TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

81’inci Birleşim

4 Nisan 2018 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

İÇİNDEKİLER

 

 

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- YOKLAMALAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer’in, tutuklu akademisyenlere ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’ın, Yılmaz Güney sinemasına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Yılmaz Güney’i saygı ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, İstanbul Esenyurt Belediyesinin atamayla göreve getirilen AKP’li Belediye Başkanının bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

6.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin temel atma törenine ilişkin açıklaması

7.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı ifadelerine karşılık KHK’yle ihraç edilen ve hiçbir kamu kurumunda çalışamayan bazı akademisyenlerin yaptıkları açıklamaya ilişkin açıklaması

8.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, her ürüne her gün zam geldiği bir dönemde olduğumuza ve Hükûmetin yoksulları da düşünmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

9.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve Yılmaz Güney’in öldürdüğü Yumurtalık Hâkimi Sefa Mutlu’ya rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Hükûmeti kanser ilaçları konusunda gerekli çalışmaları yapmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

11.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, olaylara her zaman olumlu yönden bakmak ve sevgiyi dile getirmek gerektiğine ilişkin açıklaması

12.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve 1-7 Nisan Dünya Kanser Haftası’na ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Akkuyu Nükleer Güç Enerji Santrali’nin temelinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in katıldığı bir törenle atıldığına ilişkin açıklaması

14.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, üniversitelerdeki rektörler, yöneticiler ve öğretim görevlileriyle ilgili yürütülen soruşturmaların son durumlarının açıklanmasını beklediğine ve Giresun’da borsa seçiminin iptali noktasında birtakım girişimlerle ilgili yetkilileri uyardığına ilişkin açıklaması

15.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, av yasaklarının süresinin uzatılması ve kapsamının genişletilmesi için bir çalışma olup olmadığını ve sürdürülebilir avcılık için belli bir büyüklük altındaki balıkların tutulmaması konusunda tedbir alınıp alınmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

16.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, bir ülkenin sanatçılarının dik ve onurlu durmak zorunda olduğuna ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kendisine karşı Meclis Başkanı ve polis tarafından mobbing ve psikolojik harekât uygulandığına ilişkin açıklaması

18.- Antalya Milletvekili İbrahim Aydın’ın, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve TÜİK tarafından açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin açıklaması

19.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Ömer Hayyam’ın bin yıl önce yazdığı bir şiirinin sansürlenmesinin ülkemiz adına utanç olduğuna ilişkin açıklaması

20.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Kayseri’de ekonomik sıkıntılar nedeniyle hayatlarına son veren 2 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

21.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, milletin emniyetini, güvenliğini, huzurunu sağlamak için gece gündüz çalışan polislere şükranlarını sunduğuna ve görevlerini yerine getirirken hayatlarını kaybeden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

22.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, gelişmiş ülkeler nükleer tesisleri birer birer kapatırken Türkiye’nin tam tersine bir tutumda olduğuna ilişkin açıklaması

23.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, üç yıl önce HDP’ye yönelik siyasi operasyonlar kapsamında tutuklanan Gülizar Singar’ın hâlâ mahkemeye çıkarılmadığına ve bir an önce mağduriyetinin son bulmasını istediğine ilişkin açıklaması

24.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

25.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Gaziantep’te park ve meydanlarda vicdanların kabul etmeyeceği ifadelerin yer aldığı broşür dağıtanlarla ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

26.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne, Akkuyu Nükleer Santrali’nin hayırlı olmasını temenni ettiğine ve terör ile terörizme destek veren Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bütün gelişmiş ülkeleri bu desteklerinden vazgeçmeye çağırdığına ilişkin açıklaması

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Başkanı Naci Sönmez’in annesi, “Terzi Fikri” olarak bilinen eski Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’in eşi Nurten Sönmez’in vefatı nedeniyle başsağlığı dileğinde bulunduğuna, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının sekizinci duruşmasına ve davayla ilgili bulgulara ilişkin açıklaması

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Artvin Eti Bakır İşletmesinde çalışan 70 işçinin hâlen işine geri döndürülmediğine ve bu konunun takipçisi olduklarına, Ege Linyitleri İşletmesinin taşeron işçilerinin son yapılan hizmet alım şartnamesi nedeniyle mağduriyet yaşadıklarına, taşerona kadro sözünün büyük bir fiyaskoyla sonuçlandığına ve “Terzi Fikri” olarak bilinen eski Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’in eşi Nurten Sönmez’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin hayırlı olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

30.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’in, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in HDP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, cinsiyetçi bir dille konuşmaya itiraz ettiklerine ilişkin açıklaması

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, burada söz hakkı olmayan gençlerle ilgili kullanılan ifadelere ilişkin açıklaması

34.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

35.- İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un CHP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

38.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 9’unun tutuklanması kararına ve Karaman Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin açıklaması

39.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

40.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

41.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

42.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

43.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

44.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

45.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Afrin Operasyonu’nun bir işgal girişimi olmadığına, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendisini korumak için yaptığı bir operasyon olduğuna ilişkin açıklaması

46.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 5’inci fıkrasına göre işlem yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

47.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, AK PARTİ grup önerisinin açıkça İç Tüzük’e aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

48.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Danışma Kurulunda görüşülmeden ve bir mutabakata varılmadan konuşma sürelerinin aleyhe değiştirilmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin açıklaması

49.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 5’inci fıkra hükmünde takdir yetkisinin oturumu yöneten Başkan Vekilinde değil Genel Kurulda olduğuna ve hükmün uygulanmasını talep ettiğine, İç Tüzük’ün 157’nci maddesinde Başkan Vekilinin takdir yetkisi bulunduğuna ilişkin açıklaması

50.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İç Tüzük’ün 157’nci maddesine göre bir işlem yapılacaksa adil yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

51.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Mecliste bir dayatma olduğu zaman gerilim yaşandığına ve bunun sorumlusunun iktidar partisinin yaklaşımı olduğuna ilişkin açıklaması

52.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, belli ölçülerde tepkilerin ve protestonun Meclisin geleneklerinden olduğuna ve sıra kapaklarına vurma şeklinde protestoların birçok kez yapıldığına, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’a kararından dolayı teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

53.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, usul ve esaslar çerçevesinden ayrılınca usulsüzlüğün kural hâline geleceğine ve İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 5’inci fıkrasının uygulanması gerektiğine ve İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

54.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

55.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İç Tüzük’e aykırı bir dayatmayı iktidar partisinin oy çoğunluğuyla geçirmeye çalıştığına ve muhalefetin sesini kısmak dışında bir amacı olmadığına ilişkin açıklaması

56.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Mecliste medeni bir şekilde özgürce müzakerenin esas olduğuna ve İç Tüzük’ün de bu esasların nasıl yürütüleceğine dair birtakım kurallar vazettiğine ilişkin açıklaması

57.- İstanbul Milletvekili Engin Altay, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

58.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın kendisine ceza verilmezse yaşanacakların sorumluluğuyla ilgili ifadeleriyle şahsını hedef gösterdiğine ilişkin açıklaması

59.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

60.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

61.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, başka bir Meclis Başkan Vekili yönettiğinde bu kadar çok söz hakkı kullanılabileceğini düşünmediğine ilişkin açıklaması

62.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

63.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

64.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın usul görüşmesi nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

65.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın usul görüşmesi nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

66.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, usul görüşmesinin sonucunu İç Tüzük’ün 63’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği Genel Kurulun takdirine sunulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, materyal kullanımının Genel Kurulun huzur ve düzenini bozmadıkça ifade özgürlüğünün doğal bir parçası olduğuna ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında disiplin cezası uygulanması talebi hakkında herhangi bir işlem yapmayacağına ilişkin konuşması

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, Genel Kurul salonunda yapılan gürültü çıkarma ve masaya vurma şeklindeki protestolar nedeniyle disiplin hükümleri uygulanmadığına ve müzakereleri özgürlük içinde yürütmek konusunda elinden geleni yapacağına ilişkin konuşması

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, uygulamasının İç Tüzük’e, demokratik parlamenter sistemin ruhuna ve Parlamentonun geleneklerine aykırı herhangi bir yönü olmadığına ilişkin konuşması

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, AK PARTİ grup önerisini İç Tüzük’e aykırı olduğu gerekçesiyle işlemden kaldırdığına ilişkin konuşması

 

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, 4/4/2018 tarihinde Grup Başkan Vekili Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye’de gençlerin ve üniversite öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar ve maruz kaldıkları baskılar hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik ve idari personelin unvan yükselmelerinde uygulanan kriterlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/2157) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- AK PARTİ Grubunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan; 24, 517, 479, 142, 167, 463, 361, 477, 108, 105, 150, 382, 384, 389, 139, 140, 284, 102, 104, 110, 111, 113, 114, 122, 147, 481, 325, 464, 459 ve 334 sıra sayılı kanun tasarılarının görüşmelerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 60 ve 81’inci maddelerince öngörülen siyasi parti grupları, Hükûmet ve komisyonun tümü üzerindeki konuşmaları beşer dakika, tümü üzerinde şahıslar ve maddelerdeki bütün konuşmaların üçer dakika olarak belirlenmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Trabzon’dan gelen heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın AK PARTİ grup önerisini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Dostluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/325) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 24)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü Arasında Örgüt ve Ofisin Türkiyedeki Yasal Statüsü Ayrıcalıkları ve Bağışıklıklarına İlişkin Anlaşmayı Tadil Eden Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/848) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 517)

4 Nisan 2018 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşimini açıyorum.

II.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla verilen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını ve salondan ayrılmamalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.07

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

II.- YOKLAMA

BAŞKAN – Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum, yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

Değerli milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, tutuklu akademisyenler hakkında söz isteyen Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer’e aittir.

Buyurun Sayın Usluer. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer’in, tutuklu akademisyenlere ilişkin gündem dışı konuşması

GAYE USLUER (Eskişehir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Divanı saygıyla selamlıyorum.

Bugün, bu kürsüden, 25 Martta ranzalarından, odalarından, evlerinden, okulun kamusal alanından yaka paça gözaltına alınan, dün “Dışarıda infial var, başka çarem yok.” diyen hâkim tarafından tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, bizim çocuklarımız adına konuşmak üzere söz aldım.

Pırıl pırıl çocukları, üniversite öğrencilerini tutukladınız. Ne için? Savaşa karşı barışı savundukları için. Ne için? Hükûmeti eleştirdikleri için. Biat ettirmek, her sesi kısmak, korkuyla teslim olmuş bir toplum yaratmak istiyorsunuz. AKP Genel Başkanı, dikkat edin “Cumhurbaşkanı” demiyorum, AKP Genel Başkanı “Okuma hakkı vermeyeceğiz.” diye tehdit ediyor. AKP Genel Başkanı “vatan haini” diyor, “terörist” diyor. Kusura bakmayın, Hükûmetin güvenlik politikalarını eleştirmek suç değildir, terör örgütü propagandası yapmak hiç değildir. Boğaziçi Üniversitesi bu ülkenin en özgür üniversitelerinden biridir. Boğaziçi Üniversitesinde her görüşten öğrenci vardır. Kavga etmezler çünkü Boğaziçi Üniversitesinde hoşgörü vardır. Bugün Boğaziçi Üniversitesinin içinde sivil polisler dolaşıyor.

Bu ülkenin en iyi üniversitelerini ablukaya aldınız, hocaları ihraç ettiniz, tutuklattınız. Kürsüleri boşalttınız ve buradan dinlemiyorsunuz çünkü dinleseniz vicdanlarınız biraz olsun kanayacak.

Boğaziçi Üniversitesine kayyum rektör atadınız, iç barışı bozdunuz. Yetmedi, provokatif eylemleri destekleyerek öğrencileri birbirine düşürdünüz. Ben yüce Meclis kürsüsünden konuşuyorum ama Boğaziçili öğrenciler, Türkiye'nin her yerinde, her platformdan sizlere sesleniyor. Duyuyor musunuz değerli milletvekilleri? Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, seslerini duyurmak için sizlere sesleniyorlar. Bu ülkenin en seçkin üniversitelileri, sizlere bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar, duyuyor musunuz? Dinlemek istiyor musunuz değerli milletvekilleri?

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Meşguller, meşguller!

CEYHUN İRGİL (Bursa) – Onların gönül gözleri de kapanmış, kulakları da tıkanmış. Artık vicdan yok!

GAYE USLUER (Devamla) – Diyorlar ki bu öğrenciler: “Özgürleşmenin ilk adımı farkındalıktır. Bu farkındalığın adresi üniversitelerdir.” Bilimsel düşünceye ve üniversiteye yönelik tüm saldırılardan vazgeçilmesini, muhbirliğe soyunanların terapiye gitmelerini, eğitim hakkı gasbının son bulmasını istiyorlar. Bu gençlerin hocaları da onlar da barış istediler bu ülkede, barış istedikleri için ihraç edildiler, barış istedikleri için tutuklandılar.

Kocaeli Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Doktor Onur Hamzaoğlu’nu tanıyor musunuz acaba? Onu nereden tanıyoruz değerli milletvekilleri? Kocaeli’nin Dilovası’nda hava kirliliğinin kanserle ilişkisi üzerinde, bebekler üzerinde, anneler üzerinde yaptığı araştırmalardan tanıyoruz. Onur Hamzaoğlu, bir tıp doktoru, halk sağlığı uzmanı ve akademisyen değerli milletvekilleri. Onur Hamzaoğlu, ölüme karşı “yaşam” diyen, savaşa karşı “barış” diyen, yaşamını insana, insan sağlığına adamış bir akademisyen ve şu anda nerede? Cezaevinde hâlen mahkemeye çıkartılmamış durumda.

Sayın milletvekilleri, elbette ki bu çocuklar üniversitelerine dönecekler, elbette ki muhbirler kaybedecek, düşünce özgürlüğü bu ülkede mutlaka kazanacak, taassup mutlaka yenilecek, savaş naraları kaybedecek, barış şiirleri okunacak ve hatırlayın değerli milletvekilleri, tarihin her döneminde istibdat kaybetmiş, hürriyet kazanmıştır ve Boğaziçi Üniversitesinde edebiyat fakültesi öğrencileri, bakın, sizlere nasıl sesleniyor, Namık Kemal’in kasidesi, Hürriyet Kasidesi’yle sesleniyor:

“Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten”

Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usluer.

Gündem dışı ikinci söz, Yılmaz Güney sineması hakkında söz isteyen Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’a aittir.

Buyurun Sayın Aslan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

2.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan’ın, Yılmaz Güney sinemasına ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET ALİ ASLAN (Batman) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

1 Nisan 1937, Yılmaz Güney’in doğum günüydü, bugün yaşasaydı 81 yaşında olacaktı ama sürgünde Paris’te hayatını kaybetmiştir. Kırk yedi yıl yaşamıştır ve kırk yedi yılın dörtte 1’ini yani on iki yılını maalesef hapiste geçirmiştir.

Yılmaz Güney’in hatırasını canlandırmak için ben bu fötr şapkasını da getirdim, her zaman filmlerde kullandığı bir şapka.

Yılmaz Güney’in sözlerini size nakletmek istiyorum. Kendi döneminde ilgili iktidar ve sultaya neler demiş, bugünle muhasebesini, mukayesesini yapmak için nazarlarınıza arz edeceğim.

“Bu duvarlar, bu parmaklıklar, bu demir kapılar yetmiyor bizi ayırmaya, bilin. İnsanları taş duvarlar, demir parmaklıklar arasında terbiye etmeyi, onların düşüncelerini önlemeyi düşünen anlayış yıkılacaktır. Yaz bunu da hâkim bey, umuda kelepçe vurulmaz. Asıl hapishane, insanın kafasında yarattığı hapishanedir. Hayatı sınırlayan hapishane odur ki ilk fırsatta yıkılmalıdır. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Yaşasın onuncu köy!”

İşte, Demirtaş ve arkadaşları da “Yaşasın onuncu köy!” dedikleri için şu anda maalesef hapishanedeler. Onun nezdinde bütün siyasi tutukluları, bütün düşünce suçlularını buradan selamlıyorum.

“Gülümsüyorum çünkü biliyorum ki gülümsemek, dostlarıma karşı sunduğum en güzel ikram, düşmanıma karşı da vurduğum en büyük asil darbedir.”

“Arkadaşlar, dışarıda bir şeyler oluyor farkında mısınız? Uykuda olanları sarsın uyandırın. Herkese söyleyin, yakında ışıklar kesilebilir -yani ampul dememiş, ışıklar kesilebilir- karanlıkta ne yapacaksınız? Baylar, korkunuzu, telaşınızı anlıyoruz. Bugün otlandığınız toprakları, fabrikaları madenleri korumak için her türlü vahşete hazırsınız ama bilmelisiniz ki korkunun ecele faydası yoktur ve hiçbir vahşet, bizi haklı davamızdan caydıramayacaktır, zulme dayalı bütün saltanatlar yıkılacaktır. Kendi yarattığınız sosyal, siyasal çekişmeler içinde boğulacaksınız.

Bizim, ülkemize dönme, hem de zaferle dönme umudumuz ve güvenimiz vardır ama sizler bir gün kaçacak ve bir daha dönemeyeceksiniz. Beyaz Ruslara bakın, Kral Faruk’a, Şah’a, Somoza’ya bakın ve halkın geleceğini düşünün. Dağlarımız, ovalarımız ve ırmaklarımız bizi bekliyor. Biz, bütün ömrümüz boyunca gurbette türküler söylemek istemiyoruz. Biz, yiğitlikleriyle destanlar yazmış bir halkız ve önümüzde duran bütün güçlükleri yenecek azme, kararlılığa ve koşullara sahibiz. Dost ve düşman herkes bilsin ki kazanacağız ama mutlaka kazanacağız.”

“Ben bir kavga adamıyım; sinemam da bir kavganın, halkımın kurtuluş kavgasının sinemasıdır. On binlerce, milyonlarca insan beni izler. Hedefim: Onların sevgisine layık olmak, farkında olmadıkları şeyleri göstermek, onları uykularından uyandıracak filmler yaparak onları toplumsal mücadeleye katmak için çalışırım.”

Yine: “Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile içimizi parçaladı. Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk. Kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını acımız yaptık.”

İşte, bu sözleri söyleyen Yılmaz Güney adına 2006’da Batman Belediyesince halkın talepleri doğrultusunda kurulan bir sinema vardı, 2016’da kayyum gelince, her ne hikmetse, bu sinema kapatıldı ve kapatıldıktan dört ay sonra da yandı, bitti, kül oldu. Hani, o “Komşu, komşu, hu hu!” tekerlemesi var ya en sonunda “Yandı, bitti, kül oldu.”yla bitiyordu, o sinemanın da akıbeti, kayyumdan sonra aynen öyle oldu; yandı, bitti, kül oldu.

Peki, kayyum ne yaptı? Bu konuda, yaklaşık bir buçuk yıldır sinemanın yapılması için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Aslan.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – …hiçbir somut adım atmış değildir ve zaman zaman, belediyenin yaptığı sözde anketler, sosyal medyada vesairede, sinemayı tartıştırıyor, “Biz o sinemanın yerine ne yapalım? Park mı yapalım, cami mi yapalım, başka bir şey mi yapalım?” diyor. Dertleri, cami falan da değil arkadaşlar, cami yapmak isterlerse alan geniş, 28 dönüme sahip o park ve Yılmaz Güney Sineması’nın bulunduğu alan. Eğer siz camide samimiyseniz ve Yılmaz Güney’in ismine karşı olmadığınızı da iddia ediyorsanız -savunuyorsunuz- kültüre, sinemaya, sanata karşı olmadığınızı da iddia ediyorsanız yine, o 28 dönümlük alanda bir sinema yaparsınız, adını yine “Yılmaz Güney” verirsiniz. O alana bir cami de yapılabilir. Yine, samimiyseniz -şahsi görüşüm- eğer gerçekten bu konuda iddialıysanız hadi, buyurun “Yılmaz Güney” ismini camiye de, sinemaya da veriniz.

Sayın Başkan, biraz daha ek süre isteyeceğim.

BAŞKAN – Son olarak, size bir dakika daha süre veriyorum Sayın Aslan.

MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) – Camiler, mabetler son zamanlarda çok istismar ediliyor. Bu konuda ahir zaman hadisleriyle ilgili Hazreti Muhammed’in (SAV) birkaç hadisini sizinle paylaşmak istiyorum; Enes bin Mâlik’ten rivayet edilmiştir, sahihtir: “İnsanların cami inşa ederek övünmeleri, kıyamet alametlerindendir.” İnsanlar cami yapmakta birbirlerine övünürler, sonra da azı müstesna, oraları ilimle ve ibadetle mamur etmezler. Kıyamet alametleri “Minareler çoğalacak, uzatılacak. Camiler süslenecek, ilim azalacak, cehalet artacak, tefecilik artacak, rüşvet artacak. Hâkimler tarafından haklı hükümler satılacak, zulüm artacak. Emin kişilere hain gözüyle bakılacak, hainlere de emin gözüyle bakılacak. Gerçek âlimler azalacak, yağcı ve yardakçı, sahte din adamları artacak. O zamanın insanları arasında zalimler aziz ve muteber ve muhterem olacak.” Maalesef, hakikat budur arkadaşlar.

Teşekkürler. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aslan.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, Genel Kurulu İç Tüzük’e uygun yönetmeye davet ediyorum sizi. Kürsüde şapka ve benzeri şeyler İç Tüzük’e uygun unsurlar değildir. Sizin göreviniz Genel Kurulu İç Tüzük’e uygun şekilde yönetmektir. Yarın öbür gün başka birisi gelir oraya bir davul asar, bu, yol olur. Siz baştan uyarıp İç Tüzük’e uygun şekilde hem konuşmayı yaptırmaya hem de Genel Kurulu yönetmeye yetkilisiniz, buna uymaya davet ediyorum sizi.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Ben görevimi biliyorum, İç Tüzük’ü de gayet iyi biliyorum. Usule uygun ve hakkaniyetle yönettiğim konusunda bir tereddüdüm yok. Ben de sizi Başkanlık Divanına bu konuda saygılı davranmaya davet ediyorum Sayın Muş. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – O zaman, Sayın Başkan, “Ben hakkaniyetli yönetiyorum.” demekle hakkaniyetli olunmuyor. 160’ıncı maddenin altıncı fıkrasına bakın, ona göre yönetin Meclisi. “Ben hakkaniyetliyim.” “Ben uygun yönetiyorum.” demekle olmaz, siz buna uymak zorundasınız. Bu bir tercih değil, bu bir zorunluluktur.

BAŞKAN – Sayın Muş, bu maddelerin nasıl uygulanacağı ve nasıl yorumlanacağı konusunda yeterince bilgim ve tecrübem var. O nedenle, bunlarla ilgili herhangi bir sorun olduğu kanısında değilim.

Şimdi, görüşmelere devam etmek için sözü…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada yoruma açık bir şey yok; gayet açık, gayet net bir şekilde yazılı, okuyun.

BAŞKAN – Sayın Muş, benim okumama gerek yok.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Buyurun okuyun.

BAŞKAN – Buyurun, siz oturun yerinize.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Hayır, okuyalım, okuyalım efendim, Genel Kurul görsün bunu. Böyle bir şeye hakkınız yok.

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, merhum Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Samsun Milletvekili Erhan Usta’ya aittir.

Buyurun Sayın Usta. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

3.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Başbuğ’umuz merhum Alparslan Türkeş Bey’in vefatının 21’inci yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Türk tarihi, Türk milletinin vicdanında yetiştirdiği tarihî şahsiyetlerle doludur. Bu tarihî şahsiyetler topluma yol gösterici olmuş, yolu aydınlatmış, yaşadıkları zamanın dışına taşarak, Türk tarihini adlarında, yaşamlarında, hatıralarında barındırarak günümüze kadar uzanmıştır. Buradan birçok kere, Türk tarihinde iz bırakmış, Türk milletine aşkla hizmet edip Türklüğün kutup başı olmuş tarihî şahsiyetleri anarak bıraktıkları hatıraları yâd ettik, Türklüğün bu yol göstericilerinin fikrî emanetlerinin taşıyıcısı olduğumuzu ilan ettik, gelecek nesillere aktaracağımıza söz verdik.

Bugün, bu fikriyatı, Türk milliyetçiliği ülküsünü sistemleştirerek aksiyon hâline getiren, fikir sahasından siyaset sahnesine taşıyan ve Türk milliyetçiliğini Milliyetçi Hareket Partisiyle, tarihte ilk defa bir partinin programı ve dünya görüşü hâline getiren Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş Bey’in vefat tarihidir. 4 Nisan 1997, yer gök ağlarken, yetiştirmiş olduğu ülkücü evlatlarının kendisini ebedî âleme uğurladığı tarihtir. Düşünüşündeki yöntemi, duyuşundaki üslubu kavramak için hayatına bakanlar, bir hayat mücadelesinin nasıl olması gerektiğini, mücadele azmini, kararlığını, sabrını ve sonunda tevekkülü göreceklerdir. Mücadeleyle geçen seksen yıllık bir ömür, demir parmakların ardında, tabutluklarda direnen, sürgünlerde yılmayan, idam istemiyle yargılanıp yine de ayağa kalkan ve bunları, Türk milliyetçiliğini haykırıp doğruları söylediği için yaşayan bir kahramanın destansı bir hayat öyküsüdür.

Rahmetli Başbuğ’umuz uzun ve kutlu yolculuğunda, Türklüğü ve Müslümanlığı Anadolu’da yaşayan Horasan erenleri gibi, Türk milliyetçiliği ülküsünün Anadolu’da kök salması için âdeta insanüstü bir gayretle çalışmıştır. Başbuğ’umuz, iki asırdır süren fikir ve felsefe arayışının sürdüğü Türk düşünce tarihine istikamet vermiş, milliyetçiliği milletle buluşturacak iman ve aşk dolu hareketin öncülüğünü yapmıştır. “Bizim, Türk milliyetçileri olarak davamız, Türk milletinin varlığını yüceltmek ve ebediyen devam ettirmek davasıdır. Bu fikrin, bu davanın üstünde başka bir fikir, başka bir dava yer alamaz. Türk milletinin varlığını korumak, yükseltmek ve onu ebediyen devam ettirmek fikrine hizmet etmeyen, bu fikre uygun olmayan hiçbir davranış, hiçbir hareket Türk milleti için meşru olamaz.” diyerek sınırlarını da çizdiği davayı tanımlamıştır. “Bu yolda bizi anlamayanlar, anlamak istemeyenler vardır ve daima olacaktır. Dar dünyaları içinde bencilliklerinin, çıkarlarının kölesi olan ruhlar bize düşmanlık etmeye devam edeceklerdir. Kıskançlığın, hasedin, sahteciliğin, yalancılığın, alçaklığın çirkefi içinde beslenen kimselerin aleyhimizde her çeşit faaliyet yapmaları olağandır ve buna devam edeceklerdir. Milliyetçi Hareketçiler, dokuz ışıkçılar, ülkücüler, böyle yanlış yolda olanların da kurtuluşu, iyiliği ve uyandırılması için tiksinmeden, ürkmeden ve korkmadan, vakarını ve inançlarını taze tutarak çalışacaktır.” diyerek bize inanç ve azim aşılamıştır. Ortaya koyduğu fikriyatı kendi içimizde mayalandıramıyorsak, o çileli hayatın içinde Türk milliyetçiliğinin anlam ve önemini manalandıramıyorsak o vakit ileriye doğru yapılan hamlelerin hepsi kılavuzsuz, karanlıkta kalacaktır.

O Türklüğümüzün sembolü olarak yaşamış ve daima kalbimizde yaşayacaktır. Onun adı Sibirya’nın Türk ormanları, Türklerin Altay Dağı ve Tanrı Dağı’nda yaşamaktadır. Kürşad’ın 40 çerisiyle tuğ kaldırdığı yerde onun da adı vardır ve bugün milyonlarca evladı Dokuz Işık’ın aydınlatmış olduğu yolda Türk tarihine bakmakta ve atalarına yaraşır şekilde Türk milliyetçiliğini haykırmaktadır.

Başbuğ Alparslan Türkeş, Türkiye’ye Türk milliyetçiliğiyle hizmet etmenin adresi olarak Milliyetçi Hareket Partisini bırakmıştır. Milliyetçi ülkücü hareket dimdik ve inançla ayaktadır. Merhum Başbuğ’umuzun temsilcileri ve sevenleri bugün mezarı başındaydı. Eseri olan ülkücü kadrolar, tıpkı liderleri gibi, millî varlığımıza yönelik tehditlerin arttığı en sıkıntılı anlarda gözlerini kırpmadan ortaya atılmakta ve vatan sevgisinin sınavını ölüm karşısında şerefle vermektedir. Bu büyük millet, merhum Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş Bey’i de Türk tarihinin kahramanlar halkasının bir mücevheri olarak eminim ki asla ve asla unutmayacak ve aziz hatırasını ilelebet yaşatacaktır.

Bu duygularla, Türk dünyasının bilge lideri, cennetmekân Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş Bey’i yeniden rahmetle anıyorum, ruhu şad olsun. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usta.

Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren milletvekillerine yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu sözlerden sonra sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

Bundan önce Sayın Kerestecioğlu’nun bir söz talebi vardır.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, gerçekten iktidarın her şeyi kendine göre yorumlama ve kendi işine geldiği zaman söz haklarını istediği gibi kullanma, bunun dışında başkaları konuşurken beğenmediği şeylerde de bunu kısıtlama, baskı kurma anlayışını aynen Mecliste de görüyoruz, az önce de bunu gördük. Sayın Mehmet Muş İç Tüzük’ten bahsediyor ama herhâlde rahatsızlık Yılmaz Güney’den. Yani Yılmaz Güney’in fotoğrafının ve şapkasının Genel Kurulun çalışma düzenini, huzurunu bozucu bir materyal olma ihtimali var mı? Yani Türkiye’ye mal olmuş, Türkiye’de herkes tarafından filmleri izlenmiş, sevilen bir insanın kalkıp da arkasından “Buraya davul gelir.” yok “Başka bir şey gelir.” diyerek ifade edilmesi fütursuzluktur. Bu asla kabul ettiğimiz bir şey değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Okuduğunu anlamak lazım. Buranın huzurunu bozacak bir şey varsa o söz konusu edilebilir ama gerçekten, insanlar konuşmalarıyla ilgili, bütün hatipler... Ki ben işte dövizle ilgili konuşsam onunla ilgili bir materyal getireceğim, işte Ahmet Arif’le ilgili konuşsam onun resmini getireceğim, Yılmaz Güney’in resmini de, şapkasını da tabii ki oraya çıkaracağız. Bu, halklara mal olmuş bir şahsiyettir. Buranın huzuru bozulmamaktadır. Buranın huzurunu bozan bu özgürlükleri kısıtlayan, ifade özgürlüğünü engelleyen anlayışlardır.

Saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, ismimi zikretmiştir.

BAŞKAN – Söz vereceğim Sayın Muş.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, materyal kullanımının Genel Kurulun huzur ve düzenini bozmadıkça ifade özgürlüğünün doğal bir parçası olduğuna ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, bu hükmün nasıl yorumlanması gerektiğini çok iyi bildiğim için açıklama yapma ihtiyacı da duymadım. Çünkü bu konuda hem komisyonda İç Tüzük değişikliği tartışılırken hem Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında bu maddenin nasıl yorumlanacağına dair çeşitli değerlendirmeler yapıldı, genel fikir esasen huzuru bozan bir materyalin kullanım şekliyle ilgiliydi. Bu konularda uzun uzun konuşmalar, değerlendirmeler yapmış bir milletvekili olarak daha fazla açıklamanın da gerekli olmadığı düşündüm.

