TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                           TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                           71’inci Birleşim

                                                                                  14 Mart 2018 Çarşamba

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                          İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu’nun 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Özbekistan Cumhuriyeti Parlamentosu milletvekilleri Raqim Khakimov ve Ilqom Abdullayev’a “Hoş geldiniz.” denilmesi

2.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Kırklareli Anadolu Lisesi öğrencilerine “Hoş geldiniz.” denilmesi

 

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Başkanlık Divanı olarak tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladıklarına ilişkin konuşması

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Başkanlık Divanı olarak, 13 Mart 2016’da Güvenpark’taki terör eyleminde hayatını kaybedenler ile Diyarbakır, Ağrı ve Afrin’de şehit düşen askerlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve hayatını kaybeden fizikçi Stephen Hawking’i saygıyla andıklarına ilişkin konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

2.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve 12 Mart gecesi Samandağ’da Güven Oğurel Kahil’in polis kurşunuyla hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, taşeron uygulamasındaki mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

4.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve Karayolları Genel Müdürlüğünde sayıları binlerle ifade edilen işçilerin kadroya alınmadığına ilişkin açıklaması

5.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve sağlık alanında da tarikat ve cemaatlerin örgütlenmesinin önünü açan, mesleğin itibarını zedeleyen iktidarı kınadığına ilişkin açıklaması

6.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

7.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, Türkiye ile Cezayir arasında Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde petrokimya yatırımı anlaşması imzalandığına ve petrokimya tesisinin dünya pazarına ulaşabilmesi için ulaşım sorununa acilen çözüm bulunması gerektiğine ilişkin açıklaması

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, sulama birliklerinin seçilmiş başkan ve yöneticilerinin görevden alınarak yerlerine kamu görevlilerinin atanmasına ilişkin açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, 25 yaşında bir gencin banka kurup hayalî olarak internet üzerinden satış yaparak 550 milyon TL civarında bir para topladığına ve bu olayla ilgili sorumlular hakkında harekete geçilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

10.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

11.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, ittifak yasasının Türk siyasi tarihinin yüz karası olacağına ve Adana'da özel bir hastanede çalışan Raziye Sevgili ve Gencay Deveci isimli 2 kadının hamile oldukları için işten çıkartıldıklarına ilişkin açıklaması

12.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

13.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Gümüşhane ilinin stadyum ihtiyacının bir an önce giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

14.- Hatay Milletvekili Birol Ertem’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

15.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

16.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

17.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

18.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olmak üzere ilgilileri ensest konusunda sorumluluk almaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

19.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

20.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis lokantasındaki televizyonda sadece siyasi iktidara yakın 18 kanal olmasına, sabaha kadar süren çalışmada Meclis personeline yemek verilmemesine ve Meclis koruma polislerine tanınan ayrıcalıklara ilişkin açıklaması

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve sağlık çalışanlarının sorunlarına ilişkin açıklaması

 

22.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, sağlık çalışanlarının sorunlarına, 12 Mart gecesi Samandağ’da Güven Oğurel Kahil’in polis kurşunuyla hayatını kaybetmesine, Afrin’de yaşayan yüz binlerce insanın susuz bırakıldığına, Helin Palandöken davasının takipçisi olduklarına ve Diyanet İşleri Başkanının bir televizyon programında Alevilerle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 13 Mart Ankara Güvenpark’ta otobüs durağına yapılan saldırının 2’nci yıl dönümüne, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, sorunları için mücadele eden meslek örgütlerine karşı iktidarın tutumuna ve Helin Palandöken ile İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu davalarının takipçisi olduklarına ilişkin açıklaması

24.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Diyarbakır ve Afrin’de şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, 14 Mart AK PARTİ’ye kapatma davası açılmasının 10’uncu yıl dönümüne ve 18 Martta Çanakkale’de Cumhurbaşkanının da katılımıyla düzenlenecek törenlere tüm vekilleri ve vatandaşları davet ettiğine ilişkin açıklaması

25.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, bugün şehit olan askerlere Tanrı’dan rahmet dilediğine ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

26.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Hakkâri Yüksekova’da yaralanan ve şehit olan  Niğde’nin Kızılören Köyü’nden hemşehri Piyade Çavuş Yusuf Yavuz’a ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

27.- İzmir Milletvekili Müslüm Doğan’ın, Diyanet İşleri Başkanının bir televizyon programında Alevilerle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması

28.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, vermiş oldukları araştırma önergesinin önemi konusunda iktidar partisinin ve ülkeyi yönetenlerin daha hassas olup buna sahip çıkacaklarını umut ettiğine ilişkin açıklaması

29.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Plan Bütçe Komisyonu üyelerinin ilgili oldukları bir kanun görüşülürken Komisyonun eş zamanlı çalışmasının  doğru bir yasama yöntemi olmadığına ilişkin açıklaması

30.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, görüşülen konuyla alakası olmayan konuşmaya Başkanlık Divanının müsaade etmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

31.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

32.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İç Tüzük’ten kaynaklı haklarını kullanmalarının saygıyla karşılanması gerektiğine ilişkin açıklaması

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Saidi Nursi’ye kutsiyet atfeden yaklaşımlara ve FET֒nün de finansmanını Risale-i Nur kitapları üzerinden sağladığına ilişkin açıklaması

35.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım ve arkadaşları tarafından, sağlık emekçilerinin yaşadıkları sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 13/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Haymana kaplıcalarının sağlık turizmine kazandırılması için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/570) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Kamu İhale Kurumu Başkanlığı ihalelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/23683)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Sümer Holding A.Ş. ihalelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın cevabı (7/23736)

 

14 Mart 2018 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.01

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle söz isteyen Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’a aittir.

Buyurun Sayın Yurdakul.

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Antalya Milletvekili Ahmet Selim Yurdakul’un, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

AHMET SELİM YURDAKUL (Antalya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlar, her biri birbirinden değerli meslektaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunarım.

Yine, bu vesileyle, Millî Mücadele ve Kurtuluş Savaşı’mızda gösterdikleri kahramanlıklarıyla adlarını kalplerimize kazımış, ebediyete intikal eden tüm tıbbiyeli büyüklerimizi, Afrin ve ülkemizin dört bir köşesinde terörle mücadele sırasında şehadete eren kahraman Türk evlatlarını rahmetle anarak sözlerime başlamak istiyorum.

Muhterem vatandaşlar, Tıp Bayramı olarak kutlanan bugün birçok mecrada sağlık camiasının sorunlarının ve önerilerinin gündeme getirildiği yegâne gün olarak kabul edilmektedir. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak neredeyse hemen hemen her gün sağlık camiasının sorunlarını ve çözüm önerilerimizi gündeme getiriyoruz. Biz, her zaman doğru, başarılı sağlık politikaları için takdirlerimizi sunuyoruz. Yanlış, eksik ve yetersiz sağlık politikaları için de yapıcı eleştirilerimizi yapmaya ve bunları kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.

Camiamızın burada kısıtlı bir sürede anlatılamayacak kadar çok sorunu bulunmaktadır. Ancak öncelik sırasına göre bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Sağlık çalışanlarının en önemli sorunu özlük hakları, hem çalışırken hem de emeklilikte alınan maaşlar gerçekten çok az ve bu nedenle donanımlı personelin kamudan kaçmasının önüne geçilemiyor. Sağlık personelimizin maaşlarını hak ettikleri düzeye getirerek bu kötü gidişatın önüne geçilmelidir.

Diğer bir konu ise döner sermaye ödemeleri. Başlangıçta makul sayılabilecek düzeydeki döner sermaye ödemeleri günden güne azaldı. Bununla birlikte döner sermaye gelirleri emeklilik maaşlarına yansıtılmadığı için emekli olmayı hak eden sağlık çalışanları emekli olamıyor ya da emekli olanlar başka yerlerde çalışmaya devam ediyorlar çünkü emekli maaşları onca yıllık yoğun ve vefakâr çalışmalarının karşılığında gerçekten kabul edilemeyecek kadar az.

Diğer önemli bir husus ise yıpranma payı. Yedi gün yirmi dört saat, gece gündüz birçok zorluğa, imkânsızlığa rağmen vatandaşlarımıza sağlık hizmeti veren sağlık çalışanlarımızın analarının ak sütü gibi helal olan yıpranma payının derhâl verilmesi gerektiğine inandık. Seçim beyannamemizde de belirttiğimiz gibi, her dört yıla bir yıl yıpranma payı sağlıkçılarımızın hakkıdır.

Özlük haklarının haricinde, bize tanınan beş dakikalık kısa bir süre içerisinde detaylı olarak ifade etme imkânı olmayan sağlıkta şiddet, yardımcı sağlık personelinin atama ve meslek tanımları hakkındaki sorunları, tıp eğitiminin kalitesi, sağlık hizmetlerinden alınan katılım payları, millî ilaç ve aşı sanayisinin geliştirilmesi, aile hekimlerimizin sorunları konularındaki önerimizi de Meclise sunduk. Her fırsatta bu konuları kamuoyu nezdinde gündeme getirmeye çalışıyoruz. Sağlık Bakanımızdan bu 14 Martta özellikle emekli maaşları olmak üzere, çalışanlarınızın ücretlerinde artış, yıpranma payının verilmesi, döner sermayelerin emekliye yansıtılması konularında müjde bekliyoruz.

Muhterem vatandaşlar, biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak hem sağlık çalışanlarını hem de vatandaşlarımızı birlikte memnun eden, aile hekimlerimiz ile öncelikle koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine önem veren, eğitim ve AR-GE çalışmalarına öncelik tanıyan, her alınacak kararda ilgili tüm tarafları toplayarak onların görüş ve onayını alan ideal bir Türk sağlık sistemini arzuluyoruz. Tüm politikalarımızı da bu yönde inşa ettik. Özellikle koruyucu ve önleyici tıp yaklaşımını kesinlikle ülkemiz için öneriyoruz. Yani hastalıklar ortaya çıkmadan önce tanı konulup bu hastalıklar için gerekli önlemler alındığı takdirde hem vatandaşlarımız bu oluşacak hastalıklardan korunacaktır hem de millî gelirimize büyük oranda katkı sağlanacaktır.

Genel Kurulu saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yurdakul.

Gündem dışı ikinci söz, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle söz isteyen Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’ya aittir.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Bayramlık bir hâli kalmadığı için gündem dışı söz almış bulunuyorum.

Halkın sağlığını riske ederek para kazananlara göz yummayan, insan sağlığını alınır satılır bir mal olarak görmeyen, sağlık alanı başta olmak üzere her türlü şiddeti kınayan ve kendisi şiddet uygulamayan, Mecliste şiddetin öznesi olmayan milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, size 14 Mart dolayısıyla bana bir hekimin göndermiş olduğu mektubu okumak istiyorum: “Değerli Milletvekilim, yaşamını insanlığın hizmetine adayan, mesleğini vicdanıyla ve insanlık onurunu gözeterek uygulayan, önceliği her zaman hastasının sağlığı olan, tıp mesleğinin yüce geleneklerini ve saygınlığını gücünün tüm olanaklarıyla koruyan, meslektaşlarını kardeşleri sayan; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel seçim ya da toplumsal konuma göre değerlendirmelerin hekimlik görevi ile hastası arasına girmesine izin vermeyen, gözdağı veriliyor olsa bile insan yaşamına başlangıcından itibaren en yüksek saygıyı gösteren ve tıbbi bilgi ve becerilerini sadece insanlığın yararına kullanan bizler yani hekimler sağlıkta şiddet istemiyoruz. Herkesin ama herkesin eşit, ulaşılabilir, kaliteli, ücretsiz sağlık hizmetleri almasını istiyoruz. Sağlığın bir hak olduğunu, bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hâli olduğunu söylüyoruz ve bunun sosyal devlet tarafından sağlanmasını istiyoruz.” Ve mektubuna devam ediyor meslektaşım: “Hastalarımıza evrensel etik değerler doğrultusunda güler yüzle, yeterli zaman ayırarak iyi ortamlarda hizmet sunmak istiyoruz. Geleceğin hekimleri olacak tıp öğrencilerine nitelikli bir eğitimin verilmesini istiyoruz. Asistan hekimlerin iyi yetiştirilmesini istiyoruz. Koruyucu hekimliğin öncelenmesini istiyoruz.” Ve meslektaşım mektubuna devam ediyor, diyor ki: “Biz hekimler emeğimizin maddi ve manevi karşılığını istiyoruz. Performansa dayalı ek ödeme yerine emekliliğe yansıyan, güvenceli, tek bir işte, hak ettiğimiz ücretle çalışmak istiyoruz. Yıpranma payı hakkımızı istiyoruz. Emekliliğimizde çalışmak zorunda kalmayacağımız, açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında olmayan bir emekli maaşı istiyoruz. Biz hekimler barışın olduğu, savaşların olmadığı bir dünya istiyoruz.

Bu dileklerle 14 Mart Tıp Bayramı’nızı kutlarım.” diyor meslektaşımız. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, bu mektuptan da anladığınız üzere, son on altı yılda 14 Mart bayram olmaktan çıkmıştır. On altı yıllık AKP iktidarında sağlığın geldiği noktayı üç kelimeyle özetleyebiliriz, sadece üç kelimeyle: “Paran kadar sağlık.” Bu özet aslında bu mektubun da bir özeti olmuş oluyor.

Peki, AKP’nin bu sağlık sisteminden kim memnun olmuştur? Sadece yandaş tüccarlar. Çünkü AKP onlara kiraladıkları hastanelere yüzde 70 doluluk garantisi vermiştir yani hasta yatmasa da parasını ödeme sözü vermiştir. İşte bu yüzden yandaş tüccarlar mutlu olmuştur.

Sağlık çalışanlarının mutsuz olduğunu mektuptan anlamış olduk. Peki, vatandaş ne durumda? Vatandaş da mutsuz. Çünkü TÜİK verilerine göre halkın yaklaşık üçte 1’i yoksuldur yani sağlıkçı gözüyle yoksulluk nedeniyle ısınamayan ve yeterli beslenemeyenler hasta olmaktadır. Hasta olan vatandaş Türkiye genelinde yılda 9 kere hastaneye gitmekte ancak yine de iyileşememektedir. Üstüne üstlük her yıl cebinden yaklaşık 100 Amerikan doları da harcama yapmaktadır sağlık için.

Vatandaş, katkı payını ödeyemediği için acillere yığılmaktadır. Acil servislerde her 3 hastadan 2’si aslında acil değildir. Dünyada vatandaşı en çok doktora giden ülke, maalesef, Türkiye’dir ve bu bir başarı değildir. “Hekime çabuk ulaşılıyor.” diye kimse bize yutturamaz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir rezillik olmamıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Tamamlayabilir miyim Sayın Başkan?

BAŞKAN – Lütfen. Bir dakika ek süre veriyorum.

Buyurun.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Tıbbiyeliler, Çanakkale Savaşı’nda tüm bir sınıfını şehit vererek yurtseverliğini nasıl gösterdiyse, mücadele ruhunu Kurtuluş Savaşı’na nasıl maya yaptıysa şimdi de sağlık sistemini halkçı bir anlayışla yeniden kurgulayacak, vatandaşı müşteri olmaktan çıkaracak, kişiyi hastanelere düşmeden sağlığını koruyacak ve geliştirecektir.

14 Mart 1919’da kurtuluşa giden yolu işgal kuvvetlerine karşı direnişleriyle ateşleyen tıbbiyeli ruhu, 100’üncü yıla bir yıl kala aynı direniş ve dayanışma ruhuyla içimizdeki işgalcilere karşı direnecek ve kazanacaktır. Tıbbiyeli ruhu galip gelecektir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

Gündem dışı üçüncü söz, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle söz isteyen Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu’ya aittir.

Buyurun Sayın Kavuncu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

3.- Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu’nun 14 Mart Tıp Bayramı’na ilişkin gündem dışı konuşması

VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Tarihe, 1918 yılına şöyle bir gidelim. Osmanlı başkenti İstanbul itilaf devletleri tarafından bir işgal ve abluka altına alınmıştı. İngilizlerin işgalinden ve baskılarından büyük rahatsızlık duyan tıbbiyeliler, bir kuruluş yıl dönümünü de bahane ederek bir toplantı düzenlerler ve bu toplantı esnasında da o Tıbbiye-i Şahanenin iki kulesi arasına Türk Bayrağı’nı asarlar. Toplantıda söz alan doktor Memduh Necdet Bey “İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi, beyni olan İstanbul bu dakikalarda korkunç bir buhran geçiriyor ama korkmuyoruz, buradayız, burada kalacağız. İstanbul bizimdir çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir çünkü istiklal buradadır.” diyerek konuşmasını tamamlar. İngiliz bahriyeleri toplantıyı şiddet kullanarak dağıtır, birçok öğrenciyi tutuklarlar. Bu eylem tüm ülkede büyük bir ses getirir ve Millî Mücadele’nin fitilini ateşler. Bugün kutladığımız 14 Mart Tıp Bayramı’nın çıkış noktası işte bu olaydır ve özü itibarıyla işgale karşı bir direniş hareketidir.

Tıbbiyeli ruhu her daim vatan için mücadele bilincinin içinde kendine yer bulmuştur. Sağlıkçılarımız geçmişte olduğu gibi bugün de aynı ruhla milletimize, vatanımıza hizmetlerine devam etmektedir. Terör olaylarında, 15 Temmuz hain darbe girişimi esnasında ve bugün de Zeytin Dalı Harekâtı’nda nerede olmaları gerekiyorsa orada bulunuyor, canları pahasına görevlerini yapmaya devam ediyorlar. Bu vesileyle sağlıkçılarımızı ve tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum, ruhları şad olsun.

AK PARTİ iktidarı her alanda olduğu gibi sağlık alanında da önemli reformlara imza atmış, Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulamaya konmuştur. Genel sağlık sigortası başlatılmış, 112 acil sağlık hizmetleri, mobil köy doktoru hizmetleri, evde bakım gibi alanlarda reform niteliğinde çalışmalar yapılmıştır. Binlerce yeni sağlık tesisi yapılmış, koğuş sisteminden tek ve çift kişilik hasta oda sistemine geçilmiştir. Gurur duyduğumuz şehir hastaneleri ardı ardına hizmete girmektedir. Yoğun bakımlarda, palyatif kliniklerinde yatan hasta yakınları şunları söylüyor: “Devletimiz anamıza, babamıza, yavrumuza bizden daha iyi bakıyor, belki kendi nefsimize ağır gelecek hasta bakımını sağlık personeli uyguluyor. Allah devletimizden razı olsun, sebep olanlara, Cumhurbaşkanımıza duacıyız.” Bütün bunlar için, evet, önemli bir bütçe ayırdık, sistemi dönüştürdük, büyük sağlık projelerini hayata geçirdik. Ancak fedakâr sağlık çalışanlarımız olmasaydı bütün bunlar hayata geçmeyecekti. Bu başarıda en büyük pay, gece gündüz demeden kendi derdini unutarak hastasının derdiyle dertlenen, kendini hastalarına adayan sağlık personelimize aittir. Konya’nın Hadim ilçesinde yoğun kar ve buzlanma nedeniyle ambulans hastanın evine ulaşamayınca acil ekibinde yer alan Samet Kuz tereddüt etmeden hastayı sırtlamıştı. Nijer’de ameliyatına katıldığı kadının kimsesi olmadığı için emanet edemediği on aylık bebeğini operasyon boyunca sırtında taşıyan Mülkiye hemşire unutulabilir mi? Tatil yapmak yerine gönüllü olarak Filistin’e, Somali’ye, Sudan’a, Bangladeş’e, Nijer’e giden doktorlarımız… Tedavi ettiği bebeğin yeniden hayata dönüş bakışı karşısında gözyaşlarına boğulan doktor Mehmet Büyükçapar’ın insan sevgisini kim ölçebilir?

14 Mart, aynı zamanda sağlıkçılarımızın sorunlarını dile getirdikleri, çözüm aradıkları bir gündür. Sağlık çalışanlarımızın özlük hakları konusunda iyileştirme çalışmalarımız devam ediyor. Sağlık çalışanı sayımızı 2002’den bu yana 250 bin kişiden 600 bin kişiye çıkardık, yeni kadrolarla da alımlara devam ediyoruz.

Doktorlarımız, hemşirelerimiz, sağlık görevlilerimiz her zaman, her yerde hasta ve yaralılarımız için hep şifa dağıtmaya çalışırken o şifa dağıtılacak ellere yumruk sıkılırsa, bıçak çekilirse, silah sıkılırsa bunun affedilir yanı yoktur. Bu hizmeti verenlere karşı kaba sözü, şiddeti, doğrudan şiddeti, hakareti asla kabul etmiyor, en sert önlemleri alıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, sağlık bakanlarımız sağlık çalışanlarına takdirlerini her daim iletiyorlar. Ben de aynı zamanda bir doktor babası olarak tüm meslektaşlarımın ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, huzurlu ve mutlu gelecek temennisiyle saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kavuncu.

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Özbekistan Cumhuriyeti Parlamentosu milletvekilleri Raqim Khakimov ve Ilqom Abdullayev’a “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Özbekistan Cumhuriyeti Parlamentosu milletvekilleri Sayın Raqim Khakimov ile Ilqom Abdullayev Meclisimizi ziyaret etmektedirler. Kendilerine Meclisimiz adına hoş geldiniz diyoruz. (AK PARTİ, CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI

1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı’nın, Başkanlık Divanı olarak tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladıklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, hayatımızın hangi döneminde olursa olsun hepimiz için en önemli şey tartışmasız olarak sağlıklı olmaktır. Sağlık hizmetlerinin arzu edilen üst seviyeye getirilmesi, sağlığımızın korunarak toplumsal mutluluğun ve refahın sağlanması için hekimlerimiz ile diğer sağlık personelimizin görevlerini yerine getirirken gösterdikleri gayret, fedakârlık ve özveri herkes tarafından bilinmektedir. Biz de bu nedenle, Divan olarak tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, sabır, hoşgörü ve özveriyle gösterdikleri tüm hizmetlerden dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz, sağlıklı, huzurlu ve esenlikli günler diliyoruz.

