TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           88’inci Birleşim

                                                                                   19 Nisan 2018 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Giresun’un turizm potansiyelinin değerlendirilmesine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’in, 57’nci Alaya ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Adıyaman’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, başkanlık sisteminin ülkemizi bir kaos ortamına sürükleyeceğine ilişkin açıklaması

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

4.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, yapılacak seçimin hayırlı olmasını dilediğine ve su şehri Kahramanmaraş’a AK PARTİ’yle muazzam yatırımlar yapıldığına ilişkin açıklaması

5.- Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt’un, 19-22 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da Anadolu’nun tıbbının tartışılacağına ve emeği geçenlere teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

6.- Hatay Milletvekili Birol Ertem’in, Hükûmeti, millî davamız olan Afrin Operasyonu’nda belediyelere uyguladığı çifte standarttan vazgeçip göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

7.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Bandırma Pertevniyal Hastanesinin yıkımının durdurulması için Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş’a seslendiğine ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

9.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

10.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

11.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş’ın, Sincan’da görülen duruşmasında iktidarın 7 Haziran seçiminden bugüne kadar yaptığı hususları ifade ederek aslında AKP’yi yargıladığına ilişkin açıklaması

12.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Hazreti Muhammed’in 1.447’nci doğum yıl dönümünün tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk ve kardeşlik getirmesini dilediğine ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

14.- Kastamonu Milletvekili Murat Demir’in, Kastamonu’nun 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildiğine ve herkesi Kastamonu’ya davet ettiğine ilişkin açıklaması

15.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

16.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak seçimlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını dilediğine, 15-22 Nisan Turizm Haftası’na ve turizm gelirlerimizi artırmamızın cari açığın azaltılması, ülkenin kalkınması açısından büyük önem taşıdığına ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir ile Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın milletvekilliklerinin düşürülmesinin Meclise çok yakıştığına ve 24 Haziranda ülkenin halklarının tüm demokratik güçleriyle birlikte cevaplarının “Faşizme hayır!” olacağına ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, seçim tarihinin belli olduğu bir Mecliste 2 milletvekilinin milletvekilliğinin düşürülmesinin doğru olmadığına, bu kararın dönem sonuna bırakılmasının siyasi nezaketin bir gereği olduğuna ve 24 Haziranda milletin demokrasiye, özgürlüklere, temel hak ve hürriyetler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına ne kadar sahip çıktığını hep birlikte göreceklerine ilişkin açıklaması

19.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Anayasa’nın 84’üncü maddesi ile kanunların 2 tane kesinleşmiş mahkeme kararının okunmasını emrettiğine, bu konuda bir acziyetin söz konusu olmadığına ve ülkeye hizmet etmek için gönderilenlerin, milletvekilliklerinin düşürülmesini topluma nasıl izah edeceklerinin hesabını yapmaları gerektiğine ilişkin açıklaması

20.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki “MHP ve AKP’nin Kürt düşmanlığı olayı su yüzüne çıktı.” ifadesini hiçbir şekilde kabul etmediklerine ve Kürt düşmanı değil, terörist düşmanı olduklarına ilişkin açıklaması

21.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Aydın İncirliova Acarlar beldesinde hal yapılması için Maliye Bakanlığı tarafından verilen hazine arazisinin Valilik tarafından Millî Eğitim Bakanlığına devredildiğine ve Millî Eğitim Bakanlığından bu arsayı Büyükşehir Belediyesine devretmesini istediklerine ilişkin açıklaması

23.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, taşeronlara kadro verilmesi işlemi esnasında oluşan sıkıntılara ve bu konuda biraz daha hassas olunmasının faydalı olacağına ilişkin açıklaması

24.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

25.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Akıllı Şehirler Kongre ve Fuarı’na ilişkin açıklaması

26.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Meclisi ziyaret eden Samsun’un Çarşamba ilçesinden muhtarların Cumhurbaşkanından, Samsun’a yapılacağı açıklanan yeni üniversitenin Samsun’un doğu ilçelerini kapsayacak şekilde bir Yeşilırmak üniversitesi olması şeklinde bir önerilerinin olduğuna ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

28.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 43’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

30.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 46’ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Makedonya Cumhuriyeti Meclisi Başkanı Talat Caferi ile beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

B) Tezkereler

1.- Başbakanlığın, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in hakaret suçundan cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 5/10/2017 tarihli ve E:2016/596, K:2017/516 sayılı Kararı’nın, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23/3/2018 tarihli ve E:2017/3774, K:2018/942 sayılı Kararı’na istinaden kesinleşmesi nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin tezkeresi (3/1567)

2.- Başbakanlığın, Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/11/2017 tarihli ve E:2017/49, K:2017/654 sayılı Kararı’nın, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve E:2017/2122, K:2018/329 sayılı Kararı’na istinaden kesinleşmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin tezkeresi (3/1568)

 

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Başkanlık Divanı olarak Meclis İçtüzüğü’ne göre yönetme mükellefiyetleri olduğuna ve gündemin dışına çıkmak gibi bir durumun söz konusu olmadığına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın ifadesini doğru bulmadıklarına ve bütün siyasi partilerin 81 milyon insanı kucakladığına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Cumhurbaşkanının bu milletin oyuyla seçildikten sonra devletin başı olduğuna ve bütün milleti temsil ettiğine ilişkin konuşması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve arkadaşları tarafından, bireysel silahlanmanın ve bu artışla ilintili olarak artan ateşli silahlar nedeniyle ölüm ve yaralanmaların sebeplerinin belirlenmesi amacıyla 19/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 19 Nisan 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ve Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından, yapıldığı iddia edilen FETÖ temizliği konusundaki detayların tüm aşamalarıyla ortaya çıkarılması, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 18/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 19 Nisan 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- AK PARTİ Grubunun, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 7 milletvekilinin milletvekili genel seçiminin yenilenmesi ve seçimin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılması hakkındaki (4/147) esas numaralı Önergesi’nin kırk sekiz saat geçmeden Anayasa Komisyonunda görüşülmesine ve Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın CHP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un usul görüşmesinde lehinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın AK PARTİ grup önerisini işleme almasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/929) ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 548)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/449) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 112)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/452) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 115)

 

XI.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 548) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Denizli Milletvekili Melike Basmacı’nın, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar nedeniyle hakkında soruşturma açılan Bakanlık personeli olup olmadığına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/25286)

19 Nisan 2018 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Giresun’un turizm potansiyelinin değerlendirilmesi hakkında söz isteyen Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Bektaşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, Giresun’un turizm potansiyelinin değerlendirilmesine ilişkin gündem dışı konuşması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Giresun ilinin turizm potansiyelinin değerlendirilmesi ve sorunlarının çözümüyle ilgili konuşmak üzere gündem dışı söz aldım. Bütün vekil arkadaşlarımı, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Turizm Haftası’nı kutlayarak söze başlamak istiyorum. Bu hafta Turizm Haftamız.

Değerli arkadaşlar, 2017 yılı 31 milyon dolayında turist ve 26 milyar dolar gelirle kapandı. Bu yıl ise 35 milyon civarında turist gelmesinin beklendiği ifade ediliyor. Takdir edersiniz ki bu rakamlar çok düşük çünkü nüfusu bizden çok küçük olan, turizm değerleri, potansiyeli bizden çok az olan ülkelere göre dünya turizm pastasından yeterince pay alamıyoruz. Bunun pek çok nedeninden biri de -bana göre birincisi- Türkiye’nin ne yazık ki uzun dönemleri ve yılları kapsayan gelenekselleşmiş, kuralları ve hedefleri olan bir turizm devlet politikasının olmayışıdır. Sadece gelen giden bakanların tercihleriyle kısmen şekillenen ve değişen ama amaçları asla değişmeyen klasik bir sistem var, bir de arada sırada açıklanan, turizmi geliştirmekten çok rantı özendiren paketler var. Her şey bu sistem ve paketler üzerinden yürüyor. Otellerin, tatil köylerinin yataklarından elde edilen döviz geliri, bu sistemin ana temasını oluşturuyor. Sezonu ve sektörü kurtarmak, zarar etmemek kâr olarak görülüyor. Bu anlayışı kesinlikle süratle terk etmemiz lazım. Güneş, deniz, kumdan, lüks otel ve tatil köylerinden gelir elde etmenin dışında, inanç, kültür, tarih, sağlık, termal, spor, doğa, kongre ve fuar, yat, kruvaziyer gibi turizm türlerini çeşitlendirerek böylece ülkemizin, sektörün ve illerimizin turizmden alacağı payı fazlasıyla artırmak gerekmektedir. Türkiye, bundan sonra artık belli dinler, coğrafyalar, ülkeler, siyasal çıkarlar üzerine kurulu, ufku ve vizyonu, yönü daraltılmış, kimseye yararı olmayan günübirlik bir turizm hedeflememelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünya turizm gelirlerinden en fazla pay alan ülkelerin başarısında bölgesel turizm politikalarının geliştirilmesi ve tanıtımları yatar. Dünyada bazı yöreler buna örnektir. Türk turizminin geleceğinin mevcutlarımızla birlikte yayla, kırsal ve ekoturizmin geliştirilmesinde olduğunu da buradan söylemek isterim. Bu tanıtıma, bu kurala ve konuma Karadeniz yüzde yüz uygundur. Öyleyse Bakanlık ve turizm sektörü de Karadeniz’in tümünü bir turizm bölgesi olarak görüp ilan etmeli, bunun politikasını oluşturmalı ve sorunların çözümüne dönük adımlar atmalıdır.

Değerli milletvekilleri, temsil ettiğim ilim Giresun, Karadeniz Bölgesi’nin turizm cazibe merkezi olmaya aday illerinden bir tanesidir. Çepni yurdudur; Karadeniz’in incisi, fındığın başkenti, kirazın ana yurdudur; en temiz deniz, kumsal, koylar ve doğal plajlara sahiptir. Geçmişi Pontus, Roma, Miletos, Hititler, Perslere kadar giden kadim bir kenttir. Pek çok uygarlığın yaşam alanı olmuştur. Dört bin yıllık geçmişe sahip, üzerinde manastır, kilise kalıntısı, gözetleme kulesi gibi tarihî eserleri barındıran Karadeniz’in tek adası Giresun Adası ve öne çıkan Giresun Kalesi’dir.

Giresun’un dünyaya tanıtılması veya sunulması gereken pek çok önemli özellikleri ve mirası vardır. Bunların tümünün bilgi ve belgelerle oluşturulmuş bir turizm envanterinde yer almasını ve Bakanlığın turizm için yaptığı tanıtımlarda olmasını gönülden arzu ediyoruz.

Ama asıl turizm değerimiz, her biri yeryüzü cenneti olan yaylalarımızdır. Denizden hemen sonra başlayan, geniş orman varlığına ve 3 bin metredeki krater göllere, nehir, akarsu kaynaklarına sahip büyük bir alan içinde yer alan ve yöreye özgü ağaç, çiçek, endemik bitki ve canlı türleriyle çevrili, tamamen doğal yaşam ve kültürün sürdüğü bu yaylalarımızın her biri turizm ürünü olarak değerlendirilmeyi beklemektedir.

Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığının, özellikle geçmişte turizm merkezi ilan edilen Kümbet, Bektaş, Kulakkaya yaylalarını ve bunlarla birlikte adları öne çıkan Paşakonağı, Gölyanı Obası, Karadoğa ve dört yüz yıl önce inşa edilmiş 6,5 kilometre uzunluğundaki 1,5 metre yüksekliğindeki Çin Seddi’nden sonra koruma amaçlı en uzun duvar görünüşüne sahip olan, uzaydan bile görünen Çıkrıkkapı Duvarı...

Kendine özgü iklimi, florası, oksijen yoğunluğu nedeniyle dünyada 5 merkezden 1’i olan Tamzara, turizm değeri olarak kabul edilmeli ve sahiplenilmelidir. Bu konuda Giresun İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün, ilgili diğer kuruluşların ve sivil toplum kuruluşlarının mutlaka desteklenmesi lazım.

Sonuç olarak, Giresun turizmi için bir eylem planının oluşturulmasını istiyoruz. Giresun yaylaları, turizm geliştirme projesi uygulama alanı olarak ilan edilmeli, bu kapsamda yaylalarımızın ve yurttaşlarımızın 2/B, mera, orman alanı gibi imar sorunları ve devletle olan ihtilafları çözülmeli, yıkımlar derhâl durdurulmalı, standart yayla evlerinin yapımı özendirilmelidir. Bununla birlikte mayıs-ekim ayları arasında yapılan, yoğun bir turizm hareketi yaratan yayla şenlikleri Bakanlık tarafından desteklenmeli, belediyeler ve ilgili kurumlara kaynak aktarılmalıdır.

Ulaşım, enerji ve altyapı güçlendirilmeli, Ordu-Giresun Havaalanı’nda yurt içi ve yurt dışı sefer sayıları artırılmalıdır.

En ciddi sorunsa maalesef konaklamadır.

Bu nedenle Giresun için turizm yatırımları ve yatırımcılarını özendirici özel teşvik ve kredilendirme sistemi hayata geçirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Mevcut yayla evleri aile tipi pansiyon turizmine kazandırılmalıdır. Yöremizden olan sayın bakandan hassasiyetle bunu bekliyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; pek çok özel ve güzel alanları var ama ben sizlere yaylalarımızın tam ortasında olan Kuzalan Şelalesi’nden bahsetmek istiyorum. Burayı da görmenizi gönülden arzu ediyorum, dünya harikası olan bir yerimiz. (CHP sıralarından alkışlar) Sodalı suyun 1 kilometre uzunluğunda aktığı yedi göletten ibaret bir yerdir. Yılda 1 milyona yakın turist burayı ziyaret etmektedir. Turkuaz renginde olan bu şeyi görmenizi mutlaka tavsiye ediyorum. Turizm Altyapı Hizmet Birliği tarafından yapılan tanıtımlar nedeniyle bu göller bir yıl içinde 1 milyona yakın turist çekmiştir. Alın size bir turizm ürünü… Bu gölün tanıtımının kapsamlı şekilde yapılması hâlinde ilimizin, ülkemizin kazancını bir düşünün.

Giresun, genel bütçeden daha fazla pay alarak hizmet eksiklerini, altyapı sorunlarını kısmen de olsa gidermiş, siyaset yoluyla kalkınmış iki ilin arasında kalmıştır. İşsizlik, göç, yokluk ve yoksulluk en yoğun biçimde yaşanmaktadır. Tek tarımsal üretim olan fındık, yaşamımızı sürdürmemize, ekonominin çarkını döndürmeye yetmemektedir dolayısıyla ilimizin tek umudu olan, makûs talihimizi yenecek tek kurtuluş yolumuz turizm ve yayla turizmimizin geliştirilmesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Devamla) – Bakanlığımızın bu amaçla ilimizde ulusal ve uluslararası sektörü, sivil toplum kuruluşlarını ve belediyeleri desteklemesi lazımdır.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu, beş dakika daha isterseniz… Giresun için, sizin için değerdi ama…

Buyurun, teşekkür ediyoruz, çok sağ olun. Gayet güzel özetlediniz.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim, sağ olun.

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, 57’nci Alay hakkında söz isteyen Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’e aittir.

Sayın Gider, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider’in, 57’nci Alaya ilişkin gündem dışı konuşması

AYHAN GİDER (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çanakkale savaşlarının, Çanakkale Zaferi’nin bir başka cephesi 57’nci Alay’ın anılacağı günlere yaklaştık.

Konuşmama başlamadan önce, Çanakkale cephesinde şehit olan tüm askerlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anmak istiyorum.

57’nci Alay, tüm personeli şehit olmuş bir alay; 3.480 er ve 49 subay. Burası Mekke’den, Halep’ten, Şam’dan, bütün coğrafyadan askerlerin bulunduğu bir birlik. Bu birliği aslında en iyi ifade eden Çanakkale’nin komutanı, Çanakkale savaşlarının büyük kahramanı Mustafa Kemal Atatürk. Diyor ki: "Biz kişisel kahramanlıklarla uğraşmıyoruz. Yalnız size Bomba Sırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim: Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8-10 metre yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına düşüyor, ikinci siperdekiler onların yerine geliyor fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler Kur'an-ı Kerim okuyor, bilmeyenler kelimeişehadet çekerek yürüyorlar, cennete gitmeye hazırlanıyorlar. İşte, bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebriğe değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.”

Bu olayı Mustafa Kemal Atatürk’ten daha güzel özetleyebilecek bir cümle, bir kitap olması mümkün değil çünkü kendi içerisinde yaşıyor, tespitini yapıyor ve bu milletin içinden çıkmış bir kahraman, bir lider.

Bu tablonun bir benzerini biz yeni yaşadık, yeni gördük. Çünkü Türkiye’de düşmanın adı değişiyor, harflerin sıralaması değişiyor; PKK oluyor, PYD oluyor, YPG oluyor, FETÖ oluyor, son günlerde bir SDG çıktı. Harflerin sırası önemli değil, alfabe de önemli değil ama düşman tek, saldırdığı da tek; saldırdığı Türk milleti ve Türk milletinin bayraktarlığını yaptığı İslam camiası. Bu anlamda bu tabloyu biz 15 Temmuzda da gördük. Ne yazık ki kendisine ateş eden, kendisinin besleyip büyüttüğü askerlerdi, kendisinin silah teslim ettiği ordunun mensuplarıydı. Görüyordu ki o kahramanlar, önündeki kişiye asker ateş ediyor, tank eziyor, tüfekle ateş ediyor ve ölüyor. Fakat bir an bile tereddüt etmiyordu ki kendisinden öncekinin yürüdüğü yere yürüsün. Bugün gururla görüyoruz, gururla müşahede ediyoruz ki bu milletin önünde kendisine önderlik edebileceği bir lideri varsa –bugün bunun adı Recep Tayyip Erdoğan’dır, dün Atatürk’tü, ondan önce Fatih Sultan Mehmet’ti, ondan önce Alparslan’dı- bu millet ölümden hiç korkmadı, Türk milleti İslam’ın bayraktarlığını da sonuna kadar yaptı ve bundan sonra da yapacaktır.

Ben sadece 57’nci Alay şehitlerimizi değil, bugüne kadar şehit düşen tüm asker ve sivillerimizi rahmetle anıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, Adıyaman’ın sorunları hakkında söz isteyen Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’a aittir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Behçet Bey haklı; üç dönemdir milletvekiliyim, hâlen Adıyaman’ın pis kanalizasyon şeyi halledilmedi.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yıldırım.

3.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, Adıyaman’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Bugün, söz verilip de bir türlü halledilmeyen Adıyaman’ın sorunları üzerine konuşacağım. Ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımı saygıyla selamlıyorum.

Yine tütünle başlayacağım arkadaşlar. Bugünlerde Adıyaman’da tütün üreticisinin kafası karmakarışık. Adıyaman’da “sadır” olarak tabir edilen tütün fidesinin ekim zamanı. Tek geçim kaynağı olan tütünü ekip ekmemekte kararsız; millet önünü göremiyor, ne yapacağını bilemiyor. Hükûmetin Adıyaman tütününe yönelik baskısı ve yasaklayıcı tutumundan dolayı kimse elindeki tütünü satamamış durumda. Tütün üreticisi borç harç içinde, vatandaş tam anlamıyla bunalmış durumda. Adıyamanlı tütün üreticisinin lehine olduğunu iddia ettiğiniz bir yasa çıkardınız; hani, nerede? Yasa 2 Temmuzda yürürlüğe girecek. Bu, şu anlama geliyor: Adıyaman’da tütün üreticisi 2 Temmuzdan sonra bir kilo tütününü bile satamayacak çünkü çıkardığınız yasanın içi bomboş, ne yaptığınızı siz de bilmiyorsunuz. Biri çıkıp şu sorulara cevap versin: Tütün üreticisinden ne kadar vergi alacaksınız? Kurulacak tesisler nasıl olacak? Bu kooperatifler kimin himayesinde kurulacak? Şunun şurasında 2 Temmuza iki ay gibi kısa bir süre kaldı, ne olacağıyla ilgili tek kelime etmiyorsunuz. Yoksa tütünü de bir iki yandaşa peşkeş mi çekeceksiniz? Bütün bu olup bitenlerden şunu anlıyoruz: Hükûmet, zamana yayarak Adıyaman tütününü ortadan kaldırmak istiyor. Türkiye'nin her tarafında Adıyaman tütünü satan esnafa yönelik ciddi operasyonlar yapılmakta, tütünlerine el konulmakta, idari para cezalarıyla birlikte hapis cezaları da verilmektedir. Köylüye deniyor ki: “İstediğiniz kadar tütünü ekebilirsiniz ama satamazsınız.” Tütün taşıyan kargocu esnafına her gün baskınlar yapılmakta, tütün üreticisiyle âdeta dalga geçilmektedir.

Diğer bir konu da kaçak sigara konusu. Birileri sanki kaçak sigaraya yol vermekte, göz yummakta. Her taraf kaçak sigara kaynıyor. Bunun nedeni, Adıyaman tütününün önünü kesmek. Köylünün cebinde tek kuruş parası yok, hâli içler acısı, tarlasını bile sürememekte. Kuldan utanmıyorsanız bile Allah’tan korkun! Yeter artık! Tütün üreticisinden, köylüden ne istiyorsunuz? Düşün artık bu milletin yakasından. Adıyamanlıya resmen şunu söylüyorsunuz: “Patates, kayısı, pamuk toplamaya gidin, fındığa gidin.” diyorsunuz. Adıyamanlıyı milletin kapısında karın tokluğuna çalışmaya mecbur ediyorsunuz.

Kısaca, Adıyamanlı bu Hükûmetin zerrece umurunda değil, âdeta “Ne hâli varsa görsün.” havalarında bir Hükûmet. Tütün üreticisi emeğine, ekmeğine sahip çıkmak için sokağa indiğinde ise kafasını, gözünü kırdınız. Amerikan sigara firmaları karşısında el pençe duran AKP Hükûmeti, sıra tütün üreticisine geldiğinde cop mu dersiniz, biber gazı mı dersiniz, tazyikli su mu dersiniz, Allah ne verdiyse milletin kafasına, gözüne indirdi. Ama merak etmeyin, Adıyamanlı bu yaptıklarınızı unutmayacak.

Peki, tütün haricinde Adıyaman tarımı ne âlemde? Biliyorsunuz, iki haftadır -bugün de görüşülecek- Mecliste tarım ve Devlet Su İşleriyle ilgili torba yasa görüşülüyor. Özellikle Devlet Su İşleriyle ilgili maddeler fazla bu torba yasada. Ama gelin, görün ki Adıyaman’da sulu tarım yok ki sulama birliği olsun. Üç tarafı suyla kaplı güzelim Adıyaman’da, sulu tarımdan vazgeçtik, içecek su bile bulamıyoruz. Dün, Adıyaman'da gıda ve tarım fuarı açıldı. Orada her türlü traktör markası var ama çiftçinin cebinde değil traktör parası, mazot parası bile yok. Kendin çal kendin oyna bir fuar.

Yine, bu hafta Turizm Haftası’ydı, Adıyaman’da Valilik bu vesileyle bir program yapmıştı. Tek turist olmadan turizm haftası kutlandı. OHAL şartları ve Adıyaman’ın IŞİD’le anılıyor olmasından dolayı turistler Adıyaman’a gelmez oldu.

Türkiye’nin en kötü kara yolları maalesef Adıyaman’da. Adıyaman’da şeker fabrikaları yok ama çiftçi şeker pancarı ekimi yapıyordu, ürününü de Malatya ve Elbistan’daki şeker fabrikalarına veriyordu. Geçen yıl birkaç çiftçi arkadaş beni aradı: Efendim, ağır tonajlar Adıyaman’ın yollarını bozuyormuş, trafik cezası yiyorlarmış, ne yapabiliriz diyorlardı. Çok şükür, şeker fabrikalarını sattığınızdan dolayı artık böyle bir sorun da yaşamayacağız, şeker üretimini de kimse yapmayacak, ırgatlığa devam.

Ama iyi işler de oluyor arkadaşlar. Konuştuğumuz herkes yeni ittifak yasası... MHP ve AKP’nin Kürt düşmanlığı olayı su yüzüne çıktı. Güney kürdistanda yapılan referanduma AKP ve MHP’nin refleksleri, hasmane tutumu, Afrin’in işgali Kürtleri bir araya getirdi.

Bu seçimde bu tutumunuzu halka anlatacağız ve seçimde size bir ders vereceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yıldırım.

Şimdi…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, Adıyaman’ın çok eksiği, sorunları vardı, zaman yetmedi. Sayın hatibe ya zaman verin veyahut da başlıklar hâlinde işsizlik var, istihdam alanı var, Atatürk Barajı… Mesela siz benden bir dönem önce milletvekiliydiniz. Atatürk Barajı’na hâlen Adıyaman’ın o pis suları karışıyor, vatandaşın sağlığı önemli.

BAŞKAN – Öyle değil, bilmiyorsunuz Sayın Tanal, arıtmadan geçiyor, arıtması yapıldı, epeydir de faaliyette.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Daha o yapılmadı, daha arıtmaları yapılmadı, Atatürk Barajı’na hâlen o pis sular dökülüyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, on beş milletvekiline, sisteme giren milletvekillerine sırasıyla 60’a göre söz vereceğim...

Birleşime bir on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.19

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Sisteme giren on beş sayın milletvekiline, İç Tüzük 60 gereği, sırasıyla söz vereceğim birer dakika.

Buyurun Sayın Tümer.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Başkan, 24 Haziran 2018 Pazar günü gerçekleşecek genel seçimlerin ülkemiz için hayırlı bir sonuç getirmesini dilerim.

Olağanüstü hâl ve kanun hükmünde kararnameler eşliğinde gerçekleşecek seçimler öncesinde ve sonrasında, ötekileştirmeye meydan verilmeden, hak, hukuk ve adalet çerçevesinde, insanların özgürce ve eşit yaşayabileceği bir Türkiye umut ediyorum. Bu kapsamda, halkımıza ve partimize olan inancımla, halka rağmen değil, halkla birlikte Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimleri ışığında çağdaş bir yönetim anlayışının hâkim kılınabileceğini, Türkiye’nin içeride ve dışarıda hızla uzaklaştığı uygar bir tablonun yeniden tesis edileceğini düşünüyorum. Söz ve kararın tamamen halk inisiyatifine bırakıldığı, halk iradesine en küçük bir müdahale olmadan tam anlamıyla bir demokrasi şöleni havasında ve olgunluğunda sona ermesini dilediğim seçimlerde, ülkesini seven her bireyin üzerine düşen sorumluluk ve bilinçle hareket edeceğini, insanlarımızın demokrasinin egemenliğini, yargının bağımsızlığını ve basın özgürlüğünü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyor, tüm halkımıza selam ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ertem’in yerine Sayın Özdemir...

2.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, başkanlık sisteminin ülkemizi bir kaos ortamına sürükleyeceğine ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerek Meclisteki görüşmelerde gerekse referandum kampanyası sürecinde dile getirdiğimiz üzere, başkanlık sisteminin ülkemize istikrar getirmeyeceğini, ittifaklar ve pazarlıklar ortamına zemin hazırlayacağını, ülkemizi sürekli bir erken seçim tartışmasına ve bir kaos ortamına sürükleyeceğini söylemiştik ve uyarmıştık. İşte bu sistemin fiilen uygulandığı son bir yılda ülkemiz ve 80 milyon vatandaşımız tam da bu söylediğimiz istikrarsızlıklar, pazarlıklar ve ittifaklar ortamına mahkûm edildi ve bizim haklılığımız son yaşanan olaylarla da doğrulandı, ülkemizin kaderinin tek bir kişiye teslim edilmemesi gerektiği ortaya çıktı. İşte gerçek anlamda demokrasiden, hukukun üstünlüğünden ve adaletten yana olan herkesle bir araya gelerek 24 Haziranda ülkemizde istikrarı, huzuru, refahı, adaleti ve en önemlisi demokrasiyi hâkim kılacağız.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Gürer...

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Başkan.

Seçim, ülkemize hayırlı olsun. Ürünü değer bulmayan üreticiye, kadrosu verilmeyen işçiye, işsize, atanamayan öğretmene ve sağlıkçılara, kapı önüne konulan astsubay okulu öğrencilerine, mağdurlara, zamlardan yoksulluğa düşen emekliye, siftahsız dükkân kapatan esnafa, grevi ertelenen işçiye, üniversite mezunu işsize, sorunlarına çözüm üretilmeyen engelliye ve baskıyla, ardı ardına gelen zamlarla her gün sorunları katlanan halkıma hayırlı olsun.

Halkımızın vereceği karar ülkemizin geleceğidir, ya ithal saman, et, fasulye ve buğday ya da kendi kendine yeten ülke. AKP hükûmetleri bugüne kadar verdikleri sözleri tutmadılar, bundan sonra da tutmayacaklar. AKP Genel Başkanı Erdoğan “Dünyanın gelişmiş ülkelerinde erken seçim diye bir mantık, bir anlayış yoktur; bu, geri kalmışlığın alametidir.” diyordu, demek ki ülkemizi getirdiği nokta bu. Bu süreçten kurtulmanın tek yolu, oyları Cumhuriyet Halk Partisinde birleştirmektir. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

4.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, yapılacak seçimin hayırlı olmasını dilediğine ve su şehri Kahramanmaraş’a AK PARTİ’yle muazzam yatırımlar yapıldığına ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yapılacak olan seçimlerin hayırlı olmasını, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Kahramanmaraş’ımıza, ki su şehridir, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca on dört yılda 3 milyar 75 milyon TL’lik yatırım yapıldı. Ayrıca ilimize proje planlama safhasındaki içme suyu tesisleri 2, işletme safhasındaki içme suyu 3, inşaat safhasındaki içme suyu 1, inşaat safhasındaki barajlar 16, proje planlama safhasındaki barajlar 23, inşaat safhasındaki göletler 2, proje planlama safhasındaki göletler 7, işletme safhasındaki sulama tesisleri 11, inşaat safhasındaki sulama tesisleri 26, proje planlama safhasındaki sulama tesisleri 33, inşaat safhasındaki dere ıslah tesisleri 27, proje planlama safhasındaki dere ıslah tesisi 1, işletmede olan HES’ler 33, inşaatı devam eden HES’ler 3, proje ve planlama safhasında olan HES’ler 21 adettir. Kahramanmaraş, böyle muazzam yatırımları AK PARTİ’yle görüyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ünal’ın yerine Sayın Ceritoğlu Kurt…

5.- Çorum Milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu Kurt’un, 19-22 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da Anadolu’nun tıbbının tartışılacağına ve emeği geçenlere teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

LÜTFİYE İLKSEN CERİTOĞLU KURT (Çorum) – Teşekkürler Başkanım.

Medeniyetlerin beşiği Anadolu’nun tıbbı, kültür şehri İstanbul’da yerli ve yabancı akademisyenler, uygulayıcılar tarafından 19-22 Nisan tarihleri arasında tartışılacaktır. Eczacılık ve tıp fakültesi öğrencilerine de vizyon ve başarı kazandıracak oturumlarda tıpta bütüncül yaklaşımın ve kişisel tedavinin önemiyle ilgili çıkarım ve sonuçlar değerlendirilerek 2023’te sağlıkta inovatif Türkiye perspektifi ortaya çıkarılacaktır.

Emeği geçen başta Sağlık Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı bürokratlarına ve tüm katılımcılara, akademisyenlere, öğrencilerime buradan teşekkür etmek istiyorum.

Sağ olun.

BAŞKAN - Sayın Özdemir'in yerine Sayın Ertem…

6.- Hatay Milletvekili Birol Ertem’in, Hükûmeti, millî davamız olan Afrin Operasyonu’nda belediyelere uyguladığı çifte standarttan vazgeçip göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

BİROL ERTEM (Hatay) - Afrin harekâtı nedeniyle Hatay’da AKP’li belediye başkanları tarafından yönetilen Hassa, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Altınözü, Yayladağı ilçelerine nüfus oranına göre 5 ila 12 milyon TL devletten karşılıksız yardım gelmiştir. Afrin Operasyonu’nda altyapı ve yol çalışmalarının büyük bir kısmını üstlenen CHP’li olan Hatay Büyükşehir Belediyesine devletten herhangi bir yardım gelmemiştir. Bu konuda Hükûmeti millî bir davamız olan Afrin Operasyonu’nda belediyelere uyguladığı çifte standarttan vazgeçip göreve davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Havutça…

7.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Bandırma Pertevniyal Hastanesinin yıkımının durdurulması için Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş’a seslendiğine ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bandırma Pertevniyal Hastanesi, uzun yıllar, Kurtuluş Savaşı yıllarından bu yana Bandırma’da sağlık alanında hizmet etmiş çok önemli bir tarihî anıt eserimiz. Bu eser, şu anda Sağlık Bakanlığı tarafından boşaltıldı ve Kültür Bakanlığına, hazineye bırakıldı ama şu anda mezbele vaziyette ve gerçekten de tarih gözümüzün önünde yok olup gidiyor.

Ben buradan Sayın Kültür Bakanımıza sesleniyorum: Bu anıtımızı, anıt niteliğinde olan bu binanın korunmasıyla ilgili derhâl ödenek çıkararak bu binanın tarihimize, kültürümüze ve Bandırma’mıza hediye edilmesini buradan talep ediyorum Bandırma halkı adına. Sayın Numan Kurtulmuş’a buradan sesleniyorum: Bu yıkımı durdurun ve o tarihî eseri kurtarın diyorum.

BAŞKAN - Sayın Balbay…

8.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlar getireceğine inanıyoruz, bugünkü düzensizliğin değişeceğini düşünüyoruz ve bunu başaracağız.

Sayın milletvekilleri, Amerika’da 1792 yılından bu yana seçimler, dört yılda bir kasım ayının ilk pazartesini izleyen salı günü yapılır, yeni başkan yeni yılın ilk haftasında göreve başlar. Demokrasinin rayına oturduğu ülkelerde kurallar bellidir, karaya oturduğu ülkelerde ise kurallar yoktur, sürprizler vardır. İktidar, Türkiye'yi böyle bir karanlığa mahkûm etti ama 24 Haziranda bunu aşacağımıza inanıyoruz. Bu iktidar, en çok zulmettiği kesimlerin başında gelen gençleri hiçe saymıştır. Gençler 24 Haziranda sınava girecekken bir hafta ertelenmiştir ve hayalleriyle oynanmıştır. Bu iktidar, gelecek seçimler mi gelecek nesiller mi ikileminde sürekli gelecek nesilleri tercih etmemiş hep gelecek seçimleri yeğlemiştir. Bu iktidarın 24 Haziranda son bulacağına ve 25 Haziranda güzel bir yazın başlayacağına inanıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Dalkılıç yerine Sayın Kalkan.

9.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

NECİP KALKAN (İzmir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugüne kadar cumhuriyet tarihi boyunca çok seçim yaşadık ama bazı zamanlarda seçimler gerçekten çok önem arz eder. 24 Haziran erken genel seçiminin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Tarihî dönemden geçtiğimiz bugünlerde bir kez daha milletimizin huzuruna gidiyoruz. AK PARTİ siyaset anlayışı, millete güvenmek, milletle beraber yürümek, millet için var olmak demektir. Tüm Türkiye'ye bu seçim sonuçlarının hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Yaşar yerine Sayın Benli.

10.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

FATMA BENLİ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bazı tarihler, hafızamıza özel olarak nakşedilmiş durumda. 15 Temmuz, millet iradesini tanklarla, F16’larla ortadan kaldırmaya çalışanlara karşı millî irade ve demokrasi günü. 16 Nisan, millet iradesini merkez kabul eden hükûmet sisteminin milletimizce kabul edildiği bir gündü. 24 Haziran ise millet iradesiyle kurulan bu sistemin uygulanmaya başlayacağı, Türkiye’nin kendi geleceğini sadece kendisinin belirleyeceğini bütün herkese göstereceği bir gün olacak. 24 Haziran seçimleri, Cumhurbaşkanımız Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gelecek nesillere miras bırakacağımız daha refah ve aydınlık bir dönemin başlangıcı olacak. 24 Haziran, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sadece Türkiye’nin değil, dünyadaki bütün mazlumların başkanı olarak anılacağı bir tarih olacak. Bu vesileyle 24 Haziran seçimlerimizin ülkemize ve milletimize hayırlara vesile olmasını diliyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldırım…

11.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, cezaevinde tutulan Selahattin Demirtaş’ın, Sincan’da görülen duruşmasında iktidarın 7 Haziran seçiminden bugüne kadar yaptığı hususları ifade ederek aslında AKP’yi yargıladığına ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Cezaevinde tutulan Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş, Sincan’da görülen duruşmasında iktidarın 7 Haziran seçiminden bugüne kadar yaptığı bütün hukuksuzlukları ifade ederek aslında AKP'yi yargıladı. Sayın Demirtaş “Seni Başkan yaptırmayacağız.” dediği için rehin alınmıştı. Demirtaş’ın savunması, hiçbir yerde yayınlanmadı çünkü onu cezaevinde rehin tutsanız bile onun düşünceleri bütün kitleleri etkileyecek bir savunma. Eğer havuz medyanız o savunmayı yayınlasaydı AKP'nin oyları çok düşecekti. Ahmed Arif, şöyle der: “Vurulsam kaybolsam derim,/ Çırılçıplak, bir kavgada,/ Mertçe olsun dostluk da, düşmanlık da.” İşte, sizin düşmanlığınız bile mertçe değil; bütün muhalifleri her türlü baskı, hukuksuzlukla hedef hâline getirip, yirmi dört saat içerisinde erken seçim kararı almanız, ülkeyi yönetemediğinizin itirafından başka bir şey değildir. Kapalı kapılar ardında ne tür önlemler almış olursanız olun Demirtaş’ın dediği gibi, yine onu başkan yaptırmayacağız.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

12.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Hazreti Muhammed’in 1.447’nci doğum yıl dönümünün tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk ve kardeşlik getirmesini dilediğine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEDOĞLU (Kayseri) – Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)’ın 1.447’nci doğum yıl dönümünün tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk ve kardeşlik getirmesi dileğiyle sözlerime başlıyorum.