Esasen bu kürsü söz ve fikir özgürlüğünün sınırsız tanındığı bir yerdir, neredeyse sınırsız diyeyim çünkü bundan daha geniş bir özgürlük kürsüsü Türkiye'de yoktur. Söz özgürlüğü ise, daha doğrusu ifade özgürlüğü ise sadece sözle kullanılmaz, görüntüyle, materyalle, başka araçlarla da kullanılır. Bu konuda hem Anayasa’mız açık hem Anayasa Mahkemesinin içtihatları açık hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları son derece net. O nedenle kendi fikrini açıklarken materyal kullanmak özgürlükler hukukunda ifade özgürlüğünün çok temel, basit bir özelliğidir. Sınır şudur: Eğer materyal kullanımı Genel Kurulun düzenini ve huzurunu bozarsa müdahale etme sorumluluğum doğar. Bunun dışındaki bütün durumlarda materyal kullanımı ifade özgürlüğünün ve kürsüde söz söyleme hakkının doğal bir parçasıdır.

Buyurun Sayın Muş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle şunu ifade etmek isterim: Sayın Kerestecioğlu’nun benim niyetimi okumak gibi bir yeteneğinin olduğunu yeni öğrendim burada, böyle bir yeteneği de varmış. Esasen biz ne zaman bir görüş ifade etsek bize laf yetiştirmeyi bırakıp kendi görüşlerini ifade ederse hem partisine daha faydalı olur hem de seçmenlerine karşı sorumluluğunu daha iyi yerine getirmiş olur. Bizim niyetimizi okumak kendisinin haddi değildir.

Benim burada ifade ettiğim, Yılmaz Güney’le alakalı onunla alakalı yapılan konuşmayla alakalı herhangi bir tepki değildi. Dikkat ettiyseniz ben konuşmaya bir şey söylemedim. Burada söylediğim ve sizi de uyardığım konu şudur: Siz farklı düşünüyorsunuz ama ben de sizden farklı düşünüyorum. Burada açık bir şekilde, yoruma mahal bırakmayacak şekilde 160’ıncı maddenin altıncı fıkrası konuyu özetlemiştir ve eğer siz buna müsaade ederseniz yarın öbür gün başka birisi farklı bir enstrümanla gelir buraya ve bu işin önünü alamayız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Burada kimsenin söylediği söze, görüşüne karşı bizim ifade ettiğimiz bir şey olmadı; bir kere, bunun özellikle altını çizmek isterim. Ben ne Yılmaz Güney’le alakalı söylenenlere bir eleştiri getirdim -kendi görüşleridir- ne de böyle bir istekten dolayı herhangi bir şey söyledim hatibe karşı. Sadece, sizi, Genel Kurulu yönetiyorken İç Tüzük’e uygun hareket etmeye davet ettim. İktidar partisinin grup başkan vekiliyim, siz Başkanlık Divanına saygı bekliyorken aynı saygıyı bizlere de göstermek durumundasınız. Ben burada sizden farklı düşünüyorum, 160’ıncı maddenin altıncı fıkrasının açık ve size yorum noktasında alan bırakmadığını düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Muş.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, söz vereceğim.

Sayın Muş, tutanakları alın okuyun, siz beni İç Tüzük hükümlerine uymaya davet etmediniz, uyardınız “Uyarıyorum sizi.” dediniz. Ben de bunun üzerine uygun dille karşılık verdim. Yoksa burada, bu usul içerisinde, bu üslup çerçevesinde benim de daha farklı bir söz kullanma ihtiyacımın doğması buradan kaynaklanıyor. Görüşünüzü belirtme hakkınız var, bu konuda herkese, başta grup başkan vekillerine, bugüne kadarki teamüllerin dışında, onun da ötesine geçen söz hakkı tanıyorum; bunu da sonuna kadar yapacağıma söz verdim, yapmaya devam edeceğim, bu konuda ayrımcılık da asla gözetmeyeceğim. O nedenle üslubunuzu siz de eğer gerçekten gözden geçirirseniz ve biraz önceki konuşmanızı tutanaklardan tekrar okursanız, sizin, bir davetinizin değil, uyarınızın olduğunu görürsünüz. Sizin benim tutumumdan ve yorumumdan farklı bir görüşünüzün olması kadar doğal bir şey zaten söz konusu olamaz. Benim anlayışımda da bu böyledir, genel olarak da öyle olması gerekir. Elbette farklı görüş belirteceksiniz, İç Tüzük hükmünü farklı yorumlayacaksınız fakat benim de bir yorumum vardır ve Meclisi bu İç Tüzük’ün ruhuna ve hükümlerine uygun bir şekilde yönetme hakkım, yetkim ve sorumluluğum vardır. Ben de size sadece bunu hatırlatmak istedim. Bunun dışında elbette her türlü konuda benim fikirlerimden farklı değerlendirmeler yapma hakkınız ve bunu dile getirme yetkiniz vardır. Buna ilişkin en ufak bir kısıtlama içinde de olmam.

Teşekkürler.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Muş “Niyet okuma, benim niyetimi okumak gibi bir yeteneği olduğunu bilmiyordum. Niyet okuyacağına işini yapsın, partisine daha faydalı olur.” gibi saygısızca, hakaretamiz ifadelerle sataşmada bulunmuştur. Sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Değerli milletvekilleri, Sayın Başkan; sizleri selamlayarak sözlerime başlıyorum.

Benim niyet okumama hiç gerek yok çünkü niyet çok belli; zaten bütün iktidarın niyeti belli, özgürlükleri kısıtlamak. Dolayısıyla burada bunun yansımasını da çok açık bir şekilde zaten biz görüyoruz. Biz Meclis Başkanlığına öyle kürsüde konuşan vekilin sözünü beğenmediği zaman sekiz saniye kala kürsünün sesini, mikrofonunu kapatan başkan vekilleri seçmiyoruz. Bizim başkan vekillerimiz, burada, sadece bizim değil, bütün partilerin konuşma, ifade özgürlüğünü kollayan ve buna göre davranan başkan vekilleridir ve zaten aslında bir mecliste, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi değil, dünyanın her meclisinde olması gereken şey budur. Milletvekilinden daha özgür düşüncesini ifade etmesi gereken birileri olamaz ama biz biliyoruz, niyetleri biliyoruz. Burada özgürce düşüncesini ifade eden arkadaşlarımız cezaevlerinde, demek ki niyet özgürlükleri kısıtlamak. Düşüncesini üniversitede ifade eden öğrenciler cezaevinde, dün 9’u tutuklandı onların. Şimdi, karşı görüşlerde olmak normal bir şeydir, bunun için var zaten, yoksa hepimiz aynı sıralarda otururduk. Niyetiniz bu; hepimizi şu sıralara oturtmak herhâlde ya da kapıyı kilitleyip gitmek, şu sıralarda kimse kalmasın. Zaten yaptığınız uygulamalar da buna hizmet ediyor. Bu nedenle niyetiniz çok açık ve belli, özgürlükleri kısıtlamak. İç Tüzük de belli. Yılmaz Güney fotoğrafıyla, şapkasıyla buraya yakışır, halklara yakışmıştır. Türkiye halkı onu sever ve sayar.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, kürsüden söz talep etmeyeceğim. Eğer uygun görürseniz 60’a göre yerimden küçük bir açıklama, kayıtlara…

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben “uyarma” kelimesini İç Tüzük’e uygun davranmakla ilgili kullandım. Burada bir tehdit yok, İç Tüzük'e davet var. Böyle bir anlam ve yorum çıkartılmaması gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğeri, şunu da ifade etmemiz gerekir: “Bizim Meclis başkan vekilimiz” olmaz, Meclis başkan vekilleri bir partiyi, bir grubu da temsil etmez.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Bizim seçtiğimiz” dedim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Siz seçmediniz, Genel Kurul seçti.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Onda haklı olabilirsiniz ama biz de önerdik yani.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Meclis başkan vekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eder; bir partiden aday gösterilebilir ama Genel Kurul seçmiştir ve tüm Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eder. Dolayısıyla burada bizim-sizin gibi bir ayrım yapmak doğru bir ifade değildir; bunu düzeltmek gerekir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Az önce -sadece kayda geçsin diye söylüyorum- sanki kendisinin iktidar grup başkan vekili olmakla ayrıca bir söz hakkı varmış gibi de bir söz sarf etti. Benim oradaki niyetim, sizi Genel Kurulun seçmemesi değil tabii ki. Bizim önerdiğimiz ve bizim sonuçta kendi içimizde gerçekleştirdiğimiz bir seçim var; yani, bu seçimi biz yaptık, bu anlamda ifade ediyorum. Oraya, kalkıp da burayı “Demokles’in kılıcı gibi sözünüzü keserim.” diyerek yöneten insanları göndermedik en azından. Bunu tabii ki tayin eden Genel Kuruldur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kerestecioğlu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Yılmaz Güney’i saygı ve minnetle andığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tabii, 2 grup başkan vekili ve siz İç Tüzük’le ilgili yorumlarınızı yaptınız. Konu, daha sonraki uygulamalara da, tartışmalara da ışık tutuyor. İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin altıncı fıkrası çok açık. Oradaki sizin kanaatinize aynen iştirak etmekle birlikte, Mehmet Muş, burada defalarca İç Tüzük değişikliğinden sonra çeşitli resimler ve objeler getirildiği hâlde bir şey demezken, bugün Yılmaz Güney’in şapkasını “huzuru bozucu döviz, pankart ve benzeri materyal”e sokmuştur. Esas mesele de zaten orada ne gösterildiğinden çok, herhangi bir objeden çok hangi obje olduğuyla ilintilidir. Yılmaz Güney gibi bütün dünyaca tanınan, hepimizin gururu olmuş bir şahsiyetin şapkası bile Mehmet Muş’u korkutmaktadır; mesele bundan ibarettir. Muş’un rahatsızlığı şapkadan değil, Yılmaz Güney’in şapkasındandır. Bazı siyasiler “Şapkamı assam seçilirim.” diye ifadeler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - “Ben oraya şapkamı göndersem bile seçilirim.” gibi ifadeler siyaset tarihimizde vardır. Herhâlde bugün Yılmaz Güney’in manevi şahsiyeti “Ben karşısına şapkamı bile koysam AKP grup başkan vekili benden korkar, huzursuz olur, rahatsız olur.” demektedir yattığı yerden.

MEHMET ALİ ASLAN (Batman) - Kesinlikle.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Kendisini saygıyla, minnetle anıyor; buradan bir kez daha, bütün dünyanın tanıdığı o güzel insana saygılarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Özel’e cevap verme gereği hissetmiyorum. Yok “Korkuyor. Şapkasından korktu, ‘o’sundan korktu ‘bu’sundan korktu.” gibi bir konuyla alakalı cevap verme gereği duymuyorum ve yapılan açıklamaları cevap verme gibi bir değerlendirmeye tabi tutmuyorum. Orada resimleri kondu, buna karşı hiçbir şey söylemedim dikkat ederse, bu Meclis kayıtlarında vardır. Sadece söylediğim konu: Bugün biri şapka getirir, yarın öbür gün başka biri davul getirir, yarın öbür gün başka biri kalkıp buraya gaz lambası getirir, bunun önünü alamayız.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Siz de imar planını gösterdiniz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Gayet açık ya, İç Tüzük de açık, uygulama da açık.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - İmar planlarını göstermediniz mi burada?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Gayet açık arkadaşlar. Yani şapkayla falan… Burası tiyatro sahnesi değil ki ya. Tiyatro mu burası?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Söylediğim konu budur, bundan ibarettir. Bunun dışına çıkıp meseleyi farklı yerlere çekmenin bir anlamı yoktur. Biz olduğumuz yerde bekliyoruz. Böyle kimseden korkacak, çekinecek durumumuz da yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Muş.

Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren milletvekillerine yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Dediğim gibi, bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerinin söz talepleri vardır, onları karşılayacağım.

Bugün sisteme giren ilk 15 milletvekiline ilaveten 5 milletvekiline daha söz vermeyi Divandaki arkadaşlarımla kararlaştırdık. (CHP sıralarından alkışlar) Sıraya giremeyen milletvekillerinin bizleri anlayışla karşılamalarını rica ediyorum ama kürsüye gelip özel olarak söz talep eden değerli milletvekilleri vardır. Eğer anlayış gösterirseniz buraya kadar gelip 20’ye ilaveten söz hakkı talep eden milletvekillerine de söz vereceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Özdemir…

5.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, İstanbul Esenyurt Belediyesinin atamayla göreve getirilen AKP’li Belediye Başkanının bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Seçim bölgem İstanbul Esenyurt Belediyesinin atamayla göreve getirilen AKP’li Belediye Başkanı “Esenyurt’u kaybedersek Kudüs’ü kaybederiz, Mekke’yi kaybederiz.” diyerek tam bir şaşkınlık ve infiale yol açmıştır. Görevden alınan önceki belediye başkanının görev süresi boyunca Esenyurt ilçemizi -sosyal dokusunu bozan, ranta, talana teslim eden, betonlaştıran- yaşanamaz hâle getirmesi ortadayken atamayla gelen belediye başkanı sorun çözmek ve hizmet üretmek yerine, seçmenleri din ve inançları üzerinden kutuplaştırma, kutsallarını istismar etme gafletine düşmüştür. İstanbul’u ve ilçelerini kaos ve sorun yumağına dönüştüren, belediye hizmetlerini oy veren-vermeyen olarak ayıran, halkı ayrıştıran, inançları istismar eden bu yönetim anlayışına 2019’da bir son vererek halk için, halkla beraber, hep birlikte halkın İstanbul’unu kuracağız.

BAŞKAN -Sayın Kalkan…

6.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin temel atma törenine ilişkin açıklaması

NECİP KALKAN (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Kıymetli milletvekilleri, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tarihî bir ana şahitlik ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in katıldığı törenle Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin temelini attık. Ülke olarak, cumhuriyetin 100’üncü yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefliyoruz. Bu durum enerji ihtiyacımızın artması anlamına geliyor. Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu tek başına karşılayacak bir tesis.

Şu an dünyada, 31 ülkede toplam 422 nükleer reaktör işletmede bulunmaktadır, 16 ülkede ise hâlihazırda toplam 66 santral inşa edilmektedir. Bütün dünyada 2023 yılına kadar 164 nükleer santral yapılması planlanmıştır.

Türkiye’nin yarım asırlık hayali Akkuyu Santrali’nin temel atma töreninden gurur duyuyoruz.

Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Çamak…

7.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı ifadelerine karşılık KHK’yle ihraç edilen ve hiçbir kamu kurumunda çalışamayan bazı akademisyenlerin yaptıkları açıklamaya ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın “Türkiye’de yaşayamam diyenlerin biletini alıp göndermek lazım çünkü bunlar ülkemize yük.” diye bir açıklaması oldu. Bu açıklamadan sonra KHK’yle ihraç edilen ve akademik indekslerde ülkenin en başarılı isimleri arasında olmasına rağmen hiçbir kamu kurumunda çalışamayan bazı barış akademisyenleri isyan ederek şu açıklamalarını ilettiler: “Uluslararası üniversitelerden bilimsel çalışmalar için çağrı ve burs teklifleri alıyoruz. Bilet parası istemiyoruz ama pasaportlarımıza konulan yurt dışı yasağının kaldırılmasını istiyoruz.”

Akademisyenlerimize dünyanın birçok üniversitesi burs ve çalışma imkânı sunuyor ancak Türkiye’de rehin oldukları için bunlardan faydalanamıyorlar. Yetkilileri bilet almadan önce akademisyenlerin bu haklarını teslim etmeye çağırıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gürer…

8.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, her ürüne her gün zam geldiği bir dönemde olduğumuza ve Hükûmetin yoksulları da düşünmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Her ürüne her gün zam geldiği bir döneme erdik. Dört ayda elektrik ve doğal gaza 2 kere zam yapıldı; doğal gaz fiyatları yüzde 9, elektrik fiyatları yüzde 12 zamlandı. Aynı dönemde akaryakıta neredeyse her hafta zam var. 30 Ekim 2017 tarihinde benzin 5,53 lira, motorin 4,99 lira, otogaz 3,07 lira iken Mart 2018 tarihinde benzin 5,98 lira, motorin 5,30 lira, otogaz 3,23 lira oldu. Zamların ardı arkası kesilmiyor. Geçim dar gelirliler için iyiden iyiye zorlaştı. İşçi, işsiz, esnaf, çiftçi, besici, emekli, nakliyeci perişan durumdadır.

Taşeron için kadro düzenlemesinde işsiz kalanların mağduriyeti her gün bizlere kadar ulaşıyor. Bu anlamda Hükûmetin hiçbir şey yaptığı yok. Hükûmet, halkın sorunlarını çözmeye değil, faiz lobisine ve ranta hizmet etmeye devam ediyor. Yoksul daha yoksul, zengin daha zengin oluyor. Bu gidiş iyi gidiş değil. Hükûmetin yoksulları da düşünmesini talep ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Aydemir…

9.- Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir’in, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve Yılmaz Güney’in öldürdüğü Yumurtalık Hâkimi Sefa Mutlu’ya rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Başkanım, teşekkür ediyorum.

Bugün 4 Nisan, özel bir gün, rahmetli Türkeş'in ahirete irtihal günü. Onun vurgusu hep “Kanımız aksa da zafer İslam’ın.”dı ve vatanseverliği tarif ediyordu, milletimizi çağlar üzerinden aşırtıp muasır medeniyetler seviyesine ulaştırmak. Şükür, AK PARTİ hükûmetleri ve dirayet, basiret timsali liderimiz Cumhurbaşkanımız sayesinde bu hedefi yakalıyoruz. Bu hâlin Alparslan Türkeş gibi bir yüksek ismin ruhunu aziz kıldığına inancımız tamdır. İrtihal yıl dönümünde rahmetle, minnetle anıyoruz; ruhu şad olsun.

Ve bir not düşüyorum: Yılmaz Güney’in öldürdüğü Yumurtalık hâkimi Sefa Mutlu’ya da rahmet diliyorum. Katili, burada, millet mabedinde aklama girişiminde olmayı da telin ediyorum.

Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Sayın Akın…

10.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, Hükûmeti kanser ilaçları konusunda gerekli çalışmaları yapmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, teşekkürler.

Kanser, dünyada ve ülkemizde sebebi bilinen ölümler sıralamasında kalp ve damar hastalıklarından sonra 2’nci sırada gelen önemli bir toplum sağlığı problemidir. Ülkemizde her 5 kişiden 1’i kanserden hayatını kaybediyor. Erken tanı ve tedaviyle kanserli hastalarda önemli oranda iyileşme mümkün olabilmekteyken Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin sağlık alanını piyasalaştırması sonucu tedaviler aksıyor, iyileşme oranları azalıyor, kanser ilaçları parayla dahi piyasada bulunamıyor. Ocak ayında lenf kanserinden hayatını kaybeden Dilek Özçelik'in kanser ilacını bulamaması nedeniyle AKP'li bakandan yardım istemesi sonucu yüreklere kazınan “Ben dilenci değilim. İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği siz hiç tatmamışsınız hayatınızda.” sözleri Adalet ve Kalkınma Partisinin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET AKIN (Balıkesir) – ...sağlık politikasının özetidir. Buradan Hükûmeti, bir kere daha, kanser ilaçları konusunda gerekli çalışmaları yapmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılıç...

11.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, olaylara her zaman olumlu yönden bakmak ve sevgiyi dile getirmek gerektiğine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Nasrettin Hoca bir gün dostlarına “Ben ölecek miyim?” diye sorar. “O nasıl soru Hocam öyle? Biliyorsunuz ki herkes ölecek." der dostları. Hoca merhum “Peki, benim cenaze namazımdan sonra hakkımda size ‘Nasıl bilirsiniz?’ diye sorulacak. Bu soruya ne cevap vereceksiniz?” der. “Aman be Hocam, nasıl cevap verebiliriz ki? Tabii ki ‘İyi biliriz.’ diyeceğiz.” derler. Bunun üzerine hoca “Yahu dostlar, madem öldüğümde ‘İyi biliriz.’ diyeceksiniz, bunu ben yaşarken yüzüme karşı söylesenize.” diyerek önemli bir gerçeğe işaret etmektedir.

Yüreğimizdeki sevgiyi dile getirmek konusunda yeterince rahat değiliz. Beğenimizi dile getirmenin doğru olmadığı gibi bir anlayışa sahibiz. Daha da kötüsü, beğenimizi çok rahat dile getiremeyen bizler, uyarı hatta cezalandırma konusunda daha rahatız. Olaylara her zaman olumlu yönden bakmayı öğrenmeli, sevdiğimizi, sevdiğimiz kişinin yüzüne söyleyebilmeliyiz çünkü Peygamber Efendimiz “Bir kimse kardeşini severse sevdiğini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – ...o kimseye söylesin.” buyurmuştur. Kıymet vaktinde bilinmelidir. Bardağın boşunu değil, dolusunu görmeliyiz.

BAŞKAN – Sayın Tamer...

12.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve 1-7 Nisan Dünya Kanser Haftası’na ilişkin açıklaması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

MHP Genel Başkanı Sayın Alparslan Türkeş’in ölüm yıl dönümü, kendisini rahmetle anıyorum, mekânı cennet olsun diyorum.

Ayrıca, 1-7 Nisan Dünya Kanser Haftası, farkındalık günleri. Kanser, kısa anlamda, anarşi çıkaran hücrelerin vücutta çoğalmasıyla ortaya çıkar. Kanser, en önemli sağlık sorunlarından bir tanesidir. Kanser, insanları ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak etkiler. Türkiye’de yaklaşık 200 bine yakın kanserli hasta vardır, her yıl 13 bin kişi teşhis edilmekte. “KETEM” denilen 182 tane, 25’i gezici olmak üzere, kanser erken teşhis ve tarama merkezi bulunmaktadır. Cumhuriyet Halk Partili biraz önce konuşan arkadaşıma katılmıyorum. Türkiye’de kanser tedavileri ücretsizdir. Yaklaşık 3 milyar TL gibi bir gideri vardır. Bu kadar pahalı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL TAMER (Kayseri) - Kanser hastalarını tedavi etmek de sosyal devletin görevidir, Türkiye Sağlık Bakanlığı da en iyi şeklide yapmaktadır.

Çok teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Taşkın…

13.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Akkuyu Nükleer Güç Enerji Santrali’nin temelinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin’in katıldığı bir törenle atıldığına ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, seçim bölgem Mersin ve Türkiye için tarihî bir güne Mersin Akkuyu’da şahitlik ettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği, azmi ve çabası bir hayali daha gerçeğe döndürdü. Ülkemizin altmış yıllık rüyası olan Akkuyu Nükleer Güç Enerji Santrali’nin temeli Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Sayın Putin’in katıldığı bir törenle atıldı. Mersin’imize, ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olsun.

20 milyar dolar maliyetle cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş en büyük projesi Akkuyu’da inşa edilecek. 4 reaktörden yıllık 4.800 megavat elektrik üretilecek ve yıllık ihtiyacımızın yüzde 10’u buradan karşılanacak.

Bu proje sayesinde, iklim ve mevsim koşullarına bağlı olmadan, yedi gün yirmi dört saat, kesintisiz, sıfır emisyonla elektrik üreteceğiz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu…

14.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, üniversitelerdeki rektörler, yöneticiler ve öğretim görevlileriyle ilgili yürütülen soruşturmaların son durumlarının açıklanmasını beklediğine ve Giresun’da borsa seçiminin iptali noktasında birtakım girişimlerle ilgili yetkilileri uyardığına ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Efendim, uygulamanıza çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra üniversitelerde gerçek bir FETÖ temizliği yapılmadı. Üst düzey yönetim kadrolarına ve rektörlere ise hiç dokunulmadığına hatta bu kripto yapıların korunduğuna yönelik yaygın bir kanaat vardır. Zaman zaman bu yönde hatta iktidarınıza yakın medya organlarında bu haberler ve yorumlar çıkmaktadır.

Şu anda, üniversitelerde önceki veya hâlen görevdeki rektörler, yöneticiler ve öğretim görevlileriyle ilgili adli veya YÖK tarafından idari olarak yürütülen soruşturmaların son durumlarının açıklanmasını bekliyoruz. Bir koruma ve kollama söz konusu mudur? Bu konuda kuşkularımız vardır.

Ayrıca, ilim Giresun’da borsa seçiminin iptali noktasında birtakım girişimler olduğu bilgisi vardır, bu konuda ilgilileri ve yetkilileri uyarıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Öz…

15.- Çanakkale Milletvekili Bülent Öz’ün, av yasaklarının süresinin uzatılması ve kapsamının genişletilmesi için bir çalışma olup olmadığını ve sürdürülebilir avcılık için belli bir büyüklük altındaki balıkların tutulmaması konusunda tedbir alınıp alınmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

BÜLENT ÖZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, sorum Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanına.

Çanakkale ve ülke genelinde havaların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi en çok da balıkçılarımızı olumsuz etkiledi ve balık sezonu durgun geçti. Özellikle palamut ve çinekop gibi soğuk havaları seven balıklar, kış aylarının sıcak geçmesinden kaynaklı, tezgâhlardaki ve sofralardaki yerini yeteri kadar alamadı.

Yaz aylarının gelmesiyle başlayan balık yasaklarının da en bereketli balığı sardalyadır. Av yasakları 15 Nisanda başlayacak ve havyar sürecindeki balıklar için av yasakları önemlidir. Yasaklar sonrası balıkların bollaşması da önemlidir. Ancak sürdürülebilir balıkçılık için yasakların süresinin uzun ve kapsamının daha geniş tutulması, hem küçük balıkçılarımızın yüzünü güldürür hem de balık çeşitliliğinin artmasına katkı sağlayacak önemli bir adım olur. Çanakkaleli küçük balıkçılarımızın talebi bu yöndedir. Bu bağlamda, av yasaklarının süresinin uzatılması ve kapsamının genişletilmesi için çalışmanız var mıdır?

Ayrıca, yine, sürdürülebilir avcılık için belirlenen ölçülerin altında balıkların tutulmaması gerekir. Bu konuda gerekli denetimler yapılmakta mıdır?

BAŞKAN – Sayın Kurt…

Sayın Göker…

16.- Burdur Milletvekili Mehmet Göker’in, bir ülkenin sanatçılarının dik ve onurlu durmak zorunda olduğuna ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKER (Burdur) – Sayın Başkan, öncelikle demokratik tutumunuz için teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben teşekkür ederim, sağ olun.

MEHMET GÖKER (Burdur) – Bir ülkenin sanatçıları dik ve onurlu durmak zorundadırlar. Sanatçı, egemen güce teslim olmaz; gücün karşısında boyun eğen, el etek öpenden de sanatçı olmaz. Bu toprakların bizi biz yapan değerleri vardır. Eğer ki bir komşumuz hayatını kaybetmişse değil türkü ya da klarnet çalmak, yüksek sesle bile konuşulmaz.

Mahzuni’nin dediği gibi: “Yoksulun sırtından doyan doyana/ Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana/ Bilmem söylesem mi söylemesem mi?”

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Tanal…

17.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kendisine karşı Meclis Başkanı ve polis tarafından mobbing ve psikolojik harekât uygulandığına ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Başkanım -Sayın Bakanımız da burada- değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisinde polisin Meclis üzerindeki vesayetine son verilmesini talep ediyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde Mahmut Tanal’ı, yandaş, tetikçi medya aracılığıyla algı yönetimi yaratılarak bir milletvekilini provokatör olarak göstermeye çalışıyorlar. Mobbing ve psikolojik harekât da bizzat Meclis Başkanı ve devletin polisi tarafından yapılmaktadır. Hukuk dışı ve ahlak dışı bu kumpası ve bu yönetimi, bu algı yönetimini nefretle kınıyorum. Dikmen Kapısı’nda yaşanan olaylar sırasında o görüntülerin yandaş medyaya acilen servis edilmesi suçluluğun vesikasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili olarak sizleri de göreve davet ediyorum. Benim bugün Meclisin içerisinde yani Meclis kapısının dışındaki Basın Kapısı’nın önünde yapmış olduğum açıklamayı polisler not alıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yani bizim Meclis içerisindeki konuşmamızı… Bir milletvekili üzerinde bu baskı, bu mobbing yapılıyorsa dışarıdaki vatandaşımıza kim bilir neler yapılıyor? Bu şekilde bizim ne ifade özgürlüğümüz var ne düşünceyi açıklama özgürlüğümüz var. Hukuk devleti miyiz, polis devleti miyiz? Artık, burada Meclis Başkanlığının net bir vaziyette tavır almasının vakti gelmiştir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın İbrahim Aydın…

18.- Antalya Milletvekili İbrahim Aydın’ın, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve TÜİK tarafından açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin açıklaması

İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, Başbuğ Alparslan Türkeş’imize Allah rahmet eylesin.

Ülkemiz ekonomisine ilişkin 2017 yılı büyüme rakamları açıklandı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, Türkiye ekonomisi 2017 yılında yüzde 7,4 büyüdü. Bu sonuca göre, Türkiye 2017’de dünya ekonomisinin yüzde 85’ini oluşturan G20 ülkeleri içerisinde lider olmuştur.

2016 yılında hain FETÖ darbe girişiminin ve ekonomik saldırıların sebep olduğu ekonomik gerilimin ardından, 5 çeyrek üst üste büyüme kaydeden ekonomimiz, 2017’nin son çeyreğinde yüzde 7,4 büyümüştür. 7,4’lük büyüme oranının 2,3 puanının yatırım ve net ihracat kaleminden gelmesi, Türkiye ekonomisinin yatırım ve ihracata dayalı sağlıklı ve hızlı bir büyüme sürecine girmiş olduğunun göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM AYDIN (Antalya) – AK PARTİ hükûmetleri olarak aziz milletimize güvenerek uyguladığımız ekonomik politikaların doğruluğu büyüme rakamlarıyla bir kez daha tescillenmiştir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Bakan…

19.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Ömer Hayyam’ın bin yıl önce yazdığı bir şiirinin sansürlenmesinin ülkemiz adına utanç olduğuna ilişkin açıklaması

MURAT BAKAN (İzmir) – Sayın Başkan, İslam dünyasının en büyük şairlerinden, aynı zamanda astrolog, matematikçi, filozof Ömer Hayyam’ın bin yıl önce yazdığı bir şiirinin bin yıl sonra sansürlenmesi ülkemiz adına utançtır. Şiiri sansürlemek edebiyata, sanata, ozana, ozan dolu Anadolu’ya hakarettir, cehalettir. Hazreti Mevlânâ da Mesnevi’de aşktan ve şaraptan bahseder. Bir televizyon kanalının bir şiiri sansürlemek zorunda kalması içinde bulunduğumuz korku ve baskı imparatorluğunun bir simgesidir. İşte o sansürlenen şiir:

“Bulut geçti, gözyaşları kaldı çimende.

Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?

Seher yeli eser yırtar eteğini gülün,

Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün.

Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye,

Kimse bilmez, kimse bilmez.”

