, Dil Kurumu; bütün bu kurumlarla ilgili bütçeyi tartışırken “Yurtta barış, dünyada barış.” anlayışının bölgede de, ülke iç siyasetinde de ne kadar önemli olduğunu yeniden değerlendirmek, ele almak zorundayız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. (HDP sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, söz sırası Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş’ta…

Buyurun Sayın Erbaş. (MHP Sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA AHMET ERBAŞ (Kütahya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili kardeşlerim; Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, Afrin’de şehit olan Üsteğmen Muhammet Ali Kalo kardeşimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Türk Silahlı Kuvvetleri camiasına da başsağlığı diliyorum.

Yine, dün Ankara’da meydana gelen elim hızlı tren kazasında hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum. Kaza hakkında yürütülen soruşturmanın özenle ve süratle yapılması, şayet ihmali olanlar var ise aziz milletimizin adalet duygusunu tatmin edecek şekilde cezalandırılması noktasında konunun takipçisi olacağımızın da bilinmesini isteriz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; görevleri ve faaliyetleri açısından önemli ve etkin bir bakanlık olarak gördüğümüz Kültür ve Turizm Bakanlığını yakından takip etmekteyiz. Çünkü kültür, sanat ve turizm bir ülkenin en kolay döviz giriş kaynağı, dış dünyada tanınmasının ve kamuoyu oluşturulmasının en etkili araçlarıdır.

Üzerinde yaşadığımız vatan toprağı âdeta bir kültür cennetidir. Sahip olduğumuz tarihî birikim ve topraklarımızda yeşermiş büyük medeniyetlerin bıraktığı izler bizlerin kültürel mirasıdır.

Kültür ve Turizm Bakanlığımızın 2018 yılında yapmış olduğu ve bir kısmı hâlâ devam eden 518 arkeolojik kazı, kültürel mirasımıza katılması açısından önemli ve değerli bir çalışmadır.

Vaktiyle yasa dışı yollarla ülkemizden kaçırılan yaklaşık 4.319 tarihî eserin 2018 yılında ülkemize geri getirilmiş olması, değerlerimizin geri kazanılmış olması yanında, devletimizin bu konudaki dik duruşu ve kararlılığının da önemli bir göstergesi ve memnuniyet vericidir. İadeleri sağlanan “Çingene Kızı Mozaiği” başta olmak üzere, “Altın Taç” “Herakles Lahdi” “Dağ Keçisi Figürü” “Cenaze Mozaiği” gibi kültür varlıkları kültür mirasımızı zenginleştirdiği gibi, kültür turizmimize de önemli katkıları olmaktadır.

Yine, 2018 yılında, başta dünyanın bilinen en eski ibadet yeri olan Göbeklitepe olmak üzere, ülkemizde yedi alanın daha Dünya Miras Listesi’ne eklenmesi ülkemiz için önemli bir değerdir. Yapılan arkeolojik kazıların, gerek kazı aşamasında gerekse diğer aşamalarında Türk bilim adamları ve akademisyenlerince yapılması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, hem bugün geri getirme mücadelesini verdiğimiz birçok eserimiz gibi yurt dışına kaçırılma ihtimalleri olacaktır hem de ülkemizde yetişen akademisyen ve bilim adamlarımızın kazı tecrübesi kazanmasına yeterli fırsat tanımamış oluyoruz.

Bakanlık verilerine göre 2018 yılında 17 müzenin yenilendiğini, müze ve ören yerlerine gelen ziyaretçi sayısının bir önceki yıla göre arttığını görmek memnuniyet vericidir. Tarihî zenginliğimizi ve kültürel mirasımızı gelen ziyaretçilere sunma noktasında ören yerleri ve müzelerin fiziki altyapısını iyileştirme çalışmalarının 2019 yılında da devam edeceğinden eminiz.

Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti toprakları dışında farklı ülkelerde çok sayıda tarihî ve kültür eserlerimiz bulunmaktadır. Bu kültürel varlıklara sahip çıkmak millî bir görevdir. Ata yadigârımız olan bu kültür varlıklarının bakım ve onarımları, korunması, sergilenmesi ve tanıtımlarının yapılması millî bir görev olarak algılanmalıdır.

Sayın Başkanım ve değerli milletvekilleri, sanat, zihne ve duygulara hitap eden, milletlerin gelişmesinde önemli rolleri olan bir değerdir. Sanatta ilerlememiş bir milletin genel olarak kalkınmış ve gelişmiş olmasından bahsedilemez. Sanat toplumun hayat iksiridir.

Vatandaşlarımızın son dönemlerde özellikle tiyatro ve sinema festivalleri alanında yerel ve millî eserlerle buluşma oranı takdir edilecek ölçüde artmıştır. Bugün artık Devlet Tiyatrolarında çoğunlukla Türk yazarların eserleri oynanmaktadır. Bu yerinde ve gerekli uygulamadan dolayı Sayın Bakanımıza ve bürokratlarına teşekkür ediyorum.

Tarihten süzülüp eserlerimizin gerek gençlerimize gerekse dünya kamuoyuna tanıtılması bizler için millî bir görev olmalıdır. Aynı zamanda, günümüz sanatçılarının uluslararası alanda ses getirecek yeni eserler yaratması için de devlet tarafından desteklenmesi ve teşvik edilmesi de Kültür ve Turizm Bakanlığının asli görevlerinden biri olmalıdır diye düşünüyoruz.

Ülkemizde hayatı boyunca hiç tiyatro, opera ve bale izlememiş illerimiz ve ilçelerimiz bulunmaktadır. Buralarda yaşayan ve inanıyorum ki sayıları milyonları bulan vatandaşlarımız da bu sanatsal etkinliklerden mahrum kalmamalıdır. Bakanlığımızın bu vatandaşları da opera, bale ve tiyatroyla buluşturmak adına turneler düzenlemesinin önemli ve faydalı bir hizmet olacağına inanıyorum.

Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; turizm, bilinen en yaygın tabiriyle bacasız fabrika, en önemli döviz girdisi ve ülkemizin dünyaya tanıtılması açısından da son derece etkin bir araçtır.

İstatistiki verilere baktığımızda, 2018 yılında ülkemize gelen ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15 artmış, elde edilen gelirimiz ise yine bir önceki yıla göre yüzde 14 artarak 23 milyar dolar civarına gelmiş, yaklaşık 32 milyon civarında da bir ziyaretçi, turist gelmiştir. Türkiye pazardan aldığı bu payla yetinmemelidir. Turizm gelirlerimizi ve dünya turizm pazarından aldığımız payı artırıcı yatırımlar ve önlemler almak zorundayız.

Turizm dünyanın en hızlı gelişen sektörlerinden biridir. Bu gelişmeyle beraber rekabet de artmaktadır. Bu sebeple yeni ürünler, yeni rotalar, turistlerin ilgisini çekebilecek yeni alanlar oluşturmalıyız. Bakanlığınızın alternatif turizm alanları oluşturma ve bunların tanıtımını yapması gerekmektedir. Anadolu topraklarının en önemli özelliklerinden biri, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olmasıdır. Gelenek, görenek, örf ve âdetlerimizi pazarlama ürünlerine dâhil edip ülkemizin güzelliklerini tüm dünyaya sunarak başarılı bir turizm alanı oluşturabiliriz. Bu anlamda tarih ve kültür turizmi için ülkemiz son derece zengindir. Yine cennet vatanımız, her köşesinde birbirinden harika doğal güzelliklere sahiptir. Henüz keşfedilmemiş yörelerimizi ön plana çıkarmalı, turizm hareketliliğini kıyı ve sahil şeritlerinden iç bölgelere kaydırmalıyız. Bu anlamda doğa turizminin ülkemiz için uygun olduğunu düşünüyoruz.

Son dönemlerde, dünyada gastronomi turizminin revaçta olduğunu görüyoruz. Binlerce yıllık medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu mutfağını ve lezzetlerini tüm dünyaya tanıtmalı, ülkemize yeni bir turizm alanı kazandırmalıyız. Bu alana örnek verecek olursak İspanya en çok turist alan ülkelerden bir tanesidir. Ülkeye gelen 82 milyon turistin yaklaşık 10 milyonu, yalnızca “paella” adı verilen bir yemeği yemek için geldiğini beyan etmiştir. Ülkemizde de benzeri birçok ürün olmasına rağmen yeterli tanıtım ve pazarlama yapılmadığından bu turizm alanından faydalanamamaktayız.

Yine son dönemlerde oluşan yeni bir turizm alanı da sinema ve televizyon turizmidir. Elimizdeki verilere göre, Türkiye dizi ve sinema filmi üretme ve pazarlama işinde Avrupa’da 2’nci sıradadır. Bu, önemli bir potansiyelin var olduğunun göstergesidir. Bu alanın üzerine gidilmeli, dizi ve sinema filmlerimizin, televizyon programlarımızın uluslararası boyutta ve platformlarda çekimlerinin sağlanmasına yardımcı olunmalıdır. Ayrıca, çekilen sahnelerde, bölgemizde yer alan tarihî, kültürel ve doğal güzelliklerin yer alması için teşvik edici önlemler alınmalıdır.

Sayın Bakanım, burada bir konuyu önemle huzurlarınızda arz etmek istiyorum: Şu anda bu diziler sayesinde hem ülkemizi tanıtmaktayız hem de çok ciddi bir ekonomik gelir elde ediyoruz. Fakat bu dizilere can veren, ruh veren bu sektörde çalışan kardeşlerimizin, emekçilerimizin -bunlar, sanatçı kardeşlerimiz, sesçi kardeşlerimiz, yönetmenlerimiz, ulaştırmacılarımız- SSK’yle ilgili çok ciddi sıkıntıları var, bir. İkincisi: Buradan da izninizle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanına seslenmek istiyorum: Dünyanın hiçbir yerinde haftalık yetmiş ve doksan dakikalık dizi yok. Bu tip diziler sezonluk 12 bölüm olarak çekiliyor. Bu kardeşlerimize de, böyle koşturmadan, kanalların reklam payası olarak görmeden, daha insani şartlarda, daha iyi verim sağlayabilecek bir ortamı sağlamak zorundayız. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak dizi filmlerinde bir zamanlama kısıtlaması getirmenizi bekliyoruz.

Sayın Bakanım, sizlere ve yüce Meclisimize, turizm sektöründe faaliyet gösteren yatırımcılarımızın yaşadığı bazı sorunları da dile getirmek istiyorum. Özellikle yaz ve kış turizmine bağlı olarak çalışan işletmelerde sezon sonunda işçiler işten çıkarılmaya mecbur kalınmaktadır. İşçiler yaklaşık olarak beş ay işsiz, işletmeler de bu süre zarfında kapalı kalıyor. Bunun önlenmesi amacıyla yazlık bölgelerde kasım-mart döneminde, kışlık tesislerde ise nisan-kasım döneminde çalışanlara ödenmesi gereken SSK primlerinin tamamının veya bir kısmının devletçe karşılanması hem bu tesislerimizin açık kalmasını hem de çalışanlarımızın belirli bir dönemde işsiz kalmasını önleyecektir.

Bunun yanı sıra, tur operatörlerine verilen uçak desteği için 400 bin olan getirme şartının iyileştirilerek 100 bin, 200 bin, 300 bin şeklinde kademeli olarak değiştirilmesi ve yolcu başı teşvikin uygulaması, özellikle Rus turistlerin kimlik kartıyla ülkemize giriş yapabilmelerine imkân tanınması, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum da göz önüne alınmak suretiyle sektörün kullandığı kredilerin yeniden yapılandırılması, özel sektöre ÖTV iadesi uygulaması getirilmesi, özellikle konaklama sektörünün ihracatçı kapsamına alınması, Türk Hava Yollarının bölgesel uçuşlarda destek vermesi, konaklama tesislerinin belgelendirilmesin tek bir merkezden yapılması…

2013/5265 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi’yle getirilen ve turizm tesislerinin enerji desteği alabilmesi için Çevreye Duyarlı Konaklama Belgesi sahibi olmayı zorunlu kılan uygulama nedeniyle Türkiye’de mevcut 400 bin turistik tesisin yalnızca 400 tanesi bu enerji desteğini alabilmektedir. Bu ön şartın kaldırılarak eskisi gibi, Turizm Bakanlığından turistik tesis belgeli tüm işletmelere enerji desteğinin verilmesi veya buna bir ölçünün getirilmesi sektörün acil olarak beklediği önlemlerin başında gelmektedir.

Sayın Başkanım ve değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde, etle tırnak gibi ayrılmaz bir parça olarak gördüğümüz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne değinmek istiyorum. Bilindiği üzere son dönemlerde gerek Orta Doğu’da yaşananlar, gerekse Doğu Akdeniz havzasındaki enerji kaynaklarına yönelik sondaj ve muhtemel enerji nakil hatları projeleri adanın uluslararası boyuttaki stratejik ve ekonomik önemini tekrar ortaya koymuştur. Bu itibarla, Türkiye’nin vazgeçilmez önceliklerinden olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin sağlam temellere dayanması bizim için son derece önemlidir.

Adanın ekonomik yapısı ağırlıklı olarak turizme ve üniversitelere dayanmaktadır. Adaya yıllık 102 bin üniversite öğrencisi ve 1 milyon turist gelmektedir. Bu öğrenci kardeşlerimiz ve gelen turistler adaya yönelik haksız izolasyonları için dünyaya duyuran gönüllü elçilerimizdir.

KKTC ve oradaki Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin her zaman yanında olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bundan sonra da KKTC’nin yanında olacağına, Kıbrıs Türk halkına yönelik haksızlıklara karşı duracağımıza inancımız tamdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne özellikle turizm alanında yapılan teşviklerin devam etmesi, yine, Türkiye Cumhuriyeti olarak uluslararası alanda katıldığımız tanıtım faaliyetlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de mutlaka yanımıza alınması gerekmektedir. Çünkü Türkiye’siz Kıbrıs, Kıbrıs’sız Türkiye düşünülemez.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; konuşmamın bu bölümünde iç turizm konusuna değinmek istiyorum. 2017 yılı verilerine göre Türkiye’de seyahat ve konaklama yapan iç turist sayısı 17 milyondur. Toplam nüfusumuzla oranladığımızda vatandaşlarımızın yüzde 80’inin iç turizmden yani ülkenin sahip olduğu tarihsel, kültürel değerlerden ve doğal güzelliklerden faydalanmadığı görülmektedir. Hem turizm sektörünün gelişmesi hem de vatandaşlarımızın ülkenin güzelliklerinden faydalanması adına iç turizmi geliştirecek, önünü açacak ve toplumun geniş kesimlerine yayacak tedbirler alınmalıdır.

Bu kapsamda, Sayın Bakanıma, siz değerli milletvekillerine, televizyonları başında bizi izleyen vatandaşlarımıza bir davette bulunmak istiyorum. Seçim bölgem olan sevgili Kütahya’mızın eşsiz doğal güzelliklerini, tarihsel ve kültürel değerlerini, yer altı ve yer üstü zenginliklerini, eşsiz mutfağını ve aziz Kütahyalıları görmeye davet ediyorum. Sizleri Türkiye’nin ve hatta dünyanın en özel doğal güzelliklerinden olan Murat Dağı’nda kayak yapmaya, Kütahya merkezinde Ulu Cami’yi görmeye, yine, Germiyan konaklarını gezip muhteşem bir kahvaltı yapmaya, milattan önce 900 yıllarında Frig uygarlığı tarafından derin vadilerle şekillenmiş bir dağlık alanda kurulmuş olan Frig Vadisi’ni gezerek bölgesinin ve dünyanın en üst düzey medeniyetlerinden birini görmeye, kaya şehrini görmeye, dünyanın ilk ticaret borsası olan Aizanoi Antik Kenti’ni görmeye, Simav ilçemizdeki muhteşem Gölcük’ü görmeye, Domaniç ilçemizde bulunan yeşilin her tonunu görebileceğiniz Sarıkız’ı ve yine, Osmanlı’nın kurucu annesi olarak kabul ettiğimiz Hayme Ana Türbesi’ni görmeye, Tavşanlı ilçemizde leblebi yemeye, Gediz’de tarhana içmeye, Pazarlar’da vişne yemeye, Emet ilçemizde bor sahalarını görmeye, Şaphane ilçemizde Koca Seyfullah Camisi’ni görüp ecdadımızın namaz kıldığı yerde bir cuma namazı kılmaya, Dumlupınar ilçemizde Kurtuluş Savaşı’nın şehitliği olarak gördüğümüz Dumlupınar Şehitliği’ni görmeye davet ediyoruz. Bunun yanında Türkiye’nin en önemli alternatif turizm alanı olabilecek termal turizmde Ilıca, Yoncalı, Eynal, Çitgöl gibi kaplıcalarımızda şifa ve huzur bulmaya davet ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AHMET ERBAŞ (Devamla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kütahya’mız için, malumunuz olmak üzere olmazsa olmazımız çinidir. Çini Kütahya’nın başkentidir. Dünya çapında isim yapmış birçok değerli çini ustalarımız mevcuttur ama maalesef, birçok alanda olduğu gibi çini sanatında da şehrimizin tanıtıma ve pazarlamaya ihtiyacı vardır. Aynı zamanda Kütahya, Osmanlı’nın bilinen ilk gelinlik ve bindallı yapan merkezidir. Tarihin en güzel gelinlik ve bindallıları Kütahya’da yapılmıştır.

Sayın Başkanım, buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bakanlarımıza hitap ediyorum: Lütfen, yurt dışına gittiğinizde veya gelen heyetlere hediye verdiğinizde mutlaka ve mutlaka Kütahya çinisinden olan ürünleri kullanın. Çünkü bu çiniler bizim tarihler boyunca gurur duyacağımız ürünlerdir.

Bu vesileyle, 2019 yılı bütçesinin şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diler, saygılarımı sunarım yüce heyetinize. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası İstanbul Milletvekili Cemal Çetin Bey’e aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA CEMAL ÇETİN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Vakıflar, ecdadımızın hayır, hasenat, dayanışma ve yardımlaşma işlerindeki duyarlılık mirasını, kültürel kimliğimizin önemli yapı taşlarından birisi olacak şekilde yaşatan kuruluşlardır. Vakıflarımızın hukuk düzenimize, geleneklerimize ve kamu düzenimize uygun faaliyetler yürütmek kaydıyla toplum hayatında etkin rol üstlenmeleri ana hedefleri olmalıdır. Vakıfların gelişmesi ve toplum hayatında ön plana çıkması sağlanarak toplumsal ihtiyaçların daha iyi karşılanması, kamuoyu denetiminin etkinleştirilmesi temin edilmelidir. Kültürel mirasımız olan eserlere sahip çıkılması, restorasyon ve bakımlarının yapılması elbette takdir edilecek çalışmalardır. Ancak bu işler yapılırken tarihî dokularını bozmadan ve işin ehli kişilerce yapılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Vakıflar zamanın şartlarında değerlendirilmeli ve amacını gerçekleştirmesi için de yasal ve sosyal alanda uygun bir zemin hazırlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, 2011’de adı değişen ve faaliyet alanı genişleyen Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 1991’de Doğu Bloku ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından kurulmuştur ve bugün Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlıdır.

TİKA faaliyetleri devletimizin siyasi, diplomatik ve ekonomik açılımları için son derece önemlidir. TİKA, bugüne kadar yürüttüğü faaliyetlerle Türk varlığı ve eserlerinin olduğu ülkelerde kültürel kimliğimizin ve varlığımızın korunmasına yönelik başarılı işlere imza atmıştır. TİKA’nın imkânlarının, görev alanının uygun bir verimlilik çerçevesinde kullanılması için özellikle Türkistan, Kafkasya, Balkanlar gibi Türk kökenli bölgelerde daha çok irtibat ofisi açılmalı ve faaliyetleri yoğunlaştırılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, TİKA’nın isim ve amaç değişiklikleriyle beraber, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm üretmek üzere, soydaş ve akraba topluluklarla ilişkileri güçlendirmek, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak daha yakın ilişkiler tesis edebilmek amacıyla Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Yunus Emre Enstitüleri de kurulmuştur.

Bilindiği üzere, dünyanın her yerinde milyonlarca vatandaşımız yaşamaktadır. Ayrıca, tarihî ve kültürel bağlarımızın olduğu büyük bir coğrafyada nüfusu 200 milyona varan soydaş ve akraba topluluklarımız vardır.

Çalışmalarıyla gerek yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla gerekse soydaş ve akraba topluluklarla ekonomik, sosyal ve kültürel olarak daha yakın ilişkiler tesis etmesi beklenen YTB, personel ve bütçe yetersizliği nedeniyle görevini etkin bir şekilde yerine getirememektedir. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız tarafından YTB yeteri kadar tanınmamakta, faaliyet alanları bilinmemektedir.

Değerli milletvekilleri, yurt dışı ve YTB konuşulduğunda sayıları 5 milyonun üzerine çıkmış, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türkler aklımıza gelmektedir. Bu vesileyle Avrupa Türklüğünün temel sorunlarından bazılarını da burada dile getirmek isterim.

Bilindiği gibi, 31 Ekim 1961’de yapılan İşgücü Anlaşması çerçevesinde ülkemizden gruplar hâlinde, başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerine çalışmak amacıyla başlayan göç 57’nci yılını geride bırakmıştır. Yaşanan bu göçle kendilerini dili, dini ve yaşayışları farklı bir kültürün içerisinde bulan Avrupa Türklüğü geçen elli yedi yılda ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi gibi insani olmayan politikalar nedeniyle giderek daha fazla sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır; “uyum” adı altında yapılan uygulamalarla toplumdan dışlanmış, ikinci sınıf insan muamelesine tabi tutulmuşlardır. Bugün yüz yüze kalınan en büyük sorunların başında çocuklarımıza ana dilimizin unutturulmak istenmesi ve “Euroislam” olarak ifade edilen, İslam’ın yeni nesillere kendilerinin istediği gibi öğretilmesi girişimleridir.

Almanya Türkiye’den öğretmen gelişini engellemektedir. Benzer şekilde, uyumu engelledikleri gerekçesiyle Türkiye’den gelen din görevlilerine de karşı bir tutum sergilemektedir. Bu gibi uygulamalarla “entegrasyon” adı altında kafalarının arka planındaki asimilasyon politikasını uygulamak istemektedirler. Bu sebeple, onlara göre İslam din dersleri Alman eğitimciler tarafından verilmeli, yardımcı ders olarak okullarda okutulan Türkçe ana dil dersleri de kaldırılmalıdır. Nitekim bu dersler kaldırılmaya başlanmıştır. Oysaki dilini ve dinini ait olduğu kültürünün arka planında uygun şekilde öğrenebilen bir çocuğun daha sağlıklı bir kişilik geliştireceği, öz saygısı, öz güveni olan, üretken bir erişkin olarak işlev göreceği uzmanların hemfikir olduğu bir gerçekliktir. Kimlik bunalımına düşmüş nesiller her türlü yönlendirmeye açık olacaklardır. Bu noktadan hareketle, kültürel kimliğimiz olan Türk kimliğinin ayrılmaz parçalarından olan dilimiz ve dinimizi doğru bir şekilde öğretmek ailelerin olduğu kadar devletimizin de başlıca görevleri arasındadır. Avrupa Türklüğünün geçmişiyle bağlarının kopmaması ve geleceğini üzerinde yaşadıkları ülkelerde doğru bir şekilde şekillendirebilmesi için kültürel kimlikleri olan Türk kimliğinin siyasi iradeyle güvence altına alınması gerekmektedir. Yurt dışında yaşayan Türklerin, özellikle Avrupa Türklüğünün kültürel kimliği olan Türk kimliğini koruyabilmesi için ana dilimiz Türkçeye ve yüce dinimiz İslam’ı öğrenebilmesi için Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının daha etkin çalışmalar yapması gerekmektedir. Bu sebeple YTB ve Yunus Emre Enstitüleri Türklerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerde çocuklarımıza yönelik dilimizi, dinimizi, tarihimizi ve kültürümüzü öğretebilecek merkezler oluşturmalı ve bu merkezlere de işin uzmanı kadrolar görevlendirmelidir.

Değerli milletvekilleri, işte Vakıflar Genel Müdürlüğü, TİKA ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının çalışmaları bu gibi nedenlerle son derece önemli faaliyetlerdir. Bu kurumların gayretleriyle Türklerin yaşadığı her yerde kültürel altyapı güçlendirilmeli, kültürel etkinlikler yaygınlaştırılmalı, diğer ülkelerle, özellikle Türk Cumhuriyetleri soydaş ve akraba topluluklarla kültürel ilişkilerimiz geliştirilmeli. Yurt içi ve yurt dışında bulunan kültür varlıklarımızın envanteri çıkartılmalı ve restorasyonları yapılmalıdır. Yurt dışında Türkiye aleyhine yapılan lobi faaliyetlerine karşı siyasi ve sosyal alanlar itibarıyla tanıtımın artırılması gerekmektedir. Türk devlet ve topluluklarıyla ilişkiler dilde, fikirde, işte birlik esasına dayandırılmalıdır. Türkiye dışında yaşayan vatandaşlarımızın yanı sıra soydaşlarımızın yaşadığı Kıbrıs, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkiler, başta ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel olmak üzere, her alanda geliştirilmeli ve derinleştirilmelidir. Türkiye dışındaki soydaş ve akraba topluluklarla uluslararası hukuk ve devletler arası ilişkilere yön veren esaslar çerçevesinde yakından ilgilenilmeli ve gerekli kurumsal iş birliği yapılanması öncelikle oluşturulmalıdır. Türkiye dışında yaşayan vatandaşlarımız ve Türk dünyasına ilişkin uygulanacak politikaların bir eş güdüm içerisinde bütüncül bir anlayışla yapılması gerekmektedir. Bu bütüncül yapıyı tamamlayacak bir üst kuruma ihtiyaç vardır. Her dönemde Milliyetçi Hareket Partisi olarak ifade ettiğimiz gibi, bu koordinasyon Türk dünyası bakanlığının kurulmasıyla sağlanabilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin dış politikasıyla uyum içerisinde atılacak tüm adımlarda TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı eksik kadrolarını en kısa zamanda tamamlaması gerekmektedir. Bölgesel ve yöresel liderlik hedefi olan Türkiye için TİKA ve YTB bütçelerinin artırılması külfet olarak görülmemeli; tam tersine, atılması gereken adımlar arasında öncelik ve zorunlu olarak kabul edilmelidir. Hem Türkiye dışında yaşayan vatandaşlarımızın hem de soydaş ve akraba topluluklarının, ayrıca, uzanacak yardım elimizi bekleyen insanların talebi bu yöndedir.

Sözlerime burada son verirken, görüşülmekte olan 2019 yılı bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyor, yüce heyetinizi bir kez daha saygılarımla selamlıyorum. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir’in.

Buyurun Sayın Özdemir. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZDEMİR (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi bütçeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

İnsanlık var olduğu günden bu yana en teşkilatlı ve şuura sahip yapı olarak milletlerin inşası vuku bulmuştur. Bu inşa süreci her milleti kendi inanışları, yaşayışları, karşılaştıkları zorluklar, hayat standartları ve en önemlisi de ülküleri çerçevesinde şekillendirmiştir. Binlerce yılla ifade edilen bu dönem, neticede, karşımıza medeniyet tasavvurunu çıkarmış, milletleri kendi değerlerine has özelliklerle günümüze kadar getirmiştir. Hiç şüphe yok ki insanlık tarihinin en derin, zengin ve büyük değerlerini yansıtan milletlerinin başındaysa Türk milleti gelir. Tarih sahnesine çıktığı andan itibaren kendi meziyetini her yönüyle ilan etmiş bulunan milletimiz, inancını daima tek bir ilah olduğu gerçeğine sabitlemiş ve buna sadık kalmış, töresini devletinin varlığıyla eş tutup insanı yaşatmayı esas edinmiş ve bu anlayıştan ayrılmamıştır. Türk milleti, aynı zamanda zulme karşı daima adaletin yanında olmuş ve adaleti savunmuş bir millettir. Esasta var olan bu değerler Türk milletinin pek çok milletten önce başarılı bir teşkilatlanmayı hayata geçirmesine olanak sağlamış, bunun sonucunda başta askerî yapı olmak üzere toplumun diğer katmanları da Türk milletine özgü uygulamaları görmüştür. Bugün dahi askerî disiplin ve hiyerarşide kullanılan “onluk sistem” olarak tabir edilen yapılanmanın sahibi de yine Türk milletinin kendisidir.

Diğer yandan, ticari nizamı teşkil eden Ahilik teşkilatından tutun mimarideki estetik ve muazzamlığa, tüm dünyaya hâlâ ışık tutan bilimsel çalışmalara varıncaya kadar Türk milleti var olduğu ve özellikle de âlemlere nizam verdiği her dönemde dünyanın geri kalanıyla mukayese edildiğinde öne çıkmış, örnek olmuş ve önderlik etmiştir. Nitekim, doğduğumuz coğrafyada kalmayıp kara sathında Asya’yı aşarak, Acem coğrafyası, Kafkaslar, Anadolu, Orta Doğu, Kuzey, Doğu, Orta Afrika, Balkanlar ve nihayetinde Avrupa; denizlerde ise Hazar, Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz, Hint Okyanusu’nda kesin bir üstünlük sağlamıştır. Dahası, bu üstünlük vasfı, üstünkörü gelişen olaylar silsilesi şeklinde de gerçekleşmemiş, aynı yerlerde yüzlerce, hatta binlerce yılı aşan Türk hâkimiyetiyle bu durumun tesadüfi olmadığı her yönüyle ispat edilmiştir.

Türk milleti gittiği her yere hayat götürmüş, daima adaletin yılmaz savunucu, aranan, beklenen ve özlenen olmuştur. Bugün dahi sorun yaşanan başta Orta Doğu olmak üzere geçmiş dönemde hâkimiyetimiz altında bulunan coğrafyalarda kimi zaman hüzünle ancak daha çok özlemle bazı çevrelerce anılıyorsak bu durum mevzuya bahis olan hususun esasını ispat etmektedir. Hiç şüphe yok ki bizi bu anlamda eşsiz bir konuma taşıyan en değerli vasfımız millî kültürümüzdür. Sözlük anlamı itibarıyla “kültür” tarihsel, toplumsal gelişme süreci içerisinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.

Ziya Gökalp’e göreyse kültür, bir milletin dinî, ahlaki, hukuki, entelektüel, estetik, lisani, iktisadi ve teknik hayatlarının ahenkli mecmuasıdır. Aslına bakılırsa, fikir dünyamızın en değerli isimlerinden olan merhum Gökalp’ın yapmış olduğu tanım daha doğru, tutarlı ve makbuldür. O açıdan, hakikati sorgularsak Türk millî kültürü dünya üzerinde var olan diğerleriyle mukayese edildiğinde çok üstün meziyetlere sahiptir. Bozkırın zorlu şartlarından başlayan bir serüvenin tabiatın tüm çetin koşullarına karşı ayakta kalabilen, akabinde bunu devletleşmeye ve nihayetinde bir medeniyetin inşasına taşıma erdemi gösteren Türk millî kültürü insanlığın yüz akıdır. Bizim kültürümüz insanidir, erdemli, hoşgörülü, güzel ve ahlakidir. “Ne olursan ol yine gel.” diyen Mevlâna da bizimdir, “Gelin canlar, bir olalım.” diyen Hacı Bektaşi Veli de bizimdir, Alevi de biziz, Sünni de biziz, anasının dili, doğduğu yahut doyduğu yer neresi olursa olsun biz hep birlikte Türk milletiyiz, hep birlikte Türkiye'yiz. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Diğer yandan, milletleri ayrıcalıklı kılan kültür ve yaşayışlarında hatta ülkülerinde etkili olan bir başka unsur ise dildir. Dil, dirliktir; dil, birliktir; dil, temizliktir, bahtiyarlıktır, teslim olmayan dimağ, taviz vermeyen dik duruştur. Türklüğün omurgası, ana gövdesi, ana iskeleti, hasılı bütün bedeni de Türkçe’dir.

Yüzyıllar önce bu konuya atıf yaparak günümüze ışık tutan, kendine has yapısıyla Türk milletinin belki de resmî olmayan anayasası kıymetindeki eser kabul ettiğimiz Kutadgu Bilig’in yazarı Yusuf Has Hacib’in o dönemki gayretlerinin bugün ne derecede büyük bir anlama geldiği ortadadır. Bununla birlikte, Dîvânü Lugati't-Türk eseriyle Türkçenin kıymetini irdeleyen ve üstünlüğünü gösteren Kâşgarlı Mahmud’un haklılığı da hâlâ geçerliliğini korumaktadır.

Milletimize çalışmalarıyla çok değerli eserler kazandırmış olan İbrahim Kafesoğlu’na göreyse çeşitli kültürleri birbirinden ayıran en mühim unsur dildir çünkü dil; ifade tarzı, mefhumları, söz hazinesi, hatta grameriyle temsil ettiği topluluğun maneviyatına kaynak vazifesi gören düşünce sistemini âdeta kadrolamaktadır. Türkçenin tarihiyle uğraşan birçok bilim adamı bu dilin kelime teşkili ve cümle kuruluşundaki intizamı karşısında duydukları şaşkınlığı gizleyememişler ve şöyle demişlerdir: “Türkçe sanki daha başlangıçta dilciler tarafından tertip ve tanzim edilerek konuşulması için millete sunulmuştur.” Türk dilindeki bu nizam, Türk’ün millet olarak disiplinli ruhu manevi muvazenesini ortaya koyar.

Avrupa tarih literatüründe idealize edilmiş şekliyle bize kadar akseden meşhur “Pax Romana” yani Roma sulhu, askerî darbeler neticesi zorla Roma’ya bağlanan yabancı ülkelerde kılıçla tesis edilmiş bir sükûnetten başka bir şey değilken, Türk hâkimiyetindeki nizam ve asayiş, gönül rızasının sağladığı huzurla kurulan gerçek sulhun ta kendisiydi. Türk devletinde tebaa, sadece topluluk menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde hükümler ihtiva eden töreye saygı göstermekle vazifeli bulunuyor fakat kendi geleneklerine, örf ve âdetlerine müdahale edilmiyor ve insanlar arasında fark tanımayan Türk hukuku herhangi bir ayrım yapmıyordu. Eski Türk kültürünün özelliklerinden biri olup Batı’da ancak son yüz yıllarda prensip hâline getiren bu eşitlik anlayışını Roma İmparatorluğu dâhil İlk ve Orta Çağlarda herhangi bir ülkede aramak beyhudedir. Aynı Roma, ordularını bir silindir gibi geçirdiği komşu memleketlerde yerli kültür adına ne varsa yok etmek ve onun yerine Latin diliyle birlikte Latin kültürünü cebren yerleştirmek pahasına otorite kurabilmiş, Doğu’da ise Emevî halifeleri bütün İslam ülkelerinde Arapçayı mecburi tutmak suretiyle kendi kültürlerini hâkim kılabilmişti. Hâlbuki Türklerin zora ve tazyik yollarına saptıklarını gösteren herhangi bir delile rastlamak mümkün değildir. Bu gibi hâlleri insan haysiyetine tecavüz sayan Türk hükümdarlarının Kutadgu Bilig’deki ifadeyle tebaaya hizmet esasından ayrılmaması Türklerin kavimleri idare bahsinde, başka hiçbir millete nasip olmayan başarıya ulaşmalarında büyük ölçüde yardım etmiştir. Türkçenin millî bünyede sağladığı bu canlılık bugün de devam etmektedir ve dilin hiçbir siyasi, coğrafi engel tanımaması yanında, Balkanlardan Çin’e, Urallardan Afrika’ya uzanan geniş sahalarda kalabalık Türk nüfusunun mevcudiyeti düşünülürse, Türk dilinin ifade ettiği mana daha iyi anlaşılacaktır.

Demek ki Türkçe meselesi, Türkiye'nin resmî sınırlarından çok uzaklara taşan ve aslında, sanıldığından çok daha önemli olan bir konudur. Türkçenin bu müstesna durumu, memleketimizdeki dil çalışmalarında takip edilecek yolu kesin şekilde çizmektedir. Buna göre, dil meselesi, yalnız Türkiye ölçüsünde değil fakat Türkçenin kendi realitesine de uygun olarak yüz milyonlarca kitlenin konuştuğu bir bütünlük içerisinde ele alınmalı ve Türkçenin işlenmesinde, onun Türk millî kültür birliğine şekil veren tarihî seyri de gözlerden uzak tutulmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte, bunlar dikkate alındığında, devletimizin kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kültürün ve dilin önemine binaen neden bu kuruluşları kurduğu iyi anlaşılmalıdır. Bizler bin yıldır bu topraklardayız. Bunun ne demek olduğunu Anadolu Medeniyetler Müzesine giderek görebilmek mümkündür. Bizden önce burada var olanlar artık tarih olmuşken, Türk milleti yaşama iradesini her yönüyle korumakta ve kararlılığını sürdürmektedir. Türk milleti, tüm ağır imtihanlardan başarıyla çıkmış, hürriyet ve istiklalinden asla taviz vermemiş, zulme boyun eğmemiş, yaşama iradesinden kesinlikle sapmamıştır. Allah’ın izni ve yardımıyla, millî birlik ve bütünlüğümüzü koruyarak bin yıl daha bu topraklarda var olmaya devam edeceğiz, bunu her çevrenin iyi idrak etmesi gerekir. Dahası, yardım elimizi bekleyen, bizden medet umanlara da sırtımızı dönmeyecek, inancımızdan, millî kültürümüzden ve ecdadımızdan aldığımız ilhamla çok daha fazlasını yapmak üzere durmayacak, büyük millî ülkülerimizi mutlaka hayata geçireceğiz.

Dolayısıyla, bugün, 2019 bütçesi üzerinde durduğumuz ilgili kurumlarımıza büyük görevler düşmektedir. İçerisinde bulunduğumuz şartlar, dil, tarih ve kültür itibarıyla sadece geçmişin kaynaklarını araştırıp bulmayı değil, bunları günümüz şartlarında doğru analiz edip geleceğe dair doğru stratejiler geliştirmeyi de zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda, netice olarak, Milliyetçi Hareket Partisinin kültür ve dil konularında sahip olduğu bazı görüşleri Gazi Meclisimizle paylaşmak istiyorum.

Milleti millet yapan temel unsurlardan biri dildir. Dolayısıyla, millî kimliğimizin vazgeçilmez bir ögesi olarak gördüğümüz Türkçenin her alanda doğru ve güzel kullanımı esas olmalıdır.

Her türlü basın-yayın, reklam, film, tiyatro eserleriyle günlük ve ticari hayatta kullanımlarda Türkçenin yozlaşmasına ve tahribine yol açan uygulamalara fırsat verilmemelidir. Türkçenin eğitimde, öğretimde, sanatta, kültürde, bilimde ve medyada doğru kullanılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Türk dili araştırmalarına önem verilmeli, Türkçenin uluslararası düzeyde bilim, sanat, ticaret ve tele iletişim dili olarak kullanılabilmesi için çalışmalar yürütülmelidir. Türkiye Türkçesinin öğretimi ve Türk kültürünün tanıtımı amacıyla başta Türk cumhuriyetleri ve Avrupa ülkeleri olmak üzere yurt dışında Türk kültür merkezlerinin yaygınlaştırılması ve etkin bir şekilde hizmet sunumu sağlanmalıdır.

Türk devlet ve topluluklarıyla ilişkiler dilde, fikirde, işte birlik esasına dayandırılmalıdır. İktisadi ve kültürel iş birliği geliştirmenin temel unsuru olarak Türkçe konuşan ülke ve topluluklara yönelik dil ve kültür araştırmalarına önem verilmeli, Türkçenin bütün lehçeleriyle anlaşılabilir ve kullanılabilir olması için gerekli şartlar olgunlaştırılmalıdır.

Türk kültürü ve sanatının yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması ve yaygınlaştırılması amacıyla millî kültür endüstrisi mutlaka ama mutlaka oluşturulmalıdır. Millî kültür değerlerimizin yıpratılması sonucunu doğuran, kültürel değerler kargaşasına sebebiyet veren, kültür hayatımızla ilgili temel millî mutabakatları bozan, kayıtsızlık ve düşmanlık örneği uygulamalar önlenmelidir.

Uluslararası kültürel iş birliği programları geliştirerek Türk kültürünün çevre kültürler için cazibe merkezi hâline gelmesi sağlanmalıdır.

Toplumun tarihi ve kültürel müşterekleri ön plana çıkarılmalı, tarih ve bilimsel belgeler ve gerçekler kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır. Farklılıkların öne çıkarılması yerine ortak değerlerin bütünleştiriciliğinde millî bir bakış açısının kamuoyuna yansıtılması, bu kapsamda müşterek değerlerimizin başta din adamları olmak üzere eğitimciler, sosyologlar, kanaat önderleri, medya kuruluşları tarafından anlatılması ve işlenmesi sağlanmalıdır. Dış destekli sivil toplum kuruluşu görünümlü yapılarla aynı amacı taşıyan medya kuruluşlarının yıkıcı ve ayrıştırıcı faaliyetlerine mani olunmalıdır. Asırlardan beri millî kültürümüzün temel değeri olma niteliğini koruyan her sahadaki yazılı eserlerin yok olmasının önüne geçilmeli, bu eserler bugünkü yazı ve konuşma diliyle toplumumuza kazandırılmalıdır. Osmanlı arşivinin tasnifi, düzenlenmesi ve tümüyle günümüz literatürüne kazandırılması sağlanmalıdır. Bilimsel araştırma ve incelemelerin ışığında tarihî gerçeklerin ortaya çıkarılması ve tarihe ilişkin çarpıtma ve iftiraların önüne geçilebilmesi amacıyla arşivlerin ilim adamlarınca incelenmesi sağlanmalıdır. Türk vakıf eserleri ortaya çıkarılmalı, korunmalı ve yaşatılmalı, vakıflar devletçe desteklenip varoluş amacına uygun hâle getirilmelidir. Kültürel değerlerimizin yaşanması ve yaşatılması amacıyla kültür merkezleri, bilimsel araştırma kurumları ve müzeler yaygınlaştırılmalı; daha da önemlisi, bu birimlere erişimin kolaylaştırılması ve elbette gençlerin müzelerden ücretsiz yararlanmasının önü mutlaka açılmalıdır.

Bu vesileyle, ilgili kurumlarımızın bütçelerinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Gazi Meclisimizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın.

Buyurun Sayın Sancaklı. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, bizi televizyonları başında izleyen büyük Türk milleti; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız ve Spor Bakanımız burada. Sizler de hoş geldiniz değerli bürokratlarla beraber.

Ben Spor Bakanlığı bütçesi arkasında biraz konuşmak istiyorum. Tabii, spor deyince her ne kadar çok böyle ciddiye almasak da aslında spor öyle bir şey ki dünyada daha büyük bir sosyal olgunlaşma ve yakınlaşmayı sağlayacak başka bir şey yok. Özellikle futbola baktığımızda, bugün dünyada milyarlarca insanın en çok izlediği spor dalı ve insanlar bir maça giderek deşarj olabiliyor, sakinleşebiliyor, üzülüyor, seviniyor ama neticede orada bir sosyallik yaşıyorlar ve akşam eve geldiklerinde de bayağı bir rahatlamış geliyorlar.

Şimdi, tabii, Türkiye’de yaşanan bir sürü sıkıntı var. Biz bunu spor üzerinden bir nebze de olsa rahatlatabiliriz. Dün akşam burada, gecenin saat 2’sinde yaşanan gerginlikte üç beş dakika spor konuşuldu, futbol konuşuldu; bütün milletvekilleri gülmeye başladı, herkesin stresi alındı. Sporla ilgili üç beş dakikalık bir konuşmayla milletvekillerinin bile stresini alabiliyorsak demek ki Türkiye’de de bunu yapabiliriz.

Arkadaşlar, maalesef, Türk sporu çok zor durumda. Ben bir tespit yapacağım, ondan sonra hep beraber bunu nasıl çözeriz diye buna kafa yoralım.

Eğer bir ülkenin sporunun genel başarısını ölçmek istiyorsanız… Dört senede bir olimpiyatlar yapılıyor bildiğiniz gibi. Neden bu olimpiyatlarda belli oluyor ülkenin spor başarısı? Çünkü her branştan sporcular gidiyor ve olimpiyatın sonunda, baktığınızda, kaç madalya almışsınız, dünyada kaçıncı sıradasınız, ona göre belli oluyor sizin başarınız. Türkiye, maalesef, dört senede bir yapılan 3 olimpiyattır Türkiye tarihinin en başarısız olimpiyatlarını yaşıyor, en az madalya aldığımız olimpiyatlarını ve bu madalyaların da bir kısmı, maalesef, 80 milyonluk ülkede devşirme sporcularla alındı.

Tabii, çok vaktimiz olmadığı için ve biraz da güncel olduğu için futbol üzerinden gideyim daha kolay anlaşılsın diye.

Türk futbolu artık uçurumdan çoktan düşmüştür arkadaşlar. Bunu birkaç tane örnekle ben size anlatayım. Burada hiç kimseyi eleştirmek veya kimseyi suçlamak manasında konuşmuyorum. Bir suç varsa bu hepimizin zaten. Ha, daha az, daha fazla ama hepimiz bu işte varız.

Şimdi, kulüplerin mali durumları o kadar kötü ki -bu son zamanlarda “konkordato” denilen moda bir şey var ya- eğer müsaade etsek konkordato ilan etmek zorundalar çünkü kulüplerin hepsi iflas etmiş vaziyette yani şöyle söyleyeyim: 4 tane büyük kulübün şu andaki borcu 10 milyar lirayı geçti. Net rakamı söyleyeyim: Fenerbahçe 3,5 milyar, Galatasaray 2,8 milyar, Beşiktaş 2,1 milyar, Trabzonspor 1,1 milyar ve bu rakamları ödeme ihtimalleri yok. Yani eski parayla 10 katrilyon lira, şimdi 10 milyar lira; yüzde 30-35 faizden yıllık 3,5-4 milyar lira faiz ödeyecekler. Böyle bir gelirleri de yok bu kulüplerin.

Daha kötü bir şey  söyleyeyim, önümüzdeki senenin gelirlerinin çoğunu, kendi emlaklarını ve kendi ellerinde bulunan malzemeleri de temlik ettirdiler finans kuruluşlarına ve birkaç sene sonrası için bile gelen gelirler artık gelmeyecek. Bu nedir artık? İflas etmiş demektir.

Tabii Avrupa da boş durmuyor. UEFA bakıyor “Ne oluyor Türkiye’de?” diye ve bildiğiniz gibi, birtakım yaptırımlar yaptırabilirler bize. Bunlar nelerdir?  Avrupa kupalarından men edilmek ki biliyorsunuz, son birkaç yıldır büyüklerimizin çoğu zaten men edildi Avrupa kupalarından; daha sonra eğer düzeltmezsek bu işi, puan silme ve daha sonra da eğer düzeltmezsek lig düşürme. Şimdi siz düşünebiliyor musunuz, Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un küme düştüğünü? O zaman Türkiye’de futbolu kim seyreder zaten. Tabii, 4 büyükleri söylüyorum da sadece 4 büyükler değil, hepimizin bildiği Karşıyaka, Bucaspor, Kayseri, Erciyes, Eskişehirspor, Balıkesirspor, Gaziantep, Mersin İdman Yurdu ve Manisaspor gibi geçmişinde birçok başarısı olan kulüplerin şu anda puanları silindi, ya kapanmak üzereler ya amatör kümeye doğru ciddi manada yol almaktadırlar.

Şimdi, tabii, güncel diye Galatasaray’dan örnek vereyim, Türkiye’mizin asırlık kulüplerinden bir tanesi, benim de şerefle forma giydiğim kulübümüz. Dört yıl önce Galatasaray UEFA’yla bir anlaşma imzaladı, dedi ki: “Bizi reddetme Şampiyonlar Ligi’nden, Avrupa’dan, başka bir şey yap bize.” Bir anlaşma imzaladılar, hatta bundan bir, bir buçuk ay kadar önce Sayın Galatasaray Kulübü Başkanı gidip geliyor oraya, anlaşmayı tekrar geri aldılar. Neden biliyor musunuz? Galatasaray’ın imzaladığı bir önceki anlaşmada Galatasaray taahhüt etmiş “Ben senelik şu kadar zarar edeceğim, şu kadar borçlanacağım.” diye, 4 katı borçlanmış. O yüzden şu anda geri aldı UEFA, kontratı inceliyor. Eğer iptal ederse Galatasaray’ımız uzun yıllar Avrupa kupalarına gidemeyecek. Ha “Galatasaray gidemedi, yerine diğer takım gitsin…” Maalesef diğer takımlar da aynı durumda, diğer takımlar da gidemeyecek. O yüzden bizim bu işe acil bir çözüm bulmamız lazım.

