TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           91’inci Birleşim

                                                                                        24 Nisan 2018 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, Millî Egemenlik Haftası’na, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 98’inci yıl dönümüne ve 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, Başkanlık Divanı olarak Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremde yaralanan vatandaşlara acil şifalar ve geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, İYİ PARTİ grup temsilcileri olarak Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile Balıkesir Milletvekili İsmail’in Ok’un Başkanlık Divanına müracaatları olduğuna ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, 26’ncı Yasama Döneminin kendisi tarafından yönetilen son birleşimi olması nedeniyle Başkanlık Divanı olarak bütün milletvekillerine, Hükûmete, Meclis çalışanları ile Parlamento muhabirlerine teşekkür ettiğine ilişkin konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Başkandan, Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ederek başka bir partiye geçen 15 milletvekilinin mensubu oldukları siyasi partiye tahsis edilen sıralarda oturmaları konusunda gereken uyarıyı yapmasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması

2.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gazi Meclisin 98’inci kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmasındaki AK PARTİ kadın milletvekillerini hedef alan ifadelerini kınadığına ve gerçekten cesursa ve demokrasiye inanıyorsa kendisini 24 Haziranda Cumhurbaşkanlığı adaylığı için meydanlara çıkmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Kastamonu Milletvekili Murat Demir’in, darbe gecesi gösterilen kahramanlıkların ortada olduğuna ve aziz milletin 24 Haziranda, Cumhurbaşkanına ve Başbakana iftiralarda bulunan Özgür Özel ve onun gibilere mutlaka hesabını soracağına ve haddini bildireceğine ilişkin açıklaması

4.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, 23 Nisan özel oturumunda CHP’li hatiplerce dile getirilen yalan ve yanlış ifadelerin kabul edilmesinin asla mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yörük, Türkmen ve Osmanlı’yla ilgili sözlerini kınadığına ilişkin açıklaması

6.- İstanbul Milletvekili Ali Şeker’in, üniversitelerin bölünmesinin ülkenin geleceğine ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

7.- Osmaniye Milletvekili Suat Önal’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 98’inci yıl dönümünde Cumhurbaşkanına karşı yapılan saygısız hareketi kınadığına ve aziz milletin 24 Haziranda sandıkta vereceği cevapla gerekeni yapacağına, saygısız parmakları kımıldamaz hâle getireceğine ilişkin açıklaması

8.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ilk Meclisin milletvekilleri ile şehitleri rahmetle yâd ettiğine, Meclisin 98’inci kuruluş yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığına, Adıyaman’da meydana gelen depreme ve Mecliste Cumhurbaşkanına karşı yapılan konuşmaları kınadığına ilişkin açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, CHP sözcülerinin Cumhurbaşkanı ile bayan milletvekillerine yaptıkları saygısızlıkları kınadığına, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen deprem dolayısıyla bölge halkına geçmiş olsun dilediğinde bulunduğuna, İstiklal Harbi’nin şehit ve gazileriyle birlikte tüm şehitleri rahmet ve minnetle yâd ettiğine ve 24 Haziran seçimlerinin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Maliye Bakanından, çiftçinin artan maliyetle nasıl üretim yapacağını ve Türkiye’yi faiz lobisine teslim edip etmediklerini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

11.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Mecliste Cumhurbaşkanına karşı yapılan hakareti nefretle kınadığına ilişkin açıklaması

12.- Kütahya Milletvekili İshak Gazel’in, Mecliste Cumhurbaşkanı ile Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’a yapılan saygısızlığı kınadığına ve milletin bütün bu saygısızlıkların cevabını 24 Haziranda sandıkta vereceğine ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, üniversiteleri bölmenin bilime hakaret olduğuna, İstanbul Üniversitesi Akademik Kurulunu yaptığı açıklama nedeniyle kutladığına ve üniversitelerin bölünmesine izin vermeyeceklerine ilişkin açıklaması

14.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, özel oturumda Cumhurbaşkanına, Başbakana ve bayan vekillere yapılan saygısızlığı şiddetle kınadığına ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

15.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından, taşeron işçilerin durumunu düzeltip hak ettikleri değeri ne zaman vereceklerini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

16.- Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kadın vekillere yaptığı hakareti asla kabul etmediklerine, şiddetle kınadıklarına ve kadın vekiller olarak özür beklediklerine ilişkin açıklaması

 

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor’un, Başbakandan, FETÖ soruşturması nedeniyle haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilenlerden kararları Olağanüstü Hâl Komisyonuna intikal ettirilenlerin dosyalarının görüşülmesine öncelik verilmesi yönünde bir çalışmanın olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

18.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, Sivas’taki Özbelsan TOKİ sitesinde okul, cami ve market olmadığına ve Numune Hastanesinin yıkılarak yerine cami yapılmasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

19.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremden etkilenen hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

20.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Adıyaman Samsatlı vatandaşlara deprem nedeniyle geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 93 Harbi ile 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kadına yönelik nefret ve ayrımcılık içeren sözlerini kınadığına ve kendisini özür dilemeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

22.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından, sigortalılık öncesi yapılan doğumlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan borçlanma hakkının kadınlara verilmesini talep ettiğine ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kadar kadınlara değer veren bir kişinin daha olmadığına ilişkin açıklaması

23.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Yüksek Seçim Kurulunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından gelen listeye göre oy pusulalarını hazırlaması gerekirken Türkiye Büyük Millet Meclisinde millî iradenin temsil edilmesinin önünü kesmek için entrikalar içine girdiğine, Cumhuriyet Halk Partisinden 15 milletvekilinin İYİ PARTİ saflarına katılarak bu oyunu bozduğuna, isimlerini Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazdıran 15 milletvekiline teşekkür ettiğine, İkinci Dünya Savaşı’nda Ermenilerin 500 binden fazla Müslüman Türk’ü katlettiğine ve İYİ PARTİ’nin seçim yardımı almayacağına ilişkin açıklaması

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Adıyaman’da meydana gelen deprem nedeniyle geçmiş olsun dilediğinde bulunduğuna, 24 Haziran seçimlerinin hayırlı olmasını temenni ettiğine, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin seçimlerin demokratik ortamda düzenlenemeyeceği değerlendirmesinin yok hükmünde olduğuna, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığının 2017 İnsan Hakları Raporu’nun Türkiye değerlendirmesinin kabul edilemez itham ve iddialar içerdiğine ve ABD yönetimine, destek verdikleri terör örgütlerinin insan hakkı ihlallerini görmesini ve teröre destek olmaktan vazgeçmelerini tavsiye ettiklerine ilişkin açıklaması

25.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 24 Nisanın Ermeni halkı için anlamının ve atlatılamayan travmasının çok büyük olduğuna, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu hakikatle yüzleşmek yerine inkâr etmeyi tercih ettiğine, Ermeni halkının acılarını paylaştıklarına, Sevag Balıkçı’yı ölümünün 7’nci yıl dönümünde anarken adaletin tesis edilmesinin ve hakikatlerle yüzleşmenin gereğini bir kez daha vurguladıklarına, deprem nedeniyle Adıyaman halkına geçmiş olsun dilediğinde bulunduklarına, Cumhurbaşkanının grup toplantısında bir partinin grup başkan vekilini hedef göstermesinin şiddete teşvik olduğuna ve Özgür Özel’e geçmiş olsun dileklerini iletmek istediklerine ilişkin açıklaması

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, her partiden parti yöneticileri ile milletvekillerinin iyi dileklerine teşekkür ettiğine, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremde yaralananlara Allah’tan şifa dilediklerine, Çanakkale kara savaşlarının 103’üncü yıl dönümüne ve başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o savaşlardaki şehit ve gazileri rahmet ve minnetle andıklarına ilişkin açıklaması

27.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, AK PARTİ Grubunun genelini töhmet altında bırakacak bir açıklamayı reddettiklerine, Özgür Özel’in kendisine söylenmesini istemediği sözlerle ithamda bulunmasını kınadığına, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremden sonra milletvekillerinin depremzede vatandaşlarla beraber olduğuna, Şırnak’ta şehit olan Jandarma uzman çavuşa Allah’tan rahmet dilediğine ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Türkiye’deki seçimle ilgili aldığı kararı kınadıklarına ilişkin açıklaması

28.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Türk halkının 24 Haziranda Türkiye Büyük Millet Meclisini saf dışı bırakarak demokrasi ve cumhuriyete paralel saray devleti kurmak isteyenlere izin vermeyeceğine, demokrasiye kurulan tuzak ve kumpasları bozan başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere 15 milletvekilini kutladığına ve onları hedef göstererek saldıranları kınadığına ilişkin açıklaması

29.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Başbakandan, OHAL’siz bir seçimin yapılmasını sağlayıp sağlamayacağını, Cumhurbaşkanı ile Başbakanın 24 Haziran seçimlerinde örtülü ödenek kullanmayacaklarını taahhüt edip etmeyeceklerini, çiftçilere “Mazotun yarısı bizden.” uygulamasını ne zaman başlatacaklarını öğrenmek istediğine, Başbakanın 15 Temmuzda nerede bulunduğuna ilişkin ve İçişleri Bakanının komşu ülkenin hava sahasında uçtuğu yönündeki iddialarla ilgili bir açıklama yapmasını istediklerine ilişkin açıklaması

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Mecliste kimin nerede oturacağına kendilerinin karar vermediğine fakat Meclisteki yerleşik kural ve teamülleri hatırlatmakta yarar gördüklerine ilişkin açıklaması

32.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Van Milletvekili Adem Geveri’nin 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

39.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

44.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, köklü üniversitelerin bölünmesine izin vermeyeceklerine ve karanlığın ancak eğitimle yok edileceğine ilişkin açıklaması

45.- Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’in sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat’ın, son siyasal gündem ve seçime ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, ülkemizdeki emeklilerin durumuna ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, AK PARTİ Grubundan bazı milletvekillerinin yaptıkları açıklamaları sırasında CHP Grup Başkanına ve şahsına sataşmaları nedeniyle konuşması

4.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına, CHP Grubuna ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

8.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında İYİ PARTİ’ye sataşması nedeniyle konuşması

10.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

11.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

13.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Ankara Milletvekili Murat Emir’in 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında MHP Grup Başkanına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

14.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

15.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında İYİ PARTİ’ye sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın Filistin Parlamentosunun 23’üncü Dönem açılış toplantısına katılmak üzere 30 Nisan-2 Mayıs 2018 tarihleri arasında Filistin’e resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/1569)

 

B) Önergeler

1.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, (2/2021) esas numaralı 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/148)

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından, ülkemizde çocukları korumaya yönelik sorunun bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla 24/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Nisan 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- AK PARTİ Grubunun, bastırılarak dağıtılan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına, yine bu kısımda bulunan 551 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ise bu kısmın 2’nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ve 553 ve 551 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin önerisi

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanlığının 2014-2017 arası düzenlenen tören, fuar ve organizasyonlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/25518)

2.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, 2018 Şubat ayında enflasyonun çift hanede kalmasına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/25861)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, 2015-2018 yılları arasında Bakanlıkta görevden alınan üst düzey bürokratlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/25863)

4.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, hazır beton ve çimento fiyatlarındaki artışa ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/25865)

24 Nisan 2018 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-------0-------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, Millî Egemenlik Haftası’na, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 98’inci yıl dönümüne ve 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, uygun görürseniz Millî Egemenlik Haftası’yla ilgili duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 98’inci yıl dönümü ve 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nız kutlu olsun.

Değerli milletvekilleri, bundan doksan sekiz yıl evvel Meclis binası ve eşyaları gösterişsizdi ama dava büyüktü, cephelerdeki düşmanla olduğu kadar yoklukla da savaşanlar vardı. Bizler bugün, onların yüce makamlarında ve huzurlarındayız; yurtseverlik duygusu içinde yokluğa göğüs geren cephedeki askerin siperlerde uyuduğunu bilip tahta sıralar üzerinde uyumayı lüks sayanların Meclisindeyiz; cephedeki asker tütününü iyi kâğıtlara sararak sigara içebilsin diye Meclis tutanaklarını dilekçe kâğıtlarına, mektup kâğıtlarına, kese kâğıtlarına basanların görev yaptığı bir Meclisteyiz.

Bizim Meclisimize her fırsatta “Gazi Meclis” diyoruz. Böylesine bir Mecliste Gazi’yi anmamayı ise abesle iştigal sayıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) O sebeple, sizlere seslendiğim bu yüce makamın seçilmiş ilk Başkanı, Meclis Başkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve arkadaşlarını saygıyla ve rahmetle anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, 23 Nisan, millî egemenliğin yıl dönümü. 24 Nisan da yani bugün de başka şeylerin yıl dönümüdür. Bugün güneş sistemi teorisinin kurucusu Kopernik’in ölüm yıl dönümüdür. Onun teorisine dikkat edelim, göreceğiz ki dünya, güneşin etrafında dönüyor, birilerinin değil. Millî iradenin tecelligâhının millî iradenin istikametine doğru yön vermesi tek dileğimizdir çünkü Meclis demek millet demektir, Meclis demek cesaret ve zafer demektir. Bu Meclis Yunanlıların top sesleri duyulduğunda bile cesaretini terk etmemiştir.

Sayın milletvekilleri, o gün, 90’lı yaşlarında, Mecliste çıkıp söz alan Dersim Milletvekili Diyap Ağa şöyle diyordu: “Biz buraya kaçmaya gelmedik, düşmanla savaşmak için geldik. Bir yere kıpırdamayız.” Bugün onların cesareti Meclisimize ışık olsun. Bu sebeple zafer “Zafer benimdir.” diyebilenlerindir ve millî egemenlik her zaman ama her zaman kutlu olacaktır.

Sayın milletvekilleri, Gazi Meclisimizin başarısının sırrı özgürlük sevdalısı milletimizi tek vücut hâline getirebilmesi ve millî iradeyi demokratik olgunluk içerisinde yaşatabilmesinde saklıdır. Millî irade bir bütündür. İktidar ve muhalefet de millî iradenin parçasıdır. Milletimiz adına kullanılan bu yetkiyi daraltacak, kullanımını engelleyebilecek veya sınırlandıracak başka bir güç yoktur. İktidarların seçimden çıkması demokrasiyi güvence altına almaya yetmez. Demokrasilerde iktidarların denetlenebilir ve hesap verebilir olması gerekir. Millî egemenliğin demokrasiye dönüşebilmesi için bağımsız, güçlü bir yargıya, hukukun üstünlüğü anlayışına ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, millî egemenlik ve millî irade anlayışı kolayca bir vesayete dönüşebilir. Demokrasi tarihleri bu türden örneklerle doludur. Tarihin tekerrür etmemesi için doğru okunması gerekir diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, bir kez daha, bundan doksan sekiz yıl önce bir cuma günü, Ulus’taki taş binada, umutsuzluk, yoksulluk ve yılgınlık içindeki insanımıza umut ışığı yakan, ufkunu açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, silah arkadaşlarını ve millî irade yolunda hayatını veren tüm kahramanlarımızı saygıyla anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

İyi ve verimli bir hafta diliyorum değerli arkadaşlar.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, sözünüzü kesmiş olmayayım, tamamladıktan sonra söz istiyorum.

BAŞKAN – Gündem dışıları bitirip ondan sonra söz versem olmaz mı?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ondan evvel söz alırsam daha iyi olur.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Başkandan, Cumhuriyet Halk Partisinden istifa ederek başka bir partiye geçen 15 milletvekilinin mensubu oldukları siyasi partiye tahsis edilen sıralarda oturmaları konusunda gereken uyarıyı yapmasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz pazar günü Cumhuriyet Halk Partisinin 15 milletvekili Sayın Genel Başkanlarının talimatı üzerine bir başka partiye geçmişler ve kaydolmuşlardır ve bu geçtikleri partinin de Mecliste grubu kurulmuştur. Cumhuriyet Halk Partisinden istifa eden 15 sayın milletvekili Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı üzerine bir başka partiye geçmişler ve bu parti de Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubunu oluşturmuş ve Meclis Başkanlığı tarafından da bir sıra, bölüm tahsis edilmiştir. Dün ve bugün de görüyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisinden istifa eden bu sayın milletvekilleri Cumhuriyet Halk Partisi sıralarında oturmaya devam etmektedir.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Hani nerede?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Oysa gruplarına tahsis edilen sıralarda oturmaları gerekir, teamül ve uygulama budur. O bakımdan, Meclis Başkan Vekili olarak bu milletvekillerine mensubu oldukları siyasi partiye tahsis edilen sıralarda oturmaları konusunda gereken uyarıyı yapmanızı istirham ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay, gündeme geçtiğimizde dikkate alacağım.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Balıkesir’in sorunları hakkında söz isteyen Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Namık Havutça’ya aittir.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’in sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, ben de Balıkesir’in sorunlarıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Buradan bir kez daha, ben de Sayın Başkanın ifade ettiği aynı duygularla, ulusal egemenliğimizi saltanatı yıkarak, saltanatın elinden zorla alarak Türk milletine “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diyen ve bize egemenliğimizi veren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını şükranla, minnetle, saygıyla anıyorum.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Balıkesir Kuvayımilliye’nin başkenti. O, Çanakkale savaşlarında 276 kilo topu kaldırarak emperyalizmi Boğaz’ın sularına gömen Seyit Ali Onbaşı’nın memleketi. Ve şu anda o Seyit Ali Onbaşı’nın memleketinde neler oluyor, bakın, söyleyeyim. Hani Sayın Başbakan “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri.” diyordu, “Sizin bu ülkeye bir çiviniz var mı?” diyordu ya, vallahi ben Balıkesir’de on altı yıldan beri sizin bir çivi çaktığınızı görmedim, bir çiviniz yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, Bandırma’da 4 tane fabrika kapandı. TEKEL fabrikası kapandı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – İnsaf, insaf!

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – 3 tane yağ fabrikası kapandı. Balıkesir’de 7 fabrika kapandı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Bizim çivi çakmadığımız yer mi var Türkiye’de?

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Rica ediyorum sayın milletvekili, lütfen…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Ama sataşıyorsunuz Sayın Vekilim, olmaz böyle bir şey!

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Hanımefendi, gelirsiniz, cevap verirsiniz burada.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Olmaz böyle bir şey!

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Hayır, ben gerçekleri söylüyorum.

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin.

Buyurun.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Bizim çivi çakmadığımız bir yer yok bu Türkiye’de, çivi çakmadığımız bir yer yok.

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Bakın, Balıkesir’e bir tek çivi çakılmadı, bir tek. Gelsin, burada Balıkesir milletvekili cevap versin. Yok. Bakın, rakamlar veriyorum: Bandırma’da 4 fabrika.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – O yüzden millet oy veriyor.

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Bizim beyaz et üreticisinin merkezi olan Bandırma’da Şeker Piliç fabrikası iflas etti, battı. Banvit gibi marka bir şirketimiz Brezilyalıların eline geçti. TEKEL fabrikasını kapattınız, bu memleketin sigarasını, tütününü ABD emperyalizmine teslim ettiniz. Sizin işçiye, köylüye bir hayrınız var mı?

Bakın, rakam veriyorum: “Stratejik Derinlik” diye Türkiye’yi Suriye’de çukura gömdünüz. Tam 115 milyar lira paramızı Suriyeli mültecilere harcadığınızı Hükûmet söylüyor. Peki, buradan, kürsüden defalarca bağırdık, çağırdık: Ya kardeşim, 350 bin emeklimizin, emeklilikte yaşa takılanların bu Suriyeli mülteciler kadar değeri yok mu sizin nazarınızda? Bu insanlar Yunan vatandaşı mı? Nerede bu insanlar? Niye bunlara vermiyorsunuz?

Siz iktidara geldiğinizde mazot 1 liraydı, şu anda 6 lira. Daha iki ay önce zeytin gübresi 60 liraydı, bugün 75 lira. Bu rakamlar burada. Bakın, rakamlar yalan söylemiyor. Siz iktidara geldiğinizde çiftçilerin borcu… Bunlar yalan mı? Takiye değil.

Buradan bir ağaç için yolunu değiştiren bir zihniyetle, bir ağaç için köşkünü yürüten zihniyetle, sırf kendi iktidarı için 1,5 milyon üniversiteye hazırlanan öğrencinin emeğini, geleceğini yok sayarak seçimleri onların sınav haftasında yapmanızı… Buradan bizi dinleyen 1,5 milyon öğrenciye sesleniyorum: Sizin varlığınızı yok saydı bu Hükûmet. Sizin üniversite sınavınızın olacağı gün seçim yapmaya kalktı, siz aklına bile gelmediniz.

Ey sevgili gençlerim, 18 yaşına girmiş, bu sene üniversite sınavına girecek gençlere sesleniyorum: O mührü öyle bir çakın ki o otoriter zihniyeti saraydan sallayın gitsin, sallayın gitsin. (CHP sıralarından alkışlar)

Balıkesir’de bir SEKA’mız vardı bizim, SEKA kâğıt fabrikası. Ne oldu şimdi? 1,1 milyon dolara sattınız, şu anda çürüdü fabrika ve oraya her yıl Balıkesir’de olmayan 5 bin ton kömürü getirip Balıkesir halkını zehirliyorsunuz. Hani, ağlayarak, sızlayarak bir başkanınızı metal yorgunluğundan attınız ya, hani televizyonlarda ağladı, sızladı. Yok öyle yağma! Yargının önüne çıkaracaksınız, yargının. Balıkesir’de 1 milyar dolar parayı harcadı, ortada bir şey yok. Öyle “metal”dir, şudur, budur… Yargının önüne çıkaracaksınız, hesap soracağız: “O paralar nereye gitti?” Nasıl bizim belediye başkanlarımız hesap veriyor… Bizim belediye başkanlarımızın bütçelerini gasbettiniz ya! Edremit Belediyesinin bütçesi yüzde 40 azaldı. Her yaz oradaki nüfus 500 bin oluyor. Aynı parayla benim başkanım hizmet etmeye çalışıyor. Peki, büyükşehirler o paraları ne yaptılar?

Onun için, ben buradan Balıkesir halkına sesleniyorum: On altı yıllık iktidarlarında Balıkesir’e bir çivi çakmayanlardan hesap sorma günü geldi, 24 Haziran… Haydi bakalım! (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Havutça.

Gündem dışı ikinci söz, son siyasal gündem ve seçim hakkında söz isteyen Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat’a aittir.

Buyurun Sayın Irgat. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

2.- Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat’ın, son siyasal gündem ve seçime ilişkin gündem dışı konuşması

MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, açılış konuşmanızda önemli bir vurgu yaptınız. Bundan doksan sekiz yıl önce gayet mütevazı bir binada, taş binada Meclisin ilk kuruluşunu anlattınız, ilk ruhunu anlattınız. Evet, maalesef bugün o mütevazı Meclisten geriye eser kalmadığını buradan söylemek istiyorum. Evet, o taş bina da, o mütevazı Meclis de gerçekten bu coğrafyanın, Mezopotamya ve Anadolu halklarının emeğiyle, fedakârlığıyla oluşturmuş olduğu, çoğulculuğun ön planda olduğu ve bütün halkların kendisini içerisinde gördüğü ve bu anlamda gerçekten kapsayıcılığının en iyi şekilde yansıtıldığı bir Meclis olarak tarihte kalmıştır. Ama maalesef 1924 Anayasası’yla bu çoğulculuk teke indirilmiş ve bugüne kadar da bu ülkede bu acıların önünü kapatacak ve bu anlamda Meclisin ilk ruhunu hayata geçirecek bir Hükûmet de maalesef yönetime gelmemiştir. 1921 Anayasası’na baktığımızda, hiçbir etnik vurgunun olmadığı, gerçekten Meclisin kuruluş aşamasına uygun bir Anayasa’nın yazıldığını görüyoruz ama 1924’te bu çoğulculuktan vazgeçildi ve her şey teke indirildi ve o günden bugüne de Meclis maalesef hem mütevazılığından hem duruşundan hem çoğulculuğundan ödün vererek bugüne kadar gelmiştir. Biz bu temelde bu değerli görevin, önümüzdeki seçimlerde, 24 Haziranda halklarımızın hep beraber iradesini ortaya koyarak gerçek bir anayasanın oluşumu noktasında kendisini sandığa yansıtacağını biliyoruz.

Değerli milletvekilleri, bundan yüz üç yıl önce Ermeni halkının yaşadığı büyük bir trajedi vardı. Bu trajedilerini, acılarını ve yaslarını buradan biz de bir kez daha paylaşıyoruz.

22 Nisan 1898’de Kahire’de yani bu topraklardan çok uzakta, sürgünde Bedirhan kardeşler Kürt gazeteciliğinin, modern Kürt edebiyatının çok önemli bir adımını attılar, Kürdistan gazetesini kurdular. Kürdistan gazetesi çok az sayıda çıktı, maalesef var olan sorunlar nedeniyle ve imkânsızlıklar nedeniyle topraklarından çok uzaklarda, her bir sayısı başka ülkelerde çıkarılarak söz konusu gazete halklarla ve insanlıkla buluşturulmaya çalışıldı. O günden bugüne baktığımızda, Kürt gazeteciliği bugün bile hâlâ aynı baskı altında yaşamını devam ettirmeye çalışmaktadır. Kürtçe gazete olan Azadiya Welat gazetesi bu ülkede ilk Kürtçe gazete olma vasfıyla bir zamanlar AKP temsilcilerinin ceplerinde yurt dışına götürdükleri bir gazeteyken, “Buyurun, Kürtlerin de bir gazetesi var ve biz bunu taşıyoruz.” propagandasını yaparlarken, maalesef, yirmi altı yıl sonra işte bu Azadiya Welat gazetesini de kapatan bu iktidar oldu. Diğer taraftan, Kürt Enstitüsü ve bu anlamda yayın yapan bütün gazetelerin bugün kapatılmış olması, matbaalarının dahi kapatılmış olması Kürt gazeteciliği üzerindeki baskıların o günden bugüne hiç de azalmadığını… AKP iktidarının çokça, özgürlükçü olduğu, basın özgürlüğü ve özgürlükleri önemsediği söylemlerine karşın, maalesef, baskılar şu an devam etmekte, cezaevlerinde sayısız gazeteci bulunmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bizler OHAL koşullarında bir seçime gideceğiz. Şu an birçok ilde, benim ilim de dâhil olmak üzere yaylalara çıkış yasağı bulunmakta yani köylerde dışarı çıkmak, herhangi bir seyahate çıkmak yasak iken, sizler “Seçimi yaparız.” diyorsunuz. Eğer koşullar uygunsa, OHAL’i gerektirecek bir durum yok ise OHAL’i neden uzattınız? Yok, OHAL’i gerektiren bir durum var ise, seçimi yapma imkânı hiçbir şekilde bulunmadığı hâlde neden ülkeyi baskın bir seçime sürüklüyorsunuz? Bu soruları buradan sormak isteriz. Ya OHAL’i kaldırın, seçim, miting ve diğer çalışma koşullarını yapılacak hâle getirin ya da bu seçimi yapmayın; ikisinden birini tercih etmek durumundayız ama her şeye rağmen Türkiye halkları bu seçime hazır, iradesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Başkan, toparlayabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Irgat.

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Bizler çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Halklarımız, bu seçimde bütün gücüyle, iradesiyle, var olan bu sistemi değiştirecek, gerçek anlamda, Sayın Başkanın da dile getirdiği gibi, o mütevazı ve bütün Türkiye'yi kapsayan, önümüzde duran bütün siyasal sorunları çözen başta Kürt meselesi olmak üzere, ekonomik, siyasal, dil ve inanç özgürlüğünü sağlayan bir meclisi kuracaktır.

Bu temelde, ben, buradan bütün halkımızı yeniden saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Irgat.

Gündem dışı üçüncü söz, ülkemizdeki emeklilerin durumları hakkında söz isteyen Uşak Milletvekilimiz Sayın Özkan Yalım’a aittir.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

3.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, ülkemizdeki emeklilerin durumuna ilişkin gündem dışı konuşması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Divanı, çok değerli çalışma arkadaşlarımı ve de bizi izleyen, Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşlarımızı en içten duygularımla, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Maalesef dün gece Adıyaman ilimizde deprem oldu. Depremde Allah’tan, Allah’a şükür ki herhangi bir can kaybımız yok. Bütün Adıyamanlı vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum.

Aynı şekilde, dün, Uşak Banaz ilçesi Büyükoturak köyümüzden Jandarma Astsubay Sadık Akın kardeşimiz maalesef Şırnak’ta şehit olmuştur. Buradan şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar ve başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bizi izleyen tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum. Bugünkü konumuz değerli emekli ağabeylerimiz, babalarımız, annelerimiz yani bu kişiler, bu kişilerin çektiği sorunlar. Burada bu güzel tablolar artık kalmadı, bu görüntüler bitti. Neden? Çünkü on altı yıllık AK PARTİ hükûmetlerinin emeklileri ne hâle getirdiğini hep birlikte biliyoruz.

Ben buradan ilk önce… Bu konularla alakalı birincil sıkıntıyı hem Uşak’ta hem Türkiye’de yaşayan çok sayıda vatandaşımız var, esnaf kardeşlerimiz var, işçi kardeşlerimiz var, primlerini doldurmuş, günlerini doldurmuş ancak emekli olamayan vatandaşlarımız var. İnşallah 24 Haziranda bizler iktidara geldiğimizde, prim günlerini doldurmuş, gününü bekleyen, yaş gününü bekleyen, yaşını doldurmayı bekleyen tüm vatandaşlarımızı bir defaya mahsus emekli edeceğiz.

Diğer bir taraftan, özellikle -Sayın Maliye Bakanımız da burada- AK PARTİ grup başkan vekillerine de sesleniyorum: Türkiye’de 12 milyon emekli var. Bu 12 milyon emeklinin 6 milyonu maalesef asgari ücretten daha az maaş alıyor. Ben buradan sesleniyorum Sayın Maliye Bakanına: Yaklaşık 1,5 milyon emeklimiz bin TL’nin altında maaş alıyor. Bakın, 5 bin gününü doldurmuş, 5 bin günden emekli olmuş, 6 bin günden veya 7 bin günden emekli olmuş çok sayıda emeklimiz bin TL’nin altında emekli maaşı alıyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yanlış.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Onun için aynen onlara da sesleniyorum: 24 Haziranda biz iktidara gelelim, asgari ücretten aşağı maaş alan tüm emeklilerimizi asgari ücret seviyesine yani 1.600 TL seviyesine getireceğiz. Diğer bir taraftan, bu emeklilerimize, biliyorsunuz, Haziran 2015 seçimlerinden önce Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ne demişti? Bir taahhütname vermişti biliyorsunuz. Tüm emeklilerimize Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer ikramiye taahhüt etmişti noterlikten. Aynı sözümüz geçerlidir. Biz 24 Haziranda iktidar olduktan sonra ilk Ramazan Bayramı’nda ve akabinde Kurban Bayramı’nda her emekliye birer ikramiye vereceğimizi buradan taahhüt ediyoruz ve de sözümüzün arkasındayız.

Aynı şekilde, ben şahsım olarak emeklilikte yaşa takılanların ve de asgari ücretten aşağı emekli maaşı alanların hepsinin asgari ücret seviyesine getirilmesini… Buradan gerekli önergeyi verdim. Umarım, AK PARTİ Grubundan da bu önerime destek gelir.

Değerli arkadaşlar, bu güzel görüntüler, bu gördüğünüz görüntüler maalesef çok çok geride kaldı. On altı yıllık AK PARTİ Hükûmetinde artık bu dede bu torununa maalesef hediye veremiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Yalnız, başka bir ülkede mi çekilmiş o fotoğraf? Çam ağaçları var.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bakın, önceden bir emekli hediye alırdı, hediye kutusu dolu olurdu. Eğer torunu kız çocuğuysa içinden ya bir bebek çıkardı veya torunu erkekse bir araba çıkardı ama günümüzde, bakın, emeklinin aldığı kutudan ne çıkıyor; işte bakın. Emeklinin aldığı kutudan boş çıkıyor arkadaşlar, boş. (CHP sıralarından alkışlar) Emekli artık torununa hediye alamaz hâle geldi.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Para da mı yok!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı bir daha göstersene!

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ayakkabı kutusu mu o?

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bunu maalesef sizler bu hâle getirdiniz. Onun için bu emeklilerin kesinlikle bir an önce sorunlarını çözmeniz gerekiyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı bir daha gösterir misiniz?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ayakkabı kutusu, ayakkabı kutusu!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZKAN YALIM (Devamla) – En azından her emeklinin 1.604 TL olan asgari ücret seviyesine getirilmesi gerekiyor.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Cumhurbaşkanımızın elinden alıyorlar bebekleri, satrançları.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı bir daha göster!

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sayın Bakanım, siz bana sataşacağınıza biraz sonra gelirsiniz, her emekliyi eğer asgari ücret seviyesine getirecekseniz buradan gerekli taahhüdü verirsiniz, kesinlikle gerekli taahhüdü verirsiniz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı göster, fotoğrafı göster!

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen…

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sayın Başkan, birazdan Sayın Bakanımız gelsin…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sen niye gösteremiyorsun o fotoğrafı?

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin Sayın Özkan, buyurun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Asgari ücretten aşağı emekli maaşı alanların hepsinin maaşını asgari ücret seviyesine getirsin.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı göster, fotoğrafı; fotoğrafı görmek istiyoruz.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bizler buna direkt “evet” vereceğiz, getirin yeter ki. Biz burada emeklileri düşünüyoruz, kesinlikle bizim derdimiz emekliler.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özkan, o 23 Nisanın bakanıdır. Sen boş ver.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Bir şey yok ki.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Fotoğrafı göster.” diyor.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Onun için, emeklileri göz ardı etmeyiniz diyoruz, sizler de annelerinizi, babalarınızı unutmayınız diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Fotoğrafı göstersene!

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı görelim, fotoğrafı.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Sayın Cumhurbaşkanımızın elinden alıyorlar bebeklerini, satranç takımlarını; sıkıntı yok.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika ek süre rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yalım.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Biliyorsunuz, ben şeker komisyonunda görev alan bir vekilinizdim ve de 25 tane fabrikayı gezerek, halkımızı uyandırarak gerekli uyarılarımızı yaptık ama, maalesef, Hükûmetin paraya ihtiyacı olduğu için özelleştirmedeki 14 tane fabrikamızın şu anda belirli bir bölümünü sattılar.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı alalım, fotoğrafı.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Yozgat Şeker Fabrikası 275 milyon, Kırşehir Şeker Fabrikası 330 milyon, Bor Şeker Fabrikası 336 milyon, Çorum Şeker Fabrikası 528 milyon, Turhal Şeker Fabrikası 596 milyon, Ilgın Şeker Fabrikası 637 milyon; toplam 2 milyar 702 milyon.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Şekeri alana fabrika bedava!

KADİM DURMAZ (Tokat) – 420 milyon cirosu var, Turhal Şeker Fabrikasının bu seneki cirosu 420 milyon.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Ben buradan soruyorum, Sayın Maliye Bakanım, soruyorum: Bu paraları nereye kullanacaksınız? Onun için, önümüzde seçim var, aman ha dikkat edin de yanlış yerlere kullanmayalım.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Şekeri alana fabrikası bedava.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bunu da özellikle soru önergesiyle soruyorum. Yani şeker fabrikalarının satışından gelen bu 2 milyarı nerede kullanacaksınız; bunu bütün halkımız merak ediyor.

ALİ YİĞİT (İzmir) – Seçimde!

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Biz tabii ki şeker fabrikalarının satılmasına karşıyız. 24 Hazirandan sonra…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – …satılan bu şeker fabrikalarını da gene özelleştireceğiz diyorum, hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Millîleştireceğiz, millîleştireceğiz.

ALİ YİĞİT (İzmir) – Devletleştireceğiz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Millîleştireceğiz hepsini.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Hepsini kamulaştıracağız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğrafı göremedik fotoğrafı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Bakanın söz talebi var.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Bakan yerinden laf atarak… Böyle konuşma hakkı olmaz.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

Sayın Ağbal, buyurun efendim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım, biraz önce hatip İç Tüzük’ün 69’uncu maddesi çerçevesinde sataşmada bulundu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır olmaz.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sataşmadan olmaz efendim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Söz almak istiyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hükûmet adına söz alabilir; 69’a göre olmaz, yanlış.

BAŞKAN – Maliye Bakanımız Hükûmet adına söz alabilir.

Buyurun Sayın Ağbal. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Bakanın sözü sataşmadan değil, gündem dışı konuşmalara İç Tüzük’ün ilgili maddesi gereği Hükûmetin cevap hakkından dolayıdır değil mi?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yanlış madde söyledi Sayın Bakan.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hayır, hayır; adını söyledi. Hatip konuşmasında Sayın Bakanın adını zikrederek…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bilelim. Sayın Bakan, konuşmanızdan yanayız, bir itiraz yok ama Sayın Başkan, sataşmadan mı aldı sözü?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hayır, hayır; hatip konuşmasında…

BAŞKAN – Efendim, Sayın Bakan buyursun lütfen.

Sizler de oturun, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Hangi maddeye göre konuşacağımızı bileceğiz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, hatip konuşmasında Bakanın adını zikretti, Bakan Bey de cevap veriyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, konuşabilir, yirmi dakika da konuşabilir ama hangisinden?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ağbal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sataşma üç dakikadır, Hükûmet adına yirmi dakikadır. Biz yirmi dakika konuşsun diyoruz ya, bilmiyorsunuz siz.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın yaptığı gündem dışı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; sözlerime başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce burada hatip söz alarak, hiç de gerçekçi olmayan, hiç de inandırıcı olmayan birtakım vaatlerde bulunmuştur. Böyle belgeleri sallayarak, taahhüt mektuplarını sallayarak siyaset yapıldığı için zaten…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Noterden verdik Sayın Bakan, noterden verdik. Sayın Genel Başkanımız noterden verdi.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Değerli kardeşim, sen onu gösterdiğinde vatandaş sana inandı mı? İnandırıcılığın yok, inandırıcılığın yok.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – 24 Haziranda verecek Sayın Bakan. 24 Haziranda bunun gereğini alacaksınız.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Sonra, biraz önce burada bir fotoğraf kullanıldı. Sayın hatibin tekrar gelip o fotoğrafı göstermesini istiyoruz. Anladığım kadarıyla, bu ülkede yaşamıyor, başka bir ülkede yaşıyor. Gitmiş öyle bir fotoğraf bulmuş ki benim gördüğüm o fotoğraf bu ülkeye ait olan bir fotoğraf değil.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Göstereceğim. Bakanım, göstereceğiz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Anladığım kadarıyla, bir yılbaşı arifesinde çekilmiş bir fotoğraf.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Bu, bu ülkede yaşayan bir vatandaşın fotoğrafı.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Diğer fotoğrafı görelim, diğer fotoğrafı.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Bu ülkede yaşayan bir vatandaşın fotoğrafı, buyurun. (AK PARTİ sıralarından “Diğerini göster, diğerini.” sesleri) Buyurun efendim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Diğer fotoğrafı görelim.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Diğerini de göstereceğim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Diğer fotoğrafı görelim.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Buyurun, aynı şekilde, buyurun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, ülkenin gerçeklerine kapalı, gözleri görmeyen, kulakları duymayan, AK PARTİ olarak on altı yıldır bu ülkeye yaptığımız hizmetleri anlama idraki olmayan bir siyasetle karşı karşıyayız. (CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bakan konuşuyor kürsüde, lütfen…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – On altı yıldır ülkemizde milletimizin refahını biz artırdık. Emeklilerin refahını biz artırdık, çalışanların refahını biz artırdık. Daha buraya getirip kürsüde salladığınız fotoğrafın ne olduğunu bile bilemeyecek kadar olaylardan uzaksınız. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Devamla) – Ayrıca, biraz önce burada hatip emekli aylıklarına ilişkin rakamlar verdi. Sayın hatibi bilirim; geçmişte de bu kürsüye çıktığında mali konularda ve sayısal konularda ne kadar zayıf olduğunu bildiğim için, bir defa daha beni yanıltmadı, emekli aylıklarına ilişkin yanlış rakamlar verdi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, merak etmeyin, vatandaş sizin söylediklerinize zaten inanmıyor, inandırıcılığınız yok. Bin imza değil 5 bin imza da verseniz vatandaş nezdinde bir karşılığı yok.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağbal.

Sayın Yalım, buyurun.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanımıza göre ben yalan söylemişim, yanlış söylemişim. Özellikle geçmişteki konuşmalarımdan… Bundan dolayı burada açık seçik sataşma vardır, söz istiyorum.

BAŞKAN – “Yalan söylediniz.” demedi Sayın Yalım.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – “Yanlış söyledi.” dedi.

BAŞKAN – Bir saniye efendim.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hayır “Rakamlar konusunda zayıfsınız.” dedi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan “Bilgisiz, bu konuları bilmiyor.” dedi.

BAŞKAN – “Yanlış fotoğraf gösterdin.” dedi, “Yalan söyledin.” demedi, “İnandırıcı değil.” dedi.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Yanlış fotoğraf gösterdiğimi, artı, geçmişte de yanılttığımı söyledi.

BAŞKAN - Sayın Yalım, bir sakin olun lütfen.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – O fotoğrafı nerede buldun, nerede? Fotoğraftan bahset.

BAŞKAN - Arkadaşlar, rica ediyorum, lütfen…

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük’ümüzün 69’uncu maddesine göre…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Taktik veriyor...

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Taktik, strateji, her şey var bizde.

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen.

İç Tüzük’ümüzün 69’uncu maddesine göre her milletvekilimiz, bakan da olsa sataşmadan dolayı söz alabilir.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kesinlikle.

BAŞKAN - Rica ediyorum, bir dinleyin lütfen.

Ayrıca, İç Tüzük’ümüzün 59’uncu maddesinin birinci fıkrasına göre Hükûmet adına her konuşmaya bakanlar cevaplar verebilir. Sayın Bakan da sataşmadan söz istedi, biz de ona sataşmadan dolayı iki dakika söz verdik. Gündem dışı konuşmaya Hükûmet adına cevap verme talebi olsaydı yirmi dakika söz verilecekti. Konu bundan ibarettir.

Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Yalım’ın konuşmasından sonra Sayın Bakan sataşmadan söz aldı. Konuşmasının son kısmında daha önceden kendisini tanıdığını, ekonomi konularında yetersiz olduğunu, bu konuda bihaber olduğunu söyleyerek kendisine sataşmıştır. İç Tüzük 69’a göre hatibimize söz talep ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Fotoğrafı bir göster bakalım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Fotoğrafı göster.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Fotoğraf, fotoğraf…

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Göstereceğim.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bu memleketin -dünyada olduğu gibi- Türkiye Cumhuriyeti’nin de noterinin güvenilirliği konusunda herhâlde hiçbirinizin itiraz edecek hâli yok. Sayın Genel Başkanımız 7 Haziran 2015 öncesi yani tam tarih 23 Mart 2015’te taahhütname verdi. Bu neydi? Her emekliye Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer ikramiye verilmesiydi. Eğer siz buna “yalan” diyorsanız, noterleri tanımıyorsanız, gelin, buyurun bunu buradan söyleyin. Bu birincisi.

Biraz önce gösterdiğim fotoğrafın, bunun Türkiye’ye ait olmadığını söyledi. (AK PARTİ sıralarından “Öbür fotoğraf” sesleri)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Onu da göstereceğim. Bir saniye…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı)- Noter sadece sözü tasdik eder, yalan da olsa doğru da olsa sözü tasdik eder.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bu fotoğraf Türkiye’deki bir ailenin, torunuyla birlikte bir dedenin fotoğrafıdır. Bu fotoğraf Türkiye’dedir. Evet, bu fotoğraf yabancıdır çünkü yabancı bir ailenin mutluluğunu gösteriyor, tamam mı? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İtiraf ettin, yabancı olduğunu sen de itiraf ettin. Demek ki Sayın Bakan doğru söylemiş.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Siz bunu anlayamayacak kadar... İşte bu kadarsınız. Yani Türkiye’deki bir aile, yabancı bir aile, işte ikisinin arasındaki mutluluk farkı. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Demek ki Sayın Bakan doğru söylemiş.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen...

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Onun için bir kere neyin nereye vardığını iyi biliniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Buradan tekrar söylüyorum: Siz, Türkiye’deki emeklileri mutsuz ettiniz, Türkiye’deki emeklileri buradan rencide ettiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Allah size... Ben başka bir şey demiyorum ama 24 Haziranda bu emekliler, 12 milyon emekli, sandığa gittiğinde size gerekli cevabı verecektir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ama biz söylüyoruz, bir, yaşa takılan bütün emeklilerimizin, emekli adaylarımızın gün problemlerini, yaş problemlerini çözeceğiz.

İki, asgari ücretin altında maaş alan tüm emeklileri asgari ücrete yani 1.604 TL’ye getireceğiz.

Üç, biraz önce de gösterdiğim gibi, tüm emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer maaş vereceğiz.

Gelin siz de bunu vermeyi taahhüt edin, hadi gelin. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalım.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biz zaten taahhüt etmiyoruz, biz yapıyoruz, yapıyoruz.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri...

FUAT KÖKTAŞ (Samsun) - Ne fotoğrafın doğru ne sözün doğru be!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Aynı zamanda fotoğraf doğru, yabancıymış değil mi? Dolayısıyla Sayın Bakanımızın söylediği haklıymış, doğruymuş; bu kadar.

BAŞKAN – Rica ediyorum sayın milletvekilleri...

Şimdi sisteme giren milletvekillerimize yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.

Bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Karaburun, buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- Bursa Milletvekili Bennur Karaburun’un, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gazi Meclisin 98’inci kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmasındaki AK PARTİ kadın milletvekillerini hedef alan ifadelerini kınadığına ve gerçekten cesursa ve demokrasiye inanıyorsa kendisini 24 Haziranda Cumhurbaşkanlığı adaylığı için meydanlara çıkmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

BENNUR KARABURUN (Bursa) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; dün Gazi Meclisimizin 98’inci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle gerçekleşen özel oturumda CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun son derece çirkin üslubunu, AK PARTİ kadın milletvekillerimizi hedef alan ifadelerini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a el kol hareketleri yapmasını şiddetle kınıyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İYİ PARTİ için kiraladığı 15 vekilin hesabını 15 Temmuz gecesi kontrollü kaçışında olduğu gibi verememiş ve art niyetli olarak provokasyon çıkarmıştır.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Bizde satılık, kiralık yok.

BENNUR KARABURUN (Bursa) - Son derece çirkin bu hadiselerin hesabını milletimiz 24 Haziranda sandıkta soracaktır.

Sayın Kılıçdaroğlu eğer gerçekten cesursa ve demokrasiye yürekten inanıyorsa 24 Haziranda Cumhurbaşkanlığı adaylığı için kendisini meydanlara çıkmaya davet ediyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Bizde yok; satılık, kiralık yok.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karaburun.

Sayın Demir…

3.- Kastamonu Milletvekili Murat Demir’in, darbe gecesi gösterilen kahramanlıkların ortada olduğuna ve aziz milletin 24 Haziranda, Cumhurbaşkanına ve Başbakana iftiralarda bulunan Özgür Özel ve onun gibilere mutlaka hesabını soracağına ve haddini bildireceğine ilişkin açıklaması

MURAT DEMİR (Kastamonu) – Sayın Başkan, dün bu salonda Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımıza yalan yanlış iftiralarda bulunan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Özgür Özel’e benim de bir çift lafım var: Sayın Özel, o gece senin Genel Başkanına tanklar refakat edip yol açarken, oradan da Belediye Başkanının evine misafirliğe giderken Marmaris’ten uçağa binip Atatürk Havalimanı’na gelen Cumhurbaşkanımıza ve “Hainleri vurun.” diye pilotlara talimat veren Başbakanımıza laf söylemek senin asla ve asla haddin değildir, önce bunu bir kere bil, olsa olsa hayallerin ve iftiraların haddidir.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Öyle değil, öyle değil.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu, iktidar milletvekili. Listeler yapılıyor. Cumhurbaşkanının gözüne girmek için bu tür şeyleri söylüyor.

MURAT DEMİR (Kastamonu) – Darbe gecesi gösterilen kahramanlıklar ortadadır. Bu aziz millet 24 Haziranda Özgür Özel ve onun gibilerine mutlaka hesabını soracak ve haddini bildirecektir.

Bunu söylemek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demir.

Sayın Akbaşoğlu…

4.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, 23 Nisan özel oturumunda CHP’li hatiplerce dile getirilen yalan ve yanlış ifadelerin kabul edilmesinin asla mümkün olmadığına ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Teşekkürler Başkanım.

Dün Mecliste 23 Nisan özel oturumunda CHP’li hatiplerce dile getirilen yalan ve yanlış ifadelerin kabul edilmesi asla mümkün değildir. Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’in “Tekrar eden yalanlarla kitleleri aldatarak kendinizi haklı gösterebilirsiniz.” taktiğini uygulayan ve gerçeği örtmeye çalışan CHP temsilcilerine, dün “Zırva tevil götürmez.” diye haykırarak özlü bir cevap vermiştik. Belirtmek gerekir ki 15 Temmuzda Sayın Cumhurbaşkanımızın bulunduğu Yeşilköy ve Sayın Başbakanımızın bulunduğu Ilgaz ikinci istiklal mücadelemizin karargâhlarıdır. Bu sebeple, Çankırı’mızda istiklal ve istikbalimizin sembol eseri olan Ilgaz Tüneli’ne şehitlerimize vefanın bir nişanesi olarak “Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli” ismini verdik. İşte gerçek budur. Yalan başka, gerçek başka.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akbaşoğlu.

Sayın Tezcan…

5.- Mersin Milletvekili Yılmaz Tezcan’ın, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Yörük, Türkmen ve Osmanlı’yla ilgili sözlerini kınadığına ilişkin açıklaması

YILMAZ TEZCAN (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm Yörükleri, Türkmenleri ve vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

22 Nisan Pazar günü memleketim olan Mersin Silifke’de CHP’li Silifke Belediyesi tarafından düzenlenen toplantıda konuşan Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun Yörük, Türkmen ve Osmanlı’yla ilgili sarf ettiği kırıcı, incitici, ayrıştırıcı, kin ve nefret kokan gerçek dışı sözlerini kınıyorum. Yörükler ve Türkmenler Oğuz boylarıdır, Oğuzlara “Müslüman Türk” denir. Oğuzlar yani Türkler, Türkmenler ve Yörükler tarih boyunca büyük devletler kurmuştur; Büyük Selçuklu devleti, Anadolu Selçuklu devleti, Osmanlı devleti ve Türkiye Cumhuriyeti devleti gibi.

Sayın Kılıçdaroğlu bilmiyorsa öğrensin, Osmanlı devletinin öz dili Türkçedir. Türkçe konuşulur ancak Osmanlıca yazılır. Türkler, biz Yörükler binlerce yıldır Türkçe konuşuruz. Ayrıca Farsça dili edebî bir dildir, şiir ve mesneviler Farsça yazılır.

Sayın Kılıçdaroğlu bilmiyorsa bunları tarih kitaplarından okusun. Osmanlı hiçbir zaman, hiçbir milletin diline, dinine, mezhebine ve yaşantısına müdahale etmemiştir.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tezcan.

Buyurun Sayın Şeker…

6.- İstanbul Milletvekili Ali Şeker’in, üniversitelerin bölünmesinin ülkenin geleceğine ihanet olduğuna ilişkin açıklaması

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sayın Başkanım, “Bölünmüş kara yolları yapacağız.” dediler, ülkeyi böldüler, vatandaşları böldüler, meslek birliklerini bölüyorlar, şimdi de sıra üniversiteleri bölmeye geldi.

İstanbul Üniversitesi bölünerek Çapa Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ayrı ayrı üniversitelere aktarılmak isteniyor. İstanbul Üniversitesinde çok değerli hizmetler veren Kardiyoloji Enstitüsü kapatılıyor, Onkoloji Enstitüsü kapatılıyor. İstanbul Üniversitesinin Çocuk Sağlığı Enstitüsü kapatılıyor. İstanbul Üniversitesi kökleri olan, çok değerli ve yurt dışına en çok yayın yapan üniversitelerden biri. Bu üniversitemizin İşletme İktisadı Enstitüsü de dâhil birçok bölümünü kapatmak bu ülkenin geleceğine ihanettir, üniversitelere dokunmayın, üniversiteleri bölmeyin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şeker.

Sayın Önal, buyurun.

7.- Osmaniye Milletvekili Suat Önal’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 98’inci yıl dönümünde Cumhurbaşkanına karşı yapılan saygısız hareketi kınadığına ve aziz milletin 24 Haziranda sandıkta vereceği cevapla gerekeni yapacağına, saygısız parmakları kımıldamaz hâle getireceğine ilişkin açıklaması

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 98’inci yıl dönümünü, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tüm Türkiye’de kutladık.

Dün burada özel oturumla bu millî günümüzü kutlarken de maalesef Meclisin saygınlığına yakışmayacak konuşmalara şahit olduk. Adı Özgür olsa da kendisi özgürlüğün sınırlarını bilmeyen, özgürlüğü içselleştiremeyen birisi, bu asil milletin oylarıyla Cumhurbaşkanlığına seçilen ve milletin her zaman sevgi ve teveccühüne mazhar olan Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı el ve parmak hareketleriyle kendisine yakışan ama bu millete asla yakışmayacak bir üslupla saygısızca ifadelerde bulundu. Anayasa’nın 104’üncü maddesine göre devletin başı olan Sayın Cumhurbaşkanımıza karşı saygısızca yapılan bu hareket ve çirkefliği şiddetle kınıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Aziz milletimiz 24 Haziranda sandıkta vereceği cevapla gerekeni yapacak ve o saygısız parmakları kımıldamaz hâle getirecektir.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Önal.

Sayın Tamer…

8.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere ilk Meclisin milletvekilleri ile şehitleri rahmetle yâd ettiğine, Meclisin 98’inci kuruluş yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığına, Adıyaman’da meydana gelen depreme ve Mecliste Cumhurbaşkanına karşı yapılan konuşmaları kınadığına ilişkin açıklaması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşı’nı sevk eden ilk Meclisin milletvekilleri ile şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyorum. İkinci kez gazi olan Meclisimizin 98’inci kuruluş yıl dönümünü kutluyorum.

Ayrıca, yine dünyada ilk defa Mustafa Kemal Atatürk tarafından geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da kutluyorum.

Dün gece itibarıyla Adıyaman’da meydana gelen depremde vatandaşlarımızın burnunun kanamamış olması hepimizin gönlüne su serpmiştir. İnşallah, bundan sonraki dönem içerisinde de aynı şekilde tedbirler alınarak depremden en az zararla çıkmayı temenni ediyorum.

Yolları birleştirdik, gönülleri birleştirdik, hiçbir zaman biz kişileri bölmedik, bunun da böyle bilinmesini istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Ayrıca, Mecliste dün Cumhurbaşkanına yapılan bu konuşmaları, parmak sallamayı da kınıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tamer.

Sayın Taşkın…

9.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, CHP sözcülerinin Cumhurbaşkanı ile bayan milletvekillerine yaptıkları saygısızlıkları kınadığına, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen deprem dolayısıyla bölge halkına geçmiş olsun dilediğinde bulunduğuna, İstiklal Harbi’nin şehit ve gazileriyle birlikte tüm şehitleri rahmet ve minnetle yâd ettiğine ve 24 Haziran seçimlerinin hayırlı olmasını dilediğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünkü oturumda CHP sözcülerinin Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bayan milletvekillerimize yaptıkları saygısızlıkları kınayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Dün gece Adıyaman Samsat’ta meydana gelen deprem dolayısıyla bölge halkına geçmiş olsun diyor, depremde yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum.

Yine dün, 23 Nisan Gazi Meclisimizin açılışının 98’inci yıl dönümünü, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tüm yurtta büyük bir coşkuyla kutladık. 23 Nisan 1920, aziz milletimizin vatanı, bayrağı, ezanı, istiklali ve istikbali için diriliş ve şahlanışının tarihidir. Bu vesileyle İstiklal Harbi’mizin şehit ve gazileriyle birlikte tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum.

Geçtiğimiz hafta, ülkemizdeki istikrar ve güven ortamını güçlendirecek Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçiminin 24 Haziranda yapılmasına ilişkin önerge Meclis Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Aziz milletimize yeni bir dönemin kapısını açacak bu tarihî seçimlerin hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taşkın.

Sayın Tanal…

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Maliye Bakanından, çiftçinin artan maliyetle nasıl üretim yapacağını ve Türkiye’yi faiz lobisine teslim edip etmediklerini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sizin vasıtanızla, şu anda Meclis Genel Kurulunda oturan Maliye Bakanına şu soruları yöneltmek istiyorum: Aralık 2002’de benzin 1 lira 66 kuruştu, motorin 1 lira 30 kuruştu; Aralık 2017’de benzin 5 lira 62 kuruş, motorin 5 lira 17 kuruş. Lüks yatlardaki KDV’yi, ÖTV’yi sıfırladınız, çiftçilerin mazotunu göz ardı ettiniz. Bu maliyetle çiftçi nasıl üretim yapacak?

Aynı zamanda, devlet bugüne kadar, on altı yılda kaç milyar dolar faiz ödedi? 757 milyar dolar faiz ödedi mi, ödemedi mi? Vatandaşımızın ödediği faiz oranı 368 milyar TL mi, değil mi? Türkiye’yi faiz lobisine teslim ettiniz mi, etmediniz mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kaynaklar yatırıma değil faize gitti, işsizlik, yoksulluk rekor kırdı. Bunlara cevap verir misiniz Sayın Maliye Bakanı?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Sayın Dedeoğlu…

11.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Mecliste Cumhurbaşkanına karşı yapılan hakareti nefretle kınadığına ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün Mecliste Cumhurbaşkanımıza yapılan hakareti nefretle kınıyorum, ben de onu bir şiirle dile getirmek istiyorum: Gazi Meclisi borsa yapanlar utanmalı/ Yolundan en keskince sapanlar utanmalı/ Bu milletten git gide kopanlar utanmalı/ Değişmez tek kural, doğru yol her zaman tektir/ Hüllenizi bu millet asla kabul etmeyecektir/ Bir emirle 15 tane vekili transfer etmeniz kimin aklı?/ Kumandanız ta FET֒ye takılı/ Ona bağlı olmanız bu millete ihanettir...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hırsızlığa parmak kaldırmadılar ya, yolsuzluğa parmak kaldırmadılar ya; hırsızlığa parmak kaldıran milletvekillerini kınıyorum, demokrasiye değil.

BAŞKAN – Sayın Tanal, lütfen…

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – ...Hüllenizi bu millet asla kabul etmeyecektir/ Hani yapmak yoktu ya hiçbir abidik gubidik/ “Yurtta sulh” bilirdik, sanki bizler de yedik/ Biz daima Türkiye, millet dedik/ Bu millet cevabını sandıkta verecektir/ Hüllenizi bu millet asla unutmayacaktır/ Dedeoğlu, söyle ki âlem duysun bu sesi/ Ve bu oynanan oyuna uyandıran herkesi/ 24 Haziranda onların tüm hevesi kursaklarında kalacak. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bu açık ve nettir, hüllenizi bu millet…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dedeoğlu.

Buyurun Sayın Gazel.

12.- Kütahya Milletvekili İshak Gazel’in, Mecliste Cumhurbaşkanı ile Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’a yapılan saygısızlığı kınadığına ve milletin bütün bu saygısızlıkların cevabını 24 Haziranda sandıkta vereceğine ilişkin açıklaması

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dün Gazi Meclisimizin 98’inci kuruluş yıl dönümünü kutladık ancak özel gündemle toplanan Mecliste maalesef bu Meclisin mehabetine, Meclisin temsil ettiği değerlere yakışmayan bir sürü olay oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız bu milletin Cumhurbaşkanıdır, cumhurun başkanıdır, hiçbir parti ayrımı gözetmeden herkesin başkanıdır. Ona yapılan saygısızlık millete yapılan saygısızlıktır, bu saygısızlığı kınıyorum.

Ayrıca CHP Genel Başkanı kürsüde konuşurken Konya Milletvekilimize de anlamsız bir şekilde bir sataşmada bulundu. Bir hanımefendiye böyle bir sataşmada bulundu, gerçekten bu saygısızlığı da kınıyorum. Ondan bir gün önce de tarihe “15’ler olayı” olarak geçecek bir olay yaşandı, bunu da tarih yazacak, tarih bunun da cevabını verecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Milletimiz bütün bu saygısızlıkların cevabını da 24 Haziranda sandıkta verecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gazel.

