TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  27’nci Birleşim

                                                                                         6 Aralık 2018 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün, engelli olan çocuğunun yazmış olduğu mektuba ve engellilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve Hatay ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Kayseri Milletvekili Hülya Nergis’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, gaziler arasındaki hakkaniyetsizliğin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün faaliyete girmesiyle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişinin yasaklandığından haberi olmayan araçların mağduriyetinin ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, engelliliğin önlenmesi ile engellilerin hayatını kolaylaştırmak için yapılması gerekenlere ilişkin açıklaması

4.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, asgari ücretin gerçek rakamlar göz önüne alınarak hakkaniyetli bir şekilde belirlenmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

5.- Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi’nin, Hatay’ın Erzin ilçesindeki termal otelde meydana gelen yangın nedeniyle yaralananlara şifa, Erzinli hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

6.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Mersin’in coğrafyası, tarihî ve kültürel birikimiyle yüzlerce coğrafi işaret potansiyeline sahip olduğuna ve coğrafi işaret tescil belgesinin önemine ilişkin açıklaması

7.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, süt üreticilerinin mağduriyetine ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 7-17 Aralık Mevlâna Haftası vesilesiyle Mevlâna Celâlettin Rûmi’yi rahmetle andığına ilişkin açıklaması

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Türkiye’nin sosyal bir hukuk devleti olduğuna, sunulan sosyal hizmet ve yardımlara ilişkin açıklaması

10.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, emeklilerin toplu sözleşmeli sendika kurma hakkına kavuşturulması gerektiğine, kamuda çalışan aile sağlığı çalışanlarının mağduriyetine, okullardaki ısınma ve temizlik problemlerinin çözümü için Millî Eğitim Bakanına seslendiğine ilişkin açıklaması

11.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, Eğitim Reformu Girişimi tarafından yayımlanan 2017-2018 Eğitim İzleme Raporu’na ilişkin açıklaması

12.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, atanamayan fizyoterapistlerin feryadına kulak verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

13.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, elektriğin tüketicilere ucuz, kaliteli olarak sunulması ve yenilenebilir kaynaklara önem verilmesi gerektiğine, elektrik fiyatlarını düşürebilmek için alınabilecek önlemlere ilişkin açıklaması

14.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, ön lisans mezunu astsubayların mağduriyetinin ne zaman giderileceğini, muvazzaf astsubaylara başarı tazminatının ödenip ödenmeyeceğini, sözleşmeli uzman çavuşların kadroya geçirilip geçirileceğini ve uzman çavuşlara 3600 ek göstergenin ne zaman verileceğini Millî Savunma Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

15.- Kütahya Milletvekili Ahmet Tan’ın, TÜİK verilerine göre son on iki aylık ihracat rakamının cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığına ve Kütahya ilindeki yatırımlara ilişkin açıklaması

16.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, cezaevlerinin doluluğuna ve sağlık hizmetlerinin kısıtlı olduğuna, hastanelerde mahkûm koğuşu yetersiz olduğu için tedavilerin geciktiğine ilişkin açıklaması

17.- Niğde Milletvekili Selim Gültekin’in, Edirne'den Şanlıurfa'ya kesintisiz ulaşım sağlayacak Ankara-Niğde Otoyolu Projesi'ne ilişkin açıklaması

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, milleti test etmeye çalışanların 15 Temmuzda gerekli cevabı aldığına, Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtüsünün yasaklanması yönünde mütalaada bulunan Danıştay savcısını kınadığına ilişkin açıklaması

19.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 7 Aralık Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

20.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası vesilesiyle “112” acil çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmesi ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, Cumhurbaşkanının seçim kampanyalarıyla ilgili açıklamasına ilişkin açıklaması

 

 

22.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, Ergenekon davasının çöktüğüne ve bu davadan, Türk devletinin hissesine adalete siyaseten nüfuz etmeye kalkmamak, adalet mekanizmasına siyasi iradeyle musallat olmamak gerektiği gibi bir neticenin çıkmış olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Kerkük’teki Türkmen varlığını yok etmek için yapılan saldırıların devamı olan Kayseri Çarşısı’ndaki yangını şiddetle kınadıklarına, Türkiye’nin hedefinin  Fırat’ın doğusu ve bütün terör odaklarının yok edilmesi olması gerektiğine, veteriner hekim, ziraat, gıda ve su ürünleri mühendislerinin mağduriyetinin giderilmesini beklediklerine ilişkin açıklaması

24.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, tutuklu Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’e destek için parti büroları içerisinde yapılan eylemlere müdahale edildiğine, Sırrı Süreyya Önder’in teslim olurken sarf ettiği sözlerine, asgari ücret tartışmalarına, ücretli öğretmenlerin mağduriyetine, seçim kampanyalarında sorunun demokrasi sorunu olduğuna ve fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

25.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, Gezi Parkı olaylarının üzerinden geçen beş buçuk yıldan sonra aralarında Mehmet Ali Alabora, Osman Kavala gibi ünlülerin de bulunduğu birçok kişi hakkında seçim öncesinde soruşturma başlatılmasının provokasyon olduğuna ilişkin açıklaması

26.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, hukuk düzenine yönelik ne zaman, nerede, hangi hile ve desiselerle bir kalkışma varsa buna karşı “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Ergenekon davalarında yaşanılanların FETÖ davalarında yaşanmaması için dikkat çekmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

28.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve demokrasiyi korumanın ancak hak ve özgürlüklere saygıyla mümkün olacağına ilişkin açıklaması

29.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Gezi Parkı olaylarının vatandaşların çevre duyarlılığını tahrik etmek suretiyle millî iradeyi zapturapt altına almayı hedeflediğine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, geçirdikleri trafik kazası sonucu hayatını kaybeden  MHP Sinop Durağan İlçe Başkanı Osman Yıldırım ile belediye başkan adayı Ali Dalkılıç’a Allah’tan rahmet dilediğine, Yeşilırmak’ı tehdit eden kirliliğe karşı önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

32.- Hatay Miletvekili Hüseyin Yayman’ın, Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Antalya Milletvekili Aydın Özer’in, Antalya ili Demre ilçesinde yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilere geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve iktidarın çiftçilere sahip çıkmadığına ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, okullarda yürütülen aşı kampanyasına yönelik olarak dağıtılan aşı karşıtı bildiriler için İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının tedbir alması gerektiğine ilişkin açıklaması

35.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası’nı kutladığına, küresel engellemelere rağmen 2018 yılının ihracatta rekorlar yılı olduğuna ilişkin açıklaması

36.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, yetkilileri Batman’da yaşanan uyuşturucu sorunuyla ilgili gerekeni yapmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

37.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay Miletvekili Hüseyin Yayman’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Mardin’in Midyat ilçesi Kaymakamını Kutlubey, Çaldere, Çalpınar, Budaklı, Sivrice, Barıştepe ve Toptepe köylerine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu üzerinden yapılan yardımları kestiği için milletin vicdanına havale etiğine ilişkin açıklaması

39.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Ankara Kızılay Meydanı'nda freni patlayan belediye otobüsünün bir kız çocuğu ile bir bayana çarptığına, hayati tehlikelerinin bulunmadığına ilişkin açıklaması

40.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, yoğun yağış nedeniyle mağdur olan hemşehrileri ile Ankara Kızılay Meydanı’ndaki kazada yaralananlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, çiftçilerin mağduriyetinin giderilerek üretimde israfın önlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

42.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, Alevi tutuklu ve hükümlülerin kendi ibadet önderleriyle görüşme talebinin karşılanması gerektiğine ilişkin açıklaması

43.- Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal’ın, 7 Aralık Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümüne ve Kilis’in sanayi hamleleriyle hak ettiği yere ulaşacağına ilişkin açıklaması

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Cihat Sezal’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki ve Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

46.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Meclisin milletvekillerinin birbirini eleştireceği mecra olduğuna, Cumhurbaşkanlığı sıfatı ile genel başkanlık sıfatını birbirinden ayırmayı komik bulduğuna ilişkin açıklaması

47.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Hükûmetin soru önergelerine cevap vermediğine, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin hangi mantıkla özelleştirildiğini, kaç liraya satıldığını, alan firmanın bakanlarla ilişkisinin olup olmadığını, işten çıkarılan işçilere niçin zulmedildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

49.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

50.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

51.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden (4/12), Edirne Milletvekili Orhan Çakırlar’ın Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinden (4/13) istifalarına ilişkin yazılarının 6/12/2018 tarihinde Başkanlığa ulaştığına ilişkin önerge yazısı

 

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu ve 21 milletvekili tarafından, İstanbul'da yaşanan çökme, göçük ve toprak kaymalarının nedenlerinin incelenerek bu konularda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 6/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (10/402) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve arkadaşları tarafından, Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti amacıyla 4/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Ankara Kızılay Meydanı'nda belediye otobüsünün kontrolden çıkarak yayalara çarpması sonucu yaşanan kaza nedeniyle hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Ankara Kızılay Meydanı'nda meydana gelen kazada yaralananların sağlığına kavuşmasını dilediğine ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, 7 Aralık Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümü münasebetiyle Kilislileri selamladığına ilişkin konuşması

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Çevre Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

2.- Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

 

 

 

 

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16)

 

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili  Nazır Cihangir İslam’ın 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

XI.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 16) Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin oylaması

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6 Aralık 2018 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yetersayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline söz vereceğim.

Sayın milletvekillerimizin konuşma süreleri beşer dakika.

Gündem dışı ilk söz, engellilerin sorunları hakkında söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Sayın Kemal Bülbül’e aittir.

Buyurun Sayın Bülbül. (HDP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Antalya Milletvekili Kemal Bülbül’ün, engelli olan çocuğunun yazmış olduğu mektuba ve engellilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, kendisi de bir engelli olan çocuğumun size yazmış olduğu mektupla başlamak istiyorum:

“Değerli milletvekili ablalarım, ağabeylerim, amcalarım, teyzelerim, sayın milletvekilleri; sizlere nasıl hitap edeceğimi doğrusu kestiremiyorum. Duygusal olarak mı hitap etsem, vicdanınıza mı hitap etsem, anlayışınıza, idrakinize mi hitap etsem? Bu kadar tedrisat görmüş vekillere uluslararası sözleşmeleri veya engellilerin içinde bulunduğu durumu tekrar izah etmeyi, anlatmayı doğrusu uygun bulmuyorum.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin altında Türkiye’yle birlikte 50 ülkenin imzasının bulunduğunu bilmektesiniz. Sözleşmenin ‘Giriş’ bölümünde, engelliliğin değişen ve gelişen bir kavram olduğu, bu kişilerin topluma diğer bireylerle birlikte eşit koşullarda, tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının kaynaklarını düzeltmeniz gerektiği zaten ifade edilmektedir. Bu sebeple ben ‘engelli’ kavramı yerine ‘engellenen’ kavramını kullanmayı daha uygun buluyorum. Bunun en somut kanıtlarından biri, kaldırımlarda tekerlekli sandalye rampası bulunan yerlere park edilen arabalar. Metro ve tren garlarında, üst geçitlerinde önceliği bulunan asansörlerde engellenen bizleriz.

Bir de psikolojik zorluklar var. Örneğin, disleksi problemi bulunan arkadaşların eğitim sürecinde bilinç eksikliğinden dolayı çekmek zorunda kaldıkları zorluklar sayılabilir. Bunun en iyi örneği, disleksi hastası olan Einstein’dır. Einstein’ın bir öğrenciyken öğrenme zorluğu olduğu için umutsuz bir vaka olduğundan öğretmeni tarafından okuldan atılması ve temel eğitiminin evde annesi tarafından karşılanması, engellilerin durumunu izah etmek açısından tarihî ve bilimsel bir örnektir.

Engellenen arkadaşlarımızın toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılmak ve eşit vatandaşlık konusundaki taleplerinin karşılanması gerekmektedir. Engellenenlere verilen sözler bugüne kadar tutulmamış, çoğunlukla da eşit şartlarda çalışma ortamlarına katılma yönündeki talepleri seçim malzemesi olarak kullanılmış ve insanlar ne yazık ki evlere mahkûm edilmiştir.

Engellenenlerin yaşamlarını kolaylaştırmaya yönelik düzenlemeler için temel yaklaşımın sadaka kültüründen yola çıkarak değil, sosyal devlet yaklaşımı içinde ele alınması ve engellenenlerin iş ve istihdama dönük ihtiyaçlarının karşılanması da temel bir görev olarak durmaktadır.”

Değerli milletvekilleri, şimdi ibretiâlemlik bir örneği vermek istiyorum. Benim çocuğum ortopedik engelli. Biz karbon ayak almak istiyoruz ama bu yönetmeliği düzenleyen kişi karbon ayağın lükse girdiğini belirtmiş. Galiba bunu düzenleyenin beyni ve yüreği lükse giriyor ki… İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri olan ayak nasıl lükse girer? Göz, kulak, engellilerin engellerini aşmak için gerekli olan malzemeler, cihazlar, aparatlar nasıl olur da lükse girer? Yaradan, gözümüzü lükse girsin, ayağımızı, kolumuzu, bacağımızı, beynimizi, yüreğimizi lükse girsin diye yaratmamış ki! Böyle bir kavram yok ki! Nasıl böyle bir kavram kullanılıyor? Bunların düzeltilmesi gerekir.

Yine, geçen gün, Engelliler Konfederasyonunun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapmak istediği bir açıklamaya katıldım ben. Katılanların tamamı engelli ve çoğunluğu görme engelli, Federasyon Başkanı da görme engelli. İnanılmaz bir polis ablukası ve bir engelleme çabası… Engelliler ne yapacak da bu engelleme çabası söz konusu oluyor? Sadece bir basın metni okunacak ve ilgili birimle görüşme yapılacak değerli arkadaşlar.

Bizim, engellileri anlayabilmemiz için biraz edebiyat, biraz sanat, biraz resim, biraz bilim dünyasına girmemiz gerekiyor.

“Yeni mektup aldım gül yüzlü yardan/Gözletme yolları, gel deyi yazmış./Sivrialan köyünden, bizim diyardan/Dağlar mor menevşe, gül deyi yazmış.” Bu kişi görme engelli Âşık Veysel’dir ve Âşık Veysel’in hepimizin kulağına küpe olacak bir sözü vardır. Âşık Veysel der ki: “Ben kör değilim, görmüyorum.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülbül, devam edin.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Bu kadar ağır bir konuyu bu kısa sürede toparlamak da biraz zor ama…

Şimdi, burada engellilerin bize ilettikleri sorunlar, fiziki sorunlar, kent planlamasından kaynaklı sorunlar, yasalardan kaynaklı sorunlar var ama en temel sorun yasalardan kaynaklı sorunlar. Yasalar o kadar karmaşık ve anlaşılmaz ki uygulaması o kadar zor ki o kadar bürokratik problemler var ki dışarıdan bir insan değil, bire bir karşılaşan ve yaşayan bir insan olarak ifade ediyorum. Dolayısıyla Parlamentonun, bizim, milletvekillerinin, bu kurumun bu yasaları tek bir kalemde toplamak, anlaşılır kılmak, izah etmek, sorunları çözmek ve yardımcı olabilecek, sorunları çözecek en temel şekilde ifade etmek gibi bir görevi var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bülbül, konu engelliler. Ben süre ilave edeyim, siz selamlamanızı öyle toparlayın.

KEMAL BÜLBÜL (Devamla) – Teşekkür ediyorum duyarlılığınız için Sayın Başkan.

Bitirirken şu anda tedavi görmekte olan İstanbul Vekilimiz Musa Piroğlu, Parlamentoda bulunan değerli engelli vekillerimiz ve birçok engele rağmen yaşamını idame ettirmeye çalışan, yaşamını sürdürmeye çalışan; duygusuyla, düşüncesiyle, erdemiyle insanlığa ve bize hizmet eden sevgili engellileri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Tekrar ediyorum, Parlamentomuzun bu sorunları çözmek için özellikle hakları teşkil eden, temsil eden, düzenleyen bu yasal düzenlemeyi anlaşılır ve uygulanabilir kılmak, bunu yapabilmek için temel bir sorumluluğumuz var değerli arkadaşlar.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bülbül.

Değerli milletvekilleri, gündem dışı ikinci söz Hatay’ın ekonomik sorunları hakkında söz isteyen Hatay Milletvekilimiz Sayın Mehmet Güzelmansur’a aittir.

Buyurun Sayın Güzelmansur. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve Hatay ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Hatay ilimizin ekonomik sorunlarını dile getirmek üzere gündem dışı söz aldım. Sizleri ve ekran başında izleyen tüm yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nün empati ve dayanışmayı artırarak her türlü eşitsizliği gidermeye vesile olmasını diliyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Hatay çan, hazan ve ezan sesinin birleştiği, tüm din ve inançların bir arada yaşadığı hoşgörü ve kardeşlik şehridir. Anadolu’nun en eski yerleşim birimlerinden biri olan, deniziyle, 14 kilometrelik eşsiz kumsalıyla, arkeolojik zenginlikleriyle, doğal güzellikleriyle, 600’ün üzerinde yemek ve tatlı çeşidini barındıran mutfağıyla muazzam potansiyeli olan bir turizm şehridir. Avrupa’nın ve Türkiye’nin Orta Doğu’ya açılan kapısı olması özelliğiyle hem ticaret hem de önemli bir lojistik merkezidir. Türkiye’nin en verimli topraklarından olan Amik Ovası’yla altın değerinde bir tarım şehridir. Çimento, demir çelik, filtre üretiminde Türkiye’nin öncü illerinden biri olmasıyla önemli bir sanayi şehridir. Ancak Hatay iktidarın yanlış Suriye politikasından dolayı biraz önce saydığım potansiyellerini gereği gibi kullanamamaktadır. 2011’de başlayan Suriye kriziyle ve sınır kapılarının kapanmasıyla ihracatımız geriledi. 2012’de 6,5 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2016 sonunda 4,3 milyar dolara geriledi. Sadece sebze ve meyve ihracatımız 110 milyon dolar düştü. Türkiye’nin 2’nci büyük tır filosuna sahipken ne yazık ki şu an 3’üncü sıraya geriledik. Turizm gelirlerimiz dramatik bir şekilde düştü. Bavul ticaretinin bitmesiyle Hatay’ın simgesi olan Uzun Çarşı’mız 750 bin dolar günlük ticaret hacmine sahipken şu an 50 bin doların altına geriledi. 500 bin Suriyelinin ilimizde yaşamaya başlamasından bu yana Türkiye’de enflasyonun en yüksek artış kaydettiği il Hatay’dır. İşsizlik oranı en yüksek illerden biri yine Hatay’dır. Şu an, Hatay, Türkiye’nin en mutsuz 4’üncü ili. Bunu TÜİK söylüyor, ben söylemiyorum.

Değerli milletvekilleri, Hatay halkı engin hoşgörüsü ve misafirperverliğiyle ekmeğini, suyunu, sokağını, hastanelerini Suriyeli misafirlerle paylaşmaktadır, gücünün yettiği noktaya kadar da bunu devam ettirecektir ancak iktidarın, Suriye krizinin Hatay ekonomisinde tahribat yapmıyormuş gibi davranması, 500 bin Suriyeli Hatay’da yaşamıyormuş gibi icraatlarını şekillendirmeye devam etmesi de adalet ve güven duygusunu zedelemektedir.

Şimdi, ben, size, iktidarın resmî istatistiklerde görmezden geldiği gerçek rakamları vereceğim. Hatay’da yaşayan 500 bin Suriyeli yok sayılmayıp hesaplara dâhil edildiğinde Hatay’da nüfus yoğunluğu yani kilometrekareye düşen kişi sayısı 270 değil 356’dır. 10 bin kişiye düşen hastane yatak sayısı 25 değil 20’dir. Yıllık kişi başına düşen gelirimiz de ortalama 1.515 dolara kadar gerilemiştir. Suriyeli çocukların okullarda eğitim görmeye başlamasıyla derslik başına düşen öğrenci sayısı 1,5 kat artmıştır.

Şimdi, rakamlar böyleyken, iktidarın, Suriye krizi başlamadan ve 500 bin Suriyeli ilimize gelmeden önceki rakamları esas alarak Hatay’ı 5’inci teşvik bölgesi yerine 4’üncü teşvik bölgesine alması hak mı, reva mı?

Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Doçent Doktor Lütfü Savaş’ın, Hatay’ın 5’inci teşvik bölgesine alınması için başlattığı ve 517 bin kişinin destek verdiği imzaların yok sayılması aymazlık mı, duymazlık mı?

İstanbul’un çılgın projesine finansman ararken beş altı yıldır konuşulan, seçim malzemesi olarak kullanılan Hatay’ın çılgın projesi Hassa Tüneli’ni ötelemesi uygun mu, adil mi?

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Yapılacak, yapılacak!

MEHMET GÜZELMANSUR (Devamla) – Vergi gelirleri bakımından 9’uncu sırada olan Hatay’ın, devletin yaptığı yatırımlar bakımından 56’ncı sırada olmasını neyle izah edeceksiniz, adaletsizlikle mi, üvey evlat muamelesiyle mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, devam edin.

MEHMET GÜZELMANSUR (Devamla) – Defne, Arsuz, Erzin, Payas, Belen’e devlet hastanesi yapılmaması ayrıcalık mı aldırmazlık mı? Geçici olarak kapatıldığı söylenen Yayladağı Sınır Kapısı’nın beş yıldır açılmaması nasıl açıklanır; Hatay’ı unutmakla mı cezalandırmakla mı? Reyhanlı Barajı’nın hâlâ bitirilmemesi, hâl böyleyken cazibeyle sulama yapılan ovalar ile artezyenle ve dolayısıyla daha pahalıya sulama yapan Amik Ovası çiftçisine aynı teşvikin verilmemesi neyle bağdaşıyor; öngörüsüzlükle mi önemsememekle mi?

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Hatay halkı bunu hak etmiyor. Hatay halkı adalet istiyor, Hatay halkı hakkını istiyor, iktidarın hatalarının telafisini bekliyor çünkü üretmek istiyor, kalkınmaya daha fazla katkı sağlamak istiyor. Lütfen artık görün, duyun, önemseyin ve bir an önce icra edin.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Güzelmansur.

Gündem dışı üçüncü söz, 3 Aralık Dünya Uluslararası Engelliler Günü nedeniyle söz isteyen Kayseri Milletvekilimiz Sayın Hülya Nergis’e aittir.

Buyurun Sayın Nergis, konuşmanızı rahatça yapabilirsiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Kayseri Milletvekili Hülya Nergis’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

HÜLYA NERGİS (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle ülkemizdeki ve dünyadaki tüm engelli kardeşlerimize selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum.

Dünya Engelliler Günü, sorunların gündeme taşınması ve çözüm üretilmesi noktasında, toplumda farkındalık oluşturmak adına önemli bir gündür. Toplumun ayrılmaz bir parçası olan engellilerin umutlu ve geleceğe güvenle bakabilmelerini sağlayacak imkânlara kavuşturulması Hükûmetimizin önemli ve öncelikli politikalarından bir tanesidir. Hükûmetimiz döneminde engelli bireylerin toplumsal yaşama tam katılımlarını sağlamak amacıyla yaptığımız düzenlemelerin bir kısmı hakkında sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum.

2005 yılında ülkemizde ilk Engelliler Kanunu çıkarılmıştır. 5378 sayılı Kanun’un uygulanmasına ilişkin ilgili diğer mevzuatla birlikte yaklaşık 1.500 maddelik bir engelliler hukuku düzenlenmiştir. 2004 ve 2005 öğretim yılında 7 bin civarında olan öğrencimiz ücretsiz taşıma hizmetinden faydalanmaktayken 2016 ve 2017 öğretim yılı sonunda bu sayı yaklaşık 87 binleri bulmuştur. Engelli bireylerin eğitimlerine destek olmak amacıyla dünyada bir ilk olan Türk İşaret Dili Araştırma Projesi kapsamında Türk İşaret Dili Dilbilgisi Kitabı hazırlanmıştır. Kamuya açık alanlar, binalar ile şehir içi toplu taşıma hizmetlerinin engellilerin kullanımına uygun hâle getirilmesi için çalışmalar yapılmıştır, yükümlülükler getirilmiştir. 2018 yılı Eylül ayı itibarıyla istihdam edilen engelli işçi sayısı kamuda 15 bin, özel sektörde 105 bin olmak üzere toplam 120 bine ulaşmıştır. Ayrıca, Hükûmetimiz döneminde ilk defa engelliler için KPSS sınavı düzenlenmiş ve bu kapsamda da engelli istihdamı gerçekleştirilmiştir. Engelli girişimcilerimize kendi işlerini kurmak için hibe desteği sunulmaktadır. Bu sayede 2014 yılı içerisinde 1.326 engelli birey hibe desteğinden faydalanmıştır. 5 ili kapsayan ve destekli istihdam projesi olan “İşe Atıl, Hayata Katıl” projesi başlatılmıştır. Bu sayede yaklaşık bin engellimize sürdürülebilir istihdam sağlanmıştır. Çalışamayacak durumda olan ve iş bulamayan engelli bireylere bağlanan aylıklar yüzde 200 ila 300 oranında Hükûmetimiz döneminde artırılmıştır. Evde bakım aylığı uygulaması hayata geçirilmiş ve hâlen 513.216 engelli birey evde bakım hizmeti almaktadır. 2010 yılından itibaren, bakım hizmeti almak için sırada bekleyen engellimiz kalmamıştır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde, gündüzlü, yatılı ve umutevi olmak üzere toplam 246 merkezde 7.725 engelli bireye hizmet sunulmaktadır. Sorumlu bakanlık ve kurullarla iş birliği içerisinde sektörel izleme ve raporlama çalışması yapılmakta olup söz konusu rapor 2019 yılı Mart ayında Birleşmiş Milletlere sunulacaktır.

Bir grup milletvekilimizle birlikte engellilerle alakalı Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırma komisyonu kurulması için bir talepte bulunmuştuk. 6 Kasım 2018 tarihinde Genel Kurulda bütün parti gruplarının onayı ve kabulüyle araştırma komisyonu kurulması konusunda karar alındı. Kabul edilen önerge, engelli ailelerinde ve kamuoyunda büyük bir memnuniyet yarattı. Toplumda oluşan bu beklentiye cevap vermek, bu anlamda yapılması gereken düzenlemelerin ve atılması gerekli adımların tespiti noktasında yapılacak çalışma son derece önemli olacaktır. Mutlaka uygulamada eksiklikler ve aksaklıklar olabilir. Nitekim, toplumda farkındalık oluşturmak adına yapılacak çalışmalar çok önemli olacaktır. Araştırma komisyonu bütçe çalışmalarının tamamlanmasından sonra kurulacak ve çalışmalarına başlayacaktır. Ben bütün milletvekillerini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Nergis, buyurun, selamlamanızı yapın.

HÜLYA NERGİS (Devamla) – Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken engelsiz bir yaşam için el ele diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nergis.

Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika söz vereceğim, daha sonra sayın grup başkan vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın milletvekilleri, milletvekillerimize yerlerinden söz verme işlemini başlatıyorum.

İlk söz, Sayın Topal’ın.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, gaziler arasındaki hakkaniyetsizliğin giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gazilerimiz arasında büyük bir hakkaniyetsizlik var. Muharip gazilerimizden ve yakınlarından her gün onlarca talep alıyoruz, telefon geliyor; kırgın ve üzgünler. Yüce Meclisimizden ve Hükûmetten talepleri var. 15 Temmuz gazilerine tanınan hakları kendileri için de talep ediyorlar. Maaşlarının 15 Temmuz gazileriyle eşitlenmesini istiyorlar. Faizsiz konut kredisi talep ediyorlar. Evlatlarına kamudan iş talep ediyorlar. Kamuya olan borçları için taksit talep ediyorlar. Kamu kurumlarından yararlanmak istiyorlar. Hak ve hakkaniyet talep ediyorlar. Geliniz, bir an önce yasal düzenleme yaparak gazilerimiz arasındaki bu ayrımcılığa son verelim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şimşek…

2.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün faaliyete girmesiyle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden geçişinin yasaklandığından haberi olmayan araçların mağduriyetinin ortadan kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, ben dün de gündeme getirmiştim, bugün tekrar aynı konuyu gündeme getiriyorum. Mersin’den yola çıkan bir kamyon İstanbul’a gidip dönünceye kadar köprü ve otobanlara yaklaşık 500 TL para ödüyor. Köprüden geçerken ÖGS ve HGS’de sistemden de kaynaklanan bir hata olabiliyor veya hesabında o anda para olmayabiliyor, yaklaşık 800 lira civarında ceza geliyor. Şu anda çok sayıda insanın büyük bir mağduriyeti var. Özellikle Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden “yasaklı geçiş” diye tarif edilen kamyonetler, küçük kamyonetler her seferinde 800 TL ceza yemişler ve bu, ulusal televizyonlarda da şu anda hep gündemde, defalarca ceza yemişler. Düşünün, bir kamyonet otuz defa, kırk defa ceza yemiş, bir tebligat bile yapılmamış, bir mesaj bile çekilmemiş. Vatandaş kendi aracının yasaklı olduğunu bile bilmiyor. Ama şu anda kendi kamyonetinin ya da kamyonunun değerinden fazla ÖGS ve HGS veya yasaklı geçiş cezası var. Bu görüşmeler esnasında mutlaka bununla ilgili yılbaşından önce bir çözüm bulunmalı, yoksa kamyoncu esnafının büyük mağduriyetinin olduğunu dile getiriyorum.

BAŞKAN – Sayın Aycan…

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, engelliliğin önlenmesi ile engellilerin hayatını kolaylaştırmak için yapılması gerekenlere ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Engelliliğin önlenmesine dikkat çekmek istiyorum. Şimdi, fiziksel engellilik, özellikle doğuştan kazanılan kısmı akraba evliliğinden kaynaklanmaktadır. Ülkemizde akraba evliliği önemli bir sorun. Bir diğer konu da genetik danışmanlıktır. Gebelik sırasında veya öncesinde genetik danışmanlık mutlaka alınmalıdır. Sonradan kazanılan engelliliklerde de özellikle trafik kazalarına ve iş kazalarına dikkat çekiyorum. Bunların önlenmesini istiyoruz. Tabii, engellilerin eğitim sorunu var. Özel eğitime önem verilmelidir, özel eğitim kurumlarının artmasını bekliyoruz. Kahramanmaraş’ta görme engelliler ortaokulu vardı, bunun kapatılmasını da doğru bulmadığımı bu vesileyle belirtmek istiyorum. Engellilere yönelik daha çok okullara ihtiyacımız varken, özel eğitime ihtiyaç varken bu doğru olmamıştır.

Yerel seçimleri konuşuyoruz, şehir planlamasında engellilere yönelik düzenlemeler yapılmasını istiyoruz. Onların hayatını kolaylaştıran düzenlemeler yaparak şehir yaşantısının bir parçası hâline getirmemiz lazım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

4.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, asgari ücretin gerçek rakamlar göz önüne alınarak hakkaniyetli bir şekilde belirlenmesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Asgari ücret görüşmeleri bugün başladı. Hükûmetin, 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırını dikkate alarak artış sağlaması ve refah payını eklemesi en büyük talebimiz çünkü kâğıt üstünde gösterilen enflasyon bile çalışanlar için can yakıcı. Şu an Türkiye enflasyon sıralamasında Suriye’den sonra 9’uncu sırada. Kasım ayı enflasyonu her ne kadar yüzde 21 gösterildiyse de gerçekte durum bambaşka. Geçen yıl 1 litre süt 2,25’ti, bugün 4,75; salça 4,75’ten 10,75’e; tereyağı 22’den 55 liraya; tavuk eti 11 liradan 30 liraya çıkmış. Rakamlar kâğıt üzerinde gösterilenler gibi değil. Eğer, TÜİK, fiyatları nerede ölçüyorsa bize de söylerse biz de gidip oradan alışveriş yapalım.

Asgari ücretin, görüşmelerde gerçek rakamlar göz önüne alınarak hakkaniyetli ve adaletli bir şekilde belirlenmesi en büyük talebimiz.

BAŞKAN – Sayın Minsolmaz yerine Sayın Şanverdi…

5.- Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi’nin, Hatay’ın Erzin ilçesindeki termal otelde meydana gelen yangın nedeniyle yaralananlara şifa, Erzinli hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün sabah saatlerinde Hatay’ın Erzin ilçesinde 641 kişinin konakladığı bir termal otelde büyük bir yangın çıkmış ve bu yangında 34 vatandaşımız yaralanmıştır. İtfaiyenin yoğun çabaları sonucu kısa sürede söndürülen yangında duman zehirlenmesiyle ilgili hastanelere kaldırılan 34 vatandaşımızın tedavileri tamamlanmış ve tamamı bugün taburcu edilmiştir. Ben bu elim yangında yaralanan 34 kardeşimize acil şifalar diliyorum. Bu vatandaşlarımızın ailelerine ve tüm Erzinli hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bu tür olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Biz de geçmiş olsun dileklerimizi iletelim.

Sayın Taşkın…

6.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Mersin’in coğrafyası, tarihî ve kültürel birikimiyle yüzlerce coğrafi işaret potansiyeline sahip olduğuna ve coğrafi işaret tescil belgesinin önemine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türk Patent Enstitüsünde 23 ürünün coğrafi işaret tescil belgesi takdim törenine katıldık. Törende seçim bölgem Mersin’in Mut ilçemizin zeytinyağı ve Tarsus ilçemizin Sarı Ulak Zeytini için coğrafi işaret tescil belgesi alındı. Tarsus’un yöresel lezzetlerimizden olan Tarsus Humusu da daha önce coğrafi işaret tescil belgesini almıştı. Atalarımızdan bize miras kalan, kültürel ve millî varlıklarımız gelecek nesillerimiz için korunması gereken kıymetlerimizdir. Tescil belgesi alan bu ürünler hem benzerlerinden farklılaşmakta, geçmişten gelen özellikleri, kaliteleri güvence altına alınmaktadır. Ayrıca tescillenen ürünler perakende sektörüne daha fazla katma değer üretmektedir.

Mersin, sahip olduğu eşsiz coğrafyası, binlerce yıllık tarihî ve kültürel birikimiyle yüzlerce coğrafi işaret potansiyeli olan bir ilimizdir. Yöresel ürünlerimizin bu şekilde koruma altına alınmasına öncülük eden kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Şahin…

7.- Balıkesir Milletvekili Fikret Şahin’in, süt üreticilerinin mağduriyetine ilişkin açıklaması

FİKRET ŞAHİN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Balıkesir’de süt üreticileri ekonomik olarak büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Ağustos 2018 tarihinde düzenlenen son sektör toplantısında çiğ süt referans fiyatı 1 lira 70 kuruş olarak belirlenmiş olmasına rağmen ülkemizde her geçen gün artan girdi maliyetleri hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizi daha da zora sokmaktadır. Bugün 50 kilogramlık bir çuval yem yaklaşık 85 liradır. Çiğ sütün referans fiyatı 1 lira 70 kuruş olduğunu düşündüğümüz zaman üreticimiz bir litre süt ile 1 kilogram yem alamamaktadır. 1,3 olan süt-yem paritesi hesabından yola çıkıldığında çiğ sütün litre fiyatının bugün minimum 2 lira 20 kuruş olması gerekir. Üreticilerimiz süt ineklerini kesmemek ve sürdürülebilir bir hayvancılık için en kısa zamanda Ulusal Süt Konseyinin toplanıp çiğ süt referans fiyatının güncellenmesi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özkan…

8.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 7-17 Aralık Mevlâna Haftası vesilesiyle Mevlâna Celâlettin Rûmi’yi rahmetle andığına ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hazreti Mevlâna 13’üncü yüzyılda tüm insanlığa yaptığı çağrıyla aşk, sevgi, hoşgörü ve birlik olmaya dayanan bir hayat felsefesinin yerleştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Hazreti Mevlâna “Ne olursan ol yine gel.” söylemi bunun en büyük göstergesidir. “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” diyerek insanlığı doğruluğa ve dürüstlüğe çağırmıştır. Hazreti Mevlâna’nın değerinden hiçbir şey kaybetmemiş bu evrensel öğretileri dünyamızı ışığıyla aydınlatmaya devam etmektedir. Mevlâna Haftası vesilesiyle, onun sevgi ve hoşgörüye dayalı felsefesini ve öğretisini herkesin örnek alması umuduyla, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlâna Celâlettin Rûmi’yi sevgi ve rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılıç...

9.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Türkiye’nin sosyal bir hukuk devleti olduğuna, sunulan sosyal hizmet ve yardımlara ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Türkiye sosyal bir hukuk devletidir. Biz de sunulan hizmetlerle bunun gereğini yapıyoruz. Sunulan sosyal hizmet ve yardımların başlıcaları 14 kalemdir: Aile ve Sosyal Destek Projesi, çocuk, engelli ve yaşlı hizmetleri, kadın, şehit yakınları ve gazi hizmetleri, illerde yaşayan yabancı uyruklu misafirlere yönelik hizmetler, eğitim faaliyetleri, erişilebilirlik hizmeti, engelli evde bakım hizmeti, sosyal ve ekonomik destek hizmeti, doğum yardımı hizmeti, ücretsiz seyahat desteği hizmeti, koruyucu aile hizmeti, özel bakım merkezinde kalan engellilere yönelik harçlık hizmeti.

Kahramanmaraş’ta 2002-2018 yılları arasında toplam 1 milyar 642 milyon 610 bin 92 liralık sosyal yardım yapılmıştır. Hadisişerifte “Bakıma muhtaç, sahipsiz kimselerin sorumluluğu –bize- devlete aittir.” buyurulur. Sosyal devletin ilk adımı da böyle atılmıştır.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu...

10.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, emeklilerin toplu sözleşmeli sendika kurma hakkına kavuşturulması gerektiğine, kamuda çalışan aile sağlığı çalışanlarının mağduriyetine, okullardaki ısınma ve temizlik problemlerinin çözümü için Millî Eğitim Bakanına seslendiğine ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, emeklilerimiz sendika kurabildikleri hâlde toplu sözleşme hakkına sahip olmadıkları için bu hakları işlevsizleşiyor ve haklarını talep etme konusunda yetersiz kalıyorlar. Bu nedenle de asgari ücretin altında ücret alan emeklilerimiz var. Onları toplu sözleşmeli bir sendika kurma hakkına kavuşturmak biz Meclisin görevidir diye düşünüyorum.

Yine kamuda çalışan ama kamu personeli olmayan hatta mağduriyetlerini duyurmak için dernek kuran aile sağlığı çalışanları kadro bekliyorlar. İzin, tazminat, tayin gibi özlük haklarına sahip olmak aynı işi yapan diğer kamu personeli gibi onların da hakkıdır. Gelin Meclis olarak onların da sorunlarını çözelim diyorum.

Biraz önce bir mesaj geldi Başkanım, söylemek istiyorum. Yıldırım Belediye Ortaokulunda çocuklar ve öğretmenler çok üşüyorlarmış çünkü ısınma yetersiz, kalorifer tesisatı yok, temizlik çok kötü. Millî Eğitim Bakanına sesleniyorum buradan: Okullarımızın ısınma ve temizlik problemlerine lütfen el atsınlar.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Özkan...

11.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, Eğitim Reformu Girişimi tarafından yayımlanan 2017-2018 Eğitim İzleme Raporu’na ilişkin açıklaması

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin eğitim araştırma merkezlerinden biri olan Eğitim Reformu Girişimi 2017-2018 Eğitim İzleme Raporu’nu yayımladı. Rapora göre, OECD ülkeleri içinde okul öncesi okullaşma düzeyinde Türkiye 42 ülke arasında 41’inci sırada. Okul öncesi eğitimde ücret alınmaya devam ediyor, üstelik resmî kurumlarda da “eğitime katkı payı” adı altında ücret alınıyor.

Yine rapora göre, başta mevsimlik tarım işçileri olmak üzere, 15 yaşından küçük çocuklar, sanayi, tekstil, mobilya gibi birçok sektörde çalışıyor. Özellikle mevsimlik tarımda çalışma yaşının 5’e kadar düştüğü vurgulanıyor. Çocuk işçiliğiyle mücadelede yetersiz kalınıyor. Bu nedenle tespit mekanizmalarının geliştirilmesi önemlidir.

Öğrenci başına düşen öğretmen maaşı OECD ortalamasının 2 katından daha az. Öğretmenlerin maaşları kamuda birçok meslek grubunun gerisinde. Ayrıca, öğretmen maaşlarının gayrisafi yurt içi hasılaya göre oranı OECD ortalamasının oldukça gerisinde.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Arık…

12.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, atanamayan fizyoterapistlerin feryadına kulak verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Fizyoterapistler feryat ediyor. 2012-2016 tarihleri arasında mezun olan fizyoterapist sayısında yüzde 300’den fazla artış varken bu arkadaşlarımızın istihdam oranları sürekli gerilemektedir. KPSS’de başarı sıralamasında üst sıralarda yer almalarına rağmen bir türlü atanamayan fizyoterapist kardeşlerimiz, açılan okul sayısına, artan mezun sayısına, çeşitli çalışma alanlarına, kamudaki ihtiyaca paralel alım yapılmasını talep ediyorlar. Ortopedik, nörolojik, kardiyolojik, pulmaner, pediyatrik hastaların tedavisi için fizyoterapist şart ama yeterli sayıda olmadığı için hastalarımız sıra bekliyor. Hem hastalarımızın sıra beklememesi hem de kardeşlerimizin istihdam edilmesi için acilen atama yapılmalıdır, fizyoterapistlerin feryadına kulak verilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Barut…

13.- Adana Milletvekili Ayhan Barut’un, elektriğin tüketicilere ucuz, kaliteli olarak sunulması ve yenilenebilir kaynaklara önem verilmesi gerektiğine, elektrik fiyatlarını düşürebilmek için alınabilecek önlemlere ilişkin açıklaması

AYHAN BARUT (Adana) – Sayın Başkan, elektrik kullanımı hayati önem taşıyan kıymetli bir enerji türüdür. Elektrik olmadan günümüzü düşünemeyiz bile. Elektrik, tüketicilere vergisiz, ucuz ve kaliteli olarak sunulmalıdır. Ticari bir ürün olarak değil, kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır.

Elektrik üretiminde güneş ve rüzgâr gibi kaynaklara önem verilmeli, bu konuda yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

Nükleer enerji ve dışa bağımlı enerji kaynakları gözden geçirilmeli, çevre etkileri olumsuz bu tür elektrik üretim kaynaklarından vazgeçilmelidir.

Binalarda elektrik üretimi sağlayacak teknolojik düzenlemeler kurulması için İmar Kanunu’nda düzenlemeye gidilmelidir.

Elektrik dağıtım bedeli yüzde 10’un altına çekilmelidir. KDV yüzde 8’e indirilmelidir. TRT payı ve fonlar elektrik fiyatlarından kaldırılmalıdır. Yaşanan ekonomik krizle elektrik fiyatlarındaki yüksek artışlar herkesi olumsuz etkiliyor. AKP Hükûmeti her kesimden yüzde 10 indirim istemektedir. Aynı uygulamanın elektrik fiyatları için de yapılmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

14.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, ön lisans mezunu astsubayların mağduriyetinin ne zaman giderileceğini, muvazzaf astsubaylara başarı tazminatının ödenip ödenmeyeceğini, sözleşmeli uzman çavuşların kadroya geçirilip geçirileceğini ve uzman çavuşlara 3600 ek göstergenin ne zaman verileceğini Millî Savunma Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Millî Savunma Bakanına soruyorum, bir: Emekli astsubaylarımızın göreve başlama derecelerinin 9’uncu derecenin 1’inci kademesi yerine 2’nci kademesi olarak sayılmasını talep etmekteyiz. Benzer durumda olup ön lisansı bitirmiş birçok memurun ve teknisyenin görev başlangıçları 9’uncu derecenin 2’nci kademesiyken aynı hakkın ön lisans mezunu astsubaylar için de sayılması konusunda çalışma yapacak mısınız? Bu haksızlığı ne zaman gidereceksiniz?

İki: Muvazzaf astsubaylar emekliliğine etki edecek başarı tazminat hakkından yoksundurlar. Emekli astsubay, çalıştığı dönemlerdeki maaşın sadece yüzde 55’ini alabilmektedir. Astsubay başçavuş rütbesindeki askerlerimize veya yirmi fiilî hizmet yılını dolduranlara emekliliklerine yansıyacak şekilde başarı tazminatı ödenmesi için bir çalışma yapacak mısınız?

Üç: Bakanlığınız bünyesinde çalışmakta olan sözleşmeli uzman çavuşları ne zaman kadroya geçireceksiniz? Uzman çavuşlara 3600 ek göstergeyi ne zaman vereceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tan…

15.- Kütahya Milletvekili Ahmet Tan’ın, TÜİK verilerine göre son on iki aylık ihracat rakamının cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığına ve Kütahya ilindeki yatırımlara ilişkin açıklaması

AHMET TAN (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

TÜİK verilerine göre Türkiye’nin son on iki aylık ihracat rakamı 168 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Son yedi sekiz yıldan beri Türkiye üzerine oynanan bütün oyunlara rağmen AK PARTİ hükûmetlerinin almış olduğu kararlarla yatırım ve ihracatımız çok önemli seviyelere ulaşmıştır. Memleketim olan Kütahya da bu gelişmelerin içerisinde yerini almış olup, bundan sonra da yapılacak çalışmalarla ilerlemeye, kalkınmaya devam edecektir.

Kütahya’nın ihracat rakamı 2002 yılında 65 milyon Türk lirasıyken, yapılan yatırımlar neticesinde devreye giren organize sanayi bölgeleriyle 842 milyon TL’ye yükselmiştir.