Peygamber Efendimiz gelmeden önce bir Cahiliye toplumu vardı, hurmadan put yaparak bunlara tapan ve daha sonra da acıkınca yiyen bir toplum vardı, insanın hiçbir değeri yoktu; cehalet, faziletin yerini almış, hakikat perdelenmişti. Böyle bir ortamda gelen Efendimiz’le bir medeniyet inşası başlamış oldu. Onun çocukluğu, çocuklarla olan iletişimi, çocuklara verdiği değer vardı. Gençlik yıllarını da daha o yıllarda toplumun güvenini kazanmış olarak erdemliler topluluğuna katılarak zulmün ve haksızlığın karşısında durarak geçirirdi, örnek bir aile reisiydi.

Bu vesileyle Peygamber Efendimiz’in miladi yıl hesabıyla doğum yıl dönümünün tüm insanlığa barış, huzur, mutluluk ve kardeşlik getirmesi dileğiyle gazi Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Özkan…

13.- Mersin Milletvekili Hacı Özkan’ın, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

HACI ÖZKAN (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

24 Haziranda tarihin en kritik kararlarından birini vereceğiz. Dalga dalga üstümüze gelen fırtınalara karşı teyakkuza geçtik, bir varoluşa kilitlendik; asla geri adım atmayacağız, ayaklarımız sabit kalacak, dizlerimiz titremeyecek, sendelemeyeceğiz. Bu seçim, asla bir seçim değildir, Türkiye’nin geleceğine karar vermektir. Türkiye’miz, yeni sisteme hızla geçmek, güç biriktirmek, hazırlıklı olmak, karar mekanizmalarını hızlandırmak, olağanüstü kararları alabilecek hâle gelmek, kendisine ayak bağı olan çevre ve kişilerin engellerinden kurtulmak zorunda.

24 Haziran seçimlerinde aziz milletimiz, terör örgütleriyle ortaklık yapan, ülkemize müdahale edenlerle oynaşan yapılara, çevrelere, kişilere karşı tepkisini koyacak ve ülkemize sahip çıkacaktır. Kararın milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Sayın Boyraz yerine Sayın Demir...

14.- Kastamonu Milletvekili Murat Demir’in, Kastamonu’nun 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildiğine ve herkesi Kastamonu’ya davet ettiğine ilişkin açıklaması

MURAT DEMİR (Kastamonu) - Sayın Başkan, Kastamonu, 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak ilan edildi. İlimizde yıl boyunca il genelinde etkinlikler başladı ve devam ediyor. İnşallah, 4-5-6 Mayıs tarihlerinde Şeyh Şaban-ı Veli Haftası ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası olarak Kastamonu’da kutlanacak. Bu anlamda da Kastamonu’da Kültür Bakanlığı nezdinde kutlanacak bu etkinliklere tüm hemşehrilerimizi ve tüm milletvekili arkadaşlarımızı, herkesi Kastamonu’ya yıl boyunca davet ediyoruz. Genel anlamda doğasıyla, güzelliğiyle Kastamonu’nun genel güzelliklerini -denizini, sahilini, ormanını- görmeleri için herkesi Kastamonu’ya davet ediyoruz ve herkesi Kastamonu’ya bekliyoruz diyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Demir. Bütün Meclis olarak misafiriniz oluruz, yükünüz ağır.

Sayın Akbaşoğlu…

15.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun, 24 Haziran seçimlerinin ülkemize hayırlı olmasını dilediklerine ilişkin açıklaması

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Teşekkürler Başkanım.

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin 18 Nisan 2018 tarihinde bir araya gelmeleri suretiyle açıklanan erken seçimin Çankırı’mız, ülkemiz, bölgemiz ve tüm dünya için nice hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyor; dün Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandanlığında yardığımız Batılı kuşatmayı bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın Başkumandanlığında gerçekleştireceğimize, AK PARTİ ve MHP arasında yapılan Cumhur İttifakı’nın cumhuriyetimiz, aziz milletimiz ve tüm insanlığın esenliğine yönelik büyük bir zaferle neticeleneceğine olan kesin inancımı belirtiyor, bu vesileyle hepinize selam ve saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Şimdi, sisteme giren sayın grup başkan vekillerine iki dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Usta, buyurun.

16.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak seçimlerin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını dilediğine, 15-22 Nisan Turizm Haftası’na ve turizm gelirlerimizi artırmamızın cari açığın azaltılması, ülkenin kalkınması açısından büyük önem taşıdığına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de öncelikle 24 Haziran 2018 tarihinde yapılması öngörülen seçimlerin milletimiz için, ülkemiz için hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Temennimiz odur ki buna ilişkin Meclisteki kararların bir an önce alınarak sürecin, takvimin başlatılmasıdır. İnşallah, bu seçimler Türkiye'nin önünü açacaktır. Türkiye, yeni sistemle daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir.

Sayın Başkan, biliyorsunuz, 15-22 Nisan, dünyada Turizm Haftası olarak kutlanıyor, Türkiye'de de Turizm Haftası olarak kutlanıyor. Ben bu vesileyle aslında turizme ilişkin birkaç konuyu dile getirmek istiyorum.

Türkiye, tarihiyle, kültürel değerleriyle, tabiatıyla, kıyılarıyla geçmiş inançların yaşadığı medeniyetlerin yaşadığı ciddi bir turizm potansiyeline sahip bir coğrafyadır, memleketimizdir. Fakat ben bu potansiyelin yeteri kadar değerlendirilemediğini düşünüyorum. Aslında rakamlar da bunu gösteriyor. Örneğin, Onuncu Kalkınma Planı’nda 2018 yılı için öngörülen seyahat geliri veya turizm geliri rakamı 40,8 milyar dolardı yani 41 milyar dolardı kabaca. 2018 için en son açıklanan Orta Vadeli Program’da bu rakam 23 milyar dolar olarak yer almaktadır. Yani biz dört yıl önce, beş yıl önce 41 milyar dolar hedeflerken bugün bu rakamın 23 milyar dolar olacağını, yaklaşık 18 milyar dolar hedeften sapacağını öngörüyoruz. Tabii, bunun konjonktürel olarak açıklayacağımız belli bazı sıkıntıları olmuştur ancak onun ötesinde hakikaten Türkiye, turizmle ilgili olarak hedefinin çok altında, çok gerisindedir. Bunun için çok geniş kapsamlı bir strateji çerçevesinde meseleye bakılması büyük önem taşımaktadır. Değerlerimizi öne çıkarmamız lazım. Bu anlamda -az önce Sayın Bektaşoğlu da gündeme getirdi tabii, Karadeniz Bölgesi’nin milletvekili olarak da- özellikle Karadeniz’imizin turizm potansiyelinin öne çıkartılması burada çok büyük önem taşımaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın.

ERHAN USTA (Samsun) – Yine, Karadeniz’imiz, yeşilin her tonuyla, geçmiş medeniyetleriyle, kültür eserleriyle, inanç merkezi olması yönüyle ciddi bir turizm potansiyeline sahiptir ancak bu potansiyelin çok az bir kısmı kullanılmaktadır. Dolayısıyla devletimizin, Hükûmetin buralarda bir kısım yatırımları yapması gerekiyor. Bu gelirler kendiliğinden gelmiyor; turisti çekmek için, bu alanların ortaya çıkarılması için bir kısım yatırımların yapılması lazım, tanıtım faaliyetlerinin yapılması lazım. Önümüzdeki süreçte bunların yapılmasını temenni ediyoruz.

Bu anlamda baktığımızda turizm açısından turizm gelirlerimizi artırmamız hem cari açık finansmanı açısından, daha doğrusu cari açığın azaltılması açısından, ülkenin kalkınması açısından büyük bir önem taşımaktadır; bunu bu vesileyle vurgulamak istedim.

Genel Kurula saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

17.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir ile Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın milletvekilliklerinin düşürülmesinin Meclise çok yakıştığına ve 24 Haziranda ülkenin halklarının tüm demokratik güçleriyle birlikte cevaplarının “Faşizme hayır!” olacağına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yine tarihî bir gün yaşıyoruz. Vekillerimiz Osman Baydemir ve Selma Irmak’ın vekilliklerinin düşürülmesine ilişkin sunuşlar elinizde. İşte bu, bu Meclise öylesine yakıştı ki o kadar olur; gerçekten çok yakışan bir şey oldu bu! Birazdan oylayacak ve halkın iradesini bir kez daha hiçe sayacaksınız. Yani siz, halka diyorsunuz ki “Seçin, seçin, seçim yapalım ama biz sizin iradenizi tanımayız.” Aynen, aslında söylenen budur. Hatta öyle aceleniz varmış ki elimdeki yazıda adli sicil kaydına işlenmiş anayasal engel olmasına rağmen, diyor ki: “Şahsın adli sicil kaydı vardır.” Böyle yazıyor. “Ey hukukçular” demek istiyorum, sizler de tarihe geçtiniz, sizler de bu dönemin tarihine aynı şekilde bu iktidarla birlikte geçtiniz.

Evet, Osman Baydemir’in, Selma Irmak’ın bir kaydı vardır ama o kayıt, adli sicil kaydı değildir; o kayıt, halkların, Türkiye halklarının, Kürt halkının kalbine kazınmış bir kayıttır. “Vekillerimiz irademizdir” kaydıdır bu. Vekillerimiz irademizdir.

Panik hâlinde seçime gitme kararı aldınız ve seçime giderken bile vekillerimizin vekilliğini düşürmeye yeltendiniz çünkü âcizsiniz, evet. Nasıl ülkenin değil, kendi bekanızı düşünerek seçim kararını aldıysanız aynı acziyet içerisinde bir kez daha seçmen iradesini tanımıyorsunuz, bugün bunu tescil edeceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu ülkede sizin adli ve siyasi kaydınız nedir biliyor musunuz? Acziyet, acziyet, acziyet; kaydınız budur, aynen budur kaydınız. Halkların tarihine, bu ülke tarihine bu şekilde geçecektir bu kayıt, acziyet olarak geçecektir ve 24 Haziranda bu ülkenin halkları, tüm demokratik güçleri hep birlikte size cevaplarını verecek. O cevap ne olacak biliyor musunuz? “Faşizme hayır!” olacak, o cevap “özgürlük” olacak, o cevap “demokrasi” olacak ve aynı şekilde, bu şekilde geldiğiniz gibi değil belki ama çok daha acziyet içerisinde ve belki arkanıza bakamadan gidiyor olacaksınız. Sizlere hayırlı olsun. Burada durmamızı gerektiren, yüzümüze okunmasını gerektiren bir karar yoktur ortada. Söz konusu olan, halkın kararıdır; halk onları seçmiştir, kararını vermiştir ve bundan sonra da yine aynı şekilde kendi vekillerini seçecektir.

(HDP milletvekillerinin Genel Kurul salonunu terk etmesi)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, seçim tarihinin belli olduğu bir Mecliste 2 milletvekilinin milletvekilliğinin düşürülmesinin doğru olmadığına, bu kararın dönem sonuna bırakılmasının siyasi nezaketin bir gereği olduğuna ve 24 Haziranda milletin demokrasiye, özgürlüklere, temel hak ve hürriyetler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına ne kadar sahip çıktığını hep birlikte göreceklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Esasen, şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir trajedi yaşanıyor. Geçmişte çok örnekleri var. Bu tür kararların dönem sonuna bırakılması, aslında her şey bir yana, siyasi nezaketin de bir gereğidir. Kaldı ki kendi seçimlerini yenilemiş bir Mecliste, seçim tarihinin belirli olduğu bir Mecliste -biraz sonra bu okunacak- 2 milletvekilinin milletvekilliğinin düşürülmesi doğru değildir Sayın Başkan. Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir ve Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın mahkeme kararlarının burada okunması bize şunu gösteriyor: Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesine dışarıdan bir müdahale var. Zira, siz de İç Tüzük’ü çok iyi bilen bir Başkan Vekili olarak bilirsiniz ki bu, çok amir değil, dönem sonuna bırakıldığının sayısız örneği var. Bir iradenin işine geldiği zaman bu kararlar Genel Kurulda okutuluyor, bir iradenin işine gelmediği zaman okutulmuyorsa bu, her şeyden önce, hangi partiye mensup olursa olsun, millî iradeye bir saygısızlıktır, bunu kabul etmek mümkün değildir.

Ben, sizin demokrasiye, millî iradeye olan sadakatinize inanan biri olarak, bir inisiyatif almak suretiyle, bugün burada demokrasiye sadakatinizi, millî iradeye saygınızı tescillemenizi acizane tavsiye ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, öte yandan…

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Makedonya Cumhuriyeti Meclisi Başkanı Talat Caferi ile beraberindeki heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın Altay, uygun görürseniz, size süre vereceğim, yalnız, çok değerli bir misafirimiz şu anda aramızda.

Türkiye Büyük Millet Meclisini ziyaret etmekte olan Makedonya Cumhuriyeti Meclisi Başkanı Sayın Talat Caferi, beraberindeki heyetle Değerli Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman’la birlikte Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir. Kendilerine, Başkanlık Divanımız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Genel Kurulumuza, Meclisimize hoş geldiniz demek istiyorum. (AK PARTİ, CHP, MHP sıralarından alkışlar)

Teşekkür ediyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

18.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, seçim tarihinin belli olduğu bir Mecliste 2 milletvekilinin milletvekilliğinin düşürülmesinin doğru olmadığına, bu kararın dönem sonuna bırakılmasının siyasi nezaketin bir gereği olduğuna ve 24 Haziranda milletin demokrasiye, özgürlüklere, temel hak ve hürriyetler ile Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına ne kadar sahip çıktığını hep birlikte göreceklerine ilişkin açıklaması (Devam)

BAŞKAN - Sayın Altay, mikrofonunuzu açıyorum.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Biraz önce de arz ettiğim gibi; bu, doğru değildir; bu, vicdani değildir. Milletin oyuyla seçilmiş, milletten vekâlet almış insanların, buradaki görevlerini en azından 24 Haziran tarihine kadar sürdürmeleri, işin yakışığıdır. “Bu noktaya niye geldik?” derseniz, bu noktaya tahrip edilen demokrasimizin içinde bulunduğu hâlle geldik. Bu millet 27 Mayısta, 12 Martta, 12 Eylülde, 28 Şubatta, 15 Temmuzda demokrasiye yönelik her türlü müdahaleyi her şeye rağmen elinin tersiyle itmesini bilmiştir. Şimdi, geldiğimiz noktada, 20 Temmuz sivil OHAL darbesiyle Türkiye'nin içinde bulunduğu hâlden, yani demokrasimizin felç edildiği, ekonominin komaya sokulduğu, dış politikanın pert olduğu, barış ve huzur ortamının deforme edildiği bu ortamdan yeniden güçlü parlamentoya, güçlü demokrasiye geçiş için 24 Haziran tarihî bir fırsattır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – 24 Haziranda bu aziz milletin demokrasiye, özgürlüklere, temel hak ve hürriyetlere, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam bağımsızlığına ne kadar sahip çıktığını inşallah hep birlikte göreceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Altay.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Başkanlık Divanı olarak Meclis İçtüzüğü’ne göre yönetme mükellefiyetleri olduğuna ve gündemin dışına çıkmak gibi bir durumun söz konusu olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Meclis Başkanlık Divanı olarak burayı yönetirken tabii ki Meclis İçtüzüğü’ne ve daha önceden belirlenen gündeme göre yönetme mükellefiyetimiz var. O anlamda bizim bu noktada gündemin dışına çıkmak gibi bir durumumuz söz konusu değil.

Sayın Muş, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

19.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Anayasa’nın 84’üncü maddesi ile kanunların 2 tane kesinleşmiş mahkeme kararının okunmasını emrettiğine, bu konuda bir acziyetin söz konusu olmadığına ve ülkeye hizmet etmek için gönderilenlerin, milletvekilliklerinin düşürülmesini topluma nasıl izah edeceklerinin hesabını yapmaları gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, az önce yaşanan tartışmaya dair bir ifadede bulunmak istiyorum. Şu an Başkanlık Divanında gündemde olan ve sizin de icra etmek durumunda olduğunuz gündem içerisinde 2 tane kesinleşmiş mahkeme kararı vardır. Anayasa’nın 84’üncü maddesi bu noktada açıktır ve bunların okunmasıyla ilgili hem Anayasa’nın ilgili maddesi hem de kanunlarımız bunu emretmektedir. Dolayısıyla, burada kesinleşmiş yargı kararının sonrasındaki bir süreci “Efendim, bu, acziyettir, halk iradesine saygı değildir.” gibi ifadelerle bunu sulandırmaya çalışmayı doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim. Burada bir acziyet söz konusu değildir, acziyet diye konuşanlar bir suçluluk psikolojisinin aslında Meclisteki dışa vurumunu ortaya koymaktadırlar. Dolayısıyla, parti grubumuza dönüp “Acziyet içerisindesiniz.” diyenler, o suçluluk psikolojilerini, içine düşmüş oldukları o suçluluk kabahatini topluma nasıl izah edeceklerini bir düşünsünler. Onlar bu milletin karşısına çıktıkları zaman -milletvekilliği, ülkeye hizmet etmek için buraya gönderilenler- bazı suçlarla karşı karşıya kalıp burada vekillikleri yargı kararıyla düşürüldükten sonra, bunları topluma nasıl izah edeceklerinin hesabını yapsınlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Herhâlde beni kastetmediniz?

BAŞKAN – Sizi kastetmedi Sayın Altay.

Evet, şimdi gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Başbakanlığın Anayasa'nın 84’üncü maddesine göre Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir ile Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın kesin hüküm giydiklerine dair kesinleşen mahkeme kararları hakkında tezkereleri vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Tezkereler

1.- Başbakanlığın, Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir’in hakaret suçundan cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 5/10/2017 tarihli ve E:2016/596, K:2017/516 sayılı Kararı’nın, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23/3/2018 tarihli ve E:2017/3774, K:2018/942 sayılı Kararı’na istinaden kesinleşmesi nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin tezkeresi (3/1567)

2 Nisan 2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 30/3/2018 tarihli ve 35601974-103-0326-2016-E.581/26264 sayılı yazı.

Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir'in hakaret suçundan cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 5/10/2017 tarihli ve E:2016/596, K:2017/516 sayılı kararının, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23/3/2018 tarihli ve E:2017/3774, K:2018/942 sayılı kararına istinaden kesinleşmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 84'üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi yazı sureti ve eki dosya ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                                                   Bekir Bozdağ

                                                                                                                             Başbakan Yardımcısı

2.- Başbakanlığın, Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/11/2017 tarihli ve E:2017/49, K:2017/654 sayılı Kararı’nın, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve E:2017/2122, K:2018/329 sayılı Kararı’na istinaden kesinleşmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin tezkeresi (3/1568)

17 Nisan 2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 11/4/2018 tarihli ve 35601974-103-0427-2015-E.522/24949 sayılı yazı.

Hakkâri Milletvekili Selma Irmak'ın terör örgütü propagandası yapmak suçundan cezalandırılmasına ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/11/2017 tarihli ve E:2017/49, K:2017/654 sayılı kararının, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve E:2017/2122, K:2018/329 sayılı kararına istinaden kesinleşmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesine dair Adalet Bakanlığından alınan ilgi yazı sureti ve eki dosya ilişikte gönderilmiştir.

Gereğini arz ederim.

                                                                                                                                   Bekir Bozdağ

                                                                                                                             Başbakan Yardımcısı

BAŞKAN – Anayasa’nın 76’ncı maddesi kapsamında milletvekili seçilmeye engel bir suçu teşkil eden ve Anayasa’nın 84’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince bilgiye sunulan kesinleşmiş mahkeme kararları doğrultusunda Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir ile Hakkâri Milletvekili Selma Irmak’ın milletvekillikleri düşmüştür.

Bilgilerinize sunulur.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, söz alabilir miyim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta, 60’a göre söz veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki “MHP ve AKP’nin Kürt düşmanlığı olayı su yüzüne çıktı.” ifadesini hiçbir şekilde kabul etmediklerine ve Kürt düşmanı değil, terörist düşmanı olduklarına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Az önce gündem dışı konuşmalarda HDP Milletvekili Behçet Yıldırım’ın bir ifadesi oldu. Tutanaklar önümüze yeni geldiği için ancak bu konuyla ilgili söz alabildim.

Tabii doğrudan bir sataşma var burada ama kendileri burada olmadığı için sataşmadan söz almayacağım ancak şunu düzeltmemiz lazım: Kendisi konuşmasında “MHP ve AKP’nin Kürt düşmanlığı olayı su yüzüne çıktı.” diyor. Bunu hiçbir şekilde kabul etmek mümkün değildir. Milliyetçi Hareket Partisi, Kürt düşmanı asla olamaz. Milliyetçi Hareket Partisi olsa olsa terörist düşmanıdır, teröre düşmandır. Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin şerefli birer üyesidirler, mensubudurlar. Esas, Kürtlere düşmanlık yapanlar da onların oyunu alıp onların durumunu istismar ederek teröre destek çıkanlardır. Bunu ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın ifadesini doğru bulmadıklarına ve bütün siyasi partilerin 81 milyon insanı kucakladığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Evet, kaçırmış olabiliriz. Eğer öyle bir ifade kullanmışsa bu ifadeyi tabii ki doğru bulmadığımızı kesinlikle bizler de ifade etmek isteriz. Bunu bu şekilde lanse etmek asıl tehlikedir, asıl sıkıntıdır. Burada 81 milyon insanı kucaklıyor bütün siyasi partiler. Herhangi bir partiyi bu şekilde ilzam etmenin doğru olmayacağını bir kez daha ben de ifade ediyorum ve bunu, buradan, yine Kürt bir Meclis Başkan Vekili, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu bir vatandaşı olarak ifade etmek istiyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran ve arkadaşları tarafından, bireysel silahlanmanın ve bu artışla ilintili olarak artan ateşli silahlar nedeniyle ölüm ve yaralanmaların sebeplerinin belirlenmesi amacıyla 19/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 19 Nisan 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

19/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19/4/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                          Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

19 Nisan 2018 tarihinde Batman Milletvekili Sayın Ayşe Acar Başaran ve arkadaşları tarafından (7538 sıra numaralı) bireysel silahlanmanın ve bu artışla ilintili olarak artan ateşli silahlar nedeniyle ölüm ve yaralanmaların sebeplerinin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 19/4/2018 Perşembe günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde tek söz talebi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Erkan Aydın’a aittir.

Buyurun Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bireysel silahlanma üzerine HDP Grubunun verdiği önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, ülkemizde bu silahlanmanın ve sonuçlarının nereye geldiğini bir gazetenin üçüncü sayfasını açtığınızda hemen hemen her gün haberlerde görebilirsiniz. Mutlaka, özellikle de kadınlarımızın maruz kaldığı, silahla öldürmeler, yaralanmalar; hayatları kararan onlarca insan var.

Rakamlara baktığımızda, Türkiye’de 710 bin yurttaşımız ruhsat alarak silahlanmış ama bunun yanında yaklaşık 25 milyon kişi de ruhsatsız silaha sahip. Yani hiçbir kaydı yok, kaçak almış, devlet bunların birçoğunu kontrol etmiyor ve ölümlerin, yaralanmaların, gaspların birçoğu da bu ruhsatsız silahlardan kaynaklanıyor. Yalnızca 2010 yılında yaşanan 3.494 bireysel silahlı olayda 2.187 kişi hayatını yitirmiş ve maalesef bunların da birçoğu kadın vatandaşlarımız.

Şimdi en son güncel olaylara bakalım. Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde bir akademisyen kılıklı vatandaş gidip 4 akademisyenin hayatına mal oluyor, hayatına kastedip ölmelerine sebep oluyor. Gene, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde görevli bir akademisyen insanları öldürüyor. En son olarak, geçen hafta Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Hasanağa’da bir ilköğretim okulunda polis memuru, beylik silahıyla gidip bir kadın müdürü ve kadın müdür yardımcısını âdeta kurşun yağmuruna tutuyor. Bir kadın müdüre, müdire hanıma 11 tane kurşun sıkabiliyor hiç utanmadan, sıkılmadan, suçluluk duymadan; ki bu da aslında devletin verdiği silahla yapılan bir yaralama.

Baktığımızda, Türkiye’de durum böyleyken, örnek olarak Avrupa ülkelerinden İngiltere’de polisin 2017 yılında sıktığı kurşun sayısı sadece 7. Peki, neden? Çünkü polis silah taşımıyor. Terör olayları artınca araştırma yapıyorlar ve öncelikle polislere soruyorlar “Silah istiyor musunuz?” diye, yüzde 90’ı diyor ki: “İstemiyoruz.” Orada copla, kelepçeyle bu tür olaylara müdahale ettikleri için de silahlanma olmuyor. Ancak bizde maalesef çok fazla. Bir de bunun üzerine 15 Temmuzdan sonra çıkarttığınız 696 sayılı KHK’yle, terör olaylarını önleme bahanesiyle, teröristlere karşı -ki tamamen muğlak bir ifade- savunma yaptığını iddia eden kişilerin, savunma yaptığını varsayarak bir ceza dahi almasını engelliyorsunuz. Bunun yanında -defalarca sorduğumuz- gene 15 Temmuzdan sonra 106.740 adet silah kayıp ve hâlâ bulunabilmiş değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Devamla) – Başkanım, tamamlıyorum.

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen Sayın Aydın.

ERKAN AYDIN (Devamla) – Defalarca bunu bu kürsüden dile getirdik, soru önergeleri verdik. İçişleri Bakanlığı bu konuda suspus. Bakın, on yılda bireysel silahlanmanın 10 kat arttığı, bunların yüzde 85’inin ruhsatsız olduğu ve her 4 kişiden 1’inde ruhsatsız silah olduğu bir ülkede korkarım ki bu rakamlar katlanarak artacak ve suçu günahı olmayan, masum onlarca vatandaşımız hayatını kaybetmeye devam edecektir.

Peki, bunlarla ilgili ne yapılması gerekiyor? Bunlarla ilgili çok kısa çözüm önerilerimiz de var. Bu silahlar verilirken mutlaka bekleme süresi olması gerekiyor. Ruhsat süresinin iki yıldan bir yıla indirilmesi gerekiyor. Eğer ehliyetini kaybettiyse verilmemesi gerekiyor. 25’ten 21’e indirilen yaşın tekrar 25’e çıkarılması gerekiyor. Eğitim durumunun mutlaka göz önüne alınması gerekiyor. Zorunlu olmayan hâllerde silah verilmemesi gerekiyor ve bunların yapılmaması durumunda, insanların kendi cezalarını kendilerinin verme isteğinden kaynaklanan bu ölümler daha da artacak diyorum ve bireysel silahlanmanın önü mutlaka kesilmeli diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ve Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından, yapıldığı iddia edilen FETÖ temizliği konusundaki detayların tüm aşamalarıyla ortaya çıkarılması, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 18/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 19 Nisan 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

19/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19/4/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                     Engin Altay

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan Vekili Özgür Özel ve Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç tarafından, yapıldığı iddia edilen FETÖ temizliği konusundaki detayların tüm aşamalarıyla ortaya çıkarılması, gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 18/4/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin (1875 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 19/4/2018 Perşembe günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde öneri sahibi CHP Grubu adına Balıkesir Milletvekili Namık Havutça konuşacaktır.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuz tarafından verilen ve FETÖ'nün siyasi ayağıyla nasıl mücadele edildiği konusundaki grup önerimizi sizlere takdim ediyorum.

Biliyorsunuz, FETÖ, yıllarca devletin hemen her kademesinde, kurumlarında ve özel sektörde örgütlendi ve 15 Temmuza kadar da FETÖ her türlü kurumsal örgütlenmesinde daima Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı tarafından özel olarak desteklendi. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, partimizin yetkilileri, defalarca, Fetullahçı hareketin Türkiye için önemli bir tehdit olduğunu, devletin yanında paralel bir örgütlenmenin kabul edilemeyeceğini, hiçbir cemaatin devlet içerisinde ve kurumlarda bu şekilde desteklenmemesi gerektiğini bu kürsüde haykırarak söyledik. Hatta, çok iyi hatırlıyorum, rahmetli bir ağabeyimiz burada “Feto’yu neden getirmiyorsunuz?” diye söylediğinde AKP’li bazı milletvekilleri milletvekili arkadaşımızın üzerine yürüdü, rahmetli Kamer Genç’in. O, bu Fetullahçı hareketin ülkemiz için ne kadar ağır bir tehdit olduğunu bu kürsüde, burada ifade etti, grup başkan vekillerimiz defalarca ifade etti ama sizlerin ve sizin milletvekillerinizin Pensilvanya’ya giderek, sanki kutsal bir mekânı ziyaret eder gibi, onun yanında başını örterek dizinin dibinde fotoğraf çektirdiğini de çok iyi biliyoruz.

Ne olduysa, 15 Temmuzdan sonra… O gece, evet, milletimizin demokrasiye sahip çıkmasıyla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanın bize verdiği talimat üzerine derhâl milletvekili arkadaşlarımla da biz buraya geldik. O bombaların üzerimize düştüğü gece buradaydık. Türkiye’nin tarihinde, bir Kurtuluş Savaşı yaşamış, özgürlük mücadelesi vermiş yüce Türk milletinin Ulus’taki binasına bir mermi çekirdeği bile atılmamışken, sizin iktidarınızda, sizin ihmalleriniz yüzünden bu Meclis 7 defa bombalanmıştır. O generalleri sizler terfi ettirdiniz, Adalet ve Kalkınma Partisi terfi ettirdi.

Şimdi soruyorum… FET֒yle mücadelede, evet -her şerde bir hayır vardır- doğru bir noktaya geldik. Buradan soruyorum: 159 bin kişiyi ihraç ettiniz, 4 bin-5 bin hâkim ve savcıyı ihraç ettiniz; doğrudur, yapılması gerekir. Peki, kendi partinizden… Hükûmet Sözcüsü Sayın Mahir Ünal diyor ki: “Biz de kendi içimizde 17-25 Aralık 2013’ten sonra bu yapıya yönelik son derece hassas, dikkatli, âdeta bir kuyumcu hassasiyetiyle davrandık. İlçe yönetim kurullarımıza, mahalle başkanlarımıza varıncaya kadar titiz ve hassas bir çalışma yürüttük.” Peki, soruyorum o zaman: Bu siyasi çevrelerden, iktidarınız döneminde, hangi siyasiyle ilgili bir soruşturma başlatıldı, yargısal ve adli bir süreç başlatıldı? İşte biz bunların tespit edilmesini istiyoruz. Siyasi olarak, nasıl ki generalleri ihraç ettiyseniz, subayları ihraç ettiyseniz, yine, hâkim ve savcıları yargılıyorsanız, hangi siyasi mensubunuzu yargı önüne, adalet önüne çıkardınız? İşte, mademki kuyumcu titizliği, burada, yüce Türk milletinin önünde, FET֒yle mücadeledeki samimiyetinizi, içtenliğinizi görmek istiyoruz.

Bakın, kendi partinizin bir milletvekili FETÖ borsası kurulduğunu söyledi. Televizyon kanallarında açıkça “Benim her konuşmam suç duyurusu niteliğindedir.” diyor ve milyonları basanların FETÖ yargılamasından muaf olduğunu söylüyor. Bunu biz söylemiyoruz değerli milletvekilleri, sizin arkadaşınız söylüyor, televizyonlarda söylüyor açık açık. E şimdi, mademki Türkiye'ye ihanet etmiş bir çeteyle karşı karşıyayız, o zaman duruşumuz ilkesel ve sağlam olacak. Öğretmeni bir tek Bank Asyadan para çekti diye ihraç ediyorsunuz, Feto’nun dizinin dibinde oturmuş, Allah’ın mübarek adamı diye eline sarılan milletvekilini, kendi arkadaşlarınızı koruyorsunuz; şimdi, bu öğretmen hayatında Feto’yu görmemiş, devlet memuru hayatında Feto’yu görmemiş.

Bize bu konuda samimiyet testi yok. Bakın, bir tek Cumhuriyet Halk Partilinin Feto’nun ne yanında ne yakınında bir fotoğrafını gösteremezsiniz. FET֒yle mücadele edecekseniz bu konuda kararlı ve dürüst olacaksınız.

Buradan soruyorum Hükûmet yetkililerine, Adalet Bakanına…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hükûmet yok.

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Bir tek Cumhuriyet Halk Partilinin, yetkilisinin, etkilisinin, başkanının, üyesinin Feto’yla ne yan yana fotoğrafını görürsünüz ne yanında duruşunu görürsünüz, bu kadar net. Eğer FET֒yle mücadele edecekseniz bunların hesabını, bu siyasilerin hesabını, kim olduklarını tek tek tespit edeceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika rica edeyim.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Havutça.

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Evet, hem FET֒yle hem FET֒nün dışında başka tarikatlarla da paralel örgütlenmelerle de mücadele edeceğiz, FETÖ yetmez sadece. Aynı cemaat örgütlenmelerinin Türkiye için ne kadar ağır bir tehdit olduğunu biz biliyoruz. O nedenle, devleti cemaatler değil, siyaset yönetecek.

Bakıyoruz, şu anda, son dönemde birçok hâkim ve savcı alındı. Hangi referansa göre aldınız? 96 puan almış bir hâkim ve savcı adayı mülakatta eleniyor. Ya, bunun ölçüsü ne arkadaşlar? Şimdi öğretmen alıyorsunuz, mülakatta hiç eğitimle alakası olmayan sorular soruluyor. İşte bu FET֒cüler böyle sızdı aramıza. Biz bunları size söyledik zamanında. Bu FET֒cüler devlete böyle sızdı. YAŞ kararlarıyla, Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla nasıl devletin kademelerine geldiklerini biz biliyoruz.

O nedenle, gelin, samimiyetse, getirin araştırma önergesini, komisyonu kuralım; bu siyasi FET֒cüler kim, neredeler, kaç tanesi yargılanıyor, bunları tespit edelim. Bu millet o şehitleri boşuna vermedi 15 Temmuz gecesi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – O nedenle, araştırma önergemizi desteklemenizi diliyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Başka konuşmacı yok mu ya?

BAŞKAN – Başka konuşmacı yok Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Allah Allah!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Muş, buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada partimize dönerek “FET֒cüleri koruyorsunuz.” diyerek parti grubumuza açık bir sataşmada bulunmuştur. Bu, İç Tüzük 69’a göre bir sataşmadır.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş, sataşmadan iki dakika süre veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar).

Yalnız, siz de sataşmadan konuşabilirseniz yolumuza devam ederiz.

Buyurun lütfen.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın CHP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; FETÖ terör örgütüyle mücadelemiz -hem AK PARTİ’nin hem de AK PARTİ hükûmetlerinin- kamuoyu tarafından gayet iyi bilinmektedir.

Bir yapı veya bir kurum ya da bir tüzel kişi ya da bir şahıs suç işlemeye başladığı andan itibaren hukuk devreye girer ve o andan itibaren hukuk, gereği neyse onu yapar. Dolayısıyla, bu yapı suç işlemeye giriştiği andan itibaren hem Hükûmetimiz hem partimiz hem de hukuk, Türkiye Cumhuriyeti devleti son derece kararlı bir şekilde bu örgütle mücadeleyi başlatmış, sürdürmüş ve bugünlere kadar getirmiştir. Bu noktada, ne partimizde ne Hükûmetimizin kararlılığında en küçük bir tereddüt söz konusu değildir, olamaz. Ama peşinen kalkıp da partimizi itham edecek, partimizi töhmet altında bırakacak -sanki bu yapı, bir terör örgütü suç işlemeye başladığı andan itibaren partimizle bir ilişkisi, bir iltisakı varmış gibi- bir algı oluşturmaya çalışmanın yanlış olduğunun, bunun kesinlikle tarafımızdan reddedildiğinin ifade edilmesini doğru buluyorum.

Bir kere, partimizin, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da, sadece FETÖ terör örgütüyle değil, Türkiye Cumhuriyeti devletine kasteden bütün terör örgütleriyle hukuk içerisinde aynı kararlılıkla mücadele edeceğini bu kürsüden ifade etmek isterim. Bundan kimsenin en küçük bir şüphesi olmasın. Ne FETÖ terör örgütü ne PKK terör örgütü ne DEAŞ’ı ne DHKP-C’si ne MLKP’si ne de diğerleri; her kim ki bu anlamda suç işlemeye kalkarsa karşılığını hem devletimiz tarafından hem AK PARTİ hükûmetleri tarafından hem partimiz tarafından görecektir.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN - Sayın Havutça…

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın grup başkan vekili benim itham ettiğim ve gerçekleri söylemediğim şeklinde bir ifadede bulundu.

BAŞKAN – Sayın Havutça, bu sataşma değil.

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Onunla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum, dayanağımı söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Bu bir sataşma değil.

Ben dilerseniz 60’a göre yerinizden bir dakika süre vereyim.

Buyurun.

Bu arada, Sayın Yıldız, size söz vereceğimi söylemiştim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın Başkanım, şimdi sayın grup başkan vekili onu öyle söylüyor ama bakın, ben çok somut olarak bir örnek veriyorum: Bank Asya yöneticisi, yıllarca Bank Asyada, FET֒nün bankasında görev yapmış, on altı yıl. Sonra bu arkadaşımız, bu zat Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığına getiriliyor. On altı yıl boyunca FET֒nün bankasında yönetici ve SPK’ye Başkan yapılıyor. Bunu kim yaptı? FET֒cü. On altı yıl FET֒nün bankasında yöneticilik yapmış şahsı SPK’nin başına biz mi getirdik? Kim getirdi? Şimdi, siz Bank Asyanın önünden geçeni mesleğinden ihraç ediyorsunuz, Bank Asyada on altı yıl yöneticilik yapmış adamı SPK Başkanı yapıyorsunuz. Bunu biz mi yaptık? Şimdi, bunu söylediğimizde biz itham mı etmiş oluyoruz? Gerçek bu, araştırın.

