TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

9’uncu Birleşim

23 Ekim 2018 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, Genel Kurula ilk defa Başkanlık etmesi nedeniyle görüşlerini paylaşmak istediğine, 27’nci Dönem İkinci Yasama Yılının millete ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ettiğine ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’in, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını temenni ettiğine, uzman jandarmalar ve uzman çavuşların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, 28 Ekim Karaman’ın Ermenek ilçesinde meydana gelen maden faciasının 4’üncü yıl dönümü münasebetiyle maden işçilerinin sorunlarına ve Celal Adan’a Meclis Başkanlığı görevinde başarılar dilediğine ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

3.- Çorum Milletvekili Erol Kavuncu’nun, 19 Ekim Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in 15’inci ölüm yıl dönümüne, Mardin’in Dargeçit ilçesinde şehit edilen Çorumlu hemşehrisi Muhammet Çoban’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını temenni ettiğine, Hükûmetin yıkılmakta olan Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın yerine uygulayacağı projeyi Mersin halkıyla paylaşması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Bursa’nın Büyükorhan ilçesi Karaağız köyünde yapılmak istenen biyokütle atık enerji tesisinin yaratacağı sorunlara ilişkin açıklaması

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Batman ilinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

4.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinde görevden alınan muhtarların bir an önce görevlerine iade edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2 şehide Allah’tan rahmet dilediğine ve her sorunun çözüm adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna ilişkin açıklaması

6.- Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu’nun, Bartın Devlet Hastanesinde hizmet alımı sözleşmesiyle çalışırken işten çıkarılan 21 emekçinin yaşadığı mağduriyetin durdurulması gerektiğine ve konunun takipçisi olduğuna ilişkin açıklaması

7.- Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir’in, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiğine, Kayseri ili Sarız ilçesinde yaşayanların sıkıntılarına ilişkin açıklaması

8.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Türk siyaset bilimcisi, siyasetçi, yazar Ahmet Taner Kışlalı’yı rahmetle andığına ilişkin açıklaması

9.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, polislere verilen sözlerin yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

10.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, gizli tanıkla bir kimsenin alıkonulmasının hukuksuz olduğuna ve Eren Erdem’in serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, ekonomik krizin bedelinin millete ödetildiğine ve yoksulluğa terk edilen vatandaşların haklarını savunacaklarına ilişkin açıklaması

12.- Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın, Kastamonu il ve ilçelerinde sağlık hizmetlerinin çağın ve standartların çok altında olduğuna ilişkin açıklaması

13.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, artan işsizliğin önlenmesi ve iş yerlerinin kapanmaması için alınan tedbirlerin olup olmadığını, işsizlik ödeneğinin artırılması konusunda düzenleme yapılıp yapılmayacağını Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

14.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, Sivas’a çocuk kardiyoloji uzmanı atanıp atanmayacağını, atama yapılacaksa ne zaman gerçekleşeceğini Sivas halkının öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

15.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in, Hakkâri halkını ve orada görev yapan kamu görevlilerini saygıyla selamladığına, Hakkârililerin sadece ve sadece iş istediklerine ilişkin açıklaması

16.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, 23 Ekim Van depreminin 7’nci yıl dönümünde bir deprem daha yaşama gerçeğinin unutulmaması gerektiğine, Meclisin Doğu Türkistan konusunda çok daha ciddi, etkin, fark edilebilir bir irade göstermek mecburiyetinde olduğuna, FETÖ mevzusundaki mağduriyetleri gidermenin yolunun yeniden yargılamanın önünü açmak olduğuna ilişkin açıklaması

17.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Celal Adan’ı Meclis Başkan Vekilliği görevinden dolayı tebrik ettiğine, 19 Ekim Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’i 15’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andığına, 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü ve 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nü kutladığına, 22 Ekim Amasya Protokolü’nün imzalanışının 99’uncu yıl dönümünde bütün şehitleri rahmetle andığına, 23 Ekim Van depreminin 7’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Danıştay 8. Dairesinin Andımız’ı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etmesinin yerinde bir karar olduğuna ilişkin açıklaması

18.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, TBMM TV’nin yayın sürelerine, ailelerin şüpheli asker ölümleriyle ilgili taleplerine, SMA hastalarının yaşadığı mağduriyete, 22 Ekim şair Ciğerhun’u 34’üncü ölüm yıl dönümünde saygıyla andığına ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Celal Adan’ı Meclis Başkan Vekilliği görevinden dolayı kutladığına, Mardin’den gelen acı habere ilişkin TBMM’nin yapması gerekenler olduğuna, Uzman Çavuş Muhammet Çoban ile Uzman Onbaşı Sedat Kasap’a Allah’tan rahmet dilediğine, fındık üreticilerinin sorunlarının çözümlenmesini temenni ettiğine ve Cumartesi Annelerinin meşru bir hak arayışı içinde olduklarına ilişkin açıklaması

20.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 23 Ekim 2011 Van depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve ülkenin stratejik tarım ürünlerini bir bütün olarak değerlendireceklerine ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağırailoğlu’nun, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

23.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, bir sorunun araştırılmasını istemenin o sorunun günlük politikaya alet edilmesi olarak ifade edilmesinin Meclise saygısızlık olduğuna ilişkin açıklaması

24.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, ülkenin meselelerini bölgesel olarak değil bir bütünün parçası içerisinde değerlendirdiklerine ve çözüm üretmeye gayret ettiklerine ilişkin açıklaması

25.- Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs’ün, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

29.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, sistemde meydana gelen arızalardan dolayı sıkıntı yaşandığı için Mecliste teknoloji yenilemesine önem verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

30.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

31.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 22’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

32.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, Van depreminde yaşananlara ilişkin açıklaması

33.- Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın, 1999 depreminde hükûmetin, devletin olmadığına, insanların çaresiz kaldığına ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, üçüncü havalimanı inşaatı sırasında yaşanan ölümlere, rögarda cesedi bulunan işçinin kim olduğu, ne zaman ve nasıl öldüğü konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

35.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, yaşanan doğal afetlerde görev ifa eden herkesin elinden geleni yaptığına, rögarda cesedi bulunan işçiyle ilgili olayın araştırılacağına ilişkin açıklaması

37.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 1999 Marmara depremi gibi büyük depremlerde kronikleşen sağlık sorunlarına ilişkin açıklaması

41.- Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine, Andımız’ın okullarda okutulmasına karşı çıkanların Fetullah terör örgütüyle, PKK’yla, cemaatlerle kol kola girenler olduğuna ve Andımız üzerindeki ellerin çekilip millî birlik ve beraberliğin bozulmamasına ilişkin açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

44.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

45.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Van’da 23 Ekim ve 9 Aralık 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Andımız’dan vazgeçmeyeceklerine ilişkin açıklaması

46.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, FETÖ meselesinin Meclis çatısı altında dört başı mamur konuşulamadığına ilişkin açıklaması

47.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun CHP grup önerisi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

48.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Eber Gölü’nü besleyen su kaynaklarının yeniden işler hâle gelmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

49.- Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal’ın, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine ve gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili olayda uluslararası sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi için Hükûmetin daha dikkatli davranmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

50.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili olaya ilişkin açıklaması

51.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci maddesine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Türk Grubunda Mersin Milletvekili Lütfi Elvan’dan boşalan üyelik için Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Başkanlığınca aday gösterilen İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım’ın üyeliğine ilişkin tezkeresi (3/49)

 

 

 

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Birliği Konseyi Avusturya Başkanlığı tarafından 10-13 Ekim 2018 tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenmiş olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası Parlamentolararası Konferansı’na TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın katıldığına; KKTC ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, Antalya Milletvekili Sena Nur Çelik, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin’in katıldığına; Azerbaycan ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin’in katıldığına; TBMM Dışişleri Komisyonunun Estonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonunun davetine icabeten Estonya’ya ve Rusya Federasyonu Konseyi Dışişleri Komitesinin davetine icabeten Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin tezkeresi (3/50)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 23/10/2018 tarihinde Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve arkadaşları tarafından fındık üreticilerimizin yaşadığı sorunların detaylı olarak incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, tarımsal AR-GE çalışmalarının arttırılması, fındığa dayalı gıda sanayisini teşvik programlarının hazırlanması için çalışmalar yapılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- HDP Grubunun, 22/10/2018 tarihinde Van Milletvekili Sayın Murat Sarısaç ve arkadaşları tarafından, Van depremine bağlı olarak esnafın ve yurttaşların devam eden sorunlarının tespit edilerek alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, 19/10/2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından Cemal Kaşıkçı’nın akıbetine ilişkin yaşananların tam olarak açığa çıkarılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 9 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun, 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan 1 üyelik için seçimin yapılarak bu birleşiminde gündemin "Seçim” kısmındaki işlerin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 24 Ekim 2018 Çarşamba günkü birleşiminde Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için seçim yapılmasını müteakip denetim konularının görüşülmeyerek gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve bu birleşiminde 9 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 24 Ekim 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 9 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması hâlinde 25 Ekim 2018 Perşembe günü toplanmamasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

3.- Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan’ın, Osman Nuri Gülaçar’ın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- SEÇİMLER

A) Kişisel Verileri Koruma Kurulu Üyeliklerine Seçim

1.- Başkanlıkça Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan ve HDP Grubuna düşen 1 üyeliğe HDP Grubunca aday gösterilen Bayram Arslan’ın seçilmesi

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Devlet Denetleme Kurulunun temsil, tanıtma ve ağırlama ödeneklerine ilişkin sorusu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın cevabı (7/1845)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlığın siber saldırıya uğrayıp uğramadığına ve siber saldırı sonucu çalınan belgelere ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/1957)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2010-2018 yılları arasında Bakanlıkça kamu hizmeti için kiralanan araç ve binalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/1959)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 7 Ağustos 2018 itibarıyla Bakanlıkta boş bulunan engelli kadrolarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/1962)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2016-2018 yılları arasında Bakanlıkça yapılan yurt dışı görevlendirmelere ve ödenen yolluklara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/2297)

6.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, 2018 yılı bütçesinden Bakanlıkça yapılan tasarruf tedbirlerine ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/2714)

7.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, engellilere yönelik spor imkânlarına ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/2716)

8.- İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin'in, İstanbul Park yarış pistinin otopark olarak kullanılmasına ve Türkiye'nin yeniden Formula 1 yarışlarına katılmasına yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/2717)

9.- Mardin Milletvekili Tuma Çelik'in, İstanbul aktarmalı uçuşlarda Irak Kürt Bölgesel Yönetimine ait belgeler gerekçe gösterilerek bazı yolculara ayrımcılık yapıldığına dair iddialara ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/2824)

10.- Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan'ın, SİT alanı olan Van Muradiye Şelalesi etrafında yapılan çevre düzenlemesine ve Şelale'nin 49 yıllığına özel sektöre devredildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un cevabı (7/2977)

11.- Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin'in, yurtdışına göç hareketlerinin nedenleri ve beyin göçünün önlenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun cevabı (7/3074)

12.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker'in, Türk Hava Yolları personelinin üniformalarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/3366)

13.- İzmir Milletvekili Murat Bakan'ın, Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan gibi bir çok devlet yöneticisinin uçak ve helikopterlerle yaptıkları uçuşların sayısal verilerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın cevabı (7/3374)1.-

23 Ekim 2018 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın, Genel Kurula ilk defa Başkanlık etmesi nedeniyle görüşlerini paylaşmak istediğine, 27’nci Dönem İkinci Yasama Yılının millete ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Bugün Genel Kurula ilk defa Başkanlık yapmam sebebiyle görüşlerimi kısaca sizinle paylaşmak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, öncelikle, sizlerin şahsında, millet iradesinin tecelligâhı olan kutlu Meclisimizin manevi şahsiyetini hürmet ve saygıyla selamlıyorum. Meclisimiz, memleketin istiklalini ve istikbalini çiğnetmeme uğruna şehadete yürüyen Kurtuluş Savaşı kahramanlarının emanetidir. Bu Meclis, hürriyete sevdalı milletimizin şah damarıdır. Milletvekili seçildiğimizde aldığımız mazbata, temsilcisi olduğumuz milletin bizlere emaneten verdiği vatan tapularıdır. Her birinin üzerinde aziz ve mübarek şehit kanlarının, Anadolu bozkırının dört yanından yükselen duaların, cefakâr halkımızın alın teri ve göz nuru vardır. Bu Meclis, bağımsız bir Türkiye mücadelesinin -Ankara merkezli- milletimizin medeniyet ve dünya tasavvurunun karargâhıdır. Bu hayalimizi yok etmek isteyenlere de tarih boyunca tavizsiz duruşu yine Meclisin mensupları göstermiştir. Düşman Polatlı’ya kadar varmışken Ankara’dan çekilmeyi reddeden kurucu Birinci Meclisin ruhu bu çatı altında dimdik ayaktadır. Yüreklerimizde Gazi Mustafa Kemal’in ve onun arkadaşlarının sesi hâlâ yankılanmaktadır. 15 Temmuz gecesi işgalci ihanet şebekesine karşı başını eğmeyen parlamenter arkadaşlarımız bu ruhun hâlen yaşadığını dosta düşmana bir kez daha ispat etmişlerdir.

Meclisimizin sınırları, etrafını ören duvarlarla çevrili değildir. Meclisimizin hakiki sınırları, Türk milletinin soluk alıp verdiği her bir karış toprağa kadar uzanabilmektedir. Bu çatı çökmesin, Türk’ün son bağımsız devleti yıkılmasın, milletimizin ay ve yıldızı gökyüzünde ebediyen parıldasın diye canından vazgeçmeye daima hazır duran vatandaşlarımızın kalpleri bu Meclisin hakiki merkezidir. Bu şuurla milletin Meclisinde yer aldığım gibi yine bu şuurla Cenab-ı Allah milletimize hizmet etmeyi nasip etsin.

Bu vesileyle, 27’nci Yasama Döneminin milletimize, tüm insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor, hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, uzman jandarmalar ve uzman çavuşların sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’e aittir.

Buyurun Sayın Yönter. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili İzzet Ulvi Yönter’in, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını temenni ettiğine, uzman jandarmalar ve uzman çavuşların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

İZZET ULVİ YÖNTER (İstanbul) – Sayın Başkanım, yeni göreviniz münasebetiyle zatıalinizi tebrik ediyorum, Allah utandırmasın diyorum, Allah yardımcınız olsun diyorum ve görevinizin milletimize, Meclisimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İZZET ULVİ YÖNTER (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, şu anda bizleri takip eden, bu millet, bu vatan, bu bayrak için fedakârlığa hazır çok sayıda kahraman vardır.

Sayın Başkanım, bir uğultu var Genel Kurulda.

BAŞKAN – Değerli arkadaşlar, gerçekten bir uğultu var. Daha sessiz olursanız, hatibi dinleme fırsatı verirseniz memnun oluruz.

İZZET ULVİ YÖNTER (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli arkadaşlarım, bu kahramanlar taleplerinin karşılanmasını bekliyorlar. Bu kahramanlar beklentilerinin karşılanmasını bekliyorlar. Birinci sırada uzman çavuşlarımız, uzman jandarmalarımız, bu millete her şeylerini feda etmeye hazır bu kahramanlar gerek özlük haklarıyla ilgili gerek mesleki haklarıyla ilgili pek çok sorunu taşıyorlar ve bu sorunların çözülmesini istiyorlar.

Değerli arkadaşlarım, biz 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun pek çok mahzuru olduğunu müteaddit defalar dile getirdik. 3269 sayılı Yasa’da uzman erbaşlarımızın sözleşmeli olarak çalışacakları yer almış durumda. Biz bu kahramanlara kadro istiyoruz, Gazi Meclisimizin inisiyatif almasını, irade göstermesini hassaten ve önemle istirham ediyoruz. Artık beklemeye tahammül yok, gecikmeye tahammül yok. Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli grup yöneticileri ve milletvekilleri uzman çavuşlarımıza kadro verilmesi hususunda bizlere söz verdiler. Bu sözün hep birlikte, bir an önce hayata geçmesini istiyor ve bekliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, ayrıca, uzman çavuşlarımızın orduevlerine girememe gibi, telafisi, izahı, tanımı olmayan bir garabetle karşı karşıya olduklarını da belirtmek istiyorum. Orduevlerinde ne var değerli arkadaşlarım? Bu kahramanlar her yere girdiler, gösterilen her hedefe yıldırım gibi çarptılar; El Bab’a girdiler, Afrin’e girdiler, Cerablus’a girdiler, ne var ki gelin görün ki orduevlerine giremediler. Orduevlerinin kapılarını biz bu kahramanlara ne zaman açacağız, bu adaleti ne zaman sağlayacağız?

Bir diğer sorunumuz, 3466 sayılı Yasa’ya göre çalışan uzman jandarmalarımızın okullarında geçen bir yıllık sürenin fiilî hizmetten sayılması. İkinci olarak, 3600 ek göstergeden istifade etmeleri. Üçüncü olarak da bir üst statüye terfi edebilmek için yaş sınırlarının 45’e çıkarılması.

Değerli arkadaşlarım, insanı diğer canlılardan ayıran dört özellik var. Birincisi hikmeti, ikincisi iffeti, üçüncüsü aklı, dördüncüsü adaleti. Adalet hakkın haklıya iadesidir. Hak burada kimin? Kahramanların.

“İnsan büyür beşikte, mezarda yatmak için

Ve kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.”

O kahramanlar uzman çavuşlar, o kahramanlar uzman jandarmalar. Millî bekamız için varını yoğunu gerek yurt içinde gerek yurt dışında gösteren kahramanlar. Biz onlara vefa borcumuzu gösterebilmeliyiz. Onlara elimizden gelen katkıyı, desteği verebilmeliyiz. Değerli arkadaşlarım, bu konuda çekimser kalmayalım, bu konuda geri durmayalım. İstirham ediyorum, Allah için, Gazi Meclisimiz, millî iradenin tecelligâhı inisiyatif almalı, uzman çavuşlarımızın kadro sorununu çözmeli; uzman jandarmalarımızın gerek okullarında geçen sürelerin fiilî hizmetten sayılması gerek 3600 ek gösterge verilmesi gerekse 45 yaş sınırına yükseltilmesi hususunda gereğini yapmalı. Haydi hep beraber omuz omuza verelim, el ele verelim ve gereğini yapalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlar mısınız Sayın Milletvekili.

İZZET ULVİ YÖNTER (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şu anda kahramanlarımız Türkiye Büyük Millet Meclisinden yükselecek bir sese odaklanmış durumdalar, gözleri kulakları burada ve inanın bana, Türkiye Büyük Millet Meclisinde herkesin ne yaptığını, hangi tavrı aldığını, hangi iradeyi gösterdiğini hem izliyorlar hem de not alıyorlar. Maşeri vicdana karşı sorumluyuz. Tarihe karşı sorumluyuz. Millî güvenliğe karşı sorumluyuz. Geçmişe karşı, geleceğe karşı sorumluyuz. Haydi hep birlikte uzman çavuşlarımızın, uzman jandarmalarımızın meselelerini -birlikte ve beraber bir şekilde- çözelim. Gazi Meclisin bunu yapacak gücü vardır, bu muktedir vasfı ortadadır ve burada hep birlikte uzman çavuşlarımızın, uzman jandarmalarımızın sesini duyalım ve onlara gerekli desteği verelim. Biz, bu kapsamda kanun teklifimizi verdik. Kanun teklifimizin yasalaşmasını ümit ediyor, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, 28 Ekim 2014 tarihinde Karaman Ermenek’te meydana gelen maden faciasının yıl dönümü münasebetiyle kömür madenleri, Ermenek’teki maden işçilerinin sorunları hakkında söz isteyen Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’e aittir.

Buyurun Sayın Ünver. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver’in, 28 Ekim Karaman’ın Ermenek ilçesinde meydana gelen maden faciasının 4’üncü yıl dönümü münasebetiyle maden işçilerinin sorunlarına ve Celal Adan’a Meclis Başkanlığı görevinde başarılar dilediğine ilişkin gündem dışı konuşması

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki 28 Ekimin, 2014 yılında Karaman’ın Ermenek ilçesinde meydana gelen maden kazasının yıl dönümü olması nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ermenek’te meydana gelen ve benzerine az rastlanan kazada ocağı su basmış, yer altında öğle yemeği yiyen işçiler madende mahsur kalmıştı. Kazadan sonra 18 madenciden haber alınamadığı yönünde gelen bilgiler üzerine endişeli bir bekleyiş başlamıştı. Arka arkaya gelen ölüm haberleri beslenen umutları da bir bir söndürmüştü. Son cenazelere kazadan ancak otuz yedi gün sonra ulaşılabilmişti. Bu bekleyiş sırasında yırtık lastik ayakkabısıyla madende kalan oğlunu, Tezcan Gökçe’yi bekleyen, tüm Türkiye'nin tanıdığı Recep amca ve kameralara yansıyan “Oğlum yüzme bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?” serzenişiyle içindeki tüm doğallığı, saflığı ve çaresizliği ortaya koyan Tezcan’ın annesi Ayşe teyze yüreğimizi sızlatmıştı. O gün tüm Türkiye bir acıya ortak olmuştuk. Sonrasında şehit madencilerin yakınları gerek devletimizin gerekse de yardımsever vatandaşlarımızın katkısıyla birtakım maddi yardımlar aldılar. Kazada sorumlulukları tespit edilenler on dört yıldan yirmi bir yıla varan cezalara çarptırıldılar ama ne var ki sağlanan ekonomik imkânlar ne de verilen cezalar kaybedilenleri geri getiriyor. Aradan dört yıl geçmiş olsa da o günlerde yaşanan acı hâlâ içimizde. Bu vesileyle, Ermenek’te kaybettiğimiz 18 maden şehidimizle birlikte tüm maden şehitlerimizi ve iş cinayetlerine kurban verdiğimiz emekçileri saygı ve rahmetle anıyorum.

Bu kazanın kaybettiğimiz hayatlar yanında Ermenek açısından bir başka boyutu daha var. Kazadan önce Ermenek’te 8 kömür ocağı çalışırken bugün biri altı aylık dönemler hâlinde çalışma yapan sadece 2 ocak faal kalmıştır. Kazadan önce tüm ocaklarda 2.700 işçi çalışırken bugün faal olan 2 ocakta sadece 380 işçi çalışmaktadır. Bu işçilerin yarısından fazlası da yılda ancak altı ay çalışabilmektedir. Ermenek’te madenlerin çalışmaması nakliye sektörünü de olumsuz etkilemiştir. Kazadan önce Ermenek’teki nakliyeciler kooperatifine 130 kamyon kayıtlıyken bugün sadece 80 araç kayıtlıdır. Bunların çoğu da madenlerden yük alamamaktadır.

Ermenek’te esnaf da kan ağlamaktadır. 30 bine yaklaşan nüfusuyla Karaman’ın en büyük ilçesi olan Ermenek’te kazadan önceki işçi sayısı dikkate alındığında, neredeyse nüfusunun yarısı geçimini doğrudan madenlerden sağlamaktaydı. Dolaylı olarak madenden gelir elde edenler de hesaba katıldığında, Ermenek’in hemen hemen tamamının geçimi madenlerin çalışmasına bağlıdır. Ermenek’te yapılan küçük çaplı meyvecilik ve sebzecilik ise ilçenin geçimini sağlamaya yetmemektedir. Bugün, Ermenek’te esnafı madenden emekli olanlar ayakta tutmaktadır. Madenden emekli olanlar azaldıkça Ermenek ekonomisi de tamamen bitecektir. Bir dönem Karamanoğulları Beyliği’ne başkentlik de yapan Ermenek’in içine itildiği bu çaresizlik, derin tarihî geçmişine de yakışmamaktadır. O yüzden, Ermenek’te madencilik olmazsa olmazdır.

Demem o ki Ermenek’te kömür sadece kömür değildir; gelinlik kızların çeyiz sandığı, delikanlıların düğün parasıdır; askerdeki Mehmetçik’in cep harçlığı, gurbetteki öğrencinin kitap parasıdır; ailelerin geçim kaynağı, Ermenekli çocukların nafakasıdır. Kısacası, Ermenek’te kömür sadece kömür değil; sofralarda katık, heybelerde azık, yüreklerde yaradır. Ermenek’te kömür hayattır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre ülkemizdeki linyit rezervi 17,3 milyar tondur, bu da 350 milyar dolarlık bir servet demektir. Türkiye, bu rezervi çıkarmak yerine sürekli kömür ithal etmektedir ve en çok kömür ithal eden ülkeler sıralamasında 7’nci durumdadır, yapılan ithalatın faturası da 3-4 milyar dolar civarındadır. Bu nedenle, ülkemizde çalışmayan tüm kömür madenlerinin çalıştırılması zaruret olmuştur.

Özel sektör, Soma faciasından sonra alelacele yapılan düzenlemelerdeki şartların ağır olduğu gerekçesiyle madenleri çalıştırmamaktadır. Öyleyse özel sektörün yapamadığını devlet yapmalı, çalışmayan maden işletmelerindeki redevans sözleşmeleri iptal edilerek kamuya ait madenlerin kamu tarafından işletilmesi sağlanmalıdır. Kömür madenciliğinin ve Ermenek’in kurtuluşu buna bağlıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Milletvekili.

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Milletin kürsüsünden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına sesleniyorum: Yürütülen madencilik anlayışı artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Ermenek ve kömürle hayat bulan tüm şehirlerimiz bu adımın atılmasını beklemektedir. Seslerini, sesimizi duyun artık.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, size de görevinizde başarılar dileyerek hayırlı olmasını temenni ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündem dışı üçüncü söz, Bosna-Hersek kurucu Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in anısı münasebetiyle söz isteyen Çorum Milletvekili Erol Kavuncu’ya aittir.