Sayın milletvekilleri, tıp doktoru olan sayın milletvekillerinin yoğun talebi ve ricası üzerine bugün 20 sayın milletvekiline yerlerinden bir dakika söz vereceğim.

Söz vereceğim sayın milletvekillerinin şu an isimlerini okuyorum: Sayın Aydın, Sayın Özdemir’in yerine Sayın Yarayıcı, Sayın Özdiş yerine Sayın Gürer, Sayın Hürriyet, Sayın Kayışoğlu, Sayın Akın, Sayın Tümer, Sayın Atıcı, Sayın Şimşek, Sayın Tamer, Sayın Gürer yerine Sayın Özdiş, Sayın Çamak, Sayın Tarhan, Sayın Ertem, Sayın Arık, Sayın Yıldırım, Sayın Akkaya, Sayın Doğan, Sayın Özdağ yerine Sayın Dedeoğlu, Sayın Tanal.

Sayın Aydın, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydın’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

ERKAN AYDIN (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla tüm hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Onlar “Sağlıkta dönüşüm nereye gidiyor?” diye soruyor. Kişi başına hekime başvuru oranı her geçen yıl artıyor. 2017 yılında 114 milyon kişi acillere başvurdu. Nüfusundan fazla acile başvuran tek ülkeyiz. Günde en az 30 sağlık çalışanı şiddete uğruyor. Şehir hastanelerine 2018 bütçesinde 1,3 milyar TL’si kira olmak üzere toplam 2,6 milyar TL ayrıldı. Soruyoruz: Bu para kimlerin cebine gidiyor? 694 sayılı KHK’yle de Sağlık Bakanlığının tüm teşkilat yapısı değişti. Çok sayıda sağlık çalışanı bir soruşturma yapılmadan meslekten men edildi. 9.831 sağlık yöneticisi de yeniden atandı. Sorunlar dağ gibi büyüdü. Şimdi Hükûmete soruyoruz: Bu ülkenin sağlığı nereye gidiyor?

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yarayıcı...

2.- Hatay Milletvekili Hilmi Yarayıcı’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve 12 Mart gecesi Samandağ’da Güven Oğurel Kahil’in polis kurşunuyla hayatını kaybetmesine ilişkin açıklaması

HİLMİ YARAYICI (Hatay) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Ölüm yerine yaşamı savunan tüm doktorların ve sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

12 Mart gecesi Samandağ’da bir gencimizin polis kurşunuyla hayatını kaybetmesi hepimizi derinden yaralamıştır. Her ne olursa olsun yaşam hakkı kutsal olmalıdır. İddialara göre gencimiz Güven Oğurel polisin “dur” ihtarına uymamış ve açılan ateşle hayatını kaybetmiştir. Ölüm olayı kadar vahim olan ise ne kamera kayıtlarına ne de görgü tanıklarına başvurulmadan polisin alelacele serbest bırakılmasıdır. Polisin serbest bırakılmasına tepki gösteren aile, oğulları Güven Oğurel’in cenazesini toprağa vermemiş ve Samandağ esnafı da bu adaletsizlik karşısında bugün kepenklerini kapatmıştır. Buradan tüm yetkilileri ailenin sesine kulak vermeye ve adaleti tartışmaya yer bırakmayacak şekilde tesis etmeye çağırıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yarayıcı.

Sayın Gürer...

3.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, taşeron uygulamasındaki mağduriyetlerin giderilmesi gerektiğine ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Taşeron düzenlemesinde kamuda şoförler âdeta üvey evlat muamelesine tabi tutuldu, kadroya alınmadı, binlerce şoför haksızlığa isyan ediyor; taşeron şoförler bir an önce kadroya alınmalıdır.

Karayollarında çalışan 19.697 işçiden 4.923 işçi kadro alabildi, 14 bin işçi ise kadro dışı kaldı. Binlerce Karayolları işçisinin gelecekleriyle oynandı. Bakanlıklarda personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamı dışında kalanlar taşeron olarak bırakıldı. Emekliliği gelenler ve güvenlik soruşturmasını geçemeyenler işsiz kaldı. KİT ve özel bütçeli kuruluşların taşeron işçileri mağdur edildi. Belediye taşeronlarına kadro umudu verenler sözlerinde durmadı. Taşeronların mağduriyeti Sağlık, Millî Eğitim Bakanlıklarında devam ediyor.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı, tüm doktorların Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Ancak sağlık çalışanlarından taşeron olanların da kadrosunun verilmesinin gerekliliğini bir kez daha vurguluyorum. Taşeron uygulamasında mağduriyetler mutlaka giderilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Hürriyet…

4.- Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve Karayolları Genel Müdürlüğünde sayıları binlerle ifade edilen işçilerin kadroya alınmadığına ilişkin açıklaması

FATMA KAPLAN HÜRRİYET (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, yaşatmak için yaşayan sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Karayolları Genel Müdürlüğünde sayıları binlerle ifade edilen ve yol yapan, yol açan, yol onaran yani Karayollarının asli ve sürekli işlerini ifa eden işçiler de maalesef kadroya alınmıyorlar. Ağırlıkla anahtar teslim yapım işi ihalelerinde çalıştırılan bu işçiler personel çalıştırılmasına dayalı ihale kapsamına girmedikleri gibi yasal anlamda taşeron işçi de kabul edilmiyorlar. Oysa bu işçiler kadroya alınan taşeron işçilerin dün yaptıkları işi bugün de yapmayı sürdürüyor dolayısıyla kadroya alınmayı sonuna kadar hak ediyor. Aslında Karayolları işçilerine o kadar da yabancı değilsiniz, bu insanlar Ankara’ya gelip giderken otoyolda sıklıkla gördüğünüz insanlar; kar kış kıyamet demeden çalışıyorlar ama kadroya layık görülmüyorlar. KHK’ye göre değil, hakka göre; KHK’yi değil, herkesi kapsayan bir düzenleme yapılması gerekiyor ve binlerce insan bu düzenlemeyi bekliyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Hürriyet.

Sayın Kayışoğlu…

5.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve sağlık alanında da tarikat ve cemaatlerin örgütlenmesinin önünü açan, mesleğin itibarını zedeleyen iktidarı kınadığına ilişkin açıklaması

NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, işini layıkıyla yapan, bilime inanan, kendimizi güvenerek emanet ettiğimiz tüm hekimlerin Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da tarikat ve cemaatlerin örgütlenmesinin önünü açan, mesleğin itibarını zedeleyen iktidarı kınıyorum.

Bursa’da Yüksek İhtisas Hastanesi Nilüfer ek binasında görev yapan bir doktorun ülser hastası olan hastasına “Senin işin dualık, bu kâğıtta yazılanları yap.” diyerek duaların yazılı olduğu bir kâğıt verdiği, “Bu duaları da falanca merhum şeyhlerin ruhuna oku.” dediği, kullandığı ilaç için “Bu ilaçta domuz jelatini var başka ilaç kullan.” dediği ortaya çıktı. Görülüyor ki iktidar ders çıkarmamış ve her alanda tarikatlaşmanın, cemaatleşmenin önünü açmış.

Sağlıkta cemaatleşmeye son verin diyorum.

BAŞKAN – Sayın Akın…

6.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

AHMET AKIN (Balıkesir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AKP’nin inşaata dayalı politikalarından en çok etkilenen maalesef sağlık hizmetleri. Ülkemizde sağlık sektöründe çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Vatandaşa değil de inşaata yatırım yapan Hükûmet, hastanelerimizi doktorsuz bıraktı, pek çok hastanemizde de uzman doktor yok. Ülkemizde hasta başına düşen doktor sayısı maalesef Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde. Bu duruma rağmen, güvenlik soruşturması nedeniyle pek çok hekimimizin ataması yapılmıyor. Hekimlerimizin atamalarının yapılmaması sağlık hizmetini kesintiye uğrattığı gibi kamu yararını da ihlal ediyor. Hükûmet OHAL bahanesiyle yalnızca hekimlerimizin çalışma haklarını ellerinden almıyor, hastalarımızın sağlık hakkına da müdahale ediyor.

Hükûmeti sağlık alanında yaşanan bu adaletsizliğe son vermeye davet ediyor, bu düşüncelerle 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tümer…

7.- Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer’in, Türkiye ile Cezayir arasında Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde petrokimya yatırımı anlaşması imzalandığına ve petrokimya tesisinin dünya pazarına ulaşabilmesi için ulaşım sorununa acilen çözüm bulunması gerektiğine ilişkin açıklaması

ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bilindiği üzere, Türkiye ile Cezayir arasında Adana Yumurtalık Serbest Bölgesi’nde 1 milyar dolarlık petrokimya yatırımı anlaşması imzalanmıştır. Gelişmelerin, ülkemiz ve Adanalı hemşerilerimiz adına, üretim ve istihdam adına önemli kazanımlar doğurmasını dilemekle birlikte sahil şeridinde yer alan Yumurtalık ilçemiz ile Adana merkezini birbirine bağlayan kara yolunun yetersizliği göz önüne alınmalıdır. Yılda 450 bin ton polipropilen üretecek tesisin hammaddesinin Cezayir’den tedarik edileceği düşünüldüğünde kara yolunu genişletme çalışmalarına bir an önce başlanmalı; bunun yanı sıra, il merkezine Yumurtalık ilçesiyle demir yolu bağlantısı kurulmalı, Adana Şakirpaşa Havaalanı da genişletilerek işlevi artırılmalıdır. Petrokimya tesisinin hem yurt içinde hem de yurt dışında dünya pazarına ulaşabilmesi için ulaşım sorununa acilen çözüm bulunmalıdır.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

8.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, sulama birliklerinin seçilmiş başkan ve yöneticilerinin görevden alınarak yerlerine kamu görevlilerinin atanmasına ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkürler Sayın Başkan.

AKP seçilmişler yerine atanmışların yönettiği bir düzene o kadar alıştı ki sıra sulama birliklerine geldi. Bugüne kadar yapılan tüm seçimleri Yüksek Seçim Kurulu gözetiminde gerçekleştiren ve 14.487 meclis üyesi bulunan 378 sulama birliğinin seçilmiş başkanları ve yöneticileri AKP tarafından görevden alınmakta ve yerine kamu görevlileri atanmaktadır. On altı yıllık AKP iktidarı boyunca yüksek fiyatlı mazot, gübre, ilaç ve banka borçlarının altında ezilen çiftçinin şimdi de elinden sulama birlikleri alınmaktadır.

DSİ’nin hazırladığı rapora göre, sulama birliklerinin faaliyetleri tam ve yerindedir Çiftçi, yer altı sularını kesinlikle AKP’den daha iyi koruyacaktır. Bu girişimin bir sonraki basamağı özelleştirmedir. Milletin suyu gasbedilemez. AKP derhâl kendine gelmelidir.

BAŞKAN - Sayın Şimşek…

9.- Mersin Milletvekili Baki Şimşek’in, 25 yaşında bir gencin banka kurup hayalî olarak internet üzerinden satış yaparak 550 milyon TL civarında bir para topladığına ve bu olayla ilgili sorumlular hakkında harekete geçilmesini talep ettiğine ilişkin açıklaması

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, televizyondan ve sosyal medyadan izlediğimiz haberlere göre, 25 yaşında bir genç banka kuruyor, hayalî olarak insanlara internet üzerinden tavuk, keçi, koyun ve dana satıyor ve yaklaşık 77 bin insandan 550 milyon TL civarında bir para topluyor. Bu hayalî sistemi tanıtırken de Kur'an okutup ayran, döner dağıtıyor. 2018 yılında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde böyle bir olayın nasıl yaşandığını hayal bile etmek istemiyoruz. 550 milyon parayı nasıl toplayabiliyor, böyle bir hayal zinciri günümüz Türkiyesinde nasıl yaşanabiliyor? Bununla ilgili sorumlular her kimse bunların incelenip araştırılması lazım ve ülkede bu kadar çok sayıda insanın mağdur edilmemesi lazım.

Bununla ilgili suçlu ve sorumlular hakkında herkesin harekete geçmesini talep ediyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Tamer…

10.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

İSMAİL TAMER (Kayseri) - Çok teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Sağlık, insan hayatındaki en önemli değerlerden biridir. Bir hekim olarak biliyorum ki sağlık alanında hizmet vermek zor bir görevdir. Bu kutsal, saygın ve onurlu mesleği tercih ederek ülkemizin her köşesinde fedakârca hizmet veren, insanların en çaresiz, yardıma en çok ihtiyaç hissettiği anda onların yanında olan, elini uzatan değerli sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Yine doktor Memduh Necdet ve aynı zamanda doktor Hikmet Boran 1919’daki Kurtuluş Savaşı’nın fitilini ateşlemiştir. Aynı şekilde, 15 Temmuzda hain darbe girişiminde önce meydanlarda, daha sonra da hastanelerde gece gündüz aralıksız çalışan sağlık çalışanlarını saygıyla kutluyorum. Tüm sağlık çalışanlarının, doktor arkadaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, hepsine saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim ben de.

Sayın Özdiş, buyurun.

11.- Adana Milletvekili İbrahim Özdiş’in, ittifak yasasının Türk siyasi tarihinin yüz karası olacağına ve Adana'da özel bir hastanede çalışan Raziye Sevgili ve Gencay Deveci isimli 2 kadının hamile oldukları için işten çıkartıldıklarına ilişkin açıklaması

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle söylemeliyim ki bir gecede apar topar geçirdiğiniz bu ittifak yasası Türk siyasi tarihinin yüz karası olacaktır. Yıllar sonra siyasetten silindiğinizde parlamenter demokrasiyi katletme utancıyla anılacaksınız.

Şimdi sorumu soruyorum, sorum Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına: Adana'da özel bir hastanede çalışan Raziye Sevgili ve Gencay Deveci isimli 2 kadınımız hamile olduklarını öğrendikleri gün hastane yönetimi tarafından işten çıkartıldı. Özel sektörde hamile kadın demek çıkartılacak personel anlamına mı geliyor? Bir kadın olarak bu durum hakkında kadınlarımızı koruyacak herhangi bir girişimde bulunacak mısınız? Sizin Genel Başkanınız “3 çocuk” derken özel sektör çalışanlarını kastetmiyordu herhâlde Sayın Bakan.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdiş.

Sayın Çamak…

12.- Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

HÜSEYİN ÇAMAK (Mersin) - Sayın Başkan, tıp doktorları zor koşullarda ve büyük emeklerle yetişir, buna rağmen Türkiye’de çok zor koşullarda çalışmak zorunda bırakılmakta. Bu anlamda Türk Tabipleri Birliğinin 14 Martta “Dört talep” başlıklarıyla duyurduğu şu en önemli mesleki taleplerinin bir an önce yerine getirilmesini dilerim: Bir an önce sağlıkta şiddet yasası çıkarılmalıdır; hekimler çalışırken ve emeklilikte insanca ücret almalıdır; fiilî hizmet süresi zammı yasalaşıp hayata geçirilmelidir; güvenlik soruşturması kaldırılmalı ve uzun süre bekletilen hekimlerin atamaları yapılmalıdır. Son üç yılda 431 sağlık çalışanı intihar etti, son 5 yılda sağlıkçılara yönelik 47 bin küsur şiddet olayı yaşandı; bunlar göz ardı edilmemeli. Tıp doktorluğuna yıllarını veren bir hekim olarak özellikle tüm sağlık emekçisi meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlarım.

Teşekkür ederim

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Tarhan…

13.- Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan’ın, Gümüşhane ilinin stadyum ihtiyacının bir an önce giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Devlet hastanesi bitmeyen, turizm sektöründen yeterli payı almayan, teşvik sisteminden yeterli oranda istifade etmeyen, küçük sanayi için iş yerleri yetersiz olan Gümüşhane ilimizin stadyum ihtiyacı vardır. Her fırsatta sporun desteklenmesi, altyapı hizmetlerinin çağa göre yapılanması gerektiğini dile getiriyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığının açıkladığı yeni yapılacak stadyumlar arasında Gümüşhane bulunmamaktadır. Zor ve ilkel şartlarda hem maç izlemek hem de müsabakalara çıkmak zorunda kalan Gümüşhaneli gençlerimizin stadyum talebi bir an önce yerine getirilmelidir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Ertem…

14.- Hatay Milletvekili Birol Ertem’in, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

BİROL ERTEM (Hatay) – Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün “Beni Türk hekimlerine emanet edin.” ifadesinde bulunduğu gibi sağlığımızı emanet ettiğimiz, bu hizmet sektöründe özveri ve inançla çalışan tüm Türk hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarımızın kutsal mesleklerini icradaki gayretleri bizler için çok değerlidir. Büyük bir özveriyle insanların sağlıklı yaşaması için ellerinden gelen her türlü çabayı esirgemeyen tüm sağlık personelimize minnet borçluyuz. İş güvencesinin ortadan kalktığı, hekim emeğinin ucuzlatıldığı ve değersizleştirildiği bir sağlık sistemi içerisinde özveriyle yüce mesleklerinde sevgi ve gönül bağıyla çalışan doktorlarımızın ve tüm sağlık emekçilerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlar, saygılar sunarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Arık…

15.- Kayseri Milletvekili Çetin Arık’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

ÇETİN ARIK (Kayseri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP iktidarı bir yol yaptı, bir de sağlıkta reform; hangi yolu kaldırsanız altından yolsuzluk akıyor, sağlıkta yapılan reformları anlatmaya ise kelimeler kifayetsiz kalıyor. Sosyal devletin yükümlülüğü olan sağlığı tamamen ticaretleştiren AKP, sağlıkta reform diyerek hastaneleri ticarethane, hastayı müşteri, sağlık çalışanlarını ise veznedar yaptı; sağlık çalışanlarının itibarını “Doktor efendi dönemi bitti.” “Doktor efendi ‘…’(X) peşinde.” diyerek sıfırlamaya çalıştı. Doktor efendi “…”(x) peşinde değil, sizin döneminizde kaybettiği itibarının peşinde. Her şeye rağmen sağlık camiamız daha sağlıklı bir toplum için gecesini gündüzüne katıp çalışmaya devam ediyor. Burada mensubu olmaktan onur ve gurur duyduğum sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Yıldırım…

16.- Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Yeminlerine sadık kalan, cansiparane çalışan başta doktor meslektaşlarım olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının bu anlamlı gününü kutluyorum.

Bu arada barış, özgürlük ve demokrasi uğruna haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulan Grup Başkan Vekilimiz Sayın İdris Baluken ve yaşamını barış, özgürlük, demokrasi mücadelesine adamış olan halk sağlığı uzmanı Profesör Doktor Onur Hamzaoğlu şahsında ihraç edilen, bedel ödeyen tüm meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, sağlıklı ve özgür günlerde buluşmayı ümit ediyorum.

Ayrıca, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamak, taleplerini dile getirmek amacıyla Numune Hastanesi önünde açıklama yapmak isteyen meslektaşlarıma yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum, gözaltına alınanların derhâl serbest bırakılmasını talep ediyorum. İktidarı demokrasiden nasibini almaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akkaya…

17.- İstanbul Milletvekili Yakup Akkaya’nın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

YAKUP AKKAYA (İstanbul) – 14 Mart esasen tıbbiyelilerin fedakârlıklarının, cesaretlerinin ve direnişlerinin bayramıdır. Kötüleşen çalışma koşullarına rağmen fedakârca, cesaretle çalışan sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Ayrıca, “sağlıkta dönüşüm” adı altında vatandaşlarımız sömürülmeye devam ediyor. Hastaneye gittiğin zaman 9 çeşit ödeme yapıyorsun. Ne ödüyorsun? İlaç katılım payı ödüyorsun, muayene katılım payı ödüyorsun, reçete 3 kutudan fazlaysa onun için para ödüyorsun, eş değer fiyat farkı ödüyorsun, tetkik farkı ödüyorsun, erken muayene fark ücreti ödüyorsun, öncelikli tetkik fark ücreti ödüyorsun, istisnai sağlık hizmeti ücreti ödüyorsun, özel hastanelerde en az yüzde 200 fark ödüyorsun. Nasıl bir reform değil mi?

Şimdi, genelgeyle bu acile gitme de kaldırıldı çünkü vatandaşlarımızın ücret ödememek için acile gitme durumları da ortadan kaldırılmış oluyor. Neden vatandaşlar acile gidiyor? Bu fark ücretini ödememek için gidiyor. Bakın Amerika’nın nüfusu 324 milyon, acile giden hasta sayısı 130 milyon; Türkiye’nin nüfusu 78 milyon, acile giden hasta sayısı 110 milyon.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Doğan…

18.- İstanbul Milletvekili Selina Doğan’ın, başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olmak üzere ilgilileri ensest konusunda sorumluluk almaya davet ettiğine ilişkin açıklaması

SELİNA DOĞAN (İstanbul) – Sayın Başkan, Yazar Büşra Sanay görmek istemediğimiz ve duyduğumuzda ürperdiğimiz bir gerçeğe parmak basarak Türkiye'deki ensest gerçeği hakkında bir kitap yazdı. Sanay’ın “Kardeşini Doğurmak” adlı kitabının imza günü etkinliğinin iki ayrı AVM tarafından yasaklanması bile konunun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Oysa söz konusu kitabı yasaklayarak, görmezden gelerek Türkiye'deki ensest gerçeği yok olmuyor; aksine, bu tutum aile içi cinsel istismarda bulunanlara destek sunmak anlamına geliyor. Uzmanlar tarafından en sık görülen cinsel istismar vakaları olduğu belirtilen ensest diğer cinsel istismarlardan daha büyük psikolojik yıkımlara ve travmalara neden olmakta. Ortaya çıkması diğerlerine göre daha zor olan bu istismar vakalarıyla yüzleşmek zorundayız. Yüzleşmek için de öncelikle farkındalık yaratmak gerek. Bugünlerde çözüm getirileceği vadedilen ve Hükûmet bünyesinde komisyon kurulan cinsel istismar vakalarıyla ilgili farkındalık yaratmak da bizzat idarenin görevidir. Başta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olmak üzere ilgilileri ensest konusunda sorumluluk almaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

19.- Kayseri Milletvekili Sami Dedeoğlu’nun, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

SAMİ DEDEOĞLU (Kayseri) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Yaşamlarını insanlığın hizmetine, sağlığına ve esenliğine, kendilerini, hem de yeminle adamış hekimlerimizin bizim yanımızdaki yeri ve önemi çok büyüktür. Hekimlerimiz doğrudan insan hayatına, insan canına dokunup şifaya aracılık ederler. Bu kutsal meslek her zaman saygıyı sonuna kadar hak eder. Hekimlik mesleğinin bizim medeniyetimizde ve kültürümüzde farklı bir konumu vardır. Kanuni Sultan Süleyman’ın "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” sözü dünyadaki en değerli şeyin, en güzel mutluluğun sağlık olduğunu ifade etmektedir. Hayat kurtaran, insanın en değerli nimeti olan sağlığına kavuşmasına vesile olan fedakâr tüm sağlık çalışanlarımızın daha rahat, daha yenilikçi, daha başarılı olmaları için biz de Hükûmet olarak reform ve çalışmalarımızla onları destekliyoruz. Tüm sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, ülkem ve milletim adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Tanal…

20.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis lokantasındaki televizyonda sadece siyasi iktidara yakın 18 kanal olmasına, sabaha kadar süren çalışmada Meclis personeline yemek verilmemesine ve Meclis koruma polislerine tanınan ayrıcalıklara ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Değerli Başkanım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana binasındaki lokantada 18 tane televizyon kanalı var, cezaevlerinde 24 tane kanal var. Bu 18 tane kanalda siyasi iktidara yakın olan kanalları izleyebiliyorsunuz. Halk TV yok, Ulusal Kanal yok, KRT yok, Tele1 yok, Cem TV yok, Artı 1 TV yok. Yani muhalif düşünen hiçbir televizyon kanalını orada göstermiyorlar, yasaklamış durumdalar. Yani tek zihniyetle Meclis nasıl olur bu Türkiye’nin gündeminde, hele 21’inci yüzyılda?