Sayın Balbay…

13.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, üniversiteleri bölmenin bilime hakaret olduğuna, İstanbul Üniversitesi Akademik Kurulunu yaptığı açıklama nedeniyle kutladığına ve üniversitelerin bölünmesine izin vermeyeceklerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; iktidarın bölmediği bir üniversiteler kalmıştı, kutuplaştırmadığı bir üniversiteler kalmıştı. Şimdi Türkiye’nin köklü hatta Türkiye’nin kuruluşundan da önce kurulmuş olan, Fatih Sultan Mehmet’in kuruluşunu gerçekleştirdiği İstanbul Üniversitesi bölünüyor, Gazi Üniversitesi bölünüyor, İnönü Üniversitesi bölünüyor. Ayıptır diyorum, bu bilime bir hakarettir diyorum. İktidar eğer buralarda yeni makamlar yaratacaksa yeni üniversiteler kursun, başka bir yerde kursun ama Cumhurbaşkanının, AKP Genel Başkanının İnönü için “Adını anmak istemiyorum.” deyip yanına Turgut Özal Üniversitesi kurması, Gazi Üniversitesinin yanına bir Hacı Bayram Veli kurması, İstanbul Üniversitesinin yerine İbni Sina’yı kurması... Niye bu tür insanları, tarihi karşı karşıya getirmekte?

Bugün İstanbul Üniversitesi Akademik Kurulunun yaptığı açıklamayı kutluyorum. Üniversitelerden bir ses çıkmıştır, sağlıklı bir ses çıkmıştır, bunu sürdürmelerini diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Türkiye’nin her şeyini böldünüz, her şeyini sattınız, buna izin vermeyeceğiz diyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Balbay.

Sayın Sürekli...

14.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, özel oturumda Cumhurbaşkanına, Başbakana ve bayan vekillere yapılan saygısızlığı şiddetle kınadığına ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dünkü özel oturumda Sayın Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza ve bayan vekillerimize yapılan saygısızlığı şiddetle kınıyorum.

Demokrasinin kalbi ve millî iradenin temsil makamı olan Gazi Meclisimizin kuruluşunun 98’inci yıl dönümü olan 23 Nisan tarihi Türk milletinin var olma mücadelesinin en önemli adımıdır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle güçlü Türkiye’nin mimarlarının, geleceğin doktorlarının, öğretmenlerinin, milletvekillerinin ve hatta cumhurbaşkanlarının yani üzerine titrediğimiz çocuklarımızın bayramını kutluyorum. Biliyoruz ki şanlı tarihi tanıyan ve zirvedeki Türkiye imzasını daha ileri taşıyacak bir nesil yetişiyor. Teşekkürler çocuklar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sürekli.

Sayın Özdiş...

15.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından, taşeron işçilerin durumunu düzeltip hak ettikleri değeri ne zaman vereceklerini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına.

“Taşerona kadro” adı altında yaptığınız düzenlemeye nereden baksak elimizde kalıyor. Aynı iş yerinde farklı iş kolunda kurulu sendikaların örgütlenmesine ve birden fazla toplu iş sözleşmesi yapmasına imkân verilmesinin sendikal kargaşaya neden olacağı ifade ediliyor. Ayrıca belediyelerde çalışan taşeron işçiler Haziran 2020, kamudaki taşeron işçiler ise Ekim 2020 tarihine kadar altı ayda bir sadece yüzde 4 zam alabilecekler. İşçilerin ücretine enflasyon farkı dâhil başka hiçbir yüzdelik zam yapılmayacak. Taşeron işçilerimizin kadro sevinci hep yarım kaldı, önlerine hep bir engel konuldu. Bu durumu ne zaman düzeltip taşerona hak ettiği değeri vereceksiniz?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdiş.

Sayın Erdoğan…

16.- Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’ın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kadın vekillere yaptığı hakareti asla kabul etmediklerine, şiddetle kınadıklarına ve kadın vekiller olarak özür beklediklerine ilişkin açıklaması

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün CHP Genel Başkanı kürsüde konuşurken tahammülsüzlüğünü bir kez daha göstermiş oldu; teamül gereği burada herkesin yaptığı işi biz de yapmıştık ve “Vekillerinizi kiraya mı verdiniz?” sözümüz üzerine hakikaten kendisine de yakışmayan ama terbiye sınırlarını da aşan bir şekilde şahsıma ve burada bulunan kadın vekillere hakaret etti. Bu hakareti asla kabul etmiyoruz, şiddetle kınıyoruz. Kadın hakları deyince mangalda kül bırakmayan zihniyetin nasıl kendine söz sarf edilince buna karşılık hakarete varacak derecede bunu karşılıksız bırakmaması da hakikaten Meclis tarihine kötü bir şekilde geçti. Buradan tekrar kendisini nefretle, şiddetle kınadığımızı da açıkça belirtmek istiyorum. Kadın vekiller olarak özür beklediğimizi de tekrar beyan ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğan.

Sayın Küçükcan… Yok.

Sayın Tor, buyurun.

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor’un, Başbakandan, FETÖ soruşturması nedeniyle haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilenlerden kararları Olağanüstü Hâl Komisyonuna intikal ettirilenlerin dosyalarının görüşülmesine öncelik verilmesi yönünde bir çalışmanın olup olmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Vasıtanızla sorum Sayın Başbakanadır. Sorum FETÖ soruşturması kapsamında takipsizlik veya beraat kararı alanlar ve Olağanüstü Hâl Komisyonuyla ilgilidir. Haklarında adli merciler nezdinde soruşturma açılan bazı kimseler takipsizlik veya beraat kararları verildiğinden bahisle görevlerine dönmek istediklerini, oysa Olağanüstü Hâl Komisyonunun yavaş çalıştığını, bu gidişata göre durumlarının Komisyonda görüşülmesinin yıllar süreceğini, bu durumun da mağduriyetlerini ve yaşadıkları ağır psikolojik, ekonomik ve sosyal sorunlarını devam ettireceğini beyan etmektedirler. Haklarında takipsizlik veya beraat kararı verilenlerden kararları Komisyona intikal ettirenlerin dosyalarının görüşülmesine öncelik verilmesi yönünde bir çalışma var mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tor.

Sayın Akyıldız…

18.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, Sivas’taki Özbelsan TOKİ sitesinde okul, cami ve market olmadığına ve Numune Hastanesinin yıkılarak yerine cami yapılmasının doğru olmadığına ilişkin açıklaması

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sivas’ta iki yıl önce teslim edilen 920 dairenin bulunduğu ve yaklaşık 4 bin kişinin yaşadığı Yukarı Tekke karşısındaki Özbelsan TOKİ Sitesi’nde okul yok, cami yok ve market yok. Bu bölgede yaşayan yaklaşık 4 bin Sivaslı kardeşim mağdur durumda yaşamaktadır.

Daha önce burada, Mecliste basın açıklamasıyla da soru önergeleriyle de gündeme getirdiğim cumhuriyetten kalan nadide bir eser olan Numune Hastanesinin yıkılarak yerine cami yapılmasının doğru olmadığını, “Sivas’ın akciğerlerini katletmeyin.” dediğimi hatırlatıyorum ve tekrar buradan yetkilileri uyarıyorum: Oradaki yeri, akciğerleri katletmeyin, gelin TOKİ’nin ihtiyaç olan bölgesine cami yapın diyorum, yüce heyetinizi sevgiyle selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akyıldız.

Sayın Yıldırım...

19.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremden etkilenen hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) - Teşekkürler Başkanım.

Dün gece Samsat ilçemizde 5,1 şiddetinde deprem meydana gelmiştir, çok şükür ki can kaybı yaşanmamıştır. Yaralılara acil şifalar dileyerek hayvanları telef olan, ev ve iş yerleri hasar gören, depremden etkilenen tüm hemşehrilerime geçmiş olsun diyorum.

Geçen yıl yaşanan depremin yaraları daha sarılmamışken artçı depremler ve dün gece yaşanan deprem hepimizi derinden etkilemiştir. Samsat’taki hasarları gidermek için kanun hükmünde kararname çıkarmak gerekmez. Halk kaderine terk edilmemeli, bilimsel veriler ışığında üniversitelerden, bilim insanlarından yardım istenmeli, gerekiyorsa, Samsat’ın mevcut yerleşim yeri riskli ise halk ve bilim çevrelerinin ortak kararıyla başka bir alana taşınmalı, iktidar da üstüne düşen görevi ivedilikle yapmalıdır. Adıyaman’da sıcakların başladığı bu mevsimde depremzedelerin mağdur olmaması için başta su ve barınma sorunları olmak üzere her türlü yardımlar derhâl başlatılmalıdır.

Tekrar, depremden etkilenen tüm halkımıza çok geçmiş olsun diyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Buyurun Sayın Kılıç.

20.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, Adıyaman Samsatlı vatandaşlara deprem nedeniyle geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, 93 Harbi ile 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yıl dönümlerine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Adıyaman Samsatlı vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum.

24 Nisan 1877, 93 Harbi olarak da bilinen ve hezimetimize, imparatorluğumuzun parçalanmasına yol açan Osmanlı-Rus savaşlarının başladığı tarihtir.

Dün Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladık. Kim demiş çocuk küçük bir şeydir, belki çocuk en büyük bir şeydir. Biz insanlara sayısız nimetler verilmiştir, bunlardan biri de çocuktur. Çocuk, dünya hayatının süsü, milletin en büyük ümit ve istikbal kaynağıdır. Çocuklarını iyi yetiştirip iyi terbiye etmeyen milletler yarınlarına güvenle bakamazlar. Çocuklar bedenen ve ruhen iyi yetiştirilmelidirler. Zira çocuk sadece bir aileyi değil tüm milleti ve topyekûn insanlığı ilgilendirir. Çocuklarımızı gereği gibi yetiştirmek geleceğe umutla bakmanın tek çıkar yoludur. Çocuklarda sorumluluk duygusunu geliştirmeli, yapabilecekleri görevleri yapmalarına fırsat tanınmalı, onlara model oluşturmalı, olumlu davranışlarını pekiştirmeliyiz.

“Annesi gül koklasa ağzı gül kokan çocuk.

Ağaç içinde ağaç geliştiren tomurcuk.

Çocukta, uçurtmayla göğe çıkmaya gayret;

Karıncaya göz atsa niçin, nasıl ve hayret.

Fatihlik nimetinden yüzü bir nurlu mühür.

Biz akıl tutsağıyız çocuktur ki asıl hür.”

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

Sayın Kaynarca…

21.- İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kadına yönelik nefret ve ayrımcılık içeren sözlerini kınadığına ve kendisini özür dilemeye davet ettiğine ilişkin açıklaması

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sıkça başvurduğu kadına yönelik nefret ve ayrımcılık içeren sözlerini kınıyorum. Hatırlarsanız daha önce vahim bir cümle kullanmıştı: “Adam iş bulamayınca ne yapacak? Karısını dövecek elbette.” gibi. Dün de aziz milletimizin karşısında, Gazi Meclisimizde, bu kürsüde kendisine itiraz eden kadın milletvekillerimize, sözlerine itiraz eden vekillerimize karşı “Evde misin?” “mahallede” “dedikoducu” gibi şiddet dili kullanmıştır ve bu dil ayrımcıdır, ötekileştiricidir, bu dil cinsiyetçidir, aşağılayıcıdır. Kendisini kınıyorum ve özür dilemeye davet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.

Sayın Yalım…

22.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından, sigortalılık öncesi yapılan doğumlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan borçlanma hakkının kadınlara verilmesini talep ettiğine ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kadar kadınlara değer veren bir kişinin daha olmadığına ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına sesleniyorum: Sayın Bakan, çok değerli kadınlarımız için sigortalılık öncesi yapılan doğumlar için Sosyal Güvenlik Kurumundan borçlanması hakkının sayın kadınlarımıza verilmesini talep ediyoruz.

Biraz önceki hatip için de… Sayın Genel Başkanımız kadar mütevazı, Sayın Genel Başkanımız kadar kadınlara değer veren bir kişi daha yoktur, o sözleri de sayın hatibe iade ediyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – O sözler Genel Başkanınızın söylediği sözler.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Yalım.

Sayın milletvekilleri, şimdi sayın grup başkan vekillerimizin ve…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tabii, haklı olarak sayın grup başkan vekillerine geçiyorsunuz ancak bir dakikalık konuşmalar sırasında defalarca adım ve Genel Başkanımızın ismi zikredilerek ve eleştiri sınırlarının ötesinde, cevap vermemiz gereken ve tekrar etmek istemeyeceğim ifadeler kullanıldı. Dilerseniz birkaçını ifade edebilirim. Cevap hakkını kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, AK PARTİ Grubundan bazı milletvekillerinin yaptıkları açıklamaları sırasında CHP Grup Başkanına ve şahsına sataşmaları nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün 23 Nisan oturumunda yaşananlar elbette hoş değildi. Bir Sayın Genel Başkan oturumu önemsemiş, gelmiş konuşmasını yapıyor. Kendisine “Son Başbakan” diyen -bence doğrudur ama partisinin son Başbakanıdır, bu ülke parlamenter sistemde nice başbakanlar seçecektir- birisi 23 Nisan oturumunda konuşma yapmıyor ve Genel Başkanımızın konuşmasına cevaben Sayın Elitaş söz alıp Sayın Genel Başkanın darbe gecesi durumuyla ilgili son derece aşağılayıcı ve o gecenin birlik, beraberlik ruhunu zedeleyici bir konuşma yapıyor. Her şey böyle başladı. Ardından biz çıktık ve bazı ifadeler…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Öncesinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun konuşması var. “İradelerinizi başkasına ipotek ettiniz.” dendi, oradan başladı.

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Müsaade edin, siz de cevap verirsiniz, müsaade edin.

Sayın pek çok milletvekili buradaydı, şahit oldu.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Şahidiz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ardından Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı hem resepsiyonda hem bugünkü konuşmasında şahsımı hedef göstererek ve son derece ağır, tekrarlamaktan utanç duyacağım ifadeler kullandı. Burada söylemek istediğim şudur: Hepiniz milletvekilisiniz. Tutanaklar hepinize açık. Bugün basına bu tutanakları dağıttık. Darbe Komisyonu 3 Kasım 2016 tutanağı, isteyene çoğaltacağım. Dün Başbakanla ilgili söylediğimiz her şeyin tamamı bu tutanakta. İfadeyi veren Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı Doktor Ergin Ergül; tane tane anlatıyor, ne söylediysem, bir kelime farkı yok. (CHP sıralarından alkışlar) Sonra 1 Kasım 2016 tutanağı. O tutanakta da tane tane anlatılıyor.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Hâl⠓Cumhurbaşkanımız” demiyorsunuz. Hâlâ aynı kafa gidiyorsunuz. Hâlâ aynı şeyleri söylüyorsunuz. Ayıp ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Cumhurbaşkanı ile İstanbul Valisi Vasip Şahin arasında geçen konuşmalar, eksiği fazlası yok; bunlar basın mensuplarında, bunlar Meclis stenografları tarafından kaydedilmiş, bunlar Meclis tutanaklarında. Ha, mesele nedir? Mesele şudur arkadaşlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Parmak sallama polemiğini sürdürebilirsiniz, onda bir sıkıntı yok.

Başkanım, müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Tamamlayınız Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Geçmişte başbakanlara, cumhurbaşkanlarına fıkralar, plastip şovlar, kuklalar, karikatürler derken şimdi hakkında fıkra anlatılamayan, hakkında eleştiri yapılamayan, kuklası bile yapılıp bir televizyona konulamayan bir Cumhurbaşkanına, işaret edilemeyen bir Cumhurbaşkanına doğru evrildiniz; bunun adı başka bir şeydir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – İşaret başka, parmak sallamak başka.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ayrıca, ayrıca bakın, böyle gösterilen… Gösteriyorum ve şunu söylüyorum: Alev Alatlı okuyorsunuz, “Schrödinger’in Kedisi” kitabı -2000’li yıların başlarında- ne der biliyor musunuz? “Parmağın ucuna bakmayın, parmağın işaret ettiği yere bakın.” Arkadaşlar, bu parmağın işaret ettiği yerde bir tek adam rejiminin emareleri var. Parmak sallanamayacak bir Cumhurbaşkanı, parmak sallanan da işaret edilen de meselenin tek adam rejimi boyutudur.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tek adam rejimini Sayın Kılıçdaroğlu temsil ediyor, bir talimatıyla 15 kişi bir yerden bir yere geçiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bunu konuşulamaz kılmaya çalışmak tam da bizim eleştirdiğimiz tek adam rejimine siyasi kişiliklere kutsiyet atfetmektir, siyasi kişiliklere kutsiyet atfetmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bu yaptığınız iş, kişinin kendisine de ülkeye de demokrasiye de büyük haksızlıktır.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Bu Goebbels’in taktiği, Goebbels’in taktiği. Evet, Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’in taktiğinden bir vetire izledik şu anda.

MEHMET DEMİR (Kırıkkale) – 15 milletvekili, 15...

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şunu söyleyelim: Bu parmağın gösterdiği, parmağın ucu ve sahibi önemli değil, gösterdiği yerde sizin tek adama dönüştürdüğünüz bir genel başkanınız var.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tek adam Kılıçdaroğlu, millî şef, millî şef.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Türkiye’yi aldığınız yerden getirdiğiniz yer diktatörlüktür.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tek adamlık sizin hikâyeniz, sizin.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu, bakın, rica ediyorum…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ben de cevap hakkımı kullanıyorum ama.

BAŞKAN – Bakın, rica ediyorum, Genel Kurulun mehabetini bozacak…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Benim sözlerime de cevap verdi, ben de sözlere cevap veriyorum.

BAŞKAN – Sayın Akbaşoğlu… Sayın Akbaşoğlu…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Goebbels’in bir taktiği bu; yalan, tekrar tekrar yalan!

BAŞKAN – Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.06

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-------0-------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşiminin İkinci Oturumu açıyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, az evvel ana muhalefet partisinin grup başkan vekili konuşmasında Sayın Genel Başkanımızı işaret etmek suretiyle “tek adam” ifadelerini kullanmıştır ve buna cevap vermek zorunluluğu doğmuştur. 69’a göre sataşmadan söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

4.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Şimdi, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün burada gerçekten Meclisimizin tarihine yakışmayacak, özel gündemle, oturumla toplanmış olmasına yakışmayacak şekilde bir oturum yaşandı. Biraz evvel ana muhalefet partisinin grup başkan vekilinin söylediği şekilde Sayın Mustafa Elitaş’ın cevap vermesi vesaireyle değil, burada Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı, çok kışkırtıcı, çok ayrıştırıcı ve her zaman olduğu gibi kutuplaştırıcı, toplumu bölmeye yönelik bir dille bu kürsüde ve yine özel gündemin mehabetine, durumuna uygun olmayacak bir şekilde kürsüye el vurmak suretiyle, aynı zamanda 15 Temmuz darbe girişimine, özellikle OHAL uygulaması vesaireyle, bununla beraber buna “darbe” demek suretiyle çok inanılmaz, Türkiye gerçeklerine yakışmayacak şekilde bir konuşma yapmıştır.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – 20 Temmuz, Sayın Başkan Vekili, 20 Temmuzla ilgili söyledi Sayın Genel Başkan.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Bir kere kışkırtıcı olan, Meclisin özel gündemine uygun olmayan konuşmayı yapan kişi Sayın Genel Başkanınızdır.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Elitaş, Elitaş…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Şimdi, burada eğer bir tek adam görmek istiyorsanız Sayın Grup Başkan Vekili, öncelikle Cumhuriyet Halk Partisinin tarihine bakacaksınız, Millî Şef dönemine bakacaksınız “tek adam” derken.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Hadi ya! Anayasa’yı değiştirdiniz Sayın Başkan Vekili.

BAŞKAN – Sayın Özdiş, lütfen efendim, rica ederim.

RECEP ŞEKER (Karaman) – Bir dinle, bir dinle ya.

KAZIM ARSLAN (Denizli) - O zaman çok partili dönem mi vardı, demokrasi mi vardı?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Yine “tek adam” derken, 2 grup başkan vekiliniz televizyona çıkıp da 15 milletvekilini arkaya alıp gözyaşları içerisinde 15 milletvekilini istifa ettirmek zorunda kaldığında “tek adam” derken grup başkan vekiliniz aynen şu ifadeleri kullanıyor, “Genel Başkanın talimatıyla.” diyor. Bir kere, Genel Başkanınıza bakacaksınız, tek adam.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Biz kime bakacağımızı biliyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Şimdi, sizin kastettiğiniz “tek adam” öyle mi? On altı yıl ta gençlik kollarından gelecek, ülkesi ve milleti için adanmış bir ömür sürecek, bu ömrün içerisinde iktidara geldiği günden itibaren de darbelerle, muhtıralarla mücadele edecek...

Soruyorum ben size: Darbe kime karşı yapılır?

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Millete karşı yapılır.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Darbeler kime karşı yapılır? Seçilmiş millet iradesine karşı yapılır ve hepsinden önemlisi sürekli “kontrollü darbe” söylemleriyle küçültmeye çalıştığınız, âdeta şehitlerimizin yakınlarının da ruhlarını özellikle incittiğiniz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – 81 milyonun, 81 milyonun…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ek süre talep ediyorum, lütfen.

BAŞKAN - Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - ...ve şehitlerimizin kemiklerini sızlatmak suretiyle o darbeye “kontrollü darbe” demeniz var ya, tarih sizi gerçekten bununla yazacaktır. 252 şehidimiz var ve o gece “tek adam” dediğiniz Sayın Cumhurbaşkanımızı -Sayın Genel Başkanımızı- öldürmek üzere 2 tane Skorsky helikopter... Tek adam bu mu? Milletini sokağa çağıran, milletin iradesinden başka hiçbir iradeyi tanımayan mı tek adam? Ve “tek adam” dediğiniz Sayın Cumhurbaşkanımız -Sayın Genel Başkanımız- o gece havalimanında, ölümle burun buruna darbecilere, işgal girişiminde bulunanlara karşı meydanlardaydı ama tek adam görmek istiyorsanız saat 23.17’de havalimanından “kontrollü darbe” diyen Genel Başkanınız tankların arasında evet, tek adam olarak Bakırköy Belediye Başkanınızın evinde oturmaktaydı.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Başbakanınız neredeydi?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - İşte “tek adam” dersen kendinize bakmanız lazım, Genel Başkanınıza bakmanız lazım.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Aynaya bakın Sayın Grup Başkan Vekili, aynaya, aynaya. Anayasa değişikliği yaptınız.

BAŞKAN – Sayın Özdiş…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – “Tek adam” söylemini reddediyoruz. Özellikle demokrasiyi, hak ve özgürlükleri güçlü kılmak için on altı yıldır çalışan, millet iradesini egemen kılmak için çalışan Genel Başkanımız Sayın Cumhurbaşkanımızdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Bir dakika daha süre istiyorum, istirham ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – İçişleri Bakanınız neredeydi, Başbakanınız neredeydi?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Ve siz Özgür Özel, ana muhalefet partisinin Grup Başkan Vekili olmak… Burada Sayın Genel Başkan sıfatıyla Sayın Cumhurbaşkanımıza söz söyleyebilirsiniz belki, had ve sınırlar içerisinde, saygı sınırları içerisinde, anayasal sınırları içerisinde ama bu ülkenin Cumhurbaşkanına Meclis özel gündemle toplandığında elinizi havaya kaldırarak Sayın Cumhurbaşkanımızı işaret etmek suretiyle dünyanın gözü önünde bir tiyatro sergilemenize ve hepsinden önemlisi anayasal bir hak olarak bütün grubumuzla beraber sesimizi yükseltiyor ve sizi özür dilemeye davet ediyoruz, özür dilemeye ve özür dileyinceye kadar da görüşmelere gerekirse ara verilecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Çok açık sataşmalarda bulundu efendim. Hem son Genel Başkanımıza hem Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanı Millî Mücadele kahramanı İsmet İnönü’ye.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

5.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın İnceöz, bir ülkede siyaset insanlarının kalitesi ve siyasetin kalitesine bakacaksanız, ilk önce o ülkenin kurucu babalarına, kurucu kadrolarına saygılı davranıyorlar mı ona bakacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar) Bir ülkenin son Cumhurbaşkanı, bir ülkenin “İkinci Cumhurbaşkanının adını anmak istemiyorum.” diyorsa, sonra dönüp de “Birlik, beraberlik, hep birlikte Türkiye’yiz.” bunları diyemezsiniz. “Ötekileştirici dil” dediğiniz bu dilin ta kendisidir.

Şimdi, bugün bir soru soruyorsunuz. Ya, hakikaten, hani bugün sizi sizin mahalleden eleştirenler var ya “Ah o danışmanlar!” diye eleştirenler... İlknur Hanım, mesela “Sayın Genel Başkanınız şu saatte neredeydi?” diye laf edecekseniz o zaman... Darbe Araştırma Komisyonunun 12’nci toplantısının tutanağında Ergin Ergül şöyle söylüyor, bakın: “Başbakanımız krizi konuttan yönetme imkânı kalmadığını görünce kara yoluyla Ankara’ya doğru hareket etti.” Cümlenin devamını okuyayım: “Krizi bir süre Bolu Karayolları şantiyesinden yönetti. Bu arada Sayın Bahçeli, Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Perinçek desteklerini telefonla ilettiler.” Şimdi “Sizin Genel Başkanınız 23.15’te neredeydi?” diyorsunuz ya sizin Müsteşar Yardımcınız Başbakanınıza destek telefonu açtığını söylüyor. Sizin Başbakanınız... Ben şu ayrımı net koymak istiyorum, yüz kere söyledim, bin kere söyleyeceğim: Hepimizin Genel Başkanlarını İçişleri Bakanlığı koruyor, onun personeli koruyor, elinizde bütün bilgiler var, o personeli bir çağırdığınızda sorguya çekebilirsiniz. O personel güvenlik için ne telkin etmiştir bakarsınız.

Bizim itirazımız: “Tankın üstüne niye çıkmadın? Neden evde oturdun?” Bakın, bu soruyu sorarsanız, peşi sıra -benim böyle bir eleştirim yok- Sayın Devlet Bahçeli’nin vekilleri geldi, Sayın Devlet Bahçeli Genel Merkezden izledi, “Neden sokağa çıkmadınız?” demek lazım. Madem tankın üstüne çıkılacaktı, müsteşar yardımcısı “5 tank geliyor diye gittik, aldık Başbakanımızı, başka yere götürdük.” diyorken, hazır tank geliyor, bekle evin önünde, üstüne çık. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkan, müsaadenizle…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Hazır tank geliyor, gelsin tank, çık üstüne. “Kılıçdaroğlu niye tankın üstüne çıkmadı, niye?” E, sen, eve geliyor diye gidiyorsun. Bakın, ben şunu söylemiyorum…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Nereye gidiyor, nereye? Ankara’ya gidiyor, belediye başkanının evine sığınmaya gitmiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Tünele gidiyor, tünele.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Başkente gidiyor, başkente.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Tünelde saklanıyor sabaha kadar.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Başkente gidiyor. Saklanmıyor, sizin gibi saklanmıyor!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – İkincisi: Sayın Cumhurbaşkanı aşağısı temizlenmeden uçaktan inmiyor. Ya, neden?

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sığınmıyor Sayın Özgür Özel!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ya, bakın, normalde “İnsin.” denmez. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı darbe girişimi sırasında korunacak tabii.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Darbecilerle pazarlık yapmıyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Ama sen dersen ki: “Sen niye tanka çıkmadın?”

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Darbecilerle pazarlık yapıyorsunuz, pazarlık!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Biz de deriz ki: “Sen neden zamanında gelip tankın tepesine çıkmadın?”

BAŞKAN – Sayın Bilgiç, rica ediyorum efendim, rica ediyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Ama efendim, söylediklerinin hepsi yanlış, tutar bir tarafı yok.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Hepsi doğru, hepsi.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bakın, bunların hepsi sadece…

BAŞKAN – Arkadaşlar, sayın milletvekilleri…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Ama bunlar seni kurtarmaz.

BAŞKAN - Sayın Bilgiç…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – 15 Temmuzun ertesi günü… İnsan biraz utanır ya, biraz utanır.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Özgür Özel, bunlar seni kurtarmaz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Söz alıp gelip konuşursun burada.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Bunlar seni kurtarmaz.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Özgür Özel’in kurtarılmaya ihtiyacı yok.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Darbecileri besleyen büyüten sizlersiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bak, sıkıntınız şu: Benim söylediğim her sözün ne manaya geldiğini biliyorsun, ondan.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – O kadar istiyorsan, istersen 15’lilerin içerisine gir!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Hadi o zaman, hadi.

BAŞKAN – Sayın Bilgiç, rica ediyorum efendim. Siz deneyimli bir siyasetçi arkadaşımızsınız, rica ediyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Ama efendim, dayanamadım artık.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkan, o çok deneyimli, lafın nereye geldiğini bildiği için böyle yapıyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, Genel Kurula hitap edin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkan, mesele şudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Açalım mikrofonu.

Lütfen sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Tamam.

15 Temmuzun ertesi günü Kılıçdaroğlu’na, Sayın Genel Başkana tebrik telefonları açıp, “Grubunuzu benim için tebrik eder misiniz?” deyip, bizim o gece buradaki tavrımıza demokrasi öpücükleri verip, yere göğe sığdıramayıp, sonra konjonktür ayrı bir noktaya geldiğinde: “Efendim ne yapacağız? Cumhuriyet Halk Partisine ‘darbeci’ diyelim.” Kardeşim, biz bu konularda tarihimizle, tarihte ödediğimiz bedellerle, mücadelemizle ve darbelere şehitler vermiş…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Bir örnek göster.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – …darağacında ve namlu ucunda şehitler vermiş bir siyasi hareket olarak, evlatları sakat kalmış bir siyasi hareket olarak darbeye muhalefetteyken direndik.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Nerede, ne zaman mağdur olduğunuzu bir göster ya.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ne zaman?

MEHMET DEMİR (Kırıkkale) – Geç onları.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Siz, yetiştirdiğiniz, beslediğiniz, İlknur Hanım, kutsal bir yere gitmiş gibi başınızı karşısında örttüğünüz teröristin yaptığı darbeye sebep oldunuz, oradan mağduriyet yaratıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Bir mağdur varsa millettir. Siz, faile yataklık eden, besleyen, onu başımıza bela edenlersiniz. (CHP sıralarından ‘Bravo’ sesleri, alkışlar)

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, söylememe gerek var mı?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın İnceöz, buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – 69’a göre sataşmadan söz talep ediyorum.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Referans için FET֒ye gidenler önce hesap versin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

6.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kere “saygı” lafını, kelimesini ağzınıza almamanızı özellikle temenni ediyorum.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Hadi ya!

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Siz de almayın o zaman.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Saygınız, Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Cumhurbaşkanına yaptığınız o hareketle saygı sınırlarının, ölçünün haddi ve hakkı noktasında ne kadar yetersiz olduğunuzu gösterdiniz. Öncelikle bunu belirtmek istiyorum, bu bir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Cumhurbaşkanı değil, AKP’nin Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı değil.

NECİP KALKAN (İzmir) - Fark etmez. Sizin Genel Başkanınıza biz de öyle yapıyoruz o zaman.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Tanal…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Bu konuda Anayasa ve İç Tüzük gereğince, 161’inci madde gereğince gerekenin yapılmasını Sayın Başkan ve Divandan talep ettiğimi özellikle belirtmek istiyorum. Burada Grubumuzun beklentisi de budur.

Bunun dışında, dün Sayın Başbakanımız buradaydı, sorduğunuz sorulara çok net bir şekilde burada ifadede gördünüz, tüm Türkiye gördü, tüm dünya duydu; ifadeleri çok netti, nereye gittiği belliydi. Her hangi bir şekilde…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Tutanaktan okudu, tutanaktan. Özgür Bey tutanaktan okudu.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ya, bir insan akıl ve mantık yürütse, hiçbir şey bilmese, evinden çıkacak ve Ilgaz Tüneli’ne sığınmaya gidecek. Yani buna gerçekten çocuklar bile güler. Daha inandırıcı…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – FET֒den referans alanlar konuşamaz bu Mecliste.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanakta yazıyor, tutanakta.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Emniyet müdür yardımcısı yazıyor ya.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Başka bir şey söylüyorum: Dün Genel Başkanınız buradaydı ve biz şunu söyledik size, dedik ki: O gece 23.17’de havalimanına indiniz, etrafınızda o günkü danışmanlarla, vesaire, tanklar, askerlerle görüşüldü, size yol açıldı İstanbul’da ve Bakırköy’e kadar, Belediye Başkanınızın evine kadar bir şekilde götürüldünüz ve sonra basına bunlar servis edildi.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Pazarlık yapıldı, pazarlık.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok öyle bir şey, yok.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Şimdi, ben size dün de söyledim buradan, dedim ki: “Hazır Genel Başkanınız buradayken bizim bu sorularımıza cevap versin.” Bakın, Sayın Başbakanımız ne yaptı orada? Siz sordunuz, cevap verdi.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Cevap veremedi.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Sayın Cumhurbaşkanımız ne yaptı akşam? Resepsiyonda size -gerçekten Sayın Cumhurbaşkanımızın ağzına ve yüreğine sağlık- az bile söyledi. Öncelikle onu belirtmek istiyorum çünkü yaptığınız şey bir kere “genel başkan” sıfatıyla değil, Sayın Cumhurbaşkanımıza, “Cumhurbaşkanı” sıfatıyla aziz milletimizin yüzde 52 desteğini almış Cumhurbaşkanımıza anayasal olarak yaptığınız terbiye yoksunluğudur. Özellikle söylüyorum.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Bir Cumhurbaşkanına yakışmayacak laflar söyledi Sayın Cumhurbaşkanı. “Az bile söylemişmiş!”

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ve bakın, burada görüntüler, Genel Başkanlarını nasıl…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Elbette ki havalimanından kontrollü bir şekilde çıkan ana muhalefetin Genel Başkanı, 20 Temmuz OHAL bahanesiyle de “kontrollü darbe” demekten, darbeyi, işgal girişimini küçümsemekten, aşağılamaktan ve bu söylemlerini eylemleriyle de birlikte sürdürmekten hiç çekinmemekte. Şimdi sizi çok iyi anlıyorum.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Darbe raporunu niye basmıyorsunuz?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Seçim yaklaşıyor, beklenmedik bir tarihte. Suçluluk psikolojisiyle…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Darbe raporu niye ortada yok, darbe raporu?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Gelelim, gelelim FETÖ meselesine. Bakın, bunu söylemekten çekinmeyeceğiz. Er meydanı burada. Alnımızda en ufak bir şey yok. Ağzımız… Acı yemedik ki ekşiyelim? [CHP sıralarından alkışlar(!)]

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bravo!

ÖZKAN YALIM (Uşak) – O resim ne, resim?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Biz, 17-25 Aralıkta “Paralel yapı bu.” dedik ve devlet içerisinde bir sızıntıdan bahsettik o dönemde.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – FET֒ye giden kim?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Biz “Paralel yapı.” dedik, “Bunun temizlenmesi gerekiyor.” dedik.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Fehmi Koru’yu Pensilvanya’ya gönderdiniz, Fehmi Koru’yu, barışmak için.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Siz ne yaptınız? Gittiniz o mücadele dönemlerinde…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Arayı tekrar düzeltmek için Fehmi Koru’yu gönderdiniz, Sayın Grup Başkan Vekili.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – …aranızda televizyonlarına giden, basınına giden, kafa kafaya veren, ağlayan, âdeta aldığı talimatlarla “kontrollü darbe” söylemini söyleyen bugün Pensilvanya’daki zatın diliyle ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Pensilvanya’ya siz gittiniz Sayın İlknur İnceöz.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Fehmi Koru’yu gönderdiniz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ve her sıkıştığınızda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Barışmak için Fehmi Koru’yu gönderdiniz Sayın Grup Başkan Vekili.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Ne yaparsanız yapın, tarih, sizi bugün terör örgütlerine… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkanım, ben söz istiyorum.

BAŞKAN – Neyle ilgili?

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Biraz evvel konuşmamda Sayın Başbakanımızın Ilgaz’da bulunuşunun sebebini anlatmıştım.

BAŞKAN – Evet.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Ancak biraz evvel o sözlere istinaden bir sataşma söz konusu oldu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hiç öyle bir şey yapmadık efendim.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Yok öyle bir şey.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başbakanımızın Ilgaz Tüneli’ne sığındığı, saklandığıyla ilgili bir cümle sarf edildi, bunu tavzih etmek, doğrusunu ortaya koymak için söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özel böyle bir cümle kullanmadı.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kullandı efendim, tutanaklara bakınız. Tutanaklara bakın.

BAŞKAN – Tutanaklara bakalım, tamam. Öyle bir şey kullandıysa söz veririm.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tutanaklara bakın.

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın İnceöz’ün beyanlarındaki sataşmaya cevap vermek için İç Tüzük 69’a göre…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ben hiçbir şey söylemedim. Hiç sataşmadım.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sataşmadı ki efendim, hepsi gerçek söylediklerinin.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, sayın grup başkan vekillerimiz, bakın, haftanın ilk günündeyiz...

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) - O söyledi ben cevabını verdim.

BAŞKAN – Efendim, bir saniye Sayın İnceöz…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, istemiyorsa konuşmayayım. “Cevap ver, cevap ver…” dediniz diye cevap vereceğim yoksa…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yok, Genel Başkanın cevap verecek sen değil.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, haftanın ilk mesai günündeyiz. Önümüzde gerçekten seçimle ilgili çıkarmamız gereken kanunlar var ve artık, bilemiyorum ama, 26’ncı Dönemin ya son haftasındayız veya bir dahaki haftaya belki de Meclisimizi kapatmak durumunda kalacağız.

Lütfen, bu Meclisimize, Gazi Meclisimize yakışır bir davranış içerisinde olmanızı özellikle rica ediyorum.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, bari şu on beş gün içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi kürsüye çıktığında bir kez doğru bir şey söylesin. Yalan, yalan, yalan…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ne yalanı ya, her şey doğru!

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Kurgu, kurgu, kurgu…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, sizin talebinizi alayım önce.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Bak, on beş günün kaldı Özgür kendini düzeltmek için.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hani bazısına yakışır da sana hakikaten yakışmıyor yani.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yok, senin yaptığının yanında hiçbir şey değil.

BAŞKAN – Sayın Özel, bana hitap edin efendim.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın İnceöz’ün konuşması sırasında şahsımıza, grubumuza sataşmaları, “Genel Başkanınız şuna cevap versin, buna cevap versin…”

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel, yalnız, yeni bir sataşmaya mahal vermeyin lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu konu son olsun, bundan sonra kapatıyoruz.

7.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına, CHP Grubuna ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın İnceöz’ün içinde bulunduğu durumu görüyorum, anlıyorum, büyük bir sıkıntı içinde olduğu çok belli ama…

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Siz sıkıntıdasınız, siz!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Öyle şeyler söylüyor ki bazı şeyleri hatıra getiriyor, ondan sonra söyleyince alınıyor, kızıyor, hiddetleniyor, şiddetleniyor.

Önce şunu söyleyelim: Seçim kararı alındı ya, geldik tam destek verdik. Bugün tarihimizde belki ilk kez –Sayın Doğan Kubat şahitlik eder- grup önerisi vermedik. Neden? Bu gündemi istiyoruz. Seçimin bir an önce yapılabilmesi için Seçim Kanunu’ndaki değişiklikler gelsin, görüşülsün, eleştirilerimizi söyleyelim ama seçimin geriye kalmaması lazım.

Sayın İlknur İnceöz diyor ki: “Efendim, gerekirse şunu yaparız bunu yaparız…” AKP mahkûm olduğu, mahkûm edildiği, pişman olduğu bir seçimden kaçıyorsa bilmem.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Hadi oradan!

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Siz grubunuzdaki milletvekillerine sahip çıkın!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi tüm kadrolarıyla 24 Haziranda bu zulüm dönemine son vermek için sandık başında olacak. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Özel, zulüm dönemi sizin döneminizdi, sizin.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Şimdi, tutanaklar burada, bir daha okumayacağım, tutanakları Sayın İnceöz’e yollayacağım. Ama Sayın İnceöz, bakın, illa soruyorsunuz ya FETÖ elebaşı, FETÖ elebaşı… Ömrümde gördüysem namerdim, elini tuttuysam şerefsizim, yan yana gelen alçaktır; karşısında baş bağlayana ne demek lazım ya? Allah aşkına ya, Allah aşkına ya! (CHP sıralarından alkışlar) Başı bağlı bütün kardeşlerimin, annelerimin elinden öpüyorum ama sen burada baş bağlamazken bu namussuzun karşısında niye baş bağladın kardeşim, onu sorarlar ya? Daha ne diyeyim, dana ne diyeyim ya? Bu kadar konuşuyorum, bu kadar.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, yani hem ismimi zikretti hem…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Ama bunda savunulacak bir şey yok ki, gittiniz mi gitmediniz mi?

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

Sizin de bu sefer son olsun, rica ediyorum, gündemimiz yoğun.

8.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…

Asıl ben seni anlıyorum, gerçekten, bulunduğun psikoloji çok zor çünkü grubunuzun içerisinde teröre özellikle destek veren, açıklamalarda bulunan, şehitlerimizden rahatsız olan, ezanlardan rahatsız olan, sonra Özgür Suriye Ordusuna terörist demekten çekinmeyen ama YPG’ye ve PYD’ye geldiğinde bunun için delil arayan milletvekilleriniz olduğu için. Atatürk’ün partisinde, gerçekten rahatsız edici bir durum.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Habur’da biz oturduk! Habur’da kim oturdu? Habur’da kim görüştü PKK’yla?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) - Özgür Suriye Ordusu terörist değil mi ya?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Dolayısıyla, bu psikolojiyle seçime gidiyor olmaktan, her fırsatta “Seçim, seçim” dendiğinde bir anda böyle bir seçim tarihinin alınmış olmasından, 24 Hazirandan elbette ki bir rahatsızlığınız olabilir.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Habur ile Dolmabahçe’yi unuttunuz mu İlknur Hanım?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Rahatsızlık o kadar had safhaya çıkmış ki bugün bir partiye burada grup oluşturabilmek için 15 milletvekilinizi arkanıza alıyorsunuz ve o milletvekillerinin gerçekten -hakikaten üzüldüm- 2’si gözyaşlarını tutamıyor o görüntüler içerisinde, talimatla bir başka partiye…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Siz konuyu değiştirmeyin de Amerika’ya, Fetullah Gülen’in yanına niye gittiniz onu söyleyin?

BAŞKAN – Sayın Yalım…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Ki duyduk ki bugün orada bile oturamıyorlar. Arkadaşlar, görebiliyor musunuz onları yerlerinde? Neredeler bu 15 milletvekili? Çok üzülüyorum.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Buradayım.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Daha birkaç yıl önce Genel Başkanınız diyor ki: “Partimizden bir başka partiye geçenler olursa millî iradeye ihanet eder.” Bunu Genel Başkanınız söylüyor. Ama bir bakıyorum ki 15 milletvekili bugün orada. Dün görebildik mi arkadaşlarımızı yerlerinde?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Demokrasi, demokrasi…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Bugün görebildik mi yerlerinde? Nerede millî iradeyi… Zannediyorum hazineden de 25 milyon gibi bir yardım almışlar. Gerçekten çok içler acısı. Bir başka parti… Eğer biraz daha sabretseydiniz Yargıtay Başsavcılığı kararı göndermiş ve YSK kararı açıklayacaktı. Ama yaptığınız şey gerçekten seçime giderken bir panik havası.

Bak ben sana bir şey söyleyeyim mi Sayın Özgür Özel, hiç panik havam yok, elhamdülillah çünkü bizim tek derdimiz Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımızın söylediği gibi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – İlknur Hanım, niye gittiniz siz Fetullah Gülen’in yanına, niye gittiniz? Terör örgütü başının yanına niye gittiniz?

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – …ülkemiz ve milletimizin geleceği söz konusuysa kendi geleceğimizin asla ve kata önemi yoktur ve 17-25 Aralıktan sonra bu “paralel yapılanma” dediğimizde siz neredeydiniz? Paralel yapılanmanın arkasında destektiniz. 15 Temmuz gecesi biz burada milletvekillerimiz –sizden de vardı- aslanlar gibi…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Biz neredeydik?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – …bombaların altında FETÖ işgalcilerine karşı burada meydan okuduk, ölüme meydan okuduk. Yine ölüme meydan okumaya hazırız ama asla onların sözcüleri olmayacağımıza aziz milletimizin huzurunda bir kez daha yemin ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Hatip İYİ PARTİ Grubuna sataşmıştır. Dolayısıyla ben de o söze cevap vermek istiyorum.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Öyle bir grup mu var ya? Nerede grup?

RECEP ŞEKER (Karaman) – Var mı öyle bir grup?

BAŞKAN – Ne dedi efendim? Ben mi duyamadım?

İSMAİL OK (Balıkesir) – O bize geçen 15 milletvekili arkadaşımıza hakaret… (AK PARTİ Grubundan “Nerede? Nerede?” sesleri, gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sizinle konuşmuyoruz. Müsaade edin de biz anlatalım meramımızı, tamam mı?

BAŞKAN – Rica ediyorum…

İSMAİL OK (Balıkesir) – Tahammül etmeyi öğrenin.

BAŞKAN – Sayın Ok, söylediğiniz hiçbir şeyi duyamadım.

Arkadaşlar, lütfen…

İSMAİL OK (Balıkesir) – İYİ PARTİ’yi de kirli pazarlığın içerisine sokmakla itham etmiştir. Dolayısıyla cevap vermek istiyorum, İç Tüzük’teki hakkımızı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Evet, sayın milletvekilleri, Divanımıza yapılan müracaat doğrultusunda İYİ PARTİ Grup Temsilcisi İsmail Ok’tur. Dolayısıyla temsilci olarak ona söz veriyorum.

Buyurun Sayın Ok.

9.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında İYİ PARTİ’ye sataşması nedeniyle konuşması

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer, muhterem, değerli arkadaşlarım; gerçekten, üzülerek, burada demokrasi adına demokrasinin katledildiğini, bizler olduğu gibi, yüce Türk milleti de ekranları başında izlemektedir.

ALİM TUNÇ (Uşak) – Doğru, katledenleri de görüyor, katledenleri görüyor.

İSMAİL OK (Devamla) – Maalesef, saray entrikalarıyla, sarayın derin, loş, karanlık ışıkları altında bir darbe yapılmak istendi.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Şu Meclise kaç defa geldin, şu Meclise? Üç yıl içerisinde şu Meclise kaç gün geldin?

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Burada tanıyan var mı bu arkadaşı milletvekili olarak? Tanıyan var mı içimizde hiç, gören var mı arkadaşlar?

İSMAİL OK (Devamla) – Bu darbe, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı arifesinde, yüce Meclisin, iradesine sahip çıkarak engellediği bir darbedir. Bunu öncelikle doğru koyacağız, bir.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Sandık geliyor, sandık!

İSMAİL OK (Devamla) – İki: Yüksek Seçim Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına “Hangi siyasi partiler seçime katılabilme yeterliliğine sahiptir?” diye resmî olarak müracaat ediyor, Yüksek Seçim Kurulu da İYİ PARTİ’yi de “Kuruluş işlemlerini tamamlamıştır.” diye 24 Haziranda seçime katılabilecek partiler arasında yazmasına rağmen…

SALİH CORA (Trabzon) – O zaman, transfer niye?

İSMAİL OK (Devamla) – Yüksek Seçim Kurulu, görevi olmadığı hâlde, yaptığı oylamayla -5, 5- cumartesi günü karar almadan, pazartesi günü toplanmak üzere dağılıyor. Bu durumdan rahatsız olan Yüksek Seçim Kurulu, millî iradenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilmesinin önünü kesmek için birtakım entrikalar içerisine girmiştir. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Sen ne zaman temsil ettin, ne zaman? Bu Meclisi ne zaman temsil ettin?

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Üç yıldır neredeydin? Niye görünmedin hiç burada?

İSMAİL OK (Devamla) – Ve pazartesi günü toplanmak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Millî iradenin temsili, neredeydin sen?

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Şu ana kadar neredeydin?

İSMAİL OK (Devamla) – Pazartesi günü toplanmak üzere karar almasına rağmen…

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Yeni, dün mü seçildin? Neredeydin üç yıldır?

HALİL ETYEMEZ (Konya) – CHP mi seçti sizi, CHP’mi seçti?

İSMAİL OK (Devamla) – Vallahi, sakin olun, alışacaksınız.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Biz sakiniz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Biz sakiniz, sen sakin ol.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Üç yıldır neredeydin, merak ettik.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Siz sakin olun, siz, siz! Siz sakin olun!

İSMAİL OK (Devamla) – Stres yapmayın. Siz buna alışacaksınız, tamam mı?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Siz vekil misiniz? İlk defa görüyoruz sizi. Üç yıldır ilk defa görüyoruz sizi.

İSMAİL OK (Devamla) – Sizin saraydan başka bir şeyi gözünüz görmüyor. Katlanacaksınız.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Biz sizi ilk defa görüyoruz.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Siz Beyaz Sarayın entrikalarını çeviriyorsunuz, Beyaz Sarayın entrikalarını.

BAŞKAN – Sayın Ok, lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurun.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Hangi ilin vekilisiniz siz ya?

İSMAİL OK (Devamla) – Ben sözlerimi tamamlamak istiyorum ama arkadaşlar tahammül edemiyor. Eğer müsaade ederlerse, lütfederlerse sözlerimi tamamlamak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Üç sene görmedik.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sizi tanımıyoruz ki kimsiniz?

İSMAİL OK (Devamla) – Sayın Başkan, görüyorsunuz.

BAŞKAN – Arkadaşlar, gerçekten yakışmıyor. Rica ediyorum.

İSMAİL OK (Devamla) – Tahammül edeceksiniz arkadaşlar, tahammül edeceksiniz. Hazmedeceksiniz.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Tanımıyoruz ki arkadaşı, tanımıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Şeker, rica ediyorum.

İSMAİL OK (Devamla) – Hazmedeceksiniz, tadını çıkarmaya bakın.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Tanımıyoruz, bir yemin etsin.

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun, Genel Kurula hitap edin lütfen.

İSMAİL OK (Devamla) – Ama nasıl hitap edeyim Sayın Başkan, bunlar…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Mecliste ilk defa görünce merak ettik, kimsin diye merak ettik.

BAŞKAN – Buyurun efendim.

İSMAİL OK (Devamla) – Evet, sizler sadece kaçak saraydakine baktığınız için başka bir şeyi göremezsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Yok, hep buradayız.

İSMAİL OK (Devamla) – Bak, hâlâ konuşmamı engelliyorlar.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Söylediğin için söylüyorum. Buradaki herkes bizi tanır.

İSMAİL OK (Devamla) – O zaman konuşmayayım.

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun.

İSMAİL OK (Devamla) – Millet iradesinin burada temsil edilmesini istemiyorsanız konuşmayalım.

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – “Kendini bir tanıt da tanıyalım.” diyoruz.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Millet iradesini yeni mi hatırladın? Kimse tanımıyor seni ya.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

Sayın Ok, buyurun.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Yeni mi hatırladın?

İSMAİL OK (Devamla) – Sen ne dersen serbest, sen ne dersen serbest, sen yayın yapmaya bak, tamam mı? (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Ne serbest? Yeni mi hatırladın millet iradesini? Üç senedir yoksun.

İSMAİL OK (Devamla) – Sayın Başkan, vallahi konuşacağım ama…

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun.

İSMAİL OK (Devamla) – Müsaadeniz var mı, müsaadeniz?

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Şov yapmasına izin verme şunun!

BAŞKAN – Müsaadeyi ben veriyorum Sayın Ok, rica ederim, lütfen.

RECEP ŞEKER (Karaman) – Meclise gelmediği için bilmiyor Başkanım kimden müsaade alındığını.

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Arkadaşlar, tahammül edin de konuşsun insanlar. Tahammül edin biraz.

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun, Genel Kurula hitap edin efendim.

İSMAİL OK (Devamla) – Pazartesi günü toplanmak üzere dağılan Yüksek Seçim Kurulu, ne hikmetse, yüksek tepelerden aldığı talimatı yerine getirmek üzere, pazar günü öğleden sonra alelacele toplandı ama Türkiye Büyük Millet Meclisindeki, demokrasiye inanan, haktan, hukuktan, adaletten yana olan…

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Ne? Ne?

RECEP ŞEKER (Karaman) – Ne?

İSMAİL OK (Devamla) – …Cumhuriyet Halk Partisindeki 15 milletvekili “Söz konusu vatansa gerisi teferruat.” dedi ve İYİ PARTİ saflarına katılarak…(CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ŞEKER (Karaman) – Hani nerede?

İSMAİL OK (Devamla) – …saray darbesinin, saray entrikasının önünü kesti.

RECEP ŞEKER (Karaman) – Nerede? Nerede? Nerede oturuyorlar?

YUSUF SELAHATTİN BEYRİBEY (Kars) – Nerede?

İSMAİL OK (Devamla) – Dolayısıyla bunlara “kiralık” demek kimsenin haddi değildir. Onlar demokrasi kahramanıdır. Bunlara tahammül edeceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – CHP’nin Grubunda oturuyorlar, CHP’nin.

RECEP ŞEKER (Karaman) – Bak, bak, oradalar, oradalar.

İSMAİL OK (Devamla) – Bitmedi, bitmedi, bitmedi. Tahammül edin, bitmedi.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ya, CHP Grubunda oturuyorlar, sen grubunda yalnız başınasın, tek başınasın.

İSMAİL OK (Devamla) – Tek başıma hepinize yeterim evelallah. Allah’ın izniyle…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, kaç dakika verdiniz?

İSMAİL OK (Devamla) – Biz Allah’a inanıyoruz, sizden korkmuyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

RECEP ŞEKER (Karaman) – Niye 15 kişi orada o zaman?

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim, tamam.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Sayın Başkan, bizim sözümüz ne oldu, söz talebimiz? Evet, bir cevap istiyorum, istirham ediyorum söz talebimle ilgili.

BAŞKAN – Tutanakları istedim, geliyor tutanaklar efendim.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Utanıyorlar, orada oturmaya utanıyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

İSMAİL OK (Devamla) – Allah’ımıza şükürler olsun, hiç utanacak bir şeyimiz yok.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Oraya oturmaya utanıyorlar.

İSMAİL OK (Devamla) – Burada, yolsuzluk yapan bakanları aklamadılar onlar, onlar demokrasiyi korudular. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

İSMAİL OK (Devamla) – Müsaade edin de sözümü tamamlayayım.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Siyasi partiler içinde…

İSMAİL OK (Devamla) – Vallahi… Sayın Bilgiç, müsaade edin.

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Ya, tek başına otur, tek başına otur.

BAŞKAN – Sayın Ok, teşekkür ederim. Yerinize alalım lütfen.

İSMAİL OK (Devamla) – Hayır, sözümü tamamlayayım. Söz hakkımı kullanmadım.

BAŞKAN – Sayın Ok…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Siz Meclise herhâlde ilk defa geldiniz.

İSMAİL OK (Devamla) – Söz hakkımı kullanmadım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Meclise herhâlde ilk defa geldiniz.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Unutmuşsun bugüne kadar konuşmayı, üç yıldır gelmediğin için.

BAŞKAN – Sayın Ok, az sonra temsilci olarak söz vereceğim, o zaman da söyleyebilirsiniz. Süreniz tamamlandı.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Üç yıldır gelmediğin için unutmuşsun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İSMAİL OK (Devamla) – Ama Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ek iki dakika da verdim.

İSMAİL OK (Devamla) – Bir dakika, lütfen…

BAŞKAN – Sayın Ok, iki dakika ek süre verdim. Rica ediyorum.

İSMAİL OK (Devamla) – Ama Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tekrar veririz, ihtiyaç duyulursa tekrar veririz.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Böyle bir usul yok.

İSMAİL OK (Devamla) – Sizlerin demokrasi anlayışınız bu. Alkışlıyorum sizleri. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Vekilleriniz partinizden utanıyor be! Grubunuza oturmuyor. Utanıyorlar.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Alkışlıyorum sizi.

BAŞKAN – Arkadaşlar…

Sayın Ok, teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun, sizi dinliyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 15 milletvekilimiz için ağır ifadeler kullandı. Aynı anda söz istediği için verildi.

RECEP ŞEKER (Karaman) – Sizin değil o, sizin değil. Sizin değil o, sen niye savunuyorsun?

ÖZKAN YALIM (Uşak) – O zaman bizimdi.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Ayrıldılar sizden Özgür Bey, ayrıldılar. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Durun arkadaşlar…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Arkadaşlar, siz göze mi girmeye çalışıyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Genel Başkanımızı… (AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

RECEP ŞEKER (Karaman) – Sizin değil o.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, rica ediyorum.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, bu 15 milletvekili kimin; bunların mı, bunların mı?

BAŞKAN – Arkadaşlar, bakın, iki gruba da söylüyorum: Grup başkan vekillerimiz ayakta, talepleri var; sizlerin arkadaki gürültülerinden onları duyamıyorum.

Sayın Özel, dinliyorum sizi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Özgür Bey, sizin mi, oranın mı? Açıklayın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Milletvekillerimizin…

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hangisinin?

RECEP ŞEKER (Karaman) – Hangi milletvekilleri?

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Devre mülk olarak dönemsel kiralık.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …partimizden istifa edip İYİ PARTİ’ye katılmaları süreciyle ilgili olarak ağır ithamlarda bulundular Genel Başkanımıza ve partimizin yetkili organlarına.

Bu sebepten söz istiyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Özgür Bey, devre mülkten mi bahsediyorsun?

BAŞKAN – Sayın İnceöz…

Nasıl yöneteceğiz Meclisi Sayın İnceöz, Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, ben ne yaptım? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sevgili milletvekilleri…

Buyurun, dinliyorum Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, 15 milletvekilinin istifa ederek İYİ PARTİ’ye katılma sürecinde Sayın Genel Başkanımızın, partimizin kurumsal kimliğinin aldığı tavır, söylediği söz üzerinden ağır eleştirilerde bulunmuştur, cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın İnceöz’ün söylediklerine cevaben?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet efendim.

Buyurun Sayın Özel.

10.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına ve Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; birincisi şu İlknur Hanım, eğriye eğri, doğruya doğru… Bir kez, bir grup başkan vekili çıkardığı yasayı bilecek. Seçim Kanunu ek madde 1: Hazine yardımı yüzde 3 oy, bir önceki seçim. Var mı şu anda? Yok. Hazine yardımı diye bir şey yok. Bunu spekülasyondan, trolden öğrendiğini konuşma, aç kanunu bak.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Keşke o söyleseydi.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – İki: 2002’de Erkan Mumcu; 2007, Ertuğrul Günay, Ayşe Nur Bahçekapılı; 2011, Numan Kurtulmuş, Has Parti; 2011 Süleyman Soylu, Demokrat Parti; 7 Haziran Tuğrul Türkeş, MHP; tamamı, geldikten sonra kırmızı plaka; ya bakan ya Meclis başkan vekili ya grup başkan vekili. Sizin transfer ettiklerinizden altına devlet imkânıyla kırmızı plakalı araba çekmediğiniz yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİM TUNÇ (Uşak) – Bizimkiler seçimle geldi, seçimle.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bizim arkadaşlarımız Cumhuriyet Halk Partilidir. Bizim arkadaşlarımız demokrasiye kurduğunuz kumpasa, tuzağa, demokrasiye açtığınız çukura, hendeğe sizi düşürmüşlerdir. Her birisi Cumhuriyet Halk Partisinin evladıdır, hepsini alınlarından öpüyoruz, alınlarından.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

Son olsun, rica ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar grup başkan vekiliniz kürsüde.

11.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine ve şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az evvel özellikle o rakamı telaffuz ederken çok bile isteye telaffuz ettim. Öyle mi acaba diye de soru sorarak aslında söyledim…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İnsan utanır ya! Kanunu bilmiyorsun!

