TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                          74’üncü Birleşim

                                                                                        20 Mart 2018 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor’un, Kahramanmaraş’ın tarihî, turistik ve kültürel değerlerine ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Ali Yiğit’in, İzmir Adnan Menderes Havaalanı’na ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümüne, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, üç ayları tebrik ettiğine ve 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümüne ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Zeytin Dalı Harekâtı’nın tamamen uluslararası meşruiyete dayandığına, Kürtlere karşı bir mücadele yürütülüyormuş algısının yanlış olduğuna ve bu harekâtı başarıyla sonuçlandıran tüm güvenlik güçlerini yürekten tebrik ettiğine ilişkin konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, taşeron uygulamasında yaşanan mağduriyetlere, taşeron uygulamasının kaldırılması ve tüm taşeron işçilerin kadroya alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Devlet Su İşlerinin hazırlattığı master plan, Ankara iline su veren barajlardaki doluluk oranı ve su sıkıntısı çekilmesine karşı ne tür tedbirler alındığı konularında bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından bir an önce pilotların çalışma şartlarının düzeltilmesini ve hava ulaşımında gerekli güvenliğin sağlanmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

4.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, AKP’nin partizan, ayrımcı ve ötekileştirici yönetim felsefesi ve hizmet anlayışını sürdürdüğüne ve atanmış İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

5.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Kültür Bakanlığını önemli bir kültürel miras olan Büyükada Rum Yetimhanesinin yıkılmaması için acil koruma altına almaya ve restorasyonuna destek vermeye çağırdığına ilişkin açıklaması

6.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Adana Balcalı Hastanesinde ilaç yokluğu nedeniyle bazı hizmetlerin verilemediğine ve Yüreğir Devlet Hastanesinin durumu hakkında bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

8.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, İstanbul’da artan suç olaylarının nedenlerinin araştırılması ve arkasındaki odakların açığa çıkarılması için bir komisyon kurulması gerektiğine ilişkin açıklaması

9.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, tutum ve davranışlarıyla halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk eden Bartın İl Millî Eğitim Müdürü Yaşar Demir hakkında derhâl soruşturma açılması ve görevden alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

10.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Gürcistan Hükûmetinin patates ithalatının durdurulmasına ilişkin kararının yeniden gözden geçirilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi için Hükûmetin gerekli girişimlerde bulunmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

11.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Afrin’i yeni bir Kandil yapmak isteyenlerin hain planlarının Zeytin Dalı Harekâtı’yla bertaraf edildiğine ve vatan, millet ve mukaddesat için hayatını feda eden aziz şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

12.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı’yla şanlı ordumuzun tüm dünyaya örnek olduğuna ve tek bir sivilin dahi burnu kanamadan, şehir zarar görmeden terör örgütünden temizlendiğine ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Türkçeyi çalışma dili olmaktan çıkarmasına, İngiltere Hükûmetinin Türklere kalıcı oturum izni vermeyeceğini ilan etmesine ve Hükûmetin şeker fabrikalarıyla ilgili tutumunu kınadığına ilişkin açıklaması

14.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, şeker fabrikalarının satılmasının ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

15.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

16.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Türk İslam âleminin üç aylarını kutladığına, Diyarbakır’ın Hani ilçesinde şehit olanlar ile eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümüne, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası’na, 18 Mart Pazar günü gerçekleştirdikleri Millî Duruş, Şühedaya Vefa, Millete Beka Kongresi’ne ve insanı yaşatmak için kurulmuş tek ordunun Türk ordusu olduğuna ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Meclisin halkın temsili yeri olduğuna, bir hamaset yeri olmaması ve ilerisi için nasıl bir politikamızın olduğu bilgisinin verilmesi gerektiğine, savaşta ölen veya yaralanan ÖSO’culara Türkiye tarafından verilen vaatlerle ilgili iddialara, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın bazı açıklamalarına ve AKP Hükûmetinin uluslararası kuruluşların asgari insani çağrılarına olumsuz yanıt vermesine ilişkin açıklaması

18.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümüne, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkarttığı bir kitapta Mustafa Kemal Atatürk’ün adının anılmamasına, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü’ne ve Kızıltepe, Derik ile Nusaybin’in köylerinde yaşanan elektrik kesintisine ilişkin açıklaması

19.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümüne, 18 Martta Afrin merkeze girerek Türk Bayrağı’nı açan ve bölgeyi terör unsurlarından arındıran Mehmetçik’e selamlarını ve dualarını gönderdiğine, tüm şehitleri rahmet ve minnetle yâd ettiğine, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, üç ayları ve 9’uncu kez Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığına seçilen Devlet Bahçeli’yi tebrik ettiğine ve yapılan mücadelede çok ciddi emeği ve desteği olan Özgür Suriye Ordusu’na teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

20.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

21.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle andığına ve “Trakya şeker yürüyüşü”ne herkesi beklediğine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Genel Kurulda ifade edilen düşüncelere Oturum Başkanının değil iktidar partisinin cevap vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

23.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını kullandığına ve bu hakkın kullanılmasından kimsenin rahatsız olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

24.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Türkiye’nin gerek ulusal gerek uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandığına ve bir işgalci ülke gibi gösterilmeye çalışılmasının kabul edilebilir olmadığına ilişkin açıklaması

25.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un Bartın İl Millî Eğitim Müdürüyle ilgili iddialar hakkında araştırma yaptıktan sonra bu idareciyi savunmasının daha doğru olacağına ilişkin açıklaması

26.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

27.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, spor vergileriyle ilgili maddede yapılan değişiklikle ilgili kendilerine bilgi verilmesi, belediyelerle ilgili maddelerin gözden geçirilmesi ve uluslararası anlaşmalarla ilgili bazı konulara dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

28.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

29.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu’nun birlikte terörist unsurlarla mücadele ettiklerine ilişkin açıklaması

30.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, komisyonların Türkiye Büyük Millet Meclisinin altyapısını oluşturduğuna ve orada söylenen sözlerin güvenilirliğine inanmak istediklerine ilişkin açıklaması

 

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman başkanlığındaki bir heyetin, Parlamentolar Arası Birlik 138. Genel Kuruluna katılmak üzere 23-26 Mart 2018 tarihleri arasında İsviçre’ye resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/1559)

B) Önergeler

1.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, (2/696) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/139)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, AKP Hükûmetinin Afrin özelinde devreye koyduğu politikaların Türkiye ve Orta Doğu halkları arasında yeni ayrışmaları ve yıllar boyu sürecek gerilimleri bertaraf etmek için TBMM’nin devreye girerek bir yol haritası belirlemesi amacıyla 20/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 20 Mart 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Karaman’ın sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1555) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 20 Mart 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kırk sekiz saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2’nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ve 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman’ın, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın HDP grup önerisi üzerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533)

 

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ihalelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/23659)

2.- Hatay Milletvekili Serkan Topal’ın, 2010-2018 yılları arasında Bakanlık tarafından satın alınan ve kiralanan makam araçlarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin cevabı (7/23895)

20 Mart 2018 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kahramanmaraş’ın tarihî, turistik ve kültürel değerleri hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor’a aittir.

Buyurun Sayın Tor. (MHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, Maraş’ı beş dakikada anlatmak biraz zor olacak ama siz beş dakikaya sığdırmaya çalışın.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Fahrettin Oğuz Tor’un, Kahramanmaraş’ın tarihî, turistik ve kültürel değerlerine ilişkin gündem dışı konuşması

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta Yaşlılar Haftası. Yaşlılar Haftası nedeniyle, hepimizin gideceği yerin orası olduğu bilinciyle, tüm yaşlılarımıza saygılar sunuyor, hürmetle ellerinden öpüyorum, haftalarını kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün size tarihî İpek ve Baharat Yolları üzerinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Kahramanmaraş’ımızın turizm ve kültür varlıkları ile doğal güzelliklerinden bahsetmek istiyorum. Bu vesileyle sizleri ve bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Adana’dan Diyarbakır-Mardin istikametine, Malatya istikametine, Kayseri’den Van istikametine giden vatandaşlarımız, yarım bir hilal yaparak birkaç saatlerini Kahramanmaraş’ımıza ayırırlarsa misafirperver, güler yüzlü, gönlü zengin Kahramanmaraş’ımızın insanını tanıyacak, muhteşem tabiatını, tarihî, turistik ve kültürel eserlerini görecek ve “Bu güzel diyara neden daha önce gelmedim.” pişmanlığını yaşayacaklardır. (Uğultular)

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, hatibi duyamıyoruz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, uğultuyu keselim lütfen.

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Devamla) - Sayısız tarihî ve ulu camileri, hanları, hamamları; şifa dağıtan termalleri, içmeleri; Adanalının, Osmaniyelinin, Anteplinin yayla ve mesire yerleri, çok sayıda serin yaylaları; yabani hayvan ve sayısız kuş türünün yaşadığı Binboğa’sı, Bertiz’i, Engizek’i, Torosları; Andırın ve Göksun’da balta girmemiş ormanları, kuş cenneti Gavur Gölü, su sporları yapılan birçok baraj gölleri, otantik el sanatları, zengin mutfağıyla Kahramanmaraş, gezmeye ve görmeye değer nadide illerimizdendir. “Maraş bize mezar olmadan düşmana gülzâr olmaz.” diyen edeler, çeteler, Ökkeşler, adını sayamadığım yüzlerce kahramanın diyarıdır.

Değerli milletvekilleri, muhterem vatandaşlar; tabii paça çorbası, güzel ülkemizin birçok yöresinde yapılır. İddia ediyorum ki kelle paçayı Maraş’tan daha iyi yapan bir yer yoktur. Sadece bir kelle paça içmek için bile -üstelik siyah yerinden- Kahramanmaraş’ımıza gelmeniz yeterlidir. Tabii ki dondurmamız dünya çapındadır; biberimiz, çerezlik ve çorbalık tarhanamız; Mahrabaşı, Kabarcık, horoz yüreği, katır tırnağı üzümlerinden yapılmış köpük sucuğumuz, kahverengi sucuğumuz, bastığımız, samsamız marka olmuştur. Abdülhamit Han’ın “Bana üzüm getirin, onu da Maraş’tan getirin.” dediği Bertiz üzümünü de tatmadan geçmeyecektir gelenler.

Üzerinde 12 baraj bulunan Ceyhan Nehri’nin doğduğu yer Elbistan Pınarbaşı’nı, Başkonuş Yaylası’nı, Meryemçil Yaylası’nı, Binboğa Yaylalarını, Ceyhan Vadisi’ndeki dimdik Ali Kayası’nı, muhteşem Döngel Mağaralarını, Yeşilgöz Obruğu’nu, kaleleriyle ünlü Andırın’ı görmek istiyorsanız buyurun Kahramanmaraş’a diyoruz.

Ağzınızdan sular akıtan elma mı yemek istiyorsunuz? Buyurun Göksun’a. Acı su mu içmek istiyorsunuz? Buyurun Ekinözü’ne. Tadı damağınızda kalacak ceviz mi seversiniz? Buyurun Çağlayancerit’e. Balık mı seversiniz? Buyurun Nurhak’a. Kız kardeşlerimiz, çeyizinizi meşhur Maraş burmasıyla taçlandırınız; düğününüzde, nişanınızda Maraş işi sim sırmalı kadife elbiseler giyin diyoruz.

Büyük dava adamı, şair, yazar, çileli insan “Mehmet’im, sevinin, başlar yüksekte/ Ölsek de sevinin, eve dönsek de/ Sanma bu tekerlek kalır tümsekte/ Yarın elbet bizim, elbet bizimdir/ Gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir.” diyen Necip Fazıl Kısakürek’in; lambada titreyen alevi üşüten, ayrılığı ölümden beter gören, aşk, gurbet ve ayrılık şiirinin büyük ustası Abdurrahim Karakoç’un; “İşte gidiyorum çeşmi siyahım.” “Dumanlı dumanlı oy bizim eller.” “Bu dünyada nem kaldı?” diyen ozanların padişahı Mahsuni Şerif’in; 7 güzel adamın; “Kız sen İstanbul’un neresindensin?” diyen Âşık Yener’in; “Sabahtan seherde suya gidiyor/ Gene bugün yüzü asık sunamın/ Haber alamadım kime darılmış/ Ellaham canı bezgin sunamın.” diyen âşık edebiyatının en büyük halk şairi Derdiçok’un; “Yemeniye ‘kelik’, yoğurda ‘katık’, bulgur pilavına ‘aş’ derler bizde.” diyen şair Hayati Vasfi’nin; Güneşlerin, Akbaşların, Karakoçların, Zarifoğlu’nun, hülasa ismini sayamadığım ozanların, şairlerin diyarını görmek istemez misiniz? Buyurun Maraş’a.

“İnanç turizmi” diyorsanız gideceğiniz ilk yerlerdendir Kahramanmaraş. Semavi dinlerde kutsal ve önemli bir inanç merkezi olan Ashab-ı Kehf Külliyesi’ni görmek mi istiyorsunuz? Buyurun Afşin’e.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Devamla) – Başkanım, tamamlayayım.

BAŞKAN – Lütfen tamamlayalım.

Buyurun Sayın Tor.

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Asurluların, Perslerin, Makedonyalıların ve Kommagene Krallığı’nın, Emevilerin, Abbasilerin, Selçukluların, Memlüklerin, büyük Osmanlı’nın tarihî kalıntılarını, izlerini görmek mi istiyorsunuz? Buyurun Kahramanmaraş’a diyoruz. Germenicia Antik Kenti kalıntılarını, henüz bir kısmı gün yüzüne çıkmış muhteşem mozaikleri görmek istiyorsanız buyurun Kahramanmaraş’a diyoruz.

Kahramanmaraş il merkezinde bulunan Osmanlı kapalı çarşılarının en erken örneklerinden biri olup ortasında dua kubbesiyle dikkat çeken Türkiye'nin 3’üncü büyük kapalı çarşısını, bedestenini görmek ister misiniz? Kapalı Çarşı’dan yemeni alın, el yapımı oyma ceviz sandıklar alın, bakır süs eşyaları alın.

Ezcümle, sizleri suların, vadilerin, nehirlerin, dağların, yaylaların, ormanların, barajların şehrine; tarihe, kültüre, turizme, huzur şehri, bolluk şehri Kahramanmaraş’a davet ediyorum.

Saygılarımla.

Teşekkür ediyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Bunu bir davet olarak kabul ediyoruz bütün milletvekilleri olarak.

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Bekliyoruz Başkanım, inşallah.

BAŞKAN – Biraz masrafınız fazla olur ama yakışır.

FAHRETTİN OĞUZ TOR (Kahramanmaraş) – Olsun, Maraşlı cömerttir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tor.

Şimdi gündem dışı ikinci söz, İzmir Adnan Menderes Havaalanı hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Ali Yiğit’e aittir.

Sayın Yiğit, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İzmir Milletvekili Ali Yiğit’in, İzmir Adnan Menderes Havaalanı’na ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ YİĞİT (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; milletvekilimizden sonra, hele Maraş’ı anlatan, “Binboğa” diyen bir insan… Binboğa Dağlarında bir dağ köyünde doğdum. “Binboğa” derken içim sızladı. Ama ben bugün Maraş’ı değil, Binboğa’yı değil İzmir’i anlatmaya çalışacağım çünkü İzmir Milletvekiliyim ve İzmir’de yaşıyorum, İzmir’i de çok seviyorum. Önemli olan, doğduğumuz yer değil, doyduğumuz yer. (CHP sıralarından alkışlar) Ben İzmir’de doydum, orayı çok seviyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, İzmir geçmişten bugüne çeşitli kültürlere, uygarlıklara ev sahipliği yapmış; hemen her dönemde ekonomi, sanayi, ticaret merkezi olmuştur. Tabii ki bunda İzmir’in coğrafi konumu, denizi, kumu, termali ile farklı kültürlerin bir arada kardeşçe yaşadığı bir kent olmasının da rolü vardır. Bu avantajlarıyla günümüzde İzmir, sadece bölgenin değil ülkemizin de en önemli iş, ticaret merkezlerinden biridir. 2017 yılında, resmî rakamlara göre, gümrükler bazında ihracatımıza yüzde 12,5 oranında katkı sağlanmıştır. Ülkemizin yaptığı toplam ihracatın illere göre dağılımında İstanbul, Kocaeli ve Bursa’dan sonra 4’üncü sıradayız. Tarım, sanayi, turizm ve ticaret potansiyelinin yanı sıra Akdeniz’e açılan liman kentlerinden biri olan İzmir, sadece deniz yoluyla değil hava yoluyla da tam kapasite çalışır hâle geldiğinde bu rakam daha da artacak, ekonomimize büyük katkılar sağlayacaktır.

Bu gerekçeyle Adnan Menderes Havaalanı’na yapılan yatırımları takdirle karşılıyorum. Hâlen devam etmekte olan yatırımlarla birlikte enerji ve çevre dostu tasarımlarıyla ödül alan, iç ve dış yolcu taşıma kapasitesi, apronu ve yolları, CIP ve VIP salonlarıyla Avrupa’da bile eşine az rastlanacak Adnan Menderes Havaalanı, sadece İzmir için değil ülkemiz için de büyük bir kazançtır.

Siyasiler olarak bizler üzerimize düşeni yapmalı ve bu yatırımları, bu potansiyeli ekonomiye, sağlığa, turizme, ticarete dönüştürerek adımlar atmalı, Adnan Menderes Havalimanı’nın tam kapasiteyle çalışması için gerekli düzenlemeleri bir an önce yaşama geçirmeliyiz. Eğer biz yapılan yatırımların karşılığını almak istiyorsak, harcanan onca emek ve para boşa gitmesin diyorsak özellikle planlı ve stratejik düşünmek zorundayız. Bu doğrultuda İzmir’in İstanbul’dan sonra ikinci bir aktarma merkezi olması, Adnan Menderes Havaalanı’nın direkt uçuşlara açılmasında AKP’li, CHP’li, MHP’li demeden İzmir’de yaşayan, ekmeğini İzmir’de kazanan hemen herkes aynı fikirdedir çünkü İzmir’in kazandığından Türkiye kazanacaktır. İzmir’e gelecek her yatırım, her turist sadece bölgeye değil, ülkeye gelmiş olacak.

Bizler Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak, konuyu çeşitli zamanlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündeme getirdik, önergeler verdik, girişimlerde bulunduk. Hatta bizden önce de 2012 yılında, İzmirli iş adamları buraya gelip o günün Ulaştırma Bakanı bugünün Başbakanıyla görüştüklerinde şunu söylemiş Başbakan: “Yeni havalimanını yapmamızdaki amacımız İzmir’i ikinci aktarma merkezi hâline getirmektir. Dolayısıyla bu fikri destekliyorum.” Ama bugüne kadar böyle bir şey yapılamamıştır. Bütün bu girişimler, bu görüşmeler sonucunda bizlere her defasında İzmir’le ilgili ayrı bir çalışma yapılacağı, yurt dışından uçuşlarla daha etkin hâle getirileceği söylendi ancak bütün bunlara rağmen bir adım atılmadı.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, Adnan Menderes Havaalanı, yapılan ve devam eden onca yatırıma rağmen hâlen atıl kapasitede çalışmaktadır. Yıllık 30 milyon kapasiteli olan havaalanı ancak üçte 1’i oranında yani 10-12 milyon civarında yolcu taşımaktadır.

İstanbul, 2 havalimanıyla hava yolu taşımacılığında kapasitesini doldurmuştur. Nitekim yapımı devam eden üçüncü havalimanıyla da İstanbul’da bu hava trafiği yoğunluğunun hafiflemesi amaçlanmaktadır. Oysa İzmir altyapısıyla hazır beklemektedir. İzmir’e yapılacak doğrudan uçuşlar ya da İzmir’de yapılacak uçuşlar sağlık turizmi, yatırımlar açısından bölgeyi farklı bir cazibe ve çekim merkezine dönüştürecektir. Bu durumda İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nın Türkiye'nin ikinci aktarma merkezi olması için çalışmalarımızı hızlandırmak, özellikle de doğrudan uçuşları artırmak zorundayız. Böylelikle hem ticaret hem turizm hem ülke ekonomisine büyük katkı sağlanacaktır. Konuyu Hükûmetin takdirine sunuyorum.

Yüce Meclisi de saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Yiğit.

Gündem dışı üçüncü söz, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’a aittir.

Sayın Özdağ, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ’ın, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Mart 2009 tarihinde kaybettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun Hakk’a yürüyüşünün 9’uncu yılı münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Muhsin Yazıcıoğlu’nu dokuz yıl önce kaybettik. Ölümünün ardından çok şeyler yazıldı çok şeyler söylendi. Cenazesinde toplanan milyonlar, etki ve sevgi alanının partisinin sınırlarının çok ötesinde olduğunu gösteriyordu. Aradan yıllar geçmesine rağmen unutulmadı, aksine her geçen gün daha çok aranan, daha çok özlenen bir siyasetçi olarak belirdiğini söylemeden geçemeyeceğim. İnsanları yaşatan geride bıraktığı izlerdir. Özellikle siyaset yapanların, Yazıcıoğlu’nun bıraktığı izleri, hangi saiklerle bu kadar sevildiğini anlamaları gerekir. O, her zaman halktan biri gibi hareket etti. Eleştiriye açık oldu, en ağır tenkitler karşısında bile tebessüm etmesini bildi. Özel hayatında da siyasi hayatında da şeffaf ve demokrat bir tutum sergiledi. Siyaseti, ticaret gibi değil, bir millet hizmetkârı gibi yaptı. Partisinin kaloriferleri yanmazken topladığı paraların bir kuruşunu bile ayırmadan hepsini Çeçenistan’a Cevher Dudayev’e gönderdi. Kalbi kâh Bosna’da kâh Azerbaycan’da kâh Çeçenistan’da kâh Kıbrıs’ta kâh Balkanlarda attı. Türkiye'nin terör mücadelesine destek olmak amacıyla Kuzey Irak'ta müttefikler aradı. Milletin derdini dert edinerek siyaset yaptı.

28 Şubat'ta susmayan, eğilmeyen, ölçülerinden taviz vermeyen ender siyasetçilerden biriydi. “Türkiye, İran olacak; Türkiye, Cezayir olacak.” diyenlere “Türkiye, Cezayir olmaz; Türkiye, İran olmaz ama Türkiye’yi Suriye de yaptırtmayacağız.” diyecek kadar da yürekli bir adamdı. Onun “Türkiye, Suriye olmayacak.” sözleri 28 Şubata karşı ciddi bir uyarı ve millî güçlerin uyanması için önemli bir vesile oldu.

Muhsin Yazıcıoğlu iyi bir devlet adamı ve iyi bir mümindi. “Bir kar tanesi olsaydınız nereye düşmek isterdiniz?” sorusuna “Mekke’ye düşmek isterdim.” diyebilecek kadar Allah ve Peygamber âşığı idi. Allah için olanı sadece Allah'a arz etti.

Siyasette başarıyı rakamlarla ölçen biri değildi; onun için, arkasında kaç kişi olduğuna hiç bir zaman önem vermedi. Hapishanede yazdığı ve hepimizi üşüten şiiri belki de onun saf, temiz ruhuna düşmüş acıklı sonun kerametvari bir terennümü idi. Çağlayancerit’te helikopteri düştüğünde üşüyen sadece o değildi, hepimiz üşümüştük. O, yaşarken her annenin çocuğu, öldüğünde de her evin cenazesiydi. Böyle mert, ilkeli bir siyasetçinin erken zamanda aramızdan ayrılması hepimizi derinden üzmüştü.

Sayın milletvekilleri, Sayın Yazıcıoğlu hiç bir zaman dışarıdan müttefik aramadı. Kolay yoldan gelecek ama kendisini esir alacak yol ve yöntemlerin hiçbirine rağbet etmedi. Nefsini her zaman milletinin menfaatlerinin gerisinde tuttu. Siyasetin en temiz yüzlerinden biriydi. Onun içindir ki her çevreden dostları, sevenleri vardı. O, çağımızın alpereniydi.

28 Şubatta millet iradesine ipotek koymak isteyenlere meydan okuyanların başında Hasan Celal Güzel ve Muhsin Yazıcıoğlu geliyordu. Bugün Tank Hasan da ebedî dünyaya irtihal etti. İnşallah Peygamberimiz’e komşu olurlar.

Kimi insanların değerini ancak yokluklarında biliriz. Bir yanıyla kahramanlar çağından kalma bir kişiydi.

Sayın milletvekilleri, Muhsin Başkan milletimizin kültür köklerine aşkla bağlı olanlardandı. Onun büyük vatanseverliğini ifade edecek kelimeler sözlüklerimizde yeterli sayıda yoktur. Ama birtakım kişiler vatanımızı ona zindan etmeye çalıştılar. Bu özellikleri nedeniyle ona çok zulmettiler, çok çile çektirdiler. Onu Mamak zindanlarında 2,5 metrekarelik bir hücrede beş buçuk yıl ezdikten, yedi buçuk yıl hürriyetini gasbettikten sonra beraatine karar verdiler. Aziz naaşı milyonların iştiraki ve tekbir sesleriyle kaldırıldı. Muhsin Yazıcıoğlu sayılacak değil tartılacak adamdı tabii özgül ağırlık denilen şeyin terazisi varsa.

Sayın milletvekilleri, sevgi başka bir maden, başka bir element, başka bir kimya, her zaman siyasetin diline tercüme olmuş bir nesne değildir; oya tahvili zordur fakat vardır ve değerlidir.

Muhsin Yazıcıoğlu, Şarkışla Lisesindeki ocak başkanlığından itibaren Hakk’a yürüdüğü saate kadar kendine eşit saydıklarının arasında birinci olmak mevkisindeydi. Partisi mühim bir seçim başarısı gösteremedi ama o, hep mevcuttu ve değerliydi. O parti ise anlı şanlı siyasi kuruluşların ve siyasetçilerin “Yer yarılsa da yerin içine girsem, görünmez olsam.” diye dilediği sert kriz günlerinde, milletin hukukundan yana tavır alması bakımından altın gibi kıymetliydi. 28 Şubatın sersemletici ayazında Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşları, göğüslerine kadar düğmeleri çözülmüş delikanlı gömlekleriyle devrin egemenlerine yan bakıp “Bir dakika, biz sizin o söylediklerinize katılmıyoruz.” diyebilmiş yiğit ve erkek adamlardı. Toplumu ayrıştıran siyasetlerden hazzetmezdi. Bırakıp gittiğinde her kesimden insanın tabutuna el atması bu özelliği yüzündendi. Dostluğu, arkadaşlığı çok değerli olan biriydi.

Sayın milletvekilleri, onu tanıyanlar devlet millet meselelerinin en çok konuşulacak kişisinin o olduğunu bilirlerdi. Onun için, millî refleksleri olan herkes ona koşardı.

“Orada gözler aydın, burada başsağlığı/İki ayrı dünyada iki ayrı tören var/Allah katından gelen bir yüce buyruk üzre/Aramızdan ansızın çadırını deren var.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Ansızın gitti ama o hep yaşadı, yaşayacak. İnsanlar yaşadıkları kadar anılmazlar, anıldıkları kadar yaşarlar.

Eğer Sayın Başkanım da müsaade ederse, bana bir otuz saniye daha verirse bir an önce tamamlamak istiyorum.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) – Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayalleri vardı; “büyük Türkiye” hayali vardı, Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun “özgür Türkiye” hayali vardı. Lise yıllarında Elmalı köyünden Şarkışla’ya 5 kilometreyi yürüyerek gidip geliyordu. 5 arkadaştılar, bir gün Bozkurtlar Çiftliği kuracaklardı; biri doktor, biri veteriner hekim, biri ziraat mühendisi, biri jeoloji mühendisi, biri öğretmen olacaktı. Muhsin Yazıcıoğlu Sivas 1’incisi olarak üniversiteyi kazandı. Doktorluğu yazacaktı, yazdırmadı arkadaşları; bir sene önce birisi tıbbı yazmıştı, kendisine veteriner hekimlik düştü. 5’i de hayallerini gerçekleştirdiler ama Muhsin Yazıcıoğlu “büyük Türkiye” hayalini gerçekleştiremedi. İnşallah, bu Meclis ve aziz Türk Milleti “büyük Türkiye” ve “özgür Türkiye” hayalini gerçekleştirecek.

Kendisine rahmet diliyorum, ruhu şad olsun.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümüne, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, üç ayları tebrik ettiğine ve 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümüne ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Büyük Birlik Partisi merhum Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölüm yıl dönümü münasebetiyle bizler de Başkanlık Divanı olarak kendisini bir kez daha rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz; değerli bir devlet adamıdır, siyaset adamıdır.

Yine, aynı şekilde, dün itibarıyla hayata gözlerini kapayan, vefat eden, darbelere ve haksızlıklara karşı çıkan, her daim milletinin yanında saf tutan yine çok değerli siyaset ve devlet adamı Hasan Celal Güzel’i bugün itibarıyla da defnetmiş bulunuyoruz; Rabb’im mekânını cennet eylesin. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, tüm ailesine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Sayın milletvekilleri, dün itibarıyla da yine, on bir ayın sultanı olan ramazanın da müjdecisi konumunda olan mübarek üç aylara girmiş bulunuyoruz. Dolayısıyla Rabb’im bu ayların hürmetine hepimize inşallah iyi birer kul olarak görevlerimizi ifa etmeyi nasip eder, hayırlı işler yapmamıza vesile olur diye temenni ediyorum ve üç aylarınızı da tebrik ediyorum.

İki gün önce 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü idi. Aziz milletimiz canından evla bildiği mübarek vatan toprağını gerektiğinde nasıl müdafaa edeceğini ve kanının son damlasına kadar terk etmeyeceğini 18 Mart 1915’te “Çanakkale geçilmez!” diyerek tüm cihana haykırmıştır. Anadolu’nun, evladıfatihanın, şarkın, garbın, hasılı vatanın her bir karış toprağından gelerek son kale Çanakkale’de yedi düvele karşı omuz omuza, yiğitçe çarpışmış, sahip olduğu iman, kararlılık ve azimle kahramanca göğsünü siper eden ecdadımız milletin dualarında yerini almakta. Gönüllerimize nakşettiğimiz isimleriyle her biri “Mehmet” olarak yaşamaktadır.

Yine onların torunları, aynı ruh ve kararlılıkla bugün de milletine, bayrağına, vatanına ve devletine sahip çıkmak için içeride ve dışarıda, Cerablus’ta, Afrin’de, pek çok yerde büyük bir mücadele, kahramanca bir mücadele sergilemektedir.

Kutsal vatan topraklarını canları pahasına koruyarak şehitlik makamına erişen aziz şehitlerimizi bu vesileyle bir kez daha minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. Gazilerimize ve yakınlarına en içten duygularımla sağlık ve esenlikler diliyorum.

Şimdi sayın milletvekilleri, sisteme giren on beş sayın milletvekiline İç Tüzük 60 gereği birer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Gürer, sizinle başlıyoruz.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, taşeron uygulamasında yaşanan mağduriyetlere, taşeron uygulamasının kaldırılması ve tüm taşeron işçilerin kadroya alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı kamu sosyal tesisi çalışanları, farklı KİT çalışanları, Makina ve Kimya çalışanları, İller Bankası çalışanları, TTK çalışanları, PTT çalışanları, özel güvenlik çalışanları, belediye çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Birliği başkan ve yöneticilerinin yer aldığı taşeron işçiler ziyaretime geldi. Taşeron uygulamasında yaşanan mağduriyetlerden büyük üzüntü yaşıyorlar. İş barışı ve verimini etkileyecek kadar sorun büyük. Ayrımcılık her yerde. Bakanın söylediği gibi tüm taşeron işçiler kadroya alınmadığı gibi, alınması gerekenler de kadro dışı kaldılar. Taşeron uygulaması sonlanacaktı, ne yazık ki ülkemizde taşeron daha büyük sorun hâline dönüştü. Aynı yerde aynı işi yapan, iki farklı ihaleyle işe alınanlardan kadro dışı bırakılanların yanında kadroya alınanlar oldu ve büyük mağduriyetler yaşanıyor.

Hükûmete çağrımdır: Taşeron tümden kaldırılmalı, tüm taşeron işçiler de kadroya alınmalıdır; bu anlamda emekçilere acı yaşatılmamalı, bu durum emekçilerin lehine sonlandırılmalıdır, taşeron sona erdirilmelidir.

Teşekkür ediyorum Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Çamak’ın yerine Sayın Yeşil…

2.- Ankara Milletvekili Nihat Yeşil’in, Devlet Su İşlerinin hazırlattığı master plan, Ankara iline su veren barajlardaki doluluk oranı ve su sıkıntısı çekilmesine karşı ne tür tedbirler alındığı konularında bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

NİHAT YEŞİL (Ankara) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

22 Mart 2018 Dünya Su Günü. Devlet Su İşleri 2 Amerikalı ve 1 Türk firmadan oluşan ortak girişim danışmanlık grubuna Ankara’nın 1970-2020 yıllarını kapsayan elli yılık bir master plan hazırlattı.

Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’na soruyorum:

1) Anılan su master planı projesi çalışmasının, Ankara kentsel ana planı çalışması 2038 nüfus ve arazi kullanım öngörüleriyle revize edilerek eşgüdümü sağlanmış mıdır?

2) Ankara su master planı kapsamında 2038 projeksiyonu, yenilik, yeni bir plan çalışmanız var mıdır?

3) Ankara iline su veren barajlarda doluluk oranı nedir? Önümüzdeki yaz Ankara’da bir su sıkıntısı çekilmesine karşı ne tür tedbirler alınmıştır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aydın…

3.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığından bir an önce pilotların çalışma şartlarının düzeltilmesini ve hava ulaşımında gerekli güvenliğin sağlanmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

HAVA-SEN Türk Hava Yollarındaki çalışma koşulları konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. Pilotlar daha önce altı gün mesai yaparak yedinci gün istirahat etmek durumundaydı. Daha sonra Sivil Havacılık yeni yönerge getirdi. Bu yönergede “Aralıksız yüz kırk dört saat mesai verilebilir.” diyor, bu da on iki güne denk geliyor. Demek ki on iki gün arka arkaya pilotlara mesai yaptırılabiliyor. Havada bayılan ya da uyuklayan pilotların olduğu söyleniyor. Bunlar çok ürkütücü durumlar.

Ulaştırma Bakanlığından bir an önce pilotların çalışma şartlarının düzeltilmesini ve hava ulaşımında gerekli güvenliğin sağlanmasını talep ediyorum. Herhangi bir kaza ya da kötü bir sonuçla karşılaşılmadan, ivedi bir şekilde bunun yapılmasını talep etmekteyim.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Engin…

4.- İstanbul Milletvekili Didem Engin’in, AKP’nin partizan, ayrımcı ve ötekileştirici yönetim felsefesi ve hizmet anlayışını sürdürdüğüne ve atanmış İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

DİDEM ENGİN (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AKP partizan, ayrımcı ve ötekileştirici yönetim felsefesi ve hizmet anlayışını sürdürüyor. Ülkemiz yaşamın her alanında AKP kadar partizan bir iktidarı bugüne kadar yaşamadı.

İşte son örneği: İstanbul Büyükşehir Belediyesinin atanmış Belediye Başkanı “Metroda birinci önceliğimiz en fazla oy aldığımız yerler olacak inşallah.” diye buyurmuş. Her gün anket yaptıran AKP’nin belli ki etekleri tutuşmuş. Tüm sandık başı oyunlarına rağmen seçimi kaybedeceklerini anladıkları için şimdi de İstanbullulara aba altından sopa göstererek “Oy yoksa hizmet de yok.” diyorlar.

İstanbullular bu şantaja asla boyun eğmeyecek, seçimlerde bu ayrımcı ve partizan zihniyete yedi düvelden duyulacak Osmanlı tokadıyla sandıkta gereken yanıtı vereceklerdir.

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu yerine Sayın Doğan…

5.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, Kültür Bakanlığını önemli bir kültürel miras olan Büyükada Rum Yetimhanesinin yıkılmaması için acil koruma altına almaya ve restorasyonuna destek vermeye çağırdığına ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci büyük ahşap yapısı olan Büyükada Rum Yetimhanesi, Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası tarafından 15 Martta Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras Programı’na alındı. 1964 yılına kadar yetimhane olarak kullanılan ancak bu tarihten sonra boşaltılan binanın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı uyarınca Rum cemaatine iade edilmesi mülkiyet hakkı bakımından olumlu bir gelişme olmakla birlikte, binanın yıllar boyunca hiçbir şekilde korunmamış olması da bugün yıkılma tehlikesini gündeme getirmiştir. Büyükada’daki bina ülkemizin büyük bir kültürel zenginliğidir. Bu kültürel zenginlik, Sayın Patrik Bartholomeos’un da belirttiği gibi, yalnız bir etnik gruba ait değildir, bütün insanlığa ve dünya kültürüne aittir. Öncelikle ve ivedi olarak Kültür Bakanlığımızı bu kültür mirasının yıkılmaması için acil koruma altına almaya ve daha sonra tüm toplumun faydalanacağı bir projeyle restorasyonuna destek vermeye çağırıyoruz. Bu, aynı zamanda hem İstanbul hem de Adalar ilçesinin turizmine büyük katkı sağlayacaktır.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Özdiş…

6.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, Adana Balcalı Hastanesinde ilaç yokluğu nedeniyle bazı hizmetlerin verilemediğine ve Yüreğir Devlet Hastanesinin durumu hakkında bilgi almak istediğine ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorularım Sağlık Bakanı Sayın Ahmet Demircan’a:

Adana Balcalı Hastanesinden aldığım bilgiye göre iki aydır dipiridamollü kalp sintigrafisi ilaç yokluğu nedeniyle çekilemiyormuş. Bir altı ay daha ilgili ilacın gelmeyeceği, dolayısıyla kalp sintigrafisi çekilemeyeceği ifade ediliyor. Ayrıca romatolojide kullanılan etken madesi metotreksat olan ilaç da bulunamadığından ilgili hizmet verilemiyormuş. Sağlıkta devrim yaptığını iddia eden AKP’ye soruyorum: Söz konusu ilaçlar neden bulunamıyor Sayın Bakan?

Ayrıca, Adana Yüreğir’de vatandaş isyan hâlinde. Yıkılan ve yerine hastane yapılacağı ifade edilen ancak yıllardır herhangi bir gelişme olmayan Yüreğir Devlet Hastanesini de soruyorlar. Bu konuda bir açıklama yapacak mısınız Sayın Bakan?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Benli…

7.- İstanbul Milletvekili Fatma Benli’nin, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

FATMA BENLİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Bugün, koşullar ne olursa olsun değerlerinden asla vazgeçmeyen, ülkemizin çok önemli bir değeri Hasan Celal Güzel’i kaybetmenin üzüntüsünü yaşamaktayız. Hasan Celal Güzel, 28 Şubat postmodern darbe şartlarına rağmen Millî Güvenlik Kurulu kararlarından beş ay sonra, 5 klasörle birlikte suç duyurusunda bulunabilen bir dava adamıydı. Hasan Celal Güzel’in “Cesurlar bir defa ölür, korkaklarsa her gün.” sözünü asla unutmayacağız. Çünkü soyadı gibi güzel bir insandı, Türkiye’ye de çok güzel bir miras bıraktı. Her daim rahmetle ve minnetle anacağız. Ruhu şad olsun.

BAŞKAN – Sayın İlgezdi…

8.- İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, İstanbul’da artan suç olaylarının nedenlerinin araştırılması ve arkasındaki odakların açığa çıkarılması için bir komisyon kurulması gerektiğine ilişkin açıklaması

GAMZE AKKUŞ İLGEZDİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

2016-2018 yılları arasında İstanbul’da, başta asayiş, terör, narkotik ve organize suçlar olmak üzere toplam 829.158 olay meydana gelmiş; bu olayların 341 bini asayiş, 20 bini narkotik, 690’ı terör suçlamalarından olmuş. 2017 yılına gelindiğindeyse İstanbul’da işlenen suç sayısı bir önceki yıla oranla 61 bin artarak rekor düzeye ulaşmıştır. Özellikle, narkotik ve kaçakçılık suçlarında büyük bir artış yaşandığını görüyoruz. Uyuşturucu kullanımı parklardan okullarımıza, sokaklarımızdan evlerimize kadar geniş bir ağa yayılmıştır. Ne yazık ki medeniyetler beşiği olan İstanbul bir suç merkezi hâline dönüşüyor. Giderek kalabalıklaşan nüfus, insanlarda hayal kırıklıklarını tetiklerken kızgınlık ve düşmanlık hislerini de harekete geçiriyor. Buradan Hükûmete çağrıda bulunuyorum: İstanbul’da artan suç olaylarının nedenlerinin araştırılması ve arkasındaki odakların açığa çıkarılması için bir komisyon kurulmalıdır. Yoksa hemen her gün içimizi yakan insanlığımızı sorgulayacağız.