Sayın Bakan, ben geçenlerde, yukarıda, komisyonda dedim ki: “Bu başarısız federasyonlara, özellikle Futbol Federasyonuna kayyum atansın.” Tabii, millet bunu şaka zannetti de aslında Türkiye Futbol Federasyonuna beş yıl önce kayyum atandı, UEFA geldi, oturdu: “Galatasaray sen bu kadar harcayacaksın, Beşiktaş sen bu kadar, Fenerbahçe bu kadar, Trabzon bu kadar, bunun dışında kıpırdayamazsın, kıpırdarsan puanını silerim, Avrupa’dan men ederim, küme düşürürüm.” O zaman bizi niye yönetsinler ki İsviçre’den? 80 milyonluk ülkede bu kadar insanız biz. Yani o kayyum meselesi şaka değil. Ha, kayyum olmaz, başka bir şey, buna bir çözüm bulalım biz. 2011 senesinde, net rakamı söylüyorum, UEFA, FIFA mali fair play kriterlerinde bir baktı Avrupa kulüpleri kötüye gidiyor… Tam 2011 senesinde 1,7 milyar euro Avrupa kulüplerinin zararı var, tak, kuralları koydular, Türkiye’ye de koydular. 2017 rakamlarını veriyorum, Avrupalı kulüpler 1,7 milyar euro zarardayken şu an itibarıyla 2017 sonu, 600 milyon euro kâra geçtiler. Aynı kurallar Türkiye’de uygulandı, 2011’de yüzde 41’di bizim kulüplerin zararları, yüzde 41, 2017 sonunda yüzde 200’leri geçti, 5 kat arttı. Sadece büyüklerin, 4 büyük kulübün zararı 1,5 milyar euro. Kurallar aynı, orada da aynı kurallar işletiliyor, Türkiye’de de aynı kurallar işletiliyor. Orada zarardan kâra geçildi; peki, bizimkiler nasıl 5 kat daha fazla zarar ediyor? Bu neyi ortaya çıkarıyor? Kurallar doğru, uygulamalar yanlış. Peki, bu uygulamayı yapanlar kimler? Bizi yönetenler, futbolu yönetenler. Demek ki insan faktörü, hangi kuralı koyarsanız koyun, ne yaparsanız yapın, insan faktörü. Peygamber Efendimiz’in dediği gibi, işi ehline vermezseniz işte bu durumlara gelir.

Şeyi söyleyeyim bir de size, şu anda eğer bu fair play kurallarını biz yerine getirmezsek bize müdahale edecekler, ondan sonra elimizden bir şey gelmeyecek, yapamayacağız. Öyle bir federasyonumuz var ki bizim yani şöyle söyleyeyim: Federasyon başkanı hiçbir maça gidemiyor tepkiden, kulüp başkanları diğer deplasmanlara gidemiyor tepkiden, aldıkları cezalar altmış gün, doksan gün falan, neredeyse maça gelemeyecekler kulüp başkanları yıl içerisinde. Esprisini de yaptım, Allah’tan bu ceza hapis cezası değil, çoğu cezaevinden çıkamazdı kulüp başkanları bu gidişle. Geçen gün Futbol Federasyonu Profesyonel Disiplin Kurulu, Trabzonspor Kulübü Başkanı Sayın Ahmet Ağaoğlu’na altmış gün ceza verdi, iki gün sonra Hukuk Kurulu cezayı iptal etti. Ya, altmış gün ceza verilen adamın cezası iptal edilir mi? Demek ki haksız ceza verdin o zaman.

MUHAMMET BALTA (Trabzon) - Aynen öyle.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Ya bu cezayı verme ya da hadi, indir onu elli güne, kırk güne; sıfır ne?

MUHAMMET BALTA (Trabzon) – Haksız ceza verdiler.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – İnanılmaz bir federasyonumuz var, inanılmaz kötü yönetiliyor.

Millî Takım’a gelelim, geçen ay Millî Takım’ımız Avrupa Uluslar Ligi’nden küme düştü, yanılmıyorsam da son 4 maçta gol atamayarak. Şimdi Millî Takım’ımızın oynayacağı ligi söylüyorum size: Türkiye, Estonya, Ermenistan, Karadağ, Kuzey İrlanda, Lüksemburg, Litvanya, Cebelitarık, Faroe Adaları, San Marino, Malta, Andorra, Kosova. Çoğunun duymadınız bile ismini, belki seyretmediniz hayatınız boyunca; Türkiye Millî Takımı, şu anda burada. Peki, Türkiye Millî Takımı neredeydi? Hepimiz buna şahit olduk biz, 2002 senesinde Japonya’da yapılan Dünya Kupası’nda dünya 3’üncüsü. Peki, şu anda 2018’de, dünya 38’incisi. Şimdi futbolun geldiği nokta.

Kulüplere gidelim, Galatasaray, 2000’de UEFA Kupası’nı almış, bütün devleri yenerek, bütün devleri yendi. Sonradan da Süper Kupa finalinde Real Madrid’i de yendi, Arsenal’i de yendi, bütün hepsini yendi ve 2001’de Süper Kupa’yı aldı. Geçen hafta Galatasaray-Porto maçı oynanıyor İstanbul’da ve Porto, Galatasaray’ı 3-2 yeniyor, Galatasaray Şampiyonlar Ligi’nden eleniyor. Galatasaray’ın üst düzey bir yöneticisi televizyona çıkmış diyor ki: “Soyunma odasına bir girdim, alkış tufanı koptu, binlerce insan beni aradı, tebrik etti.” Arkadaş, yanlış soyunma odasına mı girdin yani? (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Biz şu anda ağlanacak halimize gülüyoruz. Koca Galatasaray takımı Porto’ya yenilmiş, Şampiyonlar Ligi’nden elenmiş; binlerce tebrik telefonu alınmış ve soyunma odasında alkış varmış. Bu, bir zihniyetin çöküşüdür arkadaşlar. Biz Dünya Kupası’nda 3’üncü olduk, Süper Kupa aldık, UEFA aldık, bir dünya Avrupa şampiyonalarına katıldık ama şu andaki durum facia Sayın Bakanım.

Şimdi, bunları size ben niye anlatıyorum? Ha, bir şey daha anlatacağım, 2024 senesinde Avrupa Şampiyonası olacaktı -biliyorsunuz, Almanya ile biz kaldık 2 ülke- ve bununla ilgili inanılmaz bir kampanya düzenlendi, inanılmaz paralar harcandı, hem sponsorlar hem devletin imkânları. Sonra ne oldu, biliyor musunuz? Oraya gittik, 12’ye 4 kaybettik biz, olabilir bu. Ama biz 2016’ya da talip olmuştuk bundan sekiz sene önce, 1 oyla kaybetmiştik. Şimdi, o kadar kötü yönetiliyor ki… Tanıtım filmini seyrettiniz mi veya oradaki kampanya nasıl yürütülüyor? Dünya futbolunda 2’nci adam Şenes Erzik -yirmi sene bizi temsil etti- kampanyada yok; etçi tuz atıyor, etçiyi koymuşlar kampanyaya, diyorlar ki: “Türkiye'nin tanıtımı bu.” Siz dalga mı geçiyorsunuz ya?

ORHAN SÜMER (Adana)- Kaptan, sorumlusu kim, sorumlusu?

SAFFET SANCAKLI (Devamlı) – Ya, anlatıyorum ortaya. Kim üzerine ne alınıyorsa alınsın.

Şimdi, o kadar kötü yönetiliyor ki bu Futbol Federasyonu, kendi içlerinde de birbirlerine girdiler. Sayın Ali Dürüst istifa etti bundan bir on beş, yirmi gün önce, diyor ki: “Ben Futbol Federasyonundan istifa ediyorum, güvenmiyorum bu Futbol Federasyonuna.” Ne olduysa iki günde? İki gün sonra “Hayır, ben, Federasyon Başkanı ve Futbol Federasyonuna güveniyorum, geri dönüyorum görevimin başına, istifa etmiyorum. Galatasaray’ın haklarını korumak için de buradayım.”

Bakın, arkadaşlar, Futbol Federasyonu yöneticisi, bir kulüp isminin hakları için oradaymış. Peki, Kayserispor’un, Ankaragücü’nün, Trabzonspor’un -ne bileyim- Gaziantepspor’un, Eskişehirspor’un haklarını kim koruyacak ya? Siz meydanı boş mu bulduğunuzu zannediyorsunuz? Kasımpaşa’yı, bütün takımları yani… Böyle bir rezillik olmaz. Bu rezalete bir son vereceğiz biz.

Tabii ki söylenecek daha çok şey var ancak Sayın Bakanım, şimdi size anlatıyorum, ben bunları anlatırken sizi de suçlamıyorum, sizi de sorumlu tutmuyorum, hepimiz sorumluyuz.

On altı yıldır bu iktidardasınız, tek başınıza yönetiyorsunuz; futbolda bu başarısızlıklar ve spordaki bu başarısızlıklar ne zaman gelmiş biliyor musunuz? Türkiye tarihinin en büyük tesislerinin yapıldığı dönemde, Türkiye ekonomisinin dünyada ilk 20’ye girdiği dönemde. Bu kadar iletişim, bu kadar para, bu kadar imkân ama 2002’den 2018’e gelinen nokta bu.

Şimdi şöyle bir şey düşünün, bir hasta düşünün, kanser artık her tarafını sarmış. Bunu morfinle, Asprin’le, Gripin’le çözmeniz mümkün değil. Gittikçe de bu, sarıyor ve artık, tamamen sardı; bunu kökünden atacaksınız Sayın Bakanım.

Burada, daha önce bakanlık yapan Çağatay Bey var, Osman Aşkın Bak var -sizi yeni tanıyorum- hiçbirinizin iyi niyetinden şüphem yok ama biraz cesaretli olun. Bakın, burada Milliyetçi Hareket Partisinin 50 aslanı var vatan aşkıyla tutuşan, görev aşkıyla tutuşan. (MHP sıralarından alkışlar) Yanınızdayız, sporla ilgili ne kadar bilgimiz, görgümüz varsa hepsini masaya da koyarız, geliriz gece gündüz de çalışırız.

Şimdi, anlıyorum sizi; bazı dengeler, Spor Bakanlığında klikleşme, şu olmuş, bu olmuş, Allah önce size kolaylık versin, önce onu söyleyeceğim ama cesaretli olmazsanız geldiğiniz gibi gidersiniz. Onun için, cesaretli olun. Burada, herkes de bu futbol konusunda size destek verecektir.

Bir şansınız daha var: Millî futbolcu Alpay Özalan burada. Adını altın harflerle Türk Millî Takımı’na, futbol tarihine yazdırmış.

Alpay, sana da söylüyorum, bu sorumluluk en çok da sana düşüyor. Neden? İktidar partisi milletvekilisin; Bakanınız da burada, Hükûmetiniz de burada, her şey elinizde. Lütfen, bu sorumluluğu al ve gereğini yap. Bazı çalışmalar yaptığını da biliyorum, bana da söyledin ama bunlardan geri adım atma. Biz de buradayız. Hiçbir parti bu söylediklerime karşı çıkmaz. Kim istemez, burada futbol düzelsin?

Akşam burada Beşiktaş maçı var, 2 milletvekili seyrettik maçı on beş dakika, Beşiktaş’ın maçı, Avrupa’da -elendi hem de- kritik maç, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Bey vardı; Fenerbahçe maçını büyük ihtimalle kimse seyretmedi.

Peki, ne olacak arkadaşlar? Bizim bir zevkimiz, bir keyfimiz vardı; o da artık törpülendi.

Onun için, Sayın Bakanım, şöyle de bir mazeretiniz olamaz: “Ben yeni bakan oldum –evet, beş aydır bakansınız- problemleri önce bir tespit edeyim, sonra müdahale edeceğim.” Öyle bir şansınız da yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yıllardır Spor Bakanlığında üst düzey görevde, bürokrat olarak çalıştınız. Başarılı işler yaptığınızı da biliyoruz, bütün problemleri de biliyorsunuz ama bizim Türkiye’de bir hastalık var: İşte “Dengeler var.” “onun adamı” “bunun kardeşi” “Seçim geliyor.” “Seçim bitsin.” “Aman şu darılmasın, bu gücenmesin.” Artık, buna bizim hakkımız kalmadı arkadaşlar, hepimiz için söylüyorum. Ya bu sporu düzelteceğiz ya da başta FETÖ terör örgütü olmak üzere futbol üzerinde, futbol terörü üzerinde ciddi manada çalışma yapılıyor. Başkanların ceza almaları, antrenörlerin ceza almaları, oyuncular, statlardaki olaylar; hep bir şeyler körükleniyor. Hep de söylediğim bir şey var, Yugoslavya’daki Sırbistan-Bosna savaşı statta başladı. 35-40 kişi ölünce ondan sonra bütün ortam hazırlandı ve ülke de yediye bölündü. Çok dikkatli olmalıyız, bu spor hepimizin ortak değeridir, partilerüstüdür. Onun için de Sayın Bakanım, cesaretli olun, adımları atın, biz de arkanızdayız. Lütfen, buraya konuşmaya geldiğinizde tesisleri anlatmayın, biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Sancaklı.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Teşekkür ederim.

Muhteşem statlar yapıldı, tesisler yapıldı, her türlü imkânımız var, hiçbir lafımız yok ona ama bu işleri nasıl çözeceğinizi gelin burada anlatın, biz de burada sevinelim, bugün bir keyifli gidelim evimize. Öyle mi arkadaşlar?

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sporcuların kazanma hırsı yok.

SAFFET SANCAKLI (Devamla) – Ben teşekkür ediyorum beni dinlediğiniz için.

Sayın Başkanım, fazladan süre verdiğiniz için size de teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanlarım, size de saygılarımı sunuyorum.

Hepinize de tekrardan teşekkür ediyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Mersin Milletvekilimiz Olcay Kılavuz’a aittir.

Buyurun Sayın Kılavuz. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Gençlik bir milletin atardamarıdır. Gençlik bir milletin direnç kaynağı, gelecek umududur. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Bütün ümidim gençliktedir.” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyacak ve geliştirecek olanların Türk gençliği olduğunu ifade etmiştir. Önceliği gençlik olmayan, gençliğe yeterince yatırım yapmayan ülkelerin gelişmesi de imkânsızdır. Gençliğin ekonomik ve sosyal hayata hazırlanmasında, eğitimden istihdama her alanda fırsat eşitliğinin sağlanması, tüm kurum, kural ve uygulamaların fırsat eşitliği anlayışına uygun olarak şekillendirilmesi gençlerimizin en büyük beklentisidir. Gençlik sorunlarına yaklaşım, ekonomik, toplumsal, kültürel ve psikolojik yönlerden bütünlük arz etmelidir. Gençlerin toplumsal hayata aktif katılımlarını ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerini sağlayacak öz güven ve toplumsal aidiyet duygularını güçlendirecek hizmetler sunulmalı ve çeşitlendirilmelidir. Bu amaçla politika ve hizmetler geliştirilmeli ve kurumlar arası eş güdüm artırılmalıdır.

Eğitim-istihdam ilişkileri dinamik bir yapıya kavuşturulmalı, ihtiyaçlara uygun bir insan gücü planlaması yapılarak diplomalı işsizlik önlenmeli ve iş bulma tesadüflere bırakılmamalıdır. Gençlerin iş gücüne katılımının düşüklüğü, eğitimden iş gücü piyasasına geçişte yaşadığı sıkıntılar, işsizlik oranlarının yüksek olması ve temel becerilerindeki eksiklik sorunları önemini korumaktadır. İşsizlik sorunu, gençlerimizin önünde duran en büyük sorundur ve birçok başka soruna da kaynaklık etmektedir. Genç işsizlik oranını düşürmek Hükûmetin temel hedeflerinden biri olmalıdır.

Yükseköğrenimde gençlerimizin barınma sorunları vardır. Üniversitelerde barınma sorunu, artan öğrenci sayısına bağlı olarak her yıl büyümektedir. Üniversite sayısı artarken yurt sayısı aynı artışı göstermediği için öğrencilerimiz mağduriyetler yaşamaktadır. Farklı şehirlerden gelen ve maddi durumu iyi olmayan öğrenciler sırf bu nedenlerle istismar edilmektedirler. Bunun en bariz örneği, FET֒nün yurt ve evleridir. Bu hain örgütün özellikle üniversite öğrencilerini nasıl ağlarına düşürdüğünü, onların maddi yoksunluklarından nasıl yararlandığını milletçe gördük. Bu sebeple devletimiz öğrencilerimizi kimseye muhtaç etmemelidir. İnsanın en temel ihtiyaçlarından olan barınma ihtiyacı aynı zamanda istismara da en açık alanlardan biridir. Bu anlamda FET֒nün yıllarca gençleri nasıl zehirlediği unutulmamalıdır. Yurt yerleştirmeleri üniversite kayıtlarıyla aynı anda yapılmalıdır. Talep eden her öğrenciye yurtlarda barınma imkânı temin edilmelidir. Yoksul öğrencilerin devlet yurtlarında öncelikli olarak barınmaları sağlanmalıdır. Öğrencilere ocak ayı itibarıyla verilmeye başlanan burs ve kredilerin üniversitelerin açıldığı eylül ayından itibaren verilmeye başlanması muhakkak sağlanmalıdır. Eylülde üniversiteye başlayan bir öğrencinin ocak ayına kadar dört ay boyunca kredi yahut burs beklentisiyle mağduriyet içerisinde olduğu da ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra öğrencilere verilen burs ve kredilerin günün şartlarına uygun olarak iyileştirilmesi ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düzenlenmesi de oldukça önemli bir husustur. Gençler için bu konuda gerekli çalışmaların yapılması önceliğimiz olmalıdır.

Gençlerin boş zamanlarını değerlendirebilecekleri, kişisel yeteneklerini keşfedebilecekleri çeşitli sosyal ve kültürel imkânlardan da bilimsel bir anlayışla yürütülen rehberlik hizmetlerinden yararlanabilecekleri merkezlere etkinlik kazandırılmalıdır.

Gençliğin millî ve manevi değerlerle donanımlı olarak yetişmeleri sağlanmalıdır. Bu kapsamda tarihî ve kültürel geziler artırılmalı, Türk tarihi açısından büyük önem taşıyan bölgelerimizde geziler ve kamplar organize edilmelidir. Böylelikle gençlerimiz kültürlerinin ve tarihlerinin mihenk taşı olan yerlerin ruhunu ve estetiğini bizzat müşahede etmek imkânı bulacaktır.

Gençliği suça iten sebepler ortadan kaldırılarak suç işlenmiş ve hüküm giymiş gençler potansiyel suçlu olmaktan çıkarılarak yeniden topluma kazandırılmalıdır. Sigara, alkol ve her türlü uyuşturucu madde kullanımına, kumar ve benzeri alışkanlıklara, ahlaki çöküş, anarşi ve teröre karşı gençleri korumak ve bilinçlendirmek amacıyla aile müessesesinin güçlendirilmesine, gençlerin kendilerini ifade edebilecekleri sosyal ve kültürel ortamların oluşturulmasına önem verilmeli, spor ve sosyal faaliyet imkânları geliştirilmelidir. Diğer yandan, bağımlı çocuk ve gençlerin tıbbi tedavileri ile sosyopsikolojik açıdan rehabilitasyonlarını ve topluma uyumlarını sağlamaya yönelik kurumsal yapı ve hizmet modelleri geliştirilerek yaygınlaştırılmalı, bu alanda koruyucu ve önleyici faaliyetler artırılmalıdır.

Türk gençliğinin en büyük teşkilatı olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfının zaruriyetle üzerinde durduğu bir husus olan uyuşturucu ve madde bağımlılığıyla mücadelenin terörle mücadele kadar önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Ülkü Ocakları bünyesinde Uyuşturucuyla Mücadele Platformu kurulmuş, bu platform aracılığıyla yurt genelinde konunun uzmanları tarafından bilgilendirici ve farkındalık sağlayan seminerler, paneller, dergi, broşür ve kitap çalışmaları düzenlenmiş; kısa filmler, belgeseller, tiyatrolar ve sosyal medyadaki çalışmalar aracılığıyla milyonlarca insanımıza ulaşılmıştır. Ülkü Ocaklar Eğitim ve Kültür Vakfının Uyuşturucuyla Mücadele Platformu Türkiye’deki diğer sivil toplum kuruluşlarına da örnek olmalı, gençlerimizi bu bataklıktan kurtarmak için devlet ve sivil toplum kuruluşları iş birliği içerisinde hareket etmelidir.

Gençlerimizi ısrarla spor yapmaya davet ediyor ve diyoruz ki: Ey Türk genci, damarlarındaki asil kanı kirletme! Türk toplumunun her ferdinin, özellikle gençliğin beden ve ruh sağlığını geliştirmek için millî bir spor politikası uygulanarak gerekli insan gücünün yetiştirilmesine ağırlık verilmelidir. Sporda başarı kadar sevgi, ahlak, disiplin, azim ve gayret gibi erdemler ile toplumsal kaynaşmaya katkı ön plana çıkarılmalı, her alanda sporcu yetiştirmek için gerekli fiziki, teknolojik ve insan gücü altyapısı tesis edilmelidir. Mahallî idarelerin spor alanındaki etkinliklerinin artırılması, spor kulüpleri ve federasyonların kapasitelerinin güçlendirilmesi, spordaki şiddet ve doping olaylarının önlenmesi ve spor finansmanının çeşitlendirilerek artırılması gerekmektedir. Federasyon yönetimlerinin liyakatli ve emin ellere teslim edilmesinin çok önemli olduğunu buradan ifade etmek istiyorum. Geniş kitlelerin sporu yaşam biçimi olarak benimsediği, talep eden herkesin spor faaliyetine erişiminin sağlanabildiği, uluslararası şampiyonalarda çok sayıda sporcuyla derece alan olimpiyat oyunları başta olmak üzere, dünyadaki prestijli spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan ve böylelikle sporun her dalında dünya çapında rekabet edilebilir seviyeye ulaşmış bir ülke olmak temel amaç olmalıdır.

Çocuklarımız mümkün olduğu kadar erken yaşlarda spora yönlendirilmeli, yetenek ve becerilerinin olduğu dallarda spora katılımları ve yetiştirilmeleri sağlanmalıdır. Sporcu seçimi ve yönlendirilmesi amacıyla öncelikle çocuklarımızın bilimsel metotlarla fiziksel uygunluk normları ortaya çıkarılarak bedensel özellikleri tanınmalı, ayrıca spor yapabilecekleri alanlarla ilgili düşük maliyetli projeler hayata geçirilmelidir.

Geleneksel sporlarımızın gelişmesine önem verilmeli, bu hususta özendirici etkinlikler düzenlenmelidir. Geleneksel Türk sporlarının öncelikli olarak tespitinin yapılması, daha sonra ise federasyonlaşmanın ve bu yolla yaygınlaşmanın önü açılmalı, Türk gençliğinin bu spor dallarıyla tanışması sağlanmalıdır.

Türk dünyası dostluk ve kardeşlik oyunları düzenlenerek spor yoluyla Türk dünyası dostluk ve kardeşliği pekiştirilmeli, her dalda uluslararası spor organizasyonlarının ve olimpiyat oyunlarının ülkemizde düzenlenebilmesi için gerekli yatırımlar yapılarak bu konudaki faaliyetler desteklenmelidir. Macaristan’da düzenlenen Turan Kurultayı ve Kırgızistan’da düzenlenen Göçebe Oyunları gibi başarılı organizasyonlar ülkemizde de icra edilmelidir.

Türk gençliğini, tedbir alınmazsa yakın bir zamanda bekleyen risklerden biri de teknoloji ve internet bağımlılığıdır. Gençliğin sağlıklı bir şekilde sosyalleşmesine mâni olan, gerçek dünyadan soyutlayan bu bağımlılığa karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Bu minvalde Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında yapılacak mutabakatla gençlerimizin teknolojiye olan ilgilerini yeterli ölçüde tutmaları ve bunun yanı sıra yerli ve millî yazılım üretme noktasına yönlendirilmeleri sağlanmalıdır.

İkili ilişkilerden aile ilişkilerine kadar pek çok sosyal olguya darbe vuran sosyal medya bağımlılığı da gittikçe artan bir hastalık hâline gelmektedir. Sosyal ve ruhi etkileri kadar Türk dilini de bu anlamda sosyal medya esir almıştır. Sosyal medyanın sözde sorumluluk gerektirmeyen ve hiçbir değeri tanımayan bir dünya oluşu Türk dilindeki bozulmaları tetiklemektedir. Türk dili bu mecralarda büyük saldırıya uğramaktadır. Bu noktada Gençlik ve Spor Bakanlığımızın icap ederse Türk Dil Kurumuyla, yıkıma doğru sürüklenen Türk dilini korumak adına faaliyetler yapması gerektiğinin önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.

Yine, gençlerimizin Türk kültürüne dair bilgi ve görgülerinin artırılması, kimliğimizin en önemli unsurlarından biri olan kültürümüzün farkında şuurlu bir gençlik yetiştirilmesi de son derece hayati bir meseledir. Bu konuda Gençlik ve Spor Bakanlığımızın Kültür ve Turizm Bakanlığıyla ortak çalışmalar yürütmesini beklediğimizi de ifade etmek istiyorum.

Kültürümüz, yaşam biçimimizi, dünyaya bakışımızı, reflekslerimizi, kısacası hayata ilişkin tavrımızı ortaya koyan değerlerin genel toplamıdır. Bu yönüyle de çok hassas ve üzerinde derinlemesine düşünülmesi gereken bir konudur. Türk gençliğini popüler kültürün yahut başka bir deyişle kitle kültürünün etkisi altına aldığı şu günlerde daha da önemli bir hâle gelmektedir. Türk kimliğini aşındıran kitle kültürüne karşı Türk kültürünü korumak, canlandırmak ve gelecek nesillerimize miras bırakmak millî borcumuzdur.

Gençlik ve Spor Bakanlığının Türk dünyasıyla olan münasebetlerini destekliyoruz. Türkiye’de Türk dünyasına dair ilgisi ve bilgisi en fazla ve en derin sivil toplum kuruluşu olarak Türk dünyasına dair fikir ve tecrübelerimizi paylaşmaya her zaman hazır olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin ve dünyanın en büyük gençlik teşkilatı olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı, Türk gençliğinin bilimden sanata, kültürden spora, madde bağımlılığından millî şuura kadar hemen her alanda çok ciddi, yaygın, bilimsel çalışma ve faaliyetler gerçekleştirmektedir. Türk gençliğinin karşılaştığı ve karşılaşacağı sorunlara çözümler üretmeyi yegâne amaç olarak görmektedir. Gençliğimizin millî ve manevi şuurla yetişmesini ülkü edinmektedir. Bu amaçla da gerek genel merkez nezdinde gerekse il ve ilçe temsilciliklerimiz aracılığıyla sayısız faaliyet gerçekleştirmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OLCAY KILAVUZ (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

OLCAY KILAVUZ (Devamla) – Türk gençliğine kitap okuma alışkanlığı kazandırmak adına kitap hediye kampanyaları, kitap basım dağıtımları, kitap okuma günleri, gençliğimizi donanımlı hâle getirmek maksadıyla çalıştaylar, kurultaylar, konferanslar yapılmaktadır. Gençliğimizin sağlıklı bir hayata kavuşması için spor etkinlikleri, kültürel ve sanatsal faaliyetler içerisinde bulunması için kültürel geziler ve sanat akademileri gibi projeler uygulanmaktadır. Bununla birlikte Türk gençlerinin içerisinde bulunduğu toplumun sorunlarına kayıtsız kalmamalarını sağlamak için farkındalık etkinlikleri düzenlenmekte, yaşlılara, otizmli çocuklara, kadına, çocuklara ve çevreye dair duyarlılıklarını artırmak adına projeleri Ülkü Ocaklarında hayata geçirmekteyiz.

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’nin öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu faaliyetler için başta genel merkez yöneticilerimize, il ve ilçe Ülkü Ocakları başkanlarımıza, tüm yiğitler yiğidi bozkurtlara ve asenalarımıza yürekten şükranlarımı sunuyorum. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OLCAY KILAVUZ (Devamla) – Gençlerimize yapılan yatırım, geleceğimize yapılan yatırımdır. Bu yönüyle, gençlere yapılan harcamalar asla boşa gitmeyecek, bir değer olarak millî hayatımıza geri dönecektir.

Gençliği mutlu olmayan, aydın olmayan bir ülkenin, bir milletin geleceği karanlıktır, mutsuzdur. Gençlerimizin kıymetini bilelim, onların her şeyin en iyisine layık olduğunu aklımızdan çıkarmayalım ve yapacağımız işleri de bu şuurla yapalım. Başbuğumuz Rahmetli Alparslan Türkeş Beyefendi’nin bir sözüyle gençlerimize buradan bir nasihatte bulunmak istiyorum: “Sizler birer Türk Bayrağı’sınız, bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin ve yere düşürmeyin.” diyor ve yine, “Türk yüksek vasıflı olmak zorundadır.” diyor, yüce Meclisinizi saygıyla ve hürmetle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, söz mü istiyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Türk futbolunun sorunlarının araştırılıp çözüm önerilerinin sunulacağı bir araştırma komisyonunun kurulmasının yerinde olacağına, Mecliste görev yapan basın mensupları ile Başbakanlıktan gelen personelin sorunlarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, öncelikle, bir öneri olarak veya Sayın Sancaklı’nın söylediklerine bir katkı olarak şunu söyleyebiliriz: Türk sporunun ve Türk futbolunun bu kadar ciddi sorunları varken -ki tespitlerine katılıyoruz- Sayın Özalan bir grupta, Sayın Sancaklı bir grupta, tüm grupların sporla ilgili çok önemli milletvekilleri var, bu konuda -oradan gelirse olmuyor, buradan gelirse olmuyor- partiler arası bir uzlaşma aranarak -geçmiş dönem spor bakanlarımız var- Türk futbolunun sorunlarının müştereken araştırılıp çözüm önerilerinin Bakanlığa teklif edileceği, partilerin birlikte katkı vereceği bir araştırma komisyonu çok yerinde olur. Uzlaşıyla iki komisyon kurduk, çalışıyor. Üçüncü bir komisyon ya da bu komisyonlardan biri tamamlandığında… Bizce bu son derece önemli bir konu. Böyle bir konuda, tahmin ediyorum, bütün partiler de olumlu katkı sağlayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, oturumu yöneten Başkan Vekilimiz olarak, bu konularda duyarlılığınızı da biliyoruz... İki tane ciddi sorun var, bir tanesi: Bizi takip eden gazeteci arkadaşlar… Onarımlardan dolayı falan geçici bir süre için “Sadece milletvekilleri yemekhaneye girebilir, siz diğer binaya gideceksiniz.” denmişti; o da doğru değildi ama geçiciydi. Bütün tadilatlar bitti, bütün lokantalar açıldı. Bizi takip eden basın mensuplarının ve bu binada da çalışsalar personelin bu binada yemek yemesine izin verilmiyor. Bu bir ihmal herhâlde veya geçici bir şey kalıcılaşmış, buna bir müdahale etmek lazım. Biz hepimiz -hangi partiden olursak olalım- ne istiyoruz? Basında iyi bir yer istiyoruz ama basına da iyi bir yer vermek lazım, onlara özellikle bu karda kışta “Hadi, yemek yemeye oraya gidin…” Bugün birçoğu dedi ki: “Yemek yiyemedik, aç açına çalışıyoruz.” Bu konuya siz müdahale edersiniz Sayın Başkan.

Son olarak da, Başbakanlıktan gelen personel hepimize iletiyor, sizlere de iletiyorlardır, Başbakanlıktan buraya Binali Bey’le birlikte geldi. Ne kadar doğru ne kadar eğri orasını tartışmıyoruz ama çay ocağında aynı işi yapan biri, Meclisin eski personeli 3.200 alıyor, diğeri 2.200 lira alıyor. “Başbakanlıkta servis vardı, kahvaltı vardı, öğlen yemeği vardı, akşam yine servis vardı; burada bunların hiçbiri olmayınca asgari ücretin altına düşüyoruz.” diyorlar. 90 garson, 30 aşçı, 76 şoförün doğrudan sorunu var. Ayrıca, Başbakanlıktan gelen diğer personelin durumunu bilmiyoruz ama onlarda da ciddi mağduriyet var. Meseleye “Başbakanlıktan geldi, Binali Bey’le geldi.” diye bakmayıp bu kişilerin bu mağduriyetini hep birlikte gidermeliyiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Grup Başkan Vekili.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Erkan Bey.

25.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türk sporunda yaşanan sorunlar, alınması gereken tedbirler ile uluslararası alanda başarı elde etmek için yapılması gerekenlere yönelik çalışmanın MHP Grubu tarafından yürütüldüğüne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel kürsüde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine söz alan Değerli Arkadaşımız Sayın Saffet Sancaklı Türk sporunu ve yaşanan sorunları, on beş dakikalık süre içerisinde gayet velut ve veciz bir şekilde özetledi. Bu, Türk sporunda yaşanan sorunlar, alınması gereken tedbirler, bilhassa Türkiye olarak sporda uluslararası alanda daha büyük başarılar elde etmemiz için yapılması gereken çalışmalar ve bilhassa da olimpiyatları hedef alan bir spor politikasına yönelik çalışmalar Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından yürütülmektedir ve çalışmalarımızın da son aşamasındayız. Öyle ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan bütün siyasi partilerimizin ortak bir mutabakatıyla bu konuda belli bir merhaleyi alacağımızı düşünüyoruz. Bu konuda da bilgilendirmek istedim Genel Kurulu.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Özgür Bey, teşekkür ederim, özellikle basın mensubu arkadaşlarımız ve diğer… Onları Başkanla da görüşerek inşallah en iyi şekilde şekillendireceğiz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Söz sırası, Ankara Milletvekili Sayın Şenol Bal’da.

Buyurun Sayın Bal. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ŞENOL BAL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün 2019 yılı bütçesi hakkında İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, RTÜK, radyo ve televizyon ve sonradan eklenen internet faaliyetlerini de düzenlemek ve denetlemekle görevli, Anayasa’nın 133’üncü maddesi kapsamında, üyeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliğidir. Peki, değerli milletvekilleri, sizlere soruyorum: RTÜK ne kadar özerktir ve ne kadar tarafsızdır? Aranızda bu ülkede herhangi bir kuruluşun tarafsız olabileceğini, tarafsız davranabileceğini düşünen var mıdır? Gerçekleri raporladı diye Sayıştay Başkan Yardımcısının görevden alındığı bir ülkede, enflasyonu doğru hesapladı diye TÜİK yöneticilerinin görevden uzaklaştırıldığı bir ülkede, doğruları yazdı diye gazetecilerin tutuklandığı bir ülkede RTÜK ne yapar? RTÜK, havuz medyasına karışamıyor, havuz patronlarına dokunamıyor, saray yancılarına el süremiyor. Ee, ne yapsın adamlar? Boş boş oturmayacaklar herhâlde; dönüyorlar geriye, kalan üç beş muhalif kaleme, TV’ye, gazeteye basıyorlar kapatmayı, basıyorlar cezayı.

Öyle bir korku imparatorluğu kurdunuz ki bırakın kurumların, bürokratların haksızlığa “dur” demelerini sokaktaki insan “geçinemiyoruz” demeye dahi korkar oldu, başımıza bir iş gelir korkusuyla derdini bile anlatamaz oldu.

Evet, buradan, Gazi Meclisten Türk milletinin aziz evlatlarına sesleniyorum: Sizi korkutmak, sindirmek için her oyun oynanır bu ülkede, işgüzar yancılar ince ince tehditler de savururlar. Gerçekleri söylemekten asla korkmayın; şunu biliniz ki cesaret esareti yener.

Ey iktidar zorbaları, siyasi, politik, ekonomik, sosyal başarısızlıklarınızı başarılı göstermek, rüşvet, yolsuzluk, kamu kaynaklarının kötüye kullanılmasını örtbas etmek, hukuka aykırı iş ve işlemlerinizi karartmak, kişi ve kurumları hedef hâline getirmek ve muhalefeti susturmak amacıyla kamu gücünü de kullanarak yazılı ve görsel basını ele geçirmiş ve ele geçiremediklerinizi ise baskı ve sansüre maruz bırakmış olabilirsiniz ancak ne yaparsanız yapın asla bizi hiçbir surette susturamayacaksınız, gerçekleri milletimize anlatmamıza engel olamayacaksınız. Daima Hakk’ın ve haklının yanında olacağız, zalim ve zulmedenlerin karşısında kaya gibi dimdik duracağız; milletimize sözümüz var.

Sayın milletvekilleri, tarih sayfaları despot yönetimlerin halkı ekmek bulamazken saraylarda pasta yiyenlerin, açgözlü demagogların hazin sonlarıyla doludur. Bu örneklerin asırlardır yaşatıldığı yer ise tiyatrolardır. Tiyatrolar da, sanatçılar da her zaman halkın yanında olmuş, halkın derdini anlatmış, diktatörleri eleştirmişlerdir. Bu özelliklerinden dolayı, halkın yanında olan yönetimler tarafından desteklenmiş, halkı ezenler tarafından zulme uğramışlardır.

Peki, on altı yıllık AKP iktidarında tiyatroya, tiyatrocuya ne kadar önem verilmiştir. Sayın iktidar milletvekilleri sizlere sesleniyorum -her ne kadar dinlemiyorsunuz ama- demokrasinin olmadığı yerde sanat olmaz, yapılana da zaten sanat denilmez. Millî kültürümüzün gelişmesinde önemli yeri olan sanatçıların önündeki engelleri kaldıracağız inşallah, Allah izin verirse.

Birtakım yandaş sanatçıları oluşturdunuz, verilen işlerle de bunları besliyorsunuz. Size biat etmeyenleri ise baskı, korku ve sansür yoluyla kontrol altında tutmaya çalışıyorsunuz. Kültür merkezlerini yıktınız, tiyatroları kapattınız, sanatı ve sanatçıyı desteklemediniz, beğenmediğiniz oyunları oynatmadınız. Gerçek sanatçıları açlığa terk edip yandaş sanatçıları sarayda ejder meyveleriyle resepsiyonda ağırladınız.

İstediğiniz kadar zulmedin, istediğiniz kadar ayrıştırın, istediğiniz kadar yok sayın, Türk milletini artık kandıramayacak, kendinizi kurtaramayacaksınız. Tarih yine gerçeği yazacak, “milletin tokadı” adlı oyun memleketin tüm vilayetlerinde kapalı gişe oynayacak inşallah ve sizler de kafanızı öne eğip gerçek sanatçılardan gerçek bir oyun seyredeceksiniz.

Sayın milletvekilleri, bakınız, Ankara Operasında bile perdeyi genç sopranolar ve tenorlar açıyor. Bunların neredeyse hepsi dünya çapındaki yarışmalarda ödül almış sanatçılar. Devlet Opera ve Balesinde sanatçılara kadro verilmiyor. 2.200 lira maaşla çalışan 800 küsur sanatçı ve yardımcı eleman insan haklarına aykırı biçimde çalıştırılıyor. Orkestralar bazen repertuvara aldıkları eserleri müzisyen yokluğundan iptal ediyorlar. Balede bütün başroller genç yevmiyeliler tarafından oynanıyor. Yeri gelmişken Sayın Bakan, özellikle size söylüyorum: Devlet Tiyatrolarında “süreli sözleşmeli personel” diye nitelenen teknik personel toplamda 700 kişi bir türlü kadroya atanamıyor. Aylık yirmi altı gün prim yatıyor bu kişilere, sosyal hakları yok, tek taraflı fesih yetkisi olan bir sözleşmeyle yıllardır atılma korkusuyla bekliyorlar. Mezunlar, on yıllık zorlu eğitimin ardından kendi ülkelerinde gelecekleri olmadığı için yurt dışına gitmeye çalışıyorlar. Devlet Tiyatrolarında en az on yıldır sınav açılmıyor, mezun sanatçı atanmayı bekliyor. Buna karşın her yıl yeni tiyatro bölümü ihtiva eden fakülteler açılıyor ülkemizde. Van, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Trabzon, Konya gibi illerde yerleşik tiyatro kurulalı yirmi sene oldu ama 7-8 kadrolu sanatçıyla perde açılmıyor. Burada bütçe konuşurken, bu ülkede vergi veren her vatandaşımızın kültür ve sanat hizmetlerine adil ve eşit ulaşabilmesinin şart olduğunu unutmayın. Sanat ve sanatçıyla tanışmamış çocuk ve gençlerimizin kavgayla, silahla, uyuşturucuyla karşılaşma riskleri çok daha büyük.

Başta çocuk oyunları olmak üzere, bizim tarihimizi, kültürümüzü, misafirperverliğimizi; Türk insanının yiğit, cesur, atasını sayan, küçüklerini koruyan, vatansever karakterini yansıtan oyunların sayısı da bir hayli az. Geleneksel tiyatromuz raflarda can çekişiyor. Meddah, Kavuklu, Pişekar çoktandır sahnelerde görünmüyor. Hele en büyük iki mizah ve hiciv ustası Karagöz ve Hacivat hiçbir tiyatronun repertuvarında yok.

Aralık 2018’de yayınlanan Özel Tiyatrolara Devlet Desteği Yönetmeliği kapsamında amatör tiyatrolara bile 18 bin lira ayrılırken geleneksel tiyatroya en çok 15 bin lira destek verileceği yazılmaktadır. Devlet Tiyatrosu bir an evvel yeni yerleşik tiyatrolar açmalı, Kültür Bakanlığı salon inşa etmek isteyenleri teşvik etmeli, sanattan ve sanatçıdan ve sanat dostlarından alınan vergi miktarı yeniden gözden geçirilmelidir. Ama bu zihniyet devam ettiği sürece keman çalacak, beste yapacak, orkestra yönetecek, sahnede anamızı atamızı oynayıp bize ayna tutacak oyuncuyu ve gerçek sanatçıyı bulamayacağız.

Evet, sayın milletvekilleri, biraz da uyanmanız için size “Sanatın korunması ve geliştirilmesi için karar mercisi nedir?” diye sorsam, “Sanatçılar, kültür insanları ve onları organize eden, görüşlerini ve tavsiyelerini dikkate alan Kültür Bakanlığı.” diyeceksiniz. Ama bilemediniz, her konuda üstat bir Cumhurbaşkanı varken kime ne söz düşer? O her konuda bilge; ne yiyeceğimize, ne giyeceğimize, neyi seyredeceğimize, nasıl yaşayacağımıza, hangi sanat dalının ruhumuza iyi geleceğine, nasıl davranacağımıza o karar verir.

Bakınız, böyle baskı rejimlerinde ne kadar baskı yapılırsa yapılsın, haksızlıkları dile getiren şairlerin sayısı artar, mizah ve hiciv gelişir. Bakın, bir kardeşimiz ne demiş: “Zam, zum diye devletlüyü kızdırma/ Ak deftere adın hain yazdırma/ Hızlı yiyip enflasyonu azdırma/ Bak bu çok önemli, yavaş ye Hasan.” Gençlerin sosyal medyada yazdıklarına bakıyorum, hayran oluyorum, onlar bizden çok ileride mizah ve hiciv yönünden. Bırakınız gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri, dünyanın en geri kalmış ülkelerinde bile artık böyle bir rejim yok.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde, Türk milletinin figüran yapıldığı, başaktörlerin profesyonel pazarlamacı olduğu, senaryonun ulusötesi şirketlerce yazıldığı büyük bir tiyatro oyunu on altı yıldır sergileniyor ve her yıl değişik versiyonlarla sahne açılıyor. Biliniz ki Türk milletini her fırsatta otuz altı parçaya ayıran, “tek millet” diyerek o milletin ne olduğunu söyleyemeyen, “çözüm süreci” adı altında bölücü örgütü palazlandıran, âdeta şehirlerin işgaline gözlerini kapatan sonra da işgal edilen şehirleri temizlemek için yüzlerce vatan evladının şehit verilmesine sebep olan, şahsi ihtiraslar ve yanlış politikalar sayesinde güney sınırımızda boylu boyunca bir terör bölgesi oluşturulmasına neden olan, Musul ve Kerkük üzerindeki haklarımızı soydaşlarımızı tehlikeye atacak şekilde sıkıntıya sokan, şimdi de yerel seçim öncesi Fırat’ın doğusuna büyük müttefikiyle anlaşmalı, göstermelik bir harekâta yelken açan, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde bir kısım adamıza el koymasını seyreden ve ayrıca ne utanç vericidir ki bu adalardaki Yunan otellerini Kültür ve Turizm Bakanının sahip olduğu bir şirket tarafından pazarlayan, ülkemizi içte ve dışta beka sorunuyla karşı karşıya bırakan iktidardan hesap soracağız. Bu, bizim millî borcumuz. İktidar “Ülkenin beka sorunu var.” demektedir, doğrudur ancak ülkeyi bir beka sorunuyla karşı karşıya getiren bizzat bu iktidarın şahsi hırslarıyla bezenmiş yanlış politikaları değil midir? “Beka sorunu var.” diyerek Türk milliyetçilerini ve ülkücüleri bu kirli oyuna alet etmeye çalışanlara da bir çift sözüm olacaktır. Türk milletini ve Türk milliyetçiliğini siz ayaklar altına aldırsanız da biz İYİ PARTİ olarak ayaklar altına aldırmayacağız. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İktidara sesleniyorum: Kafanızın arkasındaki planları uygulamak, kamu erkini dönüştürmek, iktidarınızı sağlamlaştırmak, birtakım operasyonlarda kullanmak üzere bürokrasi ve iş hayatı içinde sayenizde yuvalanmış cemaat ve benzeri oluşumlarla siyasi, ticari ve akrabalık da dâhil her türlü iş birliğine girdiniz, bunları hiç olmadığı kadar güçlendirdiniz “Ne istediniz de vermedik.” dediniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Geç bunları artık ya, bunları geç!

ŞENOL BAL (Devamla) – Hayır, bunları her defasında söyleyeceğiz sayın milletvekili.

Palazlandırdığınız, güçlendirdiğiniz, devletin kılcal damarlarına kadar soktuğunuz FET֒nün, iktidarınıza öngörmediğiniz kadar ortak olduğunu, hatta bizzat iktidarı yönetir hâle geldiğini görünce aranızda sürtüşmeler ve güç savaşları başladı. Akabinde, 15 Temmuzda ortaya çıkan tehlike karşısında millete ve muhalefete sığınmak zorunda kaldınız. Muhalefet ve geniş halk kesiminin desteğiyle tehlike önemli ölçüde bertaraf edilince sorumluluğu üstlenmek yerine, utanmadan ve sıkılmadan, sebep olduğunuz tehlikeyi ve yaşananları on parmağınızda on yağlı kara misali size muhalif olan her kesime yüklemeye ve yamamaya çalışıyorsunuz, çalıştınız.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Nasıl bir üslup bu? Kara üslup yakışıyor mu size?

ŞENOL BAL (Devamla) –. Bu yüzden ülkemizi bu tehlikeye maruz bırakan, bu oluşumlarla menfaat içinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENOL BAL (Devamla) – …ilişkisi olan, yargıdan kaçırılan siyasi uzantılarından, verilen şehitlere ant olsun ki hesap soracağız.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Millet sizden hesap sorar Hanımefendi.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Önce siz söz istediniz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Ankara Milletvekili Şenol Bal’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Tabii çok haksız ithamlarda bulunuldu, temiz bir dil kullanılmadı maalesef konuşmada. Bu sataşmalardan dolayı bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Biz, on altı yıldır AK PARTİ iktidarları döneminde, Türkiye’deki hem yerli hem de küresel anlamdaki bütün maskeli baloları sona erdirdik elhamdülillah. Öncelikli olarak bunu ifade edeyim, bir.

İkincisi: “Bizim güneyimizde bir terör koridoru oluşturulmasına vesile oldunuz.” dendi.

ŞENOL BAL (Ankara) – E doğru.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biz bu terör koridorunu oluşturanlara, yüz yıllık planlara, 15 Temmuzun hemen akabinde millet-devlet kaynaşmasıyla… Türkiye Cumhuriyeti devletinin 1699 Karlofça Anlaşması’ndan bu tarafa iki ileri harekâtı olmuştur.

ŞENOL BAL (Ankara) – Vah vah! Vah vah!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Birincisi, 1974 -rahmetli Erbakan-Ecevit- Kıbrıs Barış Harekâtı; ikincisi de Recep Tayyip Erdoğan’ın başkumandanlığında, Cumhurbaşkanlığında Afrin ve El Bab, Cerablus harekâtı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Süleymanşah, Süleymanşah.

ŞENOL BAL (Ankara) – Süleymanşah, Süleymanşah.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dolayısıyla biz, bütün bu büyük İsrail planlarını tarihin çöp sepetine attık elhamdülillah.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Allah Allah!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu herkes tarafından bilinmelidir. Millî meseleler, millî birlik ve beraberlik şuuru içerisinde değerlendirilmelidir. Buradan size veya bir başkasına bir ekmek çıkmaz. Herkes bunu böyle bilsin.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORHAN ÇAKIRLAR (Edirne) – Süleymanşah, Süleymanşah.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Süleymanşah ne oldu, Süleymanşah?