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - …buna cevap veren hangi parti olacak diye ama gördüğüm üzere alınmışsınız, çok alınmışsınız ve cevap verme zarureti…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çıkan kanunu ezbere bilir bu kardeşin, ezbere! Senin gibi dört dönem önceki kanunla konuşmaz!

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) – Bile isteye söyledim, çok net biliyorum, bir.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ek madde 1…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Dinle, dinle…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, kanun önümde yok.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - İkinci olarak şunu söylemek istiyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ek madde 1… Kanun önümde yok, ezberden okuyayım.

BAŞKAN – Sayın Özel…

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Genel Başkanınız 23 Haziran 2016’da Veyis Ateş’e bir röportaj veriyor, okuyorum bak aynen kendi cümlesini, hiç bozmuyorum, bir kısmını okuyacağım: “Ama şöyle bir duyum da alıyoruz, onu rahatlıkla ifade edeyim: Özellikle MHP içindeki bu çalkantılardan 15-16 milletvekilinin AKP’ye, AK PARTİ’ye transfer edileceği şeklinde bir duyum da var. Bu duyum sadece benim duyumum değil, pek çok çevrede yaygın olarak da konuşuluyor. Böyle bir karakterde, yeni bir karakterde milletvekili çıkar mı? İnanmak istemiyorum. Kendi partisine ihanet eden, kendi seçmenine ihanet eden karakterde bir milletvekili grubunun hele bu boyutta çıkacağına…” (AK PARTİ sıralarından “Ooo(!)” sesleri) Daha ne kadar önce demiş? Daha bir buçuk yıl kadar önce demiş. Kim demiş? Ana muhalefet partisinin Genel Başkanı. Kim demiş? Şimdi, çıkıyorsun, burada diyorsun ki…

HAYATİ TEKİN (Samsun) – Hani seçim isteyen haindi?

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Bak, burada böyle bir milletvekili, millî iradeyi Genel Başkanının talimatıyla burada ipotek edecek bir milletvekili yok. Milletvekili şahsi başka bir şey yapabilir, öyle olsaydı belki bu çok daha kıymetli olurdu, onu söyleyeyim.

Şimdi, deniliyor ya… Tarihte, bundan çok öncesinde 1977 seçimlerinden sonra bir Güneş Motel olayı vardı, hepimiz hatırlarız. 16 Nisan referandumunda da dedik ki: Kapalı kapılar ardında, karanlık odalarda pazarlıklar yapılmasın. 16 Nisan Anayasa değişikliğini biz niye yaptık? İttifaklar milletimizin gözü önünde cereyan etsin, milletimiz -bu ittifakların kendi aralarında anlaşmalarla- neye oy vereceğini bilerek ve isteyerek versin ama kapalı kapılar ardında pazarlıklar olmasın dedik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen tamamlayınız Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Devamla) - Bizimkisi bu, millî iradenin bu şekilde kendi söylem ve eylemleriyle bir başka partiye… Önemli değil, burada gerçekten milletvekillerinin bugün oralarda oturamamış olması… Arıyor gözlerimiz, arkalarda oturuyorlar. Kim onların yerinde olmak ister? Kimse talimatla da böyle bir geçiş yapmak istemez doğrusu; hatırlatmak istediğimiz şey buydu.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Genel Başkanın geçmiş konuşmasını alıp aynen naklettiği sırada gerçekleri çarptırmak suretiyle Sayın Genel Başkanımızı tutarsızlıkla suçlamıştır, cevap hakkımı kullanmak istiyorum.

BAŞKAN – Yeni bir sataşmaya mahal vermemek üzere ve son olmak üzere Sayın Özel, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Şimdi, İlknur Hanım, bir grup başkan vekili olarak hata yapar mıyız? Sözle yapılan işte hata olur. Olur, hata yaparsak hiç olmazsa grup başkan vekilleri olarak yalana sığınmayız. Deriz ki: “Yanlış hatırlamışım, bilememişim, hatırımda eskisi kalmış.” Ama dönüp de “Ben onu bilerek yanlış söyledim.” derseniz böyle gülünç duruma düşersiniz.

ALİM TUNÇ (Uşak) – Senin düştüğün gibi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Yanlış söyledim.” demedim, “Söyledim.” dedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Çok net bir şey söylüyorum, çok net: “Seçim isteyen vatan hainidir.” Kim demiş bunu? Recep Tayyip Erdoğan. “Erken seçim istemek vatana ihanettir.” demiş. Bugün ne oldu? Erken seçime gittik. Daha altı ay önce…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Siz istediniz diye gidiyoruz, siz istediniz. “Hodri meydan” dediniz onun için gidiyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Yemin et biz istedik diye yapıyorsan, yemin et.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Evet, siz istiyorsunuz. Ya kendi isteklerinizi görmüyorsunuz, işin öncesini görmeden sonrasını söylüyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Altı ay önce Konya’da diyor ki: “Niçin erken seçim yapalım? Erken seçim yapmanın şartı bellidir. Daktilolar –‘daktilo’ dediği yazar kasa- Başbakanlığın önüne mi atılıyor? Erken seçim istemek vatan hainliğidir, erken seçim yapmak bir iflasın, siyasi ve mali iflasın kabulü manasındadır.” diyor.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Niye zoruna gidiyor, niye? Örgütler gerekli hazırlığı yapamadı mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Şimdi, birileri erken seçim istiyor da siz onlara vatan haini mi diyorsunuz?

ALİM TUNÇ (Uşak) – Ne alakası var, ne alaka?

BAŞKAN – Sayın Tunç…

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Onlarla vatana ihanette mi birleştiniz ve hem madden, hem manen, hem siyaseten iflas ettiğinizi mi kabul ediyorsunuz? Bizim arkadaşlarımız ne Soylu ne Numan Kurtulmuş ne Ayşe Nur Bahçekapılı ne Ertuğrul Günay ne Tuğrul Türkeş’tir.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Hazırlıksız mı yakalandı örgütler yoksa?

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bizim arkadaşlarımız ne kırmızı plakaya, ne makam vaadine, ne koltuğa; demokrasiye sahip çıkmışlardır. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Alakası yok, alakası yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Kendileri açısından zor bir kararı büyük bir vakurlukla ve büyük bir gururla vermişlerdir.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Tek adam rejimi sayesinde o 15 kişi kendi partisinden ayrılmış ve de başka partiye geçirilmiştir; emirle, talimatla.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Kendileri bu ülkenin demokrasi tarihinde AKP’yi gönderen, AKP’nin büyük kumpasına dur deyip AKP’yi hak ettiği yere gönderen bu sürecin mimarları olarak tarihe geçmişlerdir. Alınlarından öpüyoruz onları. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özel.

Sayın milletvekilleri, şimdi...

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, en azından kayıtlara girsin diye söylüyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Genel Başkanımız her zaman erken seçime karşı olduğunu söylemiştir konuşmalarıyla.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Söylediklerini söyledi, başka bir şey söylemedi. “Seçim istemek hainliktir.” demedi mi? Cumhurbaşkanı da dedi, bakanlar da dedi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Biz, böyle sabah başka, akşam başka ya da iki yıl önce başka, başka zaman başka şekilde konuşmuyoruz fakat burada öyle bir durum gelişti ki 16 Nisan referandumundan sonra...

İsterseniz kürsüden cevap vereyim ya da mikrofonu açarsanız oturduğum yerden cevap vereyim.

BAŞKAN – Rica ediyorum. Sayın İnceöz, kayıtlara geçecek kadar...

Tamamlayınız, buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – 16 Nisan referandumunda, gerçekten partilerimizin -milletimizin gözü önünde cereyan edecek şekilde- kapalı kapılar ardında herhangi bir anlaşma yapılmasının önü kapatıldı. Dolayısıyla, burada, özellikle 15 Temmuzdan sonra duruşuyla ülkesi, milleti ve bekası söz konusu olduğunda millî, yerli bir tavır sergileyen Milliyetçi Hareket Partisiyle beraber bir seçim ittifakı yapıldı ve bu ittifak doğrultusunda, geçtiğimiz haftalarda grup toplantısında MHP bir çağrı yaptı. O çağrı üzerine, daha bizden herhangi bir açıklama gelmeden buradan “Hodri meydan!” denildi.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Hodri meydan!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ve diğer partiler de aynı şekilde beyanatta bulundu. Daha biz ittifak kurduğumuz partinin çağrısına cevap vermeden buralardan ses çıkınca artık öyle bir ortamda seçim kararı almak kaçınılmaz oldu.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Söylendiği şekilde konuşuldu, anlaşıldı ve 24 Haziranın en uygun tarih olacağına karar verildi.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Tamam gidiyoruz, el sıkıştık.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – 24 Haziranda sandık kurulacak. Darbe ve darbecilere karşı, özellikle terör örgütlerine karşı mücadele sürdürdüğümüz bu süreçte...

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – ...24 Haziranda, egemenliğin kayıtsız ve şartsız millet iradesinde olduğu inşallah ortaya çıkacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

Sayın milletvekilleri, şimdi grup başkan vekillerimizin ve temsilcilerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz, İYİ PARTİ grup temsilcisi Balıkesir Milletvekilimiz Sayın İsmail Ok’a aittir.

Sayın Ok, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

23.- Balıkesir Milletvekili İsmail Ok’un, Yüksek Seçim Kurulunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından gelen listeye göre oy pusulalarını hazırlaması gerekirken Türkiye Büyük Millet Meclisinde millî iradenin temsil edilmesinin önünü kesmek için entrikalar içine girdiğine, Cumhuriyet Halk Partisinden 15 milletvekilinin İYİ PARTİ saflarına katılarak bu oyunu bozduğuna, isimlerini Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazdıran 15 milletvekiline teşekkür ettiğine, İkinci Dünya Savaşı’nda Ermenilerin 500 binden fazla Müslüman Türk’ü katlettiğine ve İYİ PARTİ’nin seçim yardımı almayacağına ilişkin açıklaması

İSMAİL OK (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce kürsüde bütün engellemelere rağmen, sizler sağ olun, benim konuşmam için yardımcı olmaya çalıştınız ama farklı seslere alışık olmayan arkadaşlarımız sözlerimi tamamlattırmadı. Müsaadenizle şimdi bir iki konuya açıklık getirmek istiyorum.

Yüksek Seçim Kurulunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından “Hangi siyasi partiler seçime katılma hakkını elde etmiştir?” diye istedikten sonra oylama yapma gibi bir yetkisi yoktur. Yüksek Seçim Kurulunun yapması gereken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından gelen listeye göre oy pusulalarını hazırlamaktır. Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde millî iradenin temsil edilmesinin önünü kesmek için birtakım entrikalar, oyunlar içerisine girmiştir ve Cumhuriyet Halk Partisinden 15 milletvekili arkadaşımız da İYİ PARTİ saflarına katılarak bu oyunu bozmuştur. Bir kez daha kendilerine teşekkür ediyorum, isimlerini Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazdırmışlardır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu, bir makam, saltanat işi değil, yolsuzlukları aklama işi değil; bu, Türk demokrasisinin önünü açmak üzere 15 arkadaşımızın yaptığı fedakârlıktır. Bunu, kalın harflerle altını çizerek tutanaklara geçmesi için ifade ediyorum.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul) – Güneş Motel de aynıydı.

İSMAİL OK (Balıkesir) – İkinci konu: Bugün 24 Nisan. Malumunuz, bütün dünyada 24 Nisanda sözde “Ermeni soykırımı yapılmıştır.” diye emperyal güçler birtakım oyunlar tezgâhlamaktadırlar. Oysa İkinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler 500 binden fazla Müslüman Türk’ü katletmişlerdir. Bizim tarihimizde utanılacak bir şey yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL OK (Balıkesir) – Kendilerine güveniyorlarsa hodri meydan diyoruz; gelsinler, arşivleri onlarla birlikte Türk milletinin ve hür dünyanın gözü önünde inceleyelim diyoruz.

BAŞKAN – Lütfen, mikrofonunuzu açacağım, tamamlayınız Sayın Ok.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Bir diğer konu: Bu arkadaşlarımızın İYİ PARTİ’ye katılmasını küçümseyen ve oyunlarının bozulmasından rahatsız olan troller, bunu İYİ PARTİ’nin seçim yardımı alacağı yönünde çarpıtmaya çalışmaktadırlar. Biraz önce AK PARTİ Grubu adına konuşan sayın hatip özellikle bunu burada zikretmiştir. Siyasi partilerin nasıl yardım alacağı bellidir; bu arkadaşlarımızın İYİ PARTİ saflarına katılmasıyla İYİ PARTİ hazine yardımı almayacaktır. Bizlerin parayla turayla işi yoktur. Parayı sevenler, işte, milleti yanıltmaya çalışıyorlar.

Ben İYİ PARTİ Grubu adına…

HASAN TURAN (İstanbul) – Hani grup nerede? Grup nereye gitti?

İSMAİL OK (Balıkesir) - …burada Türk milletinin, demokrasinin, adaletin, hukukun sözcüsü olacağımızı tekrar ifade ediyorum, şahsınızda herkesi selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

HASAN TURAN (İstanbul) – Hani grup nerede?

İSMAİL OK (Balıkesir) – Rahatsız olma kardeşim.

HASAN TURAN (İstanbul) – Grup hangi tarafta?

İSMAİL OK (Balıkesir) – Rahatla ya, rahat ol.

HASAN TURAN (İstanbul) – Hangi grup söylüyor?

İSMAİL OK (Balıkesir) – Varsa problemin gel.

HASAN TURAN (İstanbul) – Grup nerede?

BAŞKAN – Şimdi söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Manisa Milletvekilimiz Sayın Erkan Akçay’a aittir.

Sayın Akçay, buyurun efendim.

HASAN TURAN (İstanbul) – Hani grubu nerede?

İSMAİL OK (Balıkesir) – Çok komiksin, çok.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Ok…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sükûneti sağlayınız Sayın Başkan, ondan sonra konuşmama devam edeyim.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

Buyurun Sayın Akçay.

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Adıyaman’da meydana gelen deprem nedeniyle geçmiş olsun dilediğinde bulunduğuna, 24 Haziran seçimlerinin hayırlı olmasını temenni ettiğine, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin seçimlerin demokratik ortamda düzenlenemeyeceği değerlendirmesinin yok hükmünde olduğuna, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığının 2017 İnsan Hakları Raporu’nun Türkiye değerlendirmesinin kabul edilemez itham ve iddialar içerdiğine ve ABD yönetimine, destek verdikleri terör örgütlerinin insan hakkı ihlallerini görmesini ve teröre destek olmaktan vazgeçmelerini tavsiye ettiklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün sabah saatlerinde Adıyaman’da 5,1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Depremde 13 vatandaşımız yaralanmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına tüm Adıyamanlı hemşehrilerimize geçmiş olsun diyoruz, yaralı insanlarımıza da acil şifalar temenni ediyoruz.

Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 20 Nisan Cuma günü, seçimlerin 24 Haziran Pazar gününe -erkene- alınmasına ilişkin karar alınmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 386 milletvekilinin kabul oyuyla bu karar alınmıştır ve kararı veren Türkiye Büyük Millet Meclisidir ve açık oylama yapılmıştır, kimlerin oylamaya katıldığı ve verdiği… Öncelikle, bu seçimlerin ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyoruz.

Yalnız, bugün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin 24 Haziran seçimlerinin ertelenmesi çağrısında bulunduğunu ve seçimlerin sözüm ona demokratik ortamda düzenlenemeyeceği değerlendirmesinde bulunduğunu esefle öğrendik. Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin birtakım siyasi hesaplarla yapılmış, kötü niyetli ve saygısız açıklaması bizim bakımımızdan yok hükmündedir, bu değerlendirme küstah bir açıklamadır. Türkiye’de seçimlerin ertelenmesi çağrısını yapmak kimsenin hakkı ve haddi değildir millî iradenin dışında. Hiçbir şart altında kabul edilemez bu kararı şiddetle kınıyor ve reddediyoruz. Türk demokrasisine dışarıdan müdahaleler, parmak sallamalar ve birtakım vesayet odaklarının bunu kendilerine vazife görmeleri hiçbir şekilde kabul edilemez.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Avrupa, eski alışkanlıklarını depreştirmiş, kendisini sömürge valisi zannetmektedir. Herkes haddini ve yerini bilecek. Türkiye, köklü ve yerleşik demokratik geleneğe sahip, kendi iradesine sahip, tam bağımsız bir ülkedir. Köklü demokratik kurumlarıyla geçmişte pek çok defa yaptığı seçimlerden birini daha 24 Haziran 2018 tarihinde demokrasi şöleni şeklinde gerçekleştirecektir.

Ayrıca, 20 Nisan Cuma günü Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı tarafından 2017 İnsan Hakları Raporu yayınlanmış. Raporun Türkiye değerlendirmesi kabul edilemez itham ve iddialar içermektedir; özellikle Türkiye’nin DEAŞ, PKK/YPG, FETÖ ve DHKP-C gibi terör örgütleriyle mücadelesinde gerçeklerden uzak bir şekilde terör örgütlerinin söylemlerini içermektedir; ayrıca, terörle mücadele “iç çatışma” olarak adlandırılmaktadır.

Terör, en büyük insanlık suçlarından biridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen Sayın Akçay, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Terör, başlı başına bir insan hakkı ihlalidir. İnsan haklarına ilişkin bir raporda terörle mücadelenin desteklenmesi beklenirdi. Türkiye, uluslararası yükümlülüklerine bağlı bir hâlde temel hak ve özgürlüklerinin güçlendirilmesi çerçevesinde kapsamlı bir şekilde terörle mücadele etmektedir. Öte yandan PKK/YPG’nin ABD’de yasal faaliyetler yürütmek amacıyla ABD Hükûmetine tescil başvurusu yaptığı da kamuoyuna yansımıştır. ABD’nin bu terör örgütüne silah, mühimmat ve para desteğini bilmeyen yoktur. Ancak YPG’yi resmî bir muhatap olarak tescil etmek, Suriye’de binlerce masum insanı öldüren, yüzlerce insanı evlerinden uzaklaştıran bir terör örgütüne destek olmak suretiyle en büyük insan hakkı ihlallerinden biri yapılmaktadır. ABD yönetimine tavsiyemiz, destek verdikleri terör örgütlerinin insan hakkı ihlallerini görmesi ve teröre destek olmaktan acilen vazgeçmeleridir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Şimdi Halkların Demokratik Partisi Grubu Başkan Vekili Adana Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş…

Buyurun Sayın Danış Beştaş.

25.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 24 Nisanın Ermeni halkı için anlamının ve atlatılamayan travmasının çok büyük olduğuna, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu hakikatle yüzleşmek yerine inkâr etmeyi tercih ettiğine, Ermeni halkının acılarını paylaştıklarına, Sevag Balıkçı’yı ölümünün 7’nci yıl dönümünde anarken adaletin tesis edilmesinin ve hakikatlerle yüzleşmenin gereğini bir kez daha vurguladıklarına, deprem nedeniyle Adıyaman halkına geçmiş olsun dilediğinde bulunduklarına, Cumhurbaşkanının grup toplantısında bir partinin grup başkan vekilini hedef göstermesinin şiddete teşvik olduğuna ve Özgür Özel’e geçmiş olsun dileklerini iletmek istediklerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün 24 Nisan. Bugünün Ermeni halkı için anlamı ve atlatılamayan travması hakikaten çok büyük. Bundan tam 103 yıl önce, 23 Nisanı 24 Nisana bağlayan gece yarısı sayıları 250’ye yakın Ermeni siyasetçi, aydın, gazeteci, yazar, sanatçı evlerinden alınarak tutuklandı; Çankırı ve Ayaş cezaevlerine sürgün edildiler, daha sonra ise büyük bir çoğunluğu katledildi. Bilahare çıkarılan Tehcir Kanunu’yla Ermeniler ana vatanları olan bu topraklardan sürülmüşlerdir. Bu süre zarfında yüz binlerce Ermeni yok edilmiştir. O günden bugüne değin Türkiye Büyük Millet Meclisi yaşanan bu büyük felaketin, facianın, trajedinin adını koymamış; bu hakikatle yüzleşmek yerine inkâr etmeyi tercih etmiştir. Oysa bir hakikat ne kadar inkâr edilirse edilsin yok olmaz, yok sayılamaz; üstelik travması daha da fazla artar. Nitekim bu inkâr, acıları daha da derinleştirmiş, nefretin ve ayrışmanın kapılarını aralamıştır.

Bizler Ermeni halkının acılarını paylaşıyoruz. Nitekim dünyadaki birçok parlamento bu olayı gündemine almıştır. Bu, bir halkın acısını paylaşma adına ve hakikatle yüzleşme adına önemlidir. Bu adalete karar verecek tek merci ise halk egemenliğini temsil ettiğini söyleyen ve eden bu Parlamentodur, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Geçmişle yüzleşmenin halkların barışı adına önemini bir kez daha önemle vurgulamak istiyorum. Bakınız, hâlâ tüm deliller ortaya saçılmışken Hrant Dink davasında aşama kaydedilmedi, gerçek failler bulunamadı. Adaletin tecellisi geçmişle yüzleşmenin de önemli bir aşamasıdır. Dünyanın her yerinde yaşayan Ermeniler de Türkiye'deki Ermeniler de hâlâ adalet beklemektedir.

Sayın Başkan, geçmişle yüzleşme yaşanmadıkça derinleşme ve kırılganlıklar artarken tarihin tecellisi dediğimiz bazı olaylar da bu etkiyi artırır tıpkı Batman’da askerliğini yaptığı sırada bir 24 Nisan günü, bundan tam yedi yıl önce yaşamını yitiren Sevag Balıkçı gibi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sevag Balıkçı zorunlu askerliğini yaptığı sırada Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan, kazara çıkan kurşunla kazara öldürüldü. Böyle iddia ediliyor. Onun ölümü, kuşkusuz çok acı bir ölümdü ve elbette, Ermeni halkı için bir kırılmanın yıl dönümüne denk gelmesi ise bu acıyı katbekat artırmıştır. Sevag Balıkçı’yı da ölümünün 7’nci yılında bir kez daha anarken adaletin bir an önce tesis edilmesini ve hakikatlerle yüzleşmenin gereğini bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu güzelim topraklara, bu topraklarda yaşayan halklarımıza borcumuzu ancak böylece ödeyebiliriz. Geçmiş ortaya çıkmalı ki geleceğimiz daha umutlu olabilsin.

Değerli Başkan, bugün bir deprem de yaşadık Adıyaman’ın Samsat ilçesinde. Depremin ardından ilçe merkezi ve bağlı köylerde yapıların bazıları yıkılmış ve depremde 13 kişi yaralanmıştır. Ancak dikkat çeken bir ayrıntı, deprem neticesinde eski yapıların yanı sıra yeni yapıların da yıkılması olmuştur. Yine, 150 küçükbaş hayvan da bu deprem sonucu ölmüştür. Öncelikle, Adıyaman halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyorum. Diğer yandansa Türkiye deprem kuşağında olmasına ve pek çok deprem geçirmesine rağmen, bu realiteden uzak yaklaşımlar söz konusu. Gerek zemin etütleri…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Toparlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Gerekli etütler yapılmadan depreme dayanıksız binalar yapılmaya devam edildiği müddetçe depremler tehlike yaratmaya devam edecektir. Bu nedenle, depremin olası risklerinin azaltılmasına yönelik çok yönlü bir çalışmanın yapılması gerekmektedir. Bu konuda büyük bir hassasiyetin ivedi olarak yaşama geçirilmesini istiyoruz.

Son olarak da, dün, 23 Nisanda burada çok farklı olaylar yaşandı olmaması gerektiği kadar ve bugün grup toplantısında bu ülkenin Cumhurbaşkanı bir partinin grup başkan vekilini hedef gösterdi. Ben de grup toplantısını izledim ve gerçekten çok büyük bir -nasıl ifade edilir, bilmiyorum- rahatsızlık duydum, üzüldüm. Neden? Özgür Özel bir partinin grup başkan vekili. Ve şu cümle çok dikkat çekiciydi: “Ben olsaydım aşağıya iner, gereğini yapardım.” Bu, başka bir dildir. Bu, şiddete teşviktir. Bu, hedef göstermektir. Bir halkın temsilcisini, bir partinin grup başkan vekilini bu şekilde hedef göstermek kabul edilemez. Bunun hiçbir izahı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bitireyim bari.

BAŞKAN – Buyurun, kayıtlara geçsin, açmayayım artık, son cümlenizi alayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sesim çıkar mı, bilmiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş, tamamlayın lütfen.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Meral Hanım böyle algılamış ama çok kötü algılamışsınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ben öyle algıladım, evet.

Bu Parlamentoda sözün özgürlüğü yoksa, düşünceler özgürce ifade edilemeyecekse bu Parlamento halkı temsil edemez. Üstelik, bu Parlamentoda bizim milletvekillerimizin kolu kırılmışken iktidar grubu vekillerinin saldırısı sonucu ve buna benzer birçok şiddet olayı bu çatı altında yaşanmışken açıkçası bu hedef göstermenin sorumluluğu ve vebali çok büyüktür. Bu dilden derhâl vazgeçilmesi gerekiyor.

Biz, Özgür Özel’e bu yönüyle dayanışmamızı ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

Şimdi söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilimiz Manisa Milletvekilimiz Sayın Özgür Özel’e aittir.

Sayın Özel, buyurun efendim.

26.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, her partiden parti yöneticileri ile milletvekillerinin iyi dileklerine teşekkür ettiğine, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremde yaralananlara Allah’tan şifa dilediklerine, Çanakkale kara savaşlarının 103’üncü yıl dönümüne ve başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o savaşlardaki şehit ve gazileri rahmet ve minnetle andıklarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Meral Hanım’ın şahsında tüm muhalefet partilerinden yöneticilerin, milletvekillerinin ve -belki ilerleyen zamanlarda bir anı yazarsak- bugünkü iktidar partisinden bazı dostların kaygılarını paylaştıkları ve o dilin ne sonuçlar doğurabileceğiyle ilgili uyarılarda bulunup üzüntülerini ilettikleri çok sayıda…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Başkanım, ithamda bulunuyor, isim vermesi lazım; AK PARTİ Grubunu itham ediyor, isim vermesi lazım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bizim gruptan kimse, tek tek söylesin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - ….bu dönemin ve geçmiş dönemde görev yapmış milletvekillerimizin ve her partiden parti yöneticilerinin iyi dileklerine teşekkür ediyoruz.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Bu doğru bir davranış değil.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Etik değil, hiç doğru değil. Hiçbir şeye uymaz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Tabii, bir yandan da Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Grup Başkan Vekilinin gün boyu sürdürdüğü ve anlaşılmaz değil son derece anlaşılır, gelecek kaygısıyla fırsata çevirmeye çalıştığı bu durumdaki tavrını, bir dakika sonra mikrofon kullanacak olmasına rağmen, oradan buraya sataşmasını da gerçekten üstün bir gayret olarak görüyorum ama İlknur İnceöz’ün geçmiş sicili gelecekte milletvekili olmasına engel olacak mı yoksa bu çabalar fayda verecek mi, hep beraber göreceğiz.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Gündeme gelin, gündeme.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Adıyaman’ın Samsat ilçesinde bu sabah 5,1 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Bu 5,1 büyüklüğündeki depremde yürekler ağzımıza geldi ama çok şükür ki can kaybı yok, yaralılar var. Yaralılarımıza Allah’tan şifa diliyoruz ve bu korkunç doğa olayının can kayıpsız atlatılmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade ediyoruz. Bunu, beklenmekte olan, ne kadar geç olursa o kadar hazırlıklı olacağımızı ümit ettiğimiz depremden önce, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin pek çok metropolünün depreme hazırlıklı hâle gelmesiyle ilgili bütün çabaların yeniden gözden geçirilmesi fırsatını yaratacak bir gün olarak değerlendiriyoruz ve yetkilileri bir kez daha bu konuda uyarıyoruz.

Ve son olarak, 25 Nisan, kara savaşlarının 103’üncü yıl dönümü; 25 Nisanda başlayan ve dokuz ay süren Çanakkale kara savaşlarının yıl dönümündeyiz. 18 Mart zaferinin ardından büyük bir yenilgiye uğrayan müttefik güçlerinin, zaferden otuz sekiz gün sonra, 25 Nisan sabahı Çanakkale’yi karadan geçebilmek amacıyla girişimde bulunmalarıyla başlayan ama Çanakkale’yi hiçbir yoldan geçemeyeceklerini anladığı savaşların yıl dönümüdür 25 Nisan.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bitiriyorum Sayın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çanakkale ruhunun hiçbir biçimde yenilemeyeceğini bir kez daha tarihe yazan kara savaşlarının 103’üncü yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, o savaşlarda tarihin en büyük direnişlerinden bir tanesini göstermiş kahraman şehitlerimizi ve o savaşların gazilerini, şimdi hayatta olmayan gazilerimizi ayrı ayrı rahmetle, minnetle anıyoruz. Çanakkale ruhunun ve orada tüm görüşlerden, tüm inançlardan, tüm mezheplerden, tüm etnik kökenlerden kucak kucağa, koyun koyuna yatan şehitlerimizin birlikteliğinin önümüzdeki süreçte Türkiye'de yeniden hâkim olması için irademizi bir kez daha tekrarlıyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Özel.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sataşmadan söz istiyoruz.

BAŞKAN - Şimdi, söz sırası, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilimiz Aksaray Milletvekilimiz Sayın İlknur İnceöz’e aittir.

Buyurun Sayın İnceöz.

27.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, AK PARTİ Grubunun genelini töhmet altında bırakacak bir açıklamayı reddettiklerine, Özgür Özel’in kendisine söylenmesini istemediği sözlerle ithamda bulunmasını kınadığına, Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremden sonra milletvekillerinin depremzede vatandaşlarla beraber olduğuna, Şırnak’ta şehit olan Jandarma uzman çavuşa Allah’tan rahmet dilediğine ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Türkiye’deki seçimle ilgili aldığı kararı kınadıklarına ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Ben de Özgür Bey’in son cümlesinden, özellikle konuşmasının başındaki o cümleden başlayarak söylemek istiyorum. Bir şey söylüyorsanız… Özellikle grubumuzu itham ve ilzam edici bir beyanatta bulundu. Burada söylenen şey… Süreyya Başkanın da söylediği şekilde, varsa bir şey isim ver, bizim söylediğimiz şey de isim vermesiydi. Öyle “Söyledim.” “Yaptım.” “Ettim.” şeklinde ve geneli töhmet altında bırakacak bir açıklamayı reddettiğimizi özellikle… Tepkimiz buna ilişkindi. Diğer konuda…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sadece reddetmiyoruz, isim de istiyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir isim veririm, başın derde girer.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Evet, hem reddediyoruz konuşmayı…

Artı, bir şey söylüyorsanız o kişilerin isimlerini de verin, hodri meydan bu konuda, konuşun; hiç şeyimiz yok bizim, tamam mı? Öyle konuşup, bütün grubu töhmet altında bırakacak bir açıklamayla kenara çekilip “İsim verirsem şöyle olur, böyle olur.” demenin hakikaten siyaseten, ahlaken, etik açıdan hiçbir şekilde yakışmadığını özellikle belirtmek istiyorum.

Sonra, burada, AK PARTİ Grubunun, iktidar partisinin Grup Başkan Vekiliyim. Biz ne zaman buralarda herhangi bir şey söylendiğinde sessiz kaldık, cevap vermedik vesaire? Bir grup başkan vekili olarak, grubuma ilzam ve ithamda bulunulduğu süre içerisinde elbette ki buna ilişkin söyleyecek sözlerimiz olacaktır. Bunu, şimdi yaklaşan ve alınan seçim kararı içerisinde değerlendirmek… Bakın, 2007’den beri biz milletvekiliyiz, partimiz kurulduğundan beri siyasetin içerisindeyiz ve siyaseti de sadece milletvekili olmaktan ibaret görmediğimizi, geçmiş dönemde teşkilatlarda çalıştığımızı, bundan sonraki sürecin nasıl bir mecra içerisinde ilerleyeceği… Ama ne olursa olsun, Sayın Genel Başkanımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifadesi gibi, ülkemiz ve milletimiz söz konusu olduğunda bizim nerede olduğumuz değil; tarafımızla milletimiz için, ülkemiz için, bekamız için millî ve yerli bir duruş içerisinde mücadele etme gayreti içerisinde olmanın altını özellikle çizmek istiyorum ki bir şey söylendiğinde, doğrular can yaktığında kişiselleştirmeyi ve muhatabına yakıştıramayacak şekilde kendisine söylenmesini istemediği sözlerle ithamlarda bulunmasını da özellikle kınadığımı belirtmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bunun dışında, Adıyaman’ın Samsat ilçesinde deprem oldu dün gece. Orada bir can kaybı olmadığını, bazı binalarda hasar olduğunu öğrendik. Milletvekili arkadaşlarımız Adıyaman’da, bölgede depremzede vatandaşlarımızla beraber. Orada hiçbir endişeye mahal vermeyecek ve ihtiyaçlarını karşılayacak bir şekilde hazırlıklar yapılmış. Milletvekili arkadaşlarımız da Adıyaman milletvekillerimiz de orada vatandaşlarımızla beraber.

Şırnak’ta dün terör örgütlerine yönelik bir operasyon sırasında yaralanan Jandarma uzman çavuşumuz kaldırıldığı Şırnak Devlet Hastanesinde bugün şehit oldu. Kahraman şehidimize Allah’tan rahmet, ailesine ve milletimize de başsağlığı diliyorum; ruhu şad olsun derken bütün şehitlerimize, özellikle ülkemizin kuruluşunda, vatan kılınmasında, bu toprakların muhafazasında, birlik ve beraberliğinde şehit düşen tüm şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Bununla birlikte, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin almış olduğu bir karar var. Bu kararı çok küstahça bulduğumuzu, kınadığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Uzun süredir, 14 Kasım 2015 tarihinden beri, Fransa, tek bir olaya karşı, tek bir terör olayına karşı olağanüstü hâl ilan etti ve bunu defaatle uzattı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayınız lütfen Sayın İnceöz.

Buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ve Fransa, tek bir terör olayı karşısında almış olduğu OHAL kararını defalarca uzattı ve son olarak şöyle bir şey yaptı. Burada, ülkemizin, vatandaşlarımızın bilgilenmesi anlamında da bu açıklamanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Daha sonra da Fransa, OHAL’i uzatmak yerine OHAL döneminde uygulanan düzenlemeleri kanunlaştırdı. Aslında, bugün OHAL yok gibi ama OHAL kanunlarını yasalaştırmak suretiyle, OHAL’de uyguladığı düzenlemeleri yasalaştırmak suretiyle kalıcı bir şekilde, sınırsız ve süresiz bir şekilde OHAL’i ilan etmiş oldu. Ve aynı Fransa, “OHAL kararı” adı altında, “OHAL uygulamaları” adı altında -ki çok ciddi anlamda hak ve özgürlükleri bertaraf eden düzenlemelerdi Fransa’da uygulanan OHAL kanunları, bugün de yerleşik bir şekilde kanun hâline geldi- Cumhurbaşkanını seçti o dönemde.

Şimdi, Avrupa Parlamentosu Fransa’ya tek laf etmeyecek, bu seçimler gerçekleşirken Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin böyle bir kararı olmayacak, Türkiye'deki seçim kararına… Kaldı ki ülkemizdeki OHAL’in ilan edilişi… 252 şehidimiz var, gazilerimiz var. 15 Temmuz gecesi işgal ve darbe girişimine karşı… Kırk yıldır ülkemiz içerisinde devletin kurumlarının içerisine sızmış, âdeta kendini kamufle eden ve hâlâ…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …bugün dahi pek çok kriptoların varlığını bildiğimiz, tespit ettiğimiz, zaman zaman yeni ihraçlara da hep birlikte tanık olduğumuz gerçekten çok gizli bir örgütün, eli kanlı olduğuna da 15 Temmuz gecesi hep birlikte tanık olduğumuz bir örgütün temizlenmesi için ve diğer terör örgütleriyle de PKK’sıyla, YPG’siyle, PYD’siyle, DEAŞ’ıyla, FET֒süyle mücadelenin hızlı, süratli, etkin sonuç alınabilmesi için OHAL ilan edildi.

Özellikle bireysel hak ve özgürlükler noktasında herhangi bir kısıtlamanın, vatandaşımıza dönük herhangi bir uygulamanın olmadığı ancak teröre, terör örgütüne yardım, yataklık ve sözcülük yapanlar için de elbette ki bu OHAL’in gerekenleri neyse yapıldığı süreçlerden geçtiğimiz bir dönemde Avrupa Parlamentosunun bu tarz çifte standart kararını kınıyoruz, bu küstahça kararı reddediyoruz. Aynı küstahlıkla bizim de onları misliyle reddedip kınadığımızı belirtiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

Grup başkan vekillerimizin konuşmaları tamamlanmıştır sayın milletvekilleri.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Sayın Başkanım…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkanım, bir söz talebi var burada.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Başkanım, kayıtlara geçsin diye bir söz talep ediyorum sizden.

BAŞKAN – Nedir? Gerekçesini alayım.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Gerekçesi şudur: Grup başkan vekilleri konuşurken, birileri Ermeni tehcirinin yanlış ifade edildiğini söylerken birileri Ermeni tehcirini savunarak konuştu. Sizin de demokrasi anlayışınıza hayran kaldım, yarım saat dinleyebildiniz bunu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Dinlememeli miydi?

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Ben bunun Türklere ihanet olduğunu ve bu cümlelerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde hiçbir şekilde konuşulmaması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Neden? Siz mi veriyorsunuz kararı?

BAŞKAN – Kimin söylediği sözlere atıfta bulundunuz Sayın Vekilim?

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Tabii, şimdi, burada bir sözde İYİ PARTİ vardı, temsilcisi gitmiş…

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Sözde değil, basbayağı var.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – …öbürleri durmadığı gibi temsilcisi gitmiş. İYİ PARTİ’nin temsilcisi burada “Bu 24 Nisan Ermeni iftirasının yıl dönümü.” diye konuştu ve bunu Avrupa ülkelerinin yanlış yaptığını söyledi. Ondan sonra söz alan grup başkan vekili de bir saat boyunca Türklerin tehcir ettirdiğini, Ermenileri katlettiğini söyledi.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bir saat mi?

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Bunlar aynı anda bir araya gelen insanlar. Bunlara da…

BAŞKAN – Maksat hasıl olmuştur.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Olmuş mudur?

BAŞKAN – Konuşmanız tutanaklara geçmiştir.

Teşekkür ederim Sayın Milletvekilim.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, Başkanlık Divanı olarak Adıyaman Samsat’ta meydana gelen depremde yaralanan vatandaşlara acil şifalar ve geçmiş olsun dileğinde bulunduklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bugün merkezi Adıyaman ili Samsat ilçesi olan depremde yaralanan vatandaşlarımıza biz de Meclis Başkanlık Divanı olarak acil şifalar dileriz. Can kaybı olmamasından teselli duyuyoruz. Adıyaman’a ve bütün Türkiye’ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın Filistin Parlamentosunun 23’üncü Dönem açılış toplantısına katılmak üzere 30 Nisan-2 Mayıs 2018 tarihleri arasında Filistin’e resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/1569)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın Filistin Parlamentosunun 23’üncü Dönem açılış toplantısına katılmak üzere 30 Nisan-2 Mayıs 2018 tarihleri arasında Filistin’e resmî ziyarette bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

BAŞKAN – Tezkereyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.31

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Bülent ÖZ (Çanakkale)

-------0-------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Erol Dora ve arkadaşları tarafından, ülkemizde çocukları korumaya yönelik sorunun bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla 24/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 24 Nisan 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

24/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 24/4/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                               Meral Danış Beştaş

                                                                                                                                         Adana

                                                                                                                         HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

24 Nisan 2018 tarihinde Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora ve arkadaşları tarafından ülkemizde çocukları korumaya yönelik sorunun bütün boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan 7566 sıra numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 24/4/2018 Salı günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – İlk söz, önerinin gerekçesini açıklamak üzere, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına, öneri sahibi Mardin Milletvekilimiz Sayın Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun ve Ulusal Egemenlik Bayramı’nın çocuklara armağan edilişinin 98’inci yıl dönümüydü. Bu vesileyle, umudumuz, yarınlarımız olan bütün çocuklarımızın bayramını bir kez daha kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de çocuk olmanın ve çocuk olarak yaşamanın zorlukları her geçen gün daha da artmaktadır. Türkiye’de çocuk olmanın acı reçetesine çocukları korumaya yönelik politikaların yetersiz kalması eklenince çocukların uğradığı ayrımcılık ve sömürü giderek büyümektedir. Bu olgu, eğitim yoksunluğunu, çocuk işçiliğini, çocukların suça ve şiddete sürüklenmesini, beslenme yetersizliklerini ve bu yetersizliklere bağlı olarak gelişen sağlık sorunlarını karşımıza çıkarmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bakınız, ülkemizde 2012 yılından itibaren çocuk işçi sayısı artış göstermektedir. 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı, 2016 TÜİK verilerine göre, 709 bin olmuştur. SGK’nin yayınladığı Aralık 2016 verilerine göre, çırak işçi sayısı 1 milyon 170 bindir. Bu veriler ülkemizde çalışan çocuk sayısının 2 milyona yaklaştığını göstermektedir. Çocuk işçilerin yüzde 78’i yani 558 bin çocuğumuz kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Her 10 çocuktan 8’inin kayıt dışı ve köle emeği koşullarında çalıştırıldığı bu düzensiz ve güvencesiz sistem, çocuk emeği sömürüsünün giderek daha fazla derinleşmesine yol açmaktadır.

Değerli milletvekilleri, dikkatinizi çekerim, artık neredeyse bütün şehirlerimizde, küçücük bedenleriyle çalışmak zorunda bırakılan çocuk işçilere savaştan kaçıp aileleriyle Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteci çocuklar da eklenmiştir. Günlük 10-15 lira için en az on üç saat çalışan, eğitimine ara vermek zorunda kalan ya da okulu terk eden, tekinsiz sokaklarda her türlü istismara ve şiddete maruz kalan çocuklar gerçekliğiyle karşı karşıya kalınmıştır. Türkiye’de okul çağında yaklaşık 850 bin Suriyeli çocuk yaşamaktadır. 490 binden fazla Suriyeli çocuğun ülkenin çeşitli yerlerinde okullara kayıtlı görünmesine karşın, 280 binden fazla çocuk okula gidememektedir. Bu durum, yüz binlerce Suriyeli mülteci çocuğun -kayıp kuşak olduğundan- her türlü istismarla yaşamak zorunda kaldıklarının, korunmadıklarının da ilanıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı son on yılda yaklaşık 3 kat artmıştır. Adli sicil kayıtlarına göre ise son beş yılda çocuk istismarı dava sayısında yüzde 50 oranında artış kaydedilmiştir. Adalet Bakanlığı verileri yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel istismara uğradığını ortaya koymaktadır. 2018 yılının Ocak ayında -basına yansıyan haberlerden- 147, Şubat ayında 30 ve Mart ayında ise 269 çocuğun cinsel istismara uğradığı bilgilerine ulaşılabilmektedir. Oysa her çocuğun korunma ve bakımdan yararlanma hakkına sahip olduğu ve devletin ise her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri almak ve gerekli teşkilatı kurmakla ödevli olduğu Anayasa’mızın 41’inci maddesinde de açıkça vurgulanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bakınız, Adalet Bakanlığının Ağustos 2017 verilerine göre Türkiye’de ceza infaz kurumlarında 12-17 yaş arası toplam 2.800 çocuk tutuklu veya hükümlü bulunmaktadır. Diğer taraftan, anneleriyle cezaevinde bulunan çocuk sayısı ise 624 olarak açıklanmıştır. İnsan Hakları Derneğinin verilerine göre, çocuk tutuklu ve hükümlülere kötü muamele ve işkence iddialarıyla ilgili birimlere 2015 ve 2016 yıllarında 4’er ve 2017 yılında ise 10 başvuru yapıldığı kaydedilmiştir. Maalesef, Türkiye’de değişen yasalara ve uygulamalara rağmen adalet sistemi içindeki çocukların durumlarında bir gelişme olmadığı gibi sorunları da kamuoyuna tüm boyutlarıyla yansıtılamamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de çocukları korumaya yönelik politikalar yetersizdir. Sosyal ve ekonomik politikalardaki adaletsizlikler de çocukların içerisinde bulunduğu vahim tabloyu gün geçtikçe daha da ağırlaştırmaktadır. Bu temelde, uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri de dikkate alınarak ülkemizde çocukları korumaya yönelik sorunun bütün boyutlarıyla araştırılması ve çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesi hususunda alınabilecek önlemlerin ortaya konulması bağlamında vermiş olduğumuz araştırma önergesinin desteklenmesini bütün vekillerimizden bekliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekilimiz Sayın Deniz Depboylu konuşacak.

Buyurun Sayın Depboylu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

MHP GRUBU ADINA DENİZ DEPBOYLU (Aydın) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çocukları korumaya yönelik politikaların yetersizliği hakkında verilmiş önerge üzerinde konuşmak niyetiyle Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmama başlamadan önce aziz Türk milletini ve Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, çocuklarla ilgili her tedbirin alınması ve yapılacak çalışmaların planlanması Milliyetçi Hareket Partisi olarak ilkelerimiz arasında olan ve desteklediğimiz millî bir yaklaşımdır. Millî bir çocuk politikası, çocukların sağlığını, esenliğini, güvence altında büyümelerini, potansiyellerinin gelişmesini destekleyen ve onların her türlü imkândan faydalanmasını sağlayan bir politika sürecidir. Çocuğun yüksek yararını temel ilke olarak benimsemeli ve devletin en üst düzeydeki kurumu tarafından da güvence altına alınmalıdır.

Ancak son yıllarda özellikle istatistiklere baktığımızda aslında çocuklarımızı da çok fazla koruyamadığımızı, onları gelişimi için tam anlamıyla destekleyemediğimizi görüyoruz. Hatta bazı istatistiklere bakıyoruz, kurumdan kuruma farklılık gösterdiğini de fark edince demek ki bu çocuklarımızı korumakla yükümlü ve onların durumunu araştıran kurumlar arasında da koordinasyon eksiklikleri var muhtemelen diyoruz ve bunun da eksikliğini fark ediyoruz.

İhmal ve istismar, çocuk işçiliği, çocuk yaş evlilikleri; bunlar hâlâ bizim önümüzde ciddi sorunlar. Yine, eğitim hakkını elde edemeyen çocuklarımızın hâlâ var olduğunu bilmek tabii ki bizi üzüyor. Suriyeli çocuklar ayrı bir konu tabii ki. Ülkemize gelip sığınan ailelerin çocuklarının durumu da kolay değil. Ancak çocukları korumak için ciddi politikalar üretirken bu politikaları da destekleyen, kurum ve kuruluşları denetleyen, bununla ilgili yasa ve yönetmelikleri de irdeleyen bir komisyon oluşması lazım. Ancak bizim kanaatimize göre, bu işleri yapabilecek olan, çalışacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulacak komisyonların geçici süreli olmasının çok bir faydası yok; biz o kanaatteyiz. O sebeple de Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında “çocuk hakları komisyonu” adı altında daimî bir komisyon oluşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Biz bunun için bir kanun teklifi verdik, 7/10/2016 tarihinde de gündeme getirdik kanun teklifimizi ama ne yazık ki reddedildi. Bu komisyonun kurulması lazım.

Yine önemli bir konu çocuk ombudsmanlığı. Gelişmiş birçok ülkede sadece çocuklara has, onların haklarını arayan bir ombudsmanlık mekanizması var, bizde de olmalı. Ancak Çocuk İstismarlarını Araştırma Komisyonunun yaptığı çalışmaları da değerlendirerek umutlu olduğumuzu ifade etmek istiyorum ve en yakın zamanda daimi bir komisyon kurulması gerektiği noktasını da size tekrar hatırlatmak istiyorum.

Saygılarımla sizleri selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Depboylu.

Şimdi söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Sayın Şenal Sarıhan'a aittir.

Buyurun Sayın Sarıhan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA ŞENAL SARIHAN (Ankara) - Değerli Başkan ve değerli hazırun; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özünde, benden önce konuşan hem Depboylu hem de Dora arkadaşlarımızın önerilerine katılıyorum. Bu önerileri toparlayıp yani muhakkak bu konunun araştırılması gerektiği konusundaki olumlu düşüncemizi söylemek isterim.

Şu anda elimizde bulunan Çocuk Koruma Yasası’nın mutlaka yeniden gözden geçirilmesine ve bir genişlemeye ihtiyacı var, koruyucu ilkeleri sağlamaya gereksinim var.

Ayrıca Çocuk Koruma Yasası dışında, çocuk hakları daimi komisyonunun mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde kurulması gerekiyor, çocuk ombudsmanlığının oluşturulması gerekiyor ve daha ileri bir istemle çocuk bakanlığının kurulması gerekiyor.

Ben, bugün arkadaşlarımızın önerilerinin, esas dün 23 Nisanı kutlamış olmamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. 23 Nisan bizim için iki önemli değeri ifade ediyor. Bir, Ulusal Egemenlik Bayramı olması yani -sıkça kullanılan- millî iradeyi temsil eden bir bayram olması; aynı zamanda Çocuk Bayramı olması. 1921 yılında -daha önce konuşuldu- Millî Egemenlik Bayramı olarak, 1929 yılında da Çocuk Bayramı olarak değerlendirilmiş. Fakat altını çizmek istediğim nokta, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının asıl nedeni millî mutabakatı sağlamak yani Anadolu'nun göbeğinde, Anadolu’nun ortasında Kurtuluş Savaşı’nı verebilmek için bir birliği sağlamak yani biz bir millî mutabakat Meclisiyiz. Ancak dün burada bu iki güzel değeri korumak için özel olarak toplandığımızda yaşanan olaylara ilişkin görüşlerimi izin verirseniz kısaca ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bir kuraldır ki bir genel başkanın konuşması sırasında herhangi bir müdahale yapılamaz. İster kadın olalım ister erkek olalım, buradaki ortak kimliğimizin bir Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olduğunu unutmamak ve bu disiplin içinde hareket etmek gerekir.

Ayrıca bir başka konu -biraz önce Meral arkadaşımız tarafından da ifade edildi- Değerli Grup Başkan Vekilimize Sayın Cumhurbaşkanı tarafından söylenmiş olan sözleri kabul etmemiz mümkün değildir çünkü bu sözler, bu niteleme açıkça şiddeti önermektedir. Şiddetin bir Cumhurbaşkanı tarafından önerilmesinin, bir çocuk bayramında yani şiddetsiz bir toplumu yaratmak için bilinçlendireceğimiz bir bayramda ifade edilmesinin bir talihsizlik olduğunu söylemek isterim.

İzin verirseniz Başkanım, bir dakikalık bir ek süreye de ihtiyacım olacak.

Şunu da ekleyeceğim: Arkadaşlar, size bir savunmadan söz edeceğim. Dün yapılmış bir savunmadan birkaç cümleyi aktaracağım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sarıhan.

ŞENAL SARIHAN (Devamla) - Şöyle diyor: “Düşünce özgürlüğü ve ifade özgürlüğü demokrasinin temel ilkesidir. AİHM’e göre saldırgan, şok edici, rahatsız edici düşünceler çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereğidir. Bunlar olmaksızın demokratik toplum olmaz.” Şimdi, bu savunma kime ilişkin bir savunma? Size ifade edeyim: Bu savunma, Sayın Cumhurbaşkanının avukatı tarafından yapılmış olan bir savunma, Cumhurbaşkanının şu sözlerine ilişkin olarak yapılmış olan bir savunma: “Hain, ahlaksız, adi, terör yardakçısı.” 170 aydının mektubuna ilişkin olarak yaptıkları değerlendirme. Böyle sözlere ilişkin olarak düşünce özgürlüğü kriterlerini, ifade özgürlüğü kriterlerini anımsamak ama burada bizim kendi düşüncelerimizin ifade edilmesi karşısında şiddeti önermek, birbirimizin sözünü kesmek, burada 23 Nisanın temeli olan o mutabakatı, millî mutabakatı savunamayacağımızın bir işaretidir, keşke böyle olmasaydı diyorum.

Saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Sarıhan.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, kayıtlara girsin diye bir cümle edeceğim.

BAŞKAN - Sayın İnceöz, bir saniye efendim.

Buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kayıtlara girmesi açısından bir cümleyle ifade edeceğim, sataşmadan söz almayacağım ama… Sayın hatip konuşması içerisinde Cumhurbaşkanımızın bir cümlesinden bahsetti. “170 aydın” dediği o kişilerin, zaten o cümlesinde “terör yardakçısı” demek suretiyle nereye ait olduklarını göstermiştir Sayın Cumhurbaşkanımız.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz Sayın İnceöz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tabii ki tutanaklara geçsin de tutanaklara geçsin fırsatıyla olmayacak ifadelerin söylenmesi doğru değil. Sayın Şenal Sarıhan, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatının yaptığı bir savunmada düşünce özgürlüğünün ne kadar geniş ele alınması gerektiğiyle ilgili onun ifadelerini tekrarlamıştır. Konuşmanın özü anlaşılmadan bu ifadeler yine bir düşünce özgürlüğüne tahammülsüzlük…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleri diye okudu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …ve kendi Genel Başkanını ve onun yapılan savunmasını tekzipten öteye gitmemiştir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Şimdi söz sırası Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kocaeli Milletvekilimiz Radiye Sezer Katırcıoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün 23 Nisanı, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza armağan edilen en anlamlı bayramı hep birlikte kutladık, tekrar çocuklarımızı tebrik ediyorum.

Çocuklar nüfusumuzun hem vicdanen hem hukuken korunması gereken en büyük parçasını oluşturuyor. Maalesef, dünyaya baktığımız zaman, çocukların dil, din, ırk ve etnik köken ayrımı olmaksızın birçok sorunu yaşadığını hep birlikte görüyoruz. Yetişkinlere nazaran bedensel ve zihinsel olarak çocuklarımızın korunmaya herkesten çok daha fazla ihtiyacı olduğunu buradan ifade ediyorum ve bu kapsamda uluslararası ölçekte ve ulusal ölçekte birçok çalışmamızı AK PARTİ olarak hayata geçirdik. Son on beş yıla baktığımızda bu çalışmaların hızlıca ilerlediğini hep birlikte görüyoruz. “Bunlar nedir?” diye bakarsak; Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki kadınlara yönelik pozitif ayrımcılık ilkesine beraberinde çocukları da getirdik. Bununla birlikte 2005 tarihinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kabul edilmiştir. Bu kanunla birlikte korunma ihtiyacı olan çocuklar arasında cinsel ve diğer yönlerden ayrım yapılmaksızın istismar edilen çocuklar da sayılmış, koruma kapsamına alınmıştır. Ayrıca Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ile Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi’nin de tarafıdır. Bununla birlikte 2011 senesinde Avrupa Konseyinin bu sözleşmesine de taraf olmuştur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu çalışmaların yanında geçtiğimiz hafta birlikte hayata geçirdiğimiz, hayata geçirmek üzere uğraştığımız bir konu var ki çocuğun cinsel istismarına yönelik Türk Ceza Kanunu’ndaki kanuni düzenlemedir. Bu da 6 bakanımızdan oluşan bir komisyon sonucunda (1/935) esas numaralı Kanun Tasarısı'yla birlikte hayata geçirilmiştir ki Komisyonumuzda geçtiğimiz hafta bunu görüştük. Bu Komisyonda alınan kararla birlikte çocukların uğrayabileceği istismarı dünyanın en ağır cezasıyla cezalandırarak bu süreçte cezayla birlikte caydırıcılığı hayata geçirmeyi planlamaktayız.

Peki, çocuk istismarıyla ilgili davalara baktığımızda, 2013 yılında 8.084 çocuk istismarı davası olmuş, bugün 2017 verilerine baktığımızda ise 5.114 davanın gerçekleştiğini görmekteyiz. Bu da bize gösteriyor ki çocuğa yönelik yapılan düzenlemelerle birlikte bu istismarla ilgili davaların sayısının da azaldığını hep birlikte görmüş oluyoruz.

Ayrıca 2023 hedeflerimiz doğrultusunda çocuk işçiliğinin önlenmesi amacıyla birlikte 2018 yılı Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı ilan edilmiştir, bu kapsamda çalışmalar başlamıştır.

Aynı zamanda Suriyeli çocukları yedi yıldır ülkemizde misafir ediyoruz. Bu çocukların toplamda 638 bininin okullaştığını görüyoruz yani yüzde 65 oranında.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Devamla) – Son cümlelerimi toparlayayım.

BAŞKAN – Buyurun.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Devamla) – Okullaşma oranına baktığımızda, yüzde 65 seviyelerinde ve en yüksek okullaşma oranının da ilkokulda olduğunu görüyoruz.

Peki, başka bir veriyi sizinle paylaşmak istiyorum; Göç ve Uyum Komisyonu Raporu’nda da bu, kayıtlara geçmiştir. Avrupa Polis Örgütü Europol’un raporunda yer alan şu rakam gerçekten beni çok derinden üzdü, sizlerle de paylaşmak istiyorum. Raporda diyor ki: “10 bin mülteci çocuk kayıp. Avrupa’ya bir şekilde giren bu çocukların 1.400’ü İsveç’te, 6 bini Almanya’da.” Bu, komisyon araştırma raporunda da kayıtlarda vardır. Almanya, İsveç ve Avrupa bu çocukların kayıp olduğunu kabul etmiştir; raporun içinde de vardır.

Bizler, gözümüzün nuru çocuklarımızı ilgili “şiddete yönelik sıfır tolerans” ilkesiyle birlikte çalışmalarımıza devam edeceğiz ve onların üstün yararını gözeterek bu süreçte hızlıca çalışmalarımızı tamamlayacağız diyerek sözlerime son veriyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Katırcıoğlu.

Sayın milletvekilleri, öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- AK PARTİ Grubunun, bastırılarak dağıtılan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına, yine bu kısımda bulunan 551 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ise bu kısmın 2’nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ve 553 ve 551 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin temel kanun olarak görüşülmesine ilişkin önerisi

24/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 24/4/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                                   İlknur İnceöz

                                                                                                                                       Aksaray

                                                                                                                    AK PARTİ Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasına, yine bu kısımda bulunan 551 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ise bu kısmın 2’nci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi, Genel Kurulun 24 Nisan 2018 Salı günkü (bugün) birleşiminde 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 26 Nisan 2018 Perşembe günkü birleşiminde 551 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi, 553 ve 551 sıra sayılı Kanun Teklifi ve Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması önerilmiştir.

551 Sıra Sayılı

Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısı

(1/934)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.Bölüm

1 ila 12’nci maddeler arası

12

2.Bölüm

 

13 ila 27’nci maddeler arası

(Geçici Madde 1 dâhil)

16

Toplam Madde Sayısı

28

 

553 Sıra Sayılı

Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

(2/2312)

 

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1.Bölüm

1 ila 6’ncı maddeler arası

6

2.Bölüm

 

7 ila 10’uncu maddeler arası

(8’inci maddenin: birinci fıkrası; ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi; (b) bendi; (c) bendi dâhil)

8

Toplam Madde Sayısı

14

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere söz, öneri sahibi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kırıkkale Milletvekilimiz Ramazan Can’a aittir.

Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Grup önerimizde 553 sıra sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin gündemin 1’inci sırasına alınmasını öneriyoruz. Bu teklif, iki bölüm hâlinde, temel yasa şeklinde görüşülecek, 14 maddeden ibaret.

Yine, grup önerimizde, 551 sıra sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısı yine temel yasa şeklinde, 28 madde, iki bölümden ibarettir. Grup önerimizde gündemin sırası bu şekilde.

Aynı zamanda, 24 Nisan 2018 Salı günü (bugün) 553 sıra sayılı -seçimle ilgili- Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, 26 Nisan 2018 Perşembe günkü birleşiminde 551 sıra sayılı -yani ürün güvenliğine ilişkin- Kanun Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun çalışmasını öneriyoruz. Demin de söylediğim üzere İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel yasa olarak görüşülecektir.

Grup önerimizi Genel Kurulun takdirine sunuyor, tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Süreyi çok iyi kullandığınız için teşekkür ederim Sayın Can.

Şimdi söz sırası İYİ PARTİ Grubu adına Balıkesir Milletvekilimiz Sayın İsmail Ok’a aittir.

Buyurun Sayın Ok.

