TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           75’inci Birleşim

                                                                                  21 Mart 2018 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın, 21 Mart Nevruz Bayramı’nı kutladığına, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Ahmet Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin konuşması

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, Türkiye’de nüfusa ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, 21 Mart “Nevroz Bayramı’na” ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Hükûmetin patates çiftçisinin sorunlarıyla ilgili düzenleme yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, son günlerde İstiklal Marşı’nın tartışma konusu yapılmasına ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ve halktan para toplayan kaç şirket olduğunu ve bunlara nasıl izin verildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

4.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Uludağ Üniversitesi Rektörü Yusuf Ulcay’ın faşist, baskıcı, zorba uygulamalarına ilişkin açıklaması

5.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne, üç ayların başlamasına, Nevruz’a ve 21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü’ne ilişkin açıklaması

6.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hükûmetin taşeronla ilgili yaptığı düzenlemede binlerce kişinin açıkta kaldığına ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ve 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklaması

9.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ilişkin açıklaması

10.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Tayfun Talipoğlu’nun 1’inci, Âşık Veysel’in 45’inci ölüm yıl dönümlerine, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ve 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklaması

11.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, AKP’nin hayvancılık politikasının tamamen iflas ettiğine ilişkin açıklaması

12.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Uşak Devlet Hastanesi ve Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde muayene için randevu taleplerinin çok geç karşılanmasına ve Van Erciş Devlet Hastanesinin durumuna ilişkin açıklaması

13.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, 21 Mart “Nevroz Bayramı’na” ve akaryakıt fiyatlarının yüksekliğine ilişkin açıklaması

14.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, işsizlik sorununun arttığına ve öğretmenler ile sağlıkçılara verilen atama sözünün yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

15.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Hükûmete OHAL'i bitirme çağrısı yaptığına ve 21 Mart Nevruz Bayramı’na ilişkin açıklaması

16.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Danıştay Başkanının kızı Gonca Hatinoğlu’nun Elâzığ Hâkimliğine atanmasının üzerinden yirmi dört saat geçmeden Yargıtay tetkik hâkimliğine atanmasına ilişkin açıklaması

17.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, Hazreti İmam Ali’nin doğum gününe ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

18.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, üç ayların başlamasına, 25 Mart Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün 9’uncu yıl dönümüne, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ve 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklaması

19.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Türk askerinin Afrin’de sevinçle karşılandığına, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve 21 Mart “Nevroz Bayramı’na” ilişkin açıklaması

21.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve 18-25 yaş arasındaki gençleri sigortasız çalıştırabilme imkânı getiren düzenlemeye ilişkin açıklaması

22.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Genel Kurulu ziyaret eden Nevşehir’den gelen Down sendromlulara “Hoş geldiniz.” dediğine, Afrin’de ÖSO’yla birlikte operasyon gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede huzur ve güveni sağladığına, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

23.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde kentsel dönüşüm nedeniyle evlerini TOKİ’ye verenlerin durumuna ilişkin açıklaması

24.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

25.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, iktidar milletvekillerini Genel Kurul salonunda bulunma sorumluluğuna davet ettiğine ilişkin açıklaması

26.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, muhalefetin önerilerine kulak verilerek ortak akılda buluşmanın bütün vatandaşların hayrına olduğuna ilişkin açıklaması

27.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve Ordu-Giresun Havaalanı’nda uçuşların düzenli hâle getirilmesini ve sefer sayılarının artırılmasını istediğine ilişkin açıklaması

28.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, ülkenin menfaatine olan konularda doğru bir bakış açısıyla birlikte hareket etmenin çok isabetli olduğuna ilişkin açıklaması

29.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Düzce’nin Hecinler köyündeki çöp sorununa ilişkin açıklaması

30.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

31.- İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel’in, 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesinin eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı bir düzenleme olduğuna ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Nevşehir’den gelen Down sendromlu vatandaşlara “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Van Milletvekili Lezgin Botan ve arkadaşları tarafından, Türkiye'de “Nevroz” kutlamalarına yönelik geçmişten günümüze yasaklayıcı politikaların neden olduğu sorunların ve “Nevroz Bayramı'nın” festival havasında kutlanabilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 20/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, genç işsizliğin nedenleri ve önlenmesine yönelik çalışmaların değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1817) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533)

2.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535)

 

IX.- OYLAMALAR

1.- (S. Sayısı: 533) Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, patent, faydalı model ve endüstriyel tasarım tescili sayılarına ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/22195)

2.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, TÜBİTAK tarafından Kamu Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenen proje sayısına ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/23646)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Helal Akreditasyon Kurumu ihalelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin cevabı (7/23676)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, KOSGEB ihalelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/23695)

5.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ihalelerine,

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ihalelerine,

İlişkin Başbakandan soruları ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/23708), (7/24048)

6.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici'nin, 2002-2017 yılları arasında gerçekleşen asansör kazalarına ve asansör sistemlerinin denetimine ilişkin sorusu ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/23814)

7.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu'nun, hizmet sektörünün KOSGEB desteklerinden yararlanmasına,

KOBİ Gelişim Destek Programıyla ilgili sonuçların açıklanmasının ertelenmesine,

İlişkin soruları ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün cevabı (7/24198), (7/24199)

8.- Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir'in, bir personel hakkındaki iddialara ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/24613)

9.- Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer'in, bir personel hakkındaki iddialara ve yapılan işlemlere ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın cevabı (7/24614)

21 Mart 2018 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Türkiye’de nüfus hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Necip Kalkan’a aittir.

Sayın Kalkan, bir saniyenizi alayım.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin konuşması

BAŞKAN – Çok değerli konuklarımız aramızdalar.

Bugün malum Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü. Az önce Meclis Başkan Vekilimiz Sayın Yaşar Tüzün’le birlikte ziyaret ettiler bizi. (Alkışlar)

Türkiye Down Sendromu Derneği Söz+1 Özsavunuculuk Grubu Meclisi ziyaret etti. Tokat, İstanbul, Ankara, İzmir’den gelen 8 genç kardeşimiz buradalar, taleplerini ilettiler. Onları kutluyoruz, tebrik ediyoruz, mütebessim yüzlerini her zaman görüyoruz. Asla ve asla kötülük düşünmeyen, insancıl yaklaşımlarını takdir ediyoruz ve bütün bu farkındalığa –bu, bir farklılık değil; bu, bir farkındalık- herkesin de aynı hassasiyetle yaklaşmasını diliyoruz.

Sayın Kalkan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- İzmir Milletvekili Necip Kalkan’ın, Türkiye’de nüfusa ilişkin gündem dışı konuşması

NECİP KALKAN (İzmir) – Muhterem Başkanım, değerli milletvekilleri, kıymetli misafirlerimiz; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum, sizlere de hoş geldiniz diyorum.

Efendim, elime bir davetiye geçti İzmir’de. İzmir’deki davetiyenin adı “Yaşlılara Saygı Haftası”. “Yaşlı” kelimesini anahtar alarak etrafı bir inceledim ve TÜİK raporlarına baktım. Türkiye İstatistik Kurumuna göre, Türkiye'nin nüfusu 2017 yılında 80 milyon 810 bin kişi ve 1 milyon kadar da nüfusumuz artmış. Bu artan nüfusumuzu da incelediğimizde, Türkiye’de 0-14 yaş arası tam 19 milyon 33 bin kişi var; 15-24 yaş arası 16 milyon 983 kişi var yani demek istiyorum ki Türkiye’de 0 ile 24 yaş arası 35 milyon kişi –Allah ömür versin, sağ- yaşıyor.

Pekâlâ, dünyaya baktığımızda ayrı bir tablo görüyoruz. İşte, ben bu tablo ile Türkiye’yi mukayese etmek istiyorum. Türkiye, toplam nüfus anlamında dünyada 19’uncu sırada bulunuyor ve bu gençlerin yanında 7 milyona yakın yaşlı nüfusumuz var. Yaşlı nüfusa baktığımızda, Danimarka, Finlandiya gibi birçok Avrupa ülkesinden fazla yaşlı nüfusa sahibiz. Türkiye’de de yaşlı nüfusun en fazla olduğu iller Sinop, Kastamonu, Artvin, Çankırı; en düşük olduğu iller ise Şırnak, Hakkâri ve Van. İşte, bu tablo bize gösteriyor ki Türkiye genç bir nüfusa sahip ama aynı zamanda, yaşlanma eğilimi gösteren, diğer bir ifadeyle, yaşlı nüfus sayısının ve oranının yükselmekte olduğu bir ülkedir. Bu durum, ülkemizde kalkınmaya dayalı olarak değişen doğurganlık, ölümlülük ve doğumda beklenen yaşam süresindeki iyileşmekten kaynaklanıyor. Bu açıdan, ülkemizde yaşlı nüfusun yaşam standartları, bakımı, refahı konularında sosyal politikaların belirlenmesi zamanı gelmiştir. Türkiye genç nüfusa şimdilik sahip ama yirmi yedi yıl sonra geri saymaya başlayacak bu şekilde gider ise, bunun altını çizmek istiyorum. Günümüzde yaşlı nüfusun refahının artırılmasıyla ilgili ileriye dönük tedbirleri almamız lazım, eğitim politikasını ayarlamamız lazım. Sağlık sistemi üzerinde önemli etkileri olacaktır, yaşlılıkla beraber birçok hastalık da oluşacaktır, bunların planlanması lazım.

Efendim, benim söylemek istediğim şu: Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyon 300 bin bebek doğuyor, 400-450 bin kişi ölüyor ve günde 3.600 doğum ve 1.200 ölüme denk geliyor. Yirmi yedi yıl sonra bizim sayılarımız… Türkiye’de 2017 yılında 15-64 yaş aralığında 55 milyon insan varken 2080 yılında bu sayının 63 milyon olması bekleniyor. Özellikle, Türkiye’de 1950 yılında ortalama yaşam süresi 46 yaş idi, 2000 yılında 66’ya çıktı, 2015’te 78 yaş ortalamasına geldi; bugün Türkiye’de kadınlarımızda 80,7 yaş ortalaması, erkeklerde 75,3 yaş ortalaması var. Bugünlerde 65 yaşındaki insana “yaşlı, ihtiyar” demek mümkün mü? Ömür uzuyor. Türkiye’de ömrün uzaması… On beş yıldır iktidardayız, on beş yıldır da –kimse alınmasın- Türkiye’de insan ömrü 3,3 yıl artmış. Ben buradan arkadaşlarıma sesleniyorum: Ömrünüzün artmasını istiyorsanız bir on beş yıl daha bize iktidarı verin, üç buçuk sene daha ömrünüz artsın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu açıkça söylüyorum çünkü rakamlar bunu gösteriyor, ben söylemiyorum. Afganistan’da hâlen ortalama yaşam süresi 42, Japonya’da da 81. Ömrümüz uzuyor. Ömrümüzün uzamasının tedbirlerini almamız lazım. Genç nüfus azalacak -yaşlı nüfusumuz- bundan yirmi yedi sene sonra geriye doğru gelecek. Benim söylemek istediğim: Bizim iktidarımızda insanın ömrü uzuyor.

Takdir sizin diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Nevruz hakkında söz isteyen Mardin Milletvekili Erol Dora’ya aittir.

Sayın Dora, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

2.- Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, 21 Mart “Nevroz Bayramı’na” ilişkin gündem dışı konuşması

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Nevroz Bayramı” nedeniyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Ben de kıymetli misafirlerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum ayrıca.

Konuşmama başlamadan önce, Eş Başkanlarımız Sayın Selahattin Demirtaş, Sayın Figen Yüksekdağ ve bütün tutuklu milletvekillerimizin “Nevroz Bayramı”nı kutluyor ve kendilerini saygıyla selamlıyorum.

Kuşkusuz, dünyanın pek çok yerinde halkların ortak geçmişlerini ve geleneklerini yaşatmaları, bunun için bayram, şölen ve benzeri etkinliklerle çeşitli kutlamalar yapmaları tarihin en eski çağlarından beri söz konusudur. Nitekim, bu tür ortak etkinlikler ve ritüeller halkların birlikte yaşama kültürlerini pekiştirmekte ve ortak bir hafızayı da oluşturmaktadır. Elbette bunun uluslar bazında anlamı büyüktür. Her ulus veya halk grubu sahip olduğu kültürel zenginlikleriyle kişilik kazanır, evrensel kültüre zenginlik katar. Halk gruplarının sahip oldukları kültürel zenginlikler günlük yaşamlarının da manevi gıdasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21 Mart günü Orta Doğu halkları başta olmak üzere dünyanın farklı halkları tarafından “Nevroz Bayramı” olarak kutlanmaktadır. Yüzlerce hatta binlerce yıldır Mezopotamya ve Orta Doğu halkları tarafından yeni gün olarak kabul edilen bu bayram Kürtler, Farslar, Türkler, Türkmenler, Arnavutlar, Gürcüler gibi birçok halk tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır.

Değerli milletvekilleri, “Nevroz Bayramı”nın tarihi milattan önceki döneme dayanmaktadır. Efsaneye göre Demirci Gâve zulme karşı isyan etmişti, bu yüzden o günden bu yana “Nevroz Bayramı” sadece Kürt halkı için değil, bütün bölge halkları için önemli bir gün olarak kabul edilmekte, özgürlük festivali olarak yüzlerce yıldır kutlanmaktadır. Mezopotamya halkları “Nevroz Bayramı”nı her yıl baskı ve engellemelere rağmen kutlamaya devam etmektedir. Özellikle 1990’lı yıllardan itibaren “Nevroz Bayramı” Türkiye’de kitlesel kutlamalara sahne olmuştur. Diyarbakır başta olmak üzere diğer birçok ilde de görkemli festivallerle kutlanmaya başlanmıştır ancak ne yazık ki bazı yıllarda “Nevroz Bayramı” kutlamalarının yasaklanması, çok sayıda ölüm ve acılara da sebep olmuştur. Oysa “Nevroz”un bayram olarak kabul edilmesi ve bunun yasalarla da desteklenmesinin halklara barış ve kardeşlik adına verilecek bir armağan niteliğinde olacağı şüphe götürmez bir gerçekliktir. Hâlihazırda ülkenin birçok şehrinde kitlesel olarak kutlanan bu bayramın yasaklamalar olmaksızın özgürce ve hak ettiği biçimiyle kutlanması özlenen ve beklenen bir olgudur.

Değerli milletvekilleri, Orta Doğu’da pek çok ülkede resmî bayram olarak kabul edilen “Nevroz Bayramı” Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından da 2010 yılında dünya bayramı olarak kabul edilmiştir. Yine Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO tarafından da dünyanın en eski manevi geleneği olarak kabul edilmiştir. Unutulmamalıdır ki ortak hafızalarda yer alan böylesi önemli günlerin halkları birleştirici gücü oldukça büyüktür.

Birçok ülkede resmî tatil olan 21 Martın ve dolayısıyla “Nevroz”un, bu bağlamda bugünün ülkemizde de tatil ilan edilmesi, halkların da bir arada yaşam umudunu perçinlemesi adına anlamlı ve bir o kadar da önemli olacaktır.

Değerli milletvekilleri, maalesef bu seneki “Nevroz” kutlamaları öncesi yine ülkenin dört bir yanında onlarca kişi gözaltına alındı, Afrin’de ise “Nevroz Bayramı”nın sembolü olan Demirci Gâve’nin heykeli ÖSO tarafından yıkıldı. Oysa bir tarafın acısı diğer tarafın mutluluğuna dönüşmüşse orada kardeşlikten ve barıştan söz etmek mümkün değildir. Acıda ve sevinçte ortaklaşmayan toplumların hem bugünü hem yarını karanlıklar ve belirsizlikler içinde yitip gitmekte, kurulan taziye çadırlarında ülkenin geleceği heba edilmektedir. Bu gidişata bir an evvel son vermek hepimizin görev ve sorumluluğudur.

Bu düşüncelerle bu yılki “Nevroz Bayramı”nın ülkemiz için yeni bir başlangıç, yeni bir gün ve gerçek bir barışa vesile olmasını temenni ediyor, bütün halklarımızın “Nevroz Bayramı”nı en içten dileklerimle kutluyorum. Tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Didem Engin’e aittir.

Buyurun Sayın Engin. (CHP sıralarından alkışlar)

3.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü. Down sendromlu bireylerimiz bugün Mecliste bizlerle birlikte. Onlara şöyle güçlü bir alkışla hep birlikte hoş geldiniz diyebilir miyiz. (Alkışlar) Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz, iyi ki bizimlesiniz, iyi ki varsınız.

Biraz sonra Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda Down sendromlu bireylerimizin mücadele hikâyelerini, azimlerini, gelecekle ilgili düşüncelerini, hayallerini dinleyeceğiz.

Down sendromuyla ilgili çalışmaya ilk karar verdiğimde, geçen yıl ağustos ayında, Down Sendromu Derneğinden görüşme talep ederek onları ziyaret ettim. Down sendromlu çocukları olan ailelerin kurmuş olduğu ve çok güzel çalışmalar yapan bir dernek. Yaşadıkları zorlukları, çocuklarının geleceği için düşüncelerini bire bir onlardan dinledim. Sonrasında, yaklaşık altı ay süren bir çalışma nihayetinde şubat ayında Meclis Başkanlığına kapsamlı bir araştırma önergesi sundum. Down sendromu konusunda Mecliste bir komisyon kurulmasını ve çözüm önerilerinin tüm partilerin el ele vereceği ortak bir platformda geliştirilmesini talep ettim. Bu önergemin Meclisin tozlu raflarında kalmaması ya da reddedilmemesi için “change.org” üzerinden “MeclisteDownSendromuKomisyonuKurulsun” etiketiyle bugün -tişörtümde de gördüğünüz etiket- bir imza kampanyası başlatmıştım. Bu imza kampanyasına 70 binden fazla yurttaşımız imza verdi ve her geçen dakika, her geçen saniye imza veren sayısı artıyor. İmza veren, duyuruyu sosyal medya hesaplarında paylaşan tüm duyarlı yurttaşlarımıza hassasiyetleri ve destekleri için gönülden teşekkürlerimi sunuyorum. Video çekip paylaşan Down sendromlu bireylere, çocuklarının fotoğraflarını güzel dilekleriyle ve dualarıyla ileten tüm annelere ve babalara gönülden teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Umuyorum önümüzdeki hafta bu komisyonu ortak önergemizle, oy birliğiyle Mecliste kurabiliriz. Tüm siyasi partilerden bu konuda müspet, olumlu yanıtlar geldiğini belirtmek isterim.

Biliyorsunuz, Down sendromu bir hastalık değil, bir kromozom farklılığı. Ülkemizdeki yaklaşık 70 bin Down sendromlu birey ve aileleri bizden pek çok konuda çalışma bekliyorlar. Her sene tekrar tekrar rapor çilelerinin son bulması, Down sendromu kan testiyle belli olup sonradan değişmediği için tanı konulduktan hemen sonra raporun otomatik ve süresiz verilmesi, böylelikle doğumun hemen ardından başlaması gereken erken eğitime ve fizyoterapiye erişimlerine imkân sağlanması, Türkiye genelinde Down sendromu haritası hazırlanarak konuyla ilgili veri eksikliğinin bir an evvel giderilmesi ve hizmetlerin de bu doğrultuda planlanması, örgün eğitim içinde kalarak nitelikli, etkin bütünleştirme eğitiminin sunulması, bakımevi ve rehabilitasyon merkezlerinin kapasitelerinin artırılması, çocukların ihtiyaç analizi yapılarak ihtiyaç duydukları saat kadar rehabilitasyon desteği verilmesi, çalışan anne babalara destek olunması, toplumumuzdaki ön yargıların kırılması için farkındalık programlarının geliştirilmesi, Down sendromlu bireylerimizin iş hayatına etkin katılımlarının sağlanması gibi çok sayıda alanda bizden destek bekliyorlar.

Araştırma komisyonu kurulursa konunun uzmanlarını, sivil toplum kuruluşu temsilcilerini, Down sendromlu bireyleri ve ailelerini Meclise davet ederek hep birlikte görüşlerini alabileceğiz ve sonucunda da iktidar ve muhalefet milletvekilleri hep birlikte el ele vererek bu sorunların çözümü için rapor hazırlayacağız. Tabii rapor hazırlandıktan sonraki görevimiz de hep birlikte bu rapordaki önerilerin hayata geçmesi için uygulamayı takip etmek olacak.

Down sendromlu bireylerimizle gurur duymalıyız; sanatta, sporda, iş hayatında, toplumsal hayatımızın her alanında Down sendromlu bireylerimiz çok başarılılar. Onların azimleri, cesaretleri, mücadeleleri ve başarılarıyla gurur duymalıyız, onlara güvenmeli ve inanmalıyız.

Sadece Down sendromlu bireylerimiz değil, otizmli bireylerimiz, kas hastası bireylerimiz gibi diğer tüm engelli alanlarında da ayrı ayrı çalıma komisyonları kurarak seslerini duymalı ve çözüm üretmeliyiz.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Engin.

Aynı dileklere bizler de katılıyoruz.

III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, 21 Mart Nevruz Bayramı’nı kutladığına, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Ahmet Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ülkemizin, bölgemizin ve dünyanın pek çok yerinde kardeşlik için, tam anlamıyla millî birlik ve beraberlik için kaybedecek bir gün değil, bir ana bile tahammülümüzün olmadığı bu güzel bahar gününün, Nevruz’un milletimizin, bölgemizin ve dünyanın geleceğine hayırlar getirmesini temenni ediyoruz. Nevruz ateşinin Anadolu’dan bölgemize, bölgemizden tüm cihana yayılarak insanlığı sarması ve kucaklaması hepimizin ortak temennisidir. Bu güzel toprakların havasını teneffüs eden, ideallerini ve ortak geleceğini paylaşan herkesin bayramı olan Nevruz, bunu bozmak isteyen gafillere de verilebilecek en anlamlı cevap olacaktır. Ayrılığın değil kavuşmanın, kavganın değil barışın ve sevginin bayramı olan Nevruz birlik ve beraberliğimizi perçinleyecek, güzel günleri getirecektir. Bu vesileyle, Türkiye’mizin, milletimizin ve gönül coğrafyamızın Nevruz Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor, barış, huzur ve mutluluklar getirmesini temenni ediyorum.

Sayın milletvekilleri, dün acı bir haber aldık. Milliyetçi Hareket Partisi 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Sayın Ahmet Deniz Bölükbaşı’nın vefat haberiydi. Yarın saat 11.00’de Mecliste cenaze töreni olacak haberini aldık. Bu vesileyle, kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi camiasına ve tüm sevenlerine de başsağlığı diliyoruz.

Yine bugün, Down Sendromu Farkındalık Günü. Az önce buradaydı kardeşlerimiz. Down sendromu bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Dünya farklılıklarla güzeldir. “Gerçek dostlar kromozom saymaz.” derler. Aslında Down sendromu bir eksiklik değil, artı 1 fazlalıktır, bunu bilmemiz gerekiyor. Down sendromlu çocukların insani değerleri son derece yüksektir. Pozitiftirler, yalan, riya nedir bilmezler, yürekleri sevgi doludur ve sevgileri karşılıksızdır. Yine, buradan, öyle zannediyorum ki tüm siyasi parti gruplarımızın da mutabakatıyla, yarın, inşallah, bu konuyla ilgili ortak bir Meclis araştırması önergesi verilecektir. Bu konudaki duyarlılıkları, hassasiyetlerinden dolayı da tüm siyasi parti gruplarımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.

Yine, değerli milletvekilleri, halk müziğimizin efsane ismi, gönül gözüyle gören büyük usta Aşık Veysel’in ölüm yıl dönümü. Vefatının üzerinden kırk beş yıl geçmesine rağmen biz onu unutmadık. İnsana olduğu kadar toprağa da büyük bir sevgiyle bağlı olduğunu “Gözlerim görseydi, toprağı tanıyamazdım, sizin gibi basar geçerdim.” sözleriyle…

Burada ben özellikle Aşık Veysel’in bir iki dizesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bize çok şeyler öğretmiştir, gönül gözüyle görmüştür:

“Beni hor görme kardeşim

Sen altınsın ben tunç muyum

Aynı vardan var olmuşuz

Sen gümüşsün ben sac mıyım

Topraktandır cümle beden

Nefsi öldür ölmeden

Böyle emretmiş yaradan

Sen kalemsin ben uç muyum

Tabiata Veysel âşık

Topraktan olduk kardaşık

Aynı yolcuyuz yoldaşık

Sen yolcusun ben bac mıyım.”

Sevgili milletvekilleri, değerli milletvekilleri; gerçekten bizim önemli simalarımız, önemli isimlerimiz var; onları günü geldiğinde de anmadan geçemiyoruz. Bize çok önemli nasihatleri de oluyor, bir yaşanmışlıkları var. Bu vesileyle de bu ölüm yıl dönümünde Âşık Veysel’i de bir kez daha rahmet ve şükranla yâd ediyorum.

Şimdi, sisteme giren sayın milletvekillerine… Bugün tabii, önemli bir gün; Down sendromu var, Âşık Veysel var, nevruz var. Dilerseniz, bugün 20 kişiye söz verelim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Evet, sisteme giren sayın milletvekillerine, 60’a göre bir dakika süreyle söz vereceğim.

Buyurun Sayın Gürer, sizinle başlıyoruz.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Hükûmetin patates çiftçisinin sorunlarıyla ilgili düzenleme yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Niğde ve Nevşehir’de binlerce ton patates depolarda beklemektedir. Patates üreticileri için tehlike çanları çalmaktadır. Patates çiftçileri icralıktır. Bunun yanında çiftçide para olmadığı için esnaf da mağdur duruma düşmüş durumdadır. Çiftçilerin ve esnafların borçlarının mutlaka ötelenmesi gerekiyor.

Ayrıca, Hükûmet patates çiftçisiyle ilgili dış satım için teşviki artırmalı, bunun yanında patates çiftçisinin elinde bulunan ürün alınarak kamu kuruluşları ve belediyelerde ve benzer kuruluşlar eliyle bir an önce tüketilmelidir. Aksi takdirde gelecek yıl patates çiftçisinin ekim yapabilme şansı kalmamaktadır. Bölgede patates önemli bir gelir kaynağıdır. Bu anlamda gittiğimiz her yerde sorun büyük ölçüde açık ve net görülmektedir. Hükûmetin patates çiftçisiyle ilgili düzenleme yapması çağrısını yineliyorum yoksa çiftçilik giderek bölgede sorun olacağı gibi ekim yapılamayacaktır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Engin’in yerine Sayın Tarhan…

2.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, son günlerde İstiklal Marşı’nın tartışma konusu yapılmasına ilişkin açıklaması

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Türk milletinin kahramanlık ve zafer duygularıyla beslenmiş, dünya devletlerinin marşları arasında en anlamlısı olan İstiklal Marşı’mız ne yazık ki son günlerde tartışma konusu hâline gelmiştir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği organizasyonda saygı duruşunun yapılmadığı, tef ve saz eşliğinde söylenerek millî bilinçten uzak bir şekilde vatandaşlara dayatılmaya çalışıldığı görülmüştür.

Her konuda millî ve yerli olmaktan bahsedenlere seksen sekiz yıldır aynı şekilde söylenen millî marşımızın şarkı veya türkü olmadığını hatırlatıyor, AKP Kocaeli milletvekillerini açıklama yapmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ve halktan para toplayan kaç şirket olduğunu ve bunlara nasıl izin verildiğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün kaybettiğimiz değerli diplomat Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Bugün 21 Mart, baharın müjdecisi Nevruz Bayramı; bu döngünün de ülkemize ve tüm toplumlara barış ve mutluluk getirmesini diliyorum. Ancak geleceğimize umutla bakamıyoruz, etrafımız dolandırıcılık çeteleriyle dolu. Yüksek kâr vaadiyle binlerce insanı milyonlarca lira dolandıran Çiftlik Bank’ın ardından bir vurgun haberi de Anadolu Farm isimli bir uygulamadan geldi. Kayseri merkezli firmanın bünyesinde bulanan Anadolu Farm’ın 44 bin üyeden bir yılda 200 milyon lira topladığı öğrenildi. Üyelere yapılan ödemeler firma hakkında inceleme başlatılınca durduruldu.

İlgili bakanlığa soruyorum: Halktan para toplayan kaç şirket var? Bunlara nasıl izin veriliyor ve bunların arkasında kimler var?

BAŞKAN – Sayın Eseyan?.. Yok.

Sayın Kayışoğlu…

4.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, Uludağ Üniversitesi Rektörü Yusuf Ulcay’ın faşist, baskıcı, zorba uygulamalarına ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum.

Gün geçmiyor ki Uludağ Üniversitesinde okuyan gençlerimiz Rektör Ulcay’ın gerici, faşist, baskıcı, zorba uygulamalarıyla karşı karşıya kalmasın. Her biri kanunlarımızdaki tanıma ve Yargıtay içtihatlarına göre suç örgütü olan tarikat, cemaat mensubu, bilim dışı, akıl dışı kişilere paneller düzenletiyor, kutsal, dinî duyguları şahsi menfaatlerine alet eden kişilere üniversitede konferanslar verdiriyor; bu da yetmiyormuş gibi “Abdülhamitsiz Yüz Yıl” adlı etkinliğe katılmaları için Emir Sultan KYK’de kalan erkek öğrenciler oda oda gezilerek tehdit ediliyor. Tek tek isimleri alınıp etkinliğe katılımın zorunlu olduğu aksi hâlde başlarının belaya gireceği belirtilip isim, soy isim, telefonları alınıp fişleniyor. Buradan sesleniyorum: Siyaset yapmak istiyorsan istifa et, AKP il başkanı ol ya da akıllı ol. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Benli yerine Sayın Kılıç…

5.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç’ın, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne, üç ayların başlamasına, Nevruz’a ve 21 Mart Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü’ne ilişkin açıklaması

İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Dünya Down Sendromlular Günü’dür.

Üç aylardayız. Yarın akşam da Regaip Gecesi’ni idrak edeceğiz.

Yine ilkbaharın başlangıcı olan nevruzdayız. Nevruz aynı zamanda gece ile gündüzün eşit olduğu bir gündür ve Uluslararası Irk Ayrımı ile Mücadele Günü. Irkçılık, mezhepçilik, meşrepçilik insanlığa zarar veren davranışların başında gelmektedir. Kavim ve kabileler hâlinde yaratılışımızın hikmeti tanışmamız ve güzelliklerde yarışmamız içindir. Üstünlük takva yani insanlık değerlerini kuşanmayladır, soy, sop, kabile ve sülaleyle değil. Hiçbirimiz aile, soy, ırk ve rengimizi kendimiz seçmedik. Tercih imkânının olmadığı bir hususta birbirine üstünlük kurmaya çalışmak, arızi kazanımları üstün ve seçkin olma sebebi kabul etmek hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu tür mensubiyetlerimiz asıl büyük aidiyetimiz olan insanlığımızı ve insanlık değerlerimizi gölgelememelidir, ne ırk farkı ne renk farkı ne dil farkı. Biz beniâdemiz, nevi beşeriz. Zihni fukara olanın aklı ukala olur. Az önce Meclis Başkanlık makamından söylenen Âşık Veysel’in dizeleri de bu gerçeği ne güzel dile getiriyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Topal…

6.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, Hükûmetin taşeronla ilgili yaptığı düzenlemede binlerce kişinin açıkta kaldığına ilişkin açıklaması

SERKAN TOPAL (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Hükûmetin taşeronla ilgili düzenlemesinde binlerce kişi açıkta kaldı maalesef. “1 milyon 200 bin kişiye kadro vereceğiz.” dediniz ancak kamuda, KİT’lerde hizmet alım sözleşmesi kapsamı dışında kalanlar taşeron olarak kaldı. Taşeron olan tüm çalışanlar kadroya alınmalıdır. Taşeron kamuda ve KİT’lerde sona erdirilmelidir. Bizleri arayan binlerce taşeron sizi aramıyor mu? Neden seslerini duymuyorsunuz? Neden emekçileri mağdur ediyorsunuz? Bir kez daha söylüyoruz. Tüm taşeronlara kadro. Tüm taşeronlara kadro.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Boyraz.

7.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

“Yine bahar geldi bülbül sesinden,

Seda verip seslendin mi yaylalar?

Çevre yanın lale, sümbül bürümüş,

Gelin olup süslendin mi yaylalar?”

Tıpkı şairin ifade ettiği gibi, aziz milletimizin Nevruz Bayramı’nı kutluyor, birlik beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine de vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Yine “Dost, dost diye nicesine sarıldım/ Benim sadık yârim kara topraktır.” “Gün ikindi, akşam olur/ Gör ki başa neler gelir.” “Beni hor görme kardeşim/ Sen altın mısın, ben tunç muyum?” ve daha niceleri hafızalarımızda yer edinen, Anadolu kültürünü özümsemiş ve bu değerleri de gönül gözüyle derlemiş, en yalın hâliyle de söze döküp Türk milletinin müstesna gönlünde yer edinmiş Âşık Veysel’i, ölüm yıl dönümü münasebetiyle bir kez daha rahmetle, minnetle anıyorum.

Yaşadığı tüm olumsuzluklara, sıkıntılara rağmen, umudunu yitirmemiş, derdini, sevincini, hasretini 7 yaşında eline aldığı sazıyla yıllarca söylemiş ve söylediği her sözde dilden dile, nesilden nesile, gönülden gönüle Anadolu insanının gönlünde yer edinmiştir. Bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum, mekânı cennet olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özdemir...

8.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir’in, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ve 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklaması

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle baharın gelişini müjdeleyen nevruzla birlikte içinde bulunduğumuz sıkıntılardan ve ayrışma siyasetinden kurtulmayı, ülkemizin birlik, beraberlik, dostluk ve huzur içinde olmasını diliyor, 21 Mart Nevruz Bayramı’nı kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün aynı zamanda 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü. Farklı illerden Meclise gelen Down Sendromu Derneği yöneticileri ve Down sendromlu gençlerimizle İstanbul Milletvekilimiz Sayın Didem Engin öncülüğünde bugün bir basın açıklaması yaptık. Eşit, bağımsız bireyler olarak özgür yaşamlarının teminatı olan istihdam olanaklarının artırılması, sosyal yaşam ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması ve yaşamlarının kolaylaştırılması amacıyla bizde de -Mecliste- Down sendromu komisyonu kurulması taleplerini ilettiler. Parlamentoda görev yapan milletvekilleri olarak bizler de Down sendromu başta olmak üzere, tüm engelli bireylerimizin talep ve ihtiyaçlarının karşılanacağının sözünü verdik ve bu bilgiyi tekrar sizlerin huzurunda sunmak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünal’ın yerine Sayın Dedeoğlu...

9.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 21 Mart Nevruz Bayramı’na ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Nevruz, Orta Asya’dan Balkanlara kadar tüm farklılıkları aşarak geçmişine sahip çıkma ve geleceğini birlikte inşa etme iradesini ifade eder. Tabiatın dirilişiyle uzun zamandır mücadelesini verdiğimiz kardeşlik ve huzuru bir arada olan bir coğrafya olması tek dileğimizdir.

Yaşadığımız coğrafyanın her gecen gün biraz daha kıskaca alındığı bir dönemde 18 Mart sabahı Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Afrin’e girişimiz yeni bir baharın müjdeleyicisi bizlere. Tüm dünya demokrasi, hak, özgürlük, hoşgörü gibi kavramların uygulamasını bizzat bizden görmüş oldu.

“Yaradılanı severiz yaratandan ötürü.” diyen bir millet olarak, sadece coğrafyamızda değil, tüm dünyadaki mazlum ve mağdurların yanında olacağız, nevruz ateşini Anadolu’dan yakacağız.

Kardeşliğin, dostluğun sembolü olan nevruz günü kutlu olsun.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Balbay…

10.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Tayfun Talipoğlu’nun 1’inci, Âşık Veysel’in 45’inci ölüm yıl dönümlerine, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ve 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle bütün Orta Asya, Ön Asya ve Balkanlardaki milyonlarca insanın kutladığı nevruz -yeni gün- kutlu olsun diyorum.

Kaybedişimizin birinci yılında sevgili Tayfun Talipoğlu’nu saygıyla sevgiyle anıyorum.

Âşık Veysel’i, gözüyle ve kalbiyle gören büyük ozanı saygıyla sevgiyle anıyorum.

Gerçekleri söylemesiyle bildiğimiz yurtsever Deniz Bölükbaşı’yı saygıyla anıyoruz, mekânı cennet olsun diyoruz.

Sayın Başkan, bugün Down Sendromu Farkındalık Günü. Buradan iktidar partisinin milletvekillerine seslenmek istiyorum: 7 Mayıs 2005’te bir yasa çıktı, bütün engellilerin devlet kurumlarından eşit yararlanmasını sağlayan bir yasa. Yedi yıllık bir süre getirildi ve 2012’de bütün devlet kurumları engellilere hitap edecekti. 2012’de üç yıl ertelendi, 2015’te üç yıl daha ertelendi. Ayıptır diyorum. Engellilere, onlara bakanlara sadece bir miktar para verip, onlara sadece seçmen gözüyle bakmak, sadece birazcık merhamet göstermek yetmez diyorum. Engellilerin en çok, merhametten çok aramızda olmaya, eğitime ihtiyaçları var diyorum.

BAŞKAN – Sayın Gaytancıoğlu…

11.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu’nun, AKP’nin hayvancılık politikasının tamamen iflas ettiğine ilişkin açıklaması

OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP’nin hayvancılık politikası artık tamamen iflas etmiştir. Et fiyatlarını düşüremeyen AKP, üreticiyi desteklemek yerine çözümü ithalatta görüyor. Son yedi yılda 6 milyar doları aşan dövizi canlı hayvan ve et ithalatına veren AKP mantığı, nedense bu paranın yarısını bile çiftçiye vermiyor. Hayvancılıkta en önemli maliyet olan yem fiyatları enflasyonun çok üzerinde arttı. Neden acaba? Çünkü dolar artıyor. Bir zamanlar üretici bir tarım ülkesi olan Türkiye, yem ham maddeleri olan buğday, arpa ve mısırda net ithalatçı, başka bir deyişle, yemin yüzde 45’i ithal ham maddeyle elde ediliyor. Maalesef, artık yem fiyatları ile süt fiyatları eşitlendi. Böyle hayvancılık yapılmaz. Kısacası, inekler ithal, yem ithal, saman ithal, AKP yerli ve millî.

BAŞKAN – Sayın Yalım…

12.- Uşak Milletvekili Özkan Yalım’ın, Uşak Devlet Hastanesi ve Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde muayene için randevu taleplerinin çok geç karşılanmasına ve Van Erciş Devlet Hastanesinin durumuna ilişkin açıklaması

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İlk sorum Sayın Sağlık Bakanına. İlk başta şunu belirtmek istiyorum: Uşak Devlet Hastanesine ve de Uşak Diş Hastanesine bir hasta muayene için gittiğinde ve randevu talep ettiğinde, maalesef, verilen tarih üç buçuk, dört ay sonrası. Ben buradan o randevuyu veren sayın doktora veya memura sesleniyorum: Siz bir hastaneye gittiğinizde üç ay sonrasına randevu verildiğinde ağrıyan dişinizle sizi baş başa bırakmış olacaklarının özellikle altını çiziyorum.

Diğer taraftan, geçen hafta şeker fabrikalarının kapatılmaması için doğu illerini ziyaretimizde Van Erciş Devlet Hastanesini gördük. Van’daki birçok vatandaşımızın, 174 bin kişinin yaşadığı yerdeki bu devlet hastanesinin görüntüsünü özellikle paylaşmak istiyorum. Buradan Van milletvekillerine, Van’daki Sayın Valiye ve de Erciş’in Kaymakamına sesleniyorum: Hasta olduklarında bu devlet hastanesine gidiyorlar mı? Bu soruyu özellikle kendilerine soruyorum ve de bütün milletvekillerini göreve davet ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Basmacı yerine Sayın Kuyucuoğlu…

13.- Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu’nun, 21 Mart “Nevroz Bayramı’na” ve akaryakıt fiyatlarının yüksekliğine ilişkin açıklaması

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sözlerime başlarken Türk dünyasının ve halkların “Nevroz Bayramı’nı” kutluyorum.

Sayın Bakan, dünyada en yüksek akaryakıt fiyatı Türkiye'dedir. Bu nedenle, hava ve deniz taşımacılığı faaliyetinde bulunanlara ÖTV’siz akaryakıt temin edilmesi imkânı sağlanmıştır. Oysa, ulaşım alanında bir başka rekabet de kara taşımacılığında yaşanmaktadır. Özellikle şehir içi ulaşımın vazgeçilmez bir parçası olan taksici, minibüsçü ve kamyoncu esnafımızın en büyük maliyeti şüphesiz akaryakıttır. Bu nedenle taksici ve kamyoncu esnafımıza da tıpkı deniz ve hava ulaşımında olduğu gibi ÖTV’siz akaryakıt temin etme imkânı sağlamak için bir çalışmanız var mıdır? Böyle bir çalışma çok geniş bir kesimi mutlu edecektir, taşıma ve ulaşımı ucuzlatacaktır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tümer…

14.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, işsizlik sorununun arttığına ve öğretmenler ile sağlıkçılara verilen atama sözünün yerine getirilmediğine ilişkin açıklaması

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Başkan, üniversite mezunlarımızın sayısı hızla artarken işsizlik oranı da aynı paralelde artış göstermektedir. Üniversitelerden mezun olan milyonlarca insan atama yapılmaması nedeniyle derin bir travmaya, birçok gencimiz de intihara sürüklenmektedir. 2017 yılının Ekim ayı sonu itibarıyla öğretmenler ve sağlıkçılara verilen atama sözü de yerine getirilmemiştir. Ayrıca, ataması yapıldığı hâlde güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen binlerce insanımız göreve başlayacağı günü iple çekmektedir.

Kadınlar, gençler, engelliler kamu kurumlarında yeterli oranda istihdam edilmemektedir.

2017 yılı sonuna kadar söz verilmesine rağmen, bugüne kadar atamaların yapılmamış olması vicdanları yaralamaktadır. Atamaların bir an önce gerçekleştirilmesi, hak ettiği hâlde bekleyen üniversite mezunlarının göreve başlatılması gerektiğine olan inancımla bakanları bu konu üzerinde daha hassas davranmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kuyucuoğlu yerine Sayın Çamak…

15.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin Hükûmete OHAL'i bitirme çağrısı yaptığına ve 21 Mart Nevruz Bayramı’na ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dün, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği bir rapor yayınlayarak Türkiye Hükûmetine OHAL'i bitirme çağrısı yaptı. OHAL’in insan hakları ihlallerine, keyfî gözaltı, işkence ve kötü muamelelere sebep olduğu, ifade ve toplanma haklarını yok ettiği vurgulandı. Hükûmet bu uyarıları dikkate alacağı yerde, bilinen söylemle karşı açıklama yayınladı. “Sıralanan ihlaller ülkemizde yaşanmamaktadır.” diyemeyenler kendilerine yönelen her türlü eleştiriyi, uyarıyı bir kez daha terör yaftasıyla bertaraf etmeye çalıştı. Uluslararası bir kuruluş temsilcisini, Zeyd El Hüseyin’i dahi terörle damgalamıştır. Hükûmeti açıklamaları noktasında sorumlu davranmaya, hem ulusal hem de uluslararası uyarı ve eleştirileri dikkate almaya davet ediyorum.