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Yalçınkaya…

9.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, tutum ve davranışlarıyla halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk eden Bartın İl Millî Eğitim Müdürü Yaşar Demir hakkında derhâl soruşturma açılması ve görevden alınması gerektiğine ilişkin açıklaması

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Teşekkürler Sayın Başkan.

21 Şubat tarihinde Bartın’ın Ulus ilçesinde Ulus Müftülüğü tarafından imamlar toplantısı gerçekleştirilmiş, toplantıya Bartın İl Millî Eğitim Müdürü Yaşar Demir de katılmıştır. Bu kişi, toplantıda yaptığı konuşmada, okulları ziyaret ettiğinde başı açık öğrencileri gördüğünde sinirlendiğini ve bu öğrencilerin başlarının kapatılması konusunda okul müdürlerini fırçaladığını ifade etmiştir. Sözlerinden ve uygulamalarından da anlaşıldığı üzere, laik, çağdaş ve bilimsel eğitim anlayışından yoksun olan bu kişi, bir yöneticiye yakışmayacak söylem ve davranış içerisindedir. Bu kişi hakkında daha önceki görevlerinde yaptığı usulsüzlükler nedeniyle “İdarecilik yapamaz.” kararı bulunmasına rağmen hâlen Millî Eğitim Müdürlüğü görevini sürdürmektedir. Tutum ve davranışlarıyla halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk eden bu şahıs hakkında derhâl gerekli soruşturma açılmalı ve görevden alınmalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Bayraktutan...

10.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Gürcistan Hükûmetinin patates ithalatının durdurulmasına ilişkin kararının yeniden gözden geçirilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi için Hükûmetin gerekli girişimlerde bulunmasını talep ettiğine ilişkin açıklaması

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gürcistan ve Türkiye birbirine komşu iki dost ülkedir. İki ülkenin sınır kapılarından önemli bir kapı da Sarp Sınır Kapısı’dır. Gürcistan Hükûmeti -Başbakanı tarafından- 15 Mart 2018 tarihinde yayımlanan bir kararnameyle 1 Haziran 2018 tarihine kadar Türkiye'den patates ithalatını durdurmuştur. Şimdi buradan soruyorum: Hükûmetin bu konuda gerekli girişimde bulunmasını talep ediyorum. Neden? Çünkü şu anda sınır kapısında onlarca tırda bekleyen patates mevcuttur ve tır şoförleri ağır bir mağduriyet hâlindedir. Bu nedenle, Gürcistan Hükûmeti nezdinde gerekli girişimler yapılarak patates ithalatının durdurulmasına ilişkin bu kararın yeniden gözden geçirilmesini ve bu mağduriyetlerin giderilmesi için ilgili makamlar nezdinde gerekli emirlerin verilmesini, Hükûmetin bu konuda duyarlılık göstermesini yüce Parlamentodan bir kere daha...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Durmuşoğlu yerine Sayın Taşkın...

11.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkın’ın, Afrin’i yeni bir Kandil yapmak isteyenlerin hain planlarının Zeytin Dalı Harekâtı’yla bertaraf edildiğine ve vatan, millet ve mukaddesat için hayatını feda eden aziz şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

20 Ocakta başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nın 58’inci gününde, Silahlı Kuvvetlerimiz ve Özgür Suriye Ordusu Allah'ın izniyle Afrin’de kontrolü ele almıştır. Operasyon kapsamında 3.600 terörist etkisiz hâle getirilmiştir. Afrin’i yeni bir Kandil yapmak isteyenlerin hain planları bu harekâtla bertaraf edilmiştir. Terörle mücadelemiz, ülkemizi tehdit eden terör koridoru tümüyle ortadan kaldırılana kadar devam edecektir.

Çanakkale Zaferi’mizin 103’üncü yıl dönümünde bütün şer odakları şunu çok iyi bilsinler ki Türk milleti olarak dün Çanakkale’de hangi inançla mücadele etmişsek bugün de aynı inançla ve kararlılıkla mücadele ediyoruz.

Bu vesileyle vatan, millet ve mukaddesat için gözünü kırpmadan hayatını feda eden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kahraman gazilerimize acil şifalar temenni ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Sayın Ünal yerine Sayın Dedeoğlu...

12.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, Zeytin Dalı Harekâtı’yla şanlı ordumuzun tüm dünyaya örnek olduğuna ve tek bir sivilin dahi burnu kanamadan, şehir zarar görmeden terör örgütünden temizlendiğine ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

58’inci gün, 18 Mart 2018 Afrin; 57’nci Alay, 18 Mart 1915. Çanakkale asrın şehitlerine, asrın kahraman ordusuna, yiğit vatan evlatlarına selam olsun.

Fırat Kalkanı 72 şehidimize ithafen 72 uçağımızın katılımıyla başlayan Zeytin Dalı Harekâtı’yla şanlı ordumuz tüm dünyaya örnek oldu. Tek bir sivilin dahi burnu kanamadan, şehir zarar görmeden terör örgütünden temizlenmiştir. Yüz üç yıl önce Çanakkale’de, bugün Afrin’de 28 devletin oluşturduğu ittifakla savaştı. İttifakın aklıyla oluşturulan tüneller ve terör mevzileri yüzde 75 oranında yerli ve millî mühimmatımızla yerle bir olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sivillerin zarar görmemesi için iç güvenlik gereği sınırda açık bir koridor bırakarak dört gün boyunca bölgeden çıkışları sağlamıştır.

Çanakkale’de bir Seyit, Ankara’da bir Ömer, İzmir’de bir Fethi, Trabzon’da bir Eren, Afrin’de bir Musa… Allah şahadetlerini kabul eylesin.

BAŞKAN – Sayın Balbay…

13.- İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay’ın, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin Türkçeyi çalışma dili olmaktan çıkarmasına, İngiltere Hükûmetinin Türklere kalıcı oturum izni vermeyeceğini ilan etmesine ve Hükûmetin şeker fabrikalarıyla ilgili tutumunu kınadığına ilişkin açıklaması

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçen hafta Avrupa’dan gelen iki haber vardı. Biri, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkçeyi çalışma dili olmaktan çıkardı tasarruf için. İkincisi de İngiltere Hükûmeti artık Türklere kalıcı oturum izni vermeyeceğini ilan etti; bu, üç yılla sınırlandırıldı. Bu anlaşma 1963 yılındaki Ankara Anlaşması’yla karara bağlanmıştı. İktidarın beğenmediği 1960’lı, 70’li yıllarda Türkiye’nin uluslararası onuru çok daha yukarılardaydı.

Dünyada bu olurken, ne yazık ki Türkiye’de de şeker fabrikaları satılmakta ve şekerde yabancı firmaların, yabancı güçlerin Türkiye’de daha etkin olmasının önü açılmaktadır. Nihayet iktidarın içinden aklıselim düşünen sağ salim biri çıktı ve Çorum Milletvekili Salim Uslu “Hükûmet yanlış yapıyor.” dedi. Hükûmet muhalefeti dinlemiyorsa, hiç değilse kendilerini dinlemelerini diliyorum ve Hükûmetin bu tutumunu bir kez daha kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Havutça…

14.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, şeker fabrikalarının satılmasının ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğuna ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şeker fabrikalarının satılmasının ulusal çıkarlarımıza aykırı olduğunu her yerde haykırıyoruz. Bakın, 2001 yılında şeker pancarının 410 bin hektar dikim alanı varken, 2015’te 272 bin hektara düştü; çiftçi sayısı 337 binden 120 bine düştü. Amerika Birleşik Devletleri ve IMF’nin dayatmalarıyla şeker sektörü tamamen dışa bağımlı hâle getirilmek ve halkımız da nişasta bazlı şekere, mısır şurubuna mahkûm edilmek isteniyor. 14 şeker fabrikasının satılması çiftçimizi, hayvancılığımızı ve çalışan işçilerimizi açlığa ve yoksulluğa mahkûm edecek.

Soruyoruz: Siz kimlerin bakanısınız; Cargill’in mi Türk çiftçisinin mi?

BAŞKAN – Son olarak Sayın Şeker…

15.- Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

17’nci Dönem ara seçimlerinde Anavatan Partisinden Gaziantep Milletvekili seçilen Hasan Celal Güzel, 45 ve 46’ncı Turgut Özal hükûmetlerinde sırasıyla Devlet Bakanlığı, Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı yaptı. 23 Kasım 1992’de kurulan Yeniden Doğuş Partisinin Genel Başkanı olan Hasan Celal Güzel, hayatı boyunca darbelere karşı hep demokrasiyi savundu ve hür düşünce için mücadele etti. Hasan Celal Güzel’in sadece 28 Şubatta değil, 15 Temmuzda da özgürlük savaşçısı olarak ortaya çıktığına ve dik durduğuna şahit olduk.

Yürekli, yiğit ve cesur devlet adamı, soyadı gibi güzel insan Hasan Celal Güzel mübarek üç ayların ilk gününde Hakk’a yürüdü. Allah’tan rahmet diliyorum. Başta değerli eşleri 24’üncü Dönem Milletvekili Ülker Güzel Hanımefendi olmak üzere tüm yakınlarına başsağlığı diliyorum, mekânı cennet olsun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, sisteme giren sayın grup başkan vekillerine ikişer dakika süreyle söz vereceğim.

Sayın Usta, buyurun.

16.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Türk İslam âleminin üç aylarını kutladığına, Diyarbakır’ın Hani ilçesinde şehit olanlar ile eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümüne, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası’na, 18 Mart Pazar günü gerçekleştirdikleri Millî Duruş, Şühedaya Vefa, Millete Beka Kongresi’ne ve insanı yaşatmak için kurulmuş tek ordunun Türk ordusu olduğuna ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Manevi hayatımızda ayrıcalıklı bir yeri olan ve önemi bulunan üç aylara yeniden ulaşmanın gönül huzurunu yaşıyoruz. Türk İslam âleminin mübarek üç aylarını kutluyor, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.

Diyarbakır’ın Hani ilçesinde terör örgütü PKK mensuplarınca düzenlenen silahlı saldırıda 1’i asker 2 kişi şehit düşmüştür. Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Meslek hayatına benim de mensubu bulunduğum Devlet Planlama Teşkilatında başlayan, başarılı bir bürokrasi hayatı olan, yakın siyasi tarihimizin önemli ve renkli siması olan Hasan Celal Güzel cesur bir demokrasi savunucusuydu. Kendisine Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, sevenlerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Vatan uğruna ölmeyi emreden liderin öncülüğünde ölüme başı dik, vakurla yürüyen yiğitlerin destanı, içimizdeki imanın damgası Çanakkale’dir. 103’üncü yıl dönümünde olduğumuz bu ihtişamlı zaferi bilmek, anlamak ve hissetmek gerekir. Deniz savaşlarıyla, kara savaşlarıyla Türk tarihinin en şerefli sayfalarını dolduran ve her biri ayrı ayrı zafer destanı olan Çanakkale aslında bir destandan da fazla bir şeyi ifade etmektedir. Çözülmeye karşı çare Çanakkale’dir, bölünmeye ve dağılmaya engel Çanakkale emanetidir, ilhamımız Çanakkale’dir, itibar ve iddiamızın dayanağı muhterem şehitlerimizdir. 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nün ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere kurtuluş mücadelesinde bulunan bütün şehit ve gazilerimize ve muhterem ecdadımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, 18-24 Mart tarihleri arası Yaşlılara Saygı Haftası olarak kutlanmaktadır. Yaşlılara bugün gösterilecek sevgi ve saygı gelecek kaygılarımızı azaltacak, hangi yaşta olursa olsun tüm bireylerin yaşama güvenle bakmalarını sağlayacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Mustafa Kemal Atatürk demiştir ki: “Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur.” Bu duygularla tüm büyüklerimizin Yaşlılara Saygı Haftası’nı kutluyor, nice sağlıklı ve mutlu günler temenni ediyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım.

ERHAN USTA (Samsun) - 18 Mart Pazar günü gerçekleştirmiş olduğumuz -tarihî bir gerçeğin ifadesiyle- Millî Duruş, Şühedaya Vefa, Millete Beka Kongremiz inanıyoruz ki millî beka anlamında muhteşem bir diriliş ve yükselişin miladı olacaktır. Kongremizin davamıza, partimize, demokrasimize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum. Ülkemizin yeni bir beka mücadelesi verdiği bu zor günlerde Genel Başkanımız Devlet Bahçeli karanlıkta bir umut yolu açmış, bizi aydınlığa çıkaracak reçeteyi Türk milletine sunmuştur. Bu kutlu yola baş koyan Türk milliyetçileri pazar günü Ankara’ya akın etmiş, birbirleriyle kucaklaşma, hasret giderme olanağı bulmuştur. Türkiye’nin her yerinden gelen ülkücüler liderlerinin gösterdiği istikamette tek vücut olduğunu bir kez daha göstermiş ve şehitlerimizin ruhunu içlerinde hissederek dosta düşmana “Buradayız.” diye haykırmıştır. Milliyetçi hareket, Türk tarihinin zamanın içindeki yeri, temsili ve emaneti taşıyan neferi olarak emin ellerde geleceğe doğru emin adımlarla yürümektedir. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin önderliğinde milliyetçi hareket, Türk milletinin umudu, geleceğin teminatı, Türk tarihinin yadigârı olmaya devam edecektir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ordumuz için “Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğin çelikleşmiş bir ifadesidir.” demiştir. Hakikaten Türk kudret ve kabiliyetini dosta düşmana gösteren muzaffer ordumuz Afrin’e Türk Bayrağı’nı dikerek bizleri bir kez daha gönendirmiştir. Şehadete yürüyen askerlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Bitirin efendim, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Böyle evlatlara sahip olan bir millet, Allah’ın izniyle, dünyada başımızı öne eğdirmeyecek, girdiği mücadeleden muzaffer olarak çıkacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri, yerel halka zulmeden teröristleri etekleri altına alarak yerleşim yerlerini terör yuvaları hâline getirmiştir. Kaçan veya etkisiz hâle getirilen teröristlerin sözcülüğünü yapmaktan utanmayan ABD “Demokrasi getiriyoruz.” diyerek girdiği yerlere dönüp bir baksın, kan, gözyaşı ve yıkımdan başka ne görebilecektir? Türk Silahlı Kuvvetleri Musul, Halep, Rakka ve Doğu Guta’nın askerî harekâttan sonrası fotoğraflarını yayınlamıştır. Eğer Türk ordusu ile kendi ordularının arasındaki insanlık farkını, hassasiyeti görmek isteyen varsa Afrin’e baksın, her şey ayan beyan ortadadır. O yüzden diyoruz ki: İnsanı yaşatmak için kurulmuş tek ordu Türk ordusudur.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun.

17.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Meclisin halkın temsili yeri olduğuna, bir hamaset yeri olmaması ve ilerisi için nasıl bir politikamızın olduğu bilgisinin verilmesi gerektiğine, savaşta ölen veya yaralanan ÖSO’culara Türkiye tarafından verilen vaatlerle ilgili iddialara, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın bazı açıklamalarına ve AKP Hükûmetinin uluslararası kuruluşların asgari insani çağrılarına olumsuz yanıt vermesine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Türkiye Büyük Millet Meclisi bir temsil yeridir, halkın temsilinin yeridir ve vekillerin bilgilendiği, aynı zamanda tartıştığı, müzakere ettiği, halkı da bilgilendirme yeridir. Burası genelde bir hamaset yeri değildir ve olmaması da gerekir diye düşünüyoruz.

Şimdi, neyse ki daha fazla sivil ve can kaybı olmadan… Aslında, boş bir ilçeye girip de -Afrin’e yani- oradan 18 Mart Çanakkale’nin yıl dönümünde bir Çanakkale Zaferi çıkarmaya çalışmak hakikaten bu ülkenin hak ettiği bir şey değildir. Çanakkale Kürt’üyle, Türk’üyle, Çerkez’iyle, tüm halklarıyla bir ülke savunmasının yapıldığı yerdir.

Şimdi “Millet Meclisi böyle bir yerdir.” derken şundan dolayı konuşmama böyle başladım: Öncelikle, yapılması gereken, şimdi nasıl bir dış politika izleniyor, bundan sonra ne yapılması hedefleniyor, ülkenin dış politikası nedir, Orta Doğu politikası nedir, Meclise açıklamalar yapmak, bilgi vermek gerekmektedir. Burada Dışişleri Bakanının bulunması gerekir. Böyle zamanlarda aslında böyle boş geçecek bir yer değildir Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Bunun yanı sıra, örneğin, bundan sonra, evet, ne planlanmakta, bunun bilgisinin verilmesi gerekir. Mesela biz artık fetihçi bir ülke miyiz? Yani fethedeceğimiz başka yerler mi var, bunun bilgisinin verilmesi gerekir. Ya da bir yere gidip “Fetih yaptık.” dedikten sonra aynı zamanda yağma hareketleri mi yapılmaktadır? Bunun da…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Yağma girişimleri mi yapılmaktadır, yağmalama mı yapılmaktadır, bunun bilgisinin de verilmesi gerekir. Biz böyle bir ülke miyiz, böyle bir ülke mi olduk? Biz, böyle bir ülke olduğumuzu düşünmüyoruz. Ama bunların açıklamasının ve ilerisi için nasıl bir politikamızın olduğunun bilgisinin bütün ülke halklarına verilmesi lazım.

Nevroz arifesinde, çoğunluğu Kürtler olan bir ilçeden, Afrin’den 450 bin insan mesela nereye göçmüştür? Aynı zamanda uluslararası hukuk ve ilkeler de bunu açıklamayı gerektirir. Buradaki Kürt yurttaşlarımızın akrabaları da onların içerisindedir. Buradaki insanların canı yanarken Nevroz arifesinde acaba o insanların canının yanmasını gidermek için neler planlanmaktadır? Sanıyoruz ki milletvekillerinin de halkın da bunu bilmeye ihtiyacı var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ayrıca dolar mesela neden 4 liraya yaklaşmıştır, neden euro 5’e doğru koşmaktadır, bu savaşın bize maliyeti nedir, bunu da halkımızın ve herkesin bilmesi gerekmektedir.

Şimdi, Sayın Başkan, ÖSO’yla ilgili burada birçok defa bu yapının cihadist mantıklı suç unsurlarının olduğunu, Afrin’de de suç sayılacak birçok olay yaptığını söylemiştik ama önemli bir şey var, ÖSO bünyesinde yer aldığı belirtilen Mutasım Tugayının liderlerinden Mustafa Secri isimli kişi kendi Twitter hesabından savaşta ölen veya yaralanan ÖSO’culara Türkiye tarafından şunların vadedildiğini yazmış: “Evli olmayanların ebeveynlerine vatandaşlık verilir, savaşta şehit düşen her Suriyeli savaşçının eşi ve çocukları Türk vatandaşlığı alma hakkına sahiptir; savaşta yaralanan, kalıcı bir sakatlığı oluşan ÖSO üyelerine Türk vatandaşlığı hakkı verilir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen bitirelim.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – …şehit ailesine ücretsiz bir apartman dairesi verilir, şehit ailesine toplamda 30 bin lira verilir.”

Şimdi, bu iddialar ne kadar doğrudur? Bu ülkenin bu kadar işsizi, evsizi varken hangi hakla bu cihadist yapılara böyle vaatlerde bulunulmaktadır. Başta sorduğumuz soruyu yine soruyoruz, bu Mecliste bunların cevaplanması gerekir.

Ben son olarak size şunları da göstermek istiyorum. Bunlarla ilgili de CNN International’in sorularını yanıtlayan Sayın İbrahim Kalın, Afrin’e giren ÖSO unsurlarının evleri yağmaladığına dair haberleri ciddiye aldıklarını, konuyla ilgili inceleme başlattıklarını söylemiş. Bu insanlarla mı beraber iş yapılıyor? Bu mudur bir zafer? Bunu ayrıca sormak isteriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASAN BASRİ KURT (Samsun) – Ne var onda ya?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlıyorum.

BAŞKAN – Bitirelim.

Buyurun.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunu, özellikle Sayın İbrahim Kalın’ın açıklamasını da şu nedenle ifade ettim: Bugün bir önerge verdik ve bu önergemizdeki bazı şeyler düzeltilmesi maksadıyla geri gönderildi ve bunlardan bir tanesi şuydu: “Afrin’e girdikten sonra ÖSO’cuların ilk pratiklerinin Kürtlerin evinin, mallarının ganimet konusu edilmesi” cümlesinin çıkarılması istenmiş. Şimdi, İbrahim Kalın’ın bu açıklaması ortada dururken bu ne gerekçeyle yapıldı?

İkincisi de demişiz ki: “AKP Hükûmeti uluslararası kuruluşların asgari insani çağrılarına olumsuz yanıt vermiş.” Buna karşı da AKP Genel Başkanı “Bizim için yok hükmündedir bu çağrılar.” demedi mi? “Hiç boşuna uğraşmayın, işimiz bitinceye kadar çıkmayacağız.” demedi mi? Burada önergelerin reddedilme gerekçesi nedir? “Düşünceler farklıyken bize uymayanı reddederiz.” mi deniyor? Bunu da sormak isteriz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özkoç, buyurun.

18.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, Büyük Birlik Partisi eski Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatının 9’uncu yıl dönümüne, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkarttığı bir kitapta Mustafa Kemal Atatürk’ün adının anılmamasına, 20 Mart Dünya Mutluluk Günü’ne ve Kızıltepe, Derik ile Nusaybin’in köylerinde yaşanan elektrik kesintisine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Sayın Hasan Celal Güzel Türkiye Büyük Millet Meclisine ve ülkemize hizmet etmiş bir siyasetçidir. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Sayın Muhsin Yazıcıoğlu bir siyasi partimizin genel başkanıydı, ülkesine hizmet etmek için çalışıyordu, mensuplarıyla beraber siyaseti gerektiği gibi yapmak için çaba gösteriyordu ancak gerçekten hâlâ açıklanamayan, bir helikopterin düşmesiyle ölüm nedeni bugün bile ne olduğu bilinmeyen bir konumdadır. Büyük bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti, bir siyasi partinin genel başkanının nasıl öldüğünü ve buna nelerin neden olduğunu hâlâ açıklayamıyorsa, bu, kendi ülkemizin itibarını sarsmaktadır. Bu konuda Sayın Muhsin Yazıcıoğlu’yla ilgili, ölümüyle ilgili en ufak kuşkuya yer bırakmayacak şekilde bir an önce bunların açıklanmasını talep ediyor, kendisine rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Çanakkale Savaşı’nı hiç anlatmaya gerek yok. Çanakkale Savaşı’nın komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ü de kimseye anlatmaya gerek yok. Mustafa Kemal Atatürk’ün Meclis Başkanı tarafından adının anılmamasına dikkat edilmesini dikkatinize sunuyorum. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çıkarttığı bir kitaptır. Bu kitapta Meclis Başkanının bir takdimi vardır. Tek bahsedilmeyen kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen, açıyorum mikrofonu.

Buyurun.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Mustafa Kemal Atatürk Diyanet Başkanlığını kuran ve bu ülkede din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmamasını, siyasetin din üzerindeki bütün etkilerden arındırılmasını, dinin arındırılmasını ve dinin siyasetle kirletilmemesini isteyen ve Diyanet İşlerini kuran bir liderdir. Çanakkale Savaşı’nda hutbelerde herkesten bahsederken Mustafa Kemal Atatürk’ten özellikle bahsetmemesini de toplumumuzun ve milletimizin dikkatine sunuyorum.

Sayın Başkan, bugün Dünya Mutluluk Günü. Birleşmiş Milletler böyle bir karar almış. Mutlu olmayı çok istiyoruz, huzurlu olmayı çok istiyoruz ama insanlarımız mutlu değil. İnsanlarımız artık yarın nasıl yaşayacakları konusunda endişe içerisindeler; kendileriyle ilgili, evlatlarıyla ilgili, yaşamlarıyla ilgili kaygı içerisindeler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çiftçilerimiz böyle, esnafımız böyle, emeklilerimiz böyle, iş adamlarımız böyle. Onun için, mutluluğu sağlayacak olan, eşit, adaletli bir yönetimdir. Türkiye’de eşit ve adaletli bir yönetimin sağlanmasını Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir kez daha talep ediyoruz.

Sayın Başkan, Mardin Kızıltepe, Derik ve Nusaybin’in köylerinde üç dört günden beri elektrikler kesik, hatta zaman zaman da böyle oluyor. Bugün 3’üncü gün. Yüzlerce insan, kadın, çocuk, genç, yaşlı, bölge şartları gereği elektrikle su çekebildiği için sudan mahrum. Sayın Başkan, buralarda insanlar arazilerini ekmek istiyorlar, arazilerinden mahsul elde etmek ve yaşamlarını gerçekten kendi emekleriyle devam ettirmek istiyorlar. Orada o su motorlarına verdikleri elektrik paraları gerçekten çok yüksek ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bitirelim lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – …bunu ödemekte büyük zorluk yaşıyorlar. Şimdi, elektrik saatleri bağlandı. Paralarını ödeyenler büyük bir çoğunlukta. Ödemeyen birkaç kişi yüzünden orada insanların ekim yapmasının engellenmesi, hayatlarını kazanmak için çabalarının engellenmesi devleti zaafa düşürür. Ülkemiz, her yerde, emeğiyle çalışan insanların emeğine bir çözüm üretmek zorundadır. Onların elektriklerini keserek, onları daha çok başkalarına mahkûm ederek orada huzuru sağlayamayız. O yüzden, Mardin Kızıltepe, Derik ve Nusaybin’deki elektrik kesintisine bir an önce son verilmesini talep ediyoruz. Buradaki insanlarımızın emeklerinin karşılığını alabilmesi için önlerinin açılmasını talep ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Rabb’im her daim mutlu kılsın inşallah her birimizi Dünya Mutluluk Günü’nde; öyle ifade ettiniz.

Sayın İnceöz, buyurun.

19.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yıl dönümüne, 18 Martta Afrin merkeze girerek Türk Bayrağı’nı açan ve bölgeyi terör unsurlarından arındıran Mehmetçik’e selamlarını ve dualarını gönderdiğine, tüm şehitleri rahmet ve minnetle yâd ettiğine, eski bakan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet dilediğine, üç ayları ve 9’uncu kez Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığına seçilen Devlet Bahçeli’yi tebrik ettiğine ve yapılan mücadelede çok ciddi emeği ve desteği olan Özgür Suriye Ordusu’na teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sözlerime 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 100’üncü yıl dönümünü tekrar anmak suretiyle başlamak istiyorum.

Çanakkale Zaferi, yedi düvele karşı verilen mücadelenin ismidir; yokluk içindeki bir milletin istiklal ve istikbal mücadelesinin başarı destanıdır. Tarihte eşine çok az rastlanan bu büyük destan, vatan ve bayrak sevdasının ve iman gücünün silahlara, sayılara nasıl üstün geldiğinin de kanıtıdır. Çanakkale, namusu bildiği vatanın ve milletin bekası için gözlerini kırpmadan canlarını vermeyi göze alan yüz binlerce kahraman vatan evladının eseridir.

Çanakkale ruhunun yüzyıllar geçse de devam edeceğinin en önemli kanıtını da 15 Temmuz gecesinde yaşadık. Aziz milletimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın meydanlara çağırmasıyla birlikte aynı duygularla, aynı kararlılıkla, istikbali uğruna, F16’lara, tanklara karşı çıplak elle karşı durdu. Ülkesine yapılmaya çalışılan işgal girişimine karşı “Dur.” dedi.

Yine, bu milletimiz “Çanakkale geçilmez.” derken boşuna demediğini bir kez daha o gün nasıl gösterdiyse bugün de tıpkı yüz üç yıl önce olduğu gibi Çanakkale ruhunun nasıl hâkim olduğunu… Kahraman Mehmetçiklerimiz Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde büyük başarıyla Afrin merkeze girdi ve Türk Bayrağı’nı açan Mehmetçik’imizin “18 Mart Şehitler Günü’nde tüm milletimize ve şehitlerimize armağanımızdır.” sözleri hepimizi duygulandırdı. Mehmetçik’imize buradan selamlarımızı ve dualarımız gönderiyor, her zaman onların yanında olduğumuzu bu Gazi Meclisten bir kez daha milletin vekili olarak seslendiriyoruz dualarımızla beraber; kahramanlık destanı yazan, bölgeyi terör ve terör unsurlarından arındıran Mehmetçik’imize dualarımızı gönderiyoruz.

Bu duygularla, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yüz üç yıl önce Çanakkale’de yazılan o destanın tüm kahramanlarını ve yüz yıl sonra aynı amaç uğruna canını feda eden, şehit olan kahraman askerlerimizi, 15 Temmuz demokrasi şehitlerimizi ve tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle ve minnetle yâd ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu arada, bugün cenazesine katıldığımız Hasan Celal Güzel’in vefatından dolayı kendilerine Allah’tan rahmet diliyor, acılı ailesinin acısını paylaştığımızı bir kez daha belirtmek istiyorum. Devlet, siyaset ve millet hayatımıza yaptığı hizmetleri daima saygıyla hatırlayacağımız ve 28 Şubat sürecinde de darbeci zihniyete karşı dik duruş sergileyen eski bakanlarımızdan Hasan Celal Güzel’e Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyor, mekânı cennet olsun diyoruz.

Bununla birlikte, üç ayların başlangıcı. Rahmet, bereket ve bağışlanma aylarına, üç aylara kavuşmanın sevincini hep beraber yaşıyoruz. Ramazan ayının müjdecisi olan mübarek ayın tüm mazlumların ve insanlığın kurtuluşuna da vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu arada, hafta sonu Milliyetçi Hareket Partisinin kurultayı vardı. Bu kurultay 12’nci olağan kurultaylarıydı. Bu kurultayda 9’uncu kez Genel Başkanlığa seçilen Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ve yönetimde görev alan tüm arkadaşlarını, yol arkadaşlarını tebrik ediyorum, hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun, tamamlayın lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bununla birlikte kısa bir söz de şunun için özellikle belirtmek istiyorum. Özgür Suriye Ordusu ile Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, askerlerimiz, Mehmetçiklerimiz birlikte gerçekleştirdiği, terör koridorunun oluşturulmasına engel olmak, bölgenin teröristlerden temizlenmesini temin etmek için… Özellikle burada, uzun süredir, operasyonlar başladığı andan itibaren, bu meşru Suriye muhalefetinin önemli bir parçası olan Özgür Suriye Ordusunun âdeta terörle ilintili gibi gösterilmeye çalışıldığını ve böylece “Acaba burada düzenlenen operasyonlara da bir gölge düşürülebilir mi?” maksadıyla hareket edildiğini, zaman zaman bu yönde sistematik açıklamalar geldiğini ne yazık ki her beraber görmekteyiz. Burada tüm Mehmetçik’imizle beraber Özgür Suriye Ordusunun da bu mücadelede çok ciddi emeği ve desteği vardır. Biz buradan onlara da teşekkür ediyoruz tekrardan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Tunç, 60’a göre söz vereceğimi söyledim.

Buyurun.

20.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Biraz önce Bartın Millî Eğitim Müdürü Yaşar Demir hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Bartın Milletvekili Sayın Rıza Yalçınkaya söz alarak bazı iddialarda bulunmuştur. Sayın Müdürle görüştüm. Söz konusu iddiaların gerçek olmadığını, bu sözleri kesinlikle sarf etmediğini, bu konuda da bu iftiraları atanlar hakkında gerekli suç duyurularında bulunduğunu ve bu iddiaları basın yoluyla yayanlar hakkında da gerekli tekzipleri yaptığını ifade ediyor. Bunu açıklığa kavuşturmak için söz aldım.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal, buyurun.

21.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve minnetle andığına ve “Trakya şeker yürüyüşü”ne herkesi beklediğine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle “Her fabrika bir kaledir.” diyen Kurucu Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla ve minnetle anıyorum. Bu milletin kalelerini, şeker fabrikalarını sattırmayacağız. Şeker fabrikası vatandır, vatan satılamaz. Buradan herkesi 25 Martta Lüleburgaz’a, şeker fabrikalarına sahip çıkmaya davet ediyorum. Lüleburgaz eski Hükûmet Konağı önünde bu pazar saat 14.00’te “Şeker vatandır, vatanı satmayız, sattırmayız.” diyeceğiz; Kurucu Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi “Her fabrika bir kaledir.” diyeceğiz. “Trakya şeker yürüyüşü”ne herkesi ellerinde bayraklarla bekliyoruz.

Selam ve saygılarımı iletiyorum, teşekkürler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman başkanlığındaki bir heyetin, Parlamentolar Arası Birlik 138. Genel Kuruluna katılmak üzere 23-26 Mart 2018 tarihleri arasında İsviçre’ye resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin tezkeresi (3/1559)

14/3/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman Başkanlığındaki heyetin Parlamentolar Arası Birlik 138’inci Genel Kuruluna katılmak üzere 23-26 Mart 2018 tarihleri arasında İsviçre'ye resmî ziyarette bulunması hususu, 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 6’ncı maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                                                 İsmail Kahraman

                                                                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                        Başkanı

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, AKP Hükûmetinin Afrin özelinde devreye koyduğu politikaların Türkiye ve Orta Doğu halkları arasında yeni ayrışmaları ve yıllar boyu sürecek gerilimleri bertaraf etmek için TBMM’nin devreye girerek bir yol haritası belirlemesi amacıyla 20/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 20 Mart 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

20/3/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 20/3/2018 Salı günü (Bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                          Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                                                        İstanbul

                                                                                                                         HDP Grubu Başkan Vekili

Öneri:

20 Mart 2018 tarihinde İstanbul Milletvekili Grup Başkan Vekili Filiz Kerestecioğlu tarafından (7170 grup numaralı) AKP Hükûmetinin Afrin özelinde devreye koyduğu politikaların Türkiye ve Orta Doğu halkları arasında yeni ayrışmaları ve yıllar boyu sürecek gerilimleri bertaraf etmek için TBMM'nin devreye girerek bir yol haritası belirlemesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 20/3/2018 Salı günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına ve öneri sahibi olarak Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman konuşacaktır.

Sayın Adıyaman, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

HDP GRUBU ADINA MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2011 yılında Suriye iç savaşı başladı -çok kısaca bir geçmişi hatırlayalım- ve iç savaşla birlikte, AKP Hükûmeti üç temel husus üzerinde bir siyaset oluşturdu. Birincisi, Şam’da mevcut olan Beşar Esad rejimini, diğer bir deyişle Şii rejimini kısa sürede devirip Sünni cihatçı bir iktidarın oluşmasını siyasi olarak hedefledi. İkinci hedefi, her ne olursa olsun, süreç nasıl gelişirse gelişsin, Kürtlerin orada bu süreç içerisinde bir statü elde etmesini engellemekti. Üçüncü siyasi hedefi ise ülke içinde olağanüstü hâl rejimi benzeri totaliter bir baskı rejimi inşa edip dolayısıyla siyasal iktidarını savaş konsepti üzerinden devam ettirmekti. Bu üç hedeften birincisi yani rejimin devrilmesi hususu, işte “Bir iki ay içerisinde devrilip Şam’da namaz kılınacak.” hayalleri bir şekilde iflas etti. İkinci ve üçüncü hayaller… Maalesef, 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte zaten ülke olağanüstü hâlle yönetilmeye başladı, tam totaliter bir rejim ülkede hâkim ve AKP’ye biat edenler dışında hiçbir yurttaşın güvencesi yok. Diğer siyasi hedefi ise Kürtlerin Suriye’de bir statü elde etmemesiydi. Bunun birincil hedefi de ya da en zayıf halkası da Afrin’di. Çok detayına girmeyeceğim ama Rusya’yla yapılan birtakım gizli pazarlıklar sonucu, neticede, 20 Ocak 2018’de Afrin’e bir harekât başlatıldı, Cumhurbaşkanının deyimiyle “Afrin savaşı” başlatıldı. Dolayısıyla, Afrin savaşının ikinci gününde de AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan aynen şunu söyleyerek, HDP’liler için, “Adım adım takip ediliyorsunuz.” diyerek bizi tehdit etti.

24 Şubatta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bir karar aldı, bir ay süreyle insani yardımların ulaşması açısından tüm Suriye’de ateşkes ilan etti, Türkiye buna uymadı. Uluslararası birçok kurum ve kuruluş yine çağrılarda bulundu, yine kabul edilmedi. Neticede, 15 Mart tarihine geldiğimizde Birleşmiş Milletlerin bu kararları Avrupa Parlamentosunda da onaylandı, Avrupa Parlamentosu çağrılar yaptı ve AKP iktidarı tarafından hiçbir şekilde ciddiye alınmadı. Dolayısıyla, “Afrin’de hedef terör.” denildi, oysa bütün Suriye iç savaşı boyunca barış adası olan Afrin’de, en başta bütün uluslararası kuruluşların ve en önemlisi de Birleşmiş Milletler ile Suriye İnsan Hakları Gözlemevinin raporlarına göre birçok sivil hayatını kaybetti.

Neticede, sadece siviller hayatını kaybetmedi, tarihî eserler tahrip edildi, Ain Dara gibi ve en son, 59’uncu günde Suriye’deki silahlı güçler daha fazla tahribat ve sivillerin ölümünün gerçekleşmemesi için Afrin’den çekildiklerini açıkladılar. Akabinde ne oldu? ÖSO çeteleri ve TSK güçleri Afrin’e girdi. Peki, ilk yapılan şey ne oldu? Yarın “Nevroz.” Kürtler için tarihî bir öneme sahip olan, efsanevi bir kahramanın, zulme, diktatörlüğe, totaliterliğe karşı direniş sembolü olan Demirci Gâve’nin heykeli tahrip edildi. Demirci Gâve’nin heykeli Kürtlerin herhangi bir örgütüne ait değil, bütün Kürtlerin ortak malı. Dolayısıyla yapılan tahribat bütün Kürtlerin, istisnasız tüm Kürtlerin bilinçaltında büyük bir tahribattır, kültürüne, tarihine yapılan büyük bir saldırıdır. Bu saldırıyı şiddetle, nefretle kınıyorum. Her ne kadar ÖSO bunu yapıyorsa da arkasında AKP iktidarının desteği olduğunu hepimiz biliyoruz.

Zamanım sınırlı ama az önce de ifade edildi, sürekli ifade ediliyor, Afrin başta olmak üzere girilen her toprak parçasına Türk Bayrağı dikiliyor. Değerli arkadaşlar, Suriye egemen bir devlet, ya bunun farkında değilsiniz ya da hamaset adına siz siyaset yapıyorsunuz. Başka egemen bir devletin toprağına bayrak dikmenin hukuki ve siyasi sonuçları var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Tamamlayabilir miyim Başkanım?

BAŞKAN – Tamamlayın, buyurun.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Bugün bol keseden atıyorsunuz ama yarın uluslararası hukuk ve uluslararası siyaset açısından bunun bedelleri çok ağırdır. Belki sizler iktidarda olmayacaksınız ama bu bedelleri Türkiye halkları ödeyecek, Türkiye Cumhuriyeti ödeyecek. Ama kalkıyorsunuz, işte sanki Afrin Türkiye’nin herhangi bir vilayeti, her tarafa Türk Bayrağı… Ve bizatihi bu işin sorumlusu olan siyasal iktidar ve onun mensupları, işte Afrin'de ya da Suriye’nin başka bir bölgesinde bayrağı nasıl dalgalandırdıklarını söylüyorlar. Siz ya uluslararası hukuku bilmiyorsunuz…

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sana ne? Seni niye zorluyor?

