TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          79’uncu Birleşim

                                                                                   29 Mart 2018 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- YOKLAMALAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, yaşlıların ve emeklilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın, bir turizm kenti olarak Kocaeli iline ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Türkiye'nin genel sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın, Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

3.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının İzmir’de Otogar-Halkapınar arası metro yapımını üstlendiğine ve İzmir’de hiçbir siyasi parti farkı gözetmeden  milletin hayrına yapılacak her hizmeti desteklediklerine ilişkin açıklaması

4.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, emeklilikte yaşa takılan vatandaşların durumunun acilen Hükûmetin gündeminde yer alması gerektiğine ilişkin açıklaması

5.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Bursa’nın Osmangazi ilçesinin Selçukgazi köyünde yaşanan zeytinlik katliamına ilişkin açıklaması

6.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 30 Mart 1432’de dünyaya gelen Fatih Sultan Mehmet'i ve ordusundaki erleri rahmet ve minnetle yâd ettiğine ilişkin açıklaması

7.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, Kayseri’nin Yahyalı ilçesinin Kapuzbaşı, Ulupınar ve Büyü Çakıl Mahallelerinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis Başkanının söylemleriyle Atatürk’ün anısına ve koltuğuna zarar verdiğine ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Meclis Başkanının “Meclis Sohbetleri” etkinliğinde yapılacak tiyatro gösterisinde kadın oyuncuların sahneye çıkmalarını engellemesine ilişkin açıklaması

10.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, eğitimde skandalların bitmediğine ve insanların çocuklarının geleceğinden endişe duyduklarına ilişkin açıklaması

11.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Meclis Başkanının Mecliste oynanacak tiyatro oyununda kadın oyuncuların sahneye çıkmalarını engellemesine ve kadınların sanatta, bilimde, siyasette, iş yaşamında olmaya devam edeceklerine ilişkin açıklaması

12.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 2017 yılı büyüme rakamlarına ve  AK PARTİ hükûmetlerinin uyguladığı ekonomi politikalarının doğruluğunun büyüme rakamlarıyla bir kez daha tescillendiğine ilişkin açıklaması

13.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, üniversite öğrencilerinin barınma sorununa ilişkin açıklaması

14.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Kızılay bölgesinde yer altı durak ve otopark düzenlemesi yapılacağı haberleriyle ilgili bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

15.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Erzurum’un 2026 Kış Olimpiyatları’na adaylık başvurusunun resmen yapıldığına ve emeği geçen herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

16.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ’ın, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk lirasından sıfırların atılmasıyla ilgili bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, bir vatandaşın tişörtünün üzerinde Atatürk resmi olduğu için Meclise alınmamasının bir utanç olduğuna ve yapılan bu saygısızlığı kınadığına ilişkin açıklaması

18.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, yetimlere kapı açanların ahirette cennete, dünyada huzur ve mutluluğa da kapı açmış olduklarına ve korunmaya muhtaç çocuklara sahip çıkılması gerektiğine ilişkin açıklaması

19.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, Yunanistan’ın Türkiye'yi üstü kapalı bir şekilde tehdit etmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

20.- Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu’nun, ekonomide sevindirici haberler aldığını söyleyen Hükûmetin emekliye, çalışana bu tabloyu yansıtacak maaş artışı vermeyi düşünüp düşünmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

21.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Afrin’de yaralanan askerin şehit olduğuna ve açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, Boğaziçi Üniversitesinin tarihsel misyonuna halel getirecek politikaların olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Millî Güvenlik Kurulu bildirisinde PKK, PYD, YPG, DEAŞ, FETÖ, PDY terör örgütleri için yapılan “proje terör örgütü” nitelendirmesinin doğru olduğuna, bu terör örgütlerinin arkasındaki küresel güçler ve ülkelerin de deşifre edilmesi gerektiğine ve 1 Nisan İkinci İnönü Zaferi’nin 97’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

24.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, üniversite ve yurtlarda yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarına ve bu konuda acil önlemler alınmasını beklediğine, Eren Keskin’in Özgür Gündem gazetesinde gönüllü yayın yönetmenliği yaptığı için hapis cezası aldığına ve Meclis Başkanının “Meclis Sohbetleri” etkinliğinde yapılacak tiyatro gösterisinde kadın oyuncuların sahneye çıkmalarını engellemesi konusunda Genel Kurula bilgi verilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

 

25.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Meclisteki bir etkinlikte kadın oyuncuların sahneye çıkarılmamasının Türkiye’de bütün kadınlara yapılmış bir hakaret olduğuna,  Başkanlık Divanının olağanüstü toplanmasını ve olayda sorumluluğu olan Meclis bürokratlarının gerekli kovuşturmaya tabi tutulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

26.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, 31 Mart Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın İstanbul Çağlayan Adliyesinde şehit edilmesinin 3’üncü yıl dönümüne, 31 Mart Halit Akçatepe’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne, Meclisteki tiyatro oyunuyla ilgili konunun takip edileceğine, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’ne ve  TÜİK tarafından açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin açıklaması

27.- Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun, Şemdinli’de çatışmada yaralanan Hidayet Tokmak isimli Çorumlu gencin şehit olduğuna  ve bütün şehitleri rahmetle andığına ilişkin açıklaması

28.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’in CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Hükûmetin Çiftlik Bank konusuyla ilgili zamanında müdahalede bulunmayarak insanların zarara uğramasına neden olduğuna ilişkin açıklaması

30.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çiftlik Bank konusunda kimin kusuru varsa ortaya çıkarmak gerektiğine ilişkin açıklaması

32.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

33.- İzmir Milletvekili Müslüm Doğan’ın, Çiftlik Bank konusunda Hükûmetin ilgisiz olduğuna ve Hükûmet ile bürokrasinin müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin açıklaması

34.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, kendilerine ulaşan bilgilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı açıklamasıyla örtüşmediğine ve kamuoyu vicdanının rahatlatılması açısından görüntülerin paylaşılması gerektiğine ilişkin açıklaması

35.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı açıklamasının yeterli olmadığına ve görüntülerin yayınlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

36.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Çukurova Üniversitesi Rektörlüğünün bazı  öğrencilerin terör örgütleriyle bağlantılarının araştırılmasıyla ilgili yazısına ilişkin açıklaması

37.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na ihdas edilmek istenen yeni maddenin yasa tasarısıyla herhangi bir bağının olmadığına ilişkin açıklaması

38.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul’da Emlak Konut Kuzey Yakası Projesi’nde çalışan işçilerin ana dilleriyle konuşmalarının firma yönetimince yasaklanmasına ilişkin açıklaması

 

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, şehit Hidayet Tokmak’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

 

 

 

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, esas komisyon olarak Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonuna havale edilen (2/2231) esas numaralı Kanun Teklifi’nin İzmir Milletvekili Murat Bakan tarafından geri alındığına ilişkin önerge yazısı (4/142)

 

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Kenya Parlamento heyeti ve üst düzey bürokratlara “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

C) Açıklamalar

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 28 Mart 2018 tarihinde düzenlenen “Meclis Sohbetleri” toplantısına ve yapılan tiyatro gösterisine ilişkin basın açıklaması

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ve arkadaşları tarafından, Çiftlik Bankın ilk ne zaman ortaya çıktığı, insanlara nasıl ulaştığı, kimler tarafından desteklendiği ve büyütüldüğünün ortaya çıkarılması, ne kadar para giriş çıkışının yapıldığının araştırılması ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla 29/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Çiftlik Bank mağduriyetinin araştırılması ve yetkili makamların görev ihmali olup olmadığının incelenmesi amacıyla 26/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 29/3/2018 tarihli birleşimde Genel Kurul çalışmalarının 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar devam etmesine ilişkin önerisi

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535)

 

X.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 535) Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

29 Mart 2018 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşimini açıyorum.

II.- YOKLAMA

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için beş dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla, verilen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını ve salondan ayrılmamalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.06

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.24

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

II.- YOKLAMA

BAŞKAN - Açılışta yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yoklama işlemini tekrarlayacağım.

Yoklama için beş dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, yaşlılarımızın ve emeklilerimizin sorunları hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Arzu Erdem’e aittir.

Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İstanbul Milletvekili Arzu Erdem’in, yaşlıların ve emeklilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

ARZU ERDEM (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bizleri ekranları başında izleyen aziz Türk milleti; yaşlılarımızın ve emeklilerimizin yaşadığı sorunların giderilmesi hakkında gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, evet, yaşlı ya da yaş almışlar aslında, buradaki uğultuyu duysa yaş almışlara verilen kıymetin ne kadar az olduğunu da göreceklerdir. (CHP sıralarından alkışlar) Her birinizi sessizliğe davet etmek istiyorum. Teşekkür ediyorum.

Tıp, bilim ve teknolojinin gelişmesiyle ve doğum oranlarındaki azalmayla her yıl yaşlı nüfusuna dâhil olan insan sayısı artmaktadır. TÜİK 2017 verilerine göre, 2012 yılında 5 milyon 682 bin 3 kişi olan 65 yaş üzeri yaştaki kişilerin sayısı 2016 yılında 6 milyon 651 bin 503 olarak belirlenmiştir. Yaşam kalitesinde bir artış olmadığı takdirde, yaşlılık nüfusunda bu oranların ülkemizi olumsuz etkileyeceği gerçeğini göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.

Yaş ve yaşlılık, emekli olmakla başlayan bir süreçtir aslında. Eğer ki normal bir yaşantımız varsa ve ortalama bir insan ömrünü de göz önünde bulunduracak olursak unutmayalım ki bir gün hepimiz yaş alacağız yani yaşlanacağız. Yaşlılarımıza baktığımızda, hayatları boyunca, belki de birçoğu yaşlandıkları zaman, yaş aldıkları zaman “keşke” kelimesiyle yüzleşmişlerdir.

Değerli milletvekilleri, biz de yaş alacağız, biz de yaşlanacağız. Yaşlandığımızda keşke dememek için, bilhassa bugün bize verilmiş olan bu şerefli makamların kimlerin vebaliyle temsil edildiğinin bilinciyle de hareket etmemiz gerçeğini unutmamamız gerekiyor.

Her insan için değişik anlam ifade eden yaşlılık, hayatın en önemli dönemidir. Yaşlılarımız dünümüz ile bugünümüz arasındaki köprüyü kuran, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşıyan ve bunları sağlayan en değerli varlıklarımızdır. Yaşlılık dönemi itibar gerektirmektedir. Bu, bizlerin yaşlılarımıza minnet borcudur.

Yaş almışlarımızın toplumla bütünleşmesi, daha aktif olmaları ve yaşama bağlı kılınmaları da gerekmektedir. Ömürlerinin büyük bir kısmını toplumumuza ve ülkemize hizmetle geçiren insanların yaşlandıklarında ve bakıma muhtaç oldukları dönemde, ömürlerinin sonuna kadar insan onuruna yakışır bir şekilde bakım talep etme hakkı bulunmaktadır.

Devletimizin yaşlılarımızın ve emeklilerimizin sorunlarıyla ilgili kalıcı çözümler üretmesi elzemdir ve şarttır. Böylelikle onlara olan minnet borcumuzu bir nebze olsun yerine getirmiş olacağız. Tabii ki milletimizin her bir bireyinin huzurunu sağlayacak sosyal politikalar yürütmeli, bu bağlamda yoksullarımız, çocuklarımız, gençlerimiz, bakıma muhtaç yaşlılarımız, emeklilerimiz ve işsizlerimiz için özel çalışmalar yapmalıyız.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, zor durumda olan ve sorunları bulunan tüm toplum kesimlerine dokunduk, dokunmaya da devam ediyoruz, sorunları çözmeye devam ediyoruz. Yaş almışlarımızın sorunlarının çözümü ve toplumda hak ettikleri yeri almaları hususunda elimizden geleni yapıyoruz.

Bu sorunların başında emeklilikte yaşa takılanlar gelmekte. Sosyal Güvenlik Kurumu prim gün sayısı dolmuş olan ve emeklilikte yaşı bekleyenler büyük mağduriyet içerisinde. Yaşı beklerken -burada çok önemli bir detay var- sosyal güvenceden mahrum bırakılan bu insanların tedavi ve ilaç masrafları karşılanmamaktadır. Her ne kadar isteğe bağlı sigorta uygulaması getirilmiş olsa da prim gün sayısını doldurmuş olan bu mağdurlara ilişkin tedavi ve ilaç masraflarının karşılanması yönünde bir çalışma ne yazık ki bulunmamaktadır ve bu konuyla ilgili bizim teklifimiz mevcuttur.

Değerli milletvekilleri, özellikle kadınlarımızla ilgili, yaş almış kadınlarımızla ilgili, Anayasa’nın eşitlik ilkesini de göz önünde bulundurmak suretiyle, kadınlara doğum borçlanmasının verilmesi şart. Burada, 4 çocuğu olan kadın “Benim 4 çocuğuma da doğum borçlanması verin.” demiyor ama en azından ara formül bulunarak belki 1 çocuğa, belki 2 çocuğa doğum borçlanması verilebilir. Aynı şekilde, belli bir yaşa gelmiş ve staj, çıraklık yapmış olanlarla ilgili, bunların sigorta başlangıcı sayılmaması ve sigortalılık süresine sayılmaması yönündeki de uygulama da aslında yanlış bir uygulama, mutlaka düzeltilmeli. Yaşlılarımızın özellikle geçmişle alakalı bu sorunlarının bir yığın olarak önümüzde durduğu bu dönemi göz önünde bulundurup ona göre hareket etmeliyiz, çözüm bulmalıyız.

Sözlerime cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle son vermek istiyorum. “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur.”

Saygılarımla. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erdem.

Gündem dışı ikinci söz, bir turizm kenti olan Kocaeli hakkında söz isteyen Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Sami Çakır’a aittir.

Buyurun Sayın Çakır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

2.- Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın, bir turizm kenti olarak Kocaeli iline ilişkin gündem dışı konuşması

SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizmde de iddialı bir kent olarak gördüğüm Kocaeli’yle ilgili düşüncelerimi ifade etmek üzere gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.

“Kocaeli” ismi anında size sanayi sektörünü, üretimi ve katma değeri hatırlatacaktır. O alana girmeden, Kocaeli’nin bir başka yüzünü, bir başka yanını, doğasını, insanının gönül genişliğini, gölünü, körfezini, tarihten bugüne taşıdıklarının bir kısmını ifade edeceğim. Elbette, emeğe saygı anlamında, ilimizin ve ülkenin kalkınmasına alın teriyle omuz veren işçilerimize teşekkür ediyorum. Emeğin hakkını ve karşılığını alın teri kurumadan ödemenin önemini kavramış ve bu katkıya destek veren işverenlere de başarılar diliyorum.

Her biri farklı güzellikleriyle dikkat çeken 12 ilçenin olduğu ve yaklaşık 2 milyon insanın yaşadığı bir il Kocaeli. Kocaeli tarih öncesi ve Nicomedia Dönemi, Roma, Bizans Dönemi, Selçuklu Dönemi, Osmanlı Dönemi, Cumhuriyet Dönemi’yle geniş bir geçmişe dayanan bir hazine şehirdir.

İzmit Saat Kulesi, tarihî Tren İstasyonu, Hızır Reis Denizaltı Müze Gemisi, Gayret Müze Gemisi, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Yarhisar Müze Gemisi, Elektronik Kent Müzesi, Kaiser II. Wilhelm Köşkü, Osman Hamdi Bey Müzesi, Mevlevi Evi, müzelerimizden bir kısmıdır.

Görülmeye değer doğal güzellikleri arasında Sekapark, Barbaros Hayrettin Paşa Parkı, Başiskele Parkı, Yürüyüş Yolu, Doğu Kışla Parkı, Gölkay Parkı, Kandıra Namazgâh Deresi, İzmit Körfezi, Gebze Gaziler Dağı, Yuvacık Alabalık Tesisleri, Maşukiye Alabalık Vadisi, Sapanca Gölü, Çınarlıdere, Tavşancıl Köyü Yazlık Ilıcası, Sarısu zikredilebilir.

Derince Harikalar Sahili, Yarımca Sahili, Tütünçiftlik Sahili, Kirazlıyalı Sahili, Ulaşlı Sahili, Karamürsel Sahili, Altınkemer Plajı, Paşa Suyu, Soğuksu Mesire Alanı, Çayırova Rekreasyon Alanı, Cebeci Sahili, Kerpe Sahili, Kefken Sahili, denizin ve körfezin derinliklerini size getirdiğini görebileceğiniz mekânlardır.

Kent Ormanı, Kartepe, Darıca Kuş Cenneti, Ballıkayalar Vadisi, Beşkayalar Tabiat Parkı, Bağırganlı köyü, Başdeğirmen Mesire Alanı, Eğreltidüzü Mesire Alanı, yeşilin sizi kucakladığı dost alanlardan sadece bir kısmı.

Kış kayağı, su kayağı, yamaç paraşütü imkânı bulabileceğiniz mekânlar yanında, antik çağa ait sur duvarlar içinde Şehitler Korusu’nda geçmiş ile bugün arasında zihnî bir köprü kurabilirsiniz.

Yahya Kaptan Anıt Mezarı, Kösem Valide Sultan Köprüsü, Türk Kahvesi (Lalezar), Üçtepeler köyünde tümülüsler, Süleyman Paşa Hamamı, Saatçi Ali Efendi Konağı, hâlen imamın hutbeye kılıçla çıktığı tarihî Orhan Camisi, Mehmet Bey Fevziye Camisi, Mimar Sinan Köprüsü, Sultan Baba Türbesi, Sırrı Paşa Konağı, Redif Dairesi, Portakal Hafız Mescidi ve Konağı, Pertev Mehmet Paşa Külliyesi, Pembe Köşk, Macar Kralı Thököly İmre’nin mezarı, Kutluca Köprüsü, Kasr-ı Hümayun, Karamürsel Bey Anıt Mezarı, İzmit Gazi Lisesi, Hannibal Mezarı, Gültepe Nekropolü, Eski Vali Konağı, Demirciler Konağı, Canfeda Hatun Çeşmesi, Büyük Su Kemeri, Akçakoca Bey Anıt Mezarı…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Say, say! Ben de sizin sattıklarınızı sayıyordum böyle sırayla.

SAMİ ÇAKIR (Devamla) - …II. Abdülhamit Han Camisi, Gebze ve Kandıra’da Sultan Orhan Camisi, Kara Bali Bey Camisi, Kazıklı Kervansaray görmeye değer bir kısım tarihî eserlerimizdir.

Kandıra yoğurdu, pişmaniye ve saray helvası, Çenesuyu, Yuvacık suyu, Maşukiye armudu, İzmit simidi, İhsaniye elması, Eşme ayvası, Değirmendere fındığı, Yarımca kirazı tadını hatırlatmadan geçemeyeceğimiz ürünler arasındadır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hep “Maşukiye” diyorsun, arada Derbent’i de söyle.

SAMİ ÇAKIR (Devamla) - Karamürsel sepeti, Hereke halısı, Kandıra bezi hem hediye hem de hatıra olarak Kocaeli’yi unutturmayacaktır.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Hepsi Kocaeli’de mi?

SAMİ ÇAKIR (Devamla) - Bu güzellikleri gezip görüp hem yaz hem kış, hoş ortamlarda temaşa etmek, konaklamak üzere ilgilerinize sunarken Kocaeli’nin misafirperverliğinden memnun kalacaksınız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakır.

Yalnız, Genel Kurul Kocaeli hediyelerini bekliyor, bu kadar bahsettiniz.

SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Eyvallah.

BAŞKAN – Sözünü aldık sayın milletvekilleri.

SAFFEK SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Sayın Sancaklı, sizin Kocaeli’yle ilgili bir talebiniz mi var?

Önce ayakta talebinizi alabilir miyim.

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Sayın Başkanım, sayın vekilimiz Kocaeli’yle ilgili çok güzel şeyler söyledi, ben de müsaade ederseniz bir ekleme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sancaklı.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın, Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

SAFFET SANCAKLI (Kocaeli) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sayın vekilimiz Kocaeli’mizle ilgili çok güzel şeyler söyledi, hakikaten Kocaeli, hem tarih olarak hem de günümüzde çok güzel özelliklere sahip. Eğer “Dünyada iki denizi, dağı ve gölü olan şehir” diye Google’a yazarsanız Kocaeli çıkıyor gerçekten; en son verilere göre de Türkiye'nin 3’üncü yeşil şehri.

Sayın vekilimizin söylediklerinin hepsine katılıyorum, sadece ufak bir eksik var: Yazın ve kışın olimpiyat yapılabilecek düzeyde bu kadar doğa güzellikleri olan, imkânları olan Kocaeli’de özellikle sportif açıdan çok eksiklerimiz var. Sayın vekilimiz simgelerimizi saydı, hepsine katılıyoruz ama Kocaeli’nin en büyük simgesi Kocaelispor’dur. Sayın milletvekillerimiz de burada, hep beraber Kocaelispor’a destek verip eski günlerine kavuşturursak Kocaeli’nin bir numaralı simgesinin ve özelliğinin Kocaelispor olduğunu herkes görecektir.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biz teşekkür ederiz Sayın Sancaklı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Akar, talebinizi alayım önce.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, Kocaeli’yle ilgili birtakım eksiklikler var, onları da ben ilave edeyim istiyorum.

BAŞKAN – Duyamıyorum, oturduğunuz yerden konuştuğunuz için duyamıyorum.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ayağa kalkayım Sayın Başkan.

Kocaeli’yle ilgili anlattılar arkadaşlarımız, birtakım eksiklikler var, onları da ben tamamlayayım istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akar.

2.- Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Kocaeli Milletvekili Sami Çakır’ın yaptığı gündem dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kocaeli bir turizm kenti olabilir, teşekkür ediyorum milletvekili arkadaşıma; gerçekten bir turizm kenti olabilir saydıklarını konuştuğumuz zaman. Sahillerimizden bahsetti, doğru, Körfez’de yaklaşık 112 kilometre sahilimiz var, 45 tane de limanımız var sahilde. Sahillerimizi, hepinizin bildiği gibi, sadece sanayi amaçlı kullanıyoruz, amaç turizm amaçlı da kullanmak olmalı. İkimiz de -iki vekil- Kartepe’nin eteklerinde oturuyoruz ama uzun yıllardır Kartepe’ye sadece bir Maşukiye’den ulaşım sağlanabiliyordu, bu sene Derbent yolu bir nebze bitirildi sayılır. Amaç oradaki bütün yolları açmak; bir de, Kartepe’de 1 otelimiz var, bu otel sayısını çoklandırmak ve kış turizmine de açmak oluyor.

En büyük problem şu: İstanbullu tren ulaşımını kullanarak Kocaeli’ye ve Kartepe’ye ulaşıyordu, maalesef, 2012’den sonra da trenlerimiz ortadan kalktı ve tren istasyonu olarak da bölgede Derbent Tren İstasyonu’ydu. Gerçi, Devlet Demiryollarıyla yaptığım görüşmeye göre birkaç gün içerisinde o da açılacak, üzerinde çok duruyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Müthiş bir turizm potansiyeli sağlayacaktır diye düşünüyorum.

Bu katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akar.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Türkiye'nin genel sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündem dışı üçüncü söz, Türkiye'nin genel sorunları hakkında söz isteyen Adana Milletvekilimiz Sayın İbrahim Özdiş’e aittir.

Sayın İdare Amirim, Sayın Özdiş, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP Genel Başkanı Sayın Erdoğan, her zaman olduğu gibi kendi hukukunu herkesten üstün görüyor; aydınlara, yazarlara, gençlere, kadınlara, kendine muhalif gördüğü herkese tehdit edici, rencide edici sözler sarf ediyor. Anayasa’mızın 42’nci maddesinde yer alan “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” ifadesini yok sayarak Boğaziçi Üniversiteli bir grup genci “Okutmayacağım” diyor. Düşüncesi, eylemi, suçu ne olursa olsun bir kimsenin eğitim hakkını elinden almak insanlık suçudur. Kendi üniversite diplomasının olup olmadığı tartışmalı bir Cumhurbaşkanının, kalkıp 20’li yaşlardaki bir grup öğrenciyi böylesine…

MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Yavaş! Yavaş biraz!

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Burada gelir, konuşursunuz.

…hedef göstermesi “Hayatlarını kaydıracağım.” demesi, kendini kaybetmenin, daha da önemlisi bu ülkeyi yönetememenin göstergesi olsa gerek. (CHP sıralarından alkışlar) Varsa suçları, onun karar mercisi sen değilsin; yargıdır, hukuktur, mahkemedir, hiç olmadı üniversite yönetimidir.

Kendi halkıyla mücadele eden bir Cumhurbaşkanı profiliyle karşı karşıyayız. Uyguladığı yanlış politikalarla, yönetim anlayışıyla, bu ülke insanının yaşamına büyük zararlar veriyor. Esas görevi yaşamımızı kolaylaştırmak, işleri yoluna koymak olan bir Cumhurbaşkanı, hem hayatımızı zorlaştırıyor hem de hakaret ediyor. Farklı düşünce ifade edene, kendini eleştirene hakaret etmek, tehdit etmek, bedel ödetmek, öz güveni olmayan, yeterli birikimi, eğitimi olmayan kimselerin yapacağı davranışlardır. Topluma korku salmak, korku iklimi yaratmak, tabii, tüm bunlar, yapılan yanlışları toplumdan gizleme çabasıdır, halkın doğruları öğrenmesinden korktuğunun göstergesidir. Ülkeyi bir bütün olarak görmemek, bir kısmını düşman görmek, onlara karşı bu kadar öfke ve kin dolu olmak. İşte, tam, burada, önceki gün AKP sözcüsünün Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’yla ilgili söylediği o söz, “psikolojinin konusu” sözü, gerçekte yukarıda anlatmaya çalıştığımız AKP Genel Başkanının davranışlarıyla bire bir örtüşüyor. Hakikaten, durum hiç normal değil. Hatta kendini ülkenin tek sahibi görüyor, tek doğruyu kendisinin bildiğini söylüyor. Ne yazılırsa, ne söylenirse nezdinde hiçbir kıymetiharbiyesi yok. Buna psikolojide ne denir biliyor musunuz? “Narsizm” yani kendini fazla seven, egosunu yücelten, “Önce ben, daha sonra diğerleri.” diyen kişiler.

Sayın milletvekilleri, önceki gün yine AKP sözcüsü, Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu’yla ilgili, grup konuşması nedeniyle, mitomaniye tutulduğunu söyledi. Mitomani, yalan söyleme hastalığı olarak biliniyor.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Yalan mı?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Konuşacağız.

Bu hastalığa yakalanmış kişilere de “mitoman” adı veriliyor. Ben buradan o sözcüye, AKP milletvekillerine ve halkımıza sesleniyorum: Halkına kim yalan söylüyor? Bunu anlamanın, bunu 80 milyon yurttaşımızın anlamasının çok kolay yolu var. Birisi İktidar Partisinin Genel Başkanı, diğeri Ana Muhalefet Partisinin Genel Başkanı, çıkarlar bir televizyon kanalına, 80 milyonun gözünün önünde tartışırlar. (CHP sıralarından alkışlar) Yani kim yalan söylüyor, kim söylemiyor, 80 milyon da buna karar verir. Ancak hepimiz, 80 milyon biliyor ki Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkacak zerrece cesareti yok. Zira Kılıçdaroğlu defalarca bu çağrıda bulundu.

Ha, niye bir ülkenin iktidar partisinin genel başkanı, üstelik de cumhurbaşkanı -ki devletin tüm bilgileri elinde- o ülkenin ana muhalefet partisinin genel başkanıyla herhangi bir televizyon kanalına çıkmaya korkar, niye yüreği yetmez, niye kendine güvenmez? İtiraz ediyorsanız hodri meydan! Genel Başkanınıza söylersiniz, herhangi bir televizyonda çıkar, Kılıçdaroğlu’yla tartışırlar. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Millet görüyor.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Kim yalan söylüyor, kim doğru söylüyor, halkımız buna karar verir.

BAŞKAN – Sayın Özdiş, ek süre istiyor musunuz efendim?

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Söyledi söyleyeceğini.

MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Söyledi zaten.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – İstiyorum, tabii ki uygun görürseniz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun.

Sözlerinizi tamamlamak üzere bir dakika ek süre veriyorum.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Buradan sesleniyorum: Bir ülkenin yarısıyla mücadele ederek o ülkeyi refaha, huzura kavuşturamazsınız. İşsizlikle, ekonominin kötü gidişatıyla, dövizin artışıyla, eğitimdeki sorunlarla, dış politikadaki tutarsızlıklarla mücadele edin.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Aç, istatistiklere bak, istatistiklere! 7,4 büyüme, rüyanızda bile göremezsiniz!

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Şeker fabrikaları gibi bu ülkenin değerlerini peşkeş çekeceğinize NBŞ’yi ülkeye sokmamak için mücadele edin. “FET֒yü temizliyoruz.” diyerek garibana zulmedeceğinize, FET֒yle ilişkileri ayan beyan ortada olan, FET֒nün bankasının yıllarca avukatlığını yapmış il başkanınızla, içinizdeki FET֒cülerle mücadele edin, FET֒cülerle. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu korku imparatorluğunu halkımızla birlikte, yapılacak ilk seçimde sandığa gömeceğimizden hiç kimsenin ama hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL ETYEMEZ (Konya) – Hayal etme, hayal etme!

MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Kılıçdaroğlu aday olacak mı cumhurbaşkanlığına, onu söyle. Yani bizi sandığa gömerken aday olacak mı, olmayacak mı onu söyle.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – “Saraylar, saltanatlar çöker/ Kan susar bir gün/ Zulüm biter/ Menekşeler de açılır üstümüzde/ Leylaklar da güler/ Bugünlerden geriye/ Bir yarına gidenler kalır/ Bir de yarınlar için direnenler.” (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Yeter ya, yeter! Kendine on dakikalık konuşma hazırlamış, yeter!

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Sayın Başkanım, bitirmek üzereyim. Divan üyesi olmam dolayısıyla bir pozitif ayrımcılık rica ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben bir dakikalık hakkımdan vazgeçiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın İdare Amirim, Başkanlık Divanı Üyemiz, İç Tüzük’ü en az benim kadar biliyorsunuz.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Biliyorum efendim.

BAŞKAN – Lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurun.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

“Saraylar, saltanatlar çöker/ Kan susar bir gün/ Zulüm biter/ Menekşeler de açılır üstümüzde/ Leylaklar da güler/ Bugünlerden geriye/ Bir yarına gidenler kalır/ Bir de yarınlar için direnenler/ Ey, her şey bitti diyenler/ Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler/ Ne kırlarda direnen çiçekler/ Ne kentlerde devleşen öfkeler/ Henüz elveda demediler/ Bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek/ Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!” (CHP sıralarından alkışlar)

Bu arada, yarın 30 Mart. 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledilen devrimci yurtsever gençlerimizi de bu kürsüden saygıyla anıyorum.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Daha hâlâ orada mısın ya? Sen orada mısın daha?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) - Yüce Meclise saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdiş.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Kafa, zihniyet değişmedikten sonra daha muhalefette kalırsın. Bu zihniyet değişmedikten sonra muhalefette kalırsın.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Çıkarsınız, konuşursunuz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Orada da konuşuruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen, grup başkan vekiliniz ayağa kalktı, talebini iletecek.

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, muhtemelen sayın vekil dün yoktu, dün bu konuların hepsini çok uzun tartıştık.

Boğaziçi meselesi, bir akademik özgürlük meselesi değil, bir terör meselesidir. CHP gibi doksan yıllık Mustafa Kemal’in partisine, ısrarla “İşgalin lokumu olmaz, asker katliam yaptı.” diye afiş açanların avukatlığını üstlenmenin yakışmadığını ifade etmek istiyorum, bu birincisi.

Sayın Başkan, ikincisi, ısrarla Cumhurbaşkanına hakaret etmeye çalıştı, biz bunları çok duyduk şimdiye kadar.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Hiç öyle bir şey yok! Olanları anlattım, olanları.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Aslında, Cumhurbaşkanına hakaret, ona oy verenlere hakaret demektir. Eğer on beş yıldan beri…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Yaşananları anlattım Sayın Grup Başkan Vekili.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bir de böyle bir üslup var işte.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kim diktatör, kim faşist görün. Beş dakika konuştu, bağırdı, bağırdı, bağırdı, ağzımızı açmadık; üç saniye konuşuyoruz, susmuyorlar. Kimin faşist olduğunu, kimin diktatör olduğunu en iyi gösteren tablo, bu tablo Sayın Başkan.

Sayın Başkan, FET֒yle ilgili dün çok uzun konuştuk. FET֒yle ilgili mücadelede Türkiye’nin en büyük şansı, Tayyip Erdoğan gibi kararlı, dik duran bir liderin olmasıdır. Eğer bu kadar kararlı duran bir lider olmasaydı, bugün FET֒yle ilgili bu ülke çok daha büyük bedel öderdi.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özdiş.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sataşma var, sataşmadan söz istiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sataşmadım ama.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – “Diktatör” lafını kullandı, “faşist” lafını kullandı.

BAŞKAN – Böyle bir cümle kullanmadı, hayır.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Kullandı efendim, kullandı. Kimin diktatör olduğunu, kimin faşist olduğunu… Kullandı efendim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu tarz…

BAŞKAN – Efendim bir dakika… Dinleyeyim Sayın Turan, sakin olun.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Aksine, Boğaziçi Üniversiteli gençlerin davranışlarıyla ilgili bizi suçladı.

BAŞKAN – Söylediklerinizi yanlış ifade ettiğini söylüyorsunuz, yerinizden…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Hayır efendim, kürsüden istiyorum mümkünse.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ben kürsüye çıkmadım.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, AKP Grup Başkan Vekili İbrahim Bey için sözlü, yüksek sesle ona müdahale ettiği için, “Kimin diktatör olduğu, kimin faşist olduğu bu davranış tarzından bellidir.” diye hakarette bulunmuştur ve 69’a göre kürsüden, sataşmadan söz istiyoruz.

BAŞKAN – Grup adına siz temsilcisiniz, bu anlamda…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Evet, İbrahim Bey cevap verecek.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özdiş. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın yerinden sarf ettiği bazı ifadeleri sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Sayın Grup Başkan Vekili, ben kimseye hakaret etmedim, ben Türkiye’de yaşananları ortaya koydum; çok açık ve net.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Teşekkür ederiz etmediyseniz.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Boğaziçi Üniversitesinde okuyan tüm gençler bizim gençlerimiz, lokum dağıtan da o pankartı açan da. Üniversitelerde düşünce özgürlüğü esas olmalı. Ama sizin Cumhurbaşkanınız kalkıp Boğaziçi Üniversitesindeki…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Senin Cumhurbaşkanın değil mi?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Aynen bunu söylüyorum, kalkıp cevap verirsiniz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bizim değil ya! AKP’nin Genel Başkanı bizim Cumhurbaşkanı olabilir mi ya?

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Türkiye’nin Cumhurbaşkanı o, Türkiye Cumhurbaşkanı o. “Sizin”miş! Sen hangi ülkenin vatandaşısın? Hangi ülkenin vatandaşısın sen İbrahim Özdiş? Hangi ülkeye aitsin sen?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – …Türkiye’nin bir üniversitesinde, Boğaziçi Üniversitesindeki seçimlerde en yüksek oyu alan rektörü atamayıp şunu söyleyebiliyorsa: “Üniversitelerde…”

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sen nereden geldin de burada konuşuyorsun o zaman?

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Hangi ülkeye ait olduğunu açıkla. O, Türkiye Cumhurbaşkanı.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bağırma, bağırma, konuşsun!

BAŞKAN – Sayın Dalkılıç, lütfen, duyamıyoruz hatibin konuştuklarını.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Efendim, sussunlar.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Başkanım, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı o.

BAŞKAN – Bir dakika… Benim duymam lazım ama sizin değil.

Lütfen siz müdahale etmeyin.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Hakaret ediyor.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Hakaret falan etmiyorum.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – “Sizin Cumhurbaşkanınız”ın anlamı ne, “sizin” demek ne demek? Sen kimsin de böyle konuşuyorsun?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Cumhurbaşkanı Boğaziçi Üniversitesindeki rektörlük seçimlerinde en fazla oyu alan rektörü atamayıp arkasından, eğer “Üniversitelerde rektörlük seçimleri…”

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sesin kısıldı, bağırma artık.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – “…huzursuzluğa neden oluyor.” diyor ise o Cumhurbaşkanının demokratlığından, demokrasiyi içselleştirdiğinden biz şüphe ederiz. Bu, bu kadar açık. Ne istiyorsunuz 20 yaşındaki gençlerden?

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teröristlik yapmayacak, ülkenin bayrağına hakaret etmeyecek o gençler, doğru dürüst okuluna gidecek.

BAŞKAN – Sayın Tamer…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Orada tartışıyorlar, yeter ki şiddete, kaba kuvvete müracaat etmesinler. O gençler, lokum dağıtan da pankart açan da bizim gençlerimiz, bizim. Hiçbir kişinin, Cumhurbaşkanı da olsa bu toplumu…

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Hangi ülkenin vatandaşı olduğunu açıkla.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Türk Bayrağı’na saygı gösterecek o gençler.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – …bölmeye, bu toplumun yarısını karşısına almaya hakkı yok; bizim anlatmak istediğimiz bu.

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Hangi ülkenin vatandaşısın?

İBRAHİM ÖZDİŞ (Devamla) – Kimseye, altını çizerek söylüyorum, hakaret etme gibi bir niyetimiz olamaz.

Yüce Meclisi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Sayın Özdiş, hangi ülkenin vatandaşısınız? “Sizin Cumhurbaşkanınız.” diyorsunuz, hangi ülkenin vatandaşısın, açıkla onu.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Bu ülkenin vatandaşıyım, Türk vatandaşıyım.

BAŞKAN – Sayın Özdiş… Sayın Dalkılıç…

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – O zaman “Cumhurbaşkanımız” diyeceksin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sen tayin etmeyeceksin kimin vatandaşı olduğunu.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Yok ya! Benim ne diyeceğimi sen mi söyleyeceksin! Allah, Allah!

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – AK Parti Genel Başkanı olmakla sadece bir kesimin Cumhurbaşkanı olmayı kabullendi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Turan...

Arkadaşlar, lütfen…

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Toplumun yarısını karşısına alsın, ne yapalım yani susalım mı Beyefendi?

HALİS DALKILIÇ (İstanbul) – Hiç kimseyi karşısına almıyor.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Yapma, alıyor.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan, sizi dinliyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, tekrardan yorulduk ama daha yasama faaliyetlerinin başındayız. Bu kadar bağırmaya, ses kısılacak kadar gerilmeye gerek yok, konuşarak anlaşırız biz. Bu tarz hakaretlere, bu tarz gerginliklere gerek yok diye düşünüyorum. Fakat Boğaziçi Üniversitesini “Onlar bizim gençlerimiz.” diye özetlemek, akademik özgürlükle açıklamak doğru değil. Altını bir daha çiziyorum, askere “katil” diyen, “İşgalin, katliamın, lokumu olmaz.” diyen genç, bizim gencimiz değil Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Danış Beştaş, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bu Boğaziçi Üniversitesiyle ilgili üç gündür burada tartışma yürütülüyor ve maalesef, iktidar partisi grup başkan vekili hâlâ Boğaziçindeki olayları “terör” diye tanımlayabiliyor.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Terörden başka bir şey değil.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bundan gerçekten büyük bir rahatsızlık duyuyoruz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Bu ülkenin bayrağına hakaret eden teröristtir.

BAŞKAN – Sayın Tamer… Sayın Tamer, rica ediyorum…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Boğaziçi Üniversitesindeki öğrencilerin, tıpkı diğer öğrencilerin olduğu gibi, hepsinin düşünce ve ifade özgürlüğü vardır.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Hiçbir zaman bayrağa hakaret edemez! Askere hakaret edemez!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ne bayrağı ya? Nereden biliyorsun?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sizin Afrin işgalinizi desteklemek zorunda değildir.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Askere “katil” diyemez, diyemez! Dedirtmeyiz onu.

BAŞKAN – Sayın Tamer…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – ÖSO çetesine “katil” der, bal gibi de der, nitekim öyledir. Şu anda, orada bir yağma var, bir katliam tehdidi var, orada siviller öldürüldü. Birleşmiş Milletler, uluslararası insan hakları örgütleri orası için çağrı yapıyor. Doğrudur, savaşın ve katliamın lokumu olmaz. Biz, buna imza atıyoruz. Savaşa destek veren anlayışı reddediyoruz. Türkiye'nin içeride ve dışarıda barış dışında bir politikası olmamalıdır. AKP’li olmayan herkesi terör ve terörizmle ifade etmek iktidar partisinin çıkmazıdır. Biz bunu reddediyoruz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Hiç alakası yok, hiç alakası yok!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bilim insanlarına yönelik saldırıyı kınıyoruz ve AKP Genel Başkanının bu konudaki tutumunu da kınıyoruz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Askere “katil” diyenle biz bir arada olamayız, siz de olmamalısınız.

BAŞKAN - Sayın Tamer…

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Ben de hakkımı kullanıyorum Başkan.

BAŞKAN – Rica ediyorum ama… Grup başkan vekiliniz var.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Olabilir. Ben de milletvekiliyim.

BAŞKAN – Olabilir. Sayın Başkan konuşmasını yapacak.

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, Sayın Özdiş ile Sayın HDP’nin konuşmasının aynı bağlamda kesişmesini ibretle izliyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Olabilir!