Tüm halkımızın Nevruz’unu kutluyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özdiş…

16.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Danıştay Başkanının kızı Gonca Hatinoğlu’nun Elâzığ Hâkimliğine atanmasının üzerinden yirmi dört saat geçmeden Yargıtay tetkik hâkimliğine atanmasına ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Sayın Başbakana: Atanamayan yüz binlerce öğretmen, sağlık emekçisi varken, her 4 gençten 1’isi sokakta işsiz gezerken Danıştay Başkanının kızı Gonca Hatinoğlu Elâzığ hâkimliğine, yirmi dört saat geçmeden de Yargıtay tetkik hâkimliğine atandı. Gonca Hatinoğlu’nun daha önceleri de Cumhurbaşkanlığında uzman olarak çalıştığı, eşinin de AKP’ye yakınlığıyla bilinen Rönesans Holdingin bir şirketinde yönetici olduğu belirtiliyor. Torpilin böylesine “Yuh!” diyoruz.

AKP il başkanlıklarının İŞKUR gibi çalıştığı da hepimizin malumu. İş arayan bir genç, CV doldurmadan önce AKP’den bir tanıdık bulmaya çalışıyor. Atanamayan öğretmenlerin, işsiz gençlerimizin, asgari ücretle çalışan işçimizin, asgari ücretin bile altında maaş alan emeklilerimizin yüzüne nasıl bakacaksınız sayın Hükûmet üyeleri?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akyıldız…

17.- Sivas Milletvekili Ali Akyıldız’ın, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, Hazreti İmam Ali’nin doğum gününe ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bugün Sultan Nevruz Bayramı’mız, öncelikle Sultan Nevruz Bayramı’mız mübarek olsun. Ayrıca, bugün Hazreti İmam Ali’nin de doğum günü. Tabii, bununla birlikte, burada zamanım yetmediği için sayamayacağım bir sürü güzelliklerin de yaşandığı bir gün bugün.

Tabii, bunlarla birlikte, bugün ayrıca büyük ozanımız Âşık Veysel’imizin de 45’inci ölüm yıl dönümü. Yaşam ne kadar gerçekse ölümden sonra dillerde, gönüllerde yaşamak da o kadar gerçektir. Bir insanı ölümünden sonra yaşatan, bıraktığı eserleridir; âşığı yaşatan ise dillerde dolaşan türküleridir. Büyük ozan Âşık Veysel, sazıyla sözüyle doğanın ve insanın tüm güzelliklerini anlatırken bilginin önemini de ozan duyarlılığıyla anlatmıştır. Bilgisizliğin çağlar boyunca milletleri nasıl karanlıklara sürüklediğini türküleriyle dile getirmiştir. Âşık Veysel Şatıroğlu, Anadolu’nun bağrı yanık sazının güçlü bir teli, dilimiz Türkçesinin en güzel sözü, halkımızın duygu ve düşüncelerinin en güçlü sesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Sayın Başkanım, torpil istiyorum.

BAŞKAN – Sivas’a bir torpil yapalım.

Buyurun Ali Bey, tamamlayın lütfen.

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – O, yatağından taşan Kızılırmak’tır. O, Beserek Dağı’nın lalesi, sümbülüdür, süsüdür. O, kara toprağın sadık yâridir. O aşktır, inançtır, dosttur, kadere isyandır. Onun gönül gözüdür, onun gözüyle baktığımızda, onun adımlarıyla yürüdüğümüzde daha yaşanır kılabiliriz dünyayı. İşte o zaman sabah rüzgârında salınamayan salkım söğüdün sessizliğini, habersiz vuran kırağının gülde bıraktığı acıyı, sılayı özleyen âşığın yürek yangınını, yaşam ile ölümün döngüsünü, toprak ile insanın can yoldaşlığını ve güneşi bile üşüterek ölümleri çoğaltan savaşların anlamsızlığını duyumsayabiliriz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Son olarak, Sayın Tamer, buyurun.

18.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, üç ayların başlamasına, 25 Mart Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün 9’uncu yıl dönümüne, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ve 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ilişkin açıklaması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Mart ayının sonu özellikle bizim için önemli diyoruz, Türk dünyasının Nevruz Bayramı’nı bu anlamda kutluyorum. Yine üç ayların başlangıcı olarak görüyoruz, tüm İslam âleminin üç aylarını kutluyorum.

Ayrıca, benim için de önemli olan, Şarkışlalı Muhsin Yazıcıoğlu’nun 25 Martta ölüm yıl dönümü. Bu Anadolu’nun bağrından kopan alp yiğidi ölümünde rahmetle, minnetle anıyoruz.

Yine, ayrıca, Âşık Veysel Şarkışlalı. Çok söylendi, halk ozanı Âşık Veysel’i de 45’inci ölüm yıl dönümünde anıyorum.

Ayrıca bugün Down Sendromu Farkındalık Günü. “Down sendromlu” demek aslında bu çocuklarımız “1 fazla” demektir; insanlarda 46 kromozom var, 23 tanesi erkekten, 23 tanesi bayandan gelir, 21’inci kromozomun fazlalığı demektir. Bunlar çok sempatiktir, dürüsttür, duygusaldır, hiç yalan söylemezler. Dolayısıyla, bu çocuklarımız için önemli bir gündür diyorum.

Teşekkür ediyorum, sağ olun Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sisteme giren sayın grup başkan vekillerine iki dakika süreyle söz veriyorum.

Buyurun Sayın Usta.

19.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Türk askerinin Afrin’de sevinçle karşılandığına, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dünkü konuşmamda da ifade etmiştim, Türk askeri, Türk ordusu Afrin’de sevinçle karşılanmıştır. Sivil halk şeker ve pirinç dökerek hem Özgür Suriye Ordusu mensuplarını hem de Türk askerini karşılamıştır. Bugün, yine, sabah saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir paylaşımından öğrenmiş bulunuyoruz ki Afrin’de 9 köyde 18 terörist Türk Silahlı Kuvvetlerine halk tarafından teslim edilmiştir. Bu şunu göstermektedir ki terör varlık mücadelesini halka zulmederek gerçekleştiriyor ve Afrin halkı Türk ordusunu bir kurtarıcı olarak görüyor, hatta orada Melek Salih teyze “Biz sizi çok bekledik. Siz neredeydiniz?” diye bizim askerimizi kucaklayarak sevincini paylaşmıştır. Türk ordusu, her zaman zalimin karşısında, mazlumun yanında olmuştur; Türk Bayrağı’nın dalgalandığı her yerde güven ve huzuru temsil eder.

Sayın Başkan, bu sabah 23’üncü Dönem Ankara Milletvekilimiz Türk Dışişlerinin yetiştirdiği değerli diplomatımız, değerli bürokrat Ahmet Deniz Bölükbaşı’nın vefat haberiyle sarsıldık. Kendisi bir süredir tedavi görüyordu. Ömrünü Türk dünyasına veren Sayın Bölükbaşı’nı rahmetle anıyoruz. Başta kederli ailesi olmak üzere camiamıza ve bütün sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Bugün idrak ettiğimiz Nevruz hepimizin coşkuyla kutladığı bir bahar bayramıdır. Çok şükür bir bahar mevsimine daha ulaşmanın sevinç ve huzuru yürekleri ısıtmaktadır. Nevruz Bayramı’mız kutlu olsun.

Nevruz Bayramı baharın dirilişi, Orta Asya’dan Balkanlara milletimizin ezelden ebede nabız atışıdır. Türklerin en eski tarihinden günümüze kadar varlığını sürdüren Nevruz-Ergenekon Bayramı bütün unsurlarıyla, âdet ve gelenekleriyle esasında bir Türk bayramıdır. Türk dünyasının her köşesinde büyük şenliklerle kutlanan bu bayram Türk topluluklarında millî birliği güçlendiren, dayanışmayı artıran, birlik ve beraberliği pekiştiren bir unsurdur. Nevruz coşkusu Türk yaratılış efsanelerinde de yer bulmuştur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlayalım lütfen.

Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Bahar bayramı Nevruz, baharın gelişiyle doğaya gelen canlanmayı, toprağa ve bitkilere yürüyen yeni yaşam ile bereketi simgeler, bu yönüyle Ergenekon Destanı içerisinde de yer alır.

Dört bir yanımızın çevrili olduğu bir anda bozkurdun öncülüğünde Ergenekon’dan çıkan Türk milleti yine her yanımızı saran şer ittifakını, terör damarlarını bozkurt öncülüğünde yıkıp eritmekte ve zor günlerden çıkışımızda yine Türk milliyetçiliği önderlik etmektedir. Bu mücadelede yer alan herkesi şükranla yâd ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Bugün aynı zamanda 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü. Unutmayalım ki Down sendromu bir hastalık değil, bir farkındalıktır. Tüm Down sendromlu kardeşlerimize ve ailelerine saygı ve sevgilerimizi iletiyorum. Bizim de konuyla ilgili grup önerimiz var, gelecek hafta umuyorum ki bütün partilerin ortak bir kararıyla bir komisyon kurulacaktır.

21 Mart, aynı zamanda, türküleri ve şiirleriyle Anadolu insanının gönlünde taht kuran değerli ozanımız Âşık Veysel’i kaybettiğimiz gündür. Vefatının kırk beşinci yılında kendisini saygıyla, rahmetle anıyorum ve sözlerimi onun şu dizeleriyle bitirmek istiyorum. “Muhabbetin canda haslardan hastır,/ Avutur Veysel'i bir şen piyestir,/ Türk adı babamdan bana mirastır,/ Daha bundan başka adı neyleyim./ Vatan bizim, ülke bizim, el bizim,/ Emin ol ki her çalışan kol bizim,/ Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim,/ Söyle Veysel öğünerek, överek.”

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

20.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve 21 Mart “Nevroz Bayramı’na” ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün Âşık Veysel'in ölüm yıl dönümü. “Dostlar beni hatırlasın.” diyen ve hep hatırladığımız Âşık Veysel'i dostları unutmadı, bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Evet Down Sendromu Farkındalık Günü aynı zamanda bugün, Meclisi de ziyaret ettiler arkadaşlarımız. Down sendromlu tüm arkadaşlarımızın, tüm yurttaşlarımızın önündeki bütün engeller kalksın ve bunu biz kaldıralım, kaldırmaya öncülük edelim, gelecek hafta o ortak önergeyi getirelim, yolları açık olsun hepsinin diyorum.

Bugün tahriklere kapılmayacağım, “Nevroz Bayramı” ve gerçekten aslında herkesin hep birlikte coşkuyla kutlaması gereken bir bayram bugün. Mezopotamya’da, Kafkaslarda, Doğu Akdeniz'de, Ön Asya'da kutlanan; Kürt halkının “Nevroz”u, Azerilerin “Novruz”u, Farsların “Noruz”u, Türklerin “Nevruz”u, her halkın farklı efsane ve hikâyelerle andığı ama herkes için umudu, iyiliği, barışı simgeleyen bir bayram bugün. Aslında, gerçekten, bugünün, 21 Martın tatil olması gerekiyor. Bununla ilgili biz birçok kez önerilerde bulunduk, kanun teklifi de verdik. Çünkü özellikle, kutlamalara baktığımız zaman da, hafta içerisine denk gelen bir günde o kutlamalara her şeye rağmen insanlar coşkuyla katılıyor ve gerçekleştiriyor ama normal olarak, 1 Mayısın da olduğu gibi, başka günlerin de olduğu gibi bugünün de tatil olması gerekiyor ki baharı müjdeleyen ve aynı zamanda, özellikle Kürtler için Kral Dahhak’a karşı direnişi ve özgürlüğü temsil eden bugünün coşkuyla ve bir arada kutlanabilmesi daha fazla mümkün olsun.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Engellemelere çok fazla girmeyeceğim bugüne gerçekten bizim açımızdan da aslında gölge düşürmemek için ama maalesef her yıl olduğu gibi bu yıl da engellemeler oldu. İşte “Sadece gününde, 21 Martta kutlanacak.” dendi, hafta sonuna yapılacak başvuruların hemen hepsi reddedildi. Bunun dışında da, özellikle, dün itibarıyla da 78 kişi daha kutlamalardan önce, bizim “Nevroz” komitemizden de insanlar dâhil olmak üzere gözaltına alındılar. Hani, 1990’lı yıllarda yasaklanan “…”(x) “Yaşamak direnmektir.” sözü 2018’de de yine yasaklandı. Hatta, Ankara Valisinin “Sembolik de olsa ateş yakılması mümkün değil.” sözleri üzerine devreye girmek zorunda kaldık. Gerçekten, hani “Bir kibritiniz de mi yok Sayın Vali?” diye sormak istiyorum. Ateşsiz “Nevroz” olmaz, bunu herkes bilir. Bunu devlet törenlerinde o takım elbiselerle olduğu gibi değil ama gerçekten belki bir gün Mecliste de halaylarla ve hep birlikte kutlamamız mümkün olur diyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Son cümlem Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tekrar, “Nevroz Bayramı”mız kutlu olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özkoç, buyurun.

21.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve 18-25 yaş arasındaki gençleri sigortasız çalıştırabilme imkânı getiren düzenlemeye ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

MHP Milletvekilimiz Ahmet Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet diliyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Nevruz Bayramı tüm Türkiye’de heyecanla kutlanıyor, hepimizin bayramı ve bu bayramın da az önce de ifade edildiği gibi diğer bayramlar gibi gerçekten bütün insanların gönlünce kutlayabilmesi için tatil olması gerekir ve bütün insanlarımızla kardeşlik ilkeleri içerisinde, gönül rahatlığıyla bu bayramı kutlayabilmemiz gerekir.

Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yılı. “Kürt’ü, Türk’ü ne Çerkez’i /Hep Adem’in oğlu kızı/ Beraberce şehit, gazi/ Yanlış var mı ve neresi?” diyerek gönül gözüyle baktığı güzel ülkemizin güzel insanlarına kardeşlik söylemleriyle hayata veda etmiş birisidir. Onu bugün bir kere daha anarken sözlerini sadece sözde değil gönüllerde de yaşatmamız gerektiğini bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Down sendromlu kardeşlerimizin o güzel yüzlerini nerede görsem onların ne kadar insanca baktıklarını ve ne kadar sevgiyle dolu olduklarını görüyor, bir kere daha onların bu hayata kattıkları renkler için şükrediyorum. İyi ki onların o güzel yüzleri ve güzel gönülleri bu dünyamızı renklendiriyor, bizleri barışa, sevgiye, güzelliğe çağırıyor. Bizden daha akıllı olan beyinlerine, bizden daha güzel olan yüreklerine şükran borçluyum. Onlar için yapacağımız, bütün siyasi partilerin birlikte yapabileceği her şeye büyük bir katkı sağlayacağımızı ve bunu sevgiyle yapacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün 67’nci maddeyi görüşürken ara vermek durumunda kaldık. 67’nci madde 18 ve 25 yaş arasında gençler için sigortalı işe giriş belgesi, işe başlatıldığı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

İşe başlatıldığı gün Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi hâlinde sigorta başlangıcından önce bildirilmiş sayılmasını öngörüyor. Yani yasa diyor ki: “İşverenler, siz 18-25 yaş arasındaki gençlerimizi sigortasız çalıştırabilirsiniz. Bir ihbar ya da denetim olursa ‘Daha bugün çalışmaya başladı, biz de bildirimimizi yapıyorduk.’ dersiniz ve yırtarsınız.”

Devlet yurttaşına, çalışan insanına böyle bir haksızlık yapmamalı, bu şekilde bir pazarlık içerisinde yer almamalı. Vicdanlarımız sızlamalı. Zaten çocuklarımız işsiz, TÜİK’e göre 5 gencimizden birisi iş arıyor. Çocuklarımızın hiçbir tanesinin işverenle pazarlık edecek gücü, sigortada diretecek imkânı yok. Anne babalarının yanına sığınmış, harçlık parasına muhtaç durumdalar. Siz bu çocuklarımızın köle gibi karın tokluğuna, güvencesiz çalışmasına yol açmamalısınız.

İşin kötüsü, 25 yaşından sonra karın tokluğuna bile zor iş buluyorsunuz. Hangi işveren 18-25 yaş arasında bir genci sigortasız, güvencesiz, 3 kuruşa çalıştırmak varken 26 yaşındaki birini işe alır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Teşekkür ederim

Bir daha söylüyorum: Bu düzenlemeyle çocuklarımızın her türlü haktan mahrum, bir işverenin iki dudağı arasında köle gibi çalıştırılmasına yol açmış olursunuz. Nerede kaldı insanca, onurlu yaşam? Nerede kaldı bizim emek vererek büyüttüğümüz evlatlarımızın aydınlık gelecek umudu? Evlatlarımızın baharını karartmayın. Çocuğunuzla, güvenle… Aldığınız talimatla el kaldırmayın. Bu işin vebali sizin üzerinize, almayın. Veysel’in gönül gözüyle görün, çocuklarımıza sahip çıkın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Nevşehir’den gelen Down sendromlu vatandaşlara “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Bu arada, Nevşehir’den yine Down sendromlu güzel yürekli kardeşlerimiz geldiler, hoş geldiniz diyoruz. (Alkışlar)

Sayın İnceöz, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Genel Kurulu ziyaret eden Nevşehir’den gelen Down sendromlulara “Hoş geldiniz.” dediğine, Afrin’de ÖSO’yla birlikte operasyon gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölgede huzur ve güveni sağladığına, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ve 21 Mart Âşık Veysel’in ölümünün 45’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Nevşehir’den gelen Down sendromlu kardeşlerimize tekrar hoş geldiniz diyorum, bugün gelen bütün misafirlerimize.

Sözlerime özellikle Afrin Operasyonu’ndan başlamak istiyorum, Afrin başarısından bahsederek devam etmek istiyorum. Afrin başarısından rahatsız olanlara, özellikle orada yağma endişesi yaşayanlara, Afrin’e kimler yerleşecek endişesi duyanlara, Türk Bayrağı’nın dalgalanmasından kaygı duyanlara Mehmetçik’imiz bir mesaj göndermiş, Türk Silahlı Kuvvetleri yayınladı. Türk Silahlı Kuvvetleri, dün, Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında teröristlerden temizlenen, yeniden sivil halkın dönüşlerine açılan Afrin ilçe merkezinden yeni görüntüleri kamuoyuyla paylaştı. Afrin’deki görüntüler. “Afrin bugün daha huzurlu.” mesajıyla verilen görüntülerde, Türk askerlerinin almış olduğu güvenlik önlemleri, denetimler burada çok net görünüyor. 20 Ocak tarihinde başlayan Zeytin Dalı Harekâtı’nın 58’inci gününde Afrin ilçe merkezine girildi ve başarılı bir şekilde ÖSO’yla birlikte operasyonu gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri bölgede huzur ve güveni sağladı.

Bu son paylaşılan görüntülere baktığımızda, özellikle bu bölgede huzurun, güvenin, güven ortamının ve istikrar ortamının yeniden tesis edilmesine yönelik, halkın, oradaki insanımızın yüzünün nasıl tebessümlerle güldüğü ve bugüne kadar operasyonun niye bu kadar geciktiğine dair sitemlerin edildiği, “Allah’a şükür, Türk ordusu bizi zulümden kurtardı.” “Türk askeri geldi, camide ezan okunmaya başladı.”, bir başka hanım kardeşimizin “Bekledik sizi, niye daha erken gelmediniz, niye beş yıl önce gelmediniz? Kocamı öldürdüler.” sözleri gerçekten yürekleri dağlamış, Zeytin Dalı Harekâtı’nın gerekliliğini, meşruluğunu görmek istemeyenler bu görüntülere baksın, bölge halkının sevinç çığlıklarına kulak versin. Herkes görsün ve kabul etsin ki PKK, YPG bir terör örgütüdür. Sivil halkı kalkan olarak kullanmak isteyen, sivil halkın kaçmasına izin vermemek için oralarda çukurlar kazmış, hain, acımasız, hiçbir kutsalı olmayan bir terör örgütüdür, bunu, buradan bir kez daha ilan ediyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Nevruz ve Bahar Bayramı 21 Mart itibarıyla. İçinde bulunduğumuz hafta, aynı zamanda Dünya Ormancılık Günü, Dünya Su Günü, Dünya Meteoroloji Günü, bahar başlangıcı nevruz, her biri baharı müjdelemektedir. Yüzyıllardan bu yana kutlanan nevruz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …hepimizin ortak değeri, hepimizin ortak bayramıdır. Bizler dili, dini, mezhebi, inancı, etnik kökeni ve siyasi görüşü ne olursa olsun birlikte güçlü Türkiye’yiz. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olması temennisiyle bütün vatandaşlarımızın, bütün kardeşlerimizin nevruzunu kutluyorum.

Biraz evvel de misafirlerimize seslenirken söyledik; bugün 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü. Evet, eksiklikleri yok, fazlalıkları var; daha içten, daha sıcak, daha dost, daha çok insanlar. Down sendromlu kardeşlerimizin o sıcacık gülümsemesi eşliğinde Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’nü kutluyorum. Tüm Down sendromlu evlatlarımıza, kardeşlerimize ve ailelerimize buradan selamlarımızı gönderiyoruz.

Burada bir de vefat var, Deniz Bölükbaşı. 23’üncü Dönemde de beraber Parlamentoda görev yaptık. Milliyetçi Hareket Partisine ve yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum, Allah rahmet eylesin diyorum.

Yine, âşık geleneğinin son temsilcilerinden, gönül gözüyle gören son usta Âşık Veysel’in de vefatının 45’inci yılında kendisini saygı ve rahmetle anıyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, bölgemle ilgili 60’a göre bir söz talebim var. Çünkü biz günlerdir de yollardayız. Onun için, müsaade ederseniz -önemli bir konu- pek kısa bir söz talebim var.

BAŞKAN – Bugün biraz fazla müsamahakâr oldum.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Ama yaklaşık iki haftadır biz sürekli yollardayız. Onun için…

BAŞKAN – Peki, 60’a göre en son size de söz verelim de…

Buyurun.

23.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal’ın, Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde kentsel dönüşüm nedeniyle evlerini TOKİ’ye verenlerin durumuna ilişkin açıklaması

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Seçim bölgem Afyonkarahisar ili Dinar ilçesinde kentsel dönüşüm nedeniyle evlerini TOKİ’ye verip karşılığında 113 bin liraya konut almayı kabul eden ve 2012 yılında bu şekilde sözleşme imzalayan 51 konut sahibi, ne yazık ki bugün konut tesliminde kendilerinden 220-230 bin lira arasında bedel istenince mağdur olmuştur. Başlangıçta 113 bin lira bedelle sözleşme imzalandığı hâlde konut tesliminde niçin 220-230 bin lira gibi bedel istenmektedir? Dinar’da daha önce de benzer bir sıkıntı yaşanmıştır. Dinarlının TOKİ çilesi ne zaman bitecek, mağduriyet ne zaman giderilecektir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Van Milletvekili Lezgin Botan ve arkadaşları tarafından, Türkiye'de “Nevroz” kutlamalarına yönelik geçmişten günümüze yasaklayıcı politikaların neden olduğu sorunların ve “Nevroz Bayramı'nın” festival havasında kutlanabilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 20/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 21/3/2018 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                          Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

20 Mart 2018 tarihinde Van Milletvekili Sayın Lezgin Botan ve arkadaşları tarafından verilen 7177 sıra numaralı Türkiye'de “Nevroz” kutlamalarına yönelik geçmişten günümüze yasaklayıcı politikaların neden olduğu sorunların ve Nevruz Bayramı'nın festival havasında kutlanabilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 21/3/2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde öneri sahibi olarak İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, cezaevinde bulunan başta Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş olmak üzere tüm tutuklu vekillerimizin, gazetecilerin ve siyasallaşmış yargının rehin aldığı tüm mahpusların Nevruz Bayramı’nı kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Mezopotamya’da, Kafkaslar’da, Doğu Akdeniz’de ve Ön Asya’da kutlanan, Kürt halkının “Nevroz”unu, Azerilerin “Novruz”unu, Farslıların “Noruz”unu, Türklerin “Nevruz”unu, her halkın farklı hikâye ve efsanelerle andığı ama herkes için barışı, umudu, iyiliği müjdeleyen bayramımızı kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, baharı müjdeleyen bu gün özellikle etnolojik olarak Kürt halkı için özgürlüğü, direnişi, kötülüğe karşı iyiliğin savaşını simgeler. Tolstoy’un ünlü kitabı “İnsan neyle yaşar?” diye sorar, yanıt ise “iyilik”tir, “İnsan iyilikle yaşar.” Her toplumun hafızasında iyiliğin kötülüğü galebe çaldığı hikâyeler vardır, işte insan bu hikâyelerle yaşar.

ÖSO’nun Afrin’e girer girmez kurşuna dizip devirdiği Demirci Gâve efsane o dur ki “Dahhak” adında zalim bir kralla mücadele etmiştir ve halk Dahhak’ın her gün yılanlarını beslemek için öldürdüğü çocukları saraydan kaçırmayı başarır. Gâve ise bu çocuklarla birlikte bir gün saraya yürür ve zalim kralı öldürür. Gâve o gün civardaki tepelerde ateşler yakarak halkla birlikte özgürlüğü kutlar. İşte Kürt halkı da devletsiz bir ulus olarak yaşadıkları acıları bu hikâyede bulur, yeniden yaşar, her yıl “Nevroz”da özgürlük ve barış için umut dolar.

Bu hikâyeler tüm dünyada anlatılır. “Zalim hükümdar” deyince üstüne alınanı da iyilik ile kötülüğün savaşını duymak istemeyeni de çoktur ama böylesi bayramlarla, hikâyelerle savaşmak da boşunadır arkadaşlar. Ne acıdır ki Kürt halkı Türkiye için bir utançtır ki aslında, “Nevroz”u kutlamak için âdeta her yıl bir savaş vermek zorunda kalıyor. Gerçekten onlarca insan gözaltına alınıyor. Geçen sene, özellikle Diyarbakır’da kutlanacak olan “Nevroz”da herkesin gözü önünde, üzeri çıplak olmasına rağmen arama noktasında polis tarafından açılan ateşle yaşamını yitiren İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü öğrencisi sevgili Kemal Kurkut’u da anmak ve ailesine tekrar başsağlığı dilemek istiyorum. Kemal’i vuran polis hâlen görev başında ve aile hâlen adalet bekliyor. Aynı şekilde, “Nevroz”da kaybettiğimiz -gerek 92’de gerek 2008’de ya da daha başka yıllarda- çok sayıda insanın hiçbiri için de etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmedi maalesef.

Evet, bugün “Nevroz” dedik, Hazar kıyılarının, Kafkasların, Doğu Akdeniz’in ama ille de Kürtlerin bayramı çünkü, evet, baharı müjdeleyen bu bayram onlar için aynı zamanda, özgürlük ve direniş anlamına geliyor.

Şimdi, biz istiyoruz ki baharın gelişiyle doğanın canlanarak yaşamın bereketlenmesini simgeleyen 21 Mart Nevruz Bayramı’na sadece bir gün için kutlama izinleri verilmesin. Nevruz Bayramı zaten başlı başına tatil olsun ki bunun için verdiğimiz kanun teklifleri de var, bu teklifler kabul edilsin, Mecliste kabul edildikten sonra bir bayram olarak, resmî tatil olarak görülsün. Ama bunun dışında da “Sadece 21 Martta olacak.” diyerek ya da tıpkı işte, Ankara Valisinin yaptığı gibi “Ateş yakmayacaksınız.” diyerek ateşsiz kutlanmayacak bir bayramı sırf engellemek için birtakım girişimlerde bulunulmasın.

“Nevroz” hepimizin bayramı, hepimizin halayı, hepimize kutlu olsun.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan konuşacaktır.

Sayın Erdoğan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, bugün Hakk’a yürüyen değerli diplomat, devlet adamı, eski Genel Başkan Yardımcımız, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekilimiz Sayın Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet, acılı ailesine, sevenlerine ve camiamıza başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine, sizlerin ve ekranları başında bizleri izleyen aziz Türk milletinin Nevruz Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

Kadim Türk kültürünün geleceği aydınlatan kutlu meşalelerinden olan, kardeşliğin ve huzurun adı Türk’ün bayramı nevruz, tüm Türk-İslam coğrafyasında binlerce yıldır olduğu gibi bu yıl da coşkuyla kutlanmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nevruz arınmanın, yeni güne uyanmanın başlangıcıdır. Nevruzu temsil eden ateş de bir temizliktir. Ocak başında oturup sohbet etmek birliğin, birleşmenin sembolüdür. Ne yazık ki zaman zaman bazıları birleşmenin, kardeşliğin sembolü olan nevruzu ayrışmanın bir figürü hâline getirmeye, PKK ve diğer terör örgütlerinin terör propagandasına malzeme etmeye çalışmışlardır. Bu güzel günü kötü emellerine alet etmek isteyenlere ne aziz Türk milleti ne de devletimiz bugüne kadar fırsat vermemiştir. Nevruzu bundan sonra da istismar etmek isteyenlere geçmişte olduğu gibi fırsat verilmesini kimse asla kabul edemez. Şükürler olsun ki o günler eskide kalmıştır, fitne odakları her zaman olduğu gibi yine kaybetmiştir. Millî şuur galip gelmiştir, dün olduğu gibi bugün de Türk milletinin kadim bayramı nevruz, sahibi Türk milleti tarafından gurur ve layıkıyla kutlanmaktadır; yarın kutlanacak ve yarınlara taşınacaktır. Nevruz hain ellerin fitne masallarına meze edilemeyecek kadar Türk’tür. Bu vesileyle Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin nevruzla ilgili şu sözlerini tekrar dile getirmek istiyorum: “Nevruz Türk’tür, Turan’dır, heyecandır, hedeftir. Türkiye’nin kardeşlik ve dayanışma güvencesidir.”

Bu duygularla bu güzel günde, bu kutlu çatının altında aziz Türk milletinin Nevruz Bayramı’nı bir kez daha kutluyor, yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu konuşacak.

Buyurun Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğudan batıya neredeyse bütün kültürlerde ve neredeyse bütün kuzey yarım kürede baharın başlangıcı olarak kutlanan Nevruz Bayramı’nı ben de kutluyorum, bütün yurttaşlarımızın Nevruz Bayramı’nı kutluyorum, bütün halkların Nevruz Bayramı’nı kutluyorum.

“Nevroz” evet yeni gündür, baharın başlangıcıdır. Her kültür kendi efsanesine göre kutlar. Türkiye’de Türkler, Kürtler, Türkmenler, Azeriler, bu coğrafyanın bütün halkları Mezopotamya’da bu bayramı bir barış günü olarak, bir yeniden doğuş günü olarak, bir özgürlük günü olarak kutlarlar ve bin yıldır bu coğrafyada kutlanan bu bayram da kutlanmaya devam edecek. Ancak kendi tarihimizde bu coğrafyada “nevroz”un bizler üzerinde bıraktığı çok ağır travmalar da var, çok yakın zamanlarda henüz izi sürülmemiş büyük ölümler var. Bugün bile yaşanan bu ortam içerisinde travmatik bir biçimde bu bayramın yasaklandığını, izne bağlandığını, sınırlandığını görüyoruz. Oysa bu bayramı hep beraber kardeşlik, birlik, barış gününe dönüştürebilirdik ama maalesef mümkün olmadı. Bana göre de bu günün, 21 Martın tüm Türkiye’de bayram olması lazım, tatil olması lazım; bu amaçla verdiğim yasa teklifi vardı, 16 Şubat 2016’da burada görüşüldü, “Tüm halkların kendi kültürüne göre kutlaması için bayram olsun.” dedik ama maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi çoğunluğu neredeyse oy birliğiyle bunun bayram olarak kutlanmasını istemedi ve yasallaşmadı, gündeme gelemedi.

Bugünlerde bizleri derinden üzen, hele hele “nevroz” öncesinde derinden üzen başka bir olay da yaşandı. Evet, “nevroz” her halkın, her kültürün tarihinde başka bir efsaneyle anılır ama Kürtlerde de Demirci Gâve’nin bir zalim olan imparator Dahhak’a karşı halkının özgürlük mücadelesinin önderi olmasıyla anılır, bizim çocukluğumuzdan beri bu efsane anlatılır, her tarafta bu anlatılır. 20 Martı 21 Marta bağlayan gece boyunca her yerde, dağlarda ateşler yakılır ve bir özgürlüğün meşalesi olarak kutlanır. Ne oldu? Tam da bugünlerde, bir iki gün önce Afrin’de Afrin meydanında Kürtler bakımından ve bu coğrafyanın efsanesi ve kültürü bakımından önemli olan Gâve’nin heykeli cihatçı Özgür Suriye Ordusu tarafından ilk önce kurşunlandı, sonra yakıldı yıkıldı ve daha sonra da secde edildi. Bu görüntülerin Kürtler üzerinde hangi etkiyi bıraktığını tarih gösterecek ama bunları koruyan ve kollayanları da hiç kimse affetmeyecek.

Ben, tekrar, tüm yurttaşlarımızın, halkların, insanların Nevruz Bayramı’nı kutluyorum, kutlu olsun diyorum, barışın ve adaletin konuşulduğu gün olsun ve “nevroz” “…”(x) olsun diyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına son söz Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ardahan Milletvekili Orhan Atalay’a aittir.

Sayın Atalay, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ATALAY (Ardahan) – Değerli Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım; ben de hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Nevruzun bütün toplumlara, bütün halklara, özellikle ülkemize hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.

İnsanlığın zifirî bir karanlıkta tir tir üşüdüğü bir dünyada yeni bir güne, yeni bir güneşe, yeni bir ışığa ve yeni bir ateşe ne kadar muhtaç olduğu ortada.

Değerli arkadaşlar, bütün kültürlerde iyilikler ışıkla, nurla, kötülükler de karanlıklarla, zulümâtla simgelenir, anlatılır çünkü ışık, iyiliği, barışı, adaleti, kardeşliği, hak ve hukukun üstünlüğünü, refahı, insanca, kardeşçe, hakça paylaşmayı, dayanışmayı, birlikte var olmayı ve yarınlara birlikte yürümeyi temsil eder. Karanlıklar ise her türlü kötülüğü, kavgayı, haksızlığı, ötekini yok etmeyi, savaşı, ırkçılığı, sömürüyü, emperyalizmi, düşmanlığı, kini, çatışmayı, ötekisini ret ve inkâr etmeyi ifade eder.

Nevruzu esasında bu bağlamda konuşacak, düşünecek olursak her türlü kötülükten iyiliğe yönelmek, dinî ifadeyle tövbe etmektir. Kölelikten özgürlüğe, zulümden adalete, yokluk, yoksulluktan refaha, düşmanlıktan dostluğa, savaştan barışa çıkışı ifade eder nevruz. Nevruz aynı zamanda değişimi, farklılığı, yenilenmeyi, yeniliği, icat etmeyi ve yenilikleri keşfetmeyi de ifade eder. Çünkü yeni şeyler, yeni sözler, yeni yollar icat etmek bizim yarınlarımızı kurtaracak yegâne usuldür, metodolojidir. Bundan olsa gerek ki değerli düşünür, ünlü sufi Mevlâna şöyle der:

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

Çünkü bugün kendisini yenilemeyen, yeni şeyler düşünemeyen, yeni şeyler konuşamayan, yeni şeyler denemeye cesaret edemeyen birey ve toplumların kaderi yarınlara yenilmek olacaktır. Bu, bireyin de, toplumun da kaderidir. Dolayısıyla kaderimizi iyileştirmek ya da daha da kötü kılmak kendi irademizde, kendi elimizde ve kendi cesaretimizdedir. Nevruzu bu manada anlamak lazım.

Ben bu vesileyle bütün Orta Doğu’dan, Balkanlardan ön Asya’ya, uzak Asya’ya kadar bütün toplumların nevruzunu tebrik ediyorum. Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Yalnız, Sayın Varlı size söz vereceğimi söylemiştim. Önce 60’a göre size söz vereyim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

24.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, 23’üncü Dönem Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı’na Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

MUHARREM VARLI (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ülkemizin önemli devlet adamlarından emekli büyükelçi ve 23’üncü Dönem Milliyetçi Hareket Partisi Ankara Milletvekili değerli ağabeyimiz, büyüğümüz Sayın Deniz Bölükbaşı Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Kendisine Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum; mekânı cennet olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Van Milletvekili Lezgin Botan ve arkadaşları tarafından, Türkiye'de “Nevroz” kutlamalarına yönelik geçmişten günümüze yasaklayıcı politikaların neden olduğu sorunların ve Nevroz Bayramı'nın festival havasında kutlanabilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 20/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum. Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.21

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Başkan, buna “Var.” deme yani.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Evet, buna “Var.” derseniz, gerçekten…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Anlaşmazlık var, anlaşmazlık.

BAŞKAN – Evet, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum, sayın grup başkan vekillerini davet ediyorum, buyurun.

Kapanma Saati: 15.41

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet Sayın Kerestecioğlu, sisteme girmişsiniz.

Sayın milletvekilleri, lütfen uğultuyu keselim.

Bundan sonra grup önerisi ve peş peşe önerge işlemlerine başlayacağız; burada biraz devamınızı istirham ediyoruz.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, iktidar milletvekillerini Genel Kurul salonunda bulunma sorumluluğuna davet ettiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, ben de bu konuyla ilgili zaten söz almak istedim.

Önergeler konuşulurken bu Mecliste iktidar sıralarında 5 kişi vardı ya da yoktu. Şimdi, gerçekten bir müzakere yeriyse burası herkesin yerinde bulunması ve getirdiği kanunu savunması lazım. Geliyor arkadaşlar -ve büyük bir uğultu var şu anda- ondan sonra da çıkıyor gidiyorlar.

Şimdi, bütün arkadaşlarımız bugün “Nevroz” kutlamalarında ve çeşitli illerde, yerelde. Yani biz burada elimizden geldiğince olmaya çalışıyoruz -bugünün tatil olmasını talep ediyoruz ama olmadığı için- ama iktidar partisi milletvekillikleri yok ve her seferinde de karar yeter sayısıyla ilgili “Var mıdır, yok mudur?” “Ne olur yok demeyin” ya da “istemeyin” diye bize söyleniyor. Yani biz muhalefetiz. Bu muhalefeti yapmak görevi bizim, burada bulunup yaptıklarını savunmak görevi de iktidarın. Ben bu sorumluluğa milletvekillerini davet ediyorum. Yoksa biz karar yeter sayısını her zaman isteyeceğiz, bu hakka da sahibiz. Kusura bakmayın, kimse de bundan rahatsız olmasın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, genç işsizliğin nedenleri ve önlenmesine yönelik çalışmaların değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1817) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 21 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutacağım ve oylarınıza sunacağım.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 21/03/2018 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                    Engin Özkoç

                                                                                                                              Sakarya Milletvekili

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan genç işsizliğin nedenleri ve önlenmesine yönelik çalışmaların değerlendirilmesi amacıyla (10/1817) Esas Numaralı Meclis Araştırma Önergesi’nin görüşmesinin, Genel Kurulun 21/03/2018 Çarşamba günlü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşacaktır.

Sayın Gürer, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde işsizlik her geçen gün artmaktadır. İş Kurumuna on beş yılda 24 milyonu aşkın kişi başvuru yapmış, yüzde 22’si iş bulabilmiş. Bu sürede 18 milyon 614 bin 706 kişiye İş Kurumu ne yazık ki iş bulamamıştır. 2003 yılında 15-24 yaş arası İŞKUR’a başvuran sayısı 174.554 kişi, 2017 yılı Temmuz ayı itibarıyla 15-24 yaş arası başvuran sayısı 174 binden 882.837’ye çıkmış. Her hafta 9.523 genç İŞKUR’a başvurarak iş talebinde bulunuyor. Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri gençlerin işsizliğine çözüm üretmiyor. Üniversite mezunu genç işsizlik oranı da her geçen yıl artıyor. Atanamayan öğretmenlerin, atanamayan sağlıkçıların yanında İŞKUR’a başvurduğu hâlde iş bulamayan mühendisler var. Atanamayan öğretmenler ve atanamayan sağlıkçıların durumu diğerlerinden biraz daha farklı çünkü Sağlık Bakanlığında da Millî Eğitim Bakanlığında da boş kadrolar bulunmasına rağmen, ne yazık ki bu gençlerin işe başlatılması sağlanmıyor.

İşsiz ve umutsuz biçimde olan gençlik, dünden daha sorunlu hâle gelmiş bulunuyor. Gençler işsizlik nedeniyle kaygı yaşıyorlar. Çalışma istek ve arzusu olduğu hâlde, gençler iş bulamamanın verdiği stres ve sorunlarla karşı karşıyalar. Erkeklere göre kızlarda işsizlikte daha da fazlalaşma var. Üniversite mezunu gençler, eğitim aldıkları alanların dışında iş aramak zorunda kalıyorlar. Üniversite mezunu gençler ne yazık ki asli olarak mezun oldukları branşlarda iş bulamayınca buldukları işte çalışmak durumunda kalarak yıllarca aldıkları eğitime rağmen, amaçladıkları bir işte çalışma olanağına eremiyorlar.

Gençlerin işe alımlarında da yandaş düşünce içinde olmayanlar genelde mülakat denilen sistemde eleniyorlar, orada da bir mağduriyet var. Bu anlamda, mülakatın tüm alımlarda, özellikle kamuda kaldırılmasıdır doğru olan.

Genç işsizliğin yetişkin işsizliğine göre 2 katına ulaşması, ayrıca düşündürücü. Kamu istihdam olanakları, eğitim ve staj sistemleri, eğitim-sanayi iş birliğinin durumu, yüksek öğrenimde çalışmayla eğitimin iç içeliğinin sağlanması gibi konu başlıklarının bir Meclis araştırmasıyla ele alınması yararlı olacaktır.

Genç işsizlikteki artış, ülkemizdeki geleceğimiz açısından da kaygı vericidir. Çünkü gençler iş bulamadıkları zaman, oldukları koşulların dışında olumsuzluklarla buluşmaları artmaktadır. Ülkemizin genel dokusuna baktığımız zaman yaşanan sorunların önemli nedenlerinden biri de işsizliğin varlığıdır. Gençlerde işsizliğin önemli sorun olmasının giderilmesinin yolu Hükûmet tarafından açılmalıdır. Mevcut durumda işsizliğin gençlerde yarattığı olumsuzluklardan oluşan sorunların aşılması için getirilebilecek bir araştırma önergesiyle bizim getirdiğimiz değerlendirme ışığında sorunların alanda saptanması faydalı olacaktır. Çünkü Meclisin asli görevlerinden biri de sorun varsa onunla ilgili araştırmaları yapıp yasal düzenlemeler dâhil bu konuda çalışmalar yürüterek sorunu çözmektir. İşsizliğin gençlerde artması ve büyüklerdeki işsizlik oranının neredeyse 2 katına varması, yaşadığımız sorunun kaygı verici boyutlarda olduğunun somut göstergesidir.

Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi olarak genç işsizliğin çözümüne yönelik Meclis araştırması talep ediyoruz. Bu anlamda yapılacak çalışmaların ardından yasal düzenlemelerle sorunun ele alınmasının ülkemiz geleceği adına önemli olduğunu düşünüyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor.