Süreniz üç dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle hepinizi selamlıyorum.

Bugün Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye'deki seçimlerin ertelenmesi için bir karar almıştır. Amasız, lakinsiz Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin almış olduğu bu kararı kınıyoruz, kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Bu, iki yüzlü bir tutumdur. Türk ordusuna, kahraman Silahlı Kuvvetlerimizin -subaylarımızın, astsubaylarımızın- mensuplarına kumpas kurulurken “Türkiye’ye demokrasi geliyor.” diyen Avrupa’nın bu iki yüzlülüğünü asla kabul etmiyoruz.

Evet, bizler seçimden kaçmıyoruz. Türk milletinin hür iradesine müracaat edilmesini savunduk, her zaman seçime hazır olduğumuzu ifade ettik. Lakin iktidar partisinin, tabiri caizse, bir gece baskını şeklinde, maalesef hem Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkarılması gereken kanunlar, düzenlemeler yapılmadan hem de üniversite sınavlarının, kaldırdık dediğiniz TEOG sınavlarının en sıkıntılı sürecinde bunu alelacele gündeme alması içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermektedir.

İSHAK GAZEL (Kütahya) – Tarih yazacak bunu, tarih.

İSMAİL OK (Devamla) - Yüce Türk milletinin gözünden bu durum kaçmamaktadır. Dolayısıyla, İYİ PARTİ olarak bizler milletin hür iradesine, hakemliğine başvurulmasını savunuyoruz. Bu süreçte hazırlanan sandık yerlerinin değiştirilmesi, mobil sandık gibi garip uygulamalara rağmen, AK PARTİ Hükûmetinin, Allah’ın izniyle, 24 Hazirandan sonra Türk milletinden gereken dersi alacağına inanıyoruz.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Geç bunları, geç!

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Rüyanızda görürsünüz.

İSMAİL OK (Devamla) – Türk milleti gereken cevabı verecektir. Kendi kazdığınız tuzaklara, oyunlara düşeceksiniz, bunları yaşayarak göreceğiz; az kaldı, iki aydan az kaldı.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Geç, geç!

İSMAİL OK (Devamla) – Kısacası, Türk milleti “Ben yoruldum, artık ülkeyi yönetemiyorum.” diyerek bir buçuk yıl önce kaçmak için fırsat kollayan AK PARTİ Hükûmetini de 24 Haziranda göndermek için sabırsızlıkla mührün kendi eline geçmesini beklemektedir. Bizler de işte bu duygularla bu yüce Meclisin almış olduğu seçim kararını destekliyoruz.

AHMET SAMİ CEYLAN (Çorum) – Sonuç yok!

İSMAİL OK (Devamla) – Milletin iradesinin üzerinde bir irade olamaz, saray entrikaları boşa çıkmıştır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın hatibin özellikle son cümlesinde “saray entrikaları” diye ifade ettiği bölümü reddediyoruz.

Burada seçim kararını tüm partilerle beraber aldık. Yasal zemin içerisinde, YSK takvimine ve kanuna uygun şekliyle sonucu beraber takip edeceğiz. Seçim akşamı buradayız, ilk yemin töreninde buradayız. Halk, millet kimi baş tacı ederse saygı duyacağız. İftira atarak, hakaret ederek, “entrika” diye ithamlarda bulunarak hiçbir sonuca gidilmez. Kaldı ki son birkaç günde kimin entrika yaptığını ve yapmadığını tüm kamuoyu görmüş oldu. Seçim akşamı zabıtları çıkaracağız Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkanım, İç Tüzük 69’a göre ben de söz istiyorum kayıtlara geçmesi açısından.

BAŞKAN – Efendim, yerinizden kısa bir açıklama yapınız.

İSMAİL OK (Balıkesir) – AK PARTİ Genel Başkanı, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün maalesef hem de 23 Nisan resepsiyonunda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluş yıl dönümünde “Yüksek Seçim Kurulu bu kararı cumartesi günü alsaydı İYİ PARTİ seçimlere giremeyecek.” demiştir. Tarihe de bu sözler, maalesef, demokrasi adına bir kara leke olarak geçmiştir. Kayda geçmesi için…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Polemik uzasın istemiyorum ama dün Sayın Cumhurbaşkanının söylediği, tüm kamuoyunca malum, bütün seçimlere hazırlık yapan tüm partiler katılsın talebidir. Biz, hangi parti olursa olsun, yasal yükümlülüklerini yerine getirmişse katılsın diyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız dün “YSK açıklamasını zamanında yapsaydı zaten bu entrikaya gerek kalmazdı.” demiştir. Katılmaması bir tarafa, katılmasıyla ilgili kararı erken versin demiştir.

Şimdiye kadar milletten hiç korkmadık, millete rağmen bir iş yapmadık, milletin kararına saygı duyduk. O yüzden, bir daha söylüyorum: YSK’nin kararlarına sığının bir parti değiliz, aksine, bu kararlarla kavga ede ede gelen bir partiyiz; milletle yürüyen partiyiz. Dün Sayın Cumhurbaşkanımızın ifade etmiş olduğu mesele de tüm partilerin seçimlere girmesi talebidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Aslında Sayın Turan’ın cümlesinin sonunda söylediği söz, “son günlerde yaşananlar, entrika” falan demesi partimize doğrudan sataşmadır ama çokça kürsüye çıktık, sizin sabrınızı çok zorladık.

Ben de tutanağa geçecek şekilde şunu ifade edeyim: Grup başkan vekilleri, genel başkanları adına imza atarlar, söz söylerler. Sayın Elitaş’ın hafta sonu çok açık şekilde: “İYİ PARTİ de o zaman çalışsın, gelecek seçimlere hazırlansın.” ifadeleri son derece nettir. Sayın Cumhurbaşkanının dün resepsiyonda kullandığı ifadeler -olumluya yorulmak- çok iyi niyetle dinlemeye, çok olumlu bir kulakla dinlemeye muhtaçtır. Böyle, son derece sert bir vücut diliyle “Bu kararı cumartesiden almış olsalardı.” ifadesinin ne olduğunu bütün millet anladı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Niye kötü niyetle dinliyorsunuz o zaman? Siz de iyi niyetle dinleyin, niye kötü niyetle dinliyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Dediğiniz gibi olsa… Bugün bütün köşe yazarları Adalet ve Kalkınma Partisini “Ne bu şiddet, bu celal! Niye bu kadar panik yaptınız ve bu işi bu kadar büyüttünüz?” diye eleştirmektedirler.

Çok net bir durum vardır: Cumhuriyet Halk Partisi, karar alındığı anda -okuduğunu anlayan- Adalet ve Kalkınma Partisini bugüne kadar tanımış bir siyasi muhatabı olarak maksadı çözmüş, uyarısını yapmış; çukuru, tuzağı görmüş, buna karşı önlemini almış, oyunu bozmuştur. Oyunu bozmamızın telaşına ve onun yükselttiği sinir kat sayısına dört gündür şahitlik ediyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, size sonra söz vereceğim efendim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Arkadaşlar ısrarla niyet okumaya devam ediyorlar. Başından beri söylüyoruz: Türkiye'de bütün siyasi partilerin seçime girmesini, milletin karşısında boyunun ölçüsünü almasını talep eden partiyiz. Kimseden bu konuda çekinecek bir hâlimiz yok.

Sayın Cumhurbaşkanımızın dünkü açıklamaları çok nettir. “YSK bu konudaki kararını zamanında verseydi bu entrikaya gerek kalmazdı.”yı ifade etmiştir, çok açıktır Sayın Başkan.

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Vay, vay, vay!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

Sayın Danış Beştaş, buyurun efendim.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Demin iktidar partisi grup başkan vekili konuşmasında 4 partinin birlikte seçim kararı aldığını söyledi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Peki, 3 parti olsun Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Yanlışlık var, 3 parti diyelim çünkü biz yani burada ifade edildiği gibi seçim kararının, 24 Haziran tarihinin, bir oyunun sadece sahnelerinden biri olduğunu düşünüyoruz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Tamam, 3 parti olsun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Biz seçime tabii ki hazırız, biz seçime katılacağız ve bu oyunlarını bozacağız, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Ama şuna da inanmamızı beklemesinler: “Efendim, bir gün önce Devlet Bahçeli çağrı yaptı da, muhalefet partileri de kabul etti; biz de gittik hemencecik orada yarım saat toplandık, hiçbir hazırlığımız yoktu, 24 Hazirana da karar verdik.” Yani buna sadece gülünür, sadece gülünür. Yani bu iktidar bu seçim kararıyla OHAL’le bile, bütün baskı yöntemlerini kullanarak bile bu ülkeyi yönetemediğini kabul etmiştir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Tamam, gülsünler Sayın Başkan, sorun yok. Son gülen, iyi güler.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bu bir acizliktir ve seçime gitmesi de Türkiye'de ekonominin de yoksulluğun da işsizliğin de Kürt meselesinin de uluslararası ilişkilerin de dibe vurması anlamındadır, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. Ama tabii ki bu konuda en çok saldırıya maruz kalan, en çok üyesi tutuklanan, en çok hedef gösterilen parti olarak da bunun hesabını 24 Haziranda soracağımızı da ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Turan son cümlesinde “Entrika yapmışlardır.” dedi. Dolayısıyla bize bir sataşma vardır, söz hakkı istiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kendi sözünü iade ettim Sayın Başkan.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Hayır, hayır. “Bu entrikayı yaptınız.” dedi. Dolayısıyla ben de kayıtlara geçmesi açısından şimdi…

BAŞKAN – Siz “sarayın entrikası” deyince…

İSMAİL OK (Balıkesir) – Evet.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Onu iade ettim.

BAŞKAN – Entrikayı yapanlar…

İSMAİL OK (Balıkesir) – Bakın, iki defa -burada herhâlde Sayın Turan’ın dikkatinden kaçtı, çok dikkatli olduğuna inanıyorum ama- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İYİ PARTİ’nin kuruluş işlemleri açısından bir eksiğinin olmadığını ve seçimlere katılabilecek partiler listesinde YSK’ye göndermesine rağmen cuma günü, cumartesi günü yapılan oylamada -ki oylama yapma hakları yok, YSK’nin böyle bir yetkisi yok- 5-5, sonuç alınamadan, karar alınamadan dağılınmıştır. Dolayısıyla İYİ PARTİ’nin seçime sokulmaması için -bütün kamuoyu biliyor- “Cumhurbaşkanı öyle demek istemiştir, böyle demek istemiştir.” ama kendi arkadaşları grup başkan vekili “İYİ PARTİ bir dahaki seçimlere hazırlansın.” diye ulusal medyada, canlı yayınlarda gülerek söylemiştir.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Dolayısıyla bu, doğru değildir. Biz entrikayı bozduk.

BAŞKAN – Sayın Ok, maksat hasıl olmuştur, teşekkür ederim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kaç defa izah ettik Sayın Başkanım, herkes katılsın seçimlere.

İSMAİL OK (Balıkesir) – Mesele yok o zaman.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İYİ PARTİ, kötü parti, hepsi katılsın. Boyunun ölçüsünü alacak milletin karşısında herkes.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Ziya Pir’e aittir.

Buyurun Sayın Pir. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

HDP GRUBU ADINA ZİYA PİR (Diyarbakır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’ydı. Bu bayramın “çocuk” kısmını dün hep birlikte burada yaşadık, hep birlikte çok net bir şekilde burada da görebildik. Meclisin özellikle bu kısmı, şu tarafı, yukarıdan da 2 misafirin el kol hareketiyle içindeki çocuğu ortaya çıkarttı ve ne kadar çocuksu olduklarını, ne kadar yaramaz olduklarını burada gösterdiler. 23 Nisanın o kısmına söyleyeceğim bu kadardır.

Bir de “ulusal egemenlik” kısmı vardır ki ona bir iki ifadede bulunmak istiyorum. Egemenliğin tecelli ettiği yer, sayın milletvekilleri, bu Meclistir. Yurttaşlar bu milletvekillerini seçer ve bir süreliğine buraya gönderir ve burada da bu Meclisin, o milletvekillerine ve dolayısıyla egemenliğe sahip çıkması gerekir. Ama gel gör ki bu Meclisin çıkardığı yasalar vesayet altındaki yargı tarafından çiğnenerek yani yasalara ve Anayasa'ya aykırı olarak, milletin seçtiği milletvekillerinin vekilliğini ceza vererek düşürüyor ve tutukluyor yani rehin alıyor. Şu an bizim grubumuzun 11 milletvekilinin vekilliği düşürülmüştür, 9 milletvekilimiz, bizim grubun 9 milletvekili ve CHP Grubunun 1 milletvekili cezaevindedir, rehin tutulmaktadır. Buradan, bu milletvekillerinin hepsini saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bu Meclis, yargının bu uygulamasının kendi çıkardığı yasalara ve Anayasa'ya aykırı olduğunu çok iyi biliyor ve bunu bildiği hâlde hâlâ harekete geçmemiştir ve böylelikle kendi saygınlığına gölge düşürmüştür. Bunu buradan defalarca haykırdık ve protesto ettik ancak ne hikmetse sesimizi bugüne kadar duyuramadık. Çünkü sizin bu arkamızdaki “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” cümlesiyle herhangi bir bağınız kalmamıştır.

Şimdi, yine, “çocuk bayramı” kısmına dönmek istiyorum. Bugün medyaya yansıdı, Çalışma Bakanınız “Çocuk işçiliğini ağır ve tehlikeli işlerde yasaklayacağız.” demiş. Bu, bu Hükûmetin bugünkü, bu haftaki en büyük ayıbıdır.

Değerli arkadaşlar, çocuklar için bütün işler tehlikeli ve ağırdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZİYA PİR (Devamla) – Dolayısıyla çocuk işçiliğinin bütün alanlarda, bütün işler için yasaklanması gerekiyor ama siz Çalışma Bakanınızın söylediğini bile duymamışsınız, böyle karşımda ilgisizce seyrediyorsunuz. Bu da bu Meclisin saygınlığının ne durumda olduğunu tekrar gösteriyor.

Ben de her şeye rağmen saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekilimiz Sayın Özgür Özel…

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, sayın bakanlar; hepinizi saygıyla selamlıyoruz. Bakanlar artık bu Mecliste selamlanamayacak gelecek dönem. Biz, güçlü bir iktidar olarak, hep birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ve Cumhuriyet Halk Partisi gibi düşünen diğer partilerle o Meclise gelip parlamenter sisteme hak ettiği değeri, 23 Nisan 1920’de kurulan ve halkın iradesinin tecelligâhına yeniden aynı ağırlığı getirene kadar sayın bakanlar buraya sadece yemin etmek için uğrayacaklar, sorulara cevap vermeyecekler, gensoru olmayacak, bir tek kişiye karşı sorumlu olacaklar ve o kişinin iki dudağının arasında bakan olup iki dudağının arasında bakanlıktan uzaklaştırılacak, hesap veremeyecekler. Aslında onlar da millî iradenin bağrından çıkıp gelmiş olma meşruiyetini yaşayamayacakları için bugünkü kadar güçlü olmayacak eksikli bir duruma işaret ediyor olacaklar, onun altını çiziyor olacaklar.

Bugün bir grup önerisi tartışıyoruz. Gelecekte Mecliste grup önerileri elbette olacak ama Meclis kendi gündemine hâkim olmak yerine, çıkarabileceği kanunları, yapabileceği denetimleri azaltılmış, gri alanlar oluşturulmuş, birileri Meclis adına yasama yetkisini bir başka merciye vermiş ve tanımlanmayan gri alanlarda da Meclisin haklarına tecavüzü mümkün kılan bir sistem olacak. Bu olmasın diye 24 Haziranda bu yetkileri kullanmaya talip olan ve “Biz olacağız o cumhurbaşkanı. OHAL’i kullanacağız. OHAL’de gelip de TÜRGEV’e el koyacağız, şunu yapacağız, bunu yapacağız.” diyen bir aday yerine, biz demokrasiye döneceğiz, biz yeniden parlamenter sistem diyeceğiz; biz denge, denetleme, denetim, yetimin hakkının hesabının sorulması, bütçe hakkı, bunları savunan ve bunun altına imza atabilecek bir cumhurbaşkanı adayıyla halkın karşısında olacağız. Ve bu Meclis yeniden oluştuğunda artık birilerinin verdiği kararı sadece uygulamak için ayın günü geldiğinde üç ayda bir maaşını alan değil, gerçekten iradesini ortaya koyabilen, millî iradeyi burada temsil edebilen bir Meclise dönüşsün diye mücadele edeceğiz ve elimizdeki Anayasa’yı istismar eden, İç Tüzük’ü istismar eden değil…

Örneğin, bugün, bakın, bir kanun görüşeceğiz, bu kanun 10 maddelik bir kanun. Bu kanunu istismarcı yönetim anlayışı, temel kanun diye getiriyor. Gerekçe? İlk 6 madde ayrı görüşülecek, son 7, 8, 9, 10 tek bölüm. Temel kanun hakkı, İç Tüzük’te Vergi Usul Kanunu gibi böyle 1.000 maddelik ve aynı hukuk dalını düzenleyen çok uzun kanunlar için verilmiş ama siz burada önce bunu 30 maddeye, 40 maddeye istismar ettiniz, bugün 10’a kadar indi. 4 maddelik bölüm var. Amaç ne? Maddeler üzerinde konuşulmasın. Nasıl yönetiliyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkanım, bitirmeme müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Birileri bir talimat veriyor. Sonra o talimatlar irdelenmeye irdelenmeye, tartışılmaya tartışılmaya, yerine getirile getirile rutine dönüşüyor. Bu kanunda sadece bir maddesinde önergesi var bizim grubun. Birçok parti grubu maddeler üzerinde konuşmuyor. Sadece şunu deseniz: “Ya, biz bir utanca imza atmayalım. 10 maddelik kanun, şu, şu maddelerde konuşalım.” diye bir uzlaşı arasanız olacakken yine Meclisin, millî iradenin kolunu kıvırıp zorlayarak temel kanun uygulaması yapıyorsunuz. Bu, bu Meclise hakaret, bu Meclisin üyelerine hakaret. En çok iktidar partisi grubundaki milletvekillerine hakaret.

İşte bunlar olmasın diye, kimse hakkı ve haddi olmadan milletin temsilcilerine gündem dayatamasın diye, kimse hakkı ve haddi olmadan milletin temsilcilerine “Benim senin kalbine, zihnine, yüreğine, beynine değil, sadece oyuna, sadece parmağına, sadece şifre girmene ve oy vermene ihtiyacım var.” aşağılamasını yapamasın diye 24 Haziranda “güçlü Meclis, parlamenter demokrasi” demek üzere yola çıkıyoruz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın milletvekilleri, öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek’in, (2/2021) esas numaralı 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/148)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

18/12/2017 tarih ve 2/2021 esas numarasıyla Başkanlığınıza gelen 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’yle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 37’nci maddesine göre işlem yapılması için gereğinin yapılmasını bilgilerinize arz ederim.

                                                                                                                                 Muharrem Erkek

                                                                                                                                      Çanakkale

BAŞKAN – Teklif sahibi İzmir Milletvekilimiz Sayın Mustafa Ali Balbay.

Buyurun Sayın Balbay. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; biz bu teklifle siyasi propaganda eşitlik kurulu oluşturulmasını öneriyoruz. Bunu kabul etmeyeceğinizi biliyoruz ancak tarihe bir not düşmüş ve 24 Hazirandan sonra kurulacak yeni dönemde âdeta bir kurucu Meclis gibi oluşup bir kurucu Meclis gibi harekete geçip Türkiye’nin yeniden inşa edileceği o döneme ilişkin bir gerçeğin altını çizmiş olacağız.

Neden? Sayın milletvekilleri, en son 1 Kasım 2015 seçimlerinde, radyo ve televizyonların tümünü geçtim, sadece TRT’de siyasi propaganda hakkını kullanma şekli şöyle olmuştur: Adalet ve Kalkınma Partisi elli dokuz saat, Cumhuriyet Halk Partisi beş saat, MHP bir saat on dakika, HDP on sekiz dakika. İşte, bu Meclisin oluştuğu o 1 Kasım seçimleri öncesi propaganda listesi budur TRT’deki, ötekileri geçtik. Peki, ondan sonra, örneğin 16 Nisanda niye yok? Çünkü bu yasayı değiştirdiniz, denetimi tümüyle ortadan kaldırdınız açığa çıkmasın diye.

16 Nisan referandumu öncesinde çıkardığınız yasayla Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun denetim yetkisini ortadan kaldırdınız, Yüksek Seçim Kurulunun işlevini tamamen ortadan kaldırdınız ve artık denetimsiz bir seçime giriyoruz. Yani ilk kez hiçbir denetimin yapılmadığı, biraz önce söylediğim gibi, 1 Kasım 2015’te olduğu gibi kimin ne kadar konuştuğunun dahi ortaya çıkmayacağı bir seçime gidiyoruz. Evet, her hâl ve şartta seçime varız ama koşulların ne olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Burada Yüksek Seçim Kurulu bunu kabul etti, bütün denetim mekanizmalarının olmayacağı bir seçime gidiyoruz ama bir tek ricam var Yüksek Seçim Kurulundan, kamu adına, toplum adına bir tek dileğim var: Cumhurbaşkanı adayları başvurduğunda bütün cumhurbaşkanı adaylarının üniversite diplomalarını yayınlamasını rica ediyoruz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Sadece bunu yapsın, artık öteki denetim mekanizmalarından vazgeçtik.

Sayın milletvekilleri, iktidar, sadece propaganda alanında değil, toplumun her alanında teraziyi kaldırdı, artık terazi diye bir şey yok siyasette, propagandada, hiçbir alanda. Propaganda da bu. Örneğin 24 Haziranda seçime gideceğiz ve o gün üniversite sınavları vardı. Tek adam dedi ki: “Erteleyin gitsin.” 2 milyon 300 bin öğrencinin kaderiyle oynadınız. Bakın, 2 milyon 300 bin öğrenci, seçimlere -24 Hazirana- dokuz ay kala sınavın adının değiştiğini öğrendi, YKS; sekiz ay kala sınavda tarih sorusunun da sorulacağını öğrendi çünkü “Sorulmayacak.” denmişti; yedi ay kala sınav sorularının artırıldığını öğrendi, 80’den 105’e çıktı; dört ay kala hesaplamanın değiştiğini öğrendi; iki ay kala sınavın tarihinin değiştiğini öğrendi. Buradan gençlere sesleniyorum, dersini verin bu Hükûmete. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Siz 24 Haziranda sınava girecektiniz, oy kabinine gireceksiniz; orada bir ders verin.

2 milyon 300 bin gencin kaderiyle oynamaya ne hakkınız var? Her alandan, toplumun hiçbir duyarlılığına karşılık vermiyorsunuz. Her alanda…

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Nasıl bir çaresizlik ya?

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Buna biriniz “Doğru.” deyin, biriniz “Doğru.” deyin, “Biz öğrencilerle oynadık, oynamak iyidir.” deyin.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ya bir hafta daha fazla çalışacaklar.

HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya) – Siz bırakın, ülkenin kaderiyle oynadınız ya, ülkenin kaderiyle oynadınız sadece çocuklarla değil.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Buradan 2 milyon 300 bin öğrenciye sesleniyorum. Sizin bütün her alanda kaderinizle oynadılar. Bakın, İstanbul’da bugün Beyazıt Meydanı’nda uzun zamandır ilk defa öğrenciler ve öğretim üyeleri sesini yükseltti, hukukun dışına çıkmadan. Onları kutluyorum.

Bakın, Fatih Sultan Mehmet’in kurduğu İstanbul Üniversitesini parçalıyorsunuz. Bölmediğiniz sadece üniversiteler kalmıştı şimdi ona da başladınız. (CHP sıralarından alkışlar) Gazi Üniversitesini parçalıyorsunuz. Genel Başkanınız, “Adını anmak istemiyorum.” dediği bu Cumhuriyetin İkinci Cumhurbaşkanının adına sahip üniversiteyi parçalıyorsunuz. Bu mu sizin birleşik toplumunuz, bu mu sizin üreten, bu mu sizin huzur içindeki Türkiye?

Bakın, bundan iki yıl önce neden “evet” dediğinizin maddelerini sıralıyorum. “Hızlı ve etkili icraat.” Yapamıyorsunuz ki seçime gidiyorsunuz. “Güçlü yasama, güçlü icraat.” Yapamıyorsunuz ki “Her şey berbat oldu, seçime gitmek zorundayız.” dediniz.

HALİL ELDEMİR (Bilecik) – Yapmak için geliyoruz, yapmak için.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Bakın, dördüncü madde: “Güvenli ve huzurlu Türkiye.” Kaldı mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Balbay.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Bakın sayın milletvekilleri, bu topluma söylediğiniz yalanların duyulmaması için işte bu radyo-televizyon propaganda olanaklarının, artık dengesizliğinden vazgeçtim, dengesiz olduğunun açıklanmasına da karşı çıkan bir uygulama içindesiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Anayasa madde 101, şartlar belli, bunu mevzuat gösteriyor zaten.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Bakın, üçüncü madde ne diyor: “Güçlü yasama, güçlü icraat.” Oldu mu? Hayır, seçime kaçıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) “Güvenli ve huzurlu Türkiye.” Oldu mu? Seçime kaçıyorsunuz. Devam edelim: “Güçlü Meclis güçlü temsil.” Var mı? Seçime kaçıyorsunuz. En son: “Birlik ve uzlaşma.” Neresinde birlik ve uzlaşma var şu anda Türkiye'nin? Daha 16 Nisanın ikinci yılı dolmadan her alanda Türkiye'nin terazisini şaşırttınız.

Bizim dileğimiz, hiç değilse bu Etik Kurulunun propagandanın eşit yapılması ilkesini benimseyin. Bir nebze olsun vicdana gelin diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kaybettiğinizin itirafı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Balbay.

Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Bektaşoğlu, sisteme girmişsiniz efendim, talebinizi alabilir miyim.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, gündemde olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşuyla ilgili 60’a göre bir dakikalık söz rica ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bektaşoğlu.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Türk halkının 24 Haziranda Türkiye Büyük Millet Meclisini saf dışı bırakarak demokrasi ve cumhuriyete paralel saray devleti kurmak isteyenlere izin vermeyeceğine, demokrasiye kurulan tuzak ve kumpasları bozan başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere 15 milletvekilini kutladığına ve onları hedef göstererek saldıranları kınadığına ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Anadolu halkının emperyalizme karşı verdiği bağımsızlık ve Kurtuluş Savaşı sırasında kurulmuştur. Bu özelliğiyle dünyada tektir ve yüce bir Meclistir. Devrimlerden, millî iradeden, demokrasi ve cumhuriyetten aldığı güçle doksan sekiz yıldır da varlığını sürdürmektedir. Hiçbir güç, kişi, zümre bu yüce kurumu yok edememiş ve üstüne çıkamamıştır çünkü Türk halkı, buna heveslenenlere hep engel olmuş, kendi kendini yönetme iradesine sahip çıkmıştır. 24 Haziranda da bu kurumu saf dışı bırakarak demokrasi ve cumhuriyete paralel saray devleti kurmak isteyenlere izin vermeyecektir. Demokrasi ve yaşamımıza yönelen bu tehlikeyi hep birlikte oylarımızla bertaraf edeceğiz.

Bu süreçte, daha başından yön vererek mücadele eden, müdahale eden, böylece demokrasiye kurulan tuzak ve kumpasları bozanları başta Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, genel merkez yöneticilerimizi, grup başkan vekillerimizi, özellikle 15 arkadaşımızı kutluyor, alınlarından öpüyorum. Onları hedef göstererek kirli cümlelerle saldıranları, tehdit savuranları ise kınıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Arslan, siz de sisteme girmişsiniz. Önce talebinizi alayım.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – 60’a göre söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Nedir talebiniz?

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Önemli bir konu. Başbakanla ilgili bir soru soracağım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Arslan.

29.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Başbakandan, OHAL’siz bir seçimin yapılmasını sağlayıp sağlamayacağını, Cumhurbaşkanı ile Başbakanın 24 Haziran seçimlerinde örtülü ödenek kullanmayacaklarını taahhüt edip etmeyeceklerini, çiftçilere “Mazotun yarısı bizden.” uygulamasını ne zaman başlatacaklarını öğrenmek istediğine, Başbakanın 15 Temmuzda nerede bulunduğuna ilişkin ve İçişleri Bakanının komşu ülkenin hava sahasında uçtuğu yönündeki iddialarla ilgili bir açıklama yapmasını istediklerine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Başbakana soruyorum...

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Başbakan yok Sayın Başkan, böyle bir usul yok ki.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Başkan bunu yapacağını ilan etmişti.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – “Seçim yok.” diyerek koro hâlinde söylerken birdenbire acele baskın seçim kararı aldınız.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Seçimden ne korktunuz ya!

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Seçimin demokratik bir şekilde, baskısız, korkusuz bir şekilde, oyların özgürce kullanılabilmesi için OHAL’i kaldırıp OHAL’siz bir seçimin yapılmasını sağlayacak mısınız?

Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak örtülü ödenek kullanıyorsunuz. Örtülü ödeneklerinizi 24 Haziran seçimlerinde kullanmayacağınızı taahhüt eder misiniz?

Çiftçimize “Mazotun yarısı bizden.” demiştiniz. Bu uygulamayı ne zaman başlatacaksınız?

Başbakan olarak 15 Temmuzda nerede bulunduğunuza ilişkin şüpheler var. Bununla ilgili gerçekçi bir açıklama yapar mısınız?

İçişleri Bakanının komşu ülkenin hava sahasında uçtuğu yönünde iddialar vardır. Bununla ilgili olarak da bir açıklama yapar mısınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, izin verirseniz, zapta geçsin diye bir uyarıda bulunmak istiyorum.

Eğer sayın vekiller, Başkanlığa soru sormak istiyorlarsa yani size soru sormak istiyorlarsa madde 100, belli nasıl olacağı ama Hükûmete sormak istiyorlarsa -ki Hükûmete soruyorlar- o zaman zaten kanun görüşmeleri içerisinde soru-cevap bölümü var. Usule aykırı bir yöntemdir, tekrar hatırlatmak istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Başkan, usule aykırı bir yöntem yok, usule aykırı sadece ifade var, yöntem doğrudur.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sıraya alınan İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon Raporu, 553 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu teklif, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Teklifin tümü üzerinde söz isteyenler: Gruplar adına, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Sayın Murat Emir, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekilimiz Sayın Mustafa Kalaycı, İYİ PARTİ Grubu adına Kayseri Milletvekilimiz Sayın Yusuf Halaçoğlu, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekilimiz Sayın Mehmet Emin Adıyaman; şahıslar adına, Ankara Milletvekilimiz Sayın Levent Gök, Yozgat Milletvekilimiz Sayın Yusuf Başer.

Şimdi ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekilimiz Sayın Murat Emir’e aittir.

Buyurun Sayın Emir. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu vesileyle, dün 98’inci yılını kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı ben de bir kez daha kutlamak istiyorum. Elbette 23 Nisanlarda, geleceğimiz olan çocuklarımızla ilgili onlara umut vereceğimiz, onlara coşku vereceğimiz günler yaşamamız, o anlamda kutlamalar yapmamız güzel olduğu kadar, ulusal egemenliğimiz üzerinde de düşüneceğimiz, tartışacağımız günler olduğunu bilmeliyiz.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, bu Mecliste ulusal egemenliğin nasıl katledildiğine, nasıl saraya kaçırıldığına, nasıl tek adama teslim edildiğine dönük tartışmaları 23 Nisanlarda da yapmak zorundayız ve bu kürsüler aslında bu tartışmayı her zaman yapmak içindir çünkü ulusal egemenliğin tecelligâhı meclislerdir ve bu egemenlik de bu Mecliste tartışılmayacaksa nerede tartışılacaktır?

Değerli arkadaşlar, öncelikle ifade etmeliyim ki bu yasa tasarısına biz olumlu bakıyoruz. Bir iki maddesinde çekincemiz var, onları birazdan anlatacağım ama onun dışında, bu yasa teklifinin gelmiş olması olumludur, bir ihtiyaçtır.

Bize göre 16 Nisan referandumu, aslında Türkiye’yi tek adam rejimine götüren bir referandumdu, kuvvetleri tekleştiren, hiçbir denge, denetleme mekanizması öngörmeyen, yargıyı bir kişiye bağlayan, yürütmeyi bir kişiye teslim eden ve Meclisi de o kişinin şekillendirdiği bir düzenin getirildiği bir Anayasa değişikliğiydi. Bununla da kalınmadı, mühürsüz bir seçimle, gayrimeşru bir seçimle ve millet iradesi, milletin oyları gasbedilerek bu Anayasa referandumu gerçekleştirildi.

Bu Anayasa’da ilk altı ay içerisinde gerekli uyum yasalarının yapılması yazıyordu ancak bu Meclis burada da görevini yapmamıştır, özellikle Hükûmet, getirmesi gereken neredeyse hiçbir uyum yasasını getirmemiştir ve bırakın altı ayı, 16 Nisan sonrasında geçen bir yıl boyunca da neredeyse hiçbir uyum yasasını gündeme getirmemiştir. Ve şimdi, alelacele bir seçim yasası geçtikten sonra, Türkiye apar topar, panik hâlinde, sizin paniğiniz sonucunda bir seçime götürülürken mecbur kalınmıştır bu yasa teklifine.

Değerli arkadaşlar, bu yasa teklifinin oluşumunun, bu sürecin hızlı, yeteri kadar tartışılmamış, yeteri kadar konuşulmamış olduğunu ifade etmek lazım. Ancak yine de her şeye karşın biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, seçimlere hazırlanmış Cumhuriyet Halk Partisi olarak ve seçimlere giderken Türkiye’yi sizden bir an evvel kurtarmaya kararlı bir parti olarak bu yasanın da bir an evvel bu Meclisten geçmesi için üzerimize düşen katkıyı yapacağız.

Değerli arkadaşlar, özellikle bizim bu yasayla ilgili çekincemiz 7’nci maddeyle ilgilidir. Bakınız, 7’nci madde aslında Anayasa’da öngördüğünüz o 100 bin oyla seçilmeye dönük usulleri belirleyen madde. 100 bin oyla seçilmek niye getirildi, nasıl anlattınız bunu? Şöyleydi: Demokrasi kurumsallaşacaktı, yerleşecekti, Cumhurbaşkanlığı adaylığı Meclisin dışında da oluşabilecekti. Bu, doğru bir yaklaşımdı. Türkiye’de ortalama bir hesapla 100 bin oyla bir milletvekilinin seçildiği göz önüne alındığında, 100 bin imzanın bir cumhurbaşkanının adaylığında söz konusu olabilmesi anlamlıdır ancak değerli arkadaşlar, burada getirilen usul, âdeta “100 bin imzayla Cumhurbaşkanı adayı olunamasın.”ı zorlayan bir usuldür.

Bakınız, öncelikle seçmenlerin yani imza verecek kişilerin kayıtlı olduğu ilçe seçim kuruluna gitmesi zorunlu hâle getiriliyor. Biz bunu Komisyonda da konuştuk, buna ihtiyaç yok. Eğer amaç burada kolaylaştırmaksa, amaç Cumhurbaşkanının adaylaşmasının önündeki engelleri kaldırmaksa, amaç vatandaşın iradesine set koymamaksa dilediği seçim kuruluna gidip rahatça imzasını atabilmesinin ve dilediği adaya destek olabilmesinin önünü açmalıydık. Oysa burada sadece bir yere gidebiliyor. Oysa büyük bir coğrafyada yaşıyoruz ve anlıyoruz ki süreyi de kısa tutacaksınız. Bakın, bu yasa çıktıktan sonra seçim takvimi açıklanacak, sıkışık bir takvimde seçime gideceğiz, belki bundan sonraki seçimler de sıkışık olacak. Dolayısıyla burada, altıncı fıkradaki belirlenen süreyi de karmaşık, müphem, bilinmez bir şekilde yazdığınız için işte burada bu kişilerin mutlaka bağlı oldukları ilçe seçim kuruluna gitmeleri anlamsızdır. Mademki Yüksek Seçim Kurulu bütün işlemleri on-line yapmaktadır, mademki bütün işlemler hangi teşkilatta olursa olsun merkezde buluşmaktadır, o hâlde bu anlamsızdır.

Bir diğer nokta, değerli arkadaşlar, aday adaylarının ve imza verenlerin bunu nasıl takip edeceğidir. İmza verenlere bir belge verileceği söyleniyor ama imza veren kişinin “Benim imzam acaba son toplamda karşılığını buldu mu, sayıldı mı? Orada bir bilgisayar oyunu oldu mu, olmadı mı?” Bunu araştırma hakkını elinden alıyoruz. Bizim ısrarlarımızla bu maddeye taslağın dışında eklenen “Aday adayı dilediğinde belgeler verilir.” ibaresi anlamlıdır, önemlidir, değerlidir. Ancak yine de -buradan da tutanaklara geçirmek gerekir- kesinlikle ve kesinlikle hem her imza verenin denetleyebileceği hem ilgililerin istedikleri anda bakabilecekleri, vatandaşımızın bir imzasının bile boşa gitmeyeceği, herkesin inanacağı bir sistemi kurmak zorundayız. Bunu kuramazsak ne olur? Bir aday adayının 98 bin imza topladığını iddia ettiğiniz anda Yüksek Seçim Kurulu da o günkü siyasi iktidar da büyük bir vebal altında kalır. Dolayısıyla biz yasayı yaparken daha açık, daha anlaşılabilir ve usulleri de ortaya koyan bir yöntem seçmiş olmalıydık.

Değerli arkadaşlar, bir diğer açık olmayan nokta, bir itiraz söz konusu olduğunda ne yapılacağıdır. 100 bin imza toplandığını varsayalım, sıkıntı çıktığını varsayalım, bir başka vatandaş veya bir aday adayı itiraz ettiği zaman ne olacaktır? Yüksek Seçim Kurulunun bu tip işlemlerinin hepsi itiraza tabidir, tekrar görüşülmeye açıktır, kesin kararları dışındaki bütün işlemleri itiraza tabidir ama burada bu olanağı vermiyoruz. Vatandaşımız, eğer imzasının o listede olmadığını düşünüyorsa hangi yolla başvuracaktır, belli değil. Müphem bir şey yazıldı, bu bizi tatmin etmiyor, “İtiraza ilişkin hususlar Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenir.” diyor.

Değerli arkadaşlar, biz Yüksek Seçim Kuruluna hiçbir şekilde güvenmiyoruz. Bu Yüksek Seçim Kurulu bizim güvenimizi hak etmiyor. Çünkü bu Yüksek Seçim Kurulu, mevcut kanunu çiğnemiştir, 16 Nisan referandumunda kanunun açık hükmünü görmezden gelmiştir, kendi genelgesini görmezden gelmiştir, kendi uygulamasını görmezden gelmiştir; oy sandıkları 30 ilde açıldıktan sonra geriye yürüyen bir işlem yapmıştır. Dolayısıyla bu yetkileri Yüksek Seçim Kuruluna vermek son derece tehlikelidir ve bu seçimler üzerindeki şaibeyi de artırmaya adaydır.

Biraz önce değindim, bir cümleyle değinmiş olayım, bir sıkışıklık yaşanacağı görülüyor, “söylemedi” demeyin. Vatandaşı bir ilçe seçim kuruluna zorluyorsunuz; ilçe seçim kurulları, özellikle büyük şehirlerde sadece bir mekânda, bir binada, süreyi de kısa tutarsanız -ki o da anlaşılıyor, kısa tutacaksınız- sonuç ne olacak? Sonuç, orada izdiham olacak, kavga olacak, güvensizlik olacak ve belki -düşünmek istemiyorum ama- acaba bazılarının 100 bin imzayla adaylığının önüne geçilmesi mi zorlanıyor diye de bazı kaygılar ortaya çıkacak. Dolayısıyla, bu sürelerin de mutlaka belirli olması beklenirdi.

Değerli arkadaşlar, biz, her şeye rağmen bu teklifi destekliyoruz, en azından açık bir muhalefet göstermiyoruz çünkü biz seçime hazırız çünkü bu seçim için bu yasaya ihtiyaç var ve bunun sonrasında da biz, umuyorum ki, biliyorum ki, inanıyorum ki Türkiye'yi sizlerden kurtaracağız.

Değerli arkadaşlar, şimdi, erken seçim kararı alınırken çok acele edildi. Süreci birazdan konuşuruz ama bir anlatıma ihtiyaç vardı; Sayın Bahçeli’ye söyletildi veya kendisi söyledi, bilemiyoruz ama çoğunluğu olan bir iktidar, on altı ay önce, hükmetmekten, iktidarından vazgeçiyor ve seçime gidiyor. Hem de nasıl bir iktidar? Daha bir gün önce, hatta o gün bile o iktidarın sahibi “Seçimler 2019’da olacak.” diye 3 kere konuşmuş.

Şimdi, elimdeki seçim kararının gerekçesi, bakıyorsunuz gerekçeye, deniliyor ki: “Bölgemizde yaşanan tarihî önemdeki hadiseler, AB’yle ilişkilerimiz, küresel süreçler, belirsizliklerin aşılarak bir an önce Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmesini zorunlu kılmıştır.”

Değerli arkadaşlar, Türkiye ilk defa mı böyle tarihî önemdeki hadiselerle karşılaşıyor veya siz, bu karardan daha bir gün öncesine kadar “2019’da seçim olacak.” derken Türkiye'nin tarihî bir süreçten geçtiğinin farkında değil miydiniz?

Bakın, yine gerekçede diyor ki: “İç ve dış gündem yoğun, erken seçim kararını bir an önce almamız gerekiyor.”

Değerli arkadaşlar, bunun anlamı aslında şudur: Siz bu ülkeyi yönetemiyorsunuz, ağır olmaktan öte hızlı adımlarla gelen ekonomik krizden kurtulmak için, siyasi krizleri taşıyamadığınız için, dış politikanız duvara çarptığı için bir an evvel, bu krizleri yaşamadan, biraz da böyle seçim hileleriyle, biraz da kanun oyunlarıyla, biraz da YSK’nin marifetiyle, biraz da o havuzun içine tamamen aldığınız medyanın gücüyle bu işi bitirmek istiyorsunuz ama öyle yağma yok, bunu beceremeyeceksiniz.

Değerli arkadaşlar, Türkiye bugün olağanüstü hâl koşullarında bir seçime götürülüyor. Bazen soruluyor, “OHAL’de neyiniz eksik de sıkıntı duyuyorsunuz? Biz OHAL’i aslında vatandaşımıza değil, devletimize, kendimize ilan ettik.” deniyor. Değerli arkadaşlar, OHAL üzerinden Türkiye’deki neredeyse bütün temel hak ve özgürlükler sınırlanmıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinden tutun, bütün siyaset alanları, toplumsal muhalefetin kullanacağı bütün alanlar OHAL üzerinden tıkanmıştır. Hatta o kadar devam edilmiştir ki OHAL gerekçe gösterilerek Meclis baypas edilmiş ve Türkiye, OHAL kararnameleriyle, saray koridorlarında, sarayın karanlık odalarında birkaç kişinin hazırladığı kararnamelerle yönetilme yoluna gidilmiştir.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Her yer ışık, güneş ışığı.

MURAT EMİR (Devamla) – Doğru, elektrik faturalarından her yerin ışıklı olduğunu anlıyoruz ama oradaki “karanlık” dediğim, kafaların içindeki karanlık. (CHP sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Siz beyninizin arkasındaki karanlıklardan bahsediyorsunuz.

MURAT EMİR (Devamla) – Bakın, biraz önce siz zaten kanun maddesini bilmediğinizi göstererek kendinizi ifade ettiniz yeteri kadar. Şimdi de karanlığı anlamadığınızı fark ediyorum. Biraz daha çalışmanız gerekiyor Sayın Grup Başkan Vekili.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sizin de çok çalışmanız lazım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Garibanın elektriği parasızlıktan kesilirken…

MURAT EMİR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, olağanüstü hâli o kadar ileri götürdünüz ki, Türkiye’nin üzerine olağanüstü hâl yetkileriyle o kadar çöktünüz ki bakın, en iyi itirafı üç dört gün önce işverenlerin önünde Cumhurbaşkanı yaptı. Ne dedi? “Biz OHAL üzerinden grevleri engelledik. Siz de bu sayede para kazanıyorsunuz.” dedi. İşte budur, AKP iktidarının Türkiye’yi getirdiği yer budur. Olağanüstü hâl koşullarında medyayı denetim altına alacaksınız, herkesi kontrol edeceksiniz, rektörleri siz atayacaksınız, üniversiteleri susturacaksınız, basının üzerinde kılıç sallayacaksınız, gazetecileri tutuklayacaksınız, milletvekillerini tutuklayacaksınız, kimseyi konuşturmayacaksınız, her gün televizyonda siz konuşacaksınız ve onun üzerinden de seçim yapacaksınız. Buna da “Eşit ve adil seçim.” diyeceksiniz. Ama ne yaparsanız yapın… Ben bunları siyasi değerlendirmeler yapmak için söylüyorum, bu benim hakkım. Ama bu, bizim olağanüstü hâl koşullarında seçimden korktuğumuz anlamına gelmez. Elbette ki bizim tercihimiz, olağanüstü hâlin kaldırıldığı, gerçekten eşit koşulların, demokratik bir ortamın olduğu, herkesin kendisini ifade edebildiği bir seçim ortamıdır, olması gereken budur, Türkiye'nin hak ettiği budur. Ama bu olmasa da biz kazanacağız. Ben buna niye inanıyorum? Çünkü önümüzdeki seçimler Tayyip Erdoğan ile demokrasi arasında olacak, Tayyip Erdoğan ile hukukun üstünlüğü arasında olacak, “Bir kişinin yüksek hâkimleri belirlemesindense yargı bağımsız olsun.” diyenler arasında olacak. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, bu seçimlerde, demokrasiden yana olanlar, yargının bağımsızlığından yana olanlar, “Türkiye'nin bir anayasası olsun ve bu anayasaya herkes uysun.” diyenler kazanacak.

Değerli arkadaşlar, bakınız, biz, sizin o kanun oyunlarınıza, sizin o hileli seçim yasalarınıza karşı önemli bir hamle yaptık. 15 arkadaşımız sizin bu tuzağınızı, demokrasiye kurduğunuz tuzağı bozmak için partimizden istifa etti ve İYİ PARTİ’ye geçti. Bu sizin bütün kimyanızı bozdu, bütün dengenizi bozdu, moralinizi bozdu. Şimdi sarayda yeni görüşmeler yaptığınızı görüyoruz. Bir plan vardı, bu plana göre, siz muhalefeti hazırlıksız yakalayacaktınız ve seçimleri bir şekliyle Türkiye’den kaçıracaktınız çünkü olağan seçimlerde kazanamayacağınızı siz de biliyordunuz. Ama planın bu bölümü artık tutmadı, çalışmadığınız yerden geldi.

Bakınız, Sayın Bahçeli bir açıklama yaptı, dedi ki: “Artık bu sistem taşınamıyor, bir an evvel seçime gidelim.” Biz bunu Anayasa değişikliği sırasında söylemiştik, “Eğer Türkiye'nin bekası sorunu var ise 2019’a kadar niye bekliyorsunuz?” demiştik. “Eğer Türkiye 2019’a kadar bekliyor ise niye bu tek adam rejimini getiriyorsunuz?” diye sormuştuk. “Yok.” demiştiniz. O zaman iki derdi vardı Sayın Cumhurbaşkanının. Neydi? Bir an evvel partisinin genel başkanı olmak ve partisini birinci elden kontrol etmek istiyordu; ikinci olarak da bir an evvel yargının üzerine çökmek istiyordu, HSK yargıçlarını atamak istiyordu. Aceleniz vardı ama bugün Sayın Bahçeli’nin “Artık götürülemiyor.” iddiasıyla erken seçime gidiyoruz.

Peki, bugün bu kararın sahibi kimdir? Bakınız, birinci seçenekte, eğer bu bir danışıklı dövüş ise, bu aranızda alınmış ortak bir kararın sonucu ise burada Sayın Cumhurbaşkanı başta olmak üzere sizler ve Sayın Devlet Bahçeli millet önünde tiyatro oynayan insanlar durumuna düştünüz; eğer bu ise tiyatro oynayan insanlar durumuna düştünüz. Eğer bu değilse yani tam göründüğü gibiyse yani Devlet Bahçeli bir gün “Ya bu sistem yürümüyor, ne yapalım? O zaman erken seçime gidelim, ben nasılsa ortaklarıma anlatırım.” dediyse o zaman daha kötü bir durum var. O zaman, o sizin reisiniz var ya, her şeye muktedir, hatta böyle buradan olağan parmak sallamalarına dahi katlanamayacak bir reisiniz var ya, her şeyi yapabilen, bir bakışıyla her şeyi yapabilen reisiniz var ya, Devlet Bahçeli’nin bir sözüyle erken seçime giden bir Cumhurbaşkanı durumuna düşüyor.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Saygısızlık ayrı bir şey, seviyesizlik de ayrı bir şey. Türkiye’nin Cumhurbaşkanına parmak sallayamazsınız, kusura bakmayın!

MURAT EMİR (Devamla) – Bakın, bu çok önemli: Meclis çoğunluğunuz var, sarayda kendisi oturuyor, yapamadığı hiçbir şey yok, “Türkiye’nin hangi sorununa hangi çözümü bulacaktın da kim elinden tuttu?” dediğimiz zaman söyleyeceği hiçbir şey yok ama buna rağmen seçime gidiyor. Niye? Devlet Bahçeli öyle istedi. Eğer bu ise çok daha kötü.

Şimdi ben niye bunun üzerinde duruyorum biliyor musunuz? Çünkü 25 Haziran bizim açımızdan demokrasimizin kurtulduğu, Meclisimizin tekrar onuruna ve işlevselliğine kavuştuğu, millî egemenliğin saraydan alınıp tekrar bu Meclise getirildiği ve Türkiye’nin aydınlığa kavuştuğu bir gün olurken sizin için kavga günü olacak. Birbirinize soracaksınız “Kim yaptı bunu?” diye.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Hep aynı hikâye her seçimden önce aynı şeyi söylüyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Niyet okuyuculuğu yapma da olanları söyle.

MURAT EMİR (Devamla) – Buradan söyleyin, ortak mısınız değil misiniz? Ortak mı karar aldınız? Bu plan kimin, bu planın sahibi kim?

Tabii, biz o planın sahiplerine teşekkür ediyoruz, bir an evvel bu milleti sizden kurtarmamız için bize fırsat verdiği için kendilerine müteşekkiriz.

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Allah razı olsun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Niye konuşma metninize yansıtmıyorsunuz?

MURAT EMİR (Devamla) - Ancak yine de bu planın sahibinin kim olduğunun burada açıklığa kavuşması gerekiyor çünkü bir sonraki dönemde aranızda sürekli kavga edeceksiniz, “Sen götürdün, ben götürdüm, yok, benim haberim yoktu, senin yüzünden gittik.” diye tartışacaksınız.

Değerli arkadaşlar, bu anlayışla, herkesin demokratik bilinçle birbirine saygılı olacağı ve özellikle Cumhurbaşkanı konumundaki kişinin Meclisin kendi içerisindeki tartışmalara, kendi mehabeti içerisindeki, kendi koşulları içerisindeki tartışmalara en azından başka tonda, başka şekillerde, hem de had bildirmek gibi, böyle kelimelerle müdahale etmeyeceği bir sürecin olmasını diliyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Emir.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Cumhurbaşkanına parmak sallamak kimsenin haddi değil.

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Edep herkese lazım, edep!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, konuşmacı konuşması esnasında…

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Bakar mısın, edep herkese lazım, edep, edep!

BAŞKAN – Rica ederim arkadaşlar, lütfen…

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Ne demek yani!

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Yani Cumhurbaşkanına parmak sallamayı mı savunuyorsunuz Sayın Başkan? Kusura bakmayın!

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Burada konuşurken bir şey demiyorsunuz da biz bir şey söyleyince mi konuşuyorsunuz!

BAŞKAN – Arkadaşlar, grup başkan vekilimiz konuşuyor, duyamıyorum.

Pardon Sayın Akçay, buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın konuşmacı konuşması esnasında birden fazla defalar partimizi ve Sayın Genel Başkanımızı kastederek sataşmada bulunmuştur, söz istiyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Aynı şekilde ben de söz isteyeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

13.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Ankara Milletvekili Murat Emir’in 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında MHP Grup Başkanına ve Milliyetçi Hareket Partisine sataşması nedeniyle konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; madde 1: “Bahçeli’ye söyletildi veya kendisi söyledi, bilemiyorum.” diyor. Bilmediğin bir mevzuda konuşmayacaksın, bilmediğiniz ve anlamadığınız mevzuda.

MURAT EMİR (Ankara) – Ben bilemiyorum demedim.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Bu, çiğ ve saygısız bir ifadedir; bunu, bu ifadeyi Anayasa Komisyonunda da tekrarladın.

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Yorum, yorum.

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Cumhur ittifakı açık, şeffaf, ilkeli bir ittifak kurmuştur.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Hadi ya!

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Her şey bütün milletimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Dolayısıyla 17 Nisandaki erken seçim önerisi, teklifi kamuoyunun önünde ve sağlam gerekçelerle dile getirilmiştir. Zaten erken seçim konusunu gündeme getirmeyen iki parti Milliyetçi Hareket Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi ancak 17 Nisan itibarıyla… Beş yüz altmış altı gün var ve bir yıl evvelinden, 16 Nisan 2017 tarihinden bu yana “Seçim isteriz, seçim isteriz.” “Erken seçim isteriz.” “Hodri meydan, yüreğiniz yetiyorsa.” diyenlerde, ayrıca “100 bin imza değil de milyonlarca imza toplarız.” “Bizim grup kurmak için, seçimlere girmek için abidik gubidik işlere ihtiyacımız yok.” diyenlerde bir panik hâli meydana geldi. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, aslında Cumhuriyet Halk Partisi bu oylamalarda, erken seçim meselesinde de “evet” değil de “havet” demiştir. Geçmiş itibarıyla, özellikle son iki aydır sürekli Türkiye'nin gündemine erken seçim getirmenin ülkenin yararına olmayacağı gerekçeleriyle ve dâhilî ve haricî şartlar da sayılmak suretiyle ve sağlam gerekçelerle bu öneri getirilmiştir son derece ilkeli, demokratik, açık bir şekilde. Ertesi günü de Sayın Cumhurbaşkanıyla istişareden sonra 24 Haziranda bu seçimlerin yapılmasının daha uygun olacağı meydana çıktı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Teklif yapıldı, Komisyonda ve Genel Kurulda da kabul edildi. Bunu evirip çevirmeniz aslında bu erken seçimi, ikide bir “acele seçim” “baskın seçim” görüşleri ve iddiaları gerçekte samimi olarak bu seçimi istemediğiniz kanaatini kamuoyunda uyandırmaktadır.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akçay.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tabii, Sayın Emir’in kendi söz hakkı baki olmak üzere sadece tutanağa şunu geçelim çünkü aslında Sayın Akçay bu konularda kendi yüksek hassasiyet gösterir “Bizim demediğimiz bir şeyi bize atfetmeyin.” falan… Seçimi duyduğumuz anda “Hodri meydan!” dedik. “Bir senedir seçim istiyordunuz.” dedi, istiyoruz çünkü bu baskı, zulüm, OHAL düzeninde vatandaş eziliyor; onu söyledik. “Aslında istemediği hâlde ‘evet’ demektedir.” diyor. Bu, tamamen bühtandır, tamamen gerçeği saptırmadır. Şu anda seçimi bizim kadar isteyip bu kadar yüksek moralle karşılayan bir parti yok. Kendilerindeki ve gelecekte ittifak kurmayı düşünüp de muvaffak olamayacakları partideki panik ve surat asıklığı bu yüzdendir. Bizim tutanağa geçmesini istediğimiz, grubumuzun tavrı budur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Sayın Başkan…

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan…

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, bir saniye, acele etmeyin.

MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Emir, bir dakika, acele etmeyin.

Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, yani “hodri meydan” diyen bir partinin oylamalarda 100 küsur milletvekilinin büyük çoğunluğunun… Hepsi katılmayabilir, çeşitli mazeretleri olabilir, yurt dışı görevinde olabilir vesaire. Fakat o gün itibarıyla, hatırladığım kadarıyla, sadece 48 Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin elektronik oylamada oy kullandığını biliyoruz. Peki, gerisi, 80 küsur milletvekili? Demek ki Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda bir kafa karışıklığı olduğu ve bir erken seçim arzusunun çok kuvvetli bir arzu olmadığı anlaşılıyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Akçay böyle hesaplara girerse, mesela çok önem verilen ve ülke için ne kadar önemli olduğunu kendilerinin ifade ettikleri, örneğin yurt dışına asker gönderme tezkerelerindeki 3 kişilik oyları falan hatırlatılır ki o zaman çok sıkıntı olur.

Ayrıca şunu çok net söylemek isteriz: Halka, millete gerçek sözler verip 80 milletvekili almışken daha sonra bir başka iş yapıp 40’a, bugün 33’e düşenlere, “136 milletvekilinin 48’i burada.” diye bakmak yerine, “Sen 80’le yola çıkmıştın, nasıl 33’e, 35’e düştün, onu hesap et.” derler. (CHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Her parti o hesabı kendisi yapar Sayın Başkan. Cumhuriyet Halk Partisi de kendi hesaplarını yapar.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bizim adımıza seçim kanaati açıklamayın o zaman, bizim adımıza seçim kararına kanaat bildirmeyin.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yalnız benim söylediğim bir hususun cevabı değil bu, yani söyledikleri.

BAŞKAN – Peki, maksat hâsıl olmuştur.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hayır, maksat hâsıl olmadı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Olmadı mı?

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi Grubu o bahsedilen tezkerelerde, uluslararası önemli oylamalarda çok büyük ekseriyetle oylamalara katılmıştır, elektronik oylamalarda da durum sabittir veya işari oylamalarda da, yurt dışı görevi veya önemli bir parti, komisyon görevi olmayan bütün arkadaşlarımız oylamalara büyük bir iştiyakla katılıp oy kullanmışlardır.

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, buyurun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Az önce kürsüden “abidik gubidik” ve “panik” gibi, bizim Genel Başkanımızın da söylediği bir cümleyi kullanmak suretiyle sataşmada bulunmuştur, söz istiyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Söylemedi mi diyeceksiniz?

BAŞKAN - Sayın Halaçoğlu, benim dinlediğim kadarıyla ve duyduğum kadarıyla “abidik gubidik yöntemlerle” dedi.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Evet.

BAŞKAN - Yani partinizi ve şahsınızı kasteden bir cümle ifade etmedi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Hayır, niye alınıyorsunuz?

BAŞKAN – Ama tutanaklara bakayım, sataşmadan verebilirim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, sataşma söz konusu değil.

BAŞKAN – Bakacağım efendim Sayın Akçay, bakacağım, ifade ettim. Buyurun, siz oturun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ama alınan varsa tabii, sataşmadan alınabilir.

BAŞKAN – Sayın Emir, sizi dinliyorum.

MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, sayın hatip benim çiğ yorumlar yaptığımı söyleyerek yaralayıcı konuştu, dolayısıyla sataştı benim konuşmama. Bu nedenle 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Emir. (CHP sıralarından alkışlar)

14.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

MURAT EMİR (Ankara) – Şimdi, ben, tabii, Sayın Akçay’ı dinleyince şaşırıyorum. Basit bir soru soruyorum ama cevap alamıyorum. Yani buradaki sorun seçimi kimin istediği ise, seçimi bizim istediğimizi kendisi de söyledi, “Bakın, her defasında seçim istiyordunuz.” dedi. Biz zaten hep istiyoruz, çok da istiyoruz, bir an evvel de istiyoruz, üstelik de destek oluyoruz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Öğrenmek istediğin ne Sayın Emir? Öğrenmek istediğin ne, onu bir söyle!

MURAT EMİR (Devamla) – Zaten salt çoğunlukla çıkacak bir karara da gerekli her türlü katkıyı veriyoruz. Sorun bu değil. Ben sizden cevap istiyorum, cevap. Siz bana cevap vermemek için kaçıyorsunuz, konuyu çarpıtıyorsunuz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Neyin cevabını istiyorsun? Onu bir söyle verelim.