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Gerçekten uluslararası hukuku bilmiyor musunuz, uluslararası diplomasiyi bilmiyor musunuz? Yarın Suriye’de bütün bu meseleler çözülünce bunun uluslararası yaptırımları ne olacak? Hiç bunu hesaplamıyor musunuz? Yani salt “Oy konsolide edelim, tabanı konsolide edelim.” diye ülkeyi uluslararası hukukta, uluslararası siyasette zora sokmanın bir anlamı da yoktur diyoruz.

Dolayısıyla, umarım önergemiz kabul edilir, bir Meclis araştırması komisyonu kurulması kabul edilir; kabul edilmeyeceğini de tabii, biz biliyoruz.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ardahan Milletvekili Öztürk Yılmaz.

Buyurun Sayın Yılmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ÖZTÜRK YILMAZ (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir aşama. Tabii, Suriye’de başlayan bu olayların sebeplerini önce anlamak lazım. Sebepleri de Hükûmetin Suriye politikasının iflas etmesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin büyük bir maliyet üstlenerek bu yanlışları düzeltmesidir.

Şimdi, Afrin’de yerel meclisin oluşturulması olumlu bir gelişmedir. Bununla ilgili biz geçen hafta bir öneride bulunmuştuk, benzer bir şeyin yapılması olumludur, en azından yerel halkta bir sahiplenme duygusu yaratacaktır; onu belirtmek istiyorum.

İkincisi: Oradaki yerel güçlerle Türkiye’ye müzahir, yerel halka müzahir, onlardan olan güçlerle en azından bir emniyet kuvvetinin oluşturulması da önemlidir; onu da belirtmek istiyorum.

Üçüncüsü: Bu konu kesinlikle iç siyasete malzeme yapılmamalıdır.

Dördüncüsü: ÖSO’yla ilgili bu zamana kadar yapmış olduğumuz uyarıların esasen burada, Afrin’de önemli ölçüde gerçek olduğunu bir kere daha gördük. Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradaki davranışları her türlü övgüye değerdir ama ÖSO’yla ilgili ciddi kaygılar vardır; onu belirtmek isteriz.

Yerel halkın kazanılması önemlidir. Yani PKK’nın yapılanması çökertilmiştir, KCK yapılanması çökertilmiştir, kanton ilga edilmiştir ama artık yereldeki Kürtlerin kazanılması, Türkmenlerin kazanılması ve yerel halkın kazanılması önemlidir. O nedenle, yerel halkın tarihten gelen simgelerine esasen saygı gösterilmesi bizim tarihsel olarak hep alışık olduğumuz, Türk milletinin alışık olduğu şeylerdir, buna da azami ölçüde özen gösterilmesi gerektiğini belirtmek istiyoruz. Elbette kentteki PKK’nın bayrakları indirilecek, oradaki PKK’ya ait olan bütün unsurlar defedilecek ama Demirci Gâve heykelinin, esasen bu bizim bildiğimiz, tarihsel bir öneme sahip bir heykelin yıkılması da uygun olmamıştır.

Şimdi, önemli olan bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğidir. Bu süreç nasıl cereyan edecektir? Bizim bir an önce imar faaliyetlerine, oradaki güvenliğe önem vermemiz ve oradaki yerel meclis marifetiyle halkın en azından kendi bulunduğu bölgede bazı yetkiler kullanmasına cevaz vermemiz önem ve öncelik taşıyacaktır. Türkiye'nin zaten bunu yapması durumunda bu bölgenin başka bölgeler açısından da örnek teşkil edebileceği ve o da esasen yumuşak gücün bir noktada da ilerlemesine katkı sağlayabileceğini söyleyebiliriz. Aksi takdirde burada kullanılacak lisan veya burada yerel halkla olacak ilişkilerde oluşturacağımız müktesebat bizim bu bölgede kabul edilirliğimizi artıracağı gibi, eleştirilere de konu olabilecektir duruma göre.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Cümlenizi tamamlayın lütfen.

ÖZTÜRK YILMAZ (Devamla) - Ayrıca uluslararası toplumun buradaki bakış açısının da iyi irdelenmesi lazım.

Şimdi, bu Afrin konusunu başka yerlerle karıştırmamak lazım, Menbic'le ve Fırat'ın doğusuyla karıştırmamak lazım. Afrin'de Rusya'nın bir şekilde örtülü bir onayı vardı ama Menbic'te ABD'nin ve onun himaye ettiği PKK ve diğer unsurların bir direnci olacaktır.

Burada diplomasinin sonsuza kadar ve önemli ölçüde kullanılması, esasen tek, münferit hareket edilmekten ziyade, diğer bölgesel aktörlerle, İran’la, Irak’la, Şam'la ve bütün unsurlarla hareket edilerek bir hareket tarzı belirlenmesinin yararlı olacağını düşünüyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Samsun Milletvekili Erhan Usta konuşacaktır.

Buyurun Sayın Usta. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bu vesileyle Afrin Harekâtı'nı başarıyla tamamlayan Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarını tebrik ediyorum, Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun. Çünkü Afrin Harekâtı, uluslararası sözleşmelerden doğan, Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı temelinde yapılmış bir harekâttır. Hiçbir şekilde kimse bunu başka bir noktaya çekmesin. Oradan ciddi bir terör tehdidi altındaydı Türkiye ve bizim beka mücadelemiz kapsamında Türkiye oraya karşı bir harekât yapmıştır. Bu harekât meşru bir harekâttır, doğru, haklı bir harekâttır. Ayrıca şimdi sonuçlarını görmeye başlıyoruz, bu harekât sonrasında Afrin terörden temizlendikten sonra Afrinliler vatanlarına kavuşacaktır; bu da bu harekâtın diğer bir amacıydı.

Tabii konunun, hiçbir şekilde, siyaset malzemesi yapılmasının doğru olmadığını biz de burada ifade etmek isteriz. Afrin Harekâtı’nın bu kadar uzun sürmesinin nedeni -bunu hep söylüyoruz- Türkiye'nin sivil hassasiyetidir. Türkiye, Türk Silahlı Kuvvetleri sivillere zarar gelmemesi açısından son derece hassas davranmıştır ve hiçbir sivil kaybı oluşmadan bu harekât tamamlanmıştır.

Bu grup önerisinde bahsedildiği şekilde Afrin asla bir barış adası olmamıştır, bir terör yuvasıdır. İç savaştan kaçan on binlerce Suriyeli değil on binlerce terörist Afrin'e gitmiştir; biz bunları Afrin'de gördük. Dolayısıyla gittikleri yerde de yaptıkları ilk işin tapu ve nüfus kayıtlarını yakmak olduğunu da herhâlde bilmeyen yoktur. Oradan kaçan insanlar da Türkiye’ye sığınmışlardır. Yani burası bir barış adası olsaydı oradan insanlar kaçmazlardı. Orada tutulanlar da zorla, canlı kalkan yapılmak için orada tutulmuşlardır. PKK/YPG'nin çocuk savaşçıları nasıl kullandığı, çocukları nasıl bu terörist faaliyetlerinde kullandığı Birleşmiş Milletlerin, Uluslararası Af Örgütü’nün ve insan hakları komisyonlarının raporlarına zaten yansımıştır; vaktim sınırlı olduğu için bunları söylemeyeceğim. Dolayısıyla Türkiye’yi insan haklarına aykırı davranmakla suçlayanlar Türk milletinin bağrına bastığı milyonlarca Suriyeliye ne diyeceklerdir?

Kentin hasar görmemesi için teröristler güya kenti terk etmişlerdir. Hâlbuki, 58 gün mücadele ediyorsun, artık Türk milletinin ve Türk ordusunun kararlılığı karşısında kaçıp gitmişlerdir; bunu da böyle tespit etmek lazım.

Diğer bir şey: Siz orada PKK, YPG bayrağından rahatsız olmayacaksınız, o bayraklar orada asılıyken buranın bir devlet olduğunu unutacaksınız, Türk Bayrağı’ndan rahatsız olacaksınız; böyle bir şey olmaz. Bu, PKK ağzı arkadaşlar, bunu kim söylerse söylesin bu PKK ağzıdır, bunu çok net bir şekilde görmek lazım.

Ayrıca diğer bir husus; Türk ordusu hiçbir şekilde orada yağmalamaya katılmamıştır, yağmalama içerisinde bulunmamıştır. Basına yansıyan birkaç yağmalama örneği Özgür Suriye Ordusu açısından vardır, bunun da daha, doğru olup olmadığı bilinmemektedir; bunların bakılıp test edilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen siz de.

ERHAN USTA (Devamla) – Velev ki doğru olsun, ki değil, doğru olduğunu hiçbir şekilde düşünmüyorum çünkü bizim orada denetimimiz devam ediyor, velev ki doğru olsun, bir iki tane münferit olaydan dolayı böyle bir zaferi, böyle bir mücadeleyi gölgelemek, bunu itibarsızlaştırmak hiçbir şekilde iyi niyetle bağdaşmaz.

Dolayısıyla, nereden bakarsak bakalım… Bir de, Afrin meselesinde, Afrin Harekâtı arkadaşlar, hiçbir şekilde Kürtlere karşı filan değildir, Afrin Harekâtı teröristlere karşıdır. Yani teröristlere karşı bu harekâtın yapılmasından rahatsız olanlar varsa onlara diyecek bir şeyim yoktur. Özgür Suriye Ordusu’nun içerisinde de Kürtlerin olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu harekât doğru bir harekâttır, bu harekât hiçbir şekilde uluslararası alanda bizim elimizi zayıflatacak bir harekât değildir. Türk düşmanları, elbette, ne kadar doğru yaparsak yapalım, rahatsız olacaktır. Türk düşmanlarının safında yer almamak gerekir diye düşünüyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Usta.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kerestecioğlu.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Özellikle, önerge bize ait olduğu için, önergemiz üzerine “Bayraktan rahatsız olanlar, orada başka bayraklardan rahatsız olmayıp o bayrağın dikilmesinden rahatsız olanlar…” gibi, tamamen “Bu terör ağzıdır.” diyerek açık bir sataşmada bulunmuştur. Tamamen de kapsamından çıkartıp…

ERHAN USTA (Samsun) – Tespit yapıyoruz. Yanlışlık var mı?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tespit uluslararası hukuka aykırıdır. Arkadaşımız cevap verecek.

ERHAN USTA (Samsun) – Hayır, hayır, hiçbir şekilde yok.

BAŞKAN – Sayın Adıyaman, buyurun.

Lütfen, yalnız hassas bir konu, konuşmalarımızın nereye varacağını düşünerek konuşalım.

Süreniz iki dakika.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman’ın, Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın HDP grup önerisi üzerinde MHP Grubu adına yaptığı konuşması sırasında Halkların Demokratik Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birincisi: Doğrusu, benim ifade ettiğimi bütün Parlamento biliyor. Uluslararası hukuk açısından, kim olursa olsun, egemen bir ülkenin topraklarında farklı bir ülkenin bayrak dalgalandırması hem uluslararası siyaset hem uluslararası hukuk açısından son derece sakıncalı ve yaptırımları olan bir konudur, birincisi bu.

İkincisi: Afrin’den şu an itibarıyla 450 bin insan göç etmiş durumdadır. Evet, orada bir Meclis oluşturuluyor, oluşturulmaya çalışılıyor ama Afrin’in demografik yapısı değiştirildiği için oluşturuluyor. Çünkü Afrin halkı… 450 bin terörist mi vardı Afrin’de? Afrin’in yüzde 85-90’ı Kürt’tü. Şimdi ne oldu da 450 bin Kürt, terörist miydi, Afrin’i boşalttı gitti? Bunun yerine kim gelecek? Bunun yerine, çok açık… Başından beri Hükûmetin ifade ettiği, açığa vurduğu, defalarca itiraf ettiği bir husus var. Boşaltılan Afrin’in demografik yapısı değiştiriliyor. Onun yerine, yandaş olan, büyük ihtimalle Türkiye’ye yerleşmiş ÖSO ve cihatçı grupların aileleri yerleştirilecek. Çok iyi biliyoruz ki burada başka bir husus da ister ÖSO ister başka bir çete, kim ne yaparsa yapsın sonuçta bu çeteler, bu örgütler uluslararası hukuk açısından ya örgüt ya terör örgütü vesaire görülecek ama Türkiye Cumhuriyeti bir devlet, dolayısıyla orada gelişecek her türlü olumsuzluğun yaptırımı hukuksal bir statüsü olan, meşruluğu olan Türkiye Cumhuriyeti devletinden sorulacaktır. Tabii ki, işte, yarın ÖSO’dan sorulmayacak. ÖSO olacak mı olmayacak mı o da ayrı bir tartışma konusu ya da başka bir örgüt. Dolayısıyla bizim vurgulamak istediğimiz bu. Onun için, böyle algı operasyonları üzerinden Afrin’de öyle teröristler, şu, bu, “450 bin terörist var.” falan… Bunlar tamamen algı operasyonları, gerçeği de ifade etmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum.

IV.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ahmet Aydın’ın, Zeytin Dalı Harekâtı’nın tamamen uluslararası meşruiyete dayandığına, Kürtlere karşı bir mücadele yürütülüyormuş algısının yanlış olduğuna ve bu harekâtı başarıyla sonuçlandıran tüm güvenlik güçlerini yürekten tebrik ettiğine ilişkin konuşması

BAŞKAN – Yalnız, algı operasyonlarının yapılmaması gereken çok önemli ve hassas bir konu ve bu anlamda da tamamen uluslararası meşruiyete dayanan bir harekât. Birleşmiş Milletlerin 51’inci maddesi çok açık ortadadır.

Yine, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin sair defalar aldığı kararları var. Terörle mücadeledir. Burada, özellikle -yani ben de inciniyorum- sanki orada Kürtlerle bir mücadele varmış gibi, Kürtlere karşı bir mücadele yürütülüyormuş gibi bir algı yanlış bir algıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Yani Sayın Başkan…

BAŞKAN - Tam tersine, Kürtlerin de Kürt kardeşlerimizin de huzuru, bölgenin de huzuru ve Türkiye’nin de bekası için terörle ve terör unsurlarıyla verilen bir mücadeledir ve bunu bir Kürt Meclis Başkan Vekili olarak ben burada ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani burada, bu harekâttan dolayı, harekâtı gerçekleştirenlerin tebrik edilmesi lazım. Tek bir sivilin burnu kanamadan, 58 gün boyunca, onun için âdeta iğneyle kuyu kazarak yapılan bir mücadeledir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Orada 10 bin kilometre, 11 bin kilometre öteden gelen, dalgalanan bayraklar var, başka ülkelerin bayrakları var, terör örgütlerinin bayrakları var.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Onlara da karşıyız.

BAŞKAN - Ve emperyalist bir iddiayla değil, tamamen insancıl bir yaklaşımla… Hem oradan Türkiye’ye sızan teröristleri önlemek hem saldırıları önlemek, Türkiye'nin de bekası, bölgedeki tüm Kürt kardeşlerimizin de huzuru için bu harekât gerekliydi ve bu harekâtı başarıyla sonuçlandıran tüm güvenlik güçlerini de bir kez daha ben de yürekten tebrik ediyorum, kutluyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, söz talebim vardı.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kerestecioğlu, önce size söz vereyim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

22.- İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir’in, Genel Kurulda ifade edilen düşüncelere Oturum Başkanının değil iktidar partisinin cevap vermesi gerektiğine ilişkin açıklaması

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Şimdi, öncelikle herhâlde bunda bir anlaşarak Genel Kurula başlamamız lazım. Biz hukuk bilen insanlarız, uluslararası hukuktan bahsediyoruz. Burada atılan laflar “Amerikan bayrağına bir şey demediniz...” Şimdi, Amerikan bayrağına hayatımız boyunca bir şey dedik eğer işgalciyse ama kalkıp bunu diyecek olan bizler değiliz.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Demediniz, demediniz. Kürsüden duymadık, kürsüden söyleyin.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Biraz susarsanız ben de laflarıma devam edip anlatacağım.

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Muhatabın ben değilim.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Bunu diyecek olan, o topraklar kiminse onlardır. Burada dikkat çekilmek istenen şey: “Gidilip de başka bir ülkeye bayrak dikilmez, bunun sonuçları vardır.” diyoruz. Siz bu görüşe katılmayabilirsiniz, dersiniz ki: Hayır, biz başka bir moda geçtik, artık bizim dış politikamız böyle ilerleyecek -ilk başta ben bunu söyledim zaten- bundan sonra fetih yapacağız, gideceğiz bayrak dikeceğiz, bunu edeceğiz, şunu yapacağız. Çünkü bu laflar kullanılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Tamamlayayım.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ama, bütün bunlar bir kenara, bunların hepsi birer düşüncedir. Eğer biz burada bunları bu hafta konuşacaksak doğru dürüst konuşacağız ve eğer buna karşı bir düşünce söylenecekse rica ediyorum ki siz değil, iktidar partisi cevap verecek. Yani siz burada tarafsızlığını korumak durumunda olan bir kişisiniz ve ben şunu gösterdim. Burada giden şey Demirci Gâve’nin heykeli, tamam mı, Demirci Gâve’nin heykeli. Bunu istemeyenler olabilir ama sizin bunu istemediğinizi düşünmüyorum. O zaman lütfen buradan görüş belirtmeyin, İlknur Hanım belirtsin, başkaları belirtsin, iktidar belirtsin çünkü biz bunun sıkıntılarını iki haftadır yaşıyoruz, özellikle geçen hafta hatta şiddetle sonuçlanan durumlarını da gördük.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Aynı şeyleri yaşamamak için ben de bir grup başkan vekili olarak bunu ifade etmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Ama şunu ifade edeyim: Eğer Türkiye Cumhuriyeti yabancı unsurlarla mücadele ediyorsa, terör örgütleriyle mücadele ediyorsa çok açık ve net bir şekilde tarafımı koyarım. Yani burada herkesin aynı yönde taraf koymasını da bekleriz; bu, doğal hakkımızdır, bu milletin bizden beklediğidir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

Onun dışında, bir işgalci mantıkla değil... Bakın, Cerablus’ta da oldu, 100 binin üzerinde Cerabluslu gitti, oraya yerleşti. Afrin’i Afrinlilere bırakacağız.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – 450 bin kişi göçmüş.

BAŞKAN – İşgalci bir mantıkla değil, bir fetih mantığıyla değil, tamamen terör örgütlerine karşı düzenlenen bu mücadelede hepimizin safını çok açık ve net bir şekilde ortaya koyması lazım.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – 450 bini geri mi getireceksiniz?

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkanım, o zaman başta sorduğum sorulara cevap verin. 450 bin kişi nereye göçtü? Bizim dış politikamız nedir? Bundan sonraki proje nedir? Dışişleri Bakanı gelsin, Hükûmet adına bir bakan burada cevaplasın. Bunun muhatabı siz değilsiniz. Burada biz, Mecliste, milletvekili olarak halkımız adına soru soruyoruz. Bu soruları cevaplasın Hükûmet burada.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Usta, buyurun, siz de sisteme girmişsiniz.

23.- Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Türkiye’nin meşru müdafaa hakkını kullandığına ve bu hakkın kullanılmasından kimsenin rahatsız olmaması gerektiğine ilişkin açıklaması

ERHAN USTA (Samsun) – Bir defa şunu söyleyeyim önce: Bu sorunun muhatabı buradaki her milletvekilidir.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Ya nasıl her milletvekilidir?

ERHAN USTA (Samsun) – Türkiye Cumhuriyeti devletindeki, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosundaki her milletvekili böyle bir sorunun, böyle yanlış bir sorunun muhatabıdır; onu söylemek lazım.

Şimdi, “Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın -Genel Kurulunun- 51’inci maddesi kapsamında meşru müdafaa hakkımız var.” diyoruz. Bakın, uluslararası kamuoyunu izleyin, hiçbir uluslararası örgüt, hiçbir devlet Türkiye’nin buradaki bu harekâtının meşru olmadığını söylemedi ancak şunu söyleyebildiler: “Aman sivillere dikkat edin, şöyle böyle...” Şimdi, burada bunun ötesinde bir şey söyleniyor, bunu çok iyi anlamak lazım. Yani nedir buradaki amaç? Yani düşmanın dahi söyleyemediğini Türkiye’de Parlamentoda birileri söylüyorsa “Bu harekât meşru değil.” diyorsa burada bir sorun var demektir. Herkesin kendisine bu anlamda dikkat etmesi lazım.

Evet, Suriye’nin toprak bütünlüğünü başından itibaren Türkiye Cumhuriyeti devleti savunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel politikasıdır, egemen bir devlettir ama bunu söylerken şuna da dikkat etmek lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen toparlayalım.

Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Sömürge bir terör devleti oluşturulmaya çalışılıyor, buna sesimizi çıkarmayacağız, aynı zamanda hem burada bir sömürge terör devleti oluşturacaksın hem de oradan Türkiye’ye sürekli bir terör bombardımanı yapacaksın ve sınırlarımızın dibinde olan bu olaya karşı Türkiye sessiz kalacak, Türkiye’den bunu bekleyeceksin, böyle bir şey olamaz. O yüzden, dediğimiz gibi, Türkiye uluslararası sözleşmelerden, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan meşru müdafaa hakkını kullanmıştır, bu hakkın kullanılmasından kimse rahatsız olmasın. Bir tane dahi sivilin burnu kanamamıştır. 7 tane sivil dün hayatını kaybetmiştir. O, PKK’nın giderken tuzakladığı bombalar nedeniyle olmuştur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler.

Sayın İnceöz, buyurun.

24.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Türkiye’nin gerek ulusal gerek uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullandığına ve bir işgalci ülke gibi gösterilmeye çalışılmasının kabul edilebilir olmadığına ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada özellikle şunu belirtmek istiyorum ki bugüne kadar Afrin’deki operasyon, Zeytin Dalı Operasyonu başlamadan önce pek çok açıklamalarda bulunduk Türkiye olarak. Baştan beri Suriye politikasında şunun çok net olarak altını çizdik: Suriye’nin parçalanmasına asla izin verilmeyeceğini, toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ve bu operasyon başlarken de Türkiye’nin gerek ulusal gerek uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanacağını, meşru bir müdafaa hakkı olduğunu, özellikle süreç başladığından itibaren, gerek Suriye’deki o iç karışıklık başladığından itibaren, toprak bütünlüğünün bozulmamasına ilişkin deklare ettik gerekse Zeytin Dalı Operasyonu başladığında bunun Türkiye açısından bir meşru müdafaa hakkı olduğunu, hem güvenliği açısından hem uluslararası hukuktan doğan haklarını korumak, kullanmak adına hem de oradan göç eden 3,5 milyon Suriyelinin tekrar kendi vatanlarına dönebilmeleri için terörden, terör unsurlarından, teröristlerden arınmasına ilişkin bir operasyon olduğunu baştan itibaren altını çizerek deklare ettik tüm dünyaya.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayalım lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Bu, bir kere tartışmasız. Bunun Parlamentoda aksi yönde, bazı kelime oyunlarıyla sanki bir işgalci ülkeymiş gibi gösterilmeye çalışılmasının, ne yazık ki Parlamentoda bunun dillendirilmesinin gerçekten kabul edilebilir bir durum olmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Burada birileri, operasyon sürerken, endişelerini vesairelerini paylaştı. Bakın, operasyonun bu kadar uzun süre sürmesinin sebebi, tıpkı geçmiş dönemde, 7 Haziran 2015’ten sonra Diyarbakır’da nasıl sivillerin burnu kanamasın diye askerimiz, Emniyetimiz hassasiyet gösterdiyse burada da aynı hassasiyeti göstermesidir. Bugün 60’ıncı gününe gelmiş, orada bir tek sivilin zarar görmesi istenmedi. Ama terör ve teröristlere, terör gruplarına, terör unsurlarına baktığımızda… Bir askerimizin nasıl şehit olduğunu biliyorsunuz, Kur’an-ı Kerim’in -ki kutsal kitabımız bizim inancımız gereğince- arkasına bir bomba tuzağı kuruluyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, sözlerimi tamamlamak istiyorum.

BAŞKAN – Lütfen tamamlayalım.

Buyurun.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Daha birkaç gün önce, yine, bırakıp gittikleri yerlerde bir bombalı tuzakla Özgür Suriye Ordusundan 4 asker ve 7 sivil hayatını kaybetti. Neden? Buradaki YPG’nin, PKK’nin geride bıraktığı, kurmuş olduğu tuzaklardan.

Yine aynı hassasiyetle binaların içi temizlenene kadar orada özellikle sivillerin girmesine izin verilmemekte.

Bir bakıyorsunuz, tuzakları kuran kim, elleri silahlı kim? Bir bakıyorsunuz, oradaki bölge insanının düzenini, yaşamını, hayatını, inancını, her şeyini tehdit eden kim? Teröristler, terör unsurları. Dolayısıyla bölgenin terörden temizlenmesine yönelik… Burada sanki oradaki Kürtlere bir düşmanlık var gibi… Bakın, o bölge temizlendikten sonra Kürt, Türk, Arap, kimlerse bölgenin, toprakların sahipleri orası da onların. Tıpkı Fırat Kalkanı Operasyonu’nda olduğu gibi -ki biraz evvel siz de deklare ettiniz, ilan ettiniz- temizlendikten sonra yine o bölge insanının yaşayacağı alanların oluşturulması, Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü olmadığını… Ama kimse kusura bakmasın, hemen güneyimizde terör koridoru oluşturulacak, terör devleti…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – …kurmak istenecek, buna da Türkiye sessiz kalacak! Kimse bizden sessiz kalmamızı beklemesin arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir tarafından, AKP Hükûmetinin Afrin özelinde devreye koyduğu politikaların Türkiye ve Orta Doğu halkları arasında yeni ayrışmaları ve yıllar boyu sürecek gerilimleri bertaraf etmek için TBMM’nin devreye girerek bir yol haritası belirlemesi amacıyla 20/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 20 Mart 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Gruplar adına son söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Orhan Karasayar’a aittir.

Buyurun Sayın Karasayar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN KARASAYAR (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Suriye'nin kuzeybatısında Afrin bölgesinde konuşlanan terör örgütü unsurlarının gerek dost ve kardeş bölge halkının gerek sınırlarımıza yakın yaşayan halkımızın can ve mal güvenliğine yönelttiği tehlike, son dönemde artan taciz atışları ve saldırıyla ileri düzeye taşınmıştır. Bu nedenle ülkemiz 20 Ocak 2018 tarihinde hem PKK ve uzantıları PYD, YPG, KCK hem de DEAŞ’a mensup teröristleri etkisiz hâle getirmek, ayrıca dost ve kardeş bölge halkını zulümden kurtarmak için Afrin bölgesinde Zeytin Dalı Harekâtı’nı başlatmıştır. Türkiye’nin, sınırında herhangi bir terör unsurunun mevcudiyetine müsamaha göstermesi mümkün değildir. Bu terör örgütlerinin varlığı ulusal güvenliğimiz ve sınırlarımızın güvenliğini tehdit eder hâle gelmiştir. PKK, PYD, DEAŞ, bunların hepsi eli kanlı terör örgütüdür. Biz, terör örgütleriyle amansız mücadele eden bir ülkeyiz. Terörle mücadelemiz sadece ülkemiz için değil, aynı zamanda Suriye, bölgemiz ve dünya barışı içindir. Allah, Mehmetçik’imizin, kahramanlarımızın yâr ve yardımcısı olsun.

Türkiye sivillere zarar vermeden, yerleşim yerlerini yakıp yıkmadan ve bölgede tahribata yol açmadan bir askerî harekâtı başarıyla yürütmüştür. Bundan dolayı Türkiye’yi takdir etmesi gerekenlerin hâlâ yalan ve yanlış bilgilerle algı oluşturmaya çalışmaları Türkiye düşmanlığıdır. Türkiye, kınayıcının kınamasına bakmadan, kimseden de takdir beklemeden doğru olanı yapmaya ve bildiği doğru yolda ilerlemeye devam edecektir.

18 Mart günü Afrin şehir merkezi teröristlerden temizlenmiştir. Bölge halkının en kısa sürede evlerine kavuşmaları için gereken her türlü adım atılacaktır. Afrin şehir merkezinde mayın ve patlayıcı maddelerin tespiti için çalışmalar devam etmektedir. Harekât, terör unsurları bu bölgeden temizlenene dek sürecektir.

Türkiye’nin bu çabası Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve birliğinin korunmasına da katkı yapacaktır. Türkiye, Suriye’de halkın iradesini yansıtacak, ülkede gerçek bir siyasi değişimi başlatacak ve ülkeye barış, istikrar ve güvenliği getirecek bir geçiş sürecinin hayata geçirilmesi yolunda gayretle verdiği desteği sürdürecektir.

Hatay ilimiz olarak şu anda bölgemizde 500 bin Suriyeli misafir barındırıyoruz. Hatay halkımız altı buçuk yıldır bu atmosfer içerisinde yaşayan bir halk. Zeytin Dalı Harekâtı, Afrin Operasyonu bütün bölge halkı tarafından çok olumlu karşılandı. Bunun, sınırlarımızı korumak, güvenliğimizi muhafaza etmek, terörü bölgeden silip atmak için yapıldığını halkımız çok iyi biliyor. Hatay zamanında Fransız işgali görmüş, Kurtuluş Savaşı geçirmiş olarak ve oralardan da yüzünün akıyla çıkmış bölge olarak bugün aynı ruhu yaşatıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen siz de.

ORHAN KARASAYAR (Devamla) – Bizim enerjimiz bir kez daha arttı. Onlar bize diyorlar ki “Allah sizleri başımızdan eksik etmesin.” ama biz karşılığında “Allah bu milleti başımızdan eksik etmesin.” diyoruz. Böyle bir milletle yola gitmek kolay. Bunu biz 15 Temmuzda da yaşadık, şimdi Afrin Operasyonu sırasında da yaşıyoruz. Zaten tüm sizlerin de, dünyanın da gördüğü gibi Afrin’deki komşularımız Türk askerlerini görünce ne yapacaklarını şaşırıyorlar, “Siz bugüne kadar nerede kaldınız.” diyorlar. Çünkü bizim Mehmetçik’imiz bugüne kadar, tarihte de gittiği yerlere insanlığı götürdü, adaleti götürdü ve kendine kurşun sıkan yaralı hainlere bile kucak açıp insanlığından en ufak bir ödün vermedi. İnşallah bu süreçte de bölgemizde yapmış olduğumuz Zeytin Dalı Operasyonu neticesinde sonsuza dek ülkemizin içerdeki ve dışardaki teröristlerden tamamı temizlenerek…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ORHAN KARASAYAR (Devamla) –…o bölgede bu terör örgütlerinin arkasındaki emperyalist güçlerin hayallerini de yok edeceğiz, yıkacağız diyorum.

Tekrar yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.36

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.56

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylamayı elektronik oylama cihazıyla yapıyoruz.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN- Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.59

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.20

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutmadan önce, Sayın Yalçınkaya, size 60’a göre bir dakika süreyle söz vereceğimi ifade etmiştim.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un Bartın İl Millî Eğitim Müdürüyle ilgili iddialar hakkında araştırma yaptıktan sonra bu idareciyi savunmasının daha doğru olacağına ilişkin açıklaması

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Başkan, Bartın İl Millî Eğitim Müdürünün idarecilik yaparken tutum ve davranışlarıyla halkı kin, nefret ve düşmanlığa sevk ettiğini, bu nedenle bu kişi hakkında soruşturma açılarak görevden alınmasının gerektiğini söylemiştim. Bu konuşmamdan sonra Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç söz alarak, İl Millî Eğitim Müdürüyle telefonla görüştüğünü, söylenenlerin gerçek olmadığını, müdürün bu iddialarla ilgili suç duyurusunda bulunacağını ifade ederek, halkı ayrıştıran, bölen o şahsın avukatlığına soyunmuş ve onu korumuştur. Ben isterdim ki sayın milletvekili yaptığı bir telefon görüşmesinden sonra bu kişiyi koruyup kollayacağına dile getirilen iddiaları araştırıp, şahsın Ulus’taki konuşmasının kayıtlarını dinleyip sonra Genel Kurulda o idarecinin avukatlığını yapmaya kalksaydı. Avukatlık meslek ahlakı bunu gerektirir. Öncelikle o kayıtlar ele alınıp o görüşmeler, konuşmalar dinlendikten sonra böyle bir idareciyi savunmaya geçseydi daha iyi olurdu diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tunç, gereği düşünüldü, olay mahallinde keşif yapılmasına, masrafların Bartın milletvekilleri tarafından ödenmesi koşuluyla tüm milletvekillerinin davet edilmesi…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, ben de bu konuda söz söylemek istiyorum.

BAŞKAN – Arkadaşlar, tamam, bitirelim bu işi isterseniz.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Efendim, ben de Bartın sorumlusu olarak birkaç şey söylemek istiyorum.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkanım, sataşmadan…

BAŞKAN – Sayın Tunç, buyurun size de 60’a göre bir dakika süreyle söz vereyim. Vallahi, yoksa masrafa gireceksiniz, Sayın Yalçınkaya’yla birlikte bütün milletvekillerini Amasra’da artık bir misafir edersiniz.

Buyurun.

26.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tabii, biraz önce de açıklama yapmıştım Bartın İl Millî Eğitim Müdürümüzle ilgili olarak. Sayın Yalçınkaya’nın ifade ettiği sözleri Millî Eğitim Müdürümüz sarf etmediğini söylüyor, bunu söyledim. Ayrıca, bu iddiaları ortaya atanlarla ilgili olarak da suç duyurusunda bulunduğunu ifade ediyor ve suç duyurusunda da bulunmuş. Ayrıca, bu iddiaları basın yoluyla yayanlar hakkında da gerekli tekzipleri basın kuruluşlarına göndermiş, ben bunu ifade ettim. Avukatlığına soyunmak vesaire bu tür ifadelerin doğru olmadığını belirtmek istiyorum. Sayın Yalçınkaya’nın, eğer bu iddialar doğruysa, bu konuda iddiaları noktasında delilleri de varsa bunları yargı makamlarıyla, ilgili soruşturma makamlarıyla paylaşmasında fayda var ancak bunların doğru olmadığını ifade eden karşı taraf var yani bunu da dinlemek gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Sayın Başkanım, söz istiyorum.

Sayın milletvekili hâlâ iddiaların gerçek olmadığını söylüyor.

BAŞKAN – “Eğer varsa, bu iddialar doğruysa, gerçekse yetkili makamlara götürün.” diyor aynı zamanda.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Ben de diyorum ki: Bu iddialar gerçektir, bu idareci bu konuşmaları yapmıştır. Konuşma tutanaklarını yani konuşmanın yapıldığı toplantıdaki kamera kayıtlarını, ses kayıtlarını incelediğinde yaptığı açık ve net ortaya çıkacaktır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Yok öyle bir şey.

MUHAMMET RIZA YALÇINKAYA (Bartın) – Hâlâ korumasını anlayamıyorum. Herhâlde İstanbul’dan, Pendik’ten kendisi getirdi, onun için koruma zorunluluğunda kalıyor şimdi.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Ses kaydı yok, ses kaydı.

BAŞKAN – Sayın Yalçınkaya, vallaha, bakın, bu iş uzarsa, diyorum ya, bütün milletvekillerini misafir etmek zorunda kalacaksınız.

Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Karaman’ın sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/1555) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 20 Mart 2018 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 20/3/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                    Engin Özkoç

                                                                                                                                        Sakarya

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Karaman'ın sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/1555) esas numaralı Meclis Araştırma Önergesi’nin görüşmesinin Genel Kurulun 20/3/2018 Salı günlü (bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Öneri üzerinde öneri sahibi olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Kazım Arslan konuşacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Denizli Milletvekili olarak benimle birlikte Mersin Milletvekilimiz Durmuş Fikri Sağlar, İstanbul Milletvekilimiz Mahmut Tanal, Çanakkale Milletvekilimiz Muharrem Erkek ve parti meclisi üyemiz Sera Kadıgil arkadaşlarımızla geçen sene yapmış olduğumuz Karaman’daki çalışmalarımız ışığında Karaman’ın sorunları ve çözümlerinin neler olması noktasında bir araştırma önergesini Ocak 2017’de vermiştik. Ama görüşme sırası ancak gelebildi ve bugünkü görüşmemizde de Karaman’ın sorunlarının ve çözüm yollarının hangi noktada olması konusunda bir önergemizi sizlere sunarak bu konuda sizlerden destek bekliyoruz.

Değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; hepinizi öncelikle sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Karaman ilimiz aslında Konya’dan Mersin’e kadar uzanan, sanayiden ticarete ve özellikle tarım ağırlıklı bir çalışma yapan, hayvancılığı da öne çıkan bir potansiyele sahip bir ilimizdir. Ancak ne var ki ihmal edilmesi sebebiyle Karaman, gerçek anlamda potansiyelinin değerlendirilemediği ve dolayısıyla gelişmekte olan bir il değil, maalesef geri kalmış olan bir ilimiz olarak ortaya çıkmaktadır. Bölgesinde aslında cazibeli bir konumu olmasına rağmen bu potansiyelinin gereği gibi yerine getirilememesi, daha doğrusu değerlendirilememesi sebebiyle bu cazibe merkezi gerçekten Karamanlıların ve Karaman’da yaşayan halkımızın da çok işini görmemektedir. Onun için Karaman’ın özellikle hem tarım ilimiz olması ve tarım yönüyle de aslında daha çok gelişmesi, daha çok üretmesi, daha çok ülkemize fayda sağlaması gerekirken bu konularda birçok eksikliğin olduğunu görüyoruz. Onun için Karaman ilinin ulaşım yönünden çok büyük problemleri olduğunu belirtmek istiyorum. Özellikle Karaman ilimiz ile ilçelerimiz arasındaki bağlantının çok iyi olmadığı ve çok uzak bir noktada olması sebebiyle ve gerekli yolların da yapılmamış olması sebebiyle maalesef ekonomik yönden geri kalan bir ilimiz olduğunu belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Karaman ekonomisi maalesef yeterince büyüyemiyor, gelişemiyor. Burada sulamanın özellikle çok kötü bir şekilde yürütüldüğü ve burada sulama yapılarak elde edilen ürünler yerine aslında suya ihtiyaç duymayan ürünlerin öncelikle yetiştirilmesi gerekirken bu alanlarda da birçok eksikliklerin olduğu görülmektedir. Özellikle suyu çok isteyen şeker pancarı gibi, mısır gibi, ay çekirdeği gibi ürünlerin burada desteklenmesi yerine aslında kuru tarımın, tahılın burada teşvik edilmek suretiyle ekilmesi, ektirilmesiyle Karaman ilimizin daha çok gelişebileceği ve daha çok üretebileceği ve böylelikle ekonomisinin de iyi bir noktaya gelebileceği bir gerçektir. O nedenle yer altı suyu her gün azalan bir Karaman ilimizi görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, özellikle bize gelen gerek şikâyetler gerekse istekler çerçevesinde Göktepe Belediye Başkanı beldenin ilçe olmasını ısrarla istemektedir. Bu beldenin ilçe olması hâlinde daha iyi bir şekilde gelişme sağlayabileceği de görülmektedir. Özellikle, Karaman’ın çevre sorunları, Ayrancı ilçesi ve Göktepe beldesinde olmak üzere insan yaşamını, sulamayı, doğal dengeyi olumsuz etkileyen durumlar da ortaya çıkmaktadır. Özellikle yöre halkının karşı çıktığı HES ve termik santral projelerinin doğal dengeyi bozacağı ve buradaki göçleri de artıracağı bir gerçektir. Özellikle Karaman’da 2014 yılında başlayan, Konya-Karaman-Niğde-Ulukışla arası bağlanması düşünülen ancak hâlen bitirilemeyen hızlı tren projesinin de bir an önce bitirilmesi Karaman halkının beklentisidir. Ermenek’e Konya üzerinden gidilip Mersin üzerinden geri gelinebilen bir Ermenek ulaşım sisteminin de bir an önce devreye sokulması gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen tamamlayalım Sayın Arslan.

Buyurun.

KAZIM ARSLAN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Özellikle, yine, Karaman’da adalet sarayı yapımına 2013 yılında başlanılmış, hâlâ bitirilemediği görülmektedir, bir an önce adalet sarayının da bitirilmesine ihtiyaç vardır.