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sizinki de IŞİD’le aynı gibi duruyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - PKK’nın kuruluşunu kutlayan Boğaziçi öğrencileri ile askere “katil” diyen Boğaziçi öğrencilerinin yargı önünde hesap vermesinden neden HDP’nin ve CHP’nin rahatsız olduğunu kamuoyunun takdirine sunuyorum Sayın Başkanım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Yirmi yıl önce başörtülülere terörist diyorlardı! Onlar o zaman giremedi oraya. Yapmayın Allah’ınızı severseniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yapmayın Sayın Paylan, siz bari yapmayın!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Aksi ispat edilene kadar herkes masum değil mi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Tamam, mahkeme değerlendirsin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Burada “suç” ve “ceza” fiiline ne Recep Tayyip Erdoğan ne de Sayın Grup Başkan Vekili karar veremez.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Mahkeme değerlendirsin diyoruz Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Buna karar verecek olan merciler, soruşturma makamları ve yargı makamı bellidir. Buradan, Meclisten Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini suçlu ilan etmek en hafifinden hukuk tanımazlıktır, demokrasiye aykırı bir tutumdur.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Biz bunu reddediyoruz. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, AKP’den izin alıp orada okumaya hak kazanmadılar, üniversite sınavına girdiler ve orada öğrencidirler, AKP’ye biat etmek zorunda da değildirler. (HDP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Alkışlayın arkadaşlar siz de!

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Beştaş.

Sayın Akar, buyurun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, yine AKP Grup Başkan Vekili İbrahim Özdiş’in Boğaziçi Üniversitesi öğrencileriyle ilgili konuşmasından sonra ve HDP’nin yaptığı açıklamalardan sonra bizi HDP’yle… Sanki Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri Türk askerine “katil” demiş gibi bir sunum yaparak bizi de onlarla özdeşleştirerek…

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Kelime kelime aynı konuşma Sayın Başkan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, öğrenci, üniversite öğrencisi dediğiniz zaman fikirlerini açıkça tartışabilen, düşüncelerini söyleyebilen ama asla vatanına ihanet etmeyen, bayrağına ihanet etmeyen insanlar olmalı, insanlar olmalı; bunun arkasında duruyoruz.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Güzel, vatanına ihanet etmeyecek, vatanına ihanet etmeyecek. Bu, doğru bir kelime.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Üniversitede okuyan öğrencilerin yanında, akademisyenler de böyle televizyonlara çıkıp “Çocuklar kitap okumasın.” dememeli “Eğitim görmesin.” dememeli “Bizim oy potansiyelimiz azalır.” dememeli.

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Bunlara diyecek bir şey yok!

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Üniversiteler, Anayasa değişirken üniversite hocaları kalkıp Anayasa hakkında fikir beyan edebilirler. Ama maalesef, Türkiye’de hem akademisyenler hem öğrenciler Türkiye’nin problemlerini, kendi düşüncelerini açık olarak ortaya koyamıyorlar. Boğaziçi Üniversitesinde olay yaşanmıştır. Ama Türkiye’de hukuk vardır, yargı vardır. “Bağımsız yargı” diye konuşuyorsunuz. Bir insanın suçlanıp suçlanmayacağını, bir insanın yargı kararı olmaksızın -ki grup başkan vekili de avukattır, hukukçudur- terörist ilan edilmeyeceğini bizden iyi bilmesi gerekiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Onun için de ne yapılması gerekiyor? Gerekenlerin yapılması gerekiyor bu konuda.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akar.

Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren milletvekillerimize yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim. Bu sözlerin ardından sayın grup başkan vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

İlk söz, Sayın Kalkan…

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

3.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının İzmir’de Otogar-Halkapınar arası metro yapımını üstlendiğine ve İzmir’de hiçbir siyasi parti farkı gözetmeden milletin hayrına yapılacak her hizmeti desteklediklerine ilişkin açıklaması

NECİP KALKAN (İzmir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Efendim, öncelikle hem İzmirlilere hem de İzmir’de yapılanları görmezlikten gelenlere bir havadis vermek istiyorum. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı İzmir’de Otogar-Halkapınar arası metro yapımını üstlendi, karar Resmî Gazete'de yayınlandı, yürürlüğe girdi. 4,5 kilometrelik metro hattında 5 istasyon bulunacak. Bu istasyonlar Şehitler Caddesi’nden başlayacak, Kâmil Tunca Bulvarı, Çamdibi, Altındağ istasyonlarıyla Otogarda sona erecek. 30 ayda tamamlanacak ve aç-kapa sistemiyle yapılacak. Efendim, esas söylemek istediğim bu.

Biz İzmir’de siyaseti hizmetüstü yapıyoruz. Hiçbir siyasi parti farkı gözetmeden İzmir’de milletin hayrına yapılacak her hizmeti İzmir milletvekilleri ve il başkanlığı olarak destekliyoruz; Sayın Aziz Kocaoğlu’nun da projelerine sahip çıkıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Kalkan.

Sayın Tümer…

4.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, emeklilikte yaşa takılan vatandaşların durumunun acilen Hükûmetin gündeminde yer alması gerektiğine ilişkin açıklaması

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) - Sayın Başkan, Türkiye genelinde 1999 yılından önce sigortalı olup emekli olabilmeleri için yaş sınırları uzatılan yaklaşık 5 milyon kişi mağdur edilmektedir. Emeklilikte yaşa takılan vatandaşların sigorta prim gün sayılarını tamamlamalarına rağmen emekli edilmemesi ülkenin kanayan bir yarası hâline gelmiştir. Türkiye’de kiralama usulü hariç 200 binden fazla devlete ait makam aracı bulunmaktadır. Almanya 10 bin resmî araçla kamu hizmetlerini karşılayabiliyorken Türkiye’ye 200 bin makam aracı yetmiyor. Araçların bakım, onarım ve yakıt masraflarının da vatandaşların cebinden çıktığı düşünüldüğünde, emekliliği hak etmelerine rağmen, yaşları bahane edilerek yıllarca bekletilen insanlarımızın büyük bir haksızlığa uğradığı açıktır. Emekli olma hayaliyle yıllarca emek veren vatandaşlarımızın sorunu acilen Hükûmetin gündeminde yer almalıdır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tümer.

Sayın Aydın...

5.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Bursa’nın Osmangazi ilçesinin Selçukgazi köyünde yaşanan zeytinlik katliamına ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu iktidar sayesinde Türkiye zeytini dışarıdan alır hâle geldi. Zeytin üretimini düzenleyen ve zeytinlikleri koruyan 3573 sayılı Kanun’a rağmen Türkiye’de çok sayıda zeytin alanı yok edildi. Bursa Osmangazi’nin Selçukgazi köyünde yaşanan zeytinlik katliamı ise vicdanları sızlatacak türden. Türkiye'nin en güzel zeytinlerinin yetiştiği köyde 3 parsele yayılmış toplam 25.600 metrekarelik alandaki yüzlerce zeytin ağacı kesildi. Zeytin ağaçlarının kesilmesiyle açılan alanın ise bir hafriyat şirketine verilip hafriyat döküm sahası olarak kullanılacağı söyleniyor. Kesimin arkasında çok önemli iddialar var. Tarım Bakanlığının ve Tarım İl Müdürlüğünün buraya nasıl izin verdiği… Tarım Bakanının sizin aracılığınızla bu konuya bir cevap vermesini talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

Sayın Dedeoğlu…

6.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 30 Mart 1432’de dünyaya gelen Fatih Sultan Mehmet'i ve ordusundaki erleri rahmet ve minnetle yâd ettiğine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hadisişerifte Peygamberimiz “Konstantiniyye -İstanbul- elbette fetholunacaktır, onu fetheden emîr -komutan- ne güzel emîr, onu fetheden asker ne güzel askerdir.” buyurmuştur. İşte, o Fatih, 30 Mart 1432 yılında Pazar günü seher vakti Edirne’de dünyaya gelmiştir. Kalbi imanla dolu olan, Hakk’a gönülden bağlı, ideali uğruna kanının son damlasına kadar düşmanla çarpışan bahtiyar komutan; başını İslam’a adamış, canını mübarek dinin ve vatanın emrine amade kılmış, malını İslam’ın zaferi için feda etmiş güzel komutan; İslam medeniyetini İstanbul’un fethiyle birlikte ihya ederek yeni bir çağ açan, yeni bir cihan devleti kuran Fatih Sultan Mehmet'i ve onun ordusunda yer alan ilim, irfan ve cenk erlerini rahmetle, minnetle ve saygıyla yâd ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Dedeoğlu.

Sayın Tamer…

7.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, Kayseri’nin Yahyalı ilçesinin Kapuzbaşı, Ulupınar ve Büyü Çakıl Mahallelerinde yaşanan sel felaketine ilişkin açıklaması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Çok teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Dün gece saat üç itibarıyla Kayseri’nin Yahyalı ilçesi Kapuzbaşı, Ulupınar ve Büyük Çakır Mahallerinde bir sel felaketi yaşanmıştır. 3 kişi mahsur kalmıştır; AFAD, Jandarma ve Yahyalı Belediyesi ekipleri tarafından burunları kanamadan kurtarılmışlardır. Şu an itibarıyla sel devam etmektedir ancak maddi hasar kesin olarak tespit edilemedi. Sayın Kayseri Valisi, yine Yahyalı Kaymakamıyla irtibat hâlindeyiz. Tabii, tek tesellimiz can kaybı olmaması. Allah bir daha göstermesin diyorum, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tamer.

Sayın Tanal…

8.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis Başkanının söylemleriyle Atatürk’ün anısına ve koltuğuna zarar verdiğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Sayın Meclis Başkanımız İsmail Kahraman Atatürk düşmanı, laiklik düşmanı, sanatçı düşmanı haberlerinden bıkmadı mı? Biz bıktık. O bıkmadı mı? Atatürk’ün oturduğu koltuğun hakkını ne zaman verecek? (CHP sıralarından alkışlar) Sayın Meclis Başkanı söylemleriyle Atatürk’ün anısına ve koltuğuna zarar veriyor. Atatürk’e, sanatçıya, laikliğe dil uzatmayan bir Meclis Başkanımız neden yok?

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tanal.

Sayın Özdemir…

9.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, Meclis Başkanının “Meclis Sohbetleri” etkinliğinde yapılacak tiyatro gösterisinde kadın oyuncuların sahneye çıkmalarını engellemesine ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın İsmail Kahraman’ın Meclis Başkanlığı görevini üstlendiği ilk günden itibaren yüce Parlamentomuzun çatısı altında Atatürk, cumhuriyet, laiklik, özgürlükler ve son olarak da kadınlara karşı yeni yeni saldırılarla karşı karşıya kalıyoruz. Dün akşam Meclis Sohbetleri etkinliğinde 18 Mart Çanakkale Şehitleri anmasına ilişkin Ankara Devlet Tiyatrolarının tiyatro gösterisine bir saat kala bizzat Meclis Başkanı Sayın Kahraman’ın son dakika müdahalesiyle kadın oyuncuların sahneye çıkmalarının engellenerek yasaklandığı basına yansıdı.

Sayın Başkanım, sizin aracılığınızla, Parlamentomuzun itibarını zedeleyen bu rezalete sebebiyet verdiği iddia edilen Sayın Meclis Başkanının Genel Kurula olayla ilgili acilen bilgi vermesi ve bütün sanatçılarımızdan özür dilemesi çağrısında bulunuyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdemir.

Sayın Özdiş…

10.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, eğitimde skandalların bitmediğine ve insanların çocuklarının geleceğinden endişe duyduklarına ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Sayın Millî Eğitim Bakanına: Yaz-boz tahtasından beter hâle getirdiğiniz eğitim sektöründe skandallar bitmiyor. Trabzon Of Anadolu Lisesinde bir öğretmenin öğrencilere ödev olarak verdiği kitapta Atatürk ve silah arkadaşlarına çirkin iftiralarda bulunuluyor. Bu konu hakkında inceleme başlatılmış mıdır?

Ayrıca, son rapor ve anketlere göre, velilerin yüzde 60’ı çocuklarını yurt dışında üniversiteye göndermek isterken yüzde 21’i de yurt dışındaki liseleri araştırdıklarını söylüyor. Yani az buçuk parası olan çocuğuna yurt dışında eğitim aldırıyor, o kadar parası olmayanlar, imkânlarını zorlayıp Türkiye’de özel okula gönderiyor, garibanlar da devlet okullarına ve koşullarına talim… İnsanlar çocuklarının geleceğinden endişe ediyor. Bu durumdan memnun musunuz? Eğitimin geldiği bu hâl içinizi acıtmıyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdiş.

Sayın Bakan…

11.- İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Meclis Başkanının Mecliste oynanacak tiyatro oyununda kadın oyuncuların sahneye çıkmalarını engellemesine ve kadınların sanatta, bilimde, siyasette, iş yaşamında olmaya devam edeceklerine ilişkin açıklaması

MURAT BAKAN (İzmir) – Sayın Başkan “Laiklik Anayasa’da olmasın.” diyen Meclis Başkanı İsmail Kahraman Çanakkale Anmaları kapsamında Mecliste oynanacak tiyatro oyununda” Kadın oyuncular sahneye çıkmayacak.” diyor; on iki dakikalık oyun dört dakikaya düşüyor. “Bayan oyuncular çıkmıyor değil mi? Aferin.” diyor, oyuncular olayı gözyaşları içinde anlatıyor.

Biz İsmail Kahraman Beyefendi’yi iyi tanıyoruz; bu tutumunu siyasal İslamcı anlayışından bağımsız görmüyoruz. Bu, kadını tecrit etme anlayışıdır, hayatın öznesi olmaktan çıkarma, onu edilgenleştirme çabasıdır.

Sayın Kahraman, sizin işgal ettiğiniz makam Mustafa Kemal Atatürk’ün makamıdır. Cumhuriyet devrimi de her şeyden önce bir kadın devrimidir. Kadını cumhuriyetle birlikte çıktığı noktadan aşağıya indiremezsiniz. Halide Onbaşı, Şerife Bacı, Kara Fatma ve daha niceleri istiklal için kadın-erkek birlikte mücadele etti. Kadınlar size rağmen sanatta, bilimde, siyasette, iş yaşamında varlar, olmaya devam edecekler.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Sayın Taşkın…

12.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, 2017 yılı büyüme rakamlarına ve AK PARTİ hükûmetlerinin uyguladığı ekonomi politikalarının doğruluğunun büyüme rakamlarıyla bir kez daha tescillendiğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ülkemiz ekonomisine ilişkin 2017 yılı büyüme rakamları açıklandı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Türkiye ekonomisi 2017 yılında yüzde 7,4 büyüdü. Bu sonuca göre Türkiye, 2017’de dünya ekonomisinin yüzde 85’ini oluşturan G20 ülkeleri içerisinde lider olmuştur. 2016 yılında hain FETÖ darbe girişiminin ve ekonomik saldırılarının sebep olduğu ekonomik gerilimin ardından beş çeyrek üst üste büyüme kaydeden ekonomimiz 2017’nin son çeyreğinde yüzde 7,3 büyüdü. 2017’deki 7,4’lük büyüme oranının 2,3 puanının yatırım ve net ihracat kaleminden gelmesi, Türkiye ekonomisinin yatırım ve ihracata dayalı sağlıklı ve hızlı bir büyüme sürecine girmiş olduğunun göstergesidir. AK PARTİ hükûmetleri olarak aziz milletimize güvenerek uyguladığımız ekonomi politikalarının doğruluğu büyüme rakamlarıyla bir kez daha tescillenmiştir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Taşkın.

Sayın Bektaşoğlu…

13.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, üniversite öğrencilerinin barınma sorununa ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Üniversite öğrencilerinin ana sorunlarından biri de barınma sorunudur ama Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı, YÖK, üniversitelerin ve bu sorunun asıl sahibi Kredi Yurtlar Kurumunun gündeminde, böyle bir sorunu çözmek gibi bir dertleri maalesef yok. 8 milyona yaklaşan üniversite öğrenci sayımız var, yurt sayımız bin bile değil. Buralardaki öğrencilerin büyük bölümü sağlıksız koşullarda yaşıyor. Özellikle Anadolu illerinde öğrenciler barınma imkânı bulamadıkları için üniversite eğitimlerini bırakıyorlar. İlim Giresun da buna bir örnektir. Üniversitede öğretim gören ilimde 32 bin öğrencinin 15 binini bile devlet ya da özel yurtlarda barındıramıyoruz. Her fırsatta övünç duyduğumuz TOKİ ne zaman rant işlerinden bu alana yönelecektir? İstenirse bir yıl içinde öğrencilerin barınma sorunu çözülür, devleti çözüme davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bektaşoğlu.

Sayın Yeşil...

14.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Kızılay bölgesinde yer altı durak ve otopark düzenlemesi yapılacağı haberleriyle ilgili bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ankara'da Kızılay bölgesi kentin toplu taşıma hatlarının, raylı sistemlerinin kesiştiği odak noktasıdır. Günlerdir ulusal basında ve yerel basında yer alan haberlere göre, bölgede yer altı durak ve otopark düzenlemesi yapılacağı söylenmektedir.

Birinci sorum: Tarihî sit alanı ilan edilen Ankara Saraçoğlu Mahallesi için yeni geliştirilen planda alanın yer altı depo, otopark olarak düzenlenmesi gündemde midir?

İkinci sorum: Kent içi trafik sıkışıklığını çözmek ve kent merkezine erişebilirliği artırmak esas ise bu karar kent merkezinin yaya ağırlıklı düzenlenmesi öngörüleriyle tutarlı mıdır?

Üçüncü sorum: Sadece Güvenpark'taki dolmuş duraklarının yer altına alınması, güzergâhı ve bağlantı noktaları aynı kalmak suretiyle, asıl sorun olan dolmuş trafik sıkışıklığının çözümüne katkı vermesi açısından ne kadar anlamlıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yeşil.

Sayın Ilıcalı...

15.- Erzurum Milletvekili Mustafa Ilıcalı’nın, Erzurum’un 2026 Kış Olimpiyatları’na adaylık başvurusunun resmen yapıldığına ve emeği geçen herkese teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Şahsım ve seçim bölgem Erzurum adına bir sevinci yüce Meclisle paylaşmak istiyorum.

16 Martta Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey’in desteğiyle Erzurum, 2026 Kış Olimpiyatları’na adaylık başvurusunu resmen yapmış oldu. 21 Mart itibarıyla Türkiye Millî Olimpiyat Komitesinin toplantısı sonucunda Uluslararası Komiteye başvurumuz yapıldı; Erzurum adına, ülkemiz adına hayırlı uğurlu olsun.

Destek veren Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Bey’e, bugün uzun bir görüşme yaptığım Türkiye Millî Olimpiyat Komitesi Başkanı Uğur Erdener Bey’e teşekkür ediyorum. Meclisimiz de, bu konuyu zaman zaman gündeme getirdiğimde, iktidarıyla muhalefetiyle destek verdi, onlara da ayrıca teşekkür ederken inşallah kısa liste temmuzda yapılacak toplantıda belli olacak. Bu arada da teknik heyet Erzurum’a gelip...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ILICALI (Erzurum) – ...incelemelerde bulanacak. Bu yönde de büyük bir desteğe ihtiyacımızın olduğunu biliyorum. Emeği geçen herkese tekrar teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ilıcalı.

Sayın Gökdağ...

16.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Gökdağ’ın, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk lirasından sıfırların atılmasıyla ilgili bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

AKP Genel Başkanı “Türk lirasındaki sıfırları atmasaydık tuvalete 1 milyona giderdiniz. Şimdi 1 liraya gidiyorsunuz.” demiştir. (CHP sıralarından alkışlar) Öncelikle şunu söylemek gerekir ki on altı yıllık tek başına AKP iktidarından sonra ülkemizdeki ekonomik gelişmişliği tuvalet parası üzerinden anlatmaya kalkmak ekonomimizin hangi seviyelerde olduğunun açık göstergesidir. Üstelik bunu yaparken de eksik bilgi verilmesi tercih edilerek çaresizlik bir defa daha ortaya konulmuştur. AKP Genel Başkanı tuvalet parasını söylerken paradaki sıfırlar atılmadan önce memurların maaşı ne kadardı, atılınca ne oldu; öğretmenlerin maaşı ne kadardı, sıfırlar atılınca ne oldu; asgari ücret sıfırlar atılmadan önce ne kadardı, atılınca ne kadar oldu? Bunu da açıklarsa eksiklik giderilmiş olur.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Gökdağ.

Sayın Engin…

17.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, bir vatandaşın tişörtünün üzerinde Atatürk resmi olduğu için Meclise alınmamasının bir utanç olduğuna ve yapılan bu saygısızlığı kınadığına ilişkin açıklaması

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

“Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleriyiz.” tişörtümü giydim de geldim. Bir vatandaşımızın tişörtünün üzerinde Atatürk resmi olduğu için Meclisten çıkartılması Meclis adına bir utançtır, kimsenin de haddi değildir. Cumhuriyetimizin kurucusuna yapılan bu saygısızlığı şiddetle kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kızıyım. Son yüzyılın en büyük dünya liderinin kızıyım. “En hakiki mürşit ilimdir.” diyen liderin kızıyım. Kadınlara, gençlere, çocuklara verdiği değerle; vizyonuyla, 1920’lerde diğer ülkelerin liderlerinin hayranlıkla izlediği bir liderin kızıyım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kızı ve askeri olmaktan onur ve gurur duyuyorum.

Ata’mız burada, yüreğimizde. Ona olan sevgimizi, saygımızı, aşkımızı hiç kimse bitiremez; bu, böyle biline. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Engin.

Sayın Kılıç…

18.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, yetimlere kapı açanların ahirette cennete, dünyada huzur ve mutluluğa da kapı açmış olduklarına ve korunmaya muhtaç çocuklara sahip çıkılması gerektiğine ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Toplumsal değişimler hayat biçimlerini etkilediği gibi kavramları da farklılaştırır. Bugün yetim dediğimizde sadece ebeveynini kaybedenler değil, ebeveyni hayatta olduğu hâlde ona kol kanat germeyen, korunmaya muhtaç çocuklar da kastedilmektedir.

Vasisi olunan yetimin mallarına, tüm toplumun yetimlerinin haklarına gösterilecek dikkat, iyi yetişmeleri için sarf edilen gayret, güvenli ve sağlıklı bir hayat sürebilmeleri için verilecek emek, hepimizin görevidir. Çünkü yalnız ve sahipsiz büyümek zorunda kalan yetimin uğrayacağı her mağduriyette, iyi bir terbiye alamadığından işleyeceği her cürümde sorumluluğumuz vardır.

Yetimlere kapı açan haneler, ahirette cennete, dünyada huzur ve mutluluğa da kapı açmış olurlar. Çünkü Allah’a en sevgili ev, içinde ikram gören yetim bulunan evdir.

Çocuk yuva ve evlerinde kalan korunmaya muhtaç çocuklar da tüm toplumun emanetleridir. Bu bilinçle, bu çocuklara da sahip çıkılmalıdır ve de sahip çıkıyoruz hem yetimlerimize hem yaşlılarımıza hem dullarımıza. Ne mutlu bize.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Sayın Sürekli…

19.- İzmir Milletvekili Kerem Ali Sürekli’nin, Yunanistan’ın Türkiye'yi üstü kapalı bir şekilde tehdit etmeye çalıştığına ilişkin açıklaması

KEREM ALİ SÜREKLİ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Yunanistan, talihsiz açıklamalarına yenilerini eklemiş ve Türkiye'yi üstü kapalı bir şekilde tehdit etmeye çalışmıştır. Terörle yoğun bir mücadele içinde olmamız kimseyi yanıltmamalıdır. Evelallah, Türk ordusu, devlet güvenliği nerede tehlikedeyse orada hazır olacaktır. Türkiye, güvenliğine kastedecek her türlü planı ve oluşumu anında bertaraf edebilecek kudret ve kabiliyete sahiptir. Yunan hükûmeti derhâl hafızasını tazelemeli ve Türkiye'nin kırmızı çizgilerini ihlal etme hatasına düşmemelidir. Yaptıkları küçük planların yaratacağı ağır sonuçları hesaplamaktan âciz olanlara tavsiyem odur ki tarihe dönüp baksınlar.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sürekli.

Sayın Gündoğdu…

20.- Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu’nun, ekonomide sevindirici haberler aldığını söyleyen Hükûmetin emekliye, çalışana bu tabloyu yansıtacak maaş artışı vermeyi düşünüp düşünmediğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sorum Sayın Başbakana: “1 dolar, 1 TL olacak.” dediler, dolar 4 TL oldu; avro 5 TL’ye, benzin 6 TL’ye, işsizlik yüzde 13’e, faizler yüzde 14’e yükseldi; enflasyon ise yüzde 13’e çıktı. Ekonomik tablo milleti ezmeye devam ederken Hükûmet, dördüncü çeyrekteki 7,3’lük büyümeyle G20 ülkeleri içinde rekor kırıldığını söylüyor; AKP Genel Başkanı ise “Ekonomide üst üste sevindirici haberler almaya devam ediyoruz.” diyor. Sarayın ve yandaşın ekonomisi refaha kavuşurken milletin sefaleti, borcu her geçen gün daha da büyüyor. Madem ekonomide sevindirici haberler alıyoruz, emekliye, çalışana sevindirici tabloyu yansıtacak maaş artışları vermeyi düşünüyorlar mı?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Gündoğdu.

Sayın Balbay…

21.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Afrin’de yaralanan askerin şehit olduğuna ve açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Afrin’de 1 yaralı askerimiz şehit oldu. Şehidimize Allah’tan rahmet, 80 milyon yakınına başsağlığı diliyoruz. Mehmetçik’imiz, orada, iktidar partisinin metal yorgunluğunu atması için değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği ve etrafındaki terör kuşağının ortadan kalkması için görev yapmaktadır.

Sayın milletvekilleri, bugün büyüme rakamları açıklandı. Yüzde 7 büyüdüğümüz söyleniyor ama yine bugünkü uluslararası alandaki istatistiklere göre, şu anda yüzde 1,5 fakirleştiğimiz ortaya çıkıyor. Açlık sınırı 1.663 lira, asgari ücret 1.604 lira. 15 milyon insan asgari ücretle geçiniyor. O zaman bu büyüme nerede oldu? Saray çevresinde mi oldu? Hükûmeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ı bir gün Ankara'da metroya binmeye ve halkı birlikte dinlemeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Balbay.

Sayın Kaya…

22.- İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın, Boğaziçi Üniversitesinin tarihsel misyonuna halel getirecek politikaların olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

HÜDA KAYA (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

28 Şubat döneminde ender üniversitelerden bir tanesiydi Boğaziçi Üniversitesi. Parası olanlar, yolunu bulanlar çocuklarını Amerikalara, Avrupalara gönderirken dışarıya çıkma imkânı bulamayıp, Boğaziçini kazanmaya kendilerini şartlandırıp oraya giren yüzlerce gencimiz, kadınımız oradan mezun oldular. Başörtüsü, inanç yasakları sürecinde ilk başta kapılarını açan üniversitelerden biriydi. Dünün özgürlük mücadelesinde bizimle kol kola olan insanların nasıl pek çoğu bugün zindanlarda, hapislerdeyse… Boğaziçi Üniversitesinin tarihsel misyonuna halel getirecek politikalar olmamalıdır. Bunu şiddetle kınıyorum. Özgürlük, farklı düşünen herkes için olmalıdır. Bazı yanlışlar bayraklar arkasına saklanmamalıdır.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

Sayın milletvekilleri, şimdi grup başkan vekillerimizin söz taleplerini karşılayacağım.

Sayın Akçay, buyurun efendim.

23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Millî Güvenlik Kurulu bildirisinde PKK, PYD, YPG, DEAŞ, FETÖ, PDY terör örgütleri için yapılan “proje terör örgütü” nitelendirmesinin doğru olduğuna, bu terör örgütlerinin arkasındaki küresel güçler ve ülkelerin de deşifre edilmesi gerektiğine ve 1 Nisan İkinci İnönü Zaferi’nin 97’nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün akşam yayınlanan Millî Güvenlik Kurulu bildirisinde PKK/PYD-YPG, DEAŞ, FETÖ, PDY terör örgütleri için ilk kez “proje terör örgütü” nitelendirmesi yapılmıştır. Bu ifadeyle temsilcisi olduklarını iddia ettikleri kesimlerle ilgisi olmayan, zarardan başka bir şey getirmeyen, perde arkasındaki odakların çıkarlarına hizmet eden, varlık nedenlerini projeye borçlu olan terör örgütleri kastedilmektedir. Bu ifadeyle bu örgütlerin, etnik kimlik ve dinle kandırdıkları insanları proje doğrultusunda bazı güçlerin çıkarlarına hizmet için kullandıklarına vurgu yapılmaktadır. Bu terim yerinde ve doğru bir ifadedir.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak yıllardır bu örgütleri anlatırken “taşeron” kelimesini kullandık, “taşeron terör örgütleri” diyorduk. Demek istediğimiz, Türkiye üzerine oynanan büyük oyunda bu örgütlerin işveren ülkelerden aldıkları emirle terör eylemleri yaptığıydı. Türkiye üzerindeki emperyalist emeller bu örgütler eliyle hayata geçirilmek isteniyor. Bunun kanıtları da açıktır. Suriye'de terör örgütü PKK/PYD'ye binlerce tırla gönderilen Amerikan yardımları ortadadır. Şu an eli kanlı FETÖ liderini koruyan ve kollayan ülke de bilinmektedir. Gerçekler bu denli önümüzdeyken “proje örgüt” terimi doğru bir kullanımdır ve bizim “taşeron örgüt” kullanımımızla da örtüşmektedir.

“Proje örgüt” terimi terörle mücadelede önemli bir konsepti de ortaya koymaktadır. Terör örgütleriyle mücadele elbette sahada son terörist yok edilinceye kadar devam etmelidir, edecektir de ancak bu terör örgütlerinin arkasındaki küresel güçler ve ülkeler de artık…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu terör örgütlerinin arkasındaki küresel güçler ve ülkeler de artık bu mücadelede açıkça deşifre edilmelidir. Türkiye bu konudaki tavrını net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Sayın Başkan, bu hafta, bugünler de aynı zamanda Kurtuluş Savaşı'mızın en önemli aşamalarından olan İkinci İnönü Zaferi’nin de yıl dönümünü idrak ettiğimiz günlerdir. 23 Mart 1921’de başlayan muharebe 1 Nisan 1921’de kesin bir zaferle neticelenmiştir. İki ay öncesinde Birinci İnönü Savaşı'ndan zaferle çıkan Türk ordusu İnönü’de düşmana karşı ikinci zaferini elde etmiştir. Bu zafer, mukaddes topraklarımızın düşman istilasından kâmilen kurtarılacağı kesin zafere olan inancı güçlendirmiştir. Bu zafer, Türk milletinin istiklal ve beka mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğinin, Türk milletinin bağımsız yaşama iradesinin ne denli kuvvetli olduğunun yedi düvele ilanıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sözlerinizi tamamlayınız lütfen Sayın Akçay.

Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Paşa’ya 1 Nisan 1921’de gönderdiği telgrafta şöyle seslenmiştir: “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz. İstila altındaki talihsiz topraklarımızla birlikte bütün vatan, bugün en ücra köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istila hırsı, azminizin ve vatanseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu. Adınızı tarihin şeref abidelerine yazan ve bütün millette size karşı sonsuz bir minnet ve şükran duygusu uyandıran büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken üstünde durduğunuz tepenin size binlerce düşman ölüsüyle dolu bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar, milletimiz ve kendiniz için yükseliş parıltılarıyla dolu bir geleceğin ufkuna da baktığını ve hâkim olduğunu söylemek isterim.”

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın Danış Beştaş, buyurun.

24.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, üniversite ve yurtlarda yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarına ve bu konuda acil önlemler alınmasını beklediğine, Eren Keskin’in Özgür Gündem gazetesinde gönüllü yayın yönetmenliği yaptığı için hapis cezası aldığına ve Meclis Başkanının “Meclis Sohbetleri” etkinliğinde yapılacak tiyatro gösterisinde kadın oyuncuların sahneye çıkmalarını engellemesi konusunda Genel Kurula bilgi verilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kamuoyuna yansıdığı üzere, dün Bursa Uludağ Üniversitesi kampüsünde yer alan erkek öğrenci yurdunda akşam yemeğinden sonra rahatsızlanan 150 öğrenci gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere kaldırıldı. Yine üç gün önce Tokat’ta Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı kız öğrenci yurdunda bulunan 285 öğrenci yurt yemeklerinden ötürü zehirlendi, yemeklerden böcek çıktığı iddia edildi. Ayrıca, 23 Mart günü de Tokat’ta 69 öğrenci gıda zehirlenmesinden ötürü hastaneye yatmıştı. 13 Mart günü yine Aydın’ın Karacasu ilçesinde taşımalı öğretim gören 160 öğrencinin zehirlenmesi gündeme gelmişti. 9 Martta Zonguldak'ın Devrek ilçesinde yatılı bir lisede eğitim gören 36 öğrenci gıda zehirlenmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı. 1 Martta ise Ordu’da 25 üniversite öğrencisi gıda zehirlenmesine maruz kaldı. Bunlar sadece mart ayında meydana gelen gıda zehirlenmesi vakaları. Geçtiğimiz aralık ayında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi yemekhanesindeki öğle yemeğinden zehirlenen 473 öğrenci hastanelik olmuştu. Sadece mart ayı içerisinde 5 zehirlenme vakası var.

Şimdi sormak istiyorum: Bu zehirlenmeler karşısında yetkililer ne yaptı? Belli ki hiçbir şey yapılmadı. Zira bir çalışma yapılsaydı iki, üç, dört, beşe çıkmazdı, bu olaylar büyümezdi. Hükûmet bu olaylara müdahale etmek için daha neyi bekliyor? Allah korusun, bir can kaybı yaşanması mı bekleniyor? Yurtlarda kalan öğrenciler devlet güvencesinde değil mi? Devlet, öğrencilerin yaşam hakkından, can güvenliğinden sorumlu değil mi? Burada korunan kimdir; yemek ihalelerini alan işletmeler mi, öğrenciler mi? Mevcut tabloda işletmecilerin ve işletmelerin korunduğu açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkanım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Hükûmetten bu konuda derhâl bir açıklama ve acil önlemler almasını bekliyoruz. Tek bir öğrencimizin bile zehirlenmesini kabul edemeyiz. Bu konunun ısrarlı takipçisi olacağız.

Diğer bir gelişme, insan hakları savunucusu sevgili Eren Keskin Özgür Gündem gazetesinde gönüllü yayın yönetmenliği yaptığı için bugün yedi buçuk yıl hapis cezası aldı. Biz bu hapis cezasını kabul etmiyoruz, gayrimeşrudur ve bu siyasi bir karardır. Sevgili Eren Keskin Twitter’da paylaştığı mesajda “Bu karara isyan ediyorum.” demiştir. Biz de bu hukuksuz ve haksız karara isyan ediyoruz ve kabul etmiyoruz.

Sayın Başkan, çok önemli başka bir mevzu var, o da Meclisimizle ilgili. Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın başlattığı Meclis Sohbetleri programı öncesinde yapılan müzikli gösteride, gösteriye bir saat kala acil toplantı yapıldığı ve toplantıda tiyatroculardan kadın oyuncuların sahneye çıkmaması yönünde karar alındığı iddiasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkanım, sözlerinizi tamamlayınız lütfen.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın, “Kadınlar sahneye çıkmasın, kenarda kalsın.” diyerek kadın oyuncuları sahne dışında bıraktığı iddia edilmektedir. Basına düşen fotoğraflarda, Çanakkale destanının anlatıldığı yaklaşık on beş dakikalık müzikli gösteride erkek oyuncular sahnede yer alırken sahnede hiç kadın oyuncunun olmaması ve aynı gösteride yer aldıkları iddia edilen kadın oyuncuların salonun kenarında olması dikkat çekmiştir.

Sayın Başkan, burada görüntüler de var -bu çok ciddi bir mesele- kadın oyuncular sahne kenarında. Sayın Meclis Başkanının basın danışmanları yok mu gerçekten? Bu kadar ciddi bir, bütün basın-yayın organlarında çıkan bu olaya ilişkin neden şu ana kadar sessizliğini korumaktadır? Sessizlik aynı zamanda bunu kabul etmek anlamına geliyor. “Sayın Kahraman neden sessizdir?” diye buradan sormak istiyoruz ve Meclis Başkan Vekili olarak da sizin bu konuyu araştırıp Genel Kurula bilgi vermenizi talep ediyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Altay, buyurun Sayın Başkanım.

25.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Meclisteki bir etkinlikte kadın oyuncuların sahneye çıkarılmamasının Türkiye’de bütün kadınlara yapılmış bir hakaret olduğuna, Başkanlık Divanının olağanüstü toplanmasını ve olayda sorumluluğu olan Meclis bürokratlarının gerekli kovuşturmaya tabi tutulmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, son günlerde Türkiye'de üç şey çok öne çıkıyor: Bir, siyasi iktidara dalkavukluk yarışı; iki, meczupluk yarışı; üç, sapkınlık.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3 Nisan 1919, Afife Jale tiyatro sanatçısı olarak sahnede. 27 Mart 2018, neredeyse tam yüz yıl sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Türk kadınına Avrupalı hemcinslerinden çok on yıllar önce seçme seçilme hakkı dâhil birçok hakkı tanımış Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bir etkinlikte, Çanakkale temalı bir etkinlikte üstelik, Çanakkale şehitlerimizin annelerini sembolize eden kadınların sahneden indirilmesi belki de 2018’in en trajik olayıdır.

Bunu kabul etmek mümkün değildir. Konuşmamın başında dalkavukluk, meczupluk ve sapkınlık yarışının Türkiye’de başını alıp gittiğini söyledim. Ben, kadınların da oy vererek seçildiği Meclis Başkanının böyle bir tasarrufta bulunduğuna inanmak istemiyorum, bu daha vahim bir durumdur. Bunun bir dalkavukluk, bir edepsizlik, yaranma güdüsüyle yapılmış bir işgüzarlık olduğunu ummak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkanım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bu sebeple de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının olağanüstü toplanmasını talep ediyorum.

Türkiye’nin yüz yıl önce elde ettiği kazanımların Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kararla, bir dalkavuklukla yüz yıl geriye taşınmış olması, Türkiye’nin bütün kadınlarına yapılmış bir hakarettir, bir edep dışılıktır. Türkiye’nin AK PARTİ’li, CHP’li, MHP’li, HDP’li, Saadet Partili bütün kadınlarını bu olaya karşı refleks göstermeye davet ediyorum. Olayda sorumluluğu olan Meclisin bürokratlarının gerekli kovuşturmaya tabi tutulmasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Buyurun Sayın Başkanım.

26.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, 31 Mart Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın İstanbul Çağlayan Adliyesinde şehit edilmesinin 3’üncü yıl dönümüne, 31 Mart Halit Akçatepe’nin ölümünün 1’inci yıl dönümüne, Meclisteki tiyatro oyunuyla ilgili konunun takip edileceğine, 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırımı Günü’ne ve TÜİK tarafından açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan üç yıl önce hepimizi derinden yaralayan bir terör saldırısı yaşadık. DHKP-C’ye mensup teröristler İstanbul Çağlayan Adliyesinde Savcımız Mehmet Selim Kiraz’ı şehit ettiler. Savcı Kiraz yaşamıyla, hukuk adamı kimliğiyle, şehadetiyle gelecek nesillere önemli bir miras bıraktı. Ben ölüm yıl dönümü olması hasebiyle bir kez daha Sayın Kiraz’ın ailesine ve tüm sevenlerine, milletimize başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, geçtiğimiz yıl değerli sinema sanatçısı, tiyatro sanatçısı Halit Akçatepe’yi kaybettik. Canlandırdığı karakterlerle, sanatçı kişiliğiyle her yaştan ve her kesimden insanımızın sevgisini kazanan usta oyuncu her daim sevgi ve saygıyla anılacaktır. Bu vesileyle bir kez daha kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın grup başkan vekillerinin tiyatroyla ilgili eleştirilerini de takip edeceğimizi, AK PARTİ’nin tiyatroya ilişkin, kadın-erkeğe ilişkin, hayata ilişkin bakış açısının tüm kamuoyunca bilindiğini ifade etmek istiyorum.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederiz Sayın Başkanım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 31 Mart 1918’de Ermeni Devrimci Federasyonu, Bakü'nün denetimini elinde tutan Bolşeviklerin desteğiyle Azerbaycan Müsavat Partisine yönelik başlattığı askerî harekât sırasında, Bakü'de yaklaşık 10 bin sivili katletti. Şamahı şehrinde 55 bin, diğer şehirlerde 35 bin civarında Azerbaycanlı kardeşimizi değişik işkencelerle katlettiler. Ölenlerin maalesef yüzde 70’i kadınlar, çocuklar ve yaşlılardı. Bu korkunç katliam daha sonra Azerbaycan devleti tarafından “Azerbaycanlıların Soykırımı Günü” ilan edildi. Bugün vesilesiyle bir kez daha Azerbaycanlı kardeşlerimizin acısını paylaştığımızı belirtmek istiyorum, onları saygıyla anıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm grup başkan vekillerinin doğal olarak gündeme ilişkin vurguları oldu. İzin verirseniz ben de bir dakika…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kısaca “TÜİK” olarak ifade edilen Türkiye İstatistik Kurumu, bugün büyüme rakamlarını açıkladı. Buna göre Türkiye ekonomisi geçtiğimiz yılda yüzde 7,4 bir büyüme kaydetti. Bu büyüme rakamıyla Türkiye G20 ülkeleri içerisinde Çin ve Hindistan’ı da geride bırakarak lider ülke konumuna yükseldi. Yine, 34 üyeye sahip OECD ülkeleri arasında İrlanda'dan sonraki 2’nci ülke oldu. 15 Temmuz gibi kanlı bir darbe girişimini atlatmış, çevresindeki ülkeler savaşlarla, iç çatışmalarla boğuşurken Türkiye istikrarlı bir şekilde ekonomik olarak büyümeye devam ediyor. Açıklanan rakamlar Türkiye'nin 2018’de de ekonomisini büyüteceğini ortaya koydu. Türkiye ekonomisi artık krizlerle değil istikrarla anılmaya başladı. Bu başarıda katkısı olan, üreten, ihracat yapan, istihdam sağlayan iş adamlarımızı, esnaflarımızı, işçilerimizi ve tüm Hükûmetimizi kutlamak istiyorum.