İki: Sayın Şamil Tayyar FETÖ borsası kurulduğunu söylemedi mi? Bunu biz söylemedik ki, o söylüyor. Dolayısıyla, biz itham etmiyoruz, var olanı tespit ediyoruz Sayın Başkanım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yıldız…

22.- Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Aydın İncirliova Acarlar beldesinde hal yapılması için Maliye Bakanlığı tarafından verilen hazine arazisinin Valilik tarafından Millî Eğitim Bakanlığına devredildiğine ve Millî Eğitim Bakanlığından bu arsayı Büyükşehir Belediyesine devretmesini istediklerine ilişkin açıklaması

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Aydın İncirliova Acarlar beldesinde daha önce eski bir halimiz vardı, onun yanındaki Maliye Bakanlığına ait bir hazine arazisine müracaat etmiş Büyükşehir Belediye Başkanımız; o bölgenin en iyi hali, sebze ve meyve hali olması için müracaat edilmişti. Projeleri hazırlandı ama maalesef geçen hafta Valilik bu yeri Millî Eğitim Bakanlığına, Millî Eğitim Müdürlüğüne devretti. Yıllardan beri Ege’yi ve Marmara’yı doyuran Acarlar beldesine maalesef engel olundu. Bu konuyla ilgili, Sayın Millî Eğitim Bakanlığının bu arsayı Büyükşehre devretmesini istiyoruz, orada Acarlar halkına hizmet etmek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, çok kısa…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta.

23.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, taşeronlara kadro verilmesi işlemi esnasında oluşan sıkıntılara ve bu konuda biraz daha hassas olunmasının faydalı olacağına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bir konuyu çok kısa gündeme getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, bu taşeronlara kadro verilmesi işlemi yapıldı ancak burada bunun yapılması esnasında bir kısım sıkıntıların olduğunu hep ifade etmiştik zaten. Özellikle bu yüzde 70 oranında personel giderleri konusunda ciddi mağduriyetler oldu. Ayrıca 4 Aralık öncesinde uzun süre taşeron olarak çalışmış olmasına rağmen o gün çalışmayanlara kadro verilememişti. Biz bunların düzeltilmesine ilişkin hâlen ümidimizi koruyoruz, yalnız burada mevzuat çerçevesinde, Sayın Başkan, aslında alması gerektiği hâlde kadroyu alamayanlar da var. Ben uygulamadan kaynaklanan öyle bir sıkıntıyı dile getirmek istiyorum.

Şimdi, biliyorsunuz, askerlik nedeniyle görevden ayrılmış olanlara kadro veriliyor, yasal olarak verilmesi lazım ancak bu askerlik nedeniyle görevden ayrılanların bir kısmına ilişkin işlemler, o istifaları askerlik nedeniyle değil de normal bir istifa gibi alınmış ve buralarda bir mağduriyet oluşuyor ve biz bunlarla ilgili çok ciddi mesaj alıyoruz. Buradaki uygulamanın gözden geçirilmesi konusunda dikkati çekmek istedim ben. Yani askere gitmiş, her şeyi ortada, askerlik nedeniyle istifa etmiş, hukuken hakkı var ancak bu hakkı idareler kullandırmıyor. Bu konuda biraz daha hassas olunmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- AK PARTİ Grubunun, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 7 milletvekilinin milletvekili genel seçiminin yenilenmesi ve seçimin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılması hakkındaki (4/147) esas numaralı Önergesi’nin kırk sekiz saat geçmeden Anayasa Komisyonunda görüşülmesine ve Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

19/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 19/4/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                                    Mehmet Muş

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                    AK PARTİ Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 7 Milletvekilinin Milletvekili Genel Seçiminin Yenilenmesi ve Seçimin 24 Haziran 2018 Tarihinde Yapılması Hakkındaki (4/147) esas numaralı Önergesi’nin kırk sekiz saat geçmeden Anayasa Komisyonunda görüşülmesi,

Genel Kurulun;

Haftalık çalışma günlerinin dışında 20 Nisan Cuma günü saat 14.00'te toplanması ve bu birleşiminde gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmındaki işlerin görüşülmesi ve bu birleşimde 112 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

23 Nisan 2018 Pazartesi günü yapılacak özel birleşimde konuşmaların tamamlanmasından sonra görüşmelere devam edilmesi ve gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmındaki işlerin görüşülmesi ve bu birleşimde 115 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 63’üncü maddesi uyarınca Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu tarafından verilen grup önerisinin İç Tüzük’ün 26, 36 ve 19’uncu maddelerine aykırılık teşkil ettiğini düşünmekteyiz.

Bu sebeple, 63’üncü maddeye dayalı olarak bu hususta bir usul tartışması talep etmekteyiz efendim.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Lehte.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Lehte.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Lehte.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Lehte, kabul ediyorsunuz yani?

BAŞKAN – Benim tutumum lehinde, sizin lehinizde değil Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Siz öneriyi okuttunuz, ben tutumunuz kısmında da usul tartışması…

BAŞKAN – Evet, öneriyi okuttum, ben öneriyi işleme alacağım, çünkü İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi çok açık yani bütün hâllerde, Danışma Kuruluna getirilebilecek tüm hâllerin siyasi parti gruplarının grup önerilerine de konu edilebileceğine ve bir de daha önceki uygulamalara dayanarak bunu işleme alacağım. Ama tutumum aleyhinde söz istediniz.

Sayın Engin Altay, aleyhte.

Lehte ilk söz Mehmet Doğan Kubat’a aittir.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın AK PARTİ grup önerisini işleme almasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlık makamının tutumu lehinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, bildiğiniz üzere, dün AK PARTİ ve Milliyetçi Hareket Partisinin sayın grup başkanları tarafından seçimlerin yenilenmesine ilişkin önerge Meclis Başkanına sunulmuş, (4/147) esas numarasıyla Anayasa Komisyonuna havale edilmiştir 23’üncü maddeye göre.

Şimdi, bizim grup önerisinde konu ettiğimiz husus, 36’ncı maddedeki kırk sekiz saati beklemeksizin, komisyonun gündemine hâkim olması ilkesinden de hareketle, bu meseleye vaziyet etmesi, görüşüp karara bağlaması ve raporunu hazırlaması. Bu neden gerekli? İşin doğasından dolayı. Nitekim 95’inci maddeye baktığımız zaman da seçimlerin yenilenmesine ilişkin önergelerin gündemdeki bütün konulardan önce görüşülüp açık oyla oylanması İç Tüzük gereğidir, emredici hüküm. İşin doğası, tabiatı bunu gerektirmektedir.

Buna ilişkin uygulama örnekleri var mı geçmişe baktığımız zaman? Evet, var. 17’nci Dönemde 10/7/1986 tarihli Tutanak Dergisi’ne bakıldığı zaman, komisyona havale edilen işin kırk sekiz saati beklemeksizin görüşülmesinin siyasi parti grupları tarafından da önerilebileceği; yine 2/5/2007 tarihli... O zaman da bizim grup önerimizde bir kanun teklifinin kırk sekiz saati beklemeksizin komisyonda görüşülmesi önerilmiş ve kabul edilmiş. Yine 21’inci Dönemde -dikkat buyurun- o zaman 23 Nisan 1999’a kadar işlenen suçlarla ilgili bir erteleme yasası vardı, yine bunun da İç Tüzük’ün 36’ncı maddesi uyarınca kırk sekiz saat geçmeden Adalet ve Anayasa komisyonlarında görüşülmesi tavsiye edilmiş ve bu, Genel Kurul kararıyla kabul edilmiş.

Uygulamaya baktığımız zaman da grup önerimiz hem İç Tüzük’ün 36’ncı maddesinin ikinci fıkrasına -ki ona ilişkin de uygulama örnekleri çok, vakit dar olduğu için girmiyorum- hem de Meclisimizin teamüllerine göre İç Tüzük’e, Anayasa’ya uygundur dolayısıyla Başkanımızın tutumu bu noktada yerindedir.

Bu duygularla, önerimizin işleme alınarak görüşmelerinin tamamlanmasını yüce Genel Kurulun takdirlerine arz eder, yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tutumum aleyhinde İstanbul Milletvekili Engin Altay.

Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Üç dakika değil mi? İktidar az konuşur, muhalefet çok konuşur efendim, usul böyle.

BAŞKAN – Evet, evet, muhalefeti çok konuştururuz.

Buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Kubat’ın gerekçelerini dinledim. Önce hemen şunu söyleyeyim: Biz 24 Haziran seçimlerini Türkiye için bir fırsat görüyoruz, içiniz rahat olsun, seçime karşı olan falan yok ama biz, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinde her ne yapılacaksa hukuk çerçevesinde, kanunlar, Anayasa, İç Tüzük çerçevesinde yapılsın isteriz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa’nın, kanunların hiç çiğnenmemesi gereken yerdir. Dışarıda bunlar çiğnenebilir -çiğnensin diye söylemiyorum- ama hele hele Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usul ve esaslarını belirleyen İç Tüzük’ün burada çiğnenmesi doğru değil.

Sayın Kubat’ın verdiği örneklerin bir kısmı ittifak olduğu için grup önerisiyle gelmiş, ayrıca ittifak olmadan gelen de var. Suimisal emsal olmaz Sayın Kubat, geçmişte bu suç işlendi, ben de bu suçu işleyeyim denebilir mi?

Çok açık değerli arkadaşlar, şimdi, Danışma Kurulunun tespit, teklif ve görüş bildirmesiyle bu olur. İktidarın dayandığı 36’ncı madde şöyle diyor: “Danışma Kurulunun tavsiyesi…” Yani buradan 19’a gidemezsin, buradan gidemezsin 19’a. “36’dan 19’a giderek ben bunu yaparım.” diyemezsin. Yaparsan, ha bunu al ayağının altında çiğne ha da yap.

Biz diyoruz ki: Evet, hayhay, 24 Haziran seçimi çok iyi olacak. Bence bir siyasi ötanazi yapıyorsunuz. İnşallah, Allah selamet versin. Türkiye büyük bir yükten kurtulacak. (CHP sıralarından alkışlar) Demokrasi Türkiye’ye yeniden gelecek, temel hak ve özgürlükler, herkes için eşitlik gelecek. Bunda bir sorun yok. Bu seçim geç bile kaldı.

MEHMET METİNER (İstanbul) – Bir gün bile fazla.

ENGİN ALTAY (Devamla) – Ama biz diyoruz ki bu kanun yarın da çıksa seçim 24 Haziranda, pazartesi günü çıksa da 24 Haziranda, buna bir engel de yok. Aceleniz ne? Ben sizin acelenizi söyleyeyim, sizin aceleniz şu, aklınız sıra, buna “Cin olmadan adam çarpmak.” derler: “Biz hazırız, ittifak işlerimizi falan hallettik. Ulan, ola ki bu muhalefet ittifak yapar, görüşme, bir şey yapacaktır -malum yedi gün içinde ittifakların YSK’ye bildirilmesi lazım- biz bunu yarın sabah bitirelim. Muhalefetin yani demokrasi isteyenlerin güç ve iş birliği yapmasının önündeki süreyi daraltalım.” Vallahi, bırakın yedi günü, bir gün de bile bu olacaksa korkunun ecele faydası yok. (CHP sıralarından alkışlar) Gidişiniz güle güle olsun, dün de söyledim, güle güle olsun.

Sayın Başkan, bunu bu şekliyle işleme almanız Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne aykırıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tutumum lehinde Sayın Mehmet Muş, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Başkanlık Divanının tutumunun lehinde olduğumuzu ifade etmek isterim.

Değerli arkadaşlar, şu an getirdiğimiz önerge, Genel Kurulun takdirine sunulan ve Mecliste, Genel Kurulun bekleme süreleriyle alakalı değişiklik yapılmasına dair. Şimdi, geçmişte bununla alakalı yapılan düzenlemeler var mı? Var. Bakın, 27/10/1995 Cuma günü, Danışma Kurulu kararında deniliyor ki: “26/10/1995 tarihli Gelen Kâğıtlar’da yayımlanan 887 sıra sayılı Seçimlerin Yenilenmesine İlişkin Anayasa Komisyonu Raporu’nun kırk sekiz saat geçmeden gündeme alınması önerilmiştir.” Ve bu Danışma Kuruluna sunuluyor, o dönem Parlamentoda bulunan Doğru Yol Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Anavatan Partisi ve Refah Partisi grupları bunu onaylayıp Danışma Kurulunun kararıyla getirmişler.

Şimdi, eğer Danışma Kurulunda uzlaşı sağlayamazsanız, bir parti grubu doğrudan Genel Kurula öneriyle bu tavsiyesini getirebilir ve Genel Kurulun takdirine sunar. Dolayısıyla Danışma Kurulunda böyle bir uzlaşı olmadı. O zaman, biz bu önerimizi doğrudan doğruya Genel Kurula getirmek suretiyle Genel Kurulun takdirine sunacağız. Eğer Genel Kurul burada “Evet, bu yapılabilir.” derse Komisyon gereken çalışmayı yapmaya başlayacaktır, olay bundan ibarettir.

Şimdi Sayın Grup Başkan Vekili diyor ki: “Biz dünden hazırız.” Şimdi, hazır olan böyle yapmaz; hazır olan der ki: “Önergeyi ben getireyim, bu işi beklemeye gerek yok, hemen dünden başlatmamız lazımdı.” derdi. Şimdi, bizim hazırlıksız olduğumuzu düşünüyorsunuz. “Baskın seçim yaptınız, öyleydi, böyleydi.” gibi ifadelere gerek yok. Bakın, Genel Başkanınız 31/10/2017’de “Erken seçim yapalım.” diyor. Şimdi, “Erken seçim yapalım.” diyorken hazır değil miydiniz? Bir ana muhalefet düşünün iktidara talip olan, her zaman hazır olmak zorundadır, her zaman hazırlıklıdır ama görüyorum ki böyle bir niyet de yok. “Ben iktidara geleyim.” diye. “Ya, şu işi uzatalım. Nereden çıktı bu erken seçim. Getirdiniz bunu, şimdi biz ne yapacağız? Gene bir mağlubiyet daha alacağız.” bunun endişesi. Şimdi, karşı da çıkamıyor, direkt delikanlılığa helal getirmek istemiyorlar.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Helal” değil, “halel” derler.

MEHMET MUŞ (Devamla) – “E, şimdi, karşı çıksak yanlış anlaşılacak, çıkmasak seçime gidiyoruz, biraz daha uzatmamız lazım bu işi.” İki arada bir derede kaldı. Sayın Engin Altay da tecrübeli bir Grup Başkan Vekili, vaziyeti kurtarmaya çalışıyor buradan, olay bundan ibarettir değerli dostlar. Dolayısıyla bir grup başkan vekilinin karşı karşıya kaldığı zor bir durum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Hiç de öyle değil.

MEHMET MUŞ (Devamla) – Yani sakal bıyık meselesi, ne tarafa baksanız problem.

Dolayısıyla Başkanın tutumunun lehinde olduğumuzu tekrar ifade etmek isterim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın mevkidaşım pek de yakıştıramadığım aslında, benim hiç söylemediğim konuları… Yani ben sanki oraya çıkmışım, “Biz seçime hazırlıklı değiliz.” demişim. Böyle bir şey söylemedim.

Sözlerimi çarpıtmıştır, sataşmadan söz talep ediyorum. Öyle bir kelime ağzımdan çıkmadı.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay. (CHP sıralarından alkışlar)

Lütfen, iki dakikada, sataşmaya mahal vermeden polemiği bitirelim.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un usul görüşmesinde lehinde yaptığı konuşması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yani Sayın Muş, kulaklarınızda mı bir problem var, Türkçeyle ilgili algınızda mı bir zafiyet oluştu bilmiyorum. Ben çok net söyledim. Bizim seçime hazırlıksız olduğumuzu da nereden çıkardınız? Siz Türkiye'yi taşıyamaz hâle, Türkiye sizi taşıyamaz hâle geldi, Türkiye'yi yönetemez hâle geldiniz ve bir siyasi ötanazi yapıyorsunuz, Allah selamet versin dedim. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Ve dedim ki 24 Haziran değil, gel daha erkene çek. Bunda bir sorun yok. Hukuka sahip çıkmanın adı, her şeyin hukuk içinde olmasını istemenin adı “Seçime hazırlıksızlık.” olarak değerlendiriliyorsa buradan şu da çıkar: Siz hukuku gözden çıkarmışsınız, ben yaptım oldu mantığıyla her şeyi yaparım zannediyorsunuz fakat öyle bir duvara toslayacaksınız, öyle bir duvara toslayacaksınız ki gene sizin için biz üzüleceğiz, sizin için biz üzüleceğiz, AK PARTİ grubumuzda çok değerli, çok sevdiğimiz arkadaşlarımız var. Ben biliyorum, sizin de bu Hükûmetten ve yukarıdakinden müşteki olduğunuz hususlar olduğunu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Adayınız kim, adayınız?

ENGİN ALTAY (Devamla) – Biliyorum ben. Sizin de bu günaha ortak olmadığınızı da biliyorum, tıpkı milyonlarca AK PARTİ’linin “Artık biz bu günaha ortak olmayacağız, sandığa gitmeyeceğiz.” dediği gibi, sizin içinizde de bu günaha ortak olmak istemeyenleri de biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Dün Recep Tayyip Erdoğan seçim tarihini açıkladığında kulislerdeki hâliniz ortada.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz.

Tekrar hodri meydan! Bir hafta daha öne alın seçimleri hiç sorun değil, yeter ki hukuku çiğnemeyin, Anayasa’yı çiğnemeyin, hukuksuz iş yapmayın, kanun dışına çıkmayın. Bunu söylüyoruz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri ve alkışlar)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Ders alın, ders!

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın AK PARTİ grup önerisini işleme almasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

BAŞKAN – Tutumum aleyhinde ikinci ve son söz, İstanbul Milletvekili Sayın Tanal’a aittir.

Buyurun Sayın Tanal.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Mahmut Bey, İstanbul olmadı, Cumhurbaşkanlığı bekliyoruz.

MEHMET MUŞ (İstanbul)- Şanlıurfa’yı bekliyorum ben.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – AK PARTİ’liler de gerçekten beni destekliyorlar. Ben, bu destekleriniz için sizlere teşekkür ediyorum.

Tabii, hukuk herkese lazım, demokrasi herkese lazım. Getirilen bu öneriye, bu teklife “eylemli İç Tüzük ihlali” deriz. Yani burada eylemli İç Tüzük ihlalinden kasıt şudur: İç Tüzük’te, Anayasa’da yazılı olmayan bir hükmün bu şekilde getirilip değiştirilmesi eylemli İç Tüzük ihlali olarak gündeme gelir.

Biz, burada, Anayasa’mızın hükümleri uyarınca yemin ederken yeminimizde ne dedik? Anayasa’ya ve kanunlara sadık kalacağımıza, bağlı kalacağımıza namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ettik. Aynı zamanda, hukuk devletinin gereği nedir? Yazılı olan kurallara yönetimin de yürütmenin de yasamanın da yargının da uyması demektir. Getirilen bu öneriyle maalesef, mevcut olan İç Tüzük hükümleri iktidar tarafından ihlal edilmektedir yani burada olay şudur: Siz, bir araçla yola çıkmışsınız. Sayın Metiner, bu aracın yolda lastiği patlamış.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Devrilmiş, devrilmiş.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Devrilmiş ve gidemiyor yani pert olmuş, yeni bir araç alınmak isteniyor ve bu yeni araç anlamında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz buna hazır durumdayız.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Aday kim, aday?

MAHMUT TANAL (Devamla) - Vatandaşımıza kazasız belasız, adaletin, demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin egemen kılınacağı bir sistemi kurmak için gidiyoruz Sayın Metiner. Yani bu arada, burada…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Aday mısın değil misin?

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – 100 bin imza var mı Sayın Tanal?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Aday mısın değil misin?

MAHMUT TANAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bana laf atmanıza gerek yok.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Onları üç yıl yıl dinledik. Aday mısın değil misin?

MAHMUT TANAL (Devamla) - Sizin bana laf atmanız herhâlde, korkarım, bir daha milletvekili olarak gelemeyebilirim telaşı içinde olduğunuzdan. (CHP sıralarından alkışlar)

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Ya, önemli değil, aday mısın değil misin?

MAHMUT TANAL (Devamla) - Yani “Burada acaba biz CHP'ye laf atarak Sayın Erdoğan’ın gözüne girer miyiz, bizi bir daha milletvekili seçer mi?” Ya, bırakın onu arkadaşlar. Yani şu anda…

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Aday mısın, sormak istiyorum?

MAHMUT TANAL (Devamla) - Bakın, hiç, laf atıp durmanın gereği yok. Sizin grup başkan vekilleriniz biliyor, iki buçuk yıldır kaç sefer burada konuştunuz? İki buçuk yılda, bugüne kadar Allah rızası için Denizli için ne önerin oldu Sayın Vekilim? Denizli’nin milletvekilisin, Denizli için ne söyledin bugüne kadar?

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Gelsene Denizli’ye. Adliye, mülkiye, hastane, postane, hepsi var Denizli’de, gel.

Bırak bunları sen! Aday mısın değil misin?

BAŞKAN – Müdahale etmeyelim lütfen.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Türkiye'de demokrasiyi rafa kaldırdınız, özgürlükleri rafa kaldırdınız. Eğer vatandaşımız demokrasi istiyorsa, adalet istiyorsa, hukuk devleti istiyorsa bu zulme, bu zalimliğe son vermek istiyorsa 24 Haziranda Cumhuriyet Halk Partisine destek verir.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tanal.

CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Senin adaylığını destekliyoruz. Kılıçdaroğlu’na karşı çık aday ol, alkışlayalım seni burada. Kılıçdaroğlu’na karşı aday ol, alkışlayalım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Erdoğan’a karşıyım, Erdoğan’a. Erdoğan karşıma çıksın, Erdoğan.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bizde demokrasi var, sizde yok. Sen genel merkezin kararına karşı bir tane ilçe başkanı çıkartamazsın Denizli’de.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, İç Tüzük'ün 19’uncu maddesi, İç Tüzük'te Danışma Kurulunun tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış bütün hâllerde, Danışma Kurulu toplanamaz, oy birliğiyle tespit, teklif yapamaz veya görüş bildirmezse Meclis Başkanı veya siyasi parti gruplarının işlemlerini ayrı ayrı Genel Kurula sunabileceklerini düzenlemektedir. Metinde kullanılan “bütün hâllerde” ibaresinden, İç Tüzük koyucunun Danışma Kuruluna verilen yetkilerin siyasi parti grup önerilerine konu edilmesi noktasında bir istisna getirmediği anlaşılmaktadır, nitekim uygulama da bu yönde gelişmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 10/7/1986 tarihli 117’nci Birleşiminde bir kanun teklifinin, 2/5/2007 tarihli 97’nci Birleşiminde ise milletvekili genel seçimlerinin yenilenmesine dair önergenin kırk sekiz saat geçmeden Anayasa Komisyonunda görüşülmesine dair grup önerileri işleme alınmış ve Genel Kurulca kabul edilmiştir. Görüldüğü üzere, bugün Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini işleme alma yönündeki tutumum, Başkanlığın Meclis teamüllerine de sari yerleşik bir uygulamasıdır. Dolayısıyla tutumumda bir değişikliğe gitmiyor ve grup önerisini işleme alıyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- AK PARTİ Grubunun, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 7 milletvekilinin milletvekili genel seçiminin yenilenmesi ve seçimin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılması hakkındaki (4/147) esas numaralı Önergesi’nin kırk sekiz saat geçmeden Anayasa Komisyonunda görüşülmesine ve Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneri üzerinde söz isteyen, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sakarya Milletvekili Engin Özkoç.

Buyurun Sayın Özkoç. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Öneri sahibi konuşmadı mı Başkanım? Konuşmuyor musunuz?

BÜLEN TURAN (Çanakkale) – Konuşuyoruz, konuştuk zaten usul tartışmasında.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Niye konuşmuyorsunuz, önerinizi niye savunmuyorsunuz?

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, metin çok açık olduğu için…

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Savunun önerinizi, savunun. Niye savunmuyorsunuz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Seçim her ne zaman gelse Sayın Altay’a böyle, bir hâller oluyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Millet yemiyor artık o demagojilerinizi, yemiyor.

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun.

CHP GRUBU ADINA ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Siyaset, itibarsızlaştırılmaması gereken bir makamdır. Siyasi makamlar, ülkeyi yöneten, istikrarla yöneten, ülkede iş adamına, esnafa, çiftçiye, görev yapan herkese de güven veren makamlardır. Bu siyasi makamlar eğer doğruyu söylemezler, yalan söylerlerse o zaman halkın bu siyasi makamlara karşı güveni kalmaz. (Uğultular)

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen uğultuyu keselim.

Sayın Özkoç, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tıpkı AK PARTİ Lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın, Libya’yla ilgili “NATO uçaklarının orada ne işi var?” dedikten çok kısa bir zaman sonra NATO uçaklarının İzmir’deki havaalanından kalkıp Libya’yı bombalaması emrinin önünü açması ve masum insanları katlettirmesi gibi. Tıpkı Fetullahçı terör örgütüne “Eğer benim dediklerimi yapmazsanız sizi terör örgütü ilan ederim.” dedikten sonra 4 bakanın hırsızlık ve zimmetine para geçirmesiyle ilgili el konulan paralarını milletin parasıyla faiziyle geri ödettirip Fetullahçı terör örgütüne milat saydığı gibi. Tıpkı bundan daha dört ay önce, beş ay önce milletin huzuruna çıkıp da “Erken seçim de neymiş? Daha Başbakanın önüne daktilo atılmadı ki niye erken seçime gidelim?” dedikten sonra…

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Daktilo değil, yazar kasa!

ENGİN ÖZKOÇ (Devamla) – …derhâl erken seçime gitme arzusunu Milliyetçi Hareket Partisi liderine açıklattıktan sonra, bunu, Türkiye'de söylediği sözü ezerek tekrar milletin karşısına çıkması gibi, eğer yalan söylerseniz, siyaseti itibarsız kılarsanız, o zaman milletin size güveni kalmaz.

Balyoz ve Ergenekon davalarında AKP suçludur, Fetullahçı terör örgütünde AKP suçludur, Orta Doğu’da Müslümanların katledilmesinde AKP suçludur; 24 Haziran, Türkiye'nin AKP’den kurtulup özgürlüğüne kavuştuğu tarih olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bizim Genel Başkanımıza atfen ve partimize “Yalan söylüyorsunuz.” “Dediklerimi yapın yoksa sizi terör örgütü ilan ederim.” diye sataşmada bulunmuştur.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

Lütfen, yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un AK PARTİ grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında AK PARTİ Grup Başkanına ve Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partimizin ve Hükûmetimizin dış politikadaki duruşu çok nettir. Sadece Orta Doğu değil, dünyanın hiçbir tarafında masum kanı akmaması için yapılan bütün girişimlerde Türkiye hep öncü olmuştur, hükûmetlerimiz ve Cumhurbaşkanımız hep öncü olmuştur, yeter ki bir masumun kılına zarar gelmesin diye Türkiye büyük uğraşlar vermiştir ve dış politikasını da hep buna göre şekillendirmiştir.

17-25 Aralıkla alakalı burada çok şeyler söylendi, çok şeyler ifade ettik, çok şey yazıldı, çok şey çizildi ama bunlarla alakalı, bunun yargı ve emniyet eliyle nasıl bir darbe girişimi olduğu, bugün çok daha ayan beyan ortaya çıktığı toplumumuz tarafından da çok net şekilde görülmüştür. Milletimiz bu olayı görmüştür, anlamıştır, bununla alakalı kararını, hükmünü vermiştir ama birileri hâlâ anlamakta zorlanmaktadır. Bizim hiçbir zaman milletimize yalan söylemek gibi bir âdetimiz olmamıştır. Milletin nezdinde kimin ne kadar itibarı olduğunu toplumumuz gayet iyi bilmektedir. Kimin söylediğinin toplumda ne karşılık bulduğunu, kimin ağzından bir laf çıktığı zaman onun yerine getirilip getirilmeyeceğini milletimiz gayet iyi bilmektedir. Esasen, bu tartışmalar, aslında burada konuştuğumuz bir grup önerisi. Biz çalışma saatiyle ilgili bir grup önerisi verdik ama mesele bambaşka noktalara çekildi.

Bakın, az önce söyledim. 24 Haziranda siz bağırsanız da çağırsanız da milletin önüne o sandık gelecek, millet kararını sandık yoluyla verecek ve Türkiye de inşallah, bir kez daha AK PARTİ’yi ve onun liderini tekrar iktidara taşıyacaktır. Bu bağrışmalar, bu agresiflikler hep bundan kaynaklanmaktadır değerli milletvekilleri.

Bu anlamda Genel Kurulu tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, 60’a göre söz alabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Özkoç, yerinizden, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Değerli hatibi çok dikkatlice dinledik. Çok açık ifade ediyorum: 24 Haziranla ilgili hiçbir sıkıntımız yok, hiç bağırıp çağırmıyoruz, çok sakiniz, çünkü zaferden çok eminiz çünkü biz bir PKK’lı Şemdin Sakık’ın gizli tanıklığıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin PKK’yla mücadele eden Genelkurmay Başkanını cezaevine koyan siyasi parti değiliz. Biz, akademisyenleri, yazarları yıllarca içeride tuttuktan sonra “Biz yönetmiyorduk ülkeyi, Fetullah terör örgütüydü yöneten.” demedik. Biz Habur Sınır Kapısı’ndan PKK’lı militanların geçmesini sağlayan siyasi parti değiliz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biz, devleti soyanlara -faiziyle- milletin parasını yedirtip, onları aklayıp Rıza Zarrab gibi Amerika’da elini kolunu sallayarak dolaşmalarını sağlayan siyasi parti değiliz. Gönlümüz rahat. 24 Haziranı bekliyoruz. Zafer milletin olacaktır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bu iddiaların tamamını reddettiğimizi ifade edelim.

Şunu da özellikle ifade edeyim: Biz terör örgütüne bildiri yayımlayan akademisyenleri hiçbir zaman sahiplenmedik, sahiplenmeyeceğiz de.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Onları sahipleniyoruz, sonuna kadar arkalarındayız.

BAŞKAN – Evet, söz de karar da milletindir.

Sayın Ilıcalı, son sözü size vereceğimi söylemiştim.

60’a göre, buyurun.

25.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Akıllı Şehirler Kongre ve Fuarı’na ilişkin açıklaması

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Ben de pazartesi günü -Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen tek kişiydim- Bilim Kurulu Başkanı olduğum Akıllı Şehirler Kongre ve Fuarı’na katıldım. Orada çok etkilendim. Buradan Meclisi bilgilendirmek istiyorum.

10 ülke, 110 tane uluslararası firma katıldı. Burada, Türkiye’nin geldiği yeri yazılım açısından görmek mümkün oldu. İETT’nin geliştirdiği sürücüsüz aracı denedik ve bu toplantıya İspanya’nın eski Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero da katıldı. Orada onunla yapmış olduğumuz sohbette de Erzurum’un 2026 Kış Olimpiyatları adayı olduğunu söyledim. Destek vereceğini söyledi, Erzurum’a geleceğini söyledi. Türkiye’nin, Avrupa Birliğinin olmazsa olmazı olduğunu söyledi. Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisine davet edersem gelip burada…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) - …iktidar, muhalefet üyelerine bilgi vereceğini söyledi.

Çok teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.54

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/929) ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 548) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, 17/4/2018 tarihli 86’ncı Birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi üçüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Üçüncü bölüm 60’ıncı maddeye bağlı madde 18/C ve madde 18/Ç dâhil, 41 ila 64’üncü maddeleri kapsamaktadır.

Üçüncü bölüm üzerinde gruplar adına ilk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Muharrem Varlı’ya aittir.

Sayın Varlı, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının üçüncü bölümü üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu bölümde, yine, ormanı, suyu ilgilendiren, tohumculuğu ilgilendiren, DSİ’nin yapması gereken uygulamalarla, sulama birliklerinin tamamen feshedilmesiyle, kaldırılmasıyla ilgili maddeler var. Önergelerimiz de var, sırası geldikçe bunlar üzerindeki görüşlerimizi de sizlerle paylaşacağız.

“Orman ve su” denilince, ikisi de toplumların en önemli tabii varlıkları. Yani bütün medeniyetler suyun olduğu bölgede kurulmuş. Bakınız, tarihi incelediğiniz zaman, suyun olmadığı yerlerde medeniyetlere rastlayamazsınız, ancak su varsa medeniyet vardır. Suyu idare eden, suyu kontrol eden de bütün insanlığı kontrol edebilecek bir güce erişir. Dolayısıyla su hepimiz için çok önemli tabii bir varlıktır. Orman da yine, bütün ülkenin, insanlarımızın akciğeri diyebileceğimiz, oksijenimizi sağlayan, yenileyen tabii bir varlıktır. Her ikisini de gözümüz gibi korumamız ve bunlar üzerinde yapılabilecek olumsuzlukları da önlememiz gerekir. Dolayısıyla bizim hassasiyetimiz ve endişemiz de buradadır. Onun için “orman ve su” denilince aklımıza hayat gelir, insanların daha iyi yaşaması, insanların daha bol oksijenle, daha temiz ve kaliteli su içmeleriyle alakalı bir hayat tarzı gelir. Onun için suya ve ormana çok önem veriyoruz. Yalnız, son dönemlerde özellikle içme sularının olduğu yerlerde, kaliteli içme sularının olduğu yerlerde ve birçok ilçenin ve köyün içme suyunu da karşılayan… Mesela, kendi seçim bölgem Adana Yumurtalık’ta “Burnaz” denilen bir yer var, burası leçelik bir bölge. Yumurtalık ilçesinin ve bütün köylerinin içme suyunu karşılayan bir yerde kömürle çalışacak bir termik santral kurulması planlanıyor. Bu, doğru bir uygulama olmaz, bunu engellemek lazım. Neden engellemek lazım? Kömürle çalışacak bir termik santral o bölgedeki içme sularını kirleteceği için bütün köylerin ve Yumurtalık gibi bir ilçenin içme suyunu karşılayan çok önemli bir su kaynağını yitirmiş olacağız. Dolayısıyla bu tip yatırımların da tabiata, insanlığa, doğaya, hatta tarım ürünlerine en az zarar verebilecek bölgelerde yapılması en doğru tercih olacaktır. Onun için bu tip tercihleri yaparken, bu tip yatırımları yaparken, bu tip planlamaları yaparken de bunların hepsini göz önünde bulundurarak yapmamızda fayda vardır.

Yine, bu bölümde tohumculukla ilgili, yerli tohumculuğu desteklemek açısından bir madde var, binde 3’ten binde 1’e düşürülen bir vergi uygulaması var. Bunu da doğru buluyoruz, şöyle doğru buluyoruz: Yani yerli tohumculuğu bizim desteklememiz lazım, hatta yerli tohumculukla ilgili bir AR-GE merkezi kurup burada yerli tohumculuğu ne kadar fazla artırabiliriz, ne kadar fazla geliştirebiliriz, bunun üzerinde çalışmalar yapmamız lazım. Yani milyonlarca dolar parayı çok gereksiz yerlerde harcarken AR-GE çalışması yapıp tohumculuğumuzu geliştirmek varken biz ne yazık ki bu tip şeylere çok ehemmiyet vermiyoruz. Yani bugün bir avuç İsrail, dünyanın bütün ülkelerine sebze tohumu satıyor. Bugün Hollanda, dünyanın bütün ülkelerine çiçek ve çiçek tohumu satıyor. Bizim her şeyimiz var, toprağımız var, suyumuz var, havamız güzel, iyi bilim adamlarımız var, AR-GE’miz de iyi çalışmış olsa, inanıyorum ki biz dünyanın en kaliteli tohumlarını üretebilecek bir yapıya sahibiz. Ama ne yazık ki bu konularda bugüne kadar iyi bir AR-GE çalışması ve AR-GE’yi destekleyecek önemli yatırımlar yapmamamızdan kaynaklanan dışarıya bağımlı bir politika izliyoruz ve bu da ne yazık ki hepimize, ülkemize de insanlarımıza da çiftçilik yapan insanlarımıza da artı yük getiriyor. Bugün kendi tohumumuzu kendimiz üretmiş olsak çok daha ucuza mal edeceğiz. Mesela mısır tohumu; mısır tohumunun yüzde 80’i, belki de yüzde 90’ı dışarıdan geliyor, pamuk tohumunda az bir ilerleme var, onun da büyük bir oranı dışarıdan ithal edilerek karşılanıyor. Yine domates, salatalık, biber gibi sebzelerin tohumunun birçoğu yurt dışından geliyor. Şimdi, bugüne kadar bizim bunları üretebilecek ve geliştirebilecek durumda olmamız lazımdı ama bununla ilgili yeterli çalışma yapılmadı.