Buyurun Sayın Kavuncu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Çorum Milletvekili Erol Kavuncu’nun, 19 Ekim Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in 15’inci ölüm yıl dönümüne, Mardin’in Dargeçit ilçesinde şehit edilen Çorumlu hemşehrisi Muhammet Çoban’a Allah’tan rahmet dilediğine ve Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ilişkin gündem dışı konuşması

EROL KAVUNCU (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bosna kahramanı, büyük devlet ve dava adamı Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in ölümünün 15’inci yıl dönümü nedeniyle söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Milletlerin, devletlerin kaderini belirleyen tarihî olaylar yanında liderler de vardır. Bu liderler kendine inanmış, güvenmiş halkına önderlik ederek onları, en koyu karanlıklardan, en dehşet ateşlerden, en korkunç ölümlerden, en bitmez ve akıl almaz zulümlerden çekip çıkarmışlardır. Bu yüzden de isimleri o milletin en başta kalbine ve daha sonra da tarihine altın harflerle yazılmıştır. İşte, Aliya İzzetbegoviç insanlık adına hayatı boyunca verdiği eşsiz mücadeleyle hem mazlum ve mağdur Bosna halkı için hem de İslam coğrafyası ve insanlık için kutup yıldızı hâline gelmiştir.

Üsküdarlı bir Türk kızının torunu olarak 8 Ağustos 1925 tarihinde Bosna Hersek’in Bosanski Şamats kasabasında dünyaya gelen İzzetbegoviç’in hayatının her anı örnek alınacak bir mücadele destanıdır. Aliya sadece bir siyasetçi, bir düşünür ve aksiyon adamı değildir; merhum Aliya bunların tamamıdır, hatta çok daha fazlasıdır ve ötesidir. O, sırf Müslüman olduğu, Müslümanca düşündüğü için atıldığı zindanda fikrini ilmek ilmek dokuyan genç bir mütefekkirdir. O, yüreğinin bir yarısında Bosna’yı, diğer yarısında Fas’tan Endonezya’ya, Bosna’dan Türkistan’a bütün İslam dünyasını taşıyan bir gönül adamıdır.

1970’lerin kasvetli ortamında kaleme aldığı İslam Deklarasyonu’yla Aliya, İgman Dağı gibi yükselen bir öz güven abidesidir. O, savaş meydanlarında cesur bir asker, ailesine müşfik bir baba, arkadaşlarına aziz bir dost, milletini bağımsızlığa taşıyan Bilge Kral’dır. Biz Aliya’yı “Ölmeye hazır olan insanlar, ölmeye hazır olmayanlara karşı galip gelirler.” tespitleriyle tanıyoruz. Biz onu “Ey teslimiyet, senin adın İslam’dır.” niyazıyla biliyoruz. Biz Aliya’yı “Her şeye kadir olan Allah’a ant olsun ki köle olmayacağız.” haykırışıyla biliyoruz. Biz onu “Balkanlar ülkesinde kendilerini özgür hissedenler sadece Allah’tan korksunlar, gururlu olsunlar, çok çalışsınlar, gerçeği konuşsunlar.” vasiyetiyle biliyoruz. Biz o büyük gönül insanını, vefatından birkaç gün önce yazdığı “Dik dur, yıldızların altında nasıl başın eğik durursun? Hangi yoldan gidersen git sonunda ölüm bekliyor ve her şey felaketle sonuçlanıyor. Sen de öleceksin, bu dünya da ölecek, bu yüzden dik dur.” mesajıyla hatırlıyoruz. Elbette, onun gibi çok yönlü birisini tarif etmek, birkaç cümleye bunu sığdırmak kolay değildir. Bizim için Aliya İzzetbegoviç’in en büyük eseri Bosna, en önemli mirası da asaletidir.

Komünist rejimin tüm şiddetiyle üzerine geldiği ilk gençlik yıllarından 78 yaşında son nefesini verdiği ana kadar her tavrında, her söyleminde Müslüman’a has vakar, öz güven ve tevazu vardır. Her daim Müslüman olmanın, Müslümanca yaşamanın mücadelesini vermiştir. Aliya, Batı karşısında eğilmektense ölmeyi tercih edecek kadar asildir. “Avrupalı bir Müslüman’ım.” derken de “Ben Avrupa’ya giderken kafam önümde, eğik gitmiyorum.” der. “Çocuk, kadın, ihtiyar öldürmedik.” derken de sadece ve sadece hakikati haykırır. Çünkü Batı yediden yetmişe herkesi öldürdü ve hâlen de öldürüyor. Aliya’nın, “medeni” denilen Avrupa’nın göbeğinde, tüm dünyanın gözü önünde tam üç buçuk yıl boyunca yüz binlerce vatandaşı vahim bir şekilde öldürülmüştür. Srebrenitsa aslında bunlardan bir tanesi idi. O, Srebrenitsa’da tarihin en utanç verici soykırımlarından birine şahit oldu. Birleşmiş Milletlerin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa’ya sığınan çoğu kadın ve çoğu çocuk 8.372 kişi Hollandalı paralı askerler tarafından ölüme mahkûm edildi. O “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir.” diyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

EROL KAVUNCU (Devamla) - Oysa celladına âşık olanlar gibi kurtuluşu, sözde medeni, tek dişi kalmış canavar olan Batı’da arayanlar, ona benzemek için can atanlar, kendi geçmişlerini inkâr edenler, ülkelerini ve iradelerini onlara peşkeş çekenler onun şu sözünü hatırlamalıdırlar: “Bunu hiç unutma evlat, Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği, döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kurulmuştur.” Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ifadeleriyle “Avrupa Bosna’da ölmüş, Suriye’de gömülmüştür. Sahile vuran masum çocuk bedenleri ise Batı medeniyetinin mezar taşlarıdır.”

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken vefatının 15’inci seneidevriyesinde iman, ahlak ve teslimiyet abidesi Aliya İzzetbegoviç’i saygı ve minnetle anıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EROL KAVUNCU (Devamla) - Ayrıca, bugün, terör örgütü tarafından Mardin Dargeçit bölgesinde şehit edilen Çorumlu hemşehrim Muhammet Çoban’a da Rabb’imden rahmet ve mağfiret, ailesine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum.

Ayrıca, görevinizde başarılar diliyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun, çok teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren ilk on beş milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Buyurun Sayın Şimşek…

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını temenni ettiğine, Hükûmetin yıkılmakta olan Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın yerine uygulayacağı projeyi Mersin halkıyla paylaşması gerektiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, yeni görevinizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Sayın Başkan, 1951 yılında yapılan Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadı şu anda yıkılmaktadır, yerine ne yapılacağı kamuoyuyla paylaşılmamıştır. Mersin halkının beklentisi, buranın kent meydanı yapılması ya da spor alanı olarak devam etmesidir. Yalnız ne hazindir ki Google’daki haritalarda şu anda buranın adı -Mersin halkına sorulmadan- millet bahçesi olarak değiştirilmiştir. Hükûmetin, Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın yerine ne yapılacağını, nasıl bir proje uygulayacağını önce Mersin halkıyla paylaşmasını, Mersin halkının görüşünü almasını, Mersin’deki sivil toplum kuruluşlarının görüşüne ve halkın beklentisine göre burada bir düzenleme yapmasını talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Aydın...

2.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Bursa’nın Büyükorhan ilçesi Karaağız köyünde yapılmak istenen biyokütle atık enerji tesisinin yaratacağı sorunlara ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bursa’nın Büyükorhan ilçesi Karaağız köyünde yapılmak istenen biyokütle atık enerji tesisini daha önce buradan, Meclis kürsüsünden dile getirmiştim. Halkın istememesine rağmen, köylüye hiçbir şekilde sorulmadan, ÇED raporu alınmadan yetkili firma buralarda çalışmalara ve kazılara başlamıştır. Tabiat ve Kültür Varlıklarını Korumu Kurulunun burada bir tümülüs yolunun ve tarihî antik kentin olduğunu bildirmesine ve bunun sonucuna kadar beklemesine rağmen kazılar da devam etmektedir. Köy halkı kesinlikle burada, doğayı, halkı, orada yaşayan bütün canlıları etkileyecek, kanserlere sebep olacak böyle bir yapıyı istememektedir ve bunun için de haklı olarak kendi haklarını hem hukuk yoluyla hem de demokratik kanallarla arıyorlar. Bu sebeple 27 Ekim Cumartesi günü saat 14.00’te Bursa Heykel’de de bir basın açıklaması yapacaklardır. Bütün halkımızı, Bursa’mızı oraya davet ediyoruz Büyükorhan Karaağız köyünün yanında olmaya.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aydın.

Sayın Öztunç...

3.- Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç’un, Batman ilinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Geçtiğimiz hafta Batman’daydık. Batman’da çok çeşitli sorunlar mevcut. Batman çocuk hastanesinin beş yıldır inşaatı yapılıyor, hâlâ bitirilmiş değil; neden bitirilmiyor, Batmanlı çocuklara değer vermediğiniz için mi?

Muş-Sason yolu için yıllardır söz verdiniz ama bir türlü yol yapılmadı, hâlâ tık yok; tıpkı Andırın-Kahramanmaraş, Çağlayancerit-Kahramanmaraş yolunun yapılmadığı gibi.

Batman tütünüyle meşhurdu, Batman tütünü bitirildi. Fındık bizimdi, buğday bizimdi, un bizimdi, çay bizimdi, Anadolu’da şeker, doğuda tütün, Ege’de zeytin bizimdi; ne var ne yok sattınız hepsini, ismini de “yerli ve millî” koydunuz. Sizden ne yerli olur ne de millî olur; olsa olsa teslimiyetçi, gayrimilli iktidar olur. Kahramanmaraş stadı için söz verdiniz Maraşlılara ancak hâlâ bunu bitiremediniz. Batman’da Petrol Ofisinde, rafineride çalışan 5 bin işçi varken, nüfus 15 binken şimdi nüfus 500 bin, çalışan işçi 1.900; işçi düşmanlığınız Batman’da da devam ediyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Topal…

4.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hatay ilinde görevden alınan muhtarların bir an önce görevlerine iade edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hatay ilimizin farklı ilçelerinde yaklaşık 6 mahalle muhtarımız görevden alındı. Gördüğümüz kadarıyla bundan sonra da belediyelerden sonra mahalleleri de kayyumla yönetecek AK PARTİ iktidarı.

Özgür iradesiyle seçilen muhtarlarımız derhâl görevlerine iade edilmelidir. Özellikle aralarında çok iyi tanıdığım Samandağ ilçemizin Deniz Mahallesi Muhtarı Edip Can; candır, babadır, şu ana kadar kırk yıldır muhtarlık yapıyor, hiçbir suçu yoktur, derhâl görevine iade edilmeli. Yine, Defne ilçemizin Yeniçağ Mahallesi Muhtarı Mehmet Ali Yeşilçay görevine iade edilmeli. Yine, Reyhanlı ilçemizin Esentepe Mahallesi Muhtarı Mahmut Yayar görevine derhâl iade edilmelidir. Vatanını, milletini seven bu muhtarlarımız bir an önce görevlerine iade edilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

Saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 2 şehide Allah’tan rahmet dilediğine ve her sorunun çözüm adresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Terör “Bitti.” demekle bitmiyor. 2 şehit haberi daha geldi. Allah’tan şehitlerimize rahmet diliyor, yakınlarının acılarını paylaşıyorum. AKP’yi yönetenler Anayasa referandumunda “’Evet.’ deyin, terör bitecek.” diye söz verdiler ama terör bitmedi. Basın ve TV’lerde ise şehit haberlerini engellemeyi başardılar, terörü önleyemediler. 2018 yılı ne acı ki teröre en çok şehit verdiğimiz yıllardan biri. Bu yıl on ayda 195 şehit verdik. Her gün yapılan açıklamalarla “Terörün belini kırdık.” diyorlar, keşke kırsalar ama şehitler gelmeye devam ediyor, fakir fukara çocukları can veriyor. Tek adam rejimi ülkeyi yönetemiyor. Tek kişide işler düzelmiyor, olumsuzluklar daha da artıyor. AKP’nin iktidarını korumak adına her yolu mübah görmekten vazgeçmesi ülkemizin hayrınadır. Her sorunun çözüm adresi Meclistir. Tüm sorunlar kapsamlı biçimde Mecliste ele alınmalıdır.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Bankoğlu…

6.- Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu’nun, Bartın Devlet Hastanesinde hizmet alımı sözleşmesiyle çalışırken işten çıkarılan 21 emekçinin yaşadığı mağduriyetin durdurulması gerektiğine ve konunun takipçisi olduğuna ilişkin açıklaması

AYSU BANKOĞLU (Bartın) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bartın Devlet Hastanesinde çoğu laborant olarak hizmet alım sözleşmesiyle çalışan ve 30 Eylül itibarıyla işten çıkarılan 21 emekçi kardeşimin yaşadığı soruna dikkat çekmek istiyorum. Bu arkadaşlarımız şu anda hastanenin son ihalede personel alımına yer vermemesi sebebiyle bir anda işsiz kalmışlardır. Şüphesiz ki ülkemizdeki iş güvensizliği ve taşeron sorunu sadece sağlık sektöründe değil, hemen hemen her alanda etkisini gösteren çözüme muhtaç bir sorundur. Kendileriyle bizzat görüştüğüm 21 arkadaşımın örnek teşkil etmesi nedeniyle bu soruna muhatap olmak zorunda kalan tüm emekçi kardeşlerimin mağduriyetlerini durdurun.

Her zaman vurguladığım gibi, konunun takipçisi olduğumu yüce Genel Kurul huzurunda bir kez daha ifade ediyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

7.- Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir’in, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiğine, Kayseri ili Sarız ilçesinde yaşayanların sıkıntılarına ilişkin açıklaması

İSMAİL ÖZDEMİR (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yeni görevinizin hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

Kayseri ilinin Sarız ilçesi uzun yıllardan bu yana başta Kayseri şehir merkezi olmak üzere sürekli dışarı göç vermeye başlamıştır. İlçenin tek geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır, yatırımlar konusunda ise şimdiye kadar beklenen seviyeye ne yazık ki ulaşılamamıştır. Bu durum Sarız’ı derinden etkilemektedir. Sarızlıların beklentisi, ilçenin merkezinden geçen Sarız Çayı üzerine yapılacak regülatör ya da bir barajla tarımsal faaliyetlerin canlandırılmasıdır. Böylelikle bölgenin var olan sıkıntılarının azaltılması umut edilmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

8.- Bursa Milletvekili Yüksel Özkan’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Türk siyaset bilimcisi, siyasetçi, yazar Ahmet Taner Kışlalı’yı rahmetle andığına ilişkin açıklaması

YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sizlere de başarılar diliyorum.

“Türkiye’yi etnik kökenlere göre bölmek ve bir din devleti kurmak isteyenlerin önündeki en büyük engel Kemalizm’dir.” Evet, bu sözler Türk siyaset bilimcisi, siyasetçi bir yazar Profesör Doktor Ahmet Taner Kışlalı’ya aittir. 1939’da dünyaya gelen Kışlalı, 21 Ekim 1999’da bombalı bir suikast sonucu katledilmiştir. Daha o yıllarda FETÖ yapılanmasının yaratacağı tehlikeye dikkat çeken çalışmalarda bulunmuştur. Kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun.

BAŞKAN – Sayın Hürriyet…

9.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, polislere verilen sözlerin yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yıllar geçiyor, seçim dönemleri bitiyor ama polislere verilen sözler bir türlü yerine getirilmiyor. Her meslek grubunda olduğu gibi polislerin de insani şartlar altında çalışmaya hakkı vardır. Polisin en büyük sorunu hiç şüphesiz ki fazla çalışma saatleridir. Bir memur ayda 160 saat çalışırken polisler ayda ortalama -ek görevler hariç- 240 saat çalışmaktadır. Emekli olduklarında da ellerinde kuş gibi bir para kalmaktadır ve polis sırf bu yüzden emekli olmaktan kaçmaktadır. Buradan bir kere daha onların sorunlarını özetlemek istiyorum: 3600 ek gösterge polisleri ne yazık ki teğet geçti, fazla mesaiden ses seda yok, personel ataması yetersiz, hâlâ 12/12 çalışmaya devam ediyorlar, maaşları sene başından beri bin lira eridi ama iktidar hâlâ diyor ki: “Çok şükür her şeyiniz var.” Artık polislere üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçin diyorum ve verdiğiniz sözleri tutun diye buradan da ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

10.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, gizli tanıkla bir kimsenin alıkonulmasının hukuksuz olduğuna ve Eren Erdem’in serbest bırakılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görevinizde başarılar diliyorum.

Sayın Başkan, biliyorsunuz, en son Papaz Brunson davasındaki gizli tanıklar çöktü. Çok değerli bir dönem önceki milletvekili arkadaşımız Sayın Eren Erdem aynı şekilde, gizli tanıkların ifadesi sonucu, şu anda tutsak tutulmaktadır. Bir an önce Sayın Eren Erdem’in bırakılması gerekir çünkü gizli tanıkların ne olduğu maalesef geçen davada da tekrar ortaya çıkmıştır. Tekrar söylüyoruz: Eren Erdem suçsuzdur, bir önce bırakılsın; Eren Erdem suçsuzdur, tekrar tekrar söylüyoruz, bırakılsın bir an önce diyoruz. Gizli tanıkla bir kimsenin içeride alıkonulmasının haksız yere ve hukuksuzca bir yargı davranışı olduğunun da tekrar altını çiziyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özdemir…

11.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, ekonomik krizin bedelinin millete ödetildiğine ve yoksulluğa terk edilen vatandaşların haklarını savunacaklarına ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Meclis Başkan Vekilliği görevinizde başarılar diliyorum.

Tek adam parti devleti rejiminin fiili ve yasal olarak devrede olduğu kısa sürede, ülkemizde idari ve ekonomik istikrar sağlanamamakta, işsizlik artmakta, enflasyon yükselmekte ve geçim zorlaşmaktadır. Saray rejiminin ilk bütçesinin görüşmelerine bugün başlıyoruz. Bütçede sarayın israf ve talan ekonomisinin bedeli vatandaşa yüklenmekte, dayanıklı tüketim mallarından alınacak vergilerin yüzde 48, petrol ve doğal gaz ürünlerinden alınacak ÖTV’nin yüzde 20 artırılması öngörülmekte, ekonomik krizin bedeli millete ödetilmektedir. Hukuk devletinin ve güçler ayrılığının rafa kaldırıldığı bir dönemde, bu ucube sistemde kazanan millet değildir, kazanan faiz lobileridir, havuz müteahhitleridir, kamu bankalarından borç alıp batıran yandaşlardır ve saraydır. İşte, sebebi kendileri oldukları bu ekonomik krizin bedelini millete ödetmek isteyen bu saray bütçesine karşı yoksulluğa terk edilen vatandaşlarımızın haklarını savunacağız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Baltacı…

12.- Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın, Kastamonu il ve ilçelerinde sağlık hizmetlerinin çağın ve standartların çok altında olduğuna ilişkin açıklaması

HASAN BALTACI (Kastamonu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

372 bin nüfusu olan Kastamonu’da rakamlar sağlık hizmetlerinin çağın ve standartların çok altında olduğunu göstermektedir. 400 yataklı Kastamonu Devlet Hastanesinde 4 çocuk cerrahının görev yapması gerekirken bugün hastanemizde çocuk cerrahı bulunmamaktadır. 10 olması gereken göğüs hastalıkları uzmanı sayısı bu ay sonu itibarıyla 1’e düşecektir. Hastanemizde 11 kadın hastalıkları ve doğum uzmanının görev yapması gerekirken bu sayı geçtiğimiz ay 2’ye çıkabilmiştir. Hastanemizde kalp damar cerrahı eksikliği nedeniyle maalesef baypas ameliyatı yapılamamaktadır. İlçelerimizde durum çok daha vahimdir. Sağlık Bakanlığının belirlediği standart kadro cetveline göre Kastamonu ili genelinde toplam 856, dağıtım cetveline göre ise 252 uzman tabibin görev yapması gerekmektedir ancak bugün Kastamonu’da aktif çalışan uzman tabip sayısı kâğıt üzerinde 172’dir. İktidar vekilleri altı ayda bir “Kadro açıldı.” müjdesi verme alışkanlıklarını terk etmeli, Kastamonu’nun doktor ihtiyacı gerçekçi olarak karşılanmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

13.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, artan işsizliğin önlenmesi ve iş yerlerinin kapanmaması için alınan tedbirlerin olup olmadığını, işsizlik ödeneğinin artırılması konusunda düzenleme yapılıp yapılmayacağını Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanına soruyorum: İşsizlik oranı Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında önceki yılın aynı aylarına göre artmış, yüzde 11’e ulaşmıştır. İşsizlik sayısı 88 bin artarak 4 milyon kişiye tırmanmıştır. Sonuçta gerçek işsiz sayısı 6 milyona ulaşmış bulunmaktadır. Genç nüfusumuzun işsizlik oranıysa yüzde 20’yi bulmuştur. Buna göre, 15-24 yaş arasında 3 milyon 260 bin genç arkadaşımız işsizdir. Fabrikaların iflas ve konkordatolar nedeniyle işçi çıkarmaları giderek artmaktadır. İşsizlik böyle devam ederse toplumsal huzursuzlukların artacağı, kaotik bir duruma gelinebileceği kuşkuları artmaktadır. Bunları dikkate alarak işsizliğin önlenmesi için düşündüğünüz tedbirler var mıdır? İş yerlerinin kapanmaması için aldığınız ve almak istediğiniz tedbirler var mıdır? İşsizlik ödeneğinin artırılması konusunda bir düzenleme yapacak mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Karasu…

14.- Sivas Milletvekili Ulaş Karasu’nun, Sivas’a çocuk kardiyoloji uzmanı atanıp atanmayacağını, atama yapılacaksa ne zaman gerçekleşeceğini Sivas halkının öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ULAŞ KARASU (Sivas) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Yaklaşık 620 bin nüfusa sahip olan, 28.488 kilometrekareyle Türkiye’nin 2’nci büyük coğrafyası olan Sivas ilimizde yeni hizmete açılan Sivas Devlet Hastanesi ve 1974 yılında kurulan Cumhuriyet Üniversitesi Hastanemizde maalesef bir tane bile çocuk kardiyoloji uzmanı bulunmamaktadır. Bu konuda mağdur olan hemşehrilerimiz Kayseri başta olmak üzere, çevre illere giderek çocuklarına çare aramaktadır. Bu yüzden, ilimizde ölüm vakaları ve geç yapılan müdahaleden kaynaklı tedavisi mümkün olmayan yaşamsal sonuçlar görülmektedir. Ülkemizin ve cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Sivas’ımızda en temel haklardan biri olan yaşam ve tedavi hakkının aksatılıyor olması kabul edilemez. Sağlıkta devrim yaptığını iddia eden AKP iktidarı Sivas’a çocuk kardiyoloji uzmanı atayacak mıdır? Atama olacaksa bu atama ne zaman olacaktır? Tüm Sivas olarak bu sorunun cevabını en kısa sürede bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Antmen…

15.- Mersin Milletvekili Alpay Antmen’in, Hakkâri halkını ve orada görev yapan kamu görevlilerini saygıyla selamladığına, Hakkârililerin sadece ve sadece iş istediklerine ilişkin açıklaması

ALPAY ANTMEN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, parti görevim nedeniyle geçen hafta Hakkâri ilimizi ve ilçelerini ziyaret ettim. Güler yüzlü, konuksever Hakkâri halkını ve Hakkâri’de görev yapan tüm kamu görevlilerimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Hakkârililer bizden sadece ve sadece iş istiyorlar. İktidara seslenmek istiyorum: Hakkâri’ye fabrikalar açalım, kapattığınız fabrikaları tekrar açalım. Hayvancılığı teşviklerle artıralım, geliştirelim. Barajlar yaparak başta ceviz olmak üzere tarımı canlandıralım. Unutmayınız, terörü güvenlik önlemleriyle geriletebilir ve durdurabilirsiniz ama esasen terörü ekonomik önlemlerle kökünden yok edebilirsiniz.

Teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygılarımı sunarım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi söz talep eden grup başkan vekillerine yerlerinden ikişer dakika süreyle söz vereceğim.

Buyurun Sayın Ağıralioğlu.

16.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, 23 Ekim Van depreminin 7’nci yıl dönümünde bir deprem daha yaşama gerçeğinin unutulmaması gerektiğine, Meclisin Doğu Türkistan konusunda çok daha ciddi, etkin, fark edilebilir bir irade göstermek mecburiyetinde olduğuna, FETÖ mevzusundaki mağduriyetleri gidermenin yolunun yeniden yargılamanın önünü açmak olduğuna ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, yedi yıl önce bugün Van depremini yaşadık. Depremin acılarını sararken bir deprem daha yaşama gerçeğimizi hiç unutmayalım. O cihetten, depreme karşı milletimizin devamlı müteyakkız olmasını sağlayacak bir şuuru ve farkındalığı ifade etmeyi de vazife biliyorum.

Geçen hafta Meclis Genel Kurulunda ve parti grup toplantımızda Doğu Türkistan’la ilgili bir hassasiyet irsal ettik. İfade ettiğimiz bu çerçeve içerisinde dünyanın muhtelif yerlerinde bu acıyı paylaşmış olmamızdan dolayı mukavemet kazanan bir dünya kardeşinizin Meclisten daha gür bir ses beklediklerini ifade etmek istiyorum. Doğu Türkistan hassasiyet göstermemiz gereken bir yerdir. Cumhurbaşkanının konuşmalarında “300 milyonluk dev bir aile” diye tarif ettiği bu mesuliyet alanımızın, kardeşlik mecburiyetimizin bugünlerde en fazla kendisini göstermek zorunda olduğu yerle alakalı konuşuyorum. 300 milyonluk dev bir ailenin 30 milyonu muhasara altındadır. Dolayısıyla, bu mevzuda Meclisin çok daha ciddi, etkin, duyulabilir, fark edilebilir bir irade göstermek mecburiyeti vardır. Bu, Meclisimizin izzet, şeref borcudur.

Bir de fezleke düzenleyen polislerin, iddianame hazırlayan savcıların, karar veren hâkimlerin ve haberi yapan basın mensuplarının FET֒den içeride olduğu davalarla alakalı yeniden yargılama yolunun bir şekilde Meclisin mihmandarlığında bir usule, yol yordama kavuşturulması lazım. Bu mevzudaki mağduriyetleri gidermenin yolu yeniden yargılamanın önünü açmaktır.

Mahkemelerden takipsizlik kararı alanlarla ilgili de seçim çalışmaları için gittiğimiz her yerde hatırı sayılır düzeyde tepki alıyoruz. Bu mevzuda Meclisin mihmandarlık etme borcu vardır. Bu mesuliyeti Meclis yerine getirmezse, adaleti yerine getirmezse bu Meclisin yasama iradesine gölge düşer. Bu mevzuda Meclisin hassasiyetini istirham ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağıralioğlu.