Ömer Hayyam’a da Mehmet Güreli’ye de selam olsun Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Arık…

20.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, Kayseri’de ekonomik sıkıntılar nedeniyle hayatlarına son veren 2 vatandaşa Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önceki gün Kayseri’mizde ekonomik sıkıntılar nedeniyle 38 yaşındaki bir vatandaşımız kendini asarak, 58 yaşındaki bir yurttaşımız ise zirai ilaç içerek hayatlarına son verdiler. Buradan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Kayseri’de 252 bin vatandaşımız ekmeğe muhtaç hâle gelmiş. AKP'nin Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık da “Kayseri’de aç yok.” diyerek aklımızla dalga geçiyor. Sadece Öznur Çalık değil, AKP Hükûmeti Türkiye'nin aklıyla dalga geçiyor. İşsizlik günbegün artarken, insanlar geçim sıkıntısı nedeniyle kendilerini yakarken, hayatlarına son verirken, “Türkiye yüzde 7,4 büyüdü.” demek aklımızla dalga geçmek değil de nedir? Ekonomik kriz nedeniyle yazar kasa atan esnafı gören medya, niçin insanlar kendilerini diri diri yakarken, hayatlarına son verirken görmüyor? Takdir yüce milletin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Dedeoğlu…

21.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, milletin emniyetini, güvenliğini, huzurunu sağlamak için gece gündüz çalışan polislere şükranlarını sunduğuna ve görevlerini yerine getirirken hayatlarını kaybeden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, milletimizin emniyetini, güvenliğini, huzurunu sağlamak için gece gündüz çalışan polislerimizin her birini tebrik ediyor, kendilerine şükranlarımı sunuyorum.

Polis teşkilatımız, Türk milletinin sevgisini, güvenini ve takdirini kazanmış demokratik hukuk devletinin temel taşlarından biridir. Özellikle terör ve bölücülük başta olmak üzere suç ve suçlulara karşı gösterilen eşsiz mücadelede Türk polisinin çok önemli bir rolü bulunmaktadır. Tarihimizde yaşadığımız tüm sıkıntılı dönemlerde milletimize huzur ve güven kaynağı olmuştur, bölgemizde yaşanan ve bizi yakından ilgilendiren birçok hadiseye karşı hakkaniyete uygun bir anlayışla barış, huzur, refah ilkesinden ayrılmadan, yolumuza polislerimizin desteğiyle devam etmekteyiz.

Görevlerini yerine getirirken yapılan saldırılarda mücadele etmiş ve hayatlarını kaybetmiş tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Erkan Aydın…

22.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, gelişmiş ülkeler nükleer tesisleri birer birer kapatırken Türkiye’nin tam tersine bir tutumda olduğuna ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün nükleer tesislerin temel atma töreni yapıldı Mersin Akkuyu’da. 20 milyar dolarlık ilk etapta planlanan ve otuz yıldır da devam eden, davaları da süren ama her şeye rağmen sadece yüzde 10 enerji ihtiyacını karşılayacak olan tesisin temeli atıldı.

Dünyaya baktığımızda, Fukuşima’da altı buçuk yıl önce gerçekleşen facianın zararlı etkileri hâlâ silinmiş değil. Dünya, özellikle gelişmiş ülkeler nükleer tesisleri birer birer kapatırken Türkiye tam tersine gidiyor. Bu nükleer atıkları temizlemek için ya da depolamak için yerin 300 metre altında, yüz bin yıl yetecek betonlamalarla bunları saklamayı planlıyorlar. Bu demek oluyor ki etkisi yüz bin yıl sürecek. Bakıyoruz, eylül ayı sonu itibarıyla özellikle Avrupa’yı sarsan bir nükleer atık sızıntısının Rusya’ya ait Mayak firmasında olduğu tespit edildi. Bu firma aynı zamanda Rosatom tarafından işletiliyor. Akkuyu’daki tesisi kuracak olan, aynı firma. Ben soruyorum: Çocuklarımıza nükleer atıklı bir dünya mı bırakacağız?

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

Sayın Taşdemir…

23.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir’in, üç yıl önce HDP’ye yönelik siyasi operasyonlar kapsamında tutuklanan Gülizar Singar’ın hâlâ mahkemeye çıkarılmadığına ve bir an önce mağduriyetinin son bulmasını istediğine ilişkin açıklaması

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, Gülizar Singar, Doğubeyazıtlı genç bir anne, üç yıl önce partimize yönelik siyasi operasyonlar kapsamında tutuklandı. Üç yıldır hâlâ mahkemeye çıkarılmadı Gülizar Singar. Aynı zamanda, üç ay önce eşi Mahmut Singar da tutuklandı. Gülizar’ın 3 çocuğu var, 75 yaşında bir yatalak annesi var. Şimdi çocukları Sosyal Hizmetler almak istiyor ama biz buradan bir kez daha Aile Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına çağrıda bulunmak istiyoruz: Yarattığınız mağduriyetin çözümü çocukları Sosyal Hizmetlere almak değil, çözüm Gülizar Singar’ın bir an önce özgürlüğüne kavuşup çocuklarının yanında olmasıdır. Onun için, bir an önce bu mağduriyetin son bulmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Ahrazoğlu…

24.- Hatay Milletvekili Mehmet Necmettin Ahrazoğlu’nun, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

MEHMET NECMETTİN AHRAZOĞLU (Hatay) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Hakk’ın rahmetine kavuşmasının 21’inci seneidevriyesinde Türk dünyasının Başbuğ’u Alparslan Türkeş Bey’i rahmetle, minnetle yâd ediyorum; ruhu şad olsun, mekânı cennet olsun.

Başbuğ’um, yetiştirilmemizde emeğin olan milliyetçi, ülkücü Türk gençliği olarak kutlu davana sonsuza kadar sahip çıkacağımıza, Türk milletine olan sevdanı her şart altında yaşatacağımıza, ülkülerinden ve ülkümüzden taviz vermeden, millî devlet, güçlü iktidar kurulana kadar Dokuz Işık doktrinine, esaslarına sadık kalacağımıza bizler evlatların olarak ant içtik. Biz, ülkemizi ve milletimizi karşılıksız sevmeyi sizden öğrenen “Önce ülkem ve milletim.” diyen ülkücüleriz ve Türkiye sevdalılarıyız.

Sen rahat uyu, huzur içerisinde ol Başbuğ, dualarımız seninle.

BAŞKAN – Sayın Toğrul…

25.- Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un, Gaziantep’te park ve meydanlarda vicdanların kabul etmeyeceği ifadelerin yer aldığı broşür dağıtanlarla ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, geçen hafta Gaziantep’te park ve meydanlarda bazı kişiler tarafından vatandaşlara bir broşür dağıtılmıştır. Dağıtılan broşürde vicdanların kabul etmeyeceği ifadeler yer alıyor. “İçinde bulunduğumuz çağda demokrasi bir kurttur, okullar bir kurttur, okullardaki putlar bir kurttur.” denilmektedir bu broşürde. Yine bu broşürde “Çocukları zorunlu eğitimden koruyalım ki cehennem ateşinde yanmayasınız. Çocuklarınızı okullara göndermeyin.” çağrısı yapılmaktadır. Aynı broşürde “Nevroz”un bir kâfir bayramı olduğu da ifade edilmektedir.

Sayın Başkan, söz konusu broşürü dağıtanlarla ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığının, 2016 Ekiminden bu yana Valiliğin her ay sokakta tüm etkinlikleri yasaklamasına rağmen böyle bir bildirinin nasıl dağıtılmış olduğunun kamuoyuna açıklanmasını bekliyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.16

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 15.34

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Değerli milletvekilleri, şimdi sayın grup başkan vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Erhan Usta’ya aittir.

26.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne, Akkuyu Nükleer Santrali’nin hayırlı olmasını temenni ettiğine ve terör ile terörizme destek veren Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bütün gelişmiş ülkeleri bu desteklerinden vazgeçmeye çağırdığına ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Az önce de gündem dışı konuşmamda ifade ettiğim gibi, kurucu Genel Başkanımız merhum Alparslan Türkeş Bey’in vefatının 21’inci yıl dönümü nedeniyle bugün kabri başında Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de katılımıyla bütün camiamız bir anma toplantısı gerçekleştirdik. Ben kendisini tekrar rahmetle anmak istiyorum. Buradan da rahmet dileklerini ileten milletvekillerine teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

Üniversite yıllarında rahmetli Başbuğumuzu bizzat tanıma imkânına da kavuşmuş birisiyim. Hatta, iki ay boyunca sınırlı sayıda bir grupla kendisinden özel eğitim alma bahtiyarlığına da kavuştum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, bilindiği üzere, Akkuyu’da nükleer santral temeli atıldı, öncelikle ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Nükleer enerji Türkiye için stratejik ve kritik önemdedir. Rahmetli Başbuğ’umuzu anmışken 1960 yılında onun Başbakanlık Müsteşarlığı döneminde nükleer enerji santrali kurma hedefini ilk kez ortaya koyan birisi olduğunu da buradan ifade etmek isterim. Daha sonra, 1974-1976 yıllarında da bir nükleer santral kararı alınmış ancak uygulamaya konulamamıştır, bu ancak bugün için Türkiye’ye kısmet olabilmiştir. Dünyada Amerika’dan sonra ikinci en fazla nükleer santrale sahip ülke olan Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron, Aralık 2017’de nükleer enerjinin öneminden bahsetmiş ve bir nükleer santralin dahi kapatılmayacağını belirtmiştir. Fransa için önemli olan nükleer enerji Türkiye için neden zararlıdır? Nükleer enerji lazımdır ve 1960 yılından bu yana hedefimizdir. Ancak bu yapılırken ekonomik anlamda ülkenin menfaatleri, çıkarları konusunda da hassas davranılması gerektiğini de buradan ifade etmek isterim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amerika Birleşik Devletleri Menbic’in kuzeyindeki Dadat köyünün güneydoğusundaki gözlem noktasını bir üsse çevirmiş durumdadır. Söz konusu nokta Fırat Kalkanı bölgesi için de Cerablus ile Menbic’i birbirinden ayıran Sacu Çayı kıyısındadır. Tabii, Amerika Birleşik Devletleri’nin çelişkili durumu devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Usta, devam edin lütfen.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Bugün, yine, bir yandan Başkan Trump Suriye’den çekileceğini, ABD’nin oradan çekileceğini söylüyor fakat ABD’li generaller orada kalıcı olduklarını ifade ediyorlar. Buradan ben bir kez daha teröre ve terörizme destek veren Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bütün gelişmiş ülkeleri de bu desteklerinden vazgeçmesi ve Türkiye'nin millî çıkarları konusunda onların da hassas olması gerektiğini, bizim bekamız söz konusu olduğunda Fransa olmuş karşımızda, Amerika olmuş, onların hiçbirisini dinlemeden kendi menfaatlerimiz ve kendi bekamız için müdahale edeceğimizin de bilinmesi gerektiğini buradan ifade etmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usta.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

27.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Başkanı Naci Sönmez’in annesi, “Terzi Fikri” olarak bilinen eski Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’in eşi Nurten Sönmez’in vefatı nedeniyle başsağlığı dileğinde bulunduğuna, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının sekizinci duruşmasına ve davayla ilgili bulgulara ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Dün Fatsa’nın eski efsanevi Belediye Başkanı “Terzi Fikri” diye andığımız Fikri Sönmez’in eşi Nurten Sönmez hayatını kaybetti. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Başkanı Naci Sönmez’in de annesiydi Nurten Sönmez. Bileşenlerimizden olan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Başkanı Naci Sönmez’e de buradan başsağlığı diliyoruz.

Bugün 10 Ekim, Ankara Gar katliamı davasının da sekizinci duruşması görülüyor ve davada inanılmaz bulgular var. IŞİD’in Türkiye sorumlusu olduğu söylenen İlhami Balı hakkında arama kararı varken Türkiye askerleriyle sürekli görüşerek sınır geçişlerini organize ediyor İlhami Balı. Türkiye'den Suriye’ye, Suriye’den Türkiye'ye IŞİD militanlarını geçiriyor. Bütün görüşme “tape”lerle kayıt altında ve gerçekten, asker IŞİD emirleriyle ortaklaşa, sınırdan IŞİD militanı sokuyor. Kilis’te görülen IŞİD dosyasında da Ankara Gar katliamı dosyasında da var bu kayıtlar. Bugün avukatlar bu ilişkilerin detaylarının ortaya çıkarılması ve bu görüşmeleri yapan askerler hâlen görevdeler mi, bir soruşturma açılmış mı öğrenmek için mahkeme heyetinden Kilis dosyasının tamamının getirilmesini istediler. “Tape”lerde, bu askerler İlhami Balı’ya “şıhım, şeyhim” diye hitap ediyorlar. Asker bütün sorumluluğu IŞİD’e bırakmış durumda. Bir konuşmada, İlhami Balı ile askerler arasında kaçakçılıkla ilgili bir anlaşmazlık oluyor ve Balı askerlere aynen şu cümleleri sarf ediyor: “Bundan sonra her gün bir askerin kafasına sıkacağım.” Askerin cevabı ne?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu, devam edin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – “Aman abi, canım abi, sinirlenme. Ne istedin de vermedik?” diye aman dileniyor. Meclisin bu ilişkileri derhâl araştırması gerekiyor. Bu kişiler hâlen görevde mi? Kimdir bunlar?

Bu kişinin daha önce de 2014’te Suriye’den Antep’e getirilen yaralı IŞİD’lileri hastanede ziyaret ettiği, yaralıları Mersin’e sevk ettiği ortaya çıkmıştı ki bunları biz o zaman da dile getirmiştik. Ankara Gar katliamı davasının ortaya çıkardığı tek skandal bu değil. Yunus Durmaz, Ahmet Güneş 2015-2016 yıllarında Diyarbakır, Suruç, Ankara Gar, İstanbul, Antep’teki bombalı intihar saldırılarında öne çıkan isimler. Bunlar firariler şu anda 2012’de fiziki ve teknik takibe alınmaları ve fotoğraflanmalarına rağmen.

Ben birkaç fotoğraf göstermek istiyorum, gerçekten vahim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bakın, bunlar bir kampta bir kişiyi infaz ediyorlar. Bu, demin bahsettiğim kişilerden birisi, Ahmet Güneş. Burada da Yunus Durmaz; bu, Ankara Gar katliamından sonra yakalanacağı anlaşılınca sonradan kendini patlattığı iddia edilen kişi. Diğerleri de işte aynı şekilde silahlarla, Ahmet Güneş, işte silahlar, Yunus Durmaz, Cebrail Kaya gibi isimler.

Şimdi, sonradan öğreniliyor ki mahkeme heyeti MİT’e soruyor ve MİT ne yanıt veriyor biliyor musunuz bu kişilerle ilgili? “IŞİD’le ilgileri, alakaları yoktur.” diye bilgi veriyor. Ahmet Güneş bu davada beş ay içerisinde tahliye oluyor. Burada “padişah bozuntusu” lafından grup başkan vekilimiz ceza alıyor ve vekilliği düşürülüyor, biz bunları yaşıyoruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – …düşünce ifade etmekten insanlar ceza alıyorlar; bu silahlarla, bu görüntülerle bu katliamları yaratan insanlar “Alakaları yoktur.” diyerek serbest bırakılıyorlar, ortada dolaşıyorlar, nerede oldukları belli değil.

Gerçekten sormak istiyoruz: IŞİD’le bazı asker kişilerin ilişkileri çıkacak ortaya diye mi bunlar tahliye edildiler? Gar katliamı davasında gereken ilerleme sağlanamadı, bu kanıtlarla ne yapmayı düşünüyorlar? Bunu da iktidara sormak istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Buyurun Sayın Özel.

28.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Artvin Eti Bakır İşletmesinde çalışan 70 işçinin hâlen işine geri döndürülmediğine ve bu konunun takipçisi olduklarına, Ege Linyitleri İşletmesinin taşeron işçilerinin son yapılan hizmet alım şartnamesi nedeniyle mağduriyet yaşadıklarına, taşerona kadro sözünün büyük bir fiyaskoyla sonuçlandığına ve “Terzi Fikri” olarak bilinen eski Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez’in eşi Nurten Sönmez’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Artvin Eti Bakır İşletmesinde çalışan 290 işçi çalışma koşullarının iyileştirilmesini talep ettikleri için işlerinden çıkarılmıştı. Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu tarafından bakır madeninde çalışan işçilerin durumu gündeme getirilmiş, kendisinin konuyu gündemde tutması üzerine işçilerin işlerine iade edilecekleri açıklanmış, bir kısmı da işine geri dönmüştü. Ancak, grubumuza ve milletvekillerimize iletilen bilgilerden, Artvin Eti Bakır İşletmesinde çalışan 70 işçinin hâlen işine geri döndürülmediği anlaşılmaktadır. Bu konudaki hassasiyetimizi ve fikri takibimizi tekrarlamak isteriz.

Diğer yandan, Ege Linyitleri İşletmesi, çalışan taşeron işçilerle ilgili bugüne kadar yapılan sözleşme gereği işçilere asgari ücretin yüzde 50 üzerinde ücret ödemekteydi ve bu ücret 2.400 liraya denk gelmekteydi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Devam edin Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) –. Son yapılan hizmet alım şartnamesinde yüzde 20 olarak belirlenen bu artım yüzünden işçilerin maaşlarında yaklaşık 500’er liralık bir düşüş olmaktadır ve maaşları 1.900 liraya düşmektedir. Bu durum, alacağı maaşa göre borçlanmış olan ve zaten o maaşla bile kıt kanaat geçinen Ege Linyitleri İşletmesinin taşeron işçilerini büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmış durumdadır. Bu konuya dikkat çekiyor, bu haksız uygulamanın bir an önce sonlandırılması gerektiğinin altını çiziyoruz.

Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olduğunda taşeron işçi sayısı 387 bin iken, bugün 750 bini kamuda olmak üzere, 2 milyonun üzerinde taşeron işçi var. 2015 seçimlerinden bu yana taşerona kadro sözünü yerine getirmemişken, Meclisin gasbedilen yetkisini kullanan ve OHAL döneminde kanun hükmünde kararnameyle düzenleme yapan Hükûmet bir formalite kadro düzenlemesi yapmıştı ve taşerona kadro sözü âdeta büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı.

Şimdi de büyük bir umutla mülakata giren, sınava giren insanlara kadro verileceğine, hâlihazırdaki işlerinden olmaktadırlar, işçilerin ekmekleri ellerinden alınmaktadır. Zaten çalıştıkları yerlerde kadroya geçme hakkını kullanabilmeleri için idarenin yapacağı sınavdan geçmelerinin yanı sıra bir de güvenlik soruşturması şartı getirilmiştir. Bu soruşturmanın sonucu olarak 1980’li yıllarda işlenmiş ve 12 Eylül darbe hukukuna göre yargılanıp cezasını çekmiş kişilere güvenlik soruşturması bozuk gelebilmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hukukun evrensel bir ilkesi olan suçun şahsiliği ilkesi ayaklar altına alınmakta, kişinin eşinin, kocasının FET֒yle irtibattan dolayı kesilmiş olan ilişkisi bahane edilerek “Güvenlik soruşturması bozuktur, bu kişiye kadro verilmesin.” gibi yazılar verilmektedir. “Siz kadro vermeyin, müracaatlarını mağduriyet komisyonuna yapsınlar, OHAL Komisyonuna yapsınlar. Kadro verirseniz sizi de o örgütle irtibatlı sayarız.” diye yerel yöneticilere baskı uygulanmaktadır. Bu OHAL dönemi, bu baskı dönemi artık kabak tadı vermiş, küçücük çocukların babalarının ekmeğiyle oynama noktasına gelmiştir.

Son olarak da “Terzi Fikri” olarak andığımız Fikri Sönmez’in eşi dün hayatını kaybetti, Nurten Hanım’a Allah’tan rahmet diliyoruz.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Sayın Muş…

29.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, 4 Nisan Alparslan Türkeş’in ölümünün 21’inci yıl dönümüne ve Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin hayırlı olmasını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Milliyetçi Hareket Partisinin kurucusu ve eski başbakan yardımcılarından merhum Alparslan Türkeş’i vefatının 21’inci yıl dönümünde rahmetle andığımızı ifade etmek isterim.

Sayın milletvekilleri, dün Türkiye tarihî bir ana tanıklık etmiş ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından Türkiye’nin ilk nükleer güç santralinin temeli atılmıştır. Bilindiği üzere, hâlihazırda dünyada 31 ülke kullandığı elektriğin önemli bir bölümünü faaliyette olan 450 nükleer santralden elde etmektedir. Yine yapımda olan 55 adet nükleer enerji santraline Türkiye de katılarak bu sayı 56’ya çıkmıştır. Akkuyu’da inşa edilecek bu nükleer santral, gelişen, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını büyük oranda karşılaması açısından fevkalade önemli bir adımdır. Elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak bu santral, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde ciddi katkı sağlayacak ve enerji üretim kaynak çeşitliliğimizi artıracaktır. Yine, bu santral teknoloji transferi vasıtasıyla Türkiye’nin nükleer enerji alanında nitelikli insan kaynağına sahip olmasına da imkân verecektir. Gelişmiş ülkelerin büyük bir çoğunluğu ve bazı komşu ülkelerimiz bu santrallere sahipken Türkiye’nin bundan mahrum olmasını isteyenleri anlamakta zorlandığımızı ifade etmek isterim. Türkiye’nin gelecekteki enerji ihtiyacını göz önünde tutarak atılan bu tarihî adımla 2023 yılında yani cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılında Türkiye nükleer enerjiye sahip ülkeler arasında yerini alacaktır. Bu, bizler için bir övünç vesilesidir.

Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Muş.

Değerli milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sanıyorum üç siyasi partinin grup önerisi var, bu grup önerilerinin üçünü işleme alıyorsunuz, değil mi efendim?

BAŞKAN – Sırayla değerlendireceğim, her birini ayrı ayrı okutup gerekli işlemi yapacağım.

Buyurun.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, 4/4/2018 tarihinde Grup Başkan Vekili Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye’de gençlerin ve üniversite öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar ve maruz kaldıkları baskılar hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/4/2018 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                        Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                          İstanbul

                                                                        HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

4 Nisan 2018 tarihinde Adana Milletvekili Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul Milletvekili Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu tarafından (7308 grup numaralı) Türkiye'de gençlerin ve üniversite öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar ve maruz kaldıkları baskılar hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 4/4/2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, dünyada ve Türkiye'de demokrasi ve özgürlük talepleri konusunda en güçlü mücadele alanları bizzat gençlik tarafından yaratılmıştır. Gençlik bir ülkede değişimin de potansiyelini ve dinamiğini oluşturmaktadır. Türkiye genç nüfusa sahip bir ülkedir ve TÜİK Mayıs 2017 verilerine göre 2016 yılı sonu itibarıyla 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 989 bin 42 kişidir. Genç nüfus toplam nüfusun yüzde 16,3’ünü oluşturmaktadır.

Şimdi, AKP hükûmetlerinde olduğu gibi, aslında birçok zamanda Türkiye'de geçmişten bugüne hükûmetlerin sağlıklı bir gençlik politikaları olmamıştır ve gençlik aslında her zaman bir tehdit olarak görülmüştür. Baskılanması, terbiye edilmesi gereken bir grup olarak görülen gençliğin özgürlük talepleri, fikirleri, eylemleri iktidarları her zaman korkutmuştur. Bu 1970’li yıllarda, 1960’lı yıllarda aynı şekilde tezahür etmiş; Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edilmiş, daha sonrasında, benim gençlik dönemimde 1970’lerin sonlarında 1980 darbesine doğru giden dönemde ve sonrasında yine gençlik hep tehdit olarak görülmüş, Gezi gençliğine karşı aynı şeyler yaşatılmış, onlar da birer tehdit olarak görülmüş ve baskı altına alınmak istenmiştir.

Yine, son dönemde özellikle üniversite rektörlükleri öğrencilerin öğrenim yaşamlarını kolaylaştıracak adımlar atmaları gerekirken tam tersine öğrenim hayatlarını bitirecek girişimlerde bulunmaktadırlar. Bunun son örneğini Çukurova Üniversitesinde görmekteyiz. Rektörlük ile İl Emniyet Müdürlüğü tabir yerindeyse öğrencilerin eğitim haklarını ellerinden alacak anlaşmalar yapmıştır, keyfî fişlemelerle Rektörlüğe gönderilen dosyalara ilişkin öğrencilere soruşturma açacak komisyonlar kurulmuş ve bazı öğrenciler ifade vermeye çağrılmıştır.

Boğaziçi ve Çukurova Üniversitesinde yaşananlara benzer şekilde tüm üniversitelerde sol, sosyalist, Kürt, muhalif kimliğe sahip öğrencilere yönelik sistematik olarak baskılar uygulanmakta, temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kriminalize edilerek on binlerce öğrenci hakkında adli ve idari soruşturma yürütülmektedir. Bugün, cezaevlerinde on binlerce tutuklu ve hükümlü öğrenci bulunduğu belirtilmektedir.

Gençler sadece bu baskılarla karşılaşmıyorlar, aynı zamanda, işsizlik, ucuz ve güvencesiz işlerde çalıştırılma, yoksulluk gibi çok önemli sorunlarla da karşı karşıyalar yani gençlerin bir temel diğer sorunu da yoksulluktur. Türkiye'nin gençleri tüm OECD ülkeleri gençlerinden daha yoksul çıkmaktadırlar. Gençlerin yoksulluk oranı yüzde 28,5’tur, OECD ortalaması ise yüzde 13,3’tür.

Gerçekten, baktığımız zaman, Türkiye'nin en başarılı gençleri işkenceye maruz bırakılıyor. Geçenlerde Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri gözaltına alınırken bunu yaşadık, polis diyor ki: “Kafanıza vurursak belki biraz zekânız azalır.” Bu öğrencilerin zekâları azalmayacak arkadaşlar. Bunlar, özgürlükçü, bilimsel özerkliği savunan, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan gençler ve onların zekâları azalmayacak. Dün 9 öğrenciyi tutukladı maalesef iktidarın yargısı ve hatta “Onları okutmayacağım.” diyen Erdoğan, mümkün olsa üniversite sınavlarını da kaldırıp yerine Erdoğan mülakatı koyacak. Türkiye, öğrenci ve gazeteci hapishanesi olmuş durumda.

Şimdi, siz hangi noktadan buraya geldiniz, bunu çok iyi hatırlamanız lazım. “Başörtülü kızlarımızı okutmadılar, onları dışarıda okutmak zorunda kaldık.” noktasından bugün geldiğiniz nokta “Komünistleri okutmayacağız.” noktasıdır. Evet, gençler farklı düşünürler, insanlar farklı düşünürler ve özgürce düşüncelerini ifade etme hakkına sahiptirler, aksi takdirde bu ülkede ne gençlik gelişir ne ilerleme olur.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Öneri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Erdoğan. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, 4 Nisan 1997 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuşan partimizin kurucusu, Türk dünyasının Başbuğ’u Alparslan Türkeş Beyefendi’yi vefatının yıl dönümünde saygıyla, minnetle ve özlemle anıyoruz. Aziz Türk milletinden aldığımız güç, kutlu ülkülerimizden aldığımız inanç, şükürler olsun ki dün olduğu gibi bugün de mevcuttur, ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversiteler eğitim yuvalarıdır. Geleceğimizin teminatı olan Türk gençliğinin eğitim ve öğrenim hayatlarını en sağlıklı ve verimli bir şekilde gerçekleştirmesini sağlamak da devletin temel görevidir, üniversitelerin terör örgütünün sakat ve sakat olduğu kadar zehirli eylemlerinin faaliyet alanı olması asla kabul edilemez.

23 Kasım 1970’de Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda eğitim görürken ciğerlerine pompayla hava basılarak şehit edilen Dursun Önkuzu’yu unutmak mümkün değildir. Ege Üniversitesinde tarih okurken tarih yazan, öğrenci görünümlü PKK’lıların şehit ettiği Ülkü Ocakları Ege Üniversitesi Başkanımız Fırat Çakıroğlu’nu unutmak mümkün değildir. Yine, daha birkaç yıl önce en tabii hakları olan eğitim öğrenim haklarının gereği Cebeci Kampüsü’nde sınavlarına giremeyen ve Fen Fakültesinde sınavlarına girmek zorunda kalan Türk milliyetçisi öğrencilerimizi unutmamız mümkün değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Fırat Kalkanı Harekâtı gibi, Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekâtı gibi haklı sebeplerle kutlu hedefler için sürdürülen terörle mücadele operasyonlarını gölgeleyecek, farklı gösterecek, oradaki kahramanlarımızı rencide edecek hiçbir hareket meşru kabul edilemez. Üniversitelerde öğrenci kılığına girmiş sözde öğrencilerin yaptıkları da kabul edilemez. Dağdaki terörist ile şehirdeki terörist arasında hiçbir fark yoktur, uygulanacak kanun da dağdaki teröristle aynıdır. O sebeple, Türk yargısının müdahil olduğu bir olayı Türk yargısına bırakmakta fayda vardır. Devlet, gereğini dün olduğu gibi bundan sonra da yapacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle, yurt içinde ve yurt dışında Türk milletinin bütünlüğüne ve canına kasteden teröristlerle amansız ve kutlu bir mücadele veren güvenlik güçlerimize buradan selamlarımı, saygılarımı iletiyorum, Allah yâr ve yardımcıları olsun. Türk milleti size minnettardır, Milliyetçi Hareket Partisi ve Türk milleti de sonuna kadar sizlerle beraberdir.

Bu vesileyle, yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz Türk milletini saygı ve muhabbetle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdoğan.

Söz sırası, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’e aittir.

Buyurun Sayın Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

CHP GRUBU ADINA ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

AKP’nin OHAL güvencesiyle mağdur ettiği kesimlerin başında gençler geliyor. İktidar, her fırsatta genç nüfusumuzla övünüyor fakat gençlere “Düşünmeyin, araştırmayın, üretmeyin.” diyor. IŞİD’li teröristleri serbest bırakan AKP iktidarının yargısı dün tarihin en utanç sayfalarına kazınacak bir karara imza attı. Reislerinin talimatıyla sözde yargı mensupları 9 üniversite öğrencisini tutukladılar. Bu Genel Kurul sıralarında oturan ve bizi ekranları başında izleyen bütün vatandaşlarımız biliyor ki bu tutuklamaların hiçbir hukuki dayanağı yoktur, tamamen siyasi kararlardır. Kendi diplomaları sorulduğunda dut yemiş bülbüle dönenler Türkiye’nin göz bebeği, uluslararası alandaki gururumuz bir üniversitenin öğrencilerine “Sizlerin eğitim haklarınızı elinizden alırız.” diyerek açıkça tehditler savurmaktadır ve suç işlemektedir. Buradan, Türkiye Cumhuriyeti’ni babasının çiftliği gibi görmeye çalışanlara, bu kibre kapılanlara seslenmek istiyorum: Eğitim hakkı kimsenin tekelinde değildir. Bir öğrencinin eğitimi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’yla garanti altına alınmış temel bir haktır.