MURAT EMİR (Devamla) – Minderden kaçamazsınız. Cevap vermeniz gereken soru şudur: Bu fiilin faili kim kardeşim? Faili kim, bilelim. Yarın bu suç olacak çünkü, yarın kimin götürdüğü suç olacak, Bahçeli mi karar verdi, önce anlaşıp Bahçeli’ye mi söyletildi? Şimdi bu soruya cevap veremeyince dönüp dönüp “CHP seçimden kaçıyor.” Biz istedik, her defasında istedik, gene istiyoruz, seçimi gene istiyoruz.

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Millete gitmekten korkmayın!

MURAT EMİR (Devamla) – Dikkat edin, bakın, sizin öyle kimyanız bozuldu ki, belki de siz “Ya nereden düştük bu işe? Acaba şu seçimleri bir yolunu bulsak da biraz ertelesek mi?” noktasına bile gelebilirsiniz. Onu da söylemiş olayım çünkü sizlerde şafak attı, renk değişti, beklemiyordunuz.

“Abidik gubidik” diyorsunuz ya, abidik gubidik ne biliyor musunuz? Bir önce getirdiğiniz seçim yasası. Ne yaptınız? “Biz bir şekliyle barajdan kurtulalım, herkes baraja kalsın.” (CHP sıralarından alkışlar) Bunun için “abidik gubidik” yasa yaptınız. Biz burada bunu anlattık size “Bakın, bu millet bu oyunu bozar.” dedik. Biz bozduk, 15 arkadaşımız bu oyunu şimdi bozdu, hamlelerimiz geliyor, bekleyin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bekleyin, bekleyin.

MURAT EMİR (Devamla) – Öyle bize “Şunu da yap, bunu da yap.” kimse diyemez. Biz her şeyi zamanında yaparız. Cumartesi olacak olan cumartesi, pazar olacak olan pazar olur; haberiniz olsun. (CHP sıralarından alkışlar) Bekleyin. Niye? Çünkü söz konusu olan vatansa gerisi teferruattır.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Vay! Vatan size kaldıysa vay hâline vatanın, vatan size kaldıysa vay hâline!

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Tebrik ediyorum(!) Vatanı hatırladınız yani.

MURAT EMİR (Devamla) – Akıl bizde, inanç bizde, mücadele bizde, inanın buna.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Emir.

Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, tutanaklara girmesi amacıyla, tutanaklara girmesi bakımından ifade ediyorum.

Şimdi, sorusuna aslında cevap verdik de tabii, anlamayı isteyip istememekle ilgili. Son derece açık, şeffaf, ilkeli bir siyaset uygulandığı, 17 Nisanda Sayın Genel Başkanımızın bu öneriyi getirdiği, 18 Nisan Çarşamba günü de Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Genel Başkanımızın bir araya gelerek ortak bir kararla 24 Haziranda erken seçimlere karar verilmesinin daha uygun olacağı görüşünün oluştuğu ifade edildi. Yani bu daha anlaşılamıyorsa bizim yapacak bir şeyimiz yok. Fakat siyasetin paradigmaları değişmiştir; bundan böyle bu ittifak sisteminin de getirdiği bir anlayışla siyasetin açık, şeffaf, ilkeli, dürüst bir şekilde yapılması gerekiyor. Siyaset ve demokrasi hile ve hülle götürmez. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar) Aklı sadece hileye, hülleye çalışanlara da diyecek bir şeyimiz yok.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, hile ve hülle varsa, bu işin profesörü AK PARTİ’yse doçentlik tezini de vermiş olan bu dönemki Milliyetçi Hareket Partisidir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hangi hile, hangi hülle?

BAŞKAN – Efendim, bu işin sonu gelmez böyle. Rica ediyorum.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, buyurun…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oyun barajın altında. “Almanlar kazanınca ben de kazanmış sayılayım.” Birinci Dünya Savaşı o, hadi!

BAŞKAN – Arkadaşlar…

Sayın Halaçoğlu, talebinizi alayım önce efendim, buyurun. Talebiniz neydi?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Talebimiz… Bakın, bizim herhangi şekilde “abidik gubidik” birtakım olaylarla bir panik hâlinde olduğumuz iddia edildi. Sataşmadan dolayı söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

Yeni bir sataşmaya mahal vermeyelim.

15.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında İYİ PARTİ’ye sataşması nedeniyle konuşması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, öncelikle Cumhurbaşkanına teşekkür ediyorum seçimi 24 Hazirana aldığı için; çünkü, bir an önce kendilerinden kurtulma yolu açması sebebiyle bu teşekkürde bulunuyorum.

Şimdi, “abidik gubidik” diyorlar. Aslında şöyle düşünün: Biz parti olarak bütün şartları yerine getirdik ve doğrudan doğruya Yargıtaya da başvuruda bulunduk; Yargıtay bizim başvurularımızı kabul etti. Büyük kongremizi yaptık; ardından, 67 il ve onların ilçelerinde teşkilatlandık ve bunu da Yargıtaya bildirdik ve Yargıtay kendi sitesinde, katılabileceğimize de kanaat getirmiş olmalı ki, onay verdi.

Şimdi, geçen cuma günü Yargıtay, Seçim Kuruluna saat beşte, bizim İYİ PARTİ olarak seçime katılacağımızı resmen bildirdi; işte “abidik gubidik” ondan sonra başladı çünkü verilen bu yazı, Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği yazı Seçim Kurulunda oylamaya sunuldu. Yani, siz şöyle düşünün: “Gerekçeleri yerine getirmiştir, şartları yerine getirmiştir.” demesine rağmen oylamaya sundular cumartesi günü.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 5-5 beraber.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - 5-5 ortada kaldı, 5-5. Sunulması bile gerekmeyen bir yazıyı oylamaya sundu; 5-5. Ardından, pazartesi günü saat 14.00’te toplanmak üzere karar aldı çünkü bir üye, hasta olduğu için gelememişti.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yoksa o gün biterdi.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - Şimdi, düşünün ki oylanması gerekmeyen bir şeyi oylamaya sunmak zaten “abidik gubidik”in başlangıcıdır, birincisi.

MEHMET TÜM (Balıkesir) - Evet, aynen öyle.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) - İkincisi: Ertesi gün sabah biz düşündük ki bunlar bir “abidik gubidik” çeviriyor. Dolayısıyla, bunun önüne geçmek adına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Süre isteyin, süre.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Lütfen…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Mümkünse…

FEVZİ ŞANVERDİ (Hatay) – Allah Allah! Avukatlık yapıyorsun ya, bravo sana ya! Allah Allah, sözcü müsün sen?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Demokrasi kardeşliği var aramızda.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Hemen bitiriyorum.

Ondan sonra, pazar günü -sağ olsun- Cumhuriyet Halk Partisi demokrasi adına 15 milletvekili vermek suretiyle İYİ PARTİ’nin Türkiye Büyük Millet Meclisinde grup kurmasına imkân tanıdı ve Seçim Kurulu pazartesi günü yapacağı toplantıyı nedense pazar günü birdenbire yapmaya karar verdi ve bakın, bu defa dün oyladığı, bir gün önce oyladığı, 5-5 kalan olayı da dâhil ederek, Yargıtayında “Bütün şartlarını yerine getirmiştir ve grup kurmuştur.” diye, her iki meseleyi de gündeme getirerek seçime gireceğimize karar verdi. İşte, “abidik gubidik” budur. Nitekim, Cumhurbaşkanı da daha sonra “Efendim, cumartesi günü bunu Yüksek Seçim Kurulu halletseydi bu işler olmayacaktı.” dedi.

Hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Halaçoğlu.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553) (Devam)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekilimiz Sayın Mustafa Kalaycı’ya aittir.

Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüksek heyetinizi hürmetle selamlıyorum.

Türk milleti, ülkemize yönelik artan risk ve tehditleri, bekamız üzerinde oynanan oyunları ve yönetim sistemimizde karşılaşılabilecek sorunları görerek 16 Nisan halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine onay vermiş, geleceğini bu sistemin ruhuna göre planlamış ve tayin etmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişi düzenleyen Anayasa değişikliklerine uyum amacıyla siyasi partiler ve seçim kanunlarında bazı değişikliklerin yapılması gerekmektedir. Bu kanun teklifi, Anayasa değişikliğinde, özellikle birlikte yapılacak ilk Cumhurbaşkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte yürürlüğe girecek değişikliklere uyum amacıyla siyasi partiler ve seçim kanunlarında bazı düzenlemeler yapılmasını öngörmektedir.

Teklifin 1’inci maddesiyle 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da değişikliğe gidilerek yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin daha rahat oy kullanabilmesi amacıyla bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı bulunan seçmenler kural olarak seçimin yapılacağı günün kırk beş gün öncesinden başlamak üzere oy kullanabilmektedir. Cumhurbaşkanı seçiminde ilk oylamada salt çoğunluk sağlanamadığı takdirde bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılacağı hükme bağlandığından, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamasına yönelik oy verme süresi çok kısıtlıdır. Bu nedenle, yurt dışında Türkiye’deki oy verme gününden önceki yedinci güne kadar olan süreye ilişkin, oy verme gününden önceki üçüncü güne kadar oy kullanılabilmesine imkân sağlamak amacıyla değişiklik yapılmaktadır.

Yurt dışında yaşayan seçmenlerin Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen oy verme günlerinden kendilerine uygun olan herhangi bir günde oy vermelerine imkân sağlamak amacıyla randevuyla oy kullanılması usulünden vazgeçilmektedir.

Oy kullanma süresinin uzunluğu nedeniyle uygulamada ortaya çıkan zorlukların önüne geçilebilmesi amacıyla siyasi partilerin yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilmelerine imkân tanınmaktadır.

Teklifin 2’nci maddesiyle 2839 sayılı Milletvekili Seçim Kanunu'nda değişikliğe gidilmektedir. Anayasa'da yapılan değişiklikle getirilen yeni hükûmet sisteminde yürütme yetkisi Cumhurbaşkanına, yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olacağından, bir kimsenin aynı zamanda hem Cumhurbaşkanı adayı hem de milletvekili adayı olamayacağı ve aday gösterilemeyeceğine ilişkin olarak düzenleme yapılmaktadır.

Teklifin 3’üncü, 4’üncü, 5’inci ve 6’ncı maddeleriyle 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda Anayasa'da yapılan değişiklikler çerçevesinde gerekli düzenlemeler yapılmaktadır.

Teklifin 3’üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimlerinin beş yılda bir aynı günde yapılması, bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilmesi, Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesi hâlinde Cumhurbaşkanının yeniden aday olabileceği hükme bağlanmaktadır. Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev sürelerinin dolmasından önceki son pazar gününün oy verme günü olması, görev süresinin birlikte yapılan bir önceki seçim tarihi esas alınarak belirlenmesi ve oy verme gününden geriye doğru hesaplanacak altmış günlük sürenin ilk günü seçimin başlangıç tarihi olması düzenlenmektedir. Seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, bu karar kırk sekiz saat içinde Resmî Gazete’de yayımlanarak ilan olunacak, bu kararın verildiği günden sonra gelen altmışıncı günü takip eden ilk pazar günü Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi birlikte yapılacaktır. Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması ve genel seçime bir yıl veya daha az süre kalması hâlinde, Cumhurbaşkanı seçimi boşalmayı takip eden altmışıncı günden sonraki ilk pazar günü Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimiyle birlikte yapılacaktır. Buna karşın, Cumhurbaşkanlığı makamının herhangi bir nedenle boşalması ve Genel seçime bir yıldan fazla süre kalması hâlinde ise Cumhurbaşkanı seçimi boşalmayı takip eden kırk beş gün içindeki son pazar günü yapılacaktır. Bu şekilde seçilen Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim tarihine kadar görevine devam edecek ve kalan süreyi tamamlayan Cumhurbaşkanı açısından bu süre dönemden sayılmayacaktır.

Teklifin 4’üncü maddesine göre, Anayasa’da Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamasında adaylardan birinin herhangi bir nedenle seçime katılmaması hâlinde aday ikamesinin yapılacağı hükme bağlandığından kanunda gerekli düzenleme yapılmaktadır. Özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımızın oy kullanmalarını temin etmek amacıyla ikamenin, geçici sonuçların ilanını takip eden gün saat 17.00’ye kadar yapılabileceği düzenlenmektedir.

Referandum şeklinde yapılan seçimde Cumhurbaşkanının seçilememesi hâlinde, sadece Cumhurbaşkanı seçiminin yenileneceği hüküm altına alınmaktadır. Cumhurbaşkanının görev süresinin dolması, seçimlerin tamamlanamaması veya seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde yeni seçilen Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevinin devam edeceği düzenlenmektedir.

Cumhurbaşkanının varsa siyasi partisiyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin hüküm kaldırılmakta ve Cumhurbaşkanı seçilenin varsa milletvekilliğinin sona ereceği düzenlenmektedir.

Teklifin 5’inci maddesine göre, Anayasa değişikliğine uygun olarak Cumhurbaşkanlığına, siyasi parti gruplarının en son yapılan genel seçimlerde toplam geçerli oyların tek başına veya birlikte en az yüzde 5’ini almış olan siyasi partilerin ve en az 100 bin seçmenin aday gösterebileceği hüküm altına alınmaktadır.

Teklifin 6’ncı maddesine göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinde gurubu bulunan siyasi partiler grup kararıyla, grubu bulunmayan siyasi partiler ise tüzüklerinde gösterilen yetkili organlarının kararıyla Cumhurbaşkanlığına aday gösterebileceklerdir.

Siyasi partiler tarafından Cumhurbaşkanlığına aday gösterilme işleminde, Yüksek Seçim Kurulunun ilan ettiği süre içinde adayların isimleri ve muvafakat belgeleri ile gerekli diğer belgelerin Yüksek Seçim Kuruluna teslim edilmesi, bilgi ve belgelerde eksiklik tespit edilmesi hâlinde, bu eksikliğin ilgili siyasi partilere bildirilmesi, verilen süre içinde eksikliklerin giderilmemesi hâlinde ise siyasi partilerin aday göstermeden vazgeçmiş sayılmaları hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, her siyasi parti veya parti grubunun ancak 1 aday için başvuruda bulunabilmesi düzenlenmektedir.

Teklifin 7’nci maddesinde, Anayasa değişikliğiyle hukuk sistemimize yeni getirilen Cumhurbaşkanlığına seçmenler tarafından aday gösterilmesinin usul ve esasları belirlenmektedir. Buna göre süreç seçmenlerce aday gösterilmek istenen kişinin Yüksek Seçim Kuruluna başvurmasıyla başlayacaktır.

Seçmenlerce Cumhurbaşkanı adayı gösterilmek istenen kişi tarafından kimlik ve açık adres bilgilerini ihtiva eden başvuru dilekçesi ve seçilme yeterliliğine ilişkin bilgi ve belgeler ile en yüksek derecedeki devlet memuruna mali haklar kapsamında yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarının 10 katının ilgili Maliye veznesine yatırıldığına dair makbuzun Yüksek Seçim Kuruluna sunulması hükme bağlanmaktadır. Bu şartla seçim işlerini akamete uğratmaya yönelik ve ciddi olmayan başvuruların önlenmesi amaçlanmaktadır.

Yüksek Seçim Kurulunun başvuranın seçilme yeterliliğinin bulunmadığının tespit edilmesi hâlinde başvuruyu reddetmesi, başvuranın bu kararın bildirilmesinden itibaren iki gün içinde dilekçeyle yeniden inceleme talebinde bulunabilmesi ve Yüksek Seçim Kurulunun bu talebi üç gün içinde kesin olarak karara bağlaması düzenlenmektedir.

Başvuranın bilgi ve belgelerinde eksiklik bulunması hâlinde, bu eksikliklerin iki gün içinde tamamlanması hususunun başvurana bildirilmesi ve bu süre içinde eksiklikler tamamlanmaz ise başvurunun reddedilmesi öngörülmektedir.

Yüksek Seçim Kurulunun, başvurusunu kabul ettiği kişileri ilan ederek en az 100 bin seçmenin imzasının toplanması aşamasını başlatması öngörülmektedir. Seçmenlerin bu ilanda belirtilen kişilerden sadece 1’i için 1 kez teklifte bulunabilmeleri kuralı getirilmektedir.

Seçmenlerin kayıtlı oldukları ilçe seçim kurulu başkanlığına bizzat başvurusu üzerine ilçe seçim kurulu başkanlığının kişinin seçmen niteliğine sahip olup olmadığını ve daha önce aday teklifinde bulunup bulunmadığını tespit ettikten sonra seçmene ilan edilen listedeki kişiler arasından tercihini yaptırması, aday teklifinin elektronik ortamda kaydedilerek Yüksek Seçim Kuruluna iletilmesi ve aday gösterme formlarının fiziki olarak ilçe seçim kurullarında saklanması öngörülmektedir. Ayrıca, formların ve bilgilerin aday gösterilen kişilere verilmesi düzenlenmektedir.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenen süre içinde 100 bin seçmen tarafından aday gösterilen kişilerin geçici aday listesinde gösterilmeleri hükme bağlanmaktadır.

Başvuranın adaylığının en az 100 bin seçmen tarafından teklif edilmesi veya ölümü hâlinde, ilgililerin talebi üzerine Maliye veznesine yatırılan tutarın iadesi öngörülmektedir. Diğer hâllerde, söz konusu tutar Hazineye gelir kaydedilecektir.

Ayrıca, aday teklifine ilişkin işlemlerin hızlı ve etkin bir şekilde yürütülmesi maksadıyla ilçe seçim kurullarında yeteri kadar personel görevlendirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması hükme bağlanmakta, başvuru ve formların şekli ve yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin aday göstermeleri dâhil, maddenin uygulamasına ilişkin diğer usul ve esasların Yüksek Seçim Kurulu tarafından belirlenmesi hüküm altına alınmaktadır.

Teklifin 8’inci maddesinde 298 sayılı Kanun’da değişikliğe gidilerek yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin yurt dışında bulunan herhangi bir temsilcilikte oy kullanabilmelerine imkân sağlanmaktadır.

Anayasa değişiklikleriyle, Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimlerinin beş yılda bir aynı günde yapılmasının öngörülmesi, milletvekili sayısının 600 ve milletvekili seçilme yaşının 18 olarak belirlenmesi dikkate alınarak bu hükümlere uyum amacıyla 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nda değişiklik yapılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türk milleti 16 Nisan halk oylamasıyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini oylamış ve onaylamıştır. Milletimiz iradesini göstermiş, kararını vermiş, bizlere ise layıkıyla uygulama görevi düşmüştür. Güçlü devlet, güçlü yönetim, demokratik istikrar gayeleri yeni sistemin ana omurgasıdır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, yasama, yürütme ve yargı organlarının güçlendiği, siyasi ve toplumsal uzlaşmanın ön plana çıktığı, millî iradenin doğrudan tecelli ve temerküz ettiği bir yönetim yapısıdır.

Türk milleti 15 Temmuzda birlik ve beraberlik şuuruyla FETÖ işgalini durdurmuş, 7 Ağustos Yenikapı ruhuyla kenetlenmiş, 16 Nisan halk oylamasıyla da bekamıza yönelik tehditleri ezme iradesi göstermiştir. Yenikapı ruhundan kaçan, korkan, kopan kim varsa uzlaşmadan ürkmüş, birlik ve beraberlikten uzaklaşmış, millî iradeye menfi tavır almış demektir. Biz 7 Ağustos Yenikapı ruhuna sadığız, 16 Nisan halk oylamasının sonucuna bağlıyız, millî birlik ve beraberlik şuuruna ise sonuna kadar sevdalıyız. Türk milletinin bekasını, geleceğin güçlü Türkiyesini amaçlayan herkes de bu ruha sadık kalmalı, aziz milletimizin yanında duracak feraset ve fikriyatı gösterebilmelidir. Bilinmelidir ki milletin iradesini tanımayanı millet tanımaz.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, cumhurun bizzat kendi mimarisi, bizzat kendi eseridir. Yeni hükûmet sistemi, husumet ve hıyanete karşı güvencedir, güvenlik kilididir, millî bekanın sigortası, güvenli siperidir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak inancımız odur ki Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle Türkiye’nin önü açılacak, bölgesel ve küresel bir güç merkezi hâline gelmesi ve lider ülke olması sağlanacaktır.

Türkiye, 24 Haziran 2018’de sandığa gidecektir. Emperyalizmin sınırlarımıza demirlediği, ülkemizle ilgili kirli senaryo ve karanlık planlamalar yaptığı bir dönemde milletimiz bekasına, beraberliğine ve kaderine sahip çıkacaktır. Tuzaklar nafiledir, oyunlar boşunadır. Siyaseti karaborsaya çeviren, karmaşık ve kaotik zihniyetleriyle sistem bunalımı hatta rejim krizi çıkarmak için ellerini ovuşturan müflis siyaset erbabına, Türk milleti hak ettiği cevabı verecek, demokratik bedeli ödettirecektir.

Büyük Türkiye’ye giden yol bizzat Cumhur İttifakı’ndan geçmektedir. Cumhur İttifakı, millî iradeyle birleşip mukaddes ve muazzez bir mücadele şuuruyla iç ve dış mihrakların melun hesaplarını altüst edecek, muhasım ve müstevli odaklarını bir kez daha yenilgiye uğratacaktır.

Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş felsefesine müzahir biçimde geleceğe taşıyacaktır. Hiçbir odak, hiçbir mahfil, hiçbir güruh, hiçbir siyasi düşük, Cumhur İttifakı’nı engelleyemeyecektir. Fitne yayanlar “Sen onu söylemiştin, o bunu söylemişti” diyenler ala ala ancak havalarını alacaklar, kirli avuçlarını yalayacaklardır.

Cumhur İttifakı, Türk milletinin tarihî uzlaşmasıdır. Cumhur İttifakı, istiklal ve istikbalimizin teminatıdır. Kutlu bir diriliş ve yükseliş hamlesi önümüzdedir. Türkiye’nin geleceği bizzat milletimiz tarafından tayin ve tescil edilecektir. Bundan kaçış yoktur, bundan kurtuluş olmayacaktır.

Kanun teklifinin ülkemiz, milletimiz ve partilerimiz için hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ediyorum.

Konuşmama son verirken ekranları başında bizi izleyen aziz milletimizi ve muhterem heyetinizi tekrar saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kalaycı.

Şimdi söz sırası, İYİ PARTİ Grubu adına Kayseri Milletvekilimiz Sayın Yusuf Halaçoğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Halaçoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, aslında bir ucubenin konuşmasını yapıyoruz yani “Anayasa” adı altında çıkarılan tek adam rejimiyle ilgili bir görüşme yapıyoruz, bunun seçimle tekrar nasıl gündeme geleceğini belirliyoruz.

Şimdi eleştireceğim birtakım hususların ötesinde şunu özellikle belirtmek istiyorum, şu anki taslağın 3’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında aynen şu yazıyor: “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.” Birinci cümle düştü. Şimdi, şu oyun oynanabilir mi bu cümleyle bağlantılı olarak? Bir kişi cumhurbaşkanı iken tam seçime iki ay kala Meclisi feshettiyse veya Meclis kendini feshettiyse üçüncü kez cumhurbaşkanı olabiliyor mu bu kişi? Evet, olabiliyor. İşte, başladı saçmalık. Sonra, “Dördüncü kez olamaz.” demiyor. Üçüncü kezin sonunda yine aynı şekilde bir seçim kararı verilirse tartışmalar başlayacak. Bir, burada.

İkincisi: 100 bin imzayla Cumhurbaşkanı adayı gösterilecek kişi için “En yüksek derecedeki Devlet memuruna mali haklar kapsamında yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarının on katının ilgili maliye veznesine emaneten yatırıldığına dair makbuzla Yüksek Seçim Kuruluna bizzat başvurur.” deniyor. Peki, bana söyler misiniz, partiler tarafından gösterilen diğer Cumhurbaşkanı adayları bu parayı ödeyecek mi? Ödemeyecek. Peki, bu haksızlığı kim ortaya koyuyor? Yani “Hiç kimse aday olamasın.” mı deniyor? Bir defa, buradaki adaletsizlik ayrı bir mesele, bir de hâlihazırdaki Cumhurbaşkanının devlet imkânlarından faydalanamayacağı ifadesi yok. Tüm imkânlardan faydalanacak ama 100 bin imzayla aday gösterilen kişi faydalanamayacak.

Şimdi, değerli milletvekilleri, herkes samimiyetle ama gerçekten halisane duygularla bir düşünsün, ellerinizi de vicdanınıza koyun: Yasama, yürütme ve yargının aynı elde toplandığı yönetimlere ne ad verilir? Çünkü bu Anayasa yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı aynı kişide topluyor. Şimdi, hem Cumhurbaşkanısınız hem parti genel başkanısınız, milletvekillerini siz belirliyorsunuz, her şey sizin elinizde. Yargıdan yani Yüksek Hâkimler Kurulu dediğimiz HSK’nin 13 üyesinden 6’sını siz atıyorsunuz, 7’si başvuru üzerine -sözde- Meclis tarafından atanıyor ama komisyon gücü elinizde ve sizin kontrolünüzde bir yargı üst organı meydana geliyor, hem de içinde siyaset olan yani bakanın ve müsteşarın olduğu bir kurul oluşturuyorsunuz. Bana söyler misiniz, burada yargı bağımsız mıdır o zaman? O siyasi gücün elinde olur mu, olmaz mı? Bunu Recep Tayyip Erdoğan için düşünmeyin, kim gelirse gelsin, olur mu? Olur, onun kontrolünde olur.

Peki, Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini kim atıyordu oradan? Cumhurbaşkanı atıyor. Peki, aynı zamanda Yüce Divan. Cumhurbaşkanı yarın yürütmenin de başı olduğu için “Yargılanabilir.” diyorsunuz ya Anayasa’da hani -imkânsız olan bir şey aslında- 301 milletvekilinin imzasıyla soruşturma önergesi verebiliyorsunuz; 360 milletvekili “evet” derse soruşturma komisyonları kurulabiliyor; soruşturma komisyonlarının onay vermesi hâlinde Mecliste 400 milletvekili “evet” diyecek ve Yüce Divana gidecek. Peki, Yüce Divana gittiğinde ne olacak? 12 üyesini o Cumhurbaşkanı atamış olacak. Hangi akılla alay ediyorsunuz Allah aşkına? Hani, “Efendim, denetlenecek bir sistem getiriyoruz.” diyorsunuz, aslında denetlenemeyecek veya oyun oynanacak, katakulli olacak bir sistem getiriyorsunuz.

Yasamanın, yürütmenin ve yargının aynı elde toplandığı rejimler eninde sonunda diktatörlükle sonuçlanır.

Burada yasama organı olarak 600 kişilik bir milletvekili Meclisi oluşacak, grubu oluşacak. Peki, bu Millet Meclisine güvenmeyip Cumhurbaşkanına kararnameyle kanun çıkarma yetkisi veriyorsanız ve bu kanun konusu hakkında ancak Meclis aynı anlamda bir kanun çıkarırsa onun geçersiz olması söz konusu ama hem genel başkan olan hem o partinin genel başkanı olan hem milletvekillerini belirlemiş bir Cumhurbaşkanının… Objektif bir şekilde o kanunun aksi kanunun çıkarılması da mümkün değil. Dolayısıyla ortaya konulan ucube gerçekten içler acısı bir konu.

Şimdi, bana şunu söyleyin: İki ay sonra, altmış gün sonra seçim var. Peki, kardeşim, madem dürüstsünüz, oy pusulalarına mühür konulmasını neden istemediniz? Ya, kendi kendinizi bir defa rahatlatırdınız, kendinize güveniyorsanız, sahtekârlık yapılmasın istiyorsanız. Niye peki konulmasını istemediniz? Çünkü Anayasa oylamasındaki mühürsüz oy pusulalarını, kanuna rağmen -ne diyor kanun- “Mühürsüz oy pusulaları geçersizdir.” hükmüne rağmen, Yüksek Seçim Kurulu kendini yasama organının üstüne koyarak geçerli saydı. Bu bir suçtur, yarın bunun hesabı sorulur ama burada siz bunu meşrulaştırmak adına böyle bir madde koyuyorsunuz. Niye onun… Mühürlü olsa ne olur?

Bakın, cebimden 5 lira para çıkarıyorum. Bunun filigranı var ama başka şeyler de var: Şurada gizli bir ip var, orada da yazı yazar “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” diye. İçeride görünmez birtakım resimler var. Niye bunlar yapıldı? O zaman koymayın bunları, koymayın, herkes geçerli olarak bassın bunları. Böyle saçma şey olur mu! Niye korkuyorsunuz veya ne yapmak istiyorsunuz?

İkinci olarak: Sokak, mahalle, aynı apartman; niye bunları karıştırdınız kardeşim, farklı sandıklara gönderiyorsunuz? Herkes izlesin kendini oradan, daha rahat kontrol edebilir; “Var mı ismim orada, yok mu ismim?” diye, bunlar daha kolay olabilir. Niye bunlardan vazgeçtiniz? Ne yapmak istiyorsunuz? Niye bu yollara başvuruyorsunuz? Ama işte, şundan dolayı yaptığınızı düşünüyorum: Katakulli diyoruz ya, hani Seçim Kurulunun İYİ PARTİ’nin seçime girememesi için numaralar çektiğini göz önüne alırsanız ve Cumhurbaşkanının da “Cumartesi günü alsaydı bu kararı bunlar olmayacaktı.” demesini; ondan sonra attan düşmüşe dönersiniz. Bunun için yapıyorsunuz ama yok, öyle kolay değil, o kadar basit değil bu işler. O sandıkların tepesinde sabahtan akşama kadar, akşamdan sabaha kadar duracağız ve hiçbir zaman da kediler o trafoya giremeyecek. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Kediler o trafoya giremeyecek.

Şimdi, değerli milletvekilleri, kendi kendinizi aslında kamuoyunda şaibeli bir hâle getiriyorsunuz. Samimi ve iyi niyetli olsanız tam aksine, diyelim ki hem mürekkepten vazgeçmezsiniz, hem zarfların hem de oy pusulalarının mühründen vazgeçmezsiniz. İstediğiniz kadar ittifak edin, bizi hiç ilgilendirmez. İttifakı üst üste iki kere de noterden tasdik ettirin istiyorsanız, bizi hiç ilgilendirmiyor. Kiminle ittifak kurarsanız kurun, o bizi hiç ilgilendirmiyor. Bundan da çekincemiz yok ama bizi engellemeye çalışıyorsunuz. Televizyonlarda göreceğiz, benden de vergi alan TRT bakalım siyasi partileri ne kadar gündeme getirecek, onu da göreceğiz. Bu kanunları çıkarırken onları göz ardı edeceğimizi düşünmeyin, hepsini tek tek kontrol edeceğiz. Hani Cumhurbaşkanı bugün dedi ya: “Daha bunlar neler çıkaracak göreceğiz, bunu bilmiyoruz.” Gerçekten bilmiyorlar, ters köşe olurlar böyle. Onda da ters köşe olacaklar eğer yanlış bir şey yaparlarsa, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Şimdi, OHAL şartlarında seçim yapıyorsunuz. Peki, OHAL şartlarının özelliği nedir? Gösteri yürüyüşü yapamazsınız, herhangi bir şekilde başka bir harekette bulunamazsınız. Enteresan olan şey şu: “Efendim, işte bu -tabiri caizse- yeni hükûmet sistemi veya cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle Türkiye kurtulacak.” Peki, şimdi neden kurtulmuyor? Herhangi bir çıkarmak istediğiniz yasayı çıkaramıyor musunuz? Herhangi bir şekilde sizin elinizi mi tutan var? Peki FET֒yü niye tutmadınız? Hiç mi aklınıza gelmedi, “Bu adam ilkokulu bile bitirmemiş, kim bunu resmî vaiz tayin etti?” diye hiç düşünmediniz mi bunlara iş verirken? Bakın, tekrar ediyorum, ilkokulu bitirmemiş bir adamı resmî vaiz tayin etmişsiniz, edilmiş ve siz bununla iş birliği yapıyorsunuz. Adamın nereden mezun olduğunu bilmiyorsunuz ama ihtiyacınız yok ya, nasıl olsa diplomalar doğru değil, önemi yok diplomaların.

Dolayısıyla bütün bunları göz önüne aldığınız zaman, önümüzdeki seçimlerde, bugün nasıl suratınız farklı bir biçim aldıysa, efendim “Katakulli yaptınız.” diyorsanız, efendim milletvekilleri için “kiralık” diyorsanız, yarın çok daha farklı olacaksınız. Milletvekilleri kiralık falan değil, milletvekilleri Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi için mücadele etmiş ve gönüllü olarak bu işe girmiş insanlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Dolayısıyla Türkiye’de demokrasi, insan hakları, parlamenter demokratik hukuk devleti sistemi yeniden gelecektir 24 Hazirandan sonra. Bunu hiç kimse aklından çıkarmasın, tek adam rejimi de sona erecektir. Çünkü Türk cumhuriyetlerindeki tek adam rejimlerini görüyorsunuz. İşte, Azerbaycan’da karısını cumhurbaşkanı yardımcısı yaptı. Öbür tarafta, istediği kanunları çıkarıyor, parlamentoların hiçbir hükmü yok, kişiler istedikleri zaman istedikleri kişileri milletvekili yapabiliyor.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Bizde de olur.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Bizde damatlar oluyor mamafih ama şunu için söylüyorum bunu: Yarın bu Anayasa yürürlüğe girdiğinde sanıldığı gibi Türkiye kurtulmayacak, Türkiye düze çıkmayacak; tam tersine, Türkiye bataklığa batacak. Bir kişinin kafasından çıkacak sözler kanun hükmüne girecek, tıpkı “TEOG kaldırılacak.” deyip TEOG’u kaldırdıkları gibi. Hiç kimse karşı duramayacak. Kim evinden alındı, hangi hukuk sistemi içerisinde yargılanacak, yargılanmayacak, kimsenin haberi bile olmayacak; soramayacaksınız çünkü şöyle olacak: Davanız görüşüleceği zaman sizin lehinize karar vereceği anlaşılan bir hâkim varsa derhâl, ertesi duruşmada o hâkim değişecek.

Kardeşim, bakın, savcı Türkiye Cumhuriyeti’nin tarafıdır; savcı, cumhuriyet savcıları taraftır. Siz her ikisini aynı kurulun emrine vermişsiniz, hâkim tarafsız olması gerekirken taraflı grupla birlikte atamasını yapıyorsunuz.

Ben, bu seçimlerin, bu Cumhurbaşkanı ve tek parti, tek adam yönetiminin 24 Haziranla birlikte ortadan kalkacağını düşünüyorum. Öte yandan, şunu söyleyeyim: OHAL var. OHAL’de valilerin yetkisinin ne olduğunu biliyor musunuz? OHAL olmadan nasıl olduğunu, OHAL varken nasıl bir yetki sahibi olduğunu biliyor musunuz? Hayal bile edemezsiniz yani iktidar partisinin birer mensubu olarak görev yapacaktır. Bunu da hepimiz beraber göreceğiz.

Bakın, bütün bunlara rağmen kaybedeceksiniz. Bu millet artık her şeyi gördü. On altı yıldır iktidarsınız, on altı yıldır “Ne istediniz de vermedik?” dedikleriniz bugün sizin düşmanınız hüviyetinde. On altı yıldır neyi istediniz de yapmadınız, hangi kanunu çıkarmak istediniz de çıkarmadınız? Hiçbir tanesini. Her şeyi çıkardınız ama herkes sizi aldattı. PYD de aldattı sizi, Barzani de aldattı sizi, Apo da aldattı sizi, FETÖ de aldattı sizi hatta Obama bile sizi aldattı Esad gibi. Herkes sizi aldattı. Aslında aldanmadınız, bilerek yaptınız. Kol kola girdiniz ama ondan sonra, aldandıktan sonra baktınız ki işin rengi değişiyor, tuttunuz “Biz aldandık.” demeye başladınız. Madem Obama sizi aldattı, madem Amerika sizi aldattı, PYD’ye, terör örgütüne yardım ediyor, o zaman niye İncirlik’i kapatmıyorsunuz? Niye Amerika’nın diğer üslerini, Diyarbakır bölgesinde bulunan üslerini kapatmıyorsunuz? Niye savunma sistemlerini durdurmuyorsunuz? Kime karşı açıldığını bilmiyor musunuz? Dolayısıyla siz sadece kendi kendinizi aldatıyorsunuz. Yarın bu millet aldanmayacak ve neleri nasıl düşündüğünü ve ne yapacağını inşallah o sandıkta gösterecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. Her şey Türkiye için olsun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

Sayın milletvekilleri, şimdi söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Iğdır Milletvekilimiz Sayın Mehmet Emin Adıyaman’a aittir.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz yirmi dakika.

HDP GRUBU ADINA MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün, 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı münasebetiyle bu Meclis özel gündemle toplandı. Ama dün tabii önemli bir husus da yaşandı; dün toplanan Mecliste eski Grup Başkan Vekilimiz ve Grup Başkanımız “Kürt illeri” dediği için Meclis Başkanı tarafından Meclisten çıkarılmakla tehdit edildi.

Aslında dün önemli bir gündü; bu Meclisin ilk açıldığı gün, 23 Nisan 1920, bundan doksan sekiz yıl önce. Bir geriye dönelim, geriye doğru gidelim, 1920’de Türkiye’nin koşulları, daha doğrusu Osmanlı Devleti’nin koşulları neydi?

Osmanlı Devleti yıkılmak üzere, Topkapı Sarayı’nda bir zat var ve kendisi bir iradedir, bir irade sahibi ve meşruiyetini iki şeyden alıyor: Bir, hilafetten alıyor: “Ben dinin halifesiyim.” ya da bir başka deyişle “Allah’ın ve Peygamber’in temsilcisiyim.” Diğer irade ise: “Ben gücüm, kuvvetim, tek adamım; benim her sözüm bir kanundur yani ben padişahım; hem padişah hem sultan.” İşte, bu koşullarda ülke emperyal güçler tarafından işgale uğramış, Osmanlı tebaası olan yani sultanın, Topkapı Sarayı’ndaki şahsın kulu ya da tebaası olan coğrafyadaki bütün halklar bir şekilde kopmuş.

Anadolu ile Kürdistan’da iki halk var; Türkler ve Kürtler, ya teslim olacaklar ya bir irade oluşturacaklar. Ve bunlar Anadolu’nun diğer halklarıyla birlikte 23 Nisan 1920’de bu Mecliste ortak bir irade ortaya koydular.

Bu irade üç temel şey üzerinde şekillenmişti: Biri, Kurtuluş Savaşı’nı vermek, bu işgal güçlerinden kurtarıp Kürt coğrafyası ile Türk coğrafyasını ortak vatan olarak tayin eden bir yeni devlet kurmaktı. Bunu başardılar doğrusu, Kurtuluş Savaşı’yla birlikte bu emperyal güçler kovuldu ve bu topraklar kurtarıldı.

İkinci önemli bir hedef daha vardı, o da egemenliği Topkapı Sarayı’ndan alıp halka teslim etmekti “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” cümlesindeki durumu gerçekleştirmek için. Evet, onu da gerçekleştirdiler çünkü hilafet ile saltanatı kaldırdılar.

Üçüncü önemli bir hedef daha vardı, o da bu coğrafyada yaşayan, bu ortak vatanı birlikte yaratan tüm halkların kendi kültürleri, kendi kimlikleri, kendi aidiyetleriyle yaşaması idi. Bunu da bir nebze başardılar, 1921 Anayasası’nı bu Meclis kabul etti ve o Anayasa hiçbir etnik temele dayanmayan, hiçbir halkın kimliğini, kültürünü reddetmeyen ve kendi kimlikleri, aidiyetleriyle eşit, özgür, bir arada yaşamayı hedefleyen, hatta vilayetlerin özerkliğini de öngören 21 Anayasası.

Ondan sonraki süreçte -zamanı iyi kullanmak için detaylarına girmeyeceğim ama- hepinizin bildiği üzere, 1924 Anayasası’ndan sonra bütün bu temel ilkeler yok sayıldı; tek mezhep, tek millet ekseni üzerinden diğer tüm halklar inkâr edildi ve bu ülkenin temel bir sorunu, kanayan bir yarası sürekli bir biçimde kanamaya devam etti ta günümüze kadar.

Peki, bugün ne oluyor, bu Mecliste biz “uyum yasası” diye bir yasayı görüşürken ne oluyor? İşte, 1920’de bu Meclis “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” diye Topkapı Sarayı’ndan aldığı iradeyi halka teslim ederken bugün geldiğimiz noktada AKP iktidarı halka ait egemenliğin tecelli bulduğu bu Meclisten o iradeyi alıp yeni bir saraya devrediyor. Hangi saraya? Bu sefer Beştepe sarayına. Dolayısıyla, görüştüğümüz bu yasa düzenlemesi de esas itibarıyla milletin iradesini, Topkapı Sarayı’ndan alınmış olan bu iradeyi bu sefer Beştepe sarayındaki iradeye teslim etmeye hizmet etmektedir. 16 Nisan referandumundan bu tarafa bir yılı aşkın bir süre geçti, “uyum yasaları” adı altında getirilen bu yasalar bu kadar zaman süreci varken bu Meclisin gündemine getirilmedi çünkü bu Meclisin iradesi yok edilmiştir. Meclisin iradesi Beştepe’de tecelli ediyor ve baskın ya da panik bir seçimle seçim gündemimize sokuldu.

Neden seçim gündemimize sokuldu? Çünkü AKP iktidarı birçok vaatle gelmişti. Az önce ifade ettiğim gibi, bu ülkenin temel sorunu olan Kürt sorununda bir arpa boyu yol almadığı gibi inkâr politikalarına yöneldi. Emekçi sınıfların, çalışanların hakkı, hukuku ayaklar altına alındı, bordro mahkûmları geçinemez hâle geldi; çözüm üretemedi. Ekonomi iflasa gidiyor, dolar almış başını yürüyor; bir çözüm üretemedi. Dış politikada sıkışmış bir durumda, neredeyse sıfır problem politikasından bütün komşu ülkelerle problemli bir hâle geldi. Daha da önemlisi, normal koşullarda yönetemediği ülkeyi artık OHAL koşullarında dahi yönetemez duruma gelmiş durumda. O hâlde, erken seçim kararı niye alındı? Evet, belli ki Suriye’de sanki Çanakkale Savaşı veriliyormuş gibi, Afrin gibi küçük bir ilçeye operasyon yapılıyor, Çanakkale Savaşı nidaları yaratıldı ama bu balon sönüyor ve Suriye’de neyle karşılaşacağını artık öngöremiyor. Ekonomik göstergeler kırmızıda ve daha fazla ekonomik çıkmazın yayılmasının önüne geçmek anlamında erken seçim gündeme getirildi. AKP tabanında ciddi bir erozyon yaşanıyor, sürekli oy kaybediyor, bunu en kısa zamanda durdurmak gerekiyor. OHAL var ama OHAL’le dahi, kanun hükmünde kararnamelerle dahi ülkeyi yönetemiyor, o zaman erken seçime ihtiyaç var. İttifak işe yaramıyor, yapılacak tüm vicdansızlıklar ya da sürenin uzaması, kontrolün daha da elden çıkmasına neden olacağı için erken seçime ihtiyaç var. Yeni savaş açacağı alanlar bulamıyor, dolayısıyla yine erken seçime ihtiyaç var. Ve daha da önemlisi, muhalefetin en güçlü lideri, en önemli muhalif ve Tayyip Erdoğan’ın en çok korktuğu Sayın Selahattin Demirtaş zindanda, meydanlarda yok; meydan boşken erken seçime gitme ihtiyacını hissediyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu kadar büyük demeç vermeyin bence.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Dolayısıyla AKP’nin bütün bu hesapları üzerinden gündeme getirdiği erken seçim, aynı zamanda AKP’nin de kurtuluşu gibi algılanıyor.

Ne demişti Sayın Erdoğan? Bakın, bizzat sözlerini söylüyorum. Ne diyordu? Erken seçim kararı alınan ülkeleri “demokrasinin olmadığı ülkeler” diye tarif etmişti ve bu ülkelerin geri kalmış ülkeler olduğunu, bu ülkelerin gelişmemiş ülkeler olduğunu ve diktatörlükle yönetilen ülkeler olduğunu söylemişti. Daha önemlisi, ne demişti? Erken seçim talep edenleri hain ilan etmişti ama dönüp erken seçimi bizzat kendileri ilan etti. AKP için “Metal yorgunluğu var.” demişti, “Afrin Operasyonu’yla metal yorgunluğunu attık.” dedi ama Afrin de işe yaramadı çünkü önü çıkmaz sokak. Bu nedenle erken seçimi gündeme getirdi.

Şimdi, değerli arkadaşlar, “uyum yasası” adı altında önümüze getirilen bu yasa teklifi üzerine de birkaç şey söylemek istiyorum. Öncelikle, olağanüstü hâl koşulları altında gerçekleşecek bir seçim, tıpkı 16 Nisan referandumu gibi tartışmalı ve meşruiyet sorunuyla karşı karşıya kalacak bir seçimdir. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum.

Yine, kabul etmek durumundayız ki beş yıllığına ülkenin yasama organını belirleyecek olan, yine beş yıllığına hükûmeti kuracak Cumhurbaşkanını belirleyecek olan bir genel seçimin yaklaşık iki yıldır devam ettirilen olağanüstü hâl koşulları altında yapılması antidemokratiktir ve evrensel hukuk kurallarına aykırıdır, meşruiyeti yoktur.

OHAL koşullarının yanı sıra, Parlamentonun 3’üncü büyük partisi olan Halkların Demokratik Partisinin eş genel başkanlarının, milletvekillerinin, Demokratik Bölgeler Partisinin 93 belediye başkanının ve yine, parti yöneticilerimizin tutuklu olduğu bir süreçte, bu Parlamentonun sizler kadar meşru olan, halk iradesini temsil eden vekillerinin vekilliklerinin düşürüldüğü bir süreçte yapılacak bir seçim meşru olmayacaktır.

Yine, değerli arkadaşlar, bu Parlamento, demokrasinin güçlenmesi için üzerine düşen, belki ülkenin temel sorunlarından biri olan Kürt sorununu çözemeden bir dahaki döneme bu temel sorunu devretmiştir; ülkeyi bundan sonraki süreçte de yine savaş, şiddet ve kan üzerinden bir durumla yüz yüze bırakmıştır.

Bütün bu koşullar altında önümüze getirilen bu yasa teklifine baktığımızda, az önce ifade ettiğim gibi, referandumla halk iradesinin, milletin iradesinin Beştepe’ye devrini kurumsallaştıracak birtakım düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin içerisinde çok açık olan ve bizce, gerek Komisyonda gerekse şu anda Genel Kurulda ifade ettiğimiz birtakım hükümleri bile apaçık Anayasa’ya, demokrasinin ve hukukun evrensel kurallarına aykırıdır. Mesela bunlardan biri 2’nci madde. 2’nci madde, bir şahsın hem Cumhurbaşkanı hem milletvekili olamayacağını öngören bir düzenleme.

Bir düşünün değerli arkadaşlar, siyasi partiler seçim meydanlarına çıkacak Cumhurbaşkanı adayını gösterecek, bu adaylar istediği propagandayı yapacak, seçim çalışması yapacak ama bunlardan biri seçilecek. O seçilen Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı dokunulmazlığından, sorumsuzluğundan faydalanacak ama rakibi olan diğer Cumhurbaşkanı adaylarının milletvekili dokunulmazlığı dahi olmayacaktır ve bunlar hukuken savunmasız; hele hele yargının, yürütmenin ve yasamanın tek elde toplandığı bir sistemde hangi koruma zırhına sahip olacaktır?

Oysa mevcut olan Cumhurbaşkanı da dâhil olmak üzere Cumhurbaşkanı, hem Cumhurbaşkanı hem Başbakan görevini görüyor hem de partisinin Genel Başkanı; burada kuvvetler ayrılığı noktasında iktidar tereddüt duymuyor ama bir kişinin hem milletvekili hem de Cumhurbaşkanı adayı olmasını kuvvetler ayrılığına aykırı buluyor. Böyle bir mantık olabilir mi? Cumhurbaşkanı adayı ve aynı zamanda milletvekili adayı olan bir aday eğer Cumhurbaşkanı seçilmezse doğal olarak bu Parlamentonun bir üyesi olmalı. Daha da önemlisi, bir düşünelim, grubu olan siyasi partilerin kendi genel başkanlarını aday gösterdiği varsayımını dikkatinize sunayım. Partiler kendi genel başkanlarını aday gösterdiğinde seçilmeyen genel başkanlar Parlamentonun dışında kalacak ama onun grubu Parlamentoda olacak. Yani kendisi milletvekili olmayacak ama partisinin genel başkanı olarak dışarıdan Parlamentodaki grubu yönetecek. Böyle bir anormallik olabilir mi?

Yine, örneğin, bu teklifin 7’nci maddesi neyi düzenliyor? 100 bin seçmenin imzasıyla herhangi bir kişinin Cumhurbaşkanı adayı gösterilebileceğine ilişkin… Tamam, iyi; vatandaş kendi iradesini siyasi parti gruplarının dışında bireyler yani 100 bin insan bir araya gelip herhangi bir şahsı Cumhurbaşkanı adayı göstermelidir. Bu, yurttaşın doğal hakkı fakat uygulamada öyle bir düzenleme yapılıyor ki 100 bin oyu yani 100 bin imzayı toplamak fiilen imkânsız hâle getiriliyor. Nasıl imkânsız hâle getiriliyor? Komisyonda çokça tartıştık. Efendim, seçmen ancak kayıtlı olduğu yani ikametgâhının bulunduğu ilçe seçim kuruluna başvuracak. E, Türkiye hareketli bir ülke, genç nüfusa sahip, üniversite öğrencisi var, mevsimlik işçiler var, metropollerde çalışanlar var. Örneğin, Hakkârili bir yurttaşımız herhangi bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istiyor, imza vermek istiyor; efendim, İstanbul’da çalışıyor, İstanbul’da yaşıyor; salt bir imza için İstanbul’daki ilçe seçim kuruluna başvuramaz. Ne yapacaktır? Ta Hakkâri’ye gidecektir. Edirne’deki, Ardahan’da çalışıyor; Ardahan’dan Edirne’ye gitmek zorunda kalacaktır. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hepsinin kimlik numarası var, “elektronik imza” diye bir hadise var. Elektronik imzayla biz her türlü işlemi güvenle yapabiliyorsak, bankalarda havale yapabiliyorsak, resmî evraklar tebliğ edilebiliyorsa, UYAP üzerinden mahkeme dosyalarına vatandaş ulaşabiliyorsa o hâlde elektronik imzayla da demek ki o imzayı verebilir, herhangi bir kişiyi aday gösterebilir.

Sadece bu mu? Değil. Yine, TC numarasıyla, Türkiye'nin neresinde olursa olsun, bulunduğu yerdeki ilçe seçim kuruluna gidip imzayı verebilir.

Buradaki mantık “Kâğıt üzerinde 100 bin yurttaş aday gösterebilir.” cümlesini kanun metninde göstermek ama fiilen bunu imkânsız hâle getirmek.

Yine önemli bir husus: Eski yasada, eski düzenlemede 20 milletvekilinin imzasıyla Cumhurbaşkanı adayını gösterme imkânı vardı. Şimdi, bizlerin, biz milletvekillerinin iradesi alınıyor, irademiz alınıyor, bizim irademiz her birimizin üyesi olduğu siyasi parti grubunun iradesine teslim ediliyor yani bizim üyesi olduğumuz siyasi parti gruplarının alacağı grup kararı dışında bizim hiçbir irademiz yok; sadece parti grupları aday gösterebiliyor. Ya böyle bir anlayış olabilir mi? Her birimiz milletvekiliyiz, halkın iradesini temsil edebiliyoruz. Elbette parti disiplini içerisinde, bizim, bağlı olduğumuz siyasi partilerin kararlarına uyma gibi bir disiplin anlayışımız vardır ama aynı zamanda, her milletvekili de bu şekilde yani toplamda 20 milletvekili Cumhurbaşkanı adayı gösterebilmeli. Söylediğim bu husus belli bir partiye ait de değil; örneğin farklı farklı partilerden 20 imza toplanıp Türkiye’de çok makul, milletvekillerinin inandığı, güvendiği, Cumhurbaşkanlığı makamını temsil edebilecek bir kişiyi Cumhurbaşkanı adayı gösterebilmeli. Burada milletvekilinin bireysel iradesi yok ediliyor. Nereye bırakılıyor? Parti merkez organlarının iradesine ya da grup iradesine. E, hukukçu arkadaşlar var, bunu nasıl hazmedebiliyorlar, bunu anlamakta zorlanıyorum doğrusu.

Netice itibarıyla değerli arkadaşlar, bu düzenleme alelacele getirilmiş. Tıpkı baskın seçim gibi baskın uyum yasaları getiriliyor. Tabii, bütün amaç, bütün dert, bütün kaygı “Aman ha aman yetiştirelim, şeklen de olsa, hukuka aykırı da olsa, nasıl olursa olsun, nasıl olsa AKP çoğunluğu vardır, biz yaptık, biz ettik, biz söyledik, o zaman bir geçsin. Hele şu uyum yasalarını bir geçirelim -eksiklikleri varsa muhtemelen önümüzdeki günlerde de gelecektir Meclise- eksik kalan hususlarda kanun hükmünde kararname yetkisi verelim Cumhurbaşkanına, o da oradan bir hâl etsin. Hele biz bu seçimi -aman ha, bu az önce saydığım şartlar bizim için çok kötüye gidiyor- aman ha kaybetmeden şunu bir kotaralım.” Bütün mantık, bütün mantalite bunun üzerine kurulu ama buradan açıkça söylüyorum, ilan ediyorum: Artık on beş yıllık, bu halkı kandırma, halka mehter marşı verme; milliyetçilik üzerinden, mezhep üzerinden, yok yalanlar üzerinden yaptığınız, yandaş basınınız, yandaş kalemleriniz üzerinden yaptığınız algı operasyonunu bu halk artık yutmuyor. 24 Haziran sizin bu saraydan da bu Meclisten de alaşağı olacağınız gün olacaktır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kimi nereye göndereceğine milletimiz karar verecek.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Adıyaman.

Sayın milletvekilleri, gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi şahıslar adına ilk söz, Ankara milletvekilimiz Sayın Levent Gök’e aittir.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutladık. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 98’inci yılında, ülkemizin uygar dünyayla tanışmasını sağlayan ve bu yolu açan ve çocuklarımıza da bu bayramı armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu seçimler diğer seçimlerden farklı.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu seçimler sonucu oluşacak irade, Parlamento yapısı ve değişecek, yürürlüğe girecek Anayasa kuralları artık eski kurallardan farklı. Türkiye, parlamenter rejim olarak sürdürdüğü yüz kırk yıllık bir siyasal tarihini bu seçimlerle büyük ölçüde noktalayarak ileride ne olacağı bilinmeyen, başka hiçbir ülkede uygulanmamış, hangi kuralların bizi nereye götüreceği bilinmeyen, altyapısı oluşturulmamış, hukuki güvenliği olmayan bir akıbete doğru koşar adım gidiyor değerli arkadaşlar. Ne olacaktır ileride? Seçimlerin bitmesi hâlinde -ortaya çıkacak irade- Türkiye’de bugüne kadar alışkın olduğumuz kurallar dışarıda kalacak ama yerine daha yenileri konulmadı. Kurallardan ve kuramlardan bahsediyorum değerli arkadaşlarım. Kuramlar ve kurallar konusunda seçimleri kim kazanırsa kazansın, hangi partinin Cumhurbaşkanı adayı kazanırsa kazansın ciddi bir belirsizlik dönemine gireceğimiz muhakkaktır. Böyle bir tablo, önümüzdeki sürecin Türkiye açısından çok sıkıntılı olacağını da bizlere yaşatacaktır, bunu yaşayarak hep birlikte göreceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu 24 Haziranda yapacağımız seçimin yapı taşları, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bu Mecliste ilan edilen, bizim de bir darbe girişimi olarak nitelendirdiğimiz 20 Temmuz OHAL dönemiyle başladı. 20 Temmuz OHAL dönemiyle başlayan sürecin sonunda geldiğimiz bir noktada iktidar partisi ve ona dâhil olan diğer muhalefet partisinin iş birliğiyle Türkiye’de adım adım bu sürecin yolları, yapı taşları döşendi. Önce kanun hükmündeki kararnameler çıkarıldı ve iş birlikçi olarak Anayasa Mahkemesi yanınıza alındı. Anayasa Mahkemesi, aslında, 1991 yılında, kanunla çıkması gereken kuralların kanun hükmündeki kararnamelere konulamayacağına ilişkin karar vermişti ama iktidar ve Anayasa Mahkemesi iş birliğiyle kanun hükmündeki kararnamelerin denetim olanağı Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildiği için, Türkiye bir olağanüstü hâl dönemine sokuldu. Anayasa Mahkemesinin bu süreçte büyük bir vebali vardır, büyük bir sorumluluğu vardır. Türkiye'yi bu konuma getiren kurumların başında Anayasa Mahkemesi gelmektedir; iktidarı denetlememiştir, iktidarın çıkardığı KHK'leri denetlememek suretiyle görevini kötüye kullanmıştır ve böyle bir süreçte Anayasa Mahkemesi 24 Nisanda yapacağımız bu erken seçimin yapı taşlarını döşemiştir. Bir olağanüstü hâl dönemi…

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; olağanüstü hâl, sürekli bir rejim değildir. Olağanüstü hâli ilan eden ülkeler, bir an önce olağan döneme dönmek için olağanüstü hâl ilan ederler. Bizimkiler de “Oh ne rahat, olağanüstü hâl var, KHK var…” Anayasa Mahkemesi zaten denetlemiyor. Sırtlarını dayamışlar Anayasa Mahkemesine; çıkar KHK'leri, bırak kanunları. Meclis ne işe yarar ki? Zaten geldiğimiz tablo da işte bunun sonucudur. Bir de önceden ağır eleştiriler getiren bir muhalefet partisinin iş birliğiyle dayatılan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi denilen bir ucube sistem ve olağanüstü hâlin olduğu dönemde bu sistemle ne olacağını bilemediğimiz bir seçim sürecine doğru gidiyoruz.

Bakın, ben buradan uyarıyorum, kim kazanırsa kazansın ciddi sıkıntılar var. Şimdi, niçin böyle yapı taşları oluşturuldu? Çünkü bu iktidar seçimle gitmek istemiyor değerli arkadaşlarım, sıkıntı burada. Bu iktidar “millî irade” diyor “millî irade” diyor ama kurulan bir partinin seçimlere girmesini engellemek için elinden geleni yapıyor. Parti sözcüleri, iktidar partisinin sözcüleri ağlamaklı, YSK’yi suçluyorlar. YSK kararını vermiyor, gerekli kararlarını vermiyor. Dar zamana sıkıştırılmış bir seçim döneminde iktidar partisi: “Acaba kimi engellesem, ne yapsam? Ben bütün kamu gücünü elimde tutayım, iktidarın tüm olanaklarını kullanayım, muhalefeti ezeyim -e ne yapayım?- seçim yaptık diyelim dış dünyaya.” Öyle mi değerli arkadaşlarım, bu kadar basit mi?

Anayasa’mızın 2’nci maddesi hukuk devletine ilişkin. Peki, 90’ıncı maddesinde milletlerarası anlaşmalar usulüne uygun yürürlüğe girmişse ona uymak zorunluluğumuz var. Peki, bir de bizim bağlı olduğumuz Venedik Komisyonu var. Venedik Komisyonu ne diyor? “Seçim kurallarının seçim tarihinden üç ay öncesinden itibaren değiştirilmesi bizim kurallarımıza aykırıdır.” diyor.

Sayın Adalet Bakanı, Sayın Bakanım; Venedik Komisyonunun bu kararlarını biliyorsunuz herhâlde, ilkelerini biliyorsunuz. Venedik Komisyonuna biz üyeyiz, onun kurallarını uygulamak için altına imza atmışız ama Venedik Komisyonu diyor ki: “Seçim kuralları seçim tarihinden üç ay önce değiştirilemez.”