Yine, Karaman merkezine İbrala Barajı’ndan içme suyu temini sağlayacak bir çalışma 2014 yılında başlamış ama bu proje de maalesef bitirilememiştir, bunun da bir an önce bitirilmesi gerekmektedir.

Karaman, Avrupa’nın en kirli havasına sahip 10 kentinden biridir. Özellikle burada termik santrallerin yeniden kurulmasını sağlamak bu kirliliği daha da artıracak ve böylelikle Karaman ilinin geleceği daha kötü bir noktaya gelecektir.

Özellikle, Karaman’da CHP’li belediyelere baskı yapılmaktadır. Burada CHP’nin kazanmasıyla birlikte bazı belediye başkanlarımızın iş başına gelmesinden sonra Ziraat Bankası ATM’lerinin bile kapatıldığı görülmektedir. Bunlar da yanlış uygulamalardır.

Bu nedenle, Karaman ilimizi ihmal etmeyelim, buna destek verelim, bu alanda araştırmamızın sonucunu hep birlikte görelim ve Karaman ilimizi kalkındıralım istiyorum.

Hepinize çok teşekkür ederim, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ediyorum.

Öneri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Baki Şimşek konuşacaktır. (MHP sıralarından alkışlar)

Sayın Şimşek, buyurun.

MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin Karaman ilinin sorunları hakkında vermiş olduğu önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Karaman ili bizim komşu bir ilimiz. Öncelikle, Karaman-Mut-Mersin yolunun -çalışmalar devam ediyor ama biraz zorlu bir coğrafya, çok sayıda tünelin olduğu bir bölge- ivedi olarak bitirilmesi…

Yine, Niğde-Mersin arasındaki hızlı trenin gündeme alınarak bunun Adana’ya kadar, bir an önce Konya-Karaman-Niğde-Mersin-Adana hızlı tren projesinin bitirilmesi…

Bu bölgede Karaman’la ilgili en büyük sorun tarımla ilgili yaşanıyor, Karaman bir tarım bölgesi. Sanayiyle ilgili yatırımlar Karaman’da oldukça fazla, Karaman, işsizliğin olmadığı bölgedeki nadir illerimizden bir tanesi ama tarımla ilgili, tabii, özellikle elektrik paralarının yüksek olması sebebiyle sulama birliklerinin birçoğu elektrik paralarını ödemekte güçlük çekiyor ve çiftçiler bununla ilgili zor durumda kalıyorlar.

Yine, Konya Ovası –KOP- Projesi’nin bir an önce bitirilmesi ve bu proje biterken de GAP’ta yapılan hataların tekrarlanmaması, bu, Konya Ovası’nın ve Karaman Ovası’nın çölleşmemesi, burada projeyle beraber başlangıçta damla sulama sistemlerinin devreye konması ve Karaman’da çiftçiliğin, tarımın daha iyi duruma gelmesi…

Ayrıca bölgede çok sayıda elma bahçeleri ve kiraz bahçeleri vardır, bunlarla ilgili de Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Karaman’da da soğuk hava depoları yetersizdir, ihracatta sıkıntılar yaşanmaktadır, bunların gündeme alınması...

Tabii, şu anda, sulama birlikleriyle ilgili konu komisyonun gündeminde. Sayın Orman Bakanımızla geçtiğimiz hafta komisyon toplantısına ben de katıldım. Sulama birlikleriyle ilgili sorun Karaman’da da aynı, Mersin’de de aynı, Adana’da da aynı. Bugün bu kürsüden dile getirilen Mardin Derik’te de Nusaybin’de de sorun her yerde aynı sorun. Şu anda sulama birliklerinin kapatılması da bu sorunu çözmüyor. Sulama birlikleri 1990’lı yıllara kadar yoktu, bu iş Devlet Su İşleri tarafından yönetiliyordu. 90’lı yıllardan sonra sulama birlikleri devreye konuldu ama bir kısım sulama birliklerinde olan eksikliklerden dolayı şu anda sulama birliklerinin kapatılacağı ve bu yetkinin DSİ’ye devredileceği komisyonda görüşülüyor. Bunu Hükûmetin tekrar gözden geçirmesini Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak talep ediyoruz. Yanlış yapan, eksik yapan, görevini yerine getirmeyen hangi sulama birliği varsa o sulama birliklerine ya kayyum atansın ya o sulama birlikleri yeniden seçime gönderilsin. DSİ’ye devredilirken beraber, DSİ, çiftçilerin tarımsal destekten alacak oldukları paralara da el koyacak, bunu da doğru bulmuyoruz. Tarımsal destek, çiftçinin daha iyi üretim yapabilmesi için, tohum, gübre alabilmesi için verilen bir destek yani bugüne kadar sulama birlikleri bu paraları tahsil ederken sulama birliklerine vermediğiniz bir yetkiyi, şu anda hemen bunu DSİ’ye devrederken niye veriyorsunuz? Bunun da doğru olmadığını düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAKİ ŞİMŞEK (Devamla) – Sulama birliklerinin kurumsal yapısının mutlaka korunması gerektiğini, buradaki eksikliklerin mutlaka var olduğunu ama işini iyi yapmayanların yüzünden bütün sulama birliklerinin cezalandırılmamasını...

Şu anda sulama sezonu başlayacak, Çukurova’nın her yerinde şu anda sulama sezonu başlamak üzere. Eğer komisyondaki tasarı Meclise getirilip hemen geçerse kısa süre içerisinde bu birlik başkanları ve birlik meclisleri devre dışı kaldığı zaman, bu sulama sezonunda Çukurova’da ve Türkiye'nin birçok yerinde çok büyük sıkıntılar yaşanacağını, bunun mutlaka bölgedeki sulama birlikleriyle ve çiftçilerle daha iyi tartışılması...

Sulama birliklerinin yöneticisi de meclisi de başkanı da çiftçi. Hepsi çiftçi olduğu için çiftçi olan birisi çiftçinin aleyhinde bir çalışma yapamaz. Bunu art niyetli kullananlar varsa bunlarla ilgili devlet tedbirini alsın. Biz bunu komisyonda dile getirdiğimiz zaman Sayın Bakan buraların seçiminde uygunsuzluklar yaşandığını söylüyor ama bir yerde uygunsuzluk yaşanıyor diye bütün sulama birlikleri cezalandırılmamalıdır, mutlaka sulama birliklerinin kurumsal yapısı devam ettirilmelidir diyor, bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Müslüm Doğan konuşacaktır.

Sayın Doğan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Dünya Sosyal Hizmet Günü. Bu nedenle tüm sosyal hizmet emekçilerinin bu bayramını kutluyorum, bu gününü kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, konu, bildiğiniz üzere Karaman. CHP’nin grup önerisi konusunda partim adına bir iki noktaya değinmek istiyorum.

Şimdi, Kalkınma Bakanlığının Mevlana Kalkınma Ajansı tarafından hazırlanan 2014 ve 2023 yılını hedef alan projeksiyonunda, bölge planlaması çalışmasında bölgenin tüm kaynaklarının ortak bir hedefe yönlendirilmesi amaçlanmış, kaynakların etkili ve etkin kullanılması için en yüksek katma değeri yaratacak şekilde sevk edilmesi hususları dikkate alınmış ve bölge içi gelişmişlik farklarını en aza indirme hedefine odaklanması yine planda belirtilmiş. Ancak, biraz önce vekil arkadaşlarımın da ifade ettiği gibi, bölge gelişmişlik farkları anlamında maalesef aradaki farklar açılmaya devam ediyor, kuraklık ve su sorunu bölgenin en önemli sorunu olarak karşımızda duruyor, tarımsal arazileri toplulaştırma çalışmaları tamamen bitirilmiş değil, organik tarım uygulamalarında mekânsal alanların belirlenmesi anlamında bir politika belirlenmiş değil, kırsal alanlarda bölge içi gelişmişlik farklarının azaltılması için hiçbir projeksiyon doğru dürüst geliştirilemiyor.

Özellikle de bir hususa daha değinmek istiyorum: Karaman’la birlikte Konya merkez ilçelerini de kapsayacak olan bir metropolitan alan çalışması yapılmış ve küçük ölçekte maalesef plan bekliyor. Bu konuda da hiçbir planın ortaya konamadığını belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu sulama konusunda aslında Türkiye’nin çok önemli bir sorunu var. Bakın, Türkiye’nin hiçbir yerinde böyle yağmur suyu planlaması, yağmur suyunu tutma, daha sonra kullanma gibi bir proje yok. Avrupa yağmur sularını kullanırken bizim yer altı sularını kullanarak -yer altı sularının da seviyesini biliyoruz, maalesef gittikçe düşüyor- çok önemli tahribatlara neden olduğumuzu ve yer altı suları yanlış bir şekilde kullanıldığı için de çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Yine, Mardin’de Nusaybin, Derik ve Kızıltepe ilçelerinde tarımsal arazide kullanılan elektrik nedeniyle birçok köyün, köylünün elektriği kesilmiş durumda. Aslında yine buradaki su politikası, sulama politikaları, sulamadaki proje eksiklikleri nedeniyle halk cezalandırılmaktadır. Eğer gerçekten doğru dürüst bir sulama projesi ortaya konursa, özellikle tarımsal sulamadaki sorunlar giderilirse bu tür sorunlarla karşılaşmayacağımızı belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına son söz Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Karaman Milletvekili Recep Şeker’e aittir.

Sayın Şeker, buyursunlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA RECEP ŞEKER (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mübarek üç ayların İslam âlemine hayırlı olmasını ve eski bakanlarımızdan Hasan Celal Güzel Bey’e Allah’tan rahmet dilerim.

CHP grup önerisi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz aldım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Karaman ilinin yol ağlarından Karaman-Konya arası, Karaman-Ereğli arası, Karaman-Mut arası tamamlanmış, bitmiş vaziyette; Karaman-Karapınar, Erdemli-Ayrancı yolu devam etmekte. Karaman-Silifke arasındaki Akdeniz bağlantımıza engel olan Sertavul Geçidi’nin Sertavul Tüneli ve Medreselik Viyadüğü’yle birleşmesi için geçen hafta Sayın Ulaştırma Bakanımızın teşrifleriyle temelini attık, inşallah iki sene içerisinde hizmete alacağız ve Karaman-Silifke arası da kırk beş dakikaya düşecek.

Ermenek-Mut yolunda 38 kilometrelik yolun 25 kilometresi bitirildi, aynı zamanda Çamlıca Viyadüğü, Türkiye’nin eğik ayaklı konsol tipinde ilk ve 196 metre vadi yüksekliğiyle en yüksek köprüsü olma özelliğine sahip olacak.

Ermenek çevre yolu 2017 yılında tamamlandı. “Kuş Yuvası” olarak bilinen Sarıveliler-Alanya yolu tüneller tamamlandığı zaman kırk beş dakikaya düşecek. Karaman-Bucakkışla-Ermenek arasında Karaman-Bucakkışla arası tamamlandı, Ermenek’e kadar 15 kilometrelik yol çalışması devam ediyor.

Sonuç olarak, AK PARTİ öncesi bölünmüş yol olarak sadece 19 kilometre yol iken AK PARTİ döneminde 141 kilometre bölünmüş yol Karaman’a yapıldı, toplamda 160 kilometreye çıkarılmış oldu. BSK kaplamalı yol AK PARTİ öncesi sıfırken şu anda 255 kilometre BSK kaplamalı yolumuz mevcut.

Ulaştırma Bakanlığımız Karaman’a 1 milyar 813 milyonluk yatırım yapmıştır. Sanayide üretilen ürünün yükünü Mersin Limanı’na indirecek şekildeki hızlı tren çalışmalarımız devam ediyor, Karaman-Konya arası inşallah bu yıl sonu itibarıyla hizmete girecek. Havaalanımızın 10 Ekim 2017 yılında ihalesi yapıldı. 3 Ekim 2017 yılında lojistik merkezinin ihalesi yapıldı. 13 Aralık 2017’de Karaman’da serbest bölge kurulması ilanı Resmî Gazete’de yayımlandı. İkinci OSB kurulum çalışmaları devam ediyor. Teknopark kuruldu. 18 Ağustos 2017’de Resmî Gazete’de yayımlanarak Karaman Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ilan edildi. Karaman’da OSB’de 2002 yılında 68 firma varken 2018 yılında 136 firmaya yükseldi, 300 milyon doları geçen ihracat rakamına ulaşıldı. Şu an 15 binin üzerinde çalışanı olan sanayide komşu illerden her gün 3 binin üzerinde işçi taşınarak Karaman’a hizmet etmekte. Karaman yüzde 4,2’yle Türkiye’nin en az işsizi olan ilidir, aynı zamanda Türkiye’nin 15’inci büyük ekonomisine sahip ilidir. Hayvancılıkta 64 bin büyükbaş, 560 bin küçükbaş hayvana sahiptir. Türkiye elma üretiminde 400 bin tonla 2’nci sırada, ağaç sayısında 11 milyon sertifikalı ağaçla 1’inci sıradadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RECEP ŞEKER (Devamla) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Tamamlayın siz de.

RECEP ŞEKER (Devamla) – Türkiye’de paketli bulgurun yüzde 60’ının üretildiği ildir. Kuru fasulyede 2’nci, nohutta 7’nci, nanede 4’üncü, yulaf, çerezlik kabak çekirdeği, taze soğan ve havuçta Türkiye’de 6’ncı sıradadır.

Sulama projesinde Mavi Tünel kapsamında Bağbaşı Barajı, AHİ Kanalı ve Hotamış Depolaması tamamlanmıştır. 583 milyon metreküp su biriktirilecek ve Karadağ etrafındaki 20 bin hektar alan sulanacaktır. Ayrıca, Mavi Tünel’deki suyu yaklaşık 2 katına çıkaracak çalışmalar proje aşamasındadır. AK PARTİ iktidarı döneminde 12 milyar TL’lik yatırım alan Karaman ekonomisi, tarımı, ulaştırması, sağlığı, tüm dinamikleri ve özellikle insanıyla Türkiye’nin parlayan yıldızıdır.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Peki, Karaman’ın nüfusu niye küçülüyor gün geçtikçe, niye azalıyor nüfusu, nüfus niye azalıyor?

RECEP ŞEKER (Devamla) – Nüfus azalmıyor Karaman’da.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Nasıl?

RECEP ŞEKER (Devamla) – Geçen sene 45.800’dü, bu sene 46.970, aile hekimliği verilerine göre de 250 bin nüfusu.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Türkiye ortalamasının altında büyüme yalnız.

RECEP ŞEKER (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Saygılar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

3.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; bastırılarak dağıtılan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kırk sekiz saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2’nci sırasına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine ve 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

20/3/2018

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 20/3/2018 Salı günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

                                                                                                                                   İlknur İnceöz

                                                                                                                                       Aksaray

                                                                                                                    AK PARTİ Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın kırk sekiz saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının 2’nci sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi;

Genel Kurul'un;

20 Mart 2018 Salı günkü (bugün) birleşiminde 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

21 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

21 Mart Çarşamba günkü birleşiminde 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanamaması hâlinde 22 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,

535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin 22 Mart 2018 Perşembe günkü birleşiminde tamamlanamaması hâlinde Genel Kurulun haftalık çalışma günlerinin dışında 23 Mart 2018 Cuma günü saat 14:00'te toplanarak; bu birleşiminde gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve bu birleşimde 535 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;

Yukarıda belirtilen birleşimlerinde gece 24:00'te günlük programların tamamlanamaması hâlinde günlük programların tamamlanmasına kadar;

Çalışmalarına devam etmesi;

535 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetvellerdeki şekliyle olması;

Önerilmiştir.

535 Sıra Sayılı ;

Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı

(1/926)

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

1. BÖLÜM

1 ila 18 inci maddeler arası

18

2. BÖLÜM

19 ila 33 üncü maddeler arası

15

TOPLAM MADDE SAYISI

33

BAŞKAN – Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu önerisi üzerinde ilk ve son söz Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu’na aittir.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilk ve son söz olması gerçekten ilginç aslında, ilk ve son söz olmamalıydı, herkes konuşmalıydı; bu Meclis, herkesin müzakere edebildiği, konuşabildiği, tabii mikrofonlarının da kapatılmadığı, şiddetin, kavganın olmadığı bir yer olmalıydı.

Ben, özellikle geçen haftaki ve ondan önceki deneyimleri düşünerek söz aldım çünkü biliyorum ki bir hız var, sürekli bir hız içerisinde kanunlar geçirilmek isteniyor, bunlar doğru dürüst müzakere edilmiyor, sürekli bir karar yeter sayısı var mı, yok mu… Bir yandan, iktidar olarak birtakım yasaları getiriyorsunuz önümüze ama bir yandan da milletvekilleri olarak burada yeterli sayıda bulunmuyorsunuz, sonra biz karar yeter sayısı istediğimiz için “Niye istiyorsunuz? Çalışmalar engelleniyor.” deniyor. Çalışmak için vekil lazım, çalışmak için müzakere lazım ve Türkiye'nin gerçekten çok yüklü onlarca sorunu var. Ben, bunlardan sadece bir tanesine değinerek konuşmamı tamamlamak istiyorum.

14 Mart 2018’de İçişleri Bakanlığının yayımladığı bir genelgeyle sivil yurttaşlara tanınan yıllık 200 adet ateşli silah mermisi edinme hakkı 5 kat artırılarak 1.000’e çıkarıldı. Buna ilişkin haberler dolaşıyor medyada. Kişi başına yılda 1.000 mermi tüketiminin günde yaklaşık 3 mermiye tekabül ettiği göz önünde bulundurulacak olursa gerçekten yurttaşlar bu mermileri ne yapacaklar? Bu silahlanma ve aynı zamanda işte, mermi sahibi olma durumu niçin arttırılıyor? Hakikaten bunu, öncelikle bu Meclise açıklamanız lazım yani insanlar bireysel silahlanmaya karşı kampanyalar yürütürken, örneğin Umut Vakfı yıllardır bunun için mücadele ederken, 2017’de sadece bireysel silahlarla 2.187 kişi öldürülüp birçoğu ağır 3.529 kişi yaralanmışken siz neden kişi başına yılda 1.000 mermi tüketimini sağlıyorsunuz? Ne için yapılıyor bu? Yeni bir paramiliter örgütlenme mi yaratıyorsunuz? Böyle şüpheler doğuyor ve vatandaşın da Meclisin de bu konuda aydınlatılması gerekiyor. İşte, gelirseniz; işte, düşüncenizi ifade ederseniz bunları müzakere ederiz, yoksa sadece oy kullanmaya gelir, gidersiniz ama bizim için bu vekillik makbul olmaz, kusura bakmayın.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Önergeler

1.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, (2/696) esas numaralı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/139)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/696) esas numaralı Kanunu Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan Genel Kurul gündemine alınması hususunda gereğini arz ederim.

Saygılarımla. 6/10/2017

                                                                                                                                    Zühal Topcu

                                                                                                                                       (Ankara)

BAŞKAN – Öneri üzerinde, teklif sahibi adına Erzurum Milletvekili Kamil Aydın konuşacaktır.

Sayın Aydın, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL AYDIN (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi adına teklif ettiğimiz kanun teklifi hakkında konuşmak üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, malumunuz, gelişmiş ülkelerin uzun vadeli gelişme ve kalkınma plan ve programlarına bakıldığında odaklanmanın genellikle nitelikli insan kaynağına yönelik olduğuna tanıklık etmekteyiz. Bunu da gerçekleştirmenin yolu doğrudan eğitim ve öğretimden geçmektedir. Dolayısıyla, bizim gibi genç nüfus potansiyeli yüksek bir ülkenin, gerçekten eğitim ve öğretime önemle vakit, enerji ve kaynak ayırması kaçınılmazdır.

Türk eğitim sisteminin, yine, bu meyanda, olmazsa olmaz en önemli dayanağı eğitimdeki insan kaynağını güçlendirmektir, burada da en büyük yük, eğitimimizin olmazsa olmaz paydaşı olan eğitimcilerimizdedir yani büyük emek sarf eden, bir harf karşılığında kırk yıl köle olunabileceğinin öğretildiği öğretmenlerimizdedir. Dolayısıyla, yeni nesillerin mimarı olarak adlandırdığımız öğretmenlerimizin üstlendiği bu ulvi görevleri esnasında karşılaştıkları birtakım sorunları var. Bunu, zaman zaman, bütün parti grupları gibi biz de Milliyetçi Hareket Partisi adına, aynı zamanda bir Eğitim Komisyonu üyesi olarak sıklıkla dile getirdik. Bunlar, şu anda bizi heyecanla dinleyen gerçekten büyük bir kitle, olmazsa olmaz bir kitlemiz. Niye? Çünkü 18 milyonu aşkın bir öğrenci kitlesine hizmet götüren ve 1 milyon 66 bin civarındaki eğitimcimizle ilgili birtakım şeyleri dile getiriyoruz. Bunların sıkıntıları, sorunları var ama her şeye rağmen, ülkeye olan bağlılıkları, evlatlarımıza olan sevgi ve muhabbetlerinden dolayı eğitimlerinde en ufak bir hizmet eksikliği sunmamaktadırlar.

Saygıdeğer milletvekilleri, elbette ki eğitim camiamızın üstün neferleri, büyük insanlar eğitimcilerimizin, gerçekten, birtakım özlük haklarıyla ilgili, tayin gibi, eş durumu gibi, görev aldıkları yerlerde kadro sıkıntısı gibi birtakım sıkıntıları var. Zaten en büyük sıkıntı bunların üç grupta sınıflandırılması yani kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ders ücreti karşılığı ücretli öğretmen diye sınıflandırılması. Gerçekten, yapılan iş tek olmasına rağmen, böyle üçlü bir kategoriye tabi tutulması başlı başına bir sıkıntı. İnşallah, bunların bir an önce halledilip, özlük hakları ve tek statüde toplanması bizim için çok elzem ve çok kaçınılmaz bir hizmet olacaktır düşüncesindeyiz.

Öte yandan kanayan bir yara -kendileri çok mütevazı davranıp fazla dile getirmeseler de biz farkındayız olayın- bunların kazançları noktasında. Sınıftaki o saygın duruşları, gerçekten, üstlendikleri o ulvi göreve uygun, sosyal ortamlarda, toplum içerisinde maalesef mali sıkıntılarından dolayı, maaşlarının yetersiz olmasından dolayı, ders ücretlerinin çok düşük olmasından dolayı karşılık bulmamaktadır.

İşte, TÜRK EĞİTİM-SEN’in yaptığı bir araştırmada öğretmenlerimizin hemen hemen yüzde 17’si kredi borçlusu. Şimdi, böyle bir mali resim karşısında gerçekten bu öğretmenlerimizin sınıfta, doğal ortamlarında üstün bir performans sergilemesi beklenemez. Bu anlamda, böyle bir sorunsallık içerisinde büyük bir mücadele veren, gerçekten her türlü cefaya her türlü fedakârlıkla cevap veren bir kitlenin bu tür sıkıntılarına çare olmak asıl maksadımız.

Son zamanlarda bir de bizim de kanun teklifi verdiğimiz bir grup daha var ki ona da çok dikkat edilmesi gerekir. Nedir bunlar? Efendim, biliyorsunuz, dershanelerin kapatılması süreci başlatıldı Türkiye’de. Bu dershaneler kapatılınca, tabii, büyük bir ihtiyaç vardı, bunu nasıl giderecektik? Bu, hafta içi 18.00’den sonra, hafta sonları yine öğretmenlerimizin takviye edilerek verildiği bir hizmetti ama maalesef bu hizmet karşılığında alınan ücretler çok düşük, çok sembolik ve öğretmenler buna çok fazla gönüllü olmadılar çünkü hafta içinde zaten canları çıkıyor. Bir de ders yükü üstüne yüklenip hafta sonlarında da böyle bir faaliyet var, bari, hani, efendim, çorbada tuzumuz misali, daha önceki kanunda söz konusu geçen rakamlar 130-150 civarındayken biz bu ücretlendirmenin bir an önce yükseltilerek 250’lere çekilmesi noktasında bir kanun teklifi verdik. En azından bu fedakârlığın sembolik de olsa bir karşılığı olur diye düşünüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

KAMİL AYDIN (Devamla) – Bugünlerde büyük fedakârlıklarla gerçekten abide şahsiyetler olan öğretmenlerimizin bu kanayan yaralarına bir nebze merhem olmuş oluruz diyorum. Ben yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.58

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince sözlü soru önergeleri ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

15/3/2018 tarihli 72’nci Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi üçüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Üçüncü bölüm 50 ila 77’nci maddeleri kapsamaktadır.

Üçüncü bölüm üzerinde gruplar adına ilk söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’na aittir.

Sayın Tanrıkulu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA AHMET KENAN TANRIKULU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüştüğümüz 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, görüştüğümüz bu tasarı yürürlükte olan mevzuatımızda birçok maddede ve kanunda değişikliklere yol açıyor. Bu değişiklikler toplumun bazı kesimleri tarafından da beklendiği için oldukça gecikmiş olarak nitelendirilerek bugün bu görüşmelere devam ediyoruz.

Görüştüğümüz bölüm yani üçüncü bölüm 50 ila 77’nci maddeleri kapsıyor ve bu maddelerin bazılarında yapılan düzenlemelerde ileride birtakım sıkıntıların da yaşanabileceğini öngörüyorum. Şimdi onlar nelerdir diye baktığımız zaman, örneğin 54 ve 55’inci maddelerde tek hazine kurumlar hesabı düzenlenmekte ancak hangi kurumların bu kapsama gireceği Bakanlar Kurulunun yetkisine bırakılmaktadır. Bugün mali özerklikleri elinde olan SGK gibi, KİT’ler gibi veya belediyeler gibi kurumlar eğer Bakanlar Kurulu kararıyla bu kapsama alınırsa muhtemel ki mali özerkliklerini kaybedecekler.

Bir sonraki önemli değişikliklerden yine bahsedersek, 50 ve 66’ncı maddelerde sıvılaştırılmış petrol gazıyla ilgili yapılan düzenlemelerde, bu alanda ülke güvenliğimiz ve gerekli stok miktarlarımızdan taviz verilmemesi ve yine bu yöndeki denetimlerin de sıkı bir şekilde yapılmaya devam edilmesi gerekmektedir.

Sayın milletvekilleri, bu tasarının 67’nci maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda bir değişiklik yapılmakta. Özellikle meslek ve teknik liselerinde staj eğitimi yapanların sürelerinin emeklilik hizmetine sayılması konusundaki değişiklik maalesef bu tasarıya işlenmediği için, gelen yoğun talepler sonrasında, bunun da görüşmeler sırasında değerlendirilmesini umut ediyoruz.

Yine, tasarıda yer alan 73’üncü maddeye baktığımız zaman, 10 Haziran 2003 ve 13 Mayıs 2014 tarihleri arasında kömür ve diğer madenlerin yer altı işlerinde maalesef hayatını yitiren vatandaşlarımızın yakınlarına kamuda istihdam imkânı getiriliyor. Buraya kadar bu tamamıyla tasvip edilen ve beklenilen bir şey ancak bu maddedeki tarih sınırlaması muhtemel ki hem bir anayasal hakkı zedeleyebilecek hem de mağduriyet yaratabilecek bir düzenleme hâline gelecek. İşte bu yüzden, görüşmeler sırasında bu maddedeki tarih sınırlamasının kaldırılması birçok madenci ailemize buradan verilecek belki de en değerli haber olacaktır.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıda yer alan düzenlemeler, genellikle şu anda durağana geçen ekonomimizi canlandırmak ve 2018 yılı için öngörülen ve hedeflenen yüzde 5,5’luk ekonomik büyümemizi yakalayabilmek adına yapıldığı izlenimini vermektedir. Ancak baktığımız zaman burada da ciddi bir durumun göz ardı edildiğini görüyoruz. O da şu: Eğer 2018’de yeterli bir ekonomik büyüme sağlayacaksak yani hem sürdürülebilir hem de kaliteli bir ekonomik büyüme sağlayacaksak, aynı zamanda cari açığımızın daha da kötüleşmesini önlememiz gerekmektedir. Zira Türkiye’de yapılan birçok çalışma göstermektedir ki ekonomik büyüme ile cari açık arasında kuvvetli bir ilişki bulunmaktadır. Yani ekonomimiz büyüdükçe açığımız bir miktar artmakta veyahut tersine ilişkide de ekonomi daraldıkça, küçüldükçe de cari açığımız daralmaktadır. Eğer ortada sürdürülebilir ve kaliteli bir finansman sağlayacağımız bir cari açık söz konusuysa o zaman çok büyük bir mesele yok, zaten birçok iktisatçının da hemfikir olduğu konu bu. Ancak cari açığın finansmanına yani bugünkü yapıya baktığımız zaman maalesef durum da o kadar iç açıcı gözükmüyor.

Şimdi, bir önceki orta vadeli programa bakıyoruz, şu an yürürlükte olandan bir öncekine -2017-2019 yıllarıydı o biliyorsunuz- 2017 yılı için 32 milyar dolarlık bir cari açık öngörmüştü o program. Son açıklanan programda -2018-2020’yi kapsar- 39,2 milyar dolarlık bir hedef vardı, öyle gösterilmişti, aslında revize edilmişti bu hedef ancak bu tahminlerin hiçbirisi biliyorsunuz tutmadı. Geçen senenin cari açık rakamı 47,1 milyar dolar oldu. Bu yılın ilk ayına baktığınız zaman da 51,6 milyar dolar. Demek ki hedeflerden bir miktar bu anlamda uzaklaşabiliyoruz.

Bu 47,1 milyar dolarlık açığın finansmanına şöyle bir yakından baktığımız zaman: 8,1 milyar doları net doğrudan yabancı sermayeden gelmiş, 24,3 milyar doları net portföy yatırımlarından karşılanmış, 6,5 milyar doları diğer yatırımlarla finanse edilmiş; bütün bunları toplayıp birbirine cemettikten sonra geriye kalan 8,2 milyar dolar da demek ki Merkez Bankasının döviz rezervlerinden karşılanmış. O hâlde, ortada rezervlerimizi eriten ve oldukça sağlıksız bir finansman yöntemiyle de karşı karşıyayız. Hâlbuki cari açığın finansmanında daha sağlıklı olan, daha tercih edilebilir olan sıcak paradan finansman sağlamak değil -yani bunu dünya bir şekilde geçmiş yıllarda yaptı ama başarısız olduğunu gördü, şu anda başka yöntemlere doğru gidiyor, bizde de aynı şekilde- doğrudan yatırımların, ihracatın ve turizm gelirlerinin artmasıyla sağlanacak olan finansman yapısı bizi daha sağlıklı bir ekonomik büyümeye götürecek. İşte burada işler pek yolunda gitmiyor böyle derinlemesine baktığımız zaman alt kalemlerin ödemeler dengesinin. Geçen sene uluslararası net doğrudan yatırım girişi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18,8 azalmış, 13,3 milyar dolardan 10,8 milyar dolara inmiş; demek ki o kalemde bir sıkıntı var, oraya bir el atılması gerekiyor. Yine, 2017 yılında Türkiye’ye yatırım amacıyla gelen toplam 32,4 milyar dolarlık sıcak paranın yüzde 75’i, 24,3 milyar doları -biraz önce söylediğim gibi- daha çok kısa vadeli ve yüksek getiriden yararlanarak belirli bir riski elimine edip gelen para. Eğer o para geldiği gibi -çok yüksek bir risk görürse geldiği ülkede- anında bu para dönüşerek tekrar geldiği yere geri gidebilir. Demek ki bu tür riskler, ister ekonomik olsun ister siyasi olsun, sıcak paranın da belirli anlamda düşmanı diye bakabiliriz ve bu, cari açığın finansmanında en kötü bir model olarak karşımıza çıkıyor.

Gelelim 2018’e. Programda, baktığımız zaman 40 milyar dolarlık bir açık hedefi var ama enerji fiyatları veya diğer etkenlere baktığımız zaman bu rakamın da bir miktar taşacağını, hatta ciddi bir miktar taşacağını yani 48-50 milyar dolar arasında bir açığa doğru gittiğini de görebiliyoruz. O zaman, demek ki bizim finansman ihtiyacımız geçen seneye göre çok daha ciddi miktarda artmış olacak.

Değerli milletvekilleri, işin bir de bütçe kısmı var. Orada da emanet ve avans hesaplarıyla beraber baktığımız zaman, bütçe nakit açığı 53,5 milyar TL ve bu da ciddi bir rakam. Bu bütçe açığının finansmanının içinde hazine toplamda 83,6 milyarlık bir net borçlanmaya gitmiş; bunun büyük bir kısmı iç borçlanma, daha az miktarı dış borçlanma.

Bu görüştüğümüz tasarının da bütçeye mali yükünün 17-18 milyar lira olacağı ekonomi yönetimi tarafından da dile getiriliyor. Demek ki şu anda Türkiye ekonomisinin temel sorunu bir tarafta cari açık, bir tarafta hazine nakit açığı. Biz buna ikiz açık diyoruz ve ülke böyle bir sorunla yüz yüze durumda. Bu senenin, mesela, 2018’in ilk iki ayına baktığımız zaman da hazine nakit açığının 13 milyarı bir miktar geçtiğini görüyoruz. Gelen sıcak para bizim yüksek faiz oranımıza geliyor, bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Demek ki faizlerin düşmesi bu sıcak parayı kaçırabilecek; öte yandan, kurla bir ilişki var, döviz fiyatları yükselebilecek, muhtemeldir ki bu, enflasyonu tetikleyecek ve ona da etki edecek. Bu sarmaldan, ekonominin bir an önce çıkması gerekir diyor, hepinizi saygılarımla tekrar selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gruplar adına ikinci söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel’indir.

Sayın Temizel, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 533 olan Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümünde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım.

Aslında, bu kanun tasarısına -daha önceki arkadaşlarımızın da belirttiği gibi- tamamen karşı olmadığımızı, toplumun beklediği düzenlemeler olduğunu, dolayısıyla, ılımlı yaklaştığımızı her fırsatta dile getirdik. Getirdik getirmesine ama içerisindeki 8 tane maddenin de hem Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle hem de toplumsal düzeni, yasalarla kurulmuş olan toplumsal düzeni altüst etmesi nedeniyle çıkarılması gerektiğini veya değiştirilmesi gerektiğini de söyledik ama bu olmadı. Hatta, bazılarının üzerinde mutabakat bile sağlanmıştı “Evet, bunun çekilmesinde yarar var.” diye, bu mutabakattan Genel Kurulda vazgeçildi değerli arkadaşlar, vazgeçildi. Değiştirmediğimiz, daha geçen gün konuştuğumuz, üzerinde mutabakat sağlandığını varsaydığımız madde -açık söylemek gerekirse- Meclis Genel Kuruluna girerken aklımıza geldiğinde vicdanımızı yaralayan bir düzenleme olarak hâlâ duruyor. Asgari ücretlilerin bile 14 bin liralık maaşa ulaştıkları anda yüzde 20 oranıyla vergilendirildiği bu toplumda, milyonlarca avro transfer ücreti elde edenler yüzde 15’le vergilendiriliyordu, bu yetmedi, bir de bu kesilen vergileri kulüplere iade kararı aldık, böyle bir yasa düzenlemesi yaptık, ademitahsis ilkesini çiğnedik. Anayasa’mızın, özellikle, mali disiplinle ilgili en önemli maddelerinden ve düzenlemelerinden birisi olan bir düzenleme çiğnendi.

Şimdi, üçüncü bölümde de asla olmaması gerektiğini düşündüğümüz bir düzenleme var. Bu düzenleme -aslında düzenlemenin mantığına karşı değiliz, yanlış anlaşılmasın- “tek hazine hesabı” daha doğrusu “tek hazine kurumlar hesabı” adı verilen bir hesap. Biliyorsunuz, devletin bütün gelirleri ve bütün giderlerinin hazineden olması ve bütçeden olması ilkesi var ancak her kurum parasal hesabını, mali hesabını değişik yerlerde tutuyor. Bazı kurumların ciddi anlamda kaynakları bankada bekletilirken bazı kurumların da giderlerini karşılamak için devletin borçlanması gerekiyor. Bu durumda, kamu kurumlarının tamamının hesaplarını tek bir banka hesabında veya bir iki banka hesabında toplamak suretiyle kısa vadeli borçlanma yönetimi konusunda bir avantaj elde etmek mümkündü. Bu düzenleme, 1995 tarihinde rahmetli Erbakan Hükûmeti zamanında canlandırıldı, daha sonraki hükûmetler bunu ciddi olarak uyguladılar. Doğru bir uygulamadır, yanlışı falan yoktur, yapılması gerekir. Yani devletin bir yerde parası beklerken başka bir yerden açık vermesi nedeniyle borç almasını kabul etmek mümkün değildir, doğru bir olay değil ancak bu, kamu kurumları arasındaki anayasal farklılıkları göz önünde bulundurmadan yapılacak bir düzenleme değildir. Bizde bir tarafta merkezî hükûmet, bir tarafta yerel yönetimler vardır. Yerel yönetimler, Anayasa ve yasaları gereği olarak kendi kararlarını alacak organların seçimle geldiği idarelerdir. Halk bu organları seçer ve bu yerel yönetimlerin bütün kararları halk tarafından seçilmiş organlar tarafından alınır. Dolayısıyla bunlar tarafından seçilmiş ve kaynakları bunlar tarafından kullanılacak olan ve mali özerklik olarak anlatılacak bu olayda yerel yönetimlerin parasını da merkezî yönetim bütçesinin içerisine katmak aslında kurulmaya çalışılan sistemi işletmemek anlamına gelir. Gözünüzün önünde canlandırın, hepiniz bir ilçeden geliyorsunuz, bir belediyeden geliyorsunuz. Yarın belediye başkanı “Benim paralarımı oraya götürdüler, yatırdılar, şimdi gittim, kapıda bekliyorum, vermiyorlar, sıraya koymuşlar, sırada verecekler.” diye kapınızı aşındıracaklar. Bu işin mantığı yok. Zaten, hangi belediye gelir içerisinde, gelir fazlası içerisinde yüzüyor ki siz bunu getirip bu hesabın içerisine koymak suretiyle binlerce belediye başkanını merkeze yığacaksınız bu paralarını alabilmeleri için? Getirilen sisteme göre, belediyeler fazlalarını buraya yatıracaklar, onlar bir harcama planı verecekler “Şu tarihte şu ihalenin bedelini ödeyeceğim.” veya “Şu tarihte şunu satın alacağım.” ya da “Şu tarihte dağıttığım sütün parasını ödeyeceğim.” diye. Gelecekler, bunu alamayacaklar. Ortaya çıkan soruna bir bakın. Tek hazine hesabı uygulaması doğrudur, yerel yönetimlerin buraya alınması yanlıştır; söylediğimiz olay bu.

Değerli arkadaşlar diyoruz, tek hazine hesabı uygulamasını yapalım ama belediyeleri bunun içerisine koymayın, başımıza bela olur, yani teknik olarak olması gibi ciddi anlamda hizmet sorunu yaratır. Yazıktır, gerçekten yazıktır, bu kadarcık bir şeyi bile anlatmaktan âciz bir hâlde oluyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

Tasarının içerisinde bizleri çok rahatsız eden bir uygulama daha var değerli arkadaşlar. Bu Meclis kanun yapıcı; tabii bunu şu andaki fiziki durumu itibarıyla söylemiyorum, mecazi anlamıyla ve gerçek durumuyla söylüyorum. Bu Meclis kanun yapıcı, kanun yapıyor. Kanunların da Anayasa’ya uygun olması gerekiyor. Bizim Anayasa’mız… Öyle sürekli olarak yasalarını değiştiren, hukuk devleti ilkesiyle çelişen kararlar verecek veya yasalar yapacak bir Meclis değil burası yani biz Anayasa’mıza aykırı davranamayız. Bu Meclis kanunlarını yaparken esas hakkındaki düzenlemelerini doğrudan doğruya Anayasa’yla bile bağlı kalmayarak evrensel hukuk kurallarına bağlı olarak alır. Yerel yönetimlerin özerkliği evrensel bir hukuk kuralıdır. Bu evrensel hukuk kuralını çiğneyerek onların özerkliğini ortadan kaldıramazsınız. Özerkliğin temelinde mali özerklik yatar. Mali özerkliği olmayan hiçbir kuruluş ne bağımsız kuruluştur ne de özerk kuruluştur, kendi kendimizi aldatmayalım, olay budur. Bu konudaki uyarının dikkate alınmasını umuyoruz. Bununla ilgili olarak verdiğimiz önerge -ilgili maddeler görüşülürken yeniden konuşulacak- belediyelerin yani yerel yönetimlerin bu kapsam dışına çıkartılmasıdır.

