TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          29’uncu Birleşim

                                                                                       11 Aralık 2018 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275), 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41): 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

 

 

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Bütçe görüşmelerinde bütçe hakkının her türlü siyasi görüş tarafından ifade edilmesinin yararlı olduğu düşüncesiyle İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın talebini makul gördüğüne ve konuşma süreleri uzadığı için yemek arası vermeyeceğine ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, her siyasi görüş tarafından bütçe görüşmelerinde bütçe hakkının konuşulmasının Meclisi yöneten başkan ya da başkan vekillerinin takdirinde olduğuna ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün; Rize Emniyet Müdürlüğü binasında meydana gelen silahlı saldırıda şehit olan Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralı polislere şifa dilediğine ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Grup başkan vekillerinin gruplarının, partilerinin hukukunu koruyacak ehliyette ve yetenekte olduğuna, herkesin başlıca görevinin Meclisin saygınlığını korumak olduğuna ilişkin konuşması

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Adıyaman ilinde yaşanan sel felaketi nedeniyle Adıyamanlılara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

6.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, TBMM çalışanlarının mağduriyetinin giderilmesi için konuyla ilgileneceklerine ilişkin konuşması

7.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, TOKİ inşaatında çalışan ve uzun süredir ücretlerini alamadıkları için intihar girişiminde bulunan işçilerle ilgilenildiğine ilişkin konuşması

 

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın yaptığı açıklamasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğuna, hukuk neyi gerektiriyorsa onun yapılacağına ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptğı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Balıkesir Milletvekili Adil Çelik’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

7.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Atatürk’ün CHP’nin tekelinde olmadığına, Türkiye’nin ortak bir değeri olduğuna ilişkin açıklaması

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki  bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

10.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Mardin ilindeki sit alanlarının imar barışı kapsamından çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın, Parlamentonun çok partili biçimde şekillendiği için bütün görüşlerin ifade edilmesini önemsediklerine, emekçi düşmanı, antidemokratik bir bütçeyle karşı karşıya olunduğuna ve muhalefetin sözlerini dinlemesi konusunda Adalet ve Kalkınma Partisini uyardığına ilişkin açıklaması

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Cumhurbaşkanının görevinin toplumun bütünlüğünü sağlamanın yanında toplumun birliğini, huzurunu bozan PKK terör örgütü ve türevlerine karşı mücadele etmek olduğuna ilişkin açıklaması

13.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Halkların Demokratik Partisi üyelerinin, siyasete gönül verenlerin, seçmenlerin Adalet ve Kalkınma Partisine biat etmesi şeklinde bir yaklaşımlarının olmadığına ve Türkiye'deki savcıların cumhuriyetin savcıları olduğuna ilişkin açıklaması

14.- Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Muş Milletvekili Mensur Işık’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

15.- Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, TBMM çalışanlarına 1992 yılından beri ödenen eylül ayı teşvik ikramiyesinin ödenmediğine ve bu hakkın verilmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

18.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

20.- Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, siyasetin mantıklı, makul, analitik bir şekilde müzakere edilmesinden yana olduklarına ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın “Mutfaktan makrube kokusu geliyor.” ifadesinin AKP Grubu tarafından düzeltildiğine ilişkin açıklaması

24.- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi şehit ettiğine, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ile polis memuru Yiğit Can Köksal’ı yaraladığına ve saldırıyı gerçekleştiren polis memurunun gözaltına alındığına ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Rize Emniyet Müdürlüğünde polis memuru tarafından vurularak şehit edilen Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılanma oranının yüzde 65’in üzerine çıktığına ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Parlamentonun geleneğinde insanların kişiliğiyle, haysiyetiyle uğraşmanın olmadığına ilişkin açıklaması

28.- İzmir Milletvekili Fehmi Alpay Özalan’ın, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü’nün, HDP Urfa il binasının üzerindeki hukuksuzluğun, ablukanın kalkması,  gözaltındakilerin serbest bırakılması  gerektiğine ilişkin açıklaması

30.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım ve Hasan Ferit Gedik’in umudun, onurun ve özgürlüğün isyanı için sokaklara çıktığına ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, 10 Aralık Beşiktaş terör saldırısında hayatını kaybedenler ile hemşehrisi Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralılara şifa dilediğine ilişkin açıklaması

32.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Rize Emniyet Müdürlüğünde polis memuru tarafından vurularak şehit edilen Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Saraylardaki personele yapılan mobbing, yıldırma ve istifaya zorlanmayla ilgili görevlendirmelere ilişkin açıklaması

34.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, “Bu kadar da olmaz.” dedirtecek işler yapılmaya başlanınca bir ülkede, keyfilikten kimin, nasıl, hangi gerekçeyle mağdur edileceğinin kuralının kalmayacağına ve bir bildiriye imza attığı için Gençay Gürsoy’un ceza aldığına ilişkin açıklaması

35.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker’in PKK’yla direkt bağlantılı bir kurumu ziyaret ettiğine ve bunu da Türk toplumuna açıklamak zorunda olduğuna ilişkin açıklaması

36.- Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker’in, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve devlet idaresinin, siyaset yapma sanatının bu kadar ucuz polemiklere konu olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, TOKİ inşaatında çalışan ve uzun süredir ücretlerini alamayan işçilerin inşaatın çatısına çıkarak intihar girişiminde bulunduğuna ilişkin açıklaması

39.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, tehdit dolu sözler söylemenin siyasetin dili olmadığına, Parlamentoda sokak ağzını reddettiklerine, ve Cumhuriyet Halk Partisine yöneltilen eleştirilere cevap vereceklerine ilişkin açıklaması

41.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Cumhur İttifakı’nın 15 Temmuzda milletin gönlünde oluşturduğu bir ittifak olduğuna ilişkin açıklaması

42.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, İzmir ilinin en büyük toplu taşıma aracı olan İZBAN’da çalışan işçilerin greve çıkması nedeniyle yaşanan mağduriyete yönelik olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

43.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, 11 Aralık Hüseyin Nihal Atsız’ı ölümünün 43’üncü yıl dönümünde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

44.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, Adıyaman ilinde yoğun yağış nedeniyle sel ve taşkın felaketi yaşandığına, Adıyaman Valiliği ile AFAD yetkililerinin gerekli yardımları yapmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

45.- Erzurum Milletvekili Selami Altınok’un, Rize Emniyet Müdürlüğünde polis memuru tarafından vurularak şehit edilen Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

46.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, TOKİ inşaatında çalışan ve uzun süredir ücretlerini alamayan işçilerin inşaatın çatısına çıkarak intihar girişiminde bulunduğuna, AK PARTİ milletvekillerinin empati yapmasını sağlamaya çalıştığına, herkesin güvencesi için hem Meclisin hem de yargının hukukun üstünlüğünü tesis etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

47.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, saldırıda hayatını kaybeden Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralanan Ercan Polat ve Yiğit Can Köksal’a  şifa dilediğine, 11 Aralık Hüseyin Nihal Atsız’ı ölümünün 43’üncü yıl dönümünde rahmetle andığına, mağduriyetin giderilmesi için vekil imamların kadroya geçirilmesini talep ettiğine, Türk ordusunu savunmak için, şehit ve gazilere sahip çıkmak için vatansever bir Türk olmanın yeterli olduğuna ilişkin açıklaması

48.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, TBMM çalışanlarına 1992 yılından beri ödenen eylül ayı teşvik ikramiyesinin ödenmediğine, başkan vekillerinin bu hususu inceleyip Binali Yıldırım’a hatırlatarak mağduriyeti ortadan kaldırma adına girişimde bulunulmasını rica ettiğine ilişkin açıklaması

49.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Anayasa’ya bağlı, ilkeleri ve programı olan bir parti olduklarına ilişkin açıklaması

50.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, PKK’yı her zaman bir terör örgütü olarak gördüklerine ve mücadeleyi hiçbir zaman aksatmadıklarına, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

51.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

52.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

53.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, uzun süredir ücret alamadıkları için intihar etmek amacıyla inşaatın çatısına çıkan işçiler için muhatap bulunamadığını Genel Kurulun takdirine sunduğuna ilişkin açıklaması

54.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

55.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

56.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 17-25 Aralık tarihinin iki eski müttefikin birbirlerine düştüğü, hırsızlık, rüşvet düzeninin ortaya döküldüğü bir tarih olduğuna ilişkin açıklaması

57.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

58.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

59.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, söylediği sözden emin olduğuna ve yargı yolunun açık olduğuna ilişkin açıklaması

60.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, siyasetin nezaketini bozmamak gerektiğine, “Çamur at izi kalsın.” mantığıyla şaibe oluşturmaya AK PARTİ Grubu olarak izin vermeyeceklerine ilişkin açıklaması

61.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

62.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, MİT Başkanının Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığı bilgilendirmeden haberdar olup olmadıklarını,  15 Temmuz şehit yakınları ve gaziler için kurulan vakıf ve yardım kampanyasında toplanan 306 milyon liranın akıbetinin ne olduğunu Cumhurbaşkanı Yardımcısından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

63.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde  aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

64.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın  birinci tur görüşmelerinde  aleyhte yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

65.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

66.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, EYT’lilerin probleminin çözülmesini MHP’nin kendi üslubunca, kendi değerlendirmesine göre halletmeyi taahhüt ettiğine ilişkin açıklaması

67.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, kanun teklifini “Ondan geldi, bundan geldi.” diye ayrıştırmanın Parlamentoya, millet iradesine  saygısızlık olduğuna ilişkin açıklaması

68.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

69.- Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’ın, Tokat ili Erbaa ilçesinde 7 Aralık Cuma günü Çarşı Camisi’nde  kadınlara hakaret edip aşağılayarak nefret ve ayrıştırma dili kullanan İbrahim Galip’i kınadıklarına ve Diyanetin soruşturma açıp açmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

 

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Estonya Savunma Bakanı Jüri Luik ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

11 Aralık 2018 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2019 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün birinci turdaki görüşmeleri gerçekleştireceğiz.

Birinci turda Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Diyanet İşleri Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Savunma Sanayii Başkanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı ve Başbakanlık bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (x)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (x)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Komisyon yerinde.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti gruplarına ve İç Tüzük’ün 62’nci maddesi gereğince istemi hâlinde görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye yetmişer dakika söz verilecek, bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek ve şahsı adına yapılacak konuşmaların süresi ise beşer dakika olacaktır. Ayrıca konuşmalar tamamlanınca soru-cevap işlemi on dakika soru, on dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak yerinden sorulacaktır.

Bilgilerinize sunulur.

Şimdi, birinci turda siyasi parti grupları, yürütme ve şahısları adına söz alanların adlarını sırasıyla okuyorum, birinci turda söz alanlar:

AK PARTİ: Gülay Samancı, Emine Sare Aydın Yılmaz, Mücahit Durmuşoğlu, Mustafa Arslan, Ahmet Özdemir, Adil Çelik, Orhan Kırcalı, Selim Yağcı, Ali Cumhur Taşkın, Mahmut Atilla Kaya, İshak Gazel, İsmail Kaya, Abdullah Güler, Şeyhmus Dinçel.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun konuşmacıları: Garo Paylan, Mahmut Toğrul, Mensur Işık, Meral Danış Beştaş, Ahmet Şık, Adnan Selçuk Mızraklı, Nimetullah Erdoğmuş, Necdet İpekyüz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmacıları: Kamil Okyay Sındır, Bülent Tezcan, Mahmut Tanal, İbrahim Özden Kaboğlu, Turan Aydoğan, Rafet Zeybek, Yüksel Mansur Kılınç, Tanju Özcan, Atila Sertel, Haşim Teoman Sancar, Ali Mahir Başarır, Fatma Kaplan Hürriyet, Uğur Bayraktutan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun sözcüleri: Mustafa Kalaycı, Feti Yıldız, Mehmet Taytak, Mustafa Hidayet Vahapoğlu, Hasan Kalyoncu, Erhan Usta.

İYİ PARTİ Grubunun sözcüleri: Hayrettin Nuhoğlu, Yavuz Ağıralioğlu, Behiç Çelik, Feridun Bahşi, Ümit Özdağ, İbrahim Halil Oral.

Şahıslar: Lehinde Niyazi Güneş, daha sonra yürütme adına konuşulacak, aleyhinde Burcu Köksal.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Bütçe görüşmelerinde bütçe hakkının her türlü siyasi görüş tarafından ifade edilmesinin yararlı olduğu düşüncesiyle İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın talebini makul gördüğüne ve konuşma süreleri uzadığı için yemek arası vermeyeceğine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Sayın Baş’ın söz talebi olacaktı… Geldiği zaman…

Değerli arkadaşlar, dün Türkiye İşçi Partisi adına Milletvekilimiz Sayın Erkan Baş’ın bir talebi oldu. Ben bu talebi makul görüyorum Meclis Başkan Vekili olarak. Meclisimizin bütçe görüşmelerinde bütçe hakkının her türlü siyasi görüş tarafından ifade edilmesinin yararlı olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede, geldikleri zaman Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici’ye, Saadet Partisi adına bir sayın milletvekiline ve Türkiye İşçi Partisi adına da bir sayın milletvekiline yerlerinden olmak kaydıyla 4’er dakika söz vermeyi düşünüyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Makul ve hakkaniyetli olan budur çünkü bütçe görüşmelerinde daha önceki bütçe görüşmelerinden farklı olarak şimdi farklı siyasi partiler de temsil ediliyor. Her siyasi partinin görüşünün Meclis tutanaklarına girmesinde ve herkesin ne diyeceğinin kayıtlar altına alınmasında yarar var.

Değerli arkadaşlar, bir açıklama daha yapmak istiyorum. Konuşmalar sırasında belli aralıklarla fazla olmamak kaydıyla aralar vereceğim. Genellikle iki ya da üç grubun konuşmasından sonra 10’ar ya da 15’şer dakikalık aralarla görüşmeleri götüreceğimizi bilgilerinize sunmak isterim ayrıca ekstra bir yemek molası olmayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Sayın Şentop her zaman Meclisteki arkadaki odamızdan faydalanabilirler, diğer görevliler. Diğer milletvekillerimizin de bu akış içerisinde yemek ve diğer ihtiyaçlarını karşılamalarında yarar var. Çünkü alınan karar gereğince konuşma süreleri uzadı ve makul bir saat içerisinde bu görüşmeleri de tamamlamamız gerekiyor.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Şimdi değerli arkadaşlarım ilk olarak söz vermeye başlayalım ve ilk sözü AK PARTİ Grubu adına Konya Milletvekilimiz Sayın Gülay Samancı’ya veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Samancı, süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA GÜLAY SAMANCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2002 yılında AK PARTİ’nin iktidara gelmesiyle birlikte ülkemizde siyasi duruş ve hizmette bir paradigma, bir anlayış değişmiş, milletimizin içine terk edildiği makûs talihinden kurtulma süreci yaşanmıştır. Geçmiş dönemlerde yaşanan Cumhurbaşkanı, Başbakan aralarındaki polemiklerin bir gecede faiz oranlarını yüzde 3 binlere yükselttiğini, millî gelirin bir anda 51 milyar dolar azalmasına sebebiyet verdiğini hepimiz birlikte yaşadık.

Değerli arkadaşlar, 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili bir 367 garabeti yaşandı. Cumhurbaşkanlığı seçimi için Genel Kurulda 367 milletvekili bulunması teziyle başlayan tartışma ve Anayasa Mahkemesinin 1 Mayıs 2007 tarihli kararı ülkeyi yeni bir siyasi krize sokmuş, erken seçim ve Anayasa değişikliği referandumuna gidilmiştir. Seçimlerde yine halkımız AK PARTİ’yi yüzde 47’yle ülkeye hizmet etmek üzere görevlendirmiş, aynı zamanda Cumhurbaşkanını kendisinin seçeceğini bildirmiştir. Türkiye’de siyasi tarihi irdelediğimiz zaman, parlamenter sistemden kaynaklı siyasi krizlerin çokça yaşandığını ve siyasi çalkantılar nedeniyle istikrarsızlığın hepimize kaybettirdiğini, ülkemizi gerek siyasi gerek ekonomik olarak gerilettiğini hep birlikte gördük. Üretim ve ekonomide kalkınma hedeflerimiz ve sosyal alanda gerçekleştirilen başarılar, fikir ve düşünce özgürlüğünün hayata geçirilmesi, demokratikleşme alanında verilen mücadele ve tüm ulaşımda, sanayileşmede, sağlık alanında modern teknolojinin ülkemize kazanımı için elde edilen gelişmeler, aynı zamanda şehirlerimizin imar ve mamur edilmesi ile diğer pek çok alanda yapılan hizmetler, ülkemiz üzerinde oynanan onca terör, antidemokratik eylemler ile hükûmet sisteminin getirdiği bütün dayatma ve sıkıntılara, hatta 15 Temmuz darbe girişimine rağmen, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan riyasetinde başarıya ulaşmıştır.

AK PARTİ olarak temel ilkelerimizden olan “Halka hizmet Hakk’a hizmettir.” düsturuyla hareket ettik, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” dedik, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet.” dedik. Bu nedenle -devletimizi yüceltmek- milletimizin sıkıntılarıyla hemhâl olup, bizi istikrarsızlığa sürükleyen hükûmet sisteminde, Anayasa’da yapılan değişiklik üzerine, 16 Nisan referandumunu gerçekleştirdik. Yüzde 52 oy oranına tekabül eden 26 milyon 325 bin 200 vatandaşımızın teveccühüyle Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ülkemizin bu seçimle geçtiği Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk lideri olmuştur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte öncelikle salt çoğunluğun yönetime gelmesini, böylece koalisyonları, “Kim kiminle ortaklık yapacak? Hükûmet kurulabilecek mi? Güvenoyu alınacak mı?” gibi muammaları ortadan kaldırmış olduk. Artık yüzde 25, yüzde 35, hatta yüzde 50’yle iktidar olma devri sona ermiş; bu sistemle daha hızlı, daha esnek, daha şeffaf karar alma mekanizması hayata geçirilmiş oldu. Yasama ve yürütme keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış, “kuvvetler ayrılığı” prensibi net olarak ortaya konmuştur. Bu durumda, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletin iradesini temsil kabiliyetinden yasama faaliyetini yürütürken yürütme ise hizmet üretme üzerinde yoğunlaşmakta ve icraatlar ortaya koymaya devam etmektedir. Cumhurbaşkanı artık hem hükûmetin hem de devletin başı olmuş, geçmiş dönemlerde yaşanan Çankaya krizleri sona ermiştir. Bir kişiye ancak 2 kez Cumhurbaşkanı seçilebilme hakkı tanınmıştır; tabii, bu sözümüz özellikle “diktatör” yaftasıyla karşımıza çıkanlara söylenmiş bir ifadedir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi daha da güçlenmiş, milletin vekillerinin doğrudan Meclise yasa teklifinde bulunma hakkı pekiştirilmiştir. Ortaya atılan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin baypas edildiği iddiaları asılsız ve boş bir safsatadır. Demek istediğimiz o dur ki Türkiye Büyük Millet Meclisi açılışından bu yana komisyonlarda 27 kanun teklifini görüştü ve bunların çoğunluğu da yasalaştı. Hâlen komisyonlarda görüşülen kanun teklifleri de var yani sizler, bizler, hepimiz burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasama faaliyetini gerçekleştiriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Samancı, bir dakika ilave edeyim, tamamlayın.

GÜLAY SAMANCI (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bizler Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bu değişimi başlattık. Gerçekten bu değişim ülkemiz dinamiklerini en üst düzeye çıkaracaktır ve inanıyoruz ki bizleri 2071 hedeflerine ulaştıracaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, ülke olarak çok zor günler geçirdik. Özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimini siyasi görüş, inanç ve değerlere bakmadan hep birlikte hareket ederek bertaraf ettik. Yine, Cumhurbaşkanımızın önderliğinde aynı birlik ve beraberlik içinde ülkemizi ileriye, daha ileriye götüreceğimize inancımız tamdır.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk bütçesinin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına ikinci söz, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Emine Sare Aydın Yılmaz’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (İstanbul) – Teşekkürler.

Saygıdeğer Meclis Başkanım, değerli milletvekillerimiz; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’nde yer alan Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi için AK PARTİ grubu adına söz almış bulunmaktayım. Sözlerime başlamadan önce Gazi Meclisimizin siz değerli üyelerine yoğun ve yorucu çalışmalarında başarılar diliyor, 2019 yılı bütçemizin ülkemize ve yüce milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Ülkemiz bölgesinde yaşanan bir güç olarak büyümeye devam ediyor. Son dönemlerde Avrupa’da yükselen ırkçı popülizmi, her geçen gün daha derinleşen ekonomik krizler ve mevcut borçlarını dahi ödeyemeyecek durumdaki bazı Avrupa ülkeleri; siyasi bir karışıklığın içerisine düşmüş durumdalar. Çin-ABD arasında ticaret savaşları, Rusya ile yaşanılan bölgemizdeki vekâlet savaşları, İngiltere’nin Brexit sorunsalı ve bugünlerde tüm Avrupa’yı etkisi altına alan Fransa’da yaşanan malum sokak başkaldırıları küresel ölçekte yaşanan karmaşanın en temel göstergeleri olarak karşımıza çıkıyor.

Böylesi bir ortamda ülkemiz, maruz kaldığı tüm siyasi ve ekonomik tehditlere ve manipülasyonlara rağmen dimdik ayakta, yatırımlarına, hız kesmeden büyümeye ve kalkınmaya devam ediyor. Bu zorlu süreçte sayısı 3,5 milyonu bulan Suriyeli sığınmacılara millî ve manevi değerlerimize yakışan bir misafirperverlikle gerekli desteği sağlamaya ve bu yönüyle dünyaya temel insan hakları konusunda önemli mesajlar iletmeye ayrıca devam ediyor. Son yapılan G20 zirvesi de bunun en güzel örneği oldu. Türkiye, G20’ye âdeta damgasını vurarak hem küresel sorunlara ilişkin öncü konumunu hem de bölgesel sorunları dünya liderlerinin gündemine taşıdı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, G20 zirvesinde dünya liderleriyle yaptığı görüşmelerde küresel birçok tehdidi zirveye taşıyarak Türkiye’nin barış, demokrasi ve kalkınma adına hassasiyetini gösterdi. Türkiye’nin altyapı yatırımlarındaki tecrübelerini ve kıta Avrupa’sında hava taşımacılığının İstanbul Hava Limanıyla el değiştirmek üzere olduğunu, bölgemizde artan enerji ihtiyacının TANAP ve Türk Akımı Projeleri ile Avrupa’nın enerji arz güvenliğini temin edeceğini, sınırlarımızda yaşanan vekâlet savaşları ile FETÖ, PKK gibi benzeri terör örgütlerinin oluşturduğu tehditleri, küresel iklim sorunlarını ilk elden ileterek liderleri küresel barış konusunda daha özverili olmaya ve ortak iş birliğine davet etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, hepimiz biliyoruz ki dünya arenasında güçlü devletler güçlü kurumlardan oluşur; güçlü kurumların ise gelenekleri ve sürdürülebilir kaynakları vardır. İşte, Türkiye Cumhuriyeti’nin de güçlü kurumlardan oluştuğunun en önemli göstergelerinden biri bu bütçe görüşmeleridir. Devletimizin ve milletimizin en önemli kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi de umut ediyoruz ki milletimizin etkin ve günün gerekliliklerine uygun bir şekilde çalışabilmesi için hayırlı olur. 2019 yılı bütçe teklifi 1 milyar 816 milyon 197 bin Türk lirası olarak Komisyona sunulmuştur. Harcamalar içerisinde en büyük pay yüzde 60,2’yle personel ve personele ilişkin giderlerden oluşmaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişimizle birlikte TBMM’de temsilin daha geniş bir kesime yayılabilmesi sağlanmış, milletvekili sayısı ve Meclis personel sayısı artmıştır. Personel giderleri de bütçe içerisinde en büyük payı almaktadır.

Öte yandan Meclis bütçesinden fazla pay ayrılan diğer harcama kalemleri ise yatırım giderleri ve cari transferlerdir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişme, küreselleşme, demokrasinin ve katılımcılığın artan önemi, vekillerimizin Meclisimizden beklentilerindeki değişim gibi hususlar bu noktada yeni yatırımların yapılmasını gerekli kılmıştır. Meclisimizin günümüz teknolojik imkânlarından en iyi şekilde faydalanarak daha etkin, verimli ve hızlı hizmet üretebilmesi için bu alandaki çalışmalarımıza büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda vekillerimizin çalışma şartlarını iyileştirmek, yasama sürecini ve kalitesini geliştirmek önceliklerimizin başında gelmektedir.

Bu genel yaklaşımın dışında ayrıca Meclisimize bağlı olan Kamu Denetçiliği Kurumuna hazine yardımı olarak 27 milyon 215 bin TL pay ayrılmıştır. Bu tutar toplam bütçemizin yaklaşık yüzde 1,5’ini oluşturmaktadır. Bu yıl ilk defa 2019 yılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu için hazine yardımı olarak 40 milyon TL pay ayrılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, bir dakika verelim size.

EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (Devamla) – Teşekkürler.

Bu tutar toplam bütçemizin yaklaşık yüzde 2,2’sini oluşturmaktadır.

Değerli Başkanım, sayın milletvekilleri; Meclisimiz milletin ta kendisidir. Müsaadenizle… Dün, burada, bütün gün kürsüye çıkan konuşmacılar, bir şekilde kadına yönelik şiddetle, kadının Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bakanlıklardan adının kaldırılmasıyla, kız çocuklarının okullaşma oranındaki düşüklüğü veya bunun üzerine kız çocuklarının okullaşmadığını eve kapatıldığını ifade ettiler. Madem dün burada resimlerle birlikte konuşuyoruz, ben de bugün sizlerle resimle konuşmak istiyorum ve 1 tane resim getirdim. Biz, kız çocuklarının 2002’de yüzde 67 olan ortaokullaşma oranını 2017’de yüzde 87’ye yükselttik. Yine, yükseköğretimde yüzde 23’ten yüzde 47’ye çıkardık. Biz kız çocuklarımızı dağa çıkarmıyoruz birtakım gerekçeleriniz, birtakım hevesleriniz gerçekleşsin diye. Biz kız çocuklarını en yüksek oranda yükseköğretime teşvik ederek son on altı yılda oranı 2’ye katlamış durumdayız.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, salonumuzda bir uğultu var, özellikle arka sıralardan geliyor.

Değerli arkadaşlarım, bütün bu görüşmeler, biliyorsunuz, canlı olarak yayınlanıyor. Konuşmacılarımızın özellikle son bölümlerdeki konuşmalarını tamamlamasına izin vereceğim değerli arkadaşlarım yani canlı yayında herkes söyleyeceğini söylesin, tabii süreyi aşmamak kaydıyla.

Bizim de Meclis Başkan Vekili olarak bütün milletvekillerimizin itibarını koruyarak milletvekillerimizin seçmenler ve halkımız karşısındaki konumunu güçlendirmemiz gerekiyor.

Üçüncü söz, Osmaniye Milletvekilimiz Sayın Mücahit Durmuşoğlu’na ait. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Durmuşoğlu.

AK PARTİ GRUBU ADINA MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Denetçiliği Kurumumuzun 2019 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Sözlerime başlamadan önce Gazi Meclisimizin siz değerli üyelerine, yoğun ve yorucu çalışmalarında başarılar diliyor, 2019 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa’mızın 74’üncü maddesinde yer alan anayasal bir kurumdur. 6328 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi gereğince, kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlendirilmiştir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması, iyi yönetim ilkelerinin yerleştirilmesi ve halka karşı sorumluluk anlayışı içinde ve hakkaniyet temelinde, Türkiye Büyük Millet Meclisine bağlı bir denetim mekanizması olarak 2013 yılından itibaren faaliyetlerini sürdürmekte olan bu önemli kurum, halkın avukatlığını yapmakta ve aldığı kararlarla idareye yol göstermektedir.

“İnsanların en hayırlısı, insanlara en fazla faydası dokunandır.” inancıyla “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” ilkesini kendisine rehber edinen Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin hizmet kalitesinin yükseltilmesine, iyi yönetim ilkelerinin yerleşmesine, insan haklarının gelişmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, hak arama kültürünün yaygınlaşmasına; şeffaf, hesap verebilir ve insan odaklı bir idarenin oluşmasına katkı sağlamaya çalışmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Denetçiliği Kurumu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadesiyle, âdeta bir öze dönüştür. Memlûklere, Selçuklulara baktığımızda Divan-ı Mezalim ya da Daru’l-adl gibi kurumların olduğunu görüyoruz. Kimi zaman bizzat sultanlar camilere gidip namazın ardından vatandaşın dertlerini dinliyorlardı, vatandaşın bir memurdan şikâyeti varsa bunu çeşitli vasıtalarla ya da doğrudan sultana kadar iletebiliyorlardı. Osmanlı Devleti’nde Divan-ı Hümayun, kazaskerlik, şeyhülislam, kadılık gibi makamlar halkın şikâyetlerini dinliyor, devletin ve idarenin halka baskı kurmasının önüne geçiyordu.

Görülüyor ki bizim devlet geleneğimizde birey, devlet ve idare karşısında hiçbir zaman yalnız olmamıştır. İşte bu anlayışla, 2002 yılı sonundan itibaren Türkiye’de demokratikleşme adına insan hak ve özgürlüklerini güçlendirmede tarihî adımlar atıldı. Kamu Denetçiliği Kurumunun oluşturulması da atılan bu adımlar içinde önemli bir yer tutuyor. Aynı şekilde, 2010 yılında gerçekleştirdiğimiz Anayasa değişikliğinin ardından Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının getirilmiş olması da bireyin haklarını savunmak adına devrim niteliğinde bir önem, bir anlam taşıyor. İnanıyoruz ki devlet, halkı, kendisini var eden, kendisinin yegâne sahibi olarak görüyorsa adildir, şefkatlidir, merhametlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Denetçiliği Kurumu kuruluşundan bu tarafa yaptığı çalışmalarda verdiği kararlarla hem tanınırlığını hem de işlevini ciddi bir şeklide artırmıştır. Şikâyet sayısı 2016 yılında 5.519 iken bu sayı yüzde 210 artışla 2017 yılında 17.131’e yükselmiş ve 30 Kasım 2018 tarihi itibarıyla ise 15.633 olmuştur. Kuruluşundan itibaren 57.739 şikâyet başvurusu gelmiştir. Verilen tavsiye kararları dışında 2017 yılında toplamda 1.887 adet, 2018 yılında ise 30 Kasım itibarıyla 2.040 adet olmak üzere toplam 3.927 adet başvuru, dostane çözüm yöntemiyle çözüme kavuşmuştur. Yine 2017 yılında 245 tavsiye kararı, 177 adet ise kısmen tavsiye kısmen ret kararı verilirken 2018 yılında ise 1 Ocak-30 Kasım döneminde 622 tavsiye kararı, 128 adet ise kısmen tavsiye kısmen ret kararı verilmiştir. Tavsiye kararlarına uyum oranına bakıldığında ise kurumun şikâyetleri almaya başladığı 2013 yılı için yüzde 20, 2016 yılında yüzde 42 iken 2017 yılında yüzde 65’e yükselmiştir. 2018 yılındaki uyum oranı ise 30 Kasım tarihi itibarıyla yüzde 68 olarak gerçekleşmiştir.

Kurumca son iki yılda verilen önemli tavsiye kararlarından birkaç örnek vermek gerekirse: 9.45 YGS mağdurlarının mağduriyetlerinin giderilmesi, çocuk tesliminde hak ihlallerinin önlenmesi ve aile arabuluculuğu müessesinin hayata geçirilmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu, buyurun, bir dakika süre de size verelim.

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Devamla) - …28 Şubat döneminde yaşanan mağduriyetlerin çözümü gibi konular örnek gösterilebilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın “Biz, kimin ne dediğinden çok, tarihimizin, medeniyetimizin, Anayasa ve yasaların, en önemlisi de vicdanlarımızın ne dediğine bakacak, geleceğe de bu şekilde ilerleyeceğiz.” cümlesini bir kez daha özellikle vurguluyor, Kamu Denetçiliği Kurumu bütçesinin devletimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Dördüncü konuşmacı Tokat Milletvekilimiz Sayın Mustafa Arslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Arslan.

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ARSLAN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Mahkemesinin bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisi ve televizyonları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, aziz milletimiz 2002 yılından bu yana AK PARTİ’yi iktidara getirmiş ve AK PARTİ hükûmetlerimiz 16 tane bütçe hazırlamıştır. Geçtiğimiz yıl yapılan Anayasa değişikliğiyle bütçe hazırlama yetkisi Cumhurbaşkanlığına tevdi edilmiştir. Bu vesileyle Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan ilk bütçemizin memleketimiz için hayırlı olmasını diliyor, partimize ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a verdiği destek nedeniyle aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, anayasa mahkemeleri, hukukla ilgili temel ilkelerin toplandığı anayasaları gözeten ve ihtilafları konusunda son sözü söyleyen kurumlardır. İsimleri farklı olsa da bu işleve sahip kurumlar günümüz devletlerinin birçoğunda bulunmaktadır. Ülkemizde 1961 Anayasası’yla sisteme girmiş, bugüne kadar birtakım yasal düzenlemelerle görevine devam etmiştir. Bildiğimiz üzere Anayasa Mahkemesinin yasaların Anayasa'ya uygunluğunun denetlenmesi, siyasi partilerin denetlenmesi ve Yüce Divan gibi 3 temel görevi vardır.

Değerli milletvekilleri, bizler “Adalet mülkün temelidir.” diyerek devletin odağına adaleti yerleştiren bir medeniyetin mensupları olarak güvenliğin, huzurun ve ekonomik büyümenin adaletin tesis edilmesiyle sağlanabileceğini düşünüyoruz. Bu manada, milletimizin demokratik tercihleriyle iktidara gelen AK PARTİ hükûmetleriyle birlikte özellikle Türkiye'de son on yılda demokratikleşme alanında çok ciddi gelişmeler olmuştur. Temel hak ve özgürlükler ve hukuk devleti zemininde ciddi reformlar ve yapısal değişiklikler hayata geçirilmiştir. Bunlardan birisi de 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle getirilen bireysel başvuru hakkıdır. Bireysel başvuru kamu gücü tarafından temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen bireylerin başvurdukları olağanüstü bir kanun yoludur. Temel amacı hak ihlaline neden olan durumları tespit ederek kamu makamları tarafından giderilmesini sağlamaktır, yeni ihlallerin ortaya çıkmasını engellemektir. Bireysel başvuru Türk hukuk sistemine önemli yenilikler getirmiş, Anayasa Mahkemesi sadece normların Anayasa’ya uygunluğunu denetleyen bir kurum olmaktan çıkmıştır. Vatandaşlarımızın karşılaştığı ihlallerin yasal yolların tüketilmesinin ardından doğrudan ele alarak topluma dokunan bir yargı organı hâline gelmiştir. Bu kapsamda bireysel başvuru uygulamasının başladığı 23 Eylül 2012 tarihinden bu yılın 30 Eylül tarihine kadar toplam bireysel başvuru sayısı 201.547’dir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruların yaklaşık yüzde 80’inini karara bağlamıştır. Toplam karara bağlanan dosya sayısı 161.084’tür. Bu dosyaların yüzde 79’u kabul edilemezlik kararı, yüzde 7’si idari ret kararıdır, yüzde 12’sine birleştirme kararı verilmiş, yüzde 2 oranında başvuruya ise hak ihlali kararı verilmiştir. Bu durum hak ihlalinin son derece düşük olduğunu ortaya koymaktadır.

Bireysel başvuru uygulamasının yanı sıra Adalet Bakanlığı bünyesinde İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı kurulmuştur. 2013 yılından itibaren faaliyet gösteren bu Komisyona bugüne kadar 8.865 başvuru yapılmıştır. Bu başvuruların 8.831’i karara bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de bu Komisyonu iç hukuk yolu olarak kabul etmiş ve yapılan birçok başvuruyu İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulabileceği gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Yapılan bu düzenlemelerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular azalmış, ülkemiz uluslararası hukuk uygulamalarında itibar kazanmıştır.

Bireysel başvuru sonrasında yapılan düzenlemeyle Anayasa Mahkemesinin üye sayısı artırılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisine Anayasa Mahkemesine üye seçme yetkisi verilmiştir.

Bu düşüncelerle, Anayasa Mahkemesinin ve diğer tüm kurumlarımızın bütçelerinin memleketimiz için hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

AK PARTİ Grubu adına beşinci söz Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ahmet Özdemir’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Özdemir.

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; Yargıtay bütçesiyle ilgili bugün AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi, AK PARTİ iktidarlarının başladığı dönemden beri, yargının daha hızlı işlemesi, daha verimli, daha hızlı karar alınmasıyla ilgili hükûmetlerimiz çok ciddi çalışmalar yaptı. Bu kapsamda ilk yapılan şey UYAP sistemiydi. UYAP sistemiyle daha hızlı kararlar alınması sağlandı. Daha sonra, mahkemelerin önüne gelen dosyaların daha hızlı sonuçlanması için istinaf uygulaması getirildi. Arkasından, mahkemelerin önüne gelmeden sorunların çözülmesi için ara buluculuk sistemi getirildi ve bu şekilde bir noktaya gelindi ama bunların içerisindeki en önemli uygulama tabii ki UYAP uygulamasıydı. UYAP uygulamasıyla –avukat meslektaşlarım da bilecektir- elektronik imzayla, mobil imzayla işlemlerin çok daha hızlı yapılması sağlandı. Ben de bu mobil imza uygulamasını çok sık kullanan, meslek hayatında kullanan vekillerden biriyim. Yaklaşık iki ay önce bir şey yaptım. İş Bankasına mobil imzayla bir müracaat yaptım, dedim ki: “Cumhuriyet Halk Partisinin İş Bankasındaki hisseleriyle ilgili tarafıma bilgi verir misiniz?” Onunla ilgili birkaç madde sıralayarak bir talepte bulundum. Bu hisselerin edinme sebebi, hisselerin sahibi sıfatıyla CHP’ye bir ödeme yapılıp yapılmadığı, CHP’nin hisselerin sahibi sıfatıyla oraya verdiği temsilcilerin kim olduğu, bunlarla ilgili açılmış davalar varsa bu davalarla ilgili hüsnüniyetle bilgi sahibi olmak için yazı yazdım.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sorsaydınız söylerdik.

EDNAN ARSLAN (İzmir) – Bize sorsaydın.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Siz de bu konuda isterseniz açıklama yapın.

Yazdığım yazıya hemen bir elektronik referans numarasıyla cevap verildi “Yazınıza on gün içinde cevap vereceğiz.” diye. Bir ay bekledim, cevap vermediler, bir ay sonra tekrar yazdım, bu defa ihtarlı yazdım. İş Bankası bir cevap verdi, dedi ki: “Bazı bilgiler mahremdir, bankacılık uygulamaları gereği size bunu veremeyiz. Bazı bilgiler internet sitesinde vardır ve tarafımıza da açılmış hiçbir dava yoktur.” Ben de Yargıtaya baktım, aslında hem İş Bankasına hem Cumhuriyet Halk Partisine açılmış 3-4 tane dava vardı ama İş Bankası bana bu konuda bir dava olmadığını söylemişti. Davaların içeriklerine baktım -benim iddiam şu değil tabii ki, gerçeği öğrenmeye çalışıyorum- Cumhuriyet Halk Partisi buradan bir gelir elde etti mi, etmedi mi bununla ilgili bilgi sahibi olmak istiyorum.

2002 yılında ve 2004 yılında açılan davalarda Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve bir mirasçı Cumhuriyet Halk Partisinden hisselerini istemiş, Cumhuriyet Halk Partisi altı yıl süreyle bu hisselerin bedelini ödememiş ama tevdi mahalli tayin ederek bunu bir yerel mahkemede depo etmiş.

Şimdi, Siyasi Partiler Kanunu’nda bir hüküm var, 67’nci maddede: “Partiler ticari faaliyetlerde bulunmaz.” diyor. Türk Ticaret Kanunu’nun 3’üncü maddesine göre de bankacılık faaliyeti bir ticari iş. Dolayısıyla aslında Cumhuriyet Halk Partisi bir ticari faaliyette bulunmuş oluyor her ne kadar söylediklerinin doğru olduğunu farz edersek, bu paradan bir gelir elde etmiyorsa da.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Kapatın, kapatın.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – El koyun, el koyun.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ama şu var: Cumhuriyet Halk Partisinin İş Bankasının yönetimine verdiği isimler var, bu isimler de buradan ücret alıyorlar. Şimdi, bu, bir haksız rekabet diğer partiler açısından.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – AKP’ye verelim AKP’ye, iktidar partisine.

BAŞKAN – Hatibi dinleyelim değerli arkadaşlar.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – O zaman bizim şöyle bir teklifimiz var: Bu yasal düzenleme, bu miras bırakma Cumhuriyet Halk Partisinin kendi inisiyatifiyle yaptığı bir şey değil, sizi suçlamıyorum.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Üzerinize alın üzerinize İş Bankasını.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Yabancılara satarsınız onu da, yabancılara satarsınız. Onu da alın, yabancılara satın. Diğer bankaların hepsini yabancılara sattığınız gibi onu da satın.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, hatibi…

Siz Genel Kurula hitap edin.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Makul bir çözüm getirmek gerekir. Benim bu konuyla ilgili makul bir çözümüm var. Benim bu konuyla ilgili makul çözümüm şu, Cumhuriyet Halk Partisinin kendisinden kaynaklanmayan ama onun lehine olan bu düzenlemeyi neticede yasalara uydurmak için şunu yapmak lazım: Cumhuriyet Halk Partisinden bunu alamıyorsak bu gelir, bu ticaret faaliyet devam ettiği sürece…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Demagoji yapıyorsun demagoji, gerçekleri söylemiyorsun.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – …Cumhuriyet Halk Partisinin hazine yardımı almamasını sağlamak gerekir ancak o zaman eşit şartlarda rekabet edilebilir.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Cumhuriyet Halk Partisinin buradan para almadığını bilmiyor musun? Memleketinde bir sorun yok mu, işçinin, köylünün… Git, onlardan haber ver!

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Cumhuriyet Halk Partisinin hazine yardımı alıp almayacağı sana mı düştü ya? Allah Allah!

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, lütfen hatibi dinleyin.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ben bir milletvekili olarak bu konunun doğrusunu öğrenmek için günlerdir çalışıyorum ve bunu araştırırken de hiç birinize bir ithamda bulunmadım, Cumhuriyet Halk Partisinin kendisine de bir ithamda bulunmadım ama Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sen Varlık Fonu’nu araştır, Varlık Fonu’nu araştır, kimlere peşkeş çekiliyor, onlara bak!

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Bilgi alamadıysan bu işi yapma!

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen hatibi dinleyin, bir meramını anlatsın hatip, herhâlde buna da bir cevap verilir.

Buyurun, devam edin siz.

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisinin Saygıdeğer Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bu hisselerin sahibi sıfatıyla bir dönem CHP’de yönetim kurulu üyeliği yapmış ve tahmin ediyorum, bundan dolayı da bir ücret almış. Bu ücreti Cumhuriyet Halk Partisinin parti faaliyetlerinde mi kullandı, kendisi mi aldı, o bizi ilgilendirmiyor. (CHP sıralarından gürültüler)

EDNAN ARSLAN (İzmir) – Yapma, yapma kardeş!

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Ama total olarak söylememiz gereken şey şu: Hem hisse sahiplerinin aldığı ücret hem de Cumhuriyet Halk Partisinin bu hisselerin sahibi olma sıfatıyla yaptığı faaliyetler bir siyasi partinin faaliyetleriyle kanun önünde uyuşmamaktadır.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Uçan saraydan daha mı ağır?

AHMET ÖZDEMİR (Devamla) – Bu nedenle buna bir yasal çözüm getirilmesi gerektiğini düşünüyorum ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sen yeni geldin, herhâlde bazı şeyleri bilmiyorsun. Bence git, bir öğren de ondan sonra gel!

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Huzur hakkı, uçan saraydan daha mı ağır geliyor?

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, bakın, grup başkan vekilleri var, sözcüler var; onlar herkes adına konuşabilirler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sayın hatip partimizin ismini ve İş Bankasını ve oradaki hisselerin durumunu şüphe yaratacak ve itham edici bir şekilde dile getirmiştir. Cevap hakkını kullanmak istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun, iki dakika süreyle konuyu bir açıklayalım.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir iktidarın yorulduğu ve tükendiği muhalefete muhalefet etmesinden anlaşılır. Buraya çıkıp da senede beş dakikalık bir bütçe konuşması verildiğinde iktidarın icraatlarını anlatmak yerine muhalefete muhalefet ediyorsanız sonunuz siyaseten yaklaşmış demektir; hayırlı olsun. (CHP sıralarından alkışlar)

Husus çok net, burada hatibin yaptığı iş, Atatürk’ün kurucusu olduğu bu Mecliste Atatürk’ün manevi şahsiyetini rahatsız edecek, Atatürk’ün vasiyetini tartışmaya açacak ve Atatürk’ün bu vasiyeti üzerinden Atatürkçüleri ve onun emanetine yürekten sahip çıkanları rahatsız edecek bir provokasyondur. Hatip “Eğer doğruysa” diyor… Elinizde bütün devlet imkânları var. Devlet imkânlarını hukukun gerektirdiği ve gerektirmediği şekilde yetki sınırlarınızı aşarak da kullanıyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisinden kurulduğu günden bugüne kadar, Atatürk’ün vasiyeti uygulanmaya başlandığı günden bugüne kadar bir kör kuruş İş Bankasından Cumhuriyet Halk Partisinin cebine girmemiştir. Hatta bir gece hesaplarda kalan para ertesi gün aktarılırken o gecelik faiziyle alınmadıysa bile aktarılmıştır. Aktarıldığı kurum, sizlerin ellerinde Atatürk’ün isteği gibi yönetilmeyen, görevini yapmak yerine Atatürk’e değil Atatürk’ten önceki dönemde ve sonraki dönemlerde Atatürk’ün hatırasına ihanet etmiş kişilere güzellemeler yapan birtakım şahsiyetlere hizmet eden Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumuna aktarılmaktadır. Kurumların hesaplarına baktığınızda aktarılan paralar amaca uygun kullanılmamakta hatta önemli bir miktar para boşta durmaktadır. Bu, sizin elinizde perişan edilmiş kurumların sorumluluğundadır. El attığınız İş Bankası Türkiye’nin en büyük, dünyanın ilk 100’deki 96’ncı bankasıdır. Yani nasıl yönetiliyorsa, şu anda ne yapılıyorsa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Müsaadenizle…

BAŞKAN – Sayın Özel, bir dakikada toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – …şu andaki, bundan önceki yöneticileri ve bugünkü yöneticileri ne yapıyorlarsa doğru yapıyorlar ki Türkiye’nin en kârlı bankasıdır, dünyanın göz bebeği ilk 100’ün 96’ncı sırasındadır. Ama siz bu iyi işleyen kurumu bir şekilde tartışmaya açarak, bir şekilde o konuda şüphe yaratarak Türkiye’nin en büyük bankasına çökülebileceği, el konulabileceği izlenimini yaratarak hem İş Bankasına hem Türkiye ekonomisine hem Türkiye’nin dünyadaki algısına zarar vermeye devam ediyorsunuz. Bu en üst perdeden denendi, sonucu görüldü, geri adım atıldı ama siz bir yerden görev çıkarmışsınız, partinizin icraatını anlatmak yerine bu saldırıda bulunuyorsunuz. Şunu bilin: Şu anda Ziraat Bankasının, Halkbankın ve Vakıfbankın yönetim kurullarında eski milletvekilleriniz, eski Cumhurbaşkanı danışmanları var, bugün kurulan birçok üst kurulda 3 yerden, 4 yerden maaş alan kişiler var. Devletin imkânlarını böyle sömürenler, Atatürk’ün vasiyetiyle, Atatürk’ün partisinin yapmış olduğu bu hizmete laf söyleyemezler. Bu, en basit deyimle, Atatürk’ün manevi huzurunda Atatürk’e hakarettir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Öğrendin mi, aldın mı cevabını? İşine bak! Türkiye İş Bankası size kalmadı! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Muş, yerinizden söz talep ettiniz.

Değerli arkadaşlar, bu konuların tartışılması yararlı bence, yani bir kere tartışılsın ve açığa da kavuşsun.

Buyurun Sayın Muş.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğuna, hukuk neyi gerektiriyorsa onun yapılacağına ve Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptğı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye bir hukuk devletidir. Hukuk neyi gerektiriyorsa şimdiye kadar o yapıldı, bundan sonra da o yapılır. (HDP sıralarından gürültüler) Türkiye’nin kanunları bellidir, Türkiye’nin mevzuatı bellidir, bu mevzuat ve kanunlar çerçevesinde hareket edilir ve herkes bu kanunlara uygun şekilde fiillerini ve sorumluluklarını yerine getirmekle karşı karşıyadır. Burada İş Bankası hisseleriyle alakalı tartışmada da kanun ve nizam, hukuk ne diyorsa o olacaktır.

Şimdi, bir diğer konu da milletvekilimizin konuşmasına atfen: “Muhalefete muhalefet yapmak sizin siyaseten sonunuzun yaklaştığını gösterir.” Benim Sayın Özel’e tavsiyem şu: Çok büyük laflar konuşuyor, çok büyük iddialarda bulunuyor, sonra kendi kendine mahcup oluyor. Bakın, 19 Nisan 2018 tarihinde mevkidaşım Sayın Özel şöyle bir açıklamada bulunuyor: “Bu seçimi biz kazanacağız. Buna Spil Dağı ne kadar büyükse, o kadar inanıyorum.” Spil Dağı Manisa’da bir dağdır bu arada. Fakat yine kaybettiler. Benim kendisine tavsiyem, bu kadar büyük konuşmaması, daha itidalli açıklamalar yapmasıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, siz de yerinizden, toparlayarak bu konuyu kapatalım.

2.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Vekille ilgili bir rakam bakıyordum ama yetişmemişti. 5.936 soru önergesi verilmiş, süresi içinde 274’ü, koskoca devlet elinizde yüzde 4’ünü cevaplıyorsunuz, “İş Bankası on günde değil, on beşinci günde cevap verdi.” diye bizi eleştiriyor.

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – İki ay!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İkincisi: Türkiye’nin en güçlü yapısına el atmayın çünkü el attığınız ne varsa… “Maşallah!” dediğiniz inek kırk gün sonra sütten kesiliyor, başını okşadığınız çocuk kırk gün sonra vefat ediyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bari, hiç olmazsa, Türkiye’de işleyen bir tane kurum var, bu kuruma sataşmayın.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Özgür, iyi atıyorsun ya.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Muş, ben Spil Dağı kadar inanıyorum sizin gideceğinize ama siz bir iktidar kibri içindesiniz. Bende bu inanç, bu yürek nereden, biliyor musunuz?

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Biz de sizin gelmeyeceğinize inanıyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - İşgal orduları geldiğinde sizinkiler kırmızı halı sererken bizim mavi gözlü de bakıp “Geldikleri gibi giderler!” demişti. O da bu kadar inanıyordu. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş, ben gördüm zaten sizi.

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben bir durum tespiti yapmaktayım. Şunu da esefle kınadığımı söylerim…

BAŞKAN – Toparlayalım ama artık?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Özel, bu millet topyekûn bir kurtuluş mücadelesi vermiştir, “sizinkiler, bizimkiler” muhabbeti değildir.

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) - Böyle bir şey yok.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Her dönem dilinizden ayırmadığınız, dilinizden düşürmediğiniz “ayrımcılık” gibi ifadeleri burada kullanma. Bu Anadolu insanının çocuğu sırtında cepheye mermi taşımıştır; dolayısıyla, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun. Kurtuluş Savaşı mücadelesini, başında liderleri, arkasında bu halk topyekûn vermiştir, bunu da unutmayın.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, son kere veriyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tamam.

BAŞKAN - Toparlayın artık siz de lütfen, çok konuşmacımız var.

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, “Kurtuluş Savaşı hiç olmadı.”dan, Çanakkale Zaferi’ni Atatürk’süz anlatmalardan şimdi “topyekûn bir mücadele” ve “Oradaki kahramanlar hepimizin kahramanıdır.” noktasına çekebildiysek AK PARTİ’yi bu tartışmanın sonunda…

SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) - Hadi oradan!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …bu da Cumhuriyet Halk Partisinin başarısıdır.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Saçmalama!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, birleşimin sonuna doğru yapacağımız soru-cevap işlemi için sisteme giren arkadaşlarımızın isimlerini bastırdım, bütün gruplara dağıtacağım. Bu arkadaşlarımıza, tabii, bu listeyi dikkate alarak daha sonra söz vereceğim yani onu şimdiden ilan edeyim. Sisteme soru-cevap için giren arkadaşlarımızın isimlerini gruplara gönderiyorum; bu arkadaşlarımız birleşimin sonuna kadar kalsınlar ya da takdirleri tabii. Bu listeyi dikkate alacağımı bilginize sunuyorum çünkü sistemde bir yer sorunu olduğu için bu arkadaşlarımızın da bilgilerine sunuyorum. Gruplara da arkadaşlarımız bu listeyi göndersinler lütfen.

Teşekkür ederim.

AK PARTİ grubu adına altıncı söz, Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Adil Çelik’e aittir.

Buyurun Sayın Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Çelik.

AK PARTİ GRUBU ADINA ADİL ÇELİK (Balıkesir) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2019 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında Danıştay Başkanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulumuzu, aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önceki konuşmanın bir devamı olarak da yine Balıkesir’de Kurtuluş Savaşı sırasında Balya Müfreze Komutanlığı yapan Cafer Efe’nin torunu olarak konuşuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Danıştay bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Danıştay, köklü Türk devlet geleneğinin temel kurumlarından biri olarak Sultan Abdülaziz tarafından 1868 yılında “Şûrayı Devlet” adıyla kurulmuş olup 1924 Anayasası’yla anayasal bir kurum hâline gelmiştir, 1961 ve 1982 Anayasalarında da yüksek yargı mahkemeleri yanında yerini almıştır. 1961 Anayasası’nın 114, 1982 Anayasası’nın 125’inci maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olması öngörülmüştür. Danıştay Anayasa’nın 155’inci maddesine göre yürütme organına yardımcı bir inceleme, danışma ve karar organı olmanın yanı sıra, yönetimin yargı yoluyla denetlenmesinde etkin ve önemli görev yapan bir yargı kuruluşudur. Bu anlamda, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve tabii ki demokrasinin önemli bir teminatıdır. Bu sayede idari işlem ve kararların keyfîlikten ve dönemsellikten uzak, devlet ciddiyetine yakışır ve adaleti temel alarak tesis edilmesi hedeflenmiştir.

Bugün Danıştayın idari görevleri ile yargı görevleri birbirinden kesin olarak ayrılmıştır. Yönetimin yargı yoluyla denetlenmesi görevini idare ve vergi mahkemeleriyle birlikte Danıştay Dava Daireleri yürütmektedir.

2016 yılında yürürlüğe giren istinaf sistemiyle Danıştaya gelen iş sayısında ciddi bir azalma olmuştur. 2017 yılında gelen iş sayısında bir önceki yıla göre yüzde 60’lık bir azalma mevcuttur. 2016 yılında karara bağlanan dosya sayısı 165 bin iken 2017 yılında bu rakam 145 bine ulaşmıştır ve 5 Aralık 2018 tarihi itibarıyla kararı verilen 119 bin dosya sayısı aralık ayında yoğunlaşmakla önceki istatistiklere ulaşacaktır.

Gelen dosya sayısındaki azalış ve dosya çıkarma hızındaki artış derdest dosya sayılarına da yansımış bulunmaktadır. 2016 yılı derdest dosya sayısı 268 bin iken bu rakam 2017 yılında 206 bin, 5 Aralık 2018 tarihi itibarıyla 176 bin olmuştur; yani idari yargıda istinaf sistemi reformunun amacına ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sayede yıllar içerisinde Danıştayın üzerindeki ağır iş yükünden kurtularak hem yargılamayı makul sürede sonuçlandırma hedefine hem de asıl işlevi olan istinaf mahkemesi rolüne kavuşulabileceği değerlendirilmektedir.

2019 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile Danıştay Başkanlığı personel giderlerine 148 milyon 175 bin, Sosyal Güvenlik Kurumu devlet primine 18 milyon 652 bin, mal ve hizmet alımı giderlerine 10 milyon 416 bin, cari transfer giderlerine 1 milyon 926 bin, sermaye giderlerine 3 milyon 151 bin olmak üzere toplam 182 milyon 320 bin lira ödenek tahsisi öngörülmüştür. 2019 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ödeneklerinde bir önceki yıla göre 33 milyon 348 bin liralık yani yüzde 22 oranında artış meydana gelmiş, bu artışın da büyük bir bölümü personel gideri ve Sosyal Güvenlik Kurumu devlet primi giderlerindeki artıştan kaynaklanmış bulunmaktadır.

6723 sayılı Kanun gereği, 2016’dan itibaren altı yıl içerisinde Danıştayın 17 olan daire sayısının 10 daireye indirilmesi hedeflenmiştir; hâlen de 14 daire olarak görev yapmaktadır.

Danıştayın söz konusu görevlerini ifa eden personele baktığımızda, 131 meslek mensubu, 22 savcı, 470 tetkik hâkim olmak üzere 623 yargı mensubu görev yapmaktadır, ayrıca 960 idari personel mevcuttur.

Hâkim ve nitelikli idari personel sayısının artırılarak yargı mensupları ve idari personelin evrensel ölçüde etik ilkelerinin düzenlenmesi, bilgilendirilmeleri, farkındalıklarının geliştirilmesi, fiziki ve teknik altyapı eksiklerinin giderilmesi, UYAP’a taşınmış olan idari yargı hizmetlerinin güvenli ve etkin hâle getirilmesi de öncelikler arasındadır.

Yine Danıştay dâhil tüm yüksek mahkeme kararlarının kişisel verilerden arındırılarak sıra numarasıyla yayınlanması, etkin bir toplumsal denetimin sağlanması açısından önemlidir diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Çelik, bir dakika…

ADİL ÇELİK (Devamla) – Bu vesileyle Danıştay bütçesinin Danıştay üyelerine, çalışanlarına ve bütün aziz milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Müsaadenizle…

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Balıkesir Milletvekili Adil Çelik’in 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Adil Çelik’in konuşmasını dikkatle dinledik. Başta, Balya Müfreze Komutanı Cafer Efe’nin torunu olduğunu söyledi, bundan da büyük bir memnuniyet duyduk. Cafer Efe’yi de tüm silah arkadaşlarını da saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyoruz.

Bizim buradaki sorunumuz şu: Eğer Cafer Efe’ye birisi gitseydi, Cafer Efe “Şu anda Türkiye'de ne oluyor?” diye sorsaydı ve “Senin torununun bulunduğu siyasi parti bugün Meclis çatısı altında Atatürk’ün vasiyetine saldırıyor, Atatürk’ün vasiyetini boşa çıkarmaya çalışıyor.” deseydi, herhâlde Cafer Efe “Yapmaz benim torunum.” derdi.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, burada bir şeyin altını çizmemiz gerekir. “Sizin dedeleriniz kırmızı halı serdiler.” lafı kabul edebileceğimiz bir şey değildir ve Sayın Özgür Özel’in kendisine bunu iade ediyorum. Mezarlıklarla uğraşmayı bırakın, ecdada, ecdadımıza laf uzatmayın, ağzınızdan çıkan lafı kulağınız iyi duysun. Bu sizin bir haddiniz değildir. Siz partimize eleştiride bulunabilirsiniz, fikirlerimizi beğenmeyebilirsiniz ama bu milletin topyekûn verdiği bir mücadeleyi “Biz bu işi kazandık, biz bu işi yaptık, sizinkiler böyle yaptı.” gibi bir şeyi söylemekten sizi menederim, haddinizi bilin! (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu milletin arasına fitne tohumları koymayın, bu milleti ayrıştırmayın. Bu devletin sahibi siz değilsiniz, bu milletin sahibi siz değilsiniz, bu milletin efendisi de siz değilsiniz, yerinizi bilin. Bu milletin hiçbir ferdine “Düşmana kırmızı halı döşedi.” diyemezsiniz, aklınızı başınıza getirin. (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel, toparlayarak bitirelim bu konuyu.