Buyurun Sayın Tor. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “Genç İşsizliğin Nedenleri ve Çözüm Yolları” konulu Cumhuriyet Halk Partisi Meclis araştırma önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sizleri ve izleyenlerimizi saygılarımla selamlıyorum.

Tabii, Türk dış politikasına ve Türk siyasi hayatına önemli hizmetlerde, katkılarda bulunmuş; partimizin eski Genel Başkan Yardımcısı, değerli diplomat ve siyaset adamı Deniz Bölükbaşı Rahman’a kavuşmuştur. Yarın Türkiye Büyük Millet Meclisinde saat on birde yapılacak törenin ardından Kocatepe Camisi’nde kılınacak cenaze namazından sonra Cebeci Asri Mezarlığı’nda ebedi âleme uğurlayacağız. Büyüğümüz Deniz Bölükbaşı’ya Allah’tan rahmet diliyorum.

Büyük Türk milletinin Nevruz Bayramı’nı kutluyor, birlik ve beraberliğe vesile olmasını niyaz ediyorum.

Ayrıca, büyük ozan Âşık Veysel’e ölüm yıldönümü nedeniyle de Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli milletvekilleri, işsizlik, ülkemizin önemli problemlerindendir. Dar tanımlı işsizlik oranı, Aralık 2017 itibarıyla, yüzde 10,4’tür, miktar olarak da 3 milyon 291 bini bulmuştur ama olaya geniş açıdan baktığımızda, işsizlik oranı 18,3’tür, 6 milyondan fazladır Türkiye'de işsiz sayısı. 656 bin kişi, maalesef, iş aramasına rağmen uzun yıllar bulamamış ve umudunu yitirmiştir, 1 milyon 600 binden fazla kişi de iş aramaktadır, bulsa hemen işe girecek.

Genç işsiz deyince, ILO tanımına göre, 15-24 yaş arasındaki kişiler kastedilmektedir. Genç işsizliğin iki kaynağı vardır. Bunlardan birincisi, lise eğitimini tamamlayamadan ayrılanlardan, ikincisi de üniversite mezunu olup da iş bulamayanlardan. TUİK verilerine göre, 2016 Ocak ayı itibarıyla genç işsizlik oranı yüzde 17,9’dur. Bu oran artmaktadır, 2017 Ocak itibarıyla bu yüzde 24,5’a çıkmıştır; artış yüzde 5,3’tür. Tabii, lise eğitimini tamamlamadan terk edenler bakımından Avrupa’da ülkemiz 1’inci konumdadır, oran yüksektir, yüzde 30’lardadır.

Şöyle bir sıkıntı var: Liseliler açısından baktığımız zaman, lise eğitimini terk etmiş, bilgi, alışkanlık, beceri kazanamamış dolayısıyla öbür taraftan da bakıyorsunuz, sanayide ara insan gücünde büyük sıkıntılar var. Bir taraftan milyonlarca işsiz, öbür tarafta ara eleman teminindeki sıkıntılar. Şunları söylemek istiyorum: Tabii, üniversitede de 7,5 milyona yakın öğrenci var. Her yıl 1 milyon 500 bin öğrenci mezun olmaktadır. Şu bir gerçek ki her ilde bir üniversite açmak güzel ama artan işsizliği dikkate aldığımızda planlı bir yükseköğretim daha güzel olandır diyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tor.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve Nevruz Bayramı’nızı kutluyorum.

Değerli arkadaşlar, Anadolu, Mezopotamya, Balkan ve Kafkas halklarının Nevruz Bayramı bugün. Bütün halklarımızın “Nevroz Bayramı’nı” kutluyorum. Başta eş genel başkanlarım Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere, bütün siyasi tutsakların “Nevroz Bayramı’nı” kutluyorum. “…”(x)

Değerli arkadaşlar, genç işsizlik üzerine Cumhuriyet Halk Partisinin bir önergesi var. İşsizlik yüzde 10’un üzerinde ve katılaşmış durumda maalesef. AKP iktidara geldiği gün işsizlik yüzde 7,8’di, bugün yüzde 10,4. Bu mu başarı acaba? Hani büyük başarı hikâyeleri söylüyorsunuz ya.

Genç işsizlikte çok daha vahim bir durumdayız, yüzde 20’nin üzerinde ve katılaşmış durumda arkadaşlar. Gençlerimiz işsiz, umutsuz; işi olanlar da çok kötü şartlarda, güvencesiz, düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakılmış durumda.

Gençlerimizin çalışma ve işsizlik meseleleriyle ilgili bu önergeye sonuna kadar destek veriyoruz, iktidar partisinin de desteklemesini bekliyoruz.

Arkadaşlar, bakın, dün, 18-25 yaş arasındaki gençlerimizin, kayıt dışılığını artıracak bir önergeyi getirebildi buraya iktidar partisi. Bu önergenin geri çekilmesini talep ediyoruz. O madde geri çekilmeli, 18-25 yaş arasındaki gençlerimiz kayıtlı çalışabilmeli.

Bakın, genç işsizlik diyoruz, 15-25 yaş arasında genç kadınlarda işsizlik oranı çok daha yüksek arkadaşlar, yüzde 25 ve daha üzerinde. Hatta, özellikle kırsal kesimde, ev hizmetinde, tarlada çalışan kadınlar çalışır gözüküyorlar ama hiçbir güvenceleri yok arkadaşlar. Onlar çalışan bölümde gözüküyorlar ama güvencesiz ve herhangi bir ücrete tabi olmadan çalışıyorlar.

Arkadaşlar, ülkemizde yapısal bir sorun var. Bakın, Batı’da, demokratik ülkelerde üniversite mevzunu eğitimli gençler arasında genç işsizlik son derece düşüktür çünkü orada planlı bir eğitim yapılır ve üniversite mezunu gençlerde işsizlik yok denecek kadar düşüktür. Ama ülkemizde tam tersi, üniversite mezunu eğitimli gençlerde işsizlik oranı çok daha yüksek. Burada yapısal bir sorunumuz var arkadaşlar. Bu anlamda bu önergeyi destekleyelim, Parlamentoda bunda gidip komisyon kuralım, buna bakalım derim arkadaşlar.

Diğer bir meselemiz genç işsizlikte, bakın, özellikle kutuplaşma, kamplaşma dönemlerinde kimliğinden dolayı da işsiz kalan insanlarımız var. Böyle çatışmalı iklimlerde öteki gördüklerine karşı, öteki gördüğü kimliklere karşı işe almama konusunda bazı refleksler gelişebilir. Bu konuda da bu komisyon ivedi olarak çalışmalar yürütmeli derim.

Hepinizi saygıyla selamlarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Uşak Milletvekili Alim Tunç’a aittir

Sayın Tunç, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ALİM TUNÇ (Uşak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 21 Mart Nevruz Bayramı, bayramı kutluyorum. Aynı zamanda melek olan, Down sendromlu gençlerimizin gününü de kutluyorum. İnşallah önümüzdeki günlerde de bununla ilgili bir komisyonun kurulması gerçekleşecektir. Ben bu vesileyle bütün engellilerimize selamlarımı saygılarımı sunuyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye'deki gençlerimizin iş imkânları ve istihdamla ilgili sizlere birtakım bilgileri aktarmak istiyorum. İşsizlik, genç nüfusumuzun fazla olduğu ve ülkemizin hızla gelişmekte ve kalkınmakta olduğu bir dönemde gençlerimizin istihdama katılmasıyla ilgili on altı yıllık süreçte önemli mesafeler katettik. Şu anda genç işsizlerimizle ilgili olarak, 15-24 yaş grubundaki genç işsizlerimizin istihdama yönelmesiyle ilgili 2017 verileri 2016’ya göre yüzde 4,1 düşmüş ve 19,3 civarındadır. Ve Sayın Cumhurbaşkanımızın istihdam ve üretimle ilgili seferberlik çağrısıyla birlikte organize sanayilerimizde ve iş hayatında olan bütün kurumlarımızda hızlı bir şekilde istihdama yönelme olmuştur. Avrupa ülkelerine baktığımız takdirde, en fazla istihdam yaratan ve istihdamı sürekli artan, genç işsizlerin azaltıldığı ülke Türkiye olmuştur. Şöyle ki 2017 üçüncü çeyrek verilerine göre, genç işsizlerin en yüksek olduğu ülke Makedonya’dır. Daha sonraki süreçte genç işsizlik oranı sadece Portekiz, Makedonya, İspanya, Hırvatistan, Fransa ve Yunanistan’a göre bizde daha düşük gerçekleşmiştir. O nedenle, buradaki temel sorunlar, biraz önceki konuşmacılarımız da söyledi, aslında teorikle pratiğin birleştirilemediği eğitim sistemimizdeki birtakım eksikliklerden ve meslekî eğitime giremeyen düz liselere yönelmiş gençlerimizin daha sonra mesleki becerilerindeki eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Çünkü geçmişte de bir okulu kapatma uğruna, bütün iş âlemini eğitimli gençlerimizden uzak tutma adına, imam-hatip okullarını kapatma adına bütün meslek liseleri yok edilmiştir

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM TUNÇ (Devamla) - Tabii ki bunun tekrar gündeme gelmesi, tekrar bu şekilde verimli ve eğitimli iş gücünün ortaya çıkarılması zaman alacaktır ama Hükûmetimizin, Çalışma Bakanlığımızın…

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tunç.

ALİM TUNÇ (Devamla) – Son sözümü söyleyeyim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Son sözünü söyle.

ALİM TUNÇ (Devamla) – Sayın Cumhurbaşkanımızın, Çalışma Bakanlığımızın, Ekonomi Bakanlığımızın ve tüm bakanlıklarımızın Millî Eğitim Bakanlığımızla birlikte şu anda organize sanayilerde meslek liselerinin açılması ve üniversite-sanayi iş birliğiyle birlikte bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum ve inşallah önümüzdeki yıllarda genç işsizlerimizin daha fazla iş bulduğu bir Türkiye olacağına inanıyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

Sayın hatip gençlerimizde ve buradaki sistemde bir bozukluk olmadığını ve bununla ilgili meslek liselerinin yeteri kadar açılamadığını ifade etti. Mesele meslek liseleri değil, mesele gençlerimiz değil, mesele on yedi yıl içerisinde üretime yönelik bir faaliyetin olmayışıdır. On yedi yılda açılan tek bir fabrika yoktur. Açılan tesisler maalesef istihdama yönelik değildir, katma değer yaratan ürünler değildir. Bütün bunları göz önüne alarak bu önergeyi kabul edersek birlikte ortak bir çözüm yaratabiliriz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Tutanaklara geçmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.34

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Dünkü birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümünde yer alan 67’nci maddenin aynı mahiyetteki önerge işleminde kalınmıştı.

Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde oylamasında kalınan, Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş ve arkadaşları ile İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel ve arkadaşlarının 67’nci madde üzerinde vermiş oldukları önergeler geri çekilmiştir.

Aynı madde üzerinde grupların mutabakatla, ortak vermiş oldukları bir önerge vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 67’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                    Mustafa Elitaş                                             Erhan Usta                                Mehmet Doğan Kubat

                                         Kayseri                                                     Samsun                                                     İstanbul

                                     İlknur İnceöz                                   Filiz Kerestecioğlu Demir                                   Engin Özkoç

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                     Sakarya

                                                                                                   Mustafa Açıkgöz

                                                                                                         Nevşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Görülen lüzum üzerine maddenin tasarı metninden çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Oy birliğiyle kabul edilmiştir.

Böylece madde tasarı metninden çıkartılmıştır. Bir karışıklığa mahal vermemek adına, tasarının görüşmelerine mevcut madde numaralarından devam edeceğiz. Kanun yazımı sırasında maddeler teselsül ettirilecektir.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, 60’a göre pek kısa bir söz istiyorum.

BAŞKAN – 60’a göre buyurun Sayın Paylan.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, ben de 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu, vallaha, ısrarınız devam ediyor. Bakalım. Sayın Paylan’dan sonra da size veririm.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

26.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, muhalefetin önerilerine kulak verilerek ortak akılda buluşmanın bütün vatandaşların hayrına olduğuna ilişkin açıklaması

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gençlerde kayıt dışı çalışmayı artıracak bir maddeydi Sayın Başkan. Hem Komisyon aşamasında hem de Genel Kurul aşamasında bu muhalefetimizi yaptık ve ne mutlu ki bütün grupların ortak önerisiyle bu madde geri çekildi.

Değerli arkadaşlar, iktidar partisine ve çoğunluk partisine bir tavsiyem: Zaman zaman muhalefetin bu tip önerilerine kulak verip ortak akılda buluşmamız ve özellikle gençlerimizin kayıtlı çalışmasını sağlayacak bu tip maddeler gibi diğer maddelerde de ortaklaşmamız bütün vatandaşlarımızın hayrınadır diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bektaşoğlu, buyurun.

27.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, 21 Mart Nevruz Bayramı’na, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü’ne ve Ordu-Giresun Havaalanı’nda uçuşların düzenli hâle getirilmesini ve sefer sayılarının artırılmasını istediğine ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de halkımızın Nevruz Bayramı’nı kutluyorum.

Down sendromlu kardeşlerime de saygılarımı sunuyorum, selamlar ediyorum.

Sayın Başkan, Ordu-Giresun Havaalanı’nı yılda 1 milyonu aşkın yurttaşımız kullanıyor. Talep her geçen gün artıyor, ancak Türk Hava Yolları yönetimi hiçbir gerekçe göstermeden, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya başta olmak üzere tam dolulukla gerçekleşen güzergâhların uçuş planlamasını değiştiriyor, tek uçuşa indiriyor, aktarmalı hâle getiriyor, iptal ediyor, seferleri kaldırıyor. Sürekli saatler süren rötarlar yaşanıyor. Son olarak da mart ayında İstanbul Sabiha Gökçen’den bazı uçuşlar da iptal edildi.

Bununla birlikte, daha uzun mesafeli olmasına rağmen Trabzon Havaalanı’na göre daha pahalı bilet satışı gerçekleşiyor. Hizmet personeli ve ilçeler arasında ulaşım yetersiz.

Yani havaalanımız atıl durumda tutuluyor. Tercih edilmemesi, yolcuların başka havaalanlarına yönlenmesi için her şey yapılıyor.

Ulaşım anayasal ve insani bir haktır. Zarar edilse de uçuşların düzenli ve eski hâline getirilmesini, sefer sayılarının artırılmasını istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Evet, Sayın Özkoç, siz de buyurun 60’a göre.

28.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, ülkenin menfaatine olan konularda doğru bir bakış açısıyla birlikte hareket etmenin çok isabetli olduğuna ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çok teşekkür ederim.

Daha önceden de burada belirtmiştim, gerçekten ülkenin menfaatine olan konularda muhalefet, iktidar bakmadan bir araya gelip bu konular üzerinde fikir alışverişinde bulunmalıyız ve doğru olanı yapmalıyız diye ifade etmiştim. Bu doğrultuda hem grup başkan vekili arkadaşım açıklama yaptı hem de ben söylüyorum: Ülkenin menfaatine olan konularda sadece muhalefet anlayışıyla değil, doğru bir bakış açısıyla birlikte hareket etmek çok doğrudur.

67’nci maddeyi geri çektikleri için Komisyon Başkanına ve ilgili arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Umarım daha düzgün bir şekilde, tekrar bunu tartışırız.

Teşekkürler, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, 68’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 68’inci maddesinde yer alan “25 yaşını” ibaresinin “30 yaşını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

                                                                                             Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir konuşacaktır.

Sayın Kerestecioğlu Demir, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar kanuna başlarken, size dünden bugüne bir kısa Türkiye tablosu sunmak istiyorum. İstanbul’da iptal edilen metro ihalesi sessiz sedasız AK PARTİ yandaşlarına verildi. Erdoğan’la çay toplayan Danıştay Başkanının kızına terfi sağlandı. AK PARTİ’de görev yapan yeni hâkim ve savcı atamaları yapıldı. Polis otosunda tecavüz yaşandı. Bursa’da müdür yardımcısı tacizden açığa alındı. Bir Çiftlik Bank vurgunu da Kayseri’de yaşandı. Okullara milyonlarca tablet, binlerce akıllı tahta dağıtılmıştı, FATİH Projesi’nin iflası istendi. Döviz artışı ilaç piyasasını da etkiledi, ithal ilaçlar bulunamıyor. Erdoğan “Akkuyu’nun temelini Putin’le atacağız.” dedi. Türkiye’deki cezaevi nüfusunda rekor artış gerçekleşti. FETÖ şüphelisi Batmaz “Aram Hükûmetle hep çok iyi oldu.” dedi. Daha tabii ki saymakla bitmeyecek bir manzara var ortada. Şimdi, “Afrin’de vatan savunması yapıyoruz, temizlik yapıyoruz, ülkenin güvenliğini sağlıyoruz.” diyorsunuz, geride bıraktığınız ülkede ise bunlar yaşanıyor; yandaşa ihale, yandaş yargı mensuplarına terfi, polis otosunda tecavüz, taciz, dolandırıcılık, hırsızlık.

Şimdi, “Çiftlik Bank” diye bir hırsızlık şebekesi kuruluyor, 77 bin kişiyi dolandırıyor. Ne zaman oluyor bu? Yüksek yargı mensupları AKP Genel Başkanıyla çay toplarken. Birileri de bu arada bol bol para götürüyor, kimsenin ruhu duymuyor. Erdoğan “Faizler düşecek.” diyor, Çiftlik Bank tüm bankalardan daha yüksek faiz vaadiyle vatandaşı dolandırıyor ve BDDK uyuyor. İnsanlar ne zaman dolandırılıyor? AKP-MHP seçim ittifakı, “Oylar hep bana, hep bana.” yasası sarayda pişirilirken birileri de vatandaşı dolandırıyor. Kimden öğrendiler acaba yurttaşı dolandırmayı? Bu ülkede 17-25 Aralık yolsuzluğu var, ayakkabı kutularına saklanan dolarlar var, Man adaları var, yakında bankalara gelecek milyarlarca liralık cezanın açıklanacağı Zarrab davası var yani yeterince kılavuz var, yeterinden fazla kılavuz var dolandırıcılık için. Peki, bu cesaret nereden? Çünkü ülkede adalet kalmamış, bağımsız yargı diye bir şey kalmamış; isteyen istediği usulsüzlüğü, yolsuzluğu yapabiliyor. Ülkenin kendisi Çiftlik Bank’a dönmüş durumda neredeyse, bir kişinin çıkıp on binlerce insanı dolandırması da şaşırtmamalı bu durumda.

Bir kadın, vatandaşı korumakla görevli polis otosunda tecavüze uğruyor. Nereden alıyor cesareti? Polise “Saray arkanızda.” derseniz, Mardin’de kadına tecavüz eden özel harekâtçıyı beraat ettirirseniz gelinecek nokta tecavüzün polis otosuna, karakola kadar gelmesidir, maalesef sonuç budur.

Yolsuzluklardan, hırsızlıklardan, taciz ve tecavüzden, kadın cinayetlerinden kim hesap soracak? Yargı. Peki hangi yargı? AKP Genel Başkanıyla çay toplayan ve kızı yüksek yargıya terfi ettirilen yüksek yargı başkanın temsil ettiği yargı mı? Sarayda önünüzde ceket ilikleyen ya da sizleri ayakta alkışlayan savcı ve hâkimler mi adalet dağıtacaklar?

15 Temmuz darbesinin siyasi ayağı ortaya çıkartılmadı. Düne kadar beraber el ele tutuştuğunuz günleri unuttunuz. FET֒cü biri çıkıp itiraf ediyor “AKP’yle aram çok iyiydi.” diyor, ses seda yok. Ülkede yaşanan gerçekleri nereye kadar gizleyebilirsiniz? Afrin’le gerçeklerin üzerini ne kadar örtebilirsiniz? Afrin’i ele geçirdiniz, ne oldu? İşsizlik düştü mü, enflasyon indi mi, millî gelir arttı mı, yoksulluk azaldı mı, yolsuzluk bitti mi, halkın refah düzeyi yükseldi mi, yargı bağımsız mı oldu, kadın cinayetleri, çocuk istismarları bitti mi? Evet, vatandaşa çıkıp bir de bunları anlatın, ne oldu bütün bunlar? Savaş uçaklarının, bombalamaların, tankların, tüfeklerin ekonomik maliyetini bu ülkenin yurttaşları ödeyecek. “Zeytin Dalı” dediniz, vatandaşın sofrasında kahvaltı yapacağı zeytin kalmadı. Bir de bu gerçeği anlatın isterseniz. Dolar 4 lira sınırına ulaşmış durumda ve ne yapıyorsunuz? “Millîlik, yerlilik; yerli silah ürettik.” diyorsunuz. Pirinci, mercimeği, nohudu dışarıdan alıp yerli silah üretmeyin arkadaşlar.

Teşekkürler, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

68’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

69’uncu madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 69’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

                                                                                                       Garo Paylan

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz Efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın Paylan, buyurun.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, 67’nci maddede gençlerde kayıt dışılığı artıran bir düzenleme vardı. Yaptığımız muhalefetle, iktidar çoğunluğunu da ikna etmemizle beraber bu madde geri çekildi. Teşekkür ediyoruz bütün Meclise ancak en az onun kadar tehlikeli bir madde var arkadaşlar, bu 69’uncu madde.

Bakın, tekrar örnek vereyim, 90’lı yıllarda “İşçiyi on gün göstermek.” diye bir tabir vardı. İşçiyi beş gün göstermek, bakın, çalışmak değil, göstermek. “On beş gün göstermek.” diye bir tabir vardı çünkü işverenler daha az prim vermek, daha az vergi vermek için 50 işçisi varsa bunları onar gün gösterip 15 işçinin primi kadar prim ödeyerek o işçileri çalıştırırdı. O işçiler de Sosyal Sigortalar güvencesinden mahrum kalırdı, emeklilik hakları çok daha ileriye atılırdı, devletimiz de hem prim kaybına hem de vergi kaybına uğrardı arkadaşlar. Daha sonra, düşük gösterilen -bakın “Düşük çalışan.” demiyorum- işçilerle ilgili bir düzenleme yapıldı. Devletimiz “Ey işverenler, eğer bir işçiyi on gün göstereceksen, on beş gün göstereceksen bana belge vermen gerekiyor. Neden on gün gösteriyorsun, neden on beş gün gösteriyorsun? Belgesini, gerekçesini bana vermen gerekir.” dedi.

SGK istatistiklerine bakın, bu karar olduktan sonra, bir anda büyük oranda bu on gün göstermek, beş gün göstermek meselesi kayboldu gitti çünkü işverenlerimiz hâlâ devletten çekinirler arkadaşlar, eğer devlete bir belge vermek zorundaysa 5 kere düşünür. Ve o noktada da düşük gösterme meselesi büyük oranda azaldı arkadaşlar. İyi bir uygulamaydı.

Bakın, şimdi Çalışma Bakanlığının getirdiği önergeyle bu geri çekiliyor. İşverenlere deniliyor ki: “Ey işverenler, artık bir işçiyi düşük göstereceksen bana belge vermene gerek yok. Sen işçiyi istediğin gibi beş gün göster, on gün göster, on beş gün göster, bana belge verme.” Yani eskiye dönüyoruz, geçmişte yaptığımız hataya tekrar dönüyoruz arkadaşlar bu maddeyle.

Benim sizlerden istirhamım, bu maddeye yol vermeyin arkadaşlar. Bu maddeye yol verirseniz, emin olun, bir yıl sonra, iki yıl sonra geri düzeltmek zorunda kalırız çünkü işverenlerin de zor günlerinde, para kazanmanın zor olduğu günlerde bazıları düşük göstermeye başladığında haksız rekabet sonucu diğer işverenlerin de bu düşük gösterme furyasına katılacağını düşünüyorum. Bunun sonucunda da hem işçilerimiz emeklilik haklarından, güvenceli çalışma haklarından mahrum kalacaklar hem de devletimiz prim kayıplarıyla, SGK primi kayıplarıyla ve oradan alınan vergi kayıplarıyla karşı karşıya kalacak arkadaşlar. Ben 67’nci maddeye olduğu gibi bu maddeye de sizlerin cevaz vermeyeceğini umut etmek istiyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.06

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 69’uncu maddesi üzerinde, İstanbul Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşlarının önergesinde karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik oylama cihazıyla yapacağız.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:17.19

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 69’uncu maddesi üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan ve arkadaşlarının önergelerinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, istirham ediyorum, lütfen, biraz, artık bekleyelim, önerge oylamaları var beş dakikada bir biliyorsunuz.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, istirham ediyorsunuz ama olmadan “Karar yeter sayısı var." diyorsunuz yani.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı var Filiz Hanım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Neredeler?

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Fazlası var Sayın Başkanım, fazlası.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – 90 kişi var burada.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Saydık, 90 kişi var.

BAŞKAN – Var.

Komisyon yerinde.

Hükûmet yerinde.

69’uncu madde üzerinde şimdi diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 69’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                          Mehmet Tüm

                                           İzmir                                                       Ankara                                                     Balıkesir

                            Bülent Yener Bektaşoğlu                                  Kadim Durmaz                          Süleyman Sencer Ayata

                                         Giresun                                                      Tokat                                                      İstanbul

                                                                                                     Yakup Akkaya

                                                                                                          İstanbul

MADDE 69- 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinde bulunan dördüncü ve beşinci fıkralar aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmayan ve ücret ödenmeyen sigortalıların eksik gün nedeni ve eksik gün sayısı, işverence ilgili aya ait aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesiyle beyan edilir. Sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını gösteren eksik gün nedenleri ile bu nedenleri ispatlayan belgelerin şekli, içeriği, ekleri, ilgili olduğu dönemi, saklanması ve diğer hususlar Kurumca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.

Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kurumca istenilmesine rağmen ibraz edilmemesi veya ibraz edilen bilgi ve belgelerin geçerli sayılmaması halinde otuz günden az bildirilen sürelere ait aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde Kurumca re'sen düzenlenir ve muhteviyatı primler, bu Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm konuşacaktır.

Sayın Tüm, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET TÜM (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün 21 Mart Nevruz Bayramı. Nevruz kardeşliğin, barışın, baharın ve dirilişin sembolüdür; aynı zamanda, mazlumun zalime karşı başkaldırışının da simgesidir. Ülkemizde barış ve demokrasiye vesile olması dileğiyle tüm yurttaşlarımızın, halkların Nevruz Bayramı kutlu olsun.

Değerli milletvekilleri, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği dün bir rapor yayımladı. Raporda aynen şu ifadeler yer alıyor: “20 Temmuz 2016’da ilan edilen olağanüstü hâlin rutin şekilde uzatılması yüz binlerce kişiye karşı çok geniş kapsamlı, derin çaplı insan hakları ihlallerine yol açtı.” Birleşmiş Milletler, Hükûmetimizin olağanüstü hâli kaldırması için çağrı yapıyor. Raporda, on sekiz aylık olağanüstü hâlde yaklaşık 160 bin kişinin tutuklandığı belirtiliyor. “Keyfî gözaltı, işkence ve kötü muamele yaygınlaştı.” deniyor. İfade ve toplanma haklarının saldırı altında olduğu ve 152 bin devlet memurunun işten atıldığı belirtiliyor. Yine, raporda, öğretmenlerin, akademisyenlerin, yargıçların ve avukatların işinden edildiği, milletvekillerinin, gazetecilerin tutuklandığı, medya organlarının kapatıldığı, internet sitelerine erişimin engellendiği yazıyor. Ne yazık ki raporda yer alan tüm bilgilerin hepsi doğru; eksiği var, fazlası yoktur.

Değerli milletvekilleri, Birleşmiş Milletlerin bu raporu ülkemiz açısından bir utanç belgesidir. Birleşmiş Milletler tüm bu hak ihlallerini OHAL’e bağlıyor ama hepimiz çok iyi biliyoruz ki bunun adı faşizmdir. OHAL adı altında uygulanan faşizm ülkemizi tüm dünyaya rezil etmektedir.

Dışişleri Bakanlığının bu rapor sonrası Birleşmiş Milletlere yaptığı açıklama da yine aynı rezilliği sürdürmektedir. Bakanlık, Birleşmiş Milletlerin raporu için “Terör örgütlerinin propagandalarıyla bire bir örtüşen asılsız iddiaları içermektedir.” diyor. Dışişleri Bakanlığı sözüm ona Birleşmiş Milletleri FET֒cülükle itham ediyor. Kim iktidarınızı eleştirse hemen “FET֒cü” diyorsunuz. Sözcü için “FET֒cü” dediniz, tutmadı; Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu için “FET֒cü” dediniz, tutmadı. Açlık grevinde Nuriye ve Semih için “terörist” dediniz, tutmadı.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, konuya gelsin.

MEHMET TÜM (Devamla) - İnsan hakları savunucularına “FET֒cü” dediniz, tutmadı. Hatta havuz medyanızda Obama için bile “FET֒cü” dediniz, bizi rezil ettiniz, o da tutmadı. Şimdi, çıkmış, Birleşmiş Milletler için aynı şeyleri söylüyorsunuz. Tüm dünya size önce acıyarak, üzüntüyle bakıyordu; bugün, tüm dünya iktidarınızla dalga geçiyor. Bu saçmalıkların acısını da ne yazık ki halkımız çekiyor.

Değerli milletvekilleri, dünyada neredeyse hiçbir gelişmiş devlet Türkiye'nin itibarını tanımıyor. Bir süredir “Dünya bizi çekemiyor, Avrupa bizi kıskanıyor.” diyorsunuz. Türk lirası mart ayında dünyada en çok değer kaybeden para birimi oldu. 1 dolar 4 lira, euro 5 liraya ulaştı. Tüm dünyada petrol fiyatı düştü ama dün benzine zam yaptınız. Genç işsizlik yüzde 20’leri geçti. Yoksulluk sınırı 5 bin liranın çok üzerinde. Bugün Mecliste vergi kanunlarını görüşüyoruz. Vergi zamları rekor kırıyor. Halk ağır vergiler altında eziliyor. Şimdi, sizlere soruyorum: Tablo böyleyken dünya sizin neyinizi kıskanacak, söyler misiniz. Asıl, kıskanılacak değil acınacak durumdasınız.

Değerli milletvekilleri, 2002 seçimlerinde “Olağanüstü hâli kaldıracağız.” vaadiyle iktidar oldunuz; bugün, OHAL’i kullanarak iktidarda kalmayı hedefliyorsunuz. OHAL, demokrasinin rafa kaldırılmasıdır. Olağanüstü hâl, insan haklarının, özgürlüklerin yok sayılmasıdır. Olağanüstü hâl, ülke itibarımızı ayaklar altına almaktır. Olağanüstü hâl, millî iradeye saygısızlıktır. Bu tabloyu er ya da geç düzeltmek zorundasınız. Olağanüstü hâl gölgesinde yapılacak bir seçimin, bir kanunun, bir düzenlemenin hiçbir meşruiyeti yoktur. Gelin, kendinize güveniyorsanız eşit ve adil koşullarda siyaset yapmanın önünü açın. Olağanüstü hâli geri dönüşsüz bir şekilde kaldıralım, ülkemizde barış ve demokrasinin önünü hep birlikte açalım diyorum.

Sayın Başkan, bugün Âşık Veysel’in ölüm yıl dönümü, birkaç dörtlük izin verirseniz okuyayım Âşık Veysel’den.

BAŞKAN – Önergelerde uzatmıyoruz ama…

MEHMET TÜM (Devamla) – Hemen…

BAŞKAN - Bitirin hemen.

MEHMET TÜM (Devamla) - Değerli arkadaşlar, tüm insanlığa doğayı, insanlığı, barışı ve sevgiyi anlatan Anadolu’nun sesi Değerli Ozanımız Âşık Veysel’in 45’inci ölüm yıl dönümünde kendisini saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET TÜM (Devamla) - Âşık Veysel diyor ki:

“Beni hor görme kardeşim,

Sen altınsın ben tunç muyum?

Aynı vardan var olmuşuz,

Sen gümüşsün ben sac mıyım?

 

Ne var ise sende bende,

Aynı varlık her bedende.

Yarın mezara girende,

Sen toksun da ben aç mıyım?

 

Kimi molla kimi derviş,

Allah bize neler vermiş.

Kimi arı çiçek dermiş,

Sen balsın da ben çeç miyim?

 

Topraktandır cümle beden,

Nefsini öldür ölmeden.

Böyle emretmiş Yaradan,

Sen kalemsin ben uç muyum?

 

Tabiata Veysel âşık,

Topraktan olduk, kardaşık.

Aynı yolcuyuz yoldaşık,

Sen yolcusun ben baş mıyım?”

Teşekkür ediyorum, sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

69’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

70’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 70’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                                            Garo Paylan

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                       İstanbul

                                                                                             Mahmut Celadet Gaydalı

                                                                                                            Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın Paylan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; maddeyi okumanızı salık veriyorum arkadaşlar. Bakın, madde “kapıcılık” diyor, “kapıcılar” diyor, “konut kapıcılığı” diyor. Evet, bizim çocukluğumuzda kapıcılarımız vardı, onların isimleri “kapıcılar”dı; gerçekten apartmanımızın güvenliğinden, her şeyinden sorumlu insanlardı ve biz onlarla sosyal bir ilişki çerçevesinde yaşardık. Apartmanın görevlisi vardı, “kapıcı” denirdi ama o apartmanın her şeyiydi, çocukların güvencesiydi, kalorifer kazanını yakardı ve apartmanın her türlü görev ve hizmetini görürdü. Ufacık yerlere tıkılırlardı, zor şartlarda yaşarlardı. O günlerdeki isimleri “kapıcılar”dı. Rahmetli Kemal Sunal’ın filmini hepiniz bilirsiniz, “Kapıcılar Kralı”; ezilen emekçiydi Kemal Sunal o “Kapıcılar Kralı” filminde.

Bakın, 2018 yılında AKP Hükûmeti bir madde getiriyor, hâlâ konut işçilerine “kapıcılar” diyor arkadaşlar. 2018 yılının Mart ayındayız, AKP o konut emekçilerine, ev emekçilerine hâl⠓kapıcılar” diyor. Şu anda konut emeğinde, ev emeğinde çalışan yüz binlerce vatandaşımız var, ben AKP iktidarını şikâyet ediyorum onlara; AKP iktidarı hâlâ sizlere “kapıcılar” diyor. Bir şekilde aşağılamadır arkadaşlar bu, bunu kabul etmememiz gerekiyor. Oysa bunun bugünlerdeki tabiri “konut işçiliği”dir, “konut emekçiliği”dir, bu düzenlemenin de bu çerçevede yapılması lazım.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Düzeltelim.

GARO PAYLAN (Devamla) – Bakın, bu maddede çok büyük bir handikap daha var; biliyorsunuz, “ev emeği” diye geçen maddeye eklenmiş durumda, ev emeği yapan özellikle kadınlara, gündelik hizmete giden insanlara sigortalarını banka üzerinden ödeme yetkisi getirildi ve böylece günübirlik çalışan insanların primlerini onu çalıştıran kişiler bankaya yatırabiliyorlardı bildirge vermeden. Şimdi, bu maddeye “kapıcılar” diye tarif edilen konut emekçileri ekleniyor arkadaşlar ve ne diyor madde biliyor musunuz? On günden fazla çalışanlara “Sen bana bildirge verme, bildirgeye gerek yok, git bankaya on günlük primini yatır, ben onu çalışmış sayacağım.” diyor.

Değerli arkadaşlar, evet, siz, esnek çalışmayı destekliyorsunuz ama bu, kayıt dışılık getirir, sigortasız, güvencesiz çalışmayı getirir arkadaşlar. Konut işçilerinin sigortasız, güvencesiz çalışmalarının önünü açmayalım. Özellikle son yıllarda, artık apartmanlarda sabit görevli yok, onları esnek çalışmaya zorluyorsunuz ve bir şey daha var; taşeronlaşma var. Biliyorsunuz, özellikle son yıllarda pek çok vatandaşımız sitelerde yaşıyor, maalesef, gettolaşmış, sosyalleşmeden uzak sitelerde yaşıyorlar ve oralarda da artık konut işçileri çalıştırılmıyor güvenceli olarak, taşeronlara veriliyor bu hizmetler. Bu madde taşeronların da önünü açan bir maddedir.

Bütün bu handikaplardan dolayı bu maddenin geri çekilmesini talep ediyoruz, bu talebimize desteklerinizi bekliyoruz.

Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 70’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                        Bülent Yener Bektaşoğlu

                                           İzmir                                                       Ankara                                                     Giresun

                                   Kadim Durmaz                                         Yakup Akkaya                          Süleyman Sencer Ayata

                                           Tokat                                                      İstanbul                                                     İstanbul

                                                                                                       Ali Akyıldız

                                                                                                            Sivas

MADDE 70- 5510 sayılı Kanunun ek 9 uncu maddesinin başlığı "Ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığı ve konut kapıcılığı” şeklinde değiştirilmiş ve birinci fıkrasına "10 gün ve daha fazla olan sigortalılar” ibaresinden sonra gelmek üzere "ile konut kapıcılığı işyerlerinde çalıştırılan sigortalılar” ibaresi ilave edilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Sivas Milletvekili Ali Akyıldız konuşacaktır.

Buyurun Sayın Akyıldız. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ AKYILDIZ (Sivas) – Evet, Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım, basınımızın ve Meclisimizin çok kıymetli çalışanları ve ekranları başında bizleri izleyen çok değerli yurttaşlarım; ben de hepinizi sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Bugün Hazreti Ali’nin doğum günü, bugün Hazreti Fatıma’nın Hazreti Ali’yle evlendiği gün, gece ile gündüzün eşitlendiği gün, ağaçların secde ettiği gün, güneşin Hamel burcuna girdiği gün, gaip erenlerin yani kırklar meclisinin toplandığı gün, Hazreti Âdem Peygamber’in yaratıldığı gün, Hazreti Peygamber’in Hazreti Ali’yi vasi tayin ettiği gün ve Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya geldiği gün. İşte biz Aleviler, bu önemli nedenlerden dolayı sultan nevruzu çok çok önemsiyoruz. Aynı zamanda Türklerin de ilk millî bayramıdır. Eski Türklerin kendi köylerinden ayrılarak obalarına çıktıkları ve ilkbaharı kutladıkları gündür bugün.

Şimdi, tabii, ben burada sizlere Hazreti Ali’yi ve ehlibeyti anlatacak değilim ve eminim ki burada AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarımız da bu kürsüye çıktıklarında “Biz Hazreti Ali’yi seviyoruz, ehlibeyti seviyoruz.” diyeceklerdir ama biz şunu bekliyoruz: Buraya çıkıp da “Biz Hazreti Ali’yi, ehlibeyti seviyoruz, onun yolundan gidiyoruz.” demekle bu iş olmuyor. Bakın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu üç tane karar var ve bu kararlar hâlâ ortada duruyor. Eğer gerçekten Hazreti Ali’yi seviyorsanız, gerçekten ayrım yapmıyorsanız, Anayasa’yı gerçekten uygulamak istiyorsanız, gelin, bu ortada duran AİHM kararlarını uygulayın. Biz sizlerden lütuf beklemiyoruz. Biz, sizlerden, Türkiye’de eşit yurttaş olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin vermiş olduğu kararların uygulanmasını bekliyoruz.

Tabii, bugün, sadece bu güzel olaylar değil, maalesef bizleri de üzen, ülkemizi de üzen bir başka olay yani büyük ozanımız Âşık Veysel’imizin de Hakk’a yürüdüğü gündür. Tabii, Âşık Veysel’i burada, kalan iki buçuk dakikada anlatmak mümkün değildir ama ben sizlere Veysel Baba’nın o toprağı, o doğayı, o insan sevgisini anlatan, o “Güzelliğin on para etmez.” deyişinin birkaç cümleyle felsefesini anlatmaya çalışıyorum. Güzellik bakışta gizlidir, güzellik bakışta gizdir. Kimdir güzel? Nedir çirkin olan? Rastladın mı şairin şiirlerinde “çirkin” sözüne? Rastlamazsın. Çirkinlik yoktur âşığın gönlünde, dokunduğu her şeyi güzelleştiren bir sır vardır. O yüreğindeki güzellik değil midir bu çorak toprağı muhteşem bir bahçeye dönüştüren? Âşık neye dokunsa güzellik orada biter. Güzellik âşığın gönlünde açan bahçedir. Bir nefestir yaşamak. Dünyaya “Merhaba.” diye attığın çığlık ile ardından yakılan ağıt kadardır hayat; gerisi tabiattır, doğadır, yaratandır, can veren topraktır.”

“Dünya tebdil oldu, durum değişti,

Kimi Ay’a gider, kimi cennete.”

Evet, Veysel Baba “Dostlar beni hatırlasın.” demişti ama biz Veysel Baba’yı hiç unutmadık ki hatırlayalım. Buradan Veysel Baba’ya da yine rahmet ve minnetle saygılarımı sunuyorum.

Kalan süremde de siz sevgili dostlara Hazreti Ali’nin yaşadığı dönemde -belki bugüne örnek olur niyetiyle- kabul etmediği bir olayı aktararak sözlerimi tamamlamak istiyorum. Sevgili milletvekili arkadaşlarım, Hazreti Ali bütün yaşamı boyunca fitne, fesatla mücadele etmiş ama buna rağmen cesaretini ve azmini hiç kaybetmemiştir. Sabır ve tahammül göstererek hiçbir zaman hak ve hakikati elden bırakmamıştır; yaşadığı devirde hak, hukuk ve adalet mücadelesi veren bir insan olmuştur. Hazreti Ali kendisi için Kufe’de hazırlanan sarayda ikamet etmeyi reddetmiş; o, sazlıklardan kesilmiş kuru kamıştan yapılan derme çatma kulübelerde yaşayanlardan daha yüksek bir yerde oturmayı kabul etmemiştir.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

70’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

71’inci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                   Müslüm Doğan                                  Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                           İzmir                                                         Bitlis                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mardin Milletvekili Erol Dora konuşacaktır.

Sayın Dora, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, izninizle, dün de bazı milletvekillerinin dile getirdiği -benim de seçim bölgem olması hasebiyle- Mardin ilimizdeki elektrik kesintileri konusuna dikkatinizi tekrar çekmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, elektrik enerjisine duyulan ihtiyaç günümüzde su ve hava gibi vazgeçilmez temel ihtiyaçlardan biri hâline gelmiştir ancak tam dört gündür Mardin ilimizin Derik ve Kızıltepe ilçelerine bağlı birçok köy ve beldede elektrik kesintisi devam etmektedir. Bakınız, geldiğimiz noktada meskenlerden tutun da büyük işletmelere kadar elektriksiz bir yaşamı düşünmek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, kısaca “DEDAŞ” olarak adlandırılan Dicle Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin elektrik dağıtımı yaptığı Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’ta altyapı yatırımlarına gerekli bütçeyi ayırmadığı tartışmaları bir taraftan devam etmekteyken öte yandan sorumlu olduğu iller bazında, ne yazık ki özellikle vekili olduğum Mardin ilinde sürekli elektrik kesintileri yaşanmaktadır. Dikkatinizi çekerim, dört günü aşkın bir süredir Mardin ilimizin Derik ve Kızıltepe ilçelerine bağlı birçok köy ve beldede ikamet eden vatandaşlarımız elektrik kesintisinden kaynaklı büyük mağduriyetler yaşamaktadırlar. Köy ve beldelerde yaşayan insanlarımız hem tarımsal alanda hem de gündelik yaşamda elektrik kesintilerinin neden olduğu sıkıntılarla boğuşmaktadırlar. Çiftçilerimiz tarlalarını sulayamamakta, köylerde su depoları boşaldığı ve elektrik olmadığı için kullanma ve içme suyu temin edilememekte, vatandaşların beyaz eşyaları kesintilerden dolayı kullanılmaz hâle gelmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarafıma iletilen bilgilere göre, DEDAŞ’ın çiftçilik yapan vatandaşlara çıkardığı elektrik borçlarının ödenmemesi sebebiyle bu elektrik kesintisi yaşanmaktadır. Yani DEDAŞ bölgedeki yurttaşları elektrik borçları nedeniyle bir bakıma cezalandırmaktadır.