Değerli arkadaşlar, son olarak bir şeye daha dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu ön dikkat çekme olayı, zamanı geldiğinde yeniden anlatılacak. Bizim hukukumuzda bir kanunlar hiyerarşisi vardır. Önce Anayasa vardır, sonra uluslararası anlaşmalar vardır, onun altında kanunlarımız vardır, kanunların altında da tüzükler, yönetmelikler gelir. Kanun uygulamasında bu sıraya uyarsınız siz. Dolayısıyla bu Meclis bir uluslararası anlaşmayı oylamak suretiyle bir düzenleme yaptıysa bunu ancak o uluslararası anlaşmada değişiklik yaparak değiştirirsiniz, burada kanun yaparak uluslararası anlaşmayı değiştiremezsiniz. Yaparsak ne olur? Hiçbir anlamı olmaz, uluslararası anlaşmalar konusundaki güvenilirliğimizi de ortadan kaldırırız. Bunu yapmak zorundasınız. Dolayısıyla bu kanun tasarısının 89’uncu maddesinde bu konuyu konuşacaksınız. Türkiye 2 tane nükleer santrali nedeniyle Japonya ve Rusya’yla anlaşma yaptı. Bu anlaşmaları Meclis olarak onayladınız. Özellikle Rusya anlaşmasıyla Akkuyu Nükleer Santrali’nin yapılması sırasında taraflara düşen yükümlülükler teker teker sıralandı, sonra denildi ki “Bu koşullarda yapılacak bu santralin elektriği on beş yıl boyunca 12,53 sentten satın alınacak.” Anlaşma bu mu? Bu. Şimdi getirdiğimiz kanunla bir değişiklik daha yapıyoruz, kanunla diyoruz ki “Ya, bu yatırım devletin beşinci bölge için getirmiş olduğu süper teşviklerden de yararlansın.” Yararlandırabilirsiniz, yararlansın ama bunu uluslararası anlaşmayla yapıp o 12,53 sentlik fiyatı da yeniden gözden geçirmeniz lazım. 75 milyar lira teşvik verip, bütün teşviklerin hepsinden yararlandırıp hâlâ 12,53 sent orada durursa, 4 sente devlete elektrik satan kurumlara karşı yaptığınız haksızlığın mutlaka bir bedeli olur.

Bu düzenlemelerin, büyük bir kısmını desteklediğimiz kanun tasarısının içerisinde olması rahatsızlık verici bir olay. Bu düzenlemelerin yeri burası değil, bu düzenleme başka yerlerde yapılmalı, başka şekilde düzenlenmeli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ZEKERİYA TEMİZEL (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, son sözüm. Söylemeye çalıştığım olay şu: Eğer yaptığımız düzenlemeler Anayasa’yı ve Anayasa’nın getirdiği sistemi bozarak düzene aykırı getiriliyor ise bunları yaparken ciddi anlamda değerlendirmemiz gerekiyor. Hele yerleşmiş bir hukuk düzenini çiğneyerek uluslararası anlaşmalarla yapılmış ki Anayasa’ya aykırılığı bile iddia edilemez çünkü bu niteliği itibarıyla Anayasa'dan da önde sayılır. Anayasa’ya aykırılığı bile iddia edilemeyen bir uluslararası anlaşmayla verilmiş bir düzenleme ve hakkı kanunla iyileştirme veya kötüleştirme gibi bir hakkımız da yoktur.

Bu düzenlemede bunların da dikkate alınacağını umuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç, 60’a göre söz veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

27.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, spor vergileriyle ilgili maddede yapılan değişiklikle ilgili kendilerine bilgi verilmesi, belediyelerle ilgili maddelerin gözden geçirilmesi ve uluslararası anlaşmalarla ilgili bazı konulara dikkat edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Sayın Bakan da buradayken söylemek istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisindeki çalışmalar, teamüller, yasalarla, kurallarla ve birbirimize olan anlayışımız ve hoşgörüyle bu sistem içerisinde yürütülüyor. Komisyonlarda yaptığımız anlaşmalara biz ciddiyetle riayet etmeye çalışıyoruz. Komisyon başkanlarımız zaman zaman grup başkan vekillerine yaptıkları anlaşmaları iletiyorlar ve diyorlar ki: “Bu maddelerde uzlaşma sağlanmıştır ve komisyon başkanı ve ilgili kişiler bu maddelerin geriye çekilmesiyle ilgili görüş birliği içerisindedir.” Görüyoruz ki bu spor vergileriyle ilgili maddede maalesef bu konu, bize söz verildiği hâlde yerine getirilmedi. Hükûmetle olan görüşmeler yapıldıktan sonra bundan vazgeçilmiş olabilir ama en azından bilgilendirmek teamül gereğidir.

Onun haricinde, bu 54’üncü ve 55’inci maddelerde eminim bütün belediyeler -yani AK PARTİ’li belediyeler dâhil olmak üzere- mağdur edilecektir. Bunun bir daha gözden geçirilmesini önemle rica ediyoruz.

Uluslararası anlaşmalar olmadan biz kendimiz burada uluslararası anlaşmalara imza atıp ondan sonra burada onlara aykırı yasalar çıkarırsak bunun geçerliliği daha sonra uluslararası alanlarda bizim itibarsızlığımızı getiriyor. Bu konularda da dikkat etmemiz gerekiyor.

Sizden rica ediyorum bizi bilgilendirin, biz de size yardımcı olmaya çalışalım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özkoç.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi gruplar adına üçüncü ve son konuşmacı, Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Garo Paylan olacaktır.

Sayın Paylan, şahıslar adına da söz talebiniz var, ikisini birleştiriyorum ve on beş dakika süre veriyorum.

Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA GARO PAYLAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 90’lı yılları hatırlar mısınız? Evet, memleket 90’lı yıllarda iyi yönetilmiyordu. Demokrasi anlamında hiçbir kurumsal gelişme yoktu ve ekonomide de pek çok sorun vardı arkadaşlar. Ve 90’lı yıllarda, arkadaşlar, biliyorsunuz ülke enflasyon, döviz kuru, faiz sarmalı içindeydi. O günlerde, o yılların sonunda, biliyorsunuz DSP-MHP-ANAP koalisyonu en sonunda ülkeyi duvara çarptırdı arkadaşlar. Ve büyük bir kriz yaşadık, 2001 yılında çok büyük bir kriz yaşadık. Milyonlarca insanımız işsiz kaldı, aşsız kaldı, ekmeksiz kaldı arkadaşlar. Ve o büyük yıkım üzerine AKP o yıllarda kendini kuruyordu ve bu büyük krizden faydalanarak iktidarı ele geçirdi. Ve şunu vadetti, dedi ki: “Biz 90’lı yılların hatalarını yapmayacağız. Ülkeyi demokratik bir ülke yapacağız, iş olacak, aş olacak, yoksulluk olmayacak, yasaklar olmayacak.” Bu yolda da bir hikâye yarattı, aynı zamanda da bir Avrupa Birliği üyesi olma hikâyesi yarattı. “Avrupa Birliğine üye olayacağız.” dedi ve buna inandırdı insanları. Evet, yabancı sermaye geldi ve AKP iktidarının ilk yıllarında ülkenin cari açığını finanse etti. Bakın, AKP iktidarı on yedi yıllık hikâyesinde 550 milyar dolarlık cari açık yarattı. İlk yıllarda 30 milyar, 40 milyar, 50 milyar dolar cari açık veriyordu ve bu finanse ediliyordu. Nasıl finanse ediliyordu arkadaşlar? Bir, özelleştirme yaptı. Ülkenin bileziklerini sattı. 10 milyarlarca dolarlık özelleştirme yaptı. Bir, buradan finanse etti. İkincisi, doğrudan yabancı sermaye geldi çünkü bir hikâyesi vardı Türkiye’nin, demişti ki: “Avrupa Birliği üyesi olacağız. Demokratik standartları yükselteceğiz. Hukuk devleti olacağız.” Ve bir bölüm yabancı sermaye buna inandı, geldi yatırım yaptı. Bu şekilde finanse edildi cari açık. Üçüncüsü ise, bunların yetmediği yerde borçlandık arkadaşlar. Cari açığı sıcak parayla finanse ettik. Evet, ilk yıllarda bu, yaraya merhem oldu, o yıllarda da siyasetçiler uyarıyordu. “Bu cari açık belli bir dönem için iyidir ama uzun vadeli olarak ülkeye zarar verir.” dendi. Nitekim, arkadaşlar, biliyorsunuz 2009 yılındaki kriz de, evet, teğet geçti bizi ama o kriz de pek çok zarar verdi; işsizlik ve ülkenin küçülmesiyle karşı karşıya bıraktı.

Değerli arkadaşlar, AKP cari açık vermeye devam etti ve maalesef son yıllarda, demokratik hikâyeden koptuğundan beri, ülkeyi otoriter bir rejimle yönetme hülyasına kapıldığından beri de cari açığı hâlâ vermeye devam ediyor, bütçe açığını hâlâ vermeye devam ediyor ama bunun finansmanını arkadaşlar, neredeyse sıfıra yakın doğrudan yatırımlarla, daha çok borçlanmayla finanse etmeye çalışıyor. Bakın, son rakam 51,7 milyar dolar cari açık arkadaşlar, bir yıldır. Bu, bizim yarattığımız bütün değerin yani bir yılda yarattığımız gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 6’sına denk. Değerli arkadaşlar, son iki ayda da 15 milyar dolar cari açık verdik. Yıla taşıdığınızda 70-80 milyar dolarlık bir cari açık demek. Değerli arkadaşlar, biz bunu en son 1993'te ve 2000 yılında görmüştük böyle açıkları. AKP iktidarında da belli dönemlerde oldu ancak her ikisinde de ülke duvara çarptı. Ne hikmetse en son duvara çarptığında MHP’yle bir koalisyon vardı o yıllarda. Bugünlerde de MHP ile AKP’nin yine bir koalisyonu var. Herhâlde AKP-MHP’nin yeni koalisyonunda da bu ortak akıl bu şekilde devreye geçti ve ülke ekonomik anlamda bir kez daha duvara çarpmaya namzet arkadaşlar.

Eğer gerekli tedbirler alınmazsa, emin olun büyük bir iktisadi krizle karşı karşıya kalabiliriz çünkü iktidar hâl⠓Bir seçim ekonomisi yapayım, işte, altı ay ya da on altı ay daha bu işi sürdüreyim, şu seçimi bir atlatayım, ondan sonra belki tedbir alırım.” diye bakıyor ve seçim ekonomisine gaz vermiş durumda ve seçim ekonomisinin yanında bir de savaş ekonomisi devreye girmiş durumda. Ülkenin milyarlarca liralık kaynağı savaşa harcanıyor, hayra değil savaşa harcanıyor ve bu iki şey de ülkemizi maalesef ekonomik anlamda, çok ciddi anlamda zorluyor arkadaşlar.

Cari açığın sonuçları vardır. Bakın, rol model olarak aldığınız Putin var; o da otoriter, totaliter bir liderlik sergiliyor. Ama Rusya'nın, biliyorsunuz, kaynakları var ve cari fazla veriyor. Kimseye eyvallahı yok “Ben ülkeyi böyle yöneteceğim.” diyor. Ama siz, 550 milyar dolar cari açık vermişken, ülkenin 450 milyar dolar borcu varken “Ben otoriter ve totaliter bir şekilde ülkeyi yöneteceğim.” diyemezsiniz. Dediğiniz zaman burası hukuk devleti olmaktan çıkar ve buraya para yatıracak insanlar sorgularlar. Ya daha fazla faiz isterler… “Ya arkadaş, senin ülkende hukuk güvencesi yok. Ben sana borç vereceğim ama…” Hani yatırımdan vazgeçtik zaten, yatırım için gelen yok, doğrudan sermaye... Gelecekse de daha fazla teşvik istiyor, bunları göreceğiz birazdan. Borç veren de “Arkadaş, sende hukuk güvencesi yok, ben sana doları yüzde 4'le değil yüzde 7’yle borç vereceğim.” der ve bu da ülkenin bir krize düşmesi anlamında yolu kısaltır arkadaşlar ve cari açık veren bir ülke, arkadaşlar, özgür bir ülke değildir. Borçlanan, hep borçlanan bir ülke, özgür bir ülke değildir. Cari açık verebilirsiniz ama 550 milyar dolar cari açığın karşılığında kaç tane üretim tesisi yaptık arkadaşlar? Ülkemizi bir üretim ekonomisine mi çevirdik, yoksa yalnızca AVM yaptığımız, ithalatı yapıp insanlara AVM’ye soktuğumuz, orada tüketimlerini yaptırıp borçlandırdığımız bir ülke hâline mi getirdik? Maalesef, ikincisi. Ülkemiz ithalat yapıp AVM’lerinde tüketim yapan bir ülke hâlinde ve bu sürdürülemez, bunu hepimiz biliyoruz değil mi? Hepimiz biliyoruz, bu sürdürülemez. O hâlde Hükûmete ve Meclise ivedi tedbirler alma gereğini ortaya koymak lazım arkadaşlar.

Amerika para musluklarını açmıştı, Avrupa Birliği para musluklarını açmıştı 2009 krizinden sonra ve trilyonlarca doları dünyaya saçtılar; gelişmekte olan ülkeler, bizim gibi cari açık veren ülkeler de bundan faydalandılar. Evet, cari açık bu şekilde sıcak parayla finanse edildi ama arkadaşlar, her ikisi de bu yıl muslukları kısıyorlar. Muslukları kısınca -para musluğu- değirmen dönmeyince ilk kim etkilenir? En çok cari açığı olanlar, en çok borcu olanlar, üretim ekonomisi olmayanlar, yalnızca tüketime bağlı olan ekonomiler etkilenirler ve biz de maalesef, bundan etkileneceğiz arkadaşlar.

Geçen sene ekonomi kötü gittiğinde, biliyorsunuz, iktidar şapkadan bir tavşan çıkarmıştı, Kredi Garanti Fonu. Kredi Garanti Fonu da arkadaşlar -bakın, bir buçuk yıllık deneyimdir- tüketime dönüştü. Üretim ve yatırım anlamında insanlar yatırımlarını yapmıyorlar. Evet, kapasitelerini artırıyorlar ama yatırımlarını artırmıyorlar. 250 milyar lira Kredi Garanti Fonu’ndan tüketime dönüştü ve bunun sonuçları var tabii ki, cari açık arttı, enflasyon arttı ve döviz kuru arttı. Bunları Hükûmete söylüyoruz, diyoruz ki: Bu yol, çıkmaz yol. Dediğimizde kurlar 3,40’tı, 3,50’ydi; bakın, bugün 3,95; euro olmuş 4,87.

Şimdi, bakın, Hükûmet şu ana kadar sessiz, Moody’s diyeceğim, hemen sesini çıkaracak. Bunları Moody’s dediğinde ise Sayın Bakan iki hafta önce buradaydı, oturuyordu “Bana ne Moody’s’ten, Moody’s’ten bize ne, biz Moody’s’in raporunu çöpe atıyoruz.” dedi. Dolar o gün 3,78’di. Moody’s'in raporu çöpe atıldı, bugün dolar 3,95 arkadaşlar. Moody’s ne diyordu? Bakın, biz deyince belki inanmıyorsunuz; Moody’s “Kurumsal çöküş var.” diyordu arkadaşlar “Kurumlar çöküyor.” diyordu “Bir Anayasa Mahkemesi kararı bile uygulanmıyor.” diyordu “Meclis işlemiyor.” diyordu “Olağanüstü hâl şartlarından Türkiye'nin çıkması gerekir.” diyordu. Bütün bunları söylerken aynı zamanda Merkez Bankasının politikalarının da bağımsız olmadığını, iktidarın vesayeti altında olduğunu söylüyordu. Bütün bu söylediklerini çöpe atan iktidar bugün dolar kurunu 3,95'e, Tayyip Bey'in işaret ettiği gibi 4’e doğru taşıyor arkadaşlar. Bu 4'e doğru taşınırken ne oluyor? Bakın, tüketici güveni tekrar düşmeye başlıyor. Hani o kortizon etkisi bitiyor, tüketici güveni düşüyor ve nihayetinde kriz çanları çalıyor arkadaşlar. Bunlara bakalım derim.

İktidarınızı bir kez daha uyarıyorum. İnanın, iktidarın ne olacağı benim umurumda değil çünkü bu iktidar bu ülkeye çok zarar verdi. Bu iktidarın ivedilikle değişmesini istiyorum ama şunu biliyorum: Bir krizin faturasını beyefendiler ödemeyecek, onun yandaşları ödemeyecek, yoksullar ödeyecek arkadaşlar.

Yalnızca asgari ücretten bir örnek vereyim. Geçen yıl “Asgari ücreti yükselttik, yükselttik.” diyordunuz. Evet, bir miktar yükseldi ve 500 euroya çıktı, bakın karşılık olarak söylüyorum, 500 euroya çıktı, ilk asgari ücret yükseldiğinde 500 euroydu, ciddi anlamda yükseltildiğinde. Bakın, bugün 325 euro arkadaşlar, asgari ücret bugün 325 euro. Milyonlarca asgari ücretle çalışan vatandaşım kaybediyor, siz kaybetmiyorsunuz beyefendiler, milyonlarca asgari ücretli kaybetti; aşından kaybetti, ekmeği eksildi küçüldü, yoksullaştı. Evet, seçim politikaları ve savaş politikaları yoksullaştırır, özellikle dar gelirliyi yoksullaştırır. Ama bunun üstü neyle örtülür? Milliyetçi politikalarla, hamasetle örtülür. Maalesef AKP iktidarı da bu yanlış politikalarının bedelini yoksullara ödetiyor ama yoksulların itiraz etmesini engellemek için de milliyetçi politikalara, savaş politikalarına, hamaset politikalarına gaz veriyor arkadaşlar.

Şimdi, bu ilgili bölümde bir iki maddeyle ilgili uyarılarımı da yapayım, belki Sayın Bakan bir kez daha düşünür. Arkadaşlar, çok kritik 2 madde var, Sayın Zekeriya Temizel bahsetti. Ben de başka bir iki maddeden bahsedeyim.

İktidara gelmeden önce AKP, kayıt dışı işsizlik oranı yüzde 50’lerdeydi, değil mi Sayın Bakan, yüzde 50'ye yakındı? Ve ondan hemen önce bir düzenleme yapılmıştı, demişlerdi ki: “İşçiyi işe aldığın gün, arkadaş, artık bildiremezsin.” Çünkü 90’lı yıllarda ben de işçi de oldum, işveren de oldum. Şöyleydi uygulama: İşçileri çalıştırırdınız. Derdiniz ki işçiye -kayıt dışı ya o işçiler- “Sigorta müfettişi geldiğinde de ki ‘Bugün işe girdim.’ veya ‘Bu hafta işe girdim.’” Çünkü o zamanlar işçiyi aynı ayda bildirme hakkınız vardı ve müfettiş gelirdi, işçileri kayıt dışı diye yazardı, giderdi. İşveren on gün bildirim yapardı, on gün sonra çıkarırdı, yine kayıt dışılığa devam ettirirdi. Sonra, bu, aynı gün bildirim hakkı kaldırıldı ve bununla beraber, bakın, kayıt dışı işsizlik oranımızı yüzde 33'e düşürdük. Hâlâ OECD ülkeleri arasında en kötü durumdayız.

Ama bakın, Çalışma Bakanımız ne getirmiş? “Artık 18-25 yaş arasındaki çalışanları aynı gün bildirebilirsin.” diyor. Ne olacak, size söyleyeyim: 25 yaşın üstündeki çalışanlar işlerini kaybedecekler. Patronlar 18-25 yaş arası işçileri alıp çalıştıracaklar ve şunu diyecekler: “Müfettiş geldiğinde ‘Bugün girdim işe.’ diyeceksin.” ve hiçbir müfettiş kayıt dışılığı yakalayamayacak arkadaşlar. Bunu kabul ediyorsanız bu maddeye eyvallah deyin, yoksa bu iktidara söyleyin, bu maddeyi tasarıdan çeksin arkadaşlar.

Sayın Zekeriya Temizel belirtti, ben de bir iki cümle edeyim. Tek hazine hesabı, arkadaşlar, evet, doğru bir uygulama. Ama merkezî iktidar ve yerel yönetim ayrımı vardır. Şimdi, merkezî iktidar, evet, kamu kurumlarının hesaplarını tek hesapta izleyip daha fazla faiz vermek istemeyebilir, bu doğrudur. Ancak belediyelerin parasına niye göz dikiyoruz arkadaşlar? Belediyeler kendi bütçelerini yapıyorlar. Yılbaşında bütçe yaparken faiz hesabını da yapıyorlar, ödeme planlarını da yapıyorlar, belediyelerin hesabına merkezî yönetim göz dikmiş durumda. Bu doğru değil. Evet, Hazine sıkışmış durumda, biliyoruz; Maliye sıkışmış durumda, biliyoruz ama göz dikmeyelim.

Bir trajikomik madde daha var, bu tek hazine hesabında diyor ki: “Bu tek hazine hesabına İşsizlik Sigortası Fonu dâhil değildir.” Hep beraber gülelim mi Sayın Bakan buna? Bakın, bu torbada, arkadaşlar, İşsizlik Sigortası’ndan 18 milyar liraya bu Maliye Bakanı göz dikti. “Dâhil değil tek hazine hesabına.” diyor ama işçinin parasını bu torbayla, arkadaşlar, 18 milyar lirasını patronlara veriyor, teşvik olarak veriyor. Çünkü bunları bu şekilde vermek zorunda ve ittirerek bu ekonomiyi sürdürmek zorunda.

Başka türlü bir yol var. Biz bu savaş ve seçim politikalarından vazgeçip…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GARO PAYLAN (Devamla) – …yapısal tedbirleri almak durumundayız arkadaşlar.

Hepinize saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnceöz.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Kayıtlara girmesi açısından söylüyoruz: Konuşması içerisinde “savaş ve seçim politikaları” dedi. Bunu daha evvelki konuşmalarda da HDP zaman zaman yapıyor.

Bunu asla kabul etmiyoruz. Bir savaş politikası gütmüyoruz. Terörle mücadele, terör örgütleriyle mücadele ve burada ne gerekiyorsa, kaynak olarak, bu ülkenin birliği beraberliği ve coğrafyanın huzuru için de bu kaynak aktarılıyor, aktarılmaya da devam edecektir terör örgütlerinin kökü kazınana kadar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahıslar adına ikinci ve son konuşmacı İstanbul Milletvekili Şirin Ünal.

Sayın Ünal, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın bu bölümünde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AK PARTİ’nin parlak siyasi başarısının sırrı sadece geniş halk kitlelerinin gönlünü kazanmayı bilmesi değildir. Seçimlerde kurduğu sevgi bağının arkasında, halkın beklentilerine uygun şekilde gerçekleştirdiği reform mahiyetindeki icraatlarının ve bunun neticesinde meydana gelen değişimin rolü vardır. Malumunuz, AK PARTİ Hükûmetleri döneminde Türkiye, cumhuriyet tarihimizin en büyük ekonomik atılımlarını gerçekleştirmiştir. On altı yıllık süreçte ülkemizde sağlanan güven ve istikrar ortamı ekonominin hızla büyümesine, refahın tabana yayılmasına, Türkiye'nin istikrarının daha da umutlu ve aydınlık olmasına zemin hazırlamıştır. AK PARTİ iktidarları döneminde gerçekleştirilen yapısal reformlarla, yatırım, üretim ve istihdamın artırılması, araştırma, geliştirme, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin teşvik edilmesi, vergiye uyum maliyetlerinin azaltılması, kayıtlı ekonomiye geçişin teşvik edilmesi amacıyla hayata geçirilen düzenlemeler ile uygulamaya koyduğumuz mali disiplin ve alınan makroekonomik tedbirler sayesinde ülkemiz gelişmekte olan ülkelerden pozitif yönde ayrışmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda ise yatırım, üretim ve istihdamın, AR-GE, yenilik ve tasarım faaliyetlerinin teşvik edilmesi, amatör sporun desteklenmesi, vergi tabanının genişletilmesi, itilafların ve belirsizliklerin giderilmesi, iş yapma kolaylığının artırılması, ekonomik canlılığın ve tasarrufların artırılması, kamu taşınmazlarının değerlendirilmesi, enerji verimliliğinin ve enerjide tasarruf sağlayıcı yatırımların teşvik edilmesi, koruma ve bakım altındaki çocukların istihdamının iyileştirilmesi yönünde düzenlemeler yapılmıştır. Tasarı ülke ekonomisinde ortaya çıkan ihtiyaçların etkin bir şekilde karşılanması amacıyla hazırlanmıştır. Tasarı, ekonominin büyümesini destekleyecek, sektörel bazda ekonomiye güç katacak, yatırım, üretim, ihracat ve istihdamın teşvikine dönük ve geniş toplum kesimleri tarafından beklenilen kapsamlı düzenlemeleri ihtiva etmektedir.

Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz hain darbe girişimi başta olmak üzere ülkemizin maruz kaldığı iç ve dış şoklar karşısında Hükûmet tarafından hızla uygulamaya konulan tedbirler ve gerçekleştirilen reform niteliğindeki düzenlemeler neticesinde Türkiye ekonomisi çok hızlı bir toparlanma içine girmiş, açıklanan makroekonomik göstergeler itibarıyla Türkiye ekonomisi 2017 yılının üçüncü çeyreğinde yüzde 11,1 oranında rekor bir büyüme gerçekleştirmiş, bu oranın gerek OECD, G20 ülkeleri ve gerekse avro bölgesinde büyüme oranlarıyla karşılaştırıldığında oldukça iyi bir performansa işaret ettiği ve bu performansın, içinde bulunduğumuz yıl içinde de devam edeceği öngörülmektedir. Tasarı kapsamında, İşsizlik Sigortası Fonu’nun kullanılmasına ilişkin düzenlemeler istihdamın artırılması amacına yönelik olmakta, ilave istihdam sağlayan özel sektör işverenlerine sağlanan katkılar kapsamında 2018 yılında ilk defa ilave olarak işe alınacaklarla ilgili imalat ve bilişim sektöründe 200 bin, diğer sektörlerde de 500 bin olmak üzere yaklaşık 700 bin ilave istihdamın oluşacağı tahmin edilmektedir.

Ayrıca, belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmesine yönelik vergi kanunlarında çok sayıda hüküm bulunmaktadır. Spor kulüplerine yönelik düzenlemelerde vergilerini tam olarak ve zamanında ödeyen spor kulüplerinin bu vergileri sadece amatör spor branşlarında kullanılmak üzere tekrar geri alabilmeleri amaçlanmakta; düzenlemenin amatör spora tahsis edilen kaynakların artırılması konusunda önemli bir adım olduğu aşikârdır.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son verirken, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, sadece kayıtlara geçsin diye söylüyorum: Hatip, konuşması esnasında AKP Hükûmetinin cumhuriyet tarihinin en köklü yatırımlarını gerçekleştirdiğini ifade etmiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca kurulan fabrikaları ben burada saymaya kalksam gene on iki saat konuşmam gerekir. Ancak on yedi yıllık AKP tarihinde acaba kaç tane fabrika açılmıştır? Bununla birlikte kaç kişiye istihdam sağlanmıştır? Açıklanırsa çok mutlu oluruz, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sisteme giren sayın milletvekillerine sırayla soru sormaları için söz vereceğim. Sürenin yarısı soru olacak, yarısı da cevap olacak.

Sayın Özdemir, buyurun.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, geçen haftaki oturumda da gündeme getirmiştim, size de bir bilgi notu vermiştim, 3173 nitelik kodlu ön lisans muhasebe mezunları... Bu konu gerçekten önemli, şöyle bir aciliyeti var: Ön lisans muhasebe mezunlarının almış olduğu bir KPSS puanı var ve birçoğu da 85 ve üzerinde bir puan. Bu puanlarını kullanabilmeleri için en geç bu haziran ayında atama yapılması gerekiyor ve bu atama için sizden gerçekten bir karar alınmasını... Ve şöyle de bir sorum var Sayın Bakan: Bu ön lisans muhasebe mezunlarına en az 120 ortaksız kadro tahsis edilmesi gerekiyor. Muhasebe bölümü olduğu için birçok bölümle ortak kadro tahsis edilmesi bu bölümdeki öğrencilerimizi mağdur ediyor. Bu konuyu bilginize sunmuştum, tekrar gündeme getirmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Paylan...

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Bakan, muhalefet olarak şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin durdurulması için mücadele veriyoruz biliyorsunuz ama bugün gerçekten vicdanlı bir ses duyduk iktidar partisinin bir milletvekilinden. İdare Amiri Çorum Milletvekili Sayın Salim Uslu, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili, bürokratların Hükûmeti yanlış yönlendirdiğini ve kandırdığını düşündüğünü söyledi. Bu konuda hangi bürokratlar sizi kandırıyor Sayın Bakan? Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin yanlış olduğunu söyledi Sayın Uslu ve “Şeker fabrikaları zarar etmiyor.” dedi. Herhâlde bir iktidar partisi milletvekili bizden daha fazla bilgi alıyor. Bu anlamda, gerçekliği ve gerçekten bu zarar etmeme durumuyla ilgili bize bilgi verin lütfen. Hâlâ bu inadınızda devam ediyor musunuz? Şeker fabrikalarını -muhalefet iktidar bütün milletvekilleri karşıyken- hâlâ satma inadınıza devam edecek misiniz?

BAŞKAN – Sayın Kayışoğlu...

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, on altı yılda defalarca eğitim sistemini değiştirdiniz ve yapboz tahtasına çevirdiniz. Çocuklarımızın hayatı kâbusa döndü. Şimdi de öğretmenlere performans değerlendirmesi getiriliyor ve bu sistemle de öğrencilerin öğretmene not vermesi, ispiyonculuk gibi hususlar devreye giriyor. Bu şekilde, öğretmenlerimiz dayanışmadan uzak, gerçekten rekabetçi bir anlayışla özgür düşünceden uzak, bilimden uzak; öğreten, sorgulatan değil, uyum sağlayan, itaat eden bir noktaya itiliyor. Bursa’daki TÜRK EĞİTİM-SEN, EĞİTİM SEN ve EĞİTİM-İŞ, bütün görüşlerden sendikalar bir araya gelip buna itirazlarını dile getirdiler ve öğretmenleri kaygıya iteceğini, işlerini yapamaz noktaya getireceğini söylüyorlar. Bu performans sistemiyle eğitimin sorunlarını çözebileceğinizi düşünüyor musunuz? Neden böyle bir sistem getiriliyor?

Teşekkürler.

BAŞKAN – Sayın Zeybek…

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sayın Bakanım, çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan, geçimlerini sağlamaya çalışan yurttaşlarımız, ektiği, ürettiği, beslediği hayvanlarının etinden, sütünden geçimini sağlayan üreticilerimiz, Hükûmetin yanlış politikalarıyla, yetiştirdiği üründen, beslediği hayvandan kâr elde edememektedir, bankalara ve birliklere zorunlu borçlanmaktadır. Birliklere olan gübre, ilaç, mazot, tohum, yem ve kredi borçlarının ertelenerek ve faiz borçlarının silinerek yurttaşlarımıza bir nefes aldırılması istenmektedir. Vatandaşlarımıza bir nefes aldırmak sizlerin elindedir. Yurttaşımızı faiz ve tefeci baskısından kurtarmanızı talep ediyoruz. Çiftçimiz, besicimiz bu ülkenin üreticisidir. Üretenin yanında olmak sosyal devletin görevidir. Sosyal devleti yönetenlerin de bunu en iyi şekilde yapacaklarını biliyoruz, bunu da sizlerden talep ediyoruz Sayın Bakanım.

BAŞKAN – Sayın Kuşoğlu…

Sayın Arslan…

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Maliye Bakanına soruyorum:

1) Ülkemizde çalışan binlerce kimyagerimiz var, emekli olduklarında çok düşük maaş alıyorlar. Bu nedenle maaş göstergelerinin 3000’den 3600’e çıkarılmasını ne zaman yapacaksınız?

2) Emniyet mensubu polis arkadaşların da aynı konuda rahatsızlıkları var, emekli olduklarında çok düşük maaş alıyorlar. Polislerin de göstergelerinin 3000’den 3600’e çıkarılmasını yeni yılda yapmayı düşünüyor musunuz?

3) Sağlık personelleri mesaiye bağlı kalmadan saatlerce çalışıyorlar, büyük emek harcıyorlar. Bu nedenle her bir sağlık çalışanına belirli bir yıpranma hakkı verilmesini düşünüyor musunuz?

4) Enflasyonun düştüğü söyleniyor ancak fiyat artışları hızla devam ediyor. Bunun nedeni nedir?

5) Mobilyacıların dolaplar için kullandığı MDF, altı ay önce 150-160 lira iken bugün 200 Türk lirasına zor alınıyor. Bunun nedeni nedir? Mobilyacıların bu fiyatlar karşılığında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bektaşoğlu…

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Aynı zamanda Şehitler Günü olarak kutladığımız 18 Mart, Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümü geçen yıl cuma gününe denk gelmiş ancak Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından camilerimize yollanan hutbelerin dua bölümünde Atatürk’ün ismine yer verilmemiştir. Bu yıl ise Diyanet İşleri Başkanı Çanakkale’deki törenlerdeki konuşmalarında ve yaptığı duada Atatürk adına yine yer vermemiştir.

Çanakkale’yi geçilmez kılarak zaferin kazanılmasında etkin rol oynayan, böylece dinimizi, ezanımızı, bayrağımızı ve vatanımızı kurtaran, 57’nci Alay Komutanı, Anafartalar Kahramanı Atatürk’e ve askerlerine bir duayı çok görenleri kınıyor ve Allah’a havale ediyorum.

Bize Çanakkale Zaferi’nin onurunu yaşatan şehitlerimize ve Atatürk’e Allah’tan rahmet diliyorum, ruhları şad olsun. Kimse Çanakkale’yi küçümsemeye ve yok saymaya kalkmasın.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Tanal, son olarak, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli Bakanım, tabii bu konumuzla ilgisi yok ama insanlar gerçekten mağdur; Mardin’de üç günden beri ilçelerde elektrikler kesik.

İkincisi: Şanlıurfa ilinin Birecik ilçesine bağlı İnnaplı köyünün kanalizasyon borusu patlamış durumda. O su kanalizasyon borusu yapılmadığı için -bitişiğinde bulunan Altınova ve Çiftlik köylerinin de kanalizasyon borusu buna bağlı- ve bu pis kokular dışarı saçıldığı için hem oradaki ağaçlar kuruyor hem de çocuklar kanalizasyon suyuyla oynadıkları için hasta oluyorlar. Yani, bu konuda mümkünse Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığının İnnaplı köyü sakinlerinin bu mağduriyetlerini bir an önce gidermelerini sizden istirham ediyorum.

Ve aynı zamanda, şu anda Düzce ilimizde köpek barınağı yapılıyor. Köylü vatandaşlarımız mağdur durumda sağlık açısından. Düzcelilerin bu mağduriyetini gidermenizi talep eder, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Kuşoğlu, geldiniz galiba.

Buyurun.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, 7020 ve 6736 sayılı yapılandırma kanunlarına göre şu anda ne kadarlık vergi ve sigorta primi tahsilatları söz konusu olmuştur, bilgi verebilirseniz memnun oluruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi soruları cevaplandırmak üzere sözü Maliye Bakanımız Sayın Naci Ağbal’a bırakıyorum.

Buyurun Sayın Ağbal.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Öncelikle, en son olmakla birlikte, Sayın Kuşoğlu’nun sorduğu soruya elimdeki en son bilgiye göre cevap vermek isterim. Şu ana kadar yeniden yapılandırma kanunları çerçevesinde sosyal güvenlik primi, vergi tahsilatı toplam 37 milyar liraya ulaşmış durumda. Gerçekten burada bütün vatandaşlarımıza, mükelleflerimize teşekkür ediyoruz, hem 6736 sayılı Kanun hem de 7020 sayılı Kanun çerçevesinde taksitlerini ödemekte büyük bir itina ve özen gösteriyorlar ve bu sayede şu ana kadar gelen taksitler itibarıyla da tahsilat oranının yüksek olduğunu söyleyebilirim.

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Primler ne kadar?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - 37 milyar şu anda…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Prim ve vergi…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Prim de dâhil, hepsi, toplam 37 milyar 881 milyon liraya ulaşmış durumda.

Sayın Özdemir, aslında haklı olarak geçen defa sordunuz, ben de sizin notunuzu arkadaşlara ilettim. Arkadaşlara tekrar söyledim, bugün gün içerisinde mutlaka bu notu, bilgiyi size getirip burada paylaşacağım. Kusura bakmayın yani bu konuda duyarlılığınız haklı bir duyarlılık, inşallah bugün paylaşacağız onu.

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Paylan Çorum Milletvekilimiz Salim Uslu Bey’in tabii bir beyanatıyla ilgili bir değerlendirme yaptı.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ama haklı.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Ben sayın vekilimizin bütün değerlendirmelerine saygı duyarım, kendi değerlendirmeleridir, o konuyla ilgili burada bir değerlendirme yapmam da yanlış olur, siyasi nezakete ve ahlaka da uymaz. Ama siz tabii, bir meseleyi maksadından ve manasından dışarı çıkarıp da siyasi bir fırsatçılık yapıyorsanız onu da yadırgıyorum Sayın Paylan, siyaseti böyle yapmayın yani lütfen siyaseti siyasi ahlak çerçevesinde yapın.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sataşma var Sayın Başkan, ben söz istiyorum.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Haklı mı, haksız mı?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Kayışoğlu, eğitim sistemiyle ilgili bir performans değerlendirmesi konusunda…

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Söyleyen o değil ki.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Söyleyen Paylan değil ki.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - …Millî Eğitim Bakanlığının çalışmaları konusunda çok detaylı bilgiye sahip değilim.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Bakan, cevap versenize, inadınıza devam ediyor musunuz?

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Söyleyene bir şey söylemiyorsunuz, “O öyle söyledi.” diyene söylüyorsunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Uygun görürseniz bu konuda Millî Eğitim Bakanlığıyla sizin değerlendirmelerinizi paylaşacağım. Ama netice itibarıyla eğitim sisteminin hem nitelik olarak hem nicelik olarak gelişmesi noktasında, hem öğretmen sayısının artırılması hem teknolojinin eğitimde daha fazla kullanılması, eğitim-öğretim ortamının nitelik olarak artırılması konusunda Hükûmet olarak on altı yıldır büyük bir gayret sarf ediyoruz. Performans sistemi başka ülkelerde de uygulama örnekleri olan bir sistem. Tabii ki sizin belirtmiş olduğunuz hassasiyetler hepimiz için ortak hassasiyetler. Performans sistemi eğer uygulamaya konulacaksa bile hiçbir şekilde söylediğiniz bakımlardan sonuç doğuracak şekilde olmamalı. Millî Eğitim Bakanlığımız da bu hassasiyetlere sahiptir diye düşünüyorum.

Sayın Zeybek, çiftçilerimizin kredi borçlarının ertelenmesi konusuyla ilgili şunu söyleyebilirim: On altı yıldır hem sağlamış olduğumuz tarımsal destekleme imkânlarıyla hem de zaman zaman yapmış olduğumuz borçların yapılandırılması düzenlemeleriyle bugüne kadar gerçekten her zaman çiftçimizin yanında olduk. Çiftçimizle her zaman beraberiz, konuşuyoruz, sorunların üzerine gidiyoruz. O anlamda, her bakımdan ne gerekiyorsa da bugüne kadar yaptığımız gibi bundan sonra da yaparız.