Sayın Erhan Usta…

17.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Celal Adan’ı Meclis Başkan Vekilliği görevinden dolayı tebrik ettiğine, 19 Ekim Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’i 15’inci ölüm yıl dönümünde rahmetle andığına, 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü ve 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nü kutladığına, 22 Ekim Amasya Protokolü’nün imzalanışının 99’uncu yıl dönümünde bütün şehitleri rahmetle andığına, 23 Ekim Van depreminin 7’nci yıl dönümünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Danıştay 8. Dairesinin Andımız’ı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etmesinin yerinde bir karar olduğuna ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle yeni görevinizden dolayı sizi tebrik ederim. Bu görevinizin şahsınıza, Meclisimize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.

Sayın Başkan, biliyorsunuz geçen hafta 19 Ekim tarihi yani 19 Ekim 2003 Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı bilge lider Aliya İzzetbegoviç’in vefatının 15’inci yıl dönümüydü, ben buradan kendisini rahmetle anıyorum.

19 Ekim tarihi aynı zamanda Muhtarlar Günü. Demokrasimizin vazgeçilmezi olan muhtarlarımızın da bu gününü kutluyorum.

Diğer taraftan, 21 Ekim tarihi Dünya Gazeteciler Günü. Demokrasimizin yerleşmesine, ileri demokrasinin yerleşmesine katkıda bulunması temennisiyle bütün gazetecilerin de Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum.

22 Ekim 1919 Amasya Protokolü’nün imzalandığı tarih. Ben bu vesileyle kurtuluş mücadelesinde emeği geçen, katkıda bulunan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle anmak istiyorum.

23 Ekim 2011 tarihi de Van depreminin 7’nci yıl dönümü. 601 kişinin hayatını kaybettiği, 4.152 kişinin de yaralandığı depremin üzerinden yedi yıl geçti. Ben bu vesileyle hayatını kaybedenlere Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, bilindiği üzere bugünlerde çok tartışılıyor, geçtiğimiz günlerde Danıştay 8. Dairesi Andımız’ı kaldıran kararı hukuka aykırı bulmuş ve iptal etmiştir. Bu, yerinde bir karardır. Bu kararı desteklediğimizi elbette ifade etmek istiyorum. Dolayısıyla, temyiz yolu açık olmakla birlikte, bu kararın bir an evvel Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanması gerektiğini de bu vesileyle ifade etmek gerekir. Danıştay 8. Dairesinin kararına karşı çıkılmasının ve burada her zaman “bağımsız yargı” deyip bu karanın tartışılmasının çok uygun olmadığını ifade etmek isterim. Özellikle, Papaz Brunson’ın serbest bırakılıp yurt dışına gidişinde “bağımsız yargı” diyenlerin burada da aynı tepkiyi vermesinin tutarlılık açısından önemli olduğunu ifade etmem gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Andımız etnik bir ifade değil, millî kültür ve millî kimliğin inkâr edilemez duruşu ve dile gelişidir. Ayrıca hiç kimsenin Andımız ile İstiklal Marşı’nı da karşı karşıya getirmemesi lazım. Bunlar birbirinin alternatifi değildir. İstiklal Marşı başımızın üzerindedir ve istiklalimizin mührüdür.

Yine, Türklükle İslam’ı da karşı karşıya getirmek son derece yanlış olacaktır. Bunu yapmak bu büyük millete büyük bir ihanet olacaktır.

Bakınız, İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy “Ordunun Duası” şiirinde Türklük ile Müslümanlığı aynı mısrada nasıl kullanıyor: “Türk eriyiz, silsilemiz kahraman. Müslümanız, Hakk’a tapan Müslüman.” Bu kadar açık ve nettir. Türklük ile İslamiyet’i veya Andımız ile İstiklal Marşı’nı yan yana getirmek son derece yanlış olacaktır. Türklük üst bir kimliktir. Türklük hiçbir zaman bir etnik unsur değildir. Hep “Tek milletiz.” diyoruz. Bu milletin ortak bir adı olması lazım. Adı olmayan bir millet olabilir mi? Bu milletin adı “Türk milleti”dir. Bunu böyle görmek lazım. Türk milleti ayrıştırıcı bir unsur değildir. “Türk’üm.” demek ırkçılık da değildir, bunu böyle görmek lazım.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Usta.

ERHAN USTA (Samsun) – “Türk” denildiği zaman da bunun arkasından başka bir şey saymaya gerek yok. Türk milleti bu milletin ortak adıdır. Elbette etnik unsur olarak, etnisite anlamında başka kişiler olabilir, bunların hepsinin ortak adı Türk milletidir, bunu böyle görmek lazım. Bizim Türk milleti anlayışımız budur. Bu anlamda, millî bilincin uyanmasına vesile olan Andımız’ın bir an evvel okullarımızda öğrencilerimize tekrar okutulmasının en doğru karar olacağını düşünüyor ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usta.

Sayın Bilgen…

18.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, TBMM TV’nin yayın sürelerine, ailelerin şüpheli asker ölümleriyle ilgili taleplerine, SMA hastalarının yaşadığı mağduriyete, 22 Ekim şair Ciğerhun’u 34’üncü ölüm yıl dönümünde saygıyla andığına ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, ben de öncelikle görevinizde başarılar diliyorum.

Tabii, öncelikle, salı günleri partilerin grupları yapılıyor ve galiba TBMM TV -özellikle bizim açımızdan birçok medya sansürünü, özel kanalların sansürünü düşündüğümüzde- en azından eşit kullanım açısından ilkeleri, kuralları belli bir mekanizma olması gerektiği hâlde bugün bizim grubumuzun yayını bir önceki grubun süresinden yirmi dakika sonra yani 12.45’te başlaması gerekirken 13.05’te başladı ve 13.30’da da bitti yani bizden sonraki grubun süresi başlamadan on beş dakika önce de bitti. Yani sadece elli dakika olması gereken sürenin yirmi beş dakikası kullanıldı, bunu özellikle dikkatinize sunmak istiyorum.

Meclisten beklentisi olan birçok kesim var ve bu insanlar mağduriyetlerini bazen ilgili kurumların önlerinde bazen Meclis koridorlarında arıyorlar. Bu hafta grubumuza gelen, muhtemelen diğer grupları da dün itibarıyla ziyaret etmeye başlayan şüpheli asker ölümleriyle ilgili ailelerin kurduğu dernekler var. Bu ailelerin talepleri çok ağır talepler değil. Sadece çocuklarının gerçek ölüm nedenlerini bilmek ve birkaç yıl sonra çocuklarının kanlı elbiselerinin kendilerine gönderilmesi gibi sürprizlerle karşılaşmak istemiyorlar. Bu galiba onların haklı talepleri dolayısıyla bütün Genel Kurulun bunu duymasının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Yine gündemdeki önemli taleplerden biri SMA hastalarıyla ilgili. İnsanlar Sağlık Bakanlığının önünde birkaç gündür oturma eylemi yapıyorlar ve sadece tedavi hakkının, Anayasa’da güvence altına alınmış olan sağlık hakkının bir parçası olan tedavi hakkının gereğini bekliyorlar. Birçok yere kaynak bulunurken SMA hastalarına bu kaynağın tahsis edilmemiş olmasının mağduriyetinin galiba burada partilerüstü bir duyarlılıkla ele alınması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, son olarak da bir anma ve hatırlatma yapmak istiyorum.

Anadolu, imparatorluk bakiyesi bir coğrafya ve Kafkaslardan, Balkanlardan, Orta Doğu’dan çok ciddi biçimde göç aldığından hemen hemen bölgedeki bütün dillerin konuşanları var, savunucuları var, dernekleri var ve bu dillerin varlığını koruması bu ülke için bir zenginlik, Türkçe için de bir güçtür aslında. Dolayısıyla buradaki her dilin korunması, yaşatılması galiba siyasi sorumluluk açısından da önemli. Bugün, Kürt dilinin korunmasıyla ilgili, hayatını buna adamış ve vefatına kadar bunun için büyük çaba sarf etmiş bilge bir kişi, şair Ciğerhun’u özellikle ölüm yıl dönümünde anmak istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Altay…

19.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Celal Adan’ı Meclis Başkan Vekilliği görevinden dolayı kutladığına, Mardin’den gelen acı habere ilişkin TBMM’nin yapması gerekenler olduğuna, Uzman Çavuş Muhammet Çoban ile Uzman Onbaşı Sedat Kasap’a Allah’tan rahmet dilediğine, fındık üreticilerinin sorunlarının çözümlenmesini temenni ettiğine ve Cumartesi Annelerinin meşru bir hak arayışı içinde olduklarına ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, öncelikle yeni üstlendiğiniz görevinizden dolayı sizi kutluyorum. Allah mahcup etmesin, hayırlı uğurlu olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben şahsen sizi, siyasetin bir müzakere ve münakaşa işi olduğu bilincinde ve olgunluğunda bir siyasetçi olarak bilir ve tanırım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Görevinizi ifa ederken de bu anlayış içerisinde tam bir tarafsızlık çerçevesinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne bağlı ve sadık kalarak görev yapacağınıza inancımın tam olduğunu da belirterek tekrar hayırlı olsun diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, Mardin’den bugün gene acı haber geldi, dün Hakkâri’den acı haber geldi ve müteaddit defalar söylediğim gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi terörle mücadelede şehit olan askerlerimize taziye dileme yeri değildir. Elbette, Allah’ım rahmet eylesin, geride kalanlara sabır versin ama bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapması gereken işler olduğu kanaatimizi de tekrar bu vesileyle belirtmekte fayda görüyoruz. Umarım ve dilerim ki bu bugünkü şehidimiz son şehidimiz olur. Bu vesileyle Uzman Çavuş Muhammet Çoban kardeşime ve Uzman Onbaşı Sedat Kasap kardeşime Allah’ımdan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta fındık üreticilerinin sorunları konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisimizin çok iyi bir sınav vermediğini düşünüyoruz ve fındık üreticisi için büyük bir hayal kırıklığı yaşandığını -Karadeniz Bölgesi ağırlıklı olmak kaydıyla- ve vatandaşlarımızın da hâlâ bu noktada Meclisten beklentilerinin sürdüğünü de bilmekteyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hâl böyle olunca, bugün İYİ PARTİ’nin bir önergesi var, umarız ve dileriz bu bugün kabul edilebilir. Geçen hafta -ben çok iyi hatırlıyorum- AK PARTİ’nin sayın sözcüleri, yetkilileri bu hafta için bu konuda bir ortak komisyon kurulacağı sözü verdiler. Umarım ve dilerim, AK PARTİ bu hafta, belki perşembe de olabilir… Dilerim İYİ PARTİ’ninkini kabul ederiz, hiç sorun değil; bizim derdimiz üzüm yemek, bağcı dövmek değil. Ama en kötü ihtimalle perşembe günü fındık üreticilerinin sorunlarıyla ilgili bir komisyonu kurarak Türkiye Büyük Millet Meclisimizin hep birlikte, Meclisi oluşturan beş siyasi parti ve grubu olmayan diğer siyasi partilerin yöneticileri ve milletvekilleriyle birlikte hayırlı, güzel bir iş yapmış olması umut, arzu ve temennimi de tekrar buradan belirtmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Grup Başkan Vekilim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Öte yandan, Sayın Başkan, demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu hiçbirimiz unutmamalıyız. Böyle baktığımız zaman, 708’inci haftasına giren Cumartesi Annelerinin Galatasaray Meydanı’ndaki bu eylemlerine, bu hak arayışlarına yürütme organının Galatasaray Meydanı’nı kapatarak tepki göstermesi aynı zamanda demokrasiye tahammülsüzlüğün açık bir örneğidir ve bir hak arayışını bir hak gasbı yoluyla engellemektir. Cumartesi Anneleri masum, meşru bir hak arayışındalar. Bu konuda Meclisimizin bütün partilerle birlikte yüksek duyarlılığını da talep etmekteyiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

Sayın Zengin…

20.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 23 Ekim 2011 Van depreminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve ülkenin stratejik tarım ürünlerini bir bütün olarak değerlendireceklerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de diğer arkadaşlarım gibi size yeni görevinizde başarılar diliyorum. Türk siyaseti için bir duayensiniz, bugüne kadar görevinizi fevkalade ifa ettiniz, bu görevinizin de aynı şekilde olacağı inancındayım. Başarılar diliyorum tekrar.

Ben de konuşmamın başında, geriye dönüp baktığımda, ülkemizde son yüzyılda aslında 56 tane büyük deprem olduğunu ve bu depremlerde 81 binden fazla insanımızın hayatını kaybettiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bizim bir yaramız depremler. Ülkemizde en son 23 Ekim 2011’de 601 insanımız Van’da hayatını kaybetti, 4.152 yaralı var ama bunların da ötesinde, hayatında depremin açtığı yaralarla yoluna devam eden insanlar var, milletvekili arkadaşlarımız var aramızda. O sebeple, bu yaralarla iyi olarak yola devam etmek bir taraftan da çok anlamlı diye düşünüyorum. Tekrar rahmetle anıyorum, hâlâ yarası açık olanlara şifa diliyorum.

Diğer taraftan da devletimiz bu manada -biraz sonra arkadaşlarımız konuşmalarında ifade edecekler- çok büyük gayretler sarf etti insanımızın hayatının normale dönmesi için Van’da, daha evvelki deprem bölgelerinde. Bundan sonra da gayretlerimiz devam edecek.

Biraz evvel mevkidaşım Sayın Altay söz verdiğimizden bahsetti, bir cümleyle ifade etmek isterim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Biz sözümüze her zaman sadıkız, verdiğimiz hâliyle sadığız ama verdiğimiz söz şöyleydi: Ülkemizin stratejik tarım ürünleri var. Bunlar içerisinde incir var, üzüm var ve elbette fındık da var. Fındık üreticisinin problemlerine, dertlerine vâkıfız. Bunları bir bütün olarak değerlendireceğiz. Hep beraber değerlendirerek artık bunu Türkiye kamuoyunda bir mesele olmaktan çıkarmak istiyoruz ama dediğim gibi tek başına değil, diğer ürünlerle birlikte değerlendireceğimiz konusunda bir söz verdik. Tekrar teyit etmek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Türk Grubunda Mersin Milletvekili Lütfi Elvan’dan boşalan üyelik için Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Başkanlığınca aday gösterilen İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım’ın üyeliğine ilişkin tezkeresi (3/49)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Akdeniz İçin Birlik Parlamenter Asamblesi Türk Grubunda, Mersin Milletvekili Lütfi Elvan'dan boşalan üyelik için 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2'nci maddesine göre Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu Başkanlığınca bildirilen ve anılan Kanun'un 12'nci maddesi uyarınca Başkanlık Divanında yapılan incelemede uygun görülen İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım'ın üyeliği Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                      Binali Yıldırım

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi daha vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

2.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa Birliği Konseyi Avusturya Başkanlığı tarafından 10-13 Ekim 2018 tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenmiş olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası Parlamentolararası Konferansı’na TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır’ın katıldığına; KKTC ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, Antalya Milletvekili Sena Nur Çelik, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin’in katıldığına; Azerbaycan ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin’in katıldığına; TBMM Dışişleri Komisyonunun Estonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonunun davetine icabeten Estonya’ya ve Rusya Federasyonu Konseyi Dışişleri Komitesinin davetine icabeten Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin tezkeresi (3/50)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Avrupa Birliği Konseyi Avusturya Başkanlığı tarafından 10-13 Ekim 2018 tarihlerinde Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenmiş olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ve Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası Parlamentolararası Konferansı’na katılmasına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Başkanlığında siyasi parti grup başkan vekilleriyle yapılan toplantıda alınan 28 Ağustos 2018 tarihli karar kapsamında, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır'ın adı geçen konferansa katıldığı; TBMM Dışişleri Komisyonu heyetlerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) ve Azerbaycan'a ziyaretlerinin gerçekleşmesine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Başkanlığında siyasi parti grup başkan vekilleriyle yapılan toplantıda alınan 07 Eylül 2018 tarihli Karar kapsamında KKTC ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Bursa Milletvekili Atilla Ödünç, Antalya Milletvekili Sena Nur Çelik, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin'in katıldığı; Azerbaycan ziyaretine TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Volkan Bozkır, Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey, İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ve Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin'in katıldığı, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 11'inci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine; TBMM Dışişleri Komisyonunun Estonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonunun davetine icabeten Estonya'ya ve Rusya Federasyonu Konseyi Dışişleri Komitesinin davetine icabeten Rusya'ya resmî ziyaretleri 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tavsiplerine sunulur.

                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                       Başkan Vekili

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 23/10/2018 tarihinde Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve arkadaşları tarafından fındık üreticilerimizin yaşadığı sorunların detaylı olarak incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, tarımsal AR-GE çalışmalarının arttırılması, fındığa dayalı gıda sanayisini teşvik programlarının hazırlanması için çalışmalar yapılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 23/10/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                  Yavuz Ağıralioğlu

                                                                                          İstanbul

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve arkadaşları tarafından fındık üreticilerimizin yaşadığı sorunların detaylı olarak incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, tarımsal AR-GE çalışmalarının arttırılması, fındığa dayalı gıda sanayisini teşvik programlarının hazırlanması için çalışmalar yapılması amacıyla 23/10/2018 tarihinde (371242 gelen evrak numaralı) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 23/10/2018 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere öneri sahibi İYİ PARTİ Grubu adına Hüseyin Örs, Trabzon Milletvekili, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, ayrıca yeni vazifenizden dolayı sizi de tebrik ediyorum, başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ ol.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, fındıkla ilgili bu hafta bir daha konuşuyoruz çünkü geçen hafta fındıkla ilgili konuştuklarımızdan ziyade fındıktan sonraki alkışlar konuşuldu, o yüzden bugün fındığı bir daha konuşalım diye bu araştırma önergesiyle beraber geldik.

Fındık konusuna baktığımız zaman, dünya fındık üretiminin yüzde 70’ini karşılayan bir memleketiz, dünya fındığının yüzde 70’ini biz üretiyoruz ve bu ürettiğimiz fındığın yüzde 77’sini de ihraç ediyoruz. Fındıktan ihracat girdimiz yaklaşık 3 milyar dolar civarında ve Türkiye’de Rize’den başlayarak sahil boyunca geldiğimiz zaman, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun diye ta Düzce’ye kadar gittiğimiz zaman Karadeniz bandındaki birçok şehirde insanlarımızın geçim kaynağı, birçoğunun da tek geçim kaynağı. Fındıkla ilgilenen, fındıktan geçinen, çoluğunun çocuğunun nafakasını sağlayan 500 bin ailemiz var. Biz bu fındığa, ihraç ettiğimiz bu fındığa stratejik ürün diyoruz. Fındığın bir başka özelliği de şu: Hiçbir yabancı girdi ihtiyacı duymadan ürettiğimiz bir ürünümüz bu, o yüzden de buna biz millî ürün diyoruz.

Peki, bu stratejik ve millî ürünümüzün ve bunu üretenlerin yani üreticimizin, benim Trabzon’daki, Fatsa’daki, Ordu’daki, Giresun’daki, Samsun’daki, Düzce’deki üreticimin durumu nedir? Sizler, iktidar sahipleri, seçimlerden evvel Trabzon’da, Ordu’da, Giresun’da meydanlara gittiniz, kahvelere gittiniz, köylere çıktınız ve bu üreticilere bir söz verdiniz, dediniz ki: “Ey üretici, rahat ol, biz seni mağdur etmeyeceğiz. Nasıl yapacağız bu işi? TMO’yu yani Toprak Mahsulleri Ofisini devreye sokacağız, senin hakkını vereceğiz.” Nihayetinde geldiğimiz noktada, en sonunda bunun böyle olmadığını gördük.

Geçen hafta bununla ilgili yine bir Meclis araştırma önergesi verilmişti, AK PARTİ Grubundaki arkadaşlarımızın dışında Meclisteki diğer siyasi partilere mensup arkadaşlarımız bu araştırma önergesinin kabulü yönünde oy kullanmışlardı. Sonrasında ben kendi memleketimden, Trabzon’dan biraz nabız tutayım dedim, bakayım bizim oradaki üreticiler bu duruma ne diyorlar diye. Beyler, saygıdeğer AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarım, Trabzon’daki seçmenimiz biraz buruk, “Bize verilen sözler niye tutulmadı?” diye. Hatta bunda, AK PARTİ’ye oy veren, AK PARTİ’ye mensup arkadaşlarımızın da olduğunu açık yüreklilikle buradan ifade edebilirim. Ben de merak ettim, hep “Fındıkta problem var.” diyordunuz da niçin burada verilmiş olan geçen haftaki araştırma önergesini kabul etmediniz, ret verdiniz. Bununla ilgili merakımı AK PARTİ’ye mensup bölge milletvekili bir arkadaşım giderdi. Geçen haftaki oylamada ret oyu veren yani kabul oyu vermeyen bir sevgili milletvekili arkadaşım, sosyal medyasından aynen şöyle diyor: “Geçtiğimiz günlerde Mecliste muhalefet partileri tarafından verilen fındıkla ilgili önergenin reddi üzerinden partimiz, milletvekillerimiz ve şahsımızla ilgili yapılan yorumlar karşısında bir açıklama yapma gereği doğmuştur. Fındıkla ilgili sorunları araştırmak üzere verilen önergenin içeriğine karşı değiliz.” E güzel. Devam ediyor: “Elbette, bölgemizin tek geçim kaynağı fındıkla ilgili her türlü araştırma yapılmasını, tedbirler alınmasını istiyoruz.” Bu da güzel. Devam ediyor: “Ancak, Mecliste teamül gereği, iktidar partisi kendi imzası olmayan önergeleri usulen reddeder, yoksa içeriğine karşı çıktığımızdan değil.” Kim diyor bunu? AK PARTİ’li ve geçen haftaki önergeye ret cevabı veren bir milletvekili arkadaşımız diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

HÜSEYİN ÖRS (Devamla) – Ben de, hiç kusura bakmasın, kendisine diyorum ki: Özrü kabahatinden büyük. Böyle bir gerekçeyle yani teamül gereği önergeye ret cevabı verilmesi söyleniyor, bunu çok anlayabilmiş değilim.

Saygıdeğer arkadaşlarım, benim köylüm, fındık üreticim fındığın altını temizleyecek, çalısını çırpısını toplayacak, dikenini koparacak, dalları birbirini kesmesin diye dallarını budayacak, gübresini, kirecini vuracak, ağustosun sıcağında bahçesine girecek, günlükçüsünü tutacak, o günlükçünün yevmiyesini verebilmek için eşinden dostundan borç alacak, toplayacak, toplatacak, patoza vuracak, harmana serecek, kurutacak, çuvala yükleyecek, sırtına vuracak yani bunun çilesini, cefasını çekecek, bunun karşısında da bir İtalyan firması bunun sefasını sürecek. Bizim itirazımız bunadır.

Hepinize saygılar, hürmetler ediyorum. Sağ olun, var olun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Örs.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Muhammed Levent Bülbül, Sakarya Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ PARTİ Grubunun fındık çiftçisinin sorunlarının araştırılmasıyla ilgili olarak vermiş olduğu önerge hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Sözümün başında Sayın Başkanımıza hayırlı hizmetler diliyorum, başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, güncelliğini hâlâ muhafaza eden bir mesele fındık meselesi. Üretici çok zor durumda, çok büyük bir sıkıntı içerisinde. Geçtiğimiz hafta Genel Kurulumuzda bu meseleyle alakalı Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu önergenin tartışılması sürecinde ve oylanmasında çok farklı sahneler söz konusu oldu. Milletimizin gündemine bu mesele taşındı ve bu, bölgemizde, özellikle fındık çiftçimiz nezdinde büyük hayal kırıklığı yarattı.

Bu meselenin niye böyle bir inatlaşmaya kurban gittiğini anlamakta güçlük çekiyoruz arkadaşlar çünkü fındık Karadeniz Bölgesi’nin, Türkiye’nin çok önemli, stratejik bir zirai ürünüdür, Türkiye adına çok önemlidir, çok sayıda aile bu yolla geçimini sağlamaktadır. Ancak her nedense bu meselenin görüşüldüğü mesela bugünkü toplantımızda, fındık bölgesinde, fındık üretilen bölgelerde yaşayan o bölgenin milletvekillerini şu an sıralarımızda görememekten ötürü de ayrıca üzüntü yaşamaktayız.

Şimdi, hangi partiden olursa olsun bu araştırmanın yapılamamasını anlamak mümkün değil. Biz çiftçilerimizin problemlerinin her şekilde bir araştırma komisyonu teşekkül ettirilerek görüşülmesinde, araştırılmasında büyük yarar olduğu düşüncesindeyiz çünkü fındık meselesinde büyük sıkıntılar söz konusudur.

Dün ifade edildiği gibi, TMO tarafından destekleneceği ifade edilen fındığın bu sene kaderine terk edildiğini, çiftçinin, üreticinin yalnız bırakıldığını ve çaresizliğe terk edildiğini hep birlikte müşahede etmekteyiz. Fındık pazara ilk indiğinde bölge milletvekilleri kalktılar dediler ki: “Hiçbir problem yok, 14-15 liraya fındık şu an satılıyor, kazanç güzel, hiçbir sıkıntı yok.” Böyle ifadeler söz konusu oldu, bunu hep birlikte takip ettik. Şu an fındık 11-12 liralarla piyasada satılmaktadır. Rekoltede sıkıntılar vardır, bazı bahçelerde ürünler yetişebildiği gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – …bazı bahçelerde ürünler yetişememektedir. Çiftçimiz şu an kan ağlamakta ve bu fındığının değerlenmesini beklemektedir ama ne yazık ki fındık bir İtalyan şirketinin tekeline terkedilmiş durumdadır. Buna biz müsaade edemeyiz. Bahçelerimizde “akıllı tarım” tabelasıyla bu firmaların artık bahçelere kadar girdiğini görüyoruz. Yarın bu çiftçinin bahçesini de elinden alıp icara verip onun o bahçelerde kiracı hâline getirilmesine göz yummamalıyız. Buna karşı, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak da gereken tedbirleri üretmek durumundayız. Fındık çiftçisini yalnız bırakmayalım. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Rekabet Kuruluna başvuru da dâhil olmak üzere, bu rekabeti engelleyen, hâkim durumunu kötüye kullanan bu firmayla alakalı olarak elimizden gelen bütün çabayı göstereceğiz ve bu haksızlığın önüne geçmek için gereğini yapacağız ama biz sadece Milliyetçi Hareket Partisi olarak değil, bütün siyasi partilerin bu meseleye sahip çıkmasını bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Biz varız.

MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Devamla) – Bu meseleye sahip çıkan kim varsa onlarla beraber bu meselenin halli için elimizden geleni yapacağız.

Ben bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyor, hepinize iyi çalışmalar diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bülbül.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Ağrı’daki fındık üreticisini de düşünelim.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Rıdvan Turan, Mersin Milletvekili.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA RIDVAN TURAN (Mersin) – Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, fındığa ilişkin yaptığımız konuşma Türkiye tarımıyla ilişkili bir konuşma. Türkiye tarımında özellikle 1980 askerî darbesi ve 24 Ocak Kararlarıyla başlayan, Derviş’in Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’yla bir üst seviyeye çıkan, on altı yıldır AKP elindeki ülke tarımını tasfiye etme ve uluslararası tarım tekelleri önünde, deyim yerindeyse, tarımı ve çiftçilerimizi iki dizi üzerine çökertme politikasıyla da şahikasına varmış durumda.

Değerli arkadaşlar, konuştuğumuz fındık ama uzunca bir zamandan beri, en azından on beş yirmi yıldan beri Türkiye tarımının uluslararası tarım tekelleri karşısında nasıl güçten düşürüldüğünü, kırsalın nasıl tasfiye edildiğini adım adım yaşıyoruz. Bugün tabii, yaşamın ironisi olsa gerek, bir taraftan yerlilik ve millîlik iddiasında olan AKP’nin diğer taraftan fındıkta atılacak bütün adımları neredeyse uluslararası tarım tekellerine ihale etmiş olması gerçekten yaşamın ironisi gibi.

Değerli arkadaşlar, şekerde Cargill neyse fındıkta Ferrero odur. Yani gidişatın özü şudur: Tarımsal KİT’lerin tasfiyesiyle beraber IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Bankasının akıldaneliğinde tarımsal KİT’lerin tasfiyesiyle beraber başlayan süreç bizim üreticimizi uluslararası tarım tekelleri karşısında yalnız bırakmış durumda. Şimdi, biz fındık fiyatlarını konuşuyoruz da fındık fiyatlarını belirleyen son analiz de işte az önce sözünü ettiğim uluslararası tekeldir. Cargill nasıl Türkiye'de şeker piyasasını hem de yüksek yargı kararlarının aleyhinde olmasına rağmen belirler pozisyondaysa ne yazık ki fındıkta da gidişat o tarafa doğru gitmekte.

Bakın, 1970’lerde başlayan ve AKP eliyle şahikasına yükselmiş olan özellikle tarımsal alandaki hızlı ve yüksek finansallaşma, ticaretin ülke sınırlarını aşan bir biçimde serbestleştirilmesi bir tek sonuç doğurdu: Ülke çiftçimiz uluslararası sermaye karşısında yalnız başına. Uluslararası tarım tekelleri Türkiye'de nerede, hangi bölgede, hangi ürünün nasıl, hangi tarımsal girdiler kullanılarak ne biçimde üretileceğine şu anda karar veriyor. Yerlilik ve millîlik iddiasında olan arkadaşlara özellikle vurgu yapmak istiyorum. Fındıksa mesele evet, ülkenin en stratejik meselelerinden bir tanesi, en stratejik ürünlerinden bir tanesi. Az önce Sayın Zengin bu stratejik ürünleri birlikte ele alacaklarına ilişkin bir vurgu yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

RIDVAN TURAN (Devamla) – Bunları beraber ele almanın bir tek yöntemi var değerli arkadaşlar, fındık başta olmak üzere stratejik bütün ürünlerimizi ve genelde de Türkiye tarımını uluslararası tarım tekellerinin egemenliğinden kurtarmaktır. Yeniden istihdam üreten, yeniden değer üreten bir biçimde tarımı yeniden kurmaktır, tarımsal KİT’leri -FİSKOBİRLİK başta olmak üzere- yeniden çalışır hâle getirebilmektir, başka bir deyişle neoliberalizmin bize emrettiği bütün şeylerden, bütün politikalardan imtina etmek, uzak kalmaktır. “Fındık sorunu çözülmezse kendimi yakarım.” demenin pratik bir karşılığı yok. Pratik karşılığı olan, uluslararası tarım tekellerinin sözcüsü olmaktan kurtulmaktır. İşte, o zaman, Karadeniz halkı başta olmak üzere, fındık üreticisi başta olmak üzere Türkiye'deki üreticilere verdiğiniz sözü tutar hâle geleceksiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ederim. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ahmet Kaya, Trabzon Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

CHP GRUBU ADINA AHMET KAYA (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün fındığı konuşacağız. Fındık bazılarımızın bildiği gibi sadece bir kuru yemiş değildir arkadaşlar. Fındık, fındıktan çok daha önemli anlamlar içeren altın değerinde bir ürünümüzdür, Karadeniz Bölgemizde 500 bin üreticiyi ve ülkemizde 8 milyona yakın insanı doğrudan etkileyen millî ve yerli bir ürünümüzdür. Bugün fındığın maliyet hesabı yapıldığında 13 lira 90 kuruş gibi bir rakamla karşılaşıyoruz arkadaşlar ama fındığın satış rakamlarına baktığımız zaman 11 lira ile 12 lira arasında bir rakama üreticinin fındığını satmak zorunda kaldığını görüyoruz. Yani her 1 kilo fındıkta üreticimiz yaklaşık 2 lira zarar etmektedir. Buna bizim yüreğimiz dayanmıyor arkadaşlar, Meclis olarak bu soruna ivedilikle bir çözüm bulma zorunluluğumuz var. Üreticimizin zarar etmesine, üreticimizin emeğini, alın terini yok pahasına satmasına bu Meclisin seyirci kalmaması lazım.

Değerli arkadaşlar, 2005 yılından sizlere bahsedeceğim. Bakınız, 2005 yılında bu ülkede fındık üreticisinin dostu, fındık piyasasına üretici adına müdahale eden, üreticinin haklarını koruyan bir FİSKOBİRLİK kurumumuz vardı. FİSKOBİRLİK’in piyasada olduğu ve aktif olduğu o dönemde, bakınız, arkadaşlar, üretici 1 kilo fındık sattığı zaman 7 lira 45 kuruş para alıyordu yani o günün dolar kuruyla 5,5 dolar para alıyordu. Bugün fındık 11-12 lira, yaklaşık 2 dolar ediyor.

Arkadaşlar, bakın, diğer bir tablo, 2005 yılında Karadenizli fındık üreticisi 1 kilo fındık sattığı zaman 23 tane ekmek alabiliyordu, 23 tane ekmek. Bugün aynı fındık üreticisi 1 kilo fındık sattığı zaman 8 tane ekmek alabiliyor. Yani fındık üreticimizin sofrasından 15 tane ekmeği alınmış, resmen çalınmış. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, yine 2005 yılı, yani üretici dostu FİSKOBİRLİK’in piyasada olduğu 2005 yılından bir rakam: 2005 yılında 2 kilo fındık sattığı zaman 1 kilo kırmızı et alabilen fındık üreticisi, bugün 4,5 kilo fındık sattığı zaman 1 kilogram kırmızı et alabilmektedir.

Yine, 2005 yılında 1 kilo fındık sattığı zaman 3,76 litre mazot alabilen fındık üreticisi, bugün 1,88 litre mazot alabilmektedir.

Ve son bir tablo arkadaşlar, 2005 yılında üretici 4,7 kilogram fındık sattığı zaman 1 çeyrek altın alabilirken, bugün 30 kilogram fındık satınca ancak 1 çeyrek altın alabilmektedir. Bu gerçeği sizlerin dikkatine sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün fındıkta büyük bir kavga var, bunu hepimizin bilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AHMET KAYA (Devamla) – Bugün fındıkta büyük bir kavga var değerli arkadaşlar. Bu kavganın bir yanında yabancı fındık tekelleri var, diğer yanında gariban fındık üreticisi var; emeğine, ekmeğine, alın terine sahip çıkmaya çalışan fındık üreticisi var. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, o gariban fındık üreticisinin yanındayız, siz kimin yanındasınız, bunu lütfen kendinize bir sorun.

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Üreticinin yanındayız.

AHMET KAYA (Devamla) – Millî ürün fındıkta gayrimillî bir yapı oluşuyor arkadaşlar, buna asla müsaade etmememiz lazım, bu görev özellikle iktidar partisine düşüyor.

İktidar partisi milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum: Arkadaşlar, Karadeniz’de çok güçlü desteğiniz vardı ama o desteği bugün kaybettiniz. Karadeniz’den geldiniz, Karadeniz’den gideceksiniz. Bunu böyle bilin istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Milletvekili.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Cemal Öztürk, Giresun Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

En son konuşan milletvekilimiz dedi ki: “Kimin yanındasınız?” Biz fındık müstahsilinin yanındayız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – İş adamlarının, değil mi?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Değerli milletvekilleri, ben bir fındık müstahsiliyim, Giresun Milletvekiliyim, fındığa emek vermiş bir kardeşinizim. FİSKOBİRLİK Genel Müdürlüğü yaptım, bu işin akademisyenliğini yaptım. Hüseyin Hoca bilir, Hüseyin Hocayla Karadeniz Teknik Üniversitesinde beraber çalıştık.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sonuç?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Fındık, günlük politikaya alet edilemeyecek kadar önemli bir ürünümüzdür. Dolayısıyla bu konuda, evet, iyi niyetinizden şüphem yok ama iki haftadır madem fındık tartışılıyor… Geçen hafta ben yoktum, yurt dışında görevliydim.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Olsanız kabul oyu verirdiniz, değil mi Vekilim?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Araştıralım o zaman.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, eğer fındığa iyilik yapmak istiyorsanız, fındık müstahsiline iyilik yapmak istiyorsanız lütfen siyasi malzeme yapmayalım.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Araştıralım.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Fındık araştırma komisyonu kurulup kurulmaması Meclisin takdirindedir ama biz AK PARTİ milletvekilleri olarak Fındık Çalışma Grubunu kurmuş bulunuyoruz…

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Nerede kurdunuz?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – …ve fındık üzerine çalışıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Meclise getir, Meclise.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Bu akşam inşallah Tarım Bakanımızla tekrar bir araya geleceğiz ve konuyu enine boyuna görüşüyoruz.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Meclise gel, Meclise.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) – Korkmayın, korkmayın, yemezler sizi.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Bu ülke babanızın çiftliği mi kendi grubunuzla araştırıyorsunuz?

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Bu sene fındıkta yaşanan talihsizlik şudur: Ülkemize karşı, piyasalarda, özellikle sermaye piyasalarında, para piyasalarında bir operasyon çekildi.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – AKP Meclis demek değildir. Meclisi AKP zannediyorlar.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Fındık sezonuna denk gelmesi fındıkta en büyük talihsizlik oldu. Buna rağmen, bakın, konuşmacılar ne dedi? Bugün fındık 2 doların üstünde.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – Alıştınız AKP’ye sadece, alıştınız.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, AK PARTİ iktidara geldiğinde fındık 90 sentti.

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Yalan! Yalan konuşuyorsun.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Ben biliyorum çünkü o gün genel müdürdüm, ben biliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Yalan konuşuyorsun, yalan.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) – Yalan, yalan.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Onun için kimse fındık üzerinden istismara kalkmasın, hamaset yapmasın, tribünlere oynamasın.

TURAN AYDOĞAN (İstanbul) – İstismarı siz yapıyorsunuz.

CEMAL ÖZTÜRK (Devamla) – Fındık araştırma önergesi üçüncüdür geliyor. Yaklaşan yerel seçimlere mesaj gönderiyorsunuz ama biz müstahsilimizin arkasındayız, Türk fındığının arkasındayız. Bu öyle 8 milyonu değil, 81 milyonu ilgilendiren bir ürün. On senede 20 milyar dolar ihracat geliri elde edilmiş bu üründen. Dolayısıyla fındık bizim meselemiz, fındığın arkasındayız. Asla ve asla istismar ettirmeyeceğiz ama samimiyetinizden şüphe ediyoruz. Takdir Meclisindir. Biz Fındık Çalışma Grubu olarak fındığı çalışıyoruz. Müstahsilimizi bugüne kadar mağdur etmedik, bundan sonra da asla ettirmeyeceğiz. Bu böyle biline.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı biraz önce yaptığı konuşmada kendisinden önce konuşan grubumuza mensup milletvekilimizi kastettiği çok açık anlaşılan bir şekilde fındık konusunu istismar etmekle itham etmek suretiyle kendisinden önce konuşan bütün konuşmacılara -ama biz üstümüze alındık- sataşmada bulunmuştur. Söz talep ediyoruz efendim.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Biz de istiyoruz.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı iki dakika kürsüden söz veriyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ahmet Bey konuşacak.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya’nın, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AHMET KAYA (Trabzon) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, sayın konuşmacı konuşmasında dedi ki: “Biz fındığı sizden daha çok düşünüyoruz, yeri ve zamanı geldiği zaman fındığa müdahale edeceğiz.” Ya, Allah aşkına, ne zaman müdahale edeceksiniz? Üreticinin elinde bir kilo fındık kalmadı, üretici sıkıntı içinde; çocuğunun okul masrafını karşılayabilmek için, evinin geçimini sağlayabilmek için, evine ekmek getirebilmek için üretici fındığını sattı. Neyi bekliyorsunuz müdahale etmek için? (CHP sıralarından alkışlar)

BURHAN ÇAKIR - (Erzincan) – Ya, millet size inanmıyor.

AHMET KAYA (Devamla) – Gidin, Karadeniz’e bakın bakalım. Aramızda fındık üreticileri var. Ben de fındık üreticisiyim. Kaç kilo fındık kimin elinde kaldı? Fındık, tamamıyla, İtalyan bir firmanın eline bırakıldı. Üretici yapayalnız, üretici sahipsiz, üretici yetim bırakıldı. Bu gerçeği lütfen anlayın. Gelecek sezona mı, gelecek seneyi mi müdahale edeceksiniz? Çok geç kalındı, bunu bilmenizi istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Grup Başkan Vekili.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağırailoğlu’nun, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Efendim, önerge sahibi olarak biz de gayrisamimilikle suçlanmayı makul bulmadığımızı ifade edelim.

Biz, bugün, fındıkla ilgili sahada gördüğümüz endişeleri, sahada gördüğümüz tepkileri iktidar parti grubuna söylemek zorundayız. Bunun neresi gayrisamimi? Üretim maliyetleriyle baş edemeyen çiftçilerin feveranını duyurmaya çalışıyoruz. Depolama imkânı olmayan, ürünleri elinde bekletemediği için piyasada ezilen üreticinin dertlerine cümleler kuruyoruz. Bunun neresi gayrisamimi? “Stratejik ürün” “millî ürün” dediğiniz fındık, üretim bandından mamul hâle gelene kadar dışarıdan hiçbir katkı sağlamadan Türkiye’de piyasayı canlı tutabilme, üreticilerini ayakta tutabilme imkânı olan birkaç tane ürünümüzden bir tanesi. Bununla ilgili tepkileri dile getirmenin neresi gayrisamimi?

Ordu’da 140 trilyona stadyum yapılıyor. Dört başı mamur bir ülkenin spora da yapacağı yatırım vardır ama çiftçileri ağır geçim şartlarında yaşayan bir ülkenin üçüncü lig takımına 140 trilyona stadyum yapmak yerine 140 trilyona depolar yapmasını tercih ederiz, teklif ederiz.

Dolayısıyla bunlarla ilgili hissiyatımızın en azından gayrisamimilikle suçlanmamasını arzu ediyoruz.

Arz ederiz efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Usta…

22.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, az önce Adalet ve Kalkınma Partisinden söz alan hatip çalışma grubu kurulduğunu söyledi. Bakın, on altı yıllık bir iktidarın yapacağı iş, fındık üreticisi bu kadar mağdurken ve fındık her sene burada tartışılırken bugün çalışma grubu kurmak değil arkadaşlar. Geçen hafta burada bir Meclis araştırması komisyonu kurulması konusunda hemen hemen bütün siyasi partilerin bir fikir birliği vardı. Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan vekili arkadaşımız da bunun bu hafta Meclise getirileceğini söylemişti. Şimdi bu söz verilmişken “Bugün biz çalışma grubu kurduk, kendi aramızda bu konuyu çalışıyoruz.” demek yeterli değil. On altı yıl aradan sonra bir çalışma grubu kurup kendi aranızda fındık konusunu çalışıyorsunuz; bu olmaz, bunu hiçbir şekilde kabul etme imkânımız yoktur.

Ayrıca, hatip “Samimi bulmuyorum.” diyerek açık bir sataşmada bulunmuştur. Sataşmadan da söz istiyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Cemal Bey konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun Cemal Bey. (MHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt’un, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

CEMAL ENGİNYURT (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Giresun Milletvekilimiz AK PARTİ iktidara geldiğinde fındığın 90 sent olduğunu söylemiştir. Kendisinin akademisyen olduğunu…

CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Doğru değil mi Cemal Bey, doğru değil mi ama?

CEMAL ENGİNYURT (Devamla) – Doğru olup olmadığını söyleyeyim, siz de teyit edin.

1 milyon 750 bin lira olarak o gün fındığın taban fiyatını açıkladık. Dolar da 1 lira 10 kuruştu, bu da 1 dolar 60 sent ediyordu. Dolayısıyla o günlerde yine 57’nci Hükûmetin aldığı tedbirlerle, 100 trilyon kaynak aktarıldı, bu millet 2002 yılında 7 milyona fındık sattı. Dolayısıyla bunu siyasi malzeme yaptığımızı söyleyip bize sitem etme yerine, benim size tavsiyem şu: Altı ay sonra seçim var. Verin fındığa 15 lira, millet de oyu size versin. Niye böyle feryat ediyorsunuz? Millet perişan diyoruz, milletin durumu iyi değil diyoruz, millet sıkıntı yaşıyor diyoruz, millet evine ekmek götüremiyor diyoruz ama siz hâlâ çıkıp diyorsunuz ki: “Bunu siyasi malzeme yapıyorsunuz.” Milletvekilleriniz de bunu Karadeniz’de böyle söylüyor. Neyin siyasi malzemesi? İnsanların dertlerini dile getirmek, insanların hakkını, hukukunu aramak, verilmeyen bir hakkı istemek neden siyasi malzeme olsun? Bu millet bizi, sizi niye seçti? Bizi, sizi bu Meclise, fındığın, kayısının, domatesin, biberin, patlıcanın, Andımız’ın da dâhil bu ülkenin hakkını, hukukunu savunsun, korusun diye seçti, gönderdi. Dolayısıyla bizi suçlama yerine, bu önergeye “kabul” oyu verin, birlikte araştıralım. Sizin çalıştayınıza zaten bizi davet etmeyeceksiniz, yüksek derecede bir kibre sahipsiniz, bizi ciddiye almıyorsunuz, bu önergeye “kabul” verin, bizi de yalan beyanla lütfen suçlamayın. Tekrar söylüyorum, seçimler mart ayında, fındığa 15 lira verin, bu millet de size oy versin.

Saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Grup başkan vekillerinin söz talepleri var, daha sonra size söz vereyim.

Sayın Bilgen, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, bir sorunun araştırılmasını istemenin o sorunun günlük politikaya alet edilmesi olarak ifade edilmesinin Meclise saygısızlık olduğuna ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, bir sorunu Mecliste gündeme getirmek ve sorunun daha derinlemesine araştırılmasını istemenin günlük politikaya bir sorunu alet etmek olarak tarif edilmesi aslında Meclise saygısızlıktır. Yani biz araştırılmasını istiyoruz, araştırılır, ortaya belki de bizim iddialarımız, bizim iddia ettiğimiz gibi uluslararası firmaların çıkarları değil gerçekten üreticinin çıkarlarını gözeten bir strateji çıkar, bundan da memnuniyet duyarız. Dolayısıyla bunun samimiyetle sorgulanması aslında bir stratejisizliğin göstergesidir.

Bakın, biraz önce Millî Eğitim Bakanlığının 2023 vizyonu açıklandı, farklı liseler açılmasından bahsedildi. Şimdi, bir eğitim stratejiniz varsa “Acaba bu farklı liseleri kim kapattı?” diye sormak gerekmiyor mu? Her gelen bakanla yeni strateji açıklamanın acaba bir vizyona denk gelen tarafı, bir stratejik planlamaya denk gelen tarafı var mı? Dolayısıyla tarım neyse eğitim de aynı. Günübirlik politikayla yönetmek yerine tam tersine sorunu sahiden bilmek ve ülke çıkarlarını gözetmeyi önemsiyoruz.

Genel Kurulu selamlıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Altay, söz talebiniz var mı?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hayır efendim.

BAŞKAN – Sayın Zengin, buyurun.

24.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, ülkenin meselelerini bölgesel olarak değil bir bütünün parçası içerisinde değerlendirdiklerine ve çözüm üretmeye gayret ettiklerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; şimdi, tabii, dinlerken insanın kafasında bir sürü kelime uçuşuyor. Bakıyorum, bazı milletvekillerimiz gerçekten çok ağır ifadelerle konuşuyorlar, hacminin çok ötesinde. Öyle zannediyorum, kendi konuşmamda, aynı zamanda grubumuz adına konuşan Sayın Milletvekilimiz Cemal Bey konuşmasında çok net ifade ettik, burada mesele şu: Ortak bir meselemiz var, ortak meselemiz, stratejik ürünlerimizle alakalı bir kaygımız var, fındık da bunlardan bir tanesi. Bu konuyla alakalı olarak bizim, parti grubumuz olarak bu konuyla alakalı çalışmak, akademik olarak çalışmak kadar, bölgeden gelen milletvekillerimizle, geçmişte bu konuya dair belki mesleki olarak, ticari olarak bu işi yapan bütün milletvekillerimizle kendi içimizde bu konuyu konuşmak, değerlendirmek kadar çok tabii bir şey olamaz diye düşünüyorum. Her bir siyasi partinin kendince iş yapma şekli var. Biz burada meselelerin adını ortak koyabiliriz, fındık meselesinin adını ortak koyabiliriz ama bunun çözümüne dair ne yapacağımıza, nasıl yapacağımıza ve ne zaman yapacağımıza elbette biz kendimiz karar veririz AK PARTİ Grubu olarak. Bundan daha tabii ne olabilir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Siyaset üretmek... Şuradan itirazımız: “Bu mesele sadece sizin meseleniz, biz hiç kale almıyoruz.” iddiası içindeyseniz fevkalade yanılıyorsunuz. Bu ülkenin bütün meselelerini sadece bölgesel olarak değil, biz bir bütünün parçası içerisinde değerlendiriyoruz tamamına dair hangi meseleyse. O sebeple sadece siyasi bir söylem değil, çözüm üretme ağırlığı da sırtımızda olduğu için bir bütünün parçası olarak görerek zamanlamasını, içeriğini, hepsini bir bütünün içinde değerlendirerek çözüm üretmeye gayret ediyoruz.

Bu manada son bir itirazımız, elbette şudur: Kibirle ilgili bir ifade kullandı sayın milletvekili “Kibriniz çok yüksek.” dedi. Ben bunu doğrusu ancak iade edebilirim yani bu ifadeyi ancak iade edebilirim, kibir bizim yanımızdan geçmiyor zira. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) - Sayın Başkan...

BAŞKAN - Sayın Örs, yerinizden söz vereyim çünkü sataşmayla ilgili Sayın Ağıralioğlu cevap verdi.

Buyurun.

25.- Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs’ün, Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; şimdi, bizim yörenin bir problemini dile getirme konusunda yapmış olduğumuz bu konuşma ve vermiş olduğumuz grup önerisi, Karadeniz Bölgesi’ndeki fındık üreticisinin çektiği sıkıntıları burada dile getirmek, bu sorunların çözümüne yönelik problemleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri konusunda ortak bir fikir birliği oluşturmak içindir. Bu isteğimizi bile, bu haklı, masum isteğimizi bile nasıl samimiyetsizlikle nitelendirebilirsiniz bunu anlamış değilim, bir.

İkincisi, benim kürsüden söylediklerim benim söylediklerim değil, seçimden önce sizin seçim meydanlarında söylediklerinizi söyledim ben. O ifadeler sizin ifadeleriniz yani “TMO devreye girecek, üreticiyi mağdur etmeyecek.” diyen sizsiniz. Ben de sizlere bu sözünüzü hatırlatıyorum. Burada kim samimiyetsiz acaba, bunu takdirlerinize bırakıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, çok kısa…

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, öneriyi oylarınıza sunuyorum…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan… Görmediniz, ben girdim sisteme.

BAŞKAN – Pardon. Buyurun Sayın Altay.

26.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi bakımından önemli gördüğüm bir hususu müsaadenizle arz edeyim.

Sayın grup başkan vekilimiz, biraz önce “Biz geçen hafta fındık için söz vermedik. Fındık, incir, stratejik ürünleri bütün olarak değerlendireceğiz. Böyle bir komisyon kurulmasını doğru buluyoruz.” dedi. Şunu o zaman ben de sayın mevkidaşıma soruyorum: Geçen dönem, biz, bağcılık ve üzüm üreticilerinin sorunlarını araştırmak için niye komisyon kurduk? Üzüm de fındık da incir de ekonomik ve stratejik üründür dolayısıyla üzüm üreticilerine verilen, üzüm üreticileri için yapılan bu komisyon, bu iyi niyet fındık üreticilerinden neden esirgeniyor? Bunun cevabını da sizden bekliyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan, bir söz almam lazım.

BAŞKAN – Sayın Zengin, buyurun.

27.- Tokat Milletvekili Özlem Zengin’in, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Teşekkür ederim.