İkinci bir husus, bu pazartesi günü Meclis çalışıyordu, sabaha kadar çalıştık. Çalışan memurlara, polislere, hiçbirine kahvaltı verilmedi. Ben burada sizden söz aldım, teşekkür ederim, söz vermiştiniz ama yine o insanlara yemek verilmedi, aç bırakıldı. Bu, insan onuruyla bağdaşan bir husus değil Değerli Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)

Üçüncü bir husus, Meclisin koruma polislerine bin lira fazla, ek para veriliyor, diğer polislere verilmiyor. Oradaki Meclis koruma polislerine ayrıca ücretsiz yemek veriliyor, diğer çalışanlara verilmiyor. Bu eşitsizlik ne zaman giderilecek Sayın Başkanım? (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – İlgileneceğim Sayın Tanal. Teşekkür ederim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Peki, teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren grup başkan vekillerine söz vereceğim.

Sayın Akçay, buyurun lütfen.

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ve sağlık çalışanlarının sorunlarına ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Tıbbiyeli şuuru, kendini insana, insanlığa, hatta bütün canlılara adamışlığın bir sembolüdür ve şuurudur. Bugün tıbbiyeli ruhunun aynı zamanda vatan ve millet ülküsüyle birlikte yükseldiği gündür.

14 Mart aynı zamanda sağlık çalışanlarının sorunlarının da dile getirildiği gündür. Yıpranma payı, sağlıkta şiddetin cinayetlere dönüşerek devam etmesi, aşırı iş yükü, mobing ve başta döner sermayeler olmak üzere, ücretlerde yaşanan düşüşler sağlık çalışanlarının başlıca sorunlarıdır.

Kısa bir süre önce taşerona kadro verilmesi uygulamasında kamu dışı aile sağlığı çalışanları, sağlık teknikerlerinin, tıbbi sekreterler ve vekil ebe hemşirelerimizin kapsam dışında kalması sağlık sektöründeki çalışma huzur ve barışını zedelemektedir.

Öte yandan, OECD ortalamasına ulaşmak için, ülkemizde yaklaşık 131 bin hekime ihtiyaç vardır. 100 bin kişiye düşen hekim sayısı ülkemizde 181, bu rakamın OECD ortalaması 345’tir.

Yine ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarına müracaat sayısı son bir yılda 469 milyon 718 bindir. Buna göre, 1 doktor başına düşen hasta sayısı 5.635’e ulaşmıştır.

Hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız yoğun bir iş yüküyle karşı karşıyadır. Sağlıklı bir gelecek için çalışanlarımızın sorunlarına kulak verilmesi ve çözüm getirilmesi elzemdir.

Bu vesileyle, tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, huzur ve esenlikler diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de Sayın Akçay.

Sayın Danış Beştaş, buyurun.

22.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, sağlık çalışanlarının sorunlarına, 12 Mart gecesi Samandağ’da Güven Oğurel Kahil’in polis kurşunuyla hayatını kaybetmesine, Afrin’de yaşayan yüz binlerce insanın susuz bırakıldığına, Helin Palandöken davasının takipçisi olduklarına ve Diyanet İşleri Başkanının bir televizyon programında Alevilerle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, bugün Tıp Bayramı. Sağlık sektöründe çalışan tüm sağlık emekçileriyle birlikte hekimlerimizin Tıp Bayramı’nı kutluyoruz. Bu kapsamda, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu ve -halk sağlığı uzmanı ve doktor- yine Sayın İdris Baluken’in de Tıp Bayramı’nı kutlamak istiyoruz.

Evet, bizler kutluyoruz ama sağlık sektöründeki gerçeklikler bu kutlamanın çok gerisinde. Bugün bile doktorların, sağlıkçıların yaptıkları etkinliğe, açıklamaya maalesef müdahale oldu.

Başbakanlık verilerine göre, yalnızca son üç yılda iş yükü altında kalan 431 sağlık çalışanı intihar etti. Performans sistemiyle her beş dakikada bir muayene yapmak durumunda kalarak hastanelerin iş yükü altında ezilen sağlık çalışanları 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayamıyor. Mecburi hizmeti ve izin kullanmadan tuttuğu ayda 15 nöbetle kesintisiz otuz altı saat mesai yapmayı kaldıramayan doktorların peş peşe gelen intiharları bu alanda ciddi bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Aynı zamanda, sağlık emekçilerine yönelik ciddi ihraçlar, hukuk dışı ihraçlar söz konusu olup çok sayıda doktorun açıkta olduğunu da ifade etmek isterim. Ayrıca, güvenlik soruşturması gerekçesiyle şu anda 900 sağlık emekçisinin ataması yapılamıyor. Defalarca dile getirmemize rağmen bu konuda bir gelişme katedilemedi.

Sayın Başkan, iki gün önce Samandağ ilçe merkezinde, akşam saatlerinde, 22 yaşındaki Güven Oğurel Kahil isimli vatandaşımız “Dur.” ihtarına uymadığı gerekçesiyle polis kurşunuyla katledildi. Edindiğimiz bilgilere göre, polis doğrudan Güven Oğurel Kahil'i hedef alarak ateş açmış, saldırının ardından Güven Oğurel hastaneye kaldırılırken polis ise gözaltına alınmış.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Danış Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Ancak dün saat on dört sıralarında Güven Oğurel henüz hayatını kaybetmeden olayın faili polis, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı ve şu anda Samandağ ilçesinde ciddi bir huzursuzluk var, bir infial var. Çok sayıda telefon aldık. Gerçekten ciddi bir orantısız şiddet var ve Güven Oğurel’i kaybetmiş durumdayız. Bu nedenle hemen adil bir soruşturmayla tekrar delillerin değerlendirilmesi ilçe halkını da rahatlatacaktır.

Sayın Başkan, bir diğer mesele: Ülkenin gündemini, canını, ekonomisini vuran savaşla ilgilidir. Birleşmiş Milletler İnsani Durumlar Koordinasyon Ofisi, Afrin'e bir haftadır su tedarik edilemediğini duyurdu. Açıklamada bu durumun bölgedeki barajın kontrolünün el değiştirmesinden kaynaklandığı belirtildi. Başbakan bir taraftan merhametten bahsederken diğer taraftan binleri bulduğu iddia edilen insan ölümleri üzerinden propagandalar yapılıyor. Bir şehirde yaşayan yüz binlerce insan susuz bırakılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Toparlayacağım Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, son bir dakika.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Susuz bırakma politikasını, biz, daha önce Irak Kürdistan federe bölgesinde yapılan referandumdan dolayı Kürt halkını “Yiyecek ekmek bulamazlar.” diye tehdit edenlerden biliyoruz. Milliyetçiliği kışkırtmak üzerinden toplumsal kutuplaşma dışında Afrin’deki trajedinin kimseye bir faydası yoktur. Bir an önce, bu yanlış daha fazla büyümeden sonlandırılmalıdır.

Diğer mesele Sayın Başkan: Helin Palandöken. Helin’i öldüren ve yanındaki iki arkadaşını da yaralayan 21 yaşındaki Murat Yetkin'in davası bugün görülüyor. Bu davanın takipçisi olduğumuzu belirtmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, kadın cinayetlerinde esas olan, önleme yükümlülüğünü yerine getirmek, kız çocuklarının, kadınların şiddete uğramaması için önlem almaktır. Fakat böyle acı bir olayın ardından yapılması gereken, sanığın “erkeklik indirimi” dediğimiz ceza indirimlerinden yararlanmadan gerekli cezaya çaptırılması ve devletin, bir daha kız çocukları tehdit edilmesin, şiddete uğramasın diye elinden geleni yapacağının güvenini vermesidir.

Diyanet İşleri Başkanı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Son cümlelerim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Danış Beştaş, yalnız beş dakika oldu yani.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Son cümlelerim…

BAŞKAN - Peki, buyurun ama bundan sonra biraz daha özen gösterirseniz memnun olurum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Tabii ki.

BAŞKAN - Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Ben de sizin hoşgörünüze çok memnun olurum, karşılıklı birbirimize daim olsun.

BAŞKAN – Hoşgörümüz daim olsun da bunun da bir sınırı olsun çalışma usulü içinde.

Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Diyanet İşleri Başkanı bir televizyon programında “Aleviler camiye gitsin.” diye bir açıklama yaptı ve Alevi kurumlarından, Alevilerden bu konuda ciddi bir tepki var. Gerçekten bu söylem, Diyanet İşleri Başkanının kuracağı bir söylem olamaz, söyleyeceği bir cümle olamaz, buna yetkisi de yoktur ayrıca. Diyanet İşleri Başkanı görevi gereği tüm inançlara eşit mesafede ve uzaklıkta olmalıdır.

Ayrıca, Alevilerin inanç merkezi cemevidir ve ibadetleri de cem olmadır. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanının talihsiz açıklamasına bir yeni açıklama yapması gerektiği ve bu konudaki tepkilere karşı bir düzeltme yapması gerektiği düşüncemizi de paylaşmak istiyorum.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Özel, buyurun.

23.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, 13 Mart Ankara Güvenpark’ta otobüs durağına yapılan saldırının 2’nci yıl dönümüne, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, sorunları için mücadele eden meslek örgütlerine karşı iktidarın tutumuna ve Helin Palandöken ile İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu davalarının takipçisi olduklarına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bundan iki yıl önce 13 Mart günü Ankara Güvenpark’ta otobüs durağına yapılan saldırı sonucunda 38 yurttaşımız hayatını kaybetmişti. Buradan bir kez daha, kaybettiğimiz yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Terörü lanetliyoruz. Terörü kimden gelirse gelsin, hangi gerekçeye, hangi amaca dayandırılırsa dayandırılsın bir insanlık suçu olarak görüyor ve terör örgütlerinin yapmış oldukları bu insanlık suçunu ve katliamı Cumhuriyet Halk Partisi olarak kınıyoruz.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı ama artık 14 Mart neredeyse bir matem günü çünkü hekimlerin sorunları hekimlerin, hekim örgütlerinin boylarını aşmış durumda. Sorunlarını dile getiren, sorunları için mücadele eden hekim örgütlerine karşı iktidarın sistematik bir yıldırma, baskı politikası son bir aydaki gelişmelerle birlikte tamamen ortadan kaldırma iradesine dönüşmüş durumda ve bir algı yönetimiyle Afrin Operasyonu, savaş ve bunun üzerinden yapılan açıklamalar kastedilerek tüm sağlık meslek örgütlerinin, Türkiye Barolar Birliğinin ve akademik meslek odalarının üst örgütlerinin isminden “Türk-Türkiye” ibareleri çıkarılmaya çalışılıyor. Oysaki Türkiye Barolar Birliği Afrin Operasyonu’na ilk günden beri destek verdiğini açıklamıştı. Yani meselenin savaşa karşı bildiri yayınlamak, orada yaşananları bir savaş veya bir başka şey olarak tanımlamaktan farklı olduğu açıkça ortada. Cumhurbaşkanının kendisinin bizzat “savaş” olarak ifade ettiği bir süreçte “savaş” kelimesini yasaklı olarak kabul edenlerin, bunun üzerinden meslek örgütlerine giriştikleri linç kampanyası aslında Türkiye Barolar Birliğinin bu konuda aldığı konum ve pozisyon değerlendirildiğinde bunun sadece bir fırsat, bir bahane, esas meselenin meslek örgütlerinin üzerine gidip onların örgütlü birlikteliğini ortadan kaldırmak olduğu çok açıkça görülüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen Sayın Özel siz de.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Yıllardır söylüyoruz, söylemeye de devam edeceğiz. Sağlıkta dönüşüm, sağlıkta yıkım, sağlıkta eşitsizlik, sağlık hizmetlerinin paralı hâle getirilmesi sürecine dönüşmüş durumda. Şüphesiz bugün sadece hekimlerin değil tüm sağlık emekçilerinin günüdür. Biz, sağlıkta ticarileşmeye, özelleşmeye, piyasalaşmaya tamamen karşıyız çünkü sağlık hakkı vatandaş ve devlet arasındaki bağın türünü, gücünü, samimiyetini ortaya koyan en temel alanlardan birisidir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak sağlıkta sosyalizasyonu savunan bir partiyiz. Sağlıkta yüküm sürecinin derhâl terk edilmesi, tüm paydaşların bir araya gelerek konuşması ve yaşanan akut sorunlara acil çözümler üretilmesi, ardından da kalıcı bir süreç için uzlaşılması gerekmektedir. İş güvencesinin ortadan kalktığı, hekimin emeğinin ucuzlaştığı ve değersizleştiği bir sağlık sistemi içinde geleceklerinin bugünden iyi olmaları dileğiyle tüm sağlık emekçilerinin ve tüm hekimlerin bugününü bir kez daha kutlamak isteriz.

Son olarak, bugün iki dava var. Çok sayıda milletvekilimiz İstanbul’da bu davaları takip ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın siz de Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bunlardan bir tanesi, okulunun önünde katledilen Helin Palandöken davasıdır. Geçen duruşmaya yanlış sanık getirilme rezaleti damgasını vurmuştu. Helin Palandöken davası, bireysel silahlanmaya karşı tedbir alınması ve bu şiddetin önüne geçilmesiyle ilgili Meclis sorumluluğunu hatırlamamız açısından önemli bir davadır.

Son olarak da Sayın Enis Berberoğlu milletvekilimiz, tutsak olduğu Maltepe Cezaevinden bugün bir kez daha yargılandığı bir davayla karşı karşıyadır. Tutsak olan, tutuklu olan, millî iradedir. Bir milletvekilinin tutuklu yargılanması, bir milletvekilinin kendi ayaklarıyla gittiği duruşma salonundan kelepçelenerek hapishaneye konulması o milletvekilinin değil, bu Meclisin, hepimizin ayıbıdır. Bunun bir kez daha altını çiziyor, bugün adaletin tecelli etmesiyle ilgili ümidimizi, beklentimizi bir kez daha ifade ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.

Sayın Turan…

24.- Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın, Diyarbakır ve Afrin’de şehit olanlara Allah’tan rahmet dilediğine, 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına, 14 Mart AK PARTİ’ye kapatma davası açılmasının 10’uncu yıl dönümüne ve 18 Martta Çanakkale’de Cumhurbaşkanının da katılımıyla düzenlenecek törenlere tüm vekilleri ve vatandaşları davet ettiğine ilişkin açıklaması

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün hem Diyarbakır’dan hem de Afrin’den acı haberler aldık; şehitlerimiz var, gazilerimiz var. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum; yaralılarımıza, gazilerimize şifalar diliyorum. Bu vesileyle Afrin’de teröre karşı mücadele eden Mehmetçiklerimize hem başarı hem selam dileklerimizi iletmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Doktorlarımızın kutsal bir mesleği ifa ettiğini hepimiz ifade ettik. Hekimlerimizin insan canına dokunan, şifaya aracılık eden insanlar olduğunu biliyoruz. Sorunlarını yakından takip ettiğimiz hekimlerimizin bayramını ben de canıgönülden kutluyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ayrıca, bugün ibretlik bir tarih ve gün, AK PARTİ’ye kapatma davası açılmasının 10’uncu yıl dönümü. Şu an, bu davayı açanların her biri ibretle ve nefretle tarihte yerlerini aldılar ama AK PARTİ milletin desteğiyle demokrasiden yana, milletten yana yoluna devam etti, dimdik duruşuna devam ediyor. Başlı başına bu durum bile AK PARTİ’nin sağladığı demokratik gelişimi gösteren bir fotoğraf. Demokrasiye kasteden girişimler milleti karşısında buldu, yarın da bu tarz girişimlere kalkışanlar yine bu milleti karşılarında bulacaklar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hafta sonu 18 Mart törenlerini, vekili olmaktan gurur duyduğum Çanakkale’mizde kutlayacağız, anacağız. Çanakkale tüm Türkiye için millî şuurun doğduğu ve Anadolu’ya yayıldığı yer. 18 Mart 1915, düşmanlara karşı, emperyalizme karşı bozguna uğratmanın ötesinde, birkaç yıl sonra Millî Mücadele’nin başlamasına öncülük yapan, ateşi fitilleyen bir önemli gurur vesilesi oldu bizim için. 15 Temmuzda sokağa çıkan insanların ruhu, Afrin’deki Mehmetçik’imizin ruhu Çanakkale ruhuyla beslendi, o ruhla aynı atmosferi paylaştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın Sayın Turan siz de.

BÜLENT TURAN (Çanakkale) – “Çanakkale geçilmez.” sözü bir yerel unsur değil bir milletin ifadesi, emperyalizme karşı bir bayrak açmanın adı ve şanı oldu. Ben bu vesileyle, 18 Martta Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla düzenlenecek törenlere tüm vekillerimizi, tüm vatandaşlarımızı davet etmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

V.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)

2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Başkanlık Divanı olarak, 13 Mart 2016’da Güvenpark’taki terör eyleminde hayatını kaybedenler ile Diyarbakır, Ağrı ve Afrin’de şehit düşen askerlere Allah’tan rahmet dilediklerine ve hayatını kaybeden fizikçi Stephen Hawking’i saygıyla andıklarına ilişkin konuşması

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, biz de Divan olarak hem iki yıl önce Güvenpark’taki terör eyleminde hayatını kaybedenlere hem de Diyarbakır, Ağrı, Afrin’de şehit düşen asker kardeşlerimize, Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet diliyoruz; değerli ailelerine, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz. Yine, yaralı olan askerlerimize de acil şifalar temenni ediyoruz.

Bu arada, bilime önemli katkılarda bulunan ünlü evren bilimci, fizikçi Stephen Hawking’in de vefat ettiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Kendisini saygıyla andığımızı da buradan bildirmek isterim.

Gündeme geçiyoruz sayın milletvekilleri.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi bulunmaktadır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- HDP Grubunun, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım ve arkadaşları tarafından, sağlık emekçilerinin yaşadıkları sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 13/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 14/3/2018 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                               Meral Danış Beştaş

                                                                                                                                         Adana

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

13 Mart 2018 tarihinde Adıyaman Milletvekili Sayın Behçet Yıldırım ve arkadaşları tarafından, sağlık emekçilerinin yaşadıkları sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan 7104 sıra numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 14/3/2018 Çarşamba günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın Behçet Yıldırım konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Teşekkürler Başkanım.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Ben de yine buradan tekrar, başta yeminlerine sadık kalan arkadaşlarımı kutluyorum.

Medeni toplumlarda, demokrasiyle yönetildiğini iddia eden ülkelerde meslek örgütleri toplumun vazgeçilmez kurumlarıdır. Şimdi, bu STK’lerden en önemlisi, bağlı olduğum TTB, akıl tutulması yaşayan bu AKP iktidarının Afrin Operasyonu için çok masumane bir bildiri yayınlamıştı. Bu bildiride şöyle deniyordu: "Biz hekimler uyarıyoruz: Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur. Her çatışma, her savaş fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel, sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir. Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Savaşla baş etmenin yolu adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.“ Bu bildiriye bir hekim olarak aynen imza atıyorum. Medeni bir dünyada, demokrasiyi azıcık benimsemiş ülkelerde bu bildirinin alkışlarla karşılanması gerekir.

TTB, her şeyden önce bir meslek grubudur. İnsan yaşamını hedefleyen odamız, unutmayın ki sizden önceki hükûmetler zamanında da hep hedef hâline getirilmişti. TTB size biat etmediği gibi önceki hükûmetlerdeki Osman Durmuş'un da, bu Hükûmetin önceki Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın da hedefindeydi. Bu bakanların devletin tüm imkânlarını kullanarak hekimlere mevki, makam vaatlerine rağmen, hekimlik mesleğine, onurlarına sahip çıkan TTB'yi iktidarın emrine sokamamışlardır, biat ettirememişlerdir.

Buradan tekrar, TTB’yi, dik ve onurlu duruşlarından dolayı kutluyorum.

Biz hekimler mesleğimiz ve yeminimiz gereği ırk, dil, din ayrımı yapmayız. Bu bağlamda, TTB de elbette barışa sahip çıkacaktır, elbette savaşa karşı duracaktır.