Şimdi, yine çiftçi borçlarıyla ilgili çiftçilerimizin önemli sıkıntıları var. Geçmiş dönemlerde burada birçok kesimi rahatlatacak, sanayiciyi, esnafı rahatlatacak kanunlar çıkarttık ama çiftçi borçlarıyla ilgili -o zaman da söylemiştim, şimdi de söylüyorum- ne yazık ki bir düzenleme yapmadık. Çiftçi borçları şu anda çiftçinin belini büküyor, çiftçi bir başka bankadan alıp bir başka bankaya borcunu yatırarak hayatını idame ettiriyor. Gelin, hep birlikte bu tasarıyı yeniden düzenleyip çiftçi borçlarını da taksitli bir şekilde erteleyelim ve taksitli ödemesini sağlayarak onlara bir kolaylık getirelim diye buradan da bir teklifte bulunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, çiftçimiz hakikaten hepimizi, ülkemizi beslediği, doyurduğu gibi, dünyanın birçok ülkesine de ihracat yapmamıza vesile oluyor. Yani bugün cari açık vermeyen tek kurum çiftçi, bunu övünerek söylüyorum. Hakikaten ülkemizde cari açık vermeyen tek kurum çiftçilik kurumu. Dolayısıyla biz çiftçimizi üreten pozisyonunda tutar ve onları korursak inanıyorum ki dünyanın bütün ülkeleriyle rekabet edebilecek pozisyonda olabiliriz. Yani biz, bugün, pamuğu Amerika’dan, Hindistan’dan, Türkmenistan’dan, Yunanistan’dan ithal etmek zorunda kalmayız, biz ülkemizde bunu üretebiliriz. 3,5 milyon ton kütlü pamuğa ihtiyacımız var, havamız, suyumuz, her şeyimiz müsait, bunu üretebilecek tecrübeli çiftçilerimiz de var ama ne yazık ki yeterli teşvikler verilemediğinden dolayı bunlar biraz sekteye uğruyor ve milyarlarca dolar para verip dışarıdan pamuk ithal etmek zorunda kalıyoruz, bu da ülkemizin sırtında bir kambur oluşturuyor. Onun için, gelin hep birlikte bunları düzenleyelim.

Mesela, ben birçok defa pamukla ilgili prim desteğini kilogramda 1 TL’nin altına düşürmeyelim dedim. Bunu sayın bakanlar ve Tarım Bakanlığı yetkilileri de doğru buluyorlar aslında ama ne yazık ki bir türlü uygulamaya geçmedi. Keşke 1 TL’nin altına düşmeyip hatta 1 TL’nin üzerine çıkarmış olsak biz 3,5 milyon ton kütlü pamuğu üretir ve milyarlarca dolar para verip dışarıdan pamuk ithal etmek zorunda kalmayız.

Yine, biz, buğday, mısır, her şeyi üretebilecek hem tecrübeye hem de iklime, toprağa sahibiz ama bu konularda yeterince çalışmaları ve çiftçimizi koruyacak düzenlemeleri bugüne kadar yapamadık, inşallah bundan sonra gerçekleştiririz diyorum.

Yine, sulama birlikleri, tabii, bu yasayla kapatılacak. DSİ’den ve Sayın Bakandan ricamız, çiftçinin lehine, çiftçiyi koruyacak şekilde bir fiyat tespiti yaparak çiftçinin sulamasının önünde herhangi bir engel teşkil edilmemesi. Sulama birliklerinin gayreti ve çabası gibi, DSİ’deki personelin de, buraya atanacak personelin de bu gayreti ve çabayı göstermesi lazım çünkü kendi seçim bölgem Adana’da, Çukurova’da, Hatay’da, birçok yerde sulama sezonu başladı.

Bir an önce bu işi kavrayıp, tecrübeli elemanlarla çiftçiyi mağdur etmeden fiyat tespitini de yine geçmiş yıllardaki uygulamaları örnek alarak yapıp çiftçinin lehine bir şey ortaya koyabilirsek inşallah, burada, çiftçimizi de memnun etmiş oluruz. İnşallah, atayacağımız ve bu işi yönetecek memurlar da yeterince tecrübe sahibi olurlar ve hep birlikte bu işi olumlu bir sonuca götürürüz diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Varlı.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır konuşacaktır.

Sayın Sındır, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısı, gerek Komisyon çalışmaları sürecinde gerek Meclisimize, Genel Kurulumuza geldikten sonraki çalışma sürecinde herkesin, aslında, bütün ülke çapında kamuoyunun dikkatini çeken ve özellikle çiftçimizin, özellikle sulama yapan, yapabilme imkânı bulmuş olabilen çiftçimizin kendi imkânlarıyla, kendi birlikleriyle, katılımcı demokratik yönetim şeklinde sürdürülen sulama birlikleriyle yaptığı işlerin bir kenara konulması, ormanlarımızı, doğayı ve çevreyi düşünen, seven ve koruma çabası içerisinde olan bütün yurttaşlarımızın dikkatini çeken önemli bir kanun tasarısı. Eğer geçerse ülkeye, ekonomiye, çiftçimize, köylümüze, doğamıza, çevremize çok büyük tahribatlar getirmesi anlamında önemi olan bir kanun tasarısı.

24 Haziran için bir erken seçim kararı alınacak, yüce Meclisimize gelecektir. Şimdi, benim sayın Hükûmet yetkililerimizden -Sayın Bakanımız burada, Orman ve Su İşleri Bakanımız, Sayın Tarım Bakanımız buradaydı, şimdi göremedim- bakanlarımızdan, Hükûmetimizden, Bakanlar Kurulundan talebim, gelin bu tasarıyı geri çekin. Seçim sürecinde nasıl çıkacaksınız çiftçinin, köylünün, üreticinin karşısına? Nasıl diyeceksiniz ki “Biz sizin suyunuzu elinizden aldık” Nasıl diyeceksiniz ki “Suyunuzun parasını ödemezseniz size haciz getireceğiz” Nasıl diyeceksiniz ki “Suyun parasını ödemezseniz eğer, tarlanızın başına koyacağımız sayaçtan harcadığınız suyun parasını ödemezseniz bunu tarımsal desteklemelerden mahsup edeceğiz, desteklemenizi de size vermeyeceğiz” Bunları nasıl diyeceksiniz? Ormanların yok olmasının ve talan edilmesinin önünü açacak olan bu tasarının maddeleri geçerse bu ülkenin insanına, doğaseverlere, çevreseverlere veya bunun farkında bile olmayan ama yarını, çocukları, torunları ve ülkenin geleceği adına yaşanacak bütün bu zorluklara, sıkıntılara karşı nasıl bir savunma içerisinde olacaksınız?

Değerli arkadaşlar, aslında bu tasarıyı geri çekmezseniz veya böyle geçerse 24 Hazirandan sonra iktidara geldiğimizde yapacağımız ilk işlerden birisi bu tahribatı en kısa sürede düzeltmek olmalı, çiftçimizin, köylümüzün menfaati, sulama birlikleri anlamında üretici örgütlenmelerini düşünen bir parti olarak onların menfaati ve çevremizi, doğamızı korumak adına. Ama üzülerek söyleyeyim “Atı alan Üsküdar’ı geçti.” ibaresi, İktidar Partisinin Sayın Genel Başkanının bir ifadesidir. Ne yazık ki bu kanun tasarısı geçtikten sonra bu tahribatı önlemeye yönelik düzenleme getirdiğinizde de atı alan Üsküdar’ı geçmiş olacak, bu ormanların tahribatı geriye dönülemez bir noktaya gelecek. Gelin, buna izin vermeyin; gelin, bu kanun tasarısını geri çekin. Hatta, onu da bırakın, Anayasa Mahkemesine götürülecek birçok maddesi olan bir tasarı. Örneğin…

Değerli arkadaşlar, bakın, ormanla ilgili yapılan bir düzenlemede, tasarının 18’inci maddesinin ek madde 16’sında deniyor ki: “Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanların orman sınırlarının dışına çıkartılması…” Bakın, Anayasa’nın 169’uncu maddesi –Sayın Bakan, dikkatle dinlemenizi istiyorum çünkü bu tasarıda getirdiğiniz hüküm Anayasa’ya tamamen aykırı bir hüküm- diyor ki: “Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler…” Siz de diyorsunuz ki: “Tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler…” Anayasa, tarım alanına dönüştürülmesi kesin olan yerler için böyle bir izni veriyor; siz, o Anayasa hükmünü tersine işletmeye çalışıyorsunuz. Ayrıca, diyor ki: “31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler…” Bu tür yerler dışında orman sınırlarında daraltılma yapılamaz. Anayasa hükmü. Siz de diyorsunuz ki: Tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olmayan yerlerde bunları yapalım. Taşlık, kayalık, verimsiz, fiilen orman vasfı taşımayan alanları yapalım.

Bakın, Sayın Bakan, güzel bir görüntü değil mi? Giresun’un Kuzalan Şelalesi, siz gayet iyi biliyorsunuz, buraları mutlaka görmüşsünüzdür. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, taşlık, kayalık alanlar -buralar kayalık, taşlık- bu mudur orman sınırının dışı, tarım yapılması da mümkün olmayan yerler? Buraları şimdi siz yerleşime mi açacaksınız? Bu güzelim arazileri, bu güzelim ormanları, doğayı siz yerleşime açmayı mı düşünüyorsunuz?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Orası korunan alan olduğu için kimse dokunamaz.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Bunu isteseniz de Sayın Bakan, Anayasa buna kesin hüküm olarak izin vermiyor ve bu Anayasa Mahkemesinden dönecek. Ama esas olan ne biliyor musunuz Sayın Bakan? Bu kanun tasarısı kanunlaştıktan sonra biz çırpınacağız, bunu Anayasa Mahkemesinden -tabii, ülkede hukuk organlarının ne kadar bağımsız ve tarafsız karar verebildiği de şüphe götürürken- Anayasa’ya aykırılık yönünden iptal ettirmeye ama Sayın Genel Başkanınızın da söylediği gibi, atı alan Üsküdar’ı geçmiş olacak, buralar orman sınırının dışına çıkartılacak hem de bir telaş içerisinde. Bakın, bunu göreceğiz, hepimiz şahit olacağız, içimiz yanacak, inanın içimiz yanacak. Ne olursunuz Sayın Bakan, siz vicdanlı birisiniz, iyi bir insansınız, bu kanun tasarısının bu maddelerini -sulama birliklerine de geleceğim- geri çekiniz, vazgeçiniz. Bizler bugün varız yarın yokuz. Çocuklarımızın, torunlarımızın, gelecek nesillerimizin bu ülkede... Hani bizim övündüğümüz; Anadolu’muz; zengin coğrafyası, doğal güzellikleriyle dünyanın eşsiz bir coğrafyası, yurdu diye gurur duyduğumuz, göğsümüzü kabarttığımız bu ülkeyi bizim çocuklarımız da aynı gururla ve göğsünü kabartarak nesillerine iletsinler; ne olursunuz yapmayınız.

Değerli arkadaşlar, bir başka konu, Tarım Kanunu, 5488 sayılı Kanun. 18 Nisan 2006’da, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında çıkartılmış bir kanun. Bir eksiklik vardı, yasal eksiklik, boşluk vardı, bu kanun çıkartıldı. Bu kanunun zaten amacına bakarsanız, kapsamına bakarsanız hatta tarım politikalarının ilkelerine bakarsanız... Mesela tarım politikalarının ilkelerinde diyor ki: “Tarım politikalarının ilkeleri şunlardır...” Şunu, şunu sayıyor “Örgütlülük ve kurumsallaşma, yerinden yönetim, katılımcılık...” ve öncelikleri arasında da “Üretici örgütlenmesinin geliştirilmesi, toprak ve su kaynaklarının geliştirilmesi ve rasyonel kullanımı.”

Şimdi, sulama birlikleri, 378 sulama birliği gayet başarılı; tahakkuk edilenlerin tahsilat oranı her yıl, geçmişten bugüne -yine DSİ raporlarında ortaya konmuş, ispat edilmiş- gittikçe artan, yüzde 68’ler düzeyine kadar gelmiş ve her yıl 3-5 puan artarak geliyor. Performansları gayet iyi. 3-5’i kötü olabilir, bir pire için yorgan yakılmaz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Sayın Başkan, sürem bitti, bir dakika verebilir misiniz?

BAŞKAN – Buyurun, toparlayın lütfen bir dakikada.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Bu sulama birliklerinin, katılımcı demokratik çiftçi örgütlenmesinin, kendi suyunu kullanan çiftçinin bu birliklerinin kapatılıyor olması... Kim ne derse desin “Yok efendim, kapatmıyoruz onları.” falan, bu bir fesihtir. Yarın bir gün Sulama Birlikleri Kanunu’na da ihtiyaç kalmayacaktır, o da bir düzenlemeyle ilga olup geçecektir. Suyu bir meta hâline getirip suyun üzerinden çiftçiye... Bu sulama tesislerinin işletilmesini hizmet alımı yoluyla, yap-işlet modeliyle veya -bu modeli gayet yoğun bir şekilde kullanıyorsunuz- sulama tesislerinin özelleştirilmesi sonucunda çiftçiye yeni bir yük getireceksiniz. En az iki katı bir sulama ücreti yükü getireceksiniz. Lütfen, bu katılımcı, demokratik Tarım Kanunu’nun da öngördüğü yerinden yönetim ve örgütlülüğü de dikkate alan düzenlemeleri önünüze alınız ve sulama birliklerini de ortadan kaldıracak bu düzenlemeyi çekiniz diyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sındır.

Şahıslar adına ilk söz Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'a aittir.

Buyurun Sayın Sarıbal. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette konuyu tartışıyoruz, tasarıyı ama bu ülkenin bir de gerçekleri var. Bu ülkenin gerçeklerinden bir tanesi yarın “Çocuklar ölmesin.” diyen bir öğretmenin, altı aylık çocuğuyla beraber Diyarbakır Cezaevine girecek olması. Bu ülkenin gerçeğidir bu ve dosyası Anayasa Mahkemesinde henüz incelemeye alınmadı ya da bir şekilde sonuçlanmadı ama yarın Ayşe öğretmen altı aylık çocuğuyla beraber Diyarbakır Cezaevine girecek değerli arkadaşlar. Bu bir vicdan meselesidir, bu bir insanlık meselesidir ama aynı zamanda bu, bu ülkenin hukuk, adalet dediğimiz mekanizmasının çökmesi anlamına gelmektedir. Elbette hukukun yerini guguk aldığını biliyoruz ama guguğun bile doğada, tabiatta bir karşılığı var hem de çok kıymetli, işe yarar. O yüzden, bir kez daha bu Meclise çok önemli sorumluluk düştüğünü düşünüyoruz.

Yine, AKP Genel Başkanı dün grup toplantısında Malatya’daki İsmet İnönü Üniversitesinin adını anmayarak “malum üniversite” adı altında bir söylemde bulundu. AKP Genel Başkanını burada şiddetle kınıyorum. Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın 1’inci veya 2’nci sırada, en çok ve en nitelikli karaciğer naklini yapan bir üniversitedir orası; kıymetlidir, önemlidir. Buradan AKP Genel Başkanına ancak şunu söyleyebilirim: Ağzına almak istemediğin o, bu ülkenin önderlerinden, liderlerinden, büyük önderlerinden İsmet İnönü sayesinde, onun ve arkadaşlarının kurduğu bu ülkede, bu ülkenin en önemli insanlarının oturduğu bir makamı işgal ediyorsun. Elbette benim Cumhurbaşkanım değilsin, sadece AKP Genel Başkanısın, İsmet İnönü’ye laf söyleme hakkın yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Şiddetle bir kez daha burada kınamak isterim.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Vekil, bütün milletin Cumhurbaşkanı.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; çok açık bir şekilde şunu söylemek gerekiyor…

BAŞKAN – Sayın Sarıbal, devletin başıdır, Anayasa gereği de bütün milletin Cumhurbaşkanıdır, cumhurun başıdır. Lütfen dikkat edelim.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Biz, AK PARTİ Genel Başkanı olarak görüyoruz.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Değerli milletvekilleri, bir tasarı geçiyor. Çok açık bir şekilde daha önce söyledim ama bir iki örnek vermek isterim: Tasarıyla Sulama birlikleri kapatılmak istenmektedir. Daha önce DSİ tarafından sürdürülen bir süreç ama yönetimde sorunlar yaşanınca katılımcı yönetim biçimi nedeniyle sulama birliklerine devredildi. Şimdi deniliyor ki: “Sulama birlikleri bu işi beceremiyor, biz tekrar Devlet Su İşlerine bunu alalım.”

Şimdi, bir taraftan şeker fabrikaları zarar ediyor diye özelleştireceksiniz, öbür taraftan sulama birliklerinin -sizinle hiç alakası yok, özerk- ne devlete ne kamuya bir yükü yok ama orayı da darbe yöntemiyle feshedip başkanlarının yerine kayyum atayacaksınız diyoruz.

Peki, bakalım, sizin sulama dönemlerinizde yaptığınız şeye bakalım: Sulama birlikleri, 20 milyon dönüm yani 2 milyon hektar araziyi sulayan, gayet de başarılı, demokratik yöntemlerle seçilmiş kurumlardır. AKP öncesi on dört yıllık süreçte sulama alanları 753 bin hektar artmış, yıl başına 58 bin hektar düşmüş. AKP dönemi, 2002-2015, toplam sulanmış alan 686 bin hektar, yılda 53 bin hektar ancak sulanabilmiş yani başarısızsınız Sayın Bakan, başarısızsınız ama şu sulama birliklerini özelleştirme, daha doğrusu el koyma, kamulaştırma ve ardından, bunun devamında sulama birliklerini ve suyu özelleştirme meselesinin altında acaba İsrail firmalarıyla yaptığınız o görüşmelerin bir etkisi var mı? 17-25 Aralık sürecinde buzdolabına aldığınız, bugün tekrar getirdiğiniz Netafim ve onun dolaylı olarak Meksikalı bir şirketle bir ilişkisi var mıdır? Bunu konuşmamız lazım, bunu mutlaka ve mutlaka gündeme almamız lazım. “Mexichem” denilen bu firma kimdir? Sizinle hangi su yönetim biçimini tartışmıştır? Netafim, biliyoruz, bir İsrail firmasıdır. Bu İsrail firmasının Türkiye'de çok ciddi yatırımları vardır ve sulama teknolojilerinde inanılmaz yatırımlar yapmaktadır. Başka bir derdini de biliriz bunun. Bu firma Türkiye’deki su yönetimini beğenmemektedir, aslında su yönetimini de elinin altına almak ister. Ama bunu doğrudan yapmak istemez. Neden? Toplumda İsrailli bir firmaya olabilecek bir tepki nedeniyle.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayın Lütfen.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum.

Hemen modelini değiştirir ve Netafim Firması yüzde 80’ini 2017 Ağustos ayında 1 milyar 500 milyon dolara sahibi Meksikalı biri olan Mexichem Firmasına satar. O firma Türkiye'de yeni bir çalışma metodu geliştirir, yeni bir yöntem geliştirir. Yine bu firmanın önemli isimlerinden Bernardo Cordova’yla siz kendi Bakanlık sitenizde şöyle bir yazışma yapıyorsunuz: “Bakan Veysel Eroğlu’yla bir araya gelerek ormancılıkta, su kaynakları yönetiminde ikili iş birliği projelerini başlatmak ve başlatmak için yeni yollar belirlemek, çölleşme, biyolojik çeşitlilik ve diğerleriyle mücadele etmekten onur duyuyoruz.” Sayın Bakan -bu kanun tasarısının- daha önce Dünya Bankası ve FAO Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü raporunu söylemiştim; niyet belli. Şimdi bir de buraya İsrail patentli ama Meksika kökenli bir firma devreye girdi ve siz bununla bir görüşme yapmıştınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Biz biliyoruz, bu ülkenin sularının, bu ülkenin topraklarının satılacağını biliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Sizden isteğimiz şu: Çıkın, bu halka bunu sahici bir şekilde söyleyin. “Bu ülkenin çiftçisi, bu ülkenin köylüsü, bu ülkenin emekçisi; sizi köle yapacağız, siz ağalarınız için çalışacaksınız.” deyin, hep beraber bu sürüncemeli süreçten çıkalım ve bu ülkeye gerçekleri söyleyelim.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Usta, önce size söz vereyim, sonra Sayın Muş’a vereceğim.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Meclisi ziyaret eden Samsun’un Çarşamba ilçesinden muhtarların Cumhurbaşkanından, Samsun’a yapılacağı açıklanan yeni üniversitenin Samsun’un doğu ilçelerini kapsayacak şekilde bir Yeşilırmak üniversitesi olması şeklinde bir önerilerinin olduğuna ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şu anda ziyaretçi locasında Çarşamba’dan muhtarlarımız var; gerçi bir kısmı herhâlde dışarı çıkarıldı ama Muhtarlar Derneği Başkanımız, Ziraat Odası Başkanımız ve 20 kadar muhtarımız Meclisimizi ziyaret etti. Kendilerinin bir talebi var; Sayın Cumhurbaşkanının Samsun’da açıkladığı yeni üniversitenin Samsun'un doğu ilçelerini kapsayacak şekilde bir Yeşilırmak üniversitesi olması şeklinde bir önerileri var. Biz de bu önerilerini destekliyoruz. Kendilerine hoş geldiniz diyorum ben.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Muş, buyurun.

27.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce Sayın Genel Başkanımıza ve Cumhurbaşkanımıza yönelik kullanılan ifadeleri reddettiğimizi ifade etmek isterim. Cumhurbaşkanımız, yüzde 52 oy almak suretiyle seçilmiştir ve 2014 yılında yapılan seçimlere buradaki siyasi partiler aday göstermişlerdir ve onların arasından seçilerek gelmiştir; devletin başıdır ve Türk milletini temsil eder. Sayın vekil “Benim Cumhurbaşkanım değil.” diyorsa, ha, o kendisini Türk milletinin bir parçası görmüyorsa benim ona diyeceğim bir şey yok ama Türk milletinin temsilcisi ve devletin başıdır Cumhurbaşkanı.

Teşekkür ederim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın Sarıbal…

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Türk milletiyle alakalı hiçbir kelime ve sözcük kullanmadım, sadece kendim bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendi adıma “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı” adı altında değil “AKP Genel Başkanı” olarak gördüğümü… Türkiye milleti hakkında ya da Türk milleti hakkında söyleyebileceğim hiçbir sözüm olmadı. Lütfen, daha doğru bir şey söylemelerinde yarar var.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Evet, biz de ifade ettik; devletin başıdır, cumhurun oyuyla seçilmiştir, bu anlamda da…

HAYATİ TEKİN (Samsun) – Biz seçilmesin diye elimizden geleni yaptık.

BAŞKAN – Tamam, siz isteseniz de istemeseniz de halk seçti. Dolayısıyla bu ülkenin Cumhurbaşkanıdır, azami saygıyı da göstermek durumundayız.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Seçilmesine saygı duyuyoruz ama bir parti genel başkanı olmasına…

HAYATİ TEKİN (Samsun) – Seçilmesine saygımız var ama seçilmesin diye kapı kapı dolaştık.

ÜNAL DEMİRTAŞ       (Zonguldak) – 80 milyonu temsil etmiyor ama AK PARTİ’lileri temsil ediyor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, kısa bir açıklamada bulunacağım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

28.- Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde şahsı adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; özellikle şunu belirtmek isterim: İkili iş birliği anlaşmaları, özellikle barajlar, hidroelektrik santraller, sulama tesisleriyle alakalı, AK PARTİ hükûmetlerinden önce, daha önceki koalisyon Hükûmeti zamanında yapılmış takriben 29 büyük baraj ve hidroelektrik santral, ayrıca 13 tane bilhassa Güneydoğu Anadolu’daki sulama tesisleri. Biz bunlardan, baraj ve hidroelektrik santrallerden, başlayanlar dışında hepsini tamamen iptal ettik, onları yap-işlet-devrete çevirdik; bir.

İkincisi, daha önce İsrail’le ve Slovenya’yla yapılmış hükûmetlerarası ikili iş birliği anlaşmalarının hiçbirisini de uygulamaya koymadık; tamamen öz kaynakla kendimiz yaptık, bunu da özellikle vurgulamak istiyorum.

Benim de, hiç öyle, Meksika firmasının gelip görüştüğüne dair hiçbir şeyim yok ama bir yerde karşılaşmıştır, onu kendi sitesine koymuştur ama resmî bir ziyaret söz konusu değildir. Bizimle herkes resim çektiriyor, bu da… Bana gelen… Sadece Meksika Büyükelçisi ziyaret etti. Tabii, ki bir Büyükelçidir, saygı duyuyoruz; onunla görüşmelerimiz oldu, onu da özellikle belirteyim. Türkiye ile Meksika arasında ikili iş birliğinin geliştirilmesi konusunda bir mutabakata vardık, meselenin özü budur. Bunun adı da Bernardo Cordova Tello.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/929) ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 548) (Devam)

BAŞKAN – Şahıslar adına ikinci ve son konuşmacı, Edirne Milletvekili Rafet Sezen.

Buyurun Sayın Sezen.

Süreniz beş dakikadır.

RAFET SEZEN (Edirne) – Değerli milletvekilleri, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, aziz milletimizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısıyla, su kaynaklarının korunması ve etkin biçimde yönetimini sağlamak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün su tahsis yetkisi açık olarak düzenlenmektedir. Bununla birlikte, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yapılması yetki ve görevi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilecek bu hizmetlerin sulama projeleriyle uyumlu olarak yapılması sayesinde çiftçimizin, tarımsal faaliyetlerini verimli hâle getirmesi sağlanacaktır.

Yukarıda bahsi geçen hizmetlerin aynı kurum içerisinde koordinasyon sağlanarak yürütülmesi maksadıyla, bu kanun tasarısıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilatında yeni daire başkanlıkları kurulmakta ve kadrolar ihdas edilmektedir. Bu tasarının yasalaşmasından sonra sulama tesislerinin meydana getirilmesi için harcanan bedellerin çiftçilerimizden alınmasından vazgeçilmektedir. Yapılan bu düzenlemeyle çiftçilerimizin zirai üretimindeki maliyet girdisi azaltılarak elde edecekleri ürünlerdeki kârlılık payı artırılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla ayrıca sulama tesislerinin işletme ve bakım hizmetlerinin yerine getirilmesini sağlamak maksadıyla mahallî idarelere görev ve yetki verilmektedir. Mahallî idarelerin sözü edilen tesislerin işletme ve bakım hizmetlerini üstlenmesi hâlinde çiftçilerimize de bu yönde katkı sağlayacaktır. Bunun yanında zirai sulama maksadıyla kurulan sulama kooperatiflerinin kuruluşu, denetimi ve sonlandırılmasına dair yetki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilerek uzmanlık alanına uygun kuruluşa yetki verilmesi sağlanacaktır. Sulama birlikleri tarafından işletilen sulama tesislerinde su kullanıcısı çiftçilerimizden gelen şikâyetler dikkate alınarak sulama birliklerine kamu personeli yöneticilerin atanması ve bu birliklerin denetiminin artırılarak sulama tesislerinin çiftçimize problemsiz hizmet sunmasını amaçlıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bununla birlikte, zirai maksatla sulama tesislerinin elektrik ihtiyacının karşılanması için kurulacak enerji tesislerinin lisans alma sınırına tabi olmaksızın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılmasına yetki verilmiştir. Böylece yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanarak zirai maksatlı tesislerin enerji ihtiyacı karşılanacaktır. Bu kanun tasarısıyla çiftçilerimize “tarla içi sulama sistemleri desteği” adı altında yeni bir destekleme ödemesi getiriyoruz. Bu desteğin kullandırılmasında DSİ Genel Müdürlüğü yetkili olacaktır. Kamulaştırma Kanunu’nda yapılan değişiklikle kamulaştırma bedelinin kesinleşmesine kadar vatandaşımıza ödenecek bedel nemalandırılmak suretiyle yargı makamlarınca kesin olarak belirlenen kamulaştırma bedeli vatandaşımıza ödenecektir. Böylece taşınmazın kamulaştırılması safhasında farklı bedellerin ödenmesi veya geri alınması söz konusu olmayacaktır.

Değerli milletvekilleri, iktidara geldiğimiz 2002 yılından bu yana Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın çalışmalarına bir bakacak olursak ne denli büyük hizmetler yaptığımız açık bir şekilde anlaşılacaktır. On beş yılda 7.200 tesisi aziz milletimizin hizmetine sunduk. Bunlardan 508’i baraj, 513’ü HES, 327’si gölet, 1.171’i sulama tesisi, 193’ü içme suyu temini tesisi, 17’si atık su arıtma tesisi ve 4.471’i taşkın koruma tesisidir. Bin Günde 1.001 Gölet ve Bent Projesi’yle 1,7 milyon dekar arazide sulama ve taşkın koruma faydası sağlanmıştır. Hedefimiz, 2023 yılına kadar 1.384 dere ıslahı daha yaparak taşkınları asgariye indirmeyi amaçlıyoruz. Göl Su Projesi başlattık; bu projeyle, 2019 yılı sonuna kadar 1.071 gölet inşa edeceğiz. Bu göletlerden 159’u tamamlanmış, 542’si inşaat aşamasında, 370’i ise proje aşamasındadır. 85 milyon dekar sulanabilir arazi, zirai arazilerimizin yüzde 77’si sulamaya açılmıştır. Sulamaya açılan 65,3 milyon dekar arazide uygun ziraat usulleri ve ürün deseniyle tarım yapılması durumunda takriben yıllık 32 milyar TL zirai gelir artışı sağlamak mümkündür. 2003 yılından itibaren modern sulama sistemine geçilmiştir. Böylelikle, zirai sulamada büyük su tasarrufu sağlanmaktadır.

Edirne ili özeline baktığımız zaman, 465.439 hektar ziraata elverişli arazinin DSİ’ce etüt edilen kısmı 288.670 hektardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

RAFET SEZEN (Devamla) – DSİ etütlerine göre, ekonomik olarak sulanabilir arazi 214.882 hektardır; işletmeye açılan saha 76.358 hektar, yatırım programında bulunan saha 47.906 hektar, proje aşamasındaki saha 88.170 hektar ve etüt aşamasındaki saha 2.448 hektardır.

Daha yapacağımız çok iş var; suyun mimarı Değerli Bakanımız ve ekibine güvenimiz sonsuz. Bu işi başaracağımızı biliyoruz, bu işi başaracağız.

Bu vesileyle, bu kanunun ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi konuşmalar tamamlanmıştır bölüm üzerinde.

Soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz on beş dakika süreyle; bu sürenin yarısını soru, yarısını cevap için kullanacağım.

Sayın Gürer, buyurun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Dikilitaş kasabasının 6 kilometre güneybatısı Aşlama, İçmeli, Yarhisar köyleri arasında yer alan gölet su sızdırmaktadır. Niğde ilinde yüzde 74 sızıntısı olan gölet tam randımanlı ne zaman çalıştırılacaktır?

Darboğaz, Emirler, Kılan bölgesinde de kirazla geçimini sağlayan halkımız, bu bölgedeki göletlerin kapalı sistem olmamasının yanında, Darboğaz Göleti’nin -daha önce size bahsetmiştim- su sızdırması nedeniyle su toplanmamasından dolayı kaygı içindedir. Devlet Su İşleri buraya gitmiş ama çalışma yapılmıyor şu anda Darboğaz Göleti’nde. Bununla ilgili çalışma ne zaman yapılacaktır?

Dikilitaş köyünde 6 kuyu ve bunun yanında Çavdarlı köyünde de birden fazla kuyu borçlarından dolayı kapalıdır. Acaba su borçlarından dolayı kapalı olan kuyular için bir af getirmeyi düşünüyor musunuz? Yani bunların borçlarının sıfırlanarak bu kuyuların çalışır hâle getirilmesini düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Erdoğan-Bahçeli ikilisinin kafa kafaya vererek alelacele aldıkları, sonra da uygulamaya koydukları baskın seçim kararı sürpriz değildir çünkü beraber yürüdükleri yolun sonu göründü. Bu karar on altı yıldır AKP’nin ekonomide, siyasette uyguladığı politikanın iflasının ilanı; batışın, çöküşün, sıkışmanın, ülkeyi yönetememe acziyetinin bir ürünüdür. Tutunacak dalları kalmadı, on sekiz ay daha bekleyemediler; başka çareleri yok, istifa ederek çekip gitmek yerine belli ki seçimde yenilerek erkenden gitmek istiyorlar. O zaman erken seçimler hoş geldi, sefa geldi. Aylar önce dediğimiz gibi, bir kez daha “Hodri meydan!” diyoruz. CHP olarak seçime hazırız, hazırlıklıyız, saray ittifakını yeneceğiz, kurdukları sandıkta boğulacaklar. 24 Haziranda iki bayram arasında bir başka bayram olacak. Ülkemiz, halkımız bu zam, zulüm, işkence, baskı düzeninde, kaostan erkenden kurtulacak. Hep birlikte el ele vererek tek adam yönetimini reddedeceğiz, demokratik parlamenter sistemi, hukuk düzenini yeniden kuracağız; barışı, huzuru egemen kılacak ve ülkemizi demokrasiye kavuşturacağız, Cumhurbaşkanını seçeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Akar...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, ormanlar sadece odun üretim alanları değildir. Ormanlar, iklimi düzenleme, erozyonu önleme, su üretimi ve yenilenebilir enerji kaynağı sağlar.

İzmit’in, Kocaeli’nin kalbi olan kuzeydeki ormanlara bir çöp entegre tesisi yapılmak isteniyor, çöp tesisi kurulmak isteniyor ve yakma ünitesi yapılmak isteniyor. Bu ormanlık alan aynı zamanda Kocaeli Üniversitesi Umuttepe kampüsünün hemen yanında Üçgaziler köyü, Sepetçi köyü, Doğancılar, Pamuklar, Kepekli, İshakçılar ve Kocaoğlu köyleri bulunuyor. Bu ormanlık alana yapılmak istenen çöp tesisinin veya atık yakma tesisinin etkileyeceği bir başka kaynak da İzmit’in, Derince diye adlandırdığımız, meşhur Çenesuyu havzasında bulunuyor. Muhtarların, sivil toplum örgütlerinin, bölgede yaşayan vatandaşların karşı çıkmasına rağmen, geçen gün yapılan ÇED toplantısı, göstermelik bir ÇED toplantısı, muhtemelen de sizin izniniz olacak bu işte. Ama, tesise kimse karşı çıkmıyor, yerine karşı çıkıyor. Bunun yerinin değiştirilmesi konusunda sizin bir gayret göstermeniz gerekiyor diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Demirtaş…

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Son günlerde döviz kurlarında büyük artışlar olmuştur. Bu nedenle Hazinenin proje borçlarına garantör olduğu ve alım garantisi verdiği, döviz üzerinden finansmanı sağlanan yap-işlet-devret projelerinde de büyük sorunlar ortaya çıkmıştır.

Bu bağlamda, 2003 yılından bugüne kadar Hazine garantisi verilen kaç proje vardır? 2003 yılından bugüne kadar Hazine garantisi verilen projelerin toplam değeri dolar ve euro üzerinden ne kadardır? 2003’ten bugüne kadar Hazinece alım garantisi verilen toplam kaç proje vardır? Bu projelerin isimleri nelerdir? 2003’ten bugüne kadar Hazinece alım garantisi verilen projelerden garanti kapsamında hangi projeye ne kadar ödeme yapılmıştır? Bugüne kadar bu projelere toplamda ne kadar ödeme yapılmıştır? Yine, 2014’ten bu yana Hazine tarafından bu projelere borç üstlenilmesi nedeniyle döviz ödemesi yapılmış mıdır, yapıldıysa ne kadar yapılmıştır?

BAŞKAN – Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, İzmir’in Selçuk ilçesi sınırlarındaki Efes Antik Kenti’ndeki hem doğal sit alanı hem de Küçük Menderes sulak alan içerisinde bulunan kanalın ÇED raporu dışında değerlendirilerek yeniden açılması girişimi bir çok sorunu da beraberinde getirecektir. Mevcut onaylı koruma amaçlı imar planında böyle bir kanal bulunmamaktadır. Yapılması planlanan kanal projesi; belediye, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığıyla yürütülmektedir ve kültür varlıkları dikkate alınmamaktadır. Kanalın yapılması durumunda Dünya Miras Listesi’nde yer alan Efes konusunda UNESCO’da bir kriz yaşamamız, belki de Efes’in Tehlike Altındaki Miras Listesi’ne alınması söz konusu olabilir. Bu durumun yaşanmaması için ihalenin durdurulması, Koruma Kurulu, Kültür ve Turizm Bakanlığıyla kazıyı da içeren yeni bir yaklaşım gündeme gelmeli, kanaldan önce kazı öncelikli olmalı, yönetim planı uygulamaya konulmalıdır. Bu konuda hassasiyetinizi rica ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Sarıhan…

ŞENAL SARIHAN (Ankara) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, DSİ “Proje İdaresi” adı altında yetkilendirilerek su, toprak, orman ekosisteminin kullanıma, ticarileştirilmeye açılmasında yetkili kurum hâline getiriliyor. Böylece, Tapu Kadastronun tapu üzerindeki işlevi de devre dışına çıkıyor. Ayrıca, meralara, tarlalara, bağlara, bahçelere -toplulaştırmayla- zorla el konuluyor ve bu alanlar endüstriyel tarıma açılıyor. Bağı, bahçesi, tarlası olan şahısların yaşam alanlarına, mülklerine el konuluyor, yurttaşın mülkiyet hakkı yok sayılıyor. Acaba bu konuda, özellikle mülkiyet hakkının korunması konusunda nasıl bir önlem alacaksınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kılıç…

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Kahramanmaraş ilinin yüz ölçümünün yüzde 36’sı ormandır. Bu ormanların yüzde 39’u verimli, yüzde 61’i bozuk ormanlardan oluşmaktadır. Ağaçlandırma çalışmaları kapsamında 2003-2018 yılları arasında 131 milyon 445 adet fidan dikilmiştir ilimde. Ayrıca, 20 bin dekar alanda bozuk ormanların rehabilitasyonu yapılmıştır. Yine, 506 okul bahçesinde 44.763, 87 ibadethane çevresinde 4.220, 116 mahalle mezarlığında 25.820, 201 kilometrelik kara yolu alanında da 67.463 adet fidan dikilmiştir. İlde, 18 mesire yeri, 2 şehir ormanı, 3 bal ormanı kurulmuştur. 2 tabiat parkı, 1 tabiat koruma alanı, 1 yaban hayatı geliştirme sahası, 17 avlak sahası, 5 genel avlak sahası, 1 örnek avlak sahası, 1 kınalı keklik üretim merkezi, 1 geçici hayvan bakım evi bulunmaktadır. Bu muazzam hizmetlerde emeği geçen AK PARTİ kadrolarına ve Sayın Bakanımıza teşekkürlerimi sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın Yıldız, size de çok kısa bir söz vereyim.