Kayda geçmesini tek başına anlamlı bulmuyorum açıkçası. Kayda geçse ne olur, geçmese... Şu anlamda söylüyorum, asıl mesele şu: Birbirimizi anlamayı önemsiyorum, birbirimizin kafasında bence bir yere oturmalı. Şunu ifade etmek istiyorum doğruyu söylemek gerekirse: Biz sözümüzün arkasındayız, hiçbirini de daha önemli görmüyoruz, hepsi aynı önemde bizim için; üzüm, incir, fındık, bunların hepsi bizim meselemiz. Sözümüzdeyiz. Bu konuyla alakalı kendi mutfağımızda hazırlığımızı yapacağız ve kendimiz için uygun gördüğümüz zamanda hep beraber buraya getireceğiz ve bu konuyu müzakere edeceğiz. Bunu çok net ifade ediyorum.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkürler.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- İYİ PARTİ Grubunun, 23/10/2018 tarihinde Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve arkadaşları tarafından fındık üreticilerimizin yaşadığı sorunların detaylı olarak incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, tarımsal AR-GE çalışmalarının arttırılması, fındığa dayalı gıda sanayisini teşvik programlarının hazırlanması için çalışmalar yapılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık vardır, oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Üç dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Öneri kabul edilmemiştir.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- HDP Grubunun, 22/10/2018 tarihinde Van Milletvekili Sayın Murat Sarısaç ve arkadaşları tarafından, Van depremine bağlı olarak esnafın ve yurttaşların devam eden sorunlarının tespit edilerek alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

23/10/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 23/10/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                       Ayhan Bilgen

                                                                                             Kars

                                                                        HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

22 Ekim 2018 tarihinde Van Milletvekili Sayın Murat Sarısaç ve arkadaşları tarafından verilen 662 sıra numaralı, Van depremine bağlı olarak esnafın ve yurttaşların devam eden sorunlarının tespit edilerek alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 23/10/2018 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Bedia Özgökçe Ertan, Van Milletvekili konuşacaktır.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken tam yedi yıl önce Van’da art arda yaşanan iki büyük deprem felaketinde hayatlarını kaybeden canlarımızı rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Van’ın yaşadığı bu depremler, can kayıpları ve yıkımlarla beraber bizleri, Vanlıları derin bir kedere, büyük bir travmaya ve çaresizliğe sürüklemişti ve sayısız travmaya yol açmıştı. Evet, yedi yıl geçti ama Van’ın yaraları hâlâ sarılmadığı gibi, yeni ve başka sorunlara da yol açtı. Özellikle 23 Ekimdeki deprem cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu’da meydana gelen en büyük depremler arasında gösterilmektedir. Maalesef, böylesi büyük bir depremin ve artçı sarsıntılarının sonuçları da büyük olmuş ve resmî rakamlara göre tam 644 canımız hayatını kaybetmiştir. Deprem nedeniyle 30 bin konutun, 3 binden fazla iş yerinin yıkıldığı, bir o kadarının da ağır veya orta hasara uğradığı Van’da 2011 yılı sonunda ekonomi durma noktasına gelmişti. Yaşanan bu lokal ekonomik krizi gidermenin yolu tıpkı Marmara depreminde olduğu gibi bir yasa çıkarıp vergi terkini sağlamak ve diğer gereken önlemleri almak iken hükûmet yıllarca vergi terkini yapmadı. Afet bölgesi bile ilan edilmedi, Marmara’ya uygulanan Van’a uygulanmadı. 26’ncı Dönemde sarf ettiğimiz çaba sonucu, ana paraya dokunmayan ama faizi kaldıran bir yasa nihayet çıkarıldı. Neydi bu? Mücbir sebep uygulamasının nihayet son bulması. Yasadan faydalanma süresi öylesine kısaydı ki daha kimse toparlanamadan süre bitmiş oldu. Yine, sonrasında ise, sanki lütufmuş gibi, bu mağduriyetin giderilmesi için defalarca yaptığımız çağrılara rağmen hükûmet tabiri caizse elindeki kozu 24 Haziran seçimleri öncesine bıraktı ve süreyi uzattı. Evet, buradan tekrar ediyorum: Van depreminde bu iktidar ayrımcılık yaptı; vergi terkini yapmadı, gereken önlemleri almadı. Yıllarca esnafımız kan ağladı, hane halkı hâlâ mağdur.

Sayın milletvekilleri, her dönem Türkiye’de meydana gelen doğal afetler, yönetimi elinde bulunduranlar açısından önemli bir sınav olmuştur. Nitekim Van depremine de bu yönden bakmak gerekir. Nasıl ki -bir başka yönetim döneminde de olsa- 1999 depreminde iktidarı elinde bulunduranlar ilk önce gerçeği çarpıtmışlarsa 23 Ekim ve 9 Kasım Van depremlerinde de o kıyametleri yaşatan depremin ardından ilk yapılan bu olmuştur, gerçekleri çarpıtmak. Depremin ardından, özellikle Erciş ilçemiz ve köylerindeki yıkımın büyüklüğü ortadayken depremin büyüklüğü için yapılan ilk açıklama 6,6 olmuş ancak yabancı merkezlerin açıklamaları sonrasında 7,3 olarak düzeltilmiştir. Lakin buna rağmen depremin şiddetinin 8 civarında olduğuna dair iddialar da hâlâ ortadadır. On binlerce Vanlının zorunlu olarak şehir dışına çıkması, depremin kış aylarına girildiği bir dönemde olması deprem sonrasında Van’ı iktisadi ilişkiler açısından sıfır noktasına getirmiştir. Ekonomik kazancın olmadığı fakat minimumda dahi olsa harcamaların yapıldığı Van ve ilçelerinde hane halkı depremin ardından ekonomik yıkıma da uğramıştır.

Depremin ardından oluşan bilgi kirliliği sadece şiddetiyle ilgili de değildi elbette. Van’a yeterli sayıda çadır gönderilmedi. Bunu bilen o dönemki vali şöyle açıklamalar yaptı, özellikle, depremzedelere yeterli hasar tespiti yapılmamasına rağmen ve artçı sarsıntılar sürmesine rağmen evlerine dönebilecekleri açıklaması yapıldı, çaresizlik içerisindeki Vanlılar evlerine geri döndüler. Hatta o dönemin Valisi Münir Karaloğlu çıktığı bir programda çadır eksikliğinden bahseden bir öğrenciye “Ya sen hiç dayak yemedin ya da sayı saymayı bilmiyorsun.” gibi son derece kaba, son derece hadsiz yanıt vermişti; unutmadık. Bunun sonucunu ise maalesef 9 Kasım günü bizler Van’da yaşadık ve o hasarlı binalara yurttaşları yönlendirmenin bedelini yetkililer ödemedi, Münir Karaloğlu ödemedi, yine Van halkı canıyla ödedi. Bu anlamda düzmece bir dosyayla tutuklanan ve geçtiğimiz hafta sekiz yıl üç ay hapis cezası verilen Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Bekir Kaya’nın sözünü anımsatmak isterim: “İlk deprem afetti, 2’nci deprem cinayet.”

Sayın milletvekilleri, bizler hâlâ büyük Van depremlerinin yarattığı acılardan, devam eden travmalardan bahsediyorsak bunda Hükûmetin önemli bir katkısı vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın sayın milletvekili.

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – Teşekkür ederim.

Bu Hükûmet ve bu iktidar Van’a, Vanlılara önyargıyla yaklaştı, şahit olduk, maruz kaldık ve unutmadık, depremin ilk saatlerinde Almanya’dan, yurt dışından Van’a gelmek isteyen arama kurtarma ekiplerini yurda sokmadılar ve çıkıp televizyonlardan İçişleri Bakanı Beşir Atalay dedi ki: “Biz potansiyelimizi görmek istedik.” İşte sizin potansiyelinizi Vanlıların canı üzerinden görme isteğiniz yüzlerce can kaybına mal oldu. Tam iki hafta sonra, 9 Kasımda 2’nci büyük yıkıcı deprem yaşandı. Doğrudur, Başbakan dâhil dönemin İçişleri Bakanı da Van’a geldiler. İki hafta boyunca çaresizlik, mağduriyet, dondurucu soğuğun altında, derme çatma çadırların altında yaşamak zorunda kalan, bu duruma maruz bırakılan Vanlılar şikâyetlerini anlatmak istediler ama Beşir Atalay dedi ki: “Siz iyilikten anlamıyorsunuz, ne hâliniz varsa görün.” Unutmadık. Ve onların cevabından sonra enkaz altındakilere, Vanlı depremzedelere coplarla, tazyikli sularla, gaz bombalarıyla cevap verildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Özgökçe.

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Eğer süreç iyi yönetilseydi, sosyal devletin gerekleri yerine getirilseydi inanın daha az acı yaşanırdı. Evet, depremler doğal afetlerdir ve hâlâ bizleri beklenmedik zamanlarda yakalayabilirler. Belki yıkılan binaların yerine yenileri yapılabilir ama yaratılan travmalar kolay kolay kaldırılamaz. Van halkı, 2011 yılında peş peşe maruz kaldığı iki depremin sadece maddi sonuçlarını değil, travmalarını da hâlâ atlatamamıştır.

Sayın Başkan, son olarak şunu söylemek isterim: Deprem değil, bina öldürür. Bu gerçekten hareketle, maalesef her depremde yeniden görüyoruz, Van çok şiddetli iki deprem yaşamasına rağmen ve çok sayıda bina hâlâ hasarlı olmasına rağmen Van’da bire bir muhataplarından öğrendiğimiz ve şahit olduğumuz şöyle bir durum var ne yazık ki: 24 Haziran evvelinde çıkarılan ve hâlâ devam eden imar barışı süreci dolayısıyla şu anda Van’da hiçbir kontrole, hiçbir denetime ihtiyaç duyulmadan başvurulan bütün yapılar imar barışından yararlanıyor. Bu sebeple, bu çok ciddi iddialar karşısında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Devamla) – …ve kentin devam eden sorunları karşısında araştırma önergemizin kabul edilmesini diliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özgökçe.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Baki Şimşek, Mersin Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, öncelikle, yeni görevinizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Bundan tam yedi yıl önce Van’da meydana gelen depremle nice ocaklar yıkıldı. Acı depremin ardından yedi yıl geçse de hâlâ yüreklerde. Van depreminde 600’ün üzerinde insanımız hayatını kaybetti, 4 binden fazla insanımız yaralandı. Depremden sonra devlet şefkat elini ulaştırdı, yapılması gereken acil müdahalelerin çoğunluğu yapıldı, depremden sonra da bölgede toplu konut projeleri ve insani yardımlar devam etti. Elbette eksiklikler vardır. Yalnız burada “Van’da yapılmayan Marmara’da yapıldı, Türkiye’nin başka yerlerinde yapıldı. Ayrımcılık yapılıyor.” bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Bugün benim seçim bölgem olan Mersin’de bir tane toplu konut projesi veya kentsel dönüşüm projesi hayata geçirilmemiştir ama doğunun birçok yerinde Cizre’de, Silopi’de, Şırnak’ta, Van’da devlet birçok toplu konut projesini hayata geçirmiştir. Bugün ayrımcılık yapılıyorsa ayrımcılık batıdaki şehirlerde daha fazla yapılıyor. Biz geçtiğimiz yıl depremden sonra Sayın Genel Başkanımızın görevlendirmesiyle Çanakkale Ayvacık’a gittik. 7,2’yi bırakın 5 şiddetindeki bir depremde Ayvacık’ta köylerde çok sayıda konutun yıkılmış olduğunu gördük ve hayretler içerisinde kaldık. Ayvacık’ın köylerindeki insanlar belki yüz elli yıl öncesinin şartlarında yaşıyorlar. Bugün elbette bu ülkede fakirlik var, yokluk var, ekonomik sıkıntılar var, yapılması gereken her şey belki istenildiği gibi yapılamıyor ama sadece bu yokluk ve yoksulluk Şırnak’ta, Hakkâri’de, Van’da yok. Bugün Mersin’in, Silifke’nin köylerine gelin, çadırlarda yaşayan insanları görün. Ulukışla’nın köylerine gelin, buradaki insanların ne şartlarda yaşadığını görün.

Burada tabii depremle beraber imar affını da ciddi şekilde tartışmamız gerekiyor. Çıkartılan imar affıyla, bizim düzenleme sırasında birçok maddesine karşı çıkmamıza rağmen… Tabii deprem öldürmüyor, ihmal öldürüyor. Bugün sadece bir konuya dikkatinizi çekiyorum. Trabzon’da imar affına başvuru sayısı 120 bin. Sadece Trabzon’da imar affından dolayı 120 bin başvuru yapılmış. Trabzon’daki toplam konut sayısı kaçtır? En az Trabzon’daki konutların yarısı imar affına başvurmuş. Bunların hiçbirisinde herhangi bir denetim yapılmadan, deprem yönetmeliğine, mühendislik kriterlerine uyulmadan, tapu bile sorulmadan -başkasının tapusuna yapılan bir binaya bile imar affından müracaat edilebiliyor- böyle garabet bir yasa çıktı. Seçimden önce sadece seçime dönük insanların kafasını karıştırma adına böyle bir yasa çıktı. Bugün gerçekten Türkiye belki tarihinin en büyük sorunuyla karşı karşıya. Milyonlarca metrekare mera arazileri, tarım arazileri, yaylaklar ve kışlaklar birileri tarafından işgal edildi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Bununla ilgili ben öncelikle, imar affıyla ilgili yasanın yeniden Türkiye Büyük Millet Meclisinde gözden geçirilmesini, yapılan bu talana müsaade edilmemesini… Yapılan bir talandır, belki burada bir tarih konuldu, “Yılbaşı itibarıyla” denildi ama şu anda seçim bölgemizde dolaşırken bakıyoruz, gerçekten her yerde, yaylalarda, şehir merkezlerinde inşaat sektörünün krize girmesiyle beraber müteahhitler inşaat yapamıyorlar şu anda. Şu anda Türkiye’nin her yerinde yüz binlerce kaçak inşaat yapılıyor. Millet apartmanın üzerine bir kat daha çıkıyor, otelin üzerine bir kat daha çıkıyor, zemine bir ilave yapıyor, bununla ilgili müracaat ediyor.

Gerçekten imar affı yasası çok sıkıntılı bir şekilde çıktı, bu yasada mutlaka düzenleme yapılarak istismarın önüne geçilmesini, devletin varlığını göstermesini, yasa tarihinden sonra çıkarılan binaların yıkılmasını talep ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Milletvekili.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Müzeyyen Şevkin, Adana Milletvekili, buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir deprem ülkesi olan Türkiye’nin nüfusunun yüzde 60’a yakını aktif fay kuşakları üzerinde yer almaktadır. Bu da can ve mal kayıplarının büyük olmasında en büyük etkenlerden biridir. 2011 yılının ekim ve kasım aylarında 644 kişinin hayatını kaybettiği Van depreminde binlerce kişi yaralanmış, üzerinden yedi yıl geçmiş olmasına rağmen Van’da çok sayıda ailenin ocağını yakan depremlerin yıkıcı izleri hâlen silinememiştir, bölge halkının insanca yaşam ve ekonomik koşulları düzeltilememiştir. Bu travma hepimizin durup düşünmesi gereken bir olgudur. Yine yakın tarihimiz olduğu için anımsatmak isterim: Adana’da 1998 yılında, Adana Ceyhan depreminde 145 vatandaşımız hayatını kaybetti, 1.500 kişi yaralandı. Yine, 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde tam anlamıyla yüreklerimiz dağlandı; 18 bine yakın insanımız hayatını kaybetti, 25 bine yakın insan da yaralandı. Van’da, Gölcük’te, İstanbul’da, Adana’da, Ceyhan’da hem can hem de mal kaybeden insanlarımızdan geriye kalan canlara bir de sosyal ve ekonomik yönden ağır travmalar yaşatmaya kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum.

Adana’dan bir örnek vermek istiyorum değerli dostlar, değerli milletvekilleri: Yirmi yıl önce yaşanan depremde Emlak Bankasının vermiş olduğu 750 bin TL’lik kredi şu anda 3,5 milyon olarak vatandaştan tahsil edilmeye çalışılıyor ve faiziyle geri isteniyor; bunun hangi vicdani gerekçeye dayandığını iktidar milletvekili kardeşlerime sormak isterim. Üzerinden yirmi yıl geçmiş Adana depreminde şu anda vatandaştan faiziyle para geri tahsil ediliyor, Emlak Bankası kapatılmış olmasına rağmen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kapatılmadı, tasfiye hâlinde.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, depremleri engellemenin mümkün olmadığı elbette bilinmektedir ancak bunların afete dönüşmesini engellemenin mümkün olduğu jeolojik olarak bilinmektedir. Tüm kaynakları zarar azaltma hedefine yönlendirerek; kişi ve kurumlar arasında eş güdümü sağlayarak; üniversitelerin, kamu kuruluşlarının, meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla stratejik afet eylem planı mutlaka hazırlanmalıdır. Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından hazırlanan diri fay haritaları incelendiğinde 470 aktif fay kuşağı üzerinde bulunan yerleşim yerlerinde kentsel dönüşüme ilişkin herhangi bir çalışma yapılmadığı ortadadır.

Buradan sormak istiyorum: Bugün Niksar’da, Havza’da, Erzincan’da, Suşehri’nde ve benzeri gibi sayacağımız onlarca yerleşim yerinde ne yaptınız? Buralarda ne yaptığınızı sormak istiyorum?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Neden kentsel dönüşüm sadece İstanbul Boğazı’nda, kıyılarda rantsal dönüşüm olarak algılanır, bunları size sormak istiyorum?

Buradan, bir jeoloji mühendisi olarak, öncelikle diri faylar üzerinde yer alan yerleşim bölgelerinde, üretebilecekleri deprem büyüklükleri de baz alınarak yapı yapılması engellenmeli; riskli alanlar derhâl kamuoyuyla da paylaşılarak terk edilmeli, bu amaçla Mecliste bir fay yasası çıkarılmalıdır. Türkiye deprem bölgeleri haritası yenilenmelidir. Son yıllarda devlet müteahhitliği ve rant proje ihaleleri yapan bir kuruluş hâline gelen TOKİ yeniden yapılandırılmalı, yoksullar için sosyal konutlar üreten bir yapıya dönüştürülmelidir. Halkın barınma ve mülkiyet haklarını elinden alan, ranta dönük Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ve Uygulama Yönetmeliği toplum yararı gözetilerek yeniden ele alınmalıdır.

Değerli milletvekilleri, üniversiteler, meslek odaları, yerel yönetimler ve halkın katılımıyla rant odaklı değil, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşam hakkını sağlayabilecek yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Efendim çok önemli, izin verirseniz toparlayayım.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili, buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) – Kentsel dönüşümün daha sağlıklı işletilebilmesi için halkın katılımını sağlayacak ekonomik, sosyal, kültürel ve teknik boyutlarıyla bütünlüklü dönüşüm projeleri üretilmelidir. Doğa olaylarının afete dönüşmesi kader değildir sevgili milletvekilleri. Toplumsal acıların tekrar tekrar yaşanmaması bizim elimizdedir. Üzerinde yaşadığımız coğrafyada tanık olduğumuz gelişmelere aklın ve bilimin ışığını yansıtmaya çalışmak temel anlayışımız olmalıdır.

Bilimle, emekle, inatla ve umutla depremlerden can kaybı ve mal kaybı yaşanmadan korunabileceğimizi vurgular, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

Açar mısınız Akçay’ın mikrofonunu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Aynı zamanda buradan giremedik.

BAŞKAN - Parmak izi…

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Girilmiyor efendim. Teknik bir sorun var, giremiyoruz.

BAŞKAN – Açıldı, şu anda açıldı.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Meclis Başkan Vekilliği görevine başladığınızdan bu yana bugün Genel Kurul yönetim görevine de fiilen başlamış bulunmaktasınız. Bu nedenle Meclis Başkan Vekilliği görevinin ve bugün fiilen başlayan bu çalışmanızın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, tebrik ediyorum ve Genel Kurulu en iyi şekilde, en objektif ve tarafsız şekilde yöneteceğinize olan inancımız tamdır.

Tekrar hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sağ olun, çok teşekkür ederim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – İsterseniz grup adına söz verdikten sonra size söz vereyim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun, buyurun Sayın Demir.

29.- Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, sistemde meydana gelen arızalardan dolayı sıkıntı yaşandığı için Mecliste teknoloji yenilemesine önem verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Aslında usuli bir şeyle ilgili söz aldım.

Öncelikle yeni görevinizde başarılar dilerim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) – Sisteme giremiyoruz ve dolayısıyla, oylamalar sağlıklı olmuyor. Yani şimdi bu önerge de oylanacak ve eğer çelişik bir durum olursa “Tekrar girin.” dediğinizde, epey sayıda milletvekili burada yine sisteme giremiyor olacağız. Bu sistemin yirmi yıllık olduğunu söylüyor arkadaşlar. Odalarımızda internete aynı şekilde giremiyoruz, korkunç ağır bir internet durumu var. Yani halılar, arabalar yenileneceğine biraz teknoloji yenilemesine önem verilir ve buna hizmet edilirse çok daha mutlu ve verimli olacak çalışmamız.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 22/10/2018 tarihinde Van Milletvekili Sayın Murat Sarısaç ve arkadaşları tarafından, Van depremine bağlı olarak esnafın ve yurttaşların devam eden sorunlarının tespit edilerek alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Osman Nuri Gülaçar, Van Milletvekili.

Süreniz üç dakikadır.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Van depremi, 23 Ekim 2011 acı bir gün olarak hafızalarımızda yerini koruyor. O gün yaşananlar, yıkımlar ve kayıplarımız Van depreminden etkilenen insanlarımızı derinden sarsmıştı. Bu zor ve acı günün yıl dönümünde hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralı ailelerimize de sabırlar diliyorum. Acılarını hâlâ, bugün taptaze bir şekilde yüreğimizde hissediyoruz. 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde Van’da meydana gelen depremlerde Van Merkez ve Erciş’te önemli yıkımlara sebep olmuş ve 644 insanımız hayatını kaybetmişti. On binlerce insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığı bir ortamda kış mevsiminin etkisiyle de Van halkı bir anda zor şartlar içerisinde yaşamını devam ettirme mecburiyetinin içinde olmuştu.

Van depremi, 17 Ağustos 1999’da Gölcük’te ve 12 Kasım 1999’da Düzce’de yaşanan acı tecrübelerden derslerin çıkarıldığı ve o depremde arama kurtarma ve acil müdahale ve koordinasyon hususlarında yaşanan ciddi aksaklıkların büyük ölçüde aşılmış olduğunu da gösteriyordu. Depremi Van’da yaşayan ve sonrasında bir süre aile fertleriyle birlikte çadırda kalan biri olarak bu zor ve travmatik durum içerisinde, daha depremin ilk saatlerinden itibaren devletimizin tüm kurum ve kuruluşlarının afetzedelerin yardımına koşmak için nasıl bir gayret içerisinde olduğunun yakın şahidiyim. Bundan dolayı vekil arkadaşıma, Vanlı hemşehrime diyorum ki: Muhalefet yapın ama Allah aşkına beyazı siyah gösterecek kadar vicdansız bir muhalefet olmasın, vicdanlı bir muhalefet yapalım, doğru bir muhalefet yapalım, hesapları, rakamları kaydırmadan yapalım.

Bu noktada arama kurtarma ekiplerinin, sağlık personellerinin afetzedelerin yemek ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için çalışan gerek kamu gerekse sivil toplum örgütlerinin bölgeye nasıl akın ettiğini gördük, şahit olduk. Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bakanlarımızla birlikte, depremin üzerinden değerli arkadaşlar sadece saatler geçmişti ki acımızı paylaşmak, yanımızda olmak üzere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – CHP’li belediyeler de oradaydı.

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Devamla) – ...enkazların başında bulunuyordu.

MUAZZEZ ORHAN (Van) – Ne zaman?

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Devamla) – Bu sebeple Van depremini yaşayan biri olarak şahsım ve Van halkı adına Hükûmetimize ve canla başla çalışan tüm kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum. Afetlerin ortaya çıkardığı kaos ortamının ve afetzedelerde oluşan şok hâlinin aşılması Hükûmetimizin koordinasyonunda çaba gösteren kurum ve kuruluşlar sayesinde gerçekleşmiştir.

Bir diğer önemli teşekkür ise Türkiye’nin 81 ilinde mukim tüm vatandaşlarımızadır. Deprem sonrasında gönüllü olarak çalışmalara, yardım faaliyetlerine katılan biri olarak insanların gönüllü olarak ilimize gönderdiği yardımların yakından tanığı oldum. Televizyonları başında, depreme düğün sırasında yakalandığını gördükleri Vanlı kardeşlerine damatlıklarını, kışın soğuk yüzüyle karşılaşacaklarını bildikleri Vanlı kardeşlerine sobalarını, botlarını, atkılarını, kısacası...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Devamla) – ...elinde avcunda ne varsa sakınmadan gönderen ülkemizin yardımsever ve fedakâr insanlarını Vanlılar olarak unutmamız mümkün değildir. Kendi evlerinden imkânları ölçüsünde gönderdikleri mütevazı ama paha biçilmez yardımlar kardeşliğimizin, birliğimizin göstergesi olmuştur. Ben bir Vanlı ve yüce Mecliste Van’ı temsil eden biri olarak tüm Türkiye’ye Van’ın, Vanlının teşekkürlerini iletiyorum. Rabb’im birliğimizi, dirliğimizi daim, kardeşliğimizi ilelebet kaim eylesin.

Değerli vekillerim, kısaca, Van depremi için şunu söyleyebilirim: O kısa zaman içerisinde, sadece dokuz ay gibi bir kısa zaman içerisinde Van merkezde 12.384, Erciş ilçemizde 4.880, merkeze bağlı köylerde 225 olmak üzere 17.489 konut yapılmıştır. Bununla birlikte “EYY” diye ifade edilen evini yapana yardım destek itibarıyla 8.693 konut…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Devamla) –Yani toplamında 26.182 konut, 4.100 ahır, 30 cami, 13 okul, 38 iş yeri yapılmıştı. Bunun toplam maliyeti devletimize, Hükûmetimize 5,2 milyar TL olmuştu.

Bütün bunlardan sonra, bunu yaparken, yani eleştirirken veya Van’a dair bir şey ifade ederken, lütfen depremi yaşayan bir Vanlı olarak bize de sorun. Vicdanlı, merhametli bir şekilde bunu ifade edelim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın Milletvekilim.