2002 yılında Kütahya’da, içerisinde sadece 5-6 firmanın faaliyette olduğu 1 adet OSB var iken şimdi ise tamamı dolu olan ve genişleme alanlarına ilişkin çalışmaları devam eden Tavşanlı ve Gediz OSB’leriyle birlikte yerli otomotiv için çok önemli gördüğümüz ve 2020 yılında tamamlamayı planladığımız Zafer OSB’mizle 5’inci OSB’ye kavuşuyor, 2023 hedeflerimize emin adımlarla ilerlediğimizi ifade ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Gergerlioğlu…

16.- Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun, cezaevlerinin doluluğuna ve sağlık hizmetlerinin kısıtlı olduğuna, hastanelerde mahkûm koğuşu yetersiz olduğu için tedavilerin geciktiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye cezaevleri patlama noktasında. Her önüne gelen muhalifin cezaevlerine doldurulmasından dolayı şu anda 50 bin fazla kapasiteyle çalışmakta ve sağlık hizmetleri son derece yetersiz bir şekilde yürütülmektedir. 450’si çok ağır, 1.200 ağır hasta cezaevlerinde bulunmaktadır. Çok skandal bir rakam olarak, cezaevlerindeki 260 bin tutuklu ve hükümlüye Adalet Bakanlığı kadrosuna bağlı yalnız 8 doktor hizmet vermektedir. Hastanelerde mahkûm koğuşu yetersizliğinden dolayı birçok mahkûmun tedavisi gecikmekte. Mesela Bandırma Cezaevinde Bilal Karakurt iki-üç gün içinde olması gereken acil göz ameliyatını ancak iki buçuk ay sonra yaptırabilmiştir. Malatya Cezaevinde Medeni Arifoğlu isimli karaciğer nakilli ağır hasta ve böbrek kanseri olan hasta hâlen aylardır ameliyatını yaptıramamıştır. Hastane hastane dolaşıp “Mahkûm koğuşu yok.” denerek geri çevrilmektedir. Bu çok büyük eksikliğe bir an evvel çözüm bulunmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Gültekin…

17.- Niğde Milletvekili Selim Gültekin’in, Edirne'den Şanlıurfa'ya kesintisiz ulaşım sağlayacak Ankara-Niğde Otoyolu Projesi'ne ilişkin açıklaması

SELİM GÜLTEKİN (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Edirne’den Şanlıurfa’ya kadar kesintisiz ulaşım projesi kapsamında yapımı devam eden Ankara-Niğde otoyolunun 2022 yılında bitirilmesi öngörülmüşken üstlenici firmanın gerekli tedbirleri, önlemleri alıp kapasitesini artırmasıyla projeyi 2020 yılı içinde hizmete alması hedeflenmektedir. 275 kilometresi ana yol, 55 kilometresi bağlantı yolu olmak üzere, 330 kilometre uzunluğundaki projenin bedeli yaklaşık 11 milyar liradır. Şu anda otoyolun yapımında 1.490 iş makinesi ve 4 bin kişi çalışmaktadır. Proje kapsamında 12 adet köprülü kavşak, 77 adet üst geçit, 5 adet viyadük, 34 adet köprü, 451 adet kutu menfez, 5 adet park alanı, 2 adet bakım alanı yapılacaktır. Ankara-Niğde arasındaki güzergâh tamamlandığında mesafe kısalacak ve sürücülerimiz otoyol konforunda kesintisiz yol alacaklardır. Ayrıca bu otoyol Niğde’mizin ticaretinin ve turizminin artmasına da büyük katkı sağlayacaktır. Şu anda yüzde 37’si tamamlanmış olan otoyolumuzun 2019 yılı sonunda ilk 100 kilometresi devreye alınacak olup geriye kalan bölümünün de 2020 yılı içinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öçal…

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçal’ın, milleti test etmeye çalışanların 15 Temmuzda gerekli cevabı aldığına, Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtüsünün yasaklanması yönünde mütalaada bulunan Danıştay savcısını kınadığına ilişkin açıklaması

HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Eski Türkiye’yi geri getirmek isteyen birtakım karanlık eller yeniden iş başında. Daha geçen ay Andımız bahanesiyle milletimizin sinir uçlarına dokunanlar, şimdi de başörtüsü üzerinden toplumumuzu germeye çalışmaktadır.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadın personele başörtüsü serbestliğinin iptali için açılan davada Danıştay savcısının yayınladığı şuursuz mütalaayı hayretle okuduk.

Vesayet hayali kuranlara buradan sesleniyorum: Milleti test etmeye çalışanlar 15 Temmuzda gerekli cevabı almıştır. Aziz milletimizin mücadelesiyle gelen haklı başörtüsü özgürlüğünü hiç kimse ama hiç kimse engelleyemeyecektir, laiklik kisvesi adı altında vesayeti hortlatmak isteyenler milletin iradesi altında ezilecektir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtüsünün yasaklanması yönünde mütalaa da bulunan Danıştay savcısını şiddetle kınıyorum.

BAŞKAN – Sayın Filiz…

19.- Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filiz’in, 7 Aralık Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 28 Ekim 1918 tarihinde Kilis Hükûmet Konağı önünde “İlk ayak bastığım Türk toprağındaki bu uyanıklığa cidden hayran kaldım ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun aziz Kilisliler.” sözüyle Kurtuluş Savaşı’mızın nasıl bir mücadeleye örnek olacağına işaret etmiştir.

Sivas Kongresi’nden sonra Kilis’e gelen Süvari Yüzbaşı Kamil Polat Bey’in önderliğinde Kilis halkının yirmi aylık direnişi sonucunda Fransızlar 7 Aralık 1920 tarihinde Kilis’ten çekilmek zorunda kalmıştır.

Atatürk’ün “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” sözünü sarf ettiği Kilis’in Fransız İşgalinden Kurtuluşunun 97’nci Yıl Dönümü’nü Kilis’in fahri hemşehrisi olarak kutluyor, bize kutsal bir vatan bırakan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özdemir yerine Sayın Kaya…

20.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası vesilesiyle “112” acil çağrı hattının gereksiz aranmasının önlenmesi ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

1-7 Aralık tarihleri arasında anılan 112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası önemli ve bir o kadar da duyarlı olmamız gereken, başımıza her an neler gelebileceğini bize hatırlatan bir haftadır.

Ülkemizi dünyaya örnek gösterilen bir düzeye ulaştıran hava ambulansı hizmetleriyle uzak mesafeler kısalmış, organ nakli ve hızlı müdahaleyle can kayıplarının ve sakatlıkların önlenmesinde büyük aşama kaydedilmiştir.

Üzerinde durmamız gereken en önemli konulardan biri de lütfen, trafikte ambulanslarımıza yol verelim. Bu bizim bir vatandaşlık görevimizdir. Yine, lütfen, gereksiz yere 112 acil hattını meşgul etmeyelim. Unutmayalım ki hepimiz bir gün ilk yardıma ihtiyaç duymak zorunda kalabiliriz.

Bu vesileyle acil sağlık hizmetlerinde gece gündüz yorulmadan azimle görev yapan bütün personellerimize fedakâr çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Son olarak Sayın Kaynarca…

21.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, Cumhurbaşkanının seçim kampanyalarıyla ilgili açıklamasına ilişkin açıklaması

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bugün Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımızın seçim kampanyalarıyla ilgili çok değerli bir açıklamasına dikkat çekmek istiyorum. Artık, çevreye daha duyarlı kampanyalar yürütülecek. Seçim büroları ve parti binaları dışında hiçbir yere bayrak ve afiş asılmayacak partimizin kararı doğrultusunda. Yani görüntü kirliliği yok yani ses kirliliği artık yok yani çevreye çok daha duyarlı, çok daha saygın bir seçim kampanyası yürütüldüğüne yönelik çok güzel bir karar olduğuna inanıyorum. Bunu paylaşmak istedim.

Çevreye ve insana daha saygılı bir seçim kampanyası kararının hayırlı olmasını diliyorum. Eskiden naylon poşetler, diğer uygulamalar olurdu. Ülkemize yakışacak bu uygulamanın genelleşmesini arzu ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Peki. Tüm milletvekillerimize ben de teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, şimdi söz sırası sayın grup başkan vekillerimizde.

İYİ PARTİ Grup Başkan Vekilimiz, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Yavuz Ağıralioğlu’nda sıra.

Buyurun Sayın Başkanım.

22.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, Ergenekon davasının çöktüğüne ve bu davadan, Türk devletinin hissesine adalete siyaseten nüfuz etmeye kalkmamak, adalet mekanizmasına siyasi iradeyle musallat olmamak gerektiği gibi bir neticenin çıkmış olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ergenekon davası geçen hafta karara bağlandı ve çöktü. Sayın Cumhurbaşkanımızın savcısı olduğunu beyan ettiği, ana muhalefetin avukatlığını yaptığı, Taraf gazetesinin bilirkişi gibi davrandığı, Zaman gazetesinin de mübaşir olduğu dava çöktü. Arkasında derin acılar, yıkık hayatlar, büyük hüzünler bırakmış bu dava sürecinin, Türk devleti kaybedeni, Türk yargısı mahcup olacak kadar utanması gerekeni, Türk basını bu utancı ömrübillah taşıyacak olanı, Türk siyaseti de yargıyı böyle siyasallaştırmanın ağır bedelini bundan sonra çocuklarımıza ödetecek olanıdır.

Buradan şöyle bir ders çıkarmamız lazım: Mümkünse bundan sonra yaşayacağımız herhangi bir süreç, sürecin ne kadar netameli olduğundan bağımsız olarak siyasetin savcılığını yapmayacağı, gazete ve gazetecilerin bilirkişi gibi davranmayacağı, bazı gazetelerin mübaşir olmayacağı, savcıların savcı, hâkimlerin hâkim, bilirkişi ve mübaşirlerin de yetkilendirilmiş, görevlendirilmiş devlet görevlileri olduğu, adaletin kaim olduğu, devletin daim olduğu bir süreç yaşarız. Temel’in dediği gibi “Bu da bize ders olsun.” Bu Ergenekon davalarından, hiç değilse, Türk devletinin hissesine, adalete siyaseten nüfuz etmeye kalkmak, adalet mekanizmasına siyasi iradeyle musallat olmamak gibi bir netice çıkmış olsun.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilimiz Sayın Erkan Akçay’a aittir.

Buyurun Sayın Akçay.

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Kerkük’teki Türkmen varlığını yok etmek için yapılan saldırıların devamı olan Kayseri Çarşısı’ndaki yangını şiddetle kınadıklarına, Türkiye’nin hedefinin  Fırat’ın doğusu ve bütün terör odaklarının yok edilmesi olması gerektiğine, veteriner hekim, ziraat, gıda ve su ürünleri mühendislerinin mağduriyetinin giderilmesini beklediklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz hafta Türkmen şehri Kerkük’te ata yadigârı Kayseri Çarşısı’nda bir yangın çıkarılmış ve bu Türk mimarisinin en önemli eserlerinden birisi bir yangın ve sabotaj çıkarılmak suretiyle hedef alınmıştır. Bu çarşıda büyük çoğunlukla Türkmenlerin iş yerlerinin olması da ayrıca dikkat çekicidir.

Aslında, burada hedef alınanın, çarşıdan ziyade yıllardır Kerkük’teki Türkmen varlığını yok etmek için sistematik saldırıların bir devamı olduğu anlaşılmaktadır. Biliyorsunuz, önce tapular yakıldı, nüfus kayıtları yok edildi, şimdi de tarihî eserler hedef alınmaktadır. Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Irak makamlarının da bu saldırıyı aydınlatıp failleri yargılamasını bekliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti de başta TİKA olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlarıyla Kerkük’teki Kayseri Çarşısı’nı ayağa kaldırmalıdır diyoruz ve bu konuyla ilgili son söz olarak ifade etmek isterim ki: Kerkük Kalesi’nde gök bayrak ilelebet dalgalanacaktır.

Afrin’den Kerkük’e güney sınırımız boyunca yoğun bir terörist hareketliliği de Türkiye tarafından gözlenmektedir. Fırat Kalkanı, El Bab Harekâtı, Zeytin Dalı Operasyonlarından sonra Suriye’de Fırat’ın doğusuna kaydırılan PKK/YPG’li teröristler Irak’ta Suriye sınırına yakın Sincar’da yeni kamplar oluşturmaya başlamıştır. Bu gelişmeler göstermektedir ki güney sınırımız boyunca yuvalanan ve beslenen terör örgütleriyle mücadele bütünlük içerisinde ele alınmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Fırat’ın doğusu da ve bütün terör odakları da yok edilmelidir, Türkiye’nin kesin ve sarsılmaz hedefi de bu olmalıdır.

Sayın Başkan, ülkemizde her yıl ziraat fakültelerinden binlerce gencimiz milletimizin gıda güvenliğini artırmak, daha sağlıklı ürünler tüketebilmesine imkân tanımak için eğitim alıyor. Binlerce veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi, su ürünleri mühendisi Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde açılacak kadroları beklemektedir. Tarım ve Orman Bakanlığında on sekiz aydır bu kadrolar için hiçbir atama yapılmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Geçtiğimiz yıl bütçe görüşmelerinde dönemin Tarım Bakanı en az 3.500 atama sözü vermişti. Bütçe görüşmelerine yine başlamak üzereyiz ama bu konuda bir atama çalışması yok. Bu bahse konu mühendislerin istihdam edilmesine sadece bir işsizlik ve istihdam sorunu olarak da bakamayız. Bu konu aynı zamanda gıda güvenliğine yaklaşımı da ortaya koymaktadır. Bu gençlerimiz gıda güvenliğini artırmak ve daha sağlıklı ürünlerin üretilmesine ve tüketilmesine imkân tanımak için eğitim almışlardır. Bu iki hususu da dikkate alarak Hükûmetin, ilgili bakanlığın kararını vermesi gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Ayhan Bilgen’de.

Buyurun Sayın Bilgen.

24.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, tutuklu Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’e destek için parti büroları içerisinde yapılan eylemlere müdahale edildiğine, Sırrı Süreyya Önder’in teslim olurken sarf ettiği sözlerine, asgari ücret tartışmalarına, ücretli öğretmenlerin mağduriyetine, seçim kampanyalarında sorunun demokrasi sorunu olduğuna ve fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, neredeyse her gün tekrar hatırlatıyoruz, bir kez daha ifade edelim.

Leyla Güven seçilmiş bir milletvekilidir, Hakkâri Milletvekilimizdir. Daha önce bu Parlamentoda seçilmiş milletvekilleri üç yıl cezaevinde kaldılar ve sonunda bir çözüm bulundu, tahliye oldular, görevlerinin başına döndüler. Meclisin kampüsünün içerisinde gözaltına alınıp tutuklanan milletvekilleri on yıl cezaevinde kaldılar. Yani bu baskıların, bu uygulamaların, bu, seçilmiş olduğu hâlde Parlamentoya gelememe yaklaşımının Türkiye'ye kazandıracağı hiçbir şey yok ama daha vahimi, Leyla Güven’e destek ve dayanışma için, illerde parti büroları içerisindeki eylemlere müdahale ediliyor. Biraz önce öğrendik, Şanlıurfa’da HDP il binası içinde milletvekilimizle birlikte parti yöneticilerimize müdahale edildi ve 10 yöneticimiz gözaltına alındı. Parti binasının içinde, çevreye zarar verme ihtimali yok; gözaltı gerektirecek bir uygulama olarak bunu görmenin kabul edilebilir hiçbir tarafı yok.

Yine birkaç gün önce, AİHM kararını uygulamamak için hükümlü durumuna düşürülen Sayın Demirtaş’la birlikte Sırrı Süreyya Önder bugün Kandıra Cezaevine teslim oldu. Teslim olurken sarf ettiği sözler var, bunları paylaşmak galiba bizim için bir sorumluluk. Diyor ki Sayın Önder: “Barış ve demokrasiyi savunanlar için sürpriz olmayan günlerden geçiyoruz. Bedel ödemek gerekiyorsa bunu elbette ödeyeceğiz. Sözlerimizin arkasındayız. Karamsar olmayın, güzel günler yakındır.”

Sayın Başkan, iki konuya daha dikkat çekmek istiyorum. Birisi: Asgari ücret tartışmaları başladı, görüşmeler başladı ama eş zamanlı olarak da Fransa’da insanlar özellikle akaryakıt zamları ve onlardaki vergi oranlarını gerekçe göstererek, bunu gerekçe göstererek bir eylem içerisindeler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sadece basit bir rakam karşılaştırması yapacağım. Fransa’da asgari ücret 1.600 euro civarında, akaryakıt da 1,6 euro yani yaklaşık 1.000 litre akaryakıt düşüyor; bunu pahalı buluyorlar ve sokaklara dökülüyorlar. Türkiye’de asgari ücret 1.600 lira, akaryakıt 6 lira civarında yani yaklaşık 6 kat daha pahalı tüketiyoruz. Petrol üreten ülkelere daha yakınız; Kafkasya’ya, Orta Doğu’ya daha yakınız ama 6 kat daha pahalı bir oranla karşı karşıyayız asgari ücrete oranla.

Yine, ücretli öğretmenlerin çok ciddi bir sorunu var, atamaları yapılması gereken yani beş yılı dolduranlarla ilgili daha önce yapılmış düzenlemenin gereği ilginç bir mağduriyet var. Prim gün hesapları her ilde farklı yapılıyor diye iddia ediyorlar, bunu özellikle Meclis gündemine getirmemizi istiyorlar ve diyorlar ki: “Hiç olmazsa eşitlik…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Aynı pozisyondaki kişilerin, farklı illerde çalışanların prim günü hesaplarının eşit hesaplanmasını talep ediyorlar; bu kadar basit, bu kadar açık, net bir talepleri var.

Son olarak da biraz önce değinildiği için ben de değinerek bitirmiş olayım. Seçim kampanyalarında gürültü kirliliği, çevre kirliliği ve israf açısından elbette ki -hem de bir de bu kadar uzun bir kampanya, neredeyse seçime dört aya yakın bir süre var- daha saygın, daha az israfa dayalı ve çevreye zarar vermeyecek, şehre zarar vermeyecek kampanyaların yürütülmesi son derece değerli ve önemli ama bir de kampanyada fırsat eşitliğine galiba odaklanmamız gerekiyor. Medya imkânlarının eşit kullanımı konusunda ne yazık ki geçtiğimiz yıl negatif bir düzenleme yapıldı. Artık devlet televizyonlarının tarafsızlığını zaten geçtik ama özel televizyon kanallarının eşit davranmasıyla ilgili düzenleme kaldırıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, toparlayalım Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Yani televizyon patronları ya da televizyonu finanse edenler nereye yakınlarsa o şekilde televizyonu kullandırabilecekler. Şimdi, zaten muhalefet partilerine yakın televizyon kanalı kalmadı denecek bir pozisyondayız, büyük kısmı KHK’lerle kapatıldı. Bırakın televizyon kanallarından eşit faydalanmayı, ben ve bazı milletvekili arkadaşlarımız 2911’den, seçim döneminde parti bürosu önünde 100 kişiyle izinsiz toplantı düzenlemekten yargılanıyoruz ve dosyalarımız hâlâ durdurulmadı, yargılama devam ediyor. 2911 değerli arkadaşlar, herhangi bir propaganda yok, terör suçu yok, başka bir iddia yok. Diyor ki: “Miting için izin isteyin.” Değerli arkadaşlar, seçim döneminde parti bürolarımızın önündeki 50-100 kişilik toplantılar için biz miting izni alacağız, siz de zaten devlet imkânlarını ve televizyon imkânlarını kullanacaksınız. Sadece gürültü kirliliği değil sorunumuz galiba, sadece çevre kirliliği değil, daha ciddi bir demokrasi sorunumuz var.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altay’ın yetkilendirmesiyle Bursa Milletvekilimiz Sayın Erkan Aydın’a aittir.

Buyurun Sayın Aydın.

25.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, Gezi Parkı olaylarının üzerinden geçen beş buçuk yıldan sonra aralarında Mehmet Ali Alabora, Osman Kavala gibi ünlülerin de bulunduğu birçok kişi hakkında seçim öncesinde soruşturma başlatılmasının provokasyon olduğuna ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden soydaşlarımıza Allah’tan rahmet, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki soydaşlarımıza da sabır diliyoruz. Umarım yaralar çok kısa bir sürede sarılır. Türkiye olarak da her zaman yanlarında olduğumuzu, elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.

Şimdi, gene gündemimizi beş buçuk yıl sonra meşgul etmeye başlayan Gezi Parkı olaylarına kısaca bir göz atmak istiyorum. Nasıl başladı ve neler yaşandı? AKP Hükûmetinin İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan ve sadece umumi hizmetlerde kullanılmak koşuluyla Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmiş olan Taksim Gezi Parkı’na İstanbul 6. İdare Mahkemesi ve 2 no.lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararı olduğu hâlde, Topçu Kışlası’nın Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde, imar izni olmadan yeniden inşa edilmesini engelleme eylemi olarak başlamış, tamamen çevreci, doğa yanlısı, yeşil hassasiyeti olan bir direniş olarak başlayan ve devamında da 79 ilde 2 buçuk milyon kişinin katıldığı -ki İçişleri Bakanlığı verileridir maalesef 8 sivilin ve 2 polisin hayatını kaybettiği… Ki o sivilleri bir kez daha anmak isterim rahmetle ve saygıyla: Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Burak Can Karamanoğlu, Mehmet İstif ve Elif Çermik, 2 güvenlik görevlimiz de Mustafa Sarı ve Ahmet Küçükdağ hayatını kaybetmiş, 8.163 kişi de yaralanmıştır.

Aradan geçen beş buçuk yıl sonra 27 Kasım 2018 tarihinde kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak dağılmama gibi suç isnat edilerek Mehmet Ali Alabora, Osman Kavala gibi ünlülerin de aralarında olduğu ve sadece bu kapsamda Ankara’da 600’e yakın kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatıldığını kamuoyundan öğreniyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Aydın.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim.

Daha önce açılan onlarca davanın beraatle sonuçlandığı göz önünde bulundurulduğunda bu soruşturmaların tekrardan tam da seçim öncesinde gündeme getirilmesi açık bir provokasyondur. Seçim için sarayda planlanmış ve artık on altı yıldır hem kamuoyunun hem siyasilerin hem toplumun ezberlemiş olduğu tamamen kutuplaştırma projesi üzerinden kendi tabanını konsolide ederek seçime girme hazırlığı olduğu da apaçık ortadadır. Sadece 15 Temmuz üzerinden yapılan darbe girişimlerini eleştirerek ki biz de eleştiriyoruz, kesinlikle doğru da bulmuyoruz ama üzerinden beş buçuk yıl geçmiş ve tamamen çoğu dava sonuçlanmışken bu davranışın da tekrar altını çizerek çevreye, doğaya ve yeşile hassasiyetin tavan yaptığı bir direnişin bugünlerde gündeme getirilmesinin ve seçime yönelik bir yatırım planının…

BAŞKAN – Toparlayın.

ERKAN AYDIN (Bursa) – …haklı çıkamayacağı ve bu planı da halkın bozacağını söylüyor, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özkan…

Buyurun Sayın Özkan.

26.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine, hukuk düzenine yönelik ne zaman, nerede, hangi hile ve desiselerle bir kalkışma varsa buna karşı “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde şiddetli yağışların neden olduğu sel felaketinde, doğal afette hayatını kaybeden 3 vatandaşımızın ölümü söz konusu oldu. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve aziz milletimize başsağlığı niyaz ediyorum.

Diğer yandan, tabii, her zaman Meclis açılışında yargıyla ilgili meseleler gündemimize geliyor ancak yargı bilindiği üzere, sav-savunma-sentez teorisine dayanır, pratiği de bu teorik temel üzerine inşa edilir ve geleneğimizde var olan “Barikayıhakikat müsademeyiefkârdan tezahür eder.” anlayışıyla yargı işler. Tezler çatışır ve yargı ortaya çıkar. Parlamentonun yani demokrasinin çalışma prensipleri de yine aynı teorik temele dayanır. Bu noktada, dünden bugüne yargısal kararlar Türk Ceza Kanunu’nda ve hukuk sistemimizde yer alan normların ihlal edilmesi anlayışıyla açılan davalarla yürür. Şimdi, baktığımızda, eğer millî iradeyi hedef alan bir saldırı söz konusu olursa… Bu saldırı bazen darbe şeklinde olur, bazen Gezi kalkışması şeklinde olur, bazen o Sivas saldırısında, Madımak olayında olduğu gibi vatandaşlarımızın diri diri yakılması şeklinde olur, bazen Başbağlar şeklinde olur, bazen 7 Şubat MİT krizinde MİT Müsteşarımıza ve müessesemize saldırı şeklinde olur. Yani millî iradeye karşı bir kalkışma varsa bu, millî iradeyi korumak, demokrasiyi korumaktır, başta yargının, Parlamentonun ve Hükûmetin ve 81 milyon vatandaşımızın da üzerine düşen bir vazifedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım değerli arkadaşlar.

Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Bu bağlamda, demokrasimize karşı bir kalkışma söz konusu olmuşsa, tabii ki, hukuk düzenimize karşı yönelen en büyük tehdit olan darbeye karşı bu hukukumuzu koruma görevi de başta cumhuriyet savcılarımıza ve yargımıza düşer.

Biraz önce bahsettiğim sav-savunma-sentez, yargının o teorik ve pratik anlayışına uygun bir şekilde savcı millî iradeye karşı bir kalkışmayı önlemek için dava açmışsa millî iradenin mağdurları olan Parlamento, milletvekilleri, bütün siyasi parti grupları da savcının bulunduğu çerçevede, aynı istikamette millî iradeyi korumak ve hukuk düzenimizi korumak üzere sürece müdahil olurlar. Ha, burada bir kumpas söz konusu olmuşsa ve bu kumpas da millî iradeyi hedef almışsa o kumpasa karşı yine hukukun ve demokrasimizin yanında yer almak da hepimizin üzerine vazifedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Toparlıyorum.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Şimdi, geçmişe şöyle kısaca bir baktığımızda, göz attığımızda, şöyle son on, on beş yıllık süre zarfında, tabii ki, yargı üzerinden Türkiye’de gerçekleştirilmeye çalışılan ameliyatlar dünün, bugünün meselesi değildir. Maalesef başta Uğur Mumcu katliamı olmak üzere… Uğur Mumcu ailesi dahi yargının verdiği o karardan memnun olmamıştır.

Yine, bugünlerde Gezi kalkışması üzerinden, 17-25 Aralık süreci üzerinden yapılan kumpaslar da milletimizin takdirindedir.

Özetle, hukuk düzenimize karşı ne zaman ve nerede, hangi kisve altında, hangi hile ve desiselerle bir kalkışma varsa biz hukukçular olarak, milletvekilleri olarak, siyasi parti grupları olarak, her şeyden önce kendi iradesine sahip çıkan bir vatandaş olarak bu kalkışmalara karşı “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” anlayışıyla mücadelemizi sürdürmemiz gerektiğini ifade eder, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Sayın Başkanım, çok kısa bir cevap verebilir miyim acaba “Gezi kalkışması” sözüyle ilgili. Açıklama için pek kısa bir…

BAŞKAN – Bir saniye… Oturun Sayın Aydın yerinize, bir bakayım.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, beni bağışlarsanız…

BAŞKAN - Tabii, grup başkan vekillerinin bu konuşmalarının karşılıklı olmasını da arzu etmem ama madem sayın grup başkan vekilleri girdiler sisteme, birer dakika olmak üzere hemen kısa bir söz veriyorum.

Buyurun Sayın Ağıralioğlu.

27.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, Ergenekon davalarında yaşanılanların FETÖ davalarında yaşanmaması için dikkat çekmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – AK PARTİ Grup Başkan Vekilimiz Cahit Bey bu söylediklerine inanıyor mu efendim? Yani biraz önce söylediklerinize inanıyor musunuz efendim?

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu ağır oldu ya!

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Yok, estağfurullah. İstirham ederim.

Şöyle… Hassasiyet göstermenizi rica ettiğimiz şey şurasıdır: Türkiye’de şu anda devam etmekte olan FETÖ davaları münasebetiyle siyasetin yargıyı konuşma şeklinden kaynaklanan korku, yargı mensuplarının, içinde hiçbir suç unsuru olmadığını bildikleri hâlde, dosyalarla ilgili kendilerinin FET֒cü olmakla suçlanması korkusundan muhataplarını FET֒cü olma şehvetine kurban vermelerine sebep oldu. Dolayısıyla, buna dikkat çekmek için geçmişte, birkaç yıl evvel yapmış olduğumuz hatanın Türk yargısı üzerinde oluşturduğu baskıyı lütfen, adli bürokrasimiz tespit etmek için bağımsız bir kuruluştan, üniversitelerden bu anlamda yardım alsın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – İstirham ederim…

BAŞKAN – Toparlayın siz de Sayın Ağıralioğlu.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Türk yargısının şu anda… Bu, sonra, birkaç sene sonra Türk yargısının yeni utancı hâline gelmesin diye dikkat çekmeye çalıştığım bir yeridir. Hiçbir suç unsuru olmadığı hâlde bir dünya adam, sadece yargı mensuplarının siyasetin dilinden mağdur olmamak için korktukları bir iklimden dosyalarla ilgili karar mekanizmasını muhataplarını mağdur edecek şekle dönüştürerek karara taşıyorlar. Dolayısıyla Ergenekon olaylarında yaşadık. Ergenekon davalarında yaşadığımız şeyi bugün FETÖ davalarında yaşamayalım diye dikkat çekmeye çalışıyorum. Yoksa dediğiniz çerçevede siyaseti sorumluluklarını yapsın ama siyaset sorumluluğunu yaparken şu anda mağdur olmuş binlerce insanın sadece bu mağduriyetine sebep olan şeyin yargı mensuplarının korkusu olduğuna dikkat çekmeye çalışıyoruz, onu dikkatinize sunalım diye söyledik.

BAŞKAN – Sayın Bilgen, sizin de bir kısa söz talebiniz var.

28.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve demokrasiyi korumanın ancak hak ve özgürlüklere saygıyla mümkün olacağına ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, bir şeyi ayırt etmemiz gerekiyor. Gezi’nin nasıl başladığıyla ilgili 15 Temmuz sonrasında farklı bir tartışma açılmıştı. Orada parkın içerisindeki gençlerin çadırlarını yakan zabıta görevlilerinin FETÖ'yle bağlantılı olduğu, görevden alındıkları ve yargılama sürecine dâhil edildiklerine dair bir bilgi var.

Şimdi, demokratik bir hakkın kullanımıyla, şiddetsiz, silahsız bir gösteriyle eğer her şeyi ayaklanma gibi, kalkışma gibi tarif edip 7-8 kişinin hayatını kaybetmiş olmasını bile yargılama dışında tutacak bir yaklaşım sergilersek, bakın, bir tek örnekle karşı karşıya geliriz, o da Özbekistan örneğidir. Parlamentonun önünde protesto yapılıyordu ve silahla taradılar göstericileri, galiba 40 kişi civarında öldü, ayaklanma bastırıldı.

Şimdi, biz bu örneklerle eğer demokratik bir rejimden, hukuku korumaktan bahsediyorsak çok başka bir yere doğru evriliriz. Bugün Özbekistan’ın ne kadar demokratik olup olmadığını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Siz de toparlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – …Özbekistan’daki yönetimin ne kadar demokratik olup olmadığını bütün dünya biliyor. Yani burada kamplar, insanlık dışı uygulamalar, baskılar, işkence… Ama evet sükûnet sağlandı, ayaklanma bastırıldı, kalkışma bastırıldı.

Şimdi, burada bir toplumsal olaya nasıl müdahale edileceği -orantılı güç kullanma, bütün bunlar- Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda, Jandarma mevzuatında çok net biçimde tarif edilmiş durumda.

Şimdi, Berkin Elvan’ın hâlâ yargılama süreci devam ediyor. Tek tek hepsini saymak istemem ama galiba bu ikisini ayırt edebilen rejimlere “demokratik rejim” deniyor, demokrasiyi korumak da ancak hak ve özgürlüklere saygıyla oluyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın, siz de kısaca toparlayın çünkü gündemimiz yoğun.

Buyurun.

29.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hemen topluyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekili “Gezi kalkışması” ve “Burada yargı ve hukuk gereğini tabii ki yapacak.” demesiyle aslında bizi de biraz gerilere götürdü; 2010 yılında yapılan referandumda biz yargının siyasallaştırılmaması gerektiğini, o referandum sonucunda yargının siyasallaşmasıyla Türkiye’nin hiç de iyi bir yere gitmeyeceğini söylerken kendisi ve bulunduğu parti mezardaki ölülerin dahi kalkıp oy kullanması… O zamanki ortaklarıyla da bu yönde birlikte çalışarak daha sonra -biraz önce grup başkan vekilinin bahsettiği- Ergenekon davasının tamamen bir hayal ve düzmece olduğu ortaya çıkmışken, Gezi’de hiçbir şiddet, kesici alet, ateşli alet, çevreye zarar vermeme durumları da ortadayken beş buçuk yıl sonra tekrar adaletin, hukukun ve yargının kullanılarak sanki çok demokratik bir şekilde ya da hukuk, yargı baskı altında değilmiş gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Bursa) – Hemen bitiriyorum.

BAŞKAN – Kısaca toparlayın lütfen.

ERKAN AYDIN (Bursa) – …bir izahata girişmesi ve tamamen çevre hassasiyetiyle oluşan -ki gerekçesini en başta saydım- İstanbul Büyükşehir Belediyesinin usulsüz bir şeklide tamamen yargıya rağmen, yargının ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun verdiği karara rağmen keyfî uygulamasından başlayan bir çevre hassasiyetidir, kalkışma falan değildir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özkan, siz de toparlayacak şekilde konuyu bağlarsanız gündemimize geçelim.

30.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Gezi Parkı olaylarının vatandaşların çevre duyarlılığını tahrik etmek suretiyle millî iradeyi zapturapt altına almayı hedeflediğine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Biraz önceki konuşmamı zaten toparlamak için yapmıştım; teorik, genel çerçeveyle gelişmiş demokrasilerde işleyen hukuk neyse Türkiye’de de aynen işlediğini ifade eden bir konuşmaydı. Ancak âdeta “dal sarkar kartal kalkar” anlayışıyla bir aliterasyon gibi ifadeler çıkınca ben de tekrar açıklama yapmak zorunda hissediyorum kendimi.

Bakınız, şu anda Gezi’deki bütün kalkışmayı özetleyen ifade o Gezi sürecinde yaşandı. Evet, devlet içerisine on yıllardır sızan FETÖ unsurları, orada daha evvel planlanmış bir darbe senaryosunu hayata geçirmek gayretiyle olayı kızıştırıcı eylem içerisine girmiş olabilir.

Bakınız, Mehmet Ali Alabora ne diyor? Bakınız, bunları niye atlıyoruz ki bu kadar net bir ifade: “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş. Sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel!”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Ne var bunda?

BAŞKAN – Buyurun.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ne var, işte anlatıyorum.

Mehmet Ali Alabora diyor ki: ”Mesele sadece ağaç değil, Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? Hadi gel!” Ve “Diren Gezi Parkı” “hashtag”iyle sosyal medyada paylaşım yapıyor.

Ben de o dönem milletvekili değilim, bir sivil toplum aktivisti olarak tam 1 Haziranda gerçekleşen Sisi darbesinin üzerine, olay yerinde değerlendirme yapmak, rapor hazırlamak için Kahire’de bulundum ve orada meydana gelen olaylar da “Mesele sadece petrol sorunu değil.” “Mesele sadece sosyal güvenlik sorunu değil.” bahaneleriyle, Tahrir Meydanı’nda toplanan o milyonlarca insan…

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Gezi’deki gibi!

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …ve daha sonra pişmanlıklarını yaşadıkları o kalkışmanın içerisinde olanlar Sisi darbesiyle karşılaştı.

Bakınız, şu anda emperyalist bir anlayış…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım Sayın Özkan.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Toparlıyorum hemen.

Demokrasimizin tekâmülü açısından bunları anlatmak durumundayız.

Bugün, Paris’te de, dünyanın her bir tarafında da emperyalist anlayış, bireysel özgürlükleri yok ederek, insanların yaşam hakkını tehdit ederek, ülkelerin bütün ekonomik, sosyal, siyasi varlıklarını sömürmek için bir kalkışma içerisinde. Yine, aynı anlayışın PYD, YPG gibi terör örgütlerine nasıl silahlar gönderdiklerini de hep beraber görüyoruz.

Büyük fotoğraf, Gezi’nin vatandaşlarımızın çevre duyarlılığını tahrik etmek suretiyle, bu millî iradeyi zapturapt altına almayı hedeflemiştir; zaman geçtikçe, zamanın yargısından geçtikçe, bu büyük fotoğraf karşısında darbecilerin yanında yer alanların çok daha büyük bir mahcubiyet içerisinde yer alacağını ifade eder, Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Peki.

Değerli milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden (4/12), Edirne Milletvekili Orhan Çakırlar’ın Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinden (4/13) istifalarına ilişkin yazılarının 6/12/2018 tarihinde Başkanlığa ulaştığına ilişkin önerge yazısı

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Antalya Milletvekili Sayın Çetin Osman Budak’ın Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden ve Edirne Milletvekili Sayın Orhan Çakırlar’ın Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeliğinden istifaları için yazıları 6 Aralık 2018 tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır.

Bilgilerinize sunulmuştur.

Değerli milletvekilleri, grup önerilerine geçmeden önce, 60’a göre söz isteyen arkadaşlarımıza bir hatırlatmada bulunmak isterim. İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre sisteme giren arkadaşlarımızı birleşimin sonuna kadar olan süreç içerisinde makul aralıklarla değerlendireceğimi ifade ediyorum.

Bu arada, bir mazeretleri nedeniyle Sayın Arkaz’a hemen söz veriyorum.

Buyurun Sayın Arkaz.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İstanbul Milletvekili Hayati Arkaz’ın, geçirdikleri trafik kazası sonucu hayatını kaybeden  MHP Sinop Durağan İlçe Başkanı Osman Yıldırım ile belediye başkan adayı Ali Dalkılıç’a Allah’tan rahmet dilediğine, Yeşilırmak’ı tehdit eden kirliliğe karşı önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

HAYATİ ARKAZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Durağan İlçe Başkanımız Osman Yıldırım ve Durağan eski Belediye Başkanımız Ali Dalkılıç Ankara’da geçirdikleri elim trafik kazası sonucu vefat etmişlerdir. Merhumlara Allah’tan rahmet, camiamıza ve kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.

Yeşilırmak, Sivas il sınırlarında doğup Amasya, Tokat ve Samsun’dan geçerek Karadeniz’e dökülen önemli su kaynaklarından bir tanesidir. Anadolu’nun incisi, şehzadeler şehri Amasya’nın kolyesi, aksesuarı, tamamlayıcısı olan Yeşilırmak Nehri’nin sahillerinde toplu balık ölümlerinin meydana geldiği gözlenmiştir. Balıkların ölümünün debi düşüklüğü ve oksijen miktarının azalmasından kaynaklandığı edinilen bilgiler arasındadır. Akarsuyu tehdit eden sorunların ve kirliliğe sebep olan koşulların tespiti sonrasında gerekli tedbirlerin alınması hayati önem taşımaktadır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bir iki arkadaşımıza daha hemen söz verip bu faslı bitirelim.

Sayın Yayman…

32.- Hatay Miletvekili Hüseyin Yayman’ın, Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, politik nezaketinize çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Hatay’la ilgili konuda konuşan hatibin sözlerini yadırgadığımı ifade etmek isterim. Özel alanda gerçekten Hükûmetin çok fazla yatırım yaptığını bize söyleyen milletvekili arkadaşımızın kamusal alanda “Burada hiçbir şey yapılmadı.” demesini gerçekten yadırgadım. Bunu ifade etmek isterim.

Sayın hatibin kendi ilçesinde, seçim bölgesinde yaptığımız duble yollar var, hastane temeli atıldı, Hatay’daki ilk kültür merkezi Samandağ’a yapıldı. Yine, şehir hastaneleri yapıldı, köprüler, yollar yapıldı. Bunları ifade etmek isterim. Barajlar yapıldı, Samandağ’da Karaçay Barajı yapıldı. Hükûmet bunları yaparken, beş yıldır Hatay Büyükşehri yöneten Belediye Başkanı hangi hizmeti yaptı, gelsin lütfen ifade etsin.

Ben bunu bir sataşma olarak görmüyorum, lütfen öyle anlaşılmasın.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Özer…

33.- Antalya Milletvekili Aydın Özer’in, Antalya ili Demre ilçesinde yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilere geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve iktidarın çiftçilere sahip çıkmadığına ilişkin açıklaması

AYDIN ÖZER (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Antalya Demre ilçemizde dün akşam saatlerinde başlayan ve aralıklarla uzun süre etkisini gösteren yağış sonucu sel felaketi yaşandı. Demre ilçemizde özellikle Çevreli ve Üçağız Mahallelerini ve seraları su bastı. Buradan çiftçi kardeşlerimize geçmiş olsun diyor, afetsiz ve zararsız bir sezon olmasını temenni ediyorum.

Bu kez ucuz atlatıldı ama Antalya’da bu tür yağışlara sık sık rastlanmakta ve deyim yerindeyse, şimdi, doğal afetlerle karşı karşıya kalacağımız kış dönemine giriyoruz. Bilindiği üzere, mevcut iktidar zaten çiftçilerimize sahip çıkmıyor, çiftçimizi yalnız bırakıyor. Tarım sigortası olmayan çiftçilerimiz lütfen seralarına sigorta yaptırsın, hiç olmazsa kendi önlemini alsın. Yoksa bu iktidarın üreticilerimize yardım edeceği yok.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan…

34.- İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’ın, okullarda yürütülen aşı kampanyasına yönelik olarak dağıtılan aşı karşıtı bildiriler için İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının tedbir alması gerektiğine ilişkin açıklaması

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılan protokol gereği okullarda bir aşı kampanyası var. Kampanyayla, çocukların boğmaca, difteri, kızamık, kabakulak gibi birçok hastalığa karşı bağışıklık sisteminin geliştirilmesi amaçlanıyor. Ancak, İstanbul’da birçok yerde aşı karşıtı imzasız bildiriler dağıtılıyor. Bildirilerde aşılarda domuz dokusu, at kanı ve tavşan beyni bulunduğu, aşının maymunlaşmaya ve domuzlaşmaya neden olduğu yazılıyor ve yaygın bir şekilde dağıtılıyor. Halk sağlığı tehdit altına alınmıştır. Halk sağlığını tehdit eden bu bilim dışı hurafeler nasıl böylece serbest dağıtılabiliyor? İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına çağrıda bulunuyorum, tedbir almaları gerekiyor.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Son olarak, Sayın Durmuşoğlu…

35.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlu’nun, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası’nı kutladığına, küresel engellemelere rağmen 2018 yılının ihracatta rekorlar yılı olduğuna ilişkin açıklaması

MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sözlerime 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum.

Tüm küresel engellemelere rağmen, 2018 yılı ihracatta rekorlar yılı olmaya devam ediyor. Önceki gün kasım ayı ihracat rakamlarına ilişkin yapılan açıklamaya göre, kasım ayında ihracatımız yüzde 9,49 artışla 15 milyar 532 milyon dolar oldu ve cumhuriyet tarihinin en yüksek kasım ayı ihracat değerine ulaştı. Son on iki aylık ihracatımız yüzde 7,8 artışla 168 milyar 77 milyon dolara çıkarak cumhuriyet tarihinde ulaşılan en yüksek yıllık ihracat oldu.

Seçim bölgem Osmaniye’de 2018 Kasım ayı ihracat rakamlarına baktığımızda, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 artış oranı gerçekleşmiştir. Başarılı çalışmalarından dolayı Osmaniye ve ülkemiz genelindeki tüm sanayicilerimizi ve ihracatçılarımızı tebrik ediyorum.

Sözlerime son verirken tüm acil sağlık hizmetlerinde çalışan personelin 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası’nı da kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben de arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu ve 21 milletvekili tarafından, İstanbul'da yaşanan çökme, göçük ve toprak kaymalarının nedenlerinin incelenerek bu konularda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 6/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (10/402) ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

6/12/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 6/12/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                               Yavuz Ağıralioğlu

                                                                                                      İstanbul

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu tarafından, İstanbul'un birçok ilçesinde meydana gelen çökme, göçük ve toprak kaymaları, son olarak Ümraniye'de 2 kişinin ölümüyle sonuçlanan metro inşaatı çalışmalarının sürdüğü yoldaki çökme olayı sebebiyle bu olayların teknik veya idari hatadan mı, yoksa mühendislik hizmetlerinin olmamasından mı ya da bunların tamamından mı kaynaklandığının tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 6/11/2018 tarihinde (10/402 esas numaralı) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 6/12/2018 Perşembe günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde önerinin gerekçesini açıklamak üzere söz isteyen İYİ PARTİ Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hayrettin Nuhoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Nuhoğlu, süreniz beş dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul’da, başta Ümraniye olmak üzere, Üsküdar, Ataşehir, Sancaktepe, Beyoğlu, Fatih ve Güngören’de ve diğer her bölgede son yıllarda çok sıkça göçükler, çökmeler ve toprak kaymaları görülmektedir. Bu olaylardan sonra yetkililer, Büyükşehir Belediye Başkanı veya ilçe belediye başkanları, genellikle yağmura bağlı olaylardan, Ümraniye’deki son olaydan sonra da elektrik kablosundaki patlamadan dolayı diye açıklamalarda bulunuyorlar. Bu açıklamalar oldukça basit ve tutarsızdır.

Değerli milletvekilleri, bu olaylarda yaralanmalar yanında ciddi can kayıpları olmaktadır, son olarak Ümraniye’de 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı zamanda, büyük ölçüde mal kayıpları olmaktadır. Bu olayların son halkasını Gebze’deki viyadükte çökme sonucu 3 kişinin ölümü ve 1 kişinin yaralanmasıyla gördük. Üçüncü havaalanı inşaatında ise kaç kişinin öldüğünü bugüne kadar öğrenemedik. Bu Mecliste İYİ PARTİ’den milletvekili arkadaşlarımız da dâhil olmak üzere birkaç tane soru önergesi verildi ama bugüne kadar cevap çıkmadı. Ama bir yetkili, havaalanı açılmadan yaklaşık iki ay önce, ölenlerin sayısının 27 olduğunu söyledi, daha sonra bu rakam 60’a, 62’ye çıktı ama gerçek rakamı kimse bilmiyor.

Değerli arkadaşlar, son olayın olduğu Gebze’deki viyadük köprüsünün hemen karşısında, yanında Osmangazi Köprüsü yapıldı ve o köprünün kontrol mühendislerinden birisi Japon’du. Ölümlü bir sonucu yok ama kablo koptu, bu kablonun kopma sorumluluğunu üstlendi ve intihar etti. Ben kimse intihar etsin istemiyorum, zaten ölümlerden yola çıkarak bu önergeyi verdik.

Değerli arkadaşlar, işin ciddiyetine dikkat çekmek istiyorum. İstanbul’u yöneten ilçe ve Büyükşehir Belediyesi, yerinde tespit ettiğim, sizlere sunmak istediğim bazı noktalardan dolayı işe ciddi yaklaşmıyor. Benim tespit ettiğim bazı hususları süre yettiğince açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle, inşaatları çok kısa sürede bitirme arzusu var çünkü düşük fiyatlarla yapılıyor ve bu düşük fiyatları kurtarabilmek amacıyla hemen bitirelim arzusu var. Aynı zamanda, mühendislik hizmetleri ya alınmıyor ya da eksik alınıyor. Daha da önemlisi bu konularla ilgili jeoloji mühendisleri, jeofizik mühendisleri ve inşaat mühendisleri koordineli çalışamıyor. Bazı projeler ise bilim ve teknikten tamamen uzak, uygulamada da hatalar var. Yeni mezun çocuklar, mühendisler az ücretli olsun diye işe alınıyor, onlar daha tecrübesiz oldukları için yetkili ve sorumlu olmalarının altından kalkamıyorlar.

Yıkılan tüm yapılarda teknik hataların olduğunu gördük. Bu yapıların bazılarında maalesef hesap yanlışlığı da var, genellikle istinat duvarlarında donatı eksikliği o kadar açık görülüyor ki. Şehir içindeki bütün derin kazılarda, genellikle bu iksa projelerinde ve uygulamalarında ciddi hatalar gördük. Kazı başlamadan önce çevresindeki binalar için nasıl tedbir alınacağına dair projelendirmeler genellikle yapılmıyor, ihmal ediliyor, toprağın içindeki suyun drenajı hiç dikkate alınmıyor. Yumuşak zeminlere kazık çakılmaz ama çakılıyor. Aynı zamanda, yapılan kazı alanlarının duvarlarına püskürtme betonlarla çivileme yapılıyor. Bu hata asla kabul edilemez.