Değerli milletvekilleri, tabii ki lokum dağıtmak suç olmadığı gibi buna karşı düşüncelerini söylemek de suç değildir fakat eğer üniversitelerimizde özgür düşünceye, hayal kurmaya, hayallerimizi ifade etmeye yer yoksa ne yazık ki o ülkede bilime de, fenne de yer yok demektir. Kaldı ki Boğaziçi Üniversitesi köklü tarihiyle ve geleneğiyle bütün fikirlere, sağcısına solcusuna özgürce kendini ifade etme hakkı vermiştir. Nasıl 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerine sahip çıktıysa bugün de AKP diktasına boyun eğmeyecektir. Tarih, 28 Şubatçıları, 12 Eylülcüleri nasıl utançla yazıyorsa bugün de öğrencilerin eğitim hakkını ellerinden almaya çalışanları utançla yazacaktır. Nasıl 12 Eylülcüler, 12 Eylül diktası bin yıl hüküm süremediyse sizin iktidarınız da 2019 yılında son bulacak ve siz de tarihin utanç sayfasında yerinizi alacaksınız.

Sayın Başkan, bir dakika daha istiyorum sizden.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Adıgüzel, sözlerinizi tamamlayın.

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, buradan AKP sıralarına bir çağrıda bulunmak istiyorum, bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Lütfen Genel Başkanlarını uyarsınlar. AKP Genel Başkanı meydanda gençleri hedef gösterirken sanki komünist olmak suçmuş gibi “Bunlar komünist.” dedi ve çıktı Boğaziçi’ndeki bütün öğrencileri hedef gösterdi. Sayın Genel Başkana belki hatırlatmak isterseniz, malum, derler ki: “Hafızayıbeşer nisyan ile maluldür.” Kendisi bundan on yıl önce meydanlarda şiirler okuyordu ve itibarını iade etmekle övünüyordu bir şairimizin, Nazım Hikmet’in ve Nazım Hikmet diyordu ki: “Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi / Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin.”

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun, yerinizden söz veriyorum.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’in, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in HDP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, şunu ifade etmek durumundayız: Burada “İktidarın yargısı DEAŞ’lı teröristleri serbest bıraktı.” gibi bir ifadeyi kabul etmemiz söz konusu olamaz. İktidarın yargısı olmaz, yargı ayrı bir erktir.

İkincisi, Türkiye’de onlarca, yüzlerce tutuklu DEAŞ teröristi bulunurken; onlarcası, yüzlercesi sınır dışı edilmişken; Fırat Kalkanı Harekâtı’yla birlikte binlercesi etkisiz hâle getirilmişken; DEAŞ terör örgütüne en büyük darbeyi Türkiye Cumhuriyeti devleti, milleti ve Hükûmeti indirmişken kalkıp da buradan iktidarımızı suçlamaya kalkışmak, en hafif tabiriyle söylüyorum, büyük bir şuursuzluk örneğidir.

Üçüncüsü, 2019’la alakalı, Genel Başkanınız aday mı değil mi; çıkın, bunu bir açıklayın. Adaysa adaylığını açıklasın. Belki siz aday olursunuz ama şu adayınızı bir açıklayın da 2019’da nasıl iktidara geleceğinizi bir görelim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Daha adayınızı açıklayamıyorsunuz, “2019’da sizi yıkacağız, yeneceğiz…” Hodri meydan, çıkarın adayınızı, bir görelim. Daha er meydanına çıkamıyorsunuz. Genel Başkanınıza “Aday mısınız?” diye soruluyor. “Kazanacak birini göstereceğiz.” diyor. Kendisinin bile kazanamayacağını kabul etmiş bir Genel Başkanınız var ama siz iktidara geleceğinizi ifade ediyorsunuz. Önce adayınızı ortaya koyun, açıklayın. Genel Başkanınız çıksın, adaylığını bir açıklasın, ondan sonra iddia sahibi olun.

Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Muş doğrudan Sayın Onursal Adıgüzel’in konuşmasını alıntılayıp “Bu, en hafif deyimle şuursuzluktur.” diyerek bir hakarette bulunmuştur. Cevap hakkını şahsı adına talep ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklaması sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, öncelikle şunu anlatmak istiyorum sizlere; 2009’lu yıllarda ben de Boğaziçi Üniversitesinde öğrenciydim ve şunu yaşıyorduk biz; AKP daha böyle palazlanmamıştı, böyle ötekileştirme politikalarına başlamamıştı, biz şunu yaşıyorduk: Eğer bir öğrenci karşıt düşünceyi ifade ediyorsa karşılıklı konuşuyordu ve sonunda, “Burası Boğaziçi Üniversitesi, herkes düşündüğünü özgürce ifade edebilir.” deniyordu kendisine. Öyle rektörleri, seçime girmeye bile cesaret edememiş rektörleri atayarak... Hani diyorsunuz ya “Er meydanı.” sizin atadığınız rektör, er meydanına çıkamamış daha. (CHP sıralarından alkışlar) Yüzde 86 oy almış rektörü atamayıp kendi tetikçilerinizi atayarak bir kere başlıyorsunuz çalışmaya. Bu özgürlük ortamını yok ederek, ötekileştirerek başarılı olacağınızı zannediyorsunuz ama dönün Türkiye’ye bir bakın, gençler işsiz, kadınlar şiddete maruz bırakılmış, katiller sizin döneminizde olduğu kadar hiç bu kadar fütursuzca konuşamamıştı ve konuşuyorlar. Diyorsunuz ki: “Er meydanına çıkmışız.” Er meydanına çıkmışsınız, Cumhuriyet Halk Partisi yıllardır bu meydanda. Bizim aday derdimiz de yok, böyle ucuz polemik derdimiz de yok.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Aday mı değil mi Genel Başkanınız, onu söyle? Aday mı, değil mi?

ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla) - Bizim önceki meselemiz Türkiye'nin temel sorunları. Eğitim sistemi çökmüş, sağlık sistemi sorunlarla baş başa boğuşuyor, dış politikada sorunlar var, tutturmuşsunuz başkanlık, başkanlık... Eğer bu ülkede gençler ölüyorsa, akademide kimse kendini özgürce ifade edemiyorsa, sizin yanlış politikalarınız yüzünden her gün şehitler geliyorsa yere batsın sizin başkanlığınız, yere batsın sizin adayınız.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Adıgüzel.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu...

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Söz vereceğim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, haddini, hududunu aşmasın, böyle bir şey olamaz, böyle bir şey olamaz!

BAŞKAN – Söz vereceğim, size söz vereceğim Sayın Muş.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kabadayılık yapma, söz iste, cevap ver.

BAŞKAN – Söz vereceğim size, şimdi söz vereceğim size.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan...

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Hakikaten yere batsın!

MEHMET METİNER İstanbul) – “Yere batsın adayınız.” ne demek ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Böyle bir şey olmaz ya!

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, cinsiyetçi bir dille konuşmaya itiraz ettiklerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, bu tarz ve üslubu görüyoruz hakikaten. Ben şunun için söz aldım: Burası er meydanı falan değil, burada kadınlar var. Önce bir ona bakın, ayağınızı ona göre denk alın. “Er meydanı” diyerek burada konuşma hakkına sahip değilsiniz. Burada kadın milletvekilleri var, kadın çalışanlar var. O lafları size kadın hareketi yutturur, onu söyleyeyim. Zaten yıllardır verdiğimiz mücadele bunun içindir, bu cinsiyetçi dili değiştirmek içindir aynı zamanda. Bu Mecliste bu lafları biz çok gördük, milletvekili olmadan da çok gördük, olduğumuz zaman da görüyoruz. Bunu gördüğümüz her yerde de buna itiraz edeceğiz ve müdahale edeceğiz.

Bunun için söz almıştım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, biraz önce Onursal Bey kürsüden yaptığı konuşmada “Yere batsın sizin adayınız, yere batsın sizin başkanlığınız.” diyerek 16 Nisanda halkın kahir ekseriyetinin onayladığı bir sisteme, arkasında halkın olduğu bir referandum kararına karşı, şüphesiz hiç uygun olmayan bir dille bir konuşma yapmıştır. Bizim adayımız da belli olduğuna göre, ona ilişkin yine uygun olmayan, sataşma esaslı bir dille konuşma yapmıştır. Bu çerçevede…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bostancı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sadece şu açıklamayı yapmama izin verin lütfen konuşmaya başlamadan: Ben bütün milletvekillerinden gerçekten sınırsız tartışma imkânını iyi bir üslupla ve demokratik bir tarzda yürütmelerini bekliyorum, bu konuda herkesten hassasiyet ve dikkat istiyorum. Bunu da Genel Kurulun bilgilerine sunayım.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in sataşma nedeniyle yaptığı konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; fikir özgürlüğü konusunda bir problem yok. İnsanlar fikir özgürlüğü esası çerçevesinde elbette görüşlerini, kanaatlerini açıklarlar, açıklamalıdırlar. Burada tartışma konusu olan fikir özgürlüğü değil, arkasında tahakkümcü, totaliter, bir terör örgütünü yedeklemiş bir anlayışın üniversitedeki meydan okuyucu tavrıdır ki bunu 12 Eylülden önce bu sıralarda, üniversitelerde yaşamış olanlar bilirler; bu, fikir özgürlüğüyle alakalı değil, bunu fikir özgürlüğü kılıfı, ambalajı içerisinde sunmak kabul edilir değildir.

İkincisi: Şimdi, Onursal Bey biraz önce buradan konuştu. Kendisi de Boğaziçi Üniversitesinden mezun ve oradaki engin özgür düşünce ve fikir özgürlüğü çerçevesinde yetişmiş bir arkadaşımız olduğuna hükmetmek isterdim doğrusu ama konuşmasını burada tamamlarken Boğaziçinde acaba “fikir özgürlüğü” denildiğinde, bu tür hakaretamiz ifadeleri kullanan ve bunu fikir özgürlüğü ambalajı içinde sunan gençler mi yetiştiriliyor diye kara kara düşünüyorum. Çünkü “Yere batsın başkanlık.” dediğiniz Onursal Bey, sizin de saygı duymanız gereken halkın kararıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Geçtik siyasi tartışmaları, halka saygınız var, değil mi? Fikir özgürlüğü halka hakaret etme hakkını verir mi? Vermez.

2019’un Cumhurbaşkanı adayı belli. Siz öyle dediğinizde, yine halkın karar vereceği bir insana ilişkin kullandığınız dil bir eleştiri dili mi oluyor?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – E, öbür rakibine karşı söylenen sözler ne olacak?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) – En hafifinden çok ayıp, söylediğiniz sözlerle, fikir özgürlüğüyle tamamen dramatik çelişki içinde bir tarzınız oldu burada. Bunu kınıyorum.

Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Naci Bey, bizim adaylara söylenen lafları ne yapacağız?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

32.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, gerçi biraz önce de grup adına bir şey söyleyecektim ama tartışma bir başka yere geldi.

Önce şunu söyleyelim: Burası Parlamento, bu kürsü özgür bir kürsü. “Yere batsın.” ifadesinin ne manaya geldiğini hepimiz biliyoruz, sert bir dille eleştiridir. Siz bunu bir başka yere getirmeye çalışmayın.

Hatibimizin eleştiri sınırları, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının siyasete kattığı ve sürdürdüğü üslup sınırlarının içinde ve aşırılık olarak çok gerisindedir. O yüzden, her gün çıkıp hem de devletin imkânlarıyla, uçağıyla, aracıyla ulaşılıp yapılan AKP il, ilçe kongrelerinden başta Ana Muhalefet Partisi Lideri olmak üzere, siyasetin tüm bileşenlerine en ağır hakaretleri, ithamları söyleyen kişinin, siyasetin içinde çokça konuşulmuş, tekrarlanmış ve sert bir eleştiri ve ret manasındaki bu eleştiriye muhatap olması kadar doğal bir şey yoktur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karşı karşıya kaldığımız durum, aslında her gün bir turnusol kâğıdı batırdığımız demokrasimizde AKP’nin fikir açıklama özgürlüğüne karşı nasıl tahammülsüz bir noktaya geldiğini göstermektedir. Gücü eline geçirmiş, ettiği tarafsızlık yeminine rağmen bunu her gün ihlal eden, bütün siyasi muhataplarına Anayasa’dan aldığı ve bugünkü durumla çelişen bir sorumsuzluk ilkesiyle her türlü hakareti yapıp kovuşturulamayacağı durumundan dolayı –sadece vatana ihanet suçu dışındaki- bu anayasal güvenceyi istismar eden bir kişinin partisinin grup başkan vekillerinin bir eleştiriye bu kadar tahammülsüz olmaları kabul edilebilir değildir.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

Sayın Bostancı, sizin de söz talebinizi gördüm ama daha önce Sayın Kerestecioğlu sisteme girmişti.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

33.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, burada söz hakkı olmayan gençlerle ilgili kullanılan ifadelere ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, ben, özellikle, aslında, şu anda burada söz hakkı olmayan gençlerle ilgili kullanılan ifadeler nedeniyle söz aldım.

Burada hepimiz çoğunlukla 40’lı, 50’li yaşları geride bırakmış insanlarız -belki daha gençleri de vardır- ve aramızda hapis yatmış olanlar da var yani gençlik zamanlarında gerçekten sadece düşüncelerini ifade ettiği için, belli bir tutum içerisinde olduğu için hapis yatmış insanlar da var. Türkiye böyle bir ülke aynı zamanda. Az önce kürsüden de ifade ettim, sizler “Başörtülü bacımızı okutmadılar.” noktasından “Komünistleri okutmayacağız.” noktasına geldiniz. Bugün artık bu olgunluğun gösterilmesi lazım. Bu insanlar genç ve kendilerini ifade ediyorlar.

Bir de AK PARTİ’nin bir karar vermesi lazım. “Yargı süreci devam ediyor.” diyorlar bir şeye itiraz ettiğimiz zaman, sonra da yargı süreci devam ederken “Onlar aslında, kendini, sırtını örgüte dayamış birtakım örgüt üyeleri.” diyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) - Böyle bir ifadeyi bu yaşa gelmiş, bu olgunluğa sahip olması gereken, burada milletvekili olan insanlar kullanamazlar. Gençlerin hayatı karartılıyor. Ne diyor birisi, lokum dağıtıyor ve destek veriyor Afrin savaşına; diğerleri de kalkıyor “İşte Afrin’de savaşın, katliamın lokumu olmaz.” diyor. Bunların ikisi de söz. Siyaset okuluna davet ediyorlar bizi, gidiyoruz orada konuşuyoruz ve çok ağır eleştiriler yapıyorlar. Farklı görüşlerden öğrenciler var karşımızda; gidenleriniz olmuştur Boğaziçi Üniversitesinde Siyaset Okulunun toplantılarına, sizi konuşmacı olarak çağırıyor ve çok ağır eleştiriyorlar. Ne yapacağız biz? Burada yapamadığımız şeyi orada öğrencileri tutuklayarak mı yapacağız? Bu hak değil, bu üslup değil, gerçekten ben gençlere biraz saygı ve özgürlük diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Adıgüzel, size de söz vereceğim.

Buyurun Sayın Bostancı…

34.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Burada hakaretle sert eleştiri arasında elbette bir çizgi geçiyor ve bu çizgiyi tayin eden unsur eleştirinin bir akla, bir mantığa, bir diskura dayanmasıdır. Siz muhataplarınızı sert bir dille ikna etmeye çalışırsınız ama “Yere batsın.” ifadesinin bir aklı, mantığı yok; bu bir beddua, bu bir ilenme. Bu, arkasında bir akıl ve mantık olan referanduma ve cumhurbaşkanı adayına ilişkin herhangi bir şey söylemiyor, hakaret ediyor. Şimdi biz şık bir ambalaj içerisinde hakaret sözlerine “Bunlar ağır eleştiridir.” dersek o zaman bu kürsüde söylenecek sözlerin dozajı çok artar ve biz Mecliste murat edilen müzakereyi yapamaz hâle geliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Buna ben dikkat edeceğim, elbette başka partiler de dikkat edecekler. Benim şimdi çıkıp burada “hain” lafı üzerinden bir eleştiri söylemem ağır eleştiri mi sayılacak, öyle mi denilecek?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Her gün yapıyor Cumhurbaşkanınız.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Elbette böyle bir şey söylendiğinde insanlar bunu bir hakaret olarak algılayacaklardır. Birtakım sözlere, beyanlara ilişkin memleket yumuşasın, uçlara kaymasın, çatışma olmasın şeklinde bir yaklaşımınız varsa siz de ateşe benzin dökmeyeceksiniz, dilinize dikkatli bir şekilde ayar vereceksiniz, başkalarına da hakaret etmeyeceksiniz. Kendi içinizden de hakaret edenler olursa onları savunmak için efendim “Bu ağır eleştiridir.” şeklinde bir hususun arkasına saklanmayacaksınız.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bostancı.

Sayın Adıgüzel adına siz mi konuşacaksınız Sayın Özel?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, yok, şahsi konuşma hakkını Adıgüzel kullanacak.

BAŞKAN – Mikrofonu açalım, oradan bir anlatın derdinizi.

Buyurun Sayın Adıgüzel.

35.- İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Tabii, Sayın Bostancı şahsıma da yönelik birkaç eleştiride bulundu, ne kadar naif olduğumu o konuda kendisi çok iyi bilir diye düşünüyorum ama bütünlüklü bir konuşmanın sadece bir noktasına değinmek, özellikle ilk konuşmaya hiç dokunmadan sonra da durumu aday arenasına çeken, mindere aday adını getiren... Ben adaydan bahsetmedim. Ben sadece “28 Şubatçılar tarihteki utanç sayfalarında yerini alacaktır, 12 Eylül darbecileri utanç sayfalarında yerini almıştır, öğrencilerin eğitim haklarını alanlar da utanç sayfalarında yerini alacaktır.” dedim ve bunun olacağı tarih de 2019’dur. Sonradan Sayın Grup Başkan Vekili cevap verirken işte “aday” “er meydanı” diye böyle olayı başka bir boyuta çekti.

Meseleye şöyle bakmak gerekiyor: İşte gençlerin ve özellikle de Türkiye’de 30 yaşın altında olan 19 milyon gencin, 18-30 yaş arası 19 milyon gencin çok önemli sorunları var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Adıgüzel.

ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) – Bunların hepsi de seçmenler aynı zamanda ve bunların şöyle dertleri var: Evden çıkacak para bulamıyorlar, sigortasız çalışıyorlar, sağlık sorunlarıyla karşı karşıyalar. Bence genel başkanlarına yaranmaya çalışmak yerine bu gençlerin sorunlarını nasıl çözeceklerini düşünsünler. O zaman daha bütünlüklü tartışmalar yapmış oluruz yoksa bunlar çok kolay konuşulacak, işte “Aday kim?” “Ben seni yenerim, sen beni yenersin...” Türkiye’nin çok daha önemli sorunları var, gençler de bunun farkında.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Adıgüzel.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel’in söz talebi var, sonra size söz vereceğim Sayın Kerestecioğlu.

Buyurun.

36.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Naci Bostancı’yı, Sayın Grup Başkan Vekilini dinleyince sanki hâkim olan dil eleştiriyle ağır eleştiri arasında gidiyor, diyor ki: ”Mesela, şunu desem, ‘hain’ desem hakaret olur.” Onu söylüyoruz. Genel Başkanınız her gün “hain” diyor; sırf onu demiyor, “Nasılsa cezaya tabi değil, benim hareket alanım çok geniş.” diye “alçak” diyor, “pespaye” diyor, “cibilliyetsiz” diyor, “şuursuz” diyor, “tıynetsiz” diyor, “zürriyetsiz” diyor, “Ulan adiler!” diyor, “terörist” diyor, “terör seviciler” diyor, “Sizi gidi hainler!” diyor. Bu lafları söyleyen Cumhurbaşkanının, Genel Başkanın Grup Başkan Vekili çıkmış “Efendim, eleştiriyle arasında kıl gibi çizgi var.” Öyle de Genel Başkanın çizginin fersah fersah ötesinde yahu. Ona bir bak, ondan sonra konuş. Hani bunu söylediğinize inanamıyorum, gerçeklikle bu kadar mı bağınız koptu?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Özgür Bey’in kulakları Sayın Genel Başkanlarını duymuyor galiba, orada kulaklarını açmasını tavsiye ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bu, benim söylediğim sözlerin Genel Başkanlarınca sarf edildiğini doğrulayan bir ifadedir, teşekkür ediyorum kendisine.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Ben de çıkar bir repertuvar sayarım Sayın Kılıçdaroğlu’nun neler söylediğini.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu er meydanına karar yeter sayısı istiyoruz Sayın Başkan.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, 4/4/2018 tarihinde Grup Başkan Vekili Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye’de gençlerin ve üniversite öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar ve maruz kaldıkları baskılar hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.22

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Etmeyenler...

Elektronik cihazla oylama yaptıracağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum.

Oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

VIII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Trabzon’dan gelen heyete “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Genel Kurulumuzu ziyaret etmek üzere izleyici sıralarında Trabzon’dan bir heyet bulunmaktadır; kendilerine “Hoş geldiniz.” diyoruz, selam ve sevgilerimizi iletiyoruz. (Alkışlar)

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, 4/4/2018 tarihinde Grup Başkan Vekili Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, Türkiye’de gençlerin ve üniversite öğrencilerinin yaşadıkları sorunlar ve maruz kaldıkları baskılar hakkında verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.41

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.46

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yaptıracağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik ve idari personelin unvan yükselmelerinde uygulanan kriterlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/2157) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

4/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/4/2018 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Özgür Özel

                                                                                           Manisa

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik ve idari personelin unvan yükselmelerinde uygulanan kriterlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilen (10/2157) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 4/4/2018 Çarşamba günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay konuşacaktır.

Buyurun Sayın Balbay. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Almanya yerle bir olduğunda Almanlara sordular: “Ne zaman ayağa kalkacaksınız?” Almanlar dediler ki: “Biz bir kuşak içinde ayağa kalkarız çünkü bizim üniversitelerimiz var.” Sayın milletvekilleri, bugün Türkiye'de üniversitelerin sayısı arttı ama ne yazık ki -biraz önceki konuşmalarda da olduğu gibi- üniversitelerimiz ne bilimle tartışılıyor ne bilim insanlarının aldığı ödüllerle tartışılıyor ne de öğrencilerin başarılarıyla. Üniversiteler sadece iktidarın baskıları ve iktidar yanlısı rektörlerin yaptıklarıyla tartışılıyor.

Bugün, Artuklu Üniversitesi Rektörünün yaptığı açıklamalarla ilgili olarak bir Meclis araştırması açılması ve üniversite rektörlerinin nasıl atandığının tartışılması için karşınızdayım. Ben bir şey söylemesem de Sayın Muş sataşacak ama ben Sayın Muş’a sataşmak istiyorum ve diyorum ki: Sayın Muş “Demokrasiye inanmayan mürtettir. Eğer tövbe etmemişse öldürülmelidir.” görüşünü benimsiyor musunuz, benimsemiyor musunuz? Bu sözü söyleyen Artuklu Üniversitesinin hâlen görevdeki Rektörü.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – İnanmayan mı, inanan mı Mustafa Bey?

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Naci Hoca, siz “Erkeğin dediğini yerine getirmeyen kadın Allah’a isyan etmiş demektir.” sözünü benimsiyor musunuz, benimsemiyor musunuz? (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, bu sözü söyleyen şu anda hâlen görevde bulunan Artuklu Üniversitesinin Rektörü. Ben geçen hafta başka nedenlerle Mardin’deydim. Mardin’de Adalet ve Kalkınma Partisinin en üst yöneticileri dâhil kiminle konuştuysam “Bizi bu işe karıştırmayın.” dediler çünkü rektör zaten orada kendisini Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı Erdoğan’ın özel sorumlusu ilan etmiş durumda. Erdoğan, kendisi gibi düşünmeyenleri, üniversitelerde kendisi gibi hareket etmeyenleri temizleyeceğini zaten söylemiş durumda.

Sayın milletvekilleri, Artuklular bundan bin yıl kadar önce o bölgede bir devlet kurdular ve üç yüz yıl kadar yaşadılar. Artukluların bilime bakışı, bin yıl önce bilime bakışı bugünkü rektörden daha ileriydi. Çünkü Artuklular, tarihte rasathanenin kullanılmasıyla ilgili olarak ilk akla gelen uluslardan biriydi ama sayın milletvekilleri, bugün, şu anda Artuklu Üniversitesi Rektörünün son araştırması, son kitaplarından birinin adını paylaşmak istiyorum sizlerle: “Müneccimbaşı Ahmed İbn Lutfullah’ın Çalışmaları” Bin yıl önce o bölgede rasathane kurulmuş, bugün oradaki üniversitede, o üniversitede müneccimbaşının ne yaptığı, nasıl bilimsel çalışmalar yaptığı konuşuluyor; bu, iş değil sayın milletvekilleri. Türkiye’ye en çok zararı ne yazık ki eğitimde verdiniz.

Burada, gerçekten Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının başta üniversite öğrencileri olmak üzere “Beğenmeyen gitsin.” “Beğenmeyen bu ülkeyi terk etsin.” “Beğenmeyenin biletini kestik…” Dünyada ilk defa bir Cumhurbaşkanı ülkesinin insanlarıyla ilgili böyle konuşuyor. Ya, her şey bir yana, sen kimsin ya! Bu ülkeden istediğini kovuyorsun; istediğine gelsin, istediğine çıksın diyorsun. (CHP sıralarından alkışlar) Ne demek? Kimin biletini kesiyorsunuz? Nereden kesiyorsunuz? Ne hakkınız var buna?

Bugün geleceklerini bu ülkede arayan üniversite öğrencilerinin sayısı neredeyse onda 1’e düşmüş durumda. İşte, eseriniz! Yakın geçmişte bir üniversitede gençlerle konuşurken sormuştum “‘Ben üniversiteyi bitirince bu ülkeyi terk etmek istiyorum.’ diyen parmağını kaldırsın.” diye; kaldırmayan daha azdı sayın milletvekilleri. Üniversitelerde ülkeyi getirdiğiniz nokta bu.

Bir yandan, eğer üniversitede birazcık tartışma varsa sizin gibi düşünmeyenler hain, terörist; düşünenler yurtsever ama bir yandan da üniversitelere atadığınız rektörlerle birlikte şu anda üniversiteleri Orta Çağ karanlığına gömmüş durumdasınız.

Sayın milletvekilleri, her şeyden önce, başta Artuklu Üniversitesi olmak üzere, şu anda üniversitelerde rektörlük yapanların hangi kriterlerle bu göreve geldikleri, hangi kriterlerle bu görevde kaldıkları ve hangi bilimsel araştırmaları yaptıkları gerçekten ciddi bir tartışma konusudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Balbay.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) – Sayın Başkan, bir Mardin torpili sizden rica ediyorum.

Sayın milletvekilleri, şu anda üniversitelerin sayıları evet artmış durumda ama ne yazık ki Türkiye’de dünya ölçeğinde başarı elde etmiş üniversitelerin hiçbiri bugün Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı tarafından desteklenmekte ya da arka çıkılmakta değil. Birincisi, her şeyden önce Boğaziçi Üniversitesinde olanları tekrar gözden geçirmenizi talep ediyorum. Bir üniversiteyi, dünya çapındaki bir üniversiteyi orada düşüncelerini beğenmediğiniz öğrenciler var diye karalayamazsınız. O üniversitede, o öğrencilerle ilgili bağlantısı olan hocalar da var, onların da defterini düreceğiz diyorsunuz. Bu ne demektir? Bu ne demektir?

Eğer Türkiye bugün bilimde dünya sıralamasında her yıl istikrarlı bir şekilde 10 puan, 15 puan geriye gitmekteyse bunda en önemli aktör rektörlerin şu anda, iktidarın güdümünde, bilim insanı olarak değil sarayın insanı olmasından kaynaklanmaktadır diyorum, önergemizi desteklemenizi diliyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Balbay.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Adımı zikretti, cevap verme gereği duyacağımız bir konuşma olmadığı için cevap hakkımızı kullanmayacağız.

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Muş.

Öneri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Zühal Topcu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Topcu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

MHP GRUBU ADINA ZÜHAL TOPCU (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün 4 Nisan, yirmi bir yıl önce, partimizin kurucusu ve Türk dünyasının Başbuğ’u Sayın Alparslan Türkeş’i kaybettik, ruhu şad olsun. Burada da anmadan geçmek istemedim.

Evet, değerli arkadaşlar, bir ay önce üniversitelerle ilgili, özellikle bu yükseltmede, atamada ve belirli doçentlik, yardımcı doçentlik, doktora yeterlilik belgelerinin elde edilmesinde yeni bir yasa çalışması yapıldı ve geçirildi. Fakat gördük ki her ne kadar bu çalışmalar yapılsa da sorunlar kar topu etkisiyle büyümekte ve hâlâ karşımıza büyüyerek gelmekte.

Şimdi, yasayı daha yeni geçirdik ama arkasından bir sürü problem sökün etmeye başladı. Geçen, bu yasayla ilgili çalışmalardan dolayı YÖK’e gittiğimizde YÖK Başkanına da sordum. YÖK'ün başına koyduğu “yeni” kavramı var. Acaba YÖK’ün başına veya herhangi bir kavramın başına “yeni” ifadesini koymakla eskiyle bağı koparılıp yeni bir şeyler mi yapılıyor? Acaba yapılanların hep doğru olduğu mu zannediliyor? Bunların sorgulanması lazım. Bu kavramları kullanılmadan önce özellikle problem alanlarının çok iyi tespit edilmesi gerekiyor. Şu anda yeni yasa çıktı ama arkasında bir sürü sorunlar yumağıyla çıktı.

Şimdi, bakıyoruz, üniversitelerde farklı kriterler uygulanıyor. Özellikle doçentlikle ilgili, bilim sınavını geçtikten sonra, eserlerden geçtikten sonraki sözlü sınavı hep birlikte burada kaldırdık ama görüyoruz ki üniversitelerin her biri keyfiyeti göz önünde bulundurarak tekrar sözlü sınav koyuyor. Bunların kriterleri ne? YÖK belirlemiş, YÖK doçentlik belgesini veriyor, diyor ki: “Sınava gerek yok, sınavı kaldırdım.” Ama üniversiteler ne yapıyor? “Yok, ben sınav koyacağım." diyor. Peki bu sınavı niye koyuyorsunuz? Zaten belirli kriterleriniz de var. Burada soru işaretleri ve güvensizlik durumu oluşturuyor. Bunları ortadan kaldırmak lazım. Zaten bir adayın doktorasını tamamlayabilmesi, doçent olabilmesi için hem maddi hem de manevi olarak gerçekten bir sürü adımlardan geçmesi lazım, aşamalardan geçmesi lazım. Uluslararası alanda bir kongreye katılması neredeyse 2 bin doları buluyor, 2 bin dolar; aldığı maaş belli, yaptığı çalışmalar belli. Ve bunun sonucunda diyorsunuz ki siz: “Hayır.” Ne yapacaksınız? İlerleme için, bu kadroyu alabilmeniz için sözlü sınava girmeniz lazım. Artık diyoruz ki: Lütfen, bu çocuklar bizim, bu gençler bizim, bu arkadaşlar bizim.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Topcu.

Söz sırası, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’a aittir.

Buyurun Sayın Toğrul. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üniversitelere YÖK bir karabasandı, AKP kâbus gibi oldu maalesef. Üniversitelerde şu anda sıradan bir yurttaşın kadro alması, eğer AKP’ye bir yakınlığı yoksa mümkün değil.

Bakın, ben size bir öneride bulunayım. Üniversitelerde rektörlüklere atanan kişiyle üniversitede soyadı aynı olan kaç kişi var? Örneğin bir rektör nasıl olur da, biraz önce bahsedilen sayın rektör, Mardin’deki rektör nasıl olur da hem rektörlük görevini yapıyor hem 5 fakültenin dekanlığını yapıyor? Aynı rektör aynı zamanda AKP Genel Başkanının Mardin temsilciliğini de yaptığını söylüyor. Vallahi pes doğrusu, bu kadar becerikli insanları nereden buluyorsunuz? Bu arada, hurafelerle dolu, demokrasi karşıtı kitap yazmakla da meşhur.

Bakın, bugün üniversitelerde on yılı aşkındır doktorasını bitirmiş ve kadrosu verilmeyen insanlar var. Yıllardır kadrosu verilmeyen yardımcı doçentler var, doçentler var, profesörler var. Bakın, bu önergeyi destekleyelim, eğer on yılı aşkın doçentler yoksa, eğer on yılı aşkın araştırma görevlileri, doktorasını bitiren ve kadrosu verilmeyen araştırma görevlileri yoksa, gerçekten üniversitelerimizin iyi durumda olduğunu söyleyelim hep beraber.

Değerli arkadaşlar, üniversiteler tamamen zapturapt altına alınmış, şimdi de zaten rektörün AKP Genel Başkanının eliyle atanmasıyla üniversiteler AKP il başkanlıklarının birer şubesi gibidirler, birer şubesi gibi çalışıyorlar ve tamamen kadrolaşmaya dayalı, tamamen piyasalaşmaya dayalı bir çalışma biçiminde kendilerini yürütüyorlar.

Bakın geçen çıkardığımız yardımcı doçentliğin kaldırılma yasasına. Yardımcı doçentliğin kaldırılma yasası -ben o zaman da burada ifade etmiştim- AKP’nin üniversitelere talimatıydı, bizim arkadaşlarımızı hızlı atayın, hızlı yükseltin talimatıydı ve gerçekten de böyle oluyor. Şu anda adrese teslim, doğrudan kişiyi tarif eden kadro ilanlarıyla her gün karşı karşıyayız. Öğrencileri mağdur, öğretim üyesi mağdur ve biz bilimde sınıf atlamaya çalışan, üniversite sayımızla güya çok büyük işler yaptığımızı söyleyen bir durumdan kendimizi kurtaramıyoruz.

Değerli arkadaşlar, üniversiteleri çökmüş bir ülkenin hiçbir alanda ilerleme şansı yoktur. Üniversitelerin düşüncelerinin tahakküm altına alındığı bir ortamda bilim üretmesi ve ilerleme şansı yoktur diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Toğrul.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Uygun görürseniz 60’a göre bir söz talebim var.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Gördüm, size de vereceğim.

Buyurun Sayın Muş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul’un CHP grup önerisi üzerinde HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, şunun altını özellikle çizmek isteriz: Üniversitelerde eğitimin artırılması, üniversitedeki standartlarımızın artırılması için hem kaynak anlamında hem insan kaynağının yetişmesi noktasında büyük bir çabanın içerisinde oldu hükûmetlerimiz, AK PARTİ hükûmetleri. AK PARTİ de hem parti programı olarak hem Hükûmet programı olarak üniversitelerin daha fazla geliştirilmesi noktasında bir çabanın içerisinde oldu ve hâlen bu çabası da devam etmektedir. Fakat, herhangi bir üniversitede bir noktayı alıp -bu, herhangi bir şey olabilir- bunu bütün üniversitelere genelleştirip “Türkiye'de yükseköğretim çökmüştür. Türkiye'de yükseköğretim çok kötüye gitmiştir. Türkiye'de yükseköğretim bekleneni verememiştir.” gibi bir genelleme yapmak doğru değildir. Türkiye'de üniversitelerin sayısı ciddi şekilde artmıştır ve bu üniversiteler önümüzdeki yıllarda hem öğretim üyesi noktasında çok daha iyi noktalarda olacaktır hem bütçe noktasında çok daha iyi noktalarda olacaktır hem de öğrencilerine sundukları eğitim kalitesi noktasında çok daha farklı noktalarda olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu eğitim alanında ve araştırma noktasında ciddi katkı sağlayacak projeleri de bu üniversiteler beraber çıkarabilecektir diye düşünüyorum. Dolayısıyla bir genellemeden ziyade, tamamı kötü gibi bir lansmana sığınmak yerine, objektif bir şekilde aslında üniversitelerin bugün geldiği mesafeyi söylemek çok daha doğru olacaktır diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, ben en azından yerimden bir söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Beştaş’ın söz talebi vardır. Size de ayrıca yerinizden söz vereceğim Sayın Balbay.

Buyurun Sayın Beştaş.

38.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden 9’unun tutuklanması kararına ve Karaman Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Doğrusu, ben Karaman Cezaevinde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili söz almıştım ancak sayın grup başkan vekilinin öğrencilere dair söylediği sözlere şöyle bir cümleyle yanıt vermek isterim: Boğaziçi Üniversitesinde dün 15 öğrenci savcılığa sevk edildi ve 9’u tutuklandı. Bu tutuklama kararının nasıl verildiğini bütün Türkiye kamuoyu çok yakından biliyor. Hedef gösterildiler, vatan hainliği, komünistlikle suçlandılar ve sonra yargı sözde bir şekilde tutuklama kararı verdi. Hâlâ eğitimin ve üniversitelerin özgür düşüncede olduklarını söylemenin sadece bir savunma psikolojisinden kaynaklandığını ifade etmek istiyorum. Söz konusu tutuklama kararını yargı değil, bizzat Cumhurbaşkanlığı makamı ve Hükûmet vermiştir.

Sayın Başkan, çok önemli bir mesele daha var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Tamamlayacağım Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Karaman Cezaevinde 3 tutuklu süresiz, dönüşümsüz açlık grevinde: Ali Aydın, Abdullah Güven, Mehmet Sait Alptekin. Bugün aileleriyle yaptığımız görüşmede söz konusu tutukluların ve diğer 10 tutuklunun içinde olduğu mahpusların yüzlerinde ve vücutlarında çok ağır darp ve cebir izi olduğunu, işkenceye maruz kaldıklarını, 35-40 kişilik gardiyan ve müdürlerin saldırısına uğradıklarını ve gerçekten can güvenliklerinin olmadığını tarafımıza iletmişlerdir. Biz burada iktidar partisi yetkililerine ve Bakanlığa seslenerek “Bu cezaevlerindeki işkenceyi durdurun ve açlık grevlerine sebebiyet verecek kadar vahim uygulamalardan vazgeçin.” çağrımızı yinelemek istiyoruz.

Teşekkür ediyorum

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

Sayın Balbay, yerinizden size de bir dakika süreyle söz veriyorum.

39.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın AKP Grup Başkan Vekili, bire bir muhatap olmadan bir değerlendirme yaptı ama bu, bütün söylenenleri kabul ettiği anlamına geliyor. Bir üniversitede böyle bir şey varsa -olabilir- diyelim ki bir lokantada on çeşit yemek var, biri zehirliydi ve insanları öldürdü, öteki dokuz çeşit yemek iyiydi mi diyoruz? Bu nasıl savunmadır? Bu kadar üniversite içinde bir üniversite rektörü -rektör bu, başka birisi değil- diyor ki: “Ben okulumda cübbe yerine sarık isterim. Okulumda kız gibi hoca istemem. Demokrasiye inanan mürtettir, tövbe etmezse öldürülür. Erkeğin dediğini yerine getirmeyen kadın Allah’a isyan etmiş demektir.” Yani bunları kabul ediyorsa benim hakikaten diyeceğim bir şey yok. (CHP sıralarından alkışlar) Bu bir üniversitede yaşanmış bir olay. Allah aşkına! Bu üniversitede yaşanmış bir olay. Ve rektörün şu anda en son araştırması da Müneccimbaşı Ahmed İbn Lütfullah’ın yaptığı çalışmaların değeri. Eğer bu bilimsel bir çalışmaya giriyorsa hakikaten diyeceğim bir şey yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Balbay.

Sayın Bostancı, söz talebiniz var.

40.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Sayın Cumhurbaşkanının yapmış olduğu siyasi eleştiridir. Burada her zaman yeri geldiğinde siyasi eleştiri konusunda titizlenenlerin siyasi eleştiri ile yargıya talimat verme arasındaki durumu daha da dikkatli bir dille değerlendirmelerini istemek bizim hakkımızdır. Sayın Cumhurbaşkanı bu eleştirisini yapar. Savcılar, yargı, hukuk çerçevesinde hukuki müktesebata uygun bir şekilde davranmak durumundadırlar.

Buradaki öğrencilere ilişkin soruşturma, PKK terör örgütüne yönelik destek dolayısıyladır. Elbette böyle bir illiyet bağı varsa bu soruşturma yapılacaktır. Bunun teröre karşı olan hiç kimseyi rahatsız etmemesi gerekir.

Bu soruşturma neticesinde aradaki bağ var mıdır yok mudur, bunlar niçin öyle bir pozisyon almışlar, bunlar açığa çıkmalıdır çünkü orada yaşananlara ilişkin durum kamuoyunda rahatsızlık yaratmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Bostancı.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Cumhurbaşkanının ifadesi, bu rahatsızlığın ifadesidir.

Diğer taraftan: Burada üniversitelerde görev yapan her partiden insan var. Üniversitede hocalık yapanlar, kendilerini yetiştirenler, esasen hiçbir siyasi hareketin hiyerarşik bir şekilde komutası altına girmezler.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Şu anda “temsilcisiyim” diyor.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Oradaki insanlar, üniversite eğitimini almış, yetişmiş insanlar, şüphesiz özgür düşüncenin müdafisidirler. Siyasi eğilimleri olabilir ama bu, üniversiter hava içerisindeki tavırlarını değiştirmez. Üniversitenin gerçekliğini bilelim, siyasal eleştiri yapacağız diye üniversitenin gerçekliğiyle çelişen değerlendirmelerde bulunmayalım.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkürler.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, bir söz istemiyorum ama buradan kayıtlara geçsin…

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Bostancı’nın naif bir şekilde ifade ettiği hususlar, içerik itibarıyla oldukça sert. Bir kere ortada bir siyasi eleştiri yok. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve iktidar partisinin genel başkanı üniversite öğrencilerinin bir kısmına yönelik “Bunlar vatan hainidir. Bunlar komünisttir. Bunları okutmayacağız.” dedikten sonra…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – O öğrencilerin attığı sloganları biliyor musunuz? Hangi sloganları atmış öğrenciler?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) –…üniversite öğrencilerine, polis kampüse girmek suretiyle gözaltı yapılması, darp yapılması ve hemen akabinde bu tutuklama kararının olması siyasi eleştiri falan değildir. İcra olarak yürüten, görevini yürüten bir şahsın hem de Erdoğan’ın bir sözünün iki edilmediğini de not düşmek istiyorum burada.

Türkiye üzerindeki baskının ne kadar yükseklerde olduğunu bildiğimiz bir ortamda bu operasyon tümüyle talimatla yapılmıştır ve hepimiz buna tanıklık etmişizdir. Bu da özgür düşünceye olan karşıtlıktan başka hiçbir şey değildir. Bunun, terör ve terörizmle de hiçbir ilgisi yoktur.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, affınıza sığınarak bir şey daha ifade etmek durumundayız.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

41.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şimdi, bakın, burada bir kere şunu ifade etmek durumundayız: Oradaki şu an süren tahkikat, soruşturma, yargı süreci… Sanki bunlar öğrenciydiler, lokum dağıtanlara “Siz niye dağıtıyordunuz?” dediler, ondan dolayı böyle bir süreç başlatıldı gibi bir algı oluşturuluyor.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Lokumdan önce bu süreçler var mıydı?

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Bakın, orada neler söyleniyor değerli arkadaşlar.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne söylüyorsa söylüyor ya.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Türkiye Cumhuriyeti devletinin sınırlarını muhafaza altına almak için, korumak, vatandaşlarını terör tehdidinden uzaklaştırmak için -bir devletin en temel görevidir bu- uluslararası hukuktan doğan hakla ve Türkiye’nin güneyinde örgütlenmiş, yapılanmış, yerleşmiş teröristleri temizlemek için yaptığı operasyon PKK/PYD’ye yöneliktir. Burada atılan sloganlar: “Katil AKP, iş birlikçi ÖSO” Bu, bir terör propagandasıdır, yargı burada devreye girer.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Niye, sen ÖSO musun? Siz ÖSO musunuz?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sizin devletiniz, milletiniz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekasını, 81 milyonun can ve mal güvenliğini korumak adına böyle bir operasyon yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Muş.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Şecaati arz ederken sirkatini söylüyor ya!

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bakın, burada terör örgütüne destek mahiyetinde açık bir çabanın içerisine girilmiş, yoksa “Bunlar öğrenciydi, üniversitede okuyorlardı, başka bir şey söylediler.” gibi bir noktadan meseleye yaklaşamayız.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne terör örgütü ya. Sizi eleştirdiği için mi terör örgütü oldu? Aynı şeyleri biz burada söylüyoruz zaten.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Olay soruşturulacak; suçlu-suçsuz neyse ortaya çıkacak ama burada atılan sloganlar bir terör örgütüne yönelik destek mahiyetindedir ve burada, toplumda infial oluşturan sloganlardır bunlar.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Hayır, o, sana karşıdır sadece.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Dolayısıyla, sanki “Bunlar öğrenciydi, okumaya geldiler; bunlar karşı çıktılar, gözaltına alındılar.” demek yanlıştır, bunu milletimizin bilmeye hakkı vardır.

Teşekkür ederim.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ya neciydiler peki? O okulun öğrencisi değiller mi? Ayıp ya!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

42.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Grup Başkan Vekilinin konuşmasını büyük bir esefle karşılıyorum. “Sanki öğreciydiler” ne demek ya? Sizin haddinize mi? Onlar sınava girdiler, üniversite sınavlarını kazandılar ve Boğaziçi Üniversitesinde öğrenim ve eğitim görmeye hak kazandılar. Siz, burada, “Sanki öğrencidirler.” demek suretiyle, sanki öğrenciler okumadan önce sizden izin alacaklarmış gibi bir imada bulunuyorsunuz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Siz haddinizi bilin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Bir kere bu kabul edilemez. Bu ülkede öğrenciler üniversite yerleştirme sınavına girip gerekli puanı alıp istedikleri üniversiteye yerleşmektedirler ve herkes gibi üniversite öğrencilerinin kendi düşüncelerini özgürce söyleme hakkı vardır. AKP'ye destek vermeyen, bu dönem savaşa karşı olan, Afrin’e işgal girişimini ve şu anda ilhakı eleştiren herkese “Teröristtir.” diyorlar. Hiç kimse AKP ve ÖSO’yu desteklemek zorunda değil. Bu, sadece kendi haksızlıklarını gizlemenin, manipüle etmenin başka bir yöntemidir. Üniversite öğrencileri onlara biat etmek zorunda değildir. Üniversite öğrencileri iktidarın politikasına…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

Üniversite öğrencileri de, Türkiye yurttaşları da iktidarın her dediğini kabul etmek zorunda değildir. Eğer demokrasiyle yönetilmiyorsak, düşünce ve ifade özgürlüğü ortadan kalktıysa bunu Hükûmet ilan etsin, biz de buna göre konuşalım.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sayın Başkan, uzatmak niyetinde değilim ama 60’a göre…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Muş.

43.- İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada benim hududumun, haddimin ne olacağına Sayın Beştaş karar veremez. O, kendi haddini, hududunu bilsin yeter.

Şimdi, söylediğimiz çok açık: “Öğrenci oldukları için bunlar gözaltına alınmadı.” diyoruz. Burada bir hukuki süreç yaşanmaktadır. Bu hukuki sürecin neticesini göreceğiz. Hoplamaya gerek yok, sakin olun. Sınavı kazanmak “PKK’ya destek veririm, benim böyle bir hakkım var.” anlamına gelmez.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Öyle bir şey mi demişler?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Savaşa karşı çıkmak niye destek vermek oluyor ya?

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sınavı kazandınız, “Ben istediğim örgüte destek veririm.” Böyle bir şey yok. Siz, hukuk sınırları içerisinde kaldığınız müddetçe özgür anlamda ifadelerinizi dile getirirsiniz ama bu sınırları aştığınız zaman hukuk devreye girer.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne hukuku, zorbalık.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Bakın, Suriye'nin kuzeyini, Türkiye'nin güneyini işgal eden, PKK/PYD terör örgütüdür…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne işgal etmiş!

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Senin dışında bunu söyleyen kimse yok!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne işi var Türkiye’nin?

MEHMET MUŞ (İstanbul) – …ve bunlar Türkiye’ye karşı tehdit unsurudur; şehirlerimize onlarca roket atmışlardır, vatandaşlarımız hayatını kaybetmiştir. Dolayısıyla, onları oradan temizlemek Türkiye Cumhuriyeti devletinin en haklı görevidir. Türkiye’de eğer demokrasi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Muş.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, burada “Türkiye’de özgürlükler yok, demokrasi yok.” gibi ifadeler kullanılıyor, heyhat, şaşırıyorum. Burada PYD propagandası yapabiliyor Türkiye Cumhuriyeti Meclisinin çatısı altında. Afrin’i işgal eden PKK terör örgütüne karşı yapılan operasyona neredeyse Sayın Beştaş göğsünü siper edecek.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Biz savaş politikalarını desteklemek zorunda değiliz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – PKK/PYD terör örgütünün propagandasını yapacak özgürlüğü bulabiliyorsunuz, ondan sonra Türkiye’de özgürlük yokmuş, Türkiye’de demokrasi yokmuş gibi ifadeler kullanılıyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – 10 vekili hapsetmişsiniz, hâlâ konuşuyorsunuz ya!

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Burası cezaevine döndü.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Dert ne biliyor musunuz sayın milletvekilleri, PKK işgal ettiği Afrin’den temizlendi ya; dertleri, canlarını sıkan bu.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

Lütfen artık bu tartışmayı tamamlayalım, size de söz vereyim.

44.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Doğrusu, Sayın Grup Başkan Vekili konuşurken şu anda 10 milletvekili cezaevlerinde rehin değilmiş gibi konuşuyor; şu anda muhalefet eden herkes bir tutuklanma, yargılanma ve ceza alma tehdidi altında değilmiş gibi konuşuyor; bu kürsüde grup başkan vekilimiz “diktatör bozuntusu” dediği için ve daha dün grup toplantısında “diktatör bozuntusu”nun gırla geçtiği bir siyasi atmosferde vekilliği düşürülmemiş gibi konuşuyor; şu anda hepimiz hakkında bu konuşmalarda yargıya talimat vermiyorlarmış gibi konuşuyor ama biz her şeyin farkındayız.

Burada temel mesele, AKP’nin savaş politikasını destekleyip desteklememek. Önce Azez’de ÖSO çetesinin yağmalayıp götürdüğü malları pazarda nasıl sattığının bir hesabını versinler.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Onu PKK’ya sor, PKK’ya.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Şu anda Afrin’de Afrinliler yok. Afrinlilerin hepsi orada zorla yerinden edildi, açlık ve susuzluk çekiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bütün dünya kamuoyu da bunu biliyor. Yakında Macron’a da Trump’a da diğer ülkelere de “terörist” diyecekler, zaten şimdiden başladılar.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini…

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Usta.

45.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Afrin Operasyonu’nun bir işgal girişimi olmadığına, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendisini korumak için yaptığı bir operasyon olduğuna ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim.

Aslında tabii, ben bu tartışmaya girme yanlısı değildim ancak burada bazı ifadeler oldu ki onları hiçbir şekilde kabul etmek mümkün değildir. Afrin bir işgal girişimi değildir. Afrin’de Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türkiye Cumhuriyeti devleti kendi bekası açısından bir harekât yapmak durumundadır. Bu millî bir meseledir. Bu, bir Adalet ve Kalkınma Partisi meselesi filan da değildir. Bu, devletin kendisini koruma amacıyla yaptığı bir operasyondur. Bunu hiçbir şekilde kabul etme imkânımız yoktur. Bakın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yükselen bu tür sözler askerimizin de hem motivasyonunu bozar, kırar hem de onları incitir, şehitlerimizi incitir. Kimsenin böyle bir şeyi ne üniversitede söylemeye hakkı vardır ne de Türkiye Büyük Millet Meclisinde söylemeye hakkı vardır.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Askerin morali iyi, “Yaylalar… Yaylalar…”ı söylüyor.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Usta.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, devlet ve vakıf üniversitelerinde görev yapan akademik ve idari personelin unvan yükselmelerinde uygulanan kriterlerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/2157) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin, ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 4 Nisan 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, öneri hepimizin malumu. Danışma Kurulu toplantısı yapıldı. O toplantıda öneri toplantıya geldi ama bir siyasi parti orada olmadığı için toplanamadı, ardından da Meclise getiriliyor.

Açıkça İç Tüzük’e aykırı, açıkça Anayasa’nın İç Tüzük’e verdiği görevlere aykırı, açıkça parlamenter sisteme aykırı, millî iradeye bir darbe girişimi olarak gördüğümüz bu önergenin işleme alınmasını şiddetle reddediyoruz, bunu bir darbe olarak görüyoruz ve bu durumu protesto ediyoruz. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Sayın milletvekilleri…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Masaya yazık, masaya!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Devlet veriyor bunların parasını, millet veriyor bunların parasını, aklınızı başınıza devşirin.

BAŞKAN – Bu şartlarda görüşmelere devam etmek mümkün değildir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, operasyona kurban gitme! Birlikte hareket etme! Operasyona kurban gitme!

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.22

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, bu öneriyi okutup öneriyle ilgili görüşlerimi ve değerlendirmemi sayın heyetinizle paylaşacağım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

46.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 5’inci fıkrasına göre işlem yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce, tutanaklara baktıysanız, oturum kapanmadan önce Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili size geldi bir şey söyledi. Ne olduğunu bilmiyoruz ama içeride söylediği ifadeler çerçevesinde farklı bir şey söylediğini ifade etti. Arkasından, sizin takdir yetkiniz, Meclis Başkanlığının çalışma usul ve esaslarına uymayan, Meclis Başkanlığının çalışmasını engelleyecek bir tarzda bütün arkadaşlarına birlikte, sıra kapaklarına vurulması eylemi ve hareketini yaptırarak İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin (6)’ncı fıkrasına aykırı bir harekette bulunmuştur.

“Genel Kurulun çalışma düzenini ve huzuru bozucu döviz, pankart…”

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yanlış İç Tüzük’le bakıyorsun, yanlış.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş, devam edin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Affedersiniz, daha önceki İç Tüzük gelmiş Sayın Başkan.

“Mecliste gürültü ve kavgaya sebep olmak veya Meclisin görevini yerine getirmesini önlemek için toplu bir harekete girişilmesine önayak olmak” Sayın Grup Başkan Vekili size geldi, arkasından hızla buraya gelerek “Biz bu işlemi reddediyoruz, hep birlikte sıra kapaklarına vuruyoruz.” diyerek sizi Türkiye Büyük Millet Meclisine ara verme mecburiyetinde bıraktığından dolayı İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin (5)’inci fıkrasına göre işlem yapmanızı tavsiye ediyorum.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – İdam edelim Özgür Özel’i.

BAŞKAN – Sayın Altay, söz talebiniz vardı, buyurun.

47.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, AK PARTİ grup önerisinin açıkça İç Tüzük’e aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Elitaş başlarken yanlış başladı, eski İç Tüzük’ten başladı. Yanlış düğme iliklemeye başlarsan gömlekteki bütün düğmeler yanlış olur. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, Sayın Özgür Özel’in, Elitaş’ın itham ettiği biraz önceki hareketi sükûneti ve çalışma düzenini bozmaktan ibarettir. 160’ıncı madde gürültü ve kavgaya sebep olacak hâlleri düzenlemektedir -Elitaş’ın iddiası- kaldı ki bu Meclisin açıldığı günden beri sıra kapaklarına vurmaktan dolayı bir disiplin işleminin yapıldığı vaki değildir. Demokrasinin bir tepki ve protesto rejimi olduğunu bilmiyorsa Elitaş, bu işe bir daha baksın, demokrasi anlayışını gözden geçirsin. Şimdi, biraz sonra aynı şeyi ben de yaparım, sıra kapağına vururum. Sıra kapakları vurulmak içindir. (CHP sıralarından alkışlar, sıra kapaklarına vurmalar) Dolayısıyla, AK PARTİ’nin getirdiği grup önerisinin açık bir şekilde İç Tüzük'ü ortadan kaldırdığı, İç Tüzük’ün özellikle 60 ve 81’inci maddelerini yok hükmünde saydığı bir vakadır. Hâl böyleyken şimdi muhalefetin buna seyirci kalmasını beklemek garip ve abes bir durumdur.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Seyirci kalmak masaları kırmak değildir Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – İç Tüzük’ün nasıl değiştirileceği de gene İç Tüzük’te bellidir. Gelir, getirirsiniz İç Tüzük'ü değiştirirsiniz -o çoğunluğunuz var- ayrı bir şey. Bu İç Tüzük orta yerdeyken biraz önce yapılan iş sükûneti etkilemektir ama siz de bu konuda tahammül göstermeden erkenden kapattınız, biraz dursaydınız belki bu kapağa vurma işi geçecekti. Dolayısıyla, burada bir disiplin işleminin söz konusu olması mümkün değildir.

Ayrıca biraz sonra okutacağınız önergeyi okutmamanızı da talep ediyoruz. Bu önerge açıkça İç Tüzük 81 ve 60’a aykırıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Mikrofonu açalım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ben duyuluyor diye konuşuyorum, bilmiyorum.

Bu önergeyi okutmamalısınız Sayın Başkan.

HÜSEYİN KOCABIYIK (İzmir) – Yok ya!

BAŞKAN – Lütfen devam edin Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Her zaman söylediğim bir şey var: İç Tüzük de bir kanun niteliğindedir, hatta Anayasa’nın uzantısıdır. Anayasa’nın, kanunların çiğnenemeyeceği tek yer de burasıdır ve bunu çiğnetmeyeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Altay.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan...

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce kapatırken, tutanaklara bakarsanız net bir şekilde görünüyor…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aha vuruyorum kapağa, ne olacak? Vuruyorum. Ne var bunda? Sen de vur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Parasını millet verdi, kapağa vurma.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tabii, tabii. Kapak kırılmıyor.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Devletin malına zarar verme.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Millet veriyor parasını.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Milletin parasını nasıl çarçur ettiğinizi biliyoruz biz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Kapağa vurmayın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Az önce kapatırken neye göre ara verdiniz Sayın Başkan?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Zarar mı bu ya? Hep siz vuruyordunuz eskiden, hep vuruyordunuz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Nerede Refah Partisi?

BAŞKAN – Siz devam edin konuşmaya.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 68’inci maddeye göre…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Nerede demokrasi arayan Refah Partisi?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu paraziti susturun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz devam edin lütfen.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Erbakan’ın kemikleri sızlıyor be sizin gibi talebeler yetiştirdiği için.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 68’inci maddeye göre ara verdiniz Sayın Başkan.

68’inci maddenin başlığı: “Gürültü ve kavga.”

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Nerede kavga ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 68’inci maddenin başlığı “Gürültü ve kavga”dır. 160’ıncı maddenin (5)’inci fıkrasına göre gürültü ve kavgaya sebebiyet veren, önayak olan milletvekilinin kınama cezasına çarptırılması gerekir. Bunu talep ediyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Kavga nerede oldu ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Başkan kapatırken öyle kapattı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Kim kavga etti ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Başkan kapatırken öyle kapattı, ara verdi.

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

48.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Danışma Kurulunda görüşülmeden ve bir mutabakata varılmadan konuşma sürelerinin aleyhe değiştirilmesinin söz konusu olamayacağına ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Burada, gerçekten, AKP grup başkan vekilleri ne isterse, İç Tüzük’ü nasıl yorumlarsa -özellikle Sayın Elitaş geldiği zaman bu Meclise, onun tahakkümcü tavrı ve onun “Ben bilirim.” hâliyle- her şey o çerçevede yapılmak zorunda hissediliyor.

Evet, protesto yapılır, Mecliste de yapılır; o, işin ayrı bir tarafı ama bu elinizde olan öneri bizce de kesinlikle okutulmaması gereken bir öneridir çünkü konuşma süreleri açıkça yazılıdır ve grupların onayı olmadan, Danışma Kurulunda görüşülmeden, böyle bir mutabakata varılmadan bu sürelerin değiştirilmesi, lehe değil aleyhe değiştirilmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle, bunu asla kabul etmediğimizi ve tabii ki protestonun da bu anlamda bir hak olduğunu ifade etmek isterim.

Teşekkürler.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın Manisa Milletvekili Özgür Özel hakkında disiplin cezası uygulanması talebi hakkında herhangi bir işlem yapmayacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Teşekkürler sayın milletvekilleri.

Öncelikle şunu belirteyim: Ben Meclisi yönettiğim oturumlarda ceza hükümlerinin sadece fiilî ve fiziki kavga durumlarında uygulanması gerektiği fikrindeyim prensip olarak.

Bunun dışında, Meclisi yöneten, Genel Kurulu yöneten Meclis başkan vekilinin bu hükümleri yorumlama ve değerlendirme yetkisi vardır. Protesto, sıralara vurarak protesto hele, Meclisin kurulduğu tarihten beri en yaygın kullanılan tepki yöntemlerinden biridir. Yaptığım araştırma sonucu, bugüne kadar sadece sıra kapaklarına vuruldu diye ve oradan gürültü çıkarıldı diye disiplin hükümlerinin uygulandığı bir örneğe rastlamadım.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – İlk olacak.

BAŞKAN - Eğer Genel Kuruldaki tavırları, protestoları, konuşmaları disiplin hükümlerine tabi tutan bir yönetim anlayışı hâkim olursa, esasen Parlamento bir tartışma, müzakere ve konuşma zemini olmaktan çıkar.

HİKMET AYAR (Rize) – Sayın Başkan, niye ara verdiniz o zaman?

MEHMET METİNER (İstanbul) – Niye ara verdin o zaman?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Aha işte, ceza verilecek adam orada, Başkanın sözünü kesiyor, bak.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Senin yaptığın ne Sayın Başkan?

BAŞKAN – O nedenle, ben biraz önce yapılan harekette İç Tüzük'ün disiplin cezalarını düzenleyen hükümlerine aykırı bir durum görmüyorum ve bu talebi de işleme koymuyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın, Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

49.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 5’inci fıkra hükmünde takdir yetkisinin oturumu yöneten Başkan Vekilinde değil Genel Kurulda olduğuna ve hükmün uygulanmasını talep ettiğine, İç Tüzük’ün 157’nci maddesinde Başkan Vekilinin takdir yetkisi bulunduğuna ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Disiplin cezalarıyla ilgili madde 156, çeşitlerini saymış, 157’nci madde de uyarma cezasının şartlarını koymuş. Az önce Sayın Engin Altay da ifade etti, “Olsa olsa uyarma cezasını gerektirir.” dedi.

Burada iki unsur var: Sayın Engin Altay’ın yaptığı iş, “Ben de sıra kapaklarına vuruyorum.” dediği iş, uyarma cezasını gerektiren bir iştir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Meclis Başkanlığının takdirindedir. (CHP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) Buradaki milletvekillerini de uyarmanız gerekir Sayın Başkan.

BAŞKAN – Lütfen gürültü yapmadan sayın hatibi dinleyelim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Türkiye Büyük Millet Meclisini gürültüye fırsat verecek, kavgaya fırsat verecek bir şekilde yönetmeye kalktığınız takdirde Türkiye Büyük Millet Meclisinde çıkacak olaylardan doğrudan doğruya sorumlu siz olursunuz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Vay, tehdit var! Ayıp ya, vallahi ayıp ya!

SALİH CORA (Trabzon) – Hiçbir CHP’li milletvekili konuşamaz o zaman.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Onun için, Meclis başkan vekilliğinde oturan kişiler hassas davranmalı, Türkiye Büyük Millet Meclisini idare ederken sükûnet içerisinde, usul ve esaslar çerçevesinde her milletvekilinin her şeyi söyleme hakkına müsaade etmeli, müsamaha göstermelidir ama bilerek ve isteyerek ve kendisinin de tarif ettiği gibi 157’nci maddedeki uyarma cezasının takdir hakkını “yapıyorum” demesine rağmen size bırakmayı da farklı görüyorum. Birinci husus: Sayın Özgür Özel’in yaptığı iş. Açın, tutanaklara bakın, siz Türkiye Büyük Millet Meclisinde biraz önce ara verirken 68’inci maddeye göre ara verdiniz.

BAŞKAN – Hayır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tutanaklara bakın.

BAŞKAN – Hayır, 68’inci madde…

Sayın Elitaş, bitirin, ben size görüşümü aktarayım.

Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade edin, müsaade edin. Ya “Bitti konuşmanız.” deyin, ben konuşmayayım ya da benim konuşmama girmeyin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Aynı şeyleri bekliyoruz iki hafta sonra.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, az önceki yaptığınız 68’inci maddeye göre yapılan bir işlemdir. 68’inci maddedeki yapılan işlemde takdir yetkisi size ait değildir; takdir yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunundur. Siz 160/5’i uygularsınız, Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda karar verir veya vermez, orada takdir yetkisi kullanabileceğiniz kısım sadece 157’nci maddeyle ilgilidir. Bu konuyu takdirlerinize sunuyorum, bu şekilde de talepte bulunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Elitaş.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Size de vereceğim Sayın Kerestecioğlu.

Sayın Altay…

50.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, İç Tüzük’ün 157’nci maddesine göre bir işlem yapılacaksa adil yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, 157’ye göre bir işlem yapacaksanız ki yapın ama adil yapın. Mesela biraz önce siz konuşurken -Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak konuşurken- şimdi ismini hatırlayamadığım AK PARTİ sıralarından bir arkadaşım, şu anda Sayın Bakanla konuşan arkadaşımız ayağa kalkarak sizin konuşmanıza müdahale etti. Eğer bir 157 uygulayacaksak oradan başlayalım, sonra Özgür Bey’e, sonra bana…

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Konuşmayalım, öyle mi?

ENGİN ALTAY (İstanbul) - …sonra Mehmet Muş’a… Bak, sözümü kesiyor, sonra Mehmet Muş’a... İlaveten, Sayın Elitaş’ın iddiası uygulanabilir olsaydı Osman Aşkın Bak ile Hakan Çavuşoğlu’na verilen uyarma cezaları buradan Bursa’ya yol olurdu, evet. (CHP sıralarından alkışlar)

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Hakan Çavuşoğlu burada, hiç öyle bir şey yapmadı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Allah aşkına Sayın Elitaş, git bir şeker ilacı al, şekerini bir normalleştir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Şekeri olan ne Sayın Altay?

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hodri meydan! Eğer bu 157 uygulanacaksa Mehmet Muş’tan başlayacaksınız, sayın milletvekilim dâhil hepimiz için uygulayın, doğrudur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

51.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Mecliste bir dayatma olduğu zaman gerilim yaşandığına ve bunun sorumlusunun iktidar partisinin yaklaşımı olduğuna ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, ben aslında burada şu anda farklı bir koku alıyorum yani daha önce de aldığımız bir koku bu ve hakikaten, hani, Sayın Elitaş’ın söylediği sözler göz yaşartıcı, “Herkes konuşabilir, ifade edebilir. Bunu kesmemek lazım asla.” falan diye… Öncelikle, başka Meclis başkan vekillerinin bu Meclisi nasıl yönettiğini de kendisi çok iyi biliyor; sözlerin nasıl kesildiğini, söz kesilmeden, o sözü konuştuktan sonra vekilimizin nasıl kolunun kırıldığını, daha onun hemen ertesi gününde bir CHP vekilinin aynı şekilde kuliste nasıl tartaklandığını, bütün bunların olduğunu şu Meclis gayet iyi biliyor, siz de biliyorsunuz. Bunu yapmayın. Yani şu anda benim aldığım koku bu kokudur. Sözleşmeler konuşulacak diye, alt tarafı yirmi dakika konuşma yapılacak diye, “Bunu bir an önce geçireceğiz.” diye bunu yapmayın. Çünkü bu gerilimi şu anda yükselten sizsiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözünüzü tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Meclis Başkan Vekiline diyorsunuz: “Bu huzur bozulursa, şöyle olursa, böyle olursa…” Ben bu sözleri çok iyi tanıyorum. Artık ben de sonuçta iki buçuk senedir buradayım ve bu havayı koklayabiliyorum; bu, demin “er meydanı” denilen havayı çok iyi koklayabiliyorum. Bunu yapmayın. Burada insanların söz hakkı kesilmesin, yirmi dakika konuşulsun efendice. Zaten insanlar yirmi dakika konuşmuyorlar, bunu daha azda da bırakabiliyor. Bunların hepsi mutabakatla olur. Dayatma getirdiğiniz zaman bu Meclise, burada gerilim oluyor. Bunun sorumlusu da İç Tüzük’ü uygulamaya, kanunlara uymaya çalışan Meclis Başkan Vekili değil. Bunun sorumlusu sizin bu yaklaşımınızdır.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel…

52.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, belli ölçülerde tepkilerin ve protestonun Meclisin geleneklerinden olduğuna ve sıra kapaklarına vurma şeklinde protestoların birçok kez yapıldığına, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’a kararından dolayı teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, çok net hatırlamama rağmen içeride konuşmuştuk, dedik ki: Burada defalarca sıra kapaklarına vuruldu. “Biz vurmadık.” dedi arkadaşlar. “12/12/2017. Engin Özkoç’un ‘AKP Genel Başkanı olarak, Sayın Kılıçdaroğlu’na böyle hakaret ederseniz biz de AKP Genel Başkanına gerekli cevabı veririz.’ demesi üzerine AK PARTİ milletvekilleri bu sözlere sıra kapaklarına vurarak tepki gösterdi, Özkoç konuşmaya devam edince -‘Hayır', ‘Sus!’, ‘Bip, bip, bip’, tekrar etmiyorum- tepkiler geldi. Özkoç konuşmasını sürdürünce AK PARTİ’liler ayağa kalktı, üzerine yürüdü. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın oturuma ara verdi.” 12/12/2017’de yani dört ay önce sadece. Yine 10 Ocak 2017’de Sayın Engin Altay’ın konuşması sırasında yine sıra kapaklarına vurularak gürültü yapılıyor, oturumu yöneten Meclis başkan vekili ara veriyor.

İçeride “Biz hiç yapmadık…” Refah Partisi dönemini falan hatırlatmaya gerek yok. Bu Mecliste olan, yaşanan, dört ay önce, üç ay önce yaşanan olaylardır. Meclis tutanaklarından aynen aktardım. Bütün açık kaynaklarda vardır, hem tutanaklardan hem tüm açık kaynaklardan kolayca erişilebilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ELİF DOĞAN TÜRKMEN (Adana) – Ceza vermişler mi?

MELİKE BASMACI (Denizli) – Kaynağı göstermeseydiniz, silerler.

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.

Buyurun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu durumda Meclisin konuşma yeri olduğunu, aynı zamanda tepkilerin, protestonun, ölçüsü dâhilinde, Meclisin geleneklerinden, hatta renklerinden olduğunu her birimiz zaman zaman söyledik. Bu konuda özgürlükçü tutumunuz ve “Cezaya gerek görmüyorum.” diye kararınızı belirtmiş olmanızdan dolayı da şahsım ama bilhassa Türkiye Büyük Millet Meclisi adına teşekkür ediyorum efendim, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Özel.

Buyurun Sayın Elitaş.

53.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, usul ve esaslar çerçevesinden ayrılınca usulsüzlüğün kural hâline geleceğine ve İç Tüzük’ün 160’ıncı maddesinin 5’inci fıkrasının uygulanması gerektiğine ve İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biraz önce konuşmamda ifade ettiğim gibi, Sayın Özgür Özel’in geçmişten verdiği örnekler tam da bugün niye 160/5’in uygulanması gerektiğini gösteren örnekler. Burada 160/5 net bir şekilde ifade ediyor: “Türkiye Büyük Millet Meclisinde gürültü, kavga çıkarmak, Meclisin çalışma düzenini bozmak üzere önayak olmak.” Önayak olan kim? Özgür Özel.

CEMAL OKAN YÜKSEL (Eskişehir) – E, dört ay önce de siz yaptınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bakın, orada Meclis Başkanı, varsa bu işe önayak olan birisi AK PARTİ Grubundan, gereğini yapmalıydı.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Ahmet Aydın vardı.

MELİKE BASMACI (Denizli) – Tutanaklar var.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama şu anda önayak olarak yapan kişi Özgür Özel’se… Siz de “68’e göre kapatmadım.” diyorsunuz. Bakın tutanaklara, 68’e göre kapattığınızı ifade ettiniz. Eğer tutanaklarda o hüküm varsa 160/5’i uygulamak zorundasınız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Madde demedi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, her 68’e göre kapatma bir kavga anlamına gelmez ki.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, uyardığınız için.

Buradaki yaptığımız iş… Türkiye Büyük Millet Meclisi usul ve esaslar çerçevesinden ayrıldığı takdirde usulsüzlük kural hâline gelir. Kuralsızlığı kural hâline getirdiğiniz takdirde kavga normalleşir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Çok ayıp, çok ayıp!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bir milletvekilinin dizi ısırılır, bir genel başkan yardımcısının burnu kırılır. Onun için bunlara müsamaha etmemek gerekir.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bizim kırılan kollar ne olacak?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Burada Cumhuriyet Halk Partili Antalya milletvekili AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı Fatih Şahin’in burnunu kırmıştır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Tahrik et milleti, tahrik et!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Burada Trabzon Milletvekilimiz Muhammet Balta Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekili tarafından dizinden ısırılmıştır. Öbür taraftan… (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Benim de parmağımı kırdınız.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, uyarır mısınız.

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri…

Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bakın, burada Sayın Kerestecioğlu bir mesele anlattı. Orada HDP milletvekili, Türk Silahlı Kuvvetlerine açık ve net hakaret ederken…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hayır, hiç öyle bir şey yok, tutanaklara bak. Çarpıtmayın.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Çarpıtmayın, çarpıtmayın. Konuşmamız tutanaklarda var, çarpıtmayın.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Kumpas kurdunuz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sizin gibi düşünmek zorunda değil hiç kimse.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …memleketin bekası için, ülkemizin geleceği için Afrin’de yapılan operasyonu aşağılamaya çalışırken, Mehmetçiklerimiz göğsünü siper etmiş, düşmana karşı, lanet, haysiyetsiz, şerefsiz PKK terör örgütüne karşı canla başla mücadele ederken, o milletvekili burada Türk askerlerini rencide eden bir konuşma yapmış.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Uydurmayın, uydurmayın. Hiç öyle bir şey yok. Hiç öyle bir şey yok.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kadın milletvekilimiz Leyla Şahin Usta orada protesto ederken, o milletvekili kadın milletvekilinin üzerine yürüyerek taciz etmiştir, taciz etmiştir. (HDP sıralarından gürültüler)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yalan söylüyorsun.

MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) – Yalan söyleme be! Ayıp, yakışmıyor!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Çok ayıp, çok!

HÜDA KAYA (İstanbul) – Resmen yalan söylüyorsun ya!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bunu dışarıdan, kulaktan dolma bilgilerle… (HDP sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, uyarır mısınız efendim.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Tutanak var, tutanak.

DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) – Siz kumpas kurdunuz, kumpas.

BAŞKAN - Ben yönetiyorum, siz devam edin, uyaracağım zaman uyarıyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Hem saldırıyor hem de sonra bizi saldırıyor gösteriyor.

BAŞKAN - Siz devam edin Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Dışarıdan kulaktan dolma bilgilerle bir sayın milletvekilini, kadın milletvekilini itham etmek erliğe de yakışmaz, kadınlığa da yakışmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Bu kadar fırsatçılık olamaz. Yalan söylüyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

54.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Çok net söylüyorum, yalan söylüyorlar. O tutanakları hemen akabinde okudum, ne tutanaklarda Türk askerine bir şey vardı ne yapılan konuşmada bir şey vardı.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Elitaş, kavga çıkarmaya çalışıyor. Elitaş, ajite ediyor Meclisi, hiç de iyi niyetli konuşmuyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kavganın zeminini hazırlıyor Elitaş.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen sessiz olalım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ama demin de söyledim, aynı kokuyu alıyorum Sayın Elitaş, aynı tahriki yapıyorsunuz.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Ne keskin burnunuz var sizin de ya. Bayağı keskinmiş burnunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Aynı şekilde, burada ara verildiğinde ben ne olacağını tahmin edebiliyorum. O gün de siz vardınız, o gün de aynı şeyi yaptınız. O gün Mahmut Toğrul Vekilimiz gayet usturuplu bir konuşma yaptı. Siyasi eleştiriydi. Alır, tutanakları okursunuz, okumadıysanız getiririm, beraber okuruz. Orada hiçbir tahrik unsurunun olmadığını zaten siz de gördünüz, biliyorsunuz. Olsa bile, velev ki olsa bile bunun arkasından burada yapılacak hareket şiddet uygulamak mıdır?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Nasıl velev ki olsa bile? Böyle bir şey olur mu? Ne demek olsa bile? Olur mu öyle şey?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Kadın vekilinizin üstüne yürümüş; külliyen yalan. Böyle bir şey söz konusu değil.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – O mu yürüdü onun üzerine ya?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Türk askerine kimse laf edemez.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Garo Vekilimiz geldi. Kadın vekilin ne yaptığını ben söyleyeyim. Geldi, orada kendisine dedi ki, Mahmut Vekilimize…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Mehmetçik’e hakaret yeri burası değildir.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Dinleyin, dinleyin, ne olduğunu gayet net biliyorum, dinleyin.

BAŞKAN – Siz Genel Kurula hitap edin Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Geldi, vekilimize dedi ki: “Siz askere laf edemezsiniz, onu bunu yapamazsınız.” Mahmut Vekilimizin cevabı da şöyle: “Bunlar ayaküstü konuşulacak şeyler değil, başka zaman konuşuruz.” dedi ve arkasından Garo Vekilimiz Mahmut arkadaşımızı alarak dışarı giderken buradan 20-30 vekil gelerek Mahmut Vekilimizin üstüne yürüdü ve kolu kırıldı, ertesi gün aynı şey Musa Çam’a yapıldı. Burada söz kullanan insanlara bunu yapıyorsunuz. Yapmayın diyorum, yapmayın! Aynı havayı sırf bir sözleşmede yirmi dakika mı konuşulacak, beş dakika mı konuşulacak diye bunu gündeme getirerek yapmayın. Her şeyi galibiyet veya yenilgi olarak almayın Sayın Elitaş. Uzun bir geçmişiniz var burada, olgun davranın ve bu şekilde davranmayın, yapmayın bunu.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

3.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, Genel Kurul salonunda yapılan gürültü çıkarma ve masaya vurma şeklindeki protestolar nedeniyle disiplin hükümleri uygulanmadığına ve müzakereleri özgürlük içinde yürütmek konusunda elinden geleni yapacağına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, disiplin hükümlerinin nasıl uygulanacağı da yine İç Tüzük’te belirtilmiştir. Eğer, birleşimi yöneten Meclis başkan vekili teklif etme gereği görürse, Genel Kurula bunu getirir ve Genel Kurul, oylarıyla karar verir. Dolayısıyla, hukukun genel kurallarını da dikkate alarak tutumumun değerlendirilmesi gerekiyor. Hukukun genel ilkeleri eğer bir konuda bir uygulayıcıya takdir yetkisi veriyorsa, bu takdir yetkisini nasıl kullanacağını belirlemek o kişinin kendi tasarrufundadır. Ben, Meclisin doksan yılı aşan, yüz yıla yaklaşan teamülleri içinde bir değerlendirme yapıyorum. Üç yıla yaklaşan bir süredir ben de bu Meclisin bir üyesiyim ve defalarca bu Genel Kurul salonunda protestolara tanık olmuşuzdur. Bu protestolar masaya vurma şeklinde olabilir, gürültü çıkarma şeklinde olabilir, bunların hiçbiri için disiplin hükümleri uygulanmamıştır. Nitekim, biraz önce Sayın Özel’in saydığı örnekler bunun yakın tarihteki uygulamalarıdır ama daha uzak tarihte olanları da şu son üç yılda yaşananları da ben bizzat tanığı olarak biliyorum. Bu nedenle, Genel Kurulu yönetirken demokratik ruha uygun davranma sözüme bağlı kalarak, tartışmaları, müzakereleri özgürlük içinde ve olgunca yürütmek konusunda elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Yasak hükümlerini, ceza hükümlerini açık, fiilî saldırı noktasına varmadıkça uygulamama konusunda bir prensip belirledim, bu prensibe uygun davranacağım. Bu nedenle, Sayın Elitaş, sizin disiplin hükümlerini uygulama teklifinizi kabul etmiyorum. Buna bizzat Sayın Özel onay verse bile tutumum değişmeyecektir. (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Özel, kalkıp “Ben ceza gerektiren bir işlem yaptım, bana uygulayın.” dese de ben oradaki telkine veya görüşe göre değil, kendi prensiplerime, demokratik yönetim ruhuna uygun karar veririm.

O nedenle, bu teklifi işleme koymuyorum ve görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutanağa geçmesi açısından, müsaade ederseniz…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Elitaş çalışmalarımızı engelliyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nü istediğiniz şekilde yorumlama hakkına sahip değilsiniz. Yazılı kurallar teamülün önüne geçemez… Yazılı kurallar her zaman birinci sıradadır, teamüller yazılı kuralın önüne geçemez. Yazılı kuralın olmadığı yerde teamüllere bakılır.

İkincisi, şu beyanınız… Türkiye Büyük Millet Meclisinde ortaya çıkabilecek herhangi olumsuz bir hadisenin tamamen vebali sizin omuzlarınızda kalacaktır.

Tutanaklara geçmesi açısından bunu söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen şunu dinleyin…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, bu bir tehdit, bir şantajdır. Kavganın zeminini hazırlıyor Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kavgayı meşru hâle getiriyorsunuz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, bu, tehdit ve şantajdır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu ne rezalet! Tehdit bu.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, şunu söylemeye beni mecbur ediyorsunuz: Üçüncü keredir burada olay çıkma ihtimalini dile getiriyorsunuz. Ben en hafif tabiri kullandım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kavganın zeminini hazırlıyor.

BAŞKAN - Eğer bu sözleriniz üzerine, bu üçüncü kez tekrar ettiğiniz ifadeniz üzerine bu Genel Kurulda bir gerilim yaşanacaksa sorumlusu ben olmayacağım. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sorumlusu siz olacaksınız.

BAŞKAN - Özgürlükleri, demokratik kuralları uygulamak hiçbir zaman gerilim ve kaos sebebi olarak görülemez.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğru, aldığınız kültür o.

BAŞKAN - Demokratik terbiye, özgürlük içinde olgunlaşır. Tartışma, özgürlük terbiyesinin temel şartıdır.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Bunları anlayamazlar ama… Zor…

BAŞKAN - Evet, gerilim olabilir; evet, tartışmaların dozu yükselebilir ancak sadece konuşma hakkı tanındı diye, İç Tüzük’ün bana tanıdığı takdir yetkisini kullanarak bir teklifinizi işleme koymadım diye “Burada olay çıkacak.” diyorsanız, sizi sorumluluğa davet etme mecburiyetim vardır. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar) Çünkü burada bu sözler üzerine daha sonra gerilim yaşanırsa bunun zemininin bu sözlerle, bu şekilde hazırlanmış olacağı kanısındayım.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Meclis tehdide boyun eğmez!

BAŞKAN – Sonuna kadar demokratik ruha, Parlamento geleneklerine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin yazılı, yazısız kurallarına, teamülüne, ruhuna uygun davranmaya kararlıyım.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Hukuk dersi böyle verilir.

BAŞKAN – En ağır tartışmaların yaşandığı dönem Birinci Meclistir. Birinci Meclis tutanakları ciltler hâlinde yayımlanmıştır. Birinci Meclis savaş koşullarında çalışmıştır. Birinci Mecliste ceza yoluyla, disiplin hükümleri yoluyla bizzat Mustafa Kemal Atatürk’e yöneltilen çok sert eleştirileri, zaman zaman eleştiri sınırlarını aşan ifadeleri susturma yönüne gidilmemiştir. Ondan sonraki uygulamalarda da teamül budur. Parlamentolar teamülle yaşar; yazılı kural da bana takdir yetkisi veriyor; ben bu takdir yetkisini Parlamentonun bu yüz yıla yaklaşan teamülüne göre kullanma tercihinde bulunuyorum.

O nedenle ceza talebini işleme koymuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Altay.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, ben eminim ki Sayın Elitaş yarın, bu biraz önce sarf ettiği sözleri okuduğunda “Eyvah, ben ne yapmışım?” diyecek. Bu sebeple gergin ortamlarda hepimizin keşke söylemeseydim dediği, keşke böyle konuşmasaydım dediği anlarımız vardır. Maalesef, Sayın Elitaş’ın biraz önce yaptığı konuşma böyle bir tablodur.

Ben, tutanakları da hem Sayın Elitaş’ın hem sizin incelemeniz için ve mümkünse Sayın Elitaş’ın biraz önce söylediklerinin tutanaklardan çıkarılması ya da kendisinin böyle bir beyanda bulunma imkânının kendisine verilmesi için ara vermenizi talep ediyorum. Biraz önce söylenilen şeyler Parlamento tarihimizin en talihsiz beyanatlarından biridir, kabul edilemez Sayın Başkan.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Kavgada yumruk sayılmaz.” deyip milletvekilini yumruklayan sensin be!

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Söz vereceğim Sayın Bostancı, gördüm ama daha önce Sayın Beştaş’ın sisteme girerek söz talebi vardır.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir ara verin, Sayın Elitaş baksın.

BAŞKAN – O nedenle, kendisine söz vereyim, sonra size de söz vereceğim Sayın Bostancı.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – “Kavgada yumruk sayılmaz.” diyen sensin.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Gel kavga edelim Mehmet, gel. Allah Allah…

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sükûnet tavsiye edene bakar mısınız lütfen. İnsanlık tavsiye edene bakar mısınız lütfen.

BAŞKAN – Siz de Sayın Elitaş, lütfen…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Kavga” diyor adam, duymuyor musun yanındaki ne söylüyor!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İnsanlık tavsiyelerine bakar mısınız.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Ya, söylediğin sözü söylüyorum sana. Sayın Altay, burada bir konuşma yaparken “Tartışmalarda, kavgada yumruk sayılmaz.” diyen sizsiniz.

BAŞKAN – Lütfen, sayın milletvekilleri…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, bir ara vermenizi talep ediyorum. Tutanaklar incelensin efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

55.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İç Tüzük’e aykırı bir dayatmayı iktidar partisinin oy çoğunluğuyla geçirmeye çalıştığına ve muhalefetin sesini kısmak dışında bir amacı olmadığına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Doğrusu, grup başkan vekilimiz ifade etti ama ek olarak şunu söyleyeyim: Şu andaki bütün tartışma Genel Kurulda uluslararası sözleşmelerdeki muhalefetin söz süresini kısaltmak, yirmi dakikadan beş dakikaya indirmek. İktidar olmanın verdiği öz güven ve ayrıcalıklı davranışla İç Tüzük’ü de tıpkı Anayasa ve diğer hukuk kuralları gibi kendi istedikleri doğrultuda yorumlama maharetini ortaya koyuyorlar. Ben aynı tartışmalarda Meclis Başkan Vekili AK PARTİ Grubundan olduğunda Sayın Elitaş’ın oradan Meclis Başkan Vekilinin vatandaş olarak konuştuğunu söylediğini duyan bir grup başkan vekiliyim.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Neyi duymuş? Anlamadık.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Ayşe Nur Bahçekapılı İç Tüzük’e aykırı davrandığında oradan “O vatandaştır, konuşur.” diyor ama şu anda bizim partimizin Meclis Başkan Vekilini tehdit edecek kadar bir ayrımcılığa Meclisi muhatap kılıyor.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Tehdit sizde ya.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – İç Tüzük’e göre açıkça 60 ve 81’inci madde var, diğer ilgili maddeler var…

BAŞKAN – O tartışmalara geçeceğiz Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Yani şu: Usul açısından görüşlerimizi söyleyeceğiz ancak şuradaki yapılan tartışma tümüyle bir dayatmadır. İç Tüzük’e aykırı bir dayatmayı iktidar partisi oy çoğunluğuna göre geçirmeye çalışmaktadır. Muhalefetin sesini kısmak dışında, konuşmaları engellemek dışında hiçbir amacı da yoktur.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

Sayın Bostancı, buyurun.

56.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Mecliste medeni bir şekilde özgürce müzakerenin esas olduğuna ve İç Tüzük’ün de bu esasların nasıl yürütüleceğine dair birtakım kurallar vazettiğine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Hepimizin bildiği, çok klişe ama anlamlı bir söz vardır “Demokrasi kurumlar ve kurallar rejimidir.” Demokrasi elbette özgürlükleri, müzakereyi, tartışmayı öngörür ama aynı zamanda bunların kurallar çerçevesinde yapılması gerektiği hususu da her türlü takdirin üstündedir. Kurallar olmaksızın, bunlar uygulanmaksızın demokrasi ve özgürlüklerden murat edilen özgürce müzakereyi sağlamak da mümkün olmaz. Dolayısıyla güvenlikle özgürlüğe ilişkin o meşhur tartışmayı da hatırlayacak olur isek bunlar birbirinin zıddı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır. Güvenlik özgürlüğü tamamlar, özgürlük de güvenliği tamamlar. Güvenliği olmayan, kuralları olmayan bir özgürlük olmaz. Kuralları da konuşabilmek, tartışabilmek elbette bir özgürlük zeminini gerektirir.

Şimdi, burada Meclisin medeni bir şekilde özgürce müzakeresi esastır ve İç Tüzük de bu esasların nasıl yürütüleceğine dair birtakım kurallar vazediyor. Bu kuralların vazedilme nedeni hepimizin murat ettiği o özgürce müzakereyi gerçekleştirmektir. Şimdi buradaki hiç kimsenin kavga, dövüş istemeyeceği muhakkaktır ama hiç kimse istemediği hâlde zaman zaman bu Mecliste kavgalar ve dövüşler oluyor mu? Oluyor. Bunları engellemek evet, herkesin boynunun borcudur ama aynı zamanda her şeyden önce İç Tüzük kuralları çerçevesinde, bunları uygulama çerçevesinde İç Tüzük’ün kendisinin bir öngörüsü vardır. Sayın Mustafa Elitaş’ın burada “Eğer bu kurallar burada uygulanmazsa bakın istenmeyen kavga, gürültü çıkar.” derken atıf yaptığı yine İç Tüzük’ün kendisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Bostancı.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Keşke sadece o kadar söylese.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - Sayın Engin Altay “Bu lafları, bu sözleri çıkaralım.” diyor.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) - O zaman İç Tüzük’ten de çıkaralım. 68’de var ya kavga, gürültü çıkar diye bir öngörüde bulunmuş, Mecliste kavga, gürültü çıkabileceğine dair bir öngörüsü var, Sayın Engin Altay’ın iyi niyetine yaslanalım, İç Tüzük’te ne kadar böyle durumlar varsa bunları çıkaralım, herkesin sağduyusuna bırakalım.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bir müsaade eder misiniz, çok önemli.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

4.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, uygulamasının İç Tüzük’e, demokratik parlamenter sistemin ruhuna ve Parlamentonun geleneklerine aykırı herhangi bir yönü olmadığına ilişkin konuşması

BAŞKAN - Sayın Özel, buyurun… Ama öncelikle birkaç söz söylemek gerekiyor, açıklama yapmak babında Sayın Bostancı’nın sözleri üzerine.

Fikirlerinize katılıyorum Sayın Bostancı ancak ben kurallara aykırı bir şey yaptığım kanısında değilim. İç Tüzük’ün bana takdir yetkisi tanıdığı bir yerde takdir yetkimi kullanıyorum. Bunun dışında bugüne kadar yönettiğim bütün oturumlarda bu kurallara uygun davranma gayretindeyim.

Öte yandan -bunu hepinizin affına sığınarak söyleyeceğim- akademideki ilk geniş çalışmam, benim doktora tezim anayasa ve kamu hukuku kurallarının yorumudur ve bununla dört-dört buçuk yıl zaman geçirdim. Kuralların yorumunun anayasa hukukunda ve parlamento hukukunda hangi çerçevede yapılabileceğine dair de epeyce çaba sarf ettim, kendimce fikirler ürettim. Açık hükümlere aykırı davranamayacağınız doğrudur. Açık hükümlere aykırı davrandığınız takdirde bir ihlal gerçekleştirirsiniz, bu görevinizi aşan bir şey anlamına gelir ancak bana uygulayıcı olarak yazılı metnin takdir yetkisi tanıdığı yerlerde bu yetkiyi nasıl kullanacağıma da karar veririm ancak bu karar da keyfî olmaz. Nereye dayanarak bu takdir yetkimi kullanıyorum? Her şeyden önce Parlamentonun geleneklerine dayanarak. İkincisi: Evet, demokratik parlamenter sistemin ruhuna dayanarak. Açıklık olduğu yerlerde bunlara müracaat edeceğimi söylüyorum. Yoruma açık bir hükmü uyguladığım yerde bu esaslara başvuracağımı söylüyorum. Dolayısıyla açık hükmü yok sayan bir tutum olduğu kanısında değilim. Teklif etme konusunda takdir yetkisini İç Tüzük oturumu yöneten Meclis başkan vekiline tanımıştır. Ben bu takdir yetkisini biraz önce söylediğim esaslara dayanarak kullanmayı tercih ediyorum. Bunun dışında yaptığımın İç Tüzük’e de demokratik parlamenter sistemin ruhuna da ve bu Parlamentonun geleneklerine de aykırı herhangi bir yönü olduğu kanısında değilim.

Teşekkürler.

Buyurun Sayın Altay.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

57.- İstanbul Milletvekili Engin Altay, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bostancı’nın Sayın Elitaş’ın biraz önce sarf ettiği sözleri bence inanmayarak da olsa savunmaya çalışması işin doğrusudur, yapması gerekeni yapmıştır, bir şey demiyorum. Ben bir şey söylüyorum Sayın Başkan, Sayın Elitaş, Sayın Başkan, Özgür Özel’e ceza vermezsen buradaki akacak kandan sen sorumlusun dedi, mealen söylediği budur. Elinizden geleni ardınıza koymayın.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Hayır, hayır, öyle bir şey demedi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Ama Sayın Bostancı, siz böyle bir laf eder misiniz?

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Yok, öyle bir şey demedi.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Etmezsiniz efendim. Ben ara verilmesini ve Sayın Elitaş’ın konuşma tutanağı üzerinden arkada bir müzakere talep ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ben bu talebi de kabul etmiyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir cümle…

BAŞKAN – Sayın Özel’in bir söz talebi var Sayın Elitaş, sonra size vereceğim.

Buyurun.

58.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın kendisine ceza verilmezse yaşanacakların sorumluluğuyla ilgili ifadeleriyle şahsını hedef gösterdiğine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, bu Parlamentoda tartışmalar oldu, hakarete maruz kaldım, tekme yedim, bir sürü sıkıntı oldu ama bunların hiçbir tanesini buradan dışarıya çıkarmadık; birincisi bu.

Ben kalp kırmışımdır, kalbim kırılmıştır; ben haksızlık yapmışımdır, bana haksızlık yapılmıştır; hepsiyle ilgili de helallik isteyene helallik verdim, bugün de bundan öncesinden biriktirdiğim bir kin ve nefret yoktur. “Ancak bu cezayı vermezseniz burada yaşanacaklardan sorumlu olursunuz.” diye doğrudan şahsımı hedef gösteriyor. Bir de hepimizin bu tartışmaların dışarıya nasıl yansıyabileceğine ilişkin endişeleri de var. Burada ya da dışarıda başıma bir şey gelirse bundan önceki her şeye hakkım helal olsun ama biricik evladım, eşim, anam, babam başıma bir şey gelirse bunun hesabını da hukuken Elitaş’tan sorsun; bu da kayıtlara böyle geçsin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

59.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şimdi, Özgür Özel’e bir şey söylemek istemiyorum. Yani birdenbire nereye gitti farkında değilim, olayları çıkaran, burada gürültü, kavgaya sebebiyet verecek işleri yapan kişi…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Ya ayıp ya, kavga mı çıktı Mecliste?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …şu anda AK PARTİ Grubunu ve AK PARTİ Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ı…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Mustafa Elitaş, yeter artık, kilitledin Meclisi iki saattir, yeter Allah aşkına ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …çocuklarının başına bir şey gelecek gibi bir şekilde itham eden noktaya geldi; onun ne olduğunu anlamak mümkün değil.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Ayıp diye bir şey var!

METİN GÜNDOĞDU (Ordu) – Ne bağırıyorsun?

TAMER DAĞLI (Adana) – Ne bağırıyorsun ya?

BAŞKAN – Lütfen sayın milletvekilleri, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hani yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali var ya şu andaki yapılan iş kendi yaptığı yanlışı bertaraf edebilmek için Mustafa Elitaş hakkında ithamlarda bulunmaktır. Mustafa Elitaş hayatında suçsuz, haksız bir şey yapmamıştır. (CHP sıralarından gürültüler) Ama işin zikri odur. “Dervişin fikri neyse zikri odur.” derler ya, zihninden geçen tamamen o olduğu için bunu söyleyebilir.

Öbür taraftan, Sayın Altay’ı görüyorum bana tercüman olmaya çalışıyor, Sayın Bostancı’ya tercüman olmaya çalışıyor.

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Fikrini söylesin ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Dinliyorum, o da Türkçe konuşuyor, ben de Türkçe konuşuyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Yanlış şey okuyorsun metinden, ne yapayım ben?

BAŞKAN – Sayın Altay, lütfen…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yani dil farkımız yok ama şunu görmemiz lazım: İnsanın vicdanı köreldiği takdirde olayları abartma kabiliyetinin nasıl olduğunu burada görüyorum. (CHP sıralarından gürültüler) Burada söylediğimiz işte, tutanaklarda: Bakın bir işi yaparken her başkan vekili takdir yetkisini kullandığı takdirde -her başkan vekili de insandır, takdir yetkisinin ölçüsü de kendisine aittir- burada yapılan kuralları kuralsızlık hâline getirdiğiniz takdirde önlenemez noktaya doğru getirirsiniz diyorum.

Ben İç Tüzük’le ilgili bir konuyu konuşurken “Esef duyuyorum.” demesi, Sayın Bostancı’nın söylediği gibi madem öyle İç Tüzük’te, biz kavgayı gürültüyü, her şeyi yapalım, “kavgada yumruk sayılmaz” diyelim, birbirimize girelim. Biz bunu AK Parti Grubu olarak asla kabul etmeyiz çünkü demokrasi konuşma rejimidir, demokrasi kavga değil fikirlerin çatıştığı rejimdir. Demokrasiyi, eğer onlar, kavga gürültü, sıraları yumruklamak, buraları yıkmak, oradaki kürsüyü yok etmek, kürsüyü kırmak ve oradaki Başkanlık Divanına hücum etmek diye anlıyorlarsa biz bunu demokrasi olarak anlamıyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Siz kırdınız kürsüyü ya!

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – AKP’liler kırdı kürsüyü, AKP’liler!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – AK PARTİ bugüne kadar milletin temsilcilerinin, usul ve esaslar çerçevesinde sonuna kadar her söylediği sözü sükûnetle dinlemiştir.

Ama ne zamanki terör seviciliği yapıldığı takdirde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – …ülkenin bekasıyla ilgili bir mesele tartışıldığı takdirde, dışarıdaki hainleri, teröristleri, kalleşleri, Afrin’deki Mehmetçik’imi şehit etmeye çalışan insanları, güneydoğuda terör örgütüyle mücadele ederken askerime, güvenlik güçlerime yapılan saldırıları burada övmeye çalışanlar varsa onunla ilgili mücadeleyi de AK PARTİ grubu olarak sonuna kadar veririz.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Altay, size de söz vereyim.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkan…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Benim de söz talebim var.

BAŞKAN – Sonra, Sayın Bostancı’nın ve Sayın Kerestecioğlu'nun söz talebi vardır. Bu söz taleplerini son olarak değerlendiriyorum. Daha sonra ben de nasıl devam edeceğimi sizlere bildireceğim.

Buyurun Sayın Altay.

60.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Aslında bana sataşma yaptı ama ben yine de yerimden bir açıklamayla yetinmek istiyorum.

Sözüm Meclisten dışarı, terör seviciliği yapan da şerefsizdir, devletin, Mehmetçik’in terör örgütleriyle mücadelesini istismar eden de şerefsizdir. (CHP sıralarından alkışlar) Bunun kayıtlara geçmesini istiyorum.

Şimdi, Sayın Başkan…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aynı şeyi söylüyoruz.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Hayır, sözüm…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Bu sözünü alkışlarım ben.

ENGİN ALTAY (İstanbul) - İkincisi: Sen burada ev sahibi falan değilsin, ev sahibi millet. Öyle, yavuz hırsız ev sahibini bastırır… Bunlara gerek yok.

Tekrar söylüyorum, ben kimsenin tercümanlığını yapmıyorum. Meclis yayın saatinde ise millet görüyor. Sayın Elitaş'ın söylediği şu: “Sıra kapağına vurdu.” Ya, bir de ayıp ya! Burada kavga mı çıktı bugün? “Kavgaya sebep oldu.” diyor. 3 kişi sıra kapağına vurdu diye bir partinin grup başkan vekiline ceza ver, vermezsen burada çıkacak olaylardan sen sorumlusun diyor. Yani Allah aşkına bunun neresini düzeltecek Sayın Bostancı ya?

Neresini düzelteceksin Sayın Bostancı bunun? Ben onun için dedim Sayın Başkan, ben boş laf söylemem, tekrar talep ediyorum, Sayın Elitaş’ın tutanağı gelsin, ben eminim kendisi de üzülecek, Bostancı da “Eyvah, eyvah!” diyecek.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tercüman olma, tercüman olma!

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Tercüman değil. Gelsin tutanak…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bana tercüman olma. Benim her sözümün altında imzam var.

BAŞKAN – Lütfen karşılıklı konuşmayalım sayın milletvekilleri.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Evet, ben talep ediyorum efendim, Sayın Elitaş’ın biraz önce yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisinin şahsında 80 milyonu tehdit etmektir. Bunu kabul etmemiz de mümkün değildir. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET MUŞ (İstanbul) – Bırakalım Meclisi de Engin Altay idare etsin!

BAŞKAN - Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

61.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, başka bir Meclis Başkan Vekili yönettiğinde bu kadar çok söz hakkı kullanılabileceğini düşünmediğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben sadece şunu merak ediyorum: Haftaya kim yönetiyor Meclisi bilmiyorum ama gerçekten özellikle AKP grup başkan vekillerinin haftaya bu kadar söz söyleme, bu kadar konuşma, her istediği anda söz alma, her sataşmanın gerçekten sataşma olduğunun takdir edilmesi “Evet, sataşmadır.” denilmesi; hani, bunları görecek miyiz? Hakikaten şu iki haftanın tutanaklarını karşılaştırmayı, hani sizin de elinizi vicdanınıza koyarak bunu yapmanızı çok isterim. Muhtemelen ya Ahmet Aydın ya Ayşe Nur Bahçekapılı olacak.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Meclis Başkan Vekilinin avukatlığını bıraksın birisi ya.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hani, kürsüdeyken konuşma -bitimine 8 saniye kala- bitmeden söz kesilmesi, bunların olup olmaması… Gerçekten bunları takdir edeceksiniz yani nasıl olduğunu takdir edeceksiniz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Şu anda Sayın Sancar’ı siz mi idare ediyorsunuz? Sayın Sancar’ı siz mi yönetiyorsunuz şu anda?

BAŞKAN – Elitaş lütfen… Bakın, siz şikâyet ediyorsunuz…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Sancar’ı siz mi idare ediyorsunuz şu anda? Sayın Sancar’ı siz mi yönetiyorsunuz şu anda?

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Siz vekâlet mi verdiniz Sayın Sancar’a?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Hani böyle atışabilecek misiniz, böyle yapabilecek misiniz? Bunları…

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Sabahtan beri sizi savunuyor ya.

BAŞKAN – Lütfen… Lütfen Sayın Elitaş ve Sayın Muş... Bakın, sizin şikâyet ettiğiniz şey…

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben sadece bunları takdir etmenizi…

BAŞKAN - Sayın Kerestecioğlu, izin verin.

Siz sözünüzün kesilmesinden sürekli şikâyet edersiniz ve kesiyorsunuz, bırakın sözünü tamamlasın.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Avukatlık mesleğine geri döndü.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ben avukatlık mesleğimden hiç vazgeçmedim zaten, avukatlık bir meslektir.

MEHMET MUŞ (İstanbul) - Burada milletvekilliği yapılır, avukatlık yapılmaz, milletvekilliği yapın burada. Şu an avukatlık yapmayacaksınız. Size vekâlet verdiyse bilmiyoruz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Milletvekilliği meslek değildir yani avukatlıktır meslek olan. Hukukçuluktan hiç vazgeçmedim. Ama gerçekten hani vicdanlarınıza bırakmak için söz aldım. Haftaya bunları görürüz; nasıl söz alacak insanlar, nasıl alamayacak, nasıl 20 milletvekili alamayacak… Aslında işte özgürlükçü olan budur, olması gereken de budur, burada kavga ve gürültünün olması değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Demek ki Sayın Sancar’ı böyle kurguladınız siz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ara verildiği zaman da aynı şekilde kavga olması değil tabii. Çünkü aynı zamanda bu da ayrı bir fırsatçılıktır. Burada kavga olmayıp ara verildikten sonra asıl kavganın yaratılması da başka bir utançtır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Üzülüyorum, demek ki Sayın Sancar’ı siz kurguladınız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Size cevap vermeyeceğim.

BAŞKAN – Sayın Bostancı, sizin de söz talebiniz vardı.

Buyurun.

62.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, Manisa Milletvekili Özür Özel’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Çok uzatmayacağım.

Burada Sayın Elitaş’ın ifade ettiği husus; İç Tüzük’e ilişkin getirilen kuralların Meclisin medeni müzakeresini güvence altına alan kurallar olduğu, bunları uygulama konusunda titizlilik gösterilmesi gerektiği, eğer gösterilmezse yine İç Tüzük’ün kendi içinde de yazılı olan durumların hâsıl olabileceği şeklinde bir ifadedir. Bu ifadeyi bağlamından, kastından öteye taşıyarak doğrudan doğruya şu konuyla ilgili, sanki Sayın Özgür Özel’e “Siz ceza vermezseniz olay çıkar.” şeklinde bir illiyet bağına yerleştirmeyi doğru bulmam, tutarlı bulmam, söylenen sözün de kastıyla ilgili bulmam. Ayrıca Sayın Özgür Özel’in çok dramatik bir üslupla aynı zamanda ailesini de işin içerisine katan değerlendirmesine üzüldüğümü ifade etmeliyim; şu bakımdan: Burada hep beraber 2011 yılından beri çalışıyoruz. Kendisi de -2011’de beraber geldik- zaman zaman bu Mecliste gerilim olduğunda, kimi zaman karşılıklı hareketlenmeler yaşandığında hem CHP’den hem diğer partilerden hem AK PARTİ'den araya girenlere, hiç kimseye herhangi bir zarar gelmesin diye çaba gösterenlere belki birçok kez şahit olmasına rağmen, sanki hiç böyle olaylar yaşanmamış şeklinde bir değerlendirmeyi de doğru bulmam. Sayın Özgür Özel’e veyahut Cumhuriyet Halk Partisinden herhangi bir milletvekiline karşı bir şey yapılacak olsa onun önüne geçecek olan Mustafa Elitaş’tır, buradaki arkadaşlardır; eminim ki AK PARTİ'li vekillere karşı da herhangi bir girişim olsa veya başka herhangi vekillere karşı, aynısını yapacak olan Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Dolayısıyla, sözlerin kurallar çerçevesinde, İç Tüzük'ün anlamına getirilen yorumlar çerçevesinde anlaşılması yerinde olacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bostancı.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bir cümle…

BAŞKAN – Lütfen, son cümle olsun Sayın Özel.

63.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tutanağa geçsin.

Şimdi, iyi bir şey söyleyeyim derken bir işi gerçeğinden koparmak da yakışmaz. Benim dediğim şu: Birçok arkadaşla tartıştık, çelişki yaşadık, kalp kırdık, hakkımız helal olsun, hiç dışarıya taşımadık ama Sayın Elitaş bugün “Özgür Özel’e ceza vermezseniz -ceza teklif edilen ben olduğum için üstüme alıyorum- burada yaşanacaklardan, burada olacaklardan sorumlusunuz.” diyerek -siz de zaten tepki gösterdiniz- şahsımı doğrudan tehdit ediyor. Dedim ki: “Biricik evladım, anam, babam, eşim de -herkese hakkım helal olsun ama- Elitaş’tan hukuk üzerinde hesap sorsunlar başıma bir şey gelirse.” Bunu nasıl çarpıtıp da diyebilirsiniz: “Arkadaşlarınız araya giriyor.” Elbette giriyorlar ama Elitaş beni hedef gösteriyor; bunu kınıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, önemli bir tartışma yürüttüğümüz kanısındayım.

Sayın Engin Altay’ın bir talebi vardı; Sayın Elitaş’ın sözlerinin tutanaktan çıkarılması veya özür dilemesi yönündeydi bu talep. Ben bu sözlerin, burada konuşulan sözlerin değerlendirmesini herkesin kendi vicdanına ve tefekkürüne bırakmanın daha doğru olduğu kanısındayım; dolayısıyla, burada da herhangi bir yaptırıma gerek olmadığını düşünüyorum. Bu kadar uzun ve verimli bir tartışmadan sonra, söylenenleri tutanaktan çıkarma veya cezayla bir müeyyideye bağlama yöntemleri dışındaki usulleri kullanalım. Önerim şudur: Herkes kendi söyledikleri ve diğer değerli milletvekillerinin sözleri üzerinde bir süre düşünsün. Bu düşünmeyi sağlamak üzere de Genel Kurula on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.55

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Mithat SANCAR

KÂTİP ÜYELER: Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa), Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 81’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Bu öneriyi okutup değerlendirmemle birlikte görüşlerimi değerli heyetinize takdim edeceğim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- AK PARTİ Grubunun, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan; 24, 517, 479, 142, 167, 463, 361, 477, 108, 105, 150, 382, 384, 389, 139, 140, 284, 102, 104, 110, 111, 113, 114, 122, 147, 481, 325, 464, 459 ve 334 sıra sayılı kanun tasarılarının görüşmelerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 60 ve 81’inci maddelerince öngörülen siyasi parti grupları, Hükûmet ve komisyonun tümü üzerindeki konuşmaları beşer dakika, tümü üzerinde şahıslar ve maddelerdeki bütün konuşmaların üçer dakika olarak belirlenmesine ilişkin önerisi

4/4/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 4/4/2018 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                       Mehmet Muş

                                                                                          İstanbul

                                                                 AK PARTİ Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında bulunan 24, 517, 479, 142, 167, 463, 361, 477, 108, 105, 150, 382, 384, 389, 139, 140, 284, 102, 104, 110, 111, 113, 114, 122, 147, 481, 325, 464, 459 ve 334 sıra sayılı kanun tasarılarının görüşmelerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 60 ve 81’inci maddelerince öngörülen siyasi parti grupları, Hükûmet ve komisyonun tümü üzerindeki konuşmaları beşer dakika, tümü üzerinde şahıslar ve maddelerdeki bütün konuşmaların üçer dakika olarak belirlenmesi önerilmiştir.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

5.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın, AK PARTİ grup önerisini İç Tüzük’e aykırı olduğu gerekçesiyle işlemden kaldırdığına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, ben bu önerinin, bu grup önerisinin İç Tüzük’e aykırı olduğu kanısındayım. Bu konudaki fikrimin gerekçelerini de sizlerle kısaca paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, TBMM İçtüzüğü, süreler dâhil olmak üzere pek çok konuda açık hükümler koymuştur. Bu açık hükümlerin nasıl uygulanacağıyla ilgili olarak da çeşitli teamüller vardır. Tutumumu belirlerken hem İç Tüzük’ün açık hükümlerine hem de teamüllere dayandım.

Bu getirilen grup önerisi söz sürelerinin kısaltılmasıyla ilgilidir, söz sürelerinin kısaltılmasını öngörmektedir. Oysa sürelerle ilgili İç Tüzük hükümleri açıktır; bunlardan ilki 60’ıncı maddenin son fıkrasıdır. “İçtüzükte başka bir süre belirtilmemiş veya aksi, Danışma Kurulunun teklifiyle Genel Kurulca kararlaştırılmamışsa siyasi parti grupları, komisyon ve Hükümet adına yapılan konuşmalar yirmi, üyeler tarafından yapılan konuşmalar on dakika ile sınırlıdır. İkinci defa yapılacak konuşmalarda süre bunun yarısı kadardır.”

81’inci maddenin üçüncü fıkrasında da benzer bir düzenleme yer almaktadır; buna göre “Aksi, Danışma Kurulunun teklifiyle Genel Kurulca kararlaştırılmamışsa; kanun tasarı ve tekliflerinin tümü hakkında siyasi parti grupları, komisyon ve Hükümet adına yapılan konuşmalar yirmişer, üyeler tarafından yapılan konuşmalar onar dakikadır.”

Bununla birlikte, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi vardır ki Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu İç Tüzük’ün bu hükmüne dayanarak öneriyi getirmiştir. Bu maddede yer alan hükümlerin sonuncusu yani 19’uncu maddenin son fıkrası da şöyle bir düzenleme içermektedir: “İçtüzükte Danışma Kurulunun tespitine, teklifine veya görüş bildirmesine bağlanmış olan bütün hallerde, Danışma Kurulu, yapılan ilk çağrıda toplanamaz, oybirliğiyle tespit, teklif yapamaz veya görüş bildiremezse, Meclis Başkanı veya siyasi parti grupları ayrı ayrı, istemlerini doğrudan Genel Kurula sunabilirler. Bu durumda istemin oylanması ilk birleşimin gündemindeki Başkanlık sunuşlarında yer alır…”

Açıkçası, benim yorumuma göre, İç Tüzük’ün bu hükmü, 19’uncu maddenin son fıkrası grup önerileriyle ilgili genel hüküm niteliğindedir. Hukukun genel ilkelerine göre eğer bir metinde, bir konuda genel hüküm varsa elbette o hüküm uygulanır ancak aynı metinde bu düzenlemeyle uyuşmayan, bu düzenlemeye aykırı görülen düzenlemeler ya da hükümler yer almışsa öncelikle onlar uygulanır. Bu, genel kural-özel kural ilişkisi olarak adlandırılan bir hukuk genel ilkesidir. Genel kural İç Tüzük’ün 19’uncu maddesinin son fıkrası, özel kurallar İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesinin son ve 81’inci maddesinin üçüncü fıkrasıdır.

Bu maddelerin özel bir önemi olduğunu da ayrıca hatırlatmak isterim çünkü Meclis, muhalefetin ve iktidarın belli konuları enine boyuna tartışma imkânının olduğu, olması gereken bir demokrasi mekânıdır. Parlamentoyu var eden söz hakkıdır, özellikle muhalefetin söz hakkının mutlaka güvence altına alınmasıdır. Bu konuda Parlamento uygulamamız da aynı ruhla şekillenmiştir. Bugüne kadar, sürelerin grup önerisiyle kısaltıldığı bir uygulama örneği mevcut değildir.

Öte yandan, değerli milletvekilleri, İç Tüzük’te belirlenmiş süreler alt sınırı ifade eder. Bunları değiştirebilmeniz için öncelikle bu maddelerde, sürelerin düzenlendiği maddelerde belirtilen şartlara uymanız gerekir. İkincisi: Bu alt sınırın daha da aşağıya çekilmesini öngören değil, yukarıya çıkartılmasını amaçlayan bir teklifle gelinmesi gerekir. Bugüne kadar, sürelerin değiştirildiği en yaygın uygulama bütçe görüşmeleridir. Bütçe görüşmelerinde de süreler alt sınırın aşağısına çekilmemiş, yukarısına çıkartılmıştır. Eğer İç Tüzük'ün bu açık hükümlerine aykırı gördüğüm bu öneriyi işleme koyarsam, İç Tüzük’ün grup önerisiyle ve İç Tüzük’te öngörülmeyen usul içinde değiştirilmesi sonucunu doğuracak bir işleme de sebebiyet vermiş olacağım. O nedenle, İç Tüzük'ün değiştirilmesi isteniyorsa bu konuda İç Tüzük'ün ve Anayasa'nın, Anayasa Mahkemesi içtihatlarının öngördüğü usulün takip edilmesi gerekiyor. Ben İç Tüzük'ün bu andığım sürelerle ilgili 2 maddesini bir kez daha nasıl yorumladığımı kısaca belirteyim ve görüşümü Genel Kurulun takdirine sunayım.

60’ıncı maddenin son fıkrası, çok açık bir şekilde, Danışma Kurulunun teklifini ön şart saymış ve Genel Kurulun kararını da bunu takip eden kurucu bir unsur olarak öngörmüştür. Dolayısıyla sürelerin 60’ıncı maddede ve 81’inci maddede belirtilen sınırların altına çekilebilmesi için bir defa Danışma Kurulunun teklifine ihtiyaç vardır. Danışma Kurulunun teklifi olmadan, sadece grup önerisi üzerine böyle bir işlemi yaparsam İç Tüzük’e aykırı davranmış olacağım inancındayım. Bu nedenle, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önerisini işlemden kaldırıyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre, gündemde olan bir işi gündemde olmayan şekilde ifade ettiğinizden dolayı usul tartışması açılmasını talep ediyorum.

BAŞKAN – Kabul ediyorum, usul tartışması açıyorum.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Aleyhte.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aleyhte.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Lehte.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Lehte.

BAŞKAN – Aleyhte Sayın Doğan Kubat ve Sayın Mustafa Elitaş; lehte, Sayın Özgür Özel ve Sayın Filiz Kerestecioğlu.

Önce lehteki görüşleri alacağız.

Süre üç dakikadır. O nedenle, Sayın Özgür Özel’den başlayarak söz talep eden değerli milletvekillerine üçer dakika konuşma süresi tanıyacağım.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın AK PARTİ grup önerisini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, şaşkınlık içinde değilim çünkü Anayasa’ya aykırı kanun hükmünde kararnameler, Anayasa’yı aşan kanun hükmünde kararnameler, yasalara açıkça aykırı düzenlemeler Adalet ve Kalkınma Partisinin son dönemde sıkça başvurduğu yöntem. Mecliste, gün geliyor zorbalığı, gün geliyor İç Tüzük tanımazlığı, kanun tanımazlığı önümüze getiriyorsunuz.

Bugün yapmaya çalıştığınız şey, bir grup önerisiyle İç Tüzük’ü değiştirmektir. Eylemli bir İç Tüzük ihdası yapıyorsunuz ama bunu İç Tüzük değişikliğiyle değil, grup önerisiyle yapmaya çalışıyorsunuz. Ve iddianız şu ki: “İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi bize her durumda grup önerisi getirme yetkisini veriyor.” Buna bir şüphe yok ancak getirdiğiniz öneri Anayasa değişikliği olsa burada grup önerisiyle getirip geçirebilir misiniz? Hayır. Sayısı bellidir, usulü bellidir. Getirdiğiniz öneri İç Tüzük değişikliğiyse bunu İç Tüzük değişikliğine uygun şekilde, önce komisyona göndermeniz gerekirdi. Bugün sizin iddianız, bu süreleri değiştirip, artırıp azaltmaya yetkili olduğunuz. Neye dayanarak buna gidiyorsunuz? İç Tüzük’teki ilgili maddeye. Peki, bu İç Tüzük ne zaman değişmiş, bu madde ne zaman gelmiş? 13 Şubat 1973, Tutanak Dergisi. Demokrat Partili Milletvekili, Allah rahmet eylesin, iddialarda bulunuyor. Anayasa Komisyonu Başkanı Sayın Cevdet Akçalı diyor ki: “Biz bu önergeye katıldık ama bu, söz haklarını kısıtlamak üzere değil; bu, örneğin bütçe görüşmesi gibi görüşmelerde söz haklarını artırmaya yönelik kullanılacaktır.” O günden bugüne bu hiç değişmemiş. Kaldı ki hem 60’ın sonunda, Sayın Başkanın ifade ettiği ifade aynen şöyle söylüyor: “İçtüzükte başka bir süre belirtilmemiş veya aksi, Danışma Kurulunun teklifiyle Genel Kurulca kararlaştırılmamışsa siyasi parti grupları, komisyon ve Hükümet adına yapılan konuşmalar yirmi, üyeler tarafından yapılan konuşmalar on dakika ile sınırlıdır.” Bunun aksine bir karar alınmadıysa on dakikayla sınırlı diyor, üst sınırı tarif ediyor. On dakikayla sınırlı, eğer aksine karar alırsan yirmiyi altmış yapabilirsin. Yapıyor muyuz? Evet, 4 parti anlaşıyoruz, bu maddeye dayanarak bütçe görüşmelerinde altmış yapıyoruz. Bir gün oturup “Konu mühimdir, bunu yirmi değil kırk görüşelim.” diyebilir miyiz? Deriz. Danışma Kurulu teklif edecek, burada görüşülecek, üst sınır kırka getirilecek. Ancak asla ve asla burada şöyle bir ifade yok: “Danışma Kurulunun önerisi” diyor, bir kere öneri yok, olsa dahi indiremezsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - Üst sınır yirmiyle sınırlıdır, onu değiştirebilirsin diyor. Siz diyorsunuz ki: Şimdi bu üst sınır yirmiyi biz üç dakikaya indireceğiz. Böyle bir hakkınız yok, hep söylüyoruz. Bir: Yazılı kural var. İki: İngiltere Parlamentosundan başlamak üzere bazı uygulamalar… Yerleşik uygulamalar yazılı kurallardan güçlüdür. Bununla ilgili, Meclis kütüphanesinde, Meclisin geçmiş dönem genel sekreterleri, Kanunlar Kararlar Daire başkanları cilt cilt kitap yazmış ve yerleşik uygulamanın gücünden bahsediyor. Meclis Başkan Vekiline verilen görev, Meclisi bu İç Tüzük'e ve yerleşik uygulamalara uygun şekilde yönetmektir. Bugün getirdiğiniz teklif hem yerleşik uygulamalara hem İç Tüzük'e açıkça aykırıdır. Bunu Başkanın işleme almaması son derece doğaldır. Bunu işleme aldığı takdirde… Aklınız alıyor mu, yirmi dakika beş dakikaya inecek, on dakika üç dakikaya inecek. Beyefendi, bu kadar bonkör davranmayın! Sayın Elitaş, İç Tüzük’ümüzün katili, bu yirmi dakikayı bir dakikaya indirin! (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Müsaade ederseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Bu ne cömertlik, ne büyük bir şey bahşediyorsunuz beş dakikayla(!) Elinizi tutan mı var? Bir dakikaya indirin, maddeleri otuz saniyeye indirin. Eğer çok geliyorsa deyin ki: “On saniyeyle sınırlıdır. Kürsüye gidiş, dönüş buna dâhildir.” Hiç konuşturmayın bizi! (CHP sıralarından alkışlar) O zaman bunun adı “demokrasi” olur mu? Bunun adı “Meclis” olur mu?

Verilen önerge, saray rejiminin Meclise dayatılmasıdır; verilen önerge, milletin temsilcileri susacak, kararlar başka yerden alınacak, Meclis şekil şartı sağlayacak, onda da hiç zaman kaybettirmeyecek. Müzakerenin kısıtlanmasına yönelik önerge, en başta, ilk kurulduğu günlerden bugüne gelene kadarki tüm dünya parlamentolarının temel gerekliliklerine aykırıdır. Ya süreyi ya konuşmacı sayısını sınırlarsınız, kuralı başta koyarsınız. “Bu kurallara uyan uyar, uymayan uymaz.” diye bir şey yok. Yazılı kurallar, yerleşmiş uygulamalar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – …Anayasa, söz söyleme hürriyeti, milletvekillerinin yeminlerine sadık bir biçimde, halkın temsilcisi olarak burada milletin hakkını savunmalarıyla ilgili sorumlulukları bunu gerektirir. Bunu bu gece burada yapmaya kalkmanız, bir yöntemle, bir Ali Cengiz oyunuyla ve Meclis içi bir darbeyle bu işe kalkışmanız büyük bir ayıptır.

BAŞKAN – Sayın Özel, tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Kim buna alet olursa siyaset tarihi onu bu ayıbıyla anacaktır. Bu Meclis, bu Meclis Başkanlığı koltuğu, bu koltuklar babadan miras değildir ama toruna emanettir. Bunu geliştirerek teslim etmek zorundasınız.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Meclis Başkanı olarak başkan vekilinize gelip darbeye tevessül etmek, Meclis Başkanı olarak İç Tüzük'ü açıkça ihlal eden bir şeye…

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sonlandırıyorum efendim.

…“Bizim çocuklar darbeye kalkışıyor, bizim çocuklar darbeye gelmişler. Ben de gidip oraya otururum.” derseniz 15 Temmuz gecesi gelip de açtığınız, hepimizin geldiği, demokrasi öpücükleri verdiğiniz o oturumdaki darbe karşı duruma “Darbeyi başkaları yapıyor.” diye karşı çıktığınız, sizin çocuklar darbe yapacaksa darbenin destekçisi olduğunuz anlamına gelir.

Sayın İsmail Kahraman, gün gelecek bütün tartışmalar, bütün polemikler, birçok şey geride kalacak ama bugün yaptığınız, yaptırdığınız, alet olduğunuz, önünü açtığınız eylemli İç Tüzük ihlali…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİM TUNÇ (Uşak) – Yeter artık ya!

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) - …ve bunun sonunda demokrasiye vurulan darbeyle anılmak istemiyorsanız bu yanlışa alet olmayınız.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özgür Özel.

Şimdi, aleyhte söz veriyorum.

Aleyhte ilk söz Sayın Doğan Kubat’a aittir.

Buyurun Sayın Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; açılan usul görüşmesinde Başkanlığın biraz önce ifade ettiği tutumu aleyhinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, ilk defa böyle bir Başkanlık tutumuyla karşılaştık. Bugün AK PARTİ Grubu -3 siyasi parti grubu, MHP hariç- Cumhuriyet Halk Partisi ve HDP’nin de grup önerileri vardı, Danışma Kuruluna çağrı yapıldı, saat 13.30’da bir grup gelmediği için toplanamadı ve biz grup önerimizin 19’uncu maddeye göre Genel Kurula sevkini Başkanlık makamından talep ettik. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık makamı da bugün gündemin birinci sırasında “Genel Kurula Sunuşlar” kısmında yer almak üzere bunların Genel Kurulda görüşülüp karara bağlanması için buraya sevk etti.

Şimdi, Başkanımız bu tutumuyla Başkanlık makamının Genel Kurulun görüşmelerinin yapılıp sonucunun Genel Kurulca belirlenmesine dair bir işlemini araya girerek kesiyor yani karar alma yetkisini Genel Kurulun önlemiş oluyor. Değerli arkadaşlar, Anayasa’nın 95’inci maddesi Meclisin kendi yapacağı İç Tüzük kurallarına göre çalışacağı hükmünü amir, 88’inci maddesi kanun tasarı ve tekliflerinin de yine İç Tüzük’teki usul ve esaslara göre belirleneceğini öngörmüş.

Şimdi, İç Tüzük’te bu konuda ne tür düzenleme var, buna bakalım. 81’inci madde, kanunların Genel Kurulda görüşülmesine ilişkin söz haklarını düzenleyen bir hüküm getiriyor, 81/3 fıkra. Ana kural şu: Bir kanun tasarı ve teklifi Genel Kurulda görüşülürken bunun tümü üzerinde yirmi dakika siyasi parti, hükûmet ve komisyon konuşur, şahıslar da on dakika konuşur. Ana kural bu. Bir istisna koymuş: “Aksi, Danışma Kurulunun teklifiyle Genel Kurulca kararlaştırılmamışsa…” diyor. Bakın, alt üst sınır koymamış, artırabilir, azaltabilir anlamındadır bu. Yine, 60’ıncı madde, bir hüküm bulunmayan hâllerde, mesela soruşturma önergelerinde, gensorularda, araştırma komisyonu kurulmasına dair görüşmelerde böyle bir düzenleme olmadığı için süreyi 60’ın son fıkrasına göre biz yapıyoruz.

Değerli arkadaşlar, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi siyasi parti gruplarına önerilerini Genel Kurula getirmek suretiyle Danışma Kurulunca oy birliği sağlanamaz veya toplanamazsa -ki bu hayatın normal akışına da uygun bir düzenlemedir, çünkü her konuda bizim oy birliği sağlama imkânımız olmadığı için kanun koyucu bu hükmü koymuştur- bir siyasi parti grubu…

Başkanım, izniniz olursa ek süre alabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kubat, devam edin.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Bir siyasi parti grubu bu İç Tüzük hükümlerine uygun biçimde bir önerisini Danışma Kuruluna götürür. Olabilir, 4 siyasi parti anlayış birliği sağlayamaz -çoğu zaman sağlanamıyor- veya toplanamaz, bir grup katılmaz, iki grup katılmaz, o zaman o siyasi parti grubuna bu önerisini Genel Kurula taşımasına imkan veren bir düzenleme getirmiş.

Bakın değerli arkadaşlar, 19’uncu maddenin son fıkrası “İç Tüzük’te Danışma Kurulunun tespitine, teklifine bağlanmış bütün hâllerde, Danışma Kurulu toplanmaz veya oy birliğiyle tespit veya teklif yapamazsa o siyasi parti grubu bu grup önerisini Genel Kurula sunma hakkına sahiptir.” diyor. Genel Kurulda, eğer Danışma Kuruluysa görüşme yapılmayacak ama grup önerisiyse burada gruplar beş dakika -üçer dakika diğer gruplar- görüşecek ve bir karara bağlayacak. Dolayısıyla, AK PARTİ Grubunun uluslararası 30 sözleşmenin tümü üzerinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kubat.

Buyurun.

MEHMET DOĞAN KUBAT (Devamla) – 30 sözleşmenin tümü üzerindeki konuşma sürelerinin… Bunu siyaseten beğenmeyebiliriz, doğru bulmayabiliriz buna eleştirilere yerden göğe kadar saygı duyarım ama “Böyle bir hukuki olanağınız yok.” demek bu İç Tüzük'e ve Anayasa’nın biraz önce ifade ettiğim amir hükümlerine aykırıdır arkadaşlar. Hükmü beğenmeyebiliriz, bizim getirdiğimiz öneriyi de beğenmeyebilirsiniz, saygı duyarım ama bu şu İç Tüzük'ün, daha doğrusu, hukukun bütün siyasi parti gruplarına vermiş olduğu bir haktır, AK PARTİ Grubu da bugün bu hakkını kullanmak istemektedir. Dolayısıyla, Sayın Başkanın tutumunu gözden geçirerek bu hakkı AK PARTİ’ye kullandırma yolunda bir irade ortaya koyması yönünde ümitvar olduğumu ifade ediyorum. Eğer bu konuda tutumunda ısrar olacaksa 63’ün ikinci fıkrası uyarınca da Genel Kurulda tutumunu oya sunmasını arz ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kubat.

Lehte ikinci söz Sayın Filiz Kerestecioğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakikadır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Anayasa'ya aykırı olarak vekillikleri düşürülmüş bir parti olarak Anayasa'ya ve İç Tüzük'e aykırı bir öneri getirmeniz bizim için de şaşırtıcı değil.

Ayrıca, bugüne kadar -Sayın Divanın söylediği gibi- böyle bir uygulama görülmedi ama görülmemiş çok şeyi çoğunluk tahakkümüne dayanarak yaptığınız da vaki. Bu da tabii şaşırtıcı değil bizim açımızdan.

Mesele ne? Mesele uluslararası sözleşmelerde konuşma sürelerinin yirmi dakikadan beş dakikaya indirilmesi, on dakika olan maddelerdeki konuşma süresinin de üç dakikaya indirilmesi. Şimdi, saatlerdir aslında Meclisi çalıştırmıyorsunuz, bu nedenle çalıştırmıyorsunuz. Neden? Çünkü tek muhalefetin sesi olan tek yerde, Mecliste -çünkü bütün başka kanallar aslında muhalefete neredeyse kapalı, en azından bizler için böyle- burada da aynı şekilde sözünü, sesini yeterince duyurmaması ya da acele işleriniz var yani bir an önce bunları bitirmek istiyorsunuz, ondan sonrasında işte o girdiğiniz seçim mahallinde, hiç önemli değil, bugüne kadar İç Tüzük neymiş, teamüller neymiş, bunlara bakmak, anlaşmak, bunları da bir kenara atarak “Sadece bizim dediğimiz olur, bizim dediğimizi yaparız.” diyorsunuz.

İç Tüzük’te “Başka bir süre belirtilmemiş veya aksi Danışma Kurulunun teklifiyle Genel Kurulca kararlaştırılmamışsa…” diyor. İç Tüzük 19’da “Danışma Kurulu, yapılan ilk çağrıda toplanamaz, oybirliğiyle tespit, teklif yapamaz veya görüş bildiremezse, Meclis Başkanı veya siyasi parti grupları ayrı ayrı, istemlerini doğrudan Genel Kurala sunabilirler.” diyor ancak bu, normal bir öneri gibi Genel Kurula sunulabilecek bir şey değil çünkü bu öneri kanser araştırması veya başka bir öneri gibi değil; bu, bir İç Tüzük değişikliği aslında. Siz, İç Tüzük değişikliğini bu şekilde Meclise, Genel Kurula bir öneriymiş gibi getiremezsiniz. Bu konuda, gerçekten bu önerinin İç Tüzük’e aykırı olduğunu Meclis Başkan Vekilimiz de ifade etti. “İç Tüzük’e aykırıdır.” diyerek gündeme almama hakkı olduğunu düşünüyoruz ve aynı zamanda, bugüne kadar olduğu gibi hakikaten bundan sonra da yapılacak olan şeylerin ancak uzlaşmayla, anlaşmayla gerçekleşebileceğini düşünüyoruz ama tabii ki iş, örneğin vekilliklerin düşürülmesine gelince, örneğin HDP’yle ilgili başka şeylere gelince o uzlaşmalar çok kolay sağlanabiliyor ama…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) - … şu anda yaptığınız şey tamamen özgürlüklerin kısıtlanmasıdır, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasıdır ve bugüne kadar, dediğim gibi, olmamış olan bir şeydir, yapılması gereken aslında söz sürelerinin kısıtlanması değil, aksine artırılması yönünde karar alınmasıdır. Bugün ilk defa belki Mecliste nispeten daha demokratik bir tartışmaya şahit olduk. Biz bugüne kadar söylediğimiz gibi, bundan sonra da sadece AKP’nin gündemini değil ve Erdoğan’ın gündemini değil, kendi gündemimizi işletmeye devam edeceğiz. Kimsenin söz hakkının da kısıtlanmasına mahal vermeyeceğiz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Aleyhte ikinci söz Sayın Mustafa Elitaş’a aittir.

Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Aslında şu anda Meclis Başkan Vekili “Anayasa'ya aykırı.” diye iddia ettiği bir konuda, “İç Tüzük'e aykırı.” diye iddia ettiği bir konuda eylemli bir İç Tüzük ihdası yaparak hem İç Tüzük'e hem Anayasa'ya aykırı bir eylem içerisinde bulunmuştur.

Bakın, değerli milletvekilleri, grup önerimize baktığınız takdirde, bütün uluslararası sözleşmeleri ilgilendiren, 30 uluslararası sözleşmenin nasıl görüşüleceğiyle ilgili, geneli üzerindeki konuşmaların beşer dakika, diğer konuşmaların İç Tüzük'ün 60 ve 81’inci maddesine göre üçer dakikayla sınırlandırmasını öngören çalışma.

Biz, iktidar ve muhalefet partileriyle anlaşarak bir haftada 97 uluslararası sözleşme görüştük, konuşmadılar. Niye? Uluslararası sözleşmeler üzerinde önergeyle değişiklik yapma hakkı yok, virgülünü dahi değiştiremezseniz uluslararası sözleşmelerin. Dün bir uluslararası sözleşmede, arkadaşımız ifade etti -şu anda, biraz sonra oylamasına geçeceğimiz uluslararası sözleşmelerde- bir milletvekili arkadaşımız sözleşmenin içeriğiyle hiç alakası olmayan bir konuyla ilgili yirmi dakika görüşme yapmış.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Olsun, ne var?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - Şu anda da saat 8’e 10 var. Türkiye Büyük Millet Meclisi 14.00’te başladı, saat 20.00. Altı saattir konuşuyoruz. Aslında ne olması lazım? 3 siyasi partinin grup önerisi var, on beşerden kırk beş dakika sonra… 3 sayın milletvekilinin gündem dışı konuşması var, arkasından 15 sayın milletvekilinin teamüller gereğince, alınan kararlar gereğince -İç Tüzük’te olmamasına rağmen- 15 sayın milletvekilinin yerinden birer dakika konuşma hakkıyla birlikte bizim toplam bir buçuk saatlik işimiz var. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 15.30’da gündemine geçmesi gerekir.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayenizde geçemedi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ama altı saattir biz konuşuyoruz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütün üyeleri konuşuyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sorun çıkardığınız için konuşuyoruz zaten. Laf olsun diye mi konuşuyoruz?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın tutanaklara, iktidar partisinden milletvekilleri kaç dakika konuşuyor. Muhtemelen verdiğimiz aralar, tartışmalarla birlikte, tartışmalar neticesinde ve gürültü, kavga sebebiyle verdiğimiz aralara bir saat desek beş saattir Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşuyor. Hangi yaraya merhem olan bir konuşma var? Ama 30 tane uluslararası sözleşmeyle ilgili konu varsa Türkiye Büyük Millet Meclisinin bunları onaylayarak Türkiye’nin başka ülkelerle ilişkilerini iyi bir noktaya doğru getirecek olduğuna inanıyoruz. Yoksa başka kanunlarla ilgili ya da herhangi bir şekilde söz hakkını kısmak söz konusu değil.

Biz anlaşarak yaptığımız gibi… Burada anlaşma söz konusu değil çünkü CHP Grubu itiraz etmiş: “Her şeye direneceğiz, her şeye ‘hayır.’” E “Her şeye hayır.” derken de kusura bakmayın, İç Tüzük’ten aldığınız hak ve yetkiler varsa itiraz etmiyoruz ama İç Tüzük’ün de iktidar partisine verdiği hak ve yetkiler varsa, nitekim bu 60, 81 ve 19’uncu maddedir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Doğru bir iş yapın da “evet” diyelim.

BAŞKAN – Buyurun, devam edin Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Sayın Meclis Başkan Vekilinin ve Grup Başkan Vekilinin de ifade ettiği konu “Bu, bütçedeki görüşmelerle ilgili.” diye söylüyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ya, öyle bir şey demedi, örnek verdi.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Aslında o konu, 50’nci maddede özel gündemde sayılan işler kısmında yapılmıştır. Özel gündemde yapılan işlerde, bütçe kanununu biz normal kanun tasarı, teklifi gibi görüşmeyiz, onun kendine has usul ve esasları vardır. Bir milletvekilinin, şahsı adına ancak bir kere konuşma hakkı vardır o usul ve esaslar çerçevesinde. Bu süreyle de ilgili siyasi parti grupları anlaşabilirler veya her parti grubu ayrı ayrı önerge getirebilir. Birisi der ki: “Bölümler üzerinde iki saat konuşulsun.” Öbürü der ki: “Yirmi dakika konuşulsun.” Nitekim bunun da örnekleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin teamüllerinde, tutanaklarında var olan bir şeydir.

Mesela Sayın Grup Başkan Vekili dedi ki: Bugüne kadar hiç zaman kısaltılması olmamış. Grup önerisiyle yaptığımız, Danışma Kuruluyla gerçekleştirdiğimiz eylemler var, örnekler var. 2017 yılında yaptığımız, araştırma komisyonları kurulmasıyla ilgili; geçen hafta veya önceki hafta anlaştığımız, araştırma komisyonlarının kurulmasıyla ilgili…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sözlerinizi tamamlayın Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Biliyorsunuz, araştırma komisyonlarının kurulması, biraz önce Sayın Kubat’ın söylediği gibi, 60’taki genel hükümlere göre yapıldığından dolayı gruplar adına yirmi dakika, önerge sahipleri adına onar dakikadır. Ama anlaştık, gruplar adına onar dakika, önergelerde de her siyasi partiden bir milletvekili konuşsun dedik. Mesela bütün önergelere bakıyoruz, 20 tane önerge var; AK PARTİ’den 5 tane, Cumhuriyet Halk Partisinden 8 tane, HDP’den 3 tane, MHP’den 10 tane. Bunlarda anlaşıyoruz, diyoruz ki: Birer tane konuşulsun. Bu hak gasbı olmuyor, hak ele geçirilmesi olmuyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Siz anlaşmıyorsunuz, zorla yaptırmaya çalışıyorsunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Ama Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmasıyla ilgili istismar konusu gündeme getirildiğinde, AK PARTİ de bu istismarı önlemek için yapılan bir işlemdeki grup önerisini getirdiğinde hak gasbı oluyor.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne istismarı ya?

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bu, çifte standarttır.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Esas çifte standart, senin söylediklerin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakın değerli milletvekilleri, Anayasa’da ve İç Tüzük’te -bunun gibi yapılan- hem komisyon tutanaklarında hem İç Tüzük’ün çeşitli maddelerinde ve kanunla ilgili İç Tüzük önergelerinin gerekçelerine baktığımız takdirde Meclis başkan vekillerinin istismarı engelleyecek şekilde yetkisi var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Nitekim 1998 yılında Başkanlık Divanının aldığı bir karar çerçevesinde, herhangi bir şekilde bir grup veya bir milletvekili -karar yeter sayısı istemek bir milletvekilinin yetkisi dâhilinde- sık sık karar yeter sayısı istiyorsa “Sık sık istendiği ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarını istismar edecek bir şekilde davranış sergilendiği takdirde Meclis başkan vekili sık sık istenen karar yeter sayılarını dikkate almaz.” diye bir yazılı teamül var. Yani sözlü teamüller birinci sırada, yazılı kurallar ile teamüller yok sayılıyor. Böylesine bir demokrasi anlayışı olmaz, böylesine bir çalışma usul ve esası olmaz. Bizim buradaki getirdiğimiz 30 uluslararası sözleşmeyle ilgili kısmı Türkiye Büyük Millet Meclisinin istismarına ya da… Herhangi bir önergeyle değiştirme hakkı bulunmayan uluslararası sözleşmede yapılmasını söylüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Başkan, size eylemli İç Tüzük ihdasını yapmamanızı tavsiye ediyorum. Eğer bu şekilde…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Gene tehdit geliyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Biraz önce usul tartışması açarken “Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun takdirine sunacağım.” diye ifade ettiniz. Bu konuda sizin takdir yetkiniz olmadığını ifade ederek Meclis Başkanının yetkisini de aşarak açıkçası Meclis Başkanının İç Tüzük’ün 15’inci…

Sayın Başkan, bana beş dakika oldu, Özgür Özel’in altı dakika… (CHP sıralarından gürültüler)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bana 2 kere, size 3 kere…

BAŞKAN – Size 3 kere, Sayın Özel’e 2 kere verdim. En uzun süreyi size verdim Sayın Elitaş. Devam edin, son bir dakika daha veriyorum. En uzun süreyi size verdim Sayın Elitaş ama gene de buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Mikrofon kapandıktan sonra konuşmayacağım zaten.

BAŞKAN – Hayır, buyurun, konuşun, 4’üncü kere uzatıyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Başkan, Meclis Başkanlığının başkan vekillerinin görevlerini tarif eden 15’inci maddede “Meclis başkan vekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Türkiye Büyük Millet Meclisini idare eder.” denir. Meclis Başkanının gönderdiği Başkanlık tezkeresini buraya almamak, gündeme almamak sizin hakkınız değildir. Meclis Başkanının verdiği görevi ihlal etmektesiniz. Meclis Başkanının aldığı iradenin önüne geçmektesiniz ve eylemli İç Tüzük ihdas etmektesiniz.

Bu konuyu tekrar değerlendirmenizi, eğer kararınızda ısrar ediyorsanız 63’üncü maddenin ikinci fıkrasına göre Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun takdirine başvurmanızı tavsiye ediyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Elitaş.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel, söz talebiniz var yerinizden.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

64.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın usul görüşmesi nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, çok klasik bir Sayın Elitaş durumuyla karşı karşıyayız. Kendisi 3+3 kullanıyor, hepimiz bildiğimiz hâlde “Özgür Özel’e 3 verdiniz, bana 2.” diyor. Oysaki bütün Meclis biliyor, siz de söylediniz.

İkincisi, bu süre on dakikaydı, böyle ciddi bir konuda, on dakikaya kadar verilebiliyordu usul tartışmasında. Neden veremediniz Sayın Başkan? Çünkü Sayın Elitaş’ın ilk imza sahiplerinden olduğu İç Tüzük değişikliğiyle üç dakikaya indirildi bu ve…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Bilmiyorsunuz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – …üç dakikaya indirilen bu süreyi -üst sınırı üç dakika yaptı- kendisi şimdi ihtiyaç duydu, sizin hüsnüniyetinizle 3 kere birer dakikadan altı dakika olarak kullandı; kendi kısıtladığı uygulama!

Sonra, ya, insanda, biraz böyle gözünün içine bakınca sıkılma olur, “97 tane uluslararası anlaşma geçirdik, hiç konuşmadılar.” diyor. Nasıl geçirdik arkadaşlar? 4 grup oturduk, Türkiye Cumhuriyeti devleti yabancı devletlere karşı sıkıntıya düşmesin, sayın bakanların beklentileri var… Herkes anlayış gösterdi, teşekkür telefonları açtınız, geldiniz “Çok önemli bir iş oldu.” dediniz, buradan teşekkür konuşmaları yaptınız. 470 uluslararası anlaşma 60’a inerken 4 parti grubunun gösterdiği anlayış, gösterdiği iş birliği, bu konuda ortaya koydukları anlayış… Burada 60 tane kalmış, geçen hafta yapılandan sonra, biz hakkımız olanı konuşacağız dedik diye böyle bir değişiklik getiriyor, sonra da dönüyor “97 tanesi geçerken hiç konuşmadılar. Neden? Virgülünü değiştiremezler.” diyor. Oysaki bu kitap yirmi dakika artı on dakikaları öngörüyor ve siz bunu değiştirmeye çalışıyorsunuz.

Bu kadar istismarcı bir anlayış olmaz. Down sendromlu evlatlarımız için, buradalar, beklemesinler, içeride dans gösterisi yapacaklar, hep birlikte başlarını okşayalım ve bu bir kanun değil, her gruptan şu kadar kişi konuşsun, izleyelim, sayın bakanlar bunu bekliyor, biz de gidelim... Biz de hatta -bakanımız yok- Kemal Bey’i, Genel Başkanımızı götürdük…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Down sendromlu çocuklar için yaptığımız bu uzlaşıyı bile burada istismar konusu yapıp “Geçen hafta düşürmedik mi…”

Düşürdüğümüz başka bir şey: Sen kanunu, yirmiyi beşe indiriyorsun. Ayıptır, yazıktır, günahtır, bu kadarı da fazladır Sayın Elitaş. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kerestecioğlu’nun söz talebi vardır, sonra size söz hakkı vereceğim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bakın, bana usulü tavsiye edenler hangi usulle konuştular ve hangi usule göre söz verdiğinizi izah etmeniz gerekir. Benim bir dakika fazlalığımı…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Allah Allah, bir saattir hangi usulle konuşuyorsunuz?

BAŞKAN – Bu bellidir, herkesin bildiği bir durumdur. 60’a göre söz istiyorlar, ben de söz veriyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 60’a göre… Peki.

BAŞKAN – Size de söz verdim. Sürekli verdiğim hâlde bu itirazı dile getirmemenizi de dikkate sunuyorum. Yani baştan beri hangi maddeye göre verdiğimi belirtmeden sizlere defalarca söz verdim. Bunu bütün Genel Kurulun bildiği kanısındayım.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

65.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın usul görüşmesi nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, kendisi üç dakikaya sığamayan Sayın Elitaş, şimdi sürelerin indirilmesini ve herkesin üç dakikaya sığmasını istiyor. Aslında durum budur yani bu kadar net; işte orada beş dakika mı, altı dakika mı ne konuşuyorsunuz.

Bir de muhalefet karar yeter sayısı istiyormuş. Şimdi, karar yeter sayısı istemeyeceğiz, ne yapacağız?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biz öyle bir şey ifade etmedik ya, iste istediğin kadar.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Gelin buraya yani o kadar milletvekiliniz var. Siz eğer gerçekten yaptığınız yasaları savunmak istiyorsanız -bunu yapan sizsiniz, iktidar olan sizsiniz- buraya geleceksiniz, yaptığınız işi savunacaksınız, milletvekilleriniz burada oturacaklar ve o oylamalarda bulunacaklar. Şimdi, bulunmadıklarında bizi burada köleler gibi, gerçekten ittifak yasasında, o sadece sizin için olan ittifak yasasında olduğu gibi sabahlara kadar çalıştıracaksınız, burada aşırı bir gerginlik yaratacaksınız, üstelik insanlık dışı bir şey olduğu için ister istemez her insan bundan etkilenecek ve o sabahlara kadar çalışmanın sonunda gerilecek, bunlara sebep olacaksınız; ha, bir de karar yeter sayısı istemeyeceğiz, üç dakikalara sığacağız, başka söz söylemeyeceğiz, e daha ne istiyorsunuz siz?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Ya, uluslararası sözleşme bunlar yani Filiz Hanım uluslararası sözleşme. Sanki gündeme dair konuşma yapıyorsunuz, yok öyle bir şey ya.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Zaten iktidarsınız. Hakikaten, daha ne istiyorsunuz? Yani burada artık insan söyleyecek söz bulamıyor sizin isteklerinize, arzularınıza karşı.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Özgür Bey, geçelim bunları, gidelim, uluslararası sözleşme bunlar.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yani bu ülke başka arzularla meşgul, yoksulluğun giderilmesini, başka sorunların giderilmesini istiyor ama siz sadece kendi gündeminizi dayatıyorsunuz ülkeye. Bu da bizim için kabul edilir bir şey değil.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kerestecioğlu.

Buyurun Sayın Elitaş.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Neye göre söz istediniz?

66.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, usul görüşmesinin sonucunu İç Tüzük’ün 63’üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği Genel Kurulun takdirine sunulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, bakın, şu anda verdiğiniz, arkadaşlar söylüyor “Neye göre?” diyor da sataşmadan söz istedim. Aslında bazen arkadaşlarımıza sataşmadan kürsüde yer veriyorsunuz ama genel kabul görmüş teamüllerde sataşma neredense oradan yapılır, buradan sataştıysa buradan cevap verilir.

Bakın, Sayın Özgür Özel, biraz önce bazı şeyler ifade etti fakat ben ona cevap vermeyi gerekli bulmuyorum, uygun da bulmuyorum, değer de bulmuyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kendi değerini gösterirsin.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Şu anda yaptığımız iş kapristen dolayı, Türkiye Büyük Millet Meclisini tıkamak için yapılan bir kapristen dolayı …

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Siz çalıştırmıyorsunuz kaç saattir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - … iktidar grubunun uluslararası sözleşmelerle kısıtlı olmak üzere, bu sözleşmeleri hayata geçirmek için verdiği bir grup önerisidir ve tamamen İç Tüzük’e uygun bir grup önerisidir. O anlamda, biz karar yeter sayısına hiçbir şey demiyoruz. Karar yeter sayısını isteyebilirler çünkü o hak kendilerine verilmiş.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Demin “İsteyemezler.” diyordunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İktidar partisi grubu milletvekili arkadaşlarımız, o karar yeter sayısını da 2’nci toplantıda veya 3’üncü toplantıda buluyor. Gönül ister ki karar yeter sayısı istendiğinde ilk toplantıda milletvekili arkadaşlarımız burada bulunsunlar ve bu karar yeter sayısının da şantaj hâline getirilmesine bizim AK PARTİ Grubunun fırsat vermemesi, meydan vermemesi gerekir diye düşünüyorum, değerli arkadaşlarımız da bu hassasiyeti gösteriyorlar. Onun için, Sayın Başkan, şu anda İç Tüzük 63/2’ye göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirine sunmanızı talep ediyorum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Elitaş.

Teşekkürler sayın milletvekilleri.

IX.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Mithat Sancar’ın AK PARTİ grup önerisini işleme almamasının İç Tüzük hükümlerine uygun olup olmadığı hakkında (Devam)

BAŞKAN – Lehte ve aleyhte görüşleri dinledim.

İç Tüzük’ün 63’üncü maddesinin son fıkrasını tekrar hatırlatmak istiyorum. Usul tartışmasıyla ilgili bu madde de şöyle bir hüküm yer alıyor: “Bu yolda bir istemde bulunulursa, üçer dakikadan fazla sürmemek şartıyla, lehte ve aleyhte en çok ikişer kişiye söz verilir. Bu görüşme sonucunda oya başvurmak gerekirse oylama işaretle yapılır.” Hükmün açık ifadesi ortadadır, teamüller de yine açıktır. Oylama gerekliliği, bu durumda Başkanın takdir yetkisindedir. Ben tutumumu değiştirecek bir gerekçe görmüyorum ve bu tutumumu oya sunmayı da kabul etmiyorum.

BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) – Oyla, oyla Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, yalnız...

BAŞKAN – Dolayısıyla oylamaya sunmuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri...

Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan, az önce grup önerimiz hakkında mütalaanızı, gerekçelerinizi anlatırken “Genel Kurulun takdirine sunacağım.” dediniz

BAŞKAN – Görüşlerimi Genel Kurulun bilgisine sunacağım dedim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, Sayın Başkan, usul tartışması...

BAŞKAN – Düzeltiyorum, eğer öyleyse, tutanağa bakar düzeltirim sözümü Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yani şu anda AK PARTİ Grubunun önerisini almıyorsunuz gündeme.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Eylemli bir İç Tüzük ihdası ve Meclis Başkanlığının size verdiği görevi de ihlal ediyorsunuz, haddinizi aşıyorsunuz.

BAŞKAN – Ben aynı kanıda değilim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kusura bakmayın, yanlış yapıyorsunuz, yetkisiz davranıyorsunuz.

BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Dostluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türkiye Cumhuriyeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Arasında Stratejik Ortaklık ve Dostluk Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/325) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 24)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, eylemli İç Tüzük ihdas ederek yetkinizi aştığınızdan dolayı, sizinle beraber Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmasının sağlıklı bir şekilde devam etmeyeceği kanaatiyle Hükûmet oraya, Komisyon oraya oturmamaya karar vermiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Komisyon? Yok.

Hükûmet? Yok.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hükûmet adına nasıl karar veriyor efendim?

BAŞKAN – Bu durumda…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hükûmet adına karar veremez Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bundan sonra da olmayacağı anlaşıldığından… (CHP sıralarından alkışlar)

ERTUĞRUL KÜRCÜ (İzmir) – Hükûmet, Meclisi boykot ediyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, Hükûmet adına karar veremez grup başkan vekili.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) - Hükûmet sözcüsü olmuş, haberimiz yok.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Ya, Meclisi çalıştırmamakla övünen bir muhalefeti tebrik ediyorum, başka da bir şey söylemiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Çalışalım, siz çalıştırmıyorsunuz. Başkan başlıyor, Hükûmeti oturtmuyor.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Ya, uluslararası sözleşme hepimizin ortak sözleşmesi arkadaşlar. Yapmayın ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Görev yapma kabiliyetini kaybetmiş bir Başkanla Türkiye Büyük Millet Meclisinin görüşmelerine devam edilemez.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bu hakaretlerin hesabını vereceksiniz.

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Tabii, tabii… Yapmayın ya, böyle bir şey olmaz ya! Tarihe geçtiniz!

BAŞKAN – Değerli milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü Arasında Örgüt ve Ofisin Türkiyedeki Yasal Statüsü Ayrıcalıkları ve Bağışıklıklarına İlişkin Anlaşmayı Tadil Eden Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nu görüşmeye başlıyoruz.

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Arasında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Uluslararası Göç Örgütü Arasında Örgüt ve Ofisin Türkiyedeki Yasal Statüsü Ayrıcalıkları ve Bağışıklıklarına İlişkin Anlaşmayı Tadil Eden Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/848) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 517)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Hükûmet? Yok.

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – Başkan vekili de yok!

BAŞKAN - Kanun tasarıları ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri görüşmek için birleşimi kapatacağım çünkü Komisyonun burada bulunmayacağı anlaşılmıştır.

5 Nisan 2018 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

Kapanma Saati: 20.06