Sayın Elitaş, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, Meclis Başkan Vekilliği görevinizi kutluyorum, başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Sağ olun, teşekkür ederim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Uzun yıllardır dostluğumuz ve sizi tanıyan birisi olarak bu görevi hakkıyla, adaletli bir şekilde, tarafsız olma gayreti içerisinde götüreceğinize inancım tamdır.

Tekrar başarılar diliyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bilgen, buyurun.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, ben de Düzce depreminde Düzce, Adapazarı ve Yalova’ya depremden bir gün sonra, Van’a depremin olduğu gün ulaştım.

Bazen deprem yerlerine devlet erkânının gitmesi sorunun çözümünü kolaylaştırmaz, eğer yerel bürokrasi başka bir telaşa düşerse sorunun çözümünü zorlaştırır.

O gün Erciş’te neredeyse bütün protokol sadece karşılama işiyle meşgul olduğu için, yardım ve kurtarma çalışmalarının aksadığına bizzat tanıklık ettim. Bütün kameralar bir tek binaya odaklandığı için başka yerlere yardım ulaşmıyordu. Ama, biz bunun polemiğini yapmak için değil, çok somut iddialar için araştırma önergesi verdik.

Sataşma olduğu çok açık. Bağlamından koparılarak konuşmamız aktarıldı. Dolayısıyla, milletvekilimizin sataşmadan söz hakkı kullanmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Milletvekili.

İki dakika Sayın Milletvekili.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan’ın, Osman Nuri Gülaçar’ın HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasında HDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Söylediklerimde yalanladığınız tek bir şey olmadı Sayın Vekil. Bakan o cümleyi kurmadı mı yani? Yani depremzedeler Hükûmetin karşısına gelip yardım istediğinde gaz bombalarıyla müdahale edilmedi mi? Beşir Atalay “Ne hâliniz varsa görün!” demedi mi? Bence Van adına konuşacak belki de son kişi sizsiniz. Ben Türkiye halklarına tabii ki tekrar teşekkür etmek istiyorum. Bugün hangi rezaleti anlatayım gerçekten bilmiyorum ama TOKİ konutları yapıldı depremzedeler için ama o TOKİ konutları 30-40 bin liraya mal edildi, 110 bin liraya, cephesine göre 120 bin liraya depremzedelere satıldı yani deprem konutu falan yapılmadı; herkesten habersiz, altyapısı olmadan. Hâlâ, yedi yıl geçmiş “ortak gider” adı altında Vanlılardan bir para alınıyor, Boğaziçi AŞ isimli bir şirkete devrediliyor, bu paraların kime gittiği de bilinmiyor. Binlerce depremzede bugün icra tehdidiyle karşı karşıya ya da icralık olmuş durumda. Hâlâ bu sorunu defalarca dile getirmiş olmamamıza rağmen en ufak bir yanıt verilmiş değil.

Bence, siz siyahı beyaz yapmayın Sayın Vekil, siz de vicdanlı olun. Depremi bizler de yaşadık. Bugün hâlâ acılarımız bu sebeple çok taze. Erciş’in kent merkezindeki caddesi bile henüz yapılmamış durumda. İnsaf! El insaf! (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- HDP Grubunun, 22/10/2018 tarihinde Van Milletvekili Sayın Murat Sarısaç ve arkadaşları tarafından, Van depremine bağlı olarak esnafın ve yurttaşların devam eden sorunlarının tespit edilerek alınabilecek tedbirlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir değerli milletvekilleri.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sayın Başkan, söz talebim var.

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Sayın Başkan…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Muş, önce söz isteyen bir vekilimiz var.

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sayın Başkan, ben de istiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Vekilim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Osmaniye Milletvekili İsmail Kaya’nın, 24 Ekim Osmaniye’nin il oluşunun 22’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İSMAİL KAYA (Osmaniye) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Osmaniye’mizin il oluşunun 22’nci yıl dönümü münasebetiyle söz almış bulunmaktayım.

23 Ekim 1996 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan oylamayla il olması kabul edilen Osmaniye’miz Kadirli, Düziçi, Bahçe, Hasanbeyli, Sumbas ve Toprakkale ilçeleriyle ülkemizin 80’inci ili olmuştur. Tarihe ışık tutan kaleler şehri Osmaniye’miz tarihî kültürel mirası, bereketli toprakları ve doğal güzellikleriyle birçok medeniyete de ev sahipliği yapmıştır. Doğuda Gaziantep, güneyde Hatay, batıda Adana, kuzeyde ise Kahramanmaraş illeriyle Osmaniye’miz, Çukurova’yı doğuya bağlayan yolların kesiştiği kavşak noktasında olması nedeniyle de çok değerli bir konumdadır. Bereketli ve kadim şehrimiz Osmaniye’ye, (Cebelibereket) hizmet etmekten duyduğum gururu ve mutluluğu ifade ederek Osmaniye’mizin il olmasının 22’nci yılını kutluyor ve yine Osmaniye’mizin il olmasında emeği geçenlerden hayatta olanlara sağlık, sıhhat, ahirete göç edenlere de Cenab-ı Allah’tan rahmet dileyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Başkanım, ben de söz istiyorum.

BAŞKAN – Daha önce söz isteyenler var.

Sayın Eronat, buyurun.

32.- Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, Van depreminde yaşananlara ilişkin açıklaması

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben Van depremiyle ilgili konuşmak istedim. Van depremi olduktan hemen ertesi günü Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bir grup milletvekili Van’a gittik, içlerinde ben de vardım. Erciş’e de gittik, Van’a da gittik. Erciş’in köylerini ve Van’ın köylerini gezdik, durum tespitinde bulunduk. Söylendiği gibi, Erciş’te hiçbir şekilde hatibin söylediği şeyler yaşanmamıştır, aksine hepimiz canhıraş bir şekilde çalıştık ama çokça büyük çirkinlikler de gördük. Van’da kurulan çadırlarda bulunan tuvaletlere bazı malum kişilerin özellikle battaniye tıktığına şahitlik ettik çünkü insanlar devlete karşı isyan etsin, kendilerine yardım eden insanlara karşı isyan etsin diye bu gibi hareketlerde bulunuldu. Bunlara da bizzat tanıklık ettik. Bildirmek istedim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Gülaçar…

33.- Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın, 1999 depreminde hükûmetin, devletin olmadığına, insanların çaresiz kaldığına ilişkin açıklaması

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Van) – Sayın Başkanım, vekil arkadaşımızın ifade etmiş olduğu şeylere itiraz babından bir iki cümle ifade etmem lazım.

Şahsen ben 1999 depremini, Marmara depremini bu bölgede yaşayan biri olarak, sonrasında 2011 depreminin ikisini de bizatihi kendi kentimde, kendi şehrimde yaşayan biri olarak ifade ediyorum: 1999 depreminde Hükûmet yoktu, devlet yoktu, insanlar çaresizdi. (MHP sıralarından gürültüler)

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sen kimsin de “Devlet yoktu.” diyorsun?

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Van) – On beş gün boyunca devlet enkazın üzerine gitmedi. Ama 2011’de sadece saatler sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde bizim Bakanlar Kurulumuzun neredeyse tamamı Van’a geldi…

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Devlete sahip çıkıyoruz, “Devlet yoktur.” diyorsunuz. Bu kadar saygısızlık olur mu?

OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Van) – …enkazların başında inanılmaz bir gayretle, insanüstü bir çabayla hakikaten Türkiye tarihinde gurur duyacağımız muhteşem işler yaptılar. Bundan dolayı ben bu noktada…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ali Kenanoğlu…

34.- İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun, üçüncü havalimanı inşaatı sırasında yaşanan ölümlere, rögarda cesedi bulunan işçinin kim olduğu, ne zaman ve nasıl öldüğü konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üçüncü havalimanında her geçen gün yeni bir can kaybının olduğu bilgisini alıyoruz. Birkaç gün önce, bir işçinin, tesadüfen, rögarda temizlik yapılırken ölü bedenine rastlandı ve bu işçinin ne zaman öldüğü, kim olduğu henüz tespit edilebilmiş değil. Yetkililerin bu konuda herhangi bir açıklamaları da yok. Kamuoyu ve bütün işçiler, bu işçinin ne zaman öldüğünü, nasıl öldüğünü ve kim olduğunu merak ediyor, soruyor. Birçok işçinin aslında kayıt dışı bir şekilde böyle ölü bulunduğuna yönelik iddialar var. Bu nedenle de resmî açıklamaların sayısıyla kamuoyundaki işçi cinayetlerinin sayısı oranında bir tutarsızlık olduğu da hep ortaya konuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ KENANOĞLU (İstanbul) – Bunun araştırılmasını ve kamuoyuna açıklayıcı bir cevap verilmesini rica ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim. Sayın Akçay, buyurun.

35.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz evvel yerinden konuşan Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Van Milletvekilinin konuşmasını üzüntüyle ve esefle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Yani daha evvel Türkiye’de yıllar boyunca depremler olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devlet olarak, Hükûmet olarak elinden gelen bütün gayreti bütün depremlerde göstermiştir. Bunu ifade etmek öncelikle bir vicdan ve insaf borcudur. Yani “Bizden önce şöyleydi.” diyerek yok farz etmeyi doğrusu son derece isabetsiz, talihsiz ve yanlış buluruz.

İstanbul 1999 depreminde Türkiye yüzyılın büyük depremini yaşadı. İstanbul, Kocaeli, Düzce, Sakarya gibi illerimizde, geniş bir alana yayılan ve Türkiye’nin sanayisinin yoğunlaştığı bir bölgede millî felaket ölçüsünde çok büyük bir deprem yaşadık. Türkiye Cumhuriyeti ve hükûmeti de deprem anından itibaren gene bütün gayretleri göstermiştir, çalışmaları yapmıştır ve depremin getirdiği zarar ve kayıpları telafi etmek için gayret göstermiştir ve çok da başarılı olmuştur. Bununla nereye varılır? Yani geçmişte yapılanları bu kadar insafsızca, yanlış ve yalan bir şekilde inkâr etmek doğrusu kabul edilir bir şey değildir ve ahlaki de bulmayız.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın Muş, buyurun.

Konuyu toparlayalım Sayın Muş.

Buyurun.

36.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, yaşanan doğal afetlerde görev ifa eden herkesin elinden geleni yaptığına, rögarda cesedi bulunan işçiyle ilgili olayın araştırılacağına ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle ben de sizlere görevinizde üstün başarılar diliyorum. Meclisi bu yasama dönemi içerisinde iyi bir şekilde yöneteceğinize olan inancımı belirtmek isterim.

BAŞKAN – Sağ olun, teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Tabii, ülkemiz çeşitli dönemlerde çeşitli acılar yaşadı, farklı dönemlerde farklı doğal afetlerle, doğal olaylarla karşı karşıya kaldık. Her dönemde ülkenin kaynakları ülkenin imkânları nispetinde buralara müdahalede bulunuldu, Van depreminde de. Aslında burada anlatılmak istenen… Türkiye sürekli gelişen bir ülke. Bu senesi bir önceki senesine göre imkânları, şartları daha fazla iyileşmiş, bir öncesine, 2010’a göre bugün çok daha gelişmiş bir ülkeyle karşı karşıyayız. Dolayısıyla Türkiye Van depreminin olduğu dönemde hem gelir olarak hem teknolojik olarak hem de altyapı olarak biraz daha gelişmiş bir durumdaydı. Dolayısıyla o dönemin imkânları çok daha farklı, çok daha iyi olduğu için bütün imkânları seferber edilmiştir Van’la alakalı. Dolayısıyla, aslında milletvekilimizin ifade etmek istediği konu budur, bunun altını çizmek isterim. Yoksa biz bu tip meselelerde, yaşanan doğal afetlerde o dönemde görev ifa eden, mücadele eden herkesin elinden geleni yaptığına inanıyoruz; bunu belirtmek isterim.

Şunu da ifade etmek isterim: Az önce bir milletvekili “Bir rögarda ölmüş bir işçi bulundu.” dedi, ben bunu araştıracağım. Akabinde “İddialar var, başkaları var…” Böyle, iddialar var, işte, varmış; “mış”lı konuşulmaz, çıkar “Şurada şu saatte böyle bir şey var.” dersiniz, biz de bir milletvekili olarak bunun üzerine gideriz, araştırırız. Dolayısıyla “mış” üzerinden konuşmayalım lütfen.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Sayın Osmanağaoğlu, buyurun.

37.- İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu’nun, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) – Sayın Başkanım, yeni görevinizde başarılar diliyorum, ak saçınızla yüce Meclise çok yakışacağınıza inanıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkanım, az önceki konuşmacıyla, hatiple ilgili de bir şey söylemek istiyorum. Tarihçi arkadaşlar lütfen arkadaşlarımızı çalıştırsınlar. Türkler, tarihinde hiç devletsiz kalmamıştır; Türkler, tarih boyunca her zaman bir devlete sahiptirler.

Sayın Başkanım, aziz Türk milletinin yüce Meclisi; Andımız ırkçı bir metin değil; kimseyi ayırt etmeyen, kapsayıcı bir metindir. “Türk” adı geçiyor diye Andımız’ın ırkçı, faşist olduğunu iddia edenler, esas ırkçı ve faşist olanlardır. Andımız anlamını Türk İslam ülküsünde bulmuştur. Etnik ayrımcılık gütmeyen milliyetçiliğin Türkiye’deki adı Türk’tür, tıpkı Amerika’daki gibi, Fransa’daki gibi.

Bu sebeple, bir kez daha ifade ediyorum:

“Türk’üm, doğruyum, çalışkanım.

İlkem, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türk’üm diyene!” (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Konuyu toparlayacağım, son iki kişiye söz vereceğim.

Sayın Cesur, buyurun.

38.- Isparta Milletvekili Aylin Cesur’un, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Az önceki sayın vekilimizin, daha önce bununla ilgili devletin önlem almadığına dair ifadesi üzerine söz almak istedim.

Yirmi sene Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in yanında çalıştım. Cumhurbaşkanımızın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde –Allah rahmet eylesin- 17 Ağustos 1999 Gölcük depremini yaşadık. Yerel saatle 03.02’de meydana geldi. Derhâl yola çıktık. Gölcük merkezli deprem 7,5 büyüklüğündeydi. Depremde 17.480 kişi hayatını kaybetti; 23.781 yaralı, 505 sakat, 285.211 konutun da hasarlı olduğu tespit edildi.

Daha sonra 12 Kasım 1999 Düzce depremi yaşandı. 17 Ağustos depreminden seksen yedi gün sonra olan bu depremde de 710 kişi hayatını kaybetti, 2.679 kişi yaralandı.

Yani bu depremlerde ve aslında ülkemiz deprem kuşağında olduğu için buna benzer o kadar çok deprem yaşandı ki her birinde -ben özellikle bu iki depremde şahitlik etmiş birisi olarak- devletin en tepesindeki Cumhurbaşkanı ve siyasi parti temsilcileri oradaydı. Daha sonra tamamen mağduriyeti giderecek şekilde deprem konutları yapıldı, teslim edildi. Cumhurbaşkanı düzeyinde Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşının yaralarını sarmak üzere görev yaptı. Ben de bire bir her aşamasında oradaydım. “Bizden önce hiçbir şey yapılmadı.” sözünü kabul etmiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYLİN CESUR (Isparta) – Bir cümle daha sarf edeceğim müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın.

AYLİN CESUR (Isparta) – Depremlerin oluşturacağı hasarları azaltmanın aslında en etkin iki yolu depreme dayanıklı binalar yapmak ve halkı eğitmek ama bunu söyleyen iktidar partisi vekiline ve Genel Kurulumuza şunu ifade etmek istiyorum: Son çıkan imar affından sonra uygun şartları sağlayamayan konut ve iş yerlerinin olası depremlerde hasar görmesi durumunda facialara neden olması ihtimali var ülkemizde. Bunlar vicdani konular, bari vicdani konularda gerçekten vicdanları göreve davet ediyorum. Affedilen yapıların insan hayatına mal olması durumunda bunun sorumlusu da iktidar partisi olacaktır.

Teşekkür ederim.

Saygılarımla. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, toparlayacağız, son iki kişiye söz vereyim.

Sefer Hocam, buyurun.

39.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın milletvekiline teessüflerimi bildiriyorum. Ben depremde Sağlık Bakanlığında Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürüydüm ve aynı zamanda Sağlık Bakanlığının Kriz Koordinatörüydüm. Deprem üçü beş geçe oldu, biz üç buçukta Sağlık Bakanlığında toplandık, beş buçukta Bolu’daydık, altı buçukta Sakarya’daydık. Şimdi, bu haksızlıktır, kul hakkıdır. Allah’a havale ediyorum böyle söyleyenleri. O gün 20 bin yaralıyı İstanbul’a, Bursa’ya ve Ankara’ya taşıdık. 20 bin vakanın ameliyatını yaptık. Daha sonra Japonlar geldi, bunu nasıl yaptığımızı bize sordular. Hava köprüsü kurduk, ambulans köprüsü kurduk ve 20 bin yaralıyı bir günde taşıyarak operasyon yaptık. Sayın Bakan ve ekibiyle üç buçukta yola çıkıp tüm deprem bölgesine ulaştık. On beş gün kimse yerinden kımıldamadı. Altı ay biz deprem bölgesinde çalıştık.

Hep o güne ithamda bulunuyorlar. Öyle, bin tane ev yıkılmadı o gün.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın sayın milletvekili.

Açar mısınız arkadaşlar?

SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) – Türkiye’nin 6 büyük ili depremden etkilendi, nüfusun yüzde 60’ı, sanayinin yüzde 70’i etkilendi; öyle, oyuncak değildi. Tüm dünya bilir ki Marmara depremi yüzyılın felaketidir ve bu felaketin altından Milliyetçi Hareket Partisinin de içinde bulunduğu iktidar kalkmıştır. Kimseye muhtaç olmadık. O gün binlerce, on binlerce insan çadırlarda, barınaklarda yaşarken hiç kimseyi aç susuz bırakmadık. Hiçbir bulaşıcı hastalık çıkmamıştır, bir tane kızamık vakası çıkmamıştır, bir tane ishal vakası çıkmamıştır. O gün sağlık personeli bir destan yazmıştır.

Milliyetçi Hareket Partisinin yönettiği Sağlık Bakanlığının yaptıklarına bugün “Hiçbir şey yoktu.” demek çok vicdansızca bir yaklaşımdır. Allah’a havale ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, üç milletvekiline söz vereceğim. Yani ilk günümüz, herkese söz vermek istiyorum ama süreyi de çok geçtik.

Muhittin Bey, buyurun.

40.- Gaziantep Milletvekili Ali Muhittin Taşdoğan’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine, 1999 Marmara depremi gibi büyük depremlerde kronikleşen sağlık sorunlarına ilişkin açıklaması

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; sözlerime başlamadan Sayın Başkanım, zatıalilerinizin yönettiği Gazi Mecliste bulunmaktan şeref duyar, yeni görevinizde başarılar dilerim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Sayın Başkanım, Sayın eski Genel Müdürümüz, Milletvekilimiz, Hocamız Sefer Bey akut verileri anlattı. 1999 depreminin kronik verileri de vardır sağlık sorunları açısından. Böylesine büyük depremlerde iki büyük sağlık sorunu kronikleşir. Bunlardan biri, post travmatik stres bozukluğu; ikincisi, Crush sendromudur. Post travmatik stres bozukluğunu böylesine büyük bir alanda ve geniş bir alanda büyük bir depremden sonra en az yaşayan ülke –bilimsel olarak da çeşitli çalışmalar var, merak edenlere verebilirim- Türkiye Cumhuriyeti’dir.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN (Gaziantep) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

Aynı dönemde Crush sendromunda da dünyada yüzde 0’la deprem atlatan tek ülkeyiz. Bu konuda da depremden en çok mağdur olan Japonya’da yapılmış çok çeşitli çalışmalar var, merak edenlere verebiliriz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Halil Oral Bey’e söz veriyoruz.

41.- Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın, Van Milletvekili Osman Nuri Gülaçar’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Tabii, insaf, vicdan ve merhamet insani bir değerdir. “Utanmıyorsan dilediğini yap.” sözü de bir Peygamber buyruğudur. Dolayısıyla, 1999 depremiyle alakalı “Devlet yoktu.” sözünü değerli hatibe bu değerler içerisinde belirtmek istiyorum. O dönemin Bayındırlık Bakanı Sayın Koray Aydın şimdi İYİ PARTİ’nin Ankara Milletvekilidir ve o dönem devlet sözünün tutulduğu bir dönemdir.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Sayın Başkanım, toparlayacağım.

Ülkede Van depreminin tahmin ediyorum en az 20-30 katından daha fazla büyük bir alanı ve binlerce insanı mağdur eden o depremde devletin sözünün tutulduğu ve aynı zamanda Japonya’da o dönemdeki krizin atlatılmasının ders olarak okutulduğu bir deprem mücadelesini devlet adına yok saymayı insafsızlık, vicdansızlık ve edep açısından da uygunsuzluk olarak kabul ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

42.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine, Andımız’ın okullarda okutulmasına karşı çıkanların Fetullah terör örgütüyle, PKK’yla, cemaatlerle kol kola girenler olduğuna ve Andımız üzerindeki ellerin çekilip millî birlik ve beraberliğin bozulmamasına ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım, hayırlı olsun yeni göreviniz.

BAŞKAN – Sağ olun, teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, ben Kürt anne ve Kürt babadan dünyaya gelen, Türk vatandaşı olan, Atatürk cumhuriyetinin evladıyım. Andımız’ın iptaliyle ilgili iktidarın yaratmış olduğu yönetmeliğin iptali davasını açan bir milletvekiliyim. Küçük yaşta evladım olmadığı için davam reddedildi. Ancak sendikanın davası kabul edildi, bu sevindiricidir. Burada Andımız’ın içeriği çocuklara millî birlik ve beraberliğimizi, sevgiyi, saygıyı öğretmektedir, aşılamaktadır. Dünyanın çoğu ülkelerinde buna benzer antyan okutulmaktadır öğrencilere. Bu Anda bugüne kadar kimler karşı çıktı? Sayın Burhan Kuzu keşke burada olsaydı; Abant toplantılarında, Fetullah Gülen’in yaptığı toplantılarda alınan bir karardır bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bitiriyorum, özür dilerim.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Andımız’ın iptaliyle ilgili, yani Andımız’ı yönetmelikle iptal eden AK PARTİ iktidarı, kendi milletvekilleri o dönemde öğretim üyesi sıfatıyla Abant toplantılarına katılıp Fetullah Gülen tarafından tasarlanan ve planlanan bir organizasyondur. İkincisi, aynı şekilde PKK’nın bunun kaldırılmasını talep ettiği bir olaydır. Üçüncüsü, cemaatlerin hepsi bu Andımız’ın okutulmasına karşıydı. Burada şunu kabul etmek lazım: Andımız’ın okullarda okutulmasına karşı çıkanlar Fetullah terör örgütüyle, PKK’yla, cemaatlerle kol kola girenlerdir yani onların düşünceleri yine bugün iktidardadır. Bu anlamda, Andımız’ın üzerindeki ellerini çeksinler, bu millî birlik ve beraberliğimizi bozmasınlar.

Selam ve saygılarımı iletiyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bugün Genel Başkanımız fikirlerimizi açıkladı, Sayın Tanal’ın burada haksız ithamları söz konusudur. Bu anlamda söz talebimiz var.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden söz vereyim.

43.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada bir polemiğe girme arzusunda değilim. Fakat, Tanal iyi tanınan bir adamdır. Türk devleti ve Hükûmeti FET֒nün basın kanallarının üzerine gidiyorken, basın-yayın organlarının üzerine gidiyorken Tarık Toros’un odasında gözyaşı döken bir adamdır bu. Bunu herkes bilsin, yeni gelen milletvekilleri de bilsin. Orada gözyaşlarına boğulan, kendisini siper eden bir adamın kalkıp da bize “FET֒yle kol kolalarmış, şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar.” gibi bir şey söyleme hakkı yoktur, haddi de yoktur. Sayın Tanal haddini bilmelidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Peki Değerli Milletvekili.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan, bitmedi ama.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önergesi vardır…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, sözümü…

BAŞKAN – …okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Buyurun, okuyun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, konuşmam devam ediyorken sözümü kestiniz.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 19/10/2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından Cemal Kaşıkçı’nın akıbetine ilişkin yaşananların tam olarak açığa çıkarılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

23/10/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 23/10/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Engin Altay

                                                                                          İstanbul

                                                                                 Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından Cemal Kaşıkçı’nın akıbetine ilişkin yaşananların tam olarak açığa çıkarılması amacıyla 19/10/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (485 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 23/10/2018 Salı günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Muş, söz talebiniz mi var?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, sanırım görmediniz, sözüm kesildi.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bu meseleyle alakalı da bugün grup toplantımızda görüşlerimiz kamuoyuyla paylaşılmıştır.

Genel Kurula saygılar sunarım.

BAŞKAN – Peki.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Tanal, söylediğinizi söylediniz. Sizin öneriniz…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, sataşmadan dolayı söz istiyorum 69’uncu maddeye göre. Beni FET֒cülükle itham etti Sayın Grup Başkan Vekili.

BAŞKAN – Yerinizden bir dakika söz vereyim.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Ağlamadın mı?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ağladın mı, ağlamadın mı?

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

44.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkan.

Bakın, burada hepiniz oradasınız, hepiniz FET֒cüsünüz. (CHP sıralarından alkışlar)

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Aa, yeter ama!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 12 milletvekiliniz burada ve bu milletvekillerinin arasından bir tanesi de şu anda -ben Plan Bütçeden geliyorum- Hazine ve Maliye Bakanının yardımcısı. FET֒cüyü Maliye Bakanının yardımcısı yaptınız; bu bir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sen 17-25’ten sonra orada mıydın, değil miydin?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Ağladın mı, ağlamadın mı? Ağladın.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – İkincisi: Bakın, burada bu resim kimin?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Ağladın mı ağlamadın mı, onu söyle.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Tanal, ağladın mı ağlamadın mı?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Recep Tayyip Erdoğan ile Fetullah Gülen birlikte değil mi?

Üçüncüsü: Bakın, Millî Güvenlik Kurulu 2004 tarihinde diyor ki: “FETÖ terör örgütü ülkenin millî birlik beraberliği için bir dinamit gibidir, her an için bomba gibi patlayabilir; önlem alın.” Ve bu önlemi almayan AK PARTİ iktidarı, yine aynı şekilde… Millî Güvenlik Kurulu kararı, kaç sayılı karar? 481 sayılı Karar, 2004 tarihli 481 sayılı Karar.