Tekrar teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Turan.

Sayın Uslu, sisteme girmişsiniz ama… Talebinizi alabilir miyim?

SALİM USLU (Çorum) – Efendim, bugün bir şehidimiz var; GATA’da yatan…

BAŞKAN – Çorum’dan…

SALİM USLU (Çorum) – Evet. Başsağlığı dilemek istiyorum.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

27.- Çorum Milletvekili Salim Uslu’nun, Şemdinli’de çatışmada yaralanan Hidayet Tokmak isimli Çorumlu gencin şehit olduğuna ve bütün şehitleri rahmetle andığına ilişkin açıklaması

SALİM USLU (Çorum) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim ilginize.

Sizi ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun süredir hastanede yatmakta olan Hidayet Tokmak isimli Çorumlu bir gencimiz var ve bu yaralı kentin yaralı insanlarının bugün yürekleri bir kez daha dağlanmış oldu, maalesef kaybettik. Uzun süredir yoğun bakımda yatıyordu. Biliyorsunuz, Çorum Kargı ve Dorukseki köyüne kayıtlıdır bu çocuk. Genç bir arkadaşımız. Allah rahmet eylesin. Bütün şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Geçtiğimiz günlerde Kilis’e gittik 2 defa, Afrin’deki askerimize, Mehmetçik’imize katkı anlamında. Ben kadirşinas Çorum halkına ve Kilis halkına çok teşekkür ediyorum. Gerçekten bizi ağırladılar orada; ilgi, alaka ve aynı zamanda moral depolamış olarak geri döndük. Fakat bu, Hidayet Tokmak’ın olayı Hakkâri Şemdinli’de oldu ve o gün 2’si korucu 6 asker şehit olmuş idi, bugün de Hidayet Tokmak’ı kaybettik, 9’uncu şehidimiz.

Terörü destekleyen, terörden medet uman ya da terörden bir kısım avantaj sağlayan, terörü taşeron olarak kullanan kim varsa -özellikle küresel güçlere seslenmek istiyorum- bu yol çıkmaz sokaktır. Bunu lanetlemek istiyorum ve bütün şehitleri rahmetle anıyorum.

Teşekkür ederim.

VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Yaşar Tüzün’ün, şehit Hidayet Tokmak’a Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Biz de Allah’tan rahmet diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.

Sayın milletvekilleri, Sayın Özdemir’in, Sayın Bakan’ın, Sayın Danış Beştaş’ın, Sayın Altay’ın gündeme getirdiği bir konu var. Bu konuda, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kadın tiyatrocuların sahneye çıkarılmadığı iddiasıyla ilgili Başkanlığın yani bizzat Başkanlığımızın ilgili birimlerinden açıklama talep edilmiştir. Birleşim içerisinde bu hususla ilgili gerekli açıklamayı Genel Kurulun bilgisine sunacağım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım, benim ilaveten bu konuyla ilgili olarak, bu ayıpla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının olağanüstü toplanması tavsiye talebim vardır. Bunun da değerlendirilmesini arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Bu açıklama talebinde bulunduk. Bir, Divanımıza bu açıklama gelsin, vereceğimiz arada bunu tekrar değerlendirmiş oluruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz dedik.

Gündeme geçtikten sonra Başkanlığımızın Genel Kurula sunuşları vardır.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Başkanlıkça, esas komisyon olarak Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonuna havale edilen (2/2231) esas numaralı Kanun Teklifi’nin İzmir Milletvekili Murat Bakan tarafından geri alındığına ilişkin önerge yazısı (4/142)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, esas komisyon olarak Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonuna havale edilen (2/2231) esas numaralı Kanun Teklifi İzmir Milletvekilimiz Sayın Murat Bakan tarafından geri alınmıştır. Bilgilerinize sunulur.

Halkların Demokratik Partisi grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ve arkadaşları tarafından, Çiftlik Bankın ilk ne zaman ortaya çıktığı, insanlara nasıl ulaştığı, kimler tarafından desteklendiği ve büyütüldüğünün ortaya çıkarılması, ne kadar para giriş çıkışının yapıldığının araştırılması ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla 29/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/3/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                Meral Danış Beştaş

                                                                                            Adana

                                                                                Grup Başkan Vekili

Öneri:

29 Mart 2018 tarihinde İzmir Milletvekili Sayın Müslüm Doğan ve arkadaşları tarafından verilen 7254 sıra numaralı “Çiftlik Bank’ın ilk ne zaman ortaya çıktığı, insanlara nasıl ulaştığı, kimler tarafından desteklendiği ve büyütüldüğünün ortaya çıkarılması, ne kadar bir para giriş çıkışının yapıldığının araştırılması ve mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla” Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 29/3/2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öneri sahibi, önerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Müslüm Doğan’dır.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz Türkiye'nin çok önemli bir gündemi var, bu Çiftlik Bank hikâyesi diyelim, aslında hikâye değil ama yaşanıyor hâlâ. Çiftlik Bank, katılımcısına bir yıl içerisinde kazancını ikiye katlama vaadiyle kısa bir sürede Türkiye tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir dolandırıcılık vurgununun öznesi hâline gelmiştir. SPK’nin yaptığı ilk açıklamada 77.843 kişiden 511 milyon toplatıldığı belirtilmiştir ancak son gelişen noktada 132.222 katılımcıdan 1 milyar 139 milyon 972 bin 622 liranın toplandığı ilgili kurum tarafından açıklanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bakın, bu konuda biz çok önemli bir çalışma yapmıştık ve bu çalışmamızı… 25 Aralık 2017’de Meclis Başkanlığına bir araştırma önergesi verdik ve bu konunun açıklanmasını, bu konunun araştırılarak ilgili Bakanlık tarafından… Konunun hassasiyeti belirtilmişti ancak Bakanlık bu konuya -hiçbir şekilde- o kadar alakasız, ilgisiz davrandı ki verdiği cevap 20 Şubatta geldi ve iki satırdan oluşan bir cevap, hiçbir kıymetiharbiyesi de yok; araştırma yapılmamış, ne yapıldığı, ne edildiği konusunda hiçbir bilgi verilmemiş.

Değerli milletvekilleri, bakın, halkımız kandırılıyor hem de tekbir getirilerek, halkın dinî duyguları kullanılıyor, ticarette kullanılıyor. Buna karşı halkın kandırılmasına, halkın değerlerinin bu şekilde sabote edilmesine bir bakanlık nasıl böyle ilgisiz davranabilir? Neden bizim araştırma önergemizi bürokrasi dikkate almaz, iki satırla geçiştirir? Arkadaşlar, bu konuda Hükûmet müteselsilen halkımıza karşı sorumludur. Hükûmet bu konuda bu projenin ortağıdır, bunu açıkça ifade ediyorum. Ortağı olmasa, bürokrasisi olmasa, siyasi ilgisi olmasa bu sahtekârlık ortaya çıkartılırdı. Halkımızın değerleri kuşatılmış, halkımızın değerleri maalesef… Gencecik bir insan, sahtekâr olarak nitelendirdiğimiz genç bir insan, bunun yeteneği ne olursa olsun, tek başına yapacağı bir iş midir değerli milletvekilleri? Dolandırıcılığın boyutu bu kadar ortadayken Hükûmet, Meclis nasıl ilgisiz kalabilirdik biz bu işe?

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu Çiftlik Bankla ilgili ulusal basında, TV’lerde gezen reklamla ilgili orada geçen cümleyi okuyacağım size: “Dinle evlat, derdin memleket ve milletse hedefin net, ufkun geniş, gönlün mavi gökyüzü gibi engin ve duruşun elif, dimdik olmalı. Lakin unutma, önüne engeller koyacaklar –bizim önerge gibi- ayaklarına çelmeler takacaklar ama sen yıkılma, yılma, dolandırıcılığa devam et.” diyorlar. Yazık, gerçekten ülkemiz için yazık arkadaşlar. Ve buna sanatçılar da katılıyor. Ulusal TV’lerde, büyük, yayın yapan gazetelerde reklamları çıkıyor. Sadece simülasyonla halkı kandırıyorlar. Yok, yarattıkları hiçbir tesis de yok doğru dürüst.

Değerli milletvekilleri, devam edeyim: “Ve asla yorulma.” Ne kadar tanıdık değil mi? Mesele yine memleket meselesiymiş gibi, “Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük süt ve damızlık çiftliğiyiz.” diyerek reklam yapmaya devam ettiler. Ve devam ediyorlar, o reklam şeyinden devam ediyorum: “Gururumuz Anadolu, muhtaç olduğun kudret şah damarından daha yakın. Türk ekonomisine güven ve istikrar olmaya devam edeceğiz.” Kim diyor? Bu sahtekârlar diyor.

Vatan millet Sakarya; inancımızı kullanıyorlar, öğretimizi kullanıyorlar, “Her yol mübah.” diyorlar ama Hükûmet uyuyor, bakanlık uyuyor, bürokrasi uyuyor. Bunun bir nedeni var mı arkadaşlar? Var. O zaman bu projeye ortaksınız, çok üzülerek söylüyorum; ortak değilseniz gelin araştıralım birlikte, bu konu nereye gitmişse. Oligarşik bürokrasi mi buna neden olmuş? Belki de sizin karşıtlarınız da olabilir buna. Eğer bir gerekçe doğru ortaya konulacaksa bunun tüm yönleriyle araştırılması gerekiyor değerli milletvekilleri. Gelin, buna ortak olmayın, bu önergemize destek verin, konuyu tüm detaylarıyla açıklayalım çünkü bunun gibi 37 tane daha organizasyon var arkadaşlar, 37 tane daha. Halkımızın değerlerini bu şekilde çürütmeye hiç kimsenin hakkı yok. Bu önergeye sizden destek bekliyoruz, aksi takdirde ortak olmuş olacaksınız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Tahsin Tarhan.

Buyurun Sayın Tarhan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

CHP GRUBU ADINA TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çiftlik Bank, kuruluşundan başlayıp paranın yurt dışına aktarılması ve sahibinin Uruguay’a kaçışına kadar araştırılması gereken bir hikâye. İnternet üzerinden adı “banka” olan bir çiftlik kuruluyor, 200 bin TL yatırana 50 bin TL kazanç vaadiyle binlerce üye topluyorlar. Çiftlik Bank sisteminde sanal ortamda ineği tıklıyor, sütünü sağıyorsunuz. Sistem sütün gelirini size kâr olarak geri veriyor. Vatandaş aldığı sanal ineğin, dananın ne olacağını bilmeden buraya para yatırıyor.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Deli dana hastalığı çıkmış.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Peki, vatandaş bu sisteme neden güveniyor? Açılışta davullar çalınıyor, kurbanlar kesiliyor. Belediye başkanları ve protokol orada. Kurdele kesiliyor, bakanların ve milletvekillerinin tebrik mesajları okunuyor ve Çiftlik Bank açılıyor. Durum böyle olunca vatandaş Çiftlik Bankı güvenilir buluyor, para yatırıyor. Asıl sorun bundan sonrasında, devlet nerede? Adı “banka” olan bir çiftlik kuruluyor, Maliye Bakanlığının denetimi yok, Sermaye Piyasası Kurulunun denetimi yok, Ticaret Bakanlığının denetimi yok. Sonuçta ne oluyor? 80 bin kişi milyonlarca lira dolandırılıyor.

21 Şubatta Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci açıklama yapıyor: “Saadet zinciri gibi çalışıyorlar, somut mal alım satımı olmadan yüksek kazanç vaadiyle insanları kandırıyorlar. Çiftlik Bank benzeri 11 organizasyon daha var.”

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – 37 o.

TAHSİN TARHAN (Devamla) – Günaydın Sayın Bakan. 27 yaşında adam parayı kendi hesabına havale edip yurt dışına kaçmış, Maliye denetlememiş, Sermaye Piyasası Kurulu geç kalmış, Bakanlık uyumuş; 80 bin kişi dolandırılmış, 11 organizasyon daha var, “İnceliyoruz.” diyor. Vatandaş dolandırılmadan önce neredeydiniz?

Değerli milletvekilleri, işsizliğin, yoksulluğun bu kadar yüksek olduğu ülkemizde 27 yaşında hayal satan bir genç, gerçekleştirdiği bir dolandırıcılıkla ülkeyi aldatıyor. Bu, son olsun. Gelin, hep beraber milletimize yapılan dolandırıcılıkların üzerine gidelim ve bu konuyu araştıralım.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tarhan.

Sayın Tarhan, Başkanlık Divanımıza gösterdiğiniz nezaket ve zarafet için ayrıca teşekkür ederim.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bursa Milletvekilimiz Sayın Zekeriya Birkan.

Buyurun Sayın Birkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen çok değerli vatandaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum. HDP grup önerisi aleyhine söz almış bulunmaktayım.

Öncelikle, az önce iki değerli milletvekili arkadaşımız Çiftlik Bank olayıyla ilgili birçok boyutu anlattı. Gerçekten ben de çok uzun yıllar avukatlık yapmış birisi olarak birçok dolandırıcılık olayına şahit oldum ama hakikaten, son yıllarda özellikle sanal âlemin, internetin ve sosyal medyanın yoğun olarak kullanılmaya başlamasıyla beraber, kısa vadede kolay para kazanma vaadiyle birçok vatandaşımız maalesef dolandırılıyor. Bunlar internet üzerinden “piramit modeli” dediğimiz birçok modelle… Daha önceden de bununla ilgili yine ülkemizde yaşandı, gerekli önlemler alındı ama tüm bunlara rağmen sanal ortamda, gerçekle alakası olmayan bir şekilde vatandaşlarımız maalesef dolandırılmaktadır.

Bakanlığımız, devletimiz olayı haber alır almaz ilgili kurumlarıyla beraber hemen harekete geçmiştir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Devlet haber almış. Atı alan Üsküdar’ı geçmiş…

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Üç ay olmuş, üç ay.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Günaydın, günaydın.

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Özellikle Gümrük ve Ticaret Bakanımız bu konuyla ilgili mağduriyetler oluşmadan önce gerekli incelemeler için talimatlar vermiş ve inceleme başlamıştır.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Hâlâ uyuyorsunuz, hâlâ.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Üç ay sonra Vekilim, üç ay sonra.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Parayı kaçırdıktan sonra.

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Denetim süreci devam ederken de yapmış olduğu basın toplantılarıyla beraber vatandaşlarımızın bu tür oyunlardan uzak durmaları gerektiği noktasında da gerekli uyarıları yapmıştır.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, sosyal medyada, internette bir cümle yazdığımız zaman peşimize düşüyorlar.

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Tabii, burada ben dile getirmeyeceğim ama bu Çiftlik Bank olayında maalesef siyasi partiler de belediye başkanları da birçok konuda da aynı şekilde açılışlarda -bahsedilen gibi- vardır. Fakat bunlar tamamen bir dolandırıcılık düzeni sayesinde olmuştur. Maalesef bu tüm uyarılara rağmen engellenememiştir. Bu ve benzeri olayların da adliye ve polis aracılığıyla engellenmeleri çok da mümkün değildir.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Mümkün değil(!)

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Bu konuda özellikle halkımızın bilinçlendirilmesinde…

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Yapmayın ya.

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) -…medyaya ve kamuoyuna büyük görev düşmektedir.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – OHAL’de nasıl böyle bir şey yaparlar?

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Konu Bakanlık incelemesindedir. Hem hukuki anlamda soruşturmalar devam etmektedir hem de cezai anlamda soruşturmalar devam etmektedir hem de cezai anlamda soruşturmalar devam etmektedir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakanlık çiçek göndermiş ya Sayın Başkan.

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Tutuklamalar yapılmıştır, dolandırıcılar hakkında iade süreçleri başlatılmıştır ve el konulmuştur bu Çiftlik Bankla ilgili olan şirketlere.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Para nerede para?

ZEKERİYA BİRKAN (Devamla) – Konu yargıya intikal ettiğinden dolayı, yargı sürecinin sonunda her şey bütün açıklığıyla aydınlığa çıkacağından, konu yargıda olması nedeniyle bu konuda Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasının doğru ve gerekli olmadığını düşünmekteyim.

Bu vesileyle HDP grup önerisi aleyhine olduğumu belirtir, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Kabul ettiniz ama sonuç? Kabul ettiniz yani sahtekârlığı.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Birkan.

Sayın milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Çiftlik Bank mağduriyetinin araştırılması ve yetkili makamların görev ihmali olup olmadığının incelenmesi amacıyla 26/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

29/3/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 29/3/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                        Engin Altay

                                                                                          İstanbul

                                                                          CHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından Çiftlik Bank mağduriyetinin araştırılması ve yetkili makamların görev ihmali olup olmadığının incelenmesi amacıyla 26/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (1793 sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 29/3/2018 Perşembe günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerinin gerekçesini açıklamak üzere söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına öneri sahibi Bursa Milletvekilimiz Sayın Erkan Aydın’a aittir.

Buyurun Sayın Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

CHP GRUBU ADINA ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli milletvekilleri, Çiftlik Bank soygununun araştırılmasıyla ilgili verdiğimiz araştırma önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım, sizleri saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, biraz önce HDP Grubunun da önerisi aynı olduğu için, Sayın Birkan’ın bunun aleyhinde olmasını da anlayamadım, böyle bir konunun araştırılması aslında hepimizin lehine, ki ortada neler var çıkması gerekir.

ZEKERİYA BİRKAN (Bursa) – Konu yargıya intikal etmiş.

ERKAN AYDIN (Devamla) – Evet, şimdi baktığımızda bu Çiftlik Bank zinciri, saadet zinciri… Gümrük ve Ticaret Bakanı önce “11” dedi, daha sonra 65 firmaya çıktı. Yarın ne olacağını hep birlikte bekliyoruz.

İki hafta önce ben gene kürsüden dile getirdiğimde rakam 511 milyondu, bugün 1 milyar 139 milyona çıktı, iki hafta sonra ne kadara çıkacak hep birlikte bakacağız. Baktığımızda toplanan para Silikon Vadisi’ndeki şirketlerin büyümesinden daha hızlı; 1 Eylül 2016 tarihinde kuruluyor, bir buçuk yıl gibi kısa sürede bu kadar yüksek para topluyor.

Peki, bu tosuncuk -tosuncuk dedik buna- bu kadar parayı nasıl topladı, bulaşıkçılık yapıyordu, çiftliklerde çalıştı derken birazcık işin içini şöyle bir araştırınca gördük ki aslında bu tosuncuk o kadar da saf birisi değilmiş. Nereden anlıyoruz bunu? Bakın, şimdi, kendi internet sitelerine girince hemen ortaya çıkıyor. Bu tosuncuk aslında o kadar uyanık ki 1 Eylül 2016 tarihinde 590 Madison Avenue 21 St. Floor Manhattan’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde şirket kuruyor. Önce şirketi nerede kuruyor? Amerika’da kuruyor. Sonra, nerede kuruyor? Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde kuruyor. Yani, tosuncuk işi o kadar plansız yapmamış. Ardından da en son, geliyor Fame Game Software İnc diye Türkiye'de kuruyor. Yani, aslında organize, planlı neredeyse New York Borsası’na bile açılacak bir yapı var karşımızda.

Peki, bunlar oluyor da bizim yetkililer ne yapıyor? Bakanlık şubat ayında bir açıklama yapıyor ama 28 Aralık 2017 tarihinde SPK’nin suç duyurusu var. Hiç olmazsa bu suç duyurusundan sonra yargı -hani, hep savunduğunuz bağımsız yargı- bir yurt dışı yasağı koyamaz mıydı? Adam şubat ayında geliyor, karısıyla görüşüyor, ortamı şöyle bir kolaçan ediyor, bakıyor pabuç pahalı, vın, geri topuk... O tarihte, SPK’nin suç duyurusundan sonra bir yurt dışı yasağı konulsa hiçbir yere gidemeyecek. Şimdi, bunun kuruluş yerlerine baktığınızda, ilk önce 100 bin dolar sermayeyle Kuzey Kıbrıs’ta kuruluyor, çok kısa bir sürede 200 bin dolara çıkarılıyor. Rakam ne kadar bugün, şu anda bildiğimiz? 1 milyar 139 milyon. Şimdi, akla başka sorular geliyor. Burada bir kara para aklama operasyonları mı var? Bu para transferlerini nasıl oluyor da MASAK ortaya çıkartamıyor, Maliye ortaya çıkartamıyor? Nasıl oluyor da… Şurada herhangi birinin hesabına 1 milyon para gelse sabah vergi dairesi gelir “Kardeşim, ne aldın ne sattın, açıkla bakalım.” der. Bu vatandaş kendi şahsi hesabından paraları topluyor, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gönderiyor, zaten oradan da paranın izi kayboluyor. Bu paralar, tabii ki, 80 küsur bin, daha sonra 130 bine çıkan insanın paraları ama bir de şu soruyu sormamız lazım değil mi: Yetkililer, bakanlık, yargı ne iş yapıyor bunlar gözünün önünde olurken, bu kadar para buharlaşırken? Maliye Bakanlığı, işte, burada ha bire para toplamak için KDV Kanunu’nu getiriyor, vergi kanununu getiriyor, şuna af yapıyor; vallahi bu tosuncuğa versinler, daha iyi para topluyor. Tosuncuk geliyor, bütün paraları toplayıp kayboluyor. Şimdi, o yüzden bunların hepsinin araştırılması gerekiyor.

Şimdi, bu hafta güzel örnekler sergiledik. Önce Down sendromu ve otizmle ilgili, çocukların ve bu doğumların araştırılması için bir komisyon kuruldu, ardından benim de üyesi olduğum tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili bir komisyon kuruldu ama bunun araştırılmasıyla ilgili HDP Grubunun getirdiği reddedildi, bizim getirdiğimiz bu araştırma teklifi kabul mu olacak, ret mi olacak birazdan hep birlikte göreceğiz. Aslında 4 partinin gene bir ortak önergesiyle -Sayın Bostancı sizler de buna bir öncülük ederseniz- bunu araştıralım. Korkmayın, ucu bir yerlere dokunursa da bütün 80 milyon bunları bilsin, ortaya çıksın. Nasıl olmuş da bu vatandaş bu paraları toplamış? Kimler bunları kollamış? Bu paralar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Amerika’ya, Dubai’ye, Almanya’ya, Uruguay’a nasıl gitmiş ve bunun arkasında kimler var?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AYDIN (Devamla) – Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aydın.

ERKAN AYDIN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

İnternet’e girin bir sürü “tape”ler dolaşıyor, “tape”lerde bir sürü isim geziyor. Bunun da aklanması ya da açıklanması için aslında Meclisin yapması gereken, 4 partinin ortak önergesiyle bu konunun araştırılması. Eğer bunu yapmazsak korkarım ki zaman içerisinde, aslında Tavuk Bank, Birlik Beraberlik Çiftliği, Anadolu Farm gibi daha onlarca, belki yüzlerce şirket çıkacak.

Avrupa ne yapmış? 2008 yılında bir karar almış, bu “Ponzi” denen sisteminin, hem bankacılık üzerinden hem internet üzerinden bu tür sistemlerin kurulmasını engellemiş, yasaklamış ve önünü kesmiş. Biz de 2018 yılında mutlaka ve mutlaka bunu yapmalıyız.

Daha fazla mağduriyet yaşanmaması ve suçu da vatandaşa atmamak adına hepimize bu komisyonun kurulmasını teklif ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydın.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın İsmail Faruk Aksu.

Buyurun Sayın Aksu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz grup önerisi yeni bir saadet zincirinin yol açtığı mağduriyete ilişkindir. Yapılan resmî açıklamalar konunun üzerine titizlikle gidildiği yönündedir. Kuşkusuz bu dolandırıcılık faaliyeti ilk değildir, son olabilmesi içinse devlet olarak da vatandaş olarak da yapılması gereken işler, alınması gereken tedbirler bulunmaktadır. Bu çerçevede, meseleyi 4 boyutta değerlendirmek mümkündür.

Birincisi, bu dolandırıcıların süratle yakalanarak adalete teslim edilmesi, güvenlik birimleriyle birlikte yargı ve diplomasinin imkânlarının bu amaçla kullanılması ihtiyacıdır. Vatandaşlarımızın kıt kanaat oluşturdukları birikimlerine göz dikenler yasalar çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

İkincisi, hukuki ve idari süreçlerin gözden geçirilerek bu tür ticari dolandırıcılık faaliyetlerinin neden zamanında tespit edilemediğinin sorgulanmasıdır. Bu çerçevede, mevzuat eksikliğinin, ihmallerin, denetim yetersizliğinin, idari kapasite ve benzeri idari işlem eksikliklerinin gözden geçirilmesidir.

Üçüncüsü, vatandaşlarımızın bu tür karanlık, dibi görünmeyen işlere neden girmekte ve bu vaatlere nasıl kapılmakta olduğudur. Bunun analiz edilmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin alınması gereğidir. Finansal okuryazarlık seviyesinin düşük olması bu tür saadet zincirine yönelmede başlıca etkenlerden birisidir. Saadet zinciriyle büyük zarara uğrayanların genellikle finansal piyasalar ve yatırım araçları ile bunların işleyişi konusunda temel bilgilere sahip olmadıkları görülmektedir. Toplumda yerleştirilen köşe dönme anlayışı, çabuk zengin olmak için meşru olmayan yollara tevessül etme yaklaşımı da dolandırıcılara kapılma sebeplerindendir. Öte yandan, gelir dağılımı adaletsizliği, yoksulluk ve işsizlik gibi faktörler insanların bu tür sistemlere girmelerinde etkili olan başlıca unsurlardandır.

Dördüncüsü, ekonomik ve sosyal sorunların giderilmesi, eğitimden adalete, ekonomiden siyasete, medyadan iş hayatına yozlaşmanın önüne geçilmesi ihtiyacıdır.

MHP olarak bu tür oluşumların, yasa dışı faaliyetlerin önüne geçmek için, seçim beyannamemizde de ifade ettiğimiz gibi, toplumun millî duyarlılıklarının güçlendirilmesi ve yaşatılması, bencillik ve vurdumduymazlığa karşı feragat ve fedakârlık gibi güzel hasletlerin yüceltilmesi, eğitimin her kademesinde insanımıza dürüstlük ve sorumluluk gibi erdemlerin kazandırılması, hukuki müeyyidelerin caydırıcı, idari yöntemlerin ve denetim mekanizmalarının etkin kullanılması gerekmektedir diye değerlendiriyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksu.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Kürkcü.

Buyurun Sayın Kürkcü. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz üç dakika.

HDP GRUBU ADINA ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; bir saadet zinciri vakasıyla karşı karşıyayız ve bu, ilk kez Türkiye'nin başına gelmiyor. Aslında, 1998’de “Titan Saadet Zinciri” diye başlayan bir rezalet sonucunda, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 80’inci maddesinde bu tür piramit satış sistemleri yasaklanmıştı yani aslında, bu Çiftlik Bankın hiçbir zaman kurulamaması gerekiyordu, tartışmamız gereken mesele budur. Bu, uluslararası literatürde “Ponzi Oyun Sistemi” diye bilinen işin Türkçeye tercümesinden ibaret. Bütün mantığı, ilk para koyanların son para koyanlar tarafından beslenmesine dayalı bir aldatma, dolandırıcılık sistemi olmasıdır; hiçbir zaman ilk para koyanlara ödenecek paranın yetiştirilmesi mümkün olmadığı için, sondan gelenlere hiçbir şey kalmadığından bunların hepsi daima çökerler ve bu bir uluslararası suçtur. Türkiye'de MASAK niye vardır, niçin 2016’dan bugüne kadar hiçbir şekilde bu ve bunun benzeri yeni saadet zinciri, Ponzi sistemlerine herhangi bir biçimde el konulmamıştır, bunların tabii ki araştırılıp cevabının verilmesi gerekir.

Sayın Tarım Bakanı Fakıbaba diyor ki: “Biz farkına varır varmaz hemen gereğini yaptık.” Ama aynı Fakıbaba, Sakarya’daki tesisin açılışına tebrik mesajı göndermiştir. Nasreddin Hoca’nın hikâyesi gibi, kazanın doğurduğuna inanıyorsun ama öldüğüne inanmıyorsun, kazanın doğurduğuna da inanmayacaktın, bu telgrafı da çekmeyecektin. Bütün bunların meşruiyet kazanmasının sebebi, kısmen, bütün yerel yetkililerin ve Hükûmet yetkililerinin, Hükûmetin yerel temsilcilerinin, hepsinin, bu işler olup biterken orada olmasıdır. Kaymakam oradadır, müftü oradadır, AKP il başkanı oradadır, ilçe başkanı oradadır, jandarma komutanı oradadır, alayı oradadır ve bu insanın kendisinin değil kurumun arkasında olduğu bilgisi insanları buraya yönlendirir. Tabii ki günümüzde Hükûmete yaklaşarak para kazanma bir usul olduğu için, herkes Hükûmete ve şansa yaklaştığına burada inanmıştır bu görüntüler altında. Bunların Hükûmet tarafından önlenmesi gerekirdi. Fakat işin doğrusu, Adalet ve Kalkınma Partisinin bu araştırmaya “hayır” diyeceğini biliyorum çünkü bu araştırma yapıldığı takdirde bütün bu Ponzi işlerinin hepsinin gerisinde hem AKP’ye yaklaşarak pozisyon kazanmış unsurların bunu yönlendirmesi hem de yerel yöneticilerin her yerde bunun yanında yer alarak buna bir meşruiyet kazandırması...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Sayın Başkan, bir bitireyim sözümü.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kürkcü.

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Aslında bence Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu buna “evet” demelidir çünkü bu zincirleme ilişkiler dolayısıyla en çok, paraları ellerinden alınan, dolandırılanlar arasında AKP seçmenleri vardır çünkü genel topoğrafya budur. Fakat ben Hükûmetin aslında kendisinin iktisadi uygulamalarının bir başka ulusal ve uluslararası ölçekte bir Ponzi uygulaması olduğunu söyleyebilirim çünkü Hükûmetin 2018 Ocak sonu itibarıyla yurt dışı varlıkları 232,8 milyar, yurt dışı yükümlülükleri 713,8 milyardır yani UYP açığı -uluslararası yatırım pozisyonu açığı- 481 milyar olan bir ülkeden söz ediyoruz ve bu ülkeyi yönetenler bize diyorlar ki “Yüzde 7 büyüdük.” Bundan âlâ bir Ponzi, bundan âlâ bir saadet zinciri olamaz. Halkımız AKP’ye oy verirken esas bunu düşünmelidir.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kürkcü.

Gruplar adına son konuşmacı Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Çankırı Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Filiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Filiz, süreniz üç dakika.

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN FİLİZ (Çankırı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çiftlik Bank hakkında CHP tarafından verilen grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Milletin Meclisini saygıyla selamlıyorum.

Tabii, arkadaşlar, kısa bir sürede, altı ay gibi bir sürede 2,5 katı kadar para vadederek milleti dolandırmaya yeltenen bir şahıs var yani altı ayda yüzde 250, yıllık yüzde 500 kârla milleti dolandırıyor. Ama şunu da takdir edersiniz ki bankalara mevduat yatıran vatandaşlarımız en yüksek mevduat oranının yıllık yüzde 14 olduğunu biliyor. Yüzde 500 kâr nerede, bu yoğurdun bolluğu nerede? Değerli arkadaşlar, ben süt inekçiliği yapıyorum. Böyle bir kâr yok dünyada. Tabii, vatandaşlarımızın buna tamah etmemeleri lazımdı. Ancak biz Hükûmetiz, sorumluluğumuz var, sonuna kadar ilgileniyoruz ve ilgileneceğiz. Bu konuda Hükûmetimiz, tabii, ilk evvela Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 6 Aralıkta bir açıklama yapmış vatandaşlarımıza. Tabii, hepimiz şunu çok iyi biliyoruz ki “Kenar-ı Dicle’de bir kurt kapsa bir koyunu, sorar onun hesabını Hazreti Ömer’den adli ilahi.” diyen bir anlayışla, bir sorumlulukla bunu takip ediyoruz ve edeceğiz.

Şimdi, biraz önce arkadaşlar bahsetti, bir Meclis araştırması verilmesini söylediler. Arkadaşlar, bu, araştırma konusu değildir; bu, ceza konusudur. Biz sizden çok öteyiz, biz cezalandırılmasını istiyoruz ve cezalandıracağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani araştırmayla Adalet ve Kalkınma Partisini yan yana getirmekle buradan size ekmek çıkmaz. Oyalamayın, milleti oyalamayın. (HDP sıralarından gürültüler)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz mi cezalandıracaksınız?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Hocam, sen nasıl cezalandırıyorsun ya? Hâkim mi oldun?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Şimdi, tabii ki Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hemen soruşturma açmış. Ama şunu da söyleyeyim: Tarım Bakanlığı tarafından ne bir hibe ne bir destek verilmiştir buraya. Tarım Bakanlığı üzerine düşen vazifeyi yapmış

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Çiçek göndermiş.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Telgraf yollamış, kutlamış. Üzerine düşen vazife o mu?

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Açılışlara niye gidiyor o zaman?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Gene, Gümrük Bakanımız Sayın Bülent Tüfenkci Bakanlar Kurulunda konuyu gündeme getirip müfettişleri vazifelendirmiş.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Ne zaman?

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Üç ay sonra ama.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Ve müfettişlerimizin vazifelendirilmesi neticesinde Uruguay’da, 6 kişiyle ilgili kırmızı bülten çıkarılmış, Türkiye’ye iade etmeleri kaydıyla tutuklanmalar olmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Ya Uruguay’la diplomatik ilişkin mi var senin? Kimi kandırıyorsun?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz nasıl ceza veriyorsunuz?

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Üç aydır neredesiniz?

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Suçluların iadesi sözleşmesi, anlaşması yok Uruguay’la Sayın Başkan, diplomatik ilişkimiz yok Uruguay’la.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika ek süre istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Filiz.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu arada şunu da hatırlatmak istiyorum: Şimdi, bir siyasi parti Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu çıkıyor diyor ki Çiftlik Bankla ilgili: “BDDK devreye girmelidir.” Arkadaşlar, Çiftlik Bank bir banka değildir, BDDK devreye giremez.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Garanti Bankası nasıl teminat vermiş, neye dayanarak güvence vermiş?

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – SPK girsin o zaman. SPK niye araştırmıyor?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – 2019’da yüzde 70 oy alma vaadiyle milletin önüne böyle çıkamazsınız. Konudan haberiniz yok.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – İyi de SPK niye araştırmıyor? RTÜK niye devreye girmiyor? Halk aldatılıyor.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Tabii, değerli arkadaşlar, konuyu sonuna kadar takip edeceğiz, ilgililer cezalandırılacaktır.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Peki, SPK niye araştırmıyor, niye?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Seçmenlerinizi kazıkladılar.

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Burada araştırmalarla milletimizi oyalamanın haceti yoktur.

ZİYA PİR (Diyarbakır) – Ne oyalaması ya? Akşam 8’deki düğün için Meclisi kapatıyorsunuz. Kim kimi oyalıyor?

HÜSEYİN FİLİZ (Devamla) – Bu vesileyle ben, bizi dinleyen Türk milletinin Meclisini saygıyla selamlıyorum, Allah’a emanet olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Filiz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, yerimden kısa bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Çankırı Milletvekili Hüseyin Filiz’in CHP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Doğrusu, sayın hatip bir itirafta bulundu ama vahameti bu ortadan kaldırmadı. Yani Çiftlik Bank konusunda bu kadar mağduriyet varken burada artık kuvvetler ayrılığının olmadığını kürsüden bir kere daha ifade etmiş oldu. Şu üslubu kabul etmiyoruz: “Biz sizden daha ileriye gideceğiz, biz onlara ceza vereceğiz.” diyor. Kimin adına kime ceza veriyor? Önce, böyle bir dolandırıcılık yapan mekanizmaya destek ver; sonra, kamuoyunda oluşan hassasiyet üzerine yargı yerine geçerek “Biz onları cezalandıracağız.” demek… Aslında yürütmenin yargı üzerinde talimatla iş yaptırdığını ilan etmiştir, kuvvetler ayrılığı konusunda bugüne kadarki eleştirilerimizi de ifade etmiştir. Teşekkür ediyoruz bu yönüyle. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Altay, buyurun.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Bir meramım var, müsaade ederseniz Genel Kurulun duyacağı şekilde konuşmak istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Başkanım.

29.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Hükûmetin Çiftlik Bank konusuyla ilgili zamanında müdahalede bulunmayarak insanların zarara uğramasına neden olduğuna ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu Çiftlik Bank kepazeliğinde bizim söylediğimiz şudur: Biz, AK PARTİ bu vesileyle milleti dolandırdı demedik, bu vesileyle milleti dolandırdı demedik. Ama bankaların… “Banka” kelimesini, kavramını nasıl, kimlerin kullanacağı bellidir. Bu memleketin Sermaye Piyasası Kurulu var, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu var, orta yerde de koca koca banka tabelaları var, internetten de yapılan bir bankacılık işlemi var. Bunu Hükûmetin görüp, bilip gerekli müdahaleyi zamanında yapmayarak yaklaşık 70 bin insanımızın dolandırıldığını söyledik. Bunda ne yanlış var?

Siz, işinize gelince “Fırat’ın kenarında kaybolan koyundan mesulüz.” diyeceksiniz, ondan sonra, 70 bin kişi “banka” ibaresi kullanılarak dolandırılmış… Vatandaş diyor ki: “Burada devlet var.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ALTAY (İstanbul) – “Herhâlde devlet bu bankanın belli teminatlarını almıştır.” diye bakıyor. Aslında bu 70 bin kişinin parasının -kaçtı bu Hükûmetin plaka numarası?- 67’nci Hükûmetin üyelerinden tahsil edilmesi lazım. (CHP sıralarından alkışlar)

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Evet, müteselsilen sorumlular.

BAŞKAN – Sayın Bostancı, buyurun.

30.- Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın, İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) – Sayın Başkanım, teşekkürler.

Sayın Altay’ın bu vesileyle ve başka vesilelerle AK PARTİ’ye “dolandırıcı” demediğini, eksik bıraktığı cümleyi tamamlayarak ifade etmiş olayım, yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için.

Sözcümüzün, arkadaşımızın ifade ettiği “Yargıya intikal etmiş bu konuya ilişkin gereken değerlendirmeyi hukuk yapacak ve elbette mağduriyetler ve buna sebep olanlar varsa, hukuk çerçevesinde cezalandırılacaklardır.”, söylediği budur.

Dolandırıcılık meselesine gelince, bu işin insanlık tarihi kadar eski olduğunu unutmayalım. Her toplumda, tarihin her döneminde sahtekârlar, şarlatanlar, dolandırıcılar, insanların masum duygularını yahut da birtakım beklentilerini istismar ederek organize bir şekilde onları dolandıranlar bütün toplumlarda, bütün kültürlerde olmuştur. İşin toplumsal tarafını, insanların iğfal edilme yöntemlerini, insan tabiatına ilişkin yanını ihmal edip buradan siyasal bir angajman çıkartan dil siyasal eleştiriyi ucuzlatır, o yüzden doğru değildir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bostancı, teşekkür ederim.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok özür dilerim, bir meramım olacak benim.

BAŞKAN – Sayın Başkanım, bir saniye…

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Kenya Parlamento heyeti ve üst düzey bürokratlara “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Kenya Parlamento heyeti ve üst düzey bürokratlar Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine Türkiye Büyük Millet Meclisi adına “Hoş geldiniz.” diyorum. (Alkışlar)

Buyurun Sayın Başkanım.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Sayın Başkan, meramımı Genel Kurul da duyarsa sevinirim, tensip buyurursanız tabii.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, Çiftlik Bank konusunda kimin kusuru varsa ortaya çıkarmak gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; şimdi Maliye Bakanı da burada, iktidar sıralarında oturuyor. Bankacılık Kanunu madde 150 ne diyor? “Unvan izinsiz kullanılamaz.” Niye kullandırdınız? Bu, görevi suistimal olur, görevi kötüye kullanma olur, neye saysan olur. Şimdi, çıkıp da “Efendim, biz sizden daha fenasını yapacağız, onları öldüreceğiz, asacağız, keseceğiz...” 132 bin kişiymiş bunların dolandırdığı, 1 milyar TL… Eğer siz vicdanla, hüsnükalple “Bizim bunda bir günahımız yok.” diyorsanız sizi milletin vicdanıyla baş başa bırakacağız. Gelin, buna bakalım, bunda kimin kusuru varsa bunu ortaya çıkaralım. Bunu istemek milletin bize verdiği bir görevdir, biz bu görevi yapıyoruz. Bankacılık Kanunu madde 157…

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan…

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sayın Başkan, 60’a göre Sayın Naci Bostancı’nın açıklaması üzerine kısa bir beyanda bulunmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Kürkcü mü, Sayın Doğan mı?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Ben.

BAŞKAN - Aynı mahiyette mi?

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Doğan’ı bilmiyorum, arkamı göremiyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kürkcü.