Şimdi, hekimlerimiz bugün gündemde olan şeker fabrikalarına da karşıdır. Şimdi siz diyecekseniz ki: “Şeker fabrikalarından TTB’ye ne?” Bu toplumsal bir olaydır arkadaşlar, toplumsal olaylarda TTB elbette fikrini söyleyecektir. Bu, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, nihayetinde kapatılmasına gidecek olan politikanıza bugün çok güzel bir duruş sergiliyor ve şöyle diyor: “Şeker fabrikalarına yönelik biz hekimlerin görüşü şöyle: Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, nişasta bazlı şeker kullanımının sağlık sorunlarına yol açtığını ortaya koymasına karşın, Türkiye'de uygulanan politikaların nişasta bazlı şeker kullanımını teşvik ettiğini şu şekilde açıklıyoruz: Hastalıkların daha sık görülmesine yol açan, halkın sağlığını bozan kâr amaçlı politikalar terk edilmeli, şeker fabrikalarının satışından vazgeçilerek pancardan şeker üretimi desteklenmelidir görüşündeyiz.”

Şimdi siz diyeceksiniz ki şeker fabrikalarından TTB’ye ne? Elbette bu bir toplumsal olaydır, elbette fikrini söyleyecektir. Bu fikri de TTB’nin Halk Sağlığı Kolu en güzel şekilde dile getirmiştir.

TTB en çok AKP iktidarı tarafından itibarsızlaştırılmaya çalışılmış, özlük sorunları artmış; her şeyden önemlisi, şiddete maruz kalmıştır. Sözlü ve fiilî saldırılara hemen her gün maruz kalmışlardır. Bu iktidar döneminde hekim ve sağlık çalışanları intiharları giderek artmıştır.

Kendi üyelerine yönelik yapılan haksızlıklara, saldırılara, özlük haklarına, demokratik zeminlerde elbette mücadele verecektir. Bunu en iyi şekilde yaptığına inandığım, otuz iki yıldır onurla, gururla üyesi olduğum TTB en iyi şekilde yapmaktadır.

Yıllardır her 14 Martta sağlık çalışanlarına bir sürü vaatlerde bulunuldu. Sağlıkçıların dünya kadar talebi var, bunu bütün hükûmetler, özellikle AKP hükûmetleri hep dile getirdi ama sonuçta hiçbir şey yapılmadı. Şimdi biz bu 14 Martta, tabipler, hekimler camiası artık bu vaatlerden bıkmış şekilde diyorlar ki: “Taleplerimiz acil olarak dile getirilsin. Bu talepler çok fazla ama en önemlisi, yıpranıyoruz, hakkımızı istiyoruz.” Yıpranma payının derhâl fiiliyata geçmesini istiyorlar, “Sağlık çalışanlarının ücretleri ve emeklilik maaşları artırılsın.” diyorlar. Evet, sağlık çalışanlarının ve özellikle hekimlerin maaşları, emekli maaşları yerlerde sürünüyor arkadaşlar. Bu konuda da mutlaka bir şeyler yapılmalı görüşündeyim.

Sağlıkta şiddet yasa tasarısı vardı. Her zaman “Sağlıkta şiddet yasasını biz geçirdik, şöyle yaptık, böyle yaptık…” Ama maalesef her gün günden güne sağlıkta şiddet artıyor, acillerde hekimlerimize sözlü ve fiilî…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) – Bitireceğim Başkanım.

BAŞKAN – Tamamlayın, bir dakika ek süre vereyim size Sayın Yıldırım.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) – Sağlıkta şiddet yasa tasarısı hemen yasalaşsın çünkü bu şiddet günden güne artmaktadır.

Bir de en önemlisi, sizlere de iktidar vekillerine de muhalefet vekillerine de onlarca mesaj geliyor. Sağlık ve sosyal hizmet alanında güvenlik soruşturmaları kaldırılmalı, güvenlik soruşturması nedeniyle atanamayan sağlık çalışanları görevlerine başlamalıdır. Sağlık çalışanlarının güvenlik soruşturmasının olumsuz gelmesiyle kamu hizmetlerinin etkin biçimde sunumu aksamakta, maaş alamıyorlar, sosyal güvenlik ve sağlık güvencelerinden yoksun kalmaları giderilmesi olanaksız mağduriyetlere neden olmaktadır. Ayrıca güvenlik soruşturmasının olumsuz gelmesi ve bu nedenle mecburi hizmet yapamamış olmalarıyla özel sağlık kuruluşlarında da bu arkadaşlar iş bulamamaktadır. Kamu görevlerinden ihraçların ardından güvenlik soruşturmaları olumsuz olduğu gerekçesiyle atamaların yapılmamasıyla sağlık alanında giderek büyüyen bir işsizler ordusu yaratılmaktadır. Kamuda çalışmanın engellenmesi sonucunda ortaya çıkan iş bulma sorunu sağlık çalışanlarını ucuz iş gücü olarak özel sektörde cari ücretlerin altında çalışmak zorunda bırakmakta, böylece bu alanda ciddi bir emek sömürüsünün koşulları yaratılmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

BEHÇET YILDIRIM (Devamla) – Sayın Başkan, 4 talebi özetle söylüyorum, fazla uzatmadan söyleyeceğim.

Bu güvenlik soruşturmaları Hükûmetin de gündeminde, bakanlara da defalarca biz bildirdik. Bu güvenlik soruşturmasıyla ilgili ivedilikle yerine getirilmesi gereken sağlık çalışanlarının talepleri şunlardır: Güvenlik soruşturması devam eden sağlık çalışanlarının bu işlemleri sonlandırılarak atamaları ivedilikle gerçekleştirilmelidir. Güvenlik soruşturması olumsuz olduğu gerekçesiyle ataması yapılmayan sağlık çalışanları, işlemleri geri alınarak bir an önce görevlerine başlatılmalıdır. Tıpta uzmanlık sınavını kazanan, ancak güvenlik soruşturması süren ya da olumsuz gelen hekimler, uzmanlık eğitimlerine başlatılmalıdır diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Gürer…

Sayın Bektaşoğlu sizi dinleyelim, o arada Sayın Gürer sisteme girer.

Buyurun, söz talebiniz var.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

25.- Giresun Milletvekili Bülent Yener Bektaşoğlu’nun, bugün şehit olan askerlere Tanrı’dan rahmet dilediğine ve 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladığına ilişkin açıklaması

BÜLENT YENER BEKTAŞOĞLU (Giresun) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de bugün kaybettiğimiz şehitlere Tanrı’dan rahmet diliyorum, size de ayrıca teşekkür ediyorum.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Ancak bayramın sadece adı var. Ne doktorlar ne sağlık çalışanları ne de hastalar bayram yapamayacak kadar zor durumdalar. Sağlığın bütün paydaşları mutsuz, çünkü Türkiye’nin pek çok hastanesinde bütçe sıkıntısı nedeniyle ihaleler yapılamıyor, bazı hizmetler durma noktasında. Tıp fakültelerinde öğretim kalitesi dibe vuruyor. Araştırma ve uygulama hastanelerinde eğitim, teşhis, ameliyat ve tedavi süreçlerindeki sorunlar katmerleşerek büyüyor. En önemlisi de anayasal ve insani bir hak olan sağlık hakkı satın alınan bir şey hâline geldi, sağlık hizmetleri eşit ve adil dağıtılmıyor. Katkı payı adı altında ve diğer ücretlerle birlikte hastanelerden âdeta soyularak çıkılıyor. Bütün bu sorunları devralan Sağlık Bakanımıza kolaylıklar diliyorum. Onun ve bütün hekimlerin bu anlamlı gününü kutluyorum.

Başta Çanakkale’nin tıbbiyeli şehitleri olmak üzere ebediyete intikal etmiş hekimlerimizi ve ülkemizde modern tıbbın gelişmesine katkıda bulunan ve hekimlerimize verdiği önemi “Beni Türk hekimlerine emanet edin.” diye mesajlaştıran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve rahmetle, minnetle anıyorum. Cerrahpaşa Tıp ve Çapa Tıp SOS veriyor, ilgililere duyurulur.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Gürer, sizi de dinleyelim.

26.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in, Hakkâri Yüksekova’da yaralanan ve şehit olan Niğde’nin Kızılören Köyü’nden hemşehri Piyade Çavuş Yusuf Yavuz’a ve tüm şehitlere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Hakkâri Yüksekova’da yaralanan ve şehit olan, Niğde ili Kızılören köyünden hemşehrim Piyade Çavuş Yusuf Yavuz’a Allah’tan rahmet diliyorum. Tüm şehitlerimizin acısını paylaşıyorum. Ailelerine, halkımıza başsağlığı diliyorum. Terörü bir kez daha şiddetle lanetliyorum; gazilerimize de sağlık diliyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim ben de.

Sayın Doğan, sizin de söz talebiniz olmuştu, size de verelim, sonra gündemimize devam edelim.

Buyurun Sayın Doğan.

27.- İzmir Milletvekili Müslüm Doğan’ın, Diyanet İşleri Başkanının bir televizyon programında Alevilerle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkanım, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş bir televizyon programında “Alevi kardeşlerim cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler, hem Sünni hem de Alevi ibadet yeridir.” diyor. Sayın Başkana ifade etmek isterim ki: Biz Alevilerin fetvadan beslenmediğimizi, pirlerimizin, rehberlerimizin ve mürşitlerimizin olduğunu Sayın Başkanın bilmesi gerekirdi. Bizim ibadethanemiz cemevidir. İbadethanemizde cem olma durumu vardır. Bunu kamuoyuyla paylaşmak isterim.

Arz ederim efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- HDP Grubunun, Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım ve arkadaşları tarafından, sağlık emekçilerinin yaşadıkları sorunların tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 13/3/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer konuşacak.

Buyurun Sayın Biçer. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TUR YILDIZ BİÇER (Manisa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, tarihte ilk hekim kimdir biliyor musunuz? İlk hekim “Ah!” diyene ilk koşandır saygıdeğer milletvekilleri. Dolayısıyla bugün, işte o “Ah!” diyenlere hep ilk koşanların yani hekimlerin günü. Evet, 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun. Bütün meslektaşlarımın, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Söz almış bulunduğum bu önergeyle ilgili de öncelikle, MHP Grubunun söyleyecek herhangi bir sözünün olmadığının bildirilmesini açıkçası çok şaşkınlıkla ve üzüntüyle karşıladığımı söyleyerek başlamak istiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Şu utanmazlığa bak!

TUR YILDIZ BİÇER (Devamla) – Özellikle grup içindeki hekim arkadaşlarıma en basit sözcükle teessüflerimi bildirmek istiyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tuh senin yüzüne! Şu çiğliğe bak!

TUR YILDIZ BİÇER (Devamla) – Şimdi, sevgili milletvekilleri, 14 Mart, Türkiye’de modern tıp eğitiminin başladığı tarih olarak, aslında geçmişte bayram olarak kutladığımız bir gün ama bugünün Türkiyesinde ne yazık ki artık Tıp Bayramı’nı çok buruk olarak kutluyoruz. Bugün, her ne kadar isminde “bayram” sözcüğü geçse de bizim için buruk bir gün. Evet, biraz önce, Ankara Numune Hastanesinin bahçesinde yapılacak olan basın açıklamasından geliyorum ve üzerimde hâlâ orada polis tarafından sıkılmış biber gazının kokusu var.

Ankara Tabip Odası yetkilileri, Türk Tabipleri Birliği yetkilileri ve sağlık emekçisi sendikaları yetkililerinin bütün hekimlerle, hasta yakınlarıyla, vatandaşla birlikte yapmayı planladıkları basın açıklamasına polis çok orantısız bir güçle müdahale etti, biber gazıyla, köpeklerle ve plastik mermilerle saldırdı ve hekimlerin üzerinde önlükleriyle dahi iki cümle söylemelerine, Türkiye’deki sağlık politikalarıyla ilgili, kendi gelecekleriyle ilgili taleplerini iletmelerine izin vermedi. Bu şiddeti, bu müdahaleyi öncelikle kınadığımı söylemek istiyorum.

Oranın ardından, Numune Hastanesinin ardından, göreve başlamalarına izin verilmediği için Sağlık Bakanlığının önünde limon satmak zorunda kalan 2 genç meslektaşıma destek için Sağlık Bakanlığı önünde limon sattım. Bu 2 genç meslektaşımdan birisi ihtisas yaparken görevinden alıkonulmuş, diğeri de güvenlik soruşturmasından geçemediği için, görevine başlamasına izin verilmediği için ve kendi geçimlerini sağlayamadıkları için limon satmak zorunda kalmış.

Buradan onların sorunlarını bir kere daha dile getirmek için şunu sormak istiyorum: İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu “Biz güvenlik soruşturmalarını bitirdik, Sağlık Bakanlığına ilettik.” dedi. Sağlık Bakanı bunun üzerine bunu yalanladı “Hayır, bize ulaşan herhangi bir güvenlik soruşturması yok.” dedi ve yine aynı Sağlık Bakanı 19 Ekimde burada yaptığı açıklamada şunu söyledi, dedi ki: “Ekim ayı sonuna kadar bütün güvenlik soruşturmaları bitirilecek, söz veriyorum.”

Sayın Bakan, ekim ayı geçti, ikinci bir ekim ayı geliyor, 2018 Ekim ayı geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TUR YILDIZ BİÇER (Devamla) – Başkanım, izin verir misiniz bitireyim?

BAŞKAN – Bir dakika izin vereyim, tamamlayın lütfen.

TUR YILDIZ BİÇER (Devamla) – Teşekkür ediyorum.

Evet, bu güvenlik soruşturmalarının derhâl bitirilmesini, meslektaşlarımızın daha fazla mağdur edilmemesi yönünde gerekenlerin yapılmasını bekliyoruz.

Şimdi, tüm meslektaşlarımla birlikte her platformda, gerek sokakta gerek hastane bahçesinde gerek Mecliste her platformda hem hekimlik değerlerimize hem de etik ilkeler ışığında sağlık alanında ve sağlığın her alanında, sağlığın ticarileşmesine karşı durma yönünde; hekimlerin, sağlık çalışanlarının her anlamda uğradığı bu şiddete karşı durma yönünde daha fazla mücadele ederek hem halkımızın sağlığına hem de meslek onurumuza sonuna kadar sahip çıkacağımızı bir kere daha ifade ederek hepinize saygılarımı sunuyorum. Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Biçer.

Halkların Demokratik Partisi Grup önerisi üzerine şimdi de Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Aksaray Milletvekili Sayın Mustafa Serdengeçti konuşacaklar.

Buyurun Sayın Serdengeçti. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA SERDENGEÇTİ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerine grubum adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.

Bugün 14 Mart Tıp Bayramı. Doğrudan insana hizmet eden, insana hizmet etmeyi talep eden hekim arkadaşlarımı ve sağlık çalışanlarını öncelikle tebrik ediyorum ve tıp bayramlarını kutluyorum.

Kâinat içerisinde en şerefli mahluk olan insana hizmet etmek elbette en şerefli bir görev olsa gerek. AK PARTİ hükûmetleri “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” ilkesiyle çalıştığı için elbette insanları yaşatmak için hem de insanların en hastalıklı, en musibetzede hâllerinde yardım eden sağlık çalışanlarının her zaman yanındadır.

Ben öğrenciliğimle birlikte otuz yıldır bu camianın içerisinde bir hekim olarak hekimlerin sorunlarının ve çalışma şartlarının nereden nereye geldiğini çok iyi gözlemleyen birisiyim. 30 kere tıp bayramı yaşamış bir insan olarak bugünkü tıp bayramlarımızın daha önceki tıp bayramlarından daha güzel olduğu kanaatindeyim.

On altı yıllık AK PARTİ iktidarı zamanında sağlık çalışanlarının çalışma şartları daha güzel hâle gelmiştir. Sağlık çalışanları, hastane sayımız, yatak sayımız daha önceki yılların yaklaşık 3 katı seviyesine gelmiştir; maaşlarımız ve özlük haklarımız daha fazla artmıştır. On altı yıl önce yurt dışında çalışan hemşehrilerimizin Türkiye’ye geldiklerinde övünerek anlattıkları Avrupa’daki sağlık hizmetlerinin çok daha önüne geçmiş bulunmaktayız. Şimdi o gelişmiş Avrupa ülkelerinden daha yüksek teknolojiyi, daha güzel tanı ve tedavileri hızlı ve kolay bir şekilde elde eden bir ülkemiz var. O ülkenin insanlarının da tedavi amaçlı Türkiye’ye geldiklerinin farkındayız ve bunlara da şahitlik ediyoruz.

Bütün bunların yanında, sağlık hizmetleri halkımız tarafından da AK PARTİ hükûmetlerinin en çok takdir edilen hizmetleri arasındadır. Tabii, bu hizmetlerin kalitesi giderek arttığı için beklentiler daha da yüksektir ve elbette daha yapılacak işler olabilir. Sağlık çalışanlarımızın, hekimlerimizin ve sağlık sorunlarının farkındayız. Bunların daha iyi olması için de elimizden geleni yapıyoruz şimdiye kadar yaptıklarımız kadar, daha iyisini yapacağız.

Sağlıkta atanamayan hekimlerle ve sağlık çalışanlarıyla ilgili şöyle bir bilgi var: 19.270 kişinin güvenlik soruşturması yapılmış, 1.500 kişinin araştırılması devam ediyor, 273 kişinin ise devlet memuru olma kabiliyeti olmadığı ortaya çıkmış. Takdir edersiniz ki 15 Temmuz hain darbe girişiminde içinde bulunduğumuz bu yüce Meclis devletin memurları tarafından ve devletin onlara verdiği silahlarla bombalanmıştır. Bu durumda, devlet kendini koruma refleksini elbette başlatacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen, size de bir dakika ek süre vereyim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kısaltılmasına oy vermiştiniz, hatırlatayım. Helalü hoş olsun. On dakikaydı üç dakikaya siz indirdiniz.

MUSTAFA SERDENGEÇTİ (Devamla) – Üçe mi indirdik? Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Üçe indirdiniz ama helalü hoş olsun. Biz gelince yine on dakika olur.

BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…

Buyurun Sayın Serdengeçti.

MUSTAFA SERDENGEÇTİ (Devamla) - Devletin kendini koruma refleksi vardır. Her mezun olanın devlette iş bulması elbette mümkün değildir. Bu refleksten dolayı 273 kişinin de devlet memuru olmaması, olma kabiliyetini taşımaması gayet normaldir. Daha önceki 657’de de zaten böyle şartlar vardır, her isteyen devlet memuru olamaz ama bunun dışında 19 bin kişinin ataması yapılmış. Bunu da yüce takdirlerinize sunuyorum.

Bu vesileyle, tekrar hekim arkadaşlarımın ve sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

2.- CHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Haymana kaplıcalarının sağlık turizmine kazandırılması için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (10/570) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 14 Mart 2018 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu, 14/3/2018 Çarşamba günü (Bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                                     Özgür Özel

                                                                                                                                        Manisa

                                                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Haymana kaplıcalarının sağlık turizmine kazandırılması için gerekli önlemlerin belirlenmesi amacıyla (10/570) esas no.lu Meclis araştırma önergesinin görüşmesinin Genel Kurulun 14/3/2018 Çarşamba günlü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Önerinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök konuşacaklar.

Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, sıcacık bir önergeyle karşınızdayım. Önergemizin konusunu oluşturan Haymana kaplıcaları ülkemizin yeterince bilinmeyen ve henüz hak ettiği değeri kazanmamış çok önemli bir termal su kaynağıdır. Haymana, Ankara’nın en eski ve köklü ilçelerinden biri olmasına karşın ekonomik, sosyal, kültürel yönden çok gerilemektedir. Türkiye'deki ilçelerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında Haymana 872 ilçe arasında 585’inci sırada yer almaktadır. 2000 yılında 60 bin olan nüfus şu anda 27 bine düşmüştür. Tarım ve hayvancılık çökmüş olup gençler işsizdir. Haymana ve Haymanalılar ilçede yaşayan Kürt’üyle, Türk’üyle, Tatar’ıyla, Boşnak’ıyla ülkemizin özlem duyduğu bir kardeşliği ve beraberliği sorunsuz bir şekilde yüzyıllardan beri sürdürmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Haymana, son kaledir. Cumhuriyetimizin kurulmasında ve Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’nda Haymana ve Haymanalıların gösterdiği kararlı direniş önemli bir dönüm noktası olmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın en önemli cephesi olan Sakarya Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” sözünü Haymana’da söylemiştir. Haymanalılar ve kahraman askerlerimiz cepheyi terk etmemiş ve Sakarya Savaşı kazanılarak bugünkü cumhuriyetimizin önü açılmıştır.

Bu araştırma önergemizde dile getirilen Haymana kaplıcaları, Uluslararası Şifalı Su Kaynakları Araştırma Merkezinin araştırmasında dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Tarihî Kral Yolu üzerinde bulunan Haymana kaplıcaları, Etiler, Galatlar ve Romalılar döneminde de kullanılmıştır. Geçmişi milattan önce 280 yılına kadar dayanmaktadır.

Kaplıca suyu sıcaklığı 44 derece olup, tam anlamıyla bir doğal su kaynağıdır. Bikarbonat, kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbondioksit bileşenleriyle banyo ve içme kürlerine elverişli olan Haymana kaplıcaları, başta romatizma, deri ve kalp hastalıkları, nevralji, solunum yolu, kadın hastalıkları, sinirsel ve kas yorgunluğu, safra kesesi hastalıkları, şişmanlık, şeker, gut, böbrek ve idrar yolu, cilt, kas, iskelet, mide, bağırsak gibi tüm hastalıklara iyi gelmektedir.

Haymana’da yeterince yatak kapasitesi olmadığı bir gerçektir ancak burada, yatak kapasitesinin artırılması yanında, sağlık turizminin de Haymana’ya ve ülkemize kazandırılması gerekmektedir, araştırma önergemiz de bunun için verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, Haymana’daki kaplıca suyuyla eş değer bir suya sahip olan Fransa’nın Vichy kasabası 3.500 nüfuslu olup, her yıl 500 bin yabancı turisti ilçeye çekmektedir. Haymana’nın konumu ve nüfusu göz önüne alındığında, her yıl 1 milyon kişiyi Haymana’ya getirecek tesisleri, yatırımı ve tanıtımı yapmak durumundayız. Haymana’nın Ankara’ya uzaklığı 70 kilometredir. Tam bir buçuk saatte yabancı turistler havaalanından alınıp Haymana’ya getirilebilir.