Buyurun.

HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, Aydın İkizdere’deki barajı siz yaptınız, Büyükşehir Belediyesine devrettiniz. Bundan on beş gün önce o barajın etrafındaki yani Aydın ile İncirliova’nın arasındaki o yeri jeotermal için Valilik ihaleye çıkardı, bir firmaya verdi. Bu konuda, o ihaleyi iptal edecek misiniz? O barajın bütün suları İncirliova, Germencik ve Aydın merkeze veriliyor ve barajı yapan da sizsiniz. Şu an etrafında jeotermal elektrik santrali kurulması için Valilik orayı ihaleye çıkardı. Bu konuyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi soruları cevaplandırmak üzere Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu’na sözü bırakıyorum.

Buyurun Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim; evvela soru soran değerli vekillerime çok teşekkür ediyorum. Tabii, bunları mutlaka dikkate alacağız.

Ayrıca, Niğde ilinde su sızdıran Darboğaz Göleti’ndeki konuları ele alacağım.

Borçlardan dolayı… Biliyorsunuz, yeni bir yapılanma var -kanunda var zaten- inşallah, çiftçilerin borçlarını yapılandırıyoruz. Hatta, sayın vekilim, biliyorsunuz, bundan sonra çiftçilerin baraj, gölet, sulama şebekesinden intikal edecek olan borçları da artık dikkate alınmayacak yani amortismana tabi olmayacak. Bu da gerçekten, çiftçilerin üzerinden büyük bir yükün kalkması demek yani devlet yapacak.

Sayın Bektaşoğlu, tabii, seçim kararı verildi ama CHP de ne dedi? “Hodri meydan!” dedi. Biz de diyoruz ki: “Hodri meydan! Buyurun o zaman.” (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Özellikle siz istediniz. “Hodri meydan!” deyince… MHP istiyor, CHP istiyor dolayısıyla bizim de bu seçimi istemememiz, seçimden kaçmamız olmaz. Biz milletimize güveniyoruz, Allah’ın izniyle gümbür gümbür seçimi kazanacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Biz de öyle.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Biz de güveniyoruz milletimize.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – AK PARTİ olarak hazırız yani, onu söyleyeyim. Türkiye hazır, AK PARTİ hazır efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bu tasarıdan sonra biraz zor Sayın Bakan, bu tasarıdan sonra biraz zor.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Akar, özellikle, tabii, bu şeye bakacağım. Tabii, Çenesuyu’nu ben biliyorum, gerçekten, Sayın Akar, Çenesuyu çok muhteşem bir su yani hakikaten bunu korumak hepimizin vazifesi.

Sayın Akar, inşallah, onu ben dikkatle takip edeceğim, gerek Orman Genel Müdürlüğü gerek DSİ’den arkadaşlarımız da takip edecek, size de bilgi sunacağız. Yani Çenesuyu’nu korumak bizim boynumuzun borcudur.

Sayın Demirtaş, özellikle şunu belirteyim: Daha önce, AK PARTİ Hükûmetinden önce -az önce söyledim, ben, tabii, sadece Bakanlığımızla alakalı olan durumu söylüyorum, diğer bakanlıklarla ilgili durumu size yazılı olarak bildireceğim- tam 65 milyar dolar hazine garantili hükûmetler arası ikili iş birliği anlaşmaları imzalanmış. Bu, büyük bir yüktü ve dolayısıyla hem hazinenin borçlanma yükünü hem de faiz yükünü fevkalade artırıyordu. Bunlar neydi? Orman ve Su İşleri Bakanlığında, bilhassa DSİ’de büyük baraj ve hidroelektrik santraller, sulama tesisleri. Bunun dışında zaten bir şey yoktu. Bunlarla ilgili toplam borçlanma yükü 65 milyar dolar ama biz dedik ki: Bu uygun değil. Çünkü ikili iş birliği mucibince bunlar, biliyorsunuz, Anayasa’nın 90’ıncı maddesine göre kanun hükmünde. Dolayısıyla bu gibi durumlarda konsorsiyumlar belirleniyor, pazarlık suretiyle işler veriliyordu. Ben baktım -birkaç tanesi yapılmış- fiyatlar çok yüksek. Yeni bir kanun çıkardık. Dedim ki: Bunu, hazinenin borçlanma yükü olmadan yap-işlet-devretle yapmak istiyorlarsa buyursunlar. Böylece kanunla bunları bertaraf ettik, 65 milyar dolar borç yükünü kaldırdık; bir.

Sulamalarla ilgili gene pek çok ülkeyle -Türkiye ile İsrail, Türkiye ile İspanya vesaire- sulama projelerinin yapılması ve hazine garantili olarak kredi getir-yap, pazarlıkla... Bu da çok pahalıydı. Hatta bir tanesini maalesef benden önce yapmışlar -yaylak sulaması- baktım fiyat tam 13 misli pahalı. Neticede onları da sümen altı yaptık, öz kaynakla yaptık. Şu anda GAP bölgesinde yaklaşık 600 bin hektarlık alanı öz kaynakla sulamaya açtık.

Dolayısıyla bizim şu anda Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak hazine garantili herhangi bir şeyimiz yok, yoktur ama diğer bakanlıklarla ilgili konuyu, 2014’ten sonraki döviz ödemeleri nedir, ne değildir soruyorsanız şu anda bilemiyorum. Benim Bakanlığımla ilgili yok, sıfır. Hatta gerçekten büyük bir cesaretle 65 milyar dolar borçlanma yükünü kaldırmak gibi bir meseleye el attık. Bunu özellikle belirteyim ama diğer bakanlıkları istiyorsanız onu sizlere yazılı olarak cevap veririz. Onun istiyor musunuz, bilemiyorum.

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – İstiyorum, istiyorum. Diğer bakanlıkları soruyorum zaten.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - İstiyorsanız onu yazılı olarak ilgili bakanlıklara ileteceğim.

Sayın Tümer, ben de biliyorsunuz bir dönem İzmir Milletvekiliydim, o bölgenin evladıyım. Biliyorsunuz bu Efes'te antik bir kanal vardı. Zaman içinde dolmuş maalesef. Bu antik kanalla ilgili bütün oradaki, Efes'te, İzmir'deki… İşte İzmir vekilimiz var burada. Dediler ki: “Ya bu kanalın tarihî hususiyetlerini bozmadan, koruma kullanma dengesi ve koruma kullanma iznini almak suretiyle, hatta UNESCO’dan görüş almak suretiyle bunu açalım.” Ve bu projeyi yaptık. Tamamını açmıyoruz, sadece orada kayıkların gireceği kadar -gerçekten turizm açısından çok önemli- onu hazırladık. Size de sunalım.

Benim anlayışım, katılımcı anlayış. Daha önce valilikte de, bütün vekillerimizi davet ederek -gelen vekillerimiz oldu- bunu sunduk, bütün tarafların bilgisini aldık ama herhangi bir itirazınız veya tavsiyeniz varsa, bunu dikkate almak bizim de boynumuzun borcudur.

Kaldı ki önümüzdeki pazar günü Sayın Başbakanımızla İzmir’deyiz, sizi de davet ediyoruz. Hatta, biliyorsunuz, geçen sene yanan alan vardı Menderes’te ve Bayındır’da. Bu alanların bir santimetrekaresini başka maksatla kullanmadan ağaçlandırdık. Son fidanları da pazar günü saat on bir de, Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım’la birlikte dikeceğiz. Sizleri de, bütün İzmir milletvekillerini de davet ediyoruz. Şeref verirsiniz. Bunu da arz etmek istiyorum.

Bu kanalla ilgili herhangi bir şey varsa, onu da dikkate alalım. Hatta hemen ben getirteyim projeleri, ister pazar günü oradayız isterse daha sonra, bakalım. Herkesin mutabık kaldığı bir projeyi yapmak bizim boynumuzun borcu. Bizzat ben ilgileniyorum. Bunu arz edeyim.

Sayın Sarıhan, özellikle suyun ticaretleşmesi diye bir şey yok kati surette. Dikkat ederseniz biz, kanunda ticarileşmeyle ilgili yanlış anlaşılabilir bir madde vardı, hatta değerli vekillerim gerek AK PARTİ, CHP, MHP Grubu “Ya bu yanlış anlaşılabilir.” diye…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Müsaade eder misiniz…

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Bakan…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Onu da yanlış anlaşılmasın diye çıkardık. Burada suyun ticarileştirilmesi, satışı kati surette söz konusu değil, sadece sulamayla ilgili birtakım işletme giderlerinin alınması söz konusu.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Sulama tesisleri işletmesinin hizmet alımı yoluyla…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Hizmet alımı olabilir ama suyun satışı manasında değil bu, bakın. Hatta, biliyorsunuz Sayın Vekilim, sizin de teklifinizle, özellikle Komisyon Başkanımızın desteğiyle yanlış anlaşılacak maddeyi değiştirdik, büyük bir mutabakat sağladık.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Onları çıkardık Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Tabii ki mülkiyet hakkını korumak hepimizin temel vazifesidir, onu da arz etmek istiyorum.

Evet, diğer hususlara vaktimiz kalmadı ama son olarak Sayın Kılıç size de teşekkür ediyorum. Biz bütün Türkiye’de ağaçlandırma yapıyoruz. Daha önce Orman teşkilatı sadece ormanlık alanda çalışıyordu ama şimdi, 2011 yılından itibaren Orman teşkilatı olarak yol kenarları, okul bahçeleri, hastane avluları, mezarlıklar, mabetlerin avluları, her tarafı ağaçlandırıyoruz.

Arz ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.11

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

548 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Bölüm üzerindeki konuşmalar tamamlanmış, soru-cevap işlemi de bitmişti.

Şimdi üçüncü bölüm üzerindeki önerge işlemlerine başlayacağız.

41’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 41’inci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                                Barış Yarkadaş

                                           Muğla                                                      Giresun                                                     İstanbul

                                    Mahmut Tanal                                         Namık Havutça                                            Levent Gök

                                         İstanbul                                                    Balıkesir                                                    Ankara

                                Kamil Okyay Sındır                                       Orhan Sarıbal

                                           İzmir                                                        Bursa

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Levent Gök konuşacaktır.

Sayın Gök, buyurun.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 41’inci maddesi üzerinde söz aldım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce Sayın Bakanın çok coşkulu bir şekilde “Millete gidiyoruz, gümbür gümbür geleceğiz.” sözlerini görünce, Sayın Bakanın millete bir borcu olduğunu, bir hesap vermesi gerektiğini düşünüyorum. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, Sayın Bakanı kastederken iktidarın tümünü kastediyorum. Bu iktidar, halkın parasını kanunsuz bir şekilde kullanmıştır. Bu iktidarın bütçeden kullandığı paraların çoğunun temelinde hukuk yoktur, yasa yoktur. Bu iktidar, Anayasa Mahkemesi eliyle, Anayasa Mahkemesi iş birliğiyle halkın parasını çarçur eden bir iktidardır; halkın parasını hiçbir yasal dayanağı olmadan kullanan bir iktidardır. O yüzden, Sayın Bakan, koşa koşa millete gidin ama millet de koşa koşa size gelecek ve o haksız yere kullandığınız paraların hesabını soracak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz hafta içerisinde Anayasa Mahkemesi 2016 ve 2017 yılı bütçe kanunlarının Cumhurbaşkanına, Hükûmete, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Kamu İhale Kanunu ve diğer kanunlardaki sınırlamalara tabi olmaksızın, keyfî bir şekilde para harcama yetkisi veren düzenlemelerini iptal etti. Sayın Bakan, bundan haberiniz var mı sizin? Haberiniz var. Geçen yıllar da aynısını yaptınız, şimdi de aynısını yapıyorsunuz ama bir suç ortağınız var, Anayasa Mahkemesi. Anayasa Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisinin bütçe kanunuyla ilgili yaptığı başvuruları bütçe yılı geçtikten sonra sonuçlandırmak suretiyle, “Anayasa Mahkemesi kararları geriye doğru yürümez.” ilkesinden hareketle sonuçsuz bırakmaktadır. Anayasa Mahkemesi, merkezî yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçeleri arasındaki ödenek aktarmalarının ancak kanunla yapılacağını öngören düzenleme kapsamında, Maliye Bakanına verilen ödenek aktarma yetkisini iptal etmiştir. Şimdi, 2016 yılında Maliye Bakanının bu aktardığı ödeneklerin hesabı nasıl sorulacaktır? Anayasa Mahkemesi bunu iptal ediyor, Anayasa Mahkemesi “Bu kanunsuz, bu harcamaları yapamazsınız.” diyor. E başka ne diyor? Daha başka neler demiyor ki, “Dışişleri Bakanlığının yurt dışında açılacak yeni temsilcilik giderleri ve uluslararası toplantılar için yapılacak harcamalar için açılan özel hesaptan yapılacak harcamalar ancak Kamu İhale Kanunu’na tabi olması gerekir. Hükûmet bunu Kamu İhale Kanunu’na uygun yapmadığı için bunları da iptal ediyorum.” diyor Anayasa Mahkemesi.

Cumhurbaşkanının Daimî Başkanlığını yaptığı İSEDAK çerçevesinde yapılan harcamaları iptal etti Anayasa Mahkemesi Sayın Bakan. Siz koşa koşa millete gidin ama hepinizin “milletin Cumhurbaşkanı” dediğiniz, bizim “AKP Genel Başkanı” dediğimiz Cumhurbaşkanının temsil, tören ve ağırlama giderlerinin, Cumhurbaşkanı ve eşi tarafından verilecek hediyelik eşyaların, verilen resepsiyonlarda görevli personelin görev nedeniyle giydikleri kıyafetlerin yaptırılmasının, temizlenmesinin, konutlarda kullanılacak malzeme alımlarının da Kamu İhale Kanunu kapsamı dışında yapılmasını iptal etti. Bundan haberiniz var mı Sayın Bakan, dinliyor musunuz beni?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Dinliyorum.

LEVENT GÖK (Devamla) – Cumhurbaşkanının yaptığı bu harcamalar da tamamen iptal edildi değerli arkadaşlarım.

Anayasa Mahkemesi suç işliyor Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. Anayasa Mahkemesi, 2015 yılı bütçesinde aynı maddelere ilişkin açmış olduğumuz iptal davasını da bir yıl sonra sonuçlandırmak suretiyle iptal etti. Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümediği için, tekrar 2016-2017 bütçelerine bu maddeleri koydunuz. E peki, şimdi ne olacak? Anayasa Mahkemesi biliyor ki önüne gelen dosyadaki bu maddeler, geçtiğimiz, 2015 yılındaki bütçe kanununa göre iptal edildi, yasa dışı ama süresi içerisinde iptal etmiyor, yürütmeyi durdurma kararı vermiyor, Hükûmete bir pas atıyor, “Sen yap bu harcamaları, ben bir yıl sonra kararımı veririm, nasıl olsa ben karar verdikten sonra bütçe yılı geçtiği için geriye yürümeyecek, haksız yere sen kullansan da bunlar meşru sayılacak.” diyor. Bunun geçerli bir yanı olabilir mi? Sayın Bakan, gidin de millete koşa koşa bunların hesabını bir verin, milletin parasını nasıl çarçur ettiğinizin hesabını bir verin. Böyle bir tablo olabilir mi? Anayasa Mahkemesi devrede, iktidar devrede, al gülüm ver gülüm “Ben senin kanununu iptal etmeyeyim, bir müddet sonra iptal edeyim ama atı alan Üsküdar’ı geçsin.” Atı alan Üsküdar’ı geçemeyecek, 24 Haziranda hepinizin yakasındayız.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 41’inci maddesi ile 5403 sayılı Kanun’un 8’inci maddesine eklenmesi öngörülen değişiklikte yer alan "bakanlık onayı aranmaz” tümcesinin "bakanlık onayı aranır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                       Ertuğrul Kürkcü

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     İzmir

                                 Mehmet Ali Aslan                                       Behçet Yıldırım

                                         Batman                                                   Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Arazi ifraz işlemlerinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı mevcut kanunda yetkili kuruldur. Bu nedenle, kamu yararına olan ifraz işlemleri gibi önemli konularda Bakanlık onayı aranması gerekir

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

42’nci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 42’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                       Ertuğrul Kürkcü

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     İzmir

                                 Mehmet Ali Aslan                                       Behçet Yıldırım

                                         Batman                                                   Adıyaman

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                        Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      Giresun                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Mahmut Tanal                                          Orhan Sarıbal

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Bursa

                                     Haydar Akar                                             Engin Özkoç                                     Ömer Fethi Gürer

                                         Kocaeli                                                     Sakarya                                                      Niğde

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Maddeyle yapılan değişiklikle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ö), (p), (ş) ve (t) bentleri ile 17’nci maddesinin yürürlükten kaldırılması hükme bağlanmıştır. Yürürlükten kaldırılması düşünülen bentler ve maddeler arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirmeye dair tanımlardır. Bunların yerine kullanılacak yeni tanımlar ve kavramların neler olabileceğinin detaylıca tartışılması amacıyla maddenin tasarı metninden çıkarılmasında fayda vardır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 42’nci maddesi üzerinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

On beş yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetleri arazi toplulaştırmada sorunlarını çözemedi. Bu bağlamda, toplulaştırma çalışmalarının uzaması çiftçinin arazi üzerinde yeni yaptırımlar yapmasına engel oldu. Arazilerin verim durumuna göre yapılması gereken derecelendirmeler kimi yerde harita üzerinde yapıldı. Verimli arazi elinden alınan çiftçi daha az kıymetli araziyle takas edildi. Bu nedenle davalar açıldı, sorunlar arttı. Arazi toplulaştırma çalışmalarının gerek uygulamada yarattığı adaletsizlikler gerekse tamamlanamaması nedeniyle oluşan mağduriyetler güya yükseldi. Planlı, düzenli, adaletli çalışma yapılmadı. Sonuçta da Tarım Bakanlığı “Ben bu işi beceremiyorum.” diyerek Orman ve Su İşleri Bakanlığına devrediyor. Ama burada bir şey getiriliyor, maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu bir arazi toplulaştırma uygulamasına gidiliyor.

Tabii, ben bu kanun tasarısının Meclisten, seçim kararı alınınca çekileceğini düşünüyordum çünkü getirilen uygulamaların hepsi çiftçinin, orman köylüsünün aleyhineydi. Örneğin sulamada, borcundan dolayı desteklemeden borcu kesilecekti, orman arazileri ranta açılıyordu ama nedense şu ana kadar Hükûmet bu tasarıyı çekmedi; bunun hayırlısı çekilmesi yönündeydi.

Değerli milletvekilleri, şimdi seçim geliyor. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin bakanlarının tavrını çok merak ediyorum. Geçen sene bu zamanlar yurttaşlar, çiftçiler fasulye ekmeye giderken gümrüğü düşürdünüz; ekim yapacak, fasulye ekecek yurttaş, çiftçi “Ben bu ürünü satamayacağım.” kaygısıyla mağduriyet yaşadı. Gümrüğü sıfırlayarak yarattığınız bu mağduriyeti bu yıl uygulamaya alacak mısınız?

Biliyorsunuz, haziran ayında buğday hasadı var. Hani iki yıldır tam buğdayı tarladan kaldırırken çiftçi, birdenbire gümrüğü sıfırlıyorsunuz, onun buğdaydan kazanacağını elinden alıyorsunuz, sonuçta buğday ekmekten vazgeçiyor ya, haziran ayında bakalım ne yapacaksınız. Gümrüğü yine sıfırlayacaksınız. Girdi fiyatları artarken o çiftçiyi buğday ekmekten vazgeçirecek misiniz?

Öte yandan, Niğde’de beni televizyon karşısında izleyen patates üreticisi hemşehrim, deponda patatesin çürüdü, kürekle artık dışarıya atmak zorunda kalıyorsun. Acaba 24 Haziranda yine senin patatesine değer vermeyen Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin partisine oy verecek misin?

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Ya Ömer, sen olsun yapma!

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bunları merak ediyorum. Neden merak ediyorum? Çünkü ülkede tarımı bitirdiler, ithal edilmeyen yok. Tohum ithal, ilaç ithal, gübre ithal, ürün ithal, et ithal, saman ithal; ülkenin çiftçisi, üreticisi, besicisi mağduriyet yaşıyor.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bakanları da ithal ederler yeni sistemde bunlar.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bakanlar da ithal olacak yeni sistemde, milletvekilleri de ithal olacak.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Bunları alanlarda nasıl anlatacaksınız? Çünkü ben bu ülkenin köylüsünü Atatürk’ün dediği gibi milletin efendisi olarak görüyorum. Benim çiftçimi, benim köylümü, benim üreticimi mağdur ettiniz; aylardır, yıllardır yüzü gülmüyor. “Mazotta destekleme veriyoruz.” diye Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil olanlara destek veriyorsunuz, çiftçilik yapanlara bu desteği sağlamıyorsunuz ama mazota son üç ayda getirdiğiniz zamlarla bizim çiftçi perişan oldu. Ardından, yer altından çıkan elektriğin maliyeti sürekli bindiği için çiftçinin girdi fiyatları arttı, ürettiği ürünü değerine satamıyor. Üretici ürettiği ürünü değerine satamazken tüketici de aracılar nedeniyle pahalı ürün alıyor. Tarımda planlı uygulamalar olmadığından ülkemizin tarımı dışa bağımlı oldu. Ne düşünürseniz, aklınıza gelen maruldan çileğe kadar ithal eder hâle getirildi. Tarım politikalarının yanlışlığını sürekli vurguladık.

Şimdi, köydeki hemşehrim, kentteki hemşehrim, seçimde sandık önüne geldiğinde bunları değerlendirmeni istiyorum. Çiftçi borçları on beş yılda 17 kat artmış, bundan memnunsa gitsin gene oylarını Adalet ve Kalkınma Partisine versin ama mağduriyetleri kara sabana düşecek noktaya gelmişse Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında sizin sorunlarını çözmeye söz veriyoruz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bir yıl öncesinden üreteceğin ürünün değeri ve ederini sana bildireceğiz. Ne ekersen bir yıl sonra o ürünü planlayarak, bölgelere göre verimliliği de ele alarak ürettiğin üründen sen mağdur olmayacaksın. Eğer ürünün değer bulmazsa sana en az asgari ücret üzerinden geçimini sağlayacak desteği de vereceğiz. O anlamda, her köye veteriner, her köye ziraat mühendisi mutlaka Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Mikrofona gerek yok, ses maşallah soy ismiyle müsemma, gür bir şekilde çıkıyor.

Buyurun, tamamlayın.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – Şimdi, Sayın Bakanımı burada görünce… Gedelli Köyü muhtarımız diyor ki: “Gedelli Göleti’nin durumu, projesi bitti ama ihale ve istimlak ne zaman?” diye soruyor. Çanakçı, Çınarlı, Karanlıkdere’de, Himmetli köy muhtarları aradı “Bizim gölet ne olacak?” diyorlar. Sayın Bakan, ayrıca Koçak Köyü’nün taşınmasıyla ilgili sözünüz vardı, iki yıl geçti, yazılı soruya yanıt vermiştiniz. Koçak Köyü’nün taşınması ne zaman olacak?

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

43’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 43'üncü maddesine bağlı (ğ) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                                   Haydar Akar

                                           Muğla                                                      Giresun                                                     Kocaeli

                                    Mahmut Tanal                                         Namık Havutça                                   Ömer Fethi Gürer

                                         İstanbul                                                    Balıkesir                                                      Niğde

                                Kamil Okyay Sındır                                                                                                    Barış Yarkadaş

                                           İzmir                                                                                                                        İstanbul

"ğ) Tarla içi sulama sistemi destekleri: Tarla içi sulama sistemi hizmetlerinin geliştirilmesi maksadıyla, çiftçilerin birlikte veya bireysel olarak yürütecekleri yatırım projelerinin maliyetinin bir kısmı, tarla içi sulama desteği olarak Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü tarafından karşılanabilir. Tarla içi sulama sistemi desteklerine ilişkin işlemler Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür. Destekleme oranını, proje türleri bazında veya toplu olarak belirlemeye ve uygulamaya ilişkin diğer hususları düzenlemeye Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.”

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kocaeli Milletvekili Haydar Akar konuşacaktır.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce Sayın Bakan’a bir soru sordum, Sayın Bakan da ilgileneceğini söyledi ama üç yıldır -daha önceki yılları da söyleyeyim, 24’üncü Dönemi- söylediğim hiçbir işle ilgilenmedi. Ne zaman söylediysem hep ilgileneceğini söyledi Sayın Bakan ama hiçbir işi çözemedi şimdiye kadar, çözmedi ya da geri dönmedi. Bunu da açık yüreklilikle söylemek istiyorum Sayın Bakan. Eğer “Bir tanesini yaptım.” diyorsanız bana cevap verirsiniz.

Şimdi, arkadaşlar, 24 Haziranda seçim var ve bu seçime gideceğiz. On beş yıldır bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz. Sayın Bakan da “Hodri meydan.” dedi, biz de “Hodri meydan.” diyoruz. Tüm Türkiye’deki vatandaşlarım bu konuşmayı duysun, Sayın Bakana da birtakım sorular soracağım, kimin “Hodri meydan.” demesi gerektiğini vatandaşlarım değerlendirsin.

Sayın Bakan, iktidara gelirken 3Y ile yola çıktınız; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla yola çıktınız. Yolsuzluk; 17-25 Aralık dünya tarihinin belki de ayyuka çıkmış, belgelenmiş en büyük yolsuzluğuydu. 4 bakanın da milletvekili…

SALİH CORA (Trabzon) – Ondan sonraki seçim ne oldu?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Kimin çıkardığı da önemli değil ama en büyük yolsuzluğuydu.

SALİH CORA (Trabzon) – Ondan sonraki seçim ne oldu?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sıfırlamalar konuşuluyordu telefonlarda, ayakkabı kutularında paralar bulunuyordu, bunları faizleriyle geri verdiniz. Yolsuzluk iktidarınızda yasallaştı.

Yasaklar; gazeteciler içeride. “AKP Genel Başkanı Recep Erdoğan’a söz söyledi.” diye hakaret sayılıyor, insanlar hapse atılıyor, milletvekilliği düşürülüyor; AKP Genel Başkanı insanlara hakaret ettiği zaman Cumhurbaşkanı sıfatını kullanıyor. Ama sonuçta -biraz evvel Orhan Sarıbal söyledi- Cumhurbaşkanı sadece AKP’lilerin Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan, Recep Erdoğan bizim Cumhurbaşkanımız değil, AKP’nin Genel Başkanıdır, bir kez daha bunu vurgulamak istiyorum.

Şimdi, Sayın Bakan, on beş yıl önceki problemlerimize bakalım. Bu ülkenin ne problemi vardı on beş yıl evvel? İşsizlik problemi vardı. Çözdünüz mü? İşsizlik rakamlarını on beş yılla karşılaştırdığınızda, 3 puan, 4 puan üzerinde olduğunu…

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – On beş-yirmi sene önce CHP problemi vardı, yine devam ediyor.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz? Anlamıyorum ki, oradan bana cevap yetiştiriyorsunuz. Bakın rakamlara, Allah aşkına, bir sefer de okuyun, görün gerçeği.

SALİH CORA (Trabzon) – Rakamlar ortada.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Terör; çözdünüz mü? Siz geldiğinizde terör neredeyse sıfırdı. Bir tane terör örgütü vardı Türkiye’de, sadece Türkiye’yle ilgili bir terör örgütüydü, uluslararası terör örgütünü devşirdi, yanına da eklediniz…

SALİH CORA (Trabzon) – Mağaralarından çıkamıyorlar.

HAYDAR AKAR (Devamla) – …DEAŞ’ı eklediniz, FET֒yü eklediniz, hepsini eklediniz ve sayılarını da artırdınız.

Eğitim, sağlık, ekonomi…

SALİH CORA (Trabzon) – Çağ atladık.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Cari açık vardı değil mi, bu ülkenin cari açığı vardı 2002’de. Cari açığın şu anda nereye geldiğine hiç bakıyor musunuz? Tüm cumhuriyet tarihinin, bütün hükûmetlerin cari açığından fazla cari açık veriyorsunuz. Borçlanma; iç borç ve dış borç, tüm hükümetlerin, cumhuriyet tarihindeki hükûmetlerin en büyük dış borcunu yapmışsınız, iç borcunu yapmışsınız.

Sağlıkta diyorsunuz ki “Halkın memnuniyeti yüksek.” Ya, siz ayrı bir dünyada mı yaşıyorsunuz? Bu millet size hiç telefon etmiyor mu? Görüntüleme cihazlarıyla görüntü alabilmek için, muayene olabilmek için, sıra bulabilmek için hiç mi telefon etmiyor size? Eskiden sabah kuyruğa giriyordu ama şimdi bir ay randevu alamıyor vatandaş hastanelerden. Bunu yap-işlet-devret modeliyle bela ettiniz Türkiye’ye. Şehir hastaneleri yapıyorsunuz övünerek, sadece benim kentimdeki şehir hastanesine yüzde 70 hasta garantisi veriyorsunuz.

2018 yılında 6,2 milyar lira garanti verdiğiniz yap-işlet-devret modellerine para ödeyeceksiniz. Osmangazi’si var, Avrasya Tüneli var, yakında havaalanı da gelecek, açacaksınız, o da uzun bir konu, bir saat anlatmam lazım ama 6,2 milyar bu sene ödeyeceksiniz.

İnşallah iktidar size 24 Haziranda nasip olmayacak, biz bunları da halledeceğiz ama iktidar size nasip olursa bilin ki Türkiye’nin idam fermanıdır bu, daha da kötüye gidecektir, iflasa sürükleyeceksiniz bu ülkeyi diyorum.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Felaket tellallığı yapıyorsun.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Felaket tellallığı falan yapmıyorum, görüntü bu.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Çok iyi olacak Allah’ın izniyle. 24 Hazirandan sonra büyük Türkiye yürüyüşüne devam edecek.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Açın bakın, TÜİK’in rakamlarına bakın, hazinenin borçlanmasına bakın, hatta hazinedeki tasarruflara baktığınız zaman da bunu çok rahatlıkla göreceksiniz.

Sayın Bakan, buraya çıktığınızda yaptıklarınızı anlatıyorsunuz, sattıklarınızı hiç anlatıyor musunuz? Sattıklarınızı söyleyemezsiniz, zaman yetmez ama yaptıklarınız birkaç tane şeyin ötesine geçmiyor. Satmadıklarınızı söylesek, iktidarınız döneminde satmadığınız bir şey bulamazsınız.

İşte, size çok net bir soru soruyorum: Sizin on beş yıllık iktidarınız döneminde yapıp da sizden sonraki iktidarın satabileceği ya da şu iki aylık dönemde sizin yapıp da satabileceğiniz bir eser söyleyebilir misiniz?

Tükettiniz Türkiye’yi, tükettiniz cumhuriyetin eserlerini diyor, hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – 525 tane baraj ve HES var.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, o HES’lerin toplamı bir Keban Barajı yapmıyor, tek tek topladım onları.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Cumhurbaşkanının bu milletin oyuyla seçildikten sonra devletin başı olduğuna ve bütün milleti temsil ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Akar, bir hatırlatma yapmak durumundayım. Anayasa’mızın 104’üncü maddesi Cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenliyor. Cumhurbaşkanı devletin başıdır, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil eder. Anayasa’nın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir. Pek çok görevinin yanı sıra özellikle, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek gibi bir görevi de var.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Bahsettiğiniz tarafsız Cumhurbaşkanı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O söyledikleriniz tarafsız Cumhurbaşkanı için. Anayasa’nın yeminle ilgili maddesine bakarsanız, Cumhurbaşkanının tarafsız olması gerektiğini söylüyor. AKP’nin Genel Başkanı tarafsız Cumhurbaşkanı olamaz.

BAŞKAN – Siz oy verirsiniz vermezsiniz, seversiniz sevmezsiniz, seçersiniz seçmezsiniz ama bu milletin oyuyla seçildikten sonra devletin başıdır ve bütün milleti temsil eder bu sıfatıyla.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Beni temsil etmiyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş, sisteme girmişsiniz.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 43’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; az önce burada kürsüden ifade edilen bazı konulara katılmadığımızı ifade etmek isterim.

“Efendim, 17-25 şöyle yolsuzluktu, böyle yolsuzluktu, tescilliydi.” Ortada bununla alakalı hem burada açılan Komisyon kararları vardır hem de yargı kararları mevcuttur, isteyenler bunlara bakabilirler. Milletimiz bununla alakalı kararını 30 Martta sandık başına gittiği zaman, bunlardan çok daha fazlasını grup toplantılarında, aynılarını, aynı teraneleri çevirdiler, çevirdiler, çevirdiler milletten tokadı yiyip yerlerine oturdular. İktidara alternatif olan bir partinin çıkıp da aynı şeylerin etrafında dönüp dönüp durması… Bu millete “Ben iktidara gelirsem şunları şunları yapacağım.” diyeceği bir şey olmadığı için bunların etrafında dönüyor.

“Efendim, biz Cumhurbaşkanını kabul etmiyoruz. Cumhurbaşkanı, bizim Cumhurbaşkanımız değil, AK PARTİ’nin Genel Başkanı.” Değerli arkadaşlar, AK PARTİ’nin Genel Başkanı nasıl oldu? Burada bir referandum yapıldı, oylama yapıldı, milletimiz partili Cumhurbaşkanlığını kabul etti ve AK PARTİ Genel Başkanı oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Açar mısınız?

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şimdi tekrar seçime gideceğiz. Buyurun, er meydanı ortada, çıkarın adayınızı. Partili bir aday çıkaracaksınız, partinizden birisi olacak, öyle söylüyor sözcüleriniz. AK PARTİ’den seçilince AK PARTİ’nin Genel Başkanı oluyor da CHP’den seçildiği zaman Cumhurbaşkanı mı olacak? Şimdi, arkadaşlar, siyaset ciddi bir iştir, söylediklerimizin ağırlığının olması lazım.

Bir diğer konu, bir tane örnek vereceğim arkadaşlar. Bakın, Arnavutköy’de üçüncü havalimanı yapılıyor, o eski ocakların olduğu yeri verdik, yap-işlet-devretle yapılıyor ve devlet buradan yıllık 1,2 milyar euro kira alacak. Yirmi beş yıl boyunca tek kuruş vermeyeceğiz, yirmi beş yıl sonra da havalimanı devletin olacak. Sadece bir tanesini söylüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – İktidara gelince bizim söyleyecek sözümüz olmadığını, yapacak projemiz olmadığını ifade ediyor grup başkan vekili. Bu bir sataşmadır.

BAŞKAN – Şimdi, sizin açıklamalarınıza karşı bir açıklama yaptı. Siz de aynı açıklamayı yapın. Buyurun, yerinizden de size 60’a göre söz vereyim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hayır, sataşmadır bu direkt Sayın Başkan 69’a göre.

BAŞKAN – Sataşma olarak değerlendirmemek lazım. Siz birtakım ithamlarda bulundunuz, o da ona ilişkin cevabını verdi.

Buyurun lütfen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Daha aday ortaya koymamışsınız.

30.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bizim iktidara geldiğimizde yapacak işimiz olmadığını… Şu 1 Kasımdan itibaren Cumhuriyet Halk Partisinin projelerini uygulayan iktidarın bunu görmemezlikten gelmesi ya da kopyalamasını unutmuş değil bu halk. Evet, 7 Haziran seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisinin projeleri sadece Cumhuriyet Halk Partisine aitti ve bugünkü iktidar grubu da o projelerin bugünkü ekonomik durumla, Türkiye’nin o günkü ekonomik durumuyla çözülemeyeceğini, yapılamayacağını… Taşeron var bunun içinde, asgari ücret var bunun içinde, birçok proje var bunun içinde ama 1 Kasım seçim broşürleri incelendiğinde ilgili partinin, iktidar partisinin Cumhuriyet Halk Partisinden bunları kopyaladığı da çok açık ve net görülmektedir. Onun için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, işte, biraz evvel kürsüde saydığım problemler için tüm projelerimiz hazır ve biz yoksulluğu yönetmeyeceğiz arkadaşlar, yoksulluğu ortadan kaldıracağız. Bunun böyle bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/929) ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 548) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 43’üncü maddesiyle eklenmesi öngörülen (ğ) bendinde yer alan “Bakanlığın teklifi üzerine” ibaresinin “Bakanlığın teklifi ile” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                       Ertuğrul Kürkcü

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     İzmir

                                 Mehmet Ali Aslan                                       Behçet Yıldırım

                                         Batman                                                   Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

43’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

44’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 44’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                        Behçet Yıldırım

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                 Adıyaman

                                 Mehmet Ali Aslan                                      Ertuğrul Kürkcü

                                         Batman                                                       İzmir

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tasarı metnine Komisyon görüşmelerinde son dakika önergeleriyle yeni madde ihdas edilmiştir. Hükûmetin ilk teklif ettiği metinde yer almayan ve Komisyonda yeterince görüşülmeyip üzerinde etraflıca tartışma yapılmadan eklenen bu maddenin yasama tekniğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. İlgili maddenin etraflıca tartışılması ve yasama tekniğine uygun bir faaliyet yürütmek maksadıyla maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 44'üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

MADDE 44- (1) 31/10/2006 tarihli ve 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "binde üç” ifadesi "binde iki” olarak değiştirilmiştir.