32.- İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bostancı kendi bakış açısından durumu açıklarken şöyle bir ifade kullandı, dedi ki: “Tarih boyunca bütün toplumlarda hep böyle olmuştur ve böyle de olacaktır.” Doğrusu tarih boyunca bütün toplumlarda böyle olmaz, paranın, piyasanın, özel mülkiyetin olduğu toplumlarda olur. İnsanlık özel mülkiyetle beraber doğmadı, özel mülkiyetten bağışık yaşadığı, komünal mülkiyet rejimlerinde ne Ponzi olur ne alış satış olur ne hile olur ne de tamahkârlık olur. Tabii ki kapitalizmden sonra da böyle bir toplum olacaktır. O yüzden, uğrunda mücadele ettiğimiz bu hedeflerin tarih boyunca hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği kötümserliğine bu açıklamadan ötürü kapılmayacağız, bunu ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Başkanım, kifayetimüzakere oldu.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kürkcü.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Doğan, talebinizi alayım önce.

Buyurun.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Başkanım, 60’a göre söz istiyorum, konuyla ilgili açıklamam gereken önemli bir husus olduğu için söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğan.

33.- İzmir Milletvekili Müslüm Doğan’ın, Çiftlik Bank konusunda Hükûmetin ilgisiz olduğuna ve Hükûmet ile bürokrasinin müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin açıklaması

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, bakın, 25 Aralık 2017’de soru önergesi vermişiz ve Hükûmet ilgisiz davranmış, hiçbir şekilde tereddüt yaşamamışlar, hassasiyetleri yok düzeyde, 21 Şubatta ancak bir cevap vermişler. 8 sorumun muhtevasına hiçbir şekilde uygun cevap verilmemiş, boş bir anlam içeren bir cevap verilmiş.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Hayır...

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Bakan, bir dinler misiniz?

Sayın Bakan da burada, aslında bu kadar ilgisizlik Hükûmetin ilgisizliğidir, devletin ilgisizliğidir. Bu yüzden Hükûmet müteselsilen, buradaki Hükûmetin içerisinde yer alan bürokrasi müteselsilen sorumlu tutulmalı ve halkın 1 milyarı halka tekrar iade edilmelidir diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Bursa Milletvekili Erkan Aydın ve arkadaşları tarafından, Çiftlik Bank mağduriyetinin araştırılması ve yetkili makamların görev ihmali olup olmadığının incelenmesi amacıyla 26/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 29 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Kabul ediyoruz Sayın Başkan.

MAHMUT TANAL (İstanbul)- Çoğunluktayız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Biz fazlayız.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, kabul…

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Kapıları kapatın Sayın Başkan.

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Belli zaten ya.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kapıları kapatın Başkan, kapıları kapatın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Kabul edildi Sayın Başkan.

BAŞKAN - Kabul etmeyenler…

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Kabul edilmiştir.

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) – Kabul edilmiştir Sayın Başkan.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Kabul edilmiştir. (CHP ve HDP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BARIŞ YARKADAŞ (İstanbul) - Sonradan gelenleri saymayın Sayın Başkan.

BAŞKAN - Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.29

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımızın bir açıklaması vardır, bilgilerinize sunacağım.

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Açıklamalar

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, 28 Mart 2018 tarihinde düzenlenen “Meclis Sohbetleri” toplantısına ve yapılan tiyatro gösterisine ilişkin basın açıklaması

29 Mart 2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı Basın Açıklaması

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın İsmail Kahraman'ın 28 Mart 2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlenen "Meclis Sohbetleri” toplantısında "Kadınlar Sahneye Çıkmasın” şeklinde dijital medya platformlarında çıkan haberlerle ilgili yaptığı açıklama:

Her ayın son çarşamba günü gerçekleşen “Meclis Sohbetleri”nin birincisi “Türkiye'de Demokrasinin Gelişimi” konusunda olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi eski başkanlarından Sayın Mehmet Ali Şahin'in yönettiği, Profesör Doktor İsmail Hakkı Ünal, Profesör Doktor Mustafa Turan ve Profesör Doktor Mustafa Budak'ın konuşmacı olarak yer aldığı “Meclis Sohbetleri”nin ikincisi 28 Mart 2018 tarihinde yapılmıştır. “Birinci Meclis, Gazilik ve Şehitlik Ruhu” konusunun ele alındığı toplantının içeriğini zenginleştirmek gayesiyle kısa bir tiyatro gösterisi yapılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünden de destek alınmıştır. Devlet Tiyatrolarından gelen ekip toplantının başında on dakikalık bir gösteri yapmıştır.

Salonun iki tarafında ve katılımcıların arasında yerlerini alan kadın ve erkeklerden müteşekkil sanatçılar gösterilerini yaparak ışık oyunları ve müzik eşliğinde Çanakkale Türküsü’nü ve Mehmet Âkif Ersoy'un “Çanakkale Şehitleri”ne şiirini birlikte seslendirip gösteriyi birlikte icra etmişlerdir. Gösteri, katılanlar tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmış ve uzunca bir müddet alkışlanmıştır.

Akabinde, üç değerli öğretim üyesinin konuşmacı olarak katıldığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi eski başkanlarından Mehmet Ali Şahin'in yönettiği sohbet toplantısına geçilmiştir.

Yapılan gösteri ve toplantı kameralar tarafından kayda alınmıştır. Böylesi başarılı bir toplantıyı gölgelemek tarihe ve şehitlerimize karşı saygısızlık ve kesinlikle maksadını aşan bir dezenformasyondur.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.

                                                                   TBMM Basın, Yayın ve Halkla

                                                                                 İlişkiler Başkanlığı

BAŞKAN – Sayın Altay, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

34.- İstanbul Milletvekili Engin Altay’ın, kendilerine ulaşan bilgilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı açıklamasıyla örtüşmediğine ve kamuoyu vicdanının rahatlatılması açısından görüntülerin paylaşılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ALTAY (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bizdeki bilgiler bu açıklamayla örtüşmemektedir. Biz peşinen bir hüküm vermiş değiliz. Ben konuşmamda özellikle direkt olarak Sayın Meclis Başkanını da hedef almadım çünkü bu konuda -baştan söylediğim- yalakalık, dalkavukluk konusunda Türkiye’de bir yarış başladı. Bu, kimi bürokratlar tarafından da tiyatro ekibine bir müdahale şeklinde olmuş olabilir.

Öte yandan, yine bizdeki bilgiler, planlanan oyunun, on yedi dakikalık oyunun dört dakikaya düşürülmesi suretiyle kadın sanatçıların rollerinin olduğu kısımların çıkarıldığı şeklindedir. Kamu vicdanının rahatlaması bakımından ve Parlamentodaki sayın milletvekillerimizin de içinin rahatlaması bakımından talebimiz, bu oyunun -mutlaka görüntüleri vardır- siyasi parti gruplarına gönderilmesi, ona da gerek yok, Meclis TV aralarda bu oyunu göstersin bu tartışma kapansın. Bu açıklama bizi tatmin etmemiştir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altay.

Sayın Danış Beştaş, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

35.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı açıklamasının yeterli olmadığına ve görüntülerin yayınlanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Meclis Başkanlığınca yapılan açıklama, doğrusu, sorulara yanıt vermekten uzaktır. Çünkü bu görüntüler bize ulaştırıldı, ulaştı ve görüntülerde de -kamera yakından çekebilirse- kadın oyuncuların kenarda durduğu ve erkeklerin sahnede olduğu açıkça görülmektedir. Bu nedenle, açıklama kesinlikle yetersizdir ve bu, kadınların toplumsal yaşam dışına itilmesi, iş yaşamının dışına itilmesi, kadın haklarının tümüyle yok sayılması noktasında, kadınların görünmez kılınması noktasında maalesef ilk uygulama ve icraat da değildir. Türkiye’de şu anda bu meseleyle ilgili ve diğer meselelerle ilgili bütün kadınların çok büyük rahatsızlığı ve tepkisi olduğunu ifade etmek istiyorum. Biz kadınlar, bize yönelik bu yaklaşımı, bu küçültücü yaklaşımı, ret yaklaşımını kabul etmiyoruz ve kesinlikle bunun sonuna kadar takipçisi olacağız.

Şu talebe de katılıyorum: Evet, video görüntüleri ve bu fotoğrafların ne olduğunu izah eden bir görsellik ancak Meclis TV’de yayınlanırsa o zaman bu sorularımızın yanıtı da verilmiş olacak, en azından iddiaların ve bu görüntülerin ayrıntıları açığa çıkmış olacak.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

Ben de bu konun takipçisi olacağım.

Bilgilerinize sunarım.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535) (x)

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 535 sıra sayılı Tasarı’nın birinci bölümünde yer alan 8’inci madde kabul edilmişti.

Şimdi 9’uncu maddeye geçiyoruz.

9’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri geliş sırasına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesinde geçen “eklenmiştir” ibarelerinin “ilave edilmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Zekeriya Temizel                             Musa Çam                     Mehmet Bekaroğlu

        İzmir                                        İzmir                                      İstanbul

  Utku Çakırözer                           Sibel Özdemir                            Levent Gök

      Eskişehir                                   İstanbul                                     Ankara

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında söz isteyen Ankara Milletvekilimiz Sayın Levent Gök.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesi üzerinde verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İktidar partisinin bu kanun görüşülürken Meclisteki ilgisizliğini de halkıma şikâyet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz halkın yararına gördüğümüz her kanunda, her maddede gerekli katkıyı vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Yapıcı muhalefet anlayışımız gereği bu kanun tasarısındaki 9’uncu maddedeki görüşlere katıldığımızı ve desteklediğimizi de ifade ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; elbette halkın çıkarlarını korumak adına yasalar yapıyoruz ama acaba gerçekten halkın çıkarlarını ve halkın kamu kaynaklarını doğru düzgün takip edebiliyor muyuz, onları denetleyebiliyor muyuz? Sayın Bakan, Ankara’da üç gün içerisinde 2 önemli yangın oldu, bilmiyorum haberiniz var mı? Yani siz buradan bir Maliye Bakanı olarak beş kuruş, on kuruş oradan kurtarayım derken Ankara’da 2 tane önemli yangın acaba Maliye Bakanı olarak sizin dikkatinizi çekti mi?

Bir tanesi ANKAPARK’ta oldu Sayın Bakan, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri. ANKAPARK, neydi ANKAPARK? Atatürk Orman Çiftliği arazisi üzerine Melih Gökçek’in işgal ederek, hayvanat bahçesini kaldırmak suretiyle, 131 hayvan çeşidini Türkiye’nin değişik yerlerine dağıttıktan sonra Ankaralıların tam dört beş yıldır sosyalleşme aracı olarak kullandığı hayvanat bahçesini yok ederek Melih Gökçek’in rüyalarındaki oyuncakları yapmak için kurduğu 1,5 milyar -katrilyon, eski parayla- para harcandığı bu ANKAPARK’ta önceki gün bir dev çadır yandı. Dev çadır yandı değerli arkadaşlarım, önceki gün oldu. Altı ay önce bir soru önergesi verdim bu konuda, “Bu çadırlardaki malzeme nasıl malzeme, yangına dayanıklı mıdır, yanıcı mıdır, nedir, ne yapıyorsunuz?” diye. Daha hiçbir kuruluştan cevap gelmemiş. Maazallah, ANKAPARK açılsaydı bir faciayla Ankara karşı karşıya olacaktı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ya, burası Mamak meydanı değil Sayın Başkan, KDV’yi bekliyoruz.

LEVENT GÖK (Devamla) – Ve Ankaralıların 1,5 milyarını, eski parayla 1,5 katrilyonunu çöpe atan bir anlayışın içinde bulunduğu bir zihniyetle şimdi yeni gelen Başkan da buraya “devam” talimatı vermiş, yine verdiğim bir soru önergesinde diyor ki: “80 trilyon daha lazım.” ANKAPARK elde patlamış, çadırlar yanıyor, daha ortada hiçbir icraat yok.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündeme bekliyoruz Sayın Hatibi.

LEVENT GÖK (Devamla) – Ve Sayın Maliye Bakanı burada didiniyor ki beş kuruş nereden toplayalım, on kuruş nereden toplayalım. Melih Gökçek’ten bu 1,5 katrilyonun hesabını sordunuz mu?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Burası Mamak meydanı değil ki Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Devamla) – Gerçekçi olmak, icraat yapmak, önce bu halkın parasının hesabını sormaktan geçer Sayın Bakan. Ben Ankaralıların bu parasının hesabını soruyorum, hesabını istiyoruz bu paranın. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Tanal İstanbul’dan sonra yeni aday.

LEVENT GÖK (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ikinci büyük yangın, önemli bir yangın dün yaşandı değerli arkadaşlarım. Nerede yaşandı? Ankara Keçiören’de Çoban Mektebi, Ziraat Mektebi diye bildiğimiz eski bir tarihî yapı var.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ankara Levent Bey’le yeşerecek...

LEVENT GÖK (Devamla) – Atatürk’ün Ankara’ya geldiği zaman 27 Aralık 1919’da -Ankara’dan yönetirken- Heyeti Temsiliye üyeleriyle beraber kaldığı bir mektebi konuşuyoruz, bir binayı konuşuyoruz. Bu, dün yandı değerli arkadaşlarım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, gündeme gelelim.

LEVENT GÖK (Devamla) – Yanana kadar bu bina atıl durumda, çatısı sökülmüş, pencereleri sökülmüş, kapıları sökülmüş ve bir mezbelelik hâline gelmiş bir binaydı. Bu bina değerli arkadaşlarım, II. Abdülhamit tarafından yaptırıldı 1897 yılında. Atatürk geldi Heyeti Temsiliyeyle bu binada kaldı ve bu bina Sayın Bakan, Kültür Bakanlığı tarafından “tarihî eser” diye tescillendi. Böyle bir anlayış olabilir mi ya? Bu ülkenin vatandaşlarının, yurttaşlarının emanet ettiği, “tarihî eser” diye Kültür Bakanlığının tescillediği bir bina, yüz yıldan fazla bir zamandır inşa edilmiş bir bina, yüz kırk yıllık bir bina yanıyor, mezbelelik hâle gelmiş, ne Kültür Bakanlığının sesi duyuluyor ne Ankara Büyükşehir Belediyesinin sesi duyuluyor. E, ne oluyor değerli kardeşlerim? Bir tarihe bu kadar saygısızlık edilir mi? Bir tarih yanıyor kimsenin ruhu duymuyor. Atatürk kalmış, Abdülhamit yaptırmış ve bu tarihimize sahip çıkmayan bir anlayışı da şiddetle reddediyoruz.

Sayın Grup Başkan Vekili, oradan gevrek gevrek gülüyorsun ama kalk bunlara cevap ver, kalk bunlara cevap ver.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ayıp, çok ayıp bir şey!

LEVENT GÖK (Devamla) - Bunlara gülünmez bunlara gülünmez. (CHP sıralarından alkışlar) Bunlara ancak ne olur biliyor musunuz? “Güleriz ağlanacak hâlimize.” dersiniz, kalkar cevap verirsiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Seni terbiyeye davet ediyorum, yakışmadı sana!

LEVENT GÖK (Devamla) - Bunlara gülünmez, bunlara cevap vereceksiniz.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Vereceğim şimdi. Seni terbiyeye davet ediyorum.

LEVENT GÖK (Devamla) - Sayın Başkan, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, bu terbiyeye hiç cevap vermeyeceğim. Levent Bey Ankara adaylığını bu terbiyeden sonra kaybetmiştir.

Bu ne demek “gevrek gülmek” ya! Seviyoruz, takılıyoruz sana. Sensin gevrek.

LEVENT GÖK (Ankara) - Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, bir grup başkan vekilinin haddini aşan bu konuşmasını kendisine iade ediyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Gevrek kendisi, gülen kendisi.

LEVENT GÖK (Ankara) - Ben burada çok önemli iki olay anlatıyorum. Kendi yandaşlarına nasıl paraların aktarıldığını iyi bilen bu iktidarın temsilcisi elbette ANKAPARK’ta Ankaralıların paralarının nasıl harcandığının hesabını sormaz. Elbette Atatürk’ün kaldığı tarihî yerin niçin yandığının hesabını sormaz. Ama biz Ankaralıların, Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşlarımızın mirası olan bu anıtlara, bu binalara sahip çıkma kararlılığımızı sürdürüyoruz. Anlattığımız konular önemlidir. Ben buradan anlatıyorum kendisi bana gülüyor. Burada gülünecek bir tablo yok, burada ağlanacak bir tablo var.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, İç Tüzük…

BAŞKAN – Sayın Turan, acele etmeyin.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Ne demek acele etmeyin Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür edeyim Sayın Gök’e.

Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, lafının hafifliği olan hakaret eder. Bir defa, bu Mecliste tebessüm etmek, gülmek kötü bir şey değildir. Kaldı ki sırf söz almamak için şunu kaldırarak dedim ki: “Anlattıklarınla önergenin hiç alakası yok.” Söylediğim bu. Önerge bambaşka, konu bambaşka.

LEVENT GÖK (Ankara) – Getir bakayım önergeyi.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Levent Bey Ankara’nın adayı olabilir ama bu Meclisin gündemine Ankara adaylığını taşıması doğru değil. Bunu söyleyeceğiz, hakaret edeceğiz; bu hakaret edene, terbiyeden mahrum olan bu insana Ankara “evet” demeyecektir. Ayıp ya! Ki, sen tecrübeli bir insansın.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, AKP Grup Başkan Vekili elinde hangi önergeyi tutuyor bilmiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Senin önergen.

LEVENT GÖK (Ankara) – Şimdi, peki, benim önergemi Mecliste kürsüden okusun, ne demişiz? Bakın, orada önergemin sıraladığım maddelerinden bir tanesi…

Okuyun Sayın Grup Başkan Vekili.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Madde KDV Sayın Başkan, ne Mamak ne Ankara ne ANKAPARK.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Dinliyorum Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – AKP grup başkan vekili bir iddiada bulundu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok ayıp bir şey ya! Hiç yakıştı mı ya sana?

LEVENT GÖK (Ankara) – Benim önergemin ANKAPARK’la ilgili olmadığına yönelik bir iddiada bulundu.

Doğru mu, değil mi Sayın Grup Başkan Vekili? Doğru mu, değil mi?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Bu terbiyeye cevap vermeyeceğim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, cevabı olsa verecek ama benim verdiğim önerge ANKAPARK’la ilgilidir. Benim önergemin ANKAPARK’la ilgili olmadığını söyleyen grup başkan vekili bana cevap veremiyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Önerge bu Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Kendisi doğruyu söylemiyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Konu KDV, madde 9.

LEVENT GÖK (Ankara) – Doğruyu söylüyorsa çıkar, o önergenin ANKAPARK’la ilgili olmadığını ifade eder. Yedi sekiz ay önce uyarmışız, bakanlığı uyarmışız, belediyeyi uyarmışız; bu oyuncaklarda, bu eklentilerde kullanılan malzeme nasıl bir malzeme, sormuşuz bunu. Sormayalım mı? Şimdi elinde tutmuş önergeyi, “Önergenle alakan yok.” diyor.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Süre sınırı yok mu Sayın Başkan?

LEVENT GÖK (Ankara) – Kalk ispatla o zaman onu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – İspatlasın, ispatlasın.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

LEVENT GÖK (Ankara) – Böyle bir şey var mı?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, Levent Bey…

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben bunu okuyorum, karşımda gülüyor bana, karşımda gülüyor. İnsan ciddiye alır.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şu önerge…

LEVENT GÖK (Ankara) – “Bizler bu tarihî eserlere sahip çıkacağız…”

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Süre yok mu Sayın Başkan?

LEVENT GÖK (Ankara) – “…Ankara’nın parasına sahip çıkacağız.” diyeceğine karşımda gülüyor. Ben bunları söylemeyeyim mi?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Turan.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Levent Bey’in önerge dediği evrak elimde.

LEVENT GÖK (Ankara) – Evet.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Eklenmiştir.” “İlave edilmiştir.” olmuştur; ciddiyet bu Sayın Başkan, niye buna gülmeyecekmişim?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) - Meclis teamüllerini bilmiyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Turan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, şu tespiti yapalım: AKP Grup Başkan Vekili benim anlattığım konular karşısında yenilmiştir Meclisin huzurunda, halkımın huzurunda yenilmiştir.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Çok yenildim, çok!

LEVENT GÖK (Ankara) – Söylediği sözlerin gerçek olmadığı ortaya çıkmıştır. Ben halkımın çıkarlarını savunuyorum, onlar yandaşların çıkarlarını savunuyorlar.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Önergeyi basına veriyorum Sayın Başkan. Önergeyi basına vereceğim, Levent Bey’in nasıl bir ciddiyette olduğunu herkes görecek. Önerge bu.

BAŞKAN – Maksat hasıl olmuştur, teşekkür ederim arkadaşlar.

Sayın milletvekilleri, Sayın Gök ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 9’uncu maddesinin (a) bendinde yer alan “gelmek üzere” ibaresinin, “gelecek şekilde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Meral Danış Beştaş                        İmam Taşçıer                     Osman Baydemir

        Adana                                    Diyarbakır                                  Şanlıurfa

   Sibel Yiğitalp                           Saadet Becerekli

     Diyarbakır                                   Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Sibel Yiğitalp.

Buyurun Sayın Yiğitalp. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

SİBEL YİĞİTALP (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 535 sıra sayılı Tasarı hakkında gurubum adına söz almış bulunmaktayım.

Az önce Çiftlik Banka dair bir araştırma önergesi verdik, biz verdik, ana muhalefet partisi verdi ve maalesef burada tartışma imkânı da yaratılmadı, çok kısa zaman aralıkları içerisinde hızlıca reddedildi ve geçildi. Oysa bu Çiftlik Banka dair daha öncesinde gurubumuz adına Sayın Müslüm Doğan vermişti bu araştırma önergesi olması açısından ama ne yazık ki yine bu iktidar ve bu Hükûmetin kendisi -üç ay öncesinden- bunu reddetti ve doğru düzgün açıklama bile yapmadı. Peki, sormak istiyorum: Yani üç ay öncesinde verilen, aralık ayında verilen önerge bakın üç ay sonra reddediliyor.

Eğer biz özgür basına sahip olmuş olsaydık -gerçek anlamda çok az var, zaten yüzde 1 oranında var- bugün Çiftlik Bank tartışılmış olacaktı. 80 bin insan nasıl dolandırıldı, 80 bin insanı dolandıran şahıslar kimlerdir, arkasında kimler var ve nasıl bu aşamaya geldi, bu zincir nasıl bu kadar büyüdü bunu tartışırdı, kamuoyu oluşurdu ve kamuoyu baskısıyla elbette Hükûmet adım atardı. Ama medya üzerindeki yoğun baskıların getirmiş olduğu ambargo bugün bunu tartışmaya elvermiyor. Tabii ki basının hepsi mi böyle? Değil. Basının onurlu, vicdanlı ve yüreği açık, yürekli insanları da var ve bunun mücadelesini yürüten basın emekçileri de var. Bunların en başında kim geliyor? Özgürlükçü demokrasi geliyor.

Özgürlükçü demokrasi dün basıldı, matbaasına el konuldu ve 27 basın emekçisi gözaltına alındı. Bunlarla birlikte yine, gariptir, yıllardır çizgisinde dik duran, net duran, vicdanlı ve bu ülkenin gerçekten yüz akı olan Sayın Eren Keskin’e de bugün yedi buçuk yıl ceza verildi. Peki, neden verildi? Onu hiç sordunuz mu? Merak ediyor musunuz? Ben eminim, siz merak etmiyorsunuz ama ekranları başında olan izleyenler merak ediyordur. Özgür basında, özgür basında çalıştığı için, özgürce fikirlerini yazdığı için ve Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı için yedi buçuk yıl ceza verildi ona.

Bakın, şimdi “Çiftlik Bank” adı altında 27 yaşında, adını sanını çok bilmiyorum -sizin belediye başkanlarınız iyi bilir, bakanlarınız da iyi bilir; hazır tebrik de göndermiştir, onlara sormakta fayda var; şu anda aklıma gelmedi- bahsettiğimiz şahıs 80 bin kişiyi dolandırıyor, insanları, halkı dolandırıyor. 80 bin insan dolandırılıyor ses çıkmıyor, biz buna itiraz ediyoruz. “Bu olmasın.” diyenler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ya da astronomik yıllar üzerinden cezalar veriliyor.

Şimdi, böyle kendi içinde adaleti yerle bir eden bir iktidar karşısındayız. Ben sormak istiyorum: Bu basını nereye kadar susturabilirsiniz? Artık, Türkiye’nin vatandaşları Türkiye basınından bilgi alamıyor, yurt dışındaki basından, mesela, Yunanistan, Bulgaristan, BBC’den, oradan buradan bilgi alıyor ve “Yerli, millî” olarak kendini ifade eden bir Hükûmet kendi yerli ve millî basınını maalesef sadece kendine biat ve itaat eden, sadece onun propagandasını yapan bir basına dönüştürdü.

Şimdi, bir böyle yönü varken bir de şöyle bir yönü var: Şimdi, yerellerde de basının durumu aynen bu şekildedir. Ulusal basını zaten bizim görme, tanıma veya bilme şansımız yok. Sadece bizi kriminalize etmek amacıyla araçsallaştırılmış bir basın var, bir de yerelde bizim her anımızı çeken, sürekli yanımızda olan, basın açıklamamızı, basın toplantımızı, bütün eylem ve etkinliklerimizi takip eden hakkını yemeyeceğim bir basın var. Sabah çıkarız partiye gideriz yanımızdadır, partinin kapısından çıkarız yanımızdadır, basın açıklaması yaparız hemen yanımızdadır. Asla ve asla bizim yanımızdan ayrılmayan, bu konuda çok çalışan bir basından bahsedeceğim size. O kimdir? Emniyetin basınıdır. Hiçbir zaman bizim yanımızdan ayrılmaz. Neden ayrılmaz? Sürekli bize fezleke hazırlamakla meşguldür. Eğer biz varsak bizim hakkımızda fezleke hazırlar, eğer biz yoksak e HDP il ve ilçe yöneticileri hakkında soruşturma açar, o da yoksa eğer HDP’nin önünden geçen herhangi bir yurttaş ola ki bir “merhaba” demişse onlar hakkında açar. Böylesi yoğun bir çalışma temposu içerisindedir. Yani sizin basını, medyayı ve bu ülkeyi ne hâle getirdiğinizin aslında küçücük bir fotoğrafını anlatmak istedim ve buradan kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır.

Bakın, ben Emniyetin ne yaptığını söylüyorum. 80 bin kişiyi dolandıran kişinin -ne kadar- bunun arka plandaki zincirini kimse açıklayamıyor ama ben size Emniyetin bizimle olan temasını anlatıyorum. O Emniyetin, o 80 bin kişiyi dolandıran kişinin peşinde mi olması gerekir yoksa sürekli bizim eylem ve etkinliklerimizi takip etmesi mi gerekir? Bunu da sizin takdirlerinize bırakıyorum.

Şimdi, az önce bizim bir arkadaşımız, yine HDP’li vekilimiz Sayın Müslüm Doğan konuşmasında böyle bir şey söyledi, çok çarpıcıdır, Çiftlik Bank gibi, buna dair 37 tane organizasyon olabileceğini söyledi. Bakın, 37 tane organizasyon olabileceğini söyledi, bu sıraların hiçbir tanesinden ses çıkmadı. 37 organizasyon nasıl olabilir? Bu ülke bu kadar disiplinsiz midir? İnsanlar bu kadar rahat yolsuzluk yapabiliyorsa biz ne yapıyoruz burada?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) – Son cümle.

BAŞKAN - Buyurun.

SİBEL YİĞİTALP (Devamla) – 37 tane organizasyon, Çiftlik Bank gibi organizasyondan bahsediliyor. Biz ne yapıyoruz? “Hemen buna dair bir tedbir alalım veya bununla ilgili bir araştırma önergesini Çiftlik Banktan başlatarak bu işin bir öncülüğünü yapalım.” deme gibi bir sorumluluğa sahip iken maalesef yine “yok” dediniz.

Tarih herkesi kaydediyor, eminim sizi de kaydediyor, bizi de kaydediyor. Tarih sizi yolsuzlukları artıran, pekiştiren, çelenk gönderen, kurdelesini kesen olarak anlatırken bizi de bunların karşısında mücadele eden olarak yazacaktır.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yiğitalp.

Sayın Yiğitalp ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi 9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 9’uncu madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun Sayın Öz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp                   Garo Paylan

               Diyarbakır                           Diyarbakır                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Garo Paylan.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, değerli vatandaşlarım; 2017 yılında ekonomimiz yüzde 7,4 büyümüş. İyi haber değil mi? Normalde “Müjdeler olsun.” dememiz lazım, ancak milyonlarca işçi, milyonlarca esnaf, çiftçi, emekli, işsiz; bunların hepsi diyorlar ki: “Arkadaş, bizim ekonomimiz büyümedi.” Bugün gidelim beraber, şu Kızılay’daki esnafları gezelim, küçük esnaflar diyor ki: “Bizim işlerimiz azaldı arkadaş.” Asgari ücretliler zaten açlık sınırının altında bir maaşa talimler. Bakın, asgari ücret 1.603 lira, açlık sınırı TÜRK-İŞ’in verilerine göre 1.660 lira arkadaşlar. Milyonlarca asgari ücretli açlık sınırının altında bir maaşa talim, emeklilerimiz öyle, çiftçilerimiz “Geçinemiyorum, borç altındayım. Mazot 5 liranın üzerinde.” diyor.

Şimdi, milyonlarca insanımız, geniş kesimler “Arkadaş, benim ekmeğim büyümedi, ben büyümedim.” diyorsa, “Geçen sene ayda 2 kere evime et alıyordum, bu sene bir kere alamıyorum.” diyorsa kim büyüdü ya, kimi büyüttünüz arkadaşlar? Kim büyüdü ben size cevabını vereyim. Geçen sene ekonomi kötüye gitmeye başlayınca Maliye Bakanı ekonomi yönetimi çıktı “Arkadaş, ekonomide bir sıkıntı var ne yapmamız lazım? Ekonomi hastaysa ameliyat yapma değil, ekonomiye kortizon vermemiz gerekiyor, ekonomiye hormon vermemiz gerekiyor.” dediler. Kredi Garanti Fonu’nu icat ettiler, piyasaya parayı saldılar. Kime verdiler bu parayı? Yüzde 1’e. Bakın, borç altında inim inim inleyen geniş kesimlere değil, yüzde 1’e verdiler arkadaşlar. Toplumun yüzde 80’i yoksulluk sınırının altında, yüzde 50’si açlık sınırının altında yaşarken yüzde 1’e bu kredi desteğini verdiler ve kimleri büyüttüler? O yandaş yüzde 1’i büyüttüler. Zenginleri, rantiyecileri büyüttüler arkadaşlar. Ve maalesef arkadaşlar, bugün baktığımızda büyüyenler, bakkallar, manavlar, kasaplar değil AVM'ler oldu; büyüyenler, zincir marketler oldu. Hani “7 bin şubem var, 10 bin şubem var.” diyen zincir marketler var ya, her köye, her mahalleye soktunuz ya, onlar büyüdü; AVM'ler büyüdü, küçük esnaf kaybetti. Bir bölüm tefeci, faizci kazandı; geniş kesimler, işçiler, memurlar, emekliler kaybetti arkadaşlar.

Ve aynı zamanda tabii silah sanayisini büyüttünüz. Kaynakları, vergileri, geniş kesimlerden aldınız, S-400 füzelerine yatırmaya kalkıyorsunuz. Şimdi, Amerika’yla arayı bulmak için Patriot füzelerine yatıracaksınız, Almanlarla arayı bulmak için Leopard tanklarına yatıracaksınız. Geniş kesimlerden vergileri toplayıp silaha, güvenlikçi politikalara para yatırıyorsunuz ve “Ekonomimiz büyüdü.” diyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, değerli vatandaşlarım; sizin ekonominiz büyümedi, bunu çok iyi biliyoruz. Sizde bir kusur yok, kusur bu iktidarın politikalarında. İktidar yalnızca yandaşlarına çalışıyor.

Evet, ekonomi rakamsal olarak büyüdü, bir kısım yandaşı zenginleştirdiniz ama bu büyümenin maliyeti de var. O maliyet nedir? Karşılıksız parayı piyasaya sürdünüz Kredi Garanti Fonu’yla. Maliyet ne? Enflasyon. Çekirdek enflasyon yüzde 12’nin, 13’ün altına düşmüyor. Enflasyon olunca ne oluyor? Sabit gelirli emekli, işçi, çiftçi fakirleşiyor arkadaşlar, yoksullaşıyor.

Bakın, asgari ücret açlık sınırının altına düştü enflasyon yüzünden. Başka ne yan etkisi var? Faizler… Yüzde 20’ye çıkmış kredi faizleri. Kim ödüyor? Borçlu olanlar ödüyor. Borçlu olanlar kimler? İşçiler, memurlar. Dolar 4 lira arkadaşlar, euro 5 lira olmuş. Ne oluyor? Mazot 5 küsur lira, benzin 6 liraya çıkmış. Kim ödüyor? Geniş kesimler ödüyor ve hayatımızda harcadığımız her şeyde kurun bir maliyeti vardır, doların bir maliyeti vardır ve kısır döngüye girmiş durumdadır ülke.

Arkadaşlar, “Ekonomi büyüdü, büyüdü.” diyorsunuz da evet, AKP iktidarının ilk yıllarında ekonomi gerçekten büyüdü. Bakın, kişi başına gelir 4 bin dolardan 10 bin dolara çıktı ve 2008 yılına kadar, o Avrupa Birliği hikâyesi olduğu dönemde 4 bin dolardan 11 bin dolara taşıdınız kişi başına geliri. Bakın, kişi başına gelir 2008 yılında 11 bin dolarken son on yılda, arkadaşlar, bugün 10 bin doların altına düşmüştür 4 lira dolar kuruyla, 10 bin doların altına düştü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, on yılda ekonomi büyüdüyse on yıl önce 11 bin dolar olan kişi başına gelir neden bugün 9 bin dolarlarda, 10 bin dolarda? O açıdan, arkadaşlar, ortada bir büyüme yok.

Sayın Başkan, bir uzatma alabilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ortada yalnızca yandaşların büyümesi var, bir bölüm rantiyecinin büyümesi var. Ey işçiler, memurlar, emekliler, çiftçiler; size bu büyümeden bir pay yok çünkü hep yandaşlara bu büyüme paylaştırılmış durumda. Yüzde 1, büyüdü; geri kalanlar izledi arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bir yan etkisi daha var büyümenin, cari açık. Cari açık 52 milyar dolara çıkmış durumda çünkü bu büyümenin finansmanı tamamen borçla yapılıyor, dış açıkla yapılıyor, borçlanmayla yapılıyor ve iktisadi anlamda büyük bir riskle karşı karşıya bırakıyor ülkemizi. Evet, seçim ekonomisine gaz veriyorsunuz, ancak cari açık büyük bir risktir, iktisadi bir krizin şartlarını hazırlar. Borçla büyümek yerine üretim ekonomisiyle büyümemiz esastır. Cari açık meselesi de sürdürülemez.

Hepinizi uyarıyorum: Bunun bedelini yine yoksullar öder ama yoksullar da size bunun bedelini ödetir.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

Şimdi Sayın Paylan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 10’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                       Musa Çam                  Sibel Özdemir

                  İzmir                                 İzmir                            İstanbul

          Mehmet Bekaroğlu                    Haydar Akar                Utku Çakırözer

                İstanbul                              Kocaeli                           Eskişehir

MADDE 10- 3065 sayılı Kanunun 32’nci maddesinin birinci fıkrasında bulunan “indirilemeyen Katma Değer Vergisi,” ifadesinden sonra gelmek üzere “işleminin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla” ibaresi eklenmiş ve üçüncü fıkrasında yer alan “sınırlayabilir.” ibaresi “sınırlamaya; imalatçılar tarafından yapılan ihracat işlemlerinden kaynaklanan iadelerde, yüklenilen katma değer vergisi yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belirli bir oranına kadar iade yaptırmaya yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Haydar Akar.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sevgili arkadaşlar, değerli milletvekilleri; KDV yasa tasarısını görüşüyoruz. Bir reform niteliğinde tasarı hazırladıklarını söyledi Sayın Maliye Bakanı burada ama altında reform falan yok ve yüzde 1’lik bir kesimi ilgilendiren KDV uygulamalarındaki değişiklikler konuşuluyor.

“Vergi” deyince akla Kocaeli gelir. Evet, defalarca kürsüde, burada Kocaeli’nin nasıl mağdur edildiğini anlattım ama Kocaeli’nin vergiden nasıl hakkını alamadığını anlatmayacağım. Kocaeli kentinde 12 ilçe var ve 12 ilçeden bir tanesi de İstanbul’a sınırı olan Çayırova ilçesi. Çayırova ilçesinin belediyesi iktidar partisi yani AKP belediyesi.

Şimdi, bu belediyeye, Çayırova’ya baktığınızda belki de Türkiye'nin en çok göç alan ilçelerden bir tanesi ve 128 bin nüfusu var. Sanayiye açık alanları da çok, sürekli de sanayi gelen bir belediye. Şimdi, buradaki belediye yaptığı hizmetleriyle konuşulmuyor. Buradaki belediyeyi vatandaşların konuşma nedenleri usulsüzlükler ve yolsuzluklarla ilgili. Diyeceksiniz ki: “Nereden çıkardınız?” Şimdi belgeleriyle bunu sunacağım.

Belediye bir imar tadilatı yapıyor, imar planı hazırlanıyor. Çayırova’da, 5’inci Bölge denen, daha önce imarı yapılmamış bir alanı imara açıyor. İmarın başında da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi bir Belediye Başkan Yardımcısı var, adı da Refik Tartar, bu arkadaşın adı Refik Tartar. Buraya kadar her şey normal, bütün belediyelerde böyle yapılıyor. Yalnız, bu Refik Tartar incelendiğinde, Refik Tartar adına kayıtlı çok sayıda tapu olduğu görülüyor. Bu da doğal, olabilir, herkes mal mülk edinebilir. Yalnız, Refik Tartar’ın bu çok sayıda mal mülk edinimlerinden sadece 15 tanesi 2007 yılında ve bu 5’inci Bölge’deki imar değişikliğinden sonra yapılmış. Bülent Bey bana sık sık sorar “Belgeniz var mı?” diye. Evet, belge elimde. Bakmak isteyen bütün arkadaşlar tapu kayıtlarını -elimde- görebilirler.

Burada da bitmiyor. Nasıl yapıyorlar, onu bir kısaca anlatmak istiyorum. Şimdi, 5 no.lu Bölge’de bu arkadaş gidiyor, ufak ufak, 3 metrekare, 5 metrekare, 50 metrekare yerler alıyor. Bu yerleri daha sonra eder olarak veya kentin içinde daha önemli olduğunu kabul ettiğimiz yerlere taşıyorlar imar değişikliğiyle ve o yerlerin hepsi de belediye hisseli, belediyenin payı var. Sonra, bu belediye payı bu arkadaşa satılıyor, bu Başkan Yardımcısına satılıyor ve bu Başkan Yardımcısı böyle birçok mal ediniyor.

Bir tanesinin ben size yine resimlerini de göstermek istiyorum şurada hemen. Bakın nasıl yapmışlar. Hastane var, hastanenin karşısında bir arsa var, belediyenin hisselerinin olduğu arsa var. Sayın Bakan, Bakanlar Kurulunda anlatırsınız, bakın, buralardan, şuralardan, buralardan bu arkadaş, Belediye Başkan Yardımcısı yerler alıyor. Hastanenin karşısına taşınıyor. Belediyenin payı var orada. Bu belediye payı encümen kararıyla bu arkadaşa satılıyor ve 12 taksitle satılıyor. Bu arkadaşın aylık ödemeleri ne kadar biliyor musunuz? Tam 41 bin lira, bu arkadaşın aylık ödemeleri 41 bin lira. Bu arkadaşın yaptıkları bunlar. Bir de özel kalem müdürü var belediyenin. Özel kalem müdürü arkadaşın 22 yaşındaki bir yeğeni, başka bir ilçede oturuyor, Kocaeli’de oturmuyor, hiçbir vergi kaydı yok, ticari kaydı da yok bu arkadaşın. Bu arkadaş geliyor, 22 yaşındaki arkadaş, yine aynı yöntemle, belediyeye ait, daha önce bizim Meclis üyelerinin de onay verdiği belediye yerine, akaryakıt istasyonuna çevirmesiyle ilgili onay verdiği bir yere bir başkasının hissesini taşıyarak ortak ediyorlar. Daha sonra o hisseyi bu 22 yaşındaki zeki çocuk satın alıyor ve belediye payını da encümen kararıyla belediyeden alıyor, 2.147 metrekare arazi ve bu belediye payını 700 TL’den alıyor. Metrekaresi kaç para biliyor musunuz arsanın? 5 bin TL. Yaklaşık 8 milyon parayı cebine indiriyor 22 yaşındaki bu zeki çocuk.

Peki bu zeki çocuk bunu yapıyor da babası boş durur mu? Oğlunu geçmesi lazım. Baba, özel kalem müdürünün eniştesi. Aynı biraz evvel anlattığım yöntemlerle yine kabul edilebilir bir yere, rantı yüksek bir yere payları taşıyorlar, encümen kararıyla satın alıyorlar belediye paylarını, tüm arsayı. Ortağı kim biliyor musunuz? İşte biraz evvel bahsettiğim belediye başkan yardımcısı. Sayısız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Belgeleri mahkemeye versin, takip edelim efendim. Bilmiyoruz konunun ne olduğunu.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Hepsini vereceğiz.

BAŞKAN – İstiyor musunuz ek süre?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Evet.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) – Teşekkür ederim.

Evet arkadaşlar, bütün belgeler, encümen kararları elimde, tapu kayıtları elimde…

NURETTİN ARAS (Iğdır) – İhale açmıyorlar mı?