O kadar çok sebep var ki. Bütün bu sebeplerin yerinde tespit edilmesi şarttır ama aynı zamanda, resmî kurumların ihalelerinden kaynaklan hatalar da gördük biz oralarda çünkü mevcut İhale Kanunu en düşük fiyatı verene işi veriyor. O fiyatla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – O düşük fiyatlı alanlar işi kurtarabilmek için elbette işi hem aceleye getiriyor hem de ucuza mal etmenin yolunu arıyor. Buradaki en büyük eksiklerden bir tanesi üniversitelerin, mühendis ve mimar odalarının ihmal edilmesidir.

Esasen, ben İstanbul’da yaşayan bir mühendis olarak çok net biliyor ve açıklıyorum: Bu Adalet ve Kalkınma Partisi yönetimleri mühendisle çalışmıyor, mühendisi devre dışı bırakmıştır. Yüzlerce mühendis barındırıyorlar ama mühendislerin birçoğu devre dışıdır. Bunların hepsine çare var, çözüm yolları var. İşte, bu çözüm yollarını bulmak için, çareleri bulmak için biz bu araştırma önergesini burada kabul edelim, mühendislerden oluşan bir heyet oluşturalım, bu heyet yerinde tespitleri yapsın ve bundan sonra yaralanma ve ölümle sonuçlanan olaylar bitsin, maddi kayıplarımız da olmasın.

Hepinize saygılar sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nuhoğlu.

Öneri üzerine söz isteyen, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Sayın Serpil Kemalbay Pekgözegü. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

HDP GRUBU ADINA SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 29’uncu gününde olan Hakkâri Milletvekilimiz Sevgili Leyla Güven’i saygıyla ve sevgiyle selamlamak istiyorum.

Yine, bugün aramızdan koparılan önceki dönem milletvekilimiz Sırrı Süreyya Önder, Demirtaş ve Baluken’in siyasi bir kararla, cezalarının tekrar onandığını görüyoruz. Sevgili Demirtaş’ı, Baluken’i ve Önder’i de buradan saygıyla sevgiyle selamlamak istiyorum değerli arkadaşlar.

AKP’nin yerel seçimlere giderken, yaklaşırken seçim stratejisinin Gezi’ye ve barış mücadelesine saldırmak olduğu ortaya çıktı. Her iki mücadele de aslında Türkiye’de yeni bir yaşamı inşa etmeye çalışanların, barışı, demokrasiyi, kentini de kendini de kendisi yönetmek isteyen insanların yükselttiği bir sesti ve biz bu sesin ve söylediğimiz her şeyin, Sevgili Önder’in söylediği gibi ettiğimiz her lafın, yürüttüğümüz bütün çabaların arkasındayız; hepsi bizim onurumuzdur diyoruz.

Şimdi -önümüzde- yerel seçimler gelirken konumuz da yerel seçimlerle ilgili, yerellerle ilgili bir konu ve İYİ PARTİ hatibi burada, çok iyi bir şekilde, teknik olarak nelerin olduğunu anlattı, ben de olayın biraz diğer yönüne bakmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, biz bu olayların temel sebebini araştırmak için şuna bakmalıyız: Acaba Kamu İhale Yasası on altı yılda 186 kez neden değişti? Hiç böyle bir şeye rastladınız mı bugüne kadar? Ama on altı yıldır AKP, Erdoğan iktidarı bu şekilde, Kamu İhale Kanunu’ndaki yüzlerce değişikliği yaparak aslında bugün yaşanan sorunların sebebini oluşturdu. AKP, yandaş bir sermaye yaratmak için en uygun yöntem olarak Kamu İhale Yasası’nı manipüle etmeyi buldu ve artık ihale almak için işi bilmek gerekmiyor değerli arkadaşlar. İhale almak için bir tek şey gerekiyor, o da yandaş olmak. Mesela, hastanelerin klima bakım ihalesi soba borusu üreticisine verilebiliyor. “İstanbul’a ihanet ettik.” diyenler neden ihanet ettiler? İşte, bunu, bu rant kavgasını kotarmak için, İstanbul’un rantını bu şekilde, 186 kere değiştirdikleri Kamu İhale Yasası’yla istismar etmek için oluşturdular ve bütün bu tablonun arkasından kazalar, çökmeler, göçükler oluşuyor. Bütün devlet daireleri yandaş ama işte, bu iş bilmeyenler tarafından yürütülen bu çalışmaların sonucunda iş cinayetlerinin yaşanmasıyla, yurttaşların yaşamlarını yitirmeleriyle biz burada karşı karşıya kalıyoruz.

Oysa yapılması gereken şey “işi bilene emanet etmek” ilkesine uymaktır. Kamusal yaşamın tek hâkimi olarak tek kişinin iradesinin belirleyici olmaya devam etmesi sadece ve sadece göçükleri, yıkımları, yağmaları, talanları ortaya çıkarır. Oysa yapılması gereken, halkı dinlemektir, halkın kararlarını uygulamaktır, saygı duymaktır, şeffaf olmaktır, denetlenebilir olmaktır, açık olmaktır, dürüst olmaktır, doğru olmaktır diyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) - …halkın demokratik talepleri doğrultusunda kentsel yaşama aktif katılımı, kamu ihalelerinde şeffaflık zorunluluktur diyoruz ve önergeyi destekliyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mahmut Tanal.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Çalışanların iş sağlığını ve güvenliğini sağlamak ve o ortamı düzenlemek öncelikle devletin görevi ve ondan sonra, çalışanların sağlığını, sıhhatini korumak işverenin görevidir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıktığı zaman o dönemde asıl bir amaç vardı. Burada, iş kazalarında cezasızlık söz konusu. İki, denetim görevi yerine getirilememekte. Bu nedenden dolayı eğitim verilmemekte, eğitim de verilmediği için iş kazalarının çok fazla gündeme geldiği anlatıldı ve o dönemde Borçlar Kanunu’nda hükümler olmasına rağmen, yeni bir düzenleme yapıldı. Yeni düzenleme yapıldığı zaman o dönem yine ben Parlamentodaydım. Meclis Başkan Vekilimiz Sayın Levent Gök Bey de o dönemdeki konuşmalarda söz almıştır. Konunun başlı başına, Türkiye’de iş kazalarının önlenmesinin önündeki en büyük sorunlardan bir tanesi de iş yerini denetleyecek olan iş güvenliği uzmanıydı. İş güvenliği uzmanına patron tarafından maaş ödeniyor “Gel, sen, bu iş yerinde gerçekten iş kazaları olabilir mi, olamaz mı, bu riskleri tespit et.” deniyor.

Değerli arkadaşlar, siz değerli milletvekilleri, herkes kendi çapında bir işveren. Sizin maaşını verdiğiniz bir personeliniz, sizin iş yerinizde “Şu şu riskler var.” diye rapor düzenleyebilir mi? Rapor düzenleyemez; bu, hayatın olağan akışına aykırı. Sizin eğer iş yerinizde bulunan uzman, eğer bu açıdan sizin aleyhinize gerçekten bir rapor düzenlerse işveren olarak onun iş sözleşmesini feshedersiniz.

Şimdi, ben Torunlar İnşaat’a gittim, asansör çökmüştü, orada herhâlde 10 işçi rahmetli olmuştu. İşveren cezasız kaldı, eylemi protestoya giden milletvekili olarak benim hakkımda fezleke düzenlendi. Yani burada işin sorunu: Bir, devlet gerektiği denetimi yapmamakta. İki, işveren gereken eğitimi vermemekte. Üç, belediyeler üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirmemekte. Dört… Deseniz ki yasalar mı yetersiz? Yok, değerli arkadaşlar, yasalar yeterli ancak yasaları uygulayan yok. Bizim mevcut olan hem İş Güvenliği Yasası hem Ceza Kanunu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) – Özür dilerim, toparlayacağım.

BAŞKAN – Tabii, tabii, buyurun, rica ederim Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Şimdi, mevcut olan hem İş Kanunu hem Borçlar Kanunu hem Türk Ceza Kanunu, denetim görevini yapmayan devletin ve yetkili birimlerin, ikincisi de işverenlerin bu anlamda hem cezai sorumluluğu var hem parasal sorumluluğu var hem idari anlamda iş yerinde işi durdurma sorumluluğu var. Ama gelin görün arkadaşlar, maalesef herkesin bir dayısı var, herkesin dayandığı birisi var, ne bu iş yeri durduruluyor ne kapatılıyor, idari para cezaları eğer veriliyorsa çok az bir kısmı verilebiliyor ama çoğu da cezasızlıkla kurtuluyor. Ve burada olması gereken husus denetim, denetim, denetim. Ve burada aynı zamanda bu denetimle birlikte yasaların tatbikatçısı olan yürütme organına büyük bir sorumluluk düşüyor. Onun için biz diyoruz eğer burada bir iş kazası varsa bu, iş cinayetidir; bu, iş kazası değildir. Bu iş cinayetlerinin durdurulmasının en büyük sorumluluğu, birinci partiye düşmektedir.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hulusi Şentürk’e ait. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Şentürk.

AK PARTİ GRUBU ADINA HULUSİ ŞENTÜRK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ PARTİ grup önerisi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu önergede, İstanbul’da son zamanlarda sıklıkla görülmeye başlanan çökme, toprak kaymaları gibi konularda, bunların idari ya da teknik bir eksiklikten, hatadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ya da mühendislik hizmetlerinin yeterince alınıp alınmadığının tespit edilmesi ve bu konuda alınacak önlemlerin belirlenmesiyle ilgili Meclis araştırması isteniyor.

Değerli arkadaşlar, hepimiz hemfikiriz ki elbette ki tüm yapım işlerinde can, mal ve çevre güvenliğini sağlamak, hepimizin asli görevlerindendir ve bu konuda da yetkili kurumlarımız gerekli çalışmaları yapmaktadır. Buna rağmen, istenmeyen olaylar da yaşanabilmektedir.

Bunlardan bir tanesi, önergeye de konu olan Ümraniye’deki metro kazasıdır. Ancak hemen belirtelim ki metroda iksa sisteminin bulunmaması diye bir şey söz konusu değil, aksine tüm raporlarla ortadadır, iksa sistemi orada mevcuttur fakat orada yaşanan olay, önceden öngörülmesi mümkün olmayan, bizim “jeolojik anomali” dediğimiz, kısa anda, kısa mesafedeki bir kaymadan kaynaklanan olaydır. Yoksa onun dışında tüm projelerde herhangi bir sıkıntı yoktur. Mühendislik hizmetleri, yerli ve yabancı uzmanlar tarafından verilmektedir ve ayrıca söz konusu bölgede her türlü jeolojik gelişmeyi tespit edebilmek için de beş dakika aralıklarla ölçüm yapan elektronik ölçüm sistemimiz de mevcuttur.

İkincisine gelince, bu çökmelerle ilgili; değerli arkadaşlar, doğru, özellikle son zamanlarda istinat duvarları olaylarında olduğu gibi çökmelerle, yollarda çökmelerle karşılaşıyoruz ama inanın bunların büyük bir bölümünde sorun, projeden ya da kontrolden kaynaklanmıyor; sorun, mevcut statik hesaplama modelimizden kaynaklanıyor. Nasıl ki depremden önce bizim en büyük dertlerimizden bir tanesi mevcut statik modelin deprem şartlarına uygun olmamasından idi ise bugün de değişen iklim koşullarıyla beraber gelen yoğun yağmur ve kar karşısında mevcut modelin yetersiz kalmasıdır. Bunun farkında olan Bakanlığımız, geçtiğimiz ay ODTÜ, Boğaziçi ve İstanbul Üniversitesinden akademisyenler ve bu sahada çalışan özel şirket uzmanlarından oluşan 11 kişilik bir Bilim Kurulunu oluşturdu, Bilim Kurulu çalışıyor ve inşallah bir iki ay içerisinde yeni statik ölçüm modelini belirleyecek olan yönetmelik yayına girecektir ama bu arada olayın aciliyetine binaen Bakanlığımız ağustos ayı içerisinde bir genelge yayımlayarak bu türlü kazılarda alınması gereken önlemleri belirleyen bir genelgeyi yayımladı. Çok detaylı bir genelge, hem kazılarda hem iksa sistemlerinde hem çevre güvenliğiyle ilgili alınacak önlemler burada belirlendi ve inşallah bir iki ay içerisinde de yönetmelik çıktığında bu sistemden kaynaklanan, statik ölçüm modelinden kaynaklanan sorun ortadan kalkmış olacaktır.

Yani Bakanlığımız ve ilgili kurumlar, bu konuda gereken tüm adımları attığı için ayrıca bir Meclis araştırmasına gerek olmadığını düşünüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Şentürk.

İYİ PARTİ grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın Minsolmaz, sisteme girmişsiniz.

Yok mu Sayın Minsolmaz burada? Yok.

Sayın Kabukcuoğlu….

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu’nun, yetkilileri Batman’da yaşanan uyuşturucu sorunuyla ilgili gerekeni yapmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bazı Anadolu illeri gibi bu şehrimizde de 12-60 yaş arasındaki insanlar ve bunların yakınları uyuşturucunun pençesine düşmüş durumdadırlar. 22 Ekim 2018 tarihinde Batman’da yayınlanan 15 tane yerel gazetenin 8 tanesi “Batman’da uyuşturucuya hayır” diye manşet attılar. Sayın İçişleri Bakanı, Batman Valisini, Batman Emniyet Müdürünü, Batman Sağlık Müdürünü vatandaşın sesini dinlemeye ve konuyla ilgili gerekeni yapmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Topal…

37.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay Miletvekili Hüseyin Yayman’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Az önce Değerli Hatay Milletvekilimiz Sayın Mehmet Güzelmansur, Hatay’ın ekonomik sorunlarını dile getirdikten sonra, yine Hatay Milletvekilimiz Sayın Yayman özellikle Hatay’da iktidarın yaptığı hizmetleri anlattı fakat Hatay Büyükşehir Belediyesinin hizmetlerinin maalesef yapılmadığını dile getirdi. Ancak buradan şunu söylemek istiyorum: Sayın Yayman, gerçekten mesela Samandağ yolu hâlâ tamamlanamadı, devlet hastanesi hâlâ tamamlanamadı, Reyhanlı Barajı, Karaçay Barajı tamamlanamadı. Bunları tamamlayın, gerçekten bu kürsüden teşekkür edeceğim.

Ayrıca Büyükşehir Belediyesi; on beş ilçeye eşit bir şekilde hizmet götürüyor, gerçekten, bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Ancak 400 bin Suriyeli var, ek bütçeden maalesef yararlanamıyoruz. Bu konuda bakın eğer ortak paydamız hizmetse Hatay’a, gelin el ele birlikte Hatay Büyükşehir Belediyesine de bu konuda katkı da sunalım. Ayrıca büyükşehir belediye meclisi üyelerinin çoğunluğu sizde. Maalesef, Büyükşehir Belediye Başkanımız ne getiriyorsa yine AK PARTİ’li meclis üyeleri tarafından reddediliyor Sayın Yayman. Gelin, birlikte el ele verelim ve Hatay’ın sorunlarını birlikte çözelim.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve arkadaşları tarafından, Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti amacıyla 4/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

6/12/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 6/12/2018 Perşembe günü (Bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                  Ayhan Bilgen

                                                                                                        Kars

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

4 Aralık 2018 tarihinde Kocaeli Milletvekili Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu ve arkadaşları tarafından verilen 1019 sıra numaralı "Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti amacıyla” Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 6/12/2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu.

Buyurun Sayın Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün OHAL Komisyonunun ne kadar hukuksuz olduğunu ve bir iç hukuk yolu olmaktan çıkarılması gerektiğini anlatacağım.

OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. 20 Temmuz 2016’da OHAL ilan edildi, hâlen OHAL’den kurtulamadık. OHAL’in bitmesine rağmen hâlen OHAL Komisyonu devam ediyor. 20 Temmuzda, OHAL ilan edildikten sonra, kamu görevlilerinden 135 bini -çok büyük bir sayı- bir bankada hesabı olması, bir sendikaya üye olması, HDP’ye yakın olması, KESK’in herhangi bir eylemine katılmış olması veyahut da “Bu suça ortak olmayacağız.” konulu barış bildirisine imza atan barış akademisyenlerinden olmasından dolayı birçok kişi kamu görevinden ihraç edildi. Bundan yaklaşık 1,5 milyon kişi etkilendi, hâlen de etkileniyor. Çok büyük bir sayı. Büyük bir felaket tablosu var şu anda ülkemizde.

Mağdurlar hak aramak için, adalet aramak için mahkemelere koştu, idare mahkemelerine koştu, idare mahkemeleri “Bizimle alakası yok, gidin.” dedi. Anayasa Mahkemesi’ne koştular, “Bizimle alakası yok, gidin.” dedi. Bu arada aylar geçiyordu. Çareyi yurt dışında aradılar, AİHM’e koştular, 25 bin dilekçeyle, AİHM baktı ki büyük bir hukuksuzluğun olduğu bir ülke, “Baş edemeyeceğim.” dedi ve dosyaları geri gönderdi ve Avrupa Konseyinin önerisi, AİHM’in de uygun bulmasıyla Türkiye’de bir OHAL Komisyonu kuruldu altı ay sonra, altı ay insanlar sağa sola koşuşturdular ve sonrasında bir OHAL Komisyonu kuruldu. İsteksizce ve hevessizce kuruldu. Çok ağırkanlı ve yavaşlatılmış bir şekilde faaliyete başladı. 23 Ocak 2017’de başladı. Temmuzda başvuruları kabul etmeye başladı, 14 Eylülde değerlendirmelere başladı ve 22 Aralıkta ilk sonuçları açıklamaya başladı.

Değerli arkadaşlar, OHAL üzerinden iki buçuk yıl geçti ve OHAL Komisyonunun büyük hukuksuzlukları ortaya çıktı çünkü güya iki yılın sonunda 125 bin kişi -başvuran sayısıydı bu- bitmiş olması lazımdı. 42 bin kişinin başvurusundan sonra ancak 3 bin kabul, 39 bin ret kararı verildi. Şu anda, bakın, aradan iki buçuk yıl geçmiş, tek bir kişi bile bir mahkemenin önüne, hukukun önüne çıkabilmiş değil. Bu, bir idari karar yeri, OHAL Komisyonu. İki buçuk yıldır Türkiye Cumhuriyeti’nin mağdur vatandaşları mahkemenin önüne çıkabilmiş değil arkadaşlar. 4.500 hâkim, savcı ihraç edildi; bunlar hakkında da Danıştaydan tek bir karar yok.

Şimdi, bu OHAL Komisyonu nasıl hukuksuz? En başta, mahkemelerin takipsizlik ve beraat verdiklerine OHAL Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal kurumu olan mahkemeleri hiçe sayarak, “ret” kararı veriyor; bu, bir Anayasa ihlalidir ve Anayasa suçudur.

Yine, güya sıralamaya göre gidecekti “672, 673” diye ancak bir baştan, bir sondan, bir ortadan kararlar veriliyor ve burada hukuka uygun olmayan, şüpheli kararlar olduğu ortaya çıkıyor.

Yine, “kurum kanaati” denilerek hiçbir hukuki saike bağlı olmayan kararlar veriliyor arkadaşlar.

“Dış baskıyla, zoraki kuruldu.” demiştik. Keyfî bir yavaşlık var ve hâlen devam ediyor. Kasıtlı zorluk çıkarmaya çalışıyorlar; bundan dolayı, OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. Makul başarı şansı bu Komisyonda yoktur; OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. Venedik Komisyonu ve AİHM ölçütlerine aykırıdır; Komisyon lağvedilmelidir.

Bakın, başvuru yolunun etkin ve yeterli olması için, ihlalin devam etmesini engelleyen ve mağdurlara yeni çareler sunabilen bir mekanizma olmalıdır ancak böyle bir mekanizma karşımızda yok. Bu Komisyon ancak ve ancak AK PARTİ isteklerine hizmet etmektedir.

AİHM görüşü kalıcı değildir. AİHM, OHAL Komisyonunu ölçütlere uygun olarak başlatmıştı ancak bu başlatma kalıcı değildir. Geçtiğimiz hafta perşembe günü, bakın, bu tür bir ton usulsüzlük ve hukuksuzluğundan dolayı Avrupa Konseyi, OHAL Komisyonunu açıklama yapmaya çağırdı, Strasburg’a gittiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Ve Türkiye’yi mahcup eden bu Komisyona, yaptığı açıklamalar sonrasında, Avrupa Konseyi dedi ki: “Sana verdiğim bu opsiyon kalıcı değildir. İç hukuk yolları tüketilerek AİHM’e başvuru yapılabilir artık bundan sonra.” diye çok önemli bir sinyal verdi. Bakın, OHAL Komisyonu şu anda bazı havuz medyası gazetecilerini çağırıyor ve sipariş haberler yaptırıyor. Geçen bir gazeteciyi çağırdı. Çok düşük oranlarda kabul oyu veriyordu, yüzde 3; Avrupa baskısından dolayı yüzde 7,5’a çıktı bu. Komisyon Başkanı gazeteciye diyor ki: “Bütün, 125 bin kişi bittiği zaman yüzde 15 oranına ulaşacağız.” Ya, nereden biliyorsun yüzde 15’e ulaşacağını? Belki yüzde 25’e ulaşacak. Demek ki önceden belirlenmiş bir oran var.

Değerli arkadaşlar, bu mekanizma sonucunda AİHM’den ileride çok büyük tazminat cezalarına uğrayacağız. Bu, apaçık ortadadır. Şu anda büyük usulsüzlükler yapılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) - Komisyon kararlarını inceliyorum. Düşünün, TMSF’ye devredildikten sonra Bank Asyaya 100 lira yatırmış, bakın şubat ayında TMSF’ye devredildikten sonra vatandaş, Bank Asyaya sadece ve sadece 100 lira yatırmış ve kendisi KHK’yle ihraç edilmiş, ardından iki yıl bir ay ceza yemiş ve komisyona da başvurmuş, ret almış. Bu, nasıl bir vicdansızlıktır, nasıl bir zalimliktir?

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu tüm Türkiye'yi mahcup eden Komisyonu burada bir araştırma önergesi sunarak size sunduk. Bilhassa AK PARTİ ve MHP’li arkadaşlarıma sesleniyorum: Vicdanınızın sesini dinleyin. Yüz binlerce, milyonu aşkın mağdur var ve gelin hep birlikte bunu değerlendirelim, önergeyi kabul edelim.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gergerlioğlu.

Öneri üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul milletvekilimiz Sayın İbrahim Özden Kaboğlu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Kaboğlu, süremiz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, Divan, değerli üyeler; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, kısaltılmış adına OHALİK, 23 Ocak 2017’de kuruldu. 22 Şubat 2017’de Sayın Başbakan “Kurunun yanında yaş da yanıyor olabilir; biz bu işlemleri yaptıktan sonra bunları basından öğreniyoruz. Bu amaçla önlem aldık. Birkaç hafta içerisinde kurduğumuz komisyon, faaliyete geçecek ve haksızlıkları giderecek.” dedi. Bir ay sonra, tam bir ay sonra 22 Mart günü Başbakan Yardımcısı, “O adları zaten biz belirlemiyoruz. MİT’ten gelen isimler, listeye ekleniyor ve kararnameler o şekilde yayımlanıyor.” diye açıklamada bulundu

Birkaç hafta sonra faaliyete geçecek denilen Komisyon, 17 Temmuzda başvuruları almaya başladı ama üç ay sonra Ekim 2017’de Komisyon Başkanı müsteşar yapılmak için görevden alındı, sonra aralık ayında yeniden atama yapıldı ve Komisyon 2017 Aralığında çalışmaya başladı sonra yine üyeler görevden alındı, atandı ve sonuç olarak, Sayın Gergerlioğlu’nun anlattığı gibi bu tablo ve esasen Komisyonun varlık amacı, mahkeme kapısını kapatmak için… Ve MİT raporları, MİT’in hazırladığı listeler, altında Bakanlar Kurulunun imzası bulunan kanun hükmünde kararnamelere eklenmek suretiyle oluşturulan bu büyük mağduriyet, kitlesel mağduriyet, âdeta hukuk tarihinin en büyük katliamı, hukuk dışı işlemle gerçekleşen bu uygulamalar karşısında insan hakları, OHALİK mahkeme kapısını kapatma dışında bir çare olamamıştır ve işin çelişkili tarafı, bu hafta, önümüzdeki hafta 10 Aralıktan itibaren İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 70’inci yılını kutlayacağız. Bizde 27 Mayıs 1949 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan bu bildirgenin 8’inci maddesine göre “Her şahsın kendisine anayasa veya kanunla tanınan ana haklara aykırı, mahkemelere karşı fiilî netice verecek şekilde millî mahkemelere müracaat hakkı vardır.” biçimindeki hükmü işlemiyor, işletilmiyor iki buçuk yıldır ve bu bildirgeden hareketle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Kaboğlu.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) - …geliştirilen gerek İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi gerekse Anayasa’mız çerçevesinde adil yargılanma hakkı gerekleri, bir, mahkeme hakkı; iki, silahların eşitliği ilkesi; üç, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme hakkı; dört, açık usul ve çabukluk ilkesi; beş, yargı kararlarını uygulama yükümlülüğü; altı, suçsuzluk karinesi; yedi, savunma hakları. “Adil yargılanma haklarının hangileri acaba saygı gördü bu süreçte?” biçiminde bir soru sorulursa, hayır, hiçbirisi. Çünkü, bırakın adil yargılanmayı, bu kişilerin, 150 bin kişinin mahkemenin kapısına gitme hakkı yok, mahkemeye ulaşma hakkı yok ve bunu biz 2018 Aralık ayında dile getirmek durumunda kalıyoruz. Bu itibarla, Olağanüstü Hâl İşlemlerini İnceleme Komisyonu, esasen mağdurların, Sayın Canikli’nin belirttiği gibi, MİT’in hazırladığı listeler sonunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, lütfen…

BAŞKAN – Yok, siz öyle tamamlayın.

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim.

MİT’in hazırladığı listeler sonucunda mağdur edilen binlerce, on binlerce kişinin başlıca başvurabileceği bir komisyondur, bağımlı bir komisyondur ve bu komisyon gerçekten eğer biz adil yargılanma hakkı çerçevesinde, bırakın adil yargılanma hakkı ilkelerini, mahkemenin kapısını çalmak istiyorsak bunu lağvedelim, bir an önce mahkemelere ulaşsın 100 binlerce kişi.

Teşekkür ederim. (CHP, HDP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaboğlu.

Öneri üzerinde son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf Başer’e aittir.

Buyurun Sayın Başer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP’nin Olağanüstü Hâl İşlemlerini İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti ve çözüm önerileri hakkında vermiş olduğu grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki FETÖ mensubu bazı generallerin ve askerî personelin içinde olduğu darbe girişimiyle karşı karşıya kaldı. Bu hain darbe girişimi karşısında eski Türkiye'de olduğu gibi, şapkasını alıp giden değil, milletiyle beraber kader birliği yapan, milletiyle beraber ölümüne meydanlara inen bir lider vardı; o lider, Recep Tayyip Erdoğan’dı. İhanet girişimi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, AK PARTİ Hükûmetinin, siyasi partilerimizin dirayetli duruşu ve aziz milletimizin sokağa çıkmasıyla akamete uğradı. Türkiye'nin istikbaline kasteden bu cunta girişiminin bilançosu ise ağır oldu. Bu vesileyle ülkemizin bekası için canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize acil şifalar diliyorum.

Türkiye, darbe girişimi karşısında kararlı direnişiyle dış aktörlerin oyununu bozarken İslam dünyası için de bir umut ışığı olduğunu gösterdi. Yıllardır Türk Silahlı Kuvvetlerine ve devletin tüm kılcal damarlarına sinsice ve haince sirayet etmiş, âdeta bir bukalemun tipli bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Bu terör örgütüyle mücadele, yine kamu görevlileri ve yargı eliyle yürütülmektedir ve kökleri de kazınacaktır. 685 sayılı KHK’yle de listelerde ihraç edilen kamu görevlilerinin müracaat hakkı için AK PARTİ hükûmetleri olarak OHAL Komisyonunu kurduk. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, OHAL Komisyonunu etkili bir iç hukuk yolu olarak görmüş ve bu Komisyona müracaat etmeden doğrudan yapılan müracaatları ise reddetmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. İnsan hak ve hürriyetleri her türlü değerlendirmenin üzerindedir. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” şiarı doğrultusunda bu Komisyonu kurduk ve Komisyon marifetiyle de, hatalı ve yanlış işlemler varsa bu işlemlerin düzeltilmesinin yolunu açtık. Komisyonun ret işlemlerine karşı ise yargı yolunu açtık.

OHAL Komisyonuna şimdiye kadar 131.922 müracaat yapılmış, 125.678 kamu görevinden ihraç, 33.184 rütbe alma…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Başer, size de bir dakika veriyorum. Siz de bu sürede toparlayın.

YUSUF BAŞER (Devamla) - …2.761 kurum ve kuruluşu kapatma işlemi hakkında müracaat yapılmış, ihraçla ilgili 125 bin kişi müracaat etmiş; bunlardan 45 bin dosya hakkında karar verilmiş, 3.300 kamu görevlisi ise iade edilmiştir. 41.700 kamu görevlisinin ise müracaatı reddedilmiştir.

OHAL Komisyonu, hiçbir vatandaşımızın haksızlığa uğramaması için kuyumcu hassasiyeti içerisinde dosyaları incelemektedir ve gerekçeli olarak karar vermektedir.

Dolayısıyla Meclis araştırması önergesinin aleyhinde olduğumu belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başer.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 6/12/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim

                                                                                                   Engin Altay

                                                                                                      İstanbul                                                                                               Grup Başkan Vekili

Öneri:

Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, "Ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin araştırılması” amacıyla 5/12/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (603 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 6/12/2018 Perşembe günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Ankara Kızılay Meydanı'nda belediye otobüsünün kontrolden çıkarak yayalara çarpması sonucu yaşanan kaza nedeniyle hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gerek grup başkan vekillerinden gerekse milletvekillerimizden bir ricam var. Az önce bir haber geldi bana, Kızılay’da bir otobüs yayaların arasına dalmış, yaralıların olduğu ifade ediliyor. Ben de bir Ankara Milletvekili olarak, tabii, tüm hemşehrilerime öncelikle geçmiş olsun dileğimi iletirim. Umarım üzücü sonuçlar bizi beklemez. Bu konuda Başkanlık Divanımıza arkadaşlarımız araştırıp bir bilgi iletirlerse sevinirim. Şimdiden tüm hemşehrilerime de geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Buyurun Sayın Altay.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Mardin’in Midyat ilçesi Kaymakamını Kutlubey, Çaldere, Çalpınar, Budaklı, Sivrice, Barıştepe ve Toptepe köylerine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu üzerinden yapılan yardımları kestiği için milletin vicdanına havale etiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Pek kısa bir söz talep ettim, verdiniz, eksik olmayın.

Şimdi, Mardin ilimizin Midyat ilçesinde kaymakam bey, Kutlubey, Çaldere, Çalpınar, Budaklı, Sivrice, Barıştepe ve Toptepe köylerinin ve orada, o köylerde yaşayan köylülerimizin kaymakamlıklar bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu üzerinden yapılan bütün yardımlarını, tıpkı Amerika’nın İran’a ambargosu gibi kesmiş. Şimdi, bu köyler AK PARTİ’ye oy vermemiş olabilir; bu köyler farklı partilere, HDP’ye, Cumhuriyet Halk Partisine, İYİ PARTİ’ye, MHP’ye oy vermiş olabilir. Bir kaymakamın bu köylerin AK PARTİ’ye oy vermemesinden dolayı devletin kendisine verdiği bu görevdeki yapılması gereken işlerdeki bu adaletsizliğini, hakkaniyetsizliğini, partizanlığını Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininden aziz milletimize şikâyet ediyorum ve bu kaymakamı Hükûmetin değil, milletin vicdanına havale ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mersin Milletvekilimiz Sayın Cengiz Gökçel.

Buyurun Sayın Gökçel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletvekili olduğumdan itibaren buraya her çıktığımda çiftçinin sorunlarını gündeme getirmeye çalıştım, en büyük sorunun çiftçi borçları olduğunu söyledim “Bu sorun çok can yakacak, acil önlem alınmalı.” dedim. Ziraat Odası Başkanı olduğum dönemde karşılaştığım her milletvekiline, her bakana bu konuyu aktardım. Onlar da bu konuda çalışma yapacaklarını söylediler, uyarılarım için teşekkür ettiler. Aradan yıllar geçti; sonuç, elde var sıfır.

Arkadaşlar, çiftçimiz sadece kamu bankalarına değil, özel bankalara da borçlanıyor, hem de ciddi oranlarda. Borçlarının yapılandırılması gerektiğini, bunun da kamu ve özel bankaları kapsayacak şekilde hayata geçirilmesini söylüyordum. “Çiftçiler Ziraat Bankasından kredi alamayınca tarlasını ipotek ettirip özel bankalardan kredi kullanıyor, tarlasını ancak bu şekilde ekip dikebiliyor. Yarın bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına haciz koymasın, üretim düşmesin.” diyordum. Sonunda korktuğumuz başımıza geldi. Bankalar çiftçilere bir bir icra göndermeye başladılar.

Çiftçi borçlarına örnek vereyim: 2002’de çiftçi borçlarının tamamı 5 milyar liraydı, bankalara olan 4 milyar borcun içinde özel bankaların payı yüzde 20’yi ancak buluyordu. Bugün çiftçilerimizin toplam borcu 110 milyarı buldu, özel bankaların payı yüzde 35’e yükseldi. Özel bankalara olan borç 800 milyondan 40 milyara yükseldi. 2002’den 2018’e kadar oldu bunlar. Değerli arkadaşlar, 2005 yılından 2018’e kadar devlet bütçesi 4 kat arttı, tarımsal krediler ise 15 katına çıktı. Daha vahimini söyleyeyim: Takipteki kredi miktarı 2005 Ekiminde 150 milyon iken 2018 Ekiminde 20 katına çıkarak 3 milyar 200 milyon oldu. Devletin bütçesi 4 kat artarken çiftçi 20 kat fazla icralık oldu. AKP iktidarında oldu bunlar arkadaşlar. Bunun sebebi nedir, biliyor musunuz? 10 milyar TL olan yatırım desteklerini 5 milyar liraya gerileten, yandaşı semirsin diye çiftçiyi ezen AKP iktidarıdır. Günü kurtarmaya yönelik politikalarla, rakamları şişirmeyle bu işler olmuyor. Daha önce söyledim, yine söylüyorum, anlamazsanız siz anlayana kadar söyleyeceğim: Türkiye’nin en büyük üreticisi küçük çiftçidir, köylüdür. Hükûmetin verdiği tarımsal destekler ise küçük çiftçiyi, köylüyü korumaktan uzak, çok uzak.

Küçük çiftçi yeterince destek alamayınca bankadan kredi çekiyor. İklim kötü gider, rekolte düşük olur ise iş zor. Üstüne bugünden yarına yükselen girdi maliyetleri eklenince topraktan kopmak istemeyen çiftçi tarlasını, evini ipotek ettirip özel bankalardan daha yüksek miktarda, daha yüksek faizle kredi alıyor. Bunu niye yapıyor arkadaşlar? Borçlarını ödeyip bir sonraki yılın ekimini, dikimini yapabilmek için. Bir sonraki sene ne oluyor? Ürünler maliyetini karşılayamayacak bir fiyattan satılıyor, çiftçi yine kazanamıyor, zarar ediyor. Kazanamayınca bankaya olan borcunu ödeyemiyor ve ipotek ettirdiği tarlası, evi, ne varsa elinden çıkıyor. Çiftçi toprağa küsüyor. Bunu gören komşusu da korkup ekip dikmiyor.

On altı yılda yanlış tarım politikaları nedeniyle 3 milyon dekar tarım arazisini kaybettik. Kim sebep oldu? AKP oldu arkadaşlar. Kim sebep oldu? Sizden önce burada oturan milletvekillerinin tarıma dair aldığı kararlar oldu arkadaşlar. Kim uyardı peki? Cumhuriyet Halk Partisi hep uyardı. “Tarımın millî bir politikası olur.” dedik, alternatif önerdik, siz kalktınız Sudan’da arazi kiralayıp milyonlarca lira yatırımı oraya kaydırdınız. Neden? Daha kârlı diye. Tarım kârla izah edilemeyecek kadar önemli bir sektördür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gökçel, size de bir dakika ilave ediyorum.

Buyurun.

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – Sayın Başkanım, çiftçinin sesini, boğazını kıstılar.

Lütfen, çok önemli konuya geliyorum, rica ediyorum.

BAŞKAN – Bir dakika ilave ediyorum Sayın Gökçel, buyurun.

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) – 16 milyon kişi ekmeğini topraktan çıkarırken tarıma sadece ticaret gözüyle bakamazsınız. Ticaret gözüyle baktığınızda işte bu olur. İnanmıyorsanız bakın, Mersinli çiftçilere gelen icralar burada arkadaşlar, bunlar binleri bulacaklar. Bu insanlar evlerinden, tarlalarından olacak, arazileri icra yoluyla satılacak; eserinizle gurur duyun.

Değerli arkadaşlar, tarım gerçekten üstünden siyaset yapılamayacak kadar çok önemli bir sektör. Buradan bir çiftçi olarak yine sesleniyorum: Mutlaka özel ve kamu bankalarına olan borçların yapılandırılması gerekiyor. Siz burada eğer birazcık vicdan sahibiyseniz, birazcık insanların kaliteli ve ucuz gıda tüketmesini istiyorsanız gelirsiniz, buradaki önerdiğimiz araştırma önergesine destek verirsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) –Eğer biz yanılıyorsak bu sorunların tespitinde, dile getirilmesinde bu ortaya çıkar ama siz yanılıyorsanız da lütfen, uyguladığınız tarım politikalarını tekrar bir gözden geçirin. Bu ülkeye, bu ülkenin köylüsüne, çiftçisine olan borcunuzu ödeyin. Anayasa’da yazan yüzde 1’lik kısmı zaten yıllardır ödemiyorsunuz, bari bundan sonra vicdana gelin, başka sektörlere yaptığınız desteği tarıma da yapın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum, sağ olun, var olun. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gökçel.

Sayın Özkan…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, Ankara Kızılay Meydanı'nda freni patlayan belediye otobüsünün bir kız çocuğu ile bir bayana çarptığına, hayati tehlikelerinin bulunmadığına ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ankara Valiliğinden aldığımız bilgiyi sizlerle, Genel Kurulla paylaşmak istiyorum.

Bugün saat 13.30 sularında Kızılay AVM karşısında Ulus istikametinden Cinnah istikametine doğru seyreden belediye otobüsü frenlerinin patlaması neticesinde Güvenpark-Gima arasında yaya olarak seyreden, yaya geçidi orta refüjünde bekleyen 12 yaşlarında bir kız çocuğu ile 55 yaşlarındaki bir bayana çarpmıştır. Kız çocuğu Hacettepe Hastanesine, bayan da Numune Hastanesine sevk edilmiş olup çocuğun hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Bacağından yaralanan kadın yaralınınsa şu anda hastanede tedavisi devam etmektedir. Eğer değişiklik söz konusu olursa ayrıntıları yine Genel Kurulla paylaşacağım.

Arz ederim.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, Ankara Kızılay Meydanı'nda meydana gelen kazada yaralananların sağlığına kavuşmasını dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Özkan, duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum.

Dolayısıyla ben de Meclisi yönetirken bir Ankara Milletvekili olarak aklım da orada ama çok insanımızın geçtiği bir yaya bölgesinde meydana gelen bir kaza beni çok endişelendirdi. Hastanedeki kardeşimizin ve diğer yaralı kardeşimizin de bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyorum. Umarım, inşallah, daha fazla, başka yaralı da yoktur. Geçmiş olsun diyorum tüm Ankaralı hemşehrilerime.

Ben tekrar sizlere teşekkür ediyorum.

KEMAL BÜLBÜL (Antalya) – Toplu taşıma araçlarına da zamanında bakım…

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz isteyen Aksaray Milletvekilimiz Sayın Ayhan Erel.

Buyurun Sayın Erel. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Erel.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti; CHP’nin vermiş olduğu grup önerisi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son on yılda enflasyon yüzde 145, çiftçi borçlarıysa yüzde 830 artmıştır. Yüzde 90’ı borçlu olan çiftçinin borcuysa yaklaşık 100 milyara dayanmıştır. Geçen gün yaptığım konuşmada devletin gayrisafi yurt içi hasıladan dolayı çiftçiye 100 milyar TL bir borcunun olduğunu, çiftçinin alacağının olduğunu söylemiştim. Bu alacak başka kanallara değil de çiftçimize iletilmiş olsaydı bugün çiftçimizin borcu sıfır olurdu diye düşünüyorum.

Hükûmetin izlediği yanlış politika yüzünden tarım ürünlerinde ithalatın artışı, ekonomide yaşanan krizler çiftçilerimizi borç batağına sürüklemiştir. Arpa hasadı başlıyor, bir bakıyorsunuz ki Hükûmet arpada gümrük duvarlarını yıkıyor. Pirinç hasadı başlıyor, bir bakıyorsunuz ki Hükûmet pirinç ithalini kolaylaştırıyor. Pamuk hasadı başlıyor, Harran Ovası’nda tarlada pamuk şu anda 2,5-3 liradan müşteri beklerken, alıcı beklerken, devlet, Hükûmet dışarıdan 7-8 liraya pamuk alıyor. Harran Ovası’nda Muhsin Amca soruyor: “Benim elimde pamuk varken dışarıdan niye pamuk alıyorsunuz?”

Yine, en basiti, yerelde Aksaray’da, genelde Türkiye’de, Aksaray’da dünyanın, Türkiye'nin en güzel ay çekirdeği yetişiyor, en kral sarımsağı yetişiyor ama Hükûmet, devlet Çin’den hem ayçiçeği hem sarımsak ithal ediyor. Bunu anlamış değiliz.

Aksaray’ın Bayıraltı köyü adını verdiğimiz bölgesinde, Baymış’ta, Sapmaz’da, Sarayhan’da, Acıpınar’da yani Bayıraltı’nda vatandaş sarımsağını tarlada bıraktı, tarlayı sarımsağıyla beraber sürdü. Eğer Çin’den sarımsak alınmamış olsa Aksaraylı sarımsak üreticisi bu sarımsağına müşteri bulabilecekti. Yine, Yeşiltepe’de, Ulukışla’da “Çöl” dediğiniz bölgede ay çekirdeği üreticinin elinde kaldı.

Çiftçinin sadece bankalara borcu yok; çiftçinin, ilaççıya, gübreciye, tohumcuya, velhasıl herkese borcu var. Devlet alımı kıstığı için çiftçi ürününü tüccara veriyor, tüccar da zor durumda olduğu için çiftçiye ödeme yapamıyor. Tüccar çiftçiye ödeme yapmadığı için de çiftçi tarım kredi kooperatifinden aldığı borçları ödeyemez hâle geldi. Bugün, çiftçi, tarım krediye olan borcundan icraya düştüğünde yüzde 41 faiz ödemek zorunda kalıyor. Bunun yanında, mazotun, gübrenin, ilacın fiyatının yüzde 100 artması ama çiftçinin ürününün değer görmemesi borcu artırıyor. Siz 1 liraya buğday mal ediyorsunuz, 1 lira 5 kuruşa devlet buğday alıyor. Siz, 1 liraya arpa mal ediyorsunuz, devlet 90 kuruşa arpa alıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN EREL (Devamla) – Başkanım, bir dakika rica ediyorum.

BAŞKAN – Bir dakika ilave ediyorum.

Buyurun.

AYHAN EREL (Devamla) – Bugün, çiftçi tohum alacak, 1 liraya sattığı buğdayı 1 lira 80 kuruşa alıyor, arada 80 kuruş fark var. Yine 90 kuruşa sattığı arpanın tohumunu 1 lira 60 kuruşa almak zorunda. Dolayısıyla, ne yapacak? Mecburen borçlanacak. Artık tarlasını ekemez hâle geldi, süremez hâle geldi. Yerelde Aksaray’da, genelde Türkiye'de tarlasını süren vatandaş bu sefer gübre atmadan sadece ekim yapacağını, sürmeyen vatandaş ise kesinlikle ekmeyeceğini söylüyor. Zira ne yaptığı masrafın karşılığını alabiliyor ne de alın terinin karşılığını alabiliyor. Dolayısıyla çiftçimiz çok zor durumda, Hükûmetimiz bir an önce çiftçinin borçlarını, özellikle kredi borçlarını, hem tarım kredi kooperatifine hem de Ziraat Bankasına olan kredi borçlarını en az bir yıl faizsiz ertelemesi gerekiyor. Yoksa önümüzdeki yıllarda, Allah muhafaza, Türkiye tarım alanında kıtlıkla baş başa kalacaktır diyorum.

Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erel.

Öneri üzerinde söz isteyen Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekilimiz Sayın Baki Şimşek.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Şimşek.

MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin, çiftçinin borçlarının ertelenmesiyle ilgili vermiş olduğu önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle, bugün özellikle Mersin’de ve Tarsus’ta metrekareye yaklaşık 100 kilogram yağış düşmüş ve Mersin ve Tarsus sular ve seller altında kalmıştır. Her yıl yağan ilk yağmurla beraber Mersin’de aynı sorunlar yaşanmaktadır. Maalesef, bu kürsüden her yıl dile getirmemize rağmen bununla ilgili gerekli tedbirler alınamamıştır. Bugün de yine binlerce dönüm tarım arazisi, özellikle “Aynaz” dediğimiz -Türkiye'nin turfanda sebze meyvesinin yaklaşık yüzde 40’ını yetiştiren- bir bölge, Kulak, Bahşiş, Atalar, Adanalıoğlu bölgesi yine sular ve seller altında kalmıştır.

Bu bölge deniz seviyesinin altındadır. Toroslara yağan yağışlarla beraber dağlardan gelen sular “Aynaz” dediğimiz bölgeyi yağan her yağmurda sular altında bırakmaktadır. Bununla ilgili çözüm, bir setle çevrili olan bu alanın –binlerce dönümlük bir arazidir burası- büyük motopomplarla suyun buradan denize tahliye edilmesidir. Burada pompaj istasyonları vardır. Bunların güçlendirilmesi, 1970’li yıllarda konulan motopompların sayısının artırılması ve buradaki çiftçinin kaderiyle baş başa bırakılmaması için her yıl çıkıp bu kürsüden -hem kış gelirken hem yazın karlar erirken çiftçi aynı kaderi paylaşıyor- dile getiriyoruz ama maalesef, dün DSİ Genel Müdürümüzle ve bölgedeki yerel makamlarla görüşmemize rağmen... Tabii, günübirlik bir çözüm olmuyor, bununla ilgili ciddi bir yatırım yapılmasını ve bu bölgenin kaderinin değiştirilmesini talep ediyoruz. Tabii, çiftçi ne yapıyor? Çiftçi borcu borçla ödüyor; çiftçi A bankasına olan, devlet bankasına olan borcunu başka bir bankadan yüksek faizli kredi çekerek ödeme yoluna gidiyor ama artık bu yüksek faizlerle çiftçi bu işin altından kalkamıyor.