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

27.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, ülkücülerin bugüne kadar hiçbir karanlık işin ve faaliyetin içerisinde olmadıklarına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, ülkücüler hiçbir karanlık işin ve faaliyetin içerisinde olmamışlardır bugüne kadar; bu bir.

İki: Partisinin programında bırakın Türk milliyetçiliğini, milliyetçiliğe dahi yer vermeyenlerin, “Cumhurbaşkanlığı seçim beyannamesi millete beyanımızdır.” deyip de milletin adını dahi söylemeyenlerin bize Türk milliyetçiliği dersi vermeye kalkmasını reddediyoruz. (MHP sıralarından alkışlar)

ŞENOL BAL (Ankara) – Vay, vay, vay…

BAŞKAN – Buyurun Ayhan Bey.

28.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, sporun hangi niyetle ve nasıl bir işlev göreceğine karar vermenin önemli bir tercih olduğuna, Mahmur Kampı amacı dışında kullanılıyor ve Türkiye’ye yönelik tehdit içeriyorsa diplomatik yollarla önüne geçilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) - Sayın Başkan, ben de çok uzatmadan biraz önce sporla ilgili yapılan öneri dolayısıyla çok kısa bir değerlendirme yapacağım.

Elbette ki spor, toplumların ortaklaşmasının, buluşmasının vesilesi olabilir ama tam tersine de hizmet edebilir. Machiavelli’nin meşhur ifadesidir “Bir yeri kolay yönetmek istiyorsanız üç şey açın.” der, Orta Çağ Avrupası için söyler “Birisi kilise, birisi stat, öbürü de eğlence yeridir.” Elbette ki sporu bir bütün olarak itham için asla söylemiyorum ama sporun hangi niyetle ve nasıl bir işlev göreceğine karar vermek galiba bir önemli tercihtir. Özellikle amatör sporun yaygın çok ciddi bir sorun yaşama sürecine rağmen, özellikle bu işin sadece profesyonellik ekseninde yürüyor olmasını da doğrusu biz derece sorunlu görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Kars) - Yine, Sayın Başkan, bütçe görüşüyoruz ve Türkiye’de kitapta KDV yüzde 8, tiyatroda, sinemada yüzde 18 ama çoğu lüks tüketim de yüzde sıfır KDV var. Bu aslında bütün bu konuştuğumuz şeyin ne kadar anlamlı olduğunu ortaya koyuyor.

Son olarak da, biraz önceki tartışılan konuyla da doğrudan ilgili, dün yapılan operasyonla ilgili bize ulaşan bir bilgi var ama elbette ki teyitli olmadığı için Hükûmetin, Dışişleri Bakanlığının bu konuda galiba bir açıklama yapması son derece gerekli.

Dün Mahmur Kampı civarında dağlık bölgenin vurulduğu ifade edildi, paylaşıldı. Burada Birleşmiş Milletler kampı var ve hayatını kaybedenlerle ilgili çok somut bir açıklama Mahmur Kamp yönetiminden geldi. Bu açıklamada çok açık biçimde isimler var. 73 yaşındaki Asya Ali Muhammed, 26 yaşındaki kızı Narinç Ferhan Kasım, 14 yaşındaki torunu Evin Kava Mahmud ve 23 yaşındaki Eylem Muhammed Emer’in hayatlarını kaybettiği ifade ediliyor.

Şimdi, Türkiye'nin Birleşmiş Milletlerde temsilcisi var, büyükelçi var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Eğer kamp amacı dışında kullanılıyorsa, Türkiye’ye yönelik bir tehdit içeriyorsa bunun diplomatik yollarla önüne geçmek oradaki diplomatların, Dışişlerinin, Türkiye devletinin görevidir. Aksi takdirde başka bir yönteme başvurup sonra da onun faturasını Türkiye’yi uluslararası arenada daha zora sokacak uygulamalarla götürmenin de bedeli, faturası şüphesiz bütün topluma kesilecektir.

Genel Kurulun dikkatine sunuyorum, teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu…

Buyurun Sayın Ağıralioğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saygıyla selamlarım Genel Kurulumuzu.

Sayın Başkanım bilir, içinden geldiğimiz cemiyetçilik geleneği içerisinde biz genç yaşlarda başkanlık ettik. Bu “Beş dakikada söyleyemediğinizi altı dakikada söyleyemezsiniz.” sözüne ithafen bir şeyi arz etmem lazım. Böyle 20’li yaşlardan itibaren cemiyetçilik yaparken başkan olmanın birtakım handikapları var. Bunların avantajlarını çok yaşadık. Şu anda Mecliste baskı altındayız. “Baskı altındayız.” deyince Hükûmet grubunun kaşları hemen kalkıyor. O baskı şudur: Başkan olunca her zaman hikmetli sözler söylemeseniz bile sizinle beraber olan arkadaşlarınız “Mutlaka bir hikmete mebnidir bu söyledikleri.” diye sizi tahammülle dinlerler. Bir de tahdit olmadan, zaman tahdidi olmadan limitsiz konuşursunuz. Biz, şimdi, yıllardır limitsiz konuştuğumuz için başkanlar olarak, böyle “Sizin süreniz bitti.” falan gibi cümleler bizi baskılıyor. Türkiye’nin 2019 bütçesini konuşurken “Kültür Bakanlığı” gibi bir başlığın yirmi dakikada konuşulacak olan konu başlıklarını size sayamayacağım, bir akordiyon etkisinin büzülmüş tarafında konuşuyorum yani yirmi dakikada konu başlıklarını anca size arz edebilirim. Ama bunların içerisinde hem Hükûmetimize sitemlerimizi hem kültür politikalarımızın bizim medeniyet kodlarımızdan kopmuşluğunu hem bu memlekette kültür, medeniyet iddialarımızla mütenasip olarak yapmaya çalıştığımız işlerin bir günah çıkarmaya âdeta dönük taraflarını söylemeye gayret edeceğim. Bu, biraz meşakkatli. O yüzden, bu mevzuda -Genel Kurulun bilgisine arz ediyorum, bu başlık altında ben on dört saat namaz ve yemek molası müstesna konuşmuş bir kardeşinizim- bu yirmi dakikada bu kültür meselesine birkaç perspektif sunmaya gayret edeceğim.

Şimdi, birincisi şu: Kültür Bakanlığı bir müstakil bakanlık değildir. Kültür, aslında… Cengiz Valim burada değil, valiliğinden bağımsız, AK PARTİ Aksaray Mebusluğundan bağımsız, münevver tarafıyla yazdığı Türkiye Günlüğü dergisinde yayınlanmış “Şahsiyet izhar etmek” diye bir yazısı var. Yani müktesebat, birikim, bilgi, muhteva, ne diyorsanız adına, bu, şahsiyeti olmayan, kimin üstündeyse, bilgi olarak bile dursa yüktür. Toplumun da aslında “şahsiyet” diye izhar edeceği şeyin adı kültürdür. Yani insanda müktesebatın, birikimin ete kemiğe bürünmesi şahsiyet; toplumda, toplumun kendisini inandığı, düşündüğü, bulduğu, savunduğu, inşa etmeye gayret ettiği, kurtardığı, kurulduğu, ne varsa, orada kendisini ifade etme şeklinin adı, malumualiniz kültürdür. Dolayısıyla kültürü olmayan bir milletin bulduğu zenginlik, şahsiyeti olmayan bir insanın birikim taslaması üzerine eline geçirebildiği kadardır.

Bizim şimdi karşı karşıya olduğumuz ağır yük şudur, Kültür Bakanlığıyla alakalı konuşuyorum: Kültür Bakanlığı sadece bir bakanlık, bütçesi sadece “Tasarruf ediyorum, kamu yatırımlarını kısıyorum.” diye kenarda tutulacak ehem mühim sıralamasında en son sıralarda olacak bir bakanlık değildir. Kültür Bakanlığı, aslında, Türkiye’deki bütün bakanlıklara gözü değmesi gereken, eli değmesi gereken, vizyonu değmesi gereken, muhasebesi, murakabesi değmesi gereken bakanlıktır. Kültür Bakanlığı -tabirim belki iki türlü dikkat çekebilir, biraz daha siyasallaştırayım terminolojiyi- bir tarafıyla tren kazasında kaza olmasın diye önden giden mihmandar, kılavuz vagon gibidir. Onun gibidir, önden gider, toplumun başına bir şey gelmesin diye. Bir tarafıyla, devletin, milletin büyük istikbal yürüyüşünde -başına bir şey gelmesin diye aslında- Sayıştay görevi görür. Kültür Bakanlığı aslında bir nevi Sayıştaydır. Yani “Ne kadar verimlidir ne kadar değildir, ne kadar tabiatına uygun yapılmıştır?”ın bütün çerçevesini Kültür Bakanlığı yine bir şekilde akredite eder.

Şimdi, bunu şunun için arz ediyorum: Mukaddesatçılığımızın, milliyetçiliğimizin, değerler siyasetimizin, medeniyetimizin, Allah’a kulluğumuzun, Türklüğümüzün, Orta Asya’dan buraya büyük kabarma zamanlarımızın yani tarihî bir metcezir içerisinde ihtişamlı zamanlarımızın da, geri çekilirken bu çekilme sürecimizin bizim için az hasarlı hâle gelmesinin de mukavemet eşiğini kültür oluşturur. Kültür, o anlamda, Millî Eğitim Bakanlığının da -aslında bir tarafıyla illiyeti- Ekonomi Bakanlığının da Tarım Bakanlığının da aklınıza gelen bütün verim şubelerinin gözü üzerinde olması gereken Bakanlığımızdır.

Dolayısıyla, şimdi, Kültür Bakanlığını bu bütçe üzerinden konuşmak, zaten aslında Kültür Bakanlığını Turizm Bakanlığıyla beraber konuşmak, Kültür Bakanlığını Turizm Bakanlığı üzerinden konuşmak mecburiyetini bir Hükûmet politikası hâline getirmek şu demektir: Bizim birtakım kültürel zenginliklerimiz var, bu zenginliklerimizi dolara dönüştürebilir miyiz? Bunun adı budur. Kültür Bakanlığı bir dolarizasyon mesuliyeti altında ehemmiyetsiz hâle getirilecek bir bakanlık değildir. Kültür Bakanlığı, Türk milletinin cihanşümul varlık iddiasının ete kemiğe bürüneceği bütün verim şubelerini denetlemek zorunda olan bir bakanlıktır. Şimdi, bakın, bizde büyük usulsüzlük şudur: “Biz zenginleşince bu kültür işlerine bakacağız. Zenginleşelim, sonra bu kültür işleriyle ilgileneceğiz.” gibi bir bedeviliğin içinde kaybediyoruz yurdumuzu. Aslında büyük kayıp bu.

Aslında “kültür” dediğiniz iş, zenginleşme koordinatlarınızı millet olarak önünüze seren, mihmandarlık eden bakanlık olması gerekirken “Parayı bulalım, sonra bu işlere bakacağız.” asabiyesine kurban gitmemizin alametini gösteriyorum size. Bakın buna, bu Bursa. Beş yüzyıl önce yapılmış yerleri ziyaret ediyoruz biz. Kültür, kendi milletini inşa ettiği zamanlarda size bin sene sonra ziyaret edeceğiniz eserler inşa ettirir ama kaybettiniz mi kültürünüzü, onu Turizm Bakanlığıyla bağlı hâle getirir, sizin yurdunuza gelecek ve eskiden yaptığınız yerleri görünce “Yahu, eskiden ne ihtişamlı bir milletmişsiniz!” sualinin cevabını almaya çalışırken onlardan kurtardığınız paradan ibaret bir şeyse şehirleriniz böyle olur arkadaşlar.

TOKİ’ye güzelleme yapıyorum: Son taksiti ödenince kentsel dönüşüm konusu hâline gelecek, inşaat sektörünü canlı tutacağız diye Türk kültürünün bağrına hançer olarak saplanacak işin adı “kültür politikası” değildir, değildir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bu nedir? Bunu size söyleyeyim; irfanından, Türk milletinin ihtişamından hissesine zarafet düşmemiş, mesuliyet düşmemiş, hissesine estetik düşmemiş, hissesine tarihe saygı düşmemiş bir yönetme şehvetinin tecellisidir bu. Şunu yapabilmek, bir şehre, dünyanın en kadim şehirlerinden bir şehre şunu yapabilmek, dünyanın parmakla, belki bir elin, belki iki elin parmaklarıyla sayılacak şehirlerinden birine, İstanbul’a böyle şeyler yapabilmek imtiyazını kendisi için hak gören bir siyasal yönetim maharetsizliği, bir millî kültürün, bir millî uyanışın muhatabı değildir, asla.

Şimdi, bizim karşımıza gelen şey şudur: Toplumun şahsiyet izhar etmesidir kültür. Kültür, aslında bizim dünyamızda, düşünme, mukavemet etme, mukabele etme, bir arada yaşama, tahammül etme, teenni gösterme, hoşgörülü davranma; bütün bu koordinatlar içerisinde toplumun “Ben bu milletlerarası yarışta varım.” deme şeklidir.

Bizim şimdi yaptığımız, yaptığımızla iftihar ettiğimiz -dün Çevre Bakanımız da arz etti, 800 küsur bin konut yaptık- bu konutların adı “konut” değildir arkadaşlar, bunlar barınaktır, bunlar barınak. Bunların peribacalarındakilerden farkı daha düz ve köşeli olmasıdır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yani birtakım taşları yontup içinde yaşanma dönemlerine bin beş yüz-iki bin yıl fark atarak bunları “mimari bir zarafet” diye bize takdim etmek “Türk irfanından kopmak” demektir. Dolayısıyla “TOKİ” diye bir de bu işin başka tarafları var. İrfanımıza getireceğim meseleyi.

Türk irfanında, Türk medeniyetinde, Türk kültür kodlarında aslında bu ihya ve inşa sürecinin merkezinde, medenilik kastıyla şehir vardır. Şehri böyle bedevileştiren bir yönetim tarzı asla medeniyet inkılap ettiremez, mümkün değildir bu. Şehirlerine böyle yapan bir siyasal maharetin, maharetsizliğin bir medeniyet tasavvuru asla olamaz. Bu neye döner? Eline haram karışmış, kazandığı paraya şaibeli birtakım girişler olmuş bir adamın günah çıkarmak için hayır hasenat yapmasına benzer. Rölöve çalışmalarıyla istihza etmiyorum, çok esaslı faaliyetler de yapılıyor, asla hafife almayalım. Kültür Bakanlığımızın, müteşekkilen Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün restorasyon ve rölöve çalışmalarıyla muhafaza etmeye çalıştığı şey aslında, “Eskiden biz de ne ihtişamlı milletmişiz.”dir. Bu, bir tarafıyla devletin mesuliyeti ama bir şey daha var: “Niçin yüz sene sonra ziyaret edilecek eserler yapamıyoruz?” sorusunun cevabıdır siyasetin vermesi gereken. Bu TOKİ diye yaptıklarınızı otuz sene sonra kentsel dönüşümün yeni müteahhitleri ziyaret edecek arkadaşlar. Dolayısıyla, aslında şehrini inşa etmek kastında bize kalkınma modeli olarak sunduğunuz, AK PARTİ belediyeciliğinin de aslında iktisadi olarak bir konfor bulduğu bu dönem Türk ekonomisinin de şu anda yaşadığı krizin hem sebebidir hem de Türk irfanının karşı karşıya kaldığı en büyük suikasttır.

Bunu şuraya bağlıyorum: Kültür Bakanlığı siyasi merasim bölüğü değildir. Eskiyi anmak, hatıralarla yaşamak zorunda kalmış bir milletin kendini iyi hissetmesine imkân verebilir; eskiyi anmak, şahsiyetine koordinat arayan bir milletin eskiden nasıl ihtişamlı olduğuna merak uyandıracak soruların cevabı da olabilir. Ama esas soru şudur: Beş yüz yıldır Hacı Bayram Veli çıkaramayan bir milletin kuruyan pınarları nasıl açılacaktır? Beş yüz yıldır Yunus çıkaramayan bir milletin, beş yüz yıldır bağrından Hacı Bektaş Veli çıkaramayan Türk irfanının “Eskiden bizde ne evliyalar varmış.” diye yürüyeceği bir yol yoktur. Yunus’u beş yüz sene önce çıkarmış bir milletin fethedeceği fütuhatla varlık iddiasında bulunacağı bir toprak parçası da yoktur.

Bizim, bugün, kültür koordinatlarımız içerisinde, mimaride, sanatta, şiirde, dilde, kültürün bütün formları içerisinde, halayda, barda, zeybekte ihtişamını bulmaya çalıştığımız, varlığımızın bütün formunu ifade etmeye çalıştığımız o ritim, bizim, şu anda Hükûmetimizin elinde ritimsizliğe dönmüş durumdadır. Bu ritimsizliğin bütün aksi mimaride kendisini göstermekte, caddelerimize asılan tabelalarda kendini göstermekte, devletin dilini duyma imkânı bulduğumuz her yerde bize göstermekte kendisini. Bizim cevabını vereceğimiz büyük iş şudur: Dokunduğunu kendine dönüştüren maya, Türkistan’dan gelen maya, dokunan, dokunduğunu kendine dönüştüren, dönüşürken etkilenen, etkilenirken yeniden ihya ve inşa eden bu koordinasyon içerisinde medeniyete yürüyen büyük terkibi kaybettik, çok uzun zaman oldu.

Biz meselelerimizi zarftan konuştuğumuz için bu hâldeyiz. Hükûmet tarafına muhalefet tarafının musallat olmasına, muhalefeti “Siz daha suçlusunuz.” diyecek bir asabiyeyle göğüslemekten bıktığımız bu müzakerelerin içerisinde ben gönül penceremize başka bir şey açayım hevesindeyim.

Nice zaman oldu ki bu topraklardan gönlümüze inşirah hissi verecek bir Yunus çıkaramıyor Türk toplumu. Türk toplumu bir vakıf toplumu, aslında bir sohbet toplumu, aslında bir tasavvuf toplumu. Buralardan beslenme havzalarımıza bakın; dokunduğunu kendine dönüştürsün diye tolere ettiğimiz, Türk dünyasında varlık bulacak, Türkçeyi geliştirecek olimpiyatlarına sponsorluk yaptığımız, adlarına para bastırdığımız, “Bunlar hiç değilse Türkistan’da bizim varlığımızı temsil ederler.” diye hepimizin meşruiyet alanı açtığı adamlar terörist çıktılar. Yani “Allah dostudur.” “Allah dostu diye çıkar.” ya da “Dokunduğunu Hoca Ahmet Yesevi gibi kendine kalp eden mayadandır, hissedardır, vardır, varlığı Türklüğün varlığıdır.” diye bir sürü meşruiyet cümlesi kurduğumuz adam terörist çıktı. Bunun muhasebesini vermek zorunda olan koordinatlar da Kültür Bakanlığının koordinatlarındadır.

Kültür Bakanlığı sadece belli bir para tahsilinden sonra kendisine tahsis edilmiş parayı ilgili adamlara aktarma bakanlığı değildir; Kültür bakanlığı devletin diline, millî eğitimin mesuliyetlerine, Turizm Bakanımızın hangi saiklerle milleti milletlerarası sahnede takdim edeceğine, Enerji Bakanımızın enerjiyi nasıl bir tasarrufla milletine kavuşturacağına, Hazine Bakanımızın parayı nasıl harcayacağına dair bütün tasavvurun bütün mesuliyetini taşımak zorundadır. Dolayısıyla, aslında Kültür Bakanlığı bakanlıktan çok daha fazla bir şey olmak zorundadır.

Bizim, şimdi, vakıf medeniyetimizin, imparatorluk dönemlerimizin, ihtişamlı zamanlarımızın, sadaka, zekât verilecek insanların olmadığı zamanlarımızın aslında parolası “Biz vakıflar etrafında herkesin derdine derman olan bir medeniyetin milletiyiz.” demektir. Vakıflarımızın içerisinde içine düştüğümüz asabiye -Vakıflar Genel Müdürümüz burada- rahmetle topluma, dünyaya kavuşmuş bir millet sadece bedduayı burada meşru görmüştür, vakıf kayıtlarına bedduayı birleştirmiştir çünkü vakıfta istisna olmasından korktuğu şey Türk toplumunun dinamitidir arkadaşlar. Vakıfla medeniyet kurmuş bir toplum, istisna olma şehvetine kapılmasın diye kimse, bedduayla birleştirmiştir şerhini, beddua: Alan, gayesi dışına çıkaran, gayesi dışına çıkmak için kullanan, suistimal eden, suistimal edilmesine göz yuman… Bunu şeddeli hâle getirmiştir, ondan sonra da şeddeli hâle getirdiği bedduayı buna nezaret edecek kadroların kulağına, kalbine küpe etmiştir, “cehennem zebanileriyle beraber” demiştir. Yani aslında bir dua medeniyeti, istisna olma hevesine kapılmasın yöneticiler diye demiştir ki: “Eğer öyle ederseniz, istisna olmaya kalkarsanız Allah’ın belası…” şerhini sadece burada düşmüştür. Dolayısıyla, bizim bu topraklar içerisinde varlık alanımızı kendimize ifade edebilme imkanımızı bulduğumuz yer bu şehirlerin bu silueti ise biz bunlarla Halep’e kavuşamayız arkadaşlar.

Efendim, mimarimiz böyledir de dilimiz farklı mıdır? Dilimiz de şehirlere yaptığımız binalar gibidir. Dili böyle olan bir milletin musikisinin de böyle olmak mecburiyeti vardır. Yani Ankaralı hemşehrilerim kusura bakmasınlar, biz irfanından büyük bir medeniyet kurmuş, farklı iklimleri bir arada buluşturmuş bir milletiz. Böyle “Minareden –afedersiniz- atlarım, kandilini kutlarım.” kabîlinden son harfleri denk gelince müzik olduğu zannedilen birtakım tekerlemeleri müzik diye savunan bir milletin Halep’e, Musul’a, Kerkük’e kavuşabilmesi mümkün değildir. Benim konferanslarda arkadaşlarıma dilim döndüğü kadar anlatmaya çalıştığım şey şudur: Bizim Kerkük’ü alamamamızın sebebi Ankaralı Turgut’tur, Sincanlı Fadime’dir, Ayaşlı Hatice’dir. Müziği böyle dangıl dungul olan bir milletin büyüklüğüyle mütenasip bir müzik bulana kadar herhangi bir yere dokunup orayı kurtarabilmesi mümkün değildir. Kendi şehirlerine böyle musallat olan bir asabiyenin herhangi bir şehri medeniyetiyle buluşturması mümkün değildir, beylik laflara gerek yoktur. Bizim cevabını vermek zorunda olduğumuz şey eskiden ölmüş adamlarla övünme asabiyesinden kurtulmaktır. Ölenleri büyük olan bir millet de büyük bir millettir ama bir milleti büyük yapan şey ölüleri değildir, bir milleti büyük yapan şey yaşayanların da ölenler kadar büyük olmasıdır. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Biz ölüleri büyük, yaşayanları küçük bir milletiz; biz ölenleri büyük, maalesef yaşayanları ölenler kadar büyük olamayan bir milletiz, nezaketsizlik etmiş olmayayım. Yaşayanlarımızın da rol model olması lazım. Arkadaşlar dünyada, yazılı kaynakları hiç bozulmadan elinde olduğu hâlde bir film senaristinin film senaryosunda canlandırdığı karakterler kadar insanlık üzerinde etkisi olmayan bizim kadar garip bir millet yoktur. Diriliş Ertuğrul dizisinde filme karakter olarak katılan o rol model, gençliğimizin -üç aşağı beş yukarı kendisini de ifade tarzı olduğu için galiba- şu anda rol modeli hâline gelmiştir. Hatta, bunun bir iz düşümü olarak siyasetteki karşılığından bahsedeceğim size.

Başkanım, sürem bitiyor, biraz süre talep edeceğim, suistimal edeceğim sizi.

Cumhurbaşkanımızın Külliyesi’nde, “millet evi” diye tabir ettiğiniz yerde, koreografisi çok berbat ama harikulade bir şey düşünülmüş, efendim, eski Türk devletlerini temsilen. Yani ben bunu ilk gördüğüm günden beri bizim arkadaşlarımızdan asabiyesi biraz fazla olanlar buna sitem ettiler, dedim ki: Hiç lüzumsuzluk etmeyin, Türk devletinin yönetim merkezi diye bir yer varsa o merkezde olacak iş budur ama kabul etmemiz lazım ki berbat bir koreografi. Yani damat olacak adam gibi merdivenden inen bir devlet başkanındansa böyle hilal düzeni ya da bal mumu hâle getirilmiş. Şimdi, burada zarfına kurban gittik mi bir mevzunun mesele şuna döner: Ertuğrul dediğiniz kurucu iradeyi sadakatle taşıyoruz gençliğimize duygusuyla birleştirdiğiniz film senaryosunun sizde tetiklediği şey, vatan duygusu şuna döner: Ertuğrul’un kabrine 2 adam gönderirsiniz baltalı. Ben önce kamera şakası zannettim, vallahi önce kamera şakası zannettim. Sonra araştırdım ki gerçekten Ertuğrul’un kabrinde 2 nöbetçi var ve baltalı, Turgut Alp. Yani ben bu senaryo vizyona girdiğinden beri bu Turgut Alp’in baltasına niçin bir kın bulamadılar, takılacak bir yer, ona da ayrıca taktım ama neyse. Bu baltayla bizim mesuliyetimiz şudur: Sanat üzerinden de mesuliyet kodlayacaksak aslında, Ertuğrul’un vatanına sadakat, vefat ettiği, bin yıl önce defnedildiği mezarda başına 2 adam göndermek değildir; size bu vatanı bıraktığı duygularla vatanı beklemektir. Vatan dediğimiz şey -bizim Türklerin geleneğinde vardır- öldüğünüz ve defnedildiğiniz yerdir vatan. O yüzden, Türklerdeki cihan hâkimiyeti mefkûresi, ölümden mefkûre çıkarmaya dönüktür. Yani her ölen demiştir ki geriden gelene: “Beni istikbale fırlayacağınız son noktaya defnedin ki bizim üstümüzden zıplayın.” Şimdi, dolayısıyla mezar asabiyesi, mezar sadakati bizde şuna döner: Süleyman Şah Türbesi’ni taşımaya değil, oraya müdahale edecek herkesin başına musallat olmaya döner; tersine döndü bizde. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, Ertuğrul’un kabrine baltalı 2 adam göndermektense Süleyman Şah’ın mezarına musallat olanlara 500 bin kişilik orduyu, arkasında da ruhları üniformalı bir milleti göndermektir, doğrusu odur. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, esas devlet dediğiniz cihaz, yapılması gerekenleri yapılması gerektiği yerde ve zamanında yapmaktır. Sizin öğrenme maliyetleriniz diye bazılarınızın bana sitem ettiği cümleyi o yüzden kuruyorum.

Başını duvara vurunca ya da trafik kazası yapınca herkes hastaneye gidiyor arkadaşlar. Önleyici olan şey yani siyasetin vazifesi olan şey yani bir tarafıyla Kültür Bakanlığının bize mihmandarlık etmesi gereken şey şudur: Onu sufle edecek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Siz önden göreceksiniz başa gelecek gaileyi.

BAŞKAN – Evet, toparlayın Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum Başkanım.

Bizim, maalesef çerçevesi, Türkiye’deki bütün verim şubelerini muhasebe etmemize, Türk sağının, Türk sağcılığının, Türk milliyetçiliğinin, Türk mukaddesatçılığının, Türk tasavvufunun bütün meselelerini aslında konuşabilme, muhasebe edebilme başlığı altında bir bakanlıktır bu bakanlık. Bu bakanlık etrafında konuşacağımız işler, aslında münhasıran on altı yıl ama evveli de var, bizim de ait olduğumuz medeniyetin bütün koordinatlarını yeniden muhasebe etme zorunluluğumuzun bakanlığıdır.

Takdir edersiniz ki bu meseleleri bütçe görüşmeleri içerisinde konuşabilmek imkânına çok sahip olmadığımız için, bizi bu mevzuda konu başlıkları etrafında dikkat çekeceğimiz bazı meselelerle ilgili böyle birtakım mottolarla sizi, vicdanınızı belli mesuliyetlere davet etmeye dönüştürüyor.

Dolayısıyla, Genel Kurulumuzun belki bundan sonraki oturumlarında da ben bu mevzuya dikkat yoğunlaştırmak, hassasiyetinizi talep etmek açısından mutlaka cümleler kuracağım çünkü esasında Millî Eğitim Bakanlığı, beraberinde Kültür Bakanlığı sebeptir, inşa bakanlıkları bunlar. Bunları dört başı mamur hâle getirememiş…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Son cümlem Sayın Başkan.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Bu bakanlıkları dört başı mamur hâle getirememiş hiçbir milletin geleceği yoktur arkadaşlar. Yani, Kültür Bakanlığının, Millî Eğitim Bakanlığının müktesebatı kadrosu, vizyonu, vitrini, Türkiye ve dünya tasavvuru dört başı mamur hâle gelmemiş hiçbir devletin bulabileceği bir istikbal yoktur arkadaşlar.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Millî Savunma Bakanlığının hava harekâtıyla ilgili yapmış olduğu açıklamaya ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben, konuşmadan önce söz istemiştim, fark edilememişti.

Biraz evvelki açıklama nedeniyle, önemine binaen hava harekâtıyla ilgili bir açıklamada bulunulmuştu Savunma Bakanlığımız tarafından, onu paylaşmak istiyorum.

“PKK, KCK, PYD, YPG ve diğer terörist unsurları etkisiz hâle getirerek Irak kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesi çerçevesinde, uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda Irak kuzeyinde bulunan ve teröristler tarafından üs olarak kullanılan Sincar ve Karacak Dağı bölgelerindeki terör yuvalarına karşı bir hava harekâtı icra edilmiştir. İcra edilen harekâtta ülkemizi, milletimizi ve hudut güvenliğimizi tehdit eden teröristlere ait barınak, sığınak, mağara, tünel ve depolar hedef alınmıştır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Vekilim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – “Harekâtın planlama ve icrasında sivil halkın can ve mal güvenliği ile çevrenin korunması konusunda azami hassasiyet gösterilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için kendisine verilen görevleri sarsılmaz bir inançla yerine getirme azim ve kararlılığındadır.”

Savunma Bakanlığımızdan bizimle paylaşılan bilgi böyle. Bu vesileyle biz kahraman ordumuza, Mehmetçik’imize ve komutanlarımıza üstün başarılar diliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ordumuzun yanındayız. Allah yardımcıları olsun.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Kayseri Milletvekilimiz Dursun Ataş Bey, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURSUN ATAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nde yer alan Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı bütçeleri hakkında İYİ PARTİ adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulumuzu ve ekranları başında bizi seyreden Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kurumlarımız daha önce Başbakanlığa bağlıyken Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanmıştır. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, yurt dışındaki vatandaşlarımız, kardeş topluluklarımız ile Türkiye'de öğrenim gören uluslararası burslu öğrencilerimize yönelik çalışmaları koordine etmek, bu alanda verilen hizmetleri ve yapılan faaliyetleri geliştirmek üzere 6 Nisan 2010 tarihinde kurulmuştur.

Kurumun 2019 yılı bütçesi önceki yıla göre yaklaşık yüzde 13 artırılarak 321 milyon 46 bin TL olarak hazırlanmıştır.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı çok ciddi ve önemli çalışmalar yapması gerekirken mezun gecesi, gezi düzenlemek ve burs vermenin ötesine geçememiştir. Çin Seddi’nden Avrupa’ya kadar Türklerin binbir türlü problemi varken bu kurumun bu kadar sessiz ve pasif kalması düşündürücüdür. Dışişleri Bakanlığının görev alanına giren böylesi önemli bir konu başkanlık seviyesinde düşünülmüş olup kurum Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanmıştır. Dışişleri Bakanlığının on altı yıllık başarısızlığı dikkate alındığında iktidarın böyle bir yola gitmesini anlıyoruz. Ancak, görülmektedir ki Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı da en az Dışişleri Bakanlığı kadar kötü yönetilmektedir.

Değerli milletvekilleri, milyonlarca Suriyeliye milyarlarca dolar harcanmıştır. Filistin ve Arap ülkeleri mevzubahis olduğunda yüksek tonda konuşan iktidar, Çin’in zulmü altında yaşayan Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızla alakalı tek bir cesur açıklama yapamamıştır. Musul ve Kerkük’te, Suriye’deki iç savaşta en ağır bedeller ödeyen Türklere maalesef ki kayıtsız kalmıştır. Yoksa Türkmenler, Türk diye ümmetten sayılmamakta mıdır? Putin’in Kırım’ı işgal etmesi sineye çekilmiştir. Çin zulmünden kaçan Uygur Türkleri günlerce havaalanında bekletilmiştir. Türk vatandaşı Uygurların Doğu Türkistan’la ilgili faaliyetlerine yasak getirilmiştir. Irak’tan, Suriye’den gelen Türkmenler binbir sıkıntı içerisindeyken milyonlarca mülteci ellerini kollarını sallaya sallaya Türkiye’de dolaşıp her türlü hizmetten parasız yararlanmaktadır. Suriyeliler her ay başı hiçbir emek sarf etmeden ATM’lere gidip parasını çekiyor, yardımlaşma fonlarından kömürünü ve gıdasını alıyor. Kısacası, yardımlar ve hoşgörü Rabia işareti yapana var, bozkurt işareti yapana maalesef ki yok.

Öncelikle, Türk kimdir, bunu kavramanız gerekmektedir. Türk, çağ açan Fatih’tir, hesap kapatan Mustafa Kemal’dir. Biz büyük Türk milletiyiz. “Bismillah.” der, yola çıkarız “Ya istiklal ya ölüm.” diye noktayı koyarız.

Kıymetli milletvekilleri, Amerika papazı için ayağa kalkıyor, bizse Türk düşünür ve yazar Rahim Cavadbeyli’yle ilgili kılımızı kıpırdatmıyoruz. Cavadbeyli, dört yıldır Türkiye’de güven içinde yaşıyordu, üstelik Birleşmiş Milletler mültecilik statüsü taşıyordu. 2 Ağustos 2018 Perşembe günü sorgusuz sualsiz gözaltına alındı, İran’a iade edilmek üzere Van ilinde bekleme kampına konuldu. İktidar, ilkel ve zor şartlar altında Cavadbeyli’yi tutuyor. İran’a gönderildiği takdirde ne olacağı belli ve şimdi, oraya gönderilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Yani Cavadbeyli “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya.” Rahim Cavadbeyli bir Azerbaycan Türkü’dür, Türk’ün şefkatini görmeye hakkı vardır.

Değerli milletvekilleri, 1991’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağıldıktan sonra birçok Türk devleti bağımsızlığını kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu Türk devletlerine sosyal, ekonomik, kültürel alanda sağlayacağı destekleri uygulayacak ve koordine edecek bir organizasyona ihtiyaç duyulmuştur. Bu doğrultuda, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığını yani TİKA’yı 1992 yılında kurmuştur. İlk başta yapılan yerinde yardımlar, sonradan kimlere gittiği belli olmayan uzun soluklu projelere dönüşmüştür. 2019 yılı bütçesi 2018 yılına oranla yaklaşık yüzde 50 artırılmıştır. Diğer kurumlarda artış oranı bu seviyede değilken buradaki artış merak konusudur. Ülkemizde ağır bir ekonomik kriz yaşanırken harcamaların nereye ve ne şekilde gittiği daha da önem kazanmaktadır. Çiftçimiz darboğazdayken, geçim sıkıntısı yüzünden her gün birçok işçimizin intiharın eşiğine geldiği bu günlerde bütçe artırmak yerine bütçenin tasarruf yapılarak azaltılması gerekmekteydi.

Sizlere kurumun birkaç faaliyetini aktarmak istiyorum değerli milletvekilleri. Filistin’de 3 bin metrekarelik alan üzerine seraların oluşturulduğu fidan üretim tesisi kurulmuştur. Libya’ya gıda kolileri dağıtılmıştır. Kolombiya’da 12 kadına kendi işlerini kurmaları için tekstil ekipmanları verilmiştir. Latin Amerika’da on yılda eğitimden sağlığa, tarımdan altyapıya toplam 172 proje yaptırılmıştır. Etiyopya’nın Somali Eyaletine yardım malzemeleri gönderilmiştir. Etiyopya’da üniversiteye giriş sınavlarında başarı gösteren öğrencilere dizüstü bilgisayar ve kırtasiye malzemeleri dağıtılmıştır. Bizler bu yardımlar yapılmasın demiyoruz ve bu yardımlara karşı da değiliz; aynı yardımların Türk balalarına da ulaştırılmasını bekliyoruz. Türk cumhuriyetlerini organizasyon adına kurulan bir kurum daha “Milliyetçiliği ayaklar altına aldık.” zihniyeti yüzünden Türklere ulaştırılamamıştır. Korkmayın, dünyanın saygı duyduğu, beklenen Türk olun. Yurt dışındaki soydaşlarımıza ayrılan bu bütçeyi biraz da gerçek sahiplerine harcayın.

Değerli milletvekilleri, yurt dışında faaliyet gösteren bu kurumlarımız bilerek ve isteyerek etkin kılınmamıştır ya da FETÖ tarafından etkin kullanılması sağlanmıştır. Bu kurumların harcamaları kim tarafından yapılmaktadır? Harcamaların nereye yapıldığı belli değildir; faaliyetlerini takip eden yok, hesap sorabilecek hiçbir delikanlı da yok.

FETÖ'nün dünyada etkili olduğu üç bölgeye dikkat edin; Orta Asya, Balkanlar ve Afrika’dır. Bu üç bölgede de TİKA kritik görevler üstlendi. Adalet, emniyet, ordu; devletin bütün kurumları gibi bu kurumlarımız da Pensilvanya’ya, FETÖ'ye teslim edildi. Bu kurumlar sayesinde FETÖ her yere ulaştı, “Türkçe olimpiyatları” adı altında Türk’ün adını batırdı. Her kurumda, her yerde FETÖ çıktı, ne hikmetse FETÖ'nün kurumlara sızmasına göz yuman siyasi iktidardan hiçbir FETÖ'cü çıkmadı.

Değerli milletvekilleri, milliyetçiliği seçimden seçime iç siyaset malzemesi hâline getiren iktidarın dışarıda ise Türklerin yüzüne bakmadığı ortadadır. Ne zaman seçim olsa “tek millet” söylemleri meydanlarda yerini almaktadır. “Tek millet” dedikleri hangi millettir? Türk’e düşmanlıkları nedendir? Türk milleti köklü bir maziye sahip büyük bir millettir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti devleti dünyadaki soydaşlarına karşı tarihî bir sorumluluk içerisindedir, bu tarihî sorumluluğu iktidar kumpasçılarla ve Oslo’daki ihanet şebekeleriyle yok saymıştır.

Nerede olursanız olun “Bismillah” diye başlayın, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” diye bitirin. Turan eller var olsun, Tanrı Türk’e yâr olsun.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’na aittir.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlı olmak üzere Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumunun 2019 bütçeleri hakkında söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Öncelikle belirtmek isterim ki İYİ PARTİ olarak Türk tarihine, Türk diline, Türk kültürüne katkı yapmak için çalışan bu kurumların bütçe tekliflerine Komisyonda “evet” oyu vermiştik. Demek ki doğru şeyler yapıldığında -nasıl yanlışları eleştiriyorsak- doğruları da alkışlamayı biliyoruz ama bu bütçenin, özellikle bu alanlarda hizmet edilecek işleri karşılayabileceği kanaatinde de değiliz, doğrusunu isterseniz yeterli de bulmuyoruz.

Şimdi “Doğruları alkışlıyoruz.” dedik “Yaptığınız doğru işlerin yanında saf tutmayı biliyoruz.” dedik ama yanlışlarınızı gün ışığına çıkardığımızda ya da yanlışlarınızla ilgili fikir beyan ettiğimizde farklı bir duruş ve tavır sergiliyorsunuz; bunun da ötesinde, biz bir eleştiri getirdiğimizde Parlamento grubu olarak celalleniyorsunuz. Biz doğruyu anlatmaya çalışıyoruz, biz, nasıl bir sıkıntıyla karşı karşıya bulunduğumuzda sizinle birlikte hareket etmekten imtina etmiyorsak ülkenin gerçekleri ve menfaatleri noktasında, sizler de eleştirilerimize saygıyla yaklaşmayı bileceksiniz. Ne zaman burada altından kalkamayacağınız bir tartışma yaşansa işi ya FET֒ye getiriyorsunuz ya geçmişle hesaplaşmaya getiriyorsunuz. Bizim, siz de biliyorsunuz, bu Parlamento grubu da biliyor; ortak ret alanlarımız var, ortak ittifak alanlarımız da var. Bu Parlamentonun çatısı altında bulunan herkesle Türkiye’nin doğruları noktainazarından iş birliği yapacak bir bakış açısına da sahibiz, kimseye de herhangi bir ders vermek niyetinde değiliz. Söylediklerimizden farklı tartışmalar yaratmanın da hiç kimseye faydası yoktur. Adında “milliyetçi” olan bir siyasi partiye milliyetçilik dersi verecek kadar hadsiz değiliz ama onlara milliyetçiliklerinin gereğini hatırlatmak gibi bir mecburiyetle de karşı karşıya bulunduğumuz asla ve kata yadsınamaz.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Ona senin ihtiyacın var!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Birlikte…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sen mi hatırlatacaksın bize onu?

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Sen beni iyi tanırsın…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben iyi tanırım.

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – …benim de sizden milliyetçilik dersi almaya ihtiyacım yok.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ben sana vermedim.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Lafım size değil, lafım size değil. Ben…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Dikkatli konuş!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Tehditle mi konuşacaksınız bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde?

BAŞKAN – Gruba hitap edin Sayın Dervişoğlu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Oradan laf atmasın.

Ayrıca, sizin attığınız laf beni besler, fikir insicamımı bozmaz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Buyurun, buyurun!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Siz laflarınızı milliyetçiliği ayaklar altına alanlara yetiştirin, bize değil!

BAŞKAN – Genel Kurula hitap ediniz.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Gerginlik yaratmak için konuşmuyorum, bir hassasiyetim…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Dizildiğin yere bak sen! Dizildiğin yere bak!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Nereye dizildim?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Dizildiğin yere bak tespih tanesi gibi!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Sen de solunu flu gör, sağına sempati göster o zaman!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sol da flu, sağ da flu bizde!

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Şimdi, efendim…

AYLİN CESUR (Isparta) – Başkanım, müdahale etmeyecek misiniz?

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin Sayın Dervişoğlu.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Yani ben, içinden çıktığım bir yapıyla tartışma yapmak için Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmedim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Hatırlatma makamı değilsin.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Türkiye'nin büyük problemlerle karşı karşıya bulunduğunu herkes biliyor, aşılması icap eden büyük dertlerle karşı karşıya bulunduğumuzu herkes biliyor, hangi derdin kiminle tartışılması gerektiğini de herkes biliyor. “Tartışalım.” dedik, “Türkiye'nin FETÖ diye bir belası var, bunu konuşalım.” dedik, reddettiniz. Biz yaşadık onu. Yıllarca bu yapmış olduğunuz işlerin başımıza bela olacağı hususunda birtakım uyarılarda bulunduk. Sivrilttiğiniz kazık sadece size değil, hem Türk milletine hem de Türkiye Cumhuriyeti devletine batma riski oluşturdu; onu konuşurduk, susalım mı? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bunları toptancı bir tarih şuuruyla ele almak, kökten çözümler önermek mecburiyetindeyiz. Siz toptancı bakamıyorsunuz meselelere çünkü bir sorunla karşı karşıya kaldığınızda iktidarda olduğunuzu unutuyorsunuz. Oysa, siz, on altı yıldan beri bu devleti yönetiyorsunuz, on altı yıldan beri çözmeniz icap eden sorunlar karşınıza dizildiğinde de ya 1919’la ya da 1923’le hesaplaşmaya kalkışıyorsunuz. Oysa üzerinde konuşmanız icap eden şey yakın tarihimizdir. Ben, 1980’in ne olduğunu bilen o…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Elin titredi, yalan… Öyle oluyor işte, elin titriyor diyorum.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Elim titriyor.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Azıcık onlardan konuştun mu elin titriyor.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Benim elim yalandan değil, heyecandan titriyor.

BAŞKAN – Laf atmayın beyler, laf atmayın.

Sayın Dervişoğlu, Genel Kurula hitap edin.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Bendeki heyecan sende olsa bu yaşanmazdı bu ülkede.

Çok hoşuma gider, laf at.

RECEP ÖZEL (Isparta) – İyi, tamam.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Bak, hoşuna mı gitti, al bir daha içeyim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Üstüne dökeceksin, üstüne dökeceksin.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Ben memleket meseleleri konuşulunca kapı arkasında pazarlık yapmam, heyecanlanırım, bu Meclis mazur görsün.

Şimdi, bakın, ben 1980’i yaşamış biriyim. 1980 yılında hürriyetimden bir dönem mahrum kaldım. Bu İstiklal Marşı’mızın yazarı cennetmekân Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat” kitabı cezaevi idaresince siyasi yayın olduğu gerekçesiyle koğuşlara alınmıyordu ama Sızıntı dergisi bilabedel koğuşlara dağıtılıyordu. Sadece o değil. Şimdi o kapısına gidip dizildiğiniz bu meczup fesli var ya, o feslinin de “Lozan Zafer mi, Hezimet mi?” “Yalan Söyleyen Tarih Utansın.” türünden kitapları da o zaman cezaevi koğuşlarına bilabedel dağıtılıyordu. Bir emperyal proje olduğu gerçeği gün gibi gözümüzün önündeydi ve 20 yaşında çocuklarken o emperyal projenin varlığından biz haberdar olduk. O gün bu gün bu belanın bir gün Türkiye Cumhuriyeti devletini tehdit edeceği hususunun altını kalınca bir çizgiyle de çizmeye gayret sarf ettik. Şimdi kimse vebalini başkasının üzerine atmaya kalkmasın. Bu ülkede siyasal bölücülük ile siyasal İslamcılığı gümüş tepsi önünde gündeme getiren ve milletin başına bela eden yapı emperyalizmdir. Ona karşı direnç gösteremedik, gösteremediniz. On altı seneden beri memleketi yönetiyorsunuz. Yollar yaptınız, Allah razı olsun; köprüler yaptınız, Allah razı olsun; büyük hizmetler ürettiniz, Cenab-ı Allah razı olsun, bir şey demiyoruz, hizmet yapana elbette ki dua edeceğiz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederiz.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Her kim ki bu ülkede taş üstüne taş koymuşsa biz onun elbette ki duasını yapmak mecburiyetindeyiz; ona dua etmek, onun hizmetlerini övmek mecburiyetindeyiz. Ama sadece yol yapmadınız ki; Oslo’da, Dolmabahçe’de pazarlık da yaptınız, bunu da mı methedeceğiz? Biz bunu konuştuğumuzda “Keşke yapmasaydık.” diyeceğiniz yerde başka şeyler söylüyorsunuz, tarizde bulunuyorsunuz, sesinizi yükseltiyorsunuz.

Memlekette siyaset irfanla yapılır, irfanla siyaset yapmaya gayret sarf ediyoruz. İlk kez Meclis kürsüsünde konuşuyorum yemin merasiminden sonra. Biz irfanla siyaset yapmak istiyoruz, siz imkânlarımızla karşımıza çıkıyorsunuz. Bunu yapmaya ne hakkınız var? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Bırakın da irfanla siyaset yapalım.

Şimdi iş başına geldiniz, diyorsunuz ki: “2002’de böyleydi, 2018’de de böyle.” Doğru tabii ya, on altı sene elbette ki bir şey yapacaksınız ama siz 2002’de iş başına geldiğiniz de SEKA vardı, ne oldu şimdi? TEKEL vardı, ne oldu şimdi? Sümerbank vardı, ne oldu şimdi? TÜRK TELEKOM vardı, ne oldu şimdi? PETKİM vardı, ne oldu şimdi? Şeker fabrikaları vardı, Etibank vardı, Eti Bakır vardı, Eti Gümüş vardı; ne oldu şimdi? TÜGSAŞ’lar vardı, İskenderun ve Ereğli Demir Çelikler vardı, Et ve Balık Kurumu vardı, şeker fabrikaları vardı; ne oldu şimdi, ne oldu bu cumhuriyetin değerleri? Kültür -birçok tanımlama yapıldı- aynı zamanda bir milletin müşterek sorunlarına karşı müşterek çözümler üretme mecburiyetini de içinde barındırır.

Şimdi, ozanın sazında ses olamazsanız, şairin şiirinde mısra olmayı beceremezseniz, ressamın tuvalinde renk olmayı beceremezseniz ne kadar köprü olursanız olun, ne kadar elektrik direği olursanız olun, ne kadar yol olursanız olun herhangi bir şeye fayda temin edemezsiniz.