Bakınız, çiftçilerimiz mazot, gübre ve zirai ilaç fiyatlarının yüksek oluşundan dolayı oldukça zor durumdadır. Geçen yılın kurak geçmesi ve bankalara olan kredi borçları ekonomik olarak çiftçilerin yükünü iyice artırmıştır. Tarım arazilerinde genellikle elektrikle çalışan sulama sistemleriyle sulama yapıldığından, çiftçiler elektrik kesintileri nedeniyle bu seneki mahsulleri de kaybetmeyle karşı karşıyadırlar. Gelinen son noktada, elektrik kesintilerine bağlı olarak yaşanan su kesintileri sebebiyle tarlaların birçoğu zarar görmüş durumdadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin tamamında bir şekilde etkili olan elektrik kesintisi ve kayıp kaçak elektrik sorunu doğu ve güneydoğu bölgelerimizde çok daha ciddi boyutlarla varlığını sürdürmektedir. Kış aylarında her gün saatlerce yaşanan elektrik kesintilerine yaz aylarında yaşanan gerilim dalgalanmaları eşlik etmekte, binlerce liralık maddi zararın yanında, vatandaşlar için yaşam çekilmez hâle gelmektedir. Özellikle yaz aylarında, başta seçim bölgem olan Mardin olmak üzere Urfa, Diyarbakır ve diğer bölge kentlerinde yaşayan vatandaşlar, elektrik dağıtım şebekelerindeki dalgalanmalardan kaynaklı olarak elektrik kesintilerine maruz kalmaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, bölgede elektrik kesintileri sebebiyle sağlık kuruluşları ve sanayi tesisleri çalışamaz ve üretim yapamaz duruma gelmektedirler. Bölge ve ülke ekonomisi açısından büyük kayıplar oluşturan bu durum günden güne daha vahim boyutlara ulaşmaktadır. Ülkemizde elektrik üretiminin temel kaynağı olan barajların çok sayıda olduğu bir bölgede elektrik kesintilerinin yaşanması kabul edilebilir bir durum değildir. Siyasal iktidarın öncelikli görevlerinden biri de halka ucuz, kaliteli ve kesintisiz elektrik sağlamaktır. Bu temelde, elektrik tedarik kuruluşlarının da bu amaca uygun hizmet sunması esastır. Yetkililerin bu sorunun üzerine bir an önce ivedilikle gitmesi ve yurttaşlarımızın mağduriyetlerinin bir an evvel sonlandırılması için gereken hassasiyeti göstermelerini Parlamentonun ve bütün vekillerimizin huzurunda bir kere daha tekrarlıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                 Süleyman Sencer Ayata                          Mehmet Bekaroğlu

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                     İstanbul

                                    Yakup Akkaya                                         Kadim Durmaz                                       Bülent Kuşoğlu

                                         İstanbul                                                      Tokat                                                       Ankara

                                                                                             Bülent Yener Bektaşoğlu

                                                                                                          Giresun

MADDE 71- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

“EK MADDE 16- Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, okul aile birlikleri ile bu Kanunun 73 üncü maddesine göre Kurumun yurtiçinde hizmet satın aldığı vakıf üniversiteleri ve özel sektör işyerleri; bu Kanun, 4447 sayılı işsizlik Sigortası Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve diğer Kanunlarda yer alan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanır.

Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları ve okul aile birlikleri, ek 17 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki dönemlere ilişkin olmak üzere ilgili kanunlarla sağlanan prim teşvik, destek ve indirimlerinden geriye yönelik olarak yararlanamaz ve yararlanılmış olan söz konusu teşvik, destek ve indirimler değiştirilemez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumunun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Tanal, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Düzce’nin Hecinler köyündeki çöp sorununa ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Bakanım, sizi çok seviyorum. Ancak siz Düzce’yle ilgili “Düzce’de Hecinler’in o çöp deposuna çöpler dökülmeyecek. Belediye Başkanının sözü değil benim sözüm geçerlidir.” dediniz ve ben de inşallah ben size karşı mahcup olmak isterim dedim. Ancak maalesef şu anda geldiğimiz nokta, Hecinler’e yine o çöp dökülüyor ve Hecinler’in o çöpü bitmediği gibi bir de oradaki bir köye hayvan barınağı yapılıyor, o köylüler de rahatsız. Ya, Allah rızası için, bu Düzce’ye huzur, mutluluk getireceğimize Düzcelileri gittikçe rahatsız ediyoruz. Sizin sözünüz geçerli, ben size inandım. E, niye Hecinlerlilere verdiğiniz bu sözü yerine getiremiyorsunuz? Sizden istirham ediyorum, Hecinlerlilere verdiğiniz o sözün arkasında durmanızı istiyor, selam ve saygılarımı iletiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) - Cevap verebilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Bakan, size de bir kısa söz vereyim.

Buyurun.

30.- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Şimdi, Sayın Tanal, bunu daha önce konuştuk, Hecinler’e çöp dökülmeyeceğini söylemiştim, şu anda da oraya çöp dökülmüyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Dökülmeyecek mi artık?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Size gelen bilgiler yanlış, Hecinler’e çöp dökülmüyor, Hecinler’e çöp dökülmeyecek, sözümün arkasındayım.

BAŞKAN – Eyvallah.

Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Vallahi ben de alkışlıyorum dökülmeyecekse, alkışlıyorum, çok net söylüyorum.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Çöp konusunda bir çalışma yapıyoruz, şartname hazırlıyoruz, inşallah gelecek ay ihaleye çıkacağız fakat çöp değil, biz bir fabrika kuracağız. Bir fabrika kuracağız, bu fabrikada çöpten enerji ve gübre elde edeceğiz. Dolayısıyla, vahşi depolama veya düzenli depolama yapmayacağız; bir fabrika kuracağız ve bu fabrikadan gübre, organik gübre ve enerji elde edeceğiz.

Diğer taraftan, bu hayvan barınağı konusu... Bakın, biz bir hayvan barınağı yapmıyoruz, bir doğal yaşam alanı oluşturuyoruz. Düzce’deki başıboş hayvanlar için bir doğal yaşam alanı oluşturuyoruz, bunu Orman Bakanlığıyla beraber yapıyoruz. Dolayısıyla, hayvanların hapsedildiği klasik bir barınak değil, bir doğal yaşam alanı. Yaklaşık 16 dönümlük bir arazide olacak, yer seçimi konusunda da epey çalışma yaptık. Burası Orman Bakanlığının yeridir, köylülere ait değildir, köylülerden de en az 2 kilometre uzak bir mesafededir. Dolayısıyla, burası Avrupa Birliği standartlarında, son derece medeni, Türkiye’ye yakışır, Düzce’ye yakışır, hayvanlar için bir sosyal yaşam alanı olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen… Bitirelim.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Bitireceğim.

Burada sokak hayvanlarını toplayacağız, bunların sağlık bakımlarını yapacağız, gerekiyorsa kısırlaştıracağız; bunları geçici bir süre burada muhafaza edeceğiz, hayvansever dernekleriyle bunların sahiplendirilmesi için çalışacağız.

Son derece medeni bir yerdir. Endişe etmeyin.

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – Sayın Bekaroğlu, sizi biraz beklettik ama…

Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu konuşacaktır.

Sayın Bekaroğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerine verdiğimiz önerge hakkında konuşacağım.

Bu maddeyle vakıf üniversiteleri ve SGK’nin iş yapmış olduğu kurumlara birtakım ayrıcalıklar getiriliyor. Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, herkes biliyor ve görmezden geliyor, aslında devlet üniversitelerinin tıp fakültesi hastaneleri çökmekte ve bu konuyla ilgili hiç kimse parmağını oynatmamaktadır.

Değerli arkadaşlarım, bütünüyle, bu kanun tasarısı ve bundan önce çıkan torba -daha evvel de ifade etmiştim- işte ekonomi kötü gidiyor diye panik şeklinde, düzeltmeye yönelik yapılan çalışmalar ama bütün bu çalışmalar ilerledikçe hiçbir şey düzelmiyor, her şey daha da karışıyor ve ekonomi, dolayısıyla Türkiye yönetilmez hâle geliyor.

Bakın, geçmiş dönemde işler iyi giderken sürekli olarak ekonominin o temel rakamları üzerinde konuşurdunuz ve övünürdünüz; işte kalkardınız “Enflasyon böyle, kurlar böyle sınırlanmış vaziyette.” “Büyüme böyle…” Şimdi sadece bir büyüme rakamı üzerinde konuşuyor Sayın Cumhurbaşkanı ve diğer Hükûmet sözcüleri, o da 2017 üçüncü çeyrek; 11,1. Peki, ben şimdi size soruyorum değerli arkadaşlarım: Faiz kaç Türkiye’de? Hani Cumhurbaşkanı sürekli diyor ya “Faizi indirin.” filan… Faiz kaç Türkiye’de, bilen var mı? Gerçekten biliyor musunuz? Hadi enflasyon rakamları açıklanıyor filan ama işte hedeflenenler ile şimdiki durum ne? İşsizlik ne? Daha geçtiğimiz günlerde açıklandı, 2 puan düşmüş, nerede düşmüş? Genç işsizlerde. Bakıyoruz, kimler; çırakları, kursiyerleri filan iş sahibi saymışsınız.

Değerli arkadaşlarım, siz artık gerçekten hile yapmaya, arkadan dolanmaya da başladınız. Gidin bakın, Merkez Bankasının sitelerine girin, faiz rakamlarına bakın; gecelik faiz oranları, marjinal fonlama yüzde 9,25; Merkez Bankası borçlanma faizi yüzde 7,25; bir hafta vadeli repo ihale faizi yüzde 8. Dün borçlanma yaptı hazinemiz, kaç lira borçlandı, biliyor musunuz? 1,5 milyar TL’nin üzerinde borçlandı. Kaç lirayla sattı? Yüzde 14’le değerli arkadaşlarım. Yani gerçekten, yazılanlar ile olanlar aynı şeyler değil.

Bakın, sürekli olarak bahane üretiyorsunuz, hâlâ Türkiye’yi uçurduğunuzu söylüyorsunuz. Size, geçmişe yönelik birtakım rakamları söyleyeyim, hani, iyi olduğunuz dönemlere yönelik: Bakın, on altı senedir Hükûmetsiniz. Bu süre içinde, Türkiye'nin toplam ihracatı 1 trilyon 777 milyar, ithalat ise 2 trilyon 754 milyar değerli arkadaşlarım; geçen süre içinde verilen dış ticaret açığımız 976 milyar 746 milyon dolar değerli arkadaşlarım, büyük bir rakam.

Şimdi “Dış açığımız enerjiden kaynaklanıyor.” diyorsunuz. Enerjiyle ilgili ödediğimiz rakamlar da belli. 2003 ile 2018 arasında enerjiye ödediğimiz toplam fatura 557 milyar dolar ama net olarak, dışarıya sattığımız enerjiyi de çıkardığımızda enerji ürünlerine 488 milyar ödediğimizi görüyoruz. Yine dünya kadar açık söz konusu değerli arkadaşlarım. Niye bunlar oluyor?

Geçtiğimiz ayda yine ihracat ve ithalat rakamları açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu ocak ayında dış ticaret açığını yüzde 108 olarak açıkladı değerli arkadaşlarım. Özellikle Hükûmet medyasında rakamlar, verilen haberler şöyle çıktı: “İhracatta rekor.” İthalattan hiç söz edilmedi. Hâlbuki ihracat yüzde 10, ithalat yüzde 38 artmıştı. Türkiye'nin temel problemi bu ve siz, problemi çözmek şöyle dursun, tam tersi bir şekilde sürekli olarak tozu toprağı, pisliği halının altına süpürmekle meşgulsünüz. Bunu yapabilirsiniz, bizi ilgilendirmez falan diyebiliriz ama Türkiye hızlı bir şekilde duvara çarpıyor, yokuş aşağı gidiyor, ekonomi de hızlı bir şekilde duvara çarpıyor, bu basit rakamlar bunu açık bir şekilde gösteriyor.

Değerli arkadaşlarım, ihracatın ithalatı karşılama oranı giderek düşüyor, yüzde 70’lerden yüzde 66’ya düştü 2017’de. Bu, sürdürülebilir bir şey değil. Gerçekten, aklınızı başınıza alın ve Türkiye’yi bu duvara çarpmaktan kurtaracak tedbirleri alın, burada milleti oyalamayın, birtakım lobilere hizmet etmeyin, millete hizmet edin. Hani, sürekli “millîyiz” “yerliyiz” diyorsunuz ya, millete hizmet edin. Bu rakamlar, sadece faiz ödediğinizi gösteriyor diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

71’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

72’nci madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 72’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Müslüm Doğan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                     İzmir

                                        Erol Dora                                      Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet…

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenleme 71’inci maddeye paralel bir düzenlemedir. 5510 sayılı Kanun’da başka değişiklik yapılmaktadır. Mevcut durumda, işverenler düzenli prim ödediklerinde yüzde 5 oranında destek alıyorlardı fakat bu sınırlı bir uygulamaydı. Şimdi, maddede yer alan yerlerde de uygulanarak desteğin kapsamı genişletilmektedir. Ancak düzenlemenin geriye yürütülüyor olması, geçmişte var olmayan bir teşvikten kapsama alınan kurumların/birliklerin yararlandırıldığı ve düzenlemeyle yasal hâle getirildiği düşünüldüğünde kanunların geriye yürüyemeyeceği ilkesinin ihlal edildiği görülmektedir. Bu yönüyle, maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Meral Danış Beştaş ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 72’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                        Bülent Yener Bektaşoğlu

                                           İzmir                                                       Ankara                                                     Giresun

                             Süleyman Sencer Ayata                                   Yakup Akkaya                                       Kadim Durmaz

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                      Tokat

                                                                                                     Ünal Demirtaş

                                                                                                        Zonguldak

MADDE 72- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

"EK MADDE 17- Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.

Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin ondört ve onaltıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yıl sonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.

Görülmekte olan davalarda ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumunca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye İş Kurumunun görüşleri alınarak Kurumca belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş konuşacak.

Önergeleri ibare değişikliği şeklinde yapsanız… Aslında bayağı bir uzun oluyor böyle aynısını yeniden yazmak.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL DEMİRTAŞ (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben 72’nci madde üzerinde değil de maden şehidi yakınlarının sabırsızlıkla beklediği 73’üncü madde üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yer altı taş kömürü madenciliği dünyanın en ağır, en tehlikeli ve en riskli iş koludur. Bu sebeple de en fazla iş kazasının, toplu ölümlerin ve büyük trajedilerin yaşandığı bir iş koludur. Taş kömürü üretimiyle Zonguldak yıllarca ülke ağır sanayisini sırtında taşırken Zonguldak halkı da ağır bedeller ödemiştir. Zonguldak’ta bugüne kadar birçok büyük maden kazası ve büyük trajediler yaşanmıştır. Tabii bu maden kazaları meydana geldikten sonra aileler bir sosyal travmayla da karşı karşıya kalmışlar ve çok büyük mağduriyetler de yaşanmıştır.

Değerli milletvekilleri, Soma kazasından sonra yaşamını yitirenlerin yakınlarına önemli haklar verilmişti, bu haklardan biri de kazada yaşamını yitirenlerin eş, çocuk veya kardeşlerinden birisine kamuda istihdam olanağı hakkı verilmesidir. Biz elbette ki son derece insani ve son derece vicdani olan bu hakkın verilmesinin çok doğru bir düzenleme olduğunu düşünüyoruz. Aslında özü itibarıyla bugün getirilmek istenen 73’üncü maddedeki düzenleme de doğru bir düzenlemedir. Biz bunun da karşısında değiliz. Elbette bir sosyal yara hâline gelmiş olan maden kazaları sonrası ailelerin yaşamış olduğu mağduriyetlerin ve travmaların bu şekilde giderilmesi gerekir. Ancak bu düzenleme her ne kadar yerinde olsa da eksik bir düzenlemedir.

Değerli milletvekilleri, bundan iki ay önce Sayın Başbakan Binali Yıldırım Zonguldak’a geldi ve bir müjde verdi. Ne dedi Sayın Başbakan Zonguldak’ta? Dedi ki: “Soma’daki madencileri şehit olarak düzenledik, yakınlarına bazı haklar verdik. Bu haklardan Zonguldak yararlanamamıştı, şimdi bunu düzeltiyoruz. Zonguldak kömür işletmesinde vefat eden kardeşlerimize de şehitlik mertebesini veriyoruz, onların birer yakınını da kamuda işe alıyoruz.” Başbakanın konuşmasında bir süre sınırlandırması var mı değerli arkadaşlarım? Yok. Orta düzeyde akli melekeye sahip bir vatandaşın anlayacağı şekilde baktığımızda da süre sınırlandırması var mı? Yok, çok açık ve net. Peki, Plan ve Bütçe Komisyonunda getirdiğiniz düzenlemede süre sınırlandırması var mı? Maalesef var. Tasarıda, 10 Haziran 2003’ten önce yaşanan kazalarda yaşamını yitirenlerin yakınları bu haklardan yararlanamıyor.

Geçmişten bir iki örnek vermek istiyorum değerli arkadaşlarım: Türk maden tarihinin en trajik olaylarının yaşandığı 1983 yılında Armutçuk’ta 103 madencimiz, 1990’da Yeni Çeltek’te 68, 1992 yılında Kozlu’da 263, 1995’te de Sorgun’da 37 madencimiz yaşamını yitirdi. İşte bu trajik kazalarda yaşamını yitirenlerin aileleri bu haklardan yararlanamıyor, yaklaşık 800 aile mağdur durumda olacak. Dolayısıyla süre sınırlandırması olması yani 2003 yılından daha geriye götürülmemesiyle birlikte, bir mağduriyet giderilmeye çalışılırken yeni mağduriyetler ortaya çıkıyor. Anayasa’nın 10’uncu maddesinde belirtilen eşitlik ilkesinin de açıkça ihlal edildiği ortadadır. Oysa burada mağduriyet giderilecekse bir süre sınırlandırması olmaması gerekir. Madem bizim devletimiz büyük bir devlettir diyoruz, madem bütün mağdurların yaralarını sarabilecek güçte olan bir devlettir diyoruz, o hâlde bu madde süre sınırlandırması olmaksızın düzenlenmelidir.

Değerli milletvekilleri, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Komisyonda bir önerge verdik, dedik ki: “Bu haklardan süre sınırlandırması olmaksızın tüm maden şehitlerinin yakınları yararlansın.” Bunun üzerine Komisyona ara verildi ve sonrasında Komisyon Başkanımız Sayın Süreyya Sadi Bilgiç, konunun muhataplarıyla görüşüldüğünü ve süre sınırlandırılmasını da kastederek durumun Genel Kurulda düzeltileceğini söyledi.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bugün, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz Sayın Başbakan Binali Yıldırım’dan bu sözünü tutmasını bekliyoruz ve sadece biz değil, 800 madencinin eşleri, çocukları, kardeşleri yani dullar, yani yetimler de aynı sözün tutulmasını bekliyor ve tüm Zonguldak bu sözlerin tutulmasını bekliyor.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.” Bu mağdurlara, bu yetimlere, bu kimsesizlere ayrım yapılmaksızın sahip çıkalım, önergeyi kabul edelim.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

72’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

73’üncü madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5510 sayılı Yasa’ya yapılan eklemeyle, kömür ve linyit madenlerinde meydana gelen iş kazalarında -iş cinayetlerinde aslında- ölen sigortalının eşi, çocuğu yoksa kardeşlerinden birisinin kamu kurumlarında istihdam edilmesi amaçlanıyor.

Bu ülkenin gerçek sahipleri işçiler, çalışanlar, madenciler. Yaşamını yitirmiş madenciler, bunların yakınlarının istihdam edilmesi, evet, olumlu ancak bunun belirli bir tarih aralığına sıkıştırılması aynı zamanda yeni bir haksızlığı beraberinde getiriyor. 2003 öncesinde yaşamını yitiren madencilerimizin yakınları neden bu düzenlemenin dışında tutuluyor? 7 Mart 1983 tarihinde Zonguldak’ın Armutçuk beldesindeki taş kömürü ocağında meydana gelen grizu patlamasında yaşamını yitiren 103 işçinin yakınları neden kapsam dışında tutuluyor? Yine, 7 Şubat 1990 tarihinde Amasya’da grizu patlamasında 65 işçi, 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki taş kömürü ocağında meydana gelen zincirleme patlamalarda 263 madenci, 26 Mart 1995 tarihinde Yozgat’ın Sorgun ilçesinde kömür ocağında grizu patlaması sebebiyle meydana gelen kazada 38 madencimiz yaşamını yitirmiştir. Yine, 2014 yılı içerisinde ve sonrasında yaşanan maden kazalarında yaşamlarını yitiren madencilerimiz bulunmaktadır.

Bu düzenlemenin hakkaniyet ilkelerine göre kapsamı genişletilerek yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Gerçek olan şudur ki ülkemizde maalesef iş sağlığı ve güvenliği kültürü yok denecek kadar azdır. Maden kazalarının özellikle sebeplerine eğilerek irdelenmesi, dünyada maden kazalarını önlemek adına kullanılan benzer temel çözüm yaklaşımlarının araştırılması ve modern önlemlerin hayata geçirilmesi, mevcut şartların bir an önce iyileştirilmesi gerekmektedir.

Madenlerde yaşanan ölümlü kazaların önlenmesi ve gerekli çözümlerin değerlendirilmesinde öncelikli olan, kaza istatistik ve raporlandırma çalışmalarının da düzenli olarak yapılmasıdır. Kazaların sebepleri ne kadar doğru ve kapsamlı değerlendirilirse önlemler ve çözüm de o kadar etkili ve yerinde olacaktır. Ancak ne yazık ki ülkemizde yaşanan maden kazalarının hep üstü kapatılmak istenmektedir. Türkiye’de madencilik endüstrisi içinde meydana gelen toplam ölümlü iş kazası ve ölüm sayısı birçok farklı yüksek riskli iş kolundan katbekat daha da fazladır. Dünyada meydana gelen ölümlü maden kazalarının sayısı ve bilançosuyla kıyaslandığında, ülkemiz açık arayla ilk sıralarda yer almaktadır.

Bakın, Soma davası hâlâ devam ediyor, yakında yine duruşması olacak. 301 işçinin her birinin ismini ve ölüm yerini ezbere bilen, iddianamenin ve bilirkişi raporlarının detaylarına hâkim olan, keşfe katılan, madeni gören, sanıkların sorgusunu yapan, tanıkları dinleyen mahkeme başkanı ve üye hâkimin görev yerinin değiştirilmesiyle de görüyoruz ki gereken dersler ne yazık ki çıkarılmıyor ve yine bu olayın üstü kapatılmak isteniyor.

Diğer bir konu da maden ocakları nedeniyle yok olan tarım alanları. Birçok verimli tarım arazisi madenlere verilen ruhsatlar nedeniyle artık işlemez hâle gelmiştir. Aslında insanlar geçimlerini tarımdan, hayvancılıktan sağlamak istemektedirler ve bunu yapanların önleri kesilmekte, madenler uğruna yok edilmektedir. Buralarda, madenlerde, tarımda, hayvancılıkta çalışamayan, bu alanları yok edilmiş olan insanlar çalışmak zorunda kalmaktadırlar ve sonuç da zaten onları bekleyen ölümdür. Madencileri ve yakınlarını düşünüyorsak işi önceleyen, üretim dışında hiçbir şey düşünmeyen, gerekli önlemleri almayan patronlar için değil, işçi ve işçi sağlığını önceleyen politikalar üzerinde çalışmalıyız. Ayrıca, önemli olan sadece madenler değil, bütün iş alanlarında güvenceli iş koşullarını yaratmaktır. Çünkü iktidarınız döneminde her güne ortalama 5 iş cinayeti gerçekleşmiş ve genel toplamda 20 bin iş cinayeti yaşanmıştır. Bu tablo korkunç bir tablodur arkadaşlar. Bu madde değişmelidir.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 5510 sayılı Kanun’un geçici 66’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                          Özkan Yalım

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Uşak

                                   Hüseyin Çamak                              Muhammet Rıza Yalçınkaya                         Şerafettin Turpcu

                                          Mersin                                                       Bartın                                                    Zonguldak

“EK MADDE -16”

Maden ocaklarının yeraltı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının; Kuruma olan her türlü borçları terkin edilir ve hak sahiplerine 32 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen şartlar aranmaksızın bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanır. Bu Kanunda öngörülen primlerin eksik olan kısmı Maliye Bakanlığınca Kuruma ödenir.

Ölen sigortalının anne ve babasına gelir ve aylık bağlanmasında, 34 üncü maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartları aranmaz.

Birinci fıkrada belirtilen nedenlerden dolayı ölen sigortalının eş ve reşit olan çocuklarından birisi, eğer eşi yoksa çocuklarından ikisi hakkında 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesindeki istihdama ilişkin hükümler ayrıca uygulanır. Ölen sigortalının reşit olmayan çocuklarının bu hakkı reşit olmalarını takip eden 10 yıl boyunca saklıdır.

Ölen sigortalının eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi hakkında 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesindeki istihdama ilişkin hükümler ayrıca uygulanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.

Bu maddenin yürürlüğe girmesinden önce maden ocaklarının yeraltı işletmelerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalılar hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.

Hak sahiplerinin Kurum İl Müdürlüklerine yazılı başvurularını izleyen 90 gün içinde başvuruları sonuçlandırılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önergeden önce Sayın Temizel, sizin bir söz talebiniz var.

Sayın Turpcu, bir saniyenizi alayım.

Sayın Temizel, size 60’a göre söz veriyorum.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

31.- İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel’in, 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesinin eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı bir düzenleme olduğuna ilişkin açıklaması

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aslında önerge üzerinde arkadaşımız ayrıntılı bilgi verecek ama ben son bir umutla Sayın Genel Kurula sadece kısa bir bilgi sunmak istiyorum, o nedenle 60’ıncı madde uyarınca söz istedik.

Genel Kurul olarak eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı bir yasa düzenlemesini daha yapmak üzereyiz, önümüze gelen olay o. Bir örnek veriyorum: 3 genç bir araya gelmişler, Meclisin önünde konuşuyorlar. Birincisi diyor ki: “27 yaşındayım. Babam, 1992’de Kozlu’da grizu patlamasında öldü, o zaman ben 1 yaşındaydım.” İkinci genç diyor ki: “27 yaşındayım. Babam, 2014’te Soma maden kazasında öldü, ben 23 yaşındaydım.” Üçüncü diyor ki: “27 yaşındayım. Babam, Zonguldak Karadon’da maden kazasında öldüğü zaman 26 yaşındaydım.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

Buyurun.

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Üçünün de babası, maden kazasında ölüyor. Yaptığımız bu yasaya göre, babası öldüğü zaman 1 yaşında olan delikanlı bu haktan yararlanamıyor, yani maden kazasında babasını ve yakınını kaybedenlere sağlanan istihdam olanağı o çocuk için geçerli değil, uygulanmayacak; 27 yaşında olan ve babası Soma’da öldüğü zaman 23 yaşında olan genç bundan yararlanacak; Zonguldak Karadon’da daha bir sene bile olmamış babası öleli, o kişi de bundan yararlanamayacak.

Şimdi, arkadaşlar, yaptığımız olay hakkaniyetli mi, adaletli mi, doğru mu? Burada elimizi kaldırdığımız zaman bu olanak bitmiş olacak. Eğer Türkiye Cumhuriyeti devleti bu kadarcık bir adaletsizlik sorununu çözemeyecek kadar acizse sözlerimin hepsini geri alıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ama bu olayın Mecliste değerlendirileceği umuduyla bunu hepinizin bilgilerine sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özkoç, buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi için söylüyorum.

67’nci maddede çok güzel bir uzlaşı sağladık ve doğru bir şey yaptık iktidar muhalefet beraber. Önceki dönem Sayın Bakanımız, Komisyon Başkanımız bu konuda Komisyonla ilgili de bir uzlaşı sağlanacağını, Genel Kurulda sağlanacağını konuşmuşlar ve uzlaşmışlar. Gerçekten burada bir hakkaniyetsizlik var. Burada çocuklarımızın tamamını koruma altına alacak, onların hakkını ve hukukunu teslim edecek ortak bir önergeyle bunu halletmeyi bir kez daha rica ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN- Önerge üzerinde Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu konuşacak.

Buyurun Sayın Turpcu. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞERAFETTİN TURPCU (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, CHP olarak Plan ve Bütçe Komisyonuna sunduğumuz değişiklik önergesi, zaman sınırlandırmasını kaldırarak Soma faciası sonrası hayatını kaybeden madencilerimizin ailelerine tanınan hakların genişletilmiş hâliyle tüm madenci ailelerine tanınması, hayatını kaybeden emekçilerin SGK’ye olan tüm borçlarının silinmesi, hak sahiplerine aylık bağlanması ve istihdam haklarını içermekte; reşit olmayan çocuklarının ise haklarının saklı tutulmasını amaçlamaktaydı. Komisyon Başkanı ve Sayın Maliye Bakanı tarafından da makul bulunan bu önergenin son şeklinin Genel Kurulda verilmesi konusunda parti grupları da mutabık kalmıştı. Ama AKP, söz verdiği hâlde bu değişikliği yapmamaya ve hatada ısrar etmeye devam ediyor. Bu, AKP’nin kanun yapma anlayışının sorunları çözmekten ne kadar uzak olduğunun da bir göstergesidir.

Ne yazık ki TBMM’de AKP’nin dışındaki partilerin verdiği önergelerin hepsi içeriğinin ne olduğuna bakılmaksızın reddediliyor. Maden şehidi aileleri için verdiğim kanun teklifinin gündeme alınmasının diğer muhalefet partilerinin de desteğine rağmen AKP’nin oylarıyla 12 Temmuz 2016 tarihinde reddedildiğini hatırlatmak isterim.

Değerli milletvekilleri, maden şehidi aileleriyle ilgili bir değişiklik söz konusu. Hani ramazan ayında onlarla iftar yapılan, yeni yıla onlarla girilen ama göçük altında can verince ölü bedenine dahi ulaşılamayan madenciler ve kaderine terk edilen maden şehidi aileleriyle ilgili bir düzenleme. Yaşanan her facia sonrası “Kendimiz çalışıyoruz, kendimiz ölüyoruz, ölülerimizi kendimiz kurtarıyoruz.” diyen, “Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık; aşağıdaki ölüm olasılık, yukarıdaki açlık kesin.” diyen madencilerle ilgili bir düzenleme yapıyoruz. Sizce böyle bir düzenleme çalakalem yazılabilir mi? Yazılması vicdanlara sığar mı?

Sayın milletvekilleri, sadece kendinizi bir an olsun madenci ailelerimizin yerine koymanızı rica ediyorum. Yüreğinize öyle bir ateş düşüyor ki şimdiye kadar yaşamadığınız tarifsiz bir acı. Benim dedem ve babam madenciydi. Maden göçüğünde madencilerin çıkarılışına şahit olmuş birisiyim. O anı kelimelerle size anlatmam mümkün değil. Biliyor musunuz, 5 binden fazla maden şehidi vermiş Zonguldak’ta binlerce çocuk yetim kaldı, analar, babalar evlat acısıyla sınandı. Kiminin oğlu, kiminin eşi, kiminin babası, kiminin komşusu, kiminin de mesai arkadaşı hâlâ madenden çıkamadı. Siyaset, bu insanların bile sorununu çözerken partizanca bakıyorsa siyaset, bu ülkede neyi çözecek? Zonguldak’ta ve ülkemizin her yerinde binlerce insanın ölümüne sadece üzülüp susmak, madencilere yaşanan acı olaylardan sonra yapılacak en kötü şeydir.

Sayın milletvekilleri, düzenleme, maden şehidi ailelerine verilecek hakları 2003 ila 2014 yıllarıyla sınırlandırıyor. AKP yine çok adaletsiz davranıyor. 2003’ten önce veya sonra ölenlerin günahı ne? AKP’nin sayın milletvekilleri, birinizin dahi içine siniyor mu bu düzenleme, böyle adaletsizlik olur mu? Maden kazası olduğunda soruşturma dahi yapılmadan “Böyle şeyler olur.” deyip 1800’lü yıllardan örnekler verirken kendi ülkenizde çok daha yakın tarihte olmuş kazaları neden ve nasıl görmezden gelmeye çalışıyorsunuz? 3 Mart 1992 Kozlu’da 263, 7 Mart 1983 Armutçuk’ta 103 maden şehidi verdiğimiz felaketler, burada tek tek sayamayacağımız pek çok facia bu ülkede gerçekleşmedi mi? Komisyonda “Bu maddeyi yeniden düzenleyeceğiz.” diyerek bu faciaların yıl dönümleri nedeniyle olası protestoları mı engellemiş oluyorsunuz?

İnsanlığın öldüğü, vicdanların sustuğu bir ülke olamayız. 149 milyar dolar dışarıdakilere, 689 milyar lira içeridekilere faiz öderken maden şehidi ailelerine haklarını vermeyi çok gördünüz. Bu ülkeye vergi ödememek için vergi cennetlerinden Man Adalarında 1 sterlin sermayeyle kurulan şirketlere nereden temin edildiği belli olmayan milyon dolarlar aktarılırken pek bir marifetli, senede 4 milyar dolar ithal taş kömürüne parayı ödeyecek kadar gayrimillî, savurgan ama maden emekçisine gelince cimrisiniz.

Bizim araştırmalarımıza göre, bu düzenlemeden faydalanacak 500 civarında aile var. Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında maden şehitleriyle ilgili yapılacak düzenlemenin sadece 2003-2014 yılları arasında hayatını kaybetmiş olanlarla sınırlandırılması, Sayın Komisyon Başkanı ve Sayın Bakan tarafından haksız bulundu ve ortaklaşa önergeyle bunun düzeltileceği söylendi, o söz tutulmadı. Bu haksızlığı Mecliste tüm milletvekillerinin vicdanına sunuyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Bu arada bugün büyük şair Âşık Veysel’i ölüm yıl dönümünde anıyorum, Nevruz Bayramı’nı da kutluyorum.

Saygı ve sevgilerimle. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bu maddeyi asla kabul etmiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 18.38

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Sema KIRCI (Balıkesir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesi üzerinde, Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Elektronik oylama cihazıyla oylamayı gerçekleştireceğim.

Üç dakika süre veriyorum ve işlemi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi 73’üncü madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     İlknur İnceöz                                              Aydın Ünal                               Mehmet Doğan Kubat

                                         Aksaray                                                     Ankara                                                     İstanbul

                                Ali Cumhur Taşkın                                        Halil Eldemir                                        Özcan Ulupınar

                                          Mersin                                                      Bilecik                                                   Zonguldak

MADDE 73- 5510 sayılı Kanunun geçici 66 ncı maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Birinci fıkrada belirtilen nedenlerden dolayı ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi, ilgili mevzuatta aranan şartlara tabi olmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarında istihdam edilir. İstihdam edilecek kişilerin Devlet Personel Başkanlığınca atama teklifi yapılır ve işçi kadrosu bulunmaması halinde atama teklifi yapılması ile birlikte ilgili kurum ve kuruluşta sürekli işçi kadrosu ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Bu fıkraya göre istihdam hakkından yararlanacak kişilerin tespiti, bu kişilerde aranacak şartlar ve istihdama ilişkin diğer hususlar ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı ve Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe::

Değişiklik teklifi ile 5510 sayılı Kanunun geçici 66 ncı maddesi kapsamında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazalarında ölen sigortalıların yakınlarından birine, kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuatta aranan şartlara tabi olmaksızın doğrudan sürekli işçi olarak istihdam edilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı İlknur İnceöz ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 73’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 73’üncü madde kabul edilmiştir.

74’üncü madde üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 74’üncü maddesinin çerçeve metninin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                        Mahmut Tanal                                       Bülent Kuşoğlu

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                     Ankara

                             Süleyman Sencer Ayata                                   Yakup Akkaya                        Bülent Yener Bektaşoğlu

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Giresun

                                                                                                      Özkan Yalım

                                                                                                            Uşak

MADDE 74- 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 74- Bu maddenin yürürlük tarihinden önce ilgili kanunlarına göre gelir veya aylık bağlanan hak sahibi çocuklardan 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaları, ödenmekte olan gelir ve aylıkların kesilmesini gerektirmez.

Bu maddenin yürürlük tarihinden önce çalışmaları nedeniyle ilgili kanunlarına göre gelir veya aylıkları kesilen ve bu Kanunun 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde belirtilen şartları taşıyanlardan, gelir veya aylık bağlanması için yazılı istekte bulunanların gelir ve aylıkları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren başlatılır ve bağlanan gelir ve aylıklar için geriye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Uşak Milletvekili Özkan Yalım konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yalım. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZKAN YALIM (Uşak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Divan, çok değerli çalışma arkadaşlarım; bu saatte bizi izleyen bütün vatandaşlarıma selam ve saygılarımı sunuyorum.

Sözlerime başlamadan önce, kırk beş yıl önce kaybettiğimiz, gözleriyle değil ancak hisleriyle gören, çok büyük usta, büyük âşık, ozan Âşık Veysel’i tekrar buradan, diğer arkadaşlarım gibi ben de anmak istiyorum.

Evet çok değerli arkadaşlar, 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 74’üncü maddesiyle ilgili söz aldım. İlk önce bu maddeyle ilgili biz de hemfikiriz, bu konuda özellikle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, özellikle bölgemdeki, Uşak bölgesindeki ve de Türkiye'deki bütün işverenlere seslenmek istiyorum. 74 numaralı maddedeki özellik şu: Türkiye'de destek alan yaklaşık 28 civarında ilimiz var yani çalıştırdıkları işçilerin, personelin sigortalarıyla alakalı. Bu ne demek, 74’üncü maddede ne düzenleniyor? Eğer çalıştırdığınız işçilerin olası bir hatayla kendi bünyenizde çalıştırdığınız mali müşavirin, muhasebecinin veya yeminli müşavirinizin yapmış olduğu veya unutmuş olduğu bir hatasını, önümüzdeki üç ay, en fazla altı ay içerisinde geri düzenleme şansına sahip olacaksınız, onun için bütün işverenlere buradan sesleniyorum: Mali müşavirinizle, muhasebecinizle görüşün, eğer varsa unutulan veya yapılan bir hatayı önümüzdeki aylarda bunu mahsup edecek şekilde bu hakları tekrar kazanabiliyorsunuz, bunu özellikle buradan paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, çok değerli milletvekilleri; bu konuyu geçtikten sonra, geçen hafta ve ondan önceki yaklaşık üç haftadır, biliyorsunuz, bir buçuk iki aydır artık Türkiye gündemi… Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren çok önemli fabrikalarımız var. Biliyorsunuz, bu fabrikalardan ilk temeli atılan Uşak Şeker Fabrikası ve de bununla birlikte açılan 24 tane şeker fabrikası. Bunların 14 tanesini Sayın Cumhurbaşkanı maalesef, nisan ayında sattırmaya başlayacak, özelleştirmeye başlayacak. Biz kendi fabrikalarımızın, memleketteki kendi vatandaşımızın kendi alın teriyle kurduğu fabrikaların satılmasına kesinlikle karşıyız. Bir tek biz karşı değiliz, vatandaş da karşı. Özellikle buradan AK PARTİ grup başkan vekillerine de sesleniyorum, Hükûmete de sesleniyorum, Sayın Bakana da sesleniyorum: Bakın, gitmiş olduğumuz Uşak, Afyon, Burdur, Konya, Erzincan, Erzurum, Kars, Ağrı, Van, Muş, Elâzığ, Tokat, Amasya, Çorum, Malatya, Kırşehir’den sonra yarın da Kastamonu’ya gidiyoruz. Burada vatandaşlarımızla, sivil toplum örgütleriyle görüşüyoruz. Sayın Bakanım, inanın hiç kimse bu fabrikaların satılmasını istemiyor. Bu fabrikaların, bu 14 tane fabrikanın, hatta 11’ini de koyalım, 25 tane fabrikanın tamamını satsanız bile bütçeye sadece 500 milyon dolarlık bir gelir kaydedeceksiniz. 500 milyon dolarla inanın hiçbir şey değişmez. Artı, diyorsunuz ki: “Bu fabrikalar zarar ediyor, bu fabrikalar zarar ettiği için satılıyor.” Bu fabrikaların zararı inanın çok komik bir rakam, bunları siz biliyorsunuz, 28-30 milyon dolar civarında.

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – Çoğu zarar da etmiyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Zarar etmiyor çoğu ya, çoğu zarar etmiyor.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Bazıları zarar ediyor, şimdi, doğruya doğru, biz de biliyoruz ancak zarar eden fabrikalar ile diğer zarar etmeyen fabrikaların toplamında, kümülasyona koyduğumuzda, kesinlikle bu toplamında zarar yok. Onun için, bir kere, bu fabrikaların satılmasına karşıyız. Artı, çalışan işçilerimiz, çalışan işçilerimizin hakları. Bakın, bunun yanında, geçmişte yapılan birçok satıştan dolayı -Et ve Balık Kurumu gibi, Sümerbank gibi, bu fabrikalar, bu iş yerleri satıldıktan sonra- inanın en fazla on iki ay, on sekiz ay sonra bu işçiler işsiz kalıyor.

Bunun yanında, en önemli unsur çiftçilerimiz. Çiftçilerimiz ürettikleri şeker pancarını ne yapacaklar? Bundan sonra, kapandıktan sonra çiftçi ne yapacak? Artı, diyorsunuz ki: “Çiftçinin ürettiği şeker pancarını beş yıl alacağız, garanti veriyoruz.” Peki, ben de size buradan özellikle sormak istiyorum Sayın Bakanım: Çiftçinin ömrü sadece beş yıl mı? Beş yıl sonra ne yapacak bu çiftçi? Beş yıl sonra, bu çiftçi okula göndermiş olduğu çocuğunu, ilkokuldaki, ortaokuldaki çocuğunu üniversiteye göndermesin mi? Nasıl yaşayacak? Onun için, kesinlikle, bu fabrikaların satışının bir an önce durdurulmasını sizden talep ediyoruz; artı, millet istiyor bunu. Bu millet sizden bu fabrikaların satılmasını istemiyor, bunu özellikle paylaşıyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Sayın Başkanım, sizden bir dakika daha rica edeceğim; çok önemli, lütfen, rica ediyorum.

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – Çok önemli, bir dakika verin.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çok önemli, hayati bir şey.