HAYDAR AKAR (Devamla) – Açmıyorlar, encümen kararıyla satıyorlar, 12 taksitle satıyorlar, 700 lira bedelle veriyorlar; 5 bin lira arazinin metrekaresi. Hepsi elimde, devamı da var bu işin. Zamanım olmadığı için anlatamıyorum ama şimdi buradan İçişleri Bakanına sesleniyorum: Hani yargının karar verdiği hâlde bizim belediye başkanlarımızı görevden alan, belediye başkan yardımcılarımızı görevden alan İçişleri Bakanına sesleniyorum, Başbakana sesleniyorum, Cumhurbaşkanına, AKP Genel Başkanı Recep Erdoğan’a sesleniyorum, bir de cumhuriyet savcılarına sesleniyorum: Bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapmış olduğum konuşma bir ihbardır. Bu ihbarı değerlendirmeleri gerekiyor. Biz de başvuracağız hukuksal anlamda ama cumhuriyet savcılarına, hani bizim hakkımızda sürekli fezleke hazırlayan cumhuriyet savcılarına sesleniyorum, bu yolsuzluğu görmelerini diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akar.

Sayın milletvekilleri, Sayın Akar ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 10’uncu madde kabul edilmiştir.

11’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 11’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp                   Garo Paylan

               Diyarbakır                           Diyarbakır                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle imal edilen malın bizzat imal edenler tarafından ihraç edilmesi durumunda, ihracatın belli bir oranına kadar vergi iadesi için yetki verilmektedir. Burada, yine usul ve esaslar belirlenmemiştir ve yetki Maliye Bakanlığına verilmektedir. Vergi iadesinin hangi sektörde hangi oranda uygulanacağını Maliye Bakanlığı belirleyecektir. Bu, bir yanıyla bürokrasiyi azaltan bir uygulama olarak görünse de kabala ve denetimsiz bir uygulamadır. Ayrıca, belirlenecek sektörler ve oranlar, tasarının 2’nci maddesinde olduğu gibi rekabet eşitsizliğini gündeme getirecektir. Bu nedenlerle maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 11’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 12’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 12’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                   İmam Taşçıer              Osman Baydemir

                  Adana                              Diyarbakır                         Şanlıurfa

             Sibel Yiğitalp                     Saadet Becerekli                 Garo Paylan

               Diyarbakır                             Batman                             İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

          Zekeriya Temizel                       Musa Çam              Mehmet Bekaroğlu

                  İzmir                                  İzmir                              İstanbul

            Utku Çakırözer                     Sibel Özdemir                Tacettin Bayır

                Eskişehir                             İstanbul                              İzmir

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

           Mevlüt Karakaya          Mehmet Necmettin Ahrazoğlu Ahmet Kenan Tanrıkulu

                  Adana                                 Hatay                                İzmir

            Saffet Sancaklı                  Fahrettin Oğuz Tor

                 Kocaeli                         Kahramanmaraş

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin konuşmacısı İstanbul Milletvekilimiz Sayın Garo Paylan.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

GARO PAYLAN (İstanbul) – AKP iktidarı ülkemizi birinci lige taşıma iddiasıyla iktidar oldu 2002 yılında. Dedi ki: “Ülkemiz ikinci ligde, ben bu ülkeyi birinci lige taşıyacağım demokrasi anlamında, ekonomi anlamında. Kopenhag Kriterlerine uyacağız, Maastricht Kriterlerine uyacağız.” Maalesef, Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olduk. Üçüncü ligde bile tutunmamız zor gözüküyor arkadaşlar.

Şimdi, iktidar pek çok konuda geriye giderken vergi konusunda da hasılat bazlı vergilendirmeye geçiyor arkadaşlar. Bu maddeyi eğer kabul ederseniz Hükûmet hasılat bazlı vergilendirme sistemine geçecek. Bu ne demek? Eskiden hatırlarsınız, asgari geçim standardı vardı. Bir vergi salardı Hükûmet, rastgele arkadaş “Herkes, ayakkabı sektöründekiler, şunlar, bunlar 5 bin lira vergi verin, tamamdır, ben geri kalan kayıt kuyut sormayacağım.” derdi.

Şimdi de maalesef bu hasılat bazlı vergilendirmeyle tekrar eskiye dönüyoruz, kayıt kuyut sormadan tekrar hasılata göre Maliye Bakanı bir vergi oranı salacak, vergi olacak. Ve bir örnek verdi Maliye Bakanı, dedi ki: “Mesela berberler, kayıt kuyut olsun olmasın, ben onların hasılatına göre bir vergi oranı belirleyeceğim.”

Ya arkadaşlar, mesela bir berber örneğinden bakalım. Anadolu’nun bir köyünde 5 liraya saç sakal kesen berberimiz var, değil mi? Hatta belki 4 liraya da vardır. 5 liraya, yoksul mahallelerde bu böyledir. Gidin zengin mahallelere, saç sakal 100 liradır, 150 liradır. Sizin bunlara -bir berber günde 10 saçtan fazla kesemez ki zaten- aynı emeği veren bu insanlara aynı oranda vergi yazmanız ne kadar doğru olur? Hak mıdır? Hakkaniyet midir? Değildir. Ve kayıt dışılığı cezbedecek, kayıt dışılığı artıracak bir maddedir arkadaşlar.

Biz kayıtlı bir ekonomi istiyoruz. Herkes kaydını tutsun, gelirine göre vergi versin istiyoruz. Gelir adaleti istiyoruz, vergi adaleti istiyoruz. Buysa vergi adaletinden çıkarır ve ülkemizi maalesef üçüncü ligdeki o geri kalmış, az gelişmiş ülkeler standardına düşürür arkadaşlar. Ben bu maddeye destek vermeyeceğinizi umut etmek istiyorum.

Bir de Sayın Maliye Bakanı bundan bir-bir buçuk ay önce televizyonlara çıktı, âlâyla vâlâyla “KDV’de reform yapacağız.” dedi, “KDV’de büyük reform.” dedi. Sayın Başbakanımız eksik kalır mı? “Otuz beş yıllık KDV’de büyük reform yapacağız.” diye televizyonlara çıktı, biliyorsunuz.

Şimdi, KDV’yi kim öder, katma değer vergisini? Emekliler, işçiler, çiftçiler, hepimiz her türlü alışverişimizde KDV’yi öderiz. Vatandaş da zannetti ki kendisine bir faydası olacak bu KDV reformunun. Herhâlde Maliye Bakanı, Hükûmet KDV oranlarını düşürecek, bana bu işin bir faydası olacak zannetti. Sonra iş ortaya çıktı. Komisyonda Maliye Bakanının “reform” diye yutturmaya çalıştığı şey, meğer zenginlerin, bir bölüm holdingin, kartellerin 160 milyarlık alacağıymış, 81 milyonun ödediği KDV'yi birkaç bin kişiye iade etmek istiyormuş Maliye Bakanı. Neyle iade edecek? Cebinden verecek hâli yok ya. Ne yapacak? Geniş kesimlerden, bizlerden, yoksullardan gene vergiyi toplayacaktı, birkaç bin yandaşa, kartele, holdinge iade yapacaktı. Dedik ki: Sayın Maliye Bakanı, bu böyle olmaz, bundan geri adım atın. “Yok." dedi, Komisyonda geri adım atmadı. Şimdi önergelere bakıyorum, dünkü 8’inci maddede de gördük, Hükûmet geri adım atmış. Bu da AKP iktidarının, milletvekillerinin imzalarıyla olmuş, kendilerine teşekkür ediyorum, ilk kez Meclisin gücünü Hükûmete karşı gösterdik arkadaşlar, AKP Grubuna da, CHP Grubuna da, kendi grubuma da teşekkür ediyorum, nihayet bu konuda ilk kez bir adım atmış olduk. Hükûmeti yoksullardan topladığı vergileri holdinglere, kartellere peşkeş çekmesinden bu Meclis kurtarmıştır arkadaşlar, teşekkür ediyorum sizlere. Ve ortada reform olacaksa Sayın Maliye Bakanı, eğer ki o zenginlere KDV'leri iade edecekseniz önce onlardan vergi alacaksınız. Reform getirecekseniz gelir vergisi reformu getireceksiniz; önce zenginlerden gelirine göre vergiyi alacağız, gelir adaletini ve vergi adaletini yaratacağız daha sonra iade edecekseniz holdinglere, kartellere o KDV'leri, onu beraberce tekrar konuşuruz.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paylan.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerindeki konuşmacı İzmir Milletvekilimiz Sayın Tacettin Bayır.

Buyurun Sayın Bayır. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

TACETTİN BAYIR (İzmir) – Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine söz almış bulunmaktayım, yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, özellikle tasarının 12’nci maddesiyle getirilen söz konusu bu düzenlemenin katma değer vergisi için hayati öneme sahip olan indirim mekanizması ile buna bağlı ortaya çıkan hizmet alımı ve satımına karşı bir otokontrol müessesesinin etkinliğini azalttığını düşünmekteyiz. Bu tasarı vergi reformunu öncelemeyen bir KDV yasa tasarısıdır. Özellikle, 12’nci maddesinde hasılat usulü vergilendirme değişikliğiyle mevcut vergi anlayışımız ters düz olacaktır, kayıt dışı ekonominin önü açılacaktır. İstisnaların kural hâlini aldığı kanunlarda devletin gelir kaybı artacak, dürüst esnafın, sanayicinin vergi bilinci törpülenecektir. Kalıcı ekonomik yatırımları kaybetmekte ve yüksek teknolojiye dayalı yerli üretimi de ertelemektedir.

Tasarının tümü üzerinde konuşacak olursak, çiftçinin yılda 2,5 milyon ton dolayında kullandığı mazottaki yüzde 60’lık vergi yükünü bu tasarı azaltmıyor. 5 lirayı geçen mazotun 3 lirası vergi olarak alınıyor çiftçiden. Bu tasarı Amerika’nın çelik ve alüminyum ihracatımıza koyduğu ek yüzde 25 vergiye karşılık sessiz kalıyor, yerli üretimimizi ya da ihracatımızı büyütecek ek bir tedbir getirmiyor ne yazık ki. Eğer siz bu vergi uygulamanızla üreteni ayakta tutamazsanız, üretim sevdalısı insanları küstürürseniz hiçbir şeyi üretemez ve her şeyi ithal eder hâle gelirsiniz. O zaman da vergi gelirleriniz azalır.

Değerli milletvekilleri, benzinden, tüpten, ekmekten, yoğurttan aldığınız vergi artıyor. Vergi adaleti tümüyle çökerken emeğiyle çalışanlardan alınan vergiyle ayakta kalınıyor. 6 liralık benzinin 3,28 lirası vergiden oluşuyor. Bir ücretli bir yıl içerisinde hiç zam almasa dahi o bir yıl içinde 4 defa üst vergi dilimine giriyor. Asgari ücret sadece son üç aydaki doların artışıyla 93 lira eridi. Yani 199 lira zam alan asgari ücretli sadece dolar artışıyla yarısını, 93 lirasını kaybetti, zamlarla eksiye düştü, döviz 4 lira olduğu için de kişi başına düşen gelir 500 dolar birden gerilemiş oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2017 yılında çiftçiye 12,7 milyar TL’lik tarımsal destek verilmiştir. Teşekkür ederiz. Ancak çiftçiden akaryakıt vergileri, stopaj ve KDV alarak bu yaptığınız 12,7 milyarlık desteğin yaklaşık 11,1 milyar lirasını vergi olarak geri aldınız. Nerede kaldı yaptığınız destek o zaman? Son yılda 4 kez vergi affı getirdiniz. Siz hiç maaşı kaynağında kesilen bir çalışanın vergi affından faydalandığını gördünüz mü arkadaşlar?

Sanayici, esnaf, üretici, köylü, çiftçi kazanmaktan vazgeçmiş, mevcut durumunu korumaya çalışıyor, günü kurtarmaya çalışıyor âdeta. Son bir yılda kapanan şirket sayısı 9.305’ten 11.502’ye çıktı. Son yedi yılda açılan her 4 şirketten 1 tanesi kapatıldı. Bir yılda kapanan şirket sayısı yüzde 23 arttı. Esnafın bankalara borç yükü katlanırken nakit alışverişi azaldı, kâr oranları düştü. 2017 yılında KOBİ’lerin bankalara borcu 505 milyarı aşmış durumda. Borcu takibe düşmüş KOBİ sayısı 340 bindir. Takipteki KOBİ borcu miktarı 25 milyardır yani tahsil edemiyorsunuz. Takipteki tüketici kredisi miktarı 11,7 milyar oldu.

Yaptığı satışı tahsil edememesi durumunda ana parasını, KDV’yi de batırmış olan iş adamı şüpheli alacağını atmakla yükü tam olarak kaldıramıyor. Şimdi soruyorum: Hasılat bazında vergilendirme yapılacaksa bu bataklar nasıl dikkate alınacak? Hasılat dışı mı bırakacaksınız yoksa batırdığını da tahsil yoluna mı gideceksiniz? Eğer esnafı, iş dünyasını, fabrikaları ayakta tutamazsanız vergi toplayacak kimseyi bulamazsınız.

Bu anlamda, bu vergi tasarısının esnafı, sanayiciyi, üreteni cezalandıran bir yasa tasarısı olduğunu düşünüyorum ve bu anlamda doğru bulmuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bayır.

Sayın Danış Beştaş, sisteme girmişsiniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – 60’a göre kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

36.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Çukurova Üniversitesi Rektörlüğünün bazı öğrencilerin terör örgütleriyle bağlantılarının araştırılmasıyla ilgili yazısına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şu anda vekili olduğum Adana’dan elime bir yazı ulaştı, Çukurova Üniversitesi Rektörlüğünün bir yazısı, “gizli” ibareli ve “acele” ibareli bir yazı. Biz üç gündür burada Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine yönelik saldırı ve linç girişimini, Erdoğan’ın başlatmış olduğu girişimi konuşuyoruz ve öğrencilerin ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu anlatıyoruz. İşte belgesi: Çukurova Üniversitesi Rektörlüğünün yazısı. Ne diyor: “Terör örgütleriyle bağlantılı veya söz konusu örgütlere destek ya da yardımcı olan üniversitemiz öğrencilerinin durumlarının ivedilikle değerlendirilerek ilgililer hakkında işlem yapılması amacıyla inceleme, soruşturma komisyonu oluşturulması gerekmektedir. Üniversitemiz hakkında Adana Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü…” Sayı ve tarih var, “Yazının bir örneği ilişikte gönderilmiştir -yazı uzun- bu konuda ivedilikle bir işlem yapın ve Rektörlüğümüze geri gönderin.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yapılmasın mı? “İnceleme yapalım.” diyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bir tane de örnek. Örneği özellikle Genel Kurulun -hepiniz milletvekilisiniz- ciddi bir şekilde dikkatine sunmak istiyorum.

Sayın Başkan, lütfen, bu çok önemli.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Milletvekillerinin özellikle dikkatini istiyorum.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Hayır, terörle iltisakı varsa Sayın Danış, araştırmasınlar mı?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bütün milletvekillerinin dikkatini rica ediyorum. Sayın Sipan Zir Yıldırım, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi 5’inci sınıf öğrencisi. Bizim Mardin Milletvekilimiz, hâlâ Kandıra Cezaevinde bulunan Gülser Yıldırım’ın oğlu aynı zamanda. Soruşturma kime açılmış? İlk elden, HDP'den rehin alınan bir milletvekilinin tıp fakültesindeki oğluna. Bunun adı düşmanlıktır, bunun adı büyük bir nefrettir. Annesinin HDP milletvekili olması o çocuğun soruşturmaya maruz kalmasını, davet edilmesini asla mazur gösteremez. Ne var tabloda? Cumhurbaşkanı rektörleri atıyor. Emniyet müdürleri, valiler, yargı, hepsi bir merkeze bağlı ve tepeden konuşma olduğu anda rektörler, emniyet müdürleri, savcılar…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – …harekete geçiyor ve ilk nereden başlıyor? HDP milletvekillerinin çocuklarından. Hepinizin çocuğu olmasa bile önemli bir bölümünüzün evladı vardır. Bu, gerçekten, artık açıkça düşmanlık yapmaktır ve bunu siyasetle, etikle ve başka bir ifadeyle anlamlandırmak mümkün değildir, bunu kesinlikle… Bu konuda en kısa sürede açıklama bekliyoruz. Hükûmet bu konuda ne diyor, talimatın yerine gittiği konusunda bir açıklamaları olacak mı?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Beştaş.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 12’nci madde üzerindeki üçüncü önergede konuşmacı, Adana Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Karakaya.

Buyurun Sayın Karakaya. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MEVLÜT KARAKAYA (Adana) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 12’nci maddesi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Aslında, bu konularla ilgili görüş ve düşüncemizi özet hâlinde de olsa birinci bölüm konuşmasında dile getirmiştim. 12’nci maddenin “Hasılat esaslı vergilendirme” diyor başlığı.

Değerli milletvekilleri, aslında katma değer vergisi harcama üzerinden alınan bir vergi. Esas itibarıyla, üretim ve ticaret zinciri içerisinde, dağıtım zinciri içerisinde ortaya çıkan, realize olan değeri, katılan değeri vergilendirmeyi, sonuçta yükü nihai tüketici üzerinde bırakmayı esas alan bir vergi türü, bir işlem vergisi türü.

Biliyorsunuz, vergilendirmede esas gelirin vergilendirilmesi ve bu maksatla, şu an bizim vergi mevzuatımız, mali sistemimiz içerisinde gelirin vergilendirilmesi, harcama üzerinden vergilendirme, servet üzerinden vergilendirme usulleri ağırlıkta olarak kullanılıyor. Gelir vergileri, tabii, ağırlıklı bir biçimde gelirin tamamını kavrayamadığı için, harcama vergileri de gelir vergisinin tamamlayıcısı olma biçiminde, gelir üzerinden alınan vergilerin tamamlayıcısı olması biçiminde uygulamada yer veriliyor.

Şimdi, katma değer vergisi, biliyorsunuz, 1.1.1985 tarihinde uygulamaya başladı; ilk başladığında tek orandı, indirim ve istisnaları yoktu. Yine, 2002 yılında özel tüketim vergileri, hatırlayacaksınız, ayrıştırıldı. Bundan sonra da katma değer vergisindeki indirim ve istisnalar devam etti. Şimdi, bugün itibarıyla katma değer vergisinin genel, yayılı bir vergi olarak aslında amaç ve hedeflerine uygun olarak kullanıldığını ifade edebilir miyiz? Elbette hayır. Aynı şekilde, özel tüketim vergisinde de -zaman zaman buradan dile getirmeye çalıştık- ciddi aksaklıklar ve yanlışlıklar söz konusu. Bunların gerçekten iyi planlanması hâlinde, özellikle kalkınmakta olan ülkeler açısından bir katkısı, faydasının olduğunu ifade etmek istiyorum.

Ama şimdi, bu konuyla ilgili, özellikle hasılat esaslı vergileme konusuyla ilgili söylemek istediğim şudur: Bu yeni bir vergi niteliğindedir, aslında bir katma değer vergisi değildir. Katma değer vergisi, harcama nitelikli bir vergidir. Dolayısıyla yapılan harcama ve bu harcama süreci içerisindeki katılan değerin vergilendirilmesini esas alır ve yapılan uygulama aslında bu kesimler için, amaç ve hedef alınan kesimler için katma değer vergisini kaldırıyor, yeni bir vergi ihdası yapıyor Katma Değer Vergisi Kanunu’nun içinde.

Ben bu uygulamanın tercih şeklinde yani mükelleflerin bu uygulamaya geçmeleri konusunda da tereddütlü olacağını düşünüyorum. Bunu dün de ifade etmeye çalıştım. Çünkü burada, hasılat üzerinden ödenecek katma değer vergisi ile alım belgelerindeki indirilecek katma değer vergilerinin gider yazılması söyleniyor ama “mahiyetine göre” deniyor. “Mahiyetine göre”den kastı, maliyet ya da gider yazılması. Bunun anlamı şu: Amortismana tabi iktisadi kıymetler ya da stoklarla ilgili katma değer vergisi maliyetlere aktarılacak ama o dönem içerisinde hesaplanan katma değer vergisi olarak belgelerde yer alan katma değer vergileri de gelire yazılacak. Yani bir mükellefin bu sistemi, bu alternatifi tercih edebilmesi için gelecek dönemdeki maliyetlere gidecek katma değer vergilerini hesaplayıp avantajına bakması gerekecek. Eğer bunu doğru yapamazsa yıllık gelir vergilerinde dezavantajlı duruma düşecek. Başladığı andan itibaren iki yıl bu sistemden…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEVLÜT KARAKAYA (Devamla) – …çıkamayacağı için bu yöntemin burada, gerekçelerde ifade edildiği gibi, hiç kimseyi bu yöntem içerisinde bir katma değer vergisi mükellefi ya da uygulaması içerisine giren bir unsur hâline de getiremeyecektir.

Ben bu vesileyle bu maddenin de çekilmesinin uygun olacağı düşünce ve kanaatlerimizi ileterek yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karakaya.

Sayın milletvekilleri, 12’nci madde üzerinde verilen aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12’nci madde üzerindeki aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 12’nci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 13’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım. Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 13’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                     Vedat Demiröz                  Mehmet Muş

                    Kayseri                             Bitlis                              İstanbul

        Mehmet Doğan Kubat               Ali Cumhur Taşkın

                İstanbul                               Mersin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                     

              Meral Danış Beştaş              İmam Taşçıer              Osman Baydemir

                       Adana                         Diyarbakır                         Şanlıurfa

                  Sibel Yiğitalp                                                 Saadet Becerekli

                    Diyarbakır                                                               Batman

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeler…

Gerekçe:

Önergeyle grup katma değer vergisi mükellefiyetinde tarhiyatın muhatabına ilişkin düzenlemenin tasarı metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gerekçelerini dinlediğiniz, Komisyonunun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı önergeleri oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, biraz önce kabul edilen önergelerle madde metinden çıkarılmıştır.

Bir karışıklığa mahal vermemek için komisyon metninin mevcut maddeleri üzerinden görüşmelere devam ediyoruz. Kanun yazımı sırasında madde numaraları Başkanlıkça teselsül ettirilecektir. Bu açıklama tasarının diğer maddelerinde gerçekleşebilecek metinden çıkarmalar için de geçerlidir. Bu yüzden benzer işlemlerde aynı açıklamayı tekrarlamadan işleme devam edeceğiz.

14’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı “Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 14. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

               Zekeriya Temizel                  Musa Çam              Mehmet Bekaroğlu

                       İzmir                             İzmir                              İstanbul

                 Utku Çakırözer                                                   Sibel Özdemir

                     Eskişehir                                                               İstanbul

Madde 14- 3065 sayılı Kanunun 46’ncı maddesinin (5) numaralı fıkrasında bulunan "Maliye ve Gümrük Bakanlığı” ifadesi "Maliye Bakanlığı, Vergi Usul Kanunu uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ödeme zamanını, beyannamenin verildiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar uzatmaya” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Mustafa Ali Balbay.

Buyurun Sayın Balbay. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri; yapılan resmî açıklamalara göre ekonomimiz geçen yıl, 2017’de yüzde 7,4 büyüdü. Bu büyüme rakamları içinde Çiftlik Bankın yatırımları da var. Çiftlik Bank en son 3 Kasım 2017’de Sakarya Taraklı’da 40 milyon euroluk ve 5 milyon civcivlik bir yatırım yapmış. Mavi yumurta üretecekmiş ve bu yatırım çerçevesinde de yapılan açılışa Sakarya Taraklı Kaymakamı, Sakarya Taraklı Belediye Başkanı, bir de Guinness Rekorlar Kurumu Türkiye Temsilcisi katılmış. Herhâlde, Türkiye’deki yolsuzluğun, halkı kandırmanın, devlet aracılığıyla, Hükûmet aracılığıyla kandırmanın rekorunu yazacaktır diye düşünüyorum.

Sayın milletvekilleri, biraz önce, iktidar partisinin temsilcileri Çiftlik Bankla ilgili açıklamalar yaptılar ama “Biz daha çok ceza vereceğiz.” diyerek bu işten sıyrılamazlar. Eğer böyle yaparsanız bundan sonra da benzer yolsuzlukların, halkı soymanın arkası gelecektir. Bakın, tarih sırasıyla ben size Çiftlik Bankla ilgili özellikle aralık ayından bu yana yaşananları paylaşmak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, Sayın Maliye Bakanı da bu belgeden haberdardır, bu Sermaye Piyasası Kurumu “Suç duyurusu idari para cezası ile diğer yaptırım tedbirleri… Çiftlik Bankın halkı kandırdığı, yine Tüketicinin Korunması Kanunu’na göre hileli davranışlar yoluyla sisteme para aktardığı saptanmıştır.” diyor ve suç duyurusunda bulunuyor, bu suç duyurusu hakkında da Gümrük ve Ticaret Bakanlığına bilgi veriyor. Ne zaman? 28 Aralık 2017’de. Peki, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ne yapıyor? Sayın milletvekilleri, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, düşünün, önce 29 Kasım 2017’de “İşlemlerimiz sürüyor, biz denetim yapıyoruz.” diyor. Ondan sonra da 13 Şubat 2018’de, bakın, sayın milletvekilleri, bir buçuk ay sonra, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı “Bu kurumla ilgili henüz incelememiz tamamlanmadı, faaliyetleri hakkında çalışmalarımız sürüyor, değerlendirme aşamasındayız.” diyor. Bu arada, Çiftlik Bankın başındaki kişi nerede? Uruguay’a gitmiş bu süreç içinde.

Sayın milletvekilleri, Bülent Bey, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Eskişehir yolu 9’uncu kilometrede, SPK Eskişehir yolu 8’inci kilometrede; arada 1 kilometre fark var, bağırsalar duyulur ya, bağırsalar duyulur ama devletin bir kurumunun öteki kurumundan haberi yok. Bunu nasıl savunabilirsiniz? Eğer “Bu kişilerle ilgili gereğini yapacağız.” diyorsanız, en çok gereğinin yapılması gereken kişi Bülent Tüfenkci yani Bakanlık değil mi? Lütfen elinizi vicdanınıza koyun, 135 bin kişi kandırılacak, bu kişiler başvuracaklar, SPK “Suç duyurusunda bulunuyoruz.” diyecek, iki ay sonra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı “İncelememiz sürüyor.” diyecek. Lütfen elinizi vicdanınıza koyun.

Şimdi, burada, Çiftlik Bankın sahipleri en son 8 Mart günü dahi açıklama yapıp “Hakkımızda hiçbir olumsuzluk yok, haberiniz olsun.” diyorlar. Suçlamayı yapan Eskişehir yolu 8’inci kilometrede, iki ay sonra bile bunu duymayan Eskişehir yolu 9’uncu kilometrede. Devletin bir kurumunun öteki kurumundan haberi yoksa vahim, var da gereğini yapmadıysa çok daha vahim sayın milletvekilleri. Ben Tüfenkci’nin bugünkü programına baktım, gördüğüm kadarıyla hiçbir programı yok, yok. Görenlerin insaniyet namına haber vermesi ve Tüfenkci’nin bu konuda açıklama yapmasını özellikle rica ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, gelinen noktada, 65 şirket daha araştırma konusu. Sadece Çiftlik Bankta şu anda 135 bin kişi ve 1 milyar liranın üzerinde kandırma var. Sizin bugün övünerek açıkladığınız büyüme rakamlarının içinde bu “yatırım” dediğiniz kurum da var sayın milletvekilleri.

Özellikle son olarak vurgulamak isterim ki bu Çiftlik Bank kendisini savunurken oyunculardan da yararlanmış. Size en son, 2 Ocak 2018’de Çiftlik Bankın halkla ilişkiler sorumlusu…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Sayın Başkan, Çiftlik Bankın hayrına bir dakika.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Bugün tartıştık uzun uzun Sayın Balbay.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Balbay.

MUSTAFA ALİ BALBAY (Devamla) - Ama tartıştık da bir cevap, bir cevap, bir cevap.

Çiftlik Bankın halkla ilişkiler sorumlusu Mehmet Çevik, 2 Ocak günü diyor ki: “Çiftlik Bankı eleştirenleri insafa çağırıyorum, bu bir millî projedir.” Bu tablo gösteriyor ki eğer bu olayın üzerine gerektiği gibi gitmezseniz bunun arkası gelecek; bunu örterek kurtaramazsınız. Şu andaki bu olayın tablosu: Devlet kurumları çiftlik, halkın parası çantada keklik olmuş sayın milletvekilleri.

Hepinize saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Balbay.

Sayın Balbay ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesindeki "fıkrasında yer alan” ibaresinin, "fıkrasındaki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

              Meral Danış Beştaş            Osman Baydemir           Saadet Becerekli

                       Adana                         Şanlıurfa                            Batman

                  İmam Taşçıer                  Sibel Yiğitalp

                    Diyarbakır                      Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kars Milletvekilimiz Sayın Ayhan Bilgen.

Buyurun Sayın Bilgen. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AYHAN BİLGEN (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii, bir ülkede ekonomi yönetiminden en azından iki temel şey beklenir; birisi, ekmeğin paylaşımında adalete yardımcı olmak, ikincisi de ekmeğin çalınmasını önleyecek bir politik duyarlılık sergilemek. Tabii, sorumluluk duygusu siyasette iki psikolojiyle sergilenebilir; birisi dersiniz ki: “Biz çalmadık. Doğrudan doğruya devlet yapmadı. Biri birinden çalmış, bizim burada bir sorumluluğumuz yok.” Ama hani o meşhur örnektir, Ömer'in Dicle kenarında bir kuzuyu kurt kaptığında onun hesabının Ömer'den sorulması meselesi. Eğer siyaseti böyle görüyorsanız, böyle okuyorsanız, -bu örnekler sadece hikâye olsun diye kulaktan kulağa anlatılacak efsane gibi değil- uygulanması gereken bir şey gibi görülüyorsa o zaman birinin birinden çalmasının da aslında devletin derdi olması gerekir, devletin gündemi olması gerekir.

Şimdi, ikinci önemli nokta bu başlık altında, ekonomi çürüdüğünde, ekonomik yozlaşma gerçekleştiğinde siyaset bundan beri olabilir mi, kendisini bunun dışında tutabilir mi yani siyaset tertemiz, düzgün, şeffaf, hesap verebilir biçimde işleyebilir mi? Dünyadaki bütün bu alanla ilgili çalışan kuruluşlar -Türkiye'ye özgü bir şey söylemiyorlar- diyorlar ki: “Bu mümkün değil.” Yani ekonomide yolsuzluk varsa siyasette de gerçek bir demokrasi mümkün değildir; yolsuzluk mutlaka hem toplumu çürütür hem de yönetenleri, siyaseti, siyaset yapma tarzını etkiler.

Şimdi önümüzdeki konu, elbette paketi tartışırken de tartışılmaya değer öneme sahip. Aralık ayında bir milletvekili soru önergesi veriyor, iki ay sonra Bakanlık cevap veriyor, formaliteden bir cevap veriyor. Bu, bir kere, milletvekilinin iradesine saygı duymamaktır, aslında halkın iradesine saygı duymamaktır. Bir milletvekili bir konuyu gündeme getirmişse bir bakanlık onu formalite bir cevapla geçiştirmek değil teşekkür etmek, gerçekten eğer bir suistimal varsa bununla ilgili ciddi araştırma yapmak sorumluluğundadır; bu bir lütuf falan değildir. Geçmişteki bütün olumsuz örneklere rağmen hâlâ aynı alışkanlık devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, bundan on yıl önce, hatta geriye gidelim, yirmi yıl önce -kamuoyunda “Konya holdingleri” diye bilindiği için ben de o isimle anacağım ama bir şehri topyekûn mahkûm etmek istemem- sonuçta muhafazakâr insanların Avrupa’da, yurt dışında çok zor şartlarda, alın teriyle biriktirdikleri tasarrufları… Buradan gitti birtakım insanlar, aynen benzer zincirler kurdular yani paraları topladılar. Gerçek, reel yatırımla toplanan para ve vadedilen para arasında büyük bir uçurum vardı. İlk toplananlara yüksek kâr oranları vadedildi. Öyle oldu ki bir süre sonra “Faize yatırmayayım.” diye iyi niyetle verenler değil, Almanya’daki bankalardan faizli para çekip, kredi çekip bu Konya holdinglerine yatıranlar oldu. Biz bunlarla ilgili birtakım takip, destek ve dayanışma işlerine girince gördük ki aslında para toplayanların büyük kısmı siyasetin içerisindeki isimler; filanca bakanın kayınpederi toplamış, camilerde vaaz etmiş, toplamış; filanca milletvekilinin akrabası, filanca partinin yöneticisi… Ve hiçbir ilerleme olmadı.

Şimdi, o süreçten ders çıkartılsaydı, takip yapılsaydı muhtemelen -Rıza Sarraf gibi, Türkiye’nin dış politikasını bile kilitleyen- bırakın artık yolsuzluk meselesini, Türkiye’yi uluslararası ilişkilerde kilitleyen bir noktaya gelinmezdi. Ama ne oldu? Mesele öyle bir noktaya geldi ki bakanlar çıktılar, Rıza Sarraf’a ödül verdiler, “başarılı iş adamı” ödülü verdiler.

Şimdi, bakanların böyle bir fotoğraf vermesinin arkasından ya bir toplumda hiç mi ders alınmaz o yaşanan süreçten? İşte, Çiftlik Banktaki vakada da, bakıyorsunuz, müftü çıkıyor, dua okuyor; kaymakam çıkıyor, kurdele kesiyor. Ya, bir müftü hiç merak etmez mi bu para nasıl kazanılıyor? Ortada sahici bir ticaret mi var, yani bir helal kazanma çabası mı var yoksa din istismarıyla bir yağma talan niyeti mi var? 1 koyup 5 alma arayışının kendisi İslam’da ticaret mantığıyla izah edilebilir bir şey mi? Yani, çok meşhur bir sözdür: “Açgözlülük ile dalkavukluk ve budalalık iç içedir.” Şimdi, siz çok hızlı yollardan zengin olmayı eğer ticarette normalleştirirseniz siyaset de bunun kolaylaştırıcısı hâline gelir.

Değerli arkadaşlar, bu konuları evet burada oylarken kapatabiliriz, bitirebiliriz yani “Yargılama devam ediyor.” diyerek işin üstünü örtebiliriz ama böyle her gelişme, burada böyle kapanan her dosya bu niyetle insanların alın terini, emeğini sömürmek isteyenler için bir fırsat oluşturur, bir imkân oluşturur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYHAN BİLGEN (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika daha verirseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bilgen.

AYHAN BİLGEN (Devamla) - Bunun tekrarlanmamasının biricik yolu vardır: Caydırıcı, etkin, güçlü bir mücadele ortaya koyarsınız ki başkaları bir daha bu işe niyet etmesin, cesaret etmesin ve toplumda da bu şekilde hızlı zengin olma yöntemlerine yüz binlerce insan tenezzül etmesin. Bu toplumsal çürüme hepimiz için ciddi bir tehdittir. Sonuçta toplum çürüdüğünde bu çürüyen toplumun hangi partiye oy verdiği, hangi mezhepten, hangi inançtan, hangi etnik kökenden olduğunun da hiçbir anlamı kalmaz. Onun için zaten denir ki: “Demokrasi, nasıl yönetileceğini tartışma meselesidir.” Kimin yönettiğini tartışma meselesinden bir adım daha önde gelir bu. Eğer siz ülkede muhalefetten uyarı bekliyorsanız, muhalefetten yapıcı itiraz ve katkı istiyorsanız muhalefetin yaptığı uyarıları ciddiye alarak bu konuda siyasete olan güveni önce inşa edeceksiniz ki muhalefet de bu rolünü sağlıklı biçimde oynayabilsin.

Herkesi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bilgen.

Sayın Bilgen ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 14’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 15’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Mustafa Elitaş                     Vedat Demiröz            Mehmet Muş

                       Kayseri                                Bitlis                       İstanbul

           Fatma Seniha Nükhet Hotar           Ali Cumhur Taşkın

                         İzmir                                 Mersin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri…

 

                Meral Danış Beştaş           Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                        Adana                        Şanlıurfa                          Şanlıurfa

                    İmam Taşçıer                Sibel Yiğitalp

                     Diyarbakır                    Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeleri okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, katma değer vergisi iadesinin üç ay içerisinde yapılmaması hâlinde mükellefe faiz ödenmesini öngören düzenlemenin tasarı metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 15’inci madde üzerinde aynı mahiyetteki iki önergeyi, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, böylece 15’inci madde tasarı metninden çıkarılmıştır.

Sayın milletvekilleri, 16’ncı madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 16’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp                Müslüm Doğan

               Diyarbakır                           Diyarbakır                             İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İzmir Milletvekilimiz Sayın Müslüm Doğan.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Görüşülmekte olan tasarının 16’ncı maddesi hakkında partim Halkların Demokratik Partisi adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, söz konusu yasa taslağında bu maddeyle ilgili olarak özellikle oyunlar kısmında bir istisna, KDV'den istisna getiriliyor. Aslında bu istisna kesinlikle doğru bir olay değil, özellikle belirteceğim hususlarla ilgili bir istisna olsa kabul edilebilir ama genelde KDV konusunda hiçbir şekilde istisna getirilmemesi gerekir. Sadece özendirici, teşvik niteliğinde ikincil mevzuatta belki tanımlanabilecek açıklamalarla bu iş giderilebilir. Teşvik bilimsel ve toplumsal gelişmeye olanak sağlayacak yazılımları aslında kapsamalıdır. Vergi istisnası yerine yazılım şartı sırasında, ikincil mevzuatta yer alacak şartnamede olsun, yönetmelikte olsun veya tüzükte -neyse, nasıl bir ikincil mevzuat düşünülüyorsa o şekilde- gündeme getirilebilir.

Değerli milletvekilleri, özellikle bu dijital oyun şu anda dünyada 110 milyar doları aşan bir pazarın konusu, çok önemli bir pazar alanı. Ancak oyun dediğimiz zaman, işte, biraz önce bizim bir araştırma önergesi verdiğimiz Çiftlik Bank da bir oyundu. Orada insanlar bilgisayara girip inek figürünü gördüğünde, o figürün üstüne her tıklamasında para kazanıyorlardı sözde. Ama görüyorsunuz, çok büyük bir halkın iradesinin, halkın kazanımlarının, halkın değerlerinin nasıl sömürüldüğünü, nasıl bir organizasyonla karşı karşıya olduğumuzu ve Hükûmetin, devletin bu konudaki sorumsuzluğu, Hükûmetin bu konudaki aczi ortaya çıkmış oldu. Çünkü ne bir denetim mekanizması vardı ne de konu incelenebiliyordu verdiğimiz soru önergesine rağmen. Bunlar son derece önemli hususlar değerli milletvekilleri.

Türkiye, aslında bu oyun pazarında 16 ila 18’inci sıra arasında gidip gelmektedir ancak ilk sıralardaki ülkelerle arasındaki fark ise çok önemli bir boyuttadır. Dijital oyun sektörü, ülkemizde yeni yürümeye başlayan -aslında- bir çocuk gibi. Bu çocuğun büyürken desteklenmesi ve gelişmesi için olanaklar sağlanması gerekiyor. Ancak bu oyunlara, özellikle toplumsal dokumuza zarar vermeyen, toplumsal dokumuza katkıda bulunacak, toplumsal gelişmeye olanak sağlayacak oyunlar anlamında bakmak gerekiyor. Yoksa, bugün savaşları, şiddeti, çatışmayı esas alan, öngören oyunlara aslında hiçbir şekilde ne teşvik verilmeli ne desteklenmeli ve ne de istisnaya konu olmalıdır.

Değerli milletvekilleri, biraz önce bahsettim ya, Çiftlik Bank meselesinde eğer bizim gerçekten uyarımız dikkate alınsaydı, soru önergemiz Bakanlıkça doğru bir şekilde incelenseydi, bürokrasi bunu doğru inceleseydi, 2 satırlık yazıyla geçiştirmeseydi, halkımızın bu kadar biriktirdiği değerleri istismar eden yapılar bu kadar başarılı olamayacaktı. Aslında burada suçlu olan Hükûmettir, bürokrasidir ve bundan hesap sorulması gerekmektedir. Yani siz araştırma önergesini reddedebilirsiniz ama sorumluluktan kaçamazsınız. Bugün Maliye Bakanlığı da aslında burada açıklamalıdır Sayın Bakan. Yani bu çalışmalara destek verildi mi? Bu çalışmalar hangi anlamda destek gördü? Destek görmediyse de açık bir şekilde ifade edilmelidir. Çünkü, biliyorsunuz, bu Çiftlik Bank olayında, bu tesislerin açılmasına -tesis de demeyelim aslında, simülasyon üzerinde halkın çoğu kandırılmış- işte bürokrasi gitmiş destek vermiş, sözüm ona sanatçılar… 1 kilo bıyığı olan bir adam gidiyor, başka bir hassasiyette, sözüm ona “Vatan, millet, Sakarya!” diyerek; halkın nasıl sömürüleceğini, halkın yarattığı değerlerin üstüne nasıl konarımın desteği ve ortağı konumuna geliyor. Böyle bir tiyatro sanatçısı olabilir mi? Böyle bir bürokrasi olabilir mi? Siz bu konuyu… Bir kere “bank” ismini nereden alıyor? SPK olsun, diğer düzenleme kurulları buna nasıl izin verebilir? Ulusal kanallarda bu reklamlar verilirken devlet mekanizması çalışmıyor mu, RTÜK çalışmıyor mu? Demek ki devletin de bu konuda bir acz içerisinde olduğunu, özellikle bürokrasinin bu konuya destek verdiğini maalesef üzülerek belirtmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Sayın Doğan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

16’ncı madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı "Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 16’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                   Utku Çakırözer                     Musa Çam

                  İzmir                               Eskişehir                              İzmir

            Sibel Özdemir                   Mehmet Bekaroğlu                 Nihat Yeşil

                İstanbul                              İstanbul                             Ankara

MADDE 16- 3065 sayılı Kanun’un geçici 20'nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci paragrafına "internet,” ifadesinden sonra gelmek üzere “oyun,” ifadesi ve aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından bu Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekilimiz Sayın Nihat Yeşil.