Sayın Arslan personel sistemine ilişkin temel bir konuya değindiler yani bu ek gösterge meselesi birçok kamu görevlisini, meslek grubunu ilgilendiriyor yani ek göstergenin 3000’den 3600’e çıkarılması, 3600’den 4800’e çıkarılması her ne kadar bir gösterge rakamı gibi olsa da kişilerin emekli aylığını etkileyen önemli bir faktör. Burada, tabii, bütün bu düzenlemeleri bir bütünsellik içerisinde yapmak gerekiyor. Burada, on altı yıldır kamu personelinin özlük haklarının artırılması noktasında, reel olarak gelirlerinin artırılması noktasında Hükûmet olarak çok önemli düzenlemeleri buradan geçirdik.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Emniyetle ilgili olmadı.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Memurumuzun maaşı her zaman için bu dönemde arttı ve reel olarak da arttı. Emekli aylıkları için de aynı konuyu söylemem gerekiyor.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – 46 lira fark etti Emniyette.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Burada, Sayın Tanal tabii kendince bu meseleyle ilgili bir boyut katmaya çalışıyor ama biz bütün boyutlara vâkıfız ve bütün boyutların da üzerine gidiyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Hangi konuya boyut kattım Sayın Bakan?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) - Sayın Bektaşoğlu

Sayın Bektaşoğlu, hiçbir şekilde Çanakkale’yi yok saymak, küçük görmek kimsenin haddine değil yani hiçbir şekilde böyle bir şey olması mümkün değil; Hükûmet olarak, parti olarak, hepimiz millet olarak bu konularda duyarlıyız. Burada hani hangi bağlamda bu konuyla ilgili böyle bir açıklama yaptığınızı çok detay da bilmiyorum ama şunu söyleyeyim: Burada hepimizin ortak hassasiyeti olan, ortak değerleri olan meseleler üzerinden lütfen siyasi polemikler de çıkarmayalım; onu da özellikle söylemek isterim.

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Ama dua, bir dua.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Tanal Şanlıurfa, Mardin ve Düzce’de bazı meselelerle ilgili duyarlılıklarını ifade ettiler; ben de arkadaşlara söyleyeceğim. Valilikler mutlaka konuları takip ediyordur ama sizin burada da işaret ettiğiniz bu konularla ilgili biz de valiliklere gerekli bilgilendirmeyi yaparız.

Sayın Kuşoğlu’nun sorusunu cevaplamıştım.

Son olarak da yatırımlarla ilgili biraz önce bir konuya işaret edildi, şunu da söylemem lazım: Tabii ki bütün cumhuriyet dönemi boyunca gelen bütün hükûmetler canla başla bu millete hizmet ettiler, bu bir hizmet yarışı; bütün hükûmetler taş üstüne taş koydu, iş yaptı. Tabii, her hükûmet de yaptıklarını ne yapacak? Anlatacak. Biz de milletimize çıkıyoruz anlatıyoruz yani “Eğitimde 2002’ye kadar bu kadardı, biz de bu dönemde bu kadar yaptık.” diyoruz, “Altyapıda bu kadar yapılmıştı, bu kadar yapıldı.” diyoruz. O açıdan burada demokrasinin güzelliği, yaptıklarımızı, yapmadıklarımızı hep beraber millete anlatacağız ve sonuçta hakemliği de yüce Türk milleti yapacak. O açıdan burada bütün bu hizmetleri yapan, bütün bu yatırımları yapan bütün hükûmetlere, bütün siyasi partilere hepimiz de teşekkür ediyoruz, şükranlarımızı sunuyoruz.

Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Paylan.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Siz de dinlediniz, açık bir sataşmada bulundu Sayın Bakan; cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – “Siyasi ahlak” dedi ama…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Çarpıttığımı, siyasi ahlaksızlık…

BAŞKAN – Dilerseniz yerinizden…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Lütfen, sataşma var, açık bir sataşma var.

BAŞKAN – Peki, buyurun.

Lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İktidarın şöyle bir alışkanlığı var: “316 milletvekili benim, onlar beni eleştiremezler, geri kalan muhalefet partilerini de dinlemem, ben bildiğimi okurum.” diyor.

Bakın, biz milletin temsilcileriyiz, 81 milyonun temsilcileriyiz, hepimiz Türkiye'nin temsilcileriyiz ve görevimiz şu: Bu yürütmeyi denetlemek, dengelemek, yaptığı hataları söylemek.

Bizim söylediklerimizi Salim Uslu söylemiş. Bakın, bir aydan beri dilimizde tüy bitti, diyorduk ki: “Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi yanlış.” Çorum Milletvekili, AKP’li Sayın Salim Uslu da bunu söylemiş. “Şeker fabrikaları zarar etmiyor.” diyorduk, aynı şeyi AKP’li Salim Uslu da söylemiş, sağ olsun.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Doğru söylemiş.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ve “Bürokratlar yanlış yönlendiriyor.” dedi. Biz bunu söylememiştik vallahi! Bir şey daha öğrenmiş olduk, bürokratlar Hükûmeti yanlış yönlendiriyormuş. Sağ olsun Salim Uslu.

Ve iktidarı muhalefeti, bakın, 550 milletvekili bugün konuşabilse, Sayın Bakan, 550’si de “Şeker fabrikaları satılmasın.” der, net. Ve bu iktidar inat ediyor. Niye? Az önce söyledim ya, savaş politikalarına devam etmesi lazım, seçim politikasına devam etmesi lazım. Deniz bitti, kaynaklar bitti, satılacak mal kalmadı, şeker fabrikalarına göz dikti bu iktidar.

Arkadaşlar, 550 vekil olarak durduralım. Milyonlarca insanımız o fabrikalardan ekmek yiyor, doğrudan veya dolaylı olarak ekmek yiyor. Hepimizin görevidir, iktidarı muhalefeti; burada ortak bir bildiriye imza atalım, “Şeker fabrikalarını satamazsınız.” diyelim arkadaşlar.

Saygılar sunarım. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Tanal.

Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın, İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın hatip sözlerinin içerisinde savaş politikalarını uyguladığımızı söyledi.

Tekraren söylüyorum, biraz önce Grup Başkan Vekilimiz de söyledi: Hükûmet olarak, nereden gelirse gelsin her türlü terör tehdidine karşı, nerede oluşursa oluşsun her türlü terör yuvasına karşı, millet olarak, ülke olarak, devlet olarak, Hükûmet olarak sonuna kadar mücadele ettik, etmeye devam edeceğiz, son terörist yok olana kadar da bu mücadele devam edecek ama ısrarla bir defa dahi bu terör örgütlerini kınayamayan anlayış bu yapılan mücadeleyi de “savaş” diye atlatmaya çalışıyor. Buna da kimse inanmıyor.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Şeker fabrikalarına gelin Sayın Bakan.

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Yani konu ne?

GARO PAYLAN (İstanbul) – Hamaset, hamaset.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Tanal, siz ne diye söz istiyorsunuz?

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Konu farklıydı. Yani konu ne, siz neden bahsediyorsunuz.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Niye üstünüze alınıyorsunuz? Siz misiniz? Size demedim.

BAŞKAN – Bir saniye, Sayın Tanal’a söz verdim, bir dinliyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, Sayın Bakan sorularımıza cevap verirken -o arada ek gösterge polisler için 3000’di- ben dedim “46 lira fark geldi, fazla bir maaş zammı gelmedi.” Sayın Bakan da cevap verirken “Mahmut Tanal kendince buna bir boyut katıyor.” dedi. Sanki ben gerçek dışı bir beyanda bulunmuşum, beni küçümser gibi…

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Kesinlikle alakası yok. Kabul etmiyorum. Hiç alakası yok, hiç alakası yok. Yani kesinlikle kabul etmiyorum.

BAŞKAN – Yo, yo, Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bu sataşma nedeniyle yerimden…

BAŞKAN – Kayıtlara geçmiştir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür dilerim, yerimden…

BAŞKAN – Kayıtlara geçti, söyleyeceğini söyledin Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değil. Bakın, o açıklığı dile getirmek…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ya yerimden veyahut da sataşmadan dolayı kürsüden söz istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım… Sayın Başkanım, bakın…

BAŞKAN – Lütfen Sayın Tanal… Bakın, ben size hep söz veriyorum ama… Kayıtlara geçti, söylediniz, geçti.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama o zaman doğrusunu söyleyelim.

BAŞKAN – Buyur.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Doğrusu şu: Şimdi, polis memurlarının ek göstergesi daha önce 2200’dü Sayın Bakanım. 2200’den 3000’e çıktığı zaman maaşlarında 46 lira fark etti. Şimdi aynı görevi yapan astsubaylar -aynı görevi yapıyor- 3600. Polis yapıyor, onun ek göstergesi 3000. Yani aynı görev, aynı iş, hatta terör kapsamında polisin görevi daha ağır olduğu hâlde hem emeklilik açısından hem de fiilî, şu andaki maaşlarda çok büyük bir fark var. Bunun 3600’e çıkarılması Anayasa’nın 10’uncu maddesindeki eşitlik ilkelerine uygunluk teşkil eder.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum. Kayıtlara geçmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Bakan cevap verecek herhâlde.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakan bir cevap verecek herhâlde aydınlığa kavuşturmak için.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi, sayın milletvekilleri, üçüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Üçüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

50’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 50’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Müslüm Doğan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                     İzmir

                                        Erol Dora                                      Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       İstanbul

                                      Garo Paylan

                                         İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın milletvekilleri, önerge konuşmalarında uzatma vermeyeceğim, lütfen süresinde bitirin.

Sayın Paylan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet her sıkıştığında, maalesef ucuz hamaset yapıyor. Şeker fabrikaları gibi bütün hepimizi ilgilendiren, bakın, 81 milyonu ilgilendiren bir konuda, maalesef gördünüz, iktidar ucuz hamaset yaptı, bir AKP’li vekilin eleştirilerine dahi tahammül edemedi. Oysa biz 550 vekil aynı şeyi düşünüyoruz, şeker fabrikalarımızın satılmasını istemiyoruz.

Hükûmet bir sus payı olarak “Nişasta bazlı şekeri yüzde 5’e düşürdüm.” dedi. Neye yarar yüzde 5’e düşürmek? Nasıl denetleyeceksiniz? Velev ki nişasta bazlı şeker fabrikası üretimini yaptı, tam kapasite üretti, satışını yaptı fabrikalara; nasıl denetleyeceksiniz yüzde 5’i geçtiğini? Hikâye bunlar. Sus payı verdiler arkadaşlar, doğru değil. Yapmamız gereken, hepimizin sağlığını tehdit etmeyen pancar bazlı şeker üretimine devam etmektir ve bunu kamu eliyle yapmaktır, zarar etmeyen fabrikalarımızın çalışmasını sağlamaktır.

Şimdi gelelim maddeye. Sıvılaştırılmış doğal gaz piyasası var biliyorsunuz arkadaşlar ve biz uzun vadeli kontratlarla Rusya’dan, Azerbaycan’dan, İran’dan ve aynı zamanda belli ülkelerden sıvılaştırılmış doğal gaz alıyoruz. Şimdi, iktidar diyor ki: “Bazen kış çok sert geçiyor ve ben doğal gaza sıkışıyorum. Bana yetki verin, ben spot piyasadan da doğal gaz aldırtabileyim.” Bakın “Alayım.” demiyor, “Aldırtabileyim.” diyor ve “Bazı firmalara yetki vereceğim.” diyor. 8 firmaya yetki verecekmiş. Değerli arkadaşlar, biz şüphe duyuyoruz. Bu 8 firma hangileri olacak? Bu kadar önemli bir maddede Enerji Bakanı kendi ihtisas komisyonunu toplayıp Enerji Komisyonu üyelerine bilgi vermediğine göre burada öküzün altında buzağı aramak durumundayız değerli arkadaşlar.

Benim sizlerden ricam, bu maddeyi geri çekelim ve bu madde ilgili ihtisas komisyonunda görüşülsün; Enerji Bakanı gelsin, Enerji Komisyonuna bilgi versin. “Bu madde şunun için gerekli ve ben bu 8 firmayı şu şekilde belirleyeceğim; onlar yandaş firmalar olmayacak.” desin, gelip bizi ikna etsin.

Bir konu daha var. Diyelim ki biz 400 dolara doğal gaz alıyoruz uzun vadeli kontratla ama spot piyasada, güncel piyasada bazen doğal gaz fiyatı 300 dolara, 250 dolara düşebiliyor ve bu yandaş olabilecek firmalar, Türkiye 400 dolara doğal gaz alırken 250 dolara doğal gaz alabilirler ve bunun kârı kime yazılacak arkadaşlar veya bunun zararı kime yazılacak? 81 milyona yazılacak. O açıdan bu tip maddelerle ilgili, arkadaşlar, ilgili ihtisas komisyonlarını çalıştırmalıyız ve o komisyonlarda Enerji Bakanı gelip bilgi vermeli, hesap vermeli, bu maddeyi çıkarma gerekçelerini ortaya koymalı ve ona göre bu yetkiler verilmeli. Böyle yasama kalitesizliği içinde bu yetkileri vermeyelim, 81 milyonun ahı var arkadaşlar her bir kuruşta.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 50’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                           Erkan Aydın

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                     Selina Doğan                                            Sibel Özdemir                                           Murat Bakan

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                       İzmir

                                       Çetin Arık

                                         Kayseri

Madde 50 – 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun geçici 2’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Ancak bu hükümler, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), spot boru gazı ve sıkıştırılmış doğal gaz (CNG) ithalatı için uygulanmaz. Ayrıca, yapılacak spot sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), spot boru gazı ve sıkıştırılmış doğal gaz (CNG) ithalatında bu Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinin (2), (3) ve (4) numaralı alt bentleri ve (4) numaralı alt bendini takip eden birinci paragrafta belirtilen şartlar aranmaz. Bir takvim yılında yapılabilecek spot boru gazı ithalat miktarı ve uygulama yöntemi Bakanlık birimlerinin görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) - Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İzmir Milletvekili Murat Bakan konuşacaktır.

Buyurun Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

MURAT BAKAN (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, İzmir’de son yolculuğuna uğurladığımız şehit Uzman Jandarma Çavuş Sergen Çakmak kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve Türk ulusuna başsağlığı diliyorum.

Değerli arkadaşlar, ordumuz bugün itibarıyla Suriye’nin Afrin bölgesine olan operasyonu başarıyla tamamlamış durumdadır. Yaklaşık iki aylık bir mücadelenin neticesinde Afrin şehir merkezi herhangi bir meskûn mahal çatışmasına gerek kalmaksızın ele geçirilmiştir. Bu vesileyle ordumuzu tebrik eder, Afrin Operasyonu’nda şehit olan 46 askerimize Allah’tan rahmet ve tüm ulusumuza tekrar başsağlığı dilerim.

Biz, bu operasyona Cumhuriyet Halk Partisi olarak ulusal çıkarlarımızı korumak maksadıyla destek olduk, hemen yanı başımızda PKK’nın kontrolünde otonom bir bölge oluşmasını arzu etmedik. Peki, ne oldu da bu noktaya gelindi, sınırlarımız YPG’nin eline geçti ve biz Suriye’de operasyon yapmak durumunda kaldık? Geçmişi birlikte hatırlayalım: Suriye’de 2011’de iç savaş başladığında çıldırmış gibi Esad iktidarını devirmeye angaje oldunuz, “Üç saatte Şam’a gireriz.” dediniz, Emevi Camisi’nde namaz kılma hayalleri kurdunuz; açık sınır politikasıyla dünyanın dört bir tarafından gelmiş, sapkın zihniyete sahip cihatçı teröristlerin Suriye’ye geçmesine izin verdiniz. Suriye cehenneme döndü, 4 milyon Suriyeli savaştan, tacizden, tecavüzden kaçıp ülkemize sığındı. Suriye’de Esad’ı devirmek için, rejime karşı savaşsın diye o zamanki YPG lideri Salih Müslim’i Ankara’ya davet ettiniz; bugün, “Avrupa’da neden tutuklanmıyor?” dediğiniz Müslim’in altına kırmızı halılar serdiniz. Dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen cihatçı teröristler ülkeyi kana buladığında, Esad, kuzey bölgesinden ordusunu çekip YPG’ye teslim etti ve bu yanlış dış politika Esad’ın devrilmesini zorlaştırdığı gibi, bizi Suriye’nin kuzeyinde PKK güdümlü bir otonomiyle karşı karşıya bıraktı. Esasen, bugün ortadan kaldırmaya çalıştığımız fiilî durumun sebebi iktidarın beceriksiz dış politikasıdır. Tam da bu sebeple 46 askerimizin şehit olmasında bu iktidarın sorumluluğu vardır.

Esad’ı devirme hırsınız gözünüzü kör etmeseydi, bu nedenle Suriye’de bir otorite boşluğu oluşmasaydı PKK güdümlü bir otonomiyle karşı karşıya kalmayacak, daha önceki Fırat Kalkanı Operasyonu’na da Zeytin Dalı Operasyonu’na da gerek olmayacaktı, onlarca şehit ve yaralı vermeyecektik. Şimdi, hamasetle kahramanlık devşirdiğiniz bu operasyonlar sizin geçmiş hatalarınızın bedeli arkadaşlar, çökerttiğiniz dış politikamızın bedeli.

Bize ulaşan bilgiler, YPG'lilerin 15 Mart günü sivillerle beraber Afrin’i terk ettikleri, 16 Mart günü Afrin kent merkezinde direnç gösterecek herhangi bir YPG'li unsurun kalmadığı yönündedir. O hâlde, akla hemen şu soru geliyor: Ordumuz, Afrin’e girmek için neden iki gün gecikerek 18 Mart tarihini beklemiştir? Öyle anlaşılıyor ki Afrin galibiyeti Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümüne getirilerek ordumuzun askerî zaferi üzerinden siyasi bir zafer elde edilmeye çalışılıyor.

Değerli arkadaşlar, CHP Grubu olarak yaklaşık iki aydır Afrin Operasyonu’nun siyasi zemine çekilmemesi, bu amaçlar doğrultusunda kullanılmaması yönünde iktidarı uyarıyoruz ancak operasyonun sonunda da gördüğümüz üzere, operasyon, siyasi rant sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Ülkemizin ve sınırlarımızın güvenliği iktidarın siyasi çıkarlarına alet edilmekte, olası bir seçimde iktidarın eli güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Üstelik, ordumuz bu operasyonları kendi başına gerçekleştirmiyor, “ÖSO” adı altındaki ne idiği belirsiz milis kuvvetlerle birlikte hareket ediyor, sanki ordumuzun gücü yetersizmiş gibi hak etmediği haksız bir konuma itiliyor.

ÖSO’yla ilgili, Hükûmeti defalarca uyardık “Bunlar cihadist unsurlardır, dikkat edin.” diye ve Afrin'den gelen haberler hiç iç açıcı değil. İddialar, ÖSO militanlarının yağma yaptığı yönündedir. Hükûmetin derhâl bu iddiaları araştırıp gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Ancak bu tip hareketlerin bireysel ve fevri davranışlar olduğunu asla düşünmeyin. Cihadist unsurlar bireysel davranışta bulunmazlar, ele geçirdikleri yerlerdeki sivillere ait malı mülkü ganimet, halkı da tutsak ve esir olarak görüyorlar, gerçek yönleri bu ve bizim başımıza büyük bela olacak arkadaşlar, cihadistlerle iş tutmayın.

Değerli arkadaşlar, sizleri ülkemizin derhâl “Yurtta sulh, cihanda sulh.” temelinde komşularıyla dengeleri gözeten, ihtiyatlı, barışçıl dış politika anlayışına dönmesi gerektiği konusunda uyarıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

50’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın İnceöz, sisteme girmişsiniz, buyurun, İç Tüzük 60’a göre söz veriyorum.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz’ün, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Özgür Suriye Ordusu’nun birlikte terörist unsurlarla mücadele ettiklerine ilişkin açıklaması

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu daha evvel bazı hatipler tarafından da söylendiği için, bu arada, Millî Savunma Bakanımızla görüştük. ÖSO’yla ilgili, birkaç gündür, orada yağma vesaire yaptığı dile getiriliyor. Şunu özellikle belirtmek istiyoruz ki orada Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) birlikte çok ciddi bir şekilde terörle, terör örgütleriyle, terörist unsurlarla mücadele etmişlerdir, bir kahramanlık destanı yazmışlardır. Bunu özellikle belirtmek istiyorum. Özellikle bu yağma hususunu tekrar sorduk teyiden, herhangi bir şekilde burada böyle bir unsura rastlanmadığını, buna ilişkin hiçbir emarenin olmadığını… Millî Savunma Bakanımız yağma yapılmadığına dair net bir bilgi verdi. Burada Özgür Suriye Ordusuna daha evvel terör unsuru diyen açıklamalar, benzeri açıklamalar bu Parlamentoya mensup milletvekilleri tarafından yapıldı. YPG’ye terörist diyemeyen zihniyet Özgür Suriye Ordusunu terörist unsur olmakla…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Açarsanız Sayın Başkan…

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Özgür Suriye Ordusunu terörist olmakla itham etmekte herhangi bir delil aramaya ihtiyaç duymayan beyanlara hep beraber ne yazık ki tanık olduğumuz süreçlerden geçiyoruz. Bunu özellikle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi… Oradaki operasyondan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri Özgür Suriye Ordusuyla beraber gerçekten bir zafer kazandı. Evet, Çanakkale Zaferi’nin 103’üncü yılında, buna gölge düşürmememiz lazım, bir şey söyleyeceksek kelime oyunlarıyla değil, direkt söylememiz lazım. Olgunun üzerinde algılarla, herhangi bir şekilde, asıl hamasetse bunu yapmamak lazım. Bu Afrin Operasyonu’ndan herhangi bir şekilde siyasi iç malzeme… Türkiye bugün çok tarihî süreçlerden geçiyor, millî ve milletimizin, ülkemizin bekası olduğu dönemlerden geçiyor. Peki, biz mi söyledik Amerika’ya 5 bin tır oraya silah, mühimmat deposu ver? Biz mi söyledik orada tüneller kazılsın? O hazırlıklar ne için yapıldı? Artık gerçekler üzerinden konuşalım. Burada hiç kimse hamaset yapmıyor. Ülkemizin ve milletimizin bekası söz konusu.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MURAT BAKAN (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Bakan…

MURAT BAKAN (İzmir) – Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili az önce konuşmasında, bana atfen yaptığı konuşmada “YPG’ye terörist diyemeyenler ÖSO’yla ilgili değerlendirme yapıyor…”

BAŞKAN – Hayır Sayın Bakan, söylemedi.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Size demedim.

MURAT BAKAN (İzmir) – Ya düzeltsin ya da ben cevap vereceğim.

BAŞKAN – Söylemediğini söyledi zaten.

İLKNUR İNCEÖZ (Aksaray) – Sayın Başkanım, şöyle dedim: “Bu Parlamentoda milletvekili…” dedim. Kendisini kastetmediğim çok açıktı, ne konuştuğumu çok net biliyorum.

BAŞKAN – Sizin şahsınızı ilzam eden bir şey yok.

Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – Şimdi 51’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 51’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                           Erkan Aydın

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                     Selina Doğan                                            Sibel Özdemir                                              Çetin Arık

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Kayseri

                                                                                                      Tanju Özcan

                                                                                                             Bolu

Madde 51- 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun geçici 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında bulunan "bu hakların ilgili mevzuat çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartına bağlamaya," ifadesi "bu hakların, mahiyetlerine göre, AR-GE faaliyetleri neticesinde elde edilmesi ve ilgili mevzuat çerçevesinde tescil veya kayıt ettirilmesi ya da bildirilmesi şartına bağlamaya, istisnadan kazancın elde edildiği vergilendirme dönemine ilişkin beyannamelerin verilmesi gereken sürenin sonuna kadar tescil veya kayıt için yetkili kuruma başvurulmuş olması kaydıyla bu kazançları doğuran işlemlerin gerçekleştirildiği vergilendirme döneminden başlayarak faydalandırmaya,” “bu kapsamda uygulamaya” ibaresi “bu kapsamda tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmesine ve uygulamaya” şeklinde değiştirilmiş, fıkranın sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Belirlenen esaslar çerçevesinde tescil, kayıt veya bildirim şartının yerine getirilmemesi durumunda, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Bolu Milletvekili Tanju Özcan.

Sayın Özcan Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun bir aradan sonra sizi Genel Kurul kürsüsünden saygıyla selamlıyorum.

Biliyorsunuz, ben mümkün olduğu kadar bu dönem kürsüye çıkmamaya çalışıyorum, çok önemli bir konu olmadığı takdirde. Gereksiz ve boş konuşmaları sevmediğimi zaten bilirsiniz.

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Biz boş mu konuşuyoruz burada? Ayıp oluyor!

TANJU ÖZCAN (Devamla) – Bu yüzden bugün burada tarihî bir uyarıda bulunmak için söz aldım.

Şimdi, sayın milletvekilleri, tarihî bir uyarıda bulunacağım. Ciddi bir konu. Şimdi sizin bir milletvekiliniz var, Sayın Şamil Tayyar. Burada mı acaba? Şimdi Şamil Tayyar sizin grubunuz için önemli bir milletvekili. Bunu nereden biliyorum? Her hafta bir programı var bir yandaş kanalda, değil mi? Partiniz adına söz söylemeye yetkili kılınmış bir milletvekili. Geçen gün bir televizyon programında neler söylüyor? Çoğuna da katılıyorum, onu da söyleyeyim. Diyor ki: “Gaziantep Başsavcısı tehdit ediliyor. Başsavcıya baskı yapıp Gaziantep'te FETÖ'nün kitaplarını okurken basılan başhekim hakkında takipsizlik kararı verdirildi.” Ve daha vahim şeyler söylüyor sayın milletvekilleri. Çok önemli. Siz diyorsunuz ki… Bir iddianız var “FETÖ'yle mücadele ediyoruz.” diye.

Sayın Bakan, bakın, dikkatle dinleyin. “FETÖ'yle mücadele ediyoruz.” diyorsunuz, bir milletvekiliniz çıkıp “FETÖ borsası kuruldu. Milyon doları veren tahliye oluyor.” diyor. Ben söylemiyorum bunu. Ben bunun böyle olduğunu biliyorum ama. Aynen de katılıyorum. Bakın “Milyon doları veren tahliye oluyor.” diyor. “Nasıl tahliye ediyorlar?” diyor, ayrıntısını da anlatıyor. “Bunları itirafçı konumuna sokuyorlar.” diyor. Vallahi o kadar çok itirafçı çıktı ki doğru söylüyor. Neyi itiraf ediyorlar, onu da anlayabilmiş değilim. Sayın Bakan, siz hiç takip ettiniz mi bu itirafçılar ne söylüyor? Hükûmetin bilmediği, Sayın Cumhurbaşkanının bilmediği, bizim bilmediğimiz neyi söylüyor bunlar? Hiçbir şey söylemiyor. Demek ki bunlar parayı verip düdüğü çalanlardanmış. Parayı verip düdüğü çalarlardan...

Bakın, devamında daha vahim şeyler söylüyor Sayın Tayyar. “Sayın Cumhurbaşkanının etrafı kuşatılmış.” diyor. Bir kayıttan bahsediyor, bir görüntüden bahsediyor veya bir ses kaydından bahsediyor. “Ben bir yıldır Sayın Cumhurbaşkanının bütün danışmanlarına bunu verdim.” diyor, “Sayın Cumhurbaşkanına bunu dinletin, izletin dedim.” diyor, “Ama bir yıl boyunca Cumhurbaşkanına bunu izletmemişler.” diyor. “Ben Sayın Cumhurbaşkanına bunu izletince -kendi ağzından söylüyorum- çılgına döndü.” diyor, “Çılgına döndü.” diyor. FETÖ'yle ilgili bir kayıttan bahsediyor. “Çılgına döndü.” diyor.

Şimdi, sayın milletvekilleri, bakın, Sayın Cumhurbaşkanımız da bu konuyu dinlesinler muhakkak. Eğer danışmanları kendisine iletirse ki şüphem var, iletmeyeceklerdir… Geçmişte de bu konuşmalar oldu, geçmişte de “Sayın Cumhurbaşkanının etrafı kuşatılmış.” diyenler oldu bu kürsüden, bizler de bunu söyledik. Ama sonuçta ne oldu? Sayın Cumhurbaşkanının en yakınındaki 5 yaverin 3’ü FET֒cü çıktı.

Şimdi ben size soruyorum: Sayın Cumhurbaşkanının kaç danışmanı var, ben bilmiyorum. Sizden tam sayıyı bilen var mı, bunu da bilmiyorum. Ama Şamil Tayyar diyor ki: “Benim gönderdiğim önemli bir kayıt Sayın Cumhurbaşkanına danışmanları tarafından ulaştırılmıyor.” Şimdi biz bu durumda şöyle bir şüpheye kapılmayalım mı? Sayın Cumhurbaşkanının 17-25’ten sonra kendisinin seçip görevlendirdiği 5 yaverin 3’ü FET֒cü çıkarsa bu danışmanların kaçı FET֒cü onu da Allah bilir. Bu konunun üzerine gidin diye anlatıyorum sayın milletvekilleri.

Bakın, Sayın Tayyar bunları söylerken “Aynı zamanda yazılı suç duyurusunda da bulundum.” diyor, “Sözlü olarak, ben milletvekiliyim, benim ağzımdan çıkan suç duyurusu kabul edilmedi.” diyor. Ama ben bu konuda gerçekten samimiyetsiz olduğunuzu düşünüyorum.

Mehmet Metiner ne söyledi 15 Temmuzda, daha birinci yıl dönümünde, Meclisin bahçesinde? “Sayın Cumhurbaşkanıyla aynı sırada oturan 2 eski bakan var FET֒cü” dedi, değil mi? Yazdı bunu, yazdı. Biz buradan sataştık, açıkla bunları dedik. Açıklamasına izin vermedi o oturumu yöneten AKP'li Meclis Başkan Vekili, sizi kastetmiyorum.

Arkadaşlar, nereye gidiyorsunuz, ne yapıyorsunuz? FETÖ'yle mücadele konusunda gerçekten çok samimiyetsiz davranıyorsunuz.

Bakın, kendi milletvekilinizin söylediklerini Türkiye'de bir savcı ihbar kabul edip bunun üzerine dahi gitmiyor. Hemşehrim olan HSK Başkan Vekiline de sesleniyorum buradan. Bakın, bir milletvekili –bu ikinci oldu, ikinci- AKP milletvekili uyarılarda bulunuyor, somut olaylardan bahsediyor, eski bakanlardan bahsediyor, “FETÖ'cü bakanlar” diyor. Mevcut milletvekili, şu anda görev yapan Milletvekili Şamil Tayyar “Gaziantep Başsavcısına baskı yapıp takipsizlik kararı alınıyor.” diyor. Nerede bu ülkenin namuslu savcıları? Ben bunun cevabını merak ediyorum.

Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

TANJU ÖZCAN (Bolu) – Sayın Başkanım, hiç sataşma yok mu burada?

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 51’inci maddesinde yer alan “ikinci fıkrasında yer alan” ibaresinin “ikinci fıkrasındaki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Müslüm Doğan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                     İzmir

                                        Erol Dora                                      Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       İstanbul

                                                                                             Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                          İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu.

Sayın Kerestecioğlu, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün yani 19 Mart, 4 Kasım siyasi darbesinin 500’üncü günüydü. Sadece tutuklu milletvekillerinin bu 500 gün içinde 395 duruşması yapıldı. Neredeyse her gün bir duruşma yapıldı. Bunların 185 tanesi Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın duruşmaları. Sadece bu istatistik bile Anayasa’ya aykırı dokunulmazlık düzenlemesinin amacının HDP olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Sayın Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in geçtiğimiz cuma günü görülen duruşmasında ben de vardım ve o duruşmayı izledim. Orada gerçekten, yargının yürütmenin amaçlarını yerine getirmek için nasıl bir gayret içerisinde olduğunu yakinen gördük, buna tanık olduk. Bir de, tabii, arkadaşlar, bu kadar süre içerisinde yani beş yüz gün içerisinde biz, bir tek AKP milletvekilinin ya da MHP milletvekilinin herhangi bir soruşturma geçirdiğine de tanık olmadık. Yani yargı aslında bizim için çalışıyor.

Şimdi, şehir merkezlerine devasa adalet sarayları yaptınız yani onların adına “adalet sarayı” dediniz. Aslında, o, tırnak içerisindeki saraylara baktığım zaman bir hukukçu olarak gerçekten üzüntü duyuyorum. Çünkü bu, bizim vekillerimizle alakalı olan bir şey değil ama vatandaş, kapısında kuyruklarda bekletiliyor ve sürekli, hani, özellikle de Amerika’daki 11 Eylül saldırılarından sonra dünyanın girdiği güvenlik paranoyası içerisinde “güvenlik, güvenlik, güvenlik” denilerek tek tek aramalardan geçtiği ve adalete ulaşmak için aslında çok ciddi bir yabancılaşma yaşadığı, âdeta adalete ulaşmaktan korktuğu yani o binaların içerisine erişip sonrasında bir de yargılanacak o insanlar ama oraya adımını atmaktan korktuğu binalar yarattınız.

Tamam, bu binaları yaptınız. İşte İstanbul örneğinde biri Çağlayan’da, biri Kartal’da; iki tane koskoca bina yaptınız. Peki, bu “adalet sarayları” dediğiniz saraylarda neden Selahattin Demirtaş’ı yargılamıyorsunuz? Gerçekten inanılır gibi olmayan, bir bozkırın içerisinde, spor salonu kılıklı bir yerde yapıldı Eş Genel Başkanımızın duruşması ve insanlar oraya ulaşamasınlar diye, gerçekten, avukatlar gelemesin, vatandaşlar gelemesin diye öyle bir salonda yapıldı bu yargılama. Tabii ki ulaştı insanlar, tabii ki geldiler ama siz buna “adalet” diyecekseniz eğer, hakikaten bu ülkede adalet adına hiçbir şey kalmamış demektir.

Mahkeme heyeti genç bir heyetti, 3 kişilik bu heyetin yaşları 35 civarındaydı ve ne yazık ki bu genç heyet, Türkiye’nin en genç liderine ceza vermek için aslında talimat alarak davranış içerisindeydi. Her an telefonla konuşan, bir karar vermekten çekinen ve aslında oraya karar almış olarak gelen… Çünkü hemen yargılamayı yapıp siyasi yasaklı hâline getirmek… Çünkü bir seçim stratejisine girdiniz ya, o nedenle tutuklu vekillerimizi özellikle siyasi yasaklı hâline getirip bir an önce seçimlere onlarsız gitmek, bizi daha da azaltmak gayretini güdüyorsunuz ya, işte bunun tezahürüydü orada gördüklerimiz. O yargılamada biz adalet falan görmedik, yargı hiç görmedik zaten.

Bir konuşmadan yargılanıyor 2 milletvekilimiz, Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder ve o konuşma… Burada hukukçu milletvekilleri var, birazcık izan diyorum; eğer bir insan bir konuşmadan yargılanıyorsa o konuşma metninin dosya içeriğinde olması gerekmez mi? Bir deşifre yapılmış, nokta nokta işaretleriyle dolu bir metin konulmuş oraya ve bu talebi bile -yani konuşma metnini deşifre edin bilirkişi marifetiyle ve bu şekilde konuşma metni dosyanın içerisinde olsun- o mahkeme heyeti reddetti.

Yani adaletten yoksun günler yaşıyoruz ama ne yazık ki bu çok da umurunuzda değil. Bir gün ihtiyacınız olduğunda ne düşünürsünüz bilmiyorum.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Sayın grup başkan vekillerini ve Sayın Bakanımızı çay içmeye davet ediyorum

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.46

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

52’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                           Erkan Aydın

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                    Kemal Zeybek                                              Çetin Arık                                              Selina Doğan

                                         Samsun                                                     Kayseri                                                     İstanbul

                                    Sibel Özdemir

                                         İstanbul

MADDE 52- 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

"EK MADDE 5- Hazineye ait taşınmazlar, tarımsal üretim yapmak üzere tarımsal amaçlı kooperatifler, tarım satış kooperatifleri ve tarımsal üretici birlikleri ile bunların üst kuruluşlarına 492 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinde yer alan harca esas değerin yüzde biri üzerinden yirmi yıl süre ile doğrudan kiralanabilir.”

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Samsun Milletvekili Kemal Zeybek konuşacaktır.

Sayın Zeybek, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

KEMAL ZEYBEK (Samsun) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

533 sıra sayılı torba kanun tasarısı 4706 sayılı Hazineye ait taşınmazların tarımsal üretim yapmak üzere tarımsal amaçlı kooperatifler, tarım satış kooperatifleri ve tarımsal üretici birliklerine kiraya verilmesiyle ilgili kanun. Tabii, bu kanundan bizim anladığımız şu: Daha öncesinde Hükûmetin, devletin elinde bulundurmuş olduğu tarım işletme, üretme çiftliklerini kiraya verip sattığını biliyoruz ama sıra geldi köylünün merasına. Aslında, bu kanunun çıkış amacı, yapılış amacı köylünün merasının satışa sunulmasıdır, kiraya verilmesidir. O yüzdendir ki böyle bu kanunun… O köylülerimiz zaten kendi aralarında bu mera alanlarını kendi hayvanlarını otlatarak, ekim yaparak kullanmaktadır. Bu mera alanlarını alıp kimlere vereceksiniz? Bunu Hükûmete burada sormadan edemiyoruz.

Şimdi, çiftçiden yana olmadığınızı biliyoruz. Her türlü tahıl ürününü yıllardır, on beş-on altı yıldır ithal ediyorsunuz. Türkiye’deki bundan on yıl önce buğday üretim alanlarının 9 milyon hektarken 2017 yılında 7 milyon 700 bin hektara düştüğünü görüyoruz. Nohudu ithal ediyorsunuz. Nohut ekim alanı geçen yıl yüzde 46 küçülmüş yani 350 bin hektar nohut arazisi ekilirken 2017 yılında 180 bin hektar olmuştur. Türkiye’de TÜİK’in araştırmalarına göre 2005 yılında 41 milyon 200 bin ekili alan varken bu sayınının 2010 yılında 38 milyon hektara düştüğünü görüyoruz.

Şimdi, TÜİK bir taraftan böyle bir açıklama yapıyor, Tarım Bakanlığı da diyor ki: “27 milyon hektar alanımız var.” Bu alanlar da 23 milyon hektar alana düşülüyor. Şimdi, devletin işleyişinde, çalışmasında Bakanlık öyle konuşursa, TÜİK böyle konuşursa bu vatandaş sizin neyinize inanacak? Yani bunların hepsi bir şekilde; böyle uydurma, kaydırma şekliyle devlet yönetilebilir mi? Devletin bir kuralı vardır, devletin elindeki doneler, birimler, sayılar noktasına virgülüne halka sunulmak zorundadır.

Şimdi, diğer taraftan, yıllardır vatandaşımız ekim alanlarını boş bırakıyor. Neden boş bırakıyor? Ektiği üründen kâr edemeyince şehre göç ediyor. Bunu sağlayan sizsiniz, üretim alanlarını boş bıraktınız. Burada sıralamak da istiyorum aslında. 2016 yılında 4 bin ton nohut ithalatı varken 2017 yılında 11 bin tona çıkmış, 3 bin ton kuru fasulye ithalatımız varken 2017 yılında 11 bin tona çıkmış yani yüzde 267 artış olmuş. Fasulyeyi ekmeyiz, nohudu ekmeyiz, mercimeği ekmeyiz, arpayı ekmeyiz, buğdayı ekmeyiz yani hepsini ithal eder duruma gelmişiz. Böyle bir durumda siz çiftçinin yanında nasıl yer alabilirsiniz? Şu anda ithalatı iyi beceriyorsunuz ama ihracatta şu anda soğan üreticisi, patates üreticisi, sarımsak üreticisi ürünlerini depoda çürütmekte. Siz üreticinin yanında, ihracatçının yanında yer almayacak mısınız? İhracatı desteklemeyecek misiniz?