BAŞKAN – Önergeye uzatma vermiyoruz Sayın Yalım.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Ama bu konu çok önemli. Bu, milletin konusu Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki, tamamlayın lütfen.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Peki.

BAŞKAN – Önemli konular genelde hep en sona kalır maalesef.

Buyurun.

ÖZKAN YALIM (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yani, sonuç itibarıyla, Sayın Bakanım, bu fabrikaların satılması hiç uygun değil. Gittiğimiz 21 ilin -yarın 22 olacak- hiçbirinde ne sivil toplum kuruluşları ne vatandaşlar bu fabrikaların satılmasını istemiyor.

Bunun yanında, bakın, bu fabrikaları satmayalım. Millî olmak, fabrikaları satmaktan geçmiyor. Millî olmak, kendi ürettiğimizi başkalarına peşkeş çekmekten geçmiyor. Millî olmak, dışarıdan saman almaktan geçmiyor. Millî olmak, ancak, bundan tam doksan beş yıl önce, yüz üç yıl önce savaşarak bu memleketi düşmanın elinden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk’e sahip olmaktan geçiyor, onun özellikle altını çiziyorum.

Bir taraftan -son yirmi saniyede- Van Erciş’i gezdiğimizde, Van fabrikasını gezdiğimizde -Sayın Bakanım, özellikle size ve Van milletvekillerine göstermek istiyorum- değerli milletvekili arkadaşlarım, Van’da bulunan hastanenin durumunu görüyorsunuz. On bir yıldır devlet hastanesini bitirememişsiniz ve de bu hastaneye inanın bu Meclisten kimse tedavi olmaya gitmez. Bu hastanenin bir an önce yapılmasını talep ediyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 74’üncü maddesinde yer alan “25 yaşını doldurmayanların” ibaresinin “30 yaşını doldurmayanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Müslüm Doğan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                     İzmir

                                        Erol Dora                                      Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle, tasarının 68’inci maddesinde önerdiğimiz gibi gelir veya aylık bağlanan hak sahibi çocuklardan yükseköğrenimde bulunan öğrencilerin 30 yaşına kadar aylık alması amaçlanmıştır. Türkiye, üniversite mezunu işsizlerle dolu bir hâle gelmiştir. Bu sebeple, ölüm aylığı yaş sınırının yükseköğrenim gören öğrenciler açısından artırılmasının daha doğru olacağını düşünmekteyiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum Meral Danış Beştaş ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

74’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

75’inci maddede iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 75’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora                                           Müslüm Doğan

                                          Adana                                                      Mardin                                                       İzmir

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Paylan. (HDP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, İç Tüzük'ün 66’ncı maddesini bildiğiniz için çok hatırlatmıyorum size ama lütfen, konudan ayrılmamak gibi bir görevimiz de var bizim. Konuyla alakalı zaten Garo Bey konuşuyor, teşekkür ediyoruz ayrıca konuyla alakalı konuştuğunuz için.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi alakasız konuşacak işte.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Şimdi, Sayın Başkan, alakasız konuşmam mı lazım, yapmayın bunu.

BAŞKAN – İç Tüzük söylüyor, ben söylemiyorum.

GARO PAYLAN (Devamla) – Niye şimdi hatırlatıyorsunuz o zaman ben alakalı konuşuyorsam?

BAŞKAN – Yok, yok, dedim ya, siz konuyla ilgili konuşuyorsunuz.

Yeniden başlatayım ben sürenizi.

Buyurun.

GARO PAYLAN (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, torbanın maddelerine bakın, 95 maddenin tamamına yakını işverenlere teşvik öngörüyor. Çünkü işverenler ne yapıyor? Maliye Bakanının kapısına gidiyor “Arkadaş, işler sıkıntıda, bana daha fazla teşvik ver.” diyor ve maddelere baktığımızda tamamına yakını bunları içeriyor arkadaşlar.

Ve bunun finansmanında, bakın, handikap şu: Bütçe kaynakları sınırlı olduğu için, bütçeyi iyiymiş gibi göstermek için Maliye Bakanı başka bir yere el atıyor. Nereye el atıyor? Bir İşsizlik Sigortası Fonu var arkadaşlar. İşsizlik Sigortası Fonu’nda 118 milyar TL var, iktidar şimdi oraya el atıyor ve işverenlerin teşviklerinde, bakın, bu torbada geçen maddelerle 18 milyar TL’yi, eski parayla 18 katrilyon TL’yi işçinin parasından, işçinin fonundan alıyoruz, işverenlere teşvik olarak veriyoruz. Bu, bir tercihtir, siyasi tercihtir. Biz de buradan vatandaşlarımıza sesleniyoruz: Ey açlık sınırının altında çalışan milyonlarca asgari ücretli, ey yoksulluk sınırının altında çalışan –neredeyse tamamı öyle zaten- işçilerimiz, emekçilerimiz; sizin fonunuzu alıyorlar, bu Hükûmet alıyor, işverenlere teşvik olarak peşkeş çekiyor. Bu, doğru değil. Eğer ki Hükûmetin imkânı varsa, eğer Hükûmet işverenlere ağalık yapmak istiyorsa bütçeden yapsın.

Biz ona da karşıyız. Şu anlamda karşıyız arkadaşlar: Teşviklerin yalnızca işverenlere verilmesi doğru değil çünkü, bakın, işçiler sıkıntıda. İşçi “Geçinemiyorum.” diyor, işçi “Evime ayda bir kere bile et götüremiyorum.” diyor, işçi “Ben borç altındayım.” diyor.

Şimdi, bütün teşvikleri işverenlere verirsek ve geniş kesimler, bu toplumun bütün yükünü çeken işçiler borç altındaysa, o ülkede çarklar zaten dönmez. Çarkların dönmesini istiyorsak geniş kesimleri rahatlatmamız lazım çünkü biz bir sosyal devletiz. Bakın Anayasa’mız ne diyor: “Türkiye Cumhuriyeti devleti sosyal bir devlettir.” Sosyal bir devletsek sosyal politikaları takip etmemiz lazım ve işçinin parasını işverenlere peşkeş çekmememiz gerekiyor arkadaşlar.

İlgili madde -biliyorsunuz birkaç maddede var- şunları getiriyor: Bakın “1 işçi alırsan 1 işçinin parası benden.” diyor Hükûmet, asgari ücret desteği veriyor işverenlere ve aynı zamanda ilave istihdama da “Sigorta primleri, vergiler benden.” diyor ve bakın, asgari ücretten 18 milyar TL kesip işverenlere para aktarıyor arkadaşlar.

Bakın, değerli arkadaşlarım, bütçe kaynakları sınırlı olabilir ama bütçe kaynaklarını iyileştirmenin yolu böyle palyatif tedbirlerden geçmiyor. Dünyadan bakıldığında ülkemizin algısı, biz 1’inci ligi hedeflerken 3’üncü ligde bile tutunamadık, artık 4’üncü lig ülkeleri olarak geçiyoruz. 4’üncü lig ülkesi olarak geçiyor arkadaşlar ülkemiz ve bu yüzden de doğrudan yatırımlar olmuyor.

Yatırımcı ne istiyor? Hükûmetin kapısına gidip “Bana daha fazla teşvik ver. Ben vergi vermeyeyim. İşçinin parasını sen ver, işçinin sigortasını sen yatır ki buraya belki yatırım yaparım.” diyor yatırımcı arkadaşlar. Bu durum sürdürülemez.

Evet, belli bir dönem böyle palyatif tedbirlerle İşsizlik Sigortası Fonu’na el atarsınız, orayı da bitirirsiniz ama o fon bittiği zaman ne yapacaksınız? Sürdürülemez çünkü; bir yıl, altı ay, üç ay, iki yıl bunu sürdürebilirsiniz ama bu durum eninde sonunda, hem bütçe açığıyla hem cari açıkla büyük bir kriz üretir.

İvedi olarak aklımızı başımıza devşirmemiz lazım arkadaşlar. Aklımızı başımıza devşirelim, ülkemizin bir hukuk devleti olduğunu bütün dünyaya gösterelim, kurumlarımızı işletelim ki yatırımlar olsun, insanlarımız geleceğe güvenle bakabilsin, işçiler yoksulluk sınırının, açlık sınırının altında çalışmasınlar ve geniş kesimler, hep beraber… Hani bir endeks yayınlandı ya, ona göre dünyanın en mutsuz ülkelerinden birisiyiz arkadaşlar. Mutluluk endeksinde ne kadar gerilere düştüğümüz belli. Hepimiz, bu bayram günlerinde özellikle, böyle acı bayram günleri yaşamayalım, mutluluk konusunda hep beraber kazanalım arkadaşlar.

Saygılar sunarım. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 75’inci maddesiyle 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 75’inci maddesinde yer alan “2018 yılı Ocak ila Eylül ayları/dönemleri için Bakanlar Kurulunca tespit edilen günlük tutar ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır” cümlesinden sonra gelmek üzere “İşsizlik Fonundan karşılanan bu tutarlar ilgili yılı izleyen bütçe yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinden Fona ödenir” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                        Bülent Yener Bektaşoğlu

                                           İzmir                                                       Ankara                                                     Giresun

                                   Kadim Durmaz                                          Necati Yılmaz                                        Yakup Akkaya

                                           Tokat                                                       Ankara                                                     İstanbul

                                                                                              Süleyman Sencer Ayata

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ankara Milletvekili Necati Yılmaz konuşacaktır.

Buyurun Sayın Yılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

NECATİ YILMAZ (Ankara) – Sayın Başkan, Sayın Divan, saygıdeğer milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, ülkemizin en temel sorunlarından bir tanesi işsizlik; 4 gencimizden 1’i işsiz. Bu gerçeklik üzerinden istihdam yaratacak, işsizliği azaltacak her türlü projenin, her türlü çalışmanın, her türlü düşüncenin arkasında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz ancak, bu düzenlemede olduğu gibi, böyle bir ihtiyacı gidermek için yapacağınız çalışmayı da ilgili yerlerden kaynak ayırarak yapmanızı öneriyoruz. Burada, İşsizlik Fonu’nun kaynak alınarak bu soruna çözüm getirilme çabasını doğru görmüyoruz. Bu konuyu ben Sayın Bakanım Zekeriya Temizel’le görüştüm. Kendisi komisyon sürecinde uzun ve etraflı bir şekilde bunu anlattığını söyledi. “Peki, başka ne söyleyelim Genel Kurulda?” dediğimde “Çık orada ‘İşsizlerin sırtından işsizliği çözmeye kalkmayın yani Yörüklerin sırtından kurban kesmeyin.’ de belki ondan anlarlar.” dedi. Ben de bunları söylüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili milletvekilleri, bugün 21 Mart. Bugün Âşık Veysel’in kırk beş yıl önce aramızdan ayrıldığı gün. Kendisi yaşamını, çabasını, uğraşısını “Davam insanlık davasıdır.” diyerek ifade etmişti. Biz de kendisini dostları olarak saygıyla anıyoruz, yâd ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, evet, bugün 21 Mart. Bugün nevruz, bugün “nevroz”; bugün, doğanın yeniden uyanış günü. Bugün, Hazreti Ali’nin doğum günü. Bugün, Demirci Gâve’yla sembolleşen uyanış ve direniş günü. Bugün, Göktürklerin umut ve kurtuluş günü. Bugün, Anadolu’muzun tüm halklarının farklı tarihî destan ve anlatımlarla sahiplendiği ve birlikte bayramlaştırdıkları barış ve kardeşlik günü. O hâlde biz de her dilden bugünü kutlayalım; nevruz, “nevroz” kutlu olsun arkadaşlar.

Sayın milletvekilleri, bugün 21 Mart. Bugün Türkiye skandal bir haberle çalkalanıyor. Bugün de tarihî bir gün. Hani bir yüksek mahkemenin başkanı vardı, bir Danıştay Başkanı; bundan iki yıl önce yürütmenin başıyla çay toplama gezilerine katılmıştı. Bu olay o gün çok tartışılmıştı. Şimdi o başkanın kızının örneği görülmez başarı öyküsü konuşuluyor. Şanslı mı desek, iltimaslı mı desek, bu kızın öyküsü konuşuluyor. Önce açıktan Başbakanlık Basın ve Halka İlişkiler Müşavirliğinde işe başlamış, sonrasında Cumhurbaşkanlığının Kanunlar ve Kararlar Dairesinde uzman olmuş, HSYK HSK’ye dönüşünce 54 puanla hâkim olmuş, Elâzığ’a tayin olmuş, bu yerde yirmi dört saat görev yapmadan Yargıtaya tetkik hâkim olarak tayin olmuş. Bu konuşuluyor, Türkiye bu haberle çalkalanıyor. (CHP sıralarından alkışlar) Yüksek mahkeme başkanının çay gezilerinde yürütmenin başkanının karşısında cübbesinde ilik aramasının sebebinin bu olduğu tartışılıyor. Bu haber doğruysa bir skandaldır sevgili arkadaşlar. Bu olayın aslını öğrenmeye herkesin, hepimizin hakkı vardır sevgili arkadaşlar. Yüksek mahkeme başkanına buradan sesleniyorum: Gelin, bu olayın aslı nedir anlatın. Gelin, bu olayı tartışılır olmaktan çıkarın. Gelin, bu tarz anlayışınızla yargının onuruna daha fazla katkı yapamıyorsanız varlığınızla yargıya daha fazla zarar vermeyin, bu makamdan, bu mevkiden istifa edin diyorum sevgili arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Sevgili arkadaşlar, bir çağrım da Sayın Cumhurbaşkanına, kendisine sesleniyorum: Yargı mensupları sizin bürokratınız değildir diyorum. Artık bir siyasi mevkiye dönüşmüş olan Cumhurbaşkanlığı konutunda 28 Şubat benzeri görüntüler yaratarak yargı mensuplarını toplayıp kendinizi alkışlatmaktan ve yargıya ayar vermekten vazgeçin diyorum. Böyle bir kaygınız var mı bilmiyorum ama Sayın Cumhurbaşkanı, yargının yerlerde sürünen itibarını yargıçları ayağa kaldırarak başaramazsınız, sağlayamazsınız, bundan vazgeçin diyorum. Ve yine kendisine sesleniyorum: Görüyoruz ki kimsenin yargıya güveninin kalmadığı yerde yargıyı bu itibarsız hâle getirenlerin de yargıya güveni kalmamıştır. Yargıç adaylarına verilen talimatta diyorlar ki: “Hâkim ve savcı soruşturmalarında karar vermeden önce lütfen bizden görüş alın.” Yine “FETÖ soruşturmalarını 17-25’i esas alarak başlatın.” diyorlar. Özetle, bu soruşturmaların kendilerine uzanmasından endişe ediyorlar, kaygı duyuyorlar, yargıya güven duymuyorlar ve yine söylüyorum ki gerçekten de artık FET֒yle mücadelede de iddia edildiği gibi bir irade yok sevgili arkadaşlar. Cumhurbaşkanının söylemlerinin aksine, Şamil Tayyar şöyle diyor: “FETÖ borsası kuruldu, milyar dolarları veren iş adamları ‘itirafçı’ adı altında tahliye ediliyor.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ YILMAZ (Devamla) - Özetle, AKP, FETÖ soruşturmalarını da bir kazanç kapısına dönüştürmeyi başarmıştır sevgili arkadaşlar, sizleri kutluyorum (!)

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Şimdi 75’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

76’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 76’ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                        Bülent Yener Bektaşoğlu

                                           İzmir                                                       Ankara                                                     Giresun

                                     Kazım Arslan                                          Kadim Durmaz                                       Yakup Akkaya

                                          Denizli                                                       Tokat                                                      İstanbul

                                                                                              Süleyman Sencer Ayata

                                                                                                          İstanbul

“MADDE 76 – 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan (ö) bendi ve 17 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Denizli Milletvekili Kazım Arslan.

Sayın Arslan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerinde görüşme yapıyoruz. Bu tasarının 76’ncı maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Bu düzenlemeyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (ö) bendi kaldırılıyor. Ayrıca, aynı kanunun 17’nci maddesinin (9)’uncu fıkrası da yürürlükten kaldırılmış oluyor. Tabii, bu fıkranın kaldırılmış olması aslında önemli ancak bunu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na aktardığı için kaldırıyor. Dolayısıyla, bir yandan doğru iş yapılırken bir yandan da 213 sayılı Vergi Usul Yasası’na bu maddenin aktarılması suretiyle yanlış yapılmaya maalesef devam ediliyor.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda bazı yenilikler, bazı değişiklikler var ancak bu değişikliklerin, bu yeniliklerin ekonomimize çok büyük katkı yapacağını hiç zannetmiyorum. Özellikle tıkanmış olan işçimizden çiftçimize, köylümüzden esnafımıza, sanayicimizden ihracatçımıza kadar her alandaki piyasanın zorlandığı, herkesin işini döndürmede, kirasını ödemekte, borcunu ödemekte zorlandığı bir dönemi görüyoruz.

Şöyle bir tabloya bakacak olursak: Devletin borcu sizin göreve geldiğiniz 2002 yılında 242 milyar Türk lirası iken bugün 876 milyar Türk lirasına çıkmış. İç borç stoku 2002’de 149,9 milyar Türk lirası iken bugün aralık ayı itibarıyla 535 milyar Türk lirasına çıkmış.

Faize gerçekten karşı olduğunuzu söylüyorsunuz ama faize şimdiye kadar 708 milyar Türk lirası ödendiğini bilmenizi istiyorum. Yani böyle bir ekonomik düzen içinde, böyle bir sistem içinde faizcilere, faiz lobisine karşı değil, onlarla birlikte hareket ettiğiniz de ortaya çıkmış oluyor.

Şimdi, yine devam ediyoruz: Kişi başına düşen kamu borcu 2002’de 3.677 Türk lirası iken Aralık 2017 itibarıyla 10.981 Türk lirasına çıkmış. Özel sektörün dış borcu 2002’de 43 milyar dolar iken Aralık 2017’de 307 milyar dolar civarına çıkmış gözüküyor.

Yine, hazinenin garanti ettiği işlemlere bir baktığımızda -2010 yılında 10 milyar 872 milyon dolar olan hazine garantisi- sizin yaptığınız “yap-işlet-kâr et” modeliyle Avrasya Tüneli’ne 2017’de 960 milyon dolar, yine Kuzey Marmara Otoyolu’na 2 milyar 738 milyon dolar, Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na 4 milyar 956 milyon dolar, Kuzey Marmara Otoyolu-Odayeri’ne 1 milyar 40 milyon dolar, Kuzey Marmara Otoyolu-Kurtköy-Akyazı’na 1 milyar 634 milyon dolar hazine garantisi verdiğinizi görüyoruz. Peki, bunları nereden, ne şekilde bulacaksınız, gelecekte bunları nasıl ödeyeceksiniz, bunlar da belli değil.

Son zamanlarda biz eleştiriyoruz, diyoruz ki: Ekonomi iyi gitmiyor. Moody’sin bir açıklaması var, bu açıklamaya göre derecelendirme yani kredi notumuzun düştüğünü söylüyoruz; Maliye Bakanımız “Böyle bir şey kesin yok.” diye itiraz ediyor, inkâr ediyor.

Şimdi, bakın, 17 bankanın derecelendirmesi yapılıyor; 14 bankanın kredi notu gerçekten düşürülüyor, 3 bankayla ilgili bir şey yapılmıyor, hatta bunun içinde Şekerbank da var. Dolayısıyla bu kredi derecelendirme kuruluşunun değerlendirmesine itibar etmek, ona göre tedbirlerinizi almak, ekonomiye ona göre yeniden çekidüzen vermeniz gerektiğini düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Sayın Başkanım, bir dakika daha rica ediyorum, rakamlar açıklıyoruz çünkü.

BAŞKAN – Onları başta açıklasanız siz de zorda kalmazsınız, biz de zorda kalmayız.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Bitiyorum, bitiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun, bitirin lütfen.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Değerli milletvekilleri, şimdi, Maliye Bakanı bu kredi derecelendirme kuruluşunun çalışmasını gerçekten ciddiye almalı yani düşürülen notumuzu, Ba1’den Ba2’ye düşürmesini ciddiye almalı. Ekonomideki çarkların dönmediği, sıkıntıların arttığı ve artan bu sıkıntılar çerçevesinde de vatandaşın zorlandığı ve gününü zor kurtarmaya çalıştığı bir dönemi yaşıyoruz. Borcun içine batmış bir çiftçimiz var, işçimiz var, köylümüz var; bunların dertlerine çare bulmamız gerekiyor. Onlara destek vermemiz gerekiyor; onların yaşaması için, onların çalışması için, esnafın kazanması için, dükkânını çalıştırabilmesi için bu desteklere gerçekten ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyorum.

Sözlerimi bu şekilde bitiriyorum, hepinizi sevgiyle saygıyla tekrar selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

76’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

77’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Böylece üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi dördüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Dördüncü bölüm, geçici madde 1 dâhil, 78 ile 96’ncı maddeleri kapsamaktadır.

Dördüncü bölüm üzerinde gruplar adına ilk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Mehmet Günal’a aittir.

Sayın Günal, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu oldukça hacimli kanun tasarısında birçok konuya değiniliyor. Genel gerekçesine baktığımız zaman, arkadaşlarımızın da muhalefet şerhinde ve geneli üzerine konuşmalarında yer alan hususlara bakarsak, gerçekten, ekonominin değişik alanlarında, üretim, istihdam, yatırım, ihracat, enerji, enerji verimliliği gibi birçok konuya değiniyor. Bu bölümde de daha çok bu konularla ilgili, enerji ağırlıklı, bazı varlıkların devirleriyle, özelleştirilmeleriyle ilgili, eğitimle ilgili birtakım hususlar yer alıyor.

Ben, bu hususlara geçmeden önce, öncelikle, Ergenekon’dan çıkışımızın, yeniden dirilişimizin, birliğimizin, beraberliğimizin, bolluk bereketimizin sembolü olan, Türk dünyasının Nevruz Bayramı’nı kutluyorum, bayramımız kutlu olsun diyorum.

Tabii, burada konuşulabilecek çok şey var ama genel gerekçeye değinmemin nedeni… Orada yapılan birtakım çalışmalar ve sonrası için de burada yatırım ortamıyla ilgili, yenilik faaliyetleriyle ilgili, AR-GE’nin teşvikiyle ilgili maddelerden bahsedildi ama bu son bölümde, özellikle, enerji verimliliği üzerine, nükleer enerjiyle ilgili yapılacak çalışmalarla ilgili ve enerji piyasasına ilişkin şirketimizle ilgili bazı düzenlemeler yer alıyor. Geçmişten bugüne, Türkiye'nin bir millî enerji stratejisinin olması ve bu kapsamda, birtakım yerlileştirme, millîleştirme çalışmalarının olması gerektiğini söyledik. Bu kapsamda da Bakanlık belli açıklamalarla, özellikle yenilenebilir enerjide bir çalışma içerisinde ancak bunları yeterli görmemiz mümkün değil. Bir an önce, nükleer enerji çalışmalarında, doğal gaza alternatif olan kömürle ilgili ehlîleştirme, birtakım AR-GE çalışmalarıyla hem çevreye duyarlı teknolojilerle ama bir taraftan da Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak, önümüzde orta, uzun vadede “2023 lider ülke” vizyonuna uygun şekilde, 2053’e geldiğimiz zaman bu konudaki bağımsızlığını da sağlamış ve yerli enerji kaynaklarından mümkün mertebe tedarik eden ve dışarıda da bağımlılığı çeşitlendirmiş bir ülke hâline gelmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda da tabii ki bir taraftan enerji verimliliğiyle ilgili çalışmalar yapılırken bilinçlendirmenin, farkındalık eğitimlerinin ötesinde, buna ilişkin AR-GE çalışmalarının da ayrıca desteklenmesi gerekiyor. Birtakım stratejiler açıklamak doğru, güzel ama bunun devamının olması ve uygulamaya geçilmesi gerekiyor. Bu nedenle, ciddi takiplerin yapılması lazım. Bu kapsamda, özellikle bütün bu alanlarda, genel gerekçede de söylenen alanlarda, geçtiğimiz yıllarda tartıştığımız, şu an yürürlükte olan beş yıllık kalkınma planı içerisinde, bununla ilgili özel ihtisas komisyonu raporlarında ve yine, hep birlikte buralarda konuştuğumuz öncelikli dönüşüm alanlarının içerisinde çok önlem var ama uygulamaya baktığımız zaman, maalesef, istediğimiz anlamda yeteri kadar yatırım çekemiyoruz, bunlarla ilgili teşvikler istediğimiz düzeyde olmuyor. O zaman, uygulamada da yaşanan bu aksaklıkları gözden geçirmek lazım çünkü 2023 hedeflerinde koyduğumuz rakamlardan gittikçe uzaklaşıyoruz. Bunlar için bu yapısal önlemleri de bu çalışmalarla birlikte devam ettirmemiz gerekiyor. Birtakım gerekli düzenlemeler yapılabilir ama esas itibarıyla da uygulamadan kaynaklanan birtakım çalışmaların da bir an önce tamamlanması gerekir diye düşünüyorum.

Burada -o AR-GE’yi söylemişken- tabii, şu anda devam eden çalışmalarımız da var, nükleer enerjinin dışında millî tedarik sistemiyle ilgili, geçtiğimiz günlerde Zeytin Dalı Harekâtı’nın icrası sırasında kullanılan birtakım mühimmatın, teçhizatın yerli olduğunu açıklayan birtakım çalışmalar vardı ama bunları yeterli görmemiz mümkün değil. Sadece oradaki mühimmatın yerli olması değil, bundan sonra o teknolojide, uzay ve sanayi teknolojisinde, birtakım füze çalışmalarında, havacılıkla ilgili çalışmalarda da AR-GE’ye öncelik vermemiz gerekiyor ki dışa bağımlılığı azaltalım ve kendimize daha millî bir tedarik sistemini sağlamış olalım. Bu kapsamda da çalışmaların devam etmesi, sadece enerjide nükleerle ilgili çalışmalar, yenilenebilir enerji değil, diğer anlamda da uzay sanayisinde, millî savunma sanayisinde de dışa bağımlılıktan kurtulmamız lazım çünkü önlemlerden birisi ne diyor: “Tasarrufları artıralım, açıkları azaltalım.” İşte onu yapabilmemiz için bu yüksek teknoloji gerektiren alanlarda da AR-GE’yi ve yenilikçiliği teşvik eden çalışmalara öncelik vermemiz lazım. Onlarla ilgili de geçmişte AR-GE merkezleriyle ilgili kanunlar çıkardık. Sayın Bakan hatırlayacaktır, yine Kalkınma Bakanlığının da önceliğinde gelmişti, diğer bakanlıklar da vardı ama bu kanunlar çıktıktan sonra uygulama kısmında bazı takiplerde, bize gelen geri bildirimlerde eksiklikler olduğu görülüyor, bunların da yeniden düzenlenmesi veya uygulamada eğer aksaklıklar varsa bunların gözden geçirilmesi gerekir diye düşünüyoruz.

Tabii ki bunun ötesinde, değerli arkadaşlar, burada bazı maddeler var Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetlerinin devriyle ilgili. Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığının da yine belli düzenlemeleri var, maddeler içerisinde. Ben ikisini birden bulmuşken yeniden, yıllardır söylediğim bir hususu sizlerin dikkatine tekrar sunmak istiyorum.

Burada, azınlık vakıflarına bir mülk devri söz konusu, listesi yapılmış, o ayrı ama geçtiğimiz yıllarda, İstanbul’un göbeğinde, Şişli’de -teknik ve mesleki okullar kampüsü dersem arkadaşlarımız daha yakından anlayacaklardır- geçmiş yıllardan kalan bir şey devredildi. Millî Eğitim Bakanlığıyla bizlerin itirazı sonrasında bir protokol yapıldı, kısmen üçte 1’i diyelim arazinin kurtarıldı. Defalarca Sayın Müsteşara, Sayın Bakanlara söylememize rağmen maalesef, 4 defa, 5 defa yeniden yapılan işlemden sonra da bu yapılan ruhsat üzerinde Millî Eğitim Müdürlüğü tadilat yapıyor. Şimdi, ben sayın bakanların hepsine söylüyorum ama tam burada, hem Vakıflar var hem de Millî Eğitimle ilgili düzenleme var bu bölümde değerli arkadaşlar. Burada kanunla bunu devretmek bir şekilde gelmiş ama, öbür tarafta tam tersine düzenlemelerle, ruhsat tadilatlarıyla okulu bitirmeden özel şirket lehine düzenlemeler yapılıyor. Burada yaparken bunu kanunlarla düzenlemek bu anlamda doğru değil ama diğer taraftan sadece yönetmelikteki bir tek beyanname esasına dayalı olarak diğer vakıflara devir yapılmış, burada kanun maddesine koyuyoruz. Bunların bu şekliyle yeknesak bir şekilde yapılması gerekiyor, aksi takdirde o kompleks şimdi gitmiş. O öğrencilerle ilgili hem bir taraftan “AR-GE” diyoruz, “yenilikçilik” diyoruz, öbür taraftan “Ara eleman yok, istihdamı artıralım.” diyoruz ama tam tersine, bu motor teknikle, teknikle ilgili, mesleki eğitimle ilgili birçok konuda ara eleman yetiştiren bu okulların kampüsünü ve oradaki atölyelerini dikkate almadan böyle bir düzenleme yapıyoruz. Onun için, bu tezatlara yol açmadan, evet, gerekli çalışmaları yapalım, hak edilmiş bir şey varsa onlara haklarını iade edelim ama geçmişten bugüne gelen, orada yapılaşmış olan birtakım AR-GE merkezlerini, çocukların staj yaptığı alanları, oradaki atölyeleri de koruyacak şekilde düzenlemeler yapmamız lazım. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu tarz yapısal düzenlemelerin her zaman arkasında olacağımızı söyledik. Ama hep planda kalırsa dönüşüm planları az önce söylediğim gibi… İşte beş yıllık planı neredeyse bitireceğiz, yenisini çalışıyoruz ama hâlâ dönüşüm programlarından bir kısmını eyleme geçiremedik. O nedenle, bir an önce gelip burada kısır çekişmelerden kurtularak -başta da belirttiğim gibi, bugün Nevruz Bayramı’nı kutladık- birlik beraberliğimizi temin edecek, geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak yapısal düzenlemeleri, reformları hep birlikte gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunun için istihdam yaratan bir üretim yapısına geçmek, üreten bir ekonomi programına geçmek, bu çalışmalardan sonra da istihdamı artıracak daha yüksek teknolojili, yüksek katma değerli, ülkemizin dışa bağımlılığını azaltıp genel gerekçede de söylendiği gibi, tasarruflarımızı artırmak için de bu yerli ve millî yatırımları artırmamız gerekiyor. Uzay ve havacılıkta, diğer silah tedarik sistemlerinde ve yüksek teknolojili alanlarda da 2023 hedeflerine çok az kaldı, sonrasında cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümündeki hedeflerimizden sonra, fethin 600’üncü yıl dönümünde Türkiye’nin bölgesel güç olabilmesi için, sonrasında süper güç olabilmesi için bu çalışmaların ivedilikle yapılması gerekiyor. O nedenle, genel olarak genel gerekçedeki bu yapılması gerekenlere destek olmakla beraber -arkadaşlarımızın da içinde belirttiği hususlarda- bazı hususların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini hem kamu yararı gözetme anlamında hem de hakkaniyet anlamında bazı çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Onun dışında, yapılacak bütün yapısal önlemler, sosyal, ekonomik önlemlerle ilgili reform çalışmalarında da Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek olmaya devam edeceğimizi belirtiyor, kanun tasarısının hayırlı uğurlu olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.36

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati:20.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.09

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 20.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 75’inci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Dördüncü bölüm üzerinde gruplar adına ikinci söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Kadim Durmaz’a aittir.

Sayın Durmaz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın dördüncü bölümü üzerinde partim adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, yine bir torba yasayla toplandı yüce Meclis. Değişmeyen torba yasa geleneği 95 maddelik bir yasayla önümüze getirildi. Niyet, bu ülkede kalkınmışlığa katkı sunmak; niyet, bu ülkede insanların yoksulluğunu bitirmek; niyet, bu ülkede bölgeler arası gelir dağılımını aza indirmek; niyet, bu ülkede okulunu bitirmiş, eğitim ve öğretime, öğretmenliğe hazır hâle gelen 400 binin üzerindeki öğretmenin iş beklediği ortamı iyileştirmek; niyet, bu ülkede internet üzerinden özgürce düşüncelerini ifade edebilme, yayın yapabilme ve araştırıp birtakım bilgileri toplayabilme hakkını iyileştirme niyetiyle yola çıkan bir torba yasa… Niyet, bu ülkede ihalesi yapılmış, hepinizin bildiği gibi Mersin Akkuyu’daki nükleer santralde yeniden yüklenici firmaya teşvik vererek başka bir bakış açısını ortaya getirmek. Yine, baktığımızda bu ülkede birçok olumsuzlukların yeteri kadar uzman alt komisyonlarca görüşülmeden alelacele torba yasa geleneğiyle sonuca gidiyormuş gibi sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuçları elde edeceğimizden artık bıkıp usanmadan bu torba yasalarla yola gidiyoruz.

Her ne kadar Erzurumlu zorda olsa, İbrahim Bey hep “Erzurum’da iyi şeyler gidiyor.” dese de ben gittim, gezdim, gördüm. Hani, Sezar’ın “Veni, vidi, vici.” “Geldim, gördüm, yendim.” dediği gibi ben de gördüm.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Erzurum’a tren bile gitmiyor.

KADİM DURMAZ (Devamla) – Ama ülkemizin birçok coğrafyasında işler iyi gitmiyor. Hani, denge deniyor ya, denge de yok. Nüfusa bakıyoruz, bir avuç, elin parmağını geçmeyecek illere insanları depo etmişiz, yoksulluklar artmış, bu illerde suç çeşitliliği artmış, uyuşturucu yaşı 10 yaşına kadar düşmüş…

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Ne diyorsun ya?

KADİM DURMAZ (Devamla) – …çaresiz muhtaç insan sayısı istatistiklerin üzerinde işlemiş ama biz hâlâ denediğimiz eski alışkanlıklarımızla doğru sonuç elde edeceğimizi zannediyoruz; etme şansımız yok arkadaşlar. Temel yolu, dünyada demokrasisi birinci sınıf, insan temel hak ve özgürlüklerini yeteri kadar kullanabilen ülkelerde yapılmış, denenmiş ve sonuç elde edilmiş şeyleri yapmaktan geçer. Bunun temel nedeni, çoğunluğun azınlığa tahakkümü değil, çoğunluğun azınlığın haklarını koruyarak, onları önemseyerek, onları dinleyerek, sivil toplum örgütlerine aba altından sopa göstererek değil, gerçekten meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini, bu toplumun bileşenlerini doğru okuyup doğru değerlendirerek bunlardan aldığımız görüş ve fikirlerle doğru bir yol haritası oluşturabiliriz.

Hepimizin aynı gemide yolculuk yaptığını biliyoruz ve bunun da aksini kimse iddia edemez. Biz burada bulunan her siyasi parti, bunun dışındaki bütün sivil toplum örgütleri, meslek odaları, üretici birlikleri, sulama birlikleri ve bu toplumdaki herkes bu ülkenin onurlu bir yurttaşı ve bu ülkeye de katkı sunmak istiyor. Ama eksik olan nedir? Eksik olan, her şeyi sandığa bağlayan, girdiği seçimleri kazandığını ifade ederek bildiği yanlışları bu ülkede yapmaya devam eden iktidarın yaptığı yanlışlardır ve birçok arkadaşımız bunu biliyor. Birçok yasayı alelacele, ilgili ihtisas komisyonlarında yeteri kadar tartışmadan, ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşünü almadan en kolaydan Meclise indirmenin yolu işte bu artık hepimizin kapasitesinin üzerinde olan torba yasalarla çözüm aramaktan geçiyor.

Arkadaşlar, sivil toplumu da, sizler gibi düşünmeyenleri de biraz önemsersek biz bu ülkeyi hak ettiği noktaya getirir, içeride insanların yeniden birbiriyle barışık yaşadığı, birbirini seven, kucaklayan, hiç kimsenin ötekileşmediği “Bu ülkenin onurlu birer yurttaşıyım.” diye göğsünü gere gere bağırdığı ve bu ülkedeki insanların mutlu, ülkemizin de dünyada saygın bir ülke olmasını sağlayabiliriz.

Bakın, yatırım ortamını iyileştirme adına, bu ülkede yaşayan yatırımcıya devletimiz birtakım kapılar açıyor. Açıyor ama arkadaşlar, bu devlette üreten sanayici… Bir ürün iyi ilişkilerle pazarlanıp satılabiliyor. Şu anda dünyada birçok ülkeyle olan diplomatik ilişkilerimizi, bire bir ilişkilerimizi, tarihten gelen kadim ilişkilerimizi bozduk, yerle yeksan ettik. Bizden beklenen, Mustafa Kemal Atatürk’ün ifade ettiği gibi yurtta ve dünyada barışı sağlayıp, etrafımızdaki ülkelerle ürettiklerimizi satıp… Bu ülkedeki sanayiciyi, iş adamını, fabrikatörü, KOBİ’leri, el sanatlarıyla kendine büyük hedefler koyan herkesi düşünerek bu yatırım ortamını iyileştirmenin yolu buradan geçiyor. Ama bakıyoruz, devlet bir şeyi planlarken birbirinden habersiz ama çıkıp son sözü biri söylüyor, ertesi gün önümüze geliyor, torba yasada yasalaşıyor ve mesafe de alamıyoruz arkadaşlar.

Bütçemiz senenin başında yüzde 35’le başlıyor. Değerli Maliye Bakanımız bununla övünüyor “Bu az bir açık, bizi mali disiplinden çok fazla koparmaz.” diyor. Arkadaşlar, her şey bildiğinizden kötü gelişiyor ve kopuyor. Soruyorum, hepinizin yakınları var, esnaf tanıdıklarınız var: On altı yıldır tek başına bir iktidarla yönetilen, aklından geçirdiği her şeyi yüce Parlamentoyu alet de ederek yasalaştıran bir iktidarla yüzü gülen var mı? Yok. “İşiniz nasıl?” dediğimizde esnafın dediği şu: “Birkaç yıl öncesine kadar kenarda köşede biriktirdiklerimizle yolumuza devam ediyorduk ama artık kenarda köşede bir şey de kalmadı, bankalardaki borç limiti de boyumuzun üzerinde.” diyor ve her geçen gün kara listeye eklenen insan sayısı artıyor.

Yine bugün Tokat’tan birkaç tane tanıdığım “Yeni bir yan yol açılabilir mi?” dedi. Ben de bizim Komisyon Başkanımızın ve Maliye Bakanımızın telefonlarını verdim. Türkiye güllük gülistanlık… Hani, şöyle eskiden bir beş dakika diye televizyonlarda programlar vardı, çocuklar uyumadan önce bir tatlı babaanne, anne çıkıyor masal anlatıyordu. Dedim: Bu masalları artık Sayın Bakanımızdan dinleyelim.

Arkadaşlar, iyi yönetilmiyoruz. İnsan temel hak ve özgürlükleri demokrasinin önünü açacağı yerde hızla daraltılıyor ve bu torbanın içerisinde bunların birçoğundan örnekler var. İnternet ortamında yayın yapan birtakım yayın kuruluşlarını, böyle Demokles’in kılıcı gibi, bunları cezayla, kapatmayla -yargının da bir bölümünü- caydıramıyorsa -aldığı reklamlardan vergi almıyoruz çünkü- yayınını sürdürebiliyorsa yargı yoluyla kapatıp onun önü tıkanmak isteniyor. Arkadaşlar, bu ülkede, dünyada ne olup bitiyorsa siz yurttaşlarınıza bunu özgürce paylaşmanın, duyurmanın kanallarını açamazsanız bu ülkede demokrasi gelişmez ve bu ülkede yatırım ortamı da iyileşmez. Bunun tamamı, iyi ilişkiler, diplomasinin hayata geçirilmesi ve bu ülkenin kurucu değerleriyle birlikte beslenen o katmanların üzerinden gitmekle olur. Niyetiniz, amacınız, bu ülkeyi bir yere taşımaksa bu kıymetli önerilerimizi mutlak ama mutlak dikkate alınız.

“Teşvik çıkarıyorum, veriyorum." diyorsunuz. Arkadaşlar, KOBİ’lere destekler veriliyor, başvuran insan sayısı oldukça yüksek, açıklanan rakamı alamıyor insanlar, çok az, cüzi bir rakam bile olsa alamıyor. Sebep? Hepsinin durumu iyi değil, bankalardan sicili bozulmuş. Alabilenler hakkında da çok hoş olmayan birtakım iddialar da oluyor, bunlara inanmak istemiyoruz. İşte, bunun yolu, haber kanallarının özgürce açılması, şeffaf bir devletin olması. Her geçen gün tek başına bir iktidarla güven verecek bir Türkiye Cumhuriyeti olacakken yasaklarıyla, birilerine tanınan ayrıcalıklarla ve bu ülkenin Anayasası’nın bir başkası, alt mahkemeler tarafından yok sayıldığı bir ülkede yaşamaya devam ediyoruz. Bu, gerçekten bizi incitiyor ama bunun bizden çok, yöneten yani AK PARTİ iktidarının vicdanını yaralayıp incitmesi lazım diyorum. Bu uyarıların dikkate alınması bu ülkenin hayrına olacaktır diyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına son söz Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Garo Paylan’a aittir. (HDP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Paylan.

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak, kırk beş gündür aynı torbayla ilgileniyorum arkadaşlar, tam kırk beş gün oldu. Bütçe Komisyonunda üç haftaya yakın bu 95 maddeyi görüştük ve Genel Kurulda da sanıyorum bu üçüncü veya dördüncü haftamız arkadaşlar. 95 madde, onlarca ayrı yasa, onlarca ayrı bakanlığı ilgilendiren bir torba; torba değil, çuval. İnanın, maddeleri idrak etmekte, anında “O neydi? O hangisi? O ne getiriyordu?” diye idrak etmekte zorlanıyoruz. Eminim Hükûmet de zorlanıyordur 95 maddelik bir torbada. Bakın, 10’uncu bakanımızı değiştirdik bu torbayı görüşürken, Sayın Millî Eğitim Bakanımız 10’uncu bakanımız. O da sonuç olarak anlamaya çalışacak, gerçi altında imzası var, eminim ki hâkimdir. Ama, hepsine hâkim olmak mümkün değil, inanın kafamız da torba oldu. Ben Hükûmete öneriyorum: Böyle 95 maddelik torbalarla değil, palyatif tedbirlerle değil, karşımıza lütfen yapısal tedbirlerle gelin. Her bir konuyu ilgili ihtisas komisyonlarında görüşelim, yasama kalitesini devreye sokalım. Yasama kalitesi olmayınca, bakın, iki buçuk yıllık deneyimim şunu söylüyor: Plan ve Bütçe Komisyonunda -çünkü her şey oradan geçiyor- inanın, onlarca maddeyi şu iki buçuk yılda tekrar tekrar görüştük. İki yıl önce yaptığımız yasayı Sayın Bakan, iki yıl sonra bir daha düzeltiyoruz çünkü yasama kalitesi yok arkadaşlar. Böyle torbalarla, böyle çuvallarla da yasama kalitesi beklemeyin.