Gerçekleri konuşalım, gerçekler üzerinde de fikir beyan edelim. Bu açıdan birbirimize hak verelim. Milliyetçiliği kimse inhisarına almasın, cumhuriyeti kimse inhisarına almasın, mukaddes dinimizi kimse inhisarına almasın. “Nasıl Mehmet Akif bizimse Mustafa Kemal de bizim.” demeyi becerebilelim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) “Nasıl o mübarek ezan bizimse o bayrak da bizim.” diyelim. “Tek vatan” demeyelim “Türk vatanı diyelim. “Tek bayrak” demeyelim “Türk Bayrağı” diyelim.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Onu kastediyoruz zaten.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – “Tek millet” demeyelim “Türk milleti” diyelim ve “Türk dili” diyelim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aynı şeyi kastediyoruz ya, aynı şeyi kastediyoruz ya.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Buyurun, deyin; mâni bir hâl yok.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aynı şeyi kastettiğimizi sen de biliyorsun da…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Benim dediğimi buradan söylerseniz ben de oraya, yerime gider, sizi alkışlarım.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aynı şeyi dediğimizi biliyorsun da…

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Müsaade eder misin, yine şekerim yükseldi, elim titreyecek bakar mısın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Aman aman, bir şey olmasın.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Benim lafım size ağır gelmesin, lafım hiç ağır gelmesin. Ha, ben de lafımı tartarak sarf etmem. Ben terbiyemden mesulüm, başkasının terbiyesinden de bir mesuliyet bana yüklenmez herhâlde.

Şimdi, anılara sahip çıkmak lazım. Az önce grup başkan vekilimiz gösterdi, Bursa’yı gösterdi. İstanbul’u ben göstersem nasıl olur dedim ama size İstanbul’u göstermeye gerek yok. Zaten ihanet ettiğinizi en yetkili ağızdan itiraf ettiniz “İstanbul’a ihanet ettik.” dediniz. Türkiye'nin birçok kentine ihanet ettiğiniz gibi ihanet ettiniz.

Bize düşen sorumluluklar var. Biz, hiç kuşkusuz, kendimizden sonraki nesillere teslim aldığımızdan daha güzel bir Türkiye ve teslim aldığımızdan daha güzel bir dünya bırakmak mecburiyetindeyiz. Hamleler yapacağız, yaşadığımız coğrafyanın jeopolitiğinden kaynaklı riskleri elbette ki birlikte göğüslemeyi becereceğiz ama bu coğrafyanın avantajlarını attığı yanlış adımlarla ülke adına dezavantaja dönüştürmeye kalkışanlara karşı da bir direnç göstereceğiz; aktif ama ihtiyatlı politikalar önereceğiz.

Geldiğimiz günden beri, iş başına geldiğiniz günden beri birçok şeyi tartışma masasına getirdiniz. “Efendim, 2002’de böyleydi, 2018’de böyle; 2002’de şu kadar bölünmüş yol vardı, 2018’de bu kadar var; Marmaray yaptık, denizin altından geçtik; tünel yaptık, altından geçtik; köprü yaptık, üstünden geçtik.” diyorsunuz. İş başına geldiğinizde ilkokulda öğrenci olan çocuk, bugün üniversiteyi bitirmiş ama işsiz durumda; bu mesuliyeti size hatırlatmayalım mı? Sınavlarda yolsuzluklar yapıldı, insanların istikballeri çalındı. Siz diyorsunuz ki: “Biz bunların müsebbiplerini yakaladık.” Peki, bunların uğradığı mağduriyetlerin hesabını verdiniz mi ya da giderilemeyecek mağduriyetleri karşılamak için vicdanen bir sorumluluk hissettiniz mi? Sınava girildi, başkalarına soru verdiler. O soruları ya da cevap anahtarını alıp adam sınava girdi. Siz dediniz ki: “Bu sınavı yapanlar FET֒cü.” Kaybedenler kim? Kavruk Anadolu çocukları. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bana Allah rızası için söyleyin, spekülasyon yapmak için konuşmuyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

Bir sınav yaptınız, sınava bilerek ya da bilmeyerek hile bulaştırdınız. Bir Anadolu evladı sınavdan başarıyla çıkıp doktor olacakken, avukat olacakken, mühendis olacakken hakkı gasbedildi; avukat olamadı, doktor olamadı, mühendis olamadı, uzman çavuş oldu, Gabar Dağı’nda şehit oldu. Bunun hesabını nasıl vereceksiniz bu millete? (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bütçenin ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Bu ülkenin birliğine, beraberliğine, bütünlüğüne hizmet edecek bir Meclis çatısını canıgönülden arzuladığımı ifade ediyor, bu özgür kürsüden sizlere hitap etmekten bahtiyar olduğumu dile getiriyor, heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biraz evvelki konuşmacının sözlerine istinaden şu açıklamaya ihtiyaç var: Biz 1919 ve 1923’le hesaplaşmak yerine; tam aksine, oradan aldığımız ışıkla o istiklal yolunu devam ettiriyoruz arkadaşlar. 15 Temmuz, işte o ruh ve mananın mücessem hâle gelmiş şeklidir. Başkumandanımızın, Cumhurbaşkanımızın “Haydi meydanlara.” çağrısıyla millet bu çağrının gereğini yerine getirmiş ve uluslararası emperyalist ve siyonist planları dürüp tarihin çöplüğüne atmıştır. Biz emperyalist ve siyonistlerin planlarını bozuyoruz arkadaşlar. Dün işte bu nedenle hava harekâtı yapıldı. Evet, biz on altı yıldır iktidarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Toparlayacağım.

Arkadaşlar, niye on altı yıldır kesintisiz olarak iktidarız? Çünkü biz irfanla siyaset yapıyoruz. Marifet iltifata tabi. Bu aziz ve asil milletin vicdanında makes bulduğumuz için, onların hakikaten gönül dünyasına girdiğimiz için on altı yıldır rekorlar kırarak iktidarda bulunuyoruz. Bunu lütfen görün, bunu anlayın; siz de aynı yola tevessül edin, milletle gönül bağınızı lütfen güzel oluşturun.

Teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Sayın Akçay...

31.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu’nun 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Boş polemiklerle geçirecek vaktimiz olmamakla birlikte, partimizin de adı geçmekle ve partimizin adına da atıf yapılmakla birtakım düşünceler serdedildiği için aslında sataşmadan söz almak gerekiyor ama gerek yok, yerimden konuşayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal psikolojide, biz buna siyaset psikolojisi de diyebiliriz, “Dönekler, ortodokstur.” diye bir kural vardır. Herhangi bir görüşten bir başka görüşe intisap edenler veya bir parti değiştirenler veya bir başka hayat tarzından başka hayat tarzına geçenler, genellikle eski mensup oldukları parti, cemaat, grup veya hayat tarzına bir husumet tevdi etmeye başlarlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu, psikolojik de bir takıntıdır esasında. Sosyal psikoloji bakımından bu şekilde değerlendirmekle birlikte, Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçiliği parti programına ve siyasetinin merkezine almış bir siyasi partidir. Bunun dışında her kişi ve her parti, kendi milliyetçilik anlayışı konusunda görüşünü serdedebilir. Ancak müsaade edilsin biz de programımıza, siyaset merkezimize göre milliyetçilik görüşümüz doğrultusunda siyaset yapalım ve görüşlerimizi bu şekilde ifade edelim.

Ayrıca, kendi partisinin programında, bırakın Türk milliyetçiliği...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım Sayın Grup Başkan Vekili.

ŞENOL BAL (Ankara) – Söylemiştiniz aynı şeyleri.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – E, tekrar etmekte fayda var: “Et tekraru ahsen velev kane yüz seksen.”

ŞENOL BAL (Ankara) – O zaman bizim tekrar edeceklerimiz daha fazla.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Gerekirse 180 defa tekrar ederiz.

Partisinin programında milliyetçiliğe, Türk milliyetçiliğine yer vermeyen… Hele hele, şimdi, Türk milleti… İşte demin “milletimiz” diyorsun da milletin adı ne?

Efendim, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki kendi seçim beyannamelerinde “millet” kelimesi 51 kez geçmiş, “Türk” kelimesi de 4 kez geçiyor. O da nasıl? “Kuzey Kıbrıs Türk halkı, Türk Cumhuriyeti, Türk Silahlı Kuvvetleri” şeklinde. Ayrıca, Cumhurbaşkanı adaylarının “Milletimizle Sözleşme”deki ifadelerine baktığımızda “Türk milleti” ifadesini kullanmaktan imtina ettikleri anlaşılıyor. Bu kadar çelişki içerisindeyken başkalarına milliyetçilik, Türk milliyetçiliği veya Türklük konusunda bir hatırlatma, hele hele ders vermeye hakları yoktur diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu tür polemiklerin de doğrusu çok hoşumuza gitmediğini de ifade etmek isterim.

Herkes kendi partisinin programı doğrultusunda siyasetini yapsın, görüşlerini dile getirsin ama lütfen, ortodoksluk yapmasın. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Yavuz Bey, buyurun.

32.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, siyasetin hatıralardan ve aidiyetten bağımsız yapılamayacağına ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Meclisin genel insicamını bozmamaya gayret etmemiz lazım galiba, biz de ihtimam göstereceğiz ama genel olarak siyaset üslubumuzu biz şöyle inşa etmeye çalışacağız. Sayın Başkan biliyor, biz daha evvel de ayrıldık; bizim ayrıldığımız yapıda, mesuliyetimizin, vatan mesuliyetimizin çok ağır olduğu zamanlarda disipline olmak, sadakat duymak, bu yapıdan ayrılmayı “ihanet” telakki etmek…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL          (Sakarya) – Siz, Milliyetçi Hareket Partili oldunuz mu?

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Oldum, oldum efendim. Benim dedem…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL          (Sakarya) – Ne zaman oldunuz?

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Muhammed Başkan, yani istirham ederim…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL          (Sakarya) – Ne zaman oldunuz? Nereden ayrıldınız? Hiç ondan bahsetmiyorsunuz.

BAŞKAN – Bir dakika… Sayın grup başkan vekili konuşsun.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Muhammed Başkan, gözüne kurban olayım. Bak, bizim, hiç…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL          (Sakarya) – Ya, ben senin gözüne kurban olayım da doğruyu söyle yani.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Muhammed Başkan, bir şey söylemiyorum, istirham ediyorum…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL          (Sakarya) – Doğruyu söyleyin.

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin Sayın Grup Başkan Vekili.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL          (Sakarya) – “Ayrıldığım yapı” deme, Allah’ını seversen.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Ya, aziz dostum, bir şey söyleyeceğim yani istirham ederim ya.

BAŞKAN – Sayın Yavuz Bey, Genel Kurula hitap edin.

Buyurun.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Evet, Genel Kurula hitap edeyim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Şöyle: Siyaset, bir şekilde, hatıralarınızdan bağımsız, aidiyetlerinizden bağımsız, daha önceki hayatınızdan bağımsız yapabileceğiniz bir şey değildir yani milletler gibidir hareketi, insanlar da öyle. Biz, benim dedem, arkadaşlarımızın “Ne zaman oldun?” dediği yere alın teri döktü, babam cezaevi gördü. Ben hem orayı gördüm hem rahmetli Başkanla beraber oldum. Dolayısıyla hayatın kırk senesinde…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Başkanla mı?

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Rahmetli Muhsin Başkanla.

Ben o zaman ayrıldım bak.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Muhsin Başkanla Büyük Birlik Partisinde beraberliğini MHP olarak anlatma ya!

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili, bırakın, düşüncelerini ifade etsin; söz isteyin, söz vereyim size ya.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Başkanım, kusura bakmayın ya!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Ya, bir şey demiyorum Muhammed Başkan!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Kusura bakmayın!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Bir şey diyeceğim arkadaşlar, istirham ediyorum ya.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ya, söyleme Yavuz Başkan, Allah’ını seversen.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Söylemeyeyim ağabey, tamam.

Hayatımızın…

BAŞKAN – Yavuz Bey, Genel Kurula hitap edin.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili…

Söz istesin, söz veririm.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – İktidar…

Siyaset vizyonu şudur, Erkan Bey’e atıf yapayım ben de rahatlayalım…

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Bizim partimizde olmadı hiçbir zaman.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Yahu, arkadaşlar… (MHP ve İYİ PARTİ sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Erkan Bey, Sayın Grup Başkan Vekili; Yavuz Bey’i dinleyelim. Söz isteyin, söz vereyim kardeşim.

Buyurun Sayın Ağıralioğlu…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ya, kardeşim, milliyetçiliği bize anlatmayın, anlatmayın milliyetçiliği bize!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Arkadaşlar, gözünüze kurban olayım.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Siz milliyetçi olun, bize milliyetçiliği anlatmayın. (MHP ve İYİ PARTİ sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin, buyurun.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Muhammed Bey, bir müsaade et ağabey, gözüne kurban olayım. Bir şey dediğim yok ya!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – “Hatırlatma yapıyoruz.” diyorsunuz. Allah’ınızı severseniz ya!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Yahu, on altı sene Tayyip Bey size ağır cümleler kurdu; siz memleket, millet bekasına Tayyip Bey’e katlanıyorsunuz, kendi kardeşlerinize de katlanırsınız. Katlanın ya, katlanın. Yahu, katlan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Ya, sen bir şey öğretmeye kalkma, biz size katlanırız.

BAŞKAN – Laf atma ya!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Ben katlanacağınızı da biliyorum ya, problem yok, önemli değil; biz de öyle.

Ya, siyaset böyle dediğiniz gibi bir şey değil, ben sitem de etmiyorum size de. Size de asla bir şey diyecek durumda değiliz ama ya arkadaşlar, on beş, on altı sene -daha evveli de var- biz hükûmet etme, siyaset etme vazifesini elinde bulunduran partilere dedik ki: “Devlet böyle yönetiliyor.” Siz de dediniz, biz de diyoruz; bundan sonra da diyeceğiz. Yani bize şöyle mukabele edilir mi? Sizin için demiyorum. Biz siyasete, AK PARTİ’ye demiyor muyuz: “Devlet böyle yönetilir mi?”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Cumhuriyet Halk Partisine iktidarda, iktidar ortağı olduğu zamanlarda “Devlet, böyle yönetilir mi?” demiyor muyuz? Diyoruz.

Dolayısıyla, siyasetin tabiatında şu vardır: “Arkadaşlar sizden şunu umuyoruz.” demek yerine, bazen “Sizden de şunu ümit ediyoruz. Sizin, bunu yaptığınız için çok makbul davranmadığınızı düşünüyoruz.” demekte ne var? Siyaseti nasıl yapacağız, meditasyon yöntemiyle mi yapacağız? Ne yapacağız siyaseti, nasıl yapacağız Muhammed Başkan?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Yavuz Başkan, tamam ben de bir söz alayım da bir toparlayalım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bizim ne yapacağımızdan size ne?

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Ya, sizin ne yapacağınızı söylemiyoruz size.

BAŞKAN – Yavuz Bey, Genel Kurula hitap edin.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Genel Kurula hitaben söylüyorum efendim.

BAŞKAN – Toparlayın.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Türkiye’de siyasetin terminolojisi “Bizden ayrıldınız.” “Ayrılmadınız.” üzerine. Biz çok şeyini çektiğimiz için bu işlerin… Bir hareketin -tırnak içinde- iktidara gelebilmesi için başka partilerden, kendi partilerinden ayrılıp teveccüh ettikleri yeni partide birikmeleri gerekir. Dolayısıyla -tırnak içinde söylüyorum- “dönme” diye tabir edilen iş, bir seçmen davranışıdır aslında.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Güzel.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Yani fikirleriyle, siyasi istikamet ve vatan tasavvurunda bir oynama olmayan her siyasi cazibe, kendi partilerinden ayrılıp iddiasının taşıyıcısı partiye gelmesi için insanları davet eder.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Dolayısıyla, siyaset zaten bundan ibarettir. Yani MHP’nin de iktidara gelmesi için partilerinden ayrılıp MHP’ye teveccüh edecek vatandaşa ihtiyacı vardır. Gelen vatandaşa “Sen niye partinden dönüyorsun?” diyemeyeceğine göre, normalde, usul budur. Her parti, iddiasıyla mütenasip millet buluşmaları tertip eder. Şu anda, diyelim, oyunuz 15, 50 olmanız için 35 oranında, 40 oranında -diyelim, 60’la iktidar olacaksınız- partiden dönen adama ihtiyacınız var.

HASAN KALYONCU (İzmir) – Ya, sen kaç olacaksın ki konuşuyorsun, sana ne MHP’den!

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bir müsaade eder misiniz, bir toparlayalım.

BAŞKAN – Buyurun.

33.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Milliyetçi Hareket Partisinin Türk milliyetçiliğini hedef ve ülkü edinmiş bir siyasi hareket olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkanım, şimdi, bu işin temel sebebi şu, çok net bir şekilde gözüküyor…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Ev kavgası, ev kavgası…

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili, yanınızdaki Grup Başkan Vekiline değil, Genel Kurula hitap edin.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Genel Kurula hitap ediyorum efendim.

Buradaki sıkıntı şu: Milliyetçi Hareket Partisi, Türk milliyetçiliğini kendisine program edinmiş, hedef ve ülkü edinmiş bir siyasi harekettir. Bu noktada, Milliyetçi Hareket Partisinin daha fazla tarife ihtiyacı yoktur.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Tabii ki yok.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu noktada, Milliyetçi Hareket Partisini hedef alarak “Biz onun milliyetçi olduğuna bir şey demiyoruz ama ona milliyetçiliğini hatırlatmak istiyoruz.” denilen yapı sorgulandığı zaman “Türk milliyetçiliğini idealize etmiş bir hareket mi?” diye bakıldığında, bu, böyle çıkmıyorsa o takdirde, söylenen söz bambaşka manalar ifade ediyor demektir. Bu, tahrikten, efendime söyleyeyim, kışkırtmadan başka bir şeye sebep olmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkan Vekilim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Tabii.

O partinin içerisinde kendini Türk milliyetçisi olarak tanımlayan insan da olabilir fakat bu yapının ne olduğu ne bittiği noktasında bizim herhangi bir bilgimiz yok. Orayı oluşturan unsurlar, orayı oluşturan fikrî akımlar nelerdir, bunlarla alakalı bir bilgimiz yok. Biz kendimizi biliyoruz ve bu konuda bize karşı gereken hassasiyetin gösterilmesini talep ediyoruz; başka bir şey değil. İktidara yaptıkları eleştiriler, onun dışında, millî meselelerle alakalı kendi duruşları, onları tespit etmek, o duruşları belirlemek ve o çerçevede siyaset yapmak kendi haklarıdır. Bizim buna da herhangi bir müdahalemiz bugüne kadar Meclis çalışmaları içerisinde de olmamıştır. Bu zamana kadar olmayan şey, bugün olduysa bunun da sebepleri doğru bir şekilde değerlendirilmelidir diyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Denizli Milletvekili Yasin Öztürk.

Buyurun Yasin Bey. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 2019 bütçe görüşmeleri çerçevesinde Gençlik ve Spor Bakanlığının 2019 bütçesini değerlendirmek için İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Konuşmama başlamadan evvel, dün Ankara’da yaşanan tren kazası sonucu hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum, yaralı vatandaşlarımıza da Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyorum ve iktidara sesleniyorum: Zamanında, Pamukova sonrası gereği yapılsaydı Çorlu olmazdı, Çorlu sonrası gereği yapılsaydı Ankara olmazdı, Ankara’dan sonra bari gereğini yapın da milletimize başka facialar yaşatmayın diyorum.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önemli bir tespitiyle konuşmama başlamak istiyorum. Spor, yalnız beden yeteneğinin bir üstünlüğü sayılmaz, anlayış, zekâ ve ahlak da bu işe yardım eder. Ben, sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.

Türk sporunun idaresini üstlenen AK PARTİ iktidarının, Türk sporunu ihyası asla söz konusu değildir. İstanbul’un ve sporun kalbi Burhan Felek tesisleri perişan hâlde, inşaatı yıllardır tamamlanamadı. Kulüplerin mali durumu perişan. Bu duruma gelene kadar neden tedbir alınmadı veya yaptırım uygulanmadı? Sürekli söz verilen kulüpler yasası neden çıkarılamıyor? Stadyum yatırımlarına bütçeleri harcarken bu tesislerden ileride yararlanacak olan sporcuların yetişmesi için altyapıya ne gibi yatırımlar yapıldı? Neredeyse hiçbir şey. Diğer yandan amatör branşlar için ne yaptık? İstanbul’un olimpiyat hayali sona mı erdi? 2024’e neden aday olmadık? Bu arada, aynı anda 2028 olimpiyatları da verildi, fırsat kaçtı, 2020 adaylığında edindiğimiz kazanım ve deneyim boşa gitti.

Bağımsız ilan ettiğimiz, idari, mali özerklik verdiğimiz federasyonlar ne kadar ilave katma değer sağlıyor? Resmî olarak özel ama fiilî olarak tamamına yakını Hükûmete bağımlı. Geçen yıl Samsun’da yapılan işitme engellileri olimpiyatları için ne kadar yatırım yapıldı? Bu tesisleri dolduracak potansiyel var mı, yoksa tesis çöplüğüne mi dönecek? Trabzon, Erzurum, Mersin örnekleri ne durumda? Devşirme sporcular ne zaman bitecek, ne zaman kendi sporcu öz kaynağımızı harekete geçirip başarı elde edeceğiz?

Bütçelerimizde neden sporcu sağlığı ve performans geliştirme merkezleri gibi yatırımlara yer verilmiyor? Toplumda spor kültürü oluşturmak adına kim ne yapıyor, buna yönelik planlar nelerdir? Spor teşkilatını yöneten üst bürokrasinin diploma ve ihtisas alanlarına bir bakınız. Bu yapıda ihtisas sahibi kendi bürokratına niçin değer verilmiyor? Sürekli dışarıdan ilgisiz ve deneyimsiz bürokrat atanıyor, bu durumun spor teşkilatına, Türk sporuna ne faydası oldu bugüne kadar?

Bilindiği gibi ülkemizde 0-24 yaş aralığında yaşayan takribi 32 milyon gencin 15 milyon civarı ilk ve ortaöğrenimde eğitim almaktadır. Bu genç nüfus ve kaynağa rağmen hâlen Avrupa’nın çok gerisinde lisanslı sporcu sayısına sahip olmamız, tek kelimeyle sporu ve gençlik politikalarını iyi idare edemediğimizin açık bir delilidir. Bu gerçek ışığında son dönemde çok net gördüğümüz yetişmeyen sporcu gerekçesiyle kurulamayan ve başarılı olamayan millî takımlar, hem ülke insanının onurunu yaralamakta hem de uluslararası arenada ülkemize prestij kaybettirmektedir. Bu tablo, bugün bütçesini görüştüğümüz Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün, gerçekleştiremediği görevlerine rağmen ne yüzle hangi taleplerde bulunacağının sorusunu da elbette akıllara getirecektir. On beş yıldır millî takımlar düzeyinde neredeyse sıfır başarı söz konusu. Hiçbir branşta hiçbir federasyona bağlı millî takımlar derece yapamıyor. Bu da devletin spor, organizasyon ve yarışmalardaki iflasının kanıtıdır.

Peki, bütçe nereye harcanıyor? Bütçe hangi sporcu yetiştirme ya da altyapıya harcanmış? Bu husus “Efendim, federasyonlar özerktir.” bahanesinin altına sığınılacak kadar masum değildir. Zira bu başarısızlık, altyapılarını hazırlamadan oluşturduğunuz federasyonlarda AK PARTİ iktidarının spor bakanları ve gençlik spor genel müdürlerinin marifetidir.

Şimdi bu kurumu yönetenler, Sayın Cumhurbaşkanını dahi “On yılda sporcu sayımız 10 kat arttı.” yalan bilgisiyle bilgilendirip, yanıltıp mahcup etmekte. İşin aslı ise 2003 yılından itibaren kayda alınan “veteran” sporcular ve okul sporlarının gençlik spor genel müdürlükleri bünyesine katılmasıyla okullarda var olan sporcu lisanslarını her branşta artırarak mükerrer kayda alınmasındandır. Açılan bir spor kulübü olmadığı gibi, şehirler kapılarına kilit vurulan amatör kulüplerle doludur. Spor bilgi ve kültüründen uzak yöneticiler nedeniyle, ortaya konulan doğru dürüst bir gençlik projesi yoktur.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Gençlik ve Spor Bakanlığı karma bütçeli bir kuruluştur. Bu bütçelendirme yapılırken hangi illere hangi yatırımların yapılacağı ve bu yatırımların yaklaşık maliyetleri öngörülerek bütçe oluşturulur. İllere yatırımlar belirlenirken olması gereken, o illerdeki lisanslı sporcunun, kulübün, nüfusun, okul çağındaki öğrencinin sayısıdır. Bu gibi kriterler göz önüne alınarak yatırımın planlanması gerekirken her zaman olduğu gibi milletvekillerinin ve bakanların istekleri göz önüne alınıyor.

Örneğin, nüfus oranları hemen hemen aynı olmasına karşın Denizli’de 2 gençlik merkezi bulunurken Samsun’da tam 13 tane gençlik merkezi bulunmakta. Samsun ilimize yapılan yatırımlar tamamen siyasi olup art arda iki bakanın Samsunlu olması nedeniyle bu ilimiz tesis zengini olmuştur. Gerek Sayın Suat Kılıç gerekse Sayın Akif Çağatay Kılıç’ın bakanlık dönemlerinde tesis yapılmayan ilçe kalmamıştır. Samsun’da gençlik merkezlerinin fazla olmasına söyleyecek sözüm yok fakat bu yatırımlardan sadece bakanların memleketleri değil, tüm illerimizin eşit ve adaletli bir şekilde faydalanması gerekir.

Elde edilen bu bütçe, tamamen bakan yetkisinde bulunmaktadır ve bakan yetkisinde kullanılmaktadır. Bu özel bütçeler, sayın bakanların istekleri doğrultusunda reklam karşılığı olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığından para aktarılarak yapım işleri yapılmaktadır. Oysa tüm illerimiz, yatırımı hak etmektedir ama tercihler, kriterlere uygun olarak seçilip yapılmamaktadır.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bir diğer konu da amatör spor kulüplerinin yaşadığı sıkıntılardır. Amatör spor kulüplerinin amacı, yetişmekte olan gençliğe spor bilinci ve alışkanlığı kazandırmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok oynanan ve izlenen spor branşlarının başında futbol gelmektedir. Sadece sponsorlarla güçlükle ayakta duran amatör kulüplerimiz, müsabaka esnasında talep edilen ambulans ücretini karşılayamadıklarından dolayı sağlık önlemleri yetersiz bir ortamda maçlar yapmaktadır.

Türkiye Futbol Federasyonu Lig Statüleri Yönetmeliği 6’ncı madde organizasyon ve sorumluluk, stadyumlarda sağlıkla ilgili tüm düzenlemeleri yapma görevini ev sahibi kulübe veriyor. Ev sahibi konumundaki amatör kulüp, ancak ücretini ödeyip ambulans getirebiliyor. Maçlarda ambulans bulunmamasından dolayı ciddi sakatlıklar yaşanıyor, hayatını kaybeden sporcular dahi oluyor. Bakanların açılış, gezi, ziyaret ve mitinglerinde bir ambulansın sürekli konvoyu takip ettiği, konakladığı otel veya misafirhane önünde tam teşekküllü bir veya birkaç ambulansın hazır tutulduğu; profesyonel futbol müsabakalarında ambulans bulundurma mecbur tutulduğu hâlde amatör sporcularımızın sağlığıyla ilgili son dönemlerde bu kadar vaka yaşanmasına rağmen hiçbir önlem alınmamaktadır. Hiçbir devlet desteği alamayan amatör kulüplerin ambulans ücreti Bakanlığımız tarafından neden karşılanmıyor?

Bu arada üzücü bir tespitte daha bulunmak istiyorum. Özellikle büyükşehirlerde amatör kulüpler nasıl ayakta kalıyor, biliyor musunuz? Herhâlde bilen yok. Ne yazık ki kumar oynatarak. Açtıkları lokallerde bir sürü kulüp oyun oynatıyor. Amatör kulüplerin altyapılarından başlamak üzere sporcu sağlık kimlik kartı neden oluşturmuyorsunuz? Futbol Federasyonu, amatör sporcu sağlığı için neden fon ayırmıyor? Ayrıca antrenman yapacak saha için profesyonel kulüpler tahsis ettiğiniz statlarda ücret istemektedir. Millî takımlarımızı destekleyecek altyapıyı yetiştirecek olan amatör spor kulüplerinin durumu içler acısıdır. Millî takımlarımızın başarılı olması için öncelikle amatör spor kulüplerimizin bu sıkıntıları giderilip kulüplere gereken destek verilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Sayın Başkanım, ilave süremi kullanabilir miyim?

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) – Gelecek, gençlik demektir. Konuşmamın başında ifade ettiğim gibi, Atatürk’ün sözlerini kulağınıza küpe ediniz: Zeki, çevik ve ahlaklı sporcu yetiştirmek için, liyakatsız ve ihtisası yetersiz yandaşlar ve yöneticiler yerine, gençlerimizi ve sporcularımızı zeki ve ahlaklı yöneticilere teslim ediniz. O zaman başarı kendiliğinden gelecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.21

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.44

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Ara vermeden evvel Özgür Bey söz istemişti.

Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Meclis çalışanlarının sorunlarına ve Gediz Elektrik Dağıtım AŞ’nin tarımsal sulama abonelerine “güvence bedeli” adı altında yaşattığı mağduriyete ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Sizin de olumlu yaklaşımınızdan dolayı olacak herhâlde, odadan aradı arkadaşlar. Bütün Meclis personeli hem bu durumla ilgili teşekkürlerini iletiyor ama daha önce de dile getirilen iki sorunu sizin de dikkatinize bir kez daha, burada, bütçe görüşmeleri sırasında sunmak istiyoruz.

Bir tanesi, Meclise personelin girişi tek kapıya indirildi. Kapalı otopark çalışanlara yasak. Arkadaşlarımızın hepsi teyit ediyor, bizim binada eksi 3 tamamen boş, eksi 2’nin yarısı boş ama çalışanlar açık otoparka arabalarını koyuyorlar. Bu karda buzda ya yürüyecekler ya da ring aracını soğukta bekleyecekler. İçinde engelli olanları var, hamile olanları var, hepsi zorlanıyor. O yüzden, bu konuda, Meclisin kaliteli yasama yapması için çalışma arkadaşlarımızın da bizim gibi zinde olması, mutlu olması, sağlıklı olması, endişeli olmamaları önemli. Bu konuyu hatırlatmak son derece önemli.

Yine geçtiğimiz günlerde, Sayın Başkan, hem Kanunlar Kararlar Başkanlığının hem stenograf arkadaşlarımızın yıllardır gelenekselleşmiş bir ödemeleri var. Ayın 20’sine kadar imza atılmadığı takdirde hak kaybı olduğunu bugün bir kez daha hatırlattılar.

Ayrıca da, biz, tabii, bazılarını ifade ettiğimizde, burada, Bilgi İşlemdeki, bu sesimizi, anında bunları bağlayan 15-16 görünmeyen kahramanın olduğundan ve onların da mağduriyetlerinden haberdar olduk, onu da ifade edelim.

Son olarak da -bütçe görüşmesinde herkes kendi seçim bölgesinden bir rahatsızlığı dile getiriyor- Manisa’nın başta Sarıgöl ilçesinde olmak üzere -telefonlarımız durmuyor- tarımsal sulama aboneleri var efendim Gediz Elektrik Dağıtım Şirketinin, kendilerine bir imtiyaz verilmiş durumda. Şimdi teker teker çiftçilerimize “Sözleşmelerinizi yenileyeceğiz.” diyorlar ve sözleşme bedeli alıyorlar; 2 bin lira, 3 bin lira, 5 bin liraya varan sözleşme bedeli. Hiçbir şey yok. Çiftçinin durumu ortada, sıkıntı ortada, zaten kışın ortası, mahsul para etmemiş, bir sürü afet görmüş, şimdi diyor ki: “Elektrik aboneliğini yenileyeceğim, sözleşme parası…” Bu, çiftçimize reva değil. Sarıgöl’ün ve Alaşehir’in bu çığlığını -belki Türkiye’nin birçok yerinde de benzer sıkıntılar vardır- bütçe görüşmeleri sırasında Meclisin gündemine getirmek istedim.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Özellikle Meclis çalışanlarımızla ilgili duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ediyorum. Sonuna kadar biz arkadaşlarımızın yanında olacağız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bilgen.

35.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, bu coğrafyada hiçbir kültürün dışlanmaması ve hiçbir toplumun insanlık dışı muameleye maruz kalmaması dileğiyle Ezidilerin Ezi Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, ben de çok kısa, Kültür Bakanlığının bütçesini görüştüğümüz için, bu coğrafyadaki otantik kültürlerden, önemli acılar yaşamış ve 1800’lü yıllardan beri 73 fermanla anılan ve “Mezopotamya’nın dağılan tespih taneleri” diye tarif edilen Ezidiler’in Ezi Bayramı’nı kutlamak istiyorum. Dokuz günlük oruçlarından sonra Ezi Bayramı’nı kutluyor Ezidiler.

Tabii ki bu coğrafyada bütün kültürler hem acılarında ortaklaşmak hem de bayramlarında, mutluluk günlerinde bunu paylaşmak durumundalar. Özellikle 2014’te Şengal’de Ezidilerin uğradıkları IŞİD katliamı insanlık tarihine geçecek en büyük ayıplardan biridir. Hâlâ yüzlerce kadın IŞİD’lilerin elinde rehine durumundadır. Bu coğrafyada hiçbir kültürün dışlanmaması, hiçbir toplumun insanlık dışı muameleye maruz kalmaması dileğiyle ben de tekrar Ezidilerin Ezi Bayramı’nı kutluyorum.

Teşekkür ederim.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) - Sayın Başkan, bir söz de ben alabilir miyim?

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası AK PARTİ Grubu adına Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan’da.

Buyurun Sayın Gökcan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının 2019 yılı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Ankara’da yaşanan tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, her alanda gelişen ve büyüyen yapısı, istikrarlı demokrasisiyle, üreten ekonomisiyle, güçlü ve itibarlı yapısıyla, kültürlerin ve medeniyetlerin kavşağı olan konumuyla önemli bir cazibe ve turizm merkezidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, kişi başına millî gelirden ihracat kapasitesine, kongre turizminden turist sayısına kadar hemen her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdik; büyümeye, kalkınmaya devam ettik, birçok alanda başarı öykülerine imza attık. Kültür ve Turizm Bakanlığımız da bu gelişmeye büyük katkı sağlayan çalışma alanı olarak en önemli kurumlarımızdan biridir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük bir öngörüyle belirttiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür. Bu açıdan baktığımızda, turizmin deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını görmekteyiz. Kadim bir medeniyetin mirasçısı olan milletimizin engin bir kültür ve sanat birikimi bulunmaktadır. Kültürümüzü yaşadığımız yüzyıl ve sonrasında diri kılmak, sonraki nesillere ve çağlara aktarabilmek kültür politikalarımızın temel amacıdır.

AK PARTİ iktidarlarımız döneminde millî gelirin 3,7 kat artması, refahın daha geniş toplumsal kesimlerce paylaşılması son on altı yıldır kültür ve sanat faaliyetlerine daha geniş bir katılım sağlamıştır. Bu süreçte, edebiyattan sinemaya, tiyatrodan müzeciliğe, kültür eserlerimizin restorasyonundan arkeolojik kazılara kadar kültürün ve sanatın hemen her alanında önemli gelişmeler kaydettik.

2003 yılına kadar tiyatrolara verilen destek 850 bin TL’yken 2002 ve 2018 yılları döneminde toplam destek miktarı 48 milyon TL’ye ulaştı. 2002 yılında Dünya Mirası Listesi’nde 9 olan varlık ve alanlarımızın sayısını 17’ye çıkardık. Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde ise 18 olan varlık ve alanlarımızın sayısını 71’e yükselttik. On iki bin yıllık geçmişi olan Şanlıurfa’daki Göbeklitepe’yi UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aldırdık. Çingene Kızı mozaiğinin kayıp parçaları dâhil olmak üzere, son on altı senede yabancı ülkelerden 4.317 adet eserin ülkemize iadesini sağladık. 2002 yılından bu yana arkeolojik kazılara ayrılan ödenekleri 30 kattan fazla artırdık.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığımız tarafından turizmin çeşitlendirilmesi ve turizm sezonunun tüm yıla yayılmasına yönelik olarak deniz ve kıyı turizminin yanı sıra sağlık, termal, kongre, kış, golf, kültür ve doğa turizminin geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Tanıtım ve pazarlama faaliyetleri için de 41 ülkede 46 kültür ve tanıtma müşavirimiz görev yapmaktadır. Bakanlığımızın başarılı çalışmaları neticesinde ülkemiz en fazla turist çeken ülkeler arasında 8’inci sıradadır, turizm gelirlerinde ise 14’üncü sıraya yükselmiştir. Ülkemize gelen turist sayısı 2002 yılında 12 milyonken, 2018 yılında 35 milyona ulaşmıştır, 2018 yıl sonu tahminî turist sayısıysa 39 milyondur. Turizm geliri 2002 yılında 12 milyar dolarken 2018 yıl sonu tahmini 29 milyar dolardır.

Ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden olan seçim bölgem Muğla ekonomisinin temel dinamiğini turizm sektörü oluşturmakta olup istihdamdaki en büyük pay da yine turizme aittir. Coğrafi yapısı, deniz, kum ve plajlarının güzelliğinden dolayı Muğla ve Antalya illerimiz âdeta turizmin kalbi ve başkenti konumundadır. Doğal, tarihî, sosyal ve kültürel varlıklar açısından son derece zengin bir potansiyele sahip olan Muğla’mız ülkemizin en yoğun turizm hareketliliği yaşayan illerinden biri olup yılda ortalama 3 milyondan fazla yabancı, yaklaşık 4 milyon yerli turiste ev sahipliği yapmaktadır.

Bodrum’dan Antalya sınırlarına kadar eşsiz kıyılarımızda yapılan ve dünyaca ünlü sinema sanatçıları, basın mensupları, bilim dünyasının tanınmış isimleri tarafından da oldukça ilgi gören Mavi Tur, Muğla’nın dünya turizmine hediyesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

YELDA EROL GÖKCAN (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu güzellikleri görmeniz ve Muğla turizmine katkı sunmanız için sizleri de yeryüzü cenneti Muğla’mıza bekliyoruz.

Bu çerçevede, sektöre emek ve hizmet veren herkese teşekkür ediyor, kültür ve turizm alanında ülkemizin sahip olduğu zenginliklerin daha başarılı, daha etkin değerlendirilmesi temennileriyle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın 2019 bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’da.

Buyurun Sayın Yayman. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçemizin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesine geçmeden önce, söz alan kişilerle ilgili, hatiplerle ilgili birkaç hususu ifade etmek istiyorum. Her gelen konuşmacı “AK PARTİ bunu yaptı.” “AK PARTİ şunu yaptı.” “AK PARTİ şöyle söyledi.” şeklinde değerlendirmelerde bulunuyor. Bunu bir yere kadar, iktidar-muhalefet dikotomisi içerisinde anlamak mümkün fakat siz Türkiye’yi daha iyi nasıl yöneteceksiniz sanat alanında, estetik alanında, kültür siyasetinde, sanat siyasetinde, kitap okuma alanında, insan hakları alanında, kalkınma alanında, konut edindirme alanında; bundan bahsedin. Bundan bahsetmeyip sürekli AK PARTİ’yi eleştirmek, sürekli AK PARTİ üstünden kendini tanımlamak… Gerçekten, ben bu durumu milletimizin takdirlerine arz ediyorum.

AK PARTİ kendisini hiç kimseye bakarak hizalamaz, AK PARTİ kendisini millete bakarak hizalar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sizin eleştirileriniz pozitif eleştiri olsa, yapıcı eleştiri olsa başımızın tacıdır; alırız, bunlardan faydalanırız. Fakat AK PARTİ iktidarı suyun üzerinde yürüyecek bir kabiliyet gösterse suda boğulacak diyecek kadar, yüzmesini bilmiyor diyecek kadar yıkıcı bir muhalefet var. Bunu takdirlerinize arz ediyorum.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Milletvekili oldun sonunda, bakan mı olmak istiyorsun?

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Kültür ve Turizm Bakanlığı alanında AK PARTİ iktidarında cumhuriyet tarihi boyunca yapılmayan işler yapıldı. Yirmi sekiz yıl sonra Kültür Şûrası yapıldı, on beş yıl sonra Turizm Şûrası yapıldı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Türkiye, dünyanın açık hava müzesidir. Türkiye, dillerin, dinlerin, medeniyetlerin beşiğidir. Biz kültürü, insanı, toplumu, geleceği inşa edecek bir alan olarak görüyoruz ve bizim coğrafyamızda ne varsa, bizim kültürümüzde ne varsa, bu topraklarda ne varsa bizim kültürümüzü bu oluşturur. Bizim kültür siyasetimizin esası vatandaşlarımızla rengine, ırkına, diline bakmadan, tarihdaşlık içerisinde, kültürdaşlık içerisinde, vatandaşlık duygudaşlığı içerisinde ve kaderdaşlık içerisinde bir ve beraber olmaktır. Bu anlamda biz inşallah önümüzdeki dönemde Türkiye’yi kalkınma alanında, ekonomik göstergelerde dünyanın en gelişmiş 10 ülkesi arasına sokarken kültür alanında da dünyanın en önemli merkezlerinden bir tanesi hâline getireceğiz. Sanata ve sanatçıya büyük önem veren bir partidir. İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi, yine, Ankara’da Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılan kültür merkezi Türkiye'nin yüz akı projelerinden bir tanesidir.

Büyük Fransız düşünürü Voltaire’in çok güzel bir sözü var, der ki: “Zamanı gelmiş düşüncenin önünde kimse duramaz.” Artık Türkiye'de kültür zamanıdır, Türkiye'de sanat zamanıdır, Türkiye’de estetik zamanıdır ve Türkiye'nin inşallah yıldızı her alanda olduğu gibi kültür alanında da, turizm alanında da yükselecektir.

Biraz önce çok değerli milletvekilimiz ifade etti; Türkiye, dünyanın en büyük turizm ülkelerinden bir tanesi, dünyada en çok turist gelen 6’ncı ülke, gelir bakımından 13’üncü sırada, 14’üncü sırada. Sadece Antalya’ya 12 milyon turist geldi. Türkiye’ye bu yıl, inşallah, yaklaşık olarak 40 milyon turist gelecek ve bu, dolayısıyla pek çok ekonomik faktörü harekete geçiren bir husustur.

Goebbels’in bir sözü var, der ki: “Yalan söyle, inanmazlarsa daha büyük yalan söyle.” Muhalefetin durumu bu. Bir hatip çıktı, diyor ki: “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi kaçak yapıdır.” Kardeşim, ispatla, göster, belgesini göster; bunlar yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) “İmar barışına müracaat etti." diyor.

ŞENOL BAL (Ankara) – Ayıp ya, ayıp!

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Ya, göster kardeşim, işte millet, işte Millet Meclisi, işte kürsü! Ama on altı yıldır bir türlü bu topluma bir pozitif mesaj veremeyen, bu toplumu nasıl daha iyi yöneteceğini gösteremeyen, on altı yılda on beş seçim kaybeden muhalefet şimdi çıkmış, milletin yüz yıllık rüyasını gerçekleştiren bu partiye hesap soruyor. Sorabilirsiniz, bunu saygıyla karşılıyoruz fakat...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Ya, vekil oldun, daha ne istiyorsun?

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Dinle kardeşim, dinle; bak, dinle ve öğren.

AK PARTİ milletin partisi, AK PARTİ bu milletin yüz yıllık rüyalarının partisi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Son olarak şunu söylüyoruz: Evet, şimdi, burada birtakım resimler gösterildi. Evet, doğrudur, bu resimler vardır, bu resimleri düzeltmek de yine AK PARTİ’nin işidir. AK PARTİ yaparsa en doğrusunu yapar çünkü millet AK PARTİ’den bekliyor.

Bakın, burada Bursa Nilüfer’den bir resim gösteriyorum, yine TOKİ’nin yaptığı; yine, burada Hatay’dan bir resim gösteriyorum, Hassa ilçemizden; yine, burada Çeşme’den.

Bakın, sadece olumsuz örnekler değil. Eyvallah, yine düzeltirse bunları AK PARTİ düzeltecek çünkü biz kültürü medeniyetimizin bir parçası olarak görüyoruz çünkü biz kültürü bütün uygarlıkların beşiği olarak görüyoruz.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Bak, burada var, burada!

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçemizin hayırlara vesile olmasını arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öncelikle ne Hüseyin Yayman’a ne bu Meclisin herhangi bir üyesine faşist Goebbels’i bu Meclis kürsüsünde ona bir güzelleme yaparak veya onun bir yöntemini bir milletvekiline atfederek konuşmayı yakıştırmam.

Biraz önce sayın grup başkan vekilleri yine Goebbels’e atıf yapıp “Bir yalan ne kadar çok tekrarlanırsa o kadar kabul olmaz.” deyip tam tersini söyledi, Goebbels’in sözünü. Onu düzeltmeye gerek duymadık ama bu sefer bu kürsüye faşist Goebbels’in bir taktiğini muhalefete atfederek söylemeyi kendisine yakıştırmam.

İkincisi, diyorsunuz ki Sayın Yayman: “Mahkeme kararı varsa göster.” Ben size nereye bakacağınızı söyleyeyim mi? Şu anda Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin Atatürk Orman Çiftliği hakkında aldırdığı yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Yargıyı, bu kararları tanımıyorum, inşaat sürecek.” demesi ve Anayasa Mahkemesinin Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin başvurusunu şeklen reddinden sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dosyayı görüşmeyi kabul etti ve bu dosya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde. İşin çıkışı, Ankara Mimarlar Odasının kararına “O mahkeme kararını tanımıyorum, uymuyorum.” deyip “Milletin evini inşa edeceğim.” diyerek Atatürk’ün emanetine hançer sokarak, Ankara’nın bağrına hançer sokarak, 15 bin tane ağacın katledilmesine sebebiyet vererek, Atatürk’ün de kemiklerini titreterek yapılan bu tek adam rejiminin o günkü duruşudur. Ona karşı, mahkemenin kararına uymayınca ne yapsın? Anayasa Mahkemesi görevsizlik… Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görülüyor dosya. Bir ülkede mimarlar odası gibi en akademik odanın kent estetiğinde ve o kentin imarıyla ilgili, itirazıyla ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Daha çok siyasi bir oda, akademik değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İşinize gelmedi mi “siyasi oda” dersiniz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Hiç akademik değil, hiç akademik değil.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …yaptığı başvuruyla mahkemeden bir karar çıkıyorsa, ona rağmen inşaat oluyorsa o ülkedeki rejime demokrasi demezler.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ben işin içindeyim. Tamamıyla siyasi, arka bahçe, CHP’nin arka bahçesi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Son olarak da şunu söyleyeyim: Seviyorsunuz ya, geçen gün burada ne kadar uzun tartıştınız, Öcalan’a “sayın” denmez diye. Bir CNN programında 13 kez “sayın” demişsiniz “Sayın Öcalan” demişsiniz Sayın Yayman. (CHP sıralarından alkışlar)

Ayrıca, hani PYD terör örgütü ya Sayın Grup Başkan Vekili, terör örgütünün başı ya, Salih Müslim’le aynı masada otuyor Sayın Yayman. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÖKER (Burdur) – Yayılmış!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ayrıca, Ahmet Hakan’ın 1 Aralık 2014 toplantısında da toplumun Öcalan’ın dışarı çıkmasına hazır olduğunu söylüyor Sayın Yayman. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun, buradan yayılın arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Yayman yayıldı, yayıldı!

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Yayman, yayıldı, yayıldı!

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın grup başkan vekili söz istediler.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kendisi cevap verecek.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden söz vereyim.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Efendim, bu ağır sataşma ama.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ağır değil, gerçek. Nereden saldırdıysak oradan cevap verecek.

BAŞKAN – Yerinizden, çok rahat bir şekilde…

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Peki, buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Evet, tam bunu söylemeye çalışıyordum: “Yalan söyle, inanmazlarsa daha büyük yalan söyle.” Şimdi, ben şunu ifade ediyorum sayın grup başkan vekiline: Ben bu konuşmaları ne zaman yapmışım, ne zaman söylemişim, ne zaman ifade etmişim? Bir.