Mersin bir tarım bölgesidir, Mersin Hali dünyanın en büyük 3’üncü halidir; hem Orta Doğu ülkelerindeki hem Rusya ve Türkî Cumhuriyetlerdeki hem de Avrupa’daki sebze meyve ihtiyacının birçoğu Mersin Hali’nden karşılanmaktadır. Onun için Hükûmetin, özellikle Mersin özelinde buradaki yarım kalan baraj inşaatlarını bir an evvel bitirerek hem bu bölgenin sulama sorununu çözmesini hem selde yaşanan sorunların çözümü de bu barajların yapılması… Mersin’in içerisinden ve civarından geçen yaklaşık 12 tane dere vardır, bu derelerin acilen ıslah edilmesi gerekmektedir. Yoksa her yıl çıkarız, bu kürsülerden aynı sorunları konuşuruz “Yine Mersin’i sel bastı.” deriz. Bu bir kader değil; dereler belli, yapılması gereken barajlar belli, yarım kalan inşaatlar belli. Bununla ilgili çok büyük paralar değil, belki bütün Mersin’in, bu bölgenin sel sorununu çözecek olan yatırım miktarı toplasanız 500-600 milyon liradır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şimşek, size bir dakika daha veriyorum.

Buyurun, devam edin.

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hükümetin buna mutlaka öncelik vermesini… Bizim başımızdan bu hadiseler geçtiği zaman Türkiye’nin gündeminde hep bu konuşuluyor ama aradan belli bir zaman geçiyor, yağmur yağmıyor, yaz geliyor, bu sorunlar unutuluyor. Bugün düşünün Mersin’in hâlini, Valilik dün okulları tatil etti Mersin’de yoğun yağıştan dolayı, okullar tatil edildi. Yani bütün televizyonlar bunu söylüyor, Türkiye’nin gündemine düşüyor ama ne yapılıyor? Sadece seyrediliyor değerli milletvekilleri. Onun için bu sorunların çözümü mutlaka… Proje var, proje sıkıntısı yok, DSİ bütün projeleri yapmış ama sıkıntı ne? İhale yapılıp, kaynak aktarılıp çiftçinin ve Mersin’in sorunlarının çözülmesidir.

Ben, Hükûmetin bu sorunları çözecek yaklaşımda bulunmasını ve Mersin’le ilgili mutlaka ciddi bir ödenek ayırmasını talep ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şimşek.

Öneri üzerinde söz isteyen Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Muş Milletvekilimiz Sayın Şevin Coşkun. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın Coşkun, süreniz üç dakika.

HDP GRUBU ADINA ŞEVİN COŞKUN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle İmralı tecridine karşı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eyleminde bulunan Sayın Leyla Güven’i buradan selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin tarım politikası sonucu, Türkiye neredeyse bütün tarımsal ürünlerini ithal edecek şekilde tarımda dışa bağımlı hâle gelmiştir. Bunun yanında, üretim yapan çiftçilerimiz, her geçen gün artan gübre, mazot, enerji maliyetleri nedeniyle üretimi terk etmektedir. Çiftçilerimiz bir yandan bu maliyetlerle boğuşurken, diğer yandan satın aldığı suyun, elektriğin borcunu ödemek için tüccarlara, bankalara, kooperatiflere ve tefecilere mahkûm hâle getirilmiştir.

Enerji Bakanının açıklamalarına göre, bu süreçte, sadece enerji borcundan dolayı 66.978 borçlu çiftçi bulunmaktadır. Bunların 2.666’sı icralık durumdadır. AKP iktidarıyla çiftçinin borcu 20 kat artmıştır çünkü on beş yıl önce 5 milyar lira civarındayken 2018 yılında 100 milyar lirayı aştığı ifade edilmektedir. Bu nedenle, çiftçi, ürününü henüz tarladayken yarı fiyatına satarak borçlarının bir kısmını kapatmaya çalışmakta, kalan borçlarını da bankalardan ve tefecilerden aldığı yeni bir borçla kapatmaya çalışmaktadır.

Çiftçinin içinde bulunduğu bu borç çıkmazına çözüm üretmesi gereken AKP, tam tersi bir yaklaşım içinde, devlet tarafından küçük çiftçiye yapılacak tarımsal destekleme ödemesinden -özel sektör dâhil- su ve elektrik borcunu tahsil edecektir. AKP, gittiği her yerde IMF’nin borcunu ödediğini gururla anlatırken, içeride tefecilerden, bankalardan yarattığı yerli IMF’den haberi yok galiba. Bu yerli IMF memurları, Kızıltepe’deki çiftçinin buğdayı henüz tarladayken elektrik borcu bahanesiyle çiftçinin elektriğini kesiyor. Bu yerli IMF tahsildarları, çiftçiye ödenen tarımsal destekler çiftçinin banka hesabına yatar yatmaz, özel sektör adına, elektrik ve su borcunu da anında bu destekten tahsil ediyor. Devlet, AKP’nin eliyle özel şirketlerin tahsildarı hâline gelmiştir.

Çiftçiler özel bankaya koşup, kredi çekip diğer özel bankanın borcunu kapatıyor; bir başka tefeciden aldığı borçla diğer tefecinin borcunu kapatıyor çünkü çiftçi için kurulan Ziraat Bankası çiftçiye kredi vermek yerine Cengiz Holdinge, Limak’a kredi vermektedir.

Değerli arkadaşlar, bütün bu sorunlara ve sıkıntılara rağmen binbir emekle üretim yapan çiftçilerin depoları stokçuluk iddiasıyla basılırken AKP’nin, Et ve Süt Kurumu depolarında 20 bin ton et stokladığını öğreniyoruz. Yani 2017 yılında ithal edilen et miktarı kadar eti stoklayarak Migros’un, BİM’in, A101’in piyasada tekelleşmesini ve daha çok kâr elde etmesini sağlamıştır. Dolayısıyla AKP’nin amacı, çiftçinin değil, tüccarların para kazanmasıdır ancak bizlerin, milletin vekilleri olarak, çiftçilerimizin, emekçilerimizin yanında durarak onların bu borç sorununu bir an önce çözmemiz gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Coşkun, size de bir dakika veriyorum.

Buyurun.

ŞEVİN COŞKUN (Devamla) – Bu nedenle, çiftçinin bütün borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik bütün teklifleri açıkça destekliyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Özkan, yeni haberler var galiba.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

40.- Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altay, Mardin ilimizin Nusaybin-Midyat arasındaki bazı ilçelerinde yapılan sosyal yardımların kesildiğine ilişkin ve bunların da siyasi nedenlerle yapıldığına ilişkin bir ifade kullandı. Biz de yetkili makamlardan aldığımız bilgiyi Genel Kurulla paylaşmak istiyoruz.

Dul, yaşlılık aylığı ve diğer sosyal yardımlar, kanuni düzenlemelerle, yasal gerekçelerle yapılan yardımlardır ve bu yardımlar, herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, hak eden vatandaşlarımıza, ihtiyaç sahiplerimize dağıtılmaktadır. Tabii, bu dağıtımlar yapılırken sosyal incelemeciler, yerlerinde değerlendirme yapmak suretiyle, sosyal yardıma muhtaç vatandaşlarımızı tespit etmekte ve mütevelli heyetince de bu yardımlar yapılmaktadır. Bu yardımların kesilmesinin nedeni herhangi bir siyasi nedene dayanmamakta, yasal gerekçelerle belirli dönemlerle yapılan incelemeler tekrar edilmekte…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin, toparlayın.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – …hane halkının gelirindeki değişiklik tespit edilmek suretiyle yeniden bu sosyal yardımlar yapılmaya devam edilmektedir. Bu nedenlerle, herhangi bir kesinti söz konusu değildir. Tarafsız bir şekilde, hak eden vatandaşlarımıza bu yardımlar yapılmaktadır.

Tabii, biz, her zaman, tarafsızlığı sözde değil özde tarafsızlık olarak görüp “Bize oy verdi, vermedi.” ayrımı gözetmeksizin adaletle bu yardımların yapılmasını bugüne kadar gerçekleştirdik, bundan sonra da aynı yardımları gerçekleştirmeye devam edeceğiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VI.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde söz isteyen Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Çankırı Milletvekilimiz Sayın Salim Çivitcioğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika Sayın Çivitcioğlu.

AK PARTİ GRUBU ADINA SALİM ÇİVİTCİOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi hakkında partim adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, çiftçilere verilen tarımsal krediler, miktarsal bazda, 2002 yılında 8 milyon TL iken 2017 yılında 316,6 milyon TL’ye çıkmıştır. Tarımsal ihracat ise 2002 yılında 111 bin dolar iken 2017 yılında 30,8 milyon dolara çıkmıştır. Nihayetinde, ekmeğini topraktan kazanan çiftçilerimiz yatırım yapmaya ve kazanç elde etmeye başlamıştır.

Ayrıca, genç çiftçilere 30 bin TL hibe kredi, 100 bin TL sıfır faizli kredi verilmektedir. Bu projeden yararlanmak için 18-40 yaş aralığında olmak ve 81 ildeki nüfusu 20 binden az kırsal kesimde yaşamak şartlarını taşımak gerekmektedir.

Tarımda sürdürülebilirliğin sağlanmasını, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesini, gelir düzeyinin yükseltilmesini, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulmasını ve genç kırsal nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesini amaçlıyoruz. Tarımda, hep birlikte, daha iyi projeler ve destekler sağlayarak kendi kendine yeten bir ülke konumuna geleceğiz. Piyasada taklit yaparak rekabeti bozan ve milletimizin sağlığıyla oynayanlara yönelik çok ciddi şekilde takip içerisindeyiz. Her alanda üreticimizi destekledik. Birçoğu ilk kez verilen girdi desteklerini başlattık. Ülkemizde arz açığı bulunan ve stratejik açıdan öneme sahip prim desteği verilen ürün sayısını 4’ten 21’e çıkardık. Tarımsal destek miktarını toplamda 8 kat artırdık. Tarım sektörüne 2002 yılında toplam 1,8 milyar TL destek verilmiş iken 2017 yılında toplam 12,9 milyar TL destek verilmiştir, 2018 yılında ise 14,5 milyar TL nakit destek sağlanmıştır. 2018 yıl sonu dikkate alındığında, son on altı yılda çiftçimize toplam 117,4 milyar TL nakit hibe desteği sağlanmış olacaktır. Bugüne kadar kanun çıkarılarak muaccel olan kooperatiflerin borçları 4 defa; 2011, 2013, 2016, 2017 yıllarında yapılandırılmıştır. 2016 yılında çıkarılmış olan 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun’la muaccel hâle gelen borçlar için vade beş yıl olarak düzenlenmiştir. 2019 yılında ise üreticilerimize 16,1 milyar TL tarımsal destek planlanmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çivitcioğlu, bir dakika size de süre ilave ediyorum.

Buyurun.

SALİM ÇİVİTCİOĞLU (Devamla) – AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde çiftçimizin, köylümüzün ve üreticilerimizin her zaman yanında olduk ve bundan sonra da her koşulda yanlarında olmaya, sorunlarına çözüm üretmeye ve destek olmaya devam edeceğiz.

Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, Çankırılı hemşehrilerime de selamlarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Çevre Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Çevre Komisyonunda boş bulunan ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için İzmir Milletvekili Sayın Ednan Arslan aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.- Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda boş bulunan ve İYİ PARTİ Grubuna düşen 1 üyelik için Ankara Milletvekili Sayın Ayhan Altıntaş aday gösterilmiştir.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, birkaç arkadaşımız da 60’a göre söz istemiş. Onları da tamamladıktan sonra biraz ara vereceğiz ve kanuna başlayacağız.

Sayın Çelik...

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

41.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, yoğun yağış nedeniyle mağdur olan hemşehrileri ile Ankara Kızılay Meydanı’ndaki kazada yaralananlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, çiftçilerin mağduriyetinin giderilerek üretimde israfın önlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Bugün Mersin’de meydana gelen yoğun yağıştan dolayı mağdur olan hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Ayrıca, Kızılay’da meydana gelen kazadan dolayı yine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Mersin’in tarım sorunlarının CHP grup önerisi üzerinden ele alınmış olması ve çiftçilerin sorunlarıyla ilgili konuların gündeme gelmiş olması Mersin özelinde de önem arz etmektedir. Çiftçilerimizin mağduriyetinin giderilmesi ve üretimde israfın önlenmesi de fevkalade önemlidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özen...

42.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özen’in, Alevi tutuklu ve hükümlülerin kendi ibadet önderleriyle görüşme talebinin karşılanması gerektiğine ilişkin açıklaması

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, çeşitli inançlara bağlı tutuklu ve hükümlerinin ibadet önderleriyle görüşmesi yasalarla belirlenmiştir. Oysa yıllardan beri Alevi tutuklu ve hükümlülerin kendi dede ve analarıyla görüşme talebi vardır. Ben bu konuda Adalet Bakanlığına bir soru önergesi verdim. Bize verilen cevap şu: “Adalet Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı bunu düzenliyor.” deniliyor.

Şunun bilinmesi gerekiyor: Diyanet, Alevileri temsil etmiyor. Hep kardeşlik edebiyatı yaparız. Biz bu tür bir kardeşlik edebiyatına son verilmesini -eşit yurttaşlık temelinde -Alevilerin bu yasal ve haklı talebi mutlaka karşılanmalıdır- bu ayrımcılığa son verilmesini istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Dal…

43.- Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal’ın, 7 Aralık Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümüne ve Kilis’in sanayi hamleleriyle hak ettiği yere ulaşacağına ilişkin açıklaması

AHMET SALİH DAL (Kilis) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 7 Aralık Cuma günü Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümünü kutlayacağız.

Kahraman Kilis halkı içinde bulunduğu dönemin tüm olumsuz şartlarına rağmen sahip olduğu bağımsızlık inancıyla eşine az rastlanır bir kahramanlık örneği sergilemiş ve şehri düşman işgalinden kurtarmıştır. Bu toprakları vatan kılmak için canlarını ortaya koymuş olan Müslüman Bey’i, Kartal Bey’i, İslam Bey’i, Şehit Sakıp Bey’i, Mücahit Bey’i, Şahin Bey’i ve tüm aziz şehitlerimizi rahmet ve şükranla, gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyorum.

Türkiye'nin ana şehri Kilis yakın tarihte yapacağı sanayi hamlesiyle yeni bir zafer kazanacak, işsizlik sıkıntısını bitirerek hak ettiği yere ulaşacaktır.

Teşekkür ediyorum.

VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gök’ün, 7 Aralık Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümü münasebetiyle Kilislileri selamladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Biz de Kilis’in kurtuluş günü münasebetiyle tüm Kilislileri saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.

Sayın Sezal…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Cihat Sezal’ın, Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş Milletvekilimiz Sayın Aycan “Kahramanmaraş’taki görme engelliler okulunun kapatılmasını doğru bulmuyorum.” gibi bir konuşma yapmış bugün bildiğim kadarıyla. Kahramanmaraş’taki görme engelliler okulumuz eğitime devam ediyor 62 öğrenciyle; 31’i ilkokul, 31’i de ortaokul öğrencisidir. Sadece yurt kapatılmıştır, yurtta öğrenci sayısı 25’in altında olduğu için yurttaki öğrenciler Adana ve Mersin’deki yurtlara yerleştirilmiştir. Eğer bizim bilmediğimiz, kendinin bildiği bir durum varsa da istişare edip çözmeye hazır olduğumuzu bildirmek isterim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.34

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 10 ila 27’nci maddeleri kapsamaktadır.

Şimdi, ikinci bölüm üzerine söz isteyen ve şu anda salonda bulunan arkadaşlarımıza söz vererek görüşmelere başlıyoruz.

Gördüğüm kadarıyla şu anda ilk söz Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Kars Milletvekilimiz Sayın Ayhan Bilgen’e aittir.

Buyurun Sayın Bilgen.

HDP GRUBU ADINA AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Yasa Teklifi’yle ilgili birinci bölümde eleştirilerimizi paylaştık. İkinci bölümde tek tek maddeler üzerine herhangi bir önerge vermemeyi daha doğru gördük. Onun için, sadece ikinci bölüm üzerine ben bir değerlendirme yapacağım.

Önümüzdeki yasa teklifi, sonuç itibarıyla, içinden geçtiğimiz ekonomik durumun dayattığı, zorunlu hâle getirdiği kısmi bir tedbir. Ama sorunun büyüklüğü ile bizim ona çare olarak ortaya koyduğumuz arasındaki makas son derece açık.

Değerli milletvekilleri, elbette ki çok uzun bir ekonomik tartışma yapmaya bu on dakika yetmez ama ülke ekonomisine, hem bir bütün olarak dışarıya karşı borçlara hem iç borç miktarına hem firmaların, şirketlerin borçlarına hem de doğrudan doğruya hane halkı, şahıs borçlarına baktığınızda aslında tümüyle borç üzerine kurulu bir ekonomiden söz edebilecek durumdayız. Peki, neden bu kadar yoğun bir borç tablosu var? Neden ülke borç batağında?

İnsanlar borçlarını ödemek için böbreklerini satıyorlar değerli milletvekilleri. Bugün sabah, hem de muhafazakâr bir televizyon kanalı internette böbreğini satışa çıkaran vatandaşlarla ilgili haberi verirken diyor ki: “Borçlu oldukları bahanesiyle böbreklerini sattıklarını iddia ediyorlar.” İnsan böbreğini satarak, vücudundan bir organı, bir parçayı satarak bir sıkıntısını gidermeyi düşünmüşse bunu nasıl “bahane” diye tarif edebilirsiniz, doğrusu hani medya etiğiyle, insan olmakla bile bağdaştırmak son derece güç.

Herhangi bir emlak aramak üzere internete girdiğinizde -arama motorlarına- ister arazi ister ev bakın, en büyük emlak pazarlamacısının aslında bankalar olduğunu görüyorsunuz, mutlaka karşınıza bir banka çıkıyor ve aslında, tarlaysa aradığınız sahibinin çiftçi olmadığını, köylü olmadığını, evse bir gerçek kişi olmadığını, banka olduğunu görüyorsunuz. Şimdi, bir ülkenin bu kadar borç batağında olması sadece kişilerin kendi küçük ekonomilerini, mikroekonomilerini yönetemiyor olmalarıyla ilgili olabilir mi?

Değerli milletvekilleri, bu tablo aslında nasıl bir ekonomik modelle karşı karşıya olduğumuzla, hatta nasıl bir ekonomik sistem içerisinde olduğumuzla ilgili bir yüzleşmeyi zorunlu kılar. Hani o meşhur Max Weber’in “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” diye ifade ettiği, kitabını isimlendirdiği yüz yıl öncenin değerlendirmesinin, aslında, sadece Batı toplumları için değil, bu ülke için de bu coğrafya için de çok genel bir doğruyu ortaya koyduğunu görüyoruz. Tüketim ile gücünüz arasında bir denge yok, öz kaynaklarınız ile harcama, tüketme kapasiteniz arasında bir uyum yok, dolayısıyla da doğal olarak daha fazla üretip daha fazla satma üzerine kurulu bir dünya ekonomisinde size düşen de daha fazla tüketmek ve daha fazla borçlanmak oluyor.

Borç sadece ekonomik bir konu değildir, borç aynı zamanda sosyolojidir; eğer devletler için bakarsanız aslında dış politikadır, egemenliktir, bağımsızlıktır. Borç dediğiniz şey sonuç itibarıyla devletlerin politikasını belirler, uluslararası ilişkilerini belirler; kişilerin de özel hayatlarını, aile hayatlarını, geleceğe dair umutlarını, neredeyse her şeylerini belirler, her şeylerini şekillendirir.

Bir şeye millî ya da yerli dediğinizde o şey adı öyle konulduğu için millî ya da yerli olmaz. Gerçekten egemen olandan, yaygın olandan, küresel olandan farklıysa, size özgüyse bir yerlilikten, millîlikten bahsedebilirsiniz.

Değerli arkadaşlar, dünyadaki egemen ekonomik model, egemen ekonomik sistem bellidir. Daha fazla tüketmeye, sınırsız üretmeye, daha çok satmaya ve borçlandırmaya dayalı bir sistemdir. Bu sistemde ister tarımı tartışın, önünüze tohum çıkar, isterseniz sağlığı tartışın, önünüze ilaç firmalarının insan hayatını hiçe sayan sınırsız tükettirme hırsı çıkar; isterseniz güvenliği tartışın, karşınıza savaş lobileri, silah üretimi çıkar. Hem silahı satar, siz silah yarışına girersiniz; şehirler yıkılır, harap olur, sonra inşaat sektörü karşınıza çıkar, şehirlerin nasıl yapılacağının, kimin inşaat pastasından ne kadar pay alacağının yarışına girmeye başlarsınız. Dolayısıyla Çankırı’daki çiftçinin sorununu konuşurken dünyadaki tohum tekelini konuşmak zorundasınız, pancar üreticisinin sorununu konuşurken dünyadaki Cargill’i, şeker tröstlerini konuşmak zorundasınız. Böyle bir ekonomi içerisinde, böyle bir küresel tablo içerisinde bir şeyi şeklen dinîleştirmek, İslamileştirmek, millîleştirmek, yerlileştirmek mümkün değildir. Bu tabloya karşı eğer bir ciddi alternatifiniz varsa bir değer dünyası üzerine bunu kurabilirsiniz. Onlar diyor ki: “Biz sınırsız kazanmak üzerine kuruyoruz. Dünyanın bütün zenginliklerini yönetmek üzerine kuruyoruz.” Siz onun karşısında “O zenginlikleri biz ele geçireceğiz.” diye bir alternatif kuramazsınız. Sizin başka bir değer iddianız olması lazım. O değer iddianız emek üzerine olabilir, alın teri üzerine olabilir, çalışanın hakkını gözetmek üzerine olabilir. Eğer böyle bir alternatif ortaya koymuyorsanız şeklen, sembollerle ilgili bir iddia aslında asla bir ekonomik alternatif hâline gelmez.

Değerli arkadaşlar, dünyadaki bu egemen ekonomik zihniyet, anlayış, sınırsız vahşi kapitalizm aslında bu anlamda inançları, bayrakları, sınırları, devletleri de çok önemsemez. Ürününü pazarlayabiliyorsa, satabiliyorsa orada aslında kendi bayrağı dalgalanmış olur; kendi inancı, kendi kültürü egemendir zaten. Sizin bayrağınızın renginin, dininizin, inancınızın çok bir anlamı yoktur onun için, tehdit de oluşturmaz; iyi pazarsanız yeter onun için. Dolayısıyla sadece, pazarda birer nesne hâline getirilmiş, birer tüketim nesnesi hâline getirilmiş halklar, toplumlar, milletler hangi inançtan olurlarsa olsunlar bunun karşısında, bunun dışında bir yaşama biçimini, bir paylaşma biçimini, bir tüketme biçimini ve gayet tabii bir üretim ilişkisini kurdukları ölçüde anlamlıdırlar, değerlidirler.

Bakın, bugün yaşadığımız dünya ve iliklerimize kadar işleyen tüketim çılgınlığı ve borç batağı elbette ki bir sonuçtur, bir gerçekliktir karşımızda ama başka bir dünyadan başka bir söz aktarayım size. Ebu Zer, sahabenin en dikkat çekici isimlerinden birisi. Ebu Zer diyor ki: “Gece yatağa aç girip sabah kılıcını kuşanmayana şaşarım.” Şimdi, siz bunu kalkışma diye tarif edebilirsiniz değerli arkadaşlar; ayaklanma, başkaldırı, isyan hatta İslam tarihindeki karşılığıyla fitne diye tarif edersiniz muhtemelen. Ebu Zer çok dünyalık derdi, hırsı olmayan bir insan yani ne bir iktidar mücadelesinin içinde olmuş, taraf olmuş ne zenginlik ne makam ne saltanat derdi olmuş, hayatıyla da bunu çok net biçimde ortaya koymuş ama insan fıtratı, insan psikolojisi, toplum sosyolojisiyle ilgili bir gerçeğe dikkat çekiyor, diyor ki: “Eğer insanları aç bırakırsanız orada güvenlik olmaz, huzur olmaz, zengin de rahat yatamaz aslında.” Yani onun tepkisini, onun isyanını, onun feryadını bastırabilirsiniz ama sorunu çözmüş olmazsınız.

Peki, bunun karşısında çözüm nedir? Bunun karşısında çözüm, sadece yardımlar değildir değerli arkadaşlar. Bakın, yardımlarla elbette sorunu birazcık erteleyebilirsiniz, öteleyebilirsiniz ama esas itibarıyla paylaşım, üretim ilişkilerine müdahil olacak bir alternatif ortaya koymuyorsanız, bugün bizim yaptığımız gibi, sadece borçları nasıl yöneteceğimizi, sadece borç yönetim politikasında nasıl yeni mekanizmalar, yeni tedbirler geliştirebileceğimizi tartışırız ki bu, sorunun esasını çözmeye asla yetmeyecektir. Biz, onun için, aslında bu tip düzenlemelerin teknik sorunları çözmesine elbette üzerimize düşen desteği veririz ama sorunun devasa boyutunu çözmeyecek nitelikte olması dolayısıyla da dikkati kamuoyunun özellikle takdirine havale ediyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bilgen.

İkinci söz, İYİ PARTİ Grubu adına Antalya Milletvekilimiz Sayın Hasan Subaşı’ya aittir.

Buyurun Sayın Subaşı. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika Sayın Subaşı.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 16 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin ikinci bölümü için partim adına ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

5 Aralık Toprak Günü’nü kutladığımız dünkü tarihle, çok bereketli yağmurların, sevindirici yağmurların yanında, ülkemizin birçok yerinde sel felaketi yaşanmıştır. Antalya’da da Demre ve Üçağız’da yaşanan sel felaketleri hemşehrilerimize, çiftçilerimize zarar vermiştir. Buradan geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum bütün Türkiye’de sel felaketine maruz kalan çiftçilere.

Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’yle ilgili dün hayli eleştiri yapılmıştı. Ama ben altını çizmek istediğim birkaç hususu tekrar ediyorum.

Bu UYAP üzerinden merkezî takip sistemiyle haciz işlemleri kolaylaştırılmaktadır. Verilen çarpıcı rakamların, şunların altını çiziyorum: 2008 yılında -ki çok yüksek bir rakamdır- 8 milyona ulaşmış icra takip dosyasının 2018 yılında 20 milyona ulaştığı çok kişi tarafından dile getirildi, ben de bunun altını çizmiştim. Gerçekten çok vahim bir tablodur. Evet, devlet bir ekonomik kriz yaşarken halkın da neredeyse iflas ettiğini söylemiştim. Ama ekonomik tablonun vahim olmasıyla kalmıyor durum, ayrıca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin verilerine göre 2018 yılında 10.295 firmanın kapandığı TOBB tarafından belirtilmektedir. Ayrıca, Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Sayın Palandöken yine geçen yıl 95 bin iş yerinin kapandığını ifade etmiştir. Antalya’da da sadece ekim ayında 100’e yakın şirket kapanmıştır. Bu tablo hoş bir tablo değildir. Yani uçmuyoruz, iyi gitmiyoruz, gelişmiyoruz, bir yere ulaşmıyoruz. Ayrıca, işsizlik ilk defa, son yıllarda en yüksek işsizlik seviyesi olan yüzde 12’yi geçmiştir. Avrupa Konseyinin raporlarında, 2005 yılında 54 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı, on yıl sonra, 2015 yılında 173 bine ulaşarak yüzde 220’lik bir artış göstermiştir. 2005 yılındaki 523 cinsel saldırı suç vakası on yıl sonra 12.253 sayısına ulaşmıştır yani 23 kat artmıştır. Bu verilere baktığımız zaman, devleti yönetmenin zorlaştığını görüyoruz. 2002 yılında iktidara gelen AK PARTİ Hükûmeti Türkiye’de belli bir katılım, demokrasi anlayışı varken, özgürlüklerimiz belli bir seviyedeyken, Avrupa Birliği sürecini sürdürürken, gerçekten bazı göstergelerin iyi olduğunu görüyoruz. Fakat giderek merkezîleşen yani dünyada geçen yüzyıl süratle büyüyen ülkeler ademimerkeziyete giderek gelişmelerini sürdürmüşlerdir. Böylesine bir sürecin tam tersine, Türkiye’de, son yıllarda, tüm yetkilerin merkeze doğru hatta tek kişiye doğru gitmesinin faturasını çok ağır ödeyeceğiz gerekli önlemleri almazsak ya da durumun farkına varmazsak. Böyle bir sistemle, böyle bir merkeziyetçi, yetkilerin tek elde oluştuğu, toplandığı bir sistemle 81 milyonluk Türkiye’yi idare etmek son derece zordur. Bir ekonomik kriz yaşandığından bahsediyoruz ama toplumsal bir krizin de yaşandığını deminki suç nispetlerinden görmek, tabloyu okumak mümkün. Hemen yanı başında, hukuk krizi ve yargıdaki krizi de rahatlıkla görebiliriz.

“Adalet mülkün temelidir.” diyoruz ama Sayın Cumhurbaşkanı “Yargı kararları beni bağlamaz.” ya da “Hamlemi yapar, işi bitiririm.” derken yargının işini bitirdiğimizi de bilmemiz lazım. Hele özellikle bunu dünyaya ilan etmek yargımızı da çok zor durumda bırakmaktadır, bunu itiraf etmek gerekir. Hiç söylememiş olsa, çıkan kararların nereden neşet ettiğini bilemeyebilirdik ama bunu Cumhurbaşkanı bütün dünyaya ilan ederek “Beni bağlamaz.” dedikten sonra, hemen ardından “Hamlemi yaparım, işi bitiririm.” derken Türk yargısını töhmet altında bırakmıştır ve tüm güvenirliğini zedelemiştir dünya ölçeğinde.

Biz, Türkiye’de kendi ölçeğimizle yargımızın durumunu ölçüyoruz. Yargı, en güvenilmez kurumlar arasına süratle gitmektedir; tarafsızlığını, bağımsızlığını kaybettiği artık bilinmektedir fakat sanki Sayın Cumhurbaşkanı “Türkiye’de yargı da her şey de bana bağlıdır.” demekten ayrı bir… Özellikle bunu belirtme ihtiyacı duyması şaşırtıcıdır.

Türkiye yönetim zaafı yaşadıkça, yönetilemez hâle geldikçe süratle yasalar önümüze gelmektedir; bunlar torba yasalardır. Zaman zaman eleştiriyoruz “Niye bu torba yasalar?” diye, “Torba yasalar niye barolarla, hukukçularla, bu kanun çıkarken tüketici dernekleriyle tartışılmaz?” diye ama Türkiye’de bu torba yasaları benimseyecek, onay verecek ne baro vardır ne hukuk kurumu vardır. Hiçbir hukukçu, hukuk kurumu, sivil toplum örgütü bu önümüze gelen yasalara onay vermeyecektir, onun için alelacele torba yasalar hazırlanarak Meclise gelmektedir.

Şu ara, “pahalılığa önlem” derken -Hal Yasası’yla ilgili geçenlerdeki konuşmamda uyarmıştım- alelacele önümüze yine bir hal yasası gelecektir, göreceksiniz, hallerin, anladığım kadarıyla, özelleştirilmesi söz konusudur ve orada çalışanlar, komisyoncular, tüccarlar kaldırılmaktadır ve komisyoncular yanlış anlaşılmaktadır. Oysa komisyoncular, kanunla belirlenmiş yüzde 8 ücreti alarak serbest piyasanın oluşmasına sebep olurlar hallerde ve üreticinin de en önemli güvencelerinden birisidir. Bunu ortadan kaldırdığınız zaman üretici çaresiz kalacağı gibi, en önemli pazar imkânını da elinden kaçıracaktır yani tüccar veya marketler ne fiyat verirse vermek zorunda kalacaktır çünkü ürününü birkaç gün elinde tutacak imkânı yoktur. Hatta çiftçi o kadar zor durumdadır ki gecenin on ikisinden itibaren sabaha kadar üreticinin hizmetinde olan bu komisyoncular, dara düştüğünde onun gübre parasını, tohum parasını da temin eden insanlardır. Ben üretici de olduğum için ve bir de Antalya gibi çok önemli bir hali, Antalya halini, Türkiye'nin en büyük üretici ve tüketici hallerinden birini on yıl işletmiş, yönetmiş bir çiftçi olarak konuşuyorum aynı zamanda. Çıkan hal yasası çok ciddi bir maceradır.

KEMAL ÇELİK (Antalya) – Çıkmadı. “Çıktı.” deme. Öyle bir şey yok.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Hazırlandı, hazırlandı. Taslak gelmek üzere.

KEMAL ÇELİK (Antalya) – Geldi mi Genel Kurula?

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Taslağı ben inceledim, size de göndereyim.

KEMAL ÇELİK (Antalya) – Böyle politika olmaz ya!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Subaşı, ben bir dakika daha veriyorum, devam edin siz.

HASAN SUBAŞI (Devamla) – Benim görevim, bir üretici olarak önümüze gelmek üzere olan taslak konusunda uyarmaktır. Eğer bu uyarı görevlerimizi de bu Mecliste yapamaz hâle gelirsek bu Meclis, sadece sarayın bir meşruiyet aracı hâline gelir -yani dünyaya “Benim böyle bir Meclisim var” gibi- tamamen işlevsiz kalır. En azından, bırakın uyarı görevlerimizi yapalım. Bu kanun taslağı geldiği zaman yardımcı olun, tartışalım ya da iyi tartışılmasına sebep olalım. Söylemek istediğimiz odur.

Bugün, Türkiye’nin sosyal devlet projesine ihtiyacı vardır. Türkiye’nin çılgın projelerden bir an önce vazgeçmesi gerekir, Türkiye’nin tekrar demokrasisini, insan haklarıyla donanmış bir demokrasiyi yeniden Türkiye’nin gündemine taşıması gerekir ve bu Meclisin işleve kavuşması gerekir.

Saygı sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Subaşı.

Gruplar adına söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Çorum Milletvekilimiz Sayın Tufan Köse’ye aittir.

Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, söz talebim vardı.

BAŞKAN – Özlem Hanım, bir saniye… Artık arkadaşımı davet ettim, ben görmedim, daha sonra söz vereyim.

Sayın Köse, süreniz on dakika.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben de yasa hakkında konuşmama başlamadan önce doğumunun 87’nci yılında, altmış dört yıllık sanat yaşamında 200’ü aşkın beste bırakan ve ülkemizdeki sanat müziğine getirdiği yeniliklerle ve beyefendi kişiliğiyle bilinen rahmetli Zeki Müren’i burada huzurlarınızda anmak istiyorum. Diliyor ve umut ediyorum, benzer sanatçılarımız yine “Sanat Güneşi” unvanını alacak çalışmalar yaparlar.

Yine konuya girmeden önce, son günlerde Gezi direnişiyle ilgili ülkemizde yeniden bir cadı avı başlatıldığını hepimiz üzülerek görüyoruz. Geçmişte “Ergenekon” adı altında da yapıldı. Yani uzun yıllardır devam eden siyasi dava türü yeniden ülkemizde hayata geçti ve devam etmeye başladı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi “Gezi” dediğimizi hepimiz canlı olarak yaşadık ve ben o dönemde de milletvekilliydim, birçok eylemde bulundum. Gezi özgürlük, eşitlik ve adalet isteyen yurttaşlarımızın son çırpınışı olarak o dönemde hayata geçti. Sonuçta, Gezi direnişinde yer alan insanlar böyle, çok romantik ve ütopik bir cümle gibi olan “Başka bir dünya mümkün.”ü gerçekten akıllara kazıdılar. Bence buradaki en önemli problem şu: Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Sayın Cumhurbaşkanının ve benzer zihniyetin baktıklarında, gözlerinden ne istediklerini anlayan bir grup olmadığı için Gezi direnişçilerinden nefret etmesinden başka bir sebebi yok bugünkü cadı avının.

Değerli arkadaşlarım, Gezi direnişinde ne oldu, sizi rahatsız eden ne var bilmiyorum. Yani bütün memleketi inşaat alanına çeviren zihniyete karşı bir duruştur. 3-5 ağaçtır ya da 3-5 ağaç değildir; kaldı ki sadece 3-5 ağaç olsa bile çok önemli bir meydan okumadır ama demokratik bir meydan okumadır bu. Yani her şeyin altında darbe aramak, her şeyin altında mevcut iktidarı yasal olmayan yollarla devirmeyi anlamak da herhâlde size özgü bir ruhsal düşünce.

Değerli arkadaşlarım, Gezi’de yaşlı teyzelerimiz yemeklerini paylaştılar. Bakın, sokak hayvanları bile o günlerde rahat rahat dolaştılar oralarda. Şiirler okundu, şarkılar söylendi, türküler söylendi. Tek problem, Gezi çocuklarına Sayın Cumhurbaşkanı ve o zihniyet hükmedemedi, bunun dışında başka bir problem olmadı.

Şimdi, kanun hakkında birkaç tane teknik kelime söyleyeceğim, onun ötesinde, niye yeniden böyle bir kanunu biz hayata geçirmeye, bugün Meclisten geçirmeye çalışıyoruz onlara değinmek istiyorum. Şimdi, bugünlerde çok söz ediliyor konkordatodan. Ben de mesleki yaşamımda hem alacaklı vekili olarak hem borçlu vekili olarak zaman zaman konkordatolarda görev almış bir arkadaşınızım. Ama burada yapılan düzenlemeyle artık sadece, çok büyük holdingler ve çok büyük sermaye şirketlerinin konkordato talep edebilme hakkı kalıyor. Yani bu denetim raporlarından ve analiz raporlarından muafiyeti eğer küçük şirketlerden kaldırırsak onların zaten konkordato yapma imkânı kalmıyor. Konkordatoyu da çok abartmayalım, iflastan önce namuslu iş adamlarının son çaresidir. Yani devamında da yine, hukukla pek bağdaşmayan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence isteyen bir rapordan bahsediliyor. Yani hukukta “makul güvence” diye bir şeyi ben ilk kez görüyorum. Bunu kim belirleyecek, nasıl olacak makul güvence? Anlamak mümkün değil. Bence verdiğimiz değişiklik önergeleriyle bunların da düzeltilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu bir torba kanun. Tabii, son on altı yıldır torba kanun, artık, aslında istisna olması gerekirken Meclisimizin klasiği hâline geldi. Her derde deva, beş altı tane kanunda değişiklik yapan bir torba kanunla karşı karşıyayız. Niye böylesi bir kanuna ihtiyaç duyuldu? Yani öncelikle bunu bir konuşmak gerekiyor ama bunlar hiç konuşulmuyor. 15 Temmuzu çok konuşuyoruz, FET֒cüleri çok konuşuyoruz ama 15 Temmuza gelen süreci hiç konuşmadık.

Şimdi ülkemizde gerçekten bir ekonomik kriz var. Bu ekonomik krizin çok önemli nedenleri var ama en önemli nedeni: Uzun yıllardır devam eden ranta dayalı ve inşaata dayalı bir ekonomik düzenin, adaletsiz ve zalim bir ekonomik düzenin devam ediyor olması. Şimdi, işin doğrusu, bütün arkadaşlarımız söyledi “İcra dosyaları artıyor.” Artıyor, küçük bedeller, tabii artar; bu, ekonomik sistemin doğal bir sonucudur çünkü zengini daha çok zengin eden, yoksulu da daha çok yoksul eden bir ekonomik sistem uyguluyoruz. Ne yapacağız bu kanunla? Yani vatandaşa yine dokunmuyoruz. Ben anlamıyorum gerçekten de. Yoksul halkımızın herhâlde aydınlatılmamış iradeleriyle bugüne kadar aldınız, ilk yerel seçimde bu iradeleri gerçekten aydınlatılarak gün yüzüne çıkacaktır.

Bu GSM şirketlerine, enerji şirketlerine, benzeri şirketlere yani telefon, elektrik, su, internet şirketlerine alacaklarını borçluya hiç haber vermeden tahsil imkânı sağlıyorsunuz. İşin esası, tüketici hakem heyetlerinin yetkilerini ortadan kaldırıyorsunuz. “20 milyon icralık insan var.” diyorlar yani 18 yaşından büyükleri düşünürsek herhâlde memleketin yarısı icralık olmuş. Ekonomimiz çok iyiye gidiyor da niye bu kadar insan icralık oluyor? Tabii, yaşayanlar biliyor.

Bakın, değerli arkadaşlarım, şu anda süt veren hayvanlarını kestiriyor hayvancılar. Süt veren hayvan normalde kesilmez, erkek hayvanlar kesilir yahut da yaşlanmış dişi hayvanlar kesilir ama Tarım Bakanı açıklama yapıyor “Et ihraç edeceğiz.” diye. Vallahi, ihraç edersiniz yani süt hayvanlarını eğer kestiriyorsa bu düzen, yakında biz et de ihraç ederiz ama nisandan, mayıstan sonra yine et fiyatları korkunç artacak ama üreticinin elinde kalmayacak, ithalatçıya gidecek bu kârın tamamı.

Şimdi, dünyada gelir dağılımının en bozuk olduğu ülkelerden biriyiz. Hep konuşmalarda bunu söylüyoruz. Gerçekten de böyle yani Hindistan’dan filan bile kötüyüz, Afrika’daki ülkelerden bile kötüyüz.

Geçenlerde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, İnsani Gelişme Endeksi’ni açıklamış, 64’üncü sıradaymışız orada da. Neymiş bu? Beklenen yaşam süresi bir kritermiş, eğitim seviyesi bir kritermiş -ki eğitimimizin içler acısı hâlini hepimiz biliyoruz- kişi başına düşen gelir üzerinden de bu analize bir katkı sunuluyormuş ve 64’üncü sıraya gelmişiz.

Bakın değerli arkadaşlarım, farkında mısınız bilmiyorum, bizde ortalama ücret, siz iktidara gelmeden önce asgari ücretin 2,5 katıydı, 2,4 katıydı 2001’de; bugün asgari ücret ile ortalama ücret birbirine denk hâle gelmiş, çok yaklaşmış. Kaldı ki asgari ücretten bile parayı geri kesen işverenlerin olduğunu duyuyoruz. Hatta toplum yararına çalışmadan verilen çok cüzi ücretlerden bile işverenin kesinti yaptığını görüyoruz. Öyle olunca da böyle kanunlar çıkarmak zorunda kalıyoruz. Yani zaten canının derdine düşmüş yoksul insanlarımızın cebinden büyük şirketlerin lehine hızlı para alabilmek için de böyle bir kanun yapıyoruz.

Tabii, ekonomi böyle. Adalet nasıl? İşte, bir dönem, Fetullahçı hâkimler için “Allah verdikçe veriyor.” diyen bir Başbakan Yardımcımız vardı. Bakın, bunlar unutuldu. Şimdi, Fetullahçılığı başkalarına yüklemeye çalışıyorsunuz da ve Mecliste en büyük kavgalar Fetullah’a yapılan eleştirilerden çıkıyordu.

Şimdi, yeniden, İngiltere’de mahkeme bir karar verdi, diyor ki İngiltere’deki mahkeme: “Ben, o Fetullahçı olduğu iddia edilen Akın İpek’i size göndermeyeceğim.” Çeşitli sebepler saymış, zaman kalırsa biraz sonra söyleyeceğim. Adalet Bakanımız da geçtiğimiz günlerde bu Yargı Reformu Strateji Belgesi üzerine bir konuşma yaptı, önemli bir konuşma. Ben Adalet Bakanını da gerçekten beğeniyorum yani böyle hoşgörülü, anlayışlı filan, diyaloğa açık bir yapısı da var. Diyor ki bu konuşmasında: “Bu reformun vizyonu güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi. Vizyonundan birisi bu.” İkincisi de: Adaletin kapısına gelen herkes, hakkına erişeceğinden emin olmalıymış.

Şimdi, tabii, Sayın Bakana şunu sormak gerekiyor, sizlere de sormak gerekiyor: Memlekette güven veren bir adalet sistemi olsa, herkes hakkına erişebileceğinden emin olsa, yani hakka erişilebilecek ve güven veren -vizyonu bunlar olan- bir sistem olsa adalet reformuna niye ihtiyaç olsun? Sayın Bakana bunu da sormak lazım.

Yine, Sayın Bakan diyor ki: “Ya, İngiltere’deki mahkeme siyasi karar veriyor.” Şimdi, İngiltere’de mahkeme de Bakanın bu söylediklerini destekler mahiyette bir gerekçeyle iade talebini reddetmiş. Ne demiş? “Adil yargılama yok.” demiş. Ne demiş? “Ülkede insanların siyasi nedenlerle soruşturulup kovuşturulduğuna ilişkin yaygın bir kanaat var.” demiş. Yine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesine dayanmış “İşkence ve insanlık dışı muamele görme ihtimali var.” demiş. E, şimdi, Sayın Bakanın yargı reformu üzerine ettiği sözler ile İngiltere’deki mahkeme kararının birbiriyle benzer olduğunu görüyor muyuz arkadaşlar? Yani demek ki ülkemizde işleyen bir adalet sistemi yok. Demek ki “Allah verdikçe veriyor.”dan bugünlere gelen çizgide yine iktidarınız bizi gelişmiş ülkeler seviyesine taşıyacak ve adaletin bir gün sizlere de lazım olduğunu anlatacak hiçbir işlem yapmamış.

Sonuçta, Sayın Cumhurbaşkanının -“Sayın Cumhurbaşkanı” diyorum çünkü tek iktidar o artık, burada bir iktidar filan yok- yıllar içerisinde, süreçte adaletle ilgili söylediği sözler var, diyor ki: “Anayasa Mahkemesini tanımıyorum, saygı da duymuyorum.” Yani Anayasa Mahkemesinin kararını tanımamak ve saymamak kimsenin haddi değil. İşte, geçtiğimiz günlerde yine yargılanan milletvekilleriyle ilgili bir söz söyledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Köse, bir dakika ilave süre veriyorum.

Buyurun.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı “Karşı hamlemizi yaparız.” dedi, daha ağzından laf çıkmadan mahkeme kararları onadı. Ya, böyle bir baskı altında yürüyen yargıya biz zaten güvenmiyoruz da uluslararası camianın güvenmesi mümkün mü arkadaşlar? Bakın, bugün o işte “Fetullahçı” dediğiniz yargıçların da çoğunluğunu işe alan bu iktidardı mülakatlarla beraber, o yargıçların yerine aldığınız yargıçlar da çok tecrübesiz olduğu için Kabahatler Kanunu’ndan bile yargılanan insanlar tutuklu yargılanıyor ve memleketimizin en önemli sorunlarından biri uzun süren davalar ve uzun süren tutukluluklar. Yani adaletsiz ve zalim bir düzen içerisindeyiz. Biz buradan milletimize söz veriyoruz, önümüzdeki seçimlerde bu adaletsiz ve zalim düzeni sandıkta yıkmak üzere toplumumuza söz veriyoruz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın Köse.

Sayın Zengin, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Antalya Milletvekili Hasan Subaşı’nın İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki ve Çorum Milletvekili Tufan Köse’nin CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; konuşmamı aslında Sayın Subaşı’nın hitabından sonra rica etmiştim, sanıyorum gözden kaçtı. İzninizle kendisine birkaç cümleyle cevap vermek istiyorum, akabinde de Sayın Köse’ye birkaç cümle ifade etmek istiyorum.