Haymana kaplıcalarının olağanüstü zenginliğiyle ilgili verdiğimiz bu önerge, aslında pilot bir önergedir. Haymana baz alınarak ülkemizdeki yaklaşık 2 bine yakın termal ve kaplıca suyunun da öne çıkarılacağı bir anlayışla, ülkemizdeki kaplıcaların, termal suların sağlık turizmine kazandırılmasının yolları açılmalıdır ve ülke ekonomisine müthiş bir potansiyel sağlanmalıdır. Haymana bunu hak etmektedir. Haymana kaplıcasını ya da ülkemizdeki başka bir kaplıcayı yurt dışından bilip de tanıyıp da gelen tek bir turist dahi bulunmamaktadır. İşte, bu nedenle verdiğimiz önerge çok önemlidir ve siyaset üstüdür. Burada siyasetin ötesinde küçük bir ilçenin sahip olduğu termal suyun dev bir yatırıma dönüştürülmesinin mücadelesini veriyoruz. AK PARTİ’li Haymana Belediye Başkanımızın da bu konuda yaptığı çalışmayı sonuna kadar destekliyoruz.

Değerli milletvekilleri, şimdi sıra Meclisimizdedir. Meclisimiz bu konuya el atmalıdır. Haymana’yla birlikte Türkiye’de bulunan bütün kaplıcalarımızı ülke ekonomisine ve turizmine nasıl kazandırırız, bunun arayışını hep birlikte sürdürmek durumundayız. Son kale olarak düşmana geçit vermeyen Haymana ve Haymanalılar bunu hak ediyor. Son kaleyi düşürmeyelim, son kaleyi koruyalım.

Türkiye’nin en zor döneminde kurmuş olduğu siper hatlarıyla düşmana geçit vermeyen Haymana Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna önderlik etmiş bir ilçedir. Bu ilçenin ekonomik yönden kalkınmasına hep birlikte omuz verelim diyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Gök.

Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Müslüm Doğan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

HDP GRUBU ADINA MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.

Haymana Ankara’ya 75 kilometre mesafede bulunan Polatlı ve Balâ’dan sonra en büyük yüz ölçümüne sahip 3’üncü ilçe konumundadır.

2017 yılına göre Haymana’nın nüfusu 27.277’dir. Türkiye’nin başkentinin 3’üncü büyük ilçesi ne yazık ki gerekli yatırımlar yapılmadığı için sürekli göç verir konumdadır.

Değerli milletvekilleri, Haymana kaplıca suyu, Fransa’nın Vichy kaplıcalarından sonra içindeki mineral zenginliği açısından dünyanın en değerli 2’nci suyu olmasına rağmen ülkemizde dahi gereğince tanıtılamamaktadır ve bu tanıtım maalesef bir tanıtım bilincine yeterince yükseltilememiştir. Yani elimizde mineral açıdan çok zengin bir kaynak bulunmasına rağmen gerek yatırımların yapılmaması gerekse de buna dair bir planlamanın olmamasından kaynaklı, Haymana, Kızılcahamam’ın onda 1’i kadar bile gelişme olanağına sahip olamamıştır. Tabii, Kızılcahamam’ın İstanbul yolu üzerinde olması, önemli bir aks üzerinde olması mutlaka daha fazla gelişmesine olanak sağlamıştır. Ancak yine de Haymana’ya gereken önemin verilmediğini düşünmekteyim. Gerek yerli gerekse yabancı turistin Haymana’ya olan ilgisinin artmasını sağlamalıyız.

Haymana kaplıcalarının romatizmal hastalıklarda, cilt hastalıklarında tedavi edici amaçla sıklıkla tercih edildiğini hep birlikte bilmekteyiz. Ağrı giderici, özellikle bel ve sırt ağrılarını gidermede; egzama, Alzheimer, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların tedavisinde çok yarar sağladığına ilişkin bilim adamlarının ve uzmanların bu konuda bilgileri söz konusudur.

Yani burayı bir sağlık ve şifa merkezine dönüştürebiliriz. Dünyanın dört bir yanından insanları Haymana’da ağırlayabiliriz. Oteller, spor tesisleri, hastaneler, cilt bakım merkezleri, restoranlar ile yaşam ve nefes alanı ile kendine yeten, hatta ülke ekonomisine katkı da sağlayan bir ilçeye dönme olanağı varken Haymana’ya aslında Meclis olarak gerekli katkıda bulunmamız gerekir.

Bu bağlamda, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesini çok değerli buluyorum. Haymana yılda kaç yerli ve yabancı turisti ağırlayabilir? Bu sayıyı gelecek yıllarda nasıl artırabiliriz? Ne tür teşviklerle burası bir şifa merkezine dönüştürülür? Buna dair kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiğini tekrar burada ifade etmek istiyorum.

Başkente 75 kilometre uzaklıkta bulunan, doğal kaynaklar bakımından eşsiz bir zenginliğe sahip bir ilçe nasıl olur da her geçen yıl nüfus olarak biraz daha azalıyor, bütün bunların araştırılıp tartışılması gerekmektedir.

Önergenin lehinde oy vereceğimizi bildirerek sizleri tekrardan saygıyla selamlıyorum. (HDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Ahmet Gündoğdu konuşacak.

Buyurun Sayın Gündoğdu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET GÜNDOĞDU (Ankara) – Değerli Başkan, değerli arkadaşlarım; bugün Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum.

Sözlerime başlarken bütün sağlık emekçilerinin Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Bu millete hizmet yolunda şehit olmuş, vefat etmiş tüm sağlıkçı kardeşlerime rahmet diliyorum.

Bugün ordumuz Afrin’de 80 milyon milletimizin güvenliğini sağlamak için Türkiye’nin dışarıdan gelen tehditlerine karşı sınır ötesi bir harekât içerisindedir. Onlara da Allah yardımcıları olsun diyorum ve bütün şehitlerimize rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlar, Ankara’nın -Haymana, Ayaş, Kızılcahamam ilçelerimiz başta olmak üzere- kaplıcalar diyarı olduğunu çok iyi biliyoruz. Bugün, Haymana kaplıcalarının doğal sıcaklığının, su derecesinin 40-45 derece arasında olduğunu, romatizma hastalıkları ve cilt hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisine iyi geldiğini, içme kürlerinde de diş ve kemik sağlığına iyi geldiğini uzmanlar ifade ediyor.

Haymana, 2006 yılında termal turizm merkezi ilan edilmiştir. İlçede 10 adet termal turistik tesis, 3 adet devre mülk, 3 adet kaplıca tesisi bulunmaktadır. 10 adet tesiste 675 oda, 1.514 yatak bulunmaktadır. Devre mülklerle birlikte ilçenin toplam yatak kapasitesi 1.850’dir.

Kaplıca suyumuzun 2017 yılında İstanbul Tıp Fakültesi tarafından uluslararası tescili yapılmıştır. Kaplıca suyunun tanıtımı Başbakanlık Tanıtma Fonu tarafından hayata geçirilmiş, 1 milyon 600 bin TL destek sağlanmıştır. Almanya’da Avrupa Başarı Ödülü almıştır. EMITT fuarına katılmıştır. Şu anda da Rusya Moskova’da tanıtımı yapılmaktadır.

Değerli arkadaşlar, bu CHP grup önerisini Haymana’mızı, termal sularımızı tanıttığı için önemsiyorum ancak milyonlarca vatandaşımızın beklediği, kararı alınmış çalışmalar dolayısıyla aleyhinde olacağımızı ifade ediyorum. Levent Başkana ve ekibine Haymana’nın tanıtımına katkı sunduğu için teşekkür ediyorum ama önergelerini okuduğumuzda “Şunlar yapılmalıdır.” diye ifade ettikleri şeylerin büyük çoğunluğunun hayata tarafımızdan geçirilmiş olması dolayısıyla da partimle ve çalışma arkadaşlarımla gurur duyduğumu ifade ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gündoğdu.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gök.

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkanım, gündeme getirdiğim konu önemli bir konu ve siyasetüstü olduğunu başından beri ifade ettim. Ben bu konuda Haymana’da görev yapan AK PARTİ’li Belediye Başkanının yaptığı tüm çalışmaları da sahipleniyorum ve hiçbir siyasi mülahazaya da tartışmaya da geçit vermeksizin her türlü çalışmalarına katkı sağlıyorum. Ancak Haymana’da geçtiğimiz sezonda bütün pansiyonlar kapalı kaldı Sevgili Başkanım. Yapılanlar belki yapılıyor ama yapılan çalışmalar yetersiz. Bakın, Fransa’da çok küçük bir ilçe kasabası, Vichy kasabası 500 bin yabancı turisti getirtebiliyor. Benim derdim, Haymana’nın da bunu aşacak bir potansiyeli olduğunu bilmemden kaynaklanıyor. Ta milattan önce 280 yılından beri kullanılan, Etilerin, Galatların, Romalıların kullandığı bu kaplıca suyu o kadar değerli ki, dünyadaki kaplıca suları arasında yapılan araştırmada ilk sırada çıkıyor. Biz bu sayede hem Haymana turizmine hem de Türkiye turizmine katkı sağlayacak çok önemli bir potansiyeli gündeme taşıyabiliriz. Kaldı ki bu yapacağımız araştırmayla Türkiye’de 2 binin üzerindeki kaplıcanın da önünü açmış oluruz.

Şimdi, böylesine stratejik bir önergede bütün milletvekillerimizi, başta sizi olmak üzere herkesi Haymana’ya davet ediyoruz. Bir kere bu suyun özelliklerini görmemiz gerekiyor. Ancak yapılmak istenen tablo şu: Kaplıca suyu sadece günlük gelip banyo ihtiyacı için kullanılmamalı. Amacımız, sağlık turizmine dönük olarak yedi günlük, üç haftalık ya da bir aylık kürlerle kullanılması ve bu konuda…

BAŞKAN – Sayın Gök, çok teşekkür ederim, çok hassasiyetle duruyorsunuz bu konunun üstünde ama…

LEVENT GÖK (Ankara) – Bir cümlede bitireyim.

Yani yabancı turistleri biz ülkelerinden alıp buraya getirebiliriz ya da başka ülkelerdeki vatandaşları. Bunu araştırmak Haymana’nın mütevazı çabalarıyla olmuyor Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gruplarla konuşup bundan sonra gündeme getirebilirsiniz ama Sayın Gök. Müsaade ederseniz, gündeme devam etmek istiyorum.

LEVENT GÖK (Ankara) – Peki.

Son söz: Sakarya Savaşı’nda son kale olan Haymana bu desteklenmeyi, sahiplenmeyi hak ediyor.

Ben diliyor ve umuyorum ki iktidar partisi de buna destek verecektir ve bu önergemiz kabul edilecektir.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Fehmi KÜPÇÜ (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan elektronik cihazla oylamaya yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:15.54

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur).

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yapacağız.

Oylama için üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kabul eden var mı Sayın Başkan bu önergeyi? Önergeyi kabul eden yok herhâlde hiç. Kabul eden var mı Sayın Başkan? Kimse kabul etmiyor, önerge sahipleri de kabul etmiyor, neyi oya sunuyorsunuz, önerge sahibinin kabul etmediği şeyi niye oyluyorsunuz?

BAŞKAN – Kâtip üye “yok” deyince…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Kabul mü, ret mi diye iradesini elektronik beyan ediyor herkes şu anda.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, önergesini kabul etmeyen kişinin önergesini sayın milletvekillerine niye “Kabul ediyor musunuz?” diye soruyorsunuz? Önerge sahibi zaten kabul etmiyor.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ne biliyorsun etmediğini.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Yok, orada yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nerede yok?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kayıtlarda yok.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Nereden biliyorsun bitmemiş kaydı? Allah Allah…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şimdi bakacak.

LEVENT GÖK (Ankara) – Elitaş, boşuna konuşma!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Önerge sahibi kabul etmiyor Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Ankara) – Elitaş, herkes neyin, ne olduğunu görüyor. Niye kabul etmiyorsunuz bunu?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Görelim bakalım, var mısınız? Zaten 138’i etkilemeyecek sizin varlığınız. Bizim varlığımız veya yokluğumuz önemli, sizin varlığınız, yokluğunuz önemli değil.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kabul kaç tane Sayın Başkan? Kabul var mı, kabul?

BAŞKAN – Var herhâlde; bizde katılanlar öyle gözüküyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kaç tane Sayın Başkan?

BAŞKAN - Aslında Sayın Elitaş’ın…

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Gök, size söz vereceğim bir dakika öneri sahibi milletvekili olarak ama Sayın Elitaş’ın söylediği itirazda çok haklılık payı var diye düşünüyorum.

Tabii, sizlerin kullandığı oyun ne olduğunu bilmiyorum, evet veya hayır şeklinde ne oy kullandığınızı bilmiyorum öneri sahibi olan grup üyelerinin ama karar yeter sayısının istenmesi biraz yerinde olmadı gibi geldi bana bu noktada.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı değil o istenen.

BAŞKAN – Efendim?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, Sayın Elitaş’ın itirazı haklı değil çünkü önce işari sordunuz; biz hepimiz el kaldırdık, gördünüz. Sonra karar yeter sayısı yok diye elektronik oylamaya geçtiniz.

BAŞKAN – Siz karar yeter sayısı isteyince mecburen elektronik oylama yapıyoruz.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ama hani diyor ya, “Evet oyu…”

BAŞKAN – Neyse, tamam; çözüldü.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, hayır. Ama şunu doğru söyleyelim: “Evet oyu veren yok, niye soruyorsun?” diyor. Oysa siz sorduğunuzda buradaki herkesin evet oyu verdiğini gördünüz. O yüzden de baktınız karar yeter sayısı yok, ikinciyi de elektronik yaptınız. Sayın Elitaş’ın söylediğinin neresi doğru?

BAŞKAN – Ama şimdi, bakın, bunu tartışmak istemiyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, dediğinin neresi doğru?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tartışmaya gerek yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bunu tartışmak istemiyorum çünkü karar yeter sayısı isteyince…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – E, isteyeceğiz tabii.

BAŞKAN – …mecburen bu söylediğimiz usulü uygulamak, yerine getirmek zorundayız.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet ama bizim ilk oylamada, işaride evet oyu verdiğimizi gördünüz. Buradaydık ve “evet” verdik yani.

LEVENT GÖK (Ankara) – İlkinde de “evet” oyu verdik.

BAŞKAN – Yani orada ben “Karar yeter sayısı vardır.” deseydim itiraz etmeyecek miydiniz Sayın Özel?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, elbette edecektim, karar yeter sayısını ben istedim.

BAŞKAN – E, yani karar yeter sayısı niye istediniz diyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, istemeyip de ne yapayım yani!

BAŞKAN – Tamam, peki.

Sayın Gök, bir dakika…

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

28.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, vermiş oldukları araştırma önergesinin önemi konusunda iktidar partisinin ve ülkeyi yönetenlerin daha hassas olup buna sahip çıkacaklarını umut ettiğine ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, Haymanalılar kendilerini havası sert, suyu sıcak, mert insanların yaşadığı bir ilçenin hemşehrileri olarak tanımlarlar. Ben bugün dile getirdiğimiz bu araştırma önergesinin önemi konusunda iktidar partisinin ve ülkeyi yönetenlerin daha fazla hassas olup buna sahip çıkacaklarını umut ediyorum ve diliyorum çünkü Haymanalılar böyle bir sahiplenilmeyi gerçekten hak ediyor ve bu araştırma önergemizle biz ülke ekonomisini, Haymana’yı, Ankara’yı, Türkiye’yi nasıl ayağa kaldırırızın bir araştırmasını yapıyoruz. Ben bu duygularla Haymana halkını bir kez daha selamlıyorum. Onlar her türlü övgüyü ve sahiplenmeyi fazlasıyla hak ediyorlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Ben de size söylemek isterim, paylaşmak isterim sizinle, ilk fırsatta Haymana’ya bir ziyarette bulunmak isterim.

LEVENT GÖK (Ankara) – Ben davet ediyorum efendim.

BAŞKAN – Haymana turizminin veya kaplıcalarının gelişmesinde hepimizin sorumluluğu var. Yetkililerimizin bunu titizlikle yerine getireceğine olan inancımı da paylaşmak isterim sizinle.

Gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz sayın milletvekilleri.

VIII.- SEÇİMLER

A) Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim

1.- Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim

BAŞKAN – Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda boş bulunan ve Halkların Demokratik Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca aday olmuştur.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

8/3/2018 tarihli 68’inci Birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın ikinci bölümünde yer alan 30’uncu maddesi kabul edilmişti.

Şimdi 31’inci maddenin üzerindeki önergeleri görüşeceğiz. Bu önergeleri görüşmeden önce Sayın Özel’e bir dakika yerinden söz veriyorum.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

29.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Plan Bütçe Komisyonu üyelerinin ilgili oldukları bir kanun görüşülürken Komisyonun eş zamanlı çalışmasının doğru bir yasama yöntemi olmadığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, bu kanun bir torba kanun ve Plan ve Bütçe Komisyonuna gitti, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüldü, buraya geldi. Maalesef Plan ve Bütçe Komisyonu da artık bir alt meclis gibi çalışıyor. Geldi buraya, şimdi burada görüşmelerine devam edeceğiz ama bu sırada Plan ve Bütçe Komisyonunun bu uzmanlık gerektiren konulara tüm partilerden en hâkim üyeleri Plan ve Bütçe Komisyonunda başka bir görüşme yapıyorlar. Böyle olunca, hani yasama kalitesi diyoruz -gerçi artık yerlerde sürünüyor maalesef yaptığımız işlerin yasama kalitesi, bir noktası, virgülü değiştirilmeden geçen kanunlarla övünür hâle geldi Meclis ama- bari Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin ilgili oldukları bir kanun görüşülürken Komisyon eş zamanlı çalışmasın. Bu, büyük bir sıkıntı. Bu, doğru bir yasama yöntemi değil. Buna dikkat çekmek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – 31’inci maddede iki adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 31’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Mahmut Toğrul

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                 Gaziantep

                                 Mehmet Ali Aslan                                       Müslüm Doğan                                            Hüda Kaya

                                         Batman                                                       İzmir                                                       İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Hüda Kaya konuşacaklar.

Buyurun Sayın Kaya. (HDP sıralarından alkışlar)

HÜDA KAYA (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün dünyamızın değerli bilim adamlarından Stephen Hawking 76 yaşında vefat etti. Engelli bir yaşam sürerek dünyanın en verimli bilimsel çalışmalarını ortaya koyan bir insan. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum ve onun şu sözünü paylaşmak istiyorum: “Hepimiz farklıyız. Hayat ne kadar kötü görünse de her zaman yapabileceğin, başarılı olabileceğin bir şey vardır. Nefes aldıkça umut vardır.”

Bugün genelde konuşmacılarımız 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle tıp ve sağlık alanıyla ilgili meselelerden bahsettiler. Ben de kısaca hemen, vaktim yettiğince toplumsal ve bireysel sağlıkla ilgili birkaç noktaya vurgu yapmak istiyorum. Yüzlerce sağlıkçı ülkemizde ya mesleklerinden atılmış durumda ya da atandıkları hâlde güvenlik soruşturmaları bahanesiyle mesleklerini yapamaz durumdalar ve bu anlamda, ciddi mutsuz bir sağlıkçı kitlesinin olduğunu biliyoruz.

Doktorlara bir insan değillermiş gibi “otomatik hasta bakım sayısı” dayatılmasından vazgeçilmelidir.

Ve şöyle bir veri var elimizde, sağlık alanında çalışan ve intihar etmiş olanların bir rakamı var: 2015’te 10’u hekim, 71’i hemşire, 99’u personelden oluşan 180 sağlık emekçisi; 2016’da 11’i hekim, 56’sı hemşire, 62’si diğer personelden 129 sağlık görevlisi; 2017’de ise 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden 122 sağlıkçı intihar etmiştir. Yaşam koşulları, iş şartları ve toplumsal mutsuzluk ve yaşama karşı dayanıksızlık noktasında intihar noktasına gelmişlerdir.

Ve geçen gün de söyledim, ülkemizde mutsuz ve hasta insan sayısında büyük bir patlama yaşanmaktadır. Dokuz ayda, sadece dokuz ayda 33 milyon kutu antidepresan tüketilmiş durumdadır Türkiye’de. Ve Türkiye’de ruh sağlığı bozuk her 6 kişiden 1’i ancak yardım alabilmektedir. Ve Türkiye, psikiyatri alanında yatak sayısı en az ülke olarak ikinci sıradadır. Yine, psikiyatri alanında uzman olan yetkililerin ifadesiyle, her 3 kişiden 1’i toplumumuzda ruh sağlığı problemi yaşamaktadır.

Değerli arkadaşlar, Dünya Sağlık Örgütü, eğer önlem alınmazsa 2020 yılında dünyanın çok büyük bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalacağını ve bir depresyon problemi ortaya çıkacağını belirtiyor.

Sevgili arkadaşlar, toplum bir bina ise bireyler de bu binanın tuğlalarıdır, yapı taşlarıdır; değerler ise bu binanın çimentosudur. Bu değerler evrensel değerlerdir, bütün insanlık için önemli ve vazgeçilemez olan değerlerdir. Çimento olmadığında yani bu değerler yozlaştığında, çürümeye başladığında bina yani toplum dağılmaya yüz tutmuş demektir. Bu ortak ve evrensel değerler hem bireyin hem toplumun sağlıklı bir gelişim ve mutluluğu için olmazsa olmazdır.

İnsanın mutluluğa giden yolda iki temel, önemli noktası vardır. Birincisi, kişinin önce kendini tanımasıdır, ikincisi ise insanlarla doğru iletişim kurabilmesidir. Ruh hekimlerine başvuranların büyük çoğunluğu mutsuzluk ve yalnızlıktan yakınmaktadırlar aslında. “Mutluluk ne demek?” deyince fark edip iyiye ve doğruya doğru gitmektir. Fakat bugün, iktidar politikalarıyla, insanların farkında olmasını, kendini, iyiyi keşfetmesini engelleyici baskı ve dayatmalarla büyük bir kuşatma yaşamaktadır toplum. Ülkemizde ruh sağlığı kalmamıştır. Güven, itimat, inanç, sadakat, vefa, dürüstlük değerlerimiz sağlıklı değildir, çürümüştür ve yozlaşmaya devam etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaya.