İkincisi: “13 defa” kesinlikle yalan, ben ömrühayatım boyunca bir kez olsun “sayın” ifadesini kullanmadım, kullanmamışım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Göreceğiz.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Kayıt var, kayıt var.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Fakat ben şunu yaptım: Evet, bir akademisyen olarak gurur duyuyorum, Türkiye'nin başucu kitabını yazdım, “Türkiye'nin Kürt Sorunu Hafızası”nı yazdım. O kitap ortada, onun üzerinden Sayın Özel ne söylüyorsa söylesin. Tam burada, gerçekten iş üstünde yakalanma durumu var. (CHP sıralarından gülüşmeler)

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Alışıksın sen ona, alışıksın.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Bu benim sorularıma cevap vermiyor. Hani imar barışına Külliye’yle ilgili müracaat edilmişti? Yalan. Diğerleri yalan. Benim orada bir resmim yoktur. Ben gittim, bu konuları takip ettim bir bilim adamı olarak. 2013 yılında, yine bu çözüm süreci konusunda analar ağlamasın, Türkiye'de gözyaşı Ağrı Dağı kadar birikti, bunlar sussun, anneler ağlamasın diye akil insanlar heyetindeydim, bunu herkes biliyor zaten. Bunun üstünden ucuz siyaset yapmayı ben sayın grup başkan vekiline yakıştıramıyorum. Fikir söyle, bir tez söyle, bir düşünce söyle. Onu, böyle hakaretamiz bir biçimde gündeme getirmeyi ben doğru bulmuyorum. Ben bunu yüce Meclisin takdirlerine arz ediyorum ve yine şunu söylüyorum: Siz Türkiye’ye dair ne söylüyorsunuz kalkınma alanında, kültür alanında, sanat alanında, aile konusunda, spor konusunda, terörle mücadele konusunda? Siz bana bugün bunu söylüyorsunuz, 1989 yılında Sosyaldemokrat Halkçı Partinin neler dediğini -illa arşive bakacaksak, illa hafızalara bakacaksak- ben bunun kitabını yazdım ve bununla, ayrıca akademisyen olarak bu konuda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – O kitabın ratingi çok düşük.

HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) – Bu konular, hepsi zaten aleni, açık. Biz dün ne söylediysek bugün de aynı noktadayız. Terörün, şiddetin durmasını istiyoruz; silahların çıkmamak üzere gömülmesini istiyoruz. HDP’nin PKK gölgesinde siyaset yapmasına dün de karşıydım, bugün de karşıyım; bunu yazdım zaten, söyledim. Türkiye’de anaların ağlamaması için bu süreçte bulundum.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN ÖZGÜNEŞ (Şırnak) – DAİŞ’in gölgesinde siyaset yapmayın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun,  Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın grup başkan vekili, mevkidaşım bana da atıfta bulundu. Ben de tam aynı şeyi söyledim: “Faşist Goebbels’in taktiklerini uygulamayın.” Bir yalanın tekrarlanmak suretiyle gerçeğe dönüşmeyeceğini ifade ettim. Yalan gerçeğe dönüşmez, onu ifade ettim.

Aynı şekilde, Beştepe’nin, Külliye’nin İmar Kanunu’na uygun olarak yapıldığını ifade edince sayın grup başkan vekili “Peki, öyleyse imar barışından yararlanmak için niye başvuruldu?” diye bir cümle sarf etti. Bakın, Beştepe’deki Külliye’nin 8 Ekim 2014 tarihli yapı kullanma izin belgesi var arkadaşlar; iskân belgesi, “Oturabilirsin.” demek, “Her şeyi kanuni, muntazam.” demek.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Akbaşoğlu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bizim çıkardığımız kanun ise -imar barışı- 2017 yılı itibarıyla olan durumlara ilişkin bir kapsayıcılık içerisinde. Zaten yapı kullanma izin belgesi olan bir yerin imar barışına müracaatı da teknik olarak söz konusu değil ama “Uydur uydur, söyle; at çamuru, tutmazsa izi kalır.” kabîlinden ve bir yalanı yüksek sesle, alçak sesle, şöyle böyle söylemekle hakikat güneşi karartılamaz.

24 dava açılmış bugüne kadar Külliye’yle ilgili, hepsi de reddolmuş. Arkadaşlar bazen problemin bir kısmına kadar geliyorlar -“Yürütmeyi durdurma kararı verildi.” falan deniyor- yahu devamı da var, devamı; esastan reddetmiş başvuruları. Bunu niye görmüyor ve söylemiyorsunuz? Hakkın bir kısmını da gizlemeyin, hakkı, hakikati bütün yönleri itibarıyla ortaya koyun diyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Yayman’ın sataşmasına kürsüden cevap vereyim.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Özgür Bey, siz tecrübeli bir Grup Başkan Vekilisiniz, bir söz hakkı doğurmadan düşüncelerinizi ifade edin lütfen.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çaba sarf edelim efendim.

Şimdi, bir kere, bu, Türkiye'de Goebbels taktiklerinin kullanıldığı, bir yalanın çoklu propaganda araçlarından peşi sıra tekrarlandığı, en yüksek sesle en büyük yalanın söylendiğini hangi parti kullanıyor diye bakarsanız, bu eleştiriler bugüne kadar sadece ve sadece sizin partinize yöneltildi, bir kere bunun altını çizelim. İlk kez burada böyle bir şey duyuyoruz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kendinizi ifade ediyorsunuz, gene kendinizi ifade ediyorsunuz. Biraz evvel ortaya koyduk gerçeği.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – İkincisi: “2 kere 2 ‘5’ eder.” dese “Reis kerrat cetvelini düzeltti.” diye haber yapacak bir medyayı ele geçirmişsiniz, hâlâ utanmadan “Goebbels taktiği” diyorsunuz. Yapmayın yahu! (CHP sıralarından alkışlar)

Üçüncüsü: Elimde mahkemenin tarihini, kararını Ankara Mimarlar Odasının yaptığı başvuruyu, AİHM’in kabulünü, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dosyayı kabulünü nokta nokta tarif eden yazı var; açıp bunu internetten herhangi biriniz görebilirsiniz, AİHM’de görülüyor.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Mahkeme kararı ne diyor? Mahkeme kararı var, mahkeme kararı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Mahkeme kararı… Mahkeme kararı…

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Mahkeme kararı hocam.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Mahkeme durdurma kararı verdi.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Esas karar ne? Nasıl sonuçlanmış?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – “Uymuyorum.” dedi, kaçak sarayı inşa etti.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Esas karar, esas karar ne?

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Esas karar…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Esas karar… Esas karar…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Esas kararı söyle.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Esas karar o, esas karar.

İkincisi…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ret… Ret…

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Özgür Bey, milletin sarayı o, milletin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Öyle olmasa zaten AİHM davayı kabul etmez kardeşim.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Esas karar değil, esas kararı söyle.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Özgür Bey, milletin sarayı, milletin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Milletin sarayı, milletin!

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ret kararı, ret.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Sonucu söyle.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şimdi, gelelim…

BAŞKAN – Özgür Bey, bir saniye…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Peki, Başkanım.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Mahkeme kararını söyler misin Özgür Bey? Nihai kararı söyler misin?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Başkanım, susturur musunuz?

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, grup başkan vekilleri…

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Özgür Bey, yahu, sen kibar bir insansın, mahkeme kararını söyle.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, siz düşüncelerinizi ifade ettiniz, grup başkan vekillerimiz ifade ediyor, oradan söz atmanın bir anlamı yok.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Nihai kararı söyler misin?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – AİHM…

BAŞKAN – Siz de Genel Kurula hitap edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Süre bitiyor…

Sayın Yayman, tarih 1 Aralık 2014, program CNN, başlık: “Abdullah Öcalan’ın Çıkmasına Toplum Hazır.”

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Mahkeme kararı, mahkeme, Özgür Bey?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Videosunu da açtık, baktık aynısı mı diye, deşifresini okuyayım, grubunuz duysun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Diyorsunuz ki: “Cumhurbaşkanı çıkıp Türkiye toplumuna ‘Biz görüşeceğiz, bu sorunu çözeceğiz, hangi adım atılacaksa biz atacağız ama bundan sonra…” (CHP sıralarından “Ses, ses…” sesleri)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ses gelmiyor.

BAŞKAN – Bağırarak benden söz hakkı alamazsınız, dikkat ediyorum ben buraya.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Pardon Başkanım.

BAŞKAN – Beyler, biraz dikkat edin kendinize ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Elimizde video, tarih 1 Aralık 2014, YouTube’da var, başlık: “Öcalan’ın Çıkmasına Toplum Hazır” Bu konuda bir rızanın sizler tarafından üretildiğini, toplumun hazırlandığını söylüyorsunuz. Öcalan’a 14 kez bir programda “sayın” dediğinizi bir sayın arkadaşımız saymış.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Yalan, yalan!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Onun videosunu da, onun dökümünü de size getireceğim.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Yalan, hayatımda bir kez bile demedim, dediysem ispatlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Peki, ben size bunu ispatladığımda bu kürsüden çıkıp özür dileyeceksiniz.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Hadi! Yahu, ispatlayamazsınız.

RECEP ÖZEL (Manisa) – Demediyse ne yapacaksın sen?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şunu çok net söylüyoruz: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin davayı kabul gerekçesi…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Kabul değil, doğru söylemiyorsun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …Türkiye’de verilmiş karara rağmen, mahkemenin kararına uymayan idarenin bunu yapması, Anayasa Mahkemesinin de bu başvuruyu kabul etmemesi üzerine AİHM dosyayı görüyor kardeşim, bu kadar basit.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi şeklî olarak bakar, “Görülebilir.” demiş.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sarayınız kaçak, harcamalar israf, yapılan işin tamamı Anayasa ve yasaların arkasından dolaşmak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Kaçak değil. Yüzde 99’uyla ilgili böyle bir karar verilir zaten. Şeklî olarak başvuru hakkı var mı yok mu ona bakmış, doğru söylemiyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – “Şeklî olarak inceleyeceğim.” demiş, niye doğru söylemiyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Doğrusunu söylüyorum.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Doğru söylemiyorsunuz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dikkat ederseniz, ben yerimden açıklamada bulunuyorum.

BAŞKAN – Tamam, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sizin burada yapmadığınız işi kastetmiş.

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Doğru söylemiyorsunuz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ancak, biraz evvel benim söylediklerim…

FATİH ŞAHİN (Ankara) – Esasla ilgili kararını söylemiyorsun mesela.

BAŞKAN – Ya, Fatih Bey, Grup başkan vekiliniz söz istiyor arkadaşlar.

Başkan Vekiliniz söz istiyor arkadaşlar.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Arkadaşlar…

Değerli Başkanım, biraz evvel…

BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ediyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, hiçbir tartışmayı ve müzakereyi bağlamından koparmamak gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.

Şimdi, hiçbir tartışmayı ve müzakereyi bağlamından koparmamak, kendi bağlamında tutmak gerekir. Konuştuğumuz konu nedir? Konuştuğumuz konu şudur: Beştepe’deki Külliye’nin imar barışıyla ilgili müracaatının Beştepe’den yapıldığını söylediniz. Biz de bunun gerçek dışı olduğunu söyledik. İspatlayın, getirin buraya, getiremezseniz özür dileyeceksiniz tamam mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dilerim.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Getiremeyeceksiniz, özür dileyeceksiniz, bu kadar basit.

Değerli arkadaşlar, tarih 8 Ekim 2014, yapı kullanma izni, iskân belgesi. İmardan anlayan arkadaşlara da lütfen söyleyin, imardan anlayanlara.

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Ben anlıyorum. Kaçak bir sürü bölüm var.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) - İskân almak demek, oturabilir belgesi almak demek İmar Kanunu’na, bütün imar planlarına uygun olduğunun tescili demek hukuk olarak. Bu kadar basit bir gerçekliği dönüp dolaştırarak farklı bir mecraya sürüklemek… İşte, Goebbels’in taktiği dediğimiz şey bu arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Aynen.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Devamla) – Siz, biraz evvel karşıda, yüzümüze baka baka “AK PARTİ olarak siz Goebbels’in taktiğini uyguluyorsunuz.” diyorsunuz ama işte meydan burada arkadaşlar. Halep oradaysa arşın burada.

Dolayısıyla sizi doğruluğa, dürüstlüğe davet ediyorum ve söylediğinizi ispata davet ediyorum. İspat edemezseniz müfterisiniz! Gelip buradan bütün milletten ve devletten özür dilemelisiniz.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bu konuyu sonlandıralım lütfen.

39.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sonlandıralım Başkanım.

Birincisi, doğa ve çevre haklarından sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Gülizar Biçer Karaca Ankara Mimarlar Odasını aradı. Ankara Mimarlar Odasından arkadaşlar mahkeme sürecini, Türkiye’de mahkeme kararlarına uyulmadığını, uyulmadığı için Anayasa Mahkemesine gittiklerini, Anayasa Mahkemesinin görüşmediğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dosyayı kabul ettiğini söyledi, bir.

İki, imar barışıyla ilgili başvurusunu, imar barışı başvurusu meselesini Gülizar Hanım’dan istedik, Mimarlar Odasının yaptığı bütün mahkeme dosyası bugün oturum bitmeden size gelecek.

Üçüncüsü, Hüseyin Bey…

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – 1 kere bile söylemedim.

BAŞKAN – Bir dakika, karşılıklı konuşmayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …diyorsunuz ki: “Tarih söyle.”

BAŞKAN – Özgür Bey, Genel Kurula hitap edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “O sözlerin hiçbirini söylemedim.” diyorsunuz.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Söylemedim, evet.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 1 Aralık 2014’te takır takır söylemişsiniz, videosu YouTube’da var. Çıkıyorsun, inkâr ediyorsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – “Sayın” dediğimi söyle, “Sayın” dediğimi.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Sayın”ı da teker teker sana saydıracağım, onu da dinleyeceksin

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Ya, yalan söyleme, yalan! Yalan söyleme!

BAŞKAN – Yavuz Bey, söz mü istiyorsunuz?

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun.

40.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, insanların çocuğuna bir şey alamadığı için intihar ettiği bir ortamda Peygamber ümmetine mihmandarlık edecek bir kadronun, günlük masrafları mübalağalı olan bir yeri vatanı savunuyormuş gibi savunmasını doğru bulmadıklarına ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Bu saray meselesi üzerine birkaç cümle kurmam lazım. Yasal olan şeylerin helal olmadığıyla ilgili Alev Hanım zannediyorum Külliye’de esaslı bir konuşma yapmıştı arkadaşlara. Bizim Türk mukaddesatçılığının, Türk sağcılığının finalinde, AK PARTİ’nin -güya- yasal olduğundan bahisle bir sarayı savunmak zorunda kalmasını, aslında geldiğimiz noktayı tekzip etmesi açısından çok manidar buluyorum. Meselenin aslında bir tarafı budur. İtirazlarımız yasaldır, değildir, bunlar da çok mühimdir ama bundan daha mühim bir mesuliyeti vardı AK PARTİ’nin. Kimsesizlerin kimi olma iddiasını gecekondulardan çıkma iddiasıyla buluşturmuş, gecekondularda fakirle fukarayla buluşma iradesini lojmanları özelleştirmeyle toplumla buluşturmuş, “gariban babası olmak” siyasal dilini tevazuyla buluşturmuş bir siyasal kadro…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Grup Başkanı Vekili.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – …asgari ücretin 1.600 lira olduğu, insanların çoluğuna çocuğuna bir şey alamadığı için intihar ettiği, sağlam ama ucuz sebze meyveyi pazarların kapanma zamanlarında sokaklardan toplayan insanların olduğu yerde Peygamber ümmetine mihmandarlık edecek bir kadronun, günlük masrafları çok mübalağalı olan bir yeri böyle canhıraş, vatan savunuyormuş gibi savunmasını doğru bulmadığımızı ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Son sözü veriyorum bu konuda.

41.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin kaçak olduğu iddialarına yönelik belgeleri istediğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Son olarak şunu ifade ediyorum: Bakın, ben, konuyu böyle, çok net bir şekilde bir noktaya hasrettim.

Söylenen söz şudur: “Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi kaçak bir inşaattır.” denildi, bu kaçaklığını da imar barışına müracaat etmek suretiyle tekrar gündeme getirmiş oldu. Dolayısıyla ben bunun belgesini istiyorum. İmar barışına başvurulduğuna ilişkin belgeyi bekliyorum.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben mahkeme kararını sana getireceğim, imar barışı kararını da ayrıca alacağım.

BAŞKAN – Burcu Hanım, sizin 60’a göre söz talebiniz var.

Buyurun.

42.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar’da İlim Yayma Cemiyeti Yükseköğretim Erkek Öğrenci Yurdunda kalanlara karşılıksız para yardımı yapılacağı ilanına ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Evet, teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Seçim bölgem Afyonkarahisar’da, İlim Yayma Cemiyeti Yükseköğretim Erkek Öğrenci Yurdunda kalanlara karşılıksız her ay 330 liraya varan yardım yapılacağı şeklinde bir ilan verilmiş.

Ben, buradan Bakana soruyorum: Bir özel yurtta, bir cemiyete bağlı özel yurtta kalan öğrencilere 330 liralık karşılıksız yardım verileceği şeklinde bir ilan veriliyor.

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) – Siz verin! Siz verin!

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bir tarafta devlet yurdunda kıt kanaat imkânlarla kalıp, kredi borcunu faiziyle ödemek zorunda kalan, hatta ödeyemediği için icralık olan gençlerimiz, diğer tarafta da bir cemiyete ait özel yurtta kalıp üstüne üstlük karşılıksız para alan gençlerimiz.

Siz, Sayın Bakan, bu durumu ne kadar hakkaniyete uygun buluyorsunuz? Ne kadar hakka, hukuka, vicdana sığan bir uygulama?

Ben bunun cevabını bekliyorum.

BAŞKAN – Cemal Enginyurt, buyurun.

43.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Altınordu ilçesinde gerçekleştirilen doğa katliamına ilişkin açıklaması

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Kültür ve Turizm Bakanımıza sormak istiyorum…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Soru-cevaba mı geçtik?

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – 60’a göre söz istedim, soru-cevaba geçmedik.

CHP’liler itiraz etmiyor, HDP’liler itiraz etmiyor, size ne oluyor, ortaklık bu mu ya? Ayıp ya! Durun ya!

BAŞKAN – Cemal Bey, buyurun.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Altınordu ilçesinde “Belde Otel” diye, otuz yılı aşkın otel olarak faaliyet gösteren bölge, Karadeniz’in en güzel koyu, en güzel kıyısı ve muhteşem bir turizm beldesi. Buraya 23 katlı bina yapımına izin verilerek büyük bir doğa katliamı gerçekleştirilmiştir. Sizin bu konuyu dikkate almanızı istiyorum, bu konuda bir gayret göstermenizi Altınordu ilçesi adına talep ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Söz sırası, Balıkesir Milletvekilimiz Mustafa Canbey’e aittir.

Buyurun Sayın Canbey.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA CANBEY (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun 2019 yılı bütçesi vesilesiyle AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizin değerli üyelerini ve milletimizi saygıyla selamlıyor, bütçe görüşmelerinin verimli ve başarılı geçmesini diliyorum.

Günümüzde radyo ve televizyon yayıncılığı önemli bir kitle iletişim aracıdır. Sürekli ve hızlı değişen koşullar neticesinde yayıncı kuruluşların daha kaliteli hizmet verme isteği ve hizmet çeşitliliğinin artırılması talebi ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla 1994 yılında kurulan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bugünkü yapısına 6112 sayılı Kanun’la kavuşturulmuştur. Kamu kurumlarının, radyo ve televizyon kuruluşlarının, üniversitelerin ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınarak hazırlanan kanun, sektörün sorunlarına çözümler üretmekte, yayın denetimi konusunda RTÜK’ü yetkin kılmakta, yayıncılık sektöründe rekabeti artırıcı bir nitelik taşımaktadır.

Anayasa’nın 133’üncü maddesi uyarınca Üst Kurul, siyasi parti gruplarının gösterdikleri adaylar arasından, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca altı yıl için seçilen 9 üyeden oluşmakta ve üyelerin üçte 1’i iki yılda bir yenilenmektedir. Önümüzdeki temmuz ayında da Parlamentomuzun yapacağı değerlendirme üzerine yeni bir seçim yapılacaktır.

Üst Kurul, idari ve mali özerkliğe sahip olup mevzuatta kendine verilen görev ve yetkileri bağımsız olarak kullanmaktadır. Üst Kurulun gelirleri yayın lisansı ücretleri, yayın iletim yetkilendirme ücretleri, medya hizmet sağlayıcılarının aylık bürüt ticari iletişim gelirlerinden ayrılacak yüzde 1,5 pay ile gerektiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinden alınacak hazine yardımından oluşmaktadır.

Kurulduğu 1994 yılı dışında, giderlerini kendi gelirleriyle karşılamış olan RTÜK, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinden hiçbir hazine yardımı almamıştır aksine, 2011 yılından bu yana gelir fazlalarıyla genel bütçeye aktarımda bulunmuştur. Bağımsız ve tarafsızlığı yalnızca bütçe ve idari konularda olmayan Kurulun aldığı kararların büyük bir çoğunluğu da oy birliğiyledir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Üst Kurul, içerik yönünden medya hizmet sağlayıcıların öz denetim mekanizmalarını geliştirmelerini ve izleyicilerin şikâyet ve beğenilerinin değerlendirilmesini sağlamak amacıyla izleyici temsilcileriyle koordinasyon hâlinde çalışmaya önem vermekte ve farklı dilde yayın yapılmasına imkân sağlamaktadır. 2018 yılı içerisinde Üst Kurula yaklaşık 112 bin bildirim gelmiştir. Bildirimlerde en çok tasnif edilmiş olan ilk 4 inceleme “program uyarılsın” “ceza verilsin” “kaldırılsın” “kanal kapatılsın”; yine bir diğeri, kişileri eleştiri sınırlarının ötesinde aşağılayıcı ve iftira niteliğinde ifadeler içeren, insan onuru ve özel hayatın gizliliğine aykırı yayın; genel ahlak, manevi değerler ve ailenin korunması ilkesine aykırılık ve toplumun millî ve manevi değerlerine aykırı yayın kriterlerinden oluşmaktadır.

Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle, yayınlanması zorunlu kamu spotlarının içeriği ve sürelerine ilişkin de düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeyle, ayda en az doksan dakika gıda güvenilirliği, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, halk sağlığının korunması gibi konularda uyarıcı ve eğitici mahiyette yayınlar yapılmasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Yapılacak zorunlu yayınların oran ve yayınlama zamanıyla ilgili usul ve esasların Üst Kurulca belirlenmesi öngörülmüştür.

Bu kapsamda, Üst Kurul, Kamu Spotları ve Zorunu Yayınlar Yönergesi hazırlamıştır. Aynı zamanda, Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığıyla ortak hazırlanan yönetmelikle beraber “ailenin ve çocukların korunması ilkesini gözeterek ailenin bütünlüğünü, çocukların zihinsel ve ahlaki gelişimlerini destekleyecek nitelikteki yapım ve diziler üst kurul bütçesine konulan ödenekten karşılanarak teşvik edilecektir.

Gelişen sanayi ve değişen beklentiler sonrasında internet ortamında yayın ve yapımların sayısı artmış ve talepler bu yönde ilerlemiştir. Bu bağlamda, RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuyla birlikte hazırladığı yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle, internet ortamında sunulan radyo ve televizyon hizmetlerini de denetlemeye başlayabilecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUSTAFA CANBEY (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisan 2017 referandumu ile 24 Haziran 2018 seçimleri sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın seçilmesi ve kurulan yeni -Bakanlar Kurulu- Kabineyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi uygulamasına geçilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte bürokrasiyi azaltan, sorunları çözen, hızlı çözüm üreten icracı devlet anlayışı ortaya çıkmış ve hizmet odaklı yeni yönetim anlayışı meydana gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişin ardından yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili ve İlişkili Kurum ve Kuruluşlarla İlgili Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle RTÜK, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla ilgilendirilmiştir ve bugün onun uhdesinde görevine devam etmektedir.

AK PARTİ iktidarları döneminde radyo ve televizyonculuk alanında ülkemizde yaşanan gelişme ve ilerlemeler neticesinde demokratik yayıncılık anlayışı benimsenmiş ve bu bağlamda RTÜK çalışmalarını kesintisiz bir şekilde devam ettirmiştir. Yapılan çalışmalarla kurulun önü açılmış, görev ve yetkilerini kullanması kolaylaşmıştır.

Çalışmalarında demokrasinin temel unsuru olan medyanın çoğulcu ve katılımcı olmasına önem veren, bağımsızlık ve tarafsızlık anlayışını benimseyen RTÜK’ün 160 milyon 769 bin lira olan bütçesinin ve 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, İstanbul Milletvekilimiz Ravza Kavakcı Kan’dadır.

Buyurun Hanımefendi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün sizlere Devlet Opera ve Balesinin kuruluşundan, tarihçesinden, bütçesinin detaylarından bahsetmeyeceğim, bugün sizlere “Çocuklar şarkı söyleyemez.” diyerek çocuk korolarına karşı çıkan zihniyetten ve her türlü zorluğa rağmen yılmadan mücadele eden 2 kıymetli sanatkârdan, 2 kıymetli hocadan bahsedeceğim. Yoğun üniversite tempolarına rağmen, haftanın yoğunluğuna rağmen her hafta sonunu ilkokul çocuklarına ayıran ve onları yetiştirmek için büyük özveri ve fedakârlıkla çalışan Sevim Ünal Hoca ve Profesör Doktor Saadettin Ünal Hocadan bahsetmeye çalışacağım.

Sevim Hoca ve Saadettin Hoca, büyük mücadeleler sonunda 1983’te Devlet Operası Çocuk Korosu’nu kurdular. 3 Temmuz 1983’te giriş imtihanını yaptıktan sonra birkaç ay hazırlık yaptılar, Devlet Opera ve Balesi Binası’nı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü çatısı altında kullanmaya başladılar ve öğrenci yetiştirmeye başladılar.

Sevim ve Saadettin Hocalar, sabırla her hafta sonu Ulus’ta Atatürk Bulvarı’nda yer alan Opera Binası’nda anne babaları tarafından getirilen öğrencileri nota bilgisi, nefes alma teknikleri, ses egzersizlerinden başlayarak sabırla yetiştirdiler. Koro kurulduktan kısa bir süre sonra Devlet Operası Çocuk Korosu öğrencileri, Rengim Gökmen Beyefendi’nin şefliğinde ve Cüneyt Gökçer yönetiminde meşhur La Boheme Operası’nda yer aldılar, dünyaca tanınan opera sanatçılarıyla beraber olmanın gururunu yaşadılar. Ardından, başta çocuk şarkıları olmak üzere, Türk sanat musikisi eserlerini, Türk halk musikisi eserlerini ve zengin müzik kültürümüze ait birçok farklı eseri Ankaralıların beğenisine sundular.

1983’te faaliyete başlayan Devlet Operası Çocuk Korosu, 1990’da merhum Turgut Özal’ın da onay ve teşvikleriyle Amerika’da Türk Günü Yürüyüşü’ne katıldı, sonra 11 ayrı şehirde konserler verdi, onun arkasından da yurt içinde ve dışında birçok temsillere katıldı.

1988 yılında “İncigül” ismiyle Türkçeye uyarlanan Florinda Operası’nın tamamını sadece çocuklar tarafından oluşan Opera Çocuk Korosu canlandırdı. Bir süre sonra Sevim Hoca üniversiteden ayrıldı, zamanının tamamını öğrenci yetiştirmeye, TRT Çocuk ve Genç Korosu’nu kurup yetiştirmeye ayırdı. Hocaların emekleri boşa çıkmadı, “Çocuklar şarkı söyleyemez, opera ve tiyatroyu asla beceremez.” diyen zihniyeti yerle bir ettiler.

Dün akşam bu 2 güzel hocamızla telefonda konuşma imkânı buldum. Önce Saadettin Hoca, sonra da Sevim Hocayla konuşurken otuz beş sene evveline gittim. Baba teşvikiyle girilen imtihandan sonra, her hafta sonu sabırla ilkokul öğrencisi kızını Opera Binası’na götüren anneyi hatırladım. Sevim Hocanın diyaframdan nefes alma hususunda öğrencilere ders verirken, teknikleri öğretirken Saadettin Hocanın ses egzersizleri yapan çocukları yönlendirdiğini hatırladım. Bazı farklı okullardan ve aile çevrelerinden gelen farklı farklı çocukların bir arada, kardeşçe müzik çatısı altında birleşmelerini hatırladım. “La Boheme Operası” için özel hazırlanan kostümleri hatırladım. Elbiseleri, şapkaları, aksesuarları, her kişiye özel hazırlanan ayakkabıları hatırladım ve sahne alındığı gün, temsil esnasında La Bohem Operası’nda oyuncakçı olan Parpignol'un etrafında toplanıp söylenen şarkıları hatırladım. Bir süre sonra öğrencilerinin bir kısmı, sesleri çocuk sesinden yetişkin sesine dönüşünce mecburen mezun edildiler ama onlar sadece şarkı söylemeyi öğrenmediler, aynı zamanda disiplinli ve öz güvenli olmayı öğrendiler hocalarından.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Milletvekili.

RAVZA KAVAKCI KAN (Devamla) – Hemen bitiriyorum Başkanım. Teşekkür ederim.

Devlet Operası Çocuk Korosu mezunları için bu kıymetli tecrübenin sanatsal çalışmaları sonradan devam etse de etmese de hayatlarının birçok alanında onlara değer kattığını düşündüm.

Bugün siz kıymetli milletvekillerimize 2019’da tamamlanacak olan Atatürk Kültür Merkezinin 2.500 kişilik opera salonundan, 800 kişilik konser ve tiyatro salonlarından, kütüphanelerinden bahsetmedim; bugün sizlere çocuklara sanatı, müziği, özellikle operayı sevdiren güzel hocalardan ve evlatlarını teşvik eden güzel anne ve babalardan bahsetmek istedim. Onlara hepimiz şükran borçluyuz. Bu vesileyle, bu güzel çalışmaların devamı için başta iş dünyamızın değerli mensupları olmak üzere, bütün sanatseverleri çocuk korolarına destek olmaya davet ediyorum.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünün ve Bakanlığımızın bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, İstanbul Milletvekili İsmet Uçma’nın.

Buyurun Sayın Uçma. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMET UÇMA (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Bugün Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, heyetinizi tekrar saygıyla selamlarım.

Konuşmamın hemen başında, dün Ankara’da meydana gelen tren kazasında hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Rabb’im ülkemizi, milletimizi ve bütün insanlığı bu tür kazalardan, afetlerden ve belalardan muhafaza eylesin. İnşallah, bu konularda yetkili olanlara da bu işlerle ilgili gerekli tedbirleri alma ferasetini nasip eylesin.

Arkadaşlar, bugün, Filistin’in işgalinin 101’inci yıl dönümü. Bu vesileyle, tüm zamanlara ve çağlara sembol olan Filistin’imizi ve Filistin davası uğruna şehadet şerbeti içmiş liderlerini ve Filistin halkını yürekten kutluyor, tebrik ediyorum. Direnişlerinin mübarek olmasını diliyorum. Zalimlerin yeryüzünde sonuç alamayacaklarını ifade etmek istiyorum.

Sevgili arkadaşlar, Kaşıkçı cinayeti, Myanmar Arakan Müslümanlarının soykırıma tabi tutulması ve Yemen konusunda Amerika Senatosunun aldığı kararları memnuniyetle karşılıyorum.

Sevgili arkadaşlar, yazma eserler bir ülkenin olmazsa olmaz hazineleridir. Bu da büyük bir lütuf ve nasiptir ki bizde mevcuttur. Dünyanın bütün ülkeleri içerisinde yazma eserleri bu kadar yoğun ve fazla olan ikinci bir ülke mevcut değildir. Başka ülkelerin çeşitli kaynakları olabilir; gerçekten, petrolleri olabilir, altın madenleri olabilir ve çeşitli maden rezervleri olabilir ama arkadaşlar, bütün bunların üstünde ve ötesinde anılmaya değer, yeryüzündeki bütün bağları kurabilecek, turizm, bilim ve ekonomi alanında dünyaya örneklik teşkil edebilecek dünyaca ünlü ve nadir yazma eserler bizdedir.

Sevgili dostlar, buradan bu vesileyle Amerika’ya şunu söylemek isterim, özellikle, Fırat’ın doğusundaki operasyonla ilgili zikzakları nedeniyle şunu ifade etmek isterim: Bizim en yeni yazma eserimizin tarihi Amerika tarihinden eskidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani bu milletin ajandasıyla, tarihiyle ve değerleriyle oynanmaması gerekmektedir. Yine, inanıyorum ki ülkemiz, hinihacette, zor günlere düştüğünde hiçbir parti ayrımı yapmaksızın, 81 milyon vatan evladının seferber olacağına, tıpkı tuğlalar gibi kenetleneceğine de hiç kuşku yoktur. Burayı bir merhamet diline, leyyin bir dile davet etmek istiyorum. Kuşkusuz ki bu rahmet dili bütün dünyayı kuşatabilme gücüne sahiptir. Siyasi rekabetler bunları şimdilik görmezden gelse de yakın bir gelecekte Meclisimizin bu duyarlılığa kavuşacağını yürekten bekliyor ve umuyorum.

Sevgili arkadaşlar, biz, yazma eserlerle ilgili konulara henüz giremedik. Dolayısıyla vaktimiz bitiyor. Gerçi, Sevgili Özgür Özel’den bir on dakika alacağım vardı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Buyurun, başımla beraber.

İSMET UÇMA (Devamla) – Efendim, çok teşekkür ediyorum, yüreğinize sağlık ama buradaki teamüller buna münafi.

Sevgili arkadaşlar, siyasi rekabetleri de söyleyerek hiç konuya giremeden –beni lütfen bağışlayın ve kınamayın- bitirmiş oluyoruz. Ama siyasi rekabetlerin temelinde yatan şudur sevgili arkadaşlar, dünyada insanoğluna verilmiş en kötücül dürtü haset dürtüsüdür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

İSMET UÇMA (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Arkadaşlar, bu dürtü hepimize eşit verilmiştir.

(Hatip tarafından Felak suresinin 5’inci ayetinin okunması)

İSMET UÇMA (Devamla) – Fakat Rabb’imiz bu duygunun yönetilmesini de bizlere öğretmiştir. Eğer, doğrudan demire temas ederseniz yangın çıkarırsınız ama sünger kullanırsanız bu duyguyu Rabb’imin arzu ettiği şekilde yönetme imkânına kavuşmuş olursunuz. Hani, çok klasik bir söz vardır ya: “Kıskanma ne olur, çalış senin de olur.” falan diye şoförlerimizin… (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunun temelinde yatan ana unsur budur ve bu duygularda hepimiz eşitizdir. Birinde fazla, birinde eksik değildir arkadaşlar. Aslolan marifet, bu duyguyu yönetebilmektir.

Bu duygu ve düşüncelerle ben…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMET UÇMA (Devamla) - …yeni sistemin ilk bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygı, sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sağ olun, var olun.

BAŞKAN – Söz sırası İzmir Milletvekilimiz Ceyda Bölünmez Çankırı’ya aittir.

Buyurun Sayın Çankırı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi görüşmeleri kapsamında Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izlemekte olan aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Vakıflar Genel Müdürlüğümüz köklü geçmişimizden günümüze kadar medeniyetimizi geleceğe taşıma misyonuyla yola çıkarak çağdaş yöntemleri ve evrenselleşme değerleriyle insanlığı vakıf ruhu ve medeniyetinde birleştiren öncü bir kurumdur. İyilik ve yardımseverlik duygusunun vücut bulduğu vakıflar kamusal hizmetlerin en kısa yoldan halka ulaştırılmasında, eğitim ve bilimin desteklenmesinde, merhamet ve yardımlaşma duygularının kurumsallaşmasında, toplumun katmanları arasında gelir dengelerinin korunmasında, ülkemizin siyasi ve ekonomik istikrarına katkı sunmasında, şehirlerin yaşanabilir hâle getirilmesinde tarih boyunca önemli bir rol oynamıştır. Gönül dostu Hazreti Mevlâna güzel söylemiş: “Kâmil odur ki, koya dünyada eser; eseri olmayanın yerinde yeller eser.” (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Her vakfiye aynı zamanda bizlere tevdi edilmiş bir emanettir. Emanete sahip çıkmak ise bizim inancımızın, itikadımızın bir gereğidir. Her ay 15 kalemden oluşan kuru gıda paketleri 81 il merkezinde 20.315 ihtiyaç sahibi ailenin adresine teslim edilmektedir. Balkanlar bölgesine toplam 26 bin koli kuru gıda paketi gönderilerek ecdat topraklarımız da unutulmamıştır. Eyüp İmaretinden 2 bin kişiye her gün bir öğün sıcak yemek hizmeti verilmesine de devam edilmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü asırlar ötesinden gelen şuur, geçmişten geleceğe uzanan inancıyla 1048’den beri hizmet vermektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı kapsamında olmayan, geçimini temin edecek menkul ve gayrimenkul mal varlığı bulunmayan, çalışma gücünü yüzde 40’ın üzerinde kaybeden muhtaç, engelliler ile yetim çocuklara Vakıflar Yönetmeliği usul ve esasları ile vakfiyeler gereği aylık bağlanmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğünce, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokul, ortaokul, lise öğrenimi gören öğrenciler ile üniversite öğrencilerine burs verilmektedir. Genel Müdürlük bu hayır hizmetlerini genel bütçeden para alarak gerçekleştirmez. Yıllar boyunca atıl durumda bırakılmış, unutulmuş akar nevinden taşınmazlarını son on üç senede canlandırarak gelirlerini artırmış, bu ölçüde de hizmetlerini yaygınlaştırmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü her yıl performans programını kamu yönetiminin şeffaflık ve açıklık ilkeleri doğrultusunda kamuoyunun bilgisine sunar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ’mizin iktidara geldiği 2002 yılı pek çok hususta olduğu gibi vakıf geleneğimizin ihyası, ecdat mirasına sahip çıkılması noktasında âdeta bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. Bu tarihten itibaren gerek yurt içinde gerekse yurt dışında vakıf eserlerine sahip çıkmanın gayreti içerisinde olduk. 2002 yılından önceki on yıllık dönemde sadece 46 kültür varlığının restorasyonu veya onarımı yapılırken son on altı yılda 5.250 vakıf eserinin restorasyonu tamamlanmıştır. Bu rakam önceki döneme göre tam 114 katlık bir artışa tekabül etmektedir. Genel Müdürlüğümüz, seçim bölgemiz olan İzmir’de de takdire şayan çalışmalara imza atmaktadır. Vakıflar İzmir Bölge Müdürlüğümüzce restorasyonu tamamlanan ve devam eden 65 adet vakıf eserine toplam 18 milyon 261 bin 274 TL ayrılmıştır. Ayrıca yapılan faaliyetler kapsamında, 2003-2008 yılları arasında 176.064 vatandaşımıza da 15 milyon 76 bin 332 TL tutarında yardım yapılmıştır. Bu yıl mayıs ayında Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrif ve himayelerinde gerçekleştirilen, ülkemizde restorasyonu tamamlanan 250 vakıf eserinin toplu açılış töreni gerçekleştirilmiştir. Bu 250 tarihî mirasımızın restorasyonu içerisinde yer alan, bölücü terör örgütünün saldırılarından büyük hasar gören, tarihî Nusaybin Zeynel Abidin Camisi ve Diyarbakır Sur Ermeni Protestan Kilisesi bunlardan bazılarıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) – Cennet vatanımızın farklı ibadet mekânlarının hiçbir din, dil, ırk ve kültür ayrımına, hiçbir ötekileştirmeye maruz bırakılmadan sahiplenilmesi bizim diğer inanç mensuplarına olan bakış açımızı göstermesi bakımından çok önem arz etmektedir.

Vakıf eserlerinin restorasyonu, eğitime destekleri, barınma ve iaşeleri yanında kültürel mirasımızın korunmasına yönelik yapılmış olan kıymetli çalışmalarından ötürü Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün başta değerli yöneticileri ve tüm çalışanlarına grubumuz ve milletimiz adına şükranlarımı sunuyorum. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın özelinde, bütçe görüşmeleri gerçekleşen tüm kurumlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Tokat Milletvekilimiz Yusuf Beyazıt Bey’e ait.

Buyurun Sayın Beyazıt. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF BEYAZIT (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Vakıf, insanların kendilerine ait mallarını, mülklerini, ekonomik değerlerini, helal kazançlarını, kendilerine göre kutsal gördükleri bir gayeye hasretmek olarak tanımlanabilir.

Değerli milletvekilleri, bugün yöneticileri de hayatta kalmamasına rağmen hayır kurumlarının temsilciliklerini Vakıflar Genel Müdürlüğü yapmaktadır. Her biri yalnızca Allah rızası kazanmak amacıyla kurulan bu vakıfların amaçlarını Vakıflar Genel Müdürlüğü gerçekleştirmektedir.

Kadim bir medeniyetin sonucu olarak dünya medeniyeti hâline gelen vakıflarla ilgili bazı örnekler aktarmak isterim. Anadolu’nun, Balkanların, kısaca Osmanlı’nın gittiği bütün coğrafyada nerede bir tarihî eser görseniz, han, hamam, kervansaray, cami, mescit, darületfal, darüleytam, darülaceze, bimarhane, hastane, medrese, külliye, çeşme, sebil, çarşı, bedesten, bunlar mutlaka vakıflar eliyle yapılmıştır. Vakıflarda hem bir yerellik vardır hem de bir mahallîlik vardır. Hepsinin bir hayratı, bir de akarı vardır. Hepsi birer abide, hepsi birer şaheserdir. Tezhibiyle, tezyiniyle, hüsnühatlarıyla, el yazması eserleriyle, tombaklarıyla, şamdanlarıyla vakıflar gerçekten bizim kadim medeniyetimizi teşkil eder.

Ecdadımız, daha İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi çıkmadan insan kişiliğini koruyan vakıflar kurmuştur. Yün vakıfları bunlardan birisidir. Yine, yaşlı kadınlar aç kalmasın diye vakıf kurulmuştur. Hayvan hakları daha bilinmezken bizim ecdadımız göçmen kuşlarını koruyan vakıflar kurmuştur, onlara yem dağıtan vakıflar kurmuştur, hasta leylekleri tedavi eden vakıflar kurmuştur, darülmiyavlar, darülhavhavlar kurmuştur. Kuş evlerini saraylar gibi yapmışlardır. Sadaka taşları, sadaka vakıfları kurmuşlardır. Gecenin karanlığında bu taşlara bırakılan bu hayratlar… Ne alan vereni ne de veren alanı bilmektedir. Öksüzleri koruyan vakıflar, küçük çocukları pikniğe götüren vakıflar kurulmuştur. Evlenemeyen kızların çeyizlerini cihazlarını yapan, bunları ödeyen vakıflar kurulmuştur. Hizmetçilerin kırdığı kap kacakları tazmin eden, sırf onları ev sahibi işinden etmesin, onları mahrum etmesin diye vakıflar kurulmuştur.

Değerli milletvekilleri, bu anlayışın devamı olarak vakfiyelerinde eğitim şartı bulunan vakıfların gayelerini gerçekleştirmek üzere iki yüzyıl sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü 2 üniversite kurmuştur. Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesidir. Bu vakfın kurucularını dikkatlerinize sunmak istiyorum. Birisi dünyanın en büyük mimarı Mimar Sinan Vakfıdır, diğeri Fatih Sultan Mehmet Vakfıdır. Yine 2 hanım sultan Nur Banu Valide Sultan ve Hatice Sultan Vakfıdır.

Değerli dostlar, Bezmiâlem Vakıf Üniversitesi de yine Vakıflar Genel Müdürlüğünün mazbut vakıflarının kurduğu bir üniversitedir.

Vakıf insanın yalnızlık ve yabancılık çektiği modern dünyada ona yalnız ve yabancı olmadığını hatırlatmaktır. Fakirin gülen yüzü, zenginin varoluş gayesidir. En önemlisi vakıf şifadır, bazen hastalara, bazen açlığa, bazen yalnızlığa, bazen de zamana. Bu anlayışla İstanbul'da kurulan Bezmiâlem Vakıf Üniversitesinin kurucusu da, yine bir hanım sultan olan Bezmiâlem Valide Sultan’dır. Silahtar Abdullah Ağa Vakfı’dır. Ve üçüncü vakıf da II. Abdülhamit Han Vakfıdır. Dolayısıyla bu önemli iki üniversite yalnızca Allah rızası gözetilerek kurulmuştur ve ecdadın emaneti olan vakıflarımıza layıkıyla sahip çıkmak, bu şuuru ve bu yüksek algıyı gelecek nesillere layıkıyla aktarabilmek, vakıf duasına nail olmak, bedduasından korunmak için yapılmıştır.

Değerli milletvekilleri, vakıf medeniyetinin uzandığı bütün coğrafyalarda bütün bu vakıf eserlerini görmek mümkündür. Vakıflar Genel Müdürlüğü yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değil, bütün Osmanlı coğrafyasında da bütün bu hizmetleri yerine getirmiştir.

Sizin dikkatinizi çekmek istediğim, tam bundan beş yüz altmış dört sene önce kurulan bir vakıf var, Fatih Sultan Mehmet Vakfı. Bu vakfiyeyi sizlere okumak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF BEYAZIT (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

YUSUF BEYAZIT (Devamla) – “Ben ki İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmet. Bizatihi alun terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde kâin ve malumu’l-hudut olan 136 bap dükkanımı vakfı sahih eylerim. Bu gayrı menkulatımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim. Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul'a çıkalar, bilaistisna her kapuya vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar, var ise şifası ya da mümkün ise şifayab olalar. Değilse, kendilerinden hiç bir karşılık beklemeksizin Darülaceze’ye kaldırılalar. Maazallah, herhangi bir gıda buhranı vaki olduğunda ehli erbaba silah verile, hayvanat-ı vahşiye yavruda ve yumurtada olmadığı zaman avlanalar ki bu insanlar gıdasız kalmayalar.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF BEYAZIT (Devamla) – Ve yine Kanuni’nin bir vakfiyesiyle, bir duasıyla sözümü tamamlamak istiyorum: “Her kimse ki; vakıflarımın bekasına özen ve gelirlerinin artırılmasına itina gösterirse bağışlayıcı olan Allahu Teala'nın huzurunda ameli güzel ve makbul olup, mükâfatı sayılamayacak kadar çok olsun, dünya üzüntülerinden korunsun ve muhafaza edilsin."

Ve bu duayla, Vakıflar Genel Müdürlüğünde çalışan bütün mesai arkadaşlarıma, başta Genel Müdür ve bütün mühendis ve işçiler olmak üzere, hepsine şükranlarımı ifade ediyorum.

Hepinize saygılarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nda.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA YENEROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başta tarihî, coğrafi, sosyal ve kültürel bağlarımızın güçlü olduğu ülkeler olmak üzere, dünyanın her yerinde, insan hayatını ilgilendiren her aşamada ve hemen hemen her sektörde proje uygulayabilen uluslararası bir marka olan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı ile yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımıza farklı bölgelerde tarihsel ve kültürel bağımız olan akraba ve topluluklara ve ülkemizde eğitim gören uluslararası öğrencilere yönelik çalışmalar yapan Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı bütçeleri hakkında grubumuz adına konuşma yapmak üzere söz almış bulunmaktayım.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Evet, Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli vurguladığı ve AK PARTİ icraatlarının temel düsturunu ifade eden bu veciz söz, ülkemizin uluslararası faaliyetlerinde, TİKA ve YTB gibi kurumlarımızın gerçekleştirdiği hizmetlerde karşılık buluyor.

Dünya, tarihî bir dönüşüm geçiriyor. Sömürgeci dönemin açtığı yaralar, yeryüzünün kuzey ve güney yarım küreleri arasındaki refah uçurumu, savaşlar, yoksulluk ve açlık gibi küresel gelişmeler medeniyetlerin beşiği olan Türkiye’mizin insanlık için taşıdığı sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu göstermektedir. İşte bu noktada, uluslararası topluluğa karşı taşıdığımız bu sorumluluğu Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığımız “Dünyanın neresinde bir ihtiyaç varsa biz oradayız.” düsturuyla yerine getirmeye çalışıyor. 2002 yılında 12 ofis ve 28 ülkede 200 proje yürütülürken bugün 5 kıtada 170 ülkede 61 ofisle 2 bin projenin altına imza atan TİKA’mız geçmişle kıyaslanmayacak derecede daha güçlü bir konumdadır. Sadece bu yıl Benin’den Moritanya’ya, Bosna-Hersek’ten Kolombiya’ya, Nijer’den Özbekistan’a farklı alanlarda verdiği destekle ülkelerin kalkınmasına, nice insanın sağlığına, eğitimine ve hayata tutunmasına destek olmuştur. Kırgızistan’da, Bosna-Hersek’te, Moldovya Gagavuzya’da, Filistin Gazze’de, Libya’da, Pakistan ve Filipinler’de bazı yerlerde hastane yaptırarak, bazı bölgelerde de tıbbi donanım desteği vererek sağlık alanında milletimizin vicdanının sesi olup dünyaya örnek bir biçimde insanlık görevini ifa etmektedir.