                                   Muharrem Varlı                                           Mustafa Mit                                       Mehmet Erdoğan

                                          Adana                                                      Ankara                                                       Muğla

                                    Erkan Haberal                                        Mevlüt Karakaya                                          Arzu Erdem

                                          Ankara                                                      Adana                                                      İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Arzu Erdem konuşacaktır.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bizleri ekranları başında izleyen aziz Türk milleti; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 44’üncü maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yetkilerinden biri de atama bekleyen gıda mühendislerine, ziraat mühendislerine, veteriner hekimlere, ziraat teknisyenlerine, su ürünleri mühendislerine istihdam sağlamaktır. Burada özellikle Sayın Bakanımız da bulunduğu sırada sürekli millî projelerden, yerli projelerden bahsettik ve ülkemiz ekonomisinin güçlü ve üreten ekonomi modeline geçmesi noktasında ve güçlü Türkiye hedefine ulaşmak noktasında özellikle millî projelerin önemi üzerinde durduk. Millî projeleri gerçekleştirirken üç tarafı denizlerle çevrili olan güzel ülkemizde, yine aynı şekilde, ziraat, hayvancılık ve tarıma çok elverişli olan ülkemizde millî projelerle ilgili yapılacak olan çalışmalar varsa bu millî projeleri harekete geçirdikten sonra atama bekleyen bu ilgili bölümlerden mezun olan kardeşlerimizle ilgili, öğrenci arkadaşlarımızla ilgili mutlaka ve mutlaka bir çalışmanın da yapılması şart.

Gıda denetimi konusunda dört yıl eğitim görerek bu konuda en yetkin kişiler gıda mühendisleridir. Bu doğrultuda, Bakanlık gıda denetmenlerinin çoğunluğunu gıda mühendislerinden mutlaka oluşturmalıdır. Neden gıda mühendisleri gıda denetiminden sorumlu 3’üncü meslek grubu durumundadır? Bunun üzerinde mutlaka bir kafa yormamız gerekiyor. Son zamanlarda hepimizin de haberdar olduğu artan gıda zehirlenme olayları, denetleyenlerin gıda konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını, denetim sıklığının yetersiz olduğunu ve üreticilerin bu hususta titiz davranmadıklarını düşündürmektedir. Bu gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda hem özel sektörde hem de kamuda gıda mühendislerinin istihdamının zorunlu olması gerekmektedir.

Yine, Bakanlığın yaklaşık olarak 6 bin ziraat mühendisi açığı bulunduğu belirtilmektedir. Bakanlık tarafından bu veriler ortaya konmaktadır. 40 bini aşan işsiz ziraat mühendisi atama bekliyor ve atamayla ilgili açıklanması gereken rakamların önemli bir bölümü Maliye Bakanlığının önünde duruyor. Maliye Bakanlığı bununla ilgili bütçe yetersizliği dolayısıyla bu atamaları onaylamamaktadır ve bu konuyla ilgili sağlıklı bir çalışmanın yapılması şart.

Kuş gribi, şarbon, kuduz gibi hastalıklarda yani hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda veteriner hekimler halk sağlığında mücadele etmesi gereken önemli unsurlardır. Görevlerini yapmak isteyen veteriner hekimler de atama beklemektedirler ve her gün aslında her birimizin kapısını aşındırmaktadırlar.

Aynı şekilde, Bakanlığın yaklaşık olarak bin ziraat teknisyeni açığı bulunduğu belirtilmektedir. 10 bini aşan işsiz ziraat teknisyeni atama beklemektedir. Türk gençliği o kadar feraset sahibi bir gençlik ki 10 bin civarında atama bekleyen varken diyorlar ki: “En azından bir kısmımız atansın, biz diğerleri bekleyelim.”

Evet, burada Ekonomi Bakanlığının ortaya koymuş olduğu reel sektöre de mutlaka atılım yapsınlar, buna da katılıyorum. Bu kardeşlerimizin, gençlerimizin reel sektörde girişimci olarak yer almaları noktasında da mutlaka çalışılması gerektiği yönünde bizim de teşvikimiz söz konusu ama bu konuda da sağlıklı bir planlamanın yapılması şart.

Alanında oldukça başarılı balıkçılık teknolojisi mühendisleri ve su ürünleri mühendisleri yine atama bekliyor. Bu branşlar, işte serbest meslek erbabı olunabilecek branşlar değil. Onun için ne yapılması gerekiyor? Aslında ülkemizin ihtiyacı olan millî projelerle birlikte, bu alanlarda eğitim görmüş olan yani liyakat sahibi olan, o koltuklara oturdukları zaman işini ehliyle yapacak olan kardeşlerimizin mutlaka atamasının yapılması gerekmektedir.

Yine, geçtiğimiz hafta Türk polis teşkilatımızın 173’üncü kuruluş yıl dönümünü kutladık. Gece gündüz devleti ve milleti için çalışan, millî güvenliğimizin temini amacıyla çok sayıda şehit vermiş, onca badirelere göğüs germiş kahraman Türk polisimiz bizim gururumuzdur ancak aziz Türk milletinin güvenliğini sağlayan polislerimizin sorunları hâlâ devam ediyor. Polislerimizin ek göstergelerinin mutlaka 3.600’e çıkarılması şart. Düşük emekli maaşlarında artış yapılması beklenmektedir. Yıllardır hiç değişmeyen 100 liralık temsil tazminatları yükseltilmelidir. Son olarak, en önemlisi -hepimize gelen- dört aydan beri ödenmeyen terör tazminatlarının geciktirilmeden mutlaka ödenmesi gerekmektedir ya da bu konuyla ilgili mutlaka yetkililerin bir açıklama yapması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, Türk polisimizin sosyal ve ekonomik taleplerinin gerçekleşmesi için her zaman mücadele ettik, etmeye de devam edeceğiz. Terörle mücadele sırasında şehadete ermiş olan aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Rabb’im tüm Emniyet mensuplarımıza güç ve kuvvet versin, her birini esirgesin, korusun.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 44’üncü maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Orhan Sarıbal                                            Engin Özkoç                                         Akın Üstündağ

                                           Bursa                                                      Sakarya                                                      Muğla                             Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Mahmut Tanal                                Kamil Okyay Sındır

                                         Giresun                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                                                                                    Barış Yarkadaş

                                                                                                          İstanbul

Madde 44- (1) 31/10/2006 tarihli ve 5553 sayılı Tohumculuk Kanununun 24 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “binde üç” ifadesi “vergi matrahından binde bir” olarak değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal konuşacaktır.

Buyurun Sayın Sarıbal. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu var. Bu kanunun gereği olarak Türkiye Tohumcular Birliği kuruldu. Türkiye Tohumcular Birliği alt birlikleriyle beraber, yetki devriyle beraber tescil, sertifikasyon işleri yapmaya başladı. Yani Türkiye’deki tohum hareketinin üretimden satışına kadar her şeyine Tohumcular Birliği karar veriyor. Bu birlik yaşamını sürdürmek için iki metot deniyor: Bir tanesi, bayilerden, üreten, üretim aşamasında satan ana bayi, tali bayi, çiftçiye ulaşan bayi, bütünüyle oralardan, her bayiden bir defa belge karşılığı yıllık para alıyor, aidat ortalama 700 TL yani her bayiden 700 TL alıyor. 5 bin bayinin olduğunu varsayarsak her bayiden 700 TL aldığında sadece belge karşılığı yıllık 3,5 milyon TL aidat alıyor. İkincisi, bu yetmez, üretimden satış aşamasına kadar her alandan birliğini, alt birliklerini sürdürebilmek için binde 3 kesinti yapıyor. Nereden yapıyor arkadaşlar? Toplam satış rakamlarından yapıyor.

Bakın, devlete birçok şey söylüyoruz, özellikle siyasal iktidara para tahsilatı konusunda birçok şey söylüyoruz, ediyoruz. Peşin vergi alıyor ama sonuçta matrah üzerinden bir kısmını alıyor, zarar edenden vergi almıyor. Bu birlik zarar etsin etmesin ciro üzerinden, fatura üzerinden binde 3 alıyor, şimdi binde 1’e düşürülüyor. Ama bu hakkaniyetli değil. Bir taraftan zarardan bile para almayan, vergi almayan bir yapı, öbür taraftan kâr etsin etmesin açık bir şekilde çıkan rakamlardan, bayi rakamından, üretici rakamından binde 3’ten binde 1’e düşen bir rakam alıyor. Biz aslında bütünüyle karşıyız ama hakkaniyetli olsun diye -bu yapı bize göre yanlış bir yapı, yanlış bir kurum, çok net söylüyoruz, nedenini söyleyeceğim- en azından matrah üzerinden, vergiye tabi olan matrah üzerinden bu binde 1’i alma hakkı kazansın. Niye yanlış kurum diyorum? Şunun için diyorum değerli arkadaşlar: Bu kurum Türkiye’de yerli tohumu bitirmiştir. Hatırlayınız, 2016-2017 yıllarında Hükûmet şöyle bir karar aldı, dedi ki: “Tescili yapılmamış, sertifikasyona tabi olmamış yerli tohum üretimi yapmak, yerli fide ekmek yasaktır.” Hemen Tohumcular Birliği açıklama yaptı: “Oh, oh, ne güzel, tohum üretimimiz 2 katına çıkacak.” Açık, niye? Belki buraya çıkar, konuşursunuz ama ben söyleyeyim sizin adınıza: Tohum üretimimiz 2002’den bugüne kadar aşağı yukarı 7 kat arttı; bilin, 7 kat arttı arkadaşlar.

İktidar partisinin milletvekilleri, bakın, 7 kat arttı tohum üretimi, 7 kat ama değerli arkadaşlar, biz 2002’den bugüne kadar 2 milyar doların üzerinde tohum ithalatına para verdik, bunun karşısında sadece 1 milyar dolarlık tohum ihracatı yapabildik yani -yüzde 50- 1 milyar dolar zarardasınız. Ama bir şey daha söyleyeceğim…

ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – 7 kat artırmasaydık ne olurdu?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Asıl yamyamları söylemiyorsunuz, asıl, kendi elinizle büyüttüğünüz yamyamları. O tohum üretimi arttı ya, kim üretiyor biliyor musunuz? Mısır üretimi 3 kat arttı. Kim üretiyor? Pioneer, yüzde 34. Kim üretiyor? Monsanto, yüzde 31. Kim üretiyor? KWS, yüzde 11. Toplam 3 şirketin payı yüzde 76. Ayçiçeği: Limagrain, yüzde 38; Pioneer, yüzde 27; Syngenta, yüzde 16. Toplam 3 şirketin ayçiçeği tohumundaki payı yüzde 81.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yerli mi, millî mi bunlar?

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Yani 2 milyar dolar değil ithalat, en az 3-4 milyar dolar. Çiftçi bizden, su bizden, toprak bizden; köylümüz fason olarak kullanılıyor. Toprağımız aslında sözleşmeli tarım üzerinden peşkeş çekilmiş bu şirketlere. O yüzden, bu kurum çiftçiye, bu topraklara, yerli tohumlara hizmet etmiyor. Hem bayilerden, satanlardan doğrudan yıllık aidat alıyor; yetmiyor, bu defa bayilerin cirosuna gözünü dikmiş, oralardan para almaya çalışıyor. Elbette bunu kesinlikle ve kesinlikle kabul etmiyoruz, kesinlikle doğru bulmuyoruz, reddediyoruz.

Sayın Bakan, biz bir sürü cinlik biliyoruz ama siz her defasında şapkanın altından bir cin çıkartıyorsunuz. 2018/11542 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, tarih 27 Mart 2018. Kimyasal gübre, kimyasal gübre ham maddeleri üreten ve satanlardan her bir kilogramdan 1 TL ÖTV alındığını öğrendik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu topraklarda 5 milyon 300 bin ton gübre satılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Sayın Başkan, iki dakika… Bitirmem lazım, çok önemli.

Çok teşekkür ediyorum şimdiden, sağ olun.

BAŞKAN – Peki, buyurun, bitirin.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Hani geçen sene yağlayıp ballayıp referandumun aracı yapıp “Gübrede KDV’yi düşürdük.” dediniz ya, 5 milyon 300 bin ton gübrenin her 1 kilosuna 1 TL ÖTV koyuyorsunuz değerli arkadaşlar. 1 TL ÖTV ne yapıyor, biliyor musunuz? Çiftçinin kullandığı gübreden utanmadan, sıkılmadan, rahatsız olmadan 5 milyar 300 milyon TL ÖTV alıyorsunuz. Yeter mi? Yetmez. Son üç ayda mazota gelen zamdan da 2 milyar gitti. Bir yıl boyunca toplam tarım desteğiniz 15 milyar TL. Sadece üç ayda -5 milyar artı 2 milyar- 7 milyar TL’si gitti. İşte sizin tarıma bakışınız, işte sizin köylüye bakışınız, işte sizin Türkiye tarımına bakışınız bu, rant, talan, sömürü!

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

45’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 45’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                           Mizgin Irgat

                                           İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı metnine, Komisyon görüşmelerinde son dakika önergeleriyle yeni madde ihdas edilmiştir. Hükûmetin ilk teklif ettiği metinde yer almayan ve Komisyonda yeterince görüşülmeyip üzerinde etraflıca tartışma yapılmadan eklenen bu maddenin yasama tekniğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. İlgili maddenin etraflıca tartışılması ve yasama tekniğine uygun bir faaliyet yürütmek maksadıyla maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.11

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

45’inci madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 45’inci maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Akın Üstündağ                                          Mahmut Tanal                                Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      İstanbul                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Orhan Sarıbal                                            Engin Özkoç

                                         İstanbul                                                      Bursa                                                      Sakarya

                                  Vecdi Gündoğdu

                                        Kırklareli

Madde 45 – 11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 7’nci maddesinin (2)’nci fıkrasında yer alan “bedelleri ile” ibaresi madde metninden çıkarılmış, yerine “bedelleri Bakanlıkça karşılanır” ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gündoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz ister adına torba ister çorba kanun tasarısı diyelim, ne dersek diyelim AKP’nin torbasından ne çıkacak diye merak edenler yine yanılmayacak. AKP’nin torbasında refah yok, zenginlik yok, sözde büyümeden çalışana, emekliye zam yok, iş yok, aş yok, emek yok, umut yok umut. AKP’nin torbasında yandaşa rant var, vahşi sermayeye talan var, yöneticinin demokratik örgütlerini kapatmak var, çiftçinin dayanışmasını yok etmek, üreticiyi yandaş bürokrata teslim etmek var. AKP’nin torbasında ekosisteme, geleceğimize, yaşama hançer var hançer arkadaşlar.

Sayın milletvekilleri, neden çiftçiye, kooperatiflere, birliklere, STK’lara sormadan, onların da önerilerini almadan, âdeta yangından mal kaçırırcasına bu değişiklikleri yapmak istiyorsunuz merak ediyorum. Üreticinin yıllarını, deneyimini yok sayarak sulama birliklerinin bütün organlarını âdeta yok ediyorsunuz. İçerisinde bizzat üretenin, eli nasırlı çiftçinin bulunduğu sulama birliği yönetimlerini ortadan kaldırarak tüm bu organların görevini çiftçilere karşı hiçbir sorumluluğu bulunmayan, belki de ayağı tarlaya değmemiş, üretmenin mutluluğunu yaşamamış yandaş bir bürokrata niye teslim ediyorsunuz? Yoksa niyetiniz tarımsal üretimin yaşam sularını siyasi iktidarın tehdit aracı hâline mi getirmek?

Sayın milletvekilleri, baskıcı, tek adam rejimine doğru ülkeyi uçuruma sürükleyenler ne yazıktır ki tüm demokratik, katılımcı örgütlenmelerden korkmaktadırlar. AKP Hükûmeti çiftçisinden, üreticisinden yani milletin efendisi köylüden de korkmaktadır.

378 adet sulama birliği, 14.487 meclis üyesini içine alan, 1 milyon 450 bin çiftçimizin üyesi olduğu, aileleriyle birlikte yaklaşık 10 milyon yurttaşımızı doğrudan ilgilendiren katılımcı demokrasinin en önemli yapısı da bilerek isteyerek maalesef yok edilmektedir, üstelik Devlet Su İşlerinin raporlarına göre sulama birliklerimizin yüzde 97’sinin başarılı bir şekilde yönetildiği de teyit edilmesine rağmen. Artık, ülkeyi yönetenler, çiftçisini örgütlemek, demokratik ve katılımcı üretim modellerini yönlendirmek bir yana, mevcut demokratik örgütlenmelere bile tahammül gösteremiyorlar. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, son on beş yılda köylerimizi boşalttınız, üreticiyi toprağa küstürdünüz, on beş yıl önce nüfusun yüzde 70’i şehirlerde yaşarken şimdi nüfusun yüzde 93’ü şehirlerde yaşamak zorunda bırakılmıştır. Köyden kente plansız, çarpık bir kitlesel göç yaşanmaktadır. Hatalı tarım politikalarında on beş yılda çiftçilerin bankalara borcu 5 milyar liradan tam 17 kat artarak 2017 sonunda 85 milyar liraya da ulaşmıştır. AKP'nin tarım ve hayvancılık politikaları üreticimizi, köylümüzü gırtlağa kadar borçlandırmış, çiftçimiz üretemez, ürettiğinde ise para kazanamaz hâle getirilmiştir.

Kamu bankaları aracılığıyla çiftçiye, üreticiye, esnafa vermediğiniz iki yıl ödemesiz, on yıl vadeli milyon dolarlık kredileri yandaş patronlara yandaş medyada tekel kursunlar diye aktarıyorsunuz yani çiftçiye gelince para yok, yandaş basın yaratmaya gelince yandaş sermayeye para çok. Yüz yıllık bankalarımızı on beş yılda âdeta AKP'nin çiftlik bankı hâline de getirdiniz.

Sayın milletvekilleri, gerçek zenginliğimiz ağaç örtümüzdür, fukaralığımız ise çöllerimizdir. Rengârenk çiçeklerdir bizim güzelliğimiz ve nefes olabilmektir yaşamak. Mücadelemiz, sizlerin de bir gün aramak zorunda kalmayacağı hak, hukuk, adalet, demokrasi mücadelesidir. Mücadelemiz, sömüren yandaş için değil, ezilen yurttaşın mücadelesidir. Bizlerin mücadelesi hep birlikte, el ele, kol kola mutlu yaşama mücadelesidir.

Az önce Sayın Bakan baktım ki konuşmasında bir espri yaptı, dedi ki: “24 Haziranda biz tekrar gümbür gümbür geliyoruz.” Buradan herkes şahit olsun, 24 Haziranda AKP tekrar gümbür gümbür gelmiyor, bana göre de 24 Haziranda paldır küldür gidiyor.

Saygılar sunuyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

46’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 46'ncı maddesinin “ibaresi ve” ibaresinden sonra gelmek üzere; "Ç. İTHALAT” kısmının birinci satırının ikinci sütununa "ziraat mühendisi” ibaresinden sonra gelmek üzere "gıda mühendisi” ibaresi eklenmiş, üçüncü satırından "ve hayvansal ürünler” ibaresi çıkarılmış, ikinci sütununa "veteriner hekim” ibaresinden sonra gelmek üzere "su ürünleri mühendisi, ibaresi, dördüncü satır olarak "Hayvansal ürünler” satırı, bu satırın ikinci sütununa "Veteriner hekim, gıda mühendisi, kimya mühendisi, ziraat mühendisi (gıda, süt ve su ürünleri bölümü), su ürünleri mühendisi (su ürünleri ithalatı)” ibaresi eklenmiş, Yemler satırının ikinci sütununa "veteriner hekim” ibaresinden sonra gelmek üzere "su ürünleri mühendisi,” ibaresi, son satırının ikinci sütununa "kimya mühendisi” ibaresinden sonra gelmek üzere “,orman mühendisi, orman endüstri mühendisi” ibaresi eklenmiştir. şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Muharrem Varlı                                           Mustafa Mit                                           Erkan Haberal

                                          Adana                                                      Ankara                                                      Ankara

                                  Mehmet Erdoğan                                  Ahmet Selim Yurdakul

                                           Muğla                                                      Antalya

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yurdakul. (MHP sıralarından alkışlar)

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine Milliyetçi Hareket Partisi adına söz aldım.

Tasarının bu maddesiyle 5996 sayılı Kanun’da yer alan üretim, işleme ve dağıtım aşamalarında resmî kontrollerden sorumlu meslek mensupları düzenlenmektedir.

Muhterem vatandaşlar, mesleki yetkinlik ve liyakatin önemini her fırsatta ifade ediyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak ülkemizin kalkınmasını ve üreten bir ekonomi için her işin erbabı tarafından yürütülmesini savunuyoruz. Dolayısıyla bir işin doğru ve en iyi şekilde yapılabilmesi için uygun eğitim ve deneyime sahip kimselerin önünü açan uygulamaları destekliyoruz. Türk milletinin en sağlıklı ve en güvenli gıdalara ulaşabilmesi bizim açımızdan hayati önemdedir. Gıda güvenliği ve sağlığının denetlenmesi ve hatta daha üretim aşamalarında kontrol mekanizmasının kurulması gerekmektedir.

Maddedeki değişiklikle gıda üretim aşamalarının tümünde meslek mensupları havuzu iyileştirilmekte ve güncelleştirilmektedir. Üretim, işleme ve dağıtım aşamalarının tamamında liyakate dayalı bir insan kaynağının oluşturulması sağlıklı nesillerin meydana getirilmesini sağlar. Umuyorum ki yapılan bu değişikliklerle Türk ziraatı gelişecek ve milletin ihtiyacını en verimli şekilde karşılar bir hâl alacaktır.

Türk milletinin sağlığı için üzerinde durduğumuz koruyucu sağlık hizmetleri ve önleyici tıp yaklaşımı gıda güvenliğini de içermektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak sağlık politikalarımızın koruyucu sağlık hizmetlerini temel aldığını ifade edebilirim. Bu vesileyle sağlık camiasının yıllardır beklediği özlük hakları iyileştirmelerini de hatırlatmak istiyorum. Yıpranma payı, döner sermayenin emekliliğe yansıtılması ve emekli maaşlarında yapılacak düzenlemelerle Türk sağlık sisteminin ana unsuru olan sağlık çalışanlarının hakları da verilmiş olacaktır.

Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili arkadaşlarımızın Komisyon çalışmalarında da ifade ettiği gibi, bu tasarı 23 kanun ve 1 kanun hükmündeki kararnameyle dolaylı; 12 kanun ve 1 kanun hükmünde kararnameyle doğrudan ilişkilidir.

Milliyetçi Hareket Partisi, kurulduğu günden itibaren kırk dokuz yıldır çiftçinin ve Türk ziraatının yanında olmuştur; Allah can verdikçe milliyetçi, ülkücü camia olarak bu tutumumuzu sürdüreceğiz. Ata’mızın dediği gibi, Türk milletinin efendisi Türk köylüsüdür.

Gıda ve su güvenliğini tesis etmeyen ülkelerin 21’inci yüzyıl dünyasında barınması mümkün olamayacaktır.

Son olarak, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerinin ülkemize ve Türk milletine hayırlı ve uğurlu olmasını niyaz ederim. İnşallah, birlik ve beraberliğin demokrasiyle taçlanacağı, şenlik gibi bir seçim dönemi geçireceğiz. Bu süreçte, Allah samimiyetle ve iyi niyetle yola çıkanların yâr ve yardımcısı olsun.

Geride kalan dönemde bizler hem Meclis çatısı altında hem de ülke genelinde tüm bölücülere, gizli ve açık düşmanlara karşı tek bilek ve tek yürek olduk; gönül kırmadık, kırana da hoş bakmadık; hain teröristlere ve onların ağababalarına hak ettikleri dersi verdik, vermeye de Allah’ın izniyle devam edeceğiz.

Genel Kurulu sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yurdakul.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 46’ncı maddesinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                        Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      Giresun                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Mahmut Tanal                                       Namık Havutça

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Balıkesir

                                     Orhan Sarıbal                                             Eren Erdem                                                                                                                                                                    Bursa                                                      İstanbul

MADDE 46- “C. DAĞITIM” kısmına eklenen “su ürünleri mühendisi” ibaresinden sonra gelmek üzere “balıkçılık teknolojisi mühendisi” ibaresi ile “Ç. İTHALAT” kısmına eklenen “su ürünleri mühendisi” ibaresinden sonra gelmek üzere “balıkçılık teknolojisi mühendisi” ibaresi eklenmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Eren Erdem konuşacaktır.

Buyurun Sayın Erdem. (CHP sıralarından alkışlar)

EREN ERDEM (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Haziranda bir seçime gidiyoruz. Seçim kararını Hükûmet aldı. Bu Hükûmetin elinde kanun çıkaracak sayıda milletvekili var, KHK’lerle Türkiye’yi yönetecek güç var, aynı zamanda çok sayıda olanak var, devlet imkânları var, medya gücü var, hatta Doğan grubunu alışını hep beraber seyrettik. Bu seçim kararı “Ben Türkiye'yi yönetemiyorum. Kasım 2019’a kadar bu ülkeyi çıkarma şansım yoktur. Kasım 2019’a bu ülkeyi çıkarma ihtimalim söz konusu bile değildir. Bu olanaklarla ben bu işi yapamıyorum. Dolayısıyla Allah rızası için beni bu işten kurtarın.” çığlığıdır. Biz bu çığlığa kulak veriyoruz ve destek veriyoruz.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) - Tamam, fırsat doğdu size, adayınızı açıklayın, adayınızı.

EREN ERDEM (Devamla) - Hasan Basri, bağırdığın zaman milletvekili olacağını zannediyorsun ama seni de yazmayacaklar, bak söyleyeyim, seni de yazmayacaklar.

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Adayınızı açıklayın, adayınızı.

MEHMET UĞUR DİLİPAK (Kahramanmaraş) – Sen kendine bak, kendine.

EREN ERDEM (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bu Hükûmet “Ben yönetemiyorum, beni bu işten kurtarın.” dedi. Söz veriyoruz, sizi kurtaracağız, hepinizi kurtaracağız. Nasıl kurtaracağız? Niye bu ülkeyi yönetemiyorsunuz biliyor musunuz? Bakın söyleyeyim: AR-GE yatırımlarını sıfırlı rakamlarla sınırladınız, ülkenin Sanayi 4.0’a geçmesini engellediniz, onun yerine yandaşların kesesini doldurdunuz ve bu ülke üretemeyen, kara parayla ancak kendisini var edebilen bir ülkeye dönüştü. İşte, biz 25 Haziran itibarıyla bu ülkenin AR-GE yatırımlarını yüzde 3’ün üzerine çıkaracağız.

Sayın Berat Albayrak -burada değil, gıyabında konuşmayayım, gıybeti sevmem ama- bir konuşmasında dedi ki: “Türkiye'nin enerji sorununu çözmek için depolama kapasitemizi artıracağız.” Depolama kapasitesi… Bak! Diyor ki: Biz alternatif enerji üretmeyeceğiz, dışarıdan enerji satın almaya devam edeceğiz, hangar ve depolarımızı büyüteceğiz. Yarın Rusya bir ambargo koyarsa tezek yakmayalım demek için depolama kapasitemizi büyüteceğiz. Şimdi Sayın Grup Başkan Vekili Mehmet Muş diyecek ki: Türkiye rüzgâr enerjisine yatırım yaptı. Türkiye kapasitesinin yüzde 2’sini karşılamayacak düzeyde bir yatırım yaptı. Söz veriyoruz, 25 Hazirandan sonra bu ülke enerjisini güneşten, rüzgârdan ve jeotermalden sağlayacak; Türkiye rahatlayacak, rahatlayacak.

Değerli arkadaşlar, şimdi, siz seçim zamanı popülizm yapacaksınız, şunu yapacaksınız, diyeceksiniz ki: Bize oy vermeyen herkes haindir. Bize oy vermeyenler Türkiye düşmanıdır. Bizi seçmeyenler Türkiye'nin sevdalısı değildir.

Sizden asgari bir nezaket bekliyoruz. 16 Nisanda ibadethanelere siyaset soktunuz, bu süreçte yapmayın, vicdanlı davranın, bu süreçte ibadethaneye siyaset sokmayın; bakın, mübarek ramazan ayına giriyoruz, bu süreçte bunu yapmayın. Adil bir şekilde çıkalım, meydanlarda fikirlerimizi anlatalım, temennimiz bu yönde. Böyle davranacağınıza inanıyor muyuz? İnanmıyoruz ama en azından buradan bunu telkin edelim.

Şimdi, demin, Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan çok kıymetli Arzu Hanım dedi ki: “Polise ek gösterge vermemiz lazım.” Şimdi, ben şunu söylemek istiyorum: Hükûmetin ortağısınız, elinize mi vurduk, gelin, 3600 ek göstergeyi çıkarın, Meclisi kapatmadan polise de bir katkımız olmuş olsun. Yani Hükûmetin ortağısınız, birlikte seçim kararı alıyorsunuz.

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Milliyetçi Hareket Partisinin bakanı mı var?

EREN ERDEM (Devamla) – Polislerin ek göstergesi, evet, haklı bir taleptir, getirin beraber, hep beraber birlikte bir armağan olarak Meclisi kapatmadan çıkaralım.

KASIM BOSTAN (Balıkesir) – Biz getirince karşı çıkarsınız.

EREN ERDEM (Devamla) – Çıkarabilir misiniz? Çıkaramazsınız. Neden? Bütçe açığınız var. Neden? Ülkeyi yönetemiyorsunuz. Akşama kadar muhalifleri Amerika’nın uşağı olmakla itham edersiniz. Miraç gecesi insanlar ellerini semaya Cenab-ı Allah’ın rahmeti üzerlerine yağsın diye kaldırmasına rağmen, Amerikan “Tomahawk”larının yağmasına destek veriyorsunuz. Amerikan atına binerek Osmanlı kılıcı sallama iddianız çökmüştür. Yönetemiyorsunuz, elinize yüzünüze bulaştırdınız ve dediniz ki: Bütün yetki elimizde olmasına rağmen, biz bu işi beceremiyoruz. Ey Türk halkı, ey Türkiye halkı, bizi bu işten kurtarın.

KASIM BOSTAN (Balıkesir) – 25 Haziranda göreceksiniz.

EREN ERDEM (Devamla) – Türkiye halkı sizi bu işten kurtaracak arkadaşlar 24 Haziranda, rahat olun.

Enerji devrimi, tarım devrimi, teknoloji devrimi, bu kavramlar sadece entelijansiyamızın lügatine sıkışmış durumda, siyasetinizin içinde yok ama biz diyoruz ki: “Bu ülke kendi öz kaynaklarıyla kendini idame ettirebilecek güce sahiptir. Bu ülke hem enerji açısından hem tarımsal reformlar açısından hem birçok farklı perspektifi ele almamız hâlinde kendi öz kaynaklarıyla bir refah toplumu yaşatma potansiyeline sahiptir.” Bunu yapamadınız, şimdi de yönetemez hâle geldiniz. Arkadaşlar, biz buna talibiz, yapacağız. Vatandaşımızın önüne de böyle bu gerçeklerle, bu hakikatlerle çıkacağız. Bu bağlamda saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Seçimden sonra halledeceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Muş, 60’a göre söz veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Eren Erdem’in 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 46’ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, az önce hatip benim de ismimi kullanarak bazı atıflarda bulundu. Tabii ki muhalefet eleştirilerini sıralayacaktır, ülkeyi daha iyi yönetebileceğini iddia edecektir dolayısıyla bunun takdirini sandık başında milletimiz yapacaktır. Fakat, bazı konulara da açıklık getirmek istediğimizi ifade etmek isterim.

Enerji Bakanımıza bir atıf yaptı, depolama kapasitemizi artıracağız diye. Sadece “depolama” demiyor orada, kaynak çeşitliliğini de artıracağız diyor, nükleeri de ekleyeceğiz diyor dolayısıyla enerji tedariğini, arz güvenliğini ciddi anlamda ileri noktaya taşıyacağız diyor. Söylediği çok açık ve nettir. Ülkelerin hepsi bunu yaparlar. Çeşitlendirme noktasında, rüzgarla ilgili yüzde 2’sini karşıladığını söyledi. Arkadaşlar, bir ihale yapıldı, bekleyin, yenileri gelecek. Dolayısıyla, Türkiye'nin yerli kaynaklarının kullanımı noktasında sonuna kadar gereken adımlar atılacaktır.

Bir diğeri, ülkeyi yönetemiyorsunuz, idare edemiyorsunuz… Arkadaşlar, bir şey söyleyeyim size: Bakın, biz on beş yıldır ülkeyi yönetiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ülkeyi gayet iyi yönetiyoruz. Yönettiğimiz için de millet bize her seçimde iktidar görevi verdi. Seçime neden gidildiğini aslında gayet iyi açıkladık. Bunu eğer iyi dinlemiş olsaydınız, bu soruları burada sorma gerekliliği hissetmezdiniz. Ama ben size bir şey söyleyeyim: “24 Haziranda yöneteceğiz.” diyorsunuz ya, arkadaşlar, Genel Başkanınız daha “Adayım.” diyemiyor, siz nasıl yöneteceksiniz Türkiye'yi, “Türkiye'yi yönetmeye talibim.” nasıl diyeceksiniz? Daha Genel Başkanınıza “Aday mısınız?” diye soruluyor “Değilim.” diyor. Önce şu adaylık meselesini bir çözün, ondan sonra çıkın ortaya “Biz Türkiye'yi yönetme iddiasındayız.” diye propagandanızı yapın.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Direkt Sayın Genel Başkanımıza hitaben kendisinin de bu anlamda söylemediği bir sözü söylemiş gibi bir sataşmada bulunmuştur. Buna istinaden söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Özkoç açıklasın, aday mı? Bekliyoruz Grup Başkan Vekilinden.

BAŞKAN – Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

4.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında CHP Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Cumhurbaşkanlığı sistemine Cumhuriyet Halk Partisi karşı, Türkiye'nin parlamenter sistemle yönetilmesini istiyor. Bir diktatörün iki dudağının arasında ülkeyi yönetmeye talip değiliz. Ülkenin başbakanı olsun istiyoruz, milletvekillerinin bakanları tespit etmesini istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, “Bu ülkeyi koalisyonla yönetmeyeceğiz.” deyip tekrar zorunlu koalisyona tabi tutan bu sistemin tamamen karşısındadır. Buna tabi olan insanlar kanun hükmünde kararnameleri, Olağanüstü Hâl Yasası’nı meşrulaştırarak, bundan sonra bir tek kişinin, milletvekillerini de dışlayarak, bakanları dışlayarak ülkeyi yönetmesini istemektedirler. Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı böyle bir şeye talip olmadığını ta başından beri ifade ediyor. Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı, Başbakanlığa taliptir, parlamenter sisteme taliptir; demokrasiyle yönetmeye, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmeye taliptir. AKP Genel Başkanı ise ülkeyi, zorunlu ittifaka zorladığı siyasi partilerle birlikte tek başına yönetmeye taliptir. Bu zulmü, bu zalimliği, demokrasi dışı bu anlayışı Cumhuriyet Halk Partisi 24 Haziranda engelleyecektir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir şey ekleyeyim: “Diktatör” ifadesi kullanılıyor, kusura bakmayın, seçim isteyen diktatör olmaz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ne seçim ama!

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kapkaç.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sistemde 16 Nisan referandumuyla artık Başbakanlık yok, Cumhurbaşkanlığı var. Dolayısıyla, aday olacaksanız Cumhurbaşkanlığına aday olacaksınız, Başbakanlık müessesesi yok Sayın Özkoç.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Maçın ortasında oyuncu değiştiriyorsunuz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum: Dayatılan her şey aslında bir faşist yöntemdir, diktatör yöntemdir. Biz bunu çizerek, sınırlarını çizerek söylüyoruz. Kişiler üzerinden konuşmuyoruz, kavramlar üzerinden konuşuyoruz. Eğer siz ülkeyi “Ben üç ay olağanüstü hâlle yöneteceğim.” deyip de yıllara sari olağanüstü hâlle yönetmeye devam ederseniz bu kavramı siz kendi üzerinize yapıştırmış olursunuz. Onun için, biz demokrasi istiyoruz, parlamenter rejim istiyoruz, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin buna layık olduğunu düşünüyoruz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/929) ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 548) (Devam)

BAŞKAN – Madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 46’ncı maddesinin ilk cümlesinde yer alan “ek-2’de yer alan” ibaresinin “ek-2 tablosunda” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                           Mizgin Irgat

                                           İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

46’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

47’nci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere üç adet önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 47’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                             Mizgin Irgat

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Bitlis

                            Mehmet Emin Adıyaman                                                                                               Ertuğrul Kürkcü

                                            Iğdır                                                                                                                          İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Orhan Sarıbal

                                           Muğla                                                      Giresun                                                      Bursa

                                    Mahmut Tanal                                          Barış Yarkadaş                                      Namık Havutça

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Balıkesir

                                Kamil Okyay Sındır                                                                                                      Burcu Köksal

                                           İzmir                                                                                                               Afyonkarahisar

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                   Muharrem Varlı                                           Mustafa Mit                                       Mehmet Erdoğan

                                          Adana                                                      Ankara                                                       Muğla

                                    Erkan Haberal                                                                                                             Baki Şimşek

                                          Ankara                                                                                                                       Mersin

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum.

Gerekçe:

Sulama Birliklerinin tüzel kişiliğinin kaldırılmasını ve seçimle görev yapan bu birliğe ait organların feshedilmesini düzenleyen bir maddedir. DSİ tarafından atanan bir kayyumla sulama birlikleri, çiftçilerin kurumu olmaktan çıkarılmaktadır. Bu nedenle tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal konuşacaktır.