Sayın Subaşı konuşmasında, Sayın Cumhurbaşkanımızın kamuoyuna dönük olarak “Yargı bana bağlıdır.” ifadesini kullandığını ifade etti. Doğrusu, ben, Subaşı’nın iyi bir hukukçu olduğunu biliyorum. Bu çok iddialı bir cümle. Sayın Cumhurbaşkanımız kamuoyuna açık bir yerde asla ve kata böyle bir ifade kullanmadı. Aksine, kendisinin ve partimizin hukuk devleti ilkesine ne kadar bağlı olduğunu defaatle ifade etti. Kamuoyuna açık olarak böyle bir cümle asla yok, kamuoyuna kapalı da yok. Yani böyle bir cümle zaten bu ülkeyi yönetmeye talip olan iktidar-muhalefet hiç kimsenin kullanamayacağı bir cümledir, bunu ifade etmek istiyorum.

Sayın Köse’nin konuşmasını da dikkatle dinledim. Doğrusu, İngiltere’deki hukuk sistemiyle alakalı ifadelerine bir cevap vermek ihtiyacı duyuyorum. Siz eğer ülkeyi yönetmeye talipseniz, hangi bakanlığı yönetiyorsanız bu bakanlıkla alakalı “Daha… Daha…” diyen cümleler kurarsınız “daha iyi yargı, daha iyi sağlık politikaları” hepsinin daha fazlasını istersiniz. Çok tabii olarak da Adalet Bakanımız daha iyi ulaşılabilir, daha adil, herkesin daha mutmain olduğu bir yargısal sürecin devamıyla alakalı çalışmalardan bahsediyor. Eğer her şeyin mükemmel olduğunu söylersek o zaman bu ülkeye haksızlık yaparız. Her birimiz, bulunduğumuz yerde daha iyisini yapmak için gayret sarf ediyoruz.

Bugün İngiliz yargı sisteminin de pek çok problemi var. Ben, adli yardımla alakalı tartışmalarına bakmasını öneririm Sayın Köse’nin. O yüzden “Bir yargı kararı İngiltere’de çıktığı zaman doğru ama Türkiye'de çıkan bir yargı kararı yanlıştır.” algısı üzerinden hayatı yönetmek mümkün değil. Türkiye'de darbeci terör örgütünün -öyle söyleyelim- FET֒nün Türk yargı sistemine verdiği zararı, hukukla alakalı en ufak vicdanı olan herkesin kabul etmesi gerektiğine inanıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin siz Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kaldı ki adalet duygusu insan için fıtri bir duygu, sadece hukukçulara ait bir arayış olmadığı kanaatindeyim, her birimizin aslında hayatındaki temel arayışlardan bir tanesi olduğu kanaatindeyim.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ediyorum.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Subaşı, kayıtlara geçmesi açısından ayakta açıklayın lütfen siz de.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Sayın Zengin yanlış anladı sanıyorum. Tabii ki Sayın Cumhurbaşkanı “Yargı bana bağlıdır.” demedi Sayın Zengin, bir yanlış anlama oldu herhâlde.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Öyle söylediniz, öyle ifade ettiniz.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Söylemek istediğim şu: Böyle önemli bir mahkeme kararından sonra, AİHM kararından sonra, “Beni bağlamaz.” dedikten sonra “Ben hamle yapar işi bitiririm.” sözünü keşke söylemeseydi. Bu söz dünyada böyle bir algı yaratır.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Subaşı, siz yanlış bilgi veriyorsunuz, böyle bir ifade yok.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Yoksa, böyle bir algının… Bu şekilde mi algılanmasını istiyor? Yani “Türkiye’de kurumlar ve yargı bana bağlıdır.” algısını yaratır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bakın, bu söylediğiniz ile kürsüde söylediğiniz aynı şey değil, aynı şey değil.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Bir bakarsak…

BAŞKAN – Sayın Zengin, değerli arkadaşlarım, yeterlidir.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Aynı şey değil. Kaldı ki yargı kararına uyarız ama itirazımızın olması başka bir şey.

HASAN SUBAŞI (Antalya) – Ama benim söylemek istediğim tamamıyla uygun, keşke söylemeseydi dedim.

BAŞKAN – Peki arkadaşlar, tutanaklara geçmiştir.

Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Pardon, özür dilerim Sayın Altay, görmedim ben.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkanım, tek cümle, bir cümle ilave edeceğim sayın grup başkan vekiline. Mikrofon açarsanız bir cümle, tek bir cümle…

BAŞKAN – Sayın Köse, öne gelin, önden kayıtlara geçer ifadeleriniz.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Şimdi, Sayın Başkanım, Sayın Cumhurbaşkanın baskın bir kişiliği var. Bu baskın kişilik de eğer mahkeme kararları kendi istediği doğrultuda olursa hiçbir itirazı yok, olmazsa asla tanımıyor ve kabul etmiyor ve bunu bütün ülke bildiği gibi, bütün dünya da biliyor. Bu, bir kere yargımızın bağımsızlığı adına aslında kabul edilebilir bir şey değil. Kendisi bugün çöktüğü ilan edilen, hatta yandaş basın tarafından da çöktüğü ilan edilen Ergenekon davasının -ki o dönemlerde ben de hâlâ avukatlık yapıyordum- “Başsavcısıyım.” diye bütün basına açıklamalarda bulunuyordu. Bu anlamda Türkiye’de…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Siz de FET֒nün savcısıydınız ya, aynı şeyi söylüyoruz.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Efendim, biz FET֒nün savcısı falan değiliz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Diyorsunuz, diyorsunuz.

BAŞKAN – Karşılıklı olmasın Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ama bu kadar sözü yutamam, benim cevap vermem lazım.

TUFAN KÖSE (Çorum) – 12 Eylül 2010 referandumunda ölüleri bile getirip sandığa oy kullandırtanlarla beraber iş birliği yapan mevcut iktidardır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Böyle bir şey asla yok. Sayın Başkan, eğer böyle devam edecekse… Hepsini reddediyorum. Ölülerin oy kullanma imkânı olamaz ya, bu kadar da artık insaf! Ne söyleyelim artık?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şimdi, Sayın Başkanım, Parlamentonun bir yerde bir mutabakat sağlaması lazım. Şöyle: Burada grubu bulunan 5 ve grubu bulunmayan 4 -sanıyorum- siyasi partinin temsilcilerinin düşüncelerini ifade etmeleri, Türkiye'de olup bitenle ilgili yorum ve değerlendirmeler yapmaları, yürütmenin ve yargının kimi uygulamalarıyla ilgili görüş ve önerilerini ortaya koymaları esnasında, doğal olarak Sayın Cumhurbaşkanından ya da AK PARTİ Genel Başkanından bahsedilmektedir.

Şimdi, bizim Sayın Cumhurbaşkanına ya da AK PARTİ Genel Başkanına yönelik eleştirilerimizde zaten konuşurken “Bu AK PARTİ Genel Başkanı” diye başlarsak çıkıp cevap verirsiniz ama “Sayın Cumhurbaşkanı bu konuda yanlış iş yapmıştır.” dediğimiz her zaman AK PARTİ’den bir sayın grup başkan vekili oturup yarım saat ya da üç dakika neyse, burayı bir forum alanına çevirecekse Meclis çalışmaz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çok komiksiniz ya! Şu hâle bakın ya, çok komik ya, çok komik.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Muhalefet, iktidar kalmadı diyoruz. Bırakın Mecliste herkes her şeyi söylesin. Elbette…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Komik bir şey ya!

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Neresi komik Hanımefendi? Ben ülkenin…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Vallahi komik bir şey söylüyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Zengin, karşılıklı olmasın, soğukkanlı ve sakin olalım lütfen, bakın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sakiniz de çok komik.

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Siz şimdi yasama ile yürütmeyi ayırmadınız mı? Yasama ile yürütmeyi ayırmadık mı? Yürütme ayrı, yasama ayrı. Yasama Meclisinde yürütme her türlü eleştirilir.

Şimdi, e, siz “Cumhurbaşkanına laf ettirmeyiz.” tabii, öyle demiyorsunuz ama Cumhurbaşkanıyla ilgili her değerlendirmeden sonra AK PARTİ’nin cevap vermesi gibi bir durum olmaz, olmaması lazım. O zaman, herhangi bir konuyla ilgili AK PARTİ’li milletvekillerinin söylediği her konuya bizim sisteme girip yerimizden yorum yapmamız lazım. Bunu doğru bulmuyorum. Takdir tabii sayın mevkidaşımın.

Bu vesileyle söyleyeyim, Türkiye'de hiç kimse, makul hiç kimse “Yargı bana bağlı.” zaten demez….

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ama uygulamalarıyla bir insanın yargıya ve hukuk devletine bağlılığı, saygısı konusunda herkesin bir hükmü olur. Sayın mevkidaşımın biraz önce yaptığı açıklama Sayın Cumhurbaşkanının hukukun üstünlüğüne saygısı olduğu konusunda beni ikna etmedi. Sayın Cumhurbaşkanının yargıya çeşitli müdahalelerinin olduğu bırakın Türkiye, dünya tarafından da biliniyor. Merkel’in ricasıyla Deniz Yücel’i gönderirsen, Trump’un efelenmesiyle Brunson’u gönderirsen, vahşi bir cinayete ev sahipliği yapan ve Viyana Sözleşmesi çok açık, orta yerdeyken konsolosu ve 15 + 3 katili elini kolunu sallaya sallaya gönderirsen hiç kimse senin için “Hukuk devletine saygısı var.” demez.

Tutanaklara geçsin diye söyledim efendim. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (İstanbul) – Çok talihsiz bir açıklama, çok talihsiz bir açıklama.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Neresi talihsiz ya?

BAŞKAN – Şimdi, değerli arkadaşlar, kanun görüşmelerine devam edeceğiz ama…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Zengin, şimdi…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Cevap vermem lazım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Zengin, beni dinler misiniz bir. Biraz sakin olmak bence iktidar partisine ya da birinci partiye düşen bir görevdir. Ben zaten her isteyen arkadaşımıza, grup başkan vekilimize söz veriyorum. Ancak, tabii, doğal olarak, her milletvekilinin bir eleştirisi söz konusu olacak, burası bir Parlamento.

Yeni sataşmalara meydan vermemek kaydıyla size toparlamanız için söz veriyorum. Lütfen, siz de toparlayarak sözünüzü kullanın.

Buyurun.

46.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Meclisin milletvekillerinin birbirini eleştireceği mecra olduğuna, Cumhurbaşkanlığı sıfatı ile genel başkanlık sıfatını birbirinden ayırmayı komik bulduğuna ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, sükûnet çağrınızı bütün Meclise yaptığınızı kabul ediyorum.

BAŞKAN – Elbette, elbette.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Meclise yaptığınızı kabul ediyorum.

BAŞKAN – Tabii ki, şüphesiz, şüphesiz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şimdi, burada problem şudur: Yani elbette ki burası birbirimizi eleştireceğimiz bir mecra. Yani kürsüye çıkan arkadaşlarımızın bizi, Cumhurbaşkanımızı… Doğrusu, ben, Cumhurbaşkanlığı sıfatı ile genel başkanlık sıfatını ayırmayı da biraz tuhaf, komik buluyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Parti devleti mi var bu ülkede?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Yani buraya çıkıldığında “genel başkan” denince cevap verebilirmişiz ama “Cumhurbaşkanı” olunca cevap…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, evet, doğrusu o, doğrusu o.

BAŞKAN – Peki…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Lütfen, müsaade ederseniz, ona da biz karar verelim yani her şeye de siz karar vermeyiniz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Canım siz bildiğinizi yapın zaten.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Zaten öyle yapıyorum.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Ülke olarak uygulanan Anayasa var, Anayasa.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Biz burada karşılıklı olarak birbirimizi ikna etmeye çalıştığımız gibi, her birimiz kendi seçmen kitlemizi ikna etmeye çalışıyoruz, günün sonunda neyin ne olduğuna kamuoyu karar verecek, seçmenimiz karar verecek. O sebeple, burada, böyle ayrıştırarak konuşmak çok tuhaf. Hayatın tamamı bir bütün.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Yaptığınız Anayasa öyle.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Uyarırsanız çok mutlu olacağım.

İnsanlar için de…

BAŞKAN – Siz devam edin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Arkadaşlar, müdahale etmeyin lütfen.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çok teşekkür ederim zarif teklifiniz ve uyarınız için.

Bu arada da önemli olan hayatın tamamı gibi insanları da bir bütün olarak algılamak lazım. Her birimiz kompartımanlara ayrılmış olarak kendimizi ifade etmiyoruz, bir bütün olarak kendimizi ifade ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, şimdi söz sırası, bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, hem grup adına hem de şahsı birleştirerek söz vermek kaydıyla Sakarya Milletvekilimiz Sayın Muhammed Levent Bülbül’e ait. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on beş dakika Sayın Bülbül.

MHP GRUBU ADINA MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün, Sinop Durağan İlçe Başkanımız Osman Yıldırım ile Durağan eski Belediye Başkanı ve Belediye Başkan adayımız Ali Dalkılıç adaylık başvurusu için Ankara’ya gelirken elim bir trafik kazası sonucu Hakk’ın rahmetine kavuşmuşlardır. Dava arkadaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar, camiamıza da başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bu teklif, içerik olarak icra iflas dairelerinin iş yükünü azaltırken diğer taraftan, ekonomik olarak sıkıntıya giren firmalarımızın zorunlu olarak almış oldukları konkordato kararlarını düzenlemektedir. Yıllardır adalet sistemimizde bir çözüm yolu bulunamayan icra dairelerinin iş yükünün hafifletilmesinin, hem maddi külfeti hem de daha hızlı sonuç alınması bakımından ülkemize büyük yararlar sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Bu teklifle icra işlemlerine hız kazandırıyor ve hafifletiyoruz ama vatandaşlarımızın icra dairelerine düşmelerini engellemek için neler yapıyoruz, ne tür tedbirler alıyoruz; bunu da ayrıca iyi düşünmek gerekmektedir. Günümüzde icra dairelerinde bulunan dosya sayısı 20 milyona dayanmıştır. Bu dosyaların muhteviyatına baktığımız zaman, çoğunluk olarak banka takiplerinin, GSM operatörlerinin, elektrik, su gibi temel ihtiyaçların borçlarından kaynaklandığını görmekteyiz. Bu durum vatandaşlarımızı hem ruhsal hem de sosyal olarak negatif yönde etkilemektedir. Bu bakımdan, icra takip işlemlerini kolaylaştırırken diğer taraftan vatandaşlarımızı borç sarmalından çıkaracak yasal düzenlemeleri de yapmamız gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle haciz işlemlerinin UYAP üzerinden takip edilebilmesinin önü açılmıştır. Ancak hâlen avukatlarımız UYAP sistemine girerken sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu sıkıntıların bir an önce aşılması elzemdir. Aslında bu şekilde bir uygulamanın yürürlüğe girip faaliyete geçirilmeden önce test edilip yaşanacak sıkıntıların önceden giderilmesi, sistemin doğru çalışması ve istenilen verimin alınabilmesi açısından önemli olmaktadır. Bu konuda, Milliyetçi Hareket Partisi adına daha önce konuşmuş olan Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Halil Öztürk’ün de ifade ettiği gibi, bir pilot uygulamanın, bölgesel bir uygulamanın önceden hayata geçirilip arkasından tüm ülke sathında bu uygulamanın yürürlüğe konulması belki daha doğru bir uygulama olurdu diye düşünmekteyiz.

Değerli arkadaşlar, teklifin içinde önemli gördüğümüz ve toplumun genelini ilgilendiren bir diğer konu ise konkordato işleminin yapılmasının yasal zemininin revize edilmesidir. Ticaret Bakanlığının yayınlamış olduğu verilerde konkordato ilanı vermiş firma sayısı her geçen gün artmaktadır. Konkordato ilan eden firmaların çoğunun inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmeler olduğunu görmekteyiz. İnşaat sektöründeki firmaların bu durumda olması, ülkemizdeki ekonomik hayata etkileri bakımından oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bunun yanında diğer sektörlerde de konkordato ilanlarının artıyor olması bizi endişeye sevk etmektedir.

İş dünyasıyla kurmuş olduğumuz temaslarda şu durum açıkça görülmektedir: Bir defa, konkordato müessesesi ticaret hukukunda her zaman varlığını sürdürmesi gereken bir müessesedir. Türkiye'de özellikle son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntıların ticari işletmelerde doğurduğu yıkıcı sonuçların önüne geçebilmek adına böyle bir tedbire başvurulması kaçınılmaz olabilmektedir. Ancak bu hakkın kötüye kullanılma ihtimalini hiçbir zaman gözden uzak tutmamak gerekmektedir. Türkiye’de konkordato ilanına yönelen ticari işletmeler belli şartlar altında kendilerini koruma altına alırken bu işletmelerden alacağı bulanan ticari işletmelerin hak ve menfaatlerinin zarar görmesi, ticaret hayatımıza büyük zarar vermekte ve büyük darbe vurmaktadır. Gerçekten, bugün, kötü niyetli olarak bilançolarını, mali tablolarını muvazaalı bir şekilde çok önceden konkordato ilanına hazırlayan işletmelerin var olduğu ifade edilmektedir. Bu işletmelerden alacaklı durumunda bulunanlar haksız bir şekilde çaresizliğe ve hatta yok olmaya itilmektedir. Bu sıkıntılı durumun acilen önüne geçilmelidir. Bu hususlarda yeniden bir düzenleme yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Yapılacak düzenlemeyle konkordato ilanı şartlarının yeniden gözden geçirilmesi, işletmelerin muvazaalı ve kötü niyetli konkordato ilanına engel olunması, bu şekilde konkordato ilan edenlerin hukuki ve cezai yaptırımlara muhatap olması gerektiğini düşünmekteyiz.

Ülkemize yönelen ekonomik saldırıların ve manipülasyonların devam ettiği ve önümüzdeki süreçte devam edeceğinin açıkça görüldüğü bir dönemde ekonomik ve sosyal düzenimizin sarsılması, millî sermaye birikimimizin zayıflaması 2023, 2053 ve 2071 hedefleri açısından sıkıntılı bir durumun ortaya çıkmasına neden olacaktır. Her ne şart altında olursa olsun Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler Türk milletinin refahını, sosyal ve ekonomik yapısını güçlendirmek için gereken her türlü adımı atmaya, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bu hedefe yönelik çalışmalarda sorumluluk almaya devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde uyuşmazlık çözüm yollarıyla alakalı ara buluculuk kurumunun ne kadar önemli olduğu bu teklifle karşımıza çıkmaktadır. Ara buluculuk, kamu düzenini ilgilendirmeyen ve küçük çaplı olayların adli mercilere yansıtılmadan çözülmesi için kuşkusuz önemlidir. Ülke olarak ara buluculuk kurumunun tam manasıyla düzene oturtulup hayata geçirilebilmesi, adliyelere düşen iş ve dosya sayısının azaltılmasına, kamu düzenini ilgilendiren davaların daha hızlı çözülmesine imkân sağlamış olacaktır. Aslında, ara buluculuk kurumu konusunda vatandaşlarımızı özendirecek politikaların düzenlenmesi ve hayata geçirilmesi, adalet mekanizmamızın daha hızlı çalışması için öncelikli ve önemli konulardandır.

İş uyuşmazlıklarında zorunlu ara buluculuk uygulaması başlamış bulunmaktadır. İstatistiki verilere bakıldığında, iş uyuşmazlıklarının yarısından çoğunun ara buluculuk sürecinde çözüme kavuşturulduğu görülmektedir. Bu durum, bizim açımızdan memnuniyet vericidir.

Ticari uyuşmazlıklarla ilgili olarak da zorunlu ara buluculuk uygulamasının bu teklifle birlikte yürürlüğe girmesi hâlinde, umarız ki ticari uyuşmazlıklarda da kısa sürede ara buluculuk zemininde çözüm sağlanmış olur. Bu konuda ticari işletmelerin farkındalığının artırılması, hukuki hak ve menfaatleri ile uyuşmazlık hâlinde yaşayacağı yargı süreçleri konusunda bilgi sahibi olması, ara buluculuk sürecinin başarı oranını artıracak önemli hususlardandır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin içinden geçmiş olduğu bu zor zamanlarda millî bir duruş sergileyebilmek ve milletin menfaatlerini her şeyden üstün tutmak gerekmektedir. Yaşamakta olduğumuz zor günlerde, popülist ve gerçekçi olmayan politikalarla gündemi meşgul etmek yerine Türkiye'nin mücadele ettiği terör belasına karşı tek yumruk olmak, dünyada savaş tamtamları çalınırken Türkiye'yi her türlü ihtimale karşı hazırlıklı ve dirayetli kılmak her şeyden önemlidir. Bu duruşu sergilerken toplumumuzun sorunlarını görmezden gelmemek, toplum kesimlerinin şikâyet ve yakınmalarına karşı kulak tıkamamak da gerekmektedir.

Bu çerçevede, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne halel getirmemek kaydıyla, vatandaşımızın haklı yakınmalarının tamamını çözmek için kendimizi görevli addetmiş bulunmaktayız. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda hesabi değil, hasbidir. Üzerinde uzlaşma sağlanmadan, sadece ve sadece Mecliste oylansın da reddedilsin, sosyal medyada köpürtülsün diye siyaset yapmak Milliyetçi Hareket Partisinin üslubu da meşrebi de değildir.

Milliyetçi Hareket Partisi, her zaman ifade ettiği gibi, vatandaşımızın sıkıntılarına samimiyetle çare olmaya çalışmakta, bu konuda Mecliste uzlaşmanın temin edilmesiyle gerekli yasaların çıkarılmasına gayret sarf etmektedir. Bu konuda, daha önceden vermiş olduğumuz EYT’yle, emeklilikte yaşa takılanlarla alakalı kanun tekliflerimiz; ek göstergeden bir kısım memurların, kamu görevlilerinin faydalanmasına ilişkin vermiş olduğumuz kanun tekliflerimiz ve buna benzer bütün yasal çalışmalarımız hâlen devam etmekte, Meclis gündeminde hâlihazırda mevcut bulunmaktadır. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu sözlerden vazgeçtiğini, Milliyetçi Hareket Partisinin bu konuda bir tavır değişikliği içerisinde olduğunu ifade etmek tam manasıyla bühtandır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu iddiaların tamamını reddediyoruz fakat toplumumuzun da milletimizin de çok yakinen bildiği gibi, Milliyetçi Hareket Partisi, burada, bu Meclis çatısı altında, Cumhur İttifakı ruhuyla, Türkiye'nin önündeki meseleleri, problemleri çözmeye; Türkiye'nin güvenliğine, memleketimizin millî üniter yapısına yönelik tehditleri bertaraf etmeye ve aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin, ülkemizde “demokrasimizin üçüncü fazı” olarak ifade ettiğimiz Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin kökleşmesini temin etmeye çalışmaktadır. Bu noktada Milliyetçi hareket Partisi, sistemi tıkayan, sistemi bloke eden değil; Milliyetçi Hareket Partisi, sistemin önünü açan, her zaman olduğu gibi, Türkiye’de sistemsel olarak ortaya çıkabilecek problemleri önceden tespit ve teşhis edip bunların önüne geçmeye çalışan bir tarzda siyaset uygulamaktadır. Bizler, yasama organından çıkacak olan kanunların yürütme organı tarafından da sıhhatli bir şekilde uygulanacağı zemini temin etmek durumundayız.

Bu noktada, Milliyetçi Hareket Partisi, dün olduğu gibi bugün de bu hususlarda uzlaşmadan yanadır. Emeklilikte yaşa takılanların probleminin çözülmesi için, bugün, Türkiye’de, bu manada… Meclis çatısı altında birinci parti durumunda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin de katkısı temin edilerek onlarla birlikte uzlaşma içerisinde, emeklilikte yaşa takılan vatandaşlarımızın probleminin çözülmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bunun dışında problem çözmeye çalışanlar, hariçten gazel okumaktadırlar; gerçeklerle, gerçeğe uygun bir şekilde konuşmamakta, siyasetlerini çarpıtmaktadırlar. Milliyetçi Hareket Partisinin duruşunu bu noktada sorgulamaya çalışmak kimsenin haddi değildir. Milliyetçi Hareket Partisi de ne gerekçesinde ne kanun hazırlığında içerisinde bulunmadığı, kanuni ve hukuki zeminde de teknik olarak da içerisinde birçok problemi ihtiva eden ve yeni birtakım problemlere yol açacak olan kanuni düzenlemeleri, teklifleri desteklemek mecburiyetinde değildir. Milliyetçi Hareket Partisinin destekleyeceği kanuni düzenlemeler, Milliyetçi Hareket Partisinin düzenlemiş olduğu, Milliyetçi Hareket Partisinin mutfağından çıkacak olan ve demin ifade ettiğim gibi, Cumhur İttifakı anlayışı içerisinde, Mecliste çoğunluğu elinde bulunduran yapının uzlaşmasıyla ortaya çıkacak olan kanuni düzenlemelerdir. Bunun dışında, Milliyetçi Hareket Partisini başka yapılarla, başka ortamlarda hizalandırmaya çalışmak ve bu noktada vatandaşımızda farklı algılar oluşturmaya çalışmak samimiyetli bir tutum değildir.

Milliyetçi Hareket Partisi verdiği sözlerin arkasındadır. Bu sözlerin yerine gelmesi için de sonuna kadar mücadele edecektir. Fakat Milliyetçi Hareket Partisi bu mücadeleyi ederken diğer bütün anlayışlardan farklı olarak, memleketin birliğine bütünlüğüne, devletin gücüne, kudretine halel getirmeden, Türkiye'nin dengelerine zarar vermeden yapar ve birilerinin yaptığı gibi farklı odaklara imkân tanıyarak, farklı odakların ekmeğine yağ sürerek bu işi yapmaz; bunu hissettiği anda her türlü tedbiri alır. Hiçbir şey Türkiye'nin varlığından, birliğinden ve Türk milletinin güvenliğinden, geleceğinden, güvenli yarınlarından daha önemli değildir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda hassasiyetimiz devam etmektedir. Biz kendi anlayışımız çerçevesinde siyasetimizi yürütürüz, bu anlayış çerçevesinde milletimizden destek bekleriz. Allah’a hamdolsun ki milletimizin de bu noktada Milliyetçi Hareket Partisine göstermiş olduğu takdir ve teveccüh her zaman bizim en büyük gücümüz olmuştur.

Ben bu düşüncelerle sayın heyetinizi saygıyla selamlar, çalışmalarda başarılar dilerim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bülbül.

Şahıslar adına son söz, Erzurum Milletvekilimiz Sayın Muhammet Naci Cinisli’ye aittir. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Cinisli, süreniz beş dakika.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlarım.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin başlığı okunduğunda, belli bir kanunun birkaç maddesinde değişiklik öngören çerçeve kanunların bulunduğu ifadesi anlaşılmakta. Hâlbuki teklif, birçok kanunda değişiklik içeren çerçeve kanunlar içeriyor, hatta 20’nci madde veya 23’üncü madde gibi bazı madde teklifleri, kod kanun olarak bile sınıflandırılabilir. Yasama gücümüzün torba kanun düzenlemeleriyle unutturulmaya çalışılmasına karşı olduğumu vurgulamak isterim. Yasama üyeleri olarak bizlerin uzlaşmayla yasama yapma alışkanlığımız olmalıdır. Bu nedenlerle kanun teklifinde ara buluculukla ilgili olarak düzenlenen maddelere yer verilmemesi daha uygun olacaktır. Adalet Komisyonunda veya kurulacak bir adalet alt komisyonda yapılacak kapsamlı çalışmalar sonrası ticari uyuşmazlıklarda ara buluculuk düzenlemesinin Genel Kurulumuzda tartışılmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim. Böylelikle hem kamuoyunun üzerinde uzlaşma sağlayabileceği bir ara buluculuk kanunu yapılabilir hem de ticaret mahkemeleri üzerindeki ağır yükü hafifletecek bir düzenleme yasalaşabilir.

13 Kasım tarihinde Meclis Başkanlığına havale edilmiş bu kanun teklifinin görüşmelerine 15 Kasım tarihinde Adalet Komisyonunda başlanmış ve aynı gün tamamlanmıştır. Bir gün kadar kısa bir çalışma süresi içerisinde onlarca ilgili kurumun temsilcileri sizce sağlıklı bir şekilde analizde bulunmuşlar mıdır? Bu aceleciliğin nedeni nedir? Bu kanun teklifinin yasalaşmasıyla işleyişleri tamamen değişecek onlarca kurumun temsilcilerine kapsamlı çalışmalarda, değerlendirmelerde bulunmaları için neden makul bir zaman tanınmamıştır? Hangi arada üyeleriyle, tabanlarıyla görüşüp fikir alışverişlerini yapıp Komisyonda çalışmalara katılmışlardır?

Sayın milletvekilleri, maalesef yanlış bir usul izleyerek kıymetli zamanımızı beyhude harcıyoruz. Yakın gelecekte, yapılan düzenlemenin yetersiz olduğu fark edilince tekraren bu tartışmalarla gündemi meşgul etmek emeklerimizi heba etmektir.

Teklif edilen 20'nci maddenin gerekçesinde ticaret uyuşmazlıklarının zorunlu olarak ara buluculuk mekanizmasıyla giderilmesi ifade ediliyor, böylelikle kısa süre içerisinde daha az masrafla taraflar arasında anlaşmazlıkların giderilmesi amaçlanıyor, eğer giderilemiyorsa yargı yoluna başvurularak çözülmesi belirtiliyor. İktidar partisi, maalesef hep kendi kararlarının doğru olduğunu büyük bir kibirle varsayıyor, müzakeresiz, uzlaşmasız bir düzenlemeyle ticaret erbabını sürüncemede bırakıyor.

2018 yılı başından itibaren iş mahkemelerinde başvurulması zorunlu hâle getirilen ara buluculuk bile fiiliyatta henüz rüştünü ispat edememiştir. Ara buluculuk başvurularında da mahkemelerde olduğu gibi, tarafların avukatla temsil edilmesinin zorunluluğu hâlen tartışılıyor.

İş uyuşmazlıklarında güçlü işveren, güçsüz çalışan eşitsizliğiyle sıklıkla karşılaşılıyor. Bu nedenle de ara buluculuğa karşı olan güven tam manasıyla tesis edilemedi. Hâl böyleyken ticaret mahkemelerinde de dava açmanın şartı olarak ara buluculuk başvurusunun zorunlu tutulması, gerekçede ifade edilenlerin aksine, daha fazla zaman ve para kaybına yol açacaktır.

Ticari anlaşmazlıklarda haklı tarafın menfaati korunarak daha da mağdur olmaması için etkili ve yeterli hareket edebilme yeteneğini henüz ara buluculuk kavramıyla ilişkilendiremedik. “Geç gelen adalet, adalet değildir.” sözüne katılmayanınız yoktur sanırım. Ancak dava şartı olarak ara buluculuğu bu altyapısız haliyle kanunlaştırırsak adalet daha da geç gelebilir, belki hiç gelmeyebilir algısı oluştururuz ve haklı ama mağdur bir kitleyi geç gelecek adalete mahkûm ederiz.

Değerli milletvekilleri, ara buluculuk gibi pratik bir adalete ulaşım aracını etkili kullanalım. Adalet Komisyonunda veya arabuluculukla ilgili kurulacak adalet alt komisyonunda uzlaşmayla bize yakışan bir düzenleme yapalım. Ticaret davaları öncesinde ara bulucu olarak görev yapacakların hangi alanlarda ne tür eğitimlerden geçeceğini netleştirelim. Ara buluculuğa belli bir meblağa kadar başvurulmasını, üst meblağlar için doğrudan mahkemelere gidilmesini tartışalım. Avukatların ara buluculuk sürecine de zorunlu olarak katılmalarını netleştirilelim. Tahkim kurumları ve tahkim mahkemeleri bağlamında ara buluculuk kurumunu değerlendirelim. Önceliğimiz, mağdurun adalete kavuşması olsun; haksızın paraya kavuşması değil.

Son olarak ifade etmek istediğim birkaç hususu dikkatlerinize sunmak isterim: Kabul edin veya etmeyin, ülkemizde maalesef bir ekonomik kriz var. Milletimiz giderek fakirleşiyor, geçim sıkıntısı yaşıyor, faturalarını ödeyemiyor. On sene evvel 8 milyon olan icralık dosya sayısı bugün 20 milyona ulaşmıştır. Memleketim Erzurum’da 2 olan icra dairesi 7’ye çıkmıştır. Durum böyleyken on yıl içinde 2,5 katına çıkan icralık dosya sayısının nasıl takip edileceğini torba yasayla belirlemek millete hakarettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlamak için bir dakika süre veriyorum.

Buyurun.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla) – Biz İYİ PARTİ olarak doğruyu, iyiyi söylemekten bıkmayacağız. Son zamanlarda aşırı artan elektrik ve doğal gaz fiyatları sekiz ay ağır kış şartlarının yaşandığı memleketim Erzurum ve diğer çevre illerinde hayatı yaşanamaz hâle getirdi. Göçün önlenmesi, yatırımın kolaylaştırılması ve hayatın yaşanılır hâle gelmesi için doğal gaz ve elektrik fiyatlarıyla ilgili bölgeyi teşvik manasında muafiyetler getirilmesini hassasiyetle vurguluyorum. Bu konuyla ilgili bir kanun teklifimi gündeminize getireceğimizi de belirtmek isterim.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, şimdi on beş dakika süreyle soru-cevap işlemine başlayacağız. Bu sürenin yarısını sayın milletvekilleri, yarısını komisyon kullanacaktır.

İlk söz Sayın Gürer…

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

2019 yılı için milyonlarca çalışanı ilgilendiren asgari ücreti belirleme çalışmaları başladı. Asgari ücretin yetersizliği açıktır. Tüm çalışanlar ekonomik krizin etkisi nedeniyle ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Emekçilerin yaşam koşulları mutlaka enflasyona uygun düzenlenmelidir. Asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır. Mevcut asgari ücretin neredeyse üçte 1’i elektrik, doğal gaz, su bedeline gitmektedir. Asgari ücret en az net 2.200 lira olmalıdır, bu dahi kısmî iyileştirme sağlar. Esas olan, enflasyon karşısında asgari ücretliyi sürekli koruyacak düzenleme sağlanmasıdır. Enflasyon rakamlarıyla oynayarak çalışanlara ücretlerinde gerektiği hak edişi vermeme düşüncesinden iktidar vazgeçmelidir. Çalışanların mağduriyetini giderecek düzenlemeler yapılmalıdır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Gökçel…

CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tarım Bakanına soruyorum: Ülkemizin meyve üretiminde en büyük sorunlarından bir tanesi Akdeniz meyve sineği zararlısıdır. Akdeniz meyve sineği son yıllarda ülke genelinde üretilen bütün meyve çeşitlerine oldukça fazla zarar vermektedir. Akdeniz meyve sineği yurt dışı pazarlarda ülke imajını olumsuz etkilediği gibi, ihracatımızı imkânsız hâle getiren bir zararlıdır. Aynı zamanda, ülkemizi milyonlarca dolar zarara uğratmakta ve girdi maliyetlerinin de artmasına neden olmaktadır. Bu zararlıyla mücadele etmek için mücadele eylem planını ne zaman hayata geçireceksiniz? Çiftçilerin Akdeniz meyve sineğinden bıkıp, meyve ağaçlarını kesip tarımdan kopmasını mı bekliyorsunuz?

Saygılar.

BAŞKAN – Sayın Bakırlıoğlu…

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) – Teşekkür ederim Başkanım.

Bilindiği üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu bugün çalışmalarına başladı. En büyük işçi örgütü olan TÜRK-İŞ’in araştırmasına göre 2018 Kasım ayı yoksulluk sınırı 6.328 liradır. Yani asgari ücret 4 kişilik bir ailenin bir haftalık harcamasına ancak yetmektedir. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı ise 1.943 liradır. Hâlâ net 1.603 lira olan asgari ücret maalesef, açlık sınırının altındadır.

Bugün Asgari Ücret Tespit Komisyonunda milyonlarca asgari ücretliye tercüman olan Gülden Görmez’in ve aynı koşullarda yaşayan milyonlarca insanın insanca yaşama isteğine kayıtsız kalamayız. Ekonomik kriz nedeniyle bir yıl içerisinde yüzde 30 eriyen asgari ücretin en az 2.200 lira olması için çaba sarf etmeliyiz. Asgari ücretliden vergi alınmamasının artık bir gereklilik olduğunu söylüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Sarıaslan…

FARUK SARIASLAN (Nevşehir) – Sayın Başkan, halk sağlığını tehdit eden asbestli içme suyu borularının bazı yerleşim yerlerinde yenilenmediği ve kullanılmaya devam edildiği görülmektedir. İlimiz Nevşehir genelinde bu asbestli boruların bulunduğunu biliyoruz. Bu sorunun acilen çözümlenmesi lazım. Halk sağlığını tehdit eden ve kansere sebebiyet veren asbestli boruların acilen yenilenmesi gerekmektedir. Nevşehir’in Kozaklı ilçesi Karasenir köyü sakinlerinden çok sayıda imzalı dilekçe tarafıma iletilmiştir. Bir, Nevşehir ili genelinde içme suyu altyapısında asbestli borular bulunan yerleşim yerleri nerelerdir? İki, asbestli boruların yenilenmesiyle ilgili uygulama planınız bulunmakta mıdır? Nevşehir ili Kozak ilçesi Karasenir köyünün otuz beş yıllık bu borularını acilen değiştirmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

İRFAN KAPLAN (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Üç gündür gerek kürsüde gerek bir dakikalık konuşmalarda 3 Aralık Engelliler Günü’yle ilgili konuşmalar yapıyoruz. AKP olarak engelli vatandaşlarımıza verdiğiniz muhteşem haklardan bahsediyorsunuz. Samimiyetinizi dört fotoğrafla belgelemek istiyorum. Birisi bu; burası Gaziantep’in merkezi, Gaziantep Lisesinin önü, orada AK PARTİ Büyükşehir Belediyesi var. Sadece Gaziantep değil, ülkenin dört bir yanında aynı görüntüleri görmek mümkün. İşte bu sizin samimiyetiniz, engellilere verdiğiniz değer ortada.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Hazine ve Maliye Bakanına soruyorum: Bir, vatandaşın 2002’deki banka borcu 6,6 milyar Türk lirasıyken Aralık 2018 itibarıyla 520 milyar Türk lirasına çıkmıştır. Bunun sebebi nedir? Bununla ilgili herhangi bir tedbir almayı düşünüyor musunuz? İki, vatandaşın takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu aralık itibarıyla 19 milyar Türk lirası olmuştur. Bu yüksek artışın sebebi nedir? Üç, ülkemizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 58’e düşmüştür, ithalatımız rekor kırmıştır. Bunun sebebi nedir? Bununla ilgili herhangi bir tedbir almayı düşünüyor musunuz? Dört, Türk lirası hızla değer kaybediyor, dolar 5,3 liraya, euro 6 liraya, benzin fiyatı 6,3 liraya, mazot 6 Türk lirasına yükselmiştir. Bu konuda hangi tür tedbirleri almayı düşünüyorsunuz? Beş, Cumhurbaşkanı ve Başbakan çiftçilerin kullandığı mazotun yarısı bizden, yarısı sizden sözünü vermiştir. Bu sözlerin gereğini ne zaman yerine getireceksiniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Subaşı… Yok herhâlde.

Sayın Gergerlioğlu...

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Adalet Komisyonu üyelerine soruyorum: Adalet Bakanlığının kendi anteti ve mührüyle İngiltere Westminster Mahkemesine sunduğu belge konusunda beyan değiştirerek mesuliyeti Londra Adalet Müşavirine atarak onu görevden alması ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bu tavrı konusunda ne diyeceksiniz?

Ayrıca cezaevlerinde sağlık konusunda çok büyük skandallar yaşanıyor. Adalet Bakanlığına bağlı ancak 8 doktor var cezaevindeki 260 bin tutuklu ve hükümlüye ve mahkûm koğuşları konusunda çok büyük eksiklikler olduğundan dolayı cezaevlerindeki insanların sağlıkla ilgili sıkıntıları had safhada. Bu konuda Adalet Bakanlığının veyahut da Adalet Komisyonunun bir açıklama yapmasını bekliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özen...

ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) – Değerli Başkan, tutuklu milletvekilimiz Leyla Güven’in otuzuncu gününe yani bir aya yaklaşan açlık grevini saygıyla selamlıyorum. Cumhurbaşkanının tarafsız olduğu, yargıya müdahale etmediği söyleniyor. Oysaki AİHM kararından sonra “Bu kararı tanımıyoruz, bunu bir hamleyle bitireceğiz.” dedi. Burada da bu reddediliyor. Ben Selahattin Eş Başkanımızın mahkemelerini izleyen biriyim. Orada 36-37 konuşmasından dolayı yargılanıyor. Bir tanesini taktik olarak ayırdılar. Dört sene, sekiz ay gün verdiler. Bugün Sırrı Süreyya Önder’in cezasını onayladılar. Öbür tarafta -Meclisteki konuşmalarından dolayı- Selahattin Başkan konuşmalarını istiyor heyetten, heyet şunu söylüyor, diyor ki: “Biz o konuşmaları getirip karşılaştıramadık...”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yavuzyılmaz...

DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 31 Ağustos 2018 tarihinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiğim dilekçeyle Zonguldak, Devrek ve Ereğli kara yollarında dere yatağı uçurumlarına teğet geçen yollardaki bariyer eksikliğini iletmiş, acilen bu yollara bariyer konulmasını talep etmiştim. Meclis Genel Kurulunda bu tehlikeye birçok kez dikkat çekmemize rağmen Karayolları Genel Müdürlüğü ciddiyetsiz gerekçeler sunarak bariyerleri yerine koymamıştır. Maalesef, dün Zonguldak’tan Ankara’ya hastaneye gitmek üzere yola çıkan bir anne ve oğlu tam da bahsettiğimiz yerde araçlarıyla dereye uçmuş, anne olay yerinde can vermiş, oğlu ise yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştır. Kaybettiğimiz bu canın vebali tüm yetkililerin üzerindedir.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına ve Karayolları Genel Müdürlüğüne sesleniyorum: Bir can daha kaybetmeden koyun artık şu bariyerleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim değerli arkadaşlar.

Değerli Komisyon Başkanım, buyurun.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Soru soran milletvekillerimize de teşekkür ediyorum. Tabii, sorular, görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle doğrudan ilgili olan sorular değil, yürütmeyi ilgilendiren sorular, bakanlıkları ilgilendiren sorular. Asgari ücretle ilgili Sayın Gürer’in, Gökçel’in Tarım Bakanımıza sorusu var, Bakırlıoğlu’nun yine asgari ücret, Sayın Sarıaslan’ın Nevşehir’deki içme suyu boruları, Sayın Kaplan’ın engellilerle ilgili, Sayın Arslan’ın Hazine ve Maliye Bakanımıza sorusu oldu; Sayın Gergerlioğlu’nun yine Adalet Bakanlığını ilgilendiren, hem cezaevindeki şartlar hem de Londra Adalet Müşavirinin görevden alınmasıyla ilgili sorusu oldu. Sayın Özen cezaevindeki açlık grevleriyle ilgili, Sayın Yavuzyılmaz da Zonguldak, Devrek ve Ereğli yollarındaki bariyer eksiklikleriyle ilgili sorular sordular. Bu sorular tabii ki tutanaklara geçti. Yalnız, yeni Anayasa’mız gereği, sayın bakanlarımıza yazılı soru sorma imkânınız da mümkün. Dolayısıyla yazılı sorularla da bu soruların cevaplarını almak mümkün. Ben teşekkür ediyorum.

Yalnız, tabii, görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de gerçekten önemli düzenlemeler içeriyor; icra dairelerinin iş yükünü rahatlatacak, merkezî takip sisteminin oluşmasıyla beraber mevcut dosya yükünü aza indirecek ve oradaki işleyişi daha da hızlandıracak bir sistemi şu anda getirmek için çalışıyoruz. Özellikle icra dairelerinde dosya artışından bahsedildi, her konuşmacı hemen hemen bundan bahsetti. Şu anda yılda ortalama 8 milyon icra dosyası açılıyor. Bu 8 milyon dosyanın yarıya yakını yani 3,5 milyonu abonelik sözleşmelerinden kaynaklanıyor. Abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan bu dosyalar vesilesiyle orada takip talebinden ödeme emrine, ödeme emrinin tebliğinden diğer haciz işlemlerine kadar çok sayıda işlem yapılıyor bu dosyalarla ilgili. Dolayısıyla diğer bireysel takip yapan alacaklıların ve avukatların da orada işlerini aksatan bir durum söz konusu. O nedenle, eğer görüşmekte olduğumuz teklif yasalaşırsa bu 3,5 milyon dosyanın haciz ve muhafaza işlemine kadar tüm işlemlerinin elektronik ortamda yapılabileceği bir sistemi getiriyoruz. Tabii, Türkiye’de abone sayısının artışını göz ardı etmemek lazım. Hemen hemen internet abonesi yokken, şu son on altı yılda internet abonelerinin 65 milyona ulaştığını görüyoruz. Yine, cep telefonu abonesinin nüfusumuza neredeyse eş değer olduğunu görüyoruz; 81 milyon nüfusumuz var, 79 milyon cep telefonu abonesi var. Son dört yıl içerisinde elektrik abonesi sayısının 10 milyon arttığını görüyoruz, 33 milyondan 43 milyona çıkmış. Dolayısıyla doğal gazın tüm illerde yaygınlaşması vesilesiyle orada da abone sayısı artışı var. Tüm bu abone sayısının artışının tabii ki icra takiplerine yansıması da bu derece fazla oluyor. Merkezî takip sistemiyle icranın önemli bir yükü de alınmış olacak. Sadece alacaklıların değil borçluların da lehine olacak çünkü icra masrafları azalacak, takip harcı daha az olacak. Dolayısıyla hem alacaklı açısından hem borçlu açısından olumlu bir düzenlemeyi gerçekleştiriyoruz.

Diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin özellikle ara buluculuğun iş davalarında önemli bir başarı sağladığını, zorunlu ara buluculuğun iş davalarında olumlu yansımalarını bu uygulanan süre içerisinde gördük. Özellikle ara bulucu görevlendirilen iş davası dosya sayısı 323 bin, başarı şansı anlaşmayla sonuçlanan 203 bin; yani, yüzde 68 bir başarı söz konusu. Dolayısıyla davanın da düşmesine neden oluyor bu. Geçen yılın aynı dönemine göre 190 bin iş davası açılmışken dava şartı ara buluculuk nedeniyle sadece 78 bin iş davası açılmış, yani burada büyük bir başarı sağlanmış. İhtiyari ara buluculukta da yüzde 92 bir başarı var. Bu olumlu yansımanın ticari davalara da teşmilini öngören bir teklifi görüşüyoruz. Ticari davalarda da, Ticaret Kanunu’ndan kaynaklanan, Kooperatif Kanunu’ndan kaynaklanan, diğer kanunlarda yer alan ticari davalarda da dava açmadan önce ara bulucuya gitme zorunluluğu yargının iş yükünü hafifletecek, tarafların iradelerine daha uygun bir sistemi getirecek, daha az masrafla, daha hızlı hakka kavuşmayı sağlayacak önemli bir düzenlemeyi inşallah gerçekleştireceğiz.

Konkordatoyla ilgili de epey bir eleştiri oldu. Tabii, Türkiye’de şirket sayısı şu anda 930 bin, son sekiz ayda konkordato talep eden şirket sayısı 1.401; yani 930 bin şirketten 1.401’i konkordato talep etmiş yani binde 1. Yani, burada çok büyük rakamlardan bahsedildi, resmî rakamlar o şekilde değil. Tabii, bu 1.401’in 11’i kabul edilmiş, 11 konkordato talebi kabul edilmiş, 100’ü dava şartı yokluğundan reddedilmiş, 129’u sübut bulmadığından reddedilmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Tunç, devam edin siz.