Afganistan, Nijer, Ürdün ve Moritanya’da okul inşası ve eğitim donanımı desteği gibi projelerle gençlerin geleceğine yatırım yapılırken Macaristan’da Gül Baba Türbesi ve Bosna-Hersek’te Sokullu Mehmet Paşa ve Drina Köprüsü restorasyonuyla ecdadımızın emanetlerine, aslında geleceğimize sahip çıkılmaktadır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; günümüzde başkentimiz Ankara nüfusundan daha fazla insanımız yurt dışında, farklı ülkelerde yaşamlarını sürdürüyor. Ülkemizin dört bir yanından dünyanın dört bir yanına giden bu insanlarımızın en önemli ortak vasfı Türkiye’mizdir. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız asli görev alanı olarak, Türkiye’den göç etmiş insanlarımızın ana vatanına ve ana diline bağlarının güçlendirilmesi, gerek yaşadıkları ülkede gerekse Türkiye’deki menfaatlerinin takibi, sorunlarının çözüme kavuşturulması yönünde çalışmalar yapmaktadır. 1960’lı yıllarda başlayan dış göç tarihiyle kıyasladığımızda, çok geç kurulmuş olan bir kurum olarak bir bakıma gecikmiş çalışmaların artırılması gereken imkânlarla telafi etmeye çalışmaktadır. YTB Türkiye Stajları, Yurt Dışı Türkler Gençlik Kampı, Diaspora Gençlik Akademisi ve Evliya Çelebi Anadolu Kültür Gezileri Programlarıyla yurt dışında doğup büyümüş gençlerimiz ana vatanlarıyla hasretlerini gidermektedir. Gençlerimizin Evliya Çelebi Anadolu Kültür Gezileriyle ana vatanlarının zenginliğine şahit olmaları iktidarı ve muhalefetiyle hepimiz için bir sevinç kaynağıdır ve tüm bunlar daha güçlü bir biçimde takip etmemiz gereken önemli sorumluluklardır.

Değerli milletvekilleri, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından yürütülen Türkiye bursları programı kapsamında 138 ülkeden yaklaşık 16 bin uluslararası öğrenci 70 farklı şehirde bulunan 125 üniversitede öğrenim görmektedir. Türkiye bursları programına 2018 yılında 157 ülkeden 135 bin başvurunun olması ülkemizin nasıl bir çekim gücü hâline dönüştüğünü göstermektedir. YTB tarafından akraba topluluklara yönelik yapılan yerinden burslandırma çabaları Balkan Gençlik Okulu, Kosova Genç Liderler Akademisi, Bulgaristan Türkçe Öğrenelim, Türkçeyi Tanıyalım Projesi ve Türk Dünyası Siyaset Akademisi çalışmalarıyla ayrıca üzerinde durulan çok önemli hizmetler yapmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUSTAFA YENEROĞLU (Devamla) - Değerli milletvekilleri, ihtiyaç sahibinin yanında olmak, yurt dışındaki insanımıza, kardeşlerimize, akrabalarımıza, dostlarımıza sahip çıkmak ve gönül elçisi yetiştirmek zordur. TİKA ve YTB bu zoru nispeten kısıtlı imkânlarla başaran iki güzide kurumumuzdur.

Bu düşüncelerle yüce Meclisimizin siz değerli üyelerini tekrar saygıyla selamlıyor, yurt dışı Türkler konusunun Meclisimizin gündeminde daha fazla yer edinmesi ümidi ve çabasıyla Genel Kurula başarılar diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.59

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Şimdi, söz sırası AK PARTİ Grubu adına Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta’dadır.

Buyurun Leyla Hanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA LEYLA ŞAHİN USTA (Konya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimiz; Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı 2019 yılı bütçesiyle ilgili grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, dün tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabırlar diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içerisinde bulunduğumuz hafta olan İnsan Hakları Haftası her birimizi bir kez daha durup düşünmeye sevk etmelidir. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda üye ülkelerin çoğunluğunun oylarıyla kabul edilen İnsan Hakları Beyannamesi’nin 1’inci maddesi “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.” der.

Şimdi soruyorum: Hiç, imkânsız seçim yapmak zorunda kaldınız mı? Aileniz için ilaç veya yiyecek arasında bir seçim yapmak, okula giderken hangi yolun daha güvenli olduğuna karar vermek ya da son kalan can yeleğini hangi çocuğunuza vereceğinizi seçmek. Şu anda biz buradayken bile milyonlarca insan bunun gibi imkânsız seçimlerle karşı karşıya kalıyor. Üzülerek ifade etmeliyim ki dünya insan hakları konusunda belki de en kötü, en karanlık dönemini yaşıyor. Doğusundan batısına dünyanın çeşitli yerlerinde insanlık âdeta can çekiyor. İnsan hakları ihlalleri sadece Afrika’da, Asya’da yaşanmıyor; bugün nispeten kalkınmış kıtalarda ayrımcılık, ırkçılık, İslam karşıtlığı ve çeşitli ihlaller hızla yükseliyor. Avrupa’da ırkçılığın yükselmesinden ve özellikle de Türklere ve Müslümanlara yönelmesinden ciddi endişe duyuyoruz. Avrupa’da göçmenlere yönelik insanlık dışı muameleyi yine endişeyle takip ediyoruz. Batı’nın ünlü bir gazetecinin vahşice öldürülmesi karşısında insani değerler ile petrol ticareti arasında gözle görünür bir çelişki yaşamasını kaygıyla izliyoruz. Son günlerde Paris’te göstericilerin yakıp yıkmasını da göstericilere karşı uygulanan orantısız gücü de temel insan haklarıyla asla bağdaştırmıyoruz. İnsan hakları mücadelesi Batı’da ciddi şekilde irtifa kaybediyor. Şunu samimiyetle belirtmeliyim ki mücadele Batı’da irtifa kaybederken burada, Türkiye’de daha fazla güç kazanıyor, mücadelenin bayrağı daha da yükseliyor.

İnsan hakları mücadelesi hiç kimsenin, hiçbir ülkenin, toplumun ya da örgütün tekelinde değildir. Bugün bütün dünyada yankılanan “Dünya 5’ten büyüktür.” mücadelemiz, insan hakları mücadelesinde de bir çığır açtı. 5 ülkenin aldığı kararların bütün insanlığa uygulanmasına itiraz edişimiz, kimden ve nereden gelirse gelsin, zulme ve haksızlığa karşı aldığımız net tavrımızdır. Bugün Avrupa ve Amerika göçmenleri ölüme, açlığa terk ederken, en insanlık dışı muameleye, ırkçılığa, ayrımcılığa kurban ederken biz mazlumları ülkemizde misafir ederek hem bu ülkenin izzetini yücelttik hem de dünyaya insanlık dersi verdik. Türkiye bugün sergilediği güçlü duruş itibarıyla mevcut problemlerin çözümü noktasında çabalar göstererek ve aktif katkılarda bulunarak çevresine barış, istikrar ve refah yansıtan bir ülkedir. Türkiye artık kendi içine kapanmış, dünyada olup bitenlere seyirci kalan bir ülke değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; farklı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın o ülkedeki haklarına sahip çıkmak ve ana vatanıyla bağlarını devam ettirmelerini sağlamak, bizim anayasal sorumluluğumuz altındadır, bu, bizim diaspora politikamızın da esasıdır. Bizim için de AK PARTİ olarak iktidara geldiğimiz ilk günden bugüne hedefimiz, vatandaşlarımızın sorunlarına tek bir elden ve hızlı çözümler üretmek oldu. Bu anlayışla Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı sayesinde oluşan koordinasyon, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla tek merkezden ilgileniyor ve onların yaşadığı her türlü meseleyi tüm boyutlarıyla ele alıyor. Nerede olursa olsun, yurt dışında yaşayan 6 milyonu aşkın insanımızın hak ve menfaatlerini korumak temel önceliğimizdir. Özellikle dünyada artan yabancı düşmanlığı yüzünden aile birleşiminden eğitime, eşit katılımdan kültürel kimliğini korumaya kadar birçok sıkıntıyla karşılaşılmaktadır. Bu kapsamda, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı vasıtasıyla ayrımcılıkla mücadele, siyasal katılım, Mavi Kart, çift dillilik, Genç Liderler, YTB Türkiye stajları, insan hakları eğitim programları, Gençlik Köprüleri gibi çeşitli çalışmalar yürütülmektedir.

Hakları korumaya yönelik bu faaliyetlerin dışında, vatandaşlarımıza doğrudan kültür hizmeti sunmak, ana dillerini güçlendirerek kendi kültür ve kimliklerini benimseyerek toplumsal hayata etkin bir şekilde katılımlarını sağlamak amacıyla programlar ve çalışmalar yürütülmektedir.

Yine, çok önemsediğim bir faaliyet olan İnsan Hakları Eğitim Programıyla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

LEYLA ŞAHİN USTA (Devamla) – …Avrupa ülkeleri ve Amerika’da lisans veya yüksek lisans düzeyinde okuyan 40 öğrencimize; insan hakları, dinî ve kültürel haklar, yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslamofobi, Müslümanlara karşı nefret suçları, Türkiye’nin diaspora politikası ve uluslararası kuruluşlarda insan hakları mekanizmaları konularında eğitim verilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; YTB’nin varlığı ve sürdürülebilir olması, dünyanın dört bir yanında yaşayan vatandaşlarımızın hak ve hukukunu korumayı garanti altına aldığı gibi, uluslararası toplumlarla iş birliğimizi artırmakta ve kadim kültürümüzü devam ettirmemize alan açmaktadır. Yeni başlattıkları mezun derneklerinin kurulmasıyla da gönül elçilerimiz olarak yetiştirip gönderdiğimiz gençlerin birbirleriyle olan ve Türkiye’yle olan bağlarının çok kıymetli olduğunu belirterek, bu çalışmadan dolayı YTB’yi de tebrik ediyorum.

Daha önceki yıllara oranla bütçesindeki yüzde 10’luk artışla YTB’nin aslında daha da büyük bütçelerle daha güçlü, daha hızlı çalışmalarının devam etmesini ve bu vesileyle 2019 yılı bütçesinin, ülkemiz ve insanlık çatısı altında birleştiğimiz tüm kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası, Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’e aittir.

Buyurun Sayın Aydemir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Çok teşekkür ediyorum.

Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yavuz Bey belagat ustası, konuşmasında özel notlar düştü. Ölülerimizi taltif ederken dirilere zemmetmek düştü. Öyleydi değil mi Yavuz Bey?

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Zemmetmedim de…

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – Evet, oysa biz çok velut, çok üretken bir zemindeyiz, elhamdülillah. Sadece insan unsuru bakımından değil, eşyada da öyleyiz, kültürel olgularda da öyleyiz.

Ben; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bütçesi üzerine notlar düşeceğim ancak, ondan önce bir hususi isim, içimizden çıkmış, rahmete uğurladığımız, bayrak bir isim, Mithat Cemal Kuntay’ın özel bir berceste kaydı var, paylaşmak istiyorum. Diyor ki: “Toprak, sen kol kanat ol, öyle kucakla/ Bilmezsin, o gökten de, adından da temizdi/ Ey yeryüzü, mabet kesilip Allah’a yüksel/ Koynunda yatan gölge bizim Akif’imizdi.” Efendim, malumunuz, Akif, 27 Aralıkta Hakk’a vuslat etti. Daha var yıl dönümüne ancak onunla ilgili hususi bir gelişme var, onun için özellikle not düşüyorum. Kültür ve Sanat Politikaları Kurulunca bu yılki Vefa Ödülü’nün Mehmet Akif Ersoy’a verilmesi bizi inşirahın zirvesine taşımıştır. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Bir kurumu tarif etmek lazım ki onunla ilgili muradınızı netleştiresiniz. Ben de Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna dönük en kestirme tarifi yapmak istiyorum. Misyonu çok net bu kurumumuzun: “Kültürümüzün ihya edilerek bütün insanlığın yararlanabileceği bir medeniyet hâline gelmesine katkı sağlamak.” deniyor. Daha berrak bir tarif ise, ruhumuzu kuşatan millî asaletimizin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne ilham veren hassasiyetlerimizin bilinmesiyle mümkün. O hâlde sual de net: Biz kimiz? Cevap İbrahim Aydın’dan oldu: “Biz bir vefa medeniyetinin evlatlarıyız.” Bir başka arkadaşım: “Biz, ruhunu Hakk’a adamış, bir büyük milletin mensuplarıyız.” dedi. Biz, cihana adalet, insanlık ve sevgi mesajını, Yusuf Has Hacipçe duruş, Kâşgarlı Mahmudca üslup, Ahmet Yesevice imanla belleten yüksek bir haletiruhiyeyiz. Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevmek gerçeğini Manasça bir ifade, Orhunca bir kayıtla küresel hafızaya not düşenleriz. Biz insanlık değerlerini Dede Korkutça bir vakar, Selahaddin Eyyubice kararlılıkla asırların idrakine söyleten; kâinata Yunusça muhabbeti, Mevlânaca hoşgörüyü esas kılmayı vazife bilen, tarihlerin azametini ifadede âciz kaldığı bir yüksek medeniyetin temsilcileriyiz.

Muhteşem ecdadımızın ufkunu “Hakk’a tapan” kaydıyla tarif eden millî andımız, bizi, medeniyetimizi tasvire kâfidir, yeterlidir. Biz Hakk’a tapan bir ecdadın torunlarıyız. Millî amentümüz budur, biz Hakk’a tapanlarız. Efendim, İlayıkelimetullah yolunda devleti ebet müddet için can verme sırrını fehmedenlerin, akıl edenlerin, “Aguşunu açmış bekliyor Peygamber.” iltifatına mazhar oluşumuzun sırrını bilenlerin diliyle, biz toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duran şüheda ecdadın evlatlarıyız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İşte Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun yüklendiği ve özellikle ak dönemde, son on altı yılda üstün başarılarla gerçekleştirdiği görev budur. Görev, millî hafızayı diri tutmak ve asrın idrakine bu yüce milleti değerleriyle, üstün iradesiyle söyletmek. Görev, iftiralarla, karalamalarla yok edilmeye çalışılan destan asırlarımızı gündeme taşımak. Vazife, kendi tarihine ihaneti görev edinmişlerce linç edilmeye uğraşılan kahramanlarımızın hakkını teslim etmek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – …mesela Kutülamare gibi üstü kapatılmaya çalışılan zaferlerimizi gün yüzüne çıkarmak, mesela vatan toprağını Gazze katillerine vermediği için iftiralara muhatap kılınmış Abdülhamitlerin asaletini küresel izana hatırlatmak ve ona vefa göstermek ve belki hepsinden çok daha mühimi, gönül coğrafyamıza sahip çıkmak. “Bir zamanlar millet, hem nasıl milletmişiz/Gelmişiz dünyaya, milliyet nedir öğretmişiz.” hakikatini yeni nesillere aktarmak.

Bu noktada, yüce milletimizin tarihine, kültürüne, temellerine ve değerlerine sadakat ve vefada eşsiz bir dirayet ve kararlılık sergileyen Sayın Cumhurbaşkanımıza şükran ve minnetlerimizi sunuyoruz.

Bu seçkin kurumumuz bütçesi başta olmak üzere, bütün kurumlarımızın bütçeleri Allah’ın izniyle çok mübarek, çok bereketli olacaktır. Hepinize bu duygularla saygı sunuyorum, hürmetlerimi sunuyorum.

Sağ olun. (AK PARTİ, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Sakarya Milletvekili Recep Uncuoğlu’ndadır.

Buyurun Sayın Uncuoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP UNCUOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanlıklarının 2019 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Dün meydana gelen elim tren kazasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Atatürk Kültür Merkezi bir kültür akademisi niteliğinde olup Türk kültürü üzerinde araştırma, yayın, tanıtım, teşvik ve ödüllendirme faaliyetleri kapsamında yüzlerce yayın yapmış, yurt içi ve yurt dışında çok sayıda konferans ve bilimsel toplantı düzenlemiş, belgeseller hazırlamış; edebiyat, sanat tarihi, tiyatro, resim, Türk müziği ve iletişim dallarında ödüllü yarışmalarla Türk kültürü üzerinde araştırma yapanlara teşvik mahiyetinde ödüller vermiştir.

Kurum bünyesinde desteklenen küçük projelerin yanı sıra uluslararası nitelikte kapsamlı projeler de yürütülmektedir. Bunlardan, Türk Dünyası Edebiyatı Tarihi, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi, Türk Dünyası Fikir ve Edebiyat Metinleri Antolojisi ve Edebiyat Terimleri ve Kavramları Ansiklopedik Sözlüğü’nden oluşan Türk Dünyası Ortak Edebiyatı Projesi tamamlanmış ve bu proje kapsamında 31 ciltlik eser yayınlanmıştır.

Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığıysa kurulduğu günden bu yana pek çok ulusal, uluslararası kongre, sempozyum, panel, çalıştay, konferans gibi bilimsel etkinlikler düzenlemiş ve etkinliklerde sunulan tebliğleri neşretmiştir. Bunun yanında, cumhuriyetimizin kuruluş ve gelişme sürecindeki olayları, bugüne olan etkilerini ve geleceği şekillendirmedeki olası rollerini kamuoyuna sunmak amacıyla dört yılda bir olmak üzere Uluslararası Atatürk Kongresi düzenlenmektedir. Cumhuriyetimizin tarihi konusunda lisansüstü öğrenim gören öğrencilere burs verilmekte, tezleri yayınlanmakta, İhtisas Kütüphanesi, E-Mağaza, kitap satış bürosuyla araştırmacı ve okuyuculara hizmet verilmekte; aynı zamanda, kitap fuarları ve üniversitelerimizde yayın, satış, tanıtım faaliyetleri de kurumumuz tarafından devam ettirilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on altı yıldır müzelerden kültür merkezlerine, ören alanlarına kadar mevcutta yapılan yeniliklerle ve güzel sanatların her alanında gerçekleştirilen projelerle çağı yakalayacak ve yön verecek önemli adımlar attık. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişle de kamuoyumuz tarafından beklenen birçok proje hız kazandı. Bunlardan belki de en önemlisi İstanbul Atatürk Kültür Merkezi. 1946 yılında opera binası olarak yapımına başlanan, 1969 yılında İstanbul Kültür Sarayı adı altında hizmete açılan ancak büyük bir yangın felaketi sonrasında, 1970’te yedi yıl süreyle kullanıma kapatılan AKM, 1999 Marmara depremi sonrasında da yapılan çalışmalar neticesinde deprem güvenliğine sahip olmadığı tespit edilerek boşaltılmıştı. Mevcut yapının güçlendirilmesi ve diğer büyük onarım, kapsamlı tadilat gibi işlerin yapılması için gerek İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansının gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar yeterli düzeye ulaşmadığından 2013 yılında durdurulmuştu. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanımızın devreye girmesiyle hazırlanan yeni projenin lansmanı bizzat yine kendileri tarafından 6 Kasım 2017 tarihinde yapıldı. Herkesin beğenisini kazanan yeni konseptiyle opera, tiyatro, toplantı ve sergi salonları, stüdyolar, atölyeler ve modern donatılarıyla bilim ve sanatın toplumla buluştuğu ulusal ve uluslararası birçok faaliyete ev sahipliği yapacak olan AKM, Sayın Cumhurbaşkanımızın İkinci 100 Günlük Eylem Planı’nda açıkladığı gibi 2019 yılı Ocak ayında yapım ihalesi gerçekleştirilecek, inşallah, 2021’de de tamamlanarak yeni kültür mekânı olarak bir dünya kenti olan İstanbul’umuza güç katacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her eser kendi vatanında, ait olduğu yerde güzel, orada anlamlıdır. Bu felsefeden hareketle, kaçırılan eserlerin ait oldukları topraklara dönmesine izin vererek kazanmak ilkesini her ülkenin benimsemesi en içten temennimiz. Böylesine tarihî ve duygusal bir anı geçtiğimiz hafta sonu yaşadık, yaklaşık altmış yıl sonra hepimizin ve tüm dünyanın “Çingene Kızı” olarak bildiği mozaik panonun eksik parçaları ülkemize, yurduna döndü…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

RECEP UNCUOĞLU (Devamla) - … ve ait olduğu topraklarda, Gaziantep’te Kültür ve Turizm Bakanımız tarafından gerçekleştirilen sunumla buluşmuş oldu.

Burada, yaşanan bu son örnek ışığında, son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan kültür varlıklarının iadesi konusunda gösterdiği başarı ve farkındalığı artırma çalışmaları için özellikle Bakanlık Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığı olmak üzere tüm yetkililere; akademisyen, teknisyen ve diplomatlara, emek veren herkese hassaten teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum.

Bu düşüncelerle, 2019 yılı bütçesinin Bakanlığımıza, kurumlarımıza, aziz milletimize hayırlı ve bereketli olmasını temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası Siirt Milletvekili Osman Ören’de.

Buyurun Sayın Ören. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN ÖREN (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Tarih Kurumu 2019 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, konuşmamda, Türk Tarih Kurumu tarafından son yıllarda yapılan çalışmalara değineceğim.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesinde çalışmalarını sürdüren Türk Tarih Kurumu, Türk ve Türkiye tarihinin bütün dönemlerine dair eserler yayınlamakta, bilimsel toplantılar düzenlemekte, alandaki araştırmacılara burs sağlamakta, çeşitli bilimsel araştırma projelerini gerçekleştirmekte, kazı ve müze araştırmalarını destekleyerek tarih alanında özgün ve nitelikli araştırmaların yapılmasına katkı sağlamaktadır.

Kurulduğu günden bu yana Türk tarihi ve medeniyetine dair değerli ürünler veren Türk Tarih Kurumunun önemi günümüzdeki bölgesel ve küresel gelişmeler göz önüne alındığında daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Hem küresel hem de bölgesel gelişmeler geçmişten ders çıkarmanın ve tarih şuuru gelişmiş bir toplum olmanın önemine işaret etmektedir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Tarihimizi ideolojik tarafgirlikten uzak bir şekilde bilimsel yollardan analiz etmek, yarını çağın gerekleri doğrultusunda sağlam bir şekilde inşa edebilmenin anahtarıdır. Türk Tarih Kurumu, düzenlediği anma etkinlikleri, tanıtım faaliyetleri, sergiler ve gezilerle bu şuurun her yaş grubundan vatandaşa yerleşmesi için önemli bir görev icra etmektedir. Bu doğrultuda geçtiğimiz yıllarda birçoğu anma etkinliği niteliğinde olan halkın katılımına açık toplantılar düzenlemiş, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten İzmir’in kurtuluşuna, Millî Mücadele’den Kudüs’e, Anadolu Kadınları Teşkilatı’ndan Ayasofya’ya kadar tarihimizin ve medeniyetimizin kritik önemi haiz konularına ve şahsiyetlerine dair sergiler ve konferanslar gerçekleştirmiştir. Ayrıca, Çaka Bey, Miryokefalon, Süleyman Şah, Sarıkamış, Misakımillî konularında hazırlatılan kısa belgesel filmlerle kamuoyunun tarih bilgisinin artırılmasına çalışılmıştır.

Değerli milletvekilleri, aralık ayı içerisinde programda yer alan etkinlikleri de tamamladığında, Kurum 2018 yılı itibarıyla 60’ın üzerinde bilimsel toplantı ve tanıtım faaliyeti düzenlemiş olacaktır. Kurumun hayati öneme sahip diğer bir sorumluluğu ise tarihimizle ve medeniyetimizle ilgili karalama ve çarpıtmalarla mücadele etmektir, kamuoyunu tartışmalı tarihsel meseleler hakkında aydınlatmaktır. Hem hâlihazırdaki karalamalarla mücadele etmek hem de gelecekte benzer iftiralarla karşılaşmamak adına belgeye dayalı tarihçiliğin sürdürülmesi ve propagandaya dayalı yayınlar karşısında üstünlük kurulması esastır.

Türk Tarih Kurumu, kaynaklarını bu doğrultuda kullanarak iftiralara cevap niteliğinde belgeseller hazırlamakta, bu konuları düzenlediği bilimsel toplantılarla tartışmaya açmakta, araştırma projeleri yürüterek yeni kaynaklara ulaşmakta ve önemli tarihsel kaynakları yayınlayarak araştırmacıların istifadesine sunmaktadır.

Kurumun faaliyetleri Avrupa’dan Hindistan’a, Afrika’dan Çin’e uzanan geniş bir coğrafyanın tarihinin yazımı için de önem taşımaktadır. Binlerce yıllık Türk tarihinin doğru biçimde yazımı, şüphesiz ki dünya tarihinin en doğru biçimde yazılmasına da hizmet edecektir.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Türk Tarih Kurumu, ortak tarihe sahip olan ülkelerin akademik kadrolarıyla, Türk-Fas ilişkileri, Türk-Macar ilişkileri, Türk-Alman ilişkileri, Türk-İran ilişkileri gibi başlıklarla uluslararası toplantılar düzenleyerek birçok önemli konuyu uluslararası tartışmaya açmaktadır. Her yıl Silvan’dan Çorum’a, Denizli’den Artvin’e yurdun çeşitli bölgelerinde sürdürülen 80’in üzerinde kazıya maddi destek vererek, İlk Çağ’dan Osmanlı Dönemi’ne kadar geniş bir aralığı kapsayan tarihin yazımına ve müzelerin genişlemesine katkı sağlamaktadır.

Kurumun 1932 yılından bu yana düzenlenen Türk tarih kongrelerine de özellikle değinmek isterim.

2018 yılında, kurum, Türk Tarih Kongresi’nin 18’incisini düzenlemiş ve katılımcı sayısı ve konunun çeşitliği bakımından bugüne kadar düzenlenen kongrelerin en kapsamlısı olan kongreye yurt içinden ve yurt dışından 800’e yakın bilim insanı katılmıştır.

2018 yılı içerisinde 70’in üzerinde eser yayınlayan, 163 yeni öğrenciye burs sağlayan, 57 bilimsel toplantı düzenleyen, 14 binin üzerinde yayınını çeşitli kurumlara ücretsiz dağıtan, kütüphanesiyle 6 binin üzerinde araştırmacıya hizmet veren Türk Tarih Kurumu, gerçekleştirdiği bu faaliyetlerle ulusal ve uluslararası saygınlığını bugün de korumaktadır.

Bu duygu ve düşüncelerle kurumumuzun 2019 bütçesinin hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni eder, şahsım ve grubum adına hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Söz sırası İzmir Milletvekilimiz Fehmi Alpay Özalan Bey’e ait.

Buyurun Sayın Özalan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler, aziz milletimizin iradesini temsil etmek üzere milletimizin oylarıyla seçilmiş olarak burada bulunmaktayız. Bizlerin arasında avukat, öğretmen, doktor, mühendis, ekonomist, sanayici ve birçok meslek dalında uzmanlaşmış arkadaşlarımız bulunmakta. Ben ise burada, uzun yıllar spor dünyasının içerisinde yer almış, hayatını spordan kazanmış, dünyanın en büyük liglerinde futbol oynamış, Allah’ıma hamdolsun -benim için en önemlisi olan- şu anlı şanlı Türk Bayrağı’nı dünyanın her yerinde en iyi şekilde temsil etmeye çalışmış bir arkadaşınız olarak, yaklaşık 4,5 milyon lisanslı sporcu, 235 bin antrenör ve spora gönül vermiş herkesin beklentilerini, sorunlarını ve duygularını en iyi hisseden bir vekil olarak 2019 yılı Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla sevgiyle selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Dünyanın en önemli liglerinde futbol oynayan, şu anda, 17 kardeşimiz var ve buna ek olarak basketbol, voleybol ve daha birçok spor branşında girdikleri müsabakalardan madalya kazanan sporcularımız bulunuyor. Genel olarak incelediğimizde, ülkemizde spora yapılan destekler ve tesisler dünyanın en önde gelen devletleriyle yarışmaktadır. Birçok alanda ise bu devletlerden çok daha iyi durumdayız. Bu konuda, sportif yatırımları gerçekleştiren, yoğun çabalar harcayan ve devamlı istişare hâlinde olduğumuz Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Mehmet Kasapoğlu’na ve tüm Gençlik ve Spor Bakanlığı ekibine ayrıca teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, tabii, bu muhteşem statların, bu muhteşem tesislerin ve yurtların yapımında çok büyük emek veren, çok büyük mesai harcayan Sayın Akif Çağatay Kılıç ve Sayın Osman Aşkın Bak Bakanlarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir iki saat önce Sayın Saffet Sancaklı Bey’in belirtmiş olduğu gibi, yetenekli gençlere sahibiz ve bu kadar sportif tesisimiz var ancak hepimizin arzu ettiği başarıları bir türlü yakalayamıyoruz. Bu rakamlar da göstermektedir ki gençlerimiz, devletimizin yapmış olduğu yatırımları ve destekleri uluslararası yarışmalarda kazanmış oldukları madalyalarla taçlandırmaya devam etmektedir. Buradan tüm sporcularımıza sizlerin huzurunda tekrar tebrik iletiyor, başarılarının devamını diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bir diğer açıdan baktığımızda ise sporda başarı için üç husus önem arz etmektedir. Birinci unsur, yetenekli, çalışkan, disiplinli ve ahlaklı sporcuların varlığı; ikinci unsur, kapsamlı ve modern spor tesisleri; üçüncü unsur ise profesyonel spor yöneticileri ve antrenörleridir.

Değerli milletvekilleri, spor kulüplerinde yaşanan farklı bir konuyu da burada dile getirmek istiyorum. Herkesin yakından ilgilendiği spor kulüplerinde yaşanan başarısızlığın nedeni ne altyapı tesisleriyle ne de sporcularımızın teknik yetersizliğiyle alakalıdır. Kulüpler bazında başarı istiyorsak, bir an önce spor kulüplerimizin yönetiminde profesyonelliğin sağlanması ve kulüp yöneticilerinin yetki ve sorumluluklarının aynı oranda olması gerekmektedir. Bu sebeple, spor kulüplerimizde, özellikle futbol kulüplerimizde başkan ve yöneticilerimizin kendi dönemlerindeki faaliyetlerden sorumlu hâle getirilmesiyle kulüplerimizin içinde bulunduğu mali çöküşün önüne geçilecektir. Bu düzenlemeyle, şeffaf, hesap verebilir, bağımsız denetlenen ve borçsuz kulüplerimiz olacaktır. Ayrıca, kamu yararının sağlanması için de önemli bir adım olacaktır. Bu konuyla ilgili olarak bizlerin çalışmaları Gençlik ve Spor Bakanlığımızla koordineli olarak devam etmektedir.

Değerli milletvekilleri, biz AK PARTİ olarak, 2023 hedeflerine ulaşmak için en büyük değerimizin genç ve dinamik nüfusumuz olduğunu ve bu gençlerin ülkemizin uzun soluklu kalkınma yolculuğunda etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini çok iyi biliyoruz. Spora ve sporcuya her zaman destek olan, bayrağımızı göndere çeken sporcularımıza daha sırtlarındaki terleri kurumadan ulaşıp tebrik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çalışmalarımıza devam edeceğimizi bildiriyor, 2019 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını dileyerek Gazi Meclisimizi saygıyla bir kez daha selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İyi ki Saffet Sancaklı ile Alpay burada, her ikisini tebrik ediyoruz arkadaşlar. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Sakarya Milletvekili Kenan Sofuoğlu...

Buyurun Kenan Bey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA KENAN SOFUOĞLU (Sakarya) – Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu arada, çıkarken önümü iliklemeye çalıştım, zorlandım; demek ki herhâlde sporu bırakınca kilo almışım.

Sporun içinden gelen bir milletvekili olarak Türk sporunun olması gerektiği noktada olmadığını düşünüyorum çünkü ülkemizde sporun neredeyse tek destekçisi Spor Bakanlığıdır. Türkiye’de sporcular Bakanlıktan bekler, federasyonlar Bakanlıktan bekler, il spor müdürlükleri Bakanlıktan bekler, yapılması istenilen, ihtiyaç duyulan tesisler Bakanlıktan bekler, düzenlenmesi istenilen ulusal ve uluslararası organizasyonlar Bakanlıktan bekler. Peki, sayın vekiller, sizlere soruyorum: Bakanlığın bütçesi bunlara yeter mi? Belki yeter diye düşünüyorsunuz ama inanın bana yetmez. Ben sporun içinden geliyorum ve bu sıkıntıları da yaşamış bir sporcuyum. Bakanlığın bütçesiyle her şeye yetişmek mümkün değil. Çözüm olarak ne yapmak lazım, bununla alakalı uzun süredir araştırmalar yaptım, özellikle Avrupa’nın sporda başarılı olmuş ülkelerini ve kanunlarını inceledim, gördüm ki bu yükü özel sektör sponsorluk anlamında yüklenmiş yani bakanlıkların yükü bu kadar ağır değil ve inanın bana, devletler özel sektörü teşvik edecek kanunlar yapmışlar. Bizim de ülkemizde özel sektörü sponsorluk anlamında teşvik edecek bazı kanun değişiklikleri yapmamız gerekiyor. Bu konuyu hem Spor Bakanımıza hem de Maliye Bakanımıza dile getirdim ve inşallah ortak bir nokta bulup doğru bir yol haritası çizeceğimize de inanıyorum. Eğer biz bunu başarabilirsek en alt seviyedeki sporcudan en üst seviyedeki sporcuya kadar, bunun faydasını herkes görecektir yani sporcular artık kendilerine sponsor bulabileceklerdir. Türkiye’deki sporcuların en büyük sorunlarından biri budur, kendilerine sponsor bulamıyorlar ve aynı zamanda böyle bir yükten kurtulunca yükü hafifleyen Bakanlık ise uluslararası organizasyonları düzeleme anlamında daha güçlü bir hâle gelecektir. Daha fazla uluslararası organizasyon demek, Türk sporcularının kendilerini geliştirmesi ve Türk sporcularının dünya arenalarına çıkması anlamında çok büyük bir fırsat olacaktır.

Spor Bakanlığımız, tesisleşme anlamında Türkiye'nin hemen hemen her yerinde stadyumlar, spor salonları, hatta halı sahalar, birçok yatırımlar yapmakta. Ama sizlere de bu kürsüden bir gerçeği söylemek istiyorum: Burada hep futbolu konuşuyoruz. Spor, sadece futbol, biraz basketbol, biraz da atletizmden ibaret değildir, diğer spor dallarını da unutmamamız gerekiyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu kürsüden ayrılmadan önce birkaç gerçeği de söylemek istiyorum: Hatırlarsanız, birkaç ay önce biz burada trafikte hız ve “drift”le alakalı bazı kanun değişiklikleri yaptık. Evet doğru, bunların trafikte yapılmaması gerekiyor ama bizim bu anlamda henüz, motor sporlarına uygun tesislerimiz yok. Arkadaşlar, insanlar, futbol oynayamıyor diye hayatlarını kaybetmiyor ama trafikte hız tutkusu yüzünden hem kendi hayatlarını kaybediyor hem de başka insanların hayatlarını kaybetmesine sebep oluyorlar.

Ben bu kürsüden ayrılmadan önce Meclise ilk geldiğim günden beri gördüğüm bir gerçeği de sizlerle paylaşmak istiyorum: Ben burada her şeyin siyah ve beyaz olduğunu gördüm yani neredeyse hiçbir türlü birlik ve beraberlik burada yok.

Şunu da söylemek istiyorum, ben burada şunu dile getirmek isterim: Tabii, siyasetin içinden gelen birisi değilim, belki de öyle olsaydım bu konuşmayı da yapmazdım. AK PARTİ bir şeye “Evet.” diyorsa, muhalefet partileri kesinlikle bunu reddediyor.

Bakın, burada ben kendi grubuma da öz eleştiride bulunmak istiyorum çünkü aynı tavrı benim grubum da yapıyor. Ben, bu yüce Mecliste, sporun birlik, beraberlik, kardeşlik olarak, hep beraber çalışmak anlamında birleştirici olmasını umut ediyorum. Özellikle Türk sporuna hizmet etmek amacıyla buraya gelmiş olan bir kardeşiniz olarak yapmak istediğimiz hizmetlerde sadece AK PARTİ’nin onayı değil, MHP, CHP, İYİ PARTİ gruplarının da desteğini alıp inşallah birlikte çalışmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Çok sağ olun. Teşekkür ederim. (AK PARTİ, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

FATMA KURTULAN (Mersin) – Biz de varız, biz de buradayız.

BAŞKAN – Söz sırası…

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkanım, sayın konuşmacı bize dönerek “Burada her şey futbol mu?” deyip sataşmıştır. 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Saffet Bey, bir sataşma yok. Eğer bir temenniniz varsa yerinizden söz vereyim.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın, sporun iyi durumda olmadığı kabul edildiğine göre nasıl düzeltileceğinin konuşulması gerektiğine ilişkin açıklaması

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, çok güzel bir ortam. Hem Alpay’ı hem Kenan kardeşimi tebrik ediyorum. Güzel bir şey söylediler. Evet, nihayet, artık biz sporun iyi durumda olmadığını kabul ediyoruz, bu çok önemli bir şey. Öncelikle kabul edeceğiz bir şeyleri; evet, kabul ediyoruz. Bugün benim yaptığım konuşmada da tepkiler aynı şekildeydi. Hem Alpay’ın konuşması hem Kenan’ın konuşması aynı şekilde cereyan etti, bu çok güzel bir şey. Artık o zaman, demek ki yavaş yavaş, bu işe nasıl çare bulacağımızı ve bu işleri nasıl düzelteceğimizi konuşmamız gerekiyor. Ben bu yumuşayan ortamdan dolayı, dün akşam da söyledim, ne zaman gerilirse bu ortam, bu Meclis, sporculardan birine söz verin, bak böyle yumuşar diyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Söz sırası Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ aittir.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, sabahtan beri Cumhuriyet Halk Partisi, MHP, İYİ PARTİ, AK PARTİ temsilcilerinin konuşmalarını dinledim. İnanın, Barış Ünlü “Türklük Sözleşmesi”ni yazarken bu konuşmaları dinleseydi buradan da feyz alırdı. Barış Ünlü “Türklük Sözleşmesi”ni, inanın, sizin konuşmalarınız gibi yazmıştı.

Duyduklarımız nelerdi? “Soydaşlarımız, Kerkük Türkleri, Kırım’daki soydaşlarımız, Uygur Türkleri, Balkanlardaki soydaşlarımız, Balkan Türkleri”

Kurumlara bakalım, Allah Allah, hepsi erkek. Ayrıca baktığımızda, Türk kimliği üzerine Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Türk, Türk, Türk…

Şimdi, değerli arkadaşlar, bütün bu kurumlara da bütçe ayıracağız, bakın, bütün bu kurumlara çok ciddi bütçeler ayıracağız. Ayıralım, ayıralım; hiçbir itirazım yok, inanın, hiçbir itirazım yok ama şunu iddia ediyorsunuz, Anayasa da şunu iddia ediyor: “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.” diyor. (İYİ PARTİ sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

Yani ben Türk’üm, değil mi arkadaşlar?

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Değil misin?

GARO PAYLAN (Devamla) – Anayasa’ya göre Türk’üm.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Türk milletinin bir parçasısın.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ben Ermeni’yim arkadaşlar.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Etnik kimliğin.

GARO PAYLAN (Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti’nin -onurla söylediğim, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan onur duyuyorum- Ermeni kimlikli bir vatandaşıyım.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür; madde 66.

GARO PAYLAN (Devamla) – Sabahtan beri sizden bir arkadaşımız -bakın, 50’ye yakın arkadaşımız konuştu- tek bir kişi “Ermeni” dedi mi arkadaşlar?

AYHAN EREL (Aksaray) – O zaman, başında Türkiye Büyük Millet Meclisi olan bu Mecliste ne işin var?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, bir dinleyin, dinleyin!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Nasıl “Ne işin var?” ya? Allah Alah, Ermeni Meclise gelemez mi?

GARO PAYLAN (Devamla) – Tek bir kişi “Kürt” dedi mi? Tek bir kişi “Laz” “Çerkez” “Arap” dedi mi? Arkadaşlar, tek bir kişi “Ya, Lazların dili yok oluyor?” dedi mi arkadaşlar? Mehmet Bekaroğlu nerede? “Lazca yok oluyor, bununla ilgili bir tedbir almamız gerekiyor?” dedi mi? Bakın, Çerkezce yok oluyor arkadaşlar.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Olmuyor.

GARO PAYLAN (Devamla) – Çerkezce UNESCO’nun “Anadolu’da yok olmakta olan diller” arasında, Lazca öyle. Bakın, Ermenice de öyle.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Ermenice de yok olmuyor.

GARO PAYLAN (Devamla) – UNESCO’nun “yok olmakta olan diller” ailesinden Batı Ermenicesinden bahsediyorum, lehçe farkı var Ermenistan Ermenicesiyle ve yok olmakta olan diller ailesinde. Siz herhangi bir arkadaşımızdan “Ya, arkadaşlar, Kürtlerin dili var, ülkede 20 milyon Kürt yaşıyor, bu Kürt halkının da diliyle ilgili bir tedbir almamız gerekiyor.” diye bir cümle duydunuz mu? Hayır. “Bunlarla ilgili bütçe ayırmamız gerekiyor.” diye bir şey duydunuz mu? Ben duymadım, sabahtan beri dikkatle dinledim.

Bakın, kendi halkımla ilgili örnek vereyim: Dedim ya arkadaşlar, yıllardır biz Ermeni patriğini seçemiyoruz mesela, ruhani önderimizi seçemiyoruz, bırakmıyorsunuz. Hem de kayyum atadınız oraya, Ermeni Patrikhanesine. Biz yüzyıllardır seçiyoruz patriğimizi, patrikhanemize kayyum atadınız, kayyum tarafından yönetiyorsunuz; belediyeler yetmedi. Bakın, arkadaşlar “Biz patriğimizi seçmek istiyoruz.” dedik ya, hakkımız değil mi?

Bakın, geçen gün bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığına çok büyük bir bütçe ayrıldı; ayrılsın, itirazım yok. Ya, 100 bin imama maaş vermeyi bu Meclis onayladı, 100 bin imama. Ya, 100 tane de papaz var bu ülkede arkadaşlar, 20 tane de haham var “Bunlara da bir bütçe ayıralım.” diyen oldu mu içinizde?

Değerli arkadaşlar, bakın, Balkan Türklerinin haklarını koruyorsunuz; koruyalım, hep beraber koruyalım çünkü ayrımcılığa uğruyorlar. Kerkük’teki Türkmenler ayrımcılığa uğruyor, hep beraber koruyalım ama arkadaşlar, bir de dönüp aynaya bakalım ya. Acaba orada eleştirdiğimiz, hani, orada “İmamını seçemiyor.” diye eleştirdiğimiz veya “Diliyle, kültürüyle ilgili tedbir almıyor.” dediğimiz Bulgaristan’ın, Yunanistan’ın bir benzerini biz burada yapmıyor muyuz arkadaşlar? Niye bununla ilgili bir aynaya bakmıyoruz? Niye biz doğrusunu yapıp da onlara “Ey Yunanistan, ey Bulgaristan, sen de bununla ilgili doğrusunu yap.” diyemiyoruz? Onlar Osmanlı’dan ayrılmış ülkeler, Osmanlı böyle yapmadı. Osmanlı, milletler sistemiydi “tek millet” demedi, bütün milletlere kültürel özerklik verdi. Dilleriyle ilgili, inançlarıyla ilgili, kültürleriyle ilgili kendi kurumlarını kurdular ve onları yaşattılar, dillerini, kültürlerini yaşattılar. Anadolu rengârenkti arkadaşlar, rengârenk; bugün gıpgri, gri, TOKİ’nin yaptığı binalar gibi gıpgri olduk çünkü “tek, tek, tek” diyorsunuz. Diğer kültürler kendilerini nasıl yaşatacak? Bunlarla ilgili herhangi bir bütçe ayıralım diyen var mı arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, bakın, ben Türk Dil Kurumuna ayrılan bütçeye hakkımı helal etmiyorum. Türkiye’de hep beraber vergi veriyoruz, hepimiz vergi veriyoruz, hepimiz de hizmet almalıyız.

Türk Tarih Kurumu… Bakın, arkadaşlar, Anadolu’nun on iki bin yıllık tarihî var, her şey 1071’de başlamış Türk Tarih Kurumuna göre. Her şey Türk’müş meğerse. Meğerse, Osmanlı, her şeyi Türk olarak algılamış, diğerlerini yok saymış. Ermeni, Türk Tarih Kurumuna göre meğer yalnızca, arkadan hançerleyenmiş; Arap, yalnızca, arkadan hançerleyenmiş; Kürt zaten yokmuş Türk Tarih Kurumuna göre arkadaşlar.

Arkadaşlar, hepimiz vergi veriyoruz, hepimiz bu ülkenin vatandaşlarıyız. Gerçek tarihle ülkemizi paylaştırsak ne olur arkadaşlar, ne kaybederiz? Bir arada yaşama hukukunu anlatsak, hani sekiz yüz yıl boyunca başardığımız o bir arada yaşama hukukunu anlatsak… Hani, “Abdülhamit” dizisini izliyorsunuz ya akşamları… Değerli arkadaşlar, orada hep iyi karakterler Türk kimlikli; bakın, nerede bir hain varsa Ermeni, hain varsa Rum, Yahudi, değil mi? İzliyorsunuz, değil mi arkadaşlar? Nerede bir kötü, tefeci karakter varsa Ermeni. Bu da yanlış. Abdülhamit bürokrasisinin yarısını Ermenilerden, Yahudilerden, Rumlardan oluşturmuş arkadaşlar, Sayıştayın Başkanı Ermeniymiş. Bütün bürokraside bunlar varmış, Arnavutlar varmış, Çerkezler varmış, Sırplar varmış bürokrasisinde, ne kaybetmiş Osmanlı? Ama şimdi baktığımızda, dar bir çerçeveye hapsetmeye çalışıyoruz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Abdülhamit’e neden suikast yaptı Hınçak, Taşnak?

GARO PAYLAN (Devamla) – Ya, Göbeklitepe on iki bin yıllık tarih arkadaşlar. Bakın, Göbeklitepe’de, inanın, aynı yerde yaşayan insanlar ile Göbeklitepe’den çıkan kemikleri karşılaştırıyorlar, DNA’ları aynı, aynı DNA’lar. Bakın, on iki bin yıl geçmiş, üzerinde yaşayanlar, Göbeklitepe’de ilk yerleşik yaşamı kuran insanların torunları yani Orta Asya’dan gelmemişler. Elbette, Orta Asya’dan gelenler de oldu, elbette oldu, hatta 1071’de de olmadı, tarih yanlış anlatılıyor. Daha önceden gelen pek çok boy vardı, Türk boyu vardı ama bir arada yaşama hukukunu buldular, buralı halklarla beraber buldular. Türkler geldi, hoş geldi, baş göz üstüne ama o zaman burada halklar vardı; Ermeniler, Süryaniler, Kürtler vardı, sekiz yüz yıl bir arada yaşama hukukunu buldular ve hepsini tek bir gömleğe, dar bir gömleğe hapsetmek istemedi Osmanlı, Selçuklu.

Değerli arkadaşlar, bakın, bir örnek vereyim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Türk” demeyeceğiz de ne diyeceğiz, adını söyle bir bakalım? Ne diyelim yani?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Türkiye deyin.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, Osmanlı diyeceğiz belki, belki başka bir şey diyeceğiz, ne diyelim?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ne demek “belki” ya?

GARO PAYLAN (Devamla) – Truva, bakın arkadaşlar, bir örnek vereyim. Bu yıl Türkiye Cumhuriyeti’nin ne yılı? Türkiye Cumhuriyeti devleti ilan etti “2018 Truva Yılı” dedi, bakın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – “Truva” mı diyeceğiz yani?

GARO PAYLAN (Devamla) – “Truva Yılı” bu yıl. Türkiye Cumhuriyeti devleti ilan etti, bu yıl “Truva Yılı.” Niye? Truva Çanakkale’de, bizim yani arkadaşlar, bizim. Truva, Çanakkale’de arkadaşlar.

Troya Müzesini gezdim Sayın Bakan, çok da güzel bir müze olmuş, ellerinize sağlık. İnanın arkadaşlar, bakın, Troya Müzesinde bir savaşçı var, aynı Turizm Bakanımıza benziyor, eğer torpil yapmadılarsa aynısı bakın. Öyle iri yarı, böyle dev gibi bir Truva savaşçısı, aynı Turizm Bakanına benziyor.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Irkçısın sen ırkçı, ırkçı yaklaşımlar yapıyorsun, ırkçısın sen.