Buyurun Sayın Yeşil. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; tasarının 16’ncı maddesi üzerine partim adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ben de konuşmama başlamadan önce, sevgili Levent arkadaşımızın gündeme getirdiği gibi… Ankara'da çok önemli iki konuyla, yangınla karşı karşıya kaldık. Biri, Cumhuriyet Dönemi’nde “Çoban Mektebi” diye anılan, Ziraat Mektebi olarak kullanılan ve tarihsel bir doku içerisinde tescillenmiş bir yapı; diğeri de tıpkı Çiftlik Bank gibi, Melih Gökçek’in Ankara'ya hediye ettiği, Atatürk Orman Çiftliğindeki o meşhur “Çadır kent” dediği oyuncakların oluşturduğu yangın. Bunlar gerçekten ülkemizin yüz kızartıcı şeyleri. Ama sayın belediye başkanımız asli görevi olan bu görevleri yapmazken ne hikmetse popülist politikalarla -tıpkı dün olduğu gibi- bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi, sayın belediye başkanımız, kentimizde bir süreden beri uygulanan popülist politika belediyecilik söylemiyle kent, toplum hayatını disiplin altına almaya çalışmaktadır. Bunlardan biri, sit alanı olan Saraçoğlu Mahallesi’ndeki sorunu çözmek yerine günü kurtarıcı politikalarla Başkentimizi idare ediyor. Ulaşım planında mahkeme kararı olmasına rağmen, bunları yapması gereken, bu görevlerini yerine getirmesi gereken, asli görevini yapması gerekirken o görevleri yapmıyor. Peki, bu görevleri kim yapacak? Tabii ki yetkili arkadaşlarımız yapacak. Bizim eleştiri getirdiğimiz konu bu.

Sayın Başkan dedi ki: “Konu hakkında, gündemle ilgili konuşmuyorsunuz sorunlarla ilgili konuşmaya çalışıyorsunuz.” Şimdi, elbette ki bizim bir milletvekili olarak bölgemizle, ülkemizle ilgili olan sorunları dile getirmek temel görevimizdir. Gönül ister ki bir tarafta Hükûmet ufacık bir kanun maddesi değiştirerek gelir vergisinde veya gelirde adaleti sağlayabilecekken üç kuruş paranın peşinde koşuyor ama milyonlarca, milyarlarca dolar veya milyarlarca para üzerinde birileri bu olayları yapıyor, yapanın yanına da kâr kalıyor.

İkinci bir konu: Mesela asıl 2038 Yeni Ulaşım Ana Planı varken, sayın belediye başkanı bu planı masanın üzerinde bekletiyor. 2038 Ulaşım Planı’nı yapmıyor ama ne hikmetse Ankara Çevre Düzeni Planı 2038 bilimsellikten uzak, çelişkiler yumağı olan planı hemen, apar topar 2017’de uygulamaya geçiriyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz bunları söylerken… Yani görevi olan, asli görevi olan sevgili yöneticiler bu sorunları çözmesi gerekirken çözmüyor ama olmayan şeyleri dile getiriyor. Bunu dile getirdiğimiz zaman da doğal olarak tepki koyuyorsunuz. Bu tepki doğal değildir, normal değildir. Biz görevlerinizi yapmanızı istiyoruz, bizim istediğimiz bu.

Diğer tarafta, yine Ankara Kent Planı’yla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mustafa Tuna, kentin ulaşımını popülist, günübirlik politikalarla götürmektedir. Yeni onaylanan otopark yönetmeliği zaten çelişkiler yumağını içinde taşımaktadır, Mustafa Tuna otopark popülizmi yapmaktadır.

“Park et-devam et’’ sistemi için, örneğin kent merkezi çeperlerinin nasıl boşaltılacağını, araçların kent merkezine nasıl taşınacağını, onu uygulaması gerekirken, bunları yapması gerekirken ama ne hikmetse… Burada örneğin Genelkurmay binası ve arazisi, taşınacak adliye binasının arazisi vesaire “park et- devam et” sistemine dâhil edilebileceği gibi dolmuş depo durakları için de bir seçenektir.

Değerli arkadaşlar, paylaşımlı araç kullanımı yöntemiyle kent merkezlerine özel araçla seyahat yoğunluğunu düşürmek için bazı teşvik politikaları da uygulanabilir. Nitekim, Avrupa ülkelerinde kent merkezine girişlerde çipli vergi sistemi uygulaması buna en güzel örneklerden biridir. Bu uygulamayla 5 kişinin bir aracı kullanması kent merkezine yönelen araç sayısında düşüşle beraber, kendisini daha da olumlu bir noktaya taşıyacaktır.

İkinci konu, Çayyolu ilçemizde çevre yolunda, Dodurga mevkisinde yaşanan felakettir. Ankara ili Dodurga Mahallesi’nde Dodurga meskûn alanı ile güney çevre yolu arasında kalan alan; yüzey suyu ve 2 şelalesi olan vadi tabanındaki hassas ekolojik bir sistemdir. Bölgede yaban hayatı, habitat alanı olduğu bilinmekle beraber aynı zamanda hayvancılık yapılmaktadır. Söz konusu alan üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hafriyat atıklarının dökülerek, söğüt ve meşe gibi yoğun ağaç dokusunun üzerinin olduğu gibi kapatıldığı, alanın tesviyesinin de iş makineleriyle, kayalık alanların ise patlayıcılarla patlatıldığını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT YEŞİL (Devamla) – Devam edebilir miyim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yeşil.

NİHAT YEŞİL (Devamla) – Sayın Valimiz de “Ya, oradan bir sesler geliyor ama patlayıcıyla değil, biz dinamitle patlatıyoruz.” gibi böyle ciddiyetten uzak bir yanıt veriyor.

Değerli arkadaşlar, burası bizim kentimiz. İşte, şehir hastanesi efsanelerini de gördük, bir efsane yarattınız. 13 tane hastanemizi kapatıyorsunuz Altındağ bölgesinde. “Şehir efsanesi” diye halka yutturduğunuz bu efsaneyi 13 tane hastaneyi kapatarak 2 tane şehir hastanesi noktasına; biri Etlik bölgesine, biri Çayyolu tarafına yüklüyorsunuz. Ve bir kentin kent olabilmesi hastaneleriyle, postanesiyle, ulaşımıyla, şehir planıyla, altyapısıyla oluşur ama bütün bu yoğunluğu 13 tane hastaneye… Düşünün, ağır bir hasta, hastalandığı zaman -kalp krizi geçiriyor- bunu kalkıp…

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Helikopterle…

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Bırakın helikopteri siz şimdi Sayın Başkan…

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – O eski zamandı.

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Yani eski zaman. Tabii, hep taşıdınız, gördük şimdi, şu anda hastanelerde insanların nasıl öldüğünü.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT YEŞİL (Devamla) - Bu noktada, bilimsel anlamda, bilimsellikten uzak, gerçekten toplumun toplumsal çabalarından uzak bir anlayışla hayata geçirmeye çalışıyorsunuz. Bu da, ülkede değil hepimizde belirli olumsuzluklar yaratıyor. Bizim eleştirimiz bu. Doğru olan bir şey varsa hep beraber bunu yapalım.

Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Yeşil.

Sayın milletvekilleri, Sayın Nihat Yeşil ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi 16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 16’ncı madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 17’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım. Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 17’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                    Mehmet Akyürek              Vedat Demiröz

                 Kayseri                             Şanlıurfa                             Bitlis

              Mehmet Muş               Fatma Seniha Nükhet Hotar           Zeki Aygün

                İstanbul                                İzmir                               Kocaeli

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN - BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Önergeyle, 31/12/2018 tarihi itibarıyla indirim yoluyla giderilemeyen katma değer vergisinin iadesine yönelik Maliye Bakanlığına yetki verilmesini öngören düzenlemenin tasarı metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesi:

Bu düzenleme gibi birçok düzenleme büyük sermaye gruplarına yönelik yapılmaktadır. Bu düzenlemede bir ölçeğin olması, sosyal devlet anlayışı içerisinde öncelikle dar gelirli vatandaşlarımızın, esnafımızın bundan yararlanmasının maddede esas alınması gerekmektedir. Bu çerçevede, maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 17’nci madde üzerindeki, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmiştir.

17’nci madde tasarı metninden çıkarılmıştır.

Sayın milletvekilleri, şimdi 18’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım.

Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 18’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                     Vedat Demiröz                  Mehmet Muş

                 Kayseri                                Bitlis                              İstanbul

           Mehmet Akyürek                 Ali Cumhur Taşkın

                Şanlıurfa                              Mersin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir           Saadet Becerekli

                  Adana                              Şanlıurfa                            Batman

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CAHİT ÖZKAN (Denizli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin (g) alt bendinde sayılanların mükellefiyetine ilişkin geçici madde düzenlemesinin tasarı metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

Aynı mahiyetteki diğer önergenin gerekçesi:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmiştir.

18’inci madde tasarı metninden çıkarılmıştır.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.36

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 19 ila 33’üncü maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde söz isteyen; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mehmet Bekaroğlu, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Van Milletvekilimiz Bedia Özgökçe Ertan, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekilimiz Sayın Erkan Akçay; şahıslar adına Manisa Milletvekilimiz Sayın Erkan Akçay, Konya Milletvekilimiz Sayın Halil Etyemez.

Şimdi, ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mehmet Bekaroğlu’nun. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Bekaroğlu.

CHP GRUBU ADINA MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu KDV Kanunu’nda yapılan değişiklikler Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiğinde Sayın Bakan ve AK PARTİ Grubundaki arkadaşlar “Reform niteliğinde değişiklikler.” dediler. Biz eleştirdik “Böyle reform olmaz.” diye, tartışmalar oldu. Sonra ne olduysa Sayın Bakanım, bu reform niteliğindeki tasarıdan ana maddelerini çıkardınız ve çıkarma gerekçesini de açıklamadınız. Mesela, gruplarla ilgili, gruplarda yaptığınız bu mahsuplaşma işinden niye vazgeçtiniz? Niçin o temel maddeleri geri çıkarıyorsunuz? Bununla ilgili ciddi bir açıklama yapmadınız yani buna dikkat çekiyorum. Hükûmet öteden beri hep bu şekilde yapılan değişiklikleri reform niteliğinde değişiklikler diye getiriyor, biz de diyoruz ki: “Hayır, bunlardan bu şekilde reform olmaz; kendinizi kandırmayın, kimseyi de aldatmayın.” Ama yağmur tarzında bunlar geliyor. Bunların bir panik ifadesi yani ekonomideki yanlış gidişin bir panik ifadesi olduğunu söylüyoruz, söylemeye devam ediyoruz. Böyle söylediğimiz zaman arkadaşlar, Hükûmet kanadı, Sayın Bakan, sinirleniyor yani “Öyle değil.” filan… Daha da öteye götürüyor, Hükûmetin ekonomik politikalarının yanlış olduğunu ifade edenleri, söyleyenleri neredeyse her konuda olduğu gibi haine yazacak kadar ileri götürülüyor. Bunlar yanlış şeyler değerli arkadaşlarım. Bakın, bu tasarı baştan takdim edildiği gibi hiçbir şey yapmıyordu zaten. Bu maddeler çıkarıldıktan sonra bu tasarının hiçbir önemi kalmadı. Burada yapılan mesaiye yazık değerli arkadaşlarım. Biz katılırız katılmayız; bir değişiklik yapar Hükûmet, karar verir, siyasi sorumluluğunu alır, buradan geçirir. Netice itibarıyla mesaiye değer ama şu anda hiçbir şey... Hani şeker yerine keçiboynuzu, yaptığımız şeyler bunlar.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin vergi sisteminde çok ciddi problemler var yani Türkiye'nin ekonomisinin gelişmesiyle ilgili, Türkiye'deki genel anlamda adaletle ilgili, vergi adaletiyle ilgili, gelir dağılımı adaletiyle ilgili çok önemli sorunlar var Türkiye'nin vergi sisteminde. Esasen Hükûmetin bunları ele alması yani sadece adaletle ilgili değil, Türkiye'nin gerçek anlamda büyümesi, bütün rakam, şeylerde büyümesi, pastanın büyümesi ve bu pastanın da adil bir şekilde toplumda paylaştırılması, vergi sistemi üzerinden yapılacak çok konular var ama bu konularla ilgili herhangi bir şey yapılmadı. Usulle ilgili de, vergi toplama usulüyle ilgili de önemli konular var, bunlarla ilgili de çok ciddi değişiklik, reform filan gelmiyor.

Değerli arkadaşlarım, vergilerin büyük çoğunluğunun dolaylı olarak harcamadan alındığı bir vergi sisteminden adalet filan çıkmayacağı gibi sağlıklı bir ekonomi çıkmaz ama rakamlar elimizde, şey yapmıyorum. Biz topladığımız verginin büyük çoğunluğunu dolaylı vergilerle topluyoruz, KDV’yle topluyoruz, ÖTV’yle topluyoruz.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu şekilde devam ettiğiniz müddetçe sizin ekonomiyle, Türkiye ekonomisiyle ilgili söyledikleriniz anlamsızlaşır. Sayın Bakan, anlamsız olduğunun siz ve diğer bakanlar da farkında olur. Bu farkındalık daha da anlamsız cümleler ettirilmesine sebebiyet verir. Geçtiğimiz günlerde “Aslında Türk parasının değeri azalmıyor, dolar değerleniyor.” diyerek gerçekten ekonomide önemli bir buluş yapan Sayın Ekonomi Bakanı Zeybekci bu sefer büyümeyle ilgili önemli şeyler söyledi: “Biz G20’nin birincisiyiz, muhteşem bir başarı ortaya koyduk.” dedi.

Değerli arkadaşlarım, bu vergi tasarısının bir anlamı kalmadığına göre ben büyüme konusunda birkaç cümle söylemek istiyorum kalan zamanımda.

Evet, gerçekten 2017’de yüzde 7,3 oranında bir büyüme var. Bu büyümenin böyle olacağı zaten önceden ilan edilmişti ama bu, gerçekten muhteşem bir hikâyenin, muhteşem bir ekonomik gelişmenin belirtisi midir ve bundan sonrasına önemli, olumlu bir işaret veriyor mu, bu işe bakmak gerekiyor değerli arkadaşlarım. Aslında Türkiye’de büyüme ortalamalarına baktığımız zaman, sizin dönemdeki büyüme ortalamaları ile geçtiğimiz, sizden önceki dönemlerdeki büyüme ortalamaları arasında çok önemli bir fark yok ama büyümenin tek başına -bir makroekonomik göstergedir elbette bu ama- çok fazla bir anlamı yok. Büyümenin yanında diğer önemli makroekonomik göstergelere de bakmak gerekiyor. Bunlara bakmıyorsanız çok anlamlı bir şey yapmıyorsunuz.

Enflasyona bakacaksınız, ne oluyor Türkiye’de? Büyümenin olduğu bir ülkede fiyatlar ne oluyor, buna bakmak gerekiyor.

Çok önemli, cari açık en önemli makroekonomik göstergelerden bir tanesidir yani “Nasıl büyüyorsunuz?” sorusuna cevap veren bir şeydir. Türkiye cari açık konusunda felaket; işte 2017’de 50 milyar doları geçen bir cari açıkla karşı karşıyayız ve bunun düzeleceğine dair hiçbir işaret de yok. “Bu, ithalat ve ihracat farkından kaynaklanıyor ve bizim ihracatımız arttı.” diye söylediğimiz şeyler aslında çok katma değer üreten mallar değil. Bu imalattaki ihracat ürünlerimizin büyük çoğunluğu dışarıdan ithal ettiğimiz ürünlerle geliyor.

İstihdamla ilgili rakamlar değerli arkadaşlarım, çift hanede devam ediyoruz. Yani bu kadar büyümeden söz ediyorsunuz, “Rekor, dünya 1’incisi, muhteşem bir hikâye.” diye takdim ediliyor ama istihdama yansımıyor, üstelik de Sayın Cumhurbaşkanının yürüttüğü kampanyaya rağmen; iş adamlarını topladı ve herkese işte “1 tane, 2 tane alın.” dedi. Yetmedi, Hükûmetiniz çok sayıda torba yasayla yatırımı teşvik edecek değişiklikler yaptı, teşvikler verdi ama bütün bunlara rağmen büyüme işte yüzde 7,3 fakat istihdamda herhangi bir değişiklik, gelişme yok değerli arkadaşlarım.

Bakın, şimdi, büyüdük de nasıl büyüdük, neyle büyüdük, bu paralar nereden geldi? Bakın değerli arkadaşlarım, borçlara bakın. Yani, 2016 ile 2017 arasındaki toplam dış borca bakın -dış borç önemli- bu paralar nereden geldi? Bakıyorsunuz, dışarıdan almışız. Yani bunu çıkardığınız zaman, bu borcu çıkardığınız zaman ortada bir büyüme görülmüyor. Kaldı ki sizin “büyüme rakamları” dediğiniz rakamlara dolar bazında baktığınız zaman bir büyüme de zaten yok değerli arkadaşlarım. Kişi başına düşen millî gelire bakın, 2016’da 10.883 dolar, 2017’de 10.579 dolar değerli arkadaşlar.

Bakın, siz piyasaya büyüme olsun, istihdam olsun diye teşviklerle ve özellikle Kredi Garanti Fonu’yla dünya kadar para pompaladınız. Nereden bu paralar, nereden buldunuz bu paraları? Vergi mergi filan da toplamıyorsunuz, primden almıyorsunuz, vergilerde dünya kadar istisna getirdiniz; nereden bulundu, geldi bu paralar? Borç alıyorsunuz değerli arkadaşlarım.

Yani, siz geldiğiniz günden bugüne borç alarak büyüyen bir ekonomiyi yani bir şekilde bağımlı hâle gelmiş, dışarıdan gelen paraya bağımlı hâle gelmiş bir ekonomiyi satıyorsunuz. Borç para alıyorsunuz ve bu para bugüne kadar zaten betona, toprağa, inşaata gömülmüştü. Onların bu ülkeye, ekonomiye belki inşaat devam ederken birtakım katkıları olurdu istihdam açısından, ticaret açısından falan ama bittikten sonra herhangi bir katkısı filan yok, betona döküldü bunlar. Şimdi dünya kadar teşvik vermenize rağmen herhangi bir büyüme göremiyoruz.

Yani, siz piyasada dünya kadar bol paranın bulunduğu dönemde dışarıdan borç aldınız, paralar geldi, üstelik de o borç aldığınız insanlarla, işte, Haçlılarla maçlılarla, hâlâ onlarla dövüşüyorsunuz, kafa kol kavgadasınız ama onların parasıyla siz inşaatı finanse ettiniz. Aldığınız borçları betona gömdünüz, gelecek kuşakları borçlandırdınız. Şimdi ne oldu değerli arkadaşlarım, Sayın Bakanım? Şimdi dünyada işler…

“E büyüme, dünyada eğilim filan var.” Sanıyorum gelecek sene bütçeyi takdim ederken dünyanın genel görünümünde hiç bu sene söylediğiniz gibi olumlu cümleler kuramayacaksınız. Niye kuramayacaksınız? Dünya’da Trump diye bir adam var, ticaret savaşları başlamıştır, bunlar etkilemiştir.

Değerli arkadaşlarım, bir önemli gösterge var, buna hiç bakmıyorsunuz. Sayın Bakan “Bizim paramızın değerinde bir değişiklik yok, dolarda problem var.” diye takdim ediyor ve buna hiç bakmıyorsunuz, kura bakmıyorsunuz. 4 lira değerli arkadaşlar ve Sayın Bakan diyor ki: “Ya, bu kur artışı aslında iyidir, rekabet.” diyor. Bakıyoruz, Türkiye’de yıllara göre kurla bizim ihracatımız, ithalatımız ne olmuş diye bakıyoruz; öyle ekonominin büyümesi ve iyileşmesiyle kur arasında da öyle doğrudan bir ilişki yok yani ihracatın artmasıyla doğrudan bir ilişki yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – İzin verir misiniz bir yarım dakika?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bekaroğlu.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sonuç olarak şunu ifade ediyorum değerli arkadaşlarım: Sizin, Sayın Cumhurbaşkanının önemli bir şeyi olmuştu 15 Temmuz sonrasında. “Milletimden özür diliyorum, aldatıldık. Aldatıldık, özür diliyorum, bu konuda yanlış yaptık.” filan dedi. Değerli arkadaşlarım, siz sadece aldatılmıyorsunuz, aynı zamanda aldatıyorsunuz, milletten gerçeği saklıyorsunuz, özellikle ekonomiyle ilgili, Sayın Bakanım, gerçeği saklıyorsunuz, bu rakamları yanlış yorumluyorsunuz. Bu ahlaken de çok doğru bir şey değil ama esasen ekonomi açısından da bu doğru bir şey değil çünkü millet yanlış bir beklenti içinde, bu gelen krizi ya da sıkıntıyı bu beklentiyle karşılarsa cevap vermesi, direnmesi de zor olur diyorum değerli arkadaşlarım.

Sizleri uyarmaya devam edeceğimizi ifade ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bekaroğlu.

Şimdi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Van Milletvekilimiz Sayın Bedia Özgökçe Ertan…

Buyurun Sayın Özgökçe Ertan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Ben de ikinci bölüm üzerine grubum adına söz aldım.

“Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.”

Sayın milletvekilleri, bu ifadeler hâlen yürürlükte olan Anayasa’nın 73’üncü maddesinin ifadeleridir. Bu madde bütün vatandaşların vergi ödevini düzenleyen maddedir ve bildiğiniz gibi, bir ülkenin anayasası normal hiyerarşisinin en üstündeki ve yasalardan çok daha farklı bir anlama sahip olan ve bir devletin yönetim anlayışını, bir devletin niteliğini belirleyen metinlerdir. Dolayısıyla devleti yönetenlerin de bu metne aykırı hareket etmeleri, örneğin 73’üncü maddede belirlenen hususların dışına çıkıp yurttaşlardan mali güçlerine bakmaksızın orantısız şekilde vergi alması beklenemez. Bu anlamda devlet tarafından vergi yükünün mükelleflere adil olarak dağıtıldığından söz edebilmek için vergilerin orantılı olması beklenir. Yine, başka bir deyişle yüksek gelirliler daha fazla, düşük gelirliler daha az vergi ödemelidir. En basit tabiri bu, bu cümlelerle ifade edebiliriz. Aksi hâlde, örneğin, devlet dolaylı vergilerde olduğu gibi gelirine bakmaksızın “Herkesten 4 lira vergi alacağım.” derse ortada artık adalet de kalmaz, toplumun genel refahı da kalmaz ama ne yazık ki bu genel ilkelere bakılmaksızın ve temel ilkelere bakılmaksızın vergi tahsilatında kolaycılığa kaçarak on yıllarca süre boyunca bu sistem işletiliyor ve dolaylı vergiler yoluyla hazineye kaynak aktarımı yapılmaya çalışılıyor. Bu durum gelir dağılımında artık uçurumlardan bahsettiğimiz Türkiye’de vergi yükünü de oldukça adaletsiz hâle getirmiştir.

Sayın milletvekilleri, tahsil edilen vergilere bakıldığında, gelir üzerinden alınan doğrudan vergilerin oranının yüzde 30 olduğunu görüyoruz ama tüketim üzerinden alınan dolaylı vergilerin oranı yüzde 70’lere ulaşmış durumda ve bizi vergi yükü adaletsizliğinde dünyada 1’inci yapıyor işte bu oran. Vergi adaletinden söz edebilmenin mümkün olmadığı böyle bir uygulamayla milyonlarca yurttaş vergiler altında ezilirken maalesef ülkeyi yönetenler ve onların medyadaki sözcüleri dolaylı vergilere yapılan zamları şirin göstermeye çalışmakta ve adlarına zam değil de işte “güncelleme” “düzenleme” gibi tanımlamalar yaparak 80 milyon yurttaşın aklıyla dalga geçmektedir. Gördüğümüz üzere, cari açık arttıkça, dolar tüm dünyada aksi yönde seyrederken Türkiye’de her günün sonunda rekor kırdıkça bizler de akaryakıt fiyatının haftada 2 kere işte “güncellendiğini” ve ücretlerin eridiğini görmekteyiz.

Sayın milletvekilleri, yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki ekonomideki kötüye gidiş, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de öncelikle yoksulları etkiliyor. Çünkü örneğin asgari ücretle geçinen milyonlarca insan enflasyon, gıda fiyatları yükseldikçe temel yaşamsal ihtiyaçlara ulaşmak için daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar.

TÜRK-İŞ’in araştırması var, diyor ki, sizin de bildiğiniz gibi elbette: 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı olarak bildiğimiz, tarif ettiğimiz tutar 1.662 liraya yükselmiş. Peki, Türkiye’de asgari ücret ne kadar? 1.603 lira.

Geçelim TÜİK’in bugün yaptığı büyüme rakamlarını, bizler hâlâ milyonlarca yurttaşı açlıktan kurtarabilmiş değiliz. Hâl bu iken alınan tüm önlemlere ve hatta yerli üreticiyi yok etmek pahasına gıda ithalatına getirilen her türlü kolaylığa rağmen temel gıda ürünlerinin fiyatlarındaki artışa engel olunamıyor. Çalışanların ücretleri her ay, hatta her hafta hızla eriyor. Sene başında asgari ücrete yapılan yüzde 14’lük zammın yılın üçüncü ayında hiçbir kıymeti kalmamış durumda. Küçük bir azınlık hariç 80 milyonluk Türkiye toplumu ne yazık ki enflasyon altında ezilmiş durumdadır.

Pek çok nedeni olmakla birlikte karşı karşıya kaldığımız bu durumun başlıca nedenleri arasında öncelikle hayvancılık olmak üzere tarım sektörünün üretimindeki artışın talep artışının gerisinde kalması ve bir diğer sebep, üretici ile tüketici arasındaki zincirde yer alan aracıların yüksek kâr marjları. Diğer pek çok etkeni yok sayalım, burada söz konusu olan sadece temel gıda maddeleridir ve aracıların yüksek kâr marjına döviz kuru gibi unsurların da dâhil olmasıyla ortaya çıkan yükselişten en büyük zararı yine gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda kalan yoksul kesim, emekçi kesim görüyor.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir vergi sisteminin adaletli olması için, yurttaşların vergiye uyumlarının sağlanabilmesi için ve devletin yurttaşlarına yüklediği vergilerin tam anlamıyla karşılığını alabilmesi için gelir durumu aynı olan mükellefleri aynı şekilde vergilendirmesi beklenir. Devletin, ödeme gücü aynı olan mükellefleri aynı tutarda ve doğrudan vergiyle mükellef tutmasıyla, ayrıca az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi almasıyla ancak vergide adalet ve eşitlik sağlanabilir. Ancak iktidar partisinin 2002 yılından beri kurduğu hükûmetlerin pratiklerine baktığımızda özellikle dikey eşitliği tamamen göz ardı ettiği, dolaylı vergiler dolayısıyla da yatay eşitlikten vazgeçtiğini görmekteyiz. Şu hâlde işsizliğin yüzde 10’dan aşağı inmediği, döviz kurları karşısında Türk lirasının ve hâliyle ücretli çalışanların alım gücünün düştüğü, öngörülen vergilerin tahsilat oranlarının giderek düştüğü bu ortamda ne yapmalıyız? Sorunun yanıtı aslında bir yönüyle çok basit ve çok kısa, işte şunu söyleyebiliriz: Günü kurtaran, geleceği bugüne tahvil eden politikalardan bir an önce vazgeçilmelidir.

Şöyle bir örnek vermek isterim: 2006 yılında 100 liraya dolan sepet bugün 270 liraya doluyor. Halkın, ücretli çalışanların gelirleri bu kadar artmadığına göre maalesef o sepetteki kimi ihtiyaçlarını, hatta büyük bir kısmını almaktan ne yazık ki vazgeçmek zorunda kalmıştır yurttaşlarımız. Peki ne yapmalıyız, tekrar soralım. Kamu, gelirlerini etkin bir biçimde artırmalıdır diyebiliriz ama bunu yaparken gelir ve servet bölüşümündeki vergi yükünün dağılımındaki mevcut adaletsizliği azaltmalıdır ve adil bir bölüşümünü sağlamalı ve yoksulluğu bir an önce ortadan kaldırmalıdır ya da en azından popülist yaklaşımlar uğruna vergi gelirlerini azaltmamalıdır diyebiliriz. Vergide muafiyet ve istisnalara bir an önce son verilmelidir -bunu her fırsatta söylüyoruz- ve vergi tabanı sermayeye yayılmalıdır. Özellikle kurumlar vergisindeki ve gelir vergisindeki muafiyet ve istisnalar azaltılmalıdır. Servet tıpkı bir gelir gibi artan oranlı olarak vergilendirilmelidir.

Sonuç olarak, vergi adaletinin ve eşitliğinin sağlanamamasının bilmemiz gerekir ki hakkaniyet duygusunu derinden yaraladığı ve hatta yok ettiği bir gerçektir, daha bir çok olumsuz sonuçları vardır. Bu nedenle dolaylı ve dolaysız vergiler arasındaki dengenin dünya ortalamasına getirilmesi çok çok önemlidir. Halkın dolaylı vergiler eliyle ödediği vergi yükünün de azaltılması vergi adaletinin sağlanmasında atılacak öncelikli adımlar olması gerekmektedir.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın Özgökçe Ertan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekilimiz Sayın Erkan Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Akçay sizin şahsi talebiniz de var, grup ve şahsı birleştiriyorum. Süreniz on beş dakika.

Buyurun.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Son dönemde torba kanunlarla getirilen, yatırım ortamının iyileştirilmesi, teşvikler, vergi indirimi, istisna ve muafiyetlerle ilgili parça parça düzenlemeler yapılmaktadır. Sistem, bütüncül olarak ele alınıp reformist bir anlayışla bir türlü düzenlenememektedir. Ayrıca yapılan düzenlemelerle amaç hasıl oluyor mu, yoksa kaynaklar boşa mı gidiyor bir değerlendirme de yoktur ve bu düzenlemelerle ilgili bir düzenleyici etki analizi de yapılmamıştır.

Maliye Bakanlığı Vergi Harcamaları Raporu’na göre, istisna, muafiyet ve indirimler nedeniyle 2018 yılında tahminen 132 milyar liralık vergiden vazgeçilmektedir. Bu tutar bütçe açığı tahmininin 2 katından daha fazladır. Bu bağlamda, bazı alanlardan vergi alınmamakta, sonuçta oluşan bütçe açıkları borçlanarak kapatılmakta ve faiz ödenmektedir. Bu itibarla, tüm vergi kanunlarını kapsayacak vergi reformu bir an önce gündeme alınmalıdır. Vergi indirim, istisna ve muafiyetleri gözden geçirilmeli, basit, anlaşılır ve adaletli bir vergi sistemi mutlaka tesis edilmelidir.

Ülkemizde vergi sistemi ağırlıklı olarak tüketim ve işlemler üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlıklı olduğu bir yapıdadır ve tabana da yayılmamıştır. Tüketim üzerinden alınan vergilere aşırı bağımlı yapıdan uzaklaşmak için vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payının azaltılması, gelir, kazanç ve kârlar üzerinden alınan vergilerin artırılması hem vergi adaleti bakımından hem de kamu maliyesi açısından bir mecburiyet olarak görülmektedir. Bu kapsamda imar rantı mutlaka vergilendirilmelidir ancak imar planı değişiklikleri sonucunda ortaya çıkacak değer artışından kamunun pay alması sağlanacak diye verilen söz de tutulmadığı gibi bu tasarıyla arsa karşılığı inşaat işlerinde katma değer vergisi matrahı daraltılmaktadır.

Soruyorum: “İmar rantı vergilendirilecek.” sözünüze ne oldu? Rantiyecilere gücünüz yetmiyor mu? Rantiyeci azınlığın elde ettiği imar ve emlak rantı mutlaka vergilendirilmelidir, ayrıca üretken olmayan yatırımların cazibesi azaltılmalı ve tasarruflar üretken alanlarda yatırımlara yönlendirilmelidir.

Tasarıyla esnafımıza KDV beyanında hasılat esaslı vergilendirme sistemi getirilmekte ve esnafın ödeyeceği vergiye 2 ay erteleme imkânı verilmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak esnafımıza vergi kolaylıkları getirilmesini destekliyoruz. Ancak getirilen sistem her ne kadar “belge düzeni korunuyor” denilse de KDV uygulamasında yıllardır sağlanan gelişmeyi geriye götürmektedir. Vergi sistemimizi daha adil hâle getirebilmek için öncelikle kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi gerekmektedir. O nedenle hem kayıt dışılığın önlenmesine hem de kayıtlı ekonomiye geçişin özendirilmesine yönelik tedbirler acilen ortaya konulmalıdır. Eğer esnafımıza bir iyilik yapılmak isteniyorsa öncelikle esnafın vergi ve prim oranlarında indirim yapılmalı; elektrik, su, doğal gaz ödemeleri için özel tarifeler getirilmelidir. Yapılacak indirimlerin ekonomik canlanmaya katkı sağlayacağı ve bu indirimlerin vergi gelirlerini azaltmayacağı, tersine artıracağı dikkate alınmalıdır.

Esnaf en çok çalışan kesim olmasına rağmen diğer sigortalılardan daha çok prim ödemektedir. Üstelik en düşük emekli maaşı BAĞ-KUR’luya bağlanmaktadır. BAĞ-KUR’lulara yapılan haksızlık telafi edilmeli, prim gün sayısında ve emekli aylıklarında eşitlik sağlanmalıdır. Çırak ve stajyer olarak çalışması bulunan başta sanayi esnafı olmak üzere birçok sigortalı bu çalışmalarının emeklilik hizmetine sayılmamasından dert yanmaktadır. Çırak ve stajyerlere sigorta numarası verilip istihdam rakamlarında da çalışan olarak gösterilirken çalışma sürelerinin hizmetlerine sayılmaması büyük bir haksızlıktır. Yaşanan mağduriyetin giderilmesinin yanında meslekî eğitimin özendirilmesine de katkıda bulunmak amacıyla çıraklık ve staj süreleri hizmetten sayılmalı, geçmiş hizmetler için borçlanma hakkı verilmeli ve bu süreler sigortalılık başlangıç tarihi olarak esas alınmalıdır.

Bir başka sorun da esnaf ve çiftçi olarak geçmiş çalışmaların emeklilik hizmetine saydırılamamasıdır. Kişiler zamanında BAĞ-KUR kaydını yaptıramamış olması nedeniyle mağdur olmuştur. Bu çalışmaların borçlanılması konusunda geçmişte kanun çıkarılmasına rağmen çeşitli nedenlerle bundan yararlanamayan pek çok esnaf ve çiftçi bulunmaktadır. Esnaf ve çiftçilerimizin geçmiş hizmetlerini borçlanarak emeklilik hizmetine saydırabilmeleri için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bu soruna çözüm getirilmesi Anayasa ve sosyal güvenliğin ruhuna da uygun olacaktır. Esnafımız borçludur, bankaların ve tefecilerin kıskacında bunalmış, faiz ve kredi sarmalında âdeta nefes alamaz hâle gelmiştir, vergilerini ve primlerini zamanında ödeyememektedir. Esnafımız borç ve yüksek faiz sarmalından mutlaka kurtarılmalıdır. Piyasanın canlanması ve esnafın rekabet gücünün artırılması amacıyla geniş kapsamlı bir program açıklanmalı ve ivedilikle uygulamaya konulmalıdır. Şehirlerde neredeyse her köşebaşında, her caddede yan yana açılan zincir marketler ve AVM'ler karşısında rekabet gücü kalmayan küçük esnaf çok zor durumdadır. Perakende yasası en kısa zamanda yeniden düzenlenmeli ve amacına hizmet eden bir noktaya getirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 25 ve 26’ncı maddeleriyle serbest muhasebeci ve mali müşavirlere belirli sınırlar dâhilinde KDV iade raporu düzenlettirme konusunda Maliye Bakanlığına yetki verilmekte, ayrıca odaya giriş ücreti ve üye aidatları konusunda düzenleme yapılmaktadır. Muhasebeci ve mali müşavirlerin düzenli bir muhasebe ve denetim sisteminin oluşması adına yüklendikleri tüm görevlerin yanında sorumlulukları da sürekli artmakta ve iş yükleri gün geçtikçe çoğalmaktadır. Buna karşılık bu mesleğin en büyük problemi olan muhasebe ücretlerinin mükelleflerden tahsili sorununa yıllardır bir çözüm üretilebilmiş değildir. Haksız rekabet, yetki karmaşası, tahsilat gibi öncelikli sorunların ortadan kaldırılması mesleğin geleceği için bir zorunluluktur.

Tasarının 28, 29, 30 ve 31’inci maddelerinde Gelir İdaresi Başkanlığı merkez teşkilatına ilave 5 daire başkanı, 10 grup başkanı ve bin devlet gelir uzman yardımcısı kadroları verilmekte; Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı bünyesinde “Katma Değer Vergisi İade İncelemeleri Grup Başkanlığı” ihdas edilmekte ve Maliye Bakanlığı merkez teşkilatına ilave bin vergi müfettiş yardımcısı kadrosu verilmektedir.

Yetişmiş kadrolar olmasının yanında, sağlayacağı moral, motivasyon da dikkate alınarak, gelir uzmanlarının “devlet gelir uzmanı” kadrolarına geçebilmesine kolaylık getirilmelidir. Bu çerçevede, ihdas edilen kadrolara, belirli süre hizmeti bulunan gelir uzmanlarının, yaş ve yabancı dil şartı hariç, devlet gelir uzmanı olmak için gerekli şartları taşıma ve yapılacak sınavda başarılı olmaları kaydıyla atanabilmeleri için gerekli düzenleme yapılmalıdır.

Diğer taraftan, Maliye ve Gelir İdaresi çalışanları uzun süredir kurum içi uzmanlık sınavı açılmasını beklemektedir. Yıllardır yeni sınav açılmaması binlerce çalışanı mağdur etmiştir. Aynı işleri yapan, aynı sorumluluğa sahip ve aynı derecede bulunan personel arasında ciddi maaş farkı bulunmaktadır. Bu durum, çalışma barışını olumsuz yönde etkilemekte, personel arasında huzursuzluğa sebep olmaktadır.

Sayın Maliye Bakanı Başbakanlığa gönderdikleri taslağın yasalaşması hâlinde kurum içi uzmanlık sınavını en kısa sürede yapacaklarını, sınavda başarılı olanların “defterdarlık uzmanı” ve “gelir uzmanı” kadrolarına atanacağını daha önce defalarca açıklamıştır ancak peş peşe getirilen tasarılarda bu konu, nedense, yer almamaktadır. Sayın Maliye Bakanına diyoruz ki: Bu iş çok uzadı. Maliye çalışanları umutla bekliyor. Kurum içi uzmanlık sınavıyla ilgili düzenlemeyi, geliniz, lütfen bu tasarıya ekleyelim, bu iş artık olsun bitsin.

Diğer yandan, hiçbir bakanlıkta olmayan “merkez-taşra uzmanı” ayrımından vazgeçilerek gelir uzmanları ve defterdarlık uzmanlarının özlük hakları diğer kariyer uzmanlıklarla eşit hâle getirilmelidir. Maliye ve Gelir İdaresi çalışanlarının özel hizmet tazminatları artırılmalıdır. Aynı iş yerinde aynı işi yapan çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliği giderilmeli ve ek ödeme oranları artırılmalıdır. Yardımcı hizmetler sınıfında çalışan personel, durumuna göre, genel idare ve teknik hizmetler sınıfına atanabilmelidir.

Tasarının 19 ve 20’nci maddeleriyle taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ilişkin ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançlarının tamamı, plakaların elde tutulma süresi gibi şartlar aranmaksınız gelir vergisinden istisna edilmektedir. Nakliyeci esnafımız her geçen gün geriye gitmekte, sigorta primi ve vergilerini ödeyememektedir. Taşımacılık yapabilmek için zorunlu olan çeşit çeşit yetki belgelerinin ücretleri çok yüksektir. Ayrıca, uygulamada pek çok problemle karşılaşılmaktadır. Ülkemizde bulunan kamyonların çoğu âdeta takoza çekilmiş durumdadır, diğerleri de 10 numara veya yanmış yağ kullanarak tekerlerini döndürmeye çalışmaktadır. Nakliyeciler yük değil, âdeta dert taşımaktadır. Acilen bu kesime yönelik bir iyileştirme mutlaka yapılmalıdır. Mazot fiyatları özellikle son iki yılda tavan yapmıştır. Deniz taşımacılığında ÖTV’siz akaryakıt alınabilirken kara yolu taşımacılığı yapan esnafımız bu imkândan yararlanamamaktadır. Nakliyeci esnafına vergisiz akaryakıt verilmelidir.