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Verilen karar sayısı da 382. Yapılan düzenlemeyle, tabii, geçen yıl iflas erteleme sistemini kaldırdık. Konkordatoda revize yapmıştık. Konkordatonun bu sekiz aylık revizesi sonucunda gerçekleştirilen bir uygulama var. Bu uygulamadaki aksaklıkları da gideren önemli bir düzenlemeyi gerçekleştiriyoruz.

Teşekkür ediyorum Başkanım, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, bu şekilde, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Sayın milletvekilleri, 10’uncu madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç önerge vardır. İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver                         Erkan Aydın

             İstanbul                                    Karaman                                      Bursa

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

          Hüseyin Örs                               Ümit Beyaz                               Yasin Öztürk

             Trabzon                                    İstanbul                                     Denizli

Mehmet Metanet Çulhaoğlu                      Behiç Çelik

              Adana                                      Mersin

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, önergeler üzerinde söz isteyen, Bursa Milletvekilimiz Sayın Erkan Aydın.

Buyurun Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.

Şimdi, sıra sayısı 16 olan bu Kanun Teklifi’nin ismine bir bakalım: Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi. Yani gene iktidar partisi ne için kanun teklifi getiriyor? Yandaş şirketler, sermaye grupları; bu ülkenin zaten refah payının, zaten gayrisafi millî hasılasının çoğunu alan, sömüren şirketlerin gene kayrılması yoluyla bir kanun teklifi getiriyor. İsmi sanki temel kanun gibi ama içerisine baktığımızda İcra ve İflas Kanunu, Harçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Hukuk Uyuşmazlıkları Kanunu, Bilirkişilik Kanunu gibi 6-7 tane kanunu ilgilendiren aslında bir torba kanun. Buraya çıkan hatiplerin hemen hemen hepsi eleştirdi. Bakın, Roma hukuku milattan önce 98 yılında torba kanunu yasaklamış, iki bin yüz sene önce ama AKP iktidarı hâlâ torba kanunla ki seçimde ha bire gittiler, “Torba yok. Milletvekilleri daha etkin olacak. Kanun tekliflerini milletvekilleri yapacak.” dediler ama gene başladıkları yerden devam ediyorlar.

Bakalım, kim bu sermaye odakları, bu abone alacakları var ya? Şimdi, yeni bir kitap çıkarmış bir akademisyen, bir hoca “Kayırma Ekonomisi” diye. Bakın, bunu alın, okuyun. Ne demiş? Esra Çeviker Gürakar, burada güzel bir araştırma yapmış. Türkiye'nin 2002 yılından beri 1.200 şirket -bu tamamen AKP’yle iltisaklı ya eski il başkanı ya eski belediye başkanı ya ilçe başkanı ya meclis üyesi ya eski bakan hatta İstanbul Belediye Başkanlığını Refah Partisinin kazandığı döneme kadar gidin- bir güzel her türlü kaymağını yemiş, ihaleleri almış ya da bunların akrabaları buradan rant elde etmiş, zenginleşmiş ancak bu böyle olurken gene aynı kanun içerisinde olan -biraz önce Komisyon üyesi söyledi ama- esnaf, şirket konkordato ilan etmek durumuna gelmiş. Siz de bunu biraz zorlaştırıyorsunuz, güzel. Bir şirket, bir esnaf, bir ticarethane neden konkordato ilan etmek istesin ki? Güzel güzel ticaretini yapar, işine bakar, çalışır, evine ekmeğini götürür. Demek ki durum sizin anlattığınız gibi böyle güllük gülistanlık değil, ekonomide sıkıntı var, insanlar evine iş, aş, ekmek götüremiyor; o yüzden de konkordatoya başvuran sayısı ki sayın Komisyon üyesi bayağı azalttı ama maalesef öyle değil. Ona bağlı olarak enflasyon.

Bakın, 2011’den beri iç savaş olan, 4 milyon insanın göç ettiği, 1 milyona yakın insanın öldüğü, El-Cezire’sinden, El-Nusra’sından, IŞİD’inden onlarca terör örgütünün olduğu Suriye, enflasyonda bizden sadece yarım puan üstte. Gerçek enflasyonu koysak aslında biz Suriye’den çok daha gerideyiz, 9’uncu sıradayız. Yani yapacaksanız -orada 3,5 milyon dosya için İcra İflas Kanunu’ndaki işi kolaylaştıracağınıza- insanların icralık olmasını engelleyin, insanların konkordato ilan etmesini engelleyin, refah seviyesini yükseltin, iş, aş, ekonomi getirin, enflasyonu, işsizliği düşürün. Siz ne yapıyorsunuz? Ben burada -dördüncü bütçe görüşmeleri- milletvekili olarak görev yapıyorum. Bakın, arkadaşlar, geldiğimizden beri hep dışarıdan para getir, vergi ödeme, kaynağını sormama kanunu; Varlık Fonu kurulup, Türkiye’nin bütün varlıklarını bir yere koyup, onu ipotek ettirip dışarıdan kredi getirme kanunu; suyu satma, ormanı satıp para getirme kanunu, imar kanunu; para gelsin sıkıntıyı giderelim ve en son getirdiğiniz bu kanun da buna benzer bir kanun.

Bakın, bunlarla bu ekonomik sıkıntılar çözülmüyor, dışarılar kaynıyor; esnaf, üretici, sanayici kan ağlıyor. Bursa’da, benim memleketimde şu anda gizli iflasta olan ama banka kredisi kesilmesin diye açıklayamayan onlarca şirket var. Siz ne yapıyorsunuz? İcra iflas internet ortamında kolay olsun diye, 3,5 milyon dosya yükü kalksın diye güya sorunu çözmek yerine vatandaşın sırtına binmeyi daha kolay hâle getiriyorsunuz. Niçin yapıyorsunuz? Biraz önce söylediğimiz 1.200’e yakın şirketin alacakları, bunların takipte olan işleri kolaylaşsın diye.

Yine hemen sürem biterken… Dün yine komisyon kurarak, komite kurarak, kanun çıkararak ekonomiyi düzelteceğinizi sanıyorsunuz. FİKO diye bir tane Finansal İstikrar Kalkınma Komisyonu diye bir şey kurdunuz. Arkadaşlar, daha Plan ve Bütçede komisyon görüşülürken ekonomiden sorumlu, hazineden sorumlu, maliyeden sorumlu damat “tweett” atmış “FİKO komitesinin ikinci toplantısını yapıyoruz.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – FİKO değil onun ismi.

BAŞKAN – Bir dakikada toparlayın Sayın Aydın.

ERKAN AYDIN (Devamla) - Arkadaş, daha komisyonda görüşülmesi bitmemiş siz ikinci komisyon toplantısını yapıyorsunuz. Yani, aslında Meclis, komisyon hepsi hikâye, zaten atı alan Üsküdar’ı geçiyor, biz işimize bakıyoruz diyorsunuz ama ben size şunu söyleyeyim: Bunları ne kadar yaparsanız yapın, hani çoğu yerde kullanıyorsunuz ya “Bu işler nasıl düzene çıkacak?” bakın, sizin de daha iyi anlayacağınız dilde, Kur’an’da da yazıyor: Kardeşim, bir, adaleti tesis edeceksin. İki, ehil olana işi vereceksin. Yani damada her şeyi verirsen, o görevi verdiğin gün dolar 3 liradan 6 liraya, euro 4 liradan 8 liraya çıkıyor, tepki veriyor, bu adam ehil değil diyor. Üç, meşveret diyor. İstişare edeceksin, danışacaksın. Biz burada ne kadar çok “Bu yanlış.” dedikçe “Siz anlamazsınız.” sonra “Aldatıldık. Allah affetsin, millet affetsin.” Hep biz haklı çıkıyoruz. Biz haklı çıkmaktan yorulduk, siz kandırılmaktan yorulmadınız. En son, maslahat. Yani ne yapacaksınız kardeşim? Doğru kişilerle iş yapacaksınız ve emanet edeceksiniz. Bunları yapmazsanız ne olur? İstediğiniz kadar kanun çıkarın, ekonomi düze çıkmaz diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir söz talebim vardı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, az önce sayın hatip yapmış olduğu konuşmada Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesiyle ilgili birkaç beyanda bulundu. Bununla alakalı bir açıklama yapma gereği hissediyorum.

Bunun kısa ismi “FİKO” değil “FİKKO”dur. Hâlihazırda, 4059 sayılı Kanun’un ek 4’üncü maddesi, Finansal İstikrar Komitesini düzenleyen madde olarak yürürlüktedir. 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle ilgili maddenin “Finansal İstikrar Komitesi, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, Hazine Müsteşarı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu başkanlarından oluşur. Bakanın bulunmadığı toplantılara Bakan tarafından belirlenen -Hazine Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun (11/18)- Komite üyesi başkanlık eder. Komitenin görüşüleceği konuların mahiyet ve özelliğinin gerektirdiği durumlarda Komiteye Bakan tarafından diğer bakanlar ve kamu görevlileri de çağrılabilir.” bölümleri kaldırılmıştır. Ayrıca, 2/8/2018 tarih ve (2018/3) sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle Hazine ve Maliye Bakanlığına tevdi edilmiş bahse konu kanun maddesinin politika önerisi geliştirmeye yönelik hükmü, ilgili bakanlık ile Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu tarafından birlikte icra edilmesi öngörülmüştür. Şu anda yapılan kanun teklifiyle -şu an görüşülmekte olan- finansal istikrar ile güvenliğin korunması ve finansal sistem aracılığıyla sürdürülebilir bir büyümenin tesis edilmesi adına ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlayacak şekilde Finansal İstikrar Komitesi yerine, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi kurulmakta ve görevleri tanımlanmaktadır. Dolayısıyla yapılan toplantı mevcut cari hukukta vardır. Şu an teklifte bulunulan kanun maddesiyle hem alanı geliştirilmekte hem de görev tanımlarında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Hâlihazırda 4059 sayılı Kanun’un ek 4’üncü maddesi yürürlükte bulunmaktadır. Şu an teklifte Komisyonda görüşülen ilgili maddeyle Finansal İstikrar Komitesi, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi olarak değiştiriliyor ve görev alanlarıyla alakalı bazı değişiklikler yapılıyor. Dolayısıyla yapılan toplantı, bu az önce ifade ettiğim kanuna dayalı bir şekilde yapılmıştır.

Teşekkür ederim.

Bu bilgilendirmeyi Genel Kurula yapma ihtiyacı hissettim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde söz isteyen Denizli Milletvekilimiz Sayın Yasin Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Öztürk.

Bir saniye Sayın Öztürk.

Değerli arkadaşlar, uğultuyu kesme ricamı tekrar yineliyorum. Lütfen, bir sayın hatip konuşacak, sessiz olalım değerli arkadaşlar.

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Kanun teklifi, abonelik sözleşmeleri ile tüketiciye sunulan mal ya da hizmetten kaynaklı ve avukatla takip edilen para alacaklarına ilişkin icra takiplerini kapsıyor. Abonelik sözleşmesi, tüketicinin belirli bir mal ya da hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmelerdir. Elektrik, su, doğal gaz, telefon, internet gibi abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklara yönelik bir nevi sanal icra dairesi olarak nitelendirilebilecek merkezî bir takip sistemi geliyor. Teklife göre takip işlemleri UYAP bünyesinde kurulacak merkezî takip sistemiyle elektronik ortamda yapılabilir hâle gelecek. Yani bir nevi sanal icra dairesi.

Kanun teklifi 27 maddeden oluşmaktadır. Yasa teklifi, çoğulcu demokrasi anlayışına aykırı olarak torba yasa teklifi biçimiyle AK PARTİ iktidarının her zaman yaptığı gibi yangından mal kaçırma tekniğiyle sunduğu bir yasa teklifi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Her ne kadar kanun teklifinin spesifik bir adı bulunsa da tombala torbasında neler var? İçeriğinde Arabuluculuk Kanunu, İcra İflas Kanunu’nun iflas-konkordato hükümleri, Türk Ticaret Kanunu ve Harçlar Kanunu gibi temel kanunlarda nitelikli değişiklikler yapan hükümler bulunmaktadır. Birbiriyle alakası olmayan kanun hükümlerini bir torbaya atıyorsunuz, sonra arka mutfakta artık tombaladan hangi hüküm çıkarsa yapıyorsunuz bir çorba; torba kanun oluyor çorba kanun. Bu çorbanın da tadına, tuzuna bakmadan millete zorla içiriyorsunuz.

Mevcut düzenlemelerde abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacakları için UYAP üzerinden takip açma olanağı zaten vardır. Hatta bu sözleşmelerin takibini yürüten hukuk büroları zaten takiplerini UYAP sistemi üzerinden icra dairesine gitmeden başlatmaktadır.

Aslında amaçlanan da abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan icra takiplerini düzenlemek değil, konkordato ön projelerini yapacak yandaş firmalara ve yandaş ara buluculuk firmalarına rant sağlamaktır. Teklif, imar, enerji, ithalat, tarım ve hayvancılık rantlarını tüketen iktidar yandaşı firmaların hukuk alanında yeni rant elde etmek için iktidara verdikleri son sipariş olarak göze çarpmaktadır.

Genel gerekçede icra dairelerinin yükünü hafifletmek olduğu belirtilmiş. Borca esas belgeyi İcra İflas Kanunu’nun 58’nci maddesi (7)’nci fıkrasına göre icra dairesine vermesi zaten mecburidir. Dolayısıyla yeni merkezî takip sisteminde, oluşturulan alacak kaydına borca esas belgenin ekte olması gerekmektedir. Ayrıca, borca itirazlar yeni merkezî takip sisteminden değil, yine icra dairesinden yapılacaktır.

Yaklaşık 20 milyon takip dosyası bulunan icra dairelerinin problemi, abonelik sözleşmelerinden kaynaklı para alacaklarına ilişkin ödeme emirlerini hazırlamak değildir. İcra dairelerinin iş yükünü, takiplerin kesinleşmesi sonrası yapılan yazışmalar, haciz işlemleri ve bunlara bağlı satış işlemleri oluşturmaktadır. Dolayısıyla kanun teklifinin gerekçesi, somut verilerin toplumu yanıltmak suretiyle kullanılması olarak göze çarpmaktadır.

Tüm bunların ışığında, kanun teklifinin asıl amacının abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan para alacaklarının tahsili olmadığı, teklif içerisinde gizlenen, önceki dönemlerde olduğu gibi, sayısı ve yapıları belli olmayan, yandaş bağımsız denetim firmalarına rant kapısı açmaktır. Türkiye’de buna benzer rant sağlamaları bu iktidar döneminde defalarca görüldü. Örneğin, ipotek alımlarının gayrimenkul firması aracılığıyla yapılmasına dair yayınlanan genelge ile Ziraat Bankasının ipotek alım işlemlerinin eski İçişleri Bakanının oğluna ait firmaya verilmesi gibi.

Konkordato düzenlemesi geçtiğimiz altı ay zarfında fütursuzca kullanılmış ve kanun hükmünde kararnameyle getirilen iflas erteleme düzenlemesinin reel sektörde açtığı yaraları derinleştirmiştir. Her ne kadar konkordatoyla finans kuruluşlarına karşı faiz indirimi ve borç yapılandırılması görüşmelerine olanak tanınsa da konkordato, büyük firmaların küçük ve orta ölçekteki tedarikçilerinin alacaklarını tahsil edememesine ve dolayısıyla geçim zorluğundaki bu firmaların batmasına sebep olmaktadır. Konkordato ilan eden firmanın çeklerine ciranta yapmış firmalar sıkıntı çekmektedir. Alacaklarını tahsil edemedikleri gibi, kendilerine ait olmayan borcu ödemek durumundadırlar. En azından bu firmaların vergi borçlarına konkordato ilan eden firmadan alacağını tahsil edinceye kadar devletimiz süre tanımalıdır. Taşeron firmaların ve esnafın, küçük ve orta ölçekli firmaların zor duruma düşmesi sosyal dinamiklerin temelinden sarsılmasına sebep olacaktır. Şimdiden uyarıyorum, domino etkisi yaratabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, bir dakika ilave edelim.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Yetkilendirilmiş bu bağımsız denetim firmaları kimlerin firmalarıdır? Bu yetkiye sahip olmak için kriterler nelerdir? Bu niteliklere sahip kaç firma bulunmaktadır? Konkordato komiserliği için bugüne kadar neden hâlâ bir havuz oluşturulmamıştır? Nitekim, bilirkişi kanunu için dahi UYAP üzerinde bir bilirkişi havuzu bulunurken konkordato komiserliği atamaları neden hâkimlerin takdir ve isteklerine bırakılmaktadır?

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Değerli milletvekilleri, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 10’uncu maddesiyle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 8/A maddesine eklenmesi öngörülen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Muş                         Mehmet Doğan Kubat                    Fehmi Alpay Özalan

             İstanbul                                    İstanbul                                       İzmir

           Hasan Çilez                         İsmail Emrah Karayel                         İsmail Tamer

             Amasya                                     Kayseri                                     Kayseri

           Ahmet Tan                          Mücahit Durmuşoğlu                          Ali Özkaya

             Kütahya                                   Osmaniye                               Afyonkarahisar

"Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya alacağını elli kuruş karşılığında sorgulayabilir veya sorgulanmasını talep edebilir. Bu miktar her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz. Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya yüklenemez.”

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, alacaklının bir gün içinde aynı dosyada ücretsiz sorgu sayısı 1’den 5’e çıkarılmakta ve dosya safahat bilgilerinin sorgulanması da madde kapsamına alınmaktadır. Ayrıca, alınacak ücretin Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil edilmesi ve takip gideri olarak borçluya yükletilememesi öngörülmektedir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum değerli arkadaşlarım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge bulunmaktadır, aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

      Yavuz Ağıralioğlu                          İsmail Koncuk                              Hüseyin Örs

             İstanbul                                      Adana                                      Trabzon

          Ahmet Çelik                              Feridun Bahşi                    Mehmet Metanet Çulhaoğlu

             İstanbul                                     Antalya                                      Adana

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver                         Özkan Yalım

             İstanbul                                    Karaman                                       Uşak

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergeler üzerinde söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Sayın Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Bahşi.

FERİDUN BAHŞİ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 11’inci maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Benim de bir hukukçu olmam nedeniyle ülkemizde hukukun durumunu biraz konuşmak istiyorum sizinle. Hukuk devleti demek, faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan, vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan, yönetimde keyfîliğin egemen olmamasını sağlayan ve kendisini hukukla sınırlayan devlet demektir. Bir hukuk devletinde hukuka uymak sadece vatandaşlar için değil, devlet için de zorunluluktur. Türkiye’de demokrasinin ve hukuk devletinin karşısındaki en büyük tehditlerden biri millî irade adına hareket etme iddiasıyla siyaseti ve devleti tekeline alan AK PARTİ’dir ve iktidarı tekelleştirerek denge ve denetleme düzenini yok etmiştir. Bu iktidar “yasallık” adı altında hukuksuzluğu, “kalkınma” adı altında rant paylaşımını topluma dayatan bir düzen oluşturmuştur, hukuk sadece kendi taraftarları için gözetilmiştir; evrensel kıstasların geçerliliği muhalif düşüncede olan insanlar için yok edilmiştir. İktidarın bakanları, milletvekilleri, bürokratları, iş adamları işledikleri suçlar veya hukuka uygun olmayan işlemlerden ötürü cezalandırılmayacak şekilde koruma altına alınmış ve yandaşlık, bir suç işleme ehliyeti hâline dönüştürülmüştür. Bu iktidar yandaşlığı bir imtiyaz zümresi, muhalefet edenleri ise zanlı hâline getirmiştir. Bu uygulamalar sonunda Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 113 ülke arasında 101’inci sıraya gerilemiştir.

Değerli milletvekilleri, adaletten bahsediyoruz. Adalete çeşitli anlamlar yükleyebilirsiniz, vicdanınızın el verdiği ölçüde adaleti çeşitli şekillerde tarif edebilirsiniz ama bilinmelidir ki adalet söz konusu ise orada zulüm yoktur ama mutlaka hak sahibine hakkını teslim etmek vardır.

Adaleti hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Bu nedenle, yargı insanların tereddütsüz güvenebileceği adalet duygusunun, zihinlerde ve kalplerde yer ettiği bir yapıda olmalıdır. İnsanlarımızın adaletli ve hakkaniyetli bir sosyal düzen içerisinde yaşaması için hukukun üstünlüğü prensibi hâkim kılınmalıdır. Kısaca, adalet, mülkün yani devletin ve toplumsal düzenin temeli olmalıdır. Bu denli önemli olan adaletin tesisi, her şeyden önce hâkimlerin ve savcıların liyakatli, hakkaniyetli, adil ve tarafsız olmasına bağlıdır. Peki, bugün için Türkiye’de bu durum var mıdır? Tabii ki yoktur. Zira, adaletin üçlü sacayağından ikisini oluşturan hâkim ve savcıların hukuk fakültesi eğitimlerinden başlayarak meslek sınavları, adaylık dönemindeki eğitimleri, mesleğe başladıktan sonraki maddi ve manevi imkânları, tayin ve terfileri ve nihayet emekliliklerine kadar olan tüm aşamalar ne yazık ki yapısal olarak pek çok sorun ve sıkıntıyı içerisinde barındırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Meclis açıldığı ilk günden bu yana insanlarımızın sorunlarını gerek kanun teklifleri gerek araştırma önergeleri gerekse soru önergeleriyle tek tek bu kürsüden dile getirmeye çalışıyoruz. Bilindiği gibi önceki gün EYT’yi yine yeniden dile getirdik. Muğla Milletvekilimiz Sayın Metin Ergun’un teklifi Genel Kurulda reddedildi. Ret oyu veren partilerin bir kısmı dediler ki: “Bu önerge, bu yasa teklifi alelacele hazırlanmış, kabul edildiği takdirde bir sürü sıkıntı yaşanacaktır.” Biz de diyoruz ki: Siz bir önerge getirin EYT konusunda, biz size destek olalım. İYİ PARTİ hiçbir zaman EYT konusunda köstek olmayacaktır. EYT, İYİ PARTİ’ye takılmayacaktır. Getirin önergenizi, getirin teklifinizi biz sizin teklifinizi kabul edelim

Bunun dışında tek tip askerlik ve bedelli askerlik konusunda yasa teklifi verdik, henüz Komisyonda bekletilmekte, Genel Kurula getirilmemektedir. Tek tip askerlik milyonlarca Türk gencinin beklediği bir yasa teklifidir. Bunun bir an önce yasalaşması ve bu konudaki beklentilerin giderilmesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ilave ediyorum.

FERİDUN BAHŞİ (Devamla) – Teşekkür ederim efendim.

Aynı şekilde, bedelli askerlik yirmi bir günlük eğitime bağlanmıştır ve 700 bin civarında genç 15 bin lira bedel yatırarak yirmi bir gün temel eğitim almak üzere sıraya konulmuştur. Yapılan planlamada 2020 yılının sonuna kadar bu çocuklar sıra beklemektedir. Bedelli askerliğe müracaatlarının sebebi bir an önce askerliklerini ifa edip hayatlarını kurmaktır. Birçok yerden binlerce telefon ve mesaj almaktayım. Bu gençlerin sorunlarını gelin bir an önce -bu kürsülerde dile getirmekten ben de bıktım- Genel Kurulda çözelim, bu çocukları rahatlatalım.

Yine 3600 ek gösterge, intibak, kadro sorunları, uzun dönem askerlik yapanların askerlik sürelerinin sigortalı sayılması, sigortalılık öncesi doğum ve hamilelik sürelerinin sigortalı sayılmasına dair kanunları bir an önce çıkaralım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bahşi.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Uşak Milletvekilimiz Sayın Özkan Yalım... (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Yalım, süreniz beş dakika.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim.

Değerli Başkan, Sayın Divan, çok değerli çalışma arkadaşlarım; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’yle ilgili konuşacağım. Tekrar tüm vatandaşlarımızı selamlıyorum.

Birçok arkadaşımızın konuştuğu gibi, bir kelime telaffuz ediliyor; nedir bu? Konkordato. Değerli arkadaşlar, belki sizler biliyorsunuz ama çok sayıda vatandaşımız yaklaşık sekiz aydır, bir yıldır bu kelimeyi duyar oldu, -konkordato- özellikle son üç ayda. Peki, kim getirdi bunu? Maalesef, mevcut AKP Hükûmeti. Daha önceleri böyle bir şey var mıydı, bir yıl önce var mıydı? Yoktu.

İlk önce konkordatonun ne olduğunu ben sizlere bir açıklayayım, bizi izleyen vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum: Borçlunun ticari durumunun sarsılmış olmasıyla, alacaklıların alacaklarını bir plana göre almaları konusunda kendi aralarında vardıkları ve mahkemece onaylanan anlaşmadır. Diğer, bir de tarihî bir terim var, aynı şekilde; galiba, büyük bir ihtimalle İtalya’dan gelmiş bir terim: Papalık makamı ile başka hükûmetler arasında yapılan anlaşmaya da konkordato deniliyor.

Peki, biraz önce Komisyon Başkanı dedi ki: “Türkiye’de 930 bin firma var, sadece ve sadece 1.401 tanesi konkordato ilan etti.” Ben de diyorum ki: Neden konkordato ilan ettiler? Siz yani AK PARTİ Hükûmeti, bu sekiz aydan daha önceleri bilinmeyen, bir yıl öncesi bilinmeyen bu konkordatoya neden ihtiyaç duyuldu? Ben açıklayayım neden ihtiyaç duyuldu. Çünkü artık son birkaç yıldır ekonomiyi yönetemez hâle geldiniz, milleti canından bezdirdiniz, 1.604 TL asgari ücretle yaşayamaz hâle geldiler.

Bunun yanında, bakın değerli arkadaşlarımız, fabrikatörleri batırdınız, esnafı batırdınız, çiftçiyi batırdınız, işçiyi batırdınız, özellikle inşaat sektörünü batırdınız. Bu son dokuz ayda 1.401 tane konkordato ilan eden firmanın birçoğu biliyorsunuz inşaat sektöründen olan firmadır. Bunun yanında, kamyoncuyu batırdınız.

Değerli arkadaşlar, sayın grup başkan vekilleri, AK PARTİ grup başkan vekilleri, Doğan Bey, bakın, ulaştırma sektöründen birçok firma var Türkiye’de ulusal anlamda taşımacılık yapan yani otobüs firmalarımız elli yıllık, yetmiş yıllık. Konkordato ilan edildi, biliyor musunuz bunu?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Senin işler nasıl, senin işler nasıl?

ÖZKAN YALIM (Devamla) - Otobüs firmaları konkordato ilan etti. Yani neden? Koymuş olduğunuz yüksek motorlu taşıtlar vergisinden dolayı, koymuş olduğunuz, yandaşlara peşkeş çektirdiğiniz köprüler yüzünden, otoban ücretleri yüzünden ve de tüneller yüzünden. İşte, bu sebepten birçok firma maalesef konkordato ilan etti. Sizlersiniz bunun sorumlusu, bizler değil, sizlersiniz; bunun da özellikle altını çiziyorum.

Diğer bir taraftan, kanunla alakalı, biliyorsunuz, özellikle aboneliklerden dolayı faturaların tahsilatıyla alakalı... Değerli arkadaşlar, faturaların daha kolay tahsilatını istiyorsunuz veya bu firmalar adına yeni kanun çıkarıyorsunuz ama ben de şunu özellikle paylaşmak istiyorum: Özellikle Uşak’ta veya 81 ilimizde, ilçelerimizde, bağlı olan köylerimizde, birçok köyde yeterli derecede verici bile yok, antenler yeterli sinyal vermiyor. Özellikle son altı yedi aydır sinyallerdeki düşüşlerden dolayı birçok kişi kendi evinde bile cep telefonunun artık yeterince sinyal almadığından şikâyetçi.

Bakın, ben size çok kısa bir örnek de vereceğim. Kendi ilim olan Uşak’tan Sivas ilçemizin Kökez köyüne buyurun gidin, yeterli anten var mı yok mu, cep telefonları çalışıyor mu çalışmıyor mu? Aynı şekilde Uşak ili Banaz ilçemizde Paşacık köyü.

Değerli milletvekili arkadaşlarımız, gelin, Paşacık köyünde bu yüzyılda, 2018 yılında, 2019 yılına girerken cep telefonu çekmiyor. Benim size tavsiyem, siz alacakları tahsil etme yolundan öte, siz vatandaşımızın daha iyi yaşaması anlamında gerekli olan antenleri kurdurun diyorum. Bunun yanında çok firma sahibi arkadaşımızın da zorluk çektiğinden dolayı… Siz ölen, ölmekte olan, can çekişen firmalara can suyu değil, bir an önce ölmeleri yönünde kanun çıkarıyorsunuz.

Ben daha fazla bu konuyla vatandaşlarımızın üzülmesini istemiyorum. Bir an önce ekonominin düzelmesi adı altında gereken adımların atılmasını sizlerden talep ediyorum.

Saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Genel Kurulu selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Altay…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aynı mahiyetteki önergelerin oylanmasından önce karar yeter sayısı talep ediyorum.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum… Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Değerli milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.49

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.05

BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK

KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

11’inci madde üzerinde aynı mahiyetteki önergelerin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeleri oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeleri kabul edenler… Etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önergeler reddedilmiştir.

16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

12’nci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 12'nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver

             İstanbul                                    Karaman

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri… (Uğultular)

Sayın Muş, özellikle arka taraftaki arkadaşlarımızı uyarmakta yarar var. Orada bir kalabalık yoğun bir şekilde toplantı yapıyor.

Değerli arkadaşlarım, Genel Kurulu izleyelim.

Değerli arkadaşlarım, lütfen Genel Kurulu izler miyiz? Konuşmaları dışarıda yapmanızda yarar var. Derin bir uğultu var, gerek yok buna.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, bir yarım saat daha ara verin.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Meclisin bir sakinlik içerisinde, bir mehabet içerisinde işlemlerini yürütmek benim görevim. Lütfen, arkadaşlarımız gerekli olan bu sessizliğe de bir riayet göstersinler.

Az önce okuttuğum önergeye Komisyon katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun teklifi Anayasa’ya aykırıdır. Belirli kurumlara ayrıcalık sağlayacaktır. Bu maddenin de teklif metninden çıkartılması gereklidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesinde yer alan “cevaplar” ibaresinin “yanıtlar” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Halil Öztürk                    Mustafa Hidayet Vahapoğlu                  Ayşe Sibel Ersoy

            Kırıkkale                                     Bursa                                        Adana

   Ali Muhittin Taşdoğan                        Hayati Arkaz                               Sefer Aycan             

            Gaziantep                                   İstanbul                                Kahramanmaraş

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Gaziantep Milletvekilimiz Ali Muhittin Taşdoğan.

Buyurun Sayın Taşdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; doksan yedi yıl önce bugün önce İngilizler Kilis’e girdi, arkasından, on bir gün sonra Gaziantep’e girdiler. İngilizlerden sonra Fransızlar işgal etti, onların işgali de yirmi ay sürdü. Yarın 7 Aralık, Kilis’in düşman işgalinden kurtuluşunun 97’nci yıl dönümü. Yüce Meclisten Kilisli hemşehrilerimize kurtuluş yıl dönümü kutlu olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Sayın milletvekilleri, İcra ve İflas Kanunu’nun 286’ncı ve 287’nci maddelerinde yapılan değişiklikler üzerindeki görüşlerimizi bildirmek istiyoruz.

İflasın ertelenmesi kurumunun kaldırılmasıyla birlikte ekonomik darboğaza düşen şirketlerin içinde bulundukları darboğazdan çıkabilmelerine ve borçlarını yeniden yapılandırabilmelerine imkân veren müessese “konkordato” olarak adlandırılmaktadır. 7101 sayılı Kanun’la İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişikliklerin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık sekiz ay içerisinde ülkemiz genelinde 1.028 konkordato başvurusu yapılmıştır. Bu başvurulardan 14 tanesi de seçim bölgem Gaziantep’tedir. Uygulamada İcra ve İflas Kanunu’nun 286’ncı maddesinde sayılan belgelerin mahkemeye sunulmasıyla birlikte mahkemelerimiz hiçbir araştırma yapmaksızın borçluya üç aylık bir geçici konkordato mühleti vermektedirler. Bu belgeler içerisinde en önemli olan, borçlunun bağımsız denetim kuruluşlarından aldığı finansal analiz raporlarıdır. Bu raporların borçlu tarafından herhangi bir bağımsız denetim kuruluşundan alınıp mahkemeye sunulması ve mahkemelerin başkaca bir inceleme yapmadan geçici mühlet kararı vermesi konkordato kurumuna olan güveni ve inancı sarsmakta, ayrıca birçok borçlunun hak etmediği hâlde konkordato talep etmesinde teşvik edici bir rol oynamaktadır. Bu çerçevede, konkordato teklifinin kabulü domino etkisi göstererek, zincirleme olarak başka konkordato tekliflerini de beraberinde getirmektedir. Bu durum, içinden geçtiğimiz hassas dönemde ekonomide âdeta bir yangın havası estirmektedir. Eldeki değişiklik teklifiyle her bağımsız denetim kurumu tarafından finansal analiz raporu verilebilmesi uygulamasının önüne geçilmekte, bu yetki sadece Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimiyle görevli bağımsız denetim kurumlarına bırakılmaktadır. Ayrıca bu denetimlerde objektifliği ve güvenirliği sağlayabilmek için denetim usulünün Türkiye denetim standartlarına göre yapılması prensibi benimsenmektedir. Böylelikle ekonomik hayatta konkordatoya ve mahkemelerin konkordatoya ilişkin kararlarına güven duyulması tekrar sağlanmaktadır. Diğer taraftan, finansal analiz raporlarını tanzim eden bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki, idari ve cezai sorumlulukları açıkça düzenlenmediğinden uygulamada bu kurumların gelişigüzel raporlar tanzim ettikleri gözlemlenmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 286’ncı maddesinde yapılan düzenlemeyle, bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki, idari ve cezai sorumlulukları açıkça düzenlenerek bunların güvenilir, objektif ve tarafsız raporlar hazırlamaları sağlanmaktadır.

7101 sayılı Kanun ile konkordato müessesinde yapılan değişikliklerin en önemli ayağını konkordato komiserleri oluşturmaktadır. Komiserler, konkordatonun belkemiğini oluşturmakta ve mahkemenin süreç içerisindeki elini ve ayağını teşkil etmektedir. Bu nedenle konkordato komiserlerinin işin ehli, yetenekli ve piyasayı bilen kişilerden olması şarttır.

Bu çerçevede, konkordatonun başarılı olması konkordato komiserinin marifetine ve yeteneğine bağlıdır. Uygulamada konkordato komiserlerinin ne yazık ki hem bilgi hem tecrübe bakımından yetersiz oldukları gözlemlenmiş ve ayrıca birçoğunun konkordatonun mahiyetini anlamaktan aciz oldukları tespiti yapılmıştır. Birçok kurumun verdiği birkaç saatlik konkordato komiserliği eğitimi ve bu eğitim sonunda verilen sertifikalar bu kurumlar bakımından yeni bir kazanç kapısına dönüşmüş ancak konkordato müessesine duyulan güvenin ve bu müessesenin ciddiyetinin tamamen ortadan kalkmasına neden olmuştur. Eldeki düzenlemeyle, işaret ettiğimiz sakıncaların giderilebilmesi için konkordato komiserliğine ilişkin şartlar yeniden belirlenmekte, işin ehli ve liyakatli kişilerin konkordato komiseri olarak atanması amaçlanmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir dakika ilave ediyorum.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Devamla) – Bu kapsamda özellikle 3 komiserin atandığı hâllerde 1’inin mutlaka Kamu Gözetim ve Denetim Kurumu tarafından yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış bağımsız denetçiler arasından atanması prensibi kabul edilmekte, konkordato kurumuna yeniden bir ciddiyet kazandırılmaktadır.

Ayrıca, tıpkı bilirkişilikte olduğu gibi konkordato komiserleri de bilirkişilik listesine kaydedilmekte ve böylece komiserler denetim altına alınmaktadır.

Konkordato kurumuna duyulan ihtiyaç hâlâ güncel olduğundan yapılan düzenlemeler uygulamada ortaya çıkan sorunları giderecek niteliktedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12’nci madde kabul edilmiştir.

Sayın Öztunç, bir talebiniz olmuştu bana, onu kısaca bir ifade edin, 13’üncü maddeye geçeyim.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Hükûmetin soru önergelerine cevap vermediğine, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin hangi mantıkla özelleştirildiğini, kaç liraya satıldığını, alan firmanın bakanlarla ilişkisinin olup olmadığını, işten çıkarılan işçilere niçin zulmedildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, soru önergelerini yolluyoruz, veriyoruz ama soru önergelerine maalesef Hükûmetten cevap gelmiyor. Sayın Mehmet Muş, Sayın Doğan Kubat belki cevap verirler diye soruyorum: Afşin-Elbistan Termik Santrali özelleştirildi. Özelleştirmenin ardından, burayı satın alan firma burada çalışan binlerce işçiyi kapının önüne koydu “Gidin, biz size haber vereceğiz, ona göre konuşuruz.” dedi. Burada çalışan binlerce insan, binlerce işçi şu anda mağdurlar. Kar, kış… Kış gününde insanlar evine ekmek götürme telaşına düşmüşken Afşin-Elbistan Termik Santralini hangi mantıkla özelleştirdiniz? Burayı kaça sattınız? Satılan yer içerisinde, satılırken, buranın malları vardı, onlar da dâhil edildi mi? Alan firmanın AK PARTİ’li Hükûmetin bakanlarıyla ilişkisi var mı, yok mu? Buradaki işçilere yapılan bu zulmün gerekçesi nedir? Elbistan ve Afşin halkını AK PARTİ niye sevmiyor?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 13’üncü madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç önerge vardır. İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

           Ayhan Erel                                 Şenol Bal                                 Aylin Cesur

             Aksaray                                     Ankara                                      Isparta

           Ümit Beyaz                          Arslan Kabukçuoğlu                Mehmet Metanet Çulhaoğlu

             İstanbul                                    Eskişehir                                     Adana

 

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

             Alpay Antmen                               Süleyman Bülbül                   Turan Aydoğan           

                 Mersin                                           Aydın                              İstanbul                

      İbrahim Özden Kaboğlu                      İsmail Atakan Ünver

                 İstanbul                                        Karaman

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önergeler üzerinde söz isteyen Adana Milletvekilimiz Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu.

Buyurun Sayın Çulhaoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Çulhaoğlu.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerinde vermiş olduğum önerge hakkında görüşlerimi ifade etmek üzere İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Kanunun adına bakınca abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarının takibi başlatılacak, kanunun maddelerine bakınca 27 madde torbaya konulmuş; torbada neler var, neler. İçinde çiftçilerimizin, memurlarımızın, esnaflarımızın, asgari ücretle geçinmeye çalışanlarımızın, işsiz gençlerimizin ve garip gurebalarımızın hayatlarını kolaylaştıracak hiçbir madde yok.

Peki, bu kanun kimleri koruyor, kimleri korumuyor? Çiftçilerimizi korumuyor, tarlalarını sulamak için kullandıkları elektriği satan şirketleri koruyor; memurlarımızı korumuyor, kullandıkları suyu, doğal gazı veren şirketleri koruyor; esnafımızı korumuyor, haberleşme için kullandıkları telefon şirketlerini koruyor. Şirketlerin alacaklarını hızlı tahsil etmeleri ve kriz ortamından etkilenmelerinin önlenmesi için sipariş verdikleri bir kanun teklifini görüşüyoruz. Yürütme makamının önceliğinin halk olmadığı bu kanunla bir kez daha belgelenmiş oluyor.

Anadolu’yu geziyoruz, 5 metrekarelik bir dükkânda esnaf 212 TL’lik aylık elektrik faturasını, bir lokantacı 2.150 TL’lik elektrik faturasını, daha büyük bir lokanta işletmecisi 8.245 TL’lik aylık elektrik faturasını göstererek feveran ediyor. Vatandaşın isteklerine neden kulak vermiyorsunuz arkadaşlar? Bugün burada bu vatandaşlarımızın dertlerine derman olacak yasal düzenlemeleri yapmak için çalışmamız gerekirken sipariş bir yasa için çalışıyoruz.

Değerli arkadaşlar, biraz insaf. “Kriz yok.” diyorsunuz. Kriz yoksa iktidar ve muhalefet olarak seçim öncesi söz verdiğimiz 3600 ek gösterge için yasal düzenleme yapmaktan neden kaçınıyorsunuz? Emeklilikte yaşa takılanların gasbedilen haklarını iade edecek yasal düzenlemeye neden destek olmuyorsunuz? Kanun tekliflerimiz neden reddediliyor?

Değerli milletvekilleri, abonelerin ödeyemedikleri borçları tahsil etmek için şirketler, avukat ücretleri, takip masraflarından kurtulmak ve alacaklarını daha hızlı tahsil etmek için bu yasayı sipariş etmişler. Ey yüce milletim, yetki verdiğin AK PARTİ’nin önceliği artık sen değilsin, bu sipariş yasaları verenler. Şayet öncelik sen olsaydın yılbaşını beklemeden enflasyon farkını vermek için çaba sarf edebilirlerdi. Bir ümitle bekleyin! 31 Martta seçim var, seçim öncesi belki siz akıllarına gelirsiniz. Gelirsiniz de seçimden sonra ne olur bilemem!

Değerli milletvekilleri, 13’üncü maddenin birinci fıkrasında bağımsız denetim raporu hazırlayarak denetim kuruluşları daraltılmakta, sadece kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının rapor hazırlaması öngörülmektedir. İkinci fıkrasında hazırlanacak raporun içeriği değiştirilip finansal analiz raporundan makul güvence veren denetim raporuna dönülmektedir. Üçüncü fıkrasında 7101 sayılı Yasa’yla getirilen düzenlemede küçük işletmeler için aranmayan bağımsız denetim şartı, konkordato talep eden şirketlerin tümüne zorunluluk şeklinde getirilmektedir. Mevcut uygulamaya göre konkordato talebinde bulunacak firma konkordato teklifinin ön projesini hazırlamaktadır. Bu proje üzerinde belli büyüklükteki firmalar için Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşları tarafından, konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu ya da projenin gerçekleşmeyeceğini dayanaklarıyla gösteren bir finansal analiz raporu hazırlanması istenmektedir. İlgili mahkeme bu raporlar üzerine geçici mühlet kararı verir ve konkordato süreci başlar ya da olumsuz rapor üzerine firma talebi reddedilir. Hâlen bağımsız denetim raporu düzenleme şartı 3/6/2011 tarih ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 28’inci maddesi kapsamında küçük işletmeler bakımından uygulanmamaktadır. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkındaki Yönetmelik’in 5’inci maddesinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ilave edelim, tamamlayalım.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) - …mikro işletmeler, küçük işletmeler ve orta büyüklükte işletmeler tarif edilmektedir.

10 işçi çalıştıranlar mikro işletmeler, 50 kişiden az yıllık çalışan istihdam edenler küçük işletmeler ve 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 125 milyon Türk lirasını aşmayanlar orta işletmeler olarak tanımlanmakta.

Görüldüğü gibi, 7101 sayılı Yasa’yla getirilen düzenlemede küçük işletmeler için aranmayan bağımsız denetim şartı, konkordato talep eden şirketlerin tümü için zorunla hâle getirilmektedir. Öte yandan, sınırlama getirilerek belli ve az sayıda olan bağımsız denetim şirketine ayrıcalık tanınmaktadır. Yürürlükte olan İcra ve İflas Kanunu’nun 286’ncı maddesinde konkordato talebiyle ilgili olarak mahkemeye sunulacak mali tablonun en fazla kırk beş gün eskiye dayanabileceği belirtilmektedir.

Bu nedenle, düzenlenen 13’üncü maddeyle ilgili getirilmek istenen değişiklik teklifinin İYİ PARTİ olarak uygun olmadığını belirtir, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Turan Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Aydoğan, süreniz beş dakika.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Hakkında değişiklik önergesi verdiğimiz 13’üncü madde konkordato kurumuyla alakalı. Burada denetim kuruluşunu belirleme yetkisi Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumuna veriliyor. Ama sorun başka bir yerde. Düzenlemenin ilk fıkrasında konkordato ilan edebilmek için konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesi için makul güvenceden bahsediliyor.

Sayın vekiller, kanunlarda belirsizlik olmaz. Eğer bir belirsizlik varsa kanunda, bu kanun suistimal edilmeye elverişli hâle gelir. Burada diyor ki: “Makul güvence.” Peki, nedir bu makul güvence? Neye göre makul, kime göre makul? 600 milletvekiline sorsak hepsi ayrı ayrı “makul” tarifi yaparlar. Biz bu teklif üzerine konuşurken siparişle hazırlanmış, aceleye getirilmiş bir teklif diye eleştirmiştik, çok sayıda hata barındırıyor demiştik. 12, 13, 14, 15, 16, 17’nci maddelerde bir bütün olarak konkordato uygulamasına ilişkin değişiklikler öngörülüyor, sistem neredeyse sil baştan hâle getiriliyor. Daha önce denetim ve analiz raporundan muaf tutulan küçük işletmeler teklifin yasalaşmasıyla birlikte bu talepte bulunabilmek için denetim ve analiz raporu getirmek zorunda kalacak. Bu, küçük işletmelere büyük işletme muamelesi yapmaktır. Güvence veren denetim raporu ile denetim ve analiz raporlarının maliyetleri, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu taleple ilgili haklarını kullanmasını engelleyecektir.

Sayın milletvekilleri, dün birinci bölüm üzerinde yaptığım konuşmada da söyledim, ekonominin kötüye gidişini sadece hukuki düzenlemelerle önleyemezsiniz. Gerçekten hukuki güvence çok önemli ekonomi için ama sadece hukuksal standartlarda değişiklik yaparak böyle bir işlemle beraber ekonomiyi düzeltemezsiniz. Yaşadığımız bir krizdir; siz bunu kabul etseniz de etmeseniz de ekonomide olup bitenin üzerini dış güçler üzerinden açıklamaya kalksanız da yani örtmeye çalışsanız da ekonomik veriler başka şeyler söylüyor. İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı 2018 Ekim döneminde önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23 oranında artış göstermiş ve 3,2 milyona ulaşmış. İşsizlik ödeneği için başvuranların sayısı da ekim ayında önceki yıla göre yüzde 49,1 artmış. Sadece ekim ayında protesto edilen senet sayısı yüzde 62 artarak 2 milyar TL’nin üzerine çıkmış. Bu yılın ilk on ayında tutar ne kadar biliyor musunuz sevgili arkadaşlar? Tam 14,9 milyar TL ve geçen yıla göre yüzde 41’lik bir artış göstermiş. Karşılıksız işlemi yapılan çeklerin tutarı geçen yıla göre yüzde 162 artmış. Rakamlar bunları söylüyor, siz başka şeyler söylüyorsunuz.

Peki, nedir bu krizin nedeni? Ben size temel iki tane nedenden bahsedeyim. Birincisi, tek adam-parti devleti projesini hayata geçirerek ülkede hukuk devletini ve demokrasiyi bitirerek bunu yarattınız. Hepimiz biliyoruz ki hukukun olmadığı yerde yatırım olmaz; yatırım olmazsa iş olmaz; iş olmazsa aş olmaz; aş olmazsa da bunlarla uğraşırsınız.