Şimdi, bu torbanın son bölümüne geçtik arkadaşlar ve son bölümünde iki çok kritik madde var, çok kritik arkadaşlar. Birisi, internet sansürü. Hükûmet ilk iktidar olduğunda, 2002’de “Üç şeyden ülkeyi kurtaracağım.” dedi: Yolsuzluklar: Geldiğimiz durum belli. Yoksulluk: Maalesef yoksulluk… Çünkü asgari ücrette hâlâ açlık sınırının altındayız, bırakın yoksulluk sınırını. Çalışanların yüzde 80’inden fazlası yoksulluk sınırının altında bir gelirle şu anda evlerini idame ettirmeye çalışıyorlar. Üçüncüsü de yasaklardı: “Ben yasakları devre dışı bırakacağım.” diyerek geldi, iktidar oldu AKP iktidarı. Evet, bazı adımlar da attı, haklarını teslim edelim ama öyle bir şey ki biz zaten üç kuşaktır yasaklara alışmıştık, bir bölüm bir rahatlama geldi, inanın, Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan da olduk. Yasaklar konusunda bırakın ileri adım atmayı, şu son üç yılda 1990’lı yılları, hatta Evren faşizmi günlerini aratacak noktada yasaklarla karşı karşıyayız.

Şimdi, bu madde ne getiriyor arkadaşlar internet sansüründe? Bakın, okuyorum… Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna -yasası da var, adı da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu- deniyor ki “Sen internet alanını da denetleyeceksin.” bu yetkiyi veriyor bu yasa tasarısı. Yetmemiş radyo ve televizyonlara yaptıklarınız… Hani bugün havuza, o büyük havuza 3 medya kuruluşunu daha kattınız; zaten havuzun kenarındaydı, zaten komiserleriniz oradaydı, CNN’deydi, Kanal D’deydi, Hürriyet’in içinde basın komiserleriniz vardı, onlar televizyona kimin çıkıp kimin çıkmayacağına zaten karar veriyorlardı, şimdi havuzun suları oraya da aktı, daha fazla yandaş bir gruba CNN, Kanal D ve Hürriyet satıldı. Bakın, onlarca gazeteniz var, televizyonunuz var, hepsi aynı şeyi söylüyor zaten, hepsi “Padişahım çok yaşa.” diyor, hepsi. Ya, 3 tane kurum zaten “Padişahım çok yaşa.” diyorlardı, daha fazla bağırttırmak için niye bir sanayi grubuna, size yandaş gruba daha aldırıyorsunuz ki? Radyo ve Televizyon Üst Kurulu da güya bunları denetliyor. Geriye denetleyecek bir şey kalmadı ki hepsi “Padişahım çok yaşa.” diyor zaten.

Şimdi, geriye kaldı bizim internet alanımız. İnternet alanında kısmi bir özgürlük var. Orada herkes kendi çabasıyla, sosyal medyada, diğer medya aracılıklarıyla, kendi yaptığı yayınlarla vatandaşa ulaşmaya çalışıyor; herkes, yalnızca milletvekilleri, siyasetçiler değil, herkes sosyal medya üzerinden kendini ifade etmeye çalışıyor. İktidar bu alanı da fazla gördü. Tam bir istibdat yaratmak istiyor, tam bir sessizliğe büründürmeye çalışıyor ülkeyi ve bunun için de internet alanını da zapturapta alması lazım. Ve diyor ki: “Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna ben yetki vereceğim, internet alanını denetleteceğim.” Şimdi, belki biraz sonra diyecek ki iktidar temsilcileri: “Yok, arkadaş, ben yalnızca Adnan Hocayı denetleyeceğim.” Öyle değil. Maddenin lafzına baktığımızda internette yapılan her türlü yayın için lisans alınmasını öngörüyor. Şimdi diyecek ki iktidar: “Hayır, bireysel yayınlar öyle değil.” Diyor ki: “Her türlü platforma, her türlü yayın platformuna…” Veya bakın, ben burada bir yayın yapsam, kenarına “Paylan TV” yazsam bildiğiniz platformlardan birisine, gidip lisans almam gerekiyor Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan. Bütün bunlar, arkadaşlar, internet alanını da zapturapta aldıracaktır. Bu yola tevessül etmeyin diyorum. Son kalan özgürlük alanını da kapatmayın, ülkemizi Kuzey Kore ligine düşürmeyin arkadaşlar.

Bakın, Sayın Bakan, Wikipedia’yı yasaklamış bir ülkedeyiz. Ya, gençlerimizin, benim, hepimizin bilgi alabileceği uluslararası bir portal var, Wikipedia iki yıldır yasaklı arkadaşlar. Wikipedia’nın yasaklı olduğunu kimseye anlatamıyoruz. Yarın bu maddeyle YouTube kapatılabilir arkadaşlar, YouTube. “Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiren bir video var.” diye RTÜK’e koştuğu anda, bu da medyaya düştüğü anda, o havuzdaki sizin yandaş gazetecileriniz bağırdığı anda YouTube yasaklanabilir.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – YouTube bir platform değil, kapsamda değil, biliyorsun bunu, biliyorsun öyle olduğunu.

GARO PAYLAN (Devamla) – Değil, öyle efendim. Yorumlanabilir, çok rahat genişletilebilir.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Garo, bunların hepsini konuştuk, olmadığını biliyorsun.

GARO PAYLAN (Devamla) – Netflix yasaklanabilir. “Platform” diyor Sayın Başkan, “platform” diyor. Netflix bir platformdur, yayın platformudur. Burada “platform” diyor Sayın Başkan, gelin, aksini iddia edin “Platform” diyor. Netflix bir yayın platformudur. Yarın Netflix’i yasaklamış, YouTube’u yasaklamış bir ülke olursak arkadaşlar -ki bunlar olabilir, her türlü yorumlanabilir bu madde- ne olacak? Ülkemiz tam bir Kuzey Kore ligine düşmüş olacak. Bunlara yol vermeyelim derim arkadaşlar.

Diğer bir kritik madde, nükleer santrallerle ilgili arkadaşlar. Bakın, biz Ruslarla 2010 yılında, Japonlarla da 2013 yılında nükleer santral anlaşması yaptık. O günlerde hep muhalefet ettik. “Ülkemizi nükleer ülke yapmayın.” dedik “Nükleer santrale ihtiyacımız yok.” dedik “Nükleer santraller öldürür.” dedik ama dinlemediniz. O gün 12,5 sentten biz uzun vadeli elektrik alacağız diye Ruslarla, Japonlarla anlaşmayı imzaladınız. Bakın, Ruslarla yaptığımız anlaşmadan, o günden bugüne sekiz yıl geçti ve teknolojik gelişmeler sonucunda rüzgâr ve güneş enerjisi çok daha ucuza mal oluyor arkadaşlar artık. Geçen sene rüzgârda ve güneşte 5-6 sente uzun vadeli ihaleyle alım anlaşmaları yaptık. Bakın, nükleer 12,5 sentti ve siz bunda ısrar ediyorsunuz. Ama şimdi, yatırımcılar Ruslar olduğu için, bilmiyorum hangi gebelikler varsa, artık “Afrin’deki hava sahasını açtım, ben sana yol verdim, sana bir kahramanlık hikâyesi yarattım, seçimlerde sen bunu kullanacaksın, bunun da bedeli 5 milyar dolar.” dediyse Putin, eğer ki Putin bu ahkâmı kestiyse, bakın, Putin 5 milyar dolarlık bir avanta daha istiyor.

Nükleer santral anlaşmasını yapmış 12,5 sente, yirmi yıl da bize alım garantisi koymuş, yetmez, biz gebeyiz ya, Putin diyor ki: “Daha fazlasını vereceksin.” Ne yapıyor bu maddeyle? Birkaç milyar dolarlık daha teşviki Putin’in önüne koyuyor Hükûmet. Biz de diyoruz ki: Arkadaş, bu teşviki koyuyorsun da karşılığında ne alıyorsun, ne alıyoruz? Şimdi, biz Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olarak, seçilmişler olarak burada görüşüyoruz değil mi bu anlaşmayı, uluslararası bir anlaşmayı? Diyoruz ki: “Ey Putin, ben sana birkaç milyar dolar daha avanta veriyorum.” Şimdi, ben soruyorum: Duma, Rus Parlamentosu bunu görüşüyor mu? Rus Parlamentosunda şu anda “Türkiye bize birkaç milyar dolar avanta veriyor, biz de bunun karşılığında 12,5 sent yerine 8 sente düşürüyoruz.” diye bir görüşme yapıyor mu? Hayır, biz görüşüyoruz. “Bu teşvikler verilebilir.” demiyoruz, bakın, maddenin lafzına bakın, “verilir” diyoruz. “Verilir” diyerek birkaç milyar doları veriyoruz ama Rusya Parlamentosu bunu görüşmüyor arkadaşlar.

Bunu sorgulamayacak mı Türkiye Büyük Millet Meclisi? Sorgulamayacak mıyız arkadaşlar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını sorgulamayacak mıyız? Milyarlarca dolardan bahsediyoruz. Arada neler dönüyor, ne alınıyor, ne veriliyor bilmiyoruz. Plan ve Bütçe Komisyonuna gelen torba içinde bir maddeyle milyarlarca dolar dönüyor. Hâlbuki bu konu ilgili ihtisas komisyonuna gelmeliydi, Enerji Bakanı gelip oraya bilgi vermeliydi, “Arkadaş, ben milyarlarca doları veriyorum ama bunun karşılığında da ülkeme enerji alırken 12,5 sent yerine 7 sente, 8 sente alıyorum.” demeliydi. Bunların hiçbir tanesi denmedi arkadaşlar. Ben bu Meclisin bu maddeyi geçireceğine inanmıyorum, eğer geçirirse bunun da vebali boynunuzadır.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahıslar adına ilk söz Adana Milletvekili Muharrem Varlı’ya aittir.

Sayın Varlı, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasa birçok maddeden oluşuyor, çok da değişik konular ihtiva ediyor; sanayicinin yatırımını kolaylaştırma, vergi indirimi, anlaşmalar filan, içerisinde bir sürü şey var ama bununla ilgili milletvekili arkadaşlarımızın birçoğu da konuyla ilgili üzerlerine düşeni, katkı sağlamak istedikleri şeyleri söylediler ve yapılması gereken şeyleri de söylediler.

Yalnız, Sayın Millî Eğitim Bakanı hâlihazırda buradayken… Az önce beni bir öğretmen kardeşimiz yani okulu bitirmiş, öğretmen olmuş ama atanamamış bir kardeşimiz aradı “Sayın Bakan oradayken söyler misiniz?” dedi, rica etti, ben de söylüyorum: Sayın Bakan, atanamayan öğretmenlerle ilgili sayıyı biraz çoğaltıp bu kardeşlerimize çözüm üretirsek memnun olacağız çünkü böyle bir beklenti var, bu kardeşlerimiz sabırla bunu bekliyorlar.

Yine Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülmekte olan, sulama birlikleriyle ilgili ve su havzalarının denetimiyle ilgili 50 küsur maddelik bir kanun tasarısı var. Burada Sayın Cumhurbaşkanı zannediyorum yeterince bilgilendirilmemiş. Sayın Cumhurbaşkanına eğer bu anlattıklarımız anlatılsa herhâlde Sayın Cumhurbaşkanı da ikna olacaktır sulama birliklerinin kapatılmamasıyla ilgili. Sulama birlikleri çiftçinin lehine hizmet veren bir birlik. Ya, bunların kötü çalışanları yok mu? Elbette ki kötü çalışanları var ama yüzde 70 oranında da sulama birlikleri kendi kendini idame ettiren, personelinin giderlerini karşılayabilen, su tesisinde sulamasını yapabilen ve borcu olmayan, devlete de hiçbir yükü olmayan kurumlar ve burada yasayla kurulmuş, hatta bu Hükûmet döneminde yani AK PARTİ hükûmetleri döneminde de sulama birlikleriyle ilgili birçok da düzenleme yapılmış.

Şimdi, sulama birlikleri kapatılmak isteniyor, bu doğru değil değerli arkadaşlarım, sulama birliklerini kapatmamamız lazım, sulama birliklerinin görevine devam etmesi lazım. Ancak bir kriter koyarız, o kriterin altında kalanları kapatabiliriz, buna hiçbirimizin itirazı yok, zaten çiftçinin de itirazı yok, sulama birliklerinin de itirazı yok. “Ya, sulama birlikleri başkanları şöyle lüks yaşıyor, böyle lüks yaşıyor. Kendi lehlerine sulama birliklerinin menfaatlerini kullanıyorlar.” gibi görüşler ortaya konuluyor. Varsa böyle bir şey üzerine gidelim, yapalım. Yani Türkiye'de hangi kurumun başında olanlar kendi lehine kullanmıyor ki bazı şeyleri? Yani o zaman belediyeleri de kapatalım. Yani bu mantıkla gidecek olursak belediyeleri de kapatmamız lazım. Doğru bir mantık değil. Sulama birlikleri çiftçinin faydasına. Eğer sulama birlikleri kapatılırsa bundan en fazla çiftçi ve köylü zarar görür. Ben bir çiftçi olarak konuşuyorum değerli arkadaşlarım, yani sulama birliği başkanı filan beni ilgilendirmiyor, sulama birliğinin yaptığı, yönetimi, şusu busu da beni ilgilendirmiyor; beni ilgilendiren tek kısmı çiftçiyle olan kısmı. Sayın Grup Başkan Vekilimiz Mustafa Elitaş Bey'e de bugün izah ettim. Hakikaten, sulama birlikleri kapatıldığı zaman, DSİ’nin memuru sabah sekizde “grand tuvalet” gelir, efendim, akşam beş dedi miydi çeker gider ama sulama birliği başkanı gece on ikiye, bire kadar, hatta yönetimi on ikiye, bire kadar bu işi takip etmek zorunda. Niye? Çünkü çiftçi seçiyor. Eğer çiftçinin suyunu getiremezse çiftçi bir daha onu seçmez. Sulama birliğinin meclisini çiftçi seçer, sulama birliğinin başkanını çiftçi seçer, sulama birliğinin delegesini çiftçi seçer. Dolayısıyla, bu işin içerisinde köylü ve çiftçi vardır. Köylü ve çiftçinin hakkını korumak istiyorsak sulama birliklerini yaşatmamız lazım. Yani bazıları istiyor diye, bazı güçler istiyor diye -Sayın Cumhurbaşkanımıza ben eğer izah etsem inanıyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımız bunda ikna olacaktır ama- sulama birliklerini kapatmamamız lazım. DSİ’nin bürokratlarına çiftçinin geleceğini emanet etmememiz lazım. Demin de söyledim, yani gece saat on ikide sulama birliği başkanını arıyoruz, genel sekterini arıyoruz “Kardeşim, şu köye gitmemiş yahu, lütfen, Allah rızası için elemanlarınızı gönderin, biraz oranın suyunu çoğaltsınlar.” diyoruz. Yahu, mısırda bir gün su gecikirse, iki gün su gecikirse vallahi billahi dönüme 500 kilo kayıp verirsiniz. Pamukta bir hafta su gecikirse 100 kilogram kayıp verirsiniz.

MEHMET GÖKDAĞ (Gaziantep) – İthal ederler, ithal ederler.

MUHARREM VARLI (Devamla) – Yahu “grand tuvalet” memurla uğraşamayız arkadaşlar biz, seçilen insanlarla bizim bu işi yapmamız lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM VARLI (Devamla) – Allah rızası için, rica ediyorum, bu konuyu tekrar gözden geçirelim ve bu konuda lütfen çiftçinin lehine karar verelim.

Hepinize teşekkür ederim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Varlı.

Şahıslar adına ikinci ve son konuşmacı Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir.

Sayın Aydemir, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Değerli Başkanım, şahsınızda Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Başlarken ben de bayramınızı kutluyorum. Nevruz bize ait, bizi ifade eden bir bayram; tazelenme, yeniden yeşerme günü; birliğimize, huzurumuza vesile olsun diyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının dördüncü bölümü üzerine söz almış bulunuyorum. Bölüm 19 maddeden müteşekkil. Vasatı çok daha yaşanılabilir kılma adına çok sayıda maddenin yer aldığı bu bölüm hakikaten hayati önemi haiz kavramları önümüze koyuyor. Bunlardan bir tanesi enerji performansı mefhumu. Buna göre, enerji performans sözleşmeleri proje sonrası enerji tasarrufunu garanti etmek durumunda kalacak. Dahası, söz konusu sözleşmelerde yapılan harcamaların ileride yapılacak tasarruflarla ödenmesini sağlayacak bir düzenleme getiriyor. Yine, her alanda verimliliği esas alan ak tarzın bir başka yansıması daha var: Kamu kurumlarının -tasarruf sağlayabilmek için- enerji performans sözleşmesi yapabilmesine de imkân tanınıyor. Bunlar fevkalade mühim gelişmeler.

Yine, yayın dünyasına dönük olmazsa olmaz bir hakikat, bir kayıt var. Demin arkadaşlarımdan birkaçı eleştiri mevzusu yaptılar. Oysa, bununla bütün bir toplum rahat bir nefes alacak. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yetki sahasında ihmal edilmiş bir boşluğun izale edilmesi. Bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda ayrıntısıyla konuştuk, orada bir ikna atmosferi de çıktı ama buraya gelince sanki bütünüyle bunlar konuşulmamış, orada tartışılmamış gibi yeniden aynı mevzular ısıtıldı burada; oysa hiç öyle değil. Hakikat şu: Konvansiyonel yayın yaklaşımına dönük yaptırımlar ve takip şartları bundan böyle internet yayınları için de geçerli olacak. Artık yaptırıma muhatap olan hâlleri arkadan dolaşarak aşma yaklaşımı yaşanmayacak.

Düşünebiliyor musunuz kayıt altına alınan normal yayın akışına konulmayan ve toplumsal yapımızı berhava edecek programlar internet kanalıyla topluma enjekte ediliyor. Hâlden haberi olmayan vatandaş da haklı olarak “Buna nasıl izin verilir?” şeklinde bir serzenişte bulunuyor. Oysa, bu hâl, kelimenin tam anlamıyla, aldatarak yol almayı ifade ediyor. Buna artık fırsat verilmeyecek. İnternetten yayın yapmak isteyen bundan böyle RTÜK’ten yayın lisansı almak zorunda kalacak. Bu durumda da aklına gelen, aklına esen istediği gibi yayın kurallarını ihlal edici pozisyon alamayacak.

Değerli arkadaşlarım, hepimizin kabul edeceği bir hakikat var. Artık evlatlarımıza anadan, babadan, öğretmenlerden çok daha tesirli bakıcı durumuna gelen ekranlardır, akıllı telefonlardır, internettir. Öyleyse, bu bölümde kayıt altına alınan 84’üncü madde çok ama çok önemlidir, öneminden ziyade çok değerlidir.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Bu bölümde 80’inci maddede bir önerge verdim, o da önemli.

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – Müteaddit defalar bizim de serzenişimize konu olan hâller inşallah yok mesabesine inecek. Kumandalar, tuşlar bilinçsiz ellerde olsa dahi artık bir ahlak imha timine dönüşmeyecek. Hep söyledik, söylüyoruz, söyleyeceğiz ki bizi biz yapan değerlerin altına dinamit koymaya kimsenin hakkı olmamalıdır. Geleneklerimizi hiçe sayan, millî terbiye ve edep yaklaşımlarını göz ardı eden programlar için ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır, uygulanacaktır.

Bu bölümde yer alan bir başka hususi hâli son olarak not düşüp kapatayım: 16 yaşından büyük araçlara dönük tadilat maddesi. Toplumda büyük bir beklenti vardı, bu nevi araçların hurdaya çıkarılması hâlinde yeni araç alırken ödenen ÖTV’deki indirim miktarı 10 bin lira civarında olacak bundan böyle ve bunu Ekonomi Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı birlikte çalışarak halledecekler.

Her vesile not düşüyoruz ki bize, yani ak siyaset yaklaşımına rotayı millet çizer.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM AYDEMİR (Devamla) – Yaptığımız her tür değişiklik, yenileme girişimi ve buradan aldığımız işaretlerle yapılıyor. İnşallah bu düzenlemeler milletimizin çok daha ferahfeza bir zeminde yaşamasına vesile olacaktır.

Saygıyla yüce heyetinizi selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydemir.

Böylece bölüm üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğim. Bu sürenin yarısını soru, yarısını da cevap için kullanacağım.

Sayın Kuyucuoğlu, buyurun.

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, taşınmaz mallarını FETÖ yapılanmasına kiraya verenlerin bu malları iade edilmesine rağmen satışına izin verilmemektedir. Bu da şahısların mağduriyetine sebep olmaktadır. Bu mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi gerekmektedir.

İkincisi: 15 Temmuz darbe girişiminden sonra başta kamu kuruluşları olmak üzere devletin birçok kademesinde görev yapan insanların da haksız yere, “Mor Beyin”, asılsız ihbar, iftira vesaire sebeplerle tutuklandığı, görevinden atıldığı veya açığa alındığı bilinmektedir. Bu kişiler mahkeme kararlarıyla aklanmalarına rağmen, işlerine dönmeleri konusunda sıkıntılar devam etmekte, işlerine iadesi yapılmamaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Bu sorunun bir an önce çözümünü bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, Düzce ilimiz ve ilçelerimizdeki sokak aydınlatmaları yetersiz yani Düzce merkezdeki sokaklar ve ilçelerdeki sokaklar yeteri kadar aydınlatılmıyor. Düzce ilimizin köylerindeki köy içi aydınlatmalar da yetersiz, köylerin içi de aydınlatılmıyor. Düzce ili merkez ve Düzce’nin ilçelerine bağlı köy yolları yetersiz. Düzce ilimizin turizm açısından tanıtımını Belediye Başkanlığı ve Valilik yapmıyor. Düzce ilimizde doğa var, deniz var, dağ var, orman var, yeşillik var; turizmi oraya çekemiyoruz. Yani bu konuda sizden istirham ediyorum, Düzce Valisi, Düzce Belediyesi ve Bakanlık Düzce’yi tanıtım hususunda biraz masraf yapsınlar, Düzce’nin bu mağduriyetini gidersinler.

Teşekkür ediyorum.

Selam ve saygılarımı iletiyorum.

BAŞKAN – Sayın Tümer…

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Bakan, Bütünşehir Yasası’nın ardından geniş bir coğrafyaya hizmet üretmek zorunda kalan büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleri gelirlerinin kesintiye uğraması hizmeti de aksatmaktadır. İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’a göre, her ay Maliye Bakanlığı ve İller Bankası tarafından dağıtılacak vergi gelirleri paylarının toplamı üzerinden aylık olarak yüzde 2 oranında kesilen miktar yüzde 1 oranına düşürülerek belediyeler üzerindeki mali yük hafifletilmelidir.

Belediyelerin, 5449 sayılı Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 19’uncu maddesi uyarınca, bütçe gelirleri üzerinden kalkınma ajanslarına aktaracakları payların oranı binde 5 olarak belirlenmiştir, bu oran da binde 2 oranına düşürülmelidir.

Türkiye Belediyeler Birliğine ödenen üyelik aidatları kesintisi de binde 2 oranından binde 1 oranına düşürülerek belediyelerin vatandaşlarımıza rahat bir hizmet üretmelerinin bir nebze de olsa önü açılmalıdır.

Hükûmetin tüm belediyeleri ilgilendiren bu hususları dikkate almasını ümit eder, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Sayın Gürer yerine Sayın Yeşil.

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Sayın Bakanım, Millî Eğitim Bakanlığının eğitimde fırsat eşitliği, bilişim teknolojilerini öğrenme sürecinde daha etkin kullanımı sağlamak amacıyla 2011 yılında başlattığı FATİH Projesi neden iflas etti? 2017 sonuna gelindiğinde kaynakların kullanımı itibarıyla sorgulanır hâle gelen FATİH Projesi… Sayın Bakanımın “Tablet yerine klavyeli bilgisayar dağıtımı kararı aldık.” açıklamasıyla Millî Eğitim müdürlüklerine tabletlerin garanti, bakım ve teknolojik kullanım sürelerinin değerlendirilerek gereğinin yapılması talimatı verilmiş midir? Ne oldu, bu konuda ne yaptınız? İletişim operatörlerinden alınan 1 milyon 438 bin tableti ise depolarda çürümeye mi terk ettiniz? Devlet ne kadar zarar etmiştir? Klavyeli bilgisayar seçimi hangi kriterler göz önünde bulundurularak yapılmıştır? Bu konuda gerekli soruşturma yapılmış mıdır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

HES’lerin yoğun olarak enerji ürettiği Giresun’da çevreye, denize, su kaynaklarına, doğal ortama, insan yaşamına verdikleri zararların kısmen de olsa telafisi olarak, bedelinin bir bölümünün şirketlerden alınması kaydıyla, ilçe, belde ve köylerde halkın, il genelindeki esnafların, sanayi ve organize sanayi bölgelerindeki KOBİ’lerin elektrik faturalarında indirime gitmeyi düşünüyor musunuz?

TRT için tüm yurttaşların elektrik faturalarından kesilen vergiyi kaldırmayı düşünür müsünüz? TRT yansız ve tarafsız yayın yapmadığı hâlde halktan zorla vergi kesiyorsunuz. Bu da adalet midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Köse yerine Sayın Özdemir…

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, ben Millî Eğitim Bakanımızın görevde olduğunu düşünerek kendisine bir soru hazırlamıştım.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasından öğretmenlerimiz memnun değiller Sayın Bakanım. Aile birliği taleplerinin gerçekten karşılanmadığı noktasında bize yoğun şekilde bazı taleplerde bulundular. İkisi de sözleşmeli öğretmen statüsünde iken, evet, tayin hakkı tanınıyor ama bir taraf olmadığı zaman büyük sıkıntılar yaşadıklarını söylediler. Altı yıl çakılı sözleşmeli öğretmen istihdamı yerine öğretmenlere teşvik uygulaması düşünülebilir mi acaba güneydoğuda, doğuda daha fazla görev yapmaları için? Devlet açısından böyle bir maliyet planlaması belki düşünülebilir mi diye sormak istiyorum size. Burada sözleşmeli öğretmenler için eş durumu, eş özrü tayin hakkı kısa vadede sağlanacak mı? Şöyle bir de tepki oldu Sayın Bakanım…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Şimdi, bir gecede hâkimlerin doğudan batıya atanması gerçekleşince sözleşmeli öğretmenler açısından da bir tepki oluştu. Bunu da bilginize sunmak isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Arslan…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Başbakana soruyorum:

Bir: Ziraat Bankası 2017 borç ertelemelerinde yüzde 3’le yıllık erteleme yaparken tarım kredi kooperatifleri yüzde 3’e yüzde 9 ilave etmek suretiyle yüksek bir faiz uyguluyorlar. Bunun sebebi nedir? Bu yanlışlığın giderilmesi için bir talimat verecek misiniz?

İki: Tarımsal desteklerin ödenmesi sırasında nedeni belli olmayan kesintiler yapılıyor. Bu kesintilerin sebebi nedir?

Üç: Önder çiftçilerimize iyi tarımla ilgili, sertifikalı, tıbbi aromatik bitkilerde dekar başı 100 Türk lirası olan destek neden 50 Türk lirasına düşürülmüştür, sebebi nedir?

Dört: Ziraat Bankasından dalgıç pompaya, fıskiyeye ve damlamaya destek veriliyor. Dalgıç pompayı çalıştıracak güneş enerji desteğinin de verilmesini düşünüyor musunuz?

Beş: Başbakan ve bakanlığınız mazot desteği sözü verdiniz. “Yarısı bizden, yarısı sizden” için mazot alımı sözünüzü ne zaman yerine getireceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çamak, son olarak size de söz vereyim, ondan sonra Sayın Bakana.

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, 13 Şubat 2017 tarihinde, Şanlıurfa Siverek’e bağlı Güvercin köyünde içme suyu sorunu yaşandığını dile getirmiştim. Sayın Bakan Nihat Zeybekci o gün verdiği cevapta “Bu, Hükûmetimizin bir ayıbıdır.” demiş ve bunun takipçisi olacağını söylemişti. Vatandaşların söylediğine göre, sorunla ilgili projelendirme ve ihale yapılmış. Ancak yapımı çok yavaş ilerlediği için, vatandaşlarımız en az bir yıl daha su sorunu yaşayacaklarından endişe etmektedir. Bu sorunun ivedilikle çözülmesi çağrımı yineliyorum. Vatandaşlar özellikle Bakan Ahmet Eşref Fakıbaka’dan su sorunlarının çözümünü bekliyorlar ve bu çözümün hızlandırılmasını istiyorlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu, buyurun siz de.

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 2012’de Bursa’da üç bakan hızlı trenin temelini atmıştı, 2016’da biteceği söylenmişti, 2018 yılındayız. Sayıştay raporlarından öğrendiğimiz kadarıyla, ihale bedelinin de hemen tamamı ödenmiş. Bu hızlı tren, Ankara’ya gelecek olan yüksek hızlı tren ne zaman bitecek?

Bir diğer sorum şu: Bursa aynı zamanda otomotivin merkezi ve test yapılacak bir alan olmadığı için testler yurt dışında yapılıyor. Yenişehir’de bir otomotiv test merkezi açılacaktı, bunun açılacağı da yıllar önce söylendi, hâlâ onunla ilgili de bir gelişme yok. Ne zaman bitecek?

Bir de Bursa’da irili ufaklı onlarca santral var, hâlâ projeler üretiliyor, yeni santraller yapılmaya çalışılıyor, mahkemeler iptal ediyor. Yine, Bursa’yla ilgili böyle bir santral projesi var mı?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi soruları cevaplandırmak üzere sözü Kalkınma Bakanımız Sayın Lütfi Elvan’a bırakıyorum.

Buyurun.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Öncelikle, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası özellikle Fetullahçı terör örgütüyle ilişkili olanlara yönelik bir soru yöneltildi. Değerli arkadaşlar, bu darbe girişimini hep birlikte yaşadık ve bu terör örgütünün bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya, bir anlamda insanımızı birbirine düşürmeye yönelik bir girişimde bulunduğunu hepimiz biliyoruz. O gece tüm partilerimiz burada bu darbe girişimine karşı dik bir duruş sergilediler. Özellikle kamudan atılan personelin bu Fetullahçı terör örgütüyle ilişkisi olan, bu terör örgütü içerisinde yer almış olan kişilerden oluştuğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bunlar arasında belki hata yapılmış olan bazı isimler söz konusu olabilirdi. İşte bunu da gidermek amacıyla sizler de hatırlıyorsunuz ve biliyorsunuz ki yine kanun hükmünde kararnameyle bazı devlet memurları kurumlarına iade edildi ve daha sonraki süreçte, biliyorsunuz, bir OHAL Komisyonu oluşturuldu, şu anda tüm itirazları OHAL Komisyonu değerlendiriyor. OHAL Komisyonu neticesinde de gerek duyulması hâlinde ilgili kişi yargıya başvurabilecek. Dolayısıyla süreç devam ediyor. Ama bu tür darbe girişiminde bulunanlara karşı her birimizin dikkatli olması ve onlara karşı dik bir duruş sergilemesi son derece önemli diye düşünüyorum.

İkinci husus, yine, gündeme gelen Düzce konusu. Düzce’de özellikle gelişmenin yeterli düzeyde olmadığı, turizmin yeterince gelişmediği ifade edildi. Özellikle Düzce ilimizin sanayi alanında son yıllarda inanılmaz bir gelişme gösterdiğini hepimiz biliyoruz. Organize sanayi bölgelerinde yer yok ve yeni organize sanayi bölgesi talepleri var. Sanayileşme açısından, gelişme açısından Düzce gerçekten büyük bir performans gösterdi son yıllarda ancak bu sokak aydınlatmalarına yönelik eksiklikleri de elbette ilgili belediye başkanına aktaracağız. Sanayi ve Ticaret Bakanımız, biliyorsunuz, Düzce Milletvekili, özellikle kendisine de bunu aktaracağım.

Yine, büyükşehir belediye ve bütünşehir yasalarına yönelik, daha doğrusu bu alana yönelik bazı düşünceler ifade edildi. Burada Hükûmetimiz, özellikle Büyükşehir Yasası’nda ortaya çıkan bazı aksaklıkları giderme yönünde bir çalışma yürütüyor. Bu çalışma neticelenir neticelenmez yine sizlerin huzuruna bu düzenlemeleri getireceğiz.

Kalkınma ajanslarına yönelik bir başka soruda ise kalkınma ajansları için özellikle belediyeden kesilen payların düşürülmesi talebinde bulunuldu. Bununla ilgili olarak özellikle küçük belediyelerden alınan kaynağın açıkçası alınmaması yönünde bir düşüncemiz var, bu yönde de bir çalışmamız var. İnşallah bu çalışmaları tamamladıktan sonra yine kalkınma ajanslarına yönelik olarak sizlerin huzuruna getireceğiz.

Bir başka husus, bu sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına yönelik. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, biliyorsunuz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan öğretmenlerin çalışma sürelerini makul süre içinde bu bölgede geçirmelerini sağlamak amacıyla çıkarıldı. Kanuna göre, sözleşmeli öğretmenin aile birliği, elbette sözleşmeli öğretmenin yanında sağlanır. Bu düzenleme olmadan sadece mali düzenlemeler ve teşvikle o bölgede, o öğretmenin tutulmasının mümkün olmadığını da düşünüyoruz. Kaliteli bir eğitim için de öğretmenin öğrencisini tanıyacak bir sürede öğretmenlik yapması önem arz ediyor diye düşünüyorum.

Yine, zannedersem, Ziraat Bankasına yönelik bir başka soru, tam alamamakla birlikte… Tarım kredi kooperatiflerinin özellikle yapılandırma çerçevesinde kendisinin uyguladığı bir sistem, uygulama yöntemi dolayısıyla Ziraat Bankasıyla doğrudan ilişkilendirmenin çok doğru olduğunu da açıkçası düşünmüyorum.

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Kredi kooperatiflerine bir şeyler söylemek lazım Sayın Bakanım, yüzde 9 çok büyük fark.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Değerli arkadaşlar, güneş enerjisi desteğine yönelik ise özellikle farkındalık oluşturma, güneş enerjisinin önemini ortaya koyma adına birçok ilimizde bölge kalkınma idarelerimiz ve kalkınma ajanslarımız vasıtasıyla güneş enerjisi desteği sağlanıyor. Buradaki amacımız da temel olarak, tabii, bu güneş enerjisinin tüm bölgelerde yaygınlaşmasını teminen en azından bunun bir örnek olarak o bölgelerde, o illerde gösterilmesi. Buna yönelik de bir destek mekanizmamız var.

Şanlıurfa’ya yönelik bir soru yöneltildi. Şunu öncelikli olarak ifade etmek istiyorum: Özellikle 2017 yılının ikinci yarısında ve 2018 yılı yatırım programında Şanlıurfa’da içme suyu problemi olan ilçelerimizin projeleri yatırım programına alındı ve bununla ilgili çalışma başlatıldı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Kısa bir süre alabilir miyim?

BAŞKAN – Bitirin, bitirin, cümlenizi bitirin.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Tamamlayacağım efendim.

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı bir taraftan mevcut hatların iyileştirilmesini sağlarken kamu olarak biz de, Hükûmet olarak biz de özellikle Devlet Su İşleri aracılığıyla bu suyun temini yönünde çalışmaları başlattık ve hızla inşallah tamamlayacağız.

Bursa’ya yönelik bir soru yöneltildi yine, hızlı trene yönelik. Biliyorsunuz, Bursa-Bilecik hattında çok büyük bir heyelan oluştu, bu heyelandan kaynaklanan bir gecikme söz konusu oldu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ondan değil.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Evet, heyelan…

Bizatihi Ulaştırma Bakanlığı yaptım, o dönemde o heyelanı bizatihi yerinde görmüş bir kişiyim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biliyorum. Geçen hafta Devlet Demiryollarını görüştük KİT Komisyonunda ama ondan değil.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Ama bu heyelanın önemli bir etkisi oluştu.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 55 kilometrelik güzergâhın 50 kilometresi değişti. 300 milyonda tasfiye ettiniz işi.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Dolayısıyla bu projeleri, bu büyük ölçekli projeleri ne kadar hızlı sürede yaptığımızı sizler de biliyorsunuz.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Değil, değil, öyle değil Sayın Bakan.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – İnşallah, en kısa sürede bunları da tamamlayacağız, hiç merak etmeyin.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – 800 milyona ihaleye çıktınız, 380’e bağladınız, tasfiye ettiniz; 2 milyara çıktı.

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Son olarak test merkezleri konusunda da şunu söyleyeyim: Özellikle test merkezleri kurulması yönünde ciddi destekler veriyoruz. Birkaç tane test merkezi kurduk, Bursa’daki test merkezini de bizatihi ben kendim takip edeceğim.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi dördüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Dördüncü bölüm üzerindeki maddeleri, varsa bu maddeler üzerindeki önerge görüşmelerini yapacağız.

78’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 78’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                    Garo Paylan

                                         İstanbul                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

78 ve 79’uncu maddeler ile 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu'nda değişiklikler yapılmış ve kamu kurum, kuruluşlarının enerji giderleri ve tüketimlerini düşürmek üzere enerji performans sözleşmeleri yapabilmelerine imkân verilmiştir. Ancak kamunun bir mal ve hizmet almasının yöntemi bellidir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'yla ihaleye çıkılır ve 4735 sayılı Kanun'la da sözleşmesi yapılır. Ancak düzenleme, söz konusu işlemleri 4734 sayılı Yasa’nın kapsamından ve doğal olarak bütçe disiplininden çıkarma tehlikesi oluşturmaktadır. Üstelik bu düzenlemelerin görüşüleceği komisyon da Plan ve Bütçe Komisyonu değildir. Dolayısıyla hem içeriği hem yasama faaliyetinin yöntemi göz önünde bulundurulduğunda maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 78’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                       Musa Çam                                           Zekeriya Temizel                           Zülfikar İnönü Tümer

                                           İzmir                                                         İzmir                                                        Adana

                                   Bülent Kuşoğlu                                         Lale Karabıyık                                   Bihlun Tamaylıgil

                                          Ankara                                                       Bursa                                                      İstanbul

MADDE 78- 18/4/2007 tarihli ve 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına (i) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent ilave edilmiş ve mevcut bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.

"j) Enerji performans sözleşmesi: Uygulama projesi sonrasında sağlanacak enerji tasarruflarının garanti edilmesi ve yapılan harcamaların uygulama sonucu oluşacak tasarruflarla ödenmesi esasına dayanan sözleşmeyi,”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

KALKINMA BAKANI LÜTFİ ELVAN (Mersin) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Zülfikar Tümer İnönü konuşacak.

Buyurun Sayın İnönü. (CHP sıralarından alkışlar)

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; enerji performans sözleşmeleri, enerji verimliliği ya da yenilenebilir enerji projeleri sayesinde elde edilen maliyetteki azalmaları kullanarak bu tür projeleri finanse edebilmek için sermaye oluşturulmasını sağlayan bir finansman yöntemi olarak tanımlanmaktadır. Bu sözleşmeyle, uygulama projesi sonrasında sağlanacak enerji tasarruflarının garanti edilmesi ve yapılan harcamaların uygulama sonucu oluşacak tasarruflarla ödenmesi esasına dayanması öngörülmektedir. Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşları enerji tüketimlerini veya enerji giderlerini düşürmek üzere enerji performans sözleşmeleri yapabilecek ve on beş yılı aşmayan, yıllara yaygın yüklenmeye girişebilecektir. Bu kapsamda gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, ceza ve yasaklama hükümleri hariç, Kamu İhale Kanunu’nun hükümlerine tabi olmayacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, sözleşmelerin İhale Kurumu denetimine tabi olmadan yapılmasının önünü açmanın ve iş ve işlemlerin Kamu İhale Kurulu kararları üzerinden yargısal denetiminin önünün kapatılmasının amaçlandığı yapılan düzenleme Anayasa’nın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Nitekim, Komisyon görüşmeleri sırasında kamu kesiminde enerji performans sözleşmelerine istinaden yapılacak hizmet satın alımlarının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun kapsamı dışına çıkarılma nedeni konusunda yöneltilen sorulara tatmin edici cevaplar alınamamıştır.

Ayrıca, risk paylaşımlı bir finansman modeliyle ilgili olarak tasarı maddelerinde detaylandırma bulunmadığı, her türlü sorunun çözümünün ikincil mevzuat düzeyinde cevabının aranacağı ifade edilmiştir. Söz konusu maddenin içeriği Plan ve Bütçe Komisyonunun ihtisas alanı dışındadır.

Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları ile enerji şirketleri arasında ihdas edilen anlaşmaya istinaden masrafın, kazancın üzerinde olamayacağı öngörüldüğünde, on beş yıllık uzun süreç, maliyet ve verimlilik denetimlerini sekteye uğratacağı gibi suistimalin de önünü açabilecektir. 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu’nu ilgilendiren bu değişikliğin “enerji performans sözleşmeleri” gibi yeni bir kavramı sisteme yerleştirdiği hususunu da dikkate alarak tüm ayrıntısıyla ayrı bir yasayla düzenlenerek Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu gibi komisyonlarda tüm sivil toplum örgütlerinin katılımıyla etraflıca tartışılıp görüşüldükten sonra yasalaştırılması daha uygun olacaktır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edeceği üretimin artırılması açısından bazı teşvik mekanizmalarının da devreye konularak geliştirilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin önceliği, enerji talebini düşürmek için enerji verimliliği ve tasarrufu olmalıdır. Enerjide dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik yeni stratejiler geliştirilmeli, ihtiyaçların yenilenebilir enerjiden sağlanabileceği öngörülmelidir. Tüm dünyada örneği bilinen akıllı şebeke, akıllı enerji, etkin ve sürdürülebilir şehirler oluşturmak da mümkündür. Türkiye’yi baştan başa çevreleyen ancak tanımı dışına taşan kentsel dönüşüm projeleri, çevre dostu yeşil enerji, verimli pasif evler şeklinde projelendirilmeli ve desteklenmelidir. Yapıları tamamen yıkmak yerine yenilemek, dönüştürmek ve iyileştirmek öncelikli olmalıdır. Konuşmalardan öte geçmeyen, kâğıt üzerinde kalan ve sürekli ertelenen sıfır emisyonlu, sıfır enerjili bina zorunluluğunda da geç kalınmaktadır.