GARO PAYLAN (Devamla) – Yahu bakın çünkü Çanakkaleli Truva arkadaşlar, Çanakkaleli. Truva Çanakkaleli, belki de torunlarından bir tanesi Sayın Turizm Bakanımız. Ya arkadaşlar, bakın, Orta Asya’dan gelenler oldu ama burada yaşayan halklar da vardı ve Truvalıların DNA’sına bakıyorlar, şu anda Çanakkale’de yaşayanlarla aynı ne hikmetse. Demek ki burada yaşamaya devam ettik.

Değerli arkadaşlar, bakın “Truva Yılı” ilan ettik ya, sonra ne oldu? Uganda büyükelçimiz bir Truva kıyafeti giydi yerli ve millî, bakın Çanakkaleli kıyafet giydi. Çanakkaleli ya, Troya Müzesinde var, gidin bakın, Turizm Bakanına benzeyen adam da aynı kıyafeti giyiyor orada. Yahu kıyamet koptu. Dedi ki MHP’li arkadaşımız: “Sen nasıl Romalının kıyafetini giyersin? Romalının kıyafetini giymişsin.” Arkadaşlar, o kıyafet Çanakkaleli yahu, esas Romalının kıyafetini giyen Sayın MHP’li arkadaşımız. “Versace”nin tasarımları bunlar arkadaşlar, Romalı tasarımcıların tasarımlarını giyiyoruz. (HDP sıralarından alkışlar) Yerli, millî olan o Truvalı, Sayın Bakana benzeyen adamın giydiği, Uganda büyükelçimizin giydiği arkadaşlar. Niye hepsi bizim demiyoruz arkadaşlar? Niye hepsi bizim diyemiyoruz?

Bakın, arkadaşlar, Antalya; milattan önce 2200 yılında Likyalılar Likya birliğini kurmuş, ilk meclisi kurmuş. Ünlü düşünür “Montesquieu” diyor ki: “Demokratik temsil sistemini gelmiş geçmiş en iyi uygulayan meclis.” İki bin iki yüz yıl önce atalarımız yapmış. Değerli arkadaşlar, ya biz iki bin iki yüz yıl sonra… Bakın, federal bir meclis kurmuşlar, herkesi kapsamışlar Likya’da, Antalya’da. İki bin iki yüz yıl sonra şu hâlimize bakın. Likyalıların eminim kemikleri sızlıyordur. Bir arada yaşama hukukunu oluşturmuş Likyalılar.

Ya bir de Antalya’daki –Antalya vekillerimiz var- Aziz Nikola bizim değil mi arkadaşlar? Noel günleri yaklaşıyor bakın, bütün dünya Noel’i kutlayacak. Kimi kutlayacak? Aziz Nikola’yı sembol sayacak.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sen neyi anlatmaya çalışıyorsun, biz anlamıyoruz? Neyi ifade ediyor bu anlattıkların yani?

GARO PAYLAN (Devamla) – Biz ne yapıyoruz iki bin yıl sonra, Aziz Nikola’nın torunları olarak? Efendim, Noel Baba heykellerini şişliyoruz, bıçaklıyoruz; iki bin yıl sonra arkadaşlar. Oysa “Aziz Nikola bizim.” niye diyemiyoruz? Gelin “Bizim.” diyelim.

Bakın, Urartu beş bin yıllık medeniyet; su kanalları yapmış, höyükler yapmış. Yahu Van Edremit’e gittim geçen sene, bir ihbar üzerine. Van Edremit’te, Van Gölü kenarında dünya cenneti bir yer arkadaşlar. Beş bin yıllık höyük var. Orada, hemen yanında Arshile Gorky’nin köyü var, bakın, dünyaca ünlü ressam. Ermeniler gelmiş medeniyet olarak orada, Urartu’nun torunları mutlaka ve orada kiliseler kurmuşlar, medeniyet kurmuşlar, bir de mezarlık yapmışlar hemen yanına. Arkadaşlar, biz iki bin, beş bin yıl sonra ne yapmışız biliyor musunuz bu medeniyetin üzerine? Bir tuvalet, bir kafeterya yapmışız. Gidip o tuvaletin yanında elimle eşeledim, insan kemikleri çıkıyor, insan. Biz beş bin yıllık tarihin üzerine tuvalet ve kafeterya yapmışız. Geçen sene Numan Kurtulmuş’a sizi şikâyet ettim, “Hemen yıkılacak.” dedi, hâlâ o tuvalet orada duruyor, insan kemiklerinin üzerinde duruyor arkadaşlar. Ben bu beş bin yıllık tarihin üzerine 5 milyon turist getiririm size hikâye olarak ama böyle bir saygısızlığa bir turist bile gelmez arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, hepimiz Roma’yız, Bizans’ız, Selçuklu’yuz, Osmanlı’yız demeliyiz. Yarattığımız tarih birikimini hepimiz sahiplenmeliyiz. Osmanlı soydaş demezdi, Osmanlı vatandaş derdi, milletler topluluğu derdi.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – O imparatorluk terminolojisi.

GARO PAYLAN (Devamla) – Son bir örnekle de bitireyim. Bakın arkadaşlar, biliyorsunuz, Ayasofya Kilisesi vardır Trabzon’da. MHP’li bir arkadaşım vardı benim üniversitede, derdi ki “Biz Orta Asya’dan geldik.” şöyle böyle. “Arkadaş, Orta Asya’dan gelenler de olabilir ama sen Orta Asya’dan gelenlere benzemiyorsun, buranın halkısın.” dedim ona. Dedim ki bakın, bir örnek verdim...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) – Türkler, biliyorsunuz, 1071 diye iddia ediliyor...

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Milletin kafatasını mı ölçtün mübarek yani?

GARO PAYLAN (Devamla) – E daha önce de gelenler var. Dedim ki: “Ya Ayasofya Kilisesi’ne gittin mi?” “Gitmedim.” dedi, “Bir git lütfen, gidince ara beni.” dedim, aradı, “Ne görüyorsun?” dedim, “kilise” “Bir kafanı kaldır, ne görüyorsun?” -orada freskler var, kilisenin yapıldığı tarihte konmuş bin yıl önce, hani 1071’den önce, o zaman yapılmış o freskler- “İsa, Havariler.” dedi, “Onlar kime benziyor?” dedim, “Vallahi, bana benziyor.” dedi.

Değerli arkadaşlar, yani şunu demek istiyorum: Biz birbirimize benzeriz, Türk’üz, Kürt’üz, Ermeni’yiz, Süryani’yiz, Hristiyan’ız, Müslüman’ız ama buranın halklarıyız ve birbirimize bakmadan birbirimizi anlatamayız, Türk’ün hikâyesi Kürtsüz, Ermenisiz, Süryanisiz olmaz, tersi de doğrudur arkadaşlar. Bu anlamda hepimizin tarihe, kültüre, hepimizin değerlerine çoğulcu bir anlayışla bakmamız gerekiyor, tekçi anlayıştan hepimiz kaybederiz arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, birlikte yaşama tecrübesini kültürel çoğulculuk içerisinde devam ettirdiklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biraz evvelki konuşmacının açıklamaları çerçevesinde şunu açıklama ihtiyacı içinde söz aldım: Bizim millî kültürümüz, Hoca Ahmet Yesevi’nin, Şeyh Edebali’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Ahi Evran’ın, Yunus Emre’nin yoğurduğu sağlam temeller üzerine bina edilmiş, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin millî kültür ve millî şuurla ortaya çıkardığı Hakk’ı üstün tutan medeniyet uygulamaları İngiliz tarihçi Arnold Toynbee’nin ifadesiyle ideal devlet sistemini ortaya çıkarmıştır; böylelikle tam dört asır Bosna’da Sırpları, Hırvatları, Kudüs’te ise Hristiyanları ve Yahudileri temel hak ve özgürlükler ekseninde bir arada yaşama ve yaşatma tecrübesini tüm insanlığa en mükemmel şekilde göstermiştir. Bizler de bu yolu takip ediyoruz ve birlikte yaşama tecrübesini hep beraber kültürel çoğulculuk içerisinde devam ettiriyoruz; bunun herkes tarafından böyle bilinmesi gerekir.

Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

46.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türk kimliğinin farklı soydan, farklı inançtan olan ve farklı dili konuşan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümünü içine alan bir kavram olduğuna ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, tabii, biraz evvel kürsüde biraz ajitatif, biraz provokatif bir konuşma ve kavramlara, konulara şaşı bakan bir değerlendirme dinledik ve özü itibarıyla da esasında ırkçı bir bakış da sergilenmiştir bu konuşma vesilesiyle.

Şimdi, örneklendiririz, çok fazla sayıda örnek veririz fakat çarpıcı bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum. 2011’den sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün siyasi partilerin ortak, eşit katılımıyla kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonuna yaptığı ve kamuoyuna da yansıyan bir konuşmasında Fener Rum Patriği Bartholomeos’un değerlendirmesi şu şekildedir: “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı herkes, din, mezhep, dil ve etnik köken gözetilmeksizin Türk’tür. Türklük, bütün Türk vatandaşlarının beraberce varlığı ve dayanışmasının ifadesidir ve hepimiz Türk’üz.” demiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Şimdi, öyle bir şikâyet dile getirildi ki efendim, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk, Türk İşbirliği, Yurtdışı Türkler, bunlardan şikâyet ediliyor. Efendim, bu ülkenin adı “Türkiye”dir, devletin adı “Türkiye Cumhuriyeti”dir ve “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” der Anayasa’mız ve Türk kimliği, çok önemli temel hususiyetleri bünyesinde barındıran bir kavramdır ve millî bir kimlik ifadesidir. Birincisi, soy, dil, tarih, kültür bakımından kendini Türk kabul eden insanları ifade ettiği gibi aynı zamanda siyasal, hukuksal ve toplumsal kimlik olarak da bir Türk kimliği vardır. Bu kimliğin içinde farklı soylardan, inançlardan olan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Başkan Vekili.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - …farklı dilleri konuşan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümünü içine alan ve kapsayan bir kavramdır. Nasıl ki Fransa’da vatandaşlık bağıyla Fransa Anayasası’na bağlı olan herkes Fransız kabul ediliyorsa, Almanya’da da Almanlık bir etnik grup kimliği değilse Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşı olan herkes de siyasal ve hukuksal anlamda Türk’tür. Türk kimliği Türkiye’de devleti ve milleti temsil etme özelliğine sahip olan tek kimliktir. İşte “tek millet” diye bahsedilirken de kastedilen budur, bu tek milletin adı da Türk milletidir ve bir ayrım gözetmeksizin bu kavram ifade edilir. Bunun böyle hatırlatılmasında bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Milletvekili.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu kimliğin dayandığı temel değerler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, tarihî ve coğrafi müştereklik, ortak dil olarak Türkçe ve büyük bir bölümü Müslüman olmakla birlikte diğer dinden olanları da kapsayan birlikte yaşama kültürü, sevinçte, tasada, kıvançta birlik ve yaşanılan, paylaşılan gelenekler, görenekler, maddi ve manevi kültür değerlerindeki müşterek mensubiyet unsurlarını ifade eder.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Grup Başkan Vekili Yavuz Bey’e söz vereceğim.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Ama bir sataşma var önce.

47.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, bu topraklarda yaşama iradesini ve bu bayrağın altında var olma iradesini gösteren herkesin Türk olduğuna ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu birkaç dakikada söyleyebileceğim şeyler sınırlı. Yanlış anlaşılmaya sebep olabilir diye tereddüt ediyorum, o yüzden anlayışınıza sığınacağım. Süre konusu da talebimdir.

Şimdi, arkadaşlarımızın sitemleri arasında itibar edilmesi gereken bazı hususlar var. Sadece biz hassasiyet izhar ediyoruz yüzyılın başında büyük acılar yaşandığı için bin yıllık beraberliğin içerisinde. İmparatorluk dönemlerimizin en sadık unsurları Ermeniler ve sosyolojik olarak da komşuluklarımızın en rahat olabildiği unsurlar bunlar. Yani ailelerin birbirlerine rahatlıkla çoluğunu çocuğunu gönderebilecekleri, beraber yaşayabilecekleri, beraber bir aidiyet duygusu etrafında bir vatan tasavvurunun bir araya getirdiği milletleşme sürecinde en yakın olan unsurlar. Ama derin acı, toplumsal hafızamızdaki derin acı da -ben bunu grup başkan vekilleriyle geçen gün devam eden tartışma içinde de söyledim- millet hafızasında başka bir şeye dönüşür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Başkanım…

BAŞKAN – Toparlayın.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Toparlayacağım Başkanım. Bu çok kısa zamanda bu ne kadar mümkün olacak, bilmiyorum.

Şimdi sadece şunu teslim etmek lazım: Emanetin ehline teslim edilmesinde Allah, kullarını, kendi evinin hizmetini gören ve henüz Müslüman olmayan biri üzerinden uyarmıştır; yani, “Benim evimi bana inanmayan birine teslim edin.” emrini Allah Peygamberi vasıtasıyla göndermiştir. Bu dinin şerefli mensuplarıyız. Dolayısıyla, buradan kinaye, biraz popüler hâle getireyim, beni bağışlayın. “Ekonomimizin yönetimini Daron Acemoğlu’na vereceğiz.” diye bir sohbet mevzubahis edilmeye başlayınca benim içimde şöyle bir ümit kıvılcımı parladı, dedim ki: Bizim yönetimimizde mukaddesatçılığımıza yakışır bir şey yapıyor bizimkiler şu anda. Çok heves ettim. Dünyaya demiş olacağız ki: “Müktesebatı, kariyeri, birikimi, bilgisi var, dini, dili, mezhebi, meşrebi bizden olmasa bile, biz, memleketimizin işini görsün diye böyle bir adama ekonomimizi teslim ediyoruz.” diye bir şey geliyor, çok heves ettim, çıka çıka damat bey çıktı işin içinden. Dolayısıyla, inanın buna, bunu bütün kalbimle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Damattan muzdarip olduğum için söylemiyorum, sadece bunu böyle takdim etmek, dünyaya böyle bir mesaj vermek de bizim için zenginlikti. Bunu şunun için arz ettim: Bu topraklar bir asabiyenin, bu topraklar bir kavganın kinini, hıncını taşıyan insanların toprakları değildir. Biz yüzyılın başında derin acılar yaşadık. Ben Hrant Dink üzerinden -son cümlem Başkanım- bölücülüğe nasihat kabilinden birkaç cümle kurduğu zamanların röportajından sonra, bu Türklük üzerinden geliştirdiğimiz birtakım sohbetlerin içerisine bir muhteva katmaya çalışıyorum. Yüzyılın başında, bölünme hayali, hesabı olan bir topluluğa Hrant Dink şöyle cümle kurdu: “Biz, yüzyılın başında, kendi yaşadığımız, bin yıldır ait olduğumuz topraklardan ayrı vatan kurma hesabına, hevesine kapıldık; kendi topraklarımıza pasaportla girmek zorunda kaldık. Dolayısıyla, böyle heveslere kapılırsanız sizin de başınıza gelir.” cümlesini kurduğu günden beri ben Hrant Dink’e “Türk” diyorum.

Birleştiriyorum Başkanım: Bu topraklarda yaşama iradesini, bu bayrağın altında var olma iradesini, derdini bu topraklarda, buranın hukukuyla çözme şerefini, izzetini taşıyan herkes Türk’tür. Kimisi dinden, dilden, Peygamber’den Türk’tür, ırktan Türk’tür; kimisi halaydan, bardan Türk’tür; kimisi Cemo’dan, Elâzığ’da çayda çıradan Türk’tür; kimisi sazın telinden Türk’tür, kimisi ortak acıdan Türk’tür. Ama bu ortak mutabakat alanı içerisinde aidiyet duygumuzu örseleyecek bir tek şey vardır: Bu topraklarda yaşama iradesini başka ülkelere kendi devletini, milletini şikâyet ederek itibar kazanmaya döndüren herkes Oğuz Kağan’ın çocuğu olsa bile Türk değildir. Dolayısıyla, mesuliyet çerçevesini buraya oturtmamız lazım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) - O yüzden, bu meseleyi bu kadar kısa zamanda konuşma imkânına sahip değiliz ama arkadaşların kafasındaki istifham, her şeyin Türk üzerinden, Türk’e göre, Türk tarafından derken, biz sanki, güya bir kafatasçılık parantezi içerisinde ayrıştırıyormuşuz algısına itiyor; asla öyle değil. Bu meseleyi konuşacağız sonra, konuşacağız ve inanın dediğiniz gibi değil; kalbi böyle bir millet değil bu topraklarda yaşayan.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Biliyorlar, biliyorlar.

FATMA KURTULAN (Mersin) - Millet değil, onu yönetenler böyle. Millet yok zaten.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) - Biz yaşıyoruz, yaşıyoruz.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) - Değil değil, öyle değil.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yerinizden söz vereyim, oturun.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkanım, sataşma var.

BAŞKAN – Oturun hadi. Size sataşan yok, bir şey yapan yok. Oturun.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Hayır, “ırkçı bakış” dedi… Efendim, bir anlatayım.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – “Irkçı” dedi, “provokatör” dedi ya.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – “Provokatör” “ırkçı bakış” dedi, daha ne diyecek efendim sataşma için?

BAŞKAN – Vallahi, ben de şahsen…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Rahat olun, öyle değildir. Medeni bir tabirdir ve yüz yıl önce yapılmıştır “vatandaşlık” tabiri.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Efendim, biz yerimizden konuştuk, beyefendi de yerinden konuşsun.

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisi…

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Yani “Kavramlara şaşı bakıyor.” dedi, “provokatif, ırkçı bakış” dedi yani daha ne diyecek efendim sataşma için?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Biz yerimizden konuştuk, sen de yerinden konuş.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – “Türk ıtlak olunur.” diyor. “Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk ıtlak olunur.” diyor.

BAŞKAN – Size herhangi bir saldırı olmadı.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bize değil, bize değil.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Efendim, “kavramlara şaşı bakıyor” “ırkçı bakış” dedi efendim.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) - Bundan daha medeni bir tabir olamaz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, müsaade edin ya. Grup Başkan Vekilleri böyle yaparsa diğerlerine ne diyelim?

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Irkçılıkla suçlandım, daha ne diyecek? Sataşma var efendim, sataşma var.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, yerinden alsın sözü. Bize de sataştı, kürsüden istemedik Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, 2 grup başkan vekili burada durmadan konuşuyor, böyle bir şey olabilir mi yani? Dörder dörder konuşuyorlar.

BAŞKAN – Sizin de grup başkan vekiliniz söz istesin, ona da söz vereyim.

Buyurun.

48.- Diyarbakır Miletvekili Garo Paylan’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın MHP Grup Başkan Vekili Sayın Bartholomeos’tan bir referans verdi. Peki, madem Sayın Bartholomeos Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve gerçekten öyle, neden Ruhban Okulu Sayın Bartholomeos’un defalarca talebine rağmen açılmıyor? Neden Rum halkı Türkiye'de yalnızca bin kişi kaldı, bir zamanlar yüzde 20’siyken yalnızca bin kişi kaldı?

Veya değerli arkadaşlar, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumuna ayrılan bütçeyi eleştirdiğimi söyledi. Hayır, eleştirmedim. Ben yalnızca bu kurumların Türkiye'de yaşayan bütün halklara, bütün dillere hizmet etmesi gerektiğini ve Türk’ün tarihinin yalnızca tek başına yazılamayacağını, halkların tarihinin bir arada yazılabileceğini iddia ettim. “Bir imparatorluk bakiyesiyiz ve mirasçısı olduğumuz tarihe layık olalım.” dedim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Çoğulcu bir tarihimiz var, bir imparatorluk bakiyesiyiz ve bütün kurumlarımızın da buna uygun bir şekilde yapılanması ve bütün dillerin, bütün kültürlerin, bütün inançların yaşaması için ve vergisini verdiğimiz, hep beraber vergisini verdiğimiz devletin bütün kimliklere eşitlik çerçevesinde hizmet etmesi gereği için bu kurumların bu çerçevede yapılanması gerektiğini söyledim.

Bir de İYİ PARTİ’nin grup başkan vekili Hrant Dink’e övgüler düzdü. Çok teşekkür ediyorum ama biliyorsunuz, Hrant Dink’i de biz bu ülkede yaşatamadık. Devletin gözetiminde Hrant Dink maalesef katledildi arkadaşlar. Bu anlamda hepimiz bu konuda öz eleştiri vermeliyiz. Bir barış güvercinini bu çerçevede yaşatamadık.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ayhan Bey, buyurun.

49.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, başka dillerin, kimliklerin varlığı Türk diline, Türk kültürüne, Türk kimliğine tehdit olarak algılanırsa burasının diller, kimlikler, kültürler mezarlığı hâline geleceğine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkanım, tartışmayı uzatmak istemiyorum ama elbette ki farklı yorumlarımız var. Fransız İhtilali’nin eseri olan kavramlarla bu coğrafyayı tanımlamaya çalışmak Fransız aydınlanmacılığının bize bıraktığı iki yüz yıllık kötü bir mirastır. Bu coğrafya imparatorluk bakiyesidir, göçler almıştır. Kars iki yüz yılda 26 kere el değiştirmiştir; şu anda 6 farklı dil, kimlik, inanç vardır. Bu, Kars’ın zenginliğidir, güzelliğidir. Anadolu’nun her yeri için de böyle bakmak durumundayız. Aksi anlayışların bu coğrafyada ödettiği bedel çok ağırdır.

Baas rejimleri Irak’ta Türkmen kimliğini, Kürt kimliğini inkâr etmiştir ve buna karşı direnen Türkmen liderleri Necdet Koçak başta olmak üzere idam edilmişlerdir. Eğer biz Saddam anlayışı, Baas anlayışına karşı Irak’ta Türkmen’i savunuyorsak Anadolu’da da göç yoluyla gelmiş yerleşik ne kadar kimlik, dil, kültür varsa bunların yaşatılmasını Türklüğün onuru, gururu gibi tarif etmeliyiz. Başka dillerin varlığını, başka kimliklerin varlığını eğer Türk diline, Türk kültürüne, Türk kimliğine karşı bir tehdit gibi algılarsak burayı sadece diller, kimlikler, kültürler mezarlığı hâline getiririz. Biz istiyoruz ki Anadolu diller, kimlikler, kültürler bahçesi olsun, rengârenk olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ve Fransız İhtilali’nden sonra ulus devlet modelinin insanlık tarihinin özeti olmadığını, insanlığın bu coğrafyalarda Fransız İhtilali’nden önce de başka kavramlarla, başka değerlerle birlikte yaşamayı bildiklerini unutmayalım.

Yanı başımızda Kırım ilhak edildi değerli milletvekilleri, Kırım diye bir yer yok. Niye kimse söz alıp Kırım’ın işgalini konuşmuyor? Çünkü dış politikamız buna izin vermiyor değerli arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar) Niye kimse Çin’de Doğu Türkistanlıların maruz kaldığı 1 milyonluk kampları bu çatıda konuşmuyor?

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Konuşuyoruz, Meclis araştırması istedik.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ama Doğu Türkistan’dan Irak’a getiriyoruz insanları savaştırıyoruz orada; niye bunu konuşmuyoruz?

Biz burada eğer Doğu Türkistan’daki için istediğimizi, Irak’taki Türkmen için istediğimizi, Bulgaristan’daki Türk için istediğimizi bizimle birlikte yüzyıllardır yaşayanlar için isteyemezsek emin olun sadece birbirimizi boğazlatmak isteyen projelere, oyunlara, tezgâhlara alet oluruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akbaşoğlu.

50.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, devletin adının Türkiye Cumhuriyeti devleti olduğuna, kurumlarının isminin de Anayasal olarak belli olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şunu ifade etmek isterim, sondan başlarsak; Kırım’ın ilhakına Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarıyla her platformda karşı olduğumuzu ve karşı olacağımızı yüksek sesle beyan ettik ve beyan etmeye devam edeceğiz. Rusya ile ilişkiler farklı, Kırım’ın statüsü ve durumu farklı; biz bu ilkeli yaklaşımı bugüne kadar samimi bir şekilde ortaya koyduk. Dolayısıyla ilkemizden vazgeçmeyeceğiz.

Bununla beraber devletimizin adı da Türkiye Cumhuriyeti devletidir ve kurumlarının ismi de Anayasal olarak bellidir. Bunun dışındaki tartışmalar zaittir. Biraz evvel medeniyet temellerimizin, birlikte yaşama tecrübemizin ne büyük bir tecrübe olduğunu ifade ettim. Yönetim anlayışımızın da… Türkiye Cumhuriyeti devleti hükûmetleri olarak on altı yıldır, özgürlükleri genişletici anlamda, kültürel özgürlükleri genişletici anlamda bir yaklaşım sergilediğimizi, bütün dillerin yaşaması konusunda gerekli altyapıyı, yasal çalışmaları yaptığımızı ve bunun gerek liselerde gerek üniversitelerde seçmeli veya talebe göre herkese açık olduğunu da hatırlatmak isterim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kültürel çoğulculuğumuz bizim zenginliğimizdir, tarihî tecrübemiz bizim bir arada, birlikte yaşamamıza hakikaten imkân tanıyan büyük bir müktesebata sahiptir.

Şunu da ifade etmek isterim ki açıklama babında, sadece tespit babında: Burada bakanlarımızı sıfatlarıyla değil isimleriyle, konumlarıyla ifade etmek gerekir. Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak alanında çok iyi yetişmiş ve alanında doktora yaparak bu makamlara gelmiş bir insandır. Kendisine de başarılarından dolayı, ekonomiyle ilgili önemli atılımlarda güzel politikalar ortaya koyması ve şu dolarla ilgili operasyonun bertaraf edilmesindeki gösterdiği aktivasyon için de hakikaten grubumuz adına teşekkür ediyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

51.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, hiçbir dili, kültürü Türklüğe, Türk milletine tehdit olarak görmediklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Hiçbir dili, kültürü Türklüğe, Türk milletine tehdit olarak görmeyiz kesinlikle.

Fransız İhtilali ayrı bahis. Fransa’nın şu anki durumunu ifade ediyoruz. Yani yine Fransa da, Anayasa bağıyla bağlı olanı Fransız olarak kabul ediyor, Almanlar da böyle, diğer pek çok milletler de aynı şekilde.

Fener Rum Patrikhanesi’yle ilgili olarak Sayın Paylan’ın ifade ettiği husus ayrı bir bahis, hukuki bir bahis hukuki bir bahis yani, bu bahsettiğimiz hususlarla ilgili bir durum değil. Fakat yaptığı konuşmaya verdiğimiz karşılığa karşılık yapılan değerlendirmeyi, elbette yaptığı konuşmanın ve bizim verdiğimiz karşılığın bir cevabı olarak da göremedik. Buradan çıkan herhâlde millet adı olarak... Eskiden 5 hanımefendinin oluşturduğu “Hepsi Grubu” diye bir grup vardı. Milletin adına da “hepsi milleti” diyemeyeceğimize göre, milletimizin adını da “Türk milleti” olarak ifade ediyoruz.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Şimdi herkese söz vereyim o zaman.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Yalnızca kayıtlara geçsin diye efendim.

BAŞKAN – Yani ne diye söz istiyorsunuz?

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – 1924 Anayasası’nda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına “Türkiye ahalisi” denmiş efendim, “Türkiye ahalisi” denmiş, “Devletimizin adı Türkiye, vatandaşları Türkiye ahalisi.” denmiş. Daha sonra bu tanım daha dar bir bakışla, Sayın Grup Başkan Vekilinin söylediği gibi -ırkçı bir bakışla maalesef- dar bir kalıba konmuş efendim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, yine ifade ediyorum: Garo Paylan’ın değerlendirmeleri ırkçı bir bakıştır.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Benim değerlendirmelerimin ırkçı bir değerlendirmeyle uzak yakın alakası yoktur.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sizin değerlendirmeniz ırkçıdır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Daha kürsüde Sayın Bakanın tipine bakarak insanların yüz simalarıyla ırk sıfatı atfeden kişi nedir? Irkçıdır.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Irk değil, “Truvalı” dedik.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Biz Garo’nun tipine bakıp sen şöylesin, filancaya bakıp böylesin demiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Garo Paylan ırkçıdır.

HASAN KALYONCU (İzmir) – Sayın Başkan...

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, yeryüzünde Türk milleti kadar haksızlığa uğramış bir millet olmadığı gibi Türk milletinin ırk sabıkasının da olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, izninizle bir değerlendirme yapmak istiyorum, kısa bir değerlendirme.

Geçenlerde entelektüel derinliği olan 5-6 arkadaşla konuşurken çok güzel bir analiz getirdiler Amerika Birleşik Devletleri’yle ilgili. Amerikan başkanları seçim meydanlarında konuşurken “Her cinsten, her renkten, her sesten nasıl isterseniz, ne isterseniz en tabii haklara sahipsiniz.” ifadesini kullanıyor. Fakat “Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş iradesiyle çatışırsanız bu ülkede yaşayamazsınız." diyor.

Osmanlı bitmiş, bir devlet kurmuşuz. Kurduğumuz devletin adı “Türk devleti.” Ben çok samimi bir şey söylüyorum: Yeryüzünde Türk milleti kadar haksızlığa uğramış bir millet yok. Türk milletinin hayatında ırk sabıkası yoktur. (AK PARTİ, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Türk milleti ırk sabıkalı bir millet değildir.

Milletvekiliydim. Doğan Güreş Paşa’ya -o zaman Genelkurmay Başkanı- şu arkada sordum: “En yakın çalışma arkadaşınız kim?” dedim, Şırnaklı bir astsubaydan bahsetti. Dolayısıyla Türk devletinin kuruluş iradesiyle fazla takışmayalım. Türk milleti bugün büyük tehlike karşısındadır, geçmişinde yaşananlar vardır. Yani birtakım şeyleri dile getirmek istemiyorum, demokrasi adına bizim son derece itiraz ettiğimiz -o dönem- “çözüm süreci” adı altında meseleler yürütürken tankları delecek silahların üzerinde demokrasi nutukları atıldı bu ülkede. Dolayısıyla Allah milletimizin birliğini bozmasın. Cenab-ı Allah bu devletin insanlık var oldukça yaşamasını nasip etsin. Bizim adaletli, hırsızın, arsızın olmadığı bir devlet yönetimiyle yaşamamıza vesile etsin. (AK PARTİ, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından “Âmin” sesleri)

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Antalya Milletvekilimiz Kemal Bülbül Bey’e söz veriyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu RTÜK… Nedense RTÜK deyince bir gülme tutuyor beni. RTÜK, YÖK ve DİB, dibe vurmuş olan DİB, 3’ü de fetva kurumuna dönüşmüş durumda ne yazık ki.

Ben yine “Mecnunum Leylamı gördüm/ Bir kerece baktı geçti/ Ne sordum ne de söyledi/ Yıldız gibi aktı geçti.” Sevgili Leyla Güven 36’ncı günde seni sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar) Özgürlük aşkına meftun olmak, özgürlük aşkının leylası olmak böyle bir şey.

Dün Sevgili Demirtaş’ın duruşmasındaydım, duruşmada şu geldi aklıma sevgili dostlar: Sevgili Demirtaş, aziz dostum Tahir Elçi katledildiğinde demişti ki “Tahir Elçi’yi katleden devlet değil, devletsizliktir.” Sevgili Demirtaş, İnsan Hakları Mahkemesinin kararına rağmen sana ceza veren adalet değil, adaletsizliktir, hukuk değil, hukuksuzluktur ve hatta ceberutluktur.

Sevgili Sırrı Süreyya’yı anmak istiyorum buradan: Ula gardaş, kurban olduğum, vallahi sen ucuz kurtuldun. Hasan Hayri’yi de “Gel, görüşelim de şu sorunu çözelim.” diye çağırmışlardı, Seyit Rıza’yı da, onlar ipe gitti, sen gene hiç değilse bir buçuk, iki seneyle kurtardın kurban. Bakar mısınız şuna. Türk olan, öz be öz Türk olan Sırrı Süreyya Kürt sorununu çözmek üzere sorumluluk -bilinç, kültür, espri, entelektüelizm, hepsi vardı- aldı, geldi buraya çok şey kattı, çok şey öğretti, çok şey de öğrendi ama Sırrı Süreyya’nın karşı karşıya olduğu duruma bakar mısınız. Bu, hukuk değil, ceberutluktur değerli arkadaşlar.

Sevgili Adalet Bakanı dün burada şöyle bir şey söyledi: “Benim kulağıma ezan okundu.” Çok güzel. Sevgili Adalet Bakanı, senin kulağına Ezan-ı Muhammedi’nin terennüm edilmesi ne kadar mukaddes bir vaka ise, bir Alevi olarak benim Pir Sultan’ın deyişleriyle büyümem o kadar demokratik hak, tartışmasız ve hiç kuşkusuz olacak bir şeydir. Dolayısıyla hepimizi aynı kefeye koymayın kurban olduklarım. Birinin kulağına Ezan-ı Muhammedi terennüm edilir, birinin kulağına nefes, birine İncil’den, birine Tevrat’tan, hadisler, deyişler, ayetler okunur.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – O kendisini tanıtıyor, siz de kendinizi tanıtıyorsunuz.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Kendini tanıtmadı Sevgili Vekilim.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Kendisini tanıttı.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Lütfen konuşmamın insicamını bozmayın, lütfen. Teşekkür ediyorum.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bir dinleyin ya!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Dinleyelim arkadaşlar.

ERDAL AYDEMİR (Bingöl) – Bir sus! (AK PARTİ sıralarından “Ezan niye bu kadar zorunuza gidiyor?” sesi)

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Azizim, ben bir şey demedim ki ne kadar doğal dedim, bu kadar basit.

Bu konu her söz konusu olduğunda âdeta karikatürize eder gibi “Ali’yi sevmek Alevilikse ben de seviyorum.” diyenlere Şah-ı Merdan, Şir-i Yezdan, Haydar-ı Kerrar, Sahib-i Zülfikar Ali’nin tabiriyle bir şeyimiz var arkadaşlar. Evet, Ali’yi sevmek Aleviliktir; siz de sevin, bütün insanlar sevsinler. Ali’yi sevmek merhamettir. Ali’yi sevmek keramettir. Ali’yi sevmek adalettir, letafettir, lezzettir, hakikattir; çok güzel fakat Ali’nin beytülhikme olan makamına kapıdan değil, bacadan girmek isteyenlere şunu diyorum: Ocakta Ali’nin nârı var, dikkat edin.

Değerli arkadaşlar, ben bugün özellikle çok yakın bir tarihte Hakk’a yürümüş olan Feyzullah Çınar’ı, Âşık İbreti’yi anmak istiyorum, Kürt dengbej Ayşe Şan’ı -destansı bir kadın- anmak istiyorum ve buradan yine Sayın Kültür Bakanına…

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Mahzuni’yi unutma, Mahzuniyi.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Mahzuni babanın yıl dönümü değil kurbanım.

Sayın Kültür Bakanım, ben bugün çok ibretiâlemlik bir vakayla karşı karşıya geldim. Önceki dönem vekillerimizden Sevgili Gültan Kışanak -Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanıyken haksız, hukuksuz, ceberutça bir şekilde tutuklanarak hapse atılan- bana bir mektup yazdı, benden Alevilikle ilgili kitap istedi, kendisi de bir ocakzadedir. Ben de ona Rıza Yıldırım’ın “Aleviliğin Doğuşu”, Mehmet Fuat Köprülü’nün “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar”, Profesör Orhan Türkdoğan’ın “Alevi-Bektaşi Kimliği” ve Profesör Doktor Yusuf Ziya Yörükan’ın “Anadolu’da Alevîler ve Tahtacılar” kitabını gönderdim. Almamışlar, bana geri gönderdiler, bakar mısınız şuna!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hâlbuki çok iyi kitaplardır onlar.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Özellikle bunları gönderdim, özellikle. Şu aymazlığa bakar mısınız Allah aşkına!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ayıp etmişler.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Şimdi ben bunun neresini savunayım arkadaşlar? Eleştirince niye böyle iğne batırılmış gibi hoplanıyor? Diyanet İşleri Başkanından fetva mı alacaktım ben? (HDP sıralarından alkışlar)

Diyanet İşleri Başkanına bir sözüm var buradan… Sevgili Bakanım, bunu size vereceğim, siz göndereceksiniz, rica ediyorum. Şimdi, Diyanet İşleri Başkanı diyor ki: “Biz cami hocalarından bir kurul oluşturup Alevilere irşat çalışması yapacağız.” Ya Sevgili Diyanet İşleri Başkanı, ilahiyat fakültesi bitirmekle mürşit olunmaz, ilahiyat fakültesi bitirmekle müderris olunur. Bakınız, Şems ile Mevlâna tanışmadan önce Mevlâna da bir müderristi, Şems onu irşat edince mürşit oldu, eyvallah. Şimdi, sen müderrislik hâlinle Hacı Bektaş’ın, Pir Sultan Abdal’ın “İki cihan sığar mende, men cihana sığmazam/Gevheri lamekân benim, kevnü mekâna sığmazam.” diyen Seyyid Nesimi’nin torunlarını sen kimsin irşat edeceksin kurban olduğum? Biraz beri dur, biraz serin gel.

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, aslında “bütçe” denilen şeyi, 1273’ün 18 Aralığında Hakk ile hak olan, vuslata eren, hakikatin mürşitlerinden Mevlâna Celâlettin Rûmi’nin bir kıssasıyla bu bütçeyi açıklayacağım, tanımlayacağım fakat Sevgili Kültür Bakanım, bir şey daha var. Kültür Bakanlığı inanç turizmi listesinde 15 inanç kurumu olmasına rağmen neden Hacı Bektaşı Veli Dergâhı yoktur? Bakınız, burada çok haklı olarak Mevlâna Dergâhı vardır, kimi kiliseler vardır, çok güzel, eyvallah, Hacı Bektaşı Veli Dergâhı niye bunun içerisinde yoktur?

Arkadaşlar, gelin birbirimizi yanıltmayalım, birbirimizi avutmayalım. Alevilik bu ülkede yasaklı bir inançtır. Nasıl yasaklı bir inançtır, onu da söyleyeyim. Şimdi “tek… tek…” diye sayılıyor ya “tek devlet, tek millet” tamam, ben bunların içerisinde tek din olduğunu ama bunun söylenmediğini ispatlayacağım şimdi size. Hani çok tartışılan, kiminin “Külliye” kiminin “saray” dediği yer var ya, bütün tartışmaları kaldırdım buraya koydum; efendim, ruhsatı yoktu, bilmem, işte şöyleydi böyleydi bütün tartışmaları buraya bıraktım. Soruyorum: Türkiye Cumhuriyeti devletinin Anayasası’nda “laik, demokratik bir ülke” yazıyor mu? Yazıyor. Peki, laik, demokratik bir ülkenin Cumhurbaşkanı cami yapar mı? Aslında, yapmaz. Peki, kendi inancı gereği yaptı, eyvallah, güzel. Peki, değerli arkadaşlar, bu Külliye de madem ki Türkiye Cumhuriyeti’nin halkının, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının Külliyesi;

1) Niye cemevi yok bu Külliye’de?

2) Niye kilise yok bu Külliye’de?

3) Niye havra yok bu Külliye’de?

4) Niye inanmayanlar reddediliyor, inkâr ediliyor?

Değerli arkadaşlar, şimdi, biz kimseyi ayırmadık, Hak’tan özge bildik. Halkı Hak için sevdik. Hiçbir inancı, hiçbir kimliği ötelemedik, itelemedik.

Bakınız, Hak ve hakikatin âşığı Daimi Baba insanı nasıl tanımlıyor:

“Kâinatın aynasıyım,

Madem ki ben bir insanım.

Hakk’ın varlık deryasıyım,

Madem ki ben bir insanım.

 

İnsan Hak’ta, Hak insanda

Arıyorsan bak insanda,

Çok marifet var insanda,

Madem ki ben bir insanım.

 

Tevrat’ı yazabilirim,

İncil’i dizebilirim,

Kuran’ı sezebilirim,

Madem ki ben bir insanım.

 

İlim bende, kelam bende,

On sekiz bin âlem bende,

Yazar levh-i kalem bende,

Madem ki ben bir insanım.

 

Bunca temenni, dilekler,

Vız gelir çarkıfelekler,

Bana eğilsin melekler,

Madem ki ben bir insanım.

 

Daimi’yim, harap benim,

Ayaklarda türap benim,

Âşk ehline şarap benim,

Madem ki ben bir insanım.”

Biz insana böyle bakıyoruz.

Yunus’tan söz ediyorsunuz ya, eyvallah âşkın kutbu, hakikatin kutbu, âşkın çağlayan seli Yunus ne diyor?

“Hak bir gönül verdi, bana, ha demeden hayran olur.

Gâhi gider giryân olur, gâhi gider şâdân olur.

Gâhi girer mescitlere, yüz sürer anda yerlere.

Gâhi gider deyre girer, İsa ile ruhban olur.”

Yunus böyle diyor. Ne İsa’yı ne Musa’yı ne Muhammed’i, hiçbirini birbirinden ayırmıyor arkadaşlar. Bizim hakikatimiz böyledir.

Ama bizim inancımız inkâr ediliyor. Ama bizim üzerimizde asimilasyon politikası yürütülüyor ve sistematik olarak yapılıyor bu. Cemevlerimiz inkâr ediliyor, ibadetimiz inkâr ediliyor.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede Aleviler vardır, Aleviler Türkmen’dir, Türk’tür, Kürt’tür, Arap’tır, Roman’dır ve Balkan halkları içerisinde de Aleviler vardır, eyvallah.

Şununla bitirelim değerli arkadaşlar: Aşkın kutbu Mevlâna Celâlettin Rûmi’den söz ettik. Mevlâna Celâlettin Rûmi Mesnevi’de bir kıssasında günümüzün bütçesini şöyle anlatıyor: Aslan, kurt ve tilki -hikâye bu ya- dost olmuşlar. Ormanda, bir gün “Kendimize bir bütçe yapalım.” demişler. O gün toplanmışlar, bir yaban öküzü -haşa huzurdan- bir dağ keçisi, bir tavşan avlamışlar ve bunu kendi aralarında pay edecekler. Aslan, dönmüş kurda demiş ki: “Ey kurt, şunları pay et de yiyelim.” Kurt demiş: “Olur efendimiz. Efendimiz, yaban öküzü sizin olsun, keçi benim olsun, tavşan da tilkinin olsun.” Tabii, aslan bir kükremiş, pençeyi geçirdiği kurt hâk ile yeksan yerde. Tilkiye dönmüş, tilki tir tir titriyor. “Ulan, bu ne hal!” Tilkiye demiş ki: “Sen taksim et bakayım.” “Olur efendimiz.” demiş tilki.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Vekil.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

“Efendimiz, sizin sabahleyin iyi yemeniz lazım güçlü olmanız için, yaban öküzünü sabah kahvaltısında yiyin, öğleyin hazmı kolay olsun diye dağ keçisini, akşam da rahat uyuyasınız diye tavşanı yiyin.” demiş. Aslan dönmüş, demiş ki: “Aferin, sen bu adil taksimatı nereden öğrendin?” “Efendim, şurada yatan kurttan öğrendim.” demiş. (HDP sıralarından alkışlar)

Şimdi, orada yatan kurdu ben size söyleyeyim değerli arkadaşlar, kurdu ben söyleyeyim, tilkiyi siz bulun. (AK PARTİ sıralarından “Tilki de sensin!” sesi)

Edep yahu! Edep yahu!

Hepinize sevgi ve saygılar.

Aşk ile… (HDP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aslan adına söz talebi var efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

52.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olduğuna, bağımsız yargıya intikal etmiş ve karara bağlanmış hükümlerin herkes için bağlayıcı olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, değerli konuşmacının konuşmalarına bir ekleme yapalım: Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Tarafsız ve bağımsız yargıya intikal etmiş ve karara bağlanmış hükümler herkes için bağlayıcı, bunu ifade etmek isterim birinci olarak.

İkinci olarak, Hazreti Ali (RA) Efendimiz hepimizin ortak değeridir, biz tabii ki, Hazreti Ali Efendimiz’i seviyoruz, bunu kayıtlara geçirelim. Hacı Bektaşı Veli, Hacı Bayramı Veli, Şeyh Şabanı Veli ve tabii ki, Hacı Muradı Veli; bu 4 Veli, hakikaten, Horasan Erenlerinin, Ahmet Yesevi’nin izinden -biraz evvel- kültürel temellerimizi, medeniyet temellerimizi inşa ettiğimiz 4 sütunun önemli hakikaten birer yol göstericisi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Dolayısıyla bütün bunların hepsi de bütün insanlık için kendisinde en güzel örnekler bulunan ve insanlık için üsve-i hasene olarak, âlemlere rahmet olarak örneklik teşkil eden Efendimiz (AS) Hazreti Muhammed Mustafa’nın talebeleri, yolcuları, yol arkadaşları, biz hepsini seviyoruz, hiçbir ayrım yapmıyoruz.

Tabii ki, Hristiyan ve Yahudi vatandaşlarımızla ilgili de hukuk düzeninde Lozan Anlaşması uluslararası statüyü belirlemiş bir hukuk belgesidir. Bu hususu kayıtlara geçmesi açısından ifade ettim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Erkan Bey, sen kitapları iyi dedin değil mi? Ahmet Yesevi’yi ilk okuduğumuz kitap Kemal Bey’in bahsettiği “Türk Edebiyatında ilk Mutasavvıflar” kitabı, 1970’lerde filan elimize geçmişti.

Buyurun Erkan Bey.

53.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın dördüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Kemal Bülbül konuşmasında, özellikle 3-4 kitabın adını da vererek kürsüye de getirmiş. Doğrusu bundan çok mütehassis olduğumuzu da ifade etmek istiyorum çünkü bahsettiği ve tavsiye ettiği bu kitaplar aynı zamanda bizlerin de kütüphanesinde yer alan ve gençliğimizden bu yana bir kısmı da elimizden düşmeyen önemli kaynaklar. Ben de doğrusu bu konuda bu sözleri söylemekten kendimi alıkoyamadım.

Fuad Köprülü’nün “Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar”ı, Orhan Türkdoğan’ın “Alevi-Bektaşi Kimliği”, sonra Yusuf Ziya Yörükan’ın “Anadolu’da Aleviler ve Tahtacılar” kitapları fevkalade önemli, hem tarihî, kültürel özellikleri olan hem de bilimselliği de içeren kitaplardır, bunu da ifade etmekte kendimi biraz borçlu hissettim.

Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Yani Ahmet Yesevi’yi onlarla tanıdık önce, doğru.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Oya Ersoy.

Buyurun. (HDP Sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA OYA ERSOY (İstanbul) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bütçe görüşmeleri başladığından beri, aslında ekonomik kriz konuşuyoruz burada. Krizin varlığı, boyutu, derinliği tartışmalarını bir kenara bırakalım, halkın cebinde açtığı deliğin büyüklüğüne bakmamız bence yeterli.

Bakın, asgari ücretin belirlendiği 2018 Ocak ayında bir işçinin alacağı ücret dolar bazında 426 dolardı, bugün 299 dolara gerilemiş durumdadır. Bir işçi derken, aslında 16 milyon doğrudan asgari ücretle geçinen, dolaylı olarak da asgari ücrete göre ücretleri belirlenen milyonlardan bahsediyorum.

Yine, yıl sonunda tahminen yüzde 20-25 aralığında olduğu ortaya çıkacak olan enflasyon oranının, halkın yaşam koşullarını ne kadar zorlaştırdığını hep birlikte düşünmenizi öneriyorum. Geçtiğimiz sene halkın alım gücü yaklaşık yüzde 12 azaldı. Yani aileler pazara gittiklerinde filelerini zaten dolduramıyorlardı, bu sene pazar filelerinden biri artık boş. Boş kurdukları sofralardan yarı tok kalkan halkın hâlâ fedakârlık yapmasını istiyorsunuz.

İsmail Devrim adını hatırlıyor musunuz? Hatırlamazsınız çünkü o sizin günahınız. İsmini okullara, parklara, üst geçitlere koyamazsınız, koymazsınız çünkü İsmail Devrim, çocuğuna okul pantolonu alamadığı için intihar eden gururlu bir insan.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Ya, hâlâ aynı istismarı yapıyorsunuz. Bunun gerekçesinin o olmadığını biliyorsunuz yani o gerekçeyle hayatına son vermediğini biliyorsunuz. Böyle istismar olmaz ya!

OYA ERSOY (Devamla) – Evet, hâlâ… İstismar değil, psikolojik değil. Sadece ve sadece onuruyla yaşamayı tercih eden ve biat etmeyen, sadaka kültürüne biat etmeyen, onuruyla yaşamak isteyen bir insan İsmail Devrim.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Bakın, ailesi açıkladı “Bunun gerekçesi bu değil.” diye.

OYA ERSOY (Devamla) – Hatırlanmasını istemezsiniz, kimsenin hatırlamasını istemezsiniz.

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Bu kadar istismar siyaseti olmaz, yazık günah ya! Yazıktır, ayıptır ya; ölen insanları siyasetinize alet etmeyin, ayıptır!