Biz şimdi gidiyoruz hemen alelacele iki ayda bir seçim… İnsanlara kendini tanıtma fırsatı veremediğimiz gibi, Yüksek Seçim Kuruluna dahi bugün itibarıyla seçim takvimini açıklatamıyoruz. YSK Başkanı diyor ki: “Bugün görüştüğünüz bu seçim uyum yasaları çıkmazsa ben seçim takvimini açıklayamam.” Dua edin ki Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda size yardımcı oluyor. Biz bu konuda Mecliste, sizlerle ilgili, bu yasayla ilgili ciddi bir tablo sergilesek seçim takvimi ne olacak? O da ortada yok. Yani yaptığınız her şey ayağınıza dolanıyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye bu tabloyu kaldıramaz. Bakın dün burada birtakım olaylar anlatıldı. Dünyanın hiçbir yerinde Cumhurbaşkanı… Çıkmış diyor ki Cumhurbaşkanı: “Kimse bana hakaret edemez, ben Cumhurbaşkanıyım.” Ama bir de AKP Genel Başkanı şapkanız var. Hangi sıfatla konuşuyorsunuz siz? Ama siz, bütün muhalefetin bütün temsilcilerini istediğiniz zaman televizyonlarda, grup toplantılarınızda ağır hakaretlerle eleştirmiyor musunuz? Siz toplumun vicdanında gerçek anlamıyla bir Cumhurbaşkanı olamadınız, sıkıntı burada; keşke olsanız, keşke biz de “İyi ki bu Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı.” diyebilsek ama diyemiyoruz. Niçin? Çünkü bu Cumhurbaşkanı on altı yıllık iktidarı süresince yaptığı uygulamaların hesabını vermekten kaçınan bir Cumhurbaşkanı. İşte bu seçimlerin alelacele yapılmasının arkasında yatan bir uygulama da budur. “Hesap vermeyelim, bir kaptıkaçtı zihniyetiyle iktidarımızı devretmeyelim, biz Türkiye'de demokrasi varmış oyununu oynayalım ama iktidarı devretmeyelim.”

Değerli arkadaşlarım, bu Türkiye kurulurken kanla kurulan Türkiye’yi kuran o liderler bir an önce demokrasiye geçme mücadelesi verdiler. AKP sıralarından çoğu arkadaşımızın eleştirdiği İnönü’yü siz hiç mi kendinize örnek almadınız? İnönü 1950 seçimlerinden sonra önünü iliklemiştir ve iktidarı devretmiştir. Bakın, 1950 seçimlerinde sonuçlar netleşmeye başlayınca Ankara Valisi İsmet İnönü’yü arar ve der ki: “Seçimleri Demokrat Parti kazanıyor.” İsmet İnönü de o zamanki Vali Avni Doğan’a aynen şunları söyler: “Güzel, demek ki iktidar onlara teveccüh etmiş bulunuyor. Şimdi derhâl Celal Bey’i telefonla arayınız ve kendisini tebrik ettiğimi söyleyiniz, iktidarı devralmak için hazırlıklarını yapsınlar.” Bu, ülkeyi kuranların gösterdiği davranışlardır değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar) Tek partiden çok partiye geçişi sancısız bir şekilde gerçekleştirdik, şimdi, çok partiden bir başka partinin iktidara gelmesini engelleyen bir iktidar var karşımızda. Yalın gerçeklik budur Türkiye’de. Yalın gerçeklik, AKP iktidarının Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidarı devretmeme anlayışı üzerine kurulmuştur, bütün tahliller ve bütün uygulamalar bunun üzerinedir. Bu uygulamalara ortak olanları da tarih affetmeyecektir. Ama halkımız 24 Haziranda üzerine kurulan bu pusuyu yırtıp atacak güce sahiptir. Biz buna inanıyoruz, işte bu yüzden size “Hodri meydan!” diyoruz. İstediğiniz kadar yasaların arkasına sığının, istediğiniz kadar iktidarın arkasına sığının, istediğiniz kadar kamu kaynaklarının arkasına sığının, bu millet size gerekli dersi verecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kimin, neye sığındığına milletimiz karar verecek.

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika daha…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye hukuk devleti olmak durumundadır. Hukuk devleti olmak hukuki öngörülebilir olmaktan geçer. Türkiye'de şu anda kimse hukuken kendisini emniyette hissetmiyor. Türkiye’nin bir gerçeğidir bu, böyle bir tablo var. İktidarın baskısı altında muhalefet susturulsun, herkes sussun. İşte, bu seçimlerden hemen önce Doğan medya grubunun satışı da bu erken seçime dönük bir hamleydi değerli arkadaşlarım. Medyanın tümünü ele geçiren bir yandaş medya, tek başına söz söyleyen Cumhurbaşkanı, son Başbakan olduğunu ilan eden Başbakan konuşacaklar; muhalefet konuşmayacak, onların görüşleri açıklanamayacak. Ama şuradan bütün milletimize söylüyoruz ki sevgili milletim, biz bunu yırtıp atacak kararlılığa sahibiz; kapı kapı dolaşacağız, ev ev dolaşacağız ve bu karanlık zihniyete 24 Haziranda hak ettiği dersi mutlaka vereceğiz.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Şahıslar adına son söz, Yozgat Milletvekilimiz Sayın Yusuf Başer'e aittir.

Buyurun Sayın Başer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

YUSUF BAŞER (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde konuşmak için şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi, bundan yirmi bir ay önce bu kutsal çatının emaneti demokrasimize karşı Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde örgütlenmiş, dış güçlerin güdümündeki FET֒cü cuntanın emperyalist hamlesini tanklara, bombalara, tüfeklere bedenlerini siper ederek bertaraf eden büyük milletimizin her türlü övgüye layık duruşunu temsil ve yaşatma duyarlılığı içinde saygıyla selamlıyorum.

15 Temmuz sonrası ülkemiz için her yönden çetin bir mücadele dönemi başladı. Bu zor dönemde AK PARTİ'nin millete rahmet, millet düşmanlarına gazap rüzgârı gibi gelen terörle mücadelesinde, Allah'a şükürler olsun ki güvenlik güçlerimiz terör örgütlerini ezdi geçti. Cumhuriyet tarihinde ilk defa zorunlu ama bir o kadar onurlu sınır ötesi harekâtlar düzenlendi. Mazlum milletler, Mehmetçik’imize kucaklarını açtı; bayrağımızın ulaştığı her yerde huzur buldu, güven buldu, barış buldu.

Paralel devleti devletin hücrelerinden söküp attık, FET֒cü ihanet tuzaklarını parçaladık. Yurt dışı operasyonlarda devletimiz, 83 terör örgütü mensubunu yakalayıp bağımsız Türk yargısına teslim etti.

AK PARTİ, kurulduğu andan itibaren millet iradesini egemen kılmak için mücadele etmiştir; on altı yıllık iktidarı boyunca da millet iradesinden başka bir güç tanımamıştır.

Darbe girişiminin akabinde, millet iradesini egemen kılmak için, bir kısım muhalefet partilerinin engellemelerine rağmen Meclisimizde Anayasa değişikliğini gerçekleştirdik. Milletimizin önüne 16 Nisanda halk oylamasını sunduk. Milletimiz bu taleplerimizi yerinde buldu.

16 Nisanda aziz milletimizin teveccühüyle onaylanan Anayasa gereğince ve seçimlerin yenilenmesine dair yüce Meclisimiz tarafından alınan seçim kararı doğrultusunda, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’da, Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda, Siyasi Partiler Kanunu’nda ve Milletvekili Seçimi Kanunu’nda değişikliklerin yapılması zorunlu hâle geldi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 Nisan Anayasa değişikliğiyle beraber parlamenter hükûmet sistemi yerine Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi getirilmiştir. Sert kuvvetler ayrılığını temel alan yeni hükûmet sisteminde Bakanlar Kurulu ve Başbakanlık kurumları Anayasa’dan çıkarılarak yürütmedeki çift başlılığa son verilmiştir.

Anayasa değişikliğiyle getirilen yeni hükûmet sistemine bağlı olarak, Anayasa’nın Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimine ilişkin hükümlerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu kapsamda, değişiklik teklifiyle beraber, Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde her iki seçimin de aynı gün yapılması; bir kişinin 1’den fazla, en fazla 2 kez Cumhurbaşkanı seçilebilmesi ancak Cumhurbaşkanının 2’nci döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde Cumhurbaşkanın bir defaya mahsus olmak üzere yeniden aday olabilmesi, Cumhurbaşkanlığına siyasi parti gruplarının en az 100 bin seçmen ve son Türkiye Büyük Millet Meclisi seçiminde tek başına veya birlikte geçerli oyların yüzde 5’ini almış olan siyasi partilerin aday gösterilebilmesi, milletvekili sayısının 600’e çıkması, milletvekili seçilme yaşının 18’e indirilmesi, yurt dışında oy kullanacak vatandaşlarımızın dünyanın neresinde olursa olsun oy kullandığı tarihte herhangi bir dış temsilcilikte veyahut da gümrük kapılarında randevusuz oy kullanma imkânı getirilerek yurt dışındaki seçmen listelerinin oluşturulması yönteminin değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Cumhurbaşkanı seçiminde ilk oylamada salt çoğunluk sağlanamadığı takdirde, bu oylamayı izleyen ikinci pazar günü ikinci oylama yapılacağı hükme bağlandığından yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tur oylamasına yönelik oy verme süresi çok kısıtlı olacağı için yurt dışında Türkiye'deki oy verme gününden önceki üçüncü güne kadar oy kullanabilme imkânını getirmiş oluyoruz.

Cumhurbaşkanının bir siyasi partiye üye olabilmesi mümkün hâle gelmiştir. Ayrıca, mevcut düzenlemede ortak aday gösterme dışında, siyasi partiler doğrudan Cumhurbaşkanlığına aday gösteremezken Anayasa değişikliğiyle siyasi parti gruplarına doğrudan Cumhurbaşkanlığına aday gösterme imkânı tanınmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhurbaşkanlığı sistemi için yapılan hazırlıkların taçlanacağı yeni Türkiye'nin düğün günü belli olmuştur. Düğün gününün adı 24 Hazirandır. 24 Haziran seçimleri Türkiye'nin düğün günü olacaktır. 15 Temmuzda aziz millet evlatları vatanını hainlere teslim etmemiş, 16 Nisan halk oylamasıyla bir nişan yapar gibi yeni Türkiye için kesin kararını vermiştir. Bu düğün gününü hazırlayanları, başta milletin adamı, istikamet veren liderliğiyle yeni Türkiye'nin banisi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı saygı ve şükranla anıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 24 Haziran sıradan bir seçim değil. 24 Haziran, 1699’dan itibaren sömürülmeye başlanan coğrafyamızın son yüz yıldır verdiği kurtuluş mücadelesinin halkın doğrudan yönetimi ele aldığı sistem değişikliğiyle taçlanacağı ve özellikle son iki yüz yıldır ekonomiden siyasete kadar yerleşen tüm şer odaklarının sökülüp atılacağı, son hamlenin yapılacağı gündür. Sistem değişikliğiyle taçlandıracağımız bu mücadelenin en önemli ve son hamlesinin milletimiz tarafından 24 Haziranda gerçekleştirileceğine yürekten inanıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ben de inanıyorum. Güle güle size. Gidiyorsunuz, gidiyorsunuz! Atta…

YUSUF BAŞER (Devamla) - 24 Haziranda kimlerle mücadele edeceğiz?

Değerli kardeşlerim, değerli milletvekilleri; 24 Haziranda yabancı ülkelerin gizli servisleriyle iç içe geçmiş terör örgütlerine ve onların uzantılarına karşı, FETÖ terör örgütü ve yabancı gizli servislerin ortaklığında zorlamayla kurdurulan siyasi oluşumlar, hülleler, ittifaklar ve zorlama adaylarına karşı…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Otuz yıldır sizi destekliyor, o zaman siz de ittifak yaptınız gizli servislerle.

YUSUF BAŞER (Devamla) - …iki yüz yıldır bu coğrafyayı sömüren, halkı dışlayıp iktidarı vesayet odaklarına teslim eden…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – On altı yıl FETÖ sizi destekledi.

YUSUF BAŞER (Devamla) - …sözde demokratik sistemin yerinde kalması için her türlü manipülasyonu hatta fiziki darbeyi yapmaya kalkan emperyalist uşaklarına karşı, kanımızı her anlamda emen yerleşik düzen ve uzantılarına karşı, ülkemizi, coğrafyamızı elimizden almaya çalışanlara karşı mücadele edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; siyaset mühendislikleriyle milleti kandırdığınız günler eski Türkiye'de kaldı. Artık mertçe siyaset yapmayanlara Türk siyasetinde hayat hakkı olmadığını düşünüyoruz. Seçimlerin temel hükümleri…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Karıştı, karıştı; FETÖ karıştırdı.

YUSUF BAŞER (Devamla) - Millet bu oyunu çok iyi bozar. 24 Haziranda oyunu milletin nasıl bozduğunu bir kez daha göreceğiz. Kendiniz mert olmayı başaramıyor olabilirsiniz, o zaman doğruları yapanları taklit edin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Doğru, 1 Kasımda bizi taklit ettiniz. Doğru, mert olanları taklit edin.

YUSUF BAŞER (Devamla) - Bakın, AK PARTİ ve MHP yiğitçe, mertçe, açıkça ittifak yapıyor, milleti de bunu takdir ediyor. Eski Türkiye'deki gibi meydan boş değil, öyle kolay oyun kuramazsınız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gittiniz, gittiniz, boşuna uğraşma!

YUSUF BAŞER (Devamla) – Şimdi, artık milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan var, milletin partisi AK PARTİ var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Güle güle size! Güle güle size!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ya iktidarsınız, iktidarda; kime çağrı yapıyorsunuz?

YUSUF BAŞER (Devamla) – Artık, milletimiz uyanmış, vesayet odaklarını tepelemiş, iradesini eline almıştır.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ama sen listede yoksun, listede!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen listede yokmuşsun, haber aldık!

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sen gittin, gittin!

YUSUF BAŞER (Devamla) – AK PARTİ, milletin istikbalini kendi elleriyle çizeceği yeni Türkiye’nin öncü kadroları olarak...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Boşuna uğraşma, listede yoksun! Atta, atta...

YUSUF BAŞER (Devamla) – ...24 Haziranda liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın arkasında milletin huzuruna başı dik ve onurlu bir şekilde çıkacak ve hak ettiği teveccühü yeniden ve bir kez daha kazanacaktır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yoksun, yoksun! Boşuna uğraşma, yoksun o dönem.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Bir kere daha garantiledin!

YUSUF BAŞER (Devamla) – Bu milleti, devlet, vatan, bayrak ve millet sevdalısı, samimi AK PARTİ kadroları yönetecektir.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Evde oturacaksın, evde!

YUSUF BAŞER (Devamla) – 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerimizin ülkemize, milletimize, demokrasimize hayırlar getirmesini Yüce Mevla’dan niyaz ediyor, hepinizi saygıyla Allah’a emanet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Güle güle size, güle güle! Bitti işiniz!

YUSUF BAŞER (Devamla) – 24 Haziranda, bir kez daha, Türkiye’deki 79 milyon vatan evladı, yurt dışındaki seçmenlerimizle beraber...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hem listede yoksun hem de toptan gidiyorsunuz, güle güle!

YUSUF BAŞER (Devamla) – ...AK PARTİ’nin yeni ve güçlü Türkiye’deki kapılarını inşallah hep beraber açacağız.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Allah bilir, Allah bilir!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Güle güle sana, yolun açık olsun!

YUSUF BAŞER (Devamla) – İnşallah hep beraber yeni ve güçlü Türkiye’yi aziz milletimize hediye edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başer.

Sayın milletvekilleri, birleşime kırk beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.44

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 21.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER : Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-------0-------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Şimdi, teklifin tümü üzerinde yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır. Bu sürenin on dakikası sorular, on dakikası ise cevap işlemi için ayrılacaktır.

İlk söz, Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, Türkiye’de yoğun emekle görev yapan infaz ve koruma memurlarına verilen ve yıpranma payı olarak bilinen fiilî hizmet zammı geçmiş dönemi de kapsamalıdır. İnfaz ve koruma memurlarının görevde bulundukları süreler de göz önüne alınarak yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Uzun süreden bu yana dile getirilen bu konunun da Hükûmet tarafından hemen gündeme alınması şart olmuştur.

Öte yandan, Adana’nın Saimbeyli ilçesindeki adliye binasının kapatılması nedeniyle bölge halkı büyük mağduriyet yaşamaktadır. En küçük bir olayda dahi kilometrelerce yol gitmek zorunda kalan ilçe halkının bu mağduriyeti giderilmelidir. Geçim kaynakları da oldukça sınırlı olan ilçe insanımızın huzur ve güveninin yanı sıra ekonomik yaşamına da katkı sunması bakımından 25 köy ve merkezli, 3 mahalleye sahip Adana’nın toprak bakımından en küçük ilçesindeki adliye yeniden açılmalıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tümer.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı her yerde olduğu gibi Mersin’de de coşkuyla kutlanmaya çalışıldı. Mersin’in Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde ilkokul 3’üncü sınıf çocukları bir müzik etkinliği düzenlemişti. Etkinlik başladı, çocuklar sahneye çıktı, müzik başladı, çocuklar dans etmeye başladı ancak karanlık bir zihniyet müziği durdurdu, çocukları sahneden indirdi. Gerekçe? 9 yaşındaki kız çocuklarının kıyafetlerinin uygun olmamasıydı. Şimdi, siz Bakan olarak bu gerici zihniyete hesap soracak mısınız? 9 yaşındaki çocukları bile bir cinsel obje olarak gören bu sapkın zihniyete hesap soracak mısınız yoksa Sayın Bakan siz de suç ortağı mı olacaksınız?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

Sayın Arslan…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Millî Eğitim Bakanına soruyorum, bir: Yeni üniversiteler kuracağınız yerde, üniversiteleri ve fakülteleri bölerek yeni üniversiteler kurma amacınız nedir? Amacınız, üniversitelerin gücünü kırmak mıdır?

İki: Seçim öncesi, atanamayan öğretmenlerin atamasını yapacak mısınız? Kamuoyuna bu konuda bir açıklama yapar mısınız?

Üç: Sözleşmeli ve ücretli öğretmen uygulamasından ne zaman vazgeçeceksiniz?

Dört: Cumhurbaşkanı istedi diye TEOG’u kaldırdınız, yerine, ne olduğu belirsiz olan nitelikli okul uygulamasını başlatacaksınız. Tamamen yanlış olan, öğrencilerimizin hayallerini ve beklentilerini yok edecek olan bu uygulamadan ne zaman vazgeçeceksiniz?

Beş: Mersin ilimiz Akdeniz ilçemizde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları sırasında İlçe Millî Eğitim Müdürü, çocukların giyimlerinin ahlaka aykırı olduğunu söyleyerek çocukların bayram yapmasını engellemiştir. Akdeniz İlçe Millî Eğitim Müdürünü görevden almayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Sayın Bakanım, Siyasi Partiler Kanunu’nun ek 1’inci maddesi uyarınca seçimlere katılan partilerden -hazineden yardım almaları için- son milletvekili seçiminde en az yüzde 3 kadar oy almış olanlar hazine yardımı alabiliyor.

Peki, şu anda grubu yeni kurulan İYİ PARTİ hazineden yardım alabiliyor mu, alabiliyorsa ne kadar alıyor? Bu anlamda tüm kamuoyunu bilgilendirir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Sayın Bektaşoğlu…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Turizm Bakanımızaydı, maalesef ayrıldı herhâlde.

Karadeniz bir turizm cennetidir. Giresun’un özellikle turizm merkezi statüsündeki Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Paşakonağı yaylalarının, Sis Dağı, Karadoğa yaylalarındaki obaların enerji altyapısı maalesef yetersizdir Sayın Bakan. Şu anda yayla mevsimi, bir turizm hareketi var ama bu yaylalarımız karanlıkta. Bununla ilgili Turizm Bakanlığı olarak bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Bir diğer sorum: Sayın Bakan, daha önceki konuşmalarımda belirttiğim üzere Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Giresun’da turizm alanlarının içinden geçen derelerde tam bir HES talanı yaşanıyor. Bölgeye yapılan 94 HES’in tamamı da bu alanların içinde yer alıyor. AKP’li yandaşlar Ankara’da işini halledip ruhsatla gelip inşaata başlıyor; denetim yok, kontrol yok. Bu doğa ve turizm cinayetini durdurmalısınız. Size çağrıda bulunuyorum: Bir daha Giresun’a HES ruhsatı vermeyin, turizm değerlerimizi öldürmeyin. Bu dediğim olaylar Ordu, Trabzon, Rize ve Artvin için de geçerlidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bektaşoğlu.

Sayın Kuyucuoğlu…

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Mersin Kazanlı İlköğretim Okulunun 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları öğrencilerimize zehir oldu. Henüz 3’üncü sınıfa giden öğrenciler gösterilerini yapmak için sahneye çıktıktan bir süre sonra okul müdürü gösteriyi yarıda kesip öğrencileri sahneden gözyaşlarıyla indirirken İlçe Millî Eğitim Müdürü de kıyafetlerinin uygun olmadığını söylemiştir.

Şimdi soruyorum: Daha 3’üncü sınıfta okuyan çocukların çocuk bayramını kutlarken giydikleri kıyafetleri müstehcen bulan zihniyet ne kadar sağlıklıdır? Ayrıca, çocuklarımızın başarılarıyla değil giydikleriyle uğraşan bir bakış açısıyla millî eğitimimiz ne kadar gelişecektir? Kuşkusuz halkımız 24 Haziranda bu hastalıklı bakış açısına evlatlarını teslim etmeyecektir.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kuyucuoğlu.

Sayın Çamak…

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, Mersin Akdeniz ilçesinde bir ilkokulda 23 Nisan gösterisi yapan çocuklarımızın gösterileri yetkililerce yarıda kesildi. Çocuklarımızın kıyafetlerinden rahatsız olan zihniyet onların sevinçlerini kursaklarında bıraktı. Çocuklara cinsel obje gibi bakan bu sapkın anlayışı reddediyoruz. Kendilerini birilerine ispat etmek ya da karanlık zihniyetlerini çocuklarımız üzerinden var etmek isteyenlere izin verilmemeli, okullarımız ve çocuklarımız gericiliğe teslim edilmemeli. Dünyada ilk ve örnek, gıpta edeceğimiz Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamasında ülkemiz çocuklarına bu utancı yaşatan görevliler hakkında bir işlem yapılması düşünülüyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Çamak.

Sayın Durmaz…

KADİM DURMAZ (Tokat) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sorum Sayın Bakanımıza. Yakın bir süre önce Turhal, Ilgın, Çorum, Sorgun, Kırşehir, Bor şeker fabrikalarını Hükûmetiniz sattı. Turhal Şeker Fabrikası bu yıl 848 bin ton pancar işledi; 113 bin ton şeker, 33.900 ton melas, 205 bin ton küspeyle 2017 yılında toplam 420 milyonluk bir ciro yaptı ama Hükûmetiniz 569 milyon liraya sattı. 2011 yılında 834 milyon verilen bu fabrikanın o satışı iptal edilmişken, para amaçlı satıldığında, baktığımızda, Hükûmetinizin yaptığı mantıklı, kabul edilir bir davranış değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADİM DURMAZ (Tokat) – Burada, daimî, geçici, taşeron, sözleşmeli, yardımcı, güvenlikçi olmak üzere toplam 1.142 kişi çalışmakta. 77 bin pancar ekici aile ve devamındaki çiftçiler de perişan durumdadır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Durmaz.

Sayın Kılıç…

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Mevcut eski sistem istikrar üretmemiş ve 1983 yılından bu yana, otuz beş yılda 21 hükûmetin kurulduğu göz önüne alındığında bu yeni sistemle birlikte yeni bir hükûmet modeli öngörülmektedir. Buna göre, Cumhurbaşkanlığı ve Parlamento seçimleri aynı günde ancak birbirinden bağımsız iki ayrı sandıkta yapılacak ve halkın yüzde 50’si artı 1 kişinin oyunu alan Cumhurbaşkanı olarak hükûmet edecektir. En önemlisi, koalisyon olmayacak, şaibeli pazarlıklar son bulacak, bundan ülke ve millet çok büyük fayda görecektir. Darbe döneminin ürünü olan 1982 Anayasası’nda Cumhurbaşkanlığı makamını darbeciler kendilerine uygun olarak kurgulamışlardı. Cumhurbaşkanının sınırsız yetkilerine karşın, hukuken ve kişisel olarak sorumluluğu yoktu. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle beraber yeni bir sisteme geçmek kaçınılmaz olmuş ve de halkımızın desteğiyle yeni sisteme geçilmiştir. Artık hükûmet krizleri olmayacak, halkımız kimi seçerse o hükûmet edecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri de asli görevlerini daha etkin biçimde icra edeceklerdir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

Sayın Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ederim Başkanım.

1980 yılında Türkiye’de 50 milyon koyun varken bugün 25 milyona, 30 milyon keçi varken bugün 10 milyona düşmüştür. Bunun en büyük nedeni girdi fiyatlarının yüksekliğidir. Sanayi ülkesi Almanya’da et 3 euro iken Türkiye’de 10-15 euro olmaktadır. Türkiye’deki üreticiler başka ülkelerden et ithalini değil, üreticilerin desteklenmesini bekliyorlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkmen.

Ve son soru, Sayın Tekin…

HAYATİ TEKİN (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, yakın zamanda FETÖ olayından 33 asker müebbet yedi. Askerliği hepimiz yaptık, biliriz ki “Atla bu çukura.” dese atlayacak. O askerlere verilen ceza reva mıdır? Buna vicdanen ne diyorsunuz?

İki: 17-25 Aralık suç tarihi olarak belirlendi. Bu kararı kim verdi? “Ondan öncesi suç, bundan sonrası değil.”e kim karar verebilir? Padişah özentisi tek adam “Allah beni affetsin.” dedi, Allah onu, suç ortağı mıydı da affetti?

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tekin.

Sayın milletvekilleri, şimdi Hükûmet adına Adalet Bakanımız Sayın Abdulhamit Gül cevap verecektir.

Buyurun Sayın Gül.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Tekin’in söylediği ifade gerçekten… Yani, Allah’ın bir kişi, bir şahısla ilgili, bir insanla ilgili “suç ortağı” gibi ifadeleri gerçekten asla kabul edilemeyecek… İnancımıza göre de bir yaratıcının yaratılanla bu anlamda, bu şekilde ifadede kullanılması asla tasvip edilebilecek bir ifade değil. Bunu öncelikle söylemek zorundayım.

Diğer husus da askerlerle ilgili “Verilen cezalar niçin veriliyor?” şeklinde bir sorusu var. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de yargı, Anayasa’nın “Yargı yetkisi” kenar başlıklı 9’uncu maddesinde de ifade edildiği gibi, Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılmaktadır ve askerlerle değil, asker üniforması giymiş, darbe girişimi yapmış, suç işlemiş kişilerle ilgili yargılamalar yapılmaktadır. Elbette, suç isnadıyla ilgili -doğru olup olmadığı- bu konuyla ilgili bütün muhakeme bağımsız mahkemece yapılmakta ve kararlar da bağımsız mahkemelerce verilmektedir. Bu konu, idari ya da yürütmenin konusu alanında değildir. Elbette deliller, dosya kapsamındaki hususlar, ifadeler, beyanlar hangi noktadaysa mahkemeler buna göre karar vermektedir. Mahkemelerin verdiği karara karşı da hem istinaf hem de Yargıtay yolu açıktır. Anayasa Mahkemesi ve yine uluslararası AİHM düzeyinde de bu yargılamalara karşı bir itiraz imkânı vardır. Dolayısıyla, bu konuda bir eksik ya da hata olduğuna inanıyorsa tarafların bu konularla ilgili elbette itiraz etme imkânları vardır, bunu ifade etmek isterim.

Sayın Tümer’in infaz korumalara verilen fiilî hizmet zamlarına yönelik bir sorusu vardı. Bu konuyla ilgili olarak bildiğiniz gibi, Ağustos 2017 Kanun Hükmünde Kararnamesi’yle, 694 sayılı KHK’yle infaz ve koruma memurlarına yıpranma hakkı tanınmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kanunlaşarak yürürlüğe girmiştir. Ceza infaz personelinin yıllarca, yaklaşık otuz kırk yıldır gündeminde olan ve her zaman talep ettikleri bir konuydu yıpranma hakkı, ilk kez Hükûmetimiz tarafından bu personelimize tanınmıştır. Gerçekten hak ettikleri bir yıpranma hakkı verilmiştir çünkü ceza infaz memurları gerçekten çok zor şartlarda, büyük bir özveriyle çalışan kamu görevlilerimizdir tüm kamu görevlilerimiz gibi. Maddi anlamda, özlük haklarında ne kadar iyileştirme yapılsa gerçekten emekleri ödenemez ve bizim de her zaman Bakanlık olarak yanlarında olduğumuz arkadaşlarımızdır.

Elbette yıllardır bekledikleri şey -bir hayal- beklentileri, ümitleri gerçekleşmiştir, bu anlamda çok önemli bir adım atılmıştır. Ve biz diğer özlük hakları, sınıf talepleri… Diğer özlük haklarının iyileştirilmesi hususundaki bütün çalışmalarımız Bakanlığımızca da dikkatle takip edilmektedir ve bu konuda da her türlü desteği bundan sonra da vermeye devam edeceğiz. Böylece, beş yıl çalışan bir yıl yıpranma payı almaktadır. Bu konuda Hükûmetimiz böyle bir düzenlemeyi yapmıştır.

Adliye kapatılmasıyla ilgili konuda, yargıda verimliliğin artırılması, yargının hızlanması, davaların kısa sürede sonuçlanması, hâkim ve savcı ihtiyacı dikkate alınarak dengeli bir iş yükü dağılımının sağlanması dikkate alınmış, buna göre bir değerlendirme yapılmıştır. Bu konuda da üç yıllık ortalama dava ve iş sayısı, insan kaynakları, en yakın adli teşkilata uzaklık gibi gerekçelerle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun -o zamanki ismiyle- 2004 ve 2012 tarihli kararlarıyla bazı yerler farklı adli teşkilatlarla birleştirilmiştir. Bu konuda elbette yine değerlendirmeler yapılmaktadır. İş yükü, dosya, dava sayısının artması durumunda, bildiğiniz gibi hâkim savcı sayımız da artmaktadır. Bu konularda bizim amacımız, elbette en yakın yerde yargı hizmetlerinin verilmesidir. Bu konuda, anılan yerle ilgili olsun, diğer yerlerle ilgili olsun çalışmalarımızı da yine gözden geçiriyoruz. Şu anda hâkim, savcı mülakatlarımız devam etmektedir. Bu sene mezun olacak çok değerli öğrenci arkadaşlarımız için de yine kasım, aralık ayında yeni hâkim, savcı alımı düşünmekteyiz. Bu sene mezun olan öğrenci arkadaşlarımız için bu sınavı da açacağız ve inşallah yakın zamanda, bu sene sonuna kadar göreve başlamak üzere -yani bu sene sonuna kadar işbaşı yapmak üzere- toplam 15.500 adliye ve ceza infaz personeli alacağız. Hükûmetimiz olarak yine gençlerimizden bu anlamda istifade edeceğiz, yakın zamanda bu konuyla ilgili de ilana çıkacağız. Bakanlığımız bünyesine 15.500 personel alımı gerçekleşecektir.

Sayın Atıcı ve diğer arkadaşlarımız Sayın Kuyucuoğlu, Sayın Çamak, yine, Sayın Türkmen, Sayın Arslan da ortak bir şekilde ifade ettiler Akdeniz’de bir okulda dün yaşandığı ifade edilen bir olayla ilgili… Bu konuyla ilgili Millî Eğitim Bakanlığımız idari soruşturma başlatmıştır ve bu süreçle ilgili soruşturmanın sonucunu biz de takip edeceğiz. Masumiyetin ifadesi olan çocuklarımızı kendi bayramlarında bu şekilde rencide edici ve bu şekilde gerçekten üzücü tablolar yaşandıysa –ben de şimdi öğrenmiş oldum- asla bunlar tasvip edilemez. Yani hiç kimse kendi düşünceleriyle, kendi aklıyla, kendi zihniyetiyle bu şekilde… Hangi gerekçeyle olursa olsun yapılan şey asla tasvip edilemez. Bu konuda yani çocuk masumiyetini kendi dar kafaları ya da düşünceleri içerisinde farklı birtakım… Hangi düşünce olursa olsun, olayla ilgili elbette soruşturma yapılacaktır, takip edilecektir, incelenecektir ama bu ifade çerçevesindeyse –ona istinaden söylüyorum- asla kabul edilemez. Bu bayramda, çocuklarımızın bayramında başka da olumsuz bir şey duymadık ama bu konuyla ilgili gerekirse cezai soruşturma hususunda da… Elbette idari soruşturma sonucunda, Millî Eğitim Bakanlığı cezai soruşturma gerekiyorsa bunu da ihbar edecektir. Elbette cumhuriyet savcılarımız gerekiyorsa o boyutuyla da araştırma yapacaktır.

Bu vesileyle tüm çocuklarımızın da 23 Nisan Millî Egemenlik Bayramı’nı tekrar tebrik ediyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İnşallah terfi etmez Sayın Bakanım.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Yani bu tür –kim söyledi bilmiyorum ama- haksız yere…

AYTUG ATICI (Mersin) – Örnekleri var Sayın Bakan, inşallah terfi etmez.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Öyle bir şey varsa… Soruşturma yapılıyor, soruşturmayı bekleyelim.

Evet, şeker fabrikasıyla ilgili Sayın Durmaz’ın sorusu: Bu konuyla ilgili Hükûmetimiz bir düzenleme yapmıştır ve hem çiftçilerimizi hem çalışanlarımızı mağdur etmeden ve gerçekten üretimi de artıracak şekilde önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu hususla ilgili, bu düzenlemenin de gerçekten doğru bir ifade ve takdir olduğunu ifade etmek isterim.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Bakanım, sadece Tokat’ta devletimizin 250 milyon zararı var.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Son olarak Sayın Tanal’ın “Siyasi Partiler Kanunu’nda hazine yardımı vardı, grup kuranlarla ilgili bu yardım olacak mı?” şeklinde bir sorusu var. Bildiğiniz gibi genel seçimlerde yüzde 3’ten fazla oy alan partilere devlet yardımı yapılmaktadır. Evet, önceden grubu olanlara yapılıyordu ama antidemokratik bir şekilde “Sen şu partiden seçildin, millet sana şu partiden oy verdi ama antidemokratik dönemlerde siz şu grubu kuracaksınız.” denildiğinde, emirle başka grupların kurulduğu örnekler geçmişte oldu, o tarihlerde değiştirildi. Grup kuranlara hazine yardımı kaldırıldı. Dolayısıyla, grup kurmakla hazine yardımı almak için şu anki mevzuatımızda bir düzenleme yoktur. Dolayısıyla, grup kuranlarla ilgili öyle bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yeni üniversitelerle ilgili, bunu Millî Eğitim Bakanımıza ifade edeceğim, ayrıca değerlendirebilir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, Sayın Bakan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, kısa bir söz talebim var.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Bakan, turizmle ilgili bizim soru ne oldu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Kültür Bakanına ileteceğim.

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu’nun sorusu Kültür Bakanına iletilecek.

Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki soru-cevap işlemi sırasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çok usulden değil ama birkaç hususun altını çizmek gerekiyor. Birincisi: Sayın Bakanın Mersin’deki olayla ilgili cevabı önemli. Konunun takipçisi olmasını tüm Meclis adına ve tüm kamu adına talep ediyoruz.

İkinci mesele: Mahmut Tanal maddeyi hatırlatarak zaten sordu. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan “Hazine yardımı da alıyorlar.” dedi. Sizin bunu mevzuata en hâkim Bakan olarak ifade etmeniz önemli çünkü onu tekrar eden Sayın İlknur İnceöz de 25 trilyonluk bir hazine yardımından bahsetmişti. Bunu sizin bu açıklığıyla söylemeniz... Çok sayıda gazetecinin bizlere yönelttiği ve sizinle cevabı paylaştığımız konu da son derece nettir ama Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı iş başka bir algı yaratıyor. Bunu özellikle ifade etmek istedik.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 6’ncı maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde söz isteyenleri okuyorum: Gruplar adına; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Zeynel Emre, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz İsmail Faruk Aksu, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekilimiz Sayın Erol Dora, İYİ PARTİ Grubu adına Kayseri Milletvekilimiz Sayın Yusuf Halaçoğlu. Şahısları adına; Adana Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş, Ankara Milletvekilimiz Sayın Murat Alparslan.

Şimdi, ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Zeynel Emre’ye aittir.

Buyurun Sayın Emre. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ZEYNEL EMRE (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hemen baştan söyleyeyim, çok yetersiz bir düzenleme. Neden yetersiz? 16 Nisan referandumuna yönelik daha önce yapılmış tartışmaları yeniden açma niyetinde değilim ancak bize göre tamamen hukuksuz bir şekilde Yüksek Seçim Kurulunun tescil ettiği ve yürürlükte olan mevcut düzene göre yapılacak seçim. O seçime yönelik -planlanan 2019 Anayasa değişikliğinde öyleydi- düzenlemelerde, biliyorsunuz, Başbakanlık olmayacak, hangi bakanlıkların kurulacağı daha sonra belli olacak. Yani nereden baksanız, âdeta yeniden bir devlet inşa ediliyormuşçasına Türkiye Cumhuriyeti yeniden inşa edilmiş olacak.

Biz Anayasa değişikliği esnasında hep dedik ki: “Bu tür değişikliklere giden ülkeler pek olmamış, dünyada birkaç örneği var ve onlarda da maalesef kötü sonuçlar vermiş.” Ancak dinlemediniz, bunu yaptınız. Aslında bugünkü erken seçim kararının alınması -ki ilke olarak muhalefet tabii ki “seçim” demek zorundadır ama- zaman itibarıyla ve bunun dile getirilişi, özellikle Türkiye’de gerçekleşen erken seçimlere ve… O erken seçimler içerisinde bunun bir ilk olma özelliği var, ilk defa dış politika gerekçeleri bir erken seçim malzemesi hâline getirildi Türkiye’de. Yani buradan şu çıkar: Burada iktidarın bir vizyonu var, o vizyonun içerisinde 2019’da çatışma var, kavga var, kan var, gözyaşı var, her şey var; umut yok, adalet yok, huzur yok, barış yok. Vaatler içerisinde bunlar yok, bunlar anlaşılıyor.

Tabii, artık bizim siyasetimizde yirmi dört saatin dahi öyle çok uzun süre olduğu söylenemez, her an her şey değişiyor. Ama şu hâle geldik: İktidar partisi birtakım vaatlerde bulunuyor, bunlar için de birtakım koşullar öne sürülüyor yani “Şu koşullar gerçekleşirse bu vaatler olur.” diyor. Mesela “Kaos istemiyorsanız beni seçin.” diyor yani seçme bir koşul, “Kaos istemiyorsanız seçin.” Sonra ne oluyor? Sonra bir şekilde kaos gerçekleşiyor. Başka? Mesela “İktidara gelir gelmez OHAL’i kaldırdık.” var, değil mi? Bu, her yerde yazıyordu billboardlarda. Şimdi ne var? Şimdi “OHAL niye kalksın? OHAL’in kime ne zararı var?” şeklinde bir yaklaşımı görüyoruz.

Başka? “Huzur ve istikrar için koalisyon dönemleri ve koalisyonun getirdiği karmaşaya, bulantıya, sıkıntıya son.” Sonra ne var? Sonra, bakıyorsunuz bu defa “Güçlü Türkiye için ittifak şart.” var. Daha da var değerli arkadaşlar, “Erken seçim isteyen, vatan hainidir.” var. Burada da bir manevra geliyor, bu sefer de erken seçim yetmiyor “Aşırı erken seçim istemeyen, vatan hainidir.” deniyor. Ne pahasına peki?

Bakın, Türkiye’nin yakıcı problemlerinden biri neydi? Tasarı, Adalet Komisyonuna tam geldiği zaman -Adalet Bakanımız burada- hemen Komisyondan geri çekildi. Neydi o? Çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesine yönelik kanun hazırlığı. Ne için geri çekildi? “Efendim, seçim başarısı önümüzdeki dönem daha zorlu olacak, seçime gideceğiz, çocukların menfaati şimdilik beklensin.” dendi.

Aslında değerli arkadaşlar, bu, şunu da gösteriyor: Bakın, biz her şeye rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye’de demokrasiyi yaşatmak için mücadele veriyoruz, her şeyden önce demokrasiyi yaşatmak istiyoruz. Bugün İYİ PARTİ bizim rakibimiz, tıpkı sizin olduğu gibi. Ancak bizim hasmımız değil, sadece rakibiz. Dolayısıyla, biz tüm rakiplerimiz için de demokrasiden yanayız, örgütlenme hakkından yanayız, seçime girme hakkından yanayız.

Ya, Allah aşkına, hangi ülkede binbir türlü şart gösterilir de 41 ilde örgütlenme, bilmem ne kadar süre… Birçok ülkede 3 milletvekili, bazılarında 10 milletvekili, bazılarında 3 bin imzayla bir parti hemen ertesi gün seçime girebiliyor. Şimdi siz bütün bu demokratik gelişmelerin önünü tıkıyorsunuz, biz açmaya çalışıyoruz; bu sefer de kıyamet koparıyorsunuz, değil mi “Efendim, kirli ittifaklar yaptınız.” diye.

Peki, değerli arkadaşlar, PKK’ya siz gidince oluyor, ittifakı siz yapınca oluyor, cemaatleri siz palazlandırınca oluyor, vekilleri hapsedince oluyor, belediyelere el koyarken oluyor, devleti soyarken oluyor, OHAL’i siz isteyince oluyor, tek mağdur sizsiniz, bir tek sizin acılarınız kutsal, tek kahraman sizsiniz, başka da herkes korkak, öyle mi? (CHP sıralarından alkışlar) Yani tek fedakâr sizsiniz bu ülkede. Bunlar artık kabak tadı verdi yani kimse bunları yutmuyor, hani derler ya dinime küfreden Müslüman olsa. Siz sadece AKP çatısı altında bugüne kadar kaç partiyi erittiniz? Ya, şu sıralarda oturup da size söylemediğini bırakmayan insanlar gelip de kırmızı plakaları almadı mı, yine burada birlikte oturmuyor musunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Bunlar sizin gerçekleriniz değil mi?

Biz aslında sizin -tek kelimeyle- ayıplarınızı örtüyoruz, gün hesaplarıyla seçime girecek insanlara ve partilere müdahalelerinizi engelliyoruz, seçimden çıkmış insanlara yargı oyunlarıyla müdahalelerinizi engellemeye çalışıyoruz.

Bakın, dün Genel Başkanınız bir açıklama yaptı, dedi ki: “YSK, kararını cumartesi alsaydı, bu 15’ler olayı olmazdı.” Şimdi, bu ne demektir yani bunu nasıl yorumlamak lazım? Aslında burada bir defa, geç kaldınız fırçası var, işin yetkilileri fırça yiyecek. Bundan sonra YSK’ye kayyum mu atanır bilemeyiz, belki de YSK Başkanı Sadi Güven, Türkiye cezaevlerinden birinde kendini bulabilir de, büyük bir hatanın altına imza attı, değil mi?

Ama başka bir şey daha var, deniyor ki: “AKP Genel Başkanına el kol sallanabilir ama Cumhurbaşkanına sallanmaz.” Şimdi, bunun neresinde eşitlik var, neresinde adalet var, neresinde insan hakları var? Hani bu, şu demek: “Diğer parti genel başkanlarına ne yaparsanız yapın.” demek. Hani “Yapılan, yanlış.” dense “Hadi neyse.” deriz. Şimdi, işinize geldiğinde “şeffaflık” diyeceksiniz, işinize gelmediğinde “devlet sırrı”. İşinize geldiğinde Hükûmet olacaksınız, işinize gelmediğinde devlet. İşinize geldiğinde OHAL karşıtı olacaksınız, işinize gelmediğinde nöbetçi OHAL gardiyanı gibi davranacaksınız, evladınız gibi sahipleneceksiniz OHAL’i.

Şimdi, bütün bunlar olurken bakın, en ufak bir mağlubiyette kıyametler kopardınız, ağıtlar yaktınız, değil mi? Altı üstü bir planınız suya düştü. Ne oldu güçlü iktidarınıza? Demek ki o kadar güçlü değilmişsiniz, değil mi? Bütün bu tartışmalar şunu gösteriyor: Bir defa, sizin ipinizle kuyuya inilmez ve bunu da Türkiye’de görmeyen kalmadı. Türkiye bu kadar hülleyi, hileyi, kurguyu, kumpası da artık kaldıracak durumda değil. Biz “Etmeyin eylemeyin, şu anki getirdiğiniz düzenlemeyle bir devlet yönetilmez, böyle bir yönetim şekli olmaz.” dedik, bizi dinlemediniz. Emin olun arkadaşlar, kazdığınız kuyuya düşmek üzeresiniz, şu anda o kuyunun çeperlerinde dolaşıyorsunuz. “Acaba yüzde 50+1’i nasıl alırım?” telaşıyla büyük bir panik içerisindesiniz ancak şu bir gerçek ki Türkiye de artık bundan sonra adalet isteyen, demokrasi isteyen, barış isteyen, insanların kardeşçe, huzur içerisinde, bir arada yaşamasını isteyen, Türkiye’nin farklılıklarını zenginlik olarak gören, Türkiye’yi bütünleştirecek, gerçekten halkını seven bir iktidara 24 Hazirandan sonra kavuşacaktır. Türkiye bütün bunları hak ediyor. Türkiye bundan sonra çatışmalarla anılan bir ülke değil, dünyada örnek bir ülke hâline gelecektir. Haziran bu anlamda bir başka güzel olacak diyoruz. Artık her şerde bir hayır vardır. Önümüzdeki dönem içerisinde karış karış gezeceğiz. Türkiye’de sizin halkla aranızdaki ilişkinin koptuğunu… Hani olur ya, evlenenler bir süre sonra ayrılır ama düzeyli bir ayrılık olur, değil mi, medeni bir ayrılık olur. Şimdi, bir taraf sizden ayrılmış durumda, siz bunu kabul etmiyorsunuz. Milletle ayrılmış durumdasınız. Sarayın halkla karşı karşıya gelmesi söz konusu, sarayın halka karşı bir savaşı var. Bu savaşta halk kazanacak diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Emre.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkan…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kayıtlara girsin diye söylüyorum, madem öyle bir şey var, bu telaş nedir, anlamak mümkün değildir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın İsmail Faruk Aksu’ya aittir.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında, büyük düşünür Erol Güngör’ü vefatının 35’inci yılında rahmetle anıyorum; ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Görüştüğümüz kanun teklifi, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan halk oylamasında aziz Türk milletinin iradesiyle kabul edilen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişe ilişkin uyum düzenlemelerinden ibarettir.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşananlar, siyaset kurumuna ertelenemez ve geciktirilemez mükellefiyetler yüklemiştir. Bu mükellefiyetler, en başta, devlet yönetiminde seri ve süratli karar alabilecek güçlü bir idari yapı ile etkin bir Meclis yapısının tesisini zorunlu hâle getirmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, bu manada Türkiye’nin önünü açmış, Türkiye’ye hasım şer odaklarının tüm girişimlerine demokrasinin erdem ve müktesebatıyla set çekmiştir.

Bilindiği gibi, referandum neticesinde Anayasa’nın Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimine ilişkin hükümlerinde önemli değişikliklere gidilmiştir. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin beş yılda bir, aynı gün, seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde ise her iki seçimin aynı gün yapılması, bir kişinin en fazla 2 kez Cumhurbaşkanı seçilebilmesi, siyasi parti gruplarının, son milletvekili seçiminde tek başına veya birlikte geçerli oyların yüzde 5’ini almış olan siyasi partilerin ve en az 100 bin seçmenin Cumhurbaşkanlığına aday gösterebilmesi sağlanmış, milletvekili sayısı 600’e çıkarılmış ve milletvekili seçilme yaşı da 18’e indirilmiştir.

Bu ve benzeri değişiklikler, siyasi partiler ve seçim kanunlarında uyum düzenlemelerinin yapılmasını da zorunlu hâle getirmiştir. Bu çerçevede hazırlanan kanun teklifi, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda bazı değişikliklerin yapılmasını öngörmektedir. Buna göre, bir kimse, aynı zamanda hem Cumhurbaşkanı adayı hem de milletvekili adayı olamayacak ve aday gösterilemeyecektir.

Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin görev süresi olan beş yılın hesabında, birlikte yapılan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçim tarihi esas alınacaktır.

Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci oylamaya kaldığı durumlarda, bu oylamaya tek adayla gidilmesine rağmen Cumhurbaşkanı seçilemediğinde, sadece Cumhurbaşkanı seçimi yenilenecektir.

Genel seçime bir yıl veya daha az süre varken Cumhurbaşkanlığı makamı herhangi bir nedenle boşalırsa, takip eden altmışıncı günden sonraki ilk pazar günü Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimi birlikte yapılacaktır.

Genel seçime bir yıldan fazla süre varken Cumhurbaşkanlığı makamı herhangi bir nedenle boşaldığında ise, takip eden kırk beş gün içindeki son pazar günü sadece Cumhurbaşkanı seçimi yapılacaktır.

Cumhurbaşkanının görev süresinin dolması, seçimlerin tamamlanamaması veya seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâllerinde, yeni seçilen Cumhurbaşkanı göreve başlayıncaya kadar mevcut Cumhurbaşkanının görevi devam edecektir.

Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa milletvekilliği sona erecektir. Her siyasi parti veya parti grubu sadece bir aday için başvuru yapabilecek, Cumhurbaşkanı adayı gösterilecek olanların yazılı muvafakati aranacaktır.

Seçmenlerce Cumhurbaşkanı adayı gösterilmek için YSK’ye başvuracak olanlar, en yüksek derecedeki devlet memuruna mali haklar kapsamında yapılmakta olan her türlü ödemelerin bir aylık brüt tutarının 10 katını Maliye veznesine yatıracaktır.

Seçmenler, kayıtlı oldukları ilçe seçim kurulu başkanlığına bizzat başvurarak Cumhurbaşkanı aday teklifinde bulunabileceklerdir.

Aday gösterilenler, kendileriyle ilgili aday gösterme bilgilerine YSK’nin belirleyeceği usulle erişebileceklerdir.

Siyasi partiler, milletvekili ve mahallî idareler seçimlerinin yanı sıra Cumhurbaşkanı seçimi için de çalışma yürütebilecektir.

Ayrıca, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin daha rahat oy kullanmalarına yönelik düzenlemeler de öngörülmektedir.

Bu kapsamda, seçim gününden önceki yedinci güne kadar olan oy verme süresi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci oylama hâli de dikkate alınarak seçim gününden önceki üçüncü güne kadar uzatılmaktadır. Yurt dışında yaşayan seçmenlerin randevuyla oy kullanması usulü kaldırılarak oy verme günlerinden kendisine uygun olan herhangi bir günde oy kullanabilmeleri sağlanmaktadır. Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı seçmenlerin yurt dışındaki herhangi bir temsilcilikte oy kullanabilmeleri temin edilmekte, siyasi partilere, yurt dışında her oy verme günü için ayrı sandık kurulu üyesi bildirebilme imkânı getirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, 16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, millî uzlaşma zemini içinde Türkiye’nin daha demokratik ve daha güçlü bir devlet hâline gelmesinin önündeki engelleri ortadan kaldıracak, Türkiye’yi kudretli bir devlet hâline getirecektir. 24 Haziran 2018’deki seçimlerin ardından bütünüyle hayata geçecek olan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle Türkiye, demokrasisinin gelişip kökleştiği, temel hak ve hürriyetlerin tahkim edildiği, tarihî ve kültürel derinliği olmayan yapay farklılıkların ayrıştırıcılığı yerine zengin ortak değerlerimizin bütünleştiriciliğinde enerjisini Türkiye’nin lider ülke ve küresel bir güç hâline gelmesi için harcayacağı sürece girmektedir. Bu nedenle, 24 Haziran 2018 seçimleri, cumhuriyetimizin 100’üncü yılına girdiğimiz süreçte tarihî bir kavşak ve dönüm noktasıdır.

Gücünü inançlarından, ilkelerinden ve Türk milletinden alan Milliyetçi Hareket Partisi, uzlaşmacı, bütünleştirici ve kucaklayıcı, devletin bekası ve milletin refahını esas alan, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesini ortaya koyan bir siyaset anlayışına sahiptir. Nasıl ki 15 Temmuz sonrası süreçte Türk milletinin varoluş mücadelesinde en ön safta yerini almışsa önümüzdeki süreçte de “önce ülkem ve milletim” anlayışıyla Türk devletinin ve milletinin bekası için mücadelesini sürdürecektir.

Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti’nin beka ve birliğini yüksek bir sadakat ve yürekli bir mücadele ruhuyla savunacak, ülkemizin geleceğini millet iradesinden aldığı güçle güvenceye kavuşturacaktır. İhanete ve Türkiye düşmanlarına karşı dirilen millî ruh, Cumhur İttifakı’yla Türkiye’yi ileriye taşıyacaktır. Cumhur İttifakı, millî bekayı esas alan, ahlaki ve siyasi uzlaşmanın mahsulü, Türkiye’yi hür, demokratik ve müreffeh bir geleceğe kavuşturma azmidir. Türk milletinin hainlere, iş birlikçilere, Türkiye'nin hasmı küresel güçlere karşı verdiği millî tepkinin adı, dünyaya vurulacak Türk mührünün müjdesi ve nihayet millet aklıdır.

Değerli milletvekilleri, teklifin yasalaşmasıyla, seçimlerin Anayasa’ya uygun, sağlıklı bir şekilde yapılmasının hukuki altyapısı oluşturulacak, bu yönüyle bir ihtiyaç karşılanmış olacaktır.

Bu düşüncelerle, kanun teklifinin ve 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak olan Cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinin ülkemize, milletimize ve demokrasimize hayırlar getirmesini diliyor, Genel Kurulun siz değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksu.

Şimdi söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Mardin Milletvekilimiz Sayın Erol Dora’ya aittir.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, demokrasi, en genel anlamıyla “halk iktidarı” olarak tanımlanır. Buradaki “halk” kavramı, belli bir zümreyi, sınıfı, inanç grubunu, etnik kimliği, dil topluluğunu ya da siyasal ideolojik oluşumun mensuplarını değil, ülke sınırları içerisinde yaşayan, inancı, dili, kimliği, siyasal ideolojik aidiyeti ne olursa olsun bir bütün olarak yurttaşların tamamını ifade eder. Yasama, yürütme, yargı başta olmak üzere bir devleti oluşturan tüm mekanizmalar hiçbir ayrım gözetilmeksizin tüm yurttaşlara eşitlik ve halk yararı ilkeleri temelinde faaliyet yürütülürse orada gerçek anlamda bir demokrasiden ve demokrasi kültüründen söz etmek mümkün olur. Çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazlarından biri ve yurttaşların gerek ülke yönetimine gerekse yerel yönetimlere katılımının, yönetimde söz sahibi olmalarının önemli bir kanalı da demokratik, şeffaf ve güvenilir seçimlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette seçimlerin halk iradesini, yurttaş iradesini en doğru biçimde yansıtacak özgür, demokratik ve şeffaf koşullarda gerçekleştirilmesi kadar güvenilir usul ve yöntemlerle gerçekleştirilmesi de bir ülkede demokratik siyasetin hâkim kılınması bakımından hayati niteliktedir. Olağanüstü hâl koşulları altında gerçekleşen son referandumda görüldüğü gibi, seçim usul ve yöntemlerindeki sakatlıklar, seçimi bir bütün olarak zan altında bırakabilmekte, yapılan oylamaya gayrimeşru bir nitelik katabilmekte ve şaibeli sonuçlara yol açabilmektedir. Tabii, bu belirttiğimiz noktalar, ancak ve ancak ülkeyi demokratik bir zeminde yönetme kaygısı taşıyanların kavrayabilecekleri hususlardır. Zira tam da bu noktada, bugün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye’de 24 Haziranda yapılacak seçimlere dair kimi ciddi kaygılarını dile getirmiştir. Bildiğiniz gibi, bugün, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Türkiye’de mevcut koşullarda düzenlenecek seçimlerin Avrupa kriterlerine uygun olmayacağı gerekçesiyle Türkiye Hükûmetine 24 Haziran seçimlerini erteleme çağrısında bulunmuştur. Kararda, yeni seçim kanunu ile seçimlerin düzenleneceği tarih arasındaki kısa sürenin siyasi partilere seçimlere adapte olma ve hazırlanma süreci bırakmadığı not edildi. Seçim kurallarının seçim tarihinden üç ay önce değiştirilmesinin Venedik Komisyonu tarafından belirlenmiş ilkelere aykırı olduğu hatırlatıldı. Seçim barajının yüzde 10’da kaldığı ve bu durumun siyasi çoğulculuk anlayışıyla bağdaşmadığı kaydedildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şunun altını çizmek ve kabul etmek durumundayız ki bir ülkenin beş yıllığına yasama organını belirleyecek olan, yine beş yıllığına hükûmeti kuracak, Cumhurbaşkanını belirleyecek olan bir genel seçimin yaklaşık iki yıldır devam eden OHAL koşullarında yapılacak olması, daha en baştan bu seçimlerin meşruiyetini tartışmaya açmıştır. Bunun yanı sıra Parlamentonun 3’üncü büyük siyasi partisi olan Halkların Demokratik Partisinin halk iradesiyle seçilmiş milletvekillerinin, yine halk iradesiyle iş başına gelen ve ardından hukuksuzca kayyumlar atanan Demokratik Bölgeler Partili belediye eş başkanlarının cezaevinde tutulduğu, her gün yeni bir HDP milletvekilinin milletvekilliğinin düşürüldüğü, demokratik siyasetin her zamankinden daha fazla kısıtlı olduğu bir zaman diliminde erken seçime karar verilmesi, bu kararı alanların tahayyül ettiği yönetim anlayışının da aynası niteliğindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içerisinde bulunduğumuz süreçte çok açık ve net olarak görülmektedir ki seçim güvenliği kadar bir diğer önemli problem, seçilmişlerin dolayısıyla halk iradesinin güvenliğidir. Şüphesiz Türkiye'de demokrasinin güçlenmesi, Kürt sorunu başta olmak üzere temel demokratikleşme sorunlarımızın çözümü, ancak ve ancak tüm farklı siyasi görüşlerin bir arada buluştuğu, müzakereler yürüttüğü, çoğulcu bir parlamenter zeminde mümkündür. Ancak şunu kabul etmek gerekir ki: Bugün gelinen noktada bu Parlamento aldığı kararların, yaptığı yasaların neredeyse hiçbirisini çoğulcu esaslarla değil, çoğunlukçu refleks ve uygulamalarla yapmaktadır, seçim kararı da yine bu zihniyetle alınmıştır. Elbette erken seçim kararı, ülkemizin içerisine sokulduğu yönetilemez durumun çok net bir vesikası niteliğindedir. Bu çerçevede seçim mevzuatına ilişkin Anayasa'ya uyum paketi adı altında Meclis gündemine alelacele getirilen bu teklif de son derece özensiz hazırlanmış ve asgari demokratik düzenlemelerden de yoksun bir muhtevadadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mevcut yasal düzenlemelerde seçilme yeterliliği olan bir yurttaşın aynı anda cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliğine ayrı ayrı aday olmasının önünde herhangi bir engel yoktur. Dolayısıyla bir kişi aynı seçimde hem milletvekilliğine hem de Cumhurbaşkanlığına aynı anda aday olabilmelidir ancak bu teklifteki düzenlemeye göre, bir siyasi partinin genel başkanı, Cumhurbaşkanlığına aday olup kazanamaması durumunda milletvekili olamayacak, Türkiye Büyük Millet Meclisi parti grubuna başkanlık edemeyecek ve bir milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olması vesilesiyle sahip olduğu hakların pek çoğundan yararlanamayacaktır. Bu haklardan en önemlisi, kuşkusuz, kürsü dokunulmazlığı ve yasama sorumsuzluğudur.