7.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Muş biraz önceki konuşmasının kâfi gelmediğini düşündü ki tekrar aynı konuya döndü, şunu söyleyeyim: Sayın Muş, bu dediklerinizi söyleyebilmeniz için benim karşıma çıkıp had bildirebilmeniz için “Atatürk’e zerre muhabbet besleyen ne ölüme ne dirime gelsin." diyen adama ziyaret yapmayacak Genel Başkanınız, Beyefendi. (CHP sıralarından alkışlar)

“Atatürk heykellerini it leşi gibi sokaklarda süründüreceğiz." diyen adama Diyanet İşleri Başkanınız gitmeyecek beyefendi. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bağırma ya, ne bağırıyorsun!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “10 Kasımlarda dokuzu beş geçe kenefe gidin." diyen adamın karşısında el pençe divan duranların burada söyledikleri sözün samimiyeti tartışılır Beyefendi. Siz haddinizi bileceksiniz, haddini bilmez bu davranışları yapanları ya cezalandıracaksınız ya bu tavırdan ayrışacaksınız ya da oturduğunuz yerde oturacaksınız. Siz haddinizi bilin! (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Muş, ben elbette söz vereceğim.

Sayın grup başkan vekilleri, çok yoğun bir konuşma talebi ve konuşmacılar var, saatler sürecek bir birleşim gerçekleştiriyoruz. Bu konuyu toparlayarak ve özellikle grup başkan vekillerinin birbirlerinin her zaman bir arkadaş olduğunu da bilerek konuşmalarını toparlamalarını rica ediyorum kendilerinden.

Buyurun.

8.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Atatürk’ün CHP’nin tekelinde olmadığına, Türkiye’nin ortak bir değeri olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, Atatürk CHP’nin tekelinde değildir, Atatürk Türkiye’nin ortak bir değeridir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sahip çık o zaman kardeşim, sahip çık!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Nereden oluyor efeleniyorsunuz? Atatürk sizin tekelinizde mi, Atatürk sizin tekelinizde mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sahip çık o zaman.

BAŞKAN – Sayın Muş, karşılıklı olmasın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Her sıkıştığınız zaman Atatürk'ü kalkan olarak kullanmaktan vazgeçin...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Atatürk’e sahip çık o zaman.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – ...kendinize güvenin, adam gibi siyaset yapın, vazgeçin bu işlerden. Atatürk'ü siyasi emelleriniz için kullanmayın.

Değerli milletvekilleri, Atatürk aleyhine tek bir ifademizi bulamazsınız ve bizim söylediğimiz şudur: Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak paydasıdır. Atatürk’e karşı yapılacak olan her şeyin karşısında önce AK PARTİ dikilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ama siz her sıkıştığınız yerde Atatürk’ü kalkan olarak kullanmaktan vazgeçin. Kendi fikirlerinizle çıkın sahneye, kendi fikirlerinizle çıkın sahneye. Millî kahramanlar arasında ayrımcılık yapmayın. Bu ayrımcılık dilinden vazgeçin, kendinizi milletin efendisi olmaktan da vazgeçin. Hâlen akıllanmadınız!

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özgür Bey, son defa verelim ve toparlayalım artık değerli arkadaşlar.

9.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Hâlen akıllanmadınız.” diyor. Ne bana ne Cumhuriyet Halk Partisinin herhangi bir mensubuna akıl vermek ne Mehmet Muş’un ne Mehmet Muş çerçevesinde siyaset yapan kimsenin haddi değildir, bir kere haddini bilsin! (CHP sıralarından alkışlar)

İkincisi: Atatürk tartışmasını, bütçe görüşmesinde Sayıştay üzerine konuşulurken çıkıp Atatürk’ün vasiyetine saldıran milletvekillinden sor sen Atatürk’ü tartışmanın hesabını.

Çok net bir şey söylüyoruz: Atatürk’e karşı ülkenin Diyanet İşleri Başkanından tutun Genelkurmay Başkanına kadar, gidip Akit diye Atatürk’e her gün nefret söylemlerinde bulunan bir gazetenin yazarını ziyaret eden Genelkurmay Başkanına kadar ve “Atatürk’e zerre muhabbet besleyen yanıma gelmesin.” diyen adamı gözümüze sokar gibi ziyaret yapan Genel Başkanlarına kadar; Atatürk’e yapılan saldırıya karşı çanak tutan, kolaylaştıran bu siyasetin karşısında Cumhuriyet Halk Partisi aslan gibi Atatürk’ü de onun eserlerini de devrimlerini de korumaya devam edecektir. Hiç merak etme Mehmet Muş. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz, sağ olun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, kimi kimin ziyaret edeceğine karar verecek olan…

BAŞKAN – Bir saniye değerli arkadaşlar, kayıtlara girsin.

Buyurun Mehmet Bey.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, kimi kimin ziyaret edeceğine karar verecek olan Özgür Özel değildir. Partileri bağlayan partilerin kurumsal fikirleri ve görüşleridir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, “Keşke Yunan galip gelseydi.” diyen adamı ziyaret edenler, “Kimi ziyaret edeceğimize karışamazsınız.” diyorlarsa, bu konuda yanılıyorlar. “Yunan galip gelseydi.” diyen adamın elini eteğini öpen adamın, o ziyaretini eleştirmek de ona bu Meclisi dar etmek de boynumuzun borcudur. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, görüşmelere devam ediyoruz.

Tabii, sayın grup başkan vekillerinden ricam, Meclisi yöneten başkan vekillerine yardımcı olmaları çünkü bildirdiğiniz çok sayıda konuşmacı var değerli arkadaşlarım, bu işlemleri de tamamlamak durumundayız. Tartışmaların olmasını ben çok doğal karşılıyorum, yararlı da olur, herkes açıkça fikirlerini söylesin ama makul bir zamanda da keselim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Şimdi söz sırası AK PARTİ Grubu adına Samsun Milletvekilimiz Sayın Orhan Kırcalı’ya aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Kırcalı, süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN KIRCALI (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayıştay Başkanlığı 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlarım.

Bütçe, yasama organı tarafından yürütme organına kamu gelirlerinin toplanması ve giderlerinin yapılması için izin ve yetki verilmesini düzenleyen kanunlardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe hakkını kullanırken, vatandaş adına kamu gelirlerini toplama ve bu gelirleri harcama konusunda yürütme organına verdiği yetkinin uygulanmasının sonuçlarını da Sayıştay aracılığıyla denetlemektedir. Bu bağlamda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim faaliyetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesinde yüz elli altı yıllık köklü bir geçmişe ve tecrübeye sahip Sayıştayın rolü çok büyüktür. Sayıştay, Yüce Meclis adına yaptığı denetimleri dürüst, ön yargıdan uzak, tarafsız ve uluslararası denetim standartlarına uygun bir şekilde planlamakta ve yürütmektedir. Sayıştay kamu yönetiminin saydamlığına ve hesap verilebilirliğine katkı sağlamayı hedeflemektedir, denetimlerinde bilişim teknolojisinden azami ölçüde yararlanmaktadır, denetim ve raporlama kapasitesini sürekli olarak da geliştirmektedir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, kamuoyunun ve denetlenen kamu idarelerinin beklenti ve ihtiyaçlarını da her zaman dikkate almaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu mali yönetimi ve denetiminin ön yargıdan uzak, dürüst, şeffaf ve uluslararası denetim standartlarına uygun bir şekilde yürütülebilmesi için AK PARTİ hükûmetlerince birçok reforma da imza atılmıştır. 2004 yılında Anayasa’nın 160’ıncı maddesinde yapılan değişiklikle, askerî malların hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın Sayıştayca denetlenmesinin önü açılmıştır. 2005 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle mahalli idarelerin denetlenmesinin doğrudan Sayıştay tarafından yapılabilmesi imkânı geliştirilmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu uygulamaya konulmuştur. Siyasi partilerin mali denetiminin Sayıştay tarafından yapılmasını sağlayan 6216 sayılı Kanun yürürlüğe konulmuştur. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Sayıştaya devredilerek denetim tek çatı altında toplanmıştır. Kamu kaynağı kullanan kuruluşların Sayıştay tarafından denetiminin kapsamı da genişletilmiştir. 832 sayılı Kanun yalnızca uygunluk denetimi yapmaya imkân verirken 6085 sayılı Kanun’la Sayıştay uygunluk denetiminin yanında performans ve mali denetim de yapar hâle getirilmiştir. Yine, 6085 sayılı Kanun’la raporlama fonksiyonu güçlendirilerek kamuoyuna açıklama zorunluluğu da getirilmiştir.

Tüm bu reformlar doğrultusunda, hesap verilebilir, dünya standartlarında bir denetim süreci işlemeye başlamıştır. Kamu harcamalarında verimlilik sağlanarak israf önlenmiş, kalkınmanın hızlanması ve sürdürülebilir bir kalkınmanın gerçekleştirilmesinin de önü açılmıştır. Devlet ile vatandaş arasında güven duygusu oluşmuştur. Saydam bir bütçe ve saydam gelir, gider denetim mekanizması da bina edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 2017 yılı denetim programı kapsamında 5018 sayılı Kanun’a tabi merkezî yönetim bütçesinin yüzde 99’u, sosyal güvenlik kurumları bütçesinin yüzde 100’ü, mahalli idareler bütçesinin de yüzde 73’ü denetlenmiştir. Artık, milletimiz adına büyük bütçeler yapan bir Türkiye var. Gelirini, giderini öngörebilen, şeffaf ve denetlenebilir, kamuoyunun her an ulaşabileceği bir saydamlıkla yürütülebilen bir denetim mekanizması vardır. Geçmişi, birikimi ve hizmetleriyle devlet geleneğimizde önemli bir yeri bulunan Sayıştay Başkanlığı, yüksek denetim kurumlarının uluslararası bölgesel organizasyonlarıyla da sıkı bir iş birliği içerisindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılı kesin hesabında Sayıştayın 257 milyon tutarındaki toplam ödeneğinin 217 milyonu kullanılmıştır. Sayıştayın Stratejik Plan ve Performans Programı’nda yer alan amaç ve hedeflerine ulaşabilmesi için 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi’nde öngörülen toplam ödenek tutarı 367 milyon liradır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kırcalı, devam edin, buyurun.

ORHAN KIRCALI (Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.

Yüksek vazife anlayışıyla kararlı bir şekilde görevlerini yerine getiren Sayıştay Başkanlığımız önümüzdeki dönemde de aziz milletimizin hakkını ve menfaatlerini koruma sorumluluğunu yerine getirecektir.

Bu düşüncelerle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ilk bütçesinin ülkemize, milletimize ve Sayıştay Başkanlığımıza hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AK PARTİ Grubu adına konuşmacı Bilecik Milletvekilimiz Sayın Selim Yağcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Yağcı.

AK PARTİ GRUBU ADINA SELİM YAĞCI (Bilecik) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; bir zamanlar mensubu olmaktan gurur duyduğum adalet teşkilatının en önemli kurumlarından biri olan Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 2019 yılı bütçesinin hayırlara vesile olması temennisiyle konuşmama başlarken yüce Meclisi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Anayasa değişikliği sonrası “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” ismi “Hâkimler ve Savcılar Kurulu” olarak değiştirilirken kurulun yapısı ile üye seçim sistemi yeniden düzenlenmiştir. Anayasa değişikliği sonrası Hâkimler ve Savcılar Kurulunun üye sayısı 22’den 13’e, daire sayısı 3’ten 2’ye düşürülmüştür. Kurulun Başkanı Adalet Bakanı, Adalet Bakanlığı ilgili bakan yardımcısı da kurulun tabii üyesi hâline getirilmiştir. Cumhurbaşkanlığınca atanacak 4 üyenin 3’ü yüksek yargıçlardan, adli yargıdan; 1 üye de Danıştay üyelerimiz arasından, idari yargıdan seçilen üyelerden oluşturulmuştur. Burada Anayasa değişikliğiyle Hâkimler ve Savcılar Kuruluna tanınan en güzel ayrıcalık, gerçekten millet adına önemli olan bir husus Meclisimiz tarafından 7 üyenin özel nitelikli seçilmiş olmasıdır. 3 üye Yargıtay üyeleri arasından, 1 üye Danıştay üyeleri arasından; 3 üye ise nitelikleri kanunda belirtilen yükseköğretim kurumlarının hukuk dallarında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından seçilen üyelerden; bunlardan en az birinin öğretim üyesi ve en az birinin avukat olması zorunludur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından her bir üye için ayrı ayrı gizli oyla seçim yapmaktadır. Birinci oylamada üye tam sayısının üçte 2 çoğunluğu, eğer bunda gerekli çoğunluk sağlanamazsa ikinci oylamada üye tam sayısının beşte 3 çoğunluğu aranır. İkinci oylamada da üye seçilemediği takdirde en çok oyu alan 2 aday arasında ad çekme usulüyle üye seçimi tamamlanır. Üyeler dört yıl için seçilir, süresi biten üyeler bir kez daha seçilebilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisimizin Hâkimler ve Savcılar Kuruluna üye seçiminde rol üstlenmesini gerçekten bir hâkim olarak, hukukçu bir milletvekili olarak, millî iradenin yargı üst yönetimine yansımasının bir vesilesi olarak çok önemli görüyorum. “Adalet mülkün temelidir.” anlayışıyla hükmettiği topraklara adaleti götüren bir medeniyetin mensubu olarak 16 Nisan referandumuyla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu yapısı içerisinde yargının demokratik meşruiyeti ile hesap verebilirliğinin sağlanmış olmasının önemini bir kez daha yüce Meclisimize hatırlatmak istiyorum.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını temin etmek ve buna bağlı olarak yargı hizmetlerinin etkin, hızlı, adil bir şekilde yürütülmesine imkân sağlamak için kurulmuştur. Gerçekten, yargı mensuplarımızın bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da bunu fedakârca ve gayret içerisinde, adalet anlayışı ve tarafsızlık içerisinde yürüteceklerine canıgönülden inanıyorum. Onun için “Adalet mülkün temelidir.” diyoruz ve bunu gerçekleştirme adına yargıya, hâkimlerimize, savcılarımıza ne kadar imkân hazırlarsak devletimizin, milletimizin geleceğinin de o kadar önemli olduğuna canıgönülden inanıyorum. Hâkimler ve Savcılar Kuruluna 2019 yılı bütçesi olarak ayrılan 76 milyon 849 bin TL’nin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yağcı, bir dakika ilave ediyorum.

SELİM YAĞCI (Devamla) -…gerçekten yargımızın sorunlarını giderme noktasında daha da artırılarak ilerideki günlerde bu görevlerin daha etkin, verimli şekilde sağlanmasını sağlayacağına canıgönülden inanıyorum.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum: Görüşülmekte olan 2019 yılı bütçesinin vatanımıza, milletimize, hâkimlerimize, savcılarımıza, adalet teşkilatımıza, insanımıza hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, 2019 Yılı Bütçe Kanunu Teklifi’nde yoğun mesai harcayan Plan ve Bütçe Komisyonu Başkan ve üyelerine ve yüce heyetinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yağcı.

AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Mersin Milletvekilimiz Sayın Ali Cumhur Taşkın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Taşkın.

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî İstihbarat Teşkilatı, MİT Başkanlığının 2019 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Başta yakın coğrafyamız olmak üzere, küresel anlamda hızlı gelişmelerin yaşandığı, ittifak ilişkilerinin değiştiği ve çeşitlendiği bir dönemden geçmekteyiz. Önemli bir bölgesel aktör olan ülkemiz de bu gelişmelerden doğrudan ya da dolaylı etkilenmektedir.

Millî güvenliğimiz ve menfaatlerimiz açısından üzerine düşen sorumluluğun bilincinde olan MİT Başkanlığımız, ülkemize yönelik her geçen gün artmakta olan iç ve dış tehditlere karşı etkin bir faaliyet göstermektedir.

Dünyada yaşanan krizlerin sayı ve sıklık bakımından artması ve krizler arası etkileşimin yoğunlaşması, siber saldırılar, kara propaganda, terör örgütlerinin birbiriyle etkileşim hâlinde olması gibi tehditlerin iç içe geçmişliği, klasik terör tanımını da ortadan kaldırmıştır. Bu durum, tehditler ile güvenlik boyutunun yanı sıra, paramiliter, ekonomik, psikolojik alanlarda da proaktif şekilde mücadele gerektirmektedir.

MİT Başkanlığı ile diğer güvenlik kurumlarının organize çalışmaları sonucunda PKK, KCK, FETÖ/PDY, DEAŞ ve DHKP-C başta olmak üzere, terör örgütlerinin ülkemize yönelik etki alanları azaltılmıştır. Nitekim, FETÖ/PDY’yle mücadele kapsamında byLock gizli haberleşme uygulamasının ve kullanıcılarının deşifre edilmesi, FETÖ/PDY Emniyet arşiviyle mahrem yapılanmasının ortaya çıkarılması, yurt dışında bulunan FETÖ/PDY mensuplarının ülkemize iadesinin sağlanması, TSK’nin Suriye ve Irak’taki operasyonlarına destek verilmesi, son olarak, Ağustos 2018’de PKK, KCK yürütme konseyi üyesi Zeki Şengali kod adlı İsmail Özden’in Kuzey Irak’ta etkisiz hâle getirilmesi bahsi geçen iş birliği içerisinde gerçekleştirilmiş önemli faaliyetlerdendir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MİT Başkanlığımız ülkemizin dış güvenliğine yönelik artan tehditlere karşı yurt dışında da etkin olarak faaliyet göstermektedir. Bu kapsamda, MİT Başkanlığının üstlendiği görevler ve yürüttüğü istihbarat diplomasisi çalışmaları stratejik çıkarlarımızın korunmasında önemli rol oynamaktadır. MİT Başkanlığınca dönem içerisinde Suriye sahasına yönelik çalışmalar bağlamında Zeytin Dalı Harekâtı ve Fırat Kalkanı Harekâtı’na oyun değiştirici oranda destek verilmesi, Afrin’deki faaliyetler, Astana sürecindeki istihbarat diplomasisi çalışmaları ve ateşkes anlaşması ile Soçi mutabakatının imzalanmasına öncülük edilmesi, Reyhanlı patlamaları firarisi Yusuf Nazik’in Suriye’den getirilmesi bu alanda kamuoyuna da yansıyan örneklerdendir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki süreçte terör örgütlerinin ve uluslararası gelişmelerin yaratacağı tehditler ve fırsatların devam edeceği dikkate alındığında, çok boyutlu bir bakış açısıyla istihbarat toplanması ve mutlaka bir sonraki adımın ne olabileceğine dair bir değerlendirmeyle işlenmesi millî güvenliğimiz ve millî çıkarlarımız açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemlerde de MİT Başkanlığının önemli görev ve faaliyetler yürüteceği aşikârdır. Ayrıca, insan kaynaklı ve tekniğe dayalı, istihbarat kapasitesi yüksek ülkelerin güvenlik ve strateji alanlarında oyun değiştirici konumda oldukları bilinmektedir. Bu çerçevede, MİT Başkanlığınca başlatılan teknik ve fiziki altyapı yatırımlarına önümüzdeki dönemde de devam edilmesi ülkemizin millî güvenliği ve çıkarlarının bir gereğidir. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın dinamik ve değişken yapısı ile devletler arası ilişkilerin geçişkenliği de dikkate alındığında, Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığına 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’yla tevdi edilen görevlerin yerine getirilmesi için gerekli bütçenin yüce Meclisimizce tahsis edilmesi elzemdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yurt içinde ve yurt dışında ülkemizin bekası için her türlü fedakârlığı göze alarak görev yapan Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığımızın tüm çalışanlarını tebrik ediyor, 2019 mali yılı bütçesinin Başkanlığımıza, devletimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Söz sırası İzmir Milletvekilimiz Sayın Mahmut Atilla Kaya’ya aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kaya.

AK PARTİ GRUBU ADINA MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2019 yılı bütçesi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Her devlet varlığına, bekasına, bütünlüğüne ve refahına yönelen tehdit ve risklere karşı kendi güvenlik algılamalarına göre tedbir almak durumundadır. Bu gereklilik doğrultusunda devletler bölgelerindeki ve dünyadaki ortamın izlenerek tehdit ve fırsatların tespit edilmesini, bu hususlara matuf siyasetin belirlenmesini ve en doğru politikaların uygulanmasını sağlayacak süreç ve unsurları ihtiva eden millî güvenlik sistemlerini tesis etmektedirler. Bu çerçevede birçok devlet millî güvenliği ilgilendiren konularda sağlıklı, bütüncül, hızlı kararlar almak ve bakanlıklar veya kurumlar arası bilgi paylaşımı, danışma ve koordinasyonu etkin kılmak maksadıyla millî güvenlik kurulu veya savunma kurulu gibi değişik adlar altında özel yapılanmalar teşkil etmiştir. Ülkemizin millî güvenlik yapılanmasının ilk adımı 1933 yılında kurulan ve temel görevi millî seferberlik olarak belirlenen Yüksek Müdafaa Meclisiyle atılmıştır. Söz konusu yapılanma yıllar içerisinde güvenlik anlayışının gelişimine paralel bir değişimden geçmiş ve son olarak 1982 Anayasası’yla Millî Güvenlik Kurulu teşkil etmiştir. Seksen beş yıllık köklü bir tarihi bulunan ve ülkemizin millî güvenlik sisteminin temel bileşenlerinden birini teşkil eden Millî Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet, Millî Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanlarının anayasal bir platformda bir araya gelmesiyle sağlanmaktadır. Gündemi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından belirlenen ve iki ayda bir toplanan Millî Güvenlik Kurulu, gerektiğinde doğrudan Cumhurbaşkanının çağrısıyla da toplanabilmektedir. Millî Güvenlik Kurulu, millî güvenlik alanında devletin en üst koordinasyon kuruludur ve kurul toplantıları, millî güvenlik meselelerinin karşılıklı fikir alışverişiyle en üst seviyede alındığı bir zemini teşkil etmektedir.

Millî Güvenlik Kurulu Sekreterliği de Millî Güvenlik Kurulu gibi köklü bir geçmişe sahip bir kuruluştur. Tarihî süreç içerisinde farklı isimler altında teşkilatlanmış ve son olarak da “Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği” adını almıştır. 9 Temmuz 2018 tarihinde başlayan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi çerçevesinde de 15 Temmuz 2018 tarih ve 6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle tekrar yapısı düzenlenmiştir. Söz konusu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, Genel Sekreterlik, Millî Güvenlik Kurulu toplantılarıyla ilgili iş ve işlemleri gerçekleştirmek, kurul tarafından verilen görevleri yerine getirmek ve bu çerçevede söz konusu görevlere ilişkin araştırma ve değerlendirmeleri yapmak, yaptırmak, bu araştırma ve değerlendirme sonuçlarını kurul üyelerine ulaştırmak ve bu konuları kapsayan bir dokümantasyon merkezi oluşturmak ile Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’nin hazırlanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek noktasında görevlendirilmiştir.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin en üst amiri Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteridir. Doğrudan Cumhurbaşkanımız tarafından atanan Genel Sekreter, Genel Sekreterliğin görevlerini Cumhurbaşkanının emir ve yönlendirmelerini mevzuat hükümlerine ve devletin millî güvenlik siyasetine uygun olarak yürütmekle görevlidir. Genel Sekreter, Cumhurbaşkanına karşı sorumludur.

Hâlihazırda, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde çoğunluğu üniversitelerin uluslararası ilişkiler, ekonomi, hukuk gibi bölümlerinden mezun, yüksek lisans derecesine sahip olan farklı disiplinlerden 236 personel görev yapmaktadır.

Millî Güvenlik Kurulu Sekreterliğinin 2019 yılı mali bütçesinin geneline bakıldığında da, yüzde 70’inin personel giderlerine, yüzde 11’inin sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerine, yüzde 9’unun mal ve hizmet giderlerine ve yüzde 8’inin de sermaye giderlerine ayrıldığı görülmektedir. Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği için 2019 yılı bütçesinde öngörülen bütçe rakamı 32 milyon 341 bin TL olup 2018 yılı bütçesine göre yüzde 10,92 oranında artış göstermiştir.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, 2019 yılı mali bütçe taslağında yer alan ödeneklere ilişkin yukarıdaki faaliyetlerine muadili olan kurumlarla düzenli temaslarla sürdürmekte ve uluslararası düzeyde çeşitli toplantılara da katılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaya, devam edin.

MAHMUT ATİLLA KAYA (Devamla) – Millî güvenliğimizin sağlanması için kanunlarla verilen görevlerini icra etmek üzere yeniden teşkilatlanmış olan Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin 2019 yılı mali bütçesinin ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemimizin ilk bütçesinin ülkemize, milletimize ve devletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Kütahya Milletvekilimiz Sayın İshak Gazel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Gazel, süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSHAK GAZEL (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığının 2019 yılı bütçesi için söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Devletimizin tüm kurumlarını kapsayan ve ortak dil anlayışını merkezine alan bir bakış açısıyla Türkiye'nin politikalarını muhataplarına aktarmayı ve ülkemizin her alanda nitelikli bir şekilde temsiline katkı sağlamayı amaçlayan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı 24 Temmuz 2018’de kurulmuş ve bu doğrultuda gerek ulusal ve gerekse uluslararası kamuoyunda karar alıcı aktörler ve medyayla çok yönlü ilişkiler kurarak ülkemizin hem dış politikasına hem de ulusal faaliyetlere katkı sağlamıştır. Bu konumuyla, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde devletimizin stratejik iletişimine dair politikaları belirlemek ve koordine etmek açısından merkezî bir kurum hâline gelmiştir.

Toplum hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru olan dine dair işlerin yürütülmesi için de kurumsal bir yapıya ihtiyaç olduğu her hâlükârda açıktır. Türkiye'de din hizmetleri eskiden beri hep bir kamu hizmeti olarak görülmüş ve buna ilişkin bir kurumsal teşkilat yapısı oluşturulmuştur. Gerek İslam dininin ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek ve gerekse bu konuda toplumu aydınlatmanın önemi Diyanet İşleri Başkanlığının bir anayasal kurum olarak tasarlanmasını sağlamıştır.

Müslümanların günümüz dünyasında saygın ve etkili bir şekilde var olması için zengin yer altı kaynaklarına, insan sayısına veya geniş bir coğrafyaya sahip olması yeterli değildir. Saygınlık ve etkinlik, geliştirilip yaşatabileceğimiz insani değerler sayesinde mümkün olabilecektir. Diyanet İşleri teşkilatımız da Kur’an ve sünneti temel alan, aile hayatından insan haklarına, ferdi alandan uluslararası ilişkilere, ekonomi ve çalışma hayatından temizlik ve çevreye, hukukun üstünlüğüne ve sosyal adalete kadar bir medeniyet tasavvuru çerçevesinde geliştirip yaşatabileceğimiz ve günümüz dünyasına sunabileceğimiz insani değerler üzerinde çalışarak ve toplumu aydınlatarak önemli bir görevi yerine getirmektedir.

İslam esaslarına aykırı bir şekilde üretilen kutsallıklar ve hurafeler ve dindar kesimlerin zihinlerini çelen dinî değer istismarları Kur’an ve sünneti anlayıp yaşamamızın önüne perde olmakta, İslam inanç esaslarına zarar vermekte ve dünyadaki İslam algısını, birliğimizi ve dirliğimizi, huzur ve güvenimizi ve toplumsal ilişkilerimizi giderek tahrip etmektedir.

Fetullahçı terör örgütünün devlete verdiği zarar kadar dinî değerleri istismar ederek dinimize de vermiş olduğu zarar aşikârdır. Kendini dine atfeden kapalı ve istismarcı örgütlerin hem devletimize hem de dinimize ne kadar zarar verdiği 15 Temmuzda FETÖ örneğiyle net bir şekilde anlaşılmıştır. Bu gibi örgütlere karşı gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında yaptığı çalışmalarla Diyanet İşleri teşkilatımız ülkemizin önemli kurumlarından biri hâline gelmiştir. 46 ciltte tamamlamam İslam Ansiklopedisi, İslam Araştırmaları Merkezi’nin kütüphane ve veri tabanı, yine, 7 ciltte tamamlanan Hadislerle İslam Projesi ve yüzlerce yayınıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam araştırmaları için gerekli olan bilgi veri tabanını tekdüze olmaktan çıkarmış ve diğer İslam ülkelerine de örnek hâle gelmiştir.

İlahiyat fakülteleriyle, dış dünyada FETÖ ve DEAŞ gibi örgütler nedeniyle hak etmediğimiz olumsuz İslam algısının önüne geçmek için de önemli çalışmalar yapmaktadır. Bugün, Diyanet İşleri teşkilatı; dinî yüksek ihtisas merkezleri, uluslararası imam-hatip okulları ve ilahiyat fakülteleriyle 100’ü aşkın ülkede sahih din anlayışının yerleşmesi ve İslam’ın kutlu mesajının küresel ölçekte duyurulması için büyük çalışmalar yapmaktadır. Türkiye’nin 81 vilayetinde olduğu gibi seçim bölgem Kütahya’da da teşkilatımız Kur’an kursları, Aile ve Dinî Rehberlik Bürosu, Evliya Çelebi Eğitim Merkezi, kız ve erkek öğrenci yurtları, Diyanet Gençlik Merkezi vasıtasıyla topluma rehberlik yapmakta, sosyal, kültürel ve eğitim faaliyetleriyle dini istismar eden FETÖ gibi terör örgütlerine ve hurafelerden beslenen sapkın din anlayışlarına karşı büyük bir mücadele yürütmektedir. İslam’ın bu yüzyılda nasıl anlaşılması gerektiğine dair öncü bir çaba Diyanet İşleri teşkilatımızın önderliğinde bu topraklardan çıkmaktadır. Ümit ediyorum ki gelecek yıllarda milletimiz Diyanet İşleri teşkilatımızın bu hassas çalışmalarıyla İslam’ın nasıl yaşanılması ve anlaşılması gerektiğine dair örnek bir tablo ortaya koyacaktır. Çünkü bu millet büyük bir medeniyet birikimini miras olarak kabul etmiş ve bu tarihî mirası yerine getirmeyi kendine hedef bilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gazel, size de bir dakika süre veriyorum.

İSHAK GAZEL (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım.

Allah’ın Kur’an’da sıkça Müslümanlara bir sorumluluk olarak yüklediği iyiliği yaymak ve kötülükten uzaklaştırmak görevini yerine getiren Diyanet İşleri teşkilatımızın bütün personelini burada saygıyla ve şükranla hatırlıyor, onlara teşekkür ediyor; 2019 yılı bütçemizin de hayırlara vesile olmasını, hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum.

Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Gazel.

Söz sırası, Osmaniye Milletvekilimiz Sayın İsmail Kaya’ya aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kaya.

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin birinci turunda Savunma Sanayii Başkanlığı bütçesi üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin bölgesinde ve dünyada söz sahibi olabilmesi için, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda güçlü olması kadar savunma sanayisinde de güçlü olması gerekmektedir.

Ülkemizin millî güvenliği ve bekası için oldukça önemli görevler yürütmekte olan Savunma Sanayii Başkanlığımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz nezdinde güvenlik güçlerimizin etkili bir şekilde mücadele etmeleri için gerekli olan ihtiyaçları karşılamaktadır. Bu faaliyetleri icra ederken Başkanlığımızın temel amacı yerli ve millî imkânları kullanmaktır. Bir ülke, savunma sanayisini ve ihtiyacını diğer ülkelerden tedarik etme amacı üzerine kurarsa, en ihtiyaç duyulduğu anda sistemlerini kullanamama riskiyle karşı karşıya kalabilir, bu da ülkemiz ve milletimiz için güvenlik sorununu ortaya çıkarır. Bu sebeple, savunma sanayimizde temel prensip, yerli ve millî sistemler üzerine faaliyet gösterilmesidir.

Bu kapsamda, 2002 yılında Hükûmetimiz göreve başladığında, savunma sanayimizde yüzde 18 düzeyinde olan yerlilik ve millîlik oranı, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yüzde 65 seviyelerine çıkmış durumdadır. Bu, bağımsızlığımızın göstergesi niteliğindedir. Gelmiş olduğumuz bu seviyeleri tabii ki yeterli görmüyoruz, sistemlerimizi daha da geliştireceğiz. Savunma sanayisi alanındaki yerlilik ve millîlik oranını daha da yukarılara çıkarmamız gerektiğinin de bilincindeyiz.

Suriye’de Fırat Kalkanı Operasyonu, Zeytin Dalı Harekâtı ve diğer sınır ötesi operasyonlarda millî ve yerli ürünlerimize en ihtiyaç duyduğumuz anda, sistemlerimize müdahale edilmeden etkili bir şekilde kullanabildiğimizi çok net bir şekilde gördük.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nda, hem mevcut silah ve teçhizatımızı etkili bir şekilde kullanamadık hem de o dönemde Amerika’nın bize uygulamış olduğu ambargodan dolayı başka bir ülkeden de silah ve teçhizat satın alamadık.

Yine, İsrail’den almış olduğumuz Heron’ları hiçbir zaman etkili bir şekilde kullanamadık, ya istediğimiz yükseklikte uçmadı ya da gerekli görüntüleri bize zamanında iletmedi. Mavi Marmara olayında da bizdeki Heron’ların güncellemelerinin yapılması gerekirken bu güncellemeleri yapmadılar ve onları kullanan operatör pilotlar ülkemizi terk ettiği için, yine o Heron’ları zamanında kullanamadık.

Son dönemlerde, hain terör örgütü PKK’yla mücadelede ne kadar etkili olduğumuzu hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Bunun en önemli nedenlerinden biri, yüzde yüz yerli ve millî İHA ve SİHA’larımızın kullanımının artmasıdır. Terör örgütü üyeleri inlerinden kafalarını bile çıkaramaz hâle geldiler.

Değerli milletvekilleri, artık ülkemizin hiçbir yerinden şehit haberi almak istemiyoruz. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında ülkemizi tehdit eden her türlü terör unsuruyla çok daha güçlü bir şekilde mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz. ATAK helikopterimiz özgün tasarımı ve motoruyla birlikte daha yüksek yerlilik ve millîlik oranına sahip olacak şekilde yenilenmeye devam etmektedir. HÜRKUŞ temel eğitim uçağımız, MİLGEM savaş gemimiz, İHA ve SİHA’larımızı, savunma sanayisi gelişmiş birçok ülke bize özenerek projelerimizi ve ürünlerimizi yakından takip etmektedir. Bu ülkenin bir ferdi olarak bunu iftiharla ve gururla belirtmek istiyorum. Bu doğrultuda 2002 yılında 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatımız 2017 yılı sonu itibarıyla 2 milyar dolar seviyelerine ulaşmıştır. Bu rakam, Pakistan’la imzaladığımız ATAK helikopteri ve MİLGEM savaş gemisi satış sözleşmesiyle ileriki yıllarda daha da yukarı seviyelere çıkacaktır.

Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri, 2019 yılında -savunma sanayimiz alanında- Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemimizin getirdiği güçlü yapılanma ve hızlı karar alma anlayışıyla savunma sanayimizin başarılı olacağından hiç şüpheniz olmasın.

Bu vesileyle 2019 yılı mali bütçesinin ve görüşülecek olan kurum bütçelerinin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

AK PARTİ Grubu adına söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Abdullah Güler.

Süreniz beş dakika Abdullah Bey.

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmeleri kapsamında Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle aziz milletimizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, bu yıl “selam vakti” temasıyla yâd ettiğimiz Hazreti Mevlâna’nın Rahman’a kavuşmasının yani vuslatının 745’inci yıl dönümünde rahmetle anıyor, onun hoşgörü ve barış anlayışını yaşantımıza nakşettiğimiz, günümüzün her alanında çevremize tebessümle selam verdiğimiz bir yıl geçirmemizi de temenni ediyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın aziz milletimizin büyük teveccühüyle halk tarafından Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yine halkımızın onayıyla kabul edilmesi ve uygulamaya konulmasıyla Cumhurbaşkanlığının yapısı yeni sisteme göre yeniden dizayn edilmiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan seçimlerle birlikte Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemimizin hızlı karar alma ve etkin politika geliştirme mekanizmasını oluşturmak, yetki ve sorumluluk alanlarını netleştirmek ve bürokratik iş ve süreçlerin hızlı ve etkili işleyişini sağlamak amacıyla yeni bir yönetim yapısı oluşturulmuştur. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanımız tarafından alınan kararların oluşturulan politikalar çerçevesinde hızlı ve etkili bir şekilde uygulamaya geçirilmesi, izlenmesi, ekonomide büyüme ve gelişme odaklı hedeflere ulaşmak amacıyla kurulan başkanlıklarımızdan biri de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığıdır. Sizlere bugünkü konuşmamda bu Başkanlığımızla ilgili bilgiler vermek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte bütçe sürecine ilişkin işlemler, Maliye Bakanlığı ve Bakanlar Kurulundan alınarak Cumhurbaşkanına devredilmiştir. Buna paralel olarak da bütçe sürecinin sekretaryasını yürüten Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü birimi kaldırılarak 13 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 24 Temmuz 2018 tarih ve 30488 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı kurulmuştur.

Saygıdeğer milletvekilleri, politika ve strateji oluşturma bakımından kurumlara rehberlik ederek koordinasyon ve iletişim görevlerini yerine getirecek olan Başkanlığımız, 6’sı genel müdürlük olmak üzere 10 harcama biriminden oluşmaktadır. Başkanlık kalkınma planı, Cumhurbaşkanlığı programı, orta vadeli program, orta vadeli mali plan, Cumhurbaşkanlığı yıllık programı gibi üst politika dokümanlarını Hazine ve Maliye Bakanlığıyla birlikte hazırlama görevi yanında Cumhurbaşkanı adına merkezî yönetim bütçesinin hazırlanması ve uygulanması görevlerini de yürüterek kaynak tahsis sürecini yönetmektedir. Ayrıca, Başkanlık, merkezî yönetim kapsamı dışında kalan diğer her türlü bütçe, fon, döner sermaye, özel hesap ve proje hesabı gibi, yönlendirme, temel ilkeleri belirleme ve gerekli tedbirleri alma fonksiyonlarını da yürütmektedir.

Başkanlık açısından, stratejik yönetimin bileşenleri olan stratejik plan, performans programı ve faaliyet raporlarına ilişkin süreçler de Başkanlık bünyesinde hem strateji hem de bütçe yönüyle ele alınarak bütüncül bir yaklaşımla yönetilmektedir.

Başkanlığa verilen diğer görevler arasında, iktisadi ve sosyal alanda konjonktürel gelişmeleri izlemek, değerlendirmek ve raporlamak, Hazine ve Maliye Bakanlığıyla birlikte harcama ve bütçe politikalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak, kamu yatırımlarına ilişkin araştırmalar yapmak, kamu kuruluşlarının yürüteceği projelerin gelişimine destek vermek ve projeleri analiz etmek, kamu yatırımlarının gerçekleştirilmesinde uygun finansman modellerini geliştirmek, kamu-özel iş birliği projelerini analiz ederek bu konularda öncü rol oynamak yer almaktadır.

Saygıdeğer milletvekilleri, özellikle muhalefet partisi milletvekillerimizin tüm itirazlarına rağmen, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı özelinde gördüğümüz gibi, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, devletin hantallaşmış yapısını kırmak, hızlı ve etkili kararlar alabilmek açısından devrim niteliğinde bir sistemdir. Özellikle dünyada son dönemde yaşanan küresel ticaretteki sınırlamalar ve faizlerdeki yükselişe bağlı olarak sıkılaşan finansal koşullar gelişmekte olan ekonomileri de olumsuz etkilemektedir. 2017 yılında yüzde 4,7 büyüyen gelişmekte olan ülkelerin aşağı yönlü risklerini de dengelemek amacıyla Strateji Başkanlığımız gerekli çalışmaları da yürütmektedir.

Değerli milletvekilleri, 2019 yılı bütçemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Güler.

AK PARTİ Grubu adına son söz, Mardin Milletvekilimiz Sayın Şeyhmus Dinçel’e aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Dinçel.

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞEYHMUS DİNÇEL (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’nin birinci turunda Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı ve Devlet Arşivleri Başkanlığı bütçesi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Yazılı eserlerimiz, arşivlerimiz, kütüphanelerimiz, saray, köşk ve kasırlarımız tarihî mirasımızın büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Geçmiş ile günümüz arasında köprü kurma vazifesini üstlenen bu eserler, tereddütsüz, bir milletin en kıymetli hazinesi, devletin mevcudiyetinin hafızası ve aynı zamanda tüm insanlığın ortak kültürel mirasıdır. Bu amaca hizmet eder şekilde, dünyadaki uluslararası müzecilik standartlarına uygun olarak, tarihî ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması maksadıyla kurulan Milli Saraylar 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı şeklinde yapılandırılmıştır.

Tarihî ve kültürel mirasın korunup yaşatılması ve gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarılması tüm dünyada özel önem verilen bir husustur. Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı, bünyesindeki saray, köşk, kasır, müze ve tarihî fabrikaların uluslararası standartlarda bakımı, onarımı, müze olarak işletilmesi ve tüm bu yapıların kültürel ve tarihî arka planlarına sadık kalınarak korunmaları, restore edilmeleri gayesiyle faaliyet göstermektedir. Bugün, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığınca binden fazla çalışan istihdam edilmekte, bünyesinde 5 kasır, 2 köşk, 3 müze, 2 fabrika ve Dolmabahçe Sarayı’nın da içinde yer aldığı 3 saray bulunmaktadır.

Dolmabahçe Sarayı’ndan bahis açılmışken, bir mimar olarak, bu muhteşem eserle ilgili birkaç cümle söylemek isterim. Dolmabahçe Sarayı Sultan Abdülmecid döneminde, ünlü mimarlar baba ve oğul Balyan Ailesi tarafından 250 bin metrekarelik bir alana inşa edilmiştir. Tüm yapı bodrumla birlikte 3 katlıdır. Gerek kuruluş gerekse oda ve salon ilişkileri açısından geleneksel Türk evi plan tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı bir yapı bütünüdür. Saray, barok dışında Türk rokokosu ve İngiliz neoklasisizm gibi mimari akımların da etkilerini taşımaktadır. Biçimde, ayrıntılarda ve süslemelerde gözlenen belirgin Batı etkilerine karşılık, Batı mimarisinin Osmanlı ustalarınca yorumlanışının da nadide bir örneğidir. 285 odası, 43 salonu ve 600 metrelik rıhtımıyla Boğaz’ın simgesel yapılarındandır. Balyan ailesinin eserleri arasında İstanbul siluetinde yer almış Çırağan Sarayı, Ortaköy Camisi ve Küçüksu Kasrı gibi daha birçok eser yer almaktadır. Beylerbeyi Sarayı, Yıldız Sarayı, Küçüksu Kasrı, Ihlamur Kasrı, Florya Atatürk Köşkü, Yalova Atatürk Köşkü ve Yıldız Çini ve Porselen Fabrikası gibi daha birçok yapının da sorumluluğunu üstlenen Milli Saraylar İdaresi Başkanlığına 2019 yılı için 120 milyon 527 bin TL ödenek tahsis edilmesi öngörülmüştür.

Yine ülkemiz için büyük önem ihtiva eden arşivlerimize verilen değer de gün geçtikçe artmaktadır. Bunun göstergesi olarak 11 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle Cumhurbaşkanlığına bağlı ve genel bütçeye tabi olarak Devlet Arşivleri Başkanlığı kurulmuştur. Söz konusu kararnameyle kurum, faaliyet alanını genişletmiş ve yeni amaçlar edinmiştir. Başkanlık, millî arşiv politikasının esaslarını belirlemek, kamu kurum ve kuruluşlarında teşekkül eden arşiv belgelerinin Başkanlığına devrine sağlamak, tasnif işlemlerini tamamlayarak Türk ve dünya kamuoyunun erişimine sunmak, Osmanlı coğrafyasında yer almış 30’dan fazla ülkenin tarihini aydınlatmak, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi belgelerini tanıtmak ve gelecek nesillere intikal ettirmek amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Devlet Arşivleri Başkanlığı, içerisinde hem Osmanlı Dönemi hem Cumhuriyet Dönemi arşiv belgelerini barındıran güzide bir kurumdur. Başkanlık, bu kültürel mirasa tüm dünya kamuoyu tarafından ulaşılması adına pek çok eser ortaya koymuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Dinçel, devam edin.

ŞEYMUS DİNÇEL (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

95 adedi 2002 yılında olmak üzere, bugüne kadar 236 adet kitap yayınlanmıştır. 2001 yılından başlayan belgelerin dijital ortama aktarılması süreci de son yıllarda hız kazanmıştır. Başkanlığa kendisine yüklenen görevleri yerine getirebilmesi adına 2019 yılında 91 milyon 211 bin TL ödenek tahsis edilmesi öngörülmüştür.

Günümüzde gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, arşiv ve kültürel yapıların korunması hususuna büyük önem ve değer yüklemekte, geçmiş ile bugün arasında irtibat kuran bu kültürel mirasın devletin en kıymetli hazinesi olduğu bilinciyle hareket etmektedirler.

Tüm bu düşüncelerle 2019 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, tüm Genel Kurulu saygı ve sevgiyle selamlıyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dinçel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Mardin ilindeki sit alanlarının imar barışı kapsamından çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, teşekkür ederiz.

Şeyhmus Dinçel Vekilimizi dikkatle dinledik. Öncelikle, geçtiğimiz haftalarda KEFEK Komisyonu Mardin’deydi; kendisi orada önemli bir ev sahipliği yaptı. Arkadaşlarımız, Mardin’deki temaslarından sonra bize de ilettikleri notlarda -milletvekilimiz olmaması sebebiyle dile getirecek bir imkân arıyorduk- sit alanlarının imar barışı kapsamından çıkarılması gerektiğini tespit ediyorlar. Sayın hatibin de bahsettiği gibi, tarihin yok olmaması için, Mardin’de tarihin talan edilmemesi için sit alanındaki tüm yapıların imar barışından yararlanmaması lazım. Sadece Mardin Kalesi bu kapsamda, o da arkeolojik sit alanı olduğu için bu kapsamda. Sayın milletvekilimizin geçmişte Koruma Derneği Başkanı olduğunu da biliyoruz, o derneğin gayretlerini de takdirle karşılıyoruz. Bu konudaki hassasiyeti paylaştığımızı ve Meclisin bir kez daha bu konunun üzerine eğilmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Biz de aynı zamanda Meclis Başkanlık Divanı üyesi olan Şeyhmus Dinçel’e de teşekkür ederiz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bu şekilde AK PARTİ Grubunun konuşmaları tamamlanmıştır.

Sayın Baş, Türkiye İşçi Partisi adına bütçeyle ilgili söyleyecekleriniz vardır. Oturduğunuz yerden dört dakika süre veriyorum, gerekirse de bir dakika ilave edeceğim.

Aynı şekilde, Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi adına milletvekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım gün içerisinde.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, bir ifadede bulunabilir miyim?

Çok doğru bir karar verdiniz. Sabah biz de bütün Meclis de bundan memnun oldu. Eğer uygun görürseniz -televizyonlarda yer alması açısından- vekillerimize ön sırada bir yerden yer versek ve oradan konuşsalar çok da doğru olacak.

BAŞKAN – Tabii, nasıl uygun görürse…

Buyursun Sayın Baş; geçin en öne.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Başkan, kürsüye gelsin.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Kürsüye gelsin ya, kürsüye gelsin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, imtiyaz tanıyalım. Anayasa’nın 10’uncu maddesi imtiyazı tanıyor zaten. 10’uncu maddeyi tatbik edelim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baş.

Süreniz dört artı bir olabilir tabii ki.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın, Parlamentonun çok partili biçimde şekillendiği için bütün görüşlerin ifade edilmesini önemsediklerine, emekçi düşmanı, antidemokratik bir bütçeyle karşı karşıya olunduğuna ve muhalefetin sözlerini dinlemesi konusunda Adalet ve Kalkınma Partisini uyardığına ilişkin açıklaması

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Gerçekten bu davranışınızın kalıcılaşması doğrultusunda mücadelemizi devam ettireceğimizi de ilk olarak ifade edeyim çünkü dün de Genel Kurulun açılışında söz alıp ifade etmeye çalıştık. Meselemiz sadece Türkiye İşçi Partisi için söz talebi değildir. Bu Parlamento bu dönem, yeni Siyasi Partiler Kanunu, yeni seçim sistemi gereği çok partili biçimde şekillenmiştir ve buradaki bütün görüşlerin ifade edilmesini önemsiyoruz.

Kuşkusuz, biz samimi ve açık sözlü bir partiyiz, bütün arkadaşlarımızın söz hakkını savunuyoruz ama bütçe konusunda Türkiye İşçi Partisinin söyleyeceği sözlere de doğaldır ki özel bir önem, özel bir anlam atfediyoruz.

Şimdi, bütçe, esas olarak, emekçilerin, yoksulların, halkın gelirleriyle oluşturduğumuz bir mali tabloyu ifade ediyor ve en baştan herhâlde şunu söylemek gerekiyor: Ya milyonerlere hizmet eden bütçeler yapılır ya milyonlarca emekçiye, yoksula hizmet eden bütçeler yapılır. Biz Türkiye İşçi Partisi olarak bütçelerin bu ülkenin milyonlarca emekçisi için düşünülmesi, tartışılması, yaratılması gerektiğini düşünüyoruz ama bugün karşımızdaki bütçe sadece milyonerleri hedefleyen, milyonerleri daha da servet sahibi etmeyi amaçlayan -açık konuşalım- yoksuldan, emekçiden alıp zenginlere aktaran bir bütçe.

Değerli arkadaşlar, bu bütçenin başka bir özelliği daha var, bu bütçenin özeti şudur: Diyor ki bütçe bize: “Halktan alacağız, saraya vereceğiz.” Yani bu “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” denilen, henüz ne olduğunu anlayamadığımız evrenin ilk bütçesi açıkça bir tek adam bütçesi olarak kendisini karşımıza getirmiş durumda. Bunu neye dayanarak söylüyoruz? Belki halkımız, bizi izleyen emekçiler, yoksullar haberdar değillerdir ama burada kayıtlara da geçmesi için söylememiz gerekiyor ki bu bütçe tıpkı saraydan geldiği gibi, komisyonlarda saatlerce süren tartışmalara rağmen, bugün Genel Kurulun önüne geldi ve maalesef, maalesef güçlü Parlamento söylemlerinin arkasında, saraydan gelen bütçenin tek bir virgülünün bile değişmeden Genel kurula indiğini görüyoruz. Dolayısıyla emekçi düşmanı ve antidemokratik karakterli bir bütçeyle karşı karşıya olduğumuzu söylememiz lazım.

Ama ilginç bir şey var arkadaşlar: Büyük partinin temsilcileri, bakanlar çıkıyorlar, bir harikalar diyarı anlatıyorlar. Ben gerçekten, çocukken okuduğum “Alice Harikalar Diyarında” masalının Türkiye’de “saray harikalar diyarında” biçiminde yeniden yaşandığına üzülerek şahit oluyorum. Değerli arkadaşlar, bu Parlamentonun kapısında insanlar kendilerini yakıyorlar, “Açız, yoksuluz.” diye kendilerini yakıyorlar. Belki görmek istemediğiniz için görmüyorsunuz ama şurada Halkla İlişkiler Binası’nın tepesine bir işçi kardeşimiz çıktı “Ben artık iş dilenmekten utanıyorum, hayatıma son vereceğim.” deme noktasına geldi. Bu ülkede insanlar işsizlikten, atanamadıkları için intihar etme noktasına geliyorlar ama biz buralarda saraydan Türkiye'nin ne kadar harika göründüğünü dinliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bakın, başka ilginç bir durumla daha karşı karşıyayız burada. On altı yıllık bir iktidardan söz ediyoruz, değil mi? On altı yıldır bir iktidar var. İktidarın her temsilcisi kürsüye çıktığında dönüyor, muhalefete saldırıyor; dönüyor, muhalefeti eleştiriyor. Yahu, arkadaşlar, on altı yıldır siz yönetiyorsunuz bu ülkeyi. Bakın, 1967 yılındaki bütçe görüşmelerinde Türkiye İşçi Partisinin o zamanki Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar şöyle söylüyor: “Dünyada hangi parlamentoda, muhalefet bütçe eleştirisi yaptığında, iktidar bu eleştirilere muhalefeti eleştirerek, suçlayarak yanıt verir?” Ben söyleyeyim diyor Mehmet Ali Aybar: “1922-1925 yılları arasında Mussolini’nin İtalyasında faşist diktatörlüğü kurmak için bu yola başvurmuşlar. 1933’te Hitler Reichstag’ta aynı yolu denemiş.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika daha ilave ediyorum, toparlayalım Sayın Baş.

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Tarih gösteriyor ki sizin iktidarınız da aynı yolu tercih etmiş, buna izin vermeyeceğiz.

Sevgili arkadaşlar, uzatmayacağım. Biz burada konuşamadığımız için her salı günü saat iki buçukta bir basın toplantısı yapıyoruz. Ben geçen hafta basın toplantısında dedim ki: “Sarayın bir günlük harcaması bu ülkedeki 1.125 asgari ücretliye eşitmiş.” Yuvarlamışım rakamı ama halkımız bizi o kadar dikkatli dinliyor ki bir işçi kardeşimiz bana bir mail attı, dedi ki: “Sevgili Başkan, 1.125 demişsin ama ben hesapladım, 1.126 işçinin maaşıyla geçiniyor o saraydakiler bir günde; o bir işçi de benim.” İşte, ben de buradan o bir işçi arkadaşıma söz veriyorum; senin de hakkını savunmak için buradayız, senin de hakkını saraya yedirmeyeceğiz.

Son sözüm de şudur: Değerli arkadaşlar, dinlemezlikten geliyorsunuz ama bakın, dinleyin; Ergenekon duruşmaları başladığında “Burada kumpas uygulanıyor, Silivri’de hukuk yok.” dedik, dinlemediniz “Biz o davanın savcısıyız.” dediniz, şimdi, bugün o davanın bütün savcıları hâkimleri cezaevinde, sadece bir tanesi sarayda. O yüzden, sizi uyarıyorum, muhalefetin sözünü dinleyin diyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Burada haddini ve maksadını aşan ifadeler kullanılmıştır. Mussolini İtalyasından…

(Uğultular)

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Muş…

Değerli arkadaşlar, uğultuyu keselim, bir grup başkan vekili konuşuyor, dinleyelim kendisini.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – …Hitler Almanyasından benzetmeler yapılmıştır dolayısıyla bu bize bir sataşmadır. Uygun görürseniz söz talebimizi kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

İki dakika da size veriyorum.

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın yaptığı açıklamasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette, burada söz alan milletvekilleri kendi siyasi çizgileri çerçevesinde eleştirilerini yapacaklardır, buna bir itirazımız olmaz. Fakat siz, demokratik teamüllerle yönetilen bir ülkede, on altı yıldır kesintisiz seçimlerle iktidara gelinen bir ülkede…

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Hitler de öyle gelmişti.

MEHMET MUŞ (Devamla) – …siz de bakın, tek başınıza olsanız da sesinizi Parlamentodan duyurabilecek bir imkâna sahip olmanıza rağmen tutup da Türkiye’yi Mussoli’nin İtalyasıyla, Hitler’in Almanyasıyla mukayese edip burada gelen bütçe kanunu oradaki bütçe kanunlarıyla mukayese ederseniz bu kabul edeceğimiz bir şey olmaz; bu, eleştiri sınırlarının ötesine geçer.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Onlar da seçimle gelmişti.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Burada, Türkiye’de kendi fikirlerinizi ifade ediyorsunuz, her platformda, her ortamda fikirlerinizi açıklıyorsunuz. Burada söylediklerinizden çok daha fazlasını farklı mecralarda insanlara aktarıyorsunuz. Vatandaş her söyleneni, her dile getirilen görüşü değerlendiriyor, bir kanaat elde ediyor ve bu kanaatine göre iktidarı ve yönetimi belirliyor; bir kısmına iktidar görevi veriyor, bir kısmına Parlamentoda muhalefet görevi veriyor. Dolayısıyla sanki Türkiye’de hiç seçimler yokmuş gibi böyle bir benzetmeye gitmeniz kesinlikle kabul edeceğimiz bir şey değil, bunu en sert şekilde reddettiğimizi ifade etmek isterim.

Kaldı ki Türkiye’de geçmişte yaşanan hadiseler şu an hukuk çerçevesinde bir çözüme kavuşturuluyor. Türkiye bir hukuk devletidir, bunu asla unutmayın, bir kanun devletidir ve şu an yaşananlar, geçmişte yaşananlar, bugün geçmişte yaşananlarla ilgili ortaya çıkan gelişmeler hukuk çerçevesinde yaşanmışlardır. Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır, savcı değildir, bir Cumhurbaşkanıdır.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Kendisi “savcıyım” dedi, kendisi söyledi, kendisi.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kendisi “savcıyım” dedi ya, kendisi dedi ya. Sen niye yalanlıyorsun kendi Cumhurbaşkanını?

MEHMET MUŞ (Devamla) - Dolayısıyla bu anlamda, ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun diyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN BAŞ (İstanbul) – “Hakkı ve haddi değildir.” diye bana bir sataşmada bulundu. Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Gelin siz de iki dakika…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, böyle bir usul yok ama bu verdiğiniz sözün İç Tüzük’te yeri yok.

BAŞKAN – Sayın Baş, yalnız, siz de toparlayarak konuşun. Ara vereceğim birazdan.

3.- İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Elimden geldiğince…

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar, bakın, tablo çok açık. Şimdi, sayın hatip, çıktı, dedi ki: “Türkiye demokratik bir ülkedir. Bakın, burada da konuşuyorsunuz, istediğiniz her şeyi söyleyebiliyorsunuz.” Hayır, bu, sizin bize bahşettiğiniz bir şey değil. Türkiye, eğer hâlâ demokrasinin, özgürlüklerin kırıntısını yaşıyorsa bu, Türkiye’de AKP’ye rağmen mücadele eden milyonlarca insanın başarısıdır ve biz onlar sayesinde burada konuşuyoruz, sizin sayenizde burada konuşmuyoruz. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

İkincisi: Sevgili arkadaşlar, bakın, çok açık, burada konuşmak için bile dünden beri mücadele ediyoruz ve siz, bizi konuşturmamak için elinizden gelen her şeyi yapıyorsunuz, biz buna rağmen, burada konuşuyoruz.

Devam ediyorum, arkadaşlar: Şimdi sayın hatip burada konuşuyor, giderken sataşmayla ilgili söz istiyorum, Sayın Başkan sağ olsun bize söz veriyor, hemen kalkıyor, itiraz ediyor, diyor ki: “Hayır, böyle bir usul yok, konuşturamazsınız.” Bu mu sizin özgürlük anlayışınız? Lütfen, sevgili arkadaşlar.

Şimdi, ben hatibin bana atfettiği söze ilişkin söyleyeyim: Ergenekon duruşmalarının savcısının Recep Tayyip Erdoğan olduğunu ben söylemedim arkadaşlar. O tartışılırken Recep Tayyip Erdoğan çıktı, dedi ki: “Ben de bu davanın savcısıyım.” Dedi mi? Dedi.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Dedi.

ERKAN BAŞ (Devamla) – Peki, sevgili arkadaşlar, bugün bütün savcılar, Ergenekon davasının bütün savcıları, bütün hâkimleri, FETÖ kumpasının bir parçası olduğu için cezaevinde mi? Cezaevinde. Tayyip Erdoğan sarayda mı? Sarayda. Ee, ben de bunları söyledim.

İkincisi, “milletin seçtiği, milletin seçtiği” diyorsunuz. Sevgili arkadaşlar yani seçimlerdeki yolsuzlukları, hırsızlıkları, eşitsizlikleri, adaletsizlikleri, sizin seçime halkın bütçesinden aldığınız para ile bizim alamadığımız parayı şöyle yan yana koyduğumuzda sizin nasıl seçildiğinizi de biliyoruz, halkın nasıl size oy vermeye yönlendirildiğini de biliyoruz. Bir de unutmayın, Hitler de seçimle geldi, seçimle geldiğiniz gibi mutlaka bir gün bu halk, sizi göndermeyi de bilecektir.

Teşekkür ederim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, şunun kayıtlara geçmesini arzu ederiz.

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bakın, bugünkü uygulama, bizim İç Tüzük’te yeri olan bir uygulama değil. Yani İç Tüzük’te kime nasıl söz verileceği bellidir…

BAŞKAN – Evet, şüphesiz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - …fakat biz, diğer partiler de sesini duyursun diye buna bir şey söylemedik. Normalde siz de çok iyi biliyorsunuz, grubu bulunmayan partilere bu şekilde söz veremezsiniz.

Az önce de söyledim, Türkiye bir hukuk devletidir. Söyleyecek sözünüz varsa çıkın söyleyin. Hâlen, yok işte Hitler, bunlar çok bayatladı. Arkadaş geç geldiği için Parlamentoya, bu tartışmalardan haberi yok. Bunlar yıllardır bir kısım…

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Barajı kaldırsaydınız erken gelirdik.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - …tarafından burada sürekli dile getirildi ama netice, hep bunlar kaybedenler oldu, millet bunları bu şekilde değerlendirir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, sadece kayıtlara geçsin diye söyleyeceğim.