Şu anda Nevşehir’de patates depolarda çürümekte. Çorum’da, Eskişehir’de, Konya’da, Türkiye'nin muhtelif bölgelerinde soğan üreticisi depolarında soğanı çürütmektedir. Bu da sizin uygulamalarınızla oluyor. Orta Doğu’nun göbeğine daha önceki yıllarda tüm bu ürünlerimiz ihraç ediliyordu. Ürünümüzü Azerbaycan almaz, Gürcistan almaz, Suriye almaz, Irak almaz. Kime satacağız bu ürünleri? Üretim yaparken desteklenmesi de gerekiyor, bunu yapmayanlar sizsiniz. Bugüne kadar AKP hükûmetleri bunu yapmıştır. Sayın üreticim, bundan sonra da bunu yapacağını bilmeniz gerekiyor diye düşünüyorum.

Hepinize saygılar arz ediyorum. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 52’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Müslüm Doğan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                     İzmir

                                        Erol Dora                                      Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       İstanbul

                                                                                             Mehmet Emin Adıyaman

                                                                                                             Iğdır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman konuşacaktır.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı torba yasa tasarısının 52’nci maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında bir düzenleme öngörüyor; ek 5’inci madde ekleniyor bu kanuna. Bu değişiklikle ya da ek maddeyle amaçlanan şey, tarımsal üretim yapmak üzere tarım kredi kooperatiflerine, tarıma yönelik faaliyet yapan birliklere ve tarım satış kooperatiflerine hazineye ait taşınmazların yirmi yıl süreyle kiraya verilmesi. Tabii, bu düzenlemeyle aslında şeklen görünen şey, tarım sektörünün geliştirilmesi; tarım kredi kooperatifleri veya tarımsal üretici birlikleri ile bunların üst kuruluşlarına hazineye ait tarımsal arazilerin yirmi yıl kiraya verilmesi. Şimdi, tabii, uygulamada gerçekten istenilen sonucun alınması mümkün mü, bu düzenlemeyle hedeflenen işte o tarımsal gelişim mümkün müdür, buna bakmak lazım.

Yine, kiraya verilen taşınmazların bu kira bedellerinde 492 sayılı Kanun’un 63’üncü maddesinde belirtilen rayiç değer üzerinden bir bedel belirlenecek yani rayiç değerin yüzde 1’i oranında kiraya verilmiş olacak. Şimdi, burada ciddi bir sakınca var aslında, o da şu: Şimdi, Türkiye’nin farklı bölgelerinde hazineye ait arazilerin rantsal düzeyde rantabilitesi farklı farklıdır. Dolayısıyla yirmi yıl süreyle kiraya verilecek olan arazilerin, örneğin İstanbul’da kiraya verildiği yıldaki rayiç değeri ile bir sonraki yıl veya birkaç yıl sonraki rayiç değeri arasında müthiş bir fark doğacaktır çünkü çok daha rantabldır. Örneğin, doğuda tam tersine bir süreç işleyebilir yani bu yıl rayiç değer ya da diğer ismiyle emlak değeri üzerinden kiraya verdiğinizde sürekli göç verdiğinden ve tarımsal girdi anlamında rantabl olmadığından bir yıl sonra, iki yıl sonra o emlak değeri daha da düşebilir. Bu anlamda ciddi bir sakınca söz konusu yani Türkiye’nin değişik bölgelerindeki bu emlak değerleri arasındaki fark açısından ciddi bir sıkıntı ya da bir sakınca var. Bence burada esas alınması gereken sabit bir rayiç değerdir, sabit rayiç değer üzerinden yirmi yıl boyunca kiraya vermek bu tarımsal gelişime katkı sağlayabilir.

Yine, burada eksik bir husus şu: Aslında tarımsal birliklere, kooperatiflere falan kiraya veriliyordu hazine arazileri ama Türkiye’de yüz binlerce tarımla uğraşan yurttaşımız fiilen hazine arazisini işletiyor ya da zilyet durumunda. Dolayısıyla kurumlara yani tarım kredi kooperatiflerine, tarım satış kooperatiflerine ya da üst birliklerine bu fırsat tanınırken fiilen işleten, tarım faaliyeti yürüten yurttaşların her yıl devlete ödediği böyle bir imkân değil aslında, ecrimisil değer üzerinden her yıl bir para tahsil ediliyor. Eğer amaç tarımın geliştirilmesi ise bu fırsatın yurttaşlara da tanınmasında fayda var ve daha doğru bir düzenleme olur.

Şimdi, arazilerin ranta açık olması ve emlak vergisinin esas alınmasının sakıncalı olduğunu söyledik, dolayısıyla burada objektif bir kriterin konulması lazım.

Yine, tarımı geliştirelim derken aslında ülkede tarımın ne hâle geldiğini de görmek lazım. Yani sürekli şu anda şeker fabrikalarının satışından bahsediliyor. Yirmi yıl önce Türkiye’deki çiftçilerin neredeyse yüzde 90’ı şeker pancarı üretiminden kazanç elde ediyordu işte avans parasından bilmem şeker pancarı bedeline kadar ama bugün bakıyoruz, Türkiye’de neredeyse şeker pancarı üretimi yok. Bırakın vatandaşın avans almasını, şeker pancarına konulan kotalarla Türkiye’de şeker pancarı üretimi tüketildi. Tabii, şeker pancarı üretimi tüketilince de en kolay yol şeker fabrikalarını ucuza birilerine devretmek, birilerine peşkeş çekmek.

Milyonlarca yurttaşımız şeker pancarıyla geçinirken bugün şeker fabrikalarının da belli şirketlere satılmasıyla tarım sektörü zaten tüketilmiş durumda. Bu, tarımın diğer alanları için de geçerli. Neredeyse, artık Türkiye’de tarım yapılamaz duruma geldi.

Bu hususların dikkate alınmasının doğru olacağını belirtiyor, saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

52’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

53’üncü madde üzerinde aynı mahiyette iki önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 53’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                   Müslüm Doğan                                  Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                           İzmir                                                         Bitlis                                                       İstanbul

                                                                                             Filiz Kerestecioğlu Demir

                                                                                                          İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                           Erkan Aydın

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                     Selina Doğan                                            Sibel Özdemir                                              Çetin Arık

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     Kayseri

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sibel Özdemir, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi kanunlarında değişiklik yapılması hakkında kanun tasarısının 53’üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, benim üzerinde söz aldığım değişiklik maddesiyle, hazineye ait taşınmaz malların değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkında 4706 sayılı Kanun’un ek 4’üncü maddesinde yapılması önerilen değişiklikle derneklere de kamu taşınmazlarının eğitim veya yurt olarak kullanılmak üzere kırk dokuz yıllığına kullanım hakkı verilmesine olanak sağlayan bir düzenleme yapılıyor. Bu haktan vergiden muaf olan vakıflar yararlanıyordu ancak şimdi getirilen bu maddeyle dernekler de bu olanaktan yararlanacaklar. İki yıl içerisinde başvurmaları hâlinde taşınmazları bedelsiz olarak kullanabilmelerine olanak sağlanmaktadır. Bakanlar Kurulunca kamu yararına çalışan ve öğrencilere yönelik eğitim ve yurt temini faaliyetinde bulunan derneklerden Gençlik ve Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenecek olan şartları sağlayanlar lehine bir düzenleme yapılmaktadır. Kuruluş amaçlarına uygun olarak kullanılmak üzere mülkiyeti hazineye veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazların üzerinde kırk dokuz yıllığına bedelsiz irtifak hakkı tesis edilebilme olanağı getirmektedir. Bu irtifak hakkı tesisi nedeniyle de kamuya yararlı statüsüne alınacak olan bu derneklerden ayrıca hasılat payı da alınmayacak. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulanan yerler üzerinde de bedelsiz kullanma izni verilebilmesi sağlanmaktadır. Fakat değerli milletvekilleri, tasarının 53’üncü maddesi hükmünde, mülkiyeti hazineye veya kamu kurum kuruluşlarına ait taşınmazların hangi kriterler göz önünde bulundurularak ya da hangi şartları taşıyan vakıflara bedelsiz irtifak hakkı tesis edileceği hususunda maalesef bir açıklık bulunmamaktadır.

2017 yılında birdenbire Plan Bütçe Komisyonuna bir torba yasa getirilmişti ve bu torba yasa içerisinde Kredi ve Yurtlar Kurumuyla ilgili çok önemli düzenlemeler vardı. İşte, bunlardan bir tanesi, Kredi ve Yurtlar Kurumunun amacına “millî ve manevi değerleri geliştirme” gibi bir amaç da eklenmişti. Komisyonda Genel Başkan Yardımcımız Bursa Milletvekilimiz Sayın Lale Karabıyık’ın bu değerlerin neler olduğu sorusu yanıtsız kalmıştı. Yine şu an üzerinde konuştuğumuz değişiklik maddesiyle doğrudan ilişkili olan Bakanlığın vergi muafiyeti listesinde bulunan vakıf ve derneklerin kurduğu yurtların beslenme ve barınma maliyeti de devlet tarafından karşılanacaktı. Biz o zaman ısrarla sormuştuk “Hangi dernekler, hangi vakıflar?” diye. O zaman Komisyonda 100’e yakın dernek ve vakıf listesi verilmişti. Ve biz yine tekraren sorduk, “Hangi kriterlere göre belirleyeceksiniz bu dernek ve vakıfları?” Ve o zaman bu kriterlerin Bakanlık tarafından belirleneceği söylenmişti.

İşte, bu yasayla da, görüldüğü gibi, fiilen aslında birçok vakıf devlet tarafından desteklenmekteydi. İşte, Ensar Vakfına, İlim Yayma Cemiyetine, Birlik Vakfına taşınmazları verdiniz, bugün ise bu yapmış olduğumuz değişikliklerle, bu torba yasaya eklediğiniz değişikliklerle yasal hâle getiriyorsunuz ve o zaman savunamadığınız, yasaya ekleyemediğiniz maddeyi bugün torba yasayla tekrar karşımıza getirdiniz. Bu nedenle maddede yer alan düzenlemelerin, tüm boyutlarıyla Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda etraflıca tartışılıp görüşüldükten sonra hazineye olan mali yükü açısından Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi gerekiyordu.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri on altı yılda yurt ve barınma sorununu maalesef bilinçli olarak çözmediler. Devlet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği gibi bu alandaki bütün sorumluluğunu maalesef malum cemaat, dernek ve vakıflara devretti. Öğrencilerimiz cemaat, vakıf ve derneklerin insafına bırakıldı ve değerli milletvekilleri, ülkenin yakın geçmişinde karşılaşılan, eğitim ve yurt hizmetlerinin vakıflara, cemaatlere bırakılmasının ortaya koyduğu olumsuz vakalara ve yaşananlara hepimiz şahit olduk. İşte, bizim ısrarla uyardığımız paralel yapılanmanın nelere mal olduğuna, eğitim sistemimizde, yurtlarımızda nasıl bir çöküntüye sebep verdiğine hepimiz şahit olduk. Millî Eğitim Bakanlığı 2017 yılı Temmuz ayında yaptığı protokollerle eğitim alanındaki faaliyetlerini İlim Yayma Cemiyeti, Ensar Vakfı, Birlik Vakfı gibi birçok vakfa, derneğe devretmiştir. Protokoller incelendiğinde vakıfların eğitim alanında istedikleri şekilde faaliyet yapabildiklerini görmekteyiz. İşte, farklı şehirlerde üç şubesinde mahkûmiyetle sonuçlanan, maalesef çocuk tacizlerinin gerçekleştiği bir vakfa bu tür ayrıcalıkların verilmesi kabul edilemez.

Değerli milletvekilleri, son olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – İzin verirseniz son bir otuz saniye daha konuşacağım.

BAŞKAN – Önergede uzatamıyoruz, hiç kimse için uzatmadık; söyleyin, tutanaklara geçsin.

Buyurun.

SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) – Buradan tekrar seslenmek istiyorum: Gerçekten eğitim, yurt, barınma gibi çok stratejik olan alanların birçok vakfa, derneğe, cemaate teslim edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz, 2019 yılında iktidara geldiğimizde bir yıl içerisinde yurt sorununu nitelikli, bilimsel koşullarda çözeceğimizin sözünü veriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu konuşacaktır.

Buyurun Sayın Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)

FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha 2017 Temmuz ayında, Maliye Bakanlığı “eğitim” adı altında kamu taşınmazlarının Diyanet onayıyla kırk dokuz yıllığına Ensar Vakfı, TÜRGEV gibi dinî vakıflara yurt olarak verilmesinin önünü açmıştı. Görüyoruz ki kanun tasarısının 53’üncü maddesiyle bu vakıflarla yetinilmemiş, şimdi derneklere de aynı hak tanınmak isteniyor. Vakıflara aktarılan kamu malının, arazinin haddi hesabı yokken, şimdi bir de derneklere kamu taşınmazlarının kırk dokuz yıllığına bedelsiz tahsisinin önü açılıyor.

Arkadaşlar, bir derneğin ortalama ömrü kaç yıldır? 14 kişi bir araya gelip dernek kurarsınız, öyle vakıflar gibi daha fazla denetim mekanizmaları da yoktur dernekler için. Vakıflara binaların tahsisi görüşülürken, Hükûmet, bir de bu malların yarı fiyatına vakıflara satılması için bir teklif sunmuştu ve kamuoyunun tepkisiyle geri çekilmişti. Kaynayan bir kazan var ve sürekli kanun tasarıları hazırlanıyor, sürekli vakıflara, derneklere para aktarmaya, mal vermeye çalışılıyor. Daha TÜRGEV’in, Ensar’ın adını duymadan on yıllar önce kurulan ve kıt kanaat insani değerler için, inançları ve azimleriyle ayakta durmaya çalışan Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, İnsan Hakları Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı gibi kendi mücadelesiyle, direnciyle ayakta durmaya çalışan kurumlar varken, bir anda pıtrak gibi çoğalan vakıflara inanılmaz araziler, mallar, paralar veriliyor. Ensar Vakfı son üç yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ihya edildi. Maltepe’den Çatalca’ya kadar kamuya ait 9 bina ve arsa Ensar Vakfına bırakıldı. Öyle ki geçen yıl vakfa Yenikapı’da 18 dönümlük bir arazi daha bırakıldı. Yenikapı miting alanının yanındaki bu alanın değeri 371 milyon lira. AKP’li belediyelerin çok sevdiği vakıflar var. Neredeyse her belediye bütçesinden bu vakıflar için özel bir pay ayrılmış gibi, ya bedava arsa veriyorlar ya da yurt binası. Bu ikisini veremiyorlarsa bir binayı kiralayıp, her türlü masrafını üstlenip vakfın emrine veriyorlar. Yalnızca İstanbul’da milyarlarca liralık kaynak aktarımından bahsediyorum. Neredeyse, kafamızı kaldırıp güzel bir kamu binasını nerede görsek bu vakıfların adını buluyoruz üzerinde. Çatalca Kaleiçi’nde, Tevfik Erdönmez Caddesi’nde 3 milyon 80 bin liralık bir arsa üzerindeki bina Ensara devredildi. Maltepe Çınar Mahallesi, Karayolları Caddesi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait bir bina yine orta ve yükseköğrenim öğrencilerine konaklama hizmeti sağlamak amacıyla Ensar Vakfının kullanımına on yıllığına tahsis ediliyor. Mülkün şu anki piyasa değeri 5 milyon lira.

Fakat vakıflar da yetmedi. Kimlere kamu malları verilecek, size şimdiden sayayım: İlim Yayma Cemiyeti, Erdoğan ailesine yakınlığıyla bilinen ÖNDER İmam Hatipliler Derneği, kurucuları arasında Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu Birlik Vakfıyla organik bağı olan Türkiye İlahiyat Tedrisatına Yardım Eden Dernekler Federasyonu, Deniz Feneri Derneği. Ne yapacak bu kurumlar? Öğrencilere eğitim ve yurt sağlayacak. Kamunun ücretsiz sağlaması gereken eğitim, barınma hakkı, Hükûmete yakın dinî cemaatlerin kontrolü altında derneklere, vakıflara devredilmiş durumda.

Biz daha yeni Aladağ’da çocukları yanan ailelerin acısını duymadık mı, “Çocukları Ensar gibi vakıfların denetimsiz yurtlarındaki istismardan koruyacağız.” demedik mi? Şimdi yine aynı vakıflar, dernekler çocuklara yurt ve eğitim mi verecek? Ensar Vakfının onlarca küçücük çocuğun istismara uğradığı Karaman’daki yurdundaki gibi mi olacak? 11 küçücük kız çocuğunun can verdiği Aladağ’daki öğrenci yurdu gibi mi olacak yoksa? Hem de bizlerin parasıyla hem de yurttaşların birlikte yarattığı zenginliği har vurup harman savurarak. Vakfın yönetim kurulunda AKP’liler, hepsi zengin, sanırsınız hayır yapıyorlar vakıflarda ama vakfa yine yurttaşın parası harcanıyor.

Evet, bunları kabul etmiyoruz arkadaşlar. “Tartışmalı maddeler mi var?” diyorsunuz; işte, tartışmalı maddelerin en başında gelenlerden bir tanesi daha.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

53’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

54’üncü maddede iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                           Erkan Aydın

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                    Sibel Özdemir                                            Selina Doğan                                   Mehmet Bekaroğlu

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                     İstanbul

                                       Çetin Arık

                                         Kayseri

MADDE 54- 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına "Takas” tanımından sonra gelmek üzere aşağıdaki tanım eklenmiştir.

"Tek hazine kurumlar hesabı: Belediyeler, il özel idareleri, İşsizlik Sigortası Fonu hariç olmak üzere kamu idarelerinin mali kaynaklarının bütçenin gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirilmeksizin karşılığı Hazineden alacak kaydedilmek üzere toplandığı ve Müsteşarlık tarafından yönetilen hesabı,”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu konuşacaktır.

Sayın Bekaroğlu, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 54’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında konuşmak üzere söz aldım. Bu önergeyle tek hazine kurumlar hesabından belediyeler ve il özel idarelerinin çıkarılmasını istiyoruz aynen İşsizlik Sigortası Fonu gibi.

Değerli arkadaşlarım, gerçekten belediyeler -Anayasa gereği de bu böyle- mahallî idareler her açıdan özerk olması gereken kurumlar. Bu madde, mahallî idarelerin, belediyelerin ve il özel idarelerinin özerkliğini ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla yerel yönetimlerin bu işin içine dâhil edilmemesi gerekir. Bu sebepten dolayı önergemize destek istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, geçtiğimiz günlerde, bu Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody’s’in Türkiye notunu düşürmesiyle ilgili raporu yayınlandı biliyorsunuz ve piyasalar bunlardan etkilendi. Hükûmetimizse, özellikle Sayın Maliye Bakanı -burada değil- “Bu hiçbir şey değildir. Yani Moody’s böyle kendi kendine karar veriyor.” diyor. Zaten Hükûmetin genel bir tutumu var bu konularla ilgili. Bütün uluslararası kuruluşlarla ilgili böyle bir tutumu var, sadece ekonomiyle ilgili değil. İşlerine geldiğinde, kendi lehlerine bir açıklama geldiği zaman çok tutuyorlar, yandaş televizyonlar, gazeteler bunları anlata anlata bitiremiyorlar ama ters bir şey geldiği zaman onlara da “Bütün hepsi Haçlı seferi yapıyor, hepsi bizim aleyhimize çalışıyor.” filan diyorlar.

Değerli arkadaşlarım ama iş öyle değil. Şimdi niye öyle olmadığını anlatacağım. Bakınız, Moody’s bu raporu verirken açıklaması çok enteresan. Diyor ki: “Kurumların dirençlerinde bir düşüş var. Parasal politikaların etkinliğindeki ilave aşınma ve temel yapısal reformların uygulanmaması, bunların gecikmesi…” Böyle değil mi arkadaşlar? Böyle. “Diğer taraftan başka riskler var, yüksek cari açık, dış borçlanma dolayısıyla kırılganlık var.” diyor. Ciddi sıkıntılar var. Şimdi bunları Moody’s söyledi, Haçlı seferi filan… Öyle değil ama. Bu işler işliyor. Ama öbür taraftan da ben, bu Moody’s ve diğer uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarıyla ilgili Hükûmetin yapmış olduğu bu açıklamalardan hareketle, Hazineden sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek’e bir soru sordum nedir bu kuruluşlar, ne işe yarıyorlar diye. Şimdi verdiği cevabı -kısa cevaptır- okuyacağım değerli arkadaşlarım ve Sayın Maliye Bakanının da dikkatine sunuyorum:

“Kredi notu, bir borçlunun borcunu zamanında ve düzenli geri ödeme kapasitesi ile bu konudaki istekliliğini ölçmeye çalışan bir değerlendirme sistemidir. Para piyasaları ve sermaye piyasalarında faaliyet gösteren kurumlara, borçlanıcılara, yatırımcılara, tüm aracı ve düzenleyici kurumlara değerlendirmelerinde yardımcı olur.” Uzatmamak için kısa kesiyorum. Netice itibarıyla diyor ki: “Borçlanabilmek için bu kredi derecelendirme kuruluşlarının raporlarına ihtiyaç var. Borçlanmak için başvurduğunuz zaman bu raporlardan koyuyorsunuz ve biz de bunlara uyuyoruz. Fitch Ratings ve Moody's’le de anlaşmamız var.” “Ne kadar para veriyorsunuz?” diye soruyorum. Diyor ki: “Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla imzalanan sözleşmelerin maliyeti dâhil koşulları yine sözleşme hükümleri gereğince mahremlik taşımaktadır, açıklayamam.” Peki, bunları yapıyorsunuz, bu anlaşmaları yapıyorsunuz, o zaman niçin millete yalan söylüyorsunuz? Hadi “yalan söyleme” kelimesi… Niye milletten gerçeği saklıyorsunuz. Ya, bir açık olun, dürüst bir şekilde anlatın. Açık ve dürüst bir şekilde anlattığınız zaman her anlamda, siyasi anlamda da ekonomik anlamda da kredibiliteniz artıyor, size güveniyorlar değerli arkadaşlarım.

Bakınız, niye bize güvenmiyorlar, bu kuruluşlar niçin böyle rapor veriyor, ben size söyleyeyim. Yıllardan beri Merkez Bankası enflasyon hedefini yüzde 5 olarak koyuyor. E, enflasyon oranı kaç değerli arkadaşlar? 11,95; iki haneli. Peki, nasıl güvensinler size? Nasıl kredi notlarınızı artırsınlar? “Ha, bizi ilgilendirmiyor.” İlgileniyorsunuz, bu ekonomik sistemin içindesiniz, ret mi ettiniz siz kapitalizmi? Hayır. İşte 2001’de Kemal Derviş’in IMF’yle beraber hazırlamış olduğu programı ret mi ettiniz? Hayır. O zaman açık açık söyleyin, dürüst olun, çıkın millete “Bunlar var, ne yapalım?” filan deyin. Ha, böyle değil. E, böyle değil ama rakamlar ortada.

Dolar kaç lira Cemal kardeşim? Hep sana sataşıyorum. Çık, bunları bir anlat, sen bunları biliyorsun. Ne oldu? 4 liraya doğru gidiyor. Ne işe yarayacak, bizim cebimizde dolar yok ama her şeye yansıyacak ve herkes bundan zarar görecek.

Teşekkür ederim, saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 54’üncü maddesinde yer alan “gelmek üzere” ibaresinin “gelecek şekilde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                               Garo Paylan                          Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                     İstanbul                                                       Bitlis

                                   Müslüm Doğan

                                           İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın Paylan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tek hazine hesabı, faydalı bir uygulama arkadaşlar, bütün kurumların, bütün kamu kurumlarının hesabını tek bir hesaptan yönetmek faydalıdır, bu anlamda destekliyoruz ama handikapları var, onları da söyleyeceğim.

Değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, bu yasa, yürürlüğü tarihinde devreye geçecek yani Cumhurbaşkanı imzalayıp Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte devreye geçecek. Bakın, biz 2018 yılının bütçesini yaptık. 2018 yılında kurumlar dediler ki: “Benim 10 lira gelirim olacak, artı, 3 lira da faiz gelirim olacak.” Bütçe yaptılar, onlarca kurum bütçe yaptı, Plan ve Bütçe Komisyonunda hep beraber görüştük. Şimdi, diyorsunuz ki: Bu kanun yürürlüğe geçecek, ben o kurumların parasının hepsini tek hazine hesabında toplayacağım, faiz geliri de bana kalacak. Şimdi, bu noktada bakarsak, yürürlüğü tarihinde eğer ki devreye geçerse bütün kurumların bütçesi şaşar, hatta öyle kurumlar var ki gelirlerinin çok ciddi bölümü faiz olan kurumlar var arkadaşlar ve bütçe performansları şaşacak. Bu anlamda yalnızca yürürlük tarihine baktığımızda bir hata var. En azından bu yıl yürürlüğe geçmemeli bu tek hazine hesabı.

Diğer bir boyutu: Bizim yaptığımız muhalefetle İşsizlik Sigortası Fonu’nun bu tek hazine hesabının dışında olduğunu yazdırdık ama arkadaşlar, sözde, bakın, gerçekten sözde bir düzenleme çünkü İşsizlik Sigortası Fonu’nun tamamı şu anda Hükûmetin yönetiminde ve keyfî olarak kullanıyor. İşsizlik Sigortası Fonu, işçilerin işini kaybettiğinde veya meziyetlerini geliştirmesi anlamında kullanılması gereken bir fon yani işçinin fonu, emekçinin fonu. Bu fon emekçinin dar günde yardımına koşan bir fon olmalı. Oysa biz bu fonun kullanma amaçlarını genişletmiyoruz. Bakın, 118 milyar TL para topladık, işçiye bunun çok az bir bölümünü kullandırıyoruz. Oysa milyonlarca işsizimiz var, bunlara maaş olarak destek olması gereken bir fon, tam tersine, iktidar şimdi bütçeyi bitirdiği için, bütçe imkânları sıkılaştığı için şu anda yalnızca bu torbayla, şu 95 maddelik torbadaki birkaç maddeyle İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 18 milyar TL kullanılıyor arkadaşlar, eski parayla 18 katrilyon lira. Ne için? İşçinin cebine artı para mı koyuyoruz? Asgari ücreti 1.600 yerine 1.700 lira mı yapıyoruz? Hayır. İşsizlere daha fazla maaş mı veriyoruz? Bir yıl yerine, altı ay yerine iki yıl maaş mı vereceğiz diyoruz? Hayır. İşçilerin çalıştığının karşılığını işverenlere destek olarak, teşvik olarak vermek için kullanıyoruz. Bu bakış yanlış arkadaşlar, işçinin parasıyla işverene teşvik verilmez. İşverene teşvik illaki vermek istiyorsanız, bütçe imkânlarıyla verirseniz verirsiniz, biz gine muhalefet ederiz ama siz verebilirsiniz. Yapmamız gereken, işçilerin parasını işçilerin hayrına, işçilerin yararına kullanmaktır. Bu anlamda çok ciddi bir handikap var arkadaşlar. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan lütfen işçinin parasını işçinin yararına, işçinin güvencesi anlamında kullanalım derim.

Diğer bir handikap arkadaşlar, bu da çok önemli, biz dedik ki: Yerel yönetimlerin özerkliği vardır her anlamda. Merkezî bir yönetim tabii ki olacak ama yerel yönetimler var, bunların yetkileri var, onlar da vatandaşlara gidip oy alıyorlar, yetki alıp yönetiyorlar. Eğer bu yetkiyi yerelde almışsa o belediyelerin özerkliği vardır, özerkliği olan bir kurumun mali özerkliği de vardır yani parasını nasıl yöneteceğine kendisi karar vermeli ve sonucunda da millete hesap verecek, kendi yerelindeki vatandaşlara seçimlerde hesap verecek; aynı zamanda Sayıştay denetimi de var, başka denetimler de var. Bu anlamda, bu tek kamu hesabından belediyeleri vareste tutalım dedik arkadaşlar. Saatlerce anlattık ama Hükûmeti ikna edemedik. Belki sizler bu anlamda dur dersiniz. Tek hazine hesabından belediyeleri çıkaralım arkadaşlar. Yerel yönetimler özerk olsun, aynı zamanda mali özerklikleri de olsun. Bu anlamda desteklerinizi bekliyoruz önergemize.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

54’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

55’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                   Müslüm Doğan                                  Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                           İzmir                                                         Bitlis                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Mardin Milletvekili Erol Dora konuşacaktır.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesi üzerinde Halkların Demokratik Partisi adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde kapsamında yapılan düzenlemeyle 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 12’nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında yer alan “belediyeler, il özel idareleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve söz konusu idarelerin bağlı ortaklıkları” ibaresinde yer alan belediye ve il özel idareleri, Anayasa’da mahallî idareler olarak tanımlanmış yerinden yönetim ilkesinin uygulandığı kurumlara işaret etmektedir.

Değerli milletvekilleri, düzenlemeyle bu idarelerin de tek hazine hesabı içine dâhil edilmesi Anayasa’nın yerinden yönetim ilkesi ve yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğine aykırılık teşkil etmektedir. Zira, Anayasa’nın “İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği” başlıklı 123’üncü maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün teşkil ettiği ve kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. İdarenin kuruluş ve görevlerinin merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükme bağlanarak, kamu tüzel kişiliğinin ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı belirtilmiştir. İdarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ilkesiyle, idarenin yerine getirdiği çeşitli görevler ile bu görevleri yerine getiren kurumlar arasında birlik sağlanması ve idari yapı içinde yer alan kurumların bir bütünlük içinde çalışması öngörülmüştür.

Değerli milletvekilleri, yine, Anayasa’nın 127’nci maddesi “Mahallî idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir. Merkezî idare, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idarî vesayet yetkisine sahiptir.” hükmünü içermektedir. Anayasa’nın bu maddesiyle verilen yetki, hukuka uygunluk denetiminin yanında yerindelik denetimini içerecek şekilde düzenlenebilir. Vesayet makamınca işlemler üzerinde iptal, onama, erteleme, izin, tekrar görüşülmesini isteme, düzeltme gibi çeşitli denetim usulleri uygulanmaktadır. Ancak getirilen bu düzenleme, Anayasa’nın 127’nci maddesinde yer alan mahallî idarelerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’da, merkezî idare ve mahallî idare ayrımı yapılmıştır. Mahallî idarelere birtakım yetki ve ayrıcalıklar tanınmış olması bu idarelerin somutlaşmış özerkliklerini göstermesi açısından oldukça önemlidir. Örneğin, mahallî idare organlarının seçimle göreve gelmesi ve bu seçimlerin süreli olması, mahallî idarelerin kararlarını kendi organları vasıtasıyla ele alması ve bu kararların uygulanması, mahallî idarelerin kendi bütçelerinin bulunması gibi tasarının 55’inci maddesinin içerdiği hükümle bu idarelerin kullanımında bulunan nakit varlıkların tek hazine kurumlar hesabı içine dâhil edilmesi idari ve mali ve özerklik açısından oldukça sıkıntılıdır.

Değerli milletvekilleri, bu düzenleme, benzer şekilde, Türkiye açısından bağlayıcı olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın idari ve mali özerklik ilkesine de aykırıdır. Yerel yönetimleri daha özerk bir yapıya kavuşturmayı amaçlayan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı yerel demokrasileri gelişmekte olan bizim gibi ülkelerde daha büyük bir önem arz etmektedir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın ortaya koyduğu ilkelere uygunluk açısından, ülkemizde yerel yönetimlerin özerk bir yapıya kavuşturulması onların idari ve mali özerkliklerini sağlayacak bir yapılanmaya gidilmesini gerektirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakınız, bu düzenleme hem Anayasa’nın ilgili 127’nci maddesine hem de Türkiye açısından bağlayıcı olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın idari ve mali özerkliği ilkesine de aykırıdır.

Bu açıdan, maddenin tasarıdan çıkarılmasını bir kez daha belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                                           Erkan Aydın

                                           İzmir                                                       Ankara                                                       Bursa

                                       Çetin Arık                                              Sibel Özdemir                                           Selina Doğan

                                         Kayseri                                                     İstanbul                                                     İstanbul

                                Kamil Okyay Sındır

                                           İzmir

MADDE 55- 4749 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "diğer Hazine işlemleri kapsamında yaptırılan iş, işlem ve diğer hizmetler” ibaresi "diğer Hazine işlemleri ile tek hazine kurumlar hesabı kapsamında yaptırılan iş, işlem ve diğer hizmetler” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan "Genel bütçe kapsamındaki ödemeleri” ibaresi "Genel bütçe ve tek hazine kurumlar hesabı kapsamındaki ödemeleri” şeklinde, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası aracılığıyla” ibaresi "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında veya diğer kamu bankalarında” şeklinde, "Nemalandırmaya ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlık ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası arasında” ibaresi "Nemalandırmaya ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlık ile ilgisine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası veya diğer kamu bankaları arasında” şeklinde, dördüncü fıkrasında yer alan “Genel bütçe kapsamındaki idareler” ibaresi "Hazine Müsteşarlığı dışında kalan genel bütçe kapsamındaki idareler” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle ve bu fıkradan sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

"Yukarıda sayılanlardan mali kaynakları tek hazine kurumlar hesabı kapsamında değerlendirilecek olanları belirlemeye Bakanın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.”

"Tek hazine kurumlar hesabının ve buna bağlı olarak açılacak banka hesaplarının işleyişi, tek hazine kurumlar hesabı kapsamındaki kurum ve kuruluşların Müsteşarlıktan olan nakit talepleri ile ödeme ve tahsilat tahminlerinin Müsteşarlığa bildirilmesi, Müsteşarlıkça nakit taleplerinin karşılanması, bu hesabın işleyişinden doğan borçlandırma ve alacaklandırma işlemlerinin yapılması, tek hazine kurumlar hesabında toplanan kaynakların değerlendirilmesi, kamu iktisadi teşebbüsleri ve söz konusu idarelerin bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ile birliklerinin tek hazine kurumlar hesabına alınan kaynaklarının değerlendirilmesi sonucu elde edilecek getirinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan bankalarca bir aya kadar vadeli mevduata uygulanan ağırlıklı ortalama mevduat faiz oranının % 70'i esas alınarak belirlenmesi, paylaşılması ve diğer ilgili hususlara ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir.

Tek hazine kurumlar hesabı kapsamındaki kaynakların değerlendirilmesinden elde edilen nema gelirleri genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir. Müsteşarlıkça, kamu iktisadi teşebbüsleri ve söz konusu idarelerin bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri ve birlikleri ile paylaşılan nema gelirleri Müsteşarlık bütçesine bu amaçla konulacak tertiplere gider kaydedilerek ilgili kurumlara ödenir. Tek hazine kurumlar hesabı kapsamında Müsteşarlık ile kamu kurum ve kuruluşları arasında oluşan her türlü yükümlülük ilgili taraflarca faizsiz olarak yerine getirilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI OSMAN AŞKIN BAK (Rize) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır konuşacak.

Buyurun Sayın Sındır. (CHP sıralarından alkışlar)

KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 55’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, şüphesiz bu torba kanunun pek çok maddesinde Anayasa’ya aykırılıklar var, bunu milletvekili arkadaşlarımız defalarca anlattılar. Bu maddedeki düzenleme de değerli arkadaşlar, Anayasa’mızın 123’üncü -ki idarenin bütünlüğü ve kamu tüzel kişiliğini düzenleyen 123’üncü maddesi- ve mahalli idareleri düzenleyen 127’nci maddesine aykırı. Peki, ne yapılıyor bu maddelerde? Tek hazine hesabını oluşturuyoruz. Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum, maddenin gerek geneli gerekse de yerel yönetimlere ilişkin yaptığı düzenlemeler konusunda büyük kaygılar taşıdığımızı belirtmek isterim. Çünkü maddenin ruhu açısından baktığımızda açıkça söylüyorum ki tek hazine hesabı düzenlemesi tek kelimeyle tek adam rejiminin ve yarattığı ölçüsüz merkezîleşmenin kamu maliyesindeki bir karşılığıdır. Yani her şeyi tek elde toplayan anlayış bugün itibarıyla kamu maliyesini de tek elde toplamaya karar vermiş bulunmaktadır. O yüzden düzenlemenin gerekçesinde ifade edildiği gibi tek hazine hesabı düzenlemesi kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasıyla aslında ilgili değildir. Şu anda kamu maliyesi çok ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Kamunun iç ve dış borçları hiçbir dönemde görmediğimiz büyüklüklere ulaşmıştır. Kısa vadeli borçlar artık döndürülemeyecek noktaya gelmiştir. Bunlar olurken bir yandan da devlet hesapsız kitapsız verdiği garantiler nedeniyle bir avuç şirkete, sürekli zararlarını tazmin edecek milyarlarca lira ödemektedir. Kamu maliyesini iflas noktasına getiren yerel yönetimler midir değerli arkadaşlar? Kesinlikle değildir. Kamu maliyesini iflas noktasına getiren, merkezî yönetimin hazinesi, maliyesi ve onlara bu emirleri veren tepedeki otoritedir. Onlar, bugün burada getirdikleri bu yasa teklifiyle yerel yönetimlerin, belediyelerin, özel idarelerin mali yapılarını ele geçirmek, kaynaklarını istedikleri gibi kullanmak amacındadırlar. Bakın, Belediye Kanunu ve çeşitli kanunlarda -5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu dâhil olmak üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu da dâhil olmak üzere- “Belediye, belde sakinlerinin mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere karar organları seçmenler tarafından belirlenen idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisidir.” der. Bu düzenlemeyle yerel yönetimlerin Anayasa tarafından da güvence altına alınan bu özerkliklerine yeni ve esaslı bir darbe vurulacaktır. Yeni bir darbe diyorum çünkü hâlihazırda yapılan belediyelerdeki görevden almalar, kayyum atamaları ve istifaya zorlamalarla yerel yönetimlerin idari özerkliklerinin siyasi ve idari ayağı büyük ölçüde ayaklar altına alınmıştı. Şimdi bu daire, mali özerklikleri de ellerinden alınarak tamamlanmak istenmektedir.

Belediyelerin, il özel iradelerinin kaynaklarını kontrol eden, nakitlerini elinde tutan bu anlayışın ne yapacağını gayet iyi biliyoruz. Bakın, Komisyonda Katma Değer Vergisi Kanunu’na ilişkin bir düzenleme var. O düzenlemeden anlıyoruz ki özellikle zora girmiş büyük müteahhitleri kurtarmak için vergi iadelerini doğrudan ödeme yoluna gidecekler, bu konuda milyarlarca liraya ihtiyaç duyulduğunu biliyoruz. Anlıyoruz ki şimdi belediyelerin, il özel idarelerinin bankalardaki paralarına el koyup müteahhitlere ya garanti projelerin zarar tazmini ya da KDV iadesi olarak verilmesi düşünülüyor.

Değerli milletvekilleri, yapılan bu düzenlemeler Anayasa’ya uygun değildir, kamu vicdanı açısından da kabul edilemez. Zaten yetersiz olan gelirleriyle vatandaşa hizmet vermekte zorlanan yerel yönetimlerin ipleri tamamen merkezî yönetimin eline geçecek. Milletin oyuyla seçilen belediye başkanlarının eli kolu bağlanacak, nefes alamaz hâle gelecekler. Başkanlar da çaresiz kalacak, daha fazla para koparabilmek için günlerinin çoğunu Ankara’da geçirmeye başlayacaklar.

Değerli milletvekilleri, bu hesaba yerel yönetimlerin dâhil edilmemesi gerekiyor. Dünyanın başka hiçbir yerinde bunu görmemiz mümkün değildir. Belediyelerin kendi meclisleri var ve halk tarafından seçilmişler, kararlarını alıyor, uyguluyor, harcamasını yapıyor, gelirini yönetiyor ve karşılığında kendini seçen halka hesabını veriyor.

Bu düzenleme konusunda belediyelerimizin ve il özel idarelerimizin hakkını sonuna kadar koruyacağız. Hukuki her mecrada mücadele etmeye devam edeceğimizi de belirtmek isterim. Yerel yönetimleri bu hesabın içine dâhil etmek büyük bir hata olacaktır. Yapılan düzenleme Anayasa’ya aykırılık tartışmalarını da beraberinde getirecek bir düzenlemedir. Bu yanlıştan dönülmesi gerekir. Yerel yönetimlere bunu yapmak büyük bir haksızlıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMİL OKYAY SINDIR (Devamla) – Millî iradenin de hakkını gabsetmek olacaktır. Bunu kabul etmemiz mümkün değil diyor, teşekkür ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 55’inci madde kabul edilmiştir.