“Gülen’i AK PARTİ kurtardı.” Akit gazetesi diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kim burada Gülen’i destekliyor?

BAŞKAN – Peki, teşekkürler Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Fetullah terör örgütüyle ilişkili olan kim? AK PARTİ’nin aşağı yukarı -iyi niyetli unsurları tenzih ediyorum- yarısından fazlasının ya çocukları ya kendileri aynı cemaatle kol kola idiler.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bakın, ben bu tartışmayı uzatma niyetinde değilim.

BAŞKAN – Evet, toparlayalım.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Fakat grubumuza dönüp “Hepiniz FET֒cüsünüz.” diyerek… Bu, grubumuza açık bir sataşmadır, İç Tüzük 69’a göre söz talebimiz doğar. Bu açıdan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İki dakika…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Ya gittiniz orada fotoğraf çektirdiniz hepiniz ya!

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hukuk sisteminin bir kaidesi vardır.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Camiye girer gibi Fetullah Hoca’nın makamına girdiniz.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Siz hukuk sistemini çiğnemeye başladığınız zaman ve suç işlemeye başladığınız zaman hukuk devreye girer. Hukuk devreye girdiği zaman da gereği yapılır.

Az önceki konuşmacı geçmiş dönemlerdeki bazı fotoğrafları çıkarıp çıkarıp ortaya koyuyor. Şimdi, bakın, ben çok açık bir şey söyleyeyim.

ATİLA SERTEL (İzmir) – Grup başkan vekilinizin fotoğrafı var ya! Ayıptır ya!

MEHMET MUŞ (Devamla) – Türk devleti, Hükûmetiyle beraber suç işlemeye başlayan bir örgütün üzerine gidiyor “Bu bir örgüttür, bunun üzerine gideceğiz.” diyor…

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Ne zaman suç işlemeye başlıyor?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Türkiye’de toplum buna büyük bir destek veriyor ve bunun basın yayın organlarının üzerine gidiliyor. (CHP sıralarından gürültüler) FETÖ elebaşı çağrı yapıyor “Bank Asyaya para yatırın.” Mahmut Tanal Bank Asyaya para yatırıyor. Değerli arkadaşlar, bakın, tarihlere ve hukuk sisteminin girdiği devreye iyi bakın.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş ) – Bank Asyanın açılışını kim yaptı?

MEHMET MUŞ (Devamla) – Kendisi geçmiş dönemlerde de… Yüzüne kaç kere söyledim…

ATİLA SERTEL (İzmir) – Garibanları attınız içeri, hepiniz dışardasınız.

MEHMET MUŞ (Devamla) - Ya, Sayın Tanal, sen Tarık Toros’un odasında “Kanallarınızın kapanmasını engelleyemedim, çok üzgünüm…” diyerek hüngür hüngür ağlayan bir adamsın. Senin söylediğinin bir değeri olmaz çünkü sen o dönemlerde panzerlerin önünde duran bir adamsın FET֒ye operasyon yapılmasın diye. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Hukuk “Burada bir suç örgütü var.” diyor, hukuk sistemi bunun üzerine gidiyor, sen çıkmış hâlâ o hukukun öncesi ve sonrası ayrımını yaptığı bir süreçten öncekileri çıkarıp çıkarıp gösteriyorsun. Bakın, daha pek çok siyasetçinin orada fotoğrafları var...

ATİLA SERTEL (İzmir) – Yok, sadece AKP’lilerin fotoğrafı var.

MEHMET MUŞ (Devamla) –…ama suç işlemeye başladıktan sonraki AK PARTİ’nin mücadelesi, bu Parlamentoda bulunan pek çok milletvekilinin mücadelesi ortadayken sen FET֒nun safında olan bir adamsın. Sen kuyruğunu kaptırmışsın Sayın Tanal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal, yerinizden söz vereyim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

5.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Devrimcilerden FET֒cü çıkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ağladın mı, ağlamadın mı?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bizler basın özgürlüğünü savunduk.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Niye, FET֒nünkileri mi savunuyorsun?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Üsküdar Ünalan’daki Şampiyon spor tesisleri AK PARTİ’nin kurucusudur.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ağladın mı, ağlamadın mı onu söyle.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Oranın işletmesini kapattığınız zaman oranın da hakkını savundum ben.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bank Asya’ya para yatırmak basın özgürlüğü mü Tanal?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bakın, şurada “Gülen’i AK PARTİ kurtardı.” diyen kim? Telefona bakma, bana bakar mısınız? AK PARTİ’yi kurtaran kim?

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Siz, suç işledikten sonra ağladınız, suç işledikten sonra Zaman gazetesinin önünde ağladınız.

MAHMUT TANAL (Devamla) – İki, yalan söylüyorsunuz. Siz Fetullah Gülen’e 15 Temmuz’dan sonra “terör örgütü” dediniz. Daha öncesinde defalarca burada size söyledik. Bakanlar Kurulu kararıyla bana çıkarın, ben buradan milletvekilliğinden istifa etmeye hazırım. Yapmazsınız, yapar mısınız grup başkan vekili?

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Onun için mi gittin ağlamaya?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bakın, Bank Asya’yı Türkiye Büyük Millet Meclisine koyan sizsiniz, köprüdeki Bank Asya’nın OGS geçişlerini yapan sizsiniz, Bank Asya’nın aynı zamanda kurdelesini kesen sizsiniz. Tayyip Erdoğan Büyükşehir Belediye Başkanıyken Büyükşehirin tüm maaşlarının yattığı banka yine Bank Asya’dır. Bank Asya’yı bütünleştiren, kalkındıran, kol kola giren sizlersiniz.

Bu ülkede hukuk gerçekleştiği zaman içinizdeki iyi niyetli unsurlar hariç olmak üzere destek veren, kollayan, koruyanlar -yanında hukukçu var, Türk Ceza Kanunu 39’uncu maddesi uyarınca kırk yıllık zaman aşımına tabi- yargılanacaklar bunlar. Onun için, burada FET֒cü arıyorsanız siyasi ayağı AK PARTİ’dir. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

İki, gelin, bakın 4 grup siyasi ayağını soruyor, AK PARTİ’li oylarla reddedilmedi mi? AK PARTİ’li oylarla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ağladın mı, ağlamadın mı onu söyle sen.

MAHMUT TANAL (Devamla) – “Gelin, Fetullah Gülen’in siyasi ayağını araştıralım.” denildiği zaman sizin oylarınızla reddedilmedi mi?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Eğer o yürek varsa sizde, o vicdan varsa sizde, kendinize inanıyorsanız gelin araştıralım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Kim FET֒cü, kim terör örgütü üyesi, kim namussuz, kim haysiyetsiz ortaya çıkar o zaman. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Muş…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Tekrar kürsüde söz almayacağım da biz Mahmut Tanal’ı dikkate alan bir grup değiliz, dolayısıyla, dikkate aldığımız birisi değil.

BAŞKAN – Peki, zapta geçti Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Siyasidir, siyasi ayağıdır, bununla alakalı yargı her şeyin üzerine gidiyor. Bununla alakalı da, FET֒yle alakalı da en büyük mücadeleyi veren Adalet ve Kalkınma Partisidir, diğer partiler de vardır destek veren buna. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şunu da söylemek lazım Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Onuru, haysiyeti olan FETÖ terör örgütünün siyasi ayağı neresi araştırır. Niye korkuyorsunuz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, çok açık bir soru soruyorum: Ağladın mı, ağlamadın mı? Çık söyle.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, bir söz de biz istiyoruz.

BAŞKAN – Yerinizden bir dakika söz vereyim Olcay Bey, buyurun.

Bugün şey günümüz. Son, daha söz falan vermeyeceğim yani.

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Hazır cephe açıldı Sayın Başkan.

(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı konuşmalar)

BAŞKAN – Sayın Tanal, arkadaşlar, bu süreci böyle tamamlayamayız, dolayısıyla, ilk günümüz. Bu ilk günümüzden dolayı da herkese söz vermek istiyorum ama buna da bir şey gösterirseniz sevinirim yani.

Buyurunuz Sayın Kılavuz.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

45.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuz’un, Van’da 23 Ekim ve 9 Aralık 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilediğine ve Andımız’dan vazgeçmeyeceklerine ilişkin açıklaması

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum ve bundan yedi yıl önce Van’da 23 Ekim ve 9 Aralıkta hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum ve yaralananlara da Cenab-ı Allah’tan şifalar diliyorum.

Zatıalinize de Meclis Başkan Vekilliğinizde başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Malumunuz olduğu üzere, 2013 yılı itibarıyla çözüm süreci sebebiyle Andımız -evlatlarımızın, kardeşlerimizin şuurlanması adına okutulan- maalesef ki kaldırılmıştır. O dönemde sadece Andımız kaldırılmıyordu, maalesef dağlardan taşlardan “Ne mutlu Türk’üm diyene.” ifadeleri siliniyordu, devlet dairelerinden “T.C.” ibareleri kaldırılıyordu. Yani maalesef Türklük adına ne varsa kaldırılmaya çalışılıyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Milletvekili.

OLCAY KILAVUZ (Mersin) – Biz milliyetçi-ülkücü hareketin mensupları olarak her dönemde millî duruşumuzu ortaya koyuyorduk. Allah’a şükürler olsun ki Türk’üz, doğruyuz, çalışkanız. Andımız’dan kim rahatsız oluyorsa o zaman kendi adına bu yemini yapmaz, bağlı olduğuna eğer ki FET֒ye bağlılığı varsa FET֒ye bağlılık yemini yapar, PKK’ya bağlılığı varsa PKK’ya bağlılığını yeminli olarak ortaya koyar. Sonuna kadar Andımız’dan vazgeçmeyeceğiz. Kardeşlerimizi millî, manevi, ahlaki ve insani değerlerle yetiştireceğiz.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun, teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Son sözü Yavuz Bey, size veriyorum.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Bir sataşmaya meydan vermeden…

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Sadece kayda geçsin diye istirhamımız.

BAŞKAN – Hayhay.

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Daha bitti artık, vermeyeceğim arkadaşlar.

46.- İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun, FETÖ meselesinin Meclis çatısı altında dört başı mamur konuşulamadığına ilişkin açıklaması

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Her şeyden önce, bu FETÖ meselesiyle alakalı, arkadaşlar beni bağışlayın -kayda geçsin diye söylüyorum Başkanım- bu meselenin “Siz bizden daha çok ağladınız, biz daha önce ağlamıştık ama nedamet duyuyoruz.” şeklinde konuşuluyor olmasını Türk devletinin bütün işleyişini altüst eden, yüz binleri bulan büyük bir sızmanın dört başı mamur konuşulmadığına alamet sayıyorum. Bu meseleyle alakalı, biz -kendimizi de sorumluluk mevkisinde tutarak söylüyorum- ait olduğumuz mukaddesat, değerler dünyası siyaseti adına FETÖ ya da benzeri organizasyonların bizim ferasetsizliğimiz yüzünden kuvvetlendiğine inanıyorum. Bu meselenin muhasebesinin doğru yapılamadığına, mücadelenin doğru yapılamadığına alamet bir şeyi arz edeceğim dikkatlerinize. 15 Temmuz alçaklığından sonra iki türlü cemaat mensubu gördük. Bir, Fetullah Gülen ismi mevzuubahis edilince sanki Mars’ta yaşayan birinden bahsediyormuşuz gibi “O kim?” edalarıyla bakanlar; bir de “Bu mevzuyla alakalı hiçbir dahlimiz yok, bu mevzu bizim üzerimize kaldı.” diyenleri gördük. Nedamet duyanları hiç görmedik yani “Biz çoluğumuzun çocuğumuzun rızkından kestik, biz cennette Efendimiz’e yüz aydınlığımız olsun, Allah bize rahmet etsin diye nice gayretlerimizle edindiğimiz rızkımızı kestik, bunlara verdik Allah rızası için; çalıştık, koştuk, didindik, yirmi beş otuz senedir elimizdekini, avucumuzdakini bunlara veriyoruz; lakin, biz bunların böyle olduğunu bilemedik, nedamet duyuyoruz.” diyenleri göremedik. Dolayısıyla, devletin bu mevzudaki mücadele ritminin bozuk olduğuna, mücadelenin de bu şekilde bozuk olmasına, Hükûmetin bu mevzuda kullandığı dilin sebep olduğuna inanıyoruz. Bu meseledeki siyasal dilin “Biz, 15 Temmuzu milat sayıyoruz, 17-25 Aralığı milat sayıyoruz.” sorumsuzluğuna dönen cümleler yüzünden böyle olduğuna inanıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) – Başkanım, tamamlayacağım.

Burada, ben, zaman zaman -kendimizi de işin içine katarak- muhasebe cümleleri kurmamız gerektiğine inanıyorum. Nasıl ki 1980’de, ihtilalden sonra devletle hesabı olan Marksist solun yarım kalmış hesabını PKK üzerinden devam ettirme şehveti varsa bizim ferasetsizliğimizden de bu kabil cinnete sebep olacak bir savrulmaya imkân bulduğuna inanıyorum FET֒nün. Dolayısıyla, bu meselenin hâlen bu Meclis çatısı altında dört başı mamur konuşulamadığına inanıyorum. Bu meselenin muhasebenin doğru yapılamaması, yarın benzer komplikasyonlarla karşı karşıya kalacağımızın alametidir; öyle biliyorum, öyle inanıyorum. Dolayısıyla, bu meselede CHP Grubuna “Siz FET֒cüsünüz, siz felaket ağladınız, biz sizden daha önce ağlamıştık.” sataşmalarını vakarımıza ziyan sayıyorum. Ben, kendimi dışarıda tutan bir insan gibi değilimdir bu mevzuda. Bu meseleleri konuşmamızın, sağlıklı konuşmamızın devletin yeniden inşa edilmeye çalışıldığı bugünlerde bize sağlıklı işler yaptırabilme imkânına döneceğine inanıyorum.

Genel Kurulumuza saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 19/10/2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından Cemal Kaşıkçı’nın akıbetine ilişkin yaşananların tam olarak açığa çıkarılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ahmet Ünal Çeviköz, İstanbul Milletvekili.

Süreniz beş dakika.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AHMET ÜNAL ÇEVİKÖZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cemal Kaşıkçı’nın 2 Ekim tarihinde İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmesiyle ilgili olarak sunduğumuz Meclis araştırma önergesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, zatıalinize de görevinizde başarılar diliyorum.

Hepimizin dehşetle izlediği üzere Suudi rejimine muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’dan İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na 2 Ekim tarihinde girmesinden sonra bir daha haber alınamamıştır. Kısa sürede kuşkular doğrulanmış, Cemal Kaşıkçı’nın korkunç bir cinayete kurban gittiği ortaya çıkmıştır. Bu olay her şeyden önce dünyanın her ülkesindeki basın ve ifade özgürlüğünün öneminin altının bir kere daha çizilmesi gerektiğini göstermiştir. Anayasa'mızın 2’nci maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüyle cumhuriyetin nitelikleri sıralanırken insan haklarına saygının ve hukuk devleti olmanın önemi vurgulanmıştır. Oysa bu cinayetle, topraklarındaki bir yabancı başkonsoloslukta açıkça bir operasyon yapılan ve bu konuda uluslararası hukukun gereğini yerine getirmeyi beceremeyen bir ülke görüntüsü verdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin Anayasa'da yer alan bu hükmün ve taraf olduğu uluslararası anlaşmaların gereğince bu olayın aydınlanması konusunda ciddi bir yükümlülük altında olduğu açıktır. Türkiye'nin bu süreçte adli soruşturmayı şeffaf ve etkin bir şekilde yürütmesi gerekmektedir. Olayın aydınlatılması açısından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmada geç kalınmıştır. Her şeyden önce, Türkiye'nin de taraf olduğu 1963 tarihli Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi’nin konuyla ilgili olarak Türk yargısına Başkonsolosun ülke sınırlarının dışına çıkmasını engelleyecek bazı seçenekler sunmakta olduğunu belirtmek isterim. Konsolosluk görevlilerinin durumu da bu sözleşmenin 41’inci maddesinde “Konsolosluk memurlarının kişisel dokunulmazlığı” başlığı altında yer alan 1’inci fıkrada “Konsolosluk memurlarının tutuklanmaları veya göz altına alınmaları, ancak, ağır bir suç halinde ve yetkili adli makamın kararı ile olur.” hükmüyle yer almaktadır. Yine aynı sözleşmeye göre Kaşıkçı’nın Konsolosluğa girdikten sonra öldürüldüğüne ve Başkonsolosun da bu suçun işlenmesine yardımcı olduğuna kanaat getirdikleri takdirde Türk makamlarının Başkonsolos Muhammed El Katibi’yi gözaltına alıp tutuklamalarına ve ardından hakkında iddianame düzenleyerek yargılamalarına da engel bir durum yoktu. Değerli milletvekilleri, “ağır bir suç” deniyor, cinayetten daha ağır bir suç olabilir mi? Sözleşmenin bu hükmüne rağmen Başkonsolos ülkemizi terk etmiş ve hükûmet tarafı, Başkonsolosun diplomatik dokunulmazlığı olduğu gerekçesiyle ülkemizi terk etmesinde bir sakınca olmadığını belirtmiştir. Bu, çok vahim bir diplomatik hatadır. Viyana Sözleşmesi hükümleri yok sayılmıştır ve Başkonsolosun konutunun aranmasının hemen öncesinde Suudi Kralı ile Sayın Erdoğan’ın yaptığı bir konuşma sonucunda Başkonsolos ülkemizi terk etmiştir. Viyana Sözleşmesi’nin ilgili maddelerinin uygulanmamış oluşu iktidarın özellikle Başkonsolosun ülkesine gönderilmesi hakkında gizli bir anlaşma içinde olup olmadığına dair bir soruyu akla getiriyor.

Bu olayla 1963 Viyana Konsolosluk Sözleşmesi’nin konsolosluğun, bulunduğu ülkenin kanun ve düzenlemelerine saygı göstermesini öngören 55’inci maddesi de ihlal edilmiştir.

Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; dakikaların dahi önemli olduğu bir konuda Türkiye’ye saatlerin değil, günlerin, hatta haftaların kaybettirilmesi ortadayken iktidarın ve ilgili bakanların bazı kaygılarla süreci ağırdan almaya çalışmaları görüntüsü Türkiye’nin itibarını zedelemiştir. Geldiğimiz noktada olaydan yirmi bir gün sonra Sayın Erdoğan’ın bu suçluların iade edilmesi talebini inandırıcı ve ikna edici bulmuyoruz. Neden yapılması gereken zamanında yapılmıyor, Viyana Sözleşmesi’nin maddeleri yürürlüğe koyulmuyor da suçlular ellerini kollarını sallaya sallaya Türkiye’yi terk ettikten bir hafta sonra iadeleri isteniyor? Dünya kamuoyunun çok yakından takip ettiği, hem kriminal hem diplomatik boyutları olan Cemal Kaşıkçı cinayetinin ülkemizin itibarına daha fazla zarar vermemesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinin duruma sahip çıkması gerekmektedir.

Hükûmetin bu vahşeti pazarlık konusu yaptığı ve olayı örtbas etmeye çalıştığına dair kuşkuların Türkiye'nin uluslararası itibarına ve güvenilirliğine düşürdüğü gölge, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinin devreye girmesiyle giderilebilir.

Sayın milletvekilleri, bu araştırma önergesi neden önemlidir ve neden kabul edilmelidir biliyor musunuz? Yeminimizden dolayı sayın milletvekilleri. Yeminimizde, adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağımıza namusumuz ve şerefimiz üzerine ant içtik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AHMET ÜNAL ÇEVİKÖZ (Devamla) – Kardeş ülke olarak nitelediğimiz bir ülkenin halkının hunharca katledilen bir vatandaşına karşı her şeyden önce insanlık ve vicdan borcumuzu yerine getirmek için bu öneriyi olumlu değerlendirmemiz gerekiyor sayın milletvekilleri, Sayın Erdoğan’ın bugünkü açıklamaları da bu araştırmanın yapılmasının gereğini ve önemini ortaya koymuştur.

Hepinize saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Milletvekili.

İYİ PARTİ Grubu adına Hayrettin Nuhoğlu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN NUHOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, göreviniz hayırlı olsun.

Değerli arkadaşlar, bu tartışmalardan sonra Kaşıkçı olayı üzerinde çok uzun şeyler söylemeyeceğim ama bugün, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunda, Genel Başkan çok önemli iki hususa değindi. Hani, birkaç gündür “Çok önemli.” diyordu ya. Birincisi “Krala söyledim, Konsolosu görevden aldı.” ikincisi de “18 kişinin Türkiye'de yargılanmasını teklif ediyorum.”

Değerli arkadaşlar, devlet ciddiyetinin sıfıra indiğinin göstergesidir bu. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir şirket gibi yönetilemez. “Krala söyledim, Konsolosu görevden aldı.” değil, Konsolos elini kolunu sallayarak, bir cani Türkiye'yi terk etti, gitti. Nasıl o 15 kişi elini kolunu sallayarak gelip Türkiye'de cinayet işleyip gittiyse, Konsolos da öyle gitti. Ve bugünkü grup konuşması devlet açısından çok çok üzüntü verici çünkü Andımız’la ilgili de diyor ki Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı: “Andımız’a gerek yok, İstiklal Marşı’mız var.” Amerika Birleşik Devletleri’nin hem marşı var hem antları var. Orada yemin edenler şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçisi olarak görevlendiriliyor. Böyle bir ciddiyet olamaz, kabul edilemez.

Biraz evvelki tartışma üzerine de birkaç söz söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Andımız geri geldi diye üzülenlere ilk “tweet”i atan kişi şu anda Mecliste yok ama bugün Cumhurbaşkanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı onu savunarak dedi ki: “Çok değerli, çok makbul; bizim Komisyon Başkanımız, Bakanımız.” O kişi ne dedi biliyor musunuz? “Fetullah Gülen, bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir. Seversiniz, sevmezsiniz ama değerli bir insandır, bilge bir insandır. Bu ülkenin millî, manevi değerlerine bağlı nesillerin yetişmesi için hizmetini yapıyor. Her şeyi de açık, devletin denetimi, gözetimi altında, açık; her şeyi göz önünde olan. Yapılan hizmetlere baktığımızda, siz bunu, hakkında herhangi bir savcının iddiası, mahkûmiyet kararı olmayan birini 'çete' diye itham ederseniz ona karşı da büyük bir haksızlık yaparsınız. Kendi de burada yok ama çeteden yargılananları, çete iddiasıyla soruşturulanları, kovuşturulanları, demokrasiye darbe vurmak isnat ve iddiasıyla yargılananları milletvekili olmaları için Meclise taşıma gayreti içinde olurken temiz insanları 'çete' diye suçlamak kabul edilemez. (AKP sıralarından alkışlar)" Bu kişi Danıştay kararını eleştirdi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Milletvekili.

HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) – Bir vatandaşımız, bir değerli vatandaşımız o “tweet”e ek bir “tweet” attı, o “tweet”i atan kişiye diyor ki: “Ben bir Ermeni olarak okulda her sabah Andımız’ı okudum. Ne ben ne ailem bundan rahatsız olmadık. Size bu kadar batan şey nedir, onu çözemedim.” Ben de soruyorum: Size batan nedir kardeşim? Bu Andımız bizim yeminimizdir, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş iradesinin, kuruluş felsefesinin temelidir. Buna sonuna kadar da sahip çıkacağız, bunu böyle bilesiniz. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Nuhoğlu.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, yerimden bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

47.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu’nun CHP grup önerisi üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili. Bir kere burada kullanılan üslubu sayın hatibin hem yaşına hem başına yakıştırmadığımızı ifade etmek isterim. (İYİ PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Sana mı kaldı yakıştırmak? Sen kimsin yakıştırmak kim? Kim oluyorsun sen?

ATİLA SERTEL (İzmir) – Senin öyle bir görevin yok.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Size batan nedir?” gibi bir ifade bu yüce Meclise yakışan bir ifade değildir.

MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) – Kim oluyorsun sen?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Söz alırsın, konuşursun sen.

İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) – Katilleri ellerinizle gönderin memleketlerine, sonra da yakıştırmayın!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bunu bir kere kabul etmemiz mümkün değil. Bize batan bir şey yok. Çıkarsınız fikirlerinizi açıklarsınız, milletin karşısına çıkarsınız, millet sizin değerlendirmenizi yapar.

AYHAN EREL (Aksaray) – Biz de öyle yaptık.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Dolayısıyla herkes, her politik parti, her siyasi parti kendi fikirlerini topluma anlatır ve toplum da bunu değerlendirerek bir karar verir. Dolayısıyla siz bizi bırakın, siz ne düşünüyorsanız çıkın kendi fikirlerinizi, görüşlerinizi anlatın. Ondan sonra da toplumun karşısında ne kadar bir karşılığı olduğunu görürsünüz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, 19/10/2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından Cemal Kaşıkçı’nın akıbetine ilişkin yaşananların tam olarak açığa çıkarılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Erkan Akçay, Manisa Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı hadisesiyle ilgili vermiş olduğu grup önerisi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yaklaşık üç haftadır Türkiye ve dünya kamuoyu bu Cemal Kaşıkçı hadisesiyle meşguldür. 2 Ekimde kendi ülkesinin İstanbul’daki Suudi Konsolosluğuna giren bu gazeteci bir daha çıkamamıştır ve akıbeti de meçhuldür. Ancak yansıyan bilgilere göre de çok vahşi bir şekilde bu Suudi Konsolosluğunda katledildiğine ilişkin ciddi emarelerin de mevcut olduğu anlaşılıyor.