OYA ERSOY (Devamla) – Açık açık konuşalım, bu krizin sebebi yerli ve millî çarpıtmalarınızın arkasında sakladığınız küresel neoliberalizmdir. Mega projelerinizin, büyük şovlarla açtığınız projelerinizin arkasında yer alan güç yerli ve millî değildir. Bunu biliyorsunuz, bunu gayet iyi biliyorsunuz. Şu anda panik içerisindesiniz, korkuyorsunuz, yabancı sermaye kaçar diye korkuyorsunuz. Bir sürü mega proje yarım kalır, hizmet veremez diye korkuyorsunuz. Aynı geçen hafta İDO’da yaşadığımızı şehir hastanelerinde de yaşarsak diye korkuyorsunuz.

Geçen hafta yine Ankara’da, Keçiören’deki Mektebim Okullarında eğitim yılının ortasında bir okul, çocukları ortada bıraktı. “Kâr edemiyorum.” diye okulun şubesini kapattı ve okulda okuyan öğrenciler ortada kaldı. Bu kriz buna yol açtı.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Kalmadı.

OYA ERSOY (Devamla) – Kaldı efendim, hep birlikte araştıralım.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Kalmadı.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Ya, yalana alışmışlar!

OYA ERSOY (Devamla) – Bütün bunlar olduğunda sizin bir çözümünüz yok, bunlara bir çözümünüz yok.

Değerli milletvekilleri, memleket ekonomisi yüksek enflasyon eşliğinde daralma ve durgunluk dönemi geçiriyor. Her gün yeni bir iflas, yeni bir konkordato haberleri alıyoruz. Resmî rakamlarda bile yaklaşık 4 milyon işsiz var bu ülkede ve bu rakamların daha da artacağını gayet iyi biliyorsunuz. Aslında bunları iktidar çok iyi biliyor. Bugüne kadar ortalama 5,5 büyüme hedefleyen ekonomi kurmayları 2019 için büyüme oranını 2,3’e düşürdü. Ama sorunu bilmek yetmiyor, önemli olan çözüm odaklı ekonomiye yönelik yapısal bir adım atabilmektir. Ama siz “Neoliberal politikaları ancak bizim Başkanlık sisteminde devam ettirebiliriz.” taahhüdünde bulunarak, bunu sürdürme taahhüdünü vererek yani krizin sonuçlarını, neoliberal politikaların krizinin sonuçlarını halka ödetmek için iktidara geldiniz. Politikalarınızı da buna göre belirliyorsunuz. Yaptığınız tüm yasaların, uyguladığınız tüm politikaların temelinde sermayenin ihtiyaçları var. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sermaye bitti, hepsi bu.

OYA ERSOY (Devamla) – 467 milyar dolar dış borç var bu ülkede ve bunun üçte 2’si özel sektöre ait.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sermaye bitti.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Var var, çok var Oya Hanım, hiç merak etme, sermayemiz çok. Sus!

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sen sus!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sus, konuşma, sataşma!

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ben biraz sonra konuşacağım, göreceksiniz.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sus!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Şunu susturun, susturun.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Kürsüden özür dileyeceksiniz.

OYA ERSOY (Devamla) – Özel sektörün ve bankaların borcunu ödeme telaşındasınız. Bırakın borcu yaratanlar ödesin, yüzde 1’in borcunu yüzde 90’a ödetemezsiniz.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Bu kadar da olmaz ya! Kimsin sen ya!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Ya, sürekli müdahale ediyor oradan ya! Derdi ne ya!

OYA ERSOY (Devamla) - Sayın milletvekilleri, biz burada halkın bütçesini konuşalım.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bir saniye… Bir saniye Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ayhan Bey…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Hayır, bir saniye…

BAŞKAN – Bir dakika…( HDP sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, konuşmasını bitirsin, söz vereyim ben.

OYA ERSOY (Devamla) – Süremi durdurmanızı rica ediyorum.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, hayır, başka bir şey var, lütfen.

TUMA ÇELİK (Mardin ) – Böyle saygısızlık olmaz ya!

BAŞKAN – Ayhan Bey, hatip kürsüde. Bitirsin söz vereyim ben.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Oradan aralıksız konuşuyorlar ya!

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, hatip kürsüdeyken, oturduğu yerden “Yalana alışmışlar.” cümlesini kullanması bu Meclisin dili değildir, ya kürsüden özür dileyecek ya biz de aynı tarzı sergileyeceğiz; çok açık talep ediyoruz bunu, çok açık.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Allah Allah, siz bize güveniyorsunuz ya!

OYA ERSOY (Devamla) – Evet, böyle bir cümle kullandıysa ben de özür bekliyorum.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Çok net söylüyorum, grubunuz karar verecek buna arkadaşlar.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Asla özür dilemeyecek.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Hayır, karar vereceksiniz.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hayır, bir susturun ya.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ya oradan özür dileyeceksiniz ya kabul etmeyeceğiz.

BAŞKAN – Ayhan Bey, ben söz vereyim size.

Buyurun, konuşmanıza devam edin.

OYA OYA ERSOY (Devamla) - Bu sürenin ve bu hakaretin süresinin…

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan… Sayın Başkan...

AYHAN BİLGEN (Kars) – Olmaz böyle bir şey ya!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, dünkü durum var, bir dakika…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Herkese laf atılır mı ya, her konuşmacıya laf atılır mı!

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Her seferinde aynısını yapıyor ya!

FATMA KURTULAN (Mersin) – Sayın Başkan, dün bir konuşmacımız için fotoğrafçı geliyor, fotoğrafçıya “Bunu çekme, değmez.” diyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bakın, konuşmacı kürsüde. Böyle bir usul yok.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bu arkadaşınız her zaman her gelene bunu yapıyor arkadaşlar ya.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekili, böyle bir usul yok. Ben söz vereceğim size.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, onun haddine mi ya!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Milletvekili, Genel Kurula hitap edin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, kürsüdeki konuşmacı bitirdikten sonra arkadaşlar konuşsunlar.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – O zaman sussun.

AYHAN BİLGEN (Kars) – O zaman konuşacağız, başka türlü konuşacağız.

BAŞKAN –Ben söz vereceğim Ayhan Bey.

Buyurun.

OYA ERSOY (Devamla) – Bu sürenin süreme eklenmesini talep ediyorum.

Biz halkın bütçesini düşünelim burada, burada halkın bütçesini tartışalım, bırakın sermayeyi, bırakın sarayın bütçesini. Krizin üstünü ne askeri Suriye’ye göndermekle, bir başka ülke toprağına göndermekle ne “dış güçlerin müdahalesi” diyerek ne de “ekonomik savaş” söylemleriyle örtemezsiniz. Bu kriz, büyük bir kriz. Bu kriz, Türkiye tarihinin yaşadığı en büyük kriz; reel üretimi ve tarımı esas almayan, sadece inşaat ve hizmetler sektörüne bel bağlayan, doğayı talan eden, kentleri yağmalayan ve emeği sömüren neoliberal politikaların sonucudur. Çözüm: Bunları terk etmek zorundayız. Bunları terk etmediğimiz sürece bu krizin çözümü yok. Üretim politikası “Patronlar daha çok kazansın.” diye değil, halk yararına oluşturulmalıdır.

Değerli milletvekilleri, yapılacaklar bellidir. İlk olarak, asgari ücret, enflasyon karşısında korumak ve yaşanan kayıpları gidermek için 2.800 lira sınırına çıkarılmalıdır. Tüm ücretler en az enflasyon oranında artırılmalıdır ve tüm temel hizmetlerde indirim yapılmalıdır. Emekçilerden alınan gelir vergisi, katma değer vergisi ve diğer dolaylı vergilerin oranları derhâl düşürülmelidir. Temel hizmetlere yani suya, elektriğe, doğal gaza ve ulaşıma zam yapılmamalı, özellikle elektrik, su, doğal gaz, ulaşım ve iletişim üzerindeki tüketim vergileri düşürülmelidir. Emeklilerin aylıkları ve gelirleri bir an önce asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Kanal İstanbul gibi üretken olmayan tüm yatırımlar durdurulmalıdır. Krizin en önemli sonucu işsizliktir. Toplu işten çıkarmalar yasaklanmalıdır ve “haklı nedenle fesih” adı altında işçilerin işten atılması yargı iznine bağlanmalıdır. İşsizlik Sigortası Fonu işsizlerindir, yalnızca işçiler için kullanılmalıdır.

Anlayacağınız üzere bizim önerilerimiz aslında çok basit: Vergiyi halktan değil, kazanan patronlardan alın. Topladığınız vergileri harcarken şeffaf olun. “Örtülü ödenek” “mega proje” “güvenlik” başlıkları altında halktan topladığınız vergileri çarçur etmeyin. Halktan topladığınız vergilerle uluslararası yamyam şirketlere özel şirket borçlarını, döviz borçlarını, kullanmadığımız köprülerin, otoyolların, şehir hastanelerinin paralarını ödemeyin. Yandaşlarınızı gözetmekten vazgeçin.

Yakında yerel seçimler var. Taşerona, özel sektöre devrettiğiniz belediye hizmetlerini yeniden belediyeleştirin. Vergilerin dörtte 3’ü ücretliler ve tüketiciler tarafından ödeniyor. Şirketlerin vergi borçlarını sileceğinize verginin dörtte 3’ünü ödeyen halkın işe gidiş geliş saatlerinde ulaşımı parasız yapın. Her haneye 18 metreküp su, 140 metreküp doğal gaz, 230 kilovatsaat elektrik parasız olsun çünkü enerji haktır, sağlık haktır, su haktır, ulaşım haktır; halkın en temel yaşamsal ihtiyaçları parasız olmalıdır.

Şimdi diyeceksiniz ki: Bunlar nasıl olacak? Çok basit, sarayın ve sermayenin bütçesi değil, halkın bütçesi olursa bunların hepsi olacak. Bizler şirket gibi ya da şirketler için yönetilen değil, halk yararına yönetilen bir bütçe istiyoruz. Şirket gibi yönetilen bütçelerin sonu Soma demektir, Çorlu demektir, daha dün, Ankara faciası demektir.

Değerli milletvekilleri, önümüze gelen bütçede emekçinin güvenliği, halkın güvenliği yok; sadece ve sadece sermayenin sınırsız ve hızlı kâr etmesinin güvencesi var. Kadınların güvenliği yok; “Hamile parkta dolaştı” “Mini etekle minibüse bindi.” diye kadınlar bu ülkede saldırıya uğruyorsa kadınların güvenliği yoktur. Çocukların güvenliği yok; bütçede desteklediğinizi açık açık yazdığınız vakıf yurtlarında yaşanıyor çocuk istismarı. Köy okullarını kapattınız; “taşımalı eğitim” adı altında, çocuklar kendi köylerinden başka il ve ilçelere giderek eğitim görmek zorunda kalıyor ve oralarda devlet yurdu olmadığı için de tarikat, cemaat vakıflarında, bunların yurtlarında kalmak zorunda bırakıyorsunuz ve yanarak ölüyorlar.

Bugün -konumuza dönersek yeniden- tarihî ve kültürel mirasımızın da güvencesi yok. Tarihsel mirasımızı daha da derinleştirmek, geliştirmek yerine, yok etmenin, kendi ideolojinize uygun olarak yaşama geçirmenin derdindesiniz.

İktidarın kurumları, var olan bu Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı kurumları büyütmekten sadece ve sadece bina yapmak anlıyor, bütçeyi de buna göre ayarlıyor; oysa “Bu kurumları büyütelim.” derken kültürel ve tarihsel mirasımız üzerine araştırmalarımızı artıralım, bilimsel yayınlarımızı çoğaltalım, sadece Türk tarihiyle değil, Anadolu’da yaşamış tüm halklara, tüm medeniyetlere yönelik araştırmalarımızı, tanıtımlarımızı artıralım, çok kültürlülüğümüzü tüm dünyaya gösterelim diyoruz. Yurtseverliğin de gereği budur. Yurtsever olmak, bu ülke toprakları üzerinde bugüne kadar yaşamış ve bundan sonra da yaşatılacak olan bütün kültürel mirasa sahip çıkmak demektir, hepsini insanlığın ortak değeri olarak görmek demektir ve bunları bu nedenle de korumak demektir. Yurtsever olmak, bu ülkede yaşayan tüm halkları sevmek, dil, din, ırk, cins, cinsiyet, cinsel kimlik ayrımı gözetmeksizin haklarını korumak ve sahip çıkmak demektir.

Başta Kürtçe, Lazca, Arapça, Ermenice, Gürcüce olmak üzere Anadolu’da yaşayan halkların dil kültürlerini araştırmaya, geliştirmeye, bunlar için bütçe oluşturmaya uğraşalım. Yani kutuplaştırma siyaseti değil, kardeşleşme siyaseti yürütelim ama size Türk-Kürt, Alevi-Sünni kutuplaştırması da yetmedi, Çankaya, Kadıköy, Şişli, bunlar da eklendi ve buradaki halkı sadece seçmen olarak görüp “Bu seçmen profili bu ülkenin kaymağını yiyor.” diyorsunuz. Bu ülkenin kaymağını kimlerin yediğini biz çok iyi biliyoruz, halk da çok iyi biliyor.

Kutuplaştırma siyasetine mecbursunuz, savaş siyasetine mecbursunuz, gerici, ırkçı kutuplaştırmaya mecbursunuz çünkü artık, halka vadedeceğiniz hiçbir şey kalmadı. Kutuplaştırma siyasetiyle kendi seçmeninizi konsolide etmeye çalışıyorsunuz sadece, iktidarınızı korumak için.

Atatürk Kültür Merkezini yıkmak için harcadığınız enerjiyi korumak için gösterebilmiş olsaydınız geçmişinden ders alan, geleceğine güvenle bakan bir yönetim anlayışını oluşturmuş olurdunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ek sürenizi veriyorum Sayın Milletvekili.

OYA ERSOY (Devamla) – Oysa siz, kültürel mirasları korumak yerine ideolojiniz uğruna yok saymaya çalışıyorsunuz. Haydarpaşa Garı, Narmanlı Han, Sulukule, Galata, Tarlabaşı gibi kültürel değerleri korumak yerine ranta dayalı kalkınma modelinizle daha fazla inşaat, daha fazla AVM yapmayı tercih ediyorsunuz. Bunlar yetmiyor, Gezi Parkı, Validebağ, Kuzey Ormanları, Hevsel Bahçeleri, Karadeniz derelerini yok ediyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, son olarak, gelin, Türk Dil Kurumunun sözlüğünü kadına yönelik şiddeti besleyen eril dilden hep birlikte arındıralım. Hem bu sözlükte hem internet sitesindeki sözlükte neler yazıyor, biliyor musunuz? Birkaç örnek vereyim. Örneğin: “Müsait” kelimesi için “Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen kadın” yazıyor. “Esnaf” kelimesi için “Kötü yola sapmış kadın” yazıyor. “Teslim etmek” kelimesi için “Bir kadının bir erkeğe kendini vermesi” yazıyor. “Oynak” kelimesi için “Ağırbaşlı olmayan, hoppa kadın” yazıyor. “Kötü yola düşmek” kelimesi için “Kötü kadın olmak” “taze” kelimesi için “Genç kadın” yazıyor. “Yollu” kelimesi için “Kolayca elde edilen kadın” yazıyor. Yine sözlükte “erkek” sözcüğü “Sözüne güvenilir, mert” “kadın” sözcüğü ise “Analık veya ev yönetimi bakımından gereken önlemleri, becerileri olan” olarak yazıyor. Halkevleri Eş Genel Başkanımız Dilşat Aktaş sözlükten bunların çıkarılması için TDK’ye başvuru yaptı, kabul edilmedi. Dava açtık, mahkemeyi kazandık ancak istinaftan geri döndü. Şimdi, ben buradan Meclisi göreve çağırıyorum, kadına karşı ayrımcılık içeren eylem ve uygulamaları kaldırmak Meclisin görevidir, gelin, birlikte kaldıralım.

Saygılarımla. (HDP sıralarından alkışlar)

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ayhan Bey, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

54.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın yerinden sarfettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, konuşmacımızın konuşması sırasında, elbette ki nezaketi içerisinde, üslubuyla laf atmalar, sataşmalar bu Mecliste oluyor. Bunun elbette ki kabul edilebilir bir sınırı var ama bunu meslek hâline getirmek, alışkanlık hâline getirmek, neredeyse kendini ifade etmenin tek yolu hâline getirmek kabul edilebilir bir durum değil. Bunu kendine yakıştıran vekiller olabilir ama biz kimsenin şamar oğlanı değiliz. “Yalana alışmışlar.” ifadesinin arkasındaysa grubunuz Muhammet Bey -çok açık söylüyorum- ben başka bir konuşma yapacağım, nelere alışıldığını tek tek sayacağım. Ama yok, bu ifadeden dolayı çıkıp grubumuzdan özür dilerse biz konuyu kapatmaya varız. Ama kendisi yine, tekrar kullandığı için söylüyorum, bakın, dün burada bir arkadaşımız fotoğraf çektirmek için herkesin yaptığı gibi birini çağırmıştı “Onları çekmenize gerek yok.” ne demektir ya? Biz sizin lütfunuzla mı geldik buraya?

Siz sermayesinin bittiğini söylüyorsunuz konuşmacının, bir açın, hayat hikâyesini okuyun bakalım, o konuşmacının sermayesi neymiş? Siyasetçilerin iki sermayesi vardır Oya Hanım, dinleyin beni.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Dinlerim dinlemem, size ne!

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – İki çeşit siyasetçi vardır: Bir “Sermayem derdimdir, servetim ahım.” diyen siyasetçiler vardır, Oya Hanım ve grubumuzdaki arkadaşlarımız böyledir. Bir de Mehmet Akif’in, dönemindeki siyasetçiler için kullandığı “Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi.” diyen siyasetçiler vardır. Tercih sizin. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – O, sizsiniz.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Grubunuz bu konuda bir tercih yapacak ya özür dilenecek burada bizden ya bundan sonraki konuşmaların tonu, dozu, her şeyi değişecek burada.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hayır, özür dileyecek, Naci Bey.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Naci Bey, özür dilemesi gerekiyor.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Grup Başkanı konuşacak, dinleyelim.

55.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, kimsenin kimseyi ikna etmek zorunda olmadığına, değerlendirecek olanın millet olduğuna, müzakerelere ilişkin kimi kavramları kullanmama konusunda ortak bir hassasiyet gösterilecekse AK PARTİ Grubunun destekleyeceğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Burada, Meclisteki müzakerelerde zaman zaman kürsüden konuşan hatibe yönelik bütün partilerin gruplarından laf atmalar oluyor, bazen de çok ateşli bir şekilde belli bir kesimde, belli bir grupta bu laf atma daha fazla olabiliyor.

FATMA KURTULAN (Mersin) – Bu, zaman zaman değil, bu bir meslek. Verdiğiniz görev bu Naci Başkan. Bunun görevi buymuş, bunu vermişsiniz.

BAŞKAN – Fatma Hanım, dinleyelim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Burada dilin nasıl kullanılacağına ilişkin bir hassasiyet gerektiği şeklinde anladığım ve kesinlikle katıldığım bir yaklaşım ortak bir anlayışla ancak hayata geçebilir. Mesela, burada “yalan” kelimesine ilişkin bir itiraz var. Şüphesiz, herkes kendi kanaatini söylüyor. Yani kürsüye çıkan hatipler kendi politik görüşleri istikametinde bir Türkiye tasviri sunuyorlar. Neticede, kimse kimseyi ikna etmek zorunda değil. Asıl bunları değerlendirecek olan millettir ve millet nihai hükmünü de verir. Eğer, biz buradaki müzakerelere ilişkin kimi kavramları kullanmama konusunda ortak bir hassasiyet göstereceksek grubumuz kesinlikle böyle bir çalışmayı destekleyecektir, katılırız. Kimi kelimelerin, elbette, bunların kullanılmaması gerektiği kanaatindeyiz.

Ayrıca, hiçbir gruba hiç kimse şamar oğlanı muamelesi yapamaz, böyle bir yaklaşımımız söz konusu değildir. Herkes kanaatini ve siyasetini söylüyor.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ayhan Bey, buyurun.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Hanımefendi’nin özel görevi midir herkese hakaret etmek?

TUMA ÇELİK (Mardin) – Herkese laf atmak onun özel görevi galiba.

OYA ERSOY (İstanbul) – El hareketi hangi kapsama giriyor?

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Eli sürekli böyle. Ayıp değil mi ya!

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Biz bundan sonra çıkan her AKP’li milletvekiline bunu söyleyelim.

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekiliniz söz istiyor arkadaşlar.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Her bir milletvekilinize aynı şekilde hitap ederiz. Böyle devam edin, aynısını yaparız, sorun yok.

TUMA ÇELİK (Mardin) – El hareketi yapmak onun işi galiba.

BAŞKAN – Sayın Bilgen, buyurun.

56.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın yerinden sarfettiği “Yalana alışmışlar.” ibaresinin bütün grubu ilzam ettiğine ve özür dilenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, eğer bu büyük lafı eden milletvekili…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya, savunuyorsanız söyleyin.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Evet, savunuyorsanız aynısını yaparız.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bir saniye arkadaşlar…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ayhan Bey, çok özür dilerim, İlknur Hanım savunuyorsa söylesin.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Yok, arkadaşlar, zaten net bir karar verilecek bugün bu konuda.

Yani eğer konuşmacının konuşmasından bir tek cümle hatırlar ve onun da yalan olduğunu kürsüden ifade ederse ben özür dileyeceğim kendisinden. (HDP sıralarından alkışlar)

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Hadi, buyursun bakalım!

AYHAN BİLGEN (Kars) - Dinlediğiniz on dakikadan bir tek yalan cümle hatırlayıp konuşabilirseniz ben özür dileyeceğim. (HDP sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Pantolon olayı, mantolon olayı yalan, yalan.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Ama eğer bu özür gerçekleşmezse, ama bakın…

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Tahir Elçi olayı yalan.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Ne dediğini bile bilmiyorsun ya! Ne dediğini bile bilmeden laf atıyorsun sürekli.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan…

FATMA KURTULAN (Mersin) – Ayıp, ayıp ya!

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bir saniye arkadaşlar…

Bazıları için yalan siyasetin…

TUMA ÇELİK (Mardin) – Kopya… Kopya…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kopya…

BAŞKAN – Ayhan Bey, sizin grubunuz…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Arkadaşlar, bir saniye… Bir saniye arkadaşlar…

FATMA KURTULAN (Mersin) – Ayıp ya! Sınava girmeyecek, sınava girmez, girmez, merak etmeyin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne notu verdiniz?

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Tamam, tamam, çıkıyorum.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Kendisi “Yalan.” dedi ya, yalan dediğinin notunu verdi.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Yalan dediğinin notunu verdi.

BAŞKAN – Sayın Bilgen, grubunuz bir kere sizin konuşmanıza müdahale ediyor.

Buyurun Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, yalan, evet, siyasetin ne yazık ki sanki olağan, sıradan bir olgusu, bir parçası, hatta -eski ifadeyle- ayrılmaz hani mütemmim cüzü, bu hâle gelmiş, bunda herkesin payı olabilir. Ama ne ben kişisel olarak ne buradaki arkadaşlarımızın büyük kısmı her türlü eleştiriyi fikrimize, düşüncelerimize, yaklaşımımıza karşı yapabilirler ama “yalana alışmışlar” cümlesi bütün bir grubu ilzam eden bir yaklaşımdır.

Çok açık söylüyorum, biz çalmaya alışmadık, biz vurdumduymazlığa, utanmazlığa alışmadık, bunlara alışmadığımız gibi yalana da alışmadık, alışmayacağız. Onun için de bu ifadeyle ilgili ya özür dilenecek ya yalan olan ifade neyse hepimizi genelleyecek -sadece bu konuşmadan değil- o ifade çıkıp kürsüden paylaşılacak yoksa bol keseden canınızın istediği gibi orada oturup her çıkana laf atarak falan burada siyaset yapmayacaksınız. Tercih sizin, tercih grubunuzun değerli arkadaşlar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

57.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Sayın Bilgen’in ifade ettiği tarzda bir müzakereyi Meclis için faydalı bulmam. Yapabiliriz o müzakereyi, şüphesiz yapacak veriler mevcut ama şu atmosferde uygun bulmam.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Özür dilemek erdemliktir Naci Bey ya. Özür dilesin, bu kadar, bir şey demiyoruz ki.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Önemli olan şu, bir: Halkların Demokratik Partisinin Türkiye’nin meselelerine bakışı ile AK PARTİ’nin bakışı arasında derin bir uçurum var ve...

AYHAN BİLGEN (Kars) – Olabilir, gayet normal.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Olabilir.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Aynı olmak zorunda değiliz ki.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – İzin verir misiniz, izin verir misiniz?

...Meclisin tutanaklarına bakarsanız taban tabana zıt bir şekilde birçok konuda farklı kanaatlere sahibiz, aynı olaylara ilişkin farklı kanaatlere sahibiz ama nezaketen birçok konu herhâlde yalan olarak ifade edilmiyor. Zaten daha kaba ve yaralayıcı bir dil kullanılsa o zaman kimi ortak hakikatleri bile burada ifade etme imkânı olmaz. O yüzden böylesine rekabetçi bir atmosfer kurmayı doğru bulmam. Ama bir kez daha söylüyorum, şuna katılırım: Meclisteki müzakerelerin kesinlikle makul, mantıklı ve katkı verici şekilde yapılabilmesi için kimi kelimelerin kullanılmaması istikametinde bir ortak çalışma yapılırsa kesinlikle katılırız ve destekleriz.

Teşekkür ediyorum.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sadece kelime değil, eli kolu da oynuyor.

BAŞKAN – Sıra Adana Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç’ta.

Buyurun... (HDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

TUMA ÇELİK (Mardin) – Başkan bir dakika, öyle olur mu ya! Başkan öyle bir şey yok yani!

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Bundan sonra biz her Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili çıktığında aynı sözü söyleriz.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – O zaman biz de size öyle yapalım.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Tekrar ederiz, söylediğiniz sözün aynısını söyleriz Naci Bey, sizin cevabınızı da anımsatırız.

BAŞKAN – Tulay Hanım, buyurun.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Her AK PARTİ’li milletvekiline aynı biçimde cevap veririz, aynı şekilde sataşırız, aynısını yaparız. Aynı cevabı bekleyin.

BAŞKAN – Sayın Bilgen...

Tulay Hanım...

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Ayhan Bey.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan...

TUMA ÇELİK (Mardin) – Özür dileyecek.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bir saniye arkadaşlar.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ama bize sürekli bunu yapıyor, sürekli aynısını yapıyor.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, istediğimiz şey son derece...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya el hareketi yapıyor, dil çıkarıyor.

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Bu kadar olmaz.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Bir saniye arkadaşlar, söz hakkı bende, bir saniye.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Dil çıkarıyor, el kol...

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Mutlu oluyorsunuz ya, anlayamıyoruz bunu ya, bunu kavrayamıyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ya vallahi bana dil çıkardı. Dil çıkarmak var mı ya, ayıp yani.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Ayıp ya!

58.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, “Yalana alışmışlar.” ibaresini sıradanlaştırmanın siyasetçi kimliğini, siyasete olan güveni ayaklar altına almak demek olduğuna ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) - Arkadaşlar, bir saniye…

Sayın Başkan, eğer “Yalana alışmışlar.” cümlesi özür dilenmeyi bile gerektirmeyecek kadar önemsiz ve sıradan bir tarifse bunu kendisine kim yakıştırmak istiyorsa yakıştırabilir. Ben 15 yaşından beri siyaseti sadece toplumsal kaygılarla yaptım, kişisel rant için yapmadım ve kendime de asla yakıştırmam bunu. Yani bu cümleyi sıradanlaştırmak demek bu kurumu, siyasetçi kimliğini, siyasete olan güveni ayaklar altına almaktır, “Olsun canım bir kereye mahsus.” dedirtmem ben buna asla. Özür dilemek gibi son derece insani ve erdemli bir talepte bulunuyorum. Sizin böyle bir meziyetiniz olmayabilir, böyle bir tercihiniz olmayabilir ama bizim bu koşullarda, burada bütçe tartışmamızın yalan söylemeye alışmış bir grup olarak burada bütçecilik oynayıp bu oyunun bir parçası olmayacağımızı bilmeniz lazım. Biz topluma bütçenin gerçeklerini anlatmaya çalışıyoruz, bu ülkenin gerçeklerini kendi aklımızca, anladığımız kadar aktarmaya çalışıyoruz. Biz bu oyunun parçası olmayız; çok net söylüyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sıra Mardin Milletvekili Tuma Çelik…

FATMA KURTULAN (Mersin) – Hayır, hayır, Başkan…

MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) – Hayır, hayır, hayır ya…

TUMA ÇELİK (Mardin) – Özür dileyecek!

BAŞKAN – Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.34

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 32’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Naci Hocam, söz talebiniz var.

Buyurun.

59.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, eleştirilerin bir sınırının olması gerektiğine ve o sınırın da Meclisin genel adabı ile demokratik müzakere usulleri olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Burada bütçenin müzakerelerini yapıyoruz. Müzakereler çerçevesinde her tür eleştiriye açığız. Bu eleştirilerin muhakkak bir sınırı olması gerektiğini, o sınırın da Meclisin genel adabı ve demokratik müzakere usulleri olduğu kanaatindeyiz. Bu çerçevede her sözcünün, her grubun bu müzakerelere katkı yapacak bir çizgide durması ve kendi eleştirilerini, varsa o demokratik protesto hakkını bu sınırlar içerisinde kullanması gerektiği kanaatindeyiz.

Ayrıca kürsüden hatipler konuşurken zaman zaman bütün gruplardan birtakım itirazlar ve protestolar yükseliyor. Bunları ne kadar hep beraber geri alabilirsek o ölçüde iyi olur muhakkak. Böylelikle birtakım jestler ve tavırlar üzerinden değil, doğrudan müzakerenin mahiyeti üzerinden, Meclisin de anlamına uygun konuşmalar ve tartışmalar yapılabilir. Ayrıca genelleyici ve herhangi bir grubu genelleyerek suçlayıcı dile, tavra katılmadığımızı da ifade etmek isterim. Bu konuda ümit ederim bütün gruplar dikkatli bir şekilde davranırlar.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI (Devam)

1) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kültür ve Turizm Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) RADYO VE TELEVİZYON ÜST KURULU (Devam)

1) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) DEVLET TİYATROLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) TÜRKİYE YAZMA ESERLER KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Vakıflar Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) YURTDIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLAR BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin

Ğ) ATATÜRK KÜLTÜR, DİL VE TARİH YÜKSEK KURUMU (Devam)

1) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Kültür Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Kültür Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ (Devam)

1) Atatürk Araştırma Merkezi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Atatürk Araştırma Merkezi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) TÜRK DİL KURUMU (Devam)

1) Türk Dil Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Dil Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) TÜRK TARİH KURUMU (Devam)

1) Türk Tarih Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türk Tarih Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI (Devam)

1) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gençlik ve Spor Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SPOR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Spor Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) YÜKSEKÖĞRENİM KREDİ VE YURTLAR KURUMU (Devam)

1) Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Şimdi söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekili Tuma Çelik’te.

Buyurun Sayın Çelik. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA TUMA ÇELİK (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerine HDP Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlamadan önce kendi ana dilimde, Süryanicede sizleri ve televizyon başında bizleri seyreden insanlarımızı selamlamak istiyorum: “…(x)”

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye seksen beş yıllık tarihi olan devlet ve bu tarih içerisinde iş başına gelen iktidarlar içerisinde maalesef bu son dönemde iş başına gelen iktidar kadar ayrıştırıcı bir iktidar görmedik. Özellikle 2015’ten bu yana Türkiye halkları arasında her türlü düşmanlığın egemen olması için elinden geleni yapan bir iktidar bu. Yaşamın her alanında hayata geçirdiği yaklaşım ve politikalarla bunu göstermektedir. AKP, 7 Haziran sonrasında hayata geçirdiği savaş politikalarıyla birlikte şehirlerimizi abluka altına alıp dinî, kültürel ve tarihî değerlerimizi yerle bir etti. Bu şehirlerde yaşayan insanlarımızı çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek ayırımı yapmadan yaşam haklarını ihlal etti, göçe zorladı; yetmedi, öne sürdüğü güvenlik politikaları çerçevesinde halkın seçilmiş temsilcilerini, aralarında parti eş başkanları olmak üzere, milletvekilleri, belediye eş başkanları, parti yöneticilerinin de bulunduğu binlerce insanımızı tutuklattı. Üstelik şu anda hapiste rehin tutulan bu arkadaşlarımızın birçoğu hakkında herhangi bir mahkeme tarafından alınmış tek bir karar yok. Bütün bunlar HDP’ye ve ülkemizin ihtiyacı olan barışa ve demokrasiye yönelik bir tehdittir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasına ilişkin kararına rağmen, bu karara Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız tarafından “Bizi bağlamaz.” denilerek iç mahkemelerde ışık hızıyla Eş Başkanımız Demirtaş’ın cezası onanıyor. Tüm bunlar yargının bağımsız olmadığını, yargının siyasi vesayet altında olduğunu göstermektedir.

Değerli arkadaşlar, bu iktidarın yaptığı elbette sadece bunlar değildir. Bakınız, bizler, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle, halkın oylarıyla seçilmiş ve buraya gelmiş milletvekilleriyiz. Lakin bu seçimlerde seçilen ama buraya gelemeyen bir arkadaşımız daha var; Leyla Güven. Arkadaşımız burada bulunan bütün vekiller gibi halkın oylarıyla seçilmiş ama iktidar hukuksuz bir şekilde, buraya gelmesine ve onu seçen halkın iradesini özgür bir şekilde temsil etmesine izin vermiyor. Buradan Leyla Güven’in otuz yedi gündür sürdürdüğü eylemine desteğimi belirtiyor ve onu seçen Hakkâri halkına selamlarımı gönderiyorum.

Bugün ülkemizde AKP’nin bu ayrıştırıcı ve antidemokratik uygulamalarından ötürü baskı iklimi devam ediyor ve bugün 150 dolayında gazeteci cezaevinde bulunuyor. İnsan hakları savunucuları, öğrenciler, barış akademisyenleri yargılanıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Örneğin, Osman Kavala gibi bir insan hakları savunucusu, hakkında bir iddianame olmamasına rağmen, bir yılı aşkın bir süredir cezaevinde tutuluyor. Sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlere yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalar devam etmektedir.

Biliyorum, bütün bunları hem söylemek hem de dinlemek kolay değildir ama 80 milyonu ilgilendiren yaramızı iyileştirmek istiyorsak onun varlığını kabul etmemiz gerekiyor. Yok, eğer yaramızın varlığını kabul etmiyorsak o yarayı iyileştirmemiz mümkün değildir ve her durumda canımızı acıtır, bizim bugün hepimizin canının acıdığı gibi.

Konuşmamın başında, bugünkü kadar ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir iktidar görmediğimi söyledim, bunu tekrarlıyorum. Eğer bir iktidar en tepedeki yöneticisinden -ki bu, Cumhurbaşkanı oluyor- memuruna kadar, haklarında hiçbir yasal işlem olmamasına rağmen ülkenin 3’üncü büyük partisini yok saymaya ve her ortamda bu partinin eş başkanlarına, milletvekillerine, yöneticilerine hakaret etmeye çalışıyorsa, yaptığı ayrıştırmaktır ve bu iktidar, maalesef, bunu hiçbir hicap duymadan hâlâ yapıyor. Arkadaşlar, gelin, bu ayrıştırmadan, faşizan uygulamalardan vazgeçin ve hepimizin canını acıtan bu yaramızı iyileştirmeye çalışalım. Unutmayalım ki yara ne kadar açık kalır ve iyileşmezse o kadar büyür ve daha fazla irin toplar.

Bugün yaşadığımız ortam ve koşullarda burada azınlık vakıfları konusunda söyleyeceklerimin ne kadar önemi var, açıkçası bilmiyorum ama olsun, biz doğruları söylemeye ve yanlışları eleştirmeye her koşulda devam edeceğiz çünkü biz gerçekten yaramızı iyileştirmek, daha eşit ve demokratik bir ülkeye sahip olmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir şey değişir mi emin değilim çünkü şu anda bu ülke mali anlamda adil olmayan bir temele dayanıyor. Bilindiği gibi, bütçe, herkesin geliri oranında vergi vermesi ve toplanan bu vergilerin devlet ihtiyaçları oranında, ülkenin kurumları arasında paylaştırılmasıdır. Bu paylaştırmadan da ülkenin bütün vatandaşlarının eşit oranda faydalanması gerekir. Peki, Türkiye'de durum bu mu? Maalesef, durum bu değil. Değildir çünkü iktidar ve yandaşları her haktan yararlanırken iktidar gibi düşünmeyenler maalesef gerektiği gibi yararlanamıyor. Kısacası, Türkiye'de her alanda olduğu gibi gelirlerden yararlanma konusunda bir adaletsizlik, bir hukuksuzluk söz konusudur. Evet, bu adaletsizlik ve hukuksuzluktan herkes bir şekilde etkilenirken bizler biraz daha fazla etkileniyoruz, zarar görüyoruz. Bu yüzden de Türkiye'deki varlığımız ve kimliğimiz her gün biraz daha silikleşmektedir.

Ben bu durumu biraz daha açmak istiyorum. Normal koşullarda iktidarlar yönettikleri ülkelerin sahip olduğu vakıfların ve bu vakıflara ait mülklerin ayakta kalması için çaba sarf eder ve hakkaniyet içerisinde yönetilmesine destek olur çünkü vakıflar genelde o ülkenin tarihî, kültürel zenginliğini de oluşturur. Sabahleyin burada bir arkadaşımız, AKP’li bir milletvekili arkadaşımız Osmanlı’dan bu yana vakıflara yönelik bir konuşma yaptı ama son on altı yılda yapılan uygulamalarda bizim gördüğümüz tek bir şey vardı: Bizim vakıflarımızın mülklerine el koymaktan başka bir şey görmedik biz. Peki, bizim ülkemizde şu andaki durum nedir? Hemen söyleyelim. Özellikle azınlık vakıfları Türkiye'de yıllardan beri ulusal bir varlık olarak görülmekten çok, talan edilmesi gereken bir varlık olarak görülür. Bu yüzden de iktidarlar her fırsatta bu talanı yapmaya çalıştı.

AKP iktidarı iş başına geldiği ilk dönemlerde -belki de Avrupa’ya daha iyi görünmek içindir bilmiyorum ama- olumlu gelişmelere imza attı ancak bir süre sonra AKP iktidarı da fabrika ayarlarına geri döndü ve öncesindeki iktidarlardan geri kalmayacak bir şekilde azınlık vakıflarının talanına girişti. Bugün azınlık vakıfları pek çok sorun yaşamaktadır. Gerek Vakıflar Kanunu çerçevesinde gerekse hukuk dışı idari kararlarla azınlık vakıflarının tasarruflarındaki taşınmazların tesciline getirilen engellerle ve özellikle, 1974 Yargıtay kararlarıyla vakıflar aleyhine peş peşe açılan davalar neticesinde 1.200’ü Rumlara, 660’ı Ermenilere, geri kalanlar ise Süryani, Keldani ve Musevilere ait yaklaşık 1.950 taşınmaza el konulmuştur.

Bunun yanında, resmî rakamlara göre, 1.554 taşınmazın iadesi için müracaat edilmesine rağmen bunlardan sadece 320’si iade edilmiştir. İade edilmeyen taşınmazlar arasında kamuoyunun da yakından bildiği Tuzla’daki Ermeni yetimhanesi ve yıllarca müstehcen filmlerin gösterildiği bir sinema olarak kullandırılan İskenderun’daki Süryani Katolik Vakfına ait mülkler de var. Mardin’in en ihtişamlı binası olan ve Süryani Katoliklere ait Patriklik binasının Mardin Süryani Katolik Vakfı tarafından iadesi konusunda gereken müracaatlar yapılmış ancak kamulaştırma olduğu gerekçesiyle bu müracaatlar reddedilmiştir.

Süryani halkı için kutsal ve büyük bir öneme sahip olan tarihî Mor Gabriel Manastırı Vakfına ait el konulmuş 30 parça mülkten de Cumhurbaşkanının söz vermesine ve aradan altı yıl geçmesine rağmen sadece 12 parçası iade edilmiştir, geri kalan 18 parça hâlâ iade edilmemiştir.

Yine, Mardin’in büyükşehir olmasıyla birlikte mahalleye dönüştürülen köylerin tüzel kişiliğine ait 110 vakıf mülküne Mardin Valiliği tarafından oluşturulan Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararıyla el konulmuş, Diyanet İşleri Başkanlığının kullanımına verilmiştir ki bu Diyanet İşleri Başkanlığı bugüne kadar Hristiyanlara yönelik tek bir kuruş harcama yapmamıştır. Düşünebiliyor musunuz, çoğunluğu kilise ve manastır olan bu mülkler bugüne kadar Süryanilere bir kuruş ödenek sunmayan Diyanet İşleri Başkanlığının kullanımına veriliyor ancak ortaya çıkan bu garabet durum karşısında oluşan kamuoyu baskısı sonrasında bu mülklerin bir kısmı Mart 2018’de 7103 sayılı torba Yasa’yla birlikte Süryani vakıflarına iade ediliyor ki bu da sadece bir bölümüdür. Bunlara ek olarak AKP iktidarı işbaşına geldiği günden bu yana fırsat gördüğü her durumda azınlık vakıflarına ilişkin düzenlemeler yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUMA ÇELİK (Devamla) – Biraz zaman verebilir misiniz?

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

TUMA ÇELİK (Devamla) – Ancak vakıflarla ilgili ne 2003, 2008 ve 2011 yıllarında yapılan düzenlemeler ne de değişik dönemlerde çıkarılan kanun ve yapılan değişiklikler azınlık vakıflarının ihtiyaçlarına cevap vermemiştir. Örneğin, ilgili düzenlemeler Ermeni, Rum, Süryani ve Musevilere ait mazbutaya alınmış 50’den fazla vakfı içermediği gibi, el konulmuş taşınmazlar meselesine kapsayıcı çözümler üretmemiştir. Verilen sözlere rağmen el konulan azınlık vakıflarına ait mülkler iade edilmiyor, tapu kadastro çalışmalarının yeni yapıldığı yerlerde, mesela bizim Tur Abdin dediğimiz Batman, Mardin, Şırnak ile Botan ve Hakkâri bölgelerinde azınlıklara ve özellikle Süryanilere ait birçok kilise, manastır, mezarlık ve bağlı arazi ya kişi ya da hazine adına kaydedilmektedir.

Yine AKP iktidarı döneminde Ocak 2013’te iptal edilen ve yaklaşık beş yıldır çıkarılmayan Azınlık Vakıfları Seçim Yönetmeliği yüzünden vakıflarda seçim yapılamamakta ve dolayısıyla vakıfların yönetiminde büyük sorunlar yaşanmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlar mısınız Sayın Milletvekili.

TUMA ÇELİK (Devamla) – Bunların yanında Vakıflar Kanunu’ndaki geçici 11 maddenin içeriği de sorun teşkil etmektedir. Bu maddenin 1936 Beyannamesi’ni temel alması, 1936 Beyannamesi olmayan Gökçeada ve Keldani vakıfları ile 1936’dan sonra Türkiye’ye katılan Antakya’daki azınlık vakıflarını mülkiyet haklarından yoksun bırakmaktadır.

Bütün bunların dışında Sayıştay raporuna yansıyan bazı sorunlara da değinmek istiyorum. Taşınmazlar, Vakıflar Kanunu’na, yönetmelik hükümlerine, vakıflar meclisi kararlarına, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararlarına ve imzalanan tahsis protokollerine aykırı bir şekilde kullanılıyor. Tahsis edilen bu taşınmazlar, restorasyon karşılığında tahsis edilmesine rağmen on yıldır hiçbir şekilde restore edilmediği ve boş olduğu tarihî yapıların özgün yapılarına aykırı kullanıldığı, yine özgün yapılara uyumsuz yeni alanlar eklendiğidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUMA ÇELİK (Devamla) – Son bir dakika...

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Yaşadığımız sorunları düzeltme konusunda elimizde hâlâ imkânlar var. Bunların 1936 Beyannamesi’nde kayıtlı olup olmamasına bakılmaksızın 1912 tarihinden itibaren azınlık vakıflarının ellerinden alınmış, mazbutaya alınmış vakıflar ve üçüncü şahıslara satılmış taşınmazlar da dâhil olmak üzere, azınlıklara ait bütün taşınmazlar hiçbir şart ileri sürülmeden ilgili vakıflara iade edilmelidir.

Diğer bütün maddeleri geçiyorum, son bir şey söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, bu Mecliste konuşan partimiz milletvekilleri dışındaki herkes Türkiye’de ayrımcılık olmadığını söylüyor ama bu doğru değil ve maalesef Türkiye’de pek çok konuda ayrımcılık söz konusudur. Mesela, din anlamında ayrımcılık vardır Türkiye’de. Türkiye’de hiç kimse herhangi bir iş yapılırken Müslüman kimliği dışında Hristiyan, Musevi veya başka inançlar olduğunu düşünüp ona göre planlama yapmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUMA ÇELİK (Devamla) – Bitiriyorum.

Bakın, Mecliste birden çok mescit var ama farklı inançların ibadet edebilecekleri bir yer yok. Ben bir Hristiyan’ım, benim kimliğimin din hanesine “İslam” yazan ve imzalayan Sayın Binali Yıldırım da dâhil olmak üzere, hiç kimse Türkiye’de Müslümanların dışında insanların da olabileceğini düşünmüyor. Bu yüzden de hiçbir şekilde bir planlama yapmıyor.

Türkiye’de siyasal anlamda da ayrımcılık var. Midyat Kaymakamı haddini de aşarak insanlar AKP’ye oy vermiyor diye, engelliler dâhil, devletin ödemesi gereken maaşı vermiyor ve bütün bunlar Türkiye’de bir ayrımcılık olduğunu gösteriyor. Biz bu ayrımcılığın bitmesini istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Milletvekili.

TUMA ÇELİK (Devamla) – Bu arada, 2 tane fotoğraf getirdim, bunları Sayın Bakana göstereceğim. Türkiye’deki azınlık vakıflarının sahibi olduğu mülklerin durumunu gösteriyor. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, teşekkürler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Özgür Bey.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sayın hatibin tespitleri, eleştirileri elbette iktidar partisi tarafından ve tüm Meclis tarafından değerlendirilecek, birçoğuna zaten katılıyorum.

Bir noktayı düzeltmem lazım: “Grubumuz dışında kimse Türkiye’de ayrımcılık yapılmadığını kabul ediyor.” diyor. Cumhuriyet Halk Partisinin Türkiye’de din üzerinden, mezhep üzerinden, inançlar üzerinden, etnisite üzerinden çok sayıda ayrımcılıkla mücadele ettiğini, bu konuda raporlar yazdığını, buna itiraz ettiğini kayda geçirmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, söz sırası, Adana Milletvekilimiz Tulay Hatımoğulları Oruç.

Buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kültür ve Turizm Bakanlığının Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığının bütçeleri üzerine söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlarken bütçenin görüşüldüğü bir dönemde ülkenin içinde bulunduğu krizden hiçbir şekilde iktidar partisinin bahsetmemiş olmasını esefle karşılıyorum. Türkiye bir kriz içindedir, çarşıya pazara çıktığınızda bu krizi görürsünüz, görüyorsunuz ama ifade etmiyorsunuz. Bu, krizin olmadığı anlamını taşımamaktadır, üstünü örtmeye çalışmaktır, bu da hiçbir derde deva değildir.

TİKA Başkanlığının son üç yıllık bütçesine baktığımızda, her sene aşırı bir artış görülmektedir. TİKA bütçesinin mal ve hizmet alım giderleri kaleminden 2017-2018 yıllarına ait yolluklara yansıyan harcamalar skandalı çarşaf gibi ortadadır.

Bakın, 2017’de harcamaya ayrılmış olan miktarın yüzde 551 katı harcama yapılmış, 2018’de bu rakam yüzde 371’e ulaşmış durumdadır. Aynı öngörüsüzlüğü iki sene üst üste -sadece elimizdeki rakamlara bakarak- yapmış olmak imkânsızdır, bu bilinçli bir şekilde yapılmaktadır. Bunun anlamı şudur: Devlet malı deniz. Diyorsunuz ki bu ülkenin işçisine, yoksuluna, esnafına, kadınlarına: Kuru denizde yüz kardeşim, ister kafan kırılsın, ister gözün çıksın. Şunu belirtmemiz gerekiyor ki kazan kazan götürülen ve hesabı verilmeyen bu bütçe halkların, işçilerin, emekçilerin, yoksulların, emeğin alın teridir ve analarının ak sütü gibi haklarıdır, helalidir.