BAŞKAN – Bir saniye, değerli arkadaşlar, ben bu konuyu kapatıyorum. Lütfen, Sayın Baş, oturun lütfen.

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Bir cümleyle kayıtlara geçsin diye söyleyeceğim.

BAŞKAN – Peki.

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Parlamentoya geç geldiğimiz doğrudur, keşke baraj olmasaydı, halkımız istediği herkesi Parlamentoya gönderebilseydi. Biz kendimiz adına değil ama partimiz adına daha erken burada temsil edilebilirdik.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hitler de baraj getirmişti Sayın Başkan.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar… Değerli arkadaşlar…

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Sayın Başkanım, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekiliniz konuştu, partinizi o, temsil ediyor efendim.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) – Bir konu var ama kayıtlara geçmesi için…

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, her siyasi görüş tarafından bütçe görüşmelerinde bütçe hakkının konuşulmasının Meclisi yöneten başkan ya da başkan vekillerinin takdirinde olduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım, Meclisin önemli görüşmelerini yürütüyoruz. Bütçe görüşmelerinde bütçe hakkının konuşulması ve bunun her siyasi görüş tarafından eksiksiz yerine getirilmesi, Meclisi yöneten başkan ya da başkan vekillerinin takdirindedir.

Meclisimizin çoğulcu yapısının güçlenmesinin, siyasi partilerin her birinin ayrımsız olarak -ki bugün isterlerse Saadet Partisi adına da söz vereceğim, Büyük Birlik Partisi adına da söz vereceğim- kayıtlara geçirilmesinin kimseye zararı olmaz. Tartışmaların makul bir seviyede tutulmasının, ülkemiz siyasetine de çok ciddi faydaları olur.

Ben Meclis Başkan Vekili olarak Tüzük hükümlerini özgürlükçü ve herkese adil bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum, herkese istisnasız aynı uyguluyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.04

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.21

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Değerli milletvekilleri, şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubunun konuşmacılarının söz taleplerini karşılayacağız.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Yalnız, yürütme yerinde değil Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Yürütmenin yerinde olması şart değil efendim 62’ye göre.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, Sayın Şentop burada.

Değerli arkadaşlar, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ilk söz, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Garo Paylan’a aittir.

Sayın Paylan, süreniz on bir dakika.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, yürütme yok.

BAŞKAN – Komisyon yerinde, siz devam edin.

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 2019 bütçesini görüşüyoruz. Bizler, 81 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı neden devlete vergi veririz? Hepimize adaletle hizmet etsin diye. Devlet şunu demiyor: “AK PARTİ’liler vergi versin, HDP’liler, MHP’liler, İYİ PARTİ’liler, CHP’liler vermesin.” demiyor, 81 milyon vatandaştan her türlü tasarrufunda vergi alıyor, ekmeğini alırken, suyunu içerken, her şeyden, iğneden ipliğe her şeyden vergi alıyor ve bu çerçevede de bütçe, bu adaleti sağlamakla yükümlüdür ve bütçe hakkı, Meclisindir ve yürütmeye de bu anlamda yetki veriyoruz, “Adaletle bu bütçeyi harca.” diyoruz. Bütçeler de bir ülkenin, bir devletin vicdanıdır arkadaşlar. Bütçe harcamalarında yaptığı tercihlerle bir bütçenin vicdanlı mı, vicdansız mı olduğunu meclisler belirler.

Bakın, değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanı bir bütçe hazırlamış, tercihlerde bulunmuş, 961 milyar TL’lik bir bütçe ve bir ay boyunca biz Komisyonda gece gündüz görüştük arkadaşlar. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı yok ama Sayın Cumhurbaşkanı öyle muhteşem bir bütçe hazırlamış ki Plan ve Bütçe Komisyonu üç yüz saat görüştü, bir virgül değiştiremedi arkadaşlar; bakın, bütçede bir virgül değiştiremedik. İşte, Meclisin hâli bu. Oysa bu bütçe tercihleriyle vicdansız ve adaletsiz bir bütçe arkadaşlar. Emeklileri, emekçileri, kadınları, gençleri, yoksulları, çiftçileri, memurları yok sayan, bunun yerine yandaşları, zenginleri, tankı, topu, tüfeği öne alan bir bütçe. Toplumun belli kesimlerini yok sayan bir bütçe, tekçi bir bütçe, yalnızca Sünni Müslümanlara hizmet eden bir bütçe, yalnızca Türk kimliğine hizmet eden bir bütçe. Farklılıkları yok sayan bir bütçeyle karşı karşıyayız arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, birkaç örnek vermem gerekirse: Bakın “tercih” diyoruz ya, bu bütçe, S-400 füzesi almayı öneriyor mesela. Çünkü saray, güvenlikçi politikalara hapsolmuş. “Benim sarayı korumam lazım.” diyor, vatan savunması değil bu, saray savunması. “Ne yapmam lazım? S-400 füzesi almam lazım.” Oysa yalnızca S-400 füzesinden vazgeçerek 200 bin öğretmen ataması yapabiliriz. Ama bu bütçe, bu vicdansız tercihte bulunuyor. Bakın arkadaşlar, bunun gibi, güvenlikçi kalemlerde yüzde 30, yüzde 40’lık artışlar varken çiftçi desteklerine yalnızca yüzde 10 artışı uygun gören bir bütçe.

Bakın, onlarca önerge verdik. “Emeklilikte yaşa takılanlar.” dedik “Gelin bunların sorunlarını çözelim.” dedik. Ne dedi Cumhurbaşkanı Yardımcısı: “Bütçe yok.” Maliye Bakanı dedi ki: “Bütçe yok, imkân yok.” Oysa arkadaşlar, bazı güvenlik kalemlerinden toplumsal barışımızı sağlayarak yapacağımız tasarrufla emeklilikte yaşa takılanların da sorunlarını çözebilirdik ama bu anlamda bu vicdansızlığı gösteren bir bütçeyle karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, saray ne yapıyor? Bakın, üç yıl önce kışlık sarayı yaptı, bin odalı sarayı yaptı; sonra “Uçan saray hediye edildi.” dendi, o da muamma, şimdi de yazlık saray yapıyor. Yani bütçesini 3 katına çıkarırken Sayın Cumhurbaşkanı, geçenlerde dedi ki: “Ya, ekonomik kriz var arkadaşlar.” Onu da demiyor ya “Sıkıntı var.” diyor, “Vatandaşlardan fedakârlık bekliyorum.” diyor.

Değerli arkadaşlar, açlık sınırı -bakın yoksulluk sınırı demiyorum- 2 bin TL bu ülkede. 20 milyon vatandaşımıza açlık sınırının altında maaş veriyor bu ülke, 20 milyon vatandaşımız açlık sınırının altında maaş alıyor. Sayın Cumhurbaşkanı fedakârlık istiyor ya, peki, bu bütçe Sayın Cumhurbaşkanına ne zam öngörüyor? Yüzde 26 zam yapacak bu bütçe Sayın Cumhurbaşkanına ve maaşı, emekli maaşıyla beraber 100 bin TL olacak arkadaşlar, 100 bin TL, emekli maaşıyla beraber. Ne diyor açlık sınırının altındaki vatandaşlarımıza: “Siz fedakârlık yapın.”

Değerli arkadaşlar, öğrenci burslarına yüzde 6 zam yapmayı öngördü bu bütçe, bakın 470 liradan 500 liraya çıkarıyor ve diyor ki: “Ey öğrenciler, fedakârlık yapın.” Ama Cumhurbaşkanı, 75 bin liradan 100 bin liraya çıkarıyor emekli maaşıyla beraber maaşını. Bu mudur arkadaşlar vicdan, bu mudur adalet? Hepinize soruyorum.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanı, adaletten kopabilir, adaletsiz ve vicdansız bir bütçe gönderebilir, bunu dengeleyecek ve denetleyecek kurumlar vardır ülkelerde, baş kurum da Meclistir, yasamadır, burası. Görevimiz ne? Yasa çıkarmak ve yürütmeyi dengelemek ve denetlemek. Bu görevimizi yapabiliyor muyuz arkadaşlar? Maalesef hayır. Bakın, tek bir örnek vereyim: Sayın Cumhurbaşkanı seçildi. Eyvallah, saygımız var. Yüzde 51’le seçildi. Diyor ki: “Ben yürütmeyi devam ettireceğim.” Eyvallah, yapsın, yürütsün. Biz de Meclis üyeleri olarak dengeleyip denetlemekle görevliyiz, değil mi?

Bakın, bir Meclis üyesi de yüzde 80’le seçildi. Bakın, Cumhurbaşkanı yüzde 51’le seçildi, bir Meclis üyemiz de yüzde 80’le seçildi. Hakkâri Milletvekilimiz Sevgili Leyla Güven yüzde 80’le seçildi ve şu anda rehin, açlık grevinde ve bu Meclis, onun sesini duymuyor. Yüzde 51’le seçilen, yüzde 80’le seçileni rehin alıyor. Milletin iradesi ise bir bütündür. Milletin iradesinin tek bir kişisi rehinse bütün milletin iradesi rehindir arkadaşlar. Eğer bunu duymazsak ne yapar biliyor musunuz Cumhurbaşkanı? Meclise saygısız olmaya başlar.

Bakın, size yalnızca birkaç örnek vereyim: Sorularımıza cevap vermiyor veya kifayetsiz cevap veriyor, hadi bunları geçtik. Geçen gün Plan ve Bütçe Komisyonuna bir torba yasa geldi. Torba yasada ne var, biliyor musunuz? Diyor ki Maliye Bakanı “Ben bir finansal istikrar komitesi kuracağım, kalkınma komitesi kuracağım, FİKKO kuracağım.” diyor. Plan ve Bütçe Komisyonuna yasa geldi, biz de dedik ki: “Bakalım, neymiş bu?” O anda bir baktık, Sayın Berat Albayrak bir “tweet” atmış arkadaşlar. Ne diyor biliyor musunuz “tweet”inde? “Biz FİKKO’nun -yani gelen yasanın- komitesini kurduk, ikinci toplantısını yapıyoruz, çalışma usul ve esaslarını belirledik.” diyor. Bakın, “tweet”inde... Daha yasayı Meclise göndermiş, oradan “tweet” atıyor, “Biz ikinci toplantısını yapıyoruz.” diyor ve bırakın yasasını, ikincil mevzuatını belirliyor. Arkadaşlar, işte, yürütme böyle nobranlaşır, Meclise böyle saygısız olur. Eğer biz irade gösteremezsek, bu vicdansız yürütmeyi dengeleyip denetleyemezsek her gün daha da nobranlaşır, daha da saygısızlaşır.

Peki, biz yasama olarak yürütmeyi dengeleyemiyoruz. Yargı ne yapıyor? Yargı bağımlı ve taraflı bir yargıya dönüşmüş durumda; hâkimler vicdanlarına göre değil, saraydan gelecek telefona göre karar veriyor arkadaşlar. Rahip Brunson’un rehin alınması da, “Al papazı, ver papazı.” pazarlığı üzerinden serbest bırakılması da saraydan gelecek bir telefonla belirlendi ve ülkemizin yargısı kendini rezil etti arkadaşlar. Selahattin Demirtaş’ın, Sırrı Süreyya Önder’in, bütün vekillerimizin, bütün seçilmişlerimizin rehin alınması da saraydan gelen talimatlarla belirlendi. Bu çerçevede, yargı da yürütmeyi dengeleyip denetleyemiyor.

Bakın, Sayıştay kurumunun bir temsilcisi orada oturuyor herhâlde, başkanlar bu sene gelmemiş. Uzun süre sonra bayağı kifayetli denetim raporları geldi, yürütmenin pek çok yolsuzluğa bulaştığını söylüyordu raporlar. Ne oldu sonucu? Sayıştayın denetimden sorumlu başkan yardımcısı görevden alındı arkadaşlar. İşte, bakın, memlekette hâlâ namusuyla işini yapan insanlar eğer ki “Bir hırsızlık, yolsuzluk var.” derlerse görevden alınıyorlar arkadaşlar. Bu çerçevede, yargı da görevini yapamıyor.

Diğer güç ne? Basın. Basın dengeleyip denetleyecek. Bu yürütmeyi basın dengeleyip denetleyebiliyor mu? Açın gazeteleri, açın televizyonları, bakın, her gün “Padişahım çok yaşa! Padişahım çok yaşa!” Var mı başka bir şey? Oysa ben Cumhurbaşkanı olsam basının her gün beni eleştirmesini isterim, hatamı göstermesini isterim. Ama her gün basın “Padişahım çok yaşa!” derse Cumhurbaşkanı kandırılır ve bu gidişle, arkadaşlar, daha çok kandırılırsınız.

Diğer güç: Bağımsız kurumlar. Ombudsman temsilcisi var değil mi burada, ombudsman? Ombudsman ne yapar? Eğer ki yürütme hukuk dışına çıkmışsa gider, yürütmeyi dengeler, “Bunu yapamazsın.” der. Cumartesi Anneleri yerlerde sürüklenirken ombudsman çıkar, “Bunu yapamazsın ey Cumhurbaşkanı!” der. Duydunuz mu siz ombudsmandan böyle bir cümle arkadaşlar?

Değerli arkadaşlar, bakın, sivil toplum kuruluşları işlemiyor, üniversiteler işlemiyor, hiçbir kurum işlemiyor. Ne kaldı geriye? Bir Cumhurbaşkanı.

Bakın, arkadaşlar, şeyh uçmaz mürit uçurur. Sizler şeyhi uçuruyorsunuz. Birkaç kez kafa üstü çakılıyordu, tekrar toparladı ama bütün kurumları tarumar etti, siz uçurmaya devam ediyorsunuz. Emin olun, bir güç dengelenmezse, denetlenmezse tekrar çakılır, eninde sonunda çakılır ve en büyük kötülüğü sizler yapmış olursunuz. Gelin, el birliğiyle dengeleyelim, denetleyelim çünkü bu yürütme bölüyor. “Çankaya” diyor, “Beşiktaş” diyor, “Kadıköy” diyor. Ne diyor? “Kaymağını yiyor bu ülkenin.” diyor. Bakın, bir coğrafi bölgeyi söylüyor. Sayın Cumhurbaşkanı bölücülük yapıyor arkadaşlar. Bu bölücülüğe el birliğiyle “Dur.” demeliyiz, aksi takdirde düşman hukuku devam eder, ayrıştırıcı politikalar devam eder.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Paylan, bitti mi?

GARO PAYLAN (Devamla) – Bitiriyorum, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada olsaydı kendisine bir kitap hediye edecektim. Bakın, bütçesi görüşülüyor, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada yok. İşte, bu da saygısızlığın bir parçası.

BAŞKAN – Burada kendisi.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, “Ulusların Düşüşü” kitabı, Sayın Daron Acemoğlu yazmış. Tarih boyunca kurumların işlemediği her ulus çöküyor arkadaşlar. Krala, padişaha yetki veren, yalnızca onun düşmanı belirlediği, onun vergiyi belirlediği uluslar çöküyor ama kurumların işlediği, birbirini dengelediği ve denetlediği kurumlarsa, ülkelerse yükseliyor, hem huzur buluyorlar hem refah buluyorlar. Ama siz tek adama, ayrıştıran, bölüştüren, düşman hukuku uygulayan tek adama yetki verirseniz o ulus çöker arkadaşlar. Bunun önüne geçmek için ben bu kitabı Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının masasına bırakacağım. Umarım ki Cumhurbaşkanına da bunu iletir, okurlar, hepinize de okumanızı tavsiye ederim. Hep beraber bu ülkemizi barışa, huzura, refaha taşımak için hepinizi göreve davet ediyorum arkadaşlar.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Cumhurbaşkanının görevinin toplumun bütünlüğünü sağlamanın yanında toplumun birliğini, huzurunu bozan PKK terör örgütü ve türevlerine karşı mücadele etmek olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada hukuki bir süreçle alakalı yapılacak olan siyasi değerlendirmelere bizim de siyasi bir değerlendirmemiz mutlaka olur yoksa hukuki süreçlerle alakalı bir değerlendirme yapma düşüncesinde değiliz. “Yüzde 51’le seçilen yüzde 80’i rehin tutuyor.” gibi bir söylemi kabul etmemiz mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımız yüzde 52,5 oyla, 26 milyondan fazla oy alarak Türkiye’nin meşru, seçilmiş bir Cumhurbaşkanıdır ve görevi, toplumun birliğini, beraberliğini, bütünlüğünü sağlamaktır; toplumun birliğini, huzurunu bozan PKK terör örgütü ve türevlerine karşı da mücadele etmektir.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Ne alakası var ya?

TUMA ÇELİK (Mardin) – Ne alakası var? Halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekilidir o.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Dolayısıyla Cumhurbaşkanının yaptığı budur.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) - Ne alakası var? Seçimde seçilmiş bir milletvekili ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Seçilmiş olan milletvekilleriyle alakalı da…

TUMA ÇELİK (Mardin) - Halkın iradesidir o, halkın iradesi.

MUAZZEZ ORHAN (Van) – O da bir seçilmiş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – …seçilmiş olan milletvekillerinin hukukunun ne olacağı, hangi mevzuatlara tabi olacağı veya mahkemenin onlarla alakalı vereceği kararlar bizim dışımızdaki tartışmalardır.

Teşekkür ediyorum.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Hayır, iktidarın verdiği kararlardır, mahkeme kararı yok.

HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) – Mahkemeler sizin mahkemeleriniz, sizin elinizdeki mahkemeler. Yargı diye bir şey bırakmadınız ortada.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ikinci söz Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Mahmut Toğrul’a aittir.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on bir dakika.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Başkan.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi üzerine partim Halkların Demokratik Partisi adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu, Genel Kurulun sevgili emekçilerini ve ekranları başında bizleri izleyen sevgili yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, arkamızdaki duvarda “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” yazıyor. Ne yazık ki durum böyle değil; yeni rejimle birlikte Parlamentonun gücü ve etkisi elinden alındı, demokratik parlamenter sistem adım adım tasfiye ediliyor. Her kararın saraydan alındığı yeni düzende Meclis karar ve yetki sahibi değildir. Meclis, saraydan gelen torba yasaları, KHK’leri, OHAL Yasası’nı onaylayan, noter gibi önüne gelen her teklifi kabul eden bir yapıya dönüştürüldü. Parlamento, yasama denetiminin yapıldığı bir yerdir. Başkanlık rejimiyle Meclisin bu yetkisi elinden alındı. Gensoru verilemiyor, yürütmeden hesap sorulamıyor, denetim mekanizmaları kaldırıldı, muhalefetin konuşma süreleri kısıtlandı. Getirilen kanun teklifleri, çoğunlukçu anlayışla, demokratik bir tartışma imkânı verilmeden yasalaştırılıyor. Partimizin ve diğer muhalefet partilerinin verdiği işsizlik ve yoksulluk da dâhil olmak üzere tüm araştırma önergeleri çoğunlukçu anlayışla reddediliyor. Emeklilikte yaşa takılanların sorunlarının araştırılması bu Mecliste reddedildi. Bu Meclis, sarayın onayı olmadığı için emeklilik bekleyenlerle ilgili yasayı çıkartamadı. Toplumsal sorunların araştırılması, çözüm politikalarının üretilmesi bu Meclisin asli görevi olmasına rağmen bunun önü kapatılıyor.

Bu Mecliste işsizlik nedeniyle bir vatandaş intihar girişiminde bulundu, Meclisin kapısında bir vatandaş kendisini yakmaya kalktı. Vatandaş çözüm bekliyor, çözüm olarak Meclisi görüyor, sesini duyurmaya çalışıyor. Peki, Meclis ne yapıyor? Meclis gözlerini kapatıyor, kulaklarını tıkıyor. Bırakın diğer vatandaşları, bu Meclis, kendi çalışanlarının sorunlarını dahi çözemiyor. Yeni kadroya aldığını iddia ettiği taşeronların özlük hakları maalesef aynı işi yapanlarla aynı değil. Yardımcı hizmetler sınıfındaki personelin özlük hakları düzenlenmiş değil. Meclisteki sözleşmeli personelin kıdem tazminat hakkı yok sayılıyor ama Meclis har vurup harman savurmaya devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, oysa geçmişte, özellikle AB’ye uyum yasaları kapsamında önemli demokratikleşme yasaları çıkarıldı. İdam cezası kaldırıldı, 1 Mart tezkeresi geçirilmedi. Parlamentonun bir ağırlığı, bir saygınlığı ve etkinliği vardı. Halk, çözüm yeri olarak Meclisi görüyordu. Şimdi, yeni sistemle, Parlamentonun bütün özgül ağırlığı ortadan kaldırılıyor. Buradaki iktidar çoğunluğu, Meclis sarayın önüne çıkmasın diye, etkin olmasın diye çaba sarf ediyor.

Bugün Parlamentoda ve dışarıda olması gereken seçilmişlerimizin cezaevlerinde hukuksuz bir biçimde tutuluyor olması egemenliğin halkta değil muktedirlerin elinde olduğunu gösteriyor. Her şeyden önce, yargı, Parlamento üzerinde bir vesayet kurmaktadır. Milletvekillerimiz yargılanıyor, mahkemeler ceza veriyor, yargı Meclisin üzerine çıkarılıyor. Saray rejimiyle kuvvetler ayrılığı ilkesi ortadan kaldırıldığı için yargı ve güvenlik mekanizması Meclisin üzerinde hareket ediyor. Seçilmişler halkın iradesini temsil eder ama yargı bu temsiliyeti engelliyor, Meclis de buna seyirci kalarak kendi itibarını ortadan kaldırıyor. STK’lerden medya kuruluşlarına, derneklerden kültür kurumlarına varıncaya kadar KHK’lerle kapatılan kurumların faaliyetlerinin yürütülebilmesine olanak sağlayan yasaları bu Meclis çıkarmışken KHK’leri onaylayarak Meclis kendi çıkardığı yasaları ortadan kaldırdı, kendi kendisine darbe yaptı.

Yine, bugün, OHAL kaldırılmış olmasına rağmen, uygulamaları fiilen devam etmektedir. Demokratik eylem ve etkinlikler yasak, grev yasak, her şey yasak. Meclisin onayladığı KHK’lerle sağlık kuruluşları, üniversiteler, vakıflar, dernekler ve yayın organları kapatılmıştır. Toplamda 127.244 kişi kamudan ihraç edilmiştir. Meclis KHK’leri yasalaştırırken bu yasakları, işten çıkarmaları, işsizliği, yoksulluğu onaylamış oluyor. İşte, Parlamentonun getirildiği durum budur. Çağdaş demokratik sistemde parlamentolar, demokratik dönüşümlerde, özgürlük alanlarının genişletilmesinde, hukuk sisteminin yerleştirilmesinde etkin rol oynarken bizde Meclis demokratik alanın ve özgürlüklerin daraltılması için bir rol oynuyor. Meclis, yasakçı, baskıcı, otoriter sistemin bir aracına dönüştürülüyor.

HDP olarak verdiğimiz birçok önerge ve kanun teklifi, içerdiği ifadeler gerekçe gösterilerek, yasakçı anlayışın sonucu olarak reddediliyor. Milletvekillerimizin Meclis kürsüsünde kullandığı kendi ana dilindeki kelimeler tutanaklara “bilinmeyen bir dil” olarak geçiyor. Bu, demokrasi ayıbıdır, en hafif deyimiyle ana dillere nezaketsizliktir. Parlamento bu geri düzeyi, demokrasiyle bağdaşmayan durumu aşmak durumundadır, aksi takdirde etkinliği de saygınlığı da kalmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, bütçe görüşmelerine 1 eksik vekille başlıyoruz ve Sevgili Leyla Güven burada olsaydı mutlaka bu bütçeye dair edeceği birkaç kelam vardı. Leyla Güven 24 Haziranda seçilmiş bir milletvekili ve Hakkâri halkının iradesidir. Tamamen hukuksuz ve haksız bir şekilde cezaevinde tutulmaktadır. Selahattin Demirtaş kararında olduğu gibi, AİHM’in 5’inci ve 18’inci maddelerinde ihlal tespit ettiği gibi, Güven’in durumu da aynıdır. Dokunulmazlığı vardır, cezaevinde tutulması bu Meclisin üyesinin yasama faaliyetinin engellenmesi demektir. Bu durum, Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bir yerel mahkeme Meclise ve yasama organına tahakküm etmektedir. Meclis Başkanı Meclisin üyesi olan vekil hakkında adım atmıyor, Leyla Vekilin hakkına sahip çıkmıyor, onu seçen yurttaşların iradesine sahip çıkmıyor.

Leyla Vekilimiz barışa, demokrasiye, adalete ve bir arada yaşama iradesine yönelik uygulanan tecride son vermek için şu anda otuz dört gündür açlık grevinde. Tecride son vermemek, barış ve demokrasiyi yok saymaktır. Herkesin bildiği gibi, Türkiye ve Orta Doğu coğrafyasına barış ve demokrasinin gelmesi için öncelikle tecridin kaldırılması ve Kürt meselesinin çözülmesi gerekiyor.

Bakınız, hukuku ayaklar altına alan AKP iktidarı, hukuksuzluğu Sevgili Eş Genel Başkanımız Demirtaş’la ilgili AİHM kararında da sürdürdü. Türkiye’nin yapması gereken, bu karara uymak, Sevgili Demirtaş ve arkadaşlarımızı derhâl serbest bırakmaktı. Ellerindeki yargı ise, AKP Genel Başkanından aldığı talimatla, sadece bu ülkeye barış gelsin diye mücadele veren Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder arkadaşlarımızın yargılandığı davadaki kararı onadı. Bu, nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya geldiğimizin göstergesidir. Mahkemenin karar vermesinin tek nedeni AİHM kararını baypas etmektir.

Bugün, Demirtaş ve Önder’in hapiste olmasına neden olan olaylar, yüklenen suçlar, devletin izni ve onayıyla gerçekleşmiş olgulardır. Demirtaş ve Önder’e verilen cezanın gelişim süreci de bir hayli ilginçtir. Ceza, hepinizin bildiği üzere, 2013 yılı İstanbul “Nevroz” mitinginde yapmış oldukları konuşmalardan dolayıdır, söylememiş oldukları sözlerden dolayıdır. O “Nevroz”da barış mesajları verilmişti fakat barışa ceza verildi. Bakın, o dönem gazetelerin birinci sayfalarında İstanbul’daki mitingle ilgili mesajlar barışçıl bulunmuştu. Hürriyet gazetesi o gün atmış olduğu manşette “Barış ‘Nevroz’u” demişti. “İstanbul’da BDP’li Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder ve Sebahat Tuncel barış mesajları verdi.” şeklindeydi, o günün gazeteleri “‘Nevroz’ ateşi barış için yakıldı.” diyordu. Mitingi izleyen polisler suç unsuru tespit etmemişken, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bir muhbirin suç duyurusunu fezlekeye çevirip soruşturma açıyor. O dönem Adalet Bakanlığı hangi suçun oluştuğu belirtilmediği için dosyayı iade ediyor ancak savcı ısrarcı, bu kez “örgüt üyeliği” suçu ekleyerek dosyayı tekrar gönderiyor fakat fezleke dokunulmazlık engeline takılırken dosyadan yargılanan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel beraat ediyordu.

Bu arada 15 Temmuz darbe girişimi yaşanıyor. Şimdi dikkatinizi bir şeye çekmek istiyorum değerli arkadaşlar: Muhbir, davayı açan 2 savcı ve tutanağı hazırlayan polis şu anda FET֒den dolayı mesleklerinden ihraç edilmiş durumdalar, kimisi içeride ancak AKP’nin yargısı AKP Genel Başkanının “AİHM kararını tanımıyoruz, karşı hamlemizi yapar, yolumuza devam ederiz.” talimatını alıyor, Sayın Demirtaş ve Sayın Önder’in cezasını onaylıyor. Bu cezanın beş yıl sonra verilmesi, sadece hukuk açısından değil, bu devletin meşruluğu açısından da son derece vahimdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) - Sayın Başkan, çok az kaldı, tamamlayacağım.

BAŞKAN – Devam edin.

Buyurun.

MAHMUT TOĞRUL (Devamla) – Muhbir FET֒cü, savcılar FET֒cü, tutanak düzenleyen polisler FET֒cü, mahkeme talimatlı ama siz onların kararlarıyla, siyasi rakiplerinizi yargı sopasıyla demokratik siyasetin dışına itiyorsunuz. Ama şunu bilin ki yeryüzünde bir tek HDP’li kalsa bile asla ve asla size biat etmeyecek, asla ve asla size diz çökmeyecek, Selahattin Demirtaş kâbusunuz olmaya devam edecek, HDP’liler kâbusunuz olmaya devam edecek.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

13.- Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Halkların Demokratik Partisi üyelerinin, siyasete gönül verenlerin, seçmenlerin Adalet ve Kalkınma Partisine biat etmesi şeklinde bir yaklaşımlarının olmadığına ve Türkiye'deki savcıların cumhuriyetin savcıları olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Teşekkür ediyorum.

Bizim, Halkların Partisi üyelerinin yahut da başka siyasete gönül vermiş arkadaşların, seçmenlerin bize biat etmesi şeklinde bir yaklaşımımız yok, öyle bir derdimiz de yok. Türkiye'de farklı siyasetler olacak, bunlar kendi yol ve yöntemleriyle halkla diyalog kuracaklar, meşru süreçler çerçevesinde iktidar ve muhalefet ilişkileri teşekkül edecek. Bunun dışına çıkarak çarpıtmaya dayalı bu propaganda dilini, bir kere, reddediyorum.

İkincisi: Türkiye'deki savcılar cumhuriyetin savcılarıdır.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – İçeride olanların işiyle iş yapıyorsunuz.

TUMA ÇELİK (Mardin) – Bir gün olsun “HDP” ismini telaffuz edin ya, bir gün olsun, bir gün.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Lütfen dinler misiniz.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Onların görevleri, bu ülkenin birliği ve dirliği istikametinde cumhuriyetin esenliği için çalışmaktır. Hukukun görevi ve aynı zamanda cumhuriyet savcılarının görevi budur. Onlar kimseden talimat almazlar. [HDP sıralarından “Ya, ya, ya” sesleri(!)] Esasen AK PARTİ Genel Başkanı da kimseye talimat vermez.

MUAZZEZ ORHAN (Van) – Brunson ne oldu, Brunson? Uçak ne zaman hazırlanmıştı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bostancı, devam edin.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – 50 kere, 100 kere “siyah”a “beyaz” deyip, “beyaz”a “siyah” deyip tersinden bir lafla şartları değiştiremezsiniz. Bu propaganda dili çok eskiden beri birtakım siyasetlerin kullandığı yöntemlerdir ama bir işe yaramamıştır. Eğer Halkların Demokratik Partisi bütün bu olup biten süreçlere ilişkin gerçekçi bir analiz yapmak ve niçin bunlar yaşanıyor, bunları çözümlemek istiyor ise, yürüttüğü siyasete, kullandığı dile, Türkiye’ye bakışına, bölgedeki Kürtlerden tutun Türklere yönelik değerlendirmelerine, nasıl bir yaklaşım sergilediğine ilişkin…

EBRÜ GÜNAY (Mardin) – “AİHM kararını tanımıyoruz.” ne demek?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – ...demokrasi ve özgürlükler konusunda bol miktarda söz söylemek değil, gerçekten bunlara tekabül eden bir siyasal tavır ve eylem içerisinde olup olmadıklarına dair bir muhakeme yapmalılar.

Teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına üçüncü söz, Muş Milletvekilimiz Sayın Mensur Işık’a aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Işık, süreniz altı dakika.

HDP GRUBU ADINA MENSUR IŞIK (Muş) – Teşekkürler Başkan.

Ben de 2019 yılı bütçesi kapsamında Kamu Denetçiliği Kurumu ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu bütçesi üzerine partim adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başlarken, biraz önce AKP yetkilisinin, Sayın Bostancı’nın “Hâkimler ve savcılar hiç kimseden talimat almaz.” sözü üzerine iki laf etmek istiyorum. Şimdi, mademki hâkimler ve savcılar kimseden talimat almaz, Sayın Cumhurbaşkanı, önceki dönem Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş’la ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “Derhâl tahliye edin kendisini.” kararından sonra niçin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Kocaman’ı yanına çağırıp talimatlandırdı? Bunu sadece sormak istiyorum Türkiye halklarına. Bugün bizi ekranlarının başında izleyen milyonlarca insana bunu buradan bir kez daha söylemek istiyorum.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı AİHM kararından hemen sonra “Biz AİHM’in kararını tanımıyoruz ve gereğini yapacağız.” dedikten sonra Sayın Başsavcıyla görüşmüştür. Çok ayıp bir şey hukuk devleti açısından. Sizler açısından da eminim ki vicdanınızı sızlatması gerekmektedir.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Ne alakası var ya? Başsavcıyla ne alakası var Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin?

MENSUR IŞIK (Devamla) – Başsavcıyla alakası var çünkü Sayın Demirtaş’ın dosyası, 700 dosya ileri alınarak on beş günde alelacele bir şekilde onaylanmıştır.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – İstanbul verdi Beyefendi. Bilgileri karıştırmayın. Ankara Başsavcılığıyla ne alakası var, İstanbul’un ne alakası var?

FATMA KURTULAN (Mersin) – Dinleyin, sonra cevap verirsiniz.

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edin.

MENSUR IŞIK (Devamla) – Sayın Genel Kurul, Leyla Güven arkadaşımız cezaevinde bugün otuz dört gündür açlık grevinde. Açlık grevinde olmasının bir tek sebebi var: İmralı Adası’nda Sayın Öcalan üzerinde olan tecridin ortadan kaldırılması ve uygar dünya, uygar toplumlar kendi sorunlarını ne şekilde çözmüşse Türkiye’nin de aynı şekilde çözmesi için, tecridin ortadan kaldırılması, demokratik siyasetin önünün açılması ve tekrardan masada sorunun çözülmesi için, diyalog ve çözüm sürecinin başlatılması için yapmış olduğu bir açlık grevi var.

Ben, buradan, bir kez daha, Sayın Leyla Güven’i selamlıyorum, eyleminin önünde saygıyla, sevgiyle eğildiğimi belirtmek istiyorum çünkü bu eylemin amacı, dediğimiz gibi, Türkiye’deki bütün halkların, Türkiye'nin en temel sorununun çözümü için yapılmış olan bir eylem olduğu için herkesi ilgilendirmektedir.

Evet, ben, Türkiye’nin en yoksul ilinin, Muş ilinin milletvekili olarak burada konuşuyorum. Bu bütçe yoksulların refah seviyesini yükseltmeyecek, tam tersine, elde avuçta ne varsa onları eritecek, yoksulluğu derinleştirmeye devam edecektir. Muş halkı kendisine yoksulluğu âdeta kader olarak dayatan bu bütçe anlayışıyla yine göç etmeye devam edecektir. Muşlu gençler doğdukları topraklarda iş bulamayacak, yeni iş arayışları için metropol kentlerine, inşaat sahalarına sığınacaklar, üçüncü havalimanı inşaatına işçi olarak çalışmaya gideceklerdir ve orada çalışma koşullarını eleştirdikleri için, buna tepki gösterdikleri için, sizin “tarafsız ve bağımsız yargı” dediğiniz kişiler tarafından gözaltına alınıp tutuklanacaklardır bunlar maalesef. Ülkenin batısında yapılan otoyol şantiyelerinde, liman şantiyelerinde çalışmaya gidecek ve köle gibi yaşamak zorunda kalacaklardır. Muşlu gençler Ege’nin, Akdeniz’in turizm cennetlerine iş bulmak için sığınacak ve bu cennetlerde, maalesef, sayenizde cehennemi yaşamak zorunda kalacaklardır.

Bu 2019 yılı bütçesi, Muş ilinin en fakir il, en geri kalmış il sıralamasındaki durumunu devam ettirecektir. O açıdan bu bütçeyi kabul etmek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, Kamu Denetçiliği ve HSK’nin bütçesini tartışıyoruz. Biri adalet dağıtmakla görevli yargıçların ve savcıların organizesinden sorumlu, diğeri ise kamu adına denetim yapan, prensip kararları alan anayasal bir kurum. Her iki kurumun da paydaş olduğu yargı sistemi ülke tarihinde hiç olmadığı kadar adaletsiz bir yapıya dönüşmüş durumda maalesef.

Her şeyden önce, adaleti tesis etmekle görevli kurumların bağımsız olması gerekir. Adalet adına, halk adına, özgürlükler adına, demokrasi adına iş yapması gerekir ama maalesef bu yetkiyi kullanan kişiler bağımsız değiller, bilakis saraya bağlı kişilerdir. Örneğin kamu başdenetçisi, kamu denetçileri, AKP’nin kurucusu, yöneticileri, milletvekilleri ya da bürokratları olarak AKP’de çalışmış kişilerdir. Bu kişilerin halkın yararına karar vermesi beklenemez. Bu kişilerin siyasi iktidarı rahatsız eden bir karar vermesi beklenemez. HSK’nin 13 üyesinin 6’sını Cumhurbaşkanı, 7’sini ise Meclis seçiyor. Diğer bir deyişle, bu kurumlar tamamen AKP güdümündedir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ihraçlar, vekilliği düşürülen milletvekillerimiz, kayyum atanan belediyelerimiz, tutuklanan milletvekillerimiz, kamulaştırılan yerleşim yerleri, kapatılan basın kurumları, gençlik kurumları, kültür kurumları hakkında tek bir işlem yapmamıştır, bilakis kafasını kuma gömmüştür. 2015 yılında Kürt kentleri yerle bir edildi, sokağa çıkma yasakları nedeniyle yüz binlerce insan evinden edildi, öğrenciler eğitim haklarından mahrum bırakıldı. Halkın kamu hizmetlerine erişemediği döneme dair verdiği ret kararıyla yine başını kuma gömmüştür maalesef.

Biraz önce Selahattin Başkanın yarınki duruşmasından bahsettik, üç gün sürecek olan duruşmasından bahsettik. Sizler, siyasi iktidar Selahattin Başkandan korkuyorsunuz çünkü Selahattin Başkan HDP’nin ilkelerini, siyasetini olduğu gibi yansıtıyor, tıpkı bizim partimiz, grubumuz gibi; ondan dolayı sizler korkuyorsunuz. HSK bu konuda ne yapıyor? Söz konusu Kürtler ve dostları olunca aynı Kamu Denetçiliği Kurumu gibi başını kuma gömmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MENSUR IŞIK (Devamla) – Teşekkürler Başkan.

Şimdi, Kürtlerde bir laf, bizim Muş’ta da sık sık kullanılan bir laf var: “…”(x)Yani HSK, “Tarafsız ve bağımsız yargı” dediğiniz yargı, mesele Kürtler olunca -işi anlamında- hiçbir şekilde bir hareketin içerisine girmemektedir.

Şimdi, ben, biraz da HSK için iki laf etmek istiyorum aslında.

AKP 680 sayılı KHK’yle yargıda liyakat sistemini rafa kaldırmış ve AKP’li avukatları maalesef barajsız olarak hâkim ve savcı olarak atıyor. İlk etapta yapılan sınavda mülakat aşamasını geçerek hâkimliğe kabul edilen 900 kişiden yaklaşık olarak 800 kişinin AKP’li olduğuna dair ciddi emareler söz konusu. Yazılı sınavda oldukça yüksek puan alan kişiler mülakatta elenirken sınav barajının kaldırılmasıyla mülakat hakkı kazanan 55-60 puan alan kişilerin mesleğe kabul edilmeleri de bu şüpheleri arttırmaktadır. Elbette avukatlıktan hâkimliğe geçiş sınavı neticesinde atanan herkesin hepimizin bildiği bir arka planı olması hiç de şaşırtıcı değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Işık, selamlamak için süre vereyim. O arada toparlayıp bitirelim.

MENSUR IŞIK (Devamla) – Tamam Başkanım. Teşekkür ediyorum.

Örneğin, kura sonuçlarına göre Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı AKP İzmir İl Yönetim Kurulu Üyesi Sema Cansu Bozkurt Sütçü Gümüşhane hâkimliğine, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Başdanışmanı Ahmet Karayiğit’in kızı Sevcan Karayiğit İstanbul Cumhuriyet Savcılığına, Mehmet Özhaseki’ye takipsizlik kararı veren Kayseri Cumhuriyet Başsavcısının yeğeni Serkan Başok Samsun Cumhuriyet Savcılığına, Mustafa Lütfi Tombaloğlu’nun oğlu Onur Tombaloğlu Kilis hâkimliğine, AKP Giresun İl Yönetim Kurulu Üyesi Açelya Kahya Reyhanlı hâkimliğine atandı.

Bu liste çok daha fazla uzayabilir Sayın Genel Kurul ve değerli halkımız. Hangi AKP’linin hangi kadrolara, hâkim ve savcı olarak nereye atandığı kamuoyunda geçmiş dönemde uzun uzadıya tartışılmıştı.

HSK yine 16 Temmuz 2018’de Yargıtaya 106, Danıştaya da 12 yeni üye seçimi gerçekleştirmiştir. Gerçekleşen seçimlerde Yargıtay üyeliğine atanan isimler arasında Cumhuriyet gazetesi davasında gazeteciler aleyhine cezaya hükmeden Abdurrahman Orkun Dağ ile Twitter’dan birçok kez Cumhurbaşkanı hakkında paylaşımlar yapan Cengiz Turhan’ın yer alması oldukça çarpıcı bir gelişme olarak kamuoyuna yansımıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MENSUR IŞIK (Devamla) – Ben, bu şekliyle, hukuka, yargıya hizmet etmeyen HSK ve Kamu Denetçiliği Kurumu bütçesinin halk yararına olmadığını düşünüyorum.

Bir kez daha hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

14.- Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Muş Milletvekili Mensur Işık’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, esasen sık sık söz almak istemem, emin olun. Sadece bir tashih amacıyla söz aldım.

Sayın Işık hukuk çerçevesinde bir mütalaada bulundu. Eğer hukuka dikkat etseydi, kesinleşmemiş AİHM kararının hemen uygulanmasına ilişkin bir talepte bulunmazdı.

EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) – “Kesinleşmemiş” nereden çıktı?

TUMA ÇELİK (Mardin) – Kesinleşmiş ya, nasıl kesinleşmemiş?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Kesinleşmemiş, itirazı var Türkiye Cumhuriyeti devletinin. Hukuk bilenler bu itirazın ne anlama geldiğini, kararın kesinleşip kesinleşmediğini bilirler.

İkincisi: Bahsettiği hadisenin cumhuriyet savcılarıyla alakası yok. Sayın Cumhurbaşkanı görüştü mü görüşmedi mi, görüştüyse Sayın Işık ilhamla mı biliyor ne görüşüldüğünü?

Bir de şundan vazgeçmekte fayda var diye düşünürüm: Kürtler ile Halkların Demokratik Partisini özdeşleştirme dili uygun, Türkiye’nin toplumsal gerçekliğine karşılık gelen bir dil değil. Bütün Kürtler size oy vermiyorlar, size Kürtlerin dışında Türkler de oy veriyor ayrıca. Yani o sınırları daha dikkatli çizmek gerekmez mi?

Teşekkürler.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz sırası Siirt Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş’a aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on bir dakika Sayın Beştaş.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sayın Bostancı dikkatle dinler beni çünkü gerçekten dikkatinizi çekecek veriler ve endeksler vereceğim kanaatindeyim. Nasıl olsa cevap vereceksiniz, şimdiden söyleyeyim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Belki vermeyeceğim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Evet, gerçekten, bütçe görüşmelerinde Adalet Bakanı öyle bir sunum yaptı ki altına imza atmamak mümkün değildi -ben de yakından izledim- fakat söyledikleri ile yaşananlar arasında uçurum var desem meramımı anlatmamış olurum. Bir cümlesi şöyleydi: “Hukuk devleti ya da hukukun üstünlüğü ilkesi demokrasinin özünü oluşturmaktadır.” Kesinlikle, kesinlikle katılıyorum bu cümleye. Peki, burada, bizde, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesi, yargı güvencesi, yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı ne durumda, Adalet Bakanı bunu kapatmak için bin dereden su getirmeyi tercih etti. Gerçekten bu konuda kararlı adımlarla yürüdüklerini söylediler Plan ve Bütçe Komisyonunda, ben de -Sayın Bakan burada değil ama mutlaka ulaşır- şunu söylemek istiyorum: Kararlı adımlarla yürünen bir tek yol var; o da hukukun çiğnendiği, pespaye, karanlık, tekinsiz bir gelecek yolunda, kararlı adımlarla, Türkiye AKP öncülüğünde yürüyor. Evet, Ömer Hayyam ne demişti? “Adalet kâinatın ruhudur.” demişti. Siz ruhu tehdit ediyorsunuz. AKP ve saray rejimi Türkiye halklarına uyguladığı akıl almaz hukuk dışı yöntemlerle, adaletle beraber geleceğimizi de karanlığa gömüyor.

AYM’nin istatistiklerine bolca yer vereceğim konuşmam el verdiğince. Hukuk fakültelerinde, “Yüksek mahkeme” diye ifade ettiğimiz denetim, Anayasa’ya uygunluk denetimi yapan tek mahkeme, en üst mahkeme ne durumda? İçler acısı bir tablo var. Evet, ne yapmış mahkeme? Başvuruların yüzde 1,4’ü hakkında karar vermiş. Neden? Çünkü talimat geç geliyor, Cumhurbaşkanı hani bu konuda tek yetkili ya, tek yargıç aslında, o söyleyecek ki mahkeme karar versin; vermemiş. 667 başvuru var, kaç tanesinde karar vermiş? 94 tanesinde. İşte bu kadar pespaye bir durumla karşı karşıyayız.

Gerçekten, bununla birlikte, belirli bir süzgeçten geçiriyor AYM “Nasıl karar vereyim?” diye. Bu süzgeçte basından ve kamuoyundan ya da doğrudan talimatlarla “Kararı hangi yönde vereyim?” diye gerçekten ciddi bir emek sarf ediyor. Buna da saygı duymamak mümkün değil! Kırkyılda bir –hani, kelimenin gelişi, cümlenin gelişi- aleyhe bir karar verdiğinde de –ki ben onun danışıklı olduğu görüşündeyim, bu konuda hiçbir şüphem yok- bu konuda da hemen Cumhurbaşkanı çıkıp “Tanımıyorum, saygı da duymuyorum.” diyor ve onları hizaya çekiyor. Gerçekten, artık AYM Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ne derse o yönde karar veriyor. Şimdi, bununla birlikte, AYM karar vermekten korkuyor. Yüzde 1,4 gerçekten hiçbirimizin unutmaması gereken bir rakam olarak önümüzde duruyor.

Şimdi, ne yapmış AYM, size birkaç örnek vermek istiyorum: Sokağa çıkma yasaklarına ilişkin tedbir talepli başvurular gitti Anayasa Mahkemesinin önüne. Anayasa Mahkemesi “terörle mücadele” başlığı adı altında sokağa çıkma yasaklarını onayladı, tedbir taleplerini reddetti ve AYM gerçekten “Her yol mübahtır.” dedi ve yüzlerce insan, sivil insanlar bodrumlarda öldürüldü. AYM’nin bu konudaki sorumluluğu birinci derecededir.

Yine, partimizin siyaseten tasfiye edilmesine Anayasa Mahkemesi doğrudan hizmet etmektedir. Gülser Yıldırım, Selahattin Demirtaş, Faysal Sarıyıldız, Tuğba Hezer ve daha saymama gerek yok, birçok kararda Anayasa Mahkemesi başvuruları reddederek aslında dokunulmazlıkların kaldırılmasının Anayasa’ya aykırı olduğu meselesini de denetlemekten imtina etmiştir. Peki, OHAL konusunda ne yapmıştır? OHAL konusunda yüz binlerce ihracı kendisi kesinleştirmiştir, Anayasa’ya aykırı olduğu hâlde OHAL’in denetimini ve KHK’lerin denetimini ortadan kaldırmıştır. Şimdi, ne diyor OHAL konusunda? Gerçekten, şu anda, ihraç edilen, her kesimden yüz binlerce insanın bugün sosyal idamla, sosyal ölümle karşı karşıya kalmasının müsebbibi de en az iktidar kadar iktidarın talimatlarıyla hareket eden AYM’nin faaliyetlerinden bir tanesidir. İhraçlar konusunda, evet, gerçekten bu çok dikkat çekici bir mesele.

Yine, buna ilişkin başka kararları da var AYM’nin. Nedir o kararlar? Bir tanesi, Demirtaş kararından sonra, Gülser Yıldırım kararında esasa girerek mahkûmiyet kararı vermiştir âdeta ve şu anda, milletvekilimiz Gülser Yıldırım’ın yargılaması devam ediyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Zühtü Arslan “Adalet mülkün temelidir, hukuk da adaletin temelidir.” diyor. Evet, gerçekten doğru, genel soyut ilkeleri herkes söyler ama hukuksuzluğu da adaletsizliği de pekiştiren, bu konuda her gün yeni kararlarla zirveye çıkaran bir kurumun başındasınız.

Yargıya güven, istatistiklere göre yüzde 20-30 seviyelerinde. Şu anda yapsak, eminim, çok daha diplerdedir çünkü yargı yok. 2017 yılı itibarıyla Türkiye AİHM önünde en kötü sicile sahip ülke konumunda; 47 ülke arasında sondan 1’inciliği kimseye kaptırmamış, 4.514 mahkûmiyet almış. Bunlar en çok adil yargılanma hakkı, özgürlük, güvenlik hakkı ve mülkiyet hakkı konularında.

Yine, avukatların çalışma koşullarına ilişkin… 1.488 avukat kötü muameleye maruz kalmış, bunların hepsinin istatistiği var. Bağımsız bir araştırma platformu olan Dünya Adalet Projesi var, 2017-2018 yılları arasında bir endeks yayınladı. Buraya gerçekten dikkatinizi çekmek istiyorum. Türkiye 2016-2017’de 99’uncu sıradaydı -ülke sayısı 113 bu arada- bir yıl sonra 101’inci sıraya yükseldi. Tahmin edin, 113’üncü sırada kim var? Erdoğan’ın yakın dostu ve “Diriliş Ertuğrul” hayranı Venezuela Devlet Başkanı Maduro bulunuyor 113’üncü sırada. Gelecek yıl herhâlde yakın dostundan o 1’inciliği de alır, sondan 1’inciliği de alacaktır.

Yine, Adalet Bakanı Plan ve Bütçe Komisyonunda ve başka konuşmalarında da ısrarla ve geniş bir şekilde, Adli Tıp Kurumunun ne kadar iyi çalıştığını anlatıyor. Gerçekten, şu duyguya sıklıkla kapılıyorum; ben şahsen de eminim, vicdanıyla, adalet duygusuyla yaklaşan herkes de bu duyguyla yaklaşıyor: Başka bir ülkede mi yaşıyoruz biz? Bu yaşadıklarımızın karşılığı bu sözler değil. Mesela, demin hukuk devletinden söz edince de artık sadece gülümsüyoruz, kahkaha atma yeteneğimizi kaybettiremediler ama acı acı gülümsüyorum. Şimdi, Adli Tıp Kurumu adaletin engellenmesinde çok önemli bir bariyer oluyor, bir tek örnek vereceğim. İnsanların ölen evlatlarına ulaşmalarını, onlar için bir mezar yeri açmalarını dahi Adli Tıp Kurumu çok görüyor. Kürt halkına “kimliği belirsiz, sahipsiz cenaze” kavramını öğretmeye çalışıyor Adli Tıp Kurumu. Kürt halkının çocukları sahipsiz değildir, bunu öğreneceksiniz. Sayın Bostancı diyecek ki: “Kürt halkı demeyin.” Kürt halkının çocukları şu anda bu uygulamayla muhatap olduğu için, yüzlerce cenazede kimlik tespit edilmediği için özellikle “Kürt halkı” kavramını kullandığımı da ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bununla beraber, başka meseleler… Demirtaş kararı… Ya, yargı bağımsızdır derken gerçekten, ben sizin adınıza mahcubiyet duyuyorum, utanıyorum bunu söylerken; bence sizler de bu duygudan yoksun değilsiniz, olmamalısınız. Demirtaş kararı ya, daha yeni verildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye tarihinde ilk kez 18’inci madde ihlali verdi. 18’inci madde ihlalinin meali -siz çok iyi biliyorsunuz, hepiniz- şudur, diyor ki: “Sen tüm HDP’lileri Demirtaş şahsında siyasi amaçla içeride tutuyorsun, çoğulculuğu engelliyorsun. Demokrasiyi tehdit ediyor senin bu yaklaşımın.” Ve başka bir karar da veriyor, “Derhâl serbest bırakın.” diyor. Siz “Kesinleşmemiş.” diyorsunuz ama -siz hocasınız ama ben de izninizle- tutuklama ve tahliye kararlarının mahiyetini Türkiye biliyor. Tahliye kararlarında kesinleşme yoktur; tahliye kararları itiraza tabidir, iç hukukta da uluslararası hukukta da derhâl uygulanır. İtiraz edilebilir büyük daireye ama o, esasa dairdir, tahliye kararlarının kesinleşmesi söz konusu değildir.

Peki, iki yıldır söylediğimiz ne vardı bu kürsüden ve dışarıda? Her yerde, her zaman dedik ki: Biz dâhil -davalarımız var hepimizin- içeride rehin tutulan arkadaşlarımızın da hepsi birer siyasi rehinedir. Bunlar suç işlememiştir, “suç” ve “ceza” kavramlarıyla siyasete yaklaşmayın. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne dedi, “18’inci madde ihlaliyle…” Söylediğimiz her şeyin altına imza attı, dedi ki: “Evet, Demirtaş ve diğer HDP’liler siyasi rehindir.” Bizim kavramımızla söylemesine gerek yok ve uluslararası bir mahkeme, Türkiye’yi bağlayan bir mahkeme, bu kararı, siyasi rehin kararını vermiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Beştaş, toparlayalım.

Bir dakika ilave ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Şimdi, Demirtaş’a ilişkin -yani bunu inkâr edin de biz de burada anlayalım- Erdoğan şu cümleyi kurmadı mı: “Biz aynı anda karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz.” Evet, istinaf mahkemesine ışık hızıyla talimat gitti ve iki hafta içinde istinaf mahkemesindeki karar onaylandı. Twitter’da çok sevdiğim bir mesaj vardı, diyor ki: “Bir kadın eşini arayıp ‘Akşam yoğurt getir.’ dese bu kadar erken ulaşmaz talimat.” Yani o kadar hızlı oldu ki herkesin gözü önünde, dünyanın gözü önünde Erdoğan, Demirtaş’ı cezaevinde tutmak için istinafa talimat verdi. Yarın davası var Demirtaş’ın ve diğer arkadaşlarımızın davaları devam ediyor. Emin olun, AKP eliyle onları içeride tutan herkes yakın süreçte yer değiştirecek; sizler cezaevine, onlar halkın arasına girecek çünkü onlar halkların gerçekten haklarını savunan, özgür geleceğini savunan insanlardır diyorum, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Beştaş’ı hayal kırıklığına uğratacağım, kendisine cevap vermiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Öyle mi? Lütfen verin.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ahmet Şık.

Buyurun Sayın Şık. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz altı dakika.

HDP GRUBU ADINA AHMET ŞIK (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Herkese merhaba. Danıştay, Sayıştay bütçesiyle ilgili konuşmak için buradayım ama adalet mekanizmalarının bütçelerini değil, yargının hukuktan bağımsız hâle gelerek iktidar tetikçiliğini üstlenmesini konuşmak gerekiyor. Yani düşman gördükleriniz için yaratılan ve yaşatılan mutlak hukuksuzluk ve kendiniz için hep var kalacağını sandığınız mutlak cezasızlık için yaptığınız bütçeyi adalet kisvesi ardına gizlemenize gerek yok. Herhangi bir bütçeye sahip olsanız da olmasanız da varlık koşulunuz hukuk tanımazlık ve adaletsizlik üzerine kurulu. Bu nedenle, hiç değilse dürüst davranın ve tıpkı cismi gibi ismi de adaletsizlik olan bir bakanlık kurarak bütçeyi bunun için isteyin çünkü partinizin adında her ne kadar “adalet” kelimesi olsa da iktidarınızın adaletsizlik sicili de bir hayli kabarık.

Örnek mi istiyorsunuz? Selahattin Demirtaş’a yaptığınızda olduğu gibi, İHM kararlarına karşı hukuku hiçe sayan hamleleriniz var. Anayasal haklarını çiğnediğiniz Leyla Güven örneğinde olduğu gibi, siyasi hasımlarınıza zulmetmek için çevirdiğiniz dolaplar var. Önlenebilir iş cinayetlerine, açlığa, haksızlıklara ve hatta tahtakurularına karşı direnen işçilerin hapse atılması var. Berivan Bila’ya yaptığınız gibi, mesleklerini yaptığı için hapishanelere doldurduğunuz gazeteciler var. Cumhurbaşkanına hakaret bahanesiyle aydınları, yazarları mahkûm eden yargıçlarınız var. Üniversiteleri teslim almak için akademisyenlere, öğrencilere dava üstüne dava açan savcılarınız var. Şiddet gören, tacize, tecavüze uğrayan kadınları başından defetmek için türlü bahaneler üreten, haklarına sahip çıkanları da coplatan erkek adalet mekanizmalarınız var ve fakat bir tek şey yok; ne hakikatle ne de ne ve kim olduğunuzla sizleri yüzleştirecek herhangi bir mekanizma.

Bu yüzden, bizim buradaki görevimiz, bu kirli düzenin sahibi ve sorumlularından birisi olan sizlerin sahte beraberlik söylemine teslim olup kulağa hoş gelen yalanlar yerine, rahatsız eden gerçekleri haykırmak çünkü küçük bir hakikat kimi zaman büyük yalanların ipliğini pazara çıkarmaya muktedir olur.

Ve biliyoruz ki sizler, güç karşısında eğik başlarınız gözükmesin diye, başı dik biçimde hakikati savunanlardan nefret ediyorsunuz. Kendiniz için kurduğunuz mutlak cezasızlık sistemi içinde dahi hırçın, huzursuz ve bir o kadar da korku yüklüsünüz çünkü yaptıklarınızın gayrimeşru olduğunu adınız gibi biliyorsunuz.

Yağma ve talan düzeninizin ömrünü biraz daha uzatmak için yaptığınız ve kendinize mübah gördüğünüz ne varsa zehirli bir sarmaşık gibi tüm ülkeyi sarıyor. İktidarınız hasta ve “Başkasına bulaştırırsam geçer.” diyen suça bağımlı aklıyla hastalığını devletin tüm kurumlarına bulaştırmış durumda. Hastalığın en çok sirayet ettiği yer ise ele geçirdiğiniz, diz çöktürmekte zorlanmadığınız medya ve yargı. Geçmişte iktidarınızın ortağı olan cemaate secde edip karşılığında liyakatle sahip olunmayan makam ve mevkilerde oturanlar şimdi de sizin önünüzde diz çökmüş durumdalar.

“İnsan inandıklarıdır.” demiş Çehov ve şöyle devam etmiş: “En tehlikeli insan tipi az anlayan ama çok inanandır.” Bu yüzden, hakikati dile getirenlerin cümlelerini hiç sevmiyorsunuz; hakaretlere boğup tehditler savuruyor, “vatan haini, terörist” diyerek linç ettiriyorsunuz, yetmediğinde hapishanelere attırıyorsunuz. Bunu tarihte ilk yapan sizler değilsiniz, maalesef son da olmayacaksınız. Tarih sizler gibilerin ibretlik sonlarıyla dolu. En bilinenleri, yaşattıkları insanlık suçunu tanımlamaya hiçbir sözcüğün yetmediği Nazilerdi. Bu faşizm döneminin Naziler kadar konuşulanları arasında esir kamplarının gardiyanları olan kapolar da vardı. Kapolar, daha çok yemek ve daha az eziyet karşılığında Nazi subaylarının gözüne girebilmek için kendileri gibi esir olan insanlara işkence yaptılar, toplu mezarlara dönüşen gaz odalarını emredildiğinde hazır ettiler; kendi ölümlerini biraz daha geciktirmek ve elde ettikleri ayrıcalıklar karşılığında haysiyetlerinden vazgeçip her türlü zulmün kolaylaştırıcısı ve suç ortağı oldular. Savaş sonrasında yakalanıp yargılanan bazı kapolar savunmalarında “Yaşamak için mecburduk.” dediler. Kapolar, hakikaten bunları hayatta kalabilmek için yaptılar. Şimdi, bu kürsüden Türkiye yargısı ve medyasındaki günümüz kapolarına soruyorum: Peki, ya sizler neden bu işi yapıyorsunuz?