HÜDA KAYA (Devamla) – Ben de teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 31’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla

                                  Zekeriya Temizel                                     Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                    Lale Karabıyık                                         Bülent Kuşoğlu                                         Kazım Arslan

                                           Bursa                                                       Ankara                                                      Denizli

MADDE 31- 3065 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde ilave edilmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 39- 17/4/1957 tarihli ve 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununa göre sanayi sicil belgesini haiz katma değer vergisi mükelleflerine münhasıran imalat sanayiinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri ile 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri 31/12/2019 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesnadır.

Bu kapsamda yapılan teslimler nedeniyle yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan vergiden indirilir. İndirim yoluyla telafi edilemeyen vergiler, bu Kanunun 32 nci maddesi hükmü uyarınca istisna kapsamında işlem yapan mükellefin talebi üzerine iade edilir.

İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde; imalat sanayii veya Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması veya elden çıkarılması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.

İmalat sanayiinde kullanılmak üzere istisna kapsamında teslim edilecek makina ve teçhizatı belirlemeye Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARÜK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

Önerge üzerinde Denizli Milletvekili Sayın Kazım Arslan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Arslan. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM ARSLAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 31’inci maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarıyla 3065 sayılı KDV Kanunu’na geçici 39’uncu madde eklenmek suretiyle bazı istisnalar getirilmiştir. 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanunu’na göre sanayi sicil belgesini haiz olan katma değer mükellefleri ile yine, imalat sanayisinde kullanılmak üzere imal edilen makine ve teçhizatın teslimleriyle ilgili işlemlerde; yine, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında yapılan makine ve teçhizatla ilgili; yine, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında olan imalatlar, AR-GE ve tasarım merkezlerinde yine kullanılan makine ve teçhizat; 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamında getirilen AR-GE’yle ilgili yenilik ve tasarım faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makine ve teçhizatla ilgili ödenecek olan KDV’lerin uygulamadan kaldırılması ve bir istisna getirilmesi amaçlanmıştır.

Bunun için yapılan uygulamalarda, bu kanun gereğince, 32’nci madde uyarınca KDV istemi, iadesi de yapılabilecektir. Yani bir istisnaya gerçekten tabi olmasına rağmen, hakikaten KDV ödemelerinde bir fazlalık varsa bu istemin Maliye Bakanlığından yapılması hâlinde böyle bir iade de söz konusu olacaktır.

İstisna kapsamındaki bu makine ve teçhizatlar için üç yıl içinde imalat sanayisi ve AR-GE yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması veya elden çıkarılması hâlinde Maliye Bakanının bu iade etmiş olduğu KDV'yi geriye iade alması noktasında bir işlem yapabilecektir. Bununla ilgili olarak, gerçekten, cezanın kesilmesi ve bu ödenen verginin geri alınması için de yine, ödenen yılı takip eden bir yıl içinde bunun zaman aşımının başlayacağını ve bu yıllar içinde iade alınmasının da zorunlu olduğunu belirtmektedir.

Değerli arkadaşlarım, istisna kapsamına alınacak makine ve teçhizatı belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır. Bunun usul ve esaslarıyla ilgili uygulamaya da Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Tabii, burada uygulanacak istisna, gerçekten, makine ve teçhizat bölümünde imalat yapan, aynı zamanda kullanan kesimlere bir fayda sağlayacaktır. Ama sadece bununla yeterli kalınmamalıdır çünkü ithalatta inanılmaz bir şekilde ara malı ithal ettiğimiz ve birçok imal ettiğimiz makineleri de başka ülkelere satmakta zorlandığımız bilinmektedir. Bu nedenle birçok ara malı ithal ederek döviz kaybına neden olmaktayız. Bu nedenle makine ve teçhizat imal eden firmalara, işletmelere de birçok istisna getirmek, vergi indirimleri yapmak, elektrikte ve doğal gazda indirimler yapmak suretiyle rakip ülkelerle rekabet edebilecek bir düzeye getirmemizin de faydası olacağını belirtmek istiyorum. Çünkü bu alanda inanılmaz bir şekilde hem imkân kaybına yol açıyoruz hem de ara mal ithal ederek ithalatımızın artması ve 2017’deki imalat sanayisindeki ithal ettiğimiz ürünlerin de azaltılması için bu, bir çare olacaktır diye belirtmek istiyorum.

2017 yılında ithalatımız gerçekten rekor kırmıştır, 234 milyar dolara ulaşmıştır ve 77 milyar dolar da dış ticaretimiz açık vermiştir. Bu açıklardan kurtulmak ve aynı zamanda ithalatımızı azaltmak için bu tür tedbirlere ihtiyaç vardır diyorum, sözlerimi bitiriyorum.

Hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı talep ediyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 16.36

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 31’nci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yapıyorum ve oylama için iki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.51

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 31’inci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Zekeriya Temizel ve arkadaşlarının önergesinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kâtip üyeler arasında bir anlaşmazlık var; iki dakika oylama süresi veriyorum.

Oylamayı elektronik cihazla yapacağız.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

32’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                  Mehmet Ali Aslan

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                   Batman

                                   Mahmut Toğrul                                         Müslüm Doğan

                                        Gaziantep                                                     İzmir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde İzmir Milletvekili Sayın Müslüm Doğan konuşacaklar.

Buyurun Sayın Doğan. (HDP sıralarından alkışlar)

MÜSLÜM DOĞAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 533 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 32’nci maddesi hakkında partim adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, iki gün önce Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş bir televizyon programında “Alevi kardeşlerimiz cemevlerinde muhabbetlerini yapabilirler, namazlarını da kılmak istiyorlarsa kılsınlar. Müslümanların ibadet yeri camidir. Camiler hem Sünni hem Alevi’nin ibadet yeridir.” diyor.

Şimdi, değerli milletvekilleri, öncelikle ifade etmek isterim ki inanç insanların tercihiyle ilgili bir husustur. Farklı inanışlardan, farklı milliyetlerden oluşan bir ülkede yaşıyoruz. İnancımız ve öğretimizin, Aleviliğin neye tekabül ettiğini de siz çok iyi biliyorsunuz. Alevi inancı ve öğretisini insanıkâmile ulaşma çabası olarak değerlendirdiğimizi o süreçte hemen hemen hepiniz de kabul edersiniz ama şunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Sonra, cemevi caminin de karşıtı değildir arkadaşlar, ne cami cemevinin karşıtıdır ne de cemevi caminin karşıtıdır. Bu, ülkemizin bir zenginliğidir ama siz Diyanet İşleri Başkanı olarak anayasal bir suç işliyorsunuz. İnsanların inançlarıyla oynuyorsunuz, inançlarıyla ilgili hususlarda ötekileştiriyorsunuz, böyle bir siyaset izliyorsunuz. Ne demek “Camiye gelin.” demek? O tercihi insanlara bırakacaksınız.

Sonra, bir şey söyleyeyim: Cumhuriyetin ilk yıllarında, 1924 yılında çıkartılan kanunun özüne baktığımızda, niçin çıkartıldığına baktığımızda, yine 1965 yılındaki düzenlemede ve 1982 Anayasası’yla birlikte getirilen düzenlemedeki metinde deniyor ki Diyanet İşleri Başkanlığı inançlara eşit uzaklıkta olacak, tüm inançlara eşit olacak, bir koordinasyon görevi yapacak ama siz, bu koordinasyon görevini aşıyorsunuz, bir inanca hizmet ediyorsunuz ve Alevileri ötekileştiriyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, yine, ifade etmek istiyorum ki Alevilerin fetvalarla ilişkisi olamaz. Alevilerin dedeleri vardır, pirleri vardır, mürşitleri vardır. İmam Cafer buyruğunda belirtilen dört kapı, kırk makamdan yürüyerek ideal insana ulaşma çabası ve kaygısını yüreğinde hisseden insanlardır bunlar. Ehlibeyt sevgisi vardır. “Allah, Muhammed, Ya Ali!” diyen bir inancın, bir öğretinin insanlarına bu yolu göstermek sizin haddinize değildir. Memur olduğunuzu da unutmayacaksınız. Diyanet İşleri Başkanı olabilirsiniz ama bu konudaki tavrınız, bu konuda ortaya koyduğunuz çağrı kabul edilemez, bu çağrınızı geri almanız gerekmektedir. Bu çağrı, inançların birbirinden uzaklaşmasına neden olacak bir çağrıdır. Alevi camiye de gidebilir, Sünni de cemevine gelebilir, bu çağrıya niye ihtiyaç duyuyorsunuz bugünlerde? Bunun bir nedeni var mı, niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Buna karar verecek olan insanlar, buna karar verecek olanlar inanç sahipleridir, öğreti sahipleridir ama siz bu konuda bir zorlama yapamazsınız. Laik, demokratik cumhuriyetin en temel kurumudur aslında laiklik anlamında Diyanet İşleri Başkanlığı ama maalesef bir asimilasyon kurumuna dönüştü. Yarattığı din, din değil. Artık inancın bir iktidar aracı olarak kullanıldığı bir ülkede, diyanet işleri reisliği ya da başkanlığı bağımsız, objektif bir kurum olma niteliğini yitirmiştir. Bu, Alevilere haksızlıktır. Sayın Diyanet İşleri Başkanının derhâl bu sözlerini geri alması gerekmektedir; yol gösteremez, fetva veremez.

Size bir fetvadan daha örnek vermek isterim. Diyanet İşleri Başkanlığının sitesinde yer alıyor. Bir soru şöyle sorulmuş: Alevi’yle evlenilir mi? Vatandaş sormuş, cahil bir vatandaş, olabilir, eğitimsiz olabilir, kötü niyetli de olmayabilir. Verilen cevap arkadaşlar: Müslüman Müslümanla evlenir. Böyle mi cevap verilir arkadaşlar? Bu cevabı lütfen çözer misiniz? Ne demek Müslüman Müslümanla evlenir?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Alevi, Müslüman’dır canım.

MÜSLÜM DOĞAN (Devamla) – Peki, sorulan soru ne? Bu ötekileştirme siyasetinden Diyanet İşleri Başkanlığının kurtulması gerekiyor. O yüzden de Aleviler diyor ki: “Bu Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın.” O kadar bütçeye sahip, 6 bakanlığın bütçesinden daha büyük, sadece bir inanca hizmet eden bir kurum cumhuriyetin kurumu olamaz diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Doğan.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum ve grup başkan vekillerini toplantıya davet ediyorum.

Kapanma Saati: 17.19

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 17.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesi üzerinde İzmir Milletvekili Müslüm Doğan ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                     Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                    Lale Karabıyık                                         Bülent Kuşoğlu                                        Mahmut Tanal

                                           Bursa                                                       Ankara                                                     İstanbul

                                      Ahmet Akın

                                         Balıkesir

MADDE 32- 4/6/1985 tarihli 3213 sayılı Maden Kanununun 30 uncu maddesine aşağıdaki fıkra ilave edilmiştir.

“Bu madde kapsamında bir sahanın ihalesinin iki defa yapılmasına rağmen sahaya müracaat olmaması durumunda sahanın aramalara açık hale geleceği Genel Müdürlükçe ilan edilir. İlan edilen sahaya otuz günlük sürede müracaat olması durumunda belirlenen ihale taban bedeli üzerinden ruhsatlandırılır. Müracaatın birden fazla olması durumunda müracaat edenler arasında yeniden ihale edilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI FARUK ÖZLÜ (Düzce) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Balıkesir Milletvekili Sayın Ahmet Akın konuşacaklar.

Buyurun Sayın Akın. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET AKIN (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle, sağlıklı toplum olabilme yolunda vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden yararlanması için var gücüyle çalışan tüm hekimlerimizin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Ayrıca vekil arkadaşlarımız içinde de hekimlerin hepsinin bayramını tek tek kutluyorum.

Bu madde, Maden Yasası’nda değişiklik öngörüyor ve her zamanki gibi, bu tasarıda, maalesef madencilerimiz yine unutulmuş. Torba kanunu çorba kanuna çeviren iktidar, kendine yarayan her şeyi koyuyor fakat madencilikle ilgili hiçbir şey, madencilerle ilgili hiçbir maddeyi koymuyor. Çok değerli arkadaşlarım, AKP’nin ulusal bir madencilik yasası yoktur ve ulusal bir madencilik politikası anlayışıyla yapılmayan bir maden yasası da kesinlikle ve kesinlikle eksiktir.

Bugün sağlıktan bahsettik. Evet, sağlıklı yaşama hakkı, Anayasa’mızda düzenlenen bir haktır ve bu hakkı korumak da devletin asli görevlerindendir. Hükûmet de bu hak doğrultusunda çalışmalar yapar, tasarruflar sağlar. Fakat gelin görün ki, bırakın sağlıklı yaşama hakkını, madencilerimizin yaşama hakkı dahi ellerinden alınıyor. Ülkemizde Madenciler Günü’nde bile maalesef 3 tane maden cinayeti gerçekleşti. Maalesef, kara elmas, madencilerimize tabut oldu.

Çok acıdır ki Zonguldaklı bir madencimiz aynen şöyle özetliyor: “Aşağıda ölüm var, yukarıda açlık. Aşağıdaki ölüm, olasılık; yukarıdaki açlık, kesin.” İşte sizin “yerli ve millî” dediğiniz politikanın açık ve net özeti budur. Bu dramatik tabloyu Zonguldaklı madencimiz gayet net, gayet açık şekilde anlatmış.

Değerli arkadaşlarım, madencilerimize ölümü gösterip sıtmaya razı eden, AKP Hükûmetinin maalesef tam da kendisidir. Güvencesiz, sendikasız, yerin tam 7 kat dibinde ekmek parası için ölümü göze alarak çalışan maden işçilerimizin Hükûmetin gözünde zerre kadar yeri yoktur, değeri yoktur. Maalesef bunun ortadaki tespiti de belgesi de ülkenin en tepesindekinin maden ölümlerini bir “fıtrat” olarak söylemesidir.

Olması gereken, elbette, sahip olduğumuz zenginlikleri ortaya çıkarıp bunları en iyi şekilde kamusal bir anlayışla değerlendirmek ama gelin görün ki sizlerin döneminde, iktidarlarınız döneminde redevans sistemiyle, taşeronlaşmayla madencilik sahaları resmen özel sermayeye peşkeş çekildi. Peki, bunlar peşkeş çekilirken madencilerimizin hayatları veya imkânları, ücretleri ne oldu? Hiçbir şey olmadı, daha da kötüye gitti.

Değerli arkadaşlar, bakın, bunlar Sayıştayın raporları. Sayıştayın Türkiye Taşkömürü Kurumuna ilişkin denetim raporunda, kazaların hızla arttığı tespit edilmiş, göçüklerin ve yangınların meydana gelmemesi için de önlem alınması gerektiği belirtilmiş. Soma ve Ermenek gibi maden ocaklarında yüzlerce işçi ölümüyle sonuçlanan maden cinayetlerinin benzerlerinin Zonguldak havzasında da yaşanabileceği buradan vurgulanmış.

Bakın, bu raporlarda yer alan bazı önemli maddeleri sizlerle paylaşacağım ve sizler bile hayret içinde kalacaksınız. Bu raporlar devletin Sayıştay birimleri tarafından uyarı olarak yazılmıştır. Burada yazılanlara göre: Karadon Müessese Müdürlüğü bünyesinde bulunan yer altı işletmesinde bazı ekipmanların ATEX yani yanmazlık sertifikaları bulunmuyor. Barajlanmış bölgeler için baraj arkasındaki değerleri ölçmek amacıyla ocak gazları ile sıcaklık ve basınç ölçümleri yapılmıyor. Ayrıca, bazı barajlar sızdırmaz nitelikte değil ve baraj arkasında oluşabilecek gaz basıncı ve su basıncına karşı dayanımı hesaplanmamış. Ayrıca, acil eylem planlarında kaçış süreleri, kuyu kafeslerine olan uzaklıklara göre hesaplanmış olup elektrik kesintilerinde kafesler çalışmıyor. Çalışanlara verilen maskelerin servis süresi otuz dakika olup acil bir durumda ocağı terk etmek için kuyu dışındaki ulaşım yolları kullanıldığında maskelerin süreleri yeterli değil. Bazı trafo dairelerinde yangın söndürücüleri yok.

Değerli arkadaşlar, bakın, gerekli tedbirler alınmazsa, eğer bunlar dikkate alınmazsa yeni Somaların, Ermeneklerin yaşanılması kaçınılmazdır. Buradan Hükûmeti uyarıyorum: Sayıştayın raporlarında yer alan, tespit edilen tehlikelerle ilgili bir an evvel gerekli tedbirleri alın ve bu ülkede daha fazla ölümlere sebebiyet vermeyin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akın.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla oylama yapalım.

Üç dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Çeşitli İşler (Devam)

2.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Kırklareli Anadolu Lisesi öğrencilerine “Hoş geldiniz.” denilmesi

BAŞKAN – Kırklareli Anadolu Lisesi öğrencileri ziyaretimize gelmişler.

Hoş geldiniz. (Alkışlar)

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.49

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesi üzerinde Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.03

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.08

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 32’nci maddesi üzerinde Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın ve arkadaşlarının önergesinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan oylamayı elektronik cihazla yapacağız.

İki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

33’üncü maddede iki adet önerge vardır, aykırılık sırasına göre okutacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Mahmut Toğrul

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                 Gaziantep

                                   Müslüm Doğan                                       Mehmet Ali Aslan                                      Kadri Yıldırım

                                           İzmir                                                       Batman                                                        Siirt

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) - Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Siirt Milletvekili Sayın Kadri Yıldırım konuşacaklar.

Buyurun Sayın Yıldırım. (HDP sıralarından alkışlar)

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Mart ayı, 3’ü de aynı zamanda birer İslam âlimi olan Kürt büyüklerinden Molla Mustafa Barzani, Kadı Muhammed ve Üstat Said Nursi hazretlerinin vefatlarına denk gelen bir aydır. Molla Mustafa Barzani 1903 yılının 14 Martında doğmuş ve 1979 yılının 1 Martında da vefat etmiştir. Kadı Muhammed, yani Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin kurucusu, 1946 yılının 31 Martında İran rejimi tarafından idam edilmiştir. Üstat Said Nursi’nin 1960 yılının 23 Martında vefat edip Şanlıurfa’da defnedildiği Balıklı Göl yanındaki mezarından cenazesi korsanvari bir şekilde çıkarılarak kaçırılmıştır. Hem Molla Mustafa Barzani hem de Kadı Muhammed ve Said Nursi, Kürt sorununu eşitlik ve kardeşlik çerçevesinde çözmek için, çözüme katkıda bulunmak için ellerinden gelen çabayı sarf etmişlerdir. Fakat bulundukları ülke ve bölge hükûmetleri ve devletleri bu bilge şahsiyetleri dinlemek yerine onları cezalandırmayı tercih etmişler ve Kürt sorununu da içinden çıkılmaz bir şekilde katmerleştirerek günümüze kadar getirmişlerdir. Şimdi, yüz yıl sonra aşağı yukarı, günümüzde de, Kürt sorununu çözmek yerine “Kürt sorunu, düşünmezsen yoktur.” şeklinde ucube bir tespit yoluna gidilmiştir. İyi ama, birisinin “Kürt sorunu yoktur.” şeklinde düşünmesi için onun her şeyden önce insan olmaması lazım. Zira, düşünmek insanın en büyük alametifarikasıdır, yani ayırt edici özelliğidir ve var olmanın da bir göstergesidir. Bundan dolayıdır ki Descartes “Düşünüyorum, öyleyse varım.” demiştir. Durum böyle olunca Irak ve Suriye'de Kürt-Arap kardeşliği yara aldı, İran'da Kürt-Fars kardeşliği yara aldı ve maalesef Türkiye'de de Kürt-Türk kardeşliği yara aldı ve bu yara hâlâ da kanamaya devam etmektedir.

Said Nursi hazretleri, yani mart ayının rahmetlilerinden olan Said Nursi kendi zamanında Kürt bölgelerinde Arapça, Türkçe ve Kürtçenin ana dil olarak eğitimde kullanılmasını istedi ve Kahire'deki El-Ezher Üniversitesinin bir kız kardeşi olarak telakki ettiği Zehra Üniversitesini veya Medresetüzzehrayı kurmak istedi fakat bundan dolayı delilikle suçlandı ve tımarhaneye tıkıldı; bununla da yetinilmedi, sürgünlere ve başka birtakım zorlamalara ve baskılara maruz kaldı.

Aynı şekilde, Barzani, kendisini “gerici, hain, aşiretçi” gibi vasıflarla vasıflandıran Abdülkerim Kasım'a şöyle demiştir: “Abdülkerim Kasım rahat olsun, ben kendim için bir şey istemiyorum, liderlik peşinde de değilim, Kürt halkının meşru haklarını savunuyorum. Eğer benim Irak’ta bulunmam onu rahatsız ediyorsa Kürtlerin meşru haklarını versin, ben onun istediği yere gitmeye hazırım.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KADRİ YILDIRIM (Devamla) – Dolayısıyla, sevgili arkadaşlar, biz bu büyüklerimizi dinlemediğimiz için, onların önerilerine kulak vermediğimiz için kardeşliğimiz, dediğim gibi, onarılmaz bir yara almıştır ve maalesef bu yara kanamaya devam etmektedir.

Bu münasebetle hepinize saygılarımı arz ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.

Önergeyi oylarınıza sunacağım...