Bir siyasi parti genel başkanının siyasal rekabet sürecinde muhalif politik söylem ve eylemleri nedeniyle iktidarın keyfî uygulamalarına karşı kendisini koruyacak bir düzenleme zorunludur. Birçok siyasi parti lideri hakkında en basit muhalif söylem ve eleştirilerinden dolayı dava açılmaktadır. Dolayısıyla bu düzenleme bu hâliyle antidemokratiktir, eşitlik ilkesine aykırıdır ve özellikle muhalefet partilerini iktidarın lehine baskılama aracı gütmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine teklifle, 16 Nisan Anayasa değişikliği çerçevesinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tura kalması ve herhangi bir nedenden dolayı ikinci tura kalan adaylardan birinin seçime katılamaması durumunda boşalan adaylığın birinci oylamadaki sıraya göre ikame edilmesi yasaya eklenmektedir ancak bu maddede yer alan bir diğer değişiklik var ki bunun anayasal bir dayanağı yoktur. Teklifin bu maddesiyle, Cumhurbaşkanının birinci turda seçilememesi hâlinde ikinci tura kalan adaylardan birinin herhangi bir sebeple seçime katılamaması durumunda birinci oylamayı takip eden gün saat 17.00’ye kadar yeni bir adayın ikame edilmesi öngörülmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisi bu değişikliğin gerekçesi olarak oy pusulalarının basımı ve dağıtımı için gereken süre ile yurt dışında oy verme işlemlerinin Türkiye’dekinden daha önce başlayıp bitecek olmasını gösterse de düzenlemenin asıl amacının ikinci tura kalan adayların olası ittifak veya anlaşmaları için gerekli asgari süreyi dahi kısaltmak olduğu aşikârdır. Söz konusu süre, yirmi dört saatten bile kısa olup YSK’nin itirazları inceleyip geçici sonuçları açıklaması için bile yeterli bir süre değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifte yurttaşlara cumhurbaşkanı adayı göstermek üzere sadece kayıtlı oldukları ilçe seçim kurullarına başvuru yapabilme zorunluluğu getirilmesi, zaman ve usul ekonomisi açısından seçmene zorluk yaratacak mahiyette bir kısıtlama olup seçmen iradesinin tam olarak sandığa yansıması önünde de büyük bir engel teşkil edecektir. Diğer taraftan cumhurbaşkanının 100 bin imzayla aday gösterilmesine dair düzenlemelerde adaylık için ücret belirlenmesi eşitlik ilkesine aykırıdır. Siyasi parti gruplarının göstereceği cumhurbaşkanı adaylarından herhangi bir ücret talep edilmezken, 100 bin yurttaş imzasıyla aday olmak isteyen kişilerden oldukça yüksek miktarda başvuru ücreti istenmektedir. Bu nedenle eşitlik ilkesi gereği hiçbir cumhurbaşkanı adayından herhangi bir ücret talep edilmemelidir. Cumhurbaşkanlığı adayları için 100 bin imzanın ilçe seçim kurullarında toplanması öngörülmektedir. Ancak bu sürecin şeffaflığına ve denetimine dair hiçbir düzenleme söz konusu değildir.

Değerli milletvekilleri, sözlerimi tamamlarken yapmış olduğum bütün bu eleştirilere karşın 24 Haziranın ülkemiz ve halklarımız açısından barışın, ve güzel yarınların başlangıcı olmasını diliyor, Genel Kurulu bu duygularla saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Dora.

Şimdi söz sırası, İYİ PARTİ Grubu adına Kayseri Milletvekilimiz Sayın Yusuf Halaçoğlu'na aittir.

Buyurun Sayın Halaçoğlu. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün Meclisin açıldığı saatlerde Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Erkan Akçay tarafından bizim partimize katılan 15 Cumhuriyet Halk Partili milletvekilinin neden bizim sıralarda oturmadıklarına ve bununla ilgili de Meclis Başkan Vekilinin göreve davet edildiğine dair bir konuşması olduğunu tespit ettim tutanaklardan. Şimdi, her şeyden önce şunu özellikle belirtmek istiyorum ki, bizim sıralarımızda kimin oturup oturmayacağına karar verecek sadece biziz, kimin oturup oturmayacağı başka bir parti tarafından belirtilemez. Benim de “Neden siz arkada oturuyorsunuz? Ön tarafa gelin, siz de arka tarafa gidin.” demem gibi bir şey olur bu. Bu, yakışık almayan bir ifadedir ve bunu özellikle belirtmek istiyorum ve hiçbir partinin kendi iç işlerine başka bir partinin karışmasının da doğru olmadığını belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bizim grup kurmamızla birlikte, gruplara hazine yardımı söz konusu edilip duruyor sürekli olarak. Bakın değerli milletvekilleri, Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül, seçime giremeyen, girmemiş ve bir grup kurmuş partinin hazine yardımından faydalanamayacağını açıkladı. Buna rağmen, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bizim bundan faydalanacağımız gibi bir algıyı kamuoyuna sürekli olarak enjekte ediyor. Bakın değerli milletvekilleri, biz -hiçbir zaman- hazine yardımı almak için grup kurmayı bırakın bir tarafa, şu an grup kurduğumuz için tahsis edilen arabaları bile kullanmıyoruz. Bunu sadece demokrasi adına yapılan bir işlem olarak herkesin görmesi gerekir. Zira, tekrar ediyorum, demin söylediğim gibi, partimiz üzerine oynanan bir kumpasın ortadan kaldırılmasına yönelik bir harekettir bu. Zira, tekrar ediyorum, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, partimizin bütün işlemleri yerine getirdiği, şartları yerine getirdiği ve seçime girebileceğine dair resmî yazı yazdığı hâlde, Yüksek Seçim Kurulu, partimizin seçime girip giremeyeceğini oylamaya kalkışıyor ve cumartesi günü yaptığı oylamada, düşünebiliyor musunuz, 5-5 bir sonuç çıkıyor ortaya. Yani seçime sokmamak için, akla kara, her şeyi deniyorlar çünkü çekiniyorlar ve korkuyorlar. Zira İYİ PARTİ girdiği takdirde, zannediyorum ki siyasi yapı çok büyük bir değişikliğe uğrayacak. Açık ve net olarak söylüyorum: Biz, Cumhurbaşkanı adayımızı çıkarıyoruz, kim olduğunu da söyledik, Meral Akşener Hanımefendi’dir; herhangi bir kimseyle de ittifak kurmuyoruz, ittifak kurma ihtiyacını da hissetmiyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Gerek yok ki grup aldınız.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Görürsünüz 24’ünde ne olacağını, o zaman bu sözlerinizi hatırlarsınız.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) – Vekil de transfer etmeyecektiniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ardından şunu söylüyorum: Biz, milletvekilliği veyahut da Cumhurbaşkanlığını isterken şunun için istiyoruz; Türkiye'de tek adam rejimini sona erdirmek için bu yola çıktık ve bu, sona erecektir.

Şimdi “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” adı altında demokrasinin kuvvetleneceğini söyleyenler, demokrasinin ne demek olduğunu anladığım kadarıyla bilmiyorlar. Demokraside kuvvetler ayrılığı vardır, yasama, yürütme ve yargı tamamen birbirinden bağımsızdır ve siyaset özellikle yargının içerisinde yer almaz. Hepsi denetlenebilir unsurlardır ama siz bu Anayasa’yla tek kişiye veriyorsunuz hepsini, yürütmenin başı aynı zamanda Cumhurbaşkanı. Yani bütçe yapacak, düşünün, Meclise gelecek, bütçeyi reddedecek Meclis ve ondan sonra diyecek ki Cumhurbaşkanı: “Ben tekrar getirdim.” Yine reddedeceksiniz, hükûmet düşmeyecek ve Cumhurbaşkanı bir önceki senenin bütçesini, üzerine bir iki ek yaparak devam ettirecek. Var mı böyle bir demokrasi? Hangisini kuvvetlendiriyorsunuz? Meclis sıfır, çay içeceksiniz ve maaş alacaksınız; bu kadar.

Dolayısıyla, şimdi, burada bana hiç kimse tutup da bu Anayasa’yla demokrasinin kuvvetleneceği safsatasını ortaya koymasın; olamaz böyle bir şey, böyle demokrasi olmaz. Her ağzından çıkanın kanun olduğu bir yönetim biçimi geliyor, tek imzayla kanun çıkarabilen bir yönetim tarzı geliyor. Siz buna isterseniz “Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi” deyin, isterseniz başka bir ad verin; bu, tek başına diktatörlüğe gidecek bir yönetim şeklidir.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) – Tek imzayla kanun çıkmaz, kanun hükmünde kararname çıkar. Hocam, öyle olmuyor.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Anladığınız zaman siz de dönersiniz. Anlamaya çalışın siz. Anlayacağınızı da zannetmiyorum.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) – Ben anladım.

BAŞKAN – Sayın Taşkesenlioğlu, rica ederim efendim…

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Bakın, dinlemeyi öğrenin lütfen. Gelir, burada konuşursunuz.

BAŞKAN – Buyurun, siz Genel Kurula hitap edin Sayın Halaçoğlu.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Şimdi, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türkiye’de seçimlerin ertelenmesini istemiş. Biz bunu şiddetle kınıyoruz ve karşı çıkıyoruz; seçimlerin ertelenmesini istemiyoruz çünkü bir an önce bu Hükûmetten kurtulacağız.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Kim erteliyor ki, kim erteliyor?

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ve özellikle şunu söylüyorum: “Efendim, bu kadar kısa sürede olmaz.” veya “Şu olmaz, bu olmaz.” gibi birtakım iddialarla ortaya çıkmışlar. Biz hiçbir Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin iç işlerimize karışmasını asla kabul etmeyiz ve müsaade etmeyiz. Özellikle, hele hele mart ayını düşünün, mart ayında 20,1 milyar TL cari açık var, sadece mart ayında. Ocak ve şubat ayında da 20,2 milyar cari açık var. Yani, son üç ayda, şu geçtiğimiz üç ayda 40,3 milyar TL cari açık var. Bana söyler misiniz… Ekonomi tepetaklak giderken hiç olmazsa şu seçimler olsun da ülke bu bataktan kurtulsun; biz bunun için savunuyoruz, seçimin olmasını istiyoruz. Ve dolayısıyla hiçbir yardım istemiyoruz hiçbir yerden; cebimizden harcayacağımız paralarla yapacağız bunu, bunu da göreceksiniz ve bu işi de kazanacağız. Ama siz, devletten 278 milyon destek alın, devletin bütün imkânlarını kullanın; bakın, çökeceksiniz, o parayı harcamakla da çökeceksiniz.

Dolayısıyla, değerli milletvekilleri…

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Göreceğiz, 24 Haziranda göreceğiz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Her şeyi, tabii, berberin önüne döküldüğünde saçınızın ak mı kara mı olduğunu da görürsünüz.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – 24 Haziranda siz de göreceksiniz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Çok uzun bir zaman değil, altmış gün sonra bunu herkes görecektir.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – 24 Haziranda göreceğiz, evet.

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – On beş yıldır aynı şeyleri söylüyorsunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Siz on beş yıldır, on altı yıldır yönetiyorsunuz, şu ülkeyi on altı yıldır yönetiyorsunuz, Allah aşkına, neyi eksik de kalkındıramadınız ülkeyi? Kalkındırdınız mı?

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – 3 kat büyüttük, 3 kat.

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Senin gözlerin görmüyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, rica ediyorum…

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Peki, o zaman, kalkındırıyorsanız niye bu yönetimi istiyorsunuz? Kalkındırıyorsanız niye bu yönetimi istiyorsunuz, değiştiriyorsunuz? Demek ki, kalkındırıyorsanız, o zaman bu “Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi” dediğiniz sisteme gerek yok, madem 3 kat artırdınız.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Her dönem iktidar olduk.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ya, kimi kandırıyorsunuz? Kimi kandırıyorsunuz?

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Dünyadan haberin yok, dünyadan haberin yok.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ya, Kur’an-ı Kerim’i oku, 500 tane ayette “Aklınızı kullanın.” diyor. Aklını kullan. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Aklımız çok, siz aklınızı kullanacaksınız.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ya, şimdi, yapmayın Allah aşkına!

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, siz Genel Kurula hitap edin efendim.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – On altı yıldır yönettiğiniz bir ülkede demek ki işler kötü gidiyor ki yönetim değişikliği istiyorsunuz. “Eski Türkiye-yeni Türkiye” dediğiniz Türkiye'de…

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Daha hızlı kalkınmak için istiyoruz, daha hızlı kalkınmak için.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Ha, uçtunuz, onun için 40 milyar açık verdiniz üç ayda.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Hocam, vatandaş kararını verecek.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Uçtunuz, öyle bir uçtunuz ki şu an, üç ayda aya gittiniz. Aya gittiniz.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Göreceğiz, göreceğiz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Üç ayda 40 milyar TL cari açık var.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – 30 kat büyüdü bütçe.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Onun için mi şeker fabrikalarını satıyorsunuz?

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Hocam, 24 Haziranda vatandaş kararını verecek, merak etme.

YUSUF HALAÇOĞLU (Devamla) – Siz şeker fabrikalarını satmaya devam edin. Bu milletin sizi nasıl sattığını da inşallah 24 Haziranda göreceksiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Biz buradayız.

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Biz milletimize güveniyoruz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Milletimiz satmaz, satmaz.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Halk satmaz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Bağırmakla olmaz, burası bağırmakla olmaz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, rica ediyorum…

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Kimi kime satıyor?

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Maden ocaklarını satıyorlar.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Madenleri bırakın, bağırmakla olmadığını görürsünüz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Bu vatandaş satmaz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sen 40 milyardan bahset, 40 milyar cari açığı nasıl verdiniz?

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bir sükûneti sağlarsanız Sayın Başkan, konuşacağım.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Bu vatandaş satmaz.

BAŞKAN – Sayın Enç, grup başkan vekilimiz konuşuyor efendim.

Buyurun Sayın Akçay.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Mecliste kimin nerede oturacağına kendilerinin karar vermediğine fakat Meclisteki yerleşik kural ve teamülleri hatırlatmakta yarar gördüklerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Sayın Başkan, sabahleyin size bir konuyu arz etmiştim. O konuyla ilgili olarak muhatabım Sayın Meclis Başkanı olarak zatıalinizdir, bu konudaki muhatabım sayın konuşmacı değildir ve kastettiğim de zaten Cumhuriyet Halk Partisinden istifa edip İP’ye geçen milletvekillerine ilişkindir ancak ne CHP Grubundan ne de CHP’den Kılıçdaroğlu tarafından istifa ettirilen milletvekillerinden bu konuda herhangi bir cevap da gelmemiştir. Biz kimin nerede oturacağına karar verecek değiliz fakat milletvekilleri olarak Meclisteki yerleşik kuralları, teamülleri de hatırlatmakta fayda görmüşüzdür. Bilinen, yerleşik usul ve kural, her milletvekilinin kendi grubuna ayrılan sıralarda oturmalarıdır. Bunu zatıalinize hatırlatmış bulunuyorum. Ha, oturur oturmaz, o bizi ilgilendiren bir husus değildir fakat bunun bilinip tutanaklara geçmesinde de fayda mülahaza etmişizdir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu.

32.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Şimdi, hangi partinin, üyelerinin nerede oturup oturmayacağını belirleyen, Tüzük’ün hiçbir maddesinde hiçbir hüküm yoktur. İstersem giderim başka bir yerde de oturabilirim. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisidir, Türkiye Büyük Millet Meclisinin her koltuğunda milletvekili oturabilir çünkü milletvekili, Anayasa’mıza göre, seçildikten sonra, bulunduğu ilin veya partinin değil sadece, Türkiye'nin milletvekilidir.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yalnız, önünüzde ne yazıyor okur musunuz.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) - Dolayısıyla, nerede oturup oturmayacağımıza karar verecek de biziz. Hiç kimsenin… Nerede oturup oturmayacağını, cesareti falan, her şeyi de biz kendimiz belirleriz. Kimin cesaretli olup olmadığı da belli.

Ama “İP” diyerek bizi aşağılamaya kalkışıyorlarsa şunu iyi belirteyim: Biz ipin ne olduğunu biliyoruz, kimin kime ip attığını da biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Masanın önünde ne yazıyor okur musunuz Hocam.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Özel, buyurun.

33.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, ilk andan itibaren şunu çok net olarak söyledik: 15 arkadaşımız demokrasiye kurulan tuzağa ve demokrasiye kurulan… (MHP ve İYİ PARTİ sıralarından karşılıklı laf atmalar)

İSMAİL OK (Balıkesir) – Bizi AKP’li farz edin burada ya. Gerek yok ki bu kadar… Farz edin ki AKP’li oturuyor burada.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Allah Allah! Nerede oturursam otururum!

İSMAİL OK (Balıkesir) – Ayıp ya!

BAŞKAN – Sayın Ok, lütfen efendim.

Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – 15 arkadaşımız, demokrasiye karşı kurulan tuzağa ve Türkiye Cumhuriyeti’nin siyaset tarihinin en karanlık kararlarından birine imza atılması için YSK’ye yapılan baskılara karşı zırh olmuşlardır. Onlarınki bir parti değiştirmek değil, bir ayıba engel olmaktır.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Yani parti değiştirmediler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yüreklerindeki Cumhuriyet Halk Partisi sevgisi 1 milyon 200 bin üyemizin yüreğindekiyle aynıdır. Hepsinin yaptığı bu fedakârlık gönüllerde taht kurmuştur. Tüm Türkiye’de ortaya çıkan bu büyük mutluluk ve uzlaşı tablosu birilerini rahatsız etmiş olabilir.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Onlar parti değiştirmedi mi?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Arkadaşlarımız CHP’nin bağrındadır, burada oturacaklar. Oturmadıkları yeri küçümsediklerinden, beğenmediklerinden değil, o koltukların oraya açılmasını son derece haklı bir şekilde sağlamışlardır. Bu, ne bir değerli siyasi partiyi aşağılama unsuru olarak kullanılabilir ne de milletvekillerimiz üzerinden... (CHP sıralarından alkışlar)

O zaman şu soru konuşulur, şu konuşulur: Düne kadar küfrü eksik etmeyenler birbirlerine, bir pazarlıkla, bir kirli pazarlıkla oturmuşlar, anlaşmışlar, al gülüm ver gülüm yapmışlardır. Eğer eleştirilecek birileri varsa onlardır, 15 demokrasi kahramanı değildir. Hepsinin arkasındayız, hepsini alnından öpüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Güneş Motel hortladı, Güneş Motel hortladı.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Onlar parti değiştirmedi mi?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan...

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın İnceöz’ün sizden önce talebi var, vereceğim size söz.

Buyurun.

34.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, az evvelki sözlerinizden dolayı kınadığımı özellikle belirtmek istiyorum. “Kirli pazarlık” vesaire...

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya sen her şeyi söyleyeceksin, biz söylemeyeceğiz. Bu nasıl iş?

KARZIM ARSLAN (Denizli) – Liderlerinizin söylediklerini unutmayın.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Cumhur İttifakı’na giden yolu, bir kere, hepimizin hatırlaması lazım veya bu sistem değişikliğine niye ihtiyaç duyuldu? Birkaç cümleyle bunu özellikle izah etmek gerekiyor. Bir kere, 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminin, işgal girişiminin arkasından, darbenin püskürtülmesinden sonraki süreci hepimizin çok iyi okuyup anlaması lazım.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – O uçakları ben verdim! Tövbe tövbe!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – O tarihten itibaren kimin nerede durduğunu tarih yazacaktır.

NECATİ YILMAZ (Ankara) – Öncesini de yazdı, öncesini.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Siyasi ayak nerede, siyasi ayak?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bir kere, hiçbir şekilde kirli ittifak olmasın diye, kirli pazarlıklar olmasın diye, arkasında bir sistem değişikliği gerekliliğine ihtiyaç duyulmuştur.

Şimdi, Türkiye’nin siyasi tarihine baktığımızda, demokrasi tarihimize baktığımızda, özellikle parlamenter sisteme baktığımızda, geriye dönüp gittiğimizde, bugün cumhuriyetimizin 100’üncü yılına doğru giderken geçmiş dönemlerde gerçekten siyasal iktidarlar ne zaman istikrar gösterse, bunun sürekli kesintiye uğradığını hep beraber tarihte bilmekteyiz. 1950 ile 1960 dönemi, 1980 dönemi, ne zaman Türkiye’ye istikrar gelse, tek başına iktidar gelse, bu darbelerle, muhtıralarla demokrasi kesintiye uğramış. En son olarak bunu, önce Gezi eylemleri, arkasından 17-25 Aralık Emniyet ve yargı üzerinden darbe girişimleriyle, püskürtülmesiyle beraber, arkasından 15 Temmuzda çok daha vahimini Türkiye yaşadı. Tek başına iktidarda ne yazık ki geçmiş dönemin alışkanlıklarından, vesayet sistemi, millet iradesine baskı kurulması gibi kötü alışkanlıklardan kurtulamadı. Bunun üzerine Milliyetçi Hareket Partisiyle beraber, 7 Ağustos ruhu, Yenikapı ruhu muhafaza edilmek suretiyle, evet, denildi ki: Türkiye’nin girmiş olduğu, götürülmek istenen sürece özellikle coğrafyamız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – BOP’un eş başkanıydınız ya!

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Senin elini öptüğün yaptı onu ya. 15 Temmuzu yapan o.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Terbiyesizlik etme oradan! Haddinize ve yaşınıza uygun değil sözleriniz.

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayınız lütfen Sayın İnceöz.

Buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Arkasından, Cumhur İttifakı. Nedir? Burada 16 Nisan referandumuyla beraber bir süreç başladı. Denildi ki: Artık Türkiye, darbe ve muhtıralara karşı çok daha sağlam durmalı ve bir sistem değişikliği… Sabahtan beri konuşmacılar söylüyor: “Tek adam rejimi, tek adam.”

Bir kere bunu 16 Nisanda Anayasa değişikliği yapılırken de defaatle söyledik, bir kere daha tekrar etmekte hiçbir mahzur görmüyoruz. Rejim değişikliği olmadığını, bir sistem değişikliği olduğunu, artık demokrasimizin darbe ve muhtıralara karşı çok daha sağlam olması ve aslolanın tıpkı Meclisin tablosunda, karşımızda yazılı olduğu gibi, egemenliğin bilakayduşart millete ait olması gerektiğini ve millî iradenin üstünde hiçbir gücü tanımadığımızı, tıpkı Sayın Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz gecesi milletimizi meydanlara çağırdığı gibi, millet iradesinin üstünde hiçbir gücü tanımadığımızı, on altı yıllık iktidarımızda darbe…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tekrar açar mısınız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öyle talimatla açılmıyor, ricada bulunursanız…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tekrar açar mısınız. dedim. Talimat vermeye siz alışkınsınız! Biraz sonra oralara da gelirim.

Sayın Başkanım, açar mısınız.

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayemizde. Ahmet bir dakikadan fazla açmıyor da onun için söyledim, sayemizde konuşursun.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Herkese laf atıyor ya.

BAŞKAN – Buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yani haddinizi ve şeyinizi gerçekten aşıyorsunuz, tamam mı?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ya, had bildirmek senin işin mi?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yok efendim “Şeyi aşıyorsunuz. Sayemizde konuşuyorsunuz.” Bu ne biçim üslup! Dünden beriki üslubunuzu gerçekten…

BAŞKAN – Sayın İnceöz, lütfen Genel Kurula hitap edin.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Öncelikle orayı uyarmanız gerekiyor, haddini gerçekten bildirmeniz gerekiyor. Ne demek sayemizde konuşuyorsunuz? Burada bir parlamenterim, bir grup başkan vekiliyim.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sen önce kendi ettiğin lafı bil be! “Terbiyesiz!” diyorsun be!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen milletvekiline laf söylüyorsun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayemizde konuşuyorsunuz ne demek? Bizi buraya gönderen irade, millet iradesi. Bu, ona sıkışmak demektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir dakika veriyor senin Meclis başkan vekilin, bir dakika.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Bağırma, bağırma oradan!

ZEKİ AYGÜN (Kocaeli) – Ya, dinlemesini bilmiyorlar ki bunlar. Biz buradan laf atarken aynı şeyi söylüyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biz dinliyoruz zaten. On beş dakikadır dinliyoruz, on beş dakikadır.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on altı yıldır darbe ve muhtıralara karşı dimdik durduk, 15 Temmuz gecesi de durduk ve bir sistem değişikliğiyle beraber bunun elzem olduğu, Türkiye gerçekleri ve coğrafyası karşısında elzem olduğu… Bunun üzerine bir Cumhur İttifakı kurulur. Bu Cumhur İttifakı’ndan bakın kimler rahatsız oluyor, onu söyleyeyim: Terör örgütleri rahatsız oluyor, Avrupa rahatsız oluyor, Türkiye'nin büyümesini ve güçlenmesini istemeyenler rahatsız oluyor, terör örgütü sözcülüğü yapanlar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Rahatsız falan değiliz biz, istediğiniz gibi… Hatta noterden de tasdik ettirin.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlayacağım.

BAŞKAN – Sayın Başkanım, bakın, üçüncü defa sözünüzü uzatıyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sözlerimi tamamlayacağım.

BAŞKAN – Şimdi, benim buradaki uygulamalarımdaki tüm milletvekillerine olan hassasiyetimi biliyorsunuz, bunu hiç kimsenin istismar etmesini talep etmiyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sözümü kesmemiş olsaydı tamamlamış olacaktım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben hiç kesmedim senin sözünü.

BAŞKAN – Sayın İnceöz, ben bir tamamlayayım ama, lütfen…

Sataşmadan veya bu karşılıklı atışmalardan dolayı grup başkan vekillerimize kuşkusuz öncelik tanıyorum. İki, artı bir, artı bir, dört oldu.

Lütfen tamamlayınız, rica ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – O zaman her birimizin on dakika konuşması lazım.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Rahatsız olanlar bellidir bu anlamda.

Bu değişikliğin içerisindeki en önemli ayrıntı da “kapalı kapılar ardında olmasın bu pazarlıklar”dı. Her şey milletimizin gözü önünde cereyan etti. Hiç sabırsızlanmayın. Bakın, hiç kaçan, göçen vesaire yok. Aziz milletimiz iradesini 24 Haziranda sandığa yansıtacaktır.

Burada birkaç gündür oluşturulmaya çalışılan: Suni mağduriyet üzerinden bir algı oluşturulmaya çalışılıyor, bizim itirazımız buna. Yapılan iş belli; milletimiz bunu, sandık önüne konulduğunda takdir edecektir. Bir suçluluk psikolojisi içerisinde grubumuzu ilzam ve itham edici bütün mesnetsiz iddiaları reddettiğimizi belirtiyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim, bir saniye… Lütfen… Nedir bu aceleniz, bunu da anlamıyorum arkadaşlar.

Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

Buyurun Sayın Arslan, dinliyorum şimdi sizi.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, söz istemiştik ama.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, Sayın İnceöz bana, şahsıma “Terbiyesiz.” diyerek hakaret etmiştir. Buna cevaben 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Ben öyle bir cümle duymadım.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Söyledi, tutanaklara bakabilirsiniz.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Öyle bir şey demedi ya. Seninle ne alakası var? Asla öyle bir şey demedi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, oradan duyduğum cümle şuydu ki “Elini öptü, falan filan…” gibi bir şey söyledi. “Terbiyesizlik etme, yaşınıza yakışmıyor.” dedim. Aynen söylediğim de tutanaklara geçsin.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Arslan o zaman, buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Onun haddi ve hakkı değildir “Elini öptü.” diye kimi kastettiyse. Yaşına hürmeten de özellikle söyledim.

35.- Denizli Milletvekili Kazım Arslan’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, öncelikle, Sayın İnceöz’ün böyle bir hakareti yapma hakkı yok.

GÖKCEN ÖZDOĞAN ENÇ (Antalya) – Sataşmayacaksın o zaman.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Söylemiş olduğu sözü aynen kendisine iade ediyorum; bir.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bir laf söylüyorsan duyacağın söze de bakacaksın.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Lütfen dinleyin.

Ayrıca fotoğrafta görünenleri kendisine hatırlatmak istediğim için söyledim; bu bir.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Elini öptü.” diye bir cümle kullandı. Bu da kayıtlara girsin. Terbiyesizlik etti!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Öpmedim.” de.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – İkincisi: FET֒yü büyütenler, besleyenler, yıllarca onlarla beraber iş tutanlar şimdi bir kenarda bekliyorlar; ondan sonra FET֒nün, FET֒cülerin hesabını görmeden başkalarının üzerine suç yüklemeye çalışıyorlar ve hakaret ediyorlar. Bunları kesinlikle kabul etmemiz mümkün değil. Aynen söylediği ifadeyi kendisine iade ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – FET֒nün emriyle 15 vekil ihraç ediyorsunuz, 15 vekil. O emir FET֒den geldi. Bunu herkes biliyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Akçay, buyurun.

36.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, tarafımızdan bir durum tespiti yapılmıştır. Mesele bundan ibarettir. Eğer bir milletvekili istifa ettiği partinin sıralarında oturmaya devam ediyorsa bunun takdirini millete bırakırız. Durum tespitini de o amaçla yaptık ve size de artık… Yani aklın, mantığın gereği de neyse odur.

Sayın Özel’in diğer sözlerine de cevap vererek bu meseleyi de uzatmak istemiyorum. Yalnız o “kirli ittifak” kelimesini aynen iade ederim.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, söz alacağım ama hatip özel bir sebepten dolayı uzamamasını da talep etti. Bir milletvekili arkadaşın bu talebine de bir haksızlık yapmayalım.

Benim tutanağa geçsin diye iki tane cümlem var. Bunlardan bir tanesi: Sayın İnceöz, burada, Adalet ve Kalkınma Partisinden seçilmiş Meclis başkan vekilleri bir dakikayı kesip bir saniye vermezken “Tamam efendim, bitti, bitti…” diye oradan yapıp, sizin yarattığınız hoşgörü ortamında 5 kere sözünü uzattırıp ondan sonra da…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Sayemde konuşuyorsun.” diyemezsin.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - …bu konuda size karşı kullandığı üslupsuz dil eleştiri alınca da dönüp olur olmaz sözler söyledi; onun üzerine kendisine bunu hatırlattım.

Tabii ki benim korumama da ihtiyacınız yok. Sizin ne kadar adil yönettiğinize herkes şahit oluyor. CHP’nin getirmiş olduğu bu demokrasi ortamından sonuna kadar yararlanılıyor ama bir hafta sonra işler değişiyor; bunu söyleyeyim.

İkincisi: “Kirli ittifak” sözü… İade etmekle değil de kirli ittifak yapmamakla o sözden arınılır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar, MHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, sataşma var!

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) – Kirli ittifak yapan sizsiniz. Bizimki tertemiz, meşru bir ittifak.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sütten çıkmış AK PARTİ’li mi oldun?

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – 22 Nisanda darbe yaptınız, darbe! MHP’ye darbe yaptınız!

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun.

Son, lütfen, rica ediyorum… Toparlayalım artık.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Özel’in söylediği söz gayet doğru fakat Cumhuriyet Halk Partisi için geçerli. Siyaset hile ve hülle götürmez. Yani bunu daha fazla böyle karşılıklı atışmayla götürmeye gerek yok.

BAŞKAN – Evet, evet… Teşekkür ederiz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Böyle gizli, merdiven altı siyasetler yapmaya da gerek yok. Her şey milletin gözü önünde açıkça cereyan edecek.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553) (Devam)

BAŞKAN - Gruplar adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şahıslar adına ilk konuşma Bitlis Milletvekilimiz Sayın Mizgin Irgat’a aittir.

Buyurun Sayın Irgat. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi tekrardan selamlıyorum.

553 sıra sayılı temel kanunun getirdiği değişiklikler özü itibarıyla genel ve mahallî seçimlerin anlamsızlaştırıldığı, parlamenter sistemin tasfiye edildiği bir dönemde, belediyelere kayyumların atandığı, milletvekillerinin tutuklandığı, milletvekilliklerinin seçime gidilen son haftada düşürüldüğü ve bütün yetkilerin tek elde toplandığı, gerçekten yasama, yürütme, yargı erkinin bölündüğü değil, tek elde toplandığı bir sistemi ifade etmektedir. Bu temelde, bu değişikliğin ruhunda, bu değişikliğin maddelerinde demokrasiden bahsetmek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, neden bu seçime gidildi, erken seçime gitmenin vatana ihanet olarak kabul edildiği bir konuşmadan neden geri adım atılıp böylesi bir seçime gidildi? Hemen toparlayayım, Türkiye’nin içte ve dışta yaşamış olduğu tıkanıklık, ekonomik anlamda yaşadığımız krizler, dış politikada yaşanan krizler ve en önemlisi ama en önemlisi, OHAL sürecinde, OHAL’i kullanarak, şu anda iş başında olan kayyumlardan faydalanarak ve kayyumlar eliyle bu seçimi kotarma ve bu süreçten faydalanma esasıyla böylesi bir erken seçime gidilmiştir, böylesi bir baskın seçime gidilmiştir. Neden söylüyorum? Çünkü düşünün ki OHAL sistemindeyiz, yerellerde valiler ve kaymakamlar var; telefonlarımıza dahi istedikleri zaman cevap vermeyen valiler ve kaymakamlar var. Yani ülke idari kararlarla yönetilecek bir sürece götürülüyor. Düşünün, seyahat özgürlüğünün, konuşma özgürlüğünün, propaganda özgürlüğünün, miting yapma özgürlüğünün ve her hâlükârda birçok özgürlüğün idarenin bir kararıyla, valinin ya da kayyumun bir kararıyla kısıtlanabileceği bir dönemden bahsediyoruz. Böylesi bir dönemde seçimi yapmaya zorlamak… Burada demokrasinin hiçbir kriterinden bahsedemeyiz.

Değerli milletvekilleri, düzenlemenin tamamına baktığımızda, aslında kendi içerisinde çelişen birçok şeyi barındırmaktadır. Referanduma götürülen Anayasa değişikliği paketinin 17’nci maddesinde -Anayasa’nın geçici 21’inci maddesinde- şu vardı: “Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu Kanunla yapılan değişikliklerin gerektirdiği Meclis İçtüzüğü değişikliği ile diğer kanuni düzenlemeleri yapar. ” hükmü vardı yani 16 Ekim 2017 tarihine kadar bunlar yapılmalıydı ama maalesef yapılmadı. İktidar partisi buna uydu mu? Hayır, uymadı. Neden? Çünkü şu an çıkarları doğrultusunda eğip büktüğü, bir araç hâline getirdiği, dönüştürdüğü bir süreçten bahsediyoruz.

Hem milletvekili hem cumhurbaşkanı olmanın önünde hiçbir yasal engel bulunmamaktadır. Ne ahlaki ne yasal hiçbir engel olmadığı hâlde siz neden bu hakkı kısıtladınız? Bunu neden söylüyorum? Düşünün ki rakip cumhurbaşkanı adayları için, ileride, konuşmalarından, eleştirilerinden, yorumlarından yargılanma ve belki de haksız bir cezayla karşı karşıya kalma durumu söz konusudur. Bunu burada düzenlerken hemen aklımıza Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş gelmedi değil. “Acaba kişiye özgü bir düzenleme mi yapıldı burada?” sorusunu sormak isterim. Bu bizim eleştiri konumuzdu. Düşünün ki şu anda Cumhurbaşkanına hakaret davalarının sayısını bilemiyorum, binlerle ifade ediliyor. Politikanın yani ifade özgürlüğünün en üst seviyede kısıtlandığı, konuşmanın ve bu özgürlüğün en üst seviyede kısıtlandığı sistemde düşünün ki siz bir sonraki seçimde seçilemediğinizde bir yargıyla, bir soruşturmayla karşı karşıya kalabilirsiniz. Gerçi bu Mecliste de geriye dönük bir uygulama yapıldı. Hiçbir zaman yasalar geriye yürümez ama bu Mecliste geriye doğru yasa işletildi, milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı, milletvekilleri yargılandı ve burada eksik bir temsiliyetle yani şu anda burada olması gereken vekillerin yokluğunda böylesi önemli bir değişikliğin yapılıyor olması bu Meclisin de en büyük ayıbıdır. Bunu bir kez daha buradan yinelemek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bizler 24 Hazirandan korkmuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MİZGİN IRGAT (Devamla) – Başkan, bir dakika lütfen.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Irgat.

MİZGİN IRGAT (Devamla) – 24 Haziranda yapılacak bir seçimden bir endişemiz yoktur. Bizler Halkların Demokratik Partisi olarak zaten ilk günden bugüne aynı şeyleri söyledik, aynı şeyleri söylemeye devam edeceğiz. Kitlelerin gönlünde yer almış Halkların Demokratik Partisi bütün Türkiye halklarının gerçek sorunlarını en önemli projeleriyle önüne koymuş bir partidir ve bu anlamda biz 24 Haziranda alanlarda, şehirlerde, kasabalarda halklarımıza beraber olacağız. Kadın temsiliyetini en yüksek seviyeye, şu anda aritmetiğini bu noktaya taşıyan Halkların Demokratik Partisi kadınların, gençlerin, halkların, emekçilerin temsilcisi olarak 24 Haziranda bu ülkenin siyasi tarihinde güçlü bir şekilde yeniden doğacaktır.

Bu temelde, ben şimdiden bu seçimde Türkiye’miz ve ülkemiz açısından büyük bir adımın atılacağı güneşli günler diliyorum.

Sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Irgat.

Şahıslar adına son konuşmacı Ankara Milletvekilimiz Sayın Murat Alparslan.

Buyurun Sayın Alparslan. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MURAT ALPARSLAN (Ankara) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün itibarıyla 98’inci yılını kutladığımız ve hâkimiyetin bilakayduşart millette olduğu ifadesinin tecessümü olan Gazi Meclisimizde yasama faaliyeti yapmanın şerefini hep beraber yaşıyoruz.

Görüşmekte olduğumuz yasayla millet iradesinin, egemenliğinin eksiksiz ve tam ifade edilebilmesi imkânını bulabilmek anlamında hem seçim kanunlarımızda hem Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’muzda değişiklikler yapmayı murat ediyoruz.

Milletin iradesinin ve egemenliğinin, milletinin kaderinin takdirinde ve belirlenmesinde nihai güç olduğunun hepimiz farkındayız. Lakin bugüne kadar, geçmişte millet iradesi ve egemenliği üzerinde pek çok oyunlar oynandığının, pek çok kirli tuzaklara muhatap kılındığının ve pek çok badireleri atlatmak zorunda kaldığının da hepimiz farkındayız. 1960 ihtilalinin, 1971 muhtırasının, 1980 darbesinin, 28 Şubatın, sonrasında 27 Nisan e-muhtırasının, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünün ve belki de bu tarihin, bu coğrafyanın, bu toprakların o güne kadar gördüğü en vahşi ve kalleş darbe teşebbüsü ve işgal girişiminin yaşandığı ülkemizde, milletimiz, tüm badireleri atlattıktan sonra artık istiklaline çok daha güçlü yürüyebilmek, iradesi üzerine musallat olmuş pek çok vesayeti kaldırabilmek anlamında güçlü bir irade ortaya koymuş ve nihayetinde güçlü bir devlet, istikrarlı bir yönetim, net kuvvetler ayrılığı modeli talebi 16 Nisan 2017’de halk oylamasına gündem olmuş ve milletimizin teveccüh ve takdirleriyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmiştir.

Geçilen bu yeni sistem sonrasında da hem Cumhurbaşkanlığının hem de milletvekili seçimlerinin değiştirilen sisteme ve Anayasa maddelerine uygun olması lüzumu şarttır. Bu kapsamda da Anayasa maddelerinde var olan üst normun uygulama alanında da eksiksiz tamamlanması için bu kanun teklifi gündemimizde görüşülmektedir. İnşallah, bu değişiklikten sonra önümüzdeki 24 Haziran seçimlerinde millet yeni yönetim şekli olan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine çok güçlü bir şekilde kabul vermek, onay vermek suretiyle geçecek ve istiklaline, istikametine çok daha güçlü adımlarla devam edecektir.

24 Haziran seçimleri tarihî bir dönemdir ve bu öneminden kaynaklı olarak da milletimizin yakın ilgi ve alakası her zamanki seçimlerden çok daha üst seviyededir. O sebeple tüm siyasi partilerin de milletin bu hassasiyetlerine dönük yerli ve millî bir siyaset anlayışı ortaya koymaları mutlak elzemdir. Siyasetin varlık sebebi bir anlamda demokrasi, demokrasilerin meşru kaynağı ve zeminleri de sandıktır. Önümüze konulacak sandığın alelacele getirildiği veya bir baskın seçim olduğu konusundaki iddialar yersizdir zira siyasi partilerin varlık sebepleri yapılacak her türlü seçime her an hazır olmaktır. Cumhur İttifakı bizim medeniyet değerlerimizdir, kök hücrelerimizdir, bir şekilde zengin kültürümüzü ifade eder ve şanlı tarihimizin bugünkü tecessümüdür, milletimizin umududur, yerli ve millîdir. Bu ittifak karşısında yapılmaya çalışılan siyaset mühendislikleri beyhude bir çabadır. Küresel birtakım oyunların belki ülkemiz içerisindeki taşeronlar eliyle yapılmaya çalışılan birtakım tuzakların, tertiplerin oynanacağı bir süreci de hep beraber yaşıyor ve görüyoruz. Ancak bizim inandığımız ve güvendiğimiz, milletimizin feraseti, demokrasi tecrübelerimiz, tüm bu oynanmak istenen oyunların bozulacağı ve inşallah, milletimizin asil ve kahraman duruşuyla bu devleti daha da güçlü hâle getirerek hem bölgesine hem de dünyaya umut olma iddiasını devam ettireceğidir.

Ben bu duygularla, kanun teklifinin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Alparslan.

Sayın milletvekilleri, şimdi, birinci bölüm üzerinde on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, olağanüstü hâl uygulamasının üç ayda biteceğini söylemiştiniz, iki yıla uzattınız yani halka yalan söylediniz.

Bir: OHAL baskısıyla seçimlere gitmeyi kendinize yakıştırıyor musunuz? Siyasi ahlak anlayışınız buna uygun mu? İki: OHAL’i kaldırmaya korkuyor musunuz? Üç: OHAL’e güvenerek seçim kazanacağınıza inanıyor musunuz? Dört: OHAL’i kullanarak ertelediğiniz grevlerden dolayı yediğiniz kul hakları sizi rahatsız etmiyor mu? Beş: Mersin’in Akdeniz Belediyesini OHAL’le kayyuma devrettiniz. Burada yıllardır çalışan AKP muhalifi işçileri sözde güvenlik soruşturması yaparak işsiz bıraktınız. Savcılığın verdiği temiz kâğıdına rağmen işçileri yeniden göreve iade etmediniz. 54 yaşındaki Ali Aras sizin yüzünüzden bunalıma girdi ve öldü. Kendinizi hiç suçlu hissetmiyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, Adalet Bakanlığının teklifiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu 28 bölge idare mahkemesini 8’e düşürmüştür. Kuruluş kanununda bu mahkemelerin iş hacmi ve coğrafi bölge esaslı kurulacağı belirtilmesine karşılık, yıllık ortalama esası 11 bin ve iş hacmi yönünden İstanbul ve Ankara’dan sonra üçüncü büyük mahkeme olan Adana Bölge İdare Mahkemesinin kapatılıp yıllık ortalama esası 4 bin olan Konya Bölge İdare Mahkemesine bağlanması son derece yanlıştır. Coğrafi bölge esasına da uymadığı için Akdeniz Bölgesi’nde de maalesef mahkeme kurulmamıştır. Davaların nakli, dosyaların akıbeti, temyiz hususları gereğince telafisi olanaksız zararların doğacağı göz önüne alınarak Adana Bölge İdare Mahkemesinin kapatılmasına dair kararın gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu konuda kuruluş kanununa da uygun olarak Adana Bölge İdare Mahkemesinin tekrar açılması gerekmektedir. Adana için son derece önem taşıyan bu konunun çözümlenmesi gerekmektedir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tümer.

Sayın Arslan...

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Bakan, komutanların emriyle hareket eden er ve erbaşlara müebbet hapis cezaları verilmiştir. Verilen cezalar kamu vicdanını yaralamıştır.

Şimdi size soruyorum: Siz er olarak askerlik yapsaydınız veya çocuğunuz yapsaydı, komutanınızın emriyle “Terörle mücadeleye gidiyoruz.” denilseydi, siz böyle bir emre karşı koyabilecek miydiniz? FETÖ'yle yıllarca iş birliği yapanlar, FETÖ'nün büyümesine, güçlenmesine sebep olanlar, ne istedilerse verenler, “Hocam, gel artık, bu hasret bitsin.” diyenler, el etek öpenler ortada dolaşırken tamamen emre tabi olan er ve erbaşlara müebbet hapis cezası verilmesini Adalet Bakanı olarak vicdanınız kabul ediyor mu?

Darbe girişimini yapan Fethullah Gülen’le ilgili olarak Türkiye'ye iadesi konusunda girişimleriniz devam ediyor mu? ABD’nin şimdiye kadar iade etmemesinin gerekçesi nedir? Bu tavra karşı, ABD’ye karşı bir yaptırımınız olacak mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Tanal...

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Bakanım, ilk bölümde sorduğum soruyla alakalı olarak kafamda bir soru işareti oluştu. Sayın Cumhurbaşkanı “Bu İYİ PARTİ’ye katılan milletvekilleri yüzünden hazineden İYİ PARTİ para yardımı alıyor.” dedi. Siz de biraz önce “İYİ PARTİ hazineden yardım almayacak.” dediniz. Kafamdaki bu soru işareti halkın da kafasında var. Şimdi, sizin dediğiniz mi doğru, Cumhurbaşkanının dediği mi doğru? Hangisi doğru, ben hangisine inanayım?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Sayın Sarıhan…

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Sorum Sayın Adalet Bakanına, birkaç noktayı sormak istiyorum.

Bunlardan birisi, yarım kalmış olan cinsel istismar konusuyla ilgili yasal düzenlemeden de esinlenerek… Bizde 2006 yılında 2.414 istismar davası olduğu yolunda bir bilgi var ve yapılan araştırmalara göre de yüzde 700’lük bir artış söz konusu. Buna göre, 23 Nisan nedeniyle araştırmalar arasında gördüğümüz rakam 16.957. Bu rakam gerçek midir, öncelikle bunu sormak istiyorum ve davaların nasıl sonuçlandığı konusunda herhangi bir istatistiki bilgi elimizde var mıdır?

Diğer bir sorum: Yine 23 Nisan Çocuk Bayramı ışığında basına yansıyan bilgilerden şöyle bir bilgi var elimizde; 2.828 hükümlü ve tutuklu çocuğun cezaevinde bulunduğuna ilişkin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Pardon, açabilir misiniz.

BAŞKAN – Devam ediniz, buyurun; kayıtlara geçsin sözünüz.

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Bu çocuklarla ilgili bir araştırma söz konusu mudur?

Ayrıca, gebe kadınların altı ay gebelik süresinde veya altı aylık süreye kadar cezaevine girmemeleri konusunda Ceza İnfaz Yasamız’da düzenleme var. Bu sürenin uzatılması konusunda bir girişim olacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sarıhan.

Sayın Türkmen…

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Olağanüstü hâl nedeniyle ihraç edilen kamu çalışanları için bir Komisyon kuruldu ancak görülüyor ki bu Komisyon ne yazık ki etkin çalışmamaktadır. Hâlen olağanüstü hâlden dolayı mağdur olan kamu çalışanlarının mağduriyetleri giderilmemiştir. Örneğin, Kahramanmaraş’ın Nurhak ilçesinde ihraç edilen 29 öğretmenin göreve dönüşleri gerçekleştirilmemiştir. Şu anda Nurhak’ta, edebiyat dersi vermesi gereken öğretmenler matematik, matematik dersi vermesi gereken öğretmenler ise başka derslere girmektedir. Başta Nurhaklı öğrenciler, veliler ve öğretmenler olmak üzere, olağanüstü hâlden dolayı mağdur olan kamu çalışanlarının mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda Komisyonun etkin çalışması için ne düşünmektesiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkmen.

Sayın Kılıç…

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Getirilen yeni sistem, tartışmasız tam başkanlık sistemidir. Cumhurbaşkanı tektir. Halkın yani cumhurun başkanı anlamındaki “Cumhurbaşkanlığı” ifadesi bu gayeyle tercih edilmiştir.

“Başkanlık sisteminde Parlamento yoktur.” algısı hatalıdır. Cumhurbaşkanından bağımsız, daha güçlü bir Parlamento vardır yani Meclis vardır, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bulunmadığı iddiası asılsızdır. Bu sistemde yasama, yürütme ve yargının yetki sınırları net olarak bellidir, bu erkler yetkilerini halktan alır.

Dünyada biz ve Macaristan dışında “Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiği kesilir.” şeklinde bir düzenleme yoktu. 1960 öncesinde bizde de yoktu, sonradan konulmuştur ancak partinin kongre yapması ve kongrede aday olup seçilmesi gerekir.

Günlük olayların uyum içinde çalışması esas olan Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini etkilemesinin önüne geçmek amacıyla, iki seçimin aynı anda yapılması öngörülmüştür. Bir kişi en fazla 2 defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Fakat Cumhurbaşkanının seçimleri yenilemesi hâlinde aynı Cumhurbaşkanı bir defa daha üçüncü kez aday olabilecektir. Bu durum sadece bir kereye mahsustur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kılıç.

Son soru, Sayın Durmaz, buyurun.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Az önce sözüm yarım kalmıştı. Yöremiz Tokat, Türkiye’de AK PARTİ iktidarı döneminde en çok göç veren illerden biri. Tokat’ın son kalesi Turhal Şeker Fabrikasını sattınız. Burada 1.142 çalışan emekçi, 78 bin pancar ekicisi çiftçi, esnaf, besici, nakliyatçı perperişan olmuştur. Hükûmetin alternatif bir projesi var mıdır diyeceğim çünkü yok, Tokat’ı defterden sildiniz.

265 milyon zararla satılan bu şeker fabrikaları satışından geri dönmeyi vicdanen düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Durmaz.

Şimdi, Hükûmet adına Adalet Bakanı Sayın Abdulhamit Gül...

Buyurun Sayın Gül.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Sayın Atıcı’nın “‘OHAL üç ayda bitecek.’ dediniz. OHAL’e güvenerek seçime gidiyorsunuz.” şeklindeki sorularını ve tespitlerini kabul etmek elbette mümkün değil. Bu konuyla ilgili hangi bağlamda hangi arkadaşımız ne şekilde söylediyse bir temenni olarak söylemiş olabilir. Ama OHAL, Anayasa’da 119 ve devamı maddelerinde olağanüstü yönetim şekli olarak düzenlenen hukuki bir yoldur -sadece Türkiye’de değil- kamu düzeninin ortadan kaldırılmasına, anayasal düzenin ortadan kaldırılmasına ilişkin eylemler ve birtakım vakıalar ortaya çıkması hâlinde devletlerin bu anlamda başvurduğu hukuki bir yoldur. Bunun örneğini işte, yakın zamanda kendi seçimini de OHAL sürecinde yapan Fransa’da görüyoruz. Yani egemenlik hakkı kullanan bir devlet, bir başka ülke bunu yapınca demokratik oluyor da bir darbe girişimi yapılmış, Meclisinin gök kubbesine bombalar atılmış bir ülkede, terörle mücadele edilirken, darbeyle mücadele edilirken elbette kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin, bütün vatandaşlarımızın özgürlüklerinin ve güvenliğinin daha etkin sağlanması adına Millî Güvenlik Kurulunun önerisi, Bakanlar Kurulunun uygun görüşü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin tasvibiyle yürürlüğe giren bir olağanüstü hâl yaşıyoruz. Bu nedenle, bu şekilde bir ihtiyaçtan kaynaklanan bir dönemdir, bir uygulamadır. Elbette, bu ihtiyacın ortadan kalkması, bir an önce kalkması hepimizin dileğidir, bu konudaki çalışmalar da sürmektedir. Ancak FETÖ terör örgütünün kripto ve kendisini takiyeyle gizlemesi ve devletin belli mekanizmalarında deşifre olmamasıyla -bu konudaki tedbirler- 81 milyonun ulusal güvenliğine yönelik bir tehdide karşı mücadeleden kaynaklı başvurulan bir yoldur. Ne zaman ihtiyaç ortadan kalkarsa, bu konuda gereklilik ortadan kalkarsa OHAL de elbette kalkacaktır. OHAL’i Türkiye’de iktidara geldiğinde kaldıran bir hükûmet AK PARTİ Hükûmetidir; bu konuda kararlılığı, demokratik yaklaşımı belli, ispat edilmiş bir partidir. Zorunluluktan kaynaklı bir düzenlemedir ve bu konuda da bütün Parlamentonun kabulüyle gittiğimiz bir seçim vardır. Dolayısıyla bunu kalkıp da farklı bir yöne çekmenin bir anlamı bulunmamaktadır. Anayasal, hukuki bir yol burada yürürlüktedir.

Adana Bölge İdare Mahkemesinin kapatılması: Bölge idare mahkemeleri, biliyorsunuz, yeni istinaf sistemiyle yürürlüğümüzde, hukuk sistemimize girmiştir ve bu konudaki dosya sayıları, iş yükü, mahkemeler, hâkim, savcı ve personel sayısına göre dikkate alınmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Adana’da bölge istinafta bu konuyla ilgili yaptığımız incelemeler, -adliyede yaptığımız incelemeler- Adana gibi gerçekten bölge merkezi olan bir yerde, ilk dosya sayılarını dikkate alarak ihtiyacı giderecek şekilde Hâkimler ve Savcılar Kurulunun ve Bakanlığımızın gündemindedir. Bizim bu konuda prensibimiz, bu konuda bir değerlendirmeyi -ihtiyacı dikkate alarak dosya sayılarını, hâkim, savcı ihtiyacına göre- ihtiyaç olan her yerde hemen yapmak. Binamız zaten orada. Hükûmetimizin vermiş olduğu destek ve çaba ortadadır ama usul ekonomisi ve imkânlar ölçüsünde. Adana, bizim bölge idare mahkemesi açmayı düşündüğümüz yerlerdendir. Bu konuyla ilgili iş yükü ve dosya sayılarını sürekli takibe alıyoruz ve bu konuda objektif bir şekilde, en kısa zamanda tamamlanması hâlinde, en nitelikli hâkim, savcılarımızla, birinci sınıf hâkimlerimizle, idari yargı mensuplarımızla açmayı planlıyoruz.

Sayın Arslan “Komutanlarının emriyle görev yapan er ve erbaşlara müebbet hapis cezası veriliyor. Bunu içinize sindiriyor musunuz?” diye bir soru sordu. Değerli arkadaşlar, ister er olsun ister binbaşı olsun ister yüzbaşı ister general olsun, hiçbir üst altına “Darbe yapın.” diye bir emir, talimat veremez.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – “Terörle mücadeleye…”

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – “Darbe yapın.” “Şunu öldürün.” “Şuraya F16’ları gönderin.” şeklinde bir talimat verilse bile, hiç kimse bu talimata uyamaz. Anayasa’da düzenlenen, kanunsuz, hukuka aykırı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Niye? Siz Suriye’ye gönderiyorsunuz.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Farklı bir şey mi düşünüyorsunuz da karşı çıkıyorsunuz? Yani buna mı karşı çıkıyorsunuz?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Efendim, er nereye gittiğini bilmiyor ki! “Marş marş.” demişler, gitmiş.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde eğer birini ateş açıp öldürüyorsa, şehit ediyorsa bu, ister er olsun ister sivil olsun bunun hesabını verecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Onun haricinde, elbette böyle oluyor mu, olmuyor mu; müebbet alan erdir ya da başka rütbelidir; bunu mahkeme takdir ediyor. Ancak hiçbir üniforma FETÖ terör örgütü irtibatını gizleyemez. Bugün yargılanan darbecilerdir ve milletimize düşen, bu konudaki kanunsuz emre karşı çıkmaktır ve yüzlerce er bu nedenle beraat etmektedir ama eğer o olayda, o vakada bir şehidimiz varsa, erden saldırı olmuşsa, o fiil gerçekleşmişse bunun hesabını vermektedir; eğer farklı bir şey varsa da elbette yargı yolu açıktır. Bu konuda yargılamayı biz yapmıyoruz, biz Hükûmetiz, biz yasa çıkarırız; bu konuda yargılamayı mahkemeler yapar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Ama hiçbir şekilde… Darbecileri masum gösterecek şekilde yani mahkeme ere müebbet hapis veriyor ve o da masum oluyor, öyle mi?

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Komutanlara vereceksiniz cezaları, komutanlara, kim yapmışsa onlara; emir eri olarak erlere değil.

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – 251 şehidimiz var ve bu konuda kim suç işlemişse mahkemeler onları yargılıyor, ceza veriyor.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Benim sorum kaldı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Atıcı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakan OHAL’in üç ay süreceğini söyleyenlerin temenni ettiğini ifade etti. Sayın Bakan, şu kürsüde dönemin Adalet Bakanı -sıradan bir adam değil- çıkıp “OHAL en fazla üç ay sürecektir.” diye konuştu, tutanaklarda var; lütfen, bilerek konuşun.

İki: Biz “Fransa’daki OHAL demokratiktir.” demedik, nereden uydurdunuz? Böyle bir şey söyledim mi ben? Fransa’da da OHAL varsa antidemokratiktir, Türkiye’de de varsa antidemokratiktir. OHAL’i kullanmak ise siyasi ahlaka sığmaz.

Teşekkür ederim.

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) – Gidin Macron’a söyleyin o zaman.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çok özür dilerim yani çok önemli bir soru.

Bugün grup toplantısında Sayın Cumhurbaşkanı dedi ki: “Bu İYİ PARTİ’ye milletvekilleri katıldı, hazine yardımını alıyorlar.” Ve Sayın Bakana ben de sordum, siz de dediniz ki: “İYİ PARTİ hazineden yardım almıyor milletvekillerinin gitmesiyle.”

Şimdi, tüm toplumun ve benim kafamda bir soru işareti var. Şimdi hangisi doğru? Hangisi gerçekleri söyledi? Yani Sayın Bakanın dediği gibi, hakikaten İYİ PARTİ hazineden yardım almıyor mu yoksa Sayın Cumhurbaşkanının dediği gibi alıyor mu? Yani bunu bir açıklığa kavuştursunlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Sayın Bakan, cevap verecek misiniz?

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Cevap verdi, cevap verdi.

BAŞKAN – İlave bir cevabınız var mı?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Ben cevabımı verdim, anlayan için cevabım yeterli.

BAŞKAN – Peki, tamam.

Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Nasıl oldu bu iş?

BAŞKAN – Diğer bölümde söylemişti Sayın Tanal, tutanaklarda da var, böyle bir ödemenin, böyle bir ödeneğin olmadığını söylemişti.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama Cumhurbaşkanı “Ödeniyor.” dedi.

BAŞKAN – Sayın Bakan da öyle söylüyor, tutanaklardan çıkartırsınız, ikisini karşılaştırırsınız.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hangisi doğru?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tanal.

Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.21

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER : Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-------0-------

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 91’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

Şimdi teklifin birinci bölümünde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde önerge yok.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora                                                Mizgin Irgat

                                          Adana                                                      Mardin                                                       Bitlis

                            Mehmet Emin Adıyaman                                   Adem Geveri                                        Behçet Yıldırım

                                            Iğdır                                                          Van                                                      Adıyaman

MADDE 2- 10/6/1983 tarihli ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunun 16 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Bir kimse Cumhurbaşkanlığına ve milletvekilliğine aynı anda aday olabilir. Cumhurbaşkanı seçilen kişiye milletvekilliği mazbatası verilmez. Sıradaki aday milletvekili seçilmiş sayılır.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ YUSUF BAŞER (Yozgat) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Van Milletvekilimiz Sayın Adem Geveri.

Buyurun Sayın Geveri. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ADEM GEVERİ (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesi üzerinde partim adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri selamlıyorum.