56’ncı maddede bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 56’ncı maddesinde yer alan “gösterildiği şekilde” ibaresinin “gösterildiği gibi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                   Müslüm Doğan                                             Erdal Ataş                            Mahmut Celadet Gaydalı

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Meral Danış Beştaş ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

56’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

57’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 57’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                            Mehmet Emin Adıyaman                                 Müslüm Doğan                                             Erdal Ataş

                                            Iğdır                                                         İzmir                                                       İstanbul

                            Mahmut Celadet Gaydalı

                                           Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman konuşacaktır.

Sayın Adıyaman, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 57’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

57’nci maddeyle yapılan düzenleme, özel tüketim vergisinin 7’nci maddesinde özel tüketim vergisinden istisna tutulan kurumlara Savunma Sanayii Müsteşarlığı da eklenmiş.

Şimdi geriye doğru bir gidip hatırlamamız lazım bu düzenleme niye yapılıyor. Hepinizin hatırlayacağı üzere, 24 Aralık 2017 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan 696 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararnamesi’yle Savunma Sanayii Müsteşarlığı Cumhurbaşkanlığına bağlandı. Tabii, bu düzenleme, yine hatırlayacağımız üzere, 2018 bütçe tasarısı kanunlaştıktan hemen iki gün sonra yürürlüğe konuldu.

Şimdi, 2018 bütçesini hepimiz burada uzun uzun tartıştık. Savunma sanayisine yönelik bir bütün olarak bütçe payının bir önceki yıla göre yüzde 40 oranında arttırıldığını gördük. Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Millî Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet, Jandarma, MİT gibi doğrudan savaş bütçesiyle irtibatlı kurumların bütçesinde bir önceki yılın bütçesine göre, evet, yüzde 40 ile 50 arası bir artış sağlandı. Ancak rakamların göstermediği, yine savaş ekonomisi ya da savaş bütçesi anlamında rakamların göstermediği ve denetlenmeyen hesaplar var. Mesela bunlar yine nelerdir? Savunma Sanayii Destekleme Fonu, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı gibi bütçe dışı milyarlarca liranın aktığı fonlar var. Özel hesaplar ve örtülü ödeneklerde çok büyük kaynağın savaş odaklı politikalara aktarıldığını bilmekteyiz.

Ayrıca, yine Savunma Sanayii Müsteşarlığına bağlı olan Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na bütçe tasarısından önce kasımda çıkarılan torba yasayla, hatırlayacağınız üzere, büyük bir pay ayrılmıştı.

Şimdi, bütün bunlar niye yapılıyor? Bütün bunlardaki amaç, denetlenemeyen, kontrol edilemeyen bir bütçenin tek elden yani saray tarafından yönetilmesi ve sarayın kontrolüne verilmiş olmasıdır. Şimdi, burada açık bir şekilde, örtülü ödenekler ve saydığım denetim dışı veya bütçede gözükmeyen bütün bu kaynaklarla birlikte düşündüğümüzde Türkiye bütçesinin büyük bir miktarının Meclisin ve genel anlamda da denetimin dışında kaldığı görülmekte. Vatandaşların neredeyse kazandığının yarısının vergiye ödendiğini düşündüğümüzde halkın parasıyla oluşan bütçenin neredeyse büyük bir kısmı örtülü ödenek ve Savunma Sanayii Müsteşarlığına ya da Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktarılıyor. Bütün bu saydığımız bütçeler de aslında kimin denetimine veriliyor? Sayın Cumhurbaşkanın yani sarayın denetimine verilmiş oluyor.

Maliye Bakanı Sayın Ağbal bütçe görüşmelerinin hemen öncesinde bir açıklama yapmıştı, ne demişti? “Vergi artışlarıyla elde edilen gelirlerin 8 milyar Türk lirasını doğrudan savunma sanayisine aktaracağız.” demişti kasım ayındaki torba yasa düzenlemesiyle. Yine buna ilaveten Bakan, 18 milyar Türk liralık harcama artışı beklediklerini belirtmişlerdi ve toplam ilave kaynağın 26 milyar lira civarında olduğunu bütçe tasarısından önce belirtmişti. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, halkın yoksul kesimlerine getirilmeyen istisnalar ve muafiyetlerin toplumsal hiçbir faydası yok. AKP iktidarı, vatandaşları ilgilendiren onlarca vergi paketleriyle aslında vatandaşın sırtına daha fazla vergi yüklemekte ve vatandaşı vergi yükü altında inim inim inletmektedir. Bütün bunların, bu düzenlemelerin elbette halkımızın çıkarına bir faydası yok. Ancak bu madde de özel olarak yine halkın vergilerinden savaş bütçesine kaynak aktardığından biz halka bu konuda hiçbir faydası ve yararı yoktur diyoruz. Bu çerçevede, verdiğimiz bu önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılmasını talep ediyoruz.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

58’inci maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 58’inci maddesinde yer alan “fıkrasında yer alan” ibaresinin “fıkrasındaki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

58’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

59’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 59’uncu maddesinde yer alan "mücbir sebepler veya beklenmedik durumlar nedeniyle” ibaresinin, "tabiat olayları vb. gibi mücbir gerekçeler ile somut şekilde kanıtlanacak zorunlu sebepler nedeniyle” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle mücbir sebepler ile olumsuz durumların daha somut şekilde ifade edilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

59’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

60’ıncı maddede bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 60’ıncı maddesinde yer alan “gelmek üzere” ibaresinin “gelecek şekilde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

60’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

61’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 61’inci maddesinde yer alan “bendinde yer alan” ibaresinin “bendindeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

61’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

62’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 62’nci maddesinde yer alan “maddesinde yer alan” ibaresinin “maddesindeki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan değişiklikle madde metnine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

62’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

63’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 63’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

63 ve 64’üncü maddelerde yapılan düzenlemelerle 4865 sayılı Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Kurulması Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmaktadır. Bilindiği üzere, BOREN, her ne kadar kamuoyuna farklı lanse edilse de kaynak sıkıntısı çektiği için AR-GE çalışmaları yapamamakta, dolayısıyla iş yapamamaktadır. Dolayısıyla kaynağı olmayan bir araştırma enstitüsünün ölü doğduğunu kabul edersek, düzenleme bu anlamıyla olumlu bir adım olarak düşünülebilir. Fakat daha önce de görüldüğü üzere, mevcut kanundaki eksiklikler böylesi torba düzenlemelerde yapılan palyatif iyileştirmelerle çözülemez, kurumların yapısal sorunları giderilemez. Üstelik bu düzenlemenin tartışılacağı komisyon Sanayi, Enerji Komisyonudur. Dolayısıyla, her ne kadar olumlu bir düzenleme gibi görünse de BOREN'in idari, mali, teknik yapısının yeniden ele alındığı, kapsamlı bir yasal düzenlemenin ilgili komisyona sevk edilerek sorunun temelden çözülmesini daha uygun görüyoruz.

BAŞKAN – Gerekçesini okuttuğum önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

63’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

64’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 64’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                   Müslüm Doğan                                             Erdal Ataş                            Mahmut Celadet Gaydalı

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       Bitlis

                                                                                             Mehmet Emin Adıyaman

                                                                                                             Iğdır

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Hükûmet, önergeye katılıyor musunuz?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Iğdır Milletvekili Mehmet Emin Adıyaman konuşacaktır.

Buyurun Sayın Adıyaman. (HDP sıralarından alkışlar)

MEHMET EMİN ADIYAMAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben maddenin dışında bir konuya değinmek istiyorum.

Biliyorsunuz Birleşmiş Milletlerin bir raporu yayınlandı, Türkiye'de OHAL’in derhâl kaldırılmasına ilişkin bir talepleri de oldu ve Türkiye'de süren olağanüstü hâlin insan hakları ihlalleri ve demokratik özgürlükçü düzen açısından büyük sıkıntılar yarattığını ifade ediyor Birleşmiş Milletler. Asıl burada Birleşmiş Milletlerin Türkiye'de olağanüstü hâlin kaldırılmasına ilişkin talebi anlaşılır bir durum. Bu sadece Birleşmiş Milletlerin talebi değil biz muhalefet partilerinin de ortak talebidir. Türkiye'de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra devlete karşı ve bir sefere mahsus ilan edilen olağanüstü hâl neredeyse iki yıla yaklaşıyor, on sekiz-on dokuz ay geçti. Dolayısıyla Birleşmiş Milletlerin de bu talebi aslında anlaşılır bir talep.

Burada asıl anlaşılmayan, anlamakta zorluk çektiğimiz husus şu: Birleşmiş Milletlerin bu talebine karşı iktidar partisinin vermiş olduğu cevap. Yani Birleşmiş Milletler gibi Türkiye'nin de üyesi olduğu uluslararası önemli bir kurumun bu talebine karşı Hükûmet verdiği cevapta “Bu metin bir şey ifade etmiyor.” diyor. İlginç, Birleşmiş Milletleri kale almıyor. Yine Birleşmiş Milletlerin hazırladığı rapor için ne diyor? “Terör örgütleri propagandasıyla bire bir örtüşüyor.” diyor. Yani Birleşmiş Milletlerin kullandığı, hadi, Türkiye'de AKP iktidarına karşı çıkan, eleştiren, düşüncesini ifade eden herkes terör örgütüyle iltisaklı diye damgalanıyor, bunu anladık da Birleşmiş Milletleri de ne yapıyor? “Terör örgütünün propagandasıyla bire bir örtüşüyor.” diyerek de âdeta Birleşmiş Milletleri terör örgütünün sözcüsü yapıyor. “Birleşmiş Milletlere zarar verdi. Üzüntü duyuyoruz.” diyor. Yani Birleşmiş Milletler ne yapacak? Sadece Türkiye’yle ilgili kararlar mı alıyor? Dünyadaki antidemokratik tüm uygulamalara karşı Birleşmiş Milletler, varsa insan hakları ihlalleri, varsa demokrasi ve özgürlüğü engelleyen bir sistem, bunu elbette eleştirecek.

Yine, neredeyse, raporu hazırlayan Birleşmiş Milletler görevlilerini terör örgütlerinin sözcüsü olarak ilan ediyor.

Şimdi, bir başka husus, yine bununla bağlantılı, tam da Birleşmiş Milletlerin izah ettiği, aslında hukuksuzluğu, olağanüstü hâl durumunu ifade eden başka bir durum, hepinizin bildiği üzere, Anayasa Mahkemesi Şahin Alpay ile Mehmet Altan hakkında hak ihlali kararı vermişti ve bu hak ihlali kararı yerel mahkeme tarafından âdeta kabul edilmedi. Basit bir deyişle, yerel mahkeme “Anayasa Mahkemesinin hiçbir kararını tanımıyorum, kabul etmiyorum.” tutumu içerisine girdi. Bu cesareti nereden aldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Elbette siyasal iktidardan alıyor. Yargı siyasal iktidarın denetimine geçerse işte yerel mahkeme de bir üst mahkemenin kararını kale almaz. Ama mesele sadece bununla bitmedi, işte Şahin Alpay ile Mehmet Altan’ın bu davası Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar gitti. Şimdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir karar verdi ve karar bugün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kurum sitesinde yayınlandı. Bakın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Şahin Alpay ile Mehmet Altan hakkında açıkladığı gerekçesinde neler diyor: “Özgürlük ve güven hakkı, ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmetti.” Evet, doğru bir hükümdür. Bir kişinin suçlu olup olmaması, yargılanma süreci ayrı bir şeydir ama onun haklarının ihlal edilmesi ayrı bir durumdur. Mevcut vesayet yargısı bunları takmıyor.

Şimdi, sadece bu kararı vermekle yetinmedi, 21.500 avro da manevi tazminata hükmetti. Şimdi, bu karardan sonra, aynı şekilde, Anayasa Mahkemesi de hak ihlali kararını yerel mahkeme kabul etmeyince, bildiğiniz üzere, ikinci defa, yeniden bu kararı verdi. Tabii, bir taraftan -işte çelişki- bu, hak ihlalleri kararı veriliyor ama alelacele bir de yargılama sonuçlandırılıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları veriliyor.

Türkiye’de yargının geldiği durumu ortaya koyan, âdeta kanıt ve belge niteliğindeki durumlarla karşı karşıyayız. Dileriz, umarız Hükûmet bu hukuksuzlukları dikkate alır ve yeniden demokratik sisteme dönüş yapar diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

65’inci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın çerçeve 65’inci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                     İlknur İnceöz                                     Mehmet Doğan Kubat                             Adnan Boynukara

                                         Aksaray                                                    İstanbul                                                   Adıyaman

                                   Zekeriya Birkan                                          Halil Eldemir                                      Hüseyin Özbakır

                                           Bursa                                                       Bilecik                                                   Zonguldak

Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeleri okutuyorum:

İlknur İnceöz ve arkadaşlarının verdiği önergenin gerekçesi:

Görüşülmekte olan tasarının çerçeve 65’inci maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na eklenmesi öngörülen geçici maddenin tasarıdan çıkarılarak mevcut uygulamanın devamı amaçlanmaktadır.

Meral Danış Beştaş ve arkadaşlarının verdiği önergenin gerekçesi:

Yapılan düzenlemeyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’na geçici madde eklenmiştir. Ancak madde Komisyon aşamasında metne dâhil olmuştur. Dolayısıyla, üzerinde yeterince görüşme yapılmadan ve her şeyden önemlisi, ilgili ihtisas komisyonunda tartışılmadan kanunlaşmasını yasama faaliyetleri açısından sakıncalı buluyoruz.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda madde metinden çıkartılmıştır.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.23

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, 60’a göre söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun, 60’a göre söz talebinizi karşılıyorum.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, komisyonların Türkiye Büyük Millet Meclisinin altyapısını oluşturduğuna ve orada söylenen sözlerin güvenilirliğine inanmak istediklerine ilişkin açıklaması

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bir kez daha ifade etmek istiyorum: Cumhuriyet Halk Partisi olarak komisyonlarda görev yaparken komisyon başkanlarımız ve komisyon üyelerimiz büyük bir ciddiyetle görev yapıyorlar. Komisyonlarda bakanlarımızın ve komisyon başkanlarımızın bize verdiği sözleri biz orada değerlendiriyoruz ve kabul ediyoruz. Ancak görüyoruz ki verilen sözler bazen yerine getirilmiyor, bugün olduğu gibi. Sizlerden rica ediyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyonlar milletin Meclisinin doğru çalışmasını ve altyapısını oluşturuyor. Orada biz ciddiyetle sizin sözünüzün güvenilirliğine inanmak istiyoruz. Burada da bu kanunları uzlaşı içerisinde, milletimize hizmet için çıkartmak istiyoruz. Bize verilen sözler yerine getirilmezse…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – …biz komisyonlarda buna göre bir davranış içerisinde olacağız, Genel Kurulda da buna göre bir davranış içerisinde olacağız. Bunu hem kamuoyunun hem de yüce Meclisin bilgisine sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – 66’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 66’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                             Erol Dora

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Mardin

                                       Erdal Ataş                                             Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         İstanbul                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Yapılan düzenlemeyle 5307 LPG Piyasası Kanunu’nda düzenleme yapılmakta ve LPG sektöründe faaliyet gösteren yurt içi pazar payı yüzde 2'nin altında olan küçük ölçekli şirketlerin rekabet gücünü artırmak amacıyla, depolarında asgari yirmi günlük yakıt tutma zorunlulukları kaldırılmaktadır. Dağıtım şirketleri arasında rekabetin dengelenmesi hedefleniyorsa düzenlemenin kendi içinde barındırdığı tutarsızlığı da gidermek adına bu oranın tamamen kaldırılması, ayrıca stok tutma yükümlülüğünün de kaldırılması gerekmektedir. Üstelik, maddenin içeriği Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşülecek bir konudur ve yasama faaliyetlerinin ciddiyeti açısından bu torba tasarıda yer almamalıdır.

BAŞKAN – Gerekçesi okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

67’nci madde üzerinde aynı mahiyette olmak üzere iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 67’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Müslüm Doğan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                     İzmir

                                        Erol Dora                                      Mahmut Celadet Gaydalı                                      Erdal Ataş

                                          Mardin                                                       Bitlis                                                       İstanbul

                                                                                                       Garo Paylan

                                                                                                          İstanbul

Aynı mahiyetteki önergenin imza sahipleri:

                                  Zekeriya Temizel                                       Bülent Kuşoğlu                        Bülent Yener Bektaşoğlu

                                           İzmir                                                       Ankara                                                     Giresun

                                Mustafa Ali Balbay                                      Yakup Akkaya                          Süleyman Sencer Ayata

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                     İstanbul

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki ilk önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Garo Paylan konuşacaktır.

Sayın Paylan, buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu torbada çok sakıncalı gördüğümüz iki madde var, iş güvenliği ve işçi güvenliği anlamında iki madde arkadaşlar. Bakın, 90’lı yılları hatırlarsınız, içinizde işveren olanlar da var, Sosyal Sigortalar Kurumuna bir işçinin girişi, biliyorsunuz, aynı günde veya aynı hafta içinde bildirilebiliyordu yani işçiyi önce alıyordunuz, sonra bildirimini yapıyordunuz, bu yüzden de kayıt dışılık son derece yüksekti arkadaşlar çünkü işverenler işçisine şunu söylüyordu: “Bir müfettiş geldiğinde sen ‘Bu hafta girdim.’ de, ‘Bugün girdim.’ de.” Müfettiş geldiğinde de o işçileri yazsa bile işveren on gün gösterirdi ve kayıt dışılığa devam ederdi.

Arkadaşlar, o günlerde kayıt dışı işçilik oranı yüzde 50’ydi. Bu maddeden geri adım atıldığı için yani aynı gün bildirim hakkından vazgeçildiği için kayıt dışılık yüzde 33’e kadar düştü.

Bakın, şimdi, iktidar ne diyor biliyor musunuz? “18-25 yaş arası gençlerde aynı gün bildirim yapabilirsin.” diyor yani “İşçi girdi, o gün bildirim yapabilirsin.” diyor. Bu, iyi bir düzenleme olarak görülebilir ancak handikaplar yaratır. İşverenler gene şunu söyler: “Ben 18-25 yaş arası işçi alayım, 25 yaşın üstündekileri çıkarırım, işçime de şunu söylerim arkadaş, nasıl olsa işsizlik çok: Sen kayıt dışı çalışacaksın ve müfettiş geldiğinde ‘İşe bugün girdim.’ diyeceksin.” Bu madde kayıt dışılığı yükseltir arkadaşlar.

Çok büyük bir handikabı daha var arkadaşlar; bakın, iş kazaları, iş cinayetleri. Allah korusun, iş kazaları olduğunda işveren ne yapacak biliyor musunuz kayıt dışı işçilere, o 18-25 yaş arasındaki gençlerimize? Hemen, koşa koşa gidecek SGK’ya, bildirim yapacak ve “Bu işçi bugün girmişti, iş kazası oldu ama bugün girmişti.” diyecek. Sonucunda ne olacak? Hem işçilerimiz kayıt dışı kalmış olacak hem de iş kazalarının bütün yükü devletin üzerine kalmış olacak, kayıt dışı işçi çalıştıran işverenlere herhangi bir müeyyide olmamış olacak arkadaşlar. Bu maddeye yol verecek miyiz? Çalışma Bakanımız iyi niyetle diyor ki: “Ya, bir şey olmaz.” Arkadaşlar, “Bir şey olmaz.” diyerek yapamayız. 90’lı yıllarda bu kayıt dışılığı yüzde 50’ye taşımış bir maddedir.

Bakın, iki madde sonra bir madde daha var, şimdiden söyleyeyim, 69’uncu madde. 90’lı yıllarda gene şöyle bir uygulama vardı: “Beş gün bildirim” diye bir uygulama vardı. Bir işçi işe girerdi, otuz gün çalışırdı, işveren beş gün veya on gün gösterirdi arkadaşlar. Bakın, “on gün göstermek” diye bir tabir vardı. On gün gösteriyordu işçiyi, otuz gün çalıştırıyordu, on gün gösteriyordu ve herhangi bir belge sunma yükümlülüğü yoktu o yıllarda ve bu on gün, beş gün gösterme meselesi çok yaygındı. Sonra, 2000 yılında bir düzenleme getirildi, dendi ki: “Eğer sen on gün gösteriyorsan bunun karşılığında bir belge sunacaksın bana.” Bakın, devlet bir belge istediğinde işveren korkar, “Ya, bu meseleyi bir kanıtla arkadaş, bir belge sun.” dediğinde işveren korkar. İşveren korktu, çekindi ve bu beş gün, on gün gösterme meseleleri son derece minimize edildi arkadaşlar. Şimdi, bu madde ne diyor biliyor musunuz? “Artık bana belge sunmana gerek yok. Sen işçiyi on gün göster, herhangi bir gerekçe bana göstermene gerek yok.” deniyor tekrar. Bu olduğunda ne olacak? Hem kayıt dışı çalıştırmak artacak hem de artık -18-25 arası da değil- bütün işçilerle ilgili “Sen işçiyi on gün göster, bana da herhangi bir belge sunma.” denecek. Bu, hem kayıt dışılığı artıracak hem de düşük gösterme, on gün gösterme meselelerini artıracak arkadaşlar.

Bu, hem işçilerimizin iş güvenliği anlamında, SGK hakları, sosyal hakları anlamında ciddi handikap yaratacak hem iş kazalarında devlete büyük yükümlülükler getirecek hem de Sosyal Sigortalar Kurumunun, SGK’nın prim gelirlerini ciddi anlamda düşürecek.

Maliye Bakanı, Sayın Maliye Bakanı, senin vergilerini de düşürecek. Kayıt dışılık olduğunda hem SGK batar hem Maliye Bakanlığının vergileri düşer. Önce Maliye Bakanının buna itiraz etmesi lazım arkadaşlar, oradan bağırması lazım “Bu nasıl madde?” diye çünkü kendi vergileri düşecek.

Bütün bunlarla ilgili arkadaşlar, ben sizlerin bu maddeye yol vermeyeceğinizi düşünüyorum.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Sayın Paylan, Maliye Bakanı da sizi kurtaramayacak, gideceksiniz.

GARO PAYLAN (Devamla) – Ben bu maddeye yol vermeyeceğinize inanıyorum. Kayıt dışılığı artıracak, işçilerimizin iş güvenliğine, iş sağlığına, iş cinayetlerine yol verecek bu maddeye hep beraber, el birliğiyle yol vermeyelim arkadaşlar.

Saygılar sunarım. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde söz isteyen İzmir Milletvekili Mustafa Ali Balbay.

Buyurun Sayın Balbay. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ALİ BALBAY (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu maddede gerçekten iktidar partisi “18-25 yaş arasındaki gençler ölebilir.” diyor, “O gençler -tabirimi hoş görün- telef olabilir.” diyor “Onlara her şey mübah.” diyor çünkü 25 yaşına kadar olan gençler işe başladıklarında, diyelim ki -Allah korusun- bir kaza geçirdi, diyecekler ki: “Bugün başlamıştı.” O gün kaydı yapılacak ya da bir kontrol geldi, diyecekler ki: “Bugün başlamıştı.” O gün kaydı yapılacak.

Ne olurdu daha üst yaşlardaki gençlerde olduğu gibi onlar da güvenceyle başlasaydı hayata? Hayata böyle güvensiz başlayan bir genç ileriki yaşlarda nasıl bir gelecek, nasıl bir hayal kurabilir? Siz bir yandan “Gençlere önem verdik.” diyorsunuz, bir yandan da “Gençlerin iş güvencesi, hayat güvencesi, can güvencesi olmasa da olur.” diyorsunuz, gençlerin bunu cankulağıyla dikkate almalarını diliyorum.

Bu madde bana biraz da geçen haftaki bir düzenlemeyi hatırlattı. Sayın milletvekilleri, yurtlardaki yangın önlemiyle ilgili olarak güzel bir yönetmelik çıktı otomatik söndürme sistemi. Tek tek koşulları sıralanmış, sıralanmış, en son maddede “Bu yönetmelik 200’den fazla öğrencinin olduğu yurtlarda uygulanır.” diyor. Yani sayın milletvekilleri, hem bu yasada hem biraz önce Aladağ benzeri yangınların olmamasını istediğimiz yurtlardaki önlemlerle ilgili yönetmelikte yaptığınız şu: Örneğin, bir fren sisteminin yasasını getiriyorsunuz, “Şu ayarda olmalı, şu standartta olmalı, şu şu malzemeler mutlaka olmalı.” En son maddenizde diyorsunuz ki: “Fren sistemi olmasa da olur.” İşte buna benziyor sayın milletvekilleri yani toplayıp toplayıp sıfırla çarpıyorsunuz.

Benim bu torba yasada özellikle vurgulamak istediğim 84’üncü madde. Burada internet yayıncılığıyla ilgili kısıtlamalar var. Size bir metin okuyacağım -bu interneti kısıtlıyorsunuz ya, kontrol altına alacaksınız ya, RTÜK denetlemeye başlayacak- bir değerlendirme okuyacağım sayın milletvekilleri, iktidar partisinin bunu dikkatle dinlemesini diliyorum. “Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı ve RTÜK gibi kurumlar bu düzenlemeyi yeterince anlamadı, bunu sektör de anlamadı. Bu düzenleme biraz da aceleye getirilmiş görünüyor ve ortak akıl yok. Bu düzenlemeyle internet üzerinden yürütülen değişik yayınların denetleneceği söyleniyor ama bunun ne olduğunu bu maddeyi yazanlar da bilmiyor ve bu maddeyi yazanlar bunun ne olduğunu anlamamış.” Bunu söyleyen Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun Adalet ve Kalkınma Partili üyesi Taha Yücel. Taha Yücel’i alkışlıyorum. “Gerçekten anlamamışlar.” diyor, “Ortak akıl yok.” diyor, “Bununla denetleme olmaz." diyor. Bu, sizin RTÜK’e gönderdiğiniz üye sayın milletvekilleri, sizin gönderdiğiniz. Diyebilirsiniz ki, “Yeni, birkaç ay önce göreve başlamış.” Hayır, üç dönemdir görev yapıyor, teknik bilgiye de sahip ve bu değerlendirmeyi yaptı. Yol yakınken dönün diyorum.

Bu internet yayıncılığını kontrol etmeye girişmeniz… Aslında, RTÜK de bunun olamayacağını çok iyi biliyor ancak burada asıl amaç, asıl hedef internet üzerinden yapılan yayınları kontrol altına almak ve muhalefeti tümüyle susturmaya girişmek. Bu ittifak yasasının benzeri olarak devamında, diyelim ki bir kişi buradan -diyelim Ali Şeker- yayın yaptı, RTÜK ona lisans soracak. Diyelim ki aranızdan kimi milletvekilleri, iktidar partisinden milletvekilleri bir yayın yaptı, lisans soracak. Bu mümkün mü? Normalde değil ama RTÜK istediğine soracak istediğine sormayacak. Çok tehlikeli bir madde sayın milletvekilleri. Şu anda iletişim alanındaki gelişmeye yasaların ayak uydurması zaten zor ama şu anda getirdiğiniz yasanın da hiçbir çerçevesi yok ve istenildiği gibi uygulanabilecek çok tehlikeli bir madde, bundan vazgeçin diyorum, özgürlüklerin karşısında durmayın diyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Özkoç.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkanım, kayıtlara geçsin diye söylüyorum.

Bir kere daha huzurunuzda Sayın Bakanımıza sesleniyorum: 18 ve 25 yaş arası gençlerimizin tüm dünyada saygınlığı olan bir ülkede yaşadıklarını tüm dünyaya anlatmamız gerekiyor. Bunu bir daha düşünün Sayın Bakan ve 18 ve 25 yaş arası gençlerimizi sosyal güvenlik çerçevesi içerisinde muhakkak tutalım, işverenin vicdanına bırakmayalım, bunu bir kanun hükmüne bağlayalım istiyoruz.

Sizden rica ediyoruz efendim.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Bakan gelecektir herhâlde.

MALİYE BAKANI NACİ AĞBAL (Bayburt) – Çalışma Bakanımız gelsin açıklasın.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Ara verin.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Çalışma Bakanımız geliyor zaten, biz devam edelim efendim.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Hayır, hayır, oylayacaksınız maddeyi.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Oylayacak efendim.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Oylayacak efendim.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Biliyorsunuz, Komisyonda ben oylarım, sonra konuşuruz her zaman.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Olur mu öyle şey Sayın Başkan. Bakan gelsin önce…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Ara vermemize gerek yok, Sayın Bakanımız geliyor.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Hayır, Sayın Başkan belki irade gösterir.

Sayın Başkan, Bakanımız bir açıklama yapacaksa ara verelim, oyladıktan sonra anlamı yok.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Sayın Başkan, ya bir grup başkan vekili ciddiye alınmıyor.

BAŞKAN – Peki.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.53

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Paylan…

GARO PAYLAN (İstanbul) – 60’a göre kısa bir söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Size 60’a göre bir söz vereyim.

Buyurun.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Çalışma Bakanımızın da varlığında ilgili maddeyi görüşüyoruz ve 67’nci maddede Sayın Başkan, Sayın Bakan; 18-25 yaş arası gençlerimizde aynı gün bildirimi getiriyorsunuz. Bir kere, bu yaş sınırlaması Anayasa’ya aykırı; 18-25 yaş arasında genç işsizliği düşürmeye çalışıyorsunuz ancak buna böyle bir sınırlama yapmak 25 yaşın üstündeki işçilerimizin iş güvenliğini riske atabilir.

Onun dışında, 18-25 yaş arasında aynı gün işçi bildirimi kayıt dışılığı artıracaktır. 90’lı yıllarda bunun uygulamaları vardır, bir müfettiş geldiğinde “İşe bugün girmiştir.” denilen işçilerle çok fazla karşılaştık. Aynı şekilde, aynı gün bildirim hakkı olan bir işveren iş kazası, iş cinayeti olduğunda o gün bildirim yapacaktır; bu da güvencesiz çalışmayı artıracak ve devletin üzerindeki iş kazalarıyla ilgili yükleri artıracaktır Sayın Bakan. Aynı şekilde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Bakanım, buyurun.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) – Aslında bu konuşmalar, bu tartışmalar Komisyon çalışmalarımız sırasında da gerçekleştirilmişti. Öncelikle şunu ifade etmem lazım: Biz AK PARTİ iktidarları olarak özellikle gençlerimizin hayatın her alanında aktif, etkin şekilde yer almalarıyla ilgili çok geniş kapsamlı politikalar devreye koyduk seçim kanunlarından başlayarak; gençlerin enerjisine, sinerjisine inanıyoruz. Ben, gençlerin özellikle sigortalı çalışmaları konusundaki farkındalıklarına da öncelikle inandığımı, bu anlamda kendilerinin istismar edilmesine izin vermeyeceklerine hassasiyetle inandığımı ifade etmek istiyorum. Bütüncül bir bakış açısıyla biz politikalarımızı oluşturuyoruz. Bu bağlamda gençlerle ilgili İŞKUR’umuzun sosyal paydaşlarımızla, ortak akılla, istişareyle, diyalogla gerçekleştirmiş olduğu toplantılar var ve bu toplantılar sonucunda da bir Gençlik İstihdamı Eylem Planı’mız var. Özellikle biz son dönemlerde gençlerin istihdamıyla ilgili, aralık ayında yayınlanan istatistiklerimizde de yaklaşık 4 puanlık en fazla istihdam artışı gerçekleştirdiğimiz, işsizlik oranlarında da 4 puanlık azalma sağladığımız bir alan. Ne istihdamda ne eğitimde dediğimiz grup, 18-25 yaş aralığındaki grubumuz. Bu dönemde üzerinde en çok odaklandığımız, İŞKUR olarak ki sadece paketimizde bu düzenleme değil, “Bir senden bir benden.” diye nitelendirdiğimiz, 3 işçi çalıştıran, imalatla ilgili ustalık belgesi olan iş yerlerimizde de bu yaş grubumuzdaki gençlerimizin istihdamını destekleyici bazı düzenlemelerimiz oldu bu paket içerisinde. Bu bağlamda, gerçekleştirdiğimiz düzenlemenin, biz, kayıt dışı anlamında risk yaratmadığını düşünüyoruz.

90’lı yıllar örnek veriliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu olarak şu an hizmet yelpazemizi çok geliştirmiş durumdayız. Geçmişte, özellikle e-devlet üzerinden elektronik ortamda sigortalılıkla ilgili argümanlar söz konusu değildi, bugün kolaylıkla işverenlerimiz aynı anda bildirim yapacak birçok mekanizmaya sahipler. Eğer bunu gerçekleştirmezlerse de denetim mekanizmalarımız ortada. Bu bağlamda cezai hükümlerimiz de ortada.

Bizim bütüncül şekilde oluşturduğumuz gençlik politikalarımız gençlik istihdamıyla ilgili politikalarımızla uyumlu. Güvenceli esnek çalışma modelleriyle alakalı olarak gençlerimiz daha fazla imkâna sahip olmak istiyorlar. Özellikle göreve geldikten sonra bizzat gençlerimizle gerçekleştirdiğimiz toplantılardaki önerilerden çıkmış bir düzenlemedir bu, bunu da ifade etmek istiyorum. Öğrenci olanlar veya bazı kısıtlılığa sahip olan gençlerimiz, kısa zamanlı esnek olarak çalışma imkânlarına sahip olmak istediklerini ifade ettiler, bu imkânı da bu yaş grubumuzda uygulamaya koyuyoruz. Türkiye, ne 90’lı yıllardaki Türkiye… İşverenlerimiz, şu anda birçok teşvik uygulamasından faydalanabilmek için kayıt dışı çalıştırmamak zorunda olduklarını biliyorlar, bu anlamda kayıtlılığı teşvik edecek birçok düzenlememiz var işverenler açısından, gençlerimiz de gayet bilinçliler. Ve şu anda, içinden geçtiğimiz dönemde, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak, elektronik ortamda, SMS’le bile sigorta yapma imkânına sahip işverenlerimiz, kolay işverenlik uygulamaları kapsamında imkânlara sahipler. Bu bağlamda mazeret söz konusu olamaz. Aynı gün içerisinde eğer sigorta söz konusu değilse bunu tespit ettiğimizde gerekli cezai yaptırımlarımız da zaten devreye girecekler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) – Gençlerimizle ilgili büyük hedeflerimiz var, özellikle istihdamlarını artırma ve işsizliklerini azaltma konusunda. En önemli ayak olarak da ne istihdamda ne eğitimde olan genç grubumuzu -şu an ciddi bir azalma trendimiz var- yüzde 40’lardan yüzde 20’lere düşürmüş durumdayız ve bunu inşallah daha da düşürme hedefimiz var.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) – Bu bağlamda biz bir risk şu anda görmüyoruz bu konuya alakalı.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Paylan…

GARO PAYLAN (İstanbul) – Kayıtlara geçmesi için söyleyeyim. Sayın Bakanımız sorularıma cevap vermiş olmadı. Bir sigorta müfettişi bir iş yerine gittiğinde 10 tane kayıt dışı işçi yakalarsa, işveren de “Bu 10 kişiyi ben bugün işe aldım.” dediğinde ne tip bir müeyyide uygulayabilir? Hiçbir müeyyide uygulayamaz. “Bugün işe aldım.” dediği anda bugün işe almış gibi kaydeder, bir müeyyide uygulayamaz. Bu da kayıt dışılığı artırır.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Aynı şekilde, iş kazalarında, bugün diyelim ki bir iş kazası oldu, kayıt dışı bir işçi; işveren o günün mesai saati bitimine kadar bildirimini yaptığında bunun yükü devletedir ve özellikle işçileredir, hepimizedir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

GARO PAYLAN (İstanbul) – Bu anlamda kayıt dışılığı ve iş kazalarındaki riski devlete yükleyen bir maddedir, büyük handikapları olacaktır, kayıt dışılığı artıracaktır diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Kayıtlara geçmiştir.

Sayın Temizel, size de 60’a göre bir dakika süreyle söz veriyorum.

Buyurun.

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Genç istihdamına karşı yoğun bir eleştiri söz konusu değildi burada. Cevabı aranan soru şu: 25 yaşını doldurmuş bir kişi 25 yaşına kadar, 25 yaşını doldurana kadar aynı gün işe başlamış varsayılıyor herhangi bir iş yerinde bir denetim sonucunda tespit edildiğinde. Peki 25,5 yaşındaki tespit edildiğinde ne oluyor? 25 yaşındakiyle 25,5 yaşındaki insan arasında farklılık yaratamazsınız sigorta sistemi açısından. Bu, eşitlik ilkesine aykırıdır, tutarlılık ilkesine aykırıdır, kısacası kanunlarda bulunması gereken mantıkla bağdaşabilir bir olay değildir. Niye 25 yaş? 28 yaş olsun, 30 yaş olsun ya da bütün işçilerin hepsi aynı statüde olsun madem bu güven unsuru üzerine kuruluyor bu sistem.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ZEKERİYA TEMİZEL (İzmir) – O nedenle burada bir yasa yapılıyor ise bunun bir mantığının olması, şurada kanun yapıcılar tarafından kabul edilecek bir sistemin olması gerekir Sayın Başkan. Bütün bu tasarının tartışılması sırasında konuştuğumuz konu buydu, bunu sağlamaya çalıştık. Bizler yarın beraberce uyumluluk sağlayacağımız başka ülkelerin kanunlarının karşısına çıkardığımız çalışma yasalarında bunu nasıl savunacağız? Savunma olanağımız yok.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Temizel, kayıtlara geçmiştir.

ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.06

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

67’nci madde üzerinde verilen aynı mahiyetteki önergelerin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeleri yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 22.17

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 22.27

BAŞKAN: Başkan Vekili Ahmet AYDIN

KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Mehmet Necmettin AHRAZOĞLU (Hatay)

----- 0 -----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 74’üncü Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

Sayın Usta, 60’a göre size söz veriyorum, buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu görüşmekte olduğumuz tasarının 67’nci maddesine ilişkin ben de bir değerlendirmemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Tabii, 18-25 yaş gençlerde işsizlik oranı çok yüksek. Hükûmetin 18-25 yaş gençlerin istihdamını artırmaya yönelik gayretleri takdire şayandır. Ancak bu maddeyle getirilen husus, bizim endişemiz de odur ki kayıt dışılığı artıracaktır Sayın Başkan. Çünkü yani aynı gün bir denetim esnasında bugün başladığını ifade ederek kayıt dışı çalıştırma yönünde bir gayret içerisinde işveren olmayacaktır. Şimdi şunu da çok net bir şekilde ifade etmemiz lazım ki bunun net istihdama da bir katkısı olmayacaktır, bunun bir dışlama etkisi olacaktır, “crowding out” etkisi olacaktır. Nasıl olacak? 25 artının üzerinden çıkartacak, ondan sonra 18-25 yaş gençleri daha ucuz bir şekilde, kayıt dışı bir şekilde çalıştırmanın yoluna bakacaktır işverenler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Samsun) – Ben şunu anlayamıyorum: Yani bir gün önce bildirmenin nasıl bir istihdamı caydırıcı etkisi olabilir? Bunun istihdamı caydırıcı etkisi olduğunu söylemek çok doğru bir yaklaşım olmaz. Dolayısıyla yani kayıt dışı çalıştırmayı biz buradan o zaman teşvik edelim… Bu bir esnek çalışma modelidir gibi düşünmek de, eğer böyle bir düşünce varsa bu da son derece yanlış olur. Esnek çalışma yöntemleri vardır ancak hiçbir şekilde kayıt dışı çalıştırma bir esnek çalıştırma yöntemi olarak denenmemelidir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

67’nci madde üzerinde verilen aynı mahiyetteki önergelerin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeleri yeniden oylarınıza sunacağım ve elektronik cihazla oylama yapacağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Yapılan üçüncü oylamada da karar yeter sayısı bulunamadığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 21 Mart 2018 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyor, hayırlı akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 22.32



(x) 533 S. Sayılı Basmayazı 6/3/2018 tarihli 66’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.