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Oylamayı yapayım Sayın Elitaş, sonra…

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Elitaş, mikrofonunuz açıyorum; milletvekilleri, herkes duysun.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

30.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, görüşülen konuyla alakası olmayan konuşmaya Başkanlık Divanının müsaade etmemesi gerektiğine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kâtip üye arkadaşımız önergeyi okurken dikkatle dinledim. Görüştüğümüz madde 33’üncü madde. Halkların Demokratik Partisinin -veya milletvekillerinin- önergesi: “30’uncu maddenin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.” İsimleri yazılı 5 arkadaşımızın isimleri okundu. Hatibi dinledik. Kanuna baktım, tasarıya baktım “33’üncü madde nedir acaba?” diye, 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 30’uncu maddesine bir fıkra eklenmesi ama burada anlatılan ile önerge arasında hiçbir alaka yok.

İç Tüzük’ün 66’ncı maddesine baktığınız takdirde, Meclis Başkanının, hatibi konuya davet etme yetkisi var. Yani, lütfen, bu yapılacak şeyler, gündem dışı konuşmalarda olması gereken işler. Hiç alakası olmayan bir konuda, önergeyle alakası olmayan bir konuda -çıkarma önergesi verilebilir, değişiklik önergesi verilebilir ama hiç alakası olmayan bir konuda- yapılan konuşmaya Başkanlık Divanının müsaade etmemesi gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - İç Tüzük’ün 66’ncı maddesini müsaade ederseniz okuyayım Sayın Başkan.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Hepimiz biliyoruz o maddeyi.

BAŞKAN – Sayın Elitaş, biliyorum İç Tüzük’ün ilgili maddesini, yalnız oylamalı bir iş olduğu için, oylama konusuna da dikkat edersek, hassasiyetle davranırsak bu işlemi yerine getiririm.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Nasıl efendim? Anlayamadım.

BAŞKAN – 66’ncı maddeyi biliyorum Sayın Elitaş, yalnız oylamalı bir iş olduğunu da biliyorum. Sürekli ara veriyoruz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, oylamayla ilgili değil efendim.

BAŞKAN – Evet, onunla ilgili.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şöyle, Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Buyurun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Kürsüdeki üyenin sözü ancak Başkan tarafından, kendisini İç Tüzük’e uymaya ve konudan ayrılmamaya davet etmek için kesilebilir.” Birinci fıkra.

BAŞKAN – Evet.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İkinci fıkra da: “İki defa yapılan davete rağmen, konuya gelmeyen milletvekilinin aynı birleşimde o konu hakkında konuşmaktan menedilmesi, Başkan tarafından Genel Kurula teklif olunabilir.”

Şimdi, siz burada, İç Tüzük’ün 66’ncı maddesinin birinci fıkrasını kürsüdeki hatiplere uyguladığınız takdirde, ikinci fıkraya geçme imkânı… Eğer hatip hâlâ sizin ısrarınıza, uyarınıza rağmen direniyorsa, iddia ediyorsa o zaman Genel Kurula başvurursunuz. Takdirlerinize bırakıyorum. Çünkü hakikaten kanun çok önemli kanun. Arkadaşlarımız çıkarma, değişiklik önergeleri verebilir ama kanunla ilgili konuyu, televizyonların da açık olduğu saatte vatandaşlarımızın 97 maddelik, hayatlarına çok önemli temasları olan vergi kanunlarını -belki de muhalefet farklı söyleyebilir- böylesine bir kanunu anlamaları açısından, zamanı boşa israf etme yerine kanunla ilgili görüşmelerin vatandaşlarımızın da lehine olacağını arz ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Böyle bir yetkim var İç Tüzük’ten kaynaklanan. Meclisi yöneten, Genel Kurulu yöneten Meclis başkan vekilinin İç Tüzük’ten kaynaklı böyle bir hakkı var ama bunu şimdiye kadar pek kullanma tarafına veya rutinine girmedik. Bundan sonra dikkate alırım. Konuşacak olan, konuşması olan arkadaşların da hassasiyetle davranmasını ve özen göstermesini diliyorum. Onun değerlendirmesini izin verirseniz ben yaparım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, belki biz İç Tüzük’ü bozabiliriz ama İç Tüzük’ü uygulamakla mükellef olan siz olduğunuz için ben ısrarla 66’ncı maddeyi uygulamanızı talep ediyorum.

BAŞKAN – Öncelikli olan kural hep birlikte İç Tüzük’e uymaktır, İç Tüzük’e uygun davranmaktır.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aynen efendim.

BAŞKAN – Ben Meclisi yönetirken yaptırımı olan İç Tüzük maddelerini mümkün olduğu kadar uygulamamaya dikkat ediyorum çünkü bütün milletvekillerimizin İç Tüzük’ün kurallarını bildiğini kabul ediyorum ve ona göre davranış bekliyorum ama bu bir suistimale giderse elbette benim de yapacağım işler vardır.

Teşekkür ederim hatırlattığınız için.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkanım, söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özel.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sonra ben istiyorum.

31.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım’ın 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Öncelikle, biraz önce konuşan sayın hatip konuşması sırasında Türkiye Cumhuriyeti devletini bir korsan devlet, korsanlıkla suçladı. Bu, tabii…

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – A, onu nereden çıkarıyorsunuz Özgür Bey?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Onu nereden çıkarıyorsunuz?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ben dinledim konuşmanızı Hocam, tutanaklara bakarız.

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – O cenazeyi kaçıran devlet değil ki.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayrıca, bahsettiği…

BAŞKAN – Sayın Özel, bu konuyla ilgili konuşacaksanız -benim de böyle bir duyumum yok- tutanakları getirteyim, okuyalım, ona göre siz de konuşun.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, tamam, ben söz hakkımı…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama Sayın Özel önemli bir şey söylüyor Sayın Başkan, öyle bir şey varsa…

BAŞKAN- Tamam, önemli bir şey söylüyor ama ben duymadım.

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Ben “Devlet tarafından kaçırıldı.” diye bir cümle kullanmadım.

BAŞKAN - Tutanaklar gelsin, size söz hakkınızı veririm; gerekeni de ben yaparım.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayrıca bunun dışında… Dediğim, bu kısmı; bu bir.

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Sadece “Korsan olarak kaçırıldı.” dedim. “Bunu devlet kaçırdı.” demedim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – İki: Önem atfettiği, kutsiyet atfettiği bazı şahıslar var; Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı giriştikleri eylemler ortada. O şahıslara kutsiyet atfeden bazıları da 15 Temmuzda bu Meclisi bombalamışlardı. Bu konuşmanın içeriğinde, biz hocamızın belagatini, hocamızın tarih bilgisini zaman zaman yararlanarak da dinliyoruz ama bugün yaptığı konuşma içinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin geçmişine, geçmişteki yöneticilerine hakaret içermekten de öte, ayrıca, kutsiyet atfettiği, minnetle andığı tarihî şahıslara kutsiyet atfeden bazı meczup grupların bu devletin başına ne bela olduğunun da altını çizmek isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Ben tutanakları istettim, bir değerlendirme yapacağım.

Bu arada, Sayın Danış Beştaş, size de söz vereyim bir dakika.

Buyurun.

32.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, İç Tüzük’ten kaynaklı haklarını kullanmalarının saygıyla karşılanması gerektiğine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Elitaş doğrusu bir talepte bulundu ve en azından 24 ve 25’inci Dönemde tanık olduğum kadarıyla bu maddenin uygulamada bir teamül hâlinde çok da dikkate alınmadığını biliyoruz hepimiz. Yani bunun ben açıklamasını sadece biz yoklama istediğimiz için karşı bir tutum olarak algıladım. Ancak burada İç Tüzük kurallarına tabii ki herkes uymak zorunda ama hepimiz biliyoruz ki zaman zaman kürsüden kendi gündemlerimizde, kendileri de biz de bütün gruplar da bu yönlü konuşmalar yapıyoruz. Yani Mecliste linç girişimine sessiz kalan, mikrofon kesilmesine ses çıkarmayan, hakaretlere sessiz kalan bir anlayışın burada başka bir konuşmaya bu şekilde tutum almasını kabul edilemez buluyoruz. Eğer herkese bu Meclis aynı tutumu gösterirse başka bir tartışma başlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) - Herkes eşittir burada, hepimiz milletvekiliyiz ve burada eğer biz bulunuyorsak, kendileri bize hiç danışmadan, hiç paylaşmadan bir meseleyi Meclise dayatıyorlarsa bizim de İç Tüzük’ten kaynaklı haklarımızı kullanmamızı normal ve saygıyla karşılamaları gerekir.

BAŞKAN – Sayın Danış Beştaş, sizin milletvekili olmadığınız dönemlerde şahsen benim çok uyguladığım bir maddeydi bu. Belli bir dönemde belli bir süre rutine bindi uygulanmaması ama şunu da özellikle belirtmek isterim sayın milletvekilleri: Burada milletvekillerinin, muhalefet partisinin, iktidar partisinin veya Meclis başkan vekilinin Tüzük’ten doğan bazı hakları var. Bu hakların kullanımını birbirimize karşı silah olarak kullanmamamız gerekiyor, lütfen buna özen gösterelim. Eğer bu İç Tüzük kuralları yazıldığı gibi kullanılacaksa o zaman müsaade ederseniz ben de Genel Kurulu yöneten Meclis Başkan Vekili olarak en doğal hakkım olan Tüzük’ten doğan haklarımı kullanmak durumunda kalırım. Bunun altında hiçbir şekilde bir intikam duygusu yok, sadece Tüzük haklarını, Tüzük’ten doğan hakları kullanma niyeti var. Onu da belirtmek isterim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Biraz önceki söz hakkımı sayın hatiple ilgili kullandım ama Sayın Elitaş’ın değerlendirmelerine…

BAŞKAN - Talebiniz nedir? Açıklama mı yapacaksınız?

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Evet.

BAŞKAN - Bir dakika yerinizden söz veriyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, bir dakika olduğu için, demin önce hatibin konuşmasının içeriğiyle ilgili konuya değindim.

Sayın Elitaş'ın ne dediğini hepimiz anlıyoruz, siz de anladınız; sizin ne dediğinizi de Sayın Elitaş anladı. Başkanlıkla ilgili o size telkinde bulununca siz de grup başkan vekillerinin grubu salonda tutmasıyla ilgili telkinde bulundunuz. Anlamayanlara da biz ifade edelim. Herkes işini yaparsa yürür.

BAŞKAN – Niyetlerimizi okumayın Sayın Özel.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yok, ben söyleyeyim de, ben söyleyeyim de…

Ama şöyle bir şey var…

BAŞKAN – Niyetlerimizi gerçekmiş gibi sunmayın, lütfen!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Değilse “Öyle demedim.” dersiniz.

BAŞKAN – Dünden beri bir niyet okuma içindesiniz, lütfen!

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Peki Sayın Başkan, ben niyet okumadan şunu söyleyeyim: Burası konuşulan yer, milletvekilleri söz haklarını madde üzerinde kullandıkları gibi, zaman zaman kendi seçim bölgeleri, gündemle ilgili sapmaları tüm milletvekilleri yapıyor. Bunu hiçbir zaman hatırlamayıp bu süreçte hatırlayanların pazartesi günü diğer muhalefet partileriyle kurmadıkları sakatlı ve ayıplı yönetim şekline bunu mal etmelerini tavsiye ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                     Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                    Lale Karabıyık                                         Bülent Kuşoğlu                                        Mahmut Tanal

                                           Bursa                                                       Ankara                                                     İstanbul

MADDE 33- 3213 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde ilave edilmiştir.

"EK MADDE 15- Bu Kanun kapsamında işletme izni veya Bakanlıkça şerh edilmiş rödovans sözleşmesi olmaksızın mücavirdeki sahalara taşmalar hariç olmak üzere, maden ocağı açılması, maden üretilmesi veya faaliyetleri durdurulmuş maden sahalarında üretim faaliyetlerinin durdurulmasına sebep olan durumların düzeltilmesi ve/veya işletme güvenliğine yönelik faaliyetlerin dışında üretim faaliyetinde bulunulması fiilini işleyenlere üç yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir. Bu suçtan hüküm giyenler, infazın tamamlanmasından itibaren on yıl boyunca madencilik faaliyeti yapamazlar.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz efendim.

KADRİ YILDIRIM (Siirt) – Başkanım, bu arada tutanakları isteyelim lütfen çünkü öyle bir şey dediğimi ne hatırlıyorum ne de böyle bir şey demem mümkündür.

BAŞKAN – İstedim Sayın Yıldırım, tamam, istedim.

Önerge üzerinde İstanbul Milletvekili Sayın Mahmut Tanal konuşacak.

Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biraz önce, tabii, Düzce Milletvekilimiz Sayın Faruk Özlü Bey burada Hükûmet adına oturuyordu, keşke şimdi de kendisi oturuyor olsaydı daha iyi olurdu veya şu anda salonda ben Düzce milletvekili arkadaşlara bakıyorum ama inşallah o arkadaşlarımız da burada bulunur. Düzce ilimizin 3 milletvekili var.

Düzce ilimizin bir sorunu var, o sorun da şu: Çöp deposu. Yani Düzce’nin çöp depolama merkezi Hecinler köyüne kuruluyor. Hecinler köyü bu konuyla ilgili idare mahkemesine başvurdu, idare mahkemesi “Hecinler’de çöp deposu, vahşi depolama sistemi kurulamaz.” dedi. Çünkü o vahşi depolama, çöp depolama sisteminde biriken pis sular Melen Çayı’na katılıyor, karışıyor, Melen Çayı’ndan hem Düzce Ovası sulanıyor hem de Melen Çayı’nın suyu İstanbul’a veriliyor. Yani sağlık açısından hem İstanbul’da içme suyu gerçekten zehirlenmiş oluyor, mikroplar karışmış oluyor, halkın sağlık ve sıhhati etkilenmiş oluyor; aynı zamanda, Düzce’de ekim yapan, Düzce Ovası’ndaki vatandaşımıza da zarar veriliyor.

Bu açıdan, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan Anayasa referandumunda, Sayın Faruk Özlü Bey köye gidip “Artık bu köyde çöp depolama sistemi kurulmayacaktır. Çöpün ‘ç’ harfini bu köylü artık ağzına almayacaktır. Ben size söz veriyorum. Biz bu sorunu hallettik, yeter ki siz Anayasa referandumunda bize oy verin.” demişti. Ancak gerçekten, 16 Nisandaki referandumda Hecinler köyü, Sayın Bakanın bu lafına güvenerek, itimat ederek desteklerini vermişlerdi. Ancak referandumdan sonra Çevre Bakan Yardımcısı tekrar köye giderek “Efendim, buraya 15 milyon artı KDV’yle birlikte bir yatırım yapılmıştır. Biz burayı mecburen çöp depolama merkezi hâline tekrar getireceğiz.” diye söyleyerek, köylüleri huzursuz etmişlerdir.

Şimdi, o köyde yapılan yatırım 15 milyon artı KDV değil. Aslında, KDV’nin miktarını da aşmayacak kadar bir tane kantar konuldu, bir de bir çukur açıldı, o çukur da betondan yapılmadı, membran bezlerle etrafı kapatılarak pis sular oraya akıyor.

Bu açıdan, benim Sayın Bakanlıktan istirhamım şu: Faruk Özlü Bey köylüye vermiş olduğu sözü… Hatta ben burada bir tartışmada dedim ki: “Sayın Faruk Bey yani orada belediye başkanının sözü mü geçerli, sizin sözünüz mü geçerli?” Dedi ki: “Benim sözüm geçerli. Ben burada Bakanım. Ben ne diyorsam o olacak.” İnşallah, mahcup olurum demiştim. Ancak on beş gün öncesinden itibaren, yine köylü rahatsız edildi, çöp deposunun yine Hecinler’e konulacağı söylendi. İşte, biraz önce onun için, inşallah Faruk Bey gelir de veya burada oturur da kimin sözü geçerli, bu sözü hatırlatmak istedim. Ama görebildiğim kadarıyla, herhâlde konuşmasını, sözünü hatırlayınca Sayın Bakanımız buradan ayrıldı. Ben burada, olduğum her ortamda bunu söyleyeceğim. Düzce’ye karşı ben mahcup olmak istiyorum veyahut da kendisi mahcubiyeti için gelip burada Düzcelilerden özür dilemeli. Çünkü burada yapılan ihanet Düzcelilere ihanet, Hecinlerlilere ihanet, İstanbullulara ihanet. O açıdan, vatandaşımız çöp içerisinde yaşamak istemiyor.

İkinci bir konu, Sayın Bakanım, gerçi sizin alanınıza girmiyor ama bana gelen bilgilere göre, duyumlara göre olay şu: Tüm bakanlıklarda bilgisayarları kullanan vatandaşların bilgisayarının takibi tamam, bakanlığın telefon izlemesi tamam ancak vatandaş kendi cep telefonuyla bakanlığa girdiği andan itibaren, orada gelen mesajı, orada cep telefonuna gelen herhangi bir maili, Whatsapp’ına gelen mesajı açtığı andan itibaren, TELEKOM ile MİT’in gönderdiği yazı uyarınca bir sözleşmenin, protokolün yapıldığını ve bunun otomatik olarak oraya kaydedildiğini… Bu doğruysa bu bir felaket olur çünkü vatandaşların telefonlarının izlenmesi ancak cumhuriyet başsavcılığının izni ve mahkemenin kararıyla olur. Yani bugün ben herhangi bir bakanlığa gittiğim veya dışarıda herhangi bir vatandaşımız bakanlığa gittiğinde, gelen cep telefonu konuşmaları, mesajları, Whatsapp kayıtlarını veya akıllı cep telefonlarına gelen mailleri açtığınız andan itibaren hemen sistem altına girmiş oluyorsunuz. Farz edelim ki suç örgütüyle ilgisi olan biri size Whatsapp’tan bir yazı gönderdiğinde, açtığınız andan itibaren o memur arkadaşımız görevden alınmış olacak. Bu bir memur avcılığıdır. Sizden istirham ediyorum, bu hukuka aykırı sistem eğer doğruysa bunun da düzeltilmesini talep eder, hepinize teşekkür eder, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan elektronik cihazla oylama yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.37

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 18.45

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER:, Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesi üzerinde İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan elektronik cihazla oylama yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.48

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 18.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 33’üncü maddesi üzerinde İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve arkadaşlarının önergesinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık vardır.

İki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 34’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır. Aykırılık sırasına göre okutacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                Meral Danış Beştaş                                      Behçet Yıldırım                                      Mahmut Toğrul

                                          Adana                                                    Adıyaman                                                 Gaziantep

                                 Mehmet Ali Aslan                                       Müslüm Doğan                        Mahmut Celadet Gaydalı

                                         Batman                                                       İzmir                                                         Bitlis

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

EKONOMİ BAKANI NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı konuşacaktır.

Buyurun Sayın Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partim ve grubum adına 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı üzerine söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce, başta haksız ve hukuksuz bir biçimde ihraç edilmiş KHK mağdurları olmak üzere tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin geleneği hâline gelen bir torba yasayla yine karşı karşıyayız. Hükûmet tarafından Meclise vergi hususunda sayısız kanun tasarısı getirildi fakat bu kanunların içinde hiçbir zaman halk ve toplum yararı gözetilmedi. 34’üncü maddede de yine linyit ve taş kömürü çıkaran firmaların maliyet artışlarından dolayı desteklenmesinden bahsediliyor. Ekonomik anlamda hep üst sınıfı korumak ve kollamak iktidarın torbalardaki şiarı hâline geldi.

On altı yıllık AKP iktidarı döneminde neredeyse her şey özelleştirilmiştir. Kamuya ait 10 liman, 81 elektrik santrali, 40 tesis, 3.483 taşınmaz, 3 gemi, 36 maden sahası, araç muayene hizmetleri, TÜRK TELEKOM, TEKEL, TÜPRAŞ, ERDEMİR, İSDEMİR, ESGAZ, BURSAGAZ, Eti AŞ, Sümer Holding, SEKA, Divriği ve Hekimhan demir madenleri, İskenderun İSDEMİR, Ereğli ERDEMİR limanları, Antalya Limanı, Çeşme, Kuşadası, Trabzon, Dikili limanları, Amasya, Kütahya kamu lojmanları, turizm alanları, Adapazarı Şeker Fabrikası ve en son, 21 Şubatta Resmî Gazete’de ilan edilen 14 şeker fabrikası olarak sıralayabiliriz. Özelleştirmelerle toplum ile kamu arasındaki ilişkiler birer birer kayboluyor. Bu kayıp, toplumsal hayatın barışı, kamu refahının devamlılığı açısından bir yıkım yaratmaktadır. Devleti şirket gibi yönetmeyi amaçlayanların devleti şirketlere teslim ettiği de net bir biçimde görülmektedir. Bu düşünce toplumu daha da fakirleştirmiş, tütün üretiminden şeker pancarı üretimine kadar bütün tarımsal alanlarda çiftçi yalnız bırakılmıştır ama şu net bir biçimde görülmektedir ki bugün sokağın sesine kulak tıkayıp sarayın sesine kulak kesilenler ekonomik darboğazın asıl sorumlularıdır.

Kimse her şeyi bilecek kadar muktedir değildir fakat Türkiye’de hayata geçirilen her politika, her eylem bir kişinin dudakları arasında durmaktadır, devlet aklı tamamen kaybolmuş hâldedir. Bakıldığı zaman, bütün yetkiler tek bir kişide toplanmış durumda, bütün kararlar tek bir kişi tarafından alınmaktadır. Bu kişi o kadar muktedir bir hâle getirildi ki, tek bir sözüyle rektörlük seçimleri kaldırıldı, belediye başkanları görevden alındı, TEOG sınav sistemi değiştirildi, Meclis İçtüzüğü değiştirildi, yardımcı doçentlik kaldırıldı. Bir stadyuma hangi ismin verileceğinden, Parlamentonun hangi saatlerde çalışıp kapanacağına, hangi yasaları görüşmesi gerektiğine kadar tüm kararlar bir kişi tarafından alınmaktadır. İç politikada “Ne istersem yaparım.” mantığı dış politikada da “Nereyi istersem orayı alırım.” mantığına dönüştü. Her zaman son çare olan hatta seçenek dahi olmaması gereken yıkımlar ve savaşlar ilk seçenek hâline getirildi. İşte Halkların Demokratik Partisi farkı da burada ortaya çıkıyor. HDP’yle oturduğunuz masada barış, MHP’yle oturduğunuz masada savaş süreci var.