Tabii, bu hadiseyi öncelikle insani, sonra uluslararası ilişkiler, hukuki ve kriminal yönüyle ele almakta ve tasnif etmekte büyük fayda var. İnsani olarak bu vaka vahşet derecesinde bir cinayet olduğu izlenimi vermektedir. Zannediyorum bu önümüzdeki kısa zaman içerisinde de buna ilişkin bilgiler ortaya çıkacaktır. Meselenin uluslararası boyutunda da şunu gözden uzak tutmamak gerekir ki uluslararası bazı ülkelerin istihbarat teşkilatlarının iş birliği hâlinde, çok ciddi, komplike bir operasyonun olduğu izlenimi de mevcuttur. En basitinden, Kaşıkçı’nın evlilik işlemleri için Amerika’daki Washington Konsolosluğuna müracaat etmesine rağmen hem Amerika hem İngiltere konsoloslukları tarafından İstanbul Konsolosluğuna yönlendirilmesi son derece üzerinde durulması gereken bir husustur. Bu gelişme suç mahalli olarak İstanbul’un özellikle seçildiği kanaatini bizde uyandırmaktadır ve bu durum hangi karanlık akla hizmet etmektedir, hangi karanlık senaryoların bir sonucudur, üzerinde durulması ve açıklanması gereken bir husustur.

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekilim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Oyun içinde oyun vardır, saman altından su yürütülmektedir ve bu hadisenin âdeta Türkiye’de işlenmesinin bizzat planlandığı ve Türkiye'nin de hedef alındığı izlenimi ve şüphesi de bizde mevcuttur. Kaşıkçı’nın ilişkileri de bu arada belli değildir. Bildiğimiz, sadece “Suudi muhalif gazeteci” diyor genel tanımlama itibarıyla ama Kaşıkçı’nın perde gerisindeki uluslararası ilişkileri nedir, o konuda da fazla bir bilgimiz yok ve Veliaht Prens Selman da bu cinayetin neresindedir; bunlar, üzerinde durulması gereken hususlar.

Ayrıca, uluslararası hukuk bakımından Viyana Sözleşmesi’ni dikkate aldığımızda “Konsolosluk binaları, konsolosluk görevlerinin yerine getirilmesiyle kabili telif olmayacak şekilde kullanılamayacak. Konsolosluk memurlarının tutuklanmaları veya gözaltına alınmaları ancak ağır bir suç hâlinde ve yetkili adli makamların kararıyla olur.” demektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Ağır bir suç işlenmiştir. Suudi Konsolosluğu da bu konsolosluk faaliyetiyle telif edilemeyecek ağır bir cinayetin işlendiği bir mahal hâline gelmiştir. Buna ilişkin gerekli işlemlerin de gecikmeden yapılması gerekirdi ve gerekmektedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akçay.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Ayşe Acar Başaran, Batman Milletvekili.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de herkesi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, bence, hani biraz olayın başına dönmek gerekiyor, yirmi bir gün geçti malum üstünden ve kamuoyuna da çok sağlıklı bilgilendirmeler yapılmadı. 2 Ekim gününden bugüne, yirmi bir gün önce, bir gazeteci başkonsolosluk binasına giriyor ve haber alınamıyor. Şimdi, biz bu süreci nasıl takip ettik diye sorarsanız, açıkçası ben bütün bu süreci hiçbir AKP iktidarı tarafından yapılan bir açıklamadan değil ya da sorumluların, bu konuda yetkili olanların açıklamasından değil, Washington Post gibi, diğer başka yabancı basın kuruluşlarından takip ettim çünkü şöyle bir durum vardı: Türk yetkililer kamuoyuna bu konuyla ilgili açıklamalar yapmaları gerekirken, bu konuda toplumu bilgilendirmeleri gerekirken her nasılsa yabancı bazı gazetelere bilgilendirmeler yapıyorlardı ve o süreçten bugüne, yirmi bir gün boyunca, ta ki Suud’un kendisi bir kaza sonucu, arbede sonucu gazetecinin öldürüldüğünü kabul edene kadar yetkililerden dişe dokunur tek bir açıklama gelmedi ve günlerdir de… AKP Genel Başkanı çıkıp bugün grup toplantısında bu konunun detaylarını açıklayacağını söylüyor. Detayları bugün sorular şeklinde aldık.

Değerli arkadaşlar, Türkiye topraklarında bir konsolosluğa -bu konsolosluklar, evet, başka bir ülkenin toprağı sayılsa bile- geliniyor ve bir cinayet işleniyor. Hani sizin kameralarınız sivrisinekleri bile görürdü? Hani Türkiye'nin istihbaratı çok güçlüydü? Nerede arkadaşlar? Muhalif bir gazeteci, her kim olursa olsun, herhangi birisi bir binaya girip sağ çıkmıyor ama biz bununla ilgili tek bir adım atıldığını görmüyoruz. Konsolos, hiçbir şey yokmuş gibi… Bunun atfı Viyana Sözleşmesi… Viyana Sözleşmesi’nde konsolosların dokunulmazlıklarıyla ilgili çok açık düzenleme vardır, “ağır suç” denir, “Konsolosun dokunulmazlığı olmaz.” denir. Bundan daha ağır bir suç var mı? Bir kişinin yaşamı söz konusu. Bu ağır suç görülmemiş galiba iktidar tarafından, biz konsolosun arkasından ülke olarak bakakaldık. Şuradan az önce bir muhalefet milletvekili sormuştu, ben de sormak istiyorum: Neden Türkiye seçiliyor? Neden suçların merkezi olarak Türkiye kabul ediliyor? Bence iktidarın kendisine sorması gerekiyor değerli arkadaşlar. Bir sorun kendinize, Türkiye’yi nasıl bir ülke hâline getirdiğinizi sorun. Pazarlıklar sonucunda Brunson’u teslim ettiniz. Acaba hangi pazarlıklar sonucunda… Bu konsoloslukta gerçekleştirilen ölümle ilgili günlerdir tek bir cümle kullanılmıyor.

Bugün, AKP Genel Başkanı -dediğim gibi- sorulardan ibaret açıklamalar yaptı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Devamla) – Ülkenin en başında olduğunu söyleyen kişi eğer bu konuyla ilgili soru soruyorsa peki cevabı kim verecek? Kime soruyorlar bu soruları, açıkçası ben de merak ediyorum. Ama dediğim gibi, bu aslında ilk vaka değil, son olmayacak gibi görünüyor. Türkiye şu anda Orta Doğu’nun bir parçası hâline gelmiş, Orta Doğu’daki güvensiz ülkeler hâline gelmiş durumda. Bir insan, artık, kendisini burada güvende, yaşam hakkının korunabilecek bir durumda olduğunu hissetmeyecektir. Bunun bilinmesi gerekiyor ama bununla ilgili eğer bugün Mecliste de araştırma komisyonu kurulmayacaksa demek ki, dediğim gibi, belki birkaç yıl sonra, bu iktidar gittiğinde, biz geldiğimizde, gerçekten bu halktan yana olanlar geldiğinde, o kapattığınız gizli defterleri açtığımızda aslında nasıl kirli pazarlıklar sonucu bu ölüme göz yumduğunuzu da görmüş olacağız diyorum.

Teşekkür ederiz. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Abdullah Güler, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlarken Genel Kurul çalışmalarımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Size de görevinizde başarılar diliyorum Değerli Başkanım.

Değerli milletvekilleri, biraz önce konuşan hatiplerimizden, sanki bir ada devletinde yaşanıldığı, Türkiye'nin herhangi bir uluslararası sorumluluğunun olmadığı gibi bir kanaati düşündüğümüzü hatırlatır şekilde, vaziyette konuştuklarını burada dinledik ama bilmelidirler ki şu anda Türkiye Cumhuriyeti devleti uluslararası hukukun kendisine tanıdığı… Biraz önce, değerli hatibin de belirttiği üzere, 1961 yıllı Diplomatik İlişkiler Hakkındaki Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci ve 55’inci maddelerine atıf yapıldı ancak Türkiye Cumhuriyeti devleti o sözleşmenin 30’uncu ve 31’inci maddeleri kapsamında dokunulmazlık ve aynı zamanda dokunulmazlıkla beraber mevcut, bu hukukun sağladığı ilişki biçimini çok dengeli bir şekilde yürütmüş ve uluslararası kamuoyunu da çok sağlıklı bir şekilde, doğru bir zeminde, herhangi bir farklı anlayışa sebebiyet vermeden bugünlere kadar getirmiştir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün bizim grup toplantımızda da açıkladığı üzere ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın da bu olaya el koymasından sonra yürütmüş olduğu soruşturma kapsamı içerisinde birkaç hususu sizlere dile getirmek istiyorum. Gerek istihbaratımızın gerekse Cumhuriyet Başsavcılığımızın bu olay üzerinde ne kadar hassas, ne kadar titiz bir çalışma yaptığını ve gurur duymamız gerektiğini de burada ifade etmek istiyorum. Merhum Cemal Kaşıkçı 28 Eylül Cuma günü saat 11.50’de evlilik işlemleri için Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğuna gidiyor. Bu ziyaretin, cinayeti işleyecek ekibe de özellikle haber verildiğini daha sonradan kamuoyuna açıklanan bilgilerden anlıyoruz. Konsolosluk görevlilerinden bazılarının daha önceden ülkelerine gitmeleri, daha sonra, hazırlıkların oradan planlanarak Türkiye’ye dönmeleri, 1 Ekim Pazartesi günü de saat 16.30’da üç kişilik bir ekibin tarifeli seferle İstanbul’a gelmesi, bu arada, başkonsolosluktan başka bir ekibin Belgrad Ormanı ve Yalova’da keşif yaptığının ortaya çıkması, daha sonra başka bir ekibin yine İstanbul’da bir otelde planlama çalışması yapması, toplam on beş kişilik bu ekibin sabah saat 09.50 ile 11.00 arasında ayrı ayrı gelerek başkonsoloslukta buluşması ve daha sonradan da bu kişilerin merhum Cemal Kaşıkçı’nın konsolosluğa giriş saatinden önce, saat on gibi de tüm çalışan kamera sistemlerinin ve “harddisk”lerin sökülmesi işlemleri de gösteriyor ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH GÜLER (Devamla) – Sayın Başkanım, teknik bir konu…

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AYŞE ACAR BAŞARAN (Batman) – O arada istihbarat ne yapıyor? Emniyet ne yapıyor? İktidar ne yapıyor? Onlar da izliyor.

ABDULLAH GÜLER (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu çalışmaların tamamı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızın yürüttüğü ve istihbaratımızın çok titiz çalışmaları sonucu ortaya çıkmış ve bütün dünya kamuoyuyla paylaşılmıştır. Biraz önce arkadaşlarımızın ifade ettiği hususları nereden aldı dünya kamuoyu? Merak ediyorum, bir cevabını verin lütfen. Bu bilgilerin tamamı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü ve Türk istihbaratının yaptığı çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır değerli arkadaşlar. Bu çalışmaların sonucunda da Suud devleti, merhum Cemal Kaşıkçı’nın bir arbede sonucunda başkonsoloslukta öldürüldüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır. Bunu biz bugün öğreniyoruz, bizim yaptığımız çalışmalar sonucu öğreniyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız bugün, kendisi çok açık bir şekilde, Suud devletine hitaplarını ve beklentisini söyledi. Evet, mevcut bu olaya karışan 15 ve daha sonra karışan 3 kişi, toplam 18 kişinin, İstanbul’da işlendiğine göre bu suç, İstanbul’da yargılanmasını beklediğini ifade etti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ABDULLAH GÜLER (Devamla) – Arkadaşlar,1961 tarihli ve 1964 yılında kabul edilen Viyana Sözleşmesi’nin 30’uncu ve 31’inci maddesi, 41’nci maddesi ve 55’inci maddesi, mutlaka, uluslararası bir dengede bizim ülkemize de sorumluluklar yüklüyor. Tüm ulusal ve uluslararası olaylarda her daim adaletin, hukukun, insan haklarının yanında olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin Kaşıkçı olayının da bizzat yakından takipçisi olacağını, olayın hakkaniyetle çözülmesi için elinden gelen her şeyi yapacağını da burada ifade etmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Burcu Hanım, bir söz talebiniz var.

Bir dakika süre veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

48.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Eber Gölü’nü besleyen su kaynaklarının yeniden işler hâle gelmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Seçim bölgem Afyonkarahisar sınırları içerisinde bulunan ve Türkiye'nin en büyük 11’inci tatlı su kaynağı olan Eber Gölü neredeyse tamamen kurudu. İçinde çeşitli endemik türleri ve göçmen kuşları barındıran bu güzel gölün kurumaması için geçen dönem özellikle, önceki dönem Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na yaptığımız çağrılar da sonuçsuz kaldı. Buradan bütün yetkililere sesleniyorum: Eber Gölü’yle ilgili acil olarak gerekli önlemleri alalım, özellikle gölü besleyen su kaynaklarının yeniden işler hâle gelmesi için gerekli çalışmaları yapalım çünkü özellikle Çay, Sultandağı ve Bolvadin ilçeleri için, bu gölden geçim sağlayan orada yaşayan hemşehrilerimiz için son derece önemli bir kaynak.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.19

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN

KÂTİP ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Barış KARADENİZ (Sinop)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 9 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun, 23 Ekim 2018 Salı günkü birleşiminde Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan 1 üyelik için seçimin yapılarak bu birleşiminde gündemin "Seçim” kısmındaki işlerin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 24 Ekim 2018 Çarşamba günkü birleşiminde Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için seçim yapılmasını müteakip denetim konularının görüşülmeyerek gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesine ve bu birleşiminde 9 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesine; 24 Ekim 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 9 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması hâlinde 25 Ekim 2018 Perşembe günü toplanmamasına ilişkin önerisi

Danışma Kurulu Önerisi

23/10/2018

Danışma Kurulunun 23/10/2018 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

 

                                                                                      Mustafa Şentop

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                      Başkanı Vekili

 

                      Mehmet Muş                                                     Engin Altay

             Adalet ve Kalkınma Partisi                           Cumhuriyet Halk Partisi

                 Grubu Başkan Vekili                                   Grubu Başkan Vekili

 

                     Ayhan Bilgen                                                     Erhan Usta

           Halkların Demokratik Partisi                        Milliyetçi Hareket Partisi

                 Grubu Başkan Vekili                                   Grubu Başkan Vekili

 

                  Yavuz Ağıralioğlu

                       İYİ PARTİ

                 Grubu Başkan Vekili

 

Öneriler:

Bastırılarak dağıtılan 9 sıra sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1'inci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun;

23 Ekim 2018 Salı günkü (bugün) birleşiminde Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan 1 üyelik için seçimin yapılarak bu birleşiminde gündemin "Seçim” kısmındaki işlerin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

24 Ekim 2018 Çarşamba günkü birleşiminde Sayıştayda boş bulunan 5 üyelik için seçimin yapılmasını müteakip denetim konularının görüşülmeyerek gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve bu birleşiminde 9 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

24 Ekim 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 9 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanması halinde 25 Ekim 2018 Perşembe günü toplanmaması,

Önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gültekin Uysal Bey’in bir söz talebi var, bir de Sezgin Bey’in, iki kişiye söz vereceğim ve seçime geçeceğiz.

Buyurun Sayın Uysal.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- Afyonkarahisar Milletvekili Gültekin Uysal’ın, Celal Adan’ın Meclis Başkan Vekilliği görevinin hayırlı olmasını dilediğine ve gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili olayda uluslararası sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi için Hükûmetin daha dikkatli davranmasını talep ettiklerine ilişkin açıklaması

GÜLTEKİN UYSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, size de ilk oturumunuzda yeni görevinizin ben de tekrar hayırlı olmasını temenni ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

GÜLTEKİN UYSAL (Afyonkarahisar) – Biraz evvelki grup önerileri içerisinde özellikle gazeteci Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili düşüncelerimi de paylaşmak istiyorum. Yirmi günlük bir zaman geçmiş olmasına rağmen bu süreç içerisinde ancak bugün tafsilatlı bir şekilde siyasi olarak Hükûmetimizden Sayın Cumhurbaşkanının şahsında açıklamalar duyduk. Önemli bir süreç, bu süreçte anlaşılıyor ki kamuoyuyla paylaşılmasa da ilgili muhatap ülkeyle karşılıklı bilgilerin paylaşılması neticesinde çok açık, organize bir cinayet işlenmiş olduğu Suudi Arabistan tarafından kabul edildi. Burada merak ettiğim, önemli gördüğüm…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın sayın milletvekili.

GÜLTEKİN UYSAL (Afyonkarahisar) – …birinci derecede yöneticilerinin bilgisi dâhilinde olmadan böyle bir cinayetin bir konsoloslukta işlenebilmesi imkânının olmamasına rağmen ilgili ve yetkililerin ısrarla “hâdimülharemeyn” diyerek, taltif ederek ilgilileri, ilgili Hükûmetin, kral ve veliaht prensini koruma gayretleri olarak mı değerlendirmek lazım? Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki bu süreci ahbap çavuş ilişkileri içerisinde mi yöneteceğiz, yoksa egemen, sorumlu bir devlet anlayışı içerisinde mi yöneteceğiz? Bunun Türkiye’nin sıkıştığı, ABD’nin başını çektiği Suudi Arabistan, İsrail, Mısır hattında bölgeye yeniden bir deli gömleği giydirilme teşebbüsleri açısından Türkiye’nin önüne dış politikada da büyük fırsatlar vereceği kanaati içerisindeyim. Bu temel tercih, sürekli olarak Hükûmetimizin on beş yıldır tekrar ettiği gibi bölgede güç birliği hattımız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

GÜLTEKİN UYSAL (Afyonkarahisar) – …zalimin değil, mazlumun yanında olacaklarını ifade etmişlerdir. Bu açıdan da kendileri adına önemli bir turnusol testi vazifesi görecektir.

Açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki bu cinayetin, bu kanın izini ne dolarlar siler ne riyaller siler. O açıdan uluslararası sürecin çok şeffaf bir şekilde yürütülmesi, Türkiye’nin tezlerinin bu haklı konumda apaçık bir şekilde ortaya konulması için Hükûmetimizin daha dikkatli davranmasını talep ediyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Tanrıkulu…

50.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Celal Adan’a Meclis Başkan Vekilliği görevinde başarılar dilediğine ve gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın ölümüyle ilgili olaya ilişkin açıklaması

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle, teşekkür ediyorum ve size yeni görevinizde başarılar diliyorum ve bu görevinizi Parlamentoda tam bir çoğulculuğa saygı göstererek parlamenterlerin de söz hakkına riayet ederek yapacağınız konusundaki tam inancımı da belirtmek istiyorum ve başarılar diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Ben de gazeteci Kaşıkçı’yla ilgili söz almak istemiştim.

Şunu ifade etmek istiyorum: Bu, tipik bir zorla kaybedilme vakası, sadece kaybedildiği yer bir konsolosluk ancak Suudi Arabistan gibi hukuk devletiyle, demokrasiyle ilgisi olmayan bir devletin, Türkiye’de böyle bir eylemi kendi yurttaşına karşı yapma cesaretini bulmuş olması, beni bu cumhuriyetin bir yurttaşı olarak öfkelendiriyor. Bunun nedeni de şu: Birçok zorla kaybedilme vakası yaşandı Türkiye’de, hâlen de yaşanıyor hem Türkiye içerisinde hem de Türkiye dışında yurttaşlarımıza karşı ve bu…

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – …Suudi Arabistan gibi bir devlete maalesef Türkiye’de böyle bir operasyon yapma zemini yaratmıştır ve cesareti vermiştir. Ayrıca operasyondan sonra da bu ölümden sonra da Hükûmet yetkililerinin ve güvenlik güçlerinin, istihbarat güçlerinin âdeta faillerin ellerini kollarını sallayarak Türkiye’den çıkışına izin vermeleriyle, diğer zorla kaybedilme vakalarındaki cezasızlığın, başka bir ülke vatandaşlarına ve yurttaşlarına ve faillerine karşı da işlediğini gösteriyor. Hükûmet, bu olayın cezasızlık bakımından sorumlularından bir tanesidir ve mutlaka ama mutlaka kendi içerisinde de bu sorumlu ortaya çıkarmak zorundadır.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Milletvekili.

Buyurun Sayın Bilgen.

51.- Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in, Viyana Sözleşmesi’nin 41’inci maddesine ilişkin açıklaması

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, çok kısa, sadece kayıtlara girmesi açısından dikkat çekmek istiyorum.

Biraz önce Kaşıkçı konusu konuşulurken son hatip, Viyana Sözleşmesi’nin -galiba Genel Kurulun dikkatinden kaçtı- 41’inci maddesinin doğru uygulandığını ifade etti. Şimdi devletler bazen sözleşme haklarını uygulayamayabilirler, uygulamayabilirler ama “Sözleşmeyi böyle yorumluyoruz, böyle algılıyoruz.” diye kayıtlara girerse Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarının bağlayıcı bir tarafı var. 41’inci maddeyi Türkiye böyle kabullendiği takdirde bundan sonra da başka devletlerin, dokunulmazlık zırhına sığınarak kendi hukuksuzluklarını, keyfiliklerini işleme hakkı gibi yorumlanır. Çok açık bir hüküm var, 41’inci maddede -1’inci maddede ifade edilmiş- ağır bir suç hâli “istisna” olarak sayılmış. Bu vakanın ağır bir suç hâli olduğu başından beri belli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayın Sayın Milletvekili.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Dolayısıyla da Viyana Sözleşmesi’nin gereğini yapmamak, yapamamak ya da belki başka açıklanmak istenmeyen boyutlar olabilir ama Viyana Sözleşmesi’nin böyle yorumlanması, asla kabul edilebilir bir durum değildir. Viyaya Sözleşmesi’nde çok açık biçimde Türkiye’ye tanınmış bir hak vardır. Bunu özellikle ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- SEÇİMLER

A) Kişisel Verileri Koruma Kurulu Üyeliklerine Seçim

1.- Başkanlıkça Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan ve HDP Grubuna düşen 1 üyeliğe HDP Grubunca aday gösterilen Bayram Arslan’ın seçilmesi

BAŞKAN – Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 21’inci maddesi uyarınca Kişisel Verileri Koruma Kuruluna 1 üye için seçim yapılacaktır.

Halkların Demokratik Partisi Grubu tarafından gösterilen adayların adlarını soyadı sırasına göre okutuyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubu Aday Listesi:

Bayram Arslan,

İbrahim Aslan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 21’inci maddesi gereği, Halkların Demokratik Partisi Grubu, kendilerine düşen üyeliğin 2 katı kadar aday göstermiştir. Adayların adları, soyadı sırasına göre düzenlemek suretiyle bastırılmıştır. Toplantı ve karar yeter sayısı mevcut olmak şartıyla seçimlerde en çok oyu alan aday seçilmiş olacaktır.

Sayın milletvekilleri, oylamanın sayım ve dökümü için ad çekmek suretiyle 5 kişilik bir tasnif komisyonu tespit edilecektir. Tasnif komisyonuna seçilen üyeler, oylama işlemi bittikten sonra komisyon sıralarında yer alacaklardır.

Oya Eronat, Diyarbakır? Burada.

Buyurun.

Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Bursa? Yok.

Ahmet Sami Ceylan, Çorum? Yok.

Burak Erbay, Muğla? Burada.

Buyurun.

Çetin Osman Budak, Antalya? Yok.

Sermin Balık, Elâzığ? Burada.

Sermin Hanım, buyurun.

Hakan Kahtalı, Malatya? Yok.

Kemal Zeybek, Samsun?

Aytun Çıray, İzmir? Yok.

Selahattin Minsolmaz, Kırklareli? Burada.

Suat Özcan, Muğla? Yok.

Lütfiye Selva Çam, Ankara? Yok.

Bedri Yaşar, Samsun? Yok.

Cevdet Yılmaz, Bingöl? Yok.

Mehmet Şükrü Erdinç, Adana? Yok.

Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul? Yok.

Alpay Antmen, Mersin? Burada.

Oylamanın ne şekilde yapılacağını arz ediyorum: Komisyon sıralarından 1’inci sıradaki kâtip üye Adana’dan başlayarak İstanbul’a kadar, İstanbul dâhil; 2’nci sırada yer alan kâtip üye ise İzmir’den başlayarak Zonguldak’a kadar, Zonguldak dâhil, adı okunan milletvekillerinin adını defterden işaretleyecektir. Adı işaretlenen milletvekiline mühürlü oy pusulası ve zarf verilecektir. Oyunu kullanan milletvekili, oy pusulasını içeren zarfı, Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne konulmuş olan oy kutusuna atacaktır. Oy pusulasında Halkların Demokratik Partisi Grubu aday listesinden bir adayın isminin karşısındaki kare çarpıyla işaretlenecektir. Aday listesinde birden fazla adayın işaretlendiği oy pusulası geçersiz sayılacaktır. Bu hususlar oy pusulasında da dipnot olarak belirtilmiştir.

Sayın kâtip üyelerin yerlerini almalarını, oy pusulaları ile zarfların teslim edilmesini rica ediyorum.

Oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.

(Oylar toplandı)

BAŞKAN – Oyunu kullanmayan sayın üye var mı?

Oy verme işlemi tamamlanmıştır.

Oy kupaları kaldırılsın.

Tasnif Komisyonu üyeleri lütfen yerlerini alsınlar.

Tasnif Komisyonu üyelerinin isimlerini okuyorum: Alpay Antmen, Mersin Milletvekili; Sermin Balık, Elâzığ Milletvekili; Burak Erbay, Muğla Milletvekili; Oya Eronat, Diyarbakır Milletvekili; Selahattin Minsolmaz, Kırklareli Milletvekili.

(Oyların ayrımı yapıldı)

BAŞKAN – Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyeliği için yapılan seçime ilişkin Tasnif Komisyonu tutanağı gelmiştir, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kişisel Verileri Koruma Kurulunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen bir üyelik için yapılan seçime 291 üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı aşağıda gösterilmiştir.

Saygıyla arz olunur.

 

Tasnif Komisyonu:

            Alpay Antmen                         Sermin Balık                  Burak Erbay

                 Mersin                                  Elâzığ                             Muğla

              Oya Eronat                     Selahattin Minsolmaz

               Diyarbakır                             Kırklareli                              

Halkların Demokratik Partisi Grubu Aday Listesi:

Bayram Arslan                               : 266

İbrahim Aslan                                : 7

Boş                                              : 2

Geçersiz                                       : 16

Toplam                                         : 291

BAŞKAN – Buna göre Halkların Demokratik Partisi Grubu aday listesinden Bayram Arslan Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyeliğine seçilmiştir. Hayırlı olmasını diliyorum.

Alınan karar gereğince, Sayıştayda boş bulunan üyelikler için seçim yapılması ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 24 Ekim 2018 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 19.20