Sözlerime son verirken hakikati sevmeyen zorbalara, suç ortaklarına, iş birlikçilerine buradan bir kez daha hatırlatalım: Sınırı olmayan kötülük, bu sınırsızlığın yarattığı gücü elinde tuttuğunu düşünen ve kendi kötülüğüyle baş edemeyenleri de içine alır. O yüzden, hiç kimse muktedir olduğuna güvenmesin.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Çok kısa bir söz talebi efendim…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

15.- Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Ahmet Şık’ı dinlerken Nurdan Gürbilek’in “Vitrinde Yaşamak” diye bir kitabı vardır, onu hatırladım; 80’lerden sonra habercilik sektöründeki dilin nasıl değiştiğini çok çarpıcı şekilde anlatıyordu, tahmin ediyorum Sayın Şık da okumuştur. Habercilik dilinin, hakikati anlatmak yerine büyüleme, ayartma ve baştan çıkartma şeklinde kendisine farklı bir mecra çizdiğini anlatıyordu Gürbilek.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – A Haber’den bahsediyor, aynı A Haber, havuz medyası.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Ahmet Şık burada, beş dakikalık konuşmasında Nazilerden tutun, oralarda Nazilerle iş birliği yapanlara, dolap çevirmekten tetikçiliğe, yalanlara, hakikaten Sayın Gürbilek’in o kitapta da ifade ettiği gibi, dönüşen haberciliğin o çarpıtma eksenli, hakikati anlatmaktan ziyade spot çıkartmaya dönük diliyle bir konuşma yaptı. Bence bu tür konuşmalar müzakereye katkı sağlamaz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

AHMET ŞIK (İstanbul) – Sayın Başkan, sadece kayıtlara geçmesi açısından, Sayın Bostancıya bir tek şey söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Şık, buyurun.

AHMET ŞIK (İstanbul) – Sayın Bostancı, medyanın ne olduğunu anlamak istiyorsanız, elbette ki bütün medya tarihi kötülük üstüne kurulu bu ülkede ama en kötü dönemini yaşıyor; tek sorumlusu sizsiniz, kurduğunuz saray rejimidir. Bence A Haber izlemekten vazgeçin, Sabah, Yeni Şafak, Akit okumaktan vazgeçin. Eğer istiyorsanız, sadece bu konuyu tartışmak üzere süre sınırı olmadan, burada, halkımızın gözü önünde tartışalım, bütün hakikatleri ortaya koyalım ve bu kadar yayılan pis kokunun, lağımın kaynağının sizin medyanız olduğunu da ortaya koyalım.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen, Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Adnan Selçuk Mızraklı. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yedi dakika Sayın Mızraklı.

HDP GRUBU ADINA ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli yurttaşlarımız; isterdik ki AK PARTİ sıralarında da çok sayıda milletvekili arkadaşımız bulunsaydı, “Muhalefet ne söylüyor?”u canla başla dinleyebilmiş olsaydı. Muhalif medyayı takip etmediğiniz gibi, muhtemelen, arkadaşlarınız da muhalif milletvekillerini dinlemek istemiyorlar; onun için, bütçe gibi önemli bir ayraçta burada bulunmuyorlar diye ben yorumluyorum.

Şimdi, tabii, benim başlığım belli; Millî İstihbarat Teşkilatı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği üzerine bir değerlendirme olarak gözüküyor ama ben bütçe kalemlerini incelerken ilginç bir durumla karşılaştım, onu da buradan söylemek istiyorum. Bu ödenekler tarif edilirken özellikle, 15 Temmuz darbe girişiminde geceleyin Sayın Cumhurbaşkanına olayı haber veren, en iyi istihbaratı yapan eniştesine bir ödenek ayrılmamış, onu hatırlatmak istedim. Çünkü ülkede istihbarat teşkilatlarına, tarih itibarıyla baktığınız zaman, Sayın Süleyman Demirel’in Başbakanken “Ya, MİT bize darbeyi haber vermedi.” dediğinin bir benzerinin aynı şekilde, işte, 15 Temmuz vesilesiyle tekrar yaşanageldiğini gördük. Ve öyle bir şey ki buna ilişkin o kadar çok sayıda örnek var ki -çoğaltacağım bütün bunları da- yakın tarihe baktığımız zaman, özellikle, Roboski’de, yine, verilen istihbaratın yanlış olduğu ve 33 gencecik canın nasıl rahmetli olduğunu çok iyi biliyoruz, katledildiğini çok iyi biliyoruz, 17’si çocuktu bunların. Bunun hesabı verilmedi.

Bununla beraber, yine, Kaşıkçı olayında benzeri şekilde, takibin yapıldığı söylendi ama “Bunu MİT yapmadı, başkaları yaptı.” denildi ve bir insan katledilirken nasıl dinlenildiğini ama müdahale edilmediğini gördük.

Şimdi, bütün bu süreçlere baktığımız zaman, bir ülkede soruna istihbarat, istihbaratın yeterli yapılıp yapılmaması sorunları olarak bakmamak lazım. Bütün bunlara, gerçek anlamda halkının özgürlüğü, hukuku, refahı için çalışan iktidarların öncelikle ele alması gereken başlıklar olarak baktığımız zaman, özellikle meseleyi böyle istihbarat, güvenlik gibi algılar yerine değil demokrasi, özgürlükler ve hukuk rejimi temelinde almanın gerekliliğine işaret etmek gerektiğini söylemek istiyorum.

Arkadaşlar, biraz önce Sayın Paylan Daron Acemoğlu’nun kitabını verdi Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına. Ben okudum o kitabı Sayın Garo Paylan, bana vermeyebilirsin ama ben buradan bir de “The big brohter”ı yani özellikle George Orwell’in “1984”ünü hatırlatmak istiyorum. Orada “The big brother” var; öfkeli ve hep haklı, bazen kızıyor, dün söylediğini bugün unuttuğu zaman bugün aynısının tekrar edilmesini istiyor. Yani bugün, bu ülkede, baktığımız zaman Adalet ve Kalkınma Partisi yola çıkarkenki süreç ve bugün geldiği nokta nedir?

2002’de “3Y” dediniz, o “3Y” bugün nasıl yamuldu? Yani “yoksullukla mücadele” dediniz ama yoksulluk ne kadar derinleşti? Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı hesapları verirken en alttaki yüzde 20’nin yaklaşık yüzde 10’luk bir iyileşme gösterdiğini söyledi de en üsteki yüzde 20’de nasıl bir değişim oldu yüzde 34’lerden nasıl yüzde 52’lere, 55’lere geldi, onun üzerine bir şey söylemedi.

“Yasaklar” demiştiniz, yasaklar, o günden bu yana, 2002’nin Türkiyesinden bugüne nelere dönüştü? Bu, bütün kamuoyunun gündemindedir, bilincindedir.

“Yolsuzluk” demiştiniz, o gün, hepimizin de bildiği gibi yolsuzluk yapanların hukuk önünde bunun hesabını vermek durumunda oldukları bir dönemden, bakanların Yüce Divanlarda -Mataracılardan, İşgüzarlara kadar- nasıl hesap verdiklerinin hafızasına sahipken bugün, artık ayakkabı kutuları başka bir metafora dönüşmüş durumda. Şimdi, bütün bunların yaşandığı bir ülkede, şüphesiz ki on altı yıldır hükûmet edenlerin verecekleri bir hesap olması gerekir.

Ben cerrahi doktoruyum, bizde, cerrahide çok katı hiyerarşik bir ilişki vardır; şu söylenir: “Şef daima haklıdır yani kıdemliniz daima haklıdır. Kıdemlinizin haksız olduğu yerlerde de 1’inci madde geçerlidir.”

Şimdi, korkunç, giderek bir bütün olarak topluma sinen -sizin partinizde de çok değerli kişiler olduğunu bilen birisi olarak söylüyorum ama- bir parti olmaktan çok, âdeta tek adam partisine, bir tek adam ülkesine yani Erdoğan partisine dönüşmekte olduğunu görüyoruz.

Şimdi, bütün bunlar yaşanırken öfkesinden kaçıyorsunuz, öfkesine maruz kalmamak için bazen, belki sarayın odalarında saklambaç mı oynuyorsunuz diyesim geliyor. Veya onun beğenisini kazanmak için acaba ne yapabilirim kaygılarının mı birikmeye başladığını görüyoruz? Ya, yola çıkarken böyle söylememiştiniz. Ve dikkat ediyorum, o günün kurucu kadrolarından, o kurucu kadrodan kimseleri göremiyorum yani 2 numaranız, 3 numaranız, 4 numaranız artık âdeta yoklaşmaya başladı. O günün o kadar değerli politisyenlerini artık bugün göremiyoruz. Bütün bunlara karşın, evet, Türk siyasetinin oldukça değerli kişileri arasında yerini almış olan Sayın Demirtaş’ın uğradığı gadri de ihmal etmemek gerekiyor. Yani hukuk önünde, eğer bir ülkede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kalkıp da bir karar verirken “Sizde hukuk bağımsız ve tarafsız değil, siz siyaseten kararlar veriyorsunuz.” dediği zaman, arkadaşlar, şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) – Özür diliyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Mızraklı, bir dakika söz veriyorum.

Buyurun.

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) – “Bizim için niye bu kararı verdi?” diye oturup düşünmemiz gerekiyor.

Şimdi, Sayın Demirtaş bütün bu zorlu hukuksuzluklara karşın, yine halkının umudu olmaya devam ediyor. Ama yarın öbür gün… Şunu hiçbir zaman unutmayalım yani bizler cezaevlerine girmeden önce özel yerler hazırlanmadı, 2001 yılında veya öncesinde hazırlandığı gibi, sizler çok iyi biliyorsunuz hangi durumu işaret ettiğimi. Ama bu ülkede hakikaten, her şeyden daha fazla çözüme ve barışa ihtiyaç var. Bu çözüme ve barışa giden şey, ilk önce dil değişikliğiyle başlar. Dilimize özen göstermemiz gerekiyor. Ve bu dil; yapıcı, inşa edici, halklar arasındaki ilişkileri kolaylaştırıcı, barıştırıcı bir dil olmalıdır. Yok, omuz üzerinde baş, taş üstünde taş bırakmayan dil inşa edici değil, yıkıcı bir dildir. Hepimizin her zamandan daha fazla barışa ihtiyacı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN SELÇUK MIZRAKLI (Devamla) - Eğer barış için bedenini açlığa yatırmış olan bir milletvekili söz konusuysa ona da bir dönüp bakmaya ihtiyacımız var.

Bu bütçe haktan, halktan yana bir bütçe değildir, buna inanıyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun Sayın Mızraklı.

Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen, Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Nimetullah Erdoğmuş. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on bir dakika Sayın Erdoğmuş.

HDP GRUBU ADINA NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Şanlıurfa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hazırunu saygıyla selamlıyorum. Diyanet İşleri Başkanlığıyla ilgili düşüncelerimi sizinle paylaşmakla ve dikkatli bir şekilde sizlere arz etmekle sözlerime başlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, her şeyden önce bu bütçe adil bir bütçe değil diyerek sözlerime başlamak istiyorum. Adil olmayan bir bütçenin dağılımı da hiç şüphesiz ki adaletsiz bir dağılım olacak. Bu ülkede, bu topraklarda adaletin tanımı bellidir. Nedir o? Zalim, sen de olsan, anan, baban, kardeşin de olsa onun karşısında; mazlum, düşmanın da olsa onun yanında yer almaktır. İşte, yaşadığımız toprakların, ülkemizin şu anda yaşanan tüm sorunlarının temelinde bu adaletsizlik var.

Bakınız, bizim, şu anda -parantez olarak söyleyeyim- Urfa’da parti binamızın önünde öylesine bir tertibat alınmış ki parti binasının kapısı âdeta görünmüyor. Yani bir hafta önce partiye yapılan bir müdahale sonucu 40’ın üzerinde arkadaşımız şu anda gözaltındayken hâlen güvenlik güçleri partinin kapısından ayrılmıyor. Eğer gerçekten de bu şekilde, siz, bu ülkenin katı merkeziyetçi siyasetini dayatırsanız, çok iyi bilirsiniz -ki yakın tarihimiz de buna şahit- bu, radikalizme âdeta hizmet etmektir.

Sayın Bostancı, lütfen, şu anda Urfa HDP il binasının önündeki polislerin, eğer bir imkânınız varsa ve gücünüz yetiyorsa oradan uzaklaşmalarını sağlayınız. Bunu özellikle rica ediyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu adalet özleminin, bu adalet arayışının aslında çok da uzağındadır. Bakınız, hepimizin şu anda mücadelesi, aslında, bir adalet arayışından başka bir şey değildir. Niçin Diyanet İşleri Başkanlığı bu adalet arayışının, özleminin dışındadır? Çünkü eğer dinin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını topluma anlatmak ve bunun sorumluluğunu üstlenmekse Diyanet İşleri Başkanlığının görevi, adalet, hem inanç hem ibadet hem de ahlaktır, ahlak. Eğer Başkanlığımız, Diyanet İşleri Başkanlığı bugün mevcut iktidara diyanetin tanımını anlatacak gücü, cesareti kendisinde göremiyorsa bu, Diyanet İşleri Başkanlığının şu anda aslında kendisinin de adalete ihtiyacının olduğunun bir nişanesi olur.

Bakınız, ben bir Diyanet mensubu olarak, içeriden konuşan biri olarak sizlerle bu görüşleri paylaşmak istiyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı, her şeyden önce ötekileştirici bir kalıba, âdeta zırhtan, demirden bir kalıba mahkûm edilmiş. Neden ötekileştirici bir kalıba mahkûm edilmiş? Bu ülkenin -herkes çok iyi biliyor ki- medeniyetler açısından, inançlar açısından, dinler açısından, halklar açısından zenginliği tartışılmaz ama bütün inançları, halkları, dinleri bir tarafa bırakarak sadece İslamiyet’le ilgili sorumluluk aldığını iddia etmesi de aslında doğru değil çünkü İslamiyet’le ilgili bugünkü Diyanet İşleri Başkanlığının veya dünkü Diyanetin aslında Sünni Müslümanlığın dışına geçmeyen bir yapısı var. Bunu da kabul ediyorum. Var sayalım ki Diyanet İşleri Başkanlığı ötekileştiricidir; bütün dinleri, mezhepleri, inançları ötekileştirdi, sadece Sünni Müslümanlığa hizmet etmek üzere bu ülkede konuşlandırıldı; böyle de değil değerli arkadaşlarım. Şafii mezhebine mensup milyonlarca mütedeyyin insanımız bu ülkenin doğusunda da batısında da kuzeyinde de güneyinde de mevcut. Ama Diyanet İşleri Başkanlığı, bu Sünni anlayışta da Şafii mezhebini ötekileştirerek sadece Hanefi mezhebi üzerinden şu anda bu devasa ülkenin zenginliklerine hizmet ettiğini iddia etmektedir. Eğer bir Şafii imamı siz getirip şu anda Ankara’da Hacı Bayram Camisi’nde görevlendirirseniz ve o da mezhebinin gereği olarak sabah namazında ikinci rekatta Kunut okumak isterse o cemaatin içerisinde mezhep kalıplarından, anlayışından ve yetişme tarzından dolayı çok büyük kargaşalar meydana gelir. Bir bakınız, bölgemize tayin edilen imamlarımızın yüzde kaçı Hanefi ve görev yaptıkları köylerde, mezralarda, taşralarda o halkın, o cemaatin yüzde kaçı Şafii’dir?

Bundan dolayı Diyanet İşleri Başkanlığı, her şeyden önce, ötekileştirici bu tutumunu gözden geçirmelidir. Bilmelidir ki eğer Diyanet İşleri Başkanlığı kendi özerkliğini, kendi kimliğini, geçmişteki kendi itilip kakılmışlığını göz önünde bulundurarak yeniden bu toplumun karşısına bugünkü şartlarda çıkmazsa emin olun ki iktidara yaranmaktan, hizmet etmekten, iktidarın gölgesinde kalmaktan başka hiçbir işlevi olamaz.

Bakınız, bizim az da olsa dinden öğrendiğimiz bazı şeyler var. Her peygamberin getirdiği her mesajda adalet var. Peki, kimin adalete ihtiyacı var? Yani biz, camideki cemaate mi “Adil olun.” diyeceğiz; biz, fabrikadaki işçiye mi “Adil olun.” diyeceğiz; biz, sokaklarda baldırı çıplak, yalın ayak, şu anda kış aylarında âdeta ısınacak bir imkân, bir mekân bulamayan o mağdur insanlara mı “Adil olun.” diyeceğiz? Hayır. İslam’ın, dinlerin, inançların adalet mesajı iktidaradır, iktidara. İktidara diyeceksin “Adil ol, adaletsiz olma; kucaklayıcı ol, dışlayıcı olma. Düşmanın da olsa ona adalet uygulamaktan asla ve asla geri durma.” İşte, bizim adalet anlayışımız budur. Eğer biz, bu adalet anlayışımız üzerinden, bu hat üzerinden birbirimizi tanıyarak, birbirimizi anlayarak, birbirimizle diyalog içerisinde yürümezsek şu andaki gidişatımızın “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.” ibaresi gereği nereye gideceği çok açık bir şekilde kendisini gösteriyor. Bundan dolayı, her şeyden önce, bu dışlayıcı, bu ötekileştirici tutumdan hem Diyanet İşleri Başkanlığı hem de iktidar vazgeçmelidir.

Ne gariptir ki en çok dışlananlar, itilip kakılanlar muktedir olunca, iktidara gelince en önce kendileri dışlayanlar oluyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin geçmişteki hikâyesine bakınız. Onu iktidara getiren en büyük mekanizma ve en önemli etken, toplum içerisinde dışlanan bir düşüncenin savunuculuğunu yapmalarından kaynaklı ama bugün, Adalet ve Kalkınma Partisi, dışlayan bir iktidara bürünmüş durumdadır. Eğer bu mantık doğruysa Halkların Demokratik Partisi şu anda dışlanmışlık, itilmişlik, kakılmışlık hücumuna maruz kaldığı için, er veya geç, bu ülkenin yönetiminde layık olduğu yeri almış olacaktır. Fakat huzurlarınızda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdoğmuş, bir dakika daha ekliyorum, buyurun.

NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu kürsü dua makamı değil ama ben, bu kürsüden kendi partimle ilgili bir dua yaparak ayrılmak istiyorum: Allah’ım, eğer Halkların Demokratik Partisi bu şekilde iktidar olacaksa sen ona bu iktidarı nasip etme diyorum, hepinizi Allah’a emanet ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına son söz, Batman Milletvekilimiz Sayın Necdet İpekyüz’e aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süremiz yedi dakika Sayın İpekyüz.

HDP GRUBU ADINA NECDET İPEKYÜZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken milletvekili seçilmesinin üzerinden altı ay geçmesine rağmen hâlâ cezaevinde tutulan sevgili Leyla Güven’i ve direnişini saygıyla selamlamak istiyorum.

Ve nedense seçimlere giderken her gün gözaltılar yapılıyor ve bu kürsüye çıkan bütün arkadaşlarımız gözaltılara değiniyor. Dün Batman’da, Diyarbakır’da, bu sabaha karşı Van’da, Leyla Güven’e destek için üç günlük açlık grevine gidenlere, bu sesin duyulması için çaba harcayanlara yönelik tekrar bir gözaltı uygulandı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’inci maddesinde yer alan barışçıl toplanma haklarının yerine getirilmesi için çaba harcayanlar var ancak bunu dikkate alması gerekenler tekrar dikkate almamaktalar.

Neden son dönemde diyorum? Tekrar seçimlere gittiğimizde her gün yeni bir uygulamayla karşı karşıyayız, her gün çeşitli gözaltılarla karşı karşıyayız. Aslında siyasetçilere yapılan gözaltıların çoğu hukuksuzdur. Artık öyle bir tahammülsüzlük noktasına gelmişiz ki mahkemeler zaten uygulamaları kendi keyiflerine göre uygularken -az önce tekrar sosyal medyada da paylaşıldı- sevgili Selahattin Demirtaş’ın İzmit’in Körfez ilçesindeki asılı pankartı, zapturapt, indiriliyor. Ve orada denilen şey şu: “Barış ve demokrasi özlemiyle bir Türkiye için.” Kim, bunu neye güvenerek, neye istinaden yapıyor? Böyle bir şey mi olur? Bu ülkede yüzde 8 oy almış Cumhurbaşkanı adayına bu nasıl yapılıyor? Siyasetin önü nasıl engelleniyor?

Bu çalışmalar yürütülürken dün birçok konuşmacı, hatip buraya çıktı, insan haklarından söz etti İnsan Hakları Günü nedeniyle. Evet, İnsan Hakları Günü’ydü ve Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyor? Diyor ki: “İnsan haklarını kullandırmayan toplumlar medeni olamaz.” Evet, insan haklarını uygulamayan toplumlar medeni olamaz; tarih de onları yargılar, tarih de onlara bir gün hesabını sorar. Batman gibi bir ilde kadınlar, Van’da kadınlar, Diyarbakır’da kadınlar bir an önce barış gelsin diye çaba harcarken böyle bir uygulamayla karşı karşıya kalmaktalar.

Bakın, arkadaşlar, bir taraftan seçimlere giderken, bu uygulamaları yaparken kayyumları aday gösteren bir zihniyet var. Bugün kayyumlar nasıl geziyor biliyor musunuz? Önlerinde 7-8 araç, arkalarında 7-8 araç, 100 korumayla geziyor, 100 korumayla geziyor. Bizim seçilmiş arkadaşlarımızın hepsi sokakta ceketleriyle veya ceketsiz kıraathanelerde, kahvelerde, köylerde, mahallelerde geziyorlar. Böyle bir anlayış olamaz.

Giderek öyle bir hâle geldik ki biz Sayın Erdoğan’ın dün İnsan Hakları Günü’ndeki söylediği sözle ilgili... Erdoğan’ın artık neyi, ne zaman söylediğine şaşırıyoruz; neye “ak” dediğine, neye “kara” dediğine şaşırıyoruz. Bakın, İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı kararla ilgili kalktı, dedi ki: “Bu karar bizi bağlamaz, gerekli hamleyi yapar, bitiririz.” ve uygulanıyor ve Türkiye’de yargıyı öyle bir hâle getirdik ki yargıyı normalde artık tümüyle istendiği şekilde yönetilebiliyor. Bakın, yirmi beş yıl önce ekim ayında Lice’de işlenen suçun davası cuma günü cezasızlıkla sonuçlandı. Bir yığın kişi yaşamını yitirmişti ve beraberinde o dönemin Tuğgenerali Bahtiyar Aydın yaşamını yitirmişti, bir er yaşamını yitirmişti, siviller yaşamını yitirmişti. Biz ceza vermemekle, bunları uzatarak aslında ödüllendiriyoruz, aslında ceza işlemeye teşvik ediyoruz. Biz yirmi beş yıl önce işlenmiş bir suçun davasını hâlâ bugüne getirip eğer cezasızlıkla kapatıyorsak bugün olan uygulamalara da bu geleceği açmış oluyoruz.

Bakın, öyle bir keyfiyete geldi ki, arkadaşlar söylediler, Rahip Brunson’la ilgili en başta “Bu Rahip Brunson’u, bu teröristi, bu fakir görevde olduğu sürece alamazsınız.” diyen zihniyet, sonra dolar yükselince “pat” diye bıraktı ve sonra diyorsunuz ki: “Yargıya müdahale olmuyor.”

Bakın arkadaşlar, demokrasi hepimiz için geçerli, demokrasi hepimizin geleceği için en büyük özlem ve buna saygı duymamız lazım. Bugün halkın en temel siyasi haklarından olan bütçeyle ilgili denge ve denetlemeyi oturtamazsak; yasamayı, yürütmeyi bir şekilde sadece gelip geçici bir sürece oturtursak; bunun hiçbir anlamı, izahı kalmaz. Ne yazık ki Parlamentonun bütçeyi denetme yetkisi artık giderek her gün kısıtlanmakta.

Dünyanın neresinde olursa olsun bir Sayıştay başkan yardımcısı bir yolsuzluğu ortaya çıkarttığında ödüllendirilir. Sayıştay başkan yardımcısını siz alıp tekrar üyeliğe geri getiriyorsunuz, başkanlıktan üyeliğe; sanki ödüllendiriyorsunuz! Belediyelerde, üniversitelerde, birçok yerde yolsuzluk yapanları, yolsuzluk yaptığı için istifa etmesi gerekenleri ise ödüllendiriyorsunuz, devamını sağlıyorsunuz. Örtülü ödeneklerle, Varlık Fonu’yla da bunu destekliyorsunuz.

Bakın, şimdi, bugün Milli Saraylarla ilgili konuştuğumuzda... Zaten televizyon dizilerinden tutun birçok şeye kadar, reklamlara kadar saray işleniyor, padişahlık işleniyor. Milli Saraylar daha önce Meclise bağlıydı, işte Cumhurbaşkanlığına bağlanmasıyla ilgili bir düzenleme yapıldı. Bugün burada yapılan uygulamalar, alınan insanlar, harcanan bütçe... Hiç kimse bununla ilgilenmiyor, tümüyle bir keyfiyete bağlanıyor. Geçmiş dönemde çok eleştirilen bir konu vardı, neydi? “Tek parti” “tek adam yönetimi” “tek particilik” diye birçok şeyi eleştiriyordunuz. Bugün Türkiye’de karşı karşıya kaldığımız dönem tek parti devleti dönemi oldu, tek adam devleti oldu; her şey teke göre düzenleniyor, her şey oraya bağlanıyor, her bütçe oraya bağlanıyor, bütün her şey oraya bağlanıyor ve inanın partisinde olan insanlar bile ne olup ne bittiğini bilemiyorlar.

Biz demokratik bir Türkiye’yi düşünüyorsak, demokratik bir geleceği düşünüyorsak, demokratik bir bütçeyi düşünüyorsak önümüze koymamız gereken şey şudur: Demokrasi ve barış için mücadele edenleri ödüllendirmek, siyasetin yolunu açmaktır.

Değerli arkadaşlar, kimin hangi görevde çalışacağına tek kişinin kendi istekleri doğrultusunda karar vermesi, liyakate dayalı olmayan bir sistem hiç kimse için sürdürülebilir ve adil değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İpekyüz, devam edin.

Buyurun.

NECDET İPEKYÜZ (Devamla) – Cumhurbaşkanına, AK PARTİ Genel Başkanına biat ederek pozisyonlarını koruyacaklarını sananlar için de güvencesi yoktur.

Bu hukuksal uygulamaları ben konuşmamın başında da söyledim. AK PARTİ Genel Başkanının, Cumhurbaşkanının bir dediğinin bir daha tutmadığını hepiniz biliyorsunuz, sizler bizlerden iyi biliyorsunuz. Onun sözüne biat ederken başka gün gelir, onun sözüne ihanet etmiş gibi kalırsınız. O yüzden hukuk, liyakat, şeffaf bir düzen iktidar partisinden olanlar için, hepimiz için elzemdir. Demokrasi, barış mücadelesinde bu uğurda çaba harcamak lazım. Bütçenin demokratik bir şekilde geleceğe bir ışık tutması lazım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İpekyüz.

Değerli milletvekilleri, bu şekilde, Halkların Demokratik Partisi Grubunun sözcülerinin de konuşmalarını dinledik.

Sayın Tanal, sanırım, Meclis çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili bir talebiniz vardı. Onu kısaca yerinizden alayım, sonra Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna başlayalım.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, TBMM çalışanlarına 1992 yılından beri ödenen eylül ayı teşvik ikramiyesinin ödenmediğine ve bu hakkın verilmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla hürmetle selamlıyorum.

Bugüne kadar, Türkiye’de tam 21 kurumda yılda 2 sefer, mart ve eylül ayında olmak üzere teşvik ikramiyesi ödenmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanlarının otuz yıldan beri yani 1992 yılından beri ödenen teşvik ikramiyesi ilk olarak eylül ayında ödenmemiştir. Ocak ayına kadar ödenmezse bu hakları yanmış olacaktır.

Şimdi “kriz” derseniz; 2001 krizi var, 2011 krizi var. 1992’den bu yana bu ülke çok krizler yaşadı. Bu krizlere rağmen Meclis çalışanlarının bu teşvik primleri ödendiği hâlde eğer bu dönemde ödenmiyorsa demek ki bu kriz çok daha büyük bir krizdir.

Benim sizden istirhamım, Meclis Başkan Vekili olarak Meclis bütçesi görüşülürken –emek en yüce değerdir diyoruz- bu hakların bir an önce verilmesidir.

Saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılacak konuşmalara başlayacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ilk söz, İzmir Milletvekilimiz Sayın Kamil Okyay Sındır’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Sındır, süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmelerinin birinci turunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce milletimizi ve yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 16 Nisan 2017 referandumuyla, daha doğrusu “mühürsüz seçim” olarak ifade ettiğimiz o referandumla yapılan ve meri olduğunu bizim de kabul ettiğimiz ancak meşruiyeti tartışma konusu olan Anayasa değişikliği, parlamenter demokratik yönetim biçimi yerine “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” adı verilen bir tek adam yönetimini, rejimini yani yönetim biçimini uygulamaya geçirmiştir.

Şimdi, değerli arkadaşlar, Anayasa değişikliğinin verdiği yeni yetkilere dayandırılarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle devletin yapısı da baştan aşağı değiştirilegelmiştir. Devlet örgütlenmesi ve bürokratik yapı bir tek adamın belirleyici olacağı, kurumların bir kişiden ve onun dar çevresinden emir alacağı, bir kişiye karşı sorumlu olacağı biçimde yeniden yapılandırılmıştır. Siyasi iktidar eliyle çökertilen kamu anlayışının ve liyakatle yönetim ilkesinin yerini, hızla, kayırmacı bir saray oligarşisi almıştır. Türkiye, niteliği ne olduğu belli olmayan “başkan ve adamları” olarak adlandırılabilecek bir grup tarafından yönetilmeye çalışılmaktadır. Bütün bir ülkenin yönetimini cumhurbaşkanının kişisel kararlarına devreden bu sistem, sürdürülebilir kalkınmayı, nitelikli büyümeyi ve hakça bölüşümü maalesef olanaksız hâle getirmektedir.

Değerli arkadaşlar, söz konusu “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” adı verilen bu sistemde bakanlar, bakanlıkların diğer personeliyle birlikte cumhurbaşkanının atadığı, yetki verdiği memurları konumuna gelmiştir. Artık yürütmenin sorumlulukları, millete ve Türkiye Büyük Millet Meclisine, millet adına Meclisimize karşı değil, doğrudan cumhurbaşkanına karşıdır.

Meclisimizde iktidar partisi, ana muhalefet partisi veya muhalefet partileri bile artık “1’inci parti, 2’nci parti, 3’üncü parti” diye sıralanarak ifade edilmeye başlanmıştır. Ne yazık ki şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisimizde iktidar partisi tanımından çıkmış, 1’inci parti, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak görev yapmaktadır. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidarı temsil etmediğini bizzat kendisi, tanım değişikliğiyle belirtmeye gayret etmektedir. Dolayısıyla, aynı zamanda, yürütmenin faaliyetlerini bütçe hakkı ve millî iradenin temsiliyeti gereği izlemesi ve denetlemesi gereken Meclisimizde yürütmenin temsilcileri de maalesef yoktur. Siyasal iktidar dediğimiz ancak Mecliste 1’inci parti olan Adalet ve Kalkınma Partisi vekilleri de -bu tanım üzerinden gidersek- yürütmeyi temsilen, yürütmenin vekilleri olarak görev yapmamaktadır. Buradan hareket edersek bakın, 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nı Meclisimize sunan önceki dönem Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım -şu anda vekili huzurlarımızda- Meclis Başkanlığı görevini yürütmektedir ve hesap verecek olan Hükûmet, parlamenter demokratik rejim dönemimizin Başbakanı ve onunla birlikte bakanlar ve yürütmenin hiçbir temsilcisi yürütme adına bu salonda bulunmamaktadır. Dolayısıyla kesin hesap kanunuyla ilgili hesap soracağımız yani tüyü bitmemiş yetimin hesabını soracağımız bütçe hakkı ve bütçe üzerinden görüşmelerin muhatabı yoktur.

Aynı şekilde, 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’ni hazırlayarak yüce Meclisimize –Meclisin bütçe hakkı gereği- Cumhurbaşkanı tarafından yani yürütmenin başı, sonu, her şeyi olan, tek kişilik hükûmetin ta kendisi olan Cumhurbaşkanı tarafından sunulmuştur. Cumhurbaşkanı, yürütmenin başı, her şeyi; bütçeyi sunan kendisi değil, bütçeyi sunan bakan. Bakan kim? Cumhurbaşkanının atadığı bir memuru. Anayasa’mızda bakanlarla ilgili ve Bakanlar Kuruluyla ilgili hükümler var mı? Hepsi ortadan kaldırıldı. Dolayısıyla yürütmeyi değil, Cumhurbaşkanını temsilen gelmiş bir memur bakan 2019 yılı bütçesini sunmuştur ve biz, bu bütçe üzerine görüşme yapıyoruz. Peki, Cumhurbaşkanımız nerede, niye sunmadı bütçesini, niye burada değil, niye bütçesini savunmuyor? Bakın, Anayasa’mızda Cumhurbaşkanı yardımcılarına Cumhurbaşkanı adına sunum yapma veya savunma veya temsil etme yetkisi verilmiyor, Cumhurbaşkanına yardımcı olmak yetkisi veriliyor yoksa bir millî iradeyi temsilen bütçe hakkını görüştüğümüz bu yüce Mecliste millî irade temsilcisi olarak yer almıyorlar, maalesef.

Değerli arkadaşlar, tabii, bu bütçeyle ilgili konulara baktığımızda, arkadaşlarımız her kurumla ilgili düşüncelerini ifade edecekler, ediyorlar; daha huzur ve daha refah dolu bir gelecek için, yapıcı eleştirilerini, önerilerini ortaya koyuyorlar ancak biz de Meclis olarak, milletvekilleri olarak ne yazık ki denge-denetleme çerçevesinde sorularımızı yönelteceğimiz muhatabı Meclisimizde bulamıyoruz. Sorularımıza yanıt verecek Hükûmet yetkilileri yani Hükûmetin yetkilisi veya yürütme ne yazık ki karşımızda, huzurumuzda değil. Meclise birçok soru önergesi verdik yani toplamda 4.719 yazılı önergeden verilen, imzada olan ama hâlen bekleyen 3.329 soru önergesi nerede diye sormak istiyorum.

Sayıştayın birçok kamu idaresiyle, genel ve özel bütçeli kamu idaresiyle ilgili yaptığı denetimlerin raporları ortada. Bunlara hiç girmeyeceğim ama yenilir, yutulur değil. Yani Sayıştay raporlarına baktığımızda da birçok kamu idaresinin Sayıştay tarafından beklenen mali raporlarını bile vermediğini görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir konuya daha değinmek istiyorum. Bu millî irade, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bütçe hakkını üzerinde bulunduran Türkiye Büyük Millet Meclisi dolayısıyla yürütmeyi denetlemekle de mükellef. Ama FETÖ Darbe Araştırma Komisyonunun daha önce ısrarla çağırdığı, defaatle çağırdığı Hakan Fidan kalkıp Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip ABD Senatosuna kapalı kapılar ardında Kaşıkçı cinayetiyle ilgili bilgi verebiliyor ve Sayın Cumhurbaşkanı da “Haberim yok.” diyebiliyor. Oysaki Cumhurbaşkanı devletin başı, Anayasa’nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etmekle sorumlu. “Haberim yok.” diyerek böyle bir meseleyi geçiştirme hakkına sahip olamaz, olmamalıdır. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı yabancı devletlere Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcilerini göndermekle görevli olan kişidir ama giden kişilerin niçin gittiklerinden, ne yaptıklarından haberi ne yazık ki yok değerli arkadaşlar.

Tabii, bütçeye baktığımızda değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle alınamayan yetkileri bütçeyle, Bütçe Kanunu’yla ve aslında yeni düzenlemelerle, yeni kanun teklifleriyle, şimdi gündemde olan, bütçe görüşmelerinden sonra da Meclis gündemine gelecek olan torba kanunla da almaya gayret ettiğini görüyoruz.

Örneğin bu bütçede 117 milyar lira faize ayrılırken yerel yönetimlere 93,6 milyar lira -il özel idareleri ve bütün belediyeler dâhil olmak üzere- faize ödenen paranın neredeyse 22 milyar altında ödenek ayrılabiliyor. Şimdi, diyebilirsiniz ki 5779 sayılı Kanun’a göre, işte bu ödeneğin yüzde 80’lik kısmı belediyelere nüfusa orantılı ve bu ödeneğin yüzde 20’lik kısmı da...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Sayın Başkanım, biraz daha süre verebilir misiniz?

BAŞKAN – Sayın Sındır, buyurun.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – ...Gelişmişlik Endeksi’ne göre yerel yönetimlere, belediyelere dağıtılıyor. İyi, güzel ancak Ulaştırma Bakanlığının Sayıştay raporlarına bakıyorsunuz; Bakanlar Kurulu kararı olmadan yapılmış bir ihaleyle, örneğin üçüncü havalimanına metro, raylı ulaşım sistemi yatırımını yerel yönetim yapması gerekirken Ulaştırma Bakanlığı yapmış, Sayıştay da bunu raporlamış. Daha bunun gibi çok örnek var. İstanbul’da, Ankara’da metro yatırımları merkezî yönetim bütçesinden yapılırken İzmir’de yapılmıyor olması bile bir adaletsizlik, eşitsizlik; yatırım konusunda, kamu yatırımları konusunda siyasi kayırmacılık.

Bu, önümüze gelecek olan söz konusu kanun teklifinde ise yine görüyoruz ki ne yazık ki bu konuda Cumhurbaşkanına yetki verilerek Strateji Daire Başkanlığı bütçesine, ödeneğine konan harcamaları Cumhurbaşkanı dilediği gibi yerel yönetimlere verecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Son cümle.

BAŞKAN – Sayın Sındır, selamlamak üzere son kez veriyorum.

Buyurun.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bugün görüştüğümüz bu bütçe işçinin, emeklinin, memurun, asgari ücretlinin, çalışanların, gençlerimizin ve kadınlarımızın bütçesi ne yazık ki değildir, emeklilikte yaşa takılanların değildir. Söz verilmesine rağmen yaklaşık bir buçuk yıldır ataması gerçekleştirilememiş ziraat, gıda, su ürünleri mühendislerinin, veteriner hekimlerin bütçesi değildir. Bu bütçe, ataması yapılmamış fizyoterapistlerin, yüz binlerce öğretmenin bütçesi değildir. Bu bütçe, çiftçiye verilmesi gereken gayrisafi hasılanın yüzde 1’lik payının verilmediği, dışarıdan samanın, canlı hayvanın getirildiği bir bütçedir. Bu bütçe, halkın bütçesi değildir değerli arkadaşlar. Cumhurbaşkanının kendi maaşına yüzde 26 zam yaptığı ancak Cumhurbaşkanlığı ödeneğinin yüzde 233 arttığı bir bütçedir. Demokrasinin değil, halkın değil, rantın bütçesidir. Faiz lobilerini halka sözde şikâyet ederken faizi hobi hâline getirmiş olanların faiz bütçesidir. Bu bütçe ne yazık ki bu milletin bütçesi değildir.

Hepinizi, yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sındır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ikinci söz Aydın Milletvekilimiz Sayın Bülent Tezcan’a aittir.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Tezcan, süremiz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA BÜLENT TEZCAN (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı bütçesi hakkında söz aldım. Aslına bakarsanız bu bütçe tek adam rejiminin ilk bütçesi. Tek adam rejiminin ilk bütçesini yapıyoruz. Cumhurbaşkanlığına bütçeden ayrılan pay 2 milyar 818 milyon 899 bin TL. Bu bütçe ne yazık ki halkın bütçesi değil. Bütçenin tamamına baktığımızda bütçede insan yok, bütçe tepeden tırnağa tipik saray bütçesi. Saray şımarıklığı bütçenin her satırına yansımış. Saray israfı bütçenin her sayfasına, her tablosuna yansımış. İsrafın, şımarıklığın, şatafatın hâkim olduğu bir bütçeyi konuşuyoruz.

Değerli milletvekilleri, yüzde 233 artış var Cumhurbaşkanlığı bütçesinde, yüzde 233 artış var. Sarayın masrafları yeni açıklandı, Sayıştay raporlarıyla sabit, sarayın 1 dakikası, 1 dakikası 1 asgari ücret yiyor. Dikkat edin, sarayda kapıyı açtınız, düğmeye bastınız, taksimetre çalışıyor, 1 dakikası 1 asgari ücret yiyor. Şimdi, bugün 5 dakika konuşacağım ben, benim konuşmam bitinceye kadar 5 asgari ücretli yiyecek saray. Bu, sarayın masrafı, Cumhurbaşkanlığı bütçesinin tamamı değil. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin tamamı ise dakikada 3 asgari ücret yiyor, her dakika 3 asgari ücret yani benim konuşmam bittiğinde 15 asgari ücretlinin bir aylık asgari ücret geliri saray tarafından harcanmış olacak. Böyle bir bütçeyi görüşüyoruz.

Değerli arkadaşlar, yani işin özeti şu: Bir tarafta 6 milyon işsiz, 16 milyon yoksul; bir tarafta 1.603 lira asgari ücretle çoluğunu çocuğunu geçindirmeye çalışan yoksul vatandaşlar; bir tarafta 1.916 lira açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insan; bir tarafta 6.950 lira yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca insan; öbür tarafta saray oligarşisi, öbür tarafta saray oligarşisinin bütçesi. Türkiye, bugün bu iki karşıtlığın üzerinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir bütçeyi görüşüyor.

Değerli milletvekilleri, saray oligarşisinin başındaki kişi Sayın Recep Tayyip Erdoğan, hatırlarsanız “Asgari ücret 1.603 lira, bize yetmiyor.” diye itiraz edenlere “Elinize dilinize dursun.” demişti. Neyinize yetmiyor 1.603 lira? Her dakika sarayda yediği o 1.603 liranın bugün bütçesini konuştuğumuz bu tabloda yüzde 233 artan bu bütçe, soruyorum Sayın Erdoğan, sizin nerenize dursun, sizin nerenize dursun, sizin nerenize dursun! (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili milletvekilleri, değerli arkadaşlar; bakın biraz önce söyledim, bir tarafta israf, şatafat ve şımarıklık, onun bütçesi. Bu şımarıklığın bir bedeli var. Bu şımarıklığın bedeli ne biliyor musunuz? Çocuğuna pantolon alamadığı için intihar etmek zorunda kalan baba, atanamadığı için intihar edip cebinden 10 lira çıkan öğretmen, 21’inci yüzyılda Tunceli’de donarak şehit olan asker kardeşimiz; bu şımarıklığın bedeli bu. Bu bedelin bütçesi için bizden onay bekliyorsunuz; vermeyeceğiz, vermeyeceğiz, bu şımarıklığa onay vermeyeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi bunları söylediğimizde, sarayın israfını anlattığımızda bize deniyor ki: “İtibardan tasarruf olmaz.” yeni bir moda çıktı “İtibardan tasarruf olmaz.” İsrafın, şımarıklığın, şatafatın adı “itibar” olmuş. “İtibardan tasarruf olmaz.” diyorlar bunu savunurken, anlatırken.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tezcan…

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN - Devam edin.

Buyurun.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, soruyorum bunu söyleyenlere: Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti yıllarca Çankaya Köşkü’nden, o mütevazı yerden yönetildi. Türkiye Cumhuriyetinin itibarı yok muydu? (CHP sıralarından “Kalmadı.” sesleri) Osmanlı İmparatorluğu bir cihan imparatorluğuydu, dört yüz yıl Topkapı Sarayı’ndan yönetildi. Emsali Avrupa krallıklarının saraylarıyla mukayese edilemeyecek mütevazılıktadır Topkapı Sarayı. Osmanlı Devleti’nin itibarı yok muydu, sizin itibarınız vardı da? Dolmabahçe Sarayı’nı yapmaya kalktılar dışarıdan borç alarak. Dolmabahçe Sarayı’nı Rus Sefaretinin binasına özenip dediler ki: “Topkapı Sarayı bunun yanında fakir duruyor, bunu yapalım.” Ondan sonra devlet iflas etti, Düyun-ı Umumiye’ye mahkûm ettiler. Aynı anlayışla bugün Türkiye’yi yönetmeye çalışıyorsunuz, bunun sonu iflastır. Bu şatafatın, bu sefahatın, bu lüksün sonu iflastır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tezcan, selamlamak üzere buyurun.

BÜLENT TEZCAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, şunu herkesin çok iyi bilmesi lazım: Hükûmetlerin itibarı sarayların ihtişamıyla ölçülmez, hükûmetlerin itibarı halka sağladıkları refahla ölçülür. Ne yazık ki, bu bütçe önümüze geldiği bugünlerde, 2018 yılında, yüz yıl sonra, merhum büyük şair Tevfik Fikret’i yeniden hatırlıyoruz ve onun dizeleriyle sözlerimi bağlayıp sizlere seslenmek istiyorum, bu bütçenin sahiplerine seslenmek istiyorum:

“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,

Aksırıncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!”

Ama bu düzen böyle devam etmeyecek. Bu bütçeye “hayır” diyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Muş, yerinizden söz talebiniz var, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

17.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iki âmâ bir tabaktan yemek yiyorlar, birisi diğerine diyor ki: “Çifter çifter alma.” Sonra öbürü de diyor ki: “Nereden biliyorsun?” “Ben öyle yapıyorum.” diyor. Şimdi, “İnsan herkesi kendisi gibi bilir.” diye bir söz vardır. (CHP sıralarından gürültüler)

ENSAR AYTEKİN (Balıkesir) – Birisi AK PARTİ’li olmasın?

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Aynaya bak, aynaya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Dolayısıyla bizi kendiniz gibi bilmeyin, kendinizle de karıştırmayın.

Yeni hükûmet sisteminde Başbakanlık kaldırılmış, Başbakanlıktaki pek çok kurum, oradaki ilgili kuruluşlar Cumhurbaşkanlığı çatısı altında birleştirilmiştir ve onların bütçesi de artık Cumhurbaşkanlığı bütçesi altında müzakere edilmektedir, aslında artışın bir kısmı buradan gelir. Dolayısıyla artık, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı iki ayrı kurum bulunmamaktadır, hepsi tek çatı altındadır. Bu aslında bilinen bir şey ama burada illa meseleyi farklı noktalara çekmek için böyle bir söylem geliştiriliyor.

İkincisi: Orası, arkadaşlar, saray değil, orası milletin evi. Orada toplumun her kesiminden insan gelip, her kesimden insan gelip derdini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Havyar yiyorsunuz orada, hayvar!

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Muş, açalım.

Buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Orası milletin evi. Oraya toplumumuzun her kesiminden vatandaşımız gelmiştir, gelmektedir ve ziyaretlerini yapmaktadır; dolayısıyla isimleri doğru kullanmak lazım. Oranın ismi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi. Siz istediğiniz kadar “saray” söyleyin, istediğiniz kadar başka tabirler kullanın; sizin söyleminizle gerçekler değişmedi, bundan sonra da değişmeyecek.

Bakın, bu bütçeye CHP destek vermeyecekmiş. Bu, AK PARTİ iktidarlarının yaptığı 17’nci bütçe. Acaba hangisine destek verdiniz şimdiye kadar? Hiçbirine.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Hepsi yanlıştı, hepsi boş bütçeydi.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sanki bundan önceki 16 bütçede yaptıklarından farklı bir şey yapacaklar da onu anlatıyor.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Estonya Savunma Bakanı Jüri Luik ve beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Genel Kurulumuzu izlemek üzere, Millî Savunma Komisyonu Başkanımız Sayın İsmet Yılmaz’la beraber gelen Estonya Savunma Bakanı Sayın Jüri Luik ve heyetine Meclisimiz adına hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, sayın grup başkan vekilinin Sayın Bülent Tezcan’ın etkili eleştirileri karşısında bir an izanını kaybettiğini üzülerek takip ettim. Verdiği örnekte “iki âm┠diyor. Bu Meclis üç yıl önce mevzuattaki bütün “âmâ, kör” kelimelerini “görme engelli” diye değiştirdi. İki âmânın yemek yerken birbirlerine hile yaptıklarını; her birinin, kişinin işi kendinden bileceğini söylüyor. Bülent Tezcan’a sataşayım derken çok sayıda engelli vatandaşımıza… Ki onların gözleri görmez ama gönülleri açıktır. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Hakkı, hukuku, adaleti, inanın, isminde “adalet” olan bir partinin grup başkan vekilinden daha iyi görürler. Bu durumu kınadığımı, ayıpladığımı ve böyle bir ifadeyi bir daha Mecliste kullanmama konusunda kendisini uyardığımı ifade etmek isterim.

İkinci husus: Yapılan bina Atatürk Orman Çiftliği’ne, Atatürk’ün emanetine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yapılan bina Atatürk’ün emaneti Atatürk Orman Çiftliği’ne kanunlar izin vermediği hâlde korsan bir şekilde yapılmış, Mimarlar Odasının ve çok sayıda sivil toplum örgütünün itirazları mahkeme tarafından haklı görülmüş olmasına rağmen “Karara uymuyorum.” meydan okumalarıyla Atatürk Orman Çiftliği’nin böğrüne önce bir hançer gibi saplanmış, şimdi de etrafı genişletilmiştir. Yalova’daki bir konağı bir ağacı kesmemek için çektiren Atatürk’ün emanetine ve anlayışına bu kadar aykırı bir duruma “ak saray” adını kendileri vermiş, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine “ak saray” demeyeceğiz, artık “Külliye” diyeceğiz diye birbirlerine yeni bir ifade telkin etmişlerdir. Atatürk Orman Çiftliği… Yapıldığı yer olarak kesildiği ağaçlarla, harcandığı parayla müsrifliktir, Atatürk’ün emanetine ihanettir, bu millete karşı yapılmış büyük bir saygısızlıktır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bir konuya açıklık getireyim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye, söz vereceğim Sayın Muş.

Görüştüğümüz bütçe içerisinde Cumhurbaşkanlığı bütçesi var, diğer kurumlar var ve sonunda yürütme adına Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada, o da notlarını alıyor, cevaplarını verecek. Bunu da bir bilgisine sunayım Meclisimizin. Kendisi burada dikkatli bir şekilde izliyor yani yapılan eleştirilerin bir cevabını da Sayın Oktay mutlaka buradan karşılayacaktır.

Sayın Muş, buyurun.

19.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada anlatmak istediğim fakat Sayın Özel dışında hepimizin anladığı, herkesin anladığı mesele bir davranış biçimidir. İnsanların fiziksel olarak gözlerinin görüp görmemesi değil, ortaya koyduğu davranıştır. Nice gözleri görmeyen insanlar var ama kalp gözleri açık ve öyle davranışlar ortaya koyarlar ki insanlar gıptayla bakar ama nice gözleri açık insanlar vardır, onlarla alakalı öyle hikâyeler anlatılır ki gözleri vardır ama görmezler derler. Burada anlatılmak istenen bir davranış biçimidir. Engelli vatandaşlarımızla alakalı en ufak bir mesele söz konusu olamaz.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Özür dile, özür, özür!

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına üçüncü söz, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mahmut Tanal’a aittir.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süremiz beş dakika Sayın Tanal.

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Öncelikle Sayın Mehmet Muş’un o söylemlerinin tutanaklardan çıkarılmasını istirham ediyorum çünkü bence Meclisin itibarına gölge düşüren bir açıklamadır. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli arkadaşlar, konuştuğumuz konu ve görüşülen bütçe kamu denetçiliği bütçesidir. Kamu denetçisi, Kamu Denetçiliği Kurumu idari bir denetim görevi yapar ve genellikle Avrupa’da insan haklarının, demokrasinin, hukuk devletinin gelişimi açısından buna âdeta yasama, yürütme, yargı gibi dördüncü kuvvet gözüyle bakılmaktadır; yani halkın gözüdür, kulağıdır ve temel hak ve özgürlüklerin, hukuk devletinin bekçisi gözüyle bakılır.

Peki, Türkiye’ye baktığımız zaman bu kurum gerçekten niçin kuruldu? Kurulma gerekçesi, idarenin her türlü eylem ve işlemlerinin, tutum ve davranışlarının demokrasiye, insan haklarına, hukuk devletine uygun olup olmadığını, bunu kontrol etmektir; bu gerekçeyle, bu amaçla kuruldu. Kuruldu ancak bunun kuruluşunun, Birleşmiş Milletler Paris İlkeleri ışığında göreve gelmesinin, görev icrasının, göreve alınmasının siyasi ve idari otoritelerin tercihlerine göre olmaması gerekir, bağımsız ve objektif kriterlere göre bunların olması lazım. Peki, bu oldu mu; olmadıysa demek ki Birleşmiş Milletlerin Paris İlkelerine aykırılık teşkil ettiği açık ve net ortada ve Türkiye’de yüz binler, herhangi bir yargı kararı olmaksızın kanun hükmünde kararnamelerle -ekte adı soyadı yazılanlar- ihraç edilmiştir.

Değerli Başdenetçimiz, Anayasa’nın 129’uncu maddesi diyor ki: Kamu görevlilerinin her türlü disiplin işlemlerinde savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. Anayasa 129, 128, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu… Size dünyalarca şikâyetler yapıldı, ne karar verdiniz? Ret kararı verdiniz. Bunların vebali, masum olan insanların -kim suç işlemişse mutlaka cezalandırılmalı ama- vebali sizin boynunuzdadır.

Şimdi, Türkiye'de ombudsman, Kamu Denetçiliği Kurumu göz boyamak için kurulmuştur. Temel hak ve özgürlüklerin bekçisi değildir, demokrasinin bekçisi değildir, özgürlüklerin bekçisi değildir. Eğer biz bunun amacına uygun, düzenli yapılmasını istemiyorsak şunu yapmamız lazım… İdareyi denetliyor, idare Kamu Denetçiliği Kurumunun sadece maaş ve sosyal güvenlik parasını veriyor. Başka bir para veriyor mu Sayın Başdenetçim? Başka para vermiyor ki. Niçin vermiyor? Beni fazla denetleyecek, beni kontrol edecek. Parayı vermesi gereken yere vermiyor, vermemesi gereken yere veriyor. Böyle bir düzensizlik. Sürem bitiyor ancak neler yapılması gerekiyor, önerilerimiz.

Burada öncelikle olması gereken öneriler başlığı adı altında:

1) Dava açma yetkisi bizde verilmemiş, Kamu Denetçiliği Kurumuna bu verilmeli.

2) Kendi inisiyatifiyle resen hareket edemiyor, bu verilmeli.

3) İhtar, disiplin uygulaması yok, sadece tavsiye mahiyetinde karar veriliyor, bunlar verilmeli.

4) Kamu denetçisinin zorlama ve emir verme yetkisi yok, bunlar olmalı.

5) Kamu denetçisinin medyada duyarlı olması gerekir, medya bu konuda Kamu Denetçiliği Kurumuna karşı duyarlı değil, bu konuda duyarlı olması lazım.

6) Anayasa’nın 74’üncü maddesinin üçüncü fıkrası “Herkes, Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurabilir.” diyor. “Herkes” ibaresi Türk vatandaşı ve yabancı ayrımı yapmıyor. Peki, yabancı Türkçe bilemiyor, İngiliz, Fransız, Alman, İspanyol hangisini alırsanız alın, söyleyin. Türkçe yazmasını bilmiyor. Getirdiğiniz düzenlemede, efendim “Ancak, resmî dil olan Türkçeyle başvurabilir." diyor. Peki arkadaş, “herkes” ibaresi meramını, derdini bunu anlatamıyorsa bu zorlamayı yapmamak lazım burada.

7) Yönetsel soruları anında inceleyip değerlendirmesi için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tanal, devam edin, rahat olun, devam edin.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bitireceğim efendim.

...kamu denetçisinin bilgilere, belgelere, arşivlerdeki bilgilere çok rahat, sınırsız bir şekilde erişim hakkının olması lazım. Bu konuda zamanında belge, bilgi verilmediği için Kamu Denetçiliği Kurumu görevini yapamıyor. Verilen sürede, altı ay içerisinde dahi bu belgelerin gelmediği vaki. Bununla ilgili “Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesine göre cezalandırılması gerekir." dedik, kanun teklifini verdik ancak iktidar bunu yapmaya yanaşmıyor. Aynı zamanda bununla ilgili 9’uncu hüküm “Kamu denetçiliğine başvurmak için idari kurumlara başvuru şartının tüketilmesi... Bu yanlış. Bunun daha esnek hâle getirilmesi lazım.

Kamu Denetçiliği Kurumunda, şu anda, efendim, yönetmelikte menfaat şartı aranıyor. Menfaat şartının aranmaması lazım. Niçin? Kötü yönetimin panzehri olan şikâyet hakkının her vatandaş için olması lazım. Niçin kuruldu bu kurum? Kötü yönetimi iyileştirmek için. Yani ISO 9000 Belgesi’nin anahtarıdır aslında kamu denetçiliği ama maalesef...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tanal, devam edin, bir dakika daha vereyim. Önemli konuları ifade ediyorsunuz. Kamu Denetçiliği Kurumu önemli, işler hâle gelmesi açısından tavsiyelerinizi toparlayarak bitirin.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bitiriyorum, çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli arkadaşlar, hafızamızı tazeleme açısından söylemek isterim, Sayın Meclis Başkan Vekilimiz Levent Gök Bey’in bu kanunun geçmesi sırasında çok etkin ve müthiş açıklamaları olmuştu. Gerçekten o dönemdeki o tavsiye kararları dinlenmiş olsaydı, belki ben bugün bu konuşmayı yapmamış olacaktım.

İngiltere Parlamentosunda da kamu denetçiliği kurumu var, başkanın yanında 50 başkan yardımcısı var. Bizde 5 başkan yardımcısı var. Eğer biz gerçekten Kamu Denetçiliği Kurumunun amacına ve ruhuna… Sırf göstermelik olarak kurulmadığını söylüyorsak, bu anlamda bu kurumu geliştirmek lazım, bu kurumu iyileştirmek lazım. Burada Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuruda menfaat şartını kaldırmak lazım çünkü kötü bir yönetimi ortadan kaldırmak, iyi bir yönetimi istemek her vatandaşın hakkıdır. İyi yönetimi isteme hakkı nedeniyle herkesin başvuru yapmasını menfaat şartına bağlamamak lazım.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın İbrahim Özden Kaboğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kaboğlu.

CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, milletvekilleri; Anayasa Mahkemesi 2019 bütçesi vesilesiyle CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Konu Anayasa Mahkemesi olduğuna göre, birinci olarak Anayasa’ya, Anayasa sorununa değineceğim, daha sonra Anayasa Mahkemesinin dünü, bugünü ve yarınına ilişkin bazı saptamalar yapacağım.

Anayasa’nın dününe bugününe baktığımız zaman, “Anayasa hükümleri yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” biçimindeki 11’inci madde dün de geçerliydi, bugün de geçerli, yarın da geçerli olacak.

Dün açısından, 15 Temmuz hain darbe girişimine gelinme sürecinde, maalesef, Anayasa’nın üstün hükümlerinin uygulanması yerine, bunların ihmal edilmesinin önemli bir rolü var. Yani Anayasasızlaştırma ile 15 Temmuz darbe girişimi arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.

Bugün ise, eğer 15 Temmuzdan sonra Anayasa ve hukuk dışı OHAL uygulaması yerine adil yargılanma hakkı geçerli kılınsaydı; bugün, hukuk umudu yerine, hukuktan söz etme olanağımız olurdu. Nihayet, yarın açısından ise, yarına bakarken yine önümüze hukuk ve Anayasa’nın üstünlüğü çıkıyor. Anayasa ve hukuka dönüş için yasama, yürütme ve yargı üçlüsünde iki Anayasal kurum kilit konumunda; Yüce Meclis ve Anayasa Mahkemesi. Yüce Meclis, Anayasa Mahkemesi olduğu için Anayasa’ya aykırılık sorununa dikkat etmemeli, Anayasa Mahkemesi olduğu için, tam tersine, Anayasa’ya aykırılıktan kaçınmalı. Zira, bilindiği gibi, Yüce Meclis son iki yılda, OHAL döneminde, özellikle görevi daha çok istismarcı Anayasa değişikliğine yönlendirildi ve OHAL kanun hükmünde kararnamelerini denetleyemedi. Bu süreçte yapılan Anayasa değişikliği Türkiye'yi ulusal Anayasal kimliğinden uzaklaştırdı. Belki de bu yabancılaşma nedeniyledir ki 6771 sayılı Kanun’la getirilen düzenlemeye toplumu alıştırmak için “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” adı verildi. Oysa “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” kavramı Anayasa’da yer almamaktadır. Bu bakımdan Anayasa Mahkemesi anayasallık denetiminde insan haklarına dayanan demokratik hukuk devletini madde 2’ye göre ölçüt almalıdır.