Değerli milletvekilleri, sürekli artan enerji fiyatları ve artan dışa bağımlılık nedeniyle uluslararası boyutta rekabet edemeyen enerji sektörünün arz güvenliğinden, karbon yaptırımlarından ve iklim değişikliğine yol açan olumsuz sonuçlarından kurtulmak için enerji verimliliği üzerine odaklanmak zorundayız. Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olan enerji ve enerji krizini en kısa ve ucuz yoldan hızlıca çözmek için öncelikle yatırım ve teşvik mekanizmaları, ardından altyapı, kapasite, personel ve enerji verimliliği üzerine yoğunlaşılmalıdır. Başta İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Antep gibi sanayi kentlerinde üniversite organize sanayi bölgeleri, makine mühendisleri, elektrik mühendisleri odası ve özel sektörle birlikte enerji verimliliği uygulamaları laboratuvarları kullanılması sağlanmalıdır. Bu kapsamda Adana ili başta olmak üzere Çukurova bölgesi için son derece önem taşıyan ancak 2007’den bu yana kamulaştırmada çıkan sorunlar nedeniyle yatırıma açılamayan Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nde yer alması gereken rafineri, petrokimya tesisleri, petrol ve doğal gaz depolama tesisleri, liman ve tersane projeleri de bir an önce hayata geçirilmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

78’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

79’uncu maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 79’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                         Garo Paylan                                         Müslüm Doğan

                                          Adana                                                      İstanbul                                                       İzmir

                                        Erol Dora                                                                                            Filiz Kerestecioğlu Demir

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Sayın Başkanım katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

78 ve 79’uncu maddeler ile 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu’nda değişiklikler yapılmış ve kamu kurum, kuruluşlarının enerji giderleri ve tüketimlerini düşürmek üzere enerji performans sözleşmeleri yapabilmelerine imkân verilmiştir. Ancak kamunun bir mal ve hizmet almasının yöntemi bellidir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'yla ihaleye çıkılır ve 4735 sayılı Kanun'la da sözleşmesi yapılır. Ancak düzenleme söz konusu işlemleri 4734 sayılı Yasa’nın kapsamından ve doğal olarak bütçe disiplininden çıkarma tehlikesi oluşturmaktadır. Üstelik bu düzenlemelerin görüşüleceği komisyon da Plan ve Bütçe Komisyonu değildir. Dolayısıyla hem içeriği hem yasama faaliyetinin yöntemi göz önünde bulundurulduğunda maddenin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 79’uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                       Lale Karabıyık

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                       Musa Çam                                               Tufan Köse                                      Bihlun Tamaylıgil

                                           İzmir                                                        Çorum                                                     İstanbul

                                                                                                     Kemal Zeybek

                                                                                                          Samsun

“MADDE 79– 5627 sayılı Kanun’a aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekili Kemal Zeybek konuşacaktır.

Sayın Zeybek, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 533 sayılı torba yasada, 5627 sayılı Kanun’a ek madde eklenmiş. Bu ekleme, Türkiye’de Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği süreç içerisinde tüm elektrik dağıtım şebekelerinin sattığı elektrikle ilgili; satışı yapılmış, yanı sıra satışı yapılan elektrik kurumlarından, bu dağıtım şebekelerinden yeniden devlete, kurumlara nasıl ucuz elektrik alabiliriz, bunu nasıl kanunlaştırabiliriz meselesi bu. Böyle bir şey olabilir mi? Siz yıllar öncesi demek ki çok yüksek kazanç sağlayabilecek dağıtım şebekeleri yarattınız. Bu şebekeleri yaratırken aklınız neredeydi? Bunlara bu koşulları neden koymadınız? Devletin tüm kurum ve kuruluşlarına elektriğin yüksek rayiç fiyattan satılacağını, devletin böyle bir bedel ödeyeceğini neden düşünmediniz? Elektriği özel şirket üretiyor; Türkiye’deki 80 milyon insanın alın teri, göz nuru olan, o savaşlarda elde ettiği topraklardan elde edilen su kaynaklarından elde ediliyor; bunu bilmeniz gerekiyor. Bunu bilmeden yaptınız, bugün de karşımıza yeniden… Devletin tüm kuruluşlarına elektriği nasıl ucuza alabiliriz? Alamazsınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekili arkadaşlarım, bugün burada çok tartışılıyor. Türkiye’de toprağın, arazinin, ağacın, bitkinin sulandığı ve sulama birliklerinin kontrolü elinde tuttuğu, bakım ve onarımını da bunların yaptığı bir yasayı görüşüyoruz. Ben aynen bu olayı şuraya getireceğim, olayı elektrikle bağdaştıracağım. Siz yıllar önce elektrik dağıtım şebekelerini özelleştirdiniz, bugün de sulama birliklerini özelleştireceksiniz; özelleştirdiniz… Bu özelleştirilen sulama birliklerini bu dağıtım şebekeleri alacaktır ve vatandaşımızı, yurttaşımızı, arazisini sulayabilen, bitkisini susuz bırakmayan vatandaşımızı siz yeniden elektriği yüksek fiyatla alabilir duruma getireceksiniz. Bizim bu yasaya evet demememiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlarımız, yıllar önce Kurtuluş Savaşı’yla beraber bu ülkede şeker fabrikalarımız kuruldu. Bu şeker fabrikalarının kurulmasıyla beraber, suyun en ideal olarak kullanıldığı, su veriminin en iyi şekilde elde edildiği şeker pancarı… Şeker pancarı fabrikalarını bir şekilde şu anda özelleştirmek istiyorsunuz. Bu özelleştirme doğru değildir. Bu özelleştirme, ülkemizdeki o gariban çiftçinin, az ölçekli arazisi olan yurttaşımızın geleceğine, göz nuruna, çocuğunun geleceğine, torununun geleceğine, onun kazanımlarına el koymadır.

Gelin, burada bu yasaya da evet demeyelim, bunu yasalaştırmayalım, özelleştirmeyi yaptırmayalım. Devletin, şeker pancarında, yıllardır çiftçi birlikleriyle beraber kooperatifleştiği en iyi oluşumdur ve insanlarımızın bir araya gelip kendi ürettiği ürünü nasıl yönetebildiğinin bir belgesidir şeker pancarı fabrikaları.

Biz buradan diyoruz ki şeker fabrikalarından şeker elde ediyoruz, melas elde ediyoruz -hayvanımızı ve sağlığımızı koruyan- ispirto, etil alkol elde ediyoruz. Buna bağlı olarak şeker fabrikalarını satmak, pancar üreticisini, besiciyi yok saymaktır, tarım üretiminin bitmesi demektir. Şeker demek, toprak demektir. Toprak demek, vatan demektir. Rant uğruna toprağımızı satanlara, fabrikalarımıza el koyanlara, çiftçimizin geleceğini karartanlara, bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekili arkadaşlarımızın buna dur diyeceğine inanıyorum. Ben buradaki dört siyasi parti grubunun tamamının da çiftçiye destekçi olduğunu biliyorum. Ama bir elin bir yerden emir vermesiyle bunu yasalaştırmayalım, buna dur diyelim. (CHP sıralarından alkışlar) Vatanın bu şekilde parçalanmasını durduralım. Bu, uluslararası çeteci emperyalist güçlerin, tekellerin şekeri, toprağımızı ele geçirmesidir.

Saygılar arz ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

79’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

80’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 80’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Emin Haluk Ayhan                                     Muharrem Varlı                                          Kamil Aydın

                                          Denizli                                                      Adana                                                     Erzurum

                                 İsmail Faruk Aksu                                                                                                    Mustafa Kalaycı

                                         İstanbul                                                                                                                       Konya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) -Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddede geçen taşınmazların Vakıflar Kanunu’nda değişiklik yapılması suretiyle kanunla iade edilmesi kabul edilemez bir yaklaşımdır. Kanunla söz konusu taşınmazların mülkiyetinin değil kullanım hakkının Hazineden devri yoluyla çözülebilmesi mümkün iken böyle bir düzenlemeye neden ihtiyaç duyulduğu anlaşılmamıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 80’inci maddesinde yer alan “mülkiyetinde bulunan” ibaresinin “mülkiyetindeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                      Garo Paylan                                                                                                                 Erol Dora

                                         İstanbul                                                                                                                       Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mardin Milletvekili Erol Dora konuşacaktır.

Sayın Dora, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 80’inci maddesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Hatırlanacağı üzere, 2014 yerel seçimleriyle Büyükşehir Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte köy tüzel kişilikleri ortadan kalkmış ve bu köy tüzel kişiliklerinin mallarının tasfiye ve devredilmesi amacıyla her valilik bünyesinde tasfiye komisyonları kurulmuştur. 2016 yılında Mardin Valiliği bünyesinde hayata geçirilen Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunda, köy tüzel kişilikleri adına kayıtlı olup kilise ve manastır niteliğinde bulunan taşınmaz malların hazineye, mezarlık niteliğindeki taşınmazların ise Mardin Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilmesi hususunda karar verilmiştir. Köy tüzel kişilikleri adına kayıtlı olup kilise ve manastır niteliğinde bulunan taşınmaz mallar daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiştir. İlgili Komisyonun almış olduğu kararlar Süryani halkında büyük tepkiye ve üzüntüye sebep olmuş, bu gerekçeyle Mor Gabriel Vakfı gerekli girişimlerde bulunarak Tasfiye Komisyonuna başvurmuş ve söz konusu kilise, mezarlık ve arazilerin vakfa iadesini talep etmiştir. Ancak Komisyon yetkilileri, ilgili kanun gereğince, söz konusu taşınmazları ancak devlet kurumlarına verebileceklerini, vakıflara bu türden bir devir yapamayacaklarını ifade etmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz aylarda, Hükûmet yetkilileri ile Mor Gabriel Manastırı Vakfı ve Süryanilerin diğer bazı kurumlarının yöneticileri arasında sorunun çözümü için olumlu görüşmeler yapılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülklerin iadesi için yasal düzenleme yapılması için çalışma yaptıklarını açıklamıştır. Aynı şekilde, vakıflardan sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Hakan Çavuşoğlu da masa başında hatalı bir işlem yapıldığını belirterek mülkleri iade edeceklerini ifade etmişlerdi. Bu olumlu görüşmelerin ardından, torba yasa kapsamında Vakıflar Kanunu’na eklenen ilgili maddeyle Süryani halkına ait olan mülklerin bir kısmının iadesi öngörülmektedir. Bu maddeyle, toplamda 110 taşınmazın 56’sının iadesi öngörülmektedir. Ancak, Süryanilere ait geri kalan diğer bütün taşınmazların da bir an önce iade edilmesi Süryani kamuoyunda büyük bir memnuniyet yaratacaktır. Bu kanun tasarısı kapsamında Süryani vakıflarına ait bazı taşınmazların iadesinin öngörülmesini bu soruna çözüm getirmede önemli ve değerli bir adım olarak değerlendirdiğimizi belirtmek istiyoruz.

Tabii, bu güncel konunun yanı sıra, benzer nitelikleri haiz sorunlar, azınlık statüsünde bulunan Ermeni, Rum ve Musevi vatandaşlarımıza ait binlerce taşınmaz için de aciliyetini korumaktadır. Bu bağlamda diğer azınlıklara ait bütün taşınmazların da sahiplerine iadesini beklediğimizi ifade etmek istiyorum. Dileğimiz ve talebimiz odur ki önümüzdeki dönemde Hükûmetin bu yönde de adımlar atacağını bekliyoruz. Ayrıca bu ülkenin bütün yurttaşlarının kültürel mirası olan tarihî kilise, manastır ve sinagog gibi yıkılmaya yüz tutmuş tarihî yapıların restorasyonu için Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesinden daha fazla ödenek ayrılması şüphesiz kültürel mirasımıza ve toplumsal barışımıza da hizmet edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tabii gerek azınlıklara mensup yurttaşlarımızın kendilerini ötekileştirilmiş, dışlanmış hissetmemeleri ve devletle olan ilişkilerinin bu temelde yıpranmaması ve gerekse demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliğinin gereği olarak Türkiye’nin altına imza atmış olduğu anlaşmalar çerçevesinde üzerine düşen yükümlülükleri sağlamada Hükûmetin daha titiz davranmasını beklemek bütün yurttaşlarımızın en doğal hakkıdır. Azınlık vakıflarının gerçekte kendilerine ait olan çeşitli taşınmaz, kilise ve manastırları geri almak için adli yollara başvurmak zorunda bırakılmaları toplumsal barışımızı zedelerken ne yazık ki ülkemizin aleyhinde de olumsuz birtakım algıların oluşmasına sebebiyet vermektedir. Bu algının tersine çevrilmesi zor olmadığı gibi insanlarımıza haklarının tanınması ve teslim edilmesi bu ülkenin bütün yurttaşlarının da şüphesiz yararınadır ve bu durum ülkemizde herkesin kendini gönüllü, eşit ve özgür bir vatandaş olarak hissetmesini sağlayacak ve ülkemizin imaj ve itibarını da yükseltecektir.

Konuşmamı bitirirken bütün Parlamentonun ve bütün vekillerimizin desteğini bekliyor, bu vesileyle tekrar hepinizi en kalbi duygularımla sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 80’inci maddesi çerçeve metninin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                 Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam                                       Zekeriya Temizel

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         İzmir

                                   Bülent Kuşoğlu                                           Selina Doğan                                         Lale Karabıyık

                                          Ankara                                                     İstanbul                                                      Bursa

“Madde 80- 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununa aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Selina Doğan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Doğan. (CHP sıralarından alkışlar)

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle bugünü kutlayan tüm halklar için ayrı bir anlamı olan, ister “v’ ile yazalım, ister “w” ile yazalım “Nevruz” diyelim, “Nevroz” diyelim, bu renkli ve güzel bayramı kutlayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Evet, bugün Nevruz Bayramı’nı kutluyoruz. Önümüzdeki hafta pazar günü de Hristiyanların en büyük bayramı olan ve aslında pagan dönemde baharın doğuşunu simgeleyen ancak daha sonra tek tanrılı dinlerle birlikte farklı bir anlama bürünen Paskalya Bayramı’nı kutlayacağız. Ancak Türkiye’deki azınlıklar olarak bizler Paskalya Bayramı’nı yine pek çok askıda bırakılan sorunlarla buruk bir şekilde karşılıyoruz.

Şu anda üzerinde konuştuğumuz madde -benim de bizzat takipçisi olduğum üzere bölgeye giderek- Süryani cemaatinin bir kısım mülklerinin iadesinin geri kazanılmasını sağlıyorsa da aslında azınlıkların şu an askıda olan pek çok sorunu var; bunlardan güncel olan bir tanesini ben burada aktarmak istiyorum.

İstanbul’un Bomonti semtinde Bomonti Mıhitaryan okulumuz var 1958 yılında bizzat parası ödenerek alınan ancak daha sonra 1979 yılında mahkeme kararıyla hazineye Ayaş Belediyesi adına tescil edilmiş bir mülk. 2011 yılından beri bunun hukuk mücadelesi devam ediyor. Nitekim, yetkilileri geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Sayın Hakan Çavuşoğlu’yla görüştüler. Diliyoruz, bu mülkün iadesi de tıpkı bu madde içerisindeki mülkler gibi diyalog yoluyla çözülür.

Bakınız, Lozan Anlaşması, biliyorsunuz, yakın zamanda da olduğu gibi sık sık tartışmaya açılıyor ve Türkiye’de azınlıkların haklarını garantiye alan bu kurucu anlaşma her tartışmaya açıldığında azınlıklar her seferinde tedirgin oluyorlar. Dolayısıyla, Lozan masaya yatırılırken konuya biraz da buradan bakmak gerekiyor. Evet, bugün burada bu sorunlar kısmen çözülüyor ama aslında Türkiye'de azınlıkların sorunlarını çözmek için öyle çok da köklü değişiklikler yapmak gerekmiyor; mevcut düzenlemeleri uygulamak, biraz iyi niyet, diyalog bu sorunların çözümü için yeterli olacaktır. Asıl zihinlerdeki bariyerleri kaldırmak gerekiyor bu sorunların çözümü için.

Ben mevcut, askıda bırakılan sorunlara biraz değinmek istiyorum müsaade ederseniz. Birçoğunuzun takip ettiği gibi biliyorsunuz Ermeni Patrikhanesi yaklaşık on yıldır patriğini seçemiyor, âdeta bir yılan hikâyesine dönmüş durumda bu sorun. Diliyoruz, bu konunun çözümü için de bir an önce diyalog kanalları açılır.

Bir diğer konu ise cemaat vakıfların yönetim kurullarının seçilememiş olması. Vakıfların seçim yapabilmelerine olanak tanıyan yönetmelik 19 Ocak 2013 tarihinde iptal edildi ve o tarihten beri de konu yine askıda bırakıldı. Bu da en kısa zamanda çözülmesi gereken sorunlardan bir tanesi.

Bir diğer konu azınlık okulları sayın milletvekilleri. Azınlık okullarının güncel, sosyolojik realitelere uygun olarak ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik derli toplu bir mevzuat geliştirilmesi gerekiyor bir an önce.

Ve tabii ki nefret söylemi sayın milletvekilleri… Bakın, Hrant Dink Vakfının düzenli olarak hazırladığı Medyada Nefret Raporu’na göre 2017 yılı Eylül-Aralık ayları arasında, dört aylık dönemde ulusal etnik ve dinî grupları hedef alan 1.580 köşe yazısı ve haber tespit edildi; 48 farklı grup hakkında 1.982 adet nefret söylemi içeriği bulundu. Bunlar vakayıadiyyeden sayılıyor ama biz diliyoruz ki bunlar sadece raporlarda kalmasın, bu sorunların giderilmesi için politikalar geliştirilsin. Ben tüm bu sorunlarla ilgili bir araştırma önergesi sundum Meclise. Diliyorum bu sorunları tüm ilgilileriyle etraflıca görüşebilmek için bir araştırma komisyonu kurulur Mecliste.

Bugün aynı zamanda Irkçılık ve Ayrımcılıkla Mücadele Günü. Ben bu vesileyle kimsenin birbirinden nefret etmediği, kimsenin birbirine nefret söylemleri savurmadığı bir gün diliyorum hepinize ve tekrar saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

80’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

81’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 81’inci maddesinde yer alan “FOB bedelin” ibaresinin “FOB bedelinin” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                        Erol Dora                                                                                                                 Garo Paylan

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

81’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

82’nci maddede iki önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 82’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                        Erol Dora                                                                                                                 Garo Paylan

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

83 ve 84’üncü maddelerle Karayolları Kanunu’nda değişiklik yapılarak Genel Müdürlüğün bünyesindeki ihtiyaç fazlası taşınmazların özelleştirilmesi düzenlenmiştir. Özelleştirmeler AKP döneminde oldukça artmış ve kamuya hiçbir fayda getirmemiştir. Kamunun elindeki taşınır veya taşınmazların satılmasını ilkesel olarak doğru bulmuyoruz. Zira kamunun elindekilerin halka ait olduğu ve kamu yararı adına kullanılması doğru olandır. Eğer ihtiyaç fazlası taşınmazlar var ise bunlar ihtiyaç duyulan başka kamu kurumları adına tahsis edilebilir ve kamu yararına kullanılabilir. Özelleştirmelerin sonucunda, kamunun elindeki taşınmazların çoğunluğunun merkezî yerlerde olduğu düşünüldüğünde, bu alanlarda rant alanlarının açılması ve sermaye kesimlerine peşkeş çekileceği mevcut uygulamalardan görülmüştür. Üstelik, maddeler Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek içerikte değildir, ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmesi gerekir. Dolayısıyla hem içerik hem yasama yöntemi açısından doğru bulmadığımız bu maddelerin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 82’nci maddesi çerçeve metninin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                 Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam                                       Zekeriya Temizel

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         İzmir

                                   Bülent Kuşoğlu                                         Lale Karabıyık                                 Serdal Kuyucuoğlu

                                          Ankara                                                       Bursa                                                       Mersin

“MADDE 82- 25/6/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Önerge üzerinde Mersin Milletvekili Serdal Kuyucuoğlu konuşacaktır.

Sayın Kuyucuoğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sayılı Yasa’nın 82’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Türkiye’de son günlerde toplumun her kesimi, aşırı derecede sosyal gerginlik ve toplumsal sorunların çözümünde yorgunluk emareleri göstermeye başlamıştır. Ekonomiden siyasete, hayatın her alanında ve her kesim üzerinde bunun doğurduğu ağır baskı hissedilmektedir. Yurttaşlar güzel şeylerin ne zaman olacağını sormakta, geleceği konusunda endişeler duymaktadır.

Türkiye’de neler oluyor? Cumhurbaşkanı her gittiği ilde sözde toplu açılış töreniyle sayısız yatırımın temelini atıyor ancak işsizlik ne hikmetse azalmıyor, çoğalıyor. İş kazalarında her gün ortalama 3 işçi hayatını kaybediyor, hiçbir tedbir alınmıyor. Türkiye İstatistik Kurumu, TÜİK, işsizlik ve yoksulluğu düşük göstermek için elinden geleni yapıyor, “Yoksulluk azaldı.” denilirken 25 milyon kişiye devletten yardım yapılıyor. Bütçe açıkları arttıkça artıyor, vergi ödeyen vatandaş “Ödediğim vergiler nereye gidiyor?” diye soruyor. Hemen her gün birkaç kadın ya tecavüze uğruyor ya öldürülüyor, katillerine iyi hâlden indirimler yapılıyor. Uyuşturucu kullanımı ilkokullara kadar indi. Toplumsal cinnet kritik eşikte, patlamaya hazır bekliyor. Anneler çocuklarını, babalar eşlerini öldürüyor. Burada sayılanlara yeni ilavelerle de yapmak mümkün.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetlerinin iş başında olduğu son on altı yılda 125 büyük tesis özelleştirildi. Seksen yılda elde edilen cumhuriyet eserlerini on beş yılda satıp açıklar kapatılmaya çalışıldı ama buna rağmen Türkiye’nin iki yakası bir araya gelmedi. Üretim ekonomisi yerine tüketimi körükleyen politikalar sonucu yapılan yollar, açılan köprüler, şehirlere dikilen devasa plazalar ülkemizdeki 15 milyon asgari ücretlinin, 15 milyon emeklinin açlık sınırının altında yaşamasına çözüm getirmedi. Ekonomide bu kötü gidişatı gören Hükûmet, yeni kaynaklar arayışına girdi, vatandaşın ödediği vergilerle yapılan dev kurumlar, sanayi tesisleri, limanlar, kamu binaları ve arsaları arka arkaya satışa çıkarıldı.

Özelleştirmeler yoluyla Türkiye'nin en büyük kamu kuruluşları satıldı, stratejik öneme sahip çok sayıda kuruluş da bundan kurtulamadı. Son on beş yılda yabancı şirketler finanstan enerjiye, sağlıktan eğitime, perakendeden gıdaya kadar birçok sektörde ağırlığını artırdı. Bankacılık sektörünün yüzde 50’si, sigortacılık sektörünün yüzde 70’i yabancı şirketlerin kontrolüne geçti. Şimdi gözü şeker fabrikalarına dikmişler, onları da satmak istiyorlar. Bu maddeyle de Türkiye Cumhuriyeti Karayollarının mallarını satacaklar. Cumhuriyetin seksen küsur yıllık birikimleri elden çıkarıldı. Bu elden çıkarmalar daha üretken alanlara yatırılmak yerine cari açığın finansmanında kullanıldı yani gelecek satıldı.

Değerli milletvekilleri, altyapı yatırımları dış borçlarla yapılıyor; oto yollar, duble yollar, yüksek hızlı tren yolları, tüneller, barajlar ve hidroelektrik santralleri.

AKP döneminde tarımda da ilginç gelişmeler oldu, Türkiye, görmediklerini gördü. İthal etmediği tarım ürünü kalmadı; samanı bile ithal ettik, dünyanın dört bir yanından hayvan ithal ettik, et ithal ettik.

AKP döneminde sadaka kültürü egemen oldu. Devlet eliyle ihtiyaç giderme yoluyla kitleler iktidara bağlandı. Buna bir de medyanın propaganda ve beyin yıkama faaliyetleri eklenince işlem tamam oldu. “Türkiye iyi yönetiliyor.” diyenlerin bir kez daha burada ifade edilen konuları dikkatle gözden geçirmelerinde yarar görüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

82’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

83’üncü maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 83’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

83 ve 84’üncü maddelerle Karayolları Kanunu’nda değişiklik yapılarak Genel Müdürlüğün bünyesindeki ihtiyaç fazlası taşınmazların özelleştirilmesi düzenlenmiştir. Özelleştirmeler AKP döneminde oldukça artmış ve kamuya hiçbir fayda getirmemiştir. Kamunun elindeki taşınır veya taşınmazların satılmasını ilkesel olarak doğru bulmuyoruz. Zira kamunun elindekilerin halka ait olduğunu ve kamu yararı adına kullanılması doğru olandır. Eğer ihtiyaç fazlası taşınmazlar var ise bunlar ihtiyaç duyulan başka kamu kurumlar adına tahsis edilebilir ve kamu yararına kullanılabilir. Özelleştirmelerin sonucunda kamunun elindeki taşınmazların çoğunluğunun merkezi yerlerde olduğu düşünüldüğünde bu alanlarda rant alanlarının açılması ve sermaye kesimlerine peşkeş çekileceği mevcut uygulamalardan görülmüştür. Üstelik maddeler Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek içerikte değildir, ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmesi gerekir. Dolayısıyla hem içerik hem yasama yöntemi açısından doğru bulmadığımız bu maddelerin tasarı metninden çıkarılmasını öngörmekteyiz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı “Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”nın 83’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                 Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam                                       Zekeriya Temizel

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         İzmir

                                   Bülent Kuşoğlu                                       Ömer Fethi Gürer                                      Lale Karabıyık

                                          Ankara                                                       Niğde                                                        Bursa

Madde 83- 6001 sayılı Kanun’a aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 2- (1) Genel Müdürlük mülkiyetinde iken bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte özelleştirme kapsam ve programında olan ve özelleştirme işlemleri devam eden taşınmazların satışından elde edilecek gelirlerden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan giderler düşüldükten sonra kalan tutar Genel Müdürlük hesaplarına aktarılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gürer. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; sıra sayısı 533 olan, yine bir torba yasa tasarısının görüşmelerini sürdürüyoruz.

82’nci ve 83’üncü maddeler bir özelleştirme içeriyor. Özelleştirmeyle ilgili, on beş yılda Hükûmet neler yaptı, Sayın Maliye Bakanına sordum, “Naci Ağbal” imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı vasıtasıyla ulaşan yazıdan nelerin satıldığını sizlerle paylaşacağım çünkü tüm milletvekili arkadaşlarımızın da on beş yılda -sata sata bitiremediğiniz- nelerin satıldığını öğrenme hakkı olduğunu düşünüyorum. Onun için, sırasıyla onları size okuyacağım.

101 kuruluşta bulunan kamu payları, 10 liman, 90 elektrik santrali, 40 işletme, 11 otel ve sosyal tesis, 3.703 taşınmaz, 37 maden sahası, 3 gemi, 6.808 kalem makine teçhizat, 155 adet isim hakkı, marka ve araç muayene hizmetleri; toplam 59,9 milyar özelleştirme yapılmış. Bunun yanında 2 kuruluştaki kamu payları, 1 işletme, 1.230 taşınmaz, 95 gemi, 102 kalem makine teçhizat, muhtelif kamu kuruluşları 1 milyar ABD doları bedelle devredilmiş. Yani Cumhuriyet Dönemi’nin kazanımları on beş yılda satılmış satılmış satılmış ama ekonomide, işsizlikte, sorunlarda geldiğimiz boyutlar değişmemiş.

Bakın, satılan yerlerden birkaçının da adını sizlerle paylaşayım: TÜRK TELEKOM satılmış, PETKİM satılmış, Ereğli Limanı satılmış, TEDAŞ, TÜPRAŞ satılmış, Sümer Holding İşletmeleri satılmış, yem fabrikaları satılmış, TEKEL fabrikaları, arazileri satılmış, SEKA satılmış, İskenderun Demir Çelik Fabrikası satılmış, Eti Krom satılmış, Eti Alüminyum satılmış, Kuşadası Limanı satılmış, Türk Hava Yolları USAŞ satılmış, Trabzon Limanı satılmış, Ankara ve Samsun feribotlarının işletmeleri satılmış, Ataköy Marina satılmış, Borçelik satılmış, Oymapınar Barajı satılmış, Kıbrıs Hava Yolları satılmış, EBÜAŞ-MEYBUZ satılmış, Esgaz satılmış, Bursagaz satılmış, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Mersin Limanı satılmış, Adapazarı Şeker Fabrikası satılmış, Ereğli Demir Çelik Fabrikası satılmış, İskenderun Limanı satılmış, Yarımca Limanı satılmış, Yarımca Porselen Fabrikası satılmış, Kırıkkale Çelik Boru Fabrikası satılmış, Taksan satılmış, Çayeli Bakır İşletmeleri satılmış, Amasya Şeker satılmış, İGSAŞ Kütahya Gübre varlıkları satılmış ve bu liste devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi de Karayollarının ellerinde kalan arazileri bir tür özelleştirmeyle satışa getiriyorsunuz. Ardından 14 tane şeker fabrikasını özelleştiriyorsunuz. Açıklarken diyorsunuz ki: “Özelleştirilen yerler daha iyi çalışacak.” Ama beş yıllık bir süre koymuşsunuz, 2019 seçimleri bittiği günün ertesi günü, buradaki özelleşen ve kapanan çoğu fabrika gibi şeker fabrikalarını da kapatacaksınız. (CHP sıralarından alkışlar)

Kesinlikle şeker fabrikalarından devletin gücünün varlığı dışında tek tek çalışmayacak noktada olanlar var. Bunlar o bölgelerin sosyal anlamda hem gelişmişliğidir hem işçinin, köylünün, çiftçinin, esnafın, besicinin, çalışanın gelir ve geçim kaynağıdır. Tarımda uygulanan yanlış politikalar sonucu elimizdeki birçok ürünü artık ithal eder hâle geldik, kendi kendine yeten ülkeyi dışa bağımlı kıldık ama şeker fabrikaları stratejik bir üründür.

Bakınız değerli arkadaşlarım, nişasta bazlı şekerin Türkiye'deki pazar payı artıyor. Diyorsunuz ki: “Kota yüzde 5’e düşürüldü.” Ama Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50 artırma yetkiniz var. Ama bunun dışında büyük bir risk daha var “yüksek yoğunluklu tatlandırıcı” diye tamamı ithal olan ürünler ne yazık ki şekere alternatif olarak kullanılmaya başlandı. Nişasta bazlı şeker ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcılı ürünlerin üzerinde, etiketlerinde bunu belirtirseniz yurttaş bunu almaz, özel sektördeki şeker fabrikaları belki bu sayede açık kalır. Ama şunu bilin: Yalnız kamudaki değil, özel sektördeki şeker fabrikaları da devletteki şeker fabrikaları elden gittiğinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) – …süreç içinde kapanacaktır. Dışa bağımlı olacağız, ithalin bizi teslim aldığı bir süreç başlıyor. Bu konuda Meclisimizi bir kez daha uyarıyor, Hükûmete de çağrıda bulunuyorum. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden vazgeçin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Rahat ol." diyor, “O kadar yeri sattık, onları da satsak bir şey olmaz. Bu millet bize oy verir." diyor. “Bu millet bize oy verir, rahat ol." diyor. “Türkiye'yi sattık, oy veriyor, onları da satarsak yine oy verir." diyor.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

83’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

84’üncü maddede ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 84’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                      Garo Paylan                                                                                                                 Erol Dora

                                         İstanbul                                                                                                                       Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri.

                                 Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam                                       Zekeriya Temizel

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         İzmir

                                   Bülent Kuşoğlu                                         Lale Karabıyık                                              Ali Şeker

                                          Ankara                                                       Bursa                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenleme ile 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’da düzenleme yapılmış ve internet üzerinden yayın faaliyeti yürüten kuruluşların da RTÜK denetimine girmesi hedeflenmiştir. İnternetten yayın yapanların RTÜK'ten lisans almasını ve RTÜK'e bu yayınları denetleme yetkisi verilmesini sağlayan düzenlemenin sansürün internet ortamına da taşıdığı kanaatindeyiz. Burada arzu edilen amacın, dar bir alana hitap etmesine rağmen alternatif medyayı zapturapt altına almak olduğu görülmektedir. Düzenlemede tanımlar çok eksik kalmıştır. Mesela “Tüm bu işlemler BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ve RTÜK tarafından 6 ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecek” denmektedir. Burada iki olasılık ortaya çıkmaktadır; ya teklif metnini hazırlayanların özensizliği ya da bilinçli olarak ucu açık bırakılması ve bu yolla tedirginlik yaratılmaya çalışılmasıdır. Zira RTÜK'ün yasasında internet denetimi yoktur ancak yasal olarak görevi olmayan bir kuruma bu görev yüklenmektedir. Şimdiye kadar BTK'nin yaptığı işlem RTÜK'e devredilmektedir. Ülkeyi yönetenlerin yasaklamalarla, engellemelerle sorunları çözemeyeceklerini fark etmeleri artık elzemdir. Yurttaş bilinci bu açıdan önemlidir. İnternetin televizyondan farkı, izleyicinin burayı bilinçli olarak tercih etmesi olduğu düşünürsek tercih ederek istediği yayına yönelen yurttaşlara getirilen denetimin adı denetim olmaz sansür olur. Ayrıca internet medyası alanına dair Görsel İşitsel Medya Hizmetleri Direktifi AB'nin bu alana ilişkin elindeki tek aracıdır. Türkiye, AB uyum sürecinde, bu alandaki mevzuatını bu direktife uygun hâle getirmiş ve 6112 sayılı Kanun da böyle düzenlenmiştir. Medya bütünüyle siyasi iktidarın tekeline girmiş ve iktidar doğrultusunda bir yayın çizgisi izlerken, muhalefetin sesi hiçbir platformda yer almıyorken kendi alternatif yayınının RTÜK denetimine alınması, internetteki yayınların lisans alma zorunluluğu getirilmesi, siyasi partilerin kendi sosyal medya kanallarının bile RTÜK denetimine açılmasını ve lisans almasını zorunlu kılacaktır. Dolayısıyla, bu düzenleme hem internet yayınlarının sansürlenmesinin de ötesinde, muhalif seslerin bütünüyle sesinin kısılmasının yolunu açacak nitelikte fecaat bir düzenlemedir. Kati suretle tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Ali Şeker.

Buyurun Sayın Şeker. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6112 sayılı RTÜK Kanunu’nun 29’uncu maddesinden sonra gelmek üzere 29/A maddesini düzenleyen 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 84’üncü maddesi üzerine söz aldım. Daha doğru bir deyişle, internet üzerinden gelişen bağımsız ve alternatif iletişim kanallarına sansür ve engelleme kanunu getirme çabanız üzerine söz almış bulundum.

Torba kanun tasarısı içerisinde getirdiğiniz bu maddeyle gerçeklerin başına, internete çuval geçirmeyi amaçlıyorsunuz. Muhalif olarak gördüğünüz ve kendisine iletişim kanalı olarak daha özgür internet platformunu seçmiş başarılı gazete ve televizyoncuları susturmak istiyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, getirmeye çalıştığınız düzenlemeyle sadece internet üzerinden yayın yapanlara da RTÜK Kanunu’na göre lisans alma zorunluluğu getiriyorsunuz. İktidar, yüksek lisans bedelleriyle ve yüksek ceza uygulamalarıyla, ekonomik baskıyla muhalif sesleri yok etme, engelleme, sansür getirme amacında. Düzenlemenin gerekçesinde, internet üzerinden yayın yapanların lisans almadıkları için içerik denetiminden kaçındıkları, uluslararası sosyal medya şirketlerinin Türkiye’de ofis açmamaları, vergi ödememeleri, Netflix gibi platformların yayınları gerekçe olarak öne sürülüyor. Gelirleri tespit etme ve bunlardan vergi alma işi ne zamandan beri RTÜK’ün? Bu iş Maliye Bakanlığının işi değil mi de siz bunu gerekçe gösteriyorsunuz? İçerik denetlemesi için gösterilen gerekçeler Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26’ncı maddesine aykırı bir düzenleme.

Birleşmiş Milletler, 2016 yılında internete erişim hakkını temel bir insan hakkı olarak tanımladı. Birleşmiş Milletler, OHAL uygulamalarının temel insan haklarını ihlal ettiğini belirtiyor. Freedom House ise ülkemizi “sanal âlemde özgür olmayan ülkeler” kategorisine aldı. Dün de Avrupa Birliği kamuya açık alanlarda, ortak alanlarda ücretsiz internet altyapısı kurulması kararı aldı.

Dünya yapay zekâyı, sürücüsüz arabaları, Maker Hareketi’ni konuşurken, Elon Musk tüm dünyaya, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarına uydudan internet sağlama projesini başlatmışken, Starlink uydularının ilkini uzaya göndermişken, siz interneti karartmaya çalışıyorsunuz. İktidarınız döneminde yaşadığımız Twitter, Facebook, Youtube’a erişimin yavaşlatılması ve engellenmesi, Wikipedia’nın on bir aydır kapalı olması, muhalif sitelerin içeriklerinin kaldırılması, “sendika.org” sitesinin 62 kez kapatılması, yasaklı site sayısının 100 bini geçmesi gibi ülkeye yaşattığınız deneyimler, bu konudaki kötü niyetinizi ortaya koymaktadır. “Twitter, mivitir, hepsinin kökünü kazıyacağız.” diyen partili Cumhurbaşkanının ülkeye özgürlük getirmesini beklemiyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Gerçeğin, bilginin kökünü kazıyamayacaksınız. Unutmayın, gerçeğin gücü her şeyin üzerindedir ve bir gün, mutlaka galip gelecektir.

Doğan Medya’yı da havuza kattınız, neden hâlâ korkuyorsunuz? Ancak korkun çünkü milletin gözünü, kulaklarını sağır edemeyeceksiniz. Üçüncü havalimanı metro ihalesini sessizce 4 milyar 294 milyon liraya bir yandaşınıza verdiniz. Bunu halkın duymayacağını mı zannediyorsunuz?

RTÜK Yasası, kamusal mülkiyeti, doğa, hava, gökyüzü ve kara gibi ortamlardan yapılan iletilerin lisanslanmasını düzenliyor. Bunun gerekçesi, bant genişliğinin frekans tahsisi düzenlenmesi, karışıklığın önlenmesi ancak internet, derya; teknik bir kısıtlılık yok. Sizin belli frekansları düzenlemenize de gerek yok. Niye lisanslama zorunluluğu getiriyorsunuz?

İnternet teknolojisinde şirketler kiraladıkları hat üzerinden ileti sunuyorlar. Teknolojik sınır yok, olanaklar sürekli gelişiyor, internette kamusal mülkiyet yok, sadece bir firmaya ait frekans yok, dolayısıyla lisans vermeye de gerek yok. Lisans almadan yapılan yayınların engellenme ve içeriklerinin kaldırılması yetkisi ise sulh ceza hâkimlerine veriliyor. Üst kurulun isteğiyle sulh ceza hâkimi, yargılama yapmadan yirmi dört saat içerisinde yayını engelleyebiliyor, içeriği kaldırabiliyor. Bunun gibi birçok sorunu tartışmayıp “Yönetmeliklerle çözeceğiz.” diyorsunuz. Amacınız, açıkça sansür. İfade özgürlüğü ihlali davalarından 3.409’undan sadece 53’ünün kararı çıktı son altı yılda, 3.356’sının hâlâ kararı çıkmadı. Türkiye İletişim Başkanlığının erişimi engelleme yetkisini Anayasa'ya aykırılıktan dolayı Anayasa Mahkemesi iptal etti, siz tekrar kelimelere takla attırıp aynı yasağı getirdiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ŞEKER (Devamla) – Siz yasaklar koydukça yeni alternatifleri geliştireceğiz. Dönem, Hitler dönemi değil; dönem, Goebbels dönemi değil. Başaramayacaksınız, gerçekleri yok edemeyeceksiniz. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

84’üncü madde üzerindeki son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 84’üncü maddesiyle 15/2/2011 tarihli ve 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’a eklenmesi öngörülen 29/A maddesinin (2)’nci fıkrasının 2’nci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini, anılan fıkranın sonuna aşağıdaki cümlenin ve maddeye (3)’üncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkranın eklenmesini, devam eden fıkranın da buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                                   Mustafa Elitaş

                                                                                                                                        Kayseri

“Bu karar, gereği yapılmak üzere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderilir. "

"Bu madde uyarınca verilen içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı hakkında 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesinin 3 üncü ve 5 inci fıkraları uygulanır. “

"(4) Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun görev ve yetkileri saklı kalmak kaydıyla, bireysel iletişim bu madde kapsamında değerlendirilmez ve radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini internet ortamından iletmeye özgülenmemiş platformlar ile radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerine yalnızca yer sağlayan gerçek ve tüzel kişiler bu maddenin uygulanmasında platform işletmecisi sayılmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bireysel iletişim ile görsel işitsel içerik paylaşılabilen video paylaşım ve sosyal medya platformları gibi kullanıcıların görsel işitsel içerik yükleyebildiği platformların ve yer sağlayıcıların maddenin kapsamında bulunmadığı hususu açıkça düzenlenmek suretiyle, bu konudaki tereddütler giderilmektedir.

Anayasa Mahkemesinin 07/02/2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 15/11/2017 tarih ve E-2015/76, K-2017/153 sayılı iptal kararında belirtilen belirlilik ve ölçülülük ilkelerine uygunluğun sağlanmasını teminen, sulh ceza hâkiminin kararını verirken tabi bulunduğu mevzuat açıklığa kavuşturulmuş ve böylece erişimin engellenmesi kararının internet sitesinin tümüne yönelik olarak değil, öncelikle ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verileceği hususu açıkça düzenlenmektedir.