Yüz üç yıl önce bugün yaşadığımız topraklarda tarihin en büyük sürgününü, en büyük trajedisini, en büyük can ve mal kaybını yaşayan komşu Ermeni halkının acılarını paylaşıyorum. Ermeni halkının yaşadığı zulmü ve acıyı hiçbir kelime tarif edemez. İktidar yetkilileri ve Cumhurbaşkanı, her fırsatta, büyük devlet olmaktan bahsediyor. Büyük devletler tarihlerinde yaşadıkları acılarla yüzleşmesini bilen devletlerdir. Aynı zamanda, yaşadıkları trajedilerden ders alıp bir daha asla benzer şeyleri yaşatmamasını bilen devletlerdir. Ancak iktidarın pratik uygulamalarına ve ittifak kurdukları güçlerin sahip oldukları zihniyete baktığımızda, sahip olunan aklının yüz üç yıl öncesinden çok daha farklı olmadığını görüyoruz. Temennimiz odur ki Ermeni halkının yaşadığı acılarla derhâl yüzleşme yaşansın ve bu yüzleşme diğer dünyaya kalmasın. Türkiye bunu toplum olarak başarsın. Sadece vicdanlara sesleniyor, yüz üç yıl oldu, yüzleşin diyoruz.

TBMM Genel Kurulunda konuşmamız gereken konu toplumsal barışın nasıl sağlanacağı olmalıydı, KHK ve OHAL rejiminin kaldırılması olmamalıydı. Maalesef Türkiye, KHK ve OHAL rejimi ve aynı zamanda silahların gölgesinde bir baskın seçim daha gerçekleştiriyor. Özellikle Kürt illerinde çevirmeler, kontrol noktaları, jandarma ve polis baskınları, koruculuk sistemleri 1990’ları kat kat aşan noktalara varmış durumda. Bu uygulamalara itiraz edenler de hain veya terörist ilan ediliyor.

Kenan Evren de benzer bir rejim altında kampanya yürütüyordu. O günkü düzenlemelere karşı çıkanları dış güçlerle iş birliği yapan vatan hainleri ve terörist olarak nitelendiriyordu. Türkiye maalesef benzer koşullarda seçime gidiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca demokratik bir seçim gerçekleştirmeyen bir ülke ve onun bugünkü muktedirleri sadece tarihi tekrarlıyor.

Albert Einstein aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemeyi “delilik” olarak tanımlarken sanki bugünleri işaret etmiştir. Tabii, artık şu anki yaşadıklarımız delilik değil ancak çok daha ötesi, çıldırmışlık hâli olabilir.

Bu vesileyle, AKP ve OHAL rejiminin yarattığı birkaç örneği paylaşmak istiyorum. AKP neredeyse bütün cemaat ve oluşumları biat ettirmiş durumda. Biat etmeyenlere faaliyetlerini yürütme imkânı tanımıyor. Bunlardan biri de, bildiğiniz gibi, Furkan Vakfının yöneticileri tutsak edildikten sonra dışarıda kalan sempatizanlarına dahi hayat şansı tanınmıyor. Adana’da mesken olarak kullanılan bazı öğrenci evleri Furkan Vakfının yurtları gibi gösterilerek mühürlendi, öğrencileri sokağa atan bir devlet görüntüsü yaşandı. Bu zulüm 28 Şubatta bile maalesef yaşanmamıştı. Yine, cezaevlerini ziyarete gidenlere eşlik eden ve yakasına “Alparslan Kuytul’a özgürlük” yazan yaka kartı takan başörtülü kadınlar gözaltına alınmıştır. Mahallî sivil toplum örgütlerini neredeyse yok eden bu yaklaşım artık toplumun tüm kesimlerini tehdit etmektedir. AKP rejimi derhâl bu uygulamalardan vazgeçmelidir.

KHK’lerle henüz ihraç edilmemiş Kürt işçiler taşeron işçilerin kadroya alınma sürecinde işsiz bırakıldı. Seçim bölgem Van’da 500’ün üzerinde belediye işçisi maalesef işsiz bırakıldı. Diğer kurumlardaki uygulamalar da yine bu zulümleri aratmayacak niteliktedir. Bu uygulamalara alet olan bürokratlar vicdan azabı yaşamaktadır, tıpkı darbe döneminde işkencelerle öldürülen tutsakları normal yollarla yaşamını yitirmiş gibi gösteren kamu görevlileri gibi.

Sokağa çıkma yasakları döneminde Kanal D’ye katılarak “Çocuklar ölmesin.” diyen Ayşe öğretmen hakkında dava açıldı ve gurur duyduğunuz yargı tarafından bir yıl üç ay hapis cezası verildi. Ayşe öğretmen dünyanın en meşru, en masum fikrini, çocukların yaşam hakkını savunduğu için şu an maalesef cezaevinde. “Çocuklar ölmesin.” demenin suç olduğu başka bir ülke yoktur. Ayşe öğretmen “Sessiz kalmayın, insan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın, görün, duyun ve artık bize elverin. Yazık, insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın.” demiştir. Bu sözlerini sonuna kadar savunmaya devam etmiş ve bebeğiyle birlikte maalesef şu an hapistedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADEM GEVERİ (Devamla) – Bitirebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Geveri.

ADEM GEVERİ (Devamla) – Ayşe öğretmenin bebeğiyle birlikte cezaevine girdikten sonra çekilen fotoğraflarına bakın, siz bu utançla maalesef yetineceksiniz. Yedi aylık Miraz bebeğin annesi sadece ilçe yöneticiliği yaptığı için tutuklandı. Yedi aylık bebek annesiyle birlikte hapishane koşullarında büyümek durumundadır. Gelinen noktada Miraz bebeğin annesi Gülistan Diken Akbaba’ya özgürlüğü verilmiyor. Miraz bebeğin annesi Gülistan Diken Akbaba’nın denetimli serbestlik başvurusu pişmanlık dayatmasına takılmış bulunmaktadır. Bunları -umut ediyorum ki düzeltme şansını- 24 Hazirandan sonra başaracağımız yüksek bir zaferle inşallah düzeltiriz.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Geveri.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Halaçoğlu, buyurun.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, Ermenilerle ilgili söylemiş olduğu bilgilerin yanlış olduğunu özellikle belirtmek istiyorum, kayıtlara girmesi için bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Ne dedi mesela, ben duyamadım, nedir konu?

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Şimdi, Ermenilerin zulme uğradıkları ve büyük kayıplar verdiklerini ifade etti ama mesele öyle değil. Ermeni çetelerinin Van’da yaptıkları zulmü hatırlatmak istiyorum ve Van Kalesi’nin altında bulunan, dibinde bulunan Van şehrini kimin yakıp yıktığını bilmesini istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halaçoğlu, yerinizden kısa bir açıklama…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Van Milletvekili Adem Geveri’nin 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 2’nci maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ederim.

Şimdi, Sayın Başkan, aslında 17 Nisanda Ermeniler Ruslarla birlikte Van’da isyan ettiler; tam 80 bin Müslümanı katlettiler orada. Bugünkü Van şehri atom bombası atılmış gibi yerle bir edildi, şu an hâlâ orada duruyor kalıntıları, hiçbir bina kalmaksızın yerle bir oldu. Ayrıca oradan -tabii Van vilayeti dediğim zaman Bitlis falan da içerisine giriyor- aldıkları genç kızları Akdamar Kilisesi’ne götürdüler, yolda birçok genç kız iffetlerini korumak için Van Gölü’ne kendisini attı ve hayatlarına kıydılar. Ermeni çeteleri o bölgede… Bakın, nasıl öğreneceklerini de söyleyeyim. Ermeni Millî Delegasyon Başkanı Bogos Nubar Paşa Fransa Dışişleri Bakanına yazdığı mektubunda Rus imparatorluk ordusunda 150 bin Ermeni’nin dışında Şef Andranik ve Nazarbekov komutasında 40 bin Ermeni çetecinin Doğu Anadolu Bölgesi’nde büyük katliamlar yaptığını kendisi belirtiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayınız lütfen.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Ayrıca bunu öğrenmek için Andranik’in hatıralarını okumaları yeterli. Nasıl işkence yaptıkları, pencerelere çocukları bağlayıp çivi çaktıklarını kendisi anlatıyor. Papazian’ın kitabını arayıp baksın. Vanlı arkadaşımız, Van'daki o yıkıntıyı nasıl izah edeceğini belirtsin. 518.301 Müslümanı Ermeni çeteleri Birinci Dünya Savaşı’nda katletti. Bunu belirtmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Danış Beştaş.

38.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Doğrusu İç Tüzük’te aslında böyle bir usul yok ama herhâlde grubu temsilen ifade etti. Sonuçta biz burada ayrı siyasi partileri temsil eden milletvekilleriyiz ve tarihe yaklaşımımızın, tarih bilgilerimizin farklı yorumlanması gayet mümkün. Sayın Halaçoğlu böyle bakıyor olabilir ama başka bir yerden, Ermeni halkına yönelik büyük trajediyi ve felaketi bugün açılış konuşmasında da ifade ettim. Dünyanın birçok parlamentosunda tanınan, tartışılan bu meselenin aslında tartışma yerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu da ifade ettim. Sayın Halaçoğlu’nun söylediği bilgilerin kesinlikle doğru olmadığını söylüyoruz biz de. Başka bir yerden bunu uzun uzun anlatabiliriz ama gecenin bu saatinde açıkçası bu meseleyi tartışmak için saatlere ihtiyaç var ama tek bir hakikat var, o da yüzleşmenin gerekliliğidir, bu meselenin hiçbir baskı ve sansür uygulanmadan özgürce tartışılmasıdır. Yöntem var olan ezberleri tekrar etmek değildir, yöntem hakikatleri farklı tarihsel bilgiler ışığında tartışmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Arşivlere müracaat, arşivler açılsın.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Başkan, ben Ermeni belgelerini söyledim; bakın, Papazian’ın kitabını söyledim, Bogos Nubar Paşa’yı söyledim, Andranik’in hatıralarını söyledim, Birleşmiş Milletler belgelerini daha söylemedim.

Ermenilerle Avusturya’da biz bir araya geldik ama kaçtılar, oturup tartışamadılar bizimle. Her yerde tartışmaya hazırız ama böyle sathi bilgilerle birtakım siyasi polemikler yaratarak… “Parlamento kabul etmiş.” Bana ne parlamento… Parlamento yasama organıdır, yargı organı mıdır? Gitsinler mahkemeye başvursunlar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Halaçoğlu.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Danış Beştaş, buyurun, tutanaklara geçsin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, tartışmaya biz de hazırız. Her zaman ve her zeminde bunu tartışmaya hazırız. Tartışmaya hazır olmak şu demektir: Birinin söylediğini reddetmek değil, bilgileri karşılaştırarak -hangisi doğru, hangisi yanlış- objektif bir değerlendirmeye tabi tutmaktır. Tartışmanın yöntemi budur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, İYİ PARTİ grup temsilcileri olarak Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ile Balıkesir Milletvekili İsmail’in Ok’un Başkanlık Divanına müracaatları olduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir kez daha hatırlatmış olayım. İYİ PARTİ grup temsilcileri olarak Sayın Halaçoğlu’nun ve Sayın Ok’un Başkanlık Divanımıza müracaatları vardır. Dolayısıyla temsilci olarak onlara söz hakkı tanıyacağım; bilmenizi isterim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Geveri ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 2’nci madde kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde önerge yok.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 3’üncü madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde önerge yok.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 4’üncü madde kabul edilmiştir.

5’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora                                           Müslüm Doğan

                                          Adana                                                      Mardin                                                       İzmir

                            Mehmet Emin Adıyaman                                 Behçet Yıldırım                                           Mizgin Irgat

                                            Iğdır                                                     Adıyaman                                                     Bitlis

(1) Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi en az yirmi milletvekilinin yazılı teklifiyle mümkündür. Her bir milletvekili ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CENGİZ AYDOĞDU (Aksaray) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

ADALET BAKANI ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Müslüm Doğan.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 5’inci maddesi hakkında partim adına söz almış bulunmaktayım. Cümlenizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli vekiller, bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi bir Anayasa değişikliğinden sonra gelen uyum yasasıyla ilgili bir husustur ama ülkenin içerisinde bulunduğu bir baskın seçim sürecini yaşadığımız şu günlerde ülkenin gerçekten yönetilemez hâlde olduğunu, AK PARTİ iktidarının tamamen iktidarı elinden kaçırdığını, tek kişilik bir oligarşik yapıya teslim etmek üzere olduğunu burada ifade etmek isterim. Türkiye demokrasi tarihine baktığımızda, hiçbir zaman bu kadar ağır koşullarla karşı karşıya kalmamıştık. Yapılan seçimlerin demokratik hiçbir yönü yoktur, demokratik bir yönü olamaz. OHAL koşulları ağır koşullardır, OHAL koşulları demokratik parlamenter sistemin çalışmadığı bir sistemdir. O yüzden, bu koşullarda yapılacak bir seçim kesinlikle demokratik olmayacaktır ve vicdanlarda da yeri olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, şimdi, ülke gerçeğiyle ilgili size birkaç konuda da bilgi vermek istiyorum. OHAL niye, ne yapıldı OHAL’le birlikte? On altı yıllık AK PARTİ iktidarının bize sunduğu verileri size sunmak isterim. 2018 Ocak ayında en az 144, şubat ayında en az 128, mart ayında en az 122 işçi olmak üzere, Türkiye’de 2018 yılının ilk üç ayında en az 394 kişi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi OHAL koşullarında. Güvensizliği bugünün proleter çalışma ve yaşam disiplini hâline getiren AK PARTİ'nin iktidar yılları boyunca iş cinayetlerinde yaklaşık 20.500 işçi hayatını kaybetti, 20.500 işçi, arkadaşlar, AK PARTİ iktidarı döneminde. OHAL ve kanun hükmünde kararname rejimi ise güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarını daha da ağırlaştırdı ve yaygınlaştırdı. 2017 yılında iş cinayetlerinin sonucu 2.006 işçi yaşamını yitirdi. İntihar eden işçileri söyleyeyim size: 2013 yılında en az 15 işçi, 2014 yılında en az 25 işçi, 2015 yılında en az 59 işçi, 2016 yılında en az 90 işçi, 2017 yılında ise en az 89 işçi iş yeri içinde yaşamını yitirmiştir.

Türkiye’de kalp krizi, beyin kanaması sonucu iş cinayetlerini de size vermek istiyorum: 2013 yılında en az 48 işçi, 2014 yılında en az 121 işçi, 2015 yılında en az 155 işçi, 2016 yılında en az 217 işçi, 2017 yılında ise 187 işçi iş cinayetlerinde kalp krizi ve beyin kanaması sonucu hayatını kaybediyor. Şimdi, Türkiye’de 2017 yılında 12 bin işçinin işle ilgili hastalıklardan ölmüş olabileceği görülmüş veya öngörülmüş meslek hastalıklarında; bu, resmen buz dağının aslında görünmeyen yüzü olarak da karşımıza çıkmaktadır.

OHAL süreci, basın ve basın emekçileri açısından Türkiye tarihinin en karanlık dönemi olma yolunda ilerlemektedir. OHAL boyunca 200 medya kuruluşu kapatılmış, bunlardan sadece 25’i hakkında kapatma kararı kaldırılıyor; 6 haber ajansı, 50 gazete, 18 dergi, 33 televizyon, 29 yayınevi, 37 radyo bu süreçte kapatılıyor. Değerli vekillerimiz, bu koşullarda, bu kadar ağır koşullarda bir seçim dayatması var ve demokratik olmayan bu seçim sürecinde seçimler yapılacak.

Kayyumlar atadınız. Kayyumların sayısını söyleyeyim size: Demokratik Bölgeler Partisinin kazandığı 109 belediyeden 94’üne kayyum atıyorsunuz ve bunların yetkilerini mülki idarelere devrediyorsunuz. Değerli vekiller, bakın, şimdi, Türkiye’nin 3’üncü büyük partisinin eş genel başkanlarını tutukluyorsunuz, 11 milletvekilinin milletvekilliğini düşürüyorsunuz -1 de CHP’li milletvekili var bu tutuklu olan milletvekilleri içerisinde- eş genel başkanlarını tutukluyorsunuz. Böyle bir demokratik zemin olabilir mi arkadaşlar? Siz inanıyor musunuz buna?

Peki, cumhuriyetin demokratik parlamenter sisteminden bu kadar ciddi ne zarar gördünüz de tek kişilik oligarşik bir yapıya bu sistemi devretmeye hazırlanıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) - Ne zarar gördünüz, ne çalışmadı? Hangi kanun çıkmadı bu Parlamentoda arkadaşlar? Neyi tartışabildik bu Parlamentoda? Hiçbir şeyi tartışamadık.

Bakın, ülkemizin o kadar önemli sorunları var ki… Her şeyi yorgan altına atıyorsunuz, görünmesin istiyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Doğan, söz istiyor musunuz?

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) – Bir dakika efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğan.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) – Teşekkür ederim efendim.

Şimdi, arkadaşlar, yani Kürt sorunu olmayınca… “Kürt sorunu yoktur.” deyince yok mu olacak? “Alevilerin sorunu yok.” deyince yok mu olacak? Gelin, bunu niye tartışmayalım? Ne sorun varsa gelin, burada tartışalım arkadaşlar. Bunun üstünü örtmekle biz bu sorunları çözemeyiz, ülkemize yazık oluyor.

HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) - Terör sorunu var.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) – Terör sorunu da olabilir, bunu da çözün. Sonuç üzerinden gitmeyelim arkadaşlar. Bu ülkenin geldiği sorunları sonuç üzerinden tartışmaya açarsak hiçbir şeyi çözemeyiz. Demokratik parlamenter sistem içerisinde çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yok bu ülkede.

Cumhuriyetin çok önemli değerleri vardı, maalesef onları da yok ettiniz, maalesef diyorum. Öyle bir sistem kurdunuz ki siz de bu işin nereye gideceğinin farkında değilsiniz; çok özür dilerim sizden, ben şahsen böyle düşünüyorum. Bu işin boyutu nereye gidecek? Ben biliyorum, tek kişilik oligarşik bürokrasiye bu devlet teslim olamaz, bu demokrasi teslim olamaz. Bence bunun muhasebesini yapmalısınız, az bir zamanınız var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Sayın milletvekilleri, Sayın Doğan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 5’inci madde kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde önerge yok.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 6’ncı madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, 8’nci maddenin (1)’inci fıkrası, (2)’nci fıkrası, (3)’üncü fıkrasının (a) bendi, (b) bendi, (c) bendi dâhil 7 ila 10’uncu maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde söz isteyenler: Gruplar adına; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muğla Milletvekilimiz Sayın Akın Üstündağ, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Adana Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş, İYİ PARTİ Grubu adına Balıkesir Milletvekilimiz İsmail Ok, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekilimiz Sayın Mehmet Parsak; Sayın Parsak’ın şahsı adına da vardır, birleştireceğiz.

Şimdi ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muğla Milletvekilimiz Sayın Akın Üstündağ’ın.

Buyurun Sayın Üstündağ. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika; kürsüde özlemiştik sizi.

CHP GRUBU ADINA AKIN ÜSTÜNDAĞ (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’yle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

16 Nisan referandumunun üzerinden bir yıl geçti. Anayasa değişikliğinden sonra altı ay içinde uyum için yasalarının değiştirilmesi gerektiği hâlde bu konuda maalesef hiçbir çalışma yapılmamıştır. İktidar, geçen zaman içinde MHP’yle güzellemeler yapmaktan başka bir şey yapmadı. Devletin yönetimi bir kaos içerisine girmiş bulunuyor. Devletin mevzuatı bile çorba hâline gelmiş durumda. Bir yetki kanunuyla diğer değişiklikleri yapmayı düşündüğünüzü ifade ediyorsunuz ancak bu konu bile son derece sıkıntılar yaratacak nitelikte. Zira kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisine ilişkisi Anayasa’nın 91‘inci maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere, belli bir amaca ve konuya ilişkin ve belli bir süreye tabi olarak ancak bu yetki verilebilir. Yüzlerce mevzuatta kanun hükmünde kararnameyle değişiklik yapılması, kanun hükmünde kararnamenin çıkarılma özelliklerine aykırıdır.

Baskın seçim kararıyla kendiniz bile hazırlıksız yakalandınız. Alelacele getirdiğiniz bu torba yasayla kendinizi ele verdiniz. Öyle ki Yüksek Seçim Kurulu bile bu torba yasanın geçmesini bekliyor, seçim takvimini bile hâlâ daha açıklayamıyor.

Değerli arkadaşlar, zaman darlığı içerisinde önümüze gelen bu düzenlemede acelecilikten kaynaklanan sorunlar var. Bunlardan biri, seçmenlerin Cumhurbaşkanı adayı göstermesiyle ilgili düzenlemedir. Eğer seçmenin 100 bin imzayla aday göstermesini istiyorsak seçmenin işini mutlaka kolaylaştırmamız gerekir. Her seçmeni kayıtlı olduğu ilçe seçim kuruluna yönlendirmek işi zora sokmaktan başka bir şey değildir. Seçmen niçin işini gücünü bırakıp böyle bir zahmete katlansın? Tatilde olan, işi nedeniyle başka yerlerde olan seçmen kendi tercihini niçin öneremesin? Bunu niçin kolaylaştırmıyoruz?

Değerli arkadaşlarım, Anayasa Komisyonunda da özellikle ifade ettik; e-devlet uygulaması üzerinden aday önermenin önünün mutlaka açılması gerekirdi. Günümüzde elektronik ve internet teknolojilerinin geldiği durumda bu konuda çeşitli yazılımların kullanılmasıyla -son derece kolay bir uygulamayla- seçmenin işi kolaylaştırılabilirdi. Ancak zaman darlığı bahane edilerek Anayasa Komisyonunda bu taleplerimiz bile maalesef reddedilmiştir. Madem seçim yapacaktınız, niçin bu konularda bir yıldan beri herhangi bir hazırlık yapmadınız?

Değerli arkadaşlarım, kanun teklifinde, seçmenin Cumhurbaşkanı adayı göstermesi için belli bir süre belirlenmemesi eksiklikten öte bir boşluktur. Bu süreyi Yüksek Seçim Kuruluna bırakmak çeşitli tartışmalara yol açabilir. Makul bir sürenin mutlaka bu yasada yer alması gerekirdi.

Seçmenler tarafından aday gösterilebilmek için tespit edilen tutar da değerli arkadaşlarım, son derece yüksek bir miktar; yaklaşık 135 bin lira gibi bir bedelin yatırılması gerekiyor. Bunun da çok yüksek olduğunu, daha makul bir seviyeye mutlaka indirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kanunla seçim süresinin doksan günden altmış güne indirilmesi suretiyle son derece kısıtlı zamanda seçiminin yapılması birçok sıkıntıyı da beraberinde getirecektir. Bu kadar acele edilmesinin ne anlamı var? Özellikle ön seçim yapmak isteyen partilerin, ön seçim kampanyası yapmak isteyen aday adaylarının önü kesilerek demokrasinin de tam olarak gerçekleşmesi engellenmiştir. Bu açıdan, getirilen düzenlemeler antidemokratik bir yapıdadır.

Altmış günlük sürenin başlangıcını, görüştüğümüz kanunun Resmî Gazete’de yayınlanmasıyla çakıştıramıyorsunuz. Bu düzenlemeyi 24 Haziran seçimlerine uygulayamadığınız için yürürlüğünü ileri bir tarihe atıyorsunuz. Anayasa Mahkemesine gelen şekliyle altmış günlük sürenin uygulanma süresini de Cumhurbaşkanının göreve başlama tarihi olarak değiştiriyorsunuz. Üstelik seçim sonucunda Cumhurbaşkanının göreve başlamasının bu maddeyle hiçbir ilgisi ve alakası yoktur. Biz de diyoruz ki o zaman: Acele olarak getirdiğiniz bu düzenlemeye neden bunu soktunuz? Belli ki eliniz ayağınız birbirine dolaşmış durumda.

Savaş sebebiyle milletvekili seçimlerinin ertelenmesine karar verilmesi hâlinde, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 6’ncı maddesindeki “Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin beş yılda bir yapılacağı” kuralının ne olacağı boşlukta kalmaktadır. Burada, bu şekilde ertelenen Meclis seçimlerinden sonra “kaç yıl için” ya da “ilk Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar” ifadesinin mutlaka yer alması gerekirdi. Bu şekilde, kanun yapma tekniğine uymayan bir düzenlemeyle de maalesef karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlarım, özellikle Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin bugün bir kararı yayınlandı ve özellikle önümüzdeki seçimlerin Avrupa kriterlerine uygun olmayacağı gerekçesiyle seçimlerin ertelenmesi çağrısında bulunuldu. Bunu yaparken de özellikle seçim kanununun seçim kararından sadece bir ay önce değiştirilmiş olmasının, OHAL uygulamasına devam edilmesinin, seçimlerin güvenliği ve saydamlığı konusundaki şüpheler ve tartışmalı mühürsüz oy pusulası kararının seçimlerin demokratik bir ortamda düzenlenemeyeceğini göstermesi sebebiyle böyle bir karar alınmış. Kararda, yeni seçim kanunu ile seçimlerin düzenleneceği tarih arasındaki kısa sürenin siyasi partilere adapte olma ve hazırlanma süresi bırakmadığı da özellikle not edilmiş durumda. Venedik Komisyonu Kararlarının ve ilkelerinin bu seçimde uygulanmadığı konusu da ayrıca eleştirilmiş durumda. Seçim barajının yüzde 10’da kalması ve bunun siyasi çoğulculuk anlayışıyla bağdaşmadığı da özellikle kaydedilmiş.

Değerli arkadaşlarım, her ne kadar seçimler olağan süreciyle işlememiş olsa da seçim kanunlarındaki çeşitli değişikliklerle seçimler manipüle edilmeye çalışılsa da görüyoruz ki baskın seçim muhalefeti boşta ve açıkta bırakma amacıyla yapılmış olsa da aslında bu yasa teklifinden de anlaşılacağı üzere değerli arkadaşlarım, iktidar dahi bu baskın seçime hazırlıklı olmadığını, düzenlemelerin alelacele Meclisin önüne getirildiğini özellikle görüyoruz. Ama biz, 24 Haziranda her şeye rağmen ülkede demokrasinin gerçekleşmesi ve parlamenter sistemin, demokratik parlamenter sistemin tekrar ülkeye gelmesi için vatandaşların hazır olduğunu ve bu konuda bilinçli olduğunu düşünüyoruz. İnanıyorum ve bu ülke, bu topraklar demokrasiyle tekrar buluşacaktır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Üstündağ.

Şimdi söz sırası Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Adana Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş’a aittir.

Buyurun Sayın Danış Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, gündemimiz seçim ve seçimle ilgili, seçim kararı alındıktan sonra hazırlanan sözde teknik bir yasa tasarısı. Evet, o kadar acele ki, o kadar panik bir seçim ki, o kadar korkuya dayalı bir seçim ki daha Parlamentoda yasası çıkmadan, uyumu yapılmadan 24 Haziran diye ilan edilen bir seçim kampanyası başlamış durumda.

Evet, gerçekten iktidar zorda. İktidar zorda olduğu için ortağı olduğu koalisyonla beraber seçime gidiyor. Peki, nedir gerçekten, niye zorda? Yani bunu aslında yüzlerden, demeçlerden, trafikten -görüşme trafiklerinden- anlamamak için bu ülkede yaşamamak lazım.

Aslında 7 Hazirandan sonra başlayan bir plan yürürlüktedir. 1 Kasım seçimlerine giden yolda istikrar söylemini diline pelesenk eden iktidar ülkeye istikrarsızlığı getirdi. Şu anda istikrarsızlık temel motto. Parlamento çalıştırılmıyor. 1 Kasım öncesinden başlayan en kanlı katliamlara maalesef tanıklık ettik. Büyük istikrarsızlık varken, ekonomi kırmızı alarm verirken 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Gerçekten büyük bir lütuftu ve bu lütuf fazlasıyla kullanılıyor. Her şeyi 15 Temmuza bağlayan iktidar aslında bunu sadece bir fırsat olarak kullanıyor; KHK ve OHAL yöntemiyle, baskı yöntemleriyle ülkeyi yönetiyor. OHAL olmadan bu ülke yönetilemeyecek durumdadır. Her meselede emredici baskıyla, baskı yöntemleriyle, işkenceyle bu ülke şu anda yönetiliyor.

Evet, biraz önce de söyledim, ekonomik kriz alarm veriyor. 24 Haziran koalisyonun acziyetidir aslında. Vahamet büyüktür, çok büyüktür, o kadar büyüktür ki işte bu gece yarısı bu uyum yasasını görüşüyoruz. Ama bunda yanılmayın ha, halk seçim istiyor. Biz bölge gezisindeydik Çukurova’da, emin olun, düğün bayram yapıyor herkes; inanılmaz bir kampanya var, halk kendi kampanyasını yapıyor, bu iktidardan ne zaman kurtulurumun kampanyasını yapıyor.

Peki, nedir, koşullar ne? OHAL’in konforuyla YSK elinde, uyum paketleri de cebinde bir seçim tahayyül ediyorsunuz. İktidar partisi bunu tahayyül ediyor ama buna izin vermeyeceğiz, Türkiye yurttaşları buna izin vermeyecek. Ne yalan atarsanız atın -bu konuda mahirsiniz- halk sizi tanıyor. Peki, halk nasıl tanıyor? Bir kere halk işsiz kalma korkusunu yaşıyor, “Sabaha işsiz kalabilirim.” diyor, “Akşam evime ekmek götüremem.” diyor, “Bir inşaatta ölebilirim.” diyor, “Bir öğrenci yurdunda yanabilirim.” ya da “istismara maruz kalabilirim.” diyor. Halk bu korkularla yaşıyor, halk yaşıyor bunu çünkü. Saraylardan görünmeyen gerçekler var ama biz halkın arasında bu gerçekleri çok net bir şekilde görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, gerçekten burada şöyle bir mesele var: Şimdi, 1 Kasıma giderken “istikrar” söylemiyle gidildi. Şimdi, AKP yine tutturmuş “istikrar” diye. Gören de diyecek ki: Uzaydan bir hükûmet bu ülkeyi yönetiyor. Ya, el insaf! Hükûmet sizin elinizde, OHAL yürürlükte, devletin bütün gücünü, olanaklarını kullanıyorsunuz. İstikrarsızlık getirdiniz; 24 Hazirandan sonra kim inanacak sizin istikrar getireceğinize? Bu ülkeyi batırdınız, siz de batıyorsunuz ve battığınız yerden çıkamayacaksınız. 24 Haziranda bunun cevabını çok güçlü bir şekilde alacaksınız.

Peki, tahribatın haddi hesabı var mı bu ülkede? Gerçekten yok.

Şimdi, seçim startı verilmiş. Efendim, bize diyor ki: “Bu partiyi sandığa gömün.” O parti biziz. Sen kimsin ya? Sen bizi nasıl sandığa gömersin? Eğer eğer cesaretin varsa Demirtaş’ı, Yüksekdağ’ı, İdris Baluken’i, Gülser Yıldırım’ı, Gültan Kışanak’ı derhâl serbest bırak. Gel, seçim meydanlarında biz bunları tartışalım, bakalım kim sandığa gömülecekmiş.

Biz halkız, halk; bizi sandığa gömemezsiniz. Bizi sandığa gömmeniz için halkı gömmeniz lazım. Roboski’de bombalanan, Cizre bodrumlarında katledilen, KHK’yle aşından ekmeğinden olan biziz. AKP'nin kutuplaştırdığı iklimde Kürt, Türk, Ermeni, Arap, Çerkez, Laz, Süryani, Yezidi, Pomak, Roman, hepsi biziz. İş cinayetine kurban giden de biziz, cezaevinde rehin tutulan, işkence gören de biziz.

Şu anda arkadaşlarımız rehin, rehin tutulmaya devam ediliyor. “Siyasi ahlaksızlık” diyenlere şunu hatırlatmak istiyorum: Rakibini cezaevinde tutmak, talimatla ceza verdirmek ve bunun arkasında duramamak en büyük siyasi ahlaksızlıktır. Buna mertlik denmez. Bunun ne hukukta ne siyasette ne ahlakta hiçbir yeri yoktur.

Peki, şimdi soruyoruz: Seçimi yarın da yapsanız -bırakın 24 Haziranı- yine kaybedeceksiniz.

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Kazanacağız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Halk artık sizin yalanlarınıza dolanlarınıza inanmıyor, gerçekten inanmıyor, inanmayacak da.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Yalan dolan HDP’lilere ait, AK PARTİ’de yalan dolan olmaz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - 24 Hazirandan sonra biz burada olacağız ama siz burada olmayacaksınız ve kara kara düşüneceksiniz “Biz ne yaptık da bu başımıza geldi.” diye.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Göreceğiz, göreceğiz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Şimdi, dün bir tartışma yaşadık. Efendim, Meclis Başkanı “Kürt kentleri yok. Bu ifadeyi kullananı Meclisten atarım.” diyor. Ne diyorsun ya? Bir Kürt “Ben Kürt’üm.” demesinden dolayı Meclisten atılacaksa varın atın; siz bizi getirmediniz ki buraya, bizi getiren halkın oyları.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Öyle bir şey yok.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Şimdi, burada siz Kürtlerden hangi yüzle oy isteyeceksiniz ya, hangi yüzle? İradelerini rehin aldığınız yetmiyor gibi, kürsü konuşmalarımıza bile tahammül etmiyorsunuz. Genel Kurulda, efendim, “Kürt illeri” demişim, Meclisten atılacakmışım. Osman Baydemir “kürdistan” dediği için ceza aldı. Ya, Kürtlerin üzerinde yaşadığı topraklar Kürdistan’dır. Kürtlerin yaşadığı iller Kürt kentleridir.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – “Kürdistan” diye bir yer yoktur. İftira atmayın! Nerede kürdistan var?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Bizim ana dilimiz Kürtçedir, tıpkı diğer halklar gibi, tıpkı diğer kimlikler gibi. Bu Meclis tarafsızlığını yitirmiştir. Meclis Başkanı tarafsız değildir, AKP’nin Meclis Başkanıdır; bu şekilde konuşması yetkisini aşmaktadır.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Siz anca konuşmayı bilirsiniz, o kadar.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) - Sayın Cumhurbaşkanı -özellikle söylüyorum- 2013 yılında AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada şunu demişti: “MHP ve CHP milletvekilleri gitsinler, ilk Meclis zabıtlarını okusunlar. Bugün karşı çıktıklarını orada görecekler. ‘Kürdistan’ kelimesini o Meclis zabıtlarında görecekler. Biraz daha geriye, Osmanlı’ya gittiklerinde doğu ve güneydoğunun kürdistan eyaleti olduğunu görecekler.” Şimdi o kadar geriye düştünüz ki 12 Eylül darbecileriyle, “Kürtler yoktur, ‘Kürt’ dedikleriniz dağlı Türklerdir.” diyen zihniyetle aynı noktaya düştünüz. Kürtler kendilerini ve yaşadıkları coğrafyayı, kentleri yok sayan AKP Hükûmetine en büyük cevabı diğer halklarla birlikte 24 Haziranda verecektir.

Bir iktidar partisi milletvekili “Düğündür.” dedi, gerçekten ben hiç yerimden sataşmam, dayanamadım “Ya, kimin düğünüdür?” dedim. Siz iktidardasınız, siz zorda kaldığınız için seçime gidiyorsunuz. Siz görmüyorsanız bizim görmediğimizi sanmayın, durumun farkındayız. Bu nedenle ben Türkiye yurttaşlarının tümüne şunu söylemek istiyorum: 24 Haziran gerçekten önemli bir gündür. Biz haziranları severiz. Biz yediden yirmi dörde, gece gündüz çalışarak sizin bütün baskı politikalarınıza rağmen bunun hesabını 24 Haziranda sorarız. Sizin gibi işkence yöntemleriyle değil, rehin alarak değil, öldürerek değil, bodrumlarda katlederek değil…

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Terörist onlar, terörist.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – …Afrin’e giderek değil, işgal ederek değil…

REŞAT PETEK (Burdur) – Ne işgali ya?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – …biz sandıktan çıkacağız, sandıktan. Siz eğer gerçekten siyasete inanıyorsanız, demokrasiye inanıyorsanız -inandığınızı düşünmüyorum ya, asla böyle bir düşüncem yok- gelin şuradan başlayalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Danış Beştaş.

SALİH CORA (Trabzon) – Zorunuza mı gitti YPG’yle…

BAŞKAN – Sayın Cora…

SALİH CORA (Trabzon) – Zorunuza mı gitti?

BAŞKAN – Sayın Cora, lütfen…

SALİH CORA (Trabzon) – Ayıp ya!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Eğer yüreğiniz yetiyorsa gelin, içeride bulunan tüm belediye eş başkanlarını, milletvekillerini serbest bırakın, 15 bin üyemizi, yöneticimizi serbest bırakın ama bırakmayacağınızı biliyoruz. Fakat biz 15 bin gider, 1 milyon geliriz çünkü biz halkız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Yerimden söz almak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

39.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, bir kere, 24 Haziranda seçim olacak, bağırsak da çağırsak da -burada hatibin biraz evvel kürsüde yaptığı gibi- ne olursa olsun ve aziz milletimiz, 81 ilde, 780 bin kilometrekare coğrafyada, 80 milyon ve ne kadar seçmenimiz varsa sandığa gidecektir. Bugüne kadar yaşananlar belli, 7 Haziran sonrası süreçte bir senaryonun uygulanmaya çalışıldığı vesaire. O senaryo… Terör örgütünün elindeki silahları kime doğrulttuğuna bakmak lazım. O çukurlar niye kazıldı, ona bakmak lazım. Bodrumda seslenenler kimdi, ona bakmak lazım. O bölgede özellikle Kürt kardeşlerimiz teröre ve terör örgütünün tahakkümüne mahkûm edilmeye çalışılacaktı ve terörle bir mücadele başladı. Asıl söylenmesi gereken bunlar.

Kürtleri bölen, Kürtleri ayıran asıl kendileridir. Kendi içinde “terör örgütünün yanında yer alanlar” ve “terör örgütüne karşı duranlar” diye onları kabul etmeyip onlar üzerinde baskı kuran terör örgütüdür ve asla o baskıya mahkûm etmeyeceğimizi… 780 bin kilometrekare içerisinde herkesin bir olarak, eşit bir şekilde yaşayabilmesi için on altı yıldır bir mücadele veriyoruz ve bu mücadeleyi terör örgütlerinin heba etmesine de asla izin vermeyeceğimiz açık ve net bir şekilde…

Hatip talihsiz bir şekilde, Demirtaş’ı, Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Genel Başkanımıza âdeta rakip kılmaya çalışıyor. Geçmişte partisinin kendi grup başkan vekillerinin imzasıyla 80 milletvekilinin “dokunulmazlıklar kaldırılsın.” derken neredeydiler? Ve o dokunulmazlıklar sadece AK PARTİ’nin, iktidar partisinin imzasıyla, talebiyle kalkmış değildir; burada belli bir çoğunlukla destek verilmek suretiyle dokunulmazlıklar kalktı, iyi ki de kalktı, iyi ki de terör örgütünün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bir dakika… Bitireceğim.

BAŞKAN – Toparlayınız lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Terör örgütüne destek verenler, terör örgütünün sözcülüğünü yapanlar bugün cezaevinde. Sadece milletvekili olmaları onlara suç işleme konusunda bir ayrıcalık tanımamakta. Bunun adı “gazeteci” olabilir, bunun adı “akademisyen” olabilir. Bunun adı her ne olursa olsun hiç kimsenin bu anlamda dokunulmaz olmadığına bu Parlamento hep birlikte karar verdi.

Bir başka talihsizlik de Afrin’e işgal deniliyor. Afrin’de, özellikle Suriye’nin kuzeyinde, ülkemizin güneyinde oluşturulmak istenen terör örgütüne, terör devletçiklerine asla müsaade etmeyeceğimizi, kırk yıldır PKK terör örgütüyle mücadele eden bir ülke olarak bu konudaki kararlılığımızı… Tıpkı daha evvel Fırat Kalkanı Operasyonu’nda olduğu gibi Zeytin Dalı Operasyonu’yla da Afrin’e girilmiş ve Türk, Kürt kim varsa oradaki kardeşlerimizin yaşayabileceği bir şekilde terör unsurlarından temizlenmiştir. Afrin’e gidilirken burada âdeta terör örgütünün sözcülüğünü yapmaya ve onun diliyle konuşmaya, Afrin’i işgal gibi göstermeye… Gerçekten 24 Haziranda sandıklar kurulduğunda bölgedeki kardeşlerimiz, Türkiye’deki Türk ve Kürt kardeşlerimiz… Çünkü 81 ilde, 780 bin kilometrekarede -hiçbir ayrım yapmaksızın- Kürt kardeşlerimiz her yerde yaşamaktadırlar ve gereken cevabı kendilerine en güzel şekilde 24 Haziranda vereceklerdir, millet iradesi egemen kılınacaktır inşallah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnceöz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, konuşması baştan sona sataşmaydı zaten.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Danış Beştaş, mikrofonu açıyorum.

40.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, eğer bir terör örgütü sözcülüğünü arıyorsa sayın grup başkan vekilinin aynaya bakmasını tavsiye ederim. Benim hiç kimseyle fotoğraflarım yok ve dün yaptığımı da bugün inkâr etmedim, hesabını veremeyeceğimiz hiçbir mesele yoktur.

İkincisi, ben kimin kime rakip olduğunu ve kimin rakibini hapse attığını bir kez daha ifade edeyim. Sayın Demirtaş Cumhurbaşkanlığı seçiminde bütün devlet gücüne karşı yüzde 10 bandında oy alan, milyonlarca halkın desteklediği bir liderdir ve hâlâ milletvekilidir. Sayın grup başkan vekilinin de konuşurken onun bir parlamenter olduğunu ve hukuksuz, keyfî bir şekilde hapiste tutulduğunu aklından bir saniye çıkarmamasını öneririm.

Diğer konuşmalarına cevap verme gereği duymuyorum; burada çok tartıştık, çok söyledik, Afrin’le ilgili de burada konuşmalarımız oldu. Kendisini Birleşmiş Milletler sözleşmelerini, uluslararası lügatta, doktrinde işgalin ve ilhakın ne anlama geldiğini incelemeye davet ediyorum ve şunu da istiyorum: Lütfen, Afrin’de Türkçe eğitim vermenin, belediyelere, resmî binalara Türkçe tabela asmanın izahını yapmasını istiyorum.

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Zorunuza mı gitti? Zorunuza mı gidiyor?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Vali atamalarının, kaymakam atamalarının uluslararası terminolojideki ve hukuktaki karşılığının ne olduğunu sormak isterim. Şu anda yüz binlerce Afrinli, göç yollarında çok ciddi bir mağduriyetle yüz yüze yaşamaktadır. Erdoğan da geçenlerde dedi ki: “Ne yapalım, çoğunluğu Kürt’tür.” Kürt Dağı’nda yaşayanlar, Afrin’de yaşayanlar tabii ki Kürtlerdir büyük oranda, diğer halklarla birlikte. Şunu söyleyeyim: Asla unutmasınlar ki: Afrin, Afrinlilerindir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Danış Beştaş.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) – Afrin’de 300 bin insan yerinden edildiğinde niye konuşmadınız Meral Hanım? 22 köy yakıldı, o zaman niye konuşmadınız?

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, maksat hasıl olmuştur, lütfen, şimdi söz sırası…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Çık orada konuş, çık orada konuş, öyle yerinden konuşma.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Konuşur, konuşur.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU (Erzurum) – 300 bin insan yerinden edildi…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sen kimsin ya! Çık oradan konuş!

BAŞKAN – Şimdi söz sırası, İYİ PARTİ Grubu adına Balıkesir Milletvekilimiz Sayın İsmail Ok’a aittir.

Buyurun Sayın Ok…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, grup başkan vekilini uyarır mısınız, ne o öyle efelik yapıyor, “Sen kimsin?” bilmem ne falan diye.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Hayır, çıksın konuşsun diyorum ya.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ne demek ya? “Sen kimsin?” ne demek? Sen kimsin! Hadsize bak ya! Milletvekilimizle ilgili öyle konuşamazsın!

BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen, sayın milletvekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sen kimsin! Bana ne, kendisi sataşıyor. Zorda kalınca hemen böyle yapıyor.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, Sayın İnceöz, grup başkan vekillerisiniz. Bütün Türkiye ve vekillerimiz sizi izliyor.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ya ne münasebet “zorda kalınca”, bildiğin 2 tane cümle var, yazık sana.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sana da yazık bence, çok yazık hem de.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Şentop ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2312) ve Anayasa Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 553) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Ok, buyurun.

İYİ PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL OK (Balıkesir) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada AK PARTİ Grubu sözcüsünün söylediklerini, yine AK PARTİ’li Adalet Bakanı tekzip etti.

Sayın Başkanım, herhâlde sıfırdan başlatırsanız…

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – “Sen kimsin?” diyor ya, sen kimsin esas?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – E tabii siz iktidarsınız ya her şeyi siz biliyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tabii, tabii. Zorunuza da gitse Türkiye’nin birlik ve beraberliği için çalışıyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz bölüyorsunuz, bölüyorsunuz, birleştirmiyorsunuz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Tabii, tabii. Aldığınız oyları şimdi hak ettiniz herhâlde, sandığa giderken.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Aynaya bak.

BAŞKAN – Sayın Kubat, rica ediyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Aynaya bakmama gerek yok, sana bakınca görüyorum zaten ne görmem gerekiyorsa.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sen aynaya bak aynaya, aynaya bak sen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Seni görüyorum zaten, yeterli.

Sayın Başkan, müdahale eder misiniz!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ya orada kendi konuşuyor!

BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum, kürsüde hatip arkadaşımız var.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Ta oradan, oradaki benim milletvekilime laf atıyor. Böyle bir şey olabilir mi!

BAŞKAN – Sayın Kubat, rica ediyorum.

Sayın Ok, buyurun efendim, sürenizi uzatıyorum.

İSMAİL OK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

Bugün burada, bu kutsal çatı altında AK PARTİ grup sözcüsü Sayın İnceöz’ün söylediklerini, yine AK PARTİ’li Adalet Bakanı tekzip etmiş oldu. Maalesef, bugün burada Sayın İnceöz “Zannediyorum, hazineden de 25 milyon gibi bir yardım almışlar.” diye İYİ PARTİ’yi itham etti. Kayıtlarda, tutanaklarda var bu.

SALİH CORA (Trabzon) – “Muhtemelen.” dedi.

İSMAİL OK (Devamla) – Ama biraz önce Sayın Adalet Bakanı dedi ki: “Seçimlere girmeyen, grubu dahi olsa hazine yardımı alamıyor.” Kısacası, Sayın Adalet Bakanı Abdulhamit Gül “İYİ PARTİ hazine yardımı alamıyor.” dedi ama maalesef Sayın İnceöz çıkıp bunu düzeltme nezaketini, inceliğini gösteremedi.

MEHMET DEMİR (Kırıkkale) – Onu da CHP’den alın ya.

İSMAİL OK (Devamla) – Güneş balçıkla sıvanmaz, algı operasyonu tutmaz. Bunlarla İYİ PARTİ’yi karalamayı, halkın gözünden düşürmeyi ümit ediyorsanız bunlar boşa, beyhude çabalardır. Bunun altını özellikle çiziyorum.

Sayın milletvekilleri, malumunuz, 24 Hazirana artık sayılı günler kaldı. Bütün kalbimle hakkın hukukun, adaletin, Türkiye'de huzurun ve güvenliğin olmasını temenni ediyorum ve bizler de İYİ PARTİ olarak bu seçimlerde tamamen haktan hukuktan, adaletten yana taraf tuttuğumuzu, tutacağımızı burada ilan ediyoruz. Bu söylemlerimiz sözde değil, özde söylemler.

Hepinizin, özellikle AK PARTİ Grubunun yakından tanıdığı, çok iyi bildiği, yıllarca bu sıraları paylaştığınız bir büyükşehir belediye başkanı, referandum sürecine, 16 Nisan referandum sürecine giderken biz o zaman “Yapmayın, etmeyin, bu referandum geçerse bu, tek adam rejimine gider. Bir kişi yasamayı, yürütmeyi, yargıyı eline geçirir.” derken bu yıllarca beraber yürüdüğünüz Büyükşehir Belediye Başkanı “Raconu reis keser.” dedi. Oysa bir hukuk devletinde racon kesilmez, raconu mafya keser. Üzerinden aylar geçmedi, AK PARTİ’li Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı, bu yangına odun taşıdığı, kendi elleriyle oluşturduğu bu düzen, antidemokratik, baskıcı, zulüm düzeni tarafından -bütün Türkiye de 80 milyon maalesef üzülerek izledi- ağlayarak “Büyükşehir Belediye Başkanlığından hem de ailemi dahi bu işin içerisine katarak baskıyla, tehditle istifa ediyorum.” dedi.

Sayın Edip Uğur benim rakibimdi, bizi sever sevmez ama Sayın Edip Uğur’un da hakkını hukukunu Türkiye’de yerel basında da genel basında da herkesin huzurunda söyledik. İşte biz Türkiye’de gerçek adaleti savunuyoruz. Kim olursa olsun, partisi, inancı, mezhebi ne olursa olsun, gerçekten bir suç işlediyse, beyaz sütün içerisindeki ak kıl çekilircesine hakkı hukuku çiğnenmeden hesabı sorulsun ama sadece ve sadece, kamuoyuna açıklama gereği bile duyulmadan, bir kişi istedi diye Balıkesir Büyükşehir Belediyesi gibi, başta İstanbul, Bursa olmak üzere -saymaya kalksam zaman yetmez- birçok belediye başkanının baskıyla, tehditle görevden alınacağı dönemlerin artık son bulmasını istiyoruz.

Dolayısıyla fazla söze gerek yok, 24 Haziranda ya demokrasiden, haktan hukuktan, adaletten yana olacağız ya da yargının, yürütmenin ve yasamanın bir tek kişinin eline geçtiği, antidemokratik tek adam rejiminden yana olacağız. Biz İYİ PARTİ olarak safımızı belirledik. Biz adaletten yanayız, 80 milyonun hakkının hukukunun korunduğu bir güne uyanmak istiyoruz 25 Haziranda.

Bu duygularla, bu seçimlerin yüce Türk milletine hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bütün kalbimle söylüyorum, millî irade neyi gösterirse o tecelli etsin, milletin dediği olsun; AK PARTİ’yi istiyorsa AK PARTİ olsun, Cumhuriyet Halk Partisini istiyorsa Cumhuriyet Halk Partisi olsun ama adalet olsun, hukuk olsun. Marifet, düşmanının bile hukukunu savunabilmektir. Bugün var mı hukuk? Bugün var mı Türkiye’de adalet, liyakat var mı?

Dolayısıyla, sözlerimi burada noktalıyorum. Biz İYİ PARTİ olarak safımızı belirledik; demokrasiyi, hukuku, adaleti savunuyoruz, Türk milletinin vereceği karara da sonuna kadar saygılıyız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ok.

Şimdi söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekilimiz Sayın Mehmet Parsak’a aittir.

Şahıslar adına da talebiniz var, birleştiriyorum Sayın Parsak.

Buyurun. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET PARSAK (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve siz saygıdeğer milletvekillerini saygılarımla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, teklifle ilgili düşüncelerimize geçmeden önce, bugün vefatının 35’inci yılını yaşadığımız ve 20’nci yüzyılın en büyük mütefekkirlerinden birisi olduğuna inandığımız, fikirleriyle hâlâ aydınlanmaya devam ettiğimiz rahmetli Erol Güngör Bey’i bir kere daha bu kürsüden saygıyla, rahmetle ve minnetle anıyoruz. Bu konular da dâhil olmak üzere şu anda karşı karşıya bulunduğumuz tüm meselelerimizin çözümü bakımından eğer rahmetli Erol Güngör’ü daha çok okusaydık, daha iyi anlasaydık herhâlde bugün bu noktalarda bu sıkıntılarla karşı karşıya olmazdık diye de ifade etmek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, 553 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin ikinci bölümünde 7’nci, 8’inci, 9’uncu ve 10’uncu maddeler var. Bunlardan 9’uncu ve 10’uncu maddeler yürütme ve yürürlük maddeleri yani esasa yönelik olarak 2’nci maddesi.

Kanun teklifinin 7’nci maddesinde Anayasa değişikliğimizin doğal bir sonucu olarak Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik doğrudan doğruya 100 bin vatandaşın aday gösterilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmekte, son derece teknik bir madde. 16 Nisanda milletimiz, referandumda “evet” yönünde tercihini ortaya koydu ve o Anayasa değişikliğinin bir gereği olarak Cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından 100 bin seçmene de aday gösterebilme imkânı getirildi. 55 milyon seçmen olduğunu nazara aldığımızda, bunun sadece yüzde 0,18’inin yani 100 bin seçmenin bir Cumhurbaşkanı adayı gösterebilmesini, özellikle de seçimleri kazanabilmesi bakımından yüzde 50+1 oy alınması gerektiğini de nazara aldığımızda demokrasimiz bakımından son derece önemli, son derece anlamlı bir düzenlemenin burada yer aldığını görüyoruz. Bu özün, bu esasın dışında buna dair çeşitli zorlukların bulunduğu gibi Komisyon aşamasından bu yana sürdürülen eleştirilerin hiçbir dayanak noktası yoktur ve maddede buna ilişkin teknik esaslar ve usuller ayrıntılarıyla ifade edilmektedir.

Gelelim 8’inci maddeye. 8’inci maddede de ilk olarak (1)’inci fıkrasında yurt dışı seçmen kütüğünde kayıtlı olan seçmenlerimizin yani gurbetçilerimizin, sadece bulundukları ülkede değil, hangi ülkede bulunuyorlarsa orada oy kullanmalarını temin edecek bir düzenleme söz konusu yani gurbetçilerimizin seçme haklarını kolaylaştıran bir düzenleme.

İkinci fıkrasına, üçüncü fıkrasına, devamındaki fıkralara baktığımızda, gene Anayasa değişikliğinin kaçınılmaz bir gereği olarak seçimlerin dört yılda değil, beş yılda yapılmasına yönelik olarak ve seçilme hakkının 25 yaşından 18 yaşına indirilmesine yönelik Anayasa değişikliğiyle uyumlu bir değişikliğin söz konusu olduğunu görüyoruz. Yani ikinci bölümle ilgili bakıldığında, temel itibarıyla bu iki maddede tamamen Anayasa değişikliğine uyumdan ibaret bir durum söz konusu.

Esasen, özellikle 7’nci maddeye yönelik olarak daha detaylı açıklamalar da yapmayı düşünüyordum fakat özellikle son saatlerde yaşanan tartışmaları burada dikkatlice izlediğimde, özellikle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin hâlâ bazıları tarafından maksatlı olarak anlaşılmadığını ya da anlaşılmak istenmediğini, bugünlerde yaşanan gelişmeleri de dikkatlerinize sunmak suretiyle, süremin tamamını da kullanmadan gecenin bu saatlerinde ama etraflıca ve yeniden ifade etmek istiyorum. Esasen, Genel Kurulumuzda buna dair Milliyetçi Hareket Partisi olarak çok defa aydınlatıcı konuşmalarımız oldu.

Sayın milletvekilleri, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine yani bugünkü kanun teklifinin de temelini oluşturan o Anayasa değişikliğinin merkezinde yer alan Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine nereden geldik diye baktığımızda, bugünlerdeki gelişmelerle bağlantılı, özellikle 2007 yılında ortaya çıkan durumların hatırlanmasında fayda görüyoruz. Evet, 2007 yılında, bugün ne yazık ki Sayın Gül’ün aday olmasını isteyenler veya aday olması için ağızları açık bakanların, o gün aday olmasın diye demokrasimiz bakımından, hukuk sistemimiz bakımından âdeta bir hukuk faciası durumundaki 367 krizi çıkarılırken neler söylediklerini, neler yaptıklarını, bunların ülkemizi, milletimizi, devletimizi ne noktalara sürüklediğini hep birlikte hatırlamakta fayda var.

Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, sadece 2007 yılında yaşanan o gelişmeler itibarıyla değil, bizden önce de tüm konuşmacılarımız özellikle vurgu yaptılar, 15 Temmuzda tarihimizde yaşadığımız en büyük ihanetlerin bir tanesinin sonucunda yani sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda bir işgal girişimi olarak tarihimizdeki en büyük ihanetlerden birinin neticesinde siyaset hayatımızda da devlet hayatımızda da özellikle hükûmet sistemi bağlamında son derece önemli gelişmelerin olduğu hepimizin malumu.

Bu çerçevede, 15 Temmuzdan hemen sonra 7 Ağustosta Yenikapı ruhuyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçilmesi yönünde milletimiz ilk iradesini en güçlü bir şekilde ortaya koydu ve o günden sonra Sayın Genel Başkanımız’ın 11 Ekim 2016 tarihli grup konuşmasında öngörüsü ve ferasetiyle Türkiye’nin, özellikle de biraz önce ifade ettiğim gibi, 2007 yılında hükûmet sistemimizin daha da karmaşık hâle gelmesiyle birlikte yaşanmakta olan anayasal tartışmalarla daha fazla devam edemeyeceğini ifade etmesi üzerine bir Anayasa değişikliği süreci başladı ve bu Anayasa değişikliği süreci, hepimizin bildiği gibi, 18 maddelik bir Anayasa değişiklik teklifinin Gazi Meclisimizde kabul edilmesi ve ardından da 16 Nisan referandumuyla birlikte milletimiz tarafından da hiçbir tartışmaya meydan bırakmayacak netlikte benimsenmesi neticesinde Türk devleti bakımından yüz yılımızın en önemli yönetim reformlarından birisi olarak Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi kabul edilmiş oldu. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine işte o 24 Haziran 2018 tarihinde tam anlamıyla geçtikten sonra ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini tüm kurum ve kurallarıyla birlikte yerleştirdikten sonra, bugün yaşadığımız sorunların hiçbirisini o günden sonra yaşamayacağımız hepimizin malumudur ve doğaldır ki bu durum bazı mahfilleri de rahatsız etmektedir.

Bakın, bugün, sadece bugün, bir tanesi içeride, bir tanesi de dışarıda iki önemli gelişmeyi sizlere yeniden hatırlatmak istiyorum.

Bir tanesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinde, uluslararası hukuk başta olmak üzere hukuka aykırı ve o yönüyle gayrimeşru da olmanın ötesinde, o yönde irade kabiliyeti bulunmadığından esasen yok hükmünde bulunan bir beyanda bulunuldu: “Seçimler ertelensin.” Egemen bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti devletine, ne söz konusu kurumun ne de dünyada hiçbir kişinin ve kuruluşun bu yönde bir ifadede bulunma gibi bir hakkı, hukuku yoktur sayın milletvekilleri. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir diğer gelişme, işte, sabahtan beri takip ediyoruz ülkemizdeki siyaset çerçevesinde. Bakın, Anayasa değişikliğimizin kaçınılmaz bir sonucu olarak, esasen 1950’den beri mevzuatımızda yer alan ittifakları legal, meşru ve görünür hâle getirdik ama buna rağmen ne yazık ki, özellikle son günlerde takip ediyoruz ki hileyle, hülleyle, gülleyle ittifaklar devam ederken…

CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) – Abidik gubidik!

MEHMET PARSAK (Devamla) – …abidik gubidik çalışmalar, faaliyetler etrafında, Türk devletini, Türk milletini çevrelemeye yönelik hesaplar devam ederken, öbür tarafta da biraz önceki saatler boyunca tartışılan sözlerde ifade edildiği çerçevede, “kirli ittifak” diye isnat edilmesine rağmen, dikkatinizi çekerim en temiz ittifak değil, tek temiz ittifak olan Cumhur İttifakı, emin adımlarla 24 Haziran 2018’deki seçimlere… (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Göreceğiz 24 Haziranda, göreceğiz!

MEHMET PARSAK (Devamla) – …milletimizin iradesine müracaat etmek üzere gitmektedir.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Güle güle! Güle güle!

KADİM DURMAZ (Tokat) – Ona halk karar verecek!

MEHMET PARSAK (Devamla) – Milliyetçi Hareket Partimizin Genel Merkezini bina boyu kaplayan bir sözle ben buradaki konuşmalarımızı tamamlamak istiyorum: Cumhur İttifakı, milletin aklıdır ve millet o aklıyla 24 Haziranda sandığa gidecek, Cumhur İttifakı’na en güçlü desteği verecek ve bu saatlerde de ve muhtemelen bundan sonraki altmış gün boyunca da kesafetini giderek artıracak tartışmaların tamamını son bir noktayla nihayete erdirecektir.

Hepinizi tekrar ben saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)