Buyurun Sayın Köksal. (CHP sıralarından alkışlar)

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan seçim, yönetme özürlü AKP’nin çöküş günü olacaktır; milletin zam, zulüm, işkence iktidarından kurtulma günü olacaktır. Evet, yönetme özürlüsünüz çünkü 6 milyon işsiz, 16 milyon yoksul yurttaşımızın sorumlusu sizsiniz. Yönetme özürlüsünüz, yıllarca FET֒yle etle tırnak gibi oldunuz, adliyeden hastaneye, hastaneden postaneye, askeriyeye kadar birçok kuruma FET֒cüleri yerleştirdiniz. Liyakati yerle yeksan edip işi ehli olana değil FET֒cü olana verdiniz. İnsanların hakkını yiyerek hak ettikleri işe girmelerine veya terfi etmelerine engel oldunuz. 15 Temmuzu fırsat bilerek ilan ettiğiniz olağanüstü hâl sayesinde güya “FET֒cüleri temizleyeceğim.” diyerek muhalif gördüğünüz herkesi kenara getirdiniz. Suçlu-suçsuz bakmadan insanları işinden, aşından, özgürlüğünden ettiniz. At izini it izine karıştırdınız. (CHP sıralarından alkışlar) Sapla samanı birbirine karıştırdınız. Böyle kötü bir süreç yönetiyorsunuz. OHAL’i FET֒cüleri temizlemekten ziyade kendinize muhalif gördüğünüz insanları temizlemek için kullanıyorsunuz.

Bakın, adalete güveni zedelediniz. Kötü yönetiminizin bir faturası. Bir araştırma şirketi -Area adlı bir şirket- geçtiğimiz günlerde bir anket yaptı, halkın yargıya güveni yüzde 48,9 yani bu ülkenin yarısından çoğu yargıya güvenmiyor. Nasıl güvensin? AKP milletvekili aday adaylarının, il, ilçe başkanlarının, yöneticilerinin, kadın kolu başkanı olan avukatların, hâkim, savcı olarak atandığı bir ülkede yargıya güven olur mu?

Sonra, Milletvekiliniz Şamil Tayyar çıktı, ne dedi? “FET֒cü olan iş adamları parayı veriyor ‘itirafçı’ adı altında tahliye ediliyor.” dedi, âdeta parası olan FET֒cü dışarı çıkıyor. Böyle bir yargı sistemine halk nasıl güvensin?

Yönetme özürlüsünüz, iktidara geldiğinizde çiftçinin borcu 1 milyar lirayken bugün 90 milyarı aşmış durumda. Çiftçi, borcunu âdeta borçla kapatmaya çalışıyor.

Yönetme özürlüsünüz, fabrikaları, ormanları, her yeri sattınız. En son, soluduğumuz hava kaldı, şu iki ay içerisinde soluduğumuz havadan da vergi almazsanız şaşacağım doğrusu.

Yönetme özürlüsünüz, millete karşı üç maymunu oynuyorsunuz. İşte seçim geliyor. Verip de tutmadığınız sözler, yalan vaatler karşınıza çıkacak. Şimdi ne yapacaksınız merak ediyorum.

Yeri gelmişken söyleyeyim: Biraz önce seçim bölgem Ayfonkarahisar ili Bolvadin ilçesi Kurucaova köyünden köylüler aradı. Daha önce söz vermişsiniz “Yollarınızı yapacağız.” demişsiniz, 1’inci olarak çıktığınız bir köydür, yıllarca size oy verdiler ama kandırılmışlar; yolları hâlâ yapılmamış. Taş ocağının yapılmasından sonra ağır iş makinelerinin yola zarar verdiğini, yolda kazalar olduğunu, daha yedi sekiz ay öncesinde 2 kişinin trafik kazasında bu yolda yaşamını yitirdiğini söylüyorlar. 1.500’ün üzerinde bir nüfusa sahip bir köy ve yollarının bir an önce düzeltilmesini istiyorlar.

Buradan Kurucaovalı hemşehrilerime söz veriyorum. Afyon’daki bütün köylü hemşehrilerime, kasabalarda, köylerde yaşayan hemşehrilerime söz veriyorum. Üç senedir adım adım gezdim bütün köyleri. Sıkıntılarınızı biliyorum. Yolunuz yapılmıyor, bunlar sizi ötekileştiriyor, ayrıştırıyor ama Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında yolu olmayan bir tane köy kalmayacak. (CHP sıralarından alkışlar) Buradan bu sözü veriyoruz. Hodri meydan! On beş senedir geliyorlar, oyunuzu alıyorlar, seçim döneminde sizi kandırıp gidiyorlar ama söz veriyoruz Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında, seçim döneminde değil, her zaman geldiğimiz gibi yine gelmeye, yine sizin sıkıntılarınızı çözmeye, size hizmet getirmeye söz veriyoruz.

Dinar TOKİ’lerde başlangıçta 86 tane hak sahibi, konut sahibi yurttaşımıza 113 bin liradan 2012 yılında konut verme sözü verdiniz ama 2018’de iş konutları teslime geldiğinde 260-270 bin liradan bu konut sahiplerine konutları teslim etmeye kalktınız. Niye? Niye kandırdınız insanları? 2012’de 113 bin liradan sözleşme imzalatıyorsunuz, 2018’de iş konut teslimine gelince yalan söylüyorsunuz.

Yine, Bayat’ta da aynı sıkıntı. 1 Kasım seçimleri öncesi böyle broşürler dağıtıp Bayat’ta TOKİ’den ev almak isteyen insanları kandırdınız, “400-500 liraya, 600 liraya ev sahibi yapacağız.” dediniz, şimdi iş sadede geldiğinde 1.300 liradan, 1.400 liradan konut vermeye çalışıyorsunuz. Bırakın artık insanları kandırmayı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BURCU KÖKSAL (Devamla) – Lütfen ek süre istiyorum.

BAŞKAN – Sesiniz gayet gür çıkıyor aslında, mikrofonu açmaya gerek yok, tamamlayabilirsiniz.

Buyurun.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, orada da aynı sıkıntı. Bırakın artık insanları seçim döneminde kandırmayı, boş vaat vermeyi, yalan söylemeyi. Sonra bir daha gidecek yüzünüz olmuyor. Çok merak ediyorum, buralarda kandırdığınız yurttaşlarımızın yüzüne nasıl bakacaksınız? Ve buradan da söz veriyorum, bundan sonra, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ne zaman?

BURCU KÖKSAL (Devamla) – …24 Haziranda AKP’yi sandığa gömdüğünüzde, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında…

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Kıyamet kopunca mı?

BURCU KÖKSAL (Devamla) – …TOKİ’ler rant kapısı değil, fakir fukaranın ev sahibi olması için bir aracı olacak. Buradan tüm hemşehrilerime söz veriyorum.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, FETÖ terör örgütüyle ilgili ortaya attığı iddialara verdiğimiz cevaplar kayıtlarda mevcuttur. Daha önce de aynılarını dile getirdiler. Dolayısıyla aynı şekilde bir daha cevap verme gereksinimi hissetmiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Aynı mahiyetteki son önerge üzerinde Adana Milletvekili Muharrem Varlı konuşacaktır.

Buyurun Sayın Varlı. (MHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle sulama birliklerinin tüzel kişiliğine son veriliyor, meclisleri feshediliyor. En başında da söylemiştim, sulama birlikleri başkanları ve meclisleri, çiftçinin kendilerinin seçtiği insanlar. Yani köyde çiftçilerden delege seçilir; her köyde arazisine göre delege sayısı vardır; o delegeler giderler, toplanırlar meclisi ve sulama birliği başkanını seçerler. Dolayısıyla sulama birlikleri hem çiftçiyi hem de sulama birliklerinin menfaatlerini korumakla yükümlü oldukları için bugüne kadar çiftçiye zarar vermeden yönetimlerini sürdürmüşlerdir.

Keşke bu konuda da uzlaşabilseydik, anlaşabilseydik, sulama birlikleri kapatılmıyor olsaydı. Çünkü Adana’da, Hatay’da, Mersin’de sulama sezonu başladı, dolayısıyla yarın çiftçinin mağdur olabileceği noktasında büyük endişeler taşıyoruz. Çünkü artık geriye dönülmeyecek hatalar ve yanlışlar olur bu saatten sonra. Yani mısırın sulamasında üç gün, iki gün çok önemlidir; pamuğun sulamasının bir hafta gecikmesi, üç gün, beş gün gecikmesi çok önemlidir; çok yüklü miktarda ürün kaybına uğrarız. Bundan hem çiftçi zarar görür hem de millî ekonomimiz zarar görür. Artık kararınızı vermişsiniz yani bu tüzel kişiliğine son verilecek, Sayın Bakandan ve Bakanlık yetkililerinden ricamız şudur ki bari tecrübeli, bu işi bilen insanlar bu işin başına getirilsin de çiftçi bu işten mağdur olmasın, çiftçiyi mağdur etmeyelim. Artı, bir de fiyat belirleme konusunda çiftçinin kendi seçtiği meclis fiyatı belirlediği için bugüne kadar çiftçiye çok fazla yük gelmiyordu. Zaten mazot fiyatları, gübre fiyatlarıyla ciddi bir girdi problemi ve sıkıntısı yaşayan çiftçimize bir de sulama ücretleriyle bir maliyet bindirmenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Bunları dikkate alır, eğer çiftçimizin lehinde, çiftçimizin yanında olumlu bir karar verir ve çiftçimizi koruyacak, ona zarar vermeyecek bir yapının içerisinde hareket edersek bunlar doğru olacaktır. Demin de söyledim, sulama birlikleri kurulduğu günden bugüne masasını, sandalyesini, hatta kepçesini, dozerini, bütün ihtiyaç arz eden alet ve edevatını kendileri tamamlamıştır yani çiftçinin kendisi tamamlamıştır, çiftçiden aldıkları parayla tamamlamışlardır bunları. Şimdi, bir yasayla bunu yeniden değiştiriyoruz, inşallah iyi olur diyelim, iyi olmasını dileyelim, inşallah tecrübeli elemanlar bu işin başında olur, inşallah çiftçimiz ürün kaybına uğramadan bu yılı atlatır diyelim çünkü bu konuda endişelerimiz var. Ben Komisyonda da bunu gündeme getirdim, Genel Kurul aşamasında da bunları söylüyorum.

Bir de Sayın Bakan, bu Büyükşehir Yasası’ndan sonra 2/B’yle alakalı satışlarda problem var. Bunda da kanuni bir düzenleme yapmamız lazım. Vatandaşımız, çiftçimiz bu konuda büyük mağduriyetler yaşıyor. Belediyeler bu arazilere el koyup satıyorlar. Dolayısıyla çiftçinin lehine, köylünün lehine bu işi de düzeltmemiz lazım diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

48’inci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 48’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                    Mehmet Ali Aslan

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                   Batman

                            Mehmet Emin Adıyaman                                 Ertuğrul Kürkcü

                                            Iğdır                                                         İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                            Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Mahmut Tanal                                          Orhan Sarıbal

                                         Giresun                                                     İstanbul                                                      Bursa

                                  Ömer Fethi Gürer                                       Namık Havutça                                       Akın Üstündağ

                                           Niğde                                                      Balıkesir                                                     Muğla

                                    Barış Yarkadaş                                      Kamil Okyay Sındır

                                         İstanbul                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Sulama birliklerinin tüzel kişiliğini ortadan kaldıran ve birliğin demokratik, katılımcı yönetim yapısının değiştirilmesi yönündeki düzenlemelerdir.

Sulama birlikleri, sulama sahasında arazisi bulunan ve sulama faaliyetlerinden faydalanan çiftçinin bir araya gelerek oluşturdukları kurumlardır. Yüksek Seçim Kurulu tarafından bölgelerinde seçimi yapılan, 14.484 meclis üyesi bulunan 378 adet sulama birliği bulunmaktadır. Birliğin başkanı ve organları (meclis yönetim kurulu ve denetim kurulu) birliğe üye olan çiftçiler tarafından seçimle göreve getirilirler. Oysa yapılan bu madde düzenlemeleriyle demokratik katılımcı yönetim anlayışıyla kurulan birliklerin tüm organları ortadan kaldırılıp onun yerine otokratik bir yönetimle, anlayışla birliğin başkanının ve birliğin yönetim kurulunun görev ve yetkileri DSİ tarafından atanacak kamu personeline yani kayyuma devredilmektedir.

Sulama birliklerinin mevcut yapıları ve özellikleri çiftçilerle temas kurabilmekte, sahaya hâkim olabilmekte, sorunlara katılımcı anlayışla çözüm üretebilmekte ve çiftçinin kendi kendini yönetmesine imkân sağlamaktadır. Böylece başkan ve yönetim kurulu üyeleri çiftçi seçmenine karşı daha fazla sorumlulukla, aidiyet duygusuyla görevlerini yerine getirmektedir. Çiftçiye yeri geldiğinde hesap verebilen bir kuruldur ancak öngörülen değişiklikle atanan kayyumun çiftçiye karşı aynı sorumluluk ve anlayışla davranmasının çok mümkün olmayacağını belediyelere atanan kayyum pratikleri göstermektedir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 48’inci maddesi üzerinde söz aldım.

Sulama birlikleri aslında tasarı olarak Komisyona geldiğinde çok konuşuldu. Bölgelerden gelen sulama birlikleri başkanları da sulama birliklerinin ortadan kaldırılmasını sorguladılar çünkü sulama birlikleri genelde başarılı olan ve bu anlamda çiftçilerin birlikte oluşturdukları yapılardı. Bu kanun tasarısının giriş bölümünde bulunan ve sonradan ortadan kaldırılan bir yasal düzenlemeye göre sulama birlikleri maddesinin gelmesine neden olan özelleştirme anlayışıydı. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi getirmiş olduğu tasarıyla sulama alanlarına su verilen kaynakları, barajları ve göletleri özelleştirmeyi düşünüyordu. Özelleştirme mantığına karşı gerek Komisyonda muhalefet eden partilerin tepkisi gerekse sulama birliklerindeki ve alandaki tepkiler üzerine su varlıklarının özelleştirilmesi maddesi çıkarıldı, onun yerine, su dağıtımıyla ilgili özelleştirme getirildi. Amaç ortadan kalktığına göre sulama birlikleriyle ilgili düzenlemenin geri çekilmesi gerekirdi.

Bu maddeyle sulama birliklerinin tüzel kişilikleri ortadan kaldırılmaktadır. Birlik üyesi çiftçilerden oluşan ve seçimle göreve gelen birlik meclisinin, birlik yönetim kurulunun, birlik denetim kurulunun ve birlik başkanın görev ve yetkileri kanun tasarısı kanunlaşınca ortadan kaldırılacaktır. Bunun yerine, Devlet Su İşleri tarafından atanacak bir memur eliyle bu işler yürütülecektir. Birliklerde seçimle gelen yönetim organları üyeleri olan çiftçiler hesap vermekle mükellefti, Devlet Su İşlerinin atayacağı kişinin o konudaki yetkinliği, alanda yapacağı çalışmalar, adaletli davranış hatta siyasetin dahi işe karışabileceği yeni bir yapılanma ortaya çıkıyor. Bunun sorunları ileride herkes tarafından görüldüğünde inanıyorum ki kanun çıksa da tekrar düzeltme yoluna gidilecektir. Çünkü 1995 yılından sonra sulama birliklerinin oluşumunda genelde yapılan değerlendirmelerle, dünya örnekleri de ele alınarak birliklerin çiftçiler tarafından oluşturulması uygun bulunmuştu. Bu yapılan düzenlemeyle, çiftçilerin yararına kararlar almak zorunda olan ve bu düzenleme sayesinde de birlikte yönetimin gerçekleştiği çiftçi birlikleri ortadan yapısal olarak kaldırılmaktadır. 378 sulama birliğinin fiilen ortadan kaldırılmasının yanında, 14.487 meclis üyesinin de böylece görevleri sonlanmaktadır. 1,5 milyon çiftçi üyesini doğrudan ilgilendiren böyle bir kararın çiftçilerin lehine olmadığını bir kez daha dile getirmek istiyorum.

Sulama birliklerinin yüzde 70’inden fazlası başarılıdır. Denetime tabi olan bu sulama birliklerinin yapısal olarak çiftçilerin birlikte yarattıkları bir yapı olması nedeniyle denetlenebilirliği yalnızca harcamalarıyla ilgili değil, suyla ilgili yaptığı her işlemde geçerliliği vardır. Sulama birlik yöneticileri aynı zamanda çiftçidir yani elini taşın altına koyan kişidir. İşin gerçek sahipleri oldukları için araç ve gereçleri kendi malları gibi korumaktadırlar, üzerine titremektedirler, sorunlara hızlı çözüm üretebilmektedirler, bu anlamda, bakım harcamaları dâhil, her konuda minimum seviyede işin yürümesini sağlamaktadırlar. Sorunlara hızlı çözüm üretebilen sulama birlikleri, çiftçilerden tahsil ettikleri ücretleri de bölgelerinde harcayarak çiftçilerin sorunlarının çözüm ortağı olmaktadırlar. Bu anlamda, katılımcı yönetim anlayışıyla hareket eden su kullanıcı örgütleri olan sulama birlikleri ne yazık ki ortadan kaldırılmaktadır.

İyi hizmet veren sulama birlikleri, yasa gereği harcamaları denk bütçe yapmak zorunda olması, yaptığı hizmetleri denetleyebilmesi, bu anlamda, alanda oluşabilecek zararları verdiği eğitimle ortadan kaldırması nedeniyle sulama anlamında önemli bir yönetim merkezidir. Bu birlikler, bundan sonra, Devlet Su İşlerinin atayacağı memurlar eliyle yönlendirip yönetilecektir. Burada amaç –eğer özelleştirme mantığı ileride tekrar getirilmeyecekse- bir kamulaştırma anlayışıdır ancak bildiğiniz gibi, Adalet ve Kalkınma Partisi şeker fabrikalarını özelleştirmeye başlamışken sulama birliklerini devlet yönetimine alması anlaşılır bir durum değildir.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

49’uncu madde üzerinde dört önerge vardır, bu önergelerin ilk ikisi aynı mahiyettedir, aynı mahiyetteki ilk iki önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 49’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                      Mehmet Ali Aslan

                                           İzmir                                                       Batman

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                          Mahmut Tanal                                Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      İstanbul                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Orhan Sarıbal                         Bülent Yener Bektaşoğlu

                                         İstanbul                                                      Bursa                                                       Giresun

                                   Namık Havutça                                           Hayati Tekin

                                         Balıkesir                                                    Samsun

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki iki önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Sulama birlikleri üyelerine idari para cezasıyla ilgili bir maddedir. Buna göre sulama beyannamesi vermeyen ya da eksik beyannameyle sulama yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin 2 katı kadar idari para cezası verilmektedir. Bu düzenlemeyle çiftçiye çok ağır para cezası getirilmektedir. Yine idari para cezası verilen çiftçinin ceza tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeme zorunluluğu getirmektedir. Ancak çiftçi 9'uncu, 10'uncu ayın sonuna kadar ancak ürününü tahsis edebilmektedir. Bu da çiftçiyi çok zor durumda bırakmaktadır. Çiftçinin daha fazla mağdur edilmemesi adına maddenin tasarı metninden çıkarılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Aynı mahiyette diğer önerge üzerinde söz isteyen Samsun Milletvekili Hayati Tekin.

Sayın Tekin, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYATİ TEKİN (Samsun) – Değerli milletvekilleri, 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 49’uncu maddesi hakkında CHP Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

49’uncu maddenin esas içeriği 6172 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin değiştirilmesidir. Bakalım bu değişiklik neler getirmiş. Üç bentten oluşuyor, (a) bendi: “Hazırlanan su dağıtım planında belirtilen zaman veya süre dışında sulama yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, bu fiillerin tekrarı halinde her defasında ayrı ayrı olmak üzere dört katına kadar para cezası ödenir.” diyor. (b) bendinde ise: “Sulama beyannamesi vermeden ya da eksik beyanname ile sulama yapan birlik üyelerine, suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar para cezası alınır.” diyor.

(c) bendine bakıyoruz: Birlik görev alanı dışında kalan su kullanıcılarına, izinsiz olarak suladıkları her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin dört katına kadar idari para cezası öngörmekte.

Değerli vekiller, görüldüğü üzere bu 3 bendin 3’ü de sulama yapanların nasıl cezalandırılacağını, kaç kat ceza ödeyeceklerini belirtmektedir.

Yine aynı maddenin (2)’nci fıkrasına bakıyoruz belki bir kurtuluş vardır diye. 2’nci fıkrasına ise, bu kanuna göre verilen idari para cezalarının tebliğinden itibaren bir ay içinde birliğe ödenmesi, ödemeyenlerin yargı yoluyla tahsili cihetine gidilmesi. Yani üç adet sopa, bir ip.

Bundan öncede 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 24'üncü maddesi üzerinde konuşma yapmıştım. Millî parklarda da fiyatlar fazla, cezalar 10 kattı. Bu zamlar, cezalar bana mı denk geliyor diye baktım, 548 sıra sayılı DSİ Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın aşağı yukarı tamamı cezaların ne şekilde işleyeceğine dair.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, seçim 2019'da diye sulama birliklerinin yok edilmesi dâhil her türlü zorbalığı, zamları yağdırdı. Halk da şimdi inşallah AKP'ye yağdıracak. Ah bilse yapar mıydı? Geç kalmış değilsiniz Sayın Bakan, bu saatten sonra da geri çekebilirsiniz.

Yaradan Allah (CC) Türk milletine güzel dağlar vermiş, nice ormanlar, ovalar vermiş nimetlerden yararlanın diye fakat talihsizlik, AKP'nin bu güzelliklerin başında olmasıdır çünkü kapitalizmin yavrusu olan yutturma liberal ekonomi anlayışıyla AKP her şeye para gözüyle bu çerçevede bakar olmuştur.

Kur'an-ı Azimüşşan, her türlü zulme, paraya ve puta tapmanın isyanı olarak gelmiştir. Bugünün putu, insanlığın putu da maalesef para olmuştur. Türk lirası olsa yine yiyip yutacağız, yanmayacağız, maalesef ki o putlar, euro “Lat”ın yerini almış, dolar “Menat”ın yerini almış, sterlin uzza putu olarak karşımıza çıkmıştır. Uzza'yı yani sterlini haramzadeler iyi tanır, bilmem size bir şey anlatıyor mu!

Bu putların altında kalan ve devleti yönetmekten aciz duruma düşmüş olan AKP Hükûmetinin imdadına ortağı MHP yetişmiş. MHP barajı bulsa başına çalacak ama kendini kurtarmak için AKP'yi fırına itmiştir. AKP de çareyi acil seçim sirenleri çalmakta bulmuş, aman bizi bu borç batağından kurtarın, bir an önce kaçıp kurtulalım diye.

Şimdi sıra millette, ben de millete sesleniyorum: Ey millet, yine yanılır, geri dönüşü olmayan padişahlık sistemini seçersen, putların altında yani borcun altında sen kalacaksın. AKP'nin sizin için 1 sterlin bile ödemeye niyeti yok. Acı reçeteyi çocuklarınıza içirmeye hazır olun. Umut demokrasidir, çare CHP'dir.

Buradan bakınca aklıma geliyor: “Üreteceğim” diyen köylüye “Olmaz, su bu kadar parayla, ceza bu kadar katmerli.” diyorsunuz. Öğrenci liseden üniversiteye gidiyor, “Ben ülkemin aydını olacağım, bu ülkeye faydalar sağlayacağım.” diyor, “Yok, bu kadar para ödeyeceksin.” Çocuk mezun oluyor, işsiz, “Olsun, boşta kalsan da krediyi hemen ödeyeceksin.” diyor. İnşallah bundan sonraki süreçte vatandaş da size “güle güle” diyecek; bunun tarihi de 24 Haziran.

Hepinize teşekkür eder, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki ilk iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım son iki önerge de yine aynı mahiyettedir, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı "Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 49'ncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki "dört” ibaresinin "iki” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Muharrem Varlı                                           Mustafa Mit                                       Mehmet Erdoğan

                                          Adana                                                      Ankara                                                       Muğla

                                    Erkan Haberal                              Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

                                          Ankara                                                       Hatay

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                               Mücahit Durmuşoğlu                               Mehmet Doğan Kubat                                     Halil Eldemir

                                        Osmaniye                                                   İstanbul                                                     Bilecik

                                   Salih Çetinkaya                                        Faruk Çaturoğlu                                       Hurşit Yıldırım

                                         Kırşehir                                                  Zonguldak                                                  İstanbul

                              Mehmet Naci Bostancı                                     Fehmi Küpçü

                                         Amasya                                                       Bolu

BAŞKAN - Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN DELİGÖZ (Erzurum) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MUHARREM VARLI (Adana) – Gerekçe…

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Sulama tesisleri tarımsal sulama maksatlı yatırımlar olup, bütün tarım alanlarına hizmet vermek üzere projelendirilmektedir. Ancak sulama birlikleri kuruluşunda tayin edilen görev alanı tabiri, su-tarla ilişkisini açıklamaktan uzak, subjektif bir anlayıştır. Eğer bir tarım arazisi farklı bir görev alanından su ihtiyacını karşılayacaksa -ki bu, izne bağlıdır- o çiftçinin ihtiyacının karşılanması lazımdır. Cezai müeyyidenin yüksek tutulması doğru değildir. Su karşısında çiftçi çiftçidir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önergenin de gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Birlik, görev alanı dışında kalan yerlerde izinsiz tarımsal sulama yapanlara verilecek para cezasının su bedelinin 4 katından 2 katına düşürülmesi öngörülmektedir.

BAŞKAN – Gerekçelerini okuttuğum aynı mahiyetteki iki önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda 49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

50’nci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 50’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                       Ertuğrul Kürkcü

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                    İzmir

                            Mehmet Emin Adıyaman                               Mehmet Ali Aslan

                                            Iğdır                                                       Batman

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                        Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      Giresun                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Mahmut Tanal                                       Namık Havutça

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                    Balıkesir

                                     Orhan Sarıbal                                              İrfan Bakır

                                           Bursa                                                       Isparta

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BAŞBAKAN YARDIMCISI HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Sulama birlikleri 6172 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesiyle valilik, Sayıştay ve DSİ tarafından her yıl düzenli olarak sıkı bir şekilde denetlenmektedir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı Teftiş ve Denetleme Kurulunca değerlendirilen 378 sulama birliğinin ortalama analiz puanı 100 üzerinden 50 olarak çıkmaktadır. Analize göre sulama birliklerince işletilen sulamaların yüzde 7’si çok başarılı, yüzde 33’ü başarılı, yüzde 34’ü iyi, yüzde 23’ü orta durumda, yüzde 3’ü ise kötü olduğu değerlendirilmiş birliklerin büyük çoğunluğunun ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen yeni denetimler getirilerek sulama birliklerinin kapatılmasına gerekçe oluşturulmaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Isparta Milletvekili İrfan Bakır konuşacaktır.

Buyurun Sayın Bakır. (CHP sıralarından alkışlar)

İRFAN BAKIR (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen kıymetli vatandaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şu an tartışılan kanun tasarısında çok sayıda kanunda değişiklik istenilmekte ancak bu tasarıda bazı maddeler var ki çiftçilere, orman köylülerine ve bunlarla birlikte ülke ekonomisine ciddi ölçüde zarar verecektir. Dünyanın her yerinde arazi toplulaştırması tarım bakanlıkları tarafından yapılmaktadır. Öncelikle çiftçiler iyi bilgilendirilmeli, hisse sorunları çözülmeli, alım-satım yapılmalıdır, Ziraat Bankası kredi vermelidir. Komşu parsellerden küçük olan parselleri alarak, toplayarak veya trampa gibi yöntemlerle çiftçilere ait araziler toplulaştırma öncesi büyütülmeye de çalışılmalıdır. DSİ, sadece kamulaştırma maliyetlerini düşürme mantığıyla başarılı olamaz. Tarla içi geliştirme hizmetleri yapılması, kırsal kalkınmanın diğer bileşenleri modern sulama yapabilecek çiftçilerin eğitilmesi şeklinde olmalıdır. Özellikle taş toplama, sekileme, arazi tesviyesi, kapalı drenaj, damlama sulama ve yağmurlama sulama gibi hektara maliyeti yüksek ama yapılması gereken tarla içi geliştirme hizmetleriyle birlikte yapılmalıdır. Arazi toplulaştırma mülk sahiplerine büyük mağduriyetler doğuracağı için dikkatle işlenmesi gereken önemli bir konudur.

Tasarıda geçen çerçeve 8’inci maddede “Maliklerin muvafakati aranmaksızın zorunlu arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yapılabilir.” hükmü yer almaktadır. Bu maddeye karşın Anayasa’nın mülkiyet hakkını güvence altına alan 35’incisi maddesi der ki “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” Anayasa’ya aykırı olan bu maddeyle “kamu yararı” adı altında zorunlu toplulaştırmanın önü açılacak toprak sahibinden izin alınmadan hem de. Bu da yetmezmiş gibi, arazi toplulaştırma duyuruları internet veya köydeki ilanlardan duyurulacak. Bu, hukuken yetersiz bir işlemdir. Köyde bulunmayan, il dışında ya da yurt dışında olan arazi maliklerine tebligat yapılmasının nesi zordur? Böyle bir düzenlemeye neden ihtiyaç duyulmuştur anlamakta güçlük çekiyorum. Dava açma hakkının on yılla kısıtlanmış olması da mülkiyet hakkına aykırı olan başka bir düzenlemedir. Arazi toplulaştırmayla ilgili bu hükümler tam anlamıyla bir toprak gasbıdır.

“Arazi toplulaştırması yapan kurum ve kuruluşlar kamu yatırımı için ihtiyaç duyulan arazi miktarını toplulaştırma yoluyla karşılayabilir.” deniliyor. Şimdi, Karayolları ve Devlet Demiryollarının tren güzergâhlarının kamulaştırma masraflarından kaçması gibi arazi toplulaştırma mı yapılacak bu hususta? Bu, hukuken yanlış bir şeydir. Arazi maliki kamulaştırma bedelini almalıdır.

Çayır ve meralardan ortak katılım payı kesintisi yapılarak toplulaştırmaya dâhil edilmesi Mera Kanunu’na aykırıdır. Meralar amaçları dışında kullanılamaz, sınırları daraltılamaz. Meralardan kesinti yapmak istiyorsanız Mera Kanunu’nu değiştirmeniz gerekiyor. Öyle her istediğiniz düzenlemeyi her tasarının içerisine koyamazsınız. İstatistik Kurumunun verilerine göre, mera alanları zaten her geçen gün, her geçen yıl daralıyor. Hayvan üreticileri zaten sıkıntı yaşıyor, ülkede hayvancılık tehlikeye giriyor.

Değinmeden geçmek istemediğim bir konu da büyük bir özveriyle çalışan ve büyük projelere imza atan DSİ personeli. Personelimizin özlük hakları bir an önce iyileştirilmeli ve göstergeler arasında ki dengesizlikler ortadan kaldırılmalıdır.

CHP, geçmişte olduğu gibi bugün ve yarın da vatandaşın yaşamını kolaylaştıracak çözümler üreten, doğaya ve çevreye önem veren her türlü uygulamanın destekçisi olacaktır.

Ben, bu düşüncelerle kanunun ülkemiz için hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

50’nci maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

51’inci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 51’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                    Mehmet Ali Aslan

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                   Batman

                            Mehmet Emin Adıyaman                                                                                               Ertuğrul Kürkcü

                                            Iğdır                                                                                                                          İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Orhan Sarıbal

                                           Muğla                                                      Giresun                                                      Bursa

                                    Mahmut Tanal                                          Barış Yarkadaş                                Kamil Okyay Sındır

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

6200 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu’na göre, DSİ'nin sulama birliklerini feshetme yetkisi vardır. Ancak belli yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda bu fesih yetkisini kullanabilmektedir. Bu kanuna göre: "Denetim raporları ile finansal ve mali yapısı sürdürülemez olduğu tespit edilen, sulama birlikleri ile devir sözleşmesindeki yükümlülükleri yerine getiremeyen sulama birlikleri DSİ'nin teklifi bakan onayıyla feshedilebilir.” denilmektedir.

Oysa bu yeni düzenlemede DSİ hiçbir koşul aramadan sulama birliklerini feshedilebilecektir. Çiftçinin yönetiminde olduğu, başkan ve yönetim organlarının seçimle göreve geldiği, demokratik, katılımcı bir yönetim anlayışıyla kurulan bir sivil örgüt keyfî bir şekilde feshedilmektedir. Bu düzenleme çiftçinin iradesini tanımamaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal konuşacaktır.

Buyurun Sayın Sarıbal. (CHP sıralarından alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 548 sıra sayılı Tasarı’nın aslında en önemli maddesini konuşuyoruz belki de. Birçok maddesi önemliydi, ormanla ilgili bölümleri önemliydi ama burada çok önemli bir durum var çünkü özellikle siyasal bir tavır çok net, bir darbe modelini görüyoruz burada, o yüzden önemli. Neden? Son iki yıldır DSİ’de karargâh kuran Dünya Gıda Örgütü (FAO) aslında Türkiye’de su yönetiminin nasıl olması gerektiğinin dersini veriyor sürekli. Kime? Siyasal iktidara. Kiminle? Birleşmiş Milletlerden almış olduğu öğretiyle. Ne yapmak istiyorlar? Dertleri şu: Devlet Su İşleri 1993 yılına kadar su yönetimini kendisi yapıyordu ama suyu zamanında veremediği için, çiftçi zarar ettiği için, su yüzünden kavgalar çıktığı için hatta ölümlere neden olan tartışmalar çıktığı için 6172 sayılı yeni bir yasa düzenlendi ve su yönetimi birliklere verildi. Birlikler kim, sulama birlikleri? Üreticilerin bizzat kendileri; meclisleri var, denetim organları var, yönetim organları var ve elbette başkanları var yani tamamen çiftçinin kendisinin oluşturduğu bir birlik yönetim biçimiydi. Tamamen bütün bölgelerde seçimle geliyorlar, 14.487 meclis üyeleri var, 378 sulama birliği var. Yaklaşık olarak 1 milyon 450 bin kayıtlı çiftçisi görülüyor. Hepsini 5 kişiden ele aldığımızda 7 milyon insanı ilgilendiren, siz buna sulama kooperatiflerini de ilave ettiğinizde 10-12 milyon insanı ilgilendiren bir yapı, bir organizasyon. Elbette, en önemlisi demokratik, diğer önemli olan kısmı da çiftçinin bizzat yönetimin içinde olması ve suyu yönetiyor olması; bu çok önemli. Birliklerde yönetimler dört yıllığına seçiliyor. Dört yıllığına seçilen bir yönetimi siz bir darbe, bir kamucu anlayış üzerinden yönetimi alıyorsunuz, oraya bir devlet memuru atayarak kayyum modelini hayata geçiriyorsunuz. Elbette kabul etmemiz doğru değil. Bir taraftan şeker fabrikalarını kamucu anlayışla zarar ediyor diye özel sektöre peşkeş çekiyorsunuz, bu tarafta size hiç yükü olmayan, ağırlığı olmayan sulama birliklerini kamulaştırıyorsunuz. Nasıl? Daha iki buçuk yıl yönetimlerin zamanı olmasına rağmen. Niye? Verilmiş bir öğreti var, verilmiş bir ders var, verilmiş bir ev ödevi var, o ev ödevini yerine getirmek istiyorsunuz yani 1993 döneminden önceki döneme dönmeye çalışıyorsunuz.

Bakın, birkaç örnek verelim. Tam yirmi üç yıl önce bu yönetim biçimini, katılımcı su yönetimi anlayışını İspanya’dan aldık, İspanya’dan, İspanya’dan model alınarak buraya getirildi. Avrupa’yla karşılaştıracak olursak, orada arazi yollarını belediyeler yapıyor, bizim ülkemizde sulama birlikleri yapıyor. Drenaj temizliklerini Avrupa’da devlet yapıyor, burada sulama birlikleri yapıyor. Dolayısıyla, Avrupa örneğinde var olan, devletin ve kamu kurumlarının yapması gereken işleri bile sulama birlikleri kendi olanaklarıyla, kendi imkânlarıyla yapmaktalar. Bugün bütün onarım ve işletme giderleri tamamen sulama birliğine ait olan bu yapıların en önemli yanı o.

Şimdi, siz görevden alacaksınız; bir: Bu insanların, bu yönetimde olanların elbette oralarda iki buçuk yıllık daha süreleri var, birincisi bu. Bu bir hak gasbıdır ve bir darbedir. İkincisi, bütün alacaklardan Devlet Su İşleri sorumlu olacak ama geriye dönük borçlardan Devlet Su İşleri değil, kim sorumlu olacak? Yönetim sorumlu olacak. On yıl boyunca geriye dönülecek, geriye denetim yapılacak, o denetim sonrasında bir sorun çıktığında, bir şey görüldüğünde bu insanlar onlardan yargılanacaklar. Yeter mi? Yetmez. Bütün nakdî paralara; kooperatife, birliğe ait olan bütün mallara, ekipmanlara, tümüne el konulacak, tümüne. Kaldı ki bir bölüm kooperatif başkanı ya da birlik başkanı kendi bireysel kredilerini kullanarak, kendi nüfuzlarını kullanarak, hatta bazı yerlerde kendi mallarını ipotek ederek makine almışlar mesela, olanak yaratmışlar, kredi sağlamışlar kooperatifin ve birliğin yürütülebilmesi için; bunların durumu ne olacak belli değil. Çalışan personel…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Başkanım, bir dakika daha verirseniz…

BAŞKAN – Peki, buyurun, tamamlayın.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Çok teşekkür ediyorum.