Bu açıdan, Anayasa Mahkemesinin tarihsel işlevine bakacak olursak, dönecek olursak, Anayasa Mahkemesi özellikle OHAL döneminde üç alanda bağışlanmaz ihmalde bulundu: Birincisi, OHAL tanımında; ikincisi, kanun hükmünde kararnamelerin denetiminde; üçüncüsü ise Olağanüstü Hâl İşlemlerini İnceleme Komisyonu lehine 70 bin dosyayı reddederken vermesi gereken pilot kararı vermekten kaçınması. Bu bakımdan, bugün Anayasa Mahkemesinin önemli iki mazereti ortadan kalkmış bulunuyor: Birincisi, artık olağan üstü hâl rejimi geçerli değildir, Anayasa madde 148 engeli bulunmamakta; ikincisi ise 7145 sayılı Yasa’yla tazminat komisyonuna, Anayasa Mahkemesi önünde bulunan binlerce bireysel başvuru tazminat komisyonuna yönlendirildi, iş yükü bakımından da Anayasa Mahkemesinin önceki mazereti artık kalmamış bulunuyor. Bu itibarla özellikle Anayasa Mahkemesinin önünde bulunan soyut norm denetimi yoluyla yapmış olduğu denetimler çerçevesinde somut ve bireysel başvuru üzerine denetime değinmeyeceğim.

Dört kategori işlem acildir Anayasa Mahkemesi önünde.

Birincisi: Kanun hükmünde kararnameler. Özellikle 703 no.lu Kanun Hükmünde Kararname’yle hukuk sistemi, normlar hiyerarşisi altüst edildi, bunlar.

İkincisi: Yasalaştırılan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri. Bunlar aslında yasa niteliği taşımayan, on binlerce kişinin adını içeren, bu kararnameleri yapanlar ile altında imzası bulunanlar ile ek listeler sahiplerinin farklı olduğu, içerisinde birçok anayasal yanlışın bulunduğu metinler olarak Meclis tarafından yasalaştırıldı ama bunlar Anayasa Mahkemesinin önünde olduğundan mutlaka Anayasa Mahkemesi tarafından ayıklanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaboğlu, devam edin.

Buyurun.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Üçüncü kategori işlem ise 27’nci Dönem yasama faaliyetleri çerçevesinde yer alan, başta OHAL'i üç yıl daha fiilen uzatan 7145 sayılı Yasa olmak üzere, burada oylanan, kabul edilen ve açıkça Anayasa'ya aykırı olan birçok yasadır.

Dördüncü kategori ise “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi” adını taşıyan ama gerekçesi olmayan, saydam olmayan, Anayasa'nın 6771 sayılı Yasa’yla kabul edilen Anayasa değişikliğinin münhasır kanun ilkesine ve açıkça yasayla düzenleme ilkesine bile aykırı olan düzenlemelerin, bir bakıma yetki fetişizmine vardırılan düzenlemelerin mutlaka hukuk güvenliği adına hukuk sistemimizden ayıklanmasıdır. Burada önemli bir husus Anayasa Mahkemesinin denetimi açısından…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika daha lütfen, Anayasa Mahkemesi söz konusu.

BAŞKAN – Toparlayalım.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Nasıl ki kanun hükmünde kararnameleri yazanlarla, altında imzası bulunanlarla listeyi hazırlayanlar farklı makamlar idiyse burada görüşülen yasa önerileri de burada hazırlanmıyor. Böyle olunca tabii ki Anayasa Mahkemesinin işlevi de artmaktadır. Bu itibarla, CHP’nin Anayasa Mahkemesine anayasal denge ve denetim düzeneği bağlamında götürdüğü denetim işlemleri çok önem taşımaktadır ve tarihsel bir görevi ifa anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi bu çerçevede üç kategori normu referans norm olarak almalıdır. Bir, Anayasa; iki, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler; üç, hukukun genel ilkeleridir. Eğer Anayasa bunu yapmaz ise, bugün meşruiyetini tartıştığımız ama bu uygulamayla meriyeti bile tartışmalı olan bu Anayasa, aslında tek kişinin iradesinde somutlaşan, kişi ve parti devletine indirgeyecektir Türkiye Cumhuriyeti’ni. Bu itibarla Anayasa Mahkemesi, Avrupa’nın 4’üncü mahkemesi olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Selamlayın, toparlayın. Söz vermiyorum, toparlayın.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Toparlıyorum.

Anayasa Mahkemesi, Avrupa’nın Avusturya, İtalya, Almanya ve Fransa’dan sonra 4’üncü mahkemesi olarak… Şimdi Avrupa’da en az 40 anayasa mahkemesi var, kadın üyesi olmayan tek Avrupa mahkemesi Anayasa Mahkemesi. Tek Anayasa Mahkemesi ve bunu beklerken, ehliyet ve nitelik ve saydamlık ilkesini beklerken atama konusunda, esasen Anayasa Mahkemesi kararlarının işlevselliği için, Anayasa Mahkemesinin Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa hukuk düzeni içerisinde yer aldığını ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma mecburiyeti kadar Avrupa Mahkemesi kararlarına da uyma zorunda bulunduğumuzu burada Anayasa’mız gereği beyan etmek isterim.

Bu vesileyle, son yıllarda tanık olduğumuz, özellikle kanun hükmünde kararnameler yoluyla tanık olduğumuz büyük kıyım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – …kırım ve kıtlığın yol açtığı hukukta bunalım, bilimde bunalım ve toplumsal barışta bunalımın aşılması için Anayasa Mahkemesine tarihsel bir görev düşmektedir.

Teşekkür ederim beni dinlediğiniz için. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz İstanbul Milletvekilimiz Sayın Turan Aydoğan’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Aydoğan, süremiz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

“İspat etmezse şerefsiz ve alçaktır!” “Bir çirkefle karşı karşıyayız.” “Bir düzenbaz söz konusudur.” “Bu adam edepsiz siyaset yapıyor.” “Türkiye böyle bir sahtekâr görmemiştir.” Bu ülkenin İçişleri Bakanının, Sayın Genel Başkanımıza söylediği sözlerdir bunlar. (CHP sıralarından “Yuh!” sesi)

Şimdi burada yüksek yargıyı konuşacağız. Karşılığında bir takipsizlik kararı söz konusu. O takipsizlik kararının gerekçesinde diyor ki: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuya ilişkin kararları nedeniyle konu her türlü yaptırımdan muaf.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bu kararlarını kendisine dayanak eden yargı, nedense Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin özgürlükler yolunda verdiği kararları yok sayıyor. Sayın Demirtaş ve Sayın Sırrı Süreyya Önder’le ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi özgürlük yönünde bir karar kaleme aldığında Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: “Biz onun gereğini yaparız.” Ve iki gün içerisinde yüksek yargıdan karar çıkıyor. Bu siyasallaşmış bir yargıdır. Bu sizin yargınızdır. Bu tek adam yargısıdır işte. Bu ülkede yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını ayaklar altına aldınız. Bütçe sadece para değildir, bütçe yaşamın kendisidir. Şimdi yüksek yargıdan bağımsız ve tarafsız kararlar bekleyeceğiz öyle mi?

Peki, bu söylenen sözler Sayın Cumhurbaşkanına söylenseydi ne olurdu biliyor musunuz? Hayal bile edemiyorum. Hayal bile edemiyorum. Bu ülkede 68 binden fazla vatandaşımız Sayın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla hüküm altına alınmış, soruşturma altına alınmış, yargı önünde süründürülüyor. Sayın Cumhurbaşkanına, ki sizin Genel Başkanınızdır aynı zamanda…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Evet.

TURAN AYDOĞAN (Devamla) - …sizin Genel Başkanınıza ağzını açan yargı önünde sürünüyor ve bu ülkenin İçişleri Bakanı, hepimizin güvenliğinden sorumlu olan bakan da bizim Genel Başkanımızı açıkça tehdit ediyor. Unutmayın, ne Genel Başkanımız ne tek bir üyemiz size pabuç bırakmaz. (CHP sıralarından “Bravo sesleri”, alkışlar)

Alman köylüsünün Prusya imparatoruna söylediği “Berlin’de hâkimler var.” lafı “Ankara’da hâkimler var.” sözüyle eş değerdi bizim için. Ama bunu altüst ettiniz tek adam rejimiyle, hatta ondan önce ettiniz. Ondan önce bir suç ortağınız var, 12 Eylül 2010 referandumunu yaptığınız. Onunla beraber yüksek yargıda günlerce pazarlık yaptınız bu darbecileri yerleştirmek için.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Çok bağırıyor, ben gidiyorum Başkanım.

TURAN AYDOĞAN (Devamla) – Dinle, dinle. İbrahim Hocadan geçemedin, benden dinle. (CHP sıralarından alkışlar)

Yüksek yargıda sayıları artırdınız, darbecileri yerleştirdiniz, sonra bu darbeciler ortaya çıktıktan sonra da tasfiye yoluna girince başka bir yapı oluşturmaya başladınız, çok başka bir yapı oluşturmaya başladınız. Herkesin bağımsız yargı dediği yerde siz kendi yandaşlarınızı tekrar yargının her yerine yerleştirmeye kalktınız. Ben size söyleyeyim, bu yerleştirdiğiniz insanların bir kısmı gerekçeli karar yazamıyor, yargıyı rezil rüsva eylediler. Kalemlerdeki insanlarla gerekçeli kararlarını yazan hâkimler yarattınız, bir de yüksek yargıda garip garip insanlar yarattınız. Ne yarattınız, ne yarattınız söyleyeyim.

“Bugün gizlemeye çalıştığınız gerçek niyet ve çabalarınıza rağmen Muharrem İnce zihniyetinin yaşattıklarını unutmadık, unutmayacağız.” Danıştay hâkimi Aysel Demirel… Tarafsız ve bağımsız bir yüksek yargı hâkimi bu, öyle mi? Ne oldu biliyor musunuz? “Bu ifadeler hâkimlik vakarına uygundur.” dedi Danıştay Başkanlar Kurulu. Bu ifadeler Sayın Cumhurbaşkanına söylenseydi ne olurdu, hayal bile edemiyorum, hayal bile edemiyorum. Ama normal; cübbelerinin önünde ilikleyecek düğme arayanlar, Külliye’de selam duranlar, hâkim kuralarının Külliye’de çekildiği bir Türkiye’den bahsediyoruz; bu hâle getirdiniz yüksek yargıyı. Adli yıl açılış törenlerinde Sayın Cumhurbaşkanı sinirlendi diye protokol değişikliği yapıp Barolar Birliği Başkanının konuşma hakkını elinden aldınız. Buraya gelir “Yargı sacayağından oluşur.” dersiniz ama Barolar Birliği Başkanı adli yıl açılış törenlerinde konuşamaz.

İktidarın istemediği -sizin değil, bakın, sizi iktidardan saymıyorum; siz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin en fazla üyeye sahip partisisiniz, iktidar değilsiniz, sizi kimse oraya sokmuyor- bir hâkim ya da savcı olursa da Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki: “Sen kimsin ya, sen kimsin? Sana ne oluyor? Bunlar eski Türkiye.” İşine gelmeyenlere de böyle söylüyor Sayın Cumhurbaşkanı. Anayasa Mahkemesinin kararlarına yeri geldiğinde “Uymam kardeşim.” diyor. AİHM kararlarına yeri geldiğinde “Uymam.” diyor. Herkes aya bakar gibi Sayın Cumhurbaşkanına bakıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, bir dakika daha ekliyorum. Bir dakikada toparlayalım.

TURAN AYDOĞAN (Devamla) – İşte, bu hukuk düzeninin adı aslında tek adam düzenidir. Burada yargı bağımsızlığı yoktur, burada yargı tarafsızlığı yoktur ama sanmayın ki bu ülkede yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı olmayacaktır. Bizim çabamız işte bunu sağlamak yolundadır.

Bakın, bir örnek daha vereceğim. Danıştay Başkanı kendi savcısına bu sözler söylendikten sonra ağzını açmıyor. Doğru konuşan Sayıştay üyesi yerinden ediliyor, dokuz köyden kovuluyor. Bu Danıştay Başkanı, Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanı yargı bağımsızlığına eleştiri getirdiği zaman veryansın ediyor, bildiri yayınlıyor. Malum, çiçeği burnunda hâkim kızı saray koruması altına alınmış.

İşte, böyle bir yargıdan bahsediyoruz. Yanlış anlaşılmasın, biz yargı üyelerini töhmet altına almak için bu konuşmayı yapmadık. Bu yargının, hâlâ önünü iliklemeyen, hâlâ hukuksal değerlere saygılı, hâlâ milleti adına karar vermek için çırpınan üyeleri var. Ben de onların önünde saygıyla eğiliyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, siyasetin mantıklı, makul, analitik bir şekilde müzakere edilmesinden yana olduklarına ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) - Sayın Başkanım, teşekkürler.

Sayın Aydoğan şüphesiz, siyasette bizim tasvip etmediğimiz, etmeyeceğimiz birtakım alıntılar burada ifade etti. Fakat hakkaniyet ve adalet çizgisinde bir tavrın ve böyle bir dile karşı mesafeli bir siyasetin temsilcisi olarak orada konuşsaydı, o zaman Cumhuriyet Halk Partisi kanadından aynı, benzer minvalde yapılan birtakım ifadeleri de eleştirirdi. Biz ona da karşıyız, öbürüne de karşıyız çünkü siyasetin mantıklı, makul, analitik bir şekilde müzakere edilmesinden yanayız. Zaman zaman kullanılan bu tür diller, Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanının kullandığı ifadeler de aynı minval üzeredir. Eğer bakarsa Sayın Turan Bey bu ifadeleri bulacaktır. Bunlara karşı, bence bu tür ifadelere karşı mesafeli bir tutum almak daha doğru olur ve burada bunları tekrar etmek de uygun bir tavır değil.

İkincisi: Kendisi sanıyorum hukuk bitirdi. Evet, nasıl bitirdi bilemiyorum çünkü şu bakımdan… (CHP sıralarından “Aa” sesleri) Muhakkak derslerini vermiştir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Senin hocalığını biliyorum yapma be! Naci Hocam, yapma be!

BAŞKAN – Sayın Bostancı, devam edin.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Öğrencisiydim ben, hocalığını biliyorum Naci Hoca’nın.

BAŞKAN – Arkadaşlar, sessiz olalım lütfen.

Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Halkın oylarıyla meşru bir şekilde seçilmiş olan bir iktidarı eleştirebilirsiniz -kullandığı dil bakımından söylüyorum, kendisine bir eleştiri getiriyorum- ama bir suçun ortağı olarak tanımlayamazsınız. Bu dil, hukuk nosyonuna sahip bir insanın dili olamaz. Partiniz olabilir, çok ateşli konuşabilirsiniz de ama meşruiyetçi bir çizgiyi savunma konusunda herkesin dikkat etmesi gerekir ama en çok da herhâlde hukukçular edecektir. O bakımdan biraz önceki sözü biraz da ironi olsun diye söyledim.

Sayın Başkanım, Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik eleştiriler hususunda “Ağzını açan ceza görüyor.” dedi. Mesele şu: Sayın Cumhurbaşkanımız siyasetin karizmatik bir lideri. (CHP sıralarından gürültüler)

ATİLA SERTEL (İzmir) – Bir dahaki dönemi de garantiledi.

BAŞKAN – Sessiz olalım değerli arkadaşlar, lütfen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Emin olun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bostancı, toparlayalım.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – …vicdanlı ve hakkaniyet sahibi olan CHP’liler kendi mahrem dünyalarında siyasete baktıklarında siyasetteki karizmanın ne olduğunu bilirler. Aleni olarak da en çok kimin üzerine konuşuluyor? Emin olun, değerli Cumhuriyet Halk Partisi hatipleri bizden daha fazla Sayın Erdoğan’dan bahsediyorlar, “karizma” dediğim budur. Zaten eleştirilerin, böyle ölçek dışı eleştirilerin, abartılı eleştirilerin, hukukun normlarına uymayan eleştirilerin arkasındaki siyasal kasıt da şudur: Eğer bir siyasi hareket, merkezinde karizmatik bir lider marifetiyle yürüyorsa siz bodoslama onu hedef alırsınız, onu tahrip etmeye çalışırsınız. Bütün olup bitenler bunun hikâyesidir.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ben az önce de ifade ettim.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Aydoğan, bekleyin, bir açıklama yapacağım.

Burada Cumhurbaşkanlığı adına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay var. Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerindeki eleştirilerde, ben, onun görüşlerinin daha sonra değerlendirileceğini tekrar hatırlatıyorum sizlere. Yani doğal olarak Cumhurbaşkanlığı bütçesinin eleştirilmesi mümkündür ama bu konuda da Sayın Fuat Oktay Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak da buradadır.

Buyurun Sayın Aydoğan.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, 69’a göre söz istiyorum müsaade ederseniz. “Hukuk fakültesini nasıl bitirdi?” dedi Sayın Grup Başkanı.

BAŞKAN – Buyurun.

İki dakika süre veriyorum.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ama sebebini söyledim, ironi olarak söyledim.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Ben de öyle algıladım zaten.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Nasıl bitirmiş, dinliyoruz.

BAŞKAN – İki dakikada sataşmaya sebebiyet vermeden toparlayalım, oldukça çok arkadaşımız sıra bekliyor.

Buyurun Sayın Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, Ankara Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, sataşmaya mahal verecek bir şey yok zaten. Şimdi, biz burada bağımsız ve tarafsız yargıdan bahsettik, Sayın Grup Başkanı da bu eleştirilerimize katıldığını söyledi. Bu eleştirilerimize karşılık bir şey söylemiş olsaydı ben de onu hoşgörüyle karşılayacaktım; “Bu ülkede bağımsız yargı var.” deseydi, “Tarafsız yargı var.” deseydi, “Bu söyledikleriniz yok.” deseydi, “69 bin civarında insana Cumhurbaşkanına hakaretten kaynaklı dava açılmamış.” deseydi. Bunlarla ilgili yumuşak bir geçiş yaptı, Türkiye gerçeklerini pas geçti, benim diplomamı sorguladı. Güzel de oldu, çok da güzel oldu.

Sayın Grup Başkanı, anlatayım. Ben otuz yıl avukatlık yaptım, geldim buraya. İnsan hakları aktivistiyim. Hukuku iyi bilirim, isterseniz grubunuza da gelir anlatırım. (CHP sıralarından alkışlar) Diplomamın da tanıkları var bu Mecliste, bu Mecliste benim fakülte yıllarından arkadaşlarım var. Diplomam şaibeli değil. (CHP sıralarından alkışlar) Hiç kimse bugüne kadar “Diploman var mı yok mu?” demedi. Oturduğumuz makamlara tırmalaya tırmalaya geldik, insan hakları savunuculuğu yapa yapa geldik, hukuku bilerek geldik. İçinizdeki en baba hukukçunuzla bu ihlalleri tartışacak kadar güçlü hukuk bilgim var, iddialıyım. Ama tekrar ediyorum: Diplomamı tartışırsanız size diplomayı tartışacağınız adresi ben gösteririm.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Sayın Başkanım, Sayın Aydoğan’ın böyle meydan okuyucu bir şekilde “Gelip size de ders veririm.” demesine gerek yok.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Veririm, veririm, ihtiyaç varsa veririm.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Biz akılcı bir parti olarak herkesin aklından faydalanmak isteriz.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Eyvallah, geleceğim o zaman.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – İsteriz.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Davet edin, geleceğim.

BAŞKAN – Bana dönerek konuşursanız Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Aynı zamanda, doğru olanı, bizim de aklımızdan Cumhuriyet Halk Partisinin, herkesin faydalanmaya çalışmasıdır, siyaset bundan kazanır. Ben meydan okuyucu bir tavırla bunu söyleme lüzumunu bile duymam. Biz bu müzakereleri niye yapıyoruz? Birbirimizin aklından faydalanalım diye. Sayın Aydoğan otuz yıllık insan hakları aktivisti, kürsüdeki tavrına bakıyorum, biraz bağdaştırmakta zorlanıyorum.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, müsaadenizle… Çok kısa.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz vermeden önce Grup Başkan Vekili Sayın Özel bir talepte bulundu.

Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir konu kayıtlara geçsin: Hatibimiz konuştuktan sonra Sayın Grup Başkanı Cumhuriyet Halk Partisinin de bazı yargı kararlarını eleştirip bazılarını beğendiğinden hareket ederek bunu bir tutarsızlık olarak ifade etti. “Aksini yapsaydı haklı olurdu.” dedi. Ama arada bir fark var, bizim hukuka uygun, eşitliğe, hakkaniyete uygun gördüğümüz kararlarla ilgili elbette herhangi bir eleştirimiz olmaz, diğerine isyan ederiz. Ama sizinkiyle aradaki fark şu: Kılıçdaroğlu beğenmediği mahkeme kararına “Uymuyorum.” dediği zaman o mahkeme kararını geçersiz hâle getirecek, hemen ertesi gün bir düzenleme, bir itiraz mahkemesinden karar çıkmıyor. Kılıçdaroğlu “Ben buna tedbir alacağım.” deyince dosyalar 7 bin dosya öne getirilip hızla görüşülüp, karara bağlanıp AİHM’in kararları boşa düşürülmüyor veya biz bir yargı kararını hakkaniyetsiz bulduğumuzda o haksız kararı veren kişi, örneğin İstanbul Kadıköy hâkimliğinden Siverek aile hâkimliğine atanmıyor. Aradaki fark bu, lütfen aklımızla alay etmeyin.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) – Hukuk bu şekilde işlemiyor. Sayın Özgür Özel’in tasvir ettiği bir gerçeklik yok Türkiye'de.

CAVİT ARI (Antalya) – Var var, aldığınız takiplere bakın.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir şey kayıtlara geçsin; Sayın Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız milletvekili yapılmamak için Diyarbakır’daki dosya özel kuryeyle İstanbul’a gönderildi. O yargı kararlarını da iyi biliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bugün yargıyı eleştiriyorken o dosyaların uçak kargoyla nasıl gönderildiğini de milletimiz unutmadı, gayet iyi biliyor.

CAVİT ARI (Antalya) – Yalan atmayın, yalan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, madem tutanağa geçiyor, şunu söyleyelim: Uçak kargo muçak kargo deyince bir tek şey biliriz: Kendileri hukuku Pensilvanya’ya teslim ettiklerinde bu ülkenin ordusuna, bu ülkenin saygın bilim insanlarına kurulan kumpas davalarının kararları Pensilvanya’da “harddisk”lere yüklenir, gelir, mahkeme salonlarının arka odalarında bilgisayara aktarılırdı. Özgür Özel kürsüden bunları anlatırken de Mehmet Muş ve arkadaşları “Hadi canım sen de, hadi canım sen de; üstünlerin hukuku gitti, hukukun üstünlüğü geldi.” diye FETÖ düzenini savunuyorlardı.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından “Bravo!” sesleri, alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, madem bu kadar anti FET֒cüydü sayın hatipler veya sayın Cumhuriyet Halk Partisi, burada FET֒yle mücadele ediliyorken onların kurumlarının önünde niye nöbet tutuyorlardı? Basın kurumlarının önünde; polis, devlet kapatmaya gidiyorken kendilerini, bedenlerini niye ortaya koyuyorlardı? Madem FET֒ye bu kadar karşıydılar, o zaman niye yanımızda durmadılar? Bunu da çıkıp bir açıklasınlar. Bu tezatlık değil mi? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, böyle bir şey olabilir mi?

BAŞKAN – Son, toparlayalım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kimin FET֒nün yanında durduğu, kimin karşısında durduğu tarih karşısında bir gerçekliktir. Kendi itirafları ortadadır. Ne istediyse verdiğini söyleyenler ve yaptıkları hatayı görüp de bundan pişman olanlar ve “Bu mücadelede beni kendi arkadaşlarım yalnız bıraktı.” diye kendi grubuna, kendi siyaset arkadaşlarına çatanlar bellidir. Ama FETÖ -bizim dediklerimizi yapıp- bu ülkenin evlatlarına karşı uçaklarla, tanklarla yürüdüğünde bu darbe elbette iktidara karşı yapılır ama bütün dünya döner, muhalefete, özellikle ana muhalefete bakar. Gözümüzün içine bakanlar demokrasiden, hukuktan, Parlamentodan yana bir tavır gördüler. FET֒yü püskürtürken kendilerine darbe yapılıyor diye can havliyle direnenlerin değil, aslında çok zor şartlarda ülkede onun yaptığı zulüm karşısında ezilen bir kitlenin zulmedenlere darbe girişiminde bile doğru yerde, demokrasi yanında nasıl durulacağını gördüler. Bu dersi almadıysa Mehmet Muş, söyleyecek başka bir sözüm yoktur. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Son defa söz veriyorum, artık toparlayın Sayın Muş yani tartışmayı uzatmayalım, herkes meramını anlattı.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, gayet açık bir şey söyledim: Mücadele ediyorken neredeydiniz?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Fetullah’ın okulunda okuyorlar, Fetullah’ın bankasına para yatırıyorlar, Fetullah’ın üniversitesine gidiyorlar…

BAŞKAN – Bir saniye…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şimdi, şunu söylemek lazım: “Neredeydiniz?” dedim. Ya, biz burada mücadele ediyorken nerede duruyordunuz? Bunu da çıkıp bir açıklayın.

CAVİT ARI (Antalya) – Kamer Genç’e siz saldırdınız burada, unutmayın bunları.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bakın, darbeler demokrasilere karşı yapılır, darbeler demokratik düzeni ortadan kaldırmak için yapılır.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, herkes diplomasını göstersin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – O süreçlerde herkes kendi sınavını verir, kimseye bir bağışlama yapmaz, bir lütufta bulunmaz. Attığınız adımlar tarih sahnesi önünde karşınıza çıkar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Sayın Rafet Zeybek. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Zeybek, süreniz beş dakika. (AK PARTİ ve CHP sıralarından karşılıklı konuşmalar)

BAŞKAN – Sessiz olalım değerli arkadaşlar.

Bir saniye Sayın Zeybek.

Değerli arkadaşlar, karşılıklı konuşmayalım. Bir sayın hatip kürsüde, onu dinleyelim, karşılıklı olmasın.

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) – Herkes diplomasını göstersin. Hangi okuldan mezunsunuz, hepsini gösterin.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Gir Meclise bak, sitede yazıyor.

BAŞKAN - Sayın Muş, sizden de rica ediyorum. Hatibe söz veriyorum.

Buyurun Sayın Zeybek.

CHP GRUBU ADINA RAFET ZEYBEK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hâkimler ve Savcılar Kurulu bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerinden hızla uzaklaşılmıştır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi artık tek ve mutlak bir kişinin gücü altındadır. Bu güçle, bu uygulamayla bir ülkede hukuk devleti olma, bağımsız ve tarafsız bir yargı bulunması ve adalet dağıtma iddiası olamaz.

Değerli milletvekilleri, adalet ancak bağımsız bir yargı tarafından dağıtılabilir. Devletin, yurttaşlarına en büyük teminatı şüphesiz ki adalettir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu dün FET֒nün talimatı altındaydı, bugün iktidarın talimatı altına sokulmuştur. Hâkimler ve Savcılar Kurulu bir genel müdürlük değildir. Yargı bağımsızlığını uygulayan ve adalet dağıtacak yargı mensuplarının bir kurumudur. Bağımsız bir yargı millet adına karar verir; siyasal iktidar, cemaat, başka güç odakları adına karar vermez. Bugün hâkimler ve cumhuriyet savcıları karar verirken karşılaşacakları tepkiyi düşünmek zorunda kalıyorlar. Eğer hâkim karar verirken korkuyorsa, düşünüyorsa adalet dağıtamaz değerli arkadaşlar.

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizde adalete güven yüzde 40’lar, hatta yüzde 20’ler seviyesindedir. Yüzde 20 ya da yüzde 30 güvenle bir ülkede adalet dağıtılmaz. Ben 1990 yılında cumhuriyet savcısı olarak göreve başladım. Ülkemizde o zaman yargıya güven yüzde 70’di, biz eleştiri konusu yapıyorduk, “Neden bu kadar bu güven azlığı?” diye. Ama o 12 Eylül askerî darbesinin mahkemeler üzerindeki baskısı nedeniyle düşüktü. Ancak on altı yıl AK PARTİ iktidarları döneminde ne acıdır ki yüzde 70 olan yargıya güven, yüzde 20’lere inmiştir.

İktidar, yeni adalet sarayları yapmakla övünüyor. Değerli arkadaşlarım, eğer yapılan saraylarda adalet dağıtılmıyorsa o sarayların hiçbir kıymeti yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Adalet dağıtmayan o binalar bir viraneden ibaret olur.

Sayın Cumhurbaşkanı, yargının üzerinden elinizi çekiniz. Savcılığını yapmış olduğunuz Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda ne kadar büyük kumpaslar düzenlendiğini siz de çok iyi biliyorsunuz millet de çok iyi biliyor. Eğer siz davaların savcılığını yapmaya devam edecek olursanız korkarım bu ülkede adalet kalmayacaktır.

Yargıyla kavga ederek, yargıyı dizayn etmeye çalışarak bir sonuç elde edemezsiniz, sadece adaleti bitirirsiniz. Eğer bu ülkede tarafsız ve bağımsız bir yargı istiyorsanız Sayın Cumhurbaşkanı, Danıştay üyelerini sarayınızda fırçalamayı bırakacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Zeybek, bir dakika ilave ediyorum

Buyurun.

RAFET ZEYBEK (Devamla) – Yüksek yargının başkanlarını çay toplamada yanınızda hazır bulundurmayacaksınız. Hâkim ve savcılara verdikleri kararlar nedeniyle “Sen kim oluyorsun?” demeyeceksiniz. Hâkim ve savcıların göreve başlama kuralarını siyaset malzemesi yaparak Beştepe’de, sarayda kendinizi alkışlatmayacaksınız.

2007 Anayasa değişikliği sonrası elde ettiğiniz güçle AK PARTİ yönetiminde görev yapmış avukatları hâkim yapmayacaksınız.

Değerli arkadaşlarım, unutulmasın ki bağımsız yargıya bir gün herkesin ihtiyacı olacaktır. Hukukun üstünlüğüne inanan ve mesleğini hiçbir baskı altında kalmadan adil bir şekilde yürütmeye çalışan tüm hâkim ve cumhuriyet savcılarımızı saygıyla selamlıyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zeybek.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün; Rize Emniyet Müdürlüğü binasında meydana gelen silahlı saldırıda şehit olan Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralı polislere şifa dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, üzücü bir haber aldık. Sayın Oktay, eğer bu konuda bir bilgilendirme yaparsanız da sevinirim. Rize Emniyet Müdürlüğümüzde, yapılan bir saldırı sonucu Rize Emniyet Müdürümüzün şehit olduğuna ve 3 polisimizin de yaralandığına ilişkin bilgiler şu anda bana ulaştı. Olayın mahiyetini ve ne olduğunu bilmiyoruz ama üzücü ve gerçekten de hepimizi sarsan bu olay, hayatını kaybeden Emniyet Müdürümüz ve polislerimizin de olduğu bir süreç. Hayatını kaybeden Emniyet Müdürümüze Allah’tan rahmet diliyorum, yaralı arkadaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. Bu konu tabii, ancak, Meclisi yönetirken bize ulaşan bilgidir ama arkadaşlarımıza ulaşan bilgiler var ise onları da Meclisimizle paylaşırlarsa sevineceğim.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Biraz sonra paylaşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Yüksel Mansur Kılınç’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kılınç, süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA YÜKSEL MANSUR KILINÇ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de saldırıya uğrayan Rize Emniyet Müdürüne Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçeleriyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini aktarmak üzere söz aldım.

MİT Yasası’nda “Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak.” denmektedir. Dahası, Millî İstihbarat Teşkilatı Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında doğmuş bir güvenlik kurumudur.

Peki, günümüzde güvenlik ve istihbarat görevleri bakımından durum nedir? Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin yapısını değiştiren iktidar Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve MİT Başkanlığı gibi devletin temel güvenlik ve istihbarat kurumlarını iktidarın arkabahçesi hâline getirmiştir. Bu kurumlar ülkenin ve devletin güvenlik ve istihbarat görevlerini yerine getirmek bir yana, içeride ve dışarıda salt iktidarın hedeflerine yönelik olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bunun için neler mi yapılmıştır? 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunanları izlemek ve etkisizleştirmek bir yana, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığını kuran, yasa dışı dinlemeleri yapan grubun başı olan kişi MİT’e devredilen Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığının başına getirilmiştir. Daha sonra, FET֒den tutuklanan bu kişinin atanmasıyla MİT’te FETÖ sızmasına ve kurumda FETÖ etkisine neden olmuştur. MİT’in sosyal medya mecralarında Cumhurbaşkanıyla ilgili paylaşımları takip ettiği iddia edilmektedir. İktidarı eleştiren medya kuruluşlarının soruşturulmasına neden olunmakta ve bu kurumların susturulması istenmektedir; iktidara muhalefet eden çevre ve kişilerin telefonları dinlenmektedir.

Şimdi de yapılmayanlara bakalım: Çatışma bölgelerindeki gelişmeler ulusal güvenlikle ilgili olduğu hâlde Meclise bilgi verilmemektedir. FET֒nün hain darbe girişimi sonrası Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “MİT Müsteşarı gelip bilgi vermeli.” çağrısına rağmen MİT Başkanı Meclise gelip bilgi vermemiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu ve Darbe Komisyonunun görüşmelerinde de çağrılan MİT Başkanı bu komisyonlara gelmekten de kaçınmıştır.

Sayın milletvekilleri, güvenlik kurumlarımızın durumuna bir de Kaşıkçı cinayetinden bakalım. Kaşıkçı cinayeti göstermektedir ki Türkiye, Orta Doğu’nun kirli hesaplarının görüldüğü bir ülke konumuna getirilmek istenmektedir. Bu, partilerüstü bir anlayışla üzerinde durmamız gereken bir konudur. 23 Ekimde CHP Grubunun Meclis araştırması komisyonu kurulması için vermiş olduğu önerge Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşüldü ancak AKP oylarıyla reddedildi. MİT Başkanının Güvenlik ve İstihbarat Komisyonumuza gelerek bilgi vermesini ve sorularımızı yanıtlamasını istedik ancak Komisyona gelmek ve bilgi vermek bir yana bunun için hiçbir adım atılmadı. Biz de durum buyken ABD Senatosunda Kaşıkçı cinayeti görüşülmek üzere gündeme alındı. Kaşıkçı cinayetinin bilgilerinin ABD senatörleriyle paylaşıldığı da medyaya yansıdı. 6 Aralıkta MİT Başkanının ABD senatosunda Kaşıkçı cinayetiyle ilgili bilgilendirme yaptığı da öğrenildi.

Peki, Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi verilmeyen Kaşıkçı cinayetinde son durum ne? Cinayet faali olarak iadesini istediğimiz Suudilerin de iade edilmeyeceği bildirilmiş oldu. Kaşıkçı cinayeti ülkemizin, güvenlik ve istihbarat zaafları nedeniyle el kol sallanarak cinayet işlenebilen bir cinayet mahalli hâline getirilmesi sonucunu doğurmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kılınç, toparlayalım, bir dakika daha ilave ediyorum.

YÜKSEL MANSUR KILINÇ (Devamla) – Sayın milletvekilleri, Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat kurumlarının tek adamın isteklerine ve güvenliğine odaklanması, MİT Başkanının sadece bu görevlerle ilgili olması ülkenin güvenliğini ve gücünü tehdit edecek noktalara getirmektedir.

Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, tek adamın istekleri ve güvenliği için değil, ülkemizin güvenliğini, ulusumuzun ve yurttaşlarımızın güvenliğini gözeten, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından denetlenebilen bir kurum hâline getirilmelidir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Söz sırası, Bolu Milletvekilimiz Sayın Tanju Özcan’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Özcan.

CHP GRUBU ADINA TANJU ÖZCAN (Bolu) – Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi hakkında grubumuzun görüşlerini iletmek üzere huzurunuzdayım.

Öncelikle bu çok hassas ve önemli konuda bana söz veren grup yönetimimize de şükranlarımı sunarak sözlerime başlamak istiyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, gerçekten Diyanet İşleri Başkanlığımız Türkiye'nin önemli kurumlarından bir tanesi, aynı zamanda bütçe olarak da. 2019’da öngörülen bütçe artışı yüzde 34. Yüzde 34’lük bir bütçe artışı var ama maalesef her yıl bu bütçe artışları olmasına rağmen, bu yılki bütçe de 10,4 milyara bağlanmak istenirken bakıyoruz, hâlâ Diyanet İşleri Başkanlığının personelinin ve camilerimizin sıkıntıları bir türlü çözülemiyor. Daha ne kadar bütçe ayıracağız, onu da bilemiyorum.

“Personelin sorunları” dedik. Bakın, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız orada. Personel şunu söylüyor önce: “3600 ek gösterge.” Hani öğretmenlere ve polislere de verdiğiniz bir söz vardı ya tutmadığınız, Diyanet İşleri personeline de bu söz verilmiş ve yerine getirilmiyor.

Yine, başka talepleri var. Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanların genel hizmetlere aktarılması, 4/B sözleşmeli personel alımından vazgeçilerek mevcut çalışanlar, vekil ve fahri görevlilerin kadroya geçirilmesi ki şu anda 20 bin vekil imam, Kur'an kursu öğreticisi kadro bekliyor.

Yine, personel alımı ve görevde yükselmede torpilin değil liyakatin esas alınmasını talep ediyor Diyanet İşleri Başkanlığı personelimiz. Yine, yer değişikliği ve nakillerde objektif bir sistemin oluşturulmasını talep ediyorlar.

Sayın milletvekilleri, bunlar anlaşılabilir talepler ve yerine getirilmesi gereken talepler. Bir de, tabii, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi görüşülürken, Sayın Cumhurbaşkanının çok katıldığım bir sözü var, bunu hatırlatmak istiyorum. Hani diyor ya her yerde, ben de buna katılıyorum, “Haram-helal bilen bir toplum arzu ediyorum.” Vallahi bunu ben de arzu ediyorum da bu toplumu nasıl oluşturacağız, bunu merak ediyorum.

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki rüşvet almak, rüşvet vermek, kul hakkı yemek, haram kazanç elde etmek, ihalelere fesat karıştırmak artık sıradan olaylar hâline gelmiş bu ülkede. Toplum bunları görüyor, çocuklarımız bunları görüyor, sonra “Haram ve helal bilen bir toplum arzu ediyoruz.” diyoruz. Bu şartlarda bunu nasıl gerçekleştireceğiz, ben çok merak ediyorum.

Sayın milletvekilleri, AKP Grubuna özellikle soruyorum, ahiret inancımız var değil mi?

İSMET YILMAZ (Sivas) – Var.

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - Elhamdülillah

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Vallahi benim de var Sayın Bakanım.

Şimdi, bakın, ben burada Allahuteala’nın bir ayetikerimesini ve Hazreti Peygamberimiz’in bir hadisişerifini örnek olarak vermek istiyorum.

(Hatip tarafından Âl-i İmrân suresinin 185’inci ayetikerimesinin okunması)

Âl-i İmrân suresinin 185’inci ayetinde Allahuteala... Yine Hazreti Peygamberimiz hadisişerifinde ne diyor: “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” Doğru mu? Ee, şimdi, arkadaşlar, siz var ya “Ahiret inancımız var.” diyorsunuz da öbür tarafta bence işiniz zor. Ne anlamda zor? Siz burada öyle parmaklar kaldırıyorsunuz ki Türkiye'de yolsuzluğun ve hırsızlığın önünün açılmasını kolaylaştıran yasal düzenlemeler… (CHP sıralarından alkışlar)

Sonra, yaşananları görüyorsunuz, tüyü bitmemiş yetimin hakkının çatır çatır nasıl yenildiğini görüyorsunuz ve sesinizi çıkartmıyorsunuz. Yüce Allah emretmiş, az önce söyledim, “Her canlı bir gün ölümü tadacaktır.” Sonra da demiş ki…

(Hatip tarafından Bakara suresinin 28’inci ayetikerimesinin okunması)

“Sonra bana döndürüleceksiniz” demiş.

Şimdi, ben soruyorum: Siz yolsuzluğa ve hırsızlığa, bu ülkede, haram yenmesine, kul hakkı yenmesine göz yumuyorsunuz, kolaylaştırıyorsunuz, elinizden gelen katkıyı veriyorsunuz, itiraz etmiyorsunuz, haksızlık karşısında susuyorsunuz; bu durumda öbür tarafta Allahutaala’ya nasıl hesap vereceksiniz ben çok merak ediyorum. Ben bu soruyu kendinize sorun diye bu ayetikerimeyi burada örnek olarak verdim. Hazreti Peygamberimiz’in hadisişerifini özel olarak geldim, burada dillendirdim. Tekrar sizleri bunları düşünmeye davet ediyorum.

Yine, tabii, Sayın Başkan, Diyanet İşleri bütçesi olup da şu Diyanet İşleri Başkanından bahsetmemek herhâlde mümkün olmaz. Şimdi, ben size 2 tane fotoğraf göstereceğim sayın milletvekilleri. Bakın, burada 1’inci Diyanet İşleri Başkanımız var, Rifat Börekçi, yanında da Mustafa Kemal Atatürk. (CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, ben bu ilk Diyanet İşleri Başkanımızdan niye özellikle bahsetmek istedim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özcan, bir dakika ilave ediyorum.

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Türkler Yunanlılara karşı galip gelsinler diye cebindeki son kuruş parayı dahi orduya bağışlamış. Diğer fotoğrafta kim var? Son gelen Diyanet İşleri Başkanımız. Bu ne yapmış? “Keşke Yunanlılar galip gelseydi.” diyen püsküllü zatı insani amaçla -tırnak içinde- ziyaret etmiş. Öyle bir adamı ziyaret etmiş ki “Keşke Yunanlılar galip gelseydi.” diyecek kadar Türk düşmanı, “10 Kasımda dokuzu beş geçe kenefe gidin…” diyecek kadar da Atatürk düşmanı.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Alçak, alçak! Alçak bu adam ya!

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Bizim Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı da bu zatı makamında ziyaret ediyor. Bunun adı utanmazlıktır, bunun adı alçaklıktır! (CHP sıralarından alkışlar) Başka şekilde tarif edemiyorum.

Tabii, bu Diyanet İşleri Başkanının başka meziyetleri de var geçmişte; bak, fotoğrafta ilk Diyanet İşleri Başkanımızın yanında Mustafa Kemal Atatürk var, son Diyanet İşleri Başkanımızın yanında kim var? Bakar mısınız, Adil Öksüz var aynı fotoğrafta.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlayayım müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özcan, bitirelim.

TANJU ÖZCAN (Devamla) - Şimdi, bu Diyanet İşleri Başkanının bir özelliği de şu: Hani şu Adil Öksüz var ya, onun doktora tezinde imzası olanlardan biri, bak burada kırmızıyla gösterdim. Yine, Kimse Yok mu Derneği vardı ya FET֒cülerin, onun vitrininde boy gösteren biri. Yine, FET֒cülerin Abant toplantıları vardı ya, bu toplantıların daimî konuğuydu ve üzülerek söylüyorum, hâlâ bu Diyanet İşleri Başkanının mutfağından makrube kokusu geliyor. (CHP sıralarından alkışlar) Hâlâ geliyor. Hâlâ geliyor. “FET֒yle mücadele edeceğiz.” diyorsanız, çevrenizde bulunan bürokratlardan başlayarak bu mücadeleyi sürdürün. Ben bunu tavsiye ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) – Makrube değil maklube, maklube.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Makrube değil mi?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, Türkiye'de yolsuzluğun ve hırsızlığın önünü açan düzenlemelere değil, Türkiye'nin gelişmesine ve ilerlemesine katkı sağlayan düzenlemelere destek verdik ve o şekilde düzenlemeleri yapıyoruz.

Sayın hatip, bu dünyada ifade ettiklerinin hesabını veriyor ki hâlen olduğu yerde sayıyor, demek ki hesabını verememiş bu dünyada, acaba öbür dünyada bu dünyada veremediği hesabı nasıl verecek? O kendisini düşünsün, bizi bıraksın. (CHP sıralarından gürültüler) Biz on altı yıldır hesabı millete veriyoruz; bu dünyada da hesabımızı veririz, öbür dünyada da hesabımızı veririz.

Burada paylaştığı fotoğraflar, tabii, çok enteresan ama aynı hatibe şunu hatırlatırım: 17-25’ten sonra devlet bu örgütün üzerine gidiyorken, bunun yayın kuruluşlarının, bunun ilgili kuruluşlarının üzerine gidiyorken, o kuruluşların önünde nöbet tutan arkadaşlarının fotoğraflarını da paylaşsın.

Teşekkür ederim.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – FET֒cülerin kardeşlerini bakan yaptınız, bakan!

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkanım, çok şey söyledi ama “Bu dünyadaki hesabını verememiş…” gibi yaralayıcı bir cümle kullanmak suretiyle sataşmada bulundu…

BAŞKAN – Sayın Özcan, oturun, ben mikrofonunuzu açayım, siz de sayın hatip gibi oradan cevap verin.

Sayın Oktay, ondan sonra size söz vereceğim, herhâlde Rize’den bir bilgi aldınız.

Buyurun Sayın Özcan.

22.- Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Öncelikle, Sayın Muş’a şunu söylemek istiyorum: Benim bu dünyada verilmeyecek bir hesabım yok.

Ben az önce ne söyledim? Allahuteala’nın emirlerinden bahsettim, hatırlattım onlara. Dedim ki: “Kul hakkı yemeyin, haram yemeyin, ihaleye fesat karıştırmayın, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyin.” “Biz bunu yapmıyoruz zaten.” diyeceğine bize suç atmaya çalışıyor.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ataşehir Belediyesine de soruyor musun?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Bunu çok anlamlı bulmuyorum. Tabii, Sayın Muş’un bugünkü ruh hâline veriyorum. Sabahtan beri siyaseten çok büyük darbeler yedi. Az önce de koridorda sallanarak yürüdüğünü gördüm. Kendisi için de üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, çok kısa bir ilavem olacak, çok kısa.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın “Mutfaktan makrube kokusu geliyor.” ifadesinin AKP Grubu tarafından düzeltildiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, belki biraz önce gözlerden kaçtı. Hatibimiz çok güzel bir konuşma yaptı. Konuşmasının sonunda “Mutfaktan makrube kokusu geliyor.” dedi. Şimdi, Sayın Tanju Özcan böyle deyince AKP Grubu hemen düzeltti: “Makrube değil, maklube, maklube.” Arkadaşlar, tabii ki biz ne yediğinizi sizden daha iyi bilemeyiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Oktay, buyurun.

24.- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın, polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu’nun, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi şehit ettiğine, Personel Şube Müdürü Ercan Polat ile polis memuru Yiğit Can Köksal’ı yaraladığına ve saldırıyı gerçekleştiren polis memurunun gözaltına alındığına ilişkin açıklaması

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sayın Başkan, bugün saat 14.50 sıralarında Rize İl Emniyet Müdürlüğü binası içerisinde Derepazarı İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görevli polis memuru İsmail Hakkı Sarıcaoğlu, İl Emniyet Müdürü görüş gününde tayin talebiyle makama çıktığı esnada bilinmeyen bir nedenle İl Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’yi boynundan, Personel Şube Müdürü Ercan Polat’ı sol göğsü ve sırtından, polis memuru Yiğit Can Köksal’ı bacağından yaralamıştır. Tüm yaralılar Rize Devlet Hastanesinde tedavi altına alınmış durumda ama ne yazık ki İl Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştur. Allah rahmet eylesin.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Oktay. Bitti mi?

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Tamam, bu kadar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Ben teşekkür ediyorum.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, konuyla ilgili yerimden açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Vereceğim.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekillerimiz; bu üzücü olayın gerçekleşmesinin seyrine ilişkin bilgilendirdiği için Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısına teşekkür ederim.

CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI FUAT OKTAY – Sayın Başkan, pardon… Bu arada, şüpheli polis memuru, silahıyla birlikte göz altına alınmış durumdadır. O bilgiyi de verelim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim.

Son derece üzücü bir olay. Ben tekrar, hayatını kaybeden emniyet müdürümüze Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Sayın Mehmet Bekaroğlu, Rizeli olmanız hasebiyle de size söz veriyorum yerinizden.

Buyurun.

25.- İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun, Rize Emniyet Müdürlüğünde polis memuru tarafından vurularak şehit edilen Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın ifade ettiği gibi, bugün Rize Emniyet Müdürlüğünde meydana gelen olayda Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi maalesef silahla, bir polis memuru tarafından vurulmuş ve vefat etmiştir. Kendim ve grubum adına bütün ailesine, emniyet mensuplarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Kendisi, tanıdığımız, genç, enerjik, gerçekten ülkeye daha büyük hizmetler yapacak olan, 1972 doğumlu bir kardeşimizdi. Allah böyle kötülükleri bir daha bu millete ve kimseye göstermesin diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Atila Sertel.

Sayın Sertel, süreniz beş dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ATİLA SERTEL (İzmir) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Kıymetli vekil arkadaşlarım, benden önce konuşan sevgili Bülent Tezcan, Turan Aydoğan, İbrahim Kaboğlu, diğer milletvekili arkadaşlarımız, hepsi çok ayrıntılı bir biçimde bütçe konusunda görüşlerini belirtti.

Şunu söylemek istiyorum: 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı bütçesi yüzde 233 oranında artıyor. Şimdi oturup düşünelim; hangi toplu sözleşmede, hangi sendika yüzde 233 zam alabilir bu ülkede? Yüzde 15’i, 20’yi geçen toplu iş sözleşmesi yapılıyor mu bu ülkede? Memurlara, emeklilere, işçilere, köylülere, bütün çalışanlara, öğretmenlere, subaylara yüzde 15’in üzerinde bir zam var mı Türkiye’de? Yok.

Sevgili arkadaşlarım, Sayın Bülent Tezcan söyledi. Ben aslında Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü bütçesi konusunda konuşacaktım ama o kapandı, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü yok artık, İletişim Başkanlığı olarak Cumhurbaşkanlığına taşındı. Şimdi, bizim üzerimizdeki sürekli basın kartında “Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü” olarak geçiyor. Gazetecilerin taşıdığı kartın üzerinde “Başbakanlık” yazıyor ama Başbakanlık yok oldu gitti, kartı bize yadigâr kaldı ama 890 arkadaşımızın basın kartını bu süreç içerisinde iptal eden bir iktidar var; gazetecileri ve gazeteleri perişan eden, özgürlükleri kısıtlayan ve dağıtım alanında şu anda sadece bir tek yayın kuruluşu, dağıtıma ilişkin kuruluş bırakan bir iktidar var.

Sözcü gazetesindeki Necati Doğru gibi, Emin Çölaşan gibi gerçekten çok saygın ve Türkiye’de Atatürkçülüğün, yurtseverliğin, namusluluğun çizgisinde olan insanlara -FET֒ye ilişkin- açtıkları davanın gerçekten akıl alır bir yanı olmadığını söylemek istiyorum. Hele otuz beş kırk yıldır tanıdığım Emin Çölaşan’ın, benim haber müdürlüğümü yapan Necati Doğru’nun, ülkedeki bütün yolsuzlukların, usulsüzlüklerin üzerine giden ve korkusuzca yıllardır yazan insanların üzerine böylesine gitmek ve Sözcü’yü mahkûm etmeye çalışmak gerçekten bu iktidarın en büyük ayıbıdır.

Sevgili arkadaşlarım, bütçe diyoruz; dün burada Genel Başkanım açıkladı, Cumhuriyet Halk Partisi diyor ki: “Benim belediyelerimde asgari ücret 2.200 lira.” Bakalım siz ne yapacaksınız asgari ücreti. 2.200’ün altına düşürebilecek misiniz göreceğiz sizi. (CHP sıralarından alkışlar) 2.200 lira asgari ücret bu ülkede artık yer bulmuştur, taban bulmuştur.

Sevgili arkadaşlarım, bir şiir var. Hani bu şiiri “komünist” dediğiniz bir şair yazsaydı derdik ki: “Bu, komünist.” Hani “Bu ülkede vatan hainliği yapan biri yazdı.” deseydiniz… Vatan haini olarak Nazım Hikmet’i andınız ya, o Nazım Hikmet’in vatanı ne kadar sevdiğini her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Ama bir şiir yazıldı bu ülkede ve o şiiri yazan, Ozan Arif, milliyetçi kökenli Ozan Arif. Onun sözleriyle bu bütçeyi değerlendirmek istiyorum, kendi görüşlerimi de bırakarak söylemek istiyorum:

“Her türlü hatayı, yanlışı yap yap,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

Çarşıya uymazsa evdeki hesap,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Fırsat deyip dört tarafa dal götür,

Kitabına uydur uydur mal götür,

Yol yaparken yolsuzluk yap, çal götür,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Dış güç, mış güç diye ötmeyin hadin,

Ben inanmam, başka kapıya gidin.

Eğitim sisteminin içine edin,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Ne beş yıllık, ne on yıllık plan var,

On laf duysam dokuzunda yalan var,

Dıştan önce içimizde yılan var,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Tekel, Sümer, Demir-Çelik, limandı,

Telekomu, Sekaları kim aldı?

Yabancıya satılmayan ne kaldı?

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Trabzon’a bile Katarlı girmiş,

Uzungöl’e Arap postunu sermiş,

Verenler vatanı kiraya vermiş,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Utanmadan hadi ‘Satmadık.’ deyin,

Dalga geçin dalga, gönül eğleyin.

Tek fabrika yaptınız mı söyleyin?

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Pirinç, buğday, nohut, bulgur, soğan, et,

Ne var ise hep dışardan ithal et.

Üretmeden yaşar mı bir memleket?

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Hiç bir sıfat yokken çağrılıp piste,

Ben mi ağırlandım Oval Ofiste?

Zeytinyağı gibi çıkmayın üste.

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Şerefli Türk ordusuna pusu kur,

‘Ergenekon’, ‘Balyoz’ diye darbe vur,

Gâvur yapamazdı bunu lan gâvur,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Koktu artık bu ‘dış güçler’ söylemi.

Kimin işi BOP Başkanlık eylemi?

Yani sizde hiç bir suç yok, öyle mi?

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’

 

Arif der ki dış güçlere uyup be,

Bırakın bu ağızları ayıp be,

Sayenizde yıllarımız kayıp be,

Ondan sonra ‘Vay efendim, dış güçler!’”

Vay efendim, dış güçler.

Saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Denizli Milletvekilimiz Sayın Haşim Teoman Sancar. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Sancar, süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA HAŞİM TEOMAN SANCAR (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Savunma Sanayii Başkanlığının bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Savunma Sanayii Başkanlığı, bana göre Türkiye'nin ve her ülkenin en önemli değerlerinden biri çünkü Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin ihtiyaçlarının karşılanması faaliyetlerini yürütmek üzere çok önemli bir kurum. Bu faaliyetler yürütülürken mutlaka amacımız, yerli, millî ve azami ölçüde üretebildiğimiz silahların bizlerde olması olmalıdır. Savunma ihtiyaçlarımızı başka ülkelerden görürsek ve özellikle şu dönemde, dış ilişkilerini son derece dengesiz götüren bir Hükûmetin olduğu bir dönemde Rusya’yla küsersiniz S-400 kalır, Amerika’yla küsersiniz F-35 kalır, ondan sonra her gün oradan “Acaba silahlarımızı ne zaman verecek?” diye bakarız. Onun için yerli ve millî olmak önem taşımaktadır. Diğer açıdan, ASELSAN, TAI, ROKETSAN, HAVELSAN gibi yerli savunma sanayisi firmalarına baktığımızda, maalesef, buralarda çok ciddi anlamda kadroların taraflı ve yanlı yapıldığını ve bir beyin göçünün oluştuğunu görmekteyiz. Geçtiğimiz günlerde de basına yansımış olup mühendislerimizin birer birer buralardan Hollanda’ya, Avrupa’ya, Almanya’ya gittiğini okumakta ve duymaktayız. Bu sebeple -en önemlisi- tabii ki kadrolaşmadan öte, liyakati kendimize bir kıstas olarak almak zorundayız. Maalesef AKP’nin tüm kurumlarda yaratmış olduğu bu kadrolaşma ülkemizin göz bebeği kurumlarına da sirayet etmiştir. Tersine bir beyin göçü yaratmadığımız sürece savunma sanayisinde yenileşmeyi ve teknolojiyi umut etmemiz mümkün değildir. Siyasi erk bu kurumlara müdahale etmek yerine, buralarda akademik kariyer aramalıdır. Bu arada, ASELSAN’da hâlâ 2006 ve 2013 yılları arasında gerçekleşen cinayetlerin, faili meçhul cinayetlerin neden olduğu, nasıl olduğu aydınlığa çıkmış değildir.

Değerli milletvekilleri, savunma sanayisi kadar buraya hizmet veren ve bunun için kurulan güçlü bir ordu ve onunla beraber yarışan bir silahlı kuvvetleri vardır. Maalesef Denizli’mizde aynı şekilde 11’inci Piyade Tugayı’nda o modern silahları, o yerli silahları, o millî silahları teslim edeceğimiz komutanlar, başta tugay komutanı olmak üzere, 64 subay ve astsubay FETÖ terör örgütü üyesi olmaktan tutuklanmıştır. Yani Sayın Genel Başkanımızın da ısrarla ve devamlı dediği gibi, ordunun siyasete, tarikat ve cemaatlere alet edilmesinin ülkenin başına neler açtığını, başımıza neler getirebileceğini, hangi hayati tehlikeler açacağını maalesef 15 Temmuzda hep birlikte gördük.

Tıpkı 15 Temmuz alçak darbesi gibi, bugün baktığımızda subaylarınızı, astsubaylarınızı siyasete alet etmez iseniz o güçlü silahları teslim edebileceğiniz vatansever, milliyetçi, cumhuriyetçi, Atatürkçü subaylar eskisi gibi görevlerine devam edecek ve ülkemizin bekasını sağlayacaktır. Maalesef o günden bugüne o gariban uzman çavuşlarımızın, o gariban Harbiye öğrencilerimizin dışında FET֒yle yaptığınız göze batan bir mücadele de yoktur.

Üzülerek söylüyorum ki Zaman gazetesinin yönetim kurulu üyeleri, patronları beraat edip burada bakanlıklar alırken maalesef ve maalesef gariban uzman çavuşlarımız, üç yıldan bu yana haklarında hiçbir iddianame, hiçbir soruşturma, hiçbir kovuşturma olmamasına rağmen cezaevindedirler, çoluk çocukları açtır, perişandır ve yaşanan bu kaosun vebali de siz AK PARTİ’lilerin boynundadır; bunu böyle bilmenizi istirham ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Son sözümüz, artık gerekçeleri hep birlikte söylemeli ve birbirimize haykırmalıyız: Başka Türkiye yok. Sizden olmayanı ötekileştirerek, “Bizimle beraber değilsin, burada çalışma.” diyerek, sadece güçlü şüpheyle akademik kariyeri olanları, Silahlı Kuvvetlerde en önemli mevki ve makamlarda çalışan arkadaşlarımızı böyle iftiralarla, böyle kınamalarla görevden alırsanız Türkiye'nin bu onurlu, gururlu ordusu maalesef halkın gözünde bir daha rencide olacaktır.

Bugünden itibaren liyakatin, bugünden itibaren kariyerin, bugünden itibaren hakkaniyetin olduğu bir Türk Silahlı Kuvvetleri yaratırsanız, vereceğiniz silahlar önce sizlere, bizlere değil, gerçekten düşmanlara doğrulur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sancar, bir dakika veriyorum. Toparlayıp selamlayalım.

Buyurun.

HAŞİM TEOMAN SANCAR (Devamla) – Onun için, Türk Silahlı Kuvvetlerinin üzerinde, artık cemaatin yapılaşmasını, artık yandaş kayırmasını, artık kadrolaşmaları engelleyin ve bundan vazgeçin ve bırakın, Yüksek Askerî Şûralarda özgürce, adaletlice “hak, hukuk ve adalet” kavramında, cemaatçi olanlar, örgütçü olanlar, FET֒cü olanlar ayıklansın, yeni teğmenlerimiz, uzman çavuşlarımız cephelerde aslanlar gibi onurla ve gururla savaşsın.

Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sancar.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, çok kısa bir…

BAŞKAN – Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılanma oranının yüzde 65’in üzerine çıktığına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Savunma sanayisi tabii ki çok önemli. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, ordumuzun ihtiyaçlarının millî kaynaklardan ve millî imkânlarla geliştirilmesine bizim iktidarlarımız döneminde de büyük önem verildi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının karşılanma oranı bugün yüzde 20’lerden yüzde 65’in üzerine çıkmış durumda. Ve burada bir noktaya da dikkat çekmek isterim: Bu yüzde 65’in içerisinde de hassas teknolojilerin oranı daha da yükseliyor yani bu alana bir yoğunlaşmanın da olduğunu Genel Kurula bildirmek isterim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Mersin Milletvekilimiz Sayın Ali Mahir Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Başarır.

CHP GRUBU ADINA ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Kalkınma Bakanlığı bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Görüyoruz ki elli sekiz yıllık Devlet Planlama Teşkilatının kapısına kilit vurduk, yerine Kalkınma Bakanlığını kurdunuz ama pek kalkınamadınız, bu sefer de Strateji ve Bütçe Başkanlığını kurup saraya bağladınız. Kurumları bu kadar kolay kapatıp bu kadar kolay açabilirsek tabii ki bütçe anlamında, ekonomi anlamında iki yakamız bir araya gelmez.

Sayın grup başkan vekili şunu söyledi: “On yedi yıldır hangi bütçeye destek verdiniz?” Evet, vermedik. Ben buradan soruyorum: Hangisinde halkla ilgili, köylüyle ilgili, işçiyle ilgili, milletle alakalı, öğrenciyle alakalı bir bütçe getirdiniz?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Varlık vergisi…

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Şimdi, halk şunu soruyor: Biz buraya büyük umutlarla geldik, insanlar büyük umutlar besleyerek bizi getirdi. Bizim görevimiz ayda 20 bin lira maaş almak mı? VIP kullanmak mı? Özel hastanelerin hepsinden yararlanmak mı?

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Kullanmayabilirsiniz! Kullanma! Kullanma!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Ben kullanmam.

İki yıl vekillik yapıp 11 bin lira emekli maaşını ömür boyu almak mı? Diplomatik pasaport kullanmak mı?

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Vekilliği bırak, siyaset yapma!

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bakın, halk bizden bunları beklemiyor. Buraya 100 binlerce insanın, milyonlarca insanın, emeklilikte yaşa takılanların sorunu geliyor, reddediyoruz. 3600 ek gösterge geliyor, reddediyoruz. Tarım sektöründe kullanılan mazottan ÖTV’yi, vergiyi kaldıralım diyoruz, reddediyorsunuz. Emekliyi, öğrenciyi koruyalım diyoruz, reddediyorsunuz. Ben merak ediyorum, gerçekten ne işe yarıyorsunuz?

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sen ne işe yarıyorsun?

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Ne kadar farkındasınız bilmiyorum, bu ülkede atanamayan 42 öğretmen işsiz kaldığı için intihar etti. Daha geçenlerde 27 yaşında bir avukat arkadaşımız kredi borcunu ödeyemediği için kendini astı. Yine, çocuğuna pantolon alamayan baba intihar etti. Sadece 2017 yılında 233 vatandaşımız yaşamına son verdi ekonomik kriz sebebiyle.

Gece vardiyasında çalışan işçilerin durumunu görüyor musunuz? Fabrikaya gidiyor musunuz? Sokağa çıkıyor musunuz? Gece çalışıp sabah eve giderken fabrikadan artan yemekleri poşete koyup çocuklarına götürmek zorunda kalan işçiler var bu ülkede. Ama biz bütçede bunları tartışmıyoruz, bütçede bunları konuşamıyoruz.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sen maaşını bağışlayabilirsin.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Sayın damat Bakan geldi “Bu bir tasarruf bütçesi.” dedi. Bu tasarrufta saray var mı? Sarayın bir günlük mutfak masrafını gelip burada açıklayabiliyor mu? Yakıt masrafını açıklayabiliyor mu? Elektrik, su masrafını, koruma masrafını, araç masrafını, uçak masrafını açıklayabiliyor mu? Buradan tasarruf yapabiliyor muyuz? Yapamıyoruz. Nereden yapıyorsunuz? Emekliden yapıyorsunuz, işçiden yapıyorsunuz, köylüden yapıyorsunuz.

Dün Genel Başkanımız burada şunu söyledi, grup başkan vekili de burada oturuyordu: “2019’da tüm belediyelerimizde çalışan işçilerimiz 2.200 lira asgari ücret alacak.” dedi. Grup başkan vekiliniz o kadar alaylı ve imkânsızmış gibi güldü ki hayret ettim çünkü sizin dünyanızda bu yok.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Siz önce Muğla Milas’ta dört buçuk aydır maaşları ödenmeyen belediye işçilerinin maaşlarını ödeyin.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – 2.500 lira biz veriyoruz şu anda, şu anda bizim belediyelerimizde 2.500 lira, 2.500 biliyor musun? Onun için güldü, onun için.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Şundan emin olun: Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri bunu yapacak.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Milas’ta dört aydan beri belediyedeki işçiler maaş alamıyor.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Araştırırsın, bakarsın.

BAŞKAN – Karşılıklı değil değerli arkadaşlar.

Siz Genel Kurula hitap edin.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bakın, sürekli laf atıyorsunuz. Burada bazı milletvekilleriniz var, onların görevi burada laf atmak.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – CHP belediyesi olarak dört aydır maaşları ödeyemiyorsunuz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Siz milletvekilisiniz, dün burada Genel Başkanımız konuşuyor, Alpay Bey kendisine laf atıyor. Burada bir ahlak vardır, etik kuralı vardır, genel başkan konuşurken laf atılmaz, ona bile laf atıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Sayın Başkanım, bitiriyorum.

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin.

Tamamlayın.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Siz önce Milas Belediyesinde çalışan işçilere maaşlarını verin, zamma ondan sonra gelin. Maaş alamıyorlar.

BAŞKAN – Arkadaşlar, karşılıklı olmasın lütfen.

Buyurun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Oysa Alpay kardeşim, sen sürekli kale arkasında ısınıyorsun, çık buradan konuş, çık.

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Çıkacağım, çıkacağım.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – VIP’i de kullanmayın bundan sonra, görmeyelim seni VIP’te.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Ama ekonomiyi konuşuyoruz, ama bütçeyi konuşuyoruz. Şimdi ben sana mikro desem aklına fırın gelir, makro desem aklına market gelir. Çık kardeşim, buradan konuş, anlat, anlat. Laf atmayın…

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Konuşuruz.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Hanımefendi, sen de laf atma. Çıkın gelin, buradan konuşun, halkın durumunu anlatın.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Laf atmıyoruz, gerçekleri söylüyoruz. Gerçekleri konuşun, şov yapmayın.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, sataşmada bulunmayalım, sayın hatibi izleyelim.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bu ülkedeki insanlar aç, evine ekmek götüremiyor.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Demagoji yapıyorsun.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Bu kış ayında yüz binlerce vatandaşın elektriği, suyu, doğal gazı kesilmiş. Bunları konuşmayacağım, neyi konuşacağım?

BAŞKAN – Selamlayalım, toparlayalım.

ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) – Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) – Şov yapma. Tamamı şov, tamamı.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Milas Belediyesine gel, dört aydır orada işçilerin maaşları ödenmiyor.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, konuşmak isteyen arkadaşlarımın her birine söz veriyorum, hiç böyle karşılıklı konuşmanın da gereği yok.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Muş, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Parlamentonun geleneğinde insanların kişiliğiyle, haysiyetiyle uğraşmanın olmadığına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, Parlamentoda, Parlamentonun geleneğinde şu vardır: İnsanların kişilikleriyle, haysiyetleriyle uğraşılmaz. Buranın teamülüdür bu, tüzüğümüz de buna müsaade etmez. İlgili hatip çıkıp bize etik, ahlak dersi vermeye kalkmasın. Bakın, bu AK PARTİ Grubunun etik ve ahlaki değerlerinin zekâtı bu arkadaşa fazla gelir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Alpay Bey, buyurun.

28.- İzmir Milletvekili Fehmi Alpay Özalan’ın, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FEHMİ ALPAY ÖZALAN (İzmir) – Sayın Başkanım, öncelikle şunu söylemek istiyorum: Hayatımda hiç kale arkasında ısınmadım, her zaman ilk 11’de oynadım, bu bir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu ülkede 150 defadan fazla Millî Takım formasını giydim, hepsinde de ilk 11 oynadım. Yurt dışında da şu anlı şanlı bayrağı hep en yükseklerde dalgalandırdım, bundan da gurur duyuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Ben de kendisine “top” desem, o da gider “bomba” diye karakola verir.

Yine “ısınma turları” dedi, doğrudur. Çıkıp orada zamanı gelince konuşacağım.

Ayrıca, bizim genel başkanımız da burada konuştuğu zaman CHP ve diğer muhalefet partilerinin neler yaptığını ben televizyondan da izledim, buradan kendim de bizzat izledim efendim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz Kocaeli Milletvekili Sayın Fatma Kaplan Hürriyet’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Hürriyet, süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı ve Devlet Arşivleri Başkanlığı bütçelerini konuşmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından dört ay sonra halifelik kaldırıldı. Padişahın sarayları ve her türlü emlaki millete devredildi yani padişahtan, saraylardan alınan her şey gerçek anlamda millîleştirildi. Bunun ana fikri neydi? Bu ülkede tek hâkimiyet milletin olacaksa saraya ait hiçbir şey olamazdı. Ancak ne var ki tam doksan dört yıl sonra milletin egemenliğini temsil eden, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki Millî Saraylar 703 sayılı Kararname’yle Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Buradan da anlaşılacağı üzere aslında yasa da benim, yürütme de benim, yargı da benim diyenlerin saray merakı bir türlü bitmek bilmiyor. Külliye, İstanbul’daki iki köşk, Marmaris’teki yazlık saray, havada uçan saray yetmiyor diğer saraylar da benim olsun deniyor bu kararnameyle birlikte. AKP Grubu ne yazık ki bunu “Yahu bu sarayların hepsi zaten milletin.” diyerek ilginç bir şekilde savunuyor. Milletin sarayları deniyor ama milyonlarca çalışan 1.603 lira asgari ücrete mahkûmken sarayda oturanların maaşı yüzde 26 artıyor, sarayın bütçesi 2,8 milyar liraya kadar yükseltiliyor. Bir tarafta asgari ücrete talim eden millet, diğer tarafta şatafat, israf, zevküsefa içindeki saraylar. Sarayın temizlik masrafları bile asgari ücretin neredeyse bin katından fazla, gerisini varın siz düşünün.

Asgari ücret 1.603 lira, açlık sınırı 1.943 lira, yoksulluk sınırı 6.328 lira. Sizin anlayacağınız bu ülkede asgari ücretliler hem aç hem yoksul olabilmek için bile maalesef borçlanmak durumunda kalıyorlar. Tekrar ediyorum, asgari ücretliler hem yoksulluk hem de açlık sınırında olabilmek için bile borçlanmak zorunda kalıyorlar. Vatandaşın kredi ve kredi kartı borcunun 521,9 milyar lira olduğunu görüyoruz yani vatandaş borç batağında. Asgari ücret görüşmelerine katılan 2 çocuk annesi Gülden Görmez isimli vatandaşımız aslında çok güzel özetledi Türkiye’nin son geldiği durumu. “1.603 liranın 850 lirasını kiraya veriyorum. On beş günlük doğal gaz faturam 150 lira. 650 lira da kredim var. Elime kalıyor sadece 3 lira.” dedi değerli arkadaşlar; bakın, sadece 3 lira. Asgari ücretten kalan 3 lira değerli arkadaşlar, bozdur bozdur harca! Kim geçinir bu 3 lirayla? Hani bunun elektriği, hani bunun suyu, hani bunun geçim derdi, çocuğun okul masrafı, hani bunun mutfak masrafı? Ne yazık ki bu 3 lirayla insanlara diyoruz ki: Geçin. Aslında çok da güzel bir özet yapmış bu kadın arkadaşımız.

Milyonlarca insanın yaşamları olmuş asgari. Yetmemiş, bir de emekli olmak için yaşa takılmış. Hakkımızı istiyoruz demişler, bu sefer de AKP ve MHP’ye takılmışlar. Sonra da denmiş ki: “Fırsatçı bunlar.” Emekli olunca hâlbuki alacakları iki kuruş maaş, bu iki kuruş maaş bile ülkenin sırtına yük görülmüş. Biz de buradan sormak istiyoruz, hani diyor ya AKP Grubu bu sarayları savunurken: O saray milletinse bu masraflar kimin? O masraflar sarayınsa bu millet neden perişan değerli arkadaşlar? Sarayınız milletin sarayı falan değil, kimseyi kandırmayın. Saraylar sizin; israfları, şatafatına harcadığınız paralar ise milletin paraları.

Sürekli olarak “İtibarda tasarruf olmaz.” diyerek milleti uyutuyorsunuz ama milletin de bakkalın, manavın önünden geçerken bir itibarı olduğunu ne yazık ki unutuyorsunuz. Dolar molar derken vatandaşın çantası ne yazık ki dolmaz oldu. Dolar düştü ama zamlar düşmedi. Vatandaşın açlık sınırı hesaplandı da yandaşların doyma sınırı hâlâ ne yazık ki hesaplanamıyor.

Bugün aslında gerçek gündemimiz saraylar, bolluk içindekiler, tuzu kurular, bir gecede vergileri silinenler olmamalıydı. Bugün gerçek gündemimiz işçi olmalıydı, tenceresi boş kalan analar, çocuğuna harçlık veremeyen, pantolon alamadığı için intihar eden babalar, atanamadığı için intihar eden öğretmenler, ilk yüz günde 3600 ek gösterge sözü verilen memurlar, öğretmenler, hemşireler, polisler olmalıydı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tabii, buyurun; bir dakika.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Devamla) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Ürünü tarlada kalan çiftçiler olmalıydı bugünkü gündemimiz aslında. Cengiz İnşaat gibileri daha da zengin etme değil, Gebze’de çöken viyadükte ıslak beton içinde can veren işçilerin ölmesini engelleyecek önlemler olmalıydı bugün konuştuğumuz. Atama bekleyen fizyoterapistler olmalıydı. Mecliste çalışan arkadaşlarımızın özlük haklarını konuşuyor olmalıydık bugün. Terörle mücadele sırasında yaralanmış ama bir türlü gazilik haklarını alamayan vatandaşlarımız olmalıydı. Engellilerin sorunları olmalıydı, kadınlar olmalıydı, çocuklar olmalıydı, ücretli öğretmenler, joker elemanlar, kamu şoförleri, usta öğreticiler… Bakın, saymakla bitmiyor. Aslında bugün konuşmamız gereken o kadar çok konu var ki ama ne yazık ki bütçeye baktığımızda bunların birçoğunu göremiyoruz. Bakın, taşeron işçiler bugün bırakın kadroya geçmeyi işsiz kaldık diye ağlıyorlar, artık taşeron işçiliği bile arar hâle geldiler. Ama biz bunları değil, ne yazık ki saray bütçelerini konuşuyoruz.

Ne deniyor? Büyüyormuşuz. Kim yazıyor bu masalları gerçekten inanması zor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Devamla) – Son bir dakika rica ediyorum Sayın Başkanım, toparlıyorum.

BAŞKAN – Hadi bakalım Sayın Hürriyet.

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Devamla) – Dün Sayın Genel Başkanımız “Asgari ücreti en az 2.200 yapacağız.” dedi. Bir vatandaşımız mesaj attı, dedi ki: “Bence yükseltmeyin Sayın Vekilim, aman, reis acısını çok kötü çıkarır bizden, halktan.” Aslında bir anlamda vatandaşa yansıyan korkunun da nedeni. Başka bir mesaj geldi, diyor ki: “Devlet bana kredi verse kafe açsam, günlük 300 müşteri garanti etse, 50 kişi gelse, gelmeyen 250 farkı bana ödese; gayet süper iş.” (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Aslında doğru, işte yapılan bu ama vatandaşa değil, ne yazık ki yandaşa. Kamu ihaleleriyle, hazine garantili ihalelerle işte yaptığınız saray bütçeleri bu. Ama unutmayın, er geç bu saltanatlar çöker, geminin battığını görmezden gelip kaptanı alkışlayanlar, gün gelip paçaları ıslanmaya başlayınca ilk önce kendileri kaptanın yakasına yapışacaklar.

Son kez diyorum ki değerli arkadaşlar: Yandaşa değil, taşerona bütçe; şatafata değil, EYT’ye bütçe; saraya değil, emekliye bütçe; zengine değil, yoksula bütçe diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hürriyet.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına son söz Artvin Milletvekilimiz Sayın Uğur Bayraktutan’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bayraktutan, süremiz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben müteveffa olan, ölmüş olan bir kurum hakkında konuşuyorum. O nedenle, önümüzdeki dönem bütçesiyle alakalı değil, 2017 kesin hesabıyla alakalı bir konuşma yapacağım değerli arkadaşlarım. Buraya gelmeden evvel, geçen dönemlerde Başbakanlıkla alakalı hangi konuşmalar yapılmış, bunları çıkarttım. 2017 Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde AK PARTİ Grubu adına konuşma yapan Balıkesir Milletvekili Sayın Kasım Bostan buradan söylemiş, demiş ki: “Başbakanlık, güçlü bir ülke olma yolunda Türkiye’nin değişim ve dönüşümüne öncülük eden bir kurumdur.” Tabii, sayın milletvekili bu konuşmayı yapıyorken hem kendinin hem de Başbakanın bir dahaki dönemde bu Parlamentoda olamayacağını hesap edememiş. Ama bir takdiri de buradan ifade etmek isterim. Kocaeli Milletvekilimiz Haydar Akar burada. Burada, Parlamentoda daha önce yapmış olduğu konuşmada Haydar Akar diyor ki: “Eğer bu böyle giderse –bu gidişat böyle olursa- önümüzdeki dönemde Başbakanlıkla alakalı bütçede bir dakika bile konuşmaya ihtiyaç olmayacak.” Haydar Akar’ı kutluyorum bu Nostradamus kehanetinden dolayı. (CHP sıralarından alkışlar) İyi ki varsın Sevgili Haydar Akar.

Değerli arkadaşlarım, Başbakanlık kesin hesabıyla alakalı Sayıştay denetim raporunu okudum, 9’uncu sayfada dört satırla geçmiş “Herhangi bir problem yoktur.” diye Sayıştay denetçileri.

Değerli arkadaşlarım, o Sayıştay denetçisinin alnından öperim buna olumsuz rapor verecek. Öyle bir Sayıştay denetçisi eğer olumsuz rapor verse bugün herhâlde o kurumda olmayacaktı. İstanbul’daki denetim raporları aklıma geldi değerli arkadaşlarım. Önceki dönemde -belki arkadaşlar bilmezler- bakın, şuraya iyi bakın, burada Başbakanlık sıraları vardı, en önde Başbakan oturuyordu. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım, biz bir şey olduğu zaman Bakanlar Kuruluna, Başbakana, dönüyorduk “Sayın Başbakan, bunları neden yaptın, bu yaptıkların yanlıştır.” diye feryat ediyorduk. Şimdi buraya pinpon masası koyun değerli arkadaşlar, pinpon masası. (CHP sıralarından alkışlar) Burada başka bir şey yok, görüyor musunuz yani? Parlamenter demokrasinin, kuvvetler ayrılığının içine ettik değerli arkadaşlarım. Böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık. Padişahlık döneminde bile sadrazam vardı padişahın yetkilerini frenleyen, biz Başbakanlığı aldık müteveffa yaptık. Bunu kabul etmek mümkün değil.

Gelinen noktada “Başbakanlık” diye bir kurum yok. Hatırlayın, geçmiş dönemde -Başbakanın şahsını kenara koyuyorum değerli arkadaşlarım- Başbakanlıkla alakalı… Hani derler ya bizim dinimizde, inancımızda “Ölünün arkasından konuşulmaz, ölüleri hayırla yâd ediniz.” diye.

CHP Grubuna soruyorum: Başbakanlığı nasıl bilirdiniz arkadaşlar? (CHP sıralarından “İyi bilirdik.” sesleri) Nasıl bilirdiniz arkadaşlar? (CHP sıralarından “İyi bilirdik.” sesleri) Nasıl bilirdiniz? (CHP sıralarından “iyi bilirdik.” sesleri) Dünya ahiret hakkınızı helal ediyor musunuz? (CHP sıralarından “Etmiyoruz.” sesleri) Etmiyor musunuz? Dünya ahiret hakkınızı helal etmiyor musunuz? (CHP sıralarından “Etmiyoruz.” sesleri) Etmiyor musunuz?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Ettiler, ettiler, kapandı. Tamam, Başbakanlık ibra oldu.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Devamla) - AK PARTİ Grubundaki değerli arkadaşlarım, görüyorsunuz işte CHP’nin durumunu. Başbakanlığın durumunu görüyorsunuz değerli arkadaşlarım. Tablo vahim bir tablodur.

Bir kanayan yaraya daha işaret etmek istiyorum değerli arkadaşlarım. Değerli Cumhurbaşkanı Yardımcım, Başbakanlığı lağvettik, kapattık. Peki bu Başbakanlığın personeli nereye gitti, bir de onu konuşalım. 150-200 civarındaki arkadaşımız da Parlamentoya geldi değerli arkadaşlarım. Parlamentoda hizmet üretiyorlar, taşeronluktan işçi kadrosuna geçtiler, çay hizmeti yapıyorlar ama Parlamentodaki Meclis personelinin maaşıyla aynı almıyorlar. Niye? Onlar başka tanrının çocukları mı değerli arkadaşlarım, başka dünyadan mı geldiler? O nedenle bu tabloyu değiştirmeniz, her iki kurumun çalışanları arasındaki bu eşitsizliği, adaletsizliği gidermemiz gerekiyor. Buna ivedilikle müdahale etmemiz gerekiyor değerli arkadaşlarım. O nedenle yüce Parlamentonun da bu konuda elinden geleni fazlasıyla yapmasını talep ediyorum değerli arkadaşlarım.

Bir problem daha var. O da nedir? Örtülü ödenek. Biliyorsunuz Başbakanlıkla Cumhurbaşkanlığının beraber kullanmış olduğu bir örtülü ödenek vardı. Şimdi tek başına bu yetki nereye gitti? Saraya gitti değerli arkadaşlarım. Örtülü ödenekle alakalı olarak Kamu Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 24’üncü maddesi diyor ki: “Örtülü ödeneği herhangi bir şekilde ailevi ve kişisel amaçlarla kullanamazsın, bir de seçim dönemlerinde siyasi partilerle alakalı herhangi bir harcama yapamazsın.” Peki, biz de soruyoruz: Bu örtülü ödenek seçim dönemleri yaklaştıkça neden doğum yapan bir anne gibi şişiyor değerli arkadaşlarım? Bunun bize bir açıklamasını yapın, neden böyle bir şey olabiliyor? Demek ki objektif kriterlerden öte sübjektif bir değerlendirmeyle karşı karşıyayız.

Başka bir şey daha söyleyeceğim ve sözlerimi bitireceğim değerli arkadaşlarım. Bakın, en başından bugüne kadar 65 hükûmet, 28 başbakan görev yapmış değerli arkadaşlarım. Her başbakan görevini diğerine devretmiş. Sayın Binali Yıldırım ne yazık ki böyle bir devirle karşı karşıya kalmadı ve “Koltuk elimde kaldı.” dedi değerli arkadaşlarım. Ben de buradan Sayın Meclis Başkanına sesleniyorum: İzmir Büyükşehir Belediyesine aday oldu, koltuk elinde kaldı. Başbakanlığa aday oldu, koltuk elinde kaldı. Türkiye Büyük Millet Meclisine aday oldu, Başkan oldu, muhtemelen koltuk elinde kalacak ama biz ona İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında mağduriyet yaratmayacağız, koltuğu elinden alacağız, Binali Yıldırım’ı da kurtaracağız. Niye söylüyoruz? CHP varsa herkes için var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bu şekilde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar sona ermiştir.

Sayın Sürücü, 60’a göre söz talebinizi bana ilettiniz, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü’nün, HDP Urfa il binasının üzerindeki hukuksuzluğun, ablukanın kalkması, gözaltındakilerin serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYŞE SÜRÜCÜ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, beş gün önce Urfa il binamız basılıp il, ilçe eş başkanları, yöneticilerimiz, 70 yaşındaki anneler ve benimle birlikte çalışan danışman arkadaşımın da aralarında olduğu 45 arkadaşımız gözaltına alındı. Dün adliyeye getirilen arkadaşlarımız, dört gün daha gözaltı süreleri uzatılarak TEM şubeye geri götürülmüştür. Sekiz günden beridir il binamıza giriş çıkışlar GBT’den geçmektedir. Şu an partimiz abluka altındadır. Bir an önce il binamızın üzerindeki bu hukuksuzluk, bu abluka kalkmalıdır ve gözaltındaki arkadaşlarımız derhâl serbest bırakılmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çepni…

30.- İzmir Milletvekili Murat Çepni’nin, Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım ve Hasan Ferit Gedik’in umudun, onurun ve özgürlüğün isyanı için sokaklara çıktığına ilişkin açıklaması

MURAT ÇEPNİ (İzmir) – Teşekkürler Başkan.

Fransa’da kendilerine “sarı yelekli” diyen emekçiler haftalardır eylemdedir ve bu eylemler sonucunda Fransa Hükûmeti geri adım atmış durumda. Fakat buraya kadar sorun yok, sorun şu: Sarı yelekliler saraya Gezi’yi hatırlattılar ve ilk başta Fransa Hükûmetinin eylemcilere yönelik şiddetini eleştiren saray, şimdi de Gezi ayaklanması ve Gezi isyanına karşı operasyonlar başlatmış durumda. Biz buradan şunu ilan ediyoruz: Biz Geziciyiz ve Gezi’de yitirdiklerimizi bir kez daha anıyoruz: Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım ve Hasan Ferit Gedik onurumuzdur. Onlar umudun, onurun ve özgürlüğün isyanı için sokaklara çıktılar ve milyonlarca insan yalana, yolsuzluğa, hırsızlığa karşı hayır dediler, özgür bir yargı kurma mücadelesini yürüttüler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Erdem…

31.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, 10 Aralık Beşiktaş terör saldırısında hayatını kaybedenler ile hemşehrisi Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralılara şifa dilediğine ilişkin açıklaması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün 11 Aralık 2018. 10 Aralık Beşiktaş saldırısının üzerinden tam iki sene geçti. Terör saldırısında hayatını kaybeden 37 polis, 7 sivili tekrar rahmetle, minnetle anmak istiyorum; kahramanlarımızın ruhu şad, mekânları cennet olsun.

Yine, bugün uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit olan, büyük başarılara imza atmış Emniyet Müdürümüz hemşehrim Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır diliyorum. Yaralı polis memurlarımıza da acil şifalar diliyorum. Türk milletimizin, Emniyet teşkilatımızın ve hemşehrilerini kaybeden tüm Malatyalıların başı sağ olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Fendoğlu…

32.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu’nun, Rize Emniyet Müdürlüğünde polis memuru tarafından vurularak şehit edilen Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) – Teşekkür ederim Başkanım.

Ben de bugün görevi başında, genç yaşta hayata veda eden, şehit olan Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilerim, geride kalan ailesine sabırlar niyaz eylerim. Emniyet camiasının ve İçişleri Bakanımızın başı sağ olsun.

Yine, iki yıl önce PKK saldırısında şehit düşen… İyi ki varsın Emre!

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi, Milliyetçi Hareket Partisinin bütçe üzerindeki konuşmalarına başlıyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk söz, Konya Milletvekilimiz Sayın Mustafa Kalaycı’ya aittir.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına görüşlerimizi açıklamak üzere huzurlarınızdayım. Bu vesileyle, yüksek heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi hürmetle selamlıyorum.

Bugün şehit olan Rize İl Emniyet Müdürümüze Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralı polis kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk milleti 16 Nisan 2017 tarihli Anayasa değişikliği halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini oylamış ve onaylamış, 24 Haziran 2018 seçimleriyle de yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanını seçmiştir. Cumhurbaşkanının ant içtiği 9 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte cumhuriyet tarihimizde artık üçüncü bir dönem başlamıştır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle ülkemiz yönetimde istikrarın, temsilde adaletin temin edildiği bir yönetim sistemine kavuşturulmuştur. Yeni hükûmet sistemi güçlü yönetim, etkin Meclis için gereken şartları tesis etmiş ve Türkiye'nin maruz kaldığı tehditlere daha güçlü bir karşılık verebilmesinin zeminini hazırlamıştır.

Yeni sistemin en önemli özelliği yürütmeyi iki başlı olmaktan çıkarmasıdır. Halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanının halka karşı siyasi sorumluluğunun bulunması ve geniş icrai yetkileri nedeniyle yürütmenin diğer tarafı olan Başbakan ve Bakanlar Kuruluyla gelecekte yaşanabilecek muhtemel devlet krizi ortadan kaldırılmıştır. Devletin tepesinde yaşanan hukuksuzluk tartışmaları sona erdirilmiştir. Dolayısıyla yürütme yetkileri bir bütün hâlinde Cumhurbaşkanına verilmiştir.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin beş yılda bir aynı gün yapılması düzenlenmiştir. Böylelikle hükûmet tartışmaları, hükûmet kurulamama sorunu, hükûmet krizleri ortadan kalkmış, koalisyonlar dönemi sona ermiştir. Siyasi, ekonomik ve demokratik istikrarın yolu açılmıştır. Türkiye'nin sorunlarının çözümünü kolaylaştıran, hızlı ve etkin karar alınmasını sağlayan, devletimizin bekasını ve milletimizin huzur ve refahını temin edecek Türkiye'ye özgü yeni bir sistem kurulmuştur.

Sınırsız yetkili ve sorumsuz Cumhurbaşkanı yerine, hem yargı ve yasama tarafından denetlenen hem de millete hesap veren bir Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuştur. Cumhurbaşkanına cezai sorumluluk yüklenmiştir. Bu amaçla getirilen suçlandırma mekanizması yeni sistemin güçlü bir denetim aracı olarak yerini almıştır. Cumhurbaşkanının her türlü eylem ve işlemleri yasama denetimine tabi hâle gelmiştir. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar da görevleriyle ilgili işledikleri tüm suçlar bakımından aynı usule tabi kılınmıştır.

Ayrıca, daha önce yargı denetimine tabi olmayan Cumhurbaşkanının her türlü eylem ve işlemleri yargı denetimine de tabi hâle getirilmiştir. Gerek 16 Nisan halk oylaması gerekse 24 Haziran seçimleri sürecinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini kötülemek ve karalamak için asılsız ve mesnetsiz iddialar gündeme getirilmiş, her türlü uydurma haber ve dedikodu dolaşıma sokulmuştur ama milletimiz bunlara itibar etmemiş, değer vermemiştir. Şimdi de “Her düzenlemede niye Cumhurbaşkanı yetkili?” deniliyor, “O bir siyasi partinin Genel Başkanı; bu olur mu?” diyorlar. Önceden “Bakanlar Kurulu yetkili, Başbakan yetkili.” deniliyordu. Başbakanlar bir partinin genel başkanı, bakanlar bir partinin mensubu değil miydi? “Bakanlar Kurulu yetkili, Başbakan yetkili” denilince oluyor da “Cumhurbaşkanı yetkili” denilince neden olmuyor? (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ön yargılarının esaretine girmiş olanların gerçekleri kavramaktan ne kadar uzak oldukları açıktır. Demokrasiden bahsedenler öncelikle millet iradesine direnmeyi bırakmalıdır.

Anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanının sınırsız şekilde kullandığı yetkiler netleştirilmiş ve sadece yürütmeye ilişkin konularla sınırlı olmak üzere kararname çıkarma yetkisi verilmiştir. Ayrıca, Cumhurbaşkanı kararnameleri kanun gücünde değildir. Cumhurbaşkanının temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler konularında kararname çıkarma yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanı, Anayasa’da münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve kanunlarda açıkça düzenlenen konularda kararname çıkartamamaktadır. Hâlbuki önceden yetki kanunu kapsamında Bakanlar Kurulu her konuda kanun hükmünde kararname çıkarabilmekteydi; bu uygulama kaldırılmış, yürütmeye verilen yetkiye sınırlama getirilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, cumhuriyet tarihimizdeki en önemli yönetim reformu, şartlara ve gelişmelere cevap veren en dinamik demokratik tercihtir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, Türk milletinin tarihî misyonuna, devlet geleneğine uygun bir yönetim modelidir. Anayasa’nın ilk dört maddesi olan cumhuriyetin temel nitelikleri, millî ve üniter devlet yapımız, Türk millî kimliği, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerler yeni sistemin de vazgeçilmezleridir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin kökleşmesi ve tüm kurum ve kurallarıyla sağlıklı bir şekilde kalıcı hâle getirilmesi Milliyetçi Hareket Partisi olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz ve önemli bulduğumuz husustur.

Yeni sistemle birlikte etkin bir koordinasyon için bazı bakanlıklar birleştirilmek suretiyle bakanlık sayısı 26’dan 16’ya düşürülmüş ve yeniden yapılandırılmıştır. Ayrıca, bürokratik hiyerarşide değişiklik yapılmış, müsteşar ve müsteşar yardımcılıkları kaldırılmış, yerine bakan yardımcılıkları ihdas edilmiştir. Yapılan düzenlemeler çerçevesinde Cumhurbaşkanına bağlı olarak 9 politika kurulu, 4 ofis, 1 İdari İşler Başkanlığı ve 11 bağlı kuruluş bulunmaktadır. Politika kurullarının görev alanlarına göre hukuk, ekonomi, bilim, teknoloji ve yenilik, eğitim ve öğretim, sağlık ve gıda, kültür ve sanat, yerel yönetim, sosyal politikalar, güvenlik ve dış politikalarla ilgili politika önerileri yapması, stratejik ve uzun vadeli vizyonlar geliştirmesi öngörülmüştür.

Yatırım Ofisiyle, yatırımcıların önünün açılması; Finans Ofisiyle, yeni finansal enstrümanların geliştirilmesi, finans alanında Türkiye'nin cazibe merkezi hâline getirilmesi; İnsan Kaynakları Ofisiyle, insan kaynağının etkin ve verimli kullanımı, yeteneklerin keşfinin sağlanması ve kamunun performansının artırılması amaçlanmıştır. Dijital Dönüşüm Ofisiyle de devletin dijitalleşmesi, evrakların azalması, büyük veri analizi ve yapay zekâ uygulamalarıyla yönetimin yükünün hafifletilmesi, Türkiye'nin siber güvenlik alanında güç kazanması, bürokrasinin azaltılması, işlemlerin hızlanması ve hizmet kalitesinin artırılması hedeflenmiştir. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı teşkilat yapısını ve idari yapılanmayı Milliyetçi Hareket Partisi olarak önemli ve değerli buluyoruz.

Değerli milletvekilleri, kamuoyunu zamanında ve doğru bilgilerle aydınlatmak, basın mensuplarının çalışmalarının kolaylaştırılmasına ve basının gelişimine katkıda bulunmak, ülkemizin tanıtılmasına yönelik faaliyetlerde bulunarak ilgili kurumlarla koordineli şekilde iletişim stratejilerini oluşturmak amacıyla Cumhurbaşkanlığına bağlı İletişim Başkanlığı kurulmuştur.

Demokratik toplumun vazgeçilmez temel unsurlarından biri olan medya, toplumun gerçekleri öğrenmesi, yaşadığı çevre ve dünyayla sağlıklı iletişim kurabilmesinde en etkili araçlardan biridir. Hatırlanacağı üzere, Türk medyası, 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletten ve demokrasiden yana kesin bir tutum almıştır. Medyamız darbecilerin müdahalelerine rağmen yayınlarını sürdürerek melun darbe girişiminin önlenmesinde çok önemli katkı sunmuştur.

Bugün itibarıyla medyamız ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmakta, zor şartlarda büyük bir özveriyle faaliyet göstermektedir. Gelir kaynaklarının yetersizliği ve maliyetlerin de sürekli artması nedeniyle ekonomik açıdan ciddi anlamda sıkıntılı günler yaşamaktadır.

TÜRKSAT’ın döviz üzerinden belirlediği uydu frekans ücretleri, döviz kurundaki yükselme nedeniyle yüksek oranda artmıştır. Başta yerel kanallar olmak üzere, televizyonlar ücretlerini ödeyemez hâle gelmiştir.

Tamamına yakını ithal edilen kâğıt ve kâğıt ürünleri sektörü de döviz kurundaki artıştan çok olumsuz etkilenmiş, fiyatlarda meydana gelen yüksek artış yayıncılığı vurmuştur. Gazeteler kâğıt alamaz durumdadır. Girdi maliyetlerinde ortaya çıkan yüksek orandaki artışların altından kalkamayan radyolar, televizyonlar ve gazeteler güçlükle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Bazıları kapanmış olup bazıları da kapanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Basın çalışanları işsiz kalmakta, birçok gazeteci ve muhabir işten çıkarılmaktadır.

Medyamızın yaşadığı sorunların çözümlenmesi, demokrasimiz açısından büyük önem taşımaktadır. Medya alanında kapsamlı bir değişime, yenilenmeye ihtiyaç bulunmaktadır. Medyamıza yönelik acilen bir paket hazırlanmalıdır. Medyanın haklı beklenti ve taleplerine mutlaka karşılık verilmelidir.

Bugün Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığının 453 sayılı Kararı’yla Basın İlan Kurumunun gazetelere verdiği resmî ilanların yayın ücretinde yapılan artış memnuniyet vericidir. Bu arada, resmî ilan bedeli ödemelerinde vadesi geçmiş vergi borcu bulunmadığına dair belge istenmesine ilişkin uygulama da mutlaka ertelenmelidir.

Sayın Cumhurbaşkanının Türk lirası kullanılması yönündeki çağrılarına bir kamu kurumu olan TÜRKSAT’ın uymaması, uydu kiralarını döviz üzerinden uygulamaya devam etmesi dikkat çekmektedir. TÜRKSAT’ın uyguladığı ücret tarifesi makul seviyeye çekilmeli ve mutlaka Türk lirası üzerinden belirlenmelidir.

Ulusal, bölgesel ve yerel televizyonlar ile radyoların önemli bir gider kalemi olan RTÜK payı kaldırılmalıdır. Kâğıt ve kâğıt ürünlerine yönelik vergi indirimleri ve kolaylıkları getirilmelidir. Daha da önemlisi, kâğıt sektörüne yönelik acilen tedbirler alınmalı, ihtiyacımız olan kâğıdın Türkiye’de üretilmesi sağlanmalıdır.

Yerel medyanın reklam pastasından aldıkları pay çok sınırlıdır. Kamu reklamlarının en az yüzde 15’inin yerel medyaya verilmesi yönünde bir düzenleme yapılmalıdır. Yurt dışına yapılan resmî programlara Anadolu medyasından da temsilcilerin katılımı sağlanmalıdır. Anadolu medyasının ciddi, basın ahlakına sahip, tarafsızlık ilkesine bağlı ve objektif bir yayın organı olarak faaliyetlerini sürdürebilmeleri için özel destek programları uygulamaya konulmalıdır. Bu amaçla, gelişen teknolojiye ayak uyduramayan gazetelerin baskı tesislerini modern hâle getirebilmeleri, radyo ve televizyonların teknolojilerini yenileyebilmeleri için, bazı sektörlerde olduğu gibi, Anadolu medyasına özgü faizsiz ya da uygun maliyetli kredi desteği uygulamaya konulmalıdır.

Son yıllarda büyük bir gelişim gösteren internet medyası, yayıncılık konusunda bir yasal düzenlemeye kavuşturulmalıdır. Basın çalışanları kamuoyuna doğru ve tarafsız bilgiyi, haberi ulaştırabilmek için, bütün olumsuz şartlara rağmen görevlerini yerine getirmektedirler. Basın çalışanlarının en temel sorunlardan biri olumsuz çalışma koşullarıdır. Basın çalışanları düşük ücret almakta, uzun çalışma saatlerinde zor şartlar altında görev yapmaktadır. Yıpranma payı hakkından sadece sarı basın kartı olanlar yararlanabilmektedir. Basın çalışanlarının özlük hakları ve çalışma şartları iyileştirilmeli ve tamamının yıpranma payı hakkından yararlanabilmesi sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, konuşmamın bu bölümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesi üzerine görüşlerimizi ifade edeceğim. 16 Nisan 2017 halk oylamasıyla kabul edilen Anayasa değişikliğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin daha etkin ve güçlü bir yapıya ulaşması amaçlanmıştır. Bu çerçevede, Türkiye Büyük Millet Meclisi asıl fonksiyon ve vasfına kavuşturulmuş, temsil ve yetki bakımından güçlendirilmiştir. Kanun yapımında Meclis iradesi ön plana çıkarılmıştır. Meclis, milletvekilleri tarafından verilen kanun teklifleri üzerinde yasama yapmaktadır. Yürütme, sadece bütçe ve kesin hesap kanun teklifi sunabilmekte, bütçe kanun teklifinin aynen ya da değiştirilerek onaylanma yetkisi Meclise ait bulunmaktadır. Nitekim, Meclis olarak bütçeyi görüşüyoruz, dolayısıyla bütçe hakkının devredildiği iddialarının gerçek dışı olduğu açıktır, ortadadır.

Yetki kanunuyla, kanun hükmünde kararname çıkarma uygulaması kaldırılarak Meclisin yasama yetkisinin elinden alınması anlamına gelen bu uygulamaya son verilmiştir. Cumhurbaşkanı tarafından ilan edilecek olağanüstü hâl kararının ve süre uzatma kararlarının Meclisin onayına sunulması zorunludur, dolayısıyla Cumhurbaşkanına OHAL yetkisi verildiği iddiaları da doğru değildir, eskiden olduğu gibi Meclisin onayı gerekmektedir. Üstelik, olağanüstü hâllerde çıkarılacak Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün Meclis onayına sunulması ve üç ay içinde karara bağlanmazsa kendiliğinden yürürlükten kalkması düzenlenmiştir.

Meclisin, soru, genel görüşme, Meclis araştırması ve Meclis soruşturması yoluyla denetim fonksiyonları daha da güçlenmiştir. Cumhurbaşkanı Meclise hesap verebilir hâle getirilmiştir. Yazılı soru önergelerine on beş gün içinde cevap verilmesi hükme bağlanmıştır. Yürütme yetkisini Meclis yerine, doğrudan milletin vermesi sağlanmıştır. Yürütme, artık, Meclis içinden çıkmamakta ve güvenoyunu bizzat milletten almaktadır, dolayısıyla güvenoyu ve gensoru mekanizması da kalkmıştır. Siyasi partilerin ittifak yaparak seçime katılabilmelerinin yasal altyapısı oluşturulmuş, temsilde adalet ilkesi gözetilmiştir. Türkiye nüfusundaki artış dikkate alınarak milletvekili sayısı 600’e çıkarılmış, seçilme yaşı 18’e indirilerek gençlerimizin Parlamentoda temsil edilmesinin önü açılmış, böylelikle Meclisin temsil gücü ve kapsayıcılığı artırılmıştır.

Yeni sistemle beraber, kanun yapma, kanun teklif etme kapasitesini artırmak için Meclisin idari kapasitesinin de buna uygun olarak geliştirilmesi gerekmektedir. Milletvekillerinin verecekleri kanun teklifleriyle ilgili sağlıklı bir etki analizi sunabilmeleri için bu yöndeki ilave kapasiteye ihtiyaç vardır.

Kanun tekliflerinin verilmesi ve görüşülmesiyle ilgili usul ve esasların belirlenmesi ihtiyacı da bulunmaktadır. Ayrıca, yürütmenin ihtiyacı olan düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisine intikal ettirilmesi ve kanun teklifi hâline dönüştürülmesi konusunda bir mekanizma oluşturulması da önem taşımaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usul ve esasları İç Tüzük’le düzenlenmektedir. 1973 yılında yürürlüğe konulan Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün kırk beş yılı aşkın süre içinde çeşitli maddelerinde birçok değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklikler İç Tüzük'ün sistematiğini bozmuştur. Meclis İçtüzüğü'nün yepyeni bir anlayışla ele alınması gerektiği ve Meclis çalışmalarında hem kurumsal hem de işlevsel yeniliklere ihtiyaç olduğu açıktır. Bu çerçevede, daha önce oluşturulan uzlaşma komisyonlarınca ortaya konulan çalışmaların dikkate alınması, hatta bir uzlaşı ürünü olan 2009 tarihli metnin esas alınması hâlinde kısa sürede yeni bir İç Tüzük'ün çıkarılabilmesi mümkündür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, daha demokratik, hızlı, etkin, şeffaf, katılımcı ve kaliteli bir yasama sürecinin ortaya çıkarılmasını sağlayacak yeni bir İç Tüzük’ün hazırlanması gerektiğini değerlendiriyor, bu yönde katkı ve destek vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.

Son olarak, Meclis çalışanlarıyla ilgili birkaç konuya değineceğim. Meclis çalışanlarımızın da sorunları bulunmaktadır. Yardımcı hizmetler sınıfında çalışan arkadaşlarımızın sorunlarının çözümü için daha önce Meclis Teşkilat Kanunu görüşmelerinde ortak bir irade ortaya konulmasına rağmen hâlen gelişme olmamıştır. Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlar genel idare hizmetleri sınıfına mutlaka alınmalıdır. Kavas arkadaşlarımız kadroya alınmalı, stenograflara verilen sözler, yıpranma payı hakkı verilmesiyle ilgili verilen sözler mutlaka yerine getirilmeli.

Ben, bütçelerimizin ülkemize ve milletimize hayırlı sonuçlar getirmesini diliyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi adına söz vermeden önce Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Özel’in bir talebi oldu.

Sayın Bilgen, sizi de gördüm.

Buyurun Sayın Özel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Millî Saraylardaki personele yapılan mobbing, yıldırma ve istifaya zorlanmayla ilgili görevlendirmelere ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada ve kendisini burada gören emekçiler bir konuyu hatırlatıyorlar. Ben daha önce kendisine Millî Saraylardaki personel ve onlara yapılan mobbing, yıldırma ve istifaya zorlanmayla ilgili görevlendirmeleri sormuştum. Kendisi süresi içinde yolladığı bir yanıtla bunları kesin bir dille reddetmişti. Ama Millî Saraylarla ilgili, BAK-SEN, Bağımsız Kamu Çalışanları Sendikası 8 tane birbirine benzeyen dava açtı. Bunlardan ilki sonuçlanmış. İşin enteresanı, soru önergesinin cevabıyla da karşılaştırdığınızda önergenin eksik bilgiye değil, doğru bilgiye dayanmadığı ortaya çıkıyor. Bakın, “Davada, davacı tarafından, Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari İşler Başkanlığı bünyesindeki Yıldız Porselen ve Çini Fabrikasında el süslemecisi olarak görev yapmaktayken İstanbul Restorasyon ve Teknik Uygulamalar Başkanlığı bünyesindeki Kalemkâr ve Altın Varak Atölyesine atanmasına ilişkin TBMM Başkanlığı İdari ve Mali İşler Başkanlığının 18 Nisan 2018 tarih ve sayılı işleminin, kendisinin el süslemecisi olduğu, bu işi uzun süre yaptığı, atandığı görevin kalemkârlık olduğu, bu işi bilmediği, belirtilen işlerin mahiyetinin birbirinden farklı olduğu, kendisinin emekli olmaya zorlandığı, kendisine mobbing yapıldığı ileri sürülerek iptali istendi.” diyor. Hemen arkada oy birliğiyle verilen karar şu şekilde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Müsaadenizle…

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mahkeme heyeti oy birliğiyle şu kararı vermiş durumu özetledikten sonra: Dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış. “Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline aşağıdaki dökümü yapılan…” diyerek masrafları sıralamış.

Şimdi, Cumhurbaşkanı Yardımcınız, böyle mobbinglerin ayyuka çıktığı, herkesin isyan ettiği bir noktada “Böyle bir şey yok.” diyerek cevap vermiş. İlk mahkeme kararı verdi. Bu konuda kendisinin yapacağı konuşmada açıklıkla, açık yüreklilikle bu konuda cevaplar ve bu hakkıyla, hukukuyla oynanan, yıllarca verdiği emeğe nankörlük edilen ve başlarına da, maalesef, saray üzerinden yani çocuklardan birinin yakın arkadaşı atanarak bu zulmün yaptırıldığı bu yapıyla ilgili samimi bir açıklama, öz eleştiri ve mümkünse özür bekliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı bunları not etmiştir. Konuşmasında mutlaka değinir.

Sayın Bilgen…

34.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, “Bu kadar da olmaz.” dedirtecek işler yapılmaya başlanınca bir ülkede, keyfilikten kimin, nasıl, hangi gerekçeyle mağdur edileceğinin kuralının kalmayacağına ve bir bildiriye imza attığı için Gençay Gürsoy’un ceza aldığına ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, bugün üzerinde konuştuğumuz kurumları da doğrudan ilgilendirdiği için paylaşma ihtiyacı duyuyorum. Biraz önce de kürsüde bir değerli hatip paylaştı.

Sözcü gazetesinin 2 yazarıyla ilgili, Emin Çölaşan ve Necati Doğru’yla ilgili “FET֒ye karşı olmalarına rağmen de FET֒cü olabilecekleri” iddiasıyla bir sürecin, bir soruşturma sürecinin başladığı ifade edildi.

Şimdi, bundan birkaç gün önce bir köşe yazarı, yıllardır bu ülkede olduğu gibi, çok sayıda yeni tutuklamalar olacağını, gözaltılar olacağını, yargılamalar olacağını yazdı ve onun hemen sonuçlarını görmeye başladık.

Şimdi, Sözcü gazetesi yazarlarını başka bir şeyle suçlayabilirsiniz ama “Bu kadar da olmaz.” dedirtecek işler yapılmaya başladı mı bir ülkede, sınırlar kalktı mı, yarın bu kadar keyfilikten kimi, nasıl, hangi gerekçeyle mağdur edeceğinin hiçbir kuralı kalmaz. Hukuk öngörebilmektir; suçla ilgili tarifin netleşmesidir ki insanların gerçekten yaptıkları işin, söyledikleri sözün cezaya girip girmeyeceğine dair bir irade, bir tavır ortaya koymaları mümkün olsun. Yine, bugün Profesör Doktor Gençay Gürsoy’un…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Tabipler Birliği eski Başkanı, değerli bir hekim, Türkiye’de demokrasi, barış mücadelesi yürüten bir ismin, Gençay Gürsoy’un, bir yıl on beş ay, yayın yoluyla, basın yoluyla suçun işlenmiş olması gerekçesiyle bir bildiriye imza attığı için, “Bu suça ortak olmayacağız.” bildirisine imza attığı için ceza aldığını öğrendik. Şimdi, Suriye politikasıyla ilgili uzun bir tartışma yapmaya bu süre yetmez ama insanlar, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri Suriye politikasını yanlış bulmuşlar, bir uyarı ve eleştiri yapmışlar, imza atmışlar. Bunun böyle bir cezalandırma konusu olması bizim aklımıza geçmişte Hanefi Avcı’yı Devrimci Karargâh’tan tutuklatan yaklaşım, örgütlenme ve uygulamaların aynen devam ettiği izlenimini getiriyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Türkkan, siz de bir grup başkan vekili olarak söz istemişsiniz, onu da verelim, ondan sonra MHP Grubuna devam edeceğiz.

35.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine, Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker’in PKK’yla direkt bağlantılı bir kurumu ziyaret ettiğine ve bunu da Türk toplumuna açıklamak zorunda olduğuna ilişkin açıklaması

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, bugün hayatını kaybeden Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet diliyorum, yaralı polis kardeşlerimize de şifa diliyorum.

Dün Sayın Mehdi Eker, benim kürsü konuşmamdan sonra bir cevap verdi, bu konuda hukuk yoluna da başvuracağını, DPI’ın PKK’yla ilişkisinin olmadığına dair bir söylemde bulundu, ben de kendisine –müsaade ederseniz, dün vakit bulamadım- buradan cevap vermek istiyorum.

DPI’ın kurucusu kim? DPI’ın direktörlüğünü kim yapıyor? Kerim Yıldız. Kerim Yıldız aynı zamanda Kurdish Human Rights Project yani “Kürt İnsan Hakları Girişimi” adlı kuruluşun da kurucusu. Bu bilgi bizzat DPI’ın internet sitesinde de yer alıyor. Her iki kuruluş da İngiltere’de aynı adreste ikamet ediyor. Bu KHRP’nin diğer kurucusu da Mark Muller Stuart. Mark Muller Stuart kim? Öcalan’ın avukatı. KHRP’nin onursal başkanı ise Lordlar Kamarası üyesi Lord Eric.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Özür diliyorum.

BAŞKAN – Devam edin, toparlayalım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – “Öcalan 1999 yılında yakalandığı zaman yapılan sorgusunda Lord Eric’le yüz yüze görüştüğünü de ifade etmişti. KHRP, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde PKK’nın Türkiye aleyhine açtığı davaları takip ediyor. Sitesinde ‘İran, Irak, Suriye, Türkiye ve eski Sovyetler Birliği’ndeki Kürt bölgelerinde yaşayan herkesin insan haklarını korumaya ve daha iyi bir düzeye getirmeye çalışır.’ denilirken kurucuları arasında kiliselerin temsilcileri de bulunuyor.”

Bu kuruluşun sitesinde de şöyle Türkiye'nin de içinde bulunduğu bir Kürdistan haritası var. Yani ziyaret ettiğiniz kurum serinofil derneği değil. Ziyaret ettiğiniz kurum, daha önce izah ettiğiniz gibi, Avrupa Birliği ilişkilerimizi geliştirmek için veyahut da 15 Temmuz sürecini anlatmak için ziyaret ettiğiniz bir kurum değil, PKK’yla direkt bağlantılı bir kurumu ziyaret ettiniz. Bunu da Türk toplumuna açıklamak zorundasınız. Onu, bunu bir başkasıyla ilişkilendirmek yerine kendi ilişkilerinizi topluma açıklamak zorundasınız.

Teşekkür ederim.

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Eker, yerinizden bir dakika vereyim.

Buyurun.

36.- Diyarbakır Milletvekili Mehmet Mehdi Eker’in, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve devlet idaresinin, siyaset yapma sanatının bu kadar ucuz polemiklere konu olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, benim söylediğim şey şu: Dün söyledim, bugün tekrar edeyim. Anlaşılıyor ki yani başka şeyler aranıyor.

“DPI” İngilizce adının kısaltılmasıyla “Democratic Progress Institute”, Demokrasi Gelişme Kurumu Enstitüsü. Uluslararası bir kuruluş, bağımsız bir kuruluş. Bunun PKK’lı olduğuna, PKK’yla ilişkisine dair herhangi bir bilgi yok. Bu kuruluş…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bende var, verdim.

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Şimdi, bilemiyorum, bakarsınız yarın öbür gün sizin partinizden de birilerinin onlarla irtibata geçmiş olduğuna dair bilgiler ortaya çıkar, o kadar fazla şey yapmayın. Dolayısıyla, şimdi, bu enstitü…

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ben çok açık, net ifade ettim; siz de ifade edeceksiniz.

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Şimdi, bak, ben o kuruluşun avukatı değilim.

BAŞKAN – Sayın Eker, toparlayalım.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ben “Kandil’deki görüşmeler ortaya çıkar.” demiyorum hâlen.

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın Başkan, şimdi, ben sizinle karşılıklı buradan bu şekilde konuşmak için cevap vermiyorum. Siz bir ithamda bulundunuz, ben açıklama yapıyorum. Yani ben siyasetin, diplomasinin, hele hele devlet idaresinin ve siyaset yapma sanatının bu kadar ucuz polemiklere konu olmaması gerektiğine inananlardan biriyim. Siyaset bence bu değildir, bu sizin yaptığınız hiç değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Eker.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Sayın Başkan…

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Müsaade edin, tamamlayacağım, ben tamamlayamadım.

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Eker…

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Başkan, siz söz verdiniz…

BAŞKAN – Verdim, süreniz bitti.

MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Usulde olmamasına rağmen arada söz verdiniz, benim de cevap vermem lazım.

BAŞKAN – Ben size de verdim. Bu konuyu daha sonra aranızda konuşursunuz. Gerekli süreleri verdim.

ERKAN BAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, çok acil… Mamak’ta inşaat işçileri çatıya çıkmışlar.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Ben şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Feti Yıldız’a söz veriyorum.

Buyurun Sayın Feti Yıldız. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on altı dakika Sayın Yıldız.

MHP GRUBU ADINA FETİ YILDIZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Yüksek Yargının değerli temsilcileri ve bizleri izleyen aziz Türk milleti; Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini, düşüncelerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uçmağa varışının 40’ıncı yılında büyük Türkçü, Turancı Atsız Hoca’yı saygı ve rahmetle anıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Şüphesiz “adalet” kavramı çeşitli şekillerde tarif edilebilir. Adalet, en basit tarifiyle, herkese yasalarca tanınan hakkı vermek ve bu hakka ilişmemektir. Demokratik hukuk devletinin en yalın özelliği, yerleşmiş, herkesin bildiği ve eşit olarak uygulanan hukuku garanti etmesidir. Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, insan haklarına saygı gösterir, hak ve özgürlükleri koruyup geliştirir, her eylem ve işlemi hukuka uygun olur, Anayasa’ya aykırı tutum ve davranışlardan kaçınır, Anayasa ve hukukun üstünlüğü kurallarına kendini bağlı sayar, her şeyden önemlisi de yargı denetimine açıktır.

Sayın milletvekilleri, Osmanlı Türk Devleti’nde Yükseköğretim Kurulunun, Adalet Bakanlığının ve Dışişleri Bakanlığının görevlerini Şeyhülislamlık kurumu üstlenmişti. İmparatorluğun güçlü olduğu dönemlerde yüksek yargıyı temsil eden Şeyhülislamlık makamı dokunulmazlık makamıydı. Bu dönemlerde şeyhülislamlar azledilmez, katledilmez, mallarına el konulmazdı. İmparatorluk zayıflamaya, soğumaya başlayınca şeyhülislamlar görevden alınmış, hatta bazıları da katledilmiştir. Osmanlı Türk Devleti’ndeki siyasal mücadelelere bazı şeyhülislamlar fiilen katılmış, verdikleri kararlarla bazı siyasi mücadeleleri yönlendirmiş, pek çok kişinin can vermesine sebep olmuş, birçok kişi de bu uğurda makamından olmuştur.

Sayın milletvekilleri, sosyolojinin kurucusu olan İbni Haldun 14’üncü yüzyılda devleti tarif ederken der ki: “Devleti nesep kurar, sebep devam ettirir. Buradaki sebep adalettir.” Yani bu çok güzel bir tariftir, devletin devamını sağlayan adalettir. Adaletin bulunduğu her yerde devlet oluşabilir ancak adaletin olmadığı yerde devletin devamı, varlığı mümkün değildir.

Sayın milletvekilleri, günümüze gelirsek 15 Temmuz 2016’da Türk devletinin başına tarihin en büyük ihaneti gelmiştir, Türk devleti en büyük ihanetle karşılaşmıştır. FET֒yü uzun uzun tarif etmeye, izah etmeye gerek yoktur. Neresinden bakarsanız bakın FETÖ bir istihbarat yapılanmasıdır. Örgütün hiyerarşisine bağlı hâkim ve savcılar adli sistemimiz içerisinde bilerek, isteyerek derin yaralar açmışlardır.

Yine, Silahlı Kuvvetlerimiz içine yuvalanan hainler Türk milletinin alın teriyle alınmış tankı, topu, savaş uçaklarını milletimize çevirmişlerdir, demokrasimizin kalbi olan Gazi Meclisimizi bombalamışlar ve milletin can ve emniyetini sağlamakla görevli emniyet içindeki yapılanmayla ise akla hayale gelmeyecek türlü oyunlar, melanetler sergilemişlerdir. Jandarma içine sızmış hainler de ülkemizin güneyinde oluşturulmak istenen terör devletçiğine malzeme taşımışlardır. Yapmış oldukları tahribat ağır ağır, çok şükür, ortadan kalkmaktadır.

Adalet sistemimiz içerisindeki tahribata gelince, hâkim ve savcı kılığındaki terör örgütü üyeleri hakkında açılmış davalar, toplanan deliller, verilen kararlar her şeyi apaçık ortaya koymaktadır. Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu 3.910 hâkim ve savcıyı ihraç ederken 70-80 sayfayı bulan kararlarının özetinde şöyle demektedir: “FETÖ silahlı terör örgütüne bağlı kişilerin çoğu hile ve desise ve sahtecilikle hâkim ve savcı olmuşlardır. Bu kişilerin sistem içeresindeki örgütlenmesi örgüt liderinin, Pensilvanya’daki kardinalin talimatlarıyla olmuştur ve terör örgütünün çıkarları doğrultusunda hüküm kurmuşlardır bunlar.” Bunlar, bu saydıklarım HSK kararlarıdır, ihraç kararlarındadır. Asla Türk milleti adına karar vermemişlerdir ve yargıyı her açıdan silah gibi kullanmışlardır, hukuka ve adalete aykırı binlerce karara imza atmışlardır.