Değerli milletvekilleri, bu düşüncelerle muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

19’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir           Saadet Becerekli

                  Adana                              Şanlıurfa                            Batman

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Konuşmacı var mı, gerekçeyi mi okutayım Sayın Beştaş?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının 19, 20 ve 23’ncü maddeleri, Hükûmetin teklif ettiği metinde yer almayan, Plan ve Bütçe Komisyonunda iktidar milletvekillerinin oylarıyla tasarıya ihdas edilen ve kamuoyunun son zamanlarda oldukça gündeminde olan sarı taksi-Uber tartışmalarına dair düzenlemeler içermektedir. Sarı taksi- Uber tartışmalarının yaşandığı, taksicilerin Uber kullanıcılarını tehdit ettikleri, Uber'in yasal düzenleme olmadan taksi esnafını mağdur ettiği gibi birçok farklı tartışmanın olduğu bir dönemde yasama ciddiyetine yakışır şekilde bir çalışma yapılması gerekir. Anlık önergelerle, ilgili komisyonda görüşülmeden, sırf tartışmaların önü kesilsin diye palyatif bir anlayışla bu sorun çözüme kavuşturulamaz. Üstelik getirilen düzenlemelerde yine bir adaletsizlik ve yine AKP'nin vergi disiplinini bozan bir yaklaşımı söz konusudur. Bu düzenlemelerin, etraflıca tartışılmadan, mevcut krizi çözmenin tam aksine derinleştirmek riski söz konusu olabilir. Adil, hakkaniyetli ve sorunu temelden çözen bir yaklaşımla ilgili komisyonda görüşülmek üzere, maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                   Utku Çakırözer                     Musa Çam

                  İzmir                               Eskişehir                              İzmir

            Bülent Kuşoğlu                     Sibel Özdemir                Kadim Durmaz

                 Ankara                               İstanbul                              Tokat

          Mehmet Bekaroğlu

                İstanbul

MADDE 19- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Bir takvim” ifadesi "Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan kazançların tamamı ile bir takvim” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Ankara Milletvekilimiz Sayın Bülent Kuşoğlu.

Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sıra sayısı 535 olan Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde söz aldım.

Değerli arkadaşlar, bu maddeyle, 19’uncu maddeyle Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 80’inci maddesinde değişiklik yapılıyor. Ayrıca, yine Gelir Vergisi Kanunu’na görüşmekte olduğumuz tasarının 20’nci maddesiyle geçici bir madde ilave ediliyor ve Harçlar Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Bunlarla taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait plakalarla ilgili, bunlarla ilgili, değer kazançlarıyla ilgili şoför esnafına bir kolaylık getiriliyor, bir avantaj sağlanıyor.

Değerli arkadaşlarım, bunu sordum… Bu, tabii, tasarıda başlangıçta yoktu, daha sonra bir önergeyle getirildi. Dolayısıyla, komisyonda son anda getirildiği için üzerinde yeteri kadar tartışma imkânımız olmadı. Bize de Bakanlık tarafından bu konuyla ilgili olarak bir etki analizi çıkarılmadı. Ne kadarlık bir şoför esnafının bundan yararlanacağı, ne kadarlık bir vergiden vazgeçildiği, bunlar anlatılmadı maalesef. Ama sordum ben daha sonra, mesela sadece Ankara’da 7.700 taksi plakası var, merkezde, ilçeler dâhil değil buna, Gölbaşı da dâhil olmak üzere, ilçeler dâhil değil, merkezde 7.700 plaka var. Ama bunlar arasında mal sahibi olan, denilen o ki 2.000-2.500’ü geçmiyor. Yani her bir kişinin üzerinde birkaç tane, 15’e kadar olduğunu söylüyor arkadaşlar, taksi var. Dolayısıyla, bunların devrinden elde edilecek kazançlarla ilgili olarak da getirilen avantaj, aslında taksici esnafa değil de burada taksici esnaf üzerinden ağalık yapacak olanlara yarayacak maalesef, böyle bir avantaj. Bunların, bu tür değişikliklerin tartışılarak getirilmesi lazım. Maliye Bakanlığı gibi bir Bakanlığın, Değerli Bakanım gibi bir Bakanın, bu konularla ilgili olarak bir öneride bulunduğunda, çok detaylı olarak bilgi vermesi, hazırlık yapmış olması; gerçekten vatandaşı, esnafı koruyarak, kollayarak bu şekilde bir hazırlıkla buraya gelmesi, yüce Meclisin de böyle bir konuyu çok daha detaylı tartışarak kanunlaştırması lazım. Ama maalesef, işte bunları yapamıyoruz, maalesef bunları göremiyoruz, bunlarla ilgili maalesef sıkıntılarımız var. Bunların yapılamaması da bizim için çok büyük bir ayıp.

Değerli arkadaşlarım, bunun dışında şunu da söyleyeyim. Bugün biliyorsunuz, büyümeyle ilgili rakamlar açıklandı, beklenildiği gibi yüksek bir büyüme 2017 için söz konusu oldu. Büyüme rakamı başlangıçta, yılbaşında, bizim 5,5’luk bir büyümemiz vardı revize sonrası, ondan önce de 4,5’luk bir büyüme öngörülmüştü. Bunun çok çok üzerinde bir büyüme rakamı elde ettik. Bununla tabii ki Hükûmet övünüyor ama şunu da söylemek lazım, bugün bunu özellikle -kürsüye çıktım- belirtmek istiyorum: Orta vadeli programda belirtilen hedefler var, işsizlikten cari açığa kadar, enflasyon hedefine kadar rakamlar var; bunların hiçbirisini tutturamamışız, büyümede önemli bir başarı elde etmişiz. Keşke cari açığımız bu kadar fazla olmasaydı, bu kadar sıkıntılı bir rakam elde edilmeseydi, enflasyonda hedefimizi tutturabilseydik, işsizlikte hedefimizi tutturabilseydik ama büyümemiz bu oranda büyük olmasaydı.

Bir bakanlığının OVP hazırlaması, bir hükûmetin hedefler koyması, o hedeflere yönelik olarak özel sektörün, kamunun kendisini motive etmesi, ne yaptığını biliyor olması, o hedeflerin gerçekleşmesi istikrardır. İşte, istikrarsızlık da budur aslında. Büyümen fazla çıkıyor, öngördüğünün 2 misli çıkabiliyor ama diğer, cari açığın hedefin çok çok dışında çıkabiliyor, enflasyonun aynı şekilde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Bunlar yanlış değerlendirilen konulardır diye düşünüyorum.

Hepinize bu vesileyle saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kuşoğlu.

Sayın milletvekilleri, Sayın Kuşoğlu’nun ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 19’uncu madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.47

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla yani 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı'na aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                       Erkan Akçay                   Bülent Turan

                 Kayseri                               Manisa                          Çanakkale

        Mehmet Doğan Kubat                   Engin Altay

                İstanbul                              İstanbul

“MADDE 20- 26/10/1990 tarihli ve 3671 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanunun 4 üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir

“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve bu üyeliği sona erenler ile dışarıdan atanan bakanlar kamu kurum ve kuruluşlarının tüm sosyal tesis ve imkanlarından, bu tesislerin kullanımına ilişkin ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından belirlenmiş en uygun esas ve usuller dahilinde yararlanırlar.””

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, usulen bir…

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – İşaretleri görelim Komisyon üyelerinden, saylım.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Arkadaşlar, ellerimizi kaldıralım.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Danış Beştaş.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

37.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na ihdas edilmek istenen yeni maddenin yasa tasarısıyla herhangi bir bağının olmadığına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben, usulen bu konuda bir itirazımızı ifade etmek istiyorum.

İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrasında -açıkça şu anda salt çoğunluk olduğu tespit edildi, tamam ama- sadece salt çoğunluk değil, ayrıca aranan bir husus var sizin de takdir edeceğiniz üzere: “Görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun, komisyon metninde bulunmayan, ancak tasarı veya teklif ile çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılır.” Fakat burada çok yakın bağ bulunmasına dair bir düzenleme var İç Tüzük’te. Biz mevcut madde ihdasının görüşülmekte olan KDV yasasıyla ilgili çok yakın bağının olmadığını düşünüyoruz. İtirazımızı bu şekilde ifade etmek istiyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535) (Devam)

BAŞKAN - Grupları arasında bir uzlaşma söz konusu olduğu için, Komisyonunda salt çoğunluğu olduğu için işleme devam ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Sayın Başkan, biz uzlaşmadık.

BAŞKAN – İmzası olan grupları kastettim.

İtirazınız da kayıtlara geçmiştir Sayın Beştaş.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – İmzası olan gruplar ki eski örnekleri var Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Komisyonun çoğunlukla katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Böylece, kabul edilen önerge doğrultusunda yeni bir madde ihdas edilmiştir. Karışıklığa mahal vermemek adına aynı madde numaralarıyla görüşmelere devam edilecektir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge daha vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’na aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                       Bülent Turan                    Engin Altay

                 Kayseri                             Çanakkale                           İstanbul

             Erkan Akçay                                                 Mehmet Doğan Kubat

                 Manisa                                                                     İstanbul

MADDE 21.- 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“EK MADDE 22- Genel Kurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı olarak atanmış olanlar ile Orgeneral/Oramiral rütbelerinde bulunanlardan aylıklarını 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa göre almakta olanlar ve bunların emeklileri ile bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin tabi olduğu hükümler ve esaslar çerçevesinde ilgili kurum bütçelerinden ödenir.”

BAŞKAN - Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) - Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN - Komisyon üyelerinin işaretlerini görelim.

Evet, Komisyonun salt çoğunluğu vardır.

Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen...

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan..

BAŞKAN - Yeni madde üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Adana Milletvekilimiz Sayın Meral Danış Beştaş konuşacaktır.

Buyurun Sayın Danış Beştaş. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önceki önergede de ifade ettiğimiz üzere açıkça İç Tüzük'e aykırı, usule aykırı bir işlem yapılmaktadır. Kesinlikle usul açısından ciddi bir sakatlık olduğunu ve bizim itirazımız olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlarda, bu kadar vahim olayların yaşandığı, hak ve özgürlüklerin hiçe sayıldığı bir ortamda biz ne görüşüyoruz? Milletvekillerinin sosyal haklardan, kamu kurum ve kuruluşlarından faydalanmasını. Ben de bir milletvekili olarak bunu katiyen reddediyorum. Biz, bu ayrıcalığı istemiyoruz. Halkların Demokratik Partisi olarak şunu açıkça ifade etmek isterim ki Parlamentonun 9 üyesinin milletvekilliğinin hukuksuzca düşürüldüğü, 9 parlamenterin, Enis Berberoğlu’yla beraber 10 parlamenterin hâlâ hapiste tutulduğu bir ortamda Parlamentonun itibarını daha fazla zedelemekten, yaralamaktan başka bir anlam taşımayacaktır.

Evet, milletvekillerinin durumunu konuşalım. Biz, bunu her gün bu kürsüden ifade ediyoruz. Eğer milletvekillerinin durumunu konuşacaksak, Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, Gülser Yıldırım’ı, Selma Irmak’ı, Ferhat Encu’yu, Çağlar Demirel’i, İdris Baluken’i, Burcu Çelik’i konuşalım, Enis Berberoğlu’nu konuşalım. Gelin, bu Parlamentoda müdürle infaz koruma memuruyla, talimatla çalışan yargıyla muhataplığı sona erdirelim. Halk iradesi şu anda rehin olarak tutulurken biz dışarıdakilerin gidip efendim herhangi bir sosyal güvenlik kurumunda hangi düzeyde kalacağımıza, ne kadar para ödeyeceğimize dair bir tartışmayı zül kabul ediyorum. Bu, kabul edilemezdir. Biz burada defalarca milletvekillerine yönelik kabul edilemez, küçük düşürücü uygulamaları anlatırken görmeme, bilmeme, duymama hâlini yaşayan Parlamento bugün kendisine yönelik bir ayrıcalığa, hem de üç parti birlikte “Evet.” demiştir. Bu, tarihî bir gündür. Evet, bu üç parti 20 Mayısta milletvekili dokunulmazlığını da kaldırmıştı ve sonrasında işte şimdi milletvekilleri, halk iradesi hapiste.

Biz tarihsel bir sorumluluk taşıyoruz arkadaşlar. Biz biz değiliz, biz halk olarak buradayız ve halk iradesini temsil ediyorsak önce halkın çıkarlarını, geleceğini, ekonomik durumunu, yaşam tarzını düşünmek zorundayız.

Diğer önerge ne? Efendim, “Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, Deniz Kuvvetleri Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanı olarak atanmış olanlar ile orgeneral, oramiral rütbelerinde bulunanlardan aylıklarını 926 sayılı Kanun’a göre alanların ve bunların emeklilerinin -bilmem şu kadar bölümü- sağlık giderleri bizim gibi, milletvekilleri gibi tabi olunan hükümler ve esaslar çerçevesinde ödenecek.” Neden? Neden gerçekten? Hani her gün burada “Mehmetçik” diyorsunuz ya, hani her gün evlere cenaze gidiyor ya, hani biz “Savaşa karşıyız.” diyoruz ya hep bu kürsüden, neden askerlerle oramiral arasında böyle bir hiyerarşi koyuyorsunuz? Neden Genelkurmay Başkanı bu kadar yüksek düzeyde bir sağlık harcamasından yararlanacakken o askerler, yoksul halkın çocukları tedavi olacak masrafı bulamayacak? Bunu kabul edemeyiz, bunu Türkiye kabul edemez. Bu ayrıcalığı reddediyoruz.

Şu anda, emeklinin, işçinin, çiftçinin, öğrencilerin, kadınların, öğretmenlerin her gün iktidarın politikaları tarafından daha fazla yoksullaştığı bir zaman diliminde yaşıyoruz. OHAL süreciyle kangren hâline gelen sorunlar yerli yerinde dururken böyle ayrıcalıkların tanınmasını kabul etmek mümkün değildir. Eğer bunu kabul edersek oyunu aldığımız ya da almadığımız Türkiye yurttaşlarının iradesine saygısızlık yapmış oluruz. Eğer milletvekilleriyle ilgili bütün partiler ortaklaşacaksak, biraz önce de söylediğim gibi, gelin, sorunlarımızı çözmek için ortaklaşalım. Çünkü bizim sorunlarımız, temsil ettiğimiz milyonların sorunlarıdır. Biz Halkların Demokratik Partisi olarak bu meseleye tam da bu şekilde yaklaşıyoruz.

Şu anda bizimle birlikte çalışan Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışanlarının sorunları çok büyük, biliyorsunuz. Hâlâ kıdem tazminatı hakları yok. Eğer bir düzenleme yapacaksak Meclisle ilgili, gelin, önce bizimle birlikte çalışan emekçilere ve çalışanlara haklarını verelim. Biz bunun altına gerçekten gönüllüce ilk imzayı atmaya hazırız. Sosyal haklar açısından, iş güvencesinin ve kıdem tazminatı hakkının olmaması, işsizlik ödeneğinden yararlanamaması, eşit işe eşit ücret politikasının uygulanmaması nedeniyle emekçilerin bu kadar sıkıntı çektiği bir dönemde bu ayrıcalıkları reddediyoruz.

Değerli milletvekilleri, daha önce bu Parlamentoda 696 sıra sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 32 ve 42’nci maddeleriyle Danıştay, Yargıtay başkanları, başsavcısı, başkan vekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderlerinin, milletvekillerinin tabi oldukları hüküm ve esaslara göre kurum bütçesinden ödenmesi düzenlenmişti. Bu düzenleme Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve sağlık hakkı ilkesine açıkça aykırıdır.

İktidar partisi imtiyazlı bir zümre oluşturuyor ve diğer partilerle birlikte bu imtiyazlı zümrenin oluşumunda ortak hareket ediliyor. Yeri geldiğinde birbirlerine en sert eleştirileri yaptıklarını biliyoruz. Ama imtiyazlı zümre yaratma konusunda ortak paydada buluşmaya devam ediyorlar.

Şimdi, biz bu imtiyazlı zümrenin giderlerini… Vatandaş birçok sağlık ücretini kendi bütçesinden öderken bunlar imtiyazlı olacak. Örneğin, yoksulluk nedeniyle implant ücretini karşılayamayan Ahmet amca, Hacer teyze kendi dişlerini yaptıramıyor ama bu zümrenin implant masrafını vergisiyle karşılayacak.

Ortalama fiyatı 5 ila 10 bin arasında olan işitme cihazının sadece bin lirasını SGK karşılıyor. Cebinden vermesi gereken ücreti karşılayamadığı için çocuğuna işitme cihazı alamayan aileler var. Ama bu aileler, bu yoksul aileler ödedikleri vergilerle bu imtiyazlı zümrenin sağlık giderlerini karşılayacaklar. Size bir adaletsizlik yansımıyor mu? Size bir haksızlık yansımıyor mu? Çok açık bir tablo var burada. Kirasını ödeyemediği için intihar eden yurttaşları olan bir ülkede yaşıyoruz biz, Ege Denizi’nde can veren aileler var biliyorsunuz, OHAL’in mağdur ettiği yüz binlerce insan var, ilaç fiyatlarına gelen zamlar ortada, çiftçiler borç batağında, her gün iş yerleri kapanıyor, cezaevleri dolup taşıyor, işkence gün yüzüne çıktı. Meclisin işi bu mu, bu mu olmalı gerçekten? Biz vatandaşın sorunlarını çözmek için buradayız. Hem de üç partinin uzlaşmasıyla çıkıyor, yazık diyorum, başka hiçbir şey söylemek istemiyorum, yazık gerçekten. Milletvekillerinin sosyal haklardan en yüksek devlet memuru gibi yararlanması konusunda uzlaşılıyor, çocuk istismarları araştırılsın dediğimizde reddediliyor. “Genelkurmay başkanları milletvekillerinin sahip olduğu sağlık haklarından yararlansın.” diyorsunuz ama Çiftlik Bankı araştıralım diyoruz, buna karşı ret oyu veriyorsunuz. Bu Meclise bu düzenlemeyi yaptırmak suçtur ve biz bu suça ortak olmayacağız diyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.

Sayın milletvekilleri, önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açmıştım. Görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi bu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Böylece, kabul edilen önerge doğrultusunda yeni bir madde ihdas edilmiştir. Karışıklığa mahal vermemek adına aynı madde numaralarıyla görüşmelere devam edilecektir.

Sayın milletvekilleri, 20’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp                   Garo Paylan

               Diyarbakır                           Diyarbakır                          İstanbul

                                                   Saadet Becerikli

                                                         Batman

BAŞKAN – Az önce okunan önergeye Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Garo Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Paylan, süreniz beş dakika.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçmişte milletvekilleri kendileri için bazı maddeler çıkarırlardı ve vatandaş olarak biz isyan ederdik, ben de isyan ederdim. Şimdi, ülke yangın yeriyken, işsizlikten millet kırılırken, intiharlar olurken üç siyasi partinin bir arada kendine çalışmasını kınıyorum diyebileceğim. Genelkurmay başkanlarına, milletvekillerine artı imtiyaz sağlanması böyle bir iklimde kabul edilemez. Bu tasarrufunuzu kınıyorum arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, ilgili maddede Maliye Bakanı diyor ki: “Taksi plakalarının satışından, doğan değer artışlarından ben vergi almayacağım.” Maliye Bakanı “Her türlü değer artışından vergi alacağım.” diyor, “Taksi plakalarında değer artışı olursa vergi almayacağım.” diyor. Beş yıl önce İstanbul’da 500 bin lira olan taksi plakası şimdi 1 milyon 700 bin lira, diyor ki: “Ben bundan vergi almayacağım arkadaş.”

Arkadaşlar, bakın, İstanbul’da taksi plakalarını kimler elinde tutuyor? Şoförler mi? Binin İstanbul’da taksiye, yüzde 90’ı yalnızca şofördür, emekçidir. O yüzde 90’ında taksi ağaları vardır, plakacıları vardır. O plakacıların 10 tane, 20 tane, 30 tane plakası vardır ve her birinden ayda 10 bin lira kira alır. O emekçi taksiciler gün boyu, gece boyu çalışırlar, yevmiyelerini toplarlar, 300 lira toplarlar, 250’sini gidip taksi plakası ağasına verirler.

Değerli arkadaşlar, 20 plakası olan her ay 200 bin lira gelir elde eder, yılda 2 milyon 400 bin lira gelir elde eder, Maliye Bakanı ondan da vergi almaz. Şimdi diyor ki: “Ben bundan vergi almayacağım arkadaş.” Ne taksi plakası lobisiymiş bu, ne kadar güçlü bir lobiymiş. Yapmamız gereken buraya yapısal bir reform getirmek arkadaşlar; şoförlerin, emekçilerin hakkını koruyan bir reform getirmek.

Bakın, İstanbul’da Uber çıktı. Biliyorsunuz, son günlerin popüler tartışması Uber tartışması. Uberciler ne yapıyor? Daha kaliteli arabalarla, daha iyi hizmet vererek... Niye? Çünkü plaka ağalarına kira vermiyorlar, hizmet veriyorlar. Ve taksiciler bunlarla rekabet edemiyorlar, o taksi emekçileri rekabet edemiyorlar. Ne oluyor? Kavga, dövüş. Yapmamız gereken, ilgili komisyonda yapısal bir reform getirmek ama ne yapıyor Maliye Bakanı? “Ben vergi almayacağım.” deyince o 1 milyon 700 bin liralık plaka bakın 2 milyon liraya çıkacak, hemen 2 milyon liradan işlem görmeye başlayacak. Ne olacak? Kiralar 12 bin liraya çıkacak. Bunun sonucu ne olacak? O taksi emekçisi arabasını yenileyemeyecek, iyi hizmet veremeyecek ve maalesef Uber’le rekabet edemeyecek. Yapmamız gereken yapısal reformdur arkadaşlar. Böyle torba yasalar içinde bu mesele çözülmez.

Değerli arkadaşlar, vallahi Maliye Bakanı belli lobilere yeniliyor ama serbest muhasebeci mali müşavirlerin bu torbada çok önemli bir maddesi var ve kendilerinden rica ettiler.

Arkadaşlar, bakın, biliyorsunuz, KDV iadelerinde ihracatçılar ihracatını yapar, 10 milyon dolar ihracat yapar, 1 milyon 800 bin dolar iade ister Maliye Bakanından. Bunun raporunu kim yazar? Bugüne kadar yeminli mali müşavirler yazardı. Şimdi Maliye Bakanı diyor ki: “Ben serbest muhasebeci mali müşavirlere de bu yetkiyi vereceğim. 1 milyon 800 bin dolara imzayı atacaksın ey serbest muhasebeci.” E, iyi, güzel ama diyor ki: “Eğer ki bir usulsüzlük görürsem ben bu parayı senden alırım.” Bakın, Maliye Bakanı bin liraya, 2 bin liraya müşavirlik ücreti veren mali müşavirlere diyor ki: “Sen 2 milyon dolara imza atarsan, ben o adamı yakalayamazsam, Çiftlik Bank gibi iflas ederse, kaçarsa ben o 2 milyon doları senden alırım. Müteselsil sorumluluk vereceğim.” İçinizde mali müşavirler var biliyorum, serbest muhasebeci geçmişi olanlar var biliyorum. Bu, hak mıdır arkadaşlar, güçler eşitliği midir? Milyonlarca doları olan ve bir gün iflas edip, şirketi bırakıp yurt dışına, Uruguay’a gidecekler olabilecektir. Burada emeğiyle bin liraya, 2 bin liraya, 500 liraya müşavirlik ücreti verenlere diyor ki: “Bu imzayı attın, ben seni müteselsil sorumlu yaparım arkadaş.” Hak değildir. Evet, bir sorumluluk vereceksen de gücüne göre o sorumluluğu vermelisin. Arkadaşlar, mali müşavirlerin pek çoğu orta gelirlidir, dar gelirlidir. Onları milyonlarca liralık yükün altına sokamayız; bu, hak değildir.

Bu anlamda, bu maddeleri Sayın Maliye Bakanına, KDV iadelerinde olduğu gibi, geri çektirmemiz gerekiyor arkadaşlar. Meclisin gücünü burada da gösterelim. Serbest muhasebeci mali müşavirlerin yanında olduğumuzu gösterelim diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Paylan.

Sayın Paylan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                       Musa Çam              Mehmet Bekaroğlu

                  İzmir                                  İzmir                              İstanbul

            Utku Çakırözer                     Sibel Özdemir                Kadim Durmaz

                Eskişehir                             İstanbul                              Tokat

                                                     Kazım Arslan

                                                         Denizli

MADDE 20- 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 88- Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ait ticari plakaların, bu maddenin yürürlük tarihinden önce elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançlarına ilişkin olarak herhangi bir tarhiyat yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.”

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Denizli Milletvekilimiz Sayın Kazım Arslan.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 535 sıra sayılı Yasa Tasarısı’yla katma değer vergisinde ve bazı kanunlarda ve kanun hükmünde kararnamelerde yapılacak değişiklikle ilgili tasarı üzerine görüşmeler yapıyoruz. Bu yasa tasarısının 20’nci maddesinde istediğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarının esasen ekonominin tıkandığı bir noktada, acil önlem alınması gereken bir alanda, aslında para ihtiyacının olduğu bir dönemde gereken bir cevabı verebilecek bir düzenleme olmadığını görüyoruz. Bu nedenle, sorunlara çözüm üretmekten çok, bazı istisnaların ve muafiyetlerin devreye sokulmak suretiyle bu düzenlemenin yapıldığını düşünüyoruz.

20’nci maddeyle taksi, dolmuş, minibüs ve umumi servis araçlarına ait ticari plakaların satışından kaynaklanan bir vergi alacağından devlet vazgeçiyor. Şimdi, devletin vergi ihtiyacının olduğu, para ihtiyacının olduğu bir dönemde böyle bir vergi alacağından vazgeçmesini gerçek anlamda anlamak mümkün değildir, kabul etmek de mümkün değildir değerli arkadaşlarım.

Bu plaka satışlarından neden vergi alınmıyor? Gerçekten bunlar alınmazken tüketicinin üzerine birçok yükler getiriliyor, çiftçinin mazotunun üzerindeki vergiden vazgeçilmiyor ve birçok vergiler yine tüketiciler ve çalışanlar üzerinde kalmaya devam ediyor. Şimdi, Bakanlık hatta bu kadar zorluk yaşadığı bir dönemde yüzde 13,5’la faizli borç almaya devam ediyor, hatta bunlar yetmiyor, altın sertifikalı tahvil ihraç etmek suretiyle devlete para almaya ve hazinenin borçlarını ödemeye gayret ediyor.

Değerli arkadaşlarım, aslında yapılması gereken değişiklikler, dün de söyledik, ihtiyaçlara cevap verebilecek bir nitelikte olmalıdır. Bunun için kapsamlı bir vergi reformuna ihtiyaç vardır. Ayrıca çok acil bir şekilde sosyal güvenlik reformunun da yapılması gerekmektedir. Eğer bunları yapamıyorsanız, gerçek anlamda kapsamlı bir vergi düzenlemesi getiremiyorsanız yaptığımız bu düzenlemeler kesinlikle Türkiye’nin ve bu milletin ihtiyaçlarına cevap veremeyecektir. Özellikle yatırımı artırıcı, istihdamı artırıcı, işsizliği önleyen uygulamaların öne çıkması ve böylelikle her türlü belanın oluştuğu işsizlik durumunun ortadan kaldırılması için de gayret eden bir Bakanlığı maalesef göremiyoruz. Ve öyle bir düzenleme var ki hâlâ bu Bakanlık yüzde 67 oranındaki dolaylı vergilerle günü kurtarmaya, borçlarını ödemeye gayret ediyor ve bu işin içinden çıkmaya çalışıyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, Sayın Bakana bir şeyler sormak istiyorum, bu soruların da cevabını istiyorum. Şimdi, Sayın Bakan, büyüme oranımız açıklandı, yüzde 7,4 oranında bir açıklama getirildi. Şimdi, bunun gerçekçi olmadığını belirtmek istiyorum. Neden söylüyorum, şimdi soruları sorduğum zaman bu açıklıkla ortaya çıkacaktır. 2002’de karşılıksız çek tutarı 2,2 milyar Türk lirası iken 2017’de 17 milyar Türk lirasına çıkmıştır. Protestolu senet Aralık 2002’de 800 milyon Türk lirası iken 2017’de 11 milyar Türk lirasına yükselmiştir. Faiz lobisine ödediğiniz faiz miktarı on beş yılda 708 milyar Türk lirasıdır. Yine on beş yılda vatandaşın ödediği faiz de 368 milyar Türk lirasıdır.

Şimdi yine soruyorum: Hazineyi birçok yükün altına soktunuz. Hazine garantisi vererek kâr garantili gelecek için yatırım yapmaya çalıştınız. Bu çalışmaların sonucunda da özellikle hazineye getirilen yükleri şöyle sıralayıp bu yüklerin altından nasıl kalkacağınızı da merak ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Arslan.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Şimdi, Avrasya Tüneli için 2017’de 960 milyon dolar ödenecek. Kuzey Marmara Otoyolu’na 2 milyar 738 milyon dolar ödenecek. Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na 4 milyar 956 milyon dolar ödenecek. Kuzey Marmara Otoyolu Odayeri’ne 1 milyar 40 milyon dolar ödenecek. Kuzey Marmara Otoyolu Kurtköy Akyazı’ya 1 milyar 634 milyon dolar ödenecek.

Şimdi, bu kadar yükün altına soktuğunuz hazine bu yüklerin altından nasıl kalkacak? Nasıl yapacaksınız bu işi? Bu borçları, bu cari açıkları, bu dış ticaret açığını nasıl kapatacaksınız? Bunu merakla bekliyorum. Bu sorularımın da cevabını istiyorum.

Sözlerimi bu şekilde bitiriyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arslan.

Sayın Arslan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 20’nci maddesinde yer alan “feragat edilmesi” ibaresinin “vazgeçilmesi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

           Mevlüt Karakaya                   Mustafa Kalaycı         Emin Haluk Ayhan

                  Adana                                Konya                              Denizli

          İzzet Ulvi Yönter                      Ruhi Ersoy                 Saffet Sancaklı

                İstanbul                             Osmaniye                            Kocaeli

           Mehmet Erdoğan

                  Muğla

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının 20’nci maddesiyle taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ait ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançlarına ilişkin olarak herhangi bir tarhiyat yapılmaması öngörülmektedir. Daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilmesi, tahakkuk eden tutarların terkin edilmesi, tahsil edilen tutarların ret ve iade edilmemesine yönelik düzenleme yapılmaktadır.

Ülkemizde taksi plaka fiyatları giderek artmakta, plakalar belirli kişilerde toplanmakta ve sektörün sorunları giderek artmaktadır. Taksi-Uber tartışmalarının yoğunlaştığı ve taksicilerin büyük sorunlar yaşadığı ortamda yapılan bu düzenleme sorunlara köklü çözümler getirmemektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 20’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                     Vedat Demiröz          Ali Cumhur Taşkın

                 Kayseri                                Bitlis                               Mersin

              Mehmet Muş                         Zeki Aygün               Mehmet Akyürek

                İstanbul                              Kocaeli                           Şanlıurfa

“ MADDE 20- 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 88- Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ait ticari plakaların, bu maddenin yürürlük tarihinden önce elden çıkarılmasından doğan kazanç ve işlemlerle ilgili olarak vergi incelemeleri veya takdir işlemlerine istinaden herhangi bir vergi tarhiyatı yapılmaz, vergi cezası kesilmez, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan ve kesilmiş cezalardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ait ticari plakaların maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce elden çıkarılması nedeniyle doğan kazançlarla ilgili gelir vergisi açısından getirilen düzenlemenin katma değer vergisi dâhil diğer vergi türlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi önerilmektedir.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

20’nci maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 20’nci madde kabul edilmiştir.

21’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 21’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                   İmam Taşçıer              Osman Baydemir

                  Adana                              Diyarbakır                         Şanlıurfa

             Sibel Yiğitalp                                                           Dilek Öcalan

               Diyarbakır                                                                 Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenleme ile KDV iade inceleme süreleri kısıtlanmakta, süre üç ay olarak belirlenmektedir. İnceleme süresinin bu şekilde kısıtlanması incelemenin eksik yapılmasına neden olacaktır. Müfettişlerin üç ayın kısa bir süre olduğuna dair ciddi itirazları göz önünde bulundurulmalı, düzenleme getirilmeden önce bu incelemeler için gerekli altyapı oluşturulmalıdır. Mevcut durumda, siyasi iktidarın popülist ve günü kurtaran vergi istisnalarıyla getirdiği torba yasalar ile zaten vergi disiplini bozulmuş, vergi tahsilatları büyük ölçüde azalmıştır. İncelemelerin eksik ya da yanlış olması durumu vergi disiplinini daha da derinleştirebilir. Bu açıdan maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekir.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 21'inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                       Musa Çam                   Sibel Özdemir

                  İzmir                                  İzmir                              İstanbul

          Mehmet Bekaroğlu                   Kadim Durmaz               Utku Çakırözer

                İstanbul                                Tokat                            Eskişehir

 

MADDE 21- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140'ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan (6) numaralı bent aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"6. İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde en fazla altı ay, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise en fazla üç ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise üç ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birimler vergi incelemesinin öngörülen süreler içinde bitirilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninin daha iyi anlaşılması için söz konusu değişiklik yapılmaktadır. Ayrıca katma değer vergisi incelemelerinde ilave süre iki aydan üç aya çıkarılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 21’inci madde kabul edilmiştir.

22’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                       Musa Çam              Mehmet Bekaroğlu

                  İzmir                                  İzmir                              İstanbul

            Utku Çakırözer                     Sibel Özdemir                Kadim Durmaz

                Eskişehir                             İstanbul                              Tokat

MADDE 22 - 213 sayılı Kanunun 256'ncı maddesinin son cümlesinde yer alan; "tasdike" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak rapora” ibaresi ve "yeminli mali müşavirler” ibaresinden sonra gelmek üzere "ve serbest muhasebeci mali müşavirler” ibaresi ilave edilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mehmet Bekaroğlu.

Buyurun Sayın Bekaroğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün işte açıklanan rakamlarla “Türkiye 2017’de yüzde 7,4 büyüdü ve müthiş bir gelişme.” diye takdim edildi Hükûmet ve Hükûmet yanlısı medya tarafından.

Değerli arkadaşlarım “Bu büyüme gerçek midir ve neyin karşılığında oldu?” sorusu duruyor. Biraz evvelki konuşmamda da ifade ettim, siz birçok konuda olduğu gibi ekonomi konusunda da vatandaştan -en hafif ifadeyle söylüyorum- gerçekleri saklıyorsunuz yani vatandaşı aldatıyorsunuz. Bakın, bu büyüme… Dünya kadar piyasaya verdiğiniz para var ama bunun dışında da Türkiye’nin borç stoku, dış borç stokunda net 35,8 milyar dolarlık bir artma var 2016 ile 2017 arasında.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, siz diyorsunuz ki… Elimde bir rakam var, TÜİK -Hükûmete bağlı bir kuruluş- tasarruf rakamlarını açıklamış, bir de Hükûmet gayrisafi yurt içi hasılayı dolar bazında, TL bazında açıkladı. Şimdi tasarruf oranlarımız, TÜİK bir hesaplama sistemi getirdi, yeni sistem getirdi, yüzde 14’lerde filanken -ki çok düşük bir tasarruftu- bir anda yüzde 24’lere, 25’lere çıkardı. 2017’de tasarrufumuz kaçtır Sayın Bakanım? Yüzde 24,95, yüzde 25. 680 milyar dolar da gayrisafi millî hasıla var, 150 milyar dolarlık tasarruf etmemiz gerekiyor değerli arkadaşlar. Bakın, iktidar partisi milletvekili arkadaşlarım, bakın, nerede bu 150 milyar lira tasarruf? Yani 150 milyar lira tasarrufu varsa bu ülke niye borçlanıyor? Bu ülke niye rekor faizler ödüyor değerli arkadaşlarım? Niye sormuyorsunuz bunları? Aldatıyorsunuz. Gerçekten, sadece sizi aldatmıyorlar, siz de bu milleti aldatıyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, bu dolarla ilgili “Doların artması önemli değil, hatta doların artması iyidir, ihracatımızı artırır, rekabet gücümüzü artırır” filan gibi laflar söylüyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, 4 lira… Böyle millî paramızın pul olduğu bir dönemde rekabet gücümüz nasıl artar, nasıl bu ekonomi iyi ve büyük ekonomi olur ve millî ekonomi olur değerli arkadaşlar? Sayın Zeybekci’nin yaptığı açıklama sadece ekonomistleri değil, konuyu bilenleri filan değil yani milletvekillerini ve bütün insanları -kusura bakmayın, özür dileyerek en hafif ifadeyle konuşacağım- biraz aptal yerine koymaktır. Diyor ki: “Türk parasının diğeri azalmıyor, dolar artıyor.” Rakamlar ortada değerli arkadaşlarım. Doların piyasasını belirleyen uluslararası bir endeks var. Doların değeri giderek azalıyor, 103’müş geçen sene, 90 olmuş Sayın Bakan. Bakın, dolar küresel piyasada mesela euroya karşı yüzde 20 değer kaybetmiş değerli arkadaşlarım. Yani dolar değerlenmiyor. Milletin karşısına çıkıp açık açık… Ne diyelim şimdi… Doğruyu söylemiyor mu diyor, yalan söylüyor mu diyor?

SALİH ÇETİNKAYA (Kırşehir) – CHP on beş senedir bunu söylüyor.

MEHMET BEKAROĞLU (Devamla) - Ha, CHP mi sorumlu bunlardan? Doğrudur arkadaşlar.

Bakın, size bir hikâye anlatayım arkadaşlar, Temel’in hikâyesini anlatayım. Temel “Hazreti İsa’yı Yahudiler öldürdü.” diye duymuş, bir Yahudi’yi yakalamış, dövmeye başlamış, pat küt dövüyor. “Ya, ne oldu Temel? Ne yaptın?” “Siz Hazreti İsa’yı öldürmüşsünüz.” “Ya, iki bin sene evvel.” “Ben yeni duydum.” Her şey mi CHP? 1930’larda mı oldu bu işler değerli arkadaşlarım? Biz 2018’de değil miyiz? Bunları siz yapıyorsunuz, sizin Hükûmetiniz yapıyor. Yani gerçeği, hakikati bu kadar eğen, büken, içini boşaltan başka bir ekip yok, başka bir heyet gelmedi değerli arkadaşlarım, böyle bir şey yok.

Bakın, sadece de bizim gibi ekonomilerle ilgili dolar ciddi bir şekilde değer kaybediyor ama Türk lirasını… Hani “Türk lirası değer kaybetmiyor.” diyor ya. Bakın, ABD doları karşısında yüzde 37, Rus rublesi karşısında yüzde 75, Güney Afrika randı karşısında yüzde 81, Brezilya reali karşısında yüzde 63, Meksika pesosu karşısında yüzde 67 değer kaybetmiş arkadaşlar. Şimdi, ben bunları burada söyledim diye hain mi oluyorum? Hayır. Arkadaşlar, milletten gerçekleri saklayanlardadır problem. Bak, haindir filan demiyorum. Bu, bizi ciddi bir şekilde sıkıntıya sokacak, Türkiye ekonomisi yokuş aşağı hızlı bir şekilde gidiyor, çarpacağız, çakılacağız, hep beraber çakılacağız; o zaman da iş işten geçmiş olacak değerli arkadaşlarım diyor, sizi bir kere daha bu kürsüden uyarıyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bekaroğlu.

Sayın Bekaroğlu ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesinde yer alan “son cümlesinde yer alan” ibaresinin, “son cümlesindeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                     Saadet Becerekli                 Aycan İrmez

               Diyarbakır                             Batman                              Şırnak

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen, Şırnak Milletvekilimiz Sayın Aycan İrmez.

Buyurun Sayın İrmez. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

AYCAN İRMEZ (Şırnak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubum adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün ülke olarak geldiğiniz nokta: Çeşitli algı oyunlarıyla ortaya çıkarılan bir tablo. Tabloda olması gerekenler yok; o yüzden tablo eksik, tablo sıkıntılı. Kent merkezleri dahi yakılıp yıkılan kentler; bodrum katlarında yakılarak katledilen yurttaşlar; ülke olarak içinde olduğumuz ekonomik buhran; KHK’lerle işlerinden, ekmeklerinden edilmiş emekçiler, akademisyenler; insanların birçok yönden tükendiği, gelecekle ilgili karamsar bir hâl; adaletin ancak adının kaldığı bir ülke; Suriye’de savaşın ve tek bir çatışmanın yaşanmadığı biricik yere sırf Kürt karşıtlığı üzerinden başlatılan bir işgal ve ilhak; evet, tabloda ne yazık ki bunlar yok. Ne var peki? Yaratılan manipülasyonla kahramanlık öyküleri yazmış bir Hükûmet ve yöneticileriyle şenlik havasında bir ülke var aslında.

Peki, asıl tabloya baktığımızda, ülkenin aslında şenlik içerisinde değil; tam tersine, kapkara bir hüzün ve acı içerisinde olduğu çok açık. Sokaklara çıktığınızda hemen göreceksiniz. Neden şenlik fotoğrafı görüyoruz peki? Çünkü sarayın tekelleştirdiği bir medya tarafından her gün manipüle ediliyoruz.