İkincisi ise, bugüne kadar izlenen, ülkeyi borca batıran, ekonomiyi sıcak parayla şişirme politikasıdır. Türkiye ekonomisi bu politikalar nedeniyle hâlâ dünyada en kırılgan ekonomilerden biridir. Hâl böyleyken kalkıp konkordato ilan etme koşullarını zorlaştırarak evin tozunu halının altına süpürüyorsunuz. Böylece krizin üzerini mi kapatacağınızı zannediyorsunuz? Ekonomiye güven yok, üretim durmuş, üniversiteli işsiz sayısı 1 milyon 100 bin kişiyi aşmış. Hayat pahalılığında dünyadaki ilk 10 ülke arasına girmişiz fakat hakkınızı yemeyelim, tüm olan bitenin sorumlusunu buldunuz: Soğan. Ya, böyle şeylerle bizi niye oyalıyorsunuz?

Durumun ciddiyetinin farkında değilsiniz belki. Hâlen pansumanla bu krizi ötelemeye çalışıyorsunuz, seçimi atlatmaya çalışıyorsunuz aslında geçici önlemlerle. Ancak bu kriz ne geçici önlemlerle ne atlatmacayla atlatılabilecek gibi de durmuyor. Gönlümüz istiyor ki ülkemiz bu krizden çok kısa sürede çıksın, gönlümüz istiyor ki bu krizin faturasını çok daha ağır ödemeyelim, gönlümüz istiyor ki çocuklarımızın geleceğiyle ilgili daha garanti bir gözle hayata bakabilelim ama sizde -işin aslı- tık yok. Sizi makul olmaya davet ediyorum, sizi sipariş yasalarla bu Meclisi oyalamak yerine bu ülkenin sorunlarını makul düzeyde konuşmaya davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydoğan.

Değerli milletvekilleri, aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 13’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Muş                         Mehmet Doğan Kubat                    Fehmi Alpay Özalan

             İstanbul                                    İstanbul                                       İzmir

           Hasan Çilez                         İsmail Emrah Karayel                         İsmail Tamer

             Amasya                                     Kayseri                                     Kayseri

           Ahmet Tan                          Mücahit Durmuşoğlu                          Ali Özkaya

             Kütahya                                   Osmaniye                               Afyonkarahisar

“MADDE 13- 2004 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"e) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence veren denetim raporu ile dayanakları.”

"Birinci fıkranın (e) bendi kapsamında düzenlenecek raporlar ve bu raporlara dayanak olacak denetimlerde, denetim kuruluşlarının faaliyetleri, hak ve yükümlülükleri, raporların inceleme ve denetimleri, bu raporlar sebebiyle doğacak idari ve hukuki sorumluluk ile diğer hususlar hakkında 26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon okutulan önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde…

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, denetim raporlarının kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarından alınması yerine tüm bağımsız denetim kuruluşlarından alınabilmesi için (e) bendinde yer alan “kamu yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için” ibaresi madde metninden çıkarılmaktadır. Ayrıca denetim raporuna esas mali tabloların hangi tarihe ait olacağı hususu alt düzenleyici işlemlerle belirlenebileceğinden, olası tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddenin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır.

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, gerekçesi okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 13’üncü madde kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde dört önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver

             İstanbul                                    Karaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Teklif metni Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve Anayasa’nın madde 138/2 hükmüne aykırıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 14’üncü maddesi ile 2004 sayılı Kanun’un 287’nci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenmesi öngörülen cümlede yer alan “ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Muş                         Mehmet Doğan Kubat                    Fehmi Alpay Özalan

             İstanbul                                    İstanbul                                       İzmir

          İsmail Tamer                        İsmail Emrah Karayel                         Hasan Çilez

             Kayseri                                     Kayseri                                     Amasya

           Ali Özkaya                                 Ahmet Tan                          Mücahit Durmuşoğlu

        Afyonkarahisar                                Kütahya                                    Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe lütfen.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, konkordato komiseri olarak atanacak bağımsız denetçilerin daha geniş bir listeden seçilebilmesi için “sorumlu denetçi” olma şartı kaldırılmaktadır.

BAŞKAN – Okutulan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

          Metin Ergun                               Enez Kaplan                             Fahrettin Yokuş

              Muğla                                     Tekirdağ                                      Konya

Mehmet Metanet Çulhaoğlu                    Hasan Subaşı

              Adana                                      Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

14’üncü maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinde yer alan “durumunda” ibaresinin “halinde” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Hidayet Vahapoğlu                     Halil Öztürk                            Ayşe Sibel Ersoy

               Bursa                                     Kırıkkale                                     Adana

   Ali Muhittin Taşdoğan                        Hayati Arkaz                               Sefer Aycan

            Gaziantep                                   İstanbul                                Kahramanmaraş

          Ümit Yılmaz

              Düzce

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Düzce Milletvekilimiz Sayın Ümit Yılmaz.

Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP sıralarından alkışlar)

ÜMİT YILMAZ (Düzce) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 14’üncü maddesinin değiştirilmesi hakkında söz almış bulunmaktayım.

2018 yılının başından itibaren yaşanan ekonomik sıkıntı birtakım dış güçlerin müdahalesiyle beraber büyümüş ve ülkede yaşayan insanlarımız için zor bir süreç başlamıştır. Bu süreçle beraber yeni oluşan ekonomi yönetimi temmuz ayından itibaren birtakım ekonomik kararlar alarak krize evrilmeye çalışılan sıkıntıları atlatmak için üzerine düşeni yapmaya çalışmıştır. Bu alınan kararların birçoğuna katılmakla beraber eksik gördüğümüz ve yaşanan ekonomik sıkıntıların atlatılması için yapılması gerekenleri Milliyetçi Hareket Partisi olarak mevcut Hükûmete tavsiye olarak bildirmeye devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak ülkemize yapılan gerek terör saldırılarını gerekse ekonomik saldırıları ülkenin bekasına yapılan saldırılar olarak görüyoruz. Bu yüzden, her ne kadar ekonomide yaşanan sıkıntıların müsebbibi son dönemlerdeki ekonomi yönetiminde yapılan yanlışlıklar olsa da 2001 yılında partimizin de içinde bulunduğu 57’nci Hükûmete yapıldığı gibi ülkemizin bekasını sıkıntıya sokacak şekilde davranamazdık ve davranmadık da.

Değerli milletvekilleri, Meclise sunulan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle şirketlerin konkordato ilanına yönelik düzenlemeler getirilmektedir. Son dönemde yaşanan ekonomik sıkıntılar şirketleri, sanayicileri ve işletmeleri oldukça zor durumda bırakmaktadır. Konkordato isteyen şirketlerin sayısı her geçen gün artmakta, bu artış piyasayı ekonomik ve psikolojik olarak tedirgin etmektedir. Bize gelen bilgilere göre, konkordato isteyen işletmelerin birçoğunun devletten hak ediş ve KDV alacakları vardır. Bu alacakları devlet tarafından ödenmemesine rağmen konkordato isteyen şirketlerin alacak hanesinde görüldüğü için şirketlerin talebi kabul edilmemektedir. Burada ekonomi yönetimi üzerine düşen, devletten alacağı olan şirketlerin ya alacakları ödenmeli ya da alacaklarının borçlu oldukları işletmelere ödenmesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde konkordato ve iflas silsilesi domino taşı etkisiyle diğer işletmelere de sirayet edecektir. Bu, sıkıntı içindeki ekonomiyi daha da içinden çıkılmaz bir hâle sokacak, ayrıca işsiz kalan insanlar ve aileleri istihdam sorununa sebep olacak, bu da toplumsal barışı derinden etkileme riski doğuracaktır. Gerçekten zor durumda olan şirketlerin yanında, sayıları az da olsa ekonomik sıkıntıları bahane ederek konkordato ve iflas isteyen şirketler de vardır. Ekonomi yönetiminin bu tür şirketler için yapması gereken, gerekli incelemelerin süratle yapılarak art niyetli şirketlere cezai müeyyide uygulamasıdır.

Değerli milletvekilleri, getirilen kanun teklifiyle zor durumdaki şirketlerin devletten alacağına bir sürat getirilmezken bazı şirketlerin icradan alacağına çabukluk sağlanması ekonomiye artı bir değer katmayacaktır, sadece vatandaşın gözünde icrayı kolaylaştıran Hükûmet olarak görülecektir. Tabii ki burada tercih Hükûmetindir ancak ekonomiyi bulunduğu sıkıntılı süreçten çıkarmak için yapılması gerekenler bellidir. Eğer piyasayı rahatlatmak istiyorsanız küçük esnafa, sanayiciye ve çiftçiye dönük, üretimi artırıcı eylem planları hazırlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır. Küçük esnafımızın Esnaf Kefalet Kooperatifine olan borçları ertelenmeli, esnafımızın işletmesine yönelik yeni krediler sağlanmalı, bu krediler verilirken küçük esnafımızın bankaların insafına bırakılmaması sağlanmalıdır. Bu, küçük esnafımıza rahat bir nefes aldıracaktır. Çiftçilerimizin de Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları acilen ertelenmeli, ayrıca çiftçimizin üretimini artıracak doğrultuda önlemler ve teşvikler bahar gelmeden açıklanmalıdır. Çiftçinin en büyük girdi maliyeti olan gübre, mazot, zirai ilaç gibi tarımsal üretimi önemli derecede etkileyen emtialar çiftçiye daha ucuz verilmelidir. Sanayicinin üretimi artırmasına yönelik teşvikler devam etmeli, son dönemlerde yapıldığı gibi, cari açığa sebep olan sektörlerde yatırımlar desteklenmelidir. Üretimin önündeki vergi yükü azaltılmalı, sanayicinin üretimi bırakıp müteahhitlik yapmaması sağlanmalıdır. Yatırım yapmak ve büyümek isteyen sanayiciye OSB’lerde yer tahsisinde kolaylık sağlanmalı, OSB’lerden yer tahsisi yapılmış ama faaliyete geçmeyen firmalar için önlem alınmalı, OSB’ler rant kapısına çevrilmemelidir. Sanayicinin üretimi artırmasına ve istihdama yönelik önündeki engeller kaldırılmalı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yılmaz, bir dakika ilave ediyorum.

ÜMİT YILMAZ (Devamla) - …elektrik ve doğal gaz kullanımına teşvikler verilmeli ve kalifiye eleman sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK’le koordineli çalışması sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, ayrıca son dönemde elektrik, su ve doğal gaz faturalarında vatandaşlarımızdan alınan dağıtım, kayıp kaçak, sayaç okuma, TRT payı gibi ücretlerin çıkarılması ve alınmaması gerekmektedir. Devletin görevi, ödemeyen ve kaçak kullananı tespit ederek cezalandırmaktır, ödemeyenin cezasını faturasını düzenli ödeyen vatandaştan çıkarmak değildir.

Vatandaşımıza son günlerde OGS ve HGS’lerden kaçak geçtiğine dair cezalar gittiğine yönelik birçok şikâyet hepimizin kulağına gelmektedir. Bu asılsız cezalar vatandaşları canından bezdirmiştir. Bu cezaların fotoğraflı olarak düzenlenmesi ve itirazların ivedilikle görülmesi şarttır. Ayrıca kaçak geçişlerde cezaların gönderilmesinde süre şartı getirilmeli, iki yıl biriktirip gönderilmemelidir.

Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyor. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yılmaz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 14’üncü madde kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde üç önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 15'inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                   Turan Aydoğan

                     Mersin                                       Aydın                              İstanbul

          İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver

                    İstanbul                                    Karaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Teklifin bütünü Anayasa’ya aykırı olduğu için bu maddenin de teklif metninden çıkartılması gereklidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 15’inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 2004 sayılı Kanun’un 290’ıncı maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Mehmet Muş                         Mehmet Doğan Kubat                    Fehmi Alpay Özalan

             İstanbul                                    İstanbul                                       İzmir

          İsmail Tamer                        İsmail Emrah Karayel                         Hasan Çilez

             Kayseri                                     Kayseri                                     Amasya

           Ahmet Tan                                 Ali Özkaya                          Mücahit Durmuşoğlu

             Kütahya                                Afyonkarahisar                               Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) - Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Önergeyle, kanunun çerçeve 14’üncü maddesinde yapılan değişikliğe uyum sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 15’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "değiştirilmiştir” ibaresinin "düzenlenmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

          Hüseyin Örs                               Ümit Beyaz                                Ahmet Çelik

             Trabzon                                    İstanbul                                     İstanbul

          Aylin Cesur                              Ümit Dikbayır

              Isparta                                     Sakarya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Trabzon Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Örs. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Örs.

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi konusunda İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu merak ediyorum: Muhatapları tarafından dile getirilemeyen, televizyonlarda, gazetelerde yer bulamayan, bir ekonomik kriz nedeniyle dara düşen, mağdur olan vatandaşlarımızın fatura yükünü hafifletmek, onlara ödeme kolaylığı sağlamak ve geçimlerini kolaylaştırmak varken bu kanun teklifiyle kime hizmet edilmek istenmektedir? Öğretmenlerimiz, polislerimiz, hemşirelerimiz, memurlarımız ve pek çok kamu personelimiz 3600 ek gösterge beklerken bu kanun teklifindeki aceleniz niyedir? Kaçak elektrik konusunda susanlar, patronların vergilerini affedip vergi yükünü vatandaşa bindirenler, TRT payıyla faturaları şişirenler, vatandaşlarımızın çektiği sorunları daha ne kadar görmezden geleceklerdir? “İtibardan tasarruf olmaz.” diyenlere sesleniyorum. Şirketleri geçtik, vatandaşlarımız dahi konkordato ilan etmeye başlarken daha ne kadar susacaksınız, daha ne kadar görmeyeceksiniz, daha ne kadar konuşmayacaksınız?

Değerli milletvekillerim, milletvekili olduğum Trabzon’da 2018 yılı itibarıyla yani 2018’in 1 Ocağından 3 Aralık tarihine kadar 35.295 tane icra dosyası vardır. Yine, Trabzon ilimizde; 8’i Ortahisar, 1’i Maçka, 1’i Akçaabat’tan olmak üzere 10 tane konkordato başvurusu vardır. Bunun anlamı şudur: Trabzon’daki esnaf, sanayi sitesindeki esnaf, Uzun Sokak’taki esnaf, Kunduracılar’daki esnaf, daha önceden almış olduğu kredileri ödeyemediği için bankaların haciz baskısıyla karşı karşıyadır.

Burada da içeriği ile başlığı farklı olan bu değişiklik teklifiyle siz neyi amaçlıyorsunuz? İcra ve iflas dosyalarının 20 milyon sınırına geldiği ülkemizde vatandaşın evine aş getirme derdi varken, üniversite mezunu gencin iş kaygısı varken, emeklinin ayın sonunu getirememe korkusu varken, çiftçinin ürünü beş para etmezken, emeklilikte yaşa takılan milyonlarca vatandaşımızın mağduriyeti gün gibi ortada dururken, kısaca, milletin derdi başkayken bu kanunu hazırlayanların derdi nedir acaba?

Değerli milletvekilleri, biz milletvekiliyiz, milletin vekiliyiz. Evine ekmek götüremeyenler, ekmeğini çöpten toplayanlar, değil ay sonunu ayın ortasını getiremeyenler, çoluğuna çocuğuna cep harçlığı veremeyenler, kirasını, faturalarını ödeyemeyenler, borcu borçla kapatanlar, kredi kartının asgarisini ödeyerek ev geçindirmeye çalışanlar, pazara sadece gece çıkacak hâle gelenler gözlerini Meclisimize dikmiş, kulaklarını bize vermiş, bir çözüm ve bir ses beklemektedir. Bu ses Gazi Meclisten yükselmeli; vatandaş dermanını burada görmelidir.

Biz İYİ PARTİ olarak, yandaş kayırmayan, yolsuzluk ve rüşvetin önüne geçmiş, gençleri huzurlu ve mutlu, anne ve babaları çocuklarının gelecek kaygılarından kurtulmuş bir Türkiye için buradayız.

Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 15’inci madde kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde iki önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver

             İstanbul                                    Karaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Önerge üzerinde gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddeyle subjektif bir kıstas getirilmekte ve konkordato ilanı olanaksız hâle getirilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 16’ncı maddesinde yer alan “anlaşılıyorsa” ibaresinin “tespit ediliyorsa” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

            Şenol Bal                                 Aylin Cesur                             Ayhan Altıntaş

              Ankara                                      Isparta                                      Ankara

     Arslan Kabukcuoğlu                          Ümit Beyaz

            Eskişehir                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – 16’ncı madde üzerindeki önerge hakkında konuşmak isteyen Isparta Milletvekilimiz Sayın Aylin Cesur.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 16’ncı maddesi için görüşlerimi ifade edeceğim.

16’ncı maddenin içeriği doğru fakat bu düzenlemeler darboğaza giren reel sektöre derman değil. 16’ncı maddedeki bu eklemelerle hâkimlere ve bilirkişilere sonsuz bir yetki veriliyor. Teklif, konkordato ilan etmemesi gereken bir firmanın etmesi veya konkordato ilan etmesi gereken bir firmanın da etmemesi yönünde bir karar verilmesinin önünü açmakta. Bu yönüyle bilirkişilik müessesenin de mahkemelerin önüne geçmesine sebep olacak bir düzenleme aslında. Bu sistem sonuç olarak rantiyeden para kazanmanın yolunu açmaktadır. Basit bir örnek verelim: 1 milyon liralık vadeli borcunu konkordatoyla bir yıla yayan kişi bu borcu kendi işletmesine dâhil ederek bir kaynak yaratırsa ve -biraz önce bahsettiğim bu işletme sahibinin kötü niyetli olduğunu varsayalım- vadeli aldığı malları spot piyasada satarak elde ettiği nakdi de mevcut piyasa faiz oranları üzerinden bankalara, vadeli mevduata yatırırsa ve yıllık yaklaşık yüzde 25 kazanma imkânı elde eder şimdiki şartlarda; bu da yıllık 250 bin lira faiz geliri demektir. Böylece hiçbir iş yapmasına gerek kalmaz. Olay, kısa ve öz budur. Sözde “Rantiyeyi engelleyeceğim.” diyen Hükûmet, iflas erteleme müessesesini kaldırıp konkordatoya geçme kararı alarak âdeta rantiyenin önünü açmaktadır. Bu düzenlemeyle Türk ticari hayatında vadeli satışın önünü de kapatmaktadır.

Bugün itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 3 bin firmanın konkordato ilan ettiği medyaya yansıyan bir gerçek ve bu sayının yıl bitmeden 5 bin ilâ 7 bin arasında olacağı da öngörülüyor. Ülkenin önde gelen kurumsal şirketleri ve markaları bir bir konkordato ilan etmeye başladılar. Sürekli olarak nakit akışını sürdürebilmek için banka kredisine ihtiyaç duyan firmalar artık tükenmiş durumda. Bu yüzden mahkemelerden konkordato talep ederek kendilerini oksijen çadırına atmaya çalışmaktalar. Bu tamam da firmaların tamamında borca batıklık söz konusu değil.

Değerli arkadaşlar, sorun para sorunu. Firmaların çoğunun mal varlığı aslında mevcut olan borçlarından fazla ancak sorun, krediye dayalı sistemin iflası. Bu aslında şu demek: Ben bugün burada huzurunuzda ve bizi izleyen milletin huzurunda kırmızı alarm butonuna basıyorum ve piyasaya düşük maliyetli kredi pompalanmaya devam ettiği sürece konkordato talebiniz kabul edilse dahi doğacak sonuç, oksijen çadırından eve gitmek değil, Karşıyaka Mezarlığı’na gitmek olacaktır.

Şirketlerin 2002’de bankalara olan borcu 37,5 milyar dolar, 2009’da şirketlerin dövizle borçlanmasına izin verilmesiyle bugün bu rakam 330,1 milyar dolar yani 10 kat artmış değerli arkadaşlar. Ekonomi ne kadar iyi yönetilmiş, sadece bu gösterge bile aslında hepimize çok önemli bir sonuç veriyor. On altı yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisinin sanki başka bir ülkede yaşıyormuş gibi zaman zaman “Ekonomik kriz yok.” falan diye de açıklamalar yapmasının takdirini Yüce Meclisimize ve bizi burada izleyen değerli milletimize, sevgili vatandaşlarımıza bırakıyorum.

Evet, bu tablo, tefecilerin piyasayı ele geçirmesine yol açacaktır. Ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun yani TESK’in verilerine göre 2016’da 101.614 esnaf kapısına kilit vurdu. Bu ne demek biliyor musunuz? Günde 38 esnaf ve her ay da yaklaşık bin tane esnaf dükkânını kapatıyor, gidiyor. Şimdi, buna böyle baktığınız zaman durumun vahametini eminim buradaki arkadaşlarımın hepsi anlıyor. Yani, anlayamıyorlarsa zaten millet anlıyor değerli arkadaşlarım. Şimdi ben de burada söyleyerek belki bir insafa gelinir mi acaba diye tekrar tekrar altını çizmek için dile getiriyorum. Bunlar geçen ayki rakamlar, emin olun bir iki ay içerisinde bu tablo daha da vahimleşecek çünkü piyasalar bir şeklide kendisini dengelemeye çalışıyor. Hani, Allah vermeye diyorum önümüzdeki günleri, çok sıkıntıya gireceğiz, öyle görünüyor.

24 Haziran seçimlerinden önce manifestonuzda ve meydanlarda ne dediniz? Başkanlık sistemi gelince Türkiye uçacaktı. Ee, hani? Şimdi, bakıyoruz, yüz altmış yedi günde Türkiye uçmadı ama dolar uçtu, faiz uçtu, enflasyon uçtu, konkordato uçtu...

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Soğan uçtu.

AYLİN CESUR (Devamla) - …işsizlik uçtu, zamlar uçtu, papaz uçtu, Suudi Konsolos uçtu, her şey ve herkes uçtu. Uçmayan ne biliyor musunuz? Çiftçi, memur, işçi, köylü, esnaf dibe vurdu değerli arkadaşlar.

Evet, İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonuna göre 700 bin kişi işsiz kalma riskiyle karşı karşıya ve 3 bine yakın şirketin yüzde 75’i inşaatla ilgili.

Bakın, on yedi yılda doğru dürüst fabrika kurmadığınız gibi, mevcut fabrikalara da sahip çıkmadınız. Diyorum ki: Keser döner, sap döner; gün gelir devran döner. Gün gelir devran döner, dönecek de. Piyasalarda zor durumda olan herkese sesleniyorum: Hiç merak etmeyiniz, bütün bunların hepsinin çözümü yakındır.

Sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 16’ncı madde kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, 17’nci madde üzerinde iki önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 17’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver

             İstanbul                                    Karaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun bütünüyle Anayasa'ya aykırı olduğundan maddenin de teklif metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı

Görüşülmekte olan "Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin" 17’inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın” ibaresinin cümleden çıkartılmasını arz ve teklif ederim.

     İmam Hüseyin Filiz                          Metin Ergun                              Ümit Dikbayır

            Gaziantep                                     Muğla                                      Sakarya

          Enez Kaplan                     Mehmet Metanet Çulhaoğlu                            

             Tekirdağ                                     Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Adana Milletvekilimiz Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu.

Buyurun Sayın Çulhaoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 17’nci maddesi üzerinde öz almış bulunuyorum. İYİ PARTİ Grubu adına yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun da AK PARTİ tarafından alışkanlık hâline getirilen torba yasalardan birisi. İçine olumlu maddelerin yanına bir iki olumsuz madde koy, hepsini birlikte oyla. Bu mantık ve yaklaşım sizce doğru olabilir, bizce doğru değil arkadaşlar.

Kanun teklifinin aceleyle hazırlanmış olduğu teknik hatalardan anlaşılmaktadır. Kanun teklifi içerisinde Türk Ticaret Kanunu, İcra ve İflâs Kanunu, Harçlar Kanunu’nda değişiklik yapılmakta olduğunu görüyoruz.

AK PARTİ on altı yıldır iktidarda. Biz burada, milletin temsil edildiği yüce Mecliste, sanayici, esnaf, ithalatçı, ihracatçı, çiftçi, memur borç batağında, bunların gelir seviyelerini artıracak yasal düzenlemeleri yapmamız gerekirken sermaye odaklarını memnun edecek sipariş bir teklifi yasalaştırmak için çalışıyoruz. Bu, kabul edilemez.

Bundan on yıl önce icra ve iflas dosyası 8 milyon iken 2018 yılında 19 milyon 901 bin icra iflas dosyası var. On yılda icraya düşen, iflas eden yüzde 250 artmış; AK PARTİ’nin eseri, iflasları artırmak olmuştur.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ’nin 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’na eklemek istediği geçici 15’inci maddeyle, artık icradan başını kaldıramayan, iflasın eşiğine gelmiş firmaların dosyalarını kurtarmak için değil, 2004 sayılı Kanun’un 290’ıncı maddesinin beşinci fıkrasındaki konkordato komiserliğinin niteliklerini belirleyen Adalet Bakanlığının yönetmeliği devre dışı bırakılmış. “Komiser listesi oluşturuluncaya kadar listeden görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın komiser görevlendirilir.” hükmü getirilmek istenmekte. Neden görevlendirme usulü bozulmaktadır? Bu aceleniz niye değerli arkadaşlar?

Uygulanan ekonomik politikaların sonucu olarak, son zamanlarda döviz kurunun hızla yükselmesi, girdi maliyetlerinin artması ve kamu kurumlarının özel sektöre olan borçlarını zamanında ödeyememesi nedeniyle firmalar zor duruma düşmüştür. İç talep azalmış, kurumsal yapı içerisinde gelir-gider dengesizliği dayanılmaz hâle gelmiştir. Banka kredilerinde vadeleri henüz gelmemiş borçlar bile istenir hâle gelmiş, muaccel hâle getirilen kredilere yüzde 90’lara varan faiz uygulanmaya başlanmıştır.

Bunun yanında, kamu kurumlarının ödenek sıkıntıları nedeniyle nakit akışının aksaması yüzünden özel sektörün taahhüdü altındaki işler zamanında bitirilemediği gibi, artan maliyetler yüzünden likidite darlığı başlamıştır. Firmaların tahsilat oranları yüzde 70-80’lerden yüzde 30-40’lara düşmüştür.

Belirttiğimiz nedenlerle ülkemizin köklü bazı işletmeleri de dâhil yüzlerce firma, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemez ya da gelecek vadede ödeyememe tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ekonomik kriz sebebiyle iş yapamadıkları için borç batağına düşen firmalar, alacaklıların haciz baskısından ve iflas etmekten kurtularak varlıklarını sürdürebilmek için konkordato talebinde bulunmaktadırlar. Çünkü artık sermayesini koruyamaz, yanında çalıştırdığı işçilerine maaşlarını veremez, hatta sigortalarını yatıramaz hâle gelmişlerdir. Yoksa hangi firma sahibi yok olmak ister.

Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere 15/3/2018 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile İcra ve İflas Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik yapılmıştır. En önemli değişikliklerden birisi de iflas ertelemesinin kaldırılarak yerine yeniden düzenlenmiş konkordato hükümlerinin getirilmesi olmuştur.

Sekiz ay önce 7101 sayılı Kanun’da yaptığınız değişiklik, sekiz ay sonra işe yaramaz hâle geldi. Bugün yeni düzenlemeyle konkordato ilanını zorlaştırıyorsunuz. Atı alan, Üsküdar’ı geçti arkadaşlar; büyük şirketler konkordato ilan ettikten sonra küçük işletmelerin konkordato ilan etmesinin önünü kapatıyorsunuz, küçüklerin iflasının önünü açıyorsunuz. Bu vebal size yeter.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çulhaoğlu, bir dakika ilave edelim, tamamlayalım.

MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yaklaşık sekiz aydır uygulanmakta olan konkordatoya ilişkin bazı hükümler, 13/11/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Adalet Komisyonundan geçen Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 13, 14, 15, 16 ve 17’nci maddeleriyle yeniden düzenlenmektedir. Düzenlemenin genel gerekçesinde özetle sekiz aylık uygulamanın sonucunda bazı sorunların çıktığı, bu nedenle yeni düzenlemeye gidildiğinden söz edilmektedir. Bu sorunların ana noktalar itibarıyla neler olduğu belirtilmediği gibi getirilen madde değişiklikleriyle hangi sorunların giderileceği de açıkça belirtilmemiştir. Ayrıca getirilen maddelerle telafisi imkânsız ne gibi olumsuz sonuçların doğacağı da göz ardı edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, elimde resmî makamlardan aldığım konkordato ilanları var. Adana ilinde 8 firma, Türkiye genelinde 523 şirket konkordato ilan etmiştir. Bu, krizin sonucu değilse nedir? Dilerim bu icra ve iflas sayıları artmasın ama görünen köy de kılavuz istemiyor arkadaşlar. AK PARTİ’nin bu istikrarsız ekonomik siyasi anlayışıyla bu ekonomik krizin çözülemeyeceği aşikârdır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çulhaoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 17’nci madde kabul edilmiştir.

18’inci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 18'inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan           

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul                

     İsmail Atakan Ünver                          Necati Tığlı                       İbrahim Özden Kaboğlu

             Karaman                                    Giresun                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Giresun Milletvekilimiz Sayın Necati Tığlı… (CHP sıralarından alkışlar)

Siz de tığ gibisiniz Necati Bey. (CHP sıralarından alkışlar)

NECATİ TIĞLI (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Harçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Arabuluculuk Kanunu, İcra ve İflas Kanunu aynı torbanın içine tıkılmış ve Meclise getirilmiştir. Maalesef bu kanun teklifi de diğer tüm kanun tekliflerinde olduğu gibi AKP’nin kanun yapım tekniği olan torba yasa uygulamasına kurban edilmiştir. 25 gün sonra 2019 yılına gireceğiz. Pasaport harcına, trafik harcına, mahkeme harcına, öğrenim harcına ve daha birçoğuna zam gelecek. Ülkemizde küçük esnaf kalmadı; ticareti bitirdiniz. Ülkemizde yapılan tek ticaret, bir gece ansızın Halk Bankasının düşük kurdan kimlere döviz sattığı bilinmeyen ticaret anlayışıdır. Ticaretin bu şekilde yapıldığı ülkemizde 2002 yılında 8 milyon olan icra ve iflas dosya sayısı bugün 20 milyon olmuştur, yani çocuklar dâhil ülke nüfusunun dörtte 1’i. Tabii ki bu eserin mimarlığı ve başarı öyküsü, AKP iktidarına aittir. Biz bugün burada vatandaşlarımızın aboneliklerden kaynaklanan borçlarını nasıl ödeyeceğini konuşuyoruz. Tabii ki bunu tartışmalıyız ama bu tartışmayı ortak akılla yapmalıyız.

Önümüz kış; döviz bahane edilip iğneden ipliğe her şeye yapılan zamlardan sonra vatandaş, doğal gaz faturasını, elektrik faturasını, su faturasını, internet faturasını ödeyemez hâle gelmiştir. Bu saydığım kalemleri evleri için ödemek zorunda kalan vatandaşların dışında ticarethane sahipleri de vardır, Allah onlara kolaylık versin.

Sayın milletvekilleri, burada asıl tartışılması gereken konu şu: Açlık sınırının altında bir asgari ücretle yaşayan vatandaşın maaşına ne kadar zam yaptınız ki faturaların ödenmesi için bu kanun teklifini hazırlayıp Meclise getiriyorsunuz? Vatandaşın, ticarethane sahibinin bu kış faturalarını ödeme imkânı yok ki. Bu maddeleri tartışmak yerine vatandaşın faturaları kolay ödeyebilmesi için maaş artışlarını konuşsak yerinde olmaz mı? Zam üstüne zam gören faturaları her ay kuzu kuzu ödemek için sıraya giren vatandaşlarımız, abonelikten kaynaklı uyuşmazlıklar olduğunda nedense hep kendisi zarar görmektedir. Yani abone sözleşmesini zarar göreceğini bile bile imzalıyor. Aslında burada önemli olanın miktar ve değere bakılmadan tüketici durumundaki vatandaşın hakkının zarar görmeden hukuki olarak sona erdirilmesi olacaktır.

Sayın milletvekilleri, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler, nedense vatandaşa müjdeli bir habermiş gibi duyuluyor. Gerçi, iktidarın yaptığı tüm düzenlemeler zaten böyle duyurulmuyor mu? Yapılan değişikliklere göre doğal gaz dağıtım şirketleri tarafından talep edilen abone bağlantı bedellerinin, sayaç montaj ve bağlantı malzemeleri bedellerinin abonelerden alınmayacağı söylenmişti ancak düzenleme, öyle söylendiği gibi falan değildir; 1 Ekim 2018 tarihinden önce alınan doğal gaz abonelik bedeli ile 1 Ekimden sonra alınan doğal gaz abonelik bedeli aynı olmasına rağmen, değeri 70 ile 150 lira arasında değişen sayaç montaj malzemeleri artık aboneye verilmemekte, aboneden kendisinin temin etmesi istenmektedir. Yani iktidarın “müjde” diye duyurduğu değişiklikler, aslında abonenin karşısına çıkartılan yeni bir mali külfettir. Hazırlanan bu kanun teklifiyle Hükûmet, yine sermayenin, yine patronların alacağını tahsil etmek için özveri gösterirken ülkemizde elektrik faturalarını düzenli ödeyen vatandaşlarımızın faturasına başkasının kayıp kaçak bedelini yüklerken gerekli özveriyi göstermemiştir. Oysa Hükûmet, bu özveriyi yüksek enflasyonla mücadele eden vatandaşımızdan yana kullanmalıydı. Allah, bütün vatandaşlarımıza bu faturalara dayanacak güç kuvvet versin. Kışı, sıcak yuvalarında sağlıklı, mutlu geçirmelerini nasip etsin.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tığlı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 18’inci maddesinde yer alan “sonuçlandırılamaması” ibaresinin “sonuç elde edilmemesi” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

          Enez Kaplan                     Mehmet Metanet Çulhaoğlu                İmam Hüseyin Filiz

             Tekirdağ                                     Adana                                     Gaziantep

          Metin Ergun                              Ümit Dikbayır

              Muğla                                      Sakarya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

18’inci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “sonuçlandırılamaması” ifadesinin “sonuç elde edilememesi” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 18’inci madde kabul edilmiştir.

19’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

     İsmail Atakan Ünver                  İbrahim Özden Kaboğlu                      Mehmet Göker

             Karaman                                    İstanbul                                     Burdur

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Burdur Milletvekilimiz Sayın Mehmet Göker. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Göker, süreniz beş dakika.

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Saat ikiden beri Genel Kurulu izliyorum, takip ediyorum, ortamda duyulan sadece bir söz var, Sayın Meclis Başkan Vekilimizin “Lütfen sessiz olalım, uğultuyu keselim.” Niye mi uğultu oluyor? Çünkü bu getirdiğiniz torba yasa teklifini siz yapmadınız. Bakanlık koridorlarında hazırlanan teklife 5 vekiliniz imza attı, buraya geldi. Oysaki yeni hükûmet sisteminde ne diye söz vermiştiniz vatandaşa? Torba yasalar artık gelmeyecek diye. Meclis daha etkin olacaktı zaten sorun da burada çıkıyor. Bakıyorum herkes elinde cep telefonuyla oynuyor, kimse konuyla ilgili, alakalı değil. Arkadaşlar, en azından aldığımız oylara saygı, yüce millete saygı için lütfen bu konuda biraz daha dikkat edelim istiyorum.

Bir diğer konu, beş buçuk yıl önce gündeme gelen Gezi eylemleri sırasında davalar tekrar görülecek, tekrar eylem başlatılacak. Çünkü niye? Bana göre çöken Ergenekon davasının yerini almaya aday bir dava. Niye? Seçime gidiyoruz. Her seçimde AKP iktidarı bir korku dünyası yaratmıştır. Bu korku dünyasında da seçimlere korku üzerinden oy devşirmesine gitmiştir, şimdi de bunun işi Gezi’de olacak. Çıkarılan tebligatta şu yazmakta: “Tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartılması.” Zaten karar verilmiş, tutuklama kararını mahkeme emrine bile gerek duymadan kararı zaten onaylamışsınız. Şimdi buradan size soruyorum: Fetullah Gülen’e aracılık yaptığını söyleyen Fettah Tamince hâlâ serbest, bunu nasıl açıklayacaksınız, buna nasıl vicdanınız el verecek?

Bir diğer taraftan bakılacak olursa yasaya dönecek olursak getirilen torba yasaya gerekçe olarak adli işlemlerin hızlandırılmasını öngörmüşsünüz. Ancak ara buluculuğu zorunlu kılan, ara buluculuğun özü olan bu teklif, karşılıklı güven ve tarafsızlık ilkesine, uygulamasına taban tabana zıt bir uygulamadır.

Getirilen bu teklifle güçsüz olan, güçlüye ezdirilecektir. Bakın, bir yıldır iş davalarında uygulanan bu sistemden çıkan kararların neredeyse tamamı, işçilerin aleyhine olmuştur ve toplumsal barış zedelenmiştir. Şimdi ise sermayesi güçlü olana yarayacak bu kanun, kapitalizmin dayatması olarak sisteme entegre edilecektir. Bir nevi, yargıda özelleşmeye gidileceği aşikârdır. Zira, güvence veren denetim raporu maliyetlerinin çok yüksek oluşu nedeniyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin konkordato ilan etmeleri zorlaşacaktır. Yine, güvence veren denetim raporlarının herkes tarafından değil de belirli bir kesim tarafından yapılacak olması, bu sistemde bir tekelleşmeyi beraberinde getirecektir. Beş yıllık kıdemli avukatların bakanlık sınavından geçecek olması da bu verilecek raporları denetleyecek olan kişilerin siyasallaşmasını açıkça ortaya koyacaktır, geçmiş düzenlemeler bunu göstermektedir.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum, eğitim, askerlik, yargı, basın, üniversiteler, siyaset, esnaf, tarım, hayvancılık, sağlık ve demokrasi; on altı yılda bir tek ileriye gidiş katedememiş sektörler. Ben şuna benzetiyorum: Bir otobüse bindik, gidiyoruz. Evet, bir şoför vardı, o götürüyordu otobüsü, şimdi bir de muavin çıktı. Ara sıra bunlar bozuşuyor ama şoför akıllı. Muavine bir iki vites oynattırıyor, vites oynattırınca moral bulunuyor, tekrar yola devam ediliyor. Rampa aşağı giden arabanın freni yok. Arabanın yüzde 50’si feryat figan içinde, devrileceklerini biliyorlar, haykırıyorlar ama diğer yüzde 50’den tepki yok. Niye mi? Kulaklıklar takılmış, televizyon izleniyor, televizyonda A Haber. Arada bir reklam geçiyor: “Az sonra ikramlarımız olacaktır. Çay içmeye ve kek yemeye devam edin.”

Arkadaşlar, beraberiz, batıyoruz, bir an önce bunun için tedbir almanız gerekiyor.

Teşekkür ediyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Göker.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabule edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan, Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinde yer alan “harcından düşük olamaz” ibaresinin “harcından daha az tutar olamaz” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

         Feridun Bahşi                             Hasan Subaşı                              Hüseyin Örs

             Antalya                                     Antalya                                     Trabzon

Mehmet Metanet Çulhaoğlu                      Behiç Çelik

              Adana                                      Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyoruz:

Gerekçe:

19’uncu maddesinde yer alan “harcından düşük olamaz” ibaresinin “harcından daha az tutar olamaz” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 19’uncu madde kabul edilmiştir.

20’nci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

   İbrahim Özden Kaboğlu                  İsmail Atakan Ünver

             İstanbul                                    Karaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Aydın Milletvekilimiz Sayın Süleyman Bülbül. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bülbül, süreniz beş dakika.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz ve vatandaşlarımız için önemli olan ticari hayatı etkileyecek bir madde geldi. Bu madde, çok önemli bir madde. Bildiğiniz gibi, 6325 sayılı Kanun’da ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda yapılan zorunlu dava şartı ara buluculuk değişikliği üzerinden bir sene geçmiş durumda. 2018’in birinci ayından itibaren bu konuda, ülkemizde adliyelerde zorunlu ara buluculuk konusunda birçok çalışma yapılmış durumda. Buna gerekçe olarak “Daha az masraf, daha hızlı adalet.” olarak değerlendirilmişti ancak yasa çıkarken bizim bazı itirazlarımız olmuştu. Bu bir yıllık süreç de itirazlarımızda haklı olduğumuzu açıkça ortaya koydu. Biz demiştik ki: ”Hak kayıpları olmasın -çok önemli bir maddeydi bu- hak arama hürriyetini zedelemesin, güç dengesi sağlansın, silahların eşitliği konusunda bir eşitlik sağlansın.” Ama bu sağlanamadı. Neden sağlanamadı? Bu konuda iş hukukunda zayıf durumda olan işçilerin hak ve alacakları konusunda “Taraflara avukat verilsin, taraflar avukatla temsil edilsin, bir vekille temsil edilsin.” taleplerimiz yerine getirilmedi. Bu durumda ne oldu? Zayıf olan kesim hep mağdur oldu, hak ihlalleri yapıldı. Bunun için zorunlu ara buluculukta “zorunlu” tabirinin ihtiyari ara buluculuk açısından daha kapsamlı olabileceği itirazlarımız oldu. Bu da kabul görmedi ve bu konuda da bir yıl içerisinde çok hak ihlalleri söz konusu oldu, hak ihlalleri ortaya konuldu.

Yine bir kanun teklifi geldi, çok önemli bir kanun teklifi, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu dava şartı olarak ara buluculuk teklifi geldi. Bu kanun teklifinde eğer kabul edildiği takdirde artık bundan sonra ticari uyuşmazlıklarda Ticaret Kanunu’nun 4’üncü maddesinde belirtilen dava ve konularda dava şartı olarak ara buluculuğa gitmeyen, mahkemeye gitmeyecek, “ihtiyarilik” diye bir şey yok. Bu konuda altyapı çalışmaları var mı? Yok. Neden yok? Bu yasa kabul edildiği takdirde 1/1/2019’da yürürlüğe girecek. Ne kadar ara bulucu arkadaşımız var? Bizim şu anda 2017 rakamlarına göre ara buluculuk siciline baktığımız zaman 7.188 tane ara buluculuk sicilinde bulunan arkadaşımız var. 2018’de ise bu rakam 9.360’a gelmiş. 9.360 arkadaşımıza tüm ticari uyuşmazlıklarda Ticaret Kanunu’nun 4’üncü maddesinde sayılan konularda ve davalarda zorunlu ara buluculuk olarak başvurulacak. Ne zaman başvurulacak? 1/1/2019’da başvurulacak. Bu sayı yeter mi? Yetmez. Binlerce, yüz binlerce uyuşmazlık gelecek. Bu uyuşmazlığa bu arkadaşlarımızın bu sayıyla cevap vermeleri mümkün değil. Yine hak kayıpları söz konusu olacak. Burada, Arabuluculuk Daire Başkanlığına sordum, aradım, dedim ki: “Bu sayı yeterli olmaz, siz ne zaman bu konuda sayıyı artıracaksınız?” diye. Uzun süreden beri sınav açılmadı, mart ayında sınav açılacak. O zaman yapacağımız ne? Komisyonun daha sonra size getireceği teklifte, diğer, bildiğiniz gibi, bu konkordato ve ara buluculuk da 1/1/2019’da yürürlüğe giriyor ama diğer, Abonelik Sözleşmeleri Hakkındaki Kanun Teklifi ise 1/6/2019’da yürürlüğe giriyor. Biz de erteleyelim, biz de bunun yürürlük tarihini erteleyelim çünkü altyapısı yok. Altyapısı olmayan bir yapıyı niçin koyup da hak ihlallerinde bulunduralım?

Bir de önemli bir konu var: Vatandaşlarımız, ara buluculuğun önüne geldiği zaman bu konuda haklarını ortaya koyabilmeleri açısından mutlaka ve mutlaka vekille temsil edilebilmeli. Bu konuda bir değişiklik yapalım, vatandaşlarda hak kaybı olmasın, burada vekille temsil zorunluluğunu getirelim. Bu zorunluluğu getirmezsek o zaman bu getirdiğimiz kanun düzenlemesi kadük kalacaktır. Avukatlık Kanunu’nun 35’inci maddesi (a) fıkrasında, bildiğiniz gibi, ara buluculuk ve uzlaştırmayla ilgili bir madde var, o zaman o maddeyi işler hâle getirelim, bu konuda çalışmaları hızlandıralım. Bunu yapmak zorundayız. Bunu yapmak için de, tabii ki bu kanunları, kanun tekliflerini düzenlemek için de barolardan, odalardan ve sendikalardan görüşler alıp birlikte yoğurduktan, oluşturduktan sonra burada ortaya koymamız gerekiyor.

Bunun için şunu söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Bir dakika daha Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bülbül, bir dakika ilave ediyorum.

Buyurun.

SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) – Burada daha az masraf, daha hızlı bir adaleti benimseyeceğimiz kadar, burada önemli olan, hak kayıpları olmayan, hak arama hürriyeti zedelenmeyen, güç dengesi sağlanan, silahların eşitliği olan bir adil yargılama, adil, alternatif çözüm yollarını bulmamız gerekiyor.

Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bülbül.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biz ikna olduk Başkan, çok güzel anlattı hatip.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin Çerçeve 20’nci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenmesi öngörülen 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “4 üncü maddesinde belirtilen davalardan” ibaresinin “4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan” şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.”

          Mehmet Muş                             Mustafa Savaş                        Fehmi Alpay Özalan

             İstanbul                                      Aydın                                        İzmir

           Ali Özkaya                                Yasin Uğur                               Erol Kavuncu

        Afyonkarahisar                                Burdur                                       Çorum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, diğer kanunlarda ticari dava olarak nitelenen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri de maddede açıkça düzenlenmektedir. Böylece, diğer kanunlarda belirtilen ticari davaların 6102 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde yer almadığı gerekçesiyle dava şartı Arabuluculuk kurumuna tabi olup olmadığı konusunda uygulamada yaşanması muhtemel tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, ticari davaların niteliği dikkate alınarak, ara bulucu huzurunda yapılacak müzakere süresi özel olarak düzenlenmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesinde yer alan “arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” ibaresinin “arabulucuya başvurulmuş olması dava açılabilmesi için şarttır” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

         Feridun Bahşi                             Hasan Subaşı                              Tamer Akkal

             Antalya                                     Antalya                                      Manisa

          Hüseyin Örs                               Ümit Beyaz                                Metin Ergun

             Trabzon                                    İstanbul                                      Muğla

   Muhammet Naci Cinisli

             Erzurum

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) - Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

20’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” ibaresinin “arabulucuya başvurulmuş olması dava açılabilmesi için şarttır” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 20’nci madde kabul edilmiştir.

21’inci madde üzerinde iki önerge bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

          Zeynel Emre                               Özkan Yalım                                 Ali Şeker

             İstanbul                                       Uşak                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metni ticari davalarda zorunlu ara buluculukla ilgili olduğu için madde teklif metninden çıkartılmalıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 21’inci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

          Metin Ergun                     Mehmet Metanet Çulhaoğlu                İmam Hüseyin Filiz

              Muğla                                       Adana                                     Gaziantep

         Ümit Dikbayır                              Enez Kaplan

             Sakarya                                    Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) - Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

21’inci maddesinde yer alan “eklenmiştir” ibaresinin “ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 21’inci madde kabul edilmiştir.