Değerli milletvekilleri, bakın, Afrin’de savaş tüm yıkıcılığıyla devam ediyor, yüzlerce insan yaşamını yitirdi. Sivil ölümün olmadığı sürekli vurgulanmasına rağmen Türkiye dışında birçok kuruluş sivil ölülerin olduğunu açıklıyor. Bir yandan savaş politikası uygulamaya devam edilirken diğer yandan siyasi krizler de birbiri ardına geldi ve başta Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkileri olmak üzere birçok ülkeyle Afrin hususunda ilişkiler gerildi. Türkiye’nin dış politikasında güvenilirliği ve etkisi her geçen gün biraz daha azalıyor. Dışarıdan Türkiye giderek artan bir oranda garip bir görüntü arz ediyor. Devletin bekasından bahsediliyor. Gerçek beka uluslararası görüşmelerin tutanak altına alınarak arşivlenmesiyle olur. Kapalı kapılar ardında yapılan gizli ikili, üçlü görüşmelerle olmaz çünkü söz uçar yazı kalır. Bu durum her şeyden önce bu ülkenin yurttaşlarına haksızlıktır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) - Türkiye Orta Doğu’da…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gaydalı.

MAHMUT CELADET GAYDALI (Devamla) - Teşekkür ederim. (HDP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.02

ON BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.10

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin On Birinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesi üzerinde Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık söz konusudur.

Elektronik cihazla oylama yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

BAŞKAN – Bu arada Sayın Yıldırım’ın konuşmasının tutanakları geldi. Ben İç Tüzük’e aykırı herhangi bir husus görmedim, onu da açıklamak isterim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bana da yollar mısınız Sayın Başkan?

BAŞKAN – Tabii ki.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İç Tüzük’e aykırı değil Sayın Başkan.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Tüzük’e değil canım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Konuşma İç Tüzük’e aykırı ama içerik...

BAŞKAN – Öyle bir içerik yok, okudum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İçerik olarak...

BAŞKAN - İçerik olarak da bir şey söz konusu değil.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İçerik olarak değil ama 66’ya aykırı...

BAŞKAN – Yani içerik olarak İç Tüzük’e aykırı bir durum söz konusu değil.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

(CHP ve HDP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN – Karşılıklı konuşmayalım lütfen sayın milletvekilleri, Genel Kurul çalışıyor şu anda.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.13

ON İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.18

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin On İkinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesi üzerinde Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı ve arkadaşlarının önergesinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, bir söz talebim vardı.

BAŞKAN – Özür dilerim.

Elektronik cihazla oylama yapınca sistem siliyor otomatik olarak söz talebinde bulunanları.

Buyurun Sayın Akçay.

Bir dakika lütfen…

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

33.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bitlis Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı’nın 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kürsüde konuşmasını yapan en son konuşmacı, hatip, konuşması esnasında “MHP’yle oturduğunuz masada savaş var.” ifadesini kullandı. Öncelikle bu ifadeyi şiddetle reddediyoruz. Herhâlde hatip Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk milletinin terörle, hain terör örgütü PKK’yla mücadelesinden rahatsızlık duyuyor. Geçmişte Hoybun da mı MHP iktidarındaydı? Hoybun Cemiyetinin ihanetleriyle... PKK terör örgütü, MHP iktidarında mı Türkiye'ye savaş açtı, silahlarını doğrulttu?

Türkiye Cumhuriyeti hiç kimseye savaş açmamıştır, terörle mücadele etmektedir ve bu terörle mücadelenin yurt içinde boyutu olduğu gibi, yurt dışında ve sınırlarımızda yürütülen…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – …çok önemli güvenlik harekâtı yapmaktadır ve bu en son harekât da Zeytin Dalı Harekâtı’dır ve tamamen Türkiye'nin güvenliğine, bölgenin huzur ve istikrarına ve güvenliğine yönelik, terör örgütleriyle yaptığı bir mücadeledir. Bunu biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak da, Türkiye Cumhuriyeti de, Hükûmet de bir savaş olarak tanımlamıyoruz. Bu, tamamen, hem uluslararası hukuk boyutuyla hem de ülke olarak, devlet olarak, millet olarak tamamen haklı olduğu bir mücadeledir; terörle mücadeledir. Bunu özellikle hatırlatmak isterim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın Özel…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özel’de sıra.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ben sataşmadan söz isteyecektim, sırayla ilgili değil.

BAŞKAN - Ama Sayın Özel sizden daha önce sisteme girdi. Lütfen.

Buyurun Sayın Özel.

34.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, Saidi Nursi’ye kutsiyet atfeden yaklaşımlara ve FET֒nün de finansmanını Risale-i Nur kitapları üzerinden sağladığına ilişkin açıklaması

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Sayın Başkan, tutanakların geldiğini ve İç Tüzük’e aykırı bir şey…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yani müsaade edin…

Özür dilerim Sayın Özel.

Müsaade edin, kime söz vereceğimi takdir edeyim. Lütfen.

Sayın Özel, buyurun…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Başkan, sınıf başkanı değilsiniz, ben de sizin öğrenciniz değilim; böyle azarlayamazsanız beni!

BAŞKAN – Azarlamıyorum, kim payını alıyorsa onu söylüyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Hayır, azarlıyorsunuz.

BAŞKAN - Kim alırsa payını alsın. Ben kime söz verirsem o konuşma hakkına sahip.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İster söz verir ister vermez.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz onun avukatı mısınız? Öyle iş mi olur ya!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Söz vermek mecburiyetinde değil Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ayrıca söz vermek zorunda da değilim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, söz vermek mecburiyetinde değil.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz mi karar veriyorsunuz?

BAŞKAN - Öyle bir mecburiyetim de yok ayrıca.

Tamam, Sayın Elitaş, Sayın Danış Beştaş, lütfen…

Buyurun Sayın Özel, kusura bakmayın, sözünüzü kestim.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Estağfurullah.

Sayın Başkan, biraz önce sizin aracılığınızla edindiğimiz tutanakta, siz tabii “İç Tüzük’e aykırı bir şey görmedim.” dediniz ancak ben şunun gözden kaçtığını düşünüyorum: Said Nursi’den bahsederken “Şanlıurfa’da defnedildiği Balıklıgöl yakınındaki mezarından cenazesi korsanvari bir şekilde çıkarılarak kaçırılmıştır.” dediğinde ben o “korsanvari” kelimesine itiraz etmiştim. Burada anılan şahsiyete kutsiyet atfeden, onu öven bir sürü yaklaşım var. Tabii bu görüşler, hangi görüş olursa olsun burada ifade edilecek. Ama bu görüşlere karşı da bizim şunu söylememiz lazım: Bu FETÖ denen örgüt ve başındaki hem ideoloji açısından -tabii kendi sapkın ideolojisini beslediği damar açısından- hem de kendilerinin finansmanı açısından bu Risale-i Nur kitaplarının basılmasının tekellerine alınması ve ancak darbeden sonra bu konuda bir adım atılması onlara verilmiş en önemli imtiyazdı. O kitaplarda Fetullah Gülen’e beklenen kutsal adam muamelesi, Fetullah Gülen’in kitaplarında Saidi Nursi’ye yorumla beklenen kutsal adamın Fetullah Gülen olduğu, ayrıca yine pek çok yerde “Bir sır, inna atayna…” diye başlayan ve kendi çok çeşitli ayet yorumlarında, çok çeşitli şeylerinde iki Deccal bir Süfyan’da, Deccal’den bir tanesini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayın lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Atatürk’ü Deccal olarak söyleyen, Atatürk’ü Deccal olarak belleten birisine burada tarihî ve kutsal bir kişilik olarak göndermeler yapıldı. Benim de söylediğim, bu FETÖ denen belanın da aynı damardan beslendiği, finansmanını da o kitaplar üzerinden sağladığı gerçeğini tutanaklara geçirmek istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Danış Beştaş…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın grup başkan vekili konuşmasında dedi ki: “PKK’ye laf söylenmesinden rahatsız…”

BAŞKAN – Sayın Akçay’ı mı kastediyorsunuz?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Evet, Sayın Akçay.

Bundan dolayı sataşmadan söz istiyorum. Biz bundan rahatsız değiliz, sadece bir tespit yaptı. Vekilimiz de burada olmadığı için ben grup adına söz istiyorum sataşmadan.

BAŞKAN – Buyurun yerinizden. Bir sataşma yok burada.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, bir sataşma söz konusu değildir. Kürsü hatibinin yaptığı bir konuşmaya…

BAŞKAN – Açıklama yaptınız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sataşma saysam benim sataşmadan söz istemem gerekir, verdiğim de cevap.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ben o zaman yerimden söz…

BAŞKAN – Evet, yerinizden bir dakika, lütfen…

Sürelere uyalım bundan sonra sayın milletvekilleri, uzatma yapmayacağım.

35.- Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın, Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, öncelikle ülkenin en özgür konuşma platformunun bu şekilde sansürlenmek istenmesi, aslında iktidar partisinin her yere bakışını ortaya koyuyor, onu peşinen söyleyeyim. Bizim hatibimiz “MHP’yle savaş masası, HDP’yle barış masası.” dedi. Bu, yalan mı? Sayın Bahçeli 82’nci, 83’üncü, 84’üncü illeri saymadı mı? Şu anda Afrin’de ne oluyor? Sayın Erdoğan her gün “savaş” demiyor mu, “Ben Başkumandanım.” demiyor mu? Bizim dönemimizde çözüm süreci devam ederken evlere ölüm gitmiyordu, savaş da konuşulmuyordu, barış konuşuluyordu. Yani şimdi ortada sivillerin, 200’ü aşkın 300’e yakın sivilin öldüğü, Birleşmiş Milletlerin ateşkes kararı aldığı bir ortamda, bir atmosferde bunu reddetmeyi gerçekten anlamış değiliz. Ayrıca bizzat kendi genel başkanları üç il daha sayarak hatta “Taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmayın.” diyecek kadar savaş kışkırtıcılığı yapmıştır. Bundan daha doğal bir şey yoktur.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti şu anda bir savaş içinde değildir. Türkiye Cumhuriyeti şu anda terörle mücadele etmektedir ve terörist gruplara karşı bir harekât yönetmektedir, yönlendirmektedir. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Bu ayrımı lütfen yapın. Sayın Cumhurbaşkanı asla “savaş” demiyor ve okuduğumuz ve bildiğimiz kadarıyla da bu harekâtta, Zeytin Dalı Operasyonu’nda da sivillere zarar verilmemesi için azami dikkat ve gayret gösteriliyor. Lütfen, biraz ülkenizin yayınlarına…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Şunlar Afrin’de sokağa çıkan, protesto eden vatandaşlar.

BAŞKAN – Bakın, onları nereden aldığınızı bilemem. Ama size önemli bir ricada bulanacağım ve bir uyarı olarak da bunu söylemek istiyorum, bir milletvekili olarak.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Buyurun… Yüz binlerce insan bu saldırıyı kınıyor.

BAŞKAN – Bakın, Sayın Danış Beştaş, bu bilgileri nereden aldığınızı bilmiyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Size vereyim, kaynağını verelim.

BAŞKAN – Ama ülkenize güvenin, ülkenizin medya organlarına güvenin, ülkenizin Hükûmetine güvenin, ülkenizin yetkili organlarının verdiği bilgilere güvenin.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz bana cevap veremezsiniz. Biz havuz medyasına güvenmiyoruz.

BAŞKAN – Bu konuda uluslararası çapta, uluslararası alanda faaliyet gösteren Türkiye aleyhtarı olan kurumlardan ve konumlardan da bilgi alıp gelip burayı karıştırmayın. Lütfen… Lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Şu anda yüz binlerce insan, tamam mı, Türkiye'yi protesto ediyor.

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) - Otur yerine, otur, otur.

BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) – Biz havuz medyasına güvenmiyoruz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Yüz binlerce insan bir saldırıyla karşı karşıya.

BAŞKAN – Evet, diğer önergeyi okutuyorum…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Orası gece gündüz bombalanıyor ve siz bu konuda orada…

TAHİR ÖZTÜRK (Elâzığ) – Yalan söyleme, yalan söyleme.

BAŞKAN – Orada hiçbir sivil bombalanmıyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – …bütün uluslararası kuruluşlar…

BAŞKAN – Bakın, tartışmaya girmeyin benimle lütfen. Lütfen burada tartışmayalım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz bana cevap veremezsiniz.

BAŞKAN – Ben burada taraf olarak değil, bu ülkenin bir vatandaşı olarak konuşmak zorundayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Taraf olarak konuşuyorsunuz.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Vatandaş olarak konuşuyor.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ben medyaya güvenmiyorum.

BAŞKAN – Bir vatandaş olarak konuşmak zorundayım.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bu medya sizin dışınızda bir şey söylemiyor.

BAŞKAN – Bu ölümleri sorguluyorsanız eğer, bu ölümleri sorguluyorsanız…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Şu anda Afrin’de siviller tehlike altında, çocuklar ölüyor, çocuklar.

BAŞKAN – …dün Diyarbakır’da mayınla öldürülen şehitlerin hesabını vereceksiniz önce. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Orada çocuklar ölüyor.

BAŞKAN – Önce onları sorgulayacaksınız.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Halk var, orada halk.

BAŞKAN – Önce onları sorgulayın.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Ya, halk var orada. Halk var orada.

BAŞKAN – Onlara cevap verin önce.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Siz cevap verin.

BAŞKAN – Ben bu ülkenin vatandaşıyım, vatandaşıyım bu ülkenin ben.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Bu bebeleri kim öldürdü?

BAŞKAN – Birleşime otuz dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.29

ON ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin On Üçüncü Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı (1/914) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 533) (Devam)

BAŞKAN - Komisyon yerinde

Hükûmet yerinde.

34’üncü madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 533 sıra sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

                                  Zekeriya Temizel                                     Bihlun Tamaylıgil                                           Musa Çam

                                           İzmir                                                       İstanbul                                                       İzmir

                                       Özgür Özel                                             Lale Karabıyık                                       Bülent Kuşoğlu

                                          Manisa                                                       Bursa                                                       Ankara

MADDE 34- 3213 sayılı Kanunun geçici 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılan IV. Grup madenlerden "Linyit” ve "Taşkömürü” çıkaran ve özel hukuk tüzel kişilerinin ruhsat sahibi olarak işlettikleri yeraltı maden işletmeleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının iştiraklerinin 02.02.2018 tarihinden önce sözleşmeye bağlanarak işlettirdikleri yeraltı maden işletmelerinde çalışan rödovansçılara, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun 41 inci, 53 üncü ve 63 üncü maddelerinde 10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler ile bu Kanunun ek 9 uncu maddesiyle oluşan maliyet artışlarının karşılanmasına ilişkin destek verilebilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ CEMAL ÖZTÜRK (Giresun) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI AHMET EŞREF FAKIBABA (Şanlıurfa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Manisa Milletvekili Özgür Özel konuşacak.

Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, görüşmekte olduğumuz 533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesindeki önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum.

34’üncü madde redevansla ilgili. Kamu kurum ve kuruluşlarının iştiraklerinin işlettirdikleri yer altı maden işletmelerinde çalışan redevansçılara destekler verilmesini, ek destekler verilmesini söylüyor. Özetle söyleyelim -bir tesadüf tabii- 34’üncü madde diyor ki: “Devlet -maden şirketlerini- madenleri redevans usulü işleten şirketlerden alması muhtemel alacağı olan 34 milyon TL'yi almasın, bu para onların cebinde kalsın.” Niye kalsın? Şunun için kalsın diyor gerekçelerinde: “Örneğin Soma maden faciasından sonra madenlerde en düşük ücret 2 asgari ücret oldu, çalışma süreleri kısaltıldı, haftalık izin süreleri uzatıldı. Bu yüzden madenlerin maliyetleri arttı, ben onlara bir teşvik yapmak, destek vermek istiyorum." Bu konuda geçmişte de düzenlemeler olmuştu, benzer bir madde de buraya konmuş. Bir kez, şey sorunlu: 2 asgari ücretin uygulandığı maden sayısı var, uygulanmadığı, arkasından dolanıldığı, verilen paranın geri alındığı, verilen paraya gayriresmî taşeronlar tarafından el konulduğu uygulamalar var. İki günlük izni “Sen hastaneye gittin. Bunu da haftalık iznine sayarım.” diyerek haklı, meşru izinlerin kullandırılmadığı, daha doğrusu onların haftalık izinden sayıldığı birtakım uygulamalar var. Buradaki bakış açısı, maden redevanslarına bakıyor ama işçinin uğradığı mağduriyetleri görmüyor.

Şimdi, sayın milletvekilleri, burada Sayın Doğan Kubat da var. Maden faciası yaşandıktan sonra bir söz verilmişti devletin en yetkili ağızlarınca, günün Başbakanı tarafından, bakanları tarafından. Madenler güvenli olmadan kimse madende çalışmaya zorlanmayacak. Ayrıca, madencilere çıkış verilmeyecek, madenciler işlerinden edilmeyecekti. Bu söz, daha birkaç ay içinde tutulmadı ve 2.831 Soma AŞ’nin çalışanı işsiz bırakıldı. Tabii buna karşı tazminatlarını da ödemediler. Burada çok gayret gösterdik, çok uğraştık, bir çare olmadı.

Hiç unutmuyorum o günü, dün gibi hatırlıyorum, Sayın Doğan Kubat da çok katkı sağladı, 4 Nisan 2015 günü bir düzenleme yaptık bir torba yasada ve dedik ki: Bu şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el konulmuş mal varlıkları var, redevans şirketlerinin, Soma AŞ’nin. TMSF bunu öncelikle satacak, satıştan ciddi bir gelir elde edilecek. Bu gelirle öncelikle işçisine olan kıdem tazminatını, ihbar tazminatını, yaralanmalardan kaynaklanan alacaklarını ödeyecek, ondan sonra diğer alacaklar ödenecek. Bu, son derece olumlu bir düzenlemeydi, hatta Doğan Bey’le şöyle konuştuk: “Bu madde işi çözdü.” dedik. Tabii, biz burada şunu öngörememiştik: Sarı sendika işçi adına imza atma yetkisini kullanarak, “Biz işçiler adına geldik.” diyor ve TMSF’ye başvuruyor, diyor ki: “Biz şirketle anlaştık, tazminatları bu malları satıp ödeme, şirket bize şu takvimde ödeyecek.” Biz defalarca Bilgi Edinme Yasası’ndan yararlanarak TMSF’ye başvurduk ve elimizde 2 tane var ama 3 olduğunu da biliyoruz, protokol yapmışlar. Kim yapmış? Yandaş sendika ile şirket protokol yapmış, TMSF’ye gidiyorlar, “Biz aramızda anlaştık, sen bu malları satma.” diyorlar. İlk protokol, 11 Haziran 2015; 23 taksitte anlaşmışlar, o 23 taksitten 1 tanesi ödenmiş. Sonra ikinci protokol, 18 Nisan 2016; 13 taksit, ondan da 1 tane ödenmiş. Uzun lafın kısası, o tarihten bu tarihe kadar, Meclisin yaptığı yasaya rağmen, TMSF’ye şirket ve sendika gidip “Biz aramızda anlaştık.” demiş ve şimdiye kadar 3 taksit ödenmiş. Biri, 7 Haziran seçimlerinde, Sayın Recep Tayyip Erdoğan Manisa’ya gitmeden bir gün önce çünkü Manisa milletvekilleri “Büyük tepki var efendim.” deyince talimat veriyor diyorlar; bir tanesi referandumdan önce, bir tanesi de bir bayramdan önce. 24 taksitin 3’ü ödeniyor ve şu anda facianın üzerinden beş yıl geçmiş olmasına rağmen, düzenlemenin üzerinden dört yıl geçmiş olmasına rağmen işçilerin parası ödenmiyor.

Sadece bu değil. Uyar Madencilik diye bir şirket var, o faciadan önce kaçıp gitmişti, 795 işçisinin alacakları kalmıştı, işçilerin alacakları madende kalmıştı. Biz bu Uyar Madenciliği nereden tanıyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Süre ilave edebilirseniz Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen, tamamlayın.

Bir dakika ek süre veriyorum.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Biz bu Uyar Madenciliği, Soma’daki işçilerin tazminatlarını -795 işçinin- ödemeyen Uyar Madenciliği Ermenek’te 18 evladımızın öldüğü faciadan tanıyoruz. Uyar Madencilikten gözleri görmeyen Ali Kandemir, ayakları kopan bir başka arkadaşımız İdris Sarıkaya büyük bir mücadele verdiler, mahkemeler haklılıklarını tescil etti, para alacaklar, şirket ortada ama yakınlarına devretmişler, alamıyorlar.

Size şunu söylüyorum: Soma madeninde hani dev gibi bir madenci vardı sembol, kafasında baretiyle arkadaşlarını sırtında çıkarıyordu, her çıktığında ağlıyordu; o Hidayet Merdim’in bu şirketten alacağı var; dört senedir üç kız çocuğunu, evladını okutmakta güçlük çekiyor, okula yollayamıyor ama TMSF’nin kanuna rağmen uygulamadığı, şirket ile sendikanın yapmış olduğu bu kirli anlaşmaya bu Meclisin müdahale etmesi lazım ve bir şekilde… Para var, karşılığında mal var, çıkmış kanun var, ilgili başbakan yardımcısına da yıllardır söylüyorum, bir türlü çözüm olmuyor. Bu konuyu dikkatlerinize arz ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.12

ON DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin On Dördüncü Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 20.29

ON BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI

KÂTİP ÜYELER: Bülent ÖZ (Çanakkale), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 71’inci Birleşiminin On Beşinci Oturumunu açıyorum.

533 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 34’üncü maddesinin ikinci oylamasında da karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Maddeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğundan elektronik cihazla oylama yapacağız.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve süreyi başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yapılan üçüncü oylamada da karar yeter sayısı bulunamadığından, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 15 Mart 2018 Perşembe günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.36



(X) Bu bölümlerde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.

(x) 533 S. Sayılı Basmayazı 6/3/2018 tarihli 66’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.