Sayın milletvekilleri, terör örgütü üyesi hâkimlerin Türk milleti adına karar vermedikleri açık olarak belirtildiği yerde, yapmış oldukları yargılamalar nasıl değerlendirilecektir? Tüm bu sebepler göz önüne alındığında FETÖ mensubu hâkim ve savcıların imzası bulunan tüm kararlar ve dava dosyaları yeniden denetlenmek zorundadır, bu konuda zaruret vardır. 15 Temmuz 2016 tarihi itibarıyla ortaya çıkan bu durumun tarihte eşi ve benzeri görülmemiştir; evet, bu durum gerçekten nevi şahsına münhasır bir durumdur. Terör örgütü üyesi, hâkim ve savcı sıfatını kaybetmiş bu kişiler hukuk ve adalete aykırı kararlar vermişler ancak bu kararlar hâlen icra ve infaz edilmektedir. Yeniden yargılanma yolunun açılması talebimiz bazen kaosa sebep olabilir, bazen iş yoğunluğu, bazen dava dosyalarının çokluğu bahaneleriyle görmezden gelinmektedir. Bu durum hukuk devletine yakışmaz, sürdürülmesi de mümkün değildir çünkü hak aramayı yaşam biçimine dönüştürmeyen üşengeç ve duyarsız insanların çoğunlukta olduğu toplumlar hiçbir şekilde ilerleyemez, gelişemez ve her alanda geri kalır.

14 Kasım 2018 tarihi itibarıyla cezaevinde bulunan FET֒cü tutuklu ve hükümlü hâkimlerin sayısı 352 hâkim, 204 savcı, efendim, yine, bunlara dava dosyalarını hazırlayan, fezlekeleri hazırlayan 2.834 polis, 437 emniyet müdürü, 1.420 emniyet amiri vardır. Yüksek yargı üyelerinden de 2 Anayasa Mahkemesi, 19 Danıştay üyesi ve 71 Yargıtay üyesi tutuklu ve hükümlü olarak bulunmaktadır, hâlen cezaevindedir.

FET֒nün yargı gücünü silah olarak kullandığı konusunda toplum mutabakat hâlindedir. Peki, kurulan bu kumpaslar, verilen kararlar ne olacaktır? On dört yıl içerisinde verdikleri kararlar, değerli arkadaşlar, yerli yerinde durmaktadır. Artık bir şeye kesin olarak karar vermek zorundayız, eğer bu, FET֒cü hâkimlerin verdikleri kararlar hukuka, adalete aykırıysa bunun ortadan kaldırılması için gerekli tüm hukuki yollar acilen hayata geçirilmelidir. Söz konusu kararların tamamı mutlaka ama mutlaka yeniden incelenmelidir. Bunun için Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 311’inci maddesinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi müessesesinin mevcut haliyle bu işin içinden çıkmamız mümkün değildir. Bu yalın gerçek ortadayken -uygulamayı üzülerek belirteyim- tüm müracaatlar yani yargılamanın yenilenmesi taleplerinin hemen hemen tamamı reddedilmektedir. Ben İstanbul’da kırk yıl ceza avukatlığı yaptım, yüzlerce müracaatımdan ancak birkaç tanesi kabul edilmiştir mahkemeler tarafından. Bunun için bu yargılamanın yenilenmesinde 311’inci maddeye geçici bir ek madde ekleyerek FET֒cü hâkimlerin imzası bulunan kararlar başka bir şeye gerek görmeden zorunlu olarak yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılmalıdır, başka türlü bu işin içinden çıkamayız. Adalet bu yönüyle de siyasi bir meziyettir. Unutmayalım, adaletin bulunmadığı yerde herkes suçludur. Maddi hakikate ve adalete ulaşmak için bahsedilen kararlarla ilgili olarak zorunlu yeniden yargılama yolu geciktirilmeden açılmalı. Bu konuyla ilgili yakında sunacağımız kanun teklifini bütün partilerin samimiyetle desteklemesini bekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, adalet şüphesiz birçok şekilde tarif edilir demiştim ancak adalet aynı zamanda bir inanç meselesidir. Yani adalet tevhit inancının yani “La ilahe İllallah.”ın yer yüzündeki tecellisidir. Onun için adaletsiz bütün kararlar Yaradan’a karşı alınmış kararlardır yani Allah’a inanmayan, Allah’tan başka tanrısı olan bazı yerlere mensup insanların aldığı kararlardır. Bunların yerli yerinde durması mümkün değildir. Bunu her türlü şartlarımızı zorlayarak ortadan kaldırmak zorundayız. Bunun için, biz kısmen de olsa bu kararların giderilmesi için 24 Eylülde Meclis Başkanlığına şartlı ceza indirimi kanun teklifimizi sunduk. Bu teklif maalesef Adalet Komisyonunda beklemektedir.

Kanun teklifimizi “kısmi af” diye yorumlayanlar oldu. Hatta aylarca toplumda tartışıldı, “Af ne götürür, ne getirir.” diye yerli yersiz yorumlar yapıldı, bazı dramatik olaylar kasıtlı olarak öne çıkarıldı, göstermelik hassasiyetlere tanık olundu. Şartlı ceza indirimimize karşı çıkanların -takip ettiğimiz, izlediğimiz kadarıyla- kanun teklifimizi ve gerekçesini okumadığını gördük. Kuru kuruya, sadece Milliyetçi Hareket Partisinin teklifi olduğu için karşı çıkıldı. Oysa 24 Eylül 2018 tarihinde Meclis Başkanına sunduğumuz kanun teklifinin amacını burada yüce Mecliste bir kere daha tekrar etmek istiyorum: 19 Mayıs 2018 tarihi dâhil olmak üzere bu tarihten önce işlenen –kanunda ayrı tutulanlar hariç olmak üzere- eski ve yeni ceza kanunumuzda ve özel ceza kanunlarımızdaki suçlarla ilgili olarak, suçlunun tabi olduğu infaz rejimine göre çekilmesi gereken toplam cezadan şartlı indirim yapılır, bu şartlı indirim bir keredir, beş yıldır. Eğer sanık, hükümlü bihakkın tahliye tarihine kadar yeni bir kasıtlı suç işler, bu suç da kesinleşirse yapılan indirim geri alınır, infaza devam olunur. Bu çok açık, net bir ceza indirimidir. Ancak maalesef, basınımızın bazı yazarları, bazı televizyon yorumcuları, bazı siyasilerimiz bu meseleyi çarpıtmış, işi ucuzlatmış ve 640 suç içerisinden sadece uyuşturucu kullananlarla ilgili bir kanun teklifi gibi takdim edilmiştir. Oysa biz kanun teklifimizin istisnalarını tek tek söyledik, dedik ki: Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene karşı suçlar, millî savunmaya karşı işlenen suçlar, soykırım, insanlığa karşı suçlar, hayata karşı suçlar, işkence, eziyet suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar kanunun istisnası dedik, geri kalan suçlarda elbette bir indirim yapılırdı. Türk Ceza Kanunu’nun 188’inci maddesi de, efendim, 83’üncü madde de 84’üncü maddede de hepsi elbette buna girecektir. Biz burada bir suç düzenlemesi yapmadık ama huzurumuzda Cumhuriyet Halk Partisinin sayın milletvekilleri var, kendilerine televizyonlarında sorulduğunda cevapları maalesef şu oldu: “Efendim, bu kanun teklifi konusunda dur bakalım Adalet ve Kalkınma Partisi ne yapıyor, biz ona göre bir cevap vereceğiz.” dediler.

Sayın milletvekilleri, siz düşüncelerinizi, görüşlerinizi bir başka partiye göre mi yönlendirirsiniz ya da açıklarsınız?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Biz değil de siz AKP’ye göre yönlendiriyorsunuz ya, AKP ne diyorsa…

FETİ YILDIZ (Devamla) – Cevap veririm, her şeye cevap veririm ama ben yapı olarak polemiğe giren bir insan değilim.

VELİ AĞBABA (Malatya) – “Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar.” diye laf var ya Sayın Vekilim.

BAŞKAN – Genel Kurula hitap edelim lütfen.

FETİ YILDIZ (Devamla) – Polemiği de sevmem Sayın Milletvekili. Ben meselemi anlatayım, eğer dağarcığında bir şey varsa çık buradan anlat, karşı olduklarını anlat. (MHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Çok şey var, çok şey var; seni tartar o. Seni tartar, tarttırır seni, ağır gelir! Hafif gelirsin!

BAŞKAN – Karşılıklı değil değerli arkadaşlar, karşılıklı değil.

Siz Genel Kurula hitap edin.

FETİ YILDIZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, hukuk devletinin gerçekleşmesinde ve yerleşmesinde elbette nitelikli hukukçuların büyük önemi vardır, palavracıların yapacağı hiçbir şey yoktur. Kötü kanunlar bile iyi ve nitelikli hukukçuların ve uygulamacıların elinde haklı ve adil çözümler üretebilir.

Hukuk fakültesindeki aşırı artış, hâkimlik ve savcılık sınavındaki mülakat ve mesleğe kabulde özen gösterilmemesi, eğitim durumları ve liyakate önem gösterilmemesi seviyenin düşmesine sebep olmuştur. Buna da sık sık tanık oluyoruz. Bunun yanı sıra, hızlı ve adil bir yargılamayla hâkim ve savcıların sorumsuz olmamaları gerekir. Bu sorumsuzluğu da ortadan kaldıracak, keyfîliği ortadan kaldıracak düzenlemeye ihtiyaç vardır.

Diğer bir husus da, belli bir kıdem ve tecrübe birikimi olmayan hâkim ve savcıların iş yoğunluğu fazla olan Ankara, İstanbul, İzmir gibi illerde görevlendirilmesi maalesef...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, toparlayın.

Bir dakika ilave ediyorum.

FETİ YILDIZ (Devamla) – Toparlayacağım Sayın Başkan. Yani konu o kadar uzun ki aslında on altı dakikada yirmi altı dakikada izah etmemiz mümkün değil.

BAŞKAN – Tabii, süreleri gruplarınız size takdim ediyorlar.

FETİ YILDIZ (Devamla) – Evet, elbette. Teşekkür ediyorum.

Geçmiş tarihe bakıldığında, liyakate önem verdiğimiz dönemlerde Türk devleti güçlü olmuş, liyakat bırakılıp eş, dost, siyasi görüş vesaire öne çıkarıldığı dönemlerde devlet ve toplum çöküntü içine girmiştir.

Sayın milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Yüksek Hâkimler Kuruluyla ilgili -Hâkimler ve Savcılar Kurulu yeni adıyla- söylenecek o kadar çok söz var ki ancak bu kadarını izah edebildik. Bir yanlışlığı düzeltmek için bizim şartlı ceza indirimine ağırlık verdim. Bu konuda yakında Meclise getireceğimiz yani İç Tüzük’ün 37’nci maddesini kullanarak yapacağımız teklif ve öneriyi destekleyip desteklememeniz konusunda bir samimiyet testi olacaktır.

Bütçenin hayırlı olmasını diler, hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel. Siz de toparlayın artık, MHP Grubuna…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sayın Başkan, duyuyor musunuz?

BAŞKAN – Efendim?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Bir söz talebim var.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, buyurun. Bir sataşma olduğu için Sayın Özel’e söz veriyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben istemiştim.

BAŞKAN – 60’a göre sözleri Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun sözleri bittikten sonra vereceğim değerli arkadaşlar, grubun insicamını bozamayız.

Buyurun Sayın Özel.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – 60’a göre istemiyorum, grup başkan vekilleri yerine istiyorum ve acil bir şey için söz istiyorum Sayın Başkan, yoksa herhangi bir şey için değil yani.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Verin efendim, verin şey yapsın.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Epeydir de söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Az önce Sayın Bilgen’e vermiştim Sayın Kerestecioğlu, Grup Başkan Vekiliniz olarak.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Ama grup başkan vekilleri istedikleri zaman alabiliyorlar yani şu anda da beni bıraktıkları için burada, o nedenle söz istedim sizden.

BAŞKAN – Peki, Sayın Özel’den sonra size söz vereyim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Böyle bir şeyi de suistimal etmeyeceğimi biliyorsunuz.

BAŞKAN – Tabii, tabii, buyurun ama Milliyetçi Hareket Partisinin de insicamını bozmamak da hepimizin hakkı arkadaşlar.

Buyurun Sayın Özel.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız’ın 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Milliyetçi Hareket Partisinden değerli hatibi dinledik. Af konusunda ilk “af” diyen Milliyetçi Hareket Partililerin kendisidir. Seçimden önce bir af vaadinde bulundular, seçimden sonra şartlı ceza indirimine çevirdiler, bir kez bunun altını çizelim.

İkincisi, AK PARTİ’nin her kanun teklifine kayıtsız şartsız burada destek verip hatta AK PARTİ’nin istemediği bazı araştırma önergelerine ve diğer denetim olanaklarına bile çekimser kalmak ve bazen de ret oyu kullanmak suretiyle verdikleri destekten sonra böyle iddialı seçim öncesi bir duygu istismarına yönelecek bir şeyi seçimden sonra makyajlayıp getirip bir kenara koyunca elbette merak ederiz ittifak ortakları ne diyecek diye. Siz onların her istediğini kayıtsız şartsız yerine getiriyorken bir tek isteğinize “evet” denmediğinde tutup da burada “CHP keşke bunu sormasaydı.” Biz tavrımızı net söyledik ama şunu da çok açık söyleyelim: Uyuşturucuyla ilgili partinizi ilişkilendiren, imayı yapan biz değiliz; biz uyuşturucu suçlarının kapsamını sorduk ama Recep Tayyip Erdoğan öyle bir cümle kurdu ittifakı bitirme noktasına geldiniz. Bir tanesi ittifakla ilgili Andımız’a karşı vermiş oldukları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Müsaadenizle, önemli bir kısmı açıkta geçti zaten.

BAŞKAN – Toparlayın ve bitirelim arkadaşlar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yerel seçimlerde ittifak yapmama noktasına iki partiyi iki şey getirdi. Bir tanesi: Andımızdaki yargı kararına AK PARTİ’nin verdiği, başta Bekir Bozdağ olmak üzere, tepki ve Recep Tayyip Erdoğan’ın grup konuşmasında Bekir Bey’e sahip çıkıp size had bildirmesi; ikincisi de af konusunda böyle, bir paragraf boyunca uyuşturucu suçlularının partisi noktasına haksız bir şekilde sizi eleştirmesiydi. Biz bunu gördük ve bu konuda sizin tutumunuzu merak ettik. Ama ne Andımızda bir değişiklik var ne afta bir değişiklik var ama nereden geldiyse geldi siyasi bir vahiy geldi tekrar ittifak noktasına, aday göstermeme noktasına geldiniz. İttifaktan çekildiniz salon balkon ayakta alkışladınız…

MEHMET BÜLENT KARATAŞ (İstanbul) – Kes lan!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …ittifaka döndünüz salon balkon ayakta alkışladınız.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sana ne! Seni ilgilendirir mi? Sen kimsin ya?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen ne diyorsun ya? Şunu da söyleyemeyecek miyiz!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sen HDP’yle görüşürken normal değil mi? Sen HDP’yle görüşürken normal değil mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz eleştirilemez misiniz? Bu nasıl bir şey ya! Çık konuş arkadaş. Sen kimsin! Çıkacak konuşacaksın!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen, birbirimize hitap ederken nezaket sınırını aşmayalım.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sen HDP’yle görüşüyorsun, sen HDP’yle ittifak görüşmesi yapıyorsun, o normal!

BAŞKAN – Sayın Bülbül, ben size söz vereceğim ama…

MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Sen kimsin!

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sen kimsin!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, grup başkan vekilleriniz herhâlde meramını anlatacak durumda.

MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Konuşma!

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sen konuşma, terbiyeli ol!

MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Sen kimsin lan, konuşma!

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Baki Bey…

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Terbiyesizlik etme, adam ol!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Orhan ağabey…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Herkes haddini bilecek!

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar…

MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Kimsin lan sen!

BAŞKAN – Sayın Bülbül, Sayın Sancaklı; arkadaşlarınızı lütfen…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Ayağını korkak alıştırma, gel.

MUSTAFA BAKİ ERSOY (Kayseri) – Gel, gel, hadi, gelsene; varsa yüreğiniz, gelin!

(CHP ve MHP milletvekillerinin birbirlerinin üzerine yürümesi)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, lütfen oturur musunuz yerinize. Böyle bir tablo söz konusu olamaz, grup başkan vekilleri, herhâlde, grupları adına cevap verecek ehliyettedirler.

Sayın Kerestecioğlu “Acil.” diyorsunuz, buyurun lütfen siz.

38.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, TOKİ inşaatında çalışan ve uzun süredir ücretlerini alamayan işçilerin inşaatın çatısına çıkarak intihar girişiminde bulunduğuna ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Evet, acil diyorum çünkü şu anda 2 TOKİ işçisi inşaatın tepesinde intihar girişiminde bulunuyorlar. Uzun süredir alacaklarını alamadıkları için direnişteydiler, daha sonra gözaltına alındılar, bırakıldılar ama hâlâ aynı sorun devam ettiği için inşaatlarının çatısındalar. Ben bütün partilerden -şu anda Kamu Başdenetçimiz de buradayken- rica ediyorum: Gerçekten, valiler HDP’li vekil olunca telefonlara çıkmayabiliyorlar, lütfen, arayın ve söyleyin. En azından Mecliste gündeme geldiğini ve bu soruna çözüm bulunmaya çalışılacağını iletsinler o işçilere ve intihar girişiminden vazgeçirmeye çalışsınlar. Bu nedenle söz almak istedim. Hazır bütçeyi konuşuyorken herhâlde bundan daha acil bir şey olamaz çünkü gerçekten Ankara’da son altı yılda en az 300 emekçi iş cinayetinde hayatını kaybetti Sayın Başkan.

Bu nedenle söz aldım, herkesten rica ediyorum.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Bülbül…

39.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, bir sefer, bu şartlı ceza indirimi meselesi 24 Eylül tarihi itibarıyla ete kemiğe bürünüp Meclis önüne bir kanun teklifi olarak sunulmuştur. Genel Başkanımızın seçim öncesinde ifade ettiği husus, kader mahkûmu olarak ifade ettiği bir kesimin cezaevlerinde çekmiş olduğu sıkıntılardan dolayı, bu sıkıntıların hafifletilmesi ve aynı zamanda daha da önemlisi, cezaevlerinde kapasitelerinin çok üzerinde bir yoğunluk olması sebebiyle, bunun Türkiye’de her türlü kaotik teşebbüsün denendiği bir süreçte bir istismar vasıtası hâline gelmemesi, oradaki insanların istismar edilerek Türkiye'nin destabil hâle gelmesi, Türkiye'nin karıştırılmasına, sıkıntıya sokulmasına müsaade edilmemesi amacını taşımaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bunu Genel Başkanımız net bir dille ifade etmiştir ve buna 2000 yılındaki “Hayata dönüş” operasyonlarını örnek vermiştir. Türkiye’de en az 10 bin güvenlik personeliyle o kalkışmanın bastırılması için gösterilen çabayı hepimiz hafızalarımızı birazcık yokladığımızda çok net bir şekilde hatırlayacağız. Bunun ilk defa gündeme geliş şekli şartlı ceza indirimi olmasına rağmen, o kanun teklifi başvurusu yapıldığı andan itibaren bunu “af” olarak lanse edilmesinedir itirazımız. Bunun bu şekilde değerlendirilmesi, ortada yazılı bir metin varken bunun hilafına, bunun dışında ve bu konuyu yıpratmak ve sulandırmak maksadını taşıdığını düşündüğümüz bir çalışmanın basında ve kamuoyunda yürütülmesinedir itirazımız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, müsaade edin.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bülbül.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Hatibimiz bu hususun altını çizmiştir ve bu konuda Türkiye’deki bütün kesimlerin -yani Cumhuriyet Halk Partisine dönüşünün sebebi de odur- bu konudaki görüşünün alınması ve toplumsal bir mutabakatla bu işin geçmesi gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisinin bu hususa mesafeli yaklaşmış olduğu doğrudur. Bunun dışında, diğer toplum kesimlerinin de düşüncesini merak etmek ve bu konudaki düşüncelerini söylemelerini teklif etmek, talep etmek başka bir şeydir.

Ayrıca, Andımız meselesindeki düşüncelerimiz aynen muhafaza edilmektedir. Andımız’la alakalı tavrımız bundan sonra da böyle olacaktır. Allah, inşallah, Andımız’ın bu okullarda, bu memleketin okullarında, bu memlekette her yerde söylenebileceği, haykıra haykıra söylenebileceği zamanları nasip etsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Bu memleketin millî duygularla geleceğe yürümesi yolunda Andımız bir unsurdur, bunun dışında da yapılması gereken birçok şey vardır. İnşallah bu süreçler bunların hepsine vesile olacaktır, Türk gençliği bu anlayışla yetişecektir.

Son olarak, efendim, “Vahiy geldi.” denilen ittifak anlayışını, ittifak sürecini ifade ettiler kendileri. İttifakla alakalı mesele, görüşme süreçleri ve yerel yönetimlerle alakalı ittifakın yapılmasının zorluğuyla alakalıydı. Bu süreçte fikir ayrılıkları ortaya çıkmış olabilir. Ancak bizim daha öncesinden işaret ettiğimiz gibi başka yerlerden vahiy yoluyla bu bizim karşımızdaki şu an “Millet İttifakı” denilen yapının sanki bir vahiy almış gibi, hiçbir ittifak söz konusu olmadığı bir ortamda ittifaka yönelmiş olduğunu gördüğümüz ortamda da bu yapının, Cumhur İttifakı’nın da elinin armut toplamayacağını herkesin bilmesi gerektiğini söylemek istiyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, Sayın Özel, toparlamanız ricasıyla veriyorum sözünüzü.

Buyurun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Karşı tarafa bir sataşma yok efendim.

MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Yeter ya!

BAŞKAN – Biliyorum, ben grup başkan vekillerine nezaket gösteriyorum. Onların o hukuklarını koruyacaklarına inanıyorum.

40.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, tehdit dolu sözler söylemenin siyasetin dili olmadığına, Parlamentoda sokak ağzını reddettiklerine, ve Cumhuriyet Halk Partisine yöneltilen eleştirilere cevap vereceklerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öncelikle, zaten, aslında aynen o cümleyi söyleyeceğim, burada bir sataşma yok ancak bir partinin görüşlerini grup başkan vekili hakaret içermeden, eleştiri de yaparak, karşı tarafa söz hakkı doğuracak sataşmalarda da bulunarak söyleyebilir. Buna tahammül etmemek, oradan sinkafa sarılmak, arkadan tehdit dolu sözler söylemek siyasetin dili değil arkadaşlar, bunu bilin.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Karşıya bakarak konuş.

İBRAHİM ÖZYAVUZ (Şanlıurfa) - Tahrik etme.

BAŞKAN – Arkadaşlar, sessiz olalım.

MUHARREM VARLI (Adana) – Zırt zırt zırt konuşuyorsun her şeye ya! (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Değerli arkadaşlarım…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bize yöneltilen eleştiriye karşı cevabımızı veririz, bağırsanız da veririz, bağırmasanız da veririz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Grup Başkan Vekiliniz nazik bir üslupla Grubunuzun ifadelerini söylemiştir. Ancak burada “Parlamento” denen, konuşulan yerin altında “Konuşturmam, onu yaparım, bunu yaparım.” gibi bir sokak ağzını reddediyoruz.

MUHARREM VARLI (Adana) – Provokasyon yapma!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tip yaklaşımlara pabuç bırakmayız, bunu böyle bilin. (CHP sıralarından alkışlar, MHP sıralarından gürültüler)

MUHARREM VARLI (Adana) – Ne yaparsın yani?

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, lütfen toparlayalım artık ve MHP Grubu konuşmalarını tamamlasın.

Buyurun.

41.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Cumhur İttifakı’nın 15 Temmuzda milletin gönlünde oluşturduğu bir ittifak olduğuna ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, biraz evvel Sayın Grup Başkan Vekili Özgür Özel Bey’in AK PARTİ’ye ve Genel Başkanımıza ithafen bağlamından kopararak söylemiş olduğu sözlere istinaden ben de açıklama yapma ihtiyacı hissettim.

Şunu ifade etmek isterim ki telaş almış gidiyor, Cumhur İttifakı’nın hakikaten gümbür gümbür netice almaya yöneldiğini görünce o konuda ara açmaya yönelik beyhude çabaları görüyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Aman, aman, Allah bir yastıkta kocatsın; hatta birleşin yani.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – O konuda şunu ifade etmek isterim: Cumhur İttifakı, zorlama bir ittifak değil.

VELİ AĞBABA (Malatya) – İçinde biraz, hafif korku var, korku.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen sataşmayalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – 15 Temmuzda bütün milletin gönlünde oluşturduğu bir ittifaktır ve 15 Temmuz gecesi yaşanan bu ittifak, milletin hissiyatı, milletin talepleri, millet ve devlet kaynaşmasıyla güçlü ve büyük Türkiye öncülüğünde yeni bir dünya kurulmasına kadar inşallah ilanihaye devam edecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Allah bir yastıkta kocatsın sizi, hayırlı olsun.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Efendim, kayıtlara geçmesi açısından bir düzeltme yapmak istiyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili sinkaflı ifadelerden bahsettiler. Evet, arkadan yüksek sesle bir müdahale veya sert bir şekilde ifadeler söz konusu olmuş olabilir. Bunların doğruluğunu savunmuyoruz ancak sinkaflı bir ifade falan söz konusu değildir. Bunlar kayıtlara bu şekilde geçerse yanlış anlaşılmaya sebep olabilir. Bu hususu kabul etmediğimizi ifade ediyorum.

Kendi sıralarınızdaki arkadaşlarımızın da lütfen aynı şekilde aynı nezaketi göstermesini özellikle rica ediyorum.

BAŞKAN – Ben nezaketinize teşekkür ederim Sayın Bülbül.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, duyduğumuz ifadelerden sonra bu ifadeyi, o ifadeleri telafi eden ve geri çeken bir ifade olarak memnuniyetle duyduk. Aynı hassasiyeti biz de göstereceğiz.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Grup başkan vekillerinin gruplarının, partilerinin hukukunu koruyacak ehliyette ve yetenekte olduğuna, herkesin başlıca görevinin Meclisin saygınlığını korumak olduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, bütçe görüşmeleri gibi önemli bir görüşmeyi götürüyoruz. Her partinin çok değerli grup başkan vekilleri gruplarının, partilerinin hukukunu koruyacak ehliyette ve yetenekte. Dolayısıyla arkadaşlarımızın her birinin, grup başkan vekillerinin de bu sözlere cevap verme hakkının olduğunu bilerek ve Meclisi yönetirken de her zaman grup başkan vekillerine öncelik verdiğimizi bilerek hareket etmelerini ben özellikle rica ediyorum. Meclisimizin saygınlığını korumak hepimizin başlıca görevidir.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz sırası Afyonkarahisar Milletvekilimiz Sayın Mehmet Taytak’a aittir, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Taytak ama Başkanın elbette bir takdir hakkı olacaktır.

MHP GRUBU ADINA MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Denetçiliği Kurumu bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Konuşmama başlarken, Rize’de şehit olan Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralı 3 kardeşime şifalar diliyorum. Ayrıca, vefatının 43’üncü yıl dönümünde tarihçi, şair, yazar Hüseyin Nihal Atsız’ı rahmetle yâd ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Buradan CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel’e ve tüm dünyaya haykırıyorum: Milliyetçi Hareket Partisine kimse haddini bildiremez. Milliyetçi Hareket Partisi ne yapacağını bilir ve kimseden bu konuda emir almaz. (MHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İnşallah, inşallah! O tarafa doğru dönün, o tarafa doğru.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Kişiye hitap etmeyin canım.

BAŞKAN – Sayın Taytak, o konuyu kapattık ama. Siz devam edin lütfen.

Buyurun.

MEHMET TAYTAK (Devamla) – Kamu Denetçiliği Kurumu Anayasa’mızın 74’üncü maddesinde yer alan anayasal bir kurumdur. 6328 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesi gereğince, Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını, insan haklarına dayalı, adalet anlayışı içerisinde, hukuka ve hakkaniyetine uygunluk yönünden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlendirilmiş bir kurumdur.

Değerli milletvekilleri, Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin hizmet kalitesinin yükseltilmesine, iyi yönetim ilkelerinin yerleşmesine, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, hak arama kültürünün yaygınlaşmasına; şeffaf, hesap verebilir, insan odaklı bir idarenin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak kamuoyu denetimine önem veren ve Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulması gerektiğini ifade eden ilk siyasi partiyiz. Tarihimizden ve geleneğimizden gelen bu yapının sağlıklı biçimde ilerlemesi çok önemli bir alandır ve bunu biz takip ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, Kamu Denetçiliği Kurumu inceleme ve araştırmalarını şikâyet üzerine yapmaktadır. İdarenin işlem ve eylemleri ile tutum ve davranışı sonucu hak ve özgürlükleri veya menfaatleri ihlal edilen gerçek ve tüzel kişiler, kuruma başvuruda bulunabilmektedirler. Tüm bireyler yanında, sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar, şirketler başvuru hakkına sahiptir ve başvuruda bulunabilmek için bir ön şart yoktur. Kamu Denetçiliği Kurumu, uzlaşı yoluyla uzlaşmazlıkları çözüme kavuşturmaya çalışmakta, bireyin şikâyetinin haklı olduğunun tespit edilmesi hâlinde idarelere tavsiyede bulunmaktadır. Kurum, 2017 ve 2018 yıllarında çocuk tesliminde hak ihlallerinin önlenmesi, aile ara buluculuğu müessesesinin hayata geçirilmesi, sporda yaşanan hak ihlallerinin giderilmesi gibi birçok önemli tavsiye kararı almıştır.

Değerli milletvekilleri, Kamu Denetçiliği Kurumuna 2013 yılından itibaren toplam 57.739 şikâyet başvurusu yapılmıştır. Bu şikâyetlerin yüzde 93’ü sonuçlandırılmıştır. Yine 2017 yılında 245 tavsiye kararı ve 177 adet ise kısmen tavsiye, kısmen ret kararı verilmiştir. Tavsiye kararları dışında, 2017 ve 2018 yılları olmak üzere, toplam 3.930 başvuru dostane yollarla çözüme kavuşturulmuştur. Son iki yılı baz alırsak kurumun vermiş olduğu karar sayısı ise 1.172 olarak belirlenmiştir.

Elbette Kamu Denetçiliği Kurumunda eksiklikler vardır. Kurumun, idarenin işleyişiyle ilgili konularda resen harekete geçebileceğine dair bir yetkisi yoktur. Bu yetkinin kuruma verilmemiş olması kurumdan beklenen faydayı sağlayamaması açısından önemli bir eksikliktir. Verilen tavsiye kararları da mutlaka dikkate alınmalı, kararlara uyulup uyulmama konusunda idare içerisinde kimin karar vereceğine dair düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Kurum istatistiklerine göre kararlara uyum yüzde 65 düzeyindedir, bu oran artırılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ilave ediyorum Sayın Taytak.

MEHMET TAYTAK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, iş yükü her geçen gün artan kurumun görevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmesi için önem arz etmeyen, dayanaktan yoksun olan, önemli bir zarar konusu olmayan şikâyet başvuruları hakkında kabul edilmezlik kararları verilebilmelidir; bunun için de yasal dayanak gerekmektedir. Şikâyetlerin ara buluculuk yoluyla çözümlenmesi ve yerinde inceleme yapılabilmesi için düzenleme yapılması gerekmektedir.

Böyle önemli bir kurumun bütçesinin devletimize ve milletimize hayırlara vesile olmasını diliyorum, Genel Kurulu ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Taytak.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen, Bursa Milletvekilimiz Sayın Mustafa Hidayet Vahapoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz dokuz dakika Sayın Vahapoğlu.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi’nin Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Savunma Sanayii Başkanlığı ve Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye rahmet, yaralılara şifa, tüm Emniyet camiasına başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2937 sayılı Kanun’la kurulu bulunan Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığının 2014, 2017 ve 2018 yıllarında yapılan yasal değişikliklerle daha fonksiyonel hâle geldiği görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, anayasal düzenine ve millî gücünü meydana getiren bütün unsurlara karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında millî güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak ve istihbarata karşı koymak gibi devlet açısından hayati önemi sahip görevleri üstlenen bu kurumumuzun yöneticilerini, özellikle 2016’dan sonra yapılan düzenlemeler kapsamında kurumun kanununu muhafaza edebilmiş olmalarından dolayı kutluyorum. Zira, adı ne olursa olsun, kararnamelerle devlet çapında istihbarat hizmeti verilemez. Bunun yanında, özellikle 2003 yılında çıkarılan 4963 sayılı torba yasayla oluşan psikolojik harekât istihbaratı açığını giderici tedbirlerin alınmasının gerekliliğine inanmaktayız. Türkiye, 15 Temmuz darbe girişimini dünyaya henüz tam anlatamamışken bunun aksine, Türk kamuoyunun yabancı kaynaklı ve maksatlı yönlendirme operasyonlarına açık olduğunu ve örneklerini her gün görmekteyiz.

Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, 1933 yılında faaliyete geçen Yüksek Müdafaa Meclisi Umumi Kâtipliğinin devamıdır. Dünyadaki hemen her ülkede farklı isimlerle de olsa muadili kuruluşlar bulunmaktadır. Milletimizin çok boyutlu ve çeşitli tehditlerle karşı karşıya bırakılmak istendiği mevcut ortamda güvenlik konularının en üst düzeyde tartışıldığı anayasal bir kurum olan Millî Güvenlik Kurulumuzun sekretarya hizmetlerini yürüten Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kendisine verilen görevleri bugüne kadar layıkıyla yerine getirmiş müstesna bir kurumumuzdur. 12 Eylül cuntacılarının Millî Güvenlik Konseyiyle karıştırılan ve bu nedenle eleştiri oklarını üzerine çeken, hâlbuki Türkiye'nin millî güvenliği, dolayısıyla bekası için fevkalade önemli misyon üstlenmiş ve bunu, yüzünün akıyla yerine getirmiş bir kurumumuzdur. Bunun en bariz örneği, personelinin büyük çoğunluğunun siyasetüstü bir akılla hareket edecek nitelikte ve belli bir konuda uzmanlaşmış olarak Türkiye'nin millî güvenliğine ilişkin konularda ürettikleri çalışmalardır.

Ayrıca, 17-25 Aralık olayları ve 15 Temmuz darbe girişimi sonunda kamudan uzaklaştırılan personel sayısının diğer kurum ve kuruluşlarla mukayese edilemeyecek seviyede düşük olması da ayrı bir gösterge olması gerekir.

6 numaralı Kararname’yle yapılan sınırlamalar sonucunda, Genel Sekreterliğin, Millî Güvenlik Kurulunun aldığı kararları uygulanma durumunu, uygulamaların koordinasyonunu ve kontrolünü yaparak Sayın Cumhurbaşkanına sonuçlarını sunma imkânı ortadan kalkmıştır. Ayrıca, Millî Güvenlik Siyaset Belgesi’ni hazırlayacak bir kamu kurumunun mevzuatında, yabancı uzman çalıştırabileceğine dair hükmün bulunması, görev, yetki ve sorumlulukları budanan Genel Sekreterliğin kullanımına gizli hizmet ödeneği tahsis edilmesinin ise yeniden değerlendirildiğini düşünmekteyim.

Savunma sanayisi Türkiye gibi bir ülke için olmazsa olmaz sanayi dallarından biridir. Bu ihtiyaca binaen ülkemizde savunma sanayisi altyapısının tesisine ilişkin politikaların tespiti ve bu politikaları tatbik etme yetki ve sorumluluğuna sahip mekanizmaların oluşturulması amacıyla 1985 yılında Millî Savunma Bakanlığı bünyesinde Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı oluşturulmuştur. 1985 yılında savunma sanayisinin çatı kuruluşuna, yerinde bir kararla, ülkemizde savunma sanayisi altyapısının tesisine ilişkin politikaların tespiti ve bu politikaları tatbik etme yetki ve sorumluluğuna sahip mekanizmaların oluşturulması yetkisi verilirken 2018 yılında çıkarılan 7 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde söz konusu Başkanlığın stratejik bir görev ve yetkisinin olmadığı görülmektedir. “Savunma Sanayii Komitesinin görevleri” başlığı altında yer alan 6’ncı maddenin (a) fıkrasındaki “Savunma sanayiinin geliştirilmesi için tespit edilen genel strateji ve ilkeler istikametinde kararlar almak.” hükmünde belirtilen genel strateji ve ilkelerin kim veya hangi kurum ve kuruluş tarafından belirleneceği belli değildir. Dolayısıyla söz konusu Başkanlığın en önemli, hatta temel dayanağı olması gereken ayağı eksiktir. Başka bir mevzuatta da söz konusu genel strateji ve ilkeleri belirleyecek makam ve merci bulunmamaktadır. Bu eksikliğin süratle giderilmesi ve Sayın Cumhurbaşkanının başkanlığında görev yapacak olan Savunma Sanayii İcra Komitesinin görevleri arasına dâhil edilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde savunma sanayisi temel olarak Millî Savunma Bakanlığı Askerî Fabrikalar Genel Müdürlüğüne bağlı bakım, onarım fabrikalarından, tersanelerinden, kamu kurum ve kuruluşlarından, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfına bağlı kuruluşlardan ve özel firmalardan oluşmaktadır. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumuna bağlı Kırıkkale’deki barut, mühimmat, top, silah; Çankırı’daki hafif top namluları, Ankara’daki Gazi Fişek, MAKSAM gibi fabrikaların bir kısmının yüzde 20 kapasiteyle çalıştırıldığı ve eskiden Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu tarafından üretilmekte olan bazı parçaların ekonomik olmadığı gerekçesiyle üretiminin durdurulduğu, yetiştirilmek üzere yeni teknik personel alınmadığı ve emeklilik çağına gelmiş personelin topluca emeklilikleri hâlinde ciddi sıkıntıların oluşacağı, ayrıca tüm bu uygulamaların bir planın parçası olduğuna dair çirkin yorumlara sebebiyet verdiği göz ardı edilmemelidir. Bu tesislerimiz en üst kapasitede çalışacak hâle getirilmeli, gerekiyorsa teknolojisi yenilenmeli ve yeni personelle hem devamlılık sağlanmalı hem de geleceğe hazırlık yapılmalıdır.

Savunma sanayisinde faaliyet gösteren özel firmaların durumu ise içler acısıdır. Bu firmaların kuruluş izninin yanında, kişi güvenlik belgesi, tesis güvenlik belgesi, üretim izin belgesi gibi aksatıldığında tesislerin kapısına kilit vurduracak bürokratik uygulamalar, engeller yanında, yerli üretime kapı kapayan zihniyet ve yabancı firmaların nüfuzlu Türkiye temsilcileriyle boğuşma gibi zorluklarla karşı karşıya oldukları bilinmektedir. Savunma Sanayii Başkanlığı gibi belli bir birikime sahip kurumumuz varken güvenlik belgelerinin verilme yetkisinin Millî Savunma Bakanlığınca üstlenilmiş olması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir diğer konudur.

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfının bünyesinde bulunan ve üretimdeki başarılarıyla uluslararası savunma sanayisinde gerçek anlamda marka hâline gelen kuruluşlarımızın başarısı alkışlanacak düzeydedir ancak buna rağmen, savunma sanayisi araç, silah sistemlerinde kilit rol oynayan aviyonik, motor, uçuş kontrol, elektrik, elektronik gibi ana parçaların üretiminin tamamının yurt dışından tedarik ediliyor olması yurt dışına olan bağımlılığın ciddi oranda olduğunu göstermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Devamla) – Başkanım, çok kısa, izninizle…

BAŞKAN – Tabii, tabii.

Buyurun, bir dakika ilave ediyorum.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Devamla) – Bunun yanında, son yirmi yıldan bu yana TÜBİTAK ve Savunma Sanayii Başkanlığının sağladığı destek ve yatırımların karşılığı olan yüzde 100 seviyesinde millî bir ürün bulmak çok zordur. Bunun kök sebeplerinin araştırılmıyor ve buna uygun tedbirlerin hayata geçirilmiyor olması yanında, yabancı firmaların temsilciliğini yapan kişi ve kuruluşların bu alandaki etkisinin de araştırılması gerekmektedir. Çözümün, Bursa, Ankara, Eskişehir, İzmir, Kayseri, Elâzığ, Sivas, Gaziantep gibi illerimizdeki organize sanayi bölgelerinde yer alan millî kuruluşlarımızın desteklenmesinden geçtiği gün gibi ortadadır. Bu şehirlerimizdeki firmalar harekete geçirilmeli, entegre yapılar oluşturulmalı ve hedefler verilerek desteklenmelidir. Üretimde ve tedarikte millî üreticiye önem ve öncelik veren bir politika izlenmelidir. Unutulmasın ki “müttefikimiz” dediğimiz ve aynı ittifak içerisinde bulunduğumuz ülkelerin verdiği silahlarla Türkiye’ye karşı vekâlet savaşı yürütenlerle enerjimizi tüketiyor ve “Ne zaman yarı yolda bırakacaklar?” endişesi taşıyorsak savunma sanayimizi millîleştiremediğimiz içindir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

MUSTAFA HİDAYET VAHAPOĞLU (Bursa) – Gazi Meclise saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Hasan Kalyoncu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA HASAN KALYONCU (İzmir) – Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Rize’deki olayda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum ve vefatının 43’üncü yılında Atsız Ata’yı rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; insanlığın her döneminde din, sosyal, kültürel, iktisadi, siyasi ve benzeri alanlarda varlığını hissettirmektedir. Toplumların değişim süreçlerinde din, insanlara belli birtakım değerler ve semboller sistemi vererek bir zihniyet kazandırması dolayısıyla merkezî konumdadır. Sosyal hayatın merkezinde yer alan din ile ilgili hususların yürütülmesi ve belli bir disiplin altına alınması konusunda her toplumda kuruluşlara ihtiyaç duyulmaktadır. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk geleneği koruyarak toplumumuzun büyük çoğunluğunun İslam dinine mensup olmaları sebebiyle din işlerini toplumun ihtiyaç duyduğu bir kamu hizmeti olarak değerlendirmiş ve 3 Mart 1924 tarihinde Diyanet İşleri Reisliğini kurmuştur.

Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek olarak belirlenmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı bugün doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak hizmet vermektedir.

Peşinen şunu belirtelim ki kahir çoğunluğu Müslüman olan ülkemizde din işlerinin cemaat ve benzeri yapılara bırakılmasının yerine Diyanet eliyle yürütülmesini doğru ve laiklik ilkesiyle uyumlu buluyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığının din hizmetleriyle ilgili faaliyetleri karşısında farklı kişisel özellik, temayül, düşünce ve anlayışlarda insanlar vardır. Bu bakımdan Diyanet, din hizmetleri yerine kamu hizmeti sunduğunun bilinciyle hareket etmeli ve faaliyetleriyle toplumsal bütünleşmeye katkı sağlamalıdır.

Başkanlık, gerek iç işleyişinde gerekse üstlendiği hizmetleri yürütürken siyasi etki altında olmamalıdır. Başkanlık, atama ve diğer idari tasarruflarını objektif ölçüler ve liyakat üzerinden yapmalı, siyasi otoritenin talimatlarına göre hareket etmemelidir. Bu durumun önlenmesi için Diyanet günlük siyasetin dışında tutulmalıdır. Camilerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş dernek ve vakıfların bazılarının bu amaçtan saptığı ve âdeta rant ve statü aracı olarak kullanıldığı ve farklı grupların bu alanı işgal ettiği görülmekte, bu durumun bir an önce kontrol altına alınması da gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, cemaatler konusunda uyanık olmak gerektiğini 15 Temmuz 2016 tarihindeki ihanet hepimize göstermiş olmalıdır. Bugün bütün milletin hain bildiği FETÖ dün itibarıyla din kamuflajıyla bu durumu sağlamıştır. Bu da kişilerin, ihtiyaç duydukları dinî bilgi ve görüşleri, ilmî kaynaklara dayanan, liyakati tartışılmayacak din bilginlerinden edinebilmesi gerekliliğini önümüze sermektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı kamuoyunda tartışılan güncel dinî meselelerde ehil olmayan kişi ve çevrelerin görüş ve müdahalelerine fırsat vermeden toplumu bilgilendirmelidir. Unutulmasın ki inanç sistemi olan din aynı zamanda bir bilgi setidir. Müminler inandıkları dinin temel ilke ve uygulamalarını bilmek zorundadır. Diyanet bu alanı ihmal edince irşat işini yetkinliği belirsiz kişi ve gruplar keyifle üstlenmektedir. Bu fasıl ise hem dinin hem edebin hem de hukukun dışına taşan unsurlar içermektedir. Hoca Ahmet Yesevi anlayışı ve aklı önemseyen Mâtürîdî itikadı Türk’ün Müslümanlığında mihenk taşıdır. Onun için Diyanetin hizmet politikasında bu ölçüt korunmalıdır. İmam Mâtürîdî bilgi felsefesinde akla verdiği önemle bilinmektedir, insanın aklı kullanmasına engel olan her şeyin şeytanın işi olduğunu söylemektedir. Ona göre, şeytan kişiyi aklın nimetlerinden mahrum bırakır, Peygamber’den gelen bilginin de akla rehberlik etmesini ister. Ancak taklide dayalı bir imanın eksik olduğunu ve sağlam bir imanın aklın derinlerine dayanması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz.

Diyanet, personel aracılığıyla camiler ile avluların temizliği ve mekânların temizliği sağlanırken cami cemaatinin zihinlerinin de kirletilmesinin engellenmesiyle mükelleftir.

Başkanlık, hizmetleri çerçevesinde yurt dışında yaşayan vatandaş ve soydaşlarımızın dinlerini ve kimliklerini muhafaza edebilmeleri için azami çabayı göstermelidir.

Partimizin 1970’li yıllardan beri programında yer alan temel öğretim ve ortaöğretim öğrencileri için Kur’an-ı Kerim dersleri nihayet okullara girmiştir; maalesef seçmeli ders olması hasebiyle beklenen faydaya henüz ulaşılamamıştır. Bunun sebebinin yeterli öğretmenin olmadığı ve lise girişlerinde, üniversite girişlerinde öğrencilerin kaygılarının yüksek olması olduğu ifade edilmektedir. Bu konularda Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığının koordineli çalışması gerekmektedir.

Diyanet İşleri Başkanı ve personeli, millî değerlerimiz ve başta Atatürk olmak üzere cumhuriyetimizin kurucuları ve kuruluş ilkeleriyle kavgalı, bunları her fırsatta kötüleyen kişi ve kurumlarla kuracakları ilişkilere dikkat etmelidir. Türk’e, Atatürk’e, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’a hakaret eden adını burada anmayacağım fesli bir meczuba yapılan ve Başkanlık tarafından resmen duyurulan ziyaretin izahı yoktur, kabul edilir bir hareket değildir. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Milliyetçi Hareket Partisi, AK PARTİ, 15 Temmuz ihanetinin ardından Yenikapı ruhu çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin yerleşmesini sağlamak üzere “Cumhur İttifakı” adı altında iş birliği yapmaktadır. Bunun temel ilkeleri 4 Mayıs 2018 tarihli protokolle millete açıklanmış bulunmaktadır. Bu önemli belgenin Atatürk’ün muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma direktifi ile ata yadigârı İlayıkelimetullah idealine yaptığı göndermeler, yürütmenin siyasi ve bürokratik aktörleri tarafından doğru anlaşılmalıdır. Din hizmetlerindeki yetersizlikten beslenen denetimsiz dinî görünümlü yapılar, Türkiye’yi zayıflatarak uluslararası operasyonlara açık hâle getirmeye hizmet edebilmektedir.

Ayrıca, komisyonda bulunan 4/B’li sözleşmeli personel ile vekil imam hatip, müezzin kayyum ve fahri Kur'an kursu öğreticilerinin kadroya geçirilmesi partimizin teklifi ve din görevlilerinin 3600 ek gösterge talebi bekletilmemelidir. Diyanet personelinin görevde yükselmesinde adalet, liyakat ve tecrübeye değer verilmesi ve siyasi değerlendirmelere dayalı mülakatların olmaması gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, bunların yanında, çevrenin korunmasında da İslam dini önemli öğütler sunmaktadır. Mealen “Tartıda ölçüyü kaçırmayın.” ayeti sadece alışverişte tartma işlemini içine almaz, bunun yanında, sosyal hayatla, çevreyle ve doğayla olan ilişkileri de içine almaktadır. Kur'an’da, hadiste ve İslam usul ve esaslarında çevre ve doğa emanettir ve emanete sahip olunması gerekmektedir. İslam dininin çevreye ve doğaya verdiği önem iyi işlenirse hem doğa ve çevre korunacak hem de doğa ve çevre kullanılarak ülke bütünlüğüne, rejime ve millete karşı çevreyi bahane ederek yapılacak olan faaliyetlerin önüne geçilebilecektir. İslam dininde temizlik, hayvanlara ve bitkilere verilen değerlerle ilgili tarihte İslam devletlerinin birçok uygulamasına rastlanabilirken eski Türklerde bitki ve hayvanlara kutsiyet atfedildiğine dair kaynaklarda birçok bilgi mevcuttur. Peygamber Efendimiz’in Medine’de koruma altına aldığı hurmalık, tarihte ilk korunan doğal alan ve millî park durumundadır. Bu sebeplerle din öğretisinin tam manasıyla yapılması, insanlarımızın inanç değerlerini ve sistemi tam olarak öğrenmesini sağlayacak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kalyoncu, bir dakika ekliyorum.

HASAN KALYONCU (Devamla) - …hem de kaybedilen toplumsal değerin geri kazanımını kolaylaştıracaktır. Din öğretimi konusunda Millî Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında iş birliği yapılması oldukça önemlidir. Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi dolayısıyla dile getirdiğimiz bu kaygılar, inanmış Türk insanının samimi duygularını açığa vurmasıdır. Dikkate alınması kutlu dinimiz, mübarek vatanımız ebet müddet devletimiz ve yüce milletimizin yararına olacaktık.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kalyoncu.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına son söz, Samsun Milletvekilimiz Sayın Erhan Usta’ya aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Usta, süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve sizleri saygıyla selamlarım.

Türkiye 16 Nisan referandumuyla bir sistem değişikliğine gitmiş, 24 Haziran seçimlerinden sonra da Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi yürürlüğe girmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, bu yeni sistem değişikliğinde sürecin başından itibaren sorumluluk üstlendik. Bundan sonra da yeni sistemin bütün kurum ve kurallarıyla işletilmesi açısından da bu sorumluluğu üstlenmeye devam edeceğimizi deklare ettik. Ben bu cümleden olmak üzere, bu sorumluluk anlayışı bağlamında, bugün sistemde eksik gördüğüm bir hususu ifade etmek istiyorum. Şimdi, Türkiye’nin iktisadi, sosyal, bölgesel sorunlarını tespit eden, politikalarını ortaya koyan, bu konularda projeksiyon üreten, bu anlamda hükûmete danışmanlık yapan veya Cumhurbaşkanlığı kabinesinde danışmanlık yapan, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan, kaynak tahsisini yapan, Türkiye’nin resmine, ezcümle olarak Türkiye resmine bir bütün olarak bakan bir kurum var mı? Bir sistemde böyle bir kurumun olması lazım. Maalesef böyle bir kurum yok veya böyle bir kurum kalmadı. Daha önceden bu fonksiyonları üstlenen, bu işlemleri yapmaya çalışan Devlet Planlama Teşkilatı diye bir kurum vardı, biliyorsunuz. 1960 yılında merhum Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş tarafından kurulmuş olan Devlet Planlama Teşkilatı uzun yıllar bu fonksiyonu yerine getirmeye çalıştı. Nitelikli uzmanlarıyla, dünya ölçeğinde, dünya standardında iş yapış tarzıyla, hoşgörü ortamıyla, siyasallaşmamış ortamıyla her fikirden insanın çok rahatça birbiriyle çalışabildiği, anlaşabildiği bir kurumdu Devlet Planlama Teşkilatı; bir okuldu aynı zamanda. Ne için bir okuldu? Bürokrasi için bir okuldu, siyaset için bir okuldu, hatta iş dünyası için bir okuldu. Birçok kurum Devlet Planlama Teşkilatının bünyesinden çıkmıştır, bugünkü kurumlar dahi. Son zamanlarında bizim yetiştiğimiz… Ben de, tabii, bu kurumun eski bir mensubuyum, yirmi altı yıl hizmet ettim bu kurumda. Mesela TİKA, mesela Avrupa Birliği Bakanlığı, Serbest Bölgeler, Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü, Ulusal Ajans gibi birçok kurumu da kendi bünyesinden çıkarmış, hakikaten okul niteliğinde bir kurumdu. Bu kurum, tabii, Türkiye için hem hedef koyma anlamında hem politika belirleme anlamında hem de projeksiyon yapma anlamında kısa, orta ve uzun dönem bir bakışa sahip bir kurum. Şimdi, Türkiye’nin, dolayısıyla bütün kaynak ve ihtiyacını aynı anda gören bir kurum ihtiyacı bu sistemde var, bu ihtiyacın da karşılanması lazım. Tabii, ben bu konuşmayı niye bu Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesinde yapıyorum? Çünkü Devlet Planlama Teşkilatı mirasını bir anlamda devralan -keşke Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı konuşmamızı dinleyebilseydi- ama tam olarak… Eksiklerini birazdan ifade edeceğim şekilde eğer bir yapılandırma yapılırsa bu ihtiyaçların hepsi tekrar karşılanabilir.

Şimdi, bütün kaynak ve ihtiyaçlar… Arkadaşlar, bunu sadece ekonomik olarak düşünmeyin; eğitim sistemi, eğitim sistemi ile istihdam sistemi arasındaki ilişki, çalışma hayatı, kültür, efendim, yani, kütüphanecilik dâhil her türlü uzmanın, mühendisin aynı anda çalıştığı bir kurum Devlet Planlama Teşkilatı. Şu anda bizim sistemde eksik olan kurum böyle bir kurum dolayısıyla bu ihtiyacın mutlak suretle karşılanması gerekiyor.

Şimdi, bunu biraz daha somutlaştırmak anlamında, biraz daha çalıştığım konular olması itibarıyla bir alt detayına geleyim Devlet Planlama Teşkilatının yapacağı işler anlamında. Makroekonomi yönetimi anlamında bugün bir kurum ihtiyacı var mı, yok mu? Bakın, Strateji ve Bütçe Başkanlığı bütçesini konuşuyoruz, eski Planlamanın bütçesi, bugün sabahtan beri hiç kimse mesela makroekonomi konusunda konuşmadı. İşin kötüsü ben de konuşmayacağım çünkü bugün artık Strateji ve Bütçe Başkanlığı dediğiniz zaman akla makroekonomi gelmiyor çünkü en son orta vadeli programı yaparken bu orta vadeli programın dengelerinin çatılmasında -eğer vaktim kalırsa bunların ne demek olduğunu birazdan ifade ederim- bu kurumun ne kadar katkısı oldu, ne kadar öne çıktı, bütçe tartışmalarında bu kurum ne kadar yer aldı, bu kurumun başkanı bugün burada mı, bizi dinliyor mu ben bunu bilmiyorum; yok tabii ki, o yüzden hiç kimse makroekonomi konuşmadı. Makroekonomiyi konuşmadan nasıl bu ülkenin kaynak tahsisini yapacağız, bu ülkeyi 2053, 2071 hedeflerine götüreceğiz? Dolayısıyla, özellikle bu eksikliği, Milliyetçi Hareket Partisi olarak başından itibaren aldığımız sorumluluk çerçevesinde, bugün burada vurgulamayı o yüzden istedim.

Şimdi, tabii, makroekonomi diyoruz, belki çok da iyi anlaşılmıyor, tabii, herkesin konusu değil. Şimdi, makroekonomi dediğimiz konunun içerisinde ne var, biliyor musunuz? Bir defa, maliye politikası var yani Maliye Bakanlığının temel olarak çalışma alanı olan gelir ve harcama politikaları var; para politikası var, enflasyon, kur yani daha çok, Merkez Bankasının sorumluluk alanındaki işler var; ödemeler dengesi var, ithalat ihracat -hem mal anlamında hem hizmet anlamında- ve bunun finansmanı var yani Türkiye’ye fon getirilmesi, sermaye getirilmesi, doğrudan yabancı sermaye dediğimiz bütün unsurlar bunun içerisinde; iş gücü piyasası, istihdam piyasası ve ücret dengesi, ücret politikası var makroekonomik politikanın altında; finansal sektör var, bankacılık, sigortacılık ve borçlanma politikası var.

Şimdi, saydığım bütün bu unsurları tek bir kurumun, tek bir bakanlığın yapması diye bir şey söz konusu olabilir mi? Olmaz. İşte, bu, aslında, devlet dediğimiz organın önemli bir kısmını teşkil ediyor. Burada demek ki kurumlar arasında etkili bir organizasyonun, bir koordinasyonun yapılması lazım. Şimdi, bugünkü sistem içerisinde… Bunu, arkadaşlar, kişilerden bağımsız olarak konuşuyorum ama bugün yeni kurduğumuz ve işte başladığımız… Başladığımız her şey de yarın bir gün gelenek olarak karşımıza çıkacak. Baştan bir şeyi yanlış kurduğumuz zaman sonunun doğru gelmesi de çok fazla mümkün olmayabilir.

Bugün makroekonomi politika dediğim, az önce saydığım o bütün unsurları yönetmeye çalışan Hazine ve Maliye Bakanlığı var. Fakat Hazine ve Maliye Bakanlığının sorumluluk alanı -bakın kanuna- bu saydığım unsurların 6-7 tanesinden sadece 1 tanesi. Yani kurumsal olarak 1 tanesinden sorumlu olacaksınız ancak bakan olarak bütün bu fonksiyonları koordine etmeye çalışacaksınız. Böyle bir şey mümkün değil, dünyada böyle bir uygulama yok zaten. O yüzden yeni sistem içerisinde… Ha, burada ne var, tabii bu unsurlar içerisinde veya Maliye Bakanlığı… Yani şimdi eğer “Hazine ve Maliye Bakanı bu sorumluluğu üstlenir.” dersek efendim planlama ve kaynak tahsisini aynı kişi veya kurum yapacak, efendim uygulama büyük ölçüde aynı kişi ve kurum üzerinde olacak, bunların denetlenmesi anlamına gelecek -işte BDDK, SPK oralara bağlı, Kamu İhale Kurumu oraya bağlı- işleri de aynı kişi veya kurumun yapması… Böyle bir şey düşünülemez. Bu, dünyadaki bütün gidişata ters bir durumdur. Dolayısıyla burada, sistemde eksik olan bu şeyin düzeltilmesi lazım.

Benim önerim: Esas unsur olarak Strateji ve Bütçe Başkanlığı -birazdan ona ilişkin birkaç husus daha dile getireceğim- bu unsurlardan bir tanesi olacak, Hazine ve Maliye Bakanlığı elbette en güçlü unsurlardan bir tanesi olacak -eskiden Hazine ayrıydı, şimdi bitişik, o olabilir, buna herhangi bir itirazımız yok- ancak hem bunları hem de bunun yanında yeri geldiğinde Ticaret Bakanlığı, yeri geldiğinde Çalışma Bakanlığı, yeri geldiğinde diğer bakanlıkları, hatta sosyal konuları da içeren bakanlıkları koordine edecek, bütün bu işlerden sorumlu bir Cumhurbaşkanı yardımcısı olması gerekir diye düşünüyorum. Yani makroekonomi yönetimini yapacak, az önce söylediğimiz konularla donanımlı bir Cumhurbaşkanı yardımcılığı çerçevesinde ancak bu iş yapılırsa sağlıklı bir iş yapılmış olur diye düşünüyorum. Tabii, bunun sekretaryasını yapacak altındaki kurum, kendine bağlı bu işleri, teknik koordinasyonu yapacak kurum Strateji ve Bütçe Başkanlığı olacaktır tabiatıyla. Bu anlamda Strateji ve Bütçe Başkanlığı kendisini sadece bütçeyi yapmak, bütçenin bazı dengelerini çatmakla görevli saymamalı. Bu anlamda teknik koordinasyon görevini tam olarak üstlenmesi lazım ve Cumhurbaşkanına ve onun kabinesine etkili bir danışmanlık hizmetini de bu kurum verecektir. Danışmansız bir iş olmaz, yani kurumsal danışmanlık olmalı. Herhangi bir sorumluluğu olmayan kişilerin danışmanlığıyla makroekonomi yönetimi olmaz, kurumsal bir danışmanlık bu anlamda olmalıdır. Devlet Planlama Teşkilatı misyonu, dolayısıyla ezcümle olarak yeniden bugünün şartlarında şekillendirilmeli, bu misyonu üstlenecek bir Strateji ve Bütçe Başkanlığı olmalı.