Ayrıca, yayın hizmetlerinin iletimine ilişkin teknik ve idari konulara ilave olarak içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararlarının gereğinin yerine getirilmesinde de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu arasındaki işbirliği güçlendirilmekte, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun tabi bulunduğu mevzuattan kaynaklanan görev ve yetkileri saklı tutulmaktadır.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, Hükûmetin katıldığı, Mustafa Elitaş ve arkadaşlarının gerekçesini okuttuğumuz önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 84’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

85’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 85’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                      Garo Paylan                                                                                                                 Erol Dora

                                         İstanbul                                                                                                                       Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

85, 86 ve 87’nci maddeler ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Torba tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonunda ihdas edilen düzenlemelerin yeterince tartışılmadığı ve ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmediği açıktır. Yine müstesna ve muafiyetler getirilen düzenlemelerin ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmeden yasalaştırılmasını, yasama ciddiyeti açısından doğru bulmuyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

85’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

86’ncı maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 86’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                      Garo Paylan                                                                                                                 Erol Dora

                                         İstanbul                                                                                                                       Mardin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

85, 86 ve 87’nci maddelerle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Torba tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonunda ihdas edilen düzenlemelerin yeterince tartışılmadığı ve ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmediği açıktır. Yine, müstesna ve muafiyetler getirilen düzenlemelerin ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmeden yasalaştırılmasını yasama ciddiyeti açısından doğru bulmuyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

86’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

87’nci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 87’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

        İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                        Erol Dora                                                                                                                 Garo Paylan

                                         Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

85, 86 ve 87’nci maddelerle 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun çeşitli maddelerinde değişiklikler yapılmıştır. Torba tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonunda ihdas edilen düzenlemelerin yeterince tartışılmadığı ve ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmediği açıktır. Yine, müstesna ve muafiyetler getirilen düzenlemelerin ilgili ihtisas komisyonunda görüşülmeden yasalaştırılmasını yasama ciddiyeti açısından doğru bulmuyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

87’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

88’inci maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 88’inci maddesinde yer alan “kabul edilebilecek haller aşağıda belirtilmiştir” ibaresinin “kabul edilebilecek durumlar aşağıda ifade edilmiştir” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                        Erol Dora                                                                                                                 Garo Paylan

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

88’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

89’uncu madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 89’uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                    Filiz Kerestecioğlu Demir

                                           İzmir                                                        Adana                                                      İstanbul

                                      Garo Paylan                                                                                                                 Erol Dora

                                         İstanbul                                                                                                                       Mardin

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                 Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam                                       Zekeriya Temizel

                                     İstanbul                                                           İzmir                                                         İzmir

                                   Bülent Kuşoğlu                                                                                                         Lale Karabıyık

                                          Ankara                                                                                                                        Bursa

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergelere Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDIN (Antalya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Maddeyle 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a ekleme yapılarak nükleer enerji santrali yatırımlarının Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’da öngörülen teşvik ve desteklerden yararlandırılması öngörülmüştür. Düzenleme, Rusya ve Japonya'yla imzalanmış iki uluslararası antlaşmayla yola çıkılan Akkuyu ve Sinop Nükleer Santrallerini ilgilendirmektedir. 40 milyar dolarlık maliyeti olan iki santrale sağlanan ilave teşvikler Rusya ve Japonya'ya milyarlarca dolarlık avantaj sağlamaktadır. Türkiye'nin sağlanan bu yeni avantajlar karşılığında Rusya ve Japonya'dan aldığı taahhüt ise bilinmemektedir. İki santralin üreteceği elektrik, yüksek fiyata, uzun dönemli alım anlaşmalarına bağlıdır. Ülkemiz ilave teşvik verirken, Rusya ve Japonya'nın bunun karşılığında elektrik fiyatında ne kadar indirim yapacağı belli değildir. Dünya genelinde, nükleer enerji santralleri kapatılması yönünde güçlü ve aktif bir süreç işlemekteyken, ülkemizde nükleer santrallerin inşasının yeni teşviklerle desteklenmesi manidardır. Ayrıca Rusya’yla 2010 yılında, Japonya’yla 2013 yılında imzaladığımız anlaşmalardaki elektriğin ülkemize maliyeti, 2017 yılında ülkemizin yaptığı ihalelerde gördüğümüz gibi, güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarının çok üzerindedir. Maddeyi detaylıca ele almak gerekirse, hâlen kamuoyunun gündeminde olan Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'nin yapılması için mali destek ve teşvikler düzenlenmektedir. Türkiye'de ekim ayı sonu itibarıyla 82.018 megavat enerji üretim kapasitesi varken, mevcut enerji santralleri bu kapasitenin ortalama yüzde 40-50’si gibi bir oranda enerji üretmektedirler. Kamu elinde bulunan santraller ya hiç çalışmamakta ya da çok düşük kapasitelerde üretim yaparken, özel sektör ise ortalama yüzde 40 üretim gerçekleştirmekte. Ayrıca bu santral(ler)in yapımı ve propagandası aşamasında göz ardı edilen bir husus vardır, o da nükleer santral atıkları ve akıbetleridir. Bu noktada en büyük endişe kaynağımız, Türkiye'nin nükleer santral dolayısıyla radyoaktif atık mezarlığına dönüşecek olmasıdır. Buradan hareketle, doğal sistemin zarar göreceğini, yaşama, deniz ekosistemine, tarım alanlarına telafisi mümkün olmayan hasarlar vereceğini dile getirmek kamusal bir sorumluluktur. Bilinmelidir ki söz konusu teşviklerle desteklenecek nükleer santralin yaratacağı yıkım için bir kaza olmasına gerek yoktur, zira santral çalışmaya başladıktan sonra radyoaktivite yayılımı başlayacak, soğutma havuzlarına alınan atık çubuklar toprağa, suya, denize, ışınımın yol alabileceği her canlıya, köylüye, balığa, ormana, kentliye, kurda kuşa, börtü böceğe toksisitesini, ölüm etkisini yaymaya başlayacaktır. Tarım arazileri bundan etkilenecek, kuş uçuşu çok yakın olan turizm mekânlarında bu faaliyetler kısıtlanacaktır. Bu bakımdan, kendi varlığını kabul etmediğimiz nükleer enerji santraline teşvik uygulamasına karşı çıkıyor ve maddenin mutlaka tasarı metninden çıkarılmasını savunuyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel konuşacaktır.

Buyurun Sayın Temizel. (CHP sıralarından alkışlar)

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konuyla ilgili olarak aslında, Sayın Bakanın da ikrarıyla tutanaklara geçirmek istediğimiz, böylece gelecekte yanlış anlamalara neden olmayacak bazı düzeltmeleri içeren bir konuşma olacak. Bu konudaki tavrımız bu.

Biliyorsunuz 2 tane nükleer santral anlaşması bu Parlamentodan geçti; birisi Akkuyu Nükleer Santrali, diğeri de Sinop Nükleer Santrali. Birisi Sovyetler Birliği’yle yapıldı, diğeri de Japonya’yla yapıldı. Sovyetler Birliği’yle yapılan anlaşma sadece 6 sayfa. Bu anlaşma çerçevesinde maliyetlerin ne şekilde oluşacağı, fiyatın ne şekilde belirleneceği, en sonunda da bu fiyatın 12,35 sent olarak saptandığı anlaşmanın içerisinde net olarak yazıyor; 12,35 dolar/sent. Dolayısıyla “Ben on beş yıl boyunca 12,35 sentten burada üretilen elektriği almayı garanti ediyorum.” demiş Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve bu anlaşma bu Mecliste kabul edilmiş. 6 sayfalık Rus anlaşmasına karşı Japon anlaşması tam 46 sayfa, ince ince her şeyi yazıyor, bazı teşviklerden yararlanacağını da yazıyor ama bu arada “Benim bu teşvikleri öğrendikten sonra yararlanıp yararlanmayacağımı ancak anlaşmayla kesinleştireceğiz.” diyor çok net olarak ve bütün bunlara karşın da en son, nihai hâlini kazanana kadar fiyat belirlemeyi yapmıyor.

Sayın Bakanım, değerli arkadaşlar; şimdi, bizim kanunlar hiyerarşisi çerçevesinde Anayasa’mız, uluslararası anlaşmalar, normal kanunlar, tüzükler ve yönetmelikler diye bir sürecimiz vardır. Kanunların uygulanmasında bu sıraya uyarız. Dolayısıyla uluslararası bir anlaşmayla yapılmış düzenlemeyi bir kanunla değiştiremeyeceğimizi biliriz. Bizim uluslararası saygınlığımız zaten bunu gerektirir, uluslar da bunu bilirler. Bu durumda, biz bu anlaşmalarda ilave bir şeyler yapmak istiyorsak, bu takdirde muhataplarımızı çağırırız, gelin şu konuyu görüşelim, anlaşmada sizin de lehinize, bizim de lehimize olacak bir revizyona gidelim deriz; iş budur. Fakat bir de baktık ki şu anda görüştüğünüz torba kanunun içerisine Akkuyu Nükleer Santrali ve Sinop Nükleer Santrali’nin bizim beşinci bölgeye verilecek bütün süper teşviklerin hepsinden yararlanacağına ilişkin bir hüküm konulmuş. Dedik ki: Bunu kanunla yapamazsınız, bu, anlaşmalara konulması gereken bir olay, niye buraya koyuyorsunuz? “Ha, onlar yine anlaşmayla yapılacak.” dendi. “Biz buraya sadece bunu görüşmeye açmak için yani bu konunun görüşülebileceğini söylemek için yazdık.” dediler.

Değerli arkadaşlar, bu arada başka bir şeyimiz daha var, bu anlaşmalar yapıldıktan sonra 17/11/2017 tarihinde Akkuyu Nükleer Santrali için Akkuyu Nükleer Anonim Şirketine 76 milyar liralık bir teşvik vermiş vaziyetteyiz. 12,35 sente elektrik garantisini vermişiz, onda hiçbir pazarlık yapmadan 76 milyar liralık da bir teşvik vermişiz. Bu, Bakanlar Kurulunun 1/11/2017 tarih ve 30/11/2017 tarihleri arasında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararnameleri listesinde yer alıyor, anlaşmada var.

Şimdi, burada üzerinde durulması gereken konu, biz daha önceden bu teşvikleri, 76 milyar liralık teşviki vermeden önce... 76 milyar liralık teşvik, bugünün kurlarıyla 26 milyar dolar, 26 milyar dolar. Akkuyu Nükleer Santrali’nin maliyetini bilen var mı içinizde? 11 milyar dolar kredi arıyor Türk ortakları ama 76 milyarlık teşvik vermişiz yani 26 milyar dolarlık teşvik de vermişiz. Bu durumda bu maddeyi niye çıkartıyoruz biz?

O nedenle, tutanaklara geçirmek istediğim konu, Sayın Başkan, izninizle bunu okuyarak, kelime kelime söyleyip, Sayın Bakandan ikrar alıp Meclisin bilgilerine sunmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen bir dakikada.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – “Bir: Bu şekilde yapılmış anlaşmaların hükümleri ancak anlaşmaların revize edilmesiyle mümkündür, bununla sağlanır.

İki: Yasayla yapılan düzenlemeyle verilecek teşvikler kanunda yer aldı diye otomatik olarak verilemez. Akkuyu ve Sinop Nükleer Santral yatırımlarında teşviklerden yararlanma koşulları karşılıklı olarak görüşülecek, anlaşma revize edilecek, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirildikten sonra, daha önce verilmiş olan garantiler de revize edilmek suretiyle, ancak o zaman yürürlüğe girecektir.

Üç: Bu kanunla yapılan düzenleme Bakanlar Kurulu kararıyla verilmiş olan 76 milyar liralık teşvikin uygulanacağı konusunda herhangi bir izin sayılmaz.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, önemli bir konuyu bitirmek için…

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Temizel.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Bir daha tekrar ediyorum: Bu kanunla vermiş olduğunuz izin yani nükleer santrallerin bu teşviklerden yararlanacak olduğunu söylemeniz daha önceden verilmiş olan 76 milyar liralık teşvikin uygulanacağı veya izni anlamına kesin olarak gelmez ancak “Bu koşullarda hiçbir şekilde gelmiyor ama yani formalite gereği olarak böyle bir şey yazdık, bunu sadece anlaşılabilir veya anlaşma konusu yapılabilir olduğunu söylemek için yaptık.” demek için getirildiğini varsayıyoruz ve Hükûmetin bu konudaki ikrarını, sizlerin de tanıklığını ve oylarınızı kamuoyunun dikkatine sunup tutanaklara da geçirmek istiyoruz.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Bakanımız bu konuda bir açıklama yapabilir mi efendim?

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, Meclisimizin değerli üyeleri; nükleer santral projelerinin ülkemiz için önemi ve proje kapsamında yapılacaklar değerlendirilerek projeye stratejik yatırım statüsü verilmesinde kamu yararı olduğu aşikârdır. Bu nedenle, iç hukukumuzda değişiklikle ilgili süreç başlatılmıştır. Elektrik alımı ve tarife konusunda hükûmetler arası anlaşma ve elektrik satın alma anlaşması hükümlerine göre hareket edilecektir.

Rusya’yla imzalanan hükûmetler arası anlaşmanın 10/(8)’inci maddesi: “İşbu Anlaşma’nın imza tarihinden sonra Türk kanunları ve düzenlemelerindeki değişiklikler nedeniyle ortaya çıkabilecek maliyetteki değişiklikler, ESA’ya göre TETAŞ tarafından satın alınan elektrik yüzdesi ile orantılı olarak TETAŞ’a yansıtılır.” hükmünü içermektedir. Her stratejik yatırım teşviki, her iki sözleşmede de tarifelere yansıtılacaktır. Stratejik yatırım teşviki bakımından ne tür vergi kalemleri olduğu ilgili mevzuatımızda açıkça belirtilmiştir ancak yararlanılacak teşvik miktarını belirleyebilmek için teşvikten yararlanılacak gelecekteki tüm dönemlerde fiilî gerçekleşmeleri beklemek ve buna göre tespit yapmak daha doğru olacaktır.

Diğer yandan, yatırım tutarı değiştiğinde de buna bağlı olarak teşvik miktarı da değişecektir.

Yüce Meclisin bilgisine sunulur.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Temizel…

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Nereden isterseniz Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Bir dakika yerinizden, tekrar bir söz vereyim de… Yalnız, kapatalım bu konuyu.

ALİ ŞEKER (İstanbul) – Kapatmayın, önemli bir konu. Çocuklarımıza borç bırakıyoruz.

BAŞKAN – Buyurun lütfen.

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Sayın Başkanım, kapatılacak bir konu olarak -kesin olarak- görülmemesini arz ediyorum.

Şu anda Akkuyu Nükleer Santrali’ne 17/11/2017 tarihi itibarıyla 76 milyar liralık bir teşvik belgesi verilmiş zaten; bu bir, bu çok önemli bir olay.

SERDAL KUYUCUOĞLU (Mersin) – Verilecek değil, verilmiş.

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Daha bu kanun çıkmadan, bu kanunla ilgili hiçbir şey yapılmadan bu verilmiş. Bunlar ancak, bir uluslararası anlaşma, bir anlaşma revizyonuyla ancak değiştirilebilir. O nedenle, bundan sonra bunların hepsi görüşülecek. 12,35; hatta ilgili şirketin 15 sente kadar yükselteceği bir rakam var bu anlaşmanın içerisinde. Bu, ülke açısından inanılmaz bir maliyet demektir, inanılmaz bir maliyet demektir. Yani bunun, anlaşma revizyonu şeklinde yapılmasının ne sakıncası var?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Meclisten ne kaçırılacak ki? Burada, bununla ilgili getirilip de “Evet, biz bu anlaşma görüşmelerini yapacağız, Meclise getireceğiz, Meclise sunacağız ve arkasından, burada kararımızı aldıktan sonra çıkacak.” demenin ne sakıncası olabilir?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Temizel.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

89’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

90’ıncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 90’ıncı maddesinde yer alan “ya da ihraç edilen” ibaresinin “veya ihraç edilen” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mardin Milletvekili Erol Dora konuşacaktır.

Sayın Dora, buyurun.

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu kanun tasarısıyla getirilen düzenlemeyle 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a ekleme yapılarak nükleer enerji santrali yatırımlarının Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar’da öngörülen teşvik ve desteklerden yararlandırılması öngörülmektedir. Düzenleme, Rusya ve Japonya’yla imzalanmış iki uluslararası anlaşmayla yola çıkılan Akkuyu ve Sinop Nükleer Santrallerini ilgilendirmektedir. Maddeyle, her iki santralin nükleer enerji santrali yatırımları için öngörülen teşvik ve desteklerden yararlandırılacağı hükme bağlanıyor. 40 milyar dolarlık maliyeti olan iki santrale sağlanan ilave teşvikler Rusya ve Japonya’ya milyarlarca dolarlık avantaj sağlamaktadır. Türkiye'nin, sağlanan bu yeni avantajlar karşılığında Rusya ve Japonya’dan aldığı taahhüt ise bilinmemektedir. İki santralin üreteceği elektrik yüksek fiyattan uzun dönemli alım anlaşmalarına bağlıdır. Ülkemiz ilave teşvik verirken Rusya ve Japonya’nın bunun karşılığında elektrik fiyatında ne kadar indirim yapacağı belli değildir. Dünya genelinde nükleer enerji santrallerinin kapatılması yönünde güçlü ve aktif bir süreç işlemekteyken ülkemizde nükleer santrallerin inşasının yeni teşviklerle desteklenmesi manidardır. Ayrıca, Rusya’yla 2010 yılında, Japonya’yla 2013 yılında imzaladığımız anlaşmalardaki elektriğin ülkemize maliyeti -2010 yılında ülkemizin yaptığı ihalelerde gördüğümüz gibi- güneş ve rüzgâr enerjisi yatırımlarının çok üzerindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Akkuyu zaten KDV ve gümrük vergisi teşvikinden yararlandırılmıştı. Akkuyu hem stratejik hem de öncelikli yatırım hâline getirilmiştir. Bu iki statü sebebiyle sigorta destek primi ile kredilerde faiz desteklerinde önemli avantajlar sağlanmakta, öncelikli yatırımlarda yüzde 80-90 oranlarında ve yüzde 7’yle on iki yıl boyunca vergi indirimlerinden yararlanma söz konusudur. Ayrıca, nükleer yatırımlara kamunun ortaklığının kesinleşmesi hâlinde sağlanacak destekler de başka bir anlam kazanacaktır. Sağlanan devlet teşviki ve destekleri, hisse satın almak yerine mal ve hizmet satın alınan tedarikçi şirket olmayı yeğleyen Türk firmaları açısından da farklı bir cazibe alanı oluşturacaktır.

Madde detaylıca ele alındığında hâlen kamuoyunun gündeminde olan Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin yapılması için mali destek ve teşvikleri düzenlemektedir. Ekolojik perspektif bakımından özellikle “Nükleer santral gereklilik arz ediyor mu?” sorusuna yanıt aradığımızda, TÜİK verileriyle dahi bunun karşılanmadığını görmekteyiz. Türkiye’de ekim ayı sonu itibarıyla 82.018 megavat enerji üretim kapasitesi varken mevcut enerji santralleri bu kapasitenin ortalama yüzde 40-50 gibi bir oranında enerji üretmektedir. Kamu elinde bulunan santraller ya hiç çalışmamakta ya da çok düşük kapasitelerde üretim yaparken özel sektör ise ortalama yüzde 40 üretim gerçekleştirmektedir.

Ayrıca, bu santrallerin yapımı ve propagandası aşamasında göz ardı edilen bir husus vardır, o da nükleer santral atıkları ve akıbetleridir. Bu noktada en büyük endişe kaynağımız, Türkiye'nin nükleer santral dolayısıyla radyoaktif atık mezarlığına dönüşecek olmasıdır. Ayrıca nükleer santral yatırımlarında depremselliğin büyük önem taşıması sebebiyle yatırım bedelinin buna göre şekillendiği ve tarifelerde de bunun etkili olması sebebiyle yatırım maliyetine bağlı olarak şirketlerin tarife bedelinin mevcut piyasa koşullarına göre çok yüksek çıktığı da bir gerçektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buradan hareketle, doğal sistemin zarar göreceğini, yaşama, deniz ekosistemine, tarım alanlarına telafisi mümkün olmayan hasarlar vereceğini dile getirmek kamusal bir sorumluluktur. Bilinmelidir ki söz konusu teşviklerle desteklenecek nükleer santralin yaratacağı yıkım için bir kaza olmasına gerek yoktur. Zira santral çalışmaya başladıktan sonra radyoaktivite yayılımı başlayacak, soğutma havuzlarına alınan atık çubuklar toprağa, suya, denize; ışınımın yol açabileceği her canlıya, köylüye, balığa, ormana, kekliğe, kurda kuşa, börtü böceğe toksisitesini, ölüm etkisini yaymaya başlayacaktır. Tarım arazileri bundan etkilenecek, kuş uçuşu, çok yakın olan turizm mekânlarında bu faaliyetler kısıtlanacaktır. Bu bakımdan kendi varlığını kabul etmediğimiz nükleer enerji santrallerine teşvik uygulamasına karşı çıkıyor ve maddenin mutlaka tasarı metninden çıkarılmasını bir kez daha belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

90’ıncı maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

91’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 91’inci maddesinde yer alan “ödenecek ücreti anılan ücret tavanının beş katına kadar belirlemeye” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                         Garo Paylan                                         Müslüm Doğan

                                          Adana                                                      İstanbul                                                       İzmir

                                        Erol Dora                                                                                            Filiz Kerestecioğlu Demir

                                          Mardin                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle bilgi işlem birimlerine alınacak sözleşmeli personellerin ücretlerinin mevcut kamu çalışanlarından çok yüksek olmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bilgi işlem birimlerinde, özellikle BTK vesaire gibi kurumlarda çok fahiş ücretler aldıkları ve bu durumun kamuoyu gündeminde ciddi bir tartışmaya sebep olduğu aşikârdır. İş barışı çerçevesinde, ücretlerin diğer kamu çalışanlarından çok yüksek olmasını doğru bulmuyoruz. Bu sebeple maddedeki ilgili kısım madde metninden çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

91’inci maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

92’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 92’nci maddesinde yer alan "yüzde 25’ini” ibaresinin “yüzde 60’ını”, “7.500” ibaresinin “15.000” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

92 ve 93’üncü maddelerle 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat Kanunu’nu düzenleyen KHK'de düzenleme yapılarak, çeyiz hesabı ve konut hesabı açtıranlara verilen devlet teşviki yeniden düzenlenerek artırma yoluna gidilmiştir. Öncelikle Bakanlığın ya da Hazinenin kaynağı nereden bulacağı sorusu Komisyonda cevaplanmamıştır. Düzenlemenin tamamen pragmatik ve popülist bir yaklaşımla hazırlandığı açık olup artırılan miktarların, suya yazı yazmak gibi, bir faydası olmayacağı aşikârdır. Zira artırılan tutarlar oldukça düşüktür. Mevcut durumda devletin sosyal devlet ilkesi gereği yapması gereken hususlar bir ödül gibi sunulmaktadır. İktidarın kaşıkla verip kepçe kepçe vergilerle aldığı durumlar göz önüne alındığında bu düzenlemelerdeki artış miktarlarının hiçbir fayda getirmeyeceği açıktır. Dolayısıyla, yapılan değişiklikle, çeyiz hesabı açtıranlara verilecek katkının en azından asgari bir fayda getirecek şekilde artırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

92’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

93’üncü maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 93’üncü maddesinde yer alan "azami %25” ibaresinin "azami %50”, "20.000 Türk lirasını” ibaresinin "48.000 Türk lirasını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

92 ve 93’üncü maddelerle 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat Kanunu’nu düzenleyen KHK'de düzenleme yapılarak, çeyiz hesabı ve konut hesabı açtıranlara verilen devlet teşviki yeniden düzenlenerek artırma yoluna gidilmiştir. Öncelikle Bakanlığın ya da Hazinenin kaynağı nereden bulacağı sorusu Komisyonda cevaplanmamıştır. Düzenlemenin tamamen pragmatik ve popülist bir yaklaşımla hazırlandığı açık olup artırılan miktarların, suya yazı yazmak gibi, bir faydası olmayacağı aşikârdır. Zira artırılan tutarlar oldukça düşüktür. Mevcut durumda devletin sosyal devlet ilkesi gereği yapması gereken hususlar bir ödül gibi sunulmaktadır. İktidarın kaşıkla verip kepçe kepçe vergilerle aldığı durumlar göz önüne alındığında, bu düzenlemelerdeki artış miktarlarının hiçbir fayda getirmeyeceği açıktır. Dolayısıyla, yapılan değişiklikle, konut hesabı açtıranlara verilecek katkının en azından asgari bir fayda getirecek şekilde artırılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

93’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

94’üncü maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın Paylan, buyurun.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Eğitim Bakanımız da burada, belki onu ilgilendiren tek madde 95 madde içinde. Biz, bu maddenin torbadan çekilmesini öneriyoruz. Neden öneriyoruz? Çünkü yeterli değil arkadaşlar, eksik. Bakın, Sayın Bakanımız söyledi, geçen biliyorsunuz bütçe görüşmelerinde de söyledi kendisi, kayıtlarda var “100 bin öğretmen açığım var benim.” diyor. Sayın Bakan söylüyor bunu “100 bin öğretmen açığım var.” diyor ve yüz binlerce kadro bekleyen, atama bekleyen öğretmenlerimiz var. Biz bu eğitim fakültelerini açmışız, bu öğrencilere demişiz ki git fizik öğretmeni ol, biyoloji öğretmeni ol, beden eğitimi öğretmeni ol. Bu çocuklarımız mezun olmuşlar, atama bekliyorlar, yüz binlerce öğretmen. Sayın Bakan da diyor ki: “Benim 100 bin açığım var.” Ne geliyor? Dağ fare doğuruyor arkadaşlar. Biliyorsunuz “5 bin ücretli öğretmeni ben sözleşmeli yapacağım.” diyor Sayın Bakan. Dağ fare doğurmuş. Yeterli mi arkadaşlar? Değil. Öğretmenler sizleri aramıyorlar mı, sizlerin kapılarını zorlamıyorlar mı, mail atmıyorlar mı, telefon açmıyorlar mı “Ben atama bekliyorum.” diye? İntihar eden öğretmenlerimiz var; Sayın Bakan da biliyor, intihar edenler var arkadaşlar, yıllarca atama bekleyip de umutsuzluğa kapılıp intihar eden öğretmenlerimiz var. Çocuklar ile öğretmenleri buluşturalım, 100 bin açığımızı kapatalım.

Bir de arkadaşlar, bu iş böyle olmaz. Ücretli öğretmenleri sözleşmeli yapmakla öğretmenlere bir güvence vermiş olmuyoruz. Biz bütün öğretmenlerimizin kadrolu olmasını istiyoruz. Eminim Sayın Bakanımız da bunu istiyordur, eminim Maliye Bakanını zorluyordur, Maliye Bakanı da “Bütçe kaynakları kısıtlı.” diyordur. Niye biliyor musunuz arkadaşlar? Bakın, bir S-400 füzesine 50 bin öğretmen atayabilirsiniz biliyor musunuz, bir S-400 füzesine. 20 tanka on binlerce öğretmen atayabiliriz. Füzeler alıyoruz değil mi, tanklar alıyoruz, S-400 füzeleri alıyoruz, savaş politikaları yapıyoruz. Savaş politikaları yerine barış politikalarını devam ettirsek, çocuklarımıza barışı, kardeşliği öğretsek okullarımızda, ne füzeye ihtiyaç olur ne tanka ne topa ne tüfeğe ihtiyaç olur. Ama biz kaynaklarımızı savaşa, tanka, topa, füzeye ayırıyoruz.

Öğretmenleri atarken de 100 bin öğretmen açığı varken “5 bin ücretli öğretmeni sözleşmeli yapacağım.” diyor Sayın Bakan. Bir de nasıl yapıyor biliyor musunuz? Kamuda genel bir sıkıntı var arkadaşlar. Genelde son dönemde bir korkuyla, bir paranoyayla -anlaşılır bir paranoyadır bu- sözlü sınavlara daha fazla ağırlık veriliyor ve sözlü mülakatlar yapılıyor. Eğitim Bakanlığında da var, diğer bakanlıklarda da var. Sayın Bakan, sözlü mülakatlarda liyakatten ziyade Sayın Cumhurbaşkanının kaç torun sahibi olduğuna kadar sorular sorulabiliyor. Bu, Eğitim Bakanlığında böyle diye söylemiyorum ama…

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Ne ilgisi var Allah aşkına, saçmalama.

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Var mı öyle bir şey ya Sayın Bakan?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bizde yok.

GARO PAYLAN (Devamla) – Var, bir mülakatta bu yapıldı. Yani bu tip… Biz bir öğretmenimiz iyi biyoloji öğretmeni mi olacak, iyi fizik öğretmeni mi olacak, iyi matematik öğretmeni mi olacak, buna bakmalıyız. Önemli olan, kendi bilgisini çocuklara iyi bir şekilde aktaracak mı, buna bakmalıyız. Onun AK PARTİ’li mi olduğuna, CHP’li mi, HDP’li mi, MHP’li mi olduğuna bakmamalıyız; önce, iyi bir öğretmen olacak mı olmayacak mı, buna bakmalıyız.

Sayın Bakan, sizden istirhamım, lütfen, öğretmenlerimizi liyakatlerine göre belirleyelim. Bütün kamuda aynı şeyi uygulayalım. Her makamda, mevkide liyakate göre insanlarımız olsun. Biz bunu sağlayalım arkadaşlar. O açıdan bu madde yetersiz diyoruz. Bu torbadan geri çekelim. Sayın Bakanla bütün Meclis irade koysun, 100 bin öğretmen açığını kapatacak şekilde düzenleme yapalım, Sayın Maliye Bakanını da zorlayalım. 2 tane S-400 füzesi eksik alırız, 100 bin öğretmeni atarız arkadaşlar.

Saygılar sunarım. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 94’üncü maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenmesi öngörülen Geçici Madde 15’in (1)’inci fıkrasında yer alan “2017-2018 eğitim ve öğretim yılında” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını, yine aynı fıkrada yer alan “540” ibaresinin “450” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     Kamil Aydın                                         İsmail Faruk Aksu                                   Deniz Depboylu

                                         Erzurum                                                    İstanbul                                                      Aydın

                                      Baki Şimşek                                                                                                           Mehmet Günal

                                          Mersin                                                                                                                       Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Erzurum Milletvekili Kamil Aydın konuşacaktır.

Sayın Aydın, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 94’üncü maddenin bir geçici 15’inci maddesi var. Onunla ilgili biz de Milliyetçi Hareket Partisi adına bir önerge verdik. Bu önerge üzerinde konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Gecenin bu saatinde yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Türk diplomasisinin ve Türk siyasetinin müstesna şahsiyeti Deniz Bölükbaşı’nı kaybetmenin derin teessürü içerisinde olduğumu ben de ifade etmek istiyorum. Rahmetliye Rabb’imden rahmet, ailesine ve sevenlerine de başsağlığı diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, Sayın Bakan da burada, gerçekten ilgili bir madde, onun da burada olması güzel bir tevafuk oldu. Bu maddede, öğretmenlerimiz, malumunuz, daha önce de ifade ettik, 3 farklı statüde ele alınıyor. Bu 3 farklı statüdeki öğretmenlerimizin en mağdurları da en alttakiler. Yani, kadrolular, eh işte, idare ediyor, maddi, manevi sıkıntıları var; efendim, onun yanı sıra sözleşmeliler var, onların da sıkıntıları var, özellikle bu tayin, eş durumu gibi meselelerde, ek ders ücretlerinde ama bir 3’üncü kesim var ki bu, ücret karşılığı, ders ücreti mukabilinde hocalık yapan, öğretmenlik yapan, gerçekten büyük emek sarf eden bir kitle. Bunlar da 30-40 bin civarında öğretmen kardeşimiz. Malum, bir müjde verildi, yerinde bir müjdeydi gerçekten, biz de destekledik. Neydi o? Efendim, onlara da, belirli bir süreklilik arz eden kadroda olmayanlara da bir imkân tanıma idi. Bu kasımda Bakan tarafından verilen müjde gerçekten toplumda karşılık buldu ve bu, 30-40 bin kişilik ücretli öğretmenimize bir umut kapısı açtı ama şimdi düzenlenen bu maddede biraz eksiklerimiz var, sanki sınırlayıcı bir şeyler var. Burada, özellikle biz verdiğimiz önergede şunu teklif ettik: Ne olur, 2017-2018 eğitim öğretim yılında görevinde olan öğretmenleri değil de… Çünkü ücretli öğretmenlik, saygıdeğer milletvekilleri, nasıl bir şey biliyor musunuz? Müracaat ediyorsunuz her yıl, o müracaatınız ihtiyaç varsa dikkate alınıyor. Mesela geçmişte on yıl ücretli öğretmenlik yapmış olabilirsiniz ama bu sene yapamayabilirsiniz. Şimdi tutup da gerçekten onlarca yıldır bu hizmeti yapan arkadaşları bu işin dışında bırakmak çok da adil olmasa gerek. Biz “2017-2018 eğitim ve öğretim yılında” ibaresinin çıkarılmasını özellikle istirham ediyoruz.

Bir de bunların prim sayılarıyla ilgili bir standardımız yok. Malumunuz, Sayın Bakanım, bazı illerde gerçekten tüm ay standart kabul edilip her gün prim sayısı yazılıyor; bir bakıyorsunuz ki yıl olarak, hizmet olarak beş yıl öğretmenlik yapmış (A) ilindeki, (B) ilindeki öğretmenlerimizin yatırılan prim gün sayısı çok farklılık arz etmektedir. Burada da yani 540 yerine bizim teklifimizle 450’ye indirilirse hiç değilse mağduriyet kısmen azaltılmış olur. Yani burada zaten bir mülakat var, siz orada seçici davranacaksınız ama en azından müracaat aşamasında bir sınırlayıcı, önleyici bir tedbir almayalım, tam tersine biraz daha genişletelim diyoruz. Bu yüce heyet bunu kabul ederse gerçekten çok iyi olacak çünkü mülakatta eşit şartlarda yarışsınlar.

KADİM DURMAZ (Tokat) – Mülakatta eşit yarışılır mı?

KAMİL AYDIN (Devamla) – Niye bunu söylüyorum? Sayın Bakanım, “5 bin” telaffuz edildi kadro olarak ama inanın, bu şartları haiz belki müracaat sayısı bile 5 bin olamayacak, bu da ayrı bir sıkıntı. Dolayısıyla biz ne yapalım? Bu 30-40 bin, umutla, yıllardır gerçekten karın tokluğuna -tabiri caizse- çalışan bu öğretmen kardeşlerimize bu prim gün sınırlamasını birazcık düşürelim, bir de “2017-2018” belirleyici o ön koşulunu kaldıralım, fırsat eşitliğine de aykırı olmasın diyelim. Böylece, inşallah hepsi girsin yani 5 bin kadrolu olsun. Tabii, amacımız on binler, yüz binler ama hâlihazırda 5 bin müracaatı dahi engelleyecek bu sınırlamadan kurtulalım diyorum.

Ben bu dilek ve isteklerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

94’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Geçici madde 1 üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geçici 1’inci maddesinde yer alan “tarihine kadar” ibaresinin “tarihine kadar geçen sürede” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe: Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 95 üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 95’inci maddesinin (g) bendinde yer alan “Diğer maddeleri yayımı tarihinde” ibaresinin “Diğer maddeleri yayımlandığı tarihte” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe: Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

95’inci maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

96’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 96’ncı maddesinde yer alan “hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür” ibaresinin “hükümleri Bakanlar Kurulu tarafından yürütülür” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                   Müslüm Doğan                                      Meral Danış Beştaş                                           Erol Dora

                                           İzmir                                                        Adana                                                      Mardin

                            Filiz Kerestecioğlu Demir                                                                                                     Garo Paylan

                                         İstanbul                                                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe: Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

96’ncı ve sonuncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi, İç Tüzük 86’ya göre, oyunun rengini belli etmek ve lehte olmak üzere Niğde Milletvekili Erdoğan Özegen.

Buyurun Sayın Özegen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERDOĞAN ÖZEGEN (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, uzun bir yasa metni -şimdi arkadaşlarım da diyorlar bir an önce bitsin- ancak AK PARTİ iktidarlarında hakikaten, reform niteliğinde birçok düzenlemeyi Meclisimiz hayata geçirmiştir. Aslında bugün, burada görüşülüp oylayacağımız tasarının içerisinde muhalefet konuşmacılarının da aslında zikrettiği, onların da katıldığı çok önemli düzenlemeler yer almakta. Biliyoruz ki ülkemizdeki ekonomik gidişata -özellikle terörle mücadele başta olmak üzere- dünyadaki ekonomik krizin etkilerini yansıtmadan, ülkemizde sürekli büyüme tablolarıyla ekonomik dönemleri kapatan AK PARTİ iktidarı, bunu bir dizi reform adımlarıyla gerçekleştirmiştir. İşte, şu anda da bugün görüştüğümüz yasada birçok alanda devrim niteliğinde reformlar yapılıyor. Bir tane örnek vermek gerekirse İcra ve İflas Yasası: Bu ülkede iş adamlarının uzun süre mahkeme kapılarında, alacaklarını alamamaları ve borçlarının tahsilatlarını yapamamaları ve bunlar da yıllarca süren muvazaalı şekilde gerçekleşirken şimdi, bu düzenlemeyle İcra ve İflas Yasası’nda gerçekten devrim niteliğinde bir düzenleme yapıyoruz.

Sadece buradan mı bir düzenleme yapıyoruz? Yine, muhalefet sözcüsü arkadaşlarımızın birçoğunun burada yöntem ve kaynağını eleştirirken ifade ettikleri, ekonomiye can suyu katacak, istihdamın önünü açacak, üretimi artıracak -yaklaşık 18 milyar diye burada zikredildi- büyük bir kaynağın yine üretime seferber edildiğini görmekteyiz. Bütün bunlara baktığımız zaman, 96 maddelik bu yasa tasarısında, gerçekten birçoğu reform niteliğinde, birçoğu da bugünkü ekonomik koşullarda üreticinin, istihdamın, üretimin yanında olan, âdeta üretim dostu, üretimi teşvik eden, yatırımı destekleyen ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunacak birçok düzenlemeyi hayata geçiriyoruz.

Aslında, AK PARTİ iktidarının bir dizi reformla on beş yıldır Türkiye’yi 3 kat büyütmüş bir iktidar olduğu hepimiz tarafından malumdur. Tabii ki muhalefet olarak burada söz alan değerli milletvekillerimiz “Şunu sattınız, bunu satmadınız, bunu sattınız...” Ancak matematikte bir kural vardır, 2 kere 2 dünyanın her yerinde 4 eder. AK PARTİ iktidarlarında on beş yıldır ekonomimiz 3 kat büyümüştür yani bu ülkede gerek satın alma paritesi açısından gerek gayrisafi millî hasılamız açısından bakıldığında ülkemizin on beş yılda bütün olumsuzluklara rağmen 3 kat büyüdüğünü görmekteyiz. Neye rağmen büyüdüğünü görmekteyiz? İçeride ve dışarıda bütün vesayet odaklarına rağmen, bütün ekonomik ambargolara rağmen ve bütün direnişlere rağmen ekonomiyi 3 kat büyütebilen bir iktidar varsa bu da iktidarımızın reformcu bir anlayışa sahip olduğunun en önemli göstergesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İşte, bugün yine içinde birçok reformu barındıran bir tasarıyı burada görüşüyoruz.

Benim bu tasarı üzerinde oyumun renginin “kabul” olduğunu belirtiyor, hepinizi, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Aleyhte Tokat Milletvekili Kadim Durmaz konuşacaktır.

Sayın Durmaz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KADİM DURMAZ (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Yüce Meclisin değerli üyeleri, tabii, birçok arkadaşımız çok şeyleri kaçırdı. Bu torba yasa görüşülürken çok kıymetli görüşler ifade edildi. Kıymetli arkadaşımı da dinledim. Tabii, siyasette 2+2 her zaman 4 etmiyor. On altı yıldır iktidarda olan AK PARTİ 2’yle 2’nin 4 etmediğini gösteriyor. Neyle gösteriyor? Her ay şöyle bir kitapçığı biz torba yasa olarak getiriyoruz, gerekli ihtisas komisyonlarını kullanmadan, alelacele bu Meclisten geçiriyoruz ama birçoğu hedefini bulmuyor. Niyetimiz ve muradımız, hepimizin, sade sizin değil, bu ülkede özlenen kalkınmışlığı, gelişmişliği sağlamak olacaktır.

Trabzon’a bir selam göstersem Sayın Milletvekilim dinler mi acep?

AYŞE SULA KÖSEOĞLU (Trabzon) – Aleykümselam, Trabzon’dan da selam.

KADİM DURMAZ (Devamla) – Evet, teşekkür ediyorum.

Yine, tabii, adında “millî” olan bir Bakanımız şu anda -bizim için de bir şans- burada. Arkadaşlar, hepimizin çocukları ve torunları var. Hepinize soruyorum, sizleri de vicdani olarak düşünmeye davet ediyorum: Hiçbiriniz, taşeron ya da sözleşmeli bir öğretmene götürüp çocuğunuzu eğitim ve öğretim yapmak üzere teslim eder misiniz? İnanıyorum etmezsiniz ama tabii ki çaresiz, yoksul, şehirlerin kenar mahallelerinde bulunan insanlar bunu zorunlu olarak kabul etmek durumunda kalıyor.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Özel okullardaki bütün öğretmenler sözleşmeli Kadim Bey.

KADİM DURMAZ (Devamla) – İşte, millî eğitim -adında olduğu gibi- hepimizin ortak bakışıyla taşeronlaşmadan kurtulmak zorunda. Sayın Bakanım birkaç kez ikrar etti 109.850 öğretmene -yanılmıyorsam- bu ülkenin ihtiyacı olduğunu. Gelin, bu torba yasaların içerisinde, Sayın Bakanımızın, ülkemizin millî eğitiminin ihtiyacı olan o öğretmenlere kadroyu verelim. Yani öğretmen, okumuş, okulunu bitirmiş, pedagojik formasyonu almış, sınava girmiş; biz bu öğretmeni yeniden, hep sözünü ettiğimiz, birçok alanda da sıkıntısını gördüğümüz, liyakatsiz bir alana çekip mülakata tabi tutuyoruz. Ben bu konuda hepinizin vicdani olarak düşünmesinde yarar var diyorum.

96 maddelik bir kanun içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatine uygun görmediğimiz 8 maddeyle ilgili olumsuz görüş beyan ettik. Eğer önerilerimizi dinleyen olsa idi, bunların düzeltilmesi noktasındaki görüşlerimizi de gerek Komisyonda gerekse yüce Mecliste verdiğimiz önergelerle ifade ettik arkadaşlar. Bunların hukuk mantığına uymadığı gibi Anayasa’mıza da aykırı olduğunu gördük. Birkaç maddede de hakkaniyet, eşitlik, adalet ilkelerine uygunsuzluk gördük. Bazılarını görüşerek, karşılıklı uzlaşarak bir noktaya taşıdık. Bu, yüce Meclis ve o Komisyonda çalışan arkadaşlar adına, ülkemiz adına olumlu bir gelişme ama ne yazık ki bazılarında da uzlaşma noktasına geldiğimiz hâlde, yüce Meclise gelince bu uzlaşmaların, bu ortak aklın dikkate alınmadığını da gördük. Buna karşılık, hakkın, hukukun, bu ülkenin her yurttaşının yararına olan birçok maddeye de desteğimizi verdik. Umudumuz, muradımız, içimizden geçen, beklentimiz -ülkemizin geleceği açısından- burada yaptığımız eleştirilerin sonraki torba yasalarda ya da Mecliste görüşülürken uyarıların, yapıcı eleştirilerin, katkıların AK PARTİ Grubu tarafından da dikkate alınıp bu ülkenin içinde bulunduğu açmazlardan bir an önce hepimizin ortak bir anlayışla, her birimiz bir kenarından tutarak bu ülkeye katkı sunmak niyetinde olduğumuzu belirtiyor, yasalaşacak olan bu 96 maddelik torba tasarının ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bundan sonra yapılacak katkıların da AK PARTİ Grubu tarafından dikkate alınmasının gerekli olduğuna inanıyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Durmaz.

Sayın milletvekilleri, böylece tasarının üzerindeki bütün görüşmeler tamamlanmıştır.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için üç dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın açık oylama sonucu:

“Kullanılan Oy Sayısı                         :           228

Kabul                                                  :           205

Ret                                                      :             18

Çekimser                                            :               5   (x)

                      Kâtip Üye                                                       Kâtip Üye

                Mustafa Açıkgöz                                  Mehmet Necmettin Ahrazoğlu

                       Nevşehir                                                           Hatay”

Böylece tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır, hayırlı uğurlu olsun.

535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine başlıyoruz.

2.- Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/926) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 535)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Gündemimizde başka bir iş bulunmadığından, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 22 Mart 2018 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hayırlı geceler diliyorum.

Kapanma Saati: 22.47



(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan bir kelime ifade edildi.

(x) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 533 S. Sayılı Basmayazı 6/3/2018 tarihli 66’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.