Bu yaklaşımla personelin ne olacağı net değil. Bilinen, sadece, yönetim kurulları ve meclis feshedilecek, onların yerine bir kamu personeli atanacak. Bu kamu personelinin alacağı harcırah, alacağı yevmiye elbette düzenlenmiş; o hiç kaçmaz çünkü muhtemelen bunun için de bir siyasal erk, bir siyasal güdüm kendini gösterecektir, orada da elbette kayırmacılık öne çıkacaktır.

Bu anlamda, bütünüyle baktığımızda, sulama birliklerinin el değiştirmesinin, deyim yerindeyse kamulaştırılmasının ve kayyum atanmasının çiftçiye, ülkeye, tarıma, tarımsal üretime, bu ülkenin zenginliklerine bir katkısı olmayacaktır; sadece, diğer kamu kurumlarında olduğu gibi zorla zarar ettirilip daha sonra yerli ve yabancı şirketlere su yönetimi ve su olanakları, su alanları peşkeş çekilecektir. İtiraz ediyoruz, kabul etmiyoruz, lütfen bundan geri çekilelim.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

51’inci maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

52’nci madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                 Mehmet Ali Aslan                                      Ertuğrul Kürkcü

                                         Batman                                                       İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Orhan Sarıbal

                                           Muğla                                                      Giresun                                                      Bursa

                                    Mahmut Tanal                                          Barış Yarkadaş                                         Burcu Köksal

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                            Afyonkarahisar

                                Kamil Okyay Sındır                                     Mehmet Göker

                                           İzmir                                                       Burdur

BAŞKAN - Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum.

Gerekçe:

İlgili madde düzenlemesinde birlik üyeleri, kaydı sırasında DSİ'nin belirlediği katılım payı ücretini ödemek zorunda bırakılmaktadır. Bu ücretin ne kadar olacağı belirsizdir. Çiftçilerin bu nedenle sulama birliklerine üye olması zorlaştırılmaktadır.

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde Muğla Milletvekili Akın Üstündağ konuşacaktır.

Buyurun Sayın Üstündağ. (CHP sıralarından alkışlar)

AKIN ÜSTÜNDAĞ (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 6172 sayılı Sulama Birlikleri Kanunu ülkenin su varlık ve kaynaklarının rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla kurulmuştur ve tasarının özellikle sulama birlikleri çerçeve ana statüsündeki seçim usulünün ortadan kaldırılması ve birçok, özellikle 2’nci maddede tanımların değiştirilmesi, kurucular kurulunun tamamen ortadan kaldırılması, katılım payının belirlenmesinde kurucular kurulu veya birlik meclisi yetkisinin ortadan kaldırılması, üst yönetici unsurunun yasadan kaldırılması, su kullanım hizmet bedelinin birlik meclisi yerine Bakan tarafından belirlenen asgari değer üzerinden belirlenmesi yasaya konularak su kullanan çiftçiler aleyhine, son derece sakıncalı düzenlemeler yapılıyor.

Değerli arkadaşlarım, 52’nci maddeyle birliğe üye olma zorunluluğu getiriliyor. Sulama hizmetinden yararlanmak için artık çiftçiler birliğe üye olmak zorunda ve üye olurken de DSİ’nin belirlediği bir katılım payını birliğe ödemek zorunda ve birlik üyelerinin sorumlulukları da ek (3)’üncü fıkrada ortaya konuyor. Bu da birlik üyeleriyle ilgili birçok parasal sorumluluğu ortaya koyan düzenlemeler içeriyor ve su kullanıcısı vasfını kaybeden üyeliğin de resen sona ermesini öngörüyor.

Değerli arkadaşlar, tasarıyla, çiftçiler tarafından seçilen birlik meclisi, yönetim kurulu, denetim kurulu tamamen ortadan kaldırılıyor, sulama birlikleri DSİ’nin alt birimi hâline getiriliyor. Bu şekilde, çiftçilere hesap vermek zorunda olmayan, çiftçilerin ihtiyaçlarına göre işletilmeyen, çiftçilerin ihtiyaçlarına uygun hizmet üretmeyen bir birlik hâline geleceği aşikârdır.

Bu tasarıyla 378 sulama birliğinin yönetim, denetim ve gözetimi DSİ’ye devrediliyor. Sulama birliklerinin başına bu tasarıyla kayyum atanmaktadır. Sulama birlikleri ticarete ve siyasete alet edilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, buradan iktidarı uyarıyorum: Bu tasarı kanunlaşırsa, geçerse çiftçiler, köylüler 24 Haziranda sandık başında sizi bekliyor olacak ve bunun hesabını 24 Haziranda mutlaka sandıkta vereceksiniz.

Değerli arkadaşlarım, burada, sadece çiftçilerimiz değil, çağdaş köleler hâline getirdiğiniz taşeron işçiler, borç içinde yüzen esnaf, geleceği elinden alınmış ve atanamayan üniversite öğrencileri, üniversite mezunları, maaşlarının alım gücü iyice azalmış memurlar ve kamu görevlileri, OHAL altında ezilen kitleler, seçtikleri hâlde belediye başkanları görevden alınan seçmenler sizi bekliyor olacak. Sandıkta, FET֒yü büyütüp devlete yerleştiren iktidardan seçmen mutlaka hesap soracak, FET֒nün siyaset ayağına hiç dokunmayan iktidardan hesap soracak.

Değerli arkadaşlarım, özellikle Orman Bakanı da buradayken soruyorum: Değerli Bakanım, dünyaca ünlü Halep çamlarının olduğu Pina Yarımadası’ndaki, Bodrum’daki ormanların yerine yaptırdığınız otellerin hesabını mutlaka seçmen sizden soracak, ormanları katleden iktidardan mutlaka hesap sorulacak; Gökova Körfezi’ni, mavi turu bitiren doğal sit çalışmasıyla ilgili olarak da mutlaka seçmen sizden hesap soracak. İktidar döneminizde giderek zenginleşmenizin hesabını gittikçe fakirleşen halk mutlaka sizden soracaktır diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

52’nci maddeyi Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

53’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                       Ertuğrul Kürkcü

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     İzmir

                            Mehmet Emin Adıyaman                               Mehmet Ali Aslan

                                            Iğdır                                                       Batman

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                        Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      Giresun                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Mahmut Tanal                                          Orhan Sarıbal

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Bursa

                                   Namık Havutça

                                         Balıkesir

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bu maddede yer alan geçici maddeler ile birlik organları (yönetim, denetim) feshedilmektedir. Demokratik, katılımcı yönetim anlayışıyla işleyen bir kurumun hiçbir işleme gerek kalmaksızın feshedilmeye çalışılması antidemokratik bir uygulamadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde Balıkesir Milletvekili Namık Havutça konuşacaktır.

Buyurun Sayın Havutça. (CHP sıralarından alkışlar)

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Değerli milletvekili arkadaşlarım, tabii, 24 Haziran, seçim tarihi geliyor. Ben buradan, bizi izleyen Balıkesir Öğretmenevindeki emekli öğretmen arkadaşıma sesleniyorum: Siz, dünyanın en pahalı benzinini, en pahalı mazotunu, en düşük emekli maaşını alıyorsunuz. Önünüzde fırsat…

Ben buradan, bizi dinleyen, Balıkesir Ovaköy’deki, Atköy’deki çiftçi kardeşime sesleniyorum: Sana dünyanın en pahalı mazotunu veren, gemicilere, yatçılara yüzde 50 ucuz mazot veren bu Hükûmetten; senin traktörünü haczeden, tarım krediye borçlarını ödeyemediğin için emekli maaşına, ineğine el koyan bu iktidardan kurtulmak için işte tarihî bir fırsat geliyor.

Beni buradan dinleyen atanamayan öğretmen kardeşim, bugünkü teknoloji Ankara’ya yarın kaçta yağmur yağacağını, kaç damla yağacağını hesap ediyor. Bu memleketin kaç tane matematik öğretmenine, sınıf öğretmenine ihtiyacı olduğunu bu Hükûmet hâlâ tespit edemiyor mu? Seni intihara sürüklüyor. “Bir umut var.” demeyin. Bakın, kaç yıl oldu, umut yok. Umut, oyunla cezalandırmak. İşte senin önüne fırsat geliyor.

Beni dinleyen taşeron işçisi emekçi kardeşim, bu iktidar döneminde siz köle hâline geldiniz, ücretli köle hâline geldiniz. İşte önünüzde fırsat.

İşte, şimdi, buradan, iş, aş bekleyen üniversite mezunu, işsiz genç kardeşlerime sesleniyorum: Bakın, bu ülkede, üniversitelerinde özgür bir yaşam sürmek isteyen üniversiteli gençlerimizi kapının önüne koymak isteyen bu totaliter zihniyetten kurtulmak için önümüzdeki seçimler bir fırsat.

Bizi buradan dinleyen bütün yurttaşlarımız, gazeteciler; bugün gazetecileri zorla hapse atan, onların yargılama süreçlerini hiçbir şekilde adil bir şekilde yapmayan… Yine, Bank Asyanın önünden geçen 159 bin insanı FETÖ diye işinden aşından eden sevgili kardeşlerime sesleniyorum: Bakın, biz FET֒nün yanında fotoğraf çektirenlerden değiliz ama biz mazlumun yargı karşısında hukuk devleti çerçevesinde haklarını aramasını, adil bir Türkiye istiyoruz. İşte fırsat...

Bakın, elimde AKP’nin on altı yıllık yıkım politikası var arkadaşlar, on altı yıllık yıkım. Nedir yıkım biliyor musunuz? Aralık 2002, karşılıksız çek tutarı 2,2 milyar TL; yıl 2017, karşılıksız çek tutarı 17,1 milyar TL; Aralık 2002, protestolu senet tutarı 0,8 milyar, 2017, protestolu senet 11,5 milyar; Aralık 2002, tüketicilerin banka borcu 6,6 milyar, tüketicilerin banka borcu -sıkı durun- 450 milyar... Bakın, daha bitmedi. Aralık 2002, aile gelirlerinin borca oranı yüzde 4,7; 2017, aile gelirlerinin borca oranı yarısı, yüzde 46,9.

Bakın, çiftçi kardeşlerim, 2002’de sizin bankalara 5,1 milyar TL borcunuz vardı, bugün çiftçilerin banka borcu 85,5 milyar lira. Daha bitmedi tabii ki. 2002’de 1 kilo ekmeğin fiyatı 1 liraydı, bugün 1 kilo ekmeğin fiyatı tam 4,19 TL. Benzin 2002’de 1,66 TL, motorin 1,30 TL; bugün benzin 6 TL, motorin 6 TL. Alın, sizin Hükûmetinizin başarı karnesi bu işte. Sizin için başarı ama bizim halkımız için… Bizim evlatlarımızın Man Adası’ndan ticaret yaparak 15 milyar dolar geliri yok, sadece emeği var, alın teri var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

53’üncü maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

54’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                                    Mehmet Ali Aslan

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                   Batman

                            Mehmet Emin Adıyaman                                 Ertuğrul Kürkcü

                                            Iğdır                                                         İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                            Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Mahmut Tanal                                          Orhan Sarıbal

                                         Giresun                                                     İstanbul                                                      Bursa

                                    Akın Üstündağ                                          Barış Yarkadaş                                Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      İstanbul                                                       İzmir

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – İlk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Çiftçilerin yönetiminde olduğu meclisler seçilme usul ve esasları bakımından demokratik bir işleyişe sahiptirler. Bu düzenlemeyle sulama birlikleri meclisleri ortadan kaldırılmaktadır. Çiftçilerin karar alma sürecinde doğrudan yer almasını sağlayan meclislerin ortadan kaldırılması, çiftçilerin karar alma süreçlerinin dışında tutulmasına sebebiyet vermektedir. Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılması gerektiğini düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Diğer önerge üzerinde İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır konuşacaktır.

Buyurun Sayın Sındır. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu madde hükmüne dikkatinizi çekmek istiyorum bir kez daha okuyarak: 6172 sayılı Kanun’un yani Sulama Birlikleri Kanunu’nun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Birlik meclisince kabul edilen” ibaresi, 11’inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “Birlik meclisi kararı” ibaresi madde metninden çıkarılmış. Sanki bir ifade, bir ibare metinden çıkarılmış gibi görüyoruz. Sonra devam ediyor: “14’üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları ile 4’üncü, 5’inci, 6’ncı, 7’nci, 8’inci,13’üncü, 17’nci ve 19’uncu maddelerinin tamamı yürürlükten kaldırılmıştır.” diyor.

Şimdi ben kanunu aldım elime, bu kadar madde yürürlükten kaldırılmış. Toplam kaç maddesi? Hani böyle 100 madde olur da üç beş maddesi kaldırılmış olur. İnanın, yürürlük ve yürütme maddeleri ve geçici maddesi de dâhil olmak üzere 23; 3’ünü saymazsanız 20. Sadece bu 54’üncü maddede Sulama Birlikleri Kanunu’nun neredeyse yarısı yok, gitti. Peki, bu kanun maddeleri neler? Mesela 4’üncü maddesi: “Birliğin tüzel kişilik kazanması ve birliğe üyelik.” Bu madde yok artık değerli arkadaşlar. Yani birlik nasıl tüzel kişilik kazanacak, birliğe nasıl üyelik olacak; kanun düzenlemesinde böyle bir düzenleme artık yok. 5’inci maddesi birlik organlarını düzenleyen madde: “Madde 5 - Birliğin organları şunlardır: Birlik meclisi, yönetim kurulu, denetim kurulu, başkanlık.” Bu madde yok artık arkadaşlar, Sulama Birlikleri Kanunu’nun bu maddesi yok. Yani artık bundan sonra birlik meclisi yok, yönetim kurulu yok, denetim kurulu yok, başkanlık yok. Birlik feshediliyor yani “birlik” diye… Bir kanun içerisinden bunların çıkartılması demek… 6’ncı maddesi: “Birlik meclisine üyelik şartları, seçilme esasları, görev ve yetkileri.” Değerli arkadaşlar, bu madde yok; birlik meclisine üyelik şartları, seçilme esasları, meclisin görev, yetkileri. 7’nci madde: “Yönetim kurulu üyelerinin seçilme esasları.” Yok. 8’inci madde: “Denetim kurulu üyeleri.” Yok. 9’uncu madde: “Başkanın seçilme esasları, görev ve yetkileri.” Bu kalıyor. Tabii bunu da bazı düzenlemelerle, madde düzenlemeleriyle önceki kanunun diğer tasarı maddelerinde gördük, geçtik.

Şimdi ben sormak istiyorum değerli arkadaşlar: Organları olmayan… Kanunun yarısı artık ilga olmuş, yok hükmünde; yok hükmünde değil, yok, çıkartılmış. Nasıl bir birlik? Hangi birlikten bahsediyoruz? Kimler bir araya geliyor da birlik oluşturuyor? Yani kamu tüzel kişiliğidir, kanun maddesine bakarsanız, sulama birlikleri kamu tüzel kişiliğine sahip olan birliklerdir; bu, kanunda bulunmayan hâllerde özel hukuk hükümlerine tabi. Yani sizin, katılımcı demokratik yönetim anlayışıyla diyoruz, yerelde Devlet Su İşlerinin… Zaten bu sulama birliklerinin amaç ve kapsamına baktığınızda da işte bu sulama tesislerini uygun şekilde kullanmak, işletmek, işlettirmek; bu tesislerin bakım, onarım ve yönetim sorumluluğunu yürütmek… Peki, bunları nasıl yapacak, bu işleri nasıl yapacak? Bir başkan atanacak başına, atamayla gelecek. Siyasetin, daha doğrusu, iktidarda olan siyasi partinin hizmetinde olan, sözüm ona devletin bir personeli ama bir kamu görevlisi atanacak ve birlikle falan ilgisi olmayan bir oluşuma başkanlık edecek, aslında dikte edecek, belki de çiftçileri bile tanımayan bir kişi. Böyle bir birlikten bahsetmek, hatta bunun, bir kamu tüzel kişiliği olarak tanımlanması… Ne meclisi var ne yönetimi var, yönetim kurulu var ne diğer organları var. Böyle bir birlikten bahsetmek söz konusu olamaz.

Sayın Başkan, sürem bitiyor. Son cümlemi…

BAŞKAN – Buyurun efendim, tamamlayın.

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Sulama birliklerinin getirildiği durum budur.

Ben Sayın Bakandan rica ediyorum, bunlarla uğraştırmasınlar bizi. Bu kanunu komple ilga edelim, bu başkanı atayın -başka atamanıza gerek yok- Devlet Su İşlerinden bir arkadaşa görev verin; o, birliklerin olduğu yerde, çiftçileri bir çağırsın toplantıya “Böyle, böyle.” desin. Yani bu kanuna gerek kalmıyor böyle bir düzenlemeyle.

Asla kabul etmiyoruz, şiddetle reddediyoruz, sulama birliklerinin… Çiftçinin kendi kendini idare edebilme imkânı verilmiş olan daha önce, Tarım Kanunu’nda yerelden yönetim, örgütlülük, kooperatifçilik… Hatta şu da bir gerçek: Birlik ve kooperatifler aslında Tarım Bakanlığının yetkisinde Tarım Kanunu’na göre. Bu kanunun bu maddesini de aslında ihlal eden bir düzenleme.

Sulama birliklerimizin ne siyasete ne ticarete konu olmamasıdır esas olan. Bu anlamda, kanun tasarısının bu maddesine ve tümüne itirazlarımızı bir kez daha ifade ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sındır.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

54’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

55’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                    Akın Üstündağ                                  Bülent Yener Bektaşoğlu                        Kamil Okyay Sındır

                                           Muğla                                                      Giresun                                                       İzmir

                                    Barış Yarkadaş                                          Mahmut Tanal                                          Orhan Sarıbal

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Orman alanlarının yapılaşmaya açılmasının önlenmesi ve orman köylüleri arasında eşitliğin korunması.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesinde yer alan “onuncu fıkrası” “10 uncu fıkrası” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                      Mehmet Ali Aslan

                                           İzmir                                                       Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

56’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 56’ncı maddesinde yer alan “on bir yıl” ibaresinin “on beş yıl” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                      Mehmet Ali Aslan

                                           İzmir                                                       Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenleme yürürlük maddesine ilişkindir. Maddenin süresinin uzatılmasında herhangi bir sakınca yoktur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

56’ncı maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

57’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 57’nci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen f) bendinde yer alan “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından” tümcesinin “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce” şeklinde değiştirilmesini arz ve talep ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                      Mehmet Ali Aslan

                                           İzmir                                                       Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

57’nci maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

58’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 58’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                        Sibel Yiğitalp                         Mehmet Emin Adıyaman

                                          Adana                                                    Diyarbakır                                                     Iğdır

                                   Ertuğrul Kürkcü                                      Mehmet Ali Aslan

                                           İzmir                                                       Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı metnine, komisyon görüşmelerinde son dakika önergeleriyle yeni madde ihdas edilmiştir. Hükûmetin ilk teklif ettiği metinde yer almayan ve komisyonda yeterince görüşülmeyip üzerinde etraflıca tartışma yapılmadan eklenen bu maddenin yasama tekniğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. İlgili maddenin etraflıca tartışılması ve yasama tekniğine uygun bir faaliyet yürütmek maksadıyla maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

58’inci maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

59’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 59’uncu maddesinin birinci cümlesinde yer alan “birinci fıkrası” ibaresinin “1 inci fıkrası” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                        Erol Dora                                                Mizgin Irgat                                          Nihat Akdoğan

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       Hakkâri

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                 Ertuğrul Kürkcü

                                         İstanbul                                                       İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

59’uncu maddeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Madde 60’a bağlı madde 18/C üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 60’ıncı maddesiyle düzenlenen 18/C’nin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora                                                Mizgin Irgat

                                          Adana                                                      Mardin                                                       Bitlis

                                    Nihat Akdoğan                                       Mehmet Ali Aslan

                                         Hakkâri                                                     Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) –Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı metnine, komisyon görüşmelerinde son dakika önergeleriyle yeni madde ihdas edilmiştir. Hükümetin ilk teklif ettiği metinde yer almayan ve komisyonda yeterince görüşülmeyip üzerinde etraflıca tartışma yapılmadan eklenen bu maddenin yasama tekliğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. İlgili maddenin etraflıca tartışılması ve yasama tekniğine uygun bir faaliyet yürütmek maksadıyla, maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Madde 60’a bağlı madde 18/c’yi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 60’a bağlı madde 18/ç’yi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.56

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 88’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

61’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 61’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                    Mehmet Ali Aslan                                           Erol Dora

                                          Adana                                                      Batman                                                      Mardin

                                      Mizgin Irgat                                            Nihat Akdoğan

                                           Bitlis                                                       Hakkâri

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı metnine, Komisyon görüşmelerinde son dakika önergeleriyle yeni madde ihdas edilmiştir. Hükûmetin ilk teklif ettiği metinde yer almayan ve Komisyonda yeterince görüşülmeyip, üzerinde etraflıca tartışma yapılmadan eklenen bu maddenin yasama tekniğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. İlgili maddenin etraflıca tartışılması ve yasama tekniğine uygun bir faaliyet yürütmek maksadıyla maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

61’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

62’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 62’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                    Mehmet Ali Aslan                                           Erol Dora

                                          Adana                                                      Batman                                                      Mardin

                                      Mizgin Irgat                                            Nihat Akdoğan

                                           Bitlis                                                       Hakkâri

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı metnine, Komisyon görüşmelerinde son dakika önergeleriyle yeni madde ihdas edilmiştir. Hükûmetin ilk teklif ettiği metinde yer almayan ve Komisyonda yeterince görüşülmeyip, üzerinde etraflıca tartışma yapılmadan eklenen bu maddenin yasama tekniğine aykırı olduğunu düşünüyoruz. İlgili maddenin etraflıca tartışılması ve yasama tekniğine uygun bir faaliyet yürütmek maksadıyla maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

62’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

63’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 63’üncü maddesinde yer alan “tarihinde” ibaresinin “tarihinden itibaren” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                    Mehmet Ali Aslan                                           Erol Dora

                                          Adana                                                      Batman                                                      Mardin

                                      Mizgin Irgat                                            Nihat Akdoğan

                                           Bitlis                                                       Hakkâri

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

63’üncü maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

64’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 548 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 64’üncü maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu yürütür” ibaresinin “Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                    Mehmet Ali Aslan                                           Erol Dora

                                          Adana                                                      Batman                                                      Mardin

                                    Nihat Akdoğan                                            Mizgin Irgat

                                         Hakkâri                                                       Bitlis

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET BABAOĞLU (Konya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

64’üncü ve sonuncu maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylamadan önce İç Tüzük’ün 86’ncı maddesi gereğince oyunun rengini belli etmek üzere ve lehte olmak üzere, Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz.

Buyurun Sayın Minsolmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın lehine, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 86’ncı maddesine dayalı olarak oyumun rengini belli etmek üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

1954 yılından bu yana ülkemizde kesintisiz hizmet veren Orman ve Su İşleri Bakanlığımıza bağlı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü kurumu, ülkemizin sahip olduğu su kaynaklarının en verimli ve etkin bir şekilde, suyu kullanacak olan çiftçimize, üreticimize ulaştırılmasında önemli bir görevi ifa etmektedir. Yaptığı görev su kadar önemli ve ülke çiftçisinin de katma değerini ve gelirini artırmada çok ciddi bir potansiyeli içerisinde barındırmaktadır. Şu ana kadar yapılan konuşmalarda, tüm maddeler üzerinde, yapmış olduğumuz kanun tasarısının özü hakkında tek tek görüşüldü ama ihtiva ettiği temel nokta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın uhdesinde yürütülmekte olan tarla içi sulama faaliyetlerinin ve toplulaştırma faaliyetlerinin bundan sonra Devlet Su İşleri kanalıyla yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla kıt su kaynaklarımızın daha etkin ve verimli olarak kullanımı açısından su yönetiminin tek elden, bir elden yönetilmesinin sağlanması. Tarla içi sulama sistemlerinin yine Devlet Su İşleriyle yapılması, bu konuda da “Tarla içi sulama desteklemesi” diye ihdas edilen yeni bir destekleme kalemiyle bu sürecin hızlandırılması. Yine, sulama kooperatiflerinin yönetiminde Devlet Su İşlerinin etkin olarak bulunması ve denetlemesinin Devlet Su İşleriyle sağlanması, sulama birliklerinde bugüne kadar rastlanan, karşılaşılan sıkıntılardan ötürü yönetimlerindeki sıkıntıların Devlet Su İşleri tarafından buraya Bakanlıkça atanacak profesyonel bir kamu yöneticisiyle sulama birliklerindeki sıkıntıların minimuma indirilmesi.

Dolayısıyla, burada yapılmak istenen, tabii, orman mevzuatımıza, gıda mevzuatımıza ilişkin de düzenlemeler olmakla beraber, esası itibarıyla Devlet Su İşlerinin teşkilat ve görevleri hakkındaki düzenlemede bazı birimlerin ihdas edilmesi, birlikler, sulama kooperatifleri ve sulama faaliyetinin bir elden verimli olarak yürütülmesinin sağlanması.

Özellikle ülkemizde kuraklığın etkin olduğu dönemlerde hepimiz farkındayız ki Türkiye’de ciddi anlamda Devlet Su İşlerinin sulama tesislerine ihtiyaç oluyor. Bu tesislerdeki kaynakların da sınırlı olduğunu düşündüğümüz zaman suyun en verimli ve etkin bir şekilde kullanılması kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmakta. Dolayısıyla, saygıdeğer milletvekilleri, yapılan kanunla doğru bir iş yapılmakta; sulamanın tek elden, Devlet Su İşleri eliyle yürütülmesi, su birliklerinin ve su kooperatiflerinin, sulama kooperatiflerinin yaşadıkları sıkıntıların da aşılması gerekiyor.

İlinde, Kırklareli’nde, Alpullu’da bir şeker fabrikası olan bir milletvekili olarak da kanunun görüşmeleri aşamasında sık sık şeker fabrikalarının özelleştirilmesine değinildi, buna da birkaç satırla değinmek istiyorum.

Evet, şeker fabrikaları özelleştiriliyor. Ülkemizdeki 33 tane şeker fabrikasının 8 tanesi özel sektörde, 25 tanesi de kamunun elinde fakat bakıldığı zaman, özel sektördeki 8 tane şeker fabrikası yaklaşık olarak kamunun elindeki 25 şeker fabrikasının üretimini yapıyor.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Kotaları kaldıracaksın, kotaları!

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Evet, kotaları da bu kapsamda azalttık. Yüzde 10 olan nişasta bazlı şeker kotasını yüzde 5’e çekmekle Hükûmet bu konudaki kararlılığını göstermiş oldu.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Kotayı kaldırın, kotayı; millet doğal şeker yesin!

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, nişasta bazlı şekerle gerçek anlamda mücadele etmenin tek yolu...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bosna Hersek’ten gelen nişasta bazlı şekerin vergisini bile sıfırladınız. Doğru bilgi verin.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – ...pancardan elde edilen şekerin maliyetini nişasta bazlı şekere göre tercih edilir seviyeye indirmektir.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Gümrük vergisini sıfırladınız.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Dolayısıyla Hükûmetimiz her alanda yaptığı gibi, sigara yasağında vatandaşın sağlığını düşündüğü gibi, araç sayısı, trafik sayısı arttığı hâlde yaptığı duble yollarla ölüm sayısını azalttığı gibi...

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Azaldı mı? Senin dünyadan haberin yok ya! Ver istatistik sonuçlarını, hadi!

 SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – ...yine sağlıkta ve diğer alanlarda yaptığı olaylarla vatandaşımıza bu alanlarda da çok ciddi fayda sağladığı gibi, Hükûmetimiz pancarın da özelleşmesi, üretiminin özelleşmesi konusunda ciddi bir adım atmıştır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Alkışlayın, alkışlayın doğru olmayan şeyleri!

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – İnşallah çok yakın zamanda, daha önce Sümerbankta gördüğümüz gibi...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Bak, genç adamsın, o memlekette bunun vebali altında ezilirsin! Alpullu’ya giremezsin, Alpullu’ya! Yapma, yanlış savunuyorsun!

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Arkadaşlar, Sümerbank da özelleşti ama insanımız yine ceket giyiyor, gömleği var, herkesin ayakkabısı var.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Alpullu çiftçisine anlat bakalım, ne diyecek?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Cumhuriyetin en büyük kazanımıdır Alpullu.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Sümerbankın özelleşmesinden sonra da hiçbir şey olmadı. Özel tekstil sanayisi çok ciddi anlamda büyüdü. Dolayısıyla Hükûmetimiz, birçok alanda, vatandaşımızın ihtiyacı olan sağlıkla, üretimle ilgili konularda...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – ...önemli bütün adımları atmakta.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – “Alpullu’yu kapattırmayacağım." de bari! Alpullu kapanacak, Alpullu da kapanacak.

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Burada hiç kimse, gerek Devlet Su İşleri Teşkilat Kanunu’nun düzenlenmesinde gerekse pancarın özelleşmesi konusunda Hükûmetin vatandaşının sağlığını düşünmediğini iddia edemez.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yakında şekerin tümünü ithal etmeye başlarız sevgili kardeşim, aynı sigarada olduğu gibi, samanda olduğu gibi, ette olduğu gibi. Senin Hükûmetin çok çalışıyor!

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Bundan emin olun ki on altı yıldır AK PARTİ hükûmetleri daima vatandaşın sağlığını, selametini ve güvenliğini düşünmüştür.

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) – Bunları Alpullu çiftçisine anlatın bakalım, ne diyecek?

SELAHATTİN MİNSOLMAZ (Devamla) – Yasanın lehinde oyumu belli ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Minsolmaz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Hiç girmeseydin bu şeker işine iyiydi!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kendi ipini çektin be!

BAŞKAN – Aleyhte, Bursa Milletvekili Sayın Orhan Sarıbal.

Buyurun Sayın Sarıbal. (CHP sıralarından alkışlar)

Günün ve haftanın son konuşması, böyle veciz bir konuşma bekliyoruz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim oyumuzun rengi net, elbette ret veriyoruz. Çünkü çok açık bir şekilde...

Değerli arkadaşım burada konuştu ama inanın ki kendi yalanlarını kendisi inanacak kadar benimsemiş. Tebrik ediyorum, bu da bir yetenek arkadaşlar. Gerçekten bir yalanı bu kadar güzel besleyip büyütüp ve kendisi inanıp ondan sonra da halka inandırmak, bu da bir meziyet; samimi söylüyorum yani bunu içtenlikle söylüyorum.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Milletvekilinin sözüne “yalan” denmez, ayıp ediyorsun.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, tarımda geldiğimiz nokta şudur: 3 milyon çiftçi 2 milyona düşmüştür. 5 milyar borç 100 milyara çıkmıştır, 20 kat artmıştır. Yetmez arkadaşlar. Artık tarımın da çiftçinin de dayanacak hâli kalmamıştır.

Birkaç rakam vermek istiyorum size, aşağı yukarı, çok net bir şekilde anlaşılır. Tarımsal ham madde ithalatı 71 milyar 686 milyon dolar, tarımsal ham madde ithalatı 71 milyar 686 milyon dolar. Tarımsal ham madde ihracatı 12.067 milyon dolar yani ihracatın tam 6 katı ithalat var. Yani tarımda yapıp yapacağınız iş bu, geldiğiniz nokta bu. Tam 45 milyon ton buğday ithalatı, 65 milyon ton ayçiçeği, ayçiçeği türevi, kanola, soya ithalatı, 10 milyon tondan daha fazla pamuk, 5 milyon tondan fazla pirinç, yani hayatımızın her alanı ithalat. 5,7 milyar dolarlık da canlı hayvan, karkas et ithalatı var. Geldiğiniz nokta bu değerli arkadaşlar. Bunda söyleyecek bir sözünüz varsa elbette dinleriz ama durum bu, gerçek de bu, bunu da hiçbir şekilde yalanlama şansınız yok.

Aslında şunu söylemek lazım: Aşağı yukarı bitirdiniz. Önce tütünle, TEKEL’le başladınız; alkol kısmını bitirdiniz, tütün kısmını bitirdiniz. Yetmedi; SEKA, onu bitirdiniz. Kooperatifler bazında PANKOBİRLİK, ÇUKOBİRLİK, bütün birliklerin desteğini tamamen kestiniz, onları kendi kaderine bırakıp şirketleştirdiniz. Fındığı bir İtalyan şirkete aşağı yukarı tamamen teslim ettiniz. Suları bir Fransız şirkete aşağı yukarı teslim ettiniz. Tarım girdileri tamamen dışarıya bağlı, tamamen; tohum, ilaç, gübre, enerjide ağırlıklı olarak mazot tamamen dışa bağlı. Israrla “millî, yerli” dediğiniz o kelimelerin kendinden başka, yaptığınız hiçbir şey ne millî ne de yerli. Zaten böyle bir şeye ancak ve ancak gülünür. İnek yurt dışından, yem yurt dışından, ilaç yurt dışından. Ee, ne kalıyor? Ayran yerli. Ee, bu nasıl bir ayransa bunu için de yerli olun.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sudan’da arazi alıyorlar, Sudan’da çiftçilik yapacaklar.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, bu yasa, biraz önce bahsettiğimiz, üst üste koyduğumuz, o TEKEL’le başlayan, bugünlere kadar gelen tahribatın yeni bir parçasıdır. Satacak nereler kalmıştı? Ormanlık alanlar.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Satmayacağız, sattırmayacağız.

ORHAN SARIBAL (Devamla) - Sayın Bakan, daha önceki tarihte söylemiştim, cumhuriyet tarihine kendi eliyle orman inşa edip sonra o ormanı “Orman değildir.” diye yağmalayan, talan eden, ortadan kaldıran bir Bakan olarak geçeceksiniz; çok net.

Şimdi ne yapıyorlar? Makilik, kayalık, taşlık, çakıl bölgelerde söyledikleri şu: “Biz buraları orman alanından çıkaracağız, yerleşim alanları oluşsun diye yeniden imara açacağız.” diyorlar. Yani ormanlar satılık.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Yok.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Yetmez, darbeci bir yasa bu, açık bir yasa; sulama birliklerine kamu personeli atayarak darbeci kimliğini yerine getiriyor. Yağmacı, talancı olarak toplulaştırmada çiftçinin elindeki araziyi zorla gasbediyorsunuz, ormanları zorla gasbediyorsunuz; o yüzden darbecidir. Yağmacı, talancı olarak bütünüyle, bütün suyumuzu peşkeş çekiyorsunuz, ormanlarımızı peşkeş çekiyorsunuz; bütünüyle yağmacı ve talancı.

Diktatöryel. Diktatöryel olması, çiftçinin tarlasını “kamulaştırma” adı altında alıyorsunuz, onun iznini istemiyorsunuz, rızasını istemiyorsunuz, yetmez, o alamazsa istediğiniz kişiye satıyorsunuz. Ya, insaf edin arkadaşlar, insaf edin. Böyle bir hikâye cumhuriyet tarihinde olmadı. Bu size özel bir şey. Bunu nasıl da beceriyorsunuz, nasıl gidip o köylünün yüzüne bakıyorsunuz gerçekten ben merak ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Sayın Başkan son sözlerimi söyleyeceğim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Bitsin artık.

Buyurun.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Bitsin.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Evet, değerli arkadaşlar, buradan çok şey söylendi, çok şey anlatıldı. Buradan bir milletvekiliniz daha önce “Cerattepe’de maden aramak çok büyük bir düşmanlıktır. İki yüz yıl da geçse Cerattepe yeniden yapılamaz. Madencileri burada istemiyorum.” demişti. Onu söyleyen milletvekili sonradan tarım bakanı oldu ama şimdi Cerattepe’yi seyrediyor, orada maden arıyor. Biraz önce Sayın Bakan “Suları satmıyoruz.” demişti. Aynen o örneğe gönderme yaparak Bakana söylemek isterim: Türkiye'de tarih çok hızlı ilerliyor değerli dostlar, çok hızlı ilerliyor. Elbette bunun tarihsel yansımalarını çok kısa sürede öğreneceğiz ve yaşayacağız.

Son sözüm şu: Bugün Mahir Ünal, La Fontaine üzerinden akla zulüm bir iş yaparak Genel Başkanımıza ve partimize gönderme yapıyor.

Bakın, değerli dostlar, dünyada bütün canlıların iyi tarafı vardır, kötü tarafı vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Yılanın bile bu topraklarda iyi şeyler yaptığını biliriz, yılan, yılan. Mahir Ünal ne demek istedi anlamadım ama dünyada canlı olmanın kendine özgü değerleri vardır, bu değerleri taşıyor olmasını isterim.

BAŞKAN – Evet, Sayın Sarıbal, sadakallahülazim.

ORHAN SARIBAL (Devamla) – Kendisini hangi canlı grubunda gördüğünü… Aslında, açıp kendisine bakması gerektiğini tekrar söylemek isterim, tarif edilebilir bir tarafı var mı, yok mu? Doğaya ve tabiata zararlı bir canlı grubunda kendisini görmüş bulunuyorum.

İyi günler diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Böylece tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik cihazla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için beş dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu açıklıyorum:

“Kullanılan oy sayısı                  :           213

Kabul                                         :           203

Ret                                             :             10   (x)

                Kâtip Üye                                     Kâtip Üye

               Sema Kırcı                     Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

                 Balıkesir                                        Hatay ”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır. Hayırlı uğurlu olsun.

2’nci sırada yer alan 112 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kamerun Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/449) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 112)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan 115 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlıyoruz.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Senegal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/452) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 115)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların bulunamayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 20 Nisan 2018 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hayırlı akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 20.34



(x) 548 S. Sayılı Basmayazı 10/4/2018 tarihli 83’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.