Strateji ve Bütçe Başkanı ile ben bu konuyu konuştum. “Biz yeni bir kurumuz.” diyor, Devlet Planlama Teşkilatının mirasını almaktan bile kaçınıyor. Bu kötü bir miras değil, bu itibarlı bir miras arkadaşlar. Bu miras sizin misyonunuzu da belli eder. Zaten daha sonra kanunda yapılan bir düzeltmeyle “Planlamaya yapılmış bütün atıflar Strateji Bütçe Başkanlığına yapılmış sayılır.” denildi, dolayısıyla Sayın Başkanın o sözünün de çok fazla bir kıymeti kalmadı.

Şimdi, tabii bunu yaparken bu kurumu bir vesayet altına da almamak lazım. 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni açıp okuyun; görevleriyle ilgili yerde 18 defa “Hazine ve Maliye Bakanlığıyla birlikte” diye geçiyor. Böyle bir şey yok. Eskiden de Devlet Planlama Teşkilatı vardı, bütün kurumlarla birlikte çalışırdı ama hiçbir başka kurumun ismi zikredilmezdi. Bunu kanuna yazmakla olmuyor, bunlar uygulamayla oluyor, bu koordinasyonun yapılmasıyla oluyor. Bunun da bir yanlışlık olduğunu ben buradan ifade etmek istiyorum.

Şimdi, bu anlamda, hemen yeri gelmişken bu kurumun da aslında yapması gereken işlerden bir tanesi de, Türkiye genelinde yapmamız gereken işlerden bir tanesi de bu hesap verme, raporlama ve şeffaflık konusunda ciddi eksikliğimiz olduğunu düşünüyorum. Şimdi, mesela, dün Sayın Maliye Bakanının konuşmasını izledik; yani konuşma…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Usta, devam edin…

ERHAN USTA (Devamla) – …tabloların konuşturulmasından ibaret bir konuşmaydı maalesef. Burada hâlbuki biz, Maliye Bakanımızdan bütçe analizini, ekonominin genel bir analizini, analiz anlamında analitik bir şeyi görmek isterdik; şu rakam bu kadar, bu rakam bu kadar şeklinde bir şeyin olmaması lazım.

Şimdi, analiz eksikliği giderek hissediliyor, yani ülkede bir analiz eksikliği var. Analiz yapmaya yeteri kadar imkân veren doküman da maalesef üretilmiyor. Bakın, ben 1989 yılında Planlamaya girdiğimde biz -çok teknik olacak ama bu, önemli bir örnektir- KDV oranları bazında vergi tahsilatlarını bilirdik yani yüzde 1’den ne kadar, yüzde 8’den ne kadar, yüzde 18’den ne kadar. 1989’da olan bu bilgi bugün yok maalesef veya küçük örnekler olsun diye söylüyorum. 2011 yılından itibaren benim teknik koordinasyon olarak çıkarmaya başladığım şu doküman faydalı bir dokümandır, mali hedefler dokümanıdır. Orta vadeli programın bir kısım detaylarını… Bu sene bu doküman çıkartılmıyor. Dolayısıyla, bunları yani raporlamayı daha fazla yapmamız gerekirken kısırlaştırıyoruz. Bence bunun Türkiye'de bir sıkıntı olduğunu ifade etmek istiyorum. Benim söyleyecek çok sözüm vardı ama belki fırsat olursa daha sonra ifade ederiz. Çok kısa, belki On birinci plan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ben ilave ederim, merak etmeyin.

ERHAN USTA (Devamla) – Lütfen Sayın Başkanım, istismar etmek istemiyorum.

BAŞKAN – Devam edin.

ERHAN USTA (Devamla) – Şimdi, Onuncu Plan’ın son yılını, 2018’i yaşıyoruz. Tabii, bununla ilgili kamuoyuna bir açıklama yapılması lazım. Yani, tabii, şimdi Cumhur İttifakı var, bir kısım şeyleri söylerken çok daha dikkatli olmak durumundayız ama 2018 yılı hedefleriyle, beş yıl önce koyduğumuz hedefler ile bu yıl yine Hükûmetin kendisinin söylediği orta vadeli programdaki 2018 rakamlarının bir mukayese edilmesi lazım. Asgari sapma yüzde 50. Dolayısıyla, bunun kamuoyuna bir analizinin yapılması lazım. Yani bu bir teknik hata mıdır? Teknik koordinasyonu yapan, o hedefleri koyan ekibin başındaki bir bürokrat olarak belki de benim suçum vardı yani suçlanmak istiyorum bu anlamda eğer bizim suçumuz varsa. Teknik bir hata mı vardı, siyasi bir eksiklik mi var veya dünyada birtakım olaylar meydana geldi, Türkiye'de olaylar meydana geldi onlardan mı kaynaklanıyor? Bunları bir söylememiz lazım. Türkiye’nin hâlâ 2019 yılında 2008 yılındaki nominal dolar cinsinden millî gelirin altında bir millî geliri varsa bunun hesabını birilerinin vermesi lazım, bunun konuşulması lazım Türkiye'de. Bunu illa ki şey anlamında söylemiyorum.

Dolayısıyla, örnek olsun diye söylüyorum. On birinci plan çalışmasının mayıs, haziran ayında yapılması lazımdı, bu Meclisten geçmesi lazımdı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Usta.

ERHAN USTA (Devamla) – Geçmeyebilir çünkü Türkiye'nin ortamı çok iyi bir ortam değil, geçmeyebilir ama geçmiş yıllarda da oldu, bununla ilgili bir geçiş kanununun yapılması lazımdı veya bununla ilgili Hükûmet tarafından bir şeyin deklare edilmesi lazımdı. Bunların yapılmadığını ben üzülerek görüyorum ve ifade etmek istiyorum. Bu anlamda eğer bunları yaparsak Türkiye Cumhuriyeti devletini 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine çok daha sağlıklı bir şekilde götürebileceğimizi düşünüyorum. Dolayısıyla, ben de Cumhur İttifakı’nın bir parçası olarak veya bu yeni yönetimin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesini sağlama amacına matuf olarak bu uyarıları yapmak durumunda hissettim kendimi.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Usta, teşekkürler.

Tabii, Sayın Usta kamu maliyesinde çok yetkin bir isim, çok önemli görevlerde bulundu. Ben de konuşmasını dikkatlice dinledim, çok yapıcı, son derece isabetli tahlilleri var. Bunların değerlendirilmesine ihtiyaç olduğu da açık.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisinin konuşmacılarının konuşmaları tamamlanmıştır.

Şimdi bir iki arkadaşımıza 60’a göre söz verip ondan sonra kısa bir ara vereceğim.

Sayın Beko...

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

42.- İzmir Milletvekili Kani Beko’nun, İzmir ilinin en büyük toplu taşıma aracı olan İZBAN’da çalışan işçilerin greve çıkması nedeniyle yaşanan mağduriyete yönelik olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanını göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

KANİ BEKO (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulaştırma Bakanını göreve davet ediyorum. İzmir’de İZBAN AŞ ile DEMİRYOL-İŞ Sendikası arasında bir süredir devam eden toplu sözleşme görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını biliyoruz. Bu nedenle iki günden bu yana İzmir’de en büyük toplu taşıma aracı olan İZBAN’da çalışan işçiler greve çıkmışlardır. Grevin galibi olmaz. İşçilerin yarısı açlık sınırının altında, yarısı ise yoksulluk sınırının altında çalışırken bir an önce işçilerin ekonomik, demokratik, siyasi, sosyal ve sendikal taleplerinin yerine getirilmesi sağlanmalıdır. Günde 500 bine yakın insan sabah evinden çıktığında işine gidememekte, akşam evine dönememektedir. Yüzlerce öğrencimiz okula gitmekte zorlanıyorlar. Aynı şekilde, hastalar hastaneye gidemiyorlar, üstelik kışın en soğuk günlerindeyiz, özellikle yaşlılar ve hastalar için bu durum kabul edilebilir değildir. Bu durum çözüme kavuşturulmalı, insanların seyahat...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kara...

43.- Konya Milletvekili Esin Kara’nın, 11 Aralık Hüseyin Nihal Atsız’ı ölümünün 43’üncü yıl dönümünde rahmetle andığına ilişkin açıklaması

ESİN KARA (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 11 Aralık 2018. “Yüzde yüz Türk olduğun gün cihan senindir. Türk milleti üç bin yıldan beridir vardır. Onun var oluşu, büyüklüğü, gücü, tarihe damgasını vuruşu yalnız millî karakteriyle mümkün olabilmiştir. Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur." diyen vaktiyle bir Atsız varmış. Ölümünün 43’üncü yıl dönümünde Hüseyin Nihal Atsız’ı saygı rahmet ve minnetle anıyorum. Mekânı cennet olsun.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba burada mı? Yok.

Sayın Tutdere, bir sel problemi oldu galiba, siz herhâlde onu dile getireceksiniz.

Buyurun, Sayın Tutdere.

44.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere’nin, Adıyaman ilinde yoğun yağış nedeniyle sel ve taşkın felaketi yaşandığına, Adıyaman Valiliği ile AFAD yetkililerinin gerekli yardımları yapmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün özellikle Adıyaman’da Yaylakonak beldemiz başta olmak üzere, ilimizin çeşitli bölgelerinde yoğun yağış nedeniyle sel ve taşkın felaketi yaşanmıştır. Balyan beldemizin Çat Deresi Mahallesi’nde bir ev zarar görmüş, bütün yollar ve köprüler sel nedeniyle tahrip olmuştur.

Ben buradan bütün Balyan halkına ve Adıyaman halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Adıyaman Valiliğinin ve AFAD yetkililerinin de görevlerinin gereği olarak gerekli yardımları yapmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Adıyaman ilinde yaşanan sel felaketi nedeniyle Adıyamanlılara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Ben de Adıyamanlılara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Değerli milletvekilleri, Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 18.48

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Rümeysa KADAK (İstanbul)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Değerli milletvekilleri, Rize’de rahmetli olan Emniyet Müdürümüzle ilgili bir söz talebi var.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Erzurum Milletvekili Selami Altınok’un, Rize Emniyet Müdürlüğünde polis memuru tarafından vurularak şehit edilen Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

SELAMİ ALTINOK (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün malumunuz Rize’de çok üzücü bir olay meydana geldi. Rize Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi, İstanbul’da benim Emniyet Müdürü olduğum dönemde Üsküdar Emniyet Müdürümdü beraber çalıştığım; Genel Müdür olduğumuz dönemde de yine Rize Emniyet Müdürü olarak beraber çalıştık; çok kahraman ve yiğit bir evlattı. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, çocuklarına başsağlığı diliyorum. Emniyet teşkilatımızın başı sağ olsun. Bu kahraman yiğitlerimiz var olduğu müddetçe memleketimizin, milletimizin birliği, dirliğine hiçbir zaman bir sıkıntı ve halel gelmeyecektir. Kendisine rahmet diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Biz de teşekkür ederiz.

Biz de bu üzücü olayı öğrendik. Biz de tekrar başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ Grubunun konuşmalarına başlamadan önce iki değerli partimiz mensuplarına söz vereceğim.

İlk söz Saadet Partisi adına Sayın Cihangir İslam’a ait.

Buyurun Sayın İslam.

Saadet Partisinin bütçeyle ilgili görüşlerini tutanaklara geçirmeniz amacıyla sizi dinliyoruz.

46.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, TOKİ inşaatında çalışan ve uzun süredir ücretlerini alamayan işçilerin inşaatın çatısına çıkarak intihar girişiminde bulunduğuna, AK PARTİ milletvekillerinin empati yapmasını sağlamaya çalıştığına, herkesin güvencesi için hem Meclisin hem de yargının hukukun üstünlüğünü tesis etmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Mamak’ta iki yıldır taşerondan maaşlarını alamamaları dolayısıyla eylemde bulunan işçilerden 3’ünün çatıya, dama çıktığını öğrendik yani daha vahim bir hâl almış olay.

Çok değerli arkadaşlar, her hâlde, bugün çevremize bakarsak inşaat işçilerinin, aldıkları parayı en çok hak eden, helal para kazanan bir kesim olduğunu görüyoruz ama taşeron sisteminin bu zulmüne seyirci kalmamalı ve bir an önce bu olaylara el koymalıyız.

Değerli arkadaşlar, bugün bir haber dikkatimi çekti. Malum, iktidarın borazanlığını yapan havuz medyasının bir -televizyonu- haber kanalının sunucusu aynen şöyle diyor: “Gezi’ye katılanların başları kesilmelidir.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın İslam, buyurun.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Gezi olayına katılırsınız katılmazsınız, bu başka bir hadise ama bir sunucunun çıkıp insanların kafasını kesmekle, başlarını kesmekle tehdit etmesi, savcıların asıl harekete geçmesini gerektiren fiillerden bir tanesidir. Benim bu sisteme ve sizlere naçizane önerim, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsünden konuşulanları değil de bunları yargının konusu yapmak yönünde olacaktır ama bunlara ne yazık ki siz değerli arkadaşlarımın da herhangi bir tepkisini göremiyoruz.

Değerli arkadaşlar, hukukun üstünlüğü bugün Türkiye'nin ana meselesidir. İşte, geldiğimiz noktada, bakıyorsunuz, bu televizyon sunucusunu bu şekilde konuşturan ortam aslında taşların bağlanıp -nasıl anlatayım, hani kaba da konuşmak istemiyorum ama çok meşhur bir söz vardır, yani ekalibin diyelim- ekalibin salındığı bir ortamdır. Bu, neticede herkesi vurabilecek bir ortamdır.

Çok değerli arkadaşlar, bu tip konuşmalarımızı, bizim empati çağrılarımızı siz bazen bir tehdit olarak değerlendiriyorsunuz; mümkün değil. Yani tehdit hem dilimiz değil hem de bizim, özellikle benim bulunduğum konum sizleri tehdit edebilecek bir konum değil. Yapmak istediğim tek şey şu: Empati yapınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Yani böyle bir hukuk sisteminin iktidarı kaybettiğinizde size uygulandığını ve bütün savunma haklarınızın âdeta elinizden alındığını düşünün. Sadece bir empati çağrısıdır bu yapmaya çalıştığımız. Bu, kadim sorunumuzdu ve vesayet devam ettiği sürece hukukun üstünlüğü problemi bu ülkede devam edecektir arkadaşlar.

“Neden bize konuşuyorsunuz?” diyorsunuz. Size konuşuyoruz çünkü iktidardasınız, bu iktidarı, bu düzeni destekliyorsunuz ve inanın şuna: Herhangi bir cümlemiz veya kelimemiz sizin zatınıza değil; sizin fiillerinize, sizin bu desteğinize, sizin sözlerinize, zaman zaman hakaretleri sahiplenmenize. Bunlardan vazgeçtiğiniz zaman elbette ki muhatabımız siz olmayacaksınız. Ama siz de şunu hissediyorsunuz ki sizler de güvende değilsiniz bu sistem altında. Neden? Çünkü görüş alanı dışındasınız yani kalıcı bir emniyet hissine sahip değilsiniz. Bizler hedefteyiz, sizlerin hedefte olmamanızın nedeni, sadece ve sadece bazı söylemek istediklerinizi içinizde tutmanız ama söylemek istediklerinizi söylediğinizde siz de biliyorsunuz ki hemen görüş alanına gireceksiniz ve bize yapılan veya işte haberlerde şahit olduğumuz insanlara yapılan şeylerin aynısı size de yapılabilecektir. Mesela, görevden alınan Sayın Balıkesir Belediye Başkanını ben size bir örnek olarak takdim edebilirim.

Ben buradan değerli hukukçulara ve özellikle yargıçlara da bir çağrıda bulunmak istiyorum. Hukukun üstünlüğünü bu ülkede yeniden inşa edecek çok önemli bir kurumdur yargı kurumumuz ve hepimizin…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın İslam.

Bir dakika daha ilave ediyorum.

Buyurun.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Teşekkürler.

…hem yasama Meclisimizin hem de yargı organının yapmaya çalışacağı şey, hukukun üstünlüğünü sağlamak olmalıdır, brifing almamak olmalıdır. Brifingi kimin verdiği önemli değildir değerli arkadaşlar; önemli olan, brifing almamaktır.

Bakın, geleneğimizde meşru işle iştigal ettiği hâlde 3 kesime selam verilmez. Bir: Ders anlatan üstada selam verilmez ki dersi bölünmesin diye. İki: İbadet etmekte olan bir insana selam verilmez ki konsantrasyonunu bozmamak üzere. Üçüncüsü de postun üzerinde oturan kadıya selam verilmez ki onun kararını herhangi bir şaibe altında bırakmamak üzere.

Çağrımı tekrarlıyorum: Bu Meclis Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak için bir an önce el ele vermeli ve bunu tesis etmelidir. Hepimizin güvencesi burada yatıyor.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İslam.

Şimdi Büyük Birlik Partisi adına söz isteyen Genel Başkan Sayın Mustafa Destici…

Buyurun Sayın Başkan.

47.- Ankara Milletvekili Mustafa Destici’nin, saldırıda hayatını kaybeden Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, yaralanan Ercan Polat ve Yiğit Can Köksal’a şifa dilediğine, 11 Aralık Hüseyin Nihal Atsız’ı ölümünün 43’üncü yıl dönümünde rahmetle andığına, mağduriyetin giderilmesi için vekil imamların kadroya geçirilmesini talep ettiğine, Türk ordusunu savunmak için, şehit ve gazilere sahip çıkmak için vatansever bir Türk olmanın yeterli olduğuna ilişkin açıklaması

MUSTAFA DESTİCİ (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Rize Emniyet Müdürümüze ve çalışma arkadaşlarına yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum. Saldırıda hayatını kaybeden Rize Emniyet Müdürümüz Altuğ Verdi’ye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve İçişleri Bakanımızın şahsında tüm İçişleri ve Emniyet camiasına başsağlığı ve sabır diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Yine aynı saldırıda yaralanan Ercan Polat ve Yiğit Can Köksal’a da acil şifalar niyaz ediyorum.

Bugün Hüseyin Nihal Atsız’ın ölüm günü. Bugün, bir toplumun ancak ahlaklı bireylerle yükselebileceğine dikkat çeken ve bir milletin en büyük hazinesinin dil olduğunu ifade eden, Türk milliyetçiliği fikrinin büyük düşünürü, fikir adamı, öğretmen, eğitimci Hüseyin Nihal Atsız’ı rahmetle anıyorum. İnşallah onların fikirleri bizlere ışık tutmaya ve yol göstermeye devam edecektir.

Bugün Diyanet İşleri Başkanlığımızın da bütçesi burada görüşülüyor. Diyanet İşleri Başkanlığımızın personeli arasında vekil imam olarak görev yapan 3 bin civarında personel var. Bu kardeşlerimiz diğer imam-hatiplerin yaptığı bütün görevleri ifa ediyorlar lakin üçte 2 maaş alıyorlar ve Sosyal Sigortalar primleri de yine buna göre yatırılıyor. Dolayısıyla bu kardeşlerimiz aynı görevi ifa ediyorlar, diğer imam-hatipler hangi görevi yapıyorsa bunlar da bu görevi ifa ediyorlar. Ben bu meslekteki ayrımcılığa son verilmesini ve vekil imam kadrosunda olan imamlarımızın da -3 bin civarında bunlar- kadroya geçirilmesini talep ediyorum ve inşallah, bunların mağduriyetinin giderileceğine de yürekten inanıyorum.

Bir başka husus: Dün burada bir HDP milletvekili kahraman ordumuzun Afrin zaferini bir işgal olarak niteledi ve ben de buna haklı olarak cevap verdim fakat daha sonra tutanaklarda gördüm ki bir başka gruba mensup milletvekili “Sen komutan mısın?” diyor bana. Şimdi şunu hatırlatmak isterim ki: Öncelikle, bizim kültürümüze, geleneğimize, göreneğimize göre her Türk asker doğar ve asker ölür. Ayrıca, şerefli Türk ordusunu savunmak için, şehit ve gazilerimize sahip çıkmak için de komutan olmaya, asker olmaya gerek yoktur, vatansever, milletperver bir Türk olmak yeterlidir diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Size de söz hakkı vermenizden dolayı teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ben de İYİ PARTİ Grubu başlamadan önce -oradaki hassasiyetinize de hak veriyorum- bir konuyu dile getirmek isterim Meclis bütçesiyle ilgili.

BAŞKAN – Buyurun.

48.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, TBMM çalışanlarına 1992 yılından beri ödenen eylül ayı teşvik ikramiyesinin ödenmediğine, başkan vekillerinin bu hususu inceleyip Binali Yıldırım’a hatırlatarak mağduriyeti ortadan kaldırma adına girişimde bulunulmasını rica ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, Meclis bütçesini de görüşüyoruz bu arada. Bir konuya özel olarak dikkat çekmeyi ve sizin özel katkınızı istiyoruz.

Bildiğiniz gibi dünyada en ağır meslekler sıralamasında hep üçün beşin içinde stenograflar sayılır. Gözümüzün önündeki bu emekçilerin ne kadar zor şartlarda çalıştığını, zaman zaman psikolojilerinin ne kadar zorlandığını bizler görmüyoruz ama o meşhur hikâyedeki gibi, Murathan Mungan’ın “kasiyer kız” hikâyesindeki gibi burnumuzun dibindekini ve onların uğradığı mağduriyeti, onların yalnızlığını, yorgunluğunu görmüyoruz. Bir diğer grup da sizin çok daha yakından çalıştığınız, hepimiz için son derece önemli, kaliteli yasama için son derece önemli olan Kanunlar ve Kararlardaki arkadaşlarımız. Bu iki gruba Meclisin otuz yıllık bir geleneği olarak yılda 2 kez ödenmek üzere ikramiye veriliyordu. Bu, geçen sene, bir önceki Meclis Başkanı döneminde yanılmıyorsam 1 ikramiye olarak uygulandı ama bu dönem, Sayın Meclis Başkanımızın yoğun yurt dışı gezileri, onlar sebep olacak ki -bir kötü niyet beklemiyoruz- imza geciktikçe gecikmiş ve Meclis kapanana kadar, yılbaşı tatiline girene veya yılbaşı arasına girene kadar bu imza atılmazsa her bir arkadaşımızın aylık 600-700 lira bir mağduriyeti olacak. Bir de bu, otuz yıldır uygulanan bir şey olduğu için, beklenen bir gelir olarak bunun, bu harcamaların yeri de hazır; belki çocuklarının okul taksiti, belki başka harcamalar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu konuda sizin duyarlılığınızı bütün gruplar biliyor Sayın Başkan. Sizin ve diğer Meclis başkan vekillerimizin bu hususu inceleyip Sayın Binali Yıldırım’a hatırlatarak hepimiz adına ve bu Meclisteki çalışma arkadaşlarımızın mağduriyetini ortadan giderme adına bir girişimde bulunmanızı rica ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

6.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, TBMM çalışanlarının mağduriyetinin giderilmesi için konuyla ilgileneceklerine ilişkin konuşması

BAŞKAN - Ben dikkatlice not aldım. Şanlısınız, bu konuyu dile getirirken Sayın Şentop da Mecliste şu anda. Sanırım Sayın Şentop’la da beraber konuyla yakından ilgileniriz.

2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon yerinde.

Değerli milletvekilleri, gruplar adına son grup olarak İYİ PARTİ Grubunun konuşmacılarının sözlerini vererek konuşmalarımıza devam edeceğiz.

Şimdi, İYİ PARTİ Grubu adına söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hayrettin Nuhoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakika Sayın Nuhoğlu.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

2019 yılı bütçesini görüşüyoruz ama bu bütçenin uygulamasından sorumlu olan kişi Hazine ve Maliye Bakanı, hatta Varlık Fonu bakanı şu anda Mecliste değil. Türkiye Büyük Millet Meclisine maalesef önem verilmiyor çünkü yeni hükûmet sisteminde bütçe Türkiye Büyük Millet Meclisinde güvenoyu almıyor ki oy alsa ne olur almasa ne olur, zaten almasa bile yeni sistemde katsayıyla çarpılıp uygulanacak.

Ben, Milli Sarayların bütçesi üzerine söz aldım.

Değerli arkadaşlar, Milii Saraylar Türkiye Büyük Millet Meclisinden alındı, Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Zaten bağlanmayan neresi kaldı ki! Her yer. İstanbul’u bilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerinin gittiği bir lokali bilirler, Filizi Köşk, Göztepe’de. “Filizi Köşk tadilatta.” dediler, bir emekli milletvekili arkadaşım dedi ki: “Sordum: ‘Niye bu?’ dediler ki: ‘Meclisten alınıp Cumhurbaşkanlığına bağlandı.’” Cumhurbaşkanlığına bağlanan ne kadar yer varsa buralarda ne yapılacağını ben şahsen merak ediyorum. Hangi faaliyetler sürdürülecek? Ben, Milli Saraylar üzerine konuşmayacağım ama şunu söylüyorum: Meclisten alınıp Cumhurbaşkanlığına bağlanmasını doğru da bulmuyoruz, kabul de etmiyoruz.

Ben, sözlerimi son günlerde çok karıştırılan ama önem verilen, dün de bu Mecliste biraz konuşulan, bugün de biraz konuşulan Türklük üzerine sürdürmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, “etnisite” “ulus” ve “millet” son günlerde gerçekten birbirlerinin yerine kullanılmakta olup bambaşka mefhumları ifade eden kelimelerdir. Bu kelimelerin ne anlama geldiğinden, mefhumların beşerî bilimlerdeki karşılığından ve tarihî evriminden bihaber kimi zatlar “Türk milleti” ifadesine bazen açık bazen gizli bir savaş açtılar, kafa karışıklığı yarattılar. Bu kafa karışıklığını ya bir etnisite lehine ya Türk milletinin aleyhine kullandılar. Öncelikle bu mefhumlara dair kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum: Etnisite yereldir, ekseriyetle soya bağlıdır; kültürü, dili yahut şivesi soy bağıyla akraba ve komşu topluluklardan ayrılan her insan cemaati bir etnisite teşkil eder. Osmanlı’dan yadigâr Arnavut, Boşnak, Gürcü, Çerkez, Kürt, Tatar, Pomak ve daha birçok vatandaşımız ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaşamaya devam ediyorlar.

Ulus ve millet etnisite kadar fiziki ve yerel değildir. Ulus, basitçe, bir devlete tabiiyet bağıyla bağlı olan, o devletin ayırt edici kimliğiyle yaşayan insanların ismidir. Anayasa'mızın 66’ncı maddesinin ilk fıkrası “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” diyor. Bu, devletimizin ulus tanımıdır. İç içe geçen halkalar gibi aidiyetler zincirimizin en yüksek mertebesi ise millettir. Kültürel ve güncel bağlar taşıdığımız topluluklar bir devlet aidiyeti temelinin de ötesinde tarihî serüvenin birliği, paylaşılan sembollerin ortaklığı ve en önemlisi, aynı dil ve bu dilin lehçelerinin konuşulması esasına dayalı bir millet oluşturur. İşte, “Azerbaycan’la bir millet, iki devletiz.” diyoruz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türkler hukuki olarak başka bir devletin vatandaşlarıdır ama onları kucaklayan tabirimiz millettir.

Ulus etnisiteden, millet de ulustan daha soyut, daha geniş, daha gelişmiş, daha ileri kavramlardır. Türkiye Cumhuriyeti’ni inşa eden tarihî miras, Osmanlı’nın kurucu etnisitesi, bu topraklara ve ötesine hâkim olan Türk milletinin terekesinden ibaret olduğu için millet adımız gibi, ulus adımız da Türk’tür. Bu yüzden “ulus” ve “millet” kelimelerini de birbirinin yerine kullanabiliyoruz.

Değerli milletvekilleri, etnik temeller üzerinden bir kimlik siyaseti gütmek yalnız Türk ulusu ve Türk milletini hedefe koymuyor, doğrudan bu etnisitelere de ayrımcılık yapıyor.

Devletin en temel vazifesi adaleti tesis etmektir. Devlet, hukuk demektir. Hukuk, etnisiteye, dine, dile, cinsiyete göre olamaz. Herhangi bir etnisiteden olan kimseye, lehte ya da aleyhte farklı bir muamele düşünülemez. Devlet nezdinde etnisitenin bir itibarı olamaz, olmamalıdır.

Kendisine “Türk” diyen, Türkçe konuşan, herhangi bir başka aidiyete meyli olmayan insanları zorla Türklük dairesinin dışında tutmak, mahzurlu olmanın yanında düpedüz ırkçılıktır. Güya ırkçılıktan uzak durduklarını beyan ederek Türk milliyetçilerine durmadan dil uzatanlara Türk milliyetçiliğinin asla etnisite temelli bir siyaset gütmediğini hatırlatırım. Biz, tarihin çok erken devirlerinde etnisitenin ötesine uzanarak feodal Avrupa’nın uzun yıllar tecrübe edemeyeceği bir merhaleyi aşmış, bununla gurur duyabilecek bir milletiz. Millet olma hâli, bir medeniyet merhalesidir, medeni olmanın bir şartıdır.

Aşiretin ve etnik asabiyetin ön planda olduğu cahiliye devrine özenenler bu özenmenin Arap dünyasında nelere mal olduğunu bilmiyorlar mı? Parçalanmış, bölünmüş, kendi aralarında sürekli savaş ve çatışma ortamı yaratan Arapların hâlinden ibret almıyorlar mı? Türklerin bu coğrafyada kendi sınırlarını çizebilen tek unsur olduğunu, bunu da millet olmamıza borçlu olduğumuzu görmüyorlar mı? Bu bakımdan, etnisite temelli siyasetin bir mahzuru da Türk kimliğinin tarihsel seyrine ve bugünkü birikimine kastederek, onu bir tenzilirütbeye uğratmak istenmesidir. Anadolu’da yaşayan halkın, basit bir etnisiteler birliğinden, Türklerin de bunlar arasında bir etnisiteden ibaret olduğu fikri bir zehir gibi yayılıyor.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’da yer alan hükümlere uymak, her Türk vatandaşı için ama öncelikle bu devleti yönetenler için bir mecburiyettir. Anayasa’nın başlangıç kısmında yer alan ve 2’nci maddedeki hükümle de değiştirilmesi dahi teklif edilemeyen metinde “Türk” kelimesi, 9 defa tekrarlanmıştır. Devletin temel kanunu olan Anayasa’mız, bütün etnik unsurları “Türk” kabul etmiştir yani bütün vatandaşların ortak adı “Türk”tür. Bu madde varken Türk’ü etnik unsurlardan biri saymak, büyük bir yanlışlıktır. O hâlde “tek millet”in adı nedir? “Türk milleti” değil midir?

Bazı milletvekilleri, bazı siyasiler için söylüyorum, gençlik yıllarınızda edindiğiniz bazı yanlış düşünceleri artık değiştirmekten çekinmeyin, gerçekçi olun, fesli meczup gibilerin etkisinden artık kurtulun. “Tek bayrak” Türk Bayrağı değil midir? “Tek devlet” Türk devleti değil midir? “Tek vatan” Türk vatanı değil midir? Bu ülke, bu vatan, Türklerin değil midir? İşte Türk’ü, Türk milletini sevmek, gelişip yükselmesini istemek de Türkçülüktür, Türk milliyetçiliğidir; ırkçılıkla, kavmiyetçilikle karıştırmamak gerekir. Türkçülük ile milliyetçilik, küçük ve hor görülecek, önemsiz, hatta suç gibi algılanacak bir şey olamaz, ayaklar altına hiç alınamaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın, Atatürk ne diyor? “Türkçülük, öyle şerefli bir bayraktır ki onu vatanın her köşesinde durmadan dalgalandırmak, her Türk’ün ilk ve ulvi vazifesidir.” Devleti yönetenler veya yönetmeye talip olanlar, Türkçü ve milliyetçi olmak zorundadır. Ülkemize gelen Etiyopyalı, Sudanlı, Somalili Afrikalılardan Türk vatandaşı olan, Avrupa ve dünya şampiyonalarında veya olimpiyatlarda başarı sağlayan sporcularımızla hepimiz gurur duymuyor muyuz? Onlara o yarışmaları düzenleyenler ve bizler “Türk sporcusu” demiyor muyuz?

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidar dönemi, âdeta Türklükle mücadele içerisinde geçmektedir. Yöneticilerinin bazı sözlerini sizlere tekrar hatırlatmak istiyorum. “‘Türk milleti’ diye bir millet yoktur.” “Adalet ve Kalkınma Partisi sayesinde Türk olmaktan kurtulduk.” “Anayasa’da Türk vatandaşlığı olmaz.” “Anayasa’daki ‘Türk milleti’ yerine ‘Türkiye milleti’ ifadesini koymak daha kucaklayıcıdır.” Şimdi de sizlere bazı cümleler okuyacağım. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi sıralarındaki arkadaşlar bu cümlelerin kime ait olduğunu hatırlayacaklardır ama ufak bir değişiklikle. “‘Türk milleti’ derken kökenine, bölgesine bakmaksızın 81 milyon vatandaşımızın tamamını ifade ediyoruz. ‘Türk Bayrağı’ derken uğrunda dedelerimizin ve evlatlarımızın kan döktüğü, istiklalimizin alametifarikasına olan değerini vurguluyoruz. ‘Türk vatanı’ derken 780 bin kilometrekare vatan toprağının hepimize ait olduğunu söylüyoruz. Türk devleti derken maziden atiye uzanan köprü üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti’nden başka devlet tanımadığımızı belirtiyoruz.” Değerli arkadaşlar, bu cümleler, Cumhurbaşkanına ait cümlelerdir. Sadece cümlelerin başındaki “tek” kelimesi yerine “Türk” kelimesini ben koydum. Peki, bu kelime konunca tam yerini bulmadı mı cümleler, daha güzel olmadı mı?

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; yaşadığımız coğrafyanın özellikleri ve çağın gereklerini iyi görmek “devleti ebet müddet” anlayışının ilk şartıdır. Türk milleti olarak, asırlarca hep beraber verilmiş olan destani bir mücadelenin ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti devleti, üniter yapısını korumak zorundadır. İlelebet bağımsız yaşamak istiyorsak Türk devletini güçlü, Türk milletini mutlu kılmak, görevimiz olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş felsefesi ve kurucu iradesine bağlı kalmak, bunu başarmaya yetecektir. Buradan ihtar ve ikaz ediyorum: Türklük hem kültürümüz hem ülkümüzdür. Yeter artık, Türklükle uğraşmayın.

Son olarak, Cumhurbaşkanının söylediği “Bizim tek Andımız, İstiklal Marşı’mızdır; bundan tavizimiz yok.” ifadesine karşı da bir iki cümle söylemek istiyorum. Türk Dil Kurumunu açtım, “ant” nedir diye baktım, “Tanrıyı tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem.” diyor. “Marş” ise “Bir topluluğu simgelemek için düzenlenmiş müzik parçası.” diyor.

Değerli arkadaşlar, “ant” ile “marş”, işte bu tarifte yerini buluyor. İstiklal Marşı’mız, bizim Türk milleti olarak topluluğumuzu, milletimizi simgelemek için düzenlenmiş bir müzik parçasıdır, bizim Andımız değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Nuhoğlu, bir dakika ekliyorum.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – Bizim Andımız, yasakladığınız ama Danıştayın serbest bıraktığı Anttır ve bu Ant, ilelebet, Türk milletinin Andı olarak kalacaktır.

Ne mutlu Türk’üm diyene! (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, pek kısa bir söz….

BAŞKAN – Sayın Muş, yerinizden söz veriyorum.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Anayasa’ya bağlı, ilkeleri ve programı olan bir parti olduklarına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ olarak sadece kendimize bir atıf yapıldığı için şunu söylemek isterim: Biz, Anayasa’ya bağlı, parti ilkeleri ve parti programı olan bir partiyiz. Bu tip meselelerle alakalı görüşlerimiz, kanaatlerimiz defalarca zikredilmiştir. Arzu edenler, Meclis tutanaklarını açıp bakabilirler. Tekrar aynı konulara girme ihtiyacı hissetmemekteyiz.

Anayasa’nın ilk 4 maddesi bellidir. Yaptığımız değişiklikte de bunlara kesinlikle dokunulmayacağını biz zaten ifade etmiştik. Dolayısıyla bizim ne Türklükle bir sorunumuz var ne de Türkiye'nin gelecekle alakalı ortaya koyacağı düşüncelerle. İlkelerimiz doğrultusunda hareket ederiz diyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2019 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/276) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 10) (Devam)

2.- 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/275); 2017 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısına İlişkin Olarak Hazırlanan, 2017 Yılı Genel Uygunluk Bildiriminin Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/38); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 2017 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2017 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/39); 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 2017 Yılı Kalkınma Ajansları Genel Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/41); 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 6085 Sayılı Sayıştay Kanunu Uyarınca Hazırlanan 183 Adedi Merkezi Yönetim Kapsamındaki Kamu İdarelerine, 2 Adedi Sosyal Güvenlik Kurumlarına ve 10 Adedi Diğer Kamu İdarelerine Ait Olmak Üzere Toplam 195 Adet Sayıştay Denetim Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/40) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 11) (Devam)

A) CUMHURBAŞKANLIĞI (Devam)

1) Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Cumhurbaşkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ (Devam)

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye Büyük Millet Meclisi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (Devam)

1) Kamu Denetçiliği Kurumu 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Denetçiliği Kurumu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) ANAYASA MAHKEMESİ (Devam)

1) Anayasa Mahkemesi 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Anayasa Mahkemesi 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) YARGITAY (Devam)

1) Yargıtay 2019Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Yargıtay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) DANIŞTAY (Devam)

1) Danıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Danıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) SAYIŞTAY (Devam)

1) Sayıştay 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sayıştay 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) HÂKİMLER VE SAVCILAR KURULU (Devam)

1) Hâkimler ve Savcılar Kurulu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) MİLLÎ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) MİLLÎ GÜVENLİK KURULU GENEL SEKRETERLİĞİ (Devam)

1) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Diyanet İşleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Diyanet İşleri Başkanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) İLETİŞİM BAŞKANLIĞI (Devam)

1) İletişim Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) BASIN-YAYIN VE ENFORMASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SAVUNMA SANAYİİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Savunma Sanayii Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

M) STRATEJİ VE BÜTÇE BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Strateji ve Bütçe Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

N) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1) Kalkınma Bakanlığı 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

O) MİLLİ SARAYLAR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

Ö) DEVLET ARŞİVLERİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Devlet Arşivleri Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

P) BAŞBAKANLIK (Devam)

1) Başbakanlık 2017 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – İYİ PARTİ Grubu adına ikinci söz İstanbul Milletvekilimiz Sayın Yavuz Ağıralioğlu’na ait.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, süreniz on beş dakika. Muhtemelen bu süreleri sizler tespit ettiniz.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlarım.

Ben, bugün, kürsüye İzmir Milletvekilimiz Aytun Bey’in konuşma sırası bana tevcih edildiği için çıktım. Kendisi, MİT Başkanımız Hakan Fidan’ın TBMM’ye bilgi vermeden evvel Senatoya bilgi vermesine tepki koymak açısından konuşma hakkından feragat ettiğini beyan etti. Bu mevzuda bir farkındalık -moda tabirle- oluşturmak gayretiyle böyle bir fedakârlıkta bulundu ama amaç, hasıl olmadı, yeteri kadar sesi duyulmadı. Sözünün hilafına davranmayı da uygun bulmadığı için doğan boşluğu bazen grup başkan vekilleri olarak biz dolduruyoruz. O yüzden, ben, TBMM ve Sayıştayla alakalı başlıkta Aytun Bey’in yerine konuşmuş olacağım.

Bu vesileyle, Meclis çatısı altında bulunduğumuz bunca zamandır, Meclisin hassasiyetine, ehemmiyetine, mesuliyetlerine cümle kuran pek çok mebus arkadaşımızın, bugün ve evvelen, daha önce, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminden evvel “Millet iradesinin tecelligâhıdır.” diye çok sitayişkâr cümlelerle bahsettiğimiz bu yerin, hakkına hukukuna, şahsımaneviyesine, şahsiyetine halel getirmemek gibi bir mesuliyeti bütün milletvekilleriyle taşımak zorundayız.

Bütçe görüşmeleri dün başladı. Bütçe görüşmeleri münasebetiyle, bütçeden daha çok “Siz, daha önce bunu yapmıştınız. Biz bunları yaparken siz, bize böyle sataşmıştınız.” çerçevesi içerisinde konuşmaları, bütçeyi, bütçeyi müzakere etmek mecburiyetini konuştuğumuz için, mecburen, aslında, konuşma başlıklarımızın hilafına başka şeyleri de konuşmak zorunda kalıyoruz.

Bu cümleden olmak üzere, bir rahatsızlığımızı izhar ediyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu Meclis, kurucu Meclis olması cihetiyle de en netameli zamanlarımızda, milletin kendisinden başka tutunacak bir dalı kalmadığı yokluk zamanlarımızda, kendisinden başka tutunacak hiçbir şeyi kalmamışlığımızın tecelligâhı bu Meclis, aynı zamanda kurucu iradenin, yeni bir devlet iradesinin tecelligâhı olan bu Meclis, şahsiyetini muhafaza etmek zorunda olduğumuz bir Meclistir. Bu Mecliste bu memleketin ihtiyacı olacak her türlü fikrin, bu memlekette demokratik her türlü talebin, katılıp katılmamamızdan bağımsız olmak şartıyla dile getirilmesi, bu Meclisin kuruluş iradesine de uygundur. Bir istisnası vardır bunun, bu Mecliste hiç kimse terör seviciliği yapamaz. Bu Mecliste her şeyi görüşmenin bir tek istisnası vardır; bu memlekette bize kanımız, canımız üzerinde bedel ödetmeye kastetmiş cinayet şebekelerinin propagandası asla yapılamaz. Her türlü fikir konuşulabilir, terör seviciliği yapılamaz. Her türlü fikir müzakere edilebilir, bir katil övücülüğü yapılamaz.

Bu memlekette, biz, bu yurdu nasıl kendimize yurt ettiğimizi bildiğimiz için, bu topraklarda hangi bedelleri ödeyerek ayakta kaldığımızı bildiğimiz için, bu toprakları kimden, ne şekilde ve ne bedel ödeyerek aldığımızı bildiğimiz için, çocuklarımızın üstünde alçakça tepinen insanların, bu Meclisin aziz çatısı altında “sayın” ifadeleriyle anılmasına razı olamayız. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Biz her türlü fikri, her türlü tartışmayı, her türlü demokratik talebi burada dillendirebilir, tenkit edebilir, teklif edebiliriz ama çocuklarımız ikişer, üçer vefat ederken, biz bu Mecliste her gün taziye mesajlarını sıvasız evlerden uğurlanmış cenazelerde buluştururken kimse, çocuklarımızın katilleri üzerinde bize “sayın” cümleleriyle bu Mecliste kulak ve kalplerimizi tırmalayacak bir teşebbüs içinde olamaz. Bu, Meclisin ortak mutabakatı hâline gelsin. Her türlü fikir serbest olsun, terör seviciliği yasak olsun.

Hükûmetinizin nedamet cümleleri var, duyuyoruz, memnunuz. Demokratik çözüm süreci içerisinde dile getirdiğiniz zaman devletimizin örselendiğine, millet şahsiyetimizin rencide olduğuna dair esaslı tenkitlerimizi ifade ettiğimiz günlerden bugünlere geldiniz; memnunuz, bahtiyarız. Bugün kurduğunuz cümlelerin o gün övündüğünüz cümlelerle yer değiştirmesinden de çok mutluyuz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Şimdi düzeltiyorsanız -iktidar grubumuzu kastediyoruz- düzeltmek mesuliyeti hepimizin üstündedir. Bu Meclis kürsüsü, bizim, bir cinayet şebekesine, çok affedersiniz, ağır hakaretler söylemek için kendimizi ifade imkânı bulacağımız bir Meclis kürsüsü değildir. Biz, beş bin yıllık bir devlet geleneği olan, imparatorluk geçmişi olan, vatanına, milletine, ülkesine, ülküsüne sadakat borcunu yerin altında yatanlar kadar yerin üstündekilerle eşitleyebilmiş bir millet olduğumuz için, cinayet şebekelerine milletin aziz kürsüsünden tehdit cümleleri kurmayı kendimiz adına izzetsizlik sayarız. Lakin, devletin yönetim hizmetini yasama faaliyeti itibarıyla da yapmak zorunda olduğumuz bu kürsüde muhafaza etmek zorunda olduğumuz ciddiyet şudur: Sınır içinde ve sınır ötesinde her gün operasyon yapan çocuklarımızın, bugün, yarın acı bir haberleri gelir mi diye korkularından yürekleri ağızlarında bekleyen analarımızın, “Babamız evimize sağ gelir mi?” diye endişe eden yavrularımızın, çocuklarımızın hissesine şehadet düşse “Vatan sağ olsun.” diyecek olan hamiyetli babalarımızın bu Meclisten beklediği şey, asgari hassasiyetini gösterdiğimiz terör mücadelesi ritmine, ciddiyetine nezaret edecek olan düzenlemeyi yapmaktır. Suçu ve suçluyu övmeyi –zaten, Anayasa’mızda karşılığı var- Bülent Arınç Bey’in “Biz çıkardık bunu suç olmaktan.” dediği günleri hatırlatıyorum. Düzeltmek için imkânımız var, düzeltelim de bu aziz Meclisin çatısının altında bir daha böyle bir cümleyi duymayalım, kulaklarımıza, kalplerimize yük etmeyelim böyle bir şeyi. Analarının, babalarının her gün kötü haber bekleyeceği bir siyasal iklimin içerisinde bu korkuyu yaşayan insanlara hürmeten en azından yasama faaliyetinin bizim üzerimize düşürdüğü sorumluluğu yerine getirelim. Bunu hassaten ifade ettim, devamında birkaç hususa dikkat çekeceğim.

Muhalefetimizin bütçeyle alakalı dile getirmiş olduğu tenkitleri, teklifleri, iktidar grubumuzun göğüslerken bize söylemiş olduğu siyasal kurgu, bize sunmuş olduğu siyasal retorik, Türkiye’deki muhalefet-iktidar ilişkilerindeki seviye kaybının ilk elde sorumlusudur. Yani iktidar grubu, bizim, muhalefetten, muhalefet etme isteğimizden, denetleme teşebbüsümüzden kaynaklanan cümlelere şöyle mukabele ettiği için, mevzu, bütçe konuşma alanının dışına çıkmaktadır: Biz, memlekette demokratik birtakım taleplerle ilgili endişelerimizi dile getirdiğimiz zaman, iktidar grubu, 28 Şubat hatırlatması yapıyor. Biz, bütçenin bugün faize giden, bugün 117 milyar lira olarak faiz yükünü bütçenin en ağır yükleri arasına getiren kayıplarını hatırlatmak için kamu yatırımlarının verimsizliğini dile getiriyoruz, arkadaşlarımız, bize, bu hatırlatmalarımıza mukabele etmek için, yol yaptıklarından bahsediyorlar. Yani biz “Yolsuzluklarla ilgili birtakım istifhamlar var, bunların hassasiyetle araştırılması lazım, denetim mekanizmalarının sağlıklı çalıştırılması lazım, Sayıştay raporları gözümüzün önünde, elimizde bu istifhamları besleyecek yeteri kadar karine var.” derken, arkadaşlarımız, yaptıkları yolların kilometrelerinden bahsediyorlar. Efendim, biz, demokratik katılımın, demokratik çeşitliliğin, farklılıklarımızın zenginlik sayılabileceği bir demokratik iklimin varlığından bahsediyoruz, arkadaşlarımız, olağanüstü şartlarda yaşadığımız için bu taleplerden, bu olağanüstü dönemlerde birazcık sarfınazar edilebileceğine dair teenni cümleleri kuruyorlar bize.

Dolayısıyla bütçeyi, bütçe disiplini içerisinde konuşabilme, bugün bütçenin üzerine yük saydığımız bazı kayıpların daha önce devleti yönetirken bizim ikazlarımızı duymamanızdan kaynaklandığına dair cümlelerimize mukabele etme şekliniz, bizim bütçeyi konuşma hakkımızı elimizden alıyor. Yani bütçede faiz ödemesi 81 milyonun hizmetini görecek olan yatırım yapmak kastınıza bağlı bütçeyle mukayese edilince 2 katına yaklaşık bu fark, şu demektir aslında. Bu bütçe, bir mecburiyet bütçesidir. Bu bütçe, milletimize mealen şöyle deme bütçesidir: “Hatırı sayılır savrulmalar içerisinde bütçe disiplinini kaybettik, verimli yatırımlar yapamadık, beş altı yılda amorti edilebilecek büyük yatırımları on beş yirmi yıl garantilerle yap-işlet-devret modeline dönüştürdük, bütçemizde hatırı sayılır bir savrulma oldu. Eskiden itibarın tasarrufu olmaz diyorduk ama biz size şimdi bir bütçe çıkardık, bu bütçeye göre tasarruf itibardır.” İtibarın tasarrufta olduğunu Hükûmetimizin fark etmesine memnun olduk.

Öğrenme maliyetlerinizin bu kadar pahalı olmasından muzdaribiz. FET֒nün terör örgütü olduğunu öğrenmeniz, on beş senenizi; PKK’nın bir terör örgütü olduğunu öğrenmeniz, dağlar gibi evlatlarımızı hendeklere şehit vermemize sebep oldu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Yani öğrenme maliyetlerinizdeki pahalılık, bugün bütçeyi bize takdim ederken bir daha karşımıza çıktı. Bugün bize takdim ettiğiniz bütçede faiz ödemelerine ayırdığınız paranın 117 milyar olması, yatırımlara ayırdığınız payın 62 milyar olması, tam olarak şu demektir arkadaşlar: On altı yıldır iktidarda Kemal Bey vardı, bu on altı yıllık iktidar döneminde Cumhuriyet Halk Partisine hançereleriniz yırtılacak kadar uyarılarda bulundunuz, Kemal Bey sizi dinlemedi. Kemal Bey’e ya da muhalefete, bize -biz yeni kurulduğumuz için bizi söylemiyorum, arkadaşlar nezaketsizlik saymasınlar- Kemal Bey’e dediniz ki aslında siz on altı yıldır: “Devletin kaynaklarını düzgün kullanın lütfen. Verimlilik esası üzerinden devletinizi yönetmezseniz bu bütçede oluşacak kara delikleri kapatamazsınız.” Kemal Bey dinlemedi sizi. Dediniz ki: “Bu memlekette liyakat-ehliyet dengesini bozarsanız bürokrasideki itaat alışkanlığı, denetimsiz bir siyasal alan oluşturur. İktidarın denetimsizliğinden doğacak boşluğu, yolsuzluklar doldurur. Bu yolsuzluklardan hasıl olacak iş, ekonominin üstüne yük olur.” Kemal Bey dinlemedi sizi. Bütün uyarılarınızı stratejik yatırım diye yaptığınız her konuda böyle çoğaltıp size takdim edebilirim.

İktidar grubunun bugün bütçeyi savunurken, bize sunmuş olduğu bütçenin mecburiyet alanlarını oluştururken kullandığı siyasal retorik, sanki on altı yıldır iktidarda Cumhuriyet Halk Partisi ya da muhalefet varmış da 24 Haziranda Allah’ın lütfundan, Rabbülâlemin’in AK PARTİ’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımıza iktidar tevcih etmiş gibi, şimdi bu on altı yıllık yapılan savrulmanın, siyasi, bürokratik aşınmanın, iktisadi olarak bu boşluklarla bir devletin hazinesini devralmanın mesuliyeti adına cümle kuruyor gibisiniz. Yani, aslında siyasetin iklimini bozan şeyi bizatihi iktidar grubu adına söz alan arkadaşlarımız yapıyorlar.

İktidar olana kadar rekabet, iktidar nimetini milletimize hizmet fırsatına dönüştürene kadar kavga, anlaşılabilir bir şeydir. Yani “Biz memleketin yönetim emanetini sizden daha önce teslim alacağız.” yarışında kuralsızlık bile anlaşılabilir bir şeydir ama siyaset etmek, devlet etmek, siyasi babalık gibidir arkadaşlar. Devlet olduktan sonra, Hükûmet olduktan sonra evlatlarınızın arasında taraftarlık, tarafgirlik yapacak şekilde yönetimin sebep olduğu şey budur. Böyle zamanlarda iktidarın dilinin birleştirmeye, bütünleştirmeye dönük olması, iktidarın mesuliyet alanlarının muhalefetin de katılabileceği bir iklime dönük olması, sizi denetleme fırsatlarını elinde bulunduran muhalefetin sizinle güçlenmesi anlamına gelir, demokrasilerde böyledir ama siz, fark ediyorum ki muhalefetin tenkitlerine “fitne” nazarlarıyla bakıyorsunuz. Aslında monarşilerde “muhalefet” dediğiniz şeye “fitne” denir. Demokrasilerde bu yaptığımız işin adı tam olarak muhalefettir.

Bu bütçe, bir tasarruf bütçesidir. Bu bütçe, bize sunmuş olduğunuz bu bütçe yatırımlarınızdan feragat etme zorunluluğunuza dair bir bütçedir. Bize sunduğunuz bu bütçenin sosyal yardımlaşma ayağında hatırı sayılır bir büyüklüğün olması, sosyal devlet olmanıza alamet sayılabileceği gibi, aslında bozulan dengeler içerisinde iktisadi olarak çok zor durumda olan insanlara hayat öpücüğü gibi bir bütçedir. Dolayısıyla aslında sosyal yardımlaşma bütçelerinin böyle olmasının takdir edilebilir tarafları vardır. Ama üreten, bölüşen dengesinin kontrolü elden bu kadar kaçmışken bu üreten-bölüşen dengesi içerisinde, bozulan dengesi içerisinde vatandaşınızdan fedakârlık talep etmenizin bir tek yolu vardır. Bu millet, mermilerin üstüne çocuklarının kundağını sarmış bir millettir. Yüzyıl geriye gitmeye gerek yoktur, 15 Temmuzda bu millet, aslında, fedakârlık limitlerinin ne olduğunu bir kere daha göstermiştir, inanabilirse arkasında hangi bedeli ödeyeceğine dair ciddi bir iradeyi 15 Temmuzda bir daha göstermiştir; yine yapabilir. Milletin sizin onları davet ettiğiniz yerde fedakârlık etmesinin bir yolu vardır sevgili arkadaşlarımız. Fedakârlık, devleti idare eden insanların baştan yapmak zorunda olduğu bir ahlaka…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) - …bağlı olarak milletten talep edeceğiniz bir şeydir.

BAŞKAN – Bir dakika ekliyorum Sayın Başkan.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Devletimizin yönetimine nezaret eden Hükûmetin asgari siyasi ahlakının şuraya oturmasına bağlıdır bizden istediğiniz fedakârlığı yapabilmemiz. Kendisine yaşam imkânı olarak, kendi siyasi vizyonuna, siyasi propaganda imkânı olarak tahsis edilmiş bütçelerden feragat ederek başlayacaksınız işinize. Yani biz milletimizin, devletimizin idarecilerini derme çatma yapılar içerisinde görmeyi istemeyiz. Tabii ki Türk devletinin başında bulunanların ihtişamlı binalarda görünmesi, devletin kuvveti ise görünsünler ama şehitlerinin evleri böyle olan bir milletin, sarayları olmaz arkadaşlar, olamaz. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) Şehitlerinin evleri sıvasız olan bir ülkede fedakârlık isteniyorsa arkadaşlar, bunun yolu her daim bellidir. Biz, kuru ekmek yiyen bir Peygamber’in ümmetiyiz. Biz, yattığı hasırın üstünde mübarek yüzleri hasırdan çizilmiş bir Peygamber’in ümmetiyiz. Biz, kul Peygamber’in ümmetiyiz. Biz, aynı zamanda, ashabına sabır telkin ederken, ashabı üç tane taş bağlarken kendisi midesine açlığı hissetmeyeyim diye beş tane taş bağlamış bir Peygamber’in ümmetiyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Başkan, bir dakika daha vereyim.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla, sevgili arkadaşlar, milletinizden fedakârlık istemek, devlet yönetmek açısından hem hakkınızdır hem sorumluluğunuzdur ama bu hakkı ve sorumluluğu kullanırken kendi maaşına yüzde 25 zam yapan bir devlet başkanı, milletinden fedakârlığı zor ister arkadaşlar. Kendi hanesinde fedakârlıktan hissesine az bir şey düşen, milletinden çok fedakârlık isteyemez arkadaşlar. Dolayısıyla, bizden fedakârlık talep ediyorsanız, milletinizden fedakârlık talep ediyorsanız bu fedakârlıklar içerisinde hiçbir araya gelmeyeceğiniz şeyler, 300-400 milyon dolarlık uçaklardır arkadaşlar yani bu siyasi retorik ile fedakârlığı bir araya getiremezsiniz.

EYT’lerle ilgili talebimize “Bütçeye yük olur.” hassasiyetinizi doğru buluyoruz aslında biz. Bunu sizin savunmanızın önüne geçen şeyin ne olduğunu biliyor musunuz? “4 milyon Suriyeliye bakmak için bulabiliyorsanız parayı…” diyor size milletimiz. Bunu tekzip ettiğim için söylemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ben mikrofonunuzu açayım, selamlayarak toparlayalım.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) – Varlık zamanında derler ki herkes kapitalisttir, para gidince herkes sosyalist. Şimdi, varlıkta bu işler göze batmaz, darlık zamanı nimet-külfet dengesini dağıtamadığınız için insanların ilk aklına gelen şey “Onlara bulan, bana da bulsun.” cümlesidir. Dolayısıyla devlet adamlarımızın vazifesi, insanları davet ettikleri fedakârlıklardan önce kendilerinin fedakârlık yapmasıdır. Bu ahlakı kaybederse devlet, fedakârlık talebinin milletteki karşılığı “Başkalarına buluyorsan bana da bul.” “Kendine bulduğundan bana da bul.” “Kayırdığın, muhafaza ettiğin zengine bulduğundan bana da bul.”dur. Dolayısıyla bu tür sitemlerle karşılaşmamak için nimet-külfet dengesinin oluşabileceği bir siyasal iklim, sizin siyasi mesuliyetinizdir. Bu mesuliyeti gerçekleştiremezseniz bulacağınız iş, daha önce bunu böyle yapanların bulduğundan farklı değildir.

Genel Kurulunuza saygılarımla. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Muş, buyurun, söz istediniz.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

50.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, PKK’yı her zaman bir terör örgütü olarak gördüklerine ve mücadeleyi hiçbir zaman aksatmadıklarına, İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun 10 sıra sayılı 2019 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 11 sıra sayılı 2017 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın birinci tur görüşmelerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sadece bir konuya açıklık getirmek için söz almış bulunuyorum.

Biz PKK’yı her zaman bir terör örgütü olarak gördük ve PKK’yla da mücadeleyi hiçbir zaman aksatmadık, bunun bilinmesini isterim. Yani PKK’nın terör örgütü olduğunu öğrenmenizin bir maliyeti meselesine katılmadığımızı ifade ederim. PKK hem Türkiye’de hem dünyada uluslararası arenada bir terör örgütü olarak kabul edilmiştir ve Türkiye’de göreve gelen her iktidar da bununla mücadele etmiştir, biz de bununla amansız bir mücadele içerisindeyiz, bunun bilinmesini isterim.

Muhalefetin eleştirilerine her zaman açık olduğumuzu söyleyebilirim. Bunu Sayın Grup Başkan Vekili de yasama çalışmalarında da görüyordur, biliyordur. Biz hiçbir zaman muhalefetten gelen yapıcı eleştirilere “fitne” gözüyle bakmadık, bakamayız, böyle bir lüksümüz yok.

Şunu ifade etmek isterim: Tabii ki Peygamber Efendimizden önemli örnekler verildi. Efendimiz’in hayatı, bizim için örnek bir hayat, buna hiçbir şey diyemeyiz. Fakat böyle bir Peygamber’den böyle güzel örnekler veriyorken, bir taraftan, bakın, savaştan kaçıp gelen, ya ölüm olacak ya da hayatta kalma mücadelesi verecek olan insanlara kapı açıyorken aslında yaklaşımımız, Peygamber Efendimiz’in öğretileri doğrultusundadır. Ben Sayın