22’nci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

       Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan                            Alpay Antmen

              Aydın                                      İstanbul                                     Mersin

          Zeynel Emre                               Özkan Yalım                              Mahmut Tanal

             İstanbul                                       Uşak                                       İstanbul

            Ali Şeker

             İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mahmut Tanal.

Sayın Tanal, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli arkadaşlar, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Tabii, İcra İflas Kanunu deyince, o toplumun ekonomik yapısını, kriz yapısını dile getiren bir kanunumuz. İcra İflas Kanunu’nda… Ki yani hep şu söyleniyor: “Biz burada tüccarı, şirketleri koruyoruz.” Bu külliyen yalan. Neden bir yalan? Hukukçu arkadaşlarımız çok iyi bilirler veyahut da “Google”ye girin, konkordato ile iflas arasındaki farklara bakın. İflası isteyebilmek için ancak şirket sahibi olmak lazım, şirket olmayan tüzel kişiler de konkordatoya gidebilir. Yani bir sefer, bunu ayırmak lazım. Bu sadece şirketlerle alakalı değil, yani krizin ne kadar tabana yayıldığının bir göstergesi. Bu açıdan bunu yerli yerine koymak lazım.

İkinci bir durum, “Burada iyileştirme getiriyoruz.” dedikleri husus, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacakları. Neler abonelik sözleşmeleri? Bir, elektrik; iki, su; üç, telefon; dört, doğal gaz; beş, internet; altı, Vodafone, Turkcell. Yani bunlar burada abonelik sözleşmesi üzerindeki alacaklar. Peki, bunların bedeli ne kadar tutuyor? 50 lira, 100 lira. Yani vatandaşın ne kadar sıkıntıya düştüğünün kanunudur bu aslında. Yani vatandaş kriz içerisinde, vatandaşı âdeta limon gibi sıktınız böyle, limon gibi. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, şu limonu alıyorum, limon gibi sıktınız. Yani buradaki olay, vatandaşı böyle limon gibi sıktınız arkadaşlar. Artık bu olay nereye kadar geldi? Bu olay telefonlara kadar geldi, internete kadar geldi, bu olay elektrik parasına kadar geldi. Nasıl oluyor? Bakın, burada avantaj ne? Diyorsunuz ki, Sayın Başkan diyor ki: “Ya, tahsil harcı alınmayacak, cezaevi harcı alınmayacak.” “Cezaevi harcı” dediğiniz yüzde 2, “tahsil harcı” dediğiniz yüzde 2. Hadi arkadaş, bu yüzde 2, yüzde 4…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Tahsil harcı yüzde 9,10; hacizde yüzde 9,10.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Ya arkadaş, hacizde yüzde 9. Gelin, siz bunun oranını düşürün. Harç niçin alınır? Harç niçin vatandaştan alınır? Devlete iktisadi anlamda kâr getirmek için, zenginleştirmek için harç artırılmaz. Harcın amacı şu: Kamu hizmeti sunmak amacıyla, meccanilik ilkesi gereğince, maliyetleri çıkarabilecek kadar bir bedel alınır.

Şimdi, mesela ne oluyor? Arkadaş, buradan Çankaya… Ben daha dün söyledim, arkadaş, doğal gaz parasını okumak için 10 TL alınıyor. Taksiye binseniz, aynı para yazıyor. Aynı güzergâhta en azından 500, 600, bin tane konut var arkadaşım. Yani “Biz burada iyileştirme yapıyoruz.” Bu, külliyen yalan. Gelin, o yol bedelini düşürün, 10 lira alacağınıza 5 lira alın, 5 lira alacağınıza 2 lira alın. Neyimize yetmiyor bu? Telefon faturaları aynı şekilde, elektrik faturaları aynı şekilde.

Bakın, şu anda Ankara’da BAŞKENTGAZ’ın yaptığı bir uygulama var, nedir? Efendim, geçmişte sayaçlarla ilgili, kartlı sayaca geçmek için 300 dolar para alınıyordu. Bu 300 doları aldı ve dedi ki: “Ben bunu güvence bedeli olarak alıyorum.” Ve vatandaş da kuzu kuzu parasını verdi. Ne yapsın garibim? Devletin karşısında ne yapabilir? Devlete karşı gelinmez ya! Devletten sual de sorulmaz. Ve netice itibarıyla şimdi BAŞKENTGAZ ne yapıyor, diyor ki: “Arkadaş, bu kartlı sayaçların üzerinden yirmi yıl geçti, ben şimdi bunların hepsini değiştiriyorum, her sayaç başına 437 lira para alıyorum.” diyor. Ne parası?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – 427 lira.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Ne kadar?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – 427 lira, güvence parası.

MAHMUT TANAL (Devamla) – 427, peki, özür dilerim. 427 lira, güzel.

Güvence bedeli alıyor. Peki, arkadaş, benim bu 300 dolarım ne oldu? Sen bu 427 lirayı niçin alıyorsun, sebebi ne? Güvence bedeli. Ee, geçmişte aldığın 300 dolar var. Bunu değiştiriyorsun. Bunu değiştirme parasını almasın. Burada sizin getirdiğiniz o yüzde 2 harç, yüzde 4 harç, hadi sizin deyiminizle yüzde 9 harç… Ya, arkadaş, zaten bir faturadan bu çıkıyor. Yazık, günah!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bitireceğim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tabii, tabii.

Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Yani, burada, abonelik sözleşmesinden doğan alacaklardan ziyade bunların içeriklerini gelin düşürün. Bunun içeriğini düşürmediğiniz için halkı limon gibi sıktınız.

Şimdi, dediniz ki: “Güvence bedeli.” Tüm Ankaralılara, doğal gaz kullanan tüm illere sesleniyorum, hepsine sesleniyorum…

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – CHP’li belediyeler almıyor mu?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Doğal gazda alan belediyeler değil arkadaş, Enerji Bakanlığı alıyor ya.

Değerli arkadaşım, ne olur, ben bitireyim, bire bir konuşuruz dışarıda.

Tüm Türkiye'ye sesleniyorum: Doğal gaz sayacı değiştirme nedeniyle sizlerden güvence bedeli almaları yönetmeliğin 39’uncu ve 40’ıncı maddesine aykırıdır. Bu paralar için bulunduğunuz yerdeki tüketici hakem heyetlerine başvurunuz. Bu paralarla ilgili emsal mahkeme kararları vardır. Bu anlamda kararlara ulaşmak için, eğer ulaşmak istiyorsanız 0 532 314 91 49…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bitiriyorum. Özür dilerim, ne olur.

BAŞKAN – Herkese bu kadar verdim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Telefonu söyleyemedi, bir telefonu söylesin.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Kamuoyu açısından çok önemli.

BAŞKAN – Sesiniz çok gür, duyuluyor.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bitiriyorum.

Değerli arkadaşlar, bu parayı yatırmayınız. Yatıran arkadaşlarımız varsa, tüketici hakem heyetlerine başvurmak ücretsizdir, herhangi bir harca tabi değildir. Bununla ilgili tüketici mahkemesinin emsal kararları vardır, bu paraların iadesine karar vermektedir. Sizden alınan bu paralar haksızdır.

İktidara sesleniyoruz: Vatandaşları tüketici hakem heyetleriyle, mahkemelerle uğraştırmayın, gayet rahat bu parayı aldırtmayın vatandaştan, vatandaşı limon gibi sıkmayın.

Teşekkür ediyorum, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – 3. Hukuk Dairesi bozmuş o kararı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 22'nci maddesindeki "şu kadar ki" ibaresinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Sefer Aycan                         Metin Nurullah Sazak                   Abdurrahman Başkan

        Kahramanmaraş                               Eskişehir                                    Antalya

         Ramazan Kaşlı                               Esin Kara

             Aksaray                                      Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Konya Milletvekilimiz Sayın Esin Kara. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın Kara.

ESİN KARA (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 22'nci maddesi için verilen önergemiz üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Konuşmama başlamadan önce, dün elim bir trafik kazası sonucu vefat eden Sinop ili Durağan İlçe Başkanımız Osman Yıldırım ve Durağan eski Belediye Başkanımız Ali Dalkılıç’a Allah'tan rahmet, ailesine ve Milliyetçi Hareket Partisi camiamıza başsağlığı dilerim, İlçe Başkan Yardımcımız Hayrettin Ateş’e acil şifalar dilerim.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği kapsamında ara buluculuk faaliyetini yürüten ve Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen ara bulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişiye “ara bulucu” denilmektedir. Ara buluculuk, sistematik teknikler uygulayarak görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi almış tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20’nci maddesine bir ek yapılarak 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na bağlı çalışan meslek mensuplarına da ara buluculuk yapma hakkı verilmelidir çünkü bir serbest muhasebeci mali müşavir, bir yeminli mali müşavir olabilmek birçok meslek dalına göre daha zor olmaktadır. Dört yıllık ya da beş yıllık üniversite eğitiminin arkasından adayın karşısına serbest muhasebeci mali müşavirlik staja başlama sınavı çıkmaktadır. Üç yıl süren stajın ara dönemlerindeki sınavların ardından staj sonunda serbest muhasebeci mali müşavirlik yeterlilik sınavları yapılmakta, sekiz tane yazılı sınavda başarılı olan serbest muhasebeci mali müşavir olabilmektedir. On yıllık tecrübe ve on yazılı sınavın ardından yeminli mali müşavirlik hizmeti yapılabilmektedir.

İktisadi ve idari bilimler fakültesinde medeni hukuktan ticaret hukukuna, iş hukukundan borçlar hukukuna, vergi hukukundan idari yargılama usulü hakkındaki hukuka kadar birçok hukuk dalında eğitim gören, 3568 sayılı Yasa’ya tabi çalışan serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirler, tüm vergi ve sosyal güvenlik mevzuatına hâkim olarak çalışmaktadırlar. Meslek mensupları, ticaret, iş ve vergi mahkemelerinde bilirkişi olarak görev yapmaktadırlar. Mesleğin uzmanlık alanları ticaret hukuku, iş hukuku, vergi hukuku ve mevzuatlarını kapsamakta olup günlük mevzuat değişikliklerini devamlı takip etmekte ve değişiklikleri mükellefleri vasıtasıyla anında uygulamaktadırlar. Sermaye piyasası, sosyal güvenlik ve vergi mevzuatı kapsamında olan davalarda ara buluculuk yapmak serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin en tabii hakkıdır. Alanında yeterli ihtisas ve eğitime sahip olan meslek mensupları, mesleki görüş ve mesleki yargılarıyla uzlaştırmacı olarak, bilirkişi olarak, konkordato komiseri olarak hukuka yardımcı olabilirken ara bulucu olarak bu alanda hizmet verememeleri kabul edilemez bir gerçektir.

Konkordato konusunda hazırlanan, bugün görüşmüş olduğumuz yasal düzenlemelerde, konkordato talep eden şirketler ile alacaklılar arasında doğan ticari uyuşmazlıkların önce ara buluculuk müessesesi tarafından çözülmesi imkânı sağlanmaktadır. Bugün ticari olayların mutfağında mali müşavirler vardır. Konuyu analiz edip doğru karar verilmesinde ve hukukçuyla birlikte veya ayrı hizmet vermesinde uyuşmazlıkların hızla çözüleceğine inanmaktayım. Kaldı ki işçi-işveren uyuşmazlıklarında, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai gibi sorunların çözümünde mali müşavirlerin mesleki yargısı uyuşmazlıkların çözümüne önemli katkılar sağlamaktadır.

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 20’nci maddesine yapacağımız bir ekle 3568 sayılı Yasa’ya tabi meslek mensuplarına ara buluculuk hakkı verebiliriz. Böylece, ara buluculuk faaliyetiyle yasama amacına ulaşmış olup, ara buluculuk faaliyeti teknik bilgiye dayanan meslek mensuplarınca kısa sürede yerine getirilmiş olacaktır hem de…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ESİN KARA (Devamla) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kara, bir dakika daha ilave edeyim.

ESİN KARA (Devamla) -…yıllardır uzmanlık alanlarında bir ilerleme bekleyen meslektaşlarıma yasama olarak katkıda bulunmuş oluruz.

Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 22’inci maddesinde yer alan "eklenmiştir” ibaresinin "ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

              Arslan Kabukcuoğlu                Enez Kaplan                             Ayhan Altıntaş

                      Eskişehir                          Tekirdağ                                     Ankara

                    Ümit Beyaz                      Hüseyin Örs

                      İstanbul                           Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

22’nci maddesinde yer alan "eklenmiştir” ibaresinin "ilave edilmiştir” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 22’nci madde kabul edilmiştir.

23’üncü madde üzerinde iki önerge bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 23’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

          Zeynel Emre                               Özkan Yalım                                 Ali Şeker

             İstanbul                                       Uşak                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN- Önerge üzerinde…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Ara buluculuğun dava şartı değil ihtiyari olması gerektiği görüşüyle maddenin teklif metninden çıkartılması gereklidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 23’üncü maddesiyle 6325 sayılı Kanun’a eklenmesi öngörülen maddenin (2)’nci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “veya” ibaresinin “ya da” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Yavuz Ağıralioğlu                   Hüseyin Örs                               Ümit Beyaz

                    İstanbul                             Trabzon                                     İstanbul

                 Feridun Bahşi                                                                     Hasan Subaşı

                     Antalya                                                                             Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN- Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

23’üncü maddesinin (2)’nci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “veya” ibaresinin “ya da” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

24’üncü madde üzerinde bir önerge bulunmaktadır, önergeyi okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi'nin 24’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

         Alpay Antmen                           Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

              Mersin                                       Aydın                                      İstanbul

          Zeynel Emre                               Özkan Yalım                                 Ali Şeker

             İstanbul                                       Uşak                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddeyle, “bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu” yerine “Bakanlık” tabiriyle merkezîleştirilen hususlar da uygulamada pek çok soruna yol açacaktır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 24’üncü madde kabul edilmiştir.

25’inci madde üzerinde iki önerge bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

               Alpay Antmen                     Süleyman Bülbül                          Turan Aydoğan

                   Mersin                                 Aydın                                      İstanbul

                Zeynel Emre                         Özkan Yalım                         Nazır Cihangir İslam

                   İstanbul                                 Uşak                                       İstanbul

                  Ali Şeker

                   İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Cihangir İslam. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika Sayın İslam.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ben Sayın Özlem Zengin’e bir iki şey hatırlatmak istiyorum. Gerçekten çok saygı duyduğum iyi bir siyasetçi, iyi bir hukukçu ama şu cümlesini biraz yadırgadım: Yani “Cumhurbaşkanlığı kimliği ve AK PARTİ Genel Başkanı kimliğini nasıl birbirinden ayırsın?” Zaten sorun da bu, siz bununla açıklamaya çalışıyorsunuz meseleyi. Esas mesele bu. Şimdi, esastan sorunlu. Ayıramıyorsanız, o zaman adam kıtlığı yok bu ülkede, sizin grupta da adam kıtlığı yok; bir görevi birisi yapar, bir görevi başka birisi yapar. Sayın Zengin, bir usul hatası yapıyorsunuz. Olay esastan problemli olduğu için usul hatası yapıyorsunuz. Bu, kadim bir bilgidir arkadaşlar; zırva tevil götürmez yani bir saçmayı, bir çözümsüzlüğü siz bize çözüm gibi sunamazsınız.

Esas mesele şuradadır: Anayasa kişilere göre değil toplum, devlet ve vatandaş ilişkilerine göre yapılır. Siz bunu atladınız değerli arkadaşlar ve inanın bana, bunu değiştirmeyi siz teklif edeceksiniz kısa bir zamanda.

Şimdi 11 isim okuyorum size: Osman Aşkın Bak, Hasan Çilez, M. Fatih Toprak, Refik Özen, Yelda Erol Gökcan, Atay Uslu, Ali Cumhur Taşkın, Sabri Öztürk, Nazım Maviş, Bayram Özçelik, Selman Oğuzhan Eser. Sözüm bunlara, diğer AK PARTİ’li arkadaşlar şey yapmasın. Bu bir futbol takımı değil, Ocean's Eleven filmi vardı, o filmin kahramanları da değil değerli arkadaşlar; bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne dava açan arkadaşlarımız.

YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) – Sana dava açıldı.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – En tabii hakkı, açacak tabii, açacak.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Hakkı, tamam, ben de sizi millete şey yaparım. Hakkı değil demiyorum.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sana mı soracak?

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Muhatap almayın arkadaşlar ya, muhatap almayın, kendi kendine konuşsun.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Şimdi, mesele şu: Para istiyorlar, selden kütük kapmak istiyorlar. Yani burada bizim söylediğimiz söze çıkıp burada cevap vereceklerine, millet huzurunda bizimle tartışacaklarına para istiyorlar. Anlıyorum, seçim sizin oralarda pahalı bir iş ve parayı da seviyorsunuz, bunu da anlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ha, beni sorarsanız, inanın bana, sizler gibi çırılçıplak doğdum, bu dünyayı kefenle terk etmeye ahdetmiş biriyim, hiçbir sorun yok, gelin isteyin.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Biz de kefenle terk edeceğiz inşallah.

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – O tarafa konuş, o tarafa.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Yar yanağından başka her şeyi paylaşabilen insanlarız. Gelin konuşun… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) – Adam gibi konuşsan konuşacağız.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – İhtiyacınız varsa onu da paylaşırız, hiç mesele değil. Ama hazinede para bitti, hazine tamtakır, siz parayı seviyorsunuz ve bizi bununla terbiye etmeye çalışıyorsunuz. Ya, bırakın bir Saadet Partisi üyesini, bir seçmenimizi bile topunuz gelse, feriştahınızı da önünüze taksanız terbiye edemezsiniz. Biz bu yolda devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu 11 kişinin toplam çapı da naçizane beni terbiye etmeye yetmez.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Seni terbiye etmemiz mümkün değil zaten.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Şimdi, gelelim önemli bir konuya, günün en önemli konusu: Zillet. Ne dedi? İster Cumhurbaşkanlığı kimliğiyle ele alın Sayın Zengin ister AK PARTİ Genel Başkanı kimliğiyle ele alın, bizim Millet İttifakı’na “zillet ittifakı” diyeni kınıyorum, burada gözlerinizin önünde kınıyorum ve bu lafı iade ediyorum ama daha öteye gidemiyorum çünkü beni bağlayan ahlak denen bir şey var. (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Ciddi mi diyorsun? Çok komik oluyorsun da.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Allah Allah!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – İnsanlara isim takmanın, insanlara lakap takmanın ne mene, ciddi bir şey olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Ne ağır bir cürüm olduğunu biliyorsunuz, değil mi?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yasaklanmıştır.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Ben Sayın Cumhurbaşkanını ve AK PARTİ Genel Başkanını hem Saadet Partisinden hem Cumhuriyet Halk Partisinden hem de İYİ PARTİ’den milletin huzurunda özür dilemeye davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan be, hadi oradan be!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Helallik istemeye davet ediyorum.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Git işine be!

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Bu yetmiyor, bu yetmiyor arkadaşlar, bu yetmiyor. Eğer ortak bir kitaba inanıyorsak -burası ahlaki kısım, siyasi değil- eğer ortak bir kitaba inanıyorsak ben Sayın Cumhurbaşkanının veya AK PARTİ Genel Başkanının çıkıp aleni tövbe etmesini de kendisine tavsiye ediyorum. Bana inanıyor musun?

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Saygılı ol, saygılı ol.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Senin hangi kitaba inandığını bilmiyorum, hangi kitaba inandığını bilmediğim için bir şey diyemiyorum.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Ha, saygı mı? Kitaba bak, bak, kitaba bak, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) – Hadi size kolay gelsin.

Görüşmek üzere. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hadi oradan! Hadi oradan!

OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Yürü… Yürü…

BAŞKAN – Sayın Zengin, bir talebiniz olacak, bir dinleyeyim onu.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kürsüye gelmek istiyorum. Adımı da zikrederek Sayın İslam sataştığı için…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Sataştım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bir saniye…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Ben Özlem Hanım’a sataştım.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, ben Sayın Zengin’in talebini duyamadım zaten.

Sayın Zengin, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, Sayın İslam konuşurken ismimi de zikrederek… Bana bir söz hakkı doğduğunu düşünüyorum yani söylüyor, ben de cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun, ben iki dakika size kürsüden söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

X.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili  Nazır Cihangir İslam’ın 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 25’inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, günün sonuna geldiğimiz bir noktada Sayın İslam’ın kürsüye davet ettiğini düşünüyorum beni.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Sizi dinlemek ayrı bir zevk efendim.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Şimdi, kendisi, tabii, bir tıp doktoru, ben de bir hukukçuyum. Biraz evvel konuşmamda da ifade ettim bütünlük içerisinde, adalet arayışı hepimizin arayışı. Çok asli bir şey vardır, mecellede de var, hukukta da, çok temel bir ilke vardır; usul ve esas arasındaki denge. Biliyoruz ki önce usul, sonra esas. Siz dediniz ki: “Esasta sorun var, o yüzden usulde sorun var.” Yani önce böyle ifade ettiniz.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Anlamamışsınız. Geleceğim, neyse; gelip konuşacağım.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Hayır, ben gayet iyi dinlediğimi düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Zengin, siz devam edin.

Sayın İslam, lütfen karşılıklı olmasın, hatibi dinleyelim.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Şimdi, burada problem şu…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Dinlediniz de anlamadınız, onu söylüyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Hayır, müsaade ederseniz ben anladığıma cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Zengin, siz devam edin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Şimdi, burada mesele şudur, benim itiraz noktam şuydu: Sayın grup başkan vekili konuşmasında şöyle ifade ettiler, dediler ki: “Ayıralım. Sayın Cumhurbaşkanıyla alakalı bizim eleştirilerimiz olabilir, Genel Başkanken bu eleştirilere sizin cevap vermeniz doğaldır grupta ama Cumhurbaşkanı sıfatıyla olan şeylere hiç sesinizi çıkarmayın.” Ben de dedim ki: Bu kimlikleri ayıramayız. Yani benim şimdi bir sürü kimliğim var; televizyoncuyum, milletvekiliyim, anneyim; bunların her biriyle alakalı bir sürü şeye hayatta muhatap oluyorum. Bunların hiçbirisini ayırmamız mümkün değil, hepsi benim zaten. Aynı şekilde biz bir Anayasa değişikliği yaptık. Bu Anayasa değişikliği de milletin referandumda yüksek oranda kabulüyle geçti yani artık bunu ayırmak mümkün değil. Bir tarafta Sayın Cumhurbaşkanımız Cumhurbaşkanı olarak görevini ifa ediyor ve aynı zamanda da AK PARTİ’nin Genel Başkanı. Hatta yürürlük maddesi koyduk yani seçimden evvel yürürlüğe giren 2 maddeden bir tanesi de buydu. Yani siz burada millet iradesinin defaatle altını çiziyorsunuz. Buna inanmıyor musunuz? Milletin iradesine binaen biz bunları yapıyoruz ve bunların hepsi mündemiçtir hukuken. Anayasa’ya binaen bu bahsettiğiniz vazifeler, AK PARTİ Genel Başkanı olmak, Cumhurbaşkanı olmak Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın şu anda kendisinde mündemiç görevlerdir, anayasal görevlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Ben size bir dakika daha süre vereyim Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

O yüzden usulen bir sorun yok, asıl mesele arkadaşlarımın usulen doğru olan bir şeye itiraz etmelerinden kaynaklanıyor, ben çok tabii olarak buna cevap veriyorum.

Şimdi, devamında siz arkadaşlarımın isimlerini zikrettiniz hak aramayla ilgili olarak. Hak aramak birini tokatlamak değildir, birine ceza vermek değildir. Biz hakkımızı arıyoruz çünkü siz bu kürsüde bize çok ağır ithamlarda bulundunuz; değil laf takmak, değil bir kelimeyle bizleri anlamlandırmak, çok ağır ithamlarda bulundunuz ve biz de mücadelemizi elbette hukuken yapacağız. Siz milletvekili olduğunuz için size karşı açabileceğimiz davalar maddi şekli olan davalardır ve bunu yerine getirdik. Arkadaşlarımız en doğal haklarını kullandılar. Ne zamandan beri hak kullanmak, hukuk kullanmak suç oluyor?

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın AK PARTİ Grup Başkan Vekili Özlem Zengin konuşmasında beni andı ve birtakım…

BAŞKAN – Ben herhangi bir sataşma görmedim Sayın İslam. Lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Hayır, sataşma var efendim.

Sayın Başkan, söylediklerimi anlamamış ki!

BAŞKAN – Sayın İslam, ben bir sataşma görmedim, lütfen.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Söylediklerimi anlamamış diyorum size.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, benim pek kısa bir söz talebim var efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Şimdi, bu biraz önceki tartışmayı ben açmış oldum aslında. Sayın Zengin de bu konuyu konuşurken beni saçmalamakla mı itham etti, bir şey yaptı, önemli değil orası da benim bir şeyi hatırlatmam lazım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, hiç ilgisi yok. Komik bulduğumu söyledim, “saçmalama” demedim, komik.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İşte “komik” evet.

Komik değil.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Komik.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Şimdi Sayın Başkan, gerçi haddimiz değil ama İç Tüzük 69’u hep beraber bir okumamız lazım, özellikle Sayın Zengin’in okuması lazım: “Şahsına sataşılan veya ileri sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüş kendine atfolunan Hükûmet, komisyon, siyasi parti grubu veya milletvekilleri, açıklama yapabilir ve cevap verebilir.” Bizi bu bağlar. “Yeni sistem” diyorsunuz, “Her şey farklı.” diyorsunuz: Şimdi, Cumhurbaşkanlığının yaptığı bir uygulamayla ilgili bir değerlendirme için zatıaliniz ya da sizden sonra görev yapacak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İsterseniz devam edeyim, önemli bir konu.

BAŞKAN – Devam edin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – …oturumu yöneten Meclis başkan vekilleri, 69’a göre söz isteyen AK PARTİ temsilcilerine söz veremez, bunu söyledim. Lakin “AK PARTİ Genel Başkanı” falan diye başlarsak parti grubuna sataşmadır. Artık yeni sistemi kavrayın. Millete “yeni, yeni, yeni” diye böyle naralar attınız, bu sistemi siz kavramamışsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, bir şey arz etmek istiyorum, bakın.

BAŞKAN – Sayın İslam, lütfen…

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – 69’uncu maddeye göre benim söylediklerimi çarpıtarak anlattı.

BAŞKAN – Ben işlemi başlatıyorum, daha sonra dinlerim sizi.

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Yanlış yapıyorsunuz, haksızlık yapıyorsunuz.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okuyun lütfen:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 25’inci maddesinde yer alan “Bakanlıkça belirlenir” ibaresinin “Bakanlık tarafından belirlenir” ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

           Ümit Beyaz                               Hüseyin Örs                          Arslan Kabukcuoğlu

             İstanbul                                     Trabzon                                    Eskişehir

          Enez Kaplan                             Ayhan Altıntaş

             Tekirdağ                                     Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergenin üzerinde gerekçesini okutuyoruz.

Gerekçe:

25’inci maddede yer alan “Bakanlıkça belirlenir” ibaresinin “Bakanlık tarafından belirlenir” ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 25’inci madde kabul edilmiştir.

26’ncı madde üzerinde bir önerge bulunmaktadır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin çerçeve 26’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“MADDE 26- (1) Bu Kanunun;

a) 10, 20 ve 21 inci maddeleri 1/1/2019 tarihinde,

b) 1 ilâ 9 uncu maddeleri, Geçici 1 inci maddesi, 18 ve 19 uncu maddeleri 1/6/2019 tarihinde,

c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.”

              Mehmet Muş                     Mehmet Doğan Kubat                    Fehmi Alpay Özalan

                 İstanbul                                 İstanbul                                       İzmir

              Hasan Çilez                     İsmail Emrah Karayel                         İsmail Tamer

                 Amasya                                 Kayseri                                     Kayseri

               Ahmet Tan                       Mücahit Durmuşoğlu                          Ali Özkaya

                 Kütahya                                Osmaniye                               Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, yürürlük maddesi değiştirilmektedir. Buna göre Merkezî Takip Sistemi’ne entegre olacak birimlerin kendi iç yazılımlarını tamamlayabilmeleri amacıyla buna ilişkin hükümlerin 1/6/2019 tarihinde; ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuğa ve 2004 sayılı Kanun’un 8/a maddesinde yer alan elektronik işlemlere ilişkin düzenlemenin 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 26’ncı madde kabul edilmiştir.

27’nci madde üzerinde bir adet önerge bulunmaktadır, önergeyi okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi’nin 27’nci maddesinin "Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.

         İsmail Koncuk                             Hüseyin Örs                               Ümit Beyaz

              Adana                                      Trabzon                                     İstanbul

         Feridun Bahşi                            Ümit Dikbayır                              Ahmet Çelik

             Antalya                                     Sakarya                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

27’nci maddenin "Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür” şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 27’nci madde kabul edilmiştir.

Bu şekilde, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Sayın İslam, 60’a göre sisteme girmişsiniz. Yerinizden söz veriyorum.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

50.- İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Özlem Zengin benim söylediklerimi ya anlamamış ya da çarpıttı; bunun arka planı beni ilgilendirmiyor. Ben sadece kendilerinin açıklama yaparken bir usul hatası yaptıklarını yani bir zırvanın tevil götüremeyeceğini hatırlattım.

Şimdi, bakın, buradaki esas soru şudur: Sizin, neden, her türlü ısrarımıza rağmen, FET֒nün siyasi ayağının ortaya çıkması önergelerine ret verişinizdir. Esas hadise budur arkadaşlar, hepsinin ana kaynağı budur.

Ha, kimlikler meselesine gelince: Etik olarak Cumhurbaşkanı ile siyasi parti genel başkanı ayrı kimliklerdir ve zaman zaman ters de düşebilirler, o yüzden aynı şahısta birleşmesi etik bir sorundur.

Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Ben de teşekkür ederim Sayın İslam.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, bir cümleyle…

BAŞKAN - Sayın Zengin, maddelerdeki konuşmaları bitirdik, size de son defa söz veriyorum.

Buyurun.

51.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslam’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; ben doğrusu iyi bir dinleyiciyim, Sayın İslam’ı ilk söylediğinde de şimdi de gayet iyi dinledim fakat doğrusu, kendisi usul ve esas üzerinden yaptığı izah ile -kullandığı o kelimeyi tekrar etmek istemiyorum- ısrarla ifade ettiği kelime arasındaki örnekleme açısından hiçbir bağlantı yok, hiçbir bağlantı kuramıyorum, bir korelasyon kuramıyorum; o sebeple cevabı da manasız buluyorum. Ben kendi izahımı, kendi anlatımımı kendi düşünce sistematiğim açısından son derece mantıklı buluyorum. Bence derdinizi yanlış anlatıyorsunuz Sayın İslam, başka türlü anlatın.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, bu şekilde teklifin bölümleri üzerindeki ve maddeleri üzerindeki bütün görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi İç Tüzük’ün 86’ncı maddesine göre, kanun teklifinin oylamasındaki oyunun rengini belli etmek isteyen iki arkadaşımıza, lehte ve aleyhte olmak üzere söz vereceğim, ondan sonra da kanunun oylamasını yapacağız.

İlk söz, lehte olmak üzere Elâzığ Milletvekilimiz Sayın Zülfü Tolga Ağar’a ait. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Elâzığ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerini tamamladık, tümünün oylanmasından önce oyumun rengini belli etmek için söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın en başında kendi oyumun renginin lehte olacağını sizlere belirtmek istiyorum. Çünkü kanun teklifiyle getirilen düzenlemeler, teknolojiden daha fazla istifade edeceğimiz, öteleyemeyeceğimiz, sonraya bırakamayacağımız iktisadi hayatın ve iktisadi hayatta mal ve hizmet alımında yer alanlar arasındaki ikili münasebette ortaya çıkan problemleri çözen yargı mercilerimizin beklediği düzenlemelerdir.

Ticari hayatta iki husus önemlidir. Birincisi güven, ikincisi zaman. Görüşmelerini tamamladığımız kanun teklifi tam da bu iki hususta ihtiyaç hissedilen düzenlemeleri içeriyor ve ticari hayatın üzerinde yükseldiği zemini kuvvetlendiriyor. Teklifle, abonelik sözleşmelerinden kaynaklı borçların takip usulünde teknolojiden istifade edilmesi, zorunlu arabuluculuk uygulamasının kapsamının genişletilmesi, konkordato sürecinde mali raporların belirli bir standartta hazırlanması hususlarında ve icra takibinde UYAP sisteminin amaca uygun ve etkin kullanımını sağlamak için yeni düzenlemeler yapılıyor.

Teklifin maddeleri görüşülürken detayların çoğu konuşuldu. Ben sadece birkaç hususa değinmek istiyorum. İcra dairelerinde 8 milyon takibin 3,5 milyonu abonelik sözleşmelerinden kaynaklı takiplerden oluşuyor. Bu 3,5 milyon işlem için binlerce avukat icra dairelerinin yolunu tutuyor. Çağımız teknoloji çağı. Bu çağda insanları mobilize etmek yerine iletişim ağını mobilize etmek hem daha ekonomik hem daha hızlı. UYAP ve PTT’nin entegre edileceği Merkezî Takip Sistemi’yle hem abonelik sözleşmelerinden kaynaklı alacakların takip süreci hızlanacak hem de icra dairelerinin iş yükü azalırken alacağın takip sürecinde ulaşımdan evraka kadar alacağın miktarını yükselten masraf unsurları azalacağı için, hem borçlunun hem de alacaklının katlanmak zorunda kaldığı yük hafifleyecek.

Değerli milletvekilleri, teklifle getirilen bir diğer düzenleme konkordatoyla ilgilidir ki bu bana göre çok önemli bir düzenlemedir. Başta da söyledim, ticari hayatın en önemli unsurlarından biri güvendir. Ticari hayatta zor duruma düşen şirketler, firmalar dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Bu, ticari hayatın bir gerçeği. Burada önemli olan, ticari hayatın zorluklarını bahane ederek bazı firmaların borçlarını ödemekten imtina etmesini önleyici tedbirleri almamızdır. Sistemin boşluklarından faydalanmaya çalışanlara karşı iyi niyetli alacaklıların haklarını korumak, virüs kapmış bir firmanın ya da hasta olmayıp da eline virüs bulaştıran obje tutan firmaların hastalığını sağlam şirketlere bulaştırmasını önlemektir. Teklifle, konkordato müessesesine, bu müesseseye hakikaten ihtiyacı olan, konkordato süreciyle alacaklıların borcunu öderken gelecekte ayakta kalabilecek şirketlerin, firmaların daha sağlıklı kriterlerle belirlenmesini sağlayacak ve alacaklıları da koruyacak, art niyetlilerin sistemin boşluklarını kullanmasını önleyecek düzenlemeler getiriliyor.

Mesela ne yapılıyor? Düzenlemeyle Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun yetkilendirdiği bağımsız denetim kuruluşlarının mali raporlarının esas alınması yani raporlarının güvenilirliği güvence altına alınıyor. Konkordato komiserlerinin niteliği ve seçim usulü düzenleniyor.

Teklifin bir diğer düzenlemesi, zorunlu arabuluculuğun kapsamının genişletilmesi konusunda. Mevcut hâlde iş mahkemelerinin iş yükünü üçte 2 azaltan arabuluculuk müessesesi -henüz bir müessese olmamasına rağmen- uyuşmazlıkların çözümüne getirdiği hız ve tarafların masraflarını azaltmasıyla etkin olarak kullanılmaya başlanmıştır. Arabuluculuğun kapsamının genişletilmesinin iki yönde faydası vardır: Biri, mahkemelerin iş yükünün hafiflemesi ve mahkemelerin önüne gelen davaların daha kapsamlı incelenmesi ve daha kısa sürede sonuçlanması yani adalete zaman kazandırması. İkincisi ise tarafların bir araya gelerek kısa sürede aralarındaki uyuşmazlığı çözebilmeleri yani taraflara zaman kazandırabilmesidir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer düzenleme, UYAP sisteminde icra takibinin gerçekten ihtiyacı olan tarafından yapılmasını düzenlemektir. İcra takiplerini hızlandırmak için kurulan sistemin maalesef…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Devamla) – Özür dilerim Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

Bir dakika daha veriyorum.

ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Devamla) – …hız ve etkinliğini artırmak için gerçekten alacaklıların sisteme müracaatını sağlayacak bir düzenlemenin zorunlu hâle gelmesinin sebebi, sorgu sisteminin gereksiz kullanımıdır. Robot yazılımları ve ihtiyaç olmadığı hâlde sistemde gereksiz sorgu yapmayı durdurmanın tek yolu, bu hizmetin bedel karşılığında sunulmasıdır. Sistemde cüzi bir bedel karşılığı yapılacak sorgulama, sistemin yükünü hafifletecek, hız ve etkinliği artırılacaktır.

Değerli milletvekilleri, 16 sayılı Kanun Teklifi’yle getirilen, hem ekonominin üzerinde yükseldiği zemini kuvvetlendiren hem uyuşmazlıkların çözümünde zamanı kısaltırken tarafların yüklenmek zorunda kaldığı masrafları da azaltan hem de vatandaşlarımızı koşturmak yerine teknolojiyi koşturacak düzenlemelerin hayırlı olmasını diliyor, teklifin oylamasında kabul oyu vereceğimi tekraren beyan ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağar.

Değerli milletvekilleri, İç Tüzük’ümüzün 86’ncı maddesine göre aleyhte konuşmak üzere son söz, Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Haydar Akar’a aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Akar, süreniz beş dakika.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bir torba kanunun da sonuna geldik ve son konuşmacı olarak da kürsüdeyim.

Ya, kanuna şöyle bakınca gerçekten de milletin aklıyla dalga geçtiğinizi hissediyorum.

Şimdi, ne yapmışsınız? Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin bir yasa çıkarıyorsunuz, cezaevi harcı ve tahsil harcını kaldırıyorsunuz.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Cezaevi harcını kaldırmıyoruz.

HAYDAR AKAR (Devamla) – 1 lira, 2 lira, 3 lira, 5 lira… Kaldırıyorsunuz. Asıl mesele olan… Ne de abonelik var?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yanlış bilgilendirme!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bir keser misin sesini!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yanlış bilgilendirme!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Elektrik aboneliği, doğal gaz aboneliği, telefon aboneliği, su aboneliği, internet aboneliği var ve birçok aboneliği de ekleyebiliriz. İnsanlar burada paralarını ödeyemedikleri için yasal bir süreç başlamış -parayı ödeyemedi- ve burada da tahsil edecek şirketlerin işini hızlandırmak için, işin aslı paralarını tahsil edebilmek için, büyük bir kıyak yapıyorsunuz aslında ama içine de bir iki ufak tefek şey ekleyerek sanki bal sürdüğünüzü düşünüyorsunuz.

Ya, be kardeşim, 13 milyar dolara iletişim hatlarını özelleştirdiniz, dağıtım şirketlerini özelleştirdiniz, 1 lira yatırım yapmadınız, 1 lira yatırım yapmadınız!

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Kim diyor?

HAYDAR AKAR (Devamla) – 30 lira tutan elektrik tüketimi 60 liraya çıkıyor. Niye çıkıyor? TRT fonu çıkıyor. Niye çıkıyor? Dağıtım bedeli çıkıyor. İçinde ne var, biliyor musunuz? 1 direk diktiğinizde 1 metre tel çektiğinizde vatandaşın kanını emiyorsunuz, parasını alıyorsunuz. Bu vatandaş ayrıca gelir vergisi ödüyor, ayrıca abone parası ödüyor. Direk dikildiği zaman, tel çekildiği zaman da vatandaştan para alıyorsunuz, adına da kayıp kaçak diyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde kaçak diye bir şey yok, kayıp vardır; yüzde 6’dır, yüzde 7’dir ortalama. Kayıp vardır, kaçak yoktur ama siz ne yapıyorsunuz? Vatandaştan kaçak elektrik bedeli alıyorsunuz.

Doğal gaz diyorsunuz, aynı şekilde şehirlerin dibine kadar getirdiniz, kimse doğal gaz yakmıyor. Daha önceleri bunu belediyeler yapardı, bütün alanlara yayardı. Şimdi dağıtım şirketleri fizibil olmayan, para kazanılmayacak hiçbir yere doğal gaz getirmiyor. Ben size bunu iddiayla da söylüyorum, sizden önce, 2002’den önce giden 5 şehir doğal gaz yakmasın, konutlarda doğal gaz tüketimi yok denecek kadar az.

Şimdi, aslında, baktığımız zaman vatandaşın derdi başka. Vatandaşın derdi aldığınız KDV’ler, ÖTV’ler, aldığınız dağıtım bedelleri, aldığınız TRT payları, aldığınız elektrik dağıtım şirketlerinin ödemesi gereken fonlar. Bunlardan indirim yapacaksınız ki vatandaş gitsin parasını ödeyebilsin. Parasını ödeyememiş, biraz evvel AKP’li hatip çıkmış, burada 8,5 milyon icra dosyası -aslında 18 milyon- bunun 3,5 milyonu sözleşmelerden dolayı diyor. Ayıp bir şey ya, bu ayıp! Demek ki vatandaş batmış, bitmiş, parasını ödeyemiyor. Yaktığı elektriğin parasını ödeyemiyor, içtiği suyun parasını ödeyemiyor, yaktığı doğal gazın parasını ödeyemiyor. Siz de bunu övünerek anlatıyorsunuz ki tahsilatı nasıl hızlı yapacağız diye.

Sevgili arkadaşlar, hiçbir problem çözmüyorsunuz. Bakın, size bir örnek vereceğim. 15 Temmuz 2016’da bir darbe girişimi oldu, 20 Temmuzda siz ayrı bir darbe yaptınız, olağanüstü hâl ilan ettiniz ülkede. Herkesin, FET֒cüsünün de FET֒cü olmayanın da konutlarına, iş yerlerine el koydunuz. Kurunun yanında yaş da yanar diyebilirsiniz. Dün bir vatandaş geldi bana, iki buçuk yıl evvel el konan bir şirkete -bir buçuk yıl önce dava açmış- darbeden önce dava açmış, diyor ki: “Yüzde 20 hissem var.” Hissedarlıktan ayrılmak için dava açmış darbeden bir buçuk sene evvel ama darbe olduğu için, bir kanun hükmünde kararnameyle de el konulan mülkler, şirketlerin davaları derdest edildiği için hakkını arayamıyor. Olağanüstü Hâl Komisyonu… Mahkeme “Ben bakmam.” diyor, iptal etmiş dosyayı. Sonra “Olağanüstü Hâl Komisyonuna gidin.” diyorlar. O diyor ki: “Darbeden önce oldu. Darbeden önce senin mahkemen, buna ben bakmam.” Bu vatandaş çareyi nerede arayacak?

Yine bir başka örnek: 10 tane ortağı var okulun, el konulmuş okula, 1 tanesi tespit edilmiş, FET֒cü, 9 tanesi mağdur. Şimdi, biraz evvel verdiğim örnekteki vatandaşın o şirketin bankaya olan borcundan dolayı evine satış gelmiş, icradan satış gelmiş evine. “Bir evim kaldı. Devletten alacağım var çünkü devlet el koydu. Yüzde 20’si benim. Darbeden bir buçuk sene önce dava açmışım. Gideceğim yer yok.” diyor. Gittim konuştum, bir tane satışı yapılmamış, darbe nedeniyle el konulan, kanun hükmünde kararnameyle el konulan mal, mülk neyse FET֒cülerin. Peki, arkadaşlar, o “FET֒cü” diye tanımladığınız şirketlerin alacaklılarının, şirketlere mal veren, onlardan alacağı olan insanların hakları ne olacak? Yüzlerce insan sizi bekliyor, bir tanesini çözmemişsiniz. Yahu bir de problem çözün şu Mecliste Allah aşkına ya! Ne kadar sermaye şirketi varsa, ne kadar parayla ilgili konu varsa çözüyorsunuz ama vatandaşı mağdur eden hiçbir konuyu getirmiyorsunuz buraya. Getirin, hep beraber çözelim, bu vatandaşların mağduriyetlerini önleyelim arkadaşlar.

Onun için, böyle gelip geçici tedbirlerle, işte 1 liralık, 2 liralık vatandaşa tasarruf...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Akar, bir saniye...

HAYDAR AKAR (Devamla) – ...ettirdiğinizi düşündüğünüz kanun teklifleriyle buraya gelmenin bir mantığı yok.

BAŞKAN – Sayın Akar...

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bu Meclisi de oyalamayın Allah aşkına, oyalamayın!

BAŞKAN – Sayın Akar...

HAYDAR AKAR (Devamla) – Vatandaşın derdi var, çiftçinin derdi var.

ŞEYHMUS DİNÇEL (Mardin) – Oyunun rengi...

HAYDAR AKAR (Devamla) – Birazdan oyumun rengini belirteceğim Sayın Başkan, izin verirseniz.

BAŞKAN – Ben sizi uyarıyorum ama siz dinlemeden devam ettiniz.

Buyurun.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Evet, peki, teşekkür ediyorum.

Çiftçinin derdi var, memurun derdi var, işçinin derdi var, EYT’lerin derdi var; yahu toplumun her kesimi dertli. Hiç mi üzülmüyorsunuz, hiç mi etrafınızda komşunuz yok, hiç mi görmüyorsunuz? Neyi çözeceğiz biz?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Sen bu tarafa bakma, öbür tarafa bak, CHP’ye bak.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Niye buradayız biz? Niye buradayız, niye?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – CHP’ye bak.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sana bakıyorum özellikle, sürekli laf yetiştiriyorsun. Sen bir algıla bunu, bir öğren diye söylüyorum, bir bak.

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Algılıyorum, algılıyorum. Sen CHP’ye bak, niye bize bakıyorsun?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sizin arkadaşınız yok mu, sizin dostunuz yok mu, size gelen yok mu?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yok!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Yahu buraya da bir problemi çözmek için, vatandaşın problemini çözmek için bir kanun teklifi getirmeyecek misiniz?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Bu kanun onun için, tam onun için işte bu.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Elektrik dağıtım şirketleri, köprüleri yapanların dertleri, tünelleri yapanların alacakları, onların vergilerini affetme; hep bunu mu yapacağız biz burada ya?

ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Kanunu okumamışsın!

HAYDAR AKAR (Devamla) – Bir şey yapalım arkadaşlar, bir şey. Bu vatandaşın lehine bir şey yapalım diyorum.

Buna külliyen ret vereceğimizi ifade ediyor, sevgiler saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akar.

Değerli milletvekilleri, bu şekilde, 16 sıra sayılı Teklif’in tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, oylama için dört dakika süre veriyorum.

Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi açık oylama sonucunu açıklıyorum:

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

256

 

Kabul

:

220

 

Ret

:

36(x)

 

 

Kâtip Üye

Burcu Köksal

Afyonkarahisar

Kâtip Üye

Bayram Özçelik

Burdur”

 

Değerli milletvekilleri, bu şekilde teklif kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, gündemimizdeki konular tamamlanmıştır.

Alınan karar gereğince 2019 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısını görüşmek için 10 Aralık 2018 Pazartesi günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 21.29



(x) 16 S. Sayılı Basmayazı 4/12/2018 tarihli 25’inci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.