Değerli milletvekilleri, asıl tabloya baktığımız zaman, rehin tutulan milletvekillerini, siyasetçileri; haritadan silinmiş kentleri; adalet terazisi, ülkenin ötekileri söz konusu olduğunda, sürekli şaşan hâkim ve savcıları; ayaklar altında ezilen akademisyen cübbelerini; bir pankartla düşüncelerini ifade ettikleri için gözaltına alınan, tutuklanan, gelecekleriyle oynanan gençleri; patronları korumak adına mahkemeler tarafından iş cinayetlerinde yaşamını yitiren yurttaşlarımızın ailelerine ödenmesi öngörülen kan paralarını; mesleğinden olmuş, aşından, ekmeğinden olmuş onlarca insanı; daha dün sizlere burada anlattığım, 78 yaşında cezaevine konan Sise anayı görmekteyiz; aslında baskı ve korkuyla her gün sayısız kez çiğnenen insan onurunu ve yasaları görmekteyiz. Ülke âdeta bir korku imparatorluğuna çevrilmiş durumda. Fakat bizler sabah gazeteleri açıp baktığımızda neredeyse tüm gazetelerde AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın ne kadar şahane bir lider olduğunu görüyoruz yani AKP iktidarının var olma koşullarını sürdürebilmek yani maskelemek için medya üzerindeki baskısını görüyoruz.

Türkiye'de yaşayan tüm yurttaşlar büyük bir baskı altında. Bu baskının devam ettiricisi olan aracı kurumlar arasında en önemlisi de bağımsız siyasi iktidarın gündeminin işlendiği bahçeye açılan medyadır. Demokrasinin lağvedildiği, bağımsız yargı düşüncesinin dahi konuşulmadığı, özgürlük, insan hakları ve hukuk gibi değerlerin çiğnendiği bu ülkede bağımsız olmayan medya kurumlarıyla büyük bir operasyon ne yazık ki düzenlenmektedir. Zihinsel dünyaların şekillenmesini hedef alan bu operasyonlarda devletin tüm sermayesi kullanılmaktadır. AKP iktidarı medya üzerindeki baskısını, kendi yarattığı sermayelere devlet olanaklarıyla peşkeş çekerek sürdürmektedir. Bugünlerde gerçekleşen örnekleri hepimiz görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, toplum “yerli” “millî” “gayrimillî” denilerek kutuplaştırılmış durumda. Bu kutuplaşma her geçen gün daha da derinleştirilmektedir. Hesap Verebilirlik ve Şeffaflık Endeksi’nde hızla dünya ülkelerinin gerisinde bir ülkede aslında yaşıyoruz. Düşünce ve ifade özgürlüklerinde, akademik özgürlüklerde, bağımsız medya endekslerinde her geçen gün biraz daha geriye düşülüyor. Her geçen gün demokrasi, adalet, hukuk devleti, özgürlükler ortamından yoksun bir ülkeye dönüşmekteyiz. Siyasi iktidar medyadan elini çekse aslında bunları tek tek sizlerin de göreceğini biliyoruz.

Son olarak dünyaca ünlü yazar George Orwell’in dediği gibi “Başkalarının duymak istemediklerini söylemektir özgürlük.” Başkalarının kızdıkları şeyleri söylemektir özgürlük.

Son olarak aslında şunu da özellikle belirtmek istiyorum: Şu tabloda gördüğünüz Kilis kent merkezinde Bölük Mahallesi, Küçük Çarşı Sokağı’nda yer alan ve 17’nci yüzyıl sonlarına doğru Kürt Hüseyin tarafından inşa edilen, “Kürtler Camisi” olarak adı verilmiş olsa da ama ne yazık ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYCAN İRMEZ (Devamla) – Sayın Başkan, son bir dakika…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İrmez.

AYCAN İRMEZ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu dahi, bu fotoğraf dahi aslında bize birçok şeyi göstermektedir. Burada, levhasında dahi yazıyor “Kürtler Cami” ama ne yazık ki son dönemlerde “Türkler Cami” olarak değiştirilmiştir. Yani burada dahi tüm Kürtlere nasıl bir tahammülsüzlük, isimlerine dahi nasıl bir tahammülsüzlüğün söz konusu olduğunu ne yazık görmekteyiz.

Aslında burada amaçlanan, Kürtlere ait tek bir hafızayı ortada bırakmamak, Kürtlere ait tüm hafızaları ve şu an görmüş olduğunuz tarihî mirasları dahi ortadan kaldırmaktır. Aslında burada yapılmak istenen, Kürtleri yok sayma politikaları AKP iktidarı tarafından ne yazık ki her gün önümüze konulmaktadır. Burada amaçlananın aslında Kürtlere tahammülsüzlükten başka bir şey olmadığını bir kez daha göstermektedir ve bizzat Valilik, bu ismi değiştirdiğine yönelik ayrıca kendi sitesinde yayınlamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYCAN İRMEZ (Devamla) - Kürtler Camisi olduğu ve bir Kürt tarafından yapıldığına ilişkin yer almış olsa da ama caminin “Türkler Camisi” olması gerektiğini ve değiştirmiş olduğunu bizzat sitesinden görebilirsiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İrmez.

Sayın İrmez ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 22’nci madde kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.47

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.54

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, 29/3/2018 tarihli birleşimde Genel Kurul çalışmalarının 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar devam etmesine ilişkin önerisi

29/3/2018

Danışma Kurulu Önerisi

Danışma Kurulunun 29/3/2018 Perşembe günü yaptığı toplantıda 29/3/2018 tarihli birleşimde Genel Kurulun çalışmalarının 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar devam etmesi önerilmiştir.

                                                                                    İsmail Kahraman

                                                                    Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                           Başkanı

                    Bülent Turan                                                     Engin Altay

           Adalet ve Kalkınma Partisi                            Cumhuriyet Halk Partisi

               Grubu Başkan Vekili                                     Grubu Başkan Vekili

               Meral Danış Beştaş                                                Erkan Akçay

         Halkların Demokratik Partisi                         Milliyetçi Hareket Partisi

               Grubu Başkan Vekili                                     Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Arkadaşlar, Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535) (Devam)

BAŞKAN – 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde

Hükûmet? Yerinde.

23’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 23’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir               Sibel Yiğitalp

                  Adana                              Şanlıurfa                        Diyarbakır

             İmam Taşçıer                     Saadet Becerekli

               Diyarbakır                             Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen? Yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının 19, 20 ve 23’üncü maddeleri, Hükûmetin teklif ettiği metinde yer almayan, Plan ve Bütçe Komisyonunda iktidar milletvekillerinin oylarıyla tasarıya ihdas edilen ve kamuoyunun son zamanlarda oldukça gündeminde olan “sarı taksi-Uber” tartışmalarına dair düzenlemeler içermektedir. “Sarı taksi-Uber” tartışmalarının yaşandığı, taksicilerin Uber kullanıcılarını tehdit ettikleri, Uber'in yasal düzenleme olmadan taksi esnafını mağdur ettiği gibi birçok farklı tartışmanın olduğu bir dönemde yasama ciddiyetine yakışır şekilde bir çalışma yapılması gerekir. Anlık önergelerle ilgili komisyonda görüşülmeden sırf tartışmaların önü kesilsin diye palyatif bir anlayışla bu sorun çözüme kavuşturulamaz. Düzenlemeler iyi bile olsa, bu düzenlemelerin ilgili komisyonda görüşülmeden ve etraflıca tartışılmadan, mevcut krizi çözmenin tam aksine, derinleştirmek riski söz konusu olabilir. Adil, hakkaniyetli ve sorunu temelden çözen bir yaklaşımla ilgili komisyonda görüşülmek üzere maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısı’nın 23’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                   Ali Cumhur Taşkın             Vedat Demiröz

                 Kayseri                               Mersin                               Bitlis

              Mehmet Muş               Fatma Seniha Nükhet Hotar

                İstanbul                                İzmir

“MADDE 23- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı Tarifenin “I. Değer veya ağırlık üzerinden alınan nispi harçlar:” başlıklı bölümünün (I) numaralı fıkrasına son paragraftan önce gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devrine ilişkin işlemlerde, alım satım bedeli üzerinden (Alınacak harcın miktarında, bu fıkrada düzenlenen üst sınır dikkate alınmaz.) (Binde 30)””

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devrine ilişkin kâğıtlarla ilgili işlemlerden alınacak noter harcının hesabında, mevcut fıkrada belirtilen üst sınırın dikkate alınmaması sağlanmaktadır.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin kabul ettiği önergeyi oylarına sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 23’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 24’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurun Sayın Öz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 24’üncü maddesindeki “Devlete ait üniversitelerin” ibaresinin, “Devlet üniversitelerinin” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir           Saadet Becerekli

                  Adana                              Şanlıurfa                            Batman

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp                             

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 24’üncü maddesi ile 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenmesi öngörülen geçici 75’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi” ifadesinden sonra gelmek üzere "birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitüleri” ibaresinin eklenmesini, altıncı fıkrasında yer alan "Devlete ait üniversitelerin tıp fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimlerinin” ifadesinden sonra gelmek üzere "ve rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitülerin” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

             Bülent Turan                     Nureddin Nebati             Erkan Kandemir

               Çanakkale                            İstanbul                            İstanbul

              Hacı Özkan                      Adnan Boynukara Ahmet Sami Ceylan                     

                 Mersin                              Adıyaman                            Çorum

                                                      Yusuf Başer

                                                          Yozgat

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Değişiklikle devlete ait üniversitelerin sağlık alanında hizmet sunan enstitülerin borçlarının madde kapsamına dâhil edilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bülent Turan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 24’üncü madde kabul edilmiştir.

25’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 25’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle devreden KDV'yi serbest müşavirlere müteselsilen sorumlu olunması durumu ciddi bir eleştiri söz konusu. Özellikle inşaat sektörüne bir aktarım olması açısından yanlıştır. Serbest müşavirlerin, devreden KDV'den müteselsilen sorumluluk getirilmesi ayrıca çok sıkıntılı bir durumdur. Zira milyon dolarlarla oynayan sermaye sahipleri ile bunun muhasebesini tutan meslek erbabının sorumluluğu eşit olamaz. Bu büyük bir haksızlıktır, uygulamada ciddi adaletsizlikler doğuracaktır. Bu yönleriyle maddenin serbest muhasebeci ve müşavirlere adaletsizlik doğurmaması açısından tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 25’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 26’ncı madde üzerinde iki adet önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte işleme alacağım. Şimdi önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 26’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                   Ali Cumhur Taşkın             Vedat Demiröz

                 Kayseri                               Mersin                               Bitlis

              Mehmet Muş                         Zeki Aygün               Mehmet Akyürek

                İstanbul                              Kocaeli                           Şanlıurfa

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir           Saadet Becerekli

                  Adana                              Şanlıurfa                            Batman

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçelerini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle yeminli mali müşavir odaları ve serbest muhasebeci mali müşavir odaları tarafından üyelerinden alınan aidatlara ilişkin yapılması öngörülen düzenlemelerin tasarı metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

Diğer önergenin gerekçesi:

Gerekçe:

Yapılan düzenlemeyle 3568 sayılı Serbest Muhasebeci, Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 16’ncı maddesine bir fıkra eklenmiştir. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Odası, kanunda yeri olmadığı hâlde nispi aidat almaya başlamış ve bu durum bazı oda üyesi serbest muhasebeci ve müşavirler tarafından dava konusu olup Danıştaya taşınmıştır. Danıştay, kanunda yeri olmadığı gerekçesiyle odanın koyduğu nispi aidatı iptal etmiştir. İptal edilen bu düzenleme, oda yönetiminin Hükûmete talebi doğrultusunda kanuni bir düzenlemeye iktidarın Komisyondaki önergesiyle dönüştürülmüş durumdadır. Meslek odası yönetiminin, kendi oda üyelerinin görüşünü almadan ve buna itiraz eden serbest muhasebeci ve müşavirlerin varlığına rağmen bu düzenlemenin yapılması doğru değildir. Serbest muhasebeci ve müşavirlerin itirazını dikkate alıyor ve bu düzenlemenin tasarı metninden çıkarılmasını savunuyoruz.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda 26’ncı madde tasarı metninden çıkarılmıştır.

27’nci madde üzerinde önerge yok.

Konuşma yok.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 27’nci madde kabul edilmiştir.

28’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 28’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

          Zekeriya Temizel                   Utku Çakırözer                     Musa Çam

                  İzmir                               Eskişehir                              İzmir

            Sibel Özdemir                       Haydar Akar

                İstanbul                              Kocaeli

MADDE 28- 5/5/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

“Kadro ihdası

EK MADDE 1- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Gelir İdaresi Başkanlığına ait bölümüne ilave edilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Haydar Akar.

Buyurun Sayın Akar. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yaklaşık üç hafta önce yatırım ortamının iyileştirilmesiyle ilgili bir kanun görüşülürken Sayın Bakana bir soru sordum, ardından üç hafta geçti, Sayın Bakandan cevabını alamadım. Soru çok basitti. Osman Gazi Köprüsü’nün 2017 yılında garanti edilen bedelinin ne kadar olduğunu, ne kadar tutar ödeneceğini sordum ama Sayın Bakan beş dakika bana yerinden cevap verdi, bu rakamı söylemedi. Kendisine de maliyenin aslında bir matematik olduğunu, işlem olduğunu söylememe rağmen cevap vermedi.

Ne söyledi bana? Bu yatırımlarda fizibilite ve etütleri yaptığını söyledi. Yani fizibilitelerin doğru olduğunu, etütlerin doğru olduğunu, bu yap-işlet-devret modellerinin doğru olduğunu söylemeye çalıştı.

Ben, şimdi, Sayın Bakana 3 tane örnek vereceğim burada, kısa kısa vereceğim örnekleri detayına girmeden. Bir tanesi, Zafer Havaalanı. 2012’de nüfus 1 milyon 619 bin, 2017’de nüfus 1 milyon 652 bin. Sadece nüfus beş yılda 33 bin artmış, garanti edilen bedel ise 288 bin artmış. Yani 850 binden 288 bine çıkmış. Gerçekleşme oranı yüzde 2,5. Şimdi, fizibilite ve etütleri çok iyi yapmışlar (!)

Yine, Bursa Yenişehir Devlet Demiryollarından bir örnek vereceğim. Bursa Yenişehir hızlı tren hattı 70 kilometre, 370 milyon TL’ye ihale edilmiş, ihaleden sonra 50 kilometresi değiştirilmiş, yeni maliyeti 1,8 milyar TL. Bravo, takdir ediyorum, gerçekleşme oranı sadece yüzde 7. Müthiş fizibilite ve etüt yapmışsınız (!)

Yeni havaalanı… Çok övündükleri yeni havaalanı 10 milyar 247 milyon euroya yapılmış, hemen yüzde 61,5 gelir garantisi verilmiş ve on iki yıllığına verilmiş bu gelir garantisi. İhaleden sonra kot 90’dan 60’a indirilmiş. 1 milyar 370 milyon euroluk bir avantaj sağlamış ihaleyi alan şirket ve 3’üncü, 4’üncü etaba -belki ya yirmi sene sonra, on sene sonra yapılacak ihale şartnamesine göre- göre de garantiler verilmiş ve garanti hemen 1’inci etap tamamlandıktan sonra başlayacak. 2 havaalanının toplam, mevcut havaalanlarının toplam uçan yolcusu 2017’de 42 milyon olmasına rağmen, Atatürk Havaalanı’nın 24 milyon olmasına rağmen 70 milyon garanti vermişsiniz. Bu da iyi bir fizibilite, etüt örneği diye düşünüyorum.

Yine, bana yaptığınız açıklamada “Bunların ekonomiye doğrudan ve dolaylı sağlayacağı faydalar hesaplandı.” diyorsunuz. Doğru, hesaplamışsınız, 2018 bütçesine 6,2 milyar TL koymuşsunuz bu şirketlere bu paraları ödeyebilmek için. Bu paranın kimin cebinden çıkacağını da merak ediyorum, bunu da cevaplarsanız çok memnun olurum.

Yine, üçüncü açıklamanız ise, “Vatandaş köprüden geçiyor, tünelden geçiyor.” demişsiniz. Doğru söylemişsiniz ama aslında geçmiyor. Bana söylediniz üç hafta önce bunları, tutanaklardan bakabilirsiniz, ben de bunlara cevap veriyorum: Aslında geçmiyor. Osman Gazi Köprüsü için garanti edilen araç sayısı 14 milyon 600 bin, geçen araç sayısı 2017’de 5 milyon, geçmeyen araç 9 milyon 600 bin; detayına girmiyorum. Yavuz Sultan Selim Köprüsü; yıllık garanti edilen araç sayısı 49 milyon 275 bin, geçen araç sayısı 15 milyon sadece -üçte 1’i bile değil- geçmeyen araç 34 milyon. Avrasya Tüneli; yıllık garanti edilen araç sayısı 25 milyon, geçen araç sayısı 15 milyon, geçmeyen araç sayısı 10 milyon. Doğru, haklısınız; bana verdiğiniz cevapta “Vatandaş geçiyor.” diyorsunuz ama aslında geçmediğini hep birlikte görüyoruz.

“Köprü yapıyoruz, tünel de yapıyoruz, bu ülkenin dört bir tarafını inşaatlara, şantiyelere çeviriyoruz.” demişsiniz bana cevapta. Evet, çevrildi, ancak çeviremediniz bence, her yer AVM, yüksek katlı binalar oldu. Sizin “kamu yatırımı” dediğiniz özel sektörün yaptığı yatırım aslında baktığınızda, garanti edilenler için de ücretini biz ödüyoruz.

Ben size bir soru sormak istiyorum şimdi, bunu da cevaplarsınız inşallah. On altı yılda, yine sizin iktidarınız döneminizde yaptığınız ve satabileceğiniz bir tek eser sizden rica ediyorum?

Sizin döneminizde yapılmış ama satabileceğiniz yani vatandaşın vergisiyle yapılmış, satabileceğiniz bir tek eseri sizden -bu, işletme olur, fabrika olur- rica ediyorum.

Siz bana “90’lı yıllarda ödenen faizlerden bahsedin.” diyorsunuz, “Bu faizler kime gidiyor bunlardan bahsedin.” diyorsunuz. Doğru, 90’lı yıllarda faiz ödenmiştir ama muhtemelen bunun siyasi sorumlusu biz değiliz, hatta 90’lı yıllarda da oy tercihinizde o faizleri ödeyenleri, onları kullandığınızı da düşünüyorum. Muhtemelen, bize vermediğinize göre onlara vermişsinizdir oyunuzu o yıllarda.

Bakın, şimdi, on altı yılda devletin ödediği faiz 757 milyar TL, vatandaşın ödediği faiz 368 milyar TL. Şimdi ben size soruyorum: Bu faizler nereye gidiyor? Aralık 2012 yılında devletin borcu 243 milyar TL, Aralık 2017 yılında devletin borcu 877 milyar TL. Şimdi soruyorum: 644 milyar TL’yi ne yaptınız? Neredeyse 63 milyar dolarlık özelleştirme, 644 milyar TL de borç aldınız ve faizleri karşılamadığını görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR AKAR (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakikanızı daha rica ediyorum, toparlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Akar.

HAYDAR AKAR (Devamla) – “Bu ülkede köprüler yapıldıkça yatırım artıyor, üretim artıyor, istihdam artıyor, refah artıyor.” diyorsunuz bana verdiğiniz cevapta, 2002’de kişi başı kamu borcu 3.677 TL, 2017 Aralık kişi başı kamu borcu 10.981 TL. 2002’de işsizlik oranı yüzde 8,3; 2017’de işsizlik oranı 10,3; elli iki yılda verilen cari açık 43,7 milyar dolar, on altı yılda verilen cari açık 561 milyar dolar. Karşılıksız çek tutarını, protestolu senet tutarını, tüketicinin banka borcunu söylemiyorum. Şimdi size de sormak istiyorum: Vatandaş refah içinde mi yaşıyor, borç içinde mi yaşıyor, merak ediyorum.

“Biz, hesabını da, kitabını da yapabilen insanlarız.” diyorsunuz. Şimdi söylüyorum: Vallahi de, billahi de siz hesap kitap bilmiyorsunuz diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Akar.

Sayın Akar ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 28’inci maddesindeki “listede yer alan” ibaresinin “listedeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp

               Diyarbakır                           Diyarbakır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SAMİ ÇAKIR (Kocaeli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hüda Kaya.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, hızlıca hemen ifade edeceklerimi edeyim.

Değerli arkadaşlar, İstanbul’un üçüncü köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bazı arkadaşlar da değindiler. Bununla ilgili, halkımız çok ciddi şikâyetler ve sıkıntılarını bizlere ulaştırıyor. “Köprü yaptık, yollar yaptık.” diyorsunuz, övünüyorsunuz ama orta sınıfın altındaki insanlar köprülerden geçemiyorlar ama oturdukları mahallelerde mecburi istikamet gereği bağlantılı yollardan geçen insanlarımız yüz binlerce liralık icra takipleriyle boğuşuyorlar arkadaşlar.

Şunlardan bahsedeceğim, bunun gibi daha desteler dolusu, otoyollardan mahallelerine giden ve büyük hafriyat araçlarının da mecburi istikamet yolu olan paralı yoldan bunun gibi desteler dolusu gelmiş cezalar var insanlara ve bu insanlar, Küçükçekmece, Kanarya Mahallesi gibi yerlerde oturanlar mecburi olarak bu yollardan geçmek zorunda kalıyorlar. Hafriyat taşıyan ve aylıkları 2.500 lirayı bile geçmeyen emekçi insanlar 16 bin lira anaparası, cezası olan otoyolun parasına 210, 250, 300 bin liraları geçen cezalar üstüne yığılmış durumda ve her biri, binlerce insan, öyle yüzlerce falan değil, icra takibiyle boğuşuyorlar. Bu insanlarımızın, bu vatandaşlarımızın talebi, insanların durumlarına göre anaparayı yapılandırmak ve bu faizinin iptal edilmesi meselesi değerli arkadaşlar.

Sevgili arkadaşlar, sizler de görmüşsünüzdür, bugün ulusal ve uluslararası medyada, sosyal medyada yoğun bir şekilde hâlen paylaşılmakta olan, tartışılan bir video var arkadaşlar. Maalesef, tecrübeli gazetecilerimizden biri diye bildiğimiz bir arkadaşın Afrin’de sokak röportajında yaptığı bir söyleşiyi video olarak yayınlıyorlar. Bu videoda, orada konuşan bir sivil vatandaş yani orada yaşayan bir sivil, kendisinin söylediklerinin tamamen tercüme yapılırken çarpıtılmasıyla yalan medyanın…

Hani hep diyoruz ya, yalanla güç, güç değildir; yalanla iktidar, iktidar olamaz; yalanla güç meşru olamaz arkadaşlar. İşte bugün bu yayınlanan videoda iktidar yanlısı medyasının hiç görmezden geldiği ama ülkemiz adına utanç verici bu video için bir kez daha yalanın nasıl kullanılır, pratik bir politika hâline getirildiğini görmüş olduk. Oradaki sokak söyleşisindeki sivil şunu söylüyor: “Afrin halkı, Afrin’de silahlı güçler istemiyoruz. ÖSO özgür ordu değildir, teröristtir, hırsızdır, tahripkârdır. Malımızı götürdüler, talan ettiler, kadınlarımızı götürdüler, geçen gece yaşları 15 olan 3 kıza tecavüz ettiler.” derken ÖSO’nun yerine YPG’yi tercüme ediyorlar arkadaşlar. Değerli arkadaşlar, bu yalanlardan kurtulmamız lazım. İlkeli, ahlaklı, vicdanlı bir siyaset yapmamız lazım.

Yine, sevgili arkadaşlar, biraz önce Aycan Vekilimiz bahsetti, ben de not almıştım; Kilis’te 17’nci yüzyıl eserlerinden biri Kürtler Camisi ve şu anda Türkler Camisi olarak değiştirilmiş. Değerli arkadaşlar, buradan hep şunu söylüyorum: Bu zihniyet, bu anlayış… Hani hep din güncellensin diye tartışılıyor ya, işte güncellenmesi gereken sapkın, iktidarcı, Emevici, fetihçi zihniyetin bir uzantısı olduğundan dolayıdır; Kürtler Camisi kaç yüz yıldır orada dururken “Türkler” adını takmak bu fetihçiliğin bir göstergesidir. Bunları yaparak iktidarın gücü güç olamaz, meşru olamaz değerli arkadaşlar. Bu politika ve söylemle ancak insanlarımızın arası bölünür, bölücü bir politika izlenir ve toplumumuz nefret toplumu hâline gelir değerli arkadaşlar.

Yine, bir örnek daha vereceğim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜDA KAYA (Devamla) – Son cümlemi kullanayım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaya.

HÜDA KAYA (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Nefret toplumu, cinnet toplumu, buhran toplumu hâline gelen toplumumuzda doktorlardan biri KHK’yle görevden atılıyor. Hastanenin 10’uncu katından atlayarak intihar etmişti bu doktor ve bu doktorun da byLock falan kullanmadığı ortaya çıktı öldükten sonra. Yaşamlar heba edildikten sonra, insanlara cinnet geçirtildikten sonra iadeiitibarın ne anlamı var değerli arkadaşlar? İnsanlar yaşarken adaletli, ahlaklı, vicdanlı bir uygulamayla toplumumuzda adaleti gerçekleştirirsek zaten böylesine hayattan, yaşamdan umudunu kesen ve çareyi ölümde bulan insanlarımızla bizlerin de vicdanı daha çok yaralanmaz. Tez vakitte vicdanlı bir politikaya dönerek ülkemizin yaşanabilir bir ülke hâline gelmesini tekrar diliyorum ve sizlerden bunu tekrar istirham ediyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

Sayın milletvekilleri, Sayın Kaya ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 28’inci madde kabul edilmiştir.

29’uncu madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 29’uncu maddesinde yer alan "tarihli” ibaresinin "tarih” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                 Osman Baydemir                Dilek Öcalan

                  Adana                              Şanlıurfa                          Şanlıurfa

             İmam Taşçıer                       Sibel Yiğitalp                      Ali Atalan

               Diyarbakır                           Diyarbakır                            Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mardin Milletvekilimiz Sayın Ali Atalan. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Atalan, süreniz beş dakika.

ALİ ATALAN (Mardin) – Teşekkür ederim Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hüda Vekilimizin bıraktığı yerden devam edeceğim.

Türkiye’nin ulaştığı seviye öğrenilmek isteniyorsa medyanın içine düştüğü duruma, aslında drama bir bakmak bence yeterlidir. Bu ölçüt, bir ülkenin demokrasi açısından gelişmişliğini veya geri kalmışlığını saptamak açısından temel bir parametredir. Malum, klasik üç erkten sonra gelen ama etkinliği açısından yer yer onların da önüne geçen bir alandır medya. Ancak onun yalnız varlığı değil ondan daha önemlisi onun ne kadar nesnel, eleştirel, renkli ve basın etiği çerçevesinde hareket ettiğidir. Bu bağlamda, özellikle basının iktidarla ilişkisi, mesafeli veya eleştirel bir duruş sergileyip sergilemediği belirleyicidir.

Medya kuruluşları Türkiye’de kuşkusuz çoktur. Ama bu çokluk maalesef çeşitli, çoğulcu ve renkli değildir yani tek düzedir. Bu minval üzerinden bakıldığında Türkiye’de medyanın medya olmaktan çıktığı, iktidara şirin görünmek için artık şakşakçılık yapmaktan başka hiçbir iş ve işlev görmediği açıktır. Aykırı ve eleştirel bazıları varsa da onların da yavaş yavaş ortadan kaldırıldığı, çalışanların nasıl işten kovulduğu, tutuklandıkları, korkutarak sindirildikleri görülmektedir.

Maalesef, medya alanı hızla monotonlaşıyor, monopolleşiyor, daha doğrusu, aslında söylemek gerekirse sistematik ve bilinçli bir şekilde tekelleştiriliyor. Bizimle ilgili kısmı zaten arkadaşlarımız tarafından dün de yeterince dile getirildi. Bakın, mevcut durumda medyanın HDP’yle ilgili, HDP’ye ilişkin yayın politikası aslında bir skandal niteliği taşıyor.

Siz, sivil demokratik siyasetin gerekli olduğundan söz edeceksiniz ama buna paralel olarak pratikte bunu önlemek için elinizden geleni yapacaksınız. Gerçek şudur: Sayın AKP’liler, özgürlük, hukuk, barış ve demokratik siyasetle ilgili tutumunuzda gerçekten büyük bir çarpıklık ve tutarsızlık vardır. Mevcut çatışma ve gerginlik politikası üzerinden partimiz özellikle maalesef medya vasıtasıyla itibarsızlaştırılmaya ve kriminalize edilmeye çalışılıyor. Öyle fütursuzca yapılıyor ki, artık eleştirel kesimler ve özellikle seçmenimiz televizyonları izlemez, gazeteleri okumaz duruma gelmiş, takip eden varsa da -bunu gerçekten söylüyorum, inanın buna- peşinen onlara hiç itimat etmeme pozisyonuna düşmüştür.

Bir AKP’li arkadaş dün burada Sayın Demirtaş’ı kastederek bir dönem medyada saz çalabildiğini, bunun da basın özgürlüğünün var olduğunun ispatı olduğu imasında bulundu.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Yanlış anlamışsın. Öyle değil.

ALİ ATALAN (Devamla) – Bence bu kötü örnek Hükûmet cenahında basın anlayışının ne kadar çarpık ve geri olduğunun bir delili olsa gerek. Bu vesileyle buradan, başta eş başkanlarımız Demirtaş ve Yüksekdağ ve onların şahsında bütün siyasi tutsakları en içten saygılarımla selamlıyorum.

Bakın, Sayın Selahattin Demirtaş’ın saz çaldığı, kanın akmadığı, kısmi özgürlüğün var olduğu bir dönemde kazanan bu ülkenin tüm halkı ve Türkiye olmuştur. Bir parti seçimde kaybetti diye birdenbire her şey allak bullak oldu. Barıştan, huzurdan ve kardeşlikten kazanan taraf barışa karşı olabilir mi? Barışın kalıcılığının sabote edilmesinden yana olabilir mi? HDP yalnız barışı savunmuyor, barışın ürünü olduğunu söylüyor, onurlu ve kalıcı bir barış varlık sebebi olarak sayılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ATALAN (Devamla) – Başkan, bir dakika daha alabilir miyim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Atalan.

ALİ ATALAN (Devamla) – Yaratılan algı ise maalesef bunun tersidir. Bu konjonktürde kim ne derse desin, nesnel tarih bu gerçeği yazacaktır. Bundan dolayıdır ki yargı, demokrasi, yasama işlevsiz kılındı ve özellikle basın özgürlüğü büsbütün rafa kaldırıldı. Bundan hiç kimse kazanmayacak ama özellikle kaybedecek olan bu halk ve ülkedir.

En son şunu söyleyeyim: Bu ülkenin en çok özlediği, Selahattin Demirtaş’ın barışı ve özgürlüğü sembolize eden sazı ve özellikle bunu da vurgulayayım, çaldığı, bilinen “…”(x) parçasıdır.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atalan.

Sayın Atalan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 29’uncu madde kabul edilmiştir.

30’uncu madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 30’uncu maddesinde yer alan “Kanun Hükmünde Kararnamenin” ibaresinin “Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK)” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                   İmam Taşçıer              Osman Baydemir

                  Adana                              Diyarbakır                         Şanlıurfa

           Saadet Becerekli                     Sibel Yiğitalp                      Ali Atalan

                 Batman                             Diyarbakır                            Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Mardin Milletvekilimiz Sayın Ali Atalan.

Buyurun Sayın Atalan. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

ALİ ATALAN (Mardin) – Teşekkür ederim Başkan.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulu gene saygıyla selamlıyorum.

Konunun güncel olması hasebiyle, bir Ezidi milletvekili olarak -belki bilmeyenleriniz olabilir- bu konuya özellikle değinmek istiyorum. Son günlerde “Şengal’e de gireceğiz.” şeklinde tehditler savruluyor ama bunun bir karşılığı olmadığını bu fikri ortaya atanların da biliyor olması gerek.

Afrin’de ortaya çıkan tablo tüm çıplaklığıyla dünyanın gözü önüne serilmiş oldu. Kürt halkının tarihî destanında özgürlüğün sembolü demirci ve devrimci Gâve’nin heykelini ve farklı inançlara ait kutsal yerleri… Özellikle sosyal medya üzerinden de gördüğümüz gibi, Ezidi kadınlara da zorla çarşaflar giydirildiği bir hakikat olarak ortaya çıkmış, gözlerimizin önüne serilmiştir.

Türkiye medyasında bunu izleme şansımız maalesef olmadı. Türkiye medyasından izlediğimiz tek şey, sanki ÖSO güçleri Birleşmiş Milletlerin barış gücüymüş gibi, orada huzur ve barışı tesis etmek amacıyla gitmiş gibi bir intiba, bir izlenim yaratıldı. Allah’tan yağmacı, ganimet peşinde koşan, birbirlerini bile bunun için vuran görüntüler ortaya çıkınca bunun böyle olmadığı herkesçe bilinmiş oldu. Afrin’de yaşananları maalesef ancak BBC, CNN International gibi kanallardan ya da sosyal medya üzerinden öğrenmiş olduk.

Şengal, Ezidilerin bilinen ana yurdudur. Şengal’de sivillere karşı herhangi bir yönelimden hem siyasi hem hukuki hem ahlaki AKP Hükûmeti sorumlu olacaktır.

Bilindiği gibi, Ezidiler 2014 yılında IŞİD’in soykırımına maruz kalmış, IŞİD, Ezidileri Şengal’de tamamen yok etmek istemiş, katliam sonrası Ezidiler ana yurtlarını terk etmek zorunda bırakılmıştır. Aynı süreçte binlerce Ezidi çocuk ve kadın esir alındı. Yaşanan bu korkunç soykırım ardından üç buçuk sene geçti. Ezidiler yaralarını yeni yeni sarmaya çalışırken bugün yine Şengal’e, Ezidilere yönelik tehditler savruluyor. Ezidilerin kendi geleneksel direniş mazisine uygun bir şekilde, kendilerini olası saldırılara karşı savunmak amacıyla örgütlendikleri yadsınamaz bir gerçektir ancak bunun kime zarar verdiği veya herhangi bir ülke için bir tehdit oluşturduğunu iddia eden biri varsa çıksın bize lütfen anlatsın. IŞİD de dâhil, bin yıllardır hiçbir güç Ezidileri Şengal’den çıkaramamış, onları Şengal’den büsbütün vazgeçirememiştir. AKP sürekli mazlumların ve mağdurların yanında olduğunu iddia eder, ifade eder ancak tam konu Kürtlere gelince 180 derece dönüş yapmaktan hiç de imtina etmez. Tarihte 73 defa katliama, soykırıma uğramış Ezidilerin mazlum olduğunu tüm dünya görüyor ve kabul ediyor. Eğer bu Hükûmet de böyle görüyorsa mevcut sınırlar içinde Ezidi halkının kendi kaderini tayin etme hakkına saygı göstermesi gerekiyor. Bu halk kendi özgünlüğünü korumalı, özgürlüğünü elde etmelidir. Bu konuda bizim de onları desteklememiz gerekiyor.

Sayın Cumhurbaşkanı son günlerde sürekli “Biz bir işgal kuvveti değiliz. Sahibi kimlerse buraları sahiplerine devredeceğiz.” diyor. Başka ülkenin sınırlarını ihlal etmesine rağmen, başka ülkelerin iç işlerine karışmasına rağmen, bu tür söylemleri de sarf edebiliyor maalesef.

Bir dakika daha Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Atalan.

ALİ ATALAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, uluslararası hukuk normlarını da hiçe sayarak Şengal’e yönelik tehditlere Irak Savunma Bakanlığınca bir cevap verildi: “Topraklarımıza yönelik her türlü dış saldırıya karşı Irak Hükûmeti olarak elimiz boş kalmayacaktır.” Şimdi, böylesi gerginlikleri yaratmanın hiçbir faydası ve hiç kimseye bir getirisi olmaz ve olmayacaktır. Kim ki mazlumların, mağdurların yeri olarak bilinen Şengal’e saldırıyorsa ve saldıracaksa, inanın, hem ahlaki hem siyasi hem insani olarak bu vebalin altından kalkamayacaktır çünkü Ezidiler mazlumdur ve mağdurdur.

Teşekkür eder, saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atalan.

Sayın Atalan ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

30’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 30’uncu madde kabul edilmiştir.

31’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 31’inci maddesindeki “listede yer alan” ibaresinin “listedeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                   İmam Taşçıer              Osman Baydemir

                  Adana                              Diyarbakır                         Şanlıurfa

             Sibel Yiğitalp                       Dilek Öcalan

               Diyarbakır                           Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 31’inci madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır. Ancak bu bölümde hâlihazırda yeni madde ihdasına ilişkin olarak milletvekillerimiz tarafından iki önerge verilmiş olduğundan Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Erkan Akçay ve arkadaşları tarafından verilen Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatları çalışanları için kurum içi özel uzmanlık sınavı açılmasına ilişkin önergeyi işlemden kaldırıyorum.

32’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesinin (d) bendinde yer alan “yayımı tarihinde” ibaresinin “yayımlandığı tarihte” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                   İmam Taşçıer Osman Baydemir                                                          Adana                          Diyarbakır                Şanlıurfa

             Sibel Yiğitalp                       Dilek Öcalan                              

               Diyarbakır                           Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen? Yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun tasarısının 32’nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “8 inci maddesi (3065 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde” ibaresinin madde metninden çıkarılmasına ilişkin hüküm hariç),” ibaresinin “8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri,” şeklinde değiştirilmesini, aynı bentte yer alan “22 nci ve 25 inci” ibarelerinin madde metninden çıkarılmasını, (d) bendinde yer alan “maddeleri” ibaresinin “hükümleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Naci Ağbal

                                                                                      Maliye Bakanı

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Önergeye katılıyor musunuz Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yürürlük maddesi yeniden düzenlenmektedir.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 32’nci madde kabul edilmiştir.

33’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesinde yer alan “hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür” ibaresinin “hükümleri, Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Meral Danış Beştaş                   İmam Taşçıer              Osman Baydemir

                  Adana                              Diyarbakır                         Şanlıurfa

          Sibel Yiğitalp                       Dilek Öcalan

          Diyarbakır                           Şanlıurfa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ MEHMET ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet önergeye katılıyor mu?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen? Yok.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 33’üncü madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Oyunun rengini belli etmek üzere lehte ve aleyhte söz isteyen var mı? Yok.

Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.42

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir. Açık oylamanın şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Ayrıca, vekâleten oy kullanacak sayın bakanlar var ise hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve kendisinin ad ve soyadı ile imzasını da taşıyan oy pusulasını yine oylama için öngörülen üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.

Sayın Beştaş, bir talebiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

38.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İstanbul’da Emlak Konut Kuzey Yakası Projesi’nde çalışan işçilerin ana dilleriyle konuşmalarının firma yönetimince yasaklanmasına ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün olağanüstü gelişmeler, maalesef üzücü gelişmeler devam ediyor. Biraz önce İstanbul'dan yeni bir başvuru daha aldık. İstanbul Başakşehir Kayaşehir bölgesinde devam eden bir inşaatta Emlak Konut Kuzey Yakası Projesi’nde çalışan işçilerin ana dilleriyle konuşmaları firma yönetimince bir yazıyla yasaklanmış. Bunun üzerine İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası bir açıklama yapmış ve bu firmada Türkçe konuşanlar dışında sadece Kürtlerin ve Kürt işçilerin Kürtçe konuştuklarını ve bununla Kürt dilinin yasaklandığını açıkladı yani bunu sendika da açıkladı. Her şeyden önce, bu Kürt diline ve kültürüne yönelik saldırıların artık yandaş firmalar tarafından da maalesef uygulamaya konulduğunu görüyoruz. Ana dili hiç kimse tarafından yasaklanamaz; bu konu hiç kimsenin uhdesinde değildir, hele hele işçilerin kendi yaşamlarını idame ettirmek için kendi aralarında ana dillerini konuşma…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Tamamlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – İşçilerin kendi ana dillerinde ve kendi çalışma ortamlarında konuşmalarının yasaklanması açık bir ırkçılık örneğidir. Ben orada çalışan Türkçe konuşan sadece Kürt işçiler değil, diğer bütün işçilerin ana dilde konuşmalarının temel bir hak olduğunu buradan söylemek istiyorum ve ayrıca (…)(X) diyorum ve hepsini selamlamak istiyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Beştaş.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, kayıtlara geçsin diye söylüyorum, AK PARTİ ana dili ana sütü gibi helal bilir.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Ben de onu söyledim.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Şimdi hemen aradık Genel Müdürümüzü, Murat Kum Bey’i, böyle bir şey olmadığını ifade etti. Ancak bizim bilmediğimiz bir yanlış varsa, bir belge varsa onu da incelemek isteriz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Var, var.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ama Genel Müdür şimdi böyle bir konu olmadığını ifade etti.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535) (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yapılan oylamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.58

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Yaşar TÜZÜN

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), İshak GAZEL (Kütahya)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 79’uncu Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın tümünün açık oylamasında toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi açık oylamayı tekrarlayacağım.

Oylama için üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Pusula gönderen arkadaşlar lütfen Genel Kuruldan ayrılmasın.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

199

 

Kabul

:

186

 

Ret

:

  12

Çekimser

:

 1(X)

 

 

Kâtip Üye

İshak Gazel

Kütahya

Kâtip Üye

Bülent Öz

Çanakkale”

Sayın milletvekilleri, bu oylama sonucuna göre tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Sayın Bakanın bir teşekkür konuşması olacak.

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda önemli değişiklikleri içeren bu kanun tasarısının yasalaşmasında başta Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanımıza, Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize ve Genel Kuruldaki çalışmalar sırasında yoğun bir gayretle, büyük bir emekle bu tasarının çıkmasına destek veren bütün parti gruplarımıza, milletvekillerimize, Meclis Başkanlık Divanımıza yürekten teşekkür ediyoruz, saygılar sunuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Biz teşekkür ederiz.

Hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek üzere 3 Nisan 2018 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati:22.11



(x) 535 S. Sayılı Basmayazı 22/3/2018 tarihli 